DEVRÝMCÝ SIÇRAMA
Yeni Evrede
Başyazı
Mücadele Birliði
D
evrimin güncelliði, devrimci koþullarýn geliþimiyle kendini iyice belirginleþtirince, küçük burjuva oportünist çevreler, devrim üzerine daha sýk laf eder oldular. Onlarýn bakýþ açýsýnda, devrim tüm aþýrýlýklarýndan, keskinliðinden, gerçek içeriðinden uzaklaþmýþ, ýlýmlý, yumuþak ve etkisiz bir düzeye çekilmiþtir. Bu çevrelerin “devrimi büyütelim” sözünü de ayný çerçevede anlamak gerekiyor. Devrim üzerine edilmiþ bütün sözleri gibi bu da politik ve toplumsal sürecin ciddi, bilimsel ve derinlikli bir araþtýrmasýna dayanmýyor. Yüzeysel, yarým aðýzlý bir dil ucuyla söylenmiþtir. Ne sloganlarý, ne teorik görüþleri ne politik belirlemeleri nesnel koþullarýn ve tarihsel uðraðýn saðlam bir çözümlemesine dayanýyor ne de proletaryanýn sýnýf mücadelesini tam olarak yansýtýyor. Biz bu sözden þunu anlýyoruz: Devrimci durumu devrime dönüþtürelim. Devrimci durum nesneldir ve ekonomik, politik kriz demektir. Nesnel temellerinden koparýldýðýnda devrimin geliþimi anlaþýlmaz olur. Devrimi büyütelim demek ayný zamanda þu anlama gelir: Ýç savaþý sonuna dek götürelim. Çünkü devrim, iç savaþ biçiminde geliþiyor. Bu baðlamda iç savaþý kazanmak, devrimi zafere ulaþtýrmak demektir. Devrim, yýllardýr süren iç savaþ dýþýnda geliþmiyor. Ýç savaþ gerçeðini, bu dünyanýn en uzun, en sancýlý ve en þiddetli iç savaþlarýndan birini yadsýyarak ortaya konacak bir taktik havada kalmýþ demektir. Kiþi ya da bir parti ortaya bir tez, bir görüþ, bir slogan attý mý, buna nasýl ulaþtýðýný da açýklamalýdýr. Devrim Türkiye ve Kürdistan’da güncel olduðu halde, bu gerçeðe senelerce gözlerini kapayacaksýn, devrimin geliþimini ve geldiði noktayý tüm yönleriyle koyanlarýn görüþlerini sessizlikle geçiþtireceksin, arkasýndan devrimi büyütelim diyeceksin. Kiþi bunu dediðinde tutarlý olabilir mi? Devrim güncel deðilse, iktidarýn alýnmasý gündemde deðilse, devrimi nereye doðru geliþtireceksin? Devrimi bilinmez bir geleceðin sorunu olarak görenler, devrimin büyütülmesinden söz ederse bunda tutarlý olabilirler mi? Görüldüðü gibi bu sözü edenlerin ne döneme ne de içinde bulunduðumuz tarihsel uðraða dair bilimsel ve derinlikli bir analizleri var, ne de ortaya koyduklarý taktiklerin sloganlarýn bildirilerin saðlam bir temeli var. Sýnýf mücadelesine kaba yaklaþan küçük burjuva hareketin sadece bir grubu deðildir, diðer küçük burjuva çevrelerde de ayný sýð yaklaþým sürüyor. “Sýnýf mücadelesini yükseltelim” sloganý sýð, kaba bir yaklaþýmla ileri sürülüyor. Slogana yüzeysel yaklaþým, ne bunun koþullarýný deðerlendiriyor, ne de sýnýf mücadelesinin gel-
diði düzeyi. Sýnýflar mücadelesi geliþiminin belli bir noktasýnda en yoðun ve en þiddetli biçimi olan iç savaþa dönüþmüþtür. “Sýnýf mücadelesini yükseltelim” deniyor ama onun aldýðý yüksek biçim yok sayýlýyor. Böylece iç savaþýn gerisinde kalan önerilerde bulunuyorlar. Ama söylediklerini yetersiz bulmuþ olacaklar ki -baþka konularda olduðu gibi bu konuda da Leninist Parti’nin görüþlerini “aþýrarak”- “devrimci sýnýf savaþý” demeye baþladýlar. Böyle demeleri onlarýn sýnýf savaþýnýn koþullarýný, durumlarý ve süreci kavradýklarý anlamýna gelmez. Sadece kendi gerçek görüþleriyle nasýl bir çeliþkiye düþtüklerini gösterir. Devrimci sýnýf mücadelesi, sýnýf savaþýmýnýn devrimci bir biçim almasýdýr. Sýnýf mücadelesinin içinde meydana geldiði devrimci koþullarla baðýntýlýdýr ve iþçi sýnýfýnýn burjuvaziyi devirme eylemine giriþtiðini ifade eder. “Devrimci sýnýf savaþýmý” deniyor fakat devrimci dönemlerde proletaryanýn hangi strateji ve taktiði öne çýkarmasý gerektiði söylenmiyor ya da devrimci durum koþullarýnda politik strateji ve taktiðin kitlelerin hangi yaþamsal sorunlarýna yanýt vermesi gerektiði belirtilmiyor. Yine bununla baðlantýlý olarak, genel ayaklanma ve Geçici Devrim Hükümeti konusunda tek laf edilmiyor. Devrimin güncelliðini anlatan sloganlar ortaya konuyor ancak devrimin güncelliðinin gereði olan bütünlüklü politik görüþler ortaya konmuyor. Bunlarýn durumu tam bir ciddiyetsizlik örneðidir. Politik sürece müdahalenin en etkin aracý sýnýf mücadelesinin yüksek biçimi olan devrimci halk ayaklanmasýdýr. Burjuvaziyi devirmek için siyasi gösteriler örgütlemiyorsan, gösterileri ayaklanmaya dönüþtürmek için mücadele vermiyorsan, politik ortama müdahale edemediðin gibi, politik ortamdan kaynaklanan olaylarýn peþinde sürüklenirsin. Ayaklanma bir mücadele aracý olarak sonuç üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Küçük burjuva uzlaþmacý sosyalistlerin kitlelere yaptýðý “kararlýlýk” çaðrýsý hiç de diðerlerinden daha az deðildir. Daha sýk yapýlýr, yapýlan çaðrý, günlük mücadelelerin sýnýrlarýný aþmýyor. Bu nedenle yapýlan çaðrýlar, atýlan sloganlar ve daðýtýlan bildiriler, emekçi halk yýðýnlarýnda ne bir coþku yaratýyor, ne ataklýk duygusu yaratýyor ne de onlarda kararlýlýk yaratýyor. Kitleleri ateþleyecek ve onlarý ýsrarlý olarak öne çýkmalarýný saðlayan günlük istemler deðil, temel yaþamsal istemleri ve çýkarlarýdýr; toplumu yeniden kurarak, onlara bunu saðlayacak olan devrimdir. Halk yýðýnlarýnda mücadelede kararlýlýk yaratmak, onlarý devrim yolunda yüreklendirmekle saðlanýr. Küçük burjuva çevreler de devrimi öngörüyorlar fakat belirsiz geleceðin sorunu olarak
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
ve nesnel tarihsel geliþmelerin kendiliðinden bir sonucu olarak. Pratikte önerdikleri ise günlük istemler etrafýnda bir mücadeledir. Böylelikle kitlelerin en geri, en bilinçsiz kesimi düzeyinde bir politik mücadele çizgisi izlemiþ oluyorlar. Geri kitleleri devrimci kitlelerin düzeyine çýkaracaklarýna, devrimci kitleleri geri olanlarýn seviyesine çekmiþ oluyorlar. Ezilen ve sömürülenlerin sorunlarý en geri iþçi ve emekçilerin düzeyine inilerek deðil, emekçilerin en ileri kesiminin düzeyine çýkýlarak çözülür. Bunun için de sýnýf mücadelesinin geri çekilmesi deðil, en üst biçimlere vardýrýlmasý gerekiyor. Çalýþan halkýn yaþam koþullarýnda köklü deðiþiklikler basit ve fazla etkisi olmayan toplumsal düzenlemelerle deðil, devrimci bir sýçramayla, nitel bir sýçramayla, devrimci bir deðiþimle saðlanýr. Büyük halk yýðýnlarý, kurulu sosyal sistemi alt üst edici hedeflerle ayaða kaldýrýlmalýdýr. Kitlelerin mücadelesi bu amaç doðrultusunda yönlendirilmeli ve öncülük edilmelidir. Türkiye ve Kürdistan halklarý her zaman sokaða çýkma gücüne sahipler ve bunu yýllarca gösterdiler. Uzun süredir de her gün sokaktalar. Kitlelerin eylemleriyle ortaya koyduklarý tekelci burjuvaziyle hesaplaþma gücüdür. Yokluk ve yoksunluk içinde olan yýðýnlarýn, mücadelenin tüm biçim ve yöntemlerini kullanma yeteneðini ve gücünü egemen sýnýf çok iyi biliyor. Mücadeleci kitleler, bundan sonra egemen olaný sarsýcý daha etkin ve büyük eylemleri gerçekleþtirme güç ve kararlýlýðýný taþýyorlar. Peki siz lafta devrimci gerçekte ise oportünist politika izleyenler, sürekli eylem yapma gücüne sahip olan ve bunu kanýtlayan emekçileri ve sömürülenleri genel ayaklanmaya ve devrime yönlendirme ya da onlarýn devrimci savaþýný yönetme politik cesaret ve gücüne sahip misiniz? Uzlaþmacý küçük burjuva sosyalistlerinin görüþleri çeliþkili ve tutarsýzdýr. Ekonomik, toplumsal ve politik süreci somut olarak çözümleyecek bilimsel ve doðru bir teorileri yok. Olaylarý, olgularý ve çatýþmalarý belli koþullara baðlý olarak ve nesnel biçimde ele almadýklarý için onlara göre her toplumsal geliþme ve hareket birbirinden kopuktur. Bu yüzden her olayda birbiriyle çeliþen düþünceler ortaya koyuyorlar. Eylem çizgileri de ayný þekilde çeliþkili ve zikzaklýdýr. Ezen ve sömürenlerle, ezilen ve sömürülenler arasýndaki tarihi kapýþmanýn düne göre çok daha yoðunlaþtýðý bir dönemde olaylara devrimci bir açýdan bakan gerçek devrimci önderliðin mücadeledeki konumu her zamankinden daha büyük bir önem kazanmýþtýr. C.DAÐLI
3
Yeni Evrede
“DUYURU”NUN ELEÞTÝRÝSÝ
Eleştiri
Bir süre önce birlikte yazdýklarý “Ýmparatorluk”la dünyada tanýnan M.Hardt ve A.Negri þimdi de “Duyuru”yla yeni bir çýkýþ yapmayý hedefliyorlar. Anarþizm temelinde yapýlan bu çýkýþý, tipik çizgileriyle ele almak, gerçek içeriðini ortaya dökmek, devrimci marksizme düþüyor. Bir süreden beri iþçileri, gençliði, aydýnlarý marksizmin etkisinden çýkarmak için yoðun bir çaba var. Fakat harcanan çabalar bir sonuç vermez. Anarþizm, marksizm karþýsýnda, bilimsel sosyalizm karþýsýnda tutunamaz. Bunu bir kez daha hatýrlatmak gerekiyor. “Duyuru”, “Manifestolar”la ayrýmýný anlatmak için, manifestonun genel tanýmlamasýyla baþlýyor. “Bu bir manifesto deðil. Manifestolar geleceðin dünyasýna bir bakýþ atar...” (s.7) Daha ilk bakýþta bu genellemenin hatalý olduðu anlaþýlýyor. M.Hardt ve A.Negri yaptýklarý bu genellemeye Marx ve Engels’in “Komünist Manifesto”sunu da kendi tanýmlamalarýnýn içine sokmuþ oluyorlar. K.Marx ve F.Engels, Komünist Manifesto ile geleceðin toplumuna “bir bakýþ atar”, fakat onlar bunu ütopik sosyalistler gibi yapmazlar. Yani yeni toplumu, düþünce sistemi üzerine kurmazlar. Geleceðin toplumu hakkýnda geliþtirdikleri görüþlerini, eski toplumdan, yani kapitalist toplum biçiminden, bu toplumun zorunlu olarak geliþtirdiði ileri maddi koþullardan hareket ederek oluþtururlar. Eski toplum üzerine bilgisiz olan, bu toplum hakkýnda görüþleri olmayan biri, geleceðin toplumu üzerine ne söyleyebilir ki? Marx ve Engels’in sosyalizmi “bilimsel sosyalizm”dir. Bilimsel sosyalizm, ütopik sosyalizme karþý zaten bu þekilde nitelendirilmiþtir. “Duyuru”nun yazarlarý yanlýþ genellemeleriyle bilimsel sosyalizmi, ütopik sosyalizm düzeyine indirgemiþ oluyorlar. Geleceðin sýnýfsýz toplumunun maddi ön koþullarý eski toplumun içinde boy vermeden, yeni toplum, eskisinin yerini alamaz. Ya da komünist toplum, kapitalist toplumun ardýlý olarak ortaya çýkamaz. Her yeni toplumun ön koþullarý, eski toplumun yapýsýnda oluþur. Geliþmesinin belli bir aþamasýnda, eski toplumun yerini alýr, onun tarihsel eleþtirisini yapmýþ olur. Komünist Manifesto, toplumlarýn tarihi geliþimini diyalektik ve tarihsel materyalizme dayanarak açýklar. Hardt ve Negri “Manifestolar” dönemine son noktayý koyduktan sonra, yeni bir tarihsel dönemi “Duyuru”larýyla açýyorlar. Yazarlarýmýz, “Duyuru”larýný son yýllarda dünyada görülen sokak gösterilerine, iþgal hareketine ve
4
Mücadele Birliði
ayaklanmalara dayandýrýyorlarmýþ gibi bir poz takýnýyorlar. M.Hardt ve A.Negri daha önce yazdýklarý ve çok ses getiren çalýþmalarý olan “Ýmparatorluk”ta sonuca baðlanmayan görüþ ve ilkelerini açýklamak ve “somutlamak” için bu günleri beklemiþlerdi. Bu anlamda “Duyuru” büyük eserlerinin tamamlanmasý olarak ortaya sürülmüþtür.
Hardt Ve Negri Bu Eylemlerde Ne Görüyorlar: “Yeni bir dünya vizyonu”. Ama “daha önemlisi” var. “bu çoklukla yeni bir dizi ilke ve hakikatin duyurusunda bulunuyorlar” (s.7-8) Demek ki, tüm bu eylemler “bir dizi ilke ve hakikatin” duyurusunda bulunmak için bir temel oluþturuyor. Ama hemen ardýndan baþka bir þey söyleniyor: “Bu ilke ve hakikatler birbirimizle ve dünyamýzla nasýl iliþki kuracaðýmýzý yeniden keþfetmemizde bize nasýl yardýmcý olabilir?” Önce ilkeler kitlelerin sosyal pratiðinden çýkarýlýyor, sonra da yýðýnlarýn sosyal pratiði toplumsal iliþkileri ilkelerden çýkarýlýyor. Tam bir çeliþkiye düþülüyor. Ayrýca “ilke” gibi bir soyutlamayla “hakikat” gibi somutluðu birlikte kullanarak, görüþlerinin ne kadar sisli olduðunu ortaya koyuyorlar. Oysa yapýlmasý gereken, kitlelerin toplumsal pratiðini, sosyal iliþkileri, toplumsal olgularý inceleyip, onlarýn genel anlamlarýný ortaya çýkarmaktýr. Hardt ve Negri’nin, canlý eylemleri ele alýþ tarzlarý da son derece yüzeysel. Buradan çýkardýklarý genel sonuçlar, ciddi irdelemeci, derinlikli bir kavrayýþ ürünü deðil, sýð bir yaklaþýmýn eseri. “Elbette Mýsýrlýlar, Tunuslularýn geçtiði yollardan geçtiler ve onlarýn sloganlarýný benimsediler, Puerta Del Sol iþgalcileri ayný zamanda, mücadelelerinin Tahrir’deki mücadelenin deneyimlerini ileriye taþýdýklarýný düþünüyordu. Yine Atina ve Tel Aviv’dekiler Madrid ve Kahire deneyimlerine odaklanmýþtý. Wall Street iþgalcileri bütün bunlarý dikkate aldýlar ve örneðin tiranlara karþý mücadeleyi finans tiranlarýna karþý mücadeleye tercüme ettiler.” (s.10) Burada, bize Puerta Del Sol eylemcilerinin Tahrir’deki mücadelenin hangi deneyimlerini aldýklarý ve ileriye taþýdýklarý açýklanmýyor. Sadece Wall Street eylemcilerinin mücadelelerini, kendi tiranlarýna, yani finans kapital kodamanlarýna karþý yürüttükleri söyleniyor. Yani hareket, kendi içinde bulunduðu koþullara uyarlanmýþ bir mücadele yürütüyor. Dünyada son yýllarda ortaya çýkan eylem-
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
ler arasýnda bir karþýlaþtýrma yapýlacaksa bu, Hardt ve Negri’nin gördüðü yönde deðil, doðru yönde yapýlmalýdýr. Tunuslular ve Mýsýrlýlar ayaklandýklarýnda, gerek siyasal özgürlüklerin, gerekse diðer yaþamsal istemlerinin karþýlanmasý için siyasal iktidarýn devrilmesi zorunluluðu bilinciyle hareket ettiler. Orada siyasal gücü elinde tutanlar, ayný zamanda ekonomik gücün de sahibiydiler. Bu nedenle eylemlerin, ayaklanmalarýn ivedi ve ana hedefi tam da mevcut iktidarýn devrilmesi ve politik üstünlüðün ele geçirilmesiydi. Avrupa ve Amerika’daki eylemciler ise isyanlarýyla, isteklerini ortaya koydular ve geniþ kitlelere duyurdular; iktidarlar ve burjuvalar üzerinde baský gücü oldular. Ama daha ileriye gidemediler. Madem ki, bu eylemlerin o genel bir deðerlendirilmesi yapýlýyor, o zaman bu eylemlerin neden daha ileriye gidemedikleri üzerinde durulmalýydý. Avrupa ve Amerika’da son derece etkin eylemler, iþgaller, isyanlar örgütleyen yýðýnlar, siyasi iktidar hedefiyle hareket etmediler. Bu nedenle daha ileriye gidemediler. “Duyuru”nun yazarlarý, tam da bu asýl olaný, temel olaný, öne çýkaný atlayacak þekilde sonuç çýkarýyorlar. Onlar için önemli olan düþünsel tasarýmlarýdýr. Ve bu düþüncede iktidarý ele geçirmenin yeri yoktur.
“Krizin Özne Figürleri” Bölümünden: “Bir zamanlar bir ücretli emek kitlesi vardý; bugün güvenilmez iþlerde çalýþan bir iþçiler çokluðu mevcut. Ýlki sermaye tarafýndan sömürülüyordu, ama bu sömürü meta sahipleri arasýndaki özgür ve eþit deðiþ tokuþ miti tarafýndan maskeleniyordu. Ýkinciler de ayný þekilde sömürülüyor; ama onlarýn sermayeyle olan iliþkilerinin hakim imgesi artýk eþit bir deðiþ tokuþ iliþkisi olmak yerine, borç verenle borç alan arasýndaki hiyerarþik olarak yapýlandýrýlýyor.” (s.19) Ýlk cümlenin birinci tümcesi, “Bir zamanlar bir ücretli emek kitlesi vardý” denilerek ücretli emeðin geçmiþe ait bir iliþki olduðu, bu iliþkinin günümüzde kalktýðý görüþü, bilimsel olmayan bir biçimde ortaya atýlýyor. Ayný cümlenin ikinci tümcesinde ücretli emek kitlesi yerini “bir iþçiler çokluðu”na býrakýyor. “Güvensiz” iþlerde çalýþmasý, iþçileri ücretli emekçi olmaktan çýkarmaz. Kaldý ki, iþçilerin kapitalizm altýndaki durumu her zaman güvensizdir. Hardt ve Negri bu gerçeðin üstünü atlýyor. Ýþçilerin sýk sýk iþten atýlmalarý ve iþyeri deðiþtirmeleri, onlarýn bir arada yoðun olarak bulunmalarýný zayýflatsa da, ücretli emekçiler büyük sanayi ve fabrika sistemi devam ettikçe
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
burada bir araya gelirler ve bir “iþçi kitlesi” oluþtururlar. Ýþyerlerindeki durumlarý ne kadar güvenilmez olsa da, buralarda kitleler halinde toplanacaklardýr. Ýþçileri bir araya getiren, üretim araçlarýnýn durumudur. Ücretli emekçileri kitleler halinde bir arada toplayan büyük sanayidir. Emek araçlarýnýn bir arada toplanmasýdýr. Ýkinci cümlede ve sonra gelen cümlede, iþçilerin sermayeyle iliþkisi iki döneme ayrýlýyor: önceki özgür meta satýcýsý olduðu dönem ve þimdiki borçlu-alacaklý iliþkisi dönemi. Ýkinci gruptaki iþçilerin de ilk gruptakiler gibi sömürüldüðü kabul edilse de, bu sömürünün özü, yani artý-deðer sömürüsü, baþkasýnýn emeðini kendine mal etmesi geçiþtiriliyor. Hardt ve Negri’nin yaptýðý, emek-sermaye iliþkisini yani gerçek iliþkiyi sisli hale sokmaktýr. Çünkü bu yazarlara göre, iþçi ile kapitalist iliþkisi artýk borçlu-alacaklý iliþkisidir. Böylece ücretli emek sermaye iliþkisi, bankalara vb. kapitalist kurumlara borçlu olan küçük mülk sahiplerinin ve köylülerin kapitalistlerle olan iliþkisinin duruma indirgenmiþtir. Ýþçiler bir kitle, bir sýnýf oluþturmuyor, diðerleriyle birlikte bir “çokluk” oluþturuyor. Biliyoruz ki, iþçilerin tüketiminin sýnýrý, ücretidir. Bankalara, kapitalistlere olan borçlarýný, ücretleriyle karþýlayabilirler. -Tabi ki, çalýþýyorlarsa- insanlarýn toplumsal statüsünü, toplumsal iliþkilerini belirleyen, onlarýn üretim araçlarý karþýsýndaki konumudur; dolayýsýyla sýnýflarýn arasýndaki iliþkiler, insanlarýn üretim araçlarýyla olan iliþkilerinin niteliðine baðlýdýr. Bu iliþkide iþçi ücretli emekçi olarak yer alýr. Hardt ve Negri, iþçilerin de içinde yer aldýðý “çokluk”un kendilerini borçlandýranlara karþý nasýl mücadele etmesi gerektiðini “Krize Karþý Ýsyan” bölümünde açýklýyorlar. “Özneleþme süreci retle baþlar. Ben yapmayacaðým, Ben sana olan borcumu ödemeyeceðim. Evimizden çýkmayý reddediyoruz. Kemer sýkma önlemleriniz bizi baðlamaz. Tersine biz, aslýnda zaten bizim olan servetinize el koymak istiyoruz.” (s.41) Kapitalizm tarafýndan ezilen ve sömürülenlerin dikkati, burjuva toplumsal düzenin yýkýlmasýna çekileceðine, bu toplumun yalnýzca sonuçlarýna çekiliyor. Eski toplumun kendisinin dönüþümünün ön koþulu ise politik iktidarýn devrimci sýnýf tarafýndan ele geçirilmesidir. Kapitalist toplumsal düzen var oldukça, emekçileri ezen ayný sonuçlar, daha yýkýcý biçimde karþýmýza çýkar. Burjuva toplum biçimini yýkmak yerine, bu toplumun sonuçlarýna karþý çeþitli radikal saldýrýlar düzenlemek, sorunun kendisini çözmez. Kapitalist sýnýf egemenliði sürdüðü politik güç üstünlüðü onlarda olduðu sürece halk kitleleri, yazarlarýn tanýmlamasýyla “çokluk” elde ettiði ne varsa tümünü yitirir. Yýðýnlar, devrime baþvurmadan temel sorunlarýný çözemez ve kazanýmlarýný güvence altýna alamaz.
Pek ezilen ve sömürülenler ekonomik gereksinimini nasýl karþýlayacak. “Demokratik karþý güçler þirketleri ve ulus devletleri ortak alaný eriþime açmaya, zenginliði herkesin temel ihtiyaçlarýný karþýlayacak þekilde bölüþtürmeye sosyal sistemlere ve ekosistemlere insanlara ve gezegene verdikleri zarara ve yol açtýklarý tahribata son vermeye zorlayabilmelidir.” (s.55-56) Öncelikle belirtelim ki, burada adý geçen demokratik güçlerin hangi sýnýf ve sosyal gruplardan oluþtuðu belirtilmiyor. Emekçi ve sömürülen sýnýflardan söz edilmediðine göre, bu güçler olsa olsa sistemle sorunlarý olan bireylerin bir araya gelmesinden oluþuyor. Ama biz biliyoruz ki, sýnýflý bir toplumda her birey bu sýnýflardan birine aittir. Dolayýsýyla da, kapitalist þirketlere ve kapitalist devletlere karþý mücadele verenler, nesnel olarak, kapitalizmin boyunduruðu altýnda olan sýnýflardýr. Yani proletarya ve proleter olmayan emekçilerdir. Ama yazarlar ancak sýnýfsal mücadeleyle yani sýnýfsal savaþýmla çözülecek sorunlarý bireylere ve onlarýn ortak çabasýna býrakýyor. Bu yüzden sürekli olarak açmazlara düþmekten kurtulamýyorlar. Toplumsal devrimin konusu olan, burada basit bir “zorlama”ya indirgeniyor. Kapitalistlerin elinde birikmiþ olan zenginliðini, insanlarýn ihtiyaçlarýný karþýlayacak biçimde bölüþtürülmesi, burjuvazinin politik ve ekonomik gücüne son vermeden, kapitalist sýnýf iktidarýný ve kapitalist sýnýf düzenini yýkmadan mümkün deðildir. Çünkü kapitalist üretim biçimi, bir kutupta zenginlik birikimi, diðer kutupta bu zenginliði üretenlerin yokluk ve yoksulluk birikimini her gün yeniden üretir. Burjuvazinin, þirketlerin tekelinde olan zenginliðinin insanlarýn gereksinmelerini karþýlayacak biçimde bölüþtürülmesi için, önce bu zenginliðe iþçi sýnýfýnýn toplum adýna el koymasý gerekir. M.Hardt ve A.Negri, kapitalist üretim tarzýný ortadan kaldýrmadan, hemen bölüþüm sorununa geçiyorlar. Sanki bölüþüm isteðe baðlý ya da keyfe göre belirleniyor. Oysa ki bölüþüm tarzý üretim tarzý tarafýndan belirlenir. Her üretim tarzýnýn kendisine denk düþen bir bölüþüm tarzý vardýr. Kapitalist kurumlar, kapitalist devletler üzerinde baský uygulayarak onlarýn doðanýn tahribatýna son vereceklerini düþünmek, aydýn dar kafalýlýðýdýr. Ayný dar kafalýlýk, doðadaki yýkýmýn önlenmesine yönelik önerilerde kendini gösteriyor. Kapitalizm, emeði ve doðayý tahrip ederek, kurutarak kendini geliþtirebilir. Kitlelerin salt baskýsýyla, kapitalizmin doðayla uyumlu bir toplum olabileceðini söylemek, bu toplumsal sistemin doðasýna aykýrýdýr. Emek ve doðayla kapitalist üretim arasýnda uzlaþmaz karþýtlýk
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
Eleştiri
var. Burada söylendiði gibi doðanýn tahrip olmasýný önlemenin, daha da ötesi doðayý kurtarmanýn yolu, onunla uyumsuz ve karþýtlýk içinde olan toplum biçimini yýkmaktan geçer. Yerine sýnýfsýz toplumu, komünist toplumu geçirmek, doðayla uyumlu iliþki kurmanýn ön koþuludur. Bu son derece devrimci bir önlemdir. Zaten doða, ancak devrimci toplumsal dönüþümlerle kurtarýlabilir. “Duyuru”, Sintagma Meydaný’ndaki, Puerta Del Sol Meydaný’ndaki, Tel Aviv ve Wall Street iþgal ve eylemlerinde nasýl bir örgütlenme modeli görüyor ya da bu eylemlerin hangi örgüt modellerinden esinlendiðini söylüyor. “Bu hareketler dolayýsýyla federalist modellerden destek ve esin kaynaðý bulma eðilimindedirler” (s.71) Hardt ve Negri’nin kafasýnda “federalist” model var; dolayýsýyla kitlelerin her ilerici devrimci sokak hareketinde bunu görüyorlar. Bu ikili biraz ilerde bu hareketleri “özerk” yapýlar olarak deðerlendiriyorlar. Kitlelerin toplumsal hareketlerini, kafalarýndaki anarþist “federalist” ve “özerk yapýlar”a sýðdýrmaya çalýþýrken, yýðýnlarýn gerçek devrimci hareketlerinin yarattýðý devrimci örgütlenmeleri düþünmek bile istemiyorlar. Bugün insanlarýn önüne çýkan sorunlar, ancak önceki devrimlerden daha derine gidebilen bir devrim tarafýndan çözülebilir. Çünkü bugünkü toplum, öncekilere göre daha ileriye giden bir devrim olmadan, daha yüksek bir topluma dönüþtürülemez. Dünyayý deðiþtirme yani sýnýflarý ortadan kaldýrma gibi son derece köklü bir dönüþüm, “federalist” ya da “özerk” örgütlenmeler gibi gevþek yapýlarla gerçekleþemez. Hardt ve Negri, kapitalizmi devirecek yetenekte merkezi, disiplinli örgütlenmeler önermek yerine, herkesin kendi baþýna davrandýðý, her birey ve grubun kendisini diðerinden özerk ilan ettiði þekilsiz, etkisiz, sonuç almaktan uzak yapýlar öneriyorlar. Proletaryanýn devrimci sýnýf partisi ve proleter enternasyonalist örgütlenmesi, iþçi sýnýfýnýn gerçek devrimci örgütlenmeleridir. Gerçek devrimci örgütlenmenin ihtiyaç ve zorunluluðu, bu eylemler sýrasýnda kendini açýk olarak göstermiþtir. Michael Hardt ve Antonio Negri, kendi örgütlenme modellerinin tarihsel haklýlýðýný kanýtlamak için, çeþitli ülkelerde sonradan çöken reformist, konformist ve statükocu sosyalist ve komünist partilerin durumunu gösteriyorlar. Oysa ki bu partiler çökmeden önce de, proletaryanýn gerçek devrimci partileri olmaktan çýkmýþlardý. Öte yandan bir yüzyýl boyunca iþçi sýnýfýna, emekçi kitlelere önderlik etmiþ, isyanlarý ayaklanma ve devrimleri yönetmiþ, baþarýdan baþarýya koþmuþ devrimci sýnýf partilerinin mücadelesinin üstü atlanýyor. Þu çok açýktýr; insanlýk sorunlarýný proletaryanýn savaþan devrimci sýnýf partisinin öncülüðünde çözecektir.
5
Editör
ÝSRAÝL NEDEN SALDIRDI? SURÝYE’DE KÝM KAZANIYOR?
Geçtiðimiz haftalarda Ortadoðu’daki en önemli geliþme, kuþkusuz Ýsrail’in beklenmedik bir þekilde ve beklenmedik bir sýrada Suriye’ye saldýrmasý oldu. Þimdi sular durulmuþ gibi görünse de, bu saldýrýnýn Ortadoðu’da savaþýn koþullarýný daha bir pekiþtirdiðinden ve yakýn gelecekte bunun devamý olarak yeni geliþmelerin yaþanacaðýndan kuþku olmasýn. Yeni geliþmelerin kapýsýný açacak saldýrýlarýn kimden, nasýl, ne zaman ve hangi biçimlerde olacaðýný önceden bilemeyiz. Ama bilinen bir gerçek var ki o da þu: Ortadoðu’da hiçbir olay ya da saldýrý, yapanýn yanýna kar kalmaz. Er ya da geç, her saldýrý ya da ayný anlama gelecek adým karþýlýðýný bulur. Ýsrail bu konuda istisna deðil. Bu durumda Ýsrail, Ortadoðu’nun bu gerçeðini bildiði halde neden saldýrdý sorusu akla gelir. Bu sorunun yanýtýný, ABD, Fransa, Türkiye, Ýsrail, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün gibi ülkelerin doðrudan, öteki emperyalist ve iþbirlikçi devletlerin dolaylý yollardan Suriye’ye saldýrýlarýnýn nedenleri arasýnda bulabiliriz. Evet, bu ülkeler neden durup dururken Suriye’ye saldýrdýlar? Ýþte yanýtýný bulmasý gereken asýl soru budur. Devrimci sol hareketin bu soruya verdiði yanýtlar çok muhtelif. Kimi çevre saldýrýnýn nedenini Suriye’nin kaynaklarýnýn yaðmalanmasý isteði ile açýklamaya çalýþtý, kimisi Ortadoðu’nun yeniden paylaþýlmasý arzusu ile izah etti, bir baþkasý Ýran’a saldýrýnýn ön hazýrlýðý olarak gördü. Ama Leninist Parti dýþýnda hiçbir parti ya da hareket, saldýrýnýn Arap halkýnýn Tunus’tan baþlayýp Mýsýr, Ürdün ve öteki ülkelerle devam eden devrimci ayaklanmalarýyla, halk devrimleriyle iliþkisini kurmadý, kuramadý. Bu yorum ve deðerlendirmelerin her biri gerçeðin bir yanýna iþaret ediyordu, ama hiç biri bütünü ifade edemedi ve iþin özünü yakalayamadý. Leninist Parti hariç. Evet, sadece Leninist Parti, emperyalist güçlerin ve iþbirlikçilerinin hýzla geliþen ve yayýlan Arap halk devrimlerine karþý dinci iktidarlardan oluþan bir baraj kurmak üzere Suriye’ye saldýrdýklarýný görebildi. Leninist Parti daha sürecin
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
baþýndan itibaren saldýrýnýn gerçek nedenini görerek emekçi halklarý uyardý ve çözümün devrim sürecini devam ettirmekten; bu süreci geliþtirmekten geçtiðini gösterdi. Ýsrail’in Ortadoðu’da bir savaþýn fitilini ateþleyecek saldýrýsýndan sonra tekelci Türk basýnýna þu haber düþtü: “ABD’nin önde gelen gazetelerinden Los Angeles Times, Kudüs mahreçli haberinde Ýsrail’in Suriye’ye karþý gerçekleþtirdiði saldýrýyla ‘komþularýný istikrarsýzlaþtýran ve Ýsrail’i daha kýrýlgan hissetmesine yol açan ‘Arap Baharý’ kargaþasýna ilk defa askeri olarak adým attýðý yorumunu yaptý.” Los Angeles Times, devamla, Hebrew Üniversitesi’nden Suriye uzmaný Moþe Maoz’un þu sözlerini aktarýyor: “Þimdiye kadar Ýsrail, Suriye bataklýðýna sürüklenmekten kaçýnmýþtý. Bu (saldýrý) Ýsrail’in (Esad’ý) düþürmek için eylemlerini týrmandýrmaya karar verdiðinin ilk sinyali olabilir.” Baþarabilecekler mi, emperyalist güçler ve iþbirlikçileri Suriye’de dinci faþistlere dayalý bir iktidarla Arap Halk Devrimlerine karþý bir barikat oluþturabilecekler mi? Bu ayrý bir konu, ama artýk þu noktalar kesindir: a) Tunus’la baþlayýp Mýsýr ve baþka Arap ülkelerine hýzla yayýlan Halk Devrimleri Ýsrail’i “kýrýlgan” hale getirmiþtir; b) Ýsrail’in komþularý kendilerini Halk Devrimlerinin tehdidi altýnda hissediyor; c) Ýsrail, bu devrimlerin önüne geçmek için ilk adým olarak Esad’ý devirmek istiyor. Peki, Ýsrail baþarýr ve Esad’ý devirir ise yerine ne koyacak, kimi koyacak? Elbette ki, Suriye’de desteklediði dinci faþistlerden müteþekkil katiller sürüsünü koyacak, onlarý iktidara taþýyacak. Mýsýr’da, Tunus’ta, Libya’da yapmaya çalýþtýklarý gibi Suriye’de de dinci faþistlere dayalý iþbirlikçi, emperyalist çýkarlara bir köpek sadakatiyle baðlý bir iktidar görmek istiyorlar. Meselenin özü budur. Þimdi öteki sorumuzun yanýtýný vermeye baþlayabiliriz. Önce bir soru: “Þimdiye kadar Suriye bataklýðýna sürüklenmekten kaçýnan” Ýsrail neden bugün saldýrma ve bu “bataklýða” adým atma ihtiyacýný duydu. As-
lýnda önceki makalemizde bunun yanýtýný vermiþtik. Yine de özetle söylersek þudur: Emperyalist güçlerden, onlarýn bölgedeki sadýk iþbirlikçilerinden ve tabii ki Ýsrail’den oluþan karþý-devrim cephesinin sahneye sürdüðü katiller sürüsü Suriye’de istenen, arzulanan zaferi elde etmek bir yana, Esad ve rejimi giderek üstünlük elde etmeye, duruma hâkim olmaya baþladýlar. Dahasý, Tunus ve Mýsýr’da dinci/faþist iktidarlarýn tutmadýðý, emekçi halklarýn sosyalizm yolunda ilerlemekte kararlý olduklarý görüldü. Bu o kadar öyle ki, ABD ve Fransa Suriye’de “silahsýz” bir çözümden yana olduklarýný söylemeye; Esad’a günler ve haftalarla ömür biçen Türkiye, Suriye halkýnýn iradesine saygý göstermekten söz etmeye ve Esad’lý bir çözüme “evet” diyeceðinin iþaretlerini vermeye baþladý. Þöyle: “Amerika þu an Suriye’deki olaylarda silahsýz çözüm istediðini söyledi. Hükümetin bakanlýðýn bu konudaki fikri nedir acaba?” sorusuna gözpýnarlarýndan iki damla gözyaþýný akýtmaya her daim hazýr Davutoðlu Ahmet þu yanýtý veriyor: “Türkiye her zaman silahsýz çözüme yakýn oldu. Þu anda da silahsýz çözüme yakýnýz.” Sanýrsýnýz ki, katiller sürüsü Türkiye’nin desteðiyle deðil de bir Latin Amerika ülkesinin desteði ile savaþýyorlar ve Türkiye sýnýrýndan deðil de Kosta Rika sýnýrýndan Suriye’ye giriþ yapýyorlar. Suriye’de karþý-devrim cephesinin gerilemesi gözle görülebilir açýklýk ve kesinlikte. Yaþam, düne kadar Erdoðan ile “kardeþ” muhabbeti içindeki Esad’ý, komünistleri vinçlerle asan gerici Ýran rejimini, sosyalizmin tüm izlerini kazýmak isteyen Rus burjuva ve küçük burjuvalarýný dinci karþý devrimci bir iktidarýn oluþmasýna karþý savaþmak zorunda býraktý. Yaþam, dünyanýn tüm sömürücülerine böyle bir oyun oynarken emekçi sýnýflar, Suriye’de ve dünyanýn geri kalan tüm bölgelerinde zafere, sosyalizme, sýnýfsýz ve sömürüsüz bir dünyaya doðru yürümeye devam ediyorlar.
Düzeltme ve Özür: 30 Ocak-13 Þubat 2013 tarihli 228. sayýmýzda 3. sayfada yer alan “Kitlelerin Eðitimi ve Örgütlenme Sorunu” adlý makale, hata sonucu C.Daðlý imzasýyla yayýnlanmýþtýr. Yazarlarýmýzdan ve okurlarýmýzdan özür dileriz.
6
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
HATAY’DA VALÝNÝN YASAKLARI SÖKMEDÝ!
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
Antakya Ulus Meydaný’nda Mücadele Birliði Platformu tarafýndan organize edilen emperyalist savaþa karþý yürüyüþ 23 Þubat Cumartesi günü gerçekleþtirildi. Gençlerin katýlýmýyla gerçekleþen eylem, “Suriye Halklarý Yalnýz Deðildir! Emperyalist Savaþý Halk Devrimi Önler Mücadele Birliði Platformu” pankartý ve bayraklarýn açýlmasýyla baþladý. Polis, yönünü Ulus Meydaný’ndan Armutlu Mahallesi’ne çeviren kitleye izin vermeyeceklerini söyledi ve çevik kuvvet barikat kurdu. Basýn açýklamasýný burada yapma kararý alan kitle “Ýçerde yoksul Kürt halkýna, ilerici, devrimci ve komünistlere karþý bir iç savaþ yürüten tekelci sermaye sýnýfý ve onun devleti þimdi de bir dýþ savaþa hazýrlanýyor. Geliþen ve güçlenen devrimin aðýr baskýsý altýnda Türk Devleti, saldýrganlaþýyor” denildi. Ortadoðu ve Dünyada Türkiye’nin aldýðý konumun vurgulanmasýnýn ardýndan “Bu koþullar altýnda yapýlmasý gereken, halklarý düþmanlaþtýrmaya, bir kan denizi içinde boðmaya çalýþanlara karþý halklarýn mücadele birliði sloganýný öne çýkarmaktýr” denilerek bütün ulus ve ulusal topluluklardan halklara birlikte mücadele çaðrýsý yapýldý. Emperyalist savaþýn önüne geçme-
nin tek yolunun devrim mücadelesinin yükseltilmesi ve halk iktidarlarýnýn kurulmasý olduðunun belirtilmesinin ardýndan “Bu nedenle Ortadoðu’nun bütün halklarýný devrim mücadelesini, sosyalizm mücadelesini yükseltmeye çaðýrýyoruz” sözleriyle açýklama bitirildi.
Açýklamayý bir kez daha Armutlu Mahallesi’nde yapmak üzere sloganlarla yürüyüþe geçen kitle, hýzla Armutlu’nun en iþlek caddelerinden birine doðru ilerledi. “Suriye Halklarý Yalnýz Deðildir”, “Emperyalist Savaþý Halk Devrimi Önler”, “Armutlu Faþizme Mezar Olacak”, “Antakya Faþizme Mezar Olacak”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna” sloganlarýyla Saray Caddesi’nden çýkarak Armutlu’ya yüründü. Armutlu’da Uður Mumcu Meydaný yakýnlarýnda açýklamayý yeniden gerçekleþtirmek üzere durulduðunda, polis TOMA’larla Uður Mumcu Meydaný’nda kýþkýrtýcý görüntüler yaratmaya baþlamýþtý bile. Uður Mumcu Meydaný’nda kitleyi araya sýkýþtýrma amacý güden polise, kitle prim vermedi. Açýklama burada bir kez daha okundu. Sloganlar, alkýþlar ve ýslýklarla eylem sona erdirildi. Antakya’daki emperyalist savaþa karþý gerçekleþtirilen yürüyüþ tarihteki yerini alýrken, Armutlu’daki coþkulu yürüyüþ ve polisin yürüyüþe müdahale edememesi ve böylece valinin yasak kararýnýn Hatay halký tarafýndan bir kez daha hiçe sayýlmasý güne damgasýný vurdu. Mücadele Birliði/Antakya
ÝZMÝR’DE POLÝS BASKILARI
Ýzmir’de üniversite öðrencisi bir Mücadele Birliði okuru, polis tarafýndan birkaç gün arayla aranmýþ ve kendisine ekonomik vaatlerde bulunularak iþbirliði teklif edilmiþtir. Okurumuz kendisini bir daha aramamalarý gerektiðini, bunun taciz olduðunu, aksi takdirde savcýlýða gideceðini söylediðinde polis, “Ne yapacaksýn basýn açýklamasý mý yapacaksýn ÝHD’ye mi gideceksin” gibi sözler söylemiþtir. Bize ulaþan okurumuz bu tür saldýrý ve tacizlerin mücadeleyi zayýflatmayacaðýný aksine güçlendireceðini belirtmiþtir. Ýzmir’de bir üniversite öðrencisinin memleketinde bulunan ailesi de, Ayýþýðý Sanat Merkezi çalýþmalarýna katýldýðý için birkaç gün arayla polis tarafýndan tehdit edilmiþtir. Emniyet müdürlüðüne çaðrýlan aileye, kýzlarýnýn Ayýþýðý Sanat Merkezi çalýþmalarýna katýldýðý, bu kurumun yasadýþý terör örgütünün yeri olduðu iddia edilmiþ, ailenin bunun önünü kesmesi için çocuklarýna baský yapmasý gerektiði söylenmiþ ve aile tehdit edilmiþtir. Ailesiyle görüþen üniversite öðrencisi ne yaptýðýný bildiðini ve bunlarýn aileyi korkutmak için yapýlan yasa dýþý iþlemler olduðunu anlatmýþ, ailesine polisin çaðrýlarýna cevap vermemesini söylemiþtir. Üniversite öðrencisi, bu tür baskýlarýn kendisini yýldýrmadýðýný aksine mücadeleye olan inancýný ve baðlýlýðýný arttýrdýðýný belirtmiþtir. DEVRÝMCÝ ÝRADE TESLÝM ALINAMAZ! BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! Ýzmir Mücadele Birliði Platformu 230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
7
Sokaklar
1 MAYIS ALANINA DOKUNMA
Taksim Meydaný’ný “yayalaþtýrma projesi” adý altýnda baþlanan kazý çalýþmalarý nedeniyle 1 Mayýs’ýn nerede kutlanacaðý merak edilirken, DÝSK, KESK, TMMOB, TTB yaptýklarý eylemle “yayalaþtýrma projesi”ne raðmen Taksim’de olacaklarýnýn altýný çizdiler. DÝSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çaðrýsýyla Galatasaray Lisesinden Taksim Meydanýna kadar yapýlan meþaleli yürüyüþe yüzlerce kiþi katýldý. “Taksim’e, 1 Mayýs Alanýmýza Dokunma” pankartýnýn açýldýðý yürüyüþ boyunca sýk sýk “Taksim Kýzýldýr Kýzýl Kalacak”, “Taksim Onurdur Onuruna Sahip Çýk”, “1 Mayýs’ta 1 Mayýs Alanýna”, “Taksim’i Kazandýk Sýra Devrim’de” sloganlarý atýlarak Taksim Meydaný’na gelindi. Meydanda emek örgüleri adýna basýn açýklamasýný okuyan TMMOB Genel Baþkaný Mehmet Soðancý, demokrasi ve emek tarihimizin en önemli kentsel kamusal ve toplumsal simge alanlarýndan olan Taksim Meydaný ve Gezi Parkýnýn 1 yýldýr saldýrý altýnda olduðunu altýný çizdi ve “Taksim Meydaný, Baþbakanýn isteði üzerine apar topar hazýrlanan aslýnda bir betonlaþma, insansýzlaþtýrma ve kimliksizleþtirme projesine kurban edilmek istenmektedir.” dedi. Soðancý konuþmasýnýn devamýnda, “Taksim Meydaný sadece bilimsel ve tekniðine uygun müdahale ile günümüzün ihtiyaçlarýna cevap verecek þekilde düzenlenebilecekken belediyenin apar topar duyarsýzca ve sorumsuzca baþlattýðý inþaatlar sebebiyle halkýn kullaným alaný olmaktan çýkmakta, Ýstanbullularýn elinden alýnmaktadýr. Bu dayatmacý proje bir an önce durdurulmalýdýr” diye konuþtu. “Unutulmamalýdýr ki, Taksim Meydaný, 1976’dan bu yana her türlü yasaða, engellemeye, baskýya ve katliama raðmen, yýllar süren kararlý mücadelemizle 1 Mayýs Alaný olarak simgeleþmiþtir. Þimdi, demokrasiyle örtüþmeyen bu akýl dýþý uygulama ile 1 Mayýs alanýmýz elimizden alýnarak, toplumsal hafýzadan silinmeye zorlanmaktadýr. Ancak bu niyetlere seyirci kalmayacaðýmýzýn bilinmesi gerekir. Taksim 1 Mayýs alanýmýzdýr.” denilen açýklamanýn ardýndan DÝSK Genel Baþkaný Erol Ekici, “geçen yýl olduðu gibi bu yýl da özüne yakýýþýr bir þekilde bütün birleþenlerle, bütün renklerimizle 1 Mayýs’ta Taksim’de olacaðýz” dedi. KESK Genel Baþkaný Lami Özgen de AKP hükümetinin bu ucube projelerini alýp baþlarýna çalmalarýný istedi. Özgen, Taksim Meydaný’nýn iþçi sýnýfýnýn tarihsel ve siyasal sembolü olduðunu söyledi ve “Bu alaný asla ve asla býrakmayacaðýz” diye konuþmasýný bitirdi. Eylem sloganlarla sona erdi.
8
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
ADLÝYE’DE SALDIRI, DARP, GÖZALTI!
18 Þubat Pazartesi günü ÇHD’li avukatlar öðle saatlerinde savcýlýða tutuklanan avukat meslektaþlarý için tutukluluklarýna itiraz dilekçesi vermek için bir araya geldiler. Çaðlayan Adliyesi’nin giriþinde basýn açýklamasý okuyan Av. Zeycan Balcý Þimþek 42 avukatýn tutuklu olduðunu hatýrlatarak, “Ýþte bugün bizler buradayýz ve devrimci avukatlýk mücadelesi, halkýn, haklýnýn, ezilenin, iþçinin, emekçinin, Kürt halkýnýn savunmanlýðýný yapma mücadelesi hýz kesmeden devam etmektedir” diye konuþtu. Açýklamadan sonra adliyeye “Devrimci Avukatlar Onurumuzdur”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Tutuklu Avukatlar Serbest Býrakýlsýn” sloganlarý atýldý. Adliyenin içinde oturma eylemi baþlatan avukatlar balkonlardan “Devrimci Avukatlar Onurumuzdur”, “Tutuklu Avukatlara Özgürlük” pankartlarý açtýlar. Özel Güvenlik, pankartlarý açan avukatlara saldýrdý, arbede büyüdü. Daha sonra aþaðý inen avukatlar adýna Av. Güray Dað bir açýklama yaptý, tutuklu avukatlarýn sesini adliyeye taþýmak için bu eylemi gerçekleþtirdiklerini söyledi. Ardýndan savcýlýða ulaþtýrmak istedikleri meslektaþlarýnýn serbest býrakýlmasýný talep eden dilekçeleri vermek için merdivenlerden çýkan avukatlarýn çevik kuvvet tarafýndan önleri kesildi. Polis avukatlara saldýrdý, bazý avukatlarý yere yatýrarak kelepçeledi, merdivenlerden çýkanlarý kalkanlarla geri itti, biber gazý sýktý. Bazý avukatlar yerlerde darp edildi. Olayý görüntülemek isteyen gazetecilere de saldýrýldý, iki muhabir hafif yaralandý. Beþ avukat gözaltýna alýndý. Yaralanan avukatlar muayene ve þikayetçi olmak için adli týpa götürüldü. Gözaltýna alýnýp Adliye önünde duran çevik kuvvet aracýnda tutulan avukatlar, meslektaþlarý tarafýndan yanýz býrakýlmadýlar. Bir saat sonra savcýlýða ifade vermek için araçlardan çýkarýlan avukatlar, sloganlarla adliyeye girdiler. Savcýlýk tarafýndan ifadeleri alýnan avukatlar, daha sonra serbest býrakýldý.
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
Yeni Evrede
GR EV HAK K IM IZI KU LL AN ACAÐIZ
Sokaklar
Mücadele Birliði
Hava Ýþ üyesi iþçilerin 263. gündeki eylemlerine, Alevi Bektaþi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneði, Alevi vakýf ve cemevleri, Mücadele Birliði Platformu, Devrimci Ýþçi Komiteleri, Devrimci Öðrenci Birliði katýldý. Alevi dernek ve kurumlarý, lokma günü olarak kabul ettikleri bu günü, maðdur edilmiþ kiþilerle yardýmlaþma ile deðerlendirdiklerini hatýrlatýrken, etli pilav hazýrlayarak daðýttýlar herkese. Kurumlar adýna yapýlan kýsa konuþmalarda THY iþçileri ile her zaman dayanýþma içerisinde olacaðý kaydedildi. Ardýndan Emeðe Ezgi, þarký ve türkülerini iþçilerle paylaþtýlar. Etkinlik halay ve sloganlarla sona erdi. 16 Þubat Cumartesi günü Hava Ýþ Sendikasý önünde toplanan THY iþçilerine, Mücadele Birliði Platformu, Devrimci Ýþçi Komiteleri, Ayýþýðý Sanat Merkezi Devinim Tiyatro Atölyesi, Bir arada Yaþam Derneði ve bir çok emek örgütü destek verdi. Hava Ýþ Sendikasý önünden baþlayan yürüyüþ, yol trafiðe kapatýlarak, “Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn”, “Ýþçiler Dönecek Sözleþme Bitecek”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Herþey Emeðin Olacak” sloganlarý atýlarak gerçekleþti. Bakýrköy Özgürlük Meydaný’na gelen iþçiler adýna konuþma yapan THY iþçisi Yusuf Uçan, son zamanlarda THY’de yaþanan yasaklamalara deðinerek “Kamuoyu þimdi, muhalif gazetelerin uçakta bulundurulmasýna müsaade etmeyen, kabin memurlarýnýn etek boyuna, parasýný verip bilet alan yolcunun içkisine de yasak getirecek kadar kendini kaybeden THY yönetiminin yasakçý zihniyetinin artýk farkýna varýyor ve isyan ediyor.” diye konuþtu. TÝS sürecinin týkandýðýný belirten Uçan, “THY yönetimini bir kez daha uyarýyoruz. Hava Ýþ Sendikasý çok net bir tavýr içerisindedir. Bu uzlaþmaz tutuma raðmen saðduyu ile hareket ettik, etmeye devam edeceðiz. Ancak süreç içinde iþverenin daveti GREVSE, bizim de bu davete cevabýmýz elbette Grev olacaktýr.” dedi. Ýþten atýlan bir öðretmen olan Pýnar Turan da iþten çýkarýlýþ sürecini anlatý ve iþten çýkarmalarý ve güvencesiz çalýþma koþularýný milyonlarca emekçinin yaþadýðýný söyledi. Turan; “Eðer biz emekçiler mücadele bir-
liðini örersek kazanabiliriz” dedi. Kurumlar adýna yapýna dayanýþma konuþmalarýndan sonra Ayýþýðý Sanat Merkezi Devinim Tiyatro Atölyesi kadýn mücadelesini anlatan tiyatro gösterimi yaptýlar. Devinim Tiyatrosu oyunundan sonra güçlü bir alkýþ aldý. Gösterilen oyun bütün emekçi kadýnlara ithaf edildi. 8 Mart’ta Dünya Emekçi Kadýnlar Gününde Taksim’e çaðrý yapýldý. THY iþçilerinin eylemi halay ve türkülerle sona erdi. 23 Þubat günü de Hava Ýþ Sendikasý önünde bir araya gelen THY iþçilerine destek veren Belediye Ýþ Sendikasý þube temsilcileri, TASÝS DER temsilcileri, Mücadele Birliði Platformu, Devrimci Ýþçi Komiteleri, ve bir çok siyasi parti temsilcisi toplandý. Ýþçilere bu hafta Emeðe Ezgi Müzik Grubu katýldý. Hava Ýþ Sendikasý önünden baþlayan yürüyüþte yol trafiðe kapatýldý ve sýk sýk “Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn”, “Ýþçiler Dönecek Sözleþme Bitecek”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” sloganlarý atýldý. Bakýrköy Özgürlük Meydaný’na gelen iþçiler adýna konuþma yapan THY iþçisi Murat Yahþi, 24. Toplu Ýþ Sözleþmesi sürecini önemini altýný çizdi. Yahþi, “Sendikamýzýn iþe dönüþümüzü saðlamak için sürdürdüðü baþka bir mücadele alaný ise THY A.O’da 16 Ocak 2013 tarihinde baþlayan 24. Dönem Toplu Ýþ Sözleþmesi görüþmeleri. Bu toplu sözleþme görüþmeleri 14 bin üyesinin sorunlarýnýn çözümlenmesi yanýnda asýl olarak biz haksýz yere iþten çýkarýlan iþçilerin iþe geri dönüþünü saðlamak için önümüzdeki günlerde yakýcý önemde gündemimizde yer alacak” dedi. Yahþi, sözleþmenin 14 bin üye THY iþçisi kapsadýðýný ve 305 iþçinin iþlerine geri alýnmadan imzalanmayacaðýný söyledi. Önümüzdeki hafta 26 Þubat Salý günü THY Genel Müdürlüðünde resmi arabulucu taraflarla ilk görüþmesini yapýlacak. Yahþi, “Eðer resmi arabulucu sürecinde de iþveren bu uzlaþmaz tutumuna devam ettiði takdirde Anayasal ve meþru bir hak olan Grev Hakkýmýzý kullanacaðýz” dedi. Basýn açýklamasýndan sonra Emeðe Ezgi’nin türküleriyle halaylar çekildi. Eylem sloganlarla sona erdi.
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
9
KESK’E SALDIRI HER YERDE PROTESTO EDÝLDÝ
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
sloganlar attý. Sümerbank önüne varýldýðýnda basýn açýklamasý yapýldý. Okunan açýklamada KESK’e yönelik saldýrýlarýn sonuç getirmeyeceðine, KESK’in mücadelesinin devam edeceðine vurgu yapýldý. KESK’in eyleminden sonra Samsun’da HDK heyetine dönük faþist saldýrýlarý protesto etmek için, HDK Ýzmir bileþenleri bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi.”HDK Heyetine Yapýlan Irkçý Saldýrýyý Lanetliyoruz” pankartýnýn açýldýðý basýn açýklamasýnda sýk sýk “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza” sloganlarý atýldý. Kýsa bir açýklama yapýlmasýnýn ardýndan eylem sona erdi. Yapýlan eylemlere Mücadele Birliði de destek verdi.
19 Þubat sabahý “DHKP-C operasyonu” adý altýnda Kamu Emekçileri Sendikalarý Konfederasyonuna baðlý sendika yöneticileri ve üyelerine yapýlan baskýnlarda toplam 164 kiþi gözaltýna alýndý. Akþam saatlerinde de Taksim’de bir araya gelen KESK’e baðlý sendikalar ve kitle örgütleri, yapýlan operasyonu protesto etti. Mücadele Birliði Platformu’nun da destek verdiði eylemde Taksim Meydaný’ndan Galatasaray Lisesi’ne kadar sloganlarla yüründü. Eyleme binin üzerinde kiþi katýldý. Galatasaray Lisesi önünde basýn açýklamasýný okuyan KESK Dönem yürütmesinden Arzu Erdoðan, AKP’nin “ileri demokrasisinin” her gün gözaltý ve tutuklama furyasý ile devam ettiðini altýný çizdi; “Her zaman söylüyoruz, görmeyen gözlere, duymayan kulaklara, yazmayan kalemlere inat bir daha ifade ediyoruz. Bizler, bu topraklarda gerçek bir demokrasi için mücadele etmenin zor, bedelinin de aðýr olduðunu biliyoruz. Ancak ‘hak verilmez mücadeleyle alýnýr’ þiarýný ilke edinen, baskýlara mücadeleyi daha da yükselterek cevap veren, ‘acýyý bal eyledik’ diyen bir gelenekten gelen KESK asla yýlmayacaktýr.” dedi. Ardýndan KESK MYK üyesi Ali Kýlýç “Arkadaþlarýmýzý yanýmýzdan, eþlerinden, çocuklarýndan aldýnýz bu bize dert oldu, ama KESK’i susturamayacaksýnýz, yýldýramayacaksýnýz buda size dert olsun” dedi. Ýzmir’de Protesto Saldýrý, Ýzmir’de KESK tarafýndan yapýlan basýn açýklamasýyla protesto edildi. Konak YKM önünde toplanan KESK’li emekçiler ve demokratik kitle örgütleri Konak Sümerbank önüne doðru yürüdü. KESK logosu taþýyan kitle sýk sýk
10
Baský Gözaltý Ve Tutuklamalar Bizi Yýldýramaz Gözaltý saldýrýlarýndan biri de Tekirdað’da yaþandý. Eðitim Sen Tekirdað Þube baþkaný Erdal KORKMAZ’ýn evine sabah 06.00 sularýnda Ýstanbul ve Tekirdað polisleri tarafýndan baskýn düzenlendi. Yaklaþýk 3 saat süren ev aramasýnda müzik CD’leri, bilgisayar, kitap, fotoðraf makinesi gibi malzemelere el konuldu. Ev aramasýndan sonra Tekirdað Endüstri Teknik Lise ve Endüstri Meslek Lisesinde Felsefe Öðretmenliði yapan Erdal KORKMAZ’ýn olmayan dolabýný aramak üzerine okuluna gidildi. Erdal KORKMAZ ve gözaltýna alýnan diðer emekçilere karþý yapýlan gözaltýlarý protesto etmek için Eðitim Sen Tekirdað Þubesi önünde saat 17.10’da toplanýlarak bir yürüyüþ düzenlendi. Yürüyüþ boyunca “Erdal KORKMAZ Onurumuzdur”, “Faþizme Karþý Mücadeleye”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Gözaltýlar, Tutuklamalar, Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. Yürüyüþün sonunda Tuðlalý Park’ta saðanak yaðmura raðmen yaklaþýk 500 kiþinin katýldýðý bir basýn açýklamasý yapýldý. Yapýlan açýklamada, devrimci emekçilere yapýlan bu baskýlarýn KESK’i hiç bir zaman durduramadýðýna, aksine daha da güçlendirdiðine dikkat çekildi. Toplumun bütün kesimlerinin türlü bahanelerle zindanlara atýldýðýna, ancak devrimcileri bu yapýlanlarýn yýldýrmayacaðýna vurgu yapýldý. Yapýlan bu faþist baský ve gözaltýlara karþý mücadelenin daha da yükseltileceði söylendikten sonra, Erdal KORKMAZ’ýn arama sýrasýnda arkadaþlarý aracýlýðý ile ilettiði “Ben çok iyiyim. Hepinizi Çok Seviyorum”
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
mesajý büyük bir coþkuyla alkýþlanarak ve sloganlarla karþýlandý. Burada basýna Basýn açýklamasý herkese teþekkür konuþmasý ile sonlandýrýldý. açýklama yapan KESK Merkez YüSusmayacaðýz! rütme Kurulu üyesi Antep’te de 19 Þubat günü yaþanan gözaltýlarý protesto et- Ali Kýlýç, “Kendinmek için saat 16.30’da Yeþilsu Meydanýnda KESK tarafýndan bir den olmayan herkebasýn açýklamasý gerçekleþtirildi. se kin duyanlarýn “Gözaltýlar, Tutuklamalar, Baskýlar Bizi Yýldýramaz! KESK yarattýðý öfke dalgaÞubeler Platformu” pankartý açan emekçiler “Gözaltýlar, Tutuk- larý kabarmaya delamalar, Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Yaþasýn Onurlu Mücadele- vam ediyor” miz” sloganlarý attý. Sloganlarýn ardýndan KESK dönem Sözcüsü diyerek, gözaltý ve tutuklamalarla emek ve demokrasi güçlerinin Ömer Faruk Koç basýn açýklamasýný okudu. mücadelesini boðmak istediklerini belirtti. Bu saldýrýlarýn “KESK olarak, ne zaman haklarýmýzý, özgürlüklerimizi yok KESK’i onurlu mücadelesinden asla vazgeçiremeyeceðini söysayan düzenlemelere, saldýrýlara karþý emek ve demokrasi müca- ledi. Daha sonra sorgulama süreci baþladý. Savcýlýk ve Nöbetçi delemizi yükseltsek, karþýmýzda korku imparatorluðunun mimarý AKP’yi buluyoruz. Bu sabah gerçekleþtirilen operasyonun Mahkeme sorgulamalarýnda sürekli sloganlar atýldý. Tiyatro gösKESK olarak ülke genelinde baþlattýðýmýz örgütlenme kampan- terimi yapýldý ve halaylar çekildi. Savcýlýk soruþturmasý saat 18.00 gibi bitti. 3 kiþi savcýlýkça yasýnýn birinci gününe denk gelmesi kesinlikle tesadüf deðildir... Diðer taraftan son dönemde örneklerini sýkça görmeye baþladý- serbest býrakýlýrken, 21 kiþi tutuklanma talebiyle nöbetçi mahkeðýmýz bu tür ope- meye sevk edildi. Nöbetçi mahkeme sorgulamasý ertesi gün sabah saat 05.00 r a s y o n l a r, gi bi biterken 9 kiþi tutuksuz yargýlanmak üzere serbest kalýrken, baskýnlar demokratikleþme söy- 12 kiþi tutuklanarak Kandýra cezaevine sevk edildi. Adliye önünlemlerinin de, de toplanan emekçiler sloganlar atarak arkadaþlarýný uðurladý. hazýrlandýðý söyTekirdað’da Yürüyüþ Ve Basýn Açýklamasý lenen ‘yargý paTe kir dað KESK Þubesi tutuklamalarla ilgili olarak 24 Þubat ketlerinin’ de kof bir iddiadan iba- 2013 tarihinde Sendika Lokali önünde toplanarak yürüyüþ düret olduðunu gös- zenledi. Tutuklananlar arasýnda Eðitim Sen Tekirdað Þube Baþt e r m e k t e d i r ” kaný Erdal KORKMAZ’ýn bulunmasý nedeniyle yürüyüþ coþkulu denilen açýklama- baþladý. da Sinop ve Samsun’da BDP’li milletvekillerine yönelik saldýrýSaat 14.00’de basýn açýklamasýnýn yapýlacaðý Tuðlalý (Zülar da kýnanarak açýklama sonlandýrýldý. beyde Haným) Parkýna gelindi. Basýn açýklamasýný Eðitim Sen Þube Sekreteri Behçet ATLI yaptý. ATLI açýklamasýnda gözaltý “KESK’li Tutsaklar Serbest Býrakýlsýn!” sürecine deðinerek, “Amaç ve hedef açýktýr. Sendikal faaliyetleKESK Ýstanbul Þubeler Platformu üyeleri 21 Þubat günü rimizi ‘suç’ olarak gösteren hukuktan yoksun iddianamelerle topÇaðlayan Adliyesi önünde gözaltýna alýnan arkadaþlarýnýn ser- lam 59 yönetici ve üyemizi demir parmaklýklar ardýnda tutanlar best býrakýlmasý için basýn açýklamasý yaparak arkadaþlarýnýn sav- düðmeye bir kez daha basmýþtýr. Kim ne derse desin, hangi yacýlýktaki ifade iþlemleri tamamlayýncaya kadar adliye önündeki lana inanmak isterse istesin, gerçek gün gibi ortadadýr. Bu opebekleyiþlerini sürdürdü. rasyonlarýn tek bir adý vardýr. O da ‘Emek ve Demokrasi KESK üyelerinin “KESK Susmadý Susmayacak” yazýlý pan- Güçlerini Sindirme’ operasyonlarýdýr. Diyerek basýn açýklamasýkart açtýklarý eylemde basýn açýklamasýný Eðitim-Sen 4 Nolu Þu- ný, Biz çocuklarýmýza onurlu bir gelecek býrakmak için söz verbe Baþkaný Arzu Erdoðan okudu. dik. Gözaltýna alýnsak da, tutuklansak da, sürgüne gönderilsek de 28 ilde gerçekleþtirilen operasyonlarda, aralarýnda KESK E- mücadelemize devam edeceðiz. Tutuklu bulunan 59 arkadaþýmýz ðitim ve Örgütlenme Sekreteri Akman Þimþek ve eþi Mehtap ve gözaltýnda tutulan arkadaþlarýmýz onurumuzdur. Biz onuruÞimþek’in de bulunduðu çok sayýda üye ve yöneticilerinin gö- muza sahip çýkacazaltýna alýndýðýný, KESK Genel Merkezi ve sendika þubelerinin ðýmýza söz verdik, arandýðýný belirten Erdoðan, AKP’nin kendisine muhalefet eden sözümüzü tutacaðýz” herkesi bazen varlýk nedenlerini oluþturan en doðal eylem ve et- sözleriyle sonlandýrkinliklerini suç sayarak bazen de suç yaratarak itibarsýzlaþtýrma dý. konusunda ustalaþtýðýný söyledi. Daha sonra slo22 Þubat’ta yapýlan sorgulamalara ise Tekirdað, Edirne, ganlar atýlarak mecKýrklareli ve Çanakkale’den emekçiler getirilmiþti. Kamu Emek- lis toplantýsý için çileri, gözaltýndaki arkadaþlarýnýn adliyeye getirileceði saat olan sendika lokaline gi11.00’den itibaren sloganlarla beklemeye baþladý. dildi. 230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
11
DEVRÝM SÜRECÝN Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
S
Kürt ulusunun kendi kaderini
tayin hakký bir demokrasi, halk
demokrasisi meselesidir, yani bir
devrim sorunudur. Çünkü devlet
kurma hakký da içinde olmak
üzere,
Kürt
ulusuna
kaderini tayin etme tanýmak,
bu
yaratmak,
tekelci
kendi
hakkýný hakkýn
kullanýlabileceði özgür koþullarý egemenlik
altýnda, pratik olarak, söz konusu
deðildir 12
adece Kürt halkýnýn özgürlük savaþý deðil ama emekçi sýnýflarýn tekelci egemenliðe karþý savaþý da Türkiye’yi yeni bir dönemin eþiðine getirmiþ bulunuyor. Yeni dönemin temel özelliði, tekelci burjuva egemenliðin ve onun politik zor aygýtýnýn birleþik devrim karþýsýnda var olan durumunu daha fazla koruyamayacak kadar, duvara dayanmýþ olmasýdýr. Tekelci sermaye sýnýfý, olduðu biçimiyle egemenliðini artýk daha fazla yürütemez halde. Geçtiðimiz haftalarda süren “Ýmralý’ya kim gidecek” tartýþmalarý arasýnda Meclis Baþkaný, Cemil Çiçek, çocukluk adýyla Efendi Çiçek, bu durumu, yani tekelci sermaye sýnýfýnýn, devletin ve hükümetin düþtüðü durumu “biz bu sorunu çözmek zorundayýz” sözleriyle ifade etmiþti. Tekelci Mustafa Koç da, “silahla kazanamadýðýmýz ortaya çýktý, diyalog yoluna gitmeliyiz” mealli bir açýklamayý yine geçtiðimiz haftalarda yapmýþtý. Buraya kadar söylenenlerden hemen kýsa ama çarpýcý birkaç sonuç çýkarabiliriz. 1) Devletin Kürt halkýna ve emekçi sýnýflara karþý yürüttüðü iç savaþý salt askeri yöntemlerle kazanamayacaðý, itiraf boyutunda ortaya çýkmýþtýr. 2) Þimdi UKH ile “uzlaþma” arayýþý içinde olmasý bir zorunluluktan kaynaklanýyor. 3) Bu “uzlaþma” arayýþý R.T Erdoðan, AKP ya da hükümete münhasýr bir politika deðil ama arkasýnda tekelci sermaye sýnýfý ile emperyalist devletlerin de olduðu bir politikanýn yüzeye vurumudur. 4) Dolayýsýyla tekelci sermaye sýnýfý adýna hükümeti, onun baþý olarak R.T Erdoðan’ý bu noktaya sürükleyen koþullarý seçimi kazanma isteði, baþkanlýk sistemini getirme arzusu, ihtirasý gibi kiþisel saiklerle açýklamaya çalýþmak tam bir dar görüþlülüktür. 5) Bütün bunlarýn arkasýnda birleþik devrimin gücü ve geliþmesi olduðu net biçimde ortaya çýkmýþtýr. Görmek ve anlamak istemeyenlere bir kez daha söylemekte yarar var: Devrim günceldir. Bu gerçeði tekelci ser230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
maye sýnýfýnýn, hükümetin/devletin panik ve korkuyla attýðý adýmlara bakarak da görmek mümkün.
Yeni Dönemin Çizgileri Yeni bir dönemden söz ediliyorsa bu dönemi belli eden çizgilerin, olgularýn da olmasý gerek. Þimdi onlarý ortaya koyup ele almanýn zamaný. Sözünü ettiðimiz “yeni” dönemi önceki dönemden ayýran belirgin çizgi hükümetin/devletin atmaya çalýþtýðý yeni adýmlardýr. Bu adýmlarýn Türkiye’de yeni bir sürecin baþlangýcý olacaðýndan kimsenin kuþkusu yok. Sonda söylenmesi gerekeni baþta söyleyelim. Mustafa Koç, tekelci sermaye sýnýfý adýna konuþtuðundan kuþku duyulmayacak bu þahýs, Kürt halkýna karþý verilen savaþý askeri yöntemlere kazanamayacaklarýnýn ortaya çýktýðýný söylerken aslýnda baþka bir noktaya da iþaret etmiþ oldu: Savaþýn baþka yollarla, zor yöntemlerinin yaný sýra politik çevirme, aldatma, boþ vaatlerle kandýrma gibi yöntemlerin de kullanýldýðý yollarla kazanýlmasý. Þimdi bu noktadayýz. Tekelci sermaye sýnýfý, devletin üzerine oturduðu ve bu güne deðin hiçbir hükümetin dokunmaya yeltenmediði temel taþlarý yerinden oynatma pahasýna, politik çevirme ve vaatlerle aldatma politikasýný gündeme taþýmýþtýr. Yeni Anayasa ve bu Anayasa’da egemen/ezen ulusun konumunu farklýlaþtýracak ifadelerin, kâðýt üzerinde de olsa, yer alacaðý vaadi bu iþin baþýnda geliyor. Bu, “yeni” dönemin en belirgin çizgisi olarak karþýmýza çýkýyor. Burada bir parantez açarak devam istiyoruz. Elbette biz, büyük ve önemli toplumsal sorunlarýn çözümünün zor yöntemleriyle, güç iliþkilerine baðlý olarak çözülebileceðini, “Anayasa” gibi yazýlý metinlerin ancak güçlü olanýn zafer kazandýktan sonra zaferini pekiþtiren ve yenenin deðil yenilenin, maðlup olanýn uymakla yükümlü olduðu bir metin olduðunu bili-
NDE YENÝ DÖNEM Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
yoruz. Bununla birlikte, ezen ulusun, kendi konumunu pekiþtiren bir metni ezilen ulus lehine deðiþtirme sözü vermiþ olmasý, sözünde durmayacak bile olsa, onun bir devrimden, egemenliðinin yýkýlmasýndan nasýl bir korku duyduðunun, nasýl bir devrim baskýsý altýnda olduðunun güçlü göstergesidir. Devam edelim. Türkiye, Türk ulusunun ezen ulus olduðunun kabulü üzerine þekillenmiþ bir devlettir. Meclis Baþkaný Cemil Çiçek’in olsun, tekelci sýnýfýn simgesi Mustafa Koç’un olsun ya da düzenin tekil kadrolarýnýn olsun itiraf etmek durumunda kaldýklarý devrimin güçlü baskýsý, egemen sýnýfý, þimdi devletin üzerinde þekillendiði bu temeli az-çok deðiþtirmek, taþlarý yerinden oynatmak zorunda kalma noktasýna getirmiþtir. Hükümet/devlet PKK ile görüþme masasýna oturarak egemen ideolojide temel temalardan biri olan “bir çakýl taþ vermem” ya da “terör örgütleriyle masaya oturmam” edebiyatýna kendi eliyle son vermiþ oldu. Yine Türkiye devletinin üzerinde yükseldiði, üzerinde oturduðu temel taþlardan biri olan ve diðer tüm ulus ve ulusal topluluklarýn inkârýna, asimilasyonuna dayanan “tek ulus” ideolojisi yýkýlmýþtýr. Devlet/hükümet, Türkiye’de tek deðil birden fazla ulusun ve ulusal topluluðun olduðunu kabul ve ilan etmiþtir. Bu ilan ve kabul, “Yeni” dönemin bir baþka temel çizgisi olarak karþýmýzda artýk. Bunun, bu güne kadar, karþý devrimin “tek ulus” þovenizmi ile zehirlenmiþ kitle tabaný üzerinde yýkýcý, daðýtýcý bir etki yaratacaðý kuþkusuzdur. Devlet ve hükümetin karþý devrimin kitle temelinin nispeten güçlü olduðu bölgelere “ikna” turlarý düzenlemeye baþlamýþ olmalarý onlarýn da bu etkinin farkýnda olduklarýnýn kanýtý. Ama elden ne gelir! Devrimin geliþimini engellemek için bu adýmý atmaya mecburlardý. Attýklarý adýmýn sonuçlarýndan kaçýnamazlar. Karþý-devrim cephesinin kitle tabaný-
ný bekleyen bu yeni sürecin sýnýf mücadelesi üzerindeki etkisini görmek için sermaye sýnýfýnýn devrim karþýsýnda zor durumlara düþtüðü her defasýnda bu kitleyi harekete geçirdiðini hatýrlamak yeter. Ezen ulus þovenizmi ile zehirlenmiþ, sayýsý azýmsanmayacak bu kitlenin önemli bir kýsmýnýn nasýl aldatýldýðýný anlamasý uzun zaman almayacak. Böylece karþý-devrim cephesi, birleþik devrime karþý önlem alayým derken önemli silahlarýndan birini kendi eliyle tahrip etmeye baþladý bile.
Ulusal Sorunun Çözümü Bütün bunlarla birlikte, sermaye sýnýfý yine de ulusal sorunu, somut adýyla, “Kürt sorunu”nu çözmüþ olmayacak. “Kürt Sorunu” her þeyden önce “Kürdistan” sorunudur ve bu sorunun çözümü yine her þeyden önce ezen-ezilen ulus iliþkisine son verilmesini ve Kürt ulusunun kendi kaderini özgürce tayin hakkýnýn tanýnmasýný; bunun için gerekli koþullarýn yaratýlmasýný gerektirir. Tekelci sermaye sýnýfý Türk ulusunun ezen ulus konumuna son vermek bir yana, çeþitli düzenlemeler yaparak bu konumu pekiþtirmeye çalýþýyor. Deniz Baykal, “egemenliðin paylaþýlmasý asla söz konusu edilemez” sözleriyle aslýnda Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýnýn tanýnmasý diye bir durumun söz konusu olmadýðýný ortaya koydu. Denebilir ki devletin bu kadim adamýnýn sözlerinin bir ehemmiyeti yok. Olmayabilir de. Ama biz, ne hükümetin ne de devletin Kürt ulusuna kendi kaderini tayin hakkýný tanýyacaðýný biliyoruz. Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakký bir demokrasi, halk demokrasisi meselesidir, yani bir devrim sorunudur. Çünkü devlet kurma hakký da içinde olmak üzere, Kürt ulusuna kendi kaderini tayin etme hakkýný tanýmak, bu hakkýn kullanýlabileceði özgür koþullarý yaratmak, tekelci egemenlik altýnda, pratik olarak, söz konusu deðildir. 230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
Dolayýsýyla, bu hakkýn kullanýlmasý ancak tekelci egemenlik yýkýldýktan sonra mümkün olabilir. Devlet/hükümetin politikasýnýn temeli ise birleþik devrimin baskýsýndan kurtulmak üzere, Kürt halkýný mümkün olabilecek en az taviz ya da önemsiz “reform”la “yatýþtýrmak, sokaktan geri çekmek, gerilla mücadelesini bitirmektir. Devlet ve hükümetin açýkça ifade ettiði bu amacý görmek için derin bir bilgiye gerek yok. Hükümet, UKH ile girdiði pazarlýðý Öcalan’a televizyon verme gibi komikten de öte bir tartýþmaya çekerek nasýl bir yol izleyeceðinin iþaretlerini çoktan verdi bile. Buradan çýkarýlmasý gereken bazý sonuçlara hemen iþaret edelim. Birincisi, Hükümet/devlet PKK ile bir “çözüm” üzerinde uzlaþsalar bile, bu ulusal sorunun çözümü olmayacak. Ýkincisi, birinci noktanýn devamý olarak, demek ki, Kürt halkýnýn özgürlük hakký için savaþýmý farklý koþullarda ve farklý biçimlerde de olsa, ortadan kalkmayacak, devam edecek. Üçüncü nokta, özgürlük hakký için mücadelesine devam edecek olan Kürt halký, birleþik devrimin önemli bir gücü, önemli bir bileþeni olma halini sürdürecek. Ve en sonu, her büyük toplumsal sorun gibi, “Kürt sorunu” olarak Kürdistan sorunu da zora, güce baðlý olarak çözülecektir. Hükümetin/devletin “terörist” dediði PKK ile görüþme masasýna oturmasý demokratikleþme amacýndan dolayý deðil. Sermaye sýnýfýnýn ne böyle bir amacý ne de hedefi var. Onlarýn amacý birleþik devrimin baskýsýndan kurtularak nefes alabilecekleri, toparlanabilecekleri, güçlerini yeniden düzenleyebilecekleri zamaný kazanmaktýr. Fakat birleþik devrimin güçlü baskýsý, bunlarý yapabilmeleri için bile onlarý devletin üzerinde oturduðu taþlarý, üzerinde yükseldiði temeli yerinden oynatmak zorunda býraktý. Geri dönüþü olmayan bu yeni koþullarda devrim, hedefine çok daha büyük bir hýzla ilerleyecektir.
13
Sokaklar
SESÝMÝZE SES VERÝN
16 Þubat günü Galatasaray Lisesi’nde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 412. haftada, 18 yýldýr süren Rýdvan Karakoç’un dosyasýný hatýrlattýlar. Karakoç’un abisi Hasan Karakoç, “Bizler birçok kayýp yakýnýndan daha þanslýyýz. Bizim bir çiçek býrakacaðýmýz bir mezar taþýmýz var. Ama bizim kadar þanslý olmayan, bir mezar taþý bile olmayan binlerce kayýp yakýný var. Devlet bizi bir mezar taþýna sahip olduðumuz için kendimizi þanslý hissettirecek duruma getirdi” diye konuþtu. Bu haftanýn basýn açýklamasýný 1995 yýlýnda Ýstanbul’da gözaltýna alýndýktan kaybedilen Fehmi Tosun’un kýzý Besna Tosun Koç okudu. 18 yýldýr Rýdvan Karakoç’un ölümünden sorumlu kiþilerin bulunup yargýlanmadýklarýný hatýrlatan Koç, o dönem yine gözaltýnda kaybedilen Hasan Ocak’ýn cenazesini arayan ailesinin, Beykoz Cumhuriyet Savcýlýðý’nda Karakoç’a ait iþkence görmüþ haldeki cenazesinin fotoðrafýnýn bulunduðunu, cenazenin kimsesizler mezarlýðýna gömüldüðünün ortaya çýktýðýný söyledi. Karakoç kaybolduðunda emniyet müdürünün Necdet Menzir, Emniyet Genel Müdürü’nün ise Mehmet Aðar olduðunu hatýrlattý ve sorumlular yargýlanmadan bu dosyalarýn kapanmayacaðýný sözlerine ekledi.
“Hepimizin Gözü Açýk Gittikten Sonra Mý Bulacaksýnýz” Cumartesi Anneleri 413. haftada Berfo Ana ve gözaltýnda kaybedilen Murat Yýldýz için bir araya geldiler. Murat daha 20 yaþýndaydý. Sivil polisle-
rin de bulunduðu bir kafeteryada çýkan tartýþmada silahla havaya ateþ etti, bu nedenle polis tarafýndan karakola çaðrýldý. 23 Þubat 1995 günü annesi Hanife Yýldýz avukatýyla birlikte tek çocuðu Murat’ý kendi elleriyle, Ýzmir Bornova Özkanlar Asayiþ Þubesi’nde Komiser Ramazan Kaya ile polis memuru Tahir Þerbetçi’ye teslim etti. Bu Hanife Yýldýz’ýn oðlunu son görüþü oldu. Polisler Murat’ýn Ýstanbul’a götürülürken gece saat 22.00’de feribottan atlayýp yüzerek kaçtýðýný söylediler. Hanife Yýldýz tüm yasal yollara baþvurmasýna raðmen 18 yýldýr hiçbir geliþme olmadý. Eylemde ilk sözü alan Berfo Ana’nýn torunu Gökmen Gülmez, “Dedemiz gibi nenemiz de gözleri açýk gitti. Nenemin son sözü ‘Çocuðumu alanlara hakkýmý helal etmiyorum’ oldu. Biz de hakkýmýzý hiçbir þekilde helal etmiyoruz” dedi. Gülmez, “Devlet zahmet etmesin. Onun görevini biz yerine getireceðiz. Halk olarak biz bulduk diyeceðiz’’ þeklinde konuþtu. 1993 yýlýnda gözaltýnda kaybedilen Hüseyin Taþkaya’nýn eþi Sultan Taþkaya, “Hepimizin gözü açýk gittikten sonra mý
E V Ý MÝ Z Ý Y I K AN E L L E R Ý K I RA C A Ð I Z!
18 Þubat günü saat 16.00 civarýnda Ýzmir’in Bayraklý ilçesinin Gümüþpala Mahallesi’nde yýkýmlara karþý bir yürüyüþ gerçekleþtirildi. 2012 Aralýk ayýnda Gümüþpala Mahallesi’nde birçok eve yýkým kâðýtlarý gitmiþti. 15 Ocak itibari ile ev tespitleri için görevliler mahalleye gelip gitmeye baþlamýþlardý. Bu hafta Gümüþpala Pazar yeri yakýnlarýnda, yýkýmlara baþlanacaðý söylenmiþti. 18 Þubat günü Pazar yeri önüne bir yürüyüþ planlayan Gümüþpala halký, Pazar yerindeki iþ makinelerinin önüne yürüdü. Ýþ makinelerinin önüne çevik kuvvet polisleri barikat kurunca, halk da oturma eylemi yaptý. Yaklaþýk yarým saat oturduktan sonra, iþ makinelerinin bölgeyi terk etmesi üzerine eylem son buldu.
14
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
bulacaksýnýz” diye sorarak, Berfo Ana gibi ölene dek mücadele edeceklerini belirtti. Geçen hafta da babasýný kaybeden 1980 yýlýnda gözaltýnda kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeþi Ýkbal Eren de, “Bu hafta da bir yýldýz kaydý. Berfo Ana 33 yýlýný Cemil’i arayarak geçirdi. Devleti yönetenlerden hesap sordu hep. Ne sözler tutuldu ne de sorulan hesaplar verildi. Berfo Ana umarým bütün kayýplarýn bulunmasý için milat olur” dedi. Murat Yýldýz’ýn annesi Hanife Yýldýz, Berfo Ananýn gözleri açýk gittiðini söyleyerek, son kemik bulunana kadar mücadelelerine devam edeceklerini belirtti. Ýnsanlarý kendilerine destek olmaya çaðýran Yýldýz, “Gelin sesimize ses verin, Burada yanan ateþimize bir damla olun” dedikten sonra fenalaþtý. Yýldýz’a eylemde bulunan bir doktor ilk müdahaleyi yaptý. Bu haftanýn açýklamasýný 1980 yýlýnda kaybedilen Hayrettin Eren’in yeðeni Setenay Yarýcý okudu. Murat Yýldýz’ýn bugün ölüm yýldönümü olduðunu hatýrlatan Yarýcý, “Hanife Yýldýz 18 yýldýr oðlunun kemiklerini aradý. Kendi eliyle teslim ettiði oðlunu devletten istiyor. Murat’ýn gözaltýnda kaybedilmesinde baþta Komiser Ramazan Kaya ve Tahir Þerbetçi olmak üzere Ýzmir Emniyet Müdürü Kemal Yazýcýoðlu, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aðar, Ýzmir Valisi Kutlu Aktaþ sorumludur. Murat’ýn akýbeti hakkýnda tanýklýðý olanlara sesleniyoruz, gerçekleri gizlemeyin. Murat’a ulaþabilmemiz için gerçek adaletin yerini bulmasý için bildiklerinizi anlatýn” dedi.
Eylem boyunca sýk sýk “Evimizi Yýkan Elleri Kýracaðýz”, “Yaþama Hakkýmýz Engellenemez”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza” sloganlarý atýldý. Mahalle adýna konuþan Mahalle Muhtarý Azasý “Bu mahalle on yýllardýr var. Bugün bizim evlerimizle beraber bu mahalleyi, bu mahallenin kültürünü de yok etmeye çalýþýyorlar. Seçim dönemi herkese arsa daðýtan belediye, bugün gelmiþ bizim yaþam alanlarýmýza saldýrýyor. Þimdi kalkmýþ diyorlar ki bizim görevimiz bu. Eðer sizin göreviniz bizi ölüme terk etmekse, bizim de görevimiz evimizi, ailemizi, çocuklarýmý korumaktýr. Siz bu makineleri alýp gitmeyene kadar biz de bu sokaklardan gitmeyeceðiz” dedi. Eyleme Mücadele Birliði Platformu ye 9 Eylül Üniversitesi Yerel Yönetim Öðrencileri destek verdi… Ýzmir Mücadele Birliði Platformu
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
HAYDARPAÞA TRENSÝZ, VAPURSUZ KALMAYACAK!
Haydarpaþa Garý’nýn iþlevsizleþtirilmesi amacýyla hýzlý tren ve Marmaray proje çalýþmalarýnýn gerekçe gösterilerek anahat tren seferlerinin sonlandýrýlmasýnýn üzerinden geçen bir yýlda gar önünde devam eden protesto eylemlerinin bir devamý olarak 20 Þubat tarihinde saat 19.00 da Kadýköy’den Haydarpaþa Gar’ýna geniþ katýlýmlý ve meþaleli bir yürüyüþ gerçekleþtirildi. Eylem Haydarpaþa Gar Dönüþüm Planýna Kadýköy Belediyesi aracýlýðý ile 15.000 imzayla yapýlan itirazýn ÝBB tarafýndan reddedilmesi haberinin basýnda yer almasýyla ayný güne denk geldi. Haydarpaþa Dayanýþmasý tarafýndan uzun süredir duyurusu yapýlmakta olan eyleme bir çok kurum, siyasal yapý ve meslek örgütlerinden katýlým saðlandý. “Haydarpaþa Dayanýþmasý” pankartýn arkasýnda toplanan kitle Haydarpaþa Gar merdivenlerini ve önündeki yolu dolduruyordu. Okunan basýn açýklamasýnda “Her bakýmdan gelinen bu kritik aþamada Haydarpaþa Dayanýþmasý olarak, yaðmaya karþý mücadelemizin 9.yýlý, Pazar Nöbetimizin 1. Yýlý ve Perþembe Buluþmalarýmýzýn 35.haftasýnda Haydarpaþa ve çevresini bütün deðerleriyle birlikte savunmaya kararlý olduðumuzu bir kez daha yineliyoruz” diyen Kurtuldu, “Tarihi Haydarpaþa Garý önünde duyarlý yurttaþlar, Kadýköylüler, Üsküdarlýlar, Istanbullular olarak ‘talana ve rantiyeye’ geçit vermeyeceðimizi bir kez daha ilan ediyoruz ! Haydarpaþa halkýndýr, halkýn kalacak!” dedi. Ardýndan Ataol Berhamoðlu, “Haydarpaþa Garý ile birçok aným var ancak nostaljik bir konuþma yapmak istemiyorum. Haydarpaþa Garý’ný sattýrmayacaðýz. Onlar kendi ruhlarýný sattýrabilirler ama biz ülkemizi sattýrmayacaðýz. Ýstanbul denince akla Haydarpaþa gelir” dedi ve “Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum” adlý þiirini okudu. Bilgesu Erenus gitarýyla gelerek, kitleyle birlikte türküler söyledi. Ýsmail Hakký Demircioðlu da baðlamasýyla türküler seslendirdi. Brüksel’de Haydarpaþa Garý’ný sahiplenmek için gündüz saatlerinde yapýlan eylemin fotoðraflarý da sinevizyonla katýlýmcýlara izlettirildi.
Sokaklar
SÝRKECÝ GAR KALACAK TRENLER KALKACAK!
Sirkeci Garý’nýn Kentsel Dönüþüm Planý ve Mar-
maray Projesi kapsamýnda yapýlacak düzenlemelerle gar olarak kullanýlmasýna son verilmek istenmesi Toplum Kent Ve Çevre Ýçin Haydarpaþa Dayanýþmasý grubu tarafýndan protesto edildi. 12 Þubat Salý günü saat 12.00’de Sirkeci Garý içinde “Haydarpaþa Dayanýþmasý” pankartý ve Sirkeci Garý’nýn yalnýzlaþtýrýlýp iþlevsizleþtirilmek istenmesini protesto eden dövizlerle yürüyüþe geçen kitle sloganlar atarak Sirkeci Garý önünde basýn açýklamasý yaptý. Açýklamayý Toplum Kent ve Çevre Ýçin Haydarpaþa Dayanýþmasý, TMMOB Mimarlar Odasý Ýstanbul Büyükkent Þubesi ve BTS Ýstanbul 1 Nolu Þube adýna Mithat Ercan ve Hasan Bektaþ yaptýlar. 54 hafta boyunca her Pazar 13.00-14.00 saatleri arasýnda Haydarpaþa Garý Merdivenleri’nde nöbet tutulduðu; 33 haftadýr da Perþembe günleri 20.00-21.00 saatleri arasýnda ise sanatsal içerikli etkinlik ve eylemler yapýldýðý anlatýlan açýklamada, kamu yararýna yönelik ciddi tehlikeler barýndýran yaðma projesinin gerçekleþmesi halinde, kentin doðal çevresi, sosyal yapýsý, tarihi ve fiziksel dokusunda geri dönülmez hasarlar meydana geleceðine dikkat çekilerek kamuoyunun bu konuda verilen mücadeleye destek vermesi istendi.
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
15
Sokaklar
ULUSLARARASI KOMPLO 14 YAÞINDA
BDP ve Kürt halký 15 Þubat tarihinde Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’a yapýlan uluslararasý komplonun yýldönümü vesilesi ile Ýzmir’de saat 14.00’da Konak Basmane Meydaný’nda bir araya geldiler. Polisin yürütmeme kararý üzerine Kürt halký Basmane Meydaný’nda sýk sýk sloganlar atýp Kürtçe marþlar söyledi. Eylem yeri polis bariyerleri ile çevrilmiþti. Ýnsanlarýn polis arama noktalarýndan geçerek gelebildikleri eylemde sýk sýk “Sakine Yoldaþ Ölümsüzdür”, “Biji Azadi”, “Diþe Diþ Kana Kan Seninleyiz Öcalan”, “Dýsa Dýsa Serhýldan Serokeme Öcalan”, “Rojava Halký Yalnýz Deðildir”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Kadýný Yaratan Öcalana Bin Selam”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Vur Gerilla Vur Kürdistaný Kur” sloganlarý atýldý. Eylemin sonlarýna doðru kitle yürümek için polis bariyerlerine yöneldi. Bunun üzerine BDP ve polis arasýnda geçen görüþme sonucunda yalnýzca BDP il binasýna yüründü. Polisin geniþ güvenlik önlemleri aldýðý basýn açýklanmasýnda, “Kürt halk önderi Sayýn Abdullah Öcalan’ýn þahsýnda Kürt halkýna yönelik gerçekleþtirilen 15 Þubat uluslararasý komplonun 14. yýlýna girdik. Bu komplonun amacý Kürt halkýnýn mücadelesini engellemektir. Ama bu 14 yýllýk zaman dilimine baktýðýmýzda bugün Kürt halký daha örgütlü ve daha büyümüþ býrakalým tasfiye olmayý çözümü dayatýr boyutlara gelmiþtir. O karanlýk ve belirsiz günlerden bugün önünü gören ve kendisine daha fazla güveni artmýþ bir halk gerçeði ortaya çýkmýþtýr. Bu çerçevede on bine yakýn insan KCK adý altýnda tutuklandý, baský gördü. Son olarak 15 Þubat uluslararasý komployu lanetliyor yaþasýn halklarýn kardeþliði diyoruz” denildi. Mücadele Birliði Platformu’nun da katýldýðý eylem, açýklamanýn ardýndan yapýlan yürüyüþle sona erdi. Mücadele Birliði / Ýzmir
16
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
ANADÝLÝNDE EÐÝTÝM HAKKINI SAVUNUYORUZ
21 Þubat Dünya Anadil gününde Eðitim Sen ve Kurdi Der saat 17.45’de Yeþilsu Meydaný’nda bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Antep Eðitim Sen Þubesi adýna Ýrfan Okur’un yaptýðý açýklamada “UNESCO verilerine göre dünya üzerinde üç bine yakýn dil yok olma tehlikesiyle karþý karþýyadýr. Ülkemizde yok olma tehlikesiyle karþý karþýya olan dil sayýsýnýn da 18 olduðu tahmin edilmektedir. Dillerin ölümü, bugün insanlýðýn kültür hazinesi açýsýndan telafisi mümkün olmayacak önemli bir kayýptýr. .... Çocuklarýn kimliklerinin ve kiþiliklerinin bir parçasý olarak anadillerinin deðersizleþtirilmesi, özgüvenlerini ve özsaygýlarýný olumsuz etkiler. Bugün itibariyle anadilinde eðitime iliþkin yaygýn ve güçlü bir toplumsal talebin oluþmasý karþýsýnda AKP hükümeti, oyalamacý bir yaklaþýmla, okullara seçmeli anadili eðitimi dersi koymuþtur. Anadilinde eðitim talebine karþýlýk seçmeli ders yaklaþýmý, pek çok açýdan kabul edilemez bir yaklaþýmdýr. Çocuklarýn anadillerini okullarda seçmeli ders ile öðrenmelerini beklemek gerçekçi olmadýðý gibi yasak savýcý niteliktedir. Çocuklarýn zaten bildikleri anadillerini öðretecek (!) seçmeli derslere deðil, anadillerinde eðitim yapmaya, eðitimde anadillerine yer verilmesine, bütün dillere eþit deðer verilmesine ihtiyacý bulunmaktadýr. Bu nedenle biz sendika olarak, anadilinde eðitim konusunda bu oyalamacý yaklaþýmý doðru ve sorun çözücü bir yaklaþým olarak görmüyoruz. Olmasý gereken anadilinde eðitimin bir hak olduðunun açýkça kabul edilmesi ve bunun için gerekli altyapý çalýþmalarýna vakit geçirilmeden baþlanmasýdýr” dedi.
BMC ÝÞÇÝLERÝ YOLLARDA
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
BMC iþçileri aylýk biriken maaþlarýný alamadýklarý için yaptýklarý yol kapama vb. eylemlerinden sonra 18 Þubat günü Ýstanbul ve Ankara’ya yola çýktýlar. BMC, 2012 yýlý Mayýs ayýnda finansal kriz nedeniyle üretimini yavaþlattý. Ayný zamanda toplam 2500 çalýþanýný maaþlarýný ödemedi ve iþçileri ücretsiz izne çýkardý. Ýþçiler, Eylül ayýndan itibaren eylemlere baþladý. Ýþçilerin eylemleri sonucu Kasým ayýnda üretime yeniden baþlandý ve maaþlarýn bir kýsmý ödendi. Ocak 2013’den itibaren geri kalan alacaklarýn ve maaþ ödemelerinin düzenli bir þekilde yapýlacaðý sözü verildi, ancak 10 Ocak’ta yapýlmasý gereken ödeme gerçekleþmeyince iþçiler yeniden iþ býrakma eylemi yaptý. Verilen sözler tutulmayýnca, iþçiler 4 Þubat’ta fabrika önünde çadýr kurarak eyleme geçti. Bu þekilde de haklarýný alamayan iþçiler, Ankara ve Ýstanbul’a yürüme kararý aldý. 1600 BMC iþçisi, öðle saatlerinde Ýzmir’den yola çýktý. Manisa’ya varan iþçiler, geceyi burada geçirdi. Ýþçiler, 19 Þubat’ta Manisa’da basýn açýklamasý yaptýktan sonra 750’þer kiþilik olarak iki gruba ayrýlarak Ankara ve Ýstanbul’a yürüdü. 22 Þubat’ta Ankara’ya ulaþan iþçiler, otobüslerle Celal Bayar Bulvarý’na geldi. Burada kortej oluþturan iþçiler “BMC Bizimdir Bizim Kalacak”, “BMC Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganlarýyla Abdi Ýpekçi Parký’na yürüdü. Burada Türk-Metal Sendikasý baþkaný Pevrul Kavlak konuþma yaptý. Ýstanbul kolu, 22 Þubat’ta Levent’te bulunan Çukurova Holding önüne geldiler. Levent Metro istasyonunda bir araya gelen iþçileri, Tuzla’dan ve çevre illerden gelen metal iþçileri ve Mücadele Birliði Platformu, Deri Ýþ, Tez Koop Ýþ, Tekstil Ýþ ve bir emek örgütü temsil-
cileri karþýladý. Levent Metro istasyonundan Çukurova Holding önüne yürüyen iþçiler “BMC Ýþçilerinin Emek Yürüyüþü” pankartý açarak, “Karamehmet Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Direne Direne Kazanacaðýz” sloganlarý atýlar. Çukurova Holding etrafý çevik kuvvet ve polis ekipleri tarafýndan etten duvarla örülmüþtü. Holding önünde konuþma ya-
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
pan Türk Ýþ Bölge Teþkilatlandýrma Sekreteri Nazmi Irgat, “Ýzmir’den buraya geldiniz, çünkü çözümün adresi burasý, çünkü Çukurova Holding burada, bu kararýnýzý Türk Ýþ olarak destekliyoruz” diye konuþtu. Sendika temsilcilerinden Süleyman Yýldýrým da kýsa bir konuþma yaparak BMC’de 17 yýl boyunca çalýþtýðýný ve iþçilerin toplam alacaklarýnýn 10,1 trilyon olduðunu söyledi. BMC iþçileri biriken maaþ ve iþ haklarý için akþam 20.00’a kadar holding önünde olacaklarýný söyledikten sonra, her gün Çukurova Holding önünde eylemde olacaklarýný duyurdu. Ýþçiler sendika tesislerinde gecelediler. Ýþçiler protestolarýný sürdürürken, iþçilerin banka hesaplarýna alacaklarý karþýlýðý 1.500 TL yatýrýldý. Ancak iþçiler ve sendika temsilcileri tüm haklarýný alýncaya kadar orada olacaklarý konusunda ýsrarcýlar. 25 Þubat günü sendika yönetimi, Çukurova Holding önünde BMC iþçilerine bir açýklama yaptý. Türk Metal-Ýþ Genel Baþkaný Pevrul Kavlak, BMC iþçilerinin uzun bir yoldan iþlerine ve ekmeklerine sahip çýkmak için geldiklerini söyledi. Kriz bahanesiyle iþçilerin ücretleri ödemediðini, SGK primlerini yatýrmadýðýný belirten Kavlak, “Yaptýðýmýz görüþmelerin hiçbirinde BMC yönetimi, hiçbir sözünü tutmadý. Biz fedakarlýk yaptýk, onlar zengin oldu. Verdiðimiz mücadele sonunda bir aylýk maaþýmýzý yatýrmak zorunda kaldý” dedi. Ve 1 Mart’ta ücretlerin ödeneceðine dair söz verildiðini, o güne kadar Çukurova Holding önünden ayrýlmayacaklarýný belirtti. Ýþçiler, halaylarla bekleyiþlerini sürdürüyor.
17
Yeni Evrede
BÜRO EMEKÇÝLERÝ GREVE ÇIKIYOR
Sokaklar
Mücadele Birliði
14 Þubat günü Büro Emekçileri Sendikasý’nýn çaðrýsýyla adliye çalýþanlarý bir eylem yaptý. Dünyanýn en büyük adalet sarayý olan Ýstanbul Anadolu Adalet Sarayý C kapýsý önünde BES Ýstanbul 3 Nolu þube üyesi emekçiler coþkulu bir eylem gerçekleþtirdi. Basýn açýklamasýnda “Adalet Bakanlýðý’ndan taleplerimizin yanýnda tüm kamuoyu ve AKP iktidarýnýn bilmesini istiyoruz ki iþ güvencemizden asla ve asla vazgeçmeyeceðiz. performans uygulamalarýna boyun eðmeyeceðiz… rotasyon uygulamalarýna dur diyeceðiz!” dediler. BES Ýstanbul 3 Nolu Þube üyeleri 20 Þubat günü saat 11.00’de Bostancý Vergi Dairesi Kompleksinde çalýþan emekçilerle birlikte iþyerleri önünde yaptýklarý bir basýn açýklamasýyla 666 sayýlý Kanun Hükmünde Kararname ile yapýlan düzenlemeyi protesto ettiler. Basýn açýklamasýnda AKP Hükümeti’nin kamuda esnek, kuralsýz ve güvencesiz çalýþmayý hayata geçirirken, karþýsýna çýkacak her türlü direnci yok etmeye, toplumsal muhalefeti bastýrmaya çalýþtýðýný söyleyen emekçiler, “KESK’e dönük hükümetin bu saldýrýlarý bizleri mücadele etmekten bir an olsun alýkoyamayacak, milyonlarca kamu emekçisinin KESK çatýsý altýnda birleþmesinin önü alýnamayacaktýr. Asla yýlmayacak, mücadele arkadaþlarýmýza sahip çýkacak ve kazanýlmýþ haklarýmýzýn gasp edilmesine izin vermeyeceðiz. Taleplerimiz doðrultusunda mücadele etmeye devam edecek, 27 Þubat’ta BES olarak greve gidecek ve alanlara çýkacaðýz” dedi. BES üyeleri 27 Þubat tarihinde haklarýna sahip çýkmak için iþ býrakacaklarýný belirterek, basýn açýklamasýný sloganlarla bitirdiler. 21 Þubat günü Eminönü Vergi Dairesi önünde bir araya gelen Büro Emekçileri Sendikasý 2 nolu þube üyesi emekçiler, taleplerini içeren pankart açtýlar ve sýk sýk “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Direne Direne Kazanacaðýz” sloganlarý attýlar. KESK’li sendikacýlara son zamanlarda yapýlan operasyonlara dikkat çekilen açýklamada, “Kamunun hizmetlerinin geri dö-
18
nülemez þekilde tasfiyesini ön gören bu uygulamalarý genel grev nedeni sayacaðýný beyan eden KESK ve bileþenleri üzerinde, tekrarýný defalarca izlediðimiz oyun tekrar sahneye konulmaktadýr. Geçmiþte olduðu gibi yine KESK ve bileþeni sendikalarýn üye ve yöneticilerimiz hukuksuz bir þekilde göz altýna alýnmakta, soruþturmalara tabi tutulmaktadýr. Buradan iktidara bir kez daha sesleniyoruz, geçmiþ süreçte yapýlan bu tür hukuksuz uygulamalar nasýl yükselen mücadele ile bertaraf edildiyse, bu süreçte yaptýðýnýz þiddet politikalarý boþa çýkarýlacaktýr. ... Baþta iþ güvencemiz kaldýrýlmasý üzerinden yürütülen tartýþmalar olmak üzere geçmiþ süreçte oluþan hak kayýplarýnýn telafisi için 27 Þubat 2013 tarihinde hizmet üretimden gelen gücümüzü kullanarak ülke genelinde iþ býrakacaðýmýzý kamuoyunun bilgisine sunarýz.” dendi. Greve gitmeye hazýrlanan Büro Emekçileri Sendikasý (BES) 3 Nolu Þube üyeleri Kadýköy Vergi Dairesi önünde basýn açýklamasý yaptý. Eylemde “Sözleþmeli Köle Olmayacaðýz”, “Eþit Ýþe Eþit Ücret”, “Ücrette Adalet Ýstiyoruz” sloganlarý atarak taleplerini dile getirirken “Sendika KESK’tir KESK Bizim Onurumuzdur”, “KESK’li tutsaklar Serbest býrakýlsýn” sloganlarý attý ve KESK’e yönelik gözaltý ve tutuklamalarý da protesto etti. Basýn açýklamasýný ise BES Ýstanbul 3 Nolu Þube Baþkaný Salih Aksoy yaptý. Ýþgüvencelerinin tehdit altýnda olduðunu belirten Aksoy, “Kamu emekçilerinin iradesini yok sayan hiçbir düzenlemede KESK’in onayý söz konusu deðildir. Bundan sonra da olmayacaktýr” dedi. Aksoy, kamuda esnek çalýþma ve istihdamda belirsizliðe son verilmesini isterken taleplerini de sýraladý. BES Ýstanbul 3 Nolu Þube üyeleri, KESK üyelerine yönelik gözaltý ve tutuklamalarý da sloganlarla protesto ederken, 27 Þubat’ta grevde olacaklarýnýn duyurusunu yaparak eylemi sonlandýrdý.
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
YURTÝÇÝ KARGO ÝÞÇÝLERÝ FRANSIZ KONSOLOSLUÐUNU ÝÞGAL ETTÝ
Ocak ayýndan beri eylemde olan Yurtiçi Kargo iþçileri, Fransýz Baþkon so los lu ðu ve Fransýz Küür Merkezi’ne girerek ellerinden alýnan iþleri geri verilinceye ve sendika haklarý tanýnýncaya kadar burayý terk etmeme kararý aldýlar. Binanýn çatýsýna çýkan iþçiler, çatýdan taleplerini dile getiren bir pankart astýlar. DÝSK Genel Baþkan Yardýmcýsý ve Nakliyat-Ýþ Genel Baþkaný Ali Rýza Küçükosmanoðlu, Örgütlenme Daire Baþkaný Erdal Kopal ve diðer sendika yöneticileri de içeride iþçilerle birlikteydi. Ýþçilere kýsa bir süre içinde polis saldýrdý ve iþçileri sendika yöneticileri ile birlikte gözaltýna aldý. Toplam 18 kiþi polis saldýrýsýyla çevik kuvvet otobüsüne bindirildiler. Ýþçiler önce Haseki Hastanesine götürülerek saðlýk kontrolünden geçirildiler, daha sonra Vatan Caddesi’nde bulunan Emniyet Müdürlüðüne götürüldüler.
TARAL MAKÝNE ÝÞÇÝLERÝ ÝÞBAÞI YAPTI
Taral Makine’de iþten atýlan 27 iþçi fabrika önünde 5 Þubat tarihinde eyleme baþlamýþlardý. Taral iþçileri fabrika önünde sürdürdükleri 13 günlük eylem sonrasýnda anlaþma saðlayarak 18 Þubat sabahý iþbaþý yaptýlar. Ýþçilerin eyleme baþlamasý üzerine, fabrikada çalýþan Birleþik Metal-Ýþ üyesi iþçiler de arkadaþlarýna destek vererek, sendikal haklarýný kullanmakta kararlý olduklarýný gösterdiler. Ýþçilerin kararlý mücadelesi iþçilerin iþlerine geri dönmelerini saðladý. Birleþik Metal-Ýþ Sendikasý 2 Nolu Þube’nin verdiði bilgiye göre, Taral Makine’de çalýþmaya devam eden iþçilerin yaptýklarý toplantýyla Taral patronuna iþten atýlan iþçilerin tümünün geri alýnmasý ve sendikal haklarýna saygý duyulmasý gerektiði konusundaki kararlýlýklarýný bildirdiler. Taral patronu bazý iþçilerle çalýþmak istemediðini belirtirken, eylemdeki 3 iþçi de Taral Makine’de çalýþmak istemediklerini, tazminatlarýnýn ödenmesi kaydýyla ayrýlmak istediklerini belirttiler. Ýþçilerin birlikte verdikleri kararla ayrýlmak isteyen 3 iþçinin dýþýndaki iþçiler 18 Þubat Pazartesi sabahý iþbaþý yaptýlar.
CARGÝLL ÝÞÇÝSÝ ÝSTANBUL’DA
Bursa’nýn Orhangazi ilçesinde bulunan Cargill fabrikasýnda Öz Gýda-Ýþ Sendikasý’na üye olduktan sonra sendikalý olduðu için iþten çýkartýlan Kemal Kapar eylemini Ýstanbul’a Altunuzade Sarkuysan Ak Ýþmerkezi önüne taþýdý. Ýþe geri dönebilmek için 144 günüdür mücadele eden Kemal Kapar Altunuzade’de bulunan Cargill Genel Merkezi önünde eylemini sürdüreceðini açýkladý. Cargil Ýþçisi Kemal Kapar, üyesi olduðu Öz Gýda-Ýþ Sendikasý
Ýstanbul Þubelerinden üyeleri ve yöneticileriyle birlikte 25 Þubat sabahýndan itibaren Cargill Genel Merkezi olan Sarkuysan Ak Ýþ Merkezi önündeydi. Öz Gýda-Ýþ Sendikasý Örgütlenme Daire Baþkaný Göksel Þengün, yaptýðý açýklamada, “Cargill iþçilerinin talepleri karþýlanýncaya kadar eylemlerimizi Ýstanbul’da sürdüreceðiz” dedi. Cargill iþçisi Kemal Kapar emek dostlarýnýn desteðiyle bu mücadeleyi kazanma kararlýlýðýnda olduðunu belirtti.
KÖPRÜ VE OTOYOLLAR SATILAMAZ!
Yapý-Yol Sen üyeleri Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde yaptýklarý eylemle otoyollar ve köprülerin özelleþtirilmesini ve karayollarý çalýþanlarýnýn özlük ve ekonomik haklarýnýn gaspedilmesini protesto ederek kamuoyunu otoyollar ve köprülere sahip çýkmasý çaðrýsýnda bulundu. Karayollarý çalýþaný Yapý-Yol-Sen üyeleri 13 Þubat günü Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerinde bulunan Karayollarý Genel Müdürlüðü önünde saat 13.00’te pankartlarý dövizleriyle toplanarak, yaptýklarý bir basýn açýklamasýyla hükümetin yaptýðý özelleþtirmeleri ve karayollarý çalýþanlarýnýn özlük ve ekonomik haklarýnýn kýsýtlanmasýný protesto ettiler. Yapý-Yol-Sen üyesi karayollarý çalýþanlarýnýn yaptýðý açýklamaya Yol-Ýþ üyeleri de katýlarak destek verdiler. Basýn açýklamasýný Yapý-Yol-Sen Sendikasý adýna açýklamayý Nizamettin Orhan yaptý. Yapý Yol Sen olarak yýllardýr karayollarý emekçilerinin ekonomik ve özlük haklarý için mücadele verdiklerini söyleyen Orhan, bugün karayolu emekçilerinin özelleþtirme saldýrýsý ile karþý karþýya bulunduðunu ve sendika olarak kamuoyu nezdinde duyarlýlýk yaratarak köprü ve otoyollarýn özelleþtirilme sürecini de durdurmaya çalýþtýklarýný ifade etti. Ardýndan Yol-Ýþ Sendikasý Ýstanbul 1 Nolu Þube Baþkaný Erdem Arcan da bir konuþma yaparak özelleþtirmelere yönelik eleþtirilerini dile getirdi. AKP hükümetinin küresel sermayeden aldýðý güçle emekçilere ve emek örgütlerine saldýrýlarýna deðinen Arcan, özelleþtirmelere karþý Yapý-Yol-Sen üyeleriyle birlikte mücadele verdiklerini belirterek, hükümetin iktidara geliþinden bu yana özelleþtirmelerle birlikte emekçilere yönelik bir çok hak gasbýnýn da gündemde olduðunu söyledi. Özelleþtirme politikalarýna ve emekçilere yönelik saldýrýlara karþý DÝSK, KESK, Türk-Ýþ, TMMOB ve tüm emek ve meslek örgütlerinin birlikte mücadele etmesi gerektiðini belirten Arcan, ancak böyle bir mücadeleyle iþçi ve emekçilerin haklarýna sahip çýkabileceklerini ifade etti.
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
19
Sokaklar
Yeni Evrede
ÝÞÇÝ SINIFI MÜCADELESÝ VE ÖRGÜTLENMESÝ
Devrimci Ýþçi Komiteleri ve Genç Emekçiler Birliði’nin 10 Þubat tarihinde örgütlediði “Ýþçi Sýnýfý Mücadelesi ve Örgütlenmesi” isimli panel TÜMTÝS’te gerçekleþti. Panel son bir yýl içinde gerçekleþen iþçi eylemlerinin sergilendiði slayt gösterisiyle baþladý. Ýki bölümden oluþan panel, genç bir iþçinin GEB adýna söz almasýyla devam etti. GEB’li arkadaþýmýz, “Yaþadýðýmýz çað ayaklanmalar çaðýdýr. Bu ayaklanmalarda iþçi ve öðrenci gençlik, proletarya ve burjuvazi arasýnda süren uzlaþmaz sýnýf kavgasýnda savaþýn kaderini belirleyecek olan güçtür. Bizler de genç iþçileri örgütlemeye çalýþýyoruz ve amacýmýz devrimi zafere taþýyacak olan Demokratik Halk Ýktidarýný kurmaktýr” dedi. Panelin ilk bölümünde, iþçi sýnýfýnýn sosyal haklarýný ve hukuksal alanda sahip olduklarý haklarý anlatmak üzere Sosyal Güvenlik Uzmaný Recep ÇÖL ve Av. Özgür YILMAZER söz aldýlar. Sosyal Güvenlik Uzmaný Recep Çöl, mevcut sistem tarafýndan iþçi sýnýfýnýn aleyhine çýkarýlan yasalardan ve bunlarýn sonuçlarýndan söz etti; bu yasalarýn çýkarýlýþ amacýnýn iþçi sýnýfýný yaþamdan daha fazla kovmak olduðunu söyledikten sonra, geçmiþten bugüne, iþçi sýnýfýnýn yaþadýðý hak kayýplarýndan bahsetti. Daha sonra söz alan Av. Özgür YILMAZER ise ÇHD’nin son zamanlarda uðradýðý saldýrýlara deðinerek sözlerine baþladý. Ýþçi sýnýfýnýn karþýlaþtýðý bir takým sorunlarda hukuksal çözüm yollarýndan söz etti ve sözlerini “Ýþçi sýnýfý ne kadar örgütlü mücadele ederse, ne kadar birliktelik içinde olursa haklarýný kazanmakta o kadar baþarýlý olur” diyerek sonlandýrdý. Panelin ikinci bölümüne geçmeden önce 10 dakikalýk bir ara verildi. Ara sýrasýnda genç iþçi ve emekçiler kendi aralarýnda sohbetler ederken, kimileri de hazýrlanan Emeðin Dünyasý standýný ziyaret etti. Aranýn hemen ardýndan panelin 2. bölümüne geçildi. Bu bölümde Devrimci Ýþçi Komiteleri adýna Ali Ekber SEVER söz aldý. Ali Ekber SEVER konuþmasýnda “Devrimci Ýþçi Komiteleri sendikalardan baðýmsýz bir sýnýf örgütüdür. Bu iþçi örgütü komitelerden oluþur. DÝK iþ kolu gözetmeksizin her alandaki iþçileri örgütlemeyi amaçlar. Herkes biliyor ki bugün birçok yerde eylemler gerçekleþiyor. Bu eylemler birbirinden baðýmsýz ve habersiz oluyor. DÝK’in bir hedefi de tüm iþçileri bir araya getirip tek amaç uðruna -ki bu iþçi sýnýfýna devrimci yani doðru olan politikanýn götürülmesiyle gerçekleþir- savaþmasýný saðlamaktýr. Tek kurtuluþumuz devrimdedir.” dedi. Panelin son bölümünü soru cevap bölümü oluþturdu. Panele katýlan herkes merak ettiði, öðrenmek istediði veya tartýþacaðý sorularýný panelistlerimize sordular. Panelimiz sorulan sorular üzerine yapýlan tartýþmalarýn ardýndan son buldu. Ýzmir Devrimci Ýþçi Komiteleri Ýzmir Genç Emekçiler Birliði
20
Mücadele Birliði
MÜCADELE VE ÖRGÜTLENME
16 Þubat Cumartesi günü, Ýzmir Güzeltepe’de Emeðin Dünyasý Gazetesi ve Alevi Yol Derneði tarafýndan “Ýþçi Sýnýfý Mücadelesi ve Örgütlenmesi” adlý bir panel düzenlendi. Panelist olarak Sosyal Güvenlik Uzmaný Recep Çöl, Avukat Sevinç Sarýkaya ve Emeðin Dünyasý Gazetesi adýna Ülkü Þeyda’nýn katýldýðý panelde, son dönemde deðiþen yasalar, getirdiði deðiþiklikler ve iþçi sýnýfýnýn örgütlenmesinin önemi üzerinde duruldu. Sosyal Güvenlik Uzmaný Çöl, geçmiþten bugüne deðiþen yasalarla iyi ya da kötü birçok deðiþiklik olsa da, bunlarýn her zaman bir nedeninin olduðunu ve bu durumlarýn ortaya çýkmasýnýn da örgütlü mücadelenin gücüyle paralel olduðunu vurguladý. Avukat Sevinç Sarýkaya ise, yasalarýn söylediði ancak uygulanmadýðý durumlarý anlattý. Hukukun taraflara eþit uygulandýðýnýn gösterilmeye çalýþýldýðýný, ancak burjuva hukukunun parasý olana hizmet ettiðini ve ülkemiz tarihinin iþçilere saldýrý tarihi olduðunu ve bunun en açýk þekilde yasalarda görülebileceðini açýkladý. Panelin 2. bölümünde ise Emeðin Dünyasý Gazetesi adýna Ülkü Þeyda söz aldý ve kendisinden önce söz alan panelistlerin anlattýðý hak kayýplarýnýn, aslýnda sendikalarýn güç kaybediþinin bir göstergesi olduðunu vurguladý. Þeyda, yeni Sendikalar ve Toplu Ýþ Sözleþmesi Yasasýndan, bu yasayla getirilen yenilikler ve hak kayýplarýndan söz etti. Sendikalarýn iþçiler için bir araç olduðu, sendikalarýn ihtiyaçlarý tam olarak karþýlamadýðý ve iþçilerin kendilerinin bir araya gelebileceði ve kendi kararlarýný alabileceði bir baþka araç olan komitelerin de olmasý gerektiðini anlattý. Ýþçilerin ve toplumun diðer kesimlerinin komiteleþmesi, birlikte hareket etmesi ve iþçi sýnýfý partisinin öncülüðünde iktidarý almasý gerektiðinden söz ettikten sonra panelimiz, dinleyicilerden gelen sorularýn cevaplandýrýlmasýyla son buldu.
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
Ýzmir Mücadele Birliði Platformu
Yeni Evrede
Emekçi Kadınlar
Mücadele Birliði
BERFO ANA SON KEZ GALATASARAY MEYDANI’NDA
33 yýldýr, 12 Eylül faþizminin katlettiði oðlu Cemil Kýrbayýr’ýn kemiklerini bulmak için mücadele eden 105 yaþýndaki Berfo Ana, 21 Þubat sabahý hayatýný kaybetti. Ömrünün son yýllarýna kadar kendini oðlunun ve diðer kayýplarýn bulunmasý mücadelesine adayan Berfo ana, Cumartesi Annelerinin de simge ismi olmuþtu. Berfo ananýn cenazesi 22 Þubat’ta son defa, 32 yýl boyunca oðlu ve diðer kaybedilenler için mücadele ettiði Galatasaray Lisesi önünü getirildi. Ýnsan Haklarý Derneði Kayýplara Karþý Komisyon’un organize ettiði anma etkinliðine BDP Genel Baþkaný Selahattin Demirtaþ, Milletvekili Gültan Kýþanak ve bir çok emek ve siyasi parti temsilcisi katýldý. Yapýlan konuþmalarýn ardýndan Berfo ananýn naaþý çiçekler içinde Cumartesi Annelerinin eylem yerine koyuldu. Burada yakýnlarý kýsa konuþmalar yaptýlar. Berfo ananýn naaþý cenaze aracýna kadar omuzlarda taþýnarak, Karacaahmet Mezarlýðýnda bulunan Þakirin Camii’ne götürüldü. Karanfiller yerleþtirilen tabutuna oðlu Cemil Kýrbayýr’ýn resmiyle Berfo Ana’nýn resmi yan yana konuldu, tabutunun kenarýna ise “Unutmadýn, Unutmayacaðýz - Cumartesi Anneleri” yazýldý. Berfo Ana’nýn ardýndan son yolculuðuna uðurlanýrken oðlu Mikail Kýrbayýr, Berfo Ana’nýn hayatýnýn 32 yýlýný gözaltýnda kaybedilen, katledilen onlarca kiþi için mücadeleyle geçirdiðini belirtti ve Cemil Kýrbayýr’ýn kemiklerini istediðini söyledi. Berfo Ana’nýn “Oðlumun kemikleri bulunmadan beni gömmeyin” dediðini hatýrlatan Kýrbayýr, “bizim omuzlarýmýzda þimdi daha aðýr bir görev var” dedi. “Berfo Ana”nýn cenazesine Cumartesi Anneleri, kayýp yakýnlarý, bir çok devrimci kurumdan temsilcilerin yanýnda milletvekilleri de katýldý. Berfo Ana’nýn cenaze namazýnýn kýlýnmasýnýn ardýndan tabutu kadýnlar omuzlayarak “Analarýn Öfkesi Katilleri Boðacak” sloganlarýyla cenaze arabasýna taþýnarak Göle’de topraða verilmek üzere Ýstanbul’dan uðurlandý.
EMEKÇÝ KADIN SÖYLEÞÝLERÝ
Emekçi Kadýnlar (EKA) 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü’ne iliþkin çalýþmalarýna devam ediyor. Þubat ayýnýn ilk günlerinde afiþlerini, bültenlerini hazýrlayan Emekçi Kadýnlar, hýzla emekçi semtlerinde ve merkezi yerlerde afiþlerini yaptýlar, bildiri-bülten daðýtýmlarýna baþladýlar. 24 Þubat Pazar günü de Ýstanbul’un iki emekçi mahallesinde iþçi ve emekçi kadýnlarla buluþan EKA’lýlar, Gazi ve Sarýgazi’de kahvaltýlar düzenlediler. Sabahýn erken saatlerinde mahalledeki kadýnlar ile birlikte Gazi’de Emeðin Dünyasý gazetesi salonunda, Sarýgazi’de ise Ayýþýðý Sanat Merkezinde hazýrlýklara baþlayan kadýnlara erkek iþçi ve emekçiler de eþlik etti. Kurulan büyük sofralarda kahvaltý yapýlýp sohbet edilirken, çocuklar da olanca neþeleriyle ailelerinin yanýnda yerlerini almýþtý. Bir taraftan yapýlan sohbetlerde 8 Mart’ýn önemine deðinilirken, bu sene erkek iþçi ve emekçileri de 8 Mart hazýrlýklarýna dahil edildiði, bütün iþçi ve emekçilerin ailelerindeki ve çevrelerindeki kadýnlarý 8 Mart’a katmalarý gerektiði üzerinde duruldu. Analar ise eðer zamanýnda kendileri devrimi örgütlemeyi baþarabilmiþ olsalar, bugün çocuklarýnýn mücadele etmek zorunda kalmayacaðýný anýmsatýp, kendilerine daha fazla rol düþtüðünü vurguladýlar. Gazi Mahallesi’nde genç bir iþçi Paris Komünü ve 60’larda yaþanan Bereç Grevi’ni örnek verdi ve bunlarýn baþýný kadýnlarýn çektiðini, bu sayede baþarýya ulaþtýklarýný anlattý. Geçen seneki 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü hazýrlýklarý ve Taksim’de yapýlan yürüyüþ anýmsatýldý. Aðýrlýklý olarak genç erkek iþçilerin servis yaptýðý kahvaltýlar boyunca kadýn müzikleri de çalýndý. Gazi Mahallesi’ndeki kahvaltýya katýlan Devinim Tiyatro Atölyesi son oyunlarýndan “Kamber Ateþ Nasýlsýn” bölümünü oynadýktan sonra, Ayýþýðý Sanat Merkezi olarak 8 Mart’a yönelik bir “Kadýn Korosu” hazýrladýklarýný söyleyerek her Pazar günü yaptýklarý çalýþmalara kadýnlarý davet ettiler. Sarýgazi’de kahvaltý sonrasý meydanda stand kurulup Emekçi Kadýn bülteni daðýtýlýrken, Gazi’de ise Esenyurt’ta yapýlacak olan DHL iþçilerinin grevine katýlýnarak etkinlikler sona erdirildi.
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013
21
ÇAÐRIMIZ SÝZEDÝR
Yeni Evrede
Emekçi Kadınlar
Mücadele Birliði
Ezilen, Sömürülen, Her Türlü Aþaðýlanmaya Ve Þiddete Maruz Kalan Ýþçi Ve Emekçi Kadýnlar; Bu Çaðrýmýz Sizedir! Acýlara, sefalete, eve, þiddete, tacize mahkum edilmek bir kader deðildir. Biliyoruz ki, bunlarý yaþamayan kadýnlarýn ülkeleri var. Bu ülkeler devrimlerini gerçekleþtirmiþ olduklarý için, kadýnlarý da artýk özgürdür. Ne açlýk, ne iþsizlik var o ülkelerde. Ne kadýn olduklarý için öldürülüyorlar ne de aþaðýlanýyorlar. Ne kadýn olduklarý için daha az ücret alýyorlar, ne de aðýr iþlerde gücünün son damlasýna kadar çalýþtýrýlýyorlar. Çocuk doðururken ölmüyorlar. Ýstemedikleri evlilikleri yaþamýyorlar, satýlmýyorlar. Pencere önlerinde çocuklarýnýn ölüm haberlerini beklemiyorlar. Devlet yönetimine en çok onlar katýlýyor. Ülkenin ve insanýn özgür geliþimi için her yer de sorumluluk alýyorlar. Daha ilk yetiþtirilmeleri sýrasýnda köhnemiþ geleneklerden ve törelerden uzak kalýyorlar. Çünkü onlar sosyalist bir ülkenin kadýnlarý. Onlar kendi geleceklerini kendi ellerine almýþ, asalaklar ve çürümüþler orduİSTANBUL
YÜRÜYÜŞ Tarih : 8 MART 2013 CUMA Saat : 19.00 Yer: TAKSİM TÜNEL MEYDANI ANKARA BASIN AÇIKLAMASI Tarih : 8 MART 2013 CUMA
sunu baþlarýndan defetmeyi baþarmýþ ülkenin kadýnlarý. Yaþamýn her alanýnda yýkým üretmekten baþka bir seçeneði kalmayan, yarýnlarýmýzýn daha fazla acý ve gözyaþýyla dolmasýný saðlayacak olan kapitalist toplumu tüm sonuçlarýyla ortadan kaldýrýlacak tarihi koþullara sahibiz. Tümüyle çürümüþ ve ortadan kaldýrýlmasý bir zorunluluk haline gelmiþ bu aþaðýlýk sistemi, temelleriyle havaya uçuracak güç ve inisiyatif, ezilen sýnýflarýn ellerine geçmiþ durumdadýr. Ezilenlerin devrim yapma hakký vardýr. Bu hakký tarih onlara vermiþtir. Kapitalist sisteme son vererek, biz de sosyalist bir ülkenin özgür kadýnlarý olarak özgürlüðümüzü ilmek ilmek iþlemeye baþlayacaðýz. Emekçi kadýnlar böylesi bir dünyaya var mýsýnýz? Bu dünyanýn gerçekleþmesi mücadelesinde emekçi kadýnlarýn kahramanlýklarý ve cesaretli eylemleri gerekmektedir. Ömür boyu sürecek yoksulluk ve aþaðýlanmaya katlanmaktan daha zor deðildir bir devrim yapmak. Bu yýl 8 Mart’ý tarihin bayramýna çevirelim.
İZMİR
YÜRÜYÜŞ Tarih : 8 MART 2013 CUMA Saat : 18.00 Yer : KONAK PİER ÖNÜ
ADANA BASIN AÇIKLAMASI Tarih : 8 MART 2013 CUMA
EKA
ANTEP ETKİNLİK Tarih : 8 MART 2013 CUMA HATAY BASIN AÇIKLAMASI Tarih : 8 MART 2013 CUMA
Ýþçi Sýnýfýnýn Erkekleri, Bu Çaðrýmýz Sizedir!
Burjuva hanýmefendiler ve beyefendiler bizleri bir bütün olarak eziyor ve sömürüyor. Ancak biz emekçi kadýnlarýn ezilmiþliðini ikiye katlayan cinsel sömürü, bizleri pasif, ezik, edilgen cinsel metalar haline getirmeye, bunu da kaderimiz diye yutturmaya çalýþýrken; siz iþçi erkeklere de sözde “egemenlik” pompalayarak, kýþkýrtarak bir bütün olan sýnýfýmýzýn kadýnlarýný ezmenizi, aþaðýlamanýzý saðlýyor. Bununla sizlerin de aþaðýlanmasýna sebep oluyor. Nasýl, bir ulusu ezen, baský altýnda tutan ulus tözgür deðilse, kadýn cinsini ezen, baský altýnda tutan erkek cinside özgür deðildir. ”Hiç kimse kadýný köle gibi kullanmak yüzünden erkek kadar alçalmamýþtýr. ”(Marx) Oysa ne biz emekçi kadýnlar fabrikalarda kadýn-erkek, omuz omuza vermeden bu aþaðýlýk düzeni devirebiliriz ne de sizler sýnýfýnýzýn kadýn yarýsýnýn ezilmiþliðine karþý mücadele etmeden özgürleþebilirsiniz. Özgürlüðe giden yolda, kadýn yarýsýný yanýna almayan bir iþçi sýnýfýnýn zafer yüzü görmesi mümkün deðildir.
22
230. Sayý / 27 Şubat - 13 Mart 2013