Skip to main content

s225

Page 1

DEVRÝM VE DEVRÝMCÝ GÖREVLER Ý

Yeni Evrede

Başyazı

Mücadele Birliði

þçi sýnýfýnýn, emekçi kitlelerin, Kürt halkýnýn devrimci mücadelesinin bir ayaklanma düzeyine gelmesi tekelci sermaye için bir felakettir. Ayaklanmanýn sonucunda bütün varlýðýný yitirebilir. Ýþlerin buraya varmamasý için bugünden, gelecek günlere yönelik, görüþ, öneri ve planlar geliþtiriyor. Buna göre komünistler, ilericiler, kurulu düzene karþý mücadele içinde olan sýnýflar, gruplar ve akýmlar çeþitli biçim ve yollarla etkisizleþtirilecektir. Geliþmelerin kendisi için daha büyük bir felakete yol açmamasý için çok yönlü olarak hareket ediyor. ABD ve Avrupa burjuvazisi nasýl ki II. Emperyalist Dünya Savaþýnda komünistlerin savaþ sýrasýnda Avrupa’da artan etkisini kýrmak için daha savaþ sýrasýnda, savaþ sonrasýnýn planlarýný çizdiyse, Türkiye tekelci sermayesi de AB ile birlikte komünistlerin devrimci iþçi ve emekçi kitlelerin etkisinin zayýflatýldýðý bir geleceði bugünden düþünüp planlýyor. Fakat devrimci olaylarýn hýzlý geliþimi, egemen olana, düþüncelerini, planlarýný hayata geçirme olanaðý vermiyor. Devrimci mücadele durmadan bir üst noktaya doðru ilerliyor ve her kez bir sonraki aþamaya varýyor. Bu da kapitalist sýnýf üzerinde büyük bir baský oluþturuyor. Ýþçilerin, emekçilerin, ezilen halklarýn burjuvazi üzerinde yarattýðý baský onlarý ister istemez bazý konularda taviz vermeye zorluyor. Devrim geliþip güçlendikçe ve büyük bir hýzla ilerledikçe sömürücüler daha baþka tavizler de vereceklerdir. Ne var ki, gerçek devrimci kitleler ve devrimci komünistler, ödünleri aþan devrimci bir anlayýþla hareket ederek, devrim yolundan sapmadan yürüyerek sömürülenlerin bu konudaki tüm planlarýný ve gelecek tasarýmlarýn alt üst ediyor. Devrimci sýnýf ve emekçilerin savaþýmý sürekli yeni ve daha ileri bir düzleme çýkarmasý karþýsýnda burjuva sýnýfýn görünürdeki tüm güçlülüðüne raðmen gerçekte geliþen devrimci mücadele karþýsýnda ne denli zayýf ve dayanýksýz olduðu ortaya çýkmýþtý. Her ne yapsa süreci devrimci süreç olmaktan çýkaramýyor. Süreci geriletme, ýlýmlýlaþtýrma yani kendisine karþý biçimlenen devrimci karakterinden soyundurma çabasýnýn kitlelerin mücadelesini daha da þiddetlendirmesi karþýsýnda sonuçsuz kalýyor. Bu yöndeki her giriþimi de sonuçsuz kalacaktýr. Tekelci sermayeyi derin bir politik bunalým içine sokan, yönetemez duruma getiren ve gerçek anlamda egemen olamaz bir döneme girmesini saðlayan, baþka etkenlerin yanýnda sýnýf mücadelesinin iç savaþ düzeyinde geliþ-

mesi ve uzun iç savaþ olarak sürmesi olmuþtur. Bu savaþýmýn bütün bu dönem boyunca baþarýlý bir geliþme göstermesi Türkiye ve Kürdistan iþçi sýnýfýnýn ve halklarýn devrimci niteliðini, gücünü ve sonuç almaktaki ýsrarlý oluþunu ortaya koymuþtur. Her yönden kaçýnýlmaz ve zorunlu olan ayaklanma, iç savaþýn devrimci dinamiklerinin üzerinden yükseliyor. Proletaryanýn devrimci hareketi bugüne kadarki süreçlerden güçlenerek etkisini ve kitle desteðini artýrarak çýktý. Burjuvazi ise eski gücünü de, etkisini de yitirmiþtir. Ayaklarýnýn altýndaki toprak erozyona uðramýþtýr üzerinde rahatça hareket edeceði bir zemin yoktur artýk. Yýllarca safça ve bilinçsizce kendisini ezen ve sömürenlerin peþinde giden en sýradan insanlar bile, bu baský düzenine karþý çeþitli biçimde ve yollarla harekete geçmiþtir. Devrim bu insanlarýn katýlýmýyla hýzla büyüyor. Bu hem nicel ve hem nitel yönde bir büyümedir. Mücadele baþka yerlerde ve diðer zamanlarda olduðu gibi, uzun zamana yayýlan yavaþ adýmlarla ilerlemiyor. Bu topraklarda mücadele hýzlý, kýsa sürede büyük yol almýþ olarak sýçramalar biçiminde, patlamalý bir seyir izliyor. Tüm bunlar belli bir maddi temelden, nesnel geliþmelerden kaynaklanýyor. Sistemin iç çeliþkileri son derece keskin, emekçilerin toplumsal koþullarý sert bir þekilde kötüleþiyor, bunun sonucu ezilen ve sömürülenlerde büyük bir öfke birikti, biriken öfke toplumsal çatýþmaya dönüþüyor, mücadele olabildiðince þiddetleniyor, devrim bu temelde büyüyor. Devrimci kavganýn genel bir ayaklanma yönünde ilerlediði bir süreçte, bu süreci sonucuna götürecek devrimci önderliðin önemi o ölçüde öne çýkýyor. Halk kitlelerinin savaþýmý bizim dýþýmýzda yürüyor. Kitle eylemlerinde etkin olmak bunun için çaba harcamak yeterli deðildir. Yýðýnsal harekette yalnýzca etkin olmak deðil, önder bir rol oynamak için büyük bir çaba sarf edilmelidir. Yaþadýðýmýz büyük geliþme karþýsýnda eski çalýþma tarzý, eski düzeydeki görevler ve mücadeleler yetersiz kalýyor. Ýþçi sýnýfý hareketinin, emekçi hareketinin, kitle hareketinin baþarýya ulaþmasý ve zaferini güvenceye almasý için devrimci komünist önderlik temel önemdedir. Devrim bir olgudur. Böyle bir durumda yalnýzca devrimin güncelliðinden söz etmek, görüþlerde bir ilerleme sayýlmaz. Burada asýl sorun devrimi zafere taþýyacak, onu gerçekleþtirecek olan devrimci görevleri bütünlük içinde ortaya koymaktýr. Devrimi iþçi sýnýfýnýn, yoksul köylülüðün, emekçilerin, kent ve kýr yoksullarýnýn devrimci iktidarý hedefiyle bir225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

likte düþünmeliyiz. Devrimci ayaklanmayla sermaye egemenliðinin devrilmesi, geçici devrim hükümeti, iþçi komite ve konseyleri ve devrimci halk komitelerinin örgütlenmesini birlikte düþünmeden devrim üzerine görüþ ortaya koymanýn pratik bir deðeri yoktur. Proletaryanýn gerçek devrimci partisi, devrimi bu bütünlük temelinde koyarken, küçük burjuva sosyalistleriyse devrimci görevler temeline dayandýrmadan onu boþ bir kelimeye dönüþtürüyorlar. Burada söylediklerimiz, devrimin kesin zaferi için devrimci komünist önderliðin ne denli yaþamsal olduðunu gösteriyor. Ýþçi sýnýfý tüm bu görevleri yerine getirebilir ve devrimi gerçekleþtirmeyi baþarabilir. Mücadelede ve örgütlenmede ulaþtýðý yetkinlik derecesi baþarýlý olmasýnýn güvencesidir. Geniþ emekçi kitleleri yanýna çekerek zafere ulaþabilir. Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný savunarak ve birleþik bir devrimin önderlik görevlerini yerine getirerek amacýný gerçek yapabilir. Yalnýzca sýnýfsal niteliði bakýmýndan deðil, en çetin mücadelelerden, süreçlerden geçerek elde ettiði bütün bu mücadele deneyimlerine dayanarak isteklerini ve düþlerini gerçek yapabilir. Devrim mücadelesi bugünkü en ileri noktaya sýnýf savaþýmýnýn çeþitli süreçlerinden geçerek geldi. Bugüne kadarki süreçler, devrimin temellerinin atýldýðý, kitlelerin devrimci eðitimden geçtiði, devrimin zaferini hazýrlama süreçleri oldu. Ýçine girdiðimiz süreç öncekilerden farklý olarak bu zaferi örgütleme sürecidir. Devrimin kesin ve tam zaferi devrimci iþçi sýnýfýnýn ve komünist öncüsünün bu süreçte sadece etkin olmasýna deðil, gerçekten önder bir rol oynamasýna baðlýdýr. Tüm bu sonuçlara günün gerektirdiði devrimci görevlerin yerine getirilmesiyle varýlacaktýr. En sert süreçlerden geçmek ve sürekli çatýþma içinde olmak proleter kitleleri ve halk yýðýnlarýný deðiþtirdi. Geniþleyen eylemler, mücadeleyi daha ileriye taþýmada kararlýlýk ve ýsrar, devrimci harekette hiç eksilmeyen coþkunluk, kitlelerdeki deðiþimin somut göstergeleridir. Bu noktada “tepedekiler” süreci bozmak için hangi demagojiye baþvururlarsa vursunlar, hangi numaralarý çevirirlerse çevirsinler hangi saldýrý kararýný alýrlarsa alsýnlar, “alttakiler” içinde bulunduklarý ve her gün biraz daha kötüleþen her gün biraz daha çekilmez duruma gelen yaþam koþullarýný deðiþtirmek için devrimci kavgayý yükseltmekte kesin kararlýlar. Olaylarýn çevrilemez gidiþi ve emekçi kitlelerin savaþýmý bu yöndedir. C.DAÐLI

3


Yeni Evrede

Güncel

Mücadele Birliði

CÜCELERÝN BÜYÜYEN GÖLGESÝ

Burjuva politikasýnýn -bahtsýz bedevi rezaletlerinden fýrsat bulabildiði oranda- yeni tartýþma konusu baþkanlýk sistemi. Öte yandan, böyle bir baþkanlýk sisteminin hali hazýrda iþlediðini, baþbakanýn neredeyse tek baþýna tüm kararlarý alýp uygulama gücüne sahip olduðunu düþünenler çoðunlukta. Ne de olsa “beyefendi” talimat veriyor, hemen anýnda tüm kabine ve meclis grubu yerine getiriyor; orduya o ayar çekiyor, ister azarlýyor ister baðrýna basýyor, TÜSÝAD’a veryansýn ediyor, öfkeli konuþmalarýyla her hafta bir kaç köþe yazarýný iþinden edebiliyor, savcý ve yargýçlara doðrudan telefon açýp kimlerin tutuklanýp kimin ceza alacaðýna karar verebiliyor vs. Ömrünün çoðunu Erbakan’ýn dizi dibinde geçirmiþ, ikiyüzlü çýkarcýlýðýn hiçbir ahlaki sýnýr tanýmadýðý tüm cemaat iliþkilerinde olduðu gibi ustasýna ilk fýrsatta tekmeyi basmýþ; güçlünün önünde delikten süpürülmemek için yalvar yakar olurken, güçsüzü aþaðýlamaktan adeta zevk duyan; aðzýný her açýþýnda en temel konulardaki zýr cahilliðini ele veren bu adam, þimdi görünen o ki, tekelci sermayenin egemenlik aygýtýnýn tepesinde tek baþýna oturuyor.

Güçsüzlüðün Gücü O’nu bu benzersiz konuma taþýyan tesadüfler ve þans dolu fýrsatlar dizisi mi, yoksa son derce uyanýk politikacýnýn dantel gibi iþlenmiþ hesaplý adýmlarýnýn hayranlýk verici sonucu mu? Ýkisi de deðil. Eðer böyle bir konuma gelebilmek için uyanýklýk, iktidar hýrsý ve çevresini kullanabilmekteki liderlik meziyetleri yeterli olsaydý, elli yýl süren politik yaþamýnda Süleyman Demirel, bu konuma RTE’den çok daha fazla eriþmiþ olurdu. Ama hayýr; tarih kiþiye özel meziyetleri, hesaba katýlmasý zorunlu olamayan kaprisler gibi kendi süs çantasýnda taþýmýþtýr hep. Erdoðan, yürütme organýnda þu anki benzersiz gücüne ve pozisyonuna, kendi özel meziyetleri sayesinde gelmedi. Hatta tersini söylemek bile mümkün. RTE’yi bu konuma getiren, her konuda ortalamanýn ötesinde bir cehalete sahip oluþu, bugün tükürdüðünü yarýn yüzü hiç kýzarmadan yalayabilme karaktersizliðidir. Çeliþki mi? Deðil. Cücelerin gölgesi uzayýp devleþiyorsa, güneþ battýðý içindir. Aslýnda durumun özeti tam da budur. Tekelci sermayenin bizzat politik aygýtlarý devrimin olaðanüstü direþkenliði ve sýnýflar mücadelesinin son derece sert koþullarý yüzünden teker teker çaptan düþtüler, yýprandýlar ve nihayet ideolojik çimentolarý eriyip, basit çýkar

4

hesaplarýnýn arenasý biçiminde yozlaþtýlar. Parlamento, ordu, polis, yargý sistemi, tekelci basýn, her biri bu kaçýnýlmaz düþüþün çukurunda debelenirken, derinleþen siyasi kriz bu aygýtlarýn uyumunu neredeyse tümden sekteye uðratýrken, herkes üzerindeki yükü ve çürümüþ yapýnýn iplerini, cehaleti ve karakter zayýflýðýyla geleceðe hiçbir iz ve miras býrakmayacak ve bu haliyle en iyi “geçici çare” niteliði sergileyen bir makam sahibine, yani RTE’ye terkettiler. Baþbakan, þimdi elinde toplanan ipleri, kendisi ele geçirmedi, ama adeta avucunda buldu. Toplum karþýsýnda tüm saygýnlýðýný, otoritesini ve de meþruiyetini kaybeden egemenlik organlarý, kendilerini yavaþ yavaþ silik birer gölge haline getirirken, uyumlu iþleyebilmeleri için ihtiyaçlarý olan meþruiyet zeminini, bizzat kendilerini parlatýp hakkýnda efsaneler uydurduklarý RTE’nin liderlik meziyetlerine dayandýrdýlar. O’nun girdiði her seçimden galip çýkabilmesi için, tekeller ve bürokrasi tam gaz çalýþtý. Her tür seçim hilesi, sorgusuz sualsiz yürütüldü. Sermayenin en yaþamsal çýkarlarý söz konusu olduðunda, burjuva muhalefeti bile RTE’nin liderlik ve tek adamlýk konumunu pekiþtirmek için uðraþ verdi.

Bir Ortak Nefret Objesi Sonuçta devrimci geliþmeler karþýsýnda yýpranan düzen kurumlarý, o bildik bürokrasi taktiðine baþvuruyorlar. Sinip çömelerek hedef küçültüyorlar ve uzayan gölgesinden baþý dönerek ayakta kalmayý sürdüren o “tarihi budala”yý hedef gösteriyor. Devrim, burjuva otorite ve prestijini yürütme erkinde yoðunlaþtýrýyor ama geri kalan her þeyi güçten düþürerek. Böylece devrimin, yeterli büyüklükte tek darbe ile yýkabileceði bir politik yapý çýkýyor ortaya ve diðer taraftan, pek çok farklý çýkar ve zihniyete sahip çok farklý sýnýfsal bileþimlerin üzerinde ortaklaþabilecekleri bir “nefret objesi” yaratýlýyor. Toplum kendi önüne, bu türden bir ortak nefret objesi koymadan bir “genel bahane” arayýþýna da giriþemezdi. Þimdi var ve genel bahane beklenebilir. Tunus’ta Bin Ali’yi, Mýsýr’da Mübarek’i, otuz yýllýk egemenliklerinden bir kaç hafta içinde deviren özgün tarihi koþullar, þimdi bu topraklarda da iþlemeye baþlamýþtýr. Yaratýlan bu “tek adam” efsanesi ve ortak nefret objesi, devrimin toplumsal zemini içine, daha önce görmeye alýþýk olmadýðýmýz çevreleri de sokuyor. Varolan düzenle bir alýp veremediði yokken sadece varolan hükümete karþý çýkan kesimler, yalnýzca kendi özel çýkarlarý i225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

çin seslerini yükselten mülkiyet sahibi sýnýflar, darkafalý önyargýlarýyla harekete geçenler, vb. Bir baþka söylemle; devrimin hareket tabaný olaðanüstü geniþlerken, birbirine zýt çýkar ve zihniyetler “hükümet karþýtlýðý” gibi dar bir çizgide birleme olanaðý bulmakta. Þimdi önümüzdeki soru þu: Devrim bu güçten yararlanmasýný bilecek mi, yoksa kendi politik berraklýðý uðruna bu koþullarý görmezden mi gelecek? Sorunun cevabýný niyetlerde, akýllýca çizilmiþ taktiklerde deðil, ama bizzat hayatýn ortaya çýkardýðý gerçek olgularda aramamýz daha doðru. En son 29 Ekim günü Ankara’da yaþananlar bu konuya yeterince ýþýk tutuyor. O gün polisle çatýþanlar kimlerdi? Varolan düzenle sorunu olmayan ama varolan hükümete öfke duyan kalabalýklardý. Bir baþka deyiþle 2007’nin Cumhuriyet Mitinglerinin kalabalýklarý. Aradan geçen beþ yýlda çok þey deðiþti. En önemlisi Cumhuriyet Mitinglerinin hedef tahtasýnda “belli bir yaþam tarzý” vardý: Yani politik açýdan tümüyle belirsiz bir hedef. Þimdi bu oldukça kalabalýk kitlenin tek ve somut bir hedefi var: RTE. Bunlar da sýnýfsal zeminini kentlerin küçük mülk sahiplerinde bulan, zihniyeti, alýþkanlýk ve önyargýlarý ile bu sýnýfýn çevresinde dolanýp duran kalabalýklardýr. Politik tutumlarda son derece keskin yalpalamalar içindedirler. Bir gün “Ulusalcýlýk, Laiklik” gibi saikler nedeniyle harekete geçerler -karþý-devrimci Perinçek tayfasýnýn, kurnaz tüccar uyanýklýðý ile bu hareketin üstüne konmaya çalýþmasý, onun bu hareketin sahibi ve örgütleyeni olduðu anlamýna gelmiyor-, ertesi gün devrimin en duru, en görkemli simgesi Denizler için sokaklara inerler. Devrimin yansýttýðý çeliþkiler keskinleþtikçe, bu kesimlerin politik yalpalamalarý da o denli keskinleþir. Uzak ve yakýn tarihin tüm baþarýlý baþarýsýz devrimleri kanýtlamýþtýr ki, böylesine farklý çýkar ve zihniyete sahip sýnýflarý, yani bil cümle proletaryayý, küçük burjuvaziyi ve hatta çeþitli burjuva çýkar gruplarýný, ayný politik zeminde bir araya getiren þey þu ya da bu partinin niyetleriyle akýllýca çizilmiþ taktikleri deðildir. Ama yaný zamanda olaylarýn olaðandýþý hýzlanmasýna da neden olan bir “tarihi rejisör” örneðin bir savaþ, bir kýtlýk ya da bir ekonomik çöküþ, bu birliði ister istemez eylem alanlarýnda doðurur. Leninistler, hükümete karþý yönelecek bu en geniþ öfke dalgasýný, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak” þiarýyla karþýlamaya hazýr olmalýdýr.


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

YOÐUN TARÝH VE KÜÇÜK BURJUVA HAREKETÝN SEFALETÝ

Diyalektik geliþme nicel birikimler ve nitel sýçramalar yoluyla olur. Kapitalizmin bir devrim yoluyla yýkýlýp aþýlmasý ve yeni topluma geçilebilmesi için, kapitalist toplum koþullarýnýn içinde yeni toplum olan sosyalizmin önkoþullarýnýn oluþmasý gerekir. Bu önkoþullarýn oluþmasýndan hiçbir zaman tarihsel geliþmenin kendiliðinden sosyalizme varmasý anlaþýlmamalý. Bu önkoþullar oluþmadan, geçmiþte sosyalizmden bahsedenler ütopik sosyalistler oldular. Bilimsel sosyalizm hayaller, ütopyalar peþinde koþmaz, nesnel koþullarýn bilimsel çözümlenmesinden hareket eder. 20. yüzyýlýn sonlarýnda, kapitalizmin emperyalist merkezler kadar geliþkin olmadýðý baðýmlý ülkelerde, dünya ölçeðinde sosyalizmin mevzi kaybetmesine baðlý olarak pek çok küçük burjuva aydýn yönünü burjuva sýnýfa döndü; toplumda ortaya çýkmýþ olan sýnýfsal çeliþki ve çatýþmalarýn ekonomik ve politik krizlerin aslýnda kapitalizmin yeteri kadar geliþmemiþ oluþundan kaynaklandýðýný öne sürdüler. Oysa kapitalizmin kendisi ekonomik, politik ve toplumsal krizin çözümü deðil, asýl nedenidir, temelidir. Kapitalizm de kendisinden önceki sýnýflý toplumlar gibi sýnýf karþýtlýðýna dayanýr. Bu nedenle kendi iþleyiþ yasalarý gereði, kendi bünyesindeki sýnýf karþýtlýðý, kapitalist geliþmeyle birlikte derinleþir, sýnýfsal çeliþki ve çatýþmalar þiddetlenir, sýnýflar mücadelesi yoðunlaþýr ve daha da sert bir durum alýr. Burada bir þeye dikkat çekmek istiyoruz. Somut koþullar denince nedense genel olarak o ülkenin ekonomik koþullarý anlaþýlýyor. Bu eksiktir. Sýnýflar mücadelesi, ekonomik koþullara baðlý olduðu kadar, bu ekonomik koþullarýn oluþturduðu politik koþullarla da sýký bir bað içindedir. Politik koþullar denince, sadece burjuva sýnýfýn durumu deðil, iþçi sýnýfýnýn bilinç düzeyi, örgütlenme düzeyi, proletarya partisinin konumu, teorik ve pratik kapasitesi, iþçi sýnýfý içindeki etkisi ve sýnýf yönetme yeteneði de anlaþýlmalý; bütün bunlar bütünlüklü olarak, karþýlýklý etkileþimleri içinde deðerlendirmelidir. Kapitalizm kendi geliþim sürecinde

büyük alt üst oluþlara neden olur. Bunun en baþta gelen nedeni, kapitalizmin kendi iþleyiþ yasalarý gereði yarattýðý ekonomik krizlerdir. Kriz dönemleri büyük alt üst oluþ dönemleridir. Kriz dönemlerinde iþçiler yýðýnlar halinde iþten çýkarýlýr, yaþam koþullarý kötüleþir, kelimenin gerçek anlamýyla sefalete itilirler. Kriz, tekellerin büyümesi, sermayenin daha çok elden daha az ele akmasý sonucunda zenginliklerin sermaye olarak daha çok birikmesini getirirken, alt sýnýflarda da yokluk, yoksunluk, sefalet ve açlýðýn yaygýnlaþmasýný getirir. Uzun bir süreden beri emperyalist kapitalist sistemin küresel ölçekte içine sürüklendiði derin kriz devasa tekellerin þirket evlilikleri, banka ve büyük þirketlerin yutulmasý (iflas) yoluyla sermaye birikimini daha da merkezi hale getirdi. Bu süreçte iþçi sýnýfýnýn yüzyýlý aþkýn süren sert mücadelelerle kazandýðý bütün kazanýmlarý ortadan kaldýrýldý, kaldýrýlýyor. Küresel ölçekte milyonlarca iþçi iþten atýldý, halen bu yönelim sürüyor. Çalýþanlara da iþsizlik tehdidi kullanýlarak ücret düþüþleri yapýldý. Bütün bu dönem, son yýllarda açýkça görüldüðü gibi büyük altüst edici olaylarla geçti. Burada kaçýnýlmaz olarak sýnýflar mücadelesi de ivme kazandý, þiddetli biçimler aldý. Kapitalist egemenliðe karþý yýkýcý, altüst edici eylemlerin gerçekleþtiði bütün bu süreçte eylemlerin yaný sýra emekçi yýðýnlarda büyük bir öfke birikimi de gerçekleþti. Uzun yýllara yayýlan kazanýlmýþ haklarýn týrpanlanmasý giderek derinleþen sefalet ve açlýk sonucu acýlý, uzun bir ölüm, giderek daha da aðýrlaþan çalýþma yükü ve sömürü, iþçi sýnýfý baþta olmak üzere bütün emekçi yýðýnlarda sermayeye karþý, burjuva egemenliðe karþý müthiþ bir öfke birikimi yarattý. Bu öfke ayný zamanda emekçi yýðýnlarýn burjuva egemenliði vuracaðý güçtür. Bu öfkenin patlamasý çok büyük yýkýcý gücü açýða çýkaracaktýr. Ýlk örneklerini Kuzey Afrika’da gördüðümüz bu büyük öfke patlamalarý bu ülkelerdeki mevcut burjuva iktidarlarýný yerle bir etti. Burjuva egemenlik sistemi yýkacak kadar büyük bir güç birikimi pek çok yerde gerçekleþmiþ durumda. 225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

Bütün bu çok yönlü geliþmeler, emperyalist kapitalist sistemin derin krizi ve 3. Dünya Savaþý pek çok yerde devrimi güncel hale getirmiþ, devrimci durumu doðurmuþtur. Nesnel koþullar devrimi bir zorunluluk haline getirmiþ durumda. Devrim, burada her an patlak verebilecek kadar olgunlaþmýþ durumda. Bu koþullarda en küçük bir olay, herhangi bir nedenle parlayan bir kývýlcým bu büyük öfkenin fitilini ateþleyebilir. Bu þartlarda küçük bir komünist partisi yeteri kadar hazýrlýklýysa, kitlelerle özellikle partili ya da deðil, sanayi bölgelerindeki iþçi sýnýfýndan kitlelerle iliþkileri varsa, kitleleri etkileyip harekete geçirebilecek volan kayýþýna sahipse, bir devrime önderlik edebilir, iþçi sýnýfýný zafere taþýyabilir. Proletaryanýn devrimci sýnýf partisinin iliþkileri ve hazýrlýklarý, iþçi sýnýfýný bir devrime hazýr hale getirebilir. Buraya kadar yazdýklarýmýzdan açýkça anlaþýlabileceði gibi, devrim sadece öncüye baðlý bir olgu deðildir. Bu büyük tarihsel olay, bizzat tarih tarafýndan, nesnel koþullar tarafýndan hazýrlanýr. Burada öncünün yapmasý gereken, devrimci koþullarý ve devrimin olanaklarýný deðerlendirerek emekçi yýðýnlarý devrime götürmektir. Devrim büyük bir tarihsel olay olduðu kadar, bütün bir toplumu altüst eden kaotik bir olaydýr. O kaotik görüntüyü yaratan, çýkarlarý karþýlýklý olarak birbiriyle çeliþen çatýþma halindeki toplumsal sýnýflarýn, toplumsal gruplarýn, çevrelerin, hatta bireylerin politik gündemlerinin tarihsel bir kesiþim noktasýnda üst üste binip çakýþmasýndan baþkasý deðildir. Bu fýrtýnada, üst üste binen olaylarýn ortasýnda yer alan herkes, sonucu kendi çýkarlarý yönünden etkilemeye çalýþýr. Bu çeliþkiler yumaðýnýn içinde çok farklý güçlerin çatýþmasý tarihsel geliþmeye büyük bir ivme katar, hýzlandýrýr, her þey çok hýzlý ve ani yaþanýr. Bu yüzden devrimci durum koþullarýnda, devrimci mücadelenin yoðunlaþtýðý devrim dönemleri, büyük altüst oluþlarýn gerçekleþtiði, tarihin hýzlandýðý yoðun tarih dönemleridir. Olaðan zamanlarda onlarca yýlda yaþanan olaylar bu dönemlerde çok kýsa sürede, hatta bazen birkaç gün i-

5


Yeni Evrede

çinde yaþanabilir. Emekçi yýðýnlarýn olaðan zamanlarda onlarca yýl verdikleri onca mücadeleye raðmen gerçekleþmeyen, gerçekleþtirilemeyen toplumsal dönüþümlerin, devrimin gerçekleþtiði ülkelerde çok kýsa sürede gerçekleþtirilmesi de bu yoðun tarihin yaþanmasýndandýr. Proletaryanýn nihai amacý sýnýflarý ortadan kaldýrmak, sýnýfsýz bir topluma varmaktýr. Proletaryayý bu tarihsel yürüyüþünden alýkoymak ve kendi cennetinden vazgeçmek istemeyen burjuvazi egemenliðini sürdürebilmek amacýyla en geliþmiþ terör ve baský aygýtý olan devleti eliyle her türlü yol ve yöntemle baskýsýný artýrýp, proletaryayý bir süre geciktirebilir. Ancak her ne yaparsa yapsýn bu hareketi yok edemez, proletaryanýn tarihsel yürüyüþünü engelleyemez. Proletarya önce özel mülkiyetin bir çocuðu olan burjuvaziyi elinden özel mülkiyetini alarak ortadan kaldýracak, sonra da özel mülkiyetin diðer çocuðu olan proletaryayý tarih sahnesinden silecektir. Burjuvazinin egemenliðini yýkmak ve proletaryanýn devrimci programýný uygulamak isteyen Leninist Parti, bu görevini yerine getirebilmek için, bu tarihsel kesiþim noktasýnda bir güç olmak zorundadýr. Hem de öyle sadece bir güç deðil, bir güç örgütü olmalýdýr. Bunu gerçekleþtirmenin tek yolu devrimci mücadele yoludur. Sadece bu yoldan geçilerek güç örgütü olunabilir. Uzun yýllara yayýlan sýnýflar mücadelesinde küçük burjuva hareket ve özellikle burjuva ideolojinin etkisi altýndaki aydýnlar, belirli bir iþçi kesimini etkileyip peþlerinden sürükleyebilir. Bu etki, sýnýfýn bir bölümünü sýnýflar mücadelesinin sert ve acýmasýz süreçlerinde, etkin kritik anda kararsýzlýða sürükleyip zayýf düþürecektir; bu yüzden proletarya yenilgiye uðrayabilir. Eðer proletarya bu mücadelede zafere ulaþmak istiyorsa kendi devrimci niteliðine uygun davranmalý, sýnýf savaþýnýn sert yasalarýný uygulamakta tereddüt etmemelidir. Kapitalizmin iki karþýt sýnýfý olan proletaryayla burjuvazi arasýndaki sýnýf mücadelesi devrimin geliþimine baðlý olarak daha sert ve þiddetli biçimler alýr. Devrimin en kritik safhasýna doðru bu iki sýnýf arasýndaki saflaþma çok daha keskin ve net bir duruma gelir. Herkes artýk ya proletaryadan ya da burjuvaziden yana tavýr almak durumundadýr. Saflaþmanýn böylesine keskin ve net çizgilere sahip olduðu bir evrede, oportünizmin uzlaþmacý karakteri, onlarý hýzla burjuva saflara sürükler. Daha önce yaþanan devrim deneyimlerinin de gösterdiði gibi her sýnýfsal eðilim ve politik hareket kendi mantýki sonucuna gider, temsil ettiði sýnýfýn saflarýna varýr. Bu yüzden Leninistler her türden burjuva ve küçük burjuva ideolojinin, uzlaþmacý sosyalistlerin, reformizmin, oportünizmin ve küçük burjuva hareketin çeþitli eðilimlerin sözcülüðünü yapan akýmlarýn iþçi sýnýfýnýn bilincini bulandýrmasýna ve etkisi altýna aldýðý kesimleri burjuvazinin peþine takmalarýna sessiz kalamaz, hiçbir þekilde izin veremez. Bu akýmlarýn yaptýklarýna göz yummak, onlarýn iþlediði bu suça ortak olmaktýr; burjuvazinin egemenliðinin devamýna göz yummaktýr. Bu politik akýmlar ve eðilimler açýða çýkarýlmalý, acýmasýzca teþhir edilmelidir. Proletaryanýn kendi devrimci sýnýf çizgisinde yürümesi ve örgütlenmesi proletaryanýn kendi kurtuluþunun olmazsa olmazýdýr. Uzlaþmacý sosyalist, oportünistler, reformistler, toplumsal geliþmelerin hýzlandýðý yoðun tarih dönemlerindeki sýçramalý geliþmeye uyum saðlayamazlar, ayak uyduramadýklarý için de sýnýflar mücadelesinin gerisinde kalýr, olaylarýn peþinden sürüklenirler. Leninistler ise somut durumu her an gözlemleyerek, oradaki geliþmeleri, deðiþimi hemen deðerlendirir, nesnel koþullarda süren sýnýflar mücadelesinin geliþimine uygun davranýr; örgütlenme faaliyetlerini, mücadeledeki politika ve taktiklerini somut koþullara göre yeniden düzenlerler. Toplumsal geliþmeye, sýnýflar mücadelesinin geliþimine uyum saðlayamayanlar devrime önderlik edemez; proletaryayý baþarýya ulaþtýrýp toplumun devrimci dönüþümünü gerçekleþtiremezler. Sýnýflar mücadelesinin uzun ve sert koþullarýnda piþen Leninist Parti ve Leninist kadrolar uzun yýllar süren devrimci mücadelede saðlam bir öz kazandý, ona göre þekillendi. Þimdi Leninistler bu niteliklerini mücadelenin her alanýnda ve bütün iliþkilerinde göstermelidir.

6

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

Mücadele Birliði

ANTEP’TE BASKILAR SÜRÜYOR

Antep’te 6 Mayýs Denizleri Anma etkinliði sonrasý Mücadele Birliði Platformu bileþenlerine baskýlar devam ediyor. Ýlk önce Denizleri Anma eylemine katýlan 10 kiþiye “örgüt adýna suç iþleme”, “örgüt propagandasý yapma” gibi iddialar öne sürüldü. Ardýndan Emeðe Ezgi üyesi 2 kiþiye de türkü söyledikleri için “örgütsel faaliyet yürütmek”le suçlandýlar. Adana 10.Aðýr Ceza Mahkemesi tarafýndan 12 kiþiye dava açýldý. Sonrasýnda da Devrimci Öðrenci Birliði tarafýndan düzenlenen Che Yürüyüþü’ne katýlan birçok öðrenciye sanat merkezi çýkýþý Antep polisi tarafýndan kimlik sorgusu yaparak psikolojik baský yapýlmak istenmiþ, ailelerine gidilerek, yýllardýr iþçilerin emekçilerin sanatýný üreten hem Ayýþýðý Sanat Merkezi ve Devrimci Öðrenci Birliði’ne yönelik karalamalarda bulunulmuþtu. Kimi öðrencilere de iþbirlikçi okul müdürleri aracýlýðýyla baský uygulanýyor. Antep Emniyeti yaptýðý bu giriþimlerle istediðini elde edemeyince þimdi de Nisan ayý içerisinde Denizleri anma etkinliðine çaðrý için hazýrlanan bildirileri daðýttýklarý gerekçesi ile Antep’te birçok kiþiyi emniyete çaðýrarak tehdit ediyor. Tabii öncesinde yine birçoðunun evine giderek aileleri ile görüþen Antep emniyeti, hem aileler üzerinden hem de kendileri aracýlýðý ile sanat merkezi çevresindeki insanlarý pasifize etme çabasý içerisinde. Ancak hiçbir güç bu topraklardan devrimi söküp atamayacaðý gibi, bu þehirde de devrimcileri yok edemeyecektir. Bu topraklar devrime gebedir. Ve devrimin ebeleri de bu topraklar üzerinde yetiþiyor, geliþiyor ve güçleniyor. Hiçbir baský, gözaltý, tutuklama ve katliamlar ne devrimci sanatý ne de devrimcileri yok edemeyecektir. Denizleri asarak devrim kâbusundan kurtulacaðýný sanan sermaye sýnýfý, geçmiþten bugüne bakarak Denizleþen halký gördükçe, bu gerçeði daha iyi anlýyor ve bu yüzden çaresizce saldýrýlarýna devam ediyor. Evet, son sözü söyleyen elbette ezilen ve sömürülen iþçi-emekçi halklar olacaktýr. Halkýn Denizi Denizleþen Halkla Yürüyor Ýktidara! Baskýlar Bizi Yýldýramaz! Antep Mücadele Birliði Platformu


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

MISIR:

Editör

DEVRÝMÝN ÝKÝNCÝ PERDESÝ AÇILDI

M

ýsýr’da emperyalistlerin ve gericiliðin “Cumhurbaþkaný” kýlýðýna soktuklarý Mursi, oturtulduðu koltuðun gerçek sahibi olduðunu sanýp durumunu saðlamlaþtýracak adýmlar atmaya kalkýnca Mýsýr emekçileri, Mýsýr’ýn devrimci halký, ona gerçek bir Cumhurbaþkaný olmadýðýný göstermek üzere sokaklara döküldü. Bu, devrimin ikinci perdesiydi. Birinci perde, Hüsnü Mübarek’in tahtýndan indirilmesi ve devrimci sokaðýn baskýsýyla demir kafesler ardýnda yargýlanmaya baþlamasýyla kapanmýþtý. Birinci perdenin emekçi sýnýflar açýsýndan en dramatik sahnesi, iktidarýn “seçim” þalýyla örtülmüþ hile ile ellerinden alýndýðý sahne idi. Eski düzeni devirmek için fazlasýyla kararlý ama iktidarý ele geçirmek için hiçbir hazýrlýðý olmayan emekçi sýnýflar Mübarek’i devirmenin sevincini yaþarlarken emperyalistler, Mýsýr burjuvazisi ve gerici Arap devletleri iktidarý çalacaklarý sahnenin hazýrlýðýný yapýyorlardý. Sahne, “seçim” sandýðý ile açýldý. Mýsýr iþçi sýnýfý, diðer emekçi sýnýflar ve devrimci güçler, eski düzeni yerle bir etmek üzere, enerjik bir diktatörlük olarak çalýþacak Geçici Devrim Hükümeti kurmak üzere yola devam edeceklerine “Askeri Konsey” ilan edilince durdular. Oysa “Askeri Konsey” yýkýlanýn ta kendisiydi; düzenin iktidar doruklarýnda yeniden dirilmesiydi, Hüsnü Mübarek’ti, Mýsýr burjuvazisiydi, emperyalistlere baðlýlýðýn iktidar katýnda yeniden dirilmesiydi. Sokak tekrar hareketlenmeye baþlayýnca “Askeri Konsey” kendinin geçici olduðunu, düzeni saðlamak, “seçimler” için ortam hazýrlamak, yeni bir anayasa için kurul oluþturmak dýþýnda bir þeye karýþmayacaðýný ilan etti. Amaç zaman kazanmak; kitlelerin yýkýcý öfkesini yatýþtýrmak ve iktidarý “emin ellere” teslim edebilecekleri koþullarý saðlamaktý. Yeni anayasa ve seçim sihirli sözcüklerdi. Emekçi sýnýflar, “çoðunluk” olmanýn verdiði güven ve rahatlýkla dikkatlerini bu sihirli sözcüklere çevirdiler. Emperyalistler, Mýsýr burjuvazisi ve gerici Arap ülkeleri el birliði ile paranýn, propagandanýn, yalanýn, hilenin gücüne da-

yanarak, seçimlerle düzeni “Müslüman Kardeþler” denen sürünün eline verdiklerinde emekçi sýnýflar “devrimi bunun için yapmamýþtýk” diyerek içten içe kaynaþmaya baþladýlar. Devrimden sonra yaþamlarýnda bir iyileþme beklerken daha kötüsüyle karþýlaþtýlar. Devrimin ilk perdesi üzerinden geçen kýsa zaman aralýðýnda on binlerce iþçinin katýldýðý yüzlerce grev yapýldý. Emekçi sýnýflar, gerçek bir özgürlük ve yaþamlarýnda gerçek bir iyileþme istiyorlardý. Devrimi bunun için yapmýþlardý! Hoþnutsuzluk, öfke, kýzgýnlýk Mýsýr emekçi sýnýflarýný, Mýsýr yoksullarýný, düzenden acý çekmiþ herkesi; kýsacasý toplumun büyük bir kesimini etkisi altýna alan, sarýp sarmalayan duygular oldu. “Devrimi bizden çaldýlar” düþüncesi hepsinin ortak sloganý oldu. Devrim geri alýnmalýydý ama nasýl? Bunun için bir genel bahane; herkesi ayaða kaldýracak ortak bir bahane gerekiyordu. “Gazze Savaþý” sýrasýnda ABD’nin haber getiren-götüreni iþini yaptýðý için –Burjuvalar böylelerine “arabulucu” diyorlaryýldýzý parlatýlan Mürsi, bu bahaneyi kendi elleriyle yarattý. Burjuva dünyanýn yýldýzýný parlatmasýný gerçek durumu gibi algýladý ve harekete geçme zamaný olduðuna karar verdi. Daha önce yapamadýðý þeyi, Anayasa Mahkemesi Baþkanýný bir kararla deðiþtirdiðini ve hemen arkasýndan Hüsnü Mübarek’in bile yapmaya cesaret edemediði þekilde tüm iktidarý elinde toplayacak kararlar ilan etti. Özgürlüðe susamýþ emekçi sýnýflar, Mýsýr’ýn yoksullarý, küçük dükkân sahipleri bu hamleyi hýrsýzýn ellerindekini geri almanýn bahanesi olarak deðerlendirdiler ve harekete geçtiler. Devrimin birinci perdesi onlarý iyi eðitmiþti. Bu, bir devrimin kitleleri nasýl eðittiðinin, deðiþtirdiðinin, bilinçlendirdiðinin somut, canlý örneði idi. Ayný durum, “Mýsýr’da iþi bitirdik” havasýndaki emperyalistlerin, burjuva sýnýfýn, Arap gericilinin ne kadar yanýldýðýný da ortaya koymuþ oldu. Perde Tahrir Meydaný’nda, birinci devrimin simgesi olan meydanda açýldý. Sahnede ilkin küçük çaplý gösteriler vardý. Baþlangýcýn “zayýf” olmasýna aldanan sa225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

kallý, çapsýz ve bir o kadar da cahil adam eylemcilere meydan okumayla karþýlýk verdi. Ama burjuva dünyanýn yeni baþ tacýnýn ne denli çapsýz, öngörüsüz olduðunu bütün dünyanýn anlamasý için bir- iki gün yetti. Gösteriler hýzla yayýldý; gösterilere katýlan kitle sayýsý hýzla arttý, eylemlerin sertlik dozu yükseldi ve ayaklanmaya dönüþtü. Devrimin ikinci perdesinin açýldýðý artýk görülüyordu. Baþkent Kahire’den sonra, liman ve petrol iþçilerinin merkezi Ýskenderiye de harekete geçmiþti. Mursi denen, Cumhurbaþkaný kýlýðýndaki adam, gösterilerin ayaklanmaya dönüþmesi karþýsýnda geri adým attý ve aldýðý kararlarýn “geçici” olduðunu açýkladý. Ama devrimin eðittiði Mýsýr emekçi sýnýflarýný aldatmak artýk o kadar da kolay deðildi. Açýklamadan sonra ayaklanmalar daha da arttý. “Müslüman Kardeþler” denen sürünün parti binalarý basýldý, ateþe verildi. Bakanlýklarý basma giriþimleri ancak ordu ve polisin Mübarek dönemini aratmayan þiddetiyle önlenebildi. Burjuvazinin iktidardan dýþlanan kesimi, devrimin bu dalgasýna binmek için kollarý sývadý ve devrimcilerin safýnda yerini aldý. Muhammed Baradey, Dünya Atom Enerjisi Kurumunda görevliyken ABD ve diðer emperyalistlere bir köpek sadakatiyle baðlýlýðýný kanýtlamýþ bu adam tekrar sahne almaya baþladý. Mursi’yi “Firavun” olarak ilan etti ve görevi derhal býrakmasý gerektiðini açýkladý. Devrimin sahibi gibi konuþuyordu. Mursi ve partisi bir kýskaca alýndýklarýný anlayýnca “muhalefet”le, yani sermaye sýnýfýnýn iktidardan dýþlanan kesimiyle görüþme kararý aldýlar. Burjuva sýnýfýn deðiþik kesimleri kendi aralarýnda “barýþ” görüþmelerine baþlarken devrimin gerçek sahipleri sokaktaydýlar ve sonuç almadan geri çekilmeye niyetleri yoktu. Bu satýrlar yazýldýðý sýrada ayaklanma tüm hýzýyla sürüyordu. Bundan sonra kýsa vadede sonuç ne olursa olsun emekçi sýnýflar mutlaka zafere ulaþacak; kendi iktidarlarýný ve kendi toplumsal düzenlerini; devrimci iktidar ve sosyalizmi kuracaklar.

7


Editör

Y

“SAVAÞA HAZIRLIK”

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

üksek Askeri Þura, kýsa adýyla YAÞ’ýn son toplantýsýnýn ana gündem maddesi “savaþa hazýrlýk” idi. Devlet ve hükümet artýk çok açýk biçimde savaþa hazýrlýk yaptýklarýný, bir savaþa hazýrlandýklarýný ilan ediyorlar. Uzun süredir, gizli biçimde yürütülen hazýrlýklar artýk aleni hale gelmiþ bulunuyor. Bu durum savaþa ne kadar yaklaþtýðýmýzý da gösteriyor. Yeni bir durum deðil. YAÞ’ýn, “hazýrlýklarýn gözden geçirilmesi” biçimindeki gündem maddesi de zaten hazýrlýklarýn uzun süredir yapýlmakta olduðunun, son aþamaya gelindiðinin itirafý gibi. “Patriot füze bataryalarý”nýn Suriye sýnýrýna yerleþtirilmesi kararý, Ýzmir’de NATO Kara Kuvvetleri Karargahý’nýn kurulmasý hazýrlýklarýn son aþamaya geldiðinin bir baþka iþareti. Emperyalistlerin, Türkiye’nin ve Suudi Arabistan, Katar gibi gerici Arap devletlerinin artýk iþi aceleye aldýklarý açýk. Zamanlarý daralýyor zira el attýklarý yerlerin hiç birinden sonuç alamadýklarý gibi, Ortadoðu’daki tüm geliþmeler bu eli kanlý devlet ve hükümetlerin aleyhine oluyor; süreç arzu ettiklerinin tam tersi yönde ilerliyor. Tabloyu görmek için Suriye’den baþlayalým. Suriye’de Erdoðan, Gül, vesairenin iki yýl önce, haftalarla ömür biçtikleri Esad hala yerinde sapasaðlam duruyor ve dahasý, Suriye’ye saldýklarý katil sürüsü çeteler sonuç almaktan çok uzaklar. Buna karþýlýk “Türk Devlet Büyükleri”nin hiç hesaplamadýklarý þekilde, Rojova’da yani Güney Batý Kürdistan’da Kürt halký kendi kaderini kendi eline aldý ve özgürlük yolunda büyük mesafe katetti. Irak’ta süreç, emperyalistler, Türkiye ve bölge gericiliði açýsýndan Suriye’yi aratmýyor. Ýki iþbirlikçi, iki burjuva güç, Maliki ve

Barzani birbirlerine girmek üzereler. Her iki taraf, silahlarýný yaðlýyor, temizliyor, mevzilerini kazýyor ve ilk ateþi bekliyor. ABD ve diðer emperyalistler, iþgalden sonra Irak’ýn tam egemenlikleri altýna girmesini ve sularýn durulmasýný beklerken kucaklarýnda nur topu gibi iki iþbirlikçinin birbirini boðazlayacaðý bir savaþ bulmak üzereler. Bu arada yeri gelmiþken bir cümleyle de olsa deðinmekte yarar var: Kapýdaki bu savaþ gösteriyor ki, Arap olsun Kürt olsun bütün halklar kendi burjuvalarýný baþlarýndan defetmedikçe ne özgürlük yüzü görebilirler ne de savaþlarýn getireceði acýlardan kurtulabilirler. Irak’tan Ürdün’e geçelim. Emperyalistlerin çýkarlarýna baðlýlýkta babasý Hüseyin’i aratmayan Kral Abdullah’ýn yönettiði bu ülke þimdi emekçi sýnýflarýn ve yoksullarýn Krala karþý isyan ve ayaklanmalarýyla çalkalanýyor. Sürekli savaþ halindeki Filistin-Ýsrail coðrafyasýný geçip Mýsýr’a bakarsak, orada da devrimin ikinci perdesinin açýldýðýný, ayaklanma ve isyanlarýn tekrar baþladýðýný; devrimi emekçi sýnýflarýn elinden çalan iþbirlikçi Mursi ve avanesinin kýçlarýna tekmeyi yemek üzere olduklarýný görüyoruz. Libya ve Tunus emperyalist egemenliðin bir türlü kurulamadýðý, iþbirlikçi hükümetlerin diken üstünde durduklarý, yeni ayaklanma ve isyanlarýn mayalanmakta olduðu ülkeler durumunda. Böyle bir Ortadoðu coðrafyasý içinde, kendisi de uzun yýllardýr bir iç savaþla, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýyla tehdit altýnda olan Türk tekelci sermaye sýnýfý kendini nasýl güvende hissetsin? Üstelik hemen yaný baþýndaki Rojova, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn çok güçlü bir mevzisi olma yolunda hýzla ilerlerken! Ýsrail kendini nasýl güvende

hissetsin, emperyalistler sarsýlan, hatta bu bölgede yýkýlan egemenliklerini nasýl tesis etsinler! Türk tekelci sermaye sýnýfý, Ýsrail ve emperyalistler için tek geçer yol, kilit ülke durumundaki Suriye meselesini çözmek, yani orada kendilerine son derece baðlý, sadýk bir hükümeti iþ baþýna getirmektir. Çok geniþ bir coðrafyaya yayýlmýþ Arap ve Kürt halklarý arasýnda giderek güçlenmekte olan ulusal ve toplumsal kurtuluþ içerikli devrim dalgasýný etkisiz hale getirmenin ilk adýmý olarak bu yol düþünülüyor. Doha’daki iþbirlikçiler toplantýsýnda yapýlan gizli anlaþma da emperyalistlerin “çözüm” yolu hakkýnda fikir veriyor. Bu toplantýda varýlan anlaþmanýn en önemli maddelerinden biri, Suriye’de “ýlýmlý Ýslam” iktidarýnýn kurulmasý ise bir diðeri de “Suriye’den PKK’nin tasfiye edilmesi”dir. Yani bölgede karþý devrim üssü olacak bir iktidarýn kurulmasý ve bir halkýn özgürlük savaþýnýn tasfiye edilmesi, Suriye meselesinde öne çýkan emperyalist amaçlardýr. Suriye’de mevcut iktidarýn direniþi ve sürecin gidiþatý, emperyalistlerin, Türkiye’nin ve Ýsrail’in bir savaþ olmaksýzýn amaçlarýna ulaþamayacaklarýný yeterince açýða çýkarmýþ durumda. Savaþ ise, Türkiye üzerinden yürütülecek. YAÞ toplantýsýnda “savaþ hazýrlýklarý”nýn görüþülmesi hem bu gerçeði açýða çýkarýyor hem de savaþýn artýk kapýda olduðu gerçeðini. Türkiye’de sermaye sýnýfý ve onun politik-askeri güçleri savaþa hazýrlanýyorlar; ya iþçi sýnýfý ve devrimci güçler? Ýþçi sýnýfý ve devrimci güçler kapýyý çalmakta olan savaþta nasýl bir yol ve politika izleyecekler? Bu da bir sonraki yazýmýzýn konusu olsun.

ULAÞ YILDIZ’A CEZA

Geçtiðimiz Nisan ayýnda 1 Mayýs Ve 6 Mayýs çalýþmalarýna engel olabilmek için, 1 Mayýs bildirisinin toplatma kararý olduðu gerekçesi ile Adana Ayýþýðý Sanat Merkezine baskýn düzenlenmiþti. Baskýn sonucunda bir çok bildiri afiþ ve kitaplarýmýza el konulmuþ, Ulaþ Yýldýz gözaltýna alýnmýþtý. Üç günlük gözaltý sürecinden sonra mahkemeye çýkartýlmýþ ve tutuksuz yargýlanmak üzere serbest býrakýlmýþtý. Adana 6. Aðýr Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, 27 Kasým’da görülen 4. duruþmada karara baðlandý. Ulaþ Yýldýz, “Terör örgütüne yardým etme” suçlamasýyla 2 yýl 9 ay 10 gün hapis cezasýna mahkum edildi. BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ DEVRÝMCÝ SANAT ENGELLENEMEZ Adana Ayýþýðý Sanat Merkezi

8

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012


Yeni Evrede

Güncel

Mücadele Birliði

UNUTMADIK UNUTMAYACAÐIZ! aþist devlet bundan 12 yýl önce 19 Aralýk 2000 tarihinde “Hayata Dönüþ” adý altýnda 20 zindana birden saldýrdý. 19 Aralýk 2000’de sabaha doðru Bayrampaþa, Ümraniye, Çanakkale, Çankýrý, Bartýn, Ulucanlar, Uþak, Malatya, Afyon, Bursa, Karaman-Ermenek, Ýzmir-Buca, Nevþehir, Adana-Kürkçüler, Adana Ceyhan, Aydýn, Kýrþehir, Diyarbakýr, Elbistan, Aydýn-Nazilli cezaevinlerine ayný anda yaptýðý katliam sonucunda 28 devrimci tutsak yaþamýný yitirdi. Cezaevi duvarlarý tavanlarý iþ makineleriyle yýkýlarak, bombalarla delinerek devrimci tutsaklarýn üzerine aðýr silahlarla kurþunlar, gaz bombalarý, kimyasallar yaðdýrýlarak eþi görülmemiþ bir katliam gerçekleþtirildi. Katliam sonrasýnda Bayrampaþa Cezaevi’nde 12, Ümraniye Cezaevi’nde5, Çanakkale Cezaevi’nde 4, Bursa Cezaevi’nde 2, Çankýrý Cezaevi’nde 2, Uþak Cezaevi’nde 2, Ceyhan Cezaevi’nde1 olmak üzere 28 devrimci tutsak ölümsüzlüðe uðurlandý. Operasyon sonrasýnda yaralý olan yüzlerce devrimci tutsak ring araçlarýna atýlarak iþkenceyle Edirne F Tipi, Kandýra F Tipi, Sincan F Tipi, Kartal Cezaevi, Bakýrköy Kadýn Ve Çocuk Tutukevi’ne sevk edildiler. Aileler günlerce haftalarca yakýnlarýndan haber alamadýlar. Yaþanan katliama ve yüzlerce devrimci tutsaðýn aðýr yaralar almýþ olmasýna raðmen devrimci tutsaklar F tipi hapishanelerde atýldýklarý hücrelerde de gördükleri iþkencelere, tecride raðmen eylemlerini sürdürdüler. Devrimci tutsaklar götürüldükleri F tipi cezaevlerinde ve hücrelerde 6 yýlý aþkýn bir süre Ölüm Orucu eylemini sürdürdü. F tipi zindanlarda devrimci tutsaklar ölüm oruçlarýný sürdürürken dýþarýda da onlarca kiþi Ölüm Orucuna girdi. Ölüm Oruçlarý eyleminde 122 devrimci tutsak ve tutsak yakýný yaþamýný

F

yitirdi, yüzlercesi sakatlandý. Faþist devlet 19 Aralýk 2000’de yaptýðý katliam ve F tipi zindanlar uygulamasýyla devrimci tutsaklara “ya teslimiyet ya ölüm”ü dayatýrken, dýþarýda ise iþçi ve emekçilerin, Kürt halkýnýn gittikçe büyüyen ve yükselen devrim mücadelesini bastýrmak, sindirmek amacýndaydý. Dýþarýdaki mücadeleyi durdurabilmenin, olasý bir devrimi önlemenin yolu bu devrime öncülük eden devrimcileri yok etmekten, teslim almaktan geçmekteydi. “Rüzgar eken fýrtýna biçer!..” Emperyalizmin tam desteðiyle faþist devletin devrimi ezmeye yönelik bu saldýrýsý devrimci tutsaklar tarafýndan boþa çýkarýldý. Daha 19 Aralýk 2000’deki saldýrýsýna Bayrampaþa Zindaný’nda Murat Ördekçi’nin “Asýl siz teslim olun! Türk ordusu etrafýnýz kuþatýldý. Buradan çýkýþ yok! sözleriyle verilen ilk cevabýn ardýndan Ümraniye ve Çanakkale Zindanlarý’nda devrimci tutsaklarýn tam 4 gün boyunca teslim olmayýþý devleti bir kez daha devrimci tutsaklarýn iradesi karþýsýnda yenik düþürdü. F tipi zindanlarda atýldýklarý hücrelerde, iþkence, baský ve tecrit altýnda da devrimci tutsaklar teslim alýnamayacaklarýný 6 yýlý aþkýn süren Ölüm Oruçlarýyla gösterdiler. Devlet bir kez daha devrimci tutsaklarýn teslim alýnamaz iradesine çarptý. Binlerce iþçi emekçi, genç, yaþlý, kadýn, erkek bugün zindan savaþlarýnda ölümsüzlüðe uðurlanan devrimci ve komünistlerin gösterdiði yolda devrim için sosyalizm için mücadeleyi yükseltmeye devam ediyor. 19 ARALIK KATLÝAMINI UNUTMADIK UNUTMAYACAÐIZ! DEVRÝM SAVAÞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR!

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

9


Gençlik

GENÇLÝK NE YAPMALI?

Emperyalist savaþýn gündemimize oturduðu þu günlerde, yaþanan tüm geliþmeler TC devletinin bir savaþ hazýrlýðýnda olduðunu kanýtlýyor. Ekim ayýnda anayasadan geçen tezkereyle biz gençliði sürükleyecekleri bir emperyalist savaþ, öfkelerini meydanlara akýtan binlerce insanýn da vurguladýðý gibi biz emekçi çocuklarýnýn, öðrencilerin ya da genellersek iki ülke halkýnýn çýkarlarýna olmayacak. Resmen olmasa da fiilen baþlamýþ olan bu savaþýn karþýsýnda biz gençlerin söyleyecek çok sözü var dedik ve “Gençlik Ne Yapmalý?” adýyla baþlattýðýmýz gençlik buluþmalarýnýn ikincisini Emperyalist Savaþ Karþýtý Gençler Buluþuyor baþlýðý altýnda gerçekleþtirdik. Bu buluþmada tek gündem olan emperyalist savaþ, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ýn pek çok yerinden gelen gençlerin katýlýmýyla çeþitli açýlardan tartýþmaya açýldý. Tartýþmalarýn seyri þöyle idi: Suriye ile Savaþýn Eþiðine Nasýl Geldik? Savaþýn Ekonomik ve Toplumsal Sonuçlarý, Savaþ Karþýtý Görüþler ve Eleþtirileri, Emperyalist Savaþ Karþýsýnda Gençliðin Tavrý Ýlk konuda Suriye’nin Ortadoðu’daki konumuna, BAAS’ýn kuruluþuna, Arap sosyalizmi denen sistemin Suriye öznelinde geliþen bir devlet kapitalizmi biçimi olduðuna, Suriye’de 1970 yýlýnda gerçekleþmiþ darbe ile Hafýz Esad’ýn sað kanadý temsil ettiðine vs. deðinildi. Oldukça güncel konulara deðinilen ilk oturumun ardýndan “Savaþýn Ekonomik ve Toplumsal Sonuçlarý” anlatýlmaya baþlandý. Burada, bölgedeki esnafýn yaþadýðý geçim sýkýntýlarýnýn yanýnda bölge halkýnýn -özellikle Hatay’da yaþayan halklarýn- geliþen süreç ýþýðýnda politik bilinçlerinin daha fazla açýldýðý, olaylara daha duyarlý bakmaya baþladýklarý anlatýldý. Hatay’dan katýlan konuþmacý; Hatay’da yaþanan her hareketliliðin o halklara güç verdiðinden, son bir iki yýl içinde gerçekleþen tüm eylemliliklerin bölgedeki gençlere yol gösterici etkiler býraktýðýndan bahsetti. Üçüncü oturumda, yaþanan sürece karþý geliþen tepkilere deðinildi. Kitlelerde vücut bulan “Savaþa Hayýr” politikasýnýn ne anlama geldiði, Hatay’da ve ülkenin birçok yerinde Esad’ýn “Alevi” olmasýndan kaynaklý ‘Esad yanlýsý’ tepkiler geliþtiði anlatýldý. Eleþtiri kýsmýna gelince ise “Savaþa Hayýr” demenin birçok yönden eksik kaldýðýna, tarihte milyonlarca insanýn “Savaþa Hayýr” diyerek meydanlara çýktýðý fakat engelleyemediði savaþlarýn varlýðýna de-

10

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

ðinildi. Esad’ýn da ister alevi olsun ister sünni ya da bir baþka mezhep, temsil ettiði sýnýf açýsýndan karþýsýnda yer almamýz gerektiðine varýldý. Dördüncü konu tüm bunlarýn ýþýðýnda “Ne Yapmalý?” sorusuna yanýt aradý. Konuþmacý arkadaþ, þu günlerde olasý bir savaþýn emperyalizme hizmet ettiðini, ne Suriye halkýnýn ne de Türkiye-K. Kürdistan halkýnýn herhangi bir yararýna hiç bir geliþme yaratmayacaðýný; aksine çýkýþ dinamiklerinden birinin var olan sýnýf savaþýmýnda proletaryayý ezmek, Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesini bastýrmak olduðunu anlattý. Dinleyicilerin de söz almasýyla canlanan bu oturum kafalardaki bir çok soruya yanýtlar üretti. Ve dendi ki: Evet, bu savaþ bize esaretten baþka bir þey getirmeyecek! Evet, yarýn öbür gün biz gençleri sürecekleri o cephelerden Suriye halkýna demokrasi doðmayacak! Bizleri kurtuluþa götürecek, Suriye halkýna gerçek özgürlüðü yaþatacak olan kendi zincirlerimizi kýrýp kendi düþmanlarýmýzý yok etme mücadelesidir. O gün son konuya yanýt olarak ‘Emperyalist Savaþý Ýç Savaþa Çevir’ politikasýný koymuþtuk. Var olan iç savaþý yükseltmek ve onu halkýn iktidarýyla taçlandýrmak bizlerin yaþama bakýþlarýyla alakalý. Olduðumuz her yerden ‘yaþam kavgasý’ný perçinlemek, onu adýna uygun ‘yaþanabilir’ hale getirmek biz gençlerin elinde. Okullarda okuyorsak sýnýf arkadaþlarýmýza, atölyelerde çalýþýyorsak iþ arkadaþlarýmýza yaþam denen kavganýn bir amacý olduðunu anlatarak baþlayabiliriz bu iþe. Ýcra ettiðimiz sanata ‘yeni’yi katarak ilk adýmý atabiliriz. Her türlü silahý elinde bulunduran sisteme yalnýzca bedenlerimizle deðil zihinlerimizle, kalemlerimizle, enstrümanlarýmýzla, insana ve yaþama dair her þeyimizle savaþ açabiliriz. Evet. her türlü silahýn içinde televizyon, internet, okullarda gördüðümüz eðitim, verilmeye çalýþan koca bir yoz kültür var. Ama biz sadece insanca yaþamak içgüdüsüyle bile karþýlaþtýðýmýz her olayý sorgulayarak doðruya ulaþabiliriz. Bu doðrularý hiç bir çekince duymadan insanlara anlatabilir, onlarda da hayata bakacaklarý bir pencere yaratabiliriz. Yeter ki bu gücü kendimizde bulalým. Unutmayalým ki yaþamak direnmektir ve sonrasýnda savaþmak.

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

Devrimci Öðrenci Birliði Genç Emekçiler Birliði


Yeni Evrede

EMPERYALÝST SAVAÞI HALK DEVRÝMÝ ÖNLER

Mücadele Birliði

Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB) ve Genç Emekçiler Birliði (GEB) Suriye’ye yönelik olasý bir savaþa karþý yürüyüþ gerçekleþtirdiler, emperyalist savaþý ancak bir halk devriminin önleyeceðini söylediler. 2 Aralýk günü Taksim Meydaný’nda bir araya gelen DÖB ve GEB’li gençler savaþa karþý Galatasaray Lisesi’ne kadar yürüyüþ gerçekleþtirdiler. “Emperyalist Savaþ’a Karþý Ezilen Haklarýn Umudu Halk Devrimi Halk Ýktidarý” yazýlý pankart açarak Deniz Gezmiþ, Ernesto Che Guevara’nýn resimlerini taþýdýlar. Yürüyüþ boyunca sýk sýk “Gençlik Saflara Devrim Ýçin Savaþa”, “Dünya Haklarý Devrim’e Yürüyor”, “Emperyalist Savaþý Halk Devrim’i Önler”, “Yaþasýn Haklarýn Mücadele Birliði” sloganlarý attýlar. Galatasaray Lisesi’ne gelindiðinde Hazal Yazgan basýna açýklama yaptý. Emperyalist- kapitalist devletlerin büyük bir ekonomik ve sosyal kriz içerisinde olduklarýný belirten Yazgan, “dünyanýn her yerinde emekçiler ve gençler sokaklarý dolduruyor, meclisleri kuþatýyor, alanlarý zapt ediyor! Halklar dünyanýn her yerinde kapitalizme karþý devrim yürüyüþlerini sürdürüyor! Kapitalizm ise kendini ancak baský, þiddet ve devlet terörü yoluyla ayakta tutabiliyor” dedi. Ortadoðu haklarýnýn yýllardýr emperyalizme karþý büyük bir kavga verdiðini altýný çizen Yazgan, “En son Mýsýr ve Tunus halk devrimleriyle beraber bu isyancý halk tekrar sokaklara çýktý. Halklarýn yeni isyan ve ayaklanmalarýna güç ve moral kattý. Dünya devrimi her geçen gün büyümeye, geliþmeye, güçlenmeye devam ediyor” dedi. Türkiye sermayesi kendi iktidarýný koruyabilmek için savaþ baþlaþtýðýný belirten Yazgan, “Henüz ordusu sýnýrý geçmedi ama, Özgür Suriye Ordusu gibi çapulcularý eðiterek, ‘gazeteci’ diye gönderdiði MÝT ajanlarýyla, silah ve para desteðiyle Suriye’de süren iç savaþýn doðrudan bir tarafýdýr. Emperyalizmin basit bir maþasý olarak deðil, yarattýðý provokasyonlar ile kendi girdiði bu savaþa emperyalistleri de sokmaya çalýþarak, Suriye’de bir karþý-devrim üssü yaratmak için harekete geçti. Amacý, bu topraklarda iþçi ve ezilen halklarýn sürdürdüðü devrim mücadelesinin önüne geçebilmek ve Batý Kürdistan’da bir devrimle özgürlüðünü gerçekleþtiren Kürt halkýný ezmektir” dedi. Hazal Yazgan konuþmasýna þöyle devam etti: “Kapitalizm savaþ demektir; ölüm demektir; geleceksizlik demektir, iþsizlik demektir. Savaþsýz, sömürüsüz bir dünya ancak kapitalizmin tarihin çöplüðüne gönderilmesiyle mümkün olacaktýr. Emperyalist güçler bir dünya savaþýnýn hazýrlýklarýný yaparken, biz gençler her gün sokaklarda okullarda atölyelerde mayalanmakta olan devrimi zafere taþýmak için var gücümüzle çalýþmalýyýz. Þimdi okullarda, atölyelerde, fabrikalarda, mahallelerde devrim için örgütlenme zamanýdýr. Ancak kapitalistlerin iktidarýný yýkýp, kendi iktidarýmýzý kurduðumuzda özlemini çektiðimiz barýþa kavuþabiliriz. Savaþý siz kapitalist haydutlar baþlattýnýz; biz devrimci gençler, emekçilerle, Kürt halkýyla, ezilen sömürülen bütün dünya halklarýyla beraber bitireceðiz”. Eylem sloganlarla sona erdi.

“AS LA U NUT MA YA CA ÐIZ A S LA AF FET ME YE CE ÐÝZ” Cumartesi anneleri 401. oturma eylemlerinde Ender ToðSokaklar

cu’nun akýbetini sordular, “Asla Unutmayacaðýz Asla Affetmeyeceðiz” dediler. Cumartesi Annelerinden Baþak Can, 18 yýl önce gözaltýna alýnarak kaybedilen Ender Toðcu’yu 29 Kasým 1994’te Diyarbakýr Merkez Postanesi önünde beyaz bir Toros’a bindirerek götüren sivil polislerden birinin Terörle Mücadele Þubesi emniyet mensubu Zafer Aktaþ olduðunu ve ardýndan babasý ve aðabeyi Ali’nin de gözaltýna alýndýðýný anlattý. Ailesi Ender’i bulmak için yaptýklarý araþtýrmalarda, Ender Toðcu’nun JÝTEM subayý Yüzbaþý Zahit Engin’e teslim edildiðini öðrendiler. Aile ve tanýklar yoðun tehdit ve baskýya maruz kalýnca görüþtükleri savcý “ben de tehdit altýndayým, yapabileceðim bir þey yok” diyerek dosyayý kovuþturmaya yer olmadýðý gerekçesiyle kapattý. Ama dava AÝHM’de mahkûmiyetle sonuçlandý. Can “Evlatlarýmýzý ölüm hücrelerinde boðan, kazanlarda yakan, helikopterlerle uçurumlara atan, toplu mezarlara gömenler iþledikleri insanlýk suçlarýnýn hesabýný ne zaman verecekler?” diye konuþtu. Cumartesi anneleri o dönemde görevli savcý, polis ve askerlerin yargýlanmasýný istediler. 8 Aralýk günü Galatasaray Lisesi’nde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 402. haftadaki eylemde Hüseyin Taþkaya’nýn akýbetini sordular. Cumartesi annelerinden Murat Yýldýz’ýn annesi Hanife Yýldýz da bu kadar demokrasinden laf edilirken, hükümetin Roboski’yi unutturmak istediðini, kadýn cinayetlerini durdurmadýðýný belirtti. Hüseyin Taþkaya’nýn kýzý Serpil Alpsoy babaannesinin gönderdiði mesajý okudu. Mesajda Anne Taþkaya, oðlunun kemiklerinin bulunmasýný ve bir mezarýnýn olmasýný istiyordu. 42 yaþýndaki iþadamý Hüseyin Taþkaya 6 Aralýk 1993’te Urfa’nýn Siverek ilçesi Baðlar Mahallesi’ndeki amcasýnýn evinden gözaltýna alýndý. Taþkaya’yý gözaltýna almak için gelen 30 araçlýk konvoyu Üsteðmen Mehmet Þentürk yönetiyordu. Konvoyda Ahmet Bucak, Sedat Edip Bucak, Ahmet Ersin Bucak ile Bucak aþiretine baðlý korucular Halil Beyazkaz, Ýsmet Özeyranoðlu, Kemal Üzeyroðlu, Mustafa Üzeyroðlu ve emniyet mensuplarý da vardý. Bucak aþireti reisi ve korucubaþý Sedat Bucak ile görüþen aile; “bizim ekip almýþ fakat devlete teslim etmiþ, bundan sonra haberimiz yoktur, devlet biliyor” yanýtýný aldý. Ailenin ve ÝHD’nin tüm baþvurularý sonuçsuz kaldý. Hüseyin Taþkaya’nýn gözaltýna alýndýðý inkar edildi. 19 yýl boyunca savcýlar hukuku iþletmedi, etkin soruþturma yapýlmadý.

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

11


Gündem

B

DP’li milletvekili Van’da partisinin mitinginde yaptýðý konuþmada, dokunulmazlýklarýnýn kaldýrýlmasýyla ilgili olarak, þöyle diyordu: “Dokunulmazlýklarý kaldýrýrsan kaldýr. 5 yýldýr biz o Meclis’teyiz, görmediðimiz hakaret kalmadý. Yüzlerce defa darp edildik. Her önüne gelen devlet için küfür etti darp etti. Al o dokunulmazlýðý baþýna çal” (27 Kasým 2012) Bu, dokunulmazlýðýn kaldýrýlmasýný Demoklesin kýlýcý gibi BDP milletvekillerinin baþýnda sallandýrabileceðini düþünen R.T Erdoðan’a ve hükümetine bir meydan okumaydý; olmasý gereken, hatta geç kalýnmýþ diyebileceðimiz, bir meydan okumaydý. Ortalýðý kaplayan iþe yaramaz “uzlaþma” çaðrýlarýnýn gerilla eylemleri karþýsýnda sýkýþan hükümete cesaret verdiði bir sýrada yapýlan bu meydan okumanýn Kürt halkýnýn duygularýný dile getirdiðinden þüphemiz yok. “Dokunulmazlýk” tartýþmasý ve BDP’li milletvekilinin sözleri bir baþka gerçeði bir kez daha gözler önüne sermiþ oldu ki o da þu: Anayasa denen þey, kuþatýlanlarý deðil, kuþatanlarý koruyan bir zýrhtýr ve onu yorumlamak onu yazanlarýn deðil, onu uygulayanlarýn iþidir. “Yeni Anayasa” üzerine bu kadar kafa patlatan, Kürt halkýný bu konuda beklentiye sokanlarýn akýllarýndan bir an olsun çýkarmamalarý gereken gerçektir bu. Dolayýsýyla, “Yeni Anayasa” denilen þeyden Kürt halkýnýn özgürlük davasý yararýna bir þey çýkmayacaðý, Kürt halkýnýn buradan bir beklentiye girmesinin kendine zarardan baþka bir þey vermeyeceði açýktýr. Yapýlmasý gereken þey, “Yeni Anayasa” görüþmeleriyle oyalanmak yerine bu gerçeðin Kürt halkýna iki anlama gelmeyecek bir açýklýkla anlatýlmasýdýr. Büyük toplumsal sorunlar güce dayalý olarak çözülür, anayasa denen kâðýt parçasýna göre deðil. Doðruluðu büyük

12

ÖZGÜRLÜÐE Yeni Evrede

Mücadele Birliði

tarihsel olaylarla defalarca kanýtlanmýþ olan bu gerçek, türlü biçimler ve kýlýflar altýnda her gün karþýmýza çýkýyor aslýnda. Nasýl mý? Gücü elinde bulunduran hükümetin ve onun baþýnýn istediði zaman anayasa maddelerini çiðnemesi gibi. BDP’li milletvekili söylüyor zaten “dokunulmazlýklar bizim için deðil, sizin için” diye. Doðrudur ve tam da bu nedenle, R.T Erdoðan’ý “yargýya talimat verdi” diye anayasayý çiðnemekle eleþtirmek çocukça bir politikadýr. Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesini bastýrmaya çalýþýrken egemen sýnýfýn ve onun politik güçlerinin anayasal sýnýrlar içinde kalacaðýný düþünmek ve bunu beklemek çocukça bir beklenti deðil de nedir! Anayasa gücün kullanýmýný ezilenlere yasaklar, ezen ve egemen olanlara deðil. Düzen tehlikeye girdiðinde gücün kullanýmý egemen sýnýf tarafýndan kendine hak olarak görülür ve zaten büyük askeri güç, polis örgütü, zindanlar vb. bunun için varlar.

Yanýbaþýmýzdaki Örnek! Kürt halký, uzun yýllarý kapsayan ve büyük bedellerle yürütülen bir mücadeleye karþýn özgürlüðünü bu güne kadar elde edememiþtir. Oysa hemen yanýbaþýmýzdaki Rojova’da, yani Güney Batý Kürdistan’da Kürt halký kendi iktidarýný, kendi egemenliðini ilan etmek üzere. Bu yolda ne kadar ileri bir mesafe alýndýðýný herkes biliyor. Þimdi Rojova’da halkýn egemenliði fiilen gerçekleþtirilmiþ durumda. Buna karþýlýk çok daha köklü bir mücadele geçmiþine, birikimine, örgütlü güce sahip Kuzey Kürdistan halký bu noktadan -en azýndan þimdilik- uzak görünüyor. Bu durum nasýl açýklanabilir? Bu durum salt Suriye’nin içinde bulunduðu iç savaþ ve emperyalist saldýrý ile açýklanabilir mi? Elbette, Suriye’nin içinde bulunduðu 225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

koþullar Rojova Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesinde bu kadar hýzlý yol almasýnda belirleyici olmuþtur. Ancak aradaki farký sadece bununla açýklamak ikna edici olmaktan uzak olur. Zira Türkiye de uzun yýllardýr bir iç savaþýn içinde ve üstelik baþka topraklarda görülmeyen güçte bir gerilla savaþý, bir halk ayaklanmasýyla karþý karþýya. Emperyalist devletlerin Türkiye’nin arkasýnda tüm güçleriyle durmalarý, ona destek vermeleri þüphesiz zafere daha hýzlý ulaþmanýn önünde ciddi bir engeldir. Ama tek baþýna açýklayýcý deðil zira Mübarek örneði, emperyalistlerin desteðinin halk kitlelerinin zaferinin önünde kesin engel olmadýðýný yeterince gösteriyor. Yanýtý bulmak için önce þu gerçeðin altýný çizelim: Bir halkýn ya da bir ulusun özgürlüðü için koþullar olgunlaþtýðýnda o ulus ya da halka öncülük edenlerin izleyecekleri politika, alacaklarý kararlar belirleyici bir önem kazanýrlar. Bütün büyük devrimlerin tarihleri bu gerçeði doðrular. Bir devrim için, egemen sýnýfýn devrilmesi için koþullar olgunlaþtýðýnda öncü güç harekete geçmez ve halk kitlelerine harekete geçmeleri için çaðrýda bulunmaz ise iþler tersine döner, egemen sýnýf toparlanýr, güçlerini toplar ve karþý saldýrýya geçer. 70’li yýllarýn sonlarýnda Türkiye’nin durumu buna bir örnektir. Demek ki, kararlaþtýrýcý anda öncünün uzlaþma çaðrýlarý, anayasal hayaller, reform beklentileriyle oyalanmasý bir halkýn ya da ulusun özgürlük mücadelesi açýsýndan ölümcüldür. Yapýlmasý gereken, kararlaþtýrýcý anda, düþmanýn iyice sendelediði, devrim güçlerinin zafer için her þeyi göze aldýðý sonuç alýcý, düþmanýn sýrtýný yere serecek hamleyi yapmak, düþmanýn kendine zaman kazandýracak tüm çaðrýlarýna kapýyý kapatarak kesin zafer için ileri atýlmaktýr. Rojova halkýnýn zaferi, kendi içinde


E GÝDEN YOL Yeni Evrede

Mücadele Birliði

bulunduðu koþullarý bir an için bile akýldan çýkarmadan, diyebiliriz ki, iþte bu açýdan deðerlendirilmelidir. Ne anayasal hayaller, ne uzlaþma çaðrýlarý ne de reform beklentileri! Düþmanýn en zayýf anýnda kararlaþtýrýcý adým atýlarak, kendi topraklarý üzerinde, bütün iktidar ele geçirilmiþ, iktidarýn organlarý oluþturulmuþ ve savunma güçlerinin örgütlenmesi iþine aðýrlýk verilmiþtir. Karar aný geldiðinde anayasal hayallerle ya da uzlaþma çaðrýlarýyla oyalanmak devrimin intiharýdýr. Rojova örneðini verirken onun kendi koþullarýnýn özgünlüðünü aklýmýzdan çýkarmadýðýmýzýn altýný bir kez daha çizmek istiyoruz. Ne var ki, geliþmenin belli bir noktasýndan sonra belirleyici önem kazanan öncünün kararlaþtýrýcý hamlesine giriþmek, “Yeni Anayasa”, “uzlaþma, diyalog, müzakere” çaðrýlarý gibi þeylerle oyalanmamak açýsýndan Rojova’nýn örnek alýnmasýnda, emsal gösterilmesinde bilimsel bir sakýnca yoktur.

Sonuç Alýcý Hamleye Doðru Buraya kadar yazdýklarýmýzdan “sonuç alýcý hamle” ya da “kararlaþtýrýcý adým” kavramlarýyla iktidarýn ele geçirileceði genel ayaklanmayý anlattýðýmýz kolayca anlaþýlýr. Þimdi soru þudur: Böyle bir adýmýn, genel ayaklanma için somut adýmlarýn atýlmasýnýn koþullarý var mý? Bu soruya tereddütsüz “var” yanýtýný veriyoruz. Bu koþullar dönem dönem son derece olgun hale geliyor ancak öncünün kararsýzlýðý, uzlaþma beklentileri, düþmandan beter “dostlarýn” “barýþ” telkinleri vb nedenlerle zamana yayýlýnca tavsýyor, kitlenin ayaklanmacý ruh hali, girilen beklenti nedeniyle, bir parça geriliyor ve böylece o “an” kaçýrýlýyor. Son genel seçimlerden sonra BDP’li milletve-

killerin Diyarbakýr’a çekilmesi, Ankara’dan kopuþ havasý yaratmasý fakat hemen akabinde Meclis’e dönüþ kararý alýnmasý buna bir örnektir. Bir baþka örnek, yakýn zamanda zindanlarda tutsaklarýn açlýk grevi/ölüm orucu eylemi sonucu oluþan ayaklanma havasýdýr. KCK’lý tutsaklarýn bu eylemi 60’lý günlere dayanýp ölüm riski sýnýrlarýna gelince Kürt halkýnda bir ayaklanma havasýnýn oluþtuðu konusunda, burjuva yazarlar dâhil, herkesin ortak kanýsý oldu. Bu, Kürt halkýnýn kendi evlatlarýný, tutsaklarý sahiplenmesinin ifadesi ve sonucu idi. Bu koþullar nasýl heba edildi? Devlet ve hükümet paniðe kapýlmýþ, ne yapacaðýný bilemez halde ricacý konumuna düþmüþken bu durum deðerlendirilmedi. “Saðduyu” adýna eylemler bitirilirken, ortam bir parça durulur durulmaz rahat bir nefes alan hükümetin nasýl karþý saldýrýya geçtiðini gördük. Dokunulmazlýk tartýþmalarý iþte bu sýrada bizzat baþbakan tarafýndan yeniden alevlendirildi. Hükümetin karþý saldýrýya geçtiðini BDP Eþbaþkaný Gülten Kýþýnak “Baþbakan kazanýmlarýmýza saldýrýyor” sözleriyle dile getirdi. Bir parantez açarak devam etmek istiyoruz. Tutsaklarýn deðil ama tutsaklar adýna karar vericilerin sonuna kadar gitmede “kararsýz” olduklarýný gördük. Bu durum bize sýnýflarýn þu özelliðini bir kez daha hatýrlattý: Küçük burjuvazi arkasýnda ancak proletarya olduðu zaman sýnýf savaþýnda ileri gidebilir. Peki, bu sýrada Türkiye proletaryasý ne yapýyordu sorusunu sormanýn zamaný. Tutsaklar ölümü göze alan bir eylem süreci baþlatmýþ ve Kürt halký ayaklanma havasýna girmiþken, Türkiye iþçi sýnýfý ne yazýk ki, kendi dar, bencil, güncel sýnýf çýkarlarýný elde etmeye çalýþmakla meþgul idi. Hareketin baþýna, kitlelerin önüne 225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

Gündem

geçmesi gereken sýnýf bu durumdayken ayaklanma havasýnýn bir ayaklanmaya dönüþtürülmemesinden sadece baþkalarýný sorumlu tutmak doðru deðil. Bu durumdan UKH kadar, hatta ondan çok Türkiye iþçi sýnýfý ve ona öncülük iddiasýnda olanlar sorumludur. Parantezi kapatarak devam edelim! Bir fýrsatýn kaçýrýldýðý ve hükümetin karþý saldýrýya geçtiði açýk. Belirtiler sayýlmayacak kadar çok. Önce Öcalan’ýn görüþ hakkýnýn tanýnmasýndan, koster temininden vazgeçildi, arkasýndan “dokunulmazlýk” tartýþmalarý baþlatýldý, onun da akabinde seksenbir kiþinin gözaltýna alýndýðý KCK operasyonu yapýldý. Ama bir fýrsatýn kaçýrýlmýþ, bir olanaðýn deðerlendirilmemiþ olmasý her þeyin bittiði anlamýna gelmiyor. Sadece dar kafalýlar bundan her þeyin bittiði anlamýný çýkarabilir. Türkiye ve Kürdistan coðrafyasý devrim topraklarýdýr. Her gün, her saat beklenmedik bir geliþme, bir olay kitleleri ayaklanma noktasýna getiriyor, bu havaya sokuyor. Bir baþka önemli nokta Rojova’da Kürt halkýnýn kendi kaderini kendi eline almýþ olmasýdýr. Bundan böyle Rojova’nýn Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnda önemli bir mevzi, güçlü bir kaldýraç olacaðýndan kuþku olmasýn. R.T Erdoðan’ýn “Türkiye NATO topraklarýdýr” sözü bir dil sürçmesi deðil. Devrimin önlenmesi için NATO’ya duyulan ihtiyacýn ürünü ve ifadesidir. Patriot Füze Bataryalarý bahanesiyle emperyalist devletlerin asker göndermeye baþlamýþ olmalarý da ayný nedenledir. Fakat ne yaparlarsa yapsýnlar, süreç genel bir ayaklanmaya, sonuç alýcý hamleye doðru ilerliyor ve bu hamle mutlaka gerçekleþecektir. Özgürlük ve toplumsal kurtuluþ yolu buradan geçiyor.

13


Yeni Evrede

Sokaklar

“SEÇÝLMÝÞLERÝ SÝZE YEM ETMEYECEÐÝZ”

Mücadele Birliði

Halklarýn Demokratik KongreBiz de seçilmiþleri size yem etmesi (HDK) BDP’li milletvekillerinin yeceðiz. Milletvekilleri irademizdokunulmazlýklarýn kaldýrýlmasý ile dir. Ýrademize ilgili çýkarýlmak istenen fezlekeler idokundurtmayacaðýz” diye konuþtu. çin “milletvekillerimiz hiçbir zaman Ardýndan BDP Ýl baþkaný Asidokunulmazlýk zýrhý altýnda siyaset ye Kolçak kýsa bir konuþma yaptý. yapmamýþtýr” dediler. Kolçak AKP’nin Kürt halkýna kar30 Kasým günü Taksim Tramþý þantaj yapmaya çalýþtýðýný söyvay duraðýnda toplanan HDK ve ledi. Açýklamalardan sonra eylem BDP’liler “Ýrademe Dokunma” sloganlarla sona erdi. pankartý açtýlar ve “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak”, “Kürt Halkýna 1 Aralýk’ta ise Türkiye Barýþ Ýmha Dayatýlamaz” sloganlarýný atMeclisi protesto eylemi yaptý. Taktýlar. Basýn açýklamasýný okuyan sim Tünel’de toplanan Türkiye Ahmet Saymaz 6 milletvekili cezaBarýþ Meclisi adýna konuþma yaevindeyken 10 vekil hakkýnda dokupan Hakan Tahmaz, “68 gün süren nulmazlýklarýn kaldýrýlmasý için açlýk grevlerinin ardýndan, barýþýn hazýrlanan fezlekelerin, AKP’nin ve müzakerelerin tekrar gündeme savaþ politikalarýnda ýsrarcý olmasýgeldiði bir süreçte dokunulmazlýknýn göstergesi olduðunu belirti. Açlarýn kaldýrýlmasý konusunun yenilýk grevlerinin bitiminden sonra den gündeme gelmesi sorunun çözümü için adýmlar atýldüþündürücüdür. ... Dokunulmazmasý beklenirken vekillerin dokulýklarýn kaldýrýlmasý barýþýn önünnulmazlýklarýnýn kaldýrýlma- sýnýn de barikattýr.” dedi. çözümsüzlüðü ve savaþý körükleyePolis, eylemcilerin yürümeceðini altýný çizen Saymaz; “Dökümesi için önceden yolu panzer ve lecek kanýn, yaþanacak yýkýmýn tüm çevik kuvvet ekipleriyle kesti. Yasorumluluðu AKP’dir” dedi. Konuþmasýnýn devamýnda Saymaz, “Geçmiþte ‘Seçilmiþleri pýlmasý düþünülen yürüyüþ, aþýrý yaðmur nedeniyle iptal edildi. atanmýþlara kul etmeyeceðiz’ diyen baþbakana cevabýmýz nettir. Eylem konuþmalardan sonra sona erdi.

ANTEP’TE YÜRÜYÜÞ

Antep’te 25 Kasým Kadýna Yönelik Þiddete Karþý Mücadele gününde Demokratik Kadýn Platformu tarafýndan bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi. 25 Kasým Pazar günü saat 13.30’da Kýrkayak Parký’nda “Ulusal, Cinsel, Sýnýfsal Sömürüye Son” ve KESK’li kadýn tutsaklarýn resimlerinin bulunduðu pankartlarý açarak “Jin Jiyan Azadi”, “Kadýn Erkek Elele Mücadeleye”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Kadýna Yönelik Þiddete Hayýr”, “Analarýn Öfkesi Katilleri Boðacak” sloganlarý ile Maarif Meydaný’na doðru yürüyüþe geçti. En önde yöresel kýyafetleri ile arbani çalan kadýnlarýn olduðu yürüyüþ boyunca sýk sýk hükümetin hem kadýnlar üzerindeki hem de toplum üzerindeki baskýcý tutumunu teþhir edici konuþmalar yapýldý. Ardýndan 25 Kasým Kadýna Yönelik Þiddete Karþý Mücadele Günü’nün tarihçesi anlatýldý. “Emekçilerin ve halklarýn kentlerde, yaþadýklarý topraklardan sürüldükleri, derelerin bile kar amacý ile parsellendiði günümüzde, egemenlerin kadýn bedenini de yeni bir disiplin altýna almaya çalýþmasý düþündürücüdür. Bu açýdan kadýnýn doðurganlýðýnýn ulusal bir mesele haline getirilmesinin, kürtajý yasaklayýcý kanunlar düzenlemeye çalýþýlmasýnýn, kapitalist üretim ve rekabet koþullarýndan ve militarist hedeflerinden baðýmsýz ele alýnmasý mümkün deðildir. Aile içinde eþitlik, hak isteyen kadýnlar koca þiddetine maruz kalýrken toplumsal düzlemde hak isteyen örgütlü kadýnlar devlet þiddetine maruz kalmaktadýr. bu topraklarda devam eden savaþýn sonucunda bir sürü ana evlatlarýný kaybederek þiddetin en aðýr boyutunu yaþamaktadýr” denildikten sonra sýralanan taleplerin ardýndan basýn açýklamasý sonlandýrýldý. Bizler de Emekçi kadýnlar olarak eyleme destek verdik. Emekçi Kadýnlar/ Antep

14

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012


Yeni Evrede

HEY TEKSTÝL ÝÞÇÝLERÝ TOBB ÖNÜNDE

Sokaklar

Mücadele Birliði

26 Kasým: 15 Kasým’da eylemlerini TOBB önüne taþýyan Hey Tekstil iþçileri, 26 Kasým günü saat 12.30’da Kanyon Alýþveriþ Merkezi önünde toplandýlar. TOBB yakýnýnda polis barikatý önünde pankart açan iþçiler bir süre “Ýþçilere Deðil Hýrsýzlara Barikat”, “Direne Direne Kazanacaðýz” sloganlarý ile beklediler. Basýn açýklamasý yapýldýktan sonra oturma eylemi yapýlarak, sloganlar ve marþlar söylendi. 30 Kasým: Kanyon Alýþveriþ Merkezi önünde “TOBB Yöneticisi Aynur Bektaþ’tan Hakkýmýzý Ýstiyoruz, Alacaðýz” pankartý açan iþçiler TOBB Binasý önüne yürümek istedi. Önleri yine polis tarafýndan kesilen iþçilerle polis arasýnda kýsa süreli tartýþma yaþandý. Yeniden Kanyon önüne dönen iþçiler burada basýn açýklamasý yaptý. Ýþçiler adýna açýklamayý okuyan Zeki Gördeðin, “Önümüze barikatlar kurulsa da, tazyikli su sýkýlsa da baskýlar bizi engelleyemez.” dedi.

Sokakta Kazanýlýr”, “Yaþasýn Hey Tekstil Ýþçileri”, “Ýþçiyiz, Haklýyýz, Kazanacaðýz”, “Zafer Direnen Emekçinin Olacak”, “Hakkýmýzý Tobba Yedirmeyiz”, “Hakkýmýzý Aynur Bektaþ’a Yedirmeyiz”, “Hakkýmýzý Aynur Bektaþ’tan Ýstiyoruz”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarýný attýlar.

4 Aralýk: Ýþçiler, akþam saatinde Mecidiyeköy’de 10 katlý bir binanýn çatýsýnda “TOBB yöneticisi Aynur Bektaþ’a sesleniyoruz: Çaldýðýn haklarýmýzý istiyoruz. Alacaðýz” pankartý açtý. Binanýn çatýsýnda bir süre slogan atan iþçiler, aþaðýya indiklerinde gözaltýna alýndý. Eylemi yapan 3 iþçi daha sonra serbest býrakýldý.

3 Aralýk: 12.30’da TOBB binasý önüne gelen Hey Tekstil iþçileri slogan atarken iþçilerden Zeynep Gültekin ve Ýrfan Erdemci kendilerini TOBB binasý önündeki parmaklýklara zincirlediler. Polisin iþçileri parmaklýklardan ayýrma çabasýna Hey Tekstil iþçileri sloganlarla tepki verdi. Polis zincirleri kesti ve iþçileri yerlerde sürükleyerek barikatýn önüne getirdi. Ýþçiler yine pankartlarýný açarak barikat önünde “Hak Verilmez Alýnýr Zafer

5 Aralýk: Eylemlerinin 300. gününde Kanyon AVM’den TOBB binasý önüne geçmek isteyince polis yine barikat kurdu, iþçiler barikatý zorladý; barikatý aþýp Aynur Bektaþ’tan haklarýný alana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini söylediler. Hey Tekstil iþçileri adýna konuþan iþçi Zeki Gördeðir, “Tüm zorluklara raðmen direnmeyi ve mücadele etmeyi seçtik. Ve hala direniyoruz. Ne polis terörü, ne mahkemeler, ne TOBB hiç bir güç bizi haklý ve onurlu davamýzdan geri çeviremeyecek” dedi. Eylem boyunca sloganlar attýlar. Ýþçiler sloganlarla Kanyon önüne tekrar gelerek eylemi bitirdiler.

ADANA HALÝ ESNAFI AÇLIK GREVÝNDE

Adana Halinde iþyeri olan esnaflar, tescillerinin yapýlmamasý üzerine iþyerlerinin kapanma tehlikesiyle karþý karþýya kaldýlar. 19 dükkan sahibi, tescillerinin yapýlmamasý ve halin 1 ay içinde kapatýlmasý gerçeðiyle yüzyüze kalýnca, Abidin Dino Parký’nda toplandýlar. Ev geçindirdiklerini, kredi borçlarý olduðunu ve tek geçim kapýlarýnýn haldeki iþyerleri olduðunu söyleyen 35 esnaf, belediyenin önündeki Abidin Dino Parký’nda açlýk grevine baþladý. Aralarýndan temsilci seçen hal esnafý, belediye baþkaný ile iþyerlerinin kapatýlmamasý için görüþmeye gitti. Görüþmeden çýkan sonuç sadece belediye baþkanýnýn Salý günü gelip Hal’i ziyaret edeceði oldu. Açlýk grevinin 8. gününde Adana Vali Yardýmcýsý Mustafa Yüksel Karadað’ýn tescil sorununu halledecekleri sözü üzerine eylemlerini sonlandýrdýlar. Kararýn ardýndan açlýk grevini sonlandýran esnaf sahipleri, meslektaþlarýnýn yardýmýyla saðlýk kontrolü için hastaneye götürüldü. 225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

15


Sokaklar

KAZANILMIÞ HAKLARIMIZI VERMEYECEÐÝZ

Türkiye’nin bir çok adliye ve kamu kuruluþunda örgütlü olan Büro Emekçileri Sendikasý emekçileri ulaþým servis haklarý ve yemek servis haklarýnýn ellerinden alýnmasý protesto ediliyor. 27 Kasým günü Bahçelievler’de bulunan Bölge Ýdari Mahkemesi Ýdare ve Vergi Mahkemeleri binasý önünde emekçiler, “Kazanýlmýþ Haklarýmýza Ýþ Güvencemize Sahip Çýkýyoruz” pankartý açarak sloganlarla ile bir araya geldi. BES’li emekçiler adýna açýklama yapan Eda Baþtürk, sendika olarak öncelikli taleplerinin çalýþanlarýn sýrtýndaki iþ yükünün azaltýlmasý ve fazla mesai ve her türlü ek ödemenin emekli keseneðine dahil edilmesi, temel ücretlerinin artýrýlmasý olduðunu söyledi. Açýklamadan sonra eylem sona erdi. BES üyeleri, 28 Kasým günü de Ýstanbul Defterdarlýðý önünde eylem yaptýlar. Sirkeci Garý’nda toplanan kamu emekçileri pankartlar taþýyýp sloganlar attýlar. Basýn açýklamasýný yapan BES 2 No’lu Þube baþkaný Özer Avanaþ AKP’nin on yýllýk iktidar tarihi botunca emekçilere sömürü ve yoksulluktan baþka bir þey sunmadýðýný, halktan topladýðý vergilerle kendi otoriter, baskýcý ve sömürü düzenini inþa etmeye emekçileri sefalete ittiðini belirti. Büro emekçilerinin açýklamasýndan sonra Büyükþehir Belediyeler yasasý ile ilgili Ýstanbul KESK Þubeler Platformu adýna Saadet Özsoy “Özelleþtirmeleri ve taþeronlaþtýrmalarý artýracak tüm bu düzenlemeler savaþ ve yoksulluk bütçesi olarak hazýrlanan ve emekçileri, yoksul halký daha fazla yoksullaþtýracak 2013 bütün olarak deðerlendirildiðinde, bütçe açýklarýnýn halka ve emekçilere dayatýldýðý ve bu nedenle yeni rant alanlarýnýn açýlmaya çalýþýldýðý görülmektedir. Yasa tasarýsýnýn cumhurbaþkaný tarafýndan onaylanmadan iadesi için çaðrýda bulunuyoruz. Aksi takdirde, halka ve emekçilere daha fazla yoksulluk dayatan, bu tasarýnýn yasallaþmasý durumunda, sendikamýz her platformda mücadele edecektir” dedi. Eylem sloganlarla sona erdi.

16

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

KAMPÜSLERDE EYLEMÝMÝZÝ GENÝÞLETECEÐÝZ

26 Kasým günü Ýstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Kampüsü amfi bölümünde üniversite çalýþanlarý ile dayanýþma etkinliði düzenlendi. 50/D statüsünde çalýþan araþtýrma görevlileri ve asistanlar 33/A’ya geçiþteki engellerin kaldýrýlmasýný ve iþten çýkartýlan 40 araþtýrma görevlisinin iþlerine geri dönmelerini talep ediyorlar. Araþtýrma görevlileri adýna konuþma yapan Umut Gündüz, eylemlerini artýk mobil çadýr kurarak her gün sürdüreceklerinin altýný çizdi. “Kýþýn zorlu þartlarýna karþý hazýrýz, çadýr ve kervanýmýzla kampüslerde eylemimizi geniþleteceðiz, eylemimiz yarýndan itibaren maslak kampüsünde baþlayacak” diye konuþan Gündüz taleplerini þöyle sýraladý: iþten çýkartýlan arkadaþlarýnýn geri alýnmasý ve iþten çýkartmalarýn son bulmasý, doktora yapmýþ araþtýrma görevlilerinin 33/A’ya geçiþlerinin önündeki engellerin kaldýrýlmasý. Etkinlik asistan-sanatçý olan Seval Eroðlu ve Necat Yavaþoðularý’nýn türküleri ile halkoyularý ile sürdü. Etkinlik yarýn çadýr eylemlerine saat 12.00’de baþlayacaklarýný tekrar hatýrlatarak halaylarla sona erdi.

TAÞERONA KARÞI 30 SAAT EYLEM

Taksim Ýlk Yardým Hastanesi’nde çalýþan Dev Saðlýk Ýþ Sendikasý üyesi iþçiler, taþerona karþý 30 saatlik oturma eylemi gerçekleþtirdiler. 5 Aralýk günü saat 12.00’da baþlayan 30 saatlik oturma eyleminde saðlýk iþçileri hastane bahçesinde sendika flamalarý ve “Sendika Haktýr Engellenemez” yazýlý çeþitli pankartlar astýlar. Eylemin taþeronlaþtýrmaya kaþý baþlatýldýðýný belirten sendika iþyeri temsilcisi Erol Akarslan, “Çalýþma Bakanlýðý bizleri saðlýk iþçi olarak görmüyor. Kimimiz SGK’da tekstil iþçisi görülüyor bazen, tekstil iþ kolunda bazen nakliyat iþçileri olarak görülüyoruz. Böyle yapmalarýnýn amacý Dev Saðlýk Ýþ sendikamýzý düþürmek amaçlýdýr” dedi. Eylemlerinin burayla sýnýrlý kalmayacaðýný belirten Akarslan, Türkiye’de örgütlü olduklarý bir çok hastanede eylemler yaparak yayacaklarýný söyledi. Eylem, ertesi gün sabah saatlerinde sona erdi.

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012


Yeni Evrede

Sokaklar

SAÐLIK EMEKÇÝLERÝ DR.MELÝKE ERDEM’Ý ANIYOR

Mücadele Birliði

4 Aralýk günü Türk Tabipler Birliði (TTB), Saðlýk ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasý (SES), Devrimci Saðlýk Ýþçileri Sendikasý, TÜM. RAD. Der ve TMRT DER çaðrýsýyla toplanan saðlýk emekçileri Dr. Melike Erdem için, sabah saat 08.00’den 10.00’a kadar Ýstanbul’da iþ býrakma eylemi yaptýlar. Çapa Araþtýrma ve Týp Fakültesi Hastanesi Mono Blok giriþinde toplanan saðlýk emekçileri “Alo 184- SABÝM Saðlýkçý Taciz Hattý Kapatýlsýn! Saðlýk Bakaný Ýstifa Etsin!” pankartý ve Dr. Melike Erdem’in resmi ile Ýstanbul Samatya Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi önüne kadar yürüyüþ gerçekleþtirdiler. Yaðmurun altýnda gerçekleþen eylemde “SABÝM Hattý Kapatýlsýn”, “Saðlýkta Dönüþüm Ölüm Getirdi”, “Melike’nin Katili Saðlýk Bakaný”, “Dönüþüm Sürüyor Saðlýkçýlar Ölüyor”, “Canýmýz Yanýyor Öfkemiz Büyüyor” sloganlarý atýldý. Dr. Melike Erdem 6. kattan atlayarak düþtüðü yere gelen meslektaþlarý saygý duruþunda bulundu, kýrmýzý karanfiller býrakýldý. Türk Tabipler Birliði Baþkaný Prof. Dr. Taner Gören, Genel Sekreter Dr. Ali Çerkezoðlu, Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Fethi Bozçalý ve Dr. Ümit Þen’in, Saðlýk ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasý ile Devrimci Saðlýk-Ýþ yöneticilerinin de katýldý. TTB Merkez Konsey Baþkaný Özdemir Aktan ve Dev Saðlýk Ýþ Sendikasý genel Baþkaný Arzu Çerkezoðlu konuþtu. Çerkezoðlu, “Biz Melike arkadaþýmýzýn yaþamýnýn baharýnda hayatýna son vermesinin nedenini biliyoruz... Melike’ye, Ersin’e ve Mustafa’ya, tankýn altýnda yaþamýný kaybeden iþçi kardeþlerimize söz veriyoruz: Bu ülkenin tüm deðerlerini ve güzelliklerini üretenler olarak, bizlere bu koþullarý dayatanlarýn egemenliðine son vereceðiz.

Emekçiler olarak üretenlerin yöneten olduðu aydýnlýk bir Türkiye ve dünyayý kuracaðýmýza Melike’nin düþtüðü yerde söz veriyoruz” diye konuþtu. Göztepe’deki Medeniyet Üniversitesi Merdivenköy Polikliniði’nde çalýþan saðlýk emekçileri de yaptýklarý basýn açýklamasýyla Saðlýkta Dönüþüm Programý’ný ve 184 SABÝM uygulamasýný protesto ederek “Yetti Artýk” diyerek 184 SABÝM hattýnýn derhal kapatýlmasýný istedi. Yoðun yaðýþ nedeniyle poliklinik içinde Saðlýk ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasý, Türk Tabipler Birliði, Dev Saðlýk Ýþ Sendikasý, Tüm Radyoloji Derneði, Türk Medikal Radyo Teknoloji Derneði üyeleri tarafýndan yapýlan basýn açýklamasýna saðlýk emekçilerinin yanýnda hastalar ve hasta yakýnlarý da katýlarak destek verdi. “Saðlýkta ‘Dönüþüm’ can almaya devam ediyor” denilerek baþlanan açýklama-

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

da Ümraniye Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’nde maruz kaldýðý baský, soruþturma ve mobbingden kaçýp kurtulmak için geldiði Samatya Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’nde Alo 184 SABÝM Hattýna yapýlan þikayet üzerine savunma vermeye zorlanmasý üzerine intihar ettiði, görgü tanýklarýnýn Melike Erdem’in kendini 6. kattan boþluða býraktýðýnda elinde SABÝM’e verdiði savunmayý tuttuðu hatýrlatýldý ve Alo SABÝM hattýnýn Saðlýkta Dönüþüm Programý’nýn bir parçasý olarak performansa göre çalýþmakta olduðunu belirtildi. Alo 184 Sabim Hattý’nýn Baþbakan ve Saðlýk Bakaný baþta olmak üzere yöneticilerin saðlýk çalýþanlarýný hedef gösteren kýþkýrtýcý üslubu nedeniyle “Saðlýk Çalýþanlarý Kýyým ve Taciz” hattý haline getirildiðini belirttiler. Basýn açýklamasý Dr. Erdem için gün içinde yapýlmaya devam edecek olan eylemlerin duyurusuyla bitirildi. Dr. Melike Erdem’in “intihar”ýný protesto etmek için Saðlýk Emekçileri Sendikasý Ýzmir Þubesi de Basmane Fuar önünden Ýzmir Ýl Saðlýk Müdürlüðü’ne süren bir yürüyüþ gerçekleþtirdi. Eylem esnasýnda “Saðlýkta Dönüþüm Öldürüyor”, “Susma Haykýr Yaþam Haktýr”, “Asistan Hekim Köle Deðildir”, “Melike’nin Katili Saðlýk Sistemi” ve “Bakan Ýstifa” sloganlarý atýldý. “Alo 184- SABÝM Saðlýkçý Taciz Hattý Kapatýlsýn” pankartýnýn açýldýðý eylemde TTB merkez Konsey Üyesi Dr. Fatih Sürenkök ve SES Ýzmir þube Baþkaný Veli Atanur söz alarak saðlýk emekçilerinin sorunlarýna deðinerek hükümetin saðlýðý deðil piyasayý düþündüðüne dikkat çekti. Basýn açýklamasýnýn ardýndan Ýl Saðlýk Müdürlüðü önüne siyah çelenk býrakýlarak eylem bitirildi.

17


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

BEDAÞ ÝÞÇÝSÝ VAZGEÇMÝYOR FOR YOU ÝÞÇÝLERÝ EYLEMDE Enerji Sen üyesi

iþçiler BEDAÞ Genel Müdürlülüðü önünde sürdürdükleri eylemlerinin 194. gününde her hafta yaptýklarý yürüyüþlerine bir yenisini eklediler. Galatasaray Lisesinde bir araya gelen iþçiler “BEDAÞ’tan Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” pankartý açarak “BEDAÞ Ýþçileri Geri Alýnsýn”, “Kavga Bitmedi Daha Yeni Baþlýyor”, “ BEDAÞ Ýþçileri Geri Alýnsýn” sloganlarý ile BEDAÞ önüne geldiler. Eyleme Mücadele Birliði Platformu ve birçok siyasi parti temsilcisi katýldý. BEDAÞ Genel Müdürlüðü önünde konuþma yapan Enerji Sen Genel Baþkaný Kamil Kartal son zamanlarda yaþanan iþ kazalarýna dikkat çekerek, iþ kazalarýnýn iþ güvenliðinin saðlanmamasýndan kaynaklandýðýný söyledi. Kartal, mücadelelerini ne olursa olsun zafere ulaþtýracaklarýnýn altýný çizdi, 194 gündür verdikleri mücadelenin aslýnda iþçi sýnýfýnýn özgürlük mücadelesi olduðunu söyledi. Daha sonra yapýlan basýn açýklamasýndan sonra iþçiler çadýrlarýna geri döndüler. 7 Aralýk günü BEDAÞ iþçileri eylemlerinin 201. gününde yolu trafiðe kapattýlar. Ýþçiler yolda “Kavga Bitmedi Daha Yeni Baþlýyor”, “BEDAÞ Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” sloganlarý attýlar. Burada konuþma yapan Enerji Sen Genel Baþkaný Kamil Kartal, taþeron þirketlerin ve BEDAÞ’ýn oynanan oyunlarýn devam ettiðini söyledi. Kartal, sorunu çözeceklerini söyleyip bu günlere kadar getirildiðini vurgulayarak, mahkeme kararlarýný iletmelerine raðmen keyfi hareket edildiðini ifade etti. Kartal, bu sorunu kendi güçleriyle çözeceklerinin altýný çizdi. Ýþçiler adýna konuþan Arif Ýnan Baþgedik eylemlerinin 201. güne geldiðini hatýrlatarak, “biz Enerji Sen üyesi enerji iþçileri olarak 200 gündür buradayýz çünkü emeðimizin sömürülmesine, hakkýmýzýn yenmesine sesiz kalmýyoruz. Haklarýmýz için bedeli ne olursa olsun sonuna kadar mücadele edeceðimizi baþta BEDAÞ ve taþeron þirket yetkilileri olmak üzere herkesin bilmesini istiyoruz. Sendikalý iþçiler olarak tüm baský ve tehditlere karþý iþimize, ekmeðimize sahip çýkacaðýmýzý buradan bir kez daha ilan ediyoruz” dedi. Eylem açýklamadan sonra yol trafiðe açýldý. Ýþçiler çadýrlarýna geri döndü.

18

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

For You iþçileri 3 aylýk maaþlarý ve kýdem tazminatlarýný alabilmek için Beþiktaþ Meydaný’nda basýn açýklamasý yaptý. 3,5 yýldýr her türlü hukuk yollarýný denediklerini belirten For You iþçileri Aziz Zapsu’nun planlý olarak feshettiði For You Maðazalarý’nda çalýþan 500 iþçinin haklarýný vermesini istedi. For You Maðazalarý 2003 yýlýnda kozmetik ve kiþisel bakým ürünleri zinciri olarak kurulmuþ, 2009’da kapatýlmýþtý. Maðazalarda çalýþan iþçiler 2009 yýlýndan beri 3 aylýk maaþlarý ve kýdem tazminatlarýný almak için mücadele veriyorlar. Verdikleri hukuki mücadeleyle sonuç alamadýklarýný belirten For You iþçileri 1 Aralýk günü saat 12.00’de Beþiktaþ Meydaný’nda basýn açýklamasý yaparak Aziz Zapsu’nun verdiði sözü yerine getirerek iþçilerin 3 aylýk maaþlarý ve kýdem tazminatlarýný vermesini istediler. Maðazalar kapandýktan sonra yapýlan toplantýlarda iþçilerin tazminatlarýnýn ödeneceðine dair Aziz Zapsu tarafýndan kendilerine söz verildiðini belirten iþçiler aradan 3,5 yýl geçmesine raðmen 500’den fazla çalýþanýn tazminat hakký ödenmediðini, kamuoyuna sesini duyurmak isteyen bazý çalýþanlarýn ise tazminatlarýnýn sus payý olarak verildiðini belirttiler. Bunun iþçi haklarýna aykýrý olduðunu, tüm hukuk yollarýný denedikleri halde haklarýný alamadýklarýný, bundan sonra emeklerine sahip çýkarak ve tazminatlarýmýzý alana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirten iþçiler, Azizler Holding çalýþanlarýna For You iþçilerine destek verme çaðrýsýnda bulunarak, sloganlarla eylemlerini sonlandýrdýlar.


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

HAVA ÝÞÇÝLERÝ BEÞÝKTAÞ VE AVCILAR’DAYDI

187 gündür THY Dýþ Hatlar bölümünde eylemlerini sürdüren Hava-Ýþ üyesi iþçiler Beþiktaþ’ta bir araya geldi ve iþten çýkarýlan 305 iþçinin geri alýnmasýný talebini yinelediler. 1 Aralýk günü Beþiktaþ Meydaný’nda bir araya gelen THY iþçileri ilk gündemlerini “305 iþçiye yapýlan haksýzlýða son verilmesi ve iþe iadelerinin saðlanmasý” olarak açýkladý. Ýþçilere Deri-Ýþ Sendikasý ve üyesi iþçiler, Tümtis Yönetiminden sendikacýlar, Tek Gýda Ýþ Sendikasý temsilcileri, Devrimci Ýþçi Komiteleri ve birçok siyasi parti temsilcisi destek verdi. Basýn açýklamasýný okuyan THY iþçisi Ferhan Ajlani Türk Ýþ yönetimini eleþtirerek, “Bugünkü Türk-Ýþ Baþkaný o konuma AKP hükümetinin adamý olarak gelmiþtir ve geldiði günden beri de kendisine biçilen rolü oynamaktadýr” dedi. Bir saat boyunca süren eylem sýrasýnda sýk sýk “Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn”, “Ýþ Ekmek Yoksa Barýþ da Yok”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza” sloganlarý atýldý. Eylem Hava-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Atilla Ayçin ve Deri-Ýþ Baþkaný Musa Selvi’nin kýsa konuþmalarýndan sonra iþçiler þarký, türkü söyleyip, halay çekerek eylemi sonlandýrdýlar. THY iþçilerinin bu haftaki adresi Avcýlar oldu. 8 Aralýk günü hava iþçileri, Avcýlar Havuzbaþý’nda bir araya gelerek “THY ve Teknik’ten Atýlan Ýþten Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn, Grev Haktýr Yasaklanamaz” pankartý açtýlar. Saat 14.00’da baþlayan eylem bir saat boyunca sürdü. Petrol Ýþ Sendikasý yöneticileri ve iþçilerin de destek verdiði eylemde iþçiler sýk sýk “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Haklarýn Kardeþliði”, “Yaþasýn Onurlu Mücadelemiz”, “Grev Hakkýný Kazandýk Sýra Ýþe Dönüþ’te” sloganlarý attý. Petrol Ýþ Genel Baþkaný Mustafa Öztaþkýn kýsa bir konuþma yaptý ve “Arkadaþlarýmýz 197 gündür direniyor. Ýþten atanlar bunlar direnmezler diye düþünmüþlerdi ama Hava Ýþ, iþçi sýnýfýna örnek olacak þekilde direniyor. Grev hakkýný aldýlar þimdi sýra iþe geri dönüþte” diyerek her zaman iþçilerle dayanýþma içerisinde olacaklarýnýn altýný çizdi. Bu haftaki basýn açýklamasýný okuyan Ceren Karakuþ, “THY yönetimi AKP iktidarýnýn son derece anti-demokratik bir uygulamasýna karþý gelen personeli iþten çýkarýlarak cezalandýrmýþtýr. Gerçek budur ve bu uygulama yasaya aykýrýdýr” dedi. Karakuþ, THY iþçilerinin demokratik yollarla protesto haklarýný kullandýklarýný, bu nedenle cezalandýklarýný, 200’e yakýn gündür direndiklerini ve piþman olmadýklarýnýn altýný çizdi. Açýklamalardan sonra eylem halay, sloganlarla bir süre daha devam etti.

Ý N ÞA A T ÝÞ Ç ÝL ER Ý Ö R G Ü T L E N Ý YO R

2012’de 226 inþaat iþçisini, olumsuz çalýþma koþullarýnýn öldürdüðünü söyleyen inþaat iþçileri, en çok iþçinin çalýþtýðý ve en fazla sorunun yaþandýðý, ayný zamanda da hiçbir örgütlenmenin bulunmadýðý bir iþ kolunda çalýþtýklarýný belirterek örgütlenmeye gittiler. “Ýnþaat Ýþçileri Derneði” iþçileri bir araya getirmek, örgütlemek için kuruldu. “Artýk inþaat iþçilerinin derneði var!” diyen iþçiler, “Biz inþaat iþçileri, yaþadýðýnýz evleri, çalýþtýðýnýz iþyerlerini, okullarý, tünelleri, hastaneleri, alýþveriþ merkezlerini, gökyüzüne karýþan o devasa gökdelenleri yapanlarýz. Bizler, ayný zamanda en çok ölen, en çok yaralanan, sakat kalan, hayatlarý hiçe sayýlan, her türlü iþ güvencesinden, güvenlikten yoksun çalýþtýrýlanlarýz. (...) Ýþ güvenliðimiz için gerekli tedbirleri almayan patronlar, hayatlarýmýzdan tasarruf ediyorlar! Bizleri insani olmayan þartlarda çalýþmaya, barýnmaya zorluyorlar. Kimi gün alýn terimizi döktüðümüz inþaatlardan düþerek, kimi gün kaldýðýmýz derme çatma çadýrlarda yanarak, kimi gün tonlarca aðýrlýktaki bir vincin altýnda kalarak can veriyoruz. Ölümümüze ‘kader’ diyorlar.(...) Artýk yeter! Bizler, kenetlenip birlik olmadýðýmýz; gasp edilen haklarýmýz, hiçe sayýlan hayatlarýmýz için birlikte mücadele etmediðimiz sürece, bu böyle devam edecek! Biz inþaat iþçileri, bu gidiþata dur demenin tek yolunun birleþmekten, örgütlü olmaktan geçtiðini biliyoruz. Ýþte bu yüzden bir araya geldik ve Ýnþaat Ýþçilerinin Derneði’ni kurduk. Gün geçtikçe çoðalýyor, güçleniyoruz.(...) Bu yolda tüm inþaat iþçilerine sesleniyoruz: Bir meslektaþýnýn sýkýntýsý olduðunda, haklarý gasp edildiðinde sen onun yanýnda olmazsan, yarýn sen haksýzlýða uðradýðýnda bu kez senin yanýnda kimse olmaz. Gelin, haklarýmýz için birlikte mücadele edelim!” diyerek bir açýklama yaptýlar.

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

19


Yeni Evrede

Sokaklar

AN TEP’TE 5 A RA LIK EY LE MÝ

Mücadele Birliði

yerek üç aydýr maaþlarýnýn ödemediðini belirttiler. Patronlarýnýn ortadan kaybolmasý üzerine Antep’te Eðitim-Sen yeni yürürlüðe sokulmaya çalýþýlan ser- iþçiler 7 Aralýk günü best kýyafet uygulamasýna yönelik bir basýn açýklamasý gerçek- fabrikaya geldiler; aleþtirdi. lacaklarýna karþýlýk 4 Aralýk Yeþilsu Parký’nda saat14.00’te baþlayan basýn açýk- fabrikadaki kumaþlamasýnda 12 Eylül ile birlikte sermeye sýnýfýnýn, ekonomik-top- lara ve makinelere el lumsal sistemin genelinde yaþattýðý dönüþümün yaný sýra eðitim koyarak yönetimi sisteminde de Türk-Ýslam sentezi anlayýþýnýn getirildiði ve 12 Ey- devraldýklarýný söylediler. lül darbesini meþrulaþtýrmak için kitlelerin dini duygularýný söAvukatlardan da hukuki konuda yardým isteyen iþçiler gece mürerek, eðitim sistemini ve toplumsal yaþamý kendi boyunca fabrikayý terk etmedi. Avukatlarýn verdiði iþ davasý için siyasal-ideolojik hedefleri doðrultusunda biçimlendirildiði anlatýl- bilgi formlarýný dolduran iþçiler hukuki yollardan alacaklarýný tahdý. sil etmek için iþlemlere baþladýlar. Eðitim sisteminde getirilen yeni düzenlemelerle “uyumlu”, “itaat eden”, “biat eden” nesillerin yetiþtirilmeye çalýþýldýðý ve 4+4+4 uygulamasýnýn asýl amacýnýn bu olduðu ayrýca eðitimde dini inançlarýn istismarý ve dinsel sömürüye kaynaklýk eden kimi uygulamalarýn yaþama geçirildiðinin altý çizildi. HDK GençAçýklamanýn sonlarýna doðru Eðitim-Sen’in kýyafet serbestlik Mec lisi 5 Araliðine karþý çýkýþýný “tek tip kýyafetin savunulmasý” olarak algýlanmamasý gerektiðini vurgulayarak, 1996 yýlýnda Milli Eðitim lýk günü Taksim Bakanlýðý’nýn “okullarda serbest kýyafet” konusu ile ilgili çalýþ- Tünel’de bir aramasýnda Eðitim-Sen’in görüþünü belirtirken serbest kýyafetin ço- ya gelerek tutukcuklarýn kiþiliðinin bir yansýmasý olacaðý, bu konuda çocuklara lu öðrencilerin güvenilmesi gerektiði, onlarýn beðenisine ve giyim zevkine say- serbest býrakýlmagý gösterilmesi okul önlük ve formalarýn kaldýrýlarak serbest kýya- larýný istedi. Gençlik fet uygulamasýný savunduklarýný, ancak þu an yapýlmaya çalýþýlanýn ideolojik bir tutumla dini duygularýn sömürüsünü kýlýk Meclisi, üniversikýyafet serbestliði üzerinden meþrulaþtýrmak olduðu açýklandý. te ve okullarda Son olarak laik eðitim anlayýþýyla temelde çeliþen kimi uygula- öðrencilere yönemalara dikkat etmek için sivil itaatsizlik eylemi olarak adlandýr- lik baský ve tutukdýklarý 5 Aralýk sivil kýyafet eyleminin eðitim sisteminde lamalara dikkat yaþananlara karþý demokratik bir tepki olarak görülmesi ve eðitim çekerek tutuklasistemi üzerinden toplumda yeni çatýþma ve kamplaþmalarýn ya- malarýn ve yapýþanmasýna izin verilmemesi gerektiðini dile getirerek basýn açýklan baskýlarýn son lamasýný sonlandýrdýlar. bulmasýný istediMücadele Birliði/Antep ler. Öðrencilerin niversitelerde AK ÇAY TEKS TÝL ÝÞ ÇÝ LE RÝ EY LEM DE “Ü Siyaset Yapma Bayrampaþa’daki Akçay Tekstil iþçileri patronlarýnýn üç ayÖzgürlüðü Engellenemez” yazýlý pankart açarak Galatasaray Lilýk ücretlerini ödemeden ortadan kaybolmasý üzerine fabrikaya sesi’ne kadar yürüyüþ yaptýlar. Yürüyüþ boyunca “Baskýlar Gözalgelerek kumaþlara ve makinelere el koydular. Avukatlardan da hukuki konuda yardým isteyen 120 iþçi, gece de fabrikayý terk et- týlar Tutuklamalar Bizi Yýldýramaz”, “YÖK Kalkacak Polis medi. Yönetime el Gidecek Üniversiteler Bizimle Özgürleþecek”, “Tutuklu Öðrencikoyduklarýný belir- ler Serbest Býrakýlsýn” sloganlarý attýlar. Galatasaray lisesinde öðrenciler adýna açýklama yapan Betül ten iþçiler komiteler oluþturarak haklarý- Çobanoðlu “Sermaye ve onun politik temsilcisi AKP Hükümeti, inýn ödenmesi için taatkar ve sermaye politikalarýna karþý çýkamayacak bir gençlik harekete geçti. istemektedir... Üniversitelerde siyaset yapma hakkýmýzýn engelAkçay Tekstil lenmesine karþý meþru taleplerimizi savunmaya, anadilde eðitim iþçileri, patronlarýnýn talebimizde ýsrarcý olmaya, eylemlerimize, mücadeleye devam ebir süredir iþlerin deceðiz” dedi. Açýklamadan sonra eylem sloganlarla sona erdi. kötü gittiðini söyle-

SÝ YA SET YAP MA ÖZ GÜR LÜ ÐÜ EN GEL LE NE MEZ

20

225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

“200 TUTSAK SUDAN ZEHÝRLENDÝ” Cezaevlerindeki tecrit iþkencesi ve hak gasplarýna dikkat çeken Ýnsan Haklarý Derneði Ýstanbul Þubesi üyeleri bu hafta 40. F eylemini gerçekleþtirdi. Taksim Tramvay Duraðý’nda 8 Aralýk Cumartesi günü F þeklinde oturan ve “Tecrit Öldürüyor. F Tipi Hapishaneler Kapatýlsýn” yazýlý pankart açan insan haklarý savunucularý adýna basýn açýklamasýný bu hafta Elif Akkaya yaptý. Tekirdað F tipi Cezaevi’nde 200 tutsaðýn içme suyuna kanalizasyon suyunun karýþmasý nedeniyle zehirlendiði hatýrlatýldý. Kanalizasyon çalýþmalarý nedeniyle açýk býrakýlan kanallardan akan pis suyun içme sularýna karýþtýðýný belirten Akkaya, basýna 35 kiþi olarak yansýtýlan zehirlenme olayýnýn 200 kiþi olduðunun ancak durumu aðýr olan 45 kiþinin hastaneye götürülmesi sonucu gerçeðin ortaya çýktýðýna dikkat çekti. Tekirdað’da F Tipi kampüsünde 1 açýk, 2 F tipi, 2 T tipi cezaevi bulunduðunu hatýrlatan Akkaya, burada 3500 tutsaðýn akmayan sular nedeniyle maðdur olduðunu belirtti. Tutuklu ve hükümlülerin sýkýntý yaþanan cezaevinde kýþ günü sýcak suya ihtiyaç duyulurken soðuk suyu bile bulamadýklarýný, açýk cezaevinin 500 kiþinin adeta üst üste yatacaðý derecede kalabalýk olduðunu da hatýrlatarak tuvaletlere girilmez hale gelindiðini belirtti. Tutuklu ve hükümlülerin özbakým ihtiyaçlarý için, ücretli olarak aldýklarý þiþe sularýný kullanmak zorunda kaldýklarýný söyleyen Akkaya, bu durumda hastalýklarýn elini kolunu sallayarak tecrit hücrelerinde dolaþmakta olduðunu ifade etti. Akkaya, 4 Aralýk’ta Van’dan Gümüþhane’ye tutuklu taþýyan ring aracýnýn yaptýðý kazada 19 kiþinin yaralandýðýný ve þans eseri kazada kimsenin yaþamýný yitirmediðini, fakat 7 Aralýk’ta Kayseri’de sevk edilirken binlerce km yol giden mahpuslarýn yanarak yaþamlarýný yitirdiklerini hatýrlattý. Adalet Bakaný’nýn olayýn ardýndan yaptýðý açýklamalarla her zamanki gibi durumu olaðanlaþtýrdýðýný, artýk uzun yolculuklarýn hava yoluyla yapýlacaðýný söyleyerek yönetmelik çýkarýldýðýna yönelik açýklamasýný hatýrlatan Akkaya, neden yönetmeliðin iþletilmediðini sordu ve Hapis-

hanelerden ölüm, iþkence kaza haberi almak istemediklerini belirtti. Akkaya, tutuklu ve hükümlülerin de insan olduklarýnýn unutulmamasý gerektiðini belirterek Adalet Bakanlýðý’ný çözüm için adým atma çaðrýsýnda bulundu. Tutuklu yakýný Selvi Gülmez ise burjuva medyanýn Tekirdað F Tipi Cezaevi’ndeki zehirlenme olayýný geçiþtirmiþ olmasýna tepki gösterdi. Haftalardýr Tekirdað F Tipi Cezaevi’nde su sýkýntýsý yaþandýðýný, günlerdir çeþmelerden kömür gibi su aktýðýný söyleyen tutsaklarýn içme suyuna kanalizasyon suyu karýþmasý sonucu zehirlendiklerini ve tedavilerinin bile yapýlmadýðýný söyledi. ÝHD üyeleri açýklamanýn ardýndan bir süre sessiz oturma eylemi yaptý. Ardýndan bir dakika boyunca da alkýþlarla protesto yapýldý. Eylem bitiþinde 15 Aralýk’ta saat 14.00’de Ýnsan Haklarý Haftasý nedeniyle bir basýn açýklamasý ve 2 dakikalýk belgesel film gösterimi yapýlacaðý akþam yine 18.00’de F oturmasýnýn yapýlacaðý duyurularak eylem bitirildi.

HALK ÝÇÝN YIKIM, SERMAYE ÝÇÝN REFORM!

3 Aralýk günü Ýstanbul TTB binasýnda gerçekleþtirilen ortak basýn açýklamasýna KESK Genel Baþkaný Lami Özgen, DÝSK Genel Baþkaný Erol Ekici, Türk Tabipler Birliði Merkez Konsey üyesi Osman Öztürk, Türk Mühendis ve Mimarlar Odasý Genel Baþkaný Mehmet Soðancý katýldý. Ortak basýn açýklamasýný DÝSK Genel Baþkaný Erol Ekici yaptý. Saðlýkta Dönüþüm Projesi’nin 2003 yýlýnda, Dünya Bankasý ve IMF tarafýndan hazýrlandýðýný ve AKP hükümeti tarafýndan resmi olarak baþlatýldýðýný söyleyen Ekici, “Halk için ‘yýkým’ AKP ve temsil ettiði sermaye çerçevesi için ‘reform’ anlamýna gelen bu dönüþüm süreci, saðlýk alanýndaki yatýrýmlarýn kýsýlmasý, saðlýk hizmetlerinin özelleþtirilmesi, hastanelerin iþletme mantýðýna göre çalýþtýrýlmasý ve istihdam biçiminin de kuralsýz, esnek, güvencesiz ve düþük ücretli yapýya uygun hale getirilmesine dayanmaktadýr” dedi. Erol Ekici konuþmasýný “Bizler sürdürdüðümüz mücadelede, emekçilerin öz yönetimine býrakýlan, emekçilerin birikimi ve emeði üzerinde hükümetlerin, sermayenin rant saðlayamadýðý bir sosyal güvenlik sistemi ve kurumunun oluþturulmasý talebimizin Genel Kurul vesilesiyle bir kez daha altýný çizmek isteriz” diyerek bitirdi. 225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

21


Yeni Evrede

Emeğin Dünyası

Mücadele Birliði

EMEÐÝN DÜNYASINI KURMAYA!

Yayýn hayatýna 1,5 yýl önce baþlayan Emeðin Dünyasý Gazetesi, Gazi Mahallesi’nde yaptýðý bir etkinlikle bunu kutladý. “Emeðin Ezgileriyle Emeðin Dünyasý’ný Kurmaya” çaðýran Emeðin Dünyasý’nýn etkinliði saat 19.30’da Sultan Düðün Salonu’nda baþladý. Gazi’nin iþçi, emekçi, Alevi, Kürt halký selamlanarak baþlanan etkinlikte Emeðin Dünyasý adýna Serpin Kablan bir konuþma yaptý. Ýþçi ve emekçilerin yükselen mücadelesine deðinen Kablan “Bizler dünyanýn güzelliklerini ve zenginliklerini yaratanlar olarak emeðimizin karþýlýðýný alacaðýmýz insanca onurlu bir yaþam istiyoruz. Emekle yaratýlan güzellikleri zenginlikleri hep birlikte paylaþmak istiyoruz. Bunun için ise kapitalizmi yýkmamýz ve emeðin dünyasýný sosyalizmi kurmamýz gerekiyor. Emeðin dünyasýný kurabilmek için ise iþçilerin emekçilerin güçlü örgütlenme araçlarýna ihtiyaçlarý var ve bir iþçi gazetesi istenirse güçlü bir örgütlenme aracý olabilir. Emeðin Dünyasý’ný çýkarýrken bunun için yola çýktýk” diyerek iþçi ve emekçi kadýnlara çaðrý yaptý ve birlikte mücadele etmeye davet etti. Konuþmanýn ardýndan “Dünya Emeðin Olacak”, “Fabrikalar, Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” sloganlarý atýldý. Ardýndan konuk olarak etkinliðe gelen baðlama sanatçýsý Vedat Baran sahneye geldi ve iþçilerle emekçilerle türkülerini paylaþtý. Tavrýný her zaman emekten, emekçiden yana koymuþ þair dostumuz Ruhan Mavruk da gelerek, her zaman yargýlananýn emekten yana olanlar olduðunu söyledi ve son yazmýþ olduðu “Yüksek Ceza Yargýçlarý”ný yargýladýðý þiirini okuyarak yargýlayanlarý yargýladý. Ruhan Mavruk, “Yaþasýn Sosyalizm, Yaþasýn Gelecek” diyerek sahneden ayrýldý. Emeðin Ezgilerini söyleyen Emeðe Ezgi de “O yargýlananlardan biri biziz ve Denizleri andýðýmýz için yargýlandýðýmýz mahkemenin ilk duruþmasý bu Çarþamba günü” diyerek geldi sahneye. Bu kez iþçi ve

22

emekçiler “Deniz, Yusuf Ýnan Savaþa Devam”, sloganý attýlar. Ve ilk olarak iþçi ve emekçi halký “Bandera Rossa” diyerek Türkçe, Kürtçe ve Ýspanyolca selamladý. 3 dilde söylenen marþýn ardýndan mücadele veren emekçi halklar “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” sloganýyla selamlandý. Yargýlanmalarýna neden olan “Adým Deniz” marþýnýn da ardýndan marþ ve türküler ard arda geldi; tüm salon halaya durdu. Emeðin türkülerini birlikte söylemek için eylemdeki iþçiler de gelmiþti. Ýþten atýlan ve eylemlerinin 302. gününde olan Hey Tekstil iþçileri sahneye gelerek eylem süreçlerini anlattý ve 15 Kasým’dan beri TOBB önünde olduklarýný söyleyerek herkesi desteðe çaðýrdý. Enerji Sen Baþkaný Kamil Kartal’ýn da BEDAÞ iþçileri adýna yaptýðý konuþmasýnda iþçilerin emekçilerin çeþitli mücadele yöntemleriyle ve sokaðý hedef alarak mücadele etmek zorunda olduklarýný belirtti. 201 gündür sürdürdükleri eylemlerinde Emeðe Ezgi’nin dayanýþmada kalmayýp bu 225. Sayý / 12 - 26 Aralık 2012

eylemi mücadeleyi sahiplendiklerini sýk sýk eylemlerinde çadýrlarýnda yanlarýnda durarak gösterdiklerini belirterek teþekkür etti. Ýþçilerin emekçilerin örgütlenmesi mücadele gücünü yükseltmesi için yola çýkan Emeðin Dünyasý’nýn ise bu yöndeki çabasýyla yine BEDAÞ iþçilerinin yanýnda olduklarýný belirterek emek verenleri selamladý. Kartal, sendikalar olarak verilen mücadelenin önemli olduðunu, fakat iþçi ve emekçilerin gerçekten emeklerinin karþýlýðýný alabilmeleri için ise kapitalizmi yýkmalarý gerektiðini bunun için verilecek mücadelede ise devrimcilere, sosyalistlere, bu mücadeleyi zafere ulaþtýracak siyasi bilinci taþýma görevinin düþtüðünü ifade etti. Eðer devrimciler ve iþçi sýnýfý güçlerini birleþtirirlerse o zaman emeklerinin karþýlýðýný alabilecekleri insanca onurlu bir yaþama ulaþabileceklerini belirterek Emeðin Dünyasý’na baþarýlar diledi. Ýþçilerin konuþmalarýnýn ardýndan “Yaþasýn Ýþçilerin Emekçilerin Mücadele Birliði” sloganlarý atýldý. Gazi Mahallesi’nin en gençlerinden Dilan bir þiir okudu ve Genç Emekçiler Birliði adýna gönderilen mesaj okundu. Þair dostumuz Selah Özakýn ise “... gelecek güzel günün þavký / ana rahmini yýrtarak / ufku kýzarttý kýzartacak,/ az sonra / belki bininci yýlýn sonunda/ yine de az sonra/ onca sancýnýn ardýndan enfes gelecek doðacak / (...) / bu az sonra bin yýl da olsa / uðruna ölümü göze aldýðýn devasa bebek / yani düþlediðin gelecek/ kesinlikle gelecek” diyerek gelecek güzel günlere olan inancý dile getirdi. Þiirin ardýndan emeðin türkülerini bu defa Kürtçe dinledik. Agire Jiyan, zindanlarda 68 gün süren açlýk grevini ve devrimci tutsaklarý selamladýktan sonra türkülerini seslendirdi. Gazi’nin emekçi halký ve gençleri, kýsa sürede Agire Jiyan’ýn hareketli ezgileriyle halaya durdu. Etkinlik, halaylar ve sloganlar eþliðinde coþkuyla sona erdi.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
s225 by sol yayin - Issuu