Issuu on Google+


Yeni Evrede

Başyazı

MÜCADELENÝN HEDEFÝ DOÐRU KONMALI Mücadele Birliði

Ý

þçi sýnýfý burjuvaziye karþý savaþýmda bir mevzi kazandýðýnda, bu kazanýmý genelleþtirmek ve kalýcýlaþtýrmak için emekçilerin devrimci iktidarýna dek vardýrmazsa, eldekileri her zaman yitirebilir. Kapitalist toplumdaki sosyal mücadelelerin tarihi göstermiþtir ki, egemenliði sarsýlan burjuvazi, dünya burjuvazisinin de etkin desteði ve çabasýyla, durumunu yeniden saðlamlaþtýrmak için tüm gücüyle yüklenecektir. Sýnýf mücadelesinin tarihinin bu dersi, proletaryanýn, kazanýmlarýný güvenceye alana dek mücadelesini sürdürmesi gerektiðini gösteriyor. Burjuvazi, ýlýmlý, sömürücülerce kabul edilebilir bir mücadeleyle devrilmez; kapitalist sýnýf, sert, þiddetli zora dayalý bir mücadeleyle devrilir. Ýktidar emekçiler tarafýndan ele geçirildikten sonra ise devrim, ancak devrilen eski güçlere karþý en etkin, en enerjik devrimci yöntemlere baþvurarak devam edebilir. Kapitalist sýnýf, halk kitlelerinin, burjuva egemenliðini tehdit eden bir noktaya gelmesi karþýsýnda hiçbir biçimde kayýtsýz kalmaz. Doðmuþ olan durumu deðiþtirmek ve egemenliðini yeniden saðlamlaþtýracaðý koþullarý oluþturmak için tüm gücünü harekete geçirir. Gerekirse emperyalist devletlerin desteðine baþvurur. Böyle bir durum karþýsýnda, dünya burjuvazisiyle birlikte tüm gücünü ve olanaklarýný kullanmayacaðýný düþünmek ahmaklýk olur. Buradan emek-sermaye çatýþmasý tarihinin bize öðrettiði þu sonuç çýkar: Sömürücü sýnýfa karþý sürdürülen mücadele, yarý yolda durmamalý, kesin bir sonuç alana dek devam ettirilmelidir. Burjuvazi kendisine yönelen devrimci bir hareketi bastýrmak, daðýtmak ve ezmek için güç üstünlüðüne, örgütlenme kapasitesine ve uluslararasý iliþkilere sahiptir. Tüm güç ve olanaklarýný en kýsa sürede seferber etme yeteneðini taþýyor. Ýþçi sýnýfýnýn, yoksul köylülüðün, kent ve kýr emekçilerinin elde ettiði hiçbir mevzi, hiçbir ekonomik ve politik kazaným, burjuva egemenliði altýnda güvencede deðildir. Burada esas olan sýnýf savaþýmýdýr, bu savaþýmýn sürdürülmesi ve üst biçimlere götürülmesidir. Emekçilerin geleceði, sýnýf mücadelesinin geliþimine ve geleceðine baðlýdýr. Egemen sýnýfýn ayrýcalýklarýný yitirmesine yol açacak koþullar doðduðunda, durumu ve koþullarý tersine çevirmek için göze alma-

yacaðý baský biçimi, saldýrý ve þiddet yoktur. Böyle bir kritik an ortaya çýkar çýkmaz, ayrýcalýklarýný korumak için çok daha büyük bir hýrs, çaba ve enerjiyle harekete geçer. Yeni baský yasalarýna, politik ve pratik önlemlere baþvurmaktan hiç çekinmez. Devrimci mücadele taktikleri üzerinde dururken, kapitalizmin dünyadaki nesnel güç durumunu unutmamalýyýz. Burjuvazi, emperyalist-kapitalist sistemin gücünden, sürdürülen nesnel iliþkilerden güç alýyor. Emekçilerin devrimci mücadelesini sonucuna dek götüremez ve bir zaferle güven altýna alamazsak varolan koþullarda þu iki durumla karþý karþýya geliriz: Ya sömürücüler büyük bir güç ve þiddetle kitlelerin devrimci hareketini ezmeye çalýþacak, ya da iþçi sýnýfý hareketinin, mücadeleci kitlelerin en iyi temsilcilerini ekonomik gücüne dayanarak satýn alacak, onlarý yozlaþtýracaktýr. Ýþçi sýnýfý devrimci bir çizgide ilerleyerek hedefine varabilir. O halde elde ettiði her mevziyi, her aracý ve her olanaðý emekçi sýnýfýn amacýný gerçekleþtirmek için kullanmasý gerekir. Bu anlayýþla elde tutulan her mevzi bir mücadele dayanaðý olarak görülmelidir. Ýþçi sýnýfýnýn kurtuluþuna baðlanmayan, ezilenlerin, kapitalizmin baskýsýndan kurtarýlmasýna hizmet etmeyen, emekçilerin elindeki her politik araç her sýnýfsal dayanak kaçýnýlmaz olarak bozulmaya yüz tutar. Emek-sermaye çatýþmasýnýn tarihi göstermiþtir ki, burjuvazi savaþýmda üstünlüðü ele geçirir geçirmez, daha önce egemenliðini korumak için, emekçilere vermek zorunda kaldýðý tüm ödünleri zorla ve baþka yollarla geri alýr. Þartlar deðiþince, önceki koþullardan doðan sonuçlar da deðiþir. Bununla da kalmaz, iþçi sýnýfý hareketini baský, kuþatma ve saldýrý altýna alýr. Egemen sýnýf, etkin bir iþçi sýnýfý hareketinin varlýðýný kabullenemez. Bu savaþýmda iþçi sýnýfý halk kitleleri politik üstünlüðü ele geçirmek ve baþarýlý olmak için tüm gücünü ortaya koymalýdýr. Ýþçi sýnýfýyla kapitalistler arasýndaki mücadele þu ya da bu ülkenin sýnýrlarý içinde sürse de, toplumsa bir mücadele olarak evrensel bir mücadeledir ve alaný tüm dünyadýr. Kapitalist güçler, herhangi bir ülkede yapýlmýþ iþçi emekçi ayaklanmasýný tüm sisteme karþý bir baþkaldýrý olarak görür ve devrimci halk ayaklanmasý karþýsýnda dünya kapitalizmi olarak, dünya emperyalizmi olarak, yani emperyalist-kapitalist sistem olarak davranýrlar. Buna karþýlýk, iþçi sýnýfý baþarýlý olmak için, 221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

dünyaya iþçi sýnýfýyla, ezilen halklarla birlikte hareket etmelidir. Bütün ülkelerin iþçileriyle en sýký iliþki ve eylemsel dayanýþma içinde olmalýdýr. Ýþçilerin sýnýf savaþýmýnýn enternasyonal birliði, emekçi sýnýfýn baþarýya ulaþmasýnýn önkoþuludur. Baþarýya ulaþmýþ, yani siyasi üstünlüðü ele geçirmiþ olan emekçi sýnýfýn, devrimci kitlelerin görevi, devrimin kazanýmlarýný korumak, savunmak ve güçlendirmek için en etkin devrimci önlemleri almaktýr. Yirminci yüzyýlýn sosyal devrimleri bu önlemlere baþvurmasalardý bir gün bile ayakta kalamazlardý. Sýnýflar ve sýnýflarý yaratan ekonomik koþullar varolduðu sürece sýnýf mücadelesi devam eder. Ýþçi sýnýfý, halk yýðýnlarýnýn desteðine, mücadelesine, gücüne ve giriþkenliðine dayanan ve ayaklanmanýn bir organý olarak geçici devrim hükümetine dayanmadan, devrimci önlemlerin hiçbirini hayata geçiremez. Geniþ halk yýðýnlarýnýn devrimci enerjisini en etkin biçimde harekete geçirecek olan devrimci bir hükümet olabilir. Devrimin yönetim organýnýn varlýðý sýnýf mücadelesinin sürdüðünün bir ifadesidir. Geçici devrim hükümeti sýnýf savaþýmýnýn devrimci yöntemlerini aktif biçimde kullanarak proletaryanýn tam kurtuluþunun koþullarýný yaratmýþ olur. Emekçilerin kurtuluþu, toplumun köklü dönüþümü, emekçi sýnýfýn uzlaþmaz devrimci mücadelesini gerektirir. Devrim konusu olan, devrimci savaþýmla karþýlanacak olan yýðýnlarýn köklü toplumsal istemleri, uzlaþmayla, reformlarla ödünlerle çözülemez. Ödünler devrim hedefli mücadelenin kendiliðinden ve doðal bir sonucu olacaktýr. Küçük-burjuva gruplar, mücadelenin doðal sonucu olarak ortaya çýkacak olan kazanýmlarý, mücadelenin esas hedefi olarak öne çýkarýyorlar. Tam da burjuvazi, devrimin birçok koþulunu bir araya getirmiþken, tam da bu koþullarý devrime çevirmek için tüm güç ve olanaklarla bu noktaya yüklenmek gereken bir sýrada, oyalama-uzmanlarý, kitleleri oyalayacak kendi sýnýrlý önerileriyle ortaya çýkýyorlar. Leninist Parti’nin bugüne dek ýsrarlý olarak uzlaþmacý sosyalizme ve burjuvaziyle uzlaþmalara karþý çýkmasý gelinen noktada daha iyi anlaþýlýyor. Israrýn karþý çýkýþýn ve mücadelenin amacý, yýðýnlarý ayaklanmaya ve devrime hazýrlamaktýr. C.DAÐLI

3


ROJAVA’DAN DEVRÝM DERSLERÝ-1

Yeni Evrede

Rojava Devrimi

Mücadele Birliði

tuluþa baðlý kadýnýn özgürlüðü... Ve bunlara ek olarak, güncelliði bakýmýndan önem taþýyan bir baþka ders: Emperyalist savaþlarý iç savaþa çevirme þiarýnýn bir kez daha kanýtlanmasý. Bu sonuncudan baþlayalým.

19 Temmuz gece yarýsý saatler 01.00’ý gösterirken, Suriye ilhaký altýndaki en büyük Kürt kentlerinden biri olan Kobani’de halk sessiz ama bir o kadar heyecanlý faaliyet içindeydi. Varlýðýný o gece ilan eden halkýn silahlý gücü YPG, þehrin giriþ ve çýkýlarýný kontrol altýn aldý. Silahlanmýþ büyük halk yýðýnlarý, Baascý devlete ait bütün kurumlara bir kaç saat içinde el koydu; parti binasý, adliye, karakollar ve askeri kýþla. Silahlanmýþ halk denizinin ortasýnda kalan Esad’ýn askerlerini tek kurþun sýkmadan teslim aldýlar. Rojava (Suriye ilhakýndaki Kürt topraklarý / Batý Kürdistan) Kürt Devrimi böyle baþladý. Bir kaç gün içinde devrim, 3 milyondan fazla Kürt nüfusunun yaþadýðý 11 farklý kente ve yüzlerce köye sýçradý. Eylül sonunda Rojava Devrimi 70’li günleri geride býrakacak. Lenin’in, Ekim Devrimi’nin 71. günü, sabah evinden çýkýp “Komün’den bir gün daha fazla yaþamayý baþardýk” diyerek kar altýnda çocuklar gibi sevindiði bilinir. Sadece 70 gün süren Paris Komünü deneyimi yetmiþ yýldan uzun süren sosyalist sisteme muazzam önemde dersler býrakmýþtý. Emperyalist kapitalist sistemin Yeni Evre’sinin bölgemizdeki ilk devrimci halk iktidarý olarak Batý Kürdistan Devrimi de hayati önemdeki pek çok dersi yeniden hatýrlatmasý açýsýndan son derece önemli. 20. yüzyýlýn son on yýlýnda, sosyalist

4

sistemin daðýlmasýyla, burjuvazi nihai zaferini öyle büyük bir gürültüyle ilan etmiþti ki, sosyalizme pamuk ipliðiyle baðlý küçük burjuva partiler, büyük komün günlerinden 70 yýllýk sosyalizm deneyimlerinden süzülüp gelen ne kadar hayati ders varsa, hepsini unuttular ya da sessizce unutulmaya terk ettiler. Barýþçýl, pasifist, parlamenter mücadele yöntemleri, aþýrý muhalefet çizgisinin ötesine geçmeyen haklar ve “mevziler”e dair bir sürü ývýr zývýr; emekçi sýnýflarýn devrimci karakterine sonsuz güvensizlik, ama burjuva sýnýfýn demokrasiye ikna edileceðine dair sonsuz kuruntu. Yirmi yýl boyunca devrimin en temel sorunlarý karþýsýnda kibirli bir sessizlik içinde duran küçük burjuva oportünizmin þimdi Rojava’da yükselen halk devrimine karþý ayný sessiz tavýr içinde ya da abartýlý “selam çakma” dýþýnda dokunmadan geçmelerine þaþmamak gerekir. Rojava dünya devrimler tarihinin hangi hayati sorunlarýna bir kez daha ýþýk tutuyor? En baþta gelenler þöyle sýralanabilir: Devrimin zora dayalý karakterinin vazgeçilmezliði, iktidarý fethetmekle yetinmeyip bizzat parçalanmasý, yasama ve yürütmeyi birleþtiren iktidar organý olarak konseyler, devrimin en acil sorunlarýný en enerjik biçimde çözmek için bir geçici devrim hükümetinin zorunluluðu, ezilen ulus içinde ulusal demokratik görevlerin muazzam önemi, toplumsal kur221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

Anavatan Savunusu Deðil, Kendi Hükümetinin Yenilgisi Rojava’da devrim hangi iç ve dýþ koþullarda boy verdi? Suriye’de ezilen yýðýnlarýn isyanlarýyla baþlayan, fakat giderek emperyalizmin bölge gericiliðinin dýþ müdahaleleriyle, iç savaþýn gerici karakterinin ön plana çýktýðý bir dönemde. Kuþkusuz, emperyalist müdahaleden baðýmsýz içinde komünist parti ve devrimci gruplarýn bulunduðu bir cepheden yürüyen isyan da var. Ancak gerici iç savaþ cephesi, hem silahlý güç, hem merkezi kurumlaþma ve hem de diplomasi alanýnda daha etkin konumlar elde etti, böylece ezilen yýðýnlarýn haklý isyanlarýnýn üstüne, gerici bir þal örtüldü. Bu somut durum her an deðiþebilir, ancak verili durumda bu, Suriye’deki iç savaþý, bir yanda emperyalizm, diðer yanda gerici Baas diktatörlüðünün bulunduðu bir savaþ haline getirdi. Leninizmin savaþ karýsýndaki tavrý, bu savaþýn hangi sýnýflar tarafýndan ve hangi politikalarýn devamý olarak gündeme geldiðini kesin belirlenmesi üzerine kuruludur. Bir tarafta emperyalizmin ganimet paylarýna azgýnlýðý, diðer tarafta “anavatan savunmasý” adý altýnda ganimetini paylaþmaya yanaþmayan gerici burjuva Baas diktatörlüðü. Bu durumda leninizmin “emperyalist savaþý iç savaþa çevirme” þiarý yalnýzca bu þiar, proletaryanýn ve emekçi sýnýflarýn baðýmsýz sýnýf tavrýný ifade edebilir. Tam da böyle verili bir durumda Rojava’daki Kürt halký Esad’ýn askerlerine çevirdiler silahlarýný. Tam da Hatay’dan, Kilis’ten, Beyrut ve Amman’dan emperyalizmin beslediði binlerce gerici tosuncuk akýn akýn Suriye topraklarýna girerken; tam da bu akýn karþýsýnda Esad rejimi kentleri uçaklarla bombalayacak kadar sýkýþmýþken, iþte böylesi kritik bir dönemeç-


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Varsýn “anavatan savunusu” þiarýndaki þovenist zehre bulaþan küçük burjuvalar “ihanet” çýðlýklarý atsýnlar. Yeni Evre’de artýk hiçbir sermaye egemenliði ilerici deðildir; hiçbiri emperyalizmin yarattýðý mali, ticari baðýmlýlýðýn dýþýnda deðildir. Bu yeni evrede, küçük devletlerin sermaye egemenleri bile “anavatan” için deðil, ganimeti kaptýrmamak, iþbirlikçiliðin avantajlarýný yitirmemek için savaþýr. Suriye’nin egemen sermaye sýnýfý, iþbirlikçi konumundan daha avantajsýz bir düzeyi, emperyalist tam ilhaký kabul etmediði için direniyor. Ýþte bu nedenle küçük bir ülkenin sermaye sýnýfýnýn, emperyalist müdahalelere karþý direniþinde, demokratik bir içerik aramak boþunadýr.

te Kürt halký, emperyalizme karþý “anavatan savunmasý” çaðrýsý yapan gerici Esad’a prim vermedi. Emperyalist müdahalenin darbeleri altýnda zayýflayan kendi hükümetlerinin yenilgisinden tarafa oldular ve bu zayýflýktan kendi devrimci hedeflerine varmak yönünde yararlanmasýný bildiler. Varsýn “anavatan savunusu” þiarýndaki þovenist zehre bulaþan küçük burjuvalar “ihanet” çýðlýklarý atsýnlar. Yeni Evre’de artýk hiçbir sermaye egemenliði ilerici deðildir; hiçbiri emperyalizmin yarattýðý mali, ticari baðýmlýlýðýn dýþýnda deðildir. Bu yeni evrede, küçük devletlerin sermaye egemenleri bile “anavatan” için deðil, ganimeti kaptýrmamak, iþbirlikçiliðin avantajlarýný yitirmemek için savaþýr. Suriye’nin egemen sermaye sýnýfý, iþbirlikçi konumundan daha avantajsýz bir düzeyi, emperyalist tam ilhaký kabul etmediði için direniyor. Ýþte bu nedenle küçük bir ülkenin sermaye sýnýfýnýn, emperyalist müdahalelere karþý direniþinde, demokratik bir içerik aramak boþunadýr. Eðer bu direniþte demokratik bir içerik olsaydý, Esad rejimi daha en baþýnda ezilen Kürt ulusuna haklarýný verirdi, üstelik Kürt halký ona bu þansý neredeyse bir yýl boyunca tanýmýþtý. Bu bir yýl boyunca Kürt halký Esad’ýn yürüttüðü savaþýn gerici karakterini gördü ve buna iç savaþý yükselterek cevap verdi. Rojava Devrimi, en güncel yönüyle, gerici savaþlara karþý iç savaþ ve kendi hükümetinin yenilgisinden taraf olma þiarýnýn tutarlýlýðýný kanýtlamýþ oluyor.

Devrimin Zora Dayalý Karakteri Rojava halkýnýn temsilcileri her ne kadar devrimin “barýþçýl” yönüne vurgu yapsalar da, iktidarýn fethinin zor yoluyla gerçekleþtiðini ve yine süngülerin korkutucu gücüne dayanarak ayakta kaldýklarýný ifade etmekten geri durmuyorlar. Baþka türlüsü mümkün deðildir, hele ki, ilhak statüsündeki ezilen ulus ülkesinde. Devrimin sözcülerine “barýþçýl geçiþ” cümleleri kurmaya izin veren geliþme, hükümet kurumlarýný kan dökülmeden ele geçirebilecek öngörülülük, büyük halk desteði ve silah üstünlüðüne sahip olmalarýydý. Rojava Devrimi, ne halkýn kendiliðinden bir isyanýnýn sonucuydu ne de bir gecede olup biten bir hükümet darbesi. Hazýrlýklarý, bir yýl öncesine kadar uzanýyor. Devrimci partiler bu süreçte halkýn ör221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

Rojava Devrimi

gütlenip silahlanmasý için çoðu zaman gizlenmiþ yoðun bir faaliyet yürüttüler. Þam, Halep, Laskiye gibi büyük sanayi ve ticari merkezlerde iþçi olarak çalýþan binlerce genç, kendi topraklarýnda özgür mücadelesine sahip çýkmak için geri döndü. Siyasi ve askeri eðitim kamplarý oluþturuldu. Geniþ halk yýðýnlarý komitelerde, kent ve köy meclislerinde bir araya geldiler. Mayýs ayýnda pek çok kentte halk konseyleri için delege seçimleri gerçekleþti. Bu þekilde hýzla yükselen halkýn bilinç ve örgütlülük seviyesi, iktidara el koymadan üç ay önce Kobani halkýnýn Baas rejimince zorla el konulan topraklarý geri almalarýyla açýða çýkmýþ bulunuyordu. Askerler, bu topraklarý yeniden ele geçirebilmek için geldiklerinde, halkýn silahlý gücü tarafýndan engellendiler. Son derece önemli bu olay, halka, iktidarý fethetmenin olanaklý olduðunu kanýtlamaya yetti. Kuþkusuz, Barzani gibi gerici burjuva önderler de, emekçi sýnýflarýn en yoksul kesimlerinden yükselen bu “el koyma” tehdidini hemen algýladýlar ve alelacele Erbil’de “birlik” toplantýsý kotarýldý. Bir ay öncesinden, kamyonetlere yerleþtirilen megafonlarla iktidarýn fethine yönelik doðrudan, açýk bir propaganda yürütüldü. Ve nihayet 29 Temmuz gecesi, aylardýr hazýrlýðý yapýlan eylem baþladý. Kýþla ve karakollar, binlerce silahlý insan denizi tarafýndan kuþatýldý. Hizmet ettikleri rejimin çökmekte olduðunu (üstten baský) ve silahlanmýþ halka karþý direnmenin sonuçsuzluðunu (alttan baský) gören Baas askerleri ve polisleri teslim oldular. Silahlarýna el konuldu. Ayný gece, bir süredir örgütlenen Halkýn Savunma Güçleri YPG, varlýðýný ilan etti; þehir giriþ çýkýþlarýna, sýnýr boylarýna yüzlerce barikat kuruldu. Kan dökmeden ama silahlarýn zoruyla ele geçirilen ve yine silahlarýn korkutucu gücüyle savunulan halkýn devrimci iktidarý böyle kuruldu. Ne Þam rejimiyle ve parlamentosuyla kotarýlan anayasal uzlaþma arayýþlarý, ne masa baþý müzakereleri, ne de barýþ adýna bir ajitasyon. Tersine, hiçbir yasanýn baðlamadýðý özgürlük hakký, halkýn çoðunluðunun ayaklanarak düþmaný teslim almasý, tüm devlet kurumlarýna doðrudan el koyma... Ýþte zora dayalý devrim. (Devam Edecek...)

5


KAPÝTALÝZM VE KENT

Yeni Evrede

Kentsel Dönüşüm

Mücadele Birliði

F

süreç boyunca kentlere, sanayi merkezlerine gelenler burada iþ bulabiliyor, böylelikle yaþamlarýný idame edebiliyorlardý. Ancak yeni evrede bu durum deðiþti. Uygulanan tam ilhak politikalarý, kapitalizmin yapýsal bir sorunu olan iþsizlik sorununu en üst boyutlara taþýdý. Artýk iþsizler ordusu sanayinin yedek ordusu olmaktan çýktý; kapitalizmin yýkýcý güçlerinden biri oldu. Emperyalizm, yeni evrede uyguladýðý tam ilhak politikalarýyla baðýmlý ülkelerin ekonomilerini tamamen denetim altýna alarak, sadece sanayide deðil, tarým alanlarda da yeni bir iþbölümü dayattý; artýk hangi ürünün hangi ülkede üretileceði ve elde edilen ürünün nasýl deðerlendirileceði doðrudan emperyalist merkezler tarafýndan belirlenmeye baþladý. Bunun sonuçlarýndan biri olarak, açlýk sorunuyla boðuþan ülkelerin içine sürüklendiði durum ortaya çýktý. Carrgil gibi, Monsanto gibi dünyanýn en büyük tarým tekelleri, bu ülkelerde yüzbinlerce dönüm tarýma elveriþli araziyi ya satýn alarak ya da kiralayarak ele geçirdiler. Bu arazilerde ya sanayi için gerek duyduklarý “GDO”lu ürünler yetiþtirmeye ya da bioyakýt için gereken bitkiler üretmeye yöneldiler. Bu emperyalist tekeller, baðýmlý ülke topraklarýnda ürettikleri bu ürünleri kaðýt üzerinde ihraç ederek emperyalist merkezlere veya tüketim alanlarýna taþýdýlar. Böylelikle bu ülkeler, en çok tarým üretimi yapanlar olarak “dünyanýn önde gelen tarým ürünü ihracatçýlarý” arasýna girerken, müthiþ bir “ekonomik büyüme” de gerçekleþtirdiler. Ama ayný zamanda bu ülkelerde milyonlarca insan açlýkla boðuþuyor, BM yardýmýyla yaþamaya çalýþýyorlardý. Yeni evrede sadece açlýk sorunu iyice görülür hale gelen ülkelerde deðil, gizli açlýkla, yetersiz beslenmeyle baþ baþa kalan baðýmlý ülkelerde de tarýmdaki tekelci egemenliðin geliþimi, tam ilhak politikalarý milyonlarca emekçiyi yaþam alanlarýndan söküp kente doðru süpürüyor. Ortaya çýkan mega kentler hiç durmaksýzýn geniþliyor, çeperlerine sürekli yeni yeni mahalleler inþa ediliyor. Ýstanbul, Rio De Jenario, Mumbai gibi bu mega kentlere süpürülen milyonlarýn daha önceki dönemlerden farklý olarak, artýk iþ bulma ihtimali neredeyse hiç yok. Çünkü yeni evre, bir yanýyla emperyalist kapitalist sistemin yapýsal krizinin en yoðun hale geldiði emperyalizmin çöküþ evresinin de bir ifadesidir. Bu Yeni Evrede Mega Kentler Emperyalizmin yeni evresinde, metropollerden farklý olarak nedenle yeni yatýrýmlar, yeni sanayi alanlarý yok. Yatýrým olsa bimega kentler ortaya çýktý. Mega kentlerin oluþmasýnýn nedeni yi- le bu, sabit sermaye yatýrýmlarýnýn sürekli artýþý biçiminde oldune kýrdan kente, çeperlerden merkeze doðru geniþ yýðýnlarýn sü- ðundan yeni iþçi alýmýna yol açmýyor, tam tersine istihdam pürülmesidir. ama bu sefer daima öncekilerden farklýlýklar edilmiþ iþçilerin de bir kýsmýný iþsizler ordusunun saflarýna kusup gösterir. Serbest rekabetçi kapitalizm kýrlardaki geleneksel ya- yaþamdan kovuyor. þam biçimlerini çözerek, ortay çýkardýðý fazla nüfusu kentlere Kentsel Yýkým doðru çekti. Emperyalizmin önceki evresinde de bu durum bir Bütün bu geliþmeler, bizde kentsel yýkým savaþlarýnýn hýzbiçimiyle devam etti. Yeni evredeyse artýk sadece geleneksel yaþam biçimleri deðil, küçük mülkiyetin kendisi ortadan kalkmaya lanmasý sonucunu verdi. Çünkü 2000’li yýllara kadar büyük kentbaþladý. Sonuç, süreklileþen bir göç dalgasý oldu. Ancak asýl fark lerdeki gecekondu bölgelerini düzenleyenler, bu alanlardan rant þehirlerin iþlevinde kendisini gösterir. Yeni evreden önceki bütün alanlar; sistemin yarattýðý iþsizler ordusu saflarýndan gelip, keneodalizmin çözülüþ sürecinde bugünkü modern kentlerin ilk biçimleri olan “burg”lar doðdu. Burglarý doðuran asýl neden ekonomiydi ve burglar o dönemin ticaret merkezi olan yerlerdi. Kapitalist büyük sanayinin doðuþu ve geliþimi kentlerin yapýsýnda köklü bir deðiþim yarattý. Kapitalizmin geliþimi topraða baðlý köylüyü hem topraktan hem de üretim ve geçim araçlarýndan koparýp özgürleþtirdi; bu yolla ücretli emekçiyi yarattý. Bu süreçte üretim araçlarý sermaye biçimini alarak belirli merkezlerde birikmeye, yoðunlaþmaya baþladý. Bu merkezler, topraktan koparýlýp “özgürleþtirilen” ve açlýkla terbiye edilen emekçileri yýðýnlar halinde kendine doðru çekti: Büyük kapitalist kentlerin doðuþu gerçekleþti. Özellikle büyük sanayi temelindeki fabrika sisteminin doðuþu ve geliþimi, 19. yüzyýldan baþlayarak nüfusu yüzbinleri, hatta milyonlarý bulan metropolleri yarattý. Kapitalist büyük sanayi, hiç durmaksýzýn kendisini yenileyen, eskiyen üretim bantlarýný, bilim ve teknolojiyi sürekli biçimde geliþtiren, yýkýp yeniden kuran devrimci bir temel üzerinde varolabilir. Bu yapýsýyla o, küçük üretimi, geleneksel üretim yapýlarýný, hiç durmaksýzýn yýkarak, nüfusun geniþ kesimlerini mülksüzleþtirerek ilerler. Bu da, hiç durmadan geçim ve üretim araçlarýndan yoksunlaþtýran önemli bir nüfusun eski yaþamýný yýkarak, onlarý sanayi merkezlerine doðru çeker. Kýrlardan kentlere doðru süreklileþen bu göç, modern kentlerin çeperlerinde, bir gecede biten dev mahalleler halinde yeni yerleþim alanlarý yaratýr. Emperyalist ülkelerde, metropollerin çeperlerinde banliyöler biçimini alan bu yerleþim alanlarý baðýmlý ülkelerde gecekondu mahalleleri þeklinde oldu. Baðýmlý ülkelerde özellikle 20. yüzyýlýn ikinci yarýsýnda sermaye birikiminin her þeyini elinden aldýðý, kýrlardan kentlere sürdüðü emekçi yýðýnlar, kendi konut-barýnma sorunlarýný bu gecekondular yoluyla kendileri çözdüler. Bu çözümde kentlerdeki sanayi, bu nüfusun önemli bir bölümünü emerken, bir kýsmýný da yedek sanayi ordusu olarak elinin altýnda tutup, tolore etti. Bu yüzden gecekondulara göz yumdu.

6

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

dilerine sistem içinde bir alan açmaya çalýþan arazi çeteleri, mafyavari gruplar oluyordu. Ancak 2000’li yýllardan bu yana bu durumda da ciddi bir deðiþim var. Kentlerin geniþlemesine baðlý olarak eskiden gecekondu bölgesi olan alanlar, giderek kent merkezleri haline geldi. Buna bir de uluslararasý sermayenin inþaat sektöründen kazandýðý büyük karlarýn kaynaðý olan rant alanlarýnýn açýlmasý gerekliliði eklendi. Böyle olunca Ýstanbul, Ankara, Ýzmir, Sakarya, Kocaeli gibi büyük kentlerin hepsinde gecekondu yýkýmlarý ve bunun kaçýnýlmaz sonucu kentsel yýkým savaþlarý gündeme geldi. Burjuva sýnýf, “Kentsel Dönüþüm” dediði bu projeyle iki þeyi amaçlýyor: Ýlki, kent merkezlerinde kalan bu gecekondu bölgelerini ele geçirmek; uluslararasý tekellerin rant alanlarýna dönüþtürmek, bunu yaparken AVM’ler ve iþ merkezleri kurarak kendi yaþam alanlarý haline getirmek ve böylelikle, artýk iyice görünür hale gelen yoksunluk ve yoksulluðu da kentlerin uzak çeperlerine kurduðu beton bloklardan oluþan gettolara sürmek. Bir taþla çok kuþ; yoksulluðu uzaklaþtýrýp görünmez kýlarak; yeni rant alanlarý açarak; inþaat sektörünü canlandýrarak; spekülatif karlara yeni karlar ekleyecek...

Yerinde Islah Deðil Sürdürülebilir Yaþam Kentsel yýkým projesiyle burjuva sýnýf gecekondularý yýkmaya giriþince hiç ummadýðý kadar sert bir karþý çýkýþla karþýlaþtý. Küçük burjuva hareket zaten uzun zamandan beri varoþlar sayesinde varlýðýný sürdürdüðünü hatýrladý ve eylemlere dahil olmaya baþladý. Kentsel yýkým karþýsýndaki sloganlarý da “Halkýn Barýnma Hakký” ve “Yerinde Islah” oldu. Yeri gelmiþken hemen belirtelim, inþaat-konut sanayiinde böylesine muazzam bir geliþme varken, her kentte onbinlerce modern bina, hazýr konut boþ boþ dururken, özel mülkiyet önünde secdeye kapanýp, “Halkýn Barýnma Hakký” diyerek emekçi yýðýnlar gecekondulara mahkum edilemez. Bütün topluma yetecek kadar konut hazýr olduðu halde, kapitalizm koþullarýnda konut sorununun çözülemeyeceði ortada. Burada “Yerinde Islah” demek, böylesine geniþ bir emekçi nüfusun yaþamýný doðrudan etkileyen bir alanda emekçi yýðýnlarýn en yaþamsal sorunlarýndan biri olan barýnma-konut sorununda reformizme saplanmak demektir. “Yerinde Islah” perspektifiyle bir süre önce yaþanan bir deneyim bunu açýkça göstermeye yeter. 10 yýl kadar önce Çankaya Belediyesi Ankara’da bunu uyguladý. Gecekondu sahiplerine, hiçbir ek ödeme olmaksýzýn ev ve arazileri karþýlýðýnda ayný yerlerde yapýlacak lüks daireler üzerinden anlaþtý. Ýnþaat tamamlanýnca da gecekondu sahiplerini bu dairelere yerleþtirdi. Bu dairelere yerleþtirilen emekçi sýnýftan aileler, iki üç yýl içinde bu daireleri satarak kentin çeperlerinde kendi gelirleriyle yaþayabilecekleri uygun konutlar almak zorunda kaldýlar. Çünkü Çankaya Belediyesi’nin yaptýðý yerinde ýslah projesinin bu koþullarda emekçi sýnýflarýn gelirleri gözönüne alýndýðýnda, eski gecekondu sahipleri açýsýndan sürdürülemezdi. Merkezi ýsýtma sistemi, çevre düzenlemesi, hem kendi oturduklarý binanýn hem de binanýn içinde bulunduðu sitenin genel bakýmý ve ortak giderleri düþünüldüðünde, aylýk geliri asgari ücret düzeyinde gezinen bir ailenin böyle bir konutta yaþamýný sürdürebilmesinin imkansýz olduðu görülecektir. Burada yapýlmasý gereken yerinde ýslah deðil, sürdürülebilir yaþam koþullarýnda barýnma perspektifi olmalýdýr. Her insanýn, insan onuruna uygun, kendisinin ve ailesinin temiz, saðlýklý bir konutta barýnmasý, saðlýklý beslenmesi, konutlarýn ve çevrenin yeterli altyapý hizmeti alabilecek þekilde düzenlenmiþ olmasý, saðlýk ve eðitim hizmetlerine ulaþýmýn kolay olmasý vb. koþullarda barýnma hakký olduðu ve bunun önündeki tek engelin kapitalizm olduðu anlatýlýp kavratýlarak gecekondularda yaþayan emekçi yýðýnlar mücadeleye kazanýlabilir. Ancak bu perspektife sahip bir mücadele, gecekondularda, en saðlýksýz koþullarda yaþamaya mahkum edilen emekçi yýðýnlarýn barýma hakký uðruna verdikleri haklý mücadeleyi, kapitalizme, sermayeye dayalý bu sisteme karþý bir mücadeleye, devrim mücadelesine dönüþtürebilir. Ve ancak bir devrim proletarya ve ezilen emekçi yýðýnlarýn tüm yaþamsal sorunlarýný olduðu gibi barýnma hakký ve konut sorunu da çözülebilir. 221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

Kentsel Dönüşüm

ÝSTANBUL KCK DAVASI

Ýstanbul’da 5-8 Ekim 2011 tarihleri arasýnda “KCK operasyonu” adýyla BDP il ve ilçe binalarýna, siyaset akademilerine, Kürt kurumlarýna düzenlenen baskýnlarda gözaltýna alýnan ve 124’ü tutuklu 205 kiþinin yargýlandýðý “KCK Ana davasý”, Silivri Kampüsü’nde Ýstanbul 15. Aðýr Ceza Mahkemesi’nde görülmeye baþlandý. Yoðun güvenlik önlemleri alýnan dava kapsamýnda BDP PM Üyesi Hasan Özgüneþ, BDP MYK Üyesi Mustafa Avcý, Prof. Dr. Büþra Ersanlý, yayýncý-yazar Ragýp Zarakolu, Özgür Gündem Gazetesi editörü Kazým Þeker, çevirmen Ayþe Berktay, BDP PM üyeleri, Red Dergisi Yazarý Hakan Soytemiz, BDP il yöneticileri, ilçe baþkanlarý, parti üyeleri ile Kürtlere ait bazý kurum yöneticilerinin aralarýnda bulunduðu siyasetçileri yargýlanýyor. Duruþmayý izlemek için Silivri’ye gelen yüzlerce kiþi ile sýk sýk arbede yaþandý. Duruþmada kimlik bilgileri Türkçe, Kürtçe ve Arapça olarak verildi. Savunma ile mahkeme heyeti arasýnda da sýk sýk tartýþma yaþandý, Av.Ercan Kanar’ýn darp edilerek dýþarý çýkýlmasý da dýþarýda eylemle protesto edildi. Ýkinci günde savunma reddi hakim talebinde bulundu, yaþanan tartýþmalar sonucu duruþma avukatsýz, sanýksýz ve izleyicisiz olarak sürdü. Dergimiz yayýna hazýrlanýrken KCK Ýstanbul ana davasýna devam ediliyordu.

7


ZAMLAR VERGÝ ÝÇ SAVAÞ

Yeni Evrede

Güncel

Hükümet, dolaylý vergileri ve kimi kalemlerde doðrudan vergileri artýrma kararý aldý. Buna ek olarak akaryakýttan içkiye kadar pek çok tüketim malýna da zam yaptýðýný açýkladý. Doðalgaz gibi temel tüketim kalemlerine zamlarýn da yolda olduðunu zaten açýkladýlar. Hükümet, iþçi sýnýfýný, emekçileri, ücretli çalýþanlarý, yoksul köylüyü daha da aðýr bir sefaletin içine itecek olan bu zamlarý “bütçe açýðý” ile gerekçelendirdi. Devlet bütçesi olaðanüstü derecede açýk vermiþti, bu açýðýn kapatýlmasý gerekiyordu. Bütçe açýðý nedir? Kýsacasý, devletin giderlerinin devlet gelirlerinin üstüne çýkmasý, giderlerin gelirlerden fazla olmasý demektir. Türkiye’de devletin giderlerinin olaðanüstü artmýþ olduðunu böylece öðrenmiþ oluyoruz. Gerçekten de geçtiðimiz Temmuz-Aðustos aylarýnda, iki ayda, örneðin güvenlik-savaþ malzemeleri alýmýna sekiz yüz milyon liraya yakýn para harcanmýþ olmasý hem giderlerin artýþ miktarý hem de nedeni hakkýnda bir fikir veriyor. Peki devlet harcamalarý neden artýyor ve bunun önüne geçmenin yolu var mý? Baþka bir ifadeyle devlet bütçesini düzeltmenin yolu var mý? Bu soruya yanýt için önce devletin pratik tanýmýný yapmamýz lazým. Devletin egemen sýnýfýn bir baský aracý olduðunu söylemek yeterince açýklayýcý olmuyor. Bunun açýlýmýný da yapmalýyýz. Devlet baský araçlarýdýr, otorite araçlarýdýr, polistir, ordudur, zindanlardýr, mahkemelerdir, memurlar ordusudur, her köye, her mezraya gönderilen imamlardýr, bakanlardýr, bürokratlardýr. Ve bu dev tüketici orduyu besleyen ana boru vergidir. Onun için Marx, vergiye, “hükümeti emziren bir memedir” tanýmýný yapmýþtýr. Onun için bütün sömürücü toplumlarda, vergi, “mülkiyetin, ailenin, düzenin ve dinin yanýnda beþinci tanrýdýr.” Kapitalist toplumda bu “ilke” en olgun haline ulaþýr. Dolayýsýyla, vergiye yönelik bir saldýrý, hükümeti emziren memeye, burjuva egemenliðin bekçilerini besleyen ana

8

Mücadele Birliði

Peki, iç savaþýn masraflarý kimin cebinden çýkacak? Hükümet, içkiden sigaraya; akaryakýttan doðalgaza kadar pek çok mala yaptýðý zamlarla, bu mallarýn fiyatýndan aldýðý dolaylý vergileri artýrma yoluyla soruya yanýt vermiþ oluyor: Masraflar emekçi sýnýflardan, köylülerden, Kürt halkýndan, yoksullardan alýnacaktý.

boruya yapýlmýþ bir saldýrý olur ve burjuvazi açýsýndan affedilemezdir. Devletin, hükümetin giderlerini azaltmanýn, böylece bütçe açýðýný gidermenin yolu nedir? Bunun için devletin “ya harcamalarýný kýsmasý, yani hükümet mekanizmasýný yalýnlaþtýrmasý, azaltmasý, olanaklý olduðu kadar az yönetmesi, olanaklý olduðu kadar az personel kullanmasý, burjuva toplumla olanaklý olduðu kadar az iliþkiye girmesi gerekir.” Burjuva düzenin emekçi sýnýflarýn ve Kürt halkýnýn, ezilen, sömürülen kitlelerin saldýrýsý altýnda olduðu koþullarda hükümetin, asker, polis, yargýç, imam, memur ordusu sayýsýnda azaltmaya gidebileceðini düþünmek saflýktan da öte bir þey olur. Hükümetin, masraflarý azaltacak böylesi bir önlemin aksine iç savaþ nedeniyle 221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

her gün daha çok polis, daha çok paralý asker, daha çok vergi memuru, halký dinle uyuþturacak daha çok imam görevlendirdiðini biliyoruz. Bunlarýn alýmý artýk on binlik rakamlarla ifade ediliyor. Her birkaç ayda on bin polis, birkaç bin “özel kuvvet” elemaný, vergileri toplayacak birkaç bin vergi memuru vb vb. alýndýðýný biliyoruz. Demek ki, düzene yönelik saldýrýlar artýkça polis-asker kuvvetinde azaltma yapýlamaz. Bu, bütçe açýðýný gidermenin birinci yoluydu; bunun hükümet-devlet için kullanýlamaz bir yol olduðunu gördük. Ýkinci yol ise, devletin borçlanmadan kaçýnmasý ve tekelci sermaye sýnýfýnýn omuzlarýna olaðanüstü vergiler yükleyerek bütçeyi denkleþtirme yoluna gitmesidir. Sermaye sýnýfýnýn, iç savaþýn masraflarýný kendi cebinden ödeyecek kadar ahmak olduðu nerede görülmüþ! Birinci yol hükümet için kullanýlamaz bir yol ise, ikinci yol akla bile getirilemez bir yoldur. Peki, iç savaþýn masraflarý kimin cebinden çýkacak? Hükümet, içkiden sigaraya; akaryakýttan doðalgaza kadar pek çok mala yaptýðý zamlarla, bu mallarýn fiyatýndan aldýðý dolaylý vergileri artýrma yoluyla soruya yanýt vermiþ oluyor: Masraflar emekçi sýnýflardan, köylülerden, Kürt halkýndan, yoksullardan alýnacaktý. Dahasý, devlet-hükümet olasý bir dýþ savaþa hazýrlýk yapýyor ve bu hazýrlýk masraflarýný kat be kat artýrýyordu. Öyleyse vergilerdeki atýþ, zamlar çok daha kaçýnýlmaz. Bu durumda ondan, askere, polise, savaþ malzemelerine, devleti koruyan ve besleyen alanlara daha az harcama yapmasýný kim bekler? Devletin borçlanmalar yoluyla tekelci sermaye sýnýfý için bir zenginleþme kaynaðý yaratmýþ olmasýný ise þimdilik bir kenara býrakýyoruz. Ama bu kadarý bile bize þunu göstermeye yetiyor: Bütçe açýðý, Kürt halkýnýn ve emekçi sýnýflarý bu devleti bir devrimle yýkmalarý için yeterli bir nedendir. Çünkü bu devlet ve onun koruduðu burjuva egemenlik yýkýlmadan “bütçe” de düzelmez!


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

EMPERYALÝST SAVAÞA KARÞI ÝÇ SAVAÞI YÜKSELT

Taksim’de binlerce emekçi, meclisten geçen “Suriye’ye Savaþ” tezkeresini protesto etti. Protestolar sadece Ýstanbul deðil Ankara ve Ýzmir’de de gerçekleþti. Akþam saatlerinde ilk eylem Ankara’da idi. Saat 18.00’de Kýzýlay YKM önünde toplanarak Baþbakanlýk’a yürümek isteyen halk, polis saldýrýsýna uðradý. Polisin gaz bombalarý ile daðýttýðý kitle, Tandoðan tarafýnda yeniden toplanarak yürüyüþe geçti. Saat 18.30’da Ýzmir Konak’ta toplanan halk, sloganlarla AKP önüne yürüdü. Ýstanbul’da yapýlan eylem için binlerce kiþi Taksim Meydanýnda toplandý. Kitle, sloganlarla Ýstiklal Caddesini doldurarak Galatasaray Lisesi’ne yürüdü. Yürüyüþ sýrasýnda sýk sýk “Emperyalist Savaþý Halk Ýktidarý Önler”, “Emekçiler Birleþin Devrim Ýçin Savaþýn”, “AKP elini Suriye’den çek”, “ABD’nin Askeri

Olmayacaðýz”, “Katil ABD Ortadoðu’dan Defol”, “Emperyalist Savaþa Karþý Ýç Savaþý Yükselt” sloganlarý atýldý. Taksim’de bir araya gelen binlerce emekçinin Galatasaray Lisesi önüne yürüdüðü eyleme Mücadele Birliði Platformu, Halklarýn Demokratik Kongresi, TMMOB, KESK, Ýstanbul Tabip Odasý, Ýstanbul Eczacý Odasý, DÝSK, KESK katýldý. Eylemde “Emperyalizmin Askeri Olmayacaðýz. AKP’nin Savaþ Politikalarýný Durduracaðýz” pankartý açýldý. Binlerce kiþi, sloganlarla Galatasaray’a doðru yürüyüþe geçerken, Ýstiklal Caddesi’nde bulunan Türkiye Ýþ Bankasý’nýn camlarý kýrýldý. Galatasaray Meydaný’na gelindiðinde sanatçý Hilmi Yarayýcý kýsa bir konuþma yaptý. Yarayýcý, savaþa karþý durulmasý gerektiðini, bu saldýrganlýða izin vermeyeceklerini dile getirdi ve Arap-

ça bir þarký söyledi. Basýna açýklama yapan Özge Ozan, “AKP derhal içerde ve dýþarda savaþ politikalarýna son vermelidir. Bu ülke topraklarýný Suriye’de iç savaþý kýþkýrtan bir operasyon üssü haline getiren uygulamalar, askeri eðitim verilen, Suriye’de savaþanlarýn barýndýðý kamplar derhal kapatýlmalýdýr. Milis ve çetelerin Türkiye’ye giriþ çýkýþlarý derhal engellenmelidir. Savaþ Bakaný Davutoðlu derhal istifa etmelidir. Kürt sorununda demokratik çözüm ve onurlu bir barýþ için gereken adýmlar atýlmalýdýr” dedi. Ozan, bu eylemin bir baþlangýç olduðunu belirtti ve 7 Ekim’de Ankara’daki Eþit Yurttaþlýk mitingine katýlacaklarýný da hatýrlatarak, “AKP’nin savaþ politikalarýný sokakta durduracaðýz” dedi. Ýstiklal Caddesi’nin çoðunu kaplamýþ olan binlerce kiþilik kitle, yine sloganlarla daðýldý.

TEZKERE ÝZMÝR’DE DE PROTESTO EDÝLDÝ Suriye’ye yönelik savaþ tezkeresinin çýkmasý, Ýzmir’de de bir eylemle protesto edildi. DÝSK, KESK, TMMOB tarafýndan örgütlenen eylem, Konak Sümerbank önünden AKP önüne yürüyüþle devam etti. 4 Ekim günü akþam saat 18.00’de baþlayan eylemde pek çok demokratik kitle örgütü ve devrimci örgüt de yer aldý. Mücadele Birliði Platformu’nun da destek verdiði eylem yoðun bir katýlýmla gerçekleþti. “Savaþa Hayýr” vurgusunun yapýldýðý eylem sýrasýnda Mücadele Birliði Platformu da sýk sýk “Emperyalist Savaþý Devrim Önler”, “Barýþ Ýçin Devrim, Devrim Ýçin Savaþ”,

“Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarý attý. Yürüyüþle AKP önüne varýldýðýnda basýn açýklamasýnýn okunmasýna geçildi. Açýklamada hükümetin savaþ çýðýrtkanlýðýndan ve Hatay’ýn arkasýndan Akçakale’nin de silahlý gruplarýn meskeni haline geldiðinden bahsedilirken, hükümetin son zamlarýna ve emekçilere, Alevi ve Kürt halklarýna karþý yürüttüðü saldýrgan tutuma deðinildi. Halklarýn ortak mücadelesiyle AKP’nin ve sermayenin saldýrlarýnýn durdurulabileceðine dikkat çeken emekçiler, barýþý, sevgiyi ve kardeþliði savunmaya devam edeceklerini belirttiler. Eylem okunan basýn açýklamasýnýn ardýndan sona erdi.

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

9


ALEVÝLER EÞÝT YURTTAÞLIK ÝSTÝYOR

Yeni Evrede

Sokaklar

O

Mücadele Birliði

n binlerce Alevi yurttaþ Ankara Sýhhiye Meydaný’nda “Laik ve Demokratik Türkiye için Eþit Yurttaþlýk” talebiyle miting gerçekleþtirdi. Sabah erken saatlerinde onbinlerce kiþi, Gar önünde toplanmaya baþladý. Alevi dernekleri, cemevleri, devrimci kurumlar ve emek örgütleri mitinge katýlým gösterdi. Gar önünde kortejler oluþturularak baþta Sivas þehit aileleri ve kurum temsilcilerinin “Laik ve Demokratik Türkiye için Eþit Yurttaþlýk” yazýlý pankart arkasýnda Sýhhiye Meydaný’na doðru yürüyüþe geçtiler. Dernek ve siyasi partilerin kendi pankartlarýyla yürüdüðü eylemde Mücadele Birliði Platformu da “Gerçek Özgürlükler Sosyalizmle Kazanýlacak” pankartýyla yerini aldý. Yürüyüþ boyunca “Türküler Susmaz Pir Sultanlar Ölmez”, “Dün Maraþ’ta Bugün Sivas’ta Çözüm Faþizme Karþý Savaþta”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Dersim Maraþ Roboski Unutulmaz Hiçbiri”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “Bir Ýki Üç Daha Fazla Vietnam Ernesto’ya Bin Selam” sloganlarý atýldý. Ayrýca Devrici Öðrenci Birliði Comandante Che’nin 45. ölüm yýlý nedeniyle “Gerçekçi Ol Ýmkânsýzý Ýste” pankartýný açtý. Saat 11. 00’de Sýhhiye Meydaný’na yürüyüþ baþladý.

Sýhhiye Meydaný’nda Deniz Gezmiþ’in büyük bir pankartý “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak” ve “Emperyalist Savaþý Devrim Önler” Mücadele Birliði imzalý yazýlý pankartlar köprüden asýldýðý görüldü. Arama noktasýnda yaþanan “üst arama” geriliminin ardýndan Alevi halk Miting alanýna girdi ve coþkulu sloganlar eþiðinde konuþmalar baþladý. Alevi Dernekleri Federasyonu adýna konuþma yapan Hüsniye Takmaz, “Artýk bu ülkede kimsenin öteki yurttaþ olmasýna izin vermeyeceðiz. Türkiye’de tek din ve inanç zihniyeti aldý baþýný gidiyor. Bu utanç politikasýna izin verecek misiniz” diye kitleye sordu. Takmaz; “Biz Aleviler varlýk hakkýmýzý, eþit yurttaþlýk hakkýmýzý sonuna kadar savunacaðýz” dedi. Takmaz Zorunlu din derslerinin ve diyanetin kaldýrýlmasýný istedi. ABF Genel Baþkaný Selahattin Özel, “Cemevleri kundaklamalarý, Sürgü de Alevi evlerini yakmalar bu hükümetin yarattýðý politikalarýn sonucudur. Ancak bilsinler ki susmadýk susmayacaðýz. Boyun eðmedik, eðmeyeceðiz” dedi. Miting alanýnda Devrimci Öðrenci Birliði’nin örgütlediði 9 Ekim’deki Ankara Yüksel Caddesi’nde yapýlacak olan Che yürüyüþüne de çaðrýlar yapýldý. Alevi Dernekleri’nin yaptýðý konuþmalardan sonra sayýsý 100 bini aþan Alevinin katýldýðý miting, Arif Sað, Hilmi Yarayýcý ve birçok sanatçýnýn konserleriyle sona erdi.

SAVAÞA KARÞI YÜRÜDÜLER

Ýzmir’de 6 Ekim tarihinde Alýnteri, BDSP, Devrimci Hareket, EÖC, Kaldýraç, Köz, TKP1920 “Emperyalist Savaþa Ve Ýþgallere Karþý Örgütlen, Mücadele Et” diyerek bir eylem yaptý ve Konak YKM önünden Eski Sümerbank’a doðru yürüyüþ yapýldý. “Suriye’de Emperyalist Müdahale Ve Saldýrganlýða Son” pankartý açýlan eylemde sýk sýk “Emperyalizmin Askeri Olmayacaðýz”, “Emperyalizm Yenilecek, Direnen Halklar Kazanacak”, “Katil ABD, Ýþbirlikçi AKP”, “Biji Bratiya Gelan”,”Emperyalizm Düþmandýr, Halklar Kardeþtir”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarý atýldý. Konak Sümerbank’ýn önüne gelindiðinde basýn açýklamasý okundu ve emperyalist saldýrganlýklardan bahsedilirken bunlara karþý egemenlerin emekçileri baský altýna aldýðýna ve ekonomik olanaksýzlýklarý ve iþsizliði emekçilere kader olarak dayatmaya çalýþtýðýna deðinildi; savaþ tezkeresinin çekilmesi, emperyalist üslerin kapatýlmasý ve emperyalistlerin “gizli servilerinin” ve “Özgür Suriye Ordusu” gibi kontra örgütlerin Türkiye’den kovulmasý taleplerine yer verildi. Eylem basýn açýklamasýnýn ardýndan sona erdi. Eyleme Mücadele Birliði Platformu da destek verdi. Mücadele Birliði / Ýzmir

10

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

“VEKÝLÝMÝZE SAHÝP ÇIKIYORUZ”

Halk la rýn Demokratik Kongresi Ýstanbul 1. Bölge üyeleri, BDP Ýstanbul milletvekili Sebahat Tuncel’e verilen 8 yýl 9 aylýk hapis cezasýný eylemlerle pro-

testo etmeye devam ediyor. Karar 28 Eylül akþamý saat 18.30’da Kadýköy Altýyol’da protesto edildi. Altýyol’da yapýlacak olan basýn açýklamasý öncesinde tam bir çevik kuvvet yýðýnaðý yapýldýðý görüldü, Kadýköy yönüne çevik kuvvetle etten duvar örüldü. HDK Kadýköy Meclisi adýna basýn açýklamasýný Aysel Güzel okudu. “Milletvekili Sebahat Tuncel hakkýnda verilen bu karar, yargýnýn halk iradesine vurduðu bir darbedir” diyen Güzel, Baþbakan Erdoðan’ýn yargýya talimat verdiðini ve cezanýn da bunun ardýndan geldiðini belirtti. Hükümetin BDP ve Blok milletvekillerinin düþürülmesi, cezaevlerine týkýlmasý çabasýný dile getiren Güzel, barýþ için uðraþan herkesin sesinin kesilmek istediðini söyledi. HDK 1. Bölge Yürütme Kurulu üyesi Sevtap Akdað ise “Biz bu milletin barýþ, adalet, eþitlik umutlarý silinmesin diye çalýþýyoruz. Bu vekiller bu halkýn iradesidir, size milletvekillerimizi yem etmeyeceðiz... Bizler bu hükümetten daha zalimlerini gördük, daha büyük zulümlerden geçtik, ama bir sonuç alýnamadý, ezilenlerin sesini kýsmaya zalimlerin gücü yetmemiþtir. Sizin zulmünüz sesimizi kýsmaya yetmedi ve bundan sonrada yetmeyecektir” dedi. Basýn açýklamasý “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Savaþa Hayýr Barýþ Hemen Þimdi”, “Biji Bratiya Gelan”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði”, “Sebahat Tuncel Onurumuzdur” sloganlarý ile bitirildi.

Sokaklar

“BDP’LÝ KADIN VEKÝLLERE DOKUNMA”

Galatasaray Lisesi’nde birçok siyasi partinin kadýn kollarý tarafýndan Kürt vekillerin dokunulmazlýklarýyla ilgili baþlatýlan soruþturma protesto edildi. Galatasaray Meydaný’nda 6 Ekim günü bir araya gelen kadýnlar, “BDP’li Kadýn Vekillere Dokunma” yazýlý pankart açýldý. Oturma eylemi gerçekleþtiren kadýnlar ellerinde “Devlet Kürt Kadýnlara Dokunma”, “Sebahat Tuncel’e Dokunma”, “Kadýn Düþmaný Irkçý Faþist AKP” dövizleri açtý. Kurumlar adýna ortak basýn metnini okuyan Gülfer Akaya, “AKP, içeride ve dýþarýda sürdürdüðü savaþ politikasýný, Meclis’teki asýl muhalefet odaðý BDP’li vekillerin dokunulmazlýðýný kaldýrma tehdidiyle, özel olarak kadýn vekilleri cinsiyetçi saldýrýlarla da susturmak istiyor” dedi. “Bugün Meclis’te zaten her daim ‘dokunulan’ BDP’li vekillerin dokunulmazlýklarýnýn kaldýrýlmasýnýn tartýþýlmasý bizler için yeni bir þey deðil” diyen Akkaya, “Kadýnlar olarak, AKP ve benzeri þovenist, cinsiyetçi partilere diyoruz ki; zaten dokunuyordunuz, dokunulmazlýklarýn kaldýrýlmasý sopasýndan vazgeçin. Milyonlarca insanýn oyuyla seçilmiþ olan BDP’li milletvekillerinin dokunulmazlýklarýný kaldýrmayý deðil, milletvekillerinin dokunulmazlýk hakkýna saygý duymayý öðrenin. Hiç olmazsa kendi yasalarýnýzda öngörülen, milletvekilleri arasýnda var olduðu söylenen soyut eþitliði çiðnemeyin” diyerek devam etti. Açýklamadan sonra eylem sona erdi. Eyleme Emekçi Kadýnlar da destek verdi.

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

11


Gündem

T

SAVAÞ VE KOMÜ

ürkiye, iþbirlikçi tekelci sermaye sýnýfý ve hükümet tarafýndan büyük bir hýzla, Suriye’ye karþý dýþ bir savaþa sürükleniyor. Hükümet, Akçakale ilçesine düþen top mermilerini bahane ederek Suriye’ye tank ve topçu ateþi açarak onlarca kiþinin ölümüne, yüzlerce kiþinin yaralanmasýna yol açtý. Akçakale’ye düþen top mermilerinin Türkiye için bir bahane olduðu açýk ve zaten Türkiye bu tür bahaneleri kolluyor, olmazsa kendisi yaratmaya çalýþýyordu. Bir süre önce, Suriye tarafýndan gelen ve bir konteynýra isabet eden üç mermiyi kendine yönelik bir “saldýrý” olarak göstererek NATO’yu göreve çaðýrmasý Hükümetin hem niyetini hem de aczini gösteren bir örnekti. Ortadoðu’da kanlý ve kapsamlý bir savaþa girmeyi þimdilik göze alamayan emperyalistler “üç mermi”den bir savaþ çýkartmaya çalýþan Türk hükümetini ciddiye almadýlar. Suriye’de gerici bir savaþý kýþkýrtan emperyalistler ellerini bulaþtýrmadan kendi güdümlerinde olabilecek Ýslamcý bir iktidarý baþa getirmeye çalýþýyorlardý. Bu yüzden Türkiye’ye yanýtlarý “sen giriyorsan gir, biz seni destekleriz”den ibaret oldu. Emperyalistler, mayýn tarlasýna sürecekleri eþek arayýþýnda idiler. Türk hükümeti ise acz içerisinde, ne yapacaðýný bilemeyecek duruma gelmiþ. Ne Suriye’ye tek baþýna savaþ açacak cesareti var ne de savaþtan vazgeçecek durumda. Türkiye’nin içine düþtüðü aciz durumu bizzat Türk Dýþiþleri Bakaný, BBC’ye verdiði demeçte þu sözlerle itiraf ediyordu: “Harekete geçmekteki aczimiz (….)yýkýcý rejimlerin elinde bir alete dönüþmektedir” Diplomaside yeri olmayan “ajitatif” sözleri ayýkladýðýmýzda bu demeçteki en kayda deðer ifadenin bu itiraf olduðunu

12

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

söyleyebiliriz. Türk Hükümeti “acz” içerisinde ama içine girdiði yoldan dönecek durumda da deðil artýk. Bu nedenle durmadan emperyalist ve gerici devletleri Suriye’de kanlý, yýkýcý bir savaþa çaðýrýp durmaktadýr. Ayný söyleþide, “bir ‘gönüllüler koalisyonunun’ Suriye’ye yönelik askeri müdahalesine –yani savaþa- Ankara’nýn da katýlabileceðini” söylemiþ.

Provokasyonlarla Savaþ Gerekçesi Yaratmak Çok açýk! Türk Hükümeti ve devleti, Suriye’ye karþý yýkýcý, kanlý bir savaþ açmak için elinden geleni yapmakta kararlý. Böyle bir savaþý, kendi çýkarlarý, geleceði ve egemenliði için gereklilikten öte artýk zorunlu görüyor. Ancak sorun da burada baþlýyor. Çünkü Türk Hükümeti’nin böyle bir savaþa tek baþýna girmeye ne cesareti ne de gücü var. Öyleyse, týpký Libya’da olduðu gibi, akbabalar sürüsünü Suriye’nin üstüne salmaktan baþka çare yok. Türk Dýþiþleri Bakaný’nýn sözünü ettiði “Gönüllüler Koalisyonu” iþte bu akbabalar sürüsünden baþkasý deðildir. Ne var ki, baþýnda ABD’nin olduðu akbabalar sürüsünün þimdilik böyle bir giriþime ne takatleri var ne koþullarý uygun. Bu durumda Hükümet/devlet ne yapabilir? Yapacaðý þey, emperyalistleri bir oldu-bittiyle karþý karþýya getirip provoke etmektir. Konteynýra saplanan üç mermiden bir savaþ gerekçesi çýkaramayan Türk Hükümeti daha fazlasýný yapmak gerektiðini anlamakta gecikmedi. Savaþ uçaðý ile Suriye hava sahasýný ihlal ederek Suriye’yi test etmeyi denedi. Suriye, uçaðý düþürerek yanýt verdi. Test, pahalýya patlamýþtý ve üstelik emperyalistlerin hiç de provokasyona gelmeye niyetleri olmadýðý açýða çýktý. Saðduyu telkin ettiler; hepsi bu. Ama Hükümetin durmaya niyeti 221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

yoktu; çünkü tüm geleceðini Suriye’de kazanacaðý “zafer”e baðlamýþ, kendini Þam’da “Cuma namazý kýlma” hayallerine kaptýrmýþtý. Üç mermi ve bir savaþ uçaðýndan bir savaþ çýkartamayýnca kimi tahrik ve provokasyonlarýna hýz verdi. “Muhalif” denen çapulcu ve kiralýk katillere sýnýrlarýný sonuna kadar açtý, her türlü lojistik hizmeti iþini üstüne aldý ve onlarý Suriye içlerine sürdü. Bu da yetmeyince “iþ baþa düþtü” diyerek önce sýnýra asker ve silah yýðdý sonrasýnda bir bahane için beklemeye baþladý. Aradýðý bahane kim tarafýndan atýldýðý belli olmayan bir top ya da havan mermisiyle geldi. Akçakale ilçesine düþen top mermisini bahane ederek Suriye topraklarýný tank ateþine tutarken BM Güvenlik Konseyi’ni de toplantýya çaðýrdý. “Ýþte bu defa oldu” dediði bir sýrada, BM Güvenlik Konseyi’nden sadece “nasihat” aldýðýný gördü. Çok güvendiði ABD, “Türkiye ile Suriye arasýnda süregelen karþýlýklý top atýþýnýn, Suriye’deki çatýþmanýn týrmanacaðý ve komþu ülkelere sýçrayabileceði yönündeki endiþeleri artýrdýðýný” açýkladý. Türkçesi, Türk Hükümeti’ne “sen de dur” dedi. Almanya’ya gelince.. Onun uyarýsý daha dikkat çekiciydi. Merkel, “Umut ederim ki NATO ailesi içinde birlikte yer aldýðýmýz Türkiye de mantýklý ve sakin davranýr. NATO’daki diðer müttefiklerimiz de Türkiye’nin böyle davranmasýný bekliyor. “Kýsacasý, þimdilik savaþa girecek halimiz yok, bizi oldu-bittiyle karþý karþýya getirme” demiþ oluyor. Savaþýn Sýnýf Karakteri Öncelikle þunun altýnýn çizilmesi lazým: Ýþçi sýnýfý ve emekçi halklar her türlü savaþa deðil, gerici, emperyalist, yaðmacý savaþlara karþýlar. Bu tür savaþlarýn dýþýnda, emekçi sýnýflarýn, ezilen halklarýn kurtuluþu, özgürlüðü için veri-


ÜNÝST POLÝTÝKA Yeni Evrede

Mücadele Birliði

len savaþlar da var ve iþçi sýnýfýnýn bunlara karþý olmasý söz konusu olamaz. Türkiye’nin, hükümetiyle, devletiyle, egemen sýnýfýyla Suriye’ye karþý hazýrlamaya ve baþlatmaya çalýþtýðý savaþ birinci türden bir savaþtýr. Suriye halkýnýn kurtuluþunu, özgürlüðünü deðil, yaðmalanmasýný, ezilmesini, dinci bir iktidar kurularak karanlýða sürüklenmesini amaçlayan bir savaþtýr. Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi iþbirlikçi devletlerle emperyalist devletler tarafýndan desteklenen çapulcularýn, kiralýk katillerin yürüttüðü, çoðu zaman da bizzat Türk subaylarýn, emperyalist devlet ajanlarýnýn fiilen katýldýðý bugünkü savaþ iþte bu türden bir savaþtýr. Aslýna bakýlýrsa, Türkiye hâlihazýrda, resmen ilan edilmemiþ bir savaþýn zaten tam ortasýnda ve açýk bir tarafý durumunda. Türkiye’nin amacý çok açýk: Suriye’de iktidarýn dinci/faþistler tarafýndan ele geçirilmesini saðlamak, böylece öncelikle Arap halklarýnýn devrimci giriþimlerine, ayaklanmalarýna bu iktidarlarla ilk barajý oluþturmak; ikincisi, kurulmasýna yardým ettiði iktidarlar aracýlýðýyla Suriye üzerinde nüfuz elde etmek, Suriye’yi yaðmalayacak koþullarý oluþturmak. Ýþçi sýnýfý, diðer emekçi sýnýflar ve Kürt halký bu savaþa karþýlar. Devlet ve hükümet, en güçlü olduklarýný zannettikleri bir zamanda, Akçakale’ye top mermisi düþtüðü zamanda bile emekçi sýnýflarýn ve Kürt halkýnýn desteðini arkasýna alamadý. Ýstedikleri þoven atmosferi estiremedi. Tekelci medyanýn ve diðer propaganda aygýtlarýnýn tüm çabalarýna raðmen hükümet ve devlet kitleleri zehirleyecek böylesi bir havayý estirmeyi baþaramadý. Bunun nedeni þu basit gerçekte yatýyor: Kitleler, sýnýf sezgisi yoluyla da olsa, kendilerine kan, gözyaþý, acý, yoksulluk

ve ölümden baþka bir þey getirmeyecek olan bu savaþýn kendi çýkarlarýna olmadýðýný; Suriye ile savaþýn emekçi sýnýflar ve ezilen halklar yararýna olmadýðýný görmüþ, anlamýþlar. Elbette bu bilincin geliþmesinde devrimci güçlerin on yýllara dayalý devrimci çalýþma ve propagandalarýnýn büyük bir etkisi var.

Savaþý Önlemek Kitlelerin desteðini arkasýna alamamýþ olmak, savaþ için büyük istek duyan hükümetin en zayýf noktalarýndan birisi. Kitleler savaþ karþýtý tavýrlarýný, “Suriye Krizi” çýktýðýndan bu yana her gün eylemlerle ortaya koyuyorlar. Ancak tüm bunlara raðmen, devlet ve hükümetin savaþ isteði konusunda ýsrarcý olduðunu açýklamalardan ve izlenen politikalardan görüyoruz. Bugüne kadar yapýlan savaþ karþýtý tüm kitle eylemleri, hükümeti bu politikasýndan vazgeçirmeye yetmemiþtir. Aksine, devlet ve hükümet, Suriye’ye karþý savaþ açma konusunda her geçen gün biraz daha dönüþü olmayan noktaya ilerlemektedir. Baþbakanýn, Türkiye’nin Suriye’yi bombalamasýndan sonra “ne barýþý?” þeklindeki açýklamasý, ondan kýsa bir süre önce de Dýþiþleri Bakanýnýn “Suriye’de risk alma zamaný” biçimindeki açýklamasý hükümetin savaþ konusundaki “kararlýlýðýnýn” kanýtýdýr. Son olarak yine Baþbakanýn “savaþa hazýr olmalýyýz” biçimindeki açýklamasý, “blöf” ya da “caydýrýcýlýk” amacýndan çok öte, hükümetin gerçek amaç ve hedeflerini gösteren sözlerdir. Savaþ yine de önlenebilir mi? Buna yanýtýmýz “evet önlenebilir.” Ancak bunun koþulu kitlelerin devrimci iktidar hedefli eylemlerini geliþtirmeleridir. Baþka bir ifadeyle, savaþý önlemenin yolu, kitlelerin devrim ve devrimci iktidar için mü221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

Gündem

cadelelerini yükseltmeleridir. Savaþýn kaynaðý tekelci burjuva egemenlik ve onun politik aygýtlarýdýr. Dolayýsýyla bu kaynaðý ortadan kaldýrmaya yönelmeyen bir kitle hareketinin savaþý önleme þansý yok deðilse bile çok zayýftýr. Irak, Afganistan ve daha pek çok gerici savaþ, bu düþüncemizin kanýtýdýr. Ýktidarý almak mümkün mü? Bu soruya yanýtýmýz da “evet mümkündür.” Savaþ, kriz demektir, var olan krizin içinden çýkýlmaz bir hal almasý demektir; kitleler için kan, gözyaþý, ölüm, açlýk, sefalet, hayat pahalýlýðý demektir. Bu koþullarda devrimci güçler kitleleri politik iktidarýn bir devrimle fethi için ikna ve etkilemekte zorlanmayacaklardýr. Ama sorun, devrimci güçlerin öncelikle kendilerinin iktidarýn fethi konusunda net ve açýk olmalarýdýr. Devrimci güçler bir savaþýn çýkmasý durumunda iki yoldan birini izlemek zorunda kalacaklar. Ya hükümetin estireceði þoven havaya teslim olarak kendi hükümetlerinin yanýnda yer alacaklar ve böylece tüm devrimci amaçlarýna büyük bir ihanet içine girecekler ya da bu havaya teslim olmayarak hükümetlerinin karþýsýnda yer alacaklar, hükümetin bir devrimle yýkýlmasý ve devrimci iktidarýn kurulmasý için mücadele edecekler. Bunun ortasý yok ve olmayacak! Leninist Parti tüm devrim güçlerini ikinci yoldan, devrim yolundan yürümeye, savaþýn tepe noktaya çýkaracaðý devrimci krizden bir devrim ve iktidarýn fethi için yararlanmaya çaðýrýyor. Bunun dýþýndaki her yol ve uzlaþma arayýþý devrime ihanet olacak! Eðer tekelci sermaye sýnýfý büyük bir çýlgýnlýk içinde savaþý baþlatýrsa o zaman savaþý önlemenin tek yolu bu devrim yolu olacaktýr.

13


Yeni Evrede

Zindanlar

Mücadele Birliði

Z ÝN D AN D A N ME K T UP VA R

TKEP/Leninist davasý tutsaðý Barýþ Kaya, Mardin cezaevinden yazdýðý mektupta, yurtsever tutsaklarýn zindanlarda yayýlan eylemlerine destek vermek için açlýk grevine baþladýðýný bildirdi. Kaya mektubunda, “Merhaba, Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesinin alevlendiði bir süreci hep beraber yaþýyoruz. Batý Kürdistan halkýnýn büyük atýlýmý, Kürdistan’da iktidarý ele geçirmesi ve kendi iktidarýný kurmasý dört parça Kürdistan’daki savaþý derinden etkilemiþtir. Bunun sonuçlarýný yaný baþýmýzda, Kuzey Kürdistan’da görmekteyiz. Gerillanýn Þemzînan’da baþlattýðý hareket Batý Kürdistan devrimiyle diyalektik baðlantýlý bir hareket ve sonuç alabilecek bir eylemdir. Kürt Halkýnýn devrimci savaþýný yükseltmesiyle faþist devlet ve karþý-devrimci güçler harekete geçmiþtir. Her alanda Kürt Halkýna yönelik saldýrýlar devam etmektedir. Yoðun tutuklamalar furyasý, askeri operasyonlar bu yükseliþe karþýdýr. Yine bir seneyi aþkýndýr PKK Genel Baþkaný Abdullah Öcalan üzerinde aðýrlaþtýrýlmýþ tecrit uygulanmaktadýr. Aile ve avukat görüþleri engellenmektedir. PKK Genel Baþkaný üzerindeki tecrit, Kürt Halkýnýn devrimci yükseliþinden baðýmsýz düþünülemez. PKK Genel Baþkaný üzerindeki tecridi protesto için zindanlarda çeþitli eylemlilikler yapýlmýþtý. Son süreçte zindandaki PKK tutsaklarý tecridin kaldýrýlmasý, Öcalan’ýn saðlýk, güvenlik ve özgürlük talebiyle süresiz-dönüþümsüz açlýk grevi baþlattýlar. Çeþitli zindanlarda 12 Eylül tarihinde baþlayan eylem, 24 Eylül’de benim de bulunduðum Mardin Zindaný da dahil birçok zindanýn katýlýmýyla geniþletilmiþtir. Ben de, bu saldýrýlara karþý süresiz-dönüþümsüz açlýk grevi baþlatan PKK dava tutsaðý arkadaþlarýma destek veriyorum ve 3 Ekim 2012 tarihi itibariyle açlýk grevine giriyorum. Ayrýca Mardin Zindaný’nda 24 Eylül 2012 tarihiyle eyleme giren tutsaklarýn isimleri þöyle: Fýrat Arzu, Yunus Durdu, Cumhur Karuman, Emin Gezer, Eriþ Memberi, Mehmet Yavuzel, Musa Arslan” dedi.

SÝLÝVRÝ’DE TUTSAKLARA SALDIRI PROTESTO EDÝLDÝ!

Ýnsan Haklarý Derneði Cezaevi Komisyonu, F tipi zindanlarda yaþanan tecrit, iþkence, kötü muamele vb. baskýlara karþý düzenlediði F tipi oturma eylemini Taksim Tramvay Duraðýnda yeniden gerçekleþtirdi. 29 Eylül akþamý Taksim Tramvay duraðýnda bir araya gelen ÝHD’liler, F harfi oluþturarak oturma eylemi gerçekleþtirdiler. Eylemin konusu, Silivri Cezaevin-

de 10 siyasi tutsaða yapýlan saldýrýydý. Silivri 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde KCK davasýndan tutuklu bulunan ve süresiz dönüþümsüz açlýk grevi yapan 10 tutsak, 25 Eylül günü saldýrýya uðramýþtý. Siyasi tutsaklarýn robokop kýyafetli çok sayýda “güvenlik görevlisi” tarafýndan yaþlý, hasta sakat ayýrýmý yapmaksýzýn vahþice dövülerek tecrit hücrelerine konulduklarý ve vücutlarýnda darp izleri, morluklar bulunduðu halde doktora çýkarýlmadýklarý bilgisini dýþarýya verdikleri belirtildi. Eylemde sýk sýk “Ýnsanlýk Onuru Ýþkenceyi Yenecek”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur” sloganlarý atýldý. Basýna açýklama yapan Elif Akaya “Hücrelerde mahpuslara su, battaniye, çarþaf verilmemiþtir. Açlýk grevinde olanlar, limon ve þeker gibi en temel ihtiyaçlarýndan mahrum býrakýlarak iþkence ve kötü muameleye tabi tutulmuþlardýr” dedi. Açýklamadan sonra oturma eylemi sona erdi.

14

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

A NT EP C EZ A EV Ý Ö NÜ N D E BA S IN A Ç IK L A MA S I

Antep ÝHD tarafýndan 2 Ekim Salý günü saat 12.00’de Antep H Tipi Cezaevi önünde bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi. Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan aðýrlaþtýrýlmýþ tecridin kaldýrýlmasý, saðlýk, güvenlik ve özgürlük koþullarýnýn saðlanmasý ve Kürt dili üzerindeki asimilasyoncu politikalara son verilmesi talepleri ile baþlayan açlýk grevleri Antep’te de devam ediyor. Bu konuya dikkatleri çekmek isteyen Antep ÝHD Antep H tipi cezaevi önünde basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Basýn açýklamasýnda, yýllardan beri Doðu ve Güneydoðu’da bir savaþýn sürdüðü ve Kürt halkýnýn istediði demokrasi ortamýnýn yaratýlmadýðý bu bilinç ve sorumlulukla olaya yaklaþýlmadýðý belirtilirken barýþ isteyen herkese baský ve þiddet yolu ile yaklaþýldýðý anlatýldý. En son olarak belirli talepler çerçevesinde H Tipi Cezaevinde açlýk grevlerinin devam ettiði ve bunlarýn sonlandýrýlmasý için gerekilenlerin yapýlmasý için sorumlularý harekete geçme yönünde çaðrýda bulunuldu ve “insan haklarý savunucularý olarak belirtilen hukuka aykýrýlýklarýn ve ihlal edilen insan haklarýnýn takipçisi olacaðýz” denilerek basýn açýklamasý sonlandýrýldý. Antep Mücadele Birliði Platformu


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

KESK’LÝ KADINLAR HALAYLARLA DÖNECEK Kadýn emekçiler, 13 Þubat 2012 günü bir baskýna gözaltýna alýnýp tutuklanan KESK’li kadýn emekçilere destek olmak ve 4 Ekim’de yapýlacak olan duruþmalarýna çaðrý için Taksim’de eylemler yaptýlar. 2 Ekim günü 18.30’da DÝSK, KESK TTB, TMMOB ve SGBKK’ndan kadýn emekçiler Galatasaray Lisesi önünde toplandýlar. “KESK’li Kadýn Sendikacýlara Özgürlük, 4 Ekim’de Ankara’dayýz” pankartý açan Ýstanbul Emek Ve Meslek Örgütlerinden Kadýnlar, “KESK’li Kadýnlar Yalnýz Deðildir”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Tarafýz, Tanýðýz Yan Yanayýz” sloganlarý atýp, bugün neden burada olduklarýný anlatan ve 4 Ekim’de Ankara’ya çaðýran bildirilerini daðýttýlar. Gelen THY iþçisi kadýnlarý “THY Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganýyla karþýlayan kadýn emekçiler “Emek ve Meslek Örgütlerinden Kadýnlar olarak hem KESK’li tutsaklarý, hem de halklarýn kardeþliði mücadelesinden gelen mücadelemiz ve kararlýlýðýmýzla selamlýyoruz” diyerek KESK’li kadýn sendikacýlarýn yargýlanmasýný basit bir hukuki süreç olarak görmediklerini ve bunun siyasi bir saldýrý olduðunu söylediler. “Bizler Ýstanbul Emek ve Meslek Örgütlerinden Kadýnlar olarak; KESK’li tutuklu kadýn sendikacýlar ile dayanýþmak için 4 Ekim’de Ankara adliyesi önünde olacaðýmýzý duyurarak, bu davada taraf olduðumuzu, tanýk olduðumuzu, tutuklu kadýn sendikacýlar ile yan yana olduðumuzu bir kez daha ilan ediyoruz” diyerek basýn açýklamasýný bitiren kadýnlar, Taksim Meydaný’nda saat 19.00’da oturma eylemi yapacak olan KESK’li kadýn emekçilerin yanýna doðru yürüyüþe baþladýlar. Yürüyüþ boyunca ajitasyon konuþmalarý yaparak yürüyen emekçiler sýk sýk “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “KESK’li Kadýnlar Yalnýz Deðildir”, Birleþe Birleþe Kazanacaðýz”, “KESK’li Kadýnlar Halaylarla Dönecek” sloganlarý attýlar. 6 Ekim’de yapacaklarý Che Yürüyüþü’nün tanýtýmý için stant açmýþ olan Devrimci Öðrenci Birliði(DÖB)’nden öðrenciler de yürüyen kadýn emekçileri “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” sloganý ile selamladýlar. Taksim Tramvay Duraðý’na geldiklerinde emekçileri “KESK’li Kadýnlara Özgürlük! 4 Ekim’de Ankara’dayýz” pankartý açan KESK’li Kadýnlar karþýladý. Mor kurdele ile kendilerini kelepçeleyen kadýnlar tutsak kadýn emekçilerin maskelerini takarken, “KESK’e Dokunma” ve kadýnlarýn fotoðraflarýnýn bulunduðu “Özgür Býrak” dövizleri taþýdý. Meydan’da oturma eylemine baþlayan kadýnlar, “KESK’li tutuklular özgür býrakýlýncaya kadar mücadeleye devam edeceðiz” dediler. Okunan basýn açýklamasýnda kadýnlar, “bu tutuklamalarla; emek, barýþ, demokrasi, sendikal hak ve özgürlükler ve kadýn mücadelesi veren kadýnlarýn baskýyla, zorla sindirilmeye çalýþýldýðýný, sendikal hak ve özgürlükler kapsamýnda yaptýðýmýz faaliyetlerimizin, eylem ve etkiniklerimizin sorgulama konusu haline getirildiðini görüyoruz” diyerek bunun kadýnlarý üretimin görünmez kölelerine dönüþtüren ve kadýnlara varlýk mekaný olarak evi gösteren muhafazakar anlayýþýn sonucu olduðunu söylediler. “Geçmiþten bugüne nice acýlar çektik. Diri diri topraða gömüldük, recm edildik, giyotinlerde, daraðaçlarýnda can verdik, hapsedildik ama vazgeçmedik” diyerek açýklamayý bitiren emekçiler, yeniden 4 Ekim’de Ankara’ya çaðrý yaptýlar. KESK Genel Kadýn Sekreteri Canan Çalaðan’ýn gönderdiði mektubu okuyan emekçiler, bir süre daha sloganlar attýktan sonra eylemi bitirdiler. Eylemin sonuna, THY iþçisi kadýnlarýn coþkulu sloganlarý ve kendi uyarladýklarý neþeli parçalarý damgasýný vurdu. Kadýn emekçilerin 4 Ekim’de Ankara’da görülen duruþmasýnda 6 kiþi tahliye edilirken, Bedriye Yorgun, Güler Elveren ve Güldane Erdoðan’ýn tutukluluk halinin devamýna karar verildi. 221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

KESK’LÝ TUTSAKLAR ÝÇÝN AÇIKLAMA

KESK Þubeler Platformu 2 Ekim Salý günü saat 14.30 da Yeþilsu Parký’nda KESK’li tutsaklar için bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Eylemde okunan basýn açýklamasýnda “Bu tutuklamalarla, emek, barýþ, demokrasi, sendikal hak ve özgürlükler ve kadýn mücadelesi veren kadýnlarýn baskýyla, zorla sindirilmeye çalýþýldýðýný, sendikal hak ve özgürlükler kapsamýnda yaptýðýmýz faaliyetlerimizin, eylem ve etkinliklerimizin sorgulama konusu haline getirildiðini görüyoruz. KESK’li kadýnlar olarak 8 Mart’ýn resmi tatil ilan edilmesi, baþta cinsiyet ayrýmcýlýðý olmak üzere her türlü ayrýmcýlýða son vererek eþitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa hazýrlanmasý, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlýðýnýn kurulmasý, ülkede – bölgede yürütülen savaþ politikalarýna karþý, barýþýn hâkim kýlýnmasý için bir kez daha alanlarda olma kararýyla yola çýktýk.(…) Bizler biliyoruz ki bu tutuklamalar ayný zamanda, kadýnlarý üretimin görünmez kölelerine dönüþtüren, sendikal siyasal alanda kadýnlarýn varlýðýný ve mücadelesini büyük bir tehdit olarak algýlayan, kadýnlara varlýk mekâný olarak evi iþaret eden muhafazakârlýk, eril öfke ve saldýrganlýðýn da göstergesi. Gözaltýnda sorulan sorular ve iddianamede dile getirilen tüm noktalar AKP’nin gerçek demokrasi anlayýþýnýn ne olduðunu açýk bir þekilde gösteriyor. AKP kadýnlarýn 8 Mart’a, kadýn bedenine, kadýn kimliðine sahip çýkmasýný, hak talep etmesini, kadýnlarýn halklarýn kardeþliði, gençlerin ölmemesi için yapýlan çaðrýlarýný barýþ taleplerini, KESK’li kadýnlarýn tutuklu kadýn arkadaþlarýna sahip çýkmasýný, örgütlü olarak hareket etmesini, kadýný yok sayan ideolojisinin güçlenmesinin karþýsýnda büyük bir tehlike olarak görüyor. Bizler dün olduðu gibi bugün de mücadele etmeye devam edeceðiz, arkadaþlarýmýzla tekrar alanlarda özgürlük türkülerini söyleyeceðiz(…) Bu düzene baþkaldýrdýðýmýz için, adalet, eþitlik, özgürlük tutkusundan vazgeçmediðimiz için, erkek egemen sistemi yerle bir etme gücümüz görüldüðü için tutuklanýyor, yargýlanýyoruz. Geçmiþten bugüne nice acýlar çektik. Diri diri topraða gömüldük, recm edildik, giyotinlerde, daraðaçlarýnda can verdik, hapsedildik ama vazgeçmedik” denildi. Eylem sloganlarla sona erdi.

15


TUTSAKLARA DESTEK EYLEMÝ

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

Tutuklu Aileleri Derneði (TUAD) Bakýrköy Cezaevi önünde 28 Eylül günü saat 12.30’da yaptýklarý bir basýn açýklamasýyla 13 cezaevinde bulunan PKK davasý tutsaklarýnýn taleplerini dile getirdi. “Tecrit Deðil Özgürlük, Savaþ Deðil Müzakere” yazýlý pankart açan tutsak yakýnlarý “Savaþ Ölümdür, Barýþ Yaþamdýr” yazýlý dövizler taþýdýlar. Tutsak yakýnlarý adýna yapýlan basýn açýklamasýný Ahmet Dursun okudu. Hükümetin Kürt sorunun çözümünde adým atmak yerine her geçen gün baský ve þiddet politikasýný arttýrarak sürdürdüðünü, anadilde savunma ve adil yargýlama haklarýnýn hiçe sayýlarak politik eylemlerinden dolayý binlerce insanýn cezaevlerine konulduðunu belirten Dursun, Türkiye’de ve Kürdistan’daki cezaevlerindeki tutsaklarýn 12 Eylül tarihinde Abdullah Öcalan’ýn özgürlük koþullarýnýn saðlanmasý Ýmralý’da 15. ayýna giren aðýrlaþtýrýlmýþ tecridin kaldýrýlmasý ve anadil üzerindeki baskýcý uygulamalara son verilmesi için süresiz ve dönüþümsüz açlýk grevine baþladýklarýný hatýrlattý.

Tüm özgür halklarýn kendi özgür iradeleri ve kimlikleriyle insanca yaþama günü geldiðini söyleyen Dursun, süresiz dönüþümsüz açlýk grevindeki tutsaklarýn taleplerini de açýkladý. Cezaevlerindeki Kürt tutsaklarýn “Açlýk grevi çözüm yolunda önemli bir eylem olacak. Sonunda ölüm bile olsa direniþ sonuna kadar sürecek. Öcalan’a özgürlük anadilde eðitim olmazsa olmazlarýmýzdýr. Son nefesimize kadar direnerek yaþanan bu zulmü ve iþkenceyi mahkum edeceðiz” dediðini belirten Dursun, “Bizler buradan ‘Ben insaným, demokratým, sosyalistim’ diyen herkesi eylemlerine duyarlý olmaya, seslerine kulak vermeye ve ellerini taþýn altýna koymaya davet ederek Türkiye cezaevlerinden yükselen sese kulak verilmesi gerektiðini bildiriyoruz” diyerek sözlerini tamamladý. Tutsak yakýnlarý, “Hasta Tutsaklar Serbest Býrakýlsýn”, “Öcalan’a Özgürlük” Tecrit Deðil Özgürlük, Savaþ Deðil Müzakere” sloganlarý atarak eylemi sonlandýrdýlar.

KÜRT HALKINA TAKSÝM’DE YÝNE SALDIRI

PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik 9 Ekim komplosunu kýnamak ve cezaevlerindeki açlýk grevlerine dikkat çekmek amacýyla 7 Ekim günü Taksim Meydaný’nda oturma eylemi yapan BDP’lilere polis saldýrdý. BDP Ýstanbul il örgütü, 12 Eylül gününden bu yana cezaevlerinde sürdürülen açlýk grevleri ve Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararasý Ekim komplosunun yýldönümü nedeniyle Taksim’de basýn açýklamasý yapmak istedi. “Zindanlar Boþalsýn. Tutsaklara Özgürlük”, “Yaþasýn Açlýk Grevi Direniþimiz”, “Ýmralý’ya Bin Selam”, “Gözüm Barýþta, Barýþýn Elçisi Ýmralý’da”, “Kahrolsun AKP, Ýþbirlikçi MHP”,”Kürt Halkýna Ýnfaz Dayatýlamaz” sloganlarý atan Kürt halký, polisin Öcalan’la ilgili atýlan sloganlarý gerekçe göstererek müdahale edeceði anonslarý üzerine

16

oturma eylemine baþladý. Yapýlan basýn açýklamasýnda, sürdürülen açlýk grevine dikkat çekilerek bunun barýþ isteðinin bir ifadesi olduðu vurgulandý; Abdullah Öcalan üzerinde 1 yýldan uzun süredir devam eden tecritin barýþa hizmet etmediði ve barýþ için Abdullah Öcalan’ýn hala bir þans olduðu dile getirildi. Basýn açýklamasýnýn ardýndan polis daðýlmak üzere olan BDP’lilere biber gazý ve kimyasal gaz bombalarý kullanarak saldýrýya geçti. Taksim Meydaný’ndan çekilen kitle, Tarlabaþý ara sokaklarýna doðru geri çekildi. BDP’lilere burada da yoðun gaz bombasý atýldý. BDP Ýstanbul Ýl Baþkaný Asiye Kolçak polis tarafýndan darp edildi ve gözaltý furyasý baþlatýldý. Polis, 5 kiþiyi gözaltýna alýrken, saldýrý sýrasýnda bir kiþinin baþýna, bir kiþinin de sýrtýna gaz bombasý fiþeði isabet etti.

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

392. KEZ “FAÝLLER BELLÝ KAYIPLAR NEREDE”

392. haftada Galatasaray Lisesi önünde toplanan Cumartesi Anneleri, “Failler Belli Kayýplar Nerede” pankartýyla kayýplarý sormaya devam ediyorlar. 29 Eylül Cumartesi günü de gözaltýnda kaybedilen Vecdi Avcýl’ýn akýbetini anlattýlar ve sorumlularýn yargýlanmasýný istediler. Abdurrahman Coþkun’un yengesi Mukaddes Coþkun kýsa bir konuþma yaptý ve Abdurrahman’ýn 01.11.1995’te Diyarbakýr Dargeçit’e gözaltýnda kaybedildiðini, yýllarca Abdurrahman’ýn akýbetini sorduklarýný, Baþbakan’a gittiklerini, onun da bu sorunu halledeceðini söylediðini anlattý. Coþkun, “Baþbakan sorunu çözmedi daha çok sorun yarattý” dedi. Kaybedilen Ahmet Kaya’nýn yakýnlarýndan Emine Kaya da Kürtçe bir konuþma yaptý ve bugüne kadar bu mücadeleyi sürdüklerini sonuna kadarda sürdüreceklerini söyledi. Cemil Kýrbayýr’ýn ablasý, Baþbakanýn söz verip Cemil’in akýbetinin açýða çýkaracaðýný söyleyerek, Berfo Ana’ya söz verdiðini hatýrlatarak Berfo Ana’yý umutlandýrdýðýný, ama Baþbakanýn söylediklerinin yalan olduðu anlayýnca, ananýn acý çektiðini anlattý. Basýn açýklamasýný okuyan Sýla Gemicioðlu “Bu hafta kayýplarýmýzdan Vecdi Avcýl için buluþtuk. Yalnýz onun hikâyesi bile kayýplar gerçeðini ve güvenlik güçlerinin iþlediði suçlarý özetlemeye yeter” dedi. Gemicioðlu, Vecdi Avcýl akýbetini þöyle anlattý: “12.06.1994 günü Mardin Ýli Derik Ýlçesi Adakent Köyü’ne Derik Ýlçe Jandarma Komutanlýðý’na baðlý askerler ve korucular tarafýndan operasyon yapýldý. Operasyonda haklarýnda hiçbir delil olmamasýnda raðmen 5 köylüyü gözaltýna alýndý. 25 gün içerisinde 4 köylü serbest býrakýldý. 30 yaþýndaki 5 çocuk babasý Vecdi Avcýl’ýn ise gözaltýna alýndýðý inkâr edildi. Avcýl Ailesi’nin yaptýðý tüm baþvurular sonuçsuz kaldý, kendisinden bir daha haber alýnamadý. Gerçekte ise Vecdi Avcýl yer göstermek bahanesiyle götürüldüðü bir operasyonda askerler tarafýndan kalkan olarak kullanýldý. Asker ve Gerilla ateþi arasýnda kalarak öldü. Jandarma Ýlçe Komutaný Musa Çitil tarafýndan düzenlenen sahte tutanakla çatýþmada ölen ‘terörist’ olarak gösterilip 3 gerilla ile birlikte toplu mezara gömüldü. Avcýl’ýn dosyasý Diyarbakýr DGM savcýlýðý tarafýndan takipsizlik kararý verilerek kapatýldý. Evraklar imha edildi. 18 yýl sonra ailenin ve ÝHD Mardin þubesinin uzun yýllar mücadelesinden sonra Mardin baþsavcýlýðý hukuki iþletmesi sonucunda, Vecdi Avcýl’ýn gömüldüðü toplu mezardaki kemiklerine ulaþýldý. DNA testine göre kimliði kesinleþti. DNA eþleþmesi gerçekleþmesine raðmen kemiklerini teslim edilmedi. Kemiklerin acilen teslim edilmesini istiyoruz” dedi. Konuþmalardan sonra oturma eylemi sona erdi.

Sokaklar

ÝÞÇÝLER YASA TASARISINI PROTESTO ETTÝ

Devrimci Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu (DÝSK), “Toplu Ýþ Ýliþkileri Yasa Tasarýsý”nýn yasalaþmasýna karþý Bölge Çalýþma Müdürlüðü önünde 28 Eylül Cuma günü bir protesto eylemi gerçekleþtirdi. Saraçhane Parký’nda toplanan iþçiler sýk sýk “Yasaksýz, Barajsýz Sendika Ýstiyoruz”, “Yandaþ Sendika Ýstemiyoruz”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Cankurtaran Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganlarý attý. Yürüyüþe katýlan iþten atýlan Cankurtaran Holding iþçileri de, iþ haklarýnýn geri verilmesini, kýdem tazminatlarýnýn ödenmesini istediler. Ýstanbul Çalýþma ve Ýþ Kurumu Ýl Müdürlüðü önüne yürüyen iþçiler, iþçi bandosu eþliðinde, vuvuzela çalarak iþten atmalarý ve hükümetin uygulamalarýný protesto ettiler. Ýstanbul Çalýþma ve Ýþ Kurumu Ýl Müdürlüðü önünde basýn açýklamasýný okuyan DÝSK Ýstanbul Temsilcisi Önder Atay, “Ýþte bu yasa tasarýsýný yasalaþtýrmak isteyenlerin asýl niyetleri de, tarihin en büyük saldýrýsýnýn ikinci ayaðýný, yani ‘Ulusal Ýstihdam Stratejisi Belgesi’ni onaylatmaktýr” þeklinde konuþtu. Atay, söz konusu yasa tasarýsýyla mücadeleci sendikacýlýðýn tasfiye edileceðini, yandaþ ve güdümlü sendikalar yaratýlarak iþçi sýnýfýna kölelik belgelerinin kabul ettirileceðini söyledi. Atay konuþmasýnýn devamýnda “Ýþkolu, iþletme ve iþyeri barajlarýný koruyan; yasaklarla dolu mevcut toplu sözleþme düzeninin korunmasýnda direnen; toplu sözleþme hakkýný tüm iþçilerin kullanabileceði bir hak olarak tanýmlamayan; yýllarca süren yetki uyuþmazlýklarýna çözüm getirmeyen; genel grev, hak grevi dahil bütün grev engellerini ve yasaklarýný, grev ertelemelerini ve zorunlu tahkimi koruyan; sendikalara ve toplu sözleþme düzenine devlet müdahalesini ve baskýsýný ortadan kaldýrmayan; sendika üyeliðinin ve temsilciliðinin güvencesini saðlamayan bir yasayý onaylamamýz ve onaylayanlarý artýk iþçi örgütü olarak görmemiz olanaklý deðildir” dedi.. A çýk la ma dan sonra eylem sona erdi.

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

17


Sokaklar

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

“ÝÞ KAZASI DEÐÝL, BU BÝR CÝNAYET”

masýyla anlattý. 3 Ekim günü Çapa Týp Fakültesi Hastanesi Monoblok önünde yapýlan eyleme Tabip Odasý, Aksaray Saðlýk Emekçileri Hizmet Sendikasý (SES), Devrimci Saðlýk Ýþçileri Sendikasý (Dev Saðlýk Ýþ), Çapa Taþeron iþçileri, Hava Ýþ iþçileri, Bedaþ iþçileri katýldý. Eylemde “Hastanede Ýþ Cinayeti, Asistan Dr. Mustafa Bilgiç’i Unutmayacaðýz” ve “Çalýþma Koþullarý Saðlýk Çalýþanlarýný Öl-dürü-yor” yazýlý pankartlar taþýndý. Açýklama sýrasýnda kitle sýk sýk

“Saðlýklý Çalýþmak Ýstiyoruz”, “Saðlýkta Taþeron Ölüm Demektir”, “Ýþ Kazasý Deðil, Bu Bir Cinayet” sloganlarý attý. Eylül ayý iþ kazalarýný raporunu okuyan Dr. Coþkun Canývar, ölümlerin adreslerinin yine deðiþmediðini söyledi. Canývar “Ýnþaat, mevsimlik tarým, maden ve enerji sektörlerinde neredeyse birbirinin kopyasý iþ cinayetleri yaþanýyor. Tespitlerimize göre bu ay inþaatlarda 23, mevsimlik tarýmda 18, maden ve enerji sektörlerinde ise 8’er iþçi ölümü yaþandý. Hal böyle iken iþçileri maliyet ve üretimin bir nesnesi olarak gören sermaye ve iktidar, alaný rant kapýsýna dönüþtürmeye çalýþan düzenlemeler yapýyor, yasalar çýkarýyor” dedi. En fazla iþ kazalarýnýn meydana geldiði þehirler 6’þar ölüm ile Ankara ve Çankýrý, 4’er ölüm ile Ýstanbul ve Konya olduðunu söyleyen Canývar çalýþma koþullarýnýn saðlýk çalýþanlarýný öldürdüðünü de altýný çizerek; “Saðlýkta Dönüþüm Programý adý ile yapýlan uygulamalar, halkýmýzýn saðlýk hizmetlerine ulaþýmýný paralýlaþtýrýldýðý gibi saðlýk çalýþanlarýnýn çalýþma koþullarýný da kötüleþtirdi. Ýþte Mustafa Bilgiç’in ölümüne de tam da bu yüzden ‘hata deðil iþ cinayeti’ diyoruz” diyerek bitirdi.

Ýþten çýkartýlan Hava Ýþ üyesi iþçileri iþe geri alýnmak ve grev yasaðýnýn kaldýrýlmasý için Taksim THY Bilet Satýþ Ofisi önünde oturma eylemi yaptýlar. 29 Eylül Cumartesi günü Hava Ýþ’in her hafta Taksim Bilet Satýþ Ofisi önünde 3. eylemlerini gerçekleþtirdi. Eyleme Tümtis ve Kristal Ýþ Sendika yönetimlerinden destek verildi. Ofis önünde çevik kuvvet polisleri barikat kurdu, ofisin kepenkleri de yaklaþýk bir saat kapatýldý. Eylemde açýklama yapan iþçilerden Tuðçe Gürsoy, eylemlerinin 123. güne geldiklerini hatýrlatarak, “bugün grev yasaðý, sendikasýzlaþtýrma, taþeronlaþtýrma, emeklilik yaþýnýn uzatýlmasý ve kýdem tazminatýnýn kaldýrýlmasý gibi sýnýfsal saldýrýlarla amaçlanan henüz daha dünya ekonomik krizinin etkileri yoðunlaþmadan faturayý iþçilere kesmektir. Ýþçi sýnýfý krizin faturasýný ödememek için baþta 123 gündür onuruyla direnen THY iþçileri olmak üzere mücadele eden iþçilerin etrafýnda kenetlenmeli ve kazanýlmýþ haklarýna sahip çýkmalýdýr” dedi. Eylemde sýk sýk “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her þey Emeðin Olacak”, “Ýþten Atýlanlar Geri Alýnsýn”, “THY’nin Þiþmaný, Ýþçi Düþmaný”, “Yaþasýn Onurlu Mücadelemiz” sloganlarý atýldý. Ýþçiler sýk sýk besteledikleri þarkýlarý söylediler. Eylem halay ve pro-

testo þarkýlarýyla bitti. Ýþç i l e r mücadelelerini anlatan broþürleri Ga la ta sa ray Lisesi’ne kadar daðýttýlar. 6 Ekim günü Hava İş’in her hafta Taksim Bilet Satış Ofisi önünde gerçekleştirilen eylemin 4.sü yapıdı. Tümtis, Kristal-İş, Tek Gıda İş, BES sendikaları yönetimlerinin destek verdiği eylemde THY ofisinin önüne çevik kuvvet barikatları kuruldu ve kepenkleri yaklaşık 1 saat kapatıldı. Basın açıklamasını okuyan Ceren Beydaş, verdikleri mücadelenin sadece işten çıkartılan 305 işçiyle ilgili olmadığını söyledi ve “Tüm havacılık işçileriyle, onların hak ve kazanımlarının korunmasıyla ilgilidir. Hatta siz hakımızın uçuş emniyeti ile ilgilidir. Sizleri sevdiklerinize THY markası değil, biz emekçiler ulaştırıyoruz” dedi. Beydaş Suriye ile savaş durumuan değinerek, “bu bölgede yaşayan hiçbir işçinin ve emekçinin bu savaştan hiçbir çıkarı yoktur” dedi. Beydaş son olarak, “tüm havacılık işçilerini uyarıyoruz: Havacılık çalışanları olarak canı ilk ve en çok yanacaklar listesinin üst sıralarında yer alıyoruz. Bu nedenle üzerimizdeki ölü toprağını silkmenin tam zamanıdır” dedi. İşçiler kendi uyarladıkları eğlenceli şarkıları söyediler ve eylemi halaylarla bitirdiler.

Her ay iþ kazalarýnda ölen veya yaralanan iþçilerin raporunu yayýnlayan Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Meclisi, geçen Eylül ayýnda iþ kazalarýnda yaþananlarý Çapa Týp Fakültesi Hastanesi Monoblok önünde bir basýn açýkla-

HER CUMARTESÝ TAKSÝM’DEYÝZ

18

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

TAKSÝM KÝÐILI’DA BOYKOT ÇAÐRISI!

Kiðýlý iþçisi Didem Sorhun iþten atýlmasýný ve Kiðýlý Fabrikasý’ndaki sömürüyü teþhir etmek için arkadaþlarýyla Taksim Ýstiklal Cad de si’nde ki satýþ maðazasý önünde basýn açýklamasý ve oturma eylemi yaparak Kýðýlý ürünlerinin boykot edilmesi ve eyleme destek verilmesi çaðrýsýnda bulundu. 29 Eylul Cumartesi günü saat 18.30’da Taksim Ýstiklal Caddesi üzerindeki Kiðýlý Maðazasý önünde “Kiðýlý’da Baskýya, Sömürüye, Tehdide, Ýþten Atmalara Son, Ýþimi Geri Ýstiyorum” yazýlý pankart açan Sorhun ve destek veren iþçi arkadaþlarý “Kiðýlý Ýþçisi Köle Deðildir”, “Kiðýlý Ýþçisi Onurunun Bekçisi”, “Kiðýlý’de Direniþ Kazanacak”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarý atýldý. Didem Sorhun’a Hey Tekstil iþçileri de destek verdiler. Kiðýlý fabrikasýnda 150 iþçinin çalýþtýðýný ve bu iþçilerin üç ayrý firmada kayýtlý göründüklerini belirten Sorhun “Bizleri üç kuruþa çalýþtýran, sigorta dýþýnda hiçbir sosyal hakkýmýzý vermeyen, yýrtýk, pýrtýk giysileri ‘hediye’ diye bizlere vererek aþaðýlayan, müdür, ustabaþý aracýlýðý ile hakaretler yaðdýran Kiðýlý patronunun karalamalarý ve tehditleri beni haklý direniþimden asla vazgeçiremeyecek” dedi. “Kiðýlý’da sömürü, baský, keyfi iþten atmalar son bulana, iþime geri dönene kadar direniþimi sürdüreceðim” diyen Sorhun tüm duyarlý kamuoyunu, iþçileri, emekçileri Kiðýlý’yý boykot etmeye ve eylemine destek olmaya çaðýrdý. Sorhun’un konuþmasýnýn ardýndan maðaza önünde oturularak eyleme devam edildi. Hey Tekstil iþçisi Zeki Gördeðin de Didem Sorhun’un eylemini desteklediklerini belirterek, Hey Tekstil iþçilerinin de 235 gündür gaspedilen haklarý için eylemde olduklarýný, fakat hükümetin bunu görmezden geldiðini belirtti. Ýþçilerin ücretlerini, kýdem tazminatlarýný vermeyen, haksýz yere onlarý iþten atan, iþçileri sömüren patronlarýn hükümet tarafýndan korunup kollandýðýný belirten Gördeðin, direniþte olan ve haklarýný arayan iþçilerin ancak seslerini ve güçlerini birleþtirerek bu sömürüyü durdurabileceklerini belirtti. Ve eylemde olan THY, Texim Tekstil, Roseteks, BEDAÞ, DHL Kargo ve daha birçok iþçinin mücadelesini desteklediklerini belirterek, emekten yana olan tüm insanlarýn bu eylemlere destek vermeleri çaðrýsýnda bulundu.

Sokaklar

TEKSÝM ÝÞÇÝLERÝ DAYANIÞMAYA ÇAÐIRIYOR

Tekstil’de “iþ gücü düþüklüðü” nedeniyle 6 Aðustos’ta iþten çýkartýlan 38 iþçinin fabrika önündeki çadýr eylemi 50 günü aþtý. 24 Eylül Pazartesi günü fabrika önünde kurulan çadýra çevik kuvvet ekiplerinin saldýrýsý sonucu çadýr fabrikanýn uzak bir noktasýna taþýnmýþ durumda. Þimdi fabrikanýn biraz uzaðýnda kaldýrým üzerinde çadýrlarýný kuran iþçiler, çadýrlarýný kurduklarý fabrika önündeki alaný polis, panzer ve çevik kuvvet araçlarýnýn iþgal ettiklerini söylüyorlar. Polis tarafýndan iþgal edilen yeri tekrar almak istediklerinde polis müdahalesiyle karþýlaþtýklarýný, polisin barikat kurarak fabrika önüne geçmelerine izin vermediðini belirttiler. Ýþçiler iþten atýlma nedeni olarak patronun üretiminin %50 arttýrdýðýný ve “iþ gücü düþüklüðü” gerekçesiyle 38 iþçinin iþten çýkarýldýðýný söylediler. % 50 üretim artýþýnýn imkansýz olduðunu söyleyen iþçiler, bir iþçinin 1 makineye bakmasý gerekirken þu an bir iþçiye iki makine düþtüðünü, %50 artýþta 1 iþçinin 6 makineye bakmak zorunda kalacaðýný belirttiler. Ýþçiler taleplerini þöyle sýraladýlar: “Teksim Giyim’de iþten çýkartýlan iþçilerin geri alýnmasý. Yetki alýncaya kadar direneceðiz. Sendika Teksim Giyim’de yýllýk maaþ zammýný, ikramiyelerini, yakacak paralarýný, gýda yardýmlarýný, bayram ve izin ücretleri gibi pek çok haklarýný pazarlýk ederek belirleyecektir. Hem düþük ücret zamlarýmýza hem de iþ yerindeki keyfi uygulamalara son verilmesi için sendikal örgütlenmeyi devam ettireceðiz ve baþaracaðýz. Kaderimizi,insanlýðýmýzý yöneticilerin iki dudaðý arasýndan alacaðýz. Merter halkýný ve çevre esnafýný haklý mücadelemizde bizim yanýmýzda olmaya, bize destek olmak için dayanýþmaya davet ediyoruz!”

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

19


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

CHE’DEN DENÝZ’E GENÇLÝK CHE’NÝN ÝZÝNDE! Devrimci Öðrenci Birliði ve Genç Emekçiler Birliði tarafýndan örgütlenen “Gerçekçi Ol Ýmkansýzý Ýste Yürüyüþü”, 9 Ekim’de Antep’te gerçekleþtirildi. Kýrkayak Parký’nda toplanan gençler, Çav Bella Marþý’ný okudular, konuþmalar yaptýlar. Yapýlan konuþmalarda emperyalist savaþ karþýsýnda gençliðin sergilemesi gereken tavrýn silahlarýný kendi burjuvazisine çevirmek olduðu vurgulandý. Gençliðin bu sistem tarafýndan nasýl ezildiðini, sýnavlarla, iþsizlikle, geleceksizlikle karþý karþýya býrakýldýðý belirtildi. Gençliðin emperyalist savaþý önlemek ve geleceðini garanti altýna almak için yapabileceði tek þeyin halk iktidarýný kurmak olduðu vurgulandý. Kitle, “Gençlik Saflara Devrim Ýçin Savaþa!”, “Emperyalist Savaþý Halk Devrimi Önler” sloganlarýný attý. Ayrýca Antep’te 6 Mayýs’ta Denizleri anma mitinginin ardýndan açýlan davaya vurgu yapýldý. Bu davanýn amacýna ulaþamayacaðý belirtildi ve ardýndan hep bir aðýzdan “Baskýlar Bizi Yýldýramaz!” denildi. Marþýn ve konuþmalarýn ardýndan yürüyüþe geçildi. Yürüyüþ boyunca “Che’den Deniz’e Sürüyor Bu Kavga”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “1-2-1-2-3 Daha Fazla Vietnam Ernesto’ya Bin Selam”, “Deniz Ýsyan Devrim”, “Yaþasýn Devrim Yaþasýn Sosyalizm” sloganlarý atýldý. Basýn açýklamasýnýn gerçekleþeceði Yeþilsu Parký’na gelen kitle, “Deniz Yusuf Ýnan Savaþa Devam”, “Gerçekçi Olun, Ýmkansýzý Ýste-

20

yin”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” sloganlarý atmaya devam etti. Okunan basýn açýklamasýnda “Bu topraklarda da sosyalizmin insaný özgürleþtirmesi için, sosyalizmin kýzýl bayraðý dalgalansýn diye ‘Ya Devrim, Ya Ölüm’ diyerek mücadeleyi sürdüreceðiz!” denildi. Basýn açýklamasýnýn ardýndan bir kez daha Çav Bella Marþý okundu ve marþýn ardýndan sivil bir kadýn polisin basýn açýklamasýný okuyan öðrencinin adýný sormasý üzerine kitle tepki gösterdi, polis alandan uzaklaþmak zorunda kaldý. Eylemin ardýndan Ayýþýðý Sanat Merkezi’ne çay içmek için giden gençler, Ayýþýðý Sanat Merkezi çýkýþýnda sivil polisler tarafýndan durdurularak kimlik sorgulamasýndan geçirildi. Gençleri korkutup yýldýrmak için bunu yapan polislere yeni gelen gençlerden biri yanýtýný verdi: “Biz bunlara pabuç býrakmayýz!” Polisler hala Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin sokaðýnda bekliyor. Che’den devralýnan bayraðý zafere kadar yakýþtýðý þekilde taþýma sözü veren gençler, dövizleriyle, bayraklarýyla, coþkularýyla, bu sözü yerine getireceklerini bir kez daha göstermiþ oldular. Ve ayrýlýrken, önümüzdeki senenin çalýþmalarýný hep birlikte örgütleyelim diyerek ayrýldýlar. CHE’DEN DENÝZ’E GENÇLÝK CHE’NÝN ÝZÝNDE! EMPERYALÝST SAVAÞI HALK DEVRÝMÝ ÖNLER! Mücadele Birliði/Antep

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012


“CHE OLSAYDI BÖYLE YAPARDI”

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

Emperyalist savaþýn kapýda olduðu bu süreçte Antakya DÖB olarak emperyalizme karþý mücadele etmiþ ve bu uðurda ölümsüzleþmiþ olan Comandante Che Guevara’yý anmak için 6 Ekim günü bir yürüyüþ düzenledik. Çalýþmalarýmýzý bir ay önce baþlattýk, birçok kez engellemelerle ve tehditlerle karþý karþýya geldik. Son olarak eylemden bir gün önce iki DÖB’lü yoldaþýmýz lise önünde bildiri daðýtýrken TMÞ tarafýndan kimlik sorgulamasýndan geçirilerek, gözaltýna alýnmak istendi. Polisler gelip kimlik sorduklarýnda yoldaþlardan biri Nazým Hikmet’in “Hürriyet Kavgasý” þiirini okudu. Bu sýrada diðer arkadaþýmýz bildirilerin bir kýsmýný ilgilenen öðrencilere verip daðýtýmda yardýmcý olmalarýný istedi. Bildirilere yoðun bir ilgi gösterilmesi polisleri fazlaca ürkütmüþ olacak ki, yoldaþlarýmýzý gözaltýna almak istediler ve bunu “sadece sohbet” maskesi altýnda gizlemeye çalýþtýlar. Buna tepki gösterilmesi üzerine bildirinin yasal olup olmadýðýný sordurmakla yetinip gittiler. Belirttiðimiz gibi çalýþmalarýmýz bir ay boyunca engellemeye çalýþýldý ama bunu baþaramadýlar. 6 Ekim günü saat 18.00’de Saray Caddesi giriþinde “Gerçekçi Ol Ýmkansýzý Ýste”, “Emperyalist Savaþý Devrim Önler” yazýlý DÖB ve GEB imzalý pankartlarýmýzý açtýk. Megafon ile bir yandan ajitasyon ve Suriye gündemi ile ilgili konuþmalar yaptýk, basýn açýklamasýna çaðrýda bulunduk. Daha sonra Çav Bella Marþý hep birlikte söylendi. Bu sýrada evlerinden Che posterleri alarak gelen dostlar kortejde yerlerini almaya baþladýlar. Bir süre daha ajitasyon yapýldýktan sonra yürüyüþe geçileceði duyurusunun yapýlmasýyla birlikte çevik kuvvet kortejin etrafýný sardý. TMÞ amirleri gelerek daha önce Antakya Valiliði’nin aldýðý karar doðrultusunda yürüyüþ yapýlamayacaðýna dair uyarýda bulundu ve yürüyüþe izin vermeyeceklerini söyledi. Bu engellemeyle karþýlaþýlacaðý bilindiði için basýn açýklamasýnýn gerçekleþtirileceði Ulus Meydaný’na ayný pankart ile baþka bir

Ýki grubun yan yana gelmesi coþkuyla, sloganlarla gerçekleþti. Eylem boyunca “Emperyalist Savaþý Devrim Önler”, “Che Yaþýyor Savaþýyor”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür” gibi sloganlar atýldý. Önce gitar eþliðinde þiirler okundu, marþlar söylendi. Bunun ardýndan basýn açýklamasýna geçildi ve açýklamada “…Kapýmýzda savaþ davullarý çalýyor! Bu emperyalist bir savaþtýr! Bizler bu savaþa karþýyýz! Bizler Suriye halkýna ve çocuklarýna silah çekmeyeceðiz! Bizler bir avuç haydut uðruna ölmeyecek, öldürmeyeceðiz! Çünkü bu savaþa destek vermek demek emperyalizme hizmet etmek demektir. Oysa emperyalizm halklarý köleleþtirir. Emperyalizm insaný hayvanlaþtýrýr! Emperyalizm bugün Suriye’de, dün Irak’ta, Afganistan’da, Vietnam’da olduðu gibi kadýnlarýn, çocuklarýn acýmasýzca öldürülmesi demektir! Emperyalizm insanlýðýn özgürlüðe dair son düþlerini, hayallerini ve isteðini yok etmek ister!... Ve buradan bir kez daha haykýrýyoruz: Emperyalist ve kapitalist haydutlar duysun bu sözümüzü; sizlerin savaþlarýnda yer almayacaðýz! Bizler sizlere karþý ve sizlerin yenilgisi için, sizi tarihin çöplüðüne atmak için mücadele edeceðiz, çünkü Che olsaydý böyle yapardý! Bizler halklarýn özgürce yaþayabileceði, savaþsýz ve sömürüsüz yaþayabileceði sosyalizm için mücadele edeceðiz! Bugün insanlýða sosyalist dünyanýn örneklerini gösteren halklara selam olsun! Selam olsun Küba halkýna, selam olsun sosyalist Kore’ye, Vietnam’a ve selam olsun sosyalizm yolunda yürüyen ezilen ve sömürülen halklara! …Ve son olarak Che’yi öldürmekle mutlu grup DÖB’lü ve GEB’li çýktý. Oradaki yoldaþlar diðer grubun yan- olacaðýný sanan, ölümü ile kendini avutanlarýna gelmesini beklerken þiirler okuya- lar duysun bizi; Che burada, bizlerle bayrak çevredekileri basýn açýklamasýna davet rak tutuyor, slogan atýyor. Deniz burada ettiler. Bizler de basýn açýklamasý için ar- bizlerle yumruðunu sýkýyor, devrim diye kadaþlarýmýzýn yanýna gideceðimizi belirt- haykýrýyor!” dedik. Basýn açýklamasýnýn ardýndan slogantik; beklemedikleri bir yerden ortaya çýkan diðer grubu engelleyemeyen polis, bize de larla ve marþlarla tekrar yürüyüþe geçildi izin vermek zorunda kaldý. Basýn açýkla- ve eylem sona erdirildi. Antakya Devrimci Öðrenci Birliði masýnýn yapýlacaðý yere kuþlamalar yapaAntakya Genç Emekçiler Birliði rak yürüdük. 221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

21


GERÇEKÇÝ OL ÝMKANSIZI ÝSTE

Yeni Evrede

Sokaklar

“Ýþçi ve öðrenci gençlik olarak Che’yi anýyoruz! Onun ‘Gerçekçi Ol Ýmkansýzý Ýste’ çaðrýsýný hayata geçiriyoruz! Bugün Emperyalist savaþlara ve faþizme karþý Che’nin yolunda gitme vaktidir” diyen iþçi ve öðrenci gençlik, Che Guevara’yý ölümsüzleþmesinin 45. yýlýnda eylemlerle andý. 6 Ekim günü Taksim Tünel Meydaný’nda Devrimci Öðrenci Birliði ve Genç Emekçiler Birliði’nin çaðrýsýyla yüzlerce genç toplandý. “Gerçekçi Ol Ýmkansýzý Ýste” pankartý ile toplanan devrimci gençler, ellerinde Che ve Fidel’in de aralarýnda bulunduðu “Karasakallýlar”ýn resimlerini taþýdýlar. Devrimci gençler “Gerçekçi Ol Ýmkansýzý Ýste”, “Ýki Üç, Daha Fazla Vietnam Ernesto’ya Bin Selam”, “Yaþasýn Devrim Ve Sosyalizm”, “Ernesto Yaþýyor, Leninistler Savaþýyor” sloganlarý ile yürüyüþe baþladýklarýnda kýsa sürede kalabalýklaþtýlar. Yürüyüþ boyunca Che Guevara’nýn devrimci ve enternasyonalist kimliði üzerine, Küba devrimi üzerine konuþmalar yapan gençler, þimdi Che gibi olmak gerektiði, Che gibi savaþmak gerektiðini anlattýlar. “Che ve idealleri ezilen ve sömürülen halklarýn mücadelesinde yaþýyor! Che ve hayatýný adadýðý kavga emperyalizme karþý ayaða kalkmýþ olan Arap halklarýyla yaþýyor! Che ve fikirleri dünyanýn her yerinde sokakta, fabrikada, okulda emeðin kurtuluþu için mücadele edenlerce yaþýyor! Che ve Che’nin emperyalist sisteme olan nefreti bugün kapýmýzdaki bir emperyalist savaþa, ‘Emperyalist Savaþý Halk Devrimi Önler’ diyen Denizlerin yoldaþlarýyla yaþýyor!” dediler. “Kapýmýzda savaþ davullarý çalýyor! Bu emperyalist bir savaþtýr! Bizler bu savaþa karþýyýz! Bizler Suriye halkýna ve çocuklarýna silah çekmeyeceðiz! Bizler bir avuç haydut uðruna ölmeyecek, öldürmeyeceðiz! Çünkü bu savaþa destek vermek demek emperyalizme hizmet etmek demektir. Oysa emperyalizm halklarý köleleþtirir. Emperyalizm insaný hayvanlaþtýrýr! Emperyalizm bugün Suriye’de, dün Irak’ta, Afganistan’da, Vietnam’da olduðu gibi kadýnlarýn, çocuklarýn acýmasýzca öldürülmesi demektir! Emperyalizm insanlýðýn özgürlüðe dair son düþlerini, hayallerini ve isteðini yok etmek ister!” diyerek savaþa karþý þiarlarýný yükselttiler. Yürüyüþ boyunca sloganlar atarak ajitasyon

22

Mücadele Birliði

konuþmalarý yaparak yürüyen gençlere cadde boyunca yoðun ilgi vardý. Trampetlerle ritim tutarak yürüyen gençler, Galatasaray Lisesi önüne gelince kýsa bir süre oturarak Çav Bella Marþýný söylediler hep bir aðýzdan. Daha sonra sloganlarla Taksim Meydaný’na ilerlediler. Taksim Meydaný’na geldiklerinde ilk Devinim Tiyatro Atölyesi Nicolas Guillen’in “Bolivyalý Küçük Asker” þiirini okudu ve köylü olup, iþçi olup, kadýn olup, Che Guevara olup Bolivyalý Küçük Askere “Bolivyalý küçük asker, Kardeþ dediðin vurulmaz, Kardeþini vurmaz insan, Doðru yolu tutmaya bak” dediler. Ardýndan Devrim mücadelesinde ölümsüzleþenler için saygý duruþunda bulunuldu ve “Ölüm nereden ve nasýl gelirse gelsin... Savaþ sloganlarýmýz kulaktan kulaða yayýlacaksa ve silahlarýmýz elden ele geçecekse ve baþkalarý mitralyöz sesleriyle, savaþ ve zafer naralarýyla cena-

221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

zelerimize aðýt yakacaklarsa ölüm hoþ geldi, safa geldi...” denildi. Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB) yaptýðý açýklamada “Comandante Che 45 yýldýr aramýzda yok! Ama düþmanlarý 45 yýldýr rahat yüzü göremiyor! Çünkü her ayaklanmada, sokak çatýþmalarýnda Che’nin resimlerini görüyorlar ve korkuyorlar! Çünkü Che’nin mücadelesi 45 yýldýr devam ediyor ve bugün tüm dünya üzerinde devrime yürüyen halklar, emperyalizme ve sömürülmüþlüðe karþý ayaklananlar Che’nin ‘Daha Fazla Vietnam’ çaðrýsýný hayata geçiriyorlar! Ýþte bizler bugün burada ‘Gerçekçi Ol, Ýmkansýzý Ýste’ diyerek onun çaðrýsýný yerine getireceðimizi söylüyoruz! Ve buradan bir kez daha haykýrýyoruz: Emperyalist ve kapitalist haydutlar duysun bu sözümüzü; sizlerin savaþlarýnda yer almayacaðýz! Bizler sizlere karþý ve sizlerin yenilgisi için, sizi tarihin çöplüðüne atmak için mücadele edeceðiz, çünkü Che olsaydý böyle yapardý! Bizler halklarýn özgürce yaþayabileceði, savaþsýz ve sömürüsüz yaþayabileceði sosyalizm için mücadele edeceðiz! Bugün insanlýða sosyalist dünyanýn örneklerini gösteren halklara selam olsun! Selam olsun Küba halkýna, selam olsun sosyalist Kore’ye, Vietnam’a ve selam olsun sosyalizm yolunda yürüyen ezilen ve sömürülen halklara!” dediler. Açýklamalarýný “Bizler Che’nin ve Denizin yolunda yürüyenler; bu topraklarda ezilen uluslarýn kendi geleceðini belirleme hakkýný tanýyarak ve bunun için mücadele ederek bu çaðrýyý yerine getireceðiz! Kürt halkýnýn yanýndayýz ve onun isyanlarýný, devrimlerini selamlýyoruz! Selam olsun halk devrimini gerçekleþtiren Kürt halkýna! Çünkü Che olsaydý Güney Batý Kürdistan’da halk devrimini gerçekleþtiren Kürt halkýnýn cesur inisiyatifinden övgüyle söz eder ve ihtiyacýmýz olan budur derdi. Bu cesaret!” diye bitiren gençler son olarak “Bu topraklarda da sosyalizmin insaný özgürleþtirmesi için, sosyalizmin kýzýl bayraðý dalgalansýn diye ‘Ya Devrim, Ya Ölüm’ diyerek mücadeleyi sürdüreceðiz!” dediler. DÖB ve GEB’den devrimci gençler, Ýstanbul halký ile birlikte sloganlarla yaklaþýk 1,5 saat süren eylemle, sosyalizm ve özgürlük düþlerini haykýrdýlar.



s221