Yeni Evrede
Başyazı
Mücadele Birliði
ÝÞÇÝLERÝN GERÇEK DEVRÝMCÝ MÜCADELESÝ
T
oplumun ezilen ve sömürülen geniþ kesimlerinin kapitalizme karþý harekete geçmesi proletaryanýn öncülük rolünü zayýflatmaz; tersine güçlendirir ve kolaylaþtýrýr. Ýþçi sýnýfý, sermaye tarafýndan, eylemlere itilen, geniþ bir kitleyi, ittifak politikasýyla, kapitalizme karþý mücadelede birleþtirir ve eski düzeni yýkmaya giriþir. Günümüzde yapýlan devrimler, proletaryanýn devrimci partisinin rolünü zayýflatmaz. Devrim, çeþitli iç ve dýþ geliþmelerin etkisiyle, kendiliðinden baþlamýþ olsa da, devrimin sosyalizme doðru ilerlemesi ve sosyalizmi kurmak için, iþçi sýnýfý partisinin varlýðý ve mücadelesi gerekir. Çünkü yalnýzca proleter sýnýf ve partisi, sýnýfsýz bir toplumu amaçlar. Devrimci sýnýf partisinin, proletaryanýn kurtuluþundaki yerini ve rolünü küçümsemek ve dýþlamak için önerilen, “toplumsal hareket sendikacýlýðý” tamamen ekonomist, anarko-sendikalist bir görüþe dayanýyor. Kitlelerin kendiliðinden gelme hareketini temel alýyor. Ekonomik mücadele, bu temelde hareket eden kendiliðinden geliþmeler, kapitalist sýnýrlarý aþmaz ve kitleleri yenilgiye götürür. Sosyalizme, sýnýfsýz topluma, proletaryanýn kurtuluþuna politik mücadele yoluyla varýlýr. Toplumsal kurtuluþun araçlarý, siyasal araçlardýr. Ýþçilerin, burjuvalardan politik olarak baðýmsýz örgütlenmesi, kendi kurtuluþlarýnýn ön koþuludur. Anarþistler, kendi baþarýsýz giriþimlerini, yeni söylemlerle yeniden ileri sürüyor. Onlar, proletarya partisinin tarihsel baþarýsý orta yerdeyken bunu yapýyorlar. Görüþlerini, doðmalarýný, kitlelerin önüne tekrar getirmek için, doksan sonrasý, dünyada oluþan politik durumdan yararlandýlar. Tüm araçlarý kullanarak ve her yoldan, tezlerini iþçi hareketine taþýdýlar, tartýþtýlar, gündeme soktular. Dünyada yükselen anti-kapitalist hareketleri tezleri için dayanak olarak gösterdiler. Fakat olgular onlarý deðil, bir kez daha marksistleri doðruluyor: Sýnýf savaþýmý, devrimci politik biçimler alarak ilerliyor. Sýk sýk proletaryanýn ya da emeðin ortadan kaldýrýlmasýndan söz ediliyor, fakat proletaryanýn ya da emeðin ortadan kalk-
masý, kendi koþullarýndan koparýlarak ele alýnýyor. Oysa ki, üretimin dýþ koþullarý, üretim araçlarý, bir grup insanýn, kapitalistin mülkiyetinde olduðu için bundan yoksun olan diðer bir grup insan, emek gücünü satarak, yani proleter olarak yaþamýný sürdürür. Üretici emek, karþýtý olan sermayeyle ya da proletarya, karþýtýyla; kapitalistlerle birlikte varolabilir. Bu anlamda, proletarya, ancak karþýtý yani sermaye ortadan kalkarsa kalkmýþ olacaktýr. Proletaryanýn kurtuluþu, üretici emeðin ortadan kalkmasý, proletaryanýn proletarya olmaktan çýkmasý, sermaye yürürlükten kalktýðýnda, kapitalist özel mülkiyetin yerine üretim araçlarýnýn toplumsal mülkiyeti geçtiði zaman olanaklý olur. Üretim araçlarýnýn toplumsal mülkiyetinde emek, çalýþabilir herkese daðýtýldýðýnda proleter olmak, bir grup insanýn öz niteliði olmaktan çýkar. Bunun ekonomik koþullarý ortadan kalktýðýnda, proletarya sýnýfsal niteliðini yitirir, özgür emekçiler durumuna gelir. Anarþist yazarlar, “keskin” devrimcilik, radikal dönüþüm adý altýnda, bize tastamam bir reform paketi sunuyorlar. Pratikte yaptýklarý, kitleleri ciddi olarak devrime yönlendirmek ve hazýrlamak deðil, hedefsiz, amaçsýz bir þekilde enerjilerini boþ yere tüketmektir. Devrim hedefine, proletaryanýn kurtuluþuna baðlanmayan tüm bu giriþimlerin sonucunda, kaçýnýlmaz olarak yýlgýnlýk, býkkýnlýk ve mücadele saflarýný terk etme baþlýyor. Anarþist hareketin ataða kalktýðý her yerde, ardýndan pasifizm ve boyun eðme baþ göstermiþtir. Belirtmek gerekir ki, anarþistler, bulunduklarý yerde (örneðin Yunanistan’da) komünistlerin, daha doðrusu uzlaþmacý komünistlerin yarattýðý mücadele boþluðunu doldurmak için öne çýkýyorlar. Bizde ise söz sahibi olmamalarý onlarýn dolduracaðý militan devrimci mücadele boþluðunun olmamasýndan ileri geliyor. Bizde militan devrimcilik ciddi bir savaþým, uzun soluklu olma ve aðýr bedeller ödemeyi gerektiriyor. Bunlar ise anarþistlerde yok. “Devrimci” bir ilke diye ileri sürülen “aný yaþa” demenin diðer anlamý, günü kurtarmaktýr. Bu, ayný çevrelerin tipik bir 219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
düþünce tarzýdýr. Kendilerine yaþanacak bir an yaratanlar, küçük burjuva yaþam biçimi içinde olan kesimlerdir. Küçük burjuvazinin entelektüel olan kesimi kendilerini tatmin edecek olanaklar ve anlar yaratýrlar, öðrenci olanlarý ise eylemlere katýlýrlar. Ve bunu da devrimci bir ilke diye gösterirler. Proleter kitleler için durum farklýdýr. Proleterlerin bütün zamaný, emek-zamanýna bölünmüþtür. O tüm zamanlarýnda bir proleter olarak yaþamýný sürdürür. Fabrika dýþýnda “kendisine” bir zaman bir “an” ayýrsa da bu, ertesi gün, emek-gücünü satacak duruma gelmesi içindir. Sermaye düzeninde baþka türlü olmaz. Devrimci proletaryanýn birinci ilkesi, üretim araçlarýnýn özel mülkiyetini toplumsal mülkiyete dönüþtürmektir. Tarihsel misyon, kapitalizmi yýkmak ve proletarya diktatörlüðünü kurmaktýr. Biz, iþçi sýnýfýný tarihsel görevi doðrultusunda yüreklendiririz. Toplumsal devrimi, kapitalizmi yýkacak hareketi baþarýya ulaþtýracak gerçek devrimci bir mücadeleyi göze alamayanlar; “kendi öz faaliyetimizin ürünlerini kendimize maletmek için, kapitalizm sonrasýný beklemek gerek” diyerek, burjuva toplumda kendilerine yaþanacak alanlar yaratma peþinde koþuyorlar. Böylece, sermayenin diktasýna her yerde boyun eðmiþ oluyorlar. Orada burada yaptýklarý eylemler de zaten kapitalizmin egemenliðini devirmeyi hedeflemiyor. Yalnýzca tepkisel bir karþý çýkýþ var. John Hollaway, devrimi küçük burjuva bakýþ açýsýnda þu þekilde tanýmlýyor: “Devrim kapitalizmi yapmayý durdurmak ve onun yerine baþka bir þey yapmak.” Yazar, ne ekonomiyi gerçek temeliyle kavramýþtýr, ne de burjuva toplumu. Bir grup insan tüm üretim ve geçim araçlarýnýn tekeline sahip oldukça, bundan yoksun olan diðer bir grup insan da emek-güçlerini satarak, yani kapitalizmi “yaparak” yaþayabilir. Ýþçilere, “kapitalizmi yapmayýn” yani “artý-deðer üretimini durdurun” demek, onlara ya “açlýktan ölün”, ya da “daða kaçýn”demektir. Ýþçilere “tüm üretim araçlarýna, emeðin toplumsal sonuçlarýna el koyun, onlarý toplumun ortaklaþa denetimine alýn” deneceðine, kitlelerin kendi re-
3
Güncel
çetelerine göre davranmalarý isteniyor. Marx, kapitalist üretim sürecini nasýl açýklýyor: “Þu halde kapitalist üretim süreci, kendi iç baðýntýsý içerisinde ya da bir yeniden üretim süreci olarak düþünüldüðünde, yalnýz meta üretmekle kalmýyor ayný zamanda kapitalist ile ücretli iþçi arasýndaki toplumsal iliþkiyi de üretiyor. Ve yeniden üretiyor”. Kapitalist ile ücretli iþçi arasýndaki toplumsal iliþkiyi kapitalist üretim sürecinin dýþýna çýkaramazsýn. Kapitalist mülkiyete son ver; o zaman ne kapitalist sýnýf ile proleter sýnýf kalýr, ne bunlar arasýndaki toplumsal iliþki, ne de kapitalizmi yapacak koþullar. Devrim geleceðin sorunu olarak görülünce, geriye, güncel görev olarak, pratik çaba olarak, günü kurtarmak kalýyor. Devrimci program, gelecek kuþaklara býrakmak için yazýlmaz. Orada belirtilen hedefleri hayata geçirmek için bugünden düþünülür. Geleceði savunurken, devrimci, bugün ise reformist olmak deðil, her koþulda, her durumda devrimi hedeflemek ve devrimci çýkarlarý savunmaktýr devrimcilik. Proletaryanýn, halk kitlelerinin günlük savaþýmda elde ettiði mevzileri, burjuvaziyi devirmek amacýyla toplumsal devrime baðlamak yerine, günlük mücadelelerin devrimle baðý kopartýlýyor. Bu durumda günlük mücadele, kendisine, kapitalizm altýnda yaþanýlacak alanlar yaratmanýn aracý haline getiriliyor. Böylece günlük mücadelenin abartýlmýþ sonuçlarý uðruna gerçek amaç bir kenara itiliyor. Bu, reformizmin, oportünizmin ve küçük burjuva sosyalizminin ortak özelliðidir. Proletaryanýn, burjuvaziye karþý verdiði sýnýf savaþýmý, kapitalizm altýnda baþlar, kapitalizmin yýkýlmasýndan sonra, sosyalizm altýnda devam eder. Fakat artýk yeni koþullarda kapitalizme karþý verilen mücadelede kitleler öyle bir noktaya varýrlar ki, burada, artýk burjuvaziye aldýrýþ etmeden, pratikte kendi istekleri doðrultusunda hareket ederler. Grev, sokak gösterileri, fabrika iþgalleri, alan iþgalleri, boykot, isyan, ayaklanma, barikat savaþlarý... Giriþilen eylemler, baþarýlý olsun ya da olmasýn tümü halk kitlelerinin etrafýnda örgütlendikleri birer mevzi, birer araç, birer savaþým merkezi rolünü oynar. Proleter kitleler ve halk bu savaþýmda yetkinleþir, deneyimler elde eder, birleþir ve
4
Yeni Evrede
yenmesini öðrenir. Fakat tüm bu eylemlere, mücadelelere ve mevzilere karþýn, halen kapitalist toplum çerçevesinde hareket ettiðimiz unutulmamalý. Kapitalizm çerçevesi ancak devrimle yýkýlýr. Toplumun köklü dönüþümü devrimle birlikte gerçekleþebilir. Marksistler, küçük burjuvazinin teorisyenlerinden farklý olarak eylem, isyan ve ayaklanmalara, proletaryanýn kurtuluþu bakýþ açýsýyla bakarlar. Amaç proletaryanýn tam kurtuluþudur. Toplumsal olaylarý, toplumsal hareketleri ve kitlelerin savaþýmýnýn toplumsal devrimle baðý içinde ele alýrlar. Ýleri sürüldüðü gibi, iþçilerin ve halk kitlelerinin nasýl davranacaðý, zamanýný nasýl “ayarlayacaðý” kendi tercihlerine göre deðil, içinde hareket ettikleri ve dövüþtükleri koþullara göre belirlenir. Emekçi sýnýfýn, kitlelerin mücadelesi, soyut hedefler için mücadele deðil, somut hedefler için mücadeledir. O sýrada hangi mücadele biçiminin ön plana çýktýðý, hangisinin ikincil olduðu içine girilen tarihsel uðraða göre saptanýr. Somut hedefler için mücadele taktiðinin ne olacaðý, o sýradaki tarihsel çerçeveden, somut durumdan çýkarýlýr. Zamanýn sadece bir “hazýrlýk” zamaný mý, yoksa ayný zamanda hatta esas olarak devrimi hýzlandýran eylemler zamaný mý olduðu nesnel koþullarýn durumuyla deðerlendirilir. Hele bu topraklardaki halklarýn mücadelesi söz konusuysa, yani kitlelerin zamanýnýn eylem içinde geçtiði durumda, siyasal ve kitlesel çalýþma zamanýyla, eylem zamaný iç içe geçer. Bu yazarlarýn kapitalistler karþýsýndaki tavrý gericidir. Kapitalist toplumun yerine daha ileri bir toplum biçimi koymak yerine, küçük üretime dayalý bir toplum koymayý öneriyorlar. John Hollaway “Toplumda çatlaklar yaratmak”ta, sosyalistlerin kapitalizm sonrasý “daha fazla toplumsallaþtýrýlmýþ” bir toplum kurmak için mücadele etmelerini eleþtiriyor. Bunu hem de marksizm adýna yapýyor. Oysa Engels, kapitalizmi eleþtirirken, bu üretim biçiminin üretici güçlerin toplumsallýðýný sonuna dek götürmediðini belirtiyor. Lenin, ünlü çalýþmasý “Emperyalizm”de devlet-tekel bütünleþmesinin en önemli yanýnýn, üretimin toplumsallaþmasýný boyutlandýrmak olarak nitelendiriyor. Üretimin toplumsallýðýnýn daha ileri düzeye varmasýyla emeksermaye karþýtlýðý en ileri noktaya varýr. 219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
Mücadele Birliði
Bu tarihsel geliþme, devrimi zorunlu olarak gündeme getirir. Sosyalist üretim biçimi, kapitalist toplumsallýða son verir, onun yerine komünist toplumsallýðý koyar. Üretici güçlerin toplumsal karakteri, sosyalizmde sonuna dek götürülür. Yazarýn, kitabýnýn sonunda vardýðý yer; umutsuzluk, çýkýþsýzlýk, muðlaklýk ve kendiliðindenliktir. Ona göre, temel devrimci görev, kapitalizmi yýkmak deðil, “kapitalizmi üretmemek”tir. Fakat bunun nasýl olacaðýný söyleyemiyor. Geliþme, olaylarýn kendi akýþýna býrakýlýyor. Parti örgütlenmesi yok. Disiplinli bir devrimci çalýþma yok. Sadece kapitalizmin sonuçlarýna karþý çeþitli tepkisel eylemler, giriþimler vb. var. Herkes, kendi bulunduðu noktada, kendine göre, var olan topluma karþý çýksýn; ama nasýl olursa olsun ileri için bundan fazla bir þey söylenmiyor. Yazarýn, tüm anarþistlerin söyledikleri o kadar basit ki, hemencecik ezberlenebilir. Kapitalizm üzerine deðerlendirme yapan kimi yazarlar, bu toplumsal sistemin kendi evrimini, geliþimini ve dönüþümünü yok sayan bir anlayýþ sergiliyorlar. Kapitalizmden söz edilirken hangi aþamadaki kapitalizmin söz konusu olduðu belirtilmelidir. Kapitalizm geliþme içinde olan bir sistemdir. Bu geliþmenin izlenmesi gerekiyor. “Kapital” ciddi bir biçimde incelendiðinde, Marx’ýn kapitalizmin geliþmesini nasýl izlediði ve ortaya koyduðu görülecektir. Sermayenin tarihsel eðilimini ortaya koyarken, kapitalist üretimin nasýl dünya çapýnda tek tekele doðru ilerlediðini gösterir. Engels, tekelleþmenin ilk giriþimlerini anlatýr. Lenin de, kapitalizmin geliþimini izleyerek, onun nasýl kendi üst aþamasý olan tekelci kapitalizme dönüþtüðünü ortaya koyar. Marksist geliþme yasasý, kapitalist topluma uygulanmalýdýr. Geliþme yasasýna dayanmayanlar, toplumun tekelci kapitalist aþamaya geçiþle birlikte, yeni bir ekonomik ve toplumsal düzene geçtiðini açýklayamazlar. Ekonomik geliþme karþýsýnda kayýtsýz kalanlar, politik biçimler karþýsýnda da kayýtsýz kalýyorlar. Oysa ki politik biçimlerdeki deðiþimler proletaryanýn programýný, mücadelesini ve çalýþmalarýný kuvvetle etkiler. C.DAÐLI
Yeni Evrede
YENÝ DÖNEMDE NASIL BÝR KÝTLE ÇALIÞMASI
Leninist Çalışma
Mücadele Birliði
Devletin ve tekelci faþist basýnýn Antep’teki meþum patlamadan sonra tezgahlamaya çalýþtýðý ýrkçý, þoven karþý-devrimci kampanyalara sýrtýný dönmesi, kitlelerin yüzünü devrime dönmeye baþladýðýný, en azýndan hayýrhah bir tutum aldýðýný, burjuva sýnýfýn ve faþist devletinin kitle nezdinde eskisi gibi raðbet görmediðini gösteriyor. Kitleler hýzla sola kaymaya devam ediyor. Devrim, kendi kitlesiyle buluþmaya baþlýyor. Geniþ kitlelerin hýzla devrim mücadelesine yaklaþmakta olduðu, devrimci kitle eyleminin yükseliþ içinde olduðu böyle bir dönemde komünistlerin en baþta gelen görevi, kitleleri “en sonuncu kavga”ya hazýrlamaktýr. Burada Leninistlerin yapmasý gereken, doðru halkayý yakalamak ve harekete geçen kitleleri devrimci mücadeleye çekmek ve devrime götürmektir. Kitle dediðimizde, bu kavramýn içeriðinin canlýlýðýný unutmamak gerekir. Bu kavram, toplumsal geliþmelere baðlý olarak deðiþik zamanlarda deðiþik bir içeriðe sahiptir. Küçük bir komünist partisi doðru politikalar üretiyor, politik geliþmeleri iyi gözlemleyip doðru sonuçlara varabiliyorsa, koþullarýn uygun olduðu bir yerde ve zamanda geniþ bir kitleyi harekete geçirebilir; bir kitle hareketi yaratabilir. Burada unutulmamasý gereken þey; olaðan zamanlarda kendi hayatlarýný bildik, alýþýldýk biçimde yaþayan sýradan emekçiler, yaþamlarý boyunca politikadan uzak duran, sefalet içinde, yokluk ve yoksunluk içinde yaþayan ve þükreden bu insanlar sokaða çýkýyor, harekete geçiyorlarsa; hatta Leninist Parti’nin uzun zamandan beri ortaya koyduðu politikalarý baþka biçimlerde de olsa hayata geçirmeye baþlýyorlarsa, (1 Mayýs’ta olduðu gibi, Antep-Baþpýnar Organize Sanayi bölgesinde 5.000 iþçinin sendikalara raðmen komite-konseylerde örgütlenip greve çýkmasý gibi, Sarýgazi’de 7000 insanýn Leninistlerin çaðrýsýyla sokaða dökülüp, gerçek bir laiklik talebiyle gösteri yapmalarý; Alevilere yönelik baskýlarý ve katliamlarý protesto etmelerinde olduðu gibi); bunlarý
takip ediyorlarsa burada bir kitle hareketi yaratmaktan bahsetmenin, buna hazýrlanmanýn zamaný geliyor demektir. Leninist Parti, mücadeleye sadece kendi örgütlü çevresini deðil de, daha geniþ bir çevrede yer alan birkaç bin kiþiyi etkileyip katabiliyorsa, kitle iliþkilerinde önemli bir mesafe almýþ, kitleleri kazanma yönünde ciddi adýmlar atmaya baþlamýþ demektir. Leninistler, artýk adýmlarýný atarken eski, alýþýldýk biçimlerde davranma, hareket etme lüksüne sahip deðiller. Malatya’da bir Alevi aileye yönelen saldýrý karþýsýnda Leninistlerin tek baþýna örgütlediði ve Sarýgazi’de binlerce insanýn katýldýðý eylem, artýk Leninistlerin hesaplarýný baþka türü yapmasý gerektiðini gösteriyor. Burada artýk henüz kitlelerin eylemini yönetmemiþ, bir avuç devrimciden oluþan dar bir çevrenin propaganda yöntemleriyle davranýlamaz. Burada artýk kitlelerin Leninistleri dinlediðini, her defasýnda olmasa bile onlarýn sesine, çaðrýsýna tepki verdiðini görmek; doðru zamanda doðru halka yakalandýðýnda kitlelerin kazanýlabildiðini görmek gerekiyor. Tarihin devrimi somut bir olgu haline getirdiði bir süreçten geçiyoruz. Sendikal talepler nedeniyle, taþeron þirketler nedeniyle, esnek çalýþma vb. pek çok nedenle iþten atmalara karþý olsun, Antep proletaryasýnýn son eyleminde olduðu gibi emek gücünü daha pahalý satarak, insan onuruna uygun bir yaþam diye ifade ettikleri talepler uðruna mücadele olsun her yerde iþçi sýnýfý eylemi sürekli bir yükseliþ içinde. Hey, Bedaþ vb. pek çok eylem hem uzun süreye yayýlýyor, hem de alýþýldýk biçimlerin dýþýna taþýp, sokak gösterilerine dönüþüyor, giderek devrimci kitle eylemlerine dönüþme eðilimi taþýyor. Burada artýk Leninist politika, kitleleri iç savaþý kazanma ve burjuvaziyi yenme bilinciyle, bunun kaçýnýlmazlýðý bilinciyle, bu gerçekleþmeden ne iþçi sýnýfýnýn ne ezilen ulus ve ulusal topluluklarýn ne de diðer emekçi yýðýnlarýn, uzun lafýn kýsasý halklarýn kendi yaþamlarýný kendi istedikleri biçimde kurmak için bunu baþar219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
malarý bilinciyle eðitilmesini hedeflemelidir. Leninistler bütün propaganda ve ajitasyonlarýnýn temeline bunu yerleþtirmeli; her bir tekil olayý ve bütün sorunlarý bu perspektifle açýklamalýdýr. Tarihsel geliþmenin devrimi bir zorunluluk olarak getirip somut bir olgu halinde toplumun önüne koyduðu bugün, halklarýn, emekçi yýðýnlarýn bütün yaþamsal sorunlarýnýn; politikanýn bütün önemli sorunlarýnýn sonucu kaçýnýlmaz olarak iç savaþta belirlenir. Burada iç savaþý yok saymak, 40 yýllýk somut bir olgu olan bu gerçeðe raðmen “toplumsal uzlaþma”dan, reformist çözüm yolundan bahsetmek, burjuva sýnýfýn ekonomik ve politik ayrýcalýklarýný zora dayalý devrim yoluyla elinden alýp emekçi halklarýn iktidarýný kurmayý hedeflememek; bunu yapanlarýn öznel niyetleri ne olursa olsun burjuvazinin iktidarýna razý olmak, burjuva sömürüye ve egemenliðin devamýna destek vermek demektir. Burjuvazi ve faþist devlet iç savaþ gerçeðini uzun yýllar önce kabul edip uygulamaya baþladýðý halde, emekçi yýðýnlarý halen reformist yollara çaðýrmak, gündemin baþýna silahlarýn geçtiði bir yerde uzlaþmadan bahsetmek, burjuva saflara geçmek deðilse de aymazlýktýr, burjuvaziye hizmet etmektir. Küçük burjuva hareket tam da burada iç savaþa gözlerini kapatýp yok sayarak burjuvaziye önemli bir hizmette bulunuyor. Ýç savaþ demek, sýnýflar mücadelesinde halklarýn sorunlarýnýn tek çözümünün burjuvazinin devrilmesi durumuna geldiði bir evre demektir. Bu gerçeði yok saymak, devrimin, devrimci mücadelenin, devrimci mücadele yolunun yerine reformist yolun ikame edilmesinin mümkün olduðunu söylemektir. Bu da en hafif deyimle, halklarý devrim ve devrimde zafer yolundan alýkoymak demektir. Ekonomik ve tarihsel geliþmenin iç savaþý neden zorunlu kýldýðýný burada yeniden açýklamaya çalýþmanýn bir anlamý yok. Ýsteyenler daha önceki yayýnlarýmýzdan yeniden okuyabilir. Ama burada Lenin’in sözlerini kullanarak söylemek
5
Leninist Çalışma
gerekiyor: “Bilgisizlik, gerçeðe önyargýdan daha yakýndýr”. Zira proletarya, ezilen ulus ve ulusal topluluklar ve diðer emekçi katmanlardan gelen bilgisiz ama dürüst insanlar, beyinleri küçük burjuva hareketin, devrim kaçkýnlarýnýn reformist bakýþýyla sakatlanan uzlaþmacý sosyalistlerden çok daha kolay ve çok daha iyi kavrýyorlar iç savaþ gerçeðini ve devrimi. Bu yüzdendir ki, tarihin devrimi somut bir olgu haline getirdiði, devrimci kitle hareketinin sýçramalý geliþmeler gösterdiði yaþadýðýmýz süreçte Leninist propaganda, ajitasyon ve örgütlenme faaliyetinin temeline haklar-özgürlükler, eþitlik, adalet vb. kavramlarla ifade edilen reformlar, iyileþtirmeler deðil, devrim ve iktidar hedefi yerleþtirilmelidir. Ýç savaþý kazanmak, burjuva iktidarý devirerek demokratik halk iktidarýný devrimci yollardan kurmak gerekliliði, hem ideolojik politik faaliyetin hem de pratik faaliyetin temeline yerleþtirilmeli; Leninist kadrolar faaliyet yürüttükleri bütün alanlarda, attýklarý bütün adýmda ve her vesileyle bu gerekliliði sistemli olarak emekçi yýðýnlara anlatmaya, kavratmaya giriþmelidir. Bu, asla Leninistler reformlarý istemiyor anlamýna gelmez. Aksine bu, Leninistlerin reformlarý doðru kavradýðý, onlarý devrimin, devrimci mücadelenin yan ürünleri olarak deðerlendirdiði anlamýna gelir. Bu da, reformlar uðruna deðil, reformist mücadelenin deðil, devrimci mücadelenin temel alýnmasýnýn ne kadar önemli olduðunu yýðýnlara daha kolay kavratacaktýr. Burada önemli olan, reformlarla devrim arasýndaki diyalektik iliþkiyi doðru kurmak, bunu kitlelere göstermek ve emekçi yýðýnlarýn dikkatini asýl olana, devrim ve iktidar hedefine yoðunlaþtýrmak, mücadeleyi bu uðurda geliþtirmektir. Unutulmamalýdýr ki, burjuvazinin iktidarýný yýkmayý, kapitalist özel mülkiyete son vermeyi hedeflemeyen hiçbir hareket devrimci olamaz. Burjuvazinin iktidarda olduðu, kapitalist özel mülkiyetin varlýðýný sürdürdüðü koþullarda “özgürlük”, “eþitlik”, “adalet” iki yüzlü bir aldatmacadan, yalandan baþka bir þey deðildir. Ýþçi sýnýfýna, ezilen ulus ve ulusa topluluklara, emekçi katmanlara iktidar hedefi yerine bunlarý göstermek, burjuva saflara geçmek deðilse de burjuvaziye hizmet etmektir. Ne zaman ki ezilen ulus ve ulusal topluluklar, diðer emekçi sýnýf ve katmanlar proletaryanýn bayraðý altýnda toplanarak burjuvazinin ekonomik ve politik ayrýcalýklarýna son verip burjuva devleti ve kapitalist özel mülkiyeti ortadan kaldýrýr ve kendi iktidarýný kurarlarsa, iþte o zaman ezilen, sömürülen tüm emekçiler ilk defa gerçek özgürlüðü ve eþitliði kazanacak, kendi istedikleri özgür yaþamý kurmaya giriþerek kendi tarihlerini bilinçle yapacaklardýr.
6
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
“ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ”
“KCK operasyonlarýnda” gazeteciler için yapýlmak istenen yürüyüþ polis barikatý ile engellendi. 10 Eylül günü ilk duruþmalarý görülecek olan 36’sý tutuklu 44 gazeteci için düzenlenen eylemde polis yürüyüþe izin vermedi. 8 Eylül günü 18.30’da Taksim Tramvay Duraðý’nda toplanan kitle önünde, panzer ve çevik kuvvet ekipleri ile barikat kuruldu. Galatasaray Lisesi önüne kadar yapýlmak istenen yürüyüþe izin verilmedi. Polis barikatý açmasý için yapýlan tartýþmalarda “farklý görüþlü gruplarýn” olduðunu iddia ederek yürüyüþe izin vermedi. Kitle polisin bu tavrýný yuhalayarak ve sloganlar atarak protesto etti ve oturma eylemine baþladý. Sýk sýk “Özgür Basýn Susmayacak”, “Baskýlar Gözaltýlar Tutuklamalar Bizi Yýldýramaz”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Özgür Gündem Susturulamaz” sloganlarý atýldý. Alkýþ ve sloganlarla süren protesto sonunda burada basýna açýklama yapan Av. Eren Keskin, 10 Eylül’de görülecek özelikle Kürt özgür basýn emekçilerin duruþmasýnýn görüleceðini bu davanýn hukuki bir dava olmadýðýný, siyasi bir dava olduðunu söyledi. Keskin 36’sý tutuklu 44 gazetecinin yargýlandýðý bu davanýn en büyük toplu gazeteci davasý olarak tarihe geçecek nitelikte olduðunu söyledi. Keskin yaptýðý açýklamada ayrýca “Özgür Gündem Gazetesi, Azadiya Welat Gazetesi, Dicle Haber Ajansý, Demokratik Modernite Dergisi, Fýrat Daðýtým adýna sesleniyorum. Biz Kürt özgür basýný, büyük eziyetlerle, baskýlarla yüz yüze gelmiþ bir geleneðiz. 76 arkadaþýmýz bizzat devletin gizli ya da açýk militer örgütleri tarafýndan katledildi. Gazete binalarýmýz bombalandý. 20 yýlý aþkýn süredir binlerce çalýþanýmýz gözaltýna alýndý, tutuklandý. Özgür basýn geleneði Ape Musalarýn bayraðýný Çillelerlerin, Aðarlarýn, Güreþlerin, Veli Küçüklerin, Baþbuðlarýn karþýsýnda dimdik ayakta tuttu. Onlarýn akýbetlerini ise anlatmaya gerek bilekalmadý. Bugün ayný þekilde bu bayrak, Erdoðanlarýn, Ýdris Naim Þahinlerin, Necdet Özellerin karþýsýnda dimdik ayakta duruyor. Ahiretleri deðil, hemen þimdi gözümüzün önünde; bize karþý yapýlanlarýn, Kürt halkýna karþý yapýlanlarýn hesabýný istiyoruz. Hesap verilinceye kadar da bu bayrak zalimlerin karþýsýnda mazlumlarýn bayraðý olarak dalgalanamaya devam edecek. Herkesi bir kez daha 10 Eylül günü, gazeteci arkadaþlarýmýzýn serbest býrakýlmasýný istemeye ve AKP hükümetinin savaþ politikalarýna dur demeye Çaðlayan’a davet ediyorum” dedi. Açýklamadan sonra eylem sloganlarla sona erdi.
219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
EMLAK BALONUNDA PATLAMA SÝNYALLERÝ
Yeni Evrede
Ekonomik Kriz
Mücadele Birliði
B
üyük müteahhit þirketlerden biri, 4 bin konutluk inþaat projesine paydos deyince, piyasalara ateþler düþtü. Tüm ekonominin üzerinde bir hayalet gibi dolaþan “emlak balonu”nun nihayet patlayacaðýna dair güçlü bir iþarettir bu. Söz konusu Türkiye ekonomisi olunca, inþaat sektörü, çevresindeki her þeyi içine çeken koca bir karadeliðe dönüþüyor. Emperyalist merkezlerden gelen sýcak paraya baðýmlý tüm ekonomilerin kanserli urudur inþaat. Ve son otuz yýlda meydana gelen bütün büyük krizlerin öncelikle emlak balonunda bir patlamayla baþlamasý asla tesadüf deðildir. Arazi-emlak spekülasyonlarýyla rant biçiminde devþirilen aþýrý karlar, týpký borsalar gibi, dev banka ve tekellerin giderek kaðýtlardan ibaret olmaya baþlayan varlýklarýna temel oluþtururlar. Þimdi her semtte gökleri delen o devasa yapýlarýn, banka ve tekeller açýsýndan, borsada fiyatlarý dalgalanýp duran senetlerden bir farký yoktur. Ve týpký borsanýn, içinde iþlem gören farklý alanlardan binlerce firmayý ayný dalganýn frekansýnda buluþturmasý gibi; emlak piyasasý da yüzlerce farklý projeyle ortaya çýkan inþaat þirketlerini, ayný havuzdan beslenen ve yekpare bir piyasaya satýþ yapan kuyruðu birbirine baðlý kedilere dönüþtürmüþtür. Bu yüzden iflaslar, tek tek þirketler bazýnda deðil, topyekün yaþanýr. Bunu açýklayalým.
Havuzdaki Mantarlar Emlak balonunu þiþiren inþaat sektörü, ayný para havuzundan beslenir. Bu havuz, her þirkete kendi sermaye birikiminin çok ama çok ötesinde inþaatlar üretme gücü veren aþýrý-kredi para havuzudur. Bir süredir Türkiye, emperyalist merkezlerde aþýrý birikmiþ kredi paranýn en çok raðbet ettiði birkaç ülke arasýnda. Bu aþýrý kredi para havuzu sayesinde þirketler, tek bir satýþ yapamasalar bile, binlerce yeni ev inþaa edebiliyorlar. Ýçinde kimsenin yaþamadýðý binlerce ev ve ofis, kredi veren banka için ipotek kaðýtlarýndan ibarettir. Ve bu ipotek kaðýtlarý, inþaatlar kesintisiz sürdükçe, arazi rantlarını bu kesintisiz faaliyetle arttýrdýkça, fiyatý yükselen bir menkul kýymettir. Ýstanbul üzerinden bir örnekle konuya açýklýk getirelim. Ýstanbul’un dýþ mahallelerindeki inþaatlarda, konutlarýn metrekaresi, Ýkitelli-Esen-
Arazi-emlak spekülasyonlarýyla rant biçiminde devþirilen aþýrý karlar, týpký borsalar gibi, dev banka ve tekellerin giderek kaðýtlardan ibaret olmaya baþlayan varlýklarýna temel oluþtururlar. Þimdi her semtte gökleri delen o devasa yapýlarýn, banka ve tekeller açýsýndan, borsada fiyatlarý dalgalanýp duran senetlerden bir farký yoktur. Ve týpký borsanýn, içinde iþlem gören farklý alanlardan binlerce firmayý ayný dalganýn frekansýnda buluþturmasý gibi; emlak piyasasý da yüzlerce farklý projeyle ortaya çýkan inþaat þirketlerini, ayný havuzdan beslenen ve yekpare bir piyasaya satýþ yapan kuyruðu birbirine baðlý kedilere dönüþtürmüþtür. Bu yüzden iflaslar, tek tek þirketler bazýnda deðil, topyekün yaþanýr yurt’ta 1250-1500 dolar arasýndadýr. Merkeze doðru yaklaþtýkça bu fiyat yükselir. Kaðýthane’de 4200 dolar, Çaðlayan’da 7.500 dolara kadar çýkar. Ayný çimento, ayný beton, ayný iþçilik... Aradaki farký, yani rantý yaratan, arazinin kent merkezine yakýnlýðýdýr. Diyelim daha merkezi bir yerde baþlayacak büyük bir inþaat -Okmeydaný ya da Ayvansaray gibi- metrekare fiyatýný 9.000 dolara çýkarýrsa, bundan hemen en yakýn ve en uzak bölgeler farklý düzeylerde etkilenir. Fiyatý yükselen her arazi, komþularýný da yükseltir. Böylece 1.500 dolara metrekaresi satýlan Ýkitelli evleri, þimdi 2.000 dolarlýk bir fiyat etiketi taþýr. Bu durum, havuz doldukça hep beraber yükselen mantar kümelerini hatýrlatýyor. Bankalar, inþaatçýlara açtýklarý kredi karþýlýðý aldýklarý ipotek senetlerini daha þimdiden daha yüksek fiyattan türev piyasalara akýtabilirler. 219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
Deðirmenin Suyu Kurursa Yeni Evre’nin baðýmlý ekonomilerinde, böyle mutlu-mesut bir rant halayý çekmek için, birkaç koþulun yan yana bulunmasý gerek. Birincisi, ekonominin sýcak parayla sürekli doyurulmasý; ikincisi, bu akýþýn devamý için sürekli yüksek bir büyüme oranýnýn tutturulmasý; üçüncüsü, rantlarý yükseltecek arazilerin bolluðu... Ýþe bakýn ki, Türkiye ekonomisi þimdi üç koþul açýsýndan da hendek önündeki deve misali korku içindedir. Ýlk koþul olan artan ölçülerde sýcak para, baþka deyiþle aþýrý kredi-para akýþý, hýzla tersine dönüyor. Avrupa’nýn Euro çöküþü kesin bir hal aldýkça, pek çok banka, parayý elde tutmaya zorlanýyor. Öyle ki, ekonomisi saðlam görünen ülkeler artýk “negatif faiz” uygulamasý baþattýlar. Yani “paraný bana ver koruyayým ama faizini keserim” diyorlar. Her þey tepetakla; artýk borcu veren deðil, borcu kabul eden faiz istiyor. Ýþte bu nedenle, Türkiye ekonomisine son aylarda giren sýcak para miktarý, geçen yýlýn ayný dönemine göre 9,3 milyar dolar azaldý ve azamaya devam ediyor. Ýkinci koþul, ekonominin büyüme oraný, dramatik bir seyir izliyor; yüzde 8’lerden %3’lere doðru. Dramatik tabloyu, tekel karlarýnda yaþanan olaðanüstü kayýplar tamamlýyor. Sabancý Holding, karýnýn %40 eridiðini söylerken, en büyük 500 sanayi kuruluþunda bu düþüþ %50’yi aþýyor. Bu 500 tekelin dörtte biri kar bile elde edemediler, açýktan zarar yazdýlar. Bankalarýn durumu daha iyi deðil; ortalama %20’yi bulan karlardan sonra, þimdi %5’lerde sürünüyorlar. Yeni Evre’nin her baðýmlý ekonomisi için bu dramatik düþüþ eðrisi, felaketin davul sesleridir. Üçüncü koþul, özellikle büyük kentler için bir daralmaya iþaret ediyor. Spekülasyona elveriþli araziler artýk kent dýþýnda deðil, merkezde. Dere yataklarýný bile imara açtýklarý halde en merkezi yerlerin yýkýmý gerekiyor. Gerekiyor ama buralarda sekizon katlý apartmanlarda sýrt sýrta yaþayan yoðun nüfus nedeniyle yýkýmlar, hem gecekondu semtlerinden daha büyük bir isyana zemin hazýrlýyor, hem de arazinin yeniden imara açýlýþýnýn maliyetini yükseltiyor. Eðer arzu edilen rant yükseliþini garanti etmiþ olsaydý, sermaye çoktan Okmeydaný-
7
Ekonomik Kriz
Zeytinburnu gibi merkezi bölgelerde yýkým savaþlarýný baþlatýrdý. Hükümet “Yeni Ýstanbul” projeleriyle, hýzlandýrýlmýþ metro ve köprü inþaatlarýyla arazi spekülasyonunu canlý tutmaya çalýþsa da, iyiden iyiye obezleþmiþ inþaat ve emlak sektörünün ihtiyaçlarýný karþýlamaya yetmiyor. Deve yüklü, hendek büyük.
Yürüyen Ölüler, Hayalet Þantiyeler Obez, yani gereðinden fazla kaynak tüketen inþaat sektörü, peþi sýra 200 yan sektörü de sürüklüyor; hepsi birden ekonominin %30’unu oluþturuyor. Bu rakam öyle yüksek ki, aklý baþýnda hiçbir hükümet buna izin vermez. Çünkü inþaatçýlýk, ekonomide büyüme varsa ortalamanýn üzerinde büyüyen, ama duraklama varsa hemen þantiyeleri boþaltan bir özellik taþýyor. Þimdi bu dengesizlik, ekonominin %30’unu doðrudan tehdit ediyor ki, hiç þakaya gelmez. Ýnþaat sektörünün en büyüklerinden biri iflasa koþuyorsa, biliniz ki diðerleri de benzer sýkýntýlar yaþýyordur. Eðer biri iflasýný resmen ilan ederse, biliniz ki diðerleri henüz ölümleri ilan edilmemiþ zombilere dönüþmüþtür. Ve ipin ucunda sallanan sadece Aðaoðullarý olmaz; nice bankacý, mobilyacý, keresteci, borucu vs... yan yana dizilmiþ olur. Bu çöküþ ne zaman etkisini gösterecek? Eðer iþlemekte olan küresel ekonomik eðilimleri tersine çeviren bir mucize yaþanmazsa; eðer dünya finans baronlarý artýk Ortadoðu’da iskele babasý kadar itibarý kalmayan Türkiye’ye kredi yaðdýrmanýn risklerini kaldýramaz hale gelirlerse, iþte o zaman inþaat sektörünün kendisiyle birlikte tüm bir ekonomiyi karanlýk çukura sürükleyiþine tanýklýk edeceðiz demektir. Ve bu “eðer”ler, eli kulaðýnda, bugün olmazsa yarýn gerçekleþecek koþullardýr, fantezi deðil. Devrimci somut politika üretmek açýsýndan bakýnca, henüz tüm boyutlarýyla gerçekleþmemiþ ama dinamikleri iþlemekte olan bir kriz üzerine konuþmak, lüzumsuz görülebilir. Fakat öyle deðil. Yeni Evre’nin sýçramalý çöküþleri öylesine ani, etkisi öylesine þiddetli ve onmilyonlarý bir anda harekete geçiren bir güce sahiptir ki, bu krize önceden hazýrlýk yapmayanlar, hemen her zaman çýð gibi patlayan kitle hareketinin gerisinde kalýyorlar. Meksika 1994’te, Endonezya 1998’de Türkiye ve Arjantin 2001’de yaþadý bunlarý. Bir kez daha böyle muazzam bir fýrsatý kaçýrma lüksümüz yok, olmamalý...
8
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
AM ED ’D E GÖ R KEM L Ý 1 E Y LÜ L M ÝT ÝN G Ý
Diyarbakýr’daki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri tarafýndan 1 Eylül Dünya Barýþ Günü nedeniyle düzenlenen ve on binlerce kiþinin katýldýðý “Demokratik Çözüm ve Müzakere” mitingi Ýstasyon Meydaný’nda olaðanüstü önlemler altýnda düzenlendi. Son bir yýldýr özellikle BDP’nin içinde olduðu hiçbir tertip komitesinin talep ettiði mitinge izin vermeyen ve her türlü yasal-demokratik miting ve yürüyüþü engelleyen Valilik, miting öncesinde Urfa, Adýyaman, Batman, Elazýð, Malatya, Adana, Erzurum gibi kentlerden onlarca zýrhlý aracý, Toplumsal Olaylara Müdahale Aracý (TOMA) ve Çevik Kuvvet polisini kente yýðdý. Mitingin baþlamasýna saatler kala, kentte bulunan AKP il ve ilçe binalarý polis tarafýndan çevrelenerek panzerlerle korumaya alýndý. Kent dýþýndan getirilen yüzlerce Çevik Kuvvet ve zýrhlý araçlar ise özellikle Yeniþehir ve Baðlar ilçelerindeki kritik yol ve kavþaklarda konuþlandýrýlýrken, Diyarbakýr-Mardin, Diyarbakýr-Batman, Diyarbakýr-Elazýð yollarýnda da sýký kontroller yapýlmaya baþlandý sabah saatlerinde. Miting alanýna yakýn Baðlar Karakolu korumaya alýnýrken, miting alanýna açýlan 4 ana yola TOMA’lar ve Çevik Kuvvet polisleri yerleþtirildi. Saat 16.00’da ise “Demoktatik Çözüm ve Müzakere” adýyla düzenlenen miting baþladý. Mitinge, BDP’li milletvekilleri ve belediye baþkanlarýnýn yan ýsýra, DÝSK, TMMOB, ÝHD, 78’liler Giriþimi, EMEP, ESP, HDK Diyarbakýr Temsilciliði, Barýþ Anneleri Ýnisiyatifi, Meya-Der katýldý. Mitingde, Roboski’de yaþamýný yitiren köylülerin fotoðraflarý ile devlet saldýrýlarýnda öldürülen Kürt çocuklarýn fotoðraflarý taþýndý. Mitingde sýk sýk Kürdistan bayraklarý, Abdullah Öcalan posterleri ile yeþil-sarý-kýrmýzý flamalar dalgalandý. “PKK Halktýr, Halk Burada”, “Öcalan’a Özgürlük”, “Barýþýn Mimarý Ýmralý’da”, “Bê Serok Jîyan Nabe” sloganlarý altýnda baþlayan mitingde ilk konuþmayý Tertip Komitesi adýna Ýdris Ekmen yaptý. Son günlerde artan çatýþmalara ve savaþa dikkat çeken Ekmen, AKP’nin sürdürdüðü iç ve dýþ politikayla Türkiye’yi savaþa sürüklediðini söyledi. Mitingde söz alan BDP Ýl Eþ Baþkaný Zübeyde Zümrüt ise Kürtlerin tecritle, tutuklamayla, öldürmeyle bitmeyeceðini belirterek, Öcalan özgürleþmeden Kürtlerin özgürleþemeyeceðini söyledi. Söz alan Diyarbakýr Büyükþehir Belediye Baþkaný Osman Baydemir de, asker-gerilla ölümü ve tecridin çözüm olmadýðýný belirterek çözümün müzakereden geçtiðini söyledi. BDP Diyarbakýr Milletvekili Nursel Aydoðan ise, “Kürt halkýna özgürlük, Sayýn Öcalan’a özgürlük demektir. Baþbakan televizyon kanallarýnda ‘Kürt sorunu yoktur’ dedi, ‘Herkes safýný belirlesin’ dedi. PKK devrimci operasyon baþlattýðýný söyledi. Ey baþbakan, ey AKP’liler! Buradan size sesleniyorum. Bizim safýmýz o gün deðil, çoktan bellidir. Safýmýz bugün Ýstasyon Meydaný’dýr, ezilenlerin yanýdýr, Kürt halkýnýn yanýdýr, Kürt özgürlük mücadelesinin yanýdýr, Roboskili ailelerin yanýdýr. Biz safýmýzý belirledik, siz safýnýzý belirleyin. Kürt sorununu çözmek istiyorsan adres bellidir” dedi. MKM’li sanatçýlar ile diðer Kürt sanatçýlarýn sahne aldýðý miting coþkusu devam ederken, alaný dolduran onbinlerce kiþi hep bir aðýzdan çalýnan müziklere, söylenen türkülere eþlik etti. Sýk sýk kitle üzerinde uçuþ yapan helikopterler yuhalandý. Sanatçý Servet Kocakaya ve Seyda Perinçek’in seslendirdiði þarkýlarla son bulan mitingde daðýlan kitle ile polis arasýnda kýsa süreli bir gerginlik yaþandý. Amed’in 1 Eylül Mitingi, yaklaþýk 3 saat sürdü. 219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
Yeni Evrede
HÜKÜMET ÝÇERÝDE VE DIÞARIDA SAVAÞ YÜRÜTÜYOR
Sokaklar
Mücadele Birliði
1 Eylül Dünya Barýþ Günü’nde Kadýköy’de yapýlan mitinge DÝSK, KESK, TMMOB, TTB, ÝHD, BDP, HDK ve devrimci yapýlar, derneklerin yaný sýra eylemlerini sürdürmekte olan THY, DHL, Hey Tekstil iþçileri katýldý. Mücadele Birliði Platformu da mitingin katýlýmcýlarý arasýndaydý. Miting öncesi Haydarpaþa Numune Hastanesi ve Tepe Nautilus önü olmak üzere iki noktada toplanýldý. Numune Hastanesi önünde BDP, EMEP, ESP, Partizan, SODAP, SDP, DSÝP, HDK, Kaldýraç bir araya geldi. Burada yola büyük harflerle “BARIÞ” yazýldý. “Suriye’deki Emperyalist Müdahaleye Hayýr” pankartýnýn arkasýnda bir araya gelen binlerce kiþinin oluþturduðu kortejde, “Ölüm Deðil Çözüm, Çatýþma Deðil Müzakere”, “Ortadoðu’ya Barýþ, Kürtlere Özgürlük”, “Halepçe’den Roboski’ye Katledenler Kaybedecek” pankartlarý da yer aldý. Tepe Naitulus önünde kortejde KESK, TMMOB, DÝSK, Ýstanbul Tabip Odasý, TÜMTÝS, Hava Ýþ, ÖDP, TKP 1920 ÝHD, Filistin Halkýyla Dayanýþma Derneði, Mücadele Birliði Platformu, BDSP, UÝD-DER ve Halkevleri, Alýnteri, de aralarýnda bulunduðu çok sayýda örgüt yer aldý.“Suriye’deki Emperyalist Müdahaleye Hayýr” sloganýnýn yazýlý olduðu pankartýn arkasýnda örgütler kendi kortejini oluþturdu. Yürüyüþ koluna ayrýca THY’de greve çýktýklarý için iþten atýlan direniþçi Hava Ýþ üyesi THY iþçileri ile HEY tekstil iþçileri, DHL Kargo iþçileri de pankartlarýyla katýldý. Mücadele Birliði ise mitinge “Dünyaya Barýþ Kapitalizme Savaþ” pankartýyla katýldý. Korteje katýlmak için gelen iþçiler “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, sloganlarýyla karþýlandý. 1 Eylül’ün Leninist Partinin kuruluþunun 23. yýldönümü nedeniyle “Gençler, Emperyalistler ve Faþizm Ýçin Deðil Devrim Ýçin Savaþalým - Devrimci Öðrenci Birliði”, “Þan Olsun 23. Yýlýnda Proletaryanýn Devrimci Sýnýf Partisine -Mücadele Birliði Platformu” yazýlý afiþler asýldý ve yazýlamalar yapýldý. “Þan Olsun 23. Yýlýnda Proletaryanýn Devrimci Sýnýf Partisine”, “Ýþçiler Birleþin Devrim Ýçin Savaþýn”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Kürt Halký Devrimle Özgürleþecek”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”,, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” “Devrim Yolununda Leninist Saflara” sloganlarý Kürtçe ve Türkçe atýlarak ve sýnýfsýz sömürüsüz bir dünya için Leninist Parti saflarýnda mücadeleye çaðrý yapýldý. Yürüyüþ boyunca binlerce kiþi Kürt hal-
kýna yönelik saldýrýlar ve Suriye’ye yapýlan müdahaleyi protesto ederek “Katil ABD, Ortadoðu’dan Defol”, “Direnen Halklar Kazanacak”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði” “Yaþasýn Barýþ/ Biji Aþiti”, “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak”, “Barýþ Ýçin Devrim Devrim Ýçin Savaþ”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” sloganlarýyla yürüdü. Saat 14.00’de Kadýköy Ýskele Meyda-
ný’na gelindi. Miting binlerce kiþinin zafer iþaretleriyle saygý duruþuyla baþladý. Kürtçe ve Türkçe atýlan sloganlarla sona eren saygý duruþu ardýndan miting tertip komitesi adýna Atilla Gürkan konuþma yaptý. Selamlamalarýn ardýndan Hilmi Yarayýcý kürsüye çýktý ve Hatay’dan geldiðini, anlatýlanlarýn yalan olduðunu, eli kanlý katillerin Hatay’da yaþayanlarý tehdit ettiklerini söyledi. Suriye’den gelen mültecilerin, Hatay’da bir arada barýþ içinde yaþayan Alevilerle Sünniler arasýný açtýðýný belirtti. Yaþananlarý kýsaca anlatan Hilmi Yarayýcý’nýn konuþmasý, “Katil Erdoðan” sloganlarýyla yanýt buldu. Ardýndan Tabip Odasý Ýstanbul Þubesi Genel Sekreteri Ali Çerkezoðlu meslek örgütleri adýna bir konuþma yaptý. “Anadilde eðitim, anadilde saðlýk talebi Türk ve Küt gençlerinin ölümleriyle sonuçlanýyor. Uluslararasý tekellerin temsilcileri, bu ülke halkalarýna ve emekçilerine karþý savaþ yürütüyor. Bugün buradan bütün emekçiler ve halklar adýna barýþ talebimizi bir kez daha büyütüyoruz. Onurlu bir barýþ olmasýný istiyoruz. Tükler, Kürtler, Araplar, Aleviler, emekçiler adýna onurlu bir barýþ talep ediyoruz” diyen Çerkezoðlu, “Sadece barýþý istemek yetmez, ayný zamanda demokrasi, özgürlük istiyoruz. Barýþ demokrasi, özgürlük” sözleriyle konuþmasýný tamamladý. Art arda yapýlan konuþmalarýn ardýndan BDP Ýstanbul Milletvekili Sýrrý Süreyya Önder, kürsüye çaðrýldý. Önder, “Hep birlikte dünya halkýyla onur duyuyoruz, baþta Kürt halký olarak. Barýþ artýk çözümdür. Barýþ di219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
yenin çözüm demek zorunda olduðu günlerden geçiyoruz. Çözüm diyen müzakere demelidir. Müzakere diyen Kürt halkýnýn siyasi Önderi, onur kýrýcý bir þekilde tecritte tutulan sayýn Öcalan üstündeki tecritin kaldýrýlmasýný talep etmelidir. Bu kadar açýk ve bu kadar yalýndýr” dedi. Kürsüye son olarak BDP Eþ Genel Baþkaný Selahattin Demirtaþ geldi ve Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan’ýn son günlerde yaptýðý açýklamalara sert tepki gösterdi. Savaþý bitirmenin tek yolunun, adil eþitlikçi özgürlükçü bir yaþam için hep birlikte mücadele olduðunu söyleyen Demirtaþ, “Erdoðan, bu savaþ duyulmasýn, kimse karþý çýkmasýn ki ben savaþý yýllarca sürdüreyim diyor. Ama mýzrak çuvala sýðmýyor. Dünyanýn neresinde ne oluyorsa artýk hepimiz haberdarýz. Kendi halkýndan ne kadar saklayabilirsin, bize yalancý diyerek ölümleri durdurabilir misin. Dedim ya barýþ vicdan iþidir, yoksa baþbakan da olsan vicdanýn yoksa barýþý yapamazsýn” dedi. Hatay’daki kamplarda, silahlandýrýlmýþ, paralandýrýlmýþ kiþilerin Suriye’ye gönderildiðini, Suriye’yle bir savaþ yürütüldüðünü dile getiren Demirtaþ, “Býrakýn meclisi, Baþbakan Dýþiþleri Bakaný’yla baþbaþa veriyor, Suriye’ye savaþa giriyor. Tayyip Erdoðan içeride ve dýþarýda savaþ yürütüyor” diye konuþtu. “Roboski katliamý nedeniyle Genelkurmay Baþkanýna teþekkür etmiþ Baþbakan, bugün sadece insani bir refleks olarak Þemdinli’de PKK gerillalarýyla sarýldýklarý için BDP’lileri savaþ yanlýsý, terörist yanlýsý ilan ediyor” diyen Demirtaþ, “Seçimlerde, senin barajýna raðmen seçildik. Buzdolabý daðýtarak, seçim çalýþmasý yaptýn. Bizim arkadaþlarýmýz baðýmsýz olarak, analarýn, halkýn emekçilerin cebinden vererek seçim çalýþmalarý yaptýk” dedi. Suriye Kürtlerinin kendilerini yönetmesine de deðinen Demirtaþ, “Bir halk devriminden onur, mutluluk duyarýz. Oradaki devrimi selamlamak boynumuzun borcudur. Hatay meydanýnda barýþ çýðlýklarý atan Hatay halkýnýn, Alevisi Sünnisi, Arap’ý Kürt’ünün yanýnda olduðumuzu bildirmek istiyoruz. Tarafýný seç diyenlere, senin tarafýnda olacaðýz diye bir þey yok. Biz halkýn, barýþýn, ezilenlerin yanýndayýz” diye konuþtu. Konuþmalarýn ardýndan Emeðe Ezgi, Bandista ve Agire Jiyan müzik gruplarý sahneye çýktý. Miting, saat 17.00 civarýnda ayný coþkuyla sona erdi.
9
Sokaklar
EMPERYALÝST SAVAÞI HALK ÝKTÝDARI ÖNLER
Hatay’da devam eden savaþ psikolojisi, halklarý daha bir çetinleþtirip bilinçlendiriyor. Halk savaþýn içerisinde bilinçlenirken, maddi yaþamsal sorunlarýný bir kenara býrakýp “ne yapabiliriz”in derdinde iken ve olasý bir savaþta ne yaparýz deyip kendi kendilerine çözüm ararken, bizim küçük burjuva sol hareketler “savaþa hayýr” naralarýyla halkýn öfkesini boþaltýp, onlarýn bakýþ açýlarýný sadece anti-emperyalist çizgide tutarak halk kitlelerini sýnýrlamaya çalýþýyorlar. Hala insanlarýn bilinçsiz olduðundan, kitlelerin hazýr olmadýðýndan söz ediyorlar. En apolitik insan bile savaþ dýþýnda baþka bir sohbet etmiyorken, bireysel olarak silahlanýrken, daha ne kadar hazýr olmasý ve beklemesi gerekiyor... Onlar kendi güçsüzlüklerini halklarýn üzerine yýkmaya çalýþýyor, ama süreç öyle ilerlemiyor tabi... Halklarýn bilinci küçük burjuva sol hareketlerin ve reformistlerin bilincinin üzerinde. Devrimle alakalarý olmayýp “kelle sayýsýna” göre politika belirleyenler bugün halkýn karþýsýna “biz devrimciyiz” diye çýkýyor! Halk ise farklý beklentilerin içerisinde bireysel silahlanma yolunu seçiyor ve devrime olan sempatileri gün be gün artýyor. Antakya’da bir kaç hafta önce bir çok kitle örgütünün yan yana gelip, savaþa karþý bir platform (Suriye’ye Emperyalist Müdahaleye Hayýr Platformu) oluþturduklarý ve toplantýlar yaptýðý haberini aldýk. Daha önce 1 Mayýs ve 19 Þubat Savaþa Hayýr mitinginde olduðu gibi, Leninistleri haberdar etmemiþler, kendi aralarýnda planlar yapýp devrimci kurumlarý toplantýlara bile çaðýrmayarak “biz kararlarý aldýk katýlmak isterseniz katýlýrsýnýz” gibi bir davranýþ sergilemiþlerdi. Devrimcileri kitlelerden soyutlamaya çalýþanlar, küçük burjuva sol hareketler ve reformistlerdir. Devrim söylemini bile aðýzlarýna almayanlar, devrimci teorileri eylemlerinden uzak tutmaya çalýþtýlar. Halk yýðýnlarýnýn katýldýðý eylemlerin hepsinde politikalarýný duyurmaya çalýþan Leninistler, 1 Eylül günü de kuþlarýmýzla pankartýmýzla bildirilerimizle eylem alanýndaydýk ve halk kitlelerine politikamýzý taþýdýk. Mitingin düzenlendiði Saray Caddesi’ne “Emperyalist Savaþý Halk Ýktidarý Önler Mücadele Birliði” yazýlý bir pankart astýk. Bunun yaný sýra, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Biz Burjuvazinin Askerleri Deðil Ýþçi Sýnýfýnýn Askerleriyiz”, “Emperyalizm Ve Faþizm Ýçin Deðil Sosyalizm Ýçin Savaþalým”, “Komite Konseyleri ve Halk Komitelerini Oluþturalým”, “Barýþ Ýçin Devrim Devrim Ýçin Savaþalým” yazýlý Mücadele Birliði, Genç Emekçiler Birliði, Devrimci Öðrenci Birliði, Devrimci Ýþçi Komiteleri imzalý kuþlamalarýmýzý miting boyunca kitlelerle buluþturduk. “Emperyalist Savaþý Halk Ýktidarý Önler” baþlýklý bildirimizi daðýttýk. Bildiri daðýtýrken gözlemlediðimiz yoðun ilgi ve bilinçlenmeye/bilgiye aç insanlarý görmek coþkusumuza coþku kattý. Pankartýmýzla, bildirimizle kuþlamalarýmýzla yalnýzca “emperyalist savaþa hayýr” demenin yeterli olmayacaðýný, emperyalist savaþý iç savaþa çevirmek gerektiði bilincini insanlara taþýdýk. Evet bizler Leninistler olarak 1 Eylül günü her zaman yaptýðýmýz ve her zaman yapacaðýmýz gibi doðru bilinci insanlara taþýdýk ve taþýmaya devam edeceðiz. Hatay Mücadele Birliði Platformu
10
219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
KEN DÝ KA DE RÝ NÝ TA YÝN HAK KI NI KA BUL E DÝN
Ýnsan Haklarý Derneði’nin Dolmabahçe’den Beþiktaþ Meydaný’na kadar yapmak istediði meþaleli yürüyüþ polis tarafýndan engellendi. 1 Eylül akþamý bir araya gelen ÝHD’liler Dolmabahçe’de toplandý. “Savaþa son demek için” toplandýklarýný belirten ÝHD’liler’in önlerine Dolmabahçe’de polis barikatý kurularak engellendi. “Savaþ’a Son, Kürt Sorunununa Demokratik Çözüm” pankartý açarak polis barikatý önünde bir süre sesiz duran ÝHD’liler, bu engellemeyi protesto ettiler, yere mumlarla “Barýþ” yazdýlar. ÝHD adýna açýklama yapan Meral Çýldýr, “Hala dünyanýn dört bir yanýnda savaþlar sürüyor. Bölgemizi savaþýn alevleri sarmýþ durumda. Yaný baþýmýzda Suriye’de bir iç savaþ sürüyor. Uluslararasý egemen güçler egemenliklerini sürdürme uðruna yeni baskýcý rejimler yaratýyor, yaratmaya çalýþýyor, bu uðurda kendi çýkarlarýna hizmet edecek güçleri destekliyor ve sayýsýz insan haklarý ihlallerine imza atýyorlar” dedi. Çýldýr Filistin’de, Pakistan’da ve bir çok ülkede savaþýn sürdüðünü, ve binlerce insanýn öldüðünü, savaþlardan büyük yýkýntýlar oluþtuðuna dikkat çekti. Eylemde son olarak “Yeter artýk! Kürtlerin Türkler kadar kaderlerini tayin hakký olduðunu kabul edin” denilerek eylem sona erdirildi.
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
ANTEP’TE 1 EYLÜL
1 Eylül günü Antep’te, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve sendikalar tarafýndan “Dünya Barýþ Günü” dolayýsýyla bir basýn açýklamasý düzenlendi. Eylem saat 17.00’de Kýrkayak Parký’nda toplanýlarak baþladý. Bizler de Mücadele Birliði Platformu olarak Yeþilsu Parký’ndan Kýrkayak Parký’na “Barýþ Ýçin Devrim Devrim Ýçin Savaþ”, “Kürt Halkýna Kalkan Elleri Kýracaðýz”, “Kürt Halký Yalnýz Deðildir”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” sloganlarý ile yürüdük. Saat 17.15’e gelince Kýrkayak’tan Yeþilsu Parký’na doðru yürüyüþ baþladý. Kitle daha çok savaþ karþýtý sloganlar attý. Çevik kuvvet polisleri de kitlenin yanýnda yürüyerek caddenin trafiðe kapatýlmasýný engellemeye çalýþtýlar. Yeþilsu Parký’na varýldýðýnda basýn açýklamasý okunurken, sivil polisler kameralarý ile kitle içerisine girip herkesi tek tek görüntülemeye çalýþtý. Okunan basýn açýklamasýnda, Suriye ile olasý bir savaþýn kitleler tarafýndan kabul edilmeyeceðine, bunun bir hegemonya kavgasý olduðuna vurgu yapýlarak, etnik ve dini farklýlýklar körüklenmeye çalýþýldýðý anlatýldý. Alevilerin ve Kürt halkýnýn ve tüm ötekileþtirilenlerin özgürlük alanýnýn gittikçe daraltýldýðý, Antep’teki patlamanýn halklar arasýna atýlan nifak tohumlarý olduðu ve asýl katliamýn sorumlusunun þiddet olaylarýný týrmandýran Ýdris Naim Þahin olduðu vurgulandý. BDP binalarýna yapýlan saldýrýlara da deðinilerek, basýn açýklamasý sona erdirildi. Antep Mücadele Birliði Platformu
ÝZMÝR’DE 1 EYLÜL
Ýzmir’de “1 Eylül Dünya Barýþ Günü Mitingi”, saat 15.00’de Cumhuriyet Meydaný’nda toplanýlmasýyla baþladý. Miting, BDP, sendikalar ve devrimci -demokratik hareketlerin katýlýmýyla gerçekleþti. Saat 15.30’da Gündoðdu Meydaný’na doðru yürüyüþe geçildi. Eylemde Tümtis iþçilerini temsilen en önde kýzýl bayrak taþýyan bir iþçi yürüdü. Eylem boyunca Tümtis iþçileri “Onurlu Barýþ Ýþçilerle Gelecek”, “Birleþen Halklar Asla Yenilmez” sloganlarý attýlar. BDP milletvekili Sýrrý Sakýk kürsüden yaptýðý konuþmada “Barýþ için kavga edenler hepinize selam olsun. Bugün barýþ için kavga edenler hem alanlarda hem de daðlardadýr. Ýktidarlar tarafýndan bu topraklardaki halklar ret ve inkar ediliyor. Ret, asimilasyon, ölüm ve köy yakmalarla Kürt halkýnýn üstüne gittiniz. Ama bu halk size boyun eðmedi. Bu savaþta ülkeyi yönetenler, tuzu kuru olanlar yok; bu kavgada ölen öldürülen yoksul Anadolu çocuklarýdýr. Oturup Kürtlerle mücadele edeceðinize müzakere edin” dedi. Sýrrý Sakýk konuþmasýnýn devamýnda “Kürt halkýnýn ayrýlma ve bölünme derdi yoktur. Kürt halký yerinden yönetimler, anadilde eðitim, özerk yönetimler istiyor. Diyaloðun ve çözümün yolunu açýn. Ýmralý’da tecride son verin. Çözüm barýþtadýr. Antep katliamýnýn sorumlusu hükümettir. BDP ve Kürtler bu saldýrýyla hedef gösterilmiþtir. BDP binalarýna saldýrýlar yapýlmýþtýr” dedi. Ýzmir Mücadele Birliði Platformu, 1 Eylül Dünya Barýþ Günü Mitingine “Jibo Azadi Þer Þer Þer”, “Denizlerin Yolunda Leninist Saflara”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Barýþ Ýçin Devrim Devrim Ýçin Savaþ” sloganlarýyla katýldý. Miting Ferhat Tunç konseriyle devam etti. Mücadele Birliði /Ýzmir
219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
11
Gündem
DEVLETÝN UM Yeni Evrede
Mücadele Birliði
O
Türkiye, Suriye’de rejimi deðiþtirecek bir dýþ savaþla her þeyden önce kendi topraklarýnda gittikçe güç kazanan, artýk “alan hâkimiyeti” kuracak derecede geliþen birleþik devrimimizi önce Suriye’de arkasýndan giderek Ortadoðu’da kurulacak “dinci/faþist iktidarlar” ile kuþatma altýna almak istiyor. Onun için Türkiye’nin Ortadoðu’da güncel politikasý sadece Esad’ýn gitmesi deðil ama “Müslüman Kardeþler” denen çeteye dayalý bir iktidarýn da kurulmasýdýr. Tekelci sermaye sýnýfý ve faþist devlet, bu politik amacýn gerçekleþmesi durumunda, Kürt halkýnýn özgürlük savaþý karþýsýnda güçlü bir konum kazanacaðýný, birleþik devrimi Ortadoðu desteðinden yoksun kýlacaðýný, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn önemli dayanaklarýndan birini ortadan kaldýrmýþ olacaðýný hesaplýyor. 12
kurlarýmýz anýmsayacaklar, önceki sayýlarýmýzda Ortadoðu’daki geliþmeleri açýklarken Suriye konusunda asýl saldýrgan politikanýn, zannedildiðinin aksine, ABD’den deðil, Türkiye’den kaynaklandýðýný; Türkiye’nin Suriye’de bir savaþa ve “Müslüman Kardeþler” denen dinci çetenin baþa geçeceði bir iktidar deðiþikliðine ihtiyacý olduðunu yazmýþtýk. “Neden” sorusunun yanýtýný, Türkiye’nin öncelikle birleþik devrimimizi güneyden islamcý bir karþý devrimci iktidarla kuþatmak; bununla birlikte Ortadoðu’da nüfuzunu artýrmak isteðinden kaynaklandýðý biçiminde vermiþtik. Geliþmeler saptamalarýmýzýn ne derece doðru olduðunu ortaya çýkardý. Geçtiðimiz hafta Fransa-Türkiye iþbirliði ile toplanan BM Güvenlik Konseyi’nde Türk Dýþiþleri Bakaný Davutoðlu’nun nasýl bir savaþ çýðýrtkanlýðý yaptýðýna tüm dünya tanýk oldu. Türkiye’nin “savaþ hemen þimdi” hevesini kursaðýnda býrakmak ABD Genelkurmay Baþkaný’na düþtü. Türk Dýþiþleri Bakanýnýn Suriye ile savaþtan baþka anlama gelmeyen “Tampon Bölge” çaðrýsýna ABD Genelkurmay Baþkaný Org. Dempsey, “NATO bu iþin altýndan kalkamaz” sözleriyle yanýt verdi. Türkiye savaþ çaðrýsý yapýyor, ABD Genelkurmay Baþkaný “olmaz” diyor. Bu geliþme, Türkiye’nin en güvendiði müttefiki tarafýndan “cami avlusuna” nasýl terk edildiðini göstermekle kalmadý ama savaþ hevesi içinde olanýn kim olduðunu da ortaya koymuþ oldu.
Þam’da Namaz “Ama inþallah biz en kýsa zamanda Þam’a gidecek, oradaki kardeþlerimizle muhabbetle kucaklaþacaðýz. O gün de yakýn. Ýnþallah Selahaddin Eyyubi’nin kabri baþýnda Fatiha okuyacak, Emevi Camisi’nde namazýmýzý da kýlacaðýz. Bilali Habeþi’nin, Ýbn-i Arabi’nin türbesinde, Süleymaniye Külliyesi’nde, Hicaz Demiryolu Ýstasyonu’nda kardeþliðimiz için özgürce dualar edeceðiz.” Bu sözler bir baþbakana ait olmasaydý 219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
ciddiye almaz “aç tavuk kendini darý ambarýnda görürmüþ” der, geçerdik. Ama durum böyle deðil; bu sözler Türkiye’yi yöneten, ya da yönettiðini zanneden Baþbakan Erdoðan’a ait. Dolayýsýyla bu sözlerde bir devletin, bir egemen sýnýfýn politik amaç ve niyetlerini aramak iþin doðrusudur. Bu sözlerle iyice ortaya çýkmýþ oluyor ki, Türk devleti ve hükümetinin Suriye’ye bu yoðun “ilgisi”nin Suriye halkýna yardým vs. ile alakasý yoktur. Elbette bu bizim için bilinmeyen bir þey deðildi ama bu “itiraf”ýn Baþbakandan gelmiþ olmasýnýn ayrý bir önemi olsa gerek. Aslýnda Türk devletinin dýþ politikasýnýn amaç ve hedefi çok önceden yine Baþbakan ve Türk Dýþiþleri Bakaný tarafýndan üstü kapalý biçimde ifade edilmiþti. Aylar önce ayný Baþbakan “Suriye meselesi bizim iç meselemizdir” derken güya Suriye halkýyla kardeþliðe vurgu yapýyordu ama gerçekte kastettiði tam da buydu: Þam’da namaz kýlmak. Ayný hükümetin Dýþiþleri Bakaný ise yaklaþýk bir yýl önce Türk tekelci sermaye sýnýfýnýn rüyasýný, “kaybettiðimiz topraklara tekrar kavuþacaðýz” sözleriyle dile getirmiþti. Burada bir parantez açarak Türkiye ve Kürdistan sol hareketinin neredeyse tümünün savunduðu, Türkiye’nin Suriye’ye karþý savaþa ABD tarafýndan zorlandýðý biçimindeki düþüncenin yanlýþlýðýna iþaret etmek gerekiyor. Buraya kadar ortaya koyduðumuz kanýtlar, bu düþüncenin tam tersinin doðru olduðunu gösteriyor. Suriye’de rejimin yýkýlmasý, elbette ABD ve diðer emperyalistlerin çýkarýna uygun bir geliþme olur ve bu anlamda ABD ve diðer emperyalistler rejimi yýkmaya yönelik hareketleri tüm güçleriyle destekliyorlar. Ama emperyalist devletlerin, ki bunlarýn baþýnda ABD var, sýnýrý budur. Türkiye ise, bu sýnýrýn çok daha ötesinde, açýk bir savaþ kýþkýrtýcýlýðý içinde ve emperyalist ülkeleri savaþa sürükleme amaçlý provokasyonlar düzenleyecek kadar savaþ heveslisidir. Bunun nedenleri var, birazdan kýsaca buna deðineceðiz ama önce þu sorunun yanýtýný vermemiz gerekiyor: Nasýl oluyor da bütün oportünist ve sosyal reformist
MUDU: SAVAÞ Yeni Evrede
Mücadele Birliði
hareketler ayný hataya düþüyorlar? Bu sorunun yanýtý basit: Çünkü tüm bu hareketler düþüncelerini oluþtururlarken somut olgulara, doðruluðu kanýtlanabilir verilere deðil, kafalarýnda oluþturduklarý þablonlara göre hareket ediyorlar. Bilimsel düþünceye dayanarak olay ve olgularý tahlil etmeye çalýþacaklarýna yaþamýn kendisini düþüncelerine uydurmaya çalýþýyorlar. Leninist Partinin üstünlüðü de burada iþte. Leninist Parti yaþamý düþüncesine uydurmaya çalýþmaz ama kanýtlanabilir, doðruluðu ispatlanabilir olay ve olgulara dayanarak süreci kavramaya, açýklamaya çalýþýr. Onun için Leninist Partinin düþünceleri, doðruluðu yaþamýn içinde kanýtlanabilir, sýnanabilir düþüncelerdir. Parantezimiz buraya kadar, þimdi devam edebiliriz.
Devrime Karþý Dýþ Savaþ Türkiye’nin Suriye ile bir dýþ savaþa giriþmek için bunca hevesli olmasýnýn birden fazla nedeni var. Bu hevesi “Türkiye’nin emperyal amaçlarý” ile açýklamanýn gerçekle ilgisi yok. Sorunu böyle açýklayanlar ya yaþamý kendi düþünce þablonlarýna uydurmaya çalýþanlardýr ya da olaylarý derinlemesine kavrama yeteneðinden yoksun olanlardýr. Türkiye, Suriye’de rejimi deðiþtirecek bir dýþ savaþla her þeyden önce kendi topraklarýnda gittikçe güç kazanan, artýk “alan hâkimiyeti” kuracak derecede geliþen birleþik devrimimizi önce Suriye’de arkasýndan giderek Ortadoðu’da kurulacak “dinci/faþist iktidarlar” ile kuþatma altýna almak istiyor. Onun için Türkiye’nin Ortadoðu’da güncel politikasý sadece Esad’ýn gitmesi deðil ama “Müslüman Kardeþler” denen çeteye dayalý bir iktidarýn da kurulmasýdýr. Tekelci sermaye sýnýfý ve faþist devlet, bu politik amacýn gerçekleþmesi durumunda, Kürt halkýnýn özgürlük savaþý karþýsýnda güçlü bir konum kazanacaðýný, birleþik devrimi Ortadoðu desteðinden yoksun kýlacaðýný, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn önemli dayanaklarýndan birini ortadan kaldýrmýþ olacaðýný hesaplýyor. Demek ki, Türkiye açýsýndan birincil sorun, önce kendi topraklarýnda geliþmekte olan devrime, ü-
zerinde söz geçirebileceði bir iktidarla barikat kurmaktýr. Türkiye bu amacýna yakýn zamana kadar elini ateþe sokmadan, örgütlediði, besleyip desteklediði kiralýk-paralý askerlerle ulaþmaya çalýþtý. Ne var ki bunun olmayacaðý, bu yolla amacýna ulaþamayacaðý ortaya çýktý. Tüm umudu kiralýk katillere, paralý askerlere baðlamanýn zaman kaybý olduðu anlaþýlýnca iþ baþa düþtü misali, provokasyonlar dâhil, bir dýþ savaþ çýkartmak için Türkiye elinden geleni yapmaya baþladý. Çünkü kendi topraklarýnda hýzla geliþen devrime karþý zaman kaybýna tahammülü yoktu. Hillary Clinton, ABD’nin siyaset sahnesine Dýþiþleri Bakaný olarak çýkardýðý bu malum kadýn, þu veciz cümleyle Türkiye’nin durumunu ortaya koydu: “Türkiye’de gerilim yükseliyor. Esad gidecek.” Ýlk bakýþta insana “ne alakasý var” dedirten bir cümle ama olaylar göründükleri biçimleriyle deðil, gerçek içerikleriyle ele alýndýðýnda “alaka”nýn ne kadar yakýn olduðu anlaþýlýr. Türkiye’de “gerilim” yani devrim yükseliyor ve bunu önlemenin tekelci sermaye sýnýfý açýsýndan görünür yolu, devrimin kuþatýlmasýdýr. Türkiye’nin zaman kaybýna tahammülü kalmadýðýnýn bir diðer iþareti, Dýþiþleri Bakaný Davutoðlu’nun çaresiz çýrpýnýþlarýdýr. Davutoðlu’nun en azýndan bir tampon bölge kurulmasý için BM’de olsun emperyalist devletlerle ikili görüþmelerde olsun nasýl çýrpýndýðýný bütün dünya gördü, izliyor. Ama tüm bu çýrpýnýþlardan elde ettiði tek sonuç, kendi ifadesiyle “hayal kýrýklýðýdýr.” Türkiye’nin uðradýðý hayal kýrýklýðýnýn en somut ifadesi BM Güvelik Konseyi’nin son toplantýsýnda ortaya çýktý. “Emperyal” hava ile ortalýkta gezinen ve “kaybettiði topraklara kavuþma” hayalleri gören Davutoðlu, BM Güvenlik Konseyi toplantýsýnda kendisini dinleyecek adam bulamadý. Kendisini dinlemeyenler listesinde o çok güvendiði ABD de vardý. Tek Baþýna Savaþa Girmek Mi! Türkiye’nin umutlarýný bir dýþ savaþa baðladýðýna kanýt olabilecek veriler say219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
Gündem
makla bitmez. Onun için artýk asýl soru, Türkiye’nin bir savaþ isteyip istemediði deðil, böyle bir savaþý tek baþýna göze alýp almayacaðýdýr. Açýklamalara ve izlenen politikaya bakýldýðýnda ilk bakýþta Türkiye’nin böyle bir savaþý çoktan göze aldýðý düþünülebilir. Ama gerçek bunun tam tersidir. Türkiye, tüm o tehditkâr havasýna karþýn, Suriye’ye karþý tek baþýna bir savaþa girmeye cesaret edemediðini belli etmiþtir. Suriye de bunun farkýnda olduðu için, provokasyon amaçlý gönderilen savaþ uçaðýný gözünü kýrpmadan düþürmüþ ya da düþürdüðünü iddia etmiþtir. Arkasýndan gelen tehditlere de ayný þekilde ama pratik karþýlýk vermiþtir. Tüm bunlar karþýsýnda Türkiye’nin yapabildiði tek þey, emperyalist efendilerini bir savaþa kýþkýrtmak oldu. Bu amaçla Türkiye NATO’ya ünlü 5. maddesini iþletmesi için defalarca çaðrý yaptý. Ama NATO demek ABD demekti ve ABD Genelkurmayý nasýl bir þeye bulaþtýrýlmak istendiklerinin farkýnda olarak “bu iþ boyumuzu aþar” dedi. Son olarak NATO, Suriye’ye müdahale amacýmýz yok” diye açýklamak zorunda kaldý. Ama bu “savaþ karþýtlýðý” elbette NATO’nun “barýþ”a olan sevgisinden diye anlaþýlmamalý. Tüm dünyada egemenlikleri sarsýlan, ekonomik krizlerle, kendi topraklarýndaki ayaklanmalarla sarsýlan emperyalist devletlerin Ortadoðu’da –en azýndan þimdilik- Rusya, Ýran gibi devletlerin de karýþacaðý bir savaþa girmeye ne halleri ne takatleri mevcut. Türkiye, devrimi önlemek için yaptýðý tüm hamlelerden baþarýsýzlýða uðramýþ biçimde çýkýyor. Çaresiz ve her geçen gün daha çok dibe batýyor. Burjuva yazarlar bile durumu artýk þu gözle görmeye baþlýyorlar: “Tek baþýna Davutoðlu için ‘yolun sonu’ yok. Mamafih dýþ politikadaki derin stratejik iflasýn zararýndan geriye dönüþün de imkâný yok. ‘Son’ artýk neresiyse, oraya Davutoðlu’yla birlikte gidiliyor. Hep birlikte gidiyoruz. Maalesef” Baþka söze gerek yok. Türkiye’nin bir devrime doðru gittiðinin bir burjuva yazarýn aðzýndan itirafýdýr bu sözler. Bütün hazýrlýklar bu somut gerçeðe uygun þekilde yapýlmalýdýr.
13
Yeni Evrede
BEDAÞ ÝÞÇÝLERÝ: SESSÝZ KALMAYACAÐIZ!
Sokaklar
Mücadele Birliði
Ýþlerine geri dönmek isteyen BEDAÞ iþçilerinin eylemlerinin hedefi, bu defa Kültür ve Turizm Bakaný Ertuðrul Günay oldu. 6 Eylül günü BEDAÞ yakýnlarýndaki bir otelde toplantýya katýlan Bakan Günay’ý protesto etmek isteyen enerji iþçileri, “Bakan Günay Açýlýþlara Deðil, Aç Ýþçilere Bakýn Ýþimizi Geri Ýstiyoruz” pankartý açarak Otel önüne yürüdüler. Burada sloganlar atarak bekleyen iþçilere önce otelin özel güvenliði engel olmaya çalýþtý, sonra çevik kuvvet polisleri geldi. Eylem Bakan Günay gelene kadar sürdürüldü. Bu sýrada BEDAÞ Genel Müdürlüðü’nün karþýsýndaki binanýn çatýsýna çýkan bir iþçi, “Ýþimizi Geri Ýstiyoruz” pankartý açtý. Enerji iþçileri, 7 Eylül Cuma günü, yine Galatasaray Lisesi önünden BEDAÞ Genel Müdürlüðü’ne yürüdüler. BEDAÞ iþçilerinin, Galatasaray Lisesi önünden “BEDAÞ’tan Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” pankartý açarak baþladýklarý yürüyüþe Mücadele Birliði Platformu ve bir çok kurum destek verdi. Ýþçiler yürüyüþ boyunca sýk sýk “BEDAÞ Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “BEDAÞ Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Susma Haykýr Taþerona Baþkaldýr”, “Yaþasýn Ýþçilerin Birliði” sloganlarý attýlar. BEDAÞ iþçileri, Ýstiklal Caddesi üzerinde bulunan Kiðýlý
Maðazasýnýn ve THY bürosunun önünde durarak orada iþten çýkartýlan iþçilere destek için sloganlar attýlar. THY bürosunda daha önce pankart açan iþçilere bu defa polis izin vermedi. Ýþçiler burada “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganý attý. Basýn açýklamasýný okuyan Arif Ýnan, eylemlerinin 110. güne geldiðini bu yürüyüþlerinin 13.sünü gerçekleþtirdiklerini hatýrlattý. Ýnan, “bugün tüm Türkiye haklarý topyekün bir saldýrý altýnda olduðu þu süreçte toplumsal muhalefetin unsuru olarak halklara sorumluluðumuzun bilincindeyiz, kazanmak zorundayýz” dedi. Ýnan emperyalist savaþlara da dikkat çekerek, Suriye ile yaþananlar hakkýnda “[Türkiye] emperyalist projeler dâhilinde savaþa sürükleniyor. Hatay’da neredeyse olaðanüstü hal ilan edildi bile. Hatay’da insanlarýn ses çýkarmasý yasaklandý. Sokaða çýkan gözaltýna alýnýyor” dedi. Ýnan son olarak “Bizler Enerji Sen üyesi iþçileri olarak bugün buradayýz çünkü emeðimizin sömürülmesine, hakkýmýzýn yenmesine artýk sessiz kalmayacaðýmýzý, haklarýmýz için sonuna kadar mücadele edeceðimizi baþta BEDAÞ ve TEDAÞ yetkilileri olmak üzere herkesin bilmesini istiyoruz” dedi. Açýklamadan sonra Grup Kutup Yýldýzý iþçilere marþ ve türkülerle mini bir konser verdi.
ÝZMÝR’DE FESTÝVALLER
Ýzmir Ayýþýðý Sanat Merkezi, 30 Aðustos Perþembe günü baþlayan Çiðli Festivali’nde stant açtý. Standa ilgi oldukça iyiydi, dostlarýmýz bizi yalnýz býrakmadýlar. TEKEL iþçileri, Konak, KENT AÞ, Park Bahçe iþçileri ve Ayýþýðý dostlarý ile doluyduk. Standýmýz ve özellikle Deniz albümü büyük ilgi gördü. Ayný günlerde Dikili Festivali’nde de standýmýzla yer aldýk. Standýmýzý ziyaret eden yüzlerce emekçiyle gündemi konuþma fýrsatý bulduk. Emekçilerin Denizle buluþmasý görülmeye deðerdi. Deðiþim istek ve özlemini derinden yaþayan emekçiler, bu devrimci deðiþimin en özlü ifadesi olarak Denizleri baðýrlarýna basýyor, yüzlerini onlardan dönmüyorlar. Emekçi yýðýnlar iþte böyle Denizleþiyor, Denizlerle buluþuyor.
14
219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
HAVA ÝÞÇÝLERÝ 100’LÜ GÜNLERÝNDE EYLEMÝ SÜRDÜRÜYOR
THY (Türk Hava Yollarý)’de eylemde olan 305 iþçi 5 Eylül itibariyle, THY Dýþ Hatlar bölümünde mücadelelerinin 100. gününe girdi. Mücadele Birliði Platformu da eylemin 100. günü dolayýsýyla THY iþçilerini ziyaret etti. Hava yollarý iþçileri bugüne kadar bir çok yürüyüþ basýn açýklamasý yaptýlar. Eylem yerleri olan THY Dýþ Hatlar’da da 100 gün boyunca sabah saatlerinde eylem yerlerine geliyorlar. Etrafa pankart ve dövizlerini asýyorlar. Eylemlerinin kaçýncý günü olduðunu gösteren tabelaya bir gün daha ekleyerek deðiþtiriyorlar. Yiyecek ve içeceklerden sorumlu olan kiþi semaveri hazýrlýyor. Öðle saatlerinde yenilecek yemeði organize ediyor. Öðlene doðru iþten atýlan diðer arkadaþlarý geliyor. Sendikalarý Hava Ýþ çalýþanlarý da hep iþçilerin yanýnda oluyor. Arada bir slogan atýyor, havalimanýný inletiyorlar. Attýklarý sloganlar genel olarak “Ýsyan, Devrim, Özgürlük”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Þiþko Hamdi Ýstifa Et”! Yolcular merakla onlara sorular soruyorlar, burada neler oluyor diyerek. Emekçileri yanýz býrakmayan Pýnar Aydýnlar ile Emeðe Ezgi solisti Ebru o gün mini bir konser verdiler. Davul-zurna ve türkülerle halaya duran iþçiler, verilen dayanýþmadan memnun görünüyorlardý. Sýcak sohbetlerden sonra Mücadele Birliði Platformu sloganlarla iþçilerin yanýndan ayrýldý. 8 Eylül günü THY Taksim Bilet Satýþ Ofisi önünde toplanan havalimaný iþçileri, bir eylem gerçekleþtirdi. Deri Ýþ, Tümtis, Tek Gýda Ýþ, Tez Koop Ýþ Sendikalarýnýn destek verdiði eylemde çevik kuvvet polisleri barikat kurdu. Ofisin kepenkleri yaklaþýk bir saat kapatýldý. Eylemde açýklama yapan Hava Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný Atilay Ayçin, her hafta Cumartesi günü Taksim THY satýþ ofisi önünde eylem gerçekleþtireceklerini duyurdu. Ýþçiler sýk sýk “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Ýþten Atýlanlar Geri Alýnsýn” sloganlarý attýlar. Atilay Ayçin konuþmasýnýn devamýnda baþbakana tepki göstererek “Sen uluslararasý emperyalistlerin yerli iþbirlikçisisin, biz de Türkiye iþçi sýnýfýnýn sözcüsüyüz” dedi. Türk-Ýþ’e de tepki gösteren Ayçin, “Türk-Ýþ’e bir iki sözüm var. Türk-Ýþ Konfederasyonu, barýþ mücadelesinin neresinde, özgürlük mücadelesinin neresinde, iþçiler iþten atýlýyor, Türk-Ýþ ziyaret dahi etmiyor, 305 iþçi iþten atýldý, 104 gündür direniyoruz, bir gün olsun dayanýþmaya gelmedi. Sen kimin konfederasyonusun” diye sorarak tepki gösterdi. Sendikal Güç Birliði Platformu’ndan Tek Gýda Ýþ Baþkaný Mustafa Türkel’in kýsa konuþmasýndan sonra eylem sona erdi. Eylemin her hafta Cumartesi günü 14.00–15.00 arasý gerçekleþtirileceði duyurusu yapýldýktan sonra eylem sona erdi. 219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
Sokaklar
KÝÐILI ÝÞÇÝSÝNDEN GEBZE’DE EYLEM
Ýþten atýlan Kiðýlý iþçisi Didem Sorhun farklý yerlerde eylemler yaparak sesini duyurmaya devam ediyor. Sorhun bu kez de Kiðýlý firmasýnýn Gebze Þekerpýnar’da bulunan Lojistik Birimi ve Seri Sonu Maðazasý önünde eylem yaptý. 4 Eylül Salý günü saat 13.00’de “Kiðýlý’da Baskýya, Tehdide, Sömürüye ve Ýþten Atmalara Son! Ýþimi Geri Ýstiyorum!” yazýlý pankart açýlarak sloganlarla lojistik merkezinin önüne gelindi. “Kiðýlý Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Kiðýlý’ya Boykot, Direniþe Destek”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Kiðýlý Patronu Ýþçiye Hesap Verecek”, “Direne Direne Kazanacaðýz” sloganlarý atýldýðý sýrada iþçilerin öðle yemeði saatiydi ve iþçiler çevredeydi. Eylemin baþlamasý ile yönetim ve güvenlik birimi iþçileri içeriye sokmaya çalýþtý. Ýþçilerin bir çoðu fabrikanýn bahçesinde bekleyiþlerini sürdürerek eylemi izlediler. Yönetim kadrosu da bahçeye indi. Lojistik merkezinin önünde gerçekleþen basýn açýklamasýnda Didem Sorhun, Kiðýlý’daki çalýþma koþullarýný, iþten atýlma sürecini, direniþ boyunca yaptýðý eylemlilikleri ve nedenlerini iþçilere anlattý. Basýn açýklamasý bittikten sonra iþçilerin beklediði tarafa doðru giderek bahçe duvarý önünde sloganlarla iþçilere Kiðýlý direniþi duyurulmaya devam edildi. Yönetim kadrosu ise yeniden iþçileri içeriye sokmaya ve kapýlarý kapatmaya çalýþtý.
15
Yeni Evrede
Sokaklar
“BÝLGÝ’YLE DÝRENÝÞ BAÞLASIN”
Ýstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yýllardýr destek personeli olarak çalýþan 13 iþçi, yaklaþýk 10 gün önce “Dolapdere Kampüsü’ndeki bir binanýn hizmet dýþý kalacak olmasý ve bunun neden olacaðý küçülme” gerekçe gösterilerek iþten çýkartýl-
dý.
4 Eylül günü Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü giriþinde toplanan Sosyal Ýþ Sendikasý üyesi iþçilere DÝSK Genel Yönetim Kurulu ve Genel Baþkan Erol Ekici, Nakliyat Ýþ Genel Baþkaný Ali Rýza Küçükosmanoðlu da katýldý. Havayolu iþçileri, Sine Sen, Dev Saðlýk Ýþ, Gýda Ýþ sendikalarý da eyleme katýlarak destek verdi. Kampüs giriþinde toplanan iþçiler, Rektörlük binasýna kadar yürüyüþ düzenlediler. Rektörlük binasý önünde basýna açýklama yapan Sosyal Ýþ Sendikasý baþkaný Mustafa Aðus, üniversite yönetimine bir an önce iþten çýkarýlan iþçilerin iþe geri alýnmasý çaðrýsýnda bulunduklarýný, ancak üniversite yönetiminin çaðrýlarýna yanýt vermediðini ve son bir haftada 10’a yakýn iþçinin daha iþten çýkarýldýðýný belirti. Ýþten çýkarmalarýn devam etmesinin beklendiðini söyleyen Mustafa Aðuþ konuþmasýnýn devamýnda, “Ýstanbul Üniversitesi, ‘Bilgi’yle hayat baþlasýn’ sloganý ile yeni öðrencilerini karþýlýyor. Biz de bugün, ‘Bilgi’yle Direniþ Baþlasýn’ diyerek, iþten çýkarýlan iþçilerin iþe geri alýnmasý, iþten çýkarýlmalarýn son bulmasý ve sendikal haklara saygý gösterilmesi talebiyle, Ýstanbul Bilgi Üniversitesi’nde direniþimizi baþlatýyoruz. Oturma eylemini baþlatýyoruz. Bilgi’de iþten çýkarýlanlar iþe geri alýnýncaya kadar, iþçi kýyýmýna son verilinceye kadar, sendikal haklarýmýza saygý gösterilene kadar direniþimizi sürdüreceðimizi ilan ediyoruz” dedi. DÝSK Genel Baþkaný Erol Ekici de konuþmasýnda iþten atýlan çýkartýlan iþçilerin taleplerinini karþýlanýncaya dek mücadelelerinin yanlarýnda olacaklarýný belirti. Açýklamadan sonra iþten atýlan iþçiler üniversite kampüsünde oturma eylemi gerçekleþtirdiler. Ýþçiler oturma eyleminin 1-2 gün sürebileceðini, burada çadýr kurarak eylemlerini sürdürmeyi planlýyorlar.
CHE’DEN DENÝZ’E
Mücadele Birliði
YURTÝÇÝ KARGO MÜDÜRLERÝ YÜRÜDÜ
Yurtiçi Kargo’da iþten atýlan eski þube müdürleri, Taksim’de eylem yaptý. Yurtiçi Kargo’nun þubelerinde müdürlük yaparken iþten atýlanlar bir araya gelerek Yurtiçi Kargo Maðdur Þube Müdürleri Dayanýþma Birliði’ni oluþturmuþlardý. Yurtiçi Kargo maðdurlarýný bir araya getirmeye çalýþan Yurtiçi Kargo emekçileri, seslerini duyurmak için 3 Eylül günü Taksim Meydaný’nda “Yurtiçi Kargo’da Köle Gibi Çalýþmaya Son”, “Örgütlü Mücadele Yenilmez, Yurtiçi Kargo Yürüyor”, “La Post Seyrediyor Mu? Ortaðýnýn Sömürüsüne Daha Ne Kadar Göz Yumacak. Yoksa Siz De Mi Buna Ortaksýnýz?” yazýlý Türkçe ve Fransýzca dövizlerle bir araya geldiler. Yurtiçi Kargo’nun Fransýz ortaðý olan La Poste’a da seslenen Yurtiçi Kargo emekçileri, “Yurtiçi Kargo’da 16-17 Saat Çalýþmaya Hayýr”, “Yurtiçi Sömürdü, Fransýz Kazandý” sloganlarý attý. Meydandan Fransýz Konsolosluðu önüne gelen eski þube müdürleri burada oturma eylemi yaptý. Eylemde DÝSK Genel Baþkan Yardýmcýsý Ali Rýza Küçükosmanoðlu bir konuþma yaptý. Yurtiçi Kargo’da geçmiþte de direniþ yapýldýðýný belirterek 1992’de iþçilerin verdikleri mücadeleyi hatýrlattý. DÝSK olarak Yurtiçi Kargo’da yeniden örgütleneceklerini söyleyen Küçükosmanoðlu, iþten atýlan þube müdürlerinin yýllarca sömürüldüklerini ve sendika haklarýnýn ellerinden alýnarak iþlerine son verildiðini belirtti. Þubelerde “iþveren” olarak gösterilen þube müdürlerinin vergi ve SSK borçlarýyla karþý karþýya kaldýklarýný aktaran Küçükosmanoðlu, Yurtiçi Kargo’da artýk mücadele sürecinin baþladýðýný, çünkü kuruluþu yýllar öncesine dayanan kargo þirketinin son süreçte muvazaalý uygulamalar yapmaya baþladýðýný, sendikal örgütlenmeyi engellemeye dönük uygulamalarda bulunduðunu belirterek bu sistemin yýkýlmasýnýn zamanýnýn geldiðini belirtti. Yapýlan basýn açýklamasýndan sonra Yurtiçi Kargo Maðdur Þube Müdürleri Dayanýþma Birliði’nce Yurtiçi Kargo’da yaþanan maðduriyeti anlatan bir dosya Fransýz Konsolosluðu yetkililerine teslim edildi.
“GERÇEKÇÝ OL ÝMKANSIZI ÝSTE” ÝSTANBUL Tarih: 7 Ekim Pazar Saat: 15:00 Toplanma: Taksim Tünel
ANKARA Tarih: 9 Ekim Salý Saat: 18:00 Toplanma: Yüksel Caddesi
ÝZMÝR Tarih: 9 Ekim Salý Saat: 18:00 Toplanma: Konak YKM Önü
YÜRÜYÜÞLERÝ
ANTEP Tarih: 9 Ekim Salý Saat: 13:30 Toplanma: Kýrkayak Parký
HATAY Tarih: 7 Ekim Pazar Saat: 15:00 Toplanma: Eğitim-Sen Önü
DEVRÝMCÝ ÖÐRENCÝ BÝRLÝÐÝ / GENÇ EMEKÇÝLER BÝRLÝÐÝ
16
219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
MALTEPE ÝÞÇÝLERÝ YENÝDEN EYLEMDE
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
Geçtiðimiz yýl iþten atýldýklarý için Maltepe Belediyesi önünde eyleme baþlayan ve eylemlerini 104 gün boyunca sürdüren iþçiler, DÝSK Genel Baþkaný Erol Ekici baþta olmak üzere yetkililerin sorunlarýn çözümü saðlayacaklarýný belirtmeleri ve Belediye’deki iþlerine baþlayacaklarýna iliþkin söz verilmesi üzerine eylemlerini sonlandýrmýþlardý. Aradan geçen süreye raðmen iþbaþý yaptýrýlmayan 4 iþçi, 3 Eylül günü saat 09.00’da CHP Maltepe ilçe binasýný iþgal etti. Ýþçilerden Ýlhan Yýldýrým, Mahmut Gülbinat, Serhat Yurtsever, Cemal Genceldi tarafýndan yapýlan eylemde iþçiler, verilen sözler üzerine direniþi sonlandýrdýklarýný fakat verilen sözlerin yerine getirilmediðini belirterek, DÝSK Genel Baþkaný Erol Ekici ve konuyla ilgili ilçe muhataplarýný ilçe binasýnda beklediklerini ve iþlerine geri dönmeleri saðlanýncaya kadar eylemi sürdüreceklerini ifade ettiler. CHP Maltepe binasýný iþe geri dönmek için iþgal eden iþçilere polis biber gazýyla saldýrdý. Ýþçiler binadan çýkarýlýrken CHP’liler tarafýndan bina önüne toplanan kitle iþçilere linç giriþiminde bulundu. Ýþgal eylemini gerçekleþtiren 4 iþçi öðle saatlerinde gözaltýna alýndý. 5 Eylül günü saat 18.30’da Maltepe Belediyesi önünde toplanarak buradan CHP Maltepe ilçe binasý önüne bir yürüyüþ ve ardýndan basýn açýklamasý yapýldý. Belediye önünden baþlatýlmak istenen yürüyüþ polis tarafýndan engellenmek istendi. “Çevik kuvveti devreye sokarýz”, “güvenliðinizi saðlayamayýz” vb. tehditlere raðmen iþçilerin kararlýlýðý üzerine çevik kuvvet geri çekilmek zorunda kaldý. “Yalanlarýnýz artýk karnýmýzý doyurmuyor, söz verdiniz hala iþsiziz / Maltepe Belediyesi Taþeron Ýþçileri” pankartý arkasýnda yürüyen iþçilere ilerici, devrimci ku-
rum ve örgütler de flama ve dövizlerle destek verdi. Yürüyüþ boyunca “Maltepe Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Mustafa Zengin Maltepe’den Defol”, “CHP Maltepe’den Defol”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”,“Mustafa Zengin Ýþçiler Fakir”, “Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni!”, “Gün Gelecek Devran Dönecek CHP Ýþçiye Hesap Verecek!” sloganlarý atýldý. Yürüyüþ ardýndan CHP ilçe binasýnýn karþýsýna gelindiðinde 4 polis aracý ve onlarca polisin yýðýldýðý görüldü. Burada ilk olarak Genel-Ýþ Ýstanbul Anadolu Yakasý 1 No’lu Þube Baþkaný Mahmut Þengül bir konuþma yaptý. Þengül, “arkadaþlarýmýzýn bu eylemi yapmalarýnýn nedeni kendilerine söz verilmesine raðmen iþbaþý yaptýrýlmamýþ olmalarý, dün yaþadýklarý saldýrýdýr. Ýþçi arkadaþlarýmýzýn mücadelesini destekliyoruz ve bir an önce iþlerine 219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
geri dönmelerini istiyoruz” dedi. Arkasýndan basýn açýklamasýný okumak üzere sözü iþçilerden Ýlhan Yýldýrým aldý. Yýldýrým’ýn konuþmasý sýrasýnda arkasýna geçen bir kiþi Türk bayraðý açarak provokasyon yaratmaya çalýþtý. Fakat eyleme katýlanlar bu kiþiyi oradan çýkararak provokasyon hesaplarýný boþa çýkardý. Bu arada eylemi duyarak gelen ve pankartýn arkasýnda toplanan kitleye katýlmak isteyenleri polisin bir süre engellemeye çalýþmasý üzerine alanda “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. Ýlhan Yýldýrým, 120 günlük direniþi ve yaptýklarý eylemleri aktardý ve Maltepe Belediyesi Taþeron Ýþçileri olarak “Taþeron 21. Yüzyýlýn Kölelik Rejimidir” diyen Kýlýçtaroðlu’nun sözüne atýfta bulunarak, belediye çalýþanlarýnýn bu kölelik rejiminden kurtulmasý için sendikal çalýþma baþlattýklarýný ve bundan sonra iþten atýldýklarýný belirtti. Ýþlerine geri dönmek için yaptýklarý direniþ ve eylemler sürecinde baskýlar, saldýrýlar, hakaretlerle, tehditlerle karþý karþýya kaldýklarýný hatýrlatan Yýldýrým, Belediye yönetiminin ve CHP Ýstanbul ve ilçe yöneticilerinin kendilerini oyaladýklarýný ve verdikleri sözleri tutmadýklarýný söyledi. Maltepe taþeron iþçileri olarak kendilerine verilen sözlerin tutulmasýný istediklerini ve iþbaþý yapmak için aylardýr beklediklerini hatýrlatan Yýldýrým, “bu yaptýðýmýz eylem tek baþýna kalmayacaktýr kuþkusuz, mücadele etmeye, yaþanan bu sorunun muhataplarýný rahatsýz etmeye devam edeceðiz” diyerek sözlerini tamamladý. Eylem sonunda iþçiler ve destek verenler sloganlarla alandan ayrýldýlar.
17
Yeni Evrede
Sokaklar
“ÝMDAT POLÝS” HATTI AVUKATLARINA POLÝS SALDIRISI!
Halký polis þiddetine karþý korumak ve hukuki yardýmda bulunmak için Ýstanbul Barosu’nda kurulan ve adýna “Ýmdat Polis” hattý denilen “Ýþkence ve Kötü Muamele ile Mücadele Kurulu”, polis þiddeti kurbaný oldu. 1 Eylül günü Levent’te eylem yapan Roseteks iþçilerinin eylemine polisin saldýrmasý üzerine iþçiler, “444 155 9” nolu “Ýmdat Polis” hattýný aradýlar. Bunun üzerine baroda görevli avukatlar Þükriye Erden ve Taylan Tanay iþçilerin yanýna geldi. Ancak avukatlar da burada polisin saldýrýsýna uðradý. Cop darbeleri alan Av. Þükriye Erden’in eli kýrýldý, Av. Taylan Tanay da darbe aldý. Okmeydaný Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’ne kaldýrýlan avukat Erden, 3 hafta iþ görmez raporu aldý ve eli alçýya alýndý. Bu saldýrýda bir iþçi de aðýr yaralandý ve ambulans ile Þiþli Etfal Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’ne kaldýrýldý. Saldýrý üzerine Baro Yönetim Kurulu Üyesi Av.Özlem Aksungar olay yerine giderek, durumu tespit etti ve tutanaða geçirdi. Av.Þükriye Erden yaptýðý açýklamada, “Alacaklarý ödenmeden iþten çýkartýldýklarý için Levent’te Köþebaþý restoranýn önünde eylem yapan Roseteks iþçileri, polisin saldýrýsýna uðrayýnca hukuki yardým için oraya gittim. Orada ayný saldýrýya ben ve avukat arkadaþým Taylan Tanay da maruz kaldý. Saldýrý emrini veren Beþiktaþ Ýlçe Emniyet Müdürü ile savcý hakkýnda gerekli yasal iþlemler için Pazartesi günü baþvuruda bulunacaðýz” diyerek olayý anlattý. Çaðdaþ Hukukçular Derneði üyesi avukatlar 6 Eylül günü Beþiktaþ Ýlçe Emniyet Müdürlüðü önünde yaþanan bu polis saldýrýsýný protesto ettiler. Emniyet önünde toplanan avukatlara Roseteks iþçileri de destek verdi. Basýna açýklama yapan Avukat Diren Yeþil 1 Eylül 2012 tarihinde iþçilere hukuki destek vermek için Roseteks iþçilerinin yanýnda bulunan ÇHD Ýstanbul Þube Baþkaný Av. Taylan Tanay ve Þükriye Erden’in bundan dolayý saldýrýya uðradýklarýný belirti. Yeþil bizzat Beþiktaþ Ýlçe Emniyet Müdürü ve yardýmcýlarý tarafýndan verilen talimatla saldýrýnýn gerçekleþtiðini, Av. Þükriye Erden’i elinin kýrýldýðýný söyledi. Yeþil saldýrýnýn arkadaþlarý þahsýnda sürdürdükleri mücadelelerine olduðunu altýný çizerek, “Baþýnda bir iþkence hükümlüsü bulunan Ýstanbul polisinin bu saldýrýsý hiçbirimiz açýsýndan þaþýrtýcý deðildir... Ýþkenceye karþý mücadele etmeye, haklý ve onurlu olanýn yanýnda durmaya devam edeceðiz” dedi. Açýklamadan sonra eylem, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Yaþasýn Onurlu Mücadelemiz” sloganlarýyla sona erdi.
18
Mücadele Birliði
“HUKUKSUZLUÐUN VAHÞETÝ HEPÝMÝZE DOKUNACAK”
Cumartesi Anneleri, 389. kez Galatasaray Meydaný’nda toplanarak 18 yýl önce gözaltýnda kaybedilen Kenan Bilgin’in gözaltý sürecini açýklayarak, sorumlularýn yargýlanmasýný istedi. Kayýplarýnýn hesabýný sormak için 389. kez bir araya gelindi. Bu haftaki basýn açýklamasýna Cizre’de gözaltýnda kaybedilen 13 Yaþýndaki Yahya Akman, 70 yaþýndaki Abdurrahman Gün’ün yakýnlarý katýldý. Eylemde ilk söz Cizre’den gelen kayýplarýn yakýnlarýna verildi. Yahya Akman’ýn aðabeyi Ýsa Akman, “Yahya Akman öldürüldüðünde 13 yaþýndaydý. 4 kiþiyle birlikte karakoldan alýnýp götürüp öldürüldüler. Kurþuna dizilerek öldürülmüþlerdi. Biz üç gün sonra kendi çabamýzla cenazelere ulaþabildik. Manzara korkunçtu. Kimse bunun hesabýný vermedi. O dönem her yere baþvuru yaptýk ama hiçbir cevap alamadýk. Hatta bazý karakollara gittiðimizde bize kötü muamele yaptýlar, üzerimize köpek saldýlar. O dönem kimseden hesap soramadýk. Þimdi Diyarbakýr’da açýlan JÝTEM davasýnda bu sorumlular yargýlanýyor. Ama savcýlar ve hakimler bu insanlarý cezalandýrma konusunda hevesli deðiller. Biz kayýplarýmýzýn hesabýnýn sorulmasýný istiyoruz” dedi. Abdurrahman Gün’ün yeðeni ve gelini olan Haným Gün ise “Bugüne kadar ne dava, ne de herhangi bir soruþturma açýldý. Diyarbakýr’da görülen davada yargýlananlarýn serbest býrakýlacaðý yönünde bir durum var. Biz bunlarýn asla býrakýlmasýný istemiyoruz. yargýlanmasýný istiyoruz. Buna benzer bir çok olayý gerçekleþtiren kolluk kuvvetlerinin de yargýlanmasýný istiyoruz. Bizim hesabýmýz dilimiz ve kimliðimizdir. Biz eski Kürtler deðiliz, biz mücadele ediyoruz. Tayyip Erdoðan da bizi kandýramaz. Duyarlý herkesin ayaða kalkýp bu olaylarýn hesabýný sormasý lazým. Yoksa toplumsal bir barýþtan söz edemeyiz.” dedi. Ardýndan Kenan Bilgin’in kardeþi Yýlmaz Bilgin, Kenan Bilgin’in 1994 yýlýnda 12 Eylül’de Ankara Dikmen’de gözaltýna alýndýðýný ve bir daha haber alýnamadýðýný hatýrlatarak, bunlara faili meçhul demediklerini çünkü bu olaylarýn faillerinin belli olduðunu söyledi. Bunlardan sorumlu olanlarýn devletin belli yerlerinde hala görev yaptýklarýný ve köþklerinde oturduklarýný, maaþlarýný alýp hayatlarýný devam ettirdiklerini söyleyen Bilgin, “Bütün gözaltýna kaybedilen, devrimci, yurtsever insanlarý buradan saygýyla anýyorum” dedi. Ardýndan, Ýnsan Haklarý Derneði Ýstanbul Þube Baþkaný Ümit Efe, 12 Eylül 1994’te gözaltýna alýnan ve bir daha kendisinden haber alýnmayan Kenan Bilgin’in dosyasýný açýkladý. Efe, sahte rapor düzenleyen savcýnýn terfi ederek Yargýtay üyesi olduðuna, Kenan’ýn kaybedildiði sýrada Ankara Emniyeti’nin müdürü olan Orhan Taþanlar’ýn ise terfi ederek vali olduðuna yine Kenan Bilgin kaybedildiðinde Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Aðar’ın ise önce milletvekili ardýndan bakan olduðuna dikkat çekti Efe “Bizler AÝHM’in mahkumiyet kararý verdiði kayýp davalarý baþta olmak üzere tüm kayýp dosyalarýnýn yeniden iç hukukta soruþturulmasýný istiyoruz. Bu soruþturmalarýn yalnýz cellatlarý deðil, bu iklimi yaratan yerelden ulusala tüm yapýlarý hedeflemesini istiyoruz” diyerek adaletin ancak böyle saðlanabileceðini ve demokratik, insan haklarýna saygýlý bir ülkede yaþanacaksa bunun olmasý gerektiðini aksi halde hukuksuzluðun vahþetinin herkese dokunacaðýný belirtti.
219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
CEZAEVÝNDE ÖLÜMLERE SON!
Bakýrköy Cezaevi önünde “Cezaevlerinde Ölümlere Son! Hasta Tutsaklara Özgürlük” eylemi gerçekleþtirildi. TUAD (Tutuklu Aileleri Dayanýþma Derneði), ÝHD, Barýþ Anneleri Ýnisiyatifi ve bir çok siyasi parti ve derneðin 31 Aðustos günü ortak yaptýðý eylemde, AKP hükümetinin iktidarýný sürdürebilmek için kendisine muhalif olan herkesi tutukladýðýný ifade edildi. Bakýrköy Kapalý Kadýn Cezaevi önünde bir araya gelen tutsak yakýnlarý, hasta tutsaklara özgürlük istediler. “Cezaevlerinde Ölümlere Son! Hasta Tutsaklara Özgürlük” pankartý açýlan eylemde TUAD Baþkaný Mahmut Taþdan basýna yaptýðý açýklamada, “Bugün onbinlerce insan siyasi düþüncelerinden dolayý cezaevlerinde bulunuyor. Bunun yüzlercesi kötü cezaevi koþullarýndan dolayý çeþitli ölümcül hastalýklarla pençeleþiyor. Bu hastalardan biri de anne Fatma Tokmak’týr.” dedi. Taþdan, Fatma Tokmak’ýn bir anne olduðunu, 1996’da bir sabah evlerine yapýlan baskýnla, bir yaþýndaki tek oðlu Azad’la birlikte gözaltýna alýndýðýný anlattý ve Fatma Tokmak’ýn örgüt üyeliðinden Gebze Cezaevi’ne konulduðunu söyledi. Fatma Tokmak’ýn cezaevinde kalp ameliyatý geçirdiðini, bir sürü mücadeleden sonra “enfeksiyon kapma riski yüksek” olduðu gerekçesiyle serbest býrakýldýðýný vurguladý. Taþdan konuþmasýnýn devamýnda “Tutuksuz serbest býrakýlan anne Tokmak, 2008 yýlýnda ise gýyabýnda ‘müebbet’ cezasýna çarpýtýlýyor. Cezaya itiraz ediliyor, Yargýtay tarafýndan 3 defa bozulan dosya, mahkeme heyetinin ýsrarýndan kaynaklý 2010’da onaylanýyor, Tokmak Bakýrköy Cezaevi’ne gönderiliyor. Burada kalp rahatsýzlýðý aðýrlaþan Tokmak, 23 Aðustos günü kalbi iflas ettiðinden, acilen hastaneye kaldýrýlýyor. Hastanede ameliyat edildikten iki saat sonra tekrar cezaevinde gönderiliyor, ancak ‘tedavi-bakým’ olmadýðýndan yarasý kanamaya baþlýyor. Hastane doktorlarý Fatma Tokmak’ýn acilen ameliyata alýnmasý gerektiðini, cezaevi koþullarýnda ise yapýlacak ameliyatýn yüzde doksan ölüm riski taþýdýðýný belirtiyorlar” dedi. Taþdan, Fatma Tokmak’ýn derhal serbest býrakýlarak, acilen tedavi altýna girmesi gerektiðini, Tokmak’ýn hasta tutsaklardan sadece biri olduðunu, þu an ölümcül hastalarýn sayýsýnýn 47 olduðunu ve doðacak ölümlerden AKP hükümetinin sorumlu olduðunu belirti. Tutsak yakýnlarý eylemin sonunda hasta tutsaklarýn derhal serbest býrakýlmasýný ve Abdullah Öcalan’ýn üzerindeki tecridin derhal kaldýrýlmasýný talep ettiler. Eylemde “Hasta Tutsaklar Serbest Býrakýlsýn”, “Hasta Tutsaklar Onurumuzdur” sloganlarý atýldý. TUAD eylemini, 7 Eylü günü de tekrarladý. Bakýrköy Kadýn Kapalý Cezaevinde saat 12.30’da toplanan tutsak aileleri adýna basýna açýklamasýný okuyan Nurettin Kýlýç, “Sayýn Abdullah Öcalan’ý ve orta doðuyu aðýr tecrit ve esaret altýnda tutup Kürt halkýna da kültürel soykýrýmla yok etmeyi önüne koyan ýrkçý sömürgeci zihniyetine karþý meþru savunma temelinde sonuna kadar direneceðiz, Kürt halký kararýný vermiþ. Artýk Kürt halký köleliði reddetmiþ, varlýðýný koruma ve özgürlüðünü kazanma mücadelesini taçlandýrmak için her þeyi ortaya koymuþtur. Kürt halkýna hiç bir güç engel olamayacaktýr” dedi. Kýlýç Kürt düþmanlýðýnýn inkar ve imha politikalarýnýn yaþamýn her alanýnda ve bütün mücadele sahalarýnda gözle görülür bir düzeye geldiðini de belirttikten sonra konuþmasýnýn sonunda “Kürt halký varlýðýný koruma, özgürlüðünü kazanma mücadelesini zaferle taçlandýrmak için her þeyini ortaya koyacaktýr” dedi. Eylemde sýk sýk “Yaþasýn Onurlu Mücadelemiz”, “Hasta Tutsaklar Serbest Býrakýlsýn”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Berxwedan Jiyane” sloganlarý atýldý.
219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
BU A TEÞ S Ý ZÝ DE YA KAR!
Dersim Dernekleri, Galatasaray Lisesi önünde toplanarak Dersim’deki yangýnlara müdahale edilmemesini protesto ettiler. 4 gün önce 8 noktada birden baþlayan orman yangýnlarýnýn Dersimliler tarafýndan söndürülmeye çalýþýldýðý belirtildi ve yangýnlarýn devlet eliyle yapýldýðý söylendi. Dersim Dernekleri, Taksim Meydaný’na kadar yaptýklarý yürüyüþte, “Dersim Darda Karadeniz Ýsyan’da”, “Þemdinli’den Dersim’e Bu Ateþ Sizi de Yakar”, “Operasyonlar Durdurulsun Ormanlar Söndürülsün” , “Katil Devlet Hesap Verecek” sloganlarý attýlar. Eyleme Emeðe Ezgi, sanatçý Mehmet Ekici de destek verdi. Dersim Gazetesi’nden basýna açýklama yapan Celal Sakya, “Dersim 8 ayrý noktadan yine ateþler içinde býrakýldý. Askeri operasyonlarýn ardýndan Dersim’in Merkez, Nazimiye, Ovacýk, Pülümür ve Hozat ilçeleri kýrsalýnda bombardýman sonucu ormanlýk alanlarýn yandýðý bildirildi. 8 ayrý noktada çýkartýlan yangýnlar köylülerin kendi çabalarýyla söndürülmeye çalýþýlýyor. Devletin katliam ve sürgünlerden her dönem nasibi alan Dersim, doðasýyla da devletin hedefinde; Barajlarla sularýmýz hapsediliyor. Siyanürlü altýn iþletmeciliðine topraklarýmýz, ormanlarýmýz ateþe veriliyor. Bütün bunlarla amaçlanan þey çok açýk. Dersim’in insansýzlaþtýrýlmasý. Ancak insansýz bir Dersim’in bütün bu baskýlara, zorbalýklara, katliamlara boyun eðeceði düþünülüyor” dedi. Eylem sloganlarla sona erdi.
19
Yeni Evrede
DEVLET DOÐURMAYA ZORLUYOR!
Sokaklar
Mücadele Birliði
Kadýnlar tecavüz sonucu hamile kalan kadýnlarýn doðurmaya zorlanmasýný Taksim Meydaný’nda yaptýklarý basýn açýklamasý ve oturma eylemiyle protesto ettiler. 8 Eylül günü Taksim Tramvay Duraðý’nda “Tecavüze Uðrayan Kadýnlarý Doðurmaya Zorlayan Hukukunuz Batsýn” pankartý açarak saat 13.00’de bir araya gelen kadýnlar “Kürtaj Haktýr Karar Kadýnýndýr”, “Emeðin Bedenim Kimliðim Benimdir”, “Ücretsiz, Güvenli Kürtaj Haktýr”, “AKP Elini Bedenimden Çek” sloganlarý atarak, tecavüze uðradýktan sonra doðurmak zorunda býrakýlan Zeynep, Nevin ve daha pek çok kadýnýn sesi oldular. Basýn açýklamasýný Kürtaj Haktýr Karar Kadýnlarýndýr Platformu adýna Ayþe Teksöz okudu. Kürtaj yasasý tartýþmalarýný hatýrlatan Teksöz, Saðlýk Bakaný Recep Akdað’ýn “Baþýna kötü bir þey geldiyse de doðursun, devlet bakar” sözüne atýfta bulunarak, Bakan’ýn tecavüz kelimesini telaffuz etmekten dahi kaçýndýðýna dikkat çekti. Teksöz, “Tecavüz, Saðlýk Bakaný Recep Akdað’ýn dediði gibi, yaþanan kötü bir þey deðil, bir erkek þiddetidir. Akdað, kadýnlarýn yaþadýðý cinsel þiddeti görmezden gelip tecavüzü sýradanlaþtýrýrken, kadýnlarý her durumda doðurmasý gereken kuluçka makinelerine indirgiyor ve kadýnlarýn 9 ay boyunca yaþayacaklarý travmayý yok sayýyor” diyerek tepki gösterdi. 14 yaþýnda tecavüze maruz kalan Zeynep’in tecavüz sonucu gebe kaldýðý için kürtaj olmak istemesine raðmen yasal süre dolmadýðý halde savcýlýðýn, tecavüzde rýza aradýðý gerekçesiyle kürtaj talebini reddettiðini hatýrlatan Teksöz, tecavüz suçunun, devletin, yargýnýn, savcýlarýn, hakimlerin, bakanlarýn rýzasý ile erkekler tara-
fýndan iþlenmeye devam edildiðini belirterek “Tecavüze rýza gösteren devlettir. Devlet tecavüzü yargýlamadýðý gibi tecavüz sonrasýnda gebe kalan kadýnlarý doðurmaya zorluyor” dedi. Teksöz, tecavüzcüsünü öldüren Nevin’in “Ölsem bile doðurmayacaðým” dediðini, fakat 20 haftalýk yasal süreyi bürokrasi nedeniyle doldurduðunu hatýrlatarak, sistemin tecavüze uðrayan kadýnlarýn doðrudan doktorlara baþvurmasýnýn önüne geçip, onlarý önce savcýya gitmeye, savcýyý tecavüze uðradýðýna inandýrmaya mecbur býraktýðýný ve “Tüm bunlarý da 20 hafta içinde baþarabilirsen kürtaj olabilirsin” dediðini belirtti. Tecavüz davalarýnda sürecin kadýnlar aleyhine iþlediði ortadayken, kürtajýn savcýlýk kararýna baðlanmasýnýn kürtajý fiilen yasaklamak ve kadýný doðurmaya zorlamaktýr anlamýna geldiðini söyleyen Teksöz, Zeynep ve Nevin’in istemedikleri gebeliði yaþamamalarý için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlýðý’ný, Saðlýk Bakanlýðý’ný ve hükümeti göreve çaðýrdý. Tecavüze maruz kalan kadýnýn deðil tecavüzcünün cezalandýrýlmasýný, tecavüz suçunda kadýnýn beyanýnýn esas alýnmasýný, tecavüz sonrasýnda istenmeyen gebeliðin engellenmesi için gerekli tedbirlerin alýnmasýný isteyen Teksöz, kadýna istemediði bir gebelik süreci yaþatmayacak prosedür ile saðlýklý, güvenilir, eriþebilir, hýzlý kürtaj hakkýnýn saðlanmasýný talep etti. Kadýnlar sloganlarla 15 dakikalýk bir oturma eyleme yaptýktan sonra kadýnlarýn emeðine, bedenine, kimliðine yönelik saldýrýlara karþý mücadeleye ve eylemlere devam edeceklerini belirterek eylemi sonlandýrdýlar.
ANTEP’TE ÖÐRETMENLER 4+4+4 YASASINA KARÞI SOKAKLARDA 5 Eylül günü Antep’te Yeþilsu Parkýnda saat 13.30’da Eðitim Sen bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. “Irkçý, Gerici, Piyasacý 4+4+4’e Karþý Çocuklarýmýza, Okullarýmýza, Geleceðimize Sahip Çýkýyoruz” adý ile bir eylem programý belirleyen eðitim emekçileri, eylemlerini ilk olarak 5 Eylül’de Yeþilsu Parký’na kurduklarý imza standý ile baþlattýlar. 15 Eylül’de Ankara’ya gidecek olan eðitimciler, yeni yasaya karþý sessiz ve tepkisiz kalmayacaðýný gösterdiler. Antep Eðitim Sen Baþkaný Ömer Faruk Koç’un okuduðu basýn açýklamasýnda, çýkarýlan 4+4+4 yasasý ile birlikte öðretmenler açýsýndan atama ve yer deðiþtirmelerinde yaþanan sorunlar ve zorluklar, çocuklarýn 5 yaþýnda ilkokul eðitimine uygun geliþimlerini
20
tamamlamadan okula baþlatýlacak olmasý ve aileler açýsýndan sorunlu bir sürece girildiðinin altý çizilerek tam bir karmaþa ve kaos ortamýnýn doðacaðý dile getirildi. Ayrýca evrensel bir gerçeklik olan, okul çocuklarýnýn 72 ay doldurma zorunluluðunu ortadan kaldýrmaya çalýþan yeni eðitim sisteminin yaratacaðý asýl gerçekliðin okullar açýldýktan sonra ortaya çýkacaðý vurgulandý. Ve en son olarak Milli Eðitim Bakanlýðýna 4+4+4’e iliþkin sorunlara at gözlüðü ile bakmaktan vazgeçilip bu yasanýn çocuklara ne büyük bir kötülük olduðunu görmeleri ve 4+4+4’e karþý yükseltilen tepkilere suçlayýcý yaklaþýlmadan çocuklarýn geleceði ile oynanmamasýndan söz edilerek bitirildi. 219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
Eðitim Sen’in basýn açýklamasýndan sonra Atamasý Yapýlmayan Öðretmenler Platformu da saat 14.00’te bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. “Okullar Öðretmensiz Öðretmenler Ýþsiz/ Atamasý Yapýlmayan Öðretmenler Platformu” yazýlý pankartlarýný açarak basýn açýklamasý yapan iþsiz öðretmenler, atamasý yapýlmasý gereken binlerce öðretmen olmasýna raðmen þu an sadece 324 atama yapýldýðýna dikkat çektiler ve yeni eðitim sistemine iliþkin eleþtirel konuþmalarýnýn ardýndan eylemlerini “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Susma Haykýr Atama Haktýr” sloganlarýyla sonlandýrdýlar. Antep Mücadele Birliði Platformu
ADLÝ TIP CÝNAYETLERE ORTAK!
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
Tecrite Karþý Mücadele Platformu (TMKP) üyeleri, 5 Eylül günü Yenibosna Adli Týp Kurum önünde saat 13.00’de, devrimci-yurtsever tutuklu ve hükümlülerin saðlýk sorunlarýna iliþkin bir basýn açýklamasý düzenledi. “Adli Týp Kurumu Tecritteki Ölümlerden Sorumludur”, “Tecrite Son” yazýlý pankartlarýn açýldýðý eylemde “Tecrite Son”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Tecriti Kaldýrýn Ölümleri Durdurun”, “Hasta Tutsaklar Serbest Býrakýlsýn” sloganlarý atýldý. Tecrite Karþý Mücadel Platformu adýna basýn açýklamasýný Esra Çakmak okudu. TMKP olarak hapishanelerdeki devrimci-yurtsever tutsaklara dönük planlý ve sistematik bir þekilde devlet tarafýndan uygulanan tecrit iþkencesini yarmayý ve hapishanelerin dýþarýdaki sesi olmayý önlerine hedef olarak koyduklarýný söyleyen Çakmak, devrimci ve yurtsever tutsaklarýn hapishanelerde tek ya da üç kiþilik F tipi hücrelerde tecrite karþý direndiðine; devletin, devrimci iradeyi ve insanlýk onurunu teslim alabilmek için içeride bedensel olarak hapsettiði tutsaklara tecrit iþkencesini çok boyutlu bir þekilde yaþattýðýna; kendi kanunlarýna ve hukukuna dahi uymadýðýna dikkat çekti. Devrimci iradeyi teslim almak için uygulanan bu iþkencenin tek boyutlu ol-
madýðýný, bunun bir ayaðýný hapishane idaresi oluþtururken, bir ayaðýný da söz konusu kadýnlar, yoksullar ve devrimciler olduðu zaman verdiði rezalet ve insanlýk dýþý kararlarýn altýna imza atan Adli Týp Kurumu’nun oluþturduðunu belirten Çakmak, Adli Týp Kurumu’nun þimdiye kadar verdiði kararlarla yüzlerce hasta tutsaðýn içeride tedavi edilemediði ya da hapishane koþullarýnda yaþamasý mümkün olmadýðý için devlet tarafýndan bilinçli bir þekilde katledilmesine sebep olduðunu ifade etti. Adli Týp Kurumu’nun ve devletin devrimci ve yurtsever tutsaklara dönük uyguladýðý iþkence ve tedavilerinin engellenmesi nedeniyle, hapishanelerde 2012 yýlýnda 18 tutsak, 2011 yýlýnda 67 tutsak, 2010 yýlýnda 70 tutsak, 2009 yýlýnda 66 tutsak, 2008 yýlýnda 71 tutsak 2007 yýlýnda ise 57 tutsaðýn yaþamýný yitirdiðini hatýrlatan Çakmak, bu verilere Güler Zere
gibi ölüm döþeðinde tahliye edilen ve kýsa bir süre sonra yaþamýný yitiren tutsaklarýn dahil olmadýklarýna dikkat çekti. TMKP hazýrladýðý rapordaki hasta tutsaklarý ve saðlýk durumlarýný açýkladý. Esra Çakmak ayrýca, “Tüm bu yaþananlara baktýðýmýzda Adli Týp Kurumu bir taraftýr. Hastanelerin ve doktorlarýn, ‘cezaevinde yaþayamaz’ raporlarýna raðmen onlarca hasta tutsaðý serbest býrakmayarak tedavilerini engellemiþ ve bilinçli bir þekilde öldürülmüþtür.” diyerek, raporlarý yok sayan Adli Týp Kurumu mensuplarýnýn, insanlarý tahliyesine karar vermeyerek içeride ölmelerine onay vermeye devam ettiðini belirtti. Somut raporlarý hiçe sayan Adli Týp Kurumu’nun, aðýr kanser hastasý tutsaklarý ring içinde yüzlerce kilometrelik iþkenceli yolculuk yapmaya zorunlu kýlarak makamýna çaðýrdýðýný hatýrlatan Çakmak, “tedavileri yapýlmaktadýr, cezaevinde kalabilir” raporunu vererek cinayetlere ortak olduðunu ifade etti. TMKP üyeleri basýn açýklamasýný “Hasta Tutsaklara Özgürlük”, “Tecrit Ýþkencesine Son” sloganlarýyla bitirirken, hasta tutsaklarýn tedavilerinin önündeki engeller kaldýrýlýncaya kadar çeþitli eylemler yapmaya devam edeceklerini söylediler.
23. KURULUÞ YILINDA PARTÝ SELAMLANDI!
TKEP/Leninist’in kuruluþunun 23. yýldönümü, 1 Eylül Dünya Barýþ Günü nedeniyle yapýlan Kadýköy’de mitingde selamlandý. Leninistler mitingde yürüyüþ boyunca yazýlamalar yapýp sloganlar atarak proletaryanýn devrimci sýnýf partisinin kuruluþ yýldönümünü selamladýlar. Kadýköy “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist”, “Yaþasýn 13 Mart Genç Komünistler Birliði”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak”, “Kürt Halký Devrimle Özgürleþecek”, “Halklar Birleþin Devrim Ýçin Savaþýn”, “Dünyaya Barýþ, Kapitalizme Savaþ”, “Fabrikalar, Tarlalar, Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” sloganlarý ile çýnlarken, savaþlarýn son bulduðu sýnýfsýz sömürüsüz bir dünya için devrim mücadelesi vermek gerektiði belirtilerek emekçiler Parti saflarýnda mücadeleye çaðrýldý. Güzergah boyunca ayrýca TKEP/L ve 13 Mart GKB yazýlamalarý yapýldý. 219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
21
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
1 MAYIS MAHALLESÝ KURULUÞ FESTÝVALÝ
10.Geleneksel 2 Eylül 1 Mayýs Mahallesi Kuruluþ Festivali bu yýl da 31 Aðustos’ta baþladý. “Emperyalist Saldýrganlýða, Yýkýmlara ve Asimilasyona Karþý 77 Ruhuyla Emek ve Özgürlüðümüzü Sahipleniyoruz” sloganýyla yapýlan festival 3 gün sürdü.
1.Gün: Festival öðle saatlerinde 1 Mayýs Mahallesi’ndeki Deniz Gezmiþ Parký’nda stantlarýn açmalarýyla baþladý. Festivalin ilk günkü programý “AKP Ýktidarý Ekonomi Politikalarý ve Halklarýn Demokratik Mücadelesi” konulu forumla baþladý. Forumda Ezilen Ýnançlar, Alevilik, Kadýna Yönelik Þiddet, Eðitim Sistemindeki Dönüþümler baþlýklarý altýnda sunumlar yapýldý. Akþam programý 1 Mayýs Mahallesi halkýnýn verdiði mücadelede, devrim ve özgürlük mücadelesinde yaþamýný yitirenler için yapýlan saygý duruþuyla baþladý. Festival Tertip Komitesi’nin yaptýðý açýlýþ konuþmasýnda 2 Eylül 1977 tarihinde, 1977 1 Mayýs’ýnda ölümsüzleþenlerin ardýndan 1 Mayýs Mahallesi halký ve devrimcilerin verdiði mücadeleyle ve12 kiþinin ölümsüzlüðe uðurlanmasýyla mahallenin kurulduðu hatýrlatýldý. 1 Mayýs halký, 2 Eylül 1977 ruhuyla mücadele emek ve özgürlük mücadelesini sürdürmeye devam edecektir denildi. Konuþmanýn ardýndan Mehmet Ekici, Taylan Yýldýz, Pýnar Aydýnlar, Grup Ýsyan Ateþi sahne aldýlar.
2.Gün: Festivalin ikinci gününde program “Kentsel Dönüþüm ve Yýkýmlar” konulu panelle baþladý. Panelde Mimarlar Odasý Ýstanbul Þubesi’nden Burak Yýlmazsoy, Þehir Plancýlarý Odasý’ndan Metin Aban, Av. Can Atalay, Gülsuyu Gülensu Derneði Baþkaný Ali Þen-
22
gül ve Site Esenevler Mahalle Derneði Baþkaný Mehmet Taþ yer aldý. Akþam saatlerinde festival konser ve folklor gösterimi ile devam etti. Yüz Çiçek Açsýn Kültür Merkezi halk oyunlarý ekibi ve bir skecin ardýndan sanatçýlar Cihan Çelik, Rabzan Belegat sahne aldýlar.
3.Gün: 1 Mayýs Mahallesi halký 2 Eylül 1977’de 12 kiþinin ölümsüzlüðe kavuþtuðu kuruluþ yýldönümünde festivalin 3. gününde “Yýkýmlara Operasyonlara, Asimilasyona ve Emperyalist Saldýrganlýða Karþý 77 Ruhuyla Emeðimizi ve Özgürlüðümüzü Sahipleniyoruz” diyerek Cennet Düðün Salonu önünde saat 14.00’de toplanýlarak yapýlan yürüyüþle baþladý. Mahalle halký “Yýkýmlara, Asimilasyona Emperyalist Saldýrýlara Karþý 77 Ruhuyla Emeðimize Özgürlüðümüze Sahip Çýkýyoruz, 2 Eylül Kuruluþ Festivali Platformu”, “Yaþasýn 2 Eylül Direniþimiz, 2 Eylül Þehitleri Ölümsüzdür, 2 Eylül Kuruluþ Festivali Platformu” yazýlý pankartlarla yürüdü. Yürüyüþ boyunca “2 Eylül Þehitleri Ölümsüzdür”, “Yaþasýn 2 Eylül Direniþimiz”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Halkýmýz Sokaða Hesap Sormaya”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Malatya Roboski Olmayacak”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði-Biji Bretiya Gelan” sloganlarý atýldý. 2 Eylül 1977 yýlýnda verilen mücadeleyle ve 12 kiþinin ölümsüzleþmesiyle bu mahallenin kurulduðu hatýrlatarak halka sokaða çýkarak yürüyüþe katýlmasý, kentsel dönüþüm adý altýnda yapýlan yýkýmlara, faþist, ýrkçý, þoven saldýrýlara, operasyonlara, tutuklamalara, iþçi ve emekçiler üzerindeki ekonomik saldýrýlara karþý mücadeleye katýlma çaðrýsý yapýldý. 2 Eylül 1977’de ölümsüzleþenlerin isimleri sayýlarak “Yaþýyor” sloganýyla selamlandý. 219. Sayý / 12 - 26 Eylül 2012
30 Aðustos Kýz Meslek Lisesi önüne gelindiðinde 2 Eylül’de ölümsüzleþenler ve tüm devrim ve sosyalizm savaþçýlarýný anmak üzere saygý duruþunda bulunuldu. 2 Eylül’ün direniþ tarihi olduðunu, bu nedenle devletin kentsel dönüþüm planlarýyla, çeteleriyle, yozlaþtýrma politikalarýyla 2 Eylül’e ve mahallenin iþçi emekçi halkýna saldýrdýðý belirtilen açýklamada, 1 Mayýs Mahallesi’nin 1 Mayýs 1977’ye öykünürcesine 12 devrimcinin ölümsüzleþmesiyle kurulduðu hatýrlatýlarak, mahallenin iþçi ve emekçilerinin, kentsel dönüþüm planlarýna, inançlarýna yönelik saldýrýlara, emperyalist saldýrýlara karþý sessiz kalmayacaðý, geçmiþte olduðu gibi bundan sonra da mücadeleyi sürdüreceði emeklerine ve özgürlüklerine sahip çýkacaklarý belirtildi. Festivalde 3. günün panel konusu “Ortadoðu’daki Genel Siyasi Durum” oldu. Panelin ardýndan saat 19.00’da gece müzik programý baþladý. Gecede ilk sahneye çýkan Doðan Çelik, Zazaca parçalar söyledi. Ardýndan sahne alan Grup Ýklim þarkýlarýný, emperyalizme karþý seslendirdi. Daha sonra Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçýlarý Ruken ve Hiwda kürtçe þarkýlarýyla konser devam etti. Grup Kutup Yýldýzý, zindanlara dikkat çekerek, devrimciler için ezgilerini seslendirdi. Daha sonra Emeðe Ezgi sahne aldý. Emeðe Ezgi ilk albüm galasýný 1 Mayýs Mahallesinde yaptýklarýný vurgulayarak, tekrar mahalle halkýyla birlikte olduklarý için çok mutlu olduklarýný belirtiler. Emeðe Ezgi, Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Lazca ezgiler seslendirerek kitlenin coþkusunu doruða çýkardý. Kürt Halkýnýn özgürlük mücadelesini selamlayan grup üyeleri, Orta doðuda ayaða kalkan Arap halklarýna ve bir çok halkýn kendi devrimci parçalarýný kendi dilleriyle seslendirdi. Gecenin son sanatçýsý Alevi deyiþ ve türkülerini seslendiren Tolga Sað oldu.