Skip to main content

s218

Page 1

TEKELCÝ KAPÝTALÝZMÝ YIKMAYA YÖNELEN DEVRÝM Ý

Yeni Evrede

Başyazı

Mücadele Birliði

þçiler, uluslararasý sermayenin hareketinden, akýþýndan sýk olarak etkilenirler. Sermaye hareketlerine baðlý olarak bazý iþkollarý kapanýrken, yeni iþ kollarý açýlabiliyor. Sermayenin bir iþkolundan çekilip baþka iþkollarýna yönelmesi, emekçilerin durumunu derinden etkiliyor. Emeðin durumunu, hareketini ve mücadelesini etkileyen baþka bir geliþme, sanayinin yer deðiþtirmesidir. Sanayi zaman zaman bir yerden baþka bir yere taþýnabiliyor. Sanayinin taþýnmasý, emekçilerin yaþamýný doðrudan etkilediði gibi -iþten çýkarýlma gibi- proletaryanýn mücadelesinin geliþimini de etkiler. Ýþçilerin mücadelesi üzerine sýð laflar edenler ya da emekçilere teorik bakýþ açýsý kazandýracaðým diye çeþitli kitaplardaki görüþlerin derlemeciliðini yapan ve bunu kendi görüþü diye göstermeye kalkanlar, bunun yerine emeðin maddi koþullarýný biraz ciddi bir biçimde inceleseler, çalýþan sýnýfa, bu sýnýfýn mücadelesine bir yararlarý dokunmuþ olurdu. Ýstanbul’un çevresindeki kentler, sanayi taþýma hareketinin birer örneðidir. Ýstanbul’da bulunan çok sayýdaki sanayi iþletmesi yakýn bölgelere götürüldü. Böylece bir sanayi kenti olan Ýstanbul, bu özelliðini çevre illerle birlikte paylaþmaya baþladý. Ýstanbul’un büyük sanayi olarak yoðunluðu çepere doðru kaymýþ oldu. Büyük sanayinin azalmasýna ve bir finans merkezi haline gelmesine karþýn, Ýstanbul hala endüstri kenti özelliðini koruyor. Yine de eski düzeyinin altýna inmiþ durumda. Bu deðiþiklik, emeðin hareketini ve mücadelesini çeþitli yönlerden ele almayý gerektirmektedir. 15-16 Haziran Ýþçi Ayaklanmasýnýn tekrarýnýn maddi temelini zayýflatmýþtýr. Büyük iþçi ayaklanmasýnýn kollarýný oluþturan sanayi bölgeleri artýk yok. 15-16 Haziran büyük sanayi, büyük iþletme yoðunlukluydu. Büyük Ýþçi Ayaklanmasý üzerinde duranlar, hareketin dayandýðý maddi temeldeki bu deðiþimi göz önünde tutmak zorundadýrlar. Büyük bir iþçi ayaklanmasý çevre bölgelerle birlikte düþünülmeli. Ýstanbul böyle bir ayaklanmanýn ilk baþlatýcýsý, merkezi ve son noktayý koyacak olandýr. Ýstanbul’daki bir ayaklanma büyük sanayi iþçileriyle sýnýrlý kalmayacak, irili ufaklý atölyeler aðýyla sarýlý þehrin tüm emekçi semtlerini de kapsayacaktýr. Ýstanbul ve çevresini kapsayan bir ayaklanma, hem proletaryanýn damgasýný taþýyacak, hem de geniþ emekçi desteðine sahip olacaktýr. Devrimin öznesi bu alanda yoðun olarak vardýr. Sýnýf mücadelesinin verildiði maddi koþullarý daha iyi anlamak, tablonun bütünlüðünü görmek için, bu koþullardaki deðiþimi irdelemeyi sürdürelim. Ýstanbul’da atölye iþçiliði, sa-

nayi sitelerinde çalýþanlar, büro ve inþaat iþçiliði, ev iþçiliði, turizm sektöründe çalýþan iþçiler kentte çok büyük niceliðe ulaþtýðý gibi, ayný zamanda þehrin içinde çok yaygýn olarak bulunuyorlar. Ýþsiz iþçilerin sayýsý hýzla artan kitlesel iþten çýkarmalarla birlikte büyük oranlara vardý. Küçük iþyeri sermayenin çok elden çýkýp daha az elde merkezileþmesi, sermaye birikimi yasasýna baðlý olarak ya da sermaye birikiminin tarihi eðilimine baðlý olarak iflasa uðruyor, sahiplerinin bir kýsmý iþsizler ordusunun saflarýna katýlýrken, diðerleri de ücretli emekçilerin arasýna katýlýyor. Kapitalizm her türlü emeði, ücretli emeðe çevirme eðilimi taþýr. Daha fazla insan etkinliðini meta üretimine dönüþtürür. Atölyeleri çok geniþ alanlara yayarak çok sayýda kitleyi proleterleþtirerek, kendi denetimime sokmuþtur. Bunun sonucu, sermaye daha fazla insanýn yaþamýna el koymuþtur. Bu geliþmenin geldiði kaçýnýlmaz yer, toplumsal üretici güçlerinin burjuvazinin elinden kaçmasýdýr. Onlarý toplumun kolektif denetimine alana dek bu kriz daha da þiddetlenir. Sanayinin, fabrikalarýn, atölyelerin geniþ alanlara yayýlmasý iþçilerin yaþamýnýn her kentte kötüleþmesi, yoksulluðun genel olmasý, devrimci kitle hareketinin çok ya da az tüm kentlerde görülmesi, yýðýn eylemlerinin ayný anda birçok ilde örgütlenmesi, devrimci halk ayaklanmasýnýn, devrimin koþullarýnýn ne denli olgunlaþtýðýnýn kesin olgularýdýr bu koþullar devrimin gerçek koþullarýdýr. Devrim, sýnýf çeliþkilerinin keskinleþmesi ve þiddetlenmesidir. Sistem içi çeliþkilerin derinleþmesi, burjuva düzenin krizini olgunlaþtýrmýþtýr. Emekçilerin yoksulluðunun boyutlanmasý, durumlarýnýn çekilmez hale gelmesi baskýlarýn, saldýrýlarýn yaygýnlaþmasý devrimci krizi yaratan bir zemindir. Bu zemin Türkiye ve Kürdistan’da baþkaldýrýlarý sýklaþtýracak denli güçlüdür. Tekelci sermayenin, emekçi kitlelerinin büyüyen baþkýldýrýlarýný önlemek için sistematik olarak giriþtiði devlet terörü ve katliamlar, buna baþvuranlar için sonuç getirmediði gibi, egemenlerin gerici þiddeti, kitlelerin isyan ve ayaklanmalarýný daha da körüklemiþ ve güçlendirmiþtir. Halk kitleleri, iþçiler kendilerine karþý en þiddetli bir þekilde yürütülen saldýrýlara karþý savaþarak dönüþüme uðradýlar, yetkinleþtiler ve devrimi baþaracak bir politik olgunluk kazandýlar. Örgütlü mücadele, deneyim, ataklýk, cesaret ve bilinç düzeyi olarak büyük bir geliþme gösteren devrimci özne, devrime çok yönlü olarak hazýrlanmýþtýr. Hazýrlýklarýn devrime dönüþmemesi için

218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

küçük burjuva hareketlerin gösterdiði çabalar da sonuç vermiyor. Uzlaþma çabalarý, devrimin zorunluluðunu ileriye ertelemeye yetmemiþtir. Tüm uzlaþma, oyalama ve engellemelere karþýn, yýðýnsal devrimci hareket, tekelci egemenliðin devrimci yýkýlýþýna doðru ilerliyor. Devrimin gerçek koþullarý ne kadar olgunlaþmýþ olurlarsa olsun, ertelemeciler, bir ayaklanmanýn önünde bazen iç koþullarýn yetersizliðini göstermiþlerdi, bazen dýþ koþullarýn. Oysa ki devrimci bir ayaklanmaya kalkýþan hiçbir halk desteksiz dayanýþmasýz, kendi baþýna kalmýyor. Ayaða kalkan ve savaþan her halk, dünya proletaryasý ve halklarý tarafýndan ateþli biçimde destekleniyor. Burjuvazi, uluslararasý sermaye baþkaldýran halkýn ayaklanmasýný ezmeye kalkýþtýðýnda, karþýsýnda eyleme geçen dünya halklarýný buluyor. Proletarya enternasyonalizminin bu güncel pratiði, bir ayaklanmaya giriþildiðinde, tek baþýna kalacaðý biçimindeki küçük burjuva argümaný da çürütmüþ oluyor. Devrimin ertelenmesi bir yana, yeni eylemlerle þiddetleniyor, güçleniyor ve geniþliyor. Devrimci kitlelerin ortak mücadelesi ve eylemleri burjuvazinin yeniden yönetebilir duruma gelmesine izin vermiyor, tersine büyüyen çatýþmalar, sistemin krizini derinleþtiriyor, çatlaklarýný geniþletiyor, tepeden týrnaða sarsýyor. Egemenlerin bugünkü durumun genel bir ayaklanmaya yolaçmasý için, devrimin koþullarýný yumuþatýp, büyük kapýþmayý geleceðe ertelemek yerine, tersine tüm attýðý adýmlarla daha da öne çekiyor. Emekçilerin en önemli sorunlarýnýn çözümü ivedi hale gelmiþtir. Yaþamlarý gasp edilen yýðýnlar her alanda kurulu sosyal sisteme karþý baþkaldýrý içindeler. Baþkaldýrýya en ikna edici koþullar eþlik ediyor. Burjuvazinin ideolojik aygýtlarý ne denli etkin olarak çalýþýrsa çalýþsýn, sonuç deðiþmez. Ezen ve sömürenlerle, ezilen ve sömürülenler arasýndaki karþýtlýk yumuþamýyor, sertleþiyor. Bu durumda burjuvazinin ideolojik argümantasyonlarý istenilen etkiyi yaratamaz, tersine tüm etkisini yitirir. Tekelci kapitalist düzen çökerken, buna baðlý olarak, burjuvazinin kitlelerin üzerindeki ideolojik politik hegemonyasý yýkýlýrken ve her yönden kriz içindeyken, buna karþýn bir devrim, iþçi sýnýfý önderliðinde ve ideolojik politik hegemonyasýnda bir devrim kendini her gün biraz daha belirginleþtiriyor. Burjuvazinin þu ya da bu güncel uygulamalarýna karþý mücadeleyi aþarak, tekelci kapitalist düzeni yýkmaya yönelen bu devrimcin geliþmesini görmek gerekir. C.DAÐLI

3


KÝTLELERÝN LENÝNİST TARZDA YÖNETÝMÝ

Yeni Evrede

Güncel

Tüm dünyada olduðu gibi bu topraklarda da devrimci kitle mücadelesinde, en reformist çevrenin bile inkar edemeyeceði bir patalama yaþanýyor. Devrime inançsýzlýðý uzmanlýk haline getiren yayýnlar bile “devrim günceldir” baþlýklarý kullanýyorsa, baþka bir kanýt aramaya gerek yok, bu bir olgudur. Ve þimdi bu olguya, sonuçlarý bakýmýndan çok kritik bir baþka geliþme ekleniyor: Son aylarda leninistlerin eylem çaðrýlarýna ciddi sayýda kalabalýk bir kitlenin cevap vermesi, evet, devrimin kendi yolunda ilerlemesinin kaçýnýlmaz bir sonucudur. Bu da leninist çalýþma tarzýný, kitle içinde faaliyetten, kitlelerin yönetimine doðru geniþletme zorunluluðunu doðuruyor.

Devrimin Genel Kitlesi Yeni çalýþma düzeyinin esaslarýný belirlemeden önce, karþýmýzdaki kitlenin genel özelliklerini bilmek gerekiyor. En kýsa, en yalýn tabiriyle bunlar, kýrk yýllýk devrimci mücadele ve iç savaþýn þekillendirdiði devrimcin genel kitlesidir. Ta Denizler’den bu yana devrimci hede ve söylemlere sempati duyanlar; zaman zaman þu ya da bu küçük burjuva devrimci çevreye destek verip umduðunu bulamayanlar; kanlý ve uzun iç savaþýn acýmasýz sonuçlarýna maruz kalýp öfkeyle dolu olanlar; öncekilerin ayak izlerini takip ederek mücadeleye yeni yeni insanlara varýncaya dek, emekçi sýnýflarýn pek çok katmaný, çok farklý tarihi tecrübeye sahip olanlarý barýndýran bir kitledir bu. Biz bu kitleyi, en kapsamlý haliyle, 1 Mayýs’ta Taksim’de ve diðer alanlarda gördük. Sendikalar ve siyasý yapýlarýn taþýdýklarýndan çok daha kalabalýk bir kitleye sahiptiler. Devrimci heyecan ve coþku yönünden, oportünizme nal toplatýyorlardý. Bilinçleri de öyle. Yýllar boyu 1 Mayýs için Taksim’i beklemiþlerdi ve baþka bir alana gitmiþlerdi. Bu da onlarýn, gerçek devrimci hedeflerle sahtesini ayýrmayý bilecek birikimde olduklarýna iþarettir.

4

Mücadele Birliði

Yaný sýra, harekete yeni yeni geçen, uzun yýllarýn uykusundan birden bire uyanan büyük bir kitle daha var. Bunun en yaygýn ve en iyi örneklerini iþçi sýnýfý saflarýnda görüyoruz. Yýllarýn devrimci birikimini özümsemede iþçiler, HES protestolarýyla öne çýkan köylülerden çok daha hýzlýlar. En son, Antep iþçilerinin Baþpýnar’da ayaða kalkan büyük kitlesi, daha ilk adýmda komite ve konsey örgütlenmelerine giderek, çok ciddi bir örnek sundu. Olaðanüstü hareketli bir kitle var karþýmýzda. Bir yandan, onlarca yýllýk iç savaþýn aðýr derslerini belleklerine kazýmýþ olanlar; diðer yandan en arka sýralardan gelip en öne geçen en yeniler...

Bilinçli Kendiliðindenlik Þu veya bu partinin öncülüðünde deðil, kendi yolunda ilerleyen devrimcin genel kitlesi, klasik söylemlerle “kendiliðindenlik” ile damgalanamazlar. Çünkü bu kitleyi harekete geçiren, devrimin apaçýk çarpýþmalarý, politik kutuplaþmalar ve üst üste binen sorunlarýn keskinleþtirdiði saflaþmalardýr. Üstelik, devrimin genel kitlesinin bu öncüsüz kendiliðinden hareketi, sadece (Kürdistan hariç) bu topraklara özgü deðil. Son bir kaç yýlda dünya çapýnda pek çok örneði görülen evrensel bir olgudur. Tunus ve Mýsýr’da milyonlarca emekçinin, hiç bir örgütle kol kola girmeden alanlarý dolduruþlarýna þahit olmuþtuk. Ayný milyonlarý, Yunanistan ve Ýspanya gibi çok daha köklü sendikal örgütsel politik iklimin yaþandýðý ülkelerde de gördük. Oportünizmin, reformist periþanlýðýn, sýnýf iþbirliðine sürüklenen nice komünist partinin utanç veren enkazý üzerinde, bu çürümüþ ve yozlaþmýþ öncülerin çaðrýlarýný boþuna bekleyen milyonlarca emekçi, sokaklarý inat ve ýsrarla, devrimci hedef ve þiarlarla doldurdu ve küresel ölçekte yaþanan o muazzam devrimci dalganýn asýl yaratýcýsý bunlar oldu. Evet: bir devrime giriþ218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

mek, bir ayaklanmaya kalkýþmak için geniþ kitlelerin sýký sýkýya örgütlü olmalarýna hiç de gerek duyulmadýðýný kanýtlayan geliþmeler bunlar, ama ayný zamanda örgütsüz kitlelerle baþlayan ayaklanmanýn tam bir zafere ulaþmasýnýn mümkün olmadýðýný gösteren nice örnekler... Tekrar etmekte fayda var: Karþýmýzdaki kitle devrimin genel kitlesidir ve çoðunluðu örgütsüz olsa bile, geçmiþte bu tecrübeyi yaþamýþ, küçük burjuva oportünizminin umutsuzluðundan, ývýr zývýrý hedeflemesinden dolayý kendini bu çevrelerden koparmýþ olanlardýr. Geçmiþte bir dönem, cesaret ve cüretleriyle geçici bir süre parlayan, ama ayný hýzla donuklaþan küçük burjuva devrimcilerine kitlesel olarak destek vermiþler, bu yapýlarýn öncülüðünde zafere uzanacaklarýný düþünmüþlerdi. Ýþte karþýmýzdaki kitlenin belirgin özelliklerinden biridir bu. Yakýn geçmiþin hayal kýrýklýðýný üzerilerinde taþýyorlar. Bu yüzden, ne kolay yoldan güven duyabilirler ne de kendi iradelerini kolay kolay örgütlü yapýlara teslim ederler. Leninist Þiarlara Ýlgi Devrimin genel kitlesini, daha önce olmadýðý ölçüde, Leninist Parti’nin çaðrýlarýna kulak vermesi; hem devrimci iklimin bu kitleyi çok daha ileri gitmeye zorlamasýndan dolayýdýr, hem de küçük burjuva uzlaþmacý hareketleri çöküþüyle birlikte Leninist þiarlarýn daha net duyulur olmasýndadýr. Devrimin en yalýn ve olaylar tarafýndan defalarca kanýtlanan gerçekçi programýna, harekete geçen milyonlarýn özlemlerini dile getiren en kapsamlý þiarlara sahip leninistler, elbette bu kitlenin ilgisini çekecekti. Çünkü daha ileri gitmeye tarih tarafýndan adeta zorlana bu kitlenin, varolan daðýnýklýðý toparlayacak, istek ve özlemlerini politik þiarlar ile berraklaþtýracak, toplumsal devrimin yüce ve derin amaçlarýný en yalýn ve herkesin an-


Yeni Evrede

Güncel

Mücadele Birliði

layabileceði basitlikte dile getirebilecek bir öncü arayýþýna girmekten baþka çaresi yoktur. Þimdi bütün leninistler apaçýk bilmelidir ki, devrimin genel kitlesinin spotlarý bizim üzerimizdedir. Zaman zaman çaðrýlarýmýza cevap veriyorlar ama hepsine deðil. Bizi izliyorlar, program ve sloganlarýmýzý kendilerine yakýn buluyorlar fakat bu kitle, ayný zamanda, sözlerden daha önemli þeylerin olduðunu pekala biliyor. Þimdi bizim hiç bir zorluktan yýlmayan direþkenliðimizi, sabýr ve ýsrarýmýzý, her bedeli ödemeye hazýr cüretimizi, örgütlenme ve kitleleri yönetmedeki ustalýðýmýzý, zaferi sonuna kadar kovalayacak kararlýlýðýmýz ölçüye vuruyorlar. Leninist Parti için ilan edilmiþ öncülükten, kabullenilmiþ öncülüðe doðru en kritik adýmlarý atma zamaný bu zamandýr. Devrimin öncüleri ile devrimin genel kitlesi, daha öce örneði yaþanmamýþ biçimde, bir araya geliyor, ayný kavþakta buluþuyor. Önceki örneklerde devrimin genel kitlesi kendi iradesini politik öncüye teslim ediyordu -Kürdistan hala öyledir- ama þimdi bu konuda daha sakýnýmlýlar. Bu durum kesinlikle gözönünde tutulmalýdýr. Devrimin genel kitlesi, politik yapýlarýn kendi baþlarýna belirledikleri gündemlerle hareket etmiyor; ama sýnýflar savaþýnýn belirginleþen kritik anlarýnda, yapýlan çaðrýlara hemen cevap vermekte tereddüt göstermiyor. Bu türden özellikler, devrimin genel kitlesinin en çok öne çýkan yanlarýdýr. Bizzat pratik çalýþma sahasýnda kitlelerle

yakýn iliþkisi olanlar, çok daha kapsamlý özellikler bulup çýkartabilirler. Fakat þimdilik bu kadarý, Leninistlerin ulaþtýðý yeni düzeydeki çalýþma tarzýný belirlemeye yeter.

Kitleleri Yönetmenin Örnekleri Leninist kadrolar bugüne kadar bütün enerjilerini, parti örgütlerini güçlendirmek ve politik niteliklerinin küçük burjuva hareketlerle farkýný ortaya koymak yönünde harcadýlar. Þimdi ayný görevleri aksatmadan, fakat ayný zamanda devrimin genel kitlesinin eylemlerine içerik ve biçim kazandýrýp yönetmek üzere, iki kat fazla enerji harcamak zorundayýz. 30 Temmuz akþamý Sarýgazi’de yaþanan pratik, bu açýdan son derece önemli ve aydýnlatýcý olmuþtur. Eylem çaðrýsýný yapan Leninistler, devrimin genel kitlesinin tutumuna uygun olarak, YenidoðanTaþdelen-Samadýra-Sarýgazi halký imzasýný öne çýkardýlar. Çaðrý öncünün kendi gündemince belirlenen bir momentte deðil, ama genel kitlenin öfkesinin beynine sýçradýðý o kritik anda yapýldý. Öncü, kendi varlýðýný ve gücünü kanýtlamak için deðil, genel kitlenin öfkesini birleþtirmek saikiyle hareket etti ve en önemlisi, orada kitleyle kurulan yakýn iliþkiler sayesinde, Leninistlerin bu saikle hareket ettiðine dair kolay sarsýlmayacak bir kanaat oluþmuþ bulunuyordu. Þimdi Leninistler, bu aydýnlatýcý örneði bir adým daha ileriye taþýmak için, adlarýna çaðrý yaptýklarý mahallelerin halk kit218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

lelerinin bizatihi kendi iradelerini doðrudan yansýtacak, bu iradenin organý olacak konsey örgütlenmesini yaratabilmeli; kitlenin kendi iradesine kesinlikle güvenmeyi ve bu iradenin geliþimini desteklemeyi sürdürmeliler. Devrimin kitlesel kabarýþ dönemlerinde, örgütsel kurumlamalarý, yeni güçlerin eðitimini, kültürel faaliyetleri, tamamen kitle içinde ajitasyon yöntemlerine baðlý kýlmak ve bu yöntemlerde ustalaþarak büyük kitleleri yönetmeyi öðrenmek zorundayýz. Kurumlaþma mý; kitlelerin kendi iradelerinin doðrudan temsilcilerini bir araya getirelim ve onlarýn kurumlaþmalarýna destek sunalým. Yeni insanlarýn eðitimi mi; bunu tümüyle geniþ kitle çalýþmasýnýn içine göndererek yapalým, çünkü genel kitlelerin bilinç ve ruh hali, Leninist Parti’nin þiarlarýyla uyum içindedir. Kültürel faaliyetler mi; þimdi tümüyle eylem alanlarýnda coþku ve heyecaný en kýsa yoldan yükseltebilmek için... Devrimin genel kitlesindeki öfkenin, acil harekete geçme dürtülerinin uyandýðý her anda, farklý alanlardaki tüm güçlerimizi ayný yerde hýzla yýðabilmek, güçlerimizi bu biçimde her an hazýr tutmak; ajitasyona yetenekli veya bu yönde eðilimi olan herkesi özendirmek ve öne çýkarmak, bunlarý her fýrsatta kitle içine göndererek (çoðu zaman kafa göz kýra kýra) yeteneklerinin geliþimini saðlamak, geniþ kitleleri yönetme görevinin üstesinden gelebilmenin olmazsa olmaz öðeleridir.

5


VE DEVRÝM VE ZAFER!

Ortadoğu

19 Temmuz’dan itibaren, Suriye’nin ilhak ettiði Batý Kürdistan topraklarýndan, olaðanüstü güzellikte haberler akmaya baþladý. Silahlanmýþ halk, binlerce komite eþliðinde, Afrin’den Qamiþlo’ya kadar uzanan 900 km’lik hat boyunca uzanan kent ve kasabalarda yönetimi ele geçirdi. Baas gericiliðini simgeleyen bayraklar indirildi, Kürt halkýnýn en iyi bilinen sembolü, tarihi Mahabat Cumhuriyeti’nin kadim bayraðý göndere çekildi. Halk komitelerini baðrýnda toplayan TEV-DEM ilk açýklamayý yaptý: “Ýktidara el konulmuþtur. Devrimin zafer günlerini yaþýyoruz.” Belli bir grubun siyasal bir darbesi deðil, milyonlarý içine alan, halkýn en geniþ kesiminin inisiyatifiyle gerçekleþen bir devrim bu. Halk ve gençlik komiteleri, binlerce kiþiyi toplantýlarda bir araya getiriyor, en kritik siyasi konular buralarda tartýþýlýyor; gündelik ihtiyaçlardan dýþ politikaya kadar, her þey bu komitelerin inisiyatifinde. Kýþlalarda sýkýþýp kalan Baas askerleri bile pek çok ihtiyacý bu komitelerin izniyle giderebiliyor. Hiç kuþku yok ki, gerçek bir halk devrimidir bu: Batý Kürdistan’da, yeni evrenin ilk demokratik halk iktidarý zafere ulaþmýþtýr. Bu halk iktidarýnýn ne kadar süreceði ya da hangi yöne evrileceðinden baðýmsýz olarak, her devrimin en temel unsuru ve ölçütü olan, politik iktidarýn fethi gerçekleþmiþtir. Baas rejiminden arta kalan devlet aygýtlarý daðýtýlmýþ; yerine sokakta kararlar alan ve hemen uygulayan, yasama ve yürütmeyi birleþtirmiþ komiteler, konseyler almýþtýr. Bu konseyler hemen en otoriter, en merkezi organ olan, Yüksek Kürt Konseyi’ne hükümet etme yetkisi vermiþtir. Devrim, daha ilk adýmýnda, kendi Geçici Devrim Hükümeti’ni Yüksek Kürt Konseyi adýyla ilan etmiþ oldu.

Gökyüzünü Fethe Çýktýlar Bütün küresel ve emperyalist güçlerin, birbirlerine karþý bilek güreþi yaptýklarý bir coðrafyada, üç milyonluk halk, kendi iktidarý için ayaða kalkýyorsa, Paris Komünarlarýna özgü “gökyüzünü fethe çýkma” cesaretini de kuþanmýþ demektir. Oysa en güçlü düþmanlar kapýda. Bir yanda küçük ama oldukça etkili silahlarla donanmýþ Suriye ordusu, diðer yanda yüzbinlerce asker ve tanký sýnýra yýðan TC. Ama bir devrim, yalnýzca iç dinamiklerden almaz gücünü, düþmanlarýný yeterince güçten düþüren derin çeliþki ve çatýþmalardan da beslenir. Ve bu çeliþkiler þimdi, ilhakçý Suriye ve Türkiye’yi Batý Kürdistan devrimi karþýsýnda çaresiz býrakýyor. Suriye Baas gericiliði, Þam ve Halep’i sarsan iç savaþla öylesine meþgul ki, Batý Kürdistan topraklarýndaki tüm askerlerini geri çekmek zorunda kaldý; þimdilik yeni geliþmelere dair itirazýný bile söze dökmekten aciz durumda.

6

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Halep’teki iþini bitiren Baas ordusunun ilk iþinin Batý Kürdistan’ý yok etmek olacaðýný bilen Kürt halký ise, Halep þehri çevresinde yüzlerce barikat ve mevzi oluþturmuþ durumda. Bölgenin bir diðer ilhakçý devleti Ýran ise, Batý Kürdistan’ýn özgürlüðünü bahane edip Suriye’ye asker sokmaya niyetlenen Türkiye’ye çok sert karþýlýk vereceðini açýkladý. Oysaki en sorunlu dönemlerinde dahi bu iki ilhakçý ülke, Kürt halkýný ezmek konusunda ortaklýk kurmayý baþarmýþtý; bölgenin bu ilhakçý ülkeler kardeþliði, ortaklýðý olmasaydý, Kürt halkýný yüzyýlý aþkýn süredir statüsüz býrakmak mümkün olmazdý. Çok benzer sebeplerle, bir diðer ilhakçý ortak, Baðdat hükümeti de, Türkiye’nin silahlý müdahalesinin karþýsýnda. Geçmiþin ilhakçý ortaklýðý, þimdilerde tuz-buz olmuþ durumda. ABD bile, Türkiye’nin kaygýlarýný görmezden geldi. Hatta ordunun sýnýr boyunca sürdürdüðü askeri tatbikata “Kandýralý Sen de Dur!” mealinde aþaðýlayýcý bir üslupla tepki gösterdi. Batý Kürdistan’da ortaya çýkan devrimci demokratik halk iktidarýndan, ABD emperyalizminin memnun olduðunu aklý baþýnda kimse iddia edemez. Þimdilik kaydýyla ABD, Batý Kürdistan’daki bu iktidarý, Baas rejiminin yýkýlýþýnýn bir göstergesi gibi ele almayý yeðliyor. Öte yandan, eðer TC’nin Batý Kürdistan’ý ezmesine izin verilirse, Esad’a karþý isyan edenleri emperyalist çýkarlara baðlama þanslarýný tümüyle yitirirler. Çok benzer nedenle Avrupa Birliði de ayný tutumu paylaþýyor.

Tek Ortak: Barzani Ne ironidir ki, Türkiye’nin Batý Kürdistan’la ilgili kaygýlarýný bir ölçüde paylaþan sadece Barzani oldu. Çünkü Batý Kürdistan’daki oluþum, pek çok açýdan Barzani egemenliðinin altýný oyuyor. Her þeyden önce, Batý Kürdistan halký, þu ya da bu emperyalist gücü dayanmadan, yalnýzca kendi özgücüne güvenerek özgürlüðün kazanýlabileceðinin parlak bir örneðini verdi. Oysa Barzani’nin temsil ettiði burjuva iþbirlikçi çizgi, emperyalizmin destek ve onayý olmadan Kürt halkýnýn özgürlüðe kavuþamayacaðý kabulünü genelleþtirerek, kendi iþbirlikçi konumunu meþrulaþtýrabiliyordu. Diðer yanýyla, Batý Kürdistan devrimi burjuva devlet aygýtýna dayanarak deðil, parlamentosu, polisi, ordusuyla bu yapýyý parçalayarak, komite ve konseylerde örgütlü halkýn doðrudan devrimci demokrasisine dayanarak zafere ulaþtý. Biçimsel deðil, doðrudan demokrasinin bu devrimci organlarý, Barzani gibi büyük burjuvalarýn kendi egemenliklerini kurabilecekleri yapýlardan deðil. Bu nedenle, Barzani, TC’den bile hýzlý hareket ederek, binlerce peþmergeyi Batý Kürdistan’a sokmaya çalýþtý, ama baþaramadý.

218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

Devrimin Toplumsal Karakteri Dört parçaya ayrýlýp ilhak edilmiþ Kürdistan’ýn her parçasýnda özgürlük mücadelesi farklý sýnýflarýn öncülüðünde geliþti. Yakýn zamana dek güneyin burjuva önderliði, özgürlüðe uzanan tek örnek olmuþtu. Þimdi Batý Kürdistan, emekçi sýnýflara dayalý bir özgürlük seçeneðini on plana çýkartýyor: Barzani örneðinden çok daha fazla umut verici, cesaret ve esin kaynaðý bir örnektir bu. Türkiye, hemen burnunun dibinde biten bu tehlikeyi, salt yeni bir Kürdistan doðduðu için deðil, ama emekçi sýnýflara dayalý devrimci bir kurtuluþ örneði olduðu için, kendi yaþamsal çýkarlarýna saldýrý olarak görüyor. Ve Türk sermayesi, en yaþamsal çýkarlarý uðruna, düne kadar inkar ettiði ne varsa, tükürdüðü ne varsa yalamaya hazýrdýr. Bunun için koþa koþa Barzani’nin ayaðýna gitmekle kalmadý, Davutoðlu, merkezi hükümeti bilgilendirmeden Kerkük’ü ziyaret ederek adeta Erbil’in Baðdat’dan tümüyle ayrý bir statüde olduðuna onay verdi. 75 yýllýk Kerkük politikasý, bir haftada deðiþti. Bu da, kendi sýnýf egemenliði tehlikeye girdiðinde ulusal sorunda sermayenin her tür reform aldatmacasýna gidebileceðinin kanýtýdýr. Kürdistan’da bugüne dek, ulusal kurtuluþ perspektifiyle sýnýrlý bir mücadele yürüten önderler etkin oldular. Ulusal, sýnýfsal bir kurtuluþu öngören proleter güçler, sosyalist sistemin geri düþüp daðýldýðý 90’lý yýllarýn baþýndan bu yana etkinliklerini önemli ölçüde yitirmiþlerdi. Þu an, tüm bu teorik yaklaþýmlara açýklýk getiren son derece önemli ve tarihi bir pratik yaþanýyor. Bizzat UKH temsilcileri, “Suriye’deki Kürt devrimi, toplumsal bir devrimdir” diyor, salt ulusal bir devrimden söz edilmiyor. Toplumsal devrimlerin sýnýf karakteri taþýdýklarýný herkes bilir. Eh! Batý Kürdistan’da baþka türlü bir devrim zaten beklenemezdi. Mülkiyet hakkýna bile sahip olamayan milyonlarca emekçinin yaþadýðý bir yerde, ulusal önderlerin arzu hilafýna raðmen, kurtuluþun ulusal sýnýfsal bir karaktere bürünmesi kaçýnýlmazdýr. Devrimci demokratik içeriðiyle Batý Kürdistan devrimi, yalnýzca diðer parçalardaki Kürt halkýný deðil, ama devrimleri ellerinden çalýnmýþ Mýsýr’ý, Yemen’i, isyanlarla kanayan tüm Ortadoðu’yu etkisi altýna alabilecek potansiyeldedir. Devrimini baþaramamýþ her sýnýf, zafere ulaþan kardeþlerinin sorumluluðunu da yüklenerek öder bedelini. Bazen bu yük, zafere kilitlenmenin gerekçesi olur. Þimdilerde Hakkari’ye bakanlar, bu kilitlenmeyi göreceklerdir. Ayný devrimci ateþ, Ýstanbul ve Ýzmir’i sarstýkça, yeni evrenin zaferini ilan eden ilk toplumsal devrimin yaþama þansý yükselecektir.


Yeni Evrede

ÇEVRE SORUNU EKOLOJÝ VE SOSYALÝZM

Çevre

Mücadele Birliði

Burjuva çevre hareketinin etkisi kýrýlsa da halen varlýðýný sürdürüyor. Bu hareket özellikle sosyalist sistemin daðýlmasýndan sonra kendisine bir alan bulmuþ, etkin hale gelmiþti. Bu dönemde çevre koruma, ekolojik dengenin bozulmasý adýna kapitalizme yöneltilen eleþtiriler hep sistem içinde kalýrken onun yýrtýk söküklerini tamir etmenin ötesine geçemedi, asýl vurduklarý yer ise sosyalizm deneyimleri ve giderek de marksist teorinin kendisi oldu. Marx ve Engels’in ekoloji ve çevre üzerine bir þey söylemediði yazýldý, söylendi. Marx’ýn ve Engels’in yaþadýðý yüzyýlda çevre sorunlarý ve ekolojik dengenin bozulmasý bugünkü boyutlarda deðildi. Bu nedenle de insanlýk açýsýndan bu denli önemli ve acil de deðildi. Buna raðmen Marx, “Kapital”de, Engels, “Ýngiltere’de Emekçi Sýnýfýn Durumu”nda konuyu ele aldýlar; iþçi sýnýfýnýn yaþamlarýnda, kapitalizmin onlarý mahkum ettiði çevre kirliliði ve saðlýksýz yaþam koþullarýnýn onlarýn yaþamýný nasýl olumsuz etkilediðini yarýntýlý biçimde betimlediler. Marx olsun, Engels olsun, pek çok konuda olduðu gibi ekoloji ve çevre sorununda da kendi çaðlarýnýn önlerine çýkardýðý boyutuyla sorunu ele alýrken, çoðu kez onu da aþarak konuya dair bir perspektif ortaya koydular. Marx, “Kapital”de deðerin analizini yaparken, deðerin iki kaynaðýndan, emek ve doðadan bahseder. Doðal nesneler olmadan emeðin deðer üretemeyeceðini belirtir. Yine kapitalist büyük sanayinin geliþimiyle beraber doðanýn ve onun bir parçasý olan emekçi sýnýfýn, proletaryanýn nasýl sömürüldüðünün üzerinde uzun uzun durur. Grundrisse’de doðanýn nasýl yaðmalandýðýna deðinir. Ayrýca en baþta Alman Ýdeolojisi olmak üzere marksizmin kurucularý pek çok çalýþmalarýnda, yaþamýn, insanla doða arasýndaki madde alýþveriþi temelinde hareket eden bir metabolizma olduðunu belirtirler. Yine kapitalizmin geliþmesinin kýr-kent ayrýmýný nasýl derinleþtirdiðini, insanla doða arasýndaki madde alýþveriþini bozarak doðayý nasýl tahribata uðrattýðýný, topraðý nasýl sömürdüðünü gösterirler. Verimi düþen top-

raðýn verimini arttýrmak amacýyla kapitalizmin kimyasal destekli tarýmý geliþtirdiðini; bunun bir sonucu olarak su kaynaklarýnýn kirlendiðini, bunun da diðer canlý türlerinin yaþam alanlarýný ve yaþamlarýný nasýl bir yýkýma sürüklediðini gösterirler. Belki Marx’ta ve Engels’te petrol türevleri ve sentetik madde üretimi ve kullanýmýnýn sonuçlarý üzerine pek fazla bir þey bulmak mümkün deðildir. Ama dedik ya, insanlar, ancak önlerine çýkan sorunlarý çözebilirler. Bu baðlamda özellikle belirtmek gerekir ki, petro-kimya endüstrisi ve sentetik maddelerin dünyada bu kadar yaygýn üretimi ve tüketimi, öncesi olsa da II. Emperyalist Savaþ sonrasýna denk gelir. Bunu hazýrlayansa sermayenin bedavadan el koyduðu bilimin üretici bir güç olarak sermayenin hizmetine koþulmasýndaki yoðunlaþmadýr. Bu dönem, tekelci sermayenin daha çok kar uðruna muazzam büyüklükte bir meta kütlesi üretimini gerçekleþtirmesiyle önceki dönemlerden ayrýlýr. Burada iki yanlý bir doða tahribatý yaþandý. Bir yandan muazzam büyüklükteki meta üretimi için gereken hammadde miktarýný elde etmek uðruna doðanýn yaðmalanmasý, sömürülmesi yaþandý. Öte yandan da tahribat daha da yoðunlaþtý; üretim sürecinden arta kalan zehirli kimyasal atýk madde miktarý yoðunlaþýrken; tüketim sonucunda ortaya çýkan, doðanýn kendisini yenilemesine yardýmcý olabilecek atýk maddelerin doðaya dönüþümünün olaðan seyrinin bozulmasý, tahribatý daha da arttýrdý. Öyle ki, bu tahribat daha önceki bin yýllarda görülmemiþ bir düzeye vardý. Bu durum, emperyalist kapitalist sistemin dünya üzerindeki yaþamý daha önceki bütün evrelerden farklý olarak yeni ve yýkýcý biçimde etkilemeye baþladýðý bir aþamayý ifade ediyor. Küresel ýsýnma, karbon salýným dengesindeki bozulma, biyosferdeki yaþam koþullarýný hýzla bozmakta, giderek geri dönülmez bir noktaya doðru savurmaktadýr. Bu duruma “çözüm” olacak burjuva sýnýfýn yaklaþýmý ya “piyasa koþullarýna” uygun kolaylýklar ya da “çevre vergisi” gibi önerilerden öteye geçmiyor. Burjuva çevre hareketlerinin durumu 218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

da bundan farklý deðil. Burjuva bakýþ açýsýyla hareket edenler, ekolojik dengeyi bozarak çevre yýkýmýný yaratan asýl olgunun kapitalizm olduðunu reddediyorlar. Oysa asýl sorumlunun sermayeye dayalý bu üretim sistemi olduðunu kabul etmeyen ve kapitalizme karþý çýkmayan hiçbir “çözümün” çözüm olamayacaðý açýktýr. Üstelik çevre felaketlerinden yaþamlarý doðrudan etkilenen halk kesimlerinin burjuva çevre hareketinin etkisi altýnda kalarak onlarýn çizdiði sýnýrlar içinde bir mücadele sürdürmesi de, çevre felaketlerinin asýl yaratýcý olan tekeller tarafýndan yeni kar-sömürü alanlarý olarak deðerlendirilmektedir. Organik tarýmdan geri dönüþümlü eþya kullanýmýna dek bu görülüyor. Küresel ölçekteki çevre felaketi açýsýndan önemli bir paya sahip olan karbon salýnýmý ve sera gazlarýný kontrol altýna almak öyle tek tek ülkelerin üstesinden gelebileceði bir iþ olmadýðý için, bu kez uluslararasý konferanslar, Kyoto vb. protokoller gündeme getirilmiþ, ama yine de sonuç alýnamamýþtýr. Bu gazlarýn yayýlýmýnýn gerek atmosferde gerekse biyosferde yarattýðý tahribatý önlemek için gereken sýnýrlar belirlenmiþ olsa da, kapitalizmin temelindeki kar dürtüsünün bu sýnýrlarý tanýmadýðý açýktýr. Çünkü tekeller arasý rekabet ve kapitalist üretimin doðayý yaðmalamasý hükümet kararlarýyla önlenebilecek bir þey deðildir. Emperyalist merkezler, çevre vergileri, protokoller vb. yollardan “çevre koruma”, “ekolojik denge” politikalarý geliþtirip uygularken, aslýnda çevre felaketlerinin önlenmesi için gereken ekonomik maliyeti, tekeller yerine tüm toplumun sýrtýna yüklemektedir. Kapitalist piyasa temelinde hareket eden çevre-ekoloji politikalarý, sermayeye dayalý üretimin doðal zenginlik kaynaklarýnýn kýsýtlýlýðýný ve bunun da sermaye birikimine hizmet etmesinin gerekliliðini bir ön kabul olarak alýr, almak durumundadýr. Bu nedenle emperyalist kapitalist sistem öncelikli olarak hem emperyalist merkezlerde, hem baðýmlý ülkelerde emekçi yýðýnlarýn ve geniþ halk kitlelerinin deðil, kapitalist karlarýn azami ölçüde artýþýný, bu birikimi güvence altýna almayý amaçlar.

7


Çevre

Burada burjuva devlet doðal ve toplumsal kaynaklarý piyasada alýnýp satýlan bir mal haline getirir; iþçilerin ücretlerine olduðu kadar, emek gücünün yeniden üretiminin toplumsal koþullarýna da saldýrarak sermayenin her alanda azami sömürüsünü garanti altýna almaya yönelir. Ýþçi sýnýfý ve emekçi yýðýnlar açýsýndan doða kullaným deðeri olarak insanlarýn gereksinimlerini karþýlayan bir iþleve sahipken, sermaye, onu deðiþim deðerine indirger. Kapitalizmin kendisinde var olan bu çeliþkinin çözümü kapitalizm koþullarýnda mümkün deðildir. Çünkü kapitalist üretim kendi doðasý gereði meta üretimidir, deðiþim deðeri üretimidir. Bir nesnenin meta olabilmesi içinse son alýcýnýn bir gereksinimine cevap vermesi, yani kullaným deðerine sahip olmasý bir zorunluluktur. Kapitalizmin kendisinde verili olan bu çeliþkinin çözümü kapitalist üretim koþullarý altýnda mümkün deðildir. Bu çeliþki ancak kolektif mülkiyet temelinde üretimin yapýldýðý; insanlýðýn çok yönlü ve sýnýrsýz geliþiminin saðlandýðý özgür koþullarda çözülebilir. Çünkü burada üretim, artýk deðiþim deðeri üretimi deðil, kullaným deðeri üretimidir. Ýnsanlarýn özgür ve birlikte evrimi, toplumun ve doðanýn birlikte sürdürülebilir evrimine baðlýdýr. Ki, bu evrim kapitalizm koþullarýnda mümkün deðildir. Bu evrimin ön koþulu yeni ve daha ileri bir toplumsal sisteme geçiþtir. Sadece sermayenin deðil, insanýn insaný sömürmesinin her biçiminin ortadan kaldýrýlmasý, insanýn yeteneklerinin ve gereksinimlerinin çok yönlü ve zengin geliþiminin önünü açarak, doða ve insanýn uyumlu birlikte evrimi gerçekleþebilecektir. Üretim araçlarýnýn ortaklaþa mülkiyeti gerçekleþtiði zaman, ancak o zaman gerçekleþecek olan kolektif üretimin ve insani geliþimin özgürleþmesi saðlandýðý gibi, doða bilimiyle insan bilimi de birleþip tek bilim halini alacaktýr. Bu koþullar altýnda bütün toplumun ekolojik dengeyi de içeren insanla doðanýn uyum içinde ortaklaþa evriminin yolunu açacak bilimsel geliþmeye baðlý olarak teknolojik geliþme de bütün toplumun ortaklaþa denetimi altýna alýnacaktýr. Ýnsanal tarihe bu geçiþ, insaný gerçek anlamýyla ilk defe özgürleþtirecek insanla birlikte doðanýn da kurtuluþunu saðlayacaktýr.

8

Yeni Evrede

“ANTEP BOZKIRINI TUTUÞTURANLARA SELAM OLSUN”

Mücadele Birliði

Ýstanbul Devrimci Ýþçi Komiteleri, Antep’te grevde olan tekstil iþçilerini dayanýþma eylemiyle selamladý. Antep’te 4 Aðustos günü organize sanayideki çalýþma koþullarýnýn kötülüðü ve düþük ücretler için Þireci Tekstil’de 1500 iþçiyle baþlayan grevler sýçrayarak Gürteks, Gür Ýplik, Canan Tekstil, Motif Ýplik ve Meltem Tekstil’de devam eden grevlere Ýstanbul Devrimci Ýþçi Komiteleri’nden destek geldi. 17 Aðustos günü Galatasaray Lisesi önünde toplanan Devrimci Ýþçi Komiteleri “Antep Bozkýrýný Tutuþturanlara Selam Olsun, Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” yazýlý pankart açarak “ Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Zafer Savaþan Ýþçilerin Olacak”, “Dünya Emeðin Olacak” sloganlarý attýlar. Devrimci Ýþçi Komiteleri adýna basýn açýklamasýný okuyan Ali Ekber Sever; Þireci Tekstil fabrikasýnda iþ býrakma eyleminin ardý ardýna diðer fabrikalara sýçradýðýný belirtti. Ali Ekber Sever, Gürteks iþçilerinin üretimi tamamen durdurarak, iþbirlikçi sendikayý da (Öz Ýplik Ýþ) bir kenara iterek doðrudan kendi temsilcileri ile patronla görüþmeleri sürdürdüklerini belirtti. Sever; iþçilere dýþarýdan destek için gelenlerin iþçileri kýþkýrtmak ve iþçilerle polisi karþý karþýya getirmek için geldikleri şeklinde propaganda yapýldýðýný, iþçilere dýþarýdan gelecek desteði ortadan kaldýrmak ve mücadelelerinin geliþimini engellemek için polisin özel bir çaba harcadýðýnýn bariz olarak görüldüðünü söyledi. Ali Ekber Sever konuþmasýnýn devamýnda “Ýþçi sýnýfýnýn birleþik mücadelesinin örülmesi, ekonomik demokratik talepleri ve iþçi sýnýfýnýn nihai kurtuluþu için mücadele eden, Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak baþýndan itibaren yanlarýndayýz. Ýþçiler, Ýþbirlikçi sendikacýlarý ve reformist hareketlerin gelmelerini istemiyorlar. Ýstememenin nedeni ise sýnýfýn öncüsü olduðunu iddia edenlerin tutarsýz, kararsýz, güven vermeyen tutumlarýdýr. Ýþçiler mücadele deneyimlerinden bunu görüyor ve anlýyor, onlara güvenmiyorlar. Þimdi Antep’te yükselen bu mücadelelerle bir mücadele deneyimi yaþanýyor. Kimse bu deneyimi görmezden gelemez. Antep’teki sýnýf hareketinin bu deneyiminden her devrimci, komünist, iþçi, sýnýf sendikasý doðru dersler çýkarmalýdýr. Sendikalara ve ‘sol’ partilere hiçbir güveni kalmayan iþçiler bir tek kendi güçlerine güveniyorlar, kendi güçlerine inanýyorlar. Kendiliðinden geliþen bu eylemler Baþpýnar’daki bozkýrý tutuþturdu. Þimdi her zamankinden daha fazla komiteleþme zamaný. Þimdi her zamankinden daha fazla sýnýfa ulaþma, kendiliðinden sýnýf hareketini kendisi için sýnýf hareketine dönüþtürme zamaný” diye konuþtu. Eylem atýlan sloganlardan sonra sona erdi. 218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012


Yeni Evrede

EYLEM BÝTTÝ MÜCADELEYE DEVAM

Sokaklar

Mücadele Birliði

B

aþpýnar’da eylemdeki iþçiler, 16 Aðustos Perþembe günü farklý bir eyleme imza attýlar. Patronun ve polisin her türlü tehdit ve korkularýna raðmen Demokrasi Meydaný’nda toplanan Þireci Tekstil, Gürteks ve Gür Ýplik iþçilerinin katýldýðý eylem, saat 11.00’de gerçekleþtirildi. Eylemde polisin yoðun önlemler aldýðý görüldü. Eyleme Antep’teki bir çok demokratik kitle örgütü ve sendikanýn yaný sýra “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” ve “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” dövizleri açan Baþpýnar Devrimci Ýþçi Komitesi’nden iþçiler ve Mücadele Birliði Platformu da katýlarak destek verdi. Seslerini bütün Antep’e duyurmak isteyen iþçiler, þehir merkezinde yaptýklarý eylemle kendi içlerinde bir ilki gerçekleþtirmiþ oldular. Eylemde Þireci Tekstil iþçi temsilcisi Süleyman Kýyak, iþçiler adýna bir konuþma yaptý. Açýklamada patronla anlaþan Canan Tekstil iþçilerinin þartlarýnýn aynýsý saðlanýrsa, yani 875 lira net maaþ, iki bayramda 10’ar yevmiye ikramiye ve eylem yapan iþçilerin iþten atýlmayacaðý þartlarý ile iþe baþlayabileceklerini belirtti. Açýklama sonrasýnda, Baþpýnar Devrimci Ýþçi Komitesi’nin o gün çýkarmýþ olduðu bildirilerin daðýtýmlarý yapýldý. Eylemde “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” ve “Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek”

sloganlarý bütün iþçiler tarafýndan gür bir þekilde atýldý. Eylem bitiminde emniyet amiri iþçilerin yanýna gelerek, patronlarýn kendileriyle görüþme talep ettiðini ve 875 lira maaþý kabul ettiðini, gidilip görüþülebileceðini belirtti. Kendini arabulucu olarak gören Emniyet Müdürlüðü, aslýnda patronun sözcülüðüne soyunmuþ durumda. Bir yandan tarafsýz olduðunu söylerken, bir yandan da “direniþ nasýl sona erdirilir”in planlarýný yapýyor. Ýþçi temsilcisi Süleyman Kýyak basýn açýklamasýndan sonra iþçilere, saat 13.30’da fabrikanýn önünde olmalarýný, burada görüþme yapýlacaðýný belirtti. Bu esnada Demokrasi Parký’nda bekleyen Mücadele Birliði Platformu üyelerinin iþçilerle sohbetlerini kameralarla yakýn çekim yaparak tahrik etmeye çalýþan polislere DÝK’li bir iþçi tepki gösterince polis oradan uzaklaþmak zorunda kaldý. Saat 13.30 civarý Þireci Tekstil’in önüne gidildi. Burada polisler ve Þireci Tekstil’in avukatý iþçilerin karþýsýna geçerek patronun þartlarýný bildirdiler. Emniyet amiri sözlerine patronun yanýndan geldiðini ve iþçilere iletmek istediði þeyi anlatarak baþladý. Buna göre patronun þartlarý þöyle: Öncelikle iþçilerin iyi niyetlerini görmek için bir dilekçe imzalamalarý gerekli. Ýþçilere kademeli olarak 840, 865 ve 218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

880 lira maaþ verilecek. Ama dilekçe veren herkes de iþe alýnacak diye bir durum söz konusu deðil. Bunun üzerine iþçi temsilcisi Süleyman Kýyak dilekçeyi alarak bütün iþçilere okudu. Dilekçede þöyle yazýyordu; “iþ býrakma eylemine katýldýðýmdan dolayý piþmaným ve yeniden fabrikanýzda çalýþmak istiyorum”. “Ýçeriye girmek isteyen arkadaþ var mý?” diye soran Kýyak, toplu bir þekilde “hayýr” cevabý almasýnýn ardýndan, dilekçeyi yýrtarak “direniþe devam” dedi. Dilekçeye tepki gösteren iþçiler ise, yaptýklarý hiç bir þeyden piþman olmadýklarýný ve mücadelelerine devam edeceklerini belirttiler. Baþta Antep sermayesi olmak üzere bütün sermayenin büyük bir korku ve panikle izlediði Antep grevleri 18 Aðustos günü 11. gününde þimdilik sona erdi. Eksikliklerine raðmen büyük kazanýmlarý olan grevler, kimisinde anlaþma yapýlarak, kimisinde de sürüncemede býrakýlarak sona ermiþ oldu. Ýþçiler grevin ortak taleplerinin 1000 lira net maaþ, senede her 3 ayda bir olmak üzere toplam 4 ikramiye þeklindeki olduðunu açýklamýþlardý. Grevdeki iþçilerin bu grev sonunda her ne kadar istediklerini alamasalar da, Baþpýnar Organize Sanayi’de devrim niteliðinde bir çýkýþ gerçekleþtirdiklerini söyleyebiliriz. Canan Tekstil iþçileri 875 lira maaþ ve bayramlarda 10’ar yevmiye noktasýnda anlaþýp iþbaþý yapmýþlardý. Geriye Gürteks, Gür Ýplik, Þireci Tekstil ve Motif Ýplik kalmýþtý. En son Motif Ýplik de 905 lira maaþ noktasýnda anlaþarak iþbaþý yaptý. Þireci, Gür Ýplik ve Gürteks iþçileri ise sermayenin yoðun bir ablukasý ile karþý karþýya. Ýlk aþamada patronun dayattýðý dilekçeyi hep birlikte reddetmelerine raðmen, patronun ve polislerin yoðun çabasý sonucu ve tazminatlarýnýn yanacaðý, direniþin baþarýsýzlýkla sonuçlanacaðý ve iþe geri a-

9


Sokaklar

lýnmayacaklarý endiþesiyle dilekçeyi imzalamak için fabrikaya giden iþçiler oldu. Belli bir kýrýlmaya da yol açan bu durum sonrasý Þireci’deki eylem, artýk bayram sonrasýna ertelenmiþ durumda. Gür İplik ve Gürteks’te de durum çok farklý deðil. Yine ayný korku ve tedirginlikle çalýþmak için içeri giren iþçilerin olduðu Gürteks ve Gür Ýplik’te patronlar, iþçilerin geriye dönük alacaklarýndan vazgeçmeleri noktasýnda baský yapýyor. Ýþçiler de bu noktada taviz vermeyeceklerini belirtiyorlar. Bayram sonrasýnda da iþçiler net tavýrlarýný belirleyecekler. Þireci, Gürteks ve Gür Ýplik olmak üzere üç fabrikada da patronlar, iþçileri tamamen iþten çýkarmak düþüncesinde deðil. Çünkü bu patronlar baþta kalifiye iþçiler olmak üzere bu iþçilere mahkumlar. Grevin uzadýðý her gün etlerinden et, canlarýndan can koptuðu ortada. Ama onlar da kendi sýnýf çýkarlarý açýsýndan düþünüyorlar. Onlar da bu eylemlerin mutlaka yenilgiye uðratýlmasý gerektiðini düþünüyorlar ve ortak bir þekilde hareket ediyorlar. Bunu Valilikte gerçekleþtirdikleri ve grevlerle ilgili 20 büyük patronun katýldýðý toplantýyla da açýk bir þekilde gösteriyorlar. Patronlar örgütlü bir þekilde eylemleri hezimete uðratma düþüncesiyle hareket ediyorlar. Çünkü verilecek tavizler kendileri için ve bütün organize sanayi patronlarý için ileride bir yýkýmýn da habercisi. Artýlarý ve eksileriyle iyi deðerlendirilmesi ve önemli dersler çýkarýlmasý gereken Baþpýnar’daki grev dalgasý þimdilik sona ermiþ gibi görünse de, henüz tamamlanmamýþ grevlerdir. Her an yeni geliþmelerin yaþanabileceði bu fabrikalarda iþçiler artýk daha bilinçli daha örgütlü. Artýk buz kýrýlmýþ yol açýlmýþtýr. Baþpýnar’daki bu grev dalgasý bütün Antep’i sarsmýþ, taþlarý yerlerinden oynatmýþ ve bütün iþçilerin gözlerini açmýþtýr. Bundan sonra yeni grev dalgalarý bizleri bekliyor. Baþpýnar’da, buzu kýran ve sýnýfýn yolunu açan iþçilere selam olsun. Antep DÝK

10

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

BAÞPINAR ÝÞÇÝLERÝNE!

Ýþçiler, sýnýf kardeþlerimiz; Baþpýnar organize bizim için adeta yarý açýk cezaevi. Bu cezaevinde ne doðru dürüst temiz bir hava, ne de besleyici bir yemek var. Burasý 7/24 kölelik koþullarýnda patronlar için servet ve saltanat üreten, kendimiz için ise sefalet, baský ve geleceksizlik ürettiðimiz sanayi bölgesi. Bizim hayatýmýz burasý. Pazar, bayram demeden neredeyse yýlýn 365 günü çalýþýrýz. Biz çalýþýrýz onlar zengin olur. Biz üretiriz; onlar efendi biz köle... Bu durum 4 Aðustos’ta Þireci Tekstil iþçisi sýnýf kardeþlerimiz “ARTIK YETER” diyene kadar böyleydi. 4 Aðustos Þireci direniþi herkesi sarstý ve uyandýk. Ýlk defa Baþpýnar iþçisi organizede bu kadar özgür oldu kendine güveni arttý. 4 Aðustos bizim için bu kötü gidiþe “Artýk Yeter” çýðlýðýyla dur diyen ve iþçi baharýna dönüþtüren bir gün oldu. Birlik, dayanýþma ve mücadele içinde olduðumuzda neleri baþarabileceðimizi gördük. Daha düne kadar bizi böcek gibi gören patronlar bizimle görüþüp anlaþmak zorunda kalýyorlar. Baþarý; birlik, mücadele ve dayanýþma içerisinde üretimden gelen gücü kullandýðýmýzda kaçýnýlmazdýr. Bunu 4 Aðustos’ta istediðimiz düzeyde olmasa da gösterdik. Bugün yapýlmasý gereken þey: bu direniþi zaferle sonuçlandýrmaktýr. Gerçekten bayramda sevinç, coþku ve gururla dolaþmak, geleceðe umutla bakmak istiyorsak bu mücadeleden zaferle çýkmamýz gerekiyor. Bunun yolu da birlik, mücadele ve dayanýþmadan geçer. Yarýný kazanmak, geleceðimizi güvence altýna altýna almak istiyorsak, iþkolu ayrýmý yapmadan tüm fabrikalarda iþyeri iþçi komitelerini örgütlemeli, kendi geleceðimizle ilgili kararlarý bu komitelerde almalý ve komitelerin üst organý olan iþçi konseylerini örgütlemeliyiz. Ýþçi konseyleri tüm organizede çalýþan iþçileri temsil etmelidir. Bilinmelidir ki, en devrimci sendika bile sömürüyü sadece sýnýrlandýrabilir. Oysa aslolan sömürüye son vermektir. Geleceði kazanmak, sömürüye son vermek istiyorsak bunun yolu devrimci iþçi komitelerinde örgütlenmekten, fabrikalarýn tarlalarýn toplumun ortak mülkiyeti olduðu, kimsenin kimseyi ezmediði, sömürmediði, herkesin gücü ve yeteneði ölçüsünde ürettiði, ihtiyacý kadar tükettiði, özgür ve mutlu bir dünya kurmaktan geçer. Özgür, mutlu ve yaþanýlabilir bir dünya için iyi bayramlar... Baþpýnar Devrimci Ýþçi Komitesi 218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012


Yeni Evrede

KÝÐILI MAÐAZASINDA BOYKOT ÇAÐRISI

Sokaklar

Mücadele Birliði

Kiðýlý Fabrikasýnda iþten atýlan Didem Sorhun 14 Aðustos günü Yenibosna Kiðýlý Fabrika Satýþ Maðazasý önünde, 18 Aðustos günü Sefaköy Armonia Alýþveriþ Merkezi’nde Kiðýlý maðazasýnda “Kiðýlýyý boykot” çaðrýsý yaptý. Sorhun ve arkadaþlarý maðaza içindeki müþterilere Kiðýlý’da iþçilerin aðýr koþullarda çok düþük ücretlerle çalýþtýrýldýklarýný, buna boyun eðmeyen bir iþçi olarak kendisinin iþten atýldýðýný anlatan bir konuþma yaparak Kiðýlý ürünlerini boykot etmelerini ve mücadele eden iþçileri desteklemelerini istediler. Konuþmanýn ardýndan maðaza giriþinde “Kiðýlý’da Baskýya, Sömürüye,Tehdide, Ýþten Atmalar Son! Ýþimi Geri Ýstiyorum” yazýlý pankart açýlarak “Kiðýlý Ýþçisi Köle Deðildir”, “Kiðýlý’yý Boykot Et, Direniþe Destek Ol”, “Kiðýlý’da Direniþ Kazanacak”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek” sloganlarý atýldý ve bir süre maðazaya müþteri girmesi engellendi. Maðaza çalýþanlarý bir ara Sorhun’un eylemini engellemeye çalýþtýlar. Sorhun ve arkadaþlarý Kiðýlý fabrikasýndaki çalýþma koþullarý ve iþten atmalarý anlatan konuþmalar yaparak bildiriler daðýttýlar. “Kiðýlý’yý Boykot Et, Direniþe Destek Ol!” sloganýyla maðaza önünde bir süre ajitasyon konuþmasý yapýldý. Armonia Kiðýlý Maðazasýnda ise bir grup güvenlik görevlisi daha gelerek Sorhun’a destek olan erkek iþçilere coplarla vurmaya ve biber gazý sýkmaya baþladýlar. Alýþveriþ merkezinde güvenlik birimlerinin engelleme çabalarýna raðmen yaklaþýk 15 dakika çarþý içinde ajitasyon konuþmalarýna devam edildi. Ardýndan Gümüþçüler Çarþýsý’na sloganlarla ve ajitasyon konuþmalarýyla gidilerek burada basýn açýklamasý yapýldý. Sorhun yaptýðý açýklamada, tekstil sektöründe binlerce iþçinin bu þekilde kölelik koþullarýnda çalýþtýrýldýðýný aktararak “Bunlardan birisi de Kiðýlý tekstildir, iþçi kardeþlerinize destek olmak için, sömürü koþullarýnýn sona ermesi için Kiðýlý iþçisine destek olun. Bu koþullar deðiþmedikçe Kiðýlý ürünlerini satýn almayýn” dedi. Sorhun’un eylemine Mücadele Birliði Platformu ve Baðýmsýz Devrimi Sýnýf Platformu’ndan iþçiler de destek verdiler. Sorhun Kiðýlý’daki sömürü koþullarý

deðiþinceye kadar mücadelesini sürdüreceðini belirtti.

“Sömürüye Karþý Mücadelem Sürecek” Didem Sorhun 27 Aðustos günü yaptýðý bir açýklamayla eylemini fabrika önünde deðil, iþçilerle konuþarak ve sömürü koþullarýna karþý mücadeleye çaðýrarak sürdüreceðini belirtti. Kuyumcukent’te bulunan Kiðýlý Fabrikasý önünde yine önlüðü ve pankartýyla güne baþlayan Sorhun saat 13.00’de bir basýn açýklamasý yaparak iþçilere ve emekçilere seslendi. Kiðýlý’da yaþanan baskýya, tehdide, sömürüye, keyfi olarak iþten atmalara, ardý arkasý gelmeyen hakaretlere dur demek için bu eyleme baþladýðýný belirten Sorhun, bu süre içinde tek baþýna bir iþçinin hakkýný aradýðýnda bir patrona nasýl korku saldýðýný da gördüðünü ifade etti. Eylemi süresince iþten atýlan, haklarýný arayan, iþlerine dönme mücadelesi veren diðer iþçilerle de mücadeleyi ortaklaþtýrma çabasýnda olduðunu söyleyen Sorhun bu süreçte BEDAÞ, THY, Hey Tekstil, Rose218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

teks iþçileriyle de dayanýþma içinde olduðunu ve birlikte bir yürüyüþ gerçekleþtirdiklerini hatýrlattý. Didem Sorhun eylemi boyunca iþçilerin direniþe destek vermemesi, örgütlenip haklarýný aramamasý için fabrikadaki müdür ve ustabaþýnýn karalama kampanyalarýna baþladýðýný, etkilemeye çalýþtýðý bazý iþçi arkadaþlarýyla kendisini karþý karþýya getirmeye çalýþtýðýný da aktararak, tüm bunlara karþý mücadeleyi sürdürdüðünü ifade etti. Sorhun bundan böyle eylemini sadece fabrika önünde bekleyerek geçirmeyeceðini, zaman zaman fabrika önünde iþçilere bildirilerini daðýtarak onlarý sömürüye karþý birlikte mücadeleye çaðýrmaya ve baþka eylemlerle mücadeleyi yükseltmeye devam edeceðini belirtti. Eylemi süresince kendisine destek olan eylemdeki THY, BEDAÞ, Hey Tekstil iþçileri baþta olmak üzere Baðýmsýz Devrimci Sýnýf Platformu, Mücadele Birliði, Devrimci Ýþçi Hareketi ve hukuki açýdan kendisine yardýmcý olan ÇHD üyesi Av. Gülvin Aydýn’a teþekkür ederek, bundan sonra Kiðýlý’yý boykot etme kampanyasýyla eylemlerini sürdüreceðini belirtti. Sorhun bu mücadeleyi yalnýzca kendisinin iþine geri alýnmasý ve Kiðýlý’daki sömürü koþullarýnýn ortadan kalkmasýyla sýnýrlý tutmadýðýný belirtirken, iþçilerin bilinçlenerek mücadeleye katýlmasý yönünde çalýþmasýný sürdüreceðini ve sýnýf dayanýþmasý için çaba sarf edeceðini ifade etti. Ardýndan Hey Tekstil iþçisi Zeki Güngör söz alarak 201 gündür Hey Tekstil fabrikasý önünde eylemlerini sürdürdüklerini hatýrlattý. Bir çok iþçinin çalýþma koþullarýndaki þartlar nedeniyle haklarýný aramak durumunda kaldýðýný, hakkýný arayan iþçilerin iþten atýldýklarýný, kimi iþyerlerinde ise iþçilerin iþlerine geri dönmek için mücadele verdiðini belirten Güngör, Hey Tekstil iþçileri olarak Didem Sorhun ve diðer eylemde olan iþçilerle da dayanýþma içinde olduklarýný ifade etti. Eylemde “Kiðýlý Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Hey Tekstil Ýþçsi Yalnýz Deðildir”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Kiðýlý’da Direniþ Kazanacak”, “Hey Tekstil’de Direniþ Kazanacak”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Yaþasýn Ýþçilerin Birliði” sloganlarý atýldý.

11


Gündem

Türkiye nereye gidiyor? Bugün herkes artýk bu soruyu sormaya baþladý. Soruya verilen yanýtlar, kiþinin sýnýf konumuna, durduðu noktaya uygun olarak deðiþiyor. Ama aslolan bu yaþamsal soruya, bilimsel, objektif, nesnel, olgulara dayanan, kanýtlanabilir yanýt verebilmektir. Bunu sadece ve sadece Marksizm yapabilir. Marksizmin yanýtý ise þudur: Türkiye büyük bir devrime doðru gidiyor. Bu, olgulara dayalý, kanýtlanabilir bir iddiadýr. Ýddianýn gücü de buradan geliyor zaten. Bu gerçeði ve bu gerçekle birlikte Türkiye’nin geleceðini görebilmek için Antep’te devletin en tepe kadrosunun nerede toplandýðýna bakmak yeterlidir. Devletin zirvesinin yeni toplanma yeri “Cami Avlusu”dur.

Kürdistan’da Devrim Günleri Kuþkusuz, devletin zirvesinin ve tekelci sermaye sýnýfýnýn moralini, “vücut kimyalarý”ný bozan süreçlerin baþýnda Kürdistan’da yaþananlar geliyor. UKH, bir aydan fazladýr sürdürdüðü saldýrý hamlesini Þemdinli kýrsalýnda tam denetim saðlayacak þekilde geniþletti. Þemdinli kýrsalýnda devlet artýk egemen deðil. Orada devlet güçleri bulunduklarý yerlerden dýþarý çýkamýyor, yol kontrolleri ve alan hâkimiyeti gerillanýn denetiminde. Daha önemlisi, gerilla Þemdinli ve çevresinde artýk yerleþim yerlerinde devlete ait birkaç kuruma birden saldýrý yapabilecek kapasitede olduðunu eylemle ortaya koydu. Þemdinli’de Kaymakamlýk, Jandarma Alay Komutanlýðý ve Emniyet Müdürlüðü ayný anda gerillanýn saldýrýsýna uðradý ve devlet güçleri kaldýklarý yerleri savunmaktan öte bir þey yapamadýlar. Durum halen bu noktada. Kürdistan’da devlet ve hükümetin toplumdan gizlemeye çalýþtýðý gerçek ve þiddetli bir savaþ var. Devlet ve hükümet toplumun dikkatini Suriye’ye çekmeye çalýþýrken aslýnda kendi topraklarýnda Suriye’dekinden çok daha þiddetli bir iç

12

DEVRÝME Yeni Evrede

Mücadele Birliði

savaþýn sürmekte olduðunu gizlemeye çalýþýyor. Ama gerçekler nereye kadar gizlenebilir ve bir sýnýfýn egemenliði yalana dayalý propaganda ile ne kadar süre daha ayakta kalabilir! UKH’nin son saldýrý hamleleri devleti/hükümeti “mýzrak artýk çuvala sýðmýyor” noktasýna getirdi. Artýk saldýrý hamlelerini tekelci basýnýn kendisi haber vermek durumunda. 25 Aðustos tarihli Hürriyet gazetesinin manþeti “Gözleri Döndü 48 Saatte 3.Saldýrý” þeklindeydi. Bu manþetin egemen sýnýf adýna nasýl bir korkuyu içerdiðini söylemeye gerek yok. Kürdistan’da eksik kalan ve asýl sonuç belirleyecek olan geliþme halk ayaklanmalarýdýr. Devletin, hükümetin, egemen sýnýfýn uykularýný kaçýran da budur. Devlet ve hükümet, gerillanýn artýk alan tutmaya baþlamýþ olmasýndan, ciddi bir askeri güce eriþmiþ olmasýndan büyük korkuya kapýlmýþ olsalar da þehirlerin, yani toplumsal sistemin sinir merkezlerinin hala ellerinde bulunuyor olmalarý onlarý bir parça olsun rahatlatýyor. Çünkü þehirler ellerinde kaldýkça kaybettikleri yerleri geri alma umutlarýný korumuþ oluyorlar. Eksik kalan þey serhýldanlardýr! UKH, bu eksikliðin farkýna varmýþ olacak ki, geçtiðimiz hafta Kürdistan halkýna “serhýldanlarla gerillaya destek olma” çaðrýsýnda bulundu. Bu çaðrý, zafer yolunda son derece gerekli ve önemli bir çaðrýdýr. Ancak, burada gerilla savaþýnýn geldiði noktayý küçümsemeden ve bu savaþýn Kürdistan halkýna verdiði moral üstünlüðü, zafer umudunu akýldan çýkarmadan söylemek gerekir ki çaðrýnýn mantýðý zafere ulaþma amacý bakýmýndan baþ aþaðý durmaktadýr. Onu baþ aþaðý kýlan þey, serhýldanlarýn gerilla savaþýnýn desteði gibi ele alýnmasýdýr. Doðrusu tam tersidir, yani gerilla savaþýnýn serhýldanlarý destekleyen bir mücadele biçimi olarak ele alýnmasýdýr. Bunun nedeni açýktýr: Sonucu tayin edecek olan mücadele biçimi devrimci halk ayaklanmalarýdýr; serhýldanlardýr. Batý 218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

Kürdistan, daha farklý koþullara sahip olmakla birlikte, devrimci halk ayaklanmalarýnýn sonuç almada nasýl belirleyici güce sahip olduðunun son örneði oldu. Ama Batý Kürdistan baþka yönlerden de yol açýcý bir örnek oldu. Bir yönetim mekanizmasýnýn, Halk Meclislerinin hemen ilan edilip Geçici Devrim Hükümeti gibi çalýþmaya baþlamalarý Kürdistan devriminin þimdi hangi adýmlarý atmasý gerektiðini göstermesi açýsýndan örnek alýnmalýdýr. Kürdistan’da gerilla savaþý belli bir düzeye, “alan hakimiyeti” elde edecek kadar ileri bir düzeye ulaþtý. Halk ise, Kürdistan’ýn hemen her yerinde ya ayaklanma halindedir ya da ayaklanmaya çok yatkýn bir noktaya gelmiþ durumda. Dýþ koþullar, özellikle de Batý Kürdistan’ýn özgürlüðü Kürdistan halkýna büyük bir moral güç verdi, zafere olan inancýný pekiþtirdi. Kürdistan halkýnýn artýk kendi kendini yönetmek istediði açýkça ilan ediliyor. Bu durumda eksik kalan adým, Öncü devrimci güçlerin en azýndan Kürdistan’da Geçici Devrim Hükümetini ilan etmeleridir. Þimdi sýra serhýldanlarla birlikte bu adýmýn atýlmasýnda. Garp Cephesinde Moraller Sýfýr Birleþik devrim Kürdistan’da tam yol alýrken ve Türkiye’de emekçi sýnýflar, Aleviler, demokrat kesimler, diðer ezilen güçler sisteme, hükümete, devlete karþý ayaklanma provalarýna baþlamýþken egemen sýnýf cephesinde durum nedir? Bu soruya tek cümleyle yanýt vermek gerekirse moraller sýfýr diyebiliriz. Karþý-devrime hizmet eden bir provokasyon olduðu açýk olan Antep’teki bombalama olayýndan sonra, egemen sýnýfýn tüm “ekabir” takýmý tam kadro Antep’e giderek “Ay-Yýldýzlý Kravat” takmýþ vaziyette karþý-devrim cephesine “birlik-beraberlik” çaðrýsý yaptý ve “gün birlik günüdür, gün bugündür” dedi. Bu egemen bir sýnýfýn deðil, tarihin karanlýðýna gömülmek üzere olduðunu sezmiþ, son


E DOÐRU Yeni Evrede

Mücadele Birliði

bir çabayla kaçýnýlmaz sondan kurtulmaya çalýþanlarýn ruh halidir. “Birlik-beraberlik” bildirisini okuyan hükümetin Bakaný, gizlenemeyen ses tonu ve yüz ifadesiyle tekelci sermaye sýnýfýnýn nasýl bir ruh hali içinde olduðunu yansýttý. Hükümetin/devletin moralini bozan, umutsuzluða iten geliþmeler Kürdistan’la sýnýrlý deðil. Bunun yaný sýra, hükümetin Suriye, Irak, Ýran politikalarý iflas etmiþ; Suriye cephesinde zor duruma düþmüþ, Arap dünyasýndan, güvenilmez Suudi Hanedanlýðý ve Katar Þeyhliði dýþýnda tecrit olmuþ, o çok güvendiði, umut baðladýðý Mýsýr ve Tunus gibi ülkelerden bile umduðunu elde edememiþtir. Suriye’de bir savaþa girmek için can atarken bu adýmý tek baþýna atacak cesaret ve güçten yoksun olduðu; Suriye’nin uçak düþürme gibi meydan okumalarýna yanýt verecek cesarete sahip olmadýðý ortaya çýkmýþtýr. Ve bu konuda en önemlisi, hükümet, Suriye’de bir savaþýn gerekli olduðuna ne emekçi sýnýflarý ne de baþka bir toplumsal gücü ikna edebilmiþtir. Suriye’de bir savaþa girme konusunda hükümetin arkasýnda Suriye’li çapulcular dýþýnda hiçbir toplumsal güç yoktur. Dimyata pirince gidiyorlardý evdeki bulgurdan olmaya baþladýlar. Suriye’de avuçlarýnýn içinde olacak bir Sünni Müslüman Kardeþler iktidarý için yola çýktýlar, Batý Kürdistan’la karþýlaþtýlar. Batý Kürdistan’a karþý baðýrýp çaðýrdýlar, tehditler savurdular; bir þey yapacak güçleri olmadýðý ortaya çýktý; þimdilerde sözünü etmiyorlar. Tek baþlarýna bir savaþa girme güç ve cesaretinden yoksun olduklarý için Antep provokasyonunu Suriye üzerine ya da bir Suriyeliye yýkma yerine UKH üzerine yýkmayý tercih ettiler. Düþürülen uçak olayýnda da öyle olmadý mý? “Uçaðý biz düþürdük” diye açýklama yapan Suriye’ye “yok caným siz düþürmüþ olamazsýnýz” deme noktasýna gelmemiþler miydi?

Bütün bunlarýn önemi þurada: Tüm gösteriþli sözlerine raðmen devlet ve hükümetin son derece güçsüz, bir þeyleri göze almada son derece yeteneksiz, durumu lehine çevirecek güç, olanak, yetenek ve politikalardan yoksun olduðu ortaya çýkmýþtýr.

Rüzgâr Ektiler Fýrtýna Kapýlarýnda Hükümetin ve devletin devrimi önlemek için mezhep çatýþmasýndan medet umduðunu, bundan dolayý mezhep çatýþmasýný körüklediðini önceki sayýlarýmýzda ortaya koymuþtuk. Aradan geçen sürede ortaya çýkan geliþmeler bu saptamamýzýn ne kadar doðru ve yerinde olduðunu kanýtladý. Hükümet/devlet –bunlar artýk bir ve ayný anlama geliyor- Alevilere karþý açýk bir kýþkýrtmaya gitti. Baþbakanýn açýklamalarý ile baþlayan bu kýþkýrtmanýn gerçekte devlet/hükümet politikasý olduðuna önce Leninistler iþaret etti ve emekçi sýnýflarla Alevileri uyardý. Hükümet/devlet politikasý, þimdi Alevilerin evlerinin iþaretlenmesi, tehdit edilmesi ve Malatya/Sürgü beldesinde olduðu gibi linç giriþimlerine dönüþmüþ bulunuyor. Ama bundan da tehlikeli giriþimler Hatay’da Suriyeli çapulcularýn Hatay’da estirdikleri terör havasý biçiminde karþýmýza çýkýyor. Hükümet/devlet, MÝT/Polis korumasý altýndaki bu çapulcular Hatay halkýný, Hatay Alevilerini açýkça tehdit ve taciz ediyor; Suriye’de zafere ulaþmalarý durumunda Hatay Alevilerini ne gibi korkunç bir son beklediðini her yerde, uluorta ifade ediyorlar. Burada konumuz bu çapulcularýn ulumalarý deðil elbette. Hatay halký, Alevisi, Sünnisi, Hýrýstiyaný, Ermenisi, Yahudisi, Rumu, Arabý ve Türküyle bu çapulcularý defedecek bilinç, cesaret, kararlýlýk ve yüreðe sahiptir. Nitekim bir hafta önce Hürriyet gazetesinde çýkan haberde Hatay halkýnýn Suriyeli çapulculara “faturayý bizzat kesmek için sýradan vatandaþýn silah218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

Gündem

lanmayý hýzlandýrdýðý” yazýyordu. Hatay’da özellikle Aleviler ve Ermeniler silahlanmaya hýz verirken Türkiye’nin baþta Ýstanbul olmak üzere baþka yerlerinde de Aleviler silahlanma ve ayaklanma sürecine girmiþ durumdalar. Leninistlerin öncelikle Hatay’da, ama aslýnda Türkiye’nin her yerinde bu ortamda önlerine koymalarý gereken yeni görevler, yeni mücadele biçimleri olmalýdýr. Halk düzene, hükümete, devlete karþý, faþistlere karþý silahlanmaya baþlamýþsa bir Leninistin yapmasý gereken þey bu sürecin en önünde yürümek; halký bu devrimci yolda cesaretlendirmek, ona örnek oluþturmaktýr. Fýrtýna tekelci kapitalist düzenin kapýsýnda. Silahlanmaya baþlayan ve silahlandýðý artýk burjuva basýn tarafýndan bile gizlenemeyen bir halkýn ruh hali devrimcidir, nitel bir deðiþimi dayatýyor demektir. Halk kitleleri arasýnda genelleþen bu devrimci eðilimi, kitlelerin ruh halini görmek ve buna uygun davranmak her Leninistin baþlýca görevidir. Bu bir baþkaldýrý, bir ayaklanma hazýrlýðýdýr ve hangi güç buna hazýrlýklý olursa zaferi o kazanacaktýr. Þimdi cesur çýkýþlar yapma zamanýdýr; Denizleþme zamanýdýr. Silahlanmaya baþlamýþ bir halk buna itibar eder; baþka þeye deðil. Cesur çýkýþ, en baþta devrimci kitle eyleminin önünde yürümek ve devrimci kitle eyleminin önüne çýkan engelleri temizlemek için yaratýcý yöntemler, yeni teknikler kullanmak, o engelleri daðýtmak demektir. Boyun eðmeyen, ileri giden, cesaretle ileri atýlan, düþmaný kovalayan bir ruh hali; halkýn özlemi iþte budur. Aleviler, emekçi sýnýflar bu özellikleri, bu ruhu kimde görürlerse oraya yöneleceklerdir. Her Leninist önümüzdeki sürece bu bilinçle hazýrlanmalýdýr. Sadece Kürdistan deðil, bütün bu topraklar devrime akýyor.

13


Yeni Evrede

FAÞÝST SALDIRIYA KARÞI KÜRT HALKININ SAFLARINDAYIZ

Sokaklar

20 Aðustos günü saat 19.45 sýralarýnda Antep’in Þehitkamil ilçesinde bulunan Karþýyaka Polis Merkezi önünde bomba yüklü bir araç havaya uçuruldu. Patlamada en az 9 kiþi öldü, 64 kadar kiþi de yaralandý, olay yerinden geçmekte olan iki otobüs ile bir otomobil de bombanýn etkisiyle alev alýrken çevredeki binalar zarar gördü. Patlamanýn ardýndan, bir grup faþist PKK aleyhine sloganlar atarak BDP Þehit Kamil Ýlçe Binasý’na saldýrdý, ilçe binasý alevler içinde kaldý. Hemen ardýndan BDP Antep Ýl Binasý’na da bir grup tarafýndan saldýrý düzenlendi. Saldýrýda BDP Ýl binasýnýn camlarý kýrýlýrken, ilçe binasýnda büyük hasar meydana geldiði öðrenildi. Ve ard arda BDP’nin Yavuzeli, Nizip, Araban binalarý da saldýrýya uðradý ve tahrip edildi. HPG Anakarargah Komutanlýðý ise, yaþanan patlamayla herhangi bir ilgilerinin olmadýðýný açýkladý. HPG, “20 Aðustos günü Antep merkezde bir patlama meydana gelmiþtir. Hem devlet yetkilileri hem de Türk basýný bu olayý hareketimiz üzerine yýkmaya çalýþmaktadýr. Bu patlama ile güçlerimizin herhangi bir ilgisi bulunmamaktadýr. Kamuoyu ve halkýmýz da bilmektedir ki güçlerimizin sivillere yönelik bir giriþimi olamaz. KCK Yürütme Konseyi’nin yaptýðý bayramda çatýþmalardan kaçýnma çaðrýsýna güçlerimiz uymaktadýr. Bayram sürecinde operasyonlardan kaynaklý yaþanan çatýþmalar dýþýnda güçlerimizin herhangi bir giriþimi de olmamýþtýr” dedi. Yaþananlara tepki gösteren ÝHD Antep þubesi, HDK, EMEP, Mücadele Birliði Platformu ve KESK bileþenleri 24 Aðustos’ta bir açýklama yaparak, kentte hükümet tarafýndan Kürtlere karþý provokasyon yaratýlmak istendiðini, ancak Kürtlerin bu oyunlara gelmediðini söylediler. Yapýlan bu tür saldýrýlarý doðru bulmadýklarýný ifade eden ÝHD Antep Þube Baþkaný Müslüm Denizhan, saldýrýdan sonra

14

Mücadele Birliði

hükümet ve devlet yetkilileri ve bazý basýn yayýn kuruluþlarý tarafýndan yapýlan haberler sonrasýnda Kürtlere karþý yaratýlmak istenen provokasyonlara tepki gösterdi. Provokasyonlarýn bilinçli bir þekilde yapýldýðýný söyleyen Denizhan, “Kürtlere yapýlan saldýrýlarý da kýnýyoruz. Biz olay gecesi cenazelerin taþýnmasý ve yaralýlara yardým etmek için orada bulunduk. Ama bazý gruplar bizi faþist kitleye hedef göstererek bizim oradan çýkmamýzý istediler. Biz de oradan mecburi olarak ayrýlmak zorunda kaldý. Bu durum da kabul edilemezdir” dedi. BDP’nin de hedef tahtasýna konulduðunu ve bu nedenle saldýrýlara hedef olduðunu aktaran Denizhan, “Antep’te o gece sadece bir patlama meydana gelmedi. BDP il ve ilçe binalarýnda da patlamalar meydana geldi. Yapýlan provokasyonlar sonrasýnda BDP il ve ilçe binalarý taþlanarak ateþe verildi. Biz demokrasi için sokaklara çýktýðýmýz zaman polis bize copla, biber gazý ile saldýrýrken neden o saldýran gruplara müdahale etmiyor. Üstelik bu gruplar BDP’nin il ve ilçe binalarýna karþý saldýrý düzenleyerek Kürtlere karþý provokasyon giriþiminde bulundular. Bu durum da göz önünde bulundurulmalýdýr” diye konuþtu. Mücadele Birliði Platformu Antep Temsilcisi Serkan Yýlmaz, meydana gelen patlamanýn Ortadoðu’da yaþanan geliþme-

218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

lerden baðýmsýz olmadýðýný savunarak, “Özellikle Ortadoðu topraklarýnda son dönemlerinde hýzlý geliþmeler görüldü. Bunlardan birisi Batý Kürdistan’da atýlan devrim adýmlarýydý. Bu adýmlarla Kürt Halký moral üstünlüðünü yakaladý. Ve özellikle Kuzey Kürdistan’da vekiller ile gerillanýn buluþmasý bunlarý etkileyen bir durumdur. Patlama sonrasýnda yaratýlmak istenen provokasyonlarla Kürt Halký’nýn moral üstünlüðünü düþürmek istediler. Bu provokasyonlar Kürt Halký’na yapýlan saldýrýlarýn önünü açma amacý taþýyordu. Bu tür saldýrýlarýn Kürt Halký’na karþý devam ettirilebileceðini düþünüyoruz. Türkiye’deki devrimciler olarak bu tür durumlarda Kürt Halký’nýn yanýnda olmalýyýz ve her türlü faþist saldýrýya karþý Kürt halkýnýn saflarýndayýz” dedi. KESK Antep Þubeler Platformu adýna konuþan Eðitim Sen Antep Þube Baþkaný Ömer Faruk Koç, böylesi bir eylemde adresin Antep seçilmesinin kafalarda ayrý bir soru iþareti býraktýðýný söyleyerek, þöyle devam etti: “Bazý medya gruplarýnýn ve hükümet yetkililerin açýklamalarýndan sonra hedef haline gelen Kürtlerin kurumlarýna saldýrýldý. Ve bu saldýrý toplumsal barýþý zedeleyen bir saldýrýdýr. Bu tür söylemler Türkiye halký için saðlýklý deðildir. Bu saldýrý Ortadoðu’da ki geliþmelerden baðýmsýz olduðunu düþünmüyoruz. Tabi Kürt sorunundan da baðýmsýz deðildir. Bir an önce sorunun çözümü için çözümün muhatabý ile görüþülerek barýþ için adým atýlmalý. Barýþýn saðlanmasý için halklarýmýza saðduyulu olmalarý için çaðrýda bulunuyoruz. Sanki suçlu BDP’imiþ gibi güvenlik önleminden çok teþhir etme amacý taþýyordu. Ve bu þekilde BDP hedef tahtasýna kondu.” Patlamanýn ardýndan sermaye cephesi, belli bir plan dahilinde olduðu tartýþma götürmez bir þekilde olayý PKK’ye (daha tam ifadeyle “PKK-Suriye ortaklýðý”na) yýkmaya çalýþtý. Pek çok insan gözaltýna alýndý, iþkenceden geçirildi, tutuklandý.


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

BEDAÞ: YAÞASIN SINIF DAYANIÞMASI

24 Aðustos günü eylemlerinin 96. gününde olan BEDAÞ iþçileri, her hafta olduðu gibi bu hafta Cuma günü de Galatasaray Lisesi önünden “BEDAÞ’tan Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” diyerek BEDAÞ önüne yürüdüler. “BEDAÞ Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “BEDAÞ Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Susma Haykýr Taþerona Baþkaldýr”sloganlarý ile yürüyen iþçileri Aða Camii önüne geldiklerinde Emeðe Ezgi müzik grubu karþýladý. Çav Bella marþýný grup ve iþçiler birlikte söylediler. Yürüyüþ güzergahý üzerinde bulunan Kiðýlý maðazasýnýn giriþini bir süre bloke eden iþçiler, Kiðýlý Fabrikasýnda iþten atýlan Didem Sorhun’a selam gönderdiler, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganý attýlar. Ýþçilerin bir diðer duraðý Taksim Meydaný’nda bulunan THY Bürosu oldu. Enerji Sen Genel Baþkaný Kamil Kartal burada yaptýðý konuþmada, “Ýþçi ve emekçilerin düþmanlarý aynýdýr. Ýþçileri açlýk ve iþsizlikle terbiye edeceklerini sanýyorlarsa yanýlýyorlar. Ýþçiler birleþerek kazanacaktýr. THY iþçisinin direniþini selamlýyorum” dedi. BEDAÞ önünde gelen iþçilerden daha önce BEDAÞ’tan 7 kez iþten atýlan Selami Öðretici, “Þimdi direniþteki arkadaþlarýma destek verdiðim için yeniden iþten atmakla tehdit ediyorlar. 7 kez deðil 77 kez de iþten atsanýz, bu mücadeleden vazgeçmeyeceðim” dedi. Basýna açýklama yapan iþçi Mustafa Turna, “Bizler biliyoruz ki var olan her direniþteki iþçi yalnýzca kendi talepleri için mücadele etmiyor, ayný zamanda iþçi sýnýfýnýn mücadelesini de yükseltiyor. Ancak bu mücadeleleri zaferle sonuçlandýrabilmek ve sonrasýnda kazanýmlarýmýzý kalýcýlaþtýrabilmek mücadeleleri birleþtirmekten geçiyor. BEDAÞ yönetimi, taþeron þirketi ve AKP hükümeti bilmeli ki karþýlarýnda örgütlü enerji iþçileri var. Bizler iþimizi geri alana dek çadýrlar kurmaya, sloganlar atmaya, halaylar çekmeye devam edeceðiz. Bugün 96. gününde olan direniþimizi iþimize geri dönene dek sürdüreceðiz” þeklinde konuþtu. Konuþmalarýn ardýndan iþçileri selamlayan sanatçý Pýnar Aydýnlar da kýsa bir dinleti sundu. Ýþçiler, Aydýnlar’ýn söylediði marþlar ve türkülerle halaya durdu.

ANTEP’TE FAÞÝSTLERÝN ÝPLERÝ SERBEST BIRAKILDI

Antep’te gerçekleþtirilen ve 9 kiþinin ölümü onlarcasýnýn da yaralanmasýyla sonuçlanan saldýrý sonrasýnda 20 Aðustos akþamý faþistler þehir merkezinde yollarý kapatarak yürüyüþler düzenlediler. BDP’nin il ve ilçe binalarýna saldýrýlar gerçekleþti, il binasýnýn camlarý ve tabelasý atýlan taþlarla kýrýlýrken, Þehitkamil ilçe binasý yakýlmak istendi. 21 Aðustos günü ise BDP Ýl ve ilçe binalarý panzerler ve çevik kuvvet polisleri tarafýndan yoðun bir abluka altýnda. Binalara hiç kimsenin girmesine izin verilmedi. Abluka sadece BDP’nin bulunduðu bölgelerde deðil Antep’in bütün noktalarýnda yoðun önlemler alýnmýþ durumda, bir çok noktada kimlik kontrolleri yapýlarak ortam terörize ediliyor. Ayrýca faþist yürüyüþler devam etti. Öðle saatlerinde toplanan faþist güruh BDP Ýl binasýnýn çevresine gelerek yine saldýrma giriþiminde bulundu. Panzer ve Çevik Kuvvet polisleri bu saldýrýyý engelledi. Güruh hala ýrkçý, faþist sloganlarla Antep’in çeþitli yerlerinde turlar atmaya devam ediyor. Kürt Halký Yalnýz Deðildir Antep Mücadele Birliði 218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

15


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜÞÜ SELAMLANDI luk sürecidir. Kürt halký artýk uyanmýþtýr ve hiçbir oyuna gelmeyecektir artýk” dedi. Kitleye müdahalede bulunan polislere de seslenen Zenderlioðlu, “Bu halka saldýrmaya hakkýnýz yoktur. Saldýrýlar devam ederse bu halk meþru savunma hakkýný kullanacaktýr” tepkisinde bulundu. Konuþmalarýn ardýndan binlerce kiþi, saldýrýya devam eden polislere yönelerek, uzun süre çatýþtý. Mitingin sona ermesiyle birlikte çatýþmalar, Nur Mahallesi’nin bütün ara sokaklarýna ve ilçenin birçok deðiþik noktasýna taþýndý. Çatýþmalar esnasýnda yüzlerce ses bombasý ve havai fiþeklerle kitle polise karþýlýk verince, ilçe savaþ alanýna döndü.

Kürdistan’ýn pek çok yerinde 26 Aðustos günü Güney Batý Kürdistan’a destek olmak için “Özgürlük Yürüyüþünüzü Selamlýyoruz” mitingleri düzenlendi. Cizre, Kýzýltepe ve Yüksekova’da düzenlenen mitinglere binlerce kiþi katýldý.

Cizre: Þýrnak’ýn Cizre Ýlçesi’nde binlerce kiþi, sloganlarla Nur Mahallesi’ndeki miting alanýna girdi. DTK Koordinasyon Kurulu Üyesi ve BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioðlu’nun da yer aldýðý binlerce kiþi, miting alanýna iki koldan yürüdü. Alanda toplanan kitleye daðýlmasý çaðrýsý yapan polis, kitlenin “Öcalan” þeklinde slogan atarak cevap vermesi üzerine, gaz bombalarý ile saldýrdý. Gençler taþ, havai fiþek, ses bombalarý ve molotoflarla karþýlýk verdi. Kitlenin büyük direniþiyle karþýlaþan polis, geri çekildi. Polislerin saldýrýsýný önlemek için sokak baþlarýnda barikat kuran kadýn ve gençlere polisler tekrar gaz bombalarýyla saldýrdý. Gençlerin kurduðu barikatlar nedeniyle alana giremeyen polisler, sokak baþlarýndan miting alaný ve çevresine rastgele gaz bombalarý attý. Polisin attýðý gaz bombalarý çevredeki evlerin içerisine de girdi. Alanda bir araya gelen 10 bini aþkýn kiþiyi tekrar daðýtmak için polis iki koldan

16

saldýrýya geçti. Binlerce kiþi, uzun süren çatýþmalarýn ardýndan polisleri geri çekilmek zorunda býraktý. Polislerin geri çekilmesi sýrasýnda silah kullandýðý görüldü. Mitingin en çarpýcý görüntüsü ise Roboski katliamýnda yaþamýný yitirenlerin ailelerinin, kaybettikleri yakýnlarýnýn fotoðraflarýný taþýmasý oldu. Aileler, mitingde Roboski adýna yazýlmýþ bir ezgiyi gaz bombalarý içinde okurken, kitle zafer iþaretleri eþliðinde saygý duruþuna geçti. Çatýþmalarýn sürdüðü sýrada binlerce kiþiye seslenen DTK Koordinasyon Kurulu Üyesi Zenderlioðlu, önemli ve tarihi bir süreçten geçtiklerini belirterek, “Bu süreç çok keskindir. Kürt halký için baþarý ve özgürlük, ýrkçýlara da korku getiriyor. Bunun için elimizde silah yoktur. Bir saattir polisler silahlarla, gazlarla demokrat halka saldýrýyor. Bu demokrasi karþýtlýlýðýdýr. Ey Tayyip Erdoðan, bu demokrasi deðil, özgürlük deðil bu, halka tahammülsüzlüktür. ... Bir yýlý aþkýn bir süredir, Sayýn Öcalan ailesi ve avukatlarý baþta olmak üzere kimseyle görüþtürülmüyor. Tecritle Kürt halkýný ve iradesini birbirinden ayýrmayý amaçlýyorlar. Yalnýz þunu iyi bilsinler, öldürseler de, dövseler de, tutuklasalar da, bu halk iradesiyle buluþmak için alanlarda olacak. ... Buradan AKP yandaþý kesimlere sesleniyorum. Aklýnýzý baþýnýza alýn. Bu süreç Kürt halkýnýn varlýk ve yok218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

Kýzýltepe: Kýzýltepe’de miting akþamüzeri Ýçiþleri Bakanlýðý’nýn yasak kararýna aldýrýþ etmeyen binlerce kiþi, polis barikatlarýný aþarak miting alanýna akýn etti. Yasak nedeniyle sabahýn erken saatlerinden itibaren kentin birçok alaný ablukaya alýndý. Ýlçelerden gelen binlerce kiþi barikatlarý aþarak mitingin yapýlacaðý Newroz Alaný’na ulaþtý. Özgürlük Meydaný’ndan binlerce kiþinin katýlýmýyla Newroz Alaný’na doðru yürüyüþe geçildi. Yürüyüþe BDP’li milletvekilleri ve il yöneticileri, belediye baþkanlarý ve binlerce kiþi katýldý. Mitingte konuþan DTK Eþ Baþkaný Ahmet Türk, Kürt halkýnýn her yerde özgürlük için ayaða kalktýðýný vurguladý. “Sesiniz Qamiþlo’ya, Kobani’ye ulaþýyor. Yüreðimiz onlarladýr ben onlarýn direniþini selamlýyorum, baþarýlar onlara” sözü alkýþlarla karþýlanan Türk, Kürt halký için yeni bir dönemin baþladýðýna dikkat çekti. “Kürt halký zindan, öldürülme ile mücadele etti. Ýdris Naim Þahin, mitingi yasakladý; ama siz o yasaklamayý kýrarak buraya geldiniz. Kürt halkýnýn birliði ve ittifakýyla biz özgürlüðe ulaþacaðýz. ... Bizim ve Kürt halkýnýn üzerindeki yük büyüktür. Yýllardýr özgürlük mücadelesinde büyük bedeller ödedik bugün halk mücadelesine sahip çýkýyor. AKP hükümetinin oyunlarýný iyi görelim ve okuyalým. Antep’te bir


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

patlama gerçekleþti, 5 dakika içinde bunu ‘Kürtler yaptý’ dediler. Bu patlamayý biz kýnadýk. Bununla Türk halkýný Kürt halkýyla karþý karþýya getirmeye çalýþtýlar. Birçok þehirde BDP binalarýný yaktýlar. Bugün de iyi görün milliyetçi cephe yeniden oluþturuluyor. Bahçeli diyor ki, Hükümet korkmasýn ülkücüler onlarla. Biz de diyoruz ki, halkýmýz bunu görün AKP siyaseti yalandýr, Kürtlere karþý zulümdür. Onlar kendilerine dindar, Kürtlere zalimdir. Tüm Kürtler bunu görsün” dedi. Mitingin Kürt halkýný sesiz býrakmak için yasaklandýðýný belirten Türk, “Hiçbir siyasi partinin mitingleri yasaklanmadý ama bizden korkuyorlar, özgürlük yürüyüþümüzden korkuyorlar, bizi sessiz býrakmak istiyorlar, bütün çalýþmalarýmýzý yasaklamak istiyorlar. Biz bu kirli oyunu bozacaðýz. Önümüzdeki günler Kürt halkýnýn günleridir. Burada iyi yürürsek bu yüzyýl Kürt halkýnýn yüz yýlý olacak. Kürt halký mücadelesine sahip çýkarsa özgürlüðümüz yakýndýr. Bugün sokaklarda siren çalýyorlardý halkýn mitinge katýlmamasý için. Ama halk onlara kulak vermedi, yasaklama, kirli oyunlarla Kürt halkýný kandýramadýlar artýk Kürtler önünü görüyor” dedi. Türk’ün konuþmasýnýn ardýndan sanatçý Serhado sahne aldý. Serhado’nun dinletisi ardýndan kitle Özgürlük Meydaný’na doðru yürüyüþe geçti. Yürüyüþ boyunca sloganlar atýldý, gençler yol güzergahý boyunca bankalarý taþladý. Özgürlük Meydaný’na ulaþan binlerce kiþi daha sonra sesiz bir þekilde daðýldý. Urfa Caddesi’nde polis daðýlan kitleye gaz bombasý ile saldýrýrken, olaylar büyümeden son buldu.

þý, iþte gelirsin Gever’de görürsün diyoruz” dedi. Söz alan BDP Eþ Genel Baþkan Yardýmcýsý Hamit Geylani, Kürtlerin Suriye’de ilan ettiði Demokratik Özerkliðe dikkat çekerek, Arap Baharý’nın Kürtlerin baharýna dönüþtüðünü dile getirdi. Suriye’deki kazanýmlarýn mücadele verilmeden elde edilmiþ kazanýmlar olmadýðýnýn altýný çizen Geylani, “Yýllardýr orada Kürtler kimliksiz yaþadý. Ama verilen özgürlük mücadelesi sonucunda Kürtler özerkliðini kazandý. Kürtlerin dört parçasý vardýr. Türkiye, Ýran, Irak, Suriye. Her yerde Kürtlerin bir baharý olacaktýr. Yani her bahar Kürtlerin baharýdýr” diye konuþtu. Büyük coþku ve zýlgýtlar arasýnda konuþmasýna baþlayan DTK Eþbaþkaný Aysel Tuðluk ise, “Gever demek direniþ demektir, Demokratik Özerklik demektir, Halkýna canýný feda etmek demektir” diyerek halký selamladý. PKK lideri Abdullah Öcalan’ýn 13 yýldýr ‘ölüm çukurunda’ tutulmasýný kýnadýðýný dile getiren Tuðluk, “Milyonlar Say ýn Öcalan’ý iradesi olarak kabul etmiþtir. Bunun için Kürt sorunun barýþçýl, demokratik muhatabý Sayýn Öcalan’dýr. Kürt sorununu PKK ve Öcalan’ý dýþarda býrakarak çözemezsiniz, çözdürmeyiz. Ýmralý iþkence çukuru Kürt halkýnýn mücadelesiyle yýkýlacak ve Sayýn Öcalan özgürleþecek” diye konuþtu. Þemdinli’de HPG’lilerle kucaklaþmalarý sonrasý yaþanan tartýþmalarý hatýrlatan

Sokaklar

Tuðluk, “Bu gerillalar bu halkýn evlatlarýdýr. Bu halkýn içinden çýktýlar. Onlar uzaydan gelmediler. Sizin zulmünüz, faþizan uygulamalarýnýz, inkar ve imha politikalarýnýza karþý daðlara çýktýlar. Biz elbetteki onlarý kucaklayacaðýz. Biz bu kardeþlerimizle sarýlýrýz, kucaklarýz bunu böyle bilsinler. Bizi tehdit edebilirler, bu halk olduðu sürece bu tehditler bize výz gelir” þeklinde konuþtu. Burjuva medyanýn Þemdinli olaylarýný doðru yansýtmadýðýnýn altýný çizen Tuðluk, þöyle konuþtu: “Medya Þemzinan’da gerilla olduðu gerçeðini gizledi. Gerilla orada. Þemzinan Kürt hareketinin geldiði yeni aþamayý gösteriyor. AKP’nin, askerin, operasyonlarýn yeni adý Þemzinan’dýr. Gerillanýn hakimiyeti karþýsýnda bu kadar celalleniyorlar. Þemzinan’da dersler çýkarýlmasý gerekiyor. Erdoðan aklýný baþýna alarak Kürtlerle savaþtan vazgeçsin. Bu halk bitmeyecektir ve direniþini de artýracaktýr. Bu halkýn üzerinde artýk saltanatýnýzý sürdüremeyeceksiniz. Bu halk nice diktatörlerin sonunu getirdi, senin de sonunu getirecektir.” Mitingin sona ermesinden sonra binlerce kiþi çarþý merkezinde bulunan Oslo Oteli önüne doðru yürüyüþe geçti. Yürüyüþü engellemeye çalýþan polisler ve gençler arasýnda çatýþma çýktý. Atýlan gaz bombasý ve tazyikli suya gençler molotof ve taþlarla karþýlýk verdi. Çatýþmalarda ses bombalarý da patlarken, olaylar mahallelere yayýldý. Çatýþmalar geç saatlere kadar

Yüksekova: Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde onbinlerce kiþi düzenlenen miting ile Güneybatý Kürdistan Kürtlerinin özgürlük yürüyüþlerini selamladý. Kadýn ve çocuklarýn renkli kýyafetlerle katýldýðý ve sarý, kýrmýzý ve yeþil flamalarla süslenen miting saygý duruþu ile baþladý. Açýlýþ konuþmasýný yapan BDP Hakkari Ýl Baþkaný Rahmi Kurt, Ýçiþleri Bakaný Ýdris Naim Þahin’in Hakkari merkezine geliþine dikkat çekerek, “Aðzýnýn payýný alan Ýdris Naim Þahin’in ‘Kürt sorununu göremiyorum’ açýklamasýna kar-

218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

17


Yeni Evrede

Sokaklar

ÝÞTE ÝLERÝ DEMOKRASÝ!!

Ýstanbul Kartal ilçesine baðlý Çýnardere Mahallesinde 25 Alevi yurttaþýn evleri iþaretlendi. Ýþaretlerin yanýnda “Ö” harfi yazýldý. Alevilere yönelik sýklaþan bu tehditlerden sonra, 24 Aðustos günü sabaha karþý Kartal Cemevi’ni kundaklama giriþimlerinde bulunuldu. Mahallede yaþayan Aleviler tedirgin bir þekilde bekleyiþlerini sürüyor. Ýþaretlerin kimler tarafýndan yapýldýðý bilinmezken, devlet makamlarýndan bir inceleme baþlatýlmýþ deðil. 24 Aðustos günü Pir Sultan Abdal Kültür Derneklerinin çaðrýsýyla Kartal Ahmet Þimþek Koleji önünde toplanan Alevi köy derneklerine, Mücadele Birliði Platformu, BDSP, BDP, Partizan, ESP gibi bir çok sosyalist yapý destek verdi. Kolej önünden saat 19.00’da Kartal Meydaný’na doðru baþlayan yürüyüþte sýk sýk “Dün Maraþ’ta, Bugün Sivas’ta Çözüm Faþizme Karþý Savaþta”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “AKP’ yi Kuranlar Sivas’ý Yakanlar”, “Pir Sultan Pirimiz Kýzýl Baþlýk Yolumuz” sloganlarý atýldý. Meydana gelindiðinde basýna açýklama yapan PSAKD MYK üyesi Atilla Özdemir; “AKP’nin ýrkçý gerici ve halk düþmaný politikacýlarýnýn tetikçileri 2 gün önce Kartal’da Çýnardere Mahallesi’nde iþbaþýndaydý. Yaklaþýk 25 kadar Alevi kökenli yurttaþýmýzýn evine ansýzýn iþaretler konulmuþtur” dedi. Konuþmasýnýn devamýnda Özdemir; “Ayný zihniyeti taþýyan tetikçiler bu sabaha karþý da PSAKD Kartal Cemevi’ni kundaklayarak yakma giriþiminde bulundular. Cumhurbaþkaný’na Baþbakan’a veİçiþleri Bakaný’na soruyoruz. Alevi açýlýmýnýn ileri demokrasi anlayýþýnýzdaki formatý bu mudur?” dedi. Basýn açýklamadan sonra eylemlerin devam edeceði belirtilerek, eylem sona erdi.

Mücadele Birliði

DEVLET DÝNÝNÝN BASKISINA BOYUN EÐMEYECEÐÝZ!

Pir Sultan Abdal Kültür Derneði (PSAKD) Ataþehir Þubesi, Kartal Cemevi’ne yapýlan saldýrýyý ve Alevilere yönelik baskýlarý protesto etmek için 1 Mayýs Mahallesi’nde yürüyüþ yaptý. Cemevi önünde pankart açýlarak baþlanan yürüyüþ boyunca “Alevi Ýnancý Engellenemez”, “AKP Cemevime Dokunma”, “AKP Ýnancýma Dokunma”, “Pir Sultan Pirimiz Kýzýlbaþlýk Yolumuz”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “AKP Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði” sloganlarý atýlarak yüründü. Yürüyüþ boyunca ajitasyon konuþmalarý yapýlarak halka yapýlan saldýrýlara karþý sessiz kalmamalarý ve yürüyüþe destek verilmesi içi çaðrý yapýldý. Yürüyüþ boyunca çevreden alkýþlarla destek verilirken çok sayýda kiþi de korteje katýldý. 30 Aðustos Ýlköðretim Okulu önüne gelindiðinde basýn açýklamasý yapýldý. Açýklamayý Pir Sultan Abdal Kültür Derneði Ataþehir Þube Baþkaný Metin Arslan okudu. Alevi toplumunun her geçen gün baþka bir saldýrýyla karþýlaþtýðýný, Alevilik inancýnýn bu topraklarda Arap Ýslam yorumundan çok daha eski olduðunu belirten Arslan “Bizim tarihimizde farklý mezheplere karþý katliam yoktur, ibadethanelere saldýrý, ev iþaretleme yoktur. Biz insaný severiz yaratandan ötürü” diyerek Alevilerin bu tutumuna karþýn Alevilerin evlerinin iþaretlendiðini, cemevlerinin kundaklandýðýný, okullarda zorunlu din derslerinde çocuklara Sünni mezhebinin öðretildiðini ifade etti. Hükümetin Türkiye’de olduðu gibi Suriye’deki Alevileri de hedef tahtasýna koyduðuna dikkat çeken Arslan, ev iþaretlemeleriyle, cemevlerini kundaklamayla gözdaðý verilmek istendiðini belirterek “Bir kez daha haykýrýyoruz: Alevilerin ibadethaneleri Cemevi’dir, inançlarý, kültürleri farklýdýr ve devlet dininin baskýsýna boyun eðmeyecektir” dedi.

B ÖY L E L ER Ý N Ý Ç O B A N B Ý L E YA P M A Z L A R

Cumartesi Anneleri, 18 Aðustos günü Galatasaray Meydaný’ndaki 386. buluþmalarýnda, basýn üzerindeki baskýlara dikkat çekerek, gazetecileri ve gazete yöneticilerini baskýlara boyun eðmemeye ve basýn özgürlüðüne sahip çýkmaya çaðýrdý. Galatasaray Lisesi önünde oturma eyleminde 1993 yýlýnda gözaltýnda kaybedilen Hüseyin Taþkaya’nýn abisi Þerif Taþkaya, kardeþinin Jitem korucularý ve askerler tarafýndan gözaltýna alýndýðýný, yýllarca arama çabalarýna raðmen haber alamadýklarýný belirtti. Þerif Taþkaya konuþmasýnýn devamýnda “Baþbakan cevap vermiyorsa kimse cevap veremez. Zaten kendilerinden de beklemiyoruz. Umudumuz yok” dedi. 1995 yýlýnda gözaltýna alýnýp kaybedilen Seyhan Doðan’ýn abisi Kadir Doðan, “Yarýn bayram, insanlar sevinçle kutlayacak. Biz neye sevineceðiz. Savaþ borazanlarý atýlmasýna mý? Ýþkencecilerin terfi edilmesine mi? Hakikatleri söyleyen gazetecilerin tutuklanmasýna mý?” diye sordu ve “Artýk yeter karanlýk geçmiþinizin hesabýný verin” diye tepki gös-

18

terdi. 1995 yýlýnda gözaltýna kaybedilen Murat Yýldýz’ýn annesi Hanefi Yýldýz, Ýdris Naim Þahin’in biber gazý ile ilgili “zararsýz” açýklamasýna yönelik, “Ýnsanlarýn acýsýyla alay etmeye devam ediyor. Gaz bombasýný bir de onun üzerinde denemek gerek. Bizim köyde onun gibilerini çoban bile yapmazlar” dedi. Anne Yýldýz konuþmasý sonrasýnda fenalaþarak, yere yýðýldý. Eylemde basýn açýklamasýný okuyan Mine Nazari, en yakýn destekçilerinden Yýldýrým Türker’in istifaya zorlanmasýnýn basit bir editoryal anlaþmazlýk olmadýðýný, halkýn gerçekleri, öðrenme hakkýnýn sýnýrlandýrýlmasý amacýyla dizayn edildiðini söyledi ve gözaltýnda kaybedilenlerin akýbetinin açýða çýkartýlmasý, faillerin yargýlanmasý için gerçeðin özgür dolaþýmýna etik ve ilkelerine baðlý gazetecilere ihtiyaçlarý olduðunu dile getirdi gazetecilere “Baskýlara boyun eðmeyin” dedi. Açýklamadan sonra 387. haftaya görüþülmek üzere eylem sona erdi.

218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012


POLÝSÝN OLMADIÐI YERDE DOSTLUK KAZANIR!

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

Adana’da Tedaş iþçileri 14 Aðustos’ta eylemlerinin 160. gününde, iþe geri dönüþ davasýný takip eden iþçiler, kitle örgütlerinin desteðiyle Adliye binasýna bir yürüyüþ gerçekleþtirmiþlerdi. “Taþeron firmanýn adresinin tespit edilememesi” yüzünden duruþma 4 Ekim tarihine ertelenmiþti. Ýþçiler hem bu durumu protesto etmek, hem de geçtiðimiz günlerde arýza servisinde çalýþan Halil Akkaþ’ýn, gerekli önlemlerin alýnmamasý yüzünden direk üstünde elektrik akýmýna kapýlarak yaþamýný yitirmesine dikkat çekmek için, Tedaþ Müdürlüðü çatýsýna çýktýlar. 15 Aðustos günü sabah 08.00’de Tedaþ karþýsýnda toplanan iþçiler “Hukuksuz Ýþten Atýlmalarýn, Yasadýþý Kesilen Cezalarýn, Direk Tepelerinde Ölen Arkadaþlarýmýzýn Hesabýný Soracaðýz” pankartý açarak, uzun bir süredir polis bariyerleriyle kapalý olan Tedaþ önüne geldiler. Burada bulunan tüm bariyerleri kaldýrarak oturma eylemi yapan iþçiler, eylem sýrasýnda “Katil Tedaþ Katil Dalkýr”, “Tedaþ’ta Direniþ Kazanacak”, “Biz Haklýyýz Biz Kazanacaðýz”, “Zafer Direnen Emekçinin Olacak” sloganlarý attýlar. Bu sýrada, Tedaþ içerisinde düzenli olarak bulunan güvenlik þube polisleri iþçilere müdahale etmek istediler, Enerji-Sen genel baþkaný Kamil Kartal darp edildi. Ýþçilerin baþkanlarýný sahiplenmesi üzerine polisler tehditler savurarak geri çekilmek zorunda kaldýlar. Saatler 09.00’a gelince iþçiler koþarak içeri girdiler ve Tedaþ Müdürlüðü çatýsýna çýktýlar. Ýþçileri engellemek isteyen güvenlik görevlileri ve polisler ile iþçiler arasýnda yumruklaþmalar yaþandý, bu sýrada bir iþçi omzundan yaralandý. Çatýya çýkmayý baþaran iþçiler, ellerinde ölen arkadaþlarýnýn fotoðrafý ile “Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” pankartýný müdürlük çatýsýna astýlar. 10 dakika sonra iþçiler, pankartýn asýlý kalmasý þartýyla çatý-

dan indiler. Ancak aþaðý indikten sonra pankartý kaldýran güvenlik görevlilerine tepki gösteren iþçiler ile güvenlik arasýnda tekrar arbede yaþandý. Bu durumu protesto eden iþçiler hep birlikte Tedaþ önündeki yola yatarak, yolu trafiðe kapattýlar. “Pankartý size teslim edeceðiz” sözü alan iþçiler, yolu açarak Tedaþ önündeki oturma eylemlerine devam ettiler. Saldýrýlarý protesto etmek için akþam saat 17.00’de Tedaþ önünde bir basýn açýklamasý yaptýlar. 16 Aðustos günü 08.00’de yeniden Tedaþ önüne gelen iþçiler, polis bariyerlerinin tekrar kurulduðunu gördüler. Bariyerlerin içine girerek oturmaya baþlayan iþçiler, diðer arkadaþlarýnýn da eylem yerine gelmesini beklediler. Ýþçilerin toplanamamýþ olmasýný fýrsat bilen polisler, bariyer içinde oturan 2 iþçiyi zor kullanarak bariyer dýþýna sürüklediler, bu saldýrý sýrasýnda bir iþçi parmaklarýndan yaralandý. Daha sonra diðer iþçilerin de eylem yerine gelmesiyle bütün iþçiler bariyer içine

218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

geçerek oturmaya baþladýlar. Ýþçilerle birlikte eylem yerinde bulunan Enerji-Sen genel baþkaný Kamil Kartal, kýsa bir konuþma yaptý. Kartal, “Biz burada en doðal yasal hakkýmýzý kullanýyoruz. Ancak polisler bu davranýþlarýyla bizi marjinalize etmeye çalýþýyorlar. Buradan bir kez daha Adana emniyetini uyarýyoruz. Sizin yaptýðýnýz yasal deðil. Daha önce de bizlere kaldýrýmda oturduðumuz için saldýrýp gözaltýna aldýlar ve para cezasý kestiler. Tüm kesilen para cezalarýný bizler mahkemeye taþýdýk ve mahkeme bizleri haklý bulup cezalarý iptal etti. Elimizde mahkeme kararý var ve bizlerin kaldýrýmda yayalarýn geçiþini engellememek kaydýyla kaldýrýmda oturabileceðimizi belirten karar vardýr. Þimdi polis ister þiddet, gözaltý, iþkence uygulasýn bizler buradan tüm haklarýmýzý almadan gitmeyeceðiz” dedi. Ardýndan iþçiler “Tedaþ’da Direniþ Kazanacak” sloganlarýyla barikatýn içine girerek oturmaya baþladýlar. Saat 10.00’da ise iþçiler bir futbol topu getirerek barikatlar içinde kendi aralarýnda maç yaparak barikatlarý protesto ettiler. Maça baþlamadan önce basýn aracýlýðý ile polislere maç teklifi yapan iþçiler, “gelin birlikte maç yapalým, eðer biz kaybedersek eski yerimize yani yolun karþýsýna geçeceðiz ancak siz kaybederseniz barikatlarýnýzý alýp gideceksiniz” dediler. Kendilerine “Emekspor” adýný da koyan iþçilerin bu teklifine polislerin sessiz kalmasýnýn ardýndan iþçiler maçý kendi aralarýnda yaptýlar. Adana sýcaðýnda, güneþte yarým saat süren maç berabere bitti. Ýþçiler maçýn berabere bitmesini þu sözlerle dile getirdiler: “polisin olmadýðý yerde dostluk kazanýr”. Maçýn ardýndan iþçiler eylemlerine kaldýklarý yerden devam ettiler. Mücadele Birliði/ Adana

19


DHL’DE SENDÝKA DÜÞMANLIÐINA GEÇÝT YOK!

Yeni Evrede

Sokaklar

DHL Lojistik iþçileri Gebze ve Esenyurt depolarýnda çalýþýrken iþten atýldýlar. DHL Lojistik’te sendikal örgütlenme çalýþmasý yapan TÜMTÝS sendikasý, 14 Aðustos günü DHL’in sendika düþmaný tavrýný protesto etmek için bir basýn açýklamasý düzenledi. DHL Lojistik Esenyurt 2 Nolu Depo önünde yapýlan basýn açýklamasýný TÜMTÝS Ýstanbul 1 Nolu Þube Baþkaný Ersin Türkmen okudu. DHL’de baþlayan sendikal çalýþmalar sonrasýnda DHL patronlarýnýn baskýcý ve sendika düþmaný bir tavýr alarak iþçileri iþten atma sürecini aktaran Türkmen, halen çalýþmakta olan iþçilere de baský yapýlmaya devam edildiðini belirtti. DHL yetkililerinin iþçilerin sendikadan istifa etmeleri durumunda yüzde 15-20 zam alacaklarý söylenerek iþçileri satýn almaya çalýþtýklarýný söyledi. DHL yönetiminin bu tür baskýlarla sonuç alamadýðýný belirten Türkmen, bir yýlý aþkýn süredir devam eden örgütlenme süreci boyunca, sendikaya üye olan 28 iþçinin iþten atýldýðýný hatýrlattý. DHL’deki sendikal örgütlülüðe yönelik baskýlara ve sömürü koþullarýna karþý koyan iþçilerin 59 gündür eylemde olduðunu belirten Türkmen, DHL patronunun Esenyurt, Kocaeli, Gebze’de çalýþan iþçileri þirket merkezinin bulunduðu Beykoz’a götürüp burada ikna odalarýna aldýðýný, iþçileri baský ve tehditlerle notere götürdüðünü ve istifa ettirdiðini söyledi. Türkmen “Ýþveren öylesine bir baský uyguluyor ki; istifa ettirilen iþçilerden bir kýsmý sendika üyesi bile deðil. Üstelik istifa masraflarýný da iþveren karþýlýyor” dedi. Sendika olarak DHL yönetiminin iþçi düþmaný tavýrlarýna sessiz kalmayacaklarýný söyleyen Türkmen, açlýk sýnýrýnýn çok altýnda bir ücretle, her tür güvenceden yoksun ve yasal çalýþma sürelerinin çok üzerinde iþçi çalýþtýrýlmasýna karþý, iþçilerin sendikalaþma mücadelesinin önderliðini yapmaya, bu onurlu mücadeleyi kazanana kadar direnme-

20

Mücadele Birliði

ye devam edeceklerini vurguladý. Verdikleri mücadelede yalnýz olmadýklarýný da aktaran Türkmen uluslararasý sendika federasyonlarý ITF, ETF, UNÝ ile birlikte mücadele yürüttüklerini söyledi. Bu mücadelenin asli unsurlarý kendileri olmakla birlikte, milyonlarca ITF, ETF ve UNÝ üyesinin de kendilerine deste olduklarýný ve þimdiden uluslararasý bir kampanyanýn baþlatýlmýþ olduðunu belirten Türkmen, bu dayanýþma eylemlerinin giderek üretimi de etkileyen eylemler olacaðýnýn altýný çizdi. Hiçbir baskýnýn mücadelelerini engelleyemeyeceðini sözlerine ekleyen Türkmen açýklamasýnýn devamýnda “Ýþveren sendikal nedenle çýkarýlan iþçileri iþbaþý yaptýrana, sendika hakkýna saygý göstererek iþçiler üzerindeki baskýyý sonlandýrana, DHL’de toplu sözleþme imzalanana kadar mücadelemiz devam edecektir. Ayrýca iþverenin eþit iþlem borcuna aykýrý bir davranýþla istifa eden iþçilerin ücretlerini arttýrarak sendika üyesi iþçileri daha düþük bir ücretle çalýþtýrmasý218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

na da müsaade etmeyeceðiz. Anayasaya, Sendikalar Kanununa ve Ýþ Kanununa aykýrý bir biçimde iþçiler arasýnda sendikal nedenle ayrýmcýlýk yapýlmasý halinde yasal yollara baþvuracaðýmýzý buradan ilan ediyoruz” dedi. Türkmen tüm sendikalarý, emek örgütlerini, meslek odalarýný, emekten yana kurum ve kiþileri DHL iþçilerinin onurlu mücadelesi ile dayanýþma içinde olmaya, destek vermeye çaðýrarak konuþmasýný sonlandýrdý. THY iþçilerinden Deniz Eralp da söz alarak “THY direniþçilerinden selam getirdim. Haklý mücadelelerinde DHL iþçisinin yanýndayýz. Birleþe birleþe kazanacaðýz” dedi. Yapýlan basýn açýklamasýna, sendika yöneticileri, Mücadele Birliði Platformu, Didem Sorhun, BDP, BDSP ve HDK katýldý. Basýn açýklamasýnýn ardýndan bir süre sloganlar atýlarak halaylar çekildi. DHL patronu bir süre iþçilerle sohbet eden kalabalýk daðýlýncaya kadar çalýþan iþçilere çýkýþ yaptýrmadý. Ýþçilerin eylemlerinin 71. gününde ise uluslararasý sendika federasyonlarýndan destek geldi. 154 ülkede örgütlü, 4,5 milyon üyeli ITF ve 150 ülkede 20 milyon iþçiyi temsil eden UNÝ federasyonlarýnýn temsilcileri Alen Clifford, Cornelia Broos ve Dee Sullivan tarafýndan gerçekleþtirilen ziyarete 87 gündür eylemde olan Hava-Ýþ Sendikasý üyelerinin yaný sýra çok sayýda sendika yöneticisi katýldý. 71 günden bu yana süren eyleme imza kampanyasý ile baþlayan uluslararasý destek, bu gün gerçekleþtirilen ziyaret ile ivme kazanmaya baþladý. Ýþçilere destek vermek için gerçekleþtirilen destek ziyareti sýrasýnda yapýlan basýn açýklamasýnda ilk olarak konuþan ITF küresel örgütlenme koordinatör asistaný Alen Clifford: “Ýki günden bu yana iþçilerle ve sendika yöneticileri ile temaslar gerçekleþtiriyoruz. Öðrendiklerimiz, iþçilerin sendi-


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

kal nedenle çýkarýldýðýný kesin olarak doðrulamaktadýr. 154 ülkede örgütlü bir federasyon olarak DHL’deki sendikalaþma mücadelesi baþarýya ulaþana, iþten çýkarýlan iþçiler iþbaþý yapana kadar bu mücadeleyi desteklemekte, dayanýþma içinde olmakta kararlýyýz” dedi. Sonra söz alan UNI Avrupa Posta ve Lojistik Politikalar Uzmaný Cornelia Broos: “Avrupa Birliði ülkelerinde sendika hakkýna saygý gösteren DHL’nin Türkiye’de sendika hakkýna karþý düþmanca bir tutum içerisinde olmasýný kýnýyoruz. TÜMTÝS sendikasýnýn ve üyelerinin mücadelesini bütün gücümüzle destekleyeceðiz. Dayanýþmaya devam edeceðiz” dedi. Söz alan TÜMTÝS Genel Baþkaný Kenan Öztürk: “DHL iþvereni iþçilerin sendikamýza üye olmasýný engellemek, üyeleri ise istifa ettirmek için her tür yolu kullanmaktan, hile, rüþvet, baský, tehdit ve iþten çýkarmaya kadar her tür yöntemi kullanmaktan geri kalmýyor. Sendika üyesi çalýþanlar üzerinde her türlü istifa baskýsýný uygulayan DHL iþvereni, sendikamýzdan istifa etmeyi reddeden 20 üyemizi performans düþüklüðü bahanesiyle iþten çýkardý. Ýþten çýkarýlan iþçiler 71 gündür iþ yerleri önünde yapýlan haksýz uygulamalara karþý direnmeye devam ediyor. (...) DHL’nin takýndýðý bu iþçi ve sendika karþýtý tutum, hem kendi kurumsal sorumluluk ilkelerine hem imzacýsý olduðu Birleþmiþ Milletler Küresel Ýlkeler Sözleþmesine hem de Türkiye yasalarýna aykýrýdýr. Ancak DHL’nin sendikal hak ve özgürlüklere karþý bu düþmanca tutumuna sessiz kalmayacaðýz. (...) Nitekim 154 ülkede 4,5 milyon iþçiyi temsil eden Uluslararasý Taþýma Ýþçileri Federasyonu ITF ve 150 ülkede 20 milyon hizmet sektörü iþçisinin temsilcisi olan UNI tarafýndan baþlatýlmýþ olan imza kampanyasý ile bütün dünyada milyonlarca sýnýf kardeþimizin desteðini almýþ bulunuyoruz. DHL iþvereni bu düþmanca tutumundan vazgeçmediði taktirde, bu gün uluslararasý destek ziyaretleri ile baþlayan dayanýþma eylemleri giderek yaygýnlaþacak ve milyonlarca emekçinin yürüttüðü bir teþhir kampanyasýna dönüþecektir. Bugün burada bizimle birlikte olan ITF küresel örgütlenme koordinatör asistaný Alen Clifford, ITF basýn uzmaný Dee Sullivan ve UNI Avrupa posta ve lojistik politikalar uzmaný Cornelia Broos’a da gücümüze güç, sesimize ses kattýklarý, Avrupalý emekçilerin dayanýþma mesajlarýný bize ilettikleri için teþekkür ediyoruz. Bu uluslararasý dayanýþma, UPS’de olduðu gibi DHL’de de kazanan dayanýþma ve uluslararasý iþçi hareketi olacaktýr. Uluslararasý dayanýþma için Cornelia, Alen ve Dee baþta olmak üzere bugün burada bulunan herkese destekleri için teþekkür ediyoruz” dedi.

Sokaklar

AFRÝKALI MADEN ÝÞÇÝLERÝNE DESTEK!

G. Afrika’da platin maden iþçilerinin katledilmeleri, 18 Aðustos günü Güney Afrika konsolosluðu önünde Dev Saðlýk Ýþ, Enerji Sen gibi sendikalarýn katýlýmýyla protesto edildi. Eylemde iþçiler “Yaþasýn Enternasyonal Dayanýþma”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarý attýlar. Eylemde Dev Saðlýk Ýþ Baþkaný Arzu Çerkezoðlu bir konuþma yaptý. Çerkezoðu konuþmasýnda “Geçen hafta üç bin kiþinin çalýþtýðý madende güvenlik güçleri ile madenciler arasýnda çýkan olaylarda sekiz iþçi ve iki polis hayatýný kaybetmiþti. Maden patronlarý geçen Cuma gününden bu yana maaþlarýnýn artýrýlmasý için grevin yasal olmadýðýný ve derhal iþe baþlamayan bütün iþçilerin iþten atýlacaðýný duyurdu. ... Grevdeki iþçilere müdahale eden polis iþçilerin üzerine 2 dakika boyunca otomatik silahlarla mermi yaðdýrdý. Bir açýklama yapan Cumhurbaþkaný Jacob Zuma suçu iþçilere yýkarak, ‘kolluk kuvvetlerini durumu kontrol altýna almalarý ve þiddete yol açanlarý adalet önüne çýkarmalarý’ için görevlendirdiði söylendi” dedi. Dev Saðlýk Ýþ Baþkaný Arzu Çerkezoðlu’nun konuþmasýndan sonra konsolosluðun önüne yürünerek siyah bir çelenk ve katledilen iþçiler için karanfiller býrakýlmasýyla eylem sona erdi. Güney Afrikalý Maden iþçileri ise katliama raðmen greve devam ediyorlar.

MÜCADELEMÝZ SÜRECEK

13 Aðustos günü Caðaloðlu Aile ve Sosyal Politikalar Müdürülüðü binasý önünde bir araya gelen Dev Saðlýk Ýþ üyesi iþçiler “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlýðýnýn Sendikalý Kadýn Ýþçilere Tahammülü Yok, Ýþten Çýkarmalar Durdurulsun” pankartý ile eylem yaptýlar. “Taþeron’a Teslim Olmayacaðýz”, “SHÇEK Ýþçine Sahip Çýk” sloganlarý atýlan eyleme Mücadele Birliði de destek verdi. Dev Saðlýk Ýþ Sendikasý üyesi emekçiler SHÇEK (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu) altýnda bir çok taþeron firmanýn olduðunu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlýðý altýnda çalýþmalarýný yürüten SHÇEK’te çalýþan iþçilerin sendikalý olduktan sonra, özellikle kadýn emekçilerin haklarýnýn gasp edildiðini ve iþten çýkarmalarýn olduðunu belirtiler. Esenyurt Bakým ve Rehabilitasyon Merkezi’nde üç yýldýr bakým elemaný olarak çalýþan Serpil Uçak, sendikalý olduktan sonra yönetim tarafýndan önce birimler arasýnda sürekli yeri deðiþtirilerek, süt izni kullanmasýnın engellenmeye çalýþýldýðýný ve baský gördüðünü sonrasýnda ise yeni ihale bahane edilerek hiç bir gerekçe gösterilmeden iþten çýkarýldýðýný söyledi. Bu haksýz ve hukuksuz iþten çýkarmayý kabul etmediklerini vurgulayan Uçak, “Sendikamýz Dev Saðlýk-İþ ile birlikte hukuksal ve fiili tüm meþru mücadele yollarýný kullanacaðýz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakaný Fatma Þahin’i, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüðünü bakanlýk müfettiþlerinin tespit ettiði kadro hakkýmýzý tanýmaya, en temel insan haklarýnda biri olan çalýþma hakkýmýza saygýya ve bu iþten çýkarmalarla yaptýklarý hukuksuzluðu ortadan kaldýrmaya çaðýrýyoruz” dedi. Basýn açýklamasý, mücadelelerini sürdüreceklerinin vurgulanmasýndan sonra sona erdi.

218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012

21


Yeni Evrede

ANTAKYA’DA COÞKULU PÝKNÝK

Ekin Sanat

Mücadele Birliði

Antakya Ayýþýðý Sanat Merkezi olarak çalýþmalarýmýzýn dördüncü yýlýnda gelenekselleþtirmiþ olduðumuz yaz pikniðinin üçüncüsünü 19 Aðustos’ta gerçekleþtirdik. Birkaç haftadýr hazýrlýk yaptýðýmýz piknik güzel ve coþkulu geçti. 2 Temmuz’da gerçekleþtirdiðimiz ‘Sivas 93’etkinliðinin ardýndan orada tanýþtýðýmýz insanlarla ve kurduðumuz dostluklarla sýcak bir ortam yarattýk. Amacýmýz Suriye’de yaþanan iç savaþýn Hatay’a yansýdýðý bu sert süreçte bir arada olabilmekti. Sabah saat 10.00 gibi piknik alaný olan Bahçeköy’e doðru araçlarýmýz hareket etti. Piknik alanýna vardýðýmýz andan itibaren program akýþý saðlandý. Masalar kuruldu yemekler organize edildi ve sahnemiz hazýrlandý. Tüm bunlar kolektif bir þekilde gerçekleþti. Uzunca bir sofra oluþturuldu, sýcacýk sohbetler eþliðinde yemeðimizi yedik. Yemeðin ardýndan program için hazýrlýklar tamamlandý ve program baþlatýldý. Sunucu arkadaþýmýz toplanma amacýmýzdan bahsettikten sonra bir ardýç kuþunun öyküsünü bizlerle paylaþmak üzere þiir grubumuzu sahneye davet etti. “Yani demek istiyoruz ki doðmuþuz da büyümüþüz taa buralara kadar Yani diyoruz ki daha da yürüyeceðiz, koþmayý burada öðreneceðiz. Nakýþ nakýþ geleceði öreceðiz, gideceðiz o evin kapýsýna ‘günaydýn’ diyeceðiz Kapýdaki tokmaða uzanacak ellerimiz MERHABA MERHABA diye seslenecek tokmak açýlacak kapý ardýna dek” Türküler eþliðinde þiir dinletimizi sonlandýrdýk. Daha sonra

Düþ Sanat Tiyatro Topluluðu ve Paradigma Tiyatro Topluluðu yakýnda sahneleyecekleri Pir Sultan Abdal oyunundan padiþahlarýn, senetçilerin, faizcilerin yani sermeye sahiplerinin bireyleri birer birer yok edebileceðini, ancak örgütlenmiþ bir halkýn önünde hiçbir gücün duramayacaðýný anlatan kýsa bir kesit sundular bizlere. Program bu þekilde sürerken piknik alanýnda bulunan diðer insanlarýn da aramýza katýlmasýyla daha da kalabalýklaþtýk. Sunucu arkadaþýmýz içinde bulunduðumuz süreci yansýtacak bir þiiri seslendirdikten sonra Mücadele Birliði’nden bir yoldaþýmýz bulunduðumuz süreç üzerine konuþma yaptý. Konuþmasýnda varolan savaþýn emperyalist-kapitalist paylaþým savaþý olduðunun altýný çizdi. Bu savaþýn bir mezhep çatýþmasý olarak yansýtýldýðýný ve halklarýn birbirine düþürülmesinin amaçlandýðýný söyledi. Ve bunlara karþý ancak birlikte bir savaþým verirsek zafere ulaþabileceðimizi söyleyerek konuþmasýný sonlandýrdý. Programa gitar öðrencilerimizin bizlere hazýrlamýþ olduklarý bir sürprizle devam ettik. Emeðe Ezginin Adým Deniz marþýný koro halinde söyleyen minikler pikniðe çok güzel bir renk kattý. Marþýmýzýn 7’den 70’e dillerde dolaþtýðýnýn bu göstergesi bizleri çok mutlu etti. Küçük dostlarýmýz yerini müzik grubuna býraktý. Arapça ve Türkçe söylenen türküler ve marþlar bizleri coþturdu. Grubumuz dinletiyi halaylar eþliðinde sonlandýrdý. Sýcak havalar ve sýcak sohbetlerin sonunda çaylarýmýzý yudumlarken herkesin gözünden tatlý bir yorgunluk gözlemleniyordu. Bu durum ayrýlýrken de devam etti. Böylece 4. yaz pikniðininde görüþmek umudu kaldý hepimizde.. Antakya Ayýþýðý Sanat Merkezi

KADINLAR BÝREYDÝR, ERKEÐÝN TAMAMLAYICISI DEÐÝL!

Tunus’ta hükümetteki islamcýlarýn hazýrlamakta olduðu anayasaya “Kadýnlar erkeklerin tamamlayýcýsýdýr” diye bir ifadenin önerilmesi kadýnlarý sokaða döktü. 23 Aðustos günü kadýnlar, tekeþlilik, resmi nikâh gibi haklarýný kaybetmekten endiþe duyuyor. “Arap Baharý”nýn fitilinin ateþlendiði Tunus’ta bu kez kadýnlarýn ayaklanmasý yaþanýyor. Bin Ali’nin 23 yýllýk iktidarýnýn ardýndan yapýlan seçimlerde iktidara gelen Ennahda Partisi’nin cinsiyet eþitsizliði yaratan maddeleri yeni anayasaya koymaya kalkýþmasý üzerine binlerce kadýn önceki akþam baþkent Tunus’ta bir protesto gösterisi düzenledi. Yaklaþýk 30 bin kadýnýn katýldýðý gösteride, yeni anayasa taslaðýnda yer alan “Kadýnlar erkeklerin tamamlayýcýsýdýr” ifadesinin çýkartýlmasý istendi. Tunus’ta 1956 yýlýnda kabul edilen Kiþisel Statü Yasasý, çokeþliliði yasaklamýþ, resmi nikâh þartý getirmiþ, bu sayede söz konusu ülke, en modern Arap ülkelerinden biri haline gelmiþti. Ancak yeni düzenlemeyle kadýn-erkek eþitliðinin tehlikeye gireceði, eski yasayla kabul edilen pek çok hakkýn tehlikeye uðrayabileceði korkusu var. Tunus baharýnýn yeþermeye baþladýðý yer olarak bilinen Sidi Bouzid kentinde de gösteriler vardý. Sendikalarýn genel grev çaðrýsýna büyük ölçüde uyan kent halký, protesto gösterileri düzenleyip iktidardaki Ennahda Partisini hedef aldý ve “Halk Rejimin Düþmesini İstiyor” yazan pankartlar açtý. Zaman zaman sertleþen gösteride, bazý dükkanlarýn vitrinleri kýrýldý, El Cezire Televizyonu ekibi tartaklandý.

22

218. Sayý / 29 Ağustos - 12 Eylül 2012


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook