Page 1


Yeni Evrede

PROLETARYANIN SINIF SAVAÞIMININ GEREKSÝNMELERÝNE YANIT VERMEK

Başyazı

Mücadele Birliði

M

arksist diyalektik, deðiþen durumlarý kavramayý gerektirir. Proletaryanýn sýnýf savaþýmý belirli sosyo-ekonomik ve politik koþullarda biçimlenir. Bu koþullarda, durumlarda bir deðiþim olduðunda iþçi sýnýfýnýn mücadelesi bundan etkilenir. Proleter sýnýfýn yeni þartlarda izleyeceði politik çizgiyi doðru olarak saptamak için, emekçi sýnýfýn dövüþtüðü koþullar ve durumlar hakkýnda berrak bir bilince ve bilgiye sahip olmak gerekiyor. Devrimci teoriyi, marksist-leninist ilkeleri, öncelikle deðiþen koþullara uygulamalýyýz. Bunu marksist diyalektiðe dayanarak yaparýz. Bugüne dek, teorinin, bilimin bu þekilde uygulanmasý devrimci harekete baþarýlý sonuçlar getirmiþtir. Biz de bu topraklardaki ve dünyadaki deðiþen koþullarý anlamak için bu yolu izliyoruz. Teoriyi somut koþullara uygulama, devrimci komünistlerde toplumsal ve politik deðiþmeleri izleme duyarlýlýðýný ve politik yeteneði geliþtirdi. Nesnel koþullar hýzla deðiþiyor. Yeni durumla birlikte kitlelerin mücadele ve örgütlenme biçimleri de ayný süratle deðiþim gösteriyor. Büyük kitle mücadelesi ön plana geçiyor. Yýðýnlarýn örgütlenmesi de buna uygun olarak biçimleniyor. Devrimci kitle örgütlenmesinin büyüyen ve derinleþen sýnýf mücadelesinin gereksinmelerini karþýlamasý gerekiyor. Yýllarca, sýnýf savaþýmýndaki rolü ve önemi üzerinde durduðumuz iþçilerin, halkýn komiteleþmesi, þimdi pratikte, büyüyen ve devrim yolunda sýçramalý olarak ilerleyen yýðýnsal devrimci savaþým tarafýndan gündeme getiriliyor. Belli bir yaygýnlýk eðilimi gösteren “Komün”, “Halk Meclisleri”, “Sokak Meclisleri” vb. geliþen devrimci mücadelenin gereksinmelerini karþýlama zorunluluðundan doðmuþtur. Sosyal reformist partiler ve sendikalarla diðer meslek birliklerinin yönetici-

leri, komiteleri, sokak meclislerini, halk meclislerini, kilelerin devrimci mücadelesini güçlendirmek, yaygýnlaþtýrmak ve ileri götürmek için deðerlendirmek ve yönlendirmek yerine bu yýðýnsal araçlarý daha geniþ bir kitleyi burjuvaziyle uzlaþmaya çekmek için kullanýyorlar. Tekelci kapitalist egemenliðe karþý devrimci tarzda mücadele eden, devrimci yönde ilerleyen kitleleri burjuvaziyle uzlaþma içine sokmak için sürdürülen çabalar sonuç vermeyecektir. Böyle bir giriþim içinde olanlar ne kitlelerin devrimci bilincinin geliþimini ne de sýnýf savaþýmýnýn boyutlarýný kavramýþ deðiller. Sendikalar ve diðer mesleki örgütlenmeler varken, eðer yýðýnlar yeni ve sýnýf kavgasýnda daha etkili olacak örgütlenmelere ve araçlara ihtiyaç duyuyorlarsa, deðiþen koþullar ancak etkin devrimci mücadeleyle ve devrimci mücadele araçlarýyla karþýlanabileceðindendir. Bu, mücadelede daha ileriye gitme, içinde bulunduklarý durumda köklü bir deðiþiklik yapma istek ve ýsrarlarýnýn bir ifadesidir. Ýþçi sýnýfýnýn ve halkýn temel istemleri, salt kapitalizmin etkilerine karþý tepkisel bir anlayýþ ve tavýrla deðil, bunun ötesine gidilerek karþýlanabilir. Yüzeysel biçimde ortaya konan tepkicilik, kapitalizme karþý mücadeleyi bu toplumsal sistemin yalnýzca etkilerine karþý mücadeleyle sýnýrlamaktan ileri geliyor. Sadece kapitalizmin etkileri göz önünde tutulunca, konan tutum tepkiyi aþamaz. O halde bakýþ açýsýna kapitalist kölelik sisteminin kendisini yýkmayý almak gerekir. Sorun toplumsal sistem sorunudur. Sorun emeðin ve toplumun yeniden örgütlenme sorunudur. Bunun için yapýlmasý gereken tepkicilikten sýyrýlýp, eski sistemi alt üst eden devrimci savaþým çizgisine dayanmaktýr. Devrimci savaþým ve bunun araçlarýný öne çýkaran kitleler tam da toplumsal devrim yönünde ilerliyorlar. 206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

Marksist teoriyi gerçekten kavramýþ herkes, içinde bulunduðumuz dönemin devrimci özünü görür. Devrimci öz, devrimci süreç, kendini pek çok olay ve olguda belli ediyor. Yapýlacak þey tüm toplumsal olay ve olgulara genel ifadesini vermektir. Devrimci süreç, devrimci durum, devrimci öz, mücadele biçimini ve örgüt biçimini etkiler. Uzlaþmacý sosyalistler ise bu dönemin ne devrimci özünü kavramýþlardýr ne de biçimini. Somut toplumsal durum teorik ve politik olarak kavrandýðýnda devrimi gerçekleþtirme görevinin günün temel ve ivedi bir görevi olduðu rahatlýkla saptanabilecektir. Sürecin gerektirdiði görevleri doðru belirlemek, sürecin kendisini algýlamakla baþlar. Süreç çözümlenememiþ, devrimci taktik saptanamamýþ ve aktüel ana görev belirlenememiþse, büyük halk gücüne dayanýyor olmak sonuç getirmez. Bu topraklarda eylemelere katýlan kitle gücü, 20. yüzyýlýn toplumsal devrimlerinde bir araya gelen insan gücünden hiç de az deðil, hatta çok daha büyük kalabalýklar bir araya gelebiliyor. Fakat devrim yönünde yönlendirilmediði sürece en büyük insan topluluklarý bile etkili sonuçlar almaktan uzak kalýr. Devrimci süreci sonucuna götürecek olan halkýn gücüdür. Ýþçi ve halk komitelerinin görevi halkýn bu gücünü örgütlemektir. Burada sorun halkýn, halklarýn gücünün kendisinden çok, bu gücün yöneleceði hedeftir. Türkiye ve Kürdistan’da halklarýn gücü çeþitli biçim ve yollarla açýða çýkmýþ durumdadýr ve bu güç durdurulamaz bir biçimde geniþliyor. Burada sorun, durmadan büyüyen halklarýn gücünü devrime ve devrimin ilk aktif yapýtý olan Geçici Devrim Hükümeti’ne (GDH)’ yönlendirmektir. Çünkü sadece GDH, görevi halkýn gücünü örgütlemek olan devrimci yýðýn organlarýna dayanarak devrimi ve devrimin kazanýmlarýný

3


Başyazı

koruyup ileri götürebilir. Net, berrak, devrimci bir hedefi olmayanlar, olaylar gelip de kritik bir noktaya dayandýðýnda, pratik hareket kendilerini aþtýðýnda, ya devrimci eyleme engel olurlar, ya da olaylarýn akýþý tarafýndan sürüklenirler. Olaylar daha ileri gitmesin diye kitlelerin önünde saf oluþturanlar, devrimci mücadeleye karþý burjuvaziyle birlikte hareket etmiþ olurlar. Proletaryanýn toplumsal devrimler tarihi tarafýndan doðrulanan bu durum bizde de kýrk yýldan fazladýr süren sýnýf kavgasýnda doðrulanmýþtýr. Sýnýf savaþýmýnda, özellikle de dönemeçlerde ve tayin edici anlarda yalpalamamak için, olaylara proleter sýnýf açýsýndan, devrimci sýnýfýn bakýþ açýsýyla bakmak ve iþçi sýnýfýnýn sýnýf konumundan hareket etmek gerekiyor. Yalnýzca iþçi sýnýfý mücadeleyi sonuna dek götürebilir. Marksizmin devrimci özünü, yani diyalektiði kavrayýp kavramadýðýmýz

Yeni Evrede

böylesi en belirleyici dönemlerde ve savaþýmlarda belli olur. Açýk, bilimsel devrimci bir programa sahipsek, süreci karþýlayan net bir eylem çizgisine dayanýyorsak, gelecek için belirleyici anlarda, ayak sürçmeden, tökezlemeden, yalpalamadan mücadeleyi sonuna dek tutarlýca götürebiliriz. Bugüne deðin düþünce yoksunluðunun üstünü süslü laflarla örtenler, sýnýf savaþýmýnýn seyrini en yüzeysel ve en sýradan bir bakýþla ele alanlar, mücadele görevlerinin karmaþýklýðý, derinliði ve çabuk deðiþebilirliði karþýsýnda þaþkýn durumdalar. Deðiþen þartlarý, durumlarý ve süreçleri kavramada sergilenen teorik yeteneksizlik, yetersizlik ve bilisizlik, yýðýnlarýn sosyal pratiðini anlamada tam bir sefalet halini alýyor. Ýþçi ve halk hareketini etkilemek için çok sýk kullanýlmaya baþlayan devrimci laflarý da bu çevrelerin durumunu deðiþtirmeye yetmiyor. Kitleler üzerindeki

BAKIRKÖY ZÝNDANI’NDA KADIN TUTSAKLARA SÜRGÜN

Tutsaklarýn baþýnda sallanan Demokles’in kýlýcý sürgün, Bakýrköy Zindanýndaki kadýn tutsaklar için yine gündemde. ÝHD yaptýðý açýklamayla, 19 kadýn tutsaðýn sürgün edileceðini duyurdu. 11Mart Pazar günü hükümlü kadýn tutsaklardan Aralarýnda Elif Vural Yaþ’ýn da bulunduðu 12 kiþi Ýzmir Aliaða’ya, 7 kiþi de Gebze Zindanýna sevk edilecek. ÝHD, sürgünlerin durdurulmasý çaðrýsý yaptý ve özellikle Aliaða Zindanýna gönderilecek olan hükümlülerin yakýnlarý, yoksul olduklarý için Ýstanbul’dan Ýzmir’e çocuklarýný ziyarete gitmelerinin imkansýz olduðuna dikkat çekti. Aliaða Zindanýna sevk edilecek tutsaklar: Elif Vural Yaþ, Dilek Öz, Newroz Bozkurt, Sona Mengütay, Beyaz Yakut, Hazine Alçý, Hiyem Akyol, Nibel Genç, Nurgül Doðan, Gamze Eroðlu, Gülay Efendioðlu, Lale… , Gebze Zindanýna sevk edilecek tutsaklar: Gazal Dülek, Leyla Yýlmaz, Emine Kaçar, Gülay Çakmak, Münevver Aþçý, Nazire Ayata Civelek, Serpil Aslan Düzgün.

4

Mücadele Birliði

devrimci bir etki býrakmak devrimci sözlerle deðil, içten, tutkulu, ýsrarlý ve militan eylemlerle saðlanýr. Gerçek devrimci mücadele ve eylem çizgisi dýþýnda bir yolla mücadeleci yýðýnlar etkilenemez. Her sýnýf olaylara kendi tarzýnda yaklaþýyor ve kendi çözümünü dayatýyor. Küçük burjuva sosyalizmi olaylarýn devrim doðrultusundaki ilerleyiþini, sýçramalarý ve patlamalarý algýlayýp, devrimci kabarýþýn gerektirdiði devrimci örgütlenmelere gideceðine, geleceðin mücadelesini kendi dar kalýplarýna dökmek için uðraþ veriyor. Bu yüzden ilerleyen yýðýnlarýn devrimci mücadelesiyle sorun yaþanýyor. Devrimci marksistler ise, diyalektiðe dayanarak deðiþen somut durum analizinde çýkardýklarý bilimsel sonuçlara göre davranýyor ve devrimci mücadelenin gerektirdiði örgütlenmeleri hayata geçirmek için çaba gösteriyor.

AMED’DE POLÝSTEN KEYFÝ UYGULAMA

C.DAÐLI

29 Þubat günü, Dicle Üniversitesi Kampüsünde iki öðrenciyi durduran sivil polisler, öðrencilere kimlik sorgulama adý altýnda psikolojik þiddet uyguladý. Olay, saat 12.30 sýralarýnda, kampüs içinde bölüm binalarýna doðru giden iki öðrenciyi, sivil polisin durdurmasýyla baþladý. Ýki kadýn öðrenciyi durduran polis, onlardan kimlik istedi. Öðrenciler “Siz kimsiniz?” diye sorunca öfkelenen polislerden biri bayan öðrencilere hakaret etti. Öðrencilerin “Kimlik görmeden kimlik göstermeyiz” þeklinde tavýr koymasýnýn ardýndan kimliklerini göstermek zorunda kalan iki sivil polis, daha sonra öðrencilerin kimliklerini aldý ve isimlerine bakýp, hiçbir þekilde GBT sorgulamasý yapmadan geri verdi. Kimlikleri öðrencilere fýrlatýrken aðza alýnmayacak þekilde küfür eden polis, öðrencilerin “Yaka numaraný istiyoruz, vereceksin! Sen bize hakaret edemezsin!” sözlerinin ardýndan koþarak bir araca bindi. Orada kalan diðer polis de, “O arkadaþ biraz sinirlidir” diyerek, sanki kendi yasalarý onlara bu hakký veriyormuþ gibi konuþunca, öðrenciler de “Yasalar ona bu hakký vermiyor, yaka numarasýný istiyoruz” dedi. Koþarak uzaklaþan polisi kovalayan öðrenciler, üçüncü bir polisin devreye girmesi üzerine araca yetiþemedi. 3. polis ise, öðrencilerle alay eder gibi, “Yetiþebilirseniz gidin yaka numarasýný alýn” dedi. Olayý yaþayan iki bayan öðrenci, bu iþin peþini býrakmayacaklarýný, polisler hakkýnda suç duyurusunda bulunacaklarýný söyledi ve ekledi “Normalde polisler birilerini kovalar. Bugünse biz onlarý kovalýyoruz. Kendi uygulamadýklarý yasalarýndan mý korkuyorlar? Bu uygulama tamamen keyfidir. Þüpheli bir durum yoksa neden kimlik soruyorlar? Eðer þüpheli bir durum varsa neden GBT kontrolü yapmýyorlar?” diye konuþtu. Amed/DÖB 206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012


YENÝ SOÐUK SAVAÞ MI? Yeni Evrede

Güncel

Mücadele Birliði

BM’de Suriye’nin iþgaline kapý aralayacak bir tasarý, Rusya ve Çin’in vetosu ile engellendi. ABD önderliðindeki emperyalist-kapitalist sistemin hakimiyeti hiç bu denli darbe yememiþti yakýn zamanlarda. Bu açýdan, dünyadaki güçler dengesinin tersine çevrildiði tarihi bir döneme tanýklýk ettiðimiz söylenebilir. Geçen yýl bu zamanlar Libya’ya NATO saldýrýsýnýn önünü açan karara izin veren Rusya ve Çin, sonradan muhataplarý tarafýndan aldatýldýklarýný öne sürerek, Libya’nýn bombalanmasýna homurdanarak tepki vermekle yetinmiþlerdi. Geçen bir yýl içinde, köprünün altýndan çok sular aktý. Her þeyden önce, Libya operasyonuyla Arap Baharý adý verilen devrim süreçlerinin önünün kesileceði sanýlýyordu, olmadý. Arap halklarý, devrimi çalan gerici-burjuva güçlere karþý ayaklanmalarýný sürdürdüler. Halklarýn derin özlemleri, emperyalist planlarý çiðneyip geçti. Geçen yýl bu zamanlar AB’nin içine düþtüðü krizin atlatýlabileceði umudu vardý; þimdi ise Avrupa açýk açýk Çin’in muazzam rezervlerinin yardýma koþmasý için bu ülkeye adeta yalvarýyor. Yine geçen yýl bu zamanlar devrim dalgalarýnýn ABD kentlerini sarsacaðýna kimse ihtimal vermiyordu. Sadece bir yýl içinde olanlar oldu, Rubikon geçildi ve emperyalist-kapitalist sistemin ne kendi içine düþtüðü ekonomik krizi atlatmak için, ne de dünyayý kökünden sarsan devrim dalgalarýný bastýrabilmek için yeterli güce sahip olduğuý anlaþýldý. Leninistlerin “Sýçramalý çöküþ” dediði o tarihi düðüm noktasý 2011’de geçildi. Bu dramatik güç deðiþimi sayesinde Çin ve Rusya kendi çýkarlarýný korumak adýna daha ileri adýmlar atabilecek özgüveni kazandýlar.

lomatlar ve onlarýn papaðanlarý, hemen hemen ayný cümleleri kurdular: Rusya ve Çin’i soðuk savaþ mantýðýyla hareket etmekle suçladýlar. Aslýnda bu bir itiraftý, bu iki ülkeye diþ geçirmenin mümkün olmadýðýna dair bir itiraf. Yine de dünyayý yeni bir “soðuk savaþ” beklemiyor. Neydi kapitalist dünyanýn “Soðuk Savaþ” diye andýðý tarihi dönem? 2. Paylaþým Savaþý’ndan sonra SSCB öncülüðünde sosyalist bir dünya kuruldu; Doðu Avrupa’da halk demokrasileri, Çin, Kore, Küba, Vietnam, yani neredeyse dünyanýn üçte biri bu yeni kurulan dünyaya dâhil oldular. Emperyalizm için çok ciddi ölüm çanlarý duyuluyordu. Ýþte, iki düþman kampýn birbirlerine karþý açýktan bir savaþ ilan etmeden, ama ideolojik, diplomatik, ekonomik ve askeri planda neredeyse boðaz boðaza geldikleri o döneme Soðuk Savaþ adý verildi. Adý soðuktu ama milyonlarýn kaný döküldü, defalarca nükleer savaþýn eþiðinden dönüldü. Dünya çapýnda süren sýnýflar mücadelesinin en tepe noktasýna yazýlan ad oldu Soðuk Savaþ. 70’lerde sosyalist sistem, emperyalizmin askeri tehditlerini kolaylýkla bertaraf edecek teknik geliþmeler yaþadý. Sovyetlerin korkutucu nükleer füzeleri, dünyanýn her limanýna sessizce yaklaþabilen nükleer denizaltýlar sayesinde, dünyanýn her tarafýna yayýlmýþ ABD askeri üslerinin kâbus dolu karþýlýðý oldu. Bunun üzerine ABD, Soðuk Savaþýn sürekli týrmanan çizgisini yumuþatma ihtiyacý duydu. Buna “detant” (tansiyonu düþürme) adýný verdiler, SSCB’nin korkutucu askeri gücünü bertaraf edebilmek için SALT-I ve SALTII adý verilen silahsýzlanma görüþmelerini baþlattýlar. Gerçek soðuk savaþ, diþe diþ bir sýnýf mücadelesinin, birbirine zýt ve uzlaþmaz çizgiler barýndýran sosyalizm ve kapitalizm çatýþmasýnýn, diplomasideki adýydý. Emperyalizm, her alanda yaþadýðý gerilemeyi bertaraf edebilmek için, sürekÞu “Soðuk Savaþ” Dedikleri... Peki ama bu dramatik güç deðiþimi, li keskinleþen bu sýnýf savaþýmýný, insan yeni bir soðuk savaþýn baþladýðýný mý gös- haklarý, silahsýzlanma” kavramlarý ile köteriyor? BM’deki Suriye oylamasýndan reltmeye giriþince, Soðuk Savaþýn da sosonra sýrayla kameralara patlýcan moru su- nunu ilan ettiler. ratlarýyla poz veren ABD’li, Avrupalý dip206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

Rusya Ve Çin’in Derdi Peki, ama þimdi, Çin ve Rusya’nýn, emperyalist sistemle uzlaþmaz çeliþkilere sahip, proleter bir dünyayý temsil ettikleri iddia edilebilir mi? Elbette hayýr! Bugünlerde pek çok kiþi, Suriye’nin hem Rusya, hem de Çin için ne denli vazgeçilmez bir müttefik ülke olduðunu kanýtlamaya çalýþýyor. Oysa her iki ülke de, derin ideolojik ilkeler ve uzlaþmaz çeliþkiler temelinde deðil, oldukça pragmatik ve ikame edilebilir çýkarlar temelinde Suriye’ye kol kanat geriyorlar. Rusya’da bugünlerde Putin, hem komünist partiler hem de halkýn sosyalizm özlemlerini sömüren burjuva tipten muhalefetle kuþatýlmýþ durumda. Yakýn bir zamanda yapýlacak olan baþkanlýk seçimlerinde Putin’in en büyük kozu, Rusya’nýn halen daha, büyük bir dünya gücü olduðunu kanýtlamak. ABD’nin çýkarlarýna çomak sokabilme mahareti, eski Sovyet topraklarýnda büyük bir prestij kaynaðý. Bu nedenle Putin Rusya’sýnýn, baþkanlýk seçimlerini atlattýktan sonra Suriye konusunda emperyalistlerle pazarlýk masasýna oturmasý þaþkýnlýkla karþýlanmamalý. Çin’deki ÇKP de benzer sorunlarla boðuþuyor. ÇKP’nin derdi, dünyada sosyalizm bayraðýný yükseltmek deðil, ticari çýkarlarý garantiye almak. Her yýl milyonlarca iþçi ve köylünün protesto eylemlerine yol açan dev hoþnutsuzluðu ÇKP, içeride devrim nostaljisini canlandýrarak, dýþarýda da pragmatik adýmlarla ticari iliþkileri büyüterek gidermek peþinde. Her iki ülkenin uluslararasý alanda attýklarý adýmlar, ABD öncülüðündeki emperyalist çýkarlarý kýsýtlýyor olsa da, burjuva dünyanýn iç çeliþkilerini yansýtan, son tahlilde uzlaþabilir çýkarlara hizmet ediyor. Dikiþ Tutmayan Stratejik Boþluklar Bu açýdan Suriye meselesi, bir soðuk savaþ baþlangýcý deðil, fakat uluslararasý güçler deðiþiminin bir aynasý durumuna geldi. Emekçilerin kýtalara yayýlan ayaklanmalarý, devrimci zaferleri ve hýzla sertleþen proleter mücadeleler eþliðinde

5


Güncel

yürüyen dünya devrimi, emperyalist-kapitalist dünyada bir türlü doldurulamayan stratejik boþluklar yarattý. ABD, on yýllardýr, iþgal edebilmek için binbir türlü tertibe giriþtiði Suriye’ye karþý, bugünlerde beklenmedik ölçülerde “ilgisiz” kalýyor. Saddam’ýn Irak’ýna saldýrmak için BM kararlarýný hiçe sayacak kadar kendine güvenen ABD gitti, yerine, Suriye müdahalesinin binbir türlü engel ve açmazýný sýralayan “mýzmýz” bir ABD geldi. Rus Dýþiþleri Bakaný Lavrov, Clinton’un telefonlarýna cevap verme gereði bile duymuyor artýk. ABD’nin sistemi saldýrganca himaye etme politikasýndaki muazzam boþluðu bir süredir Fransa doldurmaya çalýþýyor. Yankilerden sonra, emperyalist dünyanýn askeri-teknik kapasitesi en geliþkin ülkesi Fransa; yine de Libya bombardýmaný sýrasýnda, uçaktan atýlan lazer güdümlü bombalarý tükenince, ABD’den yardým istediler. Kaddafi’nin pek zavallý ordusuyla karþýlaþtýrýldýðýnda, çok daha üstün hava savunma gücüne sahip Suriye ordusu karþýsýnda, ABD’nin yarattýðý stratejik boþluðu dolduramayacaðý þimdiden kesin olsa da, Fransa, þimdilerde BM’yi bypass ederek, “Suriye’nin Dostlarý” adý altýnda ne olduðu belirsiz ittifaklarla kazan kaynatýyor. Fransa’nýn bu giriþimleri en çok Türkiye’yi ürküttü. Çünkü Sarkozy, Ortadoðu denkleminde Türk hükümetini dýþarýda býrakma gayreti içinde; Ocak ayýnda gündeme oturan Soykýrým Ýnkâr Yasasý bu amaçlarla tartýþmaya açýlmýþtý. Sarkozy’nin bu adýmlarýný gören Davutoðlu, alelacele soluðu Washington’da aldý. Tek amacý, Fransa’nýn baþlattýðý giriþime Türkiye’nin dâhil edilmesiydi. Özgür Suriye Ordusu’nun ne denli etkin olduðunu kanýtlamak için þemsiye üzerinde papaz açýldý ama ABD, Türkiye’den gelen bu “baskýlarý”, abartýlý bir diplomatik ilgi kanalýnda boðmasýný bildi. Gerçek þu ki, emperyalist-kapitalist dünyada yaþanan stratejik boþluklarý dolduracaðýný sanan Türkiye, aslýnda bir uçurumdan aþaðýya atladýðýnýn farkýna vardý. NOT: Makele, 19 Şubat 2012 tarihinde, Rusya’daki seçimlerden önce yazılmıştır.

6

AÇLIK GREVÝNDE...

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

25 Þubat Cumartesi günü saat 13.00’te BDP Ýzmir Ýl Örgütü, Kadifekale’de Rahþan Demirel’in kendini yaktýðý yerde “Savaþ Deðil Barýþ Tecrit Deðil Özgürlük Ýçin Açlýk Grevindeyiz/BDP Ýzmir Ýl Örgütü” pankartý ile çadýr açmak istemiþ, polis ise engel olmuþtu. Kadifekale’de çadýr açýlamadýðý için BDP Ýl baþkanlýðýnda 48 saat dönüþümlü açlýk grevine geçildi. 27 Þubat Pazartesi günü itibari ile “Tecritin Kaldýrýlmasýný Deðil Önder Apo’nun Özgürlüðünü Ýstiyoruz” þiarýyla açlýk grevleri baþlamýþtý. Açlýk grevinin 5. gününde 2 Mart Cuma günü Mücadele Birliði Platformu olarak Kürt Halkýna destek olmak için onlarý ziyaret ettik. Mücadele Birliði Platformu adýna yaptýðýmýz konuþmada “Bizler Denizlerin idam sehpalarýnda attýðý ‘Yaþasýn Kürt-Türk Halklarýnýn Birlikte Mücadelesi’ sloganýný kendimize rehber edinerek devrim mücadelemizi Türkiye ve Kürdistan topraklarýnda sürdürüyoruz… Devrim ve özgürlük mücadelesinde Türkiye iþçi sýnýfý ancak ezilen Kürt ulusu özgürleþince kelimenin gerçek anlamýnda özgür olacak. 1 Mayýslarda Newrozlarda ve yaþamýn her alanýnda haykýrdýðýmýz gibi Denizlerden Mazlumlara Yaþasýn KürtTürk Halklarýnýn Mücadele Birliði” denildi. Mücadele Birliði Platformu adýna yapýlan konuþmanýn ardýndan anadil üzerine, ezilen uluslarýn kendi kaderini tayin hakký üzerine, zindanlar üzerine ve halklarýn mücadele birliði üzerine sohbetler edildi. Daha sonra da 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü dolayýsýyla Sema Yüce nezdinde tüm emekçi kadýnlar ve özgürlük mücadelesinde ölümsüzleþenler anýsýna türküler marþlar söylendi. Saat 23.00 civarýnda ziyaretimiz sona erdi. Mücadele Birliði/Ýzmir

HAYATIMIZI HÝÇE SAYAN BU KAPÝTALÝST SÝSTEMÝ YIKALIM

Üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda gün geçmiyor ki, bir iþçinin ölüm haberini almayalým. En aðýr þartlar altýnda, hiçbir güvenceleri olmadan çalýþmaya zorlanan iþçiler, evlerine bir lokma ekmek götürebilmek için yaþamlarýndan oluyorlar. “Ýþ kazalarý”, “patlama”, “yangýn”, “iþçi saðlýðýnýn bozulmasý” vb sonucu ölen, gerçekte kapitalist sistem tarafýndan katledilen insanlarýn haddi hesabý yok. Bizzat devlet eliyle yaygýnlaþtýrýlan taþeron sistemi ile iþçilere tam bir cehennem hayatý dayatýlýyor. Ýþçiler her gün ölüme, iþ kazalarýna, sakat kalmaya mahkum ediliyor. Kapitalist sistemde emekçilerin hayatýnýn bir kum tanesi, bir çöp kadar deðeri yok. Her þeye kar-zarar ölçüleriyle bakan bu aþaðýlýk sistemde sermaye sahipleri, maliyeti düþürme adýna iþçi ve emekçileri sefalet koþullarýnda yaþamaya mahkum eder. 11 Mart günü Esenyurt’taki Marmara Park Alýþveriþ Merkezi’nin inþaatýnda çalýþan iþçilerin 11’i, kaldýklarý çadýrda çýkan bir yangýn sonucu yanarak hayatlarýný kaybettiler. 200 iþçinin kaldýðý 3 çadýrdan birinde çýkan yangýn, bir çok iþçinin de yaralanmasýna yol açtý. Ýþte kapitalist sistem budur! Bir yanda iþçilerin emekleriyle yükselen gökdelenler, bir yanda bu karda kýþta naylon çadýrlarda kalmaya zorlanmýþ iþçiler. Bir yanda sermaye sahiplerinin, müteahhitlerin biriken servet daðlarý, þaþaalý yaþamlarý, bir yanda her þeyi yaratan, vareden iþçi ve emekçilerin dað gibi birikmiþ sefaletleri. Bu aþaðýlýk kapitalist sisteme son veremedikçe, yanan bu 11 iþçi ne ilk, ne de son olacaklar. Ancak bir devrim, bu aþaðýlýk kapitalist sisteme, iþçi ve emekçilerin sefaletine son verebilir. Onlarýn güvenli ve saðlýklý çalýþma koþullarýna ulaþmasýný saðlayabilir. Artýk kendimize sefalet, sermayedarlara sefahat üretmeyelim. Ýnsanca yaþamak, insanca gülmek, insan kalmak için bu aþaðýlýk kapitalist sistemi yýkalým. Kapitalizmin katliamlarýna son vermek için örgütlenelim, savaþalým. Mücadele Birliði Platformu 206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

ADLARI ONUR ADLARI ÖZGÜRLÜK

Necati Vardar, Seyit Konuk, Ý.Ethem Coþkun… Adlarý onur, adlarý özgürlük… 13 Mart 1982’de üç iþçi önder Ýzmir Buca Cezaevinde idam edildi. Onlar, tekelci kapitalizmin oluk oluk kan içtiði Türkiye ve Kürdistan þehirlerinde onlarca insanýmýzýn kurþuna dizildiði, faþizmin daraðaçlarýnda üçer, beþer halklarýmýzýn en yiðit evlatlarýný katlettiði yýllarda faþizme meydan okumanýn, taviz tanýmazlýðýn, diz çökmezliðin, boyun eðmezliðin, kýsaca komünist bilincin, inancýn baþ eðmeyen savaþçýlarýydýlar. 13 Mart savaþçýlarý, yalnýz büyük, coþkulu dönemlerin deðil, aðýr yenilgi yýllarýnýn da yýlmayan savaþçýlarý olduðunu gösterdiler. 11 Mart Pazar günü “Denizlerden Seyitlere Ýdamlar Bizi Yýldýramaz” adýyla gerçekleþtireceðimiz mitingimizin çalýþmalarýna yoðunluk katarak devam ediyoruz. 3 Mart cumartesi günü megafonlarýmýz, önlüklerimiz, bildirilerimiz, afiþlerimiz ve “adlarý onurumuz olan” 13 Mart Savaþçýlarýnýn þiarýyla çýktýk Güzeltepe emekçi semtine. Güzeltepe emekçi semti ‘80 darbesi öncesi ve Tariþ olaylarý sýrasýnda polisin giremediði, halkýn örgütlü bir þekilde, bir bütün olarak hareket ettiði devrimci semtlerden biriydi. Baðrýnda tohumu taze tutan bu semtte sesli ajitasyonlarla dikkatleri üzerimize çekip yoðun bir bildiri daðýtýmý gerçekleþtirdik. Bunlarýn yanýnda ev ev gezerek insanlarla sohbet edip mitinge çaðrý yapýp Mücadele Birliði dergisinin de daðýtýmýný gerçekleþtirdik. 4 Mart Pazar günü ise yine ’80 öncesi ve sonrasý büyük kalkýþmalarý yaþayan emekçi semtlerinden biri olan Yamanlardaydýk. Kalabalýk katýldýðýmýz mahalle çalýþmasýna ilgi yoðundu. Ev ev gezerek mitingimizi insanlara birebir anlatmanýn yanýnda Pazar yerlerinde, ana caddelerde ve merkezi noktalarda sesli ajitasyonlar gerçekleþtirerek sesimizi her tarafa yaymaya çalýþtýk. Yoðun bir bildiri daðýtýmýnýn yanýnda Mücadele Birliði dergisinin de daðýtýmýný gerçekleþtirdik. Mahallede afiþ çalýþmasý sýrasýnda iki defa polis engeliyle karþýlaþsak da çalýþmalarýmýzý aksattýrmadan devam ettirdik. Toplu bir þekilde katýldýðýmýz mahalle çalýþmasý akþam 19.00’a doðru son bulurken birkaçýmýz ise mahallede kalýp ev ziyaretleri gerçekleþtirdi. Çalýþmalarýmýz bütün bir güne yayýlýrken sabah saatlerinde de aktarma merkezleri ve iþçi servislerinin kalkýþ noktalarýnda yoðun bildiri daðýtýmlarý da gerçekleþtiriyoruz. “Proleterya verdi üç yiðidini…” bayraklarýný biz devraldýk ve 11 Mart Pazar günü gerçekleþtireceðimiz anma mitingi öznelinde bu bayraðý yükseðe, en yükseðe taþýyacaðýz. Adlarý Onur, Adlarý Özgürlük olan 13 Mart Savaþçýlarý Onurumuzdur. Mücadele Birliði / Ýzmir

13 Mart Savaşçıları

ÝDAMLARLA YILDIRAMADINIZ BASKI VE GÖZALTILARLA YILDIRAMAYACAKSINIZ

12 Eylül’de idam edilen ilk iþçiler olan “13 Mart Savaþçýlarý” Seyit Konuk, Necati Vardar ve Ýbrahim Ethem Coþkun’u anmak üzere Ýzmir’de düzenlenecek mitinginin Ýstanbul Alibeyköy’de afiþlerini yapan iki kiþi gözaltýna alýndý ve darp edildi. 11 Mart günü Bornova Meydaný’nda yapýlacak olan “Denizlerden Seyitlere Ýdamlar Bizi Yýldýramaz” mitingine katýlmak için Gazi Mahallesi’nden de araç kaldýrmak için afiþ çalýþmalarý yapan Emeðin Dünyasý gazetesi muhabiri Mesut Paksoy ve Devrimci Öðrenci Birliði’nden lise öðrencisi Özgür Yýldýrým, sabah saatlerinde Anadolu Lisesi civarýnda afiþ yapýþtýrýrken gözaltýna alýnarak polis karakoluna götürüldüler. Ýlerleyen saatlerde avukatlarý Sevinç Sarýkaya ile görüþen M.Paksoy ve Ö.Yýldýrým, yaþadýklarýný anlattýlar. Afiþ yaptýklarý sýrada sivil giyimli üç kiþinin yanlarýna geldiðini ve direk “arabaya binin” demeleri üzerine, soranlarýn kimliklerini görmek istemelerine raðmen gösterilmeden yaka paça gri renk bir arabaya bindirildiklerini anlatan gençler, Alibeyköy Polis Karakolu’na getirilip avukat görüþ odasýnda sivil giyimli 5 kiþinin saldýrýsýna uðradýklarýný; bu 4 kiþinin kendilerini tekme tokat dövdüklerini, boðazlarýný sýkýp baþlarýný duvara vurduklarýný ayrýntýlarýyla avukatlarýna anlattýlar. Birkaç saat sonra ýsrarlarý üzerine hastaneye saðlýk kontrolüne götürülen iki gence sadece o alana afiþ yapmanýn yasak olduðu söylenmiþ. Gençler adýna cumhuriyet baþsavcýlýðýna suç duyurusunda bulunan avukat Sevinç Sarýkaya, müvekkillerinin darp ve tehdit edildiði, baþtan savma saðlýk muayenesinden geçirildiðini ve müvekkillerinde morluklar ve aðrýlar olduðunu da belirterek soruþturma açýlmasýný ve tam teþekküllü hastanede muayene edilmelerini talep etti.

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

7


YAŞASIN DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

Yeni Evrede

Emekçi Kadınlar

Mücadele Birliði

8 MART’A GELÝRKEN

Emekçi Kadýnlar olarak, 2012 8 Mart’ýna yoðun bir hazýrlýk süreciyle girdik. Afiþ yapma, bildiri daðýtýmlarý, ev ziyaretleri, film gösterimleri, etkinlik gibi çok sayýda araç kullanarak hem 8 Mart Emekçi Kadýnlar Günü’nün ne olduðunu anlattýk insanlara, hem de 8 Mart günü yapacaðýmýz eylem ve yürüyüþlere davet ettik emekçileri. Ýstanbul: 1 Mart Perþembe günü Gazi Mahallesi’nde kurulan pazar yerine giden kadýnlar, EKA önlüklerini giyerek bildiri daðýttýlar ve tüm kadýnlarý 8 Mart eylemine davet ettiler. 8 Mart günü Taksim’de Tünel Meydaný’ndan Taksim Meydaný’na yapacaklarý yürüyüþ için Þair Abay Lisesi önünden saat 17.00’de araç kaldýracaklarýný duyuran Emekçi Kadýnlar, pazar esnafý ile de konuþarak aileleri ile birlikte eyleme davet ettiler. 4 Mart Pazar günü de yine Gazi Mahallesi’nde yürüyüþe çaðrý ve araç kalkýþ noktasýný belirten afiþlerini yapýp bildiri daðýttýlar. Ayný gün Gazi Mahallesi’nde,12 Eylül’e ve idamlara karþý Ýzmir’de yapýlacak olan 13 Mart Savaþçýlarý ile ilgili mitinge çaðrý yapmak için afiþ asan Devrimci Ýþçi Komiteleri’nin afiþlerinin Þair Abay Lisesi civarýnda kimliði belirsiz kiþilerce yýrtýlmasýný protesto için ajitasyon çalýþmasý yapýp mitinge davet bildirileri daðýtacak olan Devrimci Ýþçi Komiteleri’ne destek olmak için çalýþmalarýný ortaklaþtýrdýlar. Emekçi Kadýnlar, Devrimci Ýþçi Komiteleri ile birlikte afiþlerini yapýþtýrýp, bildirilerini, ajitasyonlarýný, çaðrýlarýný ortak yaptýlar. Gazi halkýný, 8 Mart Emekçi Kadýn Yürüyüþü’ne ve 11 Mart’ta yapýlacak olan “Denizlerden Seyitlere Ýdamlar Bizi Yýldýramaz” mitingine çaðrý ortaklaþa dayanýþma içinde yapýldý. Emekçi Kadýnlar, ayný gün Sarýgazi’de de stand açýp bildiri daðýtarak Sarýgazili emekçi kadýnlarý eyleme davet ettiler.

Ankara: 3 Mart günü saat 14.30’da EKA, Mart Kültür Evi’nde bir 8 Mart etkinliði gerçekleþtirdi. Etkinlik 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü’ne çaðrý niteliðinde bir konuþmayla baþladý, konuþmanýn ardýndan kadýnýn özgürlük mücadelesinde, devrim ve sosyalizm kavgasýnda ölümsüzleþen tüm savaþçýlar anýsýna saygý duruþuyla devam etti. Ardýndan Emekçi Kadýnlar, 8 Mart’ýn tarihsel süreci ve kadýn sorunu üzerine bir sunum yaptý. Sunumun ardýndan etkinlik komi-

8

tesinden iki arkadaþ bir türkünün mizansenini yaptý ve etkinlik 6 dilde söylenen kadýn þarkýlarýyla devam etti. Çekilen halaylarýn, edilen sohbetlerin ardýndan EKA’nýn 8 Mart günü saat 17.30’da Konur Sokak’ta toplanýp Yüksel Caddesi’ne yapacaðý yürüyüþe ve basýn açýklamasýna çaðrýyla etkinlik sona erdi.

Adana: Adana’da 8 Mart Perþembe günü yapýlacak basýn açýklamasýna hazýrlýk olarak dostlarýmýz, arkadaþlarýmýz ve yoldaþlarýmýzla bir sabah kahvaltýsý ve Kelebekler Zamaný’nda filminin gösterimini yaptýk. 4 Mart Pazar günü saat 10.30’da dostlarýmýz gelmeye baþladý. Dostlarýmýzýn paylaþmak için getirdikleriyle güzel bir kahvaltý sofrasý oluþturduk. Sýcak çaylar eþliðinde kahvaltýmýzý yaptýk. Ardýndan toplumda kadýnýn yeri ve kadýn sorunlarý üzerine sohbetler edildi. Bir kadýn yoldaþýmýz ilkel toplumdan kapitalist topluma kadar kadýnýn tarihsel sürecine deðindi. Günümüzde yaþanan kadýn cinayetlerinden, kadýna yönelik þiddetten ve ailede kadýna biçilen misyondan söz edildi. Kadýnýn toplum tarafýndan bastýrýlmýþ olmasýna raðmen mücadeleci ve direngen bir kimlik taþýdýðýný ve bunun üzerinden Kürt analarýnýn mücadelede edindiði rolü anlattý. Dostlarýmýzýn da anlatýmlarý ve yaþadýklarý sorunlardan verdikleri örneklerle sohbetin verimliliði arttý. Sonuç olarak devrim mücadelesinde kadýnýn önemli bir rol aldýðýna ve bu mücadele adýna bilinçlenmek ve örgütlenmek gerektiðine deðindik. Yapacaðýmýz basýn açýklamasýna çaðrýnýn ardýndan film gösterimine geçtik. Kelebekler Zamanýnda Dominik Cumhuriyeti’nde 1960 yýllarýnda Trujillo diktatörlüðüne karþý Mirabel kardeþlerin verdiði mücadeleyi anlatan güzel bir film.. Trujillo bir okul etkinliðinde kardeþler arasýndan Minerva’ya göz diker. Yýllar sonra ailesi ile birlikte onu bir partiye davet eder ve dans sýrasýnda onu elle taciz eder Minerva dayanamayýp tokat atar. Bunun üzerine diktatör babasýný hapseder ve iþkenceden geçirir. Hem babasýný geri alabilmek hem de hukuk fakültesine girebilmek için(o dönemlerde kadýnlarýn hukuk okumasý yasaktýr) diktatörle kumar oynar ve kazanýr. Hukuk fakültesinde onu komünist düþüncelerle tanýþtýran Lio’nun öldürüldüðü haberini okur ve sonrasýnda onun bir arkadaþý ile tanýþýr ve böylelikle partiyle bað kurmuþ olur. O dönemde sarsýntýlar yaþayan parti Minerva’nýn geliþiyle yeniden güçlenir. Lio’nun ona kelebek diye seslenmesinden kaynaklý Minerva’nýn kod adý kelebek olur. Bir süre sonra Minerva’nýn kýz kardeþleri de ona katýlýr. Bir silah sevkýyatýnda yakalandýktan sonra yoðun bir iþkenceden geçerler. Diktatörün talimatý üzerine serbest

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012


Yeni Evrede

Emekçi Kadınlar

Mücadele Birliði

býrakýlýrlar. Yalnýz halen eþleri içeridedir. Onlarý görebilmek için yeniden diktatörle diyaloða girmek zorunda kalýrlar. Ve eþlerini görmeye giderler. Dönüþ yolunda askerler tarafýndan önleri kesilir ve ýssýz bir yere götürülür orada döve döve katledilirler... Kelebeklerin ölümünden 6 ay sonra diktatörlük yýkýlýr. Kelebeklerin ölümü üzerine 1960’tan bu güne, 25 Kasým Kadýna Yönelik Þiddete Karþý Uluslararasý Dayanýþma Günü kabul edilir. Filmden sonra film üzerine sohbetler ettik. Minerva’nýn babasýnýn ölümünden sonra diktatöre beslediði bireysel tepki ile mücadeleye baþlamasýna,daha sonra bunun toplumsal tepkiye dönüþtüðüne dikkat çektik. Anne olan Minerva’nýn çocuklarýný býrakýp mücadeleye daha sýký ellerle baðlanmasýnýn güzel bir örnek olduðunu söyledik. Diktatörün bir genç kýza göz dikmesi sonucu baþlayan olay örgüsü üzerinden kadýnýn toplumda cinsel bir meta olarak görüldüðünden bahsettik. Filmin deðerlendirmesinden sonra 8 Mart Perþembe günü tekrar görüþmek üzere dostlarýmýzla vedalaþtýk.

Antep: Ve iþte yeni bir gün daha biz emekçi kadýnlar için. 8 Mart’a çok az bir süre kaldý. 8 Mart’a hazýrlýk aþamasýnda þu ana kadar yaptýklarýmýzý bir gözden geçiriyoruz: film gösterimleri, kadýn söyleþileri… Adým adým 8 Mart’a doðru gelirken artýk geniþ kitlelere hitap edebilme ve bugünün anlam ve önemi üzerine bilgilendirme, emekçi kadýnlarý eyleme katmak için bildiri, broþür daðýtýmý, afiþ çalýþmalarýna baþladýk. Düztepe, Yukarýbayýr, Üniversite, Karagöz Caddesinde yaptýðýmýz bildiri daðýtýmlarý insanlarýn büyük ilgisini topluyordu. Özellikle mahallelerde kadýnlar evlerine davet ediyor ve hoþ sohbetler yapýyorduk. Tabi bu sohbetler arasýnda en temel konu “Kadýn” oluyordu. 8 Mart günü yapýlacak olan basýn açýklamasýnýn saat 17.30’da olduðu için evden çýkma konusunda sorun yaþadýklarý, yemek ve çocuklarla ilgilenmeleri gerektiði, eþinin eve geldiðinde kendisini evde bulamamasýnýn sorun yaratacaðý gibi sorunlar nedeniyle, böylesi bir eylemde yer almak istemelerine raðmen gelmelerinin zor olacaðýný söyleyenler de oluyordu. Yani bu dört duvar arasýna sýkýþtýrýlýp kaldýklarýný dile getiriyorlardý. Böylesi sohbetlerden biz Emekçi Kadýnlar da, kadýnlarýn sistem tarafýndan tamamen kilitlenip kaldýðýný görüyorduk. Ancak þunu da görüyorduk ki kurtuluþa giden yol, ilk önce bulunduðu durumun farkýna varýlmasýndan geçer. Emekçi kadýnlar da bulunduklarý ve hapsedildikleri durumun farkýnda ve bu durumdan asla memnun deðillerdi. Tabi 8 Mart’tan haberi olmayan ve 8 Mart’ý kadýnlara hediye alýnarak sevindirildikleri Dünya Kadýnlar Günü olarak biliyorlardý. Biz onlara 8 Mart’ýn Dünya Emekçi Kadýnlar günü olduðunu ve anlamýný anlattýðýmýz zaman, kendilerine ait böylesi bir günün olmasý bir yandan onlarý mutlu ederken bir yandan da onlarý öfkelendiriyor ve kadýn olarak hem sokaklarda hem de iþyerlerinde yaþadýklarý zorluklardan bahsediyorlardý. Afiþ çalýþmalarýný da yine emekçi halklarýmýzýn yoðunluklu olarak gelip geçtikleri merkezi alanlara ve mahallelere yaparken, bir taraftan da çevremizdeki emekçi kadýn arkadaþlarýmýza çaðrýlar yaparak 8 Mart’a geldik. Emekçi Kadınlar (EKA)

8 MART KIZILDIR KIZIL KALACAK

8 Mart günü tüm Emekçi Kadýnlar (EKA) pek çok ilde sokakta ve eylemde idi.

Ýstanbul: “Bugün 8 Mart, yine sokaktayýz, yine kavgadayýz” diyerek pek çok ilde olduðu gibi, Ýstanbul’da da Taksim’de sokaktaydý Emekçi Kadýnlar. Akþam saat 18.00’den itibaren Taksim’de Tünel Meydaný’nda toplanmaya baþlayan EKA’lý kadýnlar ve mücadelelerinde onlarý yalnýz býrakmayan erkek yoldaþlarý ajitasyonlar yaparak tüm emekçi kadýnlarý ve erkekleri 8 Mart yürüyüþüne davet etti. Saatler 19.00’a gelirken “Yaþasýn 8 Mart Emekçi Kadýnlarýn Kapitalizme Karþý Savaþ Günü” pankartýný açarak sloganlarýný atmaya baþladý Emekçi Kadýnlar. “Kadýn Olmadan Devrim Olmaz Devrim Olmadan Kadýn Kurtulmaz” sloganlarý atarak, bir taraftan da bu günün evlerinde rahat oturan kadýnlarýn deðil, okulda, fabrikada, hastanede, tarlada, evde çalýþan emekçi kadýnlarýn günü olduðu konuþmalarla vurgulandý. Geçici Devrim Hükümeti’nin olmazsa olmaz 3 maddesi de Emekçi Kadýnlarýn ellerindeki dövizlerden yükseliyordu: “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak, Uluslarýn Kendi Kaderini Tayin Hakký ve Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”. Emekçi Kadýnlar taleplerini sadece kadýnlar için deðil, toplumun tüm emekçi katmanlarý için, sosyalizm için haykýrýyordu. Bunu da ellerindeki kýzýl bayraklar, önlükler ve kýzýl bereleriyle, enternasyonal kadýn önderlerin resimleriyle vurguladýlar. Ýstiklal Caddesi boyunca “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü”, “Kadýn Erkek Elele Yürüyoruz Devrime”, “Cinsel Ulusal Sýnýfsal Sömürüye Son”, “Yaþasýn Kürt Türk Halklarýnýn Mücadele Birliði”, “Biji Heþt Adar”, “Emekçi Kadýnlar Devrimle Özgürleþecek” ve “Kadýnlar Yürüyor Devrim Büyüyor” sloganlarý haykýrýldý. Ve ölümsüzleþen kadýnlarýn isimleri anýlarak “Yaþýyor” denildi. Yol boyunca içlerinde özellikle Arap kadýnlarýnýn da olduðu çok sayýda kadýn ve erkeðin ilgi gösterdiði eylem, yaðmura raðmen giderek kalabalýklaþtý.

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

9


Yeni Evrede

Emekçi Kadınlar

Saatler 20.00’e gelirken Meydana ulaþýldýðýnda basýn açýklamasýný Emekçi Kadýnlardan Kürt bir ana okudu. “Baþta zindanlardaki kadýn tutsaklar ve savaþan Kürt kadýnlarý olmak üzere, tüm emek ve özgürlük mücadelesinde her biri ayrý destan yaratan emekçi kadýnlarý selamlýyoruz. New Yorklu dokuma iþçisi kadýnlardan Tekel eylemcisi iþçi kadýnlara, Kampana Deri iþçisi kadýnlardan Savranoðlu’ndaki eylemci iþçi kadýnlara, Hey Tekstil’deki kadýnlardan Billur Tuz’daki eylemci iþçi kadýnlara kadar bu mücadele bizim de omuzlarýmýzda yükseliyor, ve birlikte büyütülen bu onurlu kavgayý selamlýyoruz” diyen Emekçi Kadýnlarýn açýklamasý, her yaþtan EKA’lý kadýnlarýn sloganlarýyla sýk sýk kesildi. Emekçi Kadýnlar basýn açýklamalarýný “Tüm dünyada ve bu topraklarda iþçiler ve emekçiler topyekün baþkaldýrý halinde, eylem halinde. Her gün, her saat yeni bir eylem, yeni bir direniþ, yeni bir ayaklanma duyuyoruz. Latinlerden, Avrupa’ya, Ortadoðu’dan Afrika’ya Amerika’ya kadar her yerde öðrenciler, iþçiler, iþsizler, köylüler eylemde… Bu eylemlerde, ayaklanmalarda biz kadýnlar da varýz ve devrimi büyütüyoruz. Ýçinde bulunduðumuz Yeni Evre, emeðin iktidarýyla taçlanacaktýr. Emekçiler devrimleri yaratmaya devam edecek, Dünya Emeðin Olacak! Biz emekçi, yoksul kadýnlara sömürüyü, iþkenceyi, þiddeti reva gören, ve her gün bunlarý yeniden yeniden üretenin kapitalist sistem olduðunu biliyoruz ve artýk diyoruz ki, kapitalizmi yýkmaktan baþka çaremiz yok. Tüm emekçi, yoksul, iþçi kadýnlarýmýzý kavgayý yükseltmeye, kapitalizmi yýkmaya çaðýrýyoruz. Gelin özgürlüðümüz için mücadele edelim, bize zincirler takan kapitalizmi yok ederek, özgürlüðümüzü saðlayacak olan emeðin iktidarýný kuralým. Emekçi Kadýn komitelerinde örgütlenerek gücünümüzü ortaya koyalým” diyerek bitirdiler. Yürüyüþ baþlamadan önce marþlarýyla Emekçi Kadýnlara coþku katan Grup Emeðe Ezgi, Meydanda da Çav Bella Marþý ile eyleme destek oldular. Emekçi Kadýn Yürüyüþü, baþladýðý ayný coþkuyla “Þan Olsun 8 Mart’ý Yaratan Ve Yaþatanlara! Þan Olsun Sosyalizm Ýçin Dövüþerek Ölümsüzleþen Savaþçýlara!” diye haykýrarak sona erdi.

Adana: “Yürüyoruz yürüyoruz, yan yana, güzel günler adýna / Kadýnýz, insanýz, insanlýðý ayaða kaldýrýyoruz / Paydos bundan böyle köleliðe, aylaklýða / Herkes çalýþsýn, bölüþülsün kardeþçe, yaþamýn sunduklarý / Ýþte bunun için yükseliyor / yüreklerimizden / Bu ekmek ve gül türküleri / Ve yineliyoruz hep bir aðýzdan / ‘Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!’” Yine kýzýl bir günde devrim þiarýný haykýrmaya çýktýk sokaklara.. Yüzyýllardan beri kadýn hor görülmekte, þiddete maruz kalmakta, öldürülmekte, sömürülmekte, ucuz iþ gücü olarak kullanýlmaktadýr. Bunlarý teþhir etmek ve devrim ile özgürleþebileceðimizi haykýrmak için Emekçi Kadýnlar olarak bir basýn açýklamasý düzenledik. Basýn açýklamamýz 17.30’da Ýnönü Parký’nda baþladý. “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlarýnýn Kapitalizme Karþý Savaþ Günü” yazýlý pankart ve devrimci önderlerimizin fotoðraflarýnýn, “Kadýn Olmadan Devrim Olmaz Devrim Olmadan Kadýn Kurtulmaz”, “Emekçi Kadýnlar Devrimle Özgürleþecek” sloganlarýnýn olduðu dövizler taþýdýk. Hep bir aðýzdan “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü”, “8 Mart Kýzýldýr Kýzýl Kalacak”, “Yaþasýn 8 Mart Yaþasýn Mücadelemiz”, “Jin Jiyan Azadi”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” sloganlarýný haykýrdýk. Basýn açýklamamýz Claralardan

10

Mücadele Birliði

Rosalara, Semalardan Zilanlara, Aysunlardan Sibellere sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleþenlerin nezdinde saygý duruþu ile baþladý. Ve Nazým Hikmet’in Kadýnlarýmýz þiiri ile James Oppenheim’in Ekmek ve Gül þiiri okundu. Kürt analarýnýn mücadelesi, zindanlar sorunu, kadýn cinayetleri, kadýna yönelik þiddet ve kadýn emeðinin sömürülmesine deðinen basýn açýklamamýzda, “Çalýþýyoruz, üretiyoruz. Evde, okulda, fabrikada, hastanede, tarlada, sokakta... Yaþamý yoðuruyoruz yeniden ellerimizde… Ýþçiyiz, emekçiyiz, anayýz, kadýnýz, çocuðuz… Daha iyi, daha güzel bir yaþam düþlüyoruz. Ekmeðin yanýna katýk, katýðýn yanýna da gül istiyoruz, daha iyi bir gelecek istiyoruz. Fabrikalarda çalýþýrken, makinalarda kollarýmýz kopuyor, tacize uðruyoruz, ilk önce biz iþten atýlýyoruz, ve ucuz iþgücü olarak kullanýlýyoruz. Haklarýmýzý almak için, kopan kollarýmýzýn hesabýný sormak için buradayýz, sokaktayýz. Biz emekçi, yoksul kadýnlara sömürüyü, iþkenceyi, þiddeti reva gören, ve her gün bunlarý yeniden yeniden üretenin kapitalist sistem olduðunu biliyoruz ve artýk diyoruz ki, kapitalizmi yýkmaktan baþka çaremiz yok. Tüm emekçi, yoksul, iþçi kadýnlarýmýzý kavgayý yükseltmeye, kapitalizmi yýkmaya çaðýrýyoruz. Gelin özgürlüðümüz için mücadele edelim, bize zincirler takan kapitalizmi yok ederek, özgürlüðümüzü saðlayacak olan emeðin iktidarýný kuralým. Emekçi Kadýn komitelerinde örgütlenerek gücünümüzü ortaya koyalým” ifadeleri yer aldý. Basýn metninin okunmasýnýn ardýndan eylemimizi sonlandýrdýk.

Ýzmir: “Kadýn; sefaletini herkesten habersiz, dört duvarýyla paylaþan gururdur / Kadýn; sýrtýnda bebesi, soðuða ve yorgunluða inat, sürüsünün önünde durabilen kavgadýr / Kadýn; susturulmuþ diliyle söylenecek aðýttýr / Kadýn; yayla kokulu teni, kýnalý eliyle sýrtýnda biten dayaktýr / Kadýnlar, kadýnlar bizim kadýnlarýmýz / Anamýz, kardeþimiz, yârimiz / Yaþamýn yarýsý nasýl bizimse kavganýn yarýsý da bizim / Yaþamý var eden iþçi ellerin yanýna eklenir kadýn iþçilerin elleri de.” Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü. Bugün yaþamý var eden emekçi kadýnlarýn kapitalizme karþý mücadele ve kavga günü. Bizler Ýzmir Emekçi Kadýnlar(EKA) olarak bu kavga gününü eylem alanlarýnda kadýn ve erkek iþçilerle beraber geçirmeyi görev bilip koyulduk yola. Sloganlarýmýzýn yanýnda tiyatro, müzik ve þiirlerimizi de yanýmýza alarak, Menemen’de mücadelelerinin 200’lü günlerini aþan Savranoðlu Deri iþçilerinin yanýna gittþk. EKA adýna yaptýðýmýz kýsa konuþmanýn ardýndan kýzýl karanfillerimizi kadýn

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

iþçilere daðýttýk. Daha sonra tiyatromuzu sahneleyip müziðimizle devam ettik. Adana’dan aramýza katýlan deðerli bir dostumuzun okuduðu þiirle de programýmýzý orada sonlandýrdýk. Savranoðlu iþçileri adýna da kadýn bir iþçi söz alarak 8 Mart’ý yaratanlarý ve yine mücadelelerinin 50. gününü aþan Billur Tuz iþçilerini selamladý. Bizler de deri iþçilerinden aldýðýmýz selamý Billur Tuz iþçilerinin yanýna taþýmak ve oradaki kadýn-erkek iþçileri selamlamak üzere koyulduk yola. Sloganlarýmýzla iþçileri selamladýktan sonra orada da kýsa bir konuþma yapýp karanfillerimizi kadýn iþçilere daðýttýk. Savranoðlu Deri iþçilerinin selamlarýný ilettikten sonra sözü tiyatromuza ve müzik dinletimize býraktýk. Ziyaretimizi þiirle sonlandýrdýk. Billur Tuz iþçileri bizleri, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” diyerek sloganlarla uðurladý.

Antep: 8 Mart Emekçi Kadýnlar Günü için artýk son hazýrlýklarýmýzý yaptýk ve saat 17.30’a doðru gelirken hepimiz basýn açýklamasýnýn olacaðý yere Yeþilsu Parký’na doðru yürümeye baþladýk. Alanda yanýmýza emekçi kadýn arkadaþlarýmýz ve her zaman mücadelemizde yanýmýzda olan erkek arkadaþlarýmýz gelmeye baþladýlar. Alanda “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlarýnýn Kapitalizme Karþý Mücadele Günü, Emekçi Kadýnlar (EKA)” pankartýmýzý ve dövizlerimizi açarak coþkulu ve gür bir sesle “Be Jin Þoreþ Nabe”, “Kadýn Olmadan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadýn Kurtulmaz”, “8 Mart Kýzýldýr Kýzýl Kalacak”, “Kadýn Erkek Elele Yürüyoruz Devrime”, “Aysun’dan Sibel’e Yürüyoruz Devrime”, “Emekçi Kadýnlar Devrimle Özgürleþecek” sloganlarýmýzý haykýrmaya baþladýk. Ýþ çýkýþý saatine denk gelen eylemimizi izleyen insanlar basýn açýklamasýnýn sonuna kadar izlediler. Özellikle meydanda yaptýðýmýz konuþmalar insanlarýn yoðun

Emekçi Kadınlar

ilgisini uyandýrdý. Ajitasyon konuþmalarý ve sloganlarýmýzdan sonra bir öðrenci kadýn arkadaþýmýz Baran Yengi’nin KADIN adlý þiirini okudu. Ardýndan okunan basýn açýklamasýna, emek ve özgürlük mücadelesinde yer alan tüm emekçi kadýnlar selamlanarak baþlandý. Kadýnlarýn evde, okulda, fabrikada, hastanede, tarlada, sokakta yaþadýklarý sorunlara deðinilerek, kadýn cinayetlerine, ikinci cins muamelesine, ýrký, mezhebi, yüzünden ezilmeye ve sömürülmeye karþý mücadeleyi sýrtladýklarýný vurguladýlar. Ve dünyada, bu topraklarda yaþanan devrimci hareketliliðe deðinilerek bu hareketliliðin içerisinde ön saflarda kadýnlarýn yer aldýðý ve devrimi büyüterek ilerlediðine vurgu yapýldý. Kürt kadýnlarýnýn yürüttüðü özgürlük mücadelesinin altýnýn çizildiði basýn açýklamasý son olarak emekçi kadýnlarý özgürlükleri için mücadeleye çaðrýlarak bitirildi. Ardýndan bir kadýn iþçi arkadaþýmýz gitarýyla Fabrika Kýzý parçasýný söyledi. Daha sonrasýnda da bir erkek arkadaþýmýz emekçi kadýnlarýn ezilmiþliðine emekçi ve yaþamdaki üretici yönüne deðindi. Basýn açýklamamýzý sloganlarýmýzla sonlandýrdýk. Daha sonra Ayýþýðý Sanat Merkezine doðru sloganlarýmýzla ve “Yaþasýn Emekçi Kadýnlarýn Kapitalizme Karþý Savaþ Günü” dövizlerimizle yürüyüþ yaptýk. Yürüyüþ esnasýnda alkýþlayan, meraklý ve sevinç dolu bakýþlarýyla insanlardan olumlu tepkiler aldýk. Sanat merkezine vardýðýmýzda sýcak çaylarýmýzla birlikte eylemle ilgili deðerlendirmeler yapýldý. Yeni katýlan emekçi kadýn arkadaþlarýmýz eylemin niteliðinin çok yüksek olduðunu ve gerekli mesajlarýn verildiðini ancak nicel olarak bir geliþim saðlandýðýnda çok daha anlamlý ve daha fazla insana ulaþýlabileceðini söylediler ve bunun içinde ellerinden gelen çabayý sergileyeceklerini kendilerinin de bir kadýn olarak bu sorumluluðun altýnda olduðunu vurguladýlar. Deðerlendirmelerin sonunda da türkülerimiz ve halaylarýmýzla günü sona erdirdik.

Ankara: 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü’nde Emekçi Kadýn Yürüyüþü Ankara’da Konur Sokak baþýnda toplanýlarak baþladý. Emekçi kadýnlar saat 17.30’dan itibaren toplanmaya baþladýlar ve hep birlikte türkülerini söyleyerek kadýnlarý yürüyüþlerine davet ettiler. “Vardýk, Varýz, Varolacaðýz/Emekçi Kadýnlar” pankartýnýn arkasýnda kýzýl fularlý kadýnlar ve erkekler “Aysun, Sibel, Aynil Kavgamýzda Yaþýyor!” sloganýyla saat 18.30’da yürüyüþü baþlattý. “Kadýn Olmadan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadýn Kurtulmaz”, “Kadýn Erkek Elele Yürüyoruz Devrime”, “Biji Heþt Adar”, “Yaþasýn Kürt – Türk Kadýnlarýnýn Mücadele Birliði”, “Jin Jiyan Azadi” gibi sloganlarýn atýldýðý yürüyüþ, Yüksel Caddesi Ýnsan Haklarý Anýtý’da gelindiðinde sona erdi. Bir süre daha atýlan sloganlarýn ardýndan EKA adýna basýn açýklamasý okundu ve eylem, 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü’nde mücadele sözü vererek sona erdi. Emekçi Kadınlar (EKA)

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

11


PARTÝYÝ HER Y Yeni Evrede

Gündem

T

ürkiye ve Kürdistan’ýn devrimci süreçten geçtiði bu dönemde proletaryanýn devrimci sýnýf partisi, Leninist Parti gözle görülür ölçüde güç kazanmaya baþlamýþtýr. Bu olgu, iki ülke devriminin geleceði açýsýndan yaþamsal önem taþýyor. Bunun neden böyle olduðunu, Leninist Parti’nin güç toplamasýnýn iki ülke devrimi açýsýndan neden yaþamsal önemde olduðunu anlamak için yakýn dönemin iki örneðine bakmak yeterli. Bunlardan birincisi Mýsýr Halk Devrimi, ikincisi ise Tunus Halk Devrimi’dir. Bu iki ülkenin devrimlerinin ortak özelliklerinden biri, her ikisinin de halkýn derinden gelen isteklerinin, özlemlerinin, arzularýnýn harekete geçirdiði kitlelerin eseri olmasýydý. Devrimlere “Halk Devrimi” karakterini veren de bu oldu. Bununla birlikte her iki ülkenin devrimi halkýn iktidarýyla taçlanmadý. Ýktidar, devrimi yapanlarýn deðil, devrime karþý olanlarýn, devrime hiçbir þekilde katýlmayanlarýn kucaðýna düþtü. Mýsýrlýlarýn sözleriyle söylersek, iktidar halkýn elinden çalýndý. Benzer durum Tunus’ta meydana geldi. Bu bir rastlantý deðildi. Ýki ülkede de iktidarýn devrimi yapanlarýn deðil devrime katýlmayanlarýn, hatta devrime karþý olanlarýn eline geçmesinin temel nedeni iki ülkede de devrimin toplumsal ordusunun devrimci komünist bir partiden yoksun olmasýdýr. Mýsýr, Tunus ve baþka ülkelerin devrim ve ayaklanma deneyimleri bir kez daha þu gerçeði kanýtladý: Devrim, kimseyi beklemez. Koþullarý olgunlaþýnca, iþçi sýnýfý, yoksul kitleler ve gençlik kendilerini yok oluþa sürükleyen düzeni yýkmak için kahramanca giriþimlere baþvurmaktan geri durmazlar. Bu, son süreçte ortaya çýkan devrimlerden alýnmasý gereken birinci ders. Ýkinci ders ise þudur: Ayaklanmacýlar

12

Mücadele Birliði

devrimci komünist bir parti tarafýndan yönetilmiyorlarsa, böyle bir partiden yoksun iseler, kahramanca giriþimlerinin meyvesini kendileri deðil, kendilerinden daha örgütlü olan, daha planlý hareket edenler yerler. Ýktidar devrimi yapan, ancak devrimci komünist parti önderliðinden yoksun iþçi sýnýfýnýn, yoksul kitlelerin eline deðil, burjuva güçlerin eline geçer.

Partinin Önemi Devrim için koþullar olgunlaþtýðýnda, iþçi sýnýfý ve diðer emekçi kitleler kahramanca giriþimlerde bulunmak için artýk kimseyi bekleyemeyecek duruma geldiklerinde ayaklanma güçlerinin, iþçi sýnýfýnýn baþýnda devrimci komünist bir partinin varlýðý iþte bu derece yaþamsal bir önem taþýyor. Demek oluyor ki, sorun çok büyük kitlelerin harekete geçmesi deðil. Dahasý, sorun bir partinin çok büyük bir güce sahip olmasý da deðil. Harekete geçen çok büyük kitlelerin, devrimci hedeflere sahip olmadýklarýnda burjuva sýnýfý amaçlarýný gerçekleþtirmekten, hedefine kararlýca yürümekten alýkoymadýðýný biliyoruz. Ayný þekilde, çok geniþ üye, sempatizan, taraftar kitlesine sahip bir partinin devrimci hedeflere, amaçlara sahip olmamasý durumunda kitleleri zafere taþýyamadýðýný, ileri götüremediðini biliyoruz, yaþýyoruz. Bir partinin kendisini destekleyen, kendisine güç veren kitleleri kurtuluþa, zafere taþýyabilmesi için her þeyden önce devrimci hedeflere sahip, bu hedefler konusunda düþünce ve politikalarýnýn açýk, net olmasý lazým. Þüphesiz, devrim emekçi kitlelerin, ezilen Kürt halkýnýn ezici çoðunluðunun eseri olacaktýr. Baþka bir ifadeyle, devrim kitlelerin eseri olacaktýr. Yani ezilen sömürülen geniþ kitlelerin ezici bir çoðunluðunun katýlmadýðý bir devrim 206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

düþünülemez. Fakat devrimin gerçek bir zaferle, iktidarýn halkýn eline geçmesiyle taçlanmasýnýn koþulu devrimci bir programa, devrimci hedeflere ve politikalara sahip komünist partinin varlýðýdýr. Türkiye ve Kürdistan’da böyle bir parti var mý?

Böyle Bir Parti Var! Evet, Türkiye ve Kürdistan’da böyle bir parti var! Bu, proletaryanýn devrimci sýnýf partisi, Leninist Parti’dir. Leninist Parti, programýyla, politik çizgisiyle, bu güne kadar izlediði güncel politikalarýyla, devrimci hedefleriyle ve bu hedefler için yürüttüðü ýsrarlý mücadelesiyle devrimin toplumsal ordusunu iktidara taþýyabilecek nitelikte bir parti olduðunu kanýtlamýþtýr. Leninist Parti, Kürt halkýnýn ve Türkiye iþçi sýnýfýnýn önüne güncel devrimci hedef olarak politik iktidarýn bir devrimle ele geçirilmesini koyarak diðer bütün parti ve örgütlerden ayrý bir yerde olduðunu ortaya koymuþtur. Bu ayrým bir partinin devrimci marksizmle iliþkisinin mihenk taþýdýr. Çünkü emekçi kitleleri, ezilen halklarý zafere, kesin kurtuluþa taþýmanýn yolu öncelikle, politik iktidarýn bir devrimle ele geçirilmesi hedefini en baþa koyarak diðer bütün istem ve hedefleri bu büyük amaca baðlamaktýr. Devrimci komünizmden ayrýlan oportünist ve sosyal reformist partiler ise bunun tam tersini yaparlar; iktidarýn bir devrimle ele geçirilmesi hedefini en sona býrakarak bu devrimci amaç dýþýnda ne varsa hepsini baþa koyarlar. Devrimci bir süreçten geçmekte olan Türkiye ve Kürdistan topraklarýnda bu iki farklý çizginin pratik yansýmasý ne oldu? Kýsaca söylersek, sosyal reformist partilerin ve oportünist hareketlerin sürekli kan kaybetmesi, devrime doðru yürüyen kitlelerin onlardan uzaklaþmasý,


YERE TAÞIMAK Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

erimeleri, politik iflasa uðramalarýna karþýlýk Leninist Partinin sürekli güç toplamasý, kitlelerin ilgi ve güvenini kazanmasý oldu. Bu bir olgudur. Rastlantý olmayan, geçici de olmayan bir olgudur.

Devrimci Kadýnlar Ve Devrimci Gençlik Ýþ Baþýna! Leninist Parti’nin gün geçtikçe emekçi sýnýflarýn, Kürt halkýnýn ilgi ve güveniyle karþýlaþýyor olmasý bundan böyle her þeyin yolunda ve kendiliðinden gideceði anlamýna gelmiyor. Leninist Parti, hiçbir abartýya kaçmadan durumunu biliyor ve alýnacak daha uzun bir yolun olduðunu aklýndan çýkarmýyor. Bu sözlerimizden çýkarýlmasý gereken birinci sonuç, zincirin tümüne sahip olmamýzý saðlayacak halkanýn doðru tespit edildiði ve sýký sýkýya kavrandýðýdýr. Evet, Leninist Parti, gerçek durumunu ortaya koyarken en ufak bir abartýya kaçmaktan özenle sakýnýyor ama gereksiz tevazu göstermek de doðru deðil. Zincirin temel halkasýnýn yakalanmýþ olmasý, görevlerimizi azaltmýyor aksine artýrýyor ve bizden çok daha güçlü bir enerjiyle iþe koyulmamýzý talep ediyor. Þimdi Partiyi her yere, her mahalleye, her fabrikaya, her okula, her köye taþýmanýn zamaný. Bu konuda en büyük görev devrimci emekçi kadýnlara düþüyor. “Kadýn Olmadan Devrim Olmaz” sözü boþa söylenmiþ bir söz deðildir. Bütün devrimlerin tarihi, devrim günlerinde kadýnlarýn ne büyük kahramanlýklar gösterdiðini, nasýl bir sürükleyici güce sahip olduklarýný ve düþman üzerinde nasýl yýldýrýcý bir etki býraktýklarýný yazar. “Büyük Fransýz Devrimi’nde toplumun öteki yarýsý da kadýn olsaydý devrim ne müthiþ bir þey olurdu” dendiði hep bilinir. Kýsacasý, devrimlerde kadýnlarýn na-

sýl büyük bir etki gücüne sahip olduklarý konusunda uzun söze gerek yok. Leninist Parti’nin kadýnlarý, militan devrimci bir ruh ve yapýya sahipler. Þimdi bu özellikleri mümkün olduðunca fazla emekçi kadýnýn parti saflarýna, parti çevresine kazanýlmasý için deðerlendirmenin zamaný. Burada “nasýl yapmalý” sorusunun yanýtý çok karmaþýk deðil. Mücadelenin kadýnlarý özgürleþtirdiði bir an için akýldan çýkarýlmadan, kadýnlar, bulunduklarý her alandan mücadeleye çekilmeli, onlarla sýký iliþkiler kurulmalý, mücadele ve devrim hakkýnda aydýnlatýlmalı, gerçek kurtuluþ yolu bütün açýklýðýyla onlara gösterilmeli. Onlarý “misafir” gibi görme hatasýndan mutlak biçimde sakýnarak görev verilmeli, inisiyatif tanýnmalý ve korkmadan fedakarlýk istenmelidir. Leninist kadýnlar, emekçi kadýnlarýn parti saflarýna kazanýlmasýnýn partiye büyük bir güç katmakla kalmayacaðýný, fakat yaný sýra büyük bir moral deðer de katacaðýný da bilerek saflarý daha çok emekçi kadýnla doldurmak için büyük bir çaba göstermeliler. Mücadelenin sonucunu gençlik, özellikle de iþçi gençlik belirleyecektir. Bu anlamda devrimde kitlelere öncülük etme ve onlarý iktidara taþýma iddiasýndaki bir parti gençliðin ezici çoðunluðunu saflarýna kazanmadan bu iddiasýný gerçekleþtiremez. Gençliðin sýnýf savaþýndaki rolünün tayin ediciliðini sadece biz değil, egemen sýnýf da biliyor, görüyor. Bu nedenle egemen sýnýf gençliði kendi egemenliðinin dayanaðý haline getirecek politikalarý tüm olanaklarýný kullanarak yaþama geçirmeye çalýþýyor. Gençliði egemen sýnýfýn, burjuvazinin politik, ideolojik ve kültürel etkisinden kurtararak devrim ve Parti saflarýna kazanmak, Partinin bayraðý altýnda birleþtirmek bu bakýmdan yaþamsal önem 206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

taþýyor. Sermaye sýnýfýnýn, sosyal reformist partilerin gençliði aldatýp etkilemek için ellerinde bol maddi ve teknik olanak olduðu doðru. Fakat yaþam bizden yana, devrimden yana akýyor. Tekelci kapitalizm ve devletin her adýmý gençliði düzenden uzaklaþtýrarak devrim saflarýna itiyor. Elbette bu olguyu tespit etmek, gençliðin kendiliðinden Parti saflarýna akacaðý anlamýna gelmiyor. Bundan çýkarýlacak tek sonuç, gençliðin Parti saflarýna kazanýlmasý için maddi koþullarýn uygun olduðudur. Gençliðin Parti saflarýna kazanýlmasý için gösterilen çabanýn sonuç verdiðini görüyoruz. Gençlik, Partiye, Parti politikalarýna ilgi gösteriyor ve kendisiyle bað kurulduðunda gerçeði, devrimci özü çabuk kavrayarak Parti bayraðý altýnda toplanmaya baþlýyor. Bununla birlikte henüz yolun baþýnda olduðumuzu bir an olsun aklýmýzdan çýkaramayýz. Bu konuda daha cesur davranýlmalý, gençliðe daha büyük güven duyulmalý ve bu güven, gençliðe sorumluluk, inisiyatif, görev vererek, mücadeleye çaðýrarak, ondan fedakarlýk isteyerek hissettirilmeli. Bunu yapabilmek için öncelikle gençliðe gidilmeli, gençliði okullarda, semtlerde, atölyelerde, fabrikalarda bulmalý ve onunla sýký, günlük iliþkiler kurulmalýdýr. Günlük sýký iliþkiler kurulmadan gençlik kazanýlamaz. Gençliðe, emekçi kadýnlara, iþçi sýnýfýna ve devrimin diðer toplumsal güçlerine gidilirken Partinin rolü, gücü ve iddiasý hakkýnda hiçbir tevazuya yer verilmemeli. Devrimci gençlik, emekçi kadýnlar, devrimci öncü iþçiler, Parti bayraðý altýnda toplandýklarýnda boþ yere deðil ama tarihte etkin bir rol oynamak için bir araya geldiklerini derinden hissetmeliler. Her þey Parti’nin güç kazanmasýna, Parti’nin her yere taþýnmasýna baðlýdýr!

13


Yeni Evrede

Sokaklar

ADANA’DA TEDAÞ ÝÞÇÝLERÝ DE EYLEMDE

Adana Toroslar Elektrik Daðýtým AÞ.(TEDAÞ) bünyesinde çalýþan 48 iþçinin iþten çýkarýlmasý protesto edildi. 2 Mart günü yapýlan bir basýn açýklamasý ile maðduriyetlerini dile getiren TEDAÞ iþçileri, yaklaþýk 2 aydýr maaþlarýný alamadýklarýný ve hak gasplarýný protesto etmek için iþ býrakma eylemi yaptýklarýný ve bunun üzerine çalýþtýklarý taþeron firma tarafýndan hukuksuz bir þekilde iþten atýldýklarýný söylediler. Enerji-Sen üyesi iþçiler saat 14.00’da TEDAÞ müdürlüðü önünde yaptýklarý basýn açýklamasý ile taþeron firmaya 5 Mart Pazartesi sabahý 08.00’a kadar süre verdiklerini, haklarýnýn kendilerine tekrar iade edilmesi gerektiðini aksi takdirde iþyeri önünde haklarýný alana kadar çadýr kurup eylem yapacaklarýný söylediler. Basýn açýklamasý sýrasýnda iþçiler “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Ýþten Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” sloganlarý attýlar. Açýklamayý okumadan önce iþçiler Kozan ilçesinde iþ cinayetine kurban verilen 10 iþçiyi de andýlar. Açýklamada þu ifadelere yer verildi; “Bugün Adana’da yaþadýðýmýz bu sorunu bizler daha önce Ýstanbul’da yada Diyarbakýr’da yaþadýk. Ýþçilerin emekleriyle oynayan, onlarýn alýn terleri üzerinde tahakküm kuran taþeron belasýyla daha önce de karþýlaþtýk ve kararlýlýkla yürüttüðümüz mücadelelerimiz sonrasý kazanan biz olduk. Bundan önce olduðu gibi bundan sonra da taþeronlaþtýrmanýn yarattýðý sorunlara karþý mücadelemizden asla vazgeçmeyeceðiz. Haklarýmýzý alana kadar inatla ve kararlýlýkla mücadelemize devam edeceðiz. Umut birliðimizde, umut dayanýþmamýzda, umut mücadelemizde” denilen eylem, sloganlarla sona erdi.

Mücadele Birliði

ENERJÝ ÝÞÇÝLERÝ VALÝLÝK ÖNÜNDE

TEDAÞ Demirköprü Müdürlüðü önünde eylemlerini sürdüren iþçiler, iþe geri alýnmak için aileleriyle birlikte Adana Valiliðine bir yürüyüþ gerçekleþtirdiler. Ýþçiler, eylemlerinin 5. günü olan 9 Mart Cuma günü saat 10.00’da sloganlarla seslerini Adana halkýna duyurmaya çalýþtýlar. Sular Caddesi boyunca yürüyen iþçiler ard arda “Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn”, “Sendika Haktýr Engellenemez”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Biz Haklýyýz Biz Kazanacaðýz” sloganlarý attýlar. Yürüyüþ sýrasýnda cadde üzerindeki insanlarýn da iþçilere alkýþ ve araç kornalarýyla destek verdiler. Valiliðe yaklaþýldýðýnda ise polis barikatýyla iþçiler engellendi. Polis, “Valiliðe kitle halinde önüne gitmenin valilik tarafýndan yasaklandýðýný” söyleyerek daðýlmalarýný istedi. Ýþçilerin kararlý duruþu sonucunda açýlan barikat ile iþçiler valilik önüne geldi. Burada basýna hitaben konuþan Enerji-Sen Genel Baþkaný Kamil Kartal, “Arkadaþlarýmýz haklarýný istedikleri ve anayasal bir hak olan sendika hakkýný kullandýklarý için iþten atýldýlar. Biz arkadaþlarýmýzýn iþe geri alýnmalarýný istiyoruz. Arkadaþlarýmýz iþe dönene dek eylemlerimiz sürecek” dedi. Sonrasýnda bir heyetle birlikte vali ile görüþen Kamil Kartal çýkýþta “13 Mart Salý günü vali ile bir görüþme daha gerçekleþtireceklerini” söyledi. Mücadele Birliði /Adana

HAYDARPAÞA’YI HARAMiLERE YEDiRMEYECEĞiZ

“HaydarpaþaPort Projesi” adý altýnda Haydarpaþa Garý ve çevresinin yýkýlýp alýþveriþ merkezleri, oteller, camiler kurulmasý bir eylemle protesto edildi. “Toplum, Kent ve Çevre Ýçin Haydarpaþa Dayanýþmasý” pankartý ile Kadýköy Ýskele meydanýnda toplanan sanatçý ve emek örgütleri Haydarpaþa Garý’na doðru yürüyüþ düzenlediler. “Haydarpaþa Bizim Ýstanbul Bizim”, “Haydarpaþa Halkýndýr” sloganlarý ile Haydarpaþa’ya gelen kitle, Gar içinde düzenlenecek olan konsere geçtiler. Sanatçýlar Giriþimi adýna konuþma yapan Orhan Aydýn; “Haydarpaþa’yý ka-

14

ra para aklayýcýlarýna, silah tüccarlarýna peþkeþ çekecekler. Bunun adý rant. Bu rantý þiddetle protesto ediyorum” dedi. Orhan Aydýn’ýn konuþmasýndan sonra Bandista sahne alarak, farklý tarzýyla insanlara güzel anlar yaþattý. Haydarpaþa Dayanýþmasý adýna açýklama yapan Mimarlar Odasý Genel Baþkaný Eyüp Muhçu, Haydarpaþa Garý’nýn kamusal alan, tarihsel ve kentsel SÝT alaný olduðuna dikkat çekti ve AKP’nin Haydarpaþa Garý’ný 2004 yýlýndan beri küresel sermayeye peþkeþ çekmek istediðini dile getirdi. Haydarpaþa Garý’nýn geçtiðimiz yýl bilerek yakýldýðýný söyleyen 206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

Muhçu, Marmaray Projesi’nin Haydarpaþa tren seferlerinin iptaline gerekçe gösterilmesini eleþtirdi. Muhçu, Marmaray Projesi gerekçe gösterilerek, 25 tarihi binanýn yýkýlacaðýný, Sirkeci ve Haydarpaþa tren seferlerinin iptal edileceðini belirtti. Muhçu, sözlerini þöyle sonlandýrdý: “Toplumumuz iktidardan çýlgýnlýklar deðil, akýlcý yaklaþýmlar bekliyor. Haydarpaþa’yý haramilere yedirmeyeceðiz. Haydarpaþa halkýndýr, halkýn olacak.” Etkinlik, Bulutsuzluk Özlemi konseriyle sona erdi.


Yeni Evrede

Röportaj

Mücadele Birliði

“BÝRLÝKTE MÜCADELE EDEREK KAZANDIK” Marmaray projesinde Polat Ýnþaata baðlý taþeron olarak çalýþan 57 iþçi, hiçbir haklarý verilmeden 16 Ocak 2010 tarihinde iþten atýlmýþlardý. Yenikapý’daki þantiye önünde 77 gün eylem yapan Marmaray iþçileri, bir yandan da iþlerine geri dönebilmek için iþe iade davasý açmýþlardý. Dava, iþçilerin iþlerine geri alýnmasý yönünde sonuçlanmýþtý. Ýþçileri geri almak istemeyen Polat Ýnþaat ise Yargýtay’a itiraz etmiþti. Uzun bir aradan sonra Ýstanbul 4. Ýþ Mahkemesi’nin 27 iþçinin iþe iadesi hakkýnda verdiði karar Yargýtay tarafýndan onaylandý. Kararý alan Marmaray iþçileri, iþlerine geri dönebilmek için Polat Ýnþaat yetkilileriyle görüþmek üzere 27 Þubat günü Bakýrköy’deki þirket merkezine gittiler. Genel merkezden, þirket yetkililerinin Aksaray’daki þirket merkezinde olduðu bilgisini alýnca, patronlarý olan Ziya Polat ve Alaaddin Polat ile görüþmek üzere tekrar Aksaray’a Polat Ýnþaat’a döndüler. Marmaray iþçilerinin eylem sürecini takip eden Tekstil-Sen Genel Baþkaný Engin Gül ile birlikte görüþmeye giden iþçiler, görüþme sonrasýnda þirket merkezi önünde kýsa bir basýn açýklamasýyla verdikleri mücadeleyi kazandýklarýný kamuoyuna duyurdular. “Direndik, Kazandýk – Marmaray Ýþçileri” yazýlý pankartý açan iþçiler adýna açýklamayý Engin Gül yaptý. “16 Ocak 2010 tarihinde hiçbir haklarý verilmeksizin iþten atýlan ve uzun ve zorlu bir mücadele veren 57 arkadaþýmýzýn baþlattýklarý hukuki mücadele kazanýmla sonuçlanmýþtýr. Açýlan iþe iade davasý arkadaþlar lehine sonuçlanmýþ fakat Polat Ýnþaat patronlarý tarafýndan iþbaþý yaptýrýlmayarak temyiz yoluna gidilmiþtir. Bu süreçte Marmaray iþçileri mücadeleyi sürdürmüþ haklarýný aramaya devam etmiþlerdir. Temyiz baþvurusu yine iþçi arkadaþlarýmýzýn lehine sonuçlanmýþ ve Ýstanbul 4. Ýþ Mahkemesi’nin vermiþ olduðu karar onanmýþtýr. Marmaray iþçileri 77 gün süren bir direniþleriyle birlikte çok zorlu bir süreç yaþamalarýna raðmen hep birlikte davranarak ve haklarýna emeklerine, iþlerine sahip çýkarak mücadeleyi sürdürdüler. Þimdi mahkemenin kararý da onaylandý ve arkadaþlarýn iþlerine geri dönme hakký ve 4 aylýk boþta kalan süreleri için 4 aylýk maaþ ve 4 aylýk maaþ tutarýnda tazminat ödenmesi yönündeki mahkeme kararý onaylandý” dedi. Kýsa bir açýklama yapan iþçiler, þirket yetkilileriyle yaptýklarý görüþmeyi deðerlendirmek üzere bir çay ocaðýnda bir araya geldiler. Burada iþçilerin düþüncelerini aldýk.

Mücadele Birliði: Merhaba, az önce kýsa bir açýklama yaptýnýz. Uzun süren bir mücadele süreciniz oldu? Hukuki süreç sizin lehinize sonuçlandý? Bize süreci ve düþüncelerinizi aktarýr mýsýnýz? Ramazan Akkaya: Biz en baþýndan beri çok zorlu zamanlar yaþadýk.. 75 gün boyunca burada inþaatta bekledik, eylem yaptýk. Polisi de saldýrdý, yetkilisi de kovdu, patronlar hakkýmýzda bin bir türlü þeyler söyledi.... Ama biz en baþýndan beri iþimize, ekmeðimize sahip çýkmanýn kararýnýn vermiþtik. Çünkü çok zor þartlarda çalýþtýk... Para kazanmak çok zor, iþimize sahip çýkmak için en baþýndan beri kararlý davrandýk... Biz biliyorduk ki kolay da olmayacak... Çok zor günler geçiren arkadaþlarýmýz oldu... Maddi anlamda çok zordur iþçi için... Ama her zor anýmýzda birbirimize destek olduk... Her ne olursa olsun biz haklýyýz, iþçiyiz, üreten, yapan bizsek haklarýmýzý da alacaðýz diyerek birbirimize destek olduk... Ýþte þimdi de kazandýk... Çünkü iþçi üretendir, emek verendir... Emek veren de kazanacak.. Yani... hakkýný almak için her ne gerektiyse yapacak... Mücadele Birliði: Bize patronlarla görüþmenin içeriði hakkýnda biraz bilgi aktarýr mýsýnýz? Ýþe baþlayabilecek misiniz? Bir protokol imzaladýnýz mý? Ya da iþbaþý yapmanýz için bir tarih verildi mi? Ramazan Akkaya: Ýlla ki baþlatacaklar iþe... Mecburlar.. Çünkü biz iþimize geri dönmek için her gerektiyse yaptýk ve bundan sonra da yapacaðýz... Biz mahkeme kararlarýmýzý alýp buraya gelip bizi iþbaþý yaptýrmalarý gerektiðini söylemek için geldik. Birlikte geldik çünkü biz birlikte kazandýk bu davayý... Patronlara iþbaþý yapmak istediðimizi söyledik... Aslýnda konuþup bir anlaþma saðlamak üzere geldik... Çünkü mahkeme kararýna raðmen iþbaþý yaptýrmayabilirler çaðýrmaya bilirler diye de düþündük... Ama bir protokol imzalanmadý... Sadece tamam kararýnýn bilgisini aldýk sizleri iþe baþý yaptýracaðýz ama bir sözleþme imzalayamayýz... Þirketin diðer yetkilileriyle de bir görüþme yapmamýz lazým dediler. Engin arka-

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

daþ durumu size daha iyi özetleyebilir. Mücadele Birliði: Sürecin baþýndan beri Marmaray iþçileriyle birlikte Polat Ýnþaat yetkilileriyle görüþmenin sonucunu aktarýr mýsýnýz? Bir de iþçi arkadaþlarýn olumsuz bir durumla karþýlaþma ihtimali olduðu üzerine görüþleri var... Bu konudaki düþünceniz nedir? Engin Gül: Biz Marmaray iþçilerinin eylem sürecinden beri yanýndayýz.. Sendika olmamýzdan kaynaklý haklarý konusunda ve hukuki süreci iþletmeleri konusunda da yardýmcý olmaya çalýþtýk. Avukatlarýyla birlikte takip ettik. Þimdi iþlerine geri dönme ve 4 aylýk iþsiz kalma süreçleri ve 4 aylýk da tazminat haklarý verilmek üzere arkadaþlar kazandýlar. Biz iþbaþý yaptýrýlmalarý konusunda bilgi almak için geldik. Aslýnda iþbaþý yaptýrýlmak üzere tarih verilmesi yönünde en azýndan bir protokol imzalamayý istiyorduk. Fakat beklediðimiz gibi bir görüþme olmadý... Hatta arkadaþlarýn aralarýndaki konuþmalardan da anladýðýnýz gibi zaman zaman gerginlik de yaþandý... Mücadele Birliði: Sonuç nedir þimdi? Ýþe baþlatmamak için oyalama taktikleri uygulanýyor gibi... Engin Gül: Tahmin ettiðiniz gibi, bu konuda pek iyi niyetli olamýyoruz. Siz de yakýndan biliyorsunuz ki, iþçilerin iþe iade davalarýný kazanmalarý iþbaþý yapmalarý anlamýna gelmiyor...Çoðu zaman patronlar, sermaye sýnýfý iþe baþlatmamak yönünde tavýr koyuyor. Tazminatlarýný ve ücretlerini ödeyip iþçiyi göndermek istiyor.. Burada da bu ihtimal olabilir.. Çünkü net olarak þu gün iþe baþlayýn denilmiyor. “Biz sizlere iþbaþý yapacaðýnýz zamaný bildireceðiz” diyorlar. Diðer ortaklarla görüþmeler yapmadan bir sözleþme imzalayamayýz” gibi cevaplar.. Tabii zamana býrakýp, bir kýsmýný iþbaþý yaptýrýp bir kýsmýný yaptýrmama durumu da olabilir. Arkadaþlar buna açýklýk getirilmesini istediler. Net bir sonuç almak konusunda ýsrar ettiler. Biz de sendika olarak hukuki sürecin sonuçlarýný uygulamak zorunda olduklarýný dile getirdik. Biraz tartýþma yaþandý... Ramazan Akkaya: Engin baþkan bizleri iþbaþý yaptýrmasý gerektiði konusunda netleþmek için söz alýp konuþunca, patronlar karþý çýktýlar.. Mücadele Birliði: Neden? Ramazan Akkaya: Ya.. Hani tekstil sendikasý ya... Bizle ne ilgisi varmýþ... Tekstil iþçisi deðilmiþiz biz.... Bizim bu sendikayla ne ilgimiz varmýþ... Engin arkadaþ nasýl bizim adýmýza konuya giriyormuþ diye.. Biz de sürecin baþýndan beri bizimle birlikte olduðunu ve bizim kadar onun da bizim adýmýza söz hakký olduðunu söyledik.. Çünkü bize bir çok konuda

15


Röportaj

yardýmcý oldu... Süreci iyi biliyor... Ýþ kanunlarý, iþçinin haklarý konusunda bizden daha fazla bilgisi var... Bu nedenle de onun patronlarla konuþmasý bizim de onayladýðýmýz bir durum... Mücadele Birliði: Anlaþma saðlanabildi mi? Ramazan Akkaya: Yok, ama en azýndan konuyu iyice konuþmuþ tavýrlarýný anlamýþ olduk. Ýþbaþý yaptýrmak istemeyebilirler. Biz zaten bu süreci gerçekten avukatlarýmýzýn iyi bilgisi takibi ve sendika olarak Tekstil-Sen’in destekleri sonucunda kazandýk... Zorlandýðýmýz zaman hep bizi desteklediler, moral verdiler.. Bir arada olmamýzda, örgütlü davranmamýzda katkýsý çoktur... Biz de þimdi bundan sonraki süreç ne olacak onlarý bir gözden geçirelim, deðerlendirelim diye burada bir araya geldik. Mücadele Birliði: Peki biraz duygu ve düþünceleri alalým iþçi arkadaþlardan: Ramazan Akkaya: Bu bizim kavgamýz, çabamýz var ya.. çok zorlu geçti... Ama þu var ki tüm iþçilere diyorum ki, eðer haklarý verilmeyen iþçiler varsa,eðer iþlerine sahip çýkmak istiyorlarsa, asla ama asla vazgeçmesinler... Bizim çok zor günlerimiz de oldu... Kimi gün buralarda olduk, kimi gün gittik çalýþtýk.. Kimimiz bugün yarýn uzun zaman iþsiz kaldýk... Ama hep birbirimizi aradýk sorduk, birbirimizin zor zamanýnda biz bu iþe birlikte baþladýk.. Mutlaka da kazanacaðýz... Bu mücadele artýk bir senin, bir benim iþe geri dönme kavgamýz deðil, burada artýk 20 kiþiysek 20 kiþinin, 60 kiþiysek 60 kiþinin davasýdýr. Bu kadar hakkýmýzý, iþimizi de patronun eline býrakmayacaðýz diyerek moral verdik... Hep birbirimizle konuþtuk, danýþtýk, tartýþtýk... Her ne yapýlacaksa birlikte karar verdik... Ama hep kazanmak için konuþtuk... Biz iþçiyiz, emek veren bizsek, bu emeðimizi de bu patronlara býrakmayacaðýz dedik.. Çünkü öyle gerekir... Biz býrakýrsak patronlar güçlenir... Biz kazanýrsak, iþçiler kazanýr... Mücadele Birliði: Sizin düþüncelerinizi alalým.. Marmaray Ýþçisi: Vallahi çok çile çektik biz.. Ýki senedir bir mücadele verdik... Avukatlarýmýz yasalarý biliyordu yardým etti.. Sendikadaki arkadaþlar bir arada olmamýza yardým etti... Biz hep birlikte mücadele vermenin mutluluðunu yaþýyoruz. Çünkü hep birlikte verilmiþ bir uðraþtýr.. Hep birlikte de kazandýk.. Ama biz kazanmak için ne gerekiyorsa, nereye kadar gidilecekse hep birlikte dediðimiz için kazandýk... Darýsý diðer iþçi arkadaþlarýn baþýna... Aydýn Erhan: Ýki sene öncesinde bir mahsul ektik...Çok da uðraþtýk.. Zor zamanlar geçirdik.. Þimdi ektiðimiz mahsulü hep birlikte aldýk... Sevincimiz çok... çünkü birlikte davranarak, hep birlikte kazandýk... Þimdi ya hep birlikte bizi iþe alacaklar ya da iþe almazlar da bundan sonra da ne yapýlacaksa yine birlikte-

16

Yeni Evrede

yiz... Marmaray Ýþçisi: Açýk söyleyeyim, ben bunlara güvenmiyorum...Patronlara güven olmadýðýný da gördük... Baþka yerlerde de iþe iade kararýna raðmen iþçiyi iþbaþý yaptýrmayan patronlar var.. Bunlarýn da bize bir tarih vermemelerini bir oyalama taktiði olarak görüyorum. Ben ben hazýrlýklýyým buna da... Eðer ki bizi iþbaþý yaptýrmadýlar, yaptýrýlana kadar her ne yapmak gerekiyorsa yapacaðýz hep birlikte. Ramazan Akkaya: Patronlar bizi iþten attýlar. Attýklarýnda bizim elimizden bir þey gelmez, býrakýr gideriz diye düþünüyorlardý. Top onlardaydý... Ýstedikleri gibi oynarlardý, sonucu da istedikleri gibi belirleyeceklerdi.. Ama top onlarda olsa da bir gol bile atamadýlar.. Top bize geçti.. Golü biz attýk, top da hala bizde... Yani biz sonucu belirleyeceðiz, iþimize geri döneceðiz. Mücadele Birliði: Siz süreç hakkýnda bir þeyler söylemek ister misiniz? Engin Gül: Marmaray iþçilerinin mücadele baþlamasýyla birlikte biz de onlara destek verdik.. Verdikleri mücadelede boyunca adým adým kazanýmlar da elde edildi. Þimdi iþlerine geri dönmeyi istiyorlar. Verilen mücadele sayesinde iþyerindeki þartlarda iyileþtirmeler yapýldý. Örneðin iþ güvenliði ve iþçi saðlýðý nedeniyle verilmesi gereken malzemeler iþçilere verilmiyordu..Bunlarýn iþçiye verilmesi saðlandý.. Çalýþma koþullarýnýn iyileþtirilmesi, maaþlarýn yeniden düzenlenmesi saðlanabildi. Þimdi de iþe dönme haklarýný elde ettiler. Daha doðrusu haklarý olan bir þeyin ellerinden alýnmayacaðýný gösterdiler... Marmaray iþçilerinin zaferini tüm iþçi sýnýfýna armaðan etmiþ olalým.. Bu iþçi sýnýfýnýn kazanýmýdýr.. Bundan sonraki iþçilerin mücadelesine, eylemine de örnek olacaktýr. Bundan sonra da hem sendika olarak hem de Marmaray iþçileri olarak iþçilerin haklarýndan yana olmaya, mücadelelerine destek sunmaya devam edeceðiz. Mücadele Birliði: Peki bir þey daha sormak istiyorum. Sizler iki senedir mücadele veriyorsunuz. Ama sadece 4 aylýk boþta kalan süreye iliþkin maaþlarýnýzý ve tazminat alacaksýnýz? Geride kalan süre için bir hak alma olanaðý yok mu? Marmaray Ýþçileri: Yok, tam olarak bilmiyoruz ama,yasalar dört ay için ödeme yapýlmasýna karar veriyor... Geri kalan süre için yasalar bize bir hak tanýmýyor, bir çaresi olsa avukat arkadaþlar bize bilgi verirdi... Mücadele Birliði: Marmaray iþçileri olarak, sizin durumunuzda olan iþçilere mesajýnýz var mý? Marmaray Ýþçileri: Biz birlikte mücadele edip kazandýk.. Ýþimizi, hakkýmýzý patronlarýn eline teslim etmeyeceðiz diye karar verdik... Her ne yaþadýysak da vazgeçmedik... Onlar da vazgeçmesinler.. Çünkü biz biraz geri çekilirsek patronlara güç veririz.. Onun için birlikte

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

Mücadele Birliði

davransýnlar, güçlerini birleþtirip emeklerine, iþlerine sahip çýksýnlar... Ramazan Akkaya: Biz bir kavga, bir mücadele verdik.. Ama þunu da öðrendik ki, birlikte davranýrsak, örgütlü olursak kazanýrýz... Bir zaman sonra gördük ki, bu sade bizim kavgamýz, derdimiz deðildir, bu bütün iþçilerin mücadelesidir... Biz burada 50 kiþi, 60 kiþi iþimizin kavgasýný veriyoruz, ama bunu yapan bir biz deðiliz, bir çok iþçi bizim gibidir... Bu zaman içinde bir çok eylem oldu, birçok iþçi iþinden atýldý, direniþ yaptý.. Kazan oldu kazanamayan oldu... Ama kazanmaktan baþka bir düþünce olmasýn akýllarýnda... Ýþçiler en çok emek veren insanlar, ama en zor þartlarda çalýþanlar da onlar.. Onu da elinden alýyorlarsa, iþine sahip çýkacak... Hakkýný patronlara teslim etmeyecek.. Marmaray’da biz, baþka yerde fabrika iþçisi, baþka yerde bilmem hangi iþçi... iþçiysek hakkýmýzý alacaðýz demek ve öyle mücadele vermek gerek... Burada þimdi biz kazandýk... Ýþte bu bir örnektir.... Baþka yerdeki iþçilere bu bir cesarettir, güçtür... Hakkýný aramak için kararlýlýk verir.. Ama biz daðýlýp gitseydik... Bizim durumumuzda olan bir baþkasý da direnme, mücadele etme cesareti bulamayacaktý... Ýþçiyiz, iþçiysek de kazanacaðýz deyip mücadeleyi sürdürmek zorundayýz.. Bu burada Marmaray iþçisinin derdi kavgasý deðil sadece, ya da bir tekstil fabrikasýnýn iþçisinin sorunu deðil... Mücadele etmezsek patronlarýn elini güçlendiririz... Onlarýn bize daha fazla zulmetmesine fýrsat veririz.. Ama baþýmýzý dik tutarsak, birlikte davranýp, iþimize, emeðimize sahip çýkarsak, iþçiler güçlenir.. Böyle böyle güçlenip haklarýný alacak duruma gelir... Bu davayý biz kazandýk, iþimize geri döneceðiz.. Yok almazlarsa bundan sonra da birlikteyiz... Þirketteki toplantýdan sonra buraya hep birlikte gelip çay içmemizdeki amaç budur... Kafalarýmýzdaki sorular dile getirip, hep beraber bundan sonra hangi durumda ne yapacaðýmýzý konuþup, birlikte davranmak... Þimdi diðer gruptaki arkadaþlarýn da þirketle irtibatlarýnýn sonucunu da takip ediyoruz... Onlar da bir görüþsünler... Ýþbaþý yapacaksak hep birlikte, yok iþe baþlatmazlarsa mücadele de hep birlikte sürecek... Marmaray Ýþçisi: Ýþbaþý yaptýrmazlarsa ararýz sizi gene, basýndaki arkadaþlarýnýza da haber verirsiniz oldu mu? Mücadele Birliði: Tabii ki, biz de takip ediyoruz. Zaten, size ulaþmak için Bakýrköy’e gittik, þantiyeleri dolaþtýk... En son þirket merkezinde görüþmede olduðunuzu öðrenip oraya geldik... Bundan sonra da takip ederceðiz... Söyleþi için teþekkürler arkadaþlar... Ýþbaþý yapmýþ olduðunuz haberini almak dileðiyle hoþçakalýn.... Ýþçiler: Saðolun, size de iþinizde kolaylýklar, iyi çalýþmalar...


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

MALTEPE ÝÞÇÝLERÝNDEN BÝRLÝKTE MÜCADELE ÇAÐRISI

Maltepe Belediyesi taþeron iþçilerinin eylemleri 80. günlerine girdi. Maltepe Belediyesi önünde sürdürdükleri eylem boyunca birçok baskýya ve saldýrýya raðmen seslerini yükseltmeye devam eden iþçiler, Ankara’ya yürüyüþlerinin ardýndan mücadeleyi daha da güçlendirmek istediklerini belirterek, baþta direniþte, eylemde olan iþçiler olmak üzere tüm sýnýf kardeþlerine taþeron çalýþma sistemine karþý birlikte mücadele çaðrýsý yaptýlar. “Taþeronluk sistemi modern barbarlýktýr. Geleceðin çalýnmasýdýr” diyen Maltepe Belediyesi taþeron iþçileri bir çaðrýyla iþçilere seslenerek, insanlýk dýþý koþullarda çalýþmaya son vermek ve kazanmak için birlikte mücadele etmek gerektiðini belirttiler. “Direnen sýnýf kardeþlerimize! Direnen Billur Tuz, Hugo Boss, Savranoðlu, Hey Tekstil, Kampana, Mersin Liman iþçilerine! Haklarý ve onurlarý için direnen kardeþlerimize! Maltepe Belediyesi direniþçi iþçiler olarak, direniþlerinizi selamlýyoruz. Bizler ‘daha iyi çalýþma ve yaþam koþullarý’ ve sendikaya üye olmak istediðimiz için Maltepe Belediyesi’nde iþten atýldýk. Fakat bu iþten çýkartma saldýrýsý bizi hiçbir þekilde istediðimiz taleplerden vazgeçiremedi! Týpký sizi de bu onurlu mücadeleden vazgeçiremediði gibi. Bizler 2 ayý aþkýn süredir, Maltepe Belediyesi önünde direniþteyiz. Bu süre zarfýnda sayýsýz saldýrýyla karþý karþýya kaldýk. Maltepe Belediye Baþkaný bu onurlu direniþimizi karalamak için her türlü kirli oyuna baþvurdu. Yeri geldi bir avuç insanýn üstüne yüzden fazla zabýtayý saldýrttý, yeri geldi pankartlarýmýzý çaldýrttý, yeri geldi bizleri ‘terörist’ ilan etti. Ama sizlerin de bildiði gibi, bu saldýrýlar biz direniþçi iþçileri daha da güçlendirdi. Evet, isimlerinizi bilmesek de, daha önce hiç karþýlaþmamýþ olsak da, biz bir aileyiz. Çünkü sorunlarýmýz ve koþullarýmýz her yerde ayný. Güvencesiz çalýþma, düþük ücretler, uzun çalýþma saatleri, hak gasplarý ve daha nice bitmez sorunlar... Sizlerin de bildiði bu sorunlara karþý mücadele edersek yaþam koþullarýný deðiþtirebiliriz. Bu mücadelede birçok bedel de ödeyebiliriz. Bu iþten atma saldýrýsý da olabilir, polis-zabýta terörü de... Fakat biz biliyoruz ki bu mücadelede ödediðimiz her bedel bizim için bir onur payesidir. Biz mücadelemizle bir kývýlcým çaktýk, siz sýnýf kardeþlerimiz de bulunduklarý alanda direniþleriyle bir kývýlcým çaktýnýz. Þimdi bizim önümüzde duran en büyük görev bu kývýlcýmlarý ortaklaþtýrýp bir ateþ topuna dönüþtürmek. Gelin, bizlere bu insanlýk dýþý çalýþma koþullarýný dayatanlara karþý baþlattýðýmýz mücadeleyi ortaklaþtýralým. Çünkü biz direniþçi iþçilerin kazanýmýnýn tek yolu birleþik mücadeleden geçer. Son sözü hep direnen iþçiler söyler! Zafer direnen iþçilerin olacak! Yaþasýn sýnýf dayanýþmasý! Direniþçi Maltepe Belediyesi Taþeron Ýþçileri” Ýþçiler, 8 Mart günü de “Kadýn-Erkek El Elele Örgütlü Mücadeleye” diyerek Maltepe Belediyesi önünden geçen kadýn emekçilere karanfil vererek kadýnlarýn 8 Mart’larýný kutladýlar. Belediyede çalýþan kadýn arkadaþlarýnýn da 8 Mart’ýný kutlayan Maltepe Belediyesi Taþeron Ýþçileri çevreden ve kadýnlardan olumlu tepkiler aldýlar.

Sokaklar

ADANA’DA NÝÞASTA ÝÞÇÝLERÝ GREVDE

Adana Organize Sanayi bölgesinde faaliyet gösteren Amylum Niþasta Fabrikasý’nda iþçiler greve baþladýlar. 138 iþçinin çalýþtýðý fabrikada yaklaþýk 1 yýl önce örgütlenme faaliyetine baþlayan Tek Gýda-Ýþ Sendikasý, iþyerinde çeþitli zorluklarla karþýlaþsa da toplu sözleþme yapmak için için gerekli yetkiyi kazanýp iþyeri sahibiyle görüþmelere baþlamýþtý. Bu süre içerisinde taraflar arasýnda uzlaþma saðlanamamasýndan dolayý sendika iþyerinde grev kararýný asmasý ve sonrasýnda patron tarafýndan istenen grev oylamasýndan da ezici çoðunluðun “evet” oyu vermesiyle 60 günlük resmi grev süreci baþlamýþ oldu. 5 Mart tarihinde yasal sürecin dolmasýyla birlikte Amylum Niþasta iþçileri fabrikada üretimden gelen gücünü kullanarak greve baþladýlar. Grevi duyurmak için saat 10.00’da fabrika önünde bir basýn açýklamasý yapan iþçilere Tek Gýda-Ýþ Genel Baþkaný Mustafa Türkel de katýlarak destek verdi. Türkel yaptýðý açýklamada “Þu an ülkemizde baþlayan ve devam etmekte olan tek grev olan Amylum Niþasta direniþinin baþarýya ulaþmasý için sendika olarak elimizden gelen her türlü yardýmý siz iþçilere sunacaðýz. Grevin duyurusunu her platforma taþýyacaðýz ve sizleri burada yalnýz býrakmayacaðýz. Þimdiden sizlere kolay gelsin” dedi. Ýþçilere destek olarak sendikanýn yine örgütlü olduðu Pepsi, Anadolu Efes ve Coca Cola iþyeri temsilcileri de katýlarak sýnýf dayanýþmasý gösterdiler. Açýklama boyunca “Ýþçiyiz haklýyýz kazanacaðýz!”, “Kurtuluþ yok tek baþýna, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” ve “Direne direne kazanacaðýz!” sloganlarý atýldý.

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

17


Yeni Evrede

Sokaklar

ÝÞ KAZALARINA KARÞI MÜCADELEYE

Ýþçi Saðlýðý ve Güvenliði Raporu, 2 Taksim günü Taksim’de yapýlan bir yürüyüþle açýklandý ve yaþananlarýn kaza olmadýðý, kapitalist sistemin kar hýrsýndan doðduðu belirtildi. DÝSK Enerji Sen yaptýðý açýklamada en son ön plana çýkanýn, Adana Kozan’daki baraj kazasýnda kaybolan ve ölen iþçiler olduðunu bildirdi. Bu kazada 2 iþçi yaralanmýþ, 10 iþçi sele kapýlarak kaybolmuþtu. Yapýlan aramalarda 4 iþçinin cesedine ancak ulaþýlabilmiþti. Enerji Sen ve Elektrik Mühendisleri, Adana’da yaptýklarý incelemelerde, çalýþan iþçilerin taþeron bir þirket tarafýndan çalýþtýrýldýðýný çalýþtýklarý yerde hiçbir güvenlik önleminin olmadýðýný, açýklamýþtý. Enerji Sen Baþkaný Kamil Kartal, orada yaþayan köylüler üzerinde sistemin ciddi þekilde baský uyguladýðýnýn görüldüðünü, taþeron firma iþçilerinin hem güvencesiz çalýþtýrýlarak iþe gelmeleri yönünde tehdit edildiklerini ve kaybolan iþçilerden birinin ailesine barajda sýzýntý olduðunu söylediði halde evine ekmek götürebilmek için o korkuyla iþe gittiðini özetleyerek anlattý. Elektrik Mühendisleri Odasý yaptýðý açýklamada; taþeron sistemin ancak laðvedilmeden bu sorunlarýn çözülmeyeceði inancýnda olduklarýný belirti. DÝSK Genel Baþkan Yardýmcýsý Ali Rýza Küçükosmanoðlu da bu sorunlarýn ancak emek güçlerinin mücadeleyi yükseltmeksi ile mümkün olacaðýnýn altýný çizdi. Limter Ýþ Sendikasý Baþkaný Kamber Saygýlý; hemen hemen her iþ kolunda iþ cinayetlerinin meydana geldiðini ,sermayenin daha fazla kar hýrsý ile iþçilerin yaþam haklarýnýn gasp edildiðini söyledi. Saygýlý; “nasýl, sömürgeciliðe, sömürüye, inkara, karþý çýkýlýyor mücadele veriliyorsa, iþ kazalarý için de ayný þekilde mücadele etmek gerekir” dedi. Kýsa konuþmalardan sonra Gaziosmanpaþa’da elektrik santralinde çalýþan Seyithan Aðýr’ýn abisi Adil Aðýr, kardeþinin çalýþtýðý yerde 35 bin volt elektrik çarpmasý sonucu kolunu kaybettiðini þu an hala Cerrahpaþa Hastanesi’nde yoðun bakýmda olduðunu söyledi. Kardeþinin baþýna gelenlerin çok acý olduðunu ve bu tip kazalarýn kimsenin yaþamamasýný diledi. Açýklamalardan sonra Enerji Sen, TTB, TMMOB, EMO, Sine-Sen, Davutpaþa’da ölen iþçilerin yakýnlarý, Limter ÝÞ, BEDAÞ Genel Müdürlük binasý önüne yürüyüþ düzenleyerek iþ cinayetlerini protesto ettiler. Hazýrlanan rapor, bina önüne gelindiðinde enerji iþçisi Efkan Balcý tarafýndan okundu. Raporda özet olarak Þubat ayýnda en az 42 iþçinin hayatýný kaybettiði, ölümlerin en çok enerji, inþaat ve gýda sektöründe meydana geldiði, iþ kazalarýnýn en çok yaþandýðý illerin ise baþýnda Adana, Ýstanbul, Ýzmir ve Hatay’ýn olduðuna dikkat çekildi. 3 Þubat’ta BEDAÞ Gaziosmanpaþa taþeron þirket Aram çalýþaný Seyithan Aðýr Alibeyköy’de bir trafonun üstünde 35 bin elektrik volta kapýlmýþ ve kolunu kaybetmiþ; Ýki yýl önce de taþeron iþçi Erkan Keleþ onarým için çýktýðý direðe elektik akýmýna kapýlarak can vermiþti. HES’lerde ise Maraþ’taki Kandil Baraj’ýnda üç iþçi hayatýný kaybetmiþti. 24 Þubat’ta Adana’da Kozan’da yapýlan Gökdere Köprü Barajý inþaatýnda 10 iþçi kaybolmuþ, aramalarda 4 iþçinin cesedine ulaþýlabilmiþti. Raporun sonunda, Ýstanbul Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Meclisi olarak, iþ cinayetlerinin takipçisi olacaklarýný emek örgütleriyle saðlýk ve güvenli çalýþma mücadelesini yükseleceklerini ve iþçi saðlýðý ve güvenliði komisyonlarý oluþturmaya devam edeceklerini belirterek eylemi sona erdirdiler.

18

Mücadele Birliði

AVRUPA EYLEM GÜNÜ

Avrupa Eylem Günü’nde, Devrimci Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu (DÝSK) Almanya Konsolosluðuna doðru protesto yürüyüþü gerçekleþtirdi. 29 Þubat günü saat 12.00’da Taksim Gezi Parký’nda toplanan DÝSK’e baðlý yöneticiler ve ona baðlý Deri Ýþ, Genel Ýþ, Nakliyat Ýþ sendikalarýndan iþçiler Park’ta toplandý. Sendikal Güç Birliði Platformu da DÝSK’e destek vermek için oradaydý. Gezi Parký’nda toplanan iþçiler “Avrupa Eylem Günü, Ýþ ve Sosyal Adalet Ýstiyoruz” pankartý açarak Alman Konsolosluðu’na doðru yürüyüþe geçit. Ýþçiler yürüyüþ sýrasýnda “Yaþasýn Enternasyonal Dayanýþma”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Tazminat Hakkýmýz Gasp Edilemez” sloganlarý attýlar. Alman Konsolosluðu önüne gelince, DÝSK Genel Baþkan yardýmcýsý Ali Rýza Küçükosmanoðlu bir açýklama yaptý. Bugünün Avrupa Sendikal Eylem Günü olduðunu,36 ülkeden 80 sendikanýn, kendi ülkelerinde baþkentlerde, büyük þehirlerde veya sanayi bölgelerinde, “Kemer sýkma politikalarýna karþý iþ ve istihdam” talebiyle sokaklarda, meydanlarda olduðunu belirti. Küçükosmanoðlu; “DÝSK olarak Avrupalý sýnýf kardeþlerimizin taleplerini destekliyoruz. Krizin faturasýný iþçilere ödetmek isteyen zihniyeti lanetliyoruz”dedi. Avrupalý liderler zirvesi nin Brüksel’de toplanýp, krizi bahane göstererek emekçilerin ücretlerini düþürmek ve sosyal harcamalarý kýsýtlamak için planlar yapacaðýný belirten Küçükosmanoðlu; bu durumda Avrupayý yönetenlerin Avrupayý iþçiler için bir cehenneme çevirmek istediklerini ama Avrupalý iþçilerin bu duruma sesiz kalmadýklarýný söyledi. Küçükosmanoðlu, Türkiye’deki uluslararasý ve iþbirlikçi sermayedarlarýn, her zaman karþýlarýnda DÝSK’i göreceklerini vurguladý. Sendikal Birlik Platformu adýna konuþma yapan Tek Gýda Ýþ Genel baþkaný Mustafa Türkel de, “son bir yýla baktýðýmýzda kapitalizm krizlerini atlatabilmek için emekçileri açlýða yoksuluða daha fazla itmiþtir. Yunanistan’daki kemer sýkma politikalarýyla halkýn isyanýný görebiliyoruz. Artýk biz Türkiye’deki emekçiler olarak,býçak kemiðe dayandý artýk yeter diyoruz. Emekçilere karþý kýdem tazminatýnýn gasbýný içeren, yasayý geri çekin sendikalar örgütlenme önündeki yasaklarý kaldýrýn, iþçilerin sendikalara örgütlenmelerindeki iþten atmalara son verin, bu anti-demokratik yasalarý meclisten geçirirseniz hiç çekinmeden grev’e gideceðiz. Bedel ödemeye hazýrýz” dedi. Açýklamadan sonra iþçiler sloganl a r l a eylemi sona erdirdi.

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

TEKEL ÝÞÇÝLERÝ VE “CAM KIRIKLARI PARASI” 2010 1 Mayýsý’nda Tekel, ÝSKÝ ve Ýtfaiye iþçilerinin Taksim Meydanýndaki kürsüye çýkarak basýn açýklamasý yapmak istemeleri üzerine Mustafa Kumlu ve korumalarý arasýnda arbede yaþanmýþ; korumalarý Kumlu’yu kaçýrýp, camlarýný kýrdýklarý AKM’ye sýðýnmýþlardý. Bu konuyla ilgili açýlan davanýn 2. duruþmasý 1 Mart günü Çaðlayan Adliyesinde görüldü. Sanýklarýn savunmalarý tamamlandýktan sonra mahkeme 14 Eylül’e ertelendi. Duruþma öncesi Çaðlayan Adliyesi önünde basýn açýklamasý yapan iþçiler “Bu Dava, Ýþçilerin Vicdanýnda Karar Baðlanmýþtýr. 1 Mayýs Kürsüsü Ýþçilerindir, Ýþçilerin Kalmalýdýr” yazýlý pankart açtýlar. Basýna açýklamasýný okuyan TEKEL iþçisi Metin Arslan; “1 Mayýs 2010, iþçi sýnýfýnýn yeniden Taksim Meydaný’ný özgürleþtirdiði tarihtir. Bu tarihi günü iþçilerin mücadelesinden soyutlayýp kendi hanesine yazmak isteyen Türk Ýþ bürokrasisi, kürsüden iþçilere söz hakký vermek istemedi” dedi. Arslan, “Tekel iþçileri, ÝSKÝ ve Ýtfaiye iþçileri basýn açýklamalarýný okumak üzere kürsüye çýktýklarýnda, sendika bürokratlarý kürsüyü terk ettiler. Türk Ýþ genel baþkaný Mustafa Kumlu ve koruma-

larý kürsüden koþarak kaçarken Atatürk Kültür Merkezinin (AKM) camlarýný kýrarak içine sýðýndýlar” . dedi. Arslan; mahkemenin adil yürütülmediðini ilk duruþmada hakimin raporlu olduðunu, gizli bir polis tarafýndan tanýklýk edildiðini ve AKM’nin camlarýný Mustafa Kumlu’nun korumalarýnýn kýrdýklarýný bunu da iþçilerin üzerine yýkmak istediklerini söyledi. 1 Mayýs 2010’da kürsüye el koyup kürsüyü iþgal eden kiþinin Mustafa Kumlu olduðunu belirten Arslan, Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) camlarýnýn da ,yine, Kumlu iþçilerden kaçarken kýrýldýðýný belirtti. “Davayý hükümetle iþbirliði yapan sendika aðalarýnýn yargýlandýðý bir davaya dönüþtürelim” diyen Arslan, “Bu dava 1 Mayýs’ýn devrimci içeriðinin, Taksim Meydaný’nýn kazanýlmasý için yýllarca verilen mücadelenin ‘cam kýrýklarý

parasý’ vesilesiyle yeniden yargýlanmasýdýr. Buna izin vermeyelim” dedi. Açýklamanýn ardýndan duruþmaya geçildi. Duruþmaya sanýk Metin Arslan ve avukatý Oya Öznur katýldý. Ýlk olarak kimlik tespitinin yapýlmasýnýn ardýndan Arslan’ýn savunmasý alýndý. Þu an Kadýköy Adliyesi’nde mübaþir olarak görev yaptýðýný belirten Arslan, “Ben 13 yýldýr sendikal mücadele içindeyim. Sendikal faaliyeti nasýl engelleyeyim? Suç tarihinde miting alanýnda görevliydim. AKM’nin kapýsýna dahi yaklaþmadým. Ýddia makamýnýn suç kanýtý olarak gösterdiði görüntülerde benim görüntüm yoktur” dedi. Arslan’ýn ardýndan Avukat Oya Öznur savunma yaptý. Bir sonraki duruþmada yeni tanýklarýn dinlenmesi ve dosyada polis tarafýndan konulan alakasýz bir belgenin çýkartýlmasýný talep etti. Öznur’un savunmasýnýn ardýndan mahkeme heyeti, 6 Nisan’da görüntülerin izlenmesine, alakasýz belgenin dosyadan çýkartýlmasýna ve TÜRK-ÝÞ Baþkaný Mustafa Kumlu’ya ise bir sonraki duruþmada tanýklýk yapmasý için davetiye gönderilmesine karar verirken, bir sonraki duruþmayý 14 Nisan 2012’ye erteledi.

Gerici, Irkçý, Piyasacý Eðitime Hayýr!” pankartý açan emekçiler yürüyüþ boyunca “Karanlýða Teslim Olmayacaðýz”, “Gerici, Irkçý, Eðitime Hayýr”, “Ücretsiz Eðitim Sosyalizmde” sloganlarý attýlar. AKP ilçe binasý önünde açýklama yapan Eðitim Sen 1 nolu þube baþkaný Barýþ Uluocak, 12 yýllýk kesintili eðitimin pedagojik deðil, ideolojik amaçlarla gündeme getirildiðini, AKP hükümeti ve Milli Eðitim Bakanlýðý’nýn siyasal ve ideolojik kaygýlarla TBMM’ye sunulduðunu söyledi. Açýklamanýn devamýnda; “Zorunlu Eðitim 12 Yýla Çýkarýlmamaktadýr. Alt komisyonda son hali verilen yasa teklifinin 10. maddesinde, orta öðretim hizmetinin ‘örgün’ ve ‘yaygýn’ öðrenim veren kurumlarýn tümünü kapsadýðý

dile getirilmektedir. Bu düzenlemede söz konusu teklif ile iddia edildiði gibi zorunlu eðitim 12 yýla çýkarýlmamaktadýr. Yasa teklifinin alt komisyonda düzenlenen 12. maddesi ile çocuk emeði sömürüsünün önü sonuna kadar açýlmaktadýr. Bir önceki teklifte yer almayan bu düzenlemeye göre, on çalýþaný olan bir iþletmeye sýnýrsýz stajyer meslek lisesi öðrencisi çalýþtýrma hakký tanýnmaktadýr” denildi. Barýþ Uluocak, eðitimdeki 12 yýllýk eðitim sisteminin getirilmesindeki amacýn AKP’nin her dönem arka bahçesi olarak gördüðü imam hatip okullarýnýn önünü açmak olduðunu ve 4+4+4 sisteminin bir kýlýf uydurma çabasý olduðunu söyledi. Tasarı, 11 Mart Pazar günü mecliste olaylandı.

“4+4+4 PEDAGOJÝK DEÐÝL ÝDEOLOJÝKTÝR”

Eðitim Sen, eðitim sisteminin 4+4+4 olarak deðiþtirilmesinin “tamamen siyasal ve ideolojik ihtiyaçlar üzerinden hazýrlandýðýný” söyleyerek, örgütlü olduklarý tüm illerde AKP binalarýna yürüyerek sistemi protesto ettiler. 3 Mart günü Mecidiyeköy Cevahir Alýþveriþ Merkezi önünde toplanan Eðitim Sen Ýstanbul Þubeleri, trafiði kapatarak AKP ilçe binasýna yürüdüler. “4+4+4=0,

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

19


Sokaklar

SAÐLIK EMEKÇÝLERÝ SAÐLIÐI SAVUNUYOR

Saðlýk ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasý (SES) üyeleri, Genel Saðlýk Sigortasý’ný (GSS) ve 4688 sayýlý Kamu Görevlileri Sendikalarý Kanunu’nda Deðiþiklik Yapýlmasýna Dair Kanun Tasarýsý’ný protesto etti.

Cerrahpaþa: 1 Mart günü Ýstanbul Üniversitesi (ÝÜ) Cerrahpaþa Týp Fakültesi (CTF) yemekhanesi önünde toplanan SES Aksaray Þubesi üyeleri “Performanslar Maaþa Eklensin, Emekliliðe Yansýtýlsýn, En Düþük Memur Maaþý Yoksulluk Sýnýrý Olan 2 Bin 850 TL’ye Yükseltilsin”, “Saðlýkta Katký Ve Katýlým Paylarý Ýptal Edilsin” yazýlý pankart ve dövizler taþýyarak, hastane bahçesine yürüdüler ve “Vekillere Deðil Emekçiye Zam”, “Toplu Sözleþme Hakkýmýz, Grev Silahýmýz”, “Saðlýk Haktýr Satýlamaz” sloganlarý attýlar. SES CTF Ýþyeri Temsilcisi Aydýn Erol, “Yalnýzca kamu saðlýk hizmetlerinde 10 bin civarýnda olan taþeron sayýsý AKP’nin döneminde 120 bini aþmýþtýr” diyerek sözlerini þöyle sürdürdü: “KESK’in sesi kýsýlmaya çalýþýlýyor. Bu oyunu bozacaðýz. Sefalete,

grevsiz-toplu sözleþmesiz sahte sendika yasasý dayatmasýna, saðlýðýn ticarete, hastanelerin ticarethaneye, çalýþanlarýn iþ güvencesiz kölelere dönüþtürülmesi dayatmalarýna teslim olmayacaðýz”. SES Aksaray Þube Baþkaný Ersoy Adýgüzel kýsa bir açýklama yaparak, saðlýk hakkýnýn hýzla özelleþtirildiðini, buna karþýlýk Saðlýk Hakký Meclislerini oluþturduklarýný, bu meclislerde GSS’yi iptal etmek için mücadele edeceklerini vurguladý. CTF ve Çapa Týp Fakülteleri’nde çalýþan 400 taþeron iþçinin iþten çýkarýlma tehdidiyle karþý karþýya olduðu söyleyen Adýgüzel, bir iþçinin bile iþten çýkarýlmasý durumunda bilgilendirme çadýrýnýn mücadele çadýrýna dönüþeceðini kaydetti.

“DÝLÝMÝZDEN, ÝNANCIMIZDAN, KÜLTÜRÜMÜZDEN ELÝNÝZÝ ÇEKÝN”

1 Mart Perþembe günü saat 18.00’te Ýzmir’de, Adýyaman’ýn Karapýnar ve Yunus Emre Mahallelerinde kapýlarýn iþaretlenmesi ve Dersim Alevi Ýnanç ve Kültür Akademisi Derneði’nin kapatýlmasýný protesto eden bir basýn açýklamasý yapýldý. Basýn açýklamasý Eski Sümerbank önünde,Ýzmir Dersim Kültür ve Dayanýþma Derneði ve Alevi Bektaþi Federasyonu Ýzmir Bileþenleri tarafýndan ortaklaþa yapýldý. Açýklamada “Zone Ma Ra, Dilimizden Ýnancýmýzdan, Kultere Ma Ra, Kültürümüzden, Destune Xo Bionce Re, Elinizi Çekin / Endi Beso! Artýk Yeter!” pankartý açýldý. “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Dinimizden Ýnancýmýzdan Kültürümüzden Elinizi Çekin”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði”, “Sivas’ý Maraþ’ý Dersim’i Unutmadýk” sloganlarý atýldý. Dersim Kültür ve Dayanýþma Derneði ve Alevi Bektaþi Federasyonu bileþenleri tarafýndan basýn açýklamalarý okundu. Açýklamada, Sivas katliamý davasýnýn zaman aþýmýna uðramasý, Adýyaman valisinin evlerin kapýlarýnýn iþaretlenmesiyle ilgili açýklamasý, Alevi kültürü üzerinde uygulanan sistemli asimilasyon politikalarý da protesto edildi. Basýn açýklamasýnda son olarak “Alevi ve Kürt olarak kendimiz için ve bu ülkenin her bir bileþeni için eþit yurttaþlýk istiyoruz” denildi. Mücadele Birliði / Ýzmir

20

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Üsküdar: SES Anadolu Yakasý Þubesi üyesi bir grup da Üsküdar Devlet Hastanesi önünde toplandý. Saðlýk emekçileri, “GSS ve Kamu Hastane Birlikleri Uygulamasýna Son Verilsin”, “Güvencesiz Çalýþtýrmaya Son”, “Hastaya Nitelikli, Eþit, Ücretsiz Saðlýk Hizmeti” yazýlý döviz ve pankartlar taþýdý, “Saðlýk Hakký Satýlamaz”, “Herkese Eþit, Ücretsiz Saðlýk” sloganlarý attýlar. Basýna açýklama yapan SES Anadolu Yakasý Þube Baþkaný Sevgi Ýnce, Saðlýkta Dönüþüm Programý kapsamýnda son 10 yýlda “saðlýðýn büyük ölçüde özelleþtirildiðini, sosyal hizmeti tasfiye çalýþmalarýnýn baþlatýldýðýný, baþta saðlýk ve sosyal hizmet alaný olmak üzere kamu alanýnda güvencesiz taþeron çalýþtýrmanýn genel kurul haline getirildiðini” söyledi. GSS’nin ertelenen maddelerinin yürürlüðe girdiðini anýmsatan Ýnce, Saðlýkta Dönüþüm Programý için gerekli yasal zeminin genelge ve yönetmelikle tamamlandýðýný aktardý.

AVUKATLAR 90 GÜNDÜR CEZAEVÝNDE

KCK operasyonlarýnda evleri ve bürolarý basýlan otuzu aþkýn avukat doksan gündür cezaevlerinde. Savunmaya Özgürlük Platformu ve Çaðdaþ Hukukçular Derneði’nden avukatlar, avukatlarýn tutukluluk durumlarýna iliþkin savcýlýða vermek üzere dilekçe hazýrladýlar. Beþiktaþ Adliyesi önünde toplanan avukatlar adýna Avukat Several Ballýkaya kýsa bir açýklama yaparak tutuklanan avukatlarýn tutuklanma sebeplerinin ve operasyondaki ev ve büro aranmasýnýn anayasa’daki hukuk sözleþmelerine aykýrý olduðunu anlatý. Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmelerinin hiçe sayýldýðýný, buna karþý avukat arkadaþlarýnýn derhal tahliye edilmelerini talep ettiklerini vurguladý. “Silahlý terör örgütüne üye olmak kuvvetli suç þüphesi” olduðundan tutuklu bulunan avukatlarýn yargýlanmalarýnda CMK’nýn bir çok maddelerin ihlal edildiðine de deðinilen dilekçede en dikkat çekici olan konu, avukatlarýn herhangi bir terör örgütüyle iliþkili olduklarýna dair hiç bir kanýtýn olmamasý ve buna kuvvetli suç þüphesi ile bakýlarak karar verilmiþ olduðu idi. Yapýlan açýklamadan sonra dilekçeleri savcýlýða vermek üzere Adliye’ye girildi.

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

GAZÝ HALKI ÖFKE VE COÞKU ÝLE YÜRÜDÜ

12 Mart Gazi Platformu tarafýndan Gazi Mahallesi’nde bu yýl da 12 Mart 1995’de yaþanan Gazi Ayaklanmasý’nda ölümsüzleþenleri anmak için bir yürüyüþ ve anma düzenledi. Farklý gruplar halinde eylem ve yürüyüþlerin düzenlendiði 12 Mart Gazi Ayaklanmasý’nýn yýldönümünde Mücadele Birliði Platformu, BDSP, DHF, Proleter Devrimci Duruþ ve Kaldýraç’ýn oluþturduðu 12 Mart Gazi Platformu’nun düzenlediði yürüyüþ ve anmaya katýlan Gazi Mahallesi halký saat 10.00’dan itibaren Eski Karakol önünde “Katil Devlet Hesap Verecek” pankartý arkasýnda sloganlarla yürüyüþe geçti. “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý” yazýlý pankart arkasýnda toplanan Mücadele Birliði Platformu yürüyüþ boyunca 12 Mart Gazi Ayaklanmasý’na ve devrim mücadelesine katýlým konusunda ajitasyon konuþmalarý yaptý. “Gaziyi Unutmadýk, Unutturmayacaðýz” ve “Katil Devlet Hesap Verecek”,”Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Biji Bratiya Gelan, Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði”, “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý”, “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Gazi Katliamýnýn Hesabýný Soracaðýz” sloganlarýnýn yoðun olarak atýldýðý yürüyüþ, Fevzi Çakmak Caddesi üzerinden Gazi Mezarlýðý’na uzandý. Gazi halký yol boyunca, ölümsüzleþenlerin isimlerini anarak ve “Yaþýyor” diyerek ilerledi, saldýrýnýn gerçekleþtirildiði kahve önüne gelindiðinde karanfiller býrakýldý. Ayrýca ölümsüzleþenlerin vurulduklarý yerlere karanfiller býrakýldý. Mezarlýða gelindiðinde ölümsüzleþenlerin isimleri tek tek okundu ve basýn açýklamasý yapýldý. Basýn açýklamasýný Gazi 12 Mart Platformu adýna Zeynel Nihadioðlu okudu. 12 Mart 1995’teki katliamýn Gazi Mahallesindeki devrimci dayanýþmayý parçalamak ve Alevi-Sünni çatýþmasý yaratmak için yapýldýðýna iþaret eden Nihadioðlu, fakat o katliamý yaratanlarý halkýn mücadelesi karþýsýnda nasýl pusup sindiðinin görüldüðünü belirtti. Sivas ve Maraþ katliamlarýna da deðinen Nihadioðlu yakýn dönemde tanýk olduðumuz Uludere katliamýyla halklarýn devrim mücadelesinden vazgeçirilmeye çalýþýldýðýný belirtti. Bütün saldýrýlara karþý güçleri birleþtirerek mücadeleyi birlikte yükseltmek gerektiðine deðinilen basýn açýklamasý, 12 Mart katliamýnýn yýldönümünde Gazi halký devrim mücadelesini yükseltmeye ve katillerden hesap sormaya çaðrýlarak bitirildi. Basýn açýklamasýnýn ardýndan Grup Emeðe Ezgi marþlarýný ve türkülerini söyledi. Gazi halký, yürüyüþe baþladýðý coþku ve öfke ile yeniden Gazi’nin caddelerinde yürüyüþe geçerek daðýlmaya baþladý.

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

NEWROZ ÖZGÜRLÜÐE ÇAÐRIDIR BÝJÎ NEWROZ

Newroz, Kürt halkýnýn özgürlük çýðlýðýdýr; yüreðiyle yaktýðý özgürlük ateþidir. Newroz, Kürt halkýnýn küllerinden yeniden ve yeniden doðuþudur. Newroz, yeni gündür; yeni bir yaþam arayýþýdýr. Newroz bayramdýr. Cejna Newroz Pîroz Be! Demirci Kawa balyozuyla zalim Dehaq’ýn kafasýný ezerek isyan ateþini yakmýþtý. O gün bu gündür Mezopotamya’da isyan ateþi hiç sönmedi. Kürt halký, yeni Dehaqlara karþý isyan etmeyi sürdürdü. Ateþin ve Güneþin Çocuklarý, kan ve gözyaþlarýyla dolu tarihlerini deðiþtirmek için ayaða kalktýlar. Onyýllardýr Kürdistan’da yanan devrim ateþi, Ateþin ve Güneþin çocuklarýna özgürlüðü müjdeliyor. Ulusal-sýnýfsal kurtuluþ mücadelesi geliþtikçe, zalimlerin korkusu ve baskýsý artýyor; karanlýk koyulaþýyor. Kürt halkýna karþý yapýlan saldýrýlar, artýk kitlesel katliamlar boyutuna ulaþmýþtýr. Faþist devlet kanla, katliamla geliþen devrimi engellemeye çalýþýyor. Roboski’de sadece çocuklarýna, kardeþlerine bir ekmek parasý çýkarabilmek için Güney Kürdistan’a gidip gelen insanlarýn üzerine bomba atarak kitlesel katliam gerçekleþtiren faþist devlet, þimdi timsah gözyaþlarý dökerek olayý örtbas etmeye çalýþýyor. Zulüm ile abat olanýn sonunun berbat olacaðýný unutanlar, þimdi günah çýkarmaya çalýþýyorlar. Bir yandan da Kürt Halkýna karþý askeri ve siyasi operasyonlar devam ediyor. Savaþ uçaklarý Kuzey Kürdistan’ýn dört bir yanýný bombalýyor. “KCK tutuklamalarý” adý altýnda ulusal-sýnýfsal kurtuluþ mücadelesi yürüten tüm yurtseverlere, ilericilere, aydýnlara saldýrýlýyor. Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesine destek veren herkes, gözaltý ve tutuklama tehditleriyle yýldýrýlmaya, sindirilmeye çalýþýlýyor. Ama nafile! Ateþin ve Güneþin Çocuklarý, artýk korku duvarlarýný yýkmýþ durumdalar; halklarýn mücadele birliði günden güne geliþiyor. Türkiye iþçi sýnýfý ve emekçileri, Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesine sahip çýkmanýn kendi kurtuluþu için olmazsa olmazlardan biri olduðunu her geçen gün daha iyi anlýyor. Karanlýðýn en koyu olduðu an, þafaðýn sökmesinin en yakýn olduðu andýr. Türkiye ve Kürdistan’da artýk devrimin þafaðý söküyor. Halklarýn mücadele birliði ile devrim zafere ulaþacaktýr. YAÞASIN KÜRT TÜRK HALKLARININ MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! BÝJÎ NEWROZ / YAÞASIN NEWROZ!

MÜCADELE BÝRLÝÐÝ PLATFORMU

21


Yeni Evrede

13 Mart Savaşçıları

13 MART SAVAŞÇILARI MİTİNGLE ANILDI 13 Mart 1982 yýlýnda idam edilen iþçi önderler Seyit Konuk, Ýbrahim Ethem Coþkun ve Necati Vardar, Ýzmir’de Mücadele Birliði Platformu’nun düzenlediði bir mitingle anýldý. “12 Mart Ýdamlarýný Unutmadýk Unutmayacaðýz” ve “Fabrikalar, Tarlalar, Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak, Mücadele Birliði Platformu” yazýlý büyük pankart arkasýnda kitle saat 13.30 sýralarýnda Bornova Þehir Stadyumu önünde kýzýl bayraklarý, önlükleri ve dövizleriyle toplanmaya baþladý. “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor, Savaþýyor”, “Denizlerden Seyitlere Kavga Sürüyor”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Denizlerin, Seyitlerin Yolunda Yürüyoruz Devrime”, “Fabrikalar Tarlalar, Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Kürt Türk Halklarýnýn Mücadele Birliði”, “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor, Leninistler Savaþýyor”, “Deniz Yusuf Ýnan Savaþa Devam” sloganlarý atmaya baþlayan kitle içinde “13 Martçýlarýn Cüretiyle Faþizmi Yýkalým, Devrimci Öðrenci Birliði, Genç Emekçiler Birliði” pankartý ve “Adlarý Onur Adlarý Özgürlük 13 Mart’ý Unutmadýk Unutturmayacaðýz, Devrimci Ýþçi Komiteleri” pankartlarý ve 6 Mayýs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan’ýn; 13 Mart 1982’de idam edilen Seyit Konuk, Ýbrahim Ethem Coþkun, Necati Vardar ve Filistin’de ölümsüzleþen Cevat Saim Çelen, Ýmam Ateþ, Mustafa Çetiner’in resimlerinin bulunduðu bayraklar taþýndý. Alanda toplanma ve yürüyüþ süresince 13 Mart Savaþçýlarýnýn yaþamlarý, örgütlenme süreçleri ve idam ediliþlerini anlatan ajitasyon konuþmalarý, kuþlamalar ve bildiri daðýtýmlarý yapýldý. Zaman zaman marþlarýn da söylendiði bekleyiþ sýrasýnda çevreden geçenler ilgi gösterdiler. Kimileri kenardan izleyip alkýþlarken bazýlarý da kitleyle birlikte yürümeye baþladý. Zaman zaman yoldan geçen araçlar da korna çalarak desteklerini belirttiler. Miting alanýna gelindiðinde de kitleye katýlanlar da oldu. Alanda ilk konuþmayý Mücadele Birliði Platformu adýna Vefa Serdar yaptý. Deniz Gezmiþ Yusuf Aslan ve Hüseyin Ýnan ile baþlayan devrim mücadelesinin bayraðýnýn 13 Mart Savaþçýlarý Seyit Konuk, Ýbrahim Ethem Coþkun ve Necati Vardar tarafýndan yükseltildiði belirtti. Serdar, iþçi sýnýfýnýn devrim ve iktidar hedefiyle mücadeleyi yükseltmesinin burjuvazinin korkuya kapýlma-

22

Mücadele Birliði

sýna neden olduðunu ve bu nedenle idam edildiklerini ifade etti. Ardýndan BDP Genel Baþkan Yardýmcýsý ve Muþ milletvekili Demir Çelik Kürt ve Türk halklarýnýn mücadele birliðinin örülmesinin önemi üzerinde duran bir konuþma yaptý. Denizlerin ardýndan iþçi önderler olarak Türk ve Kürt halklarýnýn birlikte mücadelesini öne çýkaran 13 Mart Savaþçýlarýnýn bugünkü devrim mücadelesine örnek olduklarýný belirtti. Mezopotamya Kültür Merkezi’nden Koma Agire Zerdeþt’in söylediði Kürtçe parçalara kitle arada coþkulu sloganlarla eþlik etti. Kürtçe konuþmalarla devrim savaþçýlarýný selamlayan Koma Agire Zerdeþt, alanda toplananlara “Býji Bratiya Gelan” sloganýný attýrdý. Halay parçalarýyla programýný sonlandýrdý. 13 Mart Savaþçýlarý’ný tanýmýþ iþçilik ve tutsaklýk dönemlerinde onlarla arkadaþlýklarý olmuþ kiþiler de kýsa konuþmalar yaptýlar. Hamdi Gülçay Necati Vardar’la iþçi olduðu fabrikada tanýþtýklarýný belirterek onun devrimci ve örgütleyici özelliklerini aktardý. Metin Saðdýç ise cezaevinde birlikte olduk206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012

larý sýrada ayný kelepçeyle kelepçelendiklerini belirterek, onlarýn iþçi sýnýfýnýn öncü devrimcileri olduklarýný söyledi. “Denizlerin idamýnýn ardýndan nasýl onlarýn adlarý doðan çocuklara konulduysa, þu an burada da birçok Seyit, Necati ve Ýbrahim Ethem’in olduðunu görebiliyorum” dedi ve onlarýn mücadelesinin devrimle taçlanýncaya kadar süreceðini ifade etti. Osman Karatoprak ise Denizlerle baþlayan mücadelede 13 Mart Savaþçýlarý’nýn da devrimci iþçi önderler olarak mücadeleye ýþýk tuttuklarýný ve onlarý izleyen Leninistler olarak Murat Sibel ve Aysun’un devrim yolunda kendini fedanýn örneklerini verdiklerini ve mücadelenin zafere kadar götürüleceðini belirtti. Kitle yürüyüþ sýrasýnda baþlayan yaðmura raðmen coþkulu sloganlarýný atmayý sürdürdü. Ardýndan Grup Emeðe Ezgi söyledikleri Türkçe ve Kürtçe parçalar ve marþlarla kitleyi daha da coþturdu. Kitlenin miting boyunca marþlara coþkuyla eþlik etmesi ve sloganlar atmasý çevreden geçenlerin de ilgisini arttýrdý. Grup Emeðe Ezgi coþkulu sloganlara karþýlýk þimdi hep birlikte ölümsüzleþen yoldaþlarýmýza devrim sözü verelim diyerek “Söz Veriyoruz” marþýna baþladý. Hep birlikte marþ söylenerek devrim sözü verilmesiyle etkinlik sona erdi. Mitinge Billur Tuz Ýþçileri, Savranoðlu Deri iþçileri, Deri Ýþ Sendikasý, Tümtis Ýzmir Þubesi, Genel-Ýþ Ýzmir 5 Nolu Þubelerinden yönetici ve üyeleri Tek Gýda Ýþ Sendikasý Genel Baþkan Danýþmaný Gürel Köse, BDP Ýzmir Ýl Örgütü, Basmane Ýlçe Örgütü, Narlýdere Ýlçe Örgütünden katýlanlar oldu. Ayrýca Devrimci 78’liler Federasyonu Derneði – Ýzmir 78’liler Derneði “Yaþasýn Devrim ve Sosyalizm” pankartý ve 12 Eylül 1980’de idam edilen devrim savaþçýlarýnýn resimlerinin bulunduðu bir pankartla; Beþiktaþ taraftarlarý “Halkýn Takýmý-Terketmedi Sevdan Beni” pankartýyla; Liseli Öðrenciler ise 13 Mart Savaþçýlarýnýn resimlerinin bulunduðu “Liseliler Ayakta Faþizme Karþý Savaþta – 13 Mart’ýn 30. Yýlýnda Denizlerden Seyitlere Ýdamlar Bizi Yýldýramaz” pankartý ve “Ýþçi Sýnýfýnýn Önderleri Kavgamýzda Yaþýyor”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “Baský, Zulüm, Ýdamlar Faþizmle Birlikte Yanacaklar”, “Faþizmin Karanlýðýný Devrim Güneþi Ýle Boðacaðýz” yazýlý dövizlerle katýldýlar.


s206  

206. Sayý / 14 - 28 Mart 2012 B B a a ş ş y y a a z z ı ı M M ü ü c c a a d d e e l l e e B B i i r r l l i i ð ð i i Y Y e e n n i i E E v...