Yeni Evrede
Başyazı
Mücadele Birliði
KÝTLELERÝN PRATÝĞÝNE YÖN VERMEK
O
laylar öylesine yoðun, ani ve kýsa sürede deðiþiyor ki, günlük geliþmeleri anlatan en ileri teorik deðerlendirme, politik çözümleme bile yeni bir olay tarafýndan hemen eskitiliyor. Kendiliðinden geliþen kitle hareketleri sýk sýk ve birden bire ortaya çýkýyor. Bizim dýþýmýzda geliþen olaylar karþýsýnda hemen bir politik ve pratik tavýr almak gerekiyor. Ani ortaya çýkan her olay karþýsýnda pratik düþünme ve davranma bir zorunluluk haline geliyor. Olaylarýn gözümüzün önünde geçip gitmesine seyirci kalamayýz. Yýðýn hareketi tarafýndan sürüklenmeden, hareketin içinde yer alýnmalý ve harekete devrim hedefiyle yön verilmeli. Sürüklenmemek için proletaryanýn temel devrimci amacý ve görevlerine dayanýlmalýdýr. Olaylara bir yön vermek isteyen proleter bir partinin elinde devrimci kitleleri etkileyecek ve sürükleyecek devrimci taktik, devrimci politika olmalýdýr. Yalnýzca devrimci hedeflere yönelmiþ bir devrimci taktik politika emekçileri kurtuluþa götürebilir. Kitlelerin en ileri ve en kararlý kesimini ýsrarlý olarak gerçek devrimci politik strateji ve taktiðe çekmeliyiz. Yalnýzca devrimci bir çizgiye dayanan kitlelerin öncüleri, olaylar tarafýndan sürüklenmeden, yýðýnlarýn mücadelesine örgütlü bir biçim ve yön verebilir. Ortaya çýkan koþullar devrimci görevlerimizin baþarýya ulaþmasý için son derece uygun zeminler yaratýyor. Sistemin çeliþkileri artan ve geniþleyen devrimci mücadeleyle birlikte daha bir keskinleþmiþtir. Çeliþkilerin çözümünün devrim yoluyla olacaðý bilinciyle hareket eden, emekçilerin sayýsý gün gün artýyor. Devrimin öznesi, öncü gücü, yoðun devrimci pratik içinde çelikleþiyor, güçleniyor ve devrimi baþaracak deneyim, yetenek ve nitelik kazanýyor. Devrimi gerçekleþtirmek görevini önüne koyan önder proletarya ve önder parti bu ortamý ve bu koþullarý bir devrime çevirebilir. Yeter ki, devrimci görüþlerinde ýsrarlý olsun, yeter ki, pratikte buna uygun davransýn. Devrimin þu iki koþulu belirgindir: E-
Halk yýðýnlarý eylem içinde, eyleme dayanarak kendi hareket alanýný geniþletiyor. Mücadelenin hareket alaný, sokakta, meydanlarda geliþiyor. Sermayeye ve onun devlet egemenlik sistemine karþý hareket alanýnýn geniþletilmesi, yasal yolla, reformist yolla deðil, devrimci savaþým yoluyla gerçekleþiyor. Þu da bir gerçek; yýðýnlarýn kavga alaný, ne denli geniþlerse geniþlesin, hareket alaný, burjuva diktatörlüðü altýnda daima sýnýrlý, kuþatýlmýþ ve baský altýnda olacaktýr. Halk için hareket alanýnýn tam anlamýyla geniþ ve özgür olmasý emekçilerin iktidarý almasýný gerektirir zorunlu olarak. mekçilerin ekonomik durumunun kötüleþmesi ve egemenlerin kendi içlerinde çözülmeye baþlamasý. Emekçilerin kötüleþen ekonomik durumlarýnýn git gide dayanýlmaz bir durum aldýðýnýn en çarpýcý ifadesi, fabrikalarda, iþletmelerde artan ve kesintisiz bir özellik kazanan grevler, fabrika iþgalleri, sokak gösterileri vb.dir. Egemen sömürücü güçler ise sýnýf mücadelesinin ileri düzeyde þiddetlenmesi ve devrimin olgunlaþmasý karþýsýnda bir çözülme içine girdiler. Devrimin bu iki koþulu süratle derinleþiyor. Burjuvazi olaylarýn devrimci biçimde geliþmesini önleyecek durumda deðil. Emekçi kitlelerin ve ezilen halklarýn eylemlerini önlemek ve ezmek için giriþtiði hiçbir baský, saldýrý ve katliam bir sonuç getirmedi. Bunun dýþýndaki yöntemler de sonuç vermedi. Sömürücülerin her türlü 192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
saldýrýsýný ve oyununu boþa çýkaracak denli deneyimli ve bilinçli bir kitle gücü var. Emekçi kitlelerin bu en ileri ve en deneyimli kesimi halk yýðýnlarýnýn geri kalan kesimini de etkisine alarak, sermaye düzenine karþý verdiði savaþýmý git gide büyütüyor. Sistemin ekonomik krizi analiz edilmeden ve bu zeminlerde emekçilerin iyice bozulan yaþam koþullarý bütün yönleriyle kavranmadan tüm bu geliþmelerle birlikte emek-sermaye çeliþkisinin keskinleþmesi anlaþýlmadan, güncel sýnýf savaþýmý, yoðunlaþan devrimci olaylar, devrimci ayaklanmalar, kýsacasý bugünkü durum anlaþýlamaz. Günlük olaylara yön veren temel deðiþimlerin doðru kavranýlmasýnýn yanýnda, bu deðiþimle baðlantýlý olarak kitlelerin bilincinde ve eyleminde oluþan ani deðiþiklikler de göz önünde tutulmalý. Kapitalist sýnýf düzenine karþý yükselen devrimci eylemlerdeki artýþ ve süreklilik, mücadelenin etkisini geniþ kitleler üzerinde açýkça hissettirmesi kitlelerin bilincinde önemli ve köklü bir deðiþim yarattý. Emekçi kitlelerin bilincinde ve pratiðinde, nicelikçe ve nitelikçe dönüþüm ortaya çýkmýþtýr. Devrimci kitle hareketi, devrimci niteliðiyle hem iktidarý elinde tutan burjuva güçlere karþý yönelmiþtir, hem de burjuva muhalefete karþý yönelmiþtir. Bu yüzden burjuva muhalefet, halk kitlelerinin üzerinde eskisi gibi etki yaratamýyor. Devrimci bir yýðýn hareketi, burjuva sýnýfýn bütünlüðüne karþý ilerliyor. Yýðýnlarýn devrimci savaþýmý kapitalist sistemin ötesini gösteriyor. Küçük burjuva sosyalist hareket, burjuva sýnýrlarýn ötesine geçen gerçek devrimci hareketi anlayamadýðý için, devrimci mücadelenin ulaþtýðý düzeyin altýnda kalýyor. Onlar toplumsal geliþmenin evrimine bakýyorlar. Fakat evrimin devrimi kaçýnýlmaz olarak gündeme getirdiðini anlayamýyorlar. Niceliðini görüyorlar fakat nitel deðiþimi göremiyorlar –nicel deðiþimin nitel bir deðiþime dönüþtüðünü tahlil edemiyorlar. Tarihin geliþiminin daima santim santim olacaðýný sanýyorlar. Fakat uzun yýllarýn birkaç güne sýðabileceðini
3
Yeni Evrede
Başyazı
Devrimci marksist partinin, devrimci çizgisi, devrimci politikalarý ve devrimci taktiði, kendi durumlarý hakkýnda kitlelerde yanýlsama yaratan küçük burjuva hareketleri, uzlaþmacý, oyalamacý, ertelemeci politikalarýný açýklamada zor durumda býrakmýþtýr. Durumlarýný kurtarmak için giriþtikleri politik manevralar da çizgilerinin üstünü örtmeye yetmemiþtir. Mücadeleci kitleler, onlarýn tüm manevralarýna raðmen, devrimci alana yöneliyorlar. Devrimci kitleler gerçek devrimci güçlerle bütünleþtikçe onlarýn manevra alaný her gün biraz daha daralýyor. 4
Mücadele Birliði
kavrayamýyorlar. Ve onlar, toplumsal geliþmede; sýnýf savaþýmýnda sýçramalarý ve patlamalarýn olacaðýný deðerlendiremiyorlar. Kýsacasý diyalektik ve tarihsel materyalizme dayanmadýklarý için, bu topraklardaki devrimci mücadelenin geldiði ileri düzeyi göremiyorlar. Halk yýðýnlarý eylem içinde, eyleme dayanarak kendi hareket alanýný geniþletiyor. Mücadelenin hareket alaný, sokakta, meydanlarda geliþiyor. Sermayeye ve onun devlet egemenlik sistemine karþý hareket alanýnýn geniþletilmesi, yasal yolla, reformist yolla deðil, devrimci savaþým yoluyla gerçekleþiyor. Þu da bir gerçek: yýðýnlarýn kavga alaný, ne denli geniþlerse geniþlesin, hareket alaný, burjuva diktatörlüðü altýnda daima sýnýrlý, kuþatýlmýþ ve baský altýnda olacaktýr. Halk için hareket alanýnýn tam anlamýyla geniþ ve özgür olmasý emekçilerin iktidarý almasýný gerektirir zorunlu olarak. Son dönemlerde Kürt halký büyük eylemlerle ve yýðýnsal devrimci örgütlenmelerle hareket alanýný pratikte epey geniþletti. Halk düne göre daha geniþ bir hareket alanýna sahip. Tüm bu olanaklara karþýn emekçiler iktidara, hareket alanýný geniþlete geniþlete varmayacaktýr. Emeðin iktidarýna, devrimci sýnýf kavgasý yükseltile yükseltile ulaþýlacaktýr. Emekçilerin kurtuluþu niceliðin artmasýyla deðil, nitel sýçramayla; zora dayalý devrimle gerçekleþir. Sýnýf mücadelesinin içinden geçmekte olduðumuz sürecine sýð yaklaþan, durumu geniþliðiyle kavrayamayanlar, bu koþullarda hangi eylem biçiminin, hangi taktiðin öne çýktýðýný da ortaya koyamazlar. Devrimci proletaryanýn güncel devrimci görevi, yýðýnlarýn eylemini geliþtirmek, güçlendirmek, yükseltmek ve devrime vardýrmaktýr. Devrimci görev, tüm netliðiyle ortaya konamazsa, emekçilerin devrimci sýnýf kavgasý devrim hedefine vardýrýlamaz. Küçük burjuva sosyalizmi, bugüne deðin, göz boyamayla sürdürdüðü konumunu artýk koruyamýyor. Emekçi sýnýfý kurtuluþa götürecek devrimci görevleri bir kenara itenler, tüm geliþmeler ve olaylar gelip devrime dayandýðýnda, o günler gelip çattýðýnda, süreci karþýlayacak politikalarýnýn olmadýðýný ve nasýl bir yenilgiyle; ideolojik, politik bir iflasla karþý karþýya olduklarýný gördüler. Pratikte ise yaptýkla192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
rý, olaylarýn peþinden oradan buraya sürüklenmektir. Devrimci marksist partinin, devrimci çizgisi, devrimci politikalarý ve devrimci taktiði, kendi durumlarý hakkýnda kitlelerde yanýlsama yaratan küçük burjuva hareketleri, uzlaþmacý, oyalamacý, ertelemeci politikalarýný açýklamada zor durumda býrakmýþtýr. Durumlarýný kurtarmak için giriþtikleri politik manevralar da çizgilerinin üstünü örtmeye yetmemiþtir. Mücadeleci kitleler, onlarýn tüm manevralarýna raðmen, devrimci alana yöneliyorlar. Devrimci kitleler gerçek devrimci güçlerle bütünleþtikçe onlarýn manevra alaný her gün biraz daha daralýyor. Burjuva sistemin toplumun önüne getirdiði sorunlar, reformlarla, düzeltmelerle, iyileþtirmelerle aþýlamaz. Burjuva sýnýf düzeni, kendi yarattýðý sorunlarý çözse bile, bunu daha büyük sorunlar yaratarak yapabilir. Bu böyle sürer gider. Ve geliþmeler öyle bir noktaya varýr ki, bir devrimle eski sýnýf sistemine son verilmeden, insanlar çok daha yýkýcý ve büyük sorunlarla karþý karþýya kalýrlar. Böylece sorunlarýn, çeliþkilerin devrimci çözümü herkes için anlaþýlýr hale gelir. Ýþler bu noktaya varýnca küçük burjuva sol hareketlerin aldatma ve manevralarý hiçbir iþe yaramaz. Hiç kimse ayaða kalkan, dövüþen, güçlenen kitleleri oyalayarak daha fazla yanýnda tutamaz. Kitleleri etkilemenin, kendi yanýnda tutmanýn ve onlara öncülük etmenin yolu, ileri hedefler için devrim için, iktidar için mücadele etmekten geçer. Yalnýzca devrimle iktidarý ele geçirme hedefi, emekçileri kesin bir karalýlýkla savaþýma çekebilir. Proleter kitlelerin ve emekçilerin devrimci eylemini yönetmek iþçi sýnýfýnýn devrimci partisinin görevidir. Yýðýnlarýn devrimci sýnýf savaþýmýný daha ileri götürecek olan örgüt, marksizmin devrimci teorisiyle donanmýþ, emekçilerin sosyal pratiði içinden geçerek yetkinleþmiþ ve her koþulda devrimin çýkarlarýný savunma yeteneði ve kararlýlýðý göstermiþ olan proletaryanýn devrimci sýnýf partisidir. Leninist Parti’dir. Önder parti emekçilerde ve halklardaki büyük deðiþimi derinlikli olarak kavrama ve ortaya koyma yeteneðini sergilemiþtir. Emekçi yýðýnlar bu partinin öncülüðünde hareket ederek kendi kurtuluþlarýný gerçekleþtirecektir. C.DAÐLI
Yeni Evrede
Politik Teşhir
Mücadele Birliði
POLİTİK TEŞHİR VE DEVRİMCİ GÖREVLER Emperyalist kapitalist sistemin dünya ölçeðinde süren sert ve derin yapýsal krizi, iþçi sýnýfýna yönelik sistemli ve küresel bir saldýrýyý da beraberinde getirdi. Tam ilhak politikalarý emekçi sýnýflarda dayanýlmaz bir yoksulluk, sefalet yaratýrken: iþçi sýnýfýnýn ekonomik örgütleri olan sendikalara kadar saldýrýp iþçi sýnýfýný örgütsüzleþtirirken, iþ bulabilenlerin konumlarýný güvensizleþtirdi; böylece ücretlerdeki düþüþü daha da hýzlandýrýp artý-deðer sömürüsünü artýrdý. Pek çok ülkede olduðu gibi bizde de özelleþtirme taþeronlaþtýrma, esnek çalýþma, sendikasýz, sigortasýz çalýþtýrma vb. yöntemlerle uygulanan bu saldýrý karþýsýnda uzun yýllardan beri süren bir mücadele söz konusu. Yýllara yayýlan bu mücadelede sosyal reformistlerin ve ortalama solun önemli bir kesimi iþçi sýnýfýnýn kendiliðinden mücadelesi önünde secde etti, onlara ekonomizmden, sendikalizmden baþka bir þey önermedi. Hatta belirgin olarak öne çýkardýklarý, sendikalarýn sloganý “Sendikasýz, sigortasýz çalýþmaya hayýr” oldu. Ýþ kazasý denen iþçi cinayetlerine, iþyerlerindeki çalýþma koþullarýna, iþçi sýnýfýnýn yaþam koþullarýna ve büyük sefalete dikkat çeken bu mücadele, sýnýflar mücadelesinin bütün tarihi boyunca belirli bir yere sahip oldu. Bundan sonra da olacaktýr. Ama bilinmelidir ki, bu mücadele iþçi sýnýfýnýn kendiliðinden mücadelesidir ve varabileceði en ileri yer sendikalizmdir, ekonomizmdir. Bu mücadelenin ufku, iþçi sýnýfýnýn emek gücünü daha uygun koþullarda satmanýn ötesine geçmez. Bu nedenle sendikal alanda sürüp giden bu mücadele, iþçi sýnýfýný kapitalizm koþullarýnda kalmaya ve ayný anlama gelmek üzere sömürü altýnda yaþamaya mahkum eder. Buradan anlaþýlmasý gereken, marksist leninistlerin ekonomik mücadeleyi, sendikal mücadeleyi reddettikleri gibi absürd bir sonuç olamaz. Aksine, komünistler, hiçbir koþulda sendikal mücadeleyi reddetmedikleri gibi, kendilerini de asla bu mücadeleyle sýnýrlamazlar; iþçi sýnýfý saflarýnda sosyalizm biliminin, yani iþçi sýnýfýnýn biricik kurtuluþ öðretisi olan marksizim-leninizmin geliþip güçlenmesi için her koþulda politik eðitimi ve politik mücadeleyi öne çýkarýrlar. Bundan ne anlaþýlmalý? Yani iþçi sýnýfýnýn politik eðitimi denince ne anlaþýlmalý? Ýþçi sýnýfýnýn çýkarlarýyla burjuva sýnýfýn çýkarlarýnýn birbirlerine karþýt olduðunun anlaþýlmasý yeterli mi? Bu doðru önermeyi za-
ten her iþçi kendi yaþamýndan þu ya da bu oranda görmüþ öðrenmiþtir. Burada iþçilerin politik eðitiminden bahsetmek demek, iþçi sýnýfýnýn ekonomik olarak sömürüldüðü kadar politik olarak da baský altýna alındýðýný kavratmak demektir. Hatta bu ezilme ve baský altýna alınmanýn hayatýn içindeki her somut olayda nasýl uygulandýðýný göstermek, görmelerini saðlamak demektir. Günümüz burjuva toplumunda tekelci sermaye, toplumdaki bütün sýnýf ve katmanlarý toplumsal yaþamýn bütün alanlarýnda çeþitli biçimlerde baský altýna almaktadýr. Sadece ekonomik, sendikal, politik baskýyla yetinmeyen tekelcilik, bunlarýn hepsini birden uygulamakta; aileden, özel alandan kamusal alana eðitimden saðlýða, dinsel inanç ve mezheplerden bilime kadar bütün toplumsal yaþam alanlarýný kontrol altýna almakta, bütün toplumsal kesimleri baský altýnda tutmaktadýr. Buradan iþçi sýnýfýnýn politik eðitimi, kapitalizmin, tekelci egemenlik sisteminin eleþtirisinden, ekonomik politik, toplumsal baskýnýn bütün biçimlerinin ve görüntülerinin açýða çýkarýlýp teþhir edilmesinden, bu baský kime uygulanýrsa uygulansýn, bu baskýya karþý çýkýp mücadele etmekten geçer. Sosyal reformistlerle, ekonomistlerle marksist leninistler arasýndaki en önemli fark burada ortaya çýkar. Onlar, ekonomik mücadelenin iþçilerin, emekçi kitlelerin politik mücadeleye çekilmesinde en etkili araç olduðunu söylerler. Ýþçiler fabrikalardaki, iþyerlerindeki koþullarýn düzeltilmesi için, daha iyi yaþam koþullarý için, daha “insani” bir ücret alabilmek için uðraþmalý, sendikasýz, sigortasýz çalýþmayý reddetmeli, mücadeleyi bu eksende sürdürmelidir. Zaten bu mücadelede yasalar, hükümet, kolluk güçleri onlarýn karþýsýna çýkacak ve böylelikle iþçi sýnýfýnýn ekonomik mücadelesi politik bir karakter kazanacaktýr. Onlarca yýldan beri hep savunulan ve yapýlan bu oldu. Sonuç, kamu emekçilerini bu rakamýn dýþýnda tutarak belirtelim, kaba taslak, 13 milyon iþçiden sadece bir milyonunun sendikalý olduðu gerçeðidir. Peki bu neyi gösteriyor? Ýþçi sýnýfýnýn ekonomik mücadelesinin politikleþtirilmesi yoluyla politik mücadeleye atýldýðýný mý, yoksa kendiliðinden mücadeleye tapýnmayý mý? Üstelik bu kendiliðinden mücadele önünde secdeye kapanmak iþçi sýnýfýnýn ekonomik mücadelesinde istediði sonucu bile engelliyor. Þimdi “Nasýl bir mücadele, na192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
sýl bir politikleþme?” sorusunun zamaný. Kürt ulusal hareketini konumuzun þimdilik dýþýnda tutarak söyleyelim, Hrant Dink’in katledilmesinden hemen sonra 19 Ocak 2007’de Ýstanbul’un göbeðinde yerden biter gibi biten yüzbinler ekonomik mücadele mi veriyorlardý? 2007 1 Mayýs’ýndan itibaren bütün baskýlara, yasaklara, devlet terörüne raðmen Taksim’e yürüyen, Taksim’i fetheden yüzbinler ve en son 2011 1 Mayýs’ýnda Taksim’e akan 1 milyonu aþkýn kitle ekonomik mücadele mi veriyordu? Bütün bunlar ekonomik mücadelenin politikleþtirilmesinin bir sonucu mu oldu? Elbette bu sorularýn hiçbirine olumlu cevap verilemez. Kitlelerin devlet terörüne, ýrkçýlýða, þovenizme, faþizme karþý müthiþ bir kararlýlýkla yürüttüðü bu mücadele, doðrudan politik mücadeleydi, politik özgürlüklerin kazanýlmasý mücadelesiydi, yoksa sendika, sigorta mücadelesi deðil. Ekonomik mücadelenin politikleþmesine en güzel örnek, TEKEL iþçilerinin Ankara’daki güçlü eylemi oldu. O da sendikalara raðmen, hatta yer yer sendikalara karþý verilen bir mücadele olarak yaþandý. TEKEL iþçileri Ankara’nýn göbeðinde kurduklarý derme çatma çadýrlarda aylar süren bir eylem gerçekleþtirdiler. Gerek hükümetin ve kolluk güçlerinin tavrý, gerek TEKEL’in özelleþtirilmesinden sonra onbinlerce iþçinin 4-C kölelik sözleþmesini reddetmeleri, Ankara’da 78 gün süren bu eylemi daha baþtan politik bir eylem düzeyine yükseltti. Sonuç ortada. Böylesine büyük kitle desteði alan, bütün toplumun yüreðini kazanan bu eylem, iþçi sýnýfýnýn kendi doðrudan demokratik örgütlenmesi eliyle ve yine iþçi sýnýfýnýn baðýmsýz devrimci sýnýf politikalarý temelinde yürütülemediði için, iþçiler açýsýndan somut bir kazaným elde edemeden bitti. Elbette, daha önce üzerinde durduðumuz gibi bir bilinç sýçramasý yarattý, sýnýflar mücadelesi açýsýndan önemli sonuçlarý da oldu, ama TEKEL iþçileri açýsýndan öne sürülen talepler bakýmýndan somut bir kazanýmý olmadý. Devrimci kitle patlamalarýnýn yaþandýðý bu süreçte aylarca süren bu eylem, niye somut bir kazaným elde edemedi? Sorunu sadece burjuva sendikalarýnýn ayak oyunlarýyla, iþçi önderlerinin yetersizliðiyle, iþçilerin sýnýf bilincinin yetersizliðiyle açýklamak yetmez. Bütün bunlarýn etkisi var elbette. Ama asýl nedenlerden biri, devrimci hareketin, toplumun bütün sýnýflarýna, bütün emekçi kitlelere
5
Yeni Evrede
Politik Teşhir gidememesi, eylemi salt Ankara’da, “çadýrkent” ve civarýyla sýnýrlý tutmasý oldu. Oysa bu eylem bütün kentlere, iþçi emekçi sýnýfýnýn yaþadýðý bütün mahallelere yayýlma potansiyeli taþýdýðý gibi, bunun en rahat gerçekleþtirilebileceði eylemlerden biriydi. Bu eylemin salt ekonomik hedeflerle, iþe dönüþle sýnýrlandýrýlmasýný kýrmak, politik ajitasyonun konusu yapmak zorunluydu (bu hiç yapýlmadý demek haksýzlýk olur, ama yeterince yapýlmadý) bu eylemi sadece 4-C ve iþçilerin kazanýlmýþ haklarýyla iþe dönüþün propaganda ve ajitasyonuyla sýnýrlamak deðil, asýl olarak iþçi sýnýfýnýn iktidar hedefiyle bütünleþtirmek, güncel devrimin örgütlenmesinin bir aracýna dönüþtürmek gerekiyordu. Ayrýca ekonomik temelli bu tür talepler, toplumsal politik yaþamýn bir parçasý olarak ele alýnmazsa, hükümete yönelen bir reform talebinden öteye gidemez. Leninist parti, bu tür eylemlerin taleplerini toplumsal politik yaþamýn bir parçasý olarak ele almakla, buradaki emek sermaye asýl çeliþkisini ve çatýþmasýný açýða çýkardýðý gibi, devrimci durum koþullarýnda devrimin bir konusu olarak ele almalýdýr. Bunu yapmakla, devrim reform arasýndaki baðýn leninistler tarafýndan nasýl ele alýndýðýný da iþçi sýnýfýna gösterebilir. Kaldý ki tek tek hangi konuyu ele alýrsak alalým, eðer sorun genel olandan koparýlarak ele alýnýrsa devrim ufkunu kaybedip reformlarda boðulmak kaçýnýlmaz olur. Ýþsizlik, özelleþtirmeler, sendikal özgürlükler ya da toplumsal yaþamýn diðer konularý, mesela dinsel-mezhepsel (Ermeniler, Süryaniler, Aleviler vb.) özgürlükler olsun, bunlardan herhangi birini ele alan bir propaganda ajitasyon faaliyeti, kaçýnýlmaz olarak bu sorunlarýn maddi toplumsal boyutlarýný da ele almak, bu baskýnýn asýl nedeninin kapitalist özel mülkiyet ve sömürü olduðunu göstermek, buradan da asýl çözüme, yeni bir toplum mücadelesine baðlamak durumundadýr. Ýþçi ve emekçi sýnýfýn giderek daha kitlesel biçimde eyleme geçtiði bugünkü koþullarda, kitlelerle bað kurmak, ancak politik eðitimin ve politik teþhirin çok yönlü olarak gerçekleþtirilmesiyle mümkün olabilir. Her sýnýf ve katmanýn kendi özgün talepleriyle harekete geçtiði bu koþullar altýnda çok yönlü politik teþhir, bütün bu kitlelerin eylemini ortak bir hedefte buluþturmak, kitlelerin doðru sloganlar etrafýnda toparlanmasýný saðlamak ve zafere doðru yürüyüþlerinin önünü açmak için olmazsa olmaz koþuldur. Ýþçi sýnýfý, egemenlerin baský ve saldýrýsý hangi sýnýf veya katmaný hedef alýrsa alsýn, eðer bu baský ve zora karþý çýkmazsa, tepki göstermezse, bunu kendi devrimci sýnýf bakýþ açýsýndan ele alýp deðerlendirmezse, burada gerçek bir sýnýf bilincinden bahsedilemez.
6
Mücadele Birliði Devrimci iþçiler her somut olayda, her somut olguda toplumdaki diðer sýnýf ve katmanlarýn tutumlarýný, entelektüel, moral, politik tepkilerini gözlemlemeyi öðrenemezlerse; bütün toplumsal sýnýf ve katmanlarýn yaþamýnýn çok yönlü bir çözümlenmesini gerçekleþtiremezlerse ve elbette bunlarý diyalektik materyalist yöntemle yapmayý baþaramazlarsa, burada gerçek bir sýnýf bilincinden bahsedilemez. Ýþçi sýnýfýnýn dikkatini, gözlem yeteneðini ve hatta bilincini asýl olarak kendisi üzerinde, yani proletarya üzerinde yoðunlaþtýrmak, iþçi sýnýfýna ve iþçi sýnýfýnýn kurtuluþ davasýna yapýlabilecek büyük bir kötülüktür. Çünkü iþçi sýnýfýnýn kendi kendisini tanýmasý, modern kapitalist toplumun bütün sýnýf ve katmanlarýnýn çok yönlü hareketi içinde edindiði kendi deneyimi olmadan, politik yaþama dair kendi deneyimiyle edindiði düþünceleri olmadan mümkün deðildir. Sýnýf bilincine sahip her bir iþçinin, her leninistin mutlaka toplumun diðer sýnýflarýnýn tavýr ve davranýþlarýna dair; bir kapitalistin, bir din görevlisinin, bir küçük esnafýn, üst düzey bir devlet memurunun, polisin, öðrencinin, hatta bir fahiþenin hakkýnda açýk, net bir fikri olmalýdýr. Bütün bu toplumsal katmanlardan bireylerin kendi sýnýfsal konumlarýna, ekonomik, politik tutum ve davranýþlarýna baðlý olan güçlü ve zayýf yanlarýný bilmeli; ekonomiyle doðrudan baðlantýlý olan kendi bencil çýkarlarýný ve amaçlarýný görmeli, toplumsal konumlarýnýn barýndýrdýðý bütün safsatalarýna ve önyargýlarýna baðlý olarak, onlarýn kendi toplumsal çýkarlarýný nasýl ifade ettiklerini anlamalýdýr. Bütün bunlar sadece kitaplardan teorik olarak elde edilmez. Teoriden ziyade sýnýf bilinçli her iþçinin, her leninistin bizzat kendi deneyim ve gözlemleriyle edinebileceði yeteneklerdir bunlar. Sokaða çýkan iþçilere, kamu emekçilerine, öðrencilere, siyanür madenlerine, HES’lere karþý yaþam alanlarý savunan köylülere, nükleer santrallere vb. karþý çýkan çevrecilere, gecekondularýnýn yýkýlmasýna karþý çýkan emekçi mahallelerindeki yoksul halka, okullarýnýn, evlerinin önündeki trafik kazasý cinayetlerine tepki gösteren bir yaya geçidi yapýlmasý için yol kesen, gösteri yapan halka coplarla, sopalarla, gaz bombalarýyla, panzerlerle saldýrýp vahþet uygulayan polis karþýsýnda iþçi sýnýfý neden gereken tepkiyi göstermiyor? Kürt kentlerinde, köylerinde, hatta metropollerin varoþlarýnda evlere varana kadar gaz bombalarý atan, beþikteki bebeði bile gaza boðup öldüren, büyük bir askeri güç kullanarak Kürt halkýna vahþice saldýrýlar düzenleyen faþist devletin yaptýklarý karþýsýnda iþçi sýnýfý neden hala gereken tepkiyi vermiyor? Doðrusunu söylemek gerekirse bütün bu olaylar karþýsýnda politik teþhirin yeterince 192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
hýzlý, çarpýcý ve etkin olarak yapýlmamasýndan ya da bir baþka söylemle, leninistlerin, sýnýf bilinçli iþçilerin kitle hareketinin hýzýna yetiþememesinden, onlara yeterli ve doðru önderlik yapmak bir yana, çoðu kez kitle hareketinin peþinden sürüklenmesinden kaynaklanýyor. Che’nin dediði gibi, kime atýlýrsa atýlsýn, atýlan tokadýn acýsýný kendi yanaðýnda duymayan birisi devrimci olamaz. Modern kapitalist toplumun ve tarihin en devrimci sýnýfý olan iþçi sýnýfý bu vahþete, bu baskýya, bu teröre seyirci kalýyorsa eðer, bu, leninistlerin iþçi sýnýfýyla yeterli baðý olmadýðýndan, iþçi sýnýfý üzerindeki etkisinin yeterince yaygýn olmamasýndan, politik teþhir, eðitim, propaganda ve ajitasyon faaliyetinin yeterinden daha az olmasýndandýr. Toplumsal koþullara baðlý olarak politik faaliyetin kendi mantýðý vardýr. Hepimizin zaman zaman dile getirdiði gibi, toplumda müthiþ bir öfke birikimi var. Bu öfke yer yer zaman zaman kontrolsüz patlamalarla kendisini açýða vurabiliyor. Bu, Leninistlerin, sýnýf bilinçli iþçilerin bu öfkeyi, öfke dereciklerini, tek ve doðru bir mecrada birleþtirip güçlü ve yýkýcý bir ýrmak gibi bugünkü tekelci kapitalizme ve onun egemenlik aygýtý faþist devlete yöneltemediklerinin bariz bir göstergesidir. Burada iþçi sýnýfýna nasýl gitmeli sorusunu tekrarlayarak cevap verelim: Politik teþhir faaliyetini politik eðitim faaliyetini, propaganda ve ajitasyon faaliyetini artýrarak. Ama burada bir þeyin altýný yeniden çizelim; sadece iþçi sýnýfýna deðil, toplumun bütün sýnýflarý arasýna gitmeli, çok yönlü bir teþhir faaliyeti sürdürülmelidir. Bunu biraz daha açarsak; mahallelerde olsun, iþyerlerinde olsun, iþçilerle iliþkilerde, onlarýn yaþam koþullarýndan, fabrikalarda, atölyelerde karþýlaþtýklarý baskýlardan, aðýr çalýþma koþullarýndan, uzun iþ saatlerinden ücretlerin azlýðýndan, nasýl sömürüldüklerinden vb. konulardan konuþmak yetmez. Evet bunlar da konuþulmalý. Ama bütün bunlarýn bizzat iþçilerin kendi yaþamý olduðu, bütün bunlarý zaten bildikleri unutulmadan. Leninistlerin iþçilerle iliþkilerinde kendilerini bu konularda sýnýrlandýrmalarý, kendi kendilerini darlaþtýrmalarý, ellerini kollarýný baðlamalarý, bir sendika örgütcüsü, bir ekonomist düzeyine düþürmeleri demektir. Ýþçilerle iliþkilerde devrimci mücadeleyi sýnýf mücadelesini, bu mücadelenin ve hareketin tarihini; sýnýflarýn ortadan kaldýrýlmasýnýn gerekliliðini anlatmak gerekir. Ezilen uluslara ve ulusal topuluklara, Alevi, Ermeni, Süryani vb. dinsel, mezhepsel topluluklara yapýlanlarý, öðrencilere, devrimci tutsaklara, kadýnlara yapýlanlarý yani bütün ezilen emekçi sýnfý ve katmanlara yapýlanlarý; zulmü, baskýyý, faþist
Yeni Evrede
Politik Teşhir
Mücadele Birliði saldýrýlarý, vahþeti, devlet terörünü çok yönlü teþhir etmeden; emperyalizmi; kapitalizmi, faþizmi, þovenizmi, ýrkçýlýðý velhasýl sermayenin egemenliðini sürdürebilmek için nasýl bir iç savaþ sürdürdüðünü; yönetemeyip savaþtýðýný, bunun dýþ baðlantýlarýný ve koþullarýný; sermayenin dünya egemenliðini; bu hegemonyanýn çöküþünü ve sonuçlarýný vb. anlatmadan, kavratmadan iþçileri, politik özgürlüklerin kazanýlmasý mücadelesine, politik mücadeleye kazanmak, onlarý politik eðitimden geçirmek mümkün deðildir. Burjuva sýnýfýn ve burjuva devletin bu çok yönlü saldýrýlarýný, bunlar arasýndaki baðlantýyý ve bütün bunlarýn amacýný anlatmadan kapitalizmin teþhiri yapýlamaz. Ayrýca “sosyalist inançlarýný ve demokratik taleplerini tüm dünyanýn gözü önünde açýklamak için” (*) Leninistler hiçbir fýrsatý kaçýrmamalýdýr. Her leninist sadece iþçilere deðil, toplumun bütün ezilenlerine,emekçi sýnýflara, ezilen ulus ve ulusal topluluklara gitmek ve bunlarý açýklamakla yükümlüdür. Ýþçi sýnýfýnýn örgütsüzlüðünden, mücadelede aðýr basan yanýn kendiliðinden mücadele olduðundan bahsetmek yetmez. Her Leninist, sürece etkin olarak müdahale etmelidir. Her Leninist propaganda ve ajitasyonu sürdürmek, proletaryanýn örgütlenmesinde ona yardým etmek zorundadýr. Bir yandan iþçi sýnýfý ve diðer emekçi kitlelerin en geniþ en demokratik örgütlenmesi olan komite ve konseylerde örgütlenmelerini teþvik ederken, bir yandan da en ileri unsurlarý proletaryanýn devrimci sýnýf partisi saflarýna kazanmak için elinden gelen her çabayý göstermekle yükümlüdür. Unutulmamalýdýr ki, toplumda yaþanan hiçbir olay iþçi sýnýfýnýn ilgi alaný dýþýnda deðildir. Ya doðrudan iþçi sýnýfýnýn kendi yaþamýyla ya da toplumdaki bütün devrim güçlerinin öncüsü olarak iþçi sýnýfýyla baðlantýlý olmayan hiçbir toplumsal olay yoktur, olamaz. Bu nedenle toplumsal yaþamýn bütün olgularý ve bütün olaylarý propaganda, ajitasyon, politik eðitim, politik teþhir ve örgütlenme faaliyetinin konusudur. Burada gözden hiçbir þekilde kaçýrýlmamasý gereken husus, devrim, demokrasi ve proletaryanýn buradaki rolüdür. Emperyalizmin yeni evresinde uygulanan tam ilhak politikalarý kapitalizmin kendi iþleyiþinde zaten var olan geniþ kitlelerin mülksüzleþtirilmesini daha da yoðunlaþtýrýp kýr ve kent küçük burjuvazisini küçük mülk sahiplerini büyük bir hýzla mülksüzleþtirip devrim saflarýna doðru itiyor. Emperyalist tam ilhak, nüfusun büyük çoðunluðunu giderek artan oranda burjuva sýnýfla ve bu sýnýfýn egemenlik aygýtý olan faþist devletle karþý karþýya getiriyor. Bu koþullarda
proletarya demokratik halk devrimini gerçekleþtirerek, demokratik halk iktidarýný kurmak amacýyla hiç vakit kaybetmeksizin harekete geçmelidir. Bu cümleden hareketle, proletarya, kendisi dýþýnda tekelci burjuva sýnýfla, tekelci kapitalizmle ve bu sýnýfýn egemenlik sistemiyle sorunu olan bütün toplumsal sýnýflarý, katmanlarý, ezilen ulus ve ulusal topluluklarý kendi hegemonyasý altýnda birleþtirip bu egemenliðe son vermek amacýyla kollarý sývayýp iþe giriþmelidir. Þimdi sormak gerekiyor: Proletaryanýn öncü müfrezesi olan Leninist Parti’nin bunu yapabilecek, propaganda ve ajitasyonu toplumun bütün emekçi sýnýflarýna, ezilen ulus ve ulusal topluluklara, diðer katmanlara ve sýnýflara götürebilecek gücü var mý? Aslýnda bu sorunun cevabýný verdik sayýlýr. Devrimci kitle patlamalarýnýn yaþandýðý, devrimin kendi kitlesiyle buluþtuðu bugünkü koþullarda harekete her gün artan miktarda insan katýlmakta çeþitli sýnýf ve katmanlardan milyonlarca insan bizzat sermaye tarafýndan devrim saflarýna doðru itilmekte, bütün bu kitlelerin en ileri kesimleri, özellikle de gençlik büyük bir hýzla devrim saflarýna katýlmaktadýr. Þimdi Leninist Parti’nin en temel sorunu bütün bu güçlerden yararlanabilmekte, harekete katýlmak isteyen herkese yapabileceði uygun bir görev vermeyi baþarabilmektedir. Yaþamýn her alanýnda burjuva devlet mekanizmasýnýn çeþitli kurumlarý da dahil, her yerde insanlara ihtiyaç var. Bu insanlar proletaryaya, ezilen ulus ve ulusal topluluklara, emekçi yýðýnlara devletin kendi iliþkileri ve iç iþleyiþi dahil her konuda yeni yeni bilgiler verebilirler. Leninistlerin politik teþhir, propaganda, ajitasyon ve örgütlenme faaliyetleri yanýnda doðrudan politik eylemlerinde de bu tür bilgilere ihtiyacý olduðu bilinen bir olgu. Toplumun bütün sýnýflarý içinde faaliyet yürütmenin, bugün daha çok olanaklarý var. Hareketin geliþimi, her sýnýftan insaný etkisi altýna alýyor. Kimilerinde nefret duygusu uyarýrken, kimilerinde hoþnutsuzluk yaratýyor, kimilerinde yeni yeni umutlar doðmaya baþlýyor, kimileri faþist devletin yýkýlacaðýna olan inancýný pekiþtiriyor, kimilerinde devrimci harekete destek olma hatta doðrudan katýlma isteði duyabiliyor. Ýþte þimdi Leninist Parti bu koþullardan en iyi biçimde yararlanmayý,harekete katýlmak isteyen her insana, koþullarýna ve konumuna uygun bir iþ vermeyi baþarabilecek midir? Evet, Leninist Parti bunu baþarmalýdýr. Fabrikalardaki, iþyerlerindeki kötü koþullarýn teþhiri, tek tek burjuvalara karþý savaþ ilan etmektir diyordu Lenin. Týpký bunun gibi, tekelci kapitalizmin ekonomik, politik teþhiriyse tekelci kapitalist egemenliðe faþist dev192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
lete karþý bir savaþ ilanýdýr. Burada politik teþhir ne denli geniþ ve etkin olursa, bu savaþa katýlacak insanlar üzerinde de etkisi o kadar güçlü olacaktýr. Onlarý hem maddi hem de moral açýdan daha güçlü kýlacaktýr. Bunun yanýnda politik teþhir, burjuva cepheyi daðýtmanýn, burjuva cephedeki yarýlmayý, parçalanmayý derinleþtirmenin ve daha geniþ kitlelerde burjuva sýnýfa, tekelci faþist devlete duyulan güvensizlik ve nefretin güçlenmesi sonucunu verecektir. Bugün artýk politik teþhir, propaganda ve ajitasyonu bütün toplumsal kesimler arasýnda yaymadan etkin olmaktan söz edilemez. Ama burada bir þey daha var. Leninistler politik faaliyetlerini bütün halk kesimleri içinde sürdürdüklerinde, hareketin proleter sýnýf karakteri bundan etkilenmeyecek mi? Bu soruya doðru bir yanýt vermeyenler, kendilerini “halk” hareketi, “ezilenler” hareketi gibi proleter sýnýf karakteri dýþýnda bir yerde tanýmlamaya baþlayalý çok oldu. Öncelikle, hareketin proleter sýnýf karakteri, bu faaliyetin bizzat proletaryanýn devrimci sýnýf partisi tarafýndan sürdürülmesiyle bellidir. Leninist Parti, bu çok yönlü faaliyeti sürdürürken, bütün emekçi sýnýflar, ezilen ulus ve ulusal topluluklar adýna ve onlarla birlikte tekelci sermayeye ve faþist devlete karþý verilen bu mücadelede, proletaryanýn politik baðýmsýzlýðýný koruyarak proleter kitlelerin devrimci eðitimini sürdürmesinde, bu devrimci eðitimle iþçi sýnýfýnýn mücadelesini birleþtirmeyi baþarabilmesinde ifadesini bulur. Ayrýca bunlara ek olarak her geçen gün daha çok insaný harekete geçmeye zorlayan, devrim saflarýna doðru iten sermayeye dayalý bu sömürücü sisteme karþý mücadeleye giriþen büyük kitlelerin kendiliðinden hareketiyle proleter devrimci hareket arasýnda gereken baðlarý kurmakta ve geniþ halk kesimlerine öncülük etmekte ifadesini bulacaktýr. Bu zorlu görevleri baþarabilmek için Leninist Parti, toplumsal ve politik yaþamýn bütün alanlarýna ve bütün sorunlarýna karþý tavýr geliþtirmelidir. Böylece zaten toplumun bütün kesimlerinde biriken hoþnutsuzluðun, öfkenin, biriken patlayýcýlarýn kendiliðinden bir hareketle heba olmasýnýn önüne geçebilir, proletaryanýn politik bilincini ve politik eylemini geliþtirerek, bütün diðer emekçi sýnýflarý, ezilen ulus ve ulusal topluluklarý kendi hegemonyasýna alarak birleþik devrime önderlik edebilir. Þimdi yarýnlarý kazanmak bu görevlerin ne kadar baþarýlabildiðine baðlý olacaktýr. * Lenin, Seçme Eserler, Cilt 2, Sf.107, Ýnter Yayýnlarý, 1. Basým.
7
Yeni Evrede
Ekonomik Durum
Mücadele Birliði
KONTROLDEN ÇIKMIÞ EKONOMÝ 2011 yýlýnýn ilk dört ayýnda, Türkiye ekonomisinin %11 büyümeyle dünya þampiyonu olmasýna kimse þaþýrmadý. Hele ki, bu büyümenin iç kaynaklara ve iç tüketime deðil, dýþ kaynaklara ve tüketime dayandýrýldýðýný bilenler için. Financial Times’ýn yazdýðý gibi: “Kimse bu baþarý için þampanya patlatmýyor.” Öte yandan, bir kenara not etmemiz gereken önemli bir olgu var. Metal-petrokimya ve demir-çelik gibi en temel sanayi kollarýnda iþçiler, ardý ardýna eylemlere giriþtiler, bazýlarý daha greve çýkmadan yüksek ücret zamlarý aldýlar. Hâlbuki iki sene önce, ekonomik yýkým dalgalarýnýn ortasýnda ayný iþçiler ücretlerde ciddi indirimler yaratan anlaþmalara seslerini çýkartmadýlar. Kriz, iþçinin en büyük korkusuna, iþsizlik tehdidine boyun eðmesine yol açýyor, özellikle iþçi sýnýfý örgütsüzse... Sýnýf örgütlüyse, kriz dönemleri isyanýn gerekçesi oluyor, týpký bugün Yunanistan’da yaþandýðý gibi. Ýþsizlik korkusu biraz yatýþtýðýnda ise sýnýf, kayýplarýný geri almak için daha cesaretli, cüretli oluyor. Bu konuya iþaret ettikten sonra iþçilere, bugünkü güdük kazanýmlarýn kýsa ömürlü olacaðýný, ekonominin yapýsal krizinin her þeyi tersine çevirecek dinamikleri içinde barýndýrdýðýný açýklamakta sonsuz yarar var. Manik-Depresif Ekonomiler Gerçekten de, Türkiye gibi, baðýmlýlýðýn tam ilhaka dönüþtüðü ülkelerde yakalanan büyüme rakamlarý, düþülecek uçurumun derinliðini ifade eder hale geldi. Ne kadar büyüdüysen, düþüþ o denli sert olacak demektir. Baðýmlý ülkelerin pek çoðunun kaçýnamadýðý bir kaderdir bu. Ekonomilerin yükseliþi gibi, düþüþleri de, giderek daha dik bir çizgi ile ifade ediliyor, dalga boyu yükseliyor, kriz aralýklarý sýklaþýyor. Birkaç yýl üst üste yakalanan büyüme eðrisi, hemen sonra, oldukça kýsa sürede olup biten bir düþüþ halini alýyor. Ve salýnma, her seferinde bir öncekinden daha büyük rakamlarla ifade ediliyor. Son yirmi yýlda bu döngü, %5 gibi düþme-yükselme oranýyla baþladý, sonraki döngü, %10’larda, bir önceki döngü de %20’lerde bir orana tanýk oldu. Kopmasý beklenen ve þimdilerin adýna þampanya patlatýlamayan büyüme rekorlarý tarafýndan hazýrlanan döngünün, en
8
saðlam görünen ekonomilerde bile ölümcül yaralar açabilecek bir düzey olan %30’larda seyredeceði bekleniyor. Ve bu felaketin tüm göstergeleri, daha þimdiden ortaya çýkmaya baþladý. Ekonomiye adeta manik-depresif ataklar yaþatan yapýsal deðiþimler, Kemal Derviþ ve ekibi tarafýndan hazýrlanmýþtý, AKP hükümeti o programý harfi harfine uyguladý. Söz konusu ekonomik yapý; ucuz ithal ürünlerle dolup taþan bir iç pazar, yüksek faiz ve þiþirilmiþ deðerli TL’den nemalanmak için adeta akýnlar üstüne akýnlar düzenleyen sýcak parayla dönen bir kredi cümbüþü yarattý. Ucuz ithal ürünlerin neredeyse gümrük duvarlarýna toslamadan iç pazarý doldurmasý, sanayi üretiminin en kalabalýk iþçi sýnýfýna sahip sektörlerini tükenme noktasýna getirdi. Türkiye, bir zamanlar ciddi bir kapasite yarattýðý tekstilde, Uzakdoðu ülkelerinin pazarý haline geldi. Ýç pazarda 40–100 liraya satýlan gömlek-pantolon, Çin-Bangladeþ gibi ülkelerden sadece 6 liraya geliyor. 25 liraya satýlan tiþörtün Moldova’dan geliþi sadece 1,5 lira. Sadece 2010 yýlýnda doðrudan ithal edilen kumaþ miktarý 2,2 milyar metre. Bunun karþýlýðýnda içerde 400 kumaþ fabrikasý buhar oldu. Sadece kumaþta deðil, iplik üretiminde de pek “hazin” hikâyeler anlatýyor patronlar. Tekstile benzer þekilde, tüm diðer sanayi dallarýnda ucuz ithal mal kullanýmý olaðanüstü düzeye çýktý. Ýthal ara-ürüne baðýmlýlýðýn, %70 ile %90 arasýnda deðiþtiði onlarca sektör var. Ve bu, ara malý ithalatý, geçen yýla göre %40 artýþ anlamýna geliyor. Ýthalattaki bu büyük artýþ, iç üretimde hýzlanan bir yýkýmdan baþka bir anlama gelmiyor.
192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
Deðirmenin Suyu Peki, ama ithalat için parayý nerden buluyor Türkiye? Borçlanýyor, hem de az buz düzeyde deðil. Cari açýk yýllýk 80 milyar dolar düzeyine adeta sýçradý. Baþka herhangi bir ekonomide bu rakam, alarm zilleri çaldýrýr. Þimdilik emperyalist dünya, bu muazzam cari açýða sessiz kalýyor. Bir nedeni politik: Dört bir yaný devrimler ve isyanlarla çevrilen Türkiye, emperyalist dünyadan akan sýcak parayla fonlanýyor, devrim ateþi üzerine itfaiye hortumuyla para fýþkýrtýlýyor. Diðer nedeni ise ekonomik. ABD, Japonya ve AB gibi dünyaya para pompalayan merkezlerde faizler neredeyse sýfýr düzeyinde. Türkiye’de ise %9. Sýrf bu faiz için gelenlere, ekstradan kazançlar da yok deðil. Türk Lirasýnýn nispi deðerindeki þiþirme yükseliþ, faiz kazancýný katlýyor. Bir örnek verelim: Dolarýn 1,5TL olduðu bir evrede Türkiye’ye giriþ yapan 66 milyon dolar sýcak para, karþýlýðýnda 100 milyon lira satýn alýyor. Bir dizi para iþlemiyle TL’nin nispi deðeri yükselip 1 dolar=1,25TL düzeyine gelince, ayný 100 milyon TL oluyor 80 milyon dolar. Havadan kazanýlan para, neredeyse %25 kazanç. Böyle cennet vatan uðruna, hangi sýcak para olmaz ki feda?! Faiz ve döviz kuru üzerinden iþleyen finansal akýþ sayesinde Türkiye, muazzam cari açýðýný kapatabiliyor, yani üretemediðini tüketmeye devam ediyor. Bankalar adeta cep telefonu mesajýna kredi daðýtýyor. Böylece, kýsa sürede faiz ve döviz kuru farklarýndan yararlanmak için gelen para, bir de, kredi yolu ile ithal mallarýn tüketiminde kullanýlýyor. 2003 yýlýnda daðýtýlan tüketici kredilerinin toplamý sadece 8 milyon dolardý, þimdi ise 171 milyar dolarlýk borçlarýný da ekleyin. Neredeyse 300 milyar dolar, þu anki milli hasýlanýn %40’ý, üretmediðimiz ama yeniden ve yeniden borçlanarak tükettiðimiz kýsým. Ýþte bu yüzden, %11’lik tarihi büyüme rekoruna þampanya patlatan yok. Aksine, bu denli hýzlý çýkýþ, Türkiye ekonomisinin lastik top misali hýzla sýçrayýp, ayný hýzla çakýlmasýnýn dinamiklerini güçlendiriyor. Yýkýmý hareket halinde karþýlamak Bu ekonomik tablo, kendi özgün sýnýf dengesini de yaratýyor. Ucuz ithal ürünlere boðulan pazarlar sayesinde, hiç olmazsa ça-
Yeni Evrede
Ekonomik durum
Mücadele Birliði
lýþan kesimlerin gerçek ücretlerinde ciddi kayýplarýn yaþanmasý önleniyor. Böylece proletarya, kýsýr ücret kavgasý yerine, daha geniþ politik bir perspektiften hareket imkâný kazanýyor. Öte yandan, çöken iç üretimin yarattýðý iþsizlik, tersine göçü özendiriyor, kentlerde iþ bulmaktan umudu kesenler, yarý aç yaþamýn hüküm sürdüðü kýrlara, köylere geri dönüyorlar. Kentlerin ve kýrlarýn küçük mülk sahipleri ise, þimdilik kolayca eriþebildikleri krediler sayesinde, tüketimin sahte cennetinde yaþamaya ve AKP’nin kalabalýk oy tabanýný oluþturmaya devam edebiliyor. Ama her çýlgýn partinin sonunda, korkunç baþaðrýlarýyla uyanýlan bir sabah vardýr. Aþýrý yük borcunun, ekonomi tarafýndan daha fazla taþýnamayacaðý o noktaya doðru hýzla ilerliyoruz, bu konuda emperyalist sermaye sözcülerinin uyarýlarý gittikçe sertleþiyor, yoðunlaþýyor. Borç verenler, geri alamayacaklarýna dair kuþkularýný dile getirip, Türkiye’ye “cari açýðý kapat” uyarýsýnda bulunuyorlar. Zurnanýn zýrt dediði yer, tam da burasý. Nasýl kapanacak cari açýk? Sanayi üretimi ithal girdilere öylesine baðýmlý ki, bu konuda konulacak her kýsýtlama, hem sanayi üretimini týkar, hem de ucuz ithalat sayesinde biraz olsun nefes alan milyonlarca emekçiyi, bir anda açlýk sýnýrýnýn altýna iter. Ýþin aslý, ekonomideki oldukça hassalaþan dengeleri kontrol altýna alabilecek hiçbir araç, hiçbir yöntem kalmadý hükümetin elinde, nereye dikiþ atsalar, bir baþka taraftan patlýyor. Bu yüzden, bu gidiþe müdahale edemiyor, dokunamýyorlar bile. Aþýrý yüklü ve kontrolden çýkmýþ bir kamyon, son gaz uçuruma yaklaþýrken, ne fren tutuyor ne balata. O uçuruma tam olarak ne zaman varýlacak, bilinmez. Sadece, 2001 krizini hazýrlayan dengesizliklerden kat kat büyük sorunlarla karþý karþýya olunduðunu ve yýkýmýn da ayný derecede þiddetli olacaðýný öngörebiliriz. Bu durumda, krizin þok dalgalarý geldiðinde, proletaryanýn harekete geçmesinin, iþsizlik korkusu aðýr bastýðý için, daha zorluk taþýyacaðý hesaba katýlmalýdýr. Bu yüzden proletaryanýn bu þok dalgalarýndan sonra deðil, önce harekete geçmiþ olmasýnýn önemi büyük. Büyüme rakamlarýnýn verdiði cesaretle, bugünlerde daha bir özgüvenli ve harekete geçen proletarya, mücadelesini daha ileri noktalara taþýmalýdýr. Bu kez proletarya, devrimin zaferini kazanmak için, sýnýf iliþkilerini ve ittifaklarýný hazýr bulacaktýr. Muhtemelen, borca batmýþ milyonlarca küçük mülk sahibinin öfkesi, gücünü göklere çýkartan AKP’yi yere çalacaktýr. Özgürlük yolunda kararlýlýkla ilerleyen Kürt halký da, proletaryanýn iktidar mücadelesinin en yakýn müttefiki olacaktýr. Bütün mesele, krizin þok dalgalarýný, sýnýfýn hareket halinde ve eylem alanlarýnda karþýlamasýdýr. Proletaryayý bu yönde aydýnlatmak, cesaretlendirmek, politik þiarlarla donatmak, her zaman olduðu gibi, sadece Leninistlerin omuzundadýr.
Libya Temas Grubunu Protesto 40 ülkeyi aþkýn üyesi bulunan Libya Temas Grubu, 15 Temmuz’da Türkiye’de Ýstanbul Çýraðan Otel’de bir araya gelerek, Libya üzerinde uyguladýklarý askeri ve politik ilhaký tartýþtýlar. Dýþarýda ise devrimciler, Libya halký ve diðer halklar üzerinde uygulanan emperyalist müdahaleyi protesto etmek için Beþiktaþ Ýskele Meydaný’nda toplandýlar. Nato ve Füze Kalkaný Karþýtý Birliðin çaðrýsý ile organize edilen eyleme aralarýnda Mücadele Birliði Platformu’nun da olduðu bir çok devrimci yapý ve sendika destek verdi. 15 Temmuz günü Ýskele Meydaný’nda toplanan kitle, saat 12.30’da Barbaros Meydaný’na doðru yürüyüþe geçti. Fakat burada polisin barikatýyla karþý karþýya kaldý. Bir süre temsilciler ve polisler arasýnda tartýþma yaþandý. Bir sonuç alýnamayýnca kitle yürüyüþ yönünü Heykel Parký’na doðru kaydýrdý. Burada bir basýn açýklamasý yapýldý. Nato ve Füze Kalkaný Karþýtý Birliðin ortak basýn metnini okuyan Veysel Þahin; “Libya, emperyalistler tarafýndan alçakça, fütursuzca bombalanýyor. Geride kaç kiþinin öldüðüne, kentlerin nasýl yerle bir olduðuna aldýrmadan, her geçen gün daha fazla sayýda savaþ uçaðýyla bombalanýyor. Katiller bellidir. Baþta ABD olmak üzere tüm emperyalistler, Libya halkýnýn katilidir! Libya Temas gurubu adý altýnda ABD’nin güdümünde bir araya gelen 40’ý aþkýn ülke, þu an Ýstanbul’da Libya’nýn ‘kaderini’ tartýþýyorlar! Tartýþtýklarý Libya’nýn nasýl iþgal edileceði, Libya petrolünün nasýl gasp edileceði ve iþbirlikçi- uþak bir iktidarýn nasýl ku ru la ca ðý dýr” dedi. Þahin; Libya halkýnýn nasýl yönetilmek istiyorsa öyle yönetilmesi gerektiðini, Libya halkýnýn kendi kaderini tayin etmesi gerektiðini vurguladý. Yapýlan basýn açýklamasýnýn ardýndan kitle daðýldý. Kitle daðýlýrken birkaç sivil polis daðýlan gençlere müdahale etmeye kalkýnca bir gerginlik yaþandý. Bazý provokatör sivil polisler fiziksel müdahale etmeye çalýþtýysa da, kitle tarafýndan tartaklanarak uzaklaþtýrýldý.
192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
9
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
PTT ÝÞ ÇÝ LE RÝ EY LEM DE PTT Ýþçileri Büyük Postane Önünde
PTT Topkapý AVPÝM iþletmesinde çalýþýrken sözleþmelerinin bittiði gerekçesiyle iþten atýlan taþeron iþçiler Rýza Soylu ve Cafer Kalað 5 Ocak 2011 tarihinde iþyeri önünde baþlattýklarý eylemlerinin 6 ayýný geride býraktýlar. Bu 6 aylýk süreç içerisinde iþlerine geri dönebilmek ve taþeron çalýþma sisteminin ortadan kaldýrýlmasý için çeþitli eylemler gerçekleþtirdiler. Bu eylemlerden biri de yine Sirkeci PTT önünde yapýldý. 7 Temmuz 2011 Perþembe günü saat 11.30’da Sirkeci Tramvay Duraðýnda “Haklarýmýz ve Geleceðimiz Ýçin Direniyoruz, Ýþimizi Geri Ýstiyoruz- Ýþten Atýlan PTT Taþeron Ýþçileri” pankartý açan PTT iþçileri, “Ýþimizi Geri Ýstiyoruz”, “Taþeron Ýþçisi Köle Deðildir”, “PTT Ýþçisi Köle Deðildir”, “Kahrolsun Kölelik Düzeni”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarý atarak Sirkeci Büyük Postane önüne geldiler. PTT iþçilerinin eylemine Mücadele Birliði Platformu, BDSP, Topkapý Ýþçi Derneði ve direniþteki Legrand iþçileri de katýlarak destek verdi. Sirkeci Büyük Postane önüne gelindiðinde PTT iþçisi Rýza Soylu “Bizler iþten atýldýðýmýz için 182 gündür PTT’deki zulme karþý direnen taþeron iþçileriz. Bu süre boyunca sesimizi duyurmak için bir dizi eylem ve etkinlik yaptýk fakat PTT yönetimi bir türlü sesimizi duymadý. Bizler sesimizi duyurabilmek için tekrar bir dizi eylem planý içerisindeyiz. Þu andan itibaren burada PTT Genel Merkezi önünde oturma eylemimizi baþlatacaðýz ve yarýn saat 13.00’e kadar çadýrýmýzý kurarak 24 saatlik oturma eylemi gerçekleþtireceðiz. Yani çadýrýmýz buraya taþýmýþ olacaðýz. Pazar akþamý ise Ankara’ya hareket edeceðiz ve PTT Genel Müdürlüðü önünde çadýrýmýzý kuracaðýz ve bir günlük oturma eylemi yapacaðýz. Eðer oradan bir sonuç alamazsak ertesi gün meclise giderek oradaki siyasi partilerle görüþme yapmaya çalýþacaðýz, eðer bir sonuç alamazsak orada da bir günlük oturma eylemi gerçekleþtireceðiz” diyerek eylem sürecini aktardý. Konuþmanýn ardýndan “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganý atýldý.
10
Ardýndan PTT iþçisi Cafer Kalað söz alarak 6 aylýk direniþ sürecini geride býraktýklarýný, keyfi ve kuralsýz çalýþmanýn kural haline geldiði PTT’de iþten atýlan ilk iþçiler olmadýklarýný ama böylesine karalý bir direniþin PTT’de ilk kez yaþandýðýný, bunun PTT yönetimine iyi bir cevap olduðunu ve adým atarken bir kez daha düþünmek durumunda kaldýklarýný belirtti. Eylem baþladýktan sonra PTT’de çalýþan taþeron arkadaþlarýnýn bir kýsým hak gasplarýnýn giderilmesinin saðlandýðýný, keyfi iþten çýkarmalara son vermek zorunda kalýndýðýný ve yýllýk izin hakký verilmeyen arkadaþlarýnýn bu sene bu haklarýný kullanmaya baþladýklarýný da belirten Kalað, þefler ve yöneticilerin taþeron iþçilere karþý sert tutumlarýný yumuþatmak zorunda kaldýklarýna vurgu yaptý. Taleplerinin iþlerinin iade edilmesi ve taþeron uygulamasýnýn sonlandýrýlmasý ve tüm iþçilerin kadroya alýnmasýný içerdiðini belirten PTT iþçisi, hiçbir hakkýn durduk yere verilmeyeceðini ve bir mücadelenin ürünü olarak kazanýldýðýný da çok iyi bildiklerini ifade ederek direniþ sürecinde bir çok saldýrý ve zorlukla da karþý karþýya kaldýklarýný hatýrlattý. Yaþadýklarý hiçbir saldýrý, baský ve karalama politikalarýnýn onlarý mücadeleden vazgeçiremediðini de belirten Kalað, karþý karþýya kaldýklarý her saldýrý karþýsýnda direniþlerini güçlendirerek eylemlerini arttýracaklarýný söyledi. Seslerini duyurmak için bugün burada olduklarýný ve Pazartesi günü ise PTT Genel Müdürlüðü önünde ve Salý günü de TBMM önünde bir günlük oturma eylemi yapacaklarýný duyuran PTT iþçisi, oturma eylemlerinde bir kere daha taþeron çalýþmanýn yasaklanmasý ve tüm taþeron iþçilerin kadroya alýnmasý, iþe iadelerinin yapýlmasý taleplerini yükselteceklerin belirtti ve Ankara’daki eylem planýný açýkladý. Konuþmanýn ardýndan PTT iþçilerinin iþe iadesini talep eden sloganlar atýlarak çadýrýn kurulmasýna geçildi. PTT iþçilerine desteðe gelen Mücadele Birliði Platformu, BDSP, Topkapý Ýþçi Derneði ve Legrand iþçileri hep birlikte “Kölece Çalýþma Yaþam Koþullarýna Hayýr – Direniþçi PTT Taþeron Ýþçileri” yazýlý pankartýný Sirkeci Postanesi önüne asarak çadýrý kurdular. Ardýndan “Direniþimizin 182. Günü” yazýlý bir döviz de hazýrlanarak 24 saat sürecek oturma eylemine baþladýlar. PTT taþeron iþçileri önümüzdeki süreçte iþe iadeleri ve taþeron çalýþma sisteminin kaldýrýlmasý talepleriyle yapacaklarý eylemlerine tüm iþçi ve emek dostlarýný destek vermeye davet ediyorlar
Ankara PTT Genel Müdürlüðü Önünde PTT’de çalýþýrken iþten atýlan 3 taþeron iþçi, eylemlerinin 186. gününde Ankara’ya gelerek PTT Genel Müdürlüðü önünde oturma eylemine baþladý. 11 Temmuz günü “Taþeron Ýþçileri Kadroya Alýnsýn”, “Ýþimizi Geri Ýstiyoruz” pankartlarý açan iþçiler, eylemlerini ertesi gün de TBMM önünde sürdürecek. Basýn açýklamasý yapan iþçilerden Cafer Kalað, 168 gündür PTT Topkapý Bölge Müdürlüðü önünde eylemde olduklarýný hatýrlatarak, hak gasplarý sona erinceye ve geri iþe alýnýncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerini söyledi.
192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
Yo ð u n sivil ve çevik kuvvet ablukasý altýnda ger çek le þen eylemde “böylesine kararlý bir dire n i þ i n PTT’de ilk olduðunu söyle ye bi li riz. Mil yon lar ca iþçiyi açlýða, yoksulluða mahkûm eden bu sömürü düzeninin çarklarýna çomak sokmaya devam edeceðiz. 186 gündür direniþimizi görmezden gelenleri rahatsýz etmeye devam edeceðiz. Yaþadýðýmýz sorunlara ve saldýrýlara raðmen sürdürdüðümüz direniþimizin eylem biçimlerini farklýlaþtýrarak sürdüreceðiz” denildi ve “Ýþimizi Geri Ýstiyoruz!”, “Taþeron Ýþçisi Köle Deðildir!”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz!”, “Direne Direne Kazanacaðýz!”, “Yaþasýn Onurlu Mücadelemiz!” sloganlarý atýldý. Basýn açýklamasýnýn ardýndan polisler gelerek oturma eylemine izin vermeyeceklerini ve müdahale edeceklerini söyledi. Ancak kararlý olan iþçiler, taleplerin yazýlý olduðu pankartlarý yere sererek oturma eylemine baþladýlar. Eylemin ilerleyen saatlerinde PTT yönetimiyle görüþme talep eden iþçiler genel müdürün olmadýðý bahanesiyle geri çevrildi.
Meclis Önünde Eylem Ve Saldýrý 12 Temmuz Salý günü de iþçiler TBMM önüne geldiler. “Ýþimizi Geri Ýstiyoruz” pankartý ile Meclisin Dikmen kapýsý önüne gelen PTT iþçilerindan Rýza Soylu, iþten atýlma ve direniþ süreçlerini anlatan bir konuþma yaptý ve “Asýl sorumlular burada, taþeronluðu kaldýracaðýný vaadedenler de burada” dedi. Cafer Kalað da okuduðu basýn açýklamasýnda, “Ýþsizliðin yoðun olduðu ülkede iþçiler taþeron þirketlerde çalýþtýrýlmak zorunda býrakýlýyor. Ýþ seçmek gibi bir lüksümüz olmadýðý için taþeron-kadro ayrýmý yapmaksýzýn önümüze hangi iþ gelirse o iþte çalýþmak zorunda býrakýlýyoruz. Bunu fýrsat bilen sermayedarlar ve onlarýn vekilleri ise yasadýþý çalýþmayý bir kural haline getirip biz iþçilere dayatýyorlar. Vekiller, mecliste bu denli rahat at koþturabilme cesaretini ise iþçilerin, iþsizlik
korkusu ve iþ seçebilmek gibi bir seçeneði olmamasýndan alýyorlar. ÝLO sözleþmelerine aykýrý olan bu çalýþma sistemi, taþeronluk adý altýnda uygulanan bu sistem, insan onuruna aykýrýdýr. Tüm sosyal güvenceden yoksun, tamamýyla taþeron þirket patronunun iki dudaðý arasýnda olan çalýþma sistemi, tam bir sömürü sistemidir. Derhal meclisin harekete geçerek çalýþma yaþamýndaki bu zulme son vermesini ve tüm taþeron iþçilerinin kadroya alýnarak yaþam standartlarýný yükseltmesini talep ediyoruz” dedi. Ýþçiler ve destek için yanýnda olan devrimciler bir süre slogan atan attýlar ve görüþmek için Meclis’e girmek istediler. Ancak “eylemcileri meclise almýyoruz” diyerek reddedildiler. Ýþçiler bunun üzerine polis ablukasýnda tutulan meclis önünde oturma eylemine baþladýlar. “Eylemin yasadýþý olduðunu derhal sonlandýrýlmamasý halinde zorla müdahale edeceklerini ve hala eylemi bitirip alandan ayrýlabileceklerini” söyleyen polisleri ise iþçiler “Gözaltýlar, Tutuklamalar, Baskýlar Bizi Yýldýramaz!” sloganlarýyla karþýladýlar. Çevik kuvvet ablukasýna alýnan 2 PTT iþçisi ve destek için gelen 4 kiþi darp edilerek gözaltýna alýndýlar. Gözaltýna alýnýrken iþçiler “Baskýlar Bizi Yýldýramaz!”, “Katil Polis Hesap Verecek!” sloganlarý attýlar.
PTT Ýþçileri Serbest Býrakýldý PTT iþçileri, 13 Temmuz günü sabah saatlerinde serbest býrakýldý. Ýþçiler ve onlarla birlikte gözaltýna alýnan 4 kiþi, yol boyunca polis aracýnda iþkenceye maruz kaldýklarýný anlattýlar, iþkence raporla da belgeledi. Sabah saatlerinde savcýlýða çýkarýlan iþçiler verdikleri ifadenin ardýndan saat 10.30 civarýnda serbest býrakýldýlar. PTT işçileri İstanbul’a eylem alanına döndüklerinde ise çadırlarının polis ve özel güvenlik tarafından söküldüğünü, malzemelerine el konulduğunu gördü. PTT işçileri, herşeye rağmen eylemlerine devam ediyor.
Alevi Yol Derneði’nden Sivas Anmasý
3 Temmuz Pazar günü Ulukent Alevi Yol Kültür Derneði, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yakýlarak katledilen aydýn, sanatçý ve yazarlarý andý.
Anma saat 20.30’da Egekent2’de meþaleli yürüyüþle baþladý. Egekent2 ve Ulukent sokaklarýný “Unutmadýk Unutturmayacaðýz” yazýlý pankartla dolaþan kitle “Sivas’ý Unutma Unutturma”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Dün Maraþ’ta Bugün Sivas’ta Çözüm Faþizme Karþý Savaþta” sloganlarý atarken, Sivas’ta katledilenlerin isimleri sayýlarak “Yaþýyor” denildi. Yürüyüþ boyunca korteje katýlýmlar gerçekleþti. Yeni katýlýmla sloganlar daha gür bir þekilde atýldý. Egekent2’ de baþlayan 192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
yürüyüþ Ulukent pazar yerinde son buldu. Pazar yerinde Sivas’ta ölümsüzleþen 33 kiþi için saygý duruþu yapýldý ve müzik dinletisi ile devam eden etkinlik, ilerleyen dakikalarda yerini tiyatro oyununa býraktý. Ayýþýðý Sanat Merkezinin desteði ile Alevi Yol Kültür Derneði Umuda Yolculuk Tiyatro Grubunun hazýrladýðý “Bir Uyanýþtýr Sivas” oyunu sergilendi. Oyundan sonra müzik dinletisi devam etti. Son olarak Sivas katliamýný anlatan slâyt gösterimi ile anma etkinliði sona erdi. Yapýlan anma etkinliðine Mücadele Birliði ve Ayýþýðý Sanat Merkezi destek verdi. Ýzmir Mücadele Birliði
11
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
TARÝHÝ GÜNLE DEVRÝM YA Tarihi günler yaþýyoruz! Kürt halký “demokratik özerklik”i ilan etti ve burjuva sýnýf cephesinde kýyamet koptu. Bu Türkiye Cumhuriyetinin dayandýðý tüm temellerin, tüm taþlarýn yerinden oynamasýydý. Kürt halký, ezilen bir ulus, ülkesi ilhak edilmiþ bir ulus olarak ilk defa bir “statü” talep ediyor; etmekle kalmýyor bunu ilan ediyordu. Bu gerçekleþti ve artýk hiçbir güç olup bitenleri yaþanmamýþ gibi sayma kudretine sahip deðildir. Tekelci sermaye sýnýfý cephesi, ayak takýmýndan devletin en tepe noktasýna kadar hepsi büyük bir þaþkýnlýk, öfke, korku ve dehþete kapýlmýþ bir ruh haliyle ayaða kalktýlar. Hiçbir itibarý kalmamýþ Meclis’in yeni Baþkaný “herkes safýný belirlesin” dedi. Cumhurbaþkaný, Kürt halkýnýn temsilcilerini kastederek “herkes aklýný baþýna toplasýn” diye açýklama yaptý. Erdoðan “Bundan sonraki süreç çok daha farklý stratejilerle ve uygulamalarla kendini gösterecektir” sözleriyle tehditler yaðdýrdý. Düne kadar elleri birbirinin gýrtlaðýna sarýlmýþ olan burjuva partiler aniden kardeþleþti ve ortak bir bildiri ile “terörü lanetledi”ler. Hiçbir itibarý kalmamýþ olan Meclis, son bir gayretle toplanýp ortak karar aldý. CHP, “iç savaþ” diye baðýrdý. MHP,“sýnýr ötesi operasyon” diye kükredi, AKP “görürsünüz gününüzü” diye sopa salladý. Gerici kitleyi sokaða salmayý denediler, þimdilik birkaç yüz kiþiden baþkasýný harekete geçirebilmiþ deðiller. Hükümet, tekelci sermaye sýnýf, burjuva basýn, tekelci sermaye sýnýfýna binbir baðla baðlý yazarlar takýmý, hepsi ama hepsi öfkelerinin nedeni olarak on üç askerin savaþta öldürülmüþ olmasýný gösterseler de asýl nedenin “özerklik” ilaný olduðu kesindir. Çünkü tekelci sermaye sýnýfý ve faþist devlet, Kürt halkýnýn bu tarihi adýmýnda bir halkýn “özerklik” elde etmesini deðil, egemenliðinin sonunu görüyor. Tekelci sermaye sýnýfý ve faþist devlet cephesinden gelen tehditler havada uçuþurken Kürt halký yoluna kararlýlýkla devam e-
12
diyor. Tehditlere aldýrmýyor çünkü devletin olsun, hükümetin olsun bugüne kadar yaptýklarýndan daha ötesini yapacak ne hallerinin ne güçlerinin kaldýðýný görüyor. Güçler dengesi deðiþmiþtir. Güçler dengesi, tekelci sermaye sýnýfý ve faþist devlet aleyhine, Kürt halký ve Türkiye emekçi sýnýflarý lehine deðiþmiþtir. Güçler dengesinin deðiþmesi yeni bir durum deðil. Bu süreç bir süredir geliþiyordu. Mart ayýndan beri süren Kürt halkýnýn ayaklanmasý, gerilla eylemleri, 1 Mayýs, Arap halklarýnýn ayaklanmasý, Avrupa iþçi sýnýfýnýn devrimci eylemlere, ayaklanmalara giriþmesi, YÖK’e karþý gençlik eylemleri vb. tüm bunlar güçler dengesinin hýzla deðiþmekte olduðunun iþaretlerini veriyordu. Perþembenin Geliþi Bu tarihi dönemeç bir günde hazýrlanmadý, toplum bu noktaya bir günde, bir eylemle gelmedi. Bu gün yaþananlar kýrk yýllýk mücadelenin, Denizlerden bu yana büyük bir cesaretle, büyük bedeller ödenerek, kendini feda ruhuyla yürütülen bir mücadelenin ürünüdür; sonucudur. “Denizler bu mücadelede yaþýyor” denmesi boþuna deðildir, bunun bir tarihi anlamý vardýr. Kürt halký bu noktaya savaþa savaþa geldi ve hem sonuç alabileceðini biliyor hem de artýk sonuç almak istiyor. Kürt halký bunun somut iþaretlerini aylar öncesinde verdi. “Demokratik Özerklik” ilaný konusundaki ýsrarý, bu konuda kendi politik temsilcileri üzerinde alttan yaptýðý baský, Konsey ve Meclis örgütlenmelerini il ve ilçelere yaymasý; bu örgüt biçimlerini bir iktidar organý olarak kullanmasý, sorunlarýný devlet kurumlarýna baþvurarak deðil ama bu örgütlenmeler eliyle çözmeye baþlamasý sözünü ettiðimiz somut iþaretlerin baþlýcalarýdýr. Genel Seçimlerden sonra ortaya çýkan durum, seçtiði temsilcilerin yargý organlarý devreye sokularak zindanda tutulmasý, diðer milletvekillerinin bu durumu protesto için Diyarbakýr’da toplanmasý; ortaya “Kürdis192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
tan Meclisi” görüntüsünün çýkmasý, “Demokratik Toplum Kongresi”nin merkezi bir iktidar organý olarak çalýþmasý ve otoritesinin tüm Kürt halký tarafýndan kabul edilmesi; tüm bunlar iþlerin artýk belli bir noktaya doðru olgunlaþmakta olduðunu gösteriyordu. Bütün bunlara, hükümetin, ama özellikle de Baþbakan Erdoðan’ýn süreci hýzlandýran inanýlmasý güç derecedeki dar görüþlülüðünü de eklemek gerekir. Erdoðan, tam bir dar görüþlü olduðunu kanýtlamak istercesine, yukarda çizdiðimiz somut durum ortadayken Kürt halkýnýn seçtiði milletvekillerinin üzerine gitti, hakaret etti, aþaðýladý. Onlarýn “Kürt coðrafyasýnýn kalbi” Diyarbakýr’da toplanmasýný, “araziye uyuyorlar” sözleriyle kendince alaya aldý; seçilmiþ milletvekillerinin orada toplanmasýnýn ne politik etkisini, ne politik sonuçlarýný ne de Kürt halkýnýn kararlýlýðýný dikkate almayý bildi. Oysa yüksek bir moral ve coþkuya sahip, kendine güvenen ve kazanacaðýna inanan, kazanacaðýný bilen Kürt halký, seçtiði vekillerin zindanda tutulmasýna, diðerlerinin hakarete uðratýlmasýna tahammül edemezdi. Etmedi. Devletin baskýcý yaklaþým ve politikalarýný bir kez daha gördükten sonra “kendi iktidar organý”, yani DTK üzerinde “demokratik özerklik” ilaný için baskýyý artýrdý. Artýk Çarþambadan sonrasý Perþembe idi. DTK, olaðanüstü toplantý kararý aldý.14 Temmuzda yapýlan olaðanüstü toplantýda “demokratik özerklik” kararý alýndý ve ilan edildi. Olaðanüstü toplantýdan bir gün öncesine denk gelecek þekilde gazeteler, Ankara’da “sürpriz” bir toplantý olacaðýný yazdýlar. Cumhurbaþkaný, Baþbakan ve Genelkurmay Baþkaný program dýþý bir toplantý yaptýlar. Toplantýyla ilgili hiçbir açýklama yapýlmadý. Ama bir gün sonra, 13 askerin ölümü ile sonuçlanan çatýþma ve “demokratik özerklik ilaný”ndan sonra baþbakanýn yaptýðý açýklama o toplantýyla ilgili ipuçlarýný verdi. Baþbakan “artýk kimse bizden merhamet beklemesin” diyerek hem sözkonusu toplan-
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
ER YAÞANIYOR AKLAÞIYOR týnýn hem de devletin izleyeceði politikanýn içeriði hakkýnda iþaretleri vermiþ oldu. Bundan sonrasý tufan. Ýtibarsýz Parlamento Bu tarihi adým karþýsýnda karþý devrim cephesi, ayak takýmýndan en tepe noktadaki kadrolara kadar hepsi dehþete kapýlmýþ bir vaziyette tehditler yaðdýrmaya baþladýlar. Ama bunlarýn boþ tehditler olduðunu, en baþta Kürt halký biliyordu. Sermaye sýnýfý moralsiz, daðýnýk, güçten düþmüþ bir haldeydi. Bu gerçeði görmemek için kör olmak lazýmdý. Aradan bir buçuk ay geçmesine raðmen ne AKP ne de onun temsil ettiði tekelci sermaye sýnýfý genel seçimlerde elde ettiklerini öne sürdükleri “zafer”in tadýný çýkarabilmiþlerdi. Duruma bakýlýrsa çýkaracaklarý da yok. Her gün ortaya çýkan yeni ve sarsýcý bir geliþme sevinçlerini kursaklarýnda býraktý. Ne hükümetin kurulmasý, ne hükümetin güvenoyu almasý ne de hükümetin programýný açýklamasý toplumun ezici bir kesiminde en ufak bir ilgi uyandýrmýþ deðil. Kimsenin parlamentoya, muhalefet partilerine, AKP’ye dönüp baktýðý yok. Toplumun gözü sokaklarda. Sanki daha dün denecek kadar kýsa bir zaman öncesinde %50’lik bir oranla burjuva iktidara onay veren kendileri deðilmiþ gibi, yoksul, çalýþan kitleler burjuva partileri parlamentoya gönderdikten hemen sonra yüzlerini tekrar sokaða çevirdiler. Parlamento mu? Parlamentonun hiçbir itibarýnýn, en ufak bir etkisinin kalmadýðýný artýk herkes kabul ve teslim ediyor. Devletin tüm yetkilileri parlamentonun itibarýný kurtarmak için büyük bir çaba içindeler. AKP’si, CHP’si, MHP’si, Cumhurbaþkaný, Meclis Baþkaný, hepsi ama hepsi Meclis’in itibarýný yükseltmek, onun bir çözüm platformu olduðuna toplumu inandýrmak için olaðanüstü çaba içindeler. Ama boþuna; ölü eþeðin tekmelenerek canlandýrýldýðý nerde görülmüþ?
Parlamentonun geri kalan son itibar kýrýntýlarýný sanki “seçilmiþ” milletvekillerini sadece yasalarý yorumlama “hakký”na dayanarak zindanda tutan hâkimler ortadan kaldýrmamýþ gibi, sanki Erdoðan, alay eden, dalga geçen sözleriyle CHP’yi ezerek, sanki CHP “yemin” etmeyerek ayný þeyi yapmamýþlar gibi þimdi Meclis’in tek çözüm yeri olduðuna ve itibarýný koruduðuna herkesi inandýrmaya çalýþýyorlar. Kim inanýr ve itibarýný yitirmiþ bir Meclis’e kim yüzünü dönüp bakar! Burjuva partiler tükenmiþtir, kitleler nezdinde hiçbir inandýrýcýlýklarý kalmamýþtýr. Bunlarýn baþýnda aldýðý %50’lik oy oranýna raðmen AKP geliyor. Burjuva partileri tüketen nedenlerin baþýnda burjuva politikasý geliyor. Ýstisnasýz tüm burjuva partiler, kitlelere vaat ettikleriyle seçimlerden sonra izledikleri vaatlerinin tam tersi politikalar nedeniyle emekçi sýnýflarýn gözünde güvenilmez, inanýlmaz, tutarsýz partiler olarak yer edinmiþlerdir. Devletin diðer kurumlarýna gelince.. Ordudan Yargýya kadar bütün kurumlar daðýnýk, moralsiz, iþ yapamaz halde. Kurumlarýn baþýndaki kadrolar ne bilgi birikimi ne de baþka bir yönden Kürt halkýný ve emekçi sýnýflarý yönetebilecek, baský altýnda tutabilecek yetkinlikteler. Bunun en bariz örneði Yargý kurumudur. Büyük Alt-Üst Oluþa Hazýrlýk Yapmak! Kürt halkýnýn kendi kaderini tayin yolunda attýðý bu adýmýn önümüzdeki süreçte güç dengelerini devrim lehine daha da deðiþtireceðinden ve büyük alt-üst oluþlara yol açacaðýndan kuþku duyulmamalý. Leninist Parti, “Demokratik Özerklik” konusundaki görüþlerini daha önce ifade etmiþ ve bu çözüm biçiminin Kürt Ulusunun “ezilen ulus” konumunu ortadan kaldýrmayacaðýný, Kürdistan’ýn ilhakýna son vermeyeceðini; aksine ezen ulusun konumunu pekiþtireceðini açýkça belirtmiþti. Bununla birlikte, Kürt halký “Demokratik Özerklik” adýmýnýn kendisini özgürlüðe, 192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
kendi kaderini tayin hakkýný elde etmeye daha çok yakýnlaþtýracaðýný düþünüyorsa burada Leninist Parti’nin politikasý, görüþlerinden vazgeçmeden, Kürt halkýnýn yanýnda yer almak olacaktýr. Þimdi bir pratik adýmýn on programa bedel olduðu; teorinin yaþamýn içinde sýnandýðý bir süreçten geçiyoruz. Hazýrlýklarýmýzý büyük devrim günlerine uygun þekilde yapmalýyýz. Türkiye iþçi sýnýfýný ve diðer emekçi sýnýflarý Kürt halkýnýn yanýnda yer almak ve sermaye sýnýfýnýn egemenliðine son vermek için tarihsel giriþimlerde bulunmalarý gerektiði konusunda ikna etmek þimdi yaþamsal bir önem kazanmýþtýr. Kürt halký, özgürlük hakký için büyük bir savaþ veriyor. Bu savaþ nesnel olarak sermaye sýnýfýnýn egemenliðine yöneliyor, onu daðýtýyor, güçten düþürüyor. Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn bu nesnel karakteri Türkiye iþçi sýnýfý ve diðer emekçi sýnýflarýnýn kurtuluþunun yolunu da açýyor. Devrimci iþçi önderleri, sýnýf bilinçli proleterler bu bilinçle hareket etmeli ve mücadeledeki yerlerini almalýlar. Devrim þimdi daha önce hiç olmadýðý kadar yakýn ve güncel. Leninist Parti bayraðý altýnda toplanmak, bu bayrak altýnda mücadele etmek zaferin yolunu açacaktýr. Çünkü sadece Leninist Parti, iþçi sýnýfýna, devrimci öncü iþçilere, emekçi kitlelere devrim yolunu gösteriyor. Büyük alt-üst oluþlara, büyük devrim günlerine hazýr olmak bir taraftan Leninist Parti bayraðý altýnda toplanmak ise, diðer taraftan da mücadelenin gerektirdiði mücadele araçlarýna, örgüt biçimlerine sahip olmaktýr. Kürt halký, Konsey ve Meclis örgütlenmelerini yaratarak bu konuda pratik yol gösterici oldu. Konsey, komite ve meclisler biçiminde örgütlenmek, gelecekteki mücadeleye bu araçlara sahip biçimde girmek zaferin güvencesi olacaktýr. Hazýrlýklar için yitirilecek zaman yoktur.
13
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
EYLEM GÜNLÜÐÜ Taksim Ýlkyardým’da Taþerona Karþý Eylem Taksim Ýlkyardým Hastanesi’nde taþeron þirket bünyesinde çalýþan Devrimci Saðlýk Ýþ Sendikasý iþyeri temsilcisi Güllü Hanoðlu, iþten çýkarýldý. Hanoðlu’nun iþten atýlmasý bir basýn açýklamasýyla protesto edildi. 13 Temmuz günü hastane bahçesinde 200 kiþinin katýlýmýyla yapýlan eylem sonrasý Güllü Hanoðlu, Baþhekimlik binasý önünde oturma eylemine baþladý. Taþeron þirket, iþten çýkarma gerekçesi olarak Hanoðlu’nun “geçmiþe iliþkin tüm haklarýmdan vazgeçiyorum” ibaresini taþýyan taahhütnameyi imzalamamasýný gösterdi. Sekiz yýldýr ayný iþyerinde çalýþan Hanoðlu sadece kendisi için deðil haklarý gasp edilen, kuralsýzlýða, haksýzlýða maruz kalan tüm çalýþma arkadaþlarý için eyleme baþladýðýný söyledi ve “Ýþten çýkartýlmamýn nedeni haklarýma sahip çýkmam, sendikalý olmam ve þirketin/hastane yönetiminin keyfi ve hukuksuz dayatmalarýna boyun eðmememdir” dedi. Hanoðlu’nu iþ arkadaþlarý, ailesi, emek ve meslek örgütleri yalnýz býrakmadý. Dev Saðlýk-Ýþ Genel Baþkaný Arzu Çerkezoðlu Dev Saðlýk-Ýþ’in hukuki ve fiili mücadelesi ile saðlýkta taþeron sistem uygulanamaz hale geldikçe iktidarýn baskýlarýnýn da arttýðýný söyledi. DÝSK de yaptýðý açýklama ile konuyla ilgili olarak: “Daha kötü günlere hazýrlýklý olmalýyýz! Birbirimizle ve tüm emekçilerle daha da kenetlenmeli, ýsrarla örgütlenmeyi sürdürmeliyiz. Güvencesizliðe, taþeronlaþtýrmaya karþý direnmekten baþka bir seçeneðimiz, mücadele etmekten baþka bir yolumuz yoktur. ‘Örgütsüz iþçi, güvencesiz emekçiler’ hayaliyle yatýp kalkanlarý hayal kýrýklýðýna uðratacaðýz! Hiçbir güç bizim çalýþma ve örgütlenme hakkýmýzý elimizden alamayacaktýr, aldýrmayacaðýz!” dedi.
Ýþbir Ýþçisi Eylemde Balýkesir ÝÞBÝR Sentetik Dokuma Sanayi AÞ’de taþeronda çalýþan iþçiler sendikalý olmalarýnýn ardýndan iþten atýldý. Kötü çalýþma koþullarý, ücretlerin ödenmemesi, sigorta primlerinin ödenmemesi gibi sorunlara karþý iþçiler TEKSÝF’e üye olmuþtu. Patronlar, sendikalaþmayý engellemek için iþçileri istifaya zorlamýþ, istifa etmeyenleri de iþten çýkartmýþtý. Sendikalý olduklarý tespit edilen iþçiler, fabrikanýn özel güvenlik birimlerince kelepçelenerek iþten atýldý. Bazý iþçiler, uzun süredir ödenmeyen ücretlerinin bir bölümünün ödenmesi, 1 yýllýk tazminat ve yýllýk izin gibi maddeleri bulunan sözleþmeleri imzalamaya zorlandý. Bazýlarý ise zorla notere götürülüp sendikadan istifa ettirildi. Ýþten atýlan iþçiler, fabrika önünde çadýr kurarak eyleme baþlarken, Ýþbir Sentetik hakkýnda Çalýþma Bakanlýðý tarafýndan soruþturma baþlatýldý. Soruþturma üzerine, aylardýr ücretleri ödenmeyen iþçilere maaþlarýnýn bir kýsmý ödendi. Öte yandan, patronlar çalýþan iþçilerle direniþteki iþçilerin temaslarýný engellemeye çalýþýyor. Ýþçi servisleri, bugüne kadar kullanýlmayan yollarý kullanýyor ve bir baþka kapýdan fabrikaya giriyor. Teksif Þube Baþkaný Hüseyin Akyüz ise durumu þöyle aktarýyor: “TEKSÝF Sendikasý ÝÞBÝR’de yetkili sendikadýr ve iþ yerinde toplu sözleþme yürütmektedir. Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðý Bursa Bölge Çalýþma Müfettiþleri Ýþbir Sentetik Dokuma Sanayi AÞ ve alt
14
iþverenlerde (taþeron) çalýþan iþçilerin tümünün baþlangýçtan itibaren asýl iþveren Ýþbir Sentetik Dokuma AÞ iþçisi sayýlmasý gerektiði yönünde rapor tanzim etmiþ ve Ýþbir Sentetik AÞ’ye ve taþerona para cezasý kesmiþtir. Bu cezaya Ýþbir ve taþeron itiraz etmiþ ve konuyu mahkemeye taþýmýþtýr. Dava devam etmektedir.” Eylemdeki iþçilerden Akýn Çavdar(23), Yavuz Cambaz(36), Bahri Ünver(45), Feyyaz(23) ve Tahsin Yetiþir(21) çalýþma koþullarý üzerine konuþtuklarýnda çalýþma sürelerinin 12 saate kadar çýktýðýný, maaþlarýnýn aylarca ödenmediðini, haftalýk izinlerinin gaspedildiðini anlatýrken, ayrýca haftanýn 4 günü patates, bozuk makarna gibi yiyecekler verildiðini, tuvaletlerin hijyenden yoksun olduðunu, kadýn iþçiler için bile soyunma odalarý olmadýðýný belirtiyor. Ýþçiler, “Hakkýmýzý alana, taleplerimiz gerçekleþene kadar buradayýz” diyor.
4 Yýl Önceki Alacaklarý Ýçin Fabrika Önünde Nöbetteler Yaklaþýk 4 yýl önce patron tarafýndan, iþten çýkartýlan Adana Özbucak Tekstil iþçileri, açtýklarý davalarý kazanmalarýna raðmen tazminatlarýný bir türlü alamýyorlar. Yýllardýr mücadele eden iþçiler, tehditlere, sendikanýn destek vermemesine raðmen satýþa konulan fabrikanýn önünde nöbet eylemleri baþlattý. Türk-Ýþ’e baðlý TEKSÝF Sendikasýna öfkeli olan iþçiler, kesilen aidatlarýný sendikaya helal etmediklerini belirttiler. Emeklerinin karþýlýðýný alana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyleyen iþçiler, zor durumda olduklarını belirttiler. Patronlarýn, çocuklarýný master yapmaya gönderememekten þikayet ettiðini aktaran iþçiler, kendilerinin ise çocuklarýný normal okullara dahi yollayamaz hale geldiklerini aktardý. Sendikanýn “Eylem yapmayýn, paranýzý alacaksýnýz” diyerek kendilerini engellemeye çalýþtýðýný söyleyen iþçiler, Türk-Ýþ’e baðlý TEKSÝF Sendikasýnýn yaþanan maðduriyetin en büyük sorumlularýndan olduðunu dile getirdiler.
Özbucak ve Paksoy Ýþçileri Dayanýþmasý Adana’da Özbucak Tekstil ve Paksoy Yað patronlarý, farklý zamanlarda iflas ettiklerini iddia ederek fabrikalarýný kapattýlar. Ýþçiler ise alamadýklarý maaþ ve tazminatlarý için mücadele etmeye baþladýlar. Özbucak Tekstil fabrikasý önünde çadýr kurarak alacaklarýnýn ödenmesini isteyen Özbucak iþçilerini, Paksoy Yað fabrikasýndan tazminatlarýný almak için mücadele eden iþçiler ziyaret etti. “Ýþçiler burada Özbucaklar nerede” sloganý atan iþçiler, basýn açýklamasý yaptýlar. Burada konuþan Paksoy Ýþçisi Mehmet Barut, kendilerinin de benzer bir durumla karþý karþýya olduklarýný belirterek, dayanýþmanýn büyütülmesi vurgusunu yaptý. Sadece emeklerine biraz saygý gösterilmesini istediklerini vurgulayan Barut, Adana’da bulunan diðer iþletmelerin de benzer uygulamalara baþvurabileceðini dile getirdi. Bu durumun sadece Paksoy ve Özbucak iþçilerini ilgilendirmediðinin altýný çizen Barut, “Diðer iþletmelerdeki iþçilerin baþýna da böyle bir durum gelebilir. Özbucak ve Paksoy iþçisi kazanmazsa diðer iþverenler bundan cesaret alýr. O yüzden diðer iþletmelerde çalýþan iþçi arkadaþlarýmýzý da dayanýþmaya çaðýrýyoruz” dedi. Eylem, çekilen halaylarla devam etti.
192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
Schneider Ýþçileri Yeni Eylem Sürecinde Uzun süredir örgütlenme mücadelesi veren Ýzmir Schneider Elektrik iþçileri, Bakanlýðýn verdiði yetkiye itiraz edilmesi sonucu baþlayan dava sürecinin uzamasý üzerine eylemlere baþladý. DÝSK’e baðlý Birleþik Metal-Ýþ, iþ yerinde yetki almak için Bakanlýða baþvuru yapmýþ, fabrika yetkilileri de yetkiyi durdurmak için mahkemeye baþvurmuþtu. Ýþçiler ve örgütlü olduklarý Birleþik MetalÝþ Sendikasý artýk örgütlülüklerinin tanýnmasý, toplu sözleþme yapabilme talebi ve iþ yerinde uygulanan baskýlara karþý eylem sürecine baþladý. 8 Temmuz günü ilk eylemlerini gerçekleþtiren Schneider iþçileri, iki vardiya grubunun deðiþimi sýrasýnda fabrika önünde bu durumu protesto etti. 07.00-15.00 ve 15.00-23.00 vardiya deðiþimi sýrasýnda, servislerle iþ yeri önüne gelen iþçiler, kart bastýktan sonra içeriye girmeyerek fabrika önünde toplandý. Birleþik Metal-Ýþ Þube Baþkaný ve DÝSK Ege Bölge Temsilcisi Ali Çeltek, yýllardýr Schneider’da çalýþan, gençliðini fabrikada harcamýþ insanlarýn, eþlerinin, çocuklarýnýn rýzkýný geciktirmeye çalýþan anlayýþa karþý fabrika önünde olduklarýný söyledi. Gebze ve Manisa’daki iþçilerle aldýklarý ortak kararlar doðrultusunda artýk sessiz kalmayacaklarýný, boyun eðmeyeceklerini ifade eden Çeltek, “Bundan sonraki süreçte daha çetin bir mücadele bizleri bekliyor” dedi. Fabrika yöneticilerinin kadýn-erkek demeden iþçilere baský uyguladýðýný belirten Çeltek, dilsiz bir iþçinin masraflarýný karþýlamak sözüyle sendikadan istifa ettirildiðini, gerekli giriþimleri Cumhuriyet Savcýlýðýna yapacaklarýný söyledi. “Býçak kemiðe dayandý. Birilerinin keyfi yerinde olacak diye, kendileri rahatlýk içerisinde çalýþacak diye yýllardýr burada çalýþan iþçilerin sýrtýndan geçinmeyi artýk býraksýnlar” diyen Çeltek, iþçilerin çocuklarýna götürdükleri ekmeði büyütmeyi hedeflediklerini kaydetti. Ýçeride en ufak bir baský, tehdit olduðunda, ne olursa olsun kimsenin yanýna kâr kalmayacaðýna vurgu yapan Çeltek, “Bundan sonra Schneider iþçisinin ensesine vurup lokmasýný kimsenin alamayacaðýný birilerinin bilmesi gerek” dedi. Schneider iþçilerinin önünde 15-20 günlük bir eylem planý var. 11 Temmuz Pazartesi günü Manisa Schneider fabrikasýnda eylem yapýlacak ve Ýzmir’den de desteðe gidilecek. 12 Temmuz Salý günü diðer sendikalarýn da katýlýmý ile organizede yürüyüþ planlanýyor. Giriþ çýkýþlarda alkýþlý eylem ve kokart takma eylemleri de yapýlacak
Ontex Ýþçilerinden Ýlk Hukuksal Zafer Ýþten atýlan Selüloz-Ýþ üyesi Ontex/Canbebe iþçileri iþe iade davasýný kazandý. Bakýrköy 6. Ýþ Mahkemesi’nde görülen iþe iade davasýnda 6 iþçinin iþe iadesine karar verildi. Mahkeme, iþe iade kararý uygulanmadýðý taktirde Ontex patronunun 6 iþçiye 12 maaþ tutarýnda sendikal tazminat ödemesini kararlaþtýrdý. Ýþçileri iþe geri aldýðýnda da iþçilerin boþta geçirdiði 4 aylýk ücretlerini ödeyecek. Ontex patronunun 8 gün içerisinde Yargýtay’a itiraz etme hakký var. Ýþe iade davalarý süren 7 iþçinin duruþmasý ise 29 Temmuz 2011 tarihinde Bakýrköy 7. Ýþ Mahkemesi’nde görülecek.
Sürgün Edilen Belediye Ýþçileri Eylemde Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi’nde baskýlara raðmen sendika deðiþtirmeyen iþçiler sürgün edildi. Ýþçiler, sürgünleri protesto etmek için 13 Temmuz günü eylem yaptý. Yol Bakým ve Onarým Müdürlüðü çalýþaný Belediye-Ýþ üyesi iþçiler sabah 07.40 saatlerinde sloganlarla iþyerine gittiler ve giriþ kapýsýný kapattýlar. Giriþ çýkýþlarý engellemek için de barikat kurdular.
“Ýþveren sendikamdan elini çek”, “Yandaþ sendika istemiyoruz”, “Ýþçilere kalkan eller kýrýlsýn” sloganlarý atan iþçiler saatler 08.30’u gösterirken Yol Bakým ve Onarým Müdürü ile görüþtüler. Müdür, sürülen iþçilerin eski yerlerine iade edileceðini açýkladý. Belediye-Ýþ Sendikasý yaptýðý açýklamada eylemin amacýnýn sürgün iþlemlerinin durdurulmasý, bundan sonra sürgünlerin olmamasý olduðunu ve eylemin baþarýya ulaþtýðýný ifade etti.
Saðlýk Ýþçilerine ÖGB saldýrýsý Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nde eylemlerini sürdüren Dev Saðlýk-Ýþ üyesi iþçiler, bugün (15 Temmuz) sabah saatlerinde saldýrýya uðradý. Sendikalaþma mücadelesi veren iþçiler, direniþlerinin 170. gününde hastanenin özel güvenlik birimlerinin saldýrýsýna uðradý. Sabah saat 06.30’da gerçekleþtirilen saldýrýda ÖGB, çadýrý söküp iþçilerin eþyalarýný gasbetti. 3 iþçinin çadýrda uyuduðu sýrada gerçekleþtirilen saldýrýda pankartlara, flamalara ve özel eþyalara el konuldu. 6 iþçi, eylemlerine hastane bahçesinde oturma eylemi yaparak devam ediyorlar.
Sendika Çalışanı 20 Gündür Eylemde Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi önünde yine bir eylem var. Bu eylem, sendikada uzun yıllar çalıştıktan sonra işine son verilen Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi’nde çalışan bir işçinin eylemi... Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi önündeki parkın tel örgülerinde dövizler asılı. Sendikanın tam karşısında bir sandalye ,parmaklıklara asılmış bir sırt çantası, birkaç gazete, dergi, kitap vs. var. Genç bir adam sandalyede oturmuş telefonla konuşuyor. Konuşma bitince bize doğru dönerek ayağa kalkıyor. Yanımda TEKEL direnişinde bulunmuş bir işçi var. Onunla tokalaşıyorlar hemen... Yanımdaki arkadaş daha önce ziyarete gelmiş sohbet etmişler. “Uzaktan tanıdım abi... hoş geldin..., Hoşgeldiniz siz de...” diyerek karşılıyor güler yüzle... Bir taraftan da sağa sola bakıyor... "Size oturacak bir şeyler ayarlayalım. Ben çadır vaziyetine geçmediğim için gelen ayakta kalıyor. Rahatsız olmaya başladım bu durumdan...” diyor. Biz de bir saattir sıcakta otobüste oturduğumuzu söylüyoruz. Parkta çalışanlarla selamlaşıyoruz. Tekel eylemi günlerinden bahsederek sohbet başlıyor. Uğur Doğan, sendikada santral görevlisiyken “Sendikamızın mali durumu kötü, otomasyon sistemine geçeceğimiz için santral görevlisine ihtiyacımız olmayacak, senin de emekliliğin gelmiş zaten” denilerek işine son verilmiş. Tam 18 yıl 8 ay çalışmış sendikada. Emekliliği gelince işten çıkarmışlar ve işe dönüş davasını kazandığı halde işe başlatılmamış; ardından da işe 3 gün üst üste gelmedi diyerek işten yeniden çıkarıldığını öğrenmiş. Henüz 36 yaşında olan ve çalışma gücü olduğunu söyleyen Uğur Doğan henüz bir çadır kurmamış kendisine ancak, eylemini kazanana kadar sürdüreceğini söylüyor.
192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
15
Yeni Evrede
Röportaj
Mücadele Birliði
Taahhütname Baskýsýný Kaldýrýn !
Taksim Eðitim Araþtýrma Hastanesi’nde, taþeron firma Atlas Þirketler Grubu bünyesinde 8 yýldýr týbbi sekreter olarak çalýþan Güllü Hanoðlu, 2 gün önce iþten çýkarýldý. Sunulan gerekçeler ise; hastane çalýþanlarýnýn maaþlarýný % 40’ýný azaltmaya yönelik taahhütnameyi imzalamamýþ olmasý ve Dev-Saðlýk Ýþ Sendikasý’na üye olmasý. Bu gerekçeler sebebiyle iþine son verilen Hanoðlu, 2 gündür hastane bahçesinde çadýr kurarak eylem yapýyor. Kendisini ziyaret edip sohbet ettik ve bir söyleþi yaptýk: Mücadele Birliði: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Güllü Hanoðlu:Tabi ki. Adým Güllü Hanoðlu.1973 Sivas Divriði Doðumluyum. Babam gazi, annem ev hanýmý. Beþ kýz bir erkek olmak üzere altý kardeþiz. Zor bir çocukluktan geçip, mücadeleyle baþlayan bir hayatla bugüne geldik ve bugün de bu mücadele hala devam ediyor. Taksim Eðitim Araþtýrma Hastanesi’nde sekiz yýldýr çalýþýyorum. 2003 yýlýnýn Aralýk ayýndan beri görevimi baþarýlý bir þekilde devam ettirmekteydim. Gördüðünüz gibi az önce hastalarým geldi, internetten duyanlar, basýndan duyanlar. Bunlar benim tümörlü hastalarýmdý, bacaðý protez olanlar vardý ve bu halleriyle bana destek vermek için gelmiþler. Bunu neden söylüyorum çünkü beni çýkarma bahanelerine geleceðim. Mücadele Birliði: Oraya gelmeden, burada 8 yýl önce çalýþmaya baþladýðýnýzý söylemiþtiniz deðil mi? Güllü Hanoðlu: Evet 8 yýl önce baþladým. Mücadele Birliði: Taþeron firma bünyesinde mi çalýþýyordunuz? Güllü Hanoðlu:Evet Atlas Þirket ile. Daha önce Merdan isimli bir firmayla baþlamýþtým. Sürekli aylýk giriþler çýkýþlar yapýlýyor ve firmalar deðiþiyor. 6 ayda 5 defa girdi çýktý yapýlmýþ. Bir bakmýþsýnýz Yol adlý bir þirket olmuþ, bir bakmýþsýnýz YNR .Yani taþeronu anlamak çok zor. Ayda bir deðiþiyor, 3 ayda bir deðiþiyor, bunun altýndaki sebepleri de anlamýþ deðilim;yani uzun süreli ihaleler yapýlmýþ olsa maðdur olmayacaðýz. Mücadele Birliði: Peki buradaki çalýþma koþullarý ile ilgili ne söylemek istersiniz? Kendi alanýnýzda yada diðer alanlarda? Güllü Hanoðlu: Burada bir temizlik iþçisi bir sekreter veya diðer görevliler bir çok iþi birden yapýyor. Ýþ sirkülasyonu çok yüksek ;özellikle ortopedi servisi sirkülasyonu en fazla olan bölümlerden biri. Adli vaka olarak, yatan hasta sayýsý olarak, hasta baþý malzeme alýmý ola-
16
rak. Biz sürekli yazýlar yazdýk 2. bir sekreter 3. bir sekreter derken maalesef ellerindeki sekreterden de oldular hocalarýmýz o da ayrý bir þey.(Gülüyor). Mücadele Birliði: Maaþýnýz yeterli miydi ya da diðer çalýþma þartlarýnýz nasýldý memnun muydunuz? Güllü Hanoðlu:Güzel þeylere deðindiniz .Bizler 2009 yýlýna kadar asgari ücretin % 40 fazlasýyla çalýþan insanlardýk.2009 yýlýnda Saðlýk Bakanlýðý tarafýndan bir genelge çýktý maaþlarýn düþürülmesiyle ilgili. Yönetim de bizleri topladý, “kusura bakmayýn çocuklar elimizden bir þey gelmiyor maaþlar düþtü” denildi. Biz bunun üzerine Baþbakanlýða, Saðlýk Bakanlýðýna, Çalýþma Müdürlüðüne birçok yere yazýlar yazdýk. Çalýþma Müdürlüðü en son bir müfettiþ gönderdi maaþlar zamanýnda yatmýyor diye. Yapýlan teftiþler sonucu haklý olduðumuz kararý çýktý ve biz hastaneyi mahkemeye verdik. Mücadele Birliði:Ondan sonra devam eden bir geliþme oldu mu mücadele ile ilgili? Güllü Hanoðlu:Mücadele ile ilgili geliþme þöyle, sendikalaþma oldu; bir örgütlülüðümüz var þu an. Ben burada Dev-Saðlýk Ýþ’in temsilcisiyim. Bir yandan hastaneyi mahkemeye verdiðimiz için; bir yandan sendikalý olduðum için bir yandan o taahhütnameyi imzalamadýðým için yani haksýzlýða gelemediðim için ekmeðime iþime sahip çýktýðým için bunlar yapýldý bana. Mücadele Birliði: Kaç yýldýr sendikalýsýnýz? Güllü Hanoðlu:2009 yýlýndan beri bu hastanede sendikalýyým ama ondan önce de sendika geçmiþim vardý. Mücadele Birliði: Peki sendikacý olarak karþýlaþtýðýnýz zorluklar neydi? Güllü Hanoðlu: Yani bir çok zorluðu vardý. Mesela baþhekim bir defa beni odasýna çaðýrdý. Baþhekim, müdür, müdür yardýmcýlarý, þirketin sahibi ve yardýmcýsý da odasýndaydý. Baþhekim bana kesinlikle elemanlarý olmadýðýmý söyledi gerekirse sözleþmeyi yani o taahhütnameyi imzalayarak dönebileceðimi söyledi. Ben de kendisine onlarýn elemaný olduðumu çünkü bana gelen ihtar metninde çýkýþ sebebimde þunun yazdýðýný söyledim: “Sözleþmeyi imzalamamak, imzalayanlara engel olmak, iyi niyet ve ahlak kurallarýna uymamak”. Eðer ben bu sözleþmeyi imzalarsam ahlak kurallarýna uymuþ mu oluyorum? Ben sizin elemanýnýz deðilsem neden beni muhatap alýyorsunuz? gibi sorular yönelttim fakat bu sorularýma da bir cevap alamadým maalesef. Ben yine maðdur olan tarafým. Bir yandan baþhekimlik “elemaným deðilsin “diyor, bir yandan þirket “elemaným deðilsin” diyor çok zorluklar çekiyoruz çok baskýlar yaþýyoruz. Mücadele Birliði: Sizi gerçekten bu gerekçelerden dolayý mý iþten çýkarttýklarýný düþünüyorsunuz, yoksa sizce altýnda yatan baþka sebepler var mý? Güllü Hanoðlu: Ben çalýþmayý seven çalýþkan bir insaným. Haksýzlýða gelemediðimden dolayý, mücadelemden dolayý çýkarýldým baþka bir sebebi yok. Ve sendikaya baðlý bir sürü eleman var burada. Temizlikten güvenliðe veri giriþ elemanýna kadar küçümsenmeyecek üye sayýmýz var. Böyle yerlerde onlar için sendikalaþma doðru deðil. Ýllegal bir örgütmüþ gibi görülüyor. Þu anda da bir çok hastanede gördüðüm þu; bu taahhütnameyle haklarýmýzý elimizden almak isteyen þirketler imzalamadýðýmýz takdirde yada mahkemeye verdiðimiz takdirde aldýðýmýz maaþýn %35 faizini onlara geri ödememiz koþulunu dayatýyor
191. Sayý / 6 - 20 Temmuz 2011
Yeni Evrede
Röportaj
Mücadele Birliði
Mücadele Birliði: Siz de bu oyuna gelmediniz tabi ki? Güllü Hanoðlu: Gelmedim. Arkadaþlarýma baskýlar var. Bu akþam bir toplantý yapacaklar veri giriþ elemanlarýna ve orada da bu baskýlar devam eder diye düþünüyorum. Mücadele Birliði: Bu taahhütname ne zaman elinize ulaþtý? Güllü Hanoðlu: Nisanda geldi bu taahhütname ve haziran ayýndan beri de ciddi bir baský var, imzalayacaksýnýz ya da imzalamayan herkesi çýkartýrýz diye tehdit ettiler bizi. Bu Atlas firmasý Samsunda da 5 tane elemanýný çýkardý orada da taþeron bir firma olarak faaliyet sürdürüyor. Aldýðýmýz zaten 730 tl ve böyle bir maaþa Ýstanbul koþullarýnda yaþamaya çalýþýyoruz bir de yerimizde rahat býrakmýyorlar bizi. Verimli olmamýz engelleniyor. Mücadele Birliði: Sizin tam olarak iþten çýkarýlma tarihiniz nedir? Güllü Hanoðlu: 08/07/2011 tarihinde çýkýþým verilmiþ ama yazýlý kaðýt bugün geldi bana noter yoluyla. Noterden hemen ulaþmadý bana. Cuma günü çýkýþým yapýlmýþ ama bana yazý falan gelmediði için ben pazartesi ve salý günü de iþe gidip geldim salý akþamý imzam yoktu imzam kaldýrýlmýþtý iþine son verilmiþtir sebebiyle. Mücadele Birliði: Bir oturma eylemine baþladýnýz ve bugün 2. gününüz. Bundan biraz bahseder misiniz? Güllü Hanoðlu: Çadýrýmý bugün kurdum, dün yoktu o yüzden dün biraz zor oldu banklarýn üstünde. Gerçi hiç uyumadým arkadaþlar beni yalnýz býrakmadý saðolsunlar sabaha kadar dost muhabbetleri ettik. Güzel bir dayanýþma var, birlik beraberlik var tek baþýma deðilim. Doktorlarýmýzdan, hemþirelerimizden, teknis- yenlerden, temizlik elemanýndan aklýnýza gelecek saðlýk çalýþanlarýnýn tümünden büyük bir destek var ama maalesef üç yerden destek yok; baþhekim, hastane müdürü ve Atlas firmasý. Mücadele Birliði: Peki bu eyleminiz ne kadar sürecek? Güllü Hanoðlu: Bunu basýn açýklamamda da bildirdim. Süresiz bir eylemdir. Bir kadýn olarak mücadelenin nasýl olduðunu göstereceðim. Sýrf ben de deðilim bunun örnekleri var sanýrým. Paþabahçe’de böyle bir kadýn eylemci varmýþ Türkan Haným galiba. Ýzmir’de de varmýþ Batýgül Haným gibi birkaç örnek duydum böyle.Ne zaman geri adým atarlarsa, ne zaman arkadaþlarýmýn üstündeki baskýlarý kaldýrýrlarsa bu eylemi noktalarým. Sorun benim iþsiz kalmýþ olmam deðil çünkü bana iþ teklifleri geliyor fakat þu an benim bir davam var bu arkadaþlarýmýn üzerindeki baskýnýn kaldýrýlmasý için buradayým. Sözleþme sorunu çözülsün, baskýlar kalksýn ve insanlar aldýklarý 730 tl maaþla huzurlu bir biçimde iþlerine gidip gelsinler önemli olan bu benim için. Mücadele Birliði:: Bu 2 gün içinde fiziksel bir müdahaleyle karþý karþýya kaldýnýz mý? Güllü Hanoðlu: Hayýr, fiziksel bir müdahaleyle karþý karþýya kalmadým ama psikolojik müdahale oluyor mesela basýn açýklamasý sýrasýnda müdür bey hastane kapýsýnda elini beline koymuþ bir þekilde bizi izliyor ve kim var kim yok diye bakýyordu ve bunlarý belirleyip büyük ihtimalle toplantýda sizin çýkmanýz yasak yapamazsýnýz edemezsiniz þeklinde bir baský oluþturacaktýr. Mücadele Birliði:Son olarak eklemek istediðiniz bir þeyler var mý? Güllü Hanoðlu: Tekrar ediyorum benim amacým iþe geri alýnmak da deðil,ben ne iþ olsa yaparým, ki çocukluðumdan beridir de çalýþýyorum gocunmam, fakat benim için problem arkadaþlarýmýn üzerindeki baskýlar. Benim derdim benim arkamdan çýkýþlar yapmasýnlar, arkadaþlarým iþlerinden olmasýn, maaþlarý düþürülmesin, yönetim baský yapmasýn, kimse maðdur olmasýn. Beni destekleyen herkese çok teþekkür ederim.
SÝVAS’93
“Yak sevdanýn çýrasýný türkülerle / Yüreðinin pas tutmakta olan kývrýmlarý / Sarsýlsýn bir an öfkenin gök gürültüsüyle / Beyninin her hücresi kuþansýn pusatlarýný / Ve sokaða çýksýn / Ve bir hançer gibi saplansýn / Puþtluklarýn ihanetlerin baðrýna / Bak o zaman nasýl bitecek yanlýþlar / Ve cehennemleþen yalnýzlýðým / Sevdalar duman olmayacak o zaman / Hüznün isyan olmuþtur çünkü / Hüznün diyorum hüznün / Ýsyan olmalýdýr.” Bizler bundan on sekiz yýl önce Sivas Madýmak Oteli’nde yakýlarak katledilen aydýnlarýmýzý Antakya Ayýþýðý Sanat Merkezi olarak andýk. Etkinliðimizin afiþ, bildiri ve davetiyelerle, radyo programlarý ve gazete haberleriyle yoðun bir þekilde duyurusunu yaptýk. Kolektif çalýþma sayesinde farklý yerleþim birimlerinden kültür merkezine otobüsler kaldýrdýk. Anma etkinliðinde ilk olarak þiir grubumuz yer aldý. Sivas’ta katledilen aydýnlarýmýzýn ayný zamanda Sivas’ý iþleyen þiirleri de okundu. Þiirlere Saut-ýl Þems (Güneþe Ezgi) Müzik Grubu da destek verdi. Sahnede 34 mum yakýldý ve grupta yer alan çocuklarda aydýnlarýmýzýn posterlerini taþýdý. Dört ay boyunca çalýþmalar alýp emek harcayan þiir grubu katliamý kitleye adeta yaþattý. “Asým Bezirci Karacaoðlan’ý soruyor / Kaçýncý þiirdesin / Uður kendini kuþatýyor kendi sesinde / Hangi sesin kaçýncý rengindesin / Asaf bir otel bahçesinde / Kirpiklerinin çiziyor türküler üstüne / Elinde anýlar tutsaðý bir fotoðraf / Behçet’in kollarý siliniyor omuzlarýndan / Gözlerin þimdi kaçýncý mevsimde” Þiir grubunun ardýndan Sivas katliamýna þahit olan ve bu katliamý bütün gerçekliði ile yaþayan Vefa Serdar, Mücadele Birliði Platformu adýna bir konuþma yaptý. Bu konuþmayla artýk herkes bütün içeriðiyle beraber katliamý iliklerine kadar hissetti. Konuþmanýn sonunda Serdar, sözü Pir Sultan’a býrakarak þöyle dedi: “Kaçýncý ölmem bu bre hayýn, Pir Sultan ölür, dirilir!” Programýmýzý müzik grubu ile sonlandýrdýk. Emeðe Ezgi’nin farklý dillerde seslendirdiði müzikler ve kendi besteleri dikkat çekti. Etkinliðimizi tüm devrim savaþçýlarýna ithaf ettik. Antakya Ayýþýðý Sanat Merkezi
191. Sayý / 6 - 20 Temmuz 2011
17
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
Taksim Ýlk Yardýmda Eylem Coþkuyla Sürüyor
Taksim Ýlkyardým Hastanesi’nde eylemde olan Güllü Hanoðlu’nu Mücadele Birliði Platformu 16 Temmuz Cumartesi akþamý saat 18:00’da ziyaret etti. Eylemin sürdüðü çadýrýn önüne sloganlarla gelen Mücadele Birliði Platformu, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek” sloganlarýný attýlar. Daha sonra çadýra geçilip koyu bir sohbete baþladýlar. Ziyaret boyunca eyleme olan ilginin ve desteðin büyüklüðü hemen dikkatleri çekiyordu. Hastanede çalýþan temizlik iþçilerinden tutun da, hemþirelere kadar dayanýþmanýn had safhada olduðu görüldü. Bu sýrada Samsun’daki eylemden gelen bir iþçi orada yaþananlardan bahsetti. 171 gündür Samsunda eylemde olanlarýn uðradýðý saldýrý ve baskýlardan bahsetti. Daha sonra taþeron iþçilerinin mücadelesinden ve taþeron sisteminin çökmeye baþlamasýndan konu açýldý. Güllü Hanoðlu, taþeron iþçilerinin mücadelesinin taþeron sisteminin sonunu getireceðini söyledi. Bu mücadele içerisinde kadýnlarýn önemine deðindi. Son dönemde emekçi kadýnlarýn artan eylemlerinin çok önemli olduðunu, devrimin kadýnlarýn mücadelesi olmaksýzýn gerçekleþtirilemeyeceðinden bahsedildi. Yapýlan usulsüzlükler ve hastane yönetiminin iþçilerin örgütlenmesinden ve örgütlü olduklarý Dev- Saðlýk Ýþ Sendikasý’ndan duyduðu rahatsýzlýklar dile getirildi. Yaklaþýk bir saat süren ziyarette, Mücadele Birliði temsilcisi “Biz Mücadele Birliði Platformu olarak eyleminizde sonuna kadar yanýnýzda olacaðýz. Buraya bunun sözünü vermeye geldik. Üzerimize düþen ne varsa yapacaðýz. Sizin gibi iþçilerin mücadelesi oldukça zafer bizlerin olacak. Onlar yenilecekler. Bu dayanýþma karþýnda sermaye kazanacaðýný düþünüyorsa yanýlýyor. Þimdi ziyaretimize son veriyoruz ama bu eylemde her zaman yanýnýzdayýz, Türkiye ve Kürdistan’daki durum da gösteriyor ki mücadele keskinleþecek ve devrim yükseliþine devam edecek.” dedi. Daha sonra eylem yerinden “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” ve “Savaþa Savaþa Kazanacaðýz” sloganlarýyla ayrýlýndý.
18
ÝŞÇİLERDEN EYLEM BİRLİĞİ Ýþten atýlmalarýnýn ardýndan eyleme geçen çeþitli iþkollarýndan iþçiler, bir süredir ortak eylemler yaparak seslerinin daha gür çýkmasý için, mücadeleyi daha da büyütmek için görüþmelere baþlamýþ, birbirlerine ziyaretler yapmýþlardý. Eylemdeki PTT ve Ontex iþçileri her Cumartesi günü Galatasaray Lisesi önünde saat 18.00’de baþlattýklarý yürüyüþlerini, bu kez yine eylemdeki Kampana Deri iþçileri, Kubatoðlu Fýratpen iþçileri, Legrand iþçileri, Bericap iþçileri ve Burger King Çaðrý Merkezi çalýþanlarý ile birlikte ortaklaþtýrarak Gebze’de gerçekleþtirdiler. Güçlerini birleþtirmek isteyen ,iþçiler iþyerlerinin bir çoðunun Tuzla ve çevresinde olmasý nedeniyle seslerini Gebze’den duyurmaya karar verdiler. PTT taþeron iþçileri, Ontex iþçileri, Kampana Deri iþçileri, Kubatoðlu Fýratpen iþçileri, Legrand iþçileri, Bericap iþçileri , Burger King Çaðrý Merkezi Çalýþanlarý 9 Haziran Cumartesi günü saat 17.00’de Gebze Cumhuriyet Meydaný’nda bir araya geldiler. Ýþçilerin herbirinin pankartlarý ile katýldýklarý eyleme Mücadele Birliði Platformu, BDSP, Eðitim-Sen Gebze Þubesi, katýlarak destek verdi. Gebze Meydaný’nda “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Yaþasýn Onurlu Direniþimiz”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarý atýlarak, iþçilerin talepleri ve mücadelesi dile getirildi. Daha sonra iþçiler adýna bir Legrand iþçisi, Gebze’nin de bir iþçi kenti olduðunu, her gün ter dökerek, emek vererek binlerce iþçinin çalýþtýðý ve her geçen gün daha da fazla sömürüye maruz kaldýklarýný belirterek, iþçi ve emekçilere seslerini duyurmak , mücadeleyi ortaklaþtýrmak için Gebze halkýna seslerini duyurmak istediklerini bildiren bir konuþma yaptý. Sonra sloganlarla Eski Çarþý’ya, Çeþme önüne gelindi. Burada eylemde olan iþyerleri sayýlarak “Direniyor!” sloganý yükseltildi. “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Yaþasýn Onurlu Direniþimiz”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarý atýldý. Sermayenin her geçen gün artan saldýrýlarýna karþý, iþçi sýnýfý olarak birlikte hareket etmekten, mücadele birliðini oluþturmaktan baþka çareleri olmadýðýný bildikleri için,eylemci iþçiler olarak bir araya geldiklerini, iþçi sýnýfýnýn ancak örgütlü olduðunda sermayeye karþý bir güç oluþturabileceðini belirterek Gebze iþçisinden, Gebze’deki iþçi dostu kurum ve kiþilerden destek beklediklerini ifade ettiler. Basýn açýklamasýnda eylemleri hakkýnda bilgi vermek amacýyla her iþyerinden birer iþçi iþyerindeki koþullarý, iþten atýlýþlarýný ve eylem süreçlerini kýsaca aktardý. Ýþçilerin konuþmalarýnýn ardýndan yine sloganlarla talepleri ve mücadele kararlýlýklarý dile getirilerek baþka bir eylemde bir arada olmak üzere eylem bitirildi.
192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
HEDÝYE AKSOY YALNIZ DEÐÝLDÝR
Demokratik Özgür Kadýn Hareketi, 8 Temmuz günü Taksim Tramvay Duraðý’nda diðer kadýn örgütlerinin de katýlýmýyla bir eylem yaptý. Kanser hastasý ve görme engelli Hediye Aksoy’un serbest býrakýlmasý için oturma eylemi yapan kadýnlar, Kürtçe ve Türkçe “Hediye Aksoy Ve Tüm Hasta Tutsaklar Serbest Býrakýlsýn” pankartý arkasýnda toplandýlar. Eylemde ilk sözü Demokratik Özgür Kadýn Hareketi adýna Filiz Oðuz aldý ve Aksoy’un yoðun bir tedavi içersinde olmasýna raðmen cezaevinin kötü koþullarý nedeniyle saðlýðýnýn her geçen gün kötüye gittiðini anlattý. Adli Týp Kurumunun rapor vermediðini söyleyen Oðuz, “Doktorlar TTB heyetine Hediye Aksoy’un hastalýðýnýn henüz termal safhaya ulaþmadýðýný ve ulaþmadan da serbest býrakýlmasý için bir rapor veremeyeceklerini söylemiþler. Bu söylem ne Hipokrat etiðine ne de týp ettiðine ne de insanlýða sýðan bir yaklaþýmdýr” dedi. Cezaevlerinde 25’ten fazla termal safhaya ulaþmýþ kanser hastasýnýn olduðunu hatýrlatan Oðuz, ancak Adli Týp Kurumunun, ölümcül safhaya ulaþan hasta tutsaklara da rapor vermediðini vurguladý. “Tedavi onlarýn en doðal hakkýdýr. En temel insan ve yaþama hak-
kýdýr. Dolayýsýyla saðlýklý koþullarda tedavi edilmek üzere, baþta Hediye Aksoy olmak üzere termal safhaya henüz ulaþmamýþ tüm hasta tutsaklarýn derhal serbest býrakýlmasýný istiyoruz. Aksoy serbest býrakýlana kadar her Cuma ayný saate burada olacaðýz. Tüm demokratik kitle örgütlerini, basýný bu konuda duyarlý olmaya çaðýrýyorum” dedi. Hediye Aksoy ile birlikte ayný koðuþta kalan ve 14 Haziran tarihinde tahliye edilen Ýþçi Köylü Gazetesi Kartal Bürosu emekçisi Suzan Zengin, Aksoy’un hijyenik olmayan koþullarda tutulduðunu belirterek, cezaevi idaresinin hasta tutsaklarý ölüm safhasýna bilinçli bir þekilde getirdiðine dikkat çekti. Suzan Zengin, “Son ayýmý Hediye Aksoy ile birlikte geçirdim ve onun bu son süreçte yaþadýklarýný yakýndan gözlemleme fýrsatým oldu. Öncellikle þunu belirtmek isterim ki, Türkiye’deki hapishaneler, siyasi tutsaklar açýsýndan zulmün hüküm sürdüðü mekanlardýr. Ve bu zulüm en çok da saðlýk sorunlarýnda baþ gösteriyor. Hediye Aksoy bugün yaþadýðý aðýr saðlýk sorunlarý yaný sýra, bilindiði gibi gözleri görmeyen bir tutsak. Bu durum onun koþullarýný daha da aðýrlaþtýrýyor. Öyle ki Hediye’nin kemoterapi benzeri aðýr bir tedavi gördüðü bir süreçte mutlaka kaldýðý yerin hijyenik olmasý gerekiyor. Oysa ne hapishane ne de kaldýðýmýz koðuþ bu koþullara uygundu, ne de Hediye’nin hastaneye götürüldüðü ring arabalarý. Tedaviye götürüldüðü zaman, o gün mahkemesi olan diðer mahkûmlarla birlikte ayný ringe koyuyorlar. Ýlaçlarýný hastaneye gitmeden önce almasý gerekirken, saatinde verilmediði için, bu ilaçlarý ringde almak zorunda kalýyordu. Bu
aðýr ilaçlarýn yan etkileri de ring aracýn koþullarýna eklendiðinde tabii ki durumu daha aðýrlaþýyordu. Bilindiði gibi bu bir saatlik süre on saatlik sürece çýkýyor ve tedaviden daha enerjik çýkmasý gerekirken belli etmemeye çalýþsa da gittiðinden daha bitkin bir halde koðuþa dönüyordu. O günün tüm çilesi yüzüne yansýyordu” dedi. Cezaevi idaresinin hasta tutsaklarý termal safhaya getirmek için elinden ne geliyorsa yaptýðýna dikkat çeken Zengin, “Ýnsanlarý aðýr aðýr bilerek ölüme gönderiyorlar ve ancak bu safhaya geldiðinde tahliye ederiz gibi bir yaklaþým sözkonusu; ancak o safhaya gelindiðinde de býrakýlmýyorlar” dedi. Eylemde ayrýca Hediye Aksoy’un maðduriyetinin yaný sýra, aðýrlaþtýrýlmýþ müebbet cezasý alan PKK davasý hükümlüsü Beyaz Yakut’un Pazartesi’den itibaren tek kiþilik hücreye alýnacaðý duyuruldu. Müvekkilleriyle görüþmek üzere Bakýrköy Kadýn Zindanýna gittiðinde PKK davasý hükümlüsü Beyaz Yakup’la görüþme fýrsatýný bulduðunu anlatan Avukat Sevinç Sarýkaya, “Bana Beþiktaþ 11 Aðýr Ceza mahkemesinin kendisine aðýrlaþtýrýlmýþ müebbet verdiðini ve cezaevi idaresi tarafýndan tek kiþilik hücreye alýnacaðýný söyledi. Bir þeyler yapýlmasa ömür boyu tek hücrede kalmak zorunda kalacaðýný belirtti. Cezaevi idaresinin kendisini Cuma günü tek kiþilik hücreye almak istediðini, fakat diðer tutsaklar buna karþý çýktýðý için bu uygulamanýn Pazartesi gününe ertelendiðini söyledi” dedikten sonra “Mutlaka bu uygulamanýn önüne geçilmesi gerek” dedi ve hücrede yaþanacak aðýrlaþtýrýlmýþ hapis cezasýnýn koþullarýný anlattý. Eylemde sýk sýk “Hediye Aksoy’a Özgürlük”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur” sloganlarý atýldý. Eylem, her Cuma günü saat 19.00’da Taksim Tramvay duraðýnda yapýlmaya devam edecek.
Ýzmir’de Mücadele Birliði Dergisi Okurlarýna Yönelik Saldýrýlar Ýzmir’de Mücadele Birliði dergisi okurlarýna yönelik saldýrýlar artýyor. Günlerdir Mücadele Birliði dergisi okurlarý sivil polisler tarafýndan durdurulup kimlik aramasý gerekçesiyle rahatsýz ediliyor. Son olarak bir Mücadele Birliði dergisi okuru 10 Temmuz Pazar günü saat 21.30 civarýnda Narlýdere Karakol yakýnlarýnda yürürken sivil polisler tarafýndan durdurularak, gözaltýna alýnmaya çalýþýldý. Önce çantasýný aramak isteyen sivil polislere izin vermeyen okur, daha sonra aramalarýna izin vermesine raðmen gözaltýna alýndý. Karakola alýnan ve “aþaðýya” indirilen dergi okuru 11 saat
karakolda tutuldu. Bu esnada ailesi çaðrýlýp eylem fotoðraflarý ailesine gösterildi. Ayrýca yasadýþý örgütlerle baðlantýsý olduðu, eylemlere gitmemesi gerektiði gibi öðütler verdikten sonra sabah saat 10.00 civarýnda serbest býrakýldý. Gün geçtikçe kendi sonunun yakýnlaþtýðýný gören sermaye sýnýfý giderek saldýrýlarýný yoðunlaþtýrmaya devam edecektir. Ancak bu saldýrýlar ,devrimi geliþtirmekten mücadeleyi büyütmekten baþka bir þeye yaramýyor. Ýzmir Mücadele Birliði
192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
19
Yeni Evrede
Sokaklar
Mücadele Birliði
Bericap’ta 200. Gün Bericap iþçileri 11 Temmuz 2011 tarihinde eylemlerinin 200. gününe geldi. Bericap iþçileri 200. günlerinde dayanýþma çaðrýsýnda bulundu. Saat 14.00’den itibaren sendikalardan devrimci siyasetlerden, eylemdeki iþçilerden, derneklerden, sanatçýlardan emek dostlarý, ve iþçilerin aileleri Bericap iþçilerinin yanýna gelmeye baþladýlar. Saat 14.30’da kortej oluþturularak fabrikanýn önüne “Bericap Ýþçisi Direniyor”, “Bericap Ýþçisi Direniþin Simgesi”, “Sendika Hakkýmýz Engellenemez”, “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokakta Kazanýlýr”, “Susma Haykýr Sendika Haktýr”, “Ýþ Ekmek Yoksa Huzur da Yok”, “Zafer Direnen Ýþçilerin Olacak”, “Yan Gelip Yatmadýk Bericap’ý Satmadýk”, “Açlýktan Ölmeyiz Biz Bu Yoldan Dönmeyiz”, Yýlgýnlýk Yok Direniþ Var”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Kavga Bitmedi Daha Yeni Baþlýyor”, Ölmek Var Dönmek Yok”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarýyla yüründü, Bericap patronu ýslýk, vuvuzela ve alkýþlarla protesto edildi. Bir süre burada sloganlara devam edildikten sonra toplanma yerine dönüldü. Bericap iþçileri destek için gelen dostlarýyla bir süre sohbet etti. Ardýndan ailelerin ve Petrol-Ýþ Sendikasý’ndan temsilcilerin de gelmesiyle bir kez daha fabrika önüne sloganlarla yüründü. Petrol-Ýþ Sendikasý Gebze Þube Baþkaný Süleyman Akyüz ve Petrol-Ýþ Genel Mali Sekreteri Ýbrahim Doðangül eyleme iliþkin konuþma yaptýlar. Süleyman Akyüz “Burada kýþýn soðuk günlerinde, yazýn kavurucu sýcaklarýnda Bericap iþçileri kararlýlýkla direniþini sürdürdü. Bericap iþçilerine destek için gelenleri tabi ki uzun bir zaman bu sýcak altýnda bekletmeyi istemiyoruz. Ama burada 200 gündür bekleyen iþçilerin durumlarýný anlamanýz için bir iki saatimizi onlarla birlikte geçirmenizi istedik. Ailelerin özellikle uzun süreli mücadelelerde, direniþlerde destekleri çok önemlidir. Bu nedenledir ki, dayanýþma çaðrýsýnda bulunurken özellikle ailelerin, iþçilerin yakýnlarýnýn ve emekten yana olanlarýn burada bizlerle birlikte olmalarýný istedik. Bericap iþçileri direniþe baþladýklarý ilk günlerindeki heyecanlarý, coþku ve kararlýlýklarýyla eylemlerini sürdürüyorlar. Bu kararlýlýðýn görülmesini ve destek olunmasýný istiyoruz” diyerek konuþmasýna baþladý. Bericap direniþinin 100. gününde kendi aralarýnda bir moral olmasý için pasta kestiklerini belirten Akyüz, pasta kesmenin, tatlý yemenin genellikle güzel ve önemli bir günü, bir yýldönümünü, bir zaferi kutlamak için yapýldýðýný; bunun için de zaman zaman “direniþ yapýlan bir yerde þu kadar gün geçti diye pasta kesilir mi?”þeklinde soruyla karþýlaþtýklarýný aktararak “Bizler Bericap iþçisinin kararlýlýðýný göstermek istiyoruz, direniþte 200’lü günlere gelinmesi elbette ki sevindirici, kutlanacak bir durum da deðildir fakat bizler iþçi dostlarýnýn ve özellikle iþçilerin yakýnlarýnýn, ailelerinin bu kararlýlýðý görmelerini istiyoruz. Bericap iþçisinin kýþýn soðuklarýnda, karýnda, yazýn sýcaðýnda ýsrarlý bir þekilde haklarýný almak için mücadeleyi sürdürdüklerini görmenizi ve daha fazla destekte bulunmanýzý saðlamak amacýyla böyle farklý bir þekilde bir araya geldik” diyerek pasta kesilerek dondurma daðýtýlmasýndaki nedeni açýkladý. Ýbrahim Doðangül ise Petrol-Ýþ Sendikasý Genel Baþkaný ve Genel Sekreterinin mazeretleri nedeniyle gelemediklerini ve selamlarýný gönderdiklerini belirterek, Petrol-Ýþ Sendikasý eylemlerini kararlýlýkla sürdüren Bericap iþçisinin yanýnda olduðunu, haklý mücadelesinden vazgeçmeyerek 200 günü geride býrakan Bericap iþçisinin eylemlerini kazanýmla sonuçlandýrýncaya kadar da yanýnda olmaya devam edeceklerini ifade etti ve baþarýlar dileyerek sözlerini tamamladý. Süleyman Akyüz tekrar söz alarak “Bericap iþçilerinin ailelerinin gönüllerinin ve kafalarýnýn rahat olmasý için bir açýklamada daha bulunmak isteriz ki, burada direniþte olmanýn amacý bir macera, bir kahramanlýk yapmak deðildir, buradaki amaç iþçinin haklarýna sahip çýkmasý, sendikalý olarak iþine devam edebilmesi için verilen zorlu bir mücadeledir. Bericap iþçisi de burada sadece günü geçirmek için beklemiyor. Haklarý için mücadele veriyor, mücadeledeki kararlýlýðýný gösteriyor. Bericap iþçisinin haklýlýðýnýn tespiti için gerekli hukuki iþlemler yapýldý Çalýþma Bakanlýðý müfettiþleri bunun tespitini yaparak iþverene uyarýda bulundu. Ýþçilerin haklý bir eylem içerisinde olduðu açýklanarak iþverenle anlaþamaya çalýþýldý. Fakat iþverenin bir takým þartlarý kabul etmeyiþi, inadý nedeniyle henüz çözüme ulaþýlamadý. Ancak Bericap iþçisinin kararlý direniþiyle, ailelerinin desteðiyle ve emek dostlarýnýn dayanýþmasýyla bu mücadeleyi kazanýmla sonuçlandýracaktýr” dedi. Konuþmanýn ardýndan Bericap iþçilerinin çocuklarý pastayý kesmek üzere çaðrýldý. Çocuklardan birisine pasta üzerindeki “Bericap Çalýþanlarýnýn Direniþinin 200.Günü” yazýsýný okumasýyla alkýþ ve sloganlar yükseldi. Sloganlarýn atýlmasýnýn ardýndan iþçi dostu sanatçýlar marþ, türkü ve farklý dilden ezgilerle Bericap iþçilerine müzik dolu coþkulu dakikalar yaþattýlar. Müzik ve sohbetlerle Bericap iþçileri 200. günü de bitirmiþ oldular.
20
192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
Evvel Temmuz Festivali’nde
Geleneksel olarak Samandað Belediyesi ve Samandað Kültür ve Dayanýþma Derneði’nin her yýl düzenlediði “Evvel Temmuz Festivali”nde Ayýþýðý Sanat Merkezi olarak oradaydýk. “Evvel Temmuz”, Hatay halkýnýn her sene daimi olarak sürdürdüðü geleneklerinden biri. Hicri takvime göre ayýn biri, on dördüne denk gelir. “Evvel Temmuz” da Arapçayla Temmuz ayýnýn baþý anlamýndadýr. Hatay halký geleneklerine göre Evvel Temmuz’da en güzel elbiseler giyilir, en güzel yemekler piþirilir, beraberce en güzel yerlere gidilir. Bayram havasýnda mutlu bir þekilde geçirilir. Samandað Festivali de ortak alanda kutlanmasý için düzenlenen bir festivaldi. Beraber eðlenmek, beraberce bir þeyler yapmak amacýndaydý insanlar; stantlar kuruluyor, sanatla insanlarý bütünleþtirmek için bir þeyler yapýlmaya çalýþýlýyordu. Bunlarýn yanýnda yiyecek içecek stantlarý da vardý. Ayýþýðý Sanat Merkezi olarak devrimci sanatý yaygýnlaþtýrmak adýna festivallerin ilk gününden itibaren oradaydýk. 5 gün süren festivalde halkýn ilgisi daha çok Deniz Gezmiþ üzerine yoðunlaþtý. Festivalin son gününde standýmýzda gitar eþliðinde marþlarýmýzý söylerken polisler kamera çekimi yapmaya çalýþtýlar. Ama Sanat Merkezi emekçilerinden bir arkadaþýmýz ve diðer devrimci kurumlarýn desteði ile buna engel olduk. Ertesi gün Grup Yorum’un alternatif þenliðine ilgi yoðundu. Ýnsanlarýn ruh halleri coþkuluydu. Türkülere candan eþlik ediliyordu. Halaylarla beraber insanlar coþku seline ulaþmýþ oldu. Bizler de 5 gün boyunca yeni insanlarla tanýþmanýn coþkusuyla oradan ayrýldýk. Antakya Ayýþýðý Sanat Merkezi
Yeni Evrede
Çeviri
Mücadele Birliði
SURÝYE: PROTESTOLARIN ARKASINDA NE VAR? Joyce Chediac / 11 Mayýs 2011 / Workers World ABD’deki ve dünyanýn bir çok bölgesindeki insanlar, Ortadoðu’da olan halk gösterilerine büyük sempati duyuyorlar. Bununla birlikte, ayaklanmalarýn hepsi, ayný deðildir. Mýsýr ve Tunus gibi iþçileri çeþitli þekillerde baský altýnda tutan batý yanlýsý rejimlere karþý yapýlan protestolar, insanlarý yoksulluk ve baskýdan kurtarma potansiyeline sahip. Bununla birlikte Libya ve Suriye’deki durum biraz daha farklý. Bu yönetimler, bir çok hatalarýna raðmen, ABD’nin on yýllarý bulan istikrarsýzlaþtýrma çabalarýnýn hedefi olmuþlardýr. Çünkü bu ülkeler, Washington’dan baðýmsýz bir pozisyon almýþlardýr. ABD tarafýndan yönlendirilen batýlý güçler, bölgedeki protesto dalgalarýnýn yarattýðý ortamdan yararlanarak Libya ve Suriye’ye müdahale etmek ve böylece bu ülkeleri Batý Sömürgeciliðinin kölesi yapmak ve buradaki iþçileri emperyalizmin gündelikçi iþçileri durumuna düþürmek için çalýþýyorlar. Yemen ve Bahreyn, ki her ikisi de ABD yanlýsý rejimler tarafýndan yönetiliyorlar ve uzun süredir burada yaþayan ve çalýþan iþçilere yabancýlaþmýþ durumdalar, ise tam ters bir pozisyonda bulunuyor. Bu rejimler, göstericilerin üstüne ateþ açtý, onlarý tutukladý ve iþkenceden geçirdi. Buna raðmen bu bölgelerin hiç biri ne uçuþa yasak bölge ilan edildi, ne de yaptýrýmlarla karþý karþýya kaldýlar. Libya’da bununla birlikte, Batý’nýn “sivilleri korumak” için yaptýðý “insani müdahale”nin anlamý, ülkenin sivil altyapýsýný yerlebir eden haftalar süren bombalamaydý. Þimdi Libya’yý bombalayan Batýlý güçler, Arap dünyasýnda baðýmsýz laik bir devlet olarak kalmayý baþarmýþ yegane devlet olan Suriye’yi tehdit ediyorlar. Hem ABD, hem de AB Suriye devlet yetkilileri üzerinde ekonomik yaptýrýmlar uyguluyorlar. Neden? Tek bir þey için... Washington Ýran ile Suriye arasýnda geliþen stratejik ittifaký bozmaya çalýþýyor. Ayný zamanda Suriye’nin Lübnan’da Hizbullah’a ve Batý Þeria’da Hamas’a verdiði yaþamsal desteði de durdurmaya çalýþýyor. Böyle yapmakla, ABD mali sermayesi Suriye’yi istikrarsýzlaþtýrmaya, onun egemenliðini yýkmaya ve onu yeniden emperyalistlerin yörüngesine sokmaya çalýþýyor. Suriye’deki Protestocular Kim? Suriye’de gösteriler Beþar Esad yönetimine karþý yapýlýyor ve en az birkaç yerde zorla karþýlaþtý. Fakat bu gösterilerin asýl karakteri hala belirsiz. Bu gösteriler halkýn tepkilerini gerçekte ne derece yansýtýyorlar? Suriye Arap Sosyalist Baas Partisi’nin onlara cevabý nedir? Açýk ki, ABD emperyalizmi bu protestolarý kendi çýkarlarý için kullanmaya çalýþýyor. Bunun, IMF’nin 2006 yýlýnda dayattýðý kemer sýkma planýndan rahatsýz olan Suriyeli iþçilerin yükselttikleri taleplerle hiç bir alakasý yok. Michael Choudovsky 3 Mayýs’ta bu protestolar arasýnda Suriye’nin Dara Kasabasýnda Ürdün’den giren silahlý çetelerden oluþan organize bir isyancý grubun olduðunu yazdý (Global Research). Dara, protestolarýn baþladýðý yer. Bu arada, El Cezire gibi Batý medya gruplarý da hem protestocularý, hem de Suriye yönetiminin baskýlarýný abartmakla suçlanýr-
ken, Suriye yönetimi altýndaki medya gruplarý ise fazla bir þey söylemiyorlar. Rusya Today gazetesinin 30 Nisan tarihli sayýsýnda, El Cezire’nin Esad yanlýsý eylemleri Esad karþýtý olarak yansýttýðýný söyleyen Suriye’deki bir seyahat acentasýndan alýntýlar yapmýþ. El Cezire ve Reuters tarafýndan yapýldýðý söylenen hükümet karþýtý gösterilerin olmadýðý ve diðer ülkelerde olan protestolarýn Suriye’ye mal edildiði söyleniyor. Ön sayfa makalelerinde Suriyelilerin çoðunluðunun Esad’a karþý caddelere döküldüðü söylenirken, Ortadoðu uzmaný birçok kuruluþ, Suriye hükümetinin þu aþamada Suriyelilerin birçoðu tarafýndan desteklendiðini kabul ediyor. Marksist Bir Politik Perspektife Ýhtiyaç Var Dünya mali sermayesi ve onlarýn sözcüsü medya kuruluþlarý Suriye yönetimini yeniden þekillendirme çabasý içinde görünüyorlar. Fakat emperyalizm bütünüyle güçlü deðil. Ona karþý savaþýlabilir ve kazanýlabilir. Suriye hükümetinin ve insanlarýnýn yapabilecekleri ve þu anda yaptýklarý ABD’ye müdahale için bir boþluk býrakmaktan kaçýnmalarýdýr. Þimdi bu boþluðu ne kapatabilir. Marksizm bu sorulara cevap verecek araçlarý ortaya koyar. Suriye’deki yönetimlerin Marksist terminolojide adý “burjuva ulusalcý”dýr. Bu, Libya, Ýran ve ABD iþgal öncesi Irak için de geçerlidir. Bunlar, ulusalcýdýr, çünkü sömürücü kapitalist sýnýf tarafýndan yönetiliyorlar. Marksistler bu yönetimleri emperyalizme karþý destekler, çünkü bunlar, ezilenlerin kendi kaderlerini tayin etmesinin ilanýdýrlar. Bu Marksistlerin bu yönetimlerin her politikasýný desteklediði anlamýna gelmez. Marksistler ayný zamanda, bu rejimlerin ikili karakterlerinin de farkýndadýrlar. Burjuva ulusalcýlar, kendi iþçilerini daha iyi sömürebilmek için emperyalistleri defetmek isterler. Fakat bunlar, emperyalizm ülkenin egemenliðini tehdit ettiðinde, iþçilerle ortak çýkara sahiptirler. Bu yönetimler emperyalizme karþý tutarlý bir savaþým sürdüremezler. Bunu ancak iþçi sýnýfý yapabilir. Ýsrail’le Ön Cephe Savaþýmýnda Suriye’de Bu Nasýl Ýþledi? Suriye 1966 yýlýndan beridir Arap Sosyalist Baas Partisi’nin öncülüðünde laik bir yönetim tarafýndan yönetiliyor. Devletin þimdiki baþkaný Beþar Esad’dýr. Suriye Ýsrail’le sýnýrý olan bir “ön cephe devleti”dir. Bu gerçek, Suriye’nin tarihinin bütün yönlerini etkiliyor ve Suriye halkýnýn Filistin halkýnýn mücadelesine duyduðu yakýnlýkla ilgili olarak da onun üzerinde belirli bir emperyalist ve siyonist baskýnýn oluþmasýna yol açýyor. Suriye, Ýsrail 1967 savaþlarý sýrasýnda Suriye’nin Golan Tepelerine, Filistin’in Batý Þeriasýna ve Mýsýr’ýn Sina Yarýmadasýna saldýrýp iþgal ettiðinde, ABD’nin petrol borularýný ulusallaþtýrmýþtý. Golan Tepeleri, o gün bu gündür hala iþgal altýnda. Suriye’nin bölgesel anlamda þu aþamada ilerici bir rol oynadýðý doðruysa da, bu her zaman böyle olmamýþtýr. 1976 yýlýnda Suriye yönetimi Lübnan’da devrimci Filistin-Libya ittifakýna karþý baþlatýlan iç savaþa ve Ýsrail tarafýndan silahlandýrýlan Lübnan’ýn faþist güçlerine destek verdi. Suriye’nin kapitalistleri, devrimci bir
192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
21
Yeni Evrede
Çeviri
Mücadele Birliði
Lübnan’ýn, kendi egemenliklerini alaþaðý edecek bir iþçi eylemine ilham kaynaðý olmasýndan korkuya kapýldýlar. Bununla birlikte, ABD ve Ýsrail’in hiç azalmayan baskýsý ve Golan Tepeleri’ne dönüþe izin verilmemesi, Suriye egemenliðinin yeniden anti-emperyalist bir pozisyona soktu. Bunun, Suriye’nin bölgede ABD ve Ýsrail saldýrganlýðýna karþý Ýran’ýn, Lübnan Hizbullah’ýnýn ve Gazze’de Hamas’ýn yanýnda oynadýðý rol hayati önemdedir. Kapitalistler Baðýmsýz Ülkeleri Ýstikrarsýzlaþtýrmaya Çalýþýyorlar Týpký diðer burjuva yönetimler gibi, Suriye ne dünya kapitalist pazarlarýyla iliþkisini kesiyor, ne de böyle bir yönelimi var. Tersine, tamamýyla Batý bankalarýnýn egemenliðinde olan bu pazarlarla daha iyi iliþkiler geliþtirmenin peþinde. Ekonomik krizler sýrasýnda Suriye’dekiler gibi ulusal yönetimler, Wall Street tarafýndan iþçilere saldýrmasý için zorlandýlar. Bu, buradaki yönetimlerin emperyalizmden baðýmsýzlýklarýnýn altýný oyarken onlarý iþçilerden tamamen yalýttý. 2006 yýlýnda Suriye, ücretlerin dondurulmasý, ekonomiyi yabancý bankalara açma ve devlet iþletmelerinin özelleþtirilmesi gibi kemer sýkma önlemleri diye adlandýrýlan IMF planlarýný uygulamaya koydu. Çalýþan halk için bu iþsizlik, enflasyon ve sosyal þartlarýn tamamýyla bozulmasý anlamýna geliyordu. Emperyalistler bunu biliyorlardý. NewYork Times 30 Nisan’da “Suriye Devleti her kasabaya elektrik götürdü fakat halkýn ihtiyaçlarýný dikkate alan bir sosyal anlaþmayý artýk karþýlayacak durumda deðil” diye yazýyordu. “Rejimi deðiþtirenler, ekonomik liberalizasyonun Rami Makhlouf gibi bir grup elit iþ adamýný memnun ettiðini (gönendirdiðini) söylüyorlar. Bilindiði gibi Rami Makhlouf Esad’ýn kuzenlerinden biri ve ülkenin mobil að iþletmecisi Suriye Tel de dahil olmak üzere ekonominin önemli bir bölümünü kontrolünde tutuyor.” (Financial Times) NewYork Times’a göre Makhlouf, bir muhalefet odaðý olarak, “zengini daha zengin, fakiri daha da fakir yapan yandaþ kapitalizmi”nin simgesi olmuþ durumda. Suriye yönetimi, Suriye’nin güçlü olmasýný saðlayan iþçi sýnýfý üzerindeki ekonomik saldýrýlarý geri çekmek suretiyle kendisini emperyalizmin istikrarsýzlaþtýrmasýndan koruyabilir. Önlemler, yabancý sermayenin yasaklanmasýyla elektriðin, iletiþimin ve diðer anahtar endüstrilerin devletleþtirilmesi, yiyecek maddelerinin üretimine öncelik verilmesi, ikmallerin depolanmasý vb yoluyla ekonominin liberalleþtirilmesini geri çevirebilecek þeyleri içerebilir. Bunlar, yönetime karþý protesto gösterilerinde bulunanlarýn hükümete olan inançlarýný yenileyebilir ve emperyalist istikrarsýzlaþtýrma için öyle verimli bir toprak olmadýðýný herkese gösterebilir. Ayný zamanda, iþçiler ve tüm ilericiler, mümkün olan her yolla Suriye’ye bir ABD müdahalesine karþý koymalýdýr. Emperyalistlerin kontrolü yeniden ele geçirmeleri, Ortadoðu’daki ezilen halklar ve burada bizim ülkemizdeki ezilen halklar için en kötü þey olacaktýr.
22
Halkýn Günlüðü Gazetesi’ne Destek Ýzmir Menemen ilçesinde Halkýn Günlüðü gazetesinin daðýtýmýný yapan 8 kiþi, 10 Temmuz 2011 günü gözaltýna alýnmýþlardý. 2 gün gözaltýnda tutulan Halkýn Günlüðü çalýþanlarý ve okurlarý, çýkarýldýklarý nöbetçi mahkeme tarafýndan tutuklama kararý verilerek cezaevine gönderildi. Halkýn Günlüðü Gazetesi’nin kapatýlmasý ve diðer devrimci basýn yayýn kuruluþlarýna yapýlan saldýrýlar, Galatasaray Lisesi önünde saat 19.30’da yapýlan basýn açýklamasýyla protesto edildi. Demokratik Haklar Federasyonun çaðrýsýyla yapýlan eyleme Mücadele Birliði, BDSP, Kaldýraç, SODAP, Partizan ve ESP de destek verdi. Mücadele Birliði Platformu, Ýstiklal Caddesi’nden “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarýyla Galatasaray Lisesine doðru yürüyerek Galatasaray Lisesi önündeki kitleye katýldý. Demokratik Haklar Federasyonu adýna basýn açýklamasýný okuyan Melek Aþýk, “Devrimci basýnýn üzerindeki baský ve sansür saldýrýsý, devrimci gazete ve dergilere yönelik gerçekleþen ‘toplatma ve yayýn durdurma’ kararlarýyla katmerleþerek devam etmektedir” dedi ve gerici saldýrýlara karþý, mücadelenin yükseltilerek devam edeceði vurgusunu yaptý. Eylemde “Örgütlü Bir Halký Hiç Kuvvet Yenemez”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Gözaltýlar Tutuklamalar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. Yapýlan açýklamadan ve atýlan sloganlardan sonra, Ýstiklal Caddesi üzerinde Halkýn Günlüðü gazetesi daðýtýmý yapýldý.
Ýzmir’de Tutuklamalar Protesto Edildi
14 Temmuz Perþembe günü saat 18.30’da, son dönemlerde yapýlan gözaltýlara ve tutuklamalara karþý Demokratik Haklar Federasyonu bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Basýn açýklamasýnda “Sömürü ve Zulüm Saltanatýna Karþý Halkýn Haklý Mücadelesini Yükseltelim! Gözaltý ve Tutuklama Terörüne Son/ Li Hemberé Selteneta Kedxwari ü Zilme, Tekoþina Mafdar A Gel Bilind Býkin! Ji Terora Girtin u Binçavkirine Re Edi Bese!/ Demokratik Haklar Federasyonu” imzalý pankart taþýnýrken “Gözaltýlar Tutuklamalar Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Yaþasýn Onurlu Mücadelemiz” sloganlarý atýldý. Basýn metninde son dönemde yaþanan saldýrýlara deðinildi. Son olarak da 10 Temmuz Pazar günü Menemen ilçesinde gazete daðýtýmý yapan 8 DHF okurunu gözaltýna alýnýp ilk mahkemede tutuklama kararýnýn alýndýðýna deðinildi. Yapýlan basýn açýklamasýndan sonra eylem bitirildi Mücadele Birliði olarak eyleme katýlarak destek verdik.
192. Sayý / 20 Temmuz - 3 Ağustos 2011
Mücadele Birliði/ Ýzmir