Skip to main content

S112

Page 1

SONUÇ ALANA DEK

Yeni Evrede

Başyazı

Mücadele Birliði

P

roletaryayla kapitalistler arasýndaki çatýþma, sýnýflarýn varlýðýna baðlý olarak kaçýnýlmazdýr. Bu çatýþma, karþýt sýnýflarýn arasýndaki bir “sosyal sözleþme”yle sýnýflar arasýnda saðlanmasý düþünülen bir “denge”yle önlenemez. Sýnýf savaþýmý, taraflardan birinin kesin zaferine dek sürer. Kaçýnýlmaz çatýþma, Latin Amerika’da 89 sonrasý, gerilla hareketleriyle, egemen güçler arasýnda yapýlan “barýþ”a karþýn devam etti. Sýnýf çatýþmasý, sokak savaþlarýna ve ayaklanmalarýna dönüþtü. 90 sonrasý, sosyalist ülkelerde gerçekleþen karþý-devrimlere ve bunun yarattýðý ortama raðmen, Latin Amerika’da ve dünyanýn baþka bölgelerinde sýnýf savaþýmý keskinleþerek sürdü. Uluslararasý burjuvazinin tüm baskýlarý ve beklentileri boþa çýktý. Ezilen ve sömürülen kitlelerle, sömürücü sýnýf arasýndaki tarihsel olarak kaçýnýlmaz olan çatýþmalar Ortadoðu’da devrime yol açarken, Avrupa ve Amerika’da ise isyan ve ayaklanmalarla derinleþiyor. Bizde de 89 sonrasý, burjuvaziyle çeþitli sol çevreler arasýnda belirli bir anlaþmaya dayanmayan bir uzlaþma saðlandý. Yýllarýn “illegal” partileri küçük burjuva devrimci örgütler “yasallýk” kazandý. Ancak sýnýflar mücadelesi, bu durumdan olumsuz olarak etkilenmediði gibi bu yýllarda en yüksek düzeyine çýktý. Þu gerçeðin altýný çizmek gerekir: Sýnýflar savaþýmý her zaman yükselmez, her zaman kabarmaz; bazen geriler ya da zayýflar fakat bu durum sýnýflar çatýþmasýnýn tarihsel kaçýnýlmazlýðýný ortadan kaldýrmaz. Sýnýf çatýþmasý bu ya da þu etkene baðlý olarak çok ya da az düzeyde düþüþ gösterse de, temelindeki sýnýf karþýtlýðýna ve bu karþýtlýðýn geliþimine baðlý olarak yeniden þiddetlenir. Sýnýf çatýþmasý egemen sýnýfýn halklarýn mücadelesinin baskýsýyla vermek zorunda kaldýðý ödünlerle de sona ermez; ödünler sýnýf mücadelesinin devrim doðrultusunda ilerlemesinin yan sonuçlarý olduðu gibi ne kalýcýdýr ne de emekçi kitlelerin temel sorunlarýný çözebilir. Ege-

men güçler ya güçler dengesi kendi lehlerine deðiþir deðiþmez ya da baþka önlemlerle verilen ödünleri etkisiz duruma getirirler. Sosyal reformistlerin peþinde koþtuðu modasý geçmiþ burjuva “demokratik düzen”in uygulandýðý ülkelerde sýnýf savaþýmý zayýflamamýþ tersine güçlenerek, keskinleþerek zorunlu sonuçlarýna doðru ilerlemiþtir. Sýnýflarý yaratan ekonomik koþullar var oldukça bu temele baðlý olarak sýnýflar ve sýnýf savaþlarý da olacaktýr. Emekçi sýnýflara süslenerek önerilen “demokratik düzen” örneðin sanýldýðý gibi militarizme karþý mücadelenin bir zemini deðildir ve olmamýþtýr. Militarizm sermayenin, büyük mülkiyetin varlýðýna baðlýdýr ve ancak büyük kapitalist mülkiyet toplumsal mülkiyete dönüþtürüldüðünde ortadan kalkar. Maddi, ekonomik temeli ortadan kalktýðý zaman, savaþlar da sona erer. Ýþçi sýnýfý, emekçi kitleler tarafýndan devrilmediði sürece, burjuvazi egemenliðini her politik biçim altýnda sürdürür. Egemenliðine, gücüne dayanarak politik sürece sürekli müdahale eder. Ücretli-emekle sermaye arasýndaki mücadelenin ve mücadele tarihinin ve emekçi sýnýfýn devrimci mücadele deneyimleri bize göstermiþtir ki, iþçi sýnýfý ortaya çýkan geçici lehte durumlara güvenerek savaþýmýný gevþetip zayýflatmamalý. Kesin zafere dek mücadelesini devam ettirmelidir. Devrimin zaferi, bir dizi çarpýþma, isyan ve ayaklanma gerektirir. Bugüne dek gerçekleþen olaylar ve mücadeleler bize henüz devrimi vermez fakat hepsi devrimi oluþturur ve olgunlaþtýrýr. Devrimin baþarýya ulaþmasý belirleyici savaþýmlara baðlýdýr. Her sýnýf bilinçli iþçi bu bilinçle davranmalýdýr. Toplumun dönüþümü gibi köklü bir devrimin ýsrarlý, giriþken ve cesur olmayý gerektirdiði açýktýr. Küçük burjuva sosyalist hareketler, devrim için kitleleri isteklendireceklerine, devrim mücadelesinde karþýmýza çýkacak zorluklarla, yýðýnlarýn gözünü korkutmaya çalýþýyorlar. Sadece bu topraklarda de212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

ðil, her ülkede böyle davranýrlar. Eðer onlarýn düþüncesiyle hareket edilseydi, yirminci yüzyýlýn toplumsal devrimlerinin hiçbiri gerçekleþemezdi. Bu devrimler, proleterlerin ve proleter komünistlerin devrimci ateþliliði, yürekliliði ve giriþkenliðiyle zafere ulaþtý. Burada da ayný devrimci çizgi izlenmeli: Devrimci iþçiler, devrimci kitleler ve devrimci öncüler; reformist ve oportünist gruplar, devrime ve devrimle birlikte karþýmýza çýkacak zorluklarý öne sürerek karþýmýza çýktýklarýnda söyleyeceðimiz þu olacaktýr: Baþlayalým, görelim. Proletarya karþýsýna çýkacak güçlükleri yenmeyi ve aþmayý göze alamazsa, hiçbir zaman kendi kurtuluþunu gerçekleþtiremez. Sýnýflar iliþkisi öyle bir dönemece vardý ki, karþýt güçler bugünkü durumlarýný uzun süre koruyamazlar. Sýnýflar iliþkisi, güç iliþkisi, zorunlu olarak deðiþecektir. Çünkü burjuvazi, bugünkü sýnýf iliþkilerinin nesnelliði çerçevesinde gerçek anlamda egemen deðildir ve bu durum sürdükçe de egemen olamayacaktýr. Bu yüzden var olan durumu deðiþtirmek, kendi egemenliðini engelsiz uygulamak, yani kitlelere tamamen boyun eðdirmek ve boyunduruk altýnda tutmak için saldýrýlarýný en üst düzeye çýkarmaktan çekinmeyecektir. Emekçi kitleler de, devrim olmadan, iktidara gelmeden temel isteklerini, hedeflerini hiçbir zaman gerçekleþtiremeyecekleri bilinciyle mücadeleyi daha ileri noktaya taþýmak için çabalarýný yoðunlaþtýrýyorlar. Taraflardan hiçbiri bulunduðu yerde duramaz. Ya biri ya diðeri karþýsýndakinin üstüne yürüyecektir. Bu açýdan, emekçi ve sömürülen kitleler kendi hareketlerinin durumunu korumak yerine daha ileriye gitmek zorundadýrlar. Oysa küçük burjuva uzlaþmacý gruplar tam bir yönelimsizlik ve hedefsizlik içindeler. Bu nedenle olaylarýn günlük akýþý tarafýndan sürükleniyorlar. Devrimci bir yönelim ve hedef olmadan mücadelede etkin olunamaz ve istenilen sonuçlar alýnamaz. Ýleri, açýk, kesin bir hedefin yoksa ne denli büyük bir halk gücüne sahip olursan ol, yine etkin bir duruma gelemezsin.

3


Başyazı

Güncel, ileri, somut hedef ve yönelim iktidarýn devrim yoluyla alýnmasýdýr. Ýktidar eðer halkýn elinde deðilse söylediði hiçbir þeyi gerçekleþtiremez. Ýþçi sýnýfý partisi programýnda ifade ettiði devrimci hedefleri ancak eline geçireceði iktidara dayanarak hayata geçirebilir. Bu yüzden, iþçilerin devrimci partisi iktidara geleceðini açýklamak durumundadýr. Partinin iktidarý almak için ortaya koyacaðý ýsrarlý mücadele tavrý emekçilerin bu partiyi ciddiye almalarýnýn koþuludur. Ýktidarý alma istek ve kararlýlýðý olmayan bir partiyi kitleler neden önemsesin ki? Koþullarýn, durumlarýn ortaya çýkardýðý olanaklar devrimi gerçekleþtirmek, iktidarý almak için her zaman yeterli olmayabilir. Fakat devrimin gerçek güçle-

Yeni Evrede

ri her olanaðý, burjuvazinin içine girdi tüm zorluklarý, krizleri vb. burjuvaziyi devirmek, iþçi sýnýfýný, emekçileri iktidara getirmek için kullanýrlar. Eðer orta yerde devrim, iktidar perspektifi yoksa en uygun olanaklar ve durumlar bile devrime dönüþtürülmeden, boþ yere harcanmýþ olur. Bizim uzlaþmacý sosyalistlerimizin durumu budur. Olaylarý, olgularý, olanaklarý devrim yönünde deðerlendirmeden berrak bir iktidar bilincine sahip olmadan oradan oraya sürüklenip duruyorlar. Toplumsal ve politik durumun, sýnýflar iliþkisinin genel çizgilerini çizmek gerekirse, bu belirlemede bulunabiliriz. Tekelci burjuva sýnýf ve devlet egemenlik sistemi, gerek kapitalist toplumun keskinleþen iç çeliþkileri sonucu ve gerekse þid-

Mücadele Birliði

detlenen sýnýf çatýþmalarý sonucu zayýf düþmüþtür. Buna karþýn, iþçi sýnýfýnýn, emekçi kitlelerin, Kürt halkýnýn, devrimci gençliðin devrimci mücadelesi ve hareketi gözle görülür bir geliþme, büyüme ve güçlenme içindedir. Kitlelerin devrimci hareketi gelip nitel sýçrama, devrim noktasýna dayanmýþtýr. Burada bütün mesele, toplumsal olaylara iþçi sýnýfý açýsýndan, devrimci sýnýfýn tarihsel görevleri açýsýndan bakmaktýr. Ýþte o zaman devrimin oluþmuþ olan gerçek koþullarýnýn, bu koþullarý devrime dönüþtürme görevini bizlere verdiðini net biçimde görürüz. C.DAÐLI

YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜMÜZ CEZAEVÝNDE “Kesinleþmiþ basýn cezasý” olduðu gerekçesi ile eski yazý iþleri müdürümüz Gülnaz (Yýldýrým) Yýldýz, 27 Nisan günü hakim karþýsýna çýkarýlarak tutuklandý. Bakýrköy Kapalý Kadýn Cezaevi’ne gönderilen yazý iþleri müdürümüzün, 5 ayrý basýn davasýndan kesinleþmiþ cezasý var. Tutsak edildikten sonra 12. ACM’de görülen bir duruþmasýnda da 2006/272 esas No’lu dosyada 2 yýl 1 ay hapis cezasý alan yazý iþleri müdürünün 14 Mayýs’ta dergimize yolladýðý ilk mektubunu yayýnlýyoruz. “Merhaba Arkadaþlar, Bildiðiniz üzere 26 Nisan’da çalýþtýðým iþ yerinde gözaltýna alýnýp, 27’sinde buraya getirildim. Ve getirildiðim gün hiç müþahedede bekletmediler. B-5 koðuþuna Elif ‘in yanýna getirildim. Geleceðimden haberleri olduðu için bekliyorlardý. (...)Biz þu an iki kiþi kalýyoruz. Burada herhangi bir sorun yaþamýyorum. Açýk söylemek gerekirse ne zaman çýkabileceðimi düþünüyorum. ‘Dur daha yeni gittin, az bekle hele’ demeyin sakýn. Yani cezalarýmýn tümünü yatacak olursam epey bir süre buralardayým demektir. Elif bile benden önce çýkar; o kadar yani .. Burada broþür ve kitap okuyorum, radyo dinliyoruz, akþam ve sabah tv haberlerine bakýyoruz. Bir çok insan var deðiþik özelliklerde, onlarý tanýmaya çalýþýyorum.(...) Sizinle uzun süredir görüþememiþtik. 1 mayýs’ta görüþürüz diye düþünürken, onlar erken davrandýlar biraz. Neyse artýk saðlýk olsun. Buraya yolumun düþeceðini biliyordum, hissediyordum. 3 yýla yakýn (tam olarak 2 yýl 8 ay) bir süre dergide yazý iþleri müdürüydüm. Bu süre zarfýnda 80 civarýnda bir çok dava açýldý hakkýmda. Ve þu an istenen cezalarýn toplamý on yýllara varan ha-

4

pis ve 250 milyarý aþkýn para cezalarý. Ben de bu yüzden düþünüyorum ne zaman çýkacaðýmý. Ama bunu iki sýnýf arasýndaki savaþýmýn bir cephesi olarak ele alýrsak, burjuvazi kendi cephesinden haklý. Ancak sýnýfsal ve bilimsel ve gerçekçilik bizden yana. Her sýnýf üzerine düþeni yerine getirmiþtir ve getirmeye devam edecektir. Burjuvazi zaman zaman sýkýþtýðýnda çeþitli yasal düzenlemeler yapmak durumunda kalýyor. Sanýrým bu dönemde öyle bir dönem. Basýn açýsýndan baktýðýmýzda ilerici basýn ancak ceza evlerinden dýþarýya mektup yazacak kadar özgürdür. Ýstediðini yazamayan, yazdýðýndaysa örgüt propagandasý ile suçlanan ve ceza evine atýlan özgür (!) gazeteciler. Bir de bence þu ayrýmý vurgulamak gerekiyor. Basýn davalarýnda, burjuva basýn ile sosyalist basýn arasýnda farklar vardýr. Burjuva basýna genelde bilgi eriþimi ve açýklama yani gizliliði ihlal maddelerinden dava açýlýrken, sosyalist basýnýn yargýlandýðý davalar daha aðýr maddelerden açýlýyor ve tabi yasal sonuçlarý daha aðýr oluyor. Bu yüzden bence baský altýnda olan burjuva basýn deðil, susturulmaya çalýþýlan devrimci-sosyalist basýndýr. Devrimci basýn çalýþanlarýnýn gözaltýna alýnmalarý, kapatma- toplatma kararlarý, yazar ve yasal sorumlularýn cezalandýrýlmasý arasýndaki farký gözler önüne sermeye yetecektir sanýrým. Sosyalist basýn kurumlarý düzene karþý bir tavýr koyduðu için onun tam özgürlüðü ancak þimdiki kurulu düzenin olmadýðý bir toplumsal sistemde mümkündür. Ben de burada kalacaðým süre boyunca bu gerçeklikten uzaklaþmadan yaþamaya çalýþacaðým. Kendinize çok iyi bakýn. Gülnaz Yýldýz”

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012


Yeni Evrede

Ulusal Sorun

DEVRÝMCÝ MÜCADELE VE ULUSLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI

Mücadele Birliði

Proletaryanýn iktidara geliþ biçimleri her ülkede farklýlýklar gösteri. Bunun nedeni her ülkenin kendine özgü koþullarýdýr. Ancak her ne kadar iktidara geliþ biçimleri her ülkede kendine özgü yanlar içerse de, hepsinde ortak olan evrensel yanlar da vardýr. Lenin’in “Artýk Avrupa’da devrim uzun iç savaþ biçiminde geliþecektir” belirlemesinden bu yana bir yüzyýl geçti. Bu süreç, Lenin’in belirlemesinin sadece Avrupa için deðil, bütün dünya için geçerli bir belirleme olduðunu gösterdi. 20. yüzyýl boyunca yaþanan devrim deneyimleri gösterdi ki, ister Rusya’da olduðu gibi sosyalist devrim olsun, ister Doðu Avrupa’da olduðu gibi halk devrimleri olsun öyle tek seferlik bir çarpýþma deðildir. Ýster sosyalist devrim ister halk demokrasisi biçiminde olsun bütün bu devrimler ekonomiyi ve politikayý ilgilendiren bütün alanlarda bir dizi çatýþma ve çarpýþmayý da kapsayan en sert boyutlardaki sýnýf mücadelesinin bir sonucu olarak gerçekleþecektir. Bu uzun ve sert mücadeleler politik özgürlükleri, demokrasiyi, ekonomik özgürlükleri vb. pek çok alaný kapsayacaktýr. Proletarya bu uzun ve sert mücadele sürecinde bir yandan ezilen ulus ve ulusal topluluklarý, diðer emekçi katmanlarý kendi hegemonyasý altýnda toplarken bir yandan da kendi kendisini yönetici bir sýnýf olmak için eðitip örgütleyecektir. Her ülkede kendine özgü yanlar içeren bu mücadele, bu coðrafyada iki ülkede birleþik devrim olmasýnýn yanýnda demokratik halk devrimi olarak geliþmektedir. Bu devrimin en temel taleplerinden biri de uluslarýn kendi kaderini tayin hakký (UKKTH)’dýr. Bu soruna dair küçük burjuva sol harekette tuhaf bir yaklaþým söz konusudur. Ya “Kürt sorunu Kürtlerin sorunudur” diyerek PKK’yi destekleme, sorumluluðu üzerinden atma tavrýný gösteriyorlar ya da sosyal þoven bir tutumla UKKTH’ýn gerçek anlamý olan ayrýlma hakkýný yadsýyorlar. Bu yadsýma formüle edilirken de “Emperyalist kapitalist sistem içinde bir ayrýlýk emperyalistlerin iþine yarar ve zaten gerçekleþemez” diyorlar. Dev-

1917 Ekim Devrimi proleter devrimler çaðýný baþlatmakla kalmadý, ulusal kurtuluþ mücadelelerinin sýnýfsal perspektifinde de köklü bir deðiþim yarattý. Ulusal kurtuluþ hareketleri ya proletaryanýn sýnýf bakýþ açýsýyla hareket edip anti emperyalizmi kendi mantýki sonucuna kadar vardýrarak anti kapitalist bir içerikle tamamladý ve sosyalizme yöneldiler ya da burjuvazinin perspektifiyle yetinip kapitalizm koþullarýnda baðýmsýz ulusal devletler oldular.

rimden sonrasý içinse, “Bu ayrýlýk zaten gereksiz olacaktýr” denilerek inkar sürdürülüyor. Böylelikle UKKTH’ýn gerçek anlamý olan ayrýlýp ayrý devletini kurma hakký ortadan kaldýrýlýyor. Burada belirtmek gerekiyor, UKKTH’ýn kapitalizm koþullarýnda uygulanamaz olduðu iddiasý iki açýdan yorumlanabilir: Ýlki ekonomik olarak uygulanamazlýðýdýr, diðeri de politik olarak. Þimdi bunlarý tek tek ele alýp inceleyelim. Ama önce küçük bir hatýrlatma yapalým. Uluslararasý komünist hareketin “1896 Londra Sosyalist Kongresi” bu konuda bakýn ne diyor: “1)Bu talebin emperyalizmin egemenliði altýnda özellikle kaçýnýlmaz olduðunu; (..) 3)Ezen uluslar sosyal demokrasinin görevleriyle ezilen uluslar sosyal demokrasisinin görevlerini birbirinden ayýrmak zorundayýz; (...) 5)’Kendi’ uluslarý tarafýndan ezilen sömürgelerin ve uluslarýn ayrýlma özgürlüðünde ýsrar etmeyen özellikle büyük güç uluslarýnýn sosyal demokratlarýnýn þovenizmle gerçekten benzerliðine; ...” (Aktaran, Lenin, Seçme Eserler, Cilt 5, Sf.318, Ýnter Yayýnlarý) Sosyal demokrasi kavramýnýn komü212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

nistleri ifade etmede yetersiz kaldýðýný yaþanan süreç gösterdiði ve uluslararasý alanda da uzun zamandan beri komünist kavramý kullanýldýðý için yukarýdaki alýntýda sosyal demokrat yerine komünist demek gerekiyor. Buraya aldýðýmýz bu kararlar, komünist hareketin, daha emperyalizmin yeni yeni egemen olmaya baþladýðý dönemde dahi UKKTH konusunda nasýl net bir tutum içinde olduðunu gösteriyor. Asýl konumuza geçmeden önce bir noktayý daha belirtelim. Biz de PKK’nin kimi tezlerinin kapitalizm altýnda uygulanma olanaðý olmadýðýný söyledik, söylüyoruz. Kapitalizm koþullarýnda sosyalist iþletmelerin olamayacaðýný ütopik sosyalizm üzerine yazdýklarýyla Engels de, Lenin de göstermiþlerdi. Þimdi bizde bir baþka biçimde zaman zaman bu türden þeyler ifade ediliyor. UKH, burjuva devlet orada dursun, biz kendi örgütlenmemizi yaratýp kapitalizm koþullarýnda onunla yan yana kendi ekonomik modelimizi kurabiliriz diyor; burjuva devlet dururken, burjuvazinin ekonomik ve politik egemenliði sürerken, kapitalizm içinde sosyalizm diyor. Merkezi iktidarýn dýþýnda, yerel yönetimlere, belediyelere dayanarak sosyalizm diyor. Bunun ekonomik temelleri yoktur, bu açýk. Çünkü meta ekonomisinin belirleyici olduðu yerde, üretim araçlarý üzerinde býrakalým özel mülkiyeti, kapitalist özel mülkiyetin olduðu yerde sosyalizm olmaz, olamaz. Kapitalist özel mülkiyet sermayenin ta kendisidir ve sermaye artý-deðer sömürüsü olmadan varolamaz. Ama UKH’nin bu tür tezlerinden hareketle UKTTH’ýn uygulanamaz olduðunu söylemek de kesinlike yanlýþtýr. Þimdi devam edelim. UKKTH’ýn kapitalizm koþullarý altýnda uygulanamaz olduðu iddiasý teorik olarak temelden yanlýþtýr. Çünkü ulusal sorun özü itibariyle burjuva bir sorundur. Burjuvazinin kendi ülkesinde kendi iç pazarýna egemen olma talebi bu sorunun özünü oluþturur. Ayrýca kapitalizm koþullarýnda UKKTH’ýn gerçekleþtiðine dair bir tek örnek bile bu

5


Ulusal Sorun

iddianýn yanlýþlýðýný göstermeye yeter. Kaldý ki, 20. yüzyýl bunun örnekleriyle doludur. Afrika’da, özellikle II. Emperyalist savaþ sonrasý ulusal kurtuluþ hareketlerinin sürdürdükleri mücadelelerin zaferiyle onlarca ulusal devlet kuruldu. Ayný þekilde Ýngiliz sömürgeciliðine karþý mücadele sonunda baðýmsýzlýðýný kazanan Hindistan’ýn varlýðý, bu iddianýn temelsizliðini gösteriyor. Bu konuda yaþanan en son örnekse Doðu Timor’un Endonezya’dan ayrýlýp kendi baðýmsýz devletini kurmasý oldu. Sosyalizmin 20. yüzyýlýn sonuna doðru geriye düþmesi ve sosyalist sistemin daðýlmasý sonrasýnda kurulan büyüklü küçüklü (özellikle Doðu Avrupa’da ve Kafkasya’da) onlarca ulusal devleti saymýyoruz. Çünkü geçen yüzyýlda emperyalizme karþý, kapitalizmin sömürgecilik sistemine karþý verilen mücadeleler sonucunda kurulan ulusal devletler bu iddianýn yanlýþlýðýný göstermeye yeter. Bu devletlerin emperyalist sömürgeciliðe karþý verilen mücadelelerle kurulmasý nedeniyle emperyalist dünya ile sosyalist dünyanýn oluþturduðu iki ayrý sistemin varlýðý nedeniyle ayakta kalabilen “Baðlantýsýzlar bloku” içinde yer almasý, bu algýyý besleyen bir rol de oynamýþtýr. Ancak bu ülkelerin önemli bir kýsmýna (Küba ve eski Yugoslavya hariç) anti emperyalist diyebilmek için anti emperyalizm anlayýþýnýn sakatlanmýþ olmasý gerekir. 1917 Ekim Devrimi proleter devrimler çaðýný baþlatmakla kalmadý, ulusal kurtuluþ mücadelelerinin sýnýfsal perspektifinde de köklü bir deðiþim yarattý. Ulusal kurtuluþ hareketleri ya proletaryanýn sýnýf bakýþ açýsýyla hareket edip anti emperyalizmi kendi mantýki sonucuna kadar vardýrarak anti kapitalist bir içerikle tamamladý ve sosyalizme yöneldiler ya da burjuvazinin perspektifiyle yetinip kapitalizm koþullarýnda baðýmsýz ulusal devletler oldular. Kapitalizmi aþmaya yönelmeyen bütün ulusal kurtuluþ hareketleri baðýmsýzlýklarýný kazanýp kendi ulusal devletleri içinde baðýmlý ülkeler haline geldiler. Ya proletaryanýn önderliðiyle kapitalizmi aþýp sosyalizme yöneleceklerdi ya da burjuva önderlikler altýnda kapitalist dünya pazarýyla entegrasyona girecekler, böylelikle dünün iþgalcisi olan emperyalistlerle ekonomik iliþkiler kuracaklardý. Bu ikisinden baþka yol yoktur. Kapitalizmin kendi doðasý gereði her bir ülkenin iç pazarý, kaçýnýlmaz olarak dýþ pa-

6

Yeni Evrede

zarla baðlantý içinde varolur. Ve kapitalist dünya pazarý kurulalý bir yüzyýldan fazla oldu. Hiçbir kapitalist ülke bu pazardan yalýtýk varolamaz. Bu nedenle sosyalizme yönelmeyen bu ulusal devletler, emperyalizmin uluslararasý iþbölümüne tabi oldular. Bunun kaçýnýlmaz bir sonucu olarak emperyalizm, özellikle sermaye ihracý yoluyla bu ülkeleri kendi “nüfuz alanlarý” haline getirerek, yeniden baðýmlýlýk iliþkileriyle yeni sömürgeler haline getirdi. UKKTH esas olarak ezilen ulusun ayrýlýp ayrý devletini kurma hakký olduðuna göre, yeni kurulan bu devletler emperyalizmin yeni sömürgeleri haline gelmiþ olsalar dahi, bu uluslar açýsýndan artýk UKKTH sorunu çözülmüþtür. Bu durum dünyanýn pek çok ülkesinde yaþandý. Mali sermayenin kesin egemenliði demek olan emperyalizm koþullarýnda, bu yeni kurulan baðýmsýz devletler en demokratik cumhuriyetler bile olsa sonuç deðiþmedi. Bir süre sonra kaçýnýlmaz olarak bu en demokratik cumhuriyetlerin hükümetleri, seçilmiþ ya da atanmýþ memurlarý mali sermaye tarafýndan satýn alýndý, iþbirlikçileþtirdi. Sonuçta bu “baðýmsýz cumhuriyetler” birer birer baðýmlý ülkeler haline geldiler. Buraya kadar yazdýklarýmýzdan açýkça anlaþýldýðý gibi UKTTH’ýn kapitalizm koþullarýnda emperyalizme baðýmlý ülkelerde de uygulanmasý mümkündür. Bunun en açýk örneði ve kanýtý da Doðu Timor’un Endonezya’dan ayrýlmasýdýr. Ancak UKKTH’ýn uygulanmasý ayrýlýp ayrý devlet biçiminde gerçekleþse de, tek baþýna ne sermayenin ne de mali sermayenin egemenliðini ortadan kaldýrmaz. Çünkü ulusal sorun, UKKTH politik demokrasi alanýndaki bir konudur. Mali sermayenin egemenliði koþullarýnda politik özgürlük istemlerinin uygulanmasýnýn olanaksýz olduðunu iddia etmek, politik demokrasiyle kapitalizm arasýndaki iliþkiyi doðru kavramamak demektir. Þunu da hemen belirtelim, emperyalist kapitalist sistem içinde ister UKKTH olsun ister diðer politik özgürlükler olsun hepsi de eksik ve sakatlanmýþ biçimde hayata geçecektir. Proletaryanýn devrimci sýnýf partisinin politik özgürlükler ve demokrasi sorununa yaklaþýmýyla küçük burjuva hareketin yaklaþýmý arasýndaki fark burada açýkça görülür. Proletaryanýn devrimci sýnýf partisi politik özgürlükler ve demokrasi sorununu devrimle sýký baðlarý içinde ele alýr, bu 212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

Mücadele Birliði

alandaki taleplerini buna göre formüle eder. Kendisini burjuvazinin çizdiði yasallýk sýnýrlarýyla ya da kapitalizmin, bugünkü burjuva toplumun meþruiyet sýnýrlarýyla sýnýrlamaz. Ezilen ulus ve ulusal topluluklarýn, emekçi yýðýnlarýn taleplerini güncel devrimle baðlý biçimde ifade eder. Çünkü proletaryanýn amacý burjuvazinin ekonomik, politik, toplumsal bütün egemenliðinin ve sýnýflarla birlikte sömürünün her biçiminin ortadan kaldýrýlmasýdýr. Burada asýl amaç mücadeleyi politik özgürlük hedefleriyle, demokratik taleplerle sýnýrlamadan devrimin zaferine kadar sürdürmek ve oradan da sosyalizme gitmektir. Çünkü proletaryanýn devrimci sýnýf partisi politik özgürlüklerin ve demokrasinin UKKTH da dâhil bir dizi devrim gerçekleþmeden gerçek anlamýyla hayata geçmeyeceðini bilir. Çünkü politik demokrasi ve politik özgürlük talebinin reformist bir perspektifle gerçekleþmeyeceðini, burjuvazinin bu reformlarý ancak devrim mücadelesinin önünü kesmek amacýyla; emekçi yýðýnlarý, ezilen ulus ve ulusal topluluklarý devrimci mücadeleden ve devrim hedefinden vazgeçirmek amacýyla kabul edeceðini ve yine bu reformlarý olabilecek en geri, en güdük biçimde uygulamaya çalýþacaðýný bilir. Baþta da söylediðimiz gibi proletaryanýn devrimi, öyle tek bir cephede, bir seferlik bir çarpýþma deðil, ekonomi ve politikayý ilgilendiren bütün alanlarda bir dizi sert, kapsamlý çarpýþmalarýn bir sonucu olarak gerçekleþir. Burada Leninist politika UKKTH da dahil, politik demokrasinin bütün alanlarýnda ortaya çýkan taleplerden, yýðýnlarýn yaþamýný ilgilendiren sorunlardan ve bu uðurda verilen mücadelelerden, derinleþen çeliþki ve çatýþmalardan hareketle, kitlelerin devrimci mücadeleye kazanýlmasýdýr. Bu mücadelenin hedefine hep burjuvazinin ekonomik ve politik egemenliðinin yýkýlmasýný koyar. Leninist parti burjuva devletin yýkýlmasýný ve kapitalist özel mülkiyetin ortadan kaldýrýlmasýný hedefler. Burjuva devletin yýkýlarak yerine demokratik halk iktidarýnýn kurulmasýný, giderek proletarya diktatörlüðüne büyüyecek olan bu devlet erkine dayanarak üretim araçlarýnýn ortaklaþa mülkiyetini hedefler; kitleleri bu devrimci hedefler için mücadeleye sevk eder.


YUNANÝSTAN’DA ÝKÝNCÝ SEÇÝMLERE DOÐRU

Yeni Evrede

Yunanistan

Mücadele Birliði

Son birkaç yýldýr Yunanistan’da tanýklýk etmekte olduðumuz þey, kapitalist ekonomik-toplumsal sistemin sapýr sapýr çözülüp dökülüþüdür. Daha iyi anlaþýlabilmesi için bazý somut olgulara iþaret edelim… Avrupa Birliði ve IMF ile imzalanan Borç Anlaþmasýndan bu yana iki bini aþkýn insan krize baðlý nedenlerle intihar etti. Yunanistan, Avrupa’da, intihar oranýnýn en düþük olduðu ülke idi… Ana caddeler dahil, sokak ve caddelerde göreceðiniz manzara þu; iki dükkandan biri kapanmýþ, camýnda “kiralýk” ya da “satýlýk” ilaný… Öte yandan her semtte birkaç tane “Altýn alýnýr” dükkaný… Parasýz kalmýþ insanlarýn kýyýda köþede kalmýþ altýn ve ziynet eþyasýný takma diþlerine kadar yok pahasýna toplayan fýrsatçý þebekeleri… Bu yolla yastýk altýnda kalmýþ altýn vb de Almanya’ya taþýnýyor. Krizden önce anormal þiþirilmiþ durumda olan ev-daire fiyatlarý simdi yarý yarýya düþtü. Buna raðmen her yer satýlýk ev dolu, ama alan yok. Bankalarýn el koyduðu evlerin, iþyerlerinin haddi hesabý yok. Öte yandan Atina’da sokaklar, parklar, koruluklar evsiz yasayan insanlarla doluyor. Ýki gençten biri iþsiz. Çalýþanlar da artýk 500 euroya çalýþýyor ki, üniversite bitirip bir de master yaptýktan sonra 500 euro maaþ (ki Yunanistan her þeye raðmen halen daha Avrupa’nýn en pahalý ülkelerinden biridir) gülünçtür, ortalama ev kirasýna denk gelir. Bu yüzden gençler, 1. ve 2. Dünya savaþlarýndan sonra olduðu gibi yine gurbetçi oluyor. Sadece Almanya’ya giden Yunan doktor sayýsýnýn iki bini geçtiði söyleniyor. Yabancý iþçilerin önemli bölümü ülkelerine geri döndü, kalanlar da yeni yeni palazlanan nazi tosuncuklarýnýn saldýrýlarýna uðruyor. Son iki buçuk yýlda emekçilerin ve emeklilerin maaþlarýnýn yaklaþýk % 40’ý makaslanmýþ durumda. Öte yandan vergiler ve ek vergiler (haraç diyorlar) yoluyla ve de ardý arkasý kesilmeyen zamlar yoluyla, ortalama Yunanlýnýn yaþam standardý ani ve ciddi bir biçimde düþmüþ durumda. Ýthalat-ihracatý sigortalayan iki büyük Avrupalý sigorta tekeli bu haftadan itibaren Yunanistan’a gelen ürünleri sigortalamayý durdurdu. Gerekçe tamamen politik. Bu, ticaretin tamamen çökmesi demek. Çünkü banka güvencesi olmadan peþin parayla ithalat

ihracat yapmak neredeyse imkansýz. Son bir iki hafta içinde saðlýk ve sigorta sistemi de çöküþün iþaretlerini verdi. Eczane raflarýnda her ilaç bulunamayor; üstelik sigortalarýn eczanelere inanýlmaz borçlarýndan dolayý eczaneler artýk ilacý sadece parasý olanlara satýyorlar, sigortalý ya da emekli olmak bir þey ifade etmiyor. Benzer çöküþ sinyalleri baþka temel kurumlardan da geliyor. Bu arada bunlarda gerçekliðin ötesinde biraz abartý payý da olabilir. Çünkü korku ve panik yoluyla halkýn oylarý malum partilere, yani Borç anlaþmasýný onaylayan partilere yönlendirilmeye çalýþýlýyor. Avrupa ve Yunan sermayesi, ilk seçimlerde olduðu gibi, halkýn karþýsýna gene ayný

ikilemi koyuyor; ya borç anlaþmasýný destekler ve euro birliði içinde kalýrsýnýz ya da Drahmiye (eurodan önceki Yunan ulusal parasý) geri döner baþýnýzýn çaresine bakarsýnýz. Bu tehdit her gün, hem Avrupa Birliði ve IMF yetkilileri hem de içeride Yeni Demokrasi Partisi ve PASOK’çular tarafýndan bangýr bangýr baðýrýlýyor. Yunanlý korkup ilk seçimlerde attýðý adýmdan geri çark edecek mi, göreceðiz. Kesin olan þu, seçimden tek parti iktidarý çýkmayacak. Önceki seçimde olduðu gibi birinci parti Yeni Demokrasi olursa; Borç anlaþmasýný (sözde bir takým düzeltmelerle) sürdürme doðrultusunda bir koalisyon hükümeti kurar… ama asýl sorun, oylarýný Radikal Sol Koalisyon’a veren kýzgýn Yunanlýlar olduðu için, geri baþa dönülmüþ olunur; öfkeli kalabalýklar bir þekilde sisteme baðlanmayacaktýysa, onca seçim niye yapýlsýn ki! Öteki ihtimal, Radikal Sol Koalisyon’un birinci parti çýkmasý… KKE (Yunanistan Komünist Partisi) ittifaka yanaþmaz (bu, kendi ipini çekmesi olur). Bu durumda, büyük 212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

ihtimalle azýnlýk hükümeti kurar. Ve ne yardan ne de serden vazgeçemeyen ortalama eðilimi temsil eden politikalarýný hayata geçirmeye çalýþýr. Olaðanüstü bir cambazlýk yeteneði gerekiyor… Kastettiðimiz þu; Radikal Sol Koalisyon’da egemen olan eðilim, eskiye özlemdir. Bugünkü Tsipras’ta (Radikal Sol Koalisyonun lideri), 81’in Andrea Papandreu’sunu görmek istiyorlar. Birkaç yýl öncesine deðin hüküm süren rahat ve yüksek yaþam standartlarýna geri dönmek istiyorlar. Bankalara kaptýrdýklarý evlerini, makaslanmadan önceki maaþlarýný, rahat çalýþma koþullarýný, kýsacasý birkaç yýl önceki güzel dünyalarýný geri istiyorlar. Ama bunu hiçbir sihirbaz baþaramaz artýk… Radikal Sol Koalisyon, “Borç anlaþmasýný yýrtýp atarak halkýn yaþamýný iyileþtirebiliriz” derken, “iyi de bunu hangi parayla yapacaksýn” sorusu orta yerde duruyor. Mevcut sistem içinde kalýndýðý sürece bu sorunun yanýtý yok. Ve tam da bu soru karþýsýnda lafý geveliyor Radikal Sol Koalisyon. Aslýnda sorunun çözümü basit. En güncel örneðini görmek için Chavez’e bakmak yeter… Hangi parayla mý yapacaðýz; paranýn nerede olduðu malum, bankalarda; kamulaþtýracaðýz! Eh Radikal Sol Koalisyon o kadar da radikal deðil. Ve temsil ettiði ortalama eðilim Avrupa Birliði ve euro dýþýna çýkmadan durumu kurtarmaya çalýþma eðilimi. O halde þöyle bir öngörü kahinlik sayýlmamalý… Eðer 17 Haziran seçimlerinden Radikal Sol Koalisyon hükumeti çýkarsa; çok geçmeden bu Koalisyon kendi içinde parçalanacak; ana gövde PASOK’laþma yönünde hýzlý bir evrim geçirirken bir kýsým gerçek radikaller, meclis dýþýndan geliþecek anti-kapitalist eðilimle kesiþecekler… Çünkü bu kriz günlerinde geliþip güçlenmekte olan, eski güzel günlere özlem duyan ortalama Yunanlýnýn nostaljik eðilimi deðil, her gün yeni yeni bölüklerin katýlýmýyla beslenen, yaþamdan kovulanlarýn, “en alttakiler”in temsil ettiði, omurgasýný gençliðin oluþturduðu yeni devrimci bir eðilimdir. Cebinde beþ eurosu olmayan adamý euro birliðinden atýlmak tehdidiyle korkutamazsýnýz. Olaðanüstü Avrupa zenginlisinin ve þatafatýnýn yaný baþýnda biriken bu yoksulluk ve yoksunluk öyle muazzam bir öfke yaratýyor ki, bu ateþ deðil sadece Atina’yý tüm Avrupayý yakmaya aday.

7


Sokaklar

GREV YASSSAK!

Emeðin örgütlenmesi ve mücadelesi alanýnda her tür engellemeyi gündeme getiren, sermayeye dikensiz bir gül bahçesi hazýrlayan AKP hükümeti, bu alanda tarihe geçecek yeni bir uygulamaya imza attý ve sivil havacýlýk iþ kolunda grevin yasaklanmasýný istedi AKP Ýstanbul Milletvekili Metin Külünk havacýlýk hizmetlerinde grev yasaðý getirilmesi ile ilgili 11 Mayýs 2012 tarihinde TBMM’ye kanun teklifi verdi. Külünk, grev yasaðýnýn gerekçelerini sivil havacýlýk iþ kolunda kýsa sürede üst düzey eðitimlerden geçmiþ personel bulunamamasý, iþ kolundaki tek sendika Hava-Ýþ’in güvencesiz çalýþtýrmaya karþý çýkmasý ve sivil havacýlýk iþ kolunda taþeron sisteminin iþin bütünlüðünü aksatmasý olarak açýkladý. Külünk’ün teklifi THY AO’da 23’üncü dönem toplu iþ sözleþmesi görüþmelerinin ara buluculuk aþamasýnda gündeme geldi. Ýþçiler greve hazýrlanýrken hükümet þipþak grev yasaðýný meclise getirdi. THY AO patronu daha önce bazý maddeler üzerinde ýsrarcý olurken son görüþmede tüm maddelerin yeniden görüþülmesini istemiþ, iþçilerin kazanýlmýþ haklarýný da elinden almaya çalýþmýþtý. Hava-Ýþ bu sürece itiraz etmiþ ve toplu iþ sözleþmesi görüþmelerinde anlaþmazlýk çýktýðý gibi resmi ara bulucu aþamasýnda da çözüm olmamýþtý. Külünk’ün teklifinin tesadüf olmadýðýný belirten Hava-Ýþ yönetimi, teklifin Hava-Ýþ’e karþý topyekün bir saldýrý baþlatýldýðý anlamýna geldiðini duyurdu ve Hava-Ýþ’in susturulamayacaðýný bildirdi. 29 Mayýs Salý günü gece 03.00’ten itibaren hava alaný çalýþanlarý Atatürk Havalimaný’nda iþ yavaþlattý. THY’de görevli kabin memurlarýna destek olarak Türk Hava Yollarý Teknik A.Þ çalýþanlarýndan 200 kiþilik bir grup da iþ býrakarak eyleme katýldý. Sabah saatlerinden itibaren kabin ekiplerinin eylemlerine destek olan teknik ekip çalýþanlarý Atatürk Havalimaný’nda geliþ katýnda sloganlarla toplandý. Hava-Ýþ Sendikasý genel baþkaný Atilay Ayçin ilerleyen saatlerde açýklama yaparak bugün 90 seferin iptal edildiðini söylerken, THY’nin grevdeki personeli arayýp iþten çýkarýldýklarýný bildirdiðini söyledi ve “tehditler devam ederse grev süresize dönüþür, THY’nin tüm yatýrýmlarý elinde patlar” dedi. RedHack ise “bizi sevdiklerimize ulaþtýran THY markasý veya uçaklarý deðil, emekçileridir” dedi ve THY internet sitesinin RedHack Almanya tarafýndan eriþime kapatýldýðýný duyurdu. Hava Ýþ Genel Sekreteri Mustafa Yaðcý “Hiçbir arkadaþýmýzýn iþ akdi feshedilmiþ deðil” açýklamasý yaptý , hava alaný çalýþanlarý da

8

bu söylentilerin ve gelen sms’lerin kendilerini yýldýrmaya yönelik olduðunu söylediler. Ama daha sonra bu iþten atmalarýn gerçek olduðu açýða çýkacaktý. THY tarafýndan cep telefonlarýna ve maillerine gönderilen mesajlarla iþten atýldýklarý duyurulan havayolu çalýþanlarýnýn sayýsý 305’e yükseldi. Havayolu emekçileri iþten çýkarmalarý protesto etmek için 30 Mayýs günü Atatürk Havalimaný Dýþ Hatlar geliþ terminali önünde eylem yapmak için toplandý. “Yorgun Uçmak Ýstemiyoruz”, “Haklarýmýz Ýçin Yürüyoruz”, “Grev Haktýr Gasp Edilemez”, “Ýþ Ekmek Yoksa Barýþ Da Yok”, “Biz Haklýyýz Biz Kazanacaðýz” sloganlarý atan havayolu çalýþanlarý, iþten çýkarmalarýn resmileþmesi halinde arkadaþlarý geri alýnýncaya kadar Atatürk Havalimaný’ndaki eylemlerini sürdüreceklerini açýkladýlar. Havacýlýk sektöründe grev yasaðý getirecek olan yasa tasarýsý ise mecliste kabul edildi. Ayrýca yazýlý bir açýklama yapan THY Genel Müdürlüðü, Türk Hava Yollarý A.O’dan 260, THY Teknik A.Þ.’den ise 45 iþçinin iþine son verildiðini; grev nedeniyle 223 uçuþun iptal edildiðini, 2 milyon dolarlýk maddi zararýn yaþandýðýný bildirdi. Açýklamada ayrýca, grev sonucu uðradýklarý zarar nedeniyle Hava Ýþ Sendikasý ile iþten çýkarýlan iþçiler hakkýnda tazminat davasýnýn açýlacaðý belirtildi. Hava Ýþ Sendikasý’ndan Simayi Çelen’le, eylemle ilgili görüþtük. Çelen, internet ortamýnda THY yolcu biletlerinin boykotu konusunda sendikanýn böyle bir kararý olmadýðýný, hava yollarýnda çalýþan emekçilerce onlarca sýkýntýnýn getirdiði bir tepki olabileceðini söyledi. Çelen, Hala teknik bölümlerde çalýþan arkadaþlarýnýn iþten çýkarýlmýþ olduðunu,

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

THY’nin iþten çýkartýklarý elemanlarý iþe alacakmýþ gibi davrandýðýný kaydetti. Ýþten çýkartýlan iþçilerle ilgili eylemin etkili olduðunu, bunun THY’nin 2 milyon dolar civarýnda bir zararýn olduðunu söyleyen Çelen, iþ býrakan emekçilere tazminat davasý açýldýðýný doðruladý ve buna karþý Hava Ýþ sendikasýnýn THY’ye karþý grev yasaklama ve iþten çýkarmalara karþý dava açmaya hazýrlandýðýný söyledi. THY’de çalýþan ve iþ býrakma eylemine katýlan emekçilerden bir kadýn, THY iþ býrakma eylemine katýlan veya basýna demeç veya röportaj veren kiþilerin iþten çýkartýldýðýný söyledi. Kendisinin bir sendikacý olmasýna raðmen örgütlü olduðu sendikanýn eylemine katýldýðý için iþten çýkarýldýðýný, eyleme katýlan ve mazeret bildiren arkadaþlarýnýn iþten çýkarýldýðýný belirterek “Ama biz haklarýmýzý alacaðýz, önce grev yasaðýnýn kaldýrýlmasý için mücadele edeceðiz, sonra diðer arkadaþlarýmýzýn iþlerine geri dönmeleri ve haklarýmýz için mücadele edeceðiz” dedi. KESK Ýstanbul Þubeler Platformu, 2 Haziran’da, THY Dýþ Hatlar Geliþ bölümüne kadar yürüyüþ yaparak hava iþçilerine destek olduklarýný gösterdiler. Kamu emekçileri, “THY Emekçileri Yalnýz Deðildir” pankartý taþýdýlar ve yürüyüþ boyunca “ Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Genel Grev Genel Direniþ”, “Hava Yollarý Ýþçileri Yalnýz Deðildir” sloganlarý attýlar. Hava yollarý emekçilerinin bulunduðu alana gelen KESK’liler alkýþlarla karþýlandý. Türkiye Sivil Hava Yollarý Sendikasý genel baþkaný Atilla Ayçil desteðe gelen KESK üyelerini selamladý. Ayçil yaptýðý konuþmada, yasadýþý davranan mafya ve korsana karþý çýkarýlacak olan yasaya ekleme yaparak hava yollarý grevinin engellenmesinin hukuka, uluslararasý sendikal anlaþmalara göre yasadýþý bir durum olduðunu söyledi. Þu an amaçlarýnýn iþten çýkartýlan iþçilerin tekrar iþe alýnmasý ve grev hakkýna dokunulmamasý olduðunun altýný çizdi. KESK Genel Baþkaný Lami Özgen de, hava yollarýnda grev yasaðýnýn getirilmesinin emekçilere karþý bir saldýrý niteliði taþýdýðýný emekçilere gözdaðý verilmek istendiðini söyledi. Özgen, Hava Yollarý emekçilerinin her zaman yanlarýnda olacaklarýný belirtti. BTS ve Tümtis genel baþkaný Kenan Öztürk ve sanatçý Hakan Yeþilyurt da kýsa açýklamalar yaparak destek olduklarýný söylediler. Çaw Bella Marþýný Hakan Yeþilyurt ve emekçiler hep birlikte söylediler. Açýklamalardan sonra müzik eþliðinde halaylar çekilmeye sloganlar atýlmaya devam etti.


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

BU ÝÞ YERÝNDE GREV VAR

Kamu emekçileri hükümetin toplu sözleþme görüþmelerindeki zam önerisini ve yeni yasal düzenlemeleri protesto etmek için 23 Mayýs günü tüm illerde iþ býrakarak genel greve gitti. Bir çok meslek örgütü ve kamu hizmet alanýnda sabah saatlerinde iþ yerleri önünde ve merkezi yerlerde buluþarak miting alanlarýna gittiler. Bir çok iþ yerinde binalara “Bu Ýþ yerinde Grev Var” pankartý asýlýrken bazý hizmet alanlarýnda sabah saatlerinde iþ yerleri önünde basýn açýklamalarý yapýlarak baþlandý. Sonra ortak toplanma alanlarýna gelinerek buradan miting alanlarýna pankartlar, flamalar ve sloganlarla yüründü. Ýstanbul’da iki koldan Beyazýt Meydaný’na yürüyüþ gerçekleþtiren kamu emekçilerine çok sayýda devrimci örgüt, siyasi partiler, meslek örgütleri de katýlarak coþkulu bir yürüyüþ gerçekleþtirdiler. Ýstanbul’da Anadolu Yakasý’ndaki kamu emekçilerinden saðlýk çalýþanlarý hastanelerde, eðitim emekçileri ve meslek örgütleri sendikalarýnda buluþarak Kadýköy Ýskele Meydaný’na geldiler. Alaný dolduran emekçiler vapurlarla Sirkeci Garý önünde toplanmak üzere karþýya geçtiler. Kadýköy

Ýskele Meydaný ve vapurlar miting alanýna dönüþtü. Eðitim-Sen, Haber-Sen, Kültür SanatSen, TMMOB, Yapý Yol Sen, BTS Sirkeci Garý önünde toplanarak slogan, alkýþ ve ýslýklarla Caðaloðlu Yokuþundan Beyazýt

MARDÝN’DE GREV

Meydaný’na yürüdü. Dev bir pankart açarak yürüyüþe geçen kamu emekçileri Caðaloðlu yokuþundan çýkýp tramvay yolunu trafiðe kapatarak yürüdüler. Caðaloðlu’ndaki Ýlçe Milli Eðitim Müdürlüðü önüne gelindiðinde ise “Bakan Ýstifa” sloganý attýlar. Avrupa yakasýnda da Ýstanbul Üniversitesi Çapa Týp Fakültesi’nde bir araya gelindi ve buradan yürüyüþe geçildi. Burada da yine talepleri içeren dev KESK pankartý baþta olmak üzere kamu emekçilerinin taleplerini içeren dövizler taþýndý. KESK’e baðlý sendikalar, meslek örgütlerinin, devrimci örgütler ve siyasi partilerin pek çoðu Mücadele Birliði Platformu, Hey Tekstil Ýþçileri ve çeþitli siyasi partiler, Çapa yönünden alana geldiler. Her iki yönden yapýlan yürüyüþ sýrasýnda yoldan geçenler alkýþlarla emekçileri desteklerken, çevre iþyerlerindeki çalýþanlar da sokaklardaydý, coþkulu sloganlara katýlarak ve alkýþlayarak destek verdiler. Her iki koldan gelen emekçiler Beyazýt Meydaný’ný doldurdular. Konuþmalarýn ardýndan sanatçýlarýn söylediði parçalar eþliðinde halay çekilerek miting bitirildi.

Mardin Kýzýltepe SES olarak 23 Mayýs grevinde sabah hastaneye normal mesai saatinde gittik. Servislerde grev ve grevin amaçlarýyla ilgili konuþmalar yapýldý. Saat 10.00 gibi hastane bahçesinde toplanan SES’li emekçiler önce grev bayraðýný astý. Bizler grev önlüklerimizi giydik ve halaylar çekerek grevimizi baþlattýk. Hastane bahçesinde “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Ýþçi Memur Elele Genel Greve”, “AKP Zammýný Al Baþýna Çal”, “Dünya Emeðin Olacak” sloganlarýný attýk. Saat 11.00’de basýn açýklamasý okuyarak, KESK bileþenleriyle ortak basýn açýklamasý yapmak için araçlarla konvoy halinde eylem alanýna gidildi. Dev-Saðlýk Ýþ, Belediye Ýþ, Eðitim Sen, BES, SES’in katýldýðý yürüyüþ Özgürlük Meydaný’nda son buldu. Bini aþkýn emekçinin katýldýðý grev, halaylarla sonlandýrýldý. Mardin’den DEK’li Emekçiler 212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

9


Sokaklar

ÝZMÝR’DE GREV!

Kamu emekçileri yeni yasal düzenlemeler ve önerilen zamlar için Ýzmir’de de grevdeydi. KESK’in çaðrýsýyla 23 Mayýs Çarþamba günü saat 10.30’da Basmane Meydaný’nda toplanýldý. Kamu emekçileri Basmane Meydaný’na kendi þubeleri önünden yürüyerek geldi. Basmane Meydaný’na sýðmayan kamu emekçileri saat 10.45’de Konak Meydaný’na yürümeye baþladý. Emekçiler sýk sýk “3’ü 5’i Deðil Hakkýmýzý Ýstiyoruz”, “Yandaþlarýný da Zammýný da Al Git”, “Ýnsanca Bir Yaþam Ýçin Grevdeyiz” pankartlarýný açarken “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokakta Kazanýlýr”, “Zafer Savaþan Emekçilerin Olacak”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Karanlýða Teslim Olmayacaðýz”, “Birleþe Birleþe Kazanacaðýz” sloganlarý attý. Polis Konak Meydaný’ný barikatla kapattýðý için Ýzmir Büyükþehir Belediyesi önünde bir platform kuruldu. Saat 12.30’de KESK Ýzmir Þubeler Platformu adý-

na BES þube baþkaný Ramiz Saðlam basýn açýklamasýný okudu. Açýklamada “Bugün burada yalnýz deðiliz. Ýþçiler, saðlýk çalýþanlarý, mimar ve mühendisler, öðrenciler, veliler, kadýnlar olarak bir aradayýz. Bugün kamu emekçileri olarak bizimle dalga geçenlere, 2012’nin Türkiye’sinde bizi hala kapý kulu olarak görenlere en iyi cevabý vermek için grev hakkýmýzý kullanýyoruz” denilirken; 4+4+4 eðitim sistemi, tam gün yasasýna, toplu sözleþme gö-

Mücadele Birliði

rüþmelerine ve artan baskýlara deðinildi. Son olarak “Tüm emekçileri, iþçileri, halkýmýzý, yoksulluðun, sefaletin, baskýlarýn karanlýk dünyasýna karþý mücadele içinde birleþmeye ve geleceðimize hep birlikte sahip çýkmaya çaðýrýyoruz” denildi. Greve “Zafer, Zafer Ýnan Billur Tuz Ýþçilerinin Olacak, Yaþasýn Billur Tuz Direniþimiz -Tek Gýda-Ýþ Sendikasý”, pankartýyla Billur Tuz iþçileri, “Zafer Direnen Öðretmenin Olacak” pankartýyla AYÖP”, “Sadaka Deðil Hakkýmýzý Ýstiyoruz. Kýdem Tazminatlarýmýzý Ödeyin” pankartýyla Ýzmir Basma Graud Ailesi Maduru Ýþçiler, “Okuluma Dokunma” pankartýyla 23 Nisan Ý.Ö.O. Velileri”, DÝSK TMMOB pankartýyla destek verirken TÜMTÝS, Mücadele Birliði Platformu da destekte bulundu. Grev halaylar ve türkülerle son buldu. Mücadele Birliði / Ýzmir

EMEKÇÝLER HATAY’DA DA ÝÞBIRAKTI

ANTEP’TE KAMU EMEKÇÝLERÝ ALANLARI ZAPT ETTÝ

Antep’te emekçiler merkezdeki üç meydaný zapt ettiler. Demokrasi Meydaný, Yeþilsu Parký ve Maarif Meydaný emekçilerle doldu taþtý. Mücadele Birliði olarak bizler de Balýklý Parký’ndan bayraklarýmýzý açarak yürümeye baþladýk. Toplanma alanýna doðru ilerlerken yürüyüþe baþlamýþ olan emekçileri sloganlarýmýzla karþýladýk, onlar da ýslýk ve alkýþlarýyla bizleri selamladýlar. Ardýndan KESK’in bulunduðu toplanma alanýna doðru yaklaþýrken “Yaþasýn Emekçilerin Mücadele Birliði”, “Zafer Savaþan Emekçinin Olacak”, “Emekçiler Birleþin Devrim Ýçin Savaþýn”, “Savaþa Savaþa Kazanacaðýz”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Zamlarý Yýrtarýz Ankara’yý Yýkarýz”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” sloganlarýmýzla kitle içerisine girdik. Daha sonra Maarif Meydaný’na doðru yürüyüþe geçildi. “Susma Sustukça Sýra Sana Gelecek”, “Hükümet Zammýný Al Baþýna Çal”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz” sloganlarý ile Maarif Meydaný’na gelindiði sýra kitleye Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin broþürleri daðýtýldý. Burada sendika baþkanlarýnýn yaptýðý konuþmalar sonrasýnda halaylarla eylem sona erdirildi. Mücadele Birliði /Antep

10

Yeni Evrede

Kamu emekçilerinin iþ býrakma eylemi Hatay’da kitlesel bir katýlýmla gerçekleþti. 23 Mayýs günü Doðuþ Okullarý önünde toplanan binlerce kiþi sloganlarla yürüyüþe geçti. “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Hiç Birimiz”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Gözaltýlar Tutuklamalar Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Faþizme Karþý Omuzu Omuza” sloganlarýnýn atýldýðý eylemde bazý okullarda “Bu Ýþyerinde Grev Var” pankartý asýldý. Eyleme KESK’e baðlý sendikalarýn yaný sýra TTB gibi birçok kitle örgütü katýldý. Bizler de Mücadele Birliði olarak eyleme destek verdik. Kamu emekçileri adýna basýn açýklamasýný Eðitim Sen Þube Baþkaný ve Dönem Sözcüsü Ayhan Erkal okudu. Basýn açýklamasýna “Merhaba! Haklarýna özgürlüklerine sahip çýkarak Türkiye’nin her yerinde yüreði aydýnlýk bir gelecek için çarpan herkese selam gönderiyoruz” diyerek baþlandý. “Deðerli dostlar toplu sözleþme görüþmeleri göstermiþtir ki ortada sadece sýnýfsal bir tercih vardýr. Hükümet tercihini kamu emekçilerinden, emeklilerden deðil bugüne kadar olduðu gibi sermayeden yana kullanmýþtýr… Son teþvik paketinde, patronlara bir seferinde 3 milyar lira teþvik paketinin açýklanmasý bunun bir ispatýdýr. Ýþsizlik sigortasý fonunun patronlara aktarýlmasý bunun ispatýdýr” diyen Erkal, sözlerine þöyle devam etti. “Halk bu ülkenin açlýk sýnýrýna yakýn yoksulluk sýnýrýna uzak bir yaþam mahkûm edilen kamu emekçileri deðil midir? Halk yýllarca emeði sömürüldükten sonra unutulan sefalete itilen emekliler deðil midir? Halk kar hýrsý yüzünden gerekli önlemler alýnmadan çalýþmaya zorlandýðý için binlerce iþ cinayetlerine kurban edilen kýdem tazminatlarýna bile göz konan iþçiler deðil midir? Bizce halk toplumun %99 unu oluþturan bu kesimlerdir” diyerek konuþmasýna devam etti. Basýn açýklamasý, “Deðerli dostlar halka yabancý olanlara halký tanýmayanlara sesleniyoruz. Halk biziz. Halk burada. Bu halk kendisini yok sayanlarý maðdur edenleri biliyor. Yunanistan’da Ýtalya’da ispanya’da olduðu gibi dünyanýn her yerinde krizi halklarýn deðil halklarý sömürenlerin yarattýðýný herkes biliyor… Tüm emekçileri iþçileri halkýmýzý yoksulluðun sefaletin baskýnlarýn karanlýk dünyasýna karþý mücadele içinde birleþmeye ve geleceðimize hep birlikte sahip çýkmaya çaðýrýyoruz” denilerek sona erdi. Eylem daha sonra davul eþliðinde çekilen halaylarla devam etti. Mücadele Birliði /Antakya

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

K

SEFALET ZAMMINI KABUL ETMEYECEÐÝZ!

amu emekçilerinin maaþlarýna yapýlacak zammýn belirlendiði Kamu Görevlileri Hakem Heyeti’nin kararý belli oldu. Heyetten kamu emekçilerine 2012 yýlý için 4+4 oranýnda 2013 yýlý için ise 3+3 oranýnda zam yapýlmasý kararý çýktý. Kamu Emekçileri Sendikalarý Konfederasyonu Ýstanbul Þubeleri’nden kamu emekçileri bu kararý protesto etmek ve taleplerini dile getirmek üzere bir yürüyüþ gerçekleþtirdi. 29 Mayýs akþamý saat 19.00’da Taksim Galatasaray Meydaný’nda taleplerini sýraladýklarý pankart arkasýnda bir araya gelen kamu emekçileri “Hükümet Zammýný Al Baþýna Çal”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Emekçiler Elele Genel Greve”, “AKP Þaþýrdý Sabrýmýzý Taþýrdý”, “Sefalete Deðil Eðitime Bütçe”, “Sefalete Teslim Olmayacaðýz”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Emekçiler Birleþin Devrim Ýçin Savaþýn”, Zafer Direnen Emekçinin Olacak”, “Yaþasýn Emekçilerin Mücadele Birliði”, “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokakta Kazanýlýr”, “Emekçiyiz Haklýyýz Kazanacaðýz” sloganlarý atarak Taksim Meydaný’na yürüdüler. Kamu emekçileri ayný gün gerçekleþen THY çalýþanlarýnýn grevini hatýrlatarak “Hava Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Yaþasýn THY Grevi” sloganlarý atarak grevde olan iþçilere desteklerini belirttiler ve “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarý attýlar. Meydana gelindiðinde KESK Ýstanbul Þubeler Platformu Sözcüsü Arzu Erdoðan basýn açýklamasýný okudu. 23 Mayýs’ta yapýlan genel greve atýfta bulunan Arzu Erdoðan, Baþbakan ve bakanlarýn “Memurun grev hakký yoktur” açýklamasýna ve üstü örtülü tehditlerine raðmen 1,5 milyon kamu emekçisinin hem grev hakký olmadýðýný iddia edenleri, hem de grevsiz toplu sözleme düzenlemesini içeren 4688 sayýlý yasayý mahkum ederek son sözlerini söylediklerini vurguladý.

Maliye Bakaný Mehmet Þimþek ve Baþbakan Yardýmcýsý Ali Babacan’ýn “Kaynak yok, ilave zam verirsek bütçeye 25 milyarlýk ek yük getirir bu durumda vergileri arttýrmak zorundayýz” açýklamasýna deðinen Erdoðan, bu ülkede vergi yükünün büyük bölümünün iþçi ve emekçilerin sýrtýnda olduðunu, 2002 yýlýndan bu yana iktidarda olan AKP’nin her yýl olduðu gibi bütçe gelirinin çoðunu emekçilerden kesilen gelir vergileri ve dolaylý vergilerin oluþturduðunu, fakat kamu hizmetlerine ayrýlan kaynaklarýn yalnýzca görünürde arttýðýný, kamu yatýrýmlarý açýsýndan bakýldýðýnda ise sürekli olarak küçüldüðünü belirtti. “Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun 23 Mayýs’ta yapýlan genel grevle ortaya çýkan iradeyi görmezden gelmeye hakký yoktur. Kamu emekçilerinin taleplerinden ve ülke gerçeklerinden kopuk yapýlan her deðerlendirme zaten tartýþmalý olan ‘baðýmsýzlýklarýný’ daha da sorgulanýr hale getirmiþtir” diyen Erdoðan, KESK’in bundan sonra atacaðý adýmlarý yetkili kurullarýnda her boyutuyla deðerlendireceðini ve kamu emekçilerinin iradesine ve beklentilerine göre þekillendireceðini ifade etti. Ýnsanca yaþam için kamu emekçilerinin bu süreçte bir kez daha tüm çýplaklýðýyla ortaya çýkan emek düþmaný AKP politikalarýný iþyerlerinde mahkum edeceklerini belirtti ve tüm emekçilere 23 Mayýs’ta ortaya koyulan iradeye sahip çýkma çaðrýsýnda bulundu. KESK Ýstanbul Þubeler Platformu olarak bundan sonra da tüm iþyerlerinde kamu çalýþanlarýna hükümetin bu sefalet ücretini kabul etmeme ve insanca yaþam için gerekli ücretin ve çalýþma koþullarýnýn saðlanmasý için mücadele etmek gerektiðini anlatacaklarýný ve bu mücadeleyi büyüteceklerini belirten kamu emekçileri sloganlarla basýn açýklamasýný sona erdirdi.

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

Sokaklar

“KÝMSE BÝZÝ GÖRMEZDEN GELEMEZ”

KESK Ýzmir Þubeler Platformu, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu (KGHK)’nun belirlediði zam oranýný protesto etti. Kamu emekçileri 29 Mayýs Salý günü saat 18.00’de Konak YKM önünde toplanarak Eski Sümerbank önüne yürüdüler. Eylemde KESK Þubeler Platformu pankartý açýlýrken “Ek Ücretler Emekli Maaþýna Eklensin”, “Hükümet Zammýný Al Baþýna Çal”, “Sefalete % Delik Zamlara Hayýr” dövizleri taþýndý. Kitle yürüyüþ boyunca “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokak Kazanýlýr”, “Karanlýða Teslim Olmayacaðýz”, “Sadaka Deðil Toplu Sözleþme”, “Tayip Zammýný Al Baþýna Çal” sloganlarý attý. Eski Sümerbank önüne gelindiðinde basýn açýklamasýný KESK Þubeler Platformu Dönem Sözcüsü BES Þube Baþkaný Ramiz Saðlam okudu. Açýklama, 23 Mayýs grevinin baþarýyla gerçekleþtirildiði söylenerek baþladý. Zamlar ve TÝS üzerine ise “Geldiðimiz noktada kimsenin kamu emekçilerinin 23 Mayýs grevi ile ortaya koyduðu iradeyi görmezden gelmesi mümkün deðildir. 23 Mayýs grevindeki talepleri görmeden alýnacak kararlar artýk meþru ve hukuki deðildir” denildi. Son olarak KGHK’ya “23 Mayýs’ta ortaya çýkan iradeyi görmezden gelmeye hakkýnýz yok. Kamu emekçilerinin taleplerinden ve ülke gerçekliklerinden kopuk olarak yapacaðýnýz her deðerlendirme zaten tartýþmalý ‘baðýmsýzlýðýnýzý’ daha da sorgular hale getirecektir… KESK insanca bir yaþam için kamu emekçilerinin sesi ve taleplerinin takipçisi olmayý kararlýlýkla sürdürecektir” çaðrýsýnda bulunuldu. Eylem sloganlarla ve alkýþlarla son buldu. Mücadele Birliði/Ýzmir

11


Gündem

HEDEF ÝKTÝD

Devrim nedir, ya da nasýl “doðar”? Devrim sayýsýz kitle eyleminin, çatýþmanýn, çarpýþmanýn, çeliþkinin üst üste gelmesinin, yýðýlmasýnýn, birikmesinin sonucu toplumun alt üst olmasýdýr. Devrim bütün bunlarýn bir araya gelmesi sonucu “doðar”. Devrim bir partinin, örgütlü bir gücün ya da bir sýnýfýn deðil, kitlelerin eseri olacaktýr. Elbette devrim bir sýnýfa, iþçi sýnýfýna dayanmalýdýr, dayanacaktýr. Ancak kim ki devrimin sadece iþçi sýnýfýnýn eseri olacaðýný ileri sürerse o devrimden bir þey anlamamýþ demektir. Devrim kitlelerin eseri olacaksa ve devrimin toplumsal ordusu durumundaki kitleler bu gün yüz binlerle harekete geçiyorlarsa devrim tüm pencerelerden bize bakýyor demektir. Kitlelerin hareket halinde olmasý öncü-devrimci partinin onlarla iliþki kurabilmesi için koþullarýn son derece uygun olduðu anlamýna gelir. Türkiye ve Kürdistan þimdi böyle bir süreçten; devrimci sýnýf partisinin iþçilerle, emekçilerle, Kürt halkýyla, sömürülen tüm kesimlerle kolayca iliþkiler geliþtirebileceði bir süreçten geçiyor.

12

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Havayollarý emekçilerinin aniden patlak veren grevi, iþçi sýnýfý ve devrimci kitle hareketinde yeni bir aþamanýn eþiðinde olduðumuzu gösterdi. Grev, hükümetin “grev yasaðý” getireceði haberi üzerine aniden patlak verdi ve havayolu ulaþýmýný felç etti. Hükümet, emekçilerin bu grevi karþýsýnda paniðe kapýldý. Açýklama üstüne açýklama yaptý, grevcileri iþten atmakla, tazminat ödetmekle, mahkemeye vermekle tehdit etti ve en sonu, her zaman baþvurduklarý bir yönteme, emekçilerle halký karþý karþýya getirme taktiðine baþvurdu. Hükümetin adýmlarý ve çabalarý emekçilerin öfkesini daha da artýrdý. Hazýrlýksýz baþlayan grev bir noktada bitti ve biter bitmez hükümet iþten atmalara baþladý. Hükümetin adýmlarý, kuþku yok, emekçilerdeki kýzgýnlýk, kin ve öfke gibi þiddetli duygularý körüklüyor. Baský, þiddet, sindirme içerikli politikalarý nedeniyle emekçi sýnýflarda ve Kürt halkýnda iktidara karþý birikmiþ þiddetli öfke, kýzgýnlýk, kin hali aslýnda sýk sýk kendini dýþa vuruyor. Havayollarý emekçilerinin grevi hem bu ruh halinin dýþavurumunu hem de hükümete karþý þiddetli duygularýn yaygýnlýðýný göstermesi bakýmýndan önemli.

Harekette Süreklilik Havayollarý emekçilerinin grevi bu konudaki tek örnek deðil. Hükümete karþý kýzgýnlýk, öfke, kin gibi duygularýn toplumun çok daha geniþ kesimine yayýldýðýný gösteren çok daha baþka örnekler var. 19 Mayýs’ta “ulusal içerikli” de olsa sonuçta hükümetin bir konudaki politikasýna duyulan kýzgýnlýk ve öfke sonucu iki yüz bin kiþi sokaklara indi. Bu, sayýsý yüz binlerle ölçülen bir kitlenin hükümetin politikalarýna karþý bir anda harekete geçebildiðinin, taþýdýklarý þiddetli duygularý eyleme dönüþtürdüklerinin iþareti. Artýk Kürt halký ve emekçi sýnýflar, sisteme, sistemin somutlaþmýþ hali olana hükümete karþý duygularýný eylemle ifade ediyorlar. Aslýnda bu yeni bir durum deðil. Ama bu günü dünden ayýran özellik, birincisi, bu durumdaki kitle sayýsýnýn artýk yüz 212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

binlerle ölçülüyor almasý; ikincisi bu kadar kalabalýk kitlelerin hemen eyleme geçebilmesidir. Türkiye ve Kürdistan’da emekçi kitleler ve ezilen halklar artýk sürekli hale gelen bir hareketlilik içinde. Mayýs ayýnda bu hareketlilik neredeyse doruða çýktý. 1 Mayýs biliniyor, dünyada Küba ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti dýþýnda en yoðun katýlýmýn olduðu ülke Türkiye oldu. Kürdistan da 1 Mayýs eyleminin çok kalabalýk katýlýmla geçtiði bir coðrafya oldu. On binlerce kiþinin katýldýðý emekçi memur eylemi 1 Mayýs’ý takip etti. 1 Mayýs’ýn ardýndan hükümet politikalarýna tepki olarak 19 Mayýs günü yüz binlerce insan sokaklara aktý. Bu büyük eylemler arasýnda geçen zamanda irili-ufaklý sayýsýz eylem gerçekleþti ve bunlarýn hepsi de hükümetle cisimleþmiþ düzene karþý olmak gibi bir içerikte idiler. Kýsacasý, genel bir kýzgýnlýk, öfke, isyancý, ayaklanmacý ruh hali toplumun geneline yayýlmýþ; dahasý egemen olmuþ halde. Ve en önemlisi, hareket süreklilik kazanmýþtýr. Hükümetin Yanýtý: Daha Çok Baský Fakat hareket her þey demek deðildir. Hareketin her þey, sonal amacýn hiçbir þey sayýldýðý düþüncenin mahkûm edilmesinin üzerinden yüzyýldan fazla zaman geçti. Elbette, emekçi sýnýflar, ezilen halklar, iþçi sýnýfý, yoksullar iktidara karþý günlük mücadele içinde hem bilinç hem de örgütlülük olarak kendilerini geliþtirirler, bir devrim için zorunlu olan eðitimlerini bu hareketlilik içinde alýrlar. Nasýl ki grevler iþçi sýnýfý için bir okul görevi görürlerse günlük eylemler de ezilen sýnýflar için bir okul görevi görürler. Buna karþýlýk, günlük mücadelelinin eðitici özelliðine raðmen, politik hedef doðru saptanmamýþsa ve hareketin kendisi politik hedefe baðlanmamýþsa kitleleri baþarýya götürme gücüne sahip olamaz. Bu nedenle, politik hedefler emekçi sýnýflarýn, Kürt halkýnýn, mücadele halindeki kitlelerin zafere ulaþabilmeleri açýsýndan yaþamsal önemdedir.


DAR OLMALI! Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Biz bu gerçeðin önemini, güncel mücadelenin her adýmýnda görüyor, hissediyoruz. Kürt halký, emekçi sýnýflar, ezilen halklar hükümetin baský, sindirme, hak gaspý politikalarýna karþý her gün eylem halinde olmalarýna karþýlýk bu mücadelelerinden bir sonuç alabilmiþ deðiller. Alevi emekçiler eðitim sistemindeki deðiþikliklere, Kürt halký, örneðin Roboski katliamýna, iþçi sýnýfý kazanýlmýþ haklarýnýn ellerinden alýnmasýna karþý büyük kitle eylemleri düzenlediler. Ama bu eylemlerin hiç biri hükümeti bildiði politikalarý yaþama geçirmekten alýkoymadý. Son örnek Havayollarý emekçilerinin oldu. Yüzlerce havayolu emekçisi, havayolu ulaþýmýný felç eden bir eylem yapmalarýna raðmen hükümet “grev yasaðý” getiren yasayý çýkartmaktan, Cumhurbaþkaný da bu yasayý jet hýzýyla onaylamaktan çekinmedi. Tekelci sermaye iktidarý, Kürt halkýnýn, iþçi sýnýfýnýn ve diðer emekçi sýnýflarýn, ezilen halklarýn kendisine karþý verdikleri mücadeleye daima, bildiðini okuma, daha çok baský, sindirme politikasý izleyerek yanýt verdi. Emekçi memur hareketine ücret zammýný düþük tutarak; Alevi halkýn eðitim sistemine tepkisine Kuran’ý ders haline getirerek, Kürt halkýnýn “Roboski katliamý”na karþý yaptýðý dev eylemi katliamlarý çoðaltarak yanýt verdi.

Hedef Ýktidar Olmalý Bütün bunlarýn tek açýklamasý var: Ýktidar, kendisini yýkmayý, devirmeyi amaçlamayan eylemlerden etkilenmiyor. Buradan çýkarýlmasý gereken tek sonuç, güncel mücadelede kitle eylemlerinin hedefinin iktidarýn ele geçirilmesi olmasý gerektiðidir. Bu söylediklerimizden güncel mücadelenin önemi olmadýða anlamý çýkmaz. Sadece güncel mücadelenin sonuç alabilmesi için mutlaka iktidarýn ele geçirilmesi hedefine baðlanmasý gerektiði; her türlü mücadelede bu hedefin en baþa alýnmasý gerektiði sonucu çýkar. Ýþte ancak o zaman kitlelerin mücadelesi etkili olur, onlarýn enerjisi iktidar üzerinde yýkýcý bir etki yaratabilir. Ve iþte ancak o zaman uðruna mücadele edilen

“reformlar” iktidarý ele geçirme amacý gerçekleþmese bile, bu amaç için verilen mücadelenin yan ürünü olarak elde edilebilirler. Sermaye sýnýfý ve emperyalist güçler ancak iktidarý tehlikede gördükleri zaman, asýl olaný kaybetmemek için tavizler verirler, “geri adým” atmayý kabul ederler, “reformlar”a razý olurlar. Ýktidarýn ele geçirilmesinin temel güncel hedef olarak Kürt halkýnýn, iþçi sýnýfýnýn ve diðer emekçi sýnýflarýn önüne koyulmasýný “erken” bulanlar var. Böyleleri, sistemle baðlarýný koparmayan, koparmak da istemeyenlerdir. Kitleleri sistem içinde tutmayý amaç haline getirmiþ bulunan böylelerinin iddialarýnýn çok temelsiz ve tutarsýz olduðunu göstermek son derece kolay. Þunu bile söylemek yeter: Bir ülkede milyonlarca insan politik iktidara; o iktidar þahsýnda sömürü düzenine karþý harekete geçmiþ ise böylesi koþullarda devrimci güçlerin tek hedefi politik iktidarýn bir devrimle ele geçirilmesi olabilir, olmalýdýr.

Kitle Hareketinin Büyük Önemi Yukarýda kitle hareketinin, harekete katýlan emekçi sýnýflar üzerindeki eðitici etkisine iþaret ettik. Ama onun önemi bundan çok daha ötelerdedir. Devrim nedir, ya da nasýl “doðar”? Devrim sayýsýz kitle eyleminin, çatýþmanýn, çarpýþmanýn, çeliþkinin üst üste gelmesinin, yýðýlmasýnýn, birikmesinin sonucu toplumun alt üst olmasýdýr. Devrim bütün bunlarýn bir araya gelmesi sonucu “doðar”. Devrim bir partinin, örgütlü bir gücün ya da bir sýnýfýn deðil, kitlelerin eseri olacaktýr. Elbette devrim bir sýnýfa, iþçi sýnýfýna dayanmalýdýr, dayanacaktýr. Ancak kim ki devrimin sadece iþçi sýnýfýnýn eseri olacaðýný ileri sürerse o devrimden bir þey anlamamýþ demektir. Devrim kitlelerin eseri olacaksa ve devrimin toplumsal ordusu durumundaki kitleler bu gün yüz binlerle harekete geçiyorlarsa devrim tüm pencerelerden bize bakýyor demektir. Kitlelerin hareket halinde olmasý öncü-devrimci partinin onlarla iliþki kurabilmesi için koþullarýn son derece uy212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

Gündem

gun olduðu anlamýna gelir. Türkiye ve Kürdistan þimdi böyle bir süreçten; devrimci sýnýf partisinin iþçilerle, emekçilerle, Kürt halkýyla, sömürülen tüm kesimlerle kolayca iliþkiler geliþtirebileceði bir süreçten geçiyor. Eylem halindeki kitlelerle bað kurmanýn, iliþki geliþtirmenin birinci ve temel adýmý, kitle eylemlerinde yer almaktýr. Bu, Leninist güçlerin zaten bildiði ve yaþama geçirdiði bir kuraldýr. Fakat iþçilerin, emekçilerin yüzlerle deðil, binlerle de deðil, on binlerle, yüz binlerle harekete geçtiði koþullarda iþçilerle olsun, diðer emekçilerle olsun bire bir iliþki kurmak artýk yetersiz kalýr. Böylesi koþullarda iki þey öne çýkar: Birincisi, iþçi sýnýfý ve diðer emekçilerle toplantýlar yapmak, ikincisi, ajitasyonu öne çýkarmak. Söylediklerimizin ne anlama geldiði açýktýr: Leninistler þimdi irili-ufaklý onlarca, yüzlerce iþçi toplantýsý, emekçi toplantýsý düzenlemeli, bu toplantýlarda, iþçilere ve diðer emekçilere iktidar dýþýnda her þeyin hiçbir þey olduðu, kitle eylemlerinin neden somut sonuçlar elde etmediði, ne yapýlmasý gerektiði somut örneklerle anlatýlmalý. Bu noktada dikkat edilecek husus, iþçilerle, diðer emekçilerle, Kürt halkýyla düzenlenecek toplantýlarýn gelip geçerken yapýlan þeyler deðil, baþlý baþýna planlanmýþ bir politik faaliyet olarak ele alýnmasý gerektiðidir. Küçük küçük çabalardan büyük sonuçlar elde edilebilir, elde edilecektir. Çünkü iþçi sýnýfý, diðer emekçi sýnýflar ve Kürt halký isyancý, ayaklanmacý, kýzgýn, öfkeli bir ruh haline sahipler ve devrimin bu toplumsal ordusuna yönelik en ufak bir çaba meyvesini fazlasýyla verecektir. Bu gün iþçi sýnýfýný kazanan geleceði de kazanmýþ olacaktýr. Devrimin öncüsü olmanýn, devrimi yönetmenin birinci koþulu iþçi sýnýfýný kazanmaktýr. Planlanmýþ, baþlý baþýna politik faaliyet olarak ele alýnmýþ iþçi toplantýlarý bu konudaki en büyük yardýmcýmýz olacaktýr.

13


Yeni Evrede

TEDAŞ İşçileri: “Kendimize ve İşçi Sınıfına Güveniyoruz” Sokaklar

Mücadele Birliði

Polis gece eylem alanını demir bariyerlerle çevirmişti. Bekleyişlerini bariyer kenarında sürdüren işçilere polis “burada da duramazsınız” deyince işçiler müdürlük önündeki yolu tekrar trafiğe kapatarak tepkilerini gösterdiler.

23 Mayıs Çarşamba: 80 günden beri Tedaş Demirköprü Müdürlüğü önünde işe geri dönmek için eylem yapan işçilere sabah erken saatlerde bir polis saldırısı gerçekleşti. Sabah 08.30 civarında zabıtalar eşliğinde işçilerin çadırına gelen polis, çadırı kaldıracaklarını söyledi, işçiler ise eylem çadırlarının sökülmesine izin vermeyeceklerini belirttiler. Polis ve zabıtaları protesto etmek için işçiler, Fuzuli Caddesini trafiğe kapatılar. Bazı işçiler de TEDAŞ binasına dönerek sesli bir şekilde "daha dün bir işçi Adana'da akıma kapılarak öldü. Daha ne kadar sessiz kalacaksınız" diyerek çalışmakta olan işçilere "artık yeter" çağrısı yaptı. Çadırlarının kurulu olduğu yerde birbirlerine kenetlenen işçiler "Atılan İşçiler Geri Alınsın" sloganı atarak polisin saldırısını protesto ettiler. Bunun üzerine polis tekrar işçilere saldırarak gözaltına almaya başladı. Gözaltına direnen bazı işçileri yerlerde sürükleyen polis, bazı işçileri de kelepçe takarak götürdü. İşçiler polis araçlarının içerisinde de "Yarın sabah tekrar burada olacağız" diyerek kararlılıklarını belirttiler. 11 işçinin gözaltına alındığı saldırıdan sonra işçiler Adana Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüler.

14

Saatler 10.00'a gelirken işçi aileleri TEDAŞ önüne gelmeye başladı. Bir işçinin babası arabası ve benzin ile birlikte geldi, aracın kapılarını kilitledi ve kendini yakmakla tehdit etti. Kısa süre sonra eylem alanı ambulans ve polis ekipleri tarafından çevrildi. Bu arada gözaltındaki işçiler serbest bırakılırken, tüm işçiler ve aileler yolu kapatarak beklemeye başladı. Ancak polis yolu kapatan işçilere ve ailelere saldırdı. Biber gazı ile saldıran polis, 20 kişiyi gözaltına aldı. 24 Mayıs Perşembe: 4 TEDAŞ işçisi sabah saatlerinde valilik önüne kendilerini zincirleyerek işe geri dönme taleplerini yinelediler. Polis gece eylem alanını demir bariyerlerle çevirmişti. Bekleyişlerini bariyer kenarında sürdüren işçilere polis “burada da duramazsınız” deyince işçiler müdürlük önündeki yolu tekrar trafiğe kapatarak tepkilerini gösterdiler. Bu eylemde 8 işçi ve 2 Mücadele Birliği okuru gözaltına alındı., Aynı dakikalarda Valilik önünde kendilerini zincirlerle bağlayan ve sloganlar atan işçilere de polis demir kesme makaslarıyla müdahale ederek 4 işçiyi gözaltına aldı.

25 Mayıs Cuma: Gözaltına alınan işçiler, savcılığa çıkartıldılar. 2 Mücadele Birliği okurunun da arasında olduğu 14 kişinin savcılık sorgulaması öğle saatlerinde sona erdi. 10 kişi, “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet” gerekçesiyle tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. İşçiler ve 2 Mücadele Birliği okuru mahkemede alınan ifadelerinin ardından saat 16.00'da tutuksuz yargılanmak üzere serbest 212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

bırakıldılar. Ayrıca işçilere 72’şer lira ‘Trafik akışını tehlikeye düşürmek, durdurmak için yola atlamak, yere yatmak’ nedeniyle ceza yazıldı. İşçiler saat 18.00'da Genel-İş Sendikasının önünden İnönü Parkı'na bir yürüyüşle saldırı ve gözaltıları protesto etme kararı aldılar. Yürüyüş sırasında halkın da desteğini alan işçiler, İnönü Parkı’na geldiler. Bir işçi eşi konuşma yaptı. Yaşadıklarını anlatıp, bu saldırıların kendilerini yıldıramayacağını söyledi. Ardından yine bir işçi eşi sözü aldı ve saçlarından sürüklenerek gözaltına alındığını ve kendisini gözaltına alan kadın polisin küfür ve hakaretlerine maruz kaldığını söyledi. Sonrasında sözü alan Enerji-Sen Örgütlenme Sekreteri Süleyman Keskin, “82 gündür haykırıyoruz. Tedaş’ın önünde ve işe geri dönmek için her türlü eylemi yapacağımız sözünü veriyoruz ve bu baskı ve gözaltıların bizleri asla yıldıramayacağını buradan haykırıyoruz” dedi. Eylem “Kavga Bitmedi Daha Yeni Başlıyor” sloganıyla bitirildi. 1 Haziran Cuma: Atatürk Parkı'nda bir araya gelen işçiler ve aileleri "Tedaş'ta Yasa Uygulansın, Atılan İşçiler Geri Alınsın" pankartını açıp Atatürk Caddesi boyunca sloganlarla yürüdüler. Çevreden de destek alarak İnönü Parkı'na gelen işçiler adına basın açıklamasını okuyan Tayfur Karayaka: “Dostlarımızla emekten yana olanlarla hep birlikte 'Tedaş'ta Direniş Kazanacak' sloganını örgütledik. Bildiri dağıttık, yürüyüşler yaptık, imza topladık. 'Tedaş İşçisi Kazanırsa, Adana Kazanacak' dedik. Tüm Adana"yı dolaştık.


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Kâh Adana Demirspor tribününde 'Atılan İşçiler Geri Alınsın' pankartı olduk; kah Cuma akşamları yaptığımız dinletilerde 'Çav Bella' dedik. Sayısını hatırlamadığımız kadar gözaltına alındık, para cezalarına muhatap olduk. Yılmadık. İşimiz, aşımız, çocuklarımız için yılmadık. Tüm Adana şahittir ki; eşlerimizi, çocuklarımızı yerlerde sürüklediler, gözaltına aldılar; her gözaltı sonrası direniş yerine dönüp 'Tedaş'ta Direniş Kazanacak' dedik. Şimdi Adana Emniyeti, çadır kurup direndiğimiz iş yerimizin önünü demir bariyerlerle kapattı. Bütün yaya geçişine de kapattılar. Tedaş'ın önünde ki refüje oturmayalım diye çevik kuvvet polislerini de oraya oturttular. İşgal orduları gibi geldiler. Direnişin haklılığı, bütün gerçekliği ile gözler önündAe. Bir tarafta işçiler, diğer tarafta ise sermaye ve onun kolluk güçleri. Yürüttüğümüz haklı direnişimizi tüm kırma çabalarınız boşuna. Bakın yine sokaktayız, dövdüğünüz eşlerimizle, gözaltına aldığınız çocuklarımızla, emekten yana olanlarla yine haykırmaya geldik, 'Tedaş'ta Direniş Kazanacak'.” dedi. Mücadele Birliği okurlarının da destek verdiği eylem sloganlarla bitirildi.

Sokaklar

“GREV HAKKIMIZ ENGELLENEMEZ”

Havacılık sektöründe grevin yasaklanmasını ve greve giden işçilerin işten çıkarılmasını protesto etmek için Adana Hava-İş üyesi işçiler bir yürüyüş ve basın açıklaması yaptılar. Eylem 1 Haziran günü saat 12.00’da Havaİş Adana Şubesi önünde “Grev Hakkımız Engellenemez” sloganıyla başladı. “THY’de Grev Yasağına, İşçi Kıyımına Hayır, Yaşasın İş, Ekmek Özgürlük Mücadelemiz” pankartı açan işçiler, “İşçi Memur El Ele Genel Greve”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek”, “AKP Şaşırdı Sabrımız Taşırdı”, “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız”, “Yaşasın Sınıf Dayanışması” sloganları atarak Çakmak Caddesi’nden geçerek İnönü Parkı’na geldiler. Burada basın açıklamasını Hava-İş Adana Temsilcisi Bülent Koçder okudu ve “Havacılık iş kolundaki grev yasağı bir ön adımdır. Eğer emek

cephesi gerekli tepkiyi göstermezse sıra diğer iş kollarına doğru grev yasaklarının kapsamının genişletilmesi gündeme gelecektir. Çünkü hayallerinde Türkiye’nin Çin olması; işçinin, emekçinin hiçbir hak talep etmeden günde birkaç dolar karşılığında çalışıp sonra da yöneticilerine kendilerine iş verdiği için şükür etmesi vardır. (…) İşvereni son kez uyarıyoruz. Haksız, yasal olmayan ve hala hukuka uygun tebliğ etmediğiniz iş sözleşmesi fesihlerini geri alın.” Ardından sözü alan TÜMTİS Genel Başkanı; “Artık bu günden itibaren bizler için tüm Türkiye eylem alanıdır. Bu saldırıları ancak emek güçlerinin birlikte mücadelesiyle karşılayabiliriz” dedi. Eyleme DİSK, KESK ve Sendikal Güç Birliği Platformu katılarak destek verdi. Mücadele Birliği okurlarının da katıldığı eylem sloganlarla sona erdi.

Terketmedi Sevdanız Bizi…

Haziran’da ölmek zor… Sanatlarını, emeğiyle yarınları yaratan işçi ve emekçiler için üreten ve geleceğe dair umutlarını taşımalarında onlara can suyu katan birçok devrimci sanatçımızı Haziran ayında ölümsüzlüğe uğurladık. Orhan Kemal, Kazım Koyuncu, Maksim Gorki, Nazım Hikmet, Ahmed Arif. 3 Haziran 2012 Pazar günü “Nazım Hikmet & Ahmed Arif Terketmedi Sevdanız Bizi Ayışığı Sanat Merkezi” pankartıyla Yeşilsu Parkı’na geldikten sonra saat: 13.30’da “Umudumuz Kavgada Kavgamız Sanatımızla”, “Nazım Hikmet Ölümsüzdür”, “Ahmed Arif Ölümsüzdür” “Devrimci Sanat Susturulamaz” sloganları ve Ahmed Arif’in “Uy Havar” adlı şiiri ile basın açıklamasına başlandı. Ardından Ayışığı Sanat Merkezi'nin Tiyatro Atölyesi'nden bir arkadaş Nazım Hikmet’in “Korku” adlı şiiri okunduktan sonra “ 28 Kanunisani” adlı şiirin dramatizesi gerçekleştirildi. Şiir dramatizesinin ardından basın metnine geçildi. Basın metninde her iki devrimci şairin emekçi halklar için ürettikleri sanat üzerine vurgu yapılırken onların kitlelerden asla yalıtılamayacağı ve kararlılıkları ve duruşları ile örnek yaratan devrimci kişiliklerinden bahsedildi. Basın açıklamasının sonlarına doğru, sermaye sınıfının her gün emekçi ve ezilen kitlelere saldırılarını arttırırken sanat üzerine yoğunlaşmaya başladığına ve bu saldırılardan birine de örnek olarak Tiyatro kurumlarının sanatçıların elinden alı-

narak tamamen bürokratların eline bırakılıp bir şube yönetimine çevrilmeye çalışılmasına vurgu yapıldı. Ayışığı Sanat Merkezi, en son olarak hiçbir baskı ve saldırıların emekçilerin sanatını yok edemeyeceği Nazımlar ve Ahmed Arif’ler gibi tüm baskı ve saldırılara karşı yılmadan daha bir kararlı ve inatçı bir şekilde burjuva yoz sanata karşı devrimci sanatı kitlelere ulaştırmaya devam edeceklerini belirttikten sonra basın metni sonlandırıldı. Ardından Tiyatro Atölyesi'nden bir arkadaşın Nazım Hikmet’in “Vatan Haini” adlı şiirini dramatize etmesi ile eylem sonlandırıldı. Ayışığı Sanat Merkezi / Antep

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

15


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

ENERJÝ ÝÞÇÝLERÝ ÝSTANBUL’DA EYLEMDE

Ýstanbul’da BEDAÞ bünyesinde açmakesme ve sayaç okuma iþlerinde görevli 700 iþçi 21 Mayýs Pazartesi günü ücretlerinin ödenmemesi üzerine Ýþ Kanunu’nun 34. maddesi gereði iþ býrakma haklarýný kullanmýþlardý. Ýþçilerin iþ býrakmasý üzerine açma-kesme iþlerini üstlenen taþeron þirketin patronlarý, Enerji-Sen yöneticileri ve iþ yeri temsilcileriyle yaptýklarý toplantý sonucunda talepleri kabul etmiþlerdi. Ancak buna raðmen, sayaç okuma iþlerini alan Çýra-Marsaþ taþeron þirketi iþçileri tehdit etmeye baþladý ve iþçilere noter getirerek iþ akitlerini son vereceðini söyledi. Enerji iþçileri ise bu tehditlere aldýrmayarak 22-23 Mayýs günleri de eylemlerini sürdürdüler. 24 Mayýs günü iþçiler, iþ býrakma eyleminin tam olarak etki etmediði ve Tes-Ýþ Sendikasý’nýn üyelerinin de bulunduðu Sefaköy Bölgesine giderek mücadeleye katýlým çaðrýsý yapmaya karar verdiler. Sendikalý olsun, sendikasýz olsun emek ve alýnteri mücadelesi verilmesi gerektiði çaðrýsý üzerine, Sefaköy bölgesindeki sendikasýz ve Tes-Ýþ Sendikasý’na üye iþçiler bu çaðrýyý desteklediler Bu arada Çýra-Marsaþ patronunun ülkü ocaklarýndan 25 kiþilik bir faþist güruh ile Sefaköy’e geldiði bilgileri geliyordu. Ýþçilerin mücadelesini ve dayanýþmayý hazmedemeyen Çýra-Marsaþ patronun çaðýrdýðý 25 eli sopalý faþist bölgeye geldiðinde, iþçilerin bir kýsmýný iþe çýkmaya ve minibüslere binmeye zorladýlar. Buna karþý gelen iþçilere ise saldýrdýlar. Olay yerine gelen Enerji-Sen Genel Baþkaný Kamil Kartal, Enerji-Sen Örgütlenme Uzmanlarý Ahmet Çakýr ve Ali Duman, üyeler Turgay Kobal ve Zeki Göre saldýrýlar sýrasýnda gözaltýna alýndý. Olaylardan sonra BEDAÞ, iþçilerin ödenmeyen maaþlarýnýn ertesi gün ödeneceði sözünü Enerji Sen baþkaný Kamil Kartal’a verdi.

25 Mayýs Cuma: Ýþçiler 2 aylýk maaþlarýndan birini aldýlar, ama BEDAÞ yönetimi, eylemde olan sayaç okuma yapan 700 enerji iþçisine iþ vermiyor. Enerji iþçilerine, sendikalý olduktan sonra sayaç okuma iþlerini alan, Çýra-Marsaþ taþeron þirketi tarafýndan baský ve tehditler uygulandýðýný söyleyen iþçiler Noter getirerek iþ akitlerini son verilmek istendiðini söylediler. Ýþçilerle Bayrampaþa’da bir kafe önünde görüþtüðümüzde, kendilerine iþ verilmediðini, hatta sayaç okuma makinelerinin þifrelerinin bloke edildiðini, bu yüzden de iþ

16

yapamadýklarýný söylediler. Ödenmeyen maaþlarýnýn bugün yatýrýldýðýný, kalanýn da yatýrýlacaðý sözünü almýþlar. Ýþçilerin þu an talepleri, güvenceli çalýþma koþullarýnda, sendikal haklarýnýn tanýnmasý,çalýþma koþularýnýn düzeltilmesi ve taþeron yerine BEDAÞ ‘ta kadrolu iþçi olarak çalýþmak.

30 Mayýs Çarþamba: Enerji Sen’e üye iþçiler, verdikleri sendikal mücadele sonunda, BEDAÞ tarafýndan 120 iþçinin telefonlarýna “iþ akitleriniz feshedilmiþtir” mesajlarý geliyor ve iþten atýldýklarýný öðreniyorlar. Taksim Meydaný’nda Gaziosmanpaþa, Bayrampaþa, Güngören, Küçükköy gibi bir çok noktada çalýþan Enerji Sen üyesi iþçiler, BEDAÞ Genel Müdürlüðü önüne bir yürüyüþ

düzenlediler. “Taþerona Teslim Olmayacaðýz” pankartý açan iþçiler “Zafer Direnen Emekçinin Olacak”, “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokakta Kazanýlýr” sloganlarý atarak BEDAÞ Genel Müdürlüðü önüne geldiler. Mücadele Birliði, BDP, ÇHD, Sine Sen, Limter Ýþ, Dev Saðlýk Ýþ ve bir çok kurumun temsilcisi yürüyüþe katýlarak destek verdiler. Basýn Açýklamasýný okuyan Arif Ýnan Baþgedik; BEDAÞ iþçilerinin aylardýr maaþlarýnýn eksik ya da geç ödendiðini bazen aylarca ödenmediðini söyledi. Baþgedik sorunun çözülmediðini, 21 Mayýs’ta iþ býrakma eylemi yaparak sorunlarýnýn çözülmesini beklediklerini, ama hiç bir adým atýlmadýðý gibi, 120 212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

iþçinin iþten çýkarýldýðýný söyledi. Arif Ýnan Baþgedik, “Bugün AKP ve BEDAÞ yetkilileri bir olup, ülkü ocaklarý baðlantýlý taþeron þirket eliyle iþçilerinin bütünlüðünü bozmak hem Adana’da hem de Ýstanbul’da sendikalaþmanýn önünü kesmek ve iþçilerin haklarý için seferber olan Enerji-Sen sendikasýný adeta iþ yerlerinden tasfiye etmek için harekete geçti” dedi. Baþgedik “son olarak buradan bir kez daha sesleniyoruz. Ýþimizi geri istiyoruz. Geri alana kadar da buradan ayrýlmayacak, mücadelemizi kararlýlýkla sürdüreceðiz” dedi. Açýklamadan sonra kurum temsilcilerinin kýsa konuþmalarýyla iþçilere desteklerini belirtiler. Enerji iþçileri 120 iþçi iþbaþý yapana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini söyleyerek BEDAÞ Genel Müdürlük önünde eylem baþlattýlar. 1 Haziran Cuma: Enerji iþçileri Taksim Meydaný’nda bir araya gelerek BEDAÞ Genel Müdürlüðü’ne doðru yürüyüþ yaptýlar. Ellerinde “Her Taþeron Bir Uluderedir”, “Hava’da Kara’da Her Yerde Direniþ” dövizleri taþýyarak, “Taþerona Teslim Olmayacaðýz” pankartýyla birlikte BEDAÞ önüne geldiler. Yürüyüþ esnasýnda “Bedaþ Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokakta Kazanýlýr” sloganlarý attýlar. Eyleme destek veren sendika ve siyasi parti temsilcileri iþçilere yönelik kýsa konuþmalar yaparak destek ve dayanýþma çaðrýlarý yaptýlar. Enerji iþçileri adýna basýna açýklama yapan; Arif Ýnan Baþgedik, bugün 120 enerji iþçisinin iþ akitlerinin feshini aldýklarýný, suçlarýnýn maaþlarýnýn zamanýnda istemek, maaþlarýný eksiksiz istemek, güvenli çalýþma koþullarý talep etmek ve bu talepler doðrultusunda Enerji Sen sendikasýyla örgütlenmek olduðunu söyledi. Baþgedik eylemde son olarak iþ býrakma eyleminin Ýþ Kanunu’nun 34. maddesine göre hak olduðunu, Enerji iþlerinin taþerona devredilemeyeceðini, hukuki olmadýðýný, Ýþ akitlerinin feshinin hukuksal temele dayanmadýðýný, tamamen keyfi uygulama olduðunu, Ýþ kanunun 34. maddesine göre iþ býrakma eyleminde yerlerine iþçi çalýþtýrýlmasýnýn yasak olduðunu, enerji iþçilerine örgütsüzlük, yani sendikasýzlaþtýrma dayatýldýðýný söyledi.


Yeni Evrede

“BORUSAN ÝÞLETMELERÝNÝ EYLEM ALANI YAPARIZ!”

Sokaklar

Mücadele Birliði

Borusan Holding’e baðlý Borusan Lojistik iþçileri, insanca çalýþma þartlarý için Nakliyat-Ýþ Sendikasý’nda örgütlenmeye baþladýlar. Sendikal çalýþmalarýn baþladýðýný ve iþçilerin sendikaya üye olduðunu öðrenen Borusan Lojistik’in iþlerini üstlenen taþeron þirket Real Hizmet patronu, þirketin Tuzla, Þekerpýnar ve Tepeören iþletmelerinde çalýþan 25 iþçinin iþ akitlerin feshederek tazminatsýz olarak iþten çýkardý. 18-23 Mayýs tarihleri arasýnda iþten atýlan iþçiler, aðýr çalýþma koþullarý, uzun mesai saatleri ve düþük ücretleri nedeniyle sendikaya üye olduklarýný belirtiyorlar. Ýþçiler, Nakliyat-Ýþ ile birlikte 25 Mayýs Cuma günü saat 11.30’da Borusan Holding’in Baltalimaný’nda bulunan Genel Merkezi önünde bir basýn açýklamasý yaptýlar. Basýn açýklamasýnýn ardýndan Borusan Holding’ten görüþme talebi geldiðini belirtilerek Ali Rýza Küçükosmanoðlu ve sendika yöneticileri Borusan yönetimi ile görüþmeye gittiler. Görüþmenin ardýndan kýsa bir açýklama yapan Ali Rýza Küçükosmanoðlu, Holding yönetiminin Borusan Holding olarak sendi-

kal örgütlenmenin bir anayasal hak olarak iþçilerin hakký olduðunu, buna saygýlý olduklarýný ifade ettiklerini ve Borusan Lojistik’te gerçekleþen iþten atma ve sendikal örgütlenme konusundaki bu olumsuz tutumdan ha-

Çadýr Kuruldu 1 Haziran Cuma günü Borusan Lojistik iþçileri ve Nakliyat Ýþ Sendikasý yöneticileri saat 11.30’da Tuzla Deri Organize Sanayi çýkýþý TEM Giþeleri önünde toplanarak sloganlarla Borusan Lojistik çevresinde yürüyüþ ve basýn açýklamasý yaptý. Ýþçilere DÝSK’e baðlý sendika temsilcileri ve LimterÝþ Sendikasý’ndan temsilciler de gelerek destek verdi. Konuþmalarýn ardýndan Borusan Lojistik Deposunun arka tarafýna çadýr kurulmaya baþlandý. Bu arada içeride çalýþan iþçiler, eylem sýrasýnda tellerin hemen ardýnda durarak iþçilere destek verdiklerini gösterdiler. Eyleme baþlayan iþçiler de, içeride çalýþan arkadaþlarýnýn bir çoðunun yapýlan baskýlara raðmen destek vermeye devam ettiklerini belirttiler.

Cumartesi Anneleri, Kayýplar Haftasý’ndaki son eylemini, 27 Mayýs günü “1000 operasyon yapan” Mehmet Aðar’ýn ceza evi önünde yaptý. Baþta Ýstanbul olmak üzere pek çok ilden gelen kayýp yakýnlarý, eylemlerinin 17. yýl dönümünde kayýplarýn en öne çýkan faillerinden Mehmet Aðar’ýn tutuklu bulunduðu Aydýn’ýn Yenipazar ilçesindeki Ceza evi’nin önünde toplandýlar. Kayýp çocuklarýnýn resimleri ile ceza evi önüne gelen Cumartesi Anneleri “Aðar Kayýplarýmýz Nerede?” pankartý açtýlar. BDP Milletvekili Pervin Buldan’ýn da destek verdiði eylemde, Yenipazar Cezaevi önüne giden kitle, polis engeliyle karþýlaþtý. Tüm çabaya raðmen polis barikatýný aþamayan Cumartesi Anneleri sýk sýk “Susma Sustukça Sýra Sana Gelecek” sloganý attý. Kayýp Murat Yýldýz’ýn annesi ise, oðlunun kemiklerini istediðini ve bulana kadar da Mehmet Aðar’ýn kabusu olacaðýný söyledi. Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe de kaybettiði oðlunun acýsýnýn hala içinde olduðunu, gerçek sorumlularýn ise cezasýz kaldýðýný söyledi. Cumartesi anneleri, Mehmet

Aðar çýkana kadar ceza evi önünde eylem yapacaklarýný belirttiler. ÝHD Merkez yöneticisi Necla Þengül ise Adalet Bakanlýðý’na kendilerine gelen ceza evi þikayetlerini bildirdikleri halde hiçbir ilerleme kaydedilmediðini buna raðmen, “devlet adýna bin operasyon” yaptýðýný söyleyen Mehmet Aðar’ýn ise en iyi koþullarda tutulduðunu söyleyerek bu çifte standardýn nedenlerini sordu. Hapishanelerde kan tüküren mahkumlarýn tutulduðunu buna karþýn Aðar için ceza evinde saðlanan konforun çifte standart olduðunu söyleyen Þengül, eylemlerine devam edeceklerini ifade etti. Eylemin ardýndan þehir merkezine gitmek isteyen Cumartesi Anneleri’nin önünü kesen bir grup faþist, “Aðar gururumuz” sloganlarý atarak provokasyon yapmaya çalýþtý. Eylem sýrasýnda ilçede bulunan Susurluk sanýklarýndan eski özel harekatçý Korkut Eken, eylemi uzaktan izlediðini söyleyerek eylemin amacýnýn Mehmet Aðar’ý rahatsýz etmek olduðunu söyledi ve BDP Milletvekili Pervin Buldan’ýn, Aðar’a yönelik “Cezaný çekene kadar kabusun olacaðýz” sözlerine karþýlýk, “Diðer milletvekili ve etrafýndakiler de bizi çok iyi ta-

nýrlar, asýl kabus biz oluruz” diyerek tehdit etti. ÝHD Ýstanbul Þubesi Gözaltýnda Kayýplara Karþý Mücadele Haftasý etkinliklerini dernek binasý önünde mum yakarak sonlandýrdý. Kayýplar haftasýnýn son günü olan 31 Mayýs akþamý ÝHD önünde bir araya gelen kayýp yakýnlarý, ellerinde kayýplarýnýn fotoðraflarýný taþýyarak, bu mücadeleye devam edeceklerini söyledi. ÝHD Ýstanbul Þubesi Baþkaný Ümit Efe, dünyanýn her yerinde binlerce kiþinin gözaltýnda kaybedildiðini, denizlere, okyanuslara atýldýðýný, asit kuyularýnda, toplu mezarlarda çürütüldüðünü belirterek, Türkiye’de de 17 yýldýr gözaltýnda kayýplarýn mücadelesinin verildiðini hatýrlattý. Aðar’a ödül verilerek Aydýn Yenipazar Cezaevi’ne gönderildiðini ifade eden Efe, “Mehmet Aðar’a kayýplarýn hesabýný sorduk. Kayýplarýn adresini çok iyi biliyoruz. Gözaltýna kaybedilen insanlarýn akýbetlerini soruyoruz. Anneler çocuklarýna çiçek götürecekleri mezar istiyor. Biz kayýplarýn mücadelesini vermeye devam edeceðiz” dedi.

berdar olmadýklarýný(!) belirterek gerek Borusan Lojistik gerekse de Real Hizmetler ile görüþerek bu konunun en kýsa zamanda çözülmesi için çaba sarf edeceklerini söylediklerini aktardý.

CUMARTESİ ANNELERİ VE KAYIPLAR HAFTASI

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

17


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

SÝLAHLARIN GÖLGESÝNDE SAÐLIK HÝZMETÝ OLMAZ!

SES Ýzmir Þubesi üyeleri 22 Mayýs Salý günü saat 12.30’da Tepecik Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’nde “Açlýk, Sefalet, Tehdit Ve Silahlarýn Gölgesinde Saðlýk Hizmeti Verilemez” diyerek bir basýn açýklamasý yaptý. SES Ýzmir Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Uðrun’un okuduðu basýn açýklamasýna saðlýk çalýþanlarý ve halk yoðun ilgi gösterdi. Daha sonra Ýzmir Tabip Odasý Yönetim Kurulu üyesi Fatih Sürenkök kýsa bir konuþma yaptý. “Son yýllarýn, ülkemiz için kendisini bir olgu þeklinde duyurduðu en önemli alan þiddettir. Bunda þaþýlacak bir þey olmamasý gerekir. Çünkü ülkemizin içinde bulunduðu toplumsal süreçte siyasi iktidar, kendisini þiddet kavramý etrafýnda kurarak biçimlendirmektedir. Saðlýkta Dönüþüm Programý kaliteli hizmet üretimi yerine, Saðlýk çalýþanlarýnýn özlük haklarýný ve saygýnlýklarýný azaltmýþ, adeta kiþisel bir saldýrýya dönüþmüþtür. Saðlýk yöneticileri, saðlýk kurumlarýnýn sayý ve alt yapý eksiklikleri-

ni gizlemek için hekimlerin ve hekim sayýsýnýn yetersizliðini öne süren açýklamalar yapmýþ ve dolaylýda olsa saðlýk çalýþanlarýný halkýmýza karþý hedef göstermiþlerdir. Saðlýk emekçilerini hedef almýþ saldýrýlarýn artýþýnda güvenlik tedbirlerinin eksikliðinin çok daha ötesinde sebepler olduðu açýkça ortadadýr. Özellikle; aþýrý hasta yükü, hasta baþýna ayrýlan sürenin kýsalýðý, son yýllarda toplumda madde kullanýmýnýn artýþý, ayrýca ekonomik kriz ve buna baðlý olarak yoksulluðun ve alkolmadde kullaným sýklýðý ve yaygýnlýðýnýn artmasý, son 30 yýldýr sistematik olarak iktidarlar tarafýndan saðlýk sistemindeki aksaklýklarýn suçlusu olarak hekimlerin ve saðlýk çalýþanlarýnýn gösterilmesi, saðlýkta dönüþüm programlarý ile serbest piyasa ekonomisinin hiçbir sýnýrlama olmadan uygulanmasý sonucunda hekim-hasta iliþkisinin iþletme-müþteri iliþkisine dönüþtürülmesi gibi etkenlerin de önemli ve belirleyici olduðunu düþünmekteyiz. Mücadele Birliði/Ýzmir

“NEÞEMÝZDEN HÝÇBÝR ÞEY KAYBETMEDÝK”

Billur Tuz iþçileri 30 Mayýs Çarþamba günü eylemlerinin 150. gününe girdi. Ýþçiler iþten atýldýktan sonra iþe iade davasý açmýþlardý. Ýþe iade davalarýnýn ikincisi 30 Mayýs günü Bayraklý Adliyesinde görüldü. Þahitlerin dinlendiði duruþma 15 Aðustos’a ertelendi. Ýþçiler bunun üzerine mahkemelerin 1 ayda ya da 4 ayda çözecekleri iþi 2-3 yýla hatta 4 yýla bile uzattýklarýna deðindi. Ýþçiler mahkemenin kararýný önceden tahmin ettiklerini söylediler. Çýkan sonucu gülerek karþýlayan iþçiler neþelerinden bir þey kaybetmeden eylemlerini sürdüreceklerini söylediler. Mücadele Birliði/Ýzmir

18

ÇAPA’DA ÝÞ BIRAKMA Ýstanbul Üniversitesi Çapa Týp Fakültesinde saðlýk emekçileri yine eylemde. Eksik ödenen performans gelirleri için 28 Mayýs günü 2 saat iþ býraktýlar ve yine 29 Mayýs günü de sabah 2 saat iþ býrakarak döner sermaye gelirlerindeki kesintileri protesto ettiler. Sabah saatlerinde iþbaþý yapmayarak hastane bahçesinde bir araya gelen saðlýk emekçileri, hastane yönetimine tepki gösterdiler. Hastane bahçesinde yürüyüþ yapan saðlýkçýlar sýk sýk “Çalýþan Uyuma, Hakkýna Sahip Çýk”, “Yönetim Uyuma Çalýþanýna Sahip Çýk”, “Eþitlik, Adalet Ýstiyoruz” sloganlarý attýlar. Hastane bahçesinde yapýlan yürüyüþlerin ardýndan yine sloganlarla dekanlýða yürüyen saðlýkçýlar, 300-350 TL’ye varan kesintilerin yatýrýlmasý konusunda yönetimi uyardý. Saðlýk emekçileri adýna açýklama yapan SES Aksaray Þube Baþkaný Ersoy Adýgüzel, üniversite yönetiminin gelirlerdeki düþüþü gerekçe göstererek bu ayki performans gelirlerinde kesintiler yapmasýna tepki gösterdi. Adýgüzel, “Bizler alacaðýmýz döner sermaye ödemesine göre aile bütçelerimizi ayarlayýp, ona göre ödemelerimizi planlamýþtýk. Bu kesintiler nedeniyle her birimiz ayrý maðduriyetler yaþamaktayýz” dedi. Performans gelirlerinde adil daðýtým yapýlmadýðýný da sözlerine ekleyen Adýgüzel, performans gelirlerinin ortak bir havuz oluþturularak daðýtýlmasý gerektiðini belirterek Performans Sisteminin saðlýkçýlar için ölüm demek olduðunu söyledi ve Performans Sistemiyle birlikte çalýþanlar arasýndaki iþ barýþýnýn bozulduðunu, angarya iþ yükünün arttýðýný söyledi. Performansýn hastalar için ise “paran kadar saðlýk” demek olduðunu anlatan Adýgüzel, performans sisteminin bir an önce kaldýrýlmasýný istediklerini söyledi.

“KAZANINCAYA KADAR ÇADIRIMIZDA BEKLEYECEÐÝZ”

Savranoðlu deri iþçileri eylemlerinin 304 gününde. 30 Mayýs Çarþamba günü sonradan ismi Rodeo olan Savranoðlu Deri Fabrikasý kapatýlacaktý. Patronun “içeride iþlenmemiþ malým var 10 günlük mühlet verin” demesi ile bunu kabul eden Ýzmir Büyükþehir Belediyesi patronun yanýnda olduðunu bir kez daha göstermiþ oldu. Ýþçiler de “mecburen 10 gün daha bekleyeceðiz yeter ki 10 günlük süreç uzamasýn” diyorlar. Uzun ve zor günler geçiren Savranoðlu iþçileri “kazanýncaya kadar çadýrýmýzda bekleyeceðiz” dediler. Mücadele Birliði/Ýzmir

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012


Yeni Evrede

Nurhaklar

DEVRÝM ATEÞÝNÝ YANGINA ÇEVÝRECEÐÝZ!

Mücadele Birliði

Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoðan 31 Mayýs 1971 tarihinde Nurhak daðlarýnda katlediliþlerinin 41. yýlýnda Mücadele Birliði Platformu tarafýndan Karacaahmet Mezarlýðý’nda Sinan Cemgil’in mezarý baþýnda anýldý. Mezarlýktan bir önceki durakta IETT otobüsünü durdurarak, arama yapma gerekçesiyle, anmayý engellemeye çalýþan polislerin çabasýný boþa çýkaran Mücadele Birliði Platformu üyeleri, saat 12.00’de Karacaahmet Mezarlýðý’nda “Nurhaklarda Yanan Devrim Ateþi Hiç Sönmeyecek” yazýlý pankartlarý ve Deniz Gezmiþ’in resminin bulunduðu kýzýl bayraklarýyla bir araya geldi. Saat 11.00’den itibaren anma için gelenler, mezar baþýnda yapýlacak anma etkinliklerini ortaklaþtýrmak için beklediler. Sinan Cemgil’in oðlu Taylan Cemgil ve ailesi, Sinan Cemgil’in arkadaþlarý ve 78’liler Derneði üyeleri de anma için oradaydý. Hep birlikte atýlan sloganlarla baþladý anma. Sinan Cemgil ve ailesinin mezarýna kýzýl karanfiller, papatyalar konuldu. Nurhak’ta ölümsüzleþen Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoðan ve Kadir Manga þahsýnda tüm devrim ve komünizm savaþçýlarý adýna saygý duruþunda bulunuldu. Saygý duruþunun ardýndan, öncelikle “Sinan Cemgil’in Arkadaþlarý”olarak kýsa bir anma yapýldý. 78’liler Derneði, Sinan Cemgil anýsýna bir konuþma yaptý. Mücadele Birliði Platformu’nun yaptýðý anmada platform adýna Vefa Serdar konuþtu. “Onlarýn yaþamlarý ve ölümleri bizler için birer savaþ çaðrýsýdýr. Biz onlarýn miraslarýný devraldýk ve onlardan devraldýðýmýz bayraðý bugün en yükseklerde dalgalandýrmayý bir görev biliyoruz. Devrim yaþýyor, Denizler yaþýyor, devrim büyüyor, isyan büyüyor. Bu topraklarda Deniz’in adý Sinan’ýn adý devrimle özdeþleþmiþtir. Karþýmýzdaki güçler ne yaparlarsa yapsýnlar bu gerçeði deðiþtiremezler. ... Denizlerin mitingine katýlanlarýn sayýsýndaki artýþý görüyorsunuz. Daha da artacak, milyonlarý bulacak. Çünkü Deniz devrimdir, Sinan devrimdir, onlarýn bizlere gösterdiði mücadele yolu devrimin yoludur” dedi. Denizlerin mirasýný devralan Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB)’nden öðrenciler büyük usta Nazým Hikmet’in þiiriyle girdiler söze: “Günler aðýr / Günler ölüm haberleriyle geliyor/.../Varýlacak yere / kan içinde varýlacaktýr. / Ve zafer / artýk hiçbir þeyi affetmeyecek kadar / týrnakla sökülüp koparýlacaktýr...” diyerek Denizlerin Sinanlarýn dalgalandýrdýðý devrim bayraðýný zafere ulaþtýrma kararlýlýðýný bir kez daha haykýrdýlar. “Bizler Devrimci Öðrenci Birliði

olarak buradayýz. Buradayýz çünkü Denizlerin, Sinanlarýn yoldaþlarýyýz. Çünkü onlarýn bize devrettiði devrim ateþinin sönmeyeceðini, bir yangýna dönüþeceðini göstermek zorundayýz. Buradayýz çünkü cellattan hesap soracaðýz” diyerek Denizlere Sinanlara olan devrim sözünü yinelediler. “Dört bir yana haber salsam / Öldü desem inanýr mý? / Daðlar bana geri verin / Kadirimi Sinanýmý / Nurhak sana güneþ doðmaz / Uçan kuþlar yuva kurmaz / Dökülen kan, yerde kalmaz / Soracaðýz hesabýný / Böyle kalýr sanma devran / Yola devam eder kervan / Öldü Sinan, doðdu Sinan / Omuzladý silahýný” diyerek Nurhak türküsüyle baþlayan Denizleri, Sinanlarý selamlayan Emeðe Ezgi, “Bizim için yaþamak, savaþarak ölmektir / Sana anlatmaya geliyorum Maraþ, / Seni coþturmaya geliyorum Pazarcýk / Elbistan, Ýslahiye’den geçiyor yolum / Sana geldim Antep, suskun durma Nurhak Daðý /Es, gürle ilan et baðrýndaki isyanýný” diyerek isyaný, devrim ateþini büyütmeye çaðýrdý herkesi. Ardýndan Denizlerin, Sinanlarýn uðruna yaþamlarýný verdiði deðerler için ve onlarýn açtýðý yoldan yürümenin onuruyla Si-

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

nan Cemgil’in mezarý baþýndayken bir kez daha onlara devrim sözü vermeye davet etti anmaya katýlanlarý. Hep birlikte “Ýþte geldik alanlara / Alanlarda Kavgalara / Yarýnlarý Kurtarmaya / Yýkacaðýz bu düzeni / Kuracaðýz Sosyalizmi / Söz veriyoruz yoldaþlar” denilerek Söz Veriyoruz Marþý söylendi. Anma “Nurhaklarda Yanan Ateþ Sönmeyecek” sloganýyla bitirildi. Akþam ise Taksim’e anma yürüyüþü yapýldý. Pankartlar ve dövizlerin taþýndýðý yürüyüþ boyunca Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan’la birlikte THKO savaþçýlarý olarak mücadele veren Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoðan ve Kadir Manga anlatýldý. Galatasaray’a gelindiðinde basýn açýklamasý yapýldý. “Bugün 31 Mayýs. Mayýs’ýn son günü. Bundan 41 yýl önce Mayýs, Haziran’a dönerken Nurhak Daðlarý’nda Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoðan yoldaþlar, faþist devlet tarafýndan katledildiler” denilerek baþlayan açýklamada 12 Mart Askeri Faþist Diktatörlüðü’nün, tekelci kapitalist sistemi içinde bulunduðu bunalýmdan kurtarmak için her yerde terör estirdiði ve Denizlerin idamla yargýlandýklarý hatýrlatýldý. Her yerde gözaltý, iþkence ve tutuklama terörünün estirildiði bir süreçte insanýn yüreðini avucunun içine alýp, kafasýný orta yere koyarak mücadeleyi sürdürmesi için hem cesaret hem de kararlýlýk istediðini ve THKO’nun yiðit savaþçý ve önderlerinin de bu cesaret ve kararlýðý gösterdikleri vurgulandý. “Onlar, kendilerinden önce yaþamlarýný devrim mücadelesine adamýþ tüm devrim savaþçýlarýnýn anýlarýný ve güçlerini yüreklerinde biriktiriyor, devrimin uzak bir geleceðin iþi olmadýðýný bilerek mücadele ediyorlardý. Onlarýn inandýklarý devrim, soyut bir devrim deðildi. Onlar, verdikleri mücadelenin sonunda iktidarý ele geçirebileceklerine inanýyor, siyasi iktidar için mücadele ediyorlardý. ... Devrim onlarýn, Denizlerin, Sinanlarýn kiþiliðinde simgeleþmiþti. Bugün devrimin nasýl büyüdüðünü hepimiz daha iyi görüyoruz. Ýsyan ve devrimlerle yerküremiz sarsýlýyor” denilen açýklama “Selam Olsun Nurhaklarda Devrim Ateþini Yakanlara! Nurhaklarda Yanan Devrim Ateþi Sönmeyecek! Anýlarýný Sonsuza Kadar Yaþatacaðýz!” denilerek bitirildi. Basýn açýklamasýnýn okunmasýnýn ardýndan “Sinan, Kadir Ve Alpaslan Yoldaþlar Ölümsüzdür”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür”, “Sinan, Kadir, Alpaslan Yaþýyor Leninistler Savaþýyor”, “Nurhaklarda Yanan Devrim Ateþi Sönmeyecek” sloganlarýyla eylem sona erdi.

19


Yeni Evrede

Nurhaklar

Mücadele Birliði

NURHAK SAVAÞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR!

Ýzmir Devrimci Öðrenci Birliði olarak mezarý Eski Buca Mezarlýðý’nda olan yoldaþýmýz Alparslan Özdoðan’ý mezarý baþýnda andýk. Nurhak Savaþçýlarýndan olan Alparslan yoldaþý anma programýmýza Dokuz Eylül Üniversitesi önünde toplanarak baþladýk ve Mezarlýk giriþine yürüdük. Bizden önce anma yapan 78’liler Derneði’nin anmasýnýn sona ermesiyle birlikte bizler de pankartýmýzý ve flamalarýmýzý açarak yürüyüþe baþladýk. “Nurhak Ateþi Sönmeyecek”, “Nurhak, Ýsyan, Devrim”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Nurhak Savaþçýlarý Ölümsüzdür”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür”, “Nurhak’ta Düþene Dövüþene Bin Selam” sloganlarýyla “Nurhak’ta Yanan Devrim Ateþi Sönmeyecek/Devrimci Öðrenci Birliði” pankartý açarak mezarýn baþýna geçtik. Anmaya Alparslan Özdoðan, Kadir Manga ve Sinan Cemgil þahsýnda devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleþen tüm savaþçýlarý için saygý duruþuyla baþladýk. Ardýndan Devrimci Öðrenci Birliði adýna bir konuþma yapýldý ve devrim savaþçýlarýnýn unutturulmayacaðýna ve devrim sözünün gerçekleþtirileceðine vurgu yapýldý. Konuþmanýn ardýndan Pablo Neruda’nýn “Yürekte Ýspanya” þiiri ve Nazým Hikmet’in “Güneþi Ýçenlerin Türküsü” þiirleri okundu. Eyleme destek veren Gençlik Cephesi’ne teþekkür ederek eylemimize son verdik. Anmamýz süresince yanýmýzda kalarak destek sunan 78’liler Derneði de bizimle birlikte mezarlýktan ayrýldý. Eylem boyunca geniþ güvenlik önlemleri alan polis hem eylem anýnda hem de sonunda kimlik kontrolü yaparak bizleri yýldýrmaya çalýþtý. Buna raðmen anmamýzý baþarýyla gerçekleþtirdik. NURHAK SAVAÞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR! Ýzmir Devrimci Öðrenci Birliði

NURHAKLARDA DÜÞENLERÝN KAVGA BAYRAÐI ELLERÝMÝZDE!

Devrimin engellenemez bir biçimde ilerlediði, egemenlerin yok oluþlarýný durdurmak için katliamlar, kitlesel tutuklamalar ve savaþ hazýrlýklarý yaptýðý bir dönemde devrim için ayaða kalkan halklarýmýzýn ilk önderlerinden Nurhak Savaþçýlarý; Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoðan ve Kadir Manga yoldaþlarý katlediliþlerinin 41. yýlýnda anmak için Ýzmir Devrimci Öðrenci Birliði olarak 27 Mayýs günü bir etkinlik yaptýk. Emeðe Ezgi’nin Adým Deniz parçasýnýn çalýnmasýyla baþlayan etkinlik, gelen dostlarýn selamlanmasýyla devam etti. Nurhaklarda savaþarak düþen yoldaþlarýmýz þahsýnda tüm devrim ve komünizm savaþçýlarý için saygý duruþu gerçekleþtirildi. Daha sonra Devrimci Öðrenci Birliði adýna yapýlan konuþmada, neden Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoðan ve Kadir Manga yoldaþlarý andýðýmýzý anlattýk. Bunun bir görev olarak anlaþýldýðýný, devrimin ve sosyalizmin insanlýðýn özgürlüðü için bir zorunluluk olduðunu ve emekçilerin, ezilen halklarýn verdikleri mücadeleyle kapitalizmi yýkmaya yaklaþtýklarýný vurguladýk. DÖB adýna yapýlan konuþmanýn ardýndan yoldaþlarla ilgili bir sinevizyon gösterisi yapýldý. Pablo Neruda’nýn “Yürekte Ýspanya” adlý þiiri ve Nazým Hikmet’in “Güneþi Ýçerenlerin Türküsü” isimli þiirlerini yoldaþlarýmýz müzik eþliðinde okudular. Nazým Hikmet’in “Onlar ki” ve “Akrep Gibisin” þiirlerinden oluþan bir þiir dramatizesi yapýldý. Etkinliðin sonunda 31 Mayýs Perþembe günü yapýlacak mezar anmasýna çaðrýda bulunuldu. Ýzmir Devrimci Öðrenci Birliði

DEVRÝM ÝÇÝN ÖLÜMSÜZLEÞENLER ALÝBEYKÖY’DE ANILDI

Alibeyköy Pir Sultan Abdal Derneði Kültür Komisyonu, 28 Mayýs günü, “Mayýs Þehitlerini Anýyoruz” adlý bir etkinlik düzenledi. Ölümsüzleþen savaþçýlarla dolu olan bu ayda onlarý anmak için düzenlenen etkinlikte konuþmacý olarak Hakký Gerçek yer alýrken, Emeðe Ezgi de bir konser verdi. Ýlk olarak sahneye gelen Hakký Gerçek, önce herkesi ölümsüzleþen devrimciler için saygý duruþuna davet etti. “Deniz Gezmiþ ve yoldaþlarý, Mahir Çayan ve yoldaþlarý, Kemal Pirler ve yoldaþlarý düþününce Mayýs ayýna neden ‘þehitler ayý’ dendiðini anlýyorum” diyen Hakký Gerçek, aslýnda sadece Mayýs ayýnda deðil, hemen hemen her ayda bu topraklar üzerinde kadýnlar, erkekler, gençler, kadýnlar ve yurtseverlerin ölümsüzleþtiðini hatýrlattý. Ve onlarý birbirinden ayýrmadan “yaþamlarýný bilinçli olarak halk için feda edenler”in tümünün birlikte anýlmasý gerektiðini ifade etti. “Þehit” kavramýný da sorgulayan Hakký Gerçek, bunun dini bir kavram olduðunu düþündüðünü anlatarak, ölümsüzleþen savaþçýlar için farklý bir kavram

20

kullanýlmasý gerektiði konusuna deðindi. “6 Mayýs Denizler, 18 Mayýs Kaypakkaya, Haki Karer ve Dörtler, 14 Mayýs Hasan Ocak, 1 Mayýs M.Akif Dalcý... o kadar çok ölüm var ki... Biz tüm kayýplarýmýza ayný oranda sahip çýkacaðýz” dedi ve o dönemin devrimcilerinin dayanýþmalarýna, birlikte hareket etmelerine dikkat çekti. Hakký Gerçek sözünü bitirdi ve sahneyi Emeðe Ezgi’ye býraktý. Emeðe Ezgi de Alibeyköy PSAKD’ne ölümsüzleþenleri anmak için böyle bir etkinlik düzenledikleri ve kendilerini bunun bir parçasý kýldýklarý için teþekkür etti; ardýndan “Ankara’dan Bir Haber Var” diyerek

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

Mayýs ayýnda ölümsüzleþen tüm devrimci önderleri bu parçayla anmýþ oldular. “Mayýs aylarýn gülüdür derler. Biz diyoruz ki, katliamlarla doludur bu ay” diyerek “Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan” dedi. Ardýndan yine katliamlara ve ölümsüzleþenlere dair “Gel Bahar Ol” dediler ve bunu 19 Aralýk katliamýnda ölümsüzleþen Murat Ördekçi ve Ölüm Oruçlarýnda ölümsüzleþen Sibel Sürücü ve Aysun Bozdoðan’a adadýklarýný söylediler. Ard arda parçalarýný seslendiren Emeðe Ezgi, 31 Mayýs günü Sinan Cemgil’in ölüm yýldönümünde mezarlarý baþýnda olacaklarýný söyleyerek herkesi anmaya davet etti ve “Nurhak Sana Güneþ Doðmaz” þarkýsýný salondakilerle birlikte söyledi. Herkesin ilk defa 1 Mayýs günü alanda dinlediði “Adým Deniz” marþý ile veda eden Emeðe Ezgi, katýlanlarý 3 Haziran günü 1 Mayýs Mahallesi Deniz Gezmiþ Parký’nda yapacaklarý albüm tanýtým konserine davet ederek konseri sonlandýrdý.


Yeni Evrede

AMED TÜYAP’TAN ÝZLENÝMLER

TÜYAP

Mücadele Birliði

Jý Tuyap A Amedê Fuar a Pirtûka Tuyap’ê li Amedê berdewam dike. Em jî li ser standa xwe Navenda Hunerê ya Ayýþýðý disekinin. Bi piranî ciwanên dibîstanê tên fuarê. Bi pirayî mirov li ser Deniz û rêhevalên wî disekinin. Pirsê serdanê Fuarê li ser pirsgirêka neteweyî, sosyalizm û komûnizmê ye û axaftina me jî li ser ev mijaraye. Pirtûk a “Gençlik Ne Yapmalý?” di hindirê du rojan de xelasbu û di deste me de nema. Li ser “Halkýn Denizi Denizleþen Halkla” jî pir disekinin. Bi roj heya êvarê denge stranên “Koma Emeðe Ezgi” a albûma navê: “Adým Deniz” qet naqede. Stranên “Seyit Rýza” û “Tekoþerên me” pir balê dikþînin. Mirovên guhdarîya strana “Adým Deniz” dikin, gotinên stranê ji ber dikin. Daxwazîya gûhdarîyên Emeðe Ezgi, di albüm a duyemîn de pirtir stranên bi Kurdî û stranên govendê ne. Serdanên fuarê dipirsin “Çima li Amedê Navenda Hunerê ya we tuneye?” , “ Hewceye ku li vir jî cihê we hebe…” Fuar roj bi roj bi pirtir bi serlêdanan didome…

Rojên Sêyemîn û Çaremîn Wek her sibe saet di deha derîyê Fuarê tê vekirin. Dema ku derî vedibe; bere denge zaroka durê jî bi dehan zarok li pê hev hindirê fuarê tîjedikin… Rûye zaroka bi kesk û sor û zer boyaxkirî. Mamostayek xwendekarên xwe anî ber stande û got: Win Denîz nasbikin. Ew þoreþgerek mezine. Mamoste û xwandekaran li ber standame wêne kiþandin. Em karin bejin zarok renge fuarêne. Stande me jinik Amerîkî serdanîkir. Havalekî bere bi Ingîlîzî axifî le belî wê bi Kûrdî diaxîfî û qet bi tirkî nizanîbu.. Bi rastî em bi ve ewe pir þaþbûn. Ew wênekar bû û ji bona mirovên Kurd xêzbike hatîye Kurdistanê. Parlementerê BDP Altan Tan jî ji bo pîrtûka xwe îmze bike hat Fuarê. Me jî pîrtûka xwe a “Ulusal Soruna Leninist Bakýþ” diyari wî kir. Hêvîya me roja Þemî û Yekþemê pirtir serlêdanane… Ji nihan ji me re qewet be!

Rojên Pêncemîn û Þêþemîn Roja þemiyê li gor rojên di nav heftiyêde gelek pirtir serdan hatin fuarê.Hem jimara xwendekarên zaningehê hem jî kedkaran û karkeran pir bu. Vê candara fuarê xwe li standa me jî xuyadikir. Hema hema heta êvarî stand biskêk jî vala nebu. Gelek albûm a Emeðe Ezgî û pirtûk hatin firotin. Me pirtük diyarî hýnýk hevalan kýr. Bi piranî tiþtên qû di destême de vê rojê xelasbun. Me roj bi dilþadiyek westan qedand. Roja yekþemê serê sibehê serdanê fuarê gelek hindik bu. Piþtî nîvro jimar a serdanên fuarê gelek zêde bun lê belê bî qet jî ne wek roja þemiyê bu. Saet dý heftad bi lîlandýn û bi çepikan fuar qediya. Li vê fuara li Amedê em bi gelek hevalan nasbun. Ne bi tenê gelê Amede ji Merdînê, Çewlige, Wanê, Elihe û Erzinganê jî serdan hatibûn. Jî îro pêve gelek heval û hogirên me li vanda jî hene. Heviya me carek din hîn pirtir û hîn baþtir hevdîtina gelê Kûrdîstanîye…Jiyan alimeyê!

Amed Tüyap’tan Amed’de 3.sü düzenlenen Tüyap Kitap Fuarý’nda, Ayýþýðý Sanat Merkezi standýmýzýn baþýndayýz. Liseli gençler fuara yoðun katýlým gösteriyorlar. Denizlere büyük ilgi var. Güncel koþullarýn etkisiyle Denizlerden ulusal soruna, sosyalizme, komünizme kadar bir çok konuda sorularla karþýlaþýyoruz ve aðýrlýklý olarak bu konularda sohbetler gerçekleþiyor. Elimizdeki “Gençlik Ne Yapmalý?” tükendi. “Halkýn Denizi Denizleþen Halkla” broþürüne de yoðun ilgi var. Standýmýzda sürekli olarak Grup Emeðe Ezgi’nin “Adým Deniz” adlý albümü çalýnýyor. “Seyit Rýza” ve “Tekoþerên me” adlý parçalar büyük ilgi görürken, “Adým Deniz” duyanlarýn dilinden düþmüyor. Dinleyenler, Emeðe Ezgi’den ikinci albümlerine daha fazla Kürtçe ezgi ve mutlaka halay koymalarýný istiyor. Sohbetlerimizde “Amed’de neden sanat merkezi yok?”, “Mutlaka burada da olmalý” gibi tepkilerle karþýlaþýyoruz.

Üçüncü ve Dördüncü Günler Sabahlarý önce ilköðretim öðrencileri sanki fuarý iþgal eder gibi stantlara geliyorlar, kapýlarýn açýlmasýyla bir uðultu içeriyi kaplýyor. Emeðe Ezgi’nin albümünü çalýyoruz ama onu bile bastýran bir ses ve giderek yaklaþýyorlar. Öðretmenleri çocuklarý zapt edemiyor ama görülmeye deðer görüntüler. Bazý kolejlerin stantlarýnda çocuklarýn yüzlerini boyuyorlar tabi bolca yeþil kýrmýzý sarý bulunuyor. Sonra çocuklar bayram þekeri toplar gibi baþlýyor stantlardan ücretsiz þeyleri toplamaya. Abla hediye var mý? Abi hediye var mý? Bizim stantta çocuklar en çok küçük not defterlerine ilgi duyuyorlar. Standýmýzýn en þaþýrtýcý ziyaretçisi 25 Mayýs Cuma günü geldi. Oldukça uzun boylu, kýr saçlý, yabancý olduðu hemen belli olan bir kadýn geldi. Biz Ýngilizce anlaþmaya çalýþýrken öðrendik ki, Newyorklu ve Türkçe bilmiyor doðal olarak; ama Kürtçe biliyor. Aðaç üzerine Kürt insanlarýnýn yüzlerini oyacakmýþ. Yani sanatçýymýþ. Tabi stantta Kürtçe bilenlerimiz Kürtçe konuþtu ve gerçekten þaþýrtýcý bir tanýþma oldu. Herhalde söylemeye bile gerek yok, Deniz’in posterini gören standa gülümseyerek yaklaþýyor. Deniz ve Che en çok ilgiyi görenler arasýnda… Bir öðretmen “Çocuklar gelin böyle gelin” dedi ve onlarca çocuðun eli stantta dolaþmaya baþladý. Öðretmenleri “bakýn çocuklar bunun kim olduðunu biliyor musunuz?” Çocuklar “Kim öðretmenim?” dediler hep bir aðýzdan. “Bu Deniz Gezmiþ büyük bir devrimci…” Fotoðraf da çektirdiler stantta, çocuklar ve Deniz kucaklaþtý sanki… 25 Mayýs Cuma öðleden sonra kitap fuarýnýn yine önemli bir misafiri vardý. BDP milletvekili Altan Tan fuarý geziyordu. Biz de kendisine Yeni Dönem Yayýncýlýk’tan çýkan “Ulusal Soruna Leninist Bakýþ” kitabýmýzý hediye ettik ve fotoðraf çektirdik. Asýl yoðunluðu Cumartesi-Pazar bekliyoruz. Þimdiden bize kolay gelsin.

Beþinci ve Altýncý Günler Cumartesi günü ziyaretçi sayýsý hafta içi günlerin çok üzerindeydi. Hem Üniversite öðrencileri, hem de iþçi ve emekçi sayýsýnda bir artýþ vardý. Fuarýn bu canlýlýðý standýmýzda da kendini gösteriyordu. Neredeyse gün boyu stand bir an için bile boþ kalmadý. Birçok Emeðe Ezgi albümü ve kitap satýldý. Bunun yanýnda bazý arkadaþlara kitap hediye ettik. Elimizdekilerin çoðu tükendi. Günü mutlu bir yorgunlukla bitirdik. Pazar günü sabah saatlerinde ziyaretçi sayýsý oldukça azdý. Öðleden sonra ziyaretçi sayýsý artmakla beraber Cumartesi günü kadar olmadý. Saat 19.00’da fuar zýlgýtlar ve alkýþlarla sona erdi. Amed’teki bu fuarda birçok arkadaþla tanýþtýk. Sadece Amed halkýyla deðil; Mardin’den, Bingöl’den, Van’dan, Batman’dan ve Erzincan’dan da ziyaretçiler geldi. Bugünden sonra buralarda da birçok arkadaþýmýz, dostumuz var… Bir dahaki sefere daha çok ve daha iyi bir þekilde Kürdistan halkýyla görüþmek üzere… Yaþam Bizden Yana!

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012

21


Yeni Evrede

DENÝZ GEZMÝÞ PARKI’NDA EMEÐE EZGÝ ÝLE Ekin Sanat

Mücadele Birliði

Nazým Hikmet’in ölüm yýldönümü olan 3 Haziran günü, Emeðe Ezgi de Denizlere ithaf ettiði albümleri Adým Deniz’i tanýtýyor. 1 Mayýs Mahallesi’nde Deniz Gezmiþ Parký’nda yapýlan etkinlik öðle saatlerinde parkta standlarýn kurulmasýyla baþladý. Akþam saatleri yaklaþtýðýnda park tam bir festival havasýna büründü. Günün ilk etkinliði Nazým Hikmet Þiiri üzerine þair ve tiyatrocularla yapýlan söyleþi idi. Þairler Ruhan Mavruk, Selah Özakýn ve Nazým Akarsu, tiyatro sanatçýsý Mehmet Esadoðlu ile Nazým’ýn þiirleri üzerine sohbet edildi, bol bol Nazým þiirleri okundu. Ruhan Mavruk Nazým’ýn þiirinin yapýsýna, ses ve temalara dikkat çekti. Ýlk þiirlerini yazarken aruz vezni kullandýðýný, ancak þiirinin özgür yapýsýnýn hecelerle sýnýrlandýramadýðý için vezni terk ettiðini anlattý. Nazým’ýn þiirlerinde en önemli özelliðinin evrenselliði olduðunu söylerken, imgelerini taþa-topraða-doðaya-nehre-denize dayandýrdýðý için çok güçlü olduðunu söyledi, Güneþi Ýçenlerin Türküsü’nü örnek verdi. Mehmet Esadoðlu ise “Burada, Deniz Gezmiþ Parký’nda olmak çok güzel” diyerek girdi konuþmasýna ve 1 Mayýs Mahallesinin kuruluþunu ve orada ölümsüzleþen devrimci gençleri andý. Sonra Nazým’ýn yaþamýný anlattý. Gençliðini, etkilendiði-etkilediði þairleri ve Moskova’ya dönüþünü... “Nazým’ýn hapisten çýkmasý ile girmesi bir oluyordu” diyerek askere çaðrýlmasýný ve orada yok edilmek istenmesini anlatarak, Nazým’ýn çok sevdiði memleketini terketmek zorunda kalýþýný; 50’lerden sonra dünyanýn dört bir bucaðýna gittiðini aktardý. Þair ve fotoðrafçý Selah Özakýn ise “þiirle ilgilenen herkesi etkilemiþtir Nazým” diyerek Nazým için dünya çapýnda þairlerin yazdýðý þiirlerden oluþan kitabý gösterdi ve Þili’den Fransa’ya, Azerbaycan’dan Macaristan’a, Küba’ya, Bosna Hersek’e, Rusya’ya kadar pek çok þairin Nazým’ý anlatan þiirleri olduðunu söyledi. Ardýndan Yunan þairi Yannis Ritsos’un “Bir Ad Müzik Ve Evrene Dönüþünce” þiirini okudu. Nazým Akarsu ise Nazým Hikmet’i kendi dizeleriyle anlattý. “Dostlarýn Arasýndayýz Güneþin Sofrasýndayýz. Hoþgeldiniz dostlar, hoþgeldiniz yoldaþlar” diye selamladý önce. Nazým’ýn uðruna herþeyini, yaþamýný feda ettiði sosyalizmi kendi ülkesinde olmasa da yaþadýðýný, bu yüzden mutlu öldüðünü söyledi. Selah Özakýn araya girerek bu defa kendi topraklarýmýzdan bir þiir sundu. Hasan Hüseyin Korkmazgil’le birlikte “Haziran’da Ölmek Zor” dedi. Nazým Akarsu’nun okuduðu Nazým þiirlerinin ardýndan Selah Özakýn bu kez de kendisinin Nazým için yazdýðý þiiri okudu ve “Nazým çaðýl çaðýl akan bir su” dedi. Ruhan Mavruk da son yazdýðý þiirini okuduktan sonra Devinim Tiyatro Atölyesinden iki oyuncu, Nazým Akarsu ile birlikte Nazým þiirleri okudular. Önce “Otobiyografim” dediler, sonra “Nazým Vatan Hainliðine Devam Ediyor Hala”, en son da “Vasiyet”i okuyarak þiir etkinliðini sonlandýrdýlar. Nazým þiirleri üzerine söyleþi devam ederken, standlar da

22

kalabalýklaþmýþtý. Parkýn bir köþesinde DETAK’lý analar gözleme yaparken, bir tarafýnda sanatçý dostlarýmýz çocuklarý boyuyor, ortalýðý neþelendiriyorlar, diðer tarafta çocuklar, gençler Deniz Gezmiþ’in heykelinin altýnda kartonlara “Adým Deniz” yazýyorlar. Saatler 20.00’ye gelirken Emeðe Ezgi Yücel Arzen ile birlikte sahnede konser hazýrlýklarýný tamamladýlar. “Adým Deniz” albümünün genel yayýn yönetmeni Songül Yücel herkese “Hoþgeldin” dedikten sonra Deniz, Yusuf, Hüseyin þahsýnda herkesi ölümsüzleþen devrim savaþçýlarý için saygý duruþuna davet etti. Ardýndan tüm çocuklarý “Adým Deniz” dövizleri ve Deniz Gezmiþ resimleri ile sahnenin önüne davet etti. Bant kaydýndan “Adým Deniz” parçasý çalýnýrken sahnenin önündeki çocuklarýn coþkusu ve kalabalýklýðý, Denizlerin ölmediðini, binlerce kez yeniden doðduðunu kanýtlýyordu. Sahneye ilk olarak Emeðe Ezgi’yi ve Ayýþýðý Sanat Merkezi’ni hiç yalnýz býrakmayan Nurettin Güleç ve Mehmet Ekici davet edildi. Nurettin Güleç ve Mehmet Ekici konseri izlemeye gelen emekçi halký ve gençleri selamlayarak birer parça söylediler. Patlayan havai fiþekler ve maytaplar eþliðinde geldi sahneye Emeðe Ezgi. Ve beklendiði gibi albümün ilk çýkýþ parçasý olan “Adým Deniz” marþýný söylediler coþku ile. Ard arda albümde yer alan parçalarýný seslendiren Emeðe Ezgi, zindan savaþlarýnda ölümsüzleþen yoldaþlarýndan Hrant Dink’e kadar herkesi türküler ve marþlarla selamladýlar. Ve Emeðe Ezgi’nin bir de sürprizi vardý. Ülkelerimiz zindanlarýnda yaþanan baskýlarý en iyi anlatan öykülerden biri olan “Kamber Ateþ Nasýlsýn” Yücel Arzen’in bestesi ile albümde yerini almýþtý. Ve sahneye “Kamber Ateþ” çaðrýldý. 12 Eylül zindanlarýnda tüm tutsaklara yapýlan iþkencelerin yaný sýra Kürt tutsaklara ve ailelerine ayrýca yapýlan “Kürtçe konuþmama” saldýrýsýnýn canlý tanýðý, yaþadýklarý kitaplara, þiirlere, filmlere konu olmuþ Kamber Ateþ o dönem yaþadýklarýný anlattý. Ve “annem hala tek kelime Türkçe bilmiyor” dedi. Herkese duygulu anlar yaþatan Kamber Ateþ’in türküsünü söyledi Emeðe Ezgi. Albümün yapýmýnda çok önemli rol oynayan müzisyen Yücel Arzen ve grubu ses olarak eðiten yetiþtiren Kaan Erten sahneye davet edildi ve emeklerinden dolayý teþekkür edildi. Sahnede piyanosu ile yer alan Yücel Arzen, Emeðe Ezgi’ye eþlik ediyordu. “Haziran’da Ölenler”e dair þiirler de okuyan Yücel Arzen, bu þiirler üzerine yaptýðý parçalarý da söylerken, Emeðe Ezgi ona vokal yaptý, bunlardan biri de Ahmet Arif’e aitti. Sahnede halay parçalarý, marþlar, türküler ard arda geliyordu. Binlerce kiþinin izlediði konserde gençler ön saflarý doldurmuþ, zafer iþaretleri ile halaylarla parçalara eþlik ederken, sahne önündeki çocuklar da “Adým Deniz” dövizlerini ellerinden býrakmýyordu. “Söz Veriyoruz” Marþý ile sosyalizmi kurmak için binlerle birlikte söz verilirken, konser yeniden “Adým Deniz” marþý ile gece geç saatlerde bitirildi.

212. Sayý / 6 - 20 Haziran 2012


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
S112 by sol yayin - Issuu