Yeni Evrede
Baþyazý
Mücadele Birliði
miþtir. Çeliþkilerin belirli koþullarda keskinleþmesi de devrime yol açar. Proletaryanýn sert sýnýf savaþýmý bu çeliþkilerin keskinleþmesine neden olur. Çeliþkilerin belirli bir düzeyde keskinleþmesinin bir devrime yol açmasý tarihsel bir gerçekliktir, ancak devrimden önce devrimci sýnýfýn belirli bir mücadele sürecinden geçmesi de sýnýf savaþýmýnýn bir gerçeðidir. Proletarya iktidarý alabilecek duruma geldiðinde, bundan önce pratik(ekonomik) savaþýmdan geçerek savaþým kapasitesini arttýrmýþ ve belirli bir yetkinlik kazanmýþtýr. Bunu anlamanýn en iyi yolu bir teori deðil, sýnýf mücadelesinin kendisidir, devrimci mücadelenin pratiðidir. Dünya proletaryasýnýn devrim ve komünizm mücadelesi deneyimi bize, devrimlerin nasýl yapýldýðýna dair yeterince zengin malzeme sunuyor. Geçtiðimiz yüzyýldaki devrimler bir anlýk bir ayaklanmanýn ürünü, bir atýmlýk bir barutun patlamasý sonucu deðil, uzunca sayýlabilecek bir dönemin mücadelesiyle zafere ulaþtý. Proleter devrimler çaðýný açan Ekim Sosyalist Devrimi, Rusya proletaryasýnýn yýllarca süren çetin bir savaþýmýný gerektirmiþtir. Rus proletaryasýnýn örgütlü olduðu 1898’den önce bir yüzyýl boyunca süren ilerici bir mücadele vardýr. Proletarya iktidara gelmeden önce bile yirmi yýllýk örgütlü mücadele ve iki devrim deneyiminden geçmiþtir. Macar Devrimi 1945’te zafere ulaþtýðýnda, öncesinde on yýllardýr süren bir mücadele ve 1919 devrimi vardý. Doðu Avrupa sosyal devrimlerinin hepsinin temelinde uzun savaþýmlar, isyanlar, ayaklanmalar, yenilgiler, geri çekilmeler ve sýçramalar var. Bulgaristan’da devrim 1944’te zafere ulaþtýðýnda, öncesinde 1923 anti-faþist ayaklanmasý ve on yýllarca süren örgütlü mücadele var. Çin Devrimi gerçekleþtiði zaman ardýnda çok uzun süren bir mücadele dönemi býraktý. Küba Devrimi 1959’da gerçekleþtiðinde gerilla mücadelesi, henüz üç yýlýný doldurmuþtu. Ancak þeker kamýþý iþçilerinin genel grevine kadar uzanan uzun bir dönemi kapsayan mücadelesi, yine kentlerde uzun dönem süren ilerici ve sosyalist bir mücadele var. Daha öncesinde ise Jose Marti’nin anti-emperyalist mücadelesi var. Vietnam Devrimi üç emperyalist güce karþý bir yüzyýlýn yarýsýný kapsadý. Geçen yüzyýlýn ortalarýndan sonra baþlayan Latin Amerika gerilla mücadelesi yarým yüzyýldýr sürüyor. Guetemala’da gerilla mücadelesi 40 yýl sürdü. Kolombiya’da ise 40 yýldan beri halen sürüyor. Bu devrim pratiklerinden açýkça anlaþýlacaðý gibi halk kitlelerinin örgütlenmesi, hazýrlanmasý, egemen sýnýfý devirebilecek duruma gelmesi için uzun bir savaþým gerekiyor. Latin Amerika’yý bir devrim kýtasý yapan nedir? Aðýr baský ve sömürü koþullarý, keskin çeliþkiler ve uzun iç savaþ... Çeliþkiler, kýtada arka arkaya devrimci patlamalar ve iç savaþ biçiminde açýða çýktý. Hiç kimse milyonlarca insanýn emperyalist-kapitalist sisteme karþý harekete geçmesini, ayaklanmasýný ve devrimleri birkaç yetenekli devrimci öndere baðlayamaz. Eðer halk kitlelerinin mücadelesinin temelinde on yýllarca süren devrimci silahlý eylemler olmasaydý, eylemler bu ka-
UZUN SÜREN SINIF SAVAÞIMININ DEVRÝMCÝ SONUÇLARI
P
roletaryanýn devrimci mücadelesi uzun süreli bir savaþýmý gerektiriyor. Mücadele bir devrimci kuþaðýn tüm yaþamýný kapladýðý gibi, kuþaklar boyu da sürebiliyor. Birçok insanýn böylesine uzun soluklu bir mücadeleye ayak uyduramadýðý ve geriye düþtüðü sýk görülen bir durumdur. Ancak bu kýsa yazý, bu durumu ele almayacak, on yýllarca süren mücadelenin devrimci anlamý üzerinde duracaktýr. Devrim mücadelesinin uzun süreli bir savaþýmý gerektirmesi þu nedenlere dayanýyor: Birincisi, iyi örgütlenmiþ egemen bir sýnýf, uzun savaþým olmadan devrilemez; ikinci olarak egemen gücü devirecek kitlelerin ancak uzun bir zaman içinde örgütlenebilmesidir. Yine bununla ilintili olarak her egemen burjuva sýnýfýn, proletaryanýn sýnýf savaþýmý karþýsýnda dünya burjuva güçlerinin desteðine sahip olmasý ve devrimci sýnýfýn aðýr bir terör altýnda tutulmasý, proletaryanýn iktidar savaþýnýn nasýl uzun bir savaþýmýn sonucu olacaðýný açýklar. Her ülkedeki sýnýf savaþýmý sýnýf çeliþkilerinin keskinlik durumuna, devrimci sýnýfýn örgütlülüðüne ve hazýrlýk düzeyine göre bir seyir izler. Yine de tüm ekonomik ve politik olanaklarý elinde tutan, politik olarak üstünlüðe sahip olan egemen bir sýnýfý devirmek belirli bir zaman alacaktýr. Devrim mücadelesinin uzun süreli bir mücadele olarak geliþmesi, edilgen evrimcilerin düþündüðü gibi pasif bir yol izlemesi anlamýna gelmez. Evrim, kendi içinde sýçramalarý, patlamalarý ve sert çatýþmalarý içerir. Sýnýf çatýþmasý ne denli þiddetli ve yoðun geçerse geçsin, proletarya devrimci pratiðin o çelikleþtirici sürecinden geçmeden iktidarý ele geçiremez. Sýnýf savaþýmýnýn çeþitli biçimleri, ayný zamanda proletaryanýn iktidarý ele geçirme yolunda pratik eðitim okulu görevini görür. Proletarya sýnýf savaþýmýnýn pratik okulundan geçmeden bir sýçrama ile iktidara gelse de onu koruyamaz. Bu nedenle devrimci sýnýfýn sýnýf savaþýmý, egemen sýnýf durumuna gelmek için iyi bir hazýrlýk dönemi demektir. Bir toplumun yýkýlmasýný saðlayacak þey, topluma egemen olan çeliþkilerin serpilip geliþmesidir. Ancak Paris Komünü’nden bu yana tüm devrimlerin gösterdiði gibi, bir devrimin olmasý için tüm çeliþkilerin sonuna kadar olgunlaþmasý gerekmiyor. Hatta bugüne dek gerçekleþen toplumsal devrimler de, çeliþkiler sonuna kadar olgunlaþmadan gerçekleþtiril-
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
3
Yeni Evrede
Baþyazý dar ýsrarlý ve uzun süreli olmazdý. Orada olan þu: gerilla mücadelesiyle sonuçlandýrýlamayan devrimler baþka bir yoldan hedefine doðru ilerliyor. Burjuva egemenliðine karþý sokak militanlýðý temelinde yoðun devrimci bir mücadele ve militan devrimci çalýþma var. Yine bunun temelinde Küba Devrimi’nin etkisi var. Sadece Che’nin öldürülmesi sýrasýnda gerilla örgütlerine binlerce insan katýldý. Bugün iktidara gelen halk liderleri iktidara yürümeye hazýr bir kitle buldular. Burada devrimler, kiþilerden çok tüm devrimci kitlelerin katýldýðý ortak eser olarak gerçekleþiyor. Devrimin yalnýzca bir avuç devrimcinin iradesi olduðu dönemler artýk çok gerilerde kaldý. Devrim geniþ kitleleri sarmýþ ve derin kök salmýþtýr. Ýþte bugünkü ayaklanmalar bu güçten kaynaklanýyor. Türkiye ve Kürdistan’ý ele alalým. Gerçek anlamda devrimci mücadelenin baþladýðý tarihten bu yana neredeyse 40 yýl geçti. Zayýf ve sýnýf mücadelesine ayak uyduramayan bir sosyalist mücadele tarihi ise çok daha öncesine uzanýr. Sadece bu 40 mücadele yýlý halklarýn uzun tarihine göre kýsa ama yoðun bir devrimci tarih olarak geçti. Tüm bu dönem boyunca milyonlarca insan devrimci mücadeleye katýldý. Milyonlarca iþçi sert sýnýf mücadelesinden geçti. Kýr emekçileri, küçük köylüler kitlesel olarak devrim mücadelesinde yer aldý. Mücadelenin her döneminde yer alan aydýnlarýn sayýsý ileri düzeyde. Gençlik ve öðrenci gençlik devrimci mücadelenin daima en militan ve en etkin gücü oldu. Kadýnlar bütün bu dönem boyunca kitlesel ve etkin rol oynadý. Kürdistan’da ise yalnýzca ulusal kurtuluþ mücadelesi 30 yýldýr sürüyor. Kaldý ki, Kürdistan’da ondan daha önce süren devrimci bir mücadele var. Hrant Dink’in cenaze töreninde yüz binler sokaða indiðinde bunun temelinde on yýllarca süren devrimci mücadele var. Sonuç olarak halk kitlelerinin bugün devrim yapacak bir bilinç ve örgütlülük düzeyine gelmesi uzun bir savaþýmýn sonucudur. Devrim mücadelesinin sonuca ulaþamadýðý yerlerde uzun dönem süren
4
Mücadele Birliði
devrimci mücadele, sonuca varmanýn Devrim mücadelesinin sonuca koþullarýný yaratmýþtýr. Bugünkü noktaulaþamadýðý yerlerde uzun dan dönüp baktýðýmýzda, arkada mücadönem süren devrimci mücadele, dele içinde geçen bir dönem býrakýldýðý sonuca varmanýn koþullarýný rahatlýkla söylenebilir. Bu yadsýnamaz ya ratmýþtýr. Bugünkü noktadan bir olgudur. Bilinçli, örgütlü bir sýnýf savaþýnýn pratik ateþinden geçerek gelmiþ dönüp baktýðýmýzda, arkada bir kitle gücü açýsýndan bakýldýðýnda, bir mücadele içinde geçen bir devrim için gereken koþullarýn oluþtuðu dönem býrakýldýðý rahatlýkla net olarak söylenebilir. Kapitalist sýnýf söylenebilir. Bu yadsýnamaz bir artýk ne yaparsa yapsýn, isteklerini açýkça ortaya koyan ve bu uðurda savaþan olgudur. Bilinçli, örgütlü bir sýnýf savaþýnýn pratik ateþinden devrimci sýnýfýn olduðu bir yerde iktidarýný daha uzun süre koruyamaz. geçerek gelmiþ bir kitle gücü Yeterince kavranamayan þey, devaçýsýndan bakýldýðýnda, bir rim ve komünizm yolunda saðlanan bu devrim için gereken koþullarýn dev ilerlemedir. Bir devrim olmasý için yalnýzca nesnel koþullarýn oluþmasý yet- oluþtuðu net olarak söylenebilir. Kapitalist sýnýf artýk ne yaparsa mez. Bu devrimi baþaracak olan devrimci sýnýfýn da devrim yapmaya karar yapsýn, isteklerini açýkça ortaya vermesi ve bu yolda bir dizi hazýrlýk koyan ve bu uðurda savaþan yapmasý gerekiyor. Bu, komünistlerin devrimci sýnýfýn olduðu bir yerde en iyi bildiði belirlemelerden biridir. Yaiktidarýný daha uzun süre pýlmasý gereken bu soyutlamayý bugünkoruyamaz. kü somut koþullara uygulamaktýr. BuYeterince kavranamayan þey, gün proletaryanýn uzun bir pratik mücadevrim ve komünizm yolunda dele sürecinden geçerek geldiði yadsýnabilir mi? Proletarya bu süreç içerisin- saðlanan bu dev ilerlemedir. Bir de birleþmiþ, kaynaþmýþ, bilinçlenmiþ ve devrim olmasý için yalnýzca savaþým kapasitesini artýrmýþtýr. Yani kanesnel koþullarýn oluþmasý zanacak bir birikime sahiptir. Ýktidara bu yetmez. Bu devrimi baþaracak birikimle hazýrlanýyor. o lan devrimci sýnýfýn da devrim Bu birikim iki yönlüdür. Bir taraftan yapmaya karar vermesi ve bu kapitalist üretim biçiminden ileri gelen uzlaþmaz sýnýf karþýtlýklarýnýn olgunlaþyolda bir dizi hazýrlýk yapmasý masý ve keskinleþmesi; diðer yandan gerekiyor. Bu, komünistlerin en proletaryanýn uzun bir savaþýmdan geçeiyi bildiði belirlemelerden biridir. rek kazandýðý mücadele kapasitesi. ProYapýlmasý gereken bu letarya sýnýf savaþýmýnýn baþýnda deðil, soyutlamayý bugünkü somut ileri bir aþamasýndadýr. Ýktidar savaþýmý halen uzun bir savaþým olacaktýr, fakat koþullara uygulamaktýr. Bugün çeliþkilerin bu denli olgun olduðu koþulproletaryanýn uzun bir pratik larda, ani sýçramalarý da kendi içinde tamücadele sürecinden geçerek þýyor. Kapitalizmin evriminin çeliþmeler geldiði yadsýnabilir mi? içindeki geliþimi öyle bir noktaya varPro le tar ya bu süreç içerisinde birmýþtýr ki, bu aþamada sýçramalý geliþim leþmiþ, kaynaþmýþ, kaçýnýlmaz olmuþtur. Devrimci komünist proletarya savaþýmýný yükseltirken, bilinçlenmiþ ve savaþým bu evrenin özelliklerini her zaman göz kapasitesini artýrmýþtýr. Yani önünde tutar ve hazýrlýklarýný ona göre kazanacak bir birikime sahiptir. yapar. Ýktidara bu birikimle C.DAÐLI
hazýrlanýyor.
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
Yeni Evrede
Sýnýf Savaþýmý
Mücadele Birliði
SINIF SAVAÞIMININ BUGÜNKÜ SONUÇLARI K apitalist toplumdaki sýnýf savaþýmý, bu toplumun zeminleri üzerinde yürür. Toplumun belirleyici yönü olan ekonomik yön (temel) deðiþime uðradýkça sýnýf savaþýmý da deðiþime uðrar. Sýnýf savaþýmý ise belli koþullar ve iliþkiler yaratýr. Bu koþullar ve iliþkiler sýnýf savaþýmýnýn yoðunluðuna, þiddetine yaygýnlýðýna göre deðiþime uðrar. Deðiþim belirli bir evrimi ve yadsýnmayý içerir. Yeni bir durum doðmuþtur, yeni koþullar oluþmuþtur. Deðiþen koþullarýn her zaman somut olarak irdelenmesi gerekir. Sýnýf savaþýmýnýn uzun iç savaþ biçimini aldýðý bir yerde sýnýflarýn karþýlýklý iliþkisi (sýnýf güç iliþkileri) ve politik toplumsal koþullar ayný kalmaz, deðiþime uðrar. Burada toplumsal evrim çeliþmeli evrimdir, çeliþmeler içinde ilerler. Evrimin iç aþamalarý olarak iliþkiler ve koþullar da deðiþim geçirir. Sýnýf savaþýmýnýn her aþamasý yeni iliþkiler ve koþullar yaratýr. Toplumsal olgular artýk bu yeni dönemin durumuna göre biçimlenir. O halde yeni olgular ve olaylar deðiþen bu koþullarda aranmalýdýr. Türkiye ve Kürdistan’da yýllardýr süren bir iç savaþ var. Bu kadar süredir süren iç savaþa raðmen koþullarýn ve iliþkilerin ayný kaldýðý düþünülemez. Ýþçi sýnýfýnýn bu kadar süre iç savaþ sürdürdüðü bir yerde ilk ve en belirgin sonuç, tekelci sermayenin egemen olamamasý ve yönetememesidir. Uzun iç savaþý yürütecek kadar militan ve kararlý bir proletarya, bir bütün olarak da emekçi halk, bu koþullarda
henüz iktidara gelememiþtir, ama burjuvazi de bu durumda artýk egemen olamaz. Proletarya ve genel olarak da emekçiler henüz iktidara gelememiþtir, ancak böylesi eylemci kitlelerin iktidara geleceði de kesindir. Tarihe yön verecek olan sýnýf mücadelesidir, proletaryanýn bu savaþýmdaki devrimci konumudur, devrimci pratiðidir. Kapitalist sýnýf ve onun faþist devleti halklara karþý ne zaman bir saldýrýda bulunsa, bir katliama giriþse, artýk halk kitlelerinin bu saldýrýlara karþý harekete geçmesiyle, ayaklanmasýyla sonuçlanýyor. Üstelik bu ayaklanmalar önceleri binlerle, on binlerle ifade edilirken, artýk yüz binlerle ifade ediliyor. Devrimci halk eylemleri öyle bir gün deðil, günlerce sürüyor. Kaldý ki devrimci kitlelerin eylemlerinde zaten bir süreklilik var. Ancak belirli koþullarda ve belirli geliþmelerin etkisiyle sýçrama gösterebiliyor. Devrimci biçimde düþünmeden bu durum açýklanamaz. Burjuvazinin ve devletin saldýrýlarý, katliamlarý her koþulda bir halk ayaklanmasýna yol açmýyordu, ama þimdi yol açýyor. Bu büyük deðiþim, ancak sýnýf savaþýmýnýn bugünkü koþullarýyla açýklanabilir. Bazen halktan sýradan bir insanýn, bazen tanýnmýþ bir demokratýn, ilericinin, sosyalistin katledilmesi, hemen Kürt ve Türk halklarýnýn, bütün halklarýn ayaklanmasýna neden oluyorsa, koþullar deðiþtiði içindir, devrimci durum olgunlaþtýðý içindir. Oysa bu topraklarda on yýllardýr katliam yapýlýyor, saldýrý ise hiç eksik olmuyor, ama bütün bu burjuva terör her zaman halk ayaklanma99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
Türkiye ve Kürdistan’da yýllardýr süren bir iç savaþ var. Bu kadar süredir süren iç savaþa raðmen koþullarýn ve iliþkilerin ayný kaldýðý düþünülemez. Ýþçi sýnýfýnýn bu kadar süre iç savaþ sürdürdüðü bir yerde ilk ve en belirgin sonuç, tekelci sermayenin egemen olamamasý ve yönetememesidir. Uzun iç savaþý yürütecek kadar militan ve kararlý bir proletarya, bir bütün olarak da emekçi halk, bu koþullarda henüz iktidara gelememiþtir, ama burjuvazi de bu durumda artýk egemen olamaz. Proletarya ve genel olarak da emekçiler henüz iktidara gelememiþtir, ancak böylesi eylemci kitlelerin iktidara geleceði de kesindir. Tarihe yön verecek olan sýnýf mücadelesidir, proletaryanýn bu savaþýmdaki devrimci konumudur, devrimci pratiðidir. 5
Yeni Evrede
Sýnýf Savaþýmý sýna yol açmýyordu. Þimdi ise her burjuva saldýrý halklarý ayaklanmaya itiyor. Sýnýf savaþýmý, devrim mücadelesi en sonunda bu noktaya gelmiþtir. Buradan da daha ileriye gideceði kesindir. Eðer koþullarý olgunlaþmýþsa, bir eylem, bir olay bile toplumu alt üst edecek bir ayaklanmaya varabilir. Milyonlarýn ayaklanmasý sýnýf çeliþkilerinin kendini açýða vurmasýndan baþka bir þey deðildir. Yani devrimin bu geliþkin ortamý, sýnýf savaþýmýnýn yarattýðý koþullarýn sonucudur. Sýnýf savaþýmý kendi akýþý içinde yeni koþullar, yeni iliþkiler, yeni sonuçlar yaratýr. Olaylarý yüzeysel ele alanlar Ýstanbul’da yüz binlerin eylemini, devrimci patlamasýný yalnýzca bir olayýn sonucu ve bir anlýk öfke patlamasý olarak gösteriyor. Halbuki kitle ayaklanmasýný, devrimci patlamalarý, olaylarý var olan koþullarda aramak, sýnýf savaþýmýnýn geliþme düzeyiyle açýklamak gerek. Koþullar, iliþkiler, kýsacasý sýnýf savaþýmý kendisini çeþitli eylem olay ve olguda ifade eder, dýþa vurur. Bizim için önemli olan sýnýf mücadelesini ve yarattýðý koþullarý, iliþkileri, sonuçlarý bilimsel olarak, politik olarak doðru biçimde belirlemektir. Burjuva sýnýf ne yaparsa yapsýn, koþullarýn kendisine karþý keskinleþecek þekilde olgunlaþmasýný önleyemiyor. Faþist terör halini almýþ olan burjuva baský, bu þartlarda sermayenin istediði sonucu veremiyor. Baþka yöntemler de bir iþe yaramýyor. Kapitalist düzen devrimin tehdidi altýnda. Burjuvazi devrimin geliþimi karþýsýnda eli kolu baðlý durumda. Bu koþullarda burjuvazi düzeni kurtaracak geliþmeleri ve kahramanlarý bekliyor. Ýçerde onu kurtaracak bir ekonomik ve politik geliþme ufukta görülmediði gibi,
Mücadele Birliði
kapitalizmin dünya sisteminde de böyle bir umut görünmüyor. Buna raðmen bir takým düzen adamlarý düzeni kurtarma iþine giriþti. Böylesi giriþimler artmaya baþladý. Faþist cuntacýlardan faþist parti liderlerine ya da kendine liberal diyenlere kadar geniþ bir çevre bu iþe soyundu. Ortaya çýkanlarýn hepsi de bayaðý, yeteneksiz ve kaba insanlardýr. Burjuvazinin ulaþtýðý düzeyin bile gerisindedirler. Buna raðmen öne çýkýyorlar, belki de bunlardan birisi daha da öne çýkýp, burjuvazinin yýldýzý haline gelebilir. Bu düþük insanlarý böylesine öne çýkartan ne tarihsel zorunluluktur ne de nesnel durum. Bu eþekleri öne çýkartan sýnýf mücadelesinin yarattýðý koþullardýr, sýnýf savaþýmýnýn sonuçlarýdýr. Koþullar öylesine devrimci, devrimci durum öylesine olgun ve burjuvazi öylesine devrimin baskýsý altýnda ki, kendisini bu durumdan kurtaracak en bayaðý tipi bile parlatmaya hazýr. Var olan koþullarda ise her burjuva çaba etkisiz kalmaya mahkumdur. Sýnýf savaþýmý burjuva toplumu alt üst edecek yetkinliðe ulaþmýþsa, bu durumda devrimci iþçi sýnýfý hareketinin, onun devrimci öncü kolunun yapmasý gereken sýnýf savaþýmýný kendi sonucuna götürmektir. Sýnýf savaþýmýnýn kaçýnýlmaz sonucu emeðin iktidarýnýn kurulmasýdýr. Devrim hiçbir þekilde burjuvazinin toparlanmasýna, nefes almasýna izin vermemelidir. Koþullar devrim için olgunlaþmýþsa, devrim bu koþullarda devrimci eylemlere zafere çalacaktýr. Tarihsel inisiyatifin yanýnda güncel inisiyatif de emekçi insanlýðýn eline geçmiþtir, devrimci güçlerin eline geçmiþtir. O halde hedefe ulaþmak için tarihsel giriþkenlik sonuna kadar götürülmelidir.
Eðer koþullarý olgunlaþmýþsa, bir eylem, bir olay bile toplumu alt üst edecek bir ayaklanmaya varabilir. Milyonlarýn ayaklanmasý sýnýf çeliþkilerinin kendini açýða vurmasýndan baþka bir þey deðildir. Yani devrimin bu geliþkin ortamý, sýnýf savaþýmýnýn yarattýðý koþullarýn sonucudur. Sýnýf savaþýmý kendi akýþý içinde yeni koþullar, yeni iliþkiler, yeni sonuçlar yaratýr. Olaylarý yüzeysel ele alanlar Ýstanbul’da yüz binlerin eylemini, devrimci patlamasýný yalnýzca bir olayýn sonucu ve bir anlýk öfke patlamasý olarak gösteriyor. Halbuki kitle ayaklanmasýný, devrimci patlamalarý, olaylarý var olan koþullarda aramak, sýnýf savaþýmýnýn geliþme düzeyiyle açýklamak gerek.
ÖZÜR VE DÜZELTME Dergimiz Y.E.Mücadele Birliði’nin 97. sayýsýnda 3-4. sayfalarda yer alan “Burjuvazinin Çöküþü Bütün Alanlarda” baþlýklý Baþyazý’mýz, bir hata sonucu C.DAÐLI imzasý ile yayýnlanmýþtýr. Bu teknik hatadan dolayý, okurlarýmýz ve yazarýmýzdan özür dileriz.
6
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
Yeni Evrede
Seçim Sonrasý
Mücadele Birliði
GERÇEKLÝK CEVAPSIZ SORULARDA GÝZLÝDÝR
gerek yenilgi yaþayaný, gerekse sosyal reformistiyle, tüm burjuva ve küçükburjuva cephe, emekçiler hakkýnda yüzyýllardýr ezberletilen ayný önyargýlarý tekrarlatmaktan baþka bir þey yapmýyorlar. Bu, iþlevi olmayan bir tekrar deðildir, belirgin bir amacý vardýr. Hepsi, ayný düþünce kalýbýnýn izlenmesinden ibarettir: Halklar güvenilmezdir, kendi güçlerine ve özgüvenlerine sahip deðildir. Tekelci sermaye bir erken seçimi nýn yerini, meclise bir vekil gönderme- Yoksulluk onlarý düþünemez, sorguladaha kazasýz belasýz atlatmanýn sevinci- nin büyük zafer ilan edildiði bir garabet maz hale getirmiþtir; öyleyse; devrimci ni yaþýyor. Seçim öncesinin gerilimleri- almýþtý ve yýllarýn birikimiyle bilinçlen- eylem ve söylemlerin cahil, bezgin ve oni, þimdilik kýsa bir sükunete býrakmýþ miþ emekçi kitleler için bu, hiç de bir yunu satacak kadar fikri yozlaþmaya uðolduðu görülüyor. Böylece tekelci ser- “zafer” olarak görülmeyecekti. Sevinç- ramýþ halklarý etkileme gücü de yoktur. maye, “demokrasinin bir kez daha bütün liydiler, çünkü düzen “önlerini açmýþtý”. Bu kalýplaþmýþ ve tekrarlana tekrarlana sorunlarý aþmaya gücü olduðu” fikrini Þimdi artýk devrimci öfke ve arayýþ için- kolay bir “analiz” aracý haline getirilen bolca tekrarlayýp, sevincine emekçi sý- deki kitlelere ve gençliðe, “devrimci ey- düþünceler, özellikle sosyal-reformiznýflarý da dahil etmek istiyor. Ne de olsa, leme de, söyleme de hiç gerek yok, biz min, seçimler sonrasýnda, AKP’nin ne16 milyon gibi yüksek bir oy toplamýy- düzeni, kendi araçlarýný kullanarak dü- den bu kadar oy topladýðýna dair yazýlala, geniþ yýðýnlar tam da onlarýn istediði zelteceðiz” diyebilecek bir dayanaða sa- rýnda bolca yer buldu. Sosyal-reformizm, tekelci basýnýn benzer sorularý partiyi seçmiþ, son beþ yýldýr uygulan- hip olmuþlardý. Gerek zafer ayrýntýlý araþtýrmalarla cevapladýðý saymakta olan politikalara onay vermiþti. k a z a - falarý arþivlerinin boþ köþesine yerleþtirKazananlar kendilerini böyle kandýmiþ olmalý. Bu araþtýrmalar, gözümüze ra dursunlar, tekelciliðin yenilenler cepsoktuklarý rakamlar kalabalýðýyla, ayný Gerek zafer hesindeyse hayal kýrýklýðý ve öfke hateraneyi dile getiriyordu ne de olsa. kimdi. Seçim çalýþmalarý boyunca ekazananý, gerek yenilgi Bizim, o tür araþtýrmalardan öðmekçilere boþ vaadler sunma yarýþýya þa ya ný, ge rek se sos yal re ne bileceðimiz fazla bir þey yok. na girmiþler, onlarýn oylarýný çalabilmek için akla gelmedik yýlýreformistiyle, tüm burjuva ve küçük- Biz, sorulmayan sorularla gerçeðe ulaþýlabileceði inancýndayýz. þýklýklar sergilemiþler; vitrinlebur ju va cep he, e mek çi ler hak kýn da rini “sevilen” figürlerle dolNerede 4 Milyon yüzyýllardýr ezberletilen ayný önyargýlarý durmuþlar; yükseldiðine inandýklarý faþist-ýrkçý demagojiSeçmen? tekrarlatmaktan baþka bir þey yapmýyorlar. lerini kürsülerden halkýn üSeçim öncesi ve sonrasý, Bu, iþlevi olmayan bir tekrar deðildir, zerine adeta kusarken, sansorgulanmayan olgularýn dýkta bir patlama yaratacakbelirgin bir amacý vardýr. Hepsi, ayný düþünce belki de en önemlisi, “seçlarýný sanmýþlardý. Fakat, ormen kütüklerinden düþürükalýbýnýn izlenmesinden ibarettir: Halklar taya çýkan sonuç, þimdi onlen 4 milyon seçmenin neregüvenilmezdir, kendi güçlerine ve larý, daha dün yýlýþýkça bel ye gittiði?” sorunudur. Tebükmeler ve vaadlerle terli özgüvenlerine sahip deðildir. Yoksulluk onlarý kelci basýnýn kimi yazarlarýnellerini sýkmaya çalýþtýklarý ca da bu soru gündeme getidüþünemez, sorgulamaz hale getirmiþtir; halk kitlelerine küfretme hisrildi. Ama, o yazarlarýn hiç biterisine sürüklüyordu. Tekelci ri, bir kaç adýmdan öteye gitmeöyleyse; devrimci eylem ve söylemlerin sermayenin yenilenler cephesindi. Sustular. cahil, bezgin ve oyunu satacak kadar den halkýn cehaleti, aptallýðý ve bir Bilindiði gibi, 2002 yýlýnda tabak bulgur için onurlarýný sattýðý fikri yozlaþmaya uðramýþ seçmen sayýsý, 42 milyon küsürdü. çýðlýklarý yükseliyordu. Beþ yýl sonra, karþýmýzda hemen hehalklarý etkileme Sosyal reformistler açýsýndan seçim, men ayný sayýda seçmen olduðu iddiasý gücü de yoktur. buruk bir sevinç kaynaðý oldu. Buruktuçýkarýldý. Bazý tekelci yazarlar, kendi na ný, lar, çünkü topyekün bir kurtuluþ iddiasý99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
7
Yeni Evrede
Seçim Sonrasý
Mücadele Birliði
kendilerine mýrýldanýr gibi, hesaplar ya- dýr: “Biz bu pisliði niye yedik o za- lerde bile, bu artýþ ancak 20-30 binle sýpýyordu. Beþ yýlda ülke nüfusu hiç mi man?” Sorulamayan ikinci soru budur. nýrlý kaldý. CHP-DYP gibi tekelci partiartmamýþtý? Üstelik, seçme hakký 18 ya- Ve cevabý, tekelci sermayenin bugünkü lere oy verenlerin de AKP’ye yönelmeþa indirilmiþtir. Bu durumda, en az 46 sevincinde saklýdýr. Onlar için asýl ö- siyle, bu 20-30 bin artýþ, hükümet partimilyon seçmen bulunmasý gerekiyordu. nemlisi, parlamentodan umudunu ke- sini yukarý fýrlattý. Fakat, buna raðmen Ama, her ne olduysa, seçim kurulu, seç- senlerin sayýsýnýn giderek yükselmesiy- Kürdistan’da sandýða gitmeme oraný, dimen kütüklerini tek tek elden geçirmiþ di. Meydanlarda karþýlýklý bayrak açma- ðer bölgelerden daha yüksektir. DTP, bu ve çok sayýda “mükerrer oy”, yani bir- lar, kükremeler, çalýnan tehlike sirenleri, sorunu masaya yatýrdýðýnda þu itirafý den fazla kayýtlý seçmene rastlamýþ ve hepsi ayný amaca hizmet içindi: Halkla- yapmak durumunda kaldý. Yoksul kesimler, sefaletin içinde ulusal kimliklerionlarý elemiþtir. Tekelci yazar, kendi rý yeniden sandýk baþýna çekmek. ni arka plana atmýþtý. Bu durumda, salt kendine mýrýldanmayý sürdürdü. Öyleyulusal bir mücadele veren, söylem ve se, bunca mükerrer oyun ortalýkta dolaþUlusal-Sýnýfsal Çeliþki hedeflerini bu temele dayandýran bir potýðý 2002 seçimleri geçersiz sayýlmak Belirginleþti zorunda deðil miydi? Ama, bu mýrýltý Üzerinde düþünülen bir baþka so- litik hareketin, yoksullar içinde tutarlý ve daha ileri gitmedi, sustu. Önlerine çýkan run, Kürdistan’da hükümet partisinin al- sürekli bir desteði garantileyemeyeceði tablo, susmalarýný gerektiriyordu. dýðý oylardaki hýzlý artýþtýr. DTP’liler, açýða çýkmýþ oldu. Ulusal-sýnýfsal dinaBu sorunun peþine düþenlerin karþý- yeþil kartlarýn iptali korkusu baþta ol- miklerin gücü bir kez daha kanýtlanmýþlarýna çýkan gerçek tablonun þu olduðu- mak üzere, en yoksullarýn AKP’ye oy týr. na kuþku duyulmasýn: Seçmen kütükle- vermelerinin gizini bulmaya çalýþýyor. rinden bir anda silinen 4 milyon oy, isSürekli Yoksulluk Politikasý Doðrusu, Kürdistan’da seçime katýtikrarlý bir biçimde sandýk baþýna gitme- lým pek az artmýþtýr. Diyarbakýr, Mardin, Geçen haftalarda, tekelci partilerin yerek boykot tavrýna destek çýkanlara a- Batman gibi büyük ve politik bir kitleyi geniþ yýðýnlarla kurduklarý “klientaitti. Nitekim, seçim günü, bu istikrarlý b a r ý n d ý r a n lizm”e dayalý iliþkilerin, onlarýn egeboykotçularýn bazýlarý sandýk baþýna gity e r - menliðini güçlendirmek þöyle dursun, o tiklerinde kendilerini listelerde bulamaegemen yapýyý bir fiske darbesiyle yýkýdýlar. Gazeteler, Antalya, Ýzmir, ÝstanKlientalizm, lacak denli çürüttüðünü belirtmiþtik. bul’da bu durumda olan ve olayý proKlientalizm, seçmeni kamu yararýna seçmeni kamu yararýna testo eden binlerce kiþiden pek az sögöre, kendi kiþisel dar çýkarlarýna, göre, kendi kiþisel dar zettiler. günlük kazanýmlarýna göre yönlenErken seçime neden olan meçýkarlarýna, günlük kazanýmlarýna dirmeye dayalý politika tarzýdýr. sele olarak sunulan “CumhurKlientalizm, yoksullarýn her zagöre yönlendirmeye dayalý politika baþkanlýðý seçimi”, þimdi man yoksul kalmalarýna, sefatarzýdýr. Klientalizm, yoksullarýn her AKP’nin daha az meclis sanletin artýk umutsuzluk boyudalyesine sahip olduðu halde, zaman yoksul kalmalarýna, sefaletin artýk tunda yaþanmasýna dayanýr. bir çýrpýda çözülecek gibi göumutsuzluk boyutunda yaþanmasýna ayanýr. Böyle bir taban yoksa, klienrünüyor. Bilinen bir hikayetalizm iþlemez. Sadece BatBöyle bir taban yoksa, klientalizm iþlemez. dir. Zengin köylü yeni aldýðý man, Diyarbakýr, Van’da detraktörüne yoksul köylüyü Sadece Batman, Diyarbakýr, Van’da deðil, ðil, Ýstanbul, Ýzmir gibi yokbindirir. Traktörün önüne bir Ýstanbul, Ýzmir gibi yoksulluðun hüküm sulluðun hüküm sürdüðü büinek pisliði çýkar. Zengin oyük metropol kentlerde hükülan yoksula, eðer bu pisliði sürdüðü büyük metropol kentlerde hükümet met partisi, ayný müþtericilik partisi, ayný müþtericilik (klientalizm) yerse traktörü ona vereceðini (klientalizm) iliþkilerinin üzesöyler. Yoksul olan tereddüt etiliþkilerinin üzerinde yükselmiþtir. Bu rinde yükselmiþtir. Bu yüzden, mez ve traktörü kazanýr, koltuAKP’nin politik geleceði, yokyüzden, AKP’nin politik geleceði, ðuna kurulur. Biraz sonra, bir sul luðu azaltmakta deðil, tersine, yoksulluðu azaltmakta deðil, baþka inek pisliðine rastlarlar. Yionu sürekli ve dayanýlmaz hale gene ayný iddia ve bu kez zengin köytersine, onu sürekli ve dayatirmekte yatmaktadýr. lü kazanýr. Yola devam ederler, zengin nýl maz ha le ge tir mek te Tekelci partilerle en yoksul kesimtraktörün koltuðunda, yoksulsa teker üsler a ra sýndaki, ayakta kalan bu tek köpyatmaktadýr. tünde, hiç bir þey deðiþmemiþtir. Ama rü, iþte böylesine çürüktür. her ikisinin de kafasýnda ayný soru var-
8
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
Yeni Evrede
THY Grevi
Mücadele Birliði
THY Anonim Ortaklýðý Ve Teknik AÞ. Çalýþanlarý GREVE “EVET” DEDÝ
THY Anonim Ortaklýðý ve Teknik A.Þ. çalýþanlarýnýn baðlý olduðu Hava-Ýþ Sendikasý ile hükümet arasýnda 16 Mart tarihinde baþlayan 21. Dönem Toplu Ýþ Görüþmelerinin çýkmaza girmesinin ardýndan, Hava-Ýþ Sendikasý 18 Temmuz’da grev kararý almýþtý. Peki görüþmelerin çýkmaza girmesinin sebebi neydi? Toplu iþ görüþmelerinde sendikanýn talepleri þöyleydi; “Ýlk altý ay için yüzde 23.8 ücret artýþý, ikinci altý ay için ise enflasyon artý beþ puanlýk artýþ Pilotlarýn aylýk 65 saat, kabin ekibinin 70 saat üzerinden maaþ almasý, Uçuþ süresinin haftada 30, ayda 110 yerine 100, üç ayda 300 yerine 250 ve yýlda 900 saatle sýnýrlandýrýlmasý, 4 bin kiþilik kapsam dýþý personel için sosyal haklarýn artýrýlmasý ‘politik ayrýmcýlýk’ nedeniyle oluþan ücret farkýnýn giderilmesi” Sendikanýn bu taleplerini kabul etmeyen THY yönetimi kendi verebilecekle-
rini þöyle sýralýyordu; “Ýlk yýl için yüzde 10 ücret artýþý, ikinci yýl için enflasyon oraný artý 1 puan artýþ. Ayrýca THY yönetimi kademe ilerlemesiyle personelin her yýl yüzde 1.75 zam aldýðýnýn da altýný çiziyor. Pilotlarýn ayda 70 saat, kabin ekibinin 80 saat üzerinden maaþ almasý, Kokpit ve kabin personelinden sendika temsilcisi olanlarýn kullandýklarý sendikal izin nedeniyle ücretlerinden herhangi bir kesinti yapýlmamasý, Askere giden personele iþe dönüþ garantisi.” Görüþmelerin çýkmaza girmesiyle grev kararýnda uygulama aþamasýna gelindiðini gören THY Yönetimi, çalýþanlara tanýnan “grev oylamasý talep etme hakký”ný, çalýþanlarýn iradesi dýþýnda, baskýyla ve toplu imza ile gündeme getirdi. Hava-Ýþ Sendikasý grev oylamasýna karþý çýkmamakla birlikte THY Yönetimi’nin usulsüz yöntemine karþý Ýstanbul Valiliði’ne baþvuruda bulundu. Sendika grev kararýný 10 bin 120’si THY A.O, 2 bin 550’si de Teknik A.Þ. çalýþaný olmak üzere toplam 12 bin 700 iþçinin onayýna sundu. 6 Aðustos 2007 tarihinde, saat 12:00’de baþlayan ve THY A.O. için 31 merkezde ve 35 sandýkta, Teknik A.Þ. için 22 merkezde 22 sandýkta dört gün boyunca yapýlan oylama, “evet” oylarýnýn çoðunluðu ve grev kararýyla sona erdi. Yapýlan oylama sonucunda THY
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
A.O. çalýþanlarýndan 5 bin 100’ünün greve “evet”, 4 bin 600’ünün ise “hayýr” oyu kullandýðý açýklandý. Teknik A.Þ çalýþanlarýnda da “evet” oyunun önde olduðu açýklandý. Günlerdir baþta THY yönetimi ve burjuva medya olmak üzere bir çok þekilde baský görmelerine raðmen THY çalýþanlarýnýn aldýðý bu karar, THY emekçilerinin zaferidir. Oylama sonunda Hava-Ýþ Sendikasý’nýn 09 Aðustos 2007 tarihinde yaptýðý basýn açýklamasý þöyle; “THY A.O Ve THY Teknik A.Þ Çalýþanlarý ‘Hak ve Taleplerine’ Sahip ÇýktýTHY A.O’da THY Teknik A.Þ’de Çalýþanlar Greve Evet Dedi THY A.O ve THY Teknik A.Þ Grev Oylamasý sonuçlarý tüm Türkiye’ye bir mesajdýr. Temel Anayasal grev hakkýna sahip çýkan çalýþanlar, korku ve baský tacirlerine demokrasi dersi vermiþlerdir. Çalýþanlardan doðal olmayan yollardan toplanan imzalar ve 2822 sayýlý yasanýn amir hükümlerinin hukuki olarak zorlanmasý ile kurulan ve bugüne kadar ülkede uygulanan grev oylamalarýnýn hiç birinde rastlanmadýðý þekliyle 4 gün açýk tutulan sandýklardan, THY A.O ve THY Teknik A.Þ çalýþanlarýnýn özgür iradesi sonucu, birilerinin çok dilediði ve beklediði gibi greve hayýr çýkmadý. Bu mesaj tüm Türkiye’yedir. Sonuç; grev hakkýna saygý duymayan, THY ve THY Teknik A.Þ iþçilerinin hak elde etme mücadelelerine karþý, çalýþanlarýn hiç hak etmedikleri ölçüde insafsýzca saldýrýlar düzenleyen, þirket batacak, ekonomi çökecek, turizm kay be di le cek
9
Yeni Evrede
THY Grevi
Mücadele Birliði
korkutmalarý ve felaket senaryolarý ile desteklenen bir büyük karþý kampanyaya verilmiþ çok önemli bir yanýttýr. Bu mesaj doðru okunmalý “ben yaparým olur” “ben emir veririm herkes hazýr ola geçer” anlayýþý ile hiçbir yere gidilmeyeceði artýk algýlanmalýdýr. Þirket yönetimleri endüstriyel iliþkilerindeki zaaf ve hatalarýný saðduyu ile yeniden deðerlendirmelidir. Özgür iradelerini olaðanüstü koþullara raðmen çaðdaþ bir direngenlikle ortaya koyan tüm çalýþanlarýmýzý, örgüt disiplini ve kararlýðý ile tüm zorluklarý aþmada büyük özveride bulunan iþyeri temsilcilerini ve tüm Hava-Ýþ kurullarýný kutluyoruz. Ancak greve hayýr diyenlerin de önemli bir yanlýþ tercih yaptýklarýný açýkça belirtiyoruz. Daha yoðun bir evet çalýþanlarýn lehine bir çözüme çok daha büyük katkýda bulunabilirdi. Bu grev oylamasý ile çalýþanlar yasal haklarýný kendi elleri ile bir baþkalarýna devretmenin en büyük yanlýþ olacaðýný kavradýlar, bu bilinçle önemli bir adým attýlar.Hava-Ýþ sendikasý üyeleri ile yüz yüze iletiþim sayesinde elinden geldiðince en aðýrlýklý eðilimi temsil eden görüþü esas alan, kararlarýný bu geniþ kitle eðilimine dayandýran bir anlayýþla süreci yürütmüþtür. Bu beklide daha meþakkatli ve zor bir referandum yöntemi olarak deðerlendirilebilecek bir yöntemdi. Hava-Ýþ bu zoru denemiþ ve baþarýlý olmuþtur. Hava-Ýþ sendikasý olaya galip-maðlup yaklaþýmý ile bakmamaktadýr. Ulusal havayolumuz bizim için özelleþtirilse de deðerlidir ve önemlidir, ancak þu kabul edilmelidir ki çalýþanlarýn hak ve talepleri de önemlidir ve deðerlidir. Þimdi ciddiyetle ve acil olarak, çözüme katký saðlayacak ortak noktalarý arama bulma ve kör bir inatlaþmaya girmeme zamanýdýr. Grev uygulamasý için yasal süremiz bu aþamadan sonra tekrar iþlemeye baþlamýþtýr. Sendikamýz Kurullarý ile öncelikle bu konuda bir ön deðerlendirme yaparak süreç ile ilgili kararlarýný kamuoyuna duyuracaktýr. Yaþasýn THY Ve THY Teknik A.Þ Ýþçilerinin Birlikle Ve Birlikte Mücadelesi!Yaþasýn Tüm Ülkedeki Ýþçilerin Mücadele Birliði!” denildi. Sonucun ardýndan bir açýklama yapan THY Yönetim Kurulu Baþkaný Candan Karlýtekin, “sonucun bir realite olduðu” ve “THY A.O’da greve ‘hayýr’ çýkabilmesi için 5 bin 100 adet oya ihtiyaç vardý. Bu oya ulaþýlamamýþtýr. ‘Hayýr’ oylarý 4 bin 600 civarýnda kalmýþtýr. Teknik A.Þ’de de benzer bir durum söz konusudur. Tabii bu demokratik bir sürecin iþlemesidir. Sonuçlarý bir realite olarak aldýk, not ettik.” dedi. Ayrýca Karlýtekin, Hava-Ýþ tarafýndan yetersiz bulunan tekliflerinin “esneyebilecekleri son adým olduðu”nu, olasý bir grev durumunda ise bu teklifin bile masaya sürülmeyeceðini söyledi. Ýþçilerin greve “evet” kararýn ardýndan, hükümet olumlu yönde adým atmazsa 60 günlük sürecin sonunda THY iþçileri greve çýkacaklar.
10
Mücadele Birliði’nin Sesi Kuruçeþme Sokaklarýnda Yankýlandý
Mücadele Birliði dergisinin Ýzmir’in emekçi mahallelerinde daðýtýmý devam ediyor. Son dönemde özellikle seçim sürecinde boykot çalýþmalarý sýrasýnda bir çok emekçi mahalle dolaþýlarak sesli ajitasyon eþliðinde dergi daðýtýmlarýmýzý yoðunlaþtýrdýk. Boykot çalýþmalarý kapsamýnda Kuruçeþme, Onur Mahallesi, Çýnartepe gibi emekçilerin ve Kürt halkýnýn yoðun olarak yaþadýðý bölgelerde emekçilere sandýða gitmeme çaðrýsý yapýldý. Son olarak 28 Temmuz Cumartesi günü Kuruçeþme Mahallesinde megafonla sesli ajitasyon eþliðinde Mücadele birliði dergisinin daðýtýmý yapýldý. Daðýtým sýrasýnda emekçilerin ilgisi yoðundu. Yaptýðýmýz ajitasyon konuþmalarýnda seçimlerin geçtiðini, dün seçimlerden önce mahallerde dört dolanarak emekçilerden oy isteyenlerin seçimden sonra ortadan kaybolduðunu, yapýlan seçimlerin ve parlamentonun Emekçilerin ve Kürt halkýnýn hiçbir sorununu çözemeyeceðini, Kürdistan’a yönelik katliamlarýn hazýrlýklarýnýn yapýldýðý ve önümüzdeki süreçte emekçi sýnýflara yönelik saldýrýlarýn artacaðý anlatýldý. Yapýlan sesli ajitasyonlarda Sivas, Maraþ ve Çorum katliamlarýna deðinilerek bu katliamlarýn hesabýný sormak için emekçiler devrim mücadelesini yükseltmeye çaðrýldý. Dergi daðýtýmý sýrasýnda yaptýðýmýz konuþmalara balkonlara çýkan analarýn alkýþlayarak ve sözleriyle desteklemeleri görülmeye deðerdi. Biz bölgede sesli ajitasyon eþliðinde dergi daðýtýmý yaparken Buca TMÞ ekiplerinin bir Toros marka otomobil, iki minibüsle ayný bölgede bizleri arýyorlarmýþ. Halkýn bize haber vermeleri sonrasý bir süre daha daðýtýma devam edip dergi daðýtýmýmýzý bitirdikten sonra bölgeden ayrýldýk.
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
Ýzmir’den Mücadele Birliði Okurlarý
Yeni Evrede
Su kesintileri
Mücadele Birliði
BAÞKENTTE SUSUZLUK MANZARALARI Baþkent Ankara’da içme suyunun az kaldýðý gerekçesiyle Büyükþehir Belediyesi tarafýndan 1 Aðustos’tan itibaren 5 aylýk su kesintisi baþlatýlmýþtý. Büyükþehir Belediye Baþkaný Melih GÖKÇEK’in açýkladýðý takvime göre, her bölgeye 2’þer gün arayla su verileceði açýklanmýþtý ancak ilk uygulamada pek çok bölgede 3 günlük su kesintileri yapýldý ya da 4 günün sadece 1 günü su verildi. Ancak içme suyunda planlanan bu “tasarruf”, alt yapý eksiklikleriyle faciaya dönüþtü. Ana su borularýnýn dayanýklýlýðýný hesaplayamayan büyükþehir belediyesi, borularda biriken tazyikli suyun 5-6 Aðustos günlerinde Ývedik ve Demetevlerde patlamasýna engel olamadý. Bu patlamalarla hem þehrin su altyapýsý sistemi ciddi hasar gördü, hem ev ve iþ yerlerini su bastý, hem de günlerce susuzluk çekmiþ olan Ankaralýlara uzun bir süre yetecek su tüketilmiþ oldu. Patlamanýn ardýndan Ankara’ya 3 gün daha su verilemeyeceði açýklandý. Bölgedeki binlerce kiþi, elektriðin de kesilmesiyle artýk sokaða döküldü. Vatandaþlar, Belediye Baþkaný Melih Gökçek’e tepki göstererek “Gökçek istifa”, “Biz buradayýz, Gökçek nerede?” diye slogan attýlar. Olay yerine sevk edilen polislerle halk arasýnda gerginlikler yaþandý. 7 Aðustos günü, sabah saatlerinden itibaren, Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinin tümünde hasta kabulleri durduruldu; yatan hastalar ise hýzla taburcu edilmeye baþlandý. Hastanelerde, acil durumlar dýþýnda ameliyatla da durduruldu. Hacettepe Üniversitesinin bildirdiðine göre 2.000 litrelik su depolarýnýn %75 oranýnda boþaldý ve hastanelerin kullanýmýna sadece 500 litre su kaldý. Saatte 175 ton su tüketen hastaneye tankerle yollanan su ise ancak 1 saat yetti. Hacettepe Ýhsan Doðramacý Çocuk Hastanesi’nde de hasta kabulleri durduruldu ve acil hastalar Keçiören Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi ile Dr.Sami Ulus Çocuk Hastanesi’ne yönlendirildi. Tankerlerle su taþýnmasýnýn da çözüm olmamasý üzerine hastaneler hastalarý sýhhi ortamda tedavi edemeyecekleri ve hastalýklarýn yayýlmasýna engel olamayacaklarý gerekçeleriyle acil önlemler almaya baþladý. Ankara Üniversitesi Týp Fakültesi Ýbni Sina Hastanesi Baþhekimi de hastanenin 1.000 tonluk bir depoya sahip olduðunu anlatarak, tankerlerle sürekli su taþýndýðýný ancak iki saatte doldurulan suyun yarým saatte boþaldýðýný ifade etti. Akal, su sýkýntýsýna raðmen hasta kabulüne devam ettiklerini, ancak aciliyeti olmayan ameliyatlarý erteleme kararý aldýklarýný söyledi. Gazi Üniversitesi Týp Fakültesi Dekaný ise
su sýkýntýsý nedeniyle hasta kabulünü durdurmadýklarýný ama hastaneye ziyaretçi yasaðý getirdiklerini belirterek, poliklinikler dýþýndaki servislere insan giriþini de enfeksiyon riskine karþý engellediklerini, yemekleri de tek kullanýmlýk kaplarda daðýtmaya baþladýklarýný dile getirdi ve su tüketimini en aza indirdiklerini, 1.000 ton kapasiteli depo suyunu ise sürekli klorlayarak mikroplardan arýndýrmaya çalýþtýklarýný anlattý. Hastanelerin bu önlemlerini deðerlendiren Melih Gökçek ise, bu hastanelerdeki su sýkýntýlarýnýn “provokasyon” olduðunu söylüyor. TTB’nin de içinde olduðu DKÖ’lerin kendisine saldýrmak için doktorlarýn bilerek ameliyat ertelediklerini iddia ediyor. Ankaralýlar ise, susuzluðu kendi yöntemleriyle aþmaya çalýþýyor. Þehrin çeþitli yerlerinde bulunan ve kullanýlmayan su kaynaklarý önünde bidonlarla uzun kuyruklar olmaya baþladý. Artýk en acil ihtiyaç olan temizlik için bile su bulunamýyor, yaþlýlar, kadýnlar ve çocuklar su kaynaklarýnýn, parklarýn havuzlarýnýn önünde su doldurmak için bekleþiyor. Daha önce inþaatlarda vb. kullanýlan kuyu sularý, tankerlerle taþýnarak genel temizlikte kullanýlýyor. Belediyeden gelen açýklamalar ise susuzluðun bir süre daha devam edeceði yönünde. Su kesintisi 10 Aðustos’a kadar uzatýldý. Ancak uzmanlar, kesinti sonrasý verilecek suyun temiz olmayacaðýný, o suyla banyo bile yapýlmamasý gerektiðini; bu akan kirli suyun ancak 3 gün sonra temizleneceði, o sürede akan suyun dezenfekte edilmesi gerektiði konularýnda uyarýyorlar. Kesintinin ardýndan gelen suyun, baþta hepatit, tifo olmak üzere çeþitli hastalýklarýn mikroplarýný taþýyacaðýný, bu hastalýklarýn ise 6 ay kuluçka süresi sonunda ortaya çýkacaðýný açýklýyorlar. Ankara’daki bu su kesintisi, memurlarý da etkiledi. Ankara’da, çoðu kamu kuruluþu, hijyenik kaygýlar nedeniyle baþta öðle yemeði olmak üzere tüm yemek servisleri kaldýrýldý. Bunun yaný sýra, pek çok kurum ve kuruluþ da yiyecekleri ve bulaþýklarý gerektiði gibi yýkayamadýklarý gerekçesiyle öðle yemeðini iptal ettiler. Ýlerleyen günlerde ise, Ankara’da musluklardan akmayan su nedeniyle, kanalizasyonlarýn dip çöküntüleri arttý ve logarlar da temizlenemeyince þehrin sokak ve caddeleri kokmaya baþladý. Çevre Mühendisleri Odasý Ankara Þubesi, yaptýðý açýklamada, lavabolarda ve tuvaletlerde azalan kullaným suyu nedeniyle atýklarýn seyreltilemediðini vurgulayarak “Dip maddesinin artmasý kokuya neden oluyor. Ankara’nýn birçok bölgesinden vatandaþlar bize dahi koku þikayetinde bulunuyor” diyerek, kesintiler bek-
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
lenmeden logarlarýn temizlenmesi gerektiðini kaydetti. 8 Aðustos tarihinde Halkevleri Güvenpark’ta su kesintilerini protesto etmesinin ardýndan, 9 Aðustos’ta da “Geleceðimizi Ýstiyoruz Ankara Giriþimi”ne üye yaklaþýk 30 kiþi Güvenpark’taki Büyükþehir Belediyesi binasý önünde Melih Gökçek’i protesto ettiler. 10 Aðustos günü ise Ankaragücü Spor Kulübü taraftarlarý Karanfil Sokak’ta bulunan Gama Ýþ Merkezi giriþinde toplanarak Gökçek’i protesto etti. Ellerinde su bidonlarý bulunan grup adýna yapýlan açýklamada “Melih Gökçek bir süredir Ankaragüçlülerle uðraþýyordu ve bizi düþman olarak görüyordu. Artýk tüm Ankara’yý düþman görüyor” dediler. Büyükþehir Belediyesi, mahallelere belirli aralýklarla tankerlerle kullaným suyu daðýtmaya baþladý. Ancak Altýndað’daki AKP’ye oy veren Hacýlar, Seymenler gibi mahallelere sokak sokak su daðýtýlýrken, uzak olduðu veya listede olmadýðý gerekçeleriyle Battalgazi Mahallesi’ne su verilmemesi, halkýn tepkisine neden oldu. Bu geliþmeler üzerine mahalleden bir grup, 8 Aðustos gecesi Akköprü’ye gelerek Belediyenin özel bir þirkete sattýðý bir tanker suya el koydu. Su dolu tankeri mahallelerine götürmek isterken mahalle giriþinde yollarý belediye ekipleri tarafýndan kesilince halk taþlarla, ve sopalarla sularýna sahip çýktýlar ve tankeri mahalleye getirmeyi baþardýlar. Mahalle halký, sabah 04.00’e kadar bidonlarýný doldurduktan sonra tankeri geri gönderdiler. 10 Aðustos günü, Altýndaðlýlarý örnek alan Mamak’ýn Þirintepe Mahallesi halký da, mahalleden geçen ASKÝ su tankerine el koyarak suya kavuþtu. Ankara’da yaþanan bu geliþmelere ise, Büyükþehir Belediyesi internet sitesi üzerinden þöyle bir açýklama yaptý: “Su Kesintilerini Bahane Ederek Kamuoyunda Panik Havasý Estirmek Ýsteyen Ýdeolojik Gruplara Karþý Halkýmýzý Uyarýyoruz: Ankara Büyükþehir Belediyesi yetkilileri, su kesintilerini bahane eden bazý gruplarýn, eylemler yaparak, ishal ve benzeri hastalýklarýn yayýldýðý iddialarýný ortaya atacaklarý duyumlarý aldýklarýný belirterek, ‘Su kesintileri bahane edilerek halký paniðe sevk edecek gruplara karþý halkýmýz duyarlý olsun’ uyarýsýnda bulundular. Büyükþehir Belediyesi yetkilileri yaptýklarý açýklamada, bugüne kadar devamlý olarak belediye aleyhinde eylem yapmayý alýþkanlýk haline getirmiþ bazý odalarla, bazý siyasi parti mensuplarýnýn su kesintilerini bahane ederek, Baþkan Melih Gökçek ve Ankara Büyükþehir Belediyesi’ne karþý bir eylem programý hazýrlýðý içinde olduklarýnýn duyumlarýný aldýklarýný bildirdiler.” Ankara Büyükþehir Belediye Baþkaný Melih Gökçek ise konuyla ilgili yaptýðý açýklamada, “Halkýmýzý bu tip provokasyonlara karþý uyarmayý bir görev biliyoruz” dedi.
11
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
YIKIMDAN KURTARAMAYACAK cephesinin bu kanadýnýn Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn bastýrýlmasý, imha ve inkarý konusunda diðerlerinden en ufak bir farký yoktur. Aralarýndaki fark görev daðýlýmýndan ibarettir. Biri bu politikanýn siyasi, hukuki ve diplomatik koþullarýný; diðeri askeri koþullarýný hazýrlayýp yerine getiriyor. Karþýmýza çýkan somut olgularý objektif ve bilimsel bir þekilde incelersek bir kez daha þu gerçekle karþýlaþýrýz: Tekelci sermaye sýnýfýnýn ve faþist devletin Kürt halkýnýn özgürlük hakký meselesinde inkar ve imha politikasýndan baþka seçeneði yoktur. Meclis, hükümet, siyasi partiler vb vb. bu önemli toplumsal sorunu “diyalog” vs. ile deðil savaþla, güce dayalý olarak çözmenin araçlarýdýr. Tekelci sermaye sýnýfýnýn ve faþist devletin sadece K.Kürdistan halkýnýn deðil, G.Kürdistan halkýnýn da özgürlük hakkýna tahammülü yoktur. Çünkü Kürdistan’ýn herhangi bir parçasýndaki Kürt halkýnýn özgürlüðünü kendi varlýðýna yönelik en büyük tehdit olarak algýlýyor. Bu, tekelci sermaye sýnýfý ve faþist devletin bir gerçeðidir. Biz, dergimiz sayfalarýnda bu gerçeðe defalarca iþaret ettik ve ortaya çýkan her yeni olgu, her yeni geliþme bizi doðrulamýþtýr. Þimdiden görülüyor ki, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýna karþý Meclis, DTP’ye “rehine” muamelesi yapacaktýr. DTP’nin “yumuþama” mesajlarý, Meclis’i bu politikasýnda cesaretlendirmekten baþka bir þeye yaramayacaktýr.
SAVAÞ HAZIRLIKLARI Meclis, ufak tefek, hesaba katýlmalarý ihmal edilebilir deðiþiklikler dýþýnda, ayný Meclis ise, kurulacak hükümet ve bu hükümetin görevleri de ayný olacaktýr. Tekelci sermaye sýnýfý ve faþist devlet sürece, seçimler öncesinde kal-
dýklarý yerden devam ediyorlar. Önceki hükümetin görevi toplumsal devrimi ve Kürt halkýnýn özgürlük savaþýný bastýrmaktý; yeni kurulacak hükümet öncekinin yarým býraktýðý bu görevi tamamlamaya çalýþacaktýr. Baþarýp baþaramayacaðý ayrý konudur ama daha hükümet kurulmadan kollarýn bu görev için sývandýðý bir olgudur. Eski, yarým kalmýþ iþlerin tamamlanmasý babýnda ilk iþ olarak Irak baþbakaný çaðrýldý ve Irak’la UKH’ne karþý ittifakýn yollarý araþtýrýldý. Arkasýnda savaþacak tek askeri bile olmayan Maliki ile anlaþma yapmak ne iþe yarar diye sorulabilir. Gerçekten de Maliki ile yapýlacak anlaþmanýn hiç bir deðerinin olmayacaðý G.Kürdistan’dan gelen açýklamalarla çabuk ortaya çýktý. Devlet ve hükümetin Maliki gibi birine sarýlmasý onun çaresizliðine ve güçsüzlüðüne iþaret ediyor. Fakat ayný çabalar bize baþka bir þeyi; önümüzdeki süreçte devlet ve hükümetin nereye aðýrlýk vereceðini de gösteriyor. Türk ordusunun ufak birlikler halinde G.Kürdistan’a girmeye baþladýðý haberleri gelmeye baþladý bile. Yeni kurulacak hükümetin ilk iþi bu sürecin diplomatik ve siyasi sorunlarýný çözmektir. Þüphesiz, herþey tekelci sermaye sýnýfý ve hükümetin isteðine uygun geliþecek diye bir þey yoktur. Böyle bir þeyi kimse iddia edemez. Aksine, burjuvazinin ve hükümetin plan ve hesaplarýný bozan geliþmeler her adýmda karþýlarýna çýkacaktýr. Emekçi sýnýflarýn devrimci kitle hareketi, dünya kapitalizmini sarsmaya baþlayan yeni kriz dalgasý, Kürt halkýnýn iþgale karþý ortaya koyacaðý direniþ bu geliþmelerin baþýnda geliyor. Savaþ, onu yönetecek hükümetle birlikte düzenin bütün kurumlarýný temellerinden sarsacaktýr. 99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
Emekçi sýnýflarýn gözünde önemli kýlmak için burjuvazinin üzerinde her türlü gürültüyü kopardýðý seçimler siyasal sürecin ortasýna açýlmýþ küçük bir parantez gibi gelip geçti. Parantezin sonrasý öncesinin devamýdýr; tekelci sermaye sýnýfýnýn çeþitli hesaplarla açtýðý bu parantezi yok saymak siyasal sürecin deðerlendirilmesinde ciddi bir eksikliðe iþaret etmez. Seçimlerin üzerinden geçen bir aylýk süre bu gerçeði tartýþmasýz þekilde ortaya koydu. Meclis ayný Meclis, hükümet ayný hükümet, sorunlar ayný sorunlar... DTP’nin Meclis’e girmesini bir tarafa koyarsak, liberal ve yýlýþýk bir sosyal reformist ile tescilli bir katilin “yeni” Mecliste boy gösterecek olmalarý bir “yenilik” ifade etmiyor; eskisinde de bunlardan çok vardý. 13
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
YENÝ SAVAÞ HÜKÜMETÝ DÜZENÝ E
mekçi sýnýflarýn gözünde önemli kýlmak için burjuvazinin üzerinde her türlü gürültüyü kopardýðý seçimler siyasal sürecin ortasýna açýlmýþ küçük bir parantez gibi gelip geçti. Parantezin sonrasý öncesinin devamýdýr; tekelci sermaye sýnýfýnýn çeþitli hesaplarla açtýðý bu parantezi yok saymak siyasal sürecin deðerlendirilmesinde ciddi bir eksikliðe iþaret etmez. Seçimlerin üzerinden geçen bir aylýk süre bu gerçeði tartýþmasýz þekilde ortaya koydu. Meclis ayný Meclis, hükümet ayný hükümet, sorunlar ayný sorunlar... DTP’nin Meclis’e girmesini bir tarafa koyarsak, liberal ve yýlýþýk bir sosyal reformist ile tescilli bir katilin “yeni” Mecliste boy gösterecek olmalarý bir “yenilik” ifade etmiyor; eskisinde de bunlardan çok vardý. Her þey ayný kaldýðýna göre burjuvazinin durumu çölde deve üzerinde giden zengin Arap þeyhiyle yanýnda yürüyen kölesinin durumunu andýrýyor: “Biz bu haltý neden yedik” DTP’nin Meclise girmiþ olmasý yeni bir duruma iþaret etmiyor mu? Olabilir ama hemen kaydetmemiz gerekir ki, her yeni durum ezilen halklarýn yararýna olacak diye mutlak bir yasa yok. Tekelci sermaye sýnýfý bu yeni durumu çok çeþitli biçim ve araçlarla lehine çevirebilir ve Kürt halkýnýn özgürlük savaþýna karþý kullanabilir. Nitekim, Ulusal Kurtuluþ Hareketi’nin bu tehlikenin farkýnda olduðunu gösteren bir takým olgular þimdiden ortaya çýkmaya baþladý. Ýþte bir örnek: 2 Aðustos tarihi Özgür Politika gazetesinde þu satýrlarý okuyoruz: “DTP’yi de eleþtiren KCK, þu deðerlendirmelerde bulundu ‘Bu inkarcý ve ayrýmcý egemenlik siyasetine karþý öncelikle Kürt halkýný temsil etme durumunda olan parlamenterlerin duyarlý, bilinçli ve tutarlý demokratik-yurtsever tutumunun pekiþmesi önemli olacaktýr.
12
Bize göre ne tahriklere kapýlma ne de geri adým atma anlamýna gelecek tutumlara girmemeye dikkat etmek gerekiyor. Elbette ki, Kürt demokratik siyasetinin ulaþtýðý olgunluk düzeyinin gerekli çözümleyici tutumunu geliþtirmek gerekiyor ama ‘þov yapmayacaðýz’ vb. söylemlerle geçmiþin önemli geliþmeler yaratmýþ direniþçi tutumunu reddedici bir duruma da girmemek gerekiyor. Geçmiþi sahiplenerek onun daha da geliþmiþ bir devamý olarak baþarmayý ve sonuç almayý yüksek bir kararlýlýkla sürdürmek gerekmektedir.” Bu uyarý ve eleþtiri boþuna deðildir. Faþist devlet ve tekelci sermaye sýnýfý, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn kolunu-kanadýný kýrarak etkisiz hale getirmek için DTP’nin Meclisteki varlýðýndan yararlanmanýn hesaplarý içinde. DTP’yi çok yönlü kuþatarak en geri uzlaþma çizgisine çekmek, hukuki ve siyasal baskýlarla geçmiþin devrimci deðerlerini çeþitli biçimlerde inkara zorlamak bu hesaplarýn baþýnda geliyor. Bu konuda Meclisin, ordunun, basýnýn, hükümetin, kýsacasý tekelci sermaye sýnýfýnýn bütün kurum ve araçlarýnýn DTP’yi kýskaca almak, özgürlük hakkýný reddeden bir konuma geriletmek, silahlý mücadeleyi eleþtiren bir noktaya çekmek için bütün güçleriyle saldýracaklarýndan kuþku yok. Bu saldýrý seçimler öncesinde baþlamýþtý, þimdi hýz artýrarak sürüyor. Buradan sonuç alabileceklerini de görüyorlar. Pervasýzlýklarý bundandýr.
DÜÞMANI ANLAMAK Bir savaþta düþmanýn hareket tarzýný anlamak, içinde bulunduðu koþullarý, durumunu doðru kavramak savaþý kazanmanýn önemli koþullarýndan birisidir. Bunu anlamamýza yardým edecek iki örneðimiz var. Birincisi, DTP’nin seçimlere katýlmasýný engellemek için Meclisteki partilerin yekvücut olmalarýna iliþ99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
kin bir gazete haberidir. “Meclis DTP’ye karþý birleþti” baþlýðýyla verilen gazete haberi þöyle devam ediyor: “Meclis’te aylardýr görülen uzlaþmaz tavýr tablosundan bu sabah eser yoktu. Cumhurbaþkanlýðý seçimi, Anayasa deðiþikliði ve seçim sistemi gibi kritik konularda ateþli tartýþmalara sahne olan TBMM, bu sabah sakin bir oturum geçirdi. DTP’nin baðýmsýz adaylarla seçime girmesinin kesinleþmesinin ardýndan iktidar ve muhalefet partileri seçimle ilgili bir deðiþiklik üzerinde beraber hareket etmeye karar verdi. DTP’nin seçimlerde önünü kesmek için baðýmsýz adaylarýn birleþik oy pusulasýnda yer almasýný öngören teklif, 429 oyla kabul edildi. Bu teklif uzun zamandýr ilk kez 400’ü geçen oy alan bir Anayasa deðiþikliði oldu. Böylece, Türkiye’nin görmeyi ümit ettiði uzlaþmýþ Meclis tablosu ancak DTP’ye karþý yapýlan bir deðiþiklikte ortaya çýkmýþ oldu.” Ýkinci örneðimiz sahte laik-þeriatçý kutuplaþmasýnda AKP’ye “düþman” gibi görünen askerlerin AKP’nin Kürdistan’da yüksek oy almasýna nasýl sevindiklerini gösteren bir açýklamadýr. Seçim sonuçlarýný deðerlendiren Emekli Subaylar Derneði baþkaný bu konuda þöyle diyordu: “Mutlu olduðumuz... bir diðer konu AK Parti’nin Güneydoðu’da DTP’den fazla oy alarak bölgede söz sahibi olmasý, baþka bir bölücü ittifakýn Meclis’te olmamasý” gibi. Bu örnekler, düþmanýn devrim güçleri karþýsýnda nasýl birlik olduðunun, baþka bir ifadeyle, karþý devrim cephesinin toplumsal devrim karþýsýnda, Kürt halkýnýn özgürlük savaþý karþýsýnda nasýl “birlik” olduðunun kanýtlarýdýr. AKP, kendisinin “seçim zaferinden” askerlerin duyduðu “mutluluða” nasýl karþýlýk veriyor? “Tek bayrak, tek millet, tek devlet” sözleriyle. Yani, karþý devrim
Yeni Evrede
Zindanlar
Mücadele Birliði
96 Ölüm Orucu Ve Süresiz Açlýk Grevi Hasta Tutsaklar Ölümle Yüz Yüze
EYLEMLERLE ANILDI
‘96 Ölüm Orucu savaþçýlarý 24 Temmuz’da Mücadele Birliði, ESP, DHP, Partizan, BDSP, ÝCÝ ve Kaldýraç tarafýndan ortak yapýlan basýn açýklamasý ile anýldý. Saygý duruþuyla baþlayan eylem basýn açýklamasýnýn okunmasý ardýndan atýlan sloganlarla son buldu. Eylemde “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Analarýn Öfkesi Katilleri Boðacak”, “Katil Devlet Hesap Verecek” vb. sloganlarý atýldý. 96 Süresiz Açlýk Grevi (SAG) ve ÖO anmalarý 29 Temmuz Pazar günü Müjdat YANAT ve Tahsin YILMAZ’ýn mezarlarý baþýnda eylemlerle devam etti. Ýlk olarak Bornova Mezarlýðýnda bulunan Tahsin YILMAZ’ýn mezarý baþýna gidildi. Tahsin YILMAZ’ýn mezarý baþýnda ölümsüzleþen tüm devrim savaþçýlarý için saygý duruþuyla baþlayan eylemde daha sonra basýn açýklamasý okundu. Basýn açýklamasýnýn ardýndan sloganlar atýlýp þiirler okunduktan sonra Tahsin YILMAZ’ýn yoldaþlarý ve annesi birer konuþma yaptý. Tahsin Yýlmaz’ýn mezarýndaki anma tamamlandýktan sonra Buca Kaynaklar Mezarlýðýnda bulunan Müjdat Yanat’ýn mezarý baþýna gidilerek devam etti. Saygý duruþunun ardýndan Müjdat Yanat’ýn Mücadelesi anlatýldý ve “Müjdat Yanat Ölümsüzdür”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur” sloganlarýyla bitirildikten sonra Buca Kaynaklar Mezarlýðýnda bulunan bazý 2000 Ölüm Orucu savaþçýlarý ve diðer ölümsüzleþen devrim savaþçýlarýnýn mezarlarý ziyaret edilerek oralarda da saygý duruþlarý yapýldý ve þiirler okunup sloganlar atýldýktan sonra anma eylemleri bitirildi. Anma eylemleri Mücadele Birliði, Alýnteri, ESP, DHP, Partizan, BDSP ve Kaldýraç tarafýndan gerçekleþtirildi. 96 Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþen 12 devrim savaþçýsý, zindan savaþlarýný yaþandýðý Buca Zindaný önünde ve mezarlýklarda yapýlan eylemlerle anýldý. ÝZMÝR MÜCADELE BÝRLÝÐÝ PLATFORMU
14
Tutuklu Ve Hükümlü Yakýnlarý Birliði (TUYAB) 4 Aðustos 2007 tarihinde hasta tutuklulara iliþkin ÝHD Ýstanbul Þubesinde bir basýn açýklamasý yaptý. TUYAB adýna basýn açýklamasýný okuyan Emriye Demirkýr, Sincan 1 No’lu F Tipi cezaevinde tutulan ve durumu aðýrlaþan Yaþar Ýnce baþta olmak üzere, diðer hasta tutuklularýn saðlýklarýna iliþkin bilgi verdi. Okunan açýklamada; “Yaþar Ýnce Mayýs 2006’da tutuklandý. Önce Ceyhan Kapalý Cezaevi’ne ardýndan Sincan F Tipi Cezaevi’ne konuldu. Tutuklandýðý günden beri Hepatit B hastasý olduðu biliniyordu. Bunun yaný sýra kalp rahatsýzlýðý, bel fýtýðý, böbreklerde taþ, midede ülser gibi bir dizi ciddi rahatsýzlýðý bulunmaktaydý. Ancak tüm tedavi talepleri, hastaneye sevk istemleri ‘asker yok’ gerekçesiyle geri çevrildi. Hepatit deðerleri yükselince kendi ihtiyaçlarýný karþýlayamaz duruma gelen Ýnce’nin tek kiþilik hücrede tutuluyor oluþu sanýrýz devletin ‘güvenlik’ anlayýþýný ve hasta tutsaklara yapýlan muameleyi de yeterince gözler önüne seriyordur. Son olarak 25 Haziran tarihinde Ankara Numune Hastanesi’ne götürülen Yaþar Ýnce ve mesane kanseri olan Erol Zavar askerlerin saldýrýsýna maruz kalmýþtýr. Tutsaklarýn ihtiyaçlarý karþýlanmamýþ, kelepçelerin aþýrý sýkýlmasý ve iteklemeler nedeniyle Ýnce’nin kan alýnan kolu þiþmiþ, Zavar’da morluklar oluþmuþtur. Ayný gün 2 No’lu F Tipinden getirilen Ýsmail Doðan isimli tutsak da askerlere tepki gösterince tekme ve yumruklarla saldýrýya uðramýþtýr. Tutsaklar tarafýndan ulaþtýrýlan son bilgilere göre Yaþar Ýnce 16 Temmuz’da hastaneden çýkarýlýp cezaevine geri götürülmüþtür. Verilen bilgiye göre yapýlan tetkikler olumlu çýkmamýþ ve karaciðerde enfeksiyon baþlamýþtýr. Bugüne kadar Hepatit B taþýyýcýsý iken bugün hepatit aktifleþmiþ durumdadýr. Enfeksiyon durdurulmazsa siroz ve kansere çevirme ihtimali fazladýr. Bu durum ölümle sonuçlanacak bir sürecin baþlangýcý olabilecektir. (...) Yine Sincan Kadýn Kapalý Cezaevi’nde tutuklu bulunan Nevin Yaylacý beyin kanamasý geçirmiþ ancak bu durum çok geç fark edilmiþtir. Gebze M Tipi’nde tutuklu bulunan Hatice Bolat’ýn vücudunda gerçekleþen kanamalara dair herhangi bir teþhis konulmamýþ ve tedavisi yapýlmamýþtýr. Erol Zavar mesane kanseri olmasýna ve defalarca ameliyat geçirmesine raðmen halen Sincan 1 No’lu F Tipi’nde tutulmaya devam edilmektedir. Mesut Deniz ve Kemal Ertürk de keza ayný durumdadýr. F Tipi cezaevinde tutulduðu sürede tedavisi yapýlmadýðý için gözlerini kaybeden Wernicke-Korsakoff hastasý eski tutsak Savaþ Kör’ün durumu diðer hasta tutsaklarýn gelebileceði noktayý göstermektedir. Bizler baþta Yaþar Ýnce ve Erol Zavar olmak üzere tüm hasta tutsaklarýn tahliye edilmesini talep ediyor, olacaklardan Adalet Bakanlýðý’nýn sorumlu olacaðýnýn altýný çiziyoruz. Tüm demokratik kitle örgütlerini ve baþta TTB olmak üzere tüm mesleki örgütlenmeleri ettikleri hipokrat yeminini sahiplenmeye ve durumlarýnýn takipçisi olmaya davet ediyoruz” denildi. TUYAB sözcüsünün ardýndan Yaþar Ýnce’nin avukatý Gül Altay’ýn da müvekkilinin durumuna iliþkin verdiði bilgilerin ardýndan basýn açýklamasý sona erdirildi. Konuya iliþkin 5 Aðustos Pazar günü Galatasaray postanesi önünde Partizan Þehit ve Tutsak Aileleri de bir basýn açýklamasý yaptýlar ve F Tipi Cezaevlerinde tedavisi yapýlmayan tutsaklarýn serbest býrakýlmasýný istediler.
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
Yeni Evrede
Küresel Isýnma
Mücadele Birliði
“KÜRESEL” ISINIYORUZ! Her gün karþýmýza çýkan ve yaþamýmýzý tehdit eden küresel ýsýnma konusuyla birlikte hiç de yeni olmayan bir saldýrý altýnda kaldýk. Bu saldýrý yalnýz buzullarýn erimesi, tatlý su kaynaklarýmýzýn tükenmesi, yeni bir buz çaðýna gireceðimize iliþkin bilimsel tespitlerin iþaret ettiði doðasal bir felaketten ibaret deðil. Tüm burjuva basýnýn ve “yetkililerin” “su kaynaklarýný dikkatli kullanýn” uyarýlarýnýn bombardýmaný altýndayýz. Temel temizlik ihtiyaçlarýmýza kadar uzanan bu uyarýlarda lüks tüketime iliþkin bir paragraf bulmak neredeyse imkansýz. Daha önce bulaþýcý hastalýklardan korkan burjuvazi bize ellerimizi sýk sýk yýkamamýzý ve temizliðe özen göstermemizi salýk veriyordu. Þimdi kendi özel havuzlarýndan, su parklarýndan vazgeçmeksizin halýlarýmýzý yýkamamamýzý öneriyor. Daha az enerji harcamak için daha az teknoloji satýn almak gerekliliðini vurgulamak yerine, bize halý yýkama makineleri almamýzý salýk veren burjuvazi, býrakýn bu sorunu çözmeyi yine felaketten kar elde etmenin peþine düþmüþ durumda. Küresel ýsýnmayla birlikte klima, su, bulaþýk makinesi, halý yýkama makinesi, güneþ koruyucu kremler gibi ürünlerin satýþýnda artýþ olduðu için sevinmekle meþgul. Bu dünyada kendisi yaþamýyormuþ gibi. Üstelik tüm bu üretimler fazladan enerji sarfiyatýna yol açtýklarý için ýsýnmayý hýzlandýrýyor. Sera etkisi denilen atmosferin ýsýtma ve yalýtma etkisi karbondioksit gazlarýnýn ýsýyý tutma etkisiyle, güneþten gelen radyasyonu dýþa yansýtmasýný engelleyerek ýsý artýþýna neden oluyor. Bu ve baþka sebepler birbirini tetikleyerek yerküremizin daha fazla ýsýnmasýna neden oluyor. Karþýmýzda gerçekten de büyük felaketleri hazýrlayan ve bu felakete hýzla ilerlerken bütün suçu bize atarak kendisini kurtarmaya çalýþan bir güruh var. NASA uzmanlarýnýn bile fosil bazlý yakýtlarý acilen terketmek gerektiðini söylemek zorunda kaldýðý bir dönemdeyiz. Oysa petrol, kömür gibi bu fosil bazlý yakýtlar için burjuvazinin ne kadar saldýrgýnlaþabileceðini hepimiz biliyoruz. Atmosferde biriken karbondioksitin %49 undan bu yakýtlar sorumluyken burjuvazi ve onun sözcüleri bize bir takým önlem-
lerden bahsediyor. Özel arabalardan vazgeçmek gerektiði, alýnan her eþyada üretimi sýrasýnda kullanýlan yakýtý hesaplamak gerektiði, yenilenebilir enerji kaynaklarýna yönelinmesinin þart olduðu gibi açýklamalar utangaçca satýr aralarýna yerleþtirilmiþ. Oysa ýsýnmanýn temellerini bunlar oluþturuyor. Bizden istenen önlemlerin hiçbirisi burjuvazinin cebine dokunmuyor. Çoðunluðu azalan suyun dikkatli kullanýlmasý üzerine. Yani sadece kendi kýsa ömrü için sonuçlara katlanmamýzý ve yeni mallar satýn almaya devam etmemizi salýk veriyor. ABD dünya nüfusunun %4’üne sahipken karbondioksit üretiminin %25’ini gerçekleþtirmekte. Kuzey Kutbu’ndaki ýsýnma, dünyanýn geri kalanýndan iki kat daha hýzlý. Isýnmanýn sorumlularý en geliþmiþ sanayi merkezlerine sahip büyük ülkeler. Yani G8 ülkeleri. Bu bilgiler bile kimin bulaþýklarýný bulaþýk makinesinde yýkamasý gerektiðine iþaret ediyor! Son zamanlarda yaþadýðýmýz orman yangýnlarý küresel ýsýnmadaki son kurtarýcýlarýmýzý elimizden alýyor. Son 6 aydaki yangýnlarda Avrupa kýtasýnýn yarýsý kadar orman yandý. Bu alanlar tekrar ormanlaþtýrýlsa bile -ki bundan þüphe duymayan bu sistemi hiç tanýmýyordur- normal koþullarda 50 yýl sonra kaybýmýzý karþýlayacaðýz. Ne var ki son buzul 2060 yýlýnda eriyecek. Tüm dünyada seller ya da susuzluðun zararlarýný yine yoksullar çekiyor. Ýngiltere ve Hindistan’da ayný anda seller meydana geldi. Ýngiltere’de helikopterler insanlarý tek tek güvenli bölgelere taþýrken Hindistan’da yüz binlerce insan evlerinden kalan yýkýntýlarýn içinde kendisine yeniden kalacak yerler yapmaya çabaladýlar. Yerküremizi ayný ölçüde ýsýtmadýðýmýz gibi, karþýmýza çýkan hiçbir felaketi de ayný koþullarda yaþamayacaðýz. En sýradan çevre örgütleri bile kapitalizmin öldürdüðünü ve kapitalizmi öldürmeden hayatta kalmamýzýn imkansýz olduðunu haykýrdýðý bu dönemde sýcaklara katlanmaya çalýþmaktan baþka yapacak birþeylerimiz olmalý. Küçük bir azýnlýk, tüm dünya yaþamýný geri dönüþümsüz bir þekilde tehdit ediyor. Daha büyük bir çoðunluða ise bu sýcak ölüme katlanmasýný ve kýsýtlý yaþamýndan tasarruf etmesini salýk veriyor. Tüm bu olup bitenlerin iki yönü var, tüm canlý hayatý tehdit eden kapitalizm ve hayatta kalmak için kapitalizmin suyunu ýsýtan emekçiler. Ancak görünen o ki çok fazla zaman kalmadý. Önümüzdeki günler her açýdan daha sýcak geçecek. Her canlý hayatta kalmanýn mücadelesini verir. Ýnsan, daha önceki deneyimlerinden bu mücadeleyi baþarabildiðini görebilmiþ ve deneyimler biriktirebilen tek canlý. Doðayý ve kendisini yok oluþa sürükleyen felaketin kaynaðýnýn baþýna felaket olmayý bilecektir. Baþka bir deyiþle; “Ya ölü yýldýzlara hayatý götüreceðiz ya da dünyamýza inecek ölüm.”
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
15
Yeni Evrede
Okurlardan
Mücadele Birliði
“Ýnsan Önce Devrimi Kendi Ýçinde Gerçekleþtirmelidir”
M
erhaba Y.E. Mücadele Birliði Okurlarý.
Sizlerle dergi okurumuz dört arkadaþla yaptýðýmýz sohbeti paylaþmak istedik. Y.E. Mücadele Birliði: Onca insanýn yaþamdan kovulduðu, ezildiði, katledildiði, çürüdüðü bu toplumda kendimizi ne kadar insan hissediyoruz? Sizce insanýn tanýmý nedir? Þahin: Bilinçten yoksunken farkýndalýk yoktu ve dolayýsýyla rahatsýzlýk yoktu. Araþtýrdýkça ve bir þey yapmadýkça insan olmaktan utanmaya baþlýyoruz. Ýnsanýn beyninde sorular belirmeye baþlýyor. Savaþlar neden oluyor? Masum insanlar neden ölüyor? En verimli döneminde çaba sarf edip okuyanlarýn iþ bulamamasýnýn nedeni ne? Ýnsanlýk neden yaþamdan kovuluyor? Ýnsanlarýn iliþkilerine paranýn yön vermesi ve birbirlerine, kendilerine yabancýlaþmalarý... Kimi yoksul semtlerde çocuklarýný doyuramayan bir annenin kendi bedenini pazara sürmesi, fuhuþa zorlanmasý... Neden? Gençlerin, özellikle de genç kadýnlarýn kendini ifade etme olarak cinselliðini ön plana çýkarmasý... Tüm insanlýða yetecek kadar yiyecek-giyecek varken neden bunlar depolarda çürümeye býrakýlýyor ve insanlar açlýktan, yoksulluktan ölüyor? Ýnsan kendine sormadan edemiyor. Bu ve buna benzer onlarca olayýn yaþandýðý bu koþullarda gerçek anlamda insan gibi yaþamadýðýmýza inanýyorum. Diðer canlýlardan farklý olarak konuþabilme ve düþünebilme yetilerine sahip olan, bu yetileri kullanarak kendini ve doðayý deðiþtirebilme, dönüþtürebilme ve geliþtirebilme özelliklerine sahip toplumsal bir varlýk olarak tanýmlýyorum insaný. Nehir: Dünyaya geldiðimizde çevremizdekiler bizi sevebilecekleri küçük birer varlýk olarak görürler. Ýleride hayatýný þekillendirecek, kendi düþüncelerini o-
16
luþturacak bir þey olarak görmezler. Bize belirli kalýplar çizilmiþtir, bu kalýplarýn dýþýna çýkmadýkça toplumun bakýþ açýsýndan dolayý kendimizi iyi hissederiz. Ekonomik baðýmsýzlýðýmýzý kazandýðýmýzda toplumdaki deðerimiz kazancýmýzla doðru orantýlý oluyor. Bu kalýplarýn dýþýna çýkmadýkça ve gelirimiz iyi oldukça toplumun bakýþýndan dolayý kendimizi insan sanýrýz. Ama okuyup, araþtýrýp, bilinçlendikçe “insan olmadýðýmýzýn” farkýna varýyoruz... Yani insaný insan yapan ahlak, vicdan, özgüven gibi duygularý hiç taþýmadýðýmýzýn farkýna varýyoruz. Ýnsaný toplumun yarattýðý kalýplara göre deðil ve kendi ahlakýný, vicdanýný, düþüncelerini birey olarak þekillendirip topluma katýlan bir varlýk olarak tanýmlýyorum. Yýldýz: Ýnsanýmsýlardan oluþan toplum yaþantýsý yüzyýllardýr yaþamakta olduðu en iðrenç noktaya ulaþmýþ durumda. Bugüne kadar insanlýk adýna hiç bir þey yapmadým. Ama buna devam etmek ve bir þey yapmamak büyük bir ayýptýr. Böyle insanlýktan uzak yaþarken kendimi insan gibi hissetmiyordum. Ve Filistin’li küçük bir çocuðun elindeki taþý karþýsýndaki kocaman tanka atmaya çalýþtýðý resim yok olmadýkça ve biz bunu seyrettiðimiz sürece dünyanýn hiç bir yerinde insanlýðýn varlýðýndan söz edemeyiz. Ama bilinçlendikçe ve bu resmin hiç olmamasý için emek sarf ettikçe insanlýða bir adým daha yaklaþtýðýmýza inanýyorum. Ýnsan nedir? Ýlk bakýþta cevabý kolay gibi görünen bu sorunun aslýnda çok düþünülerek yanýtlanmasý gerekir. Ýnsan; “dünyada yaþanan açlýklarýn, yoksulluklarýn kýsacasý tüm olumsuzluklarýn yaratýcýsý benim ve bunlarý yok etmesi gereken de benim” diyebilen, mücadele eden, sýradan bir bitkiden farklý olarak hareket halinde yaþamýn tüm geliþmiþ yanlarýný benliðine katarak ilerleyen kiþidir. Doðan: Kendimizi insan gibi hisse99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
decek koþullarýn olmadýðý, insanýn yaþamýn dýþýna itildiði bir toplumda yaþýyoruz. Ýnsan dendiðinde akla gelen taným; düþünebilen, sorgulayabilen, üretebilen sosyal bir varlýktýr. Ýnsan kendi emeðiyle vardýr. Bu sistem insaný üretimin dýþýna atarak insani etkinliði yok ediyor, yýkýma uðratýyor. Bunun bir aracý da ailedir. Aile günümüz sýnýflý toplumunda baskýnýn ilk yaþandýðý yerlerden birisidir. Aile kendi iyi niyetlerinin dýþýnda mücadeleye karþý olduklarý için deðil, kaygý ve korkularýndan kaynaklý bu mücadeleden uzak duruyorlar ve sistemle uyumlu bireyler yetiþtiriyorlar. Ancak bu toplumda kendimizi insan hissettirebilecek þey insanýn insan olma mücadelesidir. Bunun ilk adýmýnýn bilinçlenmek ve bilinçlendirmek olduðunu görebilmeliyiz. Ýnsan ancak bu þekilde insan olduðunu hissedebilir. Çünkü kaybetmekte olduðu bir hayatý vardýr. Y.E. Mücadele Birliði: Konuþulanlardan yola çýkarak yaþam koþullarýndan ve bunun yarattýðý insan tipinden hoþnut olmadýðýnýz anlaþýlýyor. Peki sizce buna karþýlýk ne yapmak gerekiyor. Ýsterseniz bu soruya ortak cevap alalým. Y.E. Mücadele Birliði Okurlarý: Her þeyden önce insanýn bir þeyler yapabilmesi için kendine emek sarf etmesi gerekiyor. Sorunlarýn nedenini bulmak için okuyup araþtýracaðý, bilinçleneceði ve sorunu ortadan kaldýracaðý emekten bahsediyoruz. En önemlisi bilinçlenme ve bu bilinci hayatýna geçirerek kendini deðiþtirmesidir. Yani ilk önce insan devrimi kendi içinde gerçekleþtirmelidir. Yukarýda saydýðýmýz olumsuzluklarýn tek ve ayný nedenden -kapitalizmden- kaynaklandýðýný, bu sistem ortadan kalkmadýkça hiç bir þeyin düzelmeyeceðini aksine daha da kötüleþeceðini bilince çýkarmak gerekiyor. Þüphesiz bunu tek baþýmýza yapamayýz. Örgütlü bir mücadeleyle, doðru politikalarla ve o yaratacaðýmýz kolektifin gücüne inanarak mücadele etmemiz gerekiyor. Y.E. Mücadele Birliði: Kolektifi tanýmadan önceki yaþam alýþkanlýklarýmýzla kolektifi tanýdýktan sonraki yaþam alýþkanlýklarýmýz arasýndaki farklýlýklar nelerdir sizce? Þahin: Kolektifin içerisinde yer almadan önce bu sistemin vermiþ olduðu a-
Yeni Evrede
Okurlardan
Mücadele Birliði
lýþkanlýklarla yaþýyorduk. Ot gibi... zamaný katlediyorduk, boþa harcýyorduk. Bencil kayýplarla büyütüldük, “biz” yoktu “ben” vardý. Sürekli sýkýlýyordum, yaþamýn bir amacý ve tadý yoktu. Kolektifte yer alýrken özellikle ilk adýmlarda bu alýþkanlýklarý atmakta güçlük çektim diyebilirim. En çok sýkýntý yaþadýðým konu zamandýr. Zamaný verimli kullanma, disipline etme, özeleþtiri verme, birileri bana eleþtiri yaparken sanki eleþtirinin kendime, beni yok etmek için yapýldýðýný düþünüyordum. Alýþkanlýklarýmý atmak benim için kolay olmadý ve hala bunun mücadelesini veriyorum. Ama artýk durduk yere sýkýlmýyorum. Yaþamýn bir anlamý ve amacý var. Yalnýz olduðum dönemlerde yüreðim kolektif içerisinde yer alan her bir yoldaþýmýn yüreðiyle birlikte atýyor. Nehir: Bu kolektifin gücünün farkýna varmak hayatta çok önemli deðiþiklik meydana getiriyor. Bir nevi hayatta somutlaþtýrma yaratýyor. Yapabileceklerimizin farkýna varýyoruz ve ayný zamanda bunlar için adým atýyoruz. Burada bir deðiþim söz konusudur. Bu deðiþim sürecinde insanýn kalýplarýndan sýyrýlmasý biraz zordur. Aslýnda insan bilince ulaþmadan önce kendine bir dünya kurmuþtur.
Bu dünyada týpký pollyanacýlýk gibi olumsuzluklarý inkar etme ve mutluluk getiren küçük etkinlikler, hedefler vardýr. Özellikle aile üzerine kurulmuþ, somutlanamayacak, bu dünyayý yýkmak çok zordur. Bu kötü bir alýþkanlýk olan geçmiþimizi sorgulayamama olarak karþýmýza çýkýyor. Bunun yanýnda bilinçsizce edindiðimiz tembellik ve bilinçlendikten sonra büyük bir heyecanla yapmak istediklerimizi ortaya döküp bunlarý yapma düzenini yaratamamamýz vardýr. Yýldýz: Sýradan bir yaþamdan fazlasýna sahip olmadýðýný düþünen ben, aslýnda oluþturduðum dünyadan uzaklaþtýkça gerçekten yaþanmasý gereken dünyaya yaklaþmaktayým. Tabii bu o kadar kolay deðildi. Önceleri yaþamýn odamla sýnýrlý olduðunu düþünüyordum. Ama odadan çýkýp insanlarýn arasýna karýþtýkça bir þeylerin nedenlerini görmeye baþladým ve þu an insanýn deðiþtirici, dönüþtürücü gücünün, þu yaþanýlan iðrençliklerin zincirini kolektifle beraber kýrabileceðini biliyorum ve buna yürekten inanýyorum. Doðan: Hayatýmý baþkalarýnýn belirlediði sýnýrlar içerisinde, sistemin bütün alýþkanlýklarýný üzerimde hissederek yaþýyordum ve böylece zamaný kolayca tü-
ketebiliyordum. Bizi güven(siz)likle yetiþtirip, her þeyin para olduðu, insan iliþkilerinin parayla ölçüldüðü bir yaþam yaþýyordum. En önemlisi uðrunda ölünmeyecek bir yaþamdý yani sýradandý. Kolektifle tanýþtýktan sonra yaþamýn nefes alýp vermenin dýþýnda bir þey olduðunun farkýna vardým. Ýnsanlara güvenmeye, yaþamý sorgulamaya, dünyayý tanýmaya baþladým. Yozlaþmýþ, çürümüþ bir yaþamýn yerine onurlu bir yaþamýn varlýðýný yoldaþlarýmdan öðrendim. Sömürüsüz, sýnýfsýz bir yaþamýn; kolektifin bir parçasý olarak, devrim mücadelesi vererek yaratýlabileceðine inandýðým için örgütlü mücadele içerisinde yoldaþlarýmla beraber mücadele etmeye baþladým. Y.E. Mücadele Birliði: Yoldaþlarýn yüreðindeki devrim ateþi, ezilen emekçi halkýn yüreklerindeki kývýlcýmla birleþip oluþacak büyük bir yangýnýn arifesidir. Bu, öyle bir devrim yangýnýdýr ki; tüm yozluklarý, çürümüþlükleri, sömürüyü bu yaþanasý güzel dünyadan söküp atacaktýr. FABRÝKALAR TARLALAR SÝYASÝ ÝKTÝDAR HER ÞEY EMEÐÝN OLACAK! Akdeniz’den
“Tutuklamalar Mýdýr Sistemlerinin Daha Uzun Yaþamasýný Saðlayacak Olan Yoksa Bu Tutuklamalar Mýdýr Kendi Ecelleri Olan...”
Ö
lümsüzleþen bir insanýn anýlmasýnýn suç olduðu bir ülkede yine bir suç iþleniyor, ölümsüzleþen bir deðerin anmasý yapýlýyor ve yine polisler bu anmaya da saldýrýyor. Her anmada olduðu gibi bildik görüntüler; yine müdahale, yine gözaltý, yine tutuklama... Kim bilir kaçýncý bu saldýrganlýklarý, bu korkularý, ve bu insansýzlýklarý. Cevabý bilinen bir soruyu yinelemek geliyor insanýn içinden: “Nedendir acaba bu yaptýklarý, korkularý?” Aslýnda boþuna bir sorudur bu, çünkü cevabý soruyu sormadan önce belli. Nedeni belli bu yaptýklarýnýn, neden gibi çözüme giden yol da belli... Ancak karþý tarafýn anlamadýðý veya anlamak istemediði bir yoldur verilecek cevap: “Devrimdir, devrimci mücadeleye katýlýmdýr”. Bugüne kadar onlara verdikleri cevap buydu devrimcilerin. Bugünden sonra da bu cevap yine verilecektir onlara. Dünyada ne kadar denenmiþ iþkence çeþidi varsa hepsine karþý koyulmuþtur, bu cevap için. Ve bu cevap gerçekleþinceye kadar yine karþý koyulacaktýr hiç usanmadan, býkmadan, vazgeçmeden. Çünkü yakýndýr onlarýn insan(sýz)lýklarýnýn, düþüncelerinin ve hiç bitmeyecek sandýklarý saltanatlarýnýn yýkýlacaðý
gün, yakýndýr üslerine devrilecek olan holdinglerinin, saraylarýnýn titreme sesleri ve yakýndýr tarihin akýþýnýn deðiþeceði gün. Bu yüzdendir korkularý, saldýrganlýklarý, bu yüzdendir devrimci düþünceyi hapsetmek istemeleri, bu yüzdendir düþünceyi deðil ama bedeni hapsetmeleri. Peki tutuklamalar mýdýr sistemlerinin daha uzun yaþamasýný saðlayacak olan yoksa bu tutuklamalar mýdýr kendi ecelleri olan? Bunun ayýrdýna hiç bir zaman varamadýlar ve bu saatten sonra da varamayacaklar. Çünkü gün zafer günüdür, çünkü gün devrimin ayak seslerinin bastýrdýðý gündür. Ve tarih bugünü kalýn puntolarla yazacaktýr. (Bu yazý 26 Haziran 2007’de Aysun Bozdoðan yoldaþýn anmasýnda gözaltýna alýnan ve tutuklanan Leninistler için kaleme alýnmýþtýr.)
MÜCADELENÝZ MÜCADELEMÝZDÝR
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
Akdeniz’den Y. E. Mücadele Birliði Okuru
17
Yeni Evrede
Tarým Ýþçileri
Mücadele Birliði
Kaza Süsü Verilmiþ “KATLÝAM” 7 Aðustos günü Adýyaman’dan yola çýkan ve Sivas’ta geçirdikleri trafik kazasýnda 24 tarým iþçisi öldü... Ne kolay deðil mi bir anda “öldü” deyip çýkartmak zihinlerden. Ýnsani duygularýný hala koruyabilenler ise bunu kolay kolay yapamazlar. Ama bakýn yetkili merciler hiç düþünmeden çýkarttýlar zihinlerinden bu olayý ve bu tür olaylardaki etkilerini...Ve hiçbir þey olmamýþcasýna sus-pus oldular. Binlerce tarým iþçisi, açlýða karþý ayakta durmak için, sadece yaþayabilmek için insanlýk dýþý koþullarda çalýþýyorlar. Bu koþullarý deðiþtirmek bir yana insanlar öldüðünde bile bu çok normalmiþ gibi hiç bir açýklama yapma gereði duymuyorlar. Garip deðil ki onlar için! Ölüm... Ýþçilerin yazýlmýþ kaderi çünkü...ne de olsa sermayelerinden bir þey eksilmiyor, öyleyse onlarý ilgilendiren bir þey deðil. Katliam gibi kaza, insanlara tarým iþçilerinin nasýl güvensiz koþullarda yok pahasýna çalýþtýklarýný gösterdi. Kazanýn ardýndan bir açýklama yapan Çukurova Tarým Aracýlarý Derneði Baþkaný Nevzat Alban, özellikle Kürdistan bölgesinden 100 bini aþkýn iþçinin yýl boyunca mevsimlik iþçi olarak tarýmsal üretimin olduðu bölgelere taþýndýðýný, insanlarýn her an kaza ve ölümle karþý karþýya olduðunu söyledi. 100 bini aþkýn tarým iþçisi, günlük 14-20 YTL arasý çok düþük ücretler karþýlýðýnda neredeyse karýn tokluðuna, güvensiz koþullarda çalýþýyorlar. Çukurova Tarým Aracýlarý Derneði, tarým iþçileri için sigorta talep ettiklerini ve bu yýl sadece trafik kazalarýnda ölen iþçilerin sayýsýnýn 40’ý bulduðunu söyledi. 2007 yýlý içerisinde meydana gelen kazalarda ölen ve yaralanan iþçilerin bilançosu þöyle; Ocak 2007 - Hatay’ýn Dörtyol Ýlçesi’nde hemzemin geçitte yük treni, kasasýnda çoðunluðu kadýn 35 tarým iþçisinin bulunduðu kamyonete çarptý; kazada 7 kiþi öldü, 29 kiþi yaralan-
MART ÝÞÇÝ KÜLTÜR DERNEÐÝ YENÝ YERÝNDE
dý. Mayýs 2007 - Niðde’de tarým iþçisi taþýyan bir kamyon ile otomobilin çarpýþmasý sonucu meydana gelen kazada, 5 kiþi öldü, 18 kiþi yaralandý. Temmuz 2007 - Afyonkarahisar’da tarým iþçileri taþýyan iki midibüsün çarpýþmasý sonucu meydana gelen kazada 2 kiþi hayatýný kaybetti, 4’ü aðýr toplam 36 kiþi yaralandý. Temmuz 2007 - Þanlýurfa’da tarým iþçilerini taþýyan midibüs ile tankerin çarpýþmasý sonucu 6’sý aðýr 52 kiþi yaralandý. Aðustos 2007 - Sivas’ta 7 Aðustos günü meydana gelen son kazada ise kamyonla çarpýþan minibüsteki 24 tarým iþçisi parçalanarak can verdi. Sivas’ta yaþanýlan kazanýn ardýndan birkaç gün geçmeden Ýzmir ve Adýyaman’da da tarým iþçilerini taþýyan araçlarýn kaza yapmasý sonucu 29’u Adýyaman’da, 23’ü de Ýzmir’de olmak üzere toplam 52 iþçi yaralandý. Yaralýlar içinde durumlarý ciddi olanlarda var. Fahriye Þahap adlý kadýn iþçinin kolunun koptuðu, Mehmet Avcý adlý iþçinin kafasýndan darbe aldýðý, durumu aðýr olan Nazmiye Atlý ve Sevcan Kaya’nýn Ödemiþ Devlet Hastanesi, Beyin Cerrahisi Yoðun Bakým Servisi’ne kaldýrýldýklarý öðrenildi. Kapitalizm var olduðu sürece, iþçilerin kaderi deðiþmeyecek. Kapitalistler, ölümlerimizi seyredip yarým býraktýklarý iþlerine dönecekler kayýtsýzca. Çünkü onlar için kara giden ve para getiren her yol mubahtýr. Bu insanlarýn ölümü bile olsa. KAPÝTALÝZM ÖLDÜRÜR KAPÝTALÝZMÝ ÖLDÜRÜN! Ý KÝ TEL LÝ A YI ÞI ÐI E KÝN SA NAT DER NE ÐÝ YE NÝ YE RÝN DE Yeni yerimizde de gelin hep birlikte üretelim ADRES: Atatürk Mah. 5.Sok. No:68 (Cemevi Karþýsý)
Ýzmir Kemalpaþada 8 aydýr Çalýþmalarýný Sürdüren
ÝKÝTELLÝ / TEL: 0 212 4953818
Mart iþçi Kültür Merkezi dernekleþerek yeni yerine taþýndý. Mart Ýþçi Kültür Derneði, yeni yerinde çalýþmalarýna devam ediyor. ADRES: 8 Eylül Mah. 122. Sok. No:9 Kemalpaþa/ ÝZMÝR
SA RI GA ZÝ A YI ÞI ÐI E KÝN SA NAT DER NE ÐÝ YE NÝ YE RÝN DE ADRES: Demokrasi Cad. Birsel Sok. NO: 4/A Sarýgazi/ÜMRANÝYE
18
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
Yeni Evrede
Eylemler
Mücadele Birliði
DEVRÝMÝN AYAK SESLERÝ DÜNYAYI SARSIYOR ÝNGÝLTERE’DE POSTA GREVÝ 25 Temmuz’da Ýngiltere’de Royal Mail’de posta grevi baþladý. Posta þirketi, modernizasyon gerekçesiyle 40 bin iþçiyi iþten atacaðýný açýklamýþ, çalýþan iþçilere de bu yýl için %2,5 zam önermiþti. Ýþçiler ise modernizasyonun, iþten atmalar için bahane olduðunu, bunun iþten çýkarmalar olmadan da yapýlabileceðini söylüyorlar. GÜNEY KORE’DE GREVLER Güney Kore’nin baþkenti Seul’de Yonsei Hastanesi’nde çalýþan binlerce saðlýk iþçisi, 10 Temmuz’dan bu yana grevdeler. Ýþçiler, %4 oranýnda ücret zammý istiyorlar. Ancak Ulusal Çalýþma Ýliþkileri Komisyonu ise bunun yarýsýný öneriyor. Yine Güney Kore’de, E. Land Grubu’nun maðaza zincirlerinde grev yapan iþçiler 7 bin polisin saldýrýsýna uðradý, 135 kiþi gözaltýna alýndý. E. Land yetkilileri, bu grev yüzünden on milyonlarca dolar zarar ettiklerini açýklýyor. ERZURUM’DA TOKÝ ÝÞÇÝLERÝNDEN EYLEM Erzurum’un Ilýca ilçesinde Toplu Konut Ýdaresi (TOKÝ) tarafýndan yaptýrýlan konutlarýn inþaatýný üstlenen müteahhitin yakýnlarý ile iþçiler arasýnda kavga çýktý. Üç aydýr alamadýklarý ücretlerini isteyen iþçilere tabanca ve pompalý tüfeklerle saldýran müteahhitin yakýnlarý 10 iþçiyi yaraladý. Saldýrý sýrasýnda 7 kiþi de býçak ve sopa darbeleriyle yaralandý. Erzurum’un Oltu ilçesinde TOKÝ inþaatýnda çalýþan iþçiler de, müteahhit firmadan alacaklarý ücreti alabilmek için eylem yaptý. Ýþçiler, yaklaþýk 1,5 yýldýr ücret almadan çalýþtýklarýný söyleyerek, binalarýn çatýsýna çýktý. Oltu-Ardahan karayoluna tuðla ve tahta parçalarý atan iþçiler, bir süre yolu ulaþýma kapattý. BALIK ÇÝFTLÝKLERÝNE KARÞI EYLEM Ýzmir’in Karaburun Ýlçesi’nde Gerence Körfezi’ndeki orkinos, çipura ve levrek çiftliklerinin kaldýrýlmasýný isteyen yüzlerce kiþi, Kara Reis Koyu’nda eylem yaptý. Kirli bir deniz istemediklerini söyleyerek el ele verip temizlik zinciri oluþturan kalabalýk, “Temiz Bir Çevre Ýstiyoruz”, “Parasý Onlara Kirliliði Bize Kalýyor” sloganlarý attý. Eylemciler adýna konuþan Gerence Sivil Ýnisiyatifi, “Gerence Körfezi doðal bir sit alanýdýr. Deniz hýzla kirlenmektedir. Bu tür yerlerde balýk çiftlikleri kurulmasý yasaya da aykýrýdýr” dedi. TEKSÝF SENDÝKASI GREV ÝLAN ETTÝ Toplu Ýþ Sözleþmesi görüþmelerinde uzlaþmaya varýlamamasý sonrasýnda Teksif Sendikasý, 10 Eylül’de greve çýkacaðýný açýkladý. Greve gidilecek iþyerleri arasýnda Söktaþ, Narin Tekstil, Yunsa, Levi’s, Saray Halý, Kasar ve Dual, Pisa Tekstil, Altýnyýldýz, Bahariye, Kordsa ve Vakko gibi firmalar var. Teksif Sendikasý, yaptýðý açýklamada grev kararý aldýðýný ilan ederek: “Tekstil ve hazýr giyim sektörünün bunalýmlý günleri atlattýðý, ihracat rakamlarýnýn yükseldiði sektördeki yetkili aðýzlardan açýklandýðý istikrar ortamýnda iþveren sendikasýnýn uzlaþmaz tutu-
mu kabul edilemez” dedi. Açýklamada, 3 Aðustos’ta 17 iþyerinde alýnan grev kararýnýn 8 Aðustos’tan itibaren ilan edileceði ve 10 Eylül Pazartesi günü de iþyerlerinde greve baþlanacaðý bildirildi. Diðer 6 iþ yerindeki grev tarihinin ise daha sonra belirleneceði ifade edildi. GÜNEY AFRÝKA GREVLERLE ÇALKALANIYOR GÜNEY Afrika Ulusal Metal Ýþçileri Sendikasý (NUMSA) ile patronlar arasýnda yürütülen toplu görüþmelerin sonuçsuz kalmasý nedeniyle Temmuz sonunda baþlayan grev, ikinci haftasýný geride býraktý. Lastik sektöründe çalýþan 4.000 iþçinin katýldýðý grev, toplu görüþmelerde iþçilerin temsilcisi NUMSA’nýn %10 ücret artýþý istemesi, patronlarýn ise %7,5 zam vermesi üzerine yürürlüðe girdi. Grev kararýndan Port Eliza-beth’teki 6 lastik fabrikasýnýn yaný sýra Toyota ve General Motors gibi bölgede otomotiv üretimi yapan firmalar da etkilendi. Yine Güney Afrika’da Kimya, Enerji, Kaðýt, Baský, Ahþap ve Birleþik Ýþçiler Sendikasý’na baðlý 20.000 iþçi grev kararý aldý. Grevler bir dizi sektörü etkilerken, bunlarýn baþýnda paketleme, ilaç sektörü, endüstriyel kimyasal üreticileri, yapý malzemeleri sektörü ve cam tedarikçileri geliyor. Sendika, petrol sektöründe yapacaðý grevden ise, yakýt tedarikini zora sokacaðý gerekçesiyle vazgeçti. Sendika, %8’lik bir ücret artýþý talep ediyor. NAMÝBYA: KURÞUN MADENÝNDE GREV VE ÝÞGAL Namibya’da çinko ve kurþun madenlerinde çalýþan iþçiler, “itaatsizlik” gerekçesiyle iþten atýlan bir sendika yöneticisinin iþe geri alýnmasý için greve çýktý ve maden ocaklarýný iþgal etti. Maden iþletmelerinde laboratuvar teknisyeni olarak çalýþan Namibya Maden Ýþçileri Sendikasý þube yöneticilerinden Petrus Amakali, “Amirlere itaatsizlik, iþyerine getirdiði geleneksel Afrika býçaðý ile amirleri tehdit etmek, iþçileri kýþkýrtmak” gibi gerekçelerle iþten çýkartýlmýþtý. Ýkinci haftasýnda giren grev ve iþgalde, iþçiler iþletme genel müdürünün istifasýný da istiyorlar. ÞÝLÝLÝ KÖYLÜ KADINLAR TARIM TEKELLERÝNE KARÞI EYLEMDE Þili’nin baþkenti Santiago’da ANAMURÝ-Köylü ve Yerli Kadýnlar Birliði, 8 Aðustos’ta Agro-Ticaret þirketleri tarafýndan düzenlenen “Ulusal Meyve Üreticileri” toplantýsý sýrasýnda bir protesto eylemi gerçekleþtirdi. Ulusal Meyve Üreticileri Federasyonu ve Þili Ýhracatçýlar Birliði tarafýndan yapýlan toplantýda, toplantý binasýnýn önünde pankartlarýný açarak eylem yapan Þilili köylü kadýnlar, tarýmsal ihracata dayalý büyüme modelinin sömürüyü artýrdýðýný vurgulayarak, sektörde çalýþan iþçilere onurlu ücret ve çalýþma koþullarý saðlanmasýný talep ettiler. Ulusal Meyve Üreticileri Federasyonu baþkanýnýn konuþmasý sýrasýnda içeriye girerek taleplerini söyleyen 6065 yaþlarý arasýndaki köylü kadýnlar, salondan zorla çýkarýlýnca protestolarýna binanýn önünde devam ettiler. Köylü kadýnlar: “Mücadelemiz bütün çalýþanlarýn yaþam koþullarýnýn iyileþtirilmesi mücadelesidir. Bizler, Þili’deki ekonomik modelin yarattýðý baský-
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
19
Yeni Evrede
Eylemler
Mücadele Birliði
lara daha fazla maruz kalan, baþka ülkelerden gelip Þili’de çalýþan kýz ve erkek kardeþlerimize karþý deðiliz, bizler sadece onurlu çalýþma koþullarý, içilebilecek temiz su, yenilebilecek düzgün yemek, çalýþma saatlerinin kýsaltýlmasý gibi haklarýmýzý istiyoruz” dediler. ALMANYA’DA UYARI GREVÝ Almanya’nýn baþkenti Berlin ile Hamburg kentinde “S-Bahn” adý verilen banliyö tren þirketi çalýþanlarý, ücret artýþý talebiyle uyarý grevleri düzenledi. Ýki þehirde 9 Aðustos sabahý düzenlenen iki saatlik grevler nedeniyle tren seferlerinde önemli aksamalar yaþandý. Nürnberg Ýþ Mahkemesi, dün aldýðý kararla, seyahat dönemi olduðu gerekçesiyle yolcu ve yük treni makinistlerinin 30 Eylül’e kadar grev yapmalarýný yasaklamýþtý. FINDIKLI “BU HALK, BU DERE SATILIK DEÐÝL” DEDÝ Rize’nin Fýndýklý ilçesinde Hidro Elektrik Santrali(HES) yapýlmasý karþýsýnda eylem halinde. En son Aslandere Köyünde 1500’ü aþkýn kiþi katýldý eyleme. Yaþlýsý genci, kadýný erkeði tüm Aslandereliler ve yakýn köylüler 6 Aðustos günü köy meydanýnda buluþup “HES’lere Hayýr” dediler. Bu gecenin, 7 Aðustos günü Ýl Çevre Müdürlüðü Raportörleri ve Ayan Enerji’yi karþýlamak için bir prova olduðunu dile getirdiler. Ertesi gün, Fýndýklý’da yapýlmasý planlanan santrallarýn ilkinin ihalesini alan Ayan Enerji tarafýndan gerçekleþtirilen “yöre halkýný bilgilendirme” toplantýsýna, çevre köylülerin kararlý tutumu damgasýný vurdu. Çevre Ýl Müdürlüðü baþkanlýðýnda raportörlerin de bulunduðu toplantýda yöre halký hep birlikte dereleri sattýrmayacaklarýný bir kez daha haykýrdý. Fýndýklý halký, “Biz bu derelerde santral istemiyoruz. Bu bölgenin turizme ihtiyacý var derelerin kurutulmasýna deðil. Canýmýz kanýmýz pahasýna suyumuzu koruyacaðýz” dedi. Þirket yetkilileri uðurlanýrken, toplantý merkezinden araçlara kadar uzun bir koridor oluþturan köyler alkýþlarla “Güle güle Ayan güle güle” diyerek tempo tuttular. Oluþturulan Fýndýklý Dereleri Koruma Platformu sesini duyurmak için Ýstanbul’a kadar gelip miting yapmýþlardý. TELEKOM ÝÞÇÝSÝ GREVE GÝDÝYOR Türk-Ýþ’e baðlý Türk Haber-Ýþ Sendikasý, Türk Telekom ile yürütülen toplusözleþme görüþmelerinde yasal sürenin sonuna gelindiðini belirterek, “Türk Telekom iþçisine greve gitmekten baþka bir yol kalmýyor” dedi. 9 Aðustos günü Gayrettepe’de bulunan Telekom Ýl Binasý önünde toplanan Telekom iþçileri, “Yaþasýn iþ, ekmek mücadelemiz”, “ Ofer , sýfýr zammýnýz size hayýrlý olsun, güle güle harcayýn”, “Taþeron geri çekilsin” dövizleri taþýyarak “Genel grev genel direniþ”, “Direne direne kazanacaðýz”, “Sendikal hakkýmýz engellenemez” sloganlarý attýlar.
20
Ayný unvanda bulunan, hatta ayný iþi yapan bir kýsým çalýþanlarýn ücretlerine önemli ölçüde zam yapýlmasýnýn ardýndan sendikanýn talebi sendikal örgütlenme içinde olmayan emsal iþçiler için belirlenmiþ olan ücretlerin aynýsýnýn, bir buçuk yýl sonra sendika üyesi iþçiler için de verilmesi. Ancak Telekom, þu an çalýþanlara %4 zam öneriyor. SAÐLIK EMEKÇÝLERÝNÝN EYLEMLERÝ YAYILIYOR Saðlýk hizmetlerinin özelleþtirilmesinde en önemli adým, taþeronlaþtýrmaydý. Saðlýk emekçileri, taþeronlaþmaya karþý mücadelelerini sürdürüyor. Ýþ güvenceleri, ekonomik ve sosyal haklarý taþeronlaþtýrmayla gasp edilen saðlýk iþçileri, eylemlerini sürdürüyor. Diyarbakýr Dicle Üniversitesi Týp Fakültesi’nde taþerona baðlý olarak çalýþan Dev Saðlýk-Ýþ üyesi saðlýk iþçilerinin, hastane yönetiminin ve taþeron firmanýn örgütlülüklerini engelleme çabalarý ve iþten çýkarma tehditlerine karþý Haziran ayýnda baþladýklarý grev sürüyor. Baskýlar nedeniyle 30 iþçi sendikadan ayrýlmak zorunda kalýrken, 20 kiþi de grev süresince iþten atýldý. Ýþçiler, iþten atýlan arkadaþlarýnýn iþe iadesi, sendikadan istifa etmelerine yönelik baskýlara son verilmesi, fazla mesai ücretlerinin ödenmesi ve çalýþma koþullarýnýn iyileþtirilmesi talebiyle grevlerine devam ediyor. Kocaeli Üniversitesi Týp Fakültesi Hastanesi’nde çalýþan Dev Saðlýk-Ýþ üyesi taþeron iþçiler de taþeronlaþtýrmaya karþý mücadele baþlatmýþtý. “Güvencesiz, saðlýksýz, ayrýmcý, adaletsiz çalýþma koþullarýna ve neoliberal yýkým politikalarýna karþý, insanca yaþamý savunmak için örgütlendiklerini” söyleyen iþçiler, “taþeron iþçi deðil, saðlýk emekçisiyiz” diyorlar. Saðlýk emekçilerinin taþeron, sözleþmeli, memur, iþçi gibi adlarla çalýþtýrýp bölündüklerini söyleyen iþçiler, taþeronlaþtýrmanýn ortadan kaldýrýlmasýný, kadrolu ve güvenceli çalýþmanýn esas alýnmasýný, insanca yaþanacak ücret, 8 saat zorunlu çalýþma dýþýndaki çalýþmalar için mesai, ödenmeyen vergi iadelerinin verilmesi, maaþ bordrolarýnýn verilmesini talep ediyorlar. Uludað Üniversitesi Týp Fakültesi Hastanesi’nde taþeron firmaya baðlý olarak çalýþan iþçiler de 10 Aðustos günü bir basýn açýklamasý yaptýlar. Saðlýkta uygulanan piyasacý politikalarýn tüm sistemi çökerten tehlikelerine dikkat çeken iþçiler, “halka nitelikli ve eþit saðlýk hizmeti verilebilmesi, öncelikle saðlýk hizmetlerinin kamu eliyle ücretsiz olarak uygulanmasýndan geçmektedir” sözleriyle özelleþtirmelere karþý uyarýda bulundular. Ýlk baþlarda sadece temizlik ve mutfak hizmetleriyle baþlayan, ancak artýk hemþireler, radyoloji teknisyenleri ve laborantlarýn bile temizlik iþçisi adý altýnda taþeron eliyle çalýþtýrýlmasýna varan sürecin saðlýk kurumlarýný özelleþtirmeyle paralel iþlediði vurgulandý. Taþeronlaþtýrma konusunda “sýra hekimlere geldi” uyarýsýnda bulunulurken, asýl iþin bölünemeyeceði ve taþerona devredilemeyeceði konusunda yasalardaki açýk hükümlerin özelleþtirmeci mantýk tarafýndan yok sayýldýðý hatýrlatýldý.
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
Yeni Evrede
Tarým Ýþçileri
Mücadele Birliði
yorlar, halklarý açlýða, iþsizliðe sosyal yýkýma mahkum ediyorlar... ve buna “her þey vatan için” diyorlar. “Her þey vatan için” öyle mi? Peki vatan kimin için? Bir çakýl taþý, ekip biçecek bir karýþ topraðý olmadýðý için, Adýyaman’dan yüzlerce km. uzaða Karadeniz’e, Giresun’a gitmek için 15 kiþilik döküntü minibüse 25 kiþi doluþmak zorunda býrakýlan Kürdistanlý yevmiyeci ameleler için mi? Yoksa emperyalistlerle, Filip Morrislerle, Tabakkolarla, Mercedeslerle, Bayerlerle, Toyotalarla, Fordlarla iþbirliði içindeki “KOÇ”lar için “SA”bancýlar, Eczacýbaþýlar için mi? Haydi söyleyin bakalým? Bütün insanlýk dýþý çalýþma koþullarýna raðmen 380 milyar dolar gayrisafi millihasýla üreten ve bunun %80’ini yutan 6 bin ailenin mi? Yoksa geriye kalan %20 ile üretilebilir tüm zenginlikleri ve güzellikleri üreten, yeniden üretebilmesi ve yaþayabilmesi için açlýk sýnýrýnýn, yoksulluk sýnýrýnýn altýnda yaþamaya zorlanan emekçi halklarýn mý? Haydi söyleyin %70’i asgari ücretle, sendikasýz, sigortasýz, hiç bir güvencesi olmadan 420 ytl’ye çalýþan iþçilerin mi yoksa dünyanýn en zenginleri listelerine giren ve bununla övünen zenginlerin, kapitalistlerin mi? Ne dersiniz vatan kimin için? “Her þey vatan için” demagojisinin doðrusu: “Her þey sermayenin egemenliði, serveti ve sefahati için”. Bu düzen böyle devam ettiði sürece iki yüzlü burjuva medyada timsah gözyaþlarýyla atýlan manþetleri okuyacaðýz. “Katliam Gibi Kaza... 400 ytl Uðruna”... Evet, insan yaratýsýna dayanan bütün zenginliklerin ve güzelliklerin yaratýcýsý iþçiler ve diðer emekçiler kapitalist burjuva egemenliðe son vermedikleri, kendi egemenliklerini kurmadýklarý, üretim araçlarýnýn mülkiyetini özel mülkiyetten toplumsal mülkiyete dönüþtürmedikleri, üretim ve daðýtýmý kendi denetimlerine almadýklarý sürece bu iki yüzlü alçakça timsah gözyaþlarýyla atýlmýþ manþetleri okumaya devam edeceðiz. Kim bilir belki de mevsimlik fýndýk iþçileri motor gürültüleri arasýnda teypten gelen “Orhan abileri”nin “Batsýn bu dünya/bitsin bu rüya/aðlatýp da gülene yazýklar olsun” þarkýsýyla acýmasýz bu sýnýf savaþýnda kahýr dolu son yolculuðu Sivas’ta son buldu... Ýþçiler! Ýþçiler, her þey biziz... Biz bilinçli, örgütlü ve devrimci olursak... Yoksa hiç bir þeyiz.... Hiç bir þey olmak istemiyor, hazin bir þekilde ölmek istemiyorsak, dövüþerek ölmeyi becerebilmeliyiz. Bilinçlenelim, örgütlenelim ve devrim için savaþalým. Devrim için Devrimci Ýþçi Komiteleri’nde örgütlenelim.
NE TRAJÝK ÖLÜMLER... Yazgý mý? Yoksa Acýmasýz Kýyasýya Süren Sýnýf Savaþýmý mý? Kim bilir ne umutlarla çýkmýþlardý yola. Adýyaman’dan Giresun’a gideceklerdi. Bir çoklarýnýn tatile dinlenceye gittiði bir dönemde onlar çalýþmaya fýndýk toplamaya gideceklerdi. Çünkü; onlar mevsimlik iþçilerdi, çalýþmadan yaþayamazdý. Çalýþmadan yaþamak patronlara aitti... Üstelik de, ýrkçý, þoven, faþist saldýrýlarý, Giresun’ giriþinden geri çevrilmeyi göze alarak. 22 Temmuz genel seçimlerinde oylarýný da kullanmýþ, bastýklarý “evet” mührünün mürekkebi bile kurumamýþtý belki!.. “Sözde vatandaþ” sayýlmalarýna raðmen. Belki de burjuva parlamentodan hiç bir umutlarý olmadýklarý halde, bin bir umut vaadeden okumuþ insanlarýn umut vaadlerine inanmýþlardý kim bilir? Oysa onlar daha unutmamýþtý: Kart, kurt, kart, kurt masallarýný. Yeni doðan bebelerin bu ninnilerle uyutulup, büyütüldüðünü. Kart, kurt, kart, kurt... Hayýr, hayýr; kart-kurt deðil, “Kürt, Kürt...”, “sözde deðil” özde vatandaþ diye isyan etseler de olmuyor... Bu sefer de “en iyi Kürt ölü Kürt” denildiðini, “ne mutlu Türk’üm demeyen” düþmandýr diyen apoletli adamlarý, savaþ naralarýný “barýþ” çaðrýlarýný boðan tank, top, F-16’larý, skorskileri, gerilla cenazelerini, analarýn aðýtlarýný. Kim bilir bin bir umutla minibüse doluþurken, dümenlerini Karadeniz’e Giresun’a kýrarken bile “halklar kardeþtir” duygularýyla doluþtular ölüm makinesine. Karadenizli baþbakan Recep Tayyip Erdoðan’ýn “en büyük milliyetçi benim, çocuk kadýn dinlemeyiz gerekeni yaparýz” tehditlerine raðmen düþtüler yola, Karadeniz’in fýndýk bahçelerine varmak için... Varýp da doymak için... Sermaye sýnýfý ve onun temsilcileri kendi sýnýfýnýn çýkarlarý, egemenlikleri ve gelecekleri için gerekeni yapýyorlar. Ekonomik, politik, ideolojik ve askeri bütünlük içinde saldýrýya geçiyor. Ýþçi sýnýfýna, emekçilere, Kürt halkýna, gençliðe karþý savaþ açýyor ve adýna “topyekün savaþ” diyor. Ve bu, sýnýflararasý savaþta en ýrkçý, en þoven politikalarla “her þey vatan için” demagojileriyle iþbirlikçi tekelci sermayenin çýkarlarýnýn üstünü “her þey vatan için” sloganýyla örtüyor, gizlemeye çalýþýyorlar. Yakýp yýký-
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007
DÝK (Devrimci Ýþçi Komiteleri)
21
Yeni Evrede
Zindanlar
Mücadele Birliði
7. MUNZUR DOÐA VE KÜLTÜR FESTÝVALÝ
Bu yýl 7.si düzenlenen Munzur Doða ve Kültür Festivali’nde bizler de Mücadele Birliði dergisi olarak yerimizi aldýk. Tunceli’ye gitmek için Pertek’te karþýlama töreni oldu. Pertek çýkýþýnda kurulan arama noktalarýndan geçmemiz, yoðunluk nedeniyle uzun araç konvoylarýnýn oluþmasýna neden oldu. Aramalarýn uzun sürmesi nedeniyle yaklaþýk altý saatlik bir gecikmenin ardýndan Tunceli merkeze varabildik. Festival alanýnda bize ayrýlan yere stantlarýmýzý kurup hemen politik faaliyetimize baþladýk. Katýlýmýn az olmasýna raðmen stantlara ilgi iyiydi. Standýmýza gelen onlarca emekçiyle politikalarýmýz üzerine sohbetler etme imkaný yakaladýk. Dergilerimizi, kitaplarýmýzý, broþürlerimizi daðýttýk Festivalin 3. günü yani 11 Aðustos’ta bizim de içinde bulunduðumuz devrimci yapýlarýn “Operasyonlar durdurulsun, doða katliamlarýna son verilsin” baþlýðý altýnda ortak bir basýn açýklamasý oldu. Akþam saat 18.00’da yapýlan basýn açýklamasýna bizler dövizlerimizle katýldýk. Mücadele Birliði, HÖC, ESP, Partizan, HKM adýna yapýlan ortak açýklamada; bahar aylarýndan beri yapýlan operasyonlarýn, þu an son yapýlan ‘güvenlik zirvesiyle’ birlikte daha kapsamlý devam ettiði ve Dersim’in de “özel güvenlik bölgesi” ilan edilmeye çalýþýldýðýna deðinildi. Þu an Dersim’de yaþanan operasyonlara, orman yangýnlarýna, kimlik kontrollerine, üst aramalarýna gözaltýlara, yayla yasaklarýna dikkat çekildi. Son olarak; tüm yapýlanlarýn egemen güçlerin ezilen ve sömürülen emekçi halk yýðýnlarý üzerinde uyguladýðý yok etme, sindirme politikalarýnýn kendi ömürlerini uzatma çabalarý olduðu söylenip Dersim halký bu baskýlara karþý mücadeleye çaðrýldý.
22
99. Sayý / 15 - 29 Aðustos 2007