Yeni Evrede
Baþyazý
Mücadele Birliði
TARÝHSEL GELÝÞMENÝN TUTSAK EDÝLÝÞÝ Tarihsel materyalizm, þimdiye kadarki tüm toplumlar gibi kapitalist toplumun da geçici olduðunu, tarihin belli bir dönemine denk düþtüðünü, bu dönem sona erdiðinde üzerinde yükselen toplumun da deðiþeceðini kabul eder. Toplumlarýn zeminleri üzerinde hareket ettikleri temel, her zaman ekonomik temeldir. Her ekonomik biçim tarihsel olduðu için, yerini daha yüksek olana býrakýr. Kapitalist ekonomi de böyle bir tarihselliði yaþýyor. Biçimi ne olursa olsun, ekonomik iliþkiler, tarihin, yani insanlar arasýndaki karþýlýklý iliþkilerin bir ürünüdür. Ýnsanlar arasýndaki karþýlýklý iliþkilerse duraðan deðil, deðiþkendir. Kapitalist üretimi ortaya çýkaran nesnel zorunluluklardýr. Ama onun yerini baþka bir ekonomik-toplumsal zorunluluk alýnca, kapitalizm çaðýnýn sonuna gelinmiþ demektir. Bunu açýða çýkaran geliþmedir (ilerlemedir). Her tarihsel dönemdeki ilerlemeyi belirleyen üretici güçlerin ve üretim araçlarýnýn geliþmesidir. Üretim araçlarýnýn durumu bize her tarihsel dönem hakkýnda kesin fikir verir. Bir dönemin üretim biçimi hakkýnda bir düþünceye sahip olabilmek için üretimin hangi araçlarla yapýldýðýna bakmak gerekir. Buradan da anlaþýlacaðý gibi, üretim araçlarý deðiþtikçe üretim de dönüþmektedir. Üretim araçlarýnýn üretimin temeli olmasý, her üretim biçiminde ortaktýr. Bir üretim biçimini anlamak içinse sorulmasý gereken soru, üretimin nasýl yapýldýðýdýr. Her üretim biçimi, belli üretim araçlarýyla iþ görür ve belirli üretici güçlere dayanýr. Her üretim biçimi, insanlýðýn belirli bir geliþme durumuna uygun düþer. Ýnsanlýk yeni bir geliþme dönemine girdiðinde, eski üretim biçimi de dönüþüme uðrar. Ýnsanýn geliþimi ileri bir geliþme aþamasýna gelmiþtir. Kapitalist üretim, üretimin toplumsallaþmasýnda belirli bir ilerlemeyi temsil eder. Bu üretimin temelinde makineleþme var, büyük sanayi var. Büyük sanayi, yapýsý gereði büyük ölçekli üretimi gerektirir. Büyük sanayi, girdiði her üretim alanýna büyük ölçekli üretimi dayatýr. Bu, öyle bir noktaya varýr ki, büyük ölçekli üretimden geriye istense de dönülemez. Bunun olabilmesi için makinelerin parçalanmasý, yani düpedüz makine kýrýcýlýðý gerekir. Kapitalist üretimin yaþadýðý yýkýcý genel bunalým, burjuvalarý makine kýrýcýsý, bilimin dizginleyicisi durumuna getirmiþtir. Ama bu noktaya gelene kadar, burjuvazi, bilimi, teknik geliþmeyi, kýsacasý toplumsal insanýn geliþimini kendine maleder. Bilim ve teknik geliþmedeki her ilerleme, toplumsal üretimde de ilerleme demektir. Toplumsal üretim, geliþmesi boyunca, daha geri üretim biçimlerini ortadan kaldýrarak, devrimci bir rol oynar. “Bireysel üretim, bir alandan sonra bir baþkasýnda da yenik düþtü, toplu üretim tüm eski üretim tarzýný devrime götürdü. Ama toplumsal üretime özgü bu devrimci nitelik o denli az anlaþýldý ki toplumsal üretim, tersine, meta üretimini artýrma ve kolaylaþtýrma aracý olarak benimsedi.” (Engels). Kapitalist üretimde, emeðin toplumsal üretim gücü, bilim teknik, doða kuvvetlerinin kullanýlmasý, tüm bunlar sermayenin gücü olur. Bu nedenle, önemli olan üretimin
(emeðin) toplumsallýðý deðil, bu toplumsallýðýn kimin toplumsal gücünü oluþturduðu, kimin mülkiyetinde olduðudur. Kapitalizmde üretimin toplumsallýðý, burjuvazinin sonuna dek yararlandýðý bir toplumsallýktýr. Bu anlamda sorulmasý gereken soru, üretim araçlarýnýn toplumsal mülkiyetinin hangi sýnýfta olduðudur. Proletarya, üretim araçlarýnýn toplumun ortaklaþa mülkiyetinde olmasý için mücadele eder. Fakat bu tarihsel aþamaya gelebilmek için, kapitalist üretimin kendi içinde belirli bir dönüþüm geçirmesi ve evriminin belirli bir noktaya gelmesi gerekir. Toplumsal üretimin devrimci niteliði çok az anlaþýldý ve bu devrimci niteliðe aykýrý olarak, özel mülkiyetin artýrýlmasýna baðlandý. Oysaki toplumsal üretimin devrimci niteliðinin sonuna kadar kullanýlmasý, ona uygun davranýlmasý halinde, insanlýk bu geliþmeye dayanarak daha ileri gidebilir. Ama kapitalizm her türlü ilerlemeyi frenliyor, güdükleþtiriyor, tutsak alýyor. “ ‘Bilginin ve deneyimin bu sürekli ilerlemesi’ diyor Babbage, ‘bizim büyük gücümüzdür.’ Bu ilerleyiþe, bu toplumsal ilerlemeye sermaye sahip çýkar ve onun tarafýndan sömürülür. Daha önceki bütün mülkiyet biçimleri insanlýðýn büyük bir bölümünü, köleleri, salt emek aletleri olmaya mahkum eder. Tarihsel geliþme, siyasal geliþme, sanat, bilim vb. onlarýn üstünde yüksek çevreler içinde rol oynar. Ama sermaye ilk kez tarihsel ilerlemeyi servetin hizmetine koymak için tutsak etmiþtir.” (Marx). Ayný þekilde sermaye, servetin hizmetine koþmak için bütün bilimleri tutsak eder. Bilgi, deneyim insanlýðýn birlikte katýldýðý ortak bir geliþimdir. Tarihsel ilerleme bu noktaya gelene kadar uzun bir yol almýþtýr. Ama geliþme (ilerleme) kapitalizm tarafýndan tutsak edilmiþtir. Oysa ki kapitalizmin elinden kurtulup, onun dar yapýsýndan çýktýðý taktirde insanlýk, ilerleme sayesinde kesinlikle daha ileri noktada olacaktýr. Ýnsanlýðýn geldiði nokta bugünkü noktadan çok daha ileride olabilirdi. Kapitalist üretim toplumsal üretimdir. Ancak bu üretim biçimi toplumsal üretimin, üretici güçlerin geliþiminin, üretim araçlarýnýn belirli geliþme derecesine denk düþer. Geliþme düzeyi daha ileri bir aþamaya varmýþtýr. Kapitalist toplumsal biçim, bu geliþme derecesinin gerisine düþmüþtür. Tarihsel geliþme (ilerleme) ile kapitalist biçim çatýþma halindedir. Geliþme sürdükçe bu çatýþma daha da açýða çýkar ve þiddetlenir. Üretimin toplumsal karakteri ile ürünlere el koymanýn özel biçimi arasýndaki bu çatýþma, kapitalizmin çözülüp daðýlmasýný getirmiþtir. Çeliþki ve çatýþma öylesine elle tutulur durumda ki, insanlýk, artýk hiçbir þekilde bu durumun sür-git devam etmesine göz yumamaz. Üretici güçler, çoktan kapitalist üretim iliþkilerine baþkaldýrmýþ durumda. Bu yüzden kapitalizm, artýk ne egemendir ne de yönetebiliyor. Tüm çaðdaþ geliþme, üretimin komünistçe yeniden örgütlenmesini kaçýnýlmaz bir zorunluluk haline getirmiþtir. Üretimin toplumsal karakteriyle, ürünlere el koymanýn özel biçimi arasýndaki çeliþki, kendini emek-sermaye çeliþkisi biçiminde açýða vurur. Emek-sermaye çeliþkisi, kapitalist üretime içkin bir çeliþkidir, yani yapýsýnda vardýr. Kapitalist üretim geliþtikçe, yapýsýndaki emek-sermaye çeliþkisi de þiddetlenir. Yapýsýnda taþýdýðý uzlaþmaz sýnýf çeliþkileriyle evrimlenen kapitalizm, evriminin bu ileri aþamasýnda, proletaryanýn toplumsal devriminin zorunluluðuna gelip dayanmýþtýr. Bu yüzden 20.yüzyýl proleter devrimler yüzyýlý oldu ve 21. yüzyýla proletaryanýn yeni devrimci ayaklanmalarýyla girdik. Ýçinde bulunduðumuz yüzyýl, daha þimdiden sosyal devrimler ve sosyal ayaklanmalar yüzyýlý olacaðýný göstermiþtir. Ýnsanlýk komünizme mutlaka geçecektir. Fakat komünizm yalnýzca düþünce olarak deðil, pratik olarak da proletaryanýn devrimci yapýtý olacaktýr C. DAÐLI
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
3
Yeni Evrede
Küçük Burjuva Sýðlýk
Mücadele Birliði
YAÞAMIN CANLILIÐI DOGMATÝZME SIÐMAZ S
ermayeye dayalý bugünkü toplumsal sistemin içinde bulunduðu aþamayý doðru kavrayamayan küçük burjuva hareket, olan biteni açýklarken hep tek yanlý açýklamaya çabalýyor: yýkým, acý, gözyaþý ve bunlarýn karþýsýnda sadece bir “direniþ” görüyor. Geniþ halk kitlelerinin mücadelesinin ana yönünü algýlamayan küçük burjuva yazýnda bu yeni bir þey deðil. Küçük burjuva hareket derken kastýmýz sadece meslek odalarýnda beyaz yakalý kafa emekçileri ya da kýrlardaki ve kentlerdeki nüfusun önemli bir bölümünü oluþturan küçük mülk sahipleri deðil. Marksizm, küçük burjuva sol hareket derken asýl olarak bunlarýn siyasal temsilcilerini belirtir. Bu Marx’tan beri açýkça ortaya kondu: “Demokrat temsilcilerin hepsinin shop keepers (dükkancý – esnaf) olduklarýný ya da dükkancýlara hayranlýk duyduklarýný sanmamak gerekiyor. Kültürleri ve kiþisel durumlarýyla onlardan bir uçurumla ayrýlmýþ olabilirler. Onlarý küçük burjuvazinin temsilcisi yapan þey, onlarýn beyinlerinde küçük burjuvanýn kendi yaþamýnda da aþamadýðý sýnýrlarý aþamamasý ve bu yüzden de teorik olarak küçük burjuvalarýn maddi çýkarlarýnýn ve toplumsal durumlarýnýn pratik olarak kendilerini ittikleri ayný sorunlara ve ayný çözümlere itilmiþ olmalarýdýr.
4
nelerdir onlarý ilgilendirmiyor. Onlarý ilgilendiren gördükleri direniþ oluyor hep. Üstelik bu kavrayýþsýzlýk sadece yakýn çevreyle ilgili deðil, dünya ölçeðinde böyle. Küçük burjuva harekete göre Küba “direniyor”dur, Venezüella, Bolivya “direniþ” içinde. Latin Amerika’da da, Ortadoðu’da da mücadele “direniþ” çizgisini aþamýyor. Oysa ki bu onlarýn kavrayýþsýzlýðýný, basiretsizliðini daha da arttýran bir durum oluyor. Onlar “direniþ” diye diye dinci-gerici burjuva güçlerle iliþki kuruyor, onlarý destekliyorlar. Küçük burjuva hareketin Genel olarak, bir sýnýfýn siyasal ve algýlayamadýðý dinci-gerici hareket yazýnsal temsilcileri ile bunlarýn 20. yüzyýlýn ilk yarýsýndaki gibi geletemsil ettikleri sýnýf arasýndaki iliþki neksel olma özelliðini çoktan yitirdi. böyle bir iliþkidir.” (Marx) MarksizBu burjuva hareket 20. yüzyýlýn ikinmin, küçük burjuva hareket derken ci yarýsýnda emperyalizmin Sovyetneyi kastettiði böylece belirttikten ler Birliði’ni kuþatma amacýyla örsonra devam edelim. gütlediðini ve ayný zamanda her ülSon dönemde küçük burjuva kedeki devrimci – komünist harekehareketin yayýnlarýnda farklý sesler tin geliþimine karþý seferber ettiði çýkmaya baþlasa da bir süredir dev- “yeþil kuþak” hareketidir. Küçük burrimin yenilgisinden, hareketin geri- juva hareket onun bu yapýsýnýn kavlemesinden bahsediyorlar, boydan rayamadýðý gibi bu burjuva güçlerboya karamsar bir tablo çiziyorlarle ittifak politikasýný güdüyor, bir dý. Onlara bunu söyleten ise asla burjuva gücü destekliyor. nesnel gerçeklik olmadý, aksine Yeri gelmiþken belirtelim: Burakendi öznellikleri oldu. Küçük burdaki “direniþ”le bir zamanlar Vietjuva hareket kendi öznel durumuna nam’da verilen direnme savaþý, ya uygun olarak kavrayýþsýzlýðýný her da þimdi Irak’ta Filistin’de verilen diþeyde, her olayda yeniden ortaya renme savaþý birbirine karýþtýrýlmakoyuyor. malý. Buralarda verilen direnme saMarksist uzun iç savaþ teorisini vaþý iþgalci bir dýþ güç karþýsýnda anlayamadýklarý gibi, yýllardýr bu verilen savaþý belirtir. Bizim “diretopraklarda süren iç savaþý da anla- niþ” olarak ifade edilen bu yaklaþýyamadýlar, görmezden geldiler. ma eleþtirimizin nedeni farklý. BirinÞimdi ise küresel iç savaþ boyutuna cisi; “direniþ” daha baþtan karþýt bir gelen dünya ölçeðindeki sýnýf sava- gücün saldýrýsýný ve ona karþý bir þýmýna yaklaþýmlarýnda ayný basiret- savunma olduðunu ifade eder. Busizliði gösteriyorlar. Onlarýn bütün rada saldýran güç emperyalist-kapibu süreçte gördükleri, içerde faþiz- talist sistem oluyor. Direniþ göstemin saldýrýlarý ve buna karþý “direrenler, yani savunma konumunda oniþ” oldu, dýþarýda ise iþgal güçleri, lanlarsa devrim güçleri. Peki gerçek emperyalizmin saldýrýlarý ve “iþgale durum böyle mi? Tarihsel, toplumkarþý”, “emperyalizme karþý”, “diresal, ekonomik koþullar emperyalistniþ”i gerçekleþtiren amorf, heterojen kapitalist sistemin miadýnýn doldu“güç” içinde hangi sýnýf ya da sýnýf- ðunu her olayda yeniden ortaya kolar yer alýyorlar, amaçlarý, istemleri yuyor. Burjuvazi üretici güçleri elin88. Sayý / 5-19 Mart 2007
Yeni Evrede
Küçük Burjuva Sýðlýk
Mücadele Birliði
den kaçýrdý. Kapitalizm, emperyaliz- çin büyük bir sabýrsýzlýkla ileri atýlbir burjuva güce dayanak yapmaya min yeni evresiyle birlikte sýçramalý dýðý görülüyor. çabalýyor. Onlar mücadelede süçöküþ sürecine girdi. Bu durumda rekli olarak ileri doðru atýlan halka yani çürüyen ve çöken konumunda kendi dogmalarýný dayatýyorlar. olan emperyalist – kapitalist sisteBugün küçük burjuva hareket Küçük burjuva min kendisi savunma konumundabütün bu yaþananlarýn çok yönlü harekete göre Küba dýr. Eðer burada bir “direniþ”ten karmaþýk geliþimi “direniþ”, “ada“direniyor”dur, Venezüella, söz edilecekse bunu yapan elet”, “eþitlik”, “hukuk”, “barýþ”, mekçi sýnýflar ve halklar deðil, Bolivya “direniþ” içinde. Latin ”insanlýk”, “üretenler”, “haklar”, olsa olsa burjuvazi ve kapita“özgürlük” gibi kavramlarla aAmerika’da da, Ortadoðu’da da mücadelizm güçleri, düzen güçleri çýklamaya çabalýyor. Bütün le “direniþ” çizgisini aþamýyor. Oysa ki bu olabilir. Kaldý ki onlarýn bu onlarýn kavrayýþsýzlýðýný, basiretsizliðini daha bu kavramlar burjuva ideodireniþi ekonomik evrime lojinin, kapitalist toplumun da arttýran bir durum oluyor. Onlar “direniþ” tarihsel, toplumsal geliþbunlara yüklediði anlammenin yasalarýna karþý diye diye dinci-gerici burjuva güçlerle iliþki lar dýþýnda hiçbir þey ifaolduðu için artýk üretici kuruyor, onlarý destekliyorlar. Küçük burjuva de etmiyor büyük yýðýnlar güçlerin önünde açýlhareketin algýlayamadýðý dinci-gerici hareket 20. açýsýndan. Burjuva toplumasý zorunlu ve kaçýnýlmun bu kavramlara buyüzyýlýn ilk yarýsýndaki gibi geleneksel olma maz bir engel olduklarý laþtýrdýðý bütün pislikler özelliðini çoktan yitirdi. Bu burjuva hareket 20. için beyhude bir direbir devrim ateþinden yýrtýyüzyýlýn ikinci yarýsýnda emperyalizmin Sovyetler niþtir. Ýkincisi 20. yüzyýlýn lýp temizlenmeden emekçi sonlarýna doðru dünyaBirliði’ni kuþatma amacýyla örgütlediðini ve ayný yýðýnlar için bir þey ifade nýn her yerinde hem emzamanda her ülkedeki devrimci -komünist etmeyecekleri de açýk. Kalperyalist ülkelerde hem hareketin geliþimine karþý seferber ettiði dý ki býrakalým küçük burjude baðýmlý ülkelerde dün“yeþil kuþak” hareketidir. Küçük burjuva va hareketi, bütün bir devriya devrim güçleri yeniden mi kendi dogmalarý içine sýkýþhareket onun bu yapýsýnýn bir atýlým içine girdi. Bu bir týr ma çabalarýný; böylesine dar kavrayamadýðý gibi bu burjuva þeyi açýkça ortaya koyuyor: bir da ðarcýkla – üstelik bir kýsmý Yüzyýlýmýz ayaklanmalar yüzyýlýgüçlerle ittifak politikasýný burjuvazinin eskitip terk ettiði kavdýr. Bir baþka söylemle hem tarihgüdüyor, bir burjuva güram lar – böylesine büyük bir çað sel olarak hem de pratik olarak salcü destekliyor. dö nü münü anlatmak bile mümkün dýrýya geçen ayaklanmalar gerçekdeðil. Ufuklarýn “baðýmsýzlýk”, “ululeþtiren, dünya devrim güçleridir. sal lýk”, “vatanseverlik”le sýnýrlý ve Burada küçük burjuva hareketin Dünya ölçeðinde olsun, bizde “hak lar – özgürlük” uðruna “dire“direniþ”çiliði olsa olsa devrim ve ik- olsun yaþanan süreci algýlayamaniþ”ten öte bir þey göremeyen, özel tidar iddiasýndan vazgeçmenin bir yan, kavrayamayan küçük burjuva mülkiyetin kutsallýðý karþýsýnda el muhalefet gücü olarak düzene dön- hareket hayatýn çok yönlü geliþimipençe divan duran küçük burjuva menin ifadesi olabilir. nin, yaþamýn çok renkli, çok canlý Aslýnda küçük burjuva hareketin diyalektiðini kendi dar þablonlarýna hareket kendi sýnýfsal konumun gereði egemen sýnýfa ait bu düþünceyenilgi gördüðü yerde müthiþ bir a- sýkýþtýrmaya çalýþýyor. 1970’lerden týlým hazýrlanýyor; onlarýn acý, zule ri aþamaz. Oysa ki toplumsal, pobu yana þurasýndan burasýndan çelüm, baský, yýkým gördüðü yerde kip sündürerek, eðip bükerek söyle- litik sorunlarýn son nedenlerine dek, ayný zamanda devrimin devrimci diði hep ayný þey oldu, oluyor. “ba- yani ekonomik temeline dek açýða sýçramanýn kendisini besliyor; onla- ðýmsýz Türkiye”, “ulusal baðýmsýzçýkarmak, egemen sýnýfýn bakýþ açýrýn emperyalist – kapitalist sistemin sýný mahkum etmek üretici güçlerin lýk”, “vatanseverlik” vb… Bütün saldýrýlarýný gördüðü yerde emperbunlarýn asýl teorik kaynaðý ise milli daha da ileri gidebilmesinin yolunu yalizm sýçramalý çöküþünü yaþýyor. demokratik devrim, ulusal demokra- açmak için þarttýr. Bunu gerçekleþtiBurada yeni bir dünyanýn bütün rebilmekse sadece proletaryanýn tik devrim ya da anti – oligarþik maddi ön koþullarýyla olgunlaþtýðý devrim tezleridir. Ýþte küçük burjuva baðýmsýz sýnýf politikasýný izleyerek dünya proletaryasý ve ezilen halklahareket bugün kapitalizme karþý ge- ve proletaryanýn devrimci sýnýf parrýnýn zorunluluk çaðýndan özgürlük liþen bu büyük mücadeleyi yeniden tisine güç vererek gerçekleþebilir. çaðýna geçiþi gerçekleþtirebilmek i88. Sayý / 5-19 Mart 2007
5
Yeni Evrede
Mart Bildirisi
Mücadele Birliði yaný ayaklanmaya, ayaklanmayý devrime dönüþtürmek için ileri! BÜTÜN ÝKTÝDAR EMEÐÝN OLACAK!
MART ÝSYANDIR AYAKLANMADIR DEVRÝMDÝR Mart, kýþýn ardýndan gelen umuttur. Havanýn, topraðýn, insanýn uyanýþýdýr. Yeþeren sevinçler, güneþli güzel günler, kabýna sýðmayan bir coþkudur Mart. Doðanýn ve iþçi, emekçi halklarýn baharýdýr... 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü kutlamalarýyla baþlayacak Mart ayýnýn heyecaný. Kýzýl gelincikler boy verecek dünyanýn dört bir tarafýnda; emekçi kadýnlar ve onlarýn sýnýf kardeþleri, alanlarý dolduracak bugün. “Hergün 8 Mart, Hergün Kavga” diyerek kapitalist sömürü düzenine karþý kavga bayraðýný daha da yükseltecekler. Newyork’lu dokuma iþçisi kadýnlarýn yanan bedenlerinden çýkan çýðlýðý bir özgürlük þarkýsý olarak günümüze taþýyacaklar. Devrimin ve komünizmin bayraðýný alanlarda dalgalandýracaklar. 8 Mart’ý içeriðinden ve anlamýndan soyutlayarak sadece “Dünya Kadýnlar Günü” olarak kutlamak isteyen burjuva ideolojilerine inat, 8 Mart özüne uygun olarak devrim ve komünizm mücadelesinde ölümsüzleþen tüm kadýn savaþçýlara yakýþýr bir þekilde kutlanacak. Ve 12 Mart... Gazi Ayaklanmasýnýn yýldönümü. Devrimi görmek isteyenlerin bakmasý gereken bir tarih 12-15 Mart 1995. Üç gün boyunca sadece Gazi sokaklarý deðil, Ýstanbul’un bütün emekçi semtleri ayaklanmýþtý. Faþist katliama duyulan öfke, yýðýnlarý devlete karþý ayaklandýrmýþtý. Gazi Ayaklanmasý, devrimin ete kemiðe bürünmesiydi. Gazi Ayaklanmasý, Leninistlerin öngörülerini doðrulamýþtýr. Þimdi yeni Gaziler yaratmanýn tam zamaný... 13 Mart 1982’de Ýzmir Buca zindanýnda idam edilen üç komünist iþçi, Mart ayýný daha da bir kýzýllaþtýrdýlar. Onlar bir yeraltý yangýnýný büyütmek için çýkmýþlardý yola. Mahkemeleri olan 1 Mayýs günü, mahkeme salonunda bulunan herkesi saygý duruþuna davet eden komünist iþçiler, faþizm karþýsýnda kararlýlýðýn ve baþeðmezliðin sembolü oldular. Adlarý, gençlik örgütünün bayraðýna yazýldý. 13 Mart Savaþçýlarý, proletaryanýn devrimci sýnýf partisinin mücadelesinde yaþýyorlar. 16 Mart 1978’de, Ýstanbul Üniversite-
6
si’nden çýkan öðrencilerin üzerine bomba atan polis korumasýndaki faþistler, 7 öðrenciyi katlettiler. Gençliðin sýnýf mücadelesinde aktif olarak yer almasýný engellemeye çalýþan tekelci sermaye ve onun devleti, gençliðin devrimci hareketini bastýrmak için katliamlara baþlamýþtý. Ama bu faþist katliam, öðrenci gençliði devrimci mücadeleden alýkoymadý. Tam tersine, onlarýn kinini daha da biledi ve gün geçtikçe onlarý iþçi sýnýfý ve emekçilerin demokrasi ve sosyalizm mücadelesine daha da yakýnlaþtýrdý. 16 Mart 1988’de, Halepçe’de Irak gerici burjuva diktatörlüðü binlerce Kürt’ü katletti. Kürt halkýnýn üzerine kimyasal bombalar atan Irak yönetimi, tarihin tanýk olduðu en vahþi katliamlardan birini gerçekleþtirdi. Bu katliam, Kürt halkýný sindiremedi. Kürt halký, özgürlük hakký için savaþmaya devam etti. Bugün, emperyalizmin Halepçe Katliamý’ný gündeme getiriyor oluþu, sadece ve sadece kendi insanlýk suçlarýný gizleme gayretidir. Gerici Irak yönetimine desteðini hiç esirgemeyen ve ona silah saðlayan ABD emperyalizminin kendisi olmuþtur hep. Halepçe Katliamýnýn koþullarýný hazýrlayan da emperyalizmin kendisidir. Emperyalizm, halklarý birbirine düþmanlaþtýrarak, egemenliðini sürdürmeye çalýþýyor. Buna izin verilmeyecektir. Dünyanýn ezilen ve sömürülen tüm halklarý, proletaryanýn kýzýl bayraðý altýnda emperyalizme ve onun yerli iþbirlikçilerine karþý savaþýmý yükseltmek zorundadýr. Siper yoldaþlýðýnýn manifestosu... THKP-C ve THKO’nun yiðit önder ve savaþçýlarýnýn kahramanlýk destaný. Bir devrimin ancak onun uðruna ölmeyi göze almýþ önder ve savaþçýlarla zafere ulaþacaðýnýn en somut kanýtý. Savaþma azmi ve kararlýlýðý. Kuþatma altýnda dahi iþçi sýnýfý ve emekçilerin davasýna baðlýlýk... Kýzýldere’de ölümsüzleþen 10 savaþçý, Türkiye ve Kürdistan topraklarýna ölümsüz tohumlar ektiler. Ve þimdi bunlar yeþerdi ve köklendi. Artýk hiçbir güç, bu topraklara kök salmýþ olan devrimi engelleyemeyecek. Kýzýldere’de ölümsüzleþen yoldaþlarýmýz ve siper yoldaþlarýmýz yolumuzu aydýnlatmaya devam ediyorlar. Mart isyandýr, ayaklanmadýr, devrimdir. Mart’ý isyana, is-
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
Ve zalime karþý isyanýn günü... Ateþin ve güneþin çocuklarýnýn Demirci Kawa’dan aldýklarý isyan bayraðýný Mezopotamya’nýn her yanýnda dalgalandýrdýklarý gün. Kürt ulusunun baþkaldýrý ve özgürlük bayramý. Halklarýn mücadele birliðinin büyük umutlarla büyüdüðü gün. Þovenizme ve faþizme karþý Kürt ve Türk halklarýnýn savaþýmý büyüttükleri gün. Yüzbinlerce insanýn, burjuvaziye devrimin gücünü gösterdikleri, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin etme gücünü göstermek için ayaða kalktýðý gün. Bin yýllardýr süren esaret zincirinin parçalandýðý, “makus talih”in yenildiði gün. Zalim Dehaq’ýn sarayýný yakan Demirci Kawa’dan günümüze ulaþan isyan geleneði. Kürt ulusu onyýllardýr sürdürdüðü ulusal kurtuluþ mücadelesiyle ayaða kalktý ve kendi kaderini özgürce tayin etmek istediðini gösterdi. Artýk hiçbir güç, Kürt ulusunu ulaþtýðý bu düzeyden geriye düþüremez. Kürt ulusu özgürlük için ödediði bedellerin bilincindedir. Bu mücadelede sonuca ulaþmak için yeni bedeller ödemeye de hazýrdýr. Hiçbir þey, özgürlükten daha deðerli deðildir. Kürt iþçi ve emekçileri ulusal kurtuluþun yaný sýra sýnýfsal kurtuluþ için de mücadele ediyorlar. Nasýl Kürt ve Türk burjuvalarý devrimi engellemek için el ele vermiþlerse, Kürt ve Türk iþçi ve emekçileri de el ele vermeli, mücadele birliðini her yerde saðlamalýdýrlar. Kürt ve Türk halklarýnýn mücadele birliði olmadan, ne Kürt halký özgürleþebilir, ne de Türk halký sömürü ve zulümden kurtulabilir. Ýki halkýn kurtuluþu ortaktýr. Burjuvazinin egemenlik aygýtýný yýkmak için Kürt ve Türk proletaryasý ortak mücadeleyi yükseltmelidir. Newroz, Kürt halký baþta olmak üzere, ezilen Ortadoðu halklarýnýn bayramýdýr. Onu bütün halklarýn bayramý olan devrime dönüþtürmek bizim elimizdedir. Kürt halkýna karþý yeni imha operasyonlarýnýn hazýrlýklarýnýn yapýldýðý, þovenizm dalgasýnýn yükseltildiði bugünlerde, halklarýn mücadele birliðini örmek, olmazsa olmaz bir hal almýþtýr. Cejna Newroz Piroz Be. Kürt ve Türk iþçileri, emekçileri, proletaryanýn kýzýl bayraðý altýna, mücadele birliðini yükseltmeye. YAÞASIN KÜRT TÜRK HALKLARININ MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! BÝJÝ NEWROZ! CEJNA NEWROZ PÎROZ BÊ!
Yeni Evrede
Eylem
Mücadele Birliði
DEVRÝMÝN AYAK SESLERÝ DÜNYAYI SARSIYOR KANADA’DA DEMÝRYOLU ÝÞÇÝLERÝ GREVDE Kanada’da daha yüksek ücret ve zam talep eden 2.800 demiryolu iþçisi, Þubat’ýn ilk haftasýnda greve baþladý. Demiryolu iþçilerinin grevi nedeniyle birçok iþyeri üretimini durdurmak veya yavaþlatmak zorunda kaldý. Ford tekeli St. Thomas, yedek parça gelmediði için iþçileri evlerine göndermek zorunda kaldý. Kimya iþletmeleri ve aðaç firmalarý da üretimi yavaþlatmak zorunda kaldýlar. Bu sonuçlarý itibarýyla grev etkisini hýzla göstermeye baþladý. KOSTARÝKA ÝÞÇÝLERÝ SERBEST TÝCARET ANLAÞMASINI REDDEDÝYOR Korsika’da emekçiler, ABD ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaþmasý’nýn (TLC) mecliste onaylanarak yürürlüðe girmesini sendikal mücadele yoluyla engelliyor. TLC’ye karþý Kostarika iþçileri, 26 Þubat günü yeniden sokaklara döküldüler. “Kostarika Satýlýk Deðildir”, “TLC’ye Hayýr, Kostarika’ya Evet” pankartlarý ile baþkent San Jose’deki yasama meclisine yürüyen sendikalý iþçiler, söz konusu anlaþmanýn onaylanmasý yönündeki her giriþimi durdurmaya kararlý olduklarýný gösterdiler. BULGARÝSTAN’DA SAÐLIK PERSONELÝ UYARI GREVÝNDE Bulgaristan’da maaþlarýna zam yapýlmasýný ve saðlýk sektörüne bütçeden daha fazla pay ayrýlmasýný isteyen doktorlar ve diðer saðlýk personeli, uyarý grevine baþladý. Baþta baþkent Sofya ile Filibe, Slivne, Plevne, Þumnu, Varna ve Smolyan þehirleri olmak üzere ülkenin her yerinde devlet hastanelerinde çalýþan doktorlar ve diðer saðlýk personeli, 28 Þubat sabahý bir saatlik uyarý grevi yaptýlar. Doktorlar ile saðlýk personelleri, istekleri yerine getirilinceye kadar uyarý grevlerini her gün yapacaklarýný bildirdiler. Bulgaristan Doktorlar Birliði, uyarý grevi sýrasýnda baþta acil hastalar olmak üzere, saðlýk hizmetlerinin aksamamasý için nöbetçi saðlýk personeli görevlendirileceðini belirtti. Doktorlar maaþlarýna en az yüzde 50 oranýnda zam yapýlmasýný istiyor. YOZGAT’TA FABRÝKA ÇATISINDA EYLEM Yozgat’ta, 1972 yýlýndan beri faaliyet gösteren Tekel Bira Fabrikasý, 2003’te özelleþtirilip, Mey Alkollü Ýçkiler Þirketi’ne satýlmýþtý. Buradan da baþka bir þirkete satýlan bira fabrikasýnda, iþ akitleri fesh edilmek istenen 40 iþçi, fabrika çatýsýna çýkarak eylem yapmaya baþladý. Daha önce çýkarýlan
iþçilere 6 maaþ tutarýnda ikramiye verildiðini ileri süren iþçiler, kendilerine de bu ödemenin yapýlmasýný veya baþka bir fabrikaya nakledilmelerini talep etmiþlerdi. Talepleri kabul edilmeyen 40 iþçi, fabrikanýn çatýsýna çýkarak eylem yapmaya baþladý. Fabrikaya gelen polis, itfaiye, saðlýk ve sivil savunma ekipleri, iþçileri aþaðýya inmeleri için ikna etmeye çalýþtý. Yozgat Emniyet Müdürü Cumhur Kuluy’a, iþçiler “aþaðýya atlarýz” deyince emniyet müdürü “Atlayýn o zaman” dedi. Ýþçilerin birinin kendini atmaya kalkmasý üzerine iþçilerin eylemini izleyen halk emniyet müdürüne tepki gösterdi. Baðlý olduklarý sendikanýn kendilerine sahip çýkmadýðýný söyleyen eylemci iþçiler, hükümet, sendika ve fabrikayý alan ABD þirketi aleyhine sloganlar attýlar. Ýþçilerin çatýdaki eylemi 5 saat sonra sona erdi. Yozgat Vali Yardýmcýsý Ýzzettin Sevgili’nin ikna etmesi üzerine iþçiler eylemlerine son vererek çatýdan indi. Vali yardýmcýsý, iþçilere taleplerinin patrona iletildiðini belirterek, 30 Mart tarihine kadar her türlü haklarýnýn ödeneceðini söyledi. DANDY DÝRENÝÞÝ YENÝDEN BAÞLADI Ýþten atýlan Dandy fabrikasý iþçileri, Tek Gýda-Ýþ yöneticileri ile patron arasýnda süren görüþmelerin ardýndan direniþe ara vermiþlerdi. Ancak hiçbir somut adým atýlmamasý üzerine, yeniden fabrika önünde eylem yaptýlar. Ýþten atýlan iþçiler, sendikalý olarak iþ baþý yapana kadar direniþi sürdüreceklerini söylüyorlar. Ýþçiler, 19 Þubat’tan itibaren, yeniden fabrika önünde beklemeye baþladýlar ve gün içinde eylemler yaparak direniþi sürdürüyorlar. Çalýþan iþçiler de vardiya çýkýþlarýnda toplu halde gelerek arkadaþlarýna moral veriyorlar. 22 Þubat sabahý iþçiler, 07.00 vardiyasý çýkýþýnda yürüyüþ yaparak, “Direne direne kazanacaðýz”, “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganlarý ile eski Edip Ýplik Fabrikasý’nýn bulunduðu alana kadar yolu kapatarak yürüdüler ve çevre fabrikalarýn iþçilerden de destek istediler. Ýþçiler, 23 Þubat sabahý da kendilerini fabrikanýn giriþ kapýlarýna zincirlediler. Bunun üzerine polisi çaðýran fabrika patronu, destek için gelen sendikacýlarý ve iþçileri gözaltýna aldýrdý. Aralarýnda Tek Gýda-Ýþ 10 No’lu Þube Baþkaný’nýn da bulunduðu 6 kiþi gözaltýna alýndý. Gözaltýna alýnan iþçiler öðleden sonra serbest býrakýlýnca, onlarý fabrika önünde vardiyadan çýkan iþçiler karþýladý. Yeni vardiya için gelen iþçiler de fabrikanýn yakýnýnda inip, fabrikaya kadar
88. Sayý / 5 - 19 Mart 2007
yürüyüþ yaptýlar ve patronu protesto ettiler. SARIGAZÝ BELEDÝYESÝ’NDE GÖZALTI Sarýgazi Belediyesi’nde çalýþan Tüm Bel-Sen 3 No’lu Þube Sekreteri Nurettin Kýnýk, 19 Þubat günü, hiçbir gerekçe gösterilmeden Kültür Merkezi’nde görevlendirilerek Belediye’den sürgün edildi. 20 Þubat’ta konuyla ilgili olarak belediye yetkilileri ile görüþmek isteyen Þube Baþkaný Fahrettin Aðdaþ ise belediyenin þikayeti üzerine jandarma tarafýndan gözaltýna alýndý. Alkollü olduðu ve görevlilere hakaret ettiði ileri sürülen Aðdaþ, öðleden sonra Ümraniye Adliyesi’ne çýkarýlýrken sendikacýlar da adliye önüne giderek destek verdiler. Nurettin Kýnýk, olayý görevlilerin kýþkýrttýðýný ve yalan söyleyerek Aðdaþ’ý gözaltýna aldýrdýklarýný söyleyerek AKP’li belediye baþkanýnýn ve müdürlerin, sendikalarýnýn çalýþmalarýndan rahatsýz olduklarý için görev yerini deðiþtirdiklerini belirtti ve Kýnýk, asýl amacýn kadrolaþmak olduðunu dile getirdi. Belediyeye, diðer belediyelerden vekaleten memur alýndýðýný, sendika üyelerinin ise yerlerinin deðiþtirildiðini söyleyen Kýnýk, kararýn geri alýnmasý için haklarýný kullanacaðýný bildirdi. SARIGAZÝ BELEDÝYE ÝÞÇÝLERÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR! Geçtiðimiz günlerde Sarýgazi belediye iþçilerinin belediye önünde bir basýn açýklamasý yapacaðýný duyduk ve Sarýgazi Ayýþýðý Ekin Sanat Derneði olarak, bizler de destek vermek amacýyla orada yerimizi aldýk. AKP’li faþist belediye, baskýlarýný iþçiler üzerinde çoðaltmýþ ve kendi kadrolarýný belediyeye sokmak için sürgünlerle bu pervasýzlýðýna devam etmiþti. Belediyede çalýþan bir emekçi, sürgün edildikten sonra belediyeye bu konuyu görüþmek için geldiðinde, karþýsýnda belediye baþkanýný ve jandarmalarý görmüþtü. Belediye baþkaný, bu emekçiyi görünce jandarmalara “alýn bu adamý, bu sarhoþun biridir” diyerek, sürgün edilen iþçinin gözaltýna alýnmasýna önayak olmuþtu. Bu son olay üzerine iþçiler bir basýn açýklamasý yaparak bu saldýrýlarý teþhir ettiler. Basýn açýklamasýnda sýk sýk “Yaþasýn Tüm-Bel-Sen Yaþasýn KESK”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Sarýgazi Faþizme Mezar Olacak” sloganlarý atýldý ve yaklaþýk 100 kiþinin katýldýðý eylem sloganlarla sona erdi Sarýgazi Ayýþýðý Ekin Sanat Derneði Emekçileri
7
Yeni Evrede
Ayazma-Yýkýmlar
Mücadele Birliði
“BÝZÝM ÇELÝKTEN ZÝNCÝRLERÝMÝZ VAR” Bir akþam vakti Ayazma’ya doðru yol alýyoruz. Ayazma mahallesinde evleri yýkýlan ya da yýkýlma tehdidiyle karþý karþýya olan ailelerin sözcüsü olan Kasým arkadaþ yanýmýzda. Kasým arkadaþ burada, bu mahallede büyümüþ, týpký Ayazma’nýn bir çok insaný gibi. Yol boyunca sohbet ediyoruz. Kasým arkadaþ, gecekondularýn yýkýmýna karþý canla baþla mücadele ediyor. Kolay bir mücadele deðil onunki... Bir yandan “Kentsel Dönüþüm Projesi” adý altýnda daha çok iþçi ve emekçilerin oturduðu gecekondu mahallelerini yýkýp, insanlarý birbirinden yalýtmaya çalýþan belediyeye karþý mücadele ederken bir yandan da kendi aralarýndaki geri ve tutarsýz unsurlara karþý mücadele etmek zorunda kalýyor. Onu güçlü kýlan ise, haklý bir davayý sürdürüyor oluþu. Tek baþýna kalsa bile bu davayý sürdürme konusunda kararlý. Yalnýz olmadýðýný ve yalnýz kalmayacaðýný da biliyor Kasým arkadaþ. Ayazma’da temel sorunlardan biri, ev sahipleriyle kiracýlarýn belediyenin “þeytanca” planýyla karþý karþýya getirmiþ oluþu. Belediye ev sahiplerine mortgage sistemiyle vermeyi taahhüt ettiði evlerin anahtarýný ancak kiracýlarýný çýkartýp, eski evleri yýkýlacak þekilde býraktýklarý zaman teslim edeceðini söylüyor. Ve Kasým arkadaþýn deyimiyle bazý “vicdansýz” ev sahipleri, kiracýlarýn hali nedir sormadan apar topar onlarý çýkarýyor. Þu anda iki çocuk annesi bir kadýn çocuklarýyla birlikte evinden çýkartýlýp sokaða atýlmýþ durumda. Kasým arkadaþ, bu insanlara da kol kanat geriyor. Gidecek hiç bir yeri olmayan insanlarýn sayýsý giderek artýyor ve Kasým arkadaþýn tek baþýna çözüm olma gücü de azalýyor. Þu ana kadar Ayazma’da 500’den fazla ev yýkýlmýþ durumda. Bu yýlýn sonuna kadar 1200 evin daha yýkýlacaðý söyleniyor. Ayazmalýlar doðup büyüdükleri bu mahallelerin daðýtýlmasýný istemiyorlar. Burada onlarýn anýlarý saklý. Edip Canse-
ESKÝÞEHÝR SES EYLEMÝ VE BEYAZ MÝTÝNG
8
ver’in bir þiirinde dediði gibi; bu insanlar doðduklarý yerin topraðýna benziyorlar, havasýna suyuna benziyorlar. Yine Edip Cansever ayný þiirinde “gülüyorsan ya gülmek / bir halk gülüyorsa gülmektir” diyor. Þimdi Ayazma’da hiç kimse gülmüyor. Buna raðmen halkýn kendi arasýnda güçlü bir bað var. Kasým arkadaþ bunu “bizim çelikten zincirlerimiz var” diyerek ifade ediyor. Akþam bir kahvede toplantý var. Evleri yýkýlan ya da yýkýlmak üzere olan insanlar toplanýyorlar. Ýyi bir kalabalýk var. Herkes önerilerini söylüyor-tartýþýyor, biz de onlarý dinliyoruz. Mücadele Birliðinin bir önceki sayýsýnda kendileriyle ilgili çýkan haberi biliyorlar. Daima yanlarýnda olacaðýmýzý söylüyoruz. Önerileri zaten çok ileri. Ve en önemlisi kararlý görünüyorlar. Bundan sonra çalýþmalarý sürdürmek ve yaymak için bir komisyon oluþturuyorlar. Eðer bu þekilde kararlý devam ederlerse sonuç alacaklarý kesin. Düþüncelerimizi ifade ediyoruz. Sorunun sadece Kasým arkadaþýn sorunu olmadýðýný, herkesin sorunu olduðunu, örgütlü davranýrlarsa istediklerini elde edebileceklerini dile getiriyoruz. Ayazma’da Ölüm Orucu’nda ölümsüzleþen Sibel Sürücü yoldaþýmýzýn mezarýnýn da olduðunu, bu nedenle de bu mahallenin bizim için önemli olduðunu söylüyoruz. Can kulaðýyla dinliyor Ayazma’nýn iþçi ve emekçi insanlarý, genç emekçileri. Ayazma halký, birlikte ve örgütlü davranýrlarsa yýkým ekiplerine evlerini yýktýrmayacaktýr. Kiracýlarýn maðdur olmamasý için çözüm yollarý araþtýrýyorlar. Bu arayýþ onlarý kapitalist sistem dýþýnda bir çözüme doðru itecektir elbette. Her geçen gün sistem içinde iþçi ve emekçiler için konut sorununun çözümünün mümkün olmadýðýný kendi deneyimleriyle yaþayarak görecekler. Biz Mücadele Birliði ve Ýkitelli Ekin Sanat Derneði olarak her zaman onlarýn yanýnda olacaðýz. Ve mücadelelerini büyütmek için elimizden geleni yapacaðýz. Ayazma’dan ayrýlýrken içimizde yeni umutlar tomurcuklanýyor. Rüzgar kulaklarýmýza Sibelimizin sözlerini fýsýldýyor: “yarýna güneþten köprüler kuracaðýz”
Eskiþehir Saðlýk ve Sosyal Hizmet Sendikasý (SES), 01.03.2007 tarihinde saat 12:30 da Cemevi Saðlýk Ocaðýnýn önünde, Türk Tabipler Birliði, Türk Diþ Hekimleri Birliði ve DÝSK’e baðlý Dev-Saðlýk Ýþ’inde desteklediði, “Saðlýk Ocaklarýna Sahip Çýkalým” konu baþlýðý altýnda basýn açýklamasý yaptý. Yapýlan basýn açýklamasýnda; 50 yýllýk birikim olan saðlýk ocaklarýnýn kapatýlmasýna izin verilmeyeceði, siyasi iktidarýn, tüm uyarýlara raðmen, ÝMF ve Dünya Bankasý kaynaklý programý uygulayarak, saðlýk alanýndaki tahribatýn onarýlamaz boyutlara ulaþmasýna neden olduðu, halkýn saðlýðýnýn, Uluslararasý tekellere ve piyasa koþullarýnýn inisiyatifine terk edildiðini, çaðdaþ saðlýk yaþamýn, tedavi edici hekimlikten, koruyucu hekimliðe yönelimini gerektirirken,
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
koruyucu hekimlik uygulamasýnýn bir parçasý olan bu kurumlarýn, Dünya Bankasý raporlarýnda tüm çýplaklýðý ile belirtilen durum ile insanlarýn hastalanmasýndan kazanç elde etmek, daha fazla hasta yaratarak, ilaç ve teknoloji ürünlerinin satýþýndan bu ürünleri satan tekellerin gelirini artýrmaya çalýþtýklarý vurguladý. Ayrýca Aile Hekimliði pilot uygulamasý yapýlan illerin, Saðlýk Ocaklarýnýn en etkin çalýþtýðý iller arasýndan seçilmesinin tesadüf olmadýðý belirtilerek, 11 Mart 2007 Pazar günü Ankara merkezli “Saðlýk Hakký Ýçin Beyaz Miting” ve 14 Mart 2007 tarihindeki 1 günlük iþ býrakma eyleminin duyurusu yapýlarak basýn açýklamasý sona erdirildi. Ýktidar Dýþýnda Her Þey Hiçbir Þeydir
Eskiþehir M.B.Platformu
Yeni Evrede
Ayazma-Yýkýmlar
Mücadele Birliði
“BÝZÝM ÇELÝKTEN ZÝNCÝRLERÝMÝZ VAR” Bir akþam vakti Ayazma’ya doðru yol alýyoruz. Ayazma mahallesinde evleri yýkýlan ya da yýkýlma tehdidiyle karþý karþýya olan ailelerin sözcüsü olan Kasým arkadaþ yanýmýzda. Kasým arkadaþ burada, bu mahallede büyümüþ, týpký Ayazma’nýn bir çok insaný gibi. Yol boyunca sohbet ediyoruz. Kasým arkadaþ, gecekondularýn yýkýmýna karþý canla baþla mücadele ediyor. Kolay bir mücadele deðil onunki... Bir yandan “Kentsel Dönüþüm Projesi” adý altýnda daha çok iþçi ve emekçilerin oturduðu gecekondu mahallelerini yýkýp, insanlarý birbirinden yalýtmaya çalýþan belediyeye karþý mücadele ederken bir yandan da kendi aralarýndaki geri ve tutarsýz unsurlara karþý mücadele etmek zorunda kalýyor. Onu güçlü kýlan ise, haklý bir davayý sürdürüyor oluþu. Tek baþýna kalsa bile bu davayý sürdürme konusunda kararlý. Yalnýz olmadýðýný ve yalnýz kalmayacaðýný da biliyor Kasým arkadaþ. Ayazma’da temel sorunlardan biri, ev sahipleriyle kiracýlarýn belediyenin “þeytanca” planýyla karþý karþýya getirmiþ oluþu. Belediye ev sahiplerine mortgage sistemiyle vermeyi taahhüt ettiði evlerin anahtarýný ancak kiracýlarýný çýkartýp, eski evleri yýkýlacak þekilde býraktýklarý zaman teslim edeceðini söylüyor. Ve Kasým arkadaþýn deyimiyle bazý “vicdansýz” ev sahipleri, kiracýlarýn hali nedir sormadan apar topar onlarý çýkarýyor. Þu anda iki çocuk annesi bir kadýn çocuklarýyla birlikte evinden çýkartýlýp sokaða atýlmýþ durumda. Kasým arkadaþ, bu insanlara da kol kanat geriyor. Gidecek hiç bir yeri olmayan insanlarýn sayýsý giderek artýyor ve Kasým arkadaþýn tek baþýna çözüm olma gücü de azalýyor. Þu ana kadar Ayazma’da 500’den fazla ev yýkýlmýþ durumda. Bu yýlýn sonuna kadar 1200 evin daha yýkýlacaðý söyleniyor. Ayazmalýlar doðup büyüdükleri bu mahallelerin daðýtýlmasýný istemiyorlar. Burada onlarýn anýlarý saklý. Edip Canse-
ESKÝÞEHÝR SES EYLEMÝ VE BEYAZ MÝTÝNG
8
ver’in bir þiirinde dediði gibi; bu insanlar doðduklarý yerin topraðýna benziyorlar, havasýna suyuna benziyorlar. Yine Edip Cansever ayný þiirinde “gülüyorsan ya gülmek / bir halk gülüyorsa gülmektir” diyor. Þimdi Ayazma’da hiç kimse gülmüyor. Buna raðmen halkýn kendi arasýnda güçlü bir bað var. Kasým arkadaþ bunu “bizim çelikten zincirlerimiz var” diyerek ifade ediyor. Akþam bir kahvede toplantý var. Evleri yýkýlan ya da yýkýlmak üzere olan insanlar toplanýyorlar. Ýyi bir kalabalýk var. Herkes önerilerini söylüyor-tartýþýyor, biz de onlarý dinliyoruz. Mücadele Birliðinin bir önceki sayýsýnda kendileriyle ilgili çýkan haberi biliyorlar. Daima yanlarýnda olacaðýmýzý söylüyoruz. Önerileri zaten çok ileri. Ve en önemlisi kararlý görünüyorlar. Bundan sonra çalýþmalarý sürdürmek ve yaymak için bir komisyon oluþturuyorlar. Eðer bu þekilde kararlý devam ederlerse sonuç alacaklarý kesin. Düþüncelerimizi ifade ediyoruz. Sorunun sadece Kasým arkadaþýn sorunu olmadýðýný, herkesin sorunu olduðunu, örgütlü davranýrlarsa istediklerini elde edebileceklerini dile getiriyoruz. Ayazma’da Ölüm Orucu’nda ölümsüzleþen Sibel Sürücü yoldaþýmýzýn mezarýnýn da olduðunu, bu nedenle de bu mahallenin bizim için önemli olduðunu söylüyoruz. Can kulaðýyla dinliyor Ayazma’nýn iþçi ve emekçi insanlarý, genç emekçileri. Ayazma halký, birlikte ve örgütlü davranýrlarsa yýkým ekiplerine evlerini yýktýrmayacaktýr. Kiracýlarýn maðdur olmamasý için çözüm yollarý araþtýrýyorlar. Bu arayýþ onlarý kapitalist sistem dýþýnda bir çözüme doðru itecektir elbette. Her geçen gün sistem içinde iþçi ve emekçiler için konut sorununun çözümünün mümkün olmadýðýný kendi deneyimleriyle yaþayarak görecekler. Biz Mücadele Birliði ve Ýkitelli Ekin Sanat Derneði olarak her zaman onlarýn yanýnda olacaðýz. Ve mücadelelerini büyütmek için elimizden geleni yapacaðýz. Ayazma’dan ayrýlýrken içimizde yeni umutlar tomurcuklanýyor. Rüzgar kulaklarýmýza Sibelimizin sözlerini fýsýldýyor: “yarýna güneþten köprüler kuracaðýz”
Eskiþehir Saðlýk ve Sosyal Hizmet Sendikasý (SES), 01.03.2007 tarihinde saat 12:30 da Cemevi Saðlýk Ocaðýnýn önünde, Türk Tabipler Birliði, Türk Diþ Hekimleri Birliði ve DÝSK’e baðlý Dev-Saðlýk Ýþ’inde desteklediði, “Saðlýk Ocaklarýna Sahip Çýkalým” konu baþlýðý altýnda basýn açýklamasý yaptý. Yapýlan basýn açýklamasýnda; 50 yýllýk birikim olan saðlýk ocaklarýnýn kapatýlmasýna izin verilmeyeceði, siyasi iktidarýn, tüm uyarýlara raðmen, ÝMF ve Dünya Bankasý kaynaklý programý uygulayarak, saðlýk alanýndaki tahribatýn onarýlamaz boyutlara ulaþmasýna neden olduðu, halkýn saðlýðýnýn, Uluslararasý tekellere ve piyasa koþullarýnýn inisiyatifine terk edildiðini, çaðdaþ saðlýk yaþamýn, tedavi edici hekimlikten, koruyucu hekimliðe yönelimini gerektirirken,
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
koruyucu hekimlik uygulamasýnýn bir parçasý olan bu kurumlarýn, Dünya Bankasý raporlarýnda tüm çýplaklýðý ile belirtilen durum ile insanlarýn hastalanmasýndan kazanç elde etmek, daha fazla hasta yaratarak, ilaç ve teknoloji ürünlerinin satýþýndan bu ürünleri satan tekellerin gelirini artýrmaya çalýþtýklarý vurguladý. Ayrýca Aile Hekimliði pilot uygulamasý yapýlan illerin, Saðlýk Ocaklarýnýn en etkin çalýþtýðý iller arasýndan seçilmesinin tesadüf olmadýðý belirtilerek, 11 Mart 2007 Pazar günü Ankara merkezli “Saðlýk Hakký Ýçin Beyaz Miting” ve 14 Mart 2007 tarihindeki 1 günlük iþ býrakma eyleminin duyurusu yapýlarak basýn açýklamasý sona erdirildi. Ýktidar Dýþýnda Her Þey Hiçbir Þeydir
Eskiþehir M.B.Platformu
Yeni Evrede
Lümpen Proletarya
Mücadele Birliði
KAPÝTALÝST BATAKLIK VE LÜMPEN PROLETARYA L
ümpen proletarya kapitalizmin çürümüþlüðünün en açýk görüldüðü, en altta yer alan kesimidir. Lümpen proletaryanýn bugünkü durumunu, siyasi, kültürel ve pratik durumunu anlamak için ortaya çýkýþ koþullarýný, hangi temellerde ortaya çýktýðýný ortaya koymak gerekir. Yarý iþsiz ya da tam iþsizlerin oluþturduðu nispi artý-nüfus sürekli deðiþir. Ekonomik bunalýmlar ve krizler bu nüfusu artýrýr. Bunalým geçince tekrar çalýþanlarýn sayýsý artar, ancak kapitalistler daha az sayýda iþçiyle üretimi sürdürmek için yeni makineleri de devreye sokmuþ olduðu için iþini kaybetmiþ olanlardan daha az sayýda iþçi iþ bulabilir. Ýþsiz sayýsý da artar. Kapitalist üretim artý-deðer sömürüsünü gerçekleþtirmek için yapýlýr. Çalýþan iþçilerin üzerinde baský oluþturulmasý, daha düþük ücrete çalýþmalarýnýn saðlanmasý yani daha fazla artý-deðer sömürüsü için devamlý bir iþsizler ordusu yedekte tutulur; bu kapitalist sömürünün bir sonucudur. Sürekli iþsizlik lümpen proletaryayý ortaya çýkaran önemli bir temeldir. Kapitalist sömürünün ortaya çýkardýðý iþsizlik ve kapitalizmin artýk çalýþamaz duruma getirdiði, küçük yaþta çalýþma nedeniyle ya da saðlýksýz koþullarda, aþýrý çalýþma nedeniyle genç yaþlarda ya da orta yaþlarda çalýþamaz duruma gelenler lümpen proletaryanýn sayýsýný artýrýr. Marx; “Ýþçi sýnýfýnýn düþkünler tabakasý ile yedek sanayi ordusu ne kadar yoðun olursa, resmi yoksulluk da o kadar yaygýn olur. Bu kapitalist birikimin mutlak genel yasasýdýr. Nispi artý-nüfusun en dipteki tortusu, en sonu, sefalet alanýnda bulunur” diyor. Bu en diptekileri iki ayrý grup olarak ele almak gerekiyor. Birincisi; serseriler, suçlular, fahiþeler vs. den oluþan “tehlikeliler”. Ýkincisi ise, sürekli iþten atmalarla çoðalan iþsizler; yetim ve öksüz çocuklarla yoksul ailelerin çocuklarý (bunlar geleceðin iþsizler ordusunun adaylarý); en sonu Marx’ýn söylemiyle; “Ahlak düþkünleri, zavallýlar, çalýþamayacak durumda olanlar, iþ bölümü nedeniyle uyum yeteneðinden yoksun kalmýþ çaresizler; normal emekçi yaþýný aþan kimseler; sayýlarý tehlikeli makineler, madenler, kimyasal iþler vb. ile artan sanayi kurbanlarý, sakatlar, sayrýlýlar, dullar.” Bunlara bugün önemli sayýda olan köylerinden sürülenleri eklemek gerekiyor. Kimi zorla göç ettirilen, kimi de kapitalist sömürü sonucu artýk yaþayamaz hale gelip mülksüzleþenler. Yani bir kýsmý sürekli mülksüzleþen küçük köy-
lülerin kentlere göçenleri. Ayrýca sürekli mülksüzleþen küçük burjuvalarýn bir kýsmýnýn lümpen proletarya saflarýna, iþsizlerin saflarýna katýlmasýný eklemek gerekiyor. Nispi artý-nüfus arttýkça sefalet de artar, yoksulluk artar. Bunlarýn sonucunda ise kapitalist üretimin ve zenginliðin artýþý oluþur. Sermaye ne kadar birikirse sefalet de ayný ölçüde artar. “Bir kutupta servet birikimi, diðer kutupta, yani kendi emeðinin ürünü sermaye þeklinde üreten sýnýfýn tarafýnda sefaletin, yorgunluk ve bezginliðin, köleliðin, bilisizliðin, zalimliðin, ussal yozlaþmanýn birikimi ile ayný anda olur” sözleriyle Marx’ýn belirttiði durum bugün açýsýndan çok daha açýkça görülüyor, yaþanýyor. Emperyalizmin bütün zenginliklerinin, birikiminin merkezi, sermayenin en büyük merkezi ABD’de emperyalist sömürüye raðmen iki milyonu aþan sayýda insanýn hapishanelerde olmasý ve on milyonlarca insanýn sabýkalý olmasý sefalet ve servet birikiminin birlikte büyümesinin en açýk örneðidir. Bugünün Türkiye’si açýsýndan da her geçen gün suçlarýn, sefaletin, yozlaþmanýn artmasýyla servetin diðer kutupta artýþý görülüyor. Suçlarýn büyük artýþ gösterdiði 2006 yýlýnýn Sabancý topluluðunun öz varlýklarýnýn en büyük artýþlarýndan birini yaþadýðý bir yýl olmasý durumun anlaþýlmasý için bir veridir. Lümpen proletaryanýn varlýðý ve sayýsýnýn sürekli artmasý kapitalist sömürünün bir sonucudur. Kapitalistlerin serveti ne kadar artarsa lümpen proletaryanýn sayýsý, yozlaþma ve sefalet o kadar artar. Lümpen proletarya burjuva sýnýfýn saflarýnda burjuvazi için savaþacak, kendini burjuvaziye satabilecek bir karaktere sahiptir. Bunun tarihte önemli ve büyük örnekleri yaþandý. 1848 Þubat Devrimi’nde Fransa’da proletaryanýn etkin olmasý, daha sonrasýnda iktidardaki burjuvazinin proletaryayý yenecek güçten yoksun olmasý nedeniyle burjuvazi lümpen proletaryadan kurulu, 15-20 yaþlarýnda gençlerden oluþan biner kiþilik 24 gezgin muhafýz taburu oluþturuyor. Proletarya bunlarýn kendisiyle ayný safta olacaðýný düþünüyor. Ancak burjuva üniformanýn altýnda, kendini burjuvaziye satan lümpen proletarya 1848 Haziran’ýnda Paris Ayaklanmasýnda proletaryanýn bastýrýlmasý ve üç bin proleterin katledilmesinde görev alýyor. 1849 Fransa’sýnda Napolyon Bonaparte serserileri topladýðý 10 Aralýk derneði ile kendine hizmet edecekleri bir araya getiriyor. 1920’li yýllardan baþlayarak, asýl olarak da 1930’lu yýllarda Nazi faþizmi lümpen proletaryaya Nazi üniformasý giydirerek, faþist parti saflarýnda toplayarak taban oluþturuyor. Ýtalya’da yine Mussolini lümpen proletaryayý örgütlüyor. Tarihte çok sayýda örnekte görüldüðü gibi lümpen proletarya burjuvazinin ve faþizmin emrinde proletaryaya karþý savaþýyor. Üretimden kopuk olan, kültürel açýdan, ahlaki açýdan, bilgi birikimi açýsýndan toplumun en gerisinde olan lüm-
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
9
Yeni Evrede
Lümpen Proletarya
Mücadele Birliði
pen proletarya, burjuvazinin kendine ihtiyaç duyduðu zaLümpen proletaryayý kültürel, entelektüel, bilimsel ve man teklif edilen üniforma ve paranýn çekiciliði ile burjuva ahlaki anlamda geri býrakan diðer etkenlere gelince, bunsýnýfýn hizmetine girmekte tereddüt etmiyor. Ýç savaþlarýn larýn baþýnda burjuva eðitim sistemi var. Bilimsellik açýsýnyaþandýðý yerlerde ya da faþist örgütlenmelerde, faþist dan geri, insanýn yaratýcý düþüncesini geliþtirmeyip körelten eðitim verilmesi. Sosyal, kültürel, devletlerde bunlara yaygýn olarak sportif açýdan insanýn yeteneklerini görev verilir, üniforma verilir. Özelgeliþtiren deðil körelten eðitim velikle genç yaþta olanlarý burjuvaziSermayenin rilmesi. Burjuva çocuklarý dýþýndanin yönlendirmesiyle, bütün ataklýki lere ancak kapitalistlerin ihtiyaçðý ile, gençliðin verdiði atýlganlýkla merkezileþmesi sürdükçe devrime ve halka karþý savaþabilir. larý ölçüsünde ve proletaryanýn kaçürümüþlük artacak. Sömürü Bunlar kendi halkýna karþý tehlikeli zanýmlarý oranýnda eðitim verilmesi duruma çok kolay getirilirler. Kýsa ve bir çoðunun eðitimden mahrum arttýkça, sermayenin asalaklýðý bir askeri eðitim, politik olarak da kalmasýyla insanlarýn geri býrakýlvatan-millet-sakarya ajitasyonuyla masý. Gerici eðitim verilmesi, okularttýkça çürümüþlük toplumun larýn eðitim ve bilim temelinde inkendisine verilen paranýn ve taþýdýen alt kesiminde yaygýnlaþýr. saný geliþtiren faaliyet yürütmesinðý etiketin gereði olarak halka karþý den çok kýþla anlayýþýyla, terbiye her türlü saldýrýyý yaparlar. 12 Eylül Sermayenin daha az elde etme anlayýþýyla eðitim verilmesi. öncesinde greve çýkan iþçilerin ve daha fazla toplanmasýyla Ayrýca kapitalist sömürünün sefalegrev çadýrlarýna yönelik çok yaygýn te sürüklemesi nedeniyle bir çok aolarak gerçekleþtirilen saldýrýlarda, kýrsal alanda yaþayan nüfus halka yönelik katliamlarda yeralan ilenin çocuklarýný okutamamasý, efaþistler yaygýn olarak lümpen proðitememesi. Eðitimle ve medya vadevamlý mülksüzleþip kentlere letarya içinden çýkýyordu. Son yasýtasýyla gençlerin bencil, çýkarcý akar. Bunlarýn önemli kýsmý þanan örnek olarak Hrant Dink’in yetiþtirilmesi. Eðitimle ilgili bu koþullar lümpen proletaryanýn kültükatledilmesinde yeralanlar var. Tetilümpen proletaryaya katýlýr. rel yapýsýný þekillendirir. ði çeken ve bunu yapmayý üstüne Kentlerde iþsizler, aylaklar artar. Lümpen proletaryanýn yozlaþaldýðý anlaþýlan diðer kiþi lümpen masýnda, bu anlamýyla sürekli yönproletarya saflarýndan. Bütün semtLümpen proletaryanýn lendirilmesinde burjuva medya ölerdeki faþist örgütlenmelerde yeranemli bir iþlev görür. Televole küllanlarýn çeteciler, serseriler baþta sayýsý artar. Kýsa süreli iþlerde türü denilen programlar, magazin olmak üzere lümpen proletaryadan çalýþýrlar, ya da hýrsýzlýk, geldiði herkesçe biliniyor. programlarý, sürekli futbol fanatikliSermayenin merkezileþmesi ðini körükleyen yayýnlar, Kurtlar uyuþturucu satýþý, çeteleþme sürdükçe çürümüþlük artacak. SöVadisi türünden diziler lümpen gibi, fuhuþ gibi suçlara mürü arttýkça, sermayenin asalaklýproletaryayý politik olarak yönlendirme, yozlaþtýrma iþlevi görüyor. ðý arttýkça çürümüþlük toplumun en yönelirler. Ayrýca porno ve kadýný bir meta oalt kesiminde yaygýnlaþýr. Sermayelarak kullanan, cinselliði kullanan nin daha az elde ve daha fazla yayýnlar da lümpen proletaryanýn toplanmasýyla kýrsal alanda yaþayozlaþmasýnda iþlev görür. yan nüfus devamlý mülksüzleþip kentBurjuvazi faþist örgütlenme ve ideolojiyi lümpen prolelere akar. Bunlarýn önemli kýsmý lümpen proletaryaya katýlýr. Kentlerde iþsizler, aylaklar artar. lümpen proletaryanýn tarya üzerinden sürdürüp yaygýnlaþtýrmaya çalýþýr. Devrime sayýsý artar. Kýsa süreli iþlerde çalýþýrlar, ya da hýrsýzlýk, ukarþý toplumu yozlaþtýrmayý da yine lümpen proletarya üyuþturucu satýþý, çeteleþme gibi, fuhuþ gibi suçlara yönelir- zerinden sürdürür. Bunun en açýk örneklerinden olan Dersim’e bakmak lazým. Bir dönem burjuva istatistiklerinde biler. Lümpen proletaryanýn yaþamýna daha yakýndan bakýn- le en az suç iþlenen yer olan ve bir çok kez en az suç iþleca, bunlarýn geçici olarak çalýþanlarý, mevsimlik çalýþanlarý nen iller listesinin baþlarýnda yeralan Dersim’i yozlaþtýrmak için son yýllarda uyuþturucunun yaygýnlaþtýrýlmasý çabalarýyani dönem dönem çalýþanlarý var. Bunlar inþaatlarda, iþnýn olduðunu biliyoruz. Diyarbakýr ve Kürt halkýnýn serhýlportacýlýkta, turistik bölgelerde çalýþýr, tarýmda çalýþýr. Ýþçi barakalarýnda, bekarevlerinde ya da en ucuz otellerde ka- danlarýnýn yaþandýðý yerlerde yine burjuvazinin hem yozlýrlar. Kültürel, sosyal etkinliklerden uzak yaþarlar. En altta- laþtýrma hem de bazý insanlarý satýn almak için uyuþturucu kiler, yani hiç çalýþmayanlar ise hýrsýzlýk, çeteleþme, kadýn ve yozlaþtýrmayý artýrmak için özel çaba harcadýðýný biliyoruz. Van’dan bir gencin gerillada yaþamýný yitirmesi üzeriticareti, uyuþturucu baþta olmak üzere her türlü suç ve ne bir polisin söyledikleri Gündem Gazetesine yansýmýþtý. yozlaþmanýn içine girerler. Lümpen proletaryanýn günlük yaþamdaki görüntüsü bile kendini belli etmektedir. Ýþsiz ay- Polis, gerillaya yeni katýlmýþ genç için, o sokaktan gerilla lak tavýrlarýyla, kaldýrýmlarda gününü geçirmesiyle, kahve- çýkmasýna þaþýrdýðýný belirtip, o sokaða hayat kadýný gönhaneleri, internet cafeleri doldurmasýyla, fanatik futbol taderdiklerini belirtiyor. Bu yüzden gençlerin gerillaya katýlkýmý taraftarlýðý vs. tavýrlarla kendini gösterir. mayacaðýný düþünüyor. Diyarbakýr Spor futbol takýmýnýn
10
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
Yeni Evrede
Lümpen Proletarya
Mücadele Birliði
süper lige çýkarýlmasýnýn gençleri mücadeleden uzak tutmak için devlet desteðiyle gerçekleþtirildiði de defalarca itiraf edilen bir gerçek. Emekçi semtlerinde lümpen proletarya sayýsal ve yoðunluk olarak yaygýn. Devrimci hareketin etkin olduðu emekçi semtlerinde faþist örgütleri yaygýnlaþtýrma çabalarýnda istenilen sonuç alýnamayýnca yozlaþtýrma giriþimleri baþladý. Ýstanbul’da Gazi, 1 Mayýs, Gülsuyu gibi mahallelerde açýk olarak sermayenin desteðiyle çeteleþme, hýrsýzlýk, uyuþturucu ve her türlü yozlaþtýrma çabalarýnýn örgütlenip yaygýnlaþtýrýlmaya çalýþýldýðýný biliyoruz. Komünist Manifesto’da lümpen proletarya için; “lümpen proletaryaya gelince, eski toplumun bu en alt katmanlarýndaki pasif çürümüþlük, bir proleter devrim sayesinde yer yer hareketin içine savrulsa da yaþam tarzýnýn bütünü gereði gerici çabalara satýlmaya daha istekli olacaktýr.” sözleri tarihsel deneyimlerle tekrar tekrar doðrulandý. 1871 Paris Komünü için Marx; “artýk adam öldürme, hýrsýzlýk, saldýrý gibi þeylerden söz edildiðini duymuyoruz, diyordu bir Komün üyesi; sanki polis tüm tutucu müþterilerinin topunu, kendisiyle birlikte Versailles’a sürüklemiþ!” sözlerini aktarýyor. Burjuvazinin olmadýðý yerde suçlulardan eser kalmýyor, burjuvaziyle gitmiþ oluyorlar. 1917 Büyük Ekim Sosyalist Devrimi gerçekleþtiðinde burjuvazinin sýk sýk lümpen proletaryayý ayaklandýrýp devrimi yýkma, kurulmakta olan devrimci düzeni bozma çabalarý gerçekleþti. Kimi zaman içki dükkanlarýný, depolarýný yaðmalatarak oralardan sarhoþlarla karþý-ayaklanma giriþimi oldu, kimi zaman serserileri toplayýp karþý-ayaklanma ve devrimi yýkma giriþimleri oldu. Komünist Manifesto’da belirtildiði gibi lümpen proletarya her zaman burjuvazi tarafýndan satýn alýnarak proletaryaya karþý kullanýldý. Bugün açýsýndan en güncel olay olan Hrant Dink’in öldürülmesinde gözler lümpen proletaryaya çevrildi. Konuþmalarda bir çok þey söyleniyor, çözüm önerileri birbirini izliyor. Burjuva medyada herkes konuya iliþkin yorum ve görüþler ortaya koyuyor. Bunlarý bir yana koyup gerçeðin ne olduðuna bakmak gerekir. Lümpen proletarya devamlý olarak faþizm tarafýndan olsun, gericilik tarafýndan olsun proletaryaya karþý kullanýlmýþtýr ve devamlý olarak bu po-
tansiyeli taþýr. Son yýllarda Trabzon’da lümpen proletaryanýn yeraldýðý bir karþý-devrimci örgütlenme gerçekleþti. Bunlar faþizmin tetikçiliðini de yapýyor, her türlü faþist saldýrýyý da gerçekleþtiriyorlar. Faþizm tarafýndan lümpen proletarya içinden her ilde ayný tür örgütlenmeler oluþturulmuþtur ya da oluþturulabilir. Lümpen proletaryanýn olumsuzluklarý nasýl engellenir ya da yok edilir? Öncelikle, kapitalizm varolduðu sürece lümpen proletarya olsun her türlü yozlaþma olsun ortadan kaldýrýlamaz, kapitalizm varoldukça onun yýkýma uðrattýðý, yozlaþtýrdýðý posasý da olacak. Bugünden ne yapýlabilir? Öncelikle gerici çabalara satýlmaya istekli olacaðý, bu anlamýyla devamlý olarak proletaryanýn etkisi ve disiplini altýnda olmalarý gerektiði unutulmamalýdýr. Bugünden geleceði kurma çabalarýnýn sürdürüldüðü devrimci çalýþmalarýn yapýldýðý dernek, sanat merkezleri ve diðer sosyal etkinliklerde yeralan ve çalýþmalarý yürütenler lümpen proletaryanýn eðitilmesi, dönüþtürülmesi için de çaba göstermelidir. Devrimciler halk içindeki etkinlikleriyle halkýn en alt katmaný olan lümpen proletaryanýn olumsuz yönelim ve davranýþlarýný mücadelenin oluþturacaðý toplumsal etki ile engellemelidir. Bunun örnekleri çok var. Mücadelenin üst boyutlarda olduðu dönemlerde, mücadeleye katýlýmýn yaygýn olduðu yerlerde lümpen proletaryanýn suçlu kesiminin suç iþlemekten uzaklaþtýðý, suçlarýn azaldýðý görülüyor. Bunun iki nedeni var; birincisi mücadelenin bütün emekçilere verdiði geleceði kurma bilinci ve umudunun toplumun en alt kesimindeki lümpen proletaryaya kadar hepsini etkilemesi, ikincisi ise mücadeleyi yükselten proletaryanýn lümpen proletarya üzerinde de etki kurmasýdýr. Kýsaca, bugün açýsýndan yapýlacak olan lümpen proletaryanýn çürümüþlüðüne ve yozlaþmasýna karþý bunlarýn eðitilmesi, bilinçlendirilmesi, sosyal ve kültürel olarak geliþtirilmeleri, mücadeleye girmelerinin saðlanmasý ve proletaryanýn devrimci disiplininin bunlar üzerinde sürekli etki kurmasýdýr. Lümpen proletaryanýn varlýðý ve toplumun en altýnda yeralmasý gerçeðini kapitalist toplumda ortadan kaldýrmak olanaksýz olduðundan, lümpen proletaryanýn ve taþýdýðý yozlaþmanýn ortadan kaldýrýlmasý asýl olarak kapitalist mülkiyetin kaldýrýlmasýný gerektirir.
BEN DE DENÝZLER ÝÇÝN BÝRÞEYLER SÖYLEMEK ÝSTÝYORUM “Ben de Denizler Ýçin Bir Þeyler Söylemek Ýstiyorum” diyen herkesin söyleyeceklerini kitlelerle paylaþmasý için baþlatýlan kampanyada aþaðýdaki adrese Deniz, Yusuf, Hüseyin için göndereceðiniz ve kitlelerle paylaþmak istediðiniz mesajlar Ayýþýðý Sanat Merkezi yayýn organý olan Önsöz dergisinde yayýnlanacaktýr. denizlere@gmail.com Ayýþýðý Sanat Merkezi 88. Sayý / 5-19 Mart 2007
11
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
“BUZ KIRILMIÞ Y Koþullar, Lenin’in yýllar önce söylediði “buz kýrýlmýþ yol açýlmýþtýr” sözünü hatýrlatýyor bir kez daha. Lenin, bu sözü Fransa’da yüzbin iþçinin greve çýktýðý koþullar için söylüyordu. Türkiye’de Hrant Dink’in cenazesinde yürüyen ve yükseltilmek istenen þovenizme en büyük darbeyi indiren yüzbinlerce insan, “buzun kýrýldýðýný ve yolun açýldýðýný” gösteriyor. Bu gerçeði anlamayanlar kendilerini “301. madde kaldýrýlsýn” vb. gibi reformist taleplerle oyalayadursunlar, devrim kendi yolunu açmaya devam edecektir. 12
Devlet yetkililerinin Þubat ayý boyunca tespih taneleri gibi ABD’yi tavaf etmeleri, ne tek baþýna ABD Kongresi’ne sunulan “Ermeni Soykýrýmý Tasarýsý” ile ilgilidir ne de Kerkük meselesi ile. Görüþmelerde mutlaka bu konular da ele alýnmýþtýr; ama çok daha fazlasýnýn gündemde olduðuna þüphe yok. Ayný süreçte Ýsrail Baþbakaný Ehud Olmert’in de Türkiye’yi ziyaret etmesiyle yoðunlaþan diplomasi trafiðine bakýldýðýnda görülecektir ki, bütün bunlar Ortadoðu’da giriþilecek yeni hamlelerin ön hazýrlýklarýdýr. Sürecin bundan sonra nasýl geliþeceðini, kesin belirlemelerle ifade etmek zor, gerekli de deðil; ama sürecin genel eðilimlerini öngörmemiz mümkün. ABD emperyalizmi, geliþtirdiði Büyük Ortadoðu Projesi’nin daha ilk ayaðýnda çamura saplanýnca yedek lastikleri devreye sokmaktan baþka bir seçeneði kalmadýðýný gördü. Bunun diplomasi dilindeki adý, “çýkar ortaklýðý”dýr. Ancak, politikayla az ya da çok ilgisi olan herkes bilir ki “çýkar ortaklýðý” denilen þey, ekonomik, siyasi ve askeri anlamda güçlü olanýn istediklerini zorla kabul ettirmesinden baþka bir þey deðildir. Hele bir de karþýsýndaki güç, efendisine kulluk etmeye dünden razý olan bir köleden farksýzsa... ABD ile Türkiye arasýnda sürmekte olan diplomatik iliþkilerin özeti budur. Bu nedenle Türk devleti Ortadoðu’da çamura saplanmýþ ABD’yi kurtarmak için yedek lastik olma konusunda hevesli bir tutum içerisindedir. Bu Özal döneminde patlak veren Körfez Savaþý’ndaki gibi “bir koyup üç alma” gibi bir durum da deðildir. Tam tersine “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma”larý iþten bile deðildir. Ýçeride bir toplumsal devrimin baskýsý altýnda olan tekelci ser88. Sayý / 5-19 Mart 2007
maye sýnýfý ve onun devleti, bu nedenle yeni maceralara yelken açacak gücü kendisinde bulamýyor. Ayrýca uluslararasý çeliþki ve çatýþmalarýn tam ortasýnda bulunuyor oluþu, resmi politikalarýnda karþý karþýya olduðu açmazlar TC devletinin elini kolunu baðlýyor. O þimdi ne yapacaðýný bilemez bir halde o kapýdan o kapýya dolanan bir acuze gibidir. Dahasý, çaldýðý hiçbir kapýdan umduðu medeti bulamýyor; eli boþ yine sokak ortasýna býrakýlýyor. Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül, ABD’ye giderken “Türkiye-ABD iliþkilerinin çok yoðun bir dönemden geçtiðini” söylüyordu. Abdullah Gül daha ABD’de iken Ulusal Kurtuluþ Hareketi’ne karþý Avrupa’da baþlatýlan gözaltý ve tutuklamalar, TC devletinin diplomasi alanýndaki baþarýlarýymýþ gibi yansýtýlýyordu. Herkeste Türkiye ile ABD arasýnda ulusal kurtuluþ hareketine karþý ortak bir operasyon baþlatma konusunda görüþ birliði saðlanmýþ izlenimi uyandýrýlmaya çalýþýlýyordu. Genelkurmay Baþkaný Yaþar Büyükanýt’ýn da ABD’ye gitmesi, olasý bir sýnýr ötesi operasyonu için son hazýrlýklarýn yapýldýðý yönünde yorumlanýyordu. Önce Avrupa’da gözaltýna alýnanlarýn bir kýsmýnýn býrakýlmasý, ardýndan yapýlan ve 6 saat süren Milli Güvenlik Kurulu toplantýsýndan Güney Kürdistan’a karþý “siyasi ve diplomatik çabalarýn yoðunlaþtýrýlmasý” kararýnýn çýkmasý, kopartýlan gürültünün aslýnda yaprak hýþýrtýsýndan baþka bir þey olmadýðýný göstermeye yetti. Belli ki, sýnýr ötesi operasyona ya da diplomasideki söylemiyle “askeri seçeneðe” ABD yeþil ýþýk yakmamýþtý. Operasyon yerine bu sorunun çözümü için Türk yetkililere Kürdistan Özerk Yönetimi ile görüþmeleri telkininde bulunmuþtu. Bir anda ateþ topunu kucaðýnda
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
YOL AÇILMIÞTIR” bulan TC devletinin en yetkili aðýzlarý topu birbirlerine atmaya baþladýlar. Yaþar Büyükanýt, “biz bölücü teröre destek verenlerle görüþmeyiz, kim istiyorsa görüþsün” dedi. O bu açýklamayý yapmadan kýsa bir süre önce, PKK Koordinatörü konumundaki Edip Baþer, “yararlý olacaksa görüþülür” diyordu. Su yüzüne çýkan çeliþkilere son örnek, Baþbakanýn ve Genelkurmayýn karþýlýklý açýklamalarý oldu. Tayyip Erdoðan, Genelkurmay Baþkaný Büyükanýt’ýn Kürdistan Özerk Yönetimi’yle görüþmeyeceklerine dair sözüne, “bu sözü kiþisel düþünceleridir. Son sözü kurumsal olarak hükümet söyler. Kiþiler kurumsal açýklama yaparlarsa kaos meydana gelir” diye yorumda bulunmasýna Genelkurmay geciktirmeden resmi bir açýklamayla cevap verdi. Genelkurmay, Büyükanýt’ýn sözlerinin Türk Silahlý Kuvvetleri’nin kurumsal görüþü olduðunu söyleyerek, bir kez daha hükümete karþý tavrýný ortaya koymuþ oldu. Böylece devletin tepesindeki kriz ve çatlak gözle görülür bir þekilde belirginleþiyordu. Ateþ topu olduðu gibi ortada duruyordu ve kimse ona elini dahi uzatmaya cesaret edemiyordu. Beklenen MGK toplantýsýndan da istenen sonuç çýkmamýþ, deyim yerindeyse “dað fare doðurmuþtu”. Egemen sýnýf içinde büyüyen, derinleþen krizi en iyi gösteren þeylerden biri, artýk devlet kurumlarýnýn “gizli sýrlar”ýný ifþa etmeye baþlamýþ olmalarýdýr. Türkiye ile Kürdistan Özerk Yönetimi arasýnda gayri resmi görüþmeler olduðu açýkça itiraf ediliyor. AKP Genel Baþkan Yardýmcýsý Dengir Mir Fýrat da, Türkiye’nin bu konuda yetkili bir “özel büyükelçisi” olduðunu söylüyordu. Demek ki, devlet, özelleþtirme furyasýna burada da uyum gösteriyor ve resmi Irak Büyü-
kelçisi’nin yaný sýra gayri resmi; “özel” bir “Kuzey Irak Büyükelçisi” atýyor! Böylece el altýndan görüþmelerle karþý karþýya olduðu krize palyatif çözümler üretmeye çalýþýyor. ABD Dýþiþleri Bakaný Condoleezza Rice, Senato Tahsisler Komitesi’nde yaptýðý konuþmada bunu teyit ediyor. Türkiye ve Kürdistan Özerk Yönetimi arasýndaki görüþmelerin PKK konusunda olduðunu söyleyen Rice, bu görüþmelere kendilerinin de yardýmcý olduklarýný ekliyor. Devletin tepesinde büyüyen çatlak, kýsaca devrimci durum olarak tanýmladýðýmýz ekonomik ve siyasi krizin en açýk kanýtýdýr. Terside doðrudur: ekonomik ve siyasi kriz, ya da devrimci durum, devletin tepesindeki çatlaðý giderek derinleþtiriyor. Tekelci sermaye sýnýfý ve faþist devlet açýsýndan esas mesele, Kerkük ya da sýnýrötesi operasyon deðil, toplumsal devrimin bastýrýlmasý meselesidir. Toplumsal devrimin ve bu devrimin en önemli bileþeni olarak Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnýn bastýrýlmasý sorunu, devletin tepesinde ve egemen sýnýf arasýnda çeliþkilerin, çatýþmalarýn derinleþmesinin asýl kaynaðýdýr. Önümüzdeki süreçte gündeme gelecek olan Cumhurbaþkanlýðý seçimi ve hemen arkasýndan yapýlacak olan genel seçimler, devlet içerisindeki çeliþki ve çatýþmalarý daha da derinleþecektir. Baþbakan, bu gidiþatýn sistem için ne büyük bir tehlike oluþturduðunu bildiði için “kurumlarýmýzý birbiriyle vuruþturmak gibi bir gayretin içerisine girmek büyük bir yanlýþtýr” diyor. Onun bu sözleri, devletin kurumlarý arasýnda bir birlik olmadýðýnýn en açýk kanýtý oluyor. Orduyla hükümet, orduyla polis arasýnda, parlamentodaki partilerin kendi aralarýnda bir çatýþma içinde olduðunu artýk saðýr sultan bile biliyor. 88. Sayý / 5-19 Mart 2007
Þimdilik devlet içerisinde, “dorukta” üzerinde anlaþýlabilen tek konu bir devrim karþýsýnda bütünlüklü davranmalarýnýn zorunluluðudur. Deyim yerindeyse çekildikleri fildiþi kule burasýdýr. Burayý da kaybederlerse her þeyi kaybedeceklerini biliyorlar. Bu nedenle toplumsal devrim doðrultusunda atýlacak her adýmý bastýrmak konusunda tezcanlý davranýyorlar. DTP Diyarbakýr Ýl baþkanýnýn “Kerkük’e müdahale Diyarbakýr’a müdahaledir” sözünden sonra apar-topar tutuklanmasý, K. Kürdistan’da bulunan kurumlarýn basýlmasý vb. bunu gösteriyor. Sürecin daha da sertleþeceði þimdiden anlaþýlýyor. Devlet iþçi sýnýfý ve emekçilere, yoksul Kürt halkýna ve onun özgürlük hakký için sürdürdüðü mücadeleye saldýrmak dýþýnda bir çýkýþ yolu bulamýyor. Fakat her saldýrý, halkýn öfkesini büyütmekten baþka birþeye yaramýyor. Devlet artýk bu aþamadan sonra ne yaparsa yapsýn devrim için çalýþmýþ olacaktýr. Koþullar, Lenin’in yýllar önce söylediði “buz kýrýlmýþ yol açýlmýþtýr” sözünü hatýrlatýyor bir kez daha. Lenin, bu sözü Fransa’da yüzbin iþçinin greve çýktýðý koþullar için söylüyordu. Türkiye’de Hrant Dink’in cenazesinde yürüyen ve yükseltilmek istenen þovenizme en büyük darbeyi indiren yüzbinlerce insan, “buzun kýrýldýðýný ve yolun açýldýðýný” gösteriyor. Bu gerçeði anlamayanlar kendilerini “301. madde kaldýrýlsýn” vb. gibi reformist taleplerle oyalayadursunlar, devrim kendi yolunu açmaya devam edecektir. Þimdi leninistlere düþen, toplumsal bir devrim için olgunlaþan bu koþullarý iyi deðerlendirmek, açýlan çatlaklardan iþçi sýnýfý ve emekçi halklarýn iktidara yürümesini saðlamaktýr.
13
Yeni Evrede
DETAK
Mücadele Birliði
Zindanlarý Yýkacak
ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ! ZÝNDANLARDAKÝ BASKILAR SÜRÜYOR
8 Þubat Çarþamba günü Mücadele Birliði Platformu zindanlarda artan baskýlara iliþkin ÝHD’de bir basýn açýklamasý düzenledi. Basýnýn yoðun ilgi gösterdi basýn açýklamasýna tutsak analarý Güzel Ana ve Gülmez Ana’da katýlarak destek verdiler. Açýklamada; “Tarihi Ölüm Orucu Eylemi, devrimci tutsaklarýn devrime baðlýlýklarýný göstererek tarihe geçmiþtir. Halklarýn yüreðinde ve bilincinde kazanýlan bir zafer olarak insanlýk deðerlerini yükseltmiþtir. F Tipi zindanlarda Ölüm Orucunun bitirilmesinin ardýndan baskýlar azalmak bir yana artarak sürüyor. Daha önce de yaþanan aramalarda talan, hastane ve mahkeme götürüþ getiriliþlerinde saldýrý, hücre cezasý, mektup yazamama ve alamama cezasý, görüþ cezasý vb.
2
gibi birçok yaptýrýmla devrimci tutsaklar teslim alýnmaya çalýþýlýyor. Bu uygulamalara karþý çýkmak, F Tipi zindanlarýn kapatýlmasý için mücadele etmek hepimizin görevidir” denildi. Tekirdað F tipi zindanýndan yeni tahliye olan Barýþ Cengiz’de Sarýgazi Ayýþýðý Ekin Sanat Merkezi’ne yapýlan komplo sonucu gözaltýna alýndýklarýný ve dört kiþinin tutuklandýðýný, bir yýl süreyle F tipi zindanlarda kaldýklarýný, zindanda kaldýklarý süre boyunca bir çok baskýyla karþý karþýya kaldýklarýný söyledi. En son, hastaneye götürülen bir devrimci tutsaða yolda jandarmalar tarafýndan ayakkabý aramasý bahane edilerek saldýrýldýðý, bunun üzerine kendilerinin kapý dövme eylemi yaparak tepki gösterdiklerini ve bunun sonucunda da görüþ cezasý aldýklarýný; eylemleri sürdürmeleri nedeniyle görüþ cezalarýnýn bir yýlý bulduðunu söyledi. Ayrýca Barýþ Cengiz, zindanlardaki baskýlarýn arttýðýna dikkat çekti. F tipi zindanlarda türkü söylemenin bile disiplin cezasý ile cezalandýrýldýðýný, açlýk grevi yapmanýn dýþýnda, örneðin canýnýz istemediði için yemek almadýðýnýzda bile cezai yaptýrýmlarla karþý karþýya olduðunuzu belirten Barýþ Cengiz, F Tipinde en küçük protesto eylemlerinin bile ceza ile karþýlandýðýný ve Ölüm Orucu’nun bitirilmesinden sonra F Tipi zindanlarda olumlu Hiçbir geliþme yaþanmadýðýný tersine baskýlarýn daha da arttýðýný söyledi. Ayrýca basýn açýklamasý sonrasý basýna, yayýnevimiz “Yeni Dönem Yayýncýlýk”tan çýkan “Zindan Savaþlarýnýn Kýsa Tarihi” kitabýnýn tanýtýmý yapýldý; basýn mensuplarýna ve basýn açýklamasýna katýlan analara kitap hediye edildi.
BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ
27 Þubat akþamý, ertesi sabah Kadýköy’e yapýþtýrmak için rulolar halinde hazýrladýðýmýz EKA imzalý ait 8 Mart afiþlerimizi, kova ve fýrçamýzý almýþ, evimize gitmeden önce Sarýgazi Ayýþýðý Sanat Derneði’ne uðramýþtýk. Dýþarý çýktýðýmýzda akþam saat 22.00 civarý, kapýnýn önünde jandarmalar önümüzü keserek kimliklerimizi istedi. Bizler kimliklerimizi vermek zorunda olmadýðýmýzý söyledik, afiþ yapmadýðýmýzý ve yapmayacaðýmýzý belirttik. Afiþ yapacak olsak bile akþam saat 22:00’ý bunun için seçmeyeceðimizi, gündüz yapacaðýmýzý ve afiþlerimizin izinli olduðunu da söyledik. Ancak afiþlerimizin izinli olmadýðýný iddia eden keyfi tutum takýnan jandarma biz 3 kiþiyi zorla gözaltýna alarak karakola götürdü ve cezai iþlem uyguladý. Jandarma, bizi ancak gece 01:30 civarýnda serbest býraktý. Baskýlarýn bizi yýldýramayacaðýný ve çalýþmalarýn süreceðini göstermek için, 28 Þubat günü Sarýgazi sokaklarýný ve Kadýköy’ü 8 Mart Emekçi Kadýnlar Günü’nde mücadeleye çaðýran afiþlerimizle donattýk.
BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! YAÞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇÝ KADINLAR GÜNÜ! Sarýgazi’den Emekçi Kadýnlar
14
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
Yeni Evrede
Ekin-Sanat
Mücadele Birliði
SANATA KOMPLOYU BOÞA ÇIKARTTIK Bundan tam bir yýl önce,devlet tarafýndan Sarýgazi de devrimci kültürü ve sanatý geliþtirmek için mücadele eden Sarýgazi Ayýþýðý Ekin Sanat Merkezi’ne bir komplo düzenlenmiþti ve bu komplo 4 arkadaþýmýzýn uydurma gerekçelerle tutuklanmasýyla sonuçlanmýþtý. Tutuklamalardan 6 ay sonra 2 arkadaþýmýz serbest býrakýldý ve Tekirdað F Tipi’nde kalan 2 arkadaþýmýzýn tutukluluk süreçleri devam etti. Bu tutuklamalarýn nedenlerini bizler elbette ki çok iyi biliyorduk. Çalýþmalarýmýzýn filizlendiðini gören ve bundan korkan devlet, bu komplolarý çeþitli þekillerde defalarca farklý biçimlerde yapmayý denemiþti ve baþarýlý olamamýþtý; bu son olayda da baþarýya ula-
þamadý. Bizler sanata yapýlan komplolarý boþa çýkarttýk. Arkadaþlarýmýzýn tutuklanmasýndan sonra çalýþmalarýmýza dört elle sarýlarak jandarma ve AKP’li faþist belediyenin yaptýklarýný her yerde teþhir ettik, eylem ve etkinliklerimizi daha da geniþlettik. Son olarak da arkadaþlarýmýzýn 21 Þubat’ta görülecek olan mahkemesine Sarýgazi Ekin Sanat Derneði olarak katýlarak orada mahkeme öncesi bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdik. Basýn açýklamasýnda yaþanan süreci tekrar anlatarak hiç kimsenin bizlerin kültür sanat mücadelesini engelleyemeyeceðinin altýný çizdik ve haklýlýðýmýzý tarihten aldýðýmýzý ve hiçbir hükmün tarihin hükmünden daha güçlü olmadýðýný söyledik. A-
DÝSK’Ýn 40. YIL KUTLAMASI YAPILDI evrimci Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu’nun “DÝSK Kýrk Yýllýk Dostlarýyla Buluþuyor” adlý 40. yýl etkinliði Lütfi Kýrdar Kongre Salonunda yapýldý. Çok sayýda bürokratý ve sendikalarýn elit tabakasýný buluþturan etkinlikte deðim yerindeyse bir tek iþçiler yoktu. 26 Þubat Pazartesi günü yapýlan etkinlikte DÝSK genel sekreteri Musa Çam açýlýþ konuþmasýný yaptý. Açýlýþ konuþmasýnda “DÝSK’in 40 yýl boyunca çok zorluk çektiðini, faþist cunta döneminde kapatýldýðýný, bir çok yöneticinin katledildiðini, DÝSK’e üye iþçilerin iþten atýldýklarýný ve bu günlere böyle gelindiðini” söyledi. Ve daha sonra ellerinde çok sayýda mesaj olduðunu hepsini okuyamayacaklarýný ama bir tanesini okuyacaðýný söyledi ve Cumhurbaþkanýndan gelen kutlama mesajýný okudu. Daha sonra DÝSK Genel Baþkaný Süleyman Çelebi’yi kürsüye çaðýrdý. Kürsüye çýkan Süleyman Çelebi dünden bugüne “demokratik haklar ve özgürlükler için mücadele ettiklerini” belirtti. 1977
D
çýklama sýrasýnda sýk sýk “Sanata Komployu Boþa Çýkaracaðýz”, “Baskýlar Tutuklamalar Bizi Yýldýramaz”, “Devrimci Sanat Engellenemez”, “Umudumuz Kavgada Kavgamýz Sanatýmýzla” sloganlarýný attýk. Daha sonra, zýlgýtlarýmýz ve alkýþlarýmýzla basýn açýklamamýzý bitirerek mahkemede izleyici olarak yerlerimizi aldýk ve tahliye kararý üzerine salonda bir bayram havasý yaþandý ünlü þair Victor Hugo’nun dediði gibi “Gerçeði biliyorduk ve gerçeðin kazanacaðýndan emindik”. Mahkemeden komplolarý boþa çýkarmýþ bir þekilde coþku ve arkadaþlarýmýzý almanýn sevinciyle ayrýldýk. Sarýgazi
1 Mayýs katliamýnýn “30. yýlýnda Taksim’de olmak bizim görevimiz; 30. yýlýnda Taksim’de olacaðýz, bunu buradan ilan ediyoruz!” dedi. Bu sözleri salonda bulunanlar tarafýndan alkýþlarla karþýlandý. Etkinlikte DÝSK’in tarihinin anlatýldýðý sinevizyon gösterimi yapýldý. Özellikle 1 Mayýs 1977’de Taksim Meydanýnda yapýlan devasa gösteri ve ardýndan açýlan ateþle insanlarýn katledilmesinin sahneye yansýmasý sýrasýnda insanlarýn duygularýnýn kabardýðý gözlendi. Gecede çok sayýda sanatçý sahne aldý. Þiirler ve þarkýlarla bezeli gecede özellikle Nazým’ýn þiirleri ve Ruhi Su Dostlar Korosu yoðun alkýþ aldý. Ruhi Su Dostlar Korosu’nun “Sabahýn Bir Sahibi Var” þarkýsý insanlarý adeta 1977 yýlýnýn 1 Mayýs’ýna götürdü yeniden. Mücadele Birliði Platformu olarak bizimde katýldýðýmýz gecede, yazdýðýmýz ve okunmasý için sunduðumuz mesaj “kimsenin mesajý okunmadý” gerekçesiyle okunmadý. Buna raðmen gece boyunca katýlýmcýlara 1 Mayýs’ta herkesi Taksim Meydaný’na çaðýran bildirilerimizi daðýttýk. Yeni Dönem Yayýncýlýktan çýkan “Taksim Devrimdir Onurdur” kitabýnýn satýþýnýnda yapýldýðý gecede eksik olan “yüreðin sesi”nin de duyulmasýný saðladýk. Bildiri daðýtýmý, gecenin son konuklarý çekilinceye kadar sürdü.
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
15
Yeni Evrede
Açýlýþ
Mücadele Birliði
SARIGAZÝ AYIÞIÐI EKÝN SANAT DERNEÐÝ YENÝ YERÝNDE YENÝDEN AÇILDI zun ve zorlu çalýþmalarýmýzýn ardýndan verdiðimiz her emeðin karþýlýðýnýn mücadelemizde boþa gitmediðini ve çiçek açtýðýný gördük birlikte. Evet, Sarýgazi’de uzun zamandýr sanat alanýndaki çalýþmalarýmýz sürüyordu ve çalýþmalarýmýzýn, çürümüþ kapitalizmin ömrünü daha da kýsalttýðýný gören devlet, son olarak bir komplo düzenleyerek arkadaþlarýmýzý tutuklamýþtý. Bizler, yeniden derneðimizi açarak kararlý duruþumuzu tüm Sarýgazi halkýna göstermiþ olduk. Açýlýþýmýz, ilk olarak Ayýþýðýmýz Aysun Bozdoðan nezdinde ve bu mücadelede ölümsüzleþen tüm devrim savaþçýlarý adýna saygý duruþuyla baþladý. Sonrasýnda Sarýgazi’de emekçi halkla buluþtuðumuzdan bu yana çalýþmalarýmýzýn birçoðuna katýlmýþ ve bire bir emek vermiþ olan Ali Ekber arkadaþýmýz, bizlere kýsaca Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin Sarýgazi’deki tarihinden, etkinliklerimizden ve jandarma ile
U
iþbirliði içerisinde olan faþist belediyenin bizleri engellemek için yaptýklarýndan bahsetti. Slayt gösterimimizle tekrar yaþananlarý hatýrlamýþ olduk, sanat derneðimizden iki arkadaþýmýz hazýrladýklarý þiiri bizimle paylaþarak anlatmanýn en sýcak yoluyla selamladýlar emekçileri. Dost yüreklerini yüreklerimizin yanýndan hiç ayýrmayan her etkinliðimizde bizlere destek veren Grup Çöl Rüzgarý’ndan bir arkadaþýmýz da bizlere baðlamasý ve güzel sesiyle eþlik ederek yüreklerimize türküleriyle marþlarýyla coþku taþýdý. Kýsa bir aradan sonra Grup Emeðe Ezgi sahneyi aldý ve hep birlikte parçalarýmýzý söyledik ve sonrasýnda sýcak sohbetlerle devam eden güzel bir gün geçirdik. Açýlýþ etkinliðimizde ayrýca 1 Mayýs’ta Taksim’de olacaðýmýzýn vurgusunu yaparak tüm iþçi ve emekçileri orada olmaya çaðýrdýk. 21 Þubat’ta tutuklu bulunan arkadaþlarýmýzýn mahkemesi için de bir çaðrýda bulunarak mutlu gülücükler ve ýþýl ýþýl parlayan gözlerle bir etkinliðimizi de geri de býraktýk. Bundan sonra tüm halkýmýzla Sarýgazi’de yaktýðýmýz ateþi daha da büyüterek yolumuza devam edeceðiz. Hiçbir baský ve engelleme giriþimi bizi yolumuzdan ve haklý davamýzdan alýkoyamayacaktýr.
UMUDUMUZ KAVGADA KAVGAMIZ SANATIMIZLA! Sarýgazi Ekin Sanat Derneði
KAVRAM KARGAÞASI Merhaba Mücadele Birliði okurlarý, son zamanlarda arkadaþ sohbetlerinde çok karþýlaþtýðým bir sorun beynimi kurcalýyordu. Bu konu: kavram. Genellikle benim kavramlara takýlýp kaldýðým söyleniyordu. Halbuki, benim için kavram çok önemli bir yere sahipti; çünkü bu þekilde doðrunun ne olduðunu ayýrt edebildiðimi düþünüyordum. Sonra “acaba ben yanýlýyor muyum?” diye kavramlarýn ne olduðunu anlamak için uzun uzadýya araþtýrdým. Ve bu araþtýrmalar sonucunda kavramýn üzerinde çok sayýda zihnin ortak bir anlam kazandýrdýðý soyut ya da somut sözcükler olduðu sonucuna vardým. Eðer kavramlarý doðru algýlayamazsak ortak bir dilin oluþamayacaðýný ve iletiþim konusunda zorluklar çekeceðimizi öðrendim. Ayný sözcükten ayný anlam çýkarýlamazsa “kavram kargaþasý” ortaya çýkar. Biz kavramlarý doðru algýlamazsak bilimsel bilgileri bu içeriðiyle öðrenmezsek nasýl diyalog kuracaðýz. O nedenle, bir bilimin öðrenilmesinde ilk aþama kavramlarýn iyi anlaþýlmýþ olmasýndan geçer. Hele þu zamanda Marksist sözcüklerde o kadar çok yoðun kavram kargaþasý var ki çözmek inanýn çok güçleþti. Ýþte tam da bu durumda bizim bu konuda çok dikkatli olmamýz gerekli. Marksist sözcükleri bu yalan yanlýþ ögelerden arýndýrmamýz lazým. Bu konuda Lenin’in altýný çizdiði “Kavramlar, insanýn düþünce ve hayal gücü özgürlüðüyle var olmazlar. Doðada et ve kana sahiptirler” sözü iyi anlaþýlarak, her bilinçli komünistin bu konuda daha dikkatli davranmasý gerekir. Adana’dan Y. E. Mücadele Birliði Okuru
16
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
Yeni Evrede
Söyleþi
Mücadele Birliði
AYIÞIÐI ÞÝÝR ATÖLYESÝNDEN KÜRT ÞÝÝRÝ ÜZERÝNE SÖYLEÞÝ yýþýðý Þiir Atölyesi, ilk çalýþmasýný Kürt þiiri üzerine gerçekleþtirdi. Kürt þiiri üzerine araþtýrma yapan atölyenin, iki aylýk çalýþmasýnýn ardýndan, 24 Þubat Cumartesi günü saat 18.00’de, “Kürt Þiiri ve Edebiyatý” konulu bir söyleþi düzenledi. Söyleþiye, bu konuda araþtýrma yapmýþ arkadaþlarý davet ettik. Kürt Enstitüsü’nden Miraz Roni, Kürtçe tiyatro çevirileri de olan ve Kürtçe þiir de yazan, Kürt tiyatrosunda oynayan Tiyatro Avesta’dan Aydýn Orak ve bu konuda araþtýrmalarý olan Nuri Kaymaz katýldýlar. Kürt þiiri ve edebiyatý üzerine etkinliðimiz, Þiir Atölyesi’nin “Çeþmebaþý” oyunuyla baþladý. 25 dakikalýk þiir dramatizasyonu þeklindeki “Çeþmebaþý” oyununda, geçmiþten günümüze Kürt þairlerinden çeþitli þiirler okundu. “Çeþmebaþý” oyunu, Diyarbakýr surlarýnýn anlatýldýðý bir bölümle baþladý. Sonra, 330’lu yýllarda yaþamýþ olan Kürt Þairi Borazboz’dan “Birlikte” þiirini þair Ruhan Mavruk okudu. Oyunun devamýnda, 1500’lü yýllarda yaþamýþ olan Feqiye Teyran’dan Kürtçe “Dîlber” þiiri okundu. Sonra sýrayý Ehmede Xani’den “Mem-û Zîn” aldý. 20. yüzyýla geldiðimizde þair Cigerxwin’den “Gül Satýcýsý”ný da yine þair dostumuz Atilla Oðuz okudu. Daha sonra sýrasýyla Þerko Bekez’den “Bir Fýsýltý” þiiri, Ahmed Arif’in “Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloþ Bebenin Ninnisi” þiiri okundu. Ve son olarak da günümüz þairi Yýlmaz Odabaþý’ndan “Kendine Benim Ýçin Bir Gül Ver” þiirini okuduk. “Çeþmebaþý” oyunu biter bitmez, söyleþimiz baþladý. Söyleþide ilk sözü Miraz Roni aldý ve Kürt edebiyatýnýn tarihçesini anlattý. “Anabasis’in ‘Onbinlerin Dönüþü’ adlý eseri Kürtlerden söz etmektedir.” diyen Roni, yazýlý Kürt edebiyatýnýn günümüzden 1000 yýl ya da 1200 yýl öncesine dayandýðýný belirtti. Ýlk Kürt þairinin Eliye Hariri olduðunu söyleyen Roni, Kürtlere ait en eski belgenin “Mizhefa Reþ” (Ezilenlerin Kutsal Kitabý) olduðunu belirtti. Kürtlerin yazýlý belgelerine ancak islamiyet döneminde ulaþýlabildiðini anlattý. “Elîyê Herîrî, Melayê Cizîrî ve Feqiye Teyran, Kürt edebiyatýnýn temelini oluþturmakta-
A
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
dýr. Onlarýn arkasýndan gelenler de onlarý takip etmektedir” dedi. Ýstanbul’da ilk Kürtçe derginin 1900’lerin baþýnda yayýnlandýðýný, ilk Kürtçe gazete olan “Kürdistan”ýn 1898’de Kahire’de çýktýðýný söyleyen Roni, 1913 yýlýnda ilk büyük Kürt ozaný Cigerxwin’un burada yazdýðýný dile getirdi. 1970’lere kadar K.Kürdistan’da bir Kürt edebiyatýndan bahsetmenin mümkün olmadýðýný söyleyen Miraz Roni, Kürt siyasi hareketiyle Kürt edebiyatýný birbirinden ayýrmanýn mümkün olmadýðýný vurguladý. 1984’e kadar Kürtçe 4-5 tane kitabýn ya basýldýðýný ya basýlmadýðýný belirten Roni, 1990 sonrasý Ýsveç’te Ehmede Hüseyni ve Rojen Barnas’ýn Kürt þairleri olarak dikkat çektiðini söyledi. Roni ayrýca eser olarak 100 civarýnda Kürt þairinin kitabý olduðunu, 40-50 tane de Roman olduðunu vurguladý. Ýkinci olarak sözü, tiyatrocu Aydýn Orak aldý. Sözlerine “Söz uçar yazý kalýr” diyerek baþlayan Aydýn Orak da, tiyatroda Kürt þiirini anlattý. Kürt Tiyatrosunun Dengbejlik geleneðine dayandýðýný, dengbejlerin ayný zamanda el kol hareketleriyle anlatýmlarda bulunduklarýný, burada tiyatroya geçtiklerini söyleyen Aydýn Orak 1917 yýlýnda JÝN Dergisi’nde Ehmede Xani’nin Mem-i Alan Destaný’nýn yayýnlandýðýný ve sonradan Mem-û Zîn adýný alan bu destaný tiyatroda esas aldýklarýný anlattý. Ve Kürt tiyatrosunda bugün 200’e yakýn oyun oynandýðýný anlattý. Ve yazýlý tiyatronun yok denecek kadar az olduðunu söyledi. Çocuklar için Kýrdik adlý seyirlik oyunlar yazýldýðýný 1959 yýlýnda Musa Anter’in Brina Reþ (Kara Yara) adlý oyununun yayýnladýðýný söyleyen Aydýn Orak, Kawa Demir’in ilk defa Shakespeare’ý Kürtçeye çevirdiðini belirtti. Araþtýrmacý Nuri Kaymaz ise, Kürtlerin, yazýlarýný “cunk” (üzerine yazý yazýlan deri) denilen materyalin üzerine yazdýðýný söyledi. Bu yapýtlarýn Osmanlý döneminde korunduðunu, ancak sonraki süreçte bu yapýtlarýn bir kýsmýnýn TC tarafýndan ortadan kaldýrýldýðýný ve Kürtlere ait kelimelerin bir kýsmýnýn sansürlendiðini söyledi. Söyleþi, daha sonra sorular ve cevaplar þeklinde devam etti. Yaklaþýk 2 saat süren söyleþiden sonra etkinlik bitirildi. Þiir tiyatrosu ve söyleþi, katýlan kitlenin ilgisi ile karþýlandý. Ayýþýðý Þiir Atölyesi’nin ilk etkinliði Kürt þiiri üzerine oldu. Atölyenin þimdiki konusu ise azýnlýk þiirlerinin araþtýrýlmasý. Þiir Atölyesi’nin çalýþmalarý devam ediyor. Ayýþýðý Sanat Merkezi
17
Yeni Evrede
Etkinlik ntep Ayýþýðý Sanat Merkezi, 18 Þubat Pazar günü Hacý Bektaþ-ý Veli Derneði’nin düzenlediði “Türkülerle Buluþuyoruz” etkinliðinden tüm desteðini ve katýlýmýný geri çekti. Hacý Bektaþ-ý Veli Derneði tarafýndan düzenlenen “Türkülerle Buluþuyoruz” etkinliðinin çalýþmalarýna 2 hafta öncesinden baþlandý. Bu süre içerisinde þehir merkezinde ve mahallelerde broþürler daðýtýldý, afiþler yapýldý, bilet standlarý kuruldu. Yapýlan bütün çalýþmalara Ayýþýðý Sanat Merkezi emekçileri olarak destek ve yardýmlarda bulunduk. Etkinlikte Sanat Merkezimizin müzik grubu Denize Ezgi ve Cevdet Baðca sahne alacaktý. Etkinliðin yapýlacaðý 18 Þubat gününe kadar iki kurumun birlikte emek harcadýðý ve gençlerinin kaynaþtýðý bir çalýþma yürütüldü. Etkinlik öncesinde alýnan kararlarda iki kurumun da ortaklaþtýðý noktalar belirlendi. Buna raðmen etkinlik günü Hacý Bektaþ-ý Veli Derneði yönetimi Ayýþýðý Sanat Merkezi emekçilerinden bir görüþme talebinde bulundular. Yapýlan görüþmede dernek baþkaný ve dernek yönetiminden birkaç kiþi þovenist bir tutum takýnarak etkinliði sabote ettiler. Önceden alýnmýþ kararlarý ve verilen sözleri hiçe sayan yöneticiler, organizasyonu milliyetçi bir gösteriye dönüþtürmeye çalýþtýlar ve yaklaþýk 1 saati aþkýn süren görüþmede bir takým dayatmalarda bulunmaya çalýþtýlar. Sanat Merkezi Emekçilerinin dayatmayý kabul etmemesi ve kavrayýcý yaklaþýmlarý ile, öne sürülen gerekçeleri çürütmelerine raðmen yine de dayatmalarýnda ýsrarcý olan dernek yöneticileri tamamen tutarsýzca ve inatla fikirlerini deðiþtirmemekte direndiler. Bizler de düþüncelerimizden ve devrimci sanat anlayýþýmýzdan taviz vermeyeceðimizi belirterek etkinlikten tüm desteðimizi çektiðimizi belirttik. Etkinliðin baþlamasýna 3 - 4 saat kala yaþanan bu durum Hacý Bektaþ-ý Veli Derneði gençliðini çok
A
18
Mücadele Birliði
Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde Alternatif Etkinlik
etkiledi. Kendi yönetimlerinin yaptýðý tutarsýzlýk ve bizim devrimci duruþumuz karþýsýnda Ayýþýðý Sanat Merkezi’nden yana tavýr aldýlar. Yaþanan bu ani olumsuz geliþme sonrasýnda bizler de hemen sanat merkezimizde bir etkinlik yapmak için kollarý sývadýk ve ayný gün saat 17:00’de etkinlik yapma kararý aldýk. Yaklaþýk 2 saatlik bir sürede hazýrlanan ve duyurusu yapýlan ve buna raðmen 70 kiþinin üzerinde bir katýlýmla gerçekleþen etkinlik öncelikle ölümsüzleþmiþ tüm devrim savaþçýlarý için saygý duruþu ile baþladý. Saygý duruþu esnasýnda okunan þiir katýlýmcýlar için son derece etkileyiciydi: “Baþlar yukarý iþçi arkadaþ. Cesaretle yürü. Hayal kýrýklýðýna, umutsuzluða asla kapýlma. Yürü! Fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar, her þey emeðin olacak þiarýyla yürü. Burjuvazinin burçlarýna dikene dek þanlý kýzýl bayraðý.” Sonrasýnda sanat merkezi emekçilerinden bir arkadaþýmýz yaptýðý açýklamada etkinlikten neden çekildiðimizi, bizlerin emeðiyle gelinen bu noktayý sabote etmek isteyen kiþilerin tutumunu ve dernek gençliðinin bizim yanýmýzda tavýr almasýnýn önemini anlattý. Daha sonra Grup Denize Ezgi sahneyi aldý. Son derece coþkulu geçen etkinlikte Denize Ezgi Nazým Hikmet’in þiirlerine kilit vurulduðunu anlattý ve arkasýndan küçük þair Ceren Berfin, Nazým’ýn “Kýz Çocuðu” þiirini gür bir sesle okuyarak izleyenlerden alkýþ aldý. Þiirin ardýndan Denize Ezgi Nazým Hikmet’in “Karlý Kayýn Ormaný” þiirinden bestelenmiþ olan þarký ile dinletisine devam etti. Çekilen halaylarla etkinlik sona erdi. Yaptýðýmýz bu etkinlik ve aldýðýmýz karar ile bir kez daha toplumcu – gerçekçi sanat anlayýþýmýz ve “Umudumuz Kavgada, Kavgamýz Sanatýmýzla” þiarý ile iþçi ve emekçilerin kültürünü yansýtmaktan vazgeçmeyeceðimizi göstermiþ olduk. Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
Yeni Evrede
Paris Komünü
Mücadele Birliði
F
ransa’nýn çapsýz “yeðen Napolyon”u Louis Bonaparte, Bismarck Prusya’sý ile tutuþtuðu savaþtan yüz kýzartýcý bir yenilgiyle ayrýldýðýnda 1870 güzüydü. 4 Eylül 1870’te, Bonaparte’ýn diktatörlüðü yýkýlýyor, cumhuriyet ilan ediliyordu. 1851’de tam bir parodiye dönen 2 Aralýk hükümet darbesiyle iktidarý ele geçiren “þarap ve sucuk çetesi”, 20 yýlýn ardýndan yüz kýzartýcý yenilgilerle sahneden çekiliyordu. Fransa bir kez daha cumhuriyetine kavuþmuþtu. Kavuþmuþtu ama, Bismarck’ýn junker Prusyasý Paris kapýlarýna dayanmýþ, hatta Paris’in küçük bir kýsmýný iþgal etmiþti. Ve silahlý Paris proletaryasý, tedirgin, öfke dolu bir bekleyiþ içindeydi. Fransa’da tedirgin bir bekleyiþ içinde olan sadece Paris proletaryasý deðildi elbette. Fransýz burjuvalarý da tedirginlik içindeydi. Ama onlar Paris kapýlarýnda bekleyen muzaffer junkerlerden deðil, kendi proleterlerinin ellerindeki silahlardan ötürü tedirgindi. Bismarck ile ne de olsa uzlaþýlabilirdi. Ama sermaye, silahlanmýþ emek karþýsýnda nasýl rahat olabilirdi! Sermayenin asla kabul edemeyeceði bir durumdur silahlanmýþ proletarya. Çünkü iþçiler silahlanmýþ ise, sermaye egemenliðini yitirmiþ demektir. O sahte cennetini yitirmesi ise an meselesidir. Fransýz sermaye sýnýfý bir kere daha “kanun ve düzen” arayýþýna giriyordu. O “kanun ve düzen” ki, 1848 Haziran’ýnda general Cavaignac’ýn vahþi kýrýmlarý sonucu Paris sokaklarý iþçi kanlarýyla kýzýllaþtýrýlarak saðlanmýþtý! O “kanun ve düzen”, kanla kurulan, kan ve baskýyla sürdürülen burjuva düzenden baþka birþey deðildi. Ve þimdi, silahlanmýþ Paris iþçileri yüzünden “kanun ve düzen” tehlikedeydi! 1848’de baþlayan “kanun ve düzen” isteði, traji-komik bir þekilde Louis Bonaparte’a, bu çapsýz serüvenciye iktidar yolunu açmýþtý. Þimdi düþman süngüleri altýndaki “kanun ve düzen isteði” ise, bir baþka çapsýz serüvenciyi, yerden bitme Thiers’yi iktidar koltuðuna götürecekti. Bu gölgesi kendisinden büyük ve görkemli cüce, proletaryanýn iþini bitirebilmek için Bismarck’ýn kapýsýný çalacak ve Fransa için yüz kýzartýcý bir barýþ anlaþmasý imzalayacaktý. Yüz kýzartýcý yenilgi, yüz kýzartýcý bir barýþla sonlanýyordu. Ýmzalanan anlaþmanýn Paris’teki yankýsý büyük bir öfke oldu. Yenilgiyi kendilerinin deðil, Bonaparte çetesinin ve egemenlerin yenilgisi olarak gören iþçi sýnýfý, büyük bir öfkeyle “ihanet” olarak deðerlendirdi anlaþmayý. Henüz ulusal önyargýlardan tam olarak kurtulamamýþ, olgunlaþamamýþtý. Marx, bu-
nu daha öncesinden gördüðü için, Paris proletaryasýný çýlgýnca bir iþe giriþmemesi için uyarmýþtý. Ama tarih kendi yataðýnda ilerler! Belli bazý þeylerin öðrenilmesi için bizzat acýlarýn çekilmesi, soylu yanýlgýlarýn gerçekleþmesi gerekir. Paris, bu ihanet duygusu ile öfke nöbetine tutulmuþken, cüce Thiers, dýþ düþman ile anlaþmýþ olmanýn rahatlýðýyla iþçileri silahsýzlandýrmaya giriþiyordu. Bir hýrsýz gibi gizlice Ulusal Muhafýzlar’ýn toplarýný almak istedi. Giriþim baþarýsýz oldu. Bu, bardaðý taþýran son damlaydý. Artýk hiçbir güç, Paris’in biriken öfkesini tutamazdý. Silahsýzlandýrma giriþimine iþçilerin yanýtý ayaklanma oldu. 18 Mart 1871’de, Paris Ulusal Muhafýz Merkez Komitesi, yayýmladýðý bildiride þöyle sesleniyordu tüm dünyaya: “Paris proleterleri, egemen sýnýflarýn ihanet ve beceriksizlikleri karþýsýnda kamu iþlerinin idaresini kendi ellerine almak suretiyle durumu kurtarma saatinin gelip çattýðýný anlamýþ bulunuyorlar.... Anladýlar ki, devlet iktidarýný ele geçirerek kendilerini kendi kaderlerinin efendisi kýlmak, zorunlu görevleri ve mutlak haklarýdýr.” Burjuvalarýn korktuklarý þey baþlarýna gelmiþ, silahlanmýþ proletarya iktidarý ele almýþtý. Tarihin bu ilk iþçi devleti, iþgal altýndaki bir ülkede, iþgal kuvvetlerinin süngüleri dibinde, iç düþmanlarýnýn vahþi saldýrý hazýrlýklarý altýnda doðuvermiþti. Geri dönülmez ufka varýlmýþtý artýk. Son sözü en vahþi haliyle kuvvet söyleyecekti. Tarihe Paris Komünü olarak geçen bu ilk proletarya diktatörlüðü, ilk iþçi devleti, derhal toplumsal dönüþüm programýný uygulamaya koydu. Ordu-polis örgütlenmesinin yerine doðrudan silahlanmýþ yýðýnlarý geçirdi. Her türlü kamu görevlisinin seçimle iþbaþýna gelmesini ve seçmenler tarafýndan görevinden alýnabilmesini karar altýna aldý. En yüksek kamu görevlisi maaþýný kalifiye iþçi maaþý ile sýnýrladý. Yasama ve yürütme ayrýlýðýný ortadan kaldýrarak, komünleri aktif bir
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
iktidar organý haline getirdi ve böylece bürokrasinin yerine en geniþ demokrasiyi geçirmiþ oldu. Eðitimden her türlü dinsel öðeyi çýkardý, parasýz ve gerçek bir laik eðitimi hedefledi. Toplantý, dernek kurma, basýn özgürlüðü önündeki engelleri kaldýrdý. Emeðin korunmasýna yönelik kanunlar çýkardý. Tüm bunlarý ve burada sayamadýðýmýz pek çok devrim uygulamasýný bir çýrpýda gerçekleþtirdi. Ayaklanma sonucu iktidarý ele alan Ulusal Muhafýz Merkez Komitesi, bir hafta içinde seçimlere giderek, 28 Mart’ta iktidarý Komün’e devretti. Ama gerçekte bu saf demokratik inanç, ne yazýk ki onun ayný zamanda güçsüz yanýydý. Bir devrimin enerjik bir diktatörlük olarak hasmýný ezmesi ve baský altýnda tutmasý gerektiðini ne yazýk ki kavrayamamýþtý Merkez Komite. Paris’ten kaçan ve Versailles’da kendi iktidarýný toplayan burjuvalarýn üzerine zaman yitirmeksizin yürümek, karþý-devrimi ezmek yerine, Merkez Komite, bu saf demokratik inancý yüzünden seçimleri düzenlemekle altýn deðerinde zaman kaybetti. Bismarck ile anlaþan Versailles’lýlar güçlerini topladýlar. Gericiliðin bu uluslararasý koalisyonu, tarihin ilk iþçi devleti üzerine yürümeye baþladý. Komün’ün bir diðer hatasý, Paris’teki Ulusal Banka’ya el koymamak idi. Özel mülkiyetin kutsal mabedi önünde duralayýverdi. Kiliseleri, Vendome Sütunu’nu bir çýrpýda yýkan Komün, Ulusal Banka’nýn güçsüz kapýlarýný aþamadý. Böylece Fransýz burjuvazisine yapabileceði en büyük baský aracýný kullanamamýþ oldu. Paris’e sýkýþan, kuþatýlan devrim 71 gün ayakta kalabildi. Sokak sokak, ev ev kenti savundu proletarya. Ama yalnýz kalmýþtý. Kuþatýlmýþtý. 28 Mayýs 1871 günü öðle saatlerinde son mevzilerin düþmesiyle þanlý Komün yenilmiþ oldu. Son mevzilerin düþmesiyle birlikte sermayenin kanlý intikam ayini baþladý. Kurþuna dizmeler yeterince hýzlý öldürmüyordu Komüncü’leri. Makineli atýþýyla toplu öldürmeler baþladý. Diri diri çukurlara gömüldüler. Bu kan banyosunda kaç proleterin öldürüldüðü resmi olarak hiç açýklanmadý. 30 bin Komüncü’nün kanlý intikam seferlerinde, 20 bininin de askeri mahkeme kararlarýyla öldürüldüðü tahmin ediliyor. Tarihin bu ilk proletarya diktatörlüðü, kanla boðulan bu devrim, uluslararasý proletaryanýn þanlý mücadele bayraðý olarak, tarihteki yerini aldý. Proletarya, “bu kan denizinin ufkundan kýzýl bir güneþ doðacak” dizeleriyle, nasýl bir miras devraldýðýnýn bilincinde olduðunu “Enternasyonal” marþýnda tüm dünyaya ilan etti.
19
Yeni Evrede
Etkinlik
Mücadele Birliði
Nazým Hikmet’in Yasaklanmasýna Karþý Antep’te Eylem
Y
apý Kredi Yayýnlarýnýn, telif haklarýný elinde bulundurduðu Nazým Hikmet’e ait eserlerin internet siteleri ve diðer organlarda yayýnlanmasý geçtiðimiz günlerde alýnan bir mahkeme kararý ile yasaklandý. Bu duruma karþý gerçekleþtirilen eylemlerden biri de 4 Þubat Pazar günü Antep’te yapýldý. Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi, Yeþilsu Parký’nda bir þiir dinletisi ve basýn açýklamasý yaparak Nazým Hikmet’in eserlerinin, gerçek sahibi olan iþçi ve emekçilerden uzaklaþtýrýlmasýný protesto etti. Basýn açýklamasýnda sermaye sýnýfýnýn baský ve saldýrýlarýnýn iþçi sýnýfýnýn sanatçýlarýna, kurumlarýna ve aydýnlara yöneldiðine ve arttýðýna, bu saldýrýlarýn bir uzantýsý olarak da Nazým Hikmet, Orhan Veli Kanýk, Edip Cansever gibi sanatçýlarýn eserlerinin yayýmýnýn Yapý Kredi Yayýnlarýnýn tekeline alýndýðýna deðinilerek iþçi ve emekçilere Nazým’ýn dizeleriyle seslenildi: “Gelin kýzýl tank taburlarý gibi. / Daðlarý düzleyerek gelin. / Kömür, benzin, gaz kokusu yansýn nefesinizde. / Mavi iþbaþý gömleklerinizi giyerek gelin.” “Eðer niyetiniz yine Nazým Hikmet’i kilitlemekse taþ duvarlarýn ardýna, nasýl susturacaksýnýz bunca insaný? Ýþçilerin çelik bakýþlarýný nasýl kýracaksýnýz, paranýzla satýn alabilecek misiniz insan yüreðini, insan beynini? Halkýn denizini hangi ateþle yakabileceksiniz? Nazým Hikmet sizin tekelinizde deðil. O parayla satýn alýnmayacak kadar kendisini sýnýfýna, mücadelesine adamýþ yürekli bir þairdir. Hangi perde kapatabilir güneþin ýþýðýný? Tüccarlar size satmýþ olabilir telif hakkýný, fakat iþçi sýnýfýnýn þairinin þiirleri iþçi sýnýfýnýndýr.” Denilen basýn açýklamasý Ayýþýðý Sanat Merkezi þiir grubunun Nazým Hikmet þiirlerinden oluþan bir dinletisiyle devam etti. Dinleti, komünist þairin Hürriyet Kavgasý þiiriyle baþladý: “Yine kitaplarý, türküleri, bayraklarýyla geldiler, / Dalga dalga aydýnlýk oldular, / Yürüdüler karanlýðýn
20
üstüne. / Meydanlarý zaptettiler yine.” Daha sonra “Ellerinize Ve Yalana Dair” þiiriyle seslenildi Antep emekçilerine: “Antenler yalan söylüyorsa, / Yalan söylüyorsa rotatifler, / Kitaplar yalan söylüyorsa, Beyaz perdede yalan söylüyorsa çýplak baldýrlarý kýzlarýn, ... Ellerinizden baþka her þey, herkes yalan söylüyorsa, / Elleriniz balçýk gibi itaatli, / Elleriniz karanlýk gibi kör, / Elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun, / Elleriniz isyan etmesin diyedir. / Ve zaten bu kadar az misafir kaldýðýmýz bu ölümlü, bu yaþanasý dünyada / Bu bezirgân saltanatý, / Bu zulüm bitmesin diyedir.” Ardýndan küçük bir sanat emekçisi Nazým’ýn atom bombasý ile yapýlan katliamý anlattýðý dizelerini okudu: “Çalýyorum kapýnýzý. / Teyze, amca, bir imza ver. / Çocuklar öldürülmesin / Þeker de yiyebilsinler.” Sanatçýnýn “Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek eðer. / Ve hâlâ þarabýmýzý vermek için üzüm gibi eziliyorsak. / Kabahat senin. / - Demeye de dilim varmýyor ama - / Kabahatin çoðu senin, caným kardeþim!” dizeleriyle emekçilere kurtuluþlarýnýn kendi ellerinde olduðunu anlattýðý “Dünyanýn En Tuhaf Mahluku” þiirinden sonra kendisini vatan haini ilan edenlere seslendiði þiiriyle dinleti son buldu: “Evet, vatan hainiyim, / Siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, / Ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. / Vatan çiftliklerinizse, / Kasalarýnýzýn ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, … Vatan, kurtulamamaksa kokmuþ karanlýðýmýzdan, / Ben vatan hainiyim. / Yazýn üç sütun üstüne kapkara haykýran puntolarla: Nâzým Hikmet vatan hainliðine devam ediyor hâlâ.” Nazým Hikmet’in þiirlerinin iþçi ve emekçilerden uzak tutulmaya çalýþýldýðýnýn çünkü bu þiirler sayesinde bu insanlarýn aydýnlanmasýnýn ve bilinçlenmesinin sermaye sýnýfýnýn çýkarlarýna ters düþtüðünün anlatýldýðý bildirilerin çevrede toplanan insanlara daðýtýlmasýndan sonra etkinlik sona erdi.
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi
Yeni Evrede
Akmercan
Mücadele Birliði
“Sanmayýn Ki Bu Hep Böyle Kalacak”
A
kmercan Temizlik iþçilerinin mahkemesi 23 Þubat’ta Eyüp Adliyesi’nde görüldü. Davalý þirketin mahkemede süre istemesi üzerine mahkeme 16 Mart saat 09.30’a ertelendi. Mahkeme saat 11.00’da baþlarken Devrimci Ýþçi Komiteleri (DÝK)’de Akmercan iþçilerine destek verdi. Akmercan iþçileri sabah saat 9.00’dan itibaren mahkeme önünde toplanmaya baþladýlar. Mahkeme saati gelene kadar sohbetler edildi. Havanýn soðuk olmasýna raðmen yapýlan sýcak sohbetler insanýn içini ýsýtýyordu. Mahkeme saati geldiðinde Akmercan iþçileri üzerinde “Haklýyýz Kazanacaðýz / Akmercan Ýþçileri” yazýlý bir pankart açarlarken, DÝK’de üzerinde “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði / Devrimci Ýþçi Komiteleri” yazýlý bir pankart açtý. Ayrýca üzerinde “Akmercan Ýþçisi Yalnýz Deðildir / Mücadele Birliði, Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” yazýlý dövizlerin de açýldýðý görüldü. Ýþçiler duruþmaya giren arkadaþlarýný sýk sýk attýklarý “Akmercan Ýþçisi Yalnýz Deðildir, Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” sloganlarýyla beklediler. Bizler de Mücadele Birliði dergisi olarak greve çýktýklarý ilk gündün bu yana yanlarýnda olduðumuz Akmercan iþçileriyle bu bekleme süresi boyunca sohbetler gerçekleþtirdik, sorunlarýný paylaþtýk. Maddi durumu kötü olan ve greve aktif olarak katýlan bir aile ile bir röportaj gerçekleþtirdik. Ýlk olarak ailenin 12 yaþýndaki kýzý Birsel ile konuþtuk. Babasýna destek olmak için okula gitmeyip buraya geldiðini söyleyerek bizlerle þunlarý paylaþtý: “Ben babamýn mahkemesine destek olmak için okula gitmedim bugün, çünkü ben babamýn iþini geri istiyorum. (...) Babam ekmek parasý için gece gündüz çalýþtý. Kokusu dayanýlmaz çöpleri topluyorlar. (...) Biz 5 kardeþiz, evde sadece ablamla abim çalýþýyor. Abimin okula gitmesi gerekiyor ama çalýþýyor. Herkes okurken abimin de okumasý lazým durumumuz olmadýðý için çalýþýyor. (...) Babamlar grev yaptýlar, haklarýný almak istediler, iþten atýldýlar.” Daha sonra iþten atýlan iþçinin eþi ile görüþtük. Eþinin iþten atýlmasýndan dolayý ev kirasýný bile ödeyemediklerini belirten anne; “Eþimin iþini istiyorum. Kiramýzý dahi veremiyoruz. 5 tane çocuðum var. çok sýkýntý çekiyoruz. Evimiz kira, kocam greve çýkmadan önce 350-400 milyon maaþ alýyordu. Þimdi çalýþmý-
yor, evimizde dolabýmýz bomboþ. 15 yaþýndaki oðlum okuyacak yere iþte çalýþýyor. Eve kira olarak 300 milyon veriyoruz, bazý odalarýmýz su damlatýyor. Hiçbirimizin sigortasý yok” dedi. Ýþten atýlan Akmercan iþçisi ise 10 Temmuz’dan bu yana çalýþmadýðýný Bayrampaþa’da bir yere iþ baþvurusu yaptýðýný fakat Akmercan’ýn oraya “iþe almayýn” diye haber yolladýðýný ve iþ baþvurusunda bulunduðu yerdekilerin ‘kardeþim seni iþe alamayýz’ dediklerini ifade ederek þunlarý söyledi: “Þimdilik hurdacýlýk yapýyorum. Geçim çok zor, geçinmek zor. Elektrik faturasýný ödeyemedik elektriðimiz kesildi, aylýðýmýza zam istedik iþten atýldýk, þimdi kirayý ödeyemiyoruz yakýnda evden de atýlýrsak ne yapacaðýz bilmiyorum.” Biz aile ile görüþürken yine grevdeki iþçilerden birisi bizi dinliyordu. Sohbetimizden sonra ayný sorularý ona da yönelttik. Aldýðýmýz cevaplarýn biçimi deðiþse de öz olarak olarak bize yansýttýðý þey aynýydý; kimse hayatýndan memnun deðil, deðiþtirmek için bir þeyler yapmak lazým! Ýþçiyle biraz sohbet ettikten sonra bize Akmercan’da çok emeklerinin olduðunu belirterek þunlarý söyledi: “Söyleyecek bir þey kalmadý. Her þey anlaþýldý. Bu Türkiye’de parasý olan iþçi kesimini devamlý eziyor ama insanlýk böyle bir þeyi kabul etmediði halde bizim adaletimiz kabul etmiþ. Ýnsanlar her gün köleleþiyor, Avrupa adaleti dediler daha kötüleþtik. Onlarýn avukatý bana dedi ki; niye çalýþtýn o zaman? Ben bu dünyaya çalýþmaya geldim onlar gibi iþçileri sömürmeye deðil. (...) Ben ilkokul mezunu bile deðilim. Ama bunlarýn yaptýðý insanlýk dýþý, benim vicdaným kabul etmiyor. Hep beraber yaþasak, hep beraber gülsek, çalýþtýklarýmýzý ve kazandýðýmýzý güzelce birlikte paylaþsak olmaz mý? Ýnsanlýk diye bir þey kalmamýþ, adaletsizlik, yoksulluk, almýþ yürümüþ. Gelecek nesil bunun hesabýný soracak. Sanmayýn ki bu hep böyle kalacak.” Ýþçilerle sohbetimizin ardýndan duruþmadaki temsilci iþçiler avukatla birlikte geldiler. Mahkemenin 16 Mart sabah saat 09.30’a ertelendiði duyurusu yapýldý. Daha sonra iþçiler slogan atarak daðýldýlar: Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði.
88. Sayý / 5-19 Mart 2007
21
Yeni Evrede
Kadro
Mücadele Birliði
PRATÝK PRATÝK DAHA FAZLA PRATÝK D
eniz Gezmiþ’i dönemin önderleri içerisinde öne çýkaran en önemli özelliði, kitle hareketine önderlik edebilme kabiliyetiydi. O, her zaman, her koþulda cesaretle öne atýlýr ve kitlenin nabzýný elinde tutardý. Her eylemde insanlarýn gözlerinin Deniz’i aradýðýný onun hakkýnda anlatýlanlardan ve yazýlanlardan biliyoruz. Þimdi koþullar, her bir leninist için Deniz gibi davranmak, Deniz olmak için fazlasýyla uygun. Ve bizim artýk ihtiyaç duyduðumuz tamamýyla bu. Kitlelerin içinde öne çýkacak, onlara kendini sevdirecek, söyledikleriyle ve yaptýklarýyla, söylediðini yapmasýyla onlarýn güvenini kazanacak, cesaretiyle onlara örnek olacak ve korkularýný yenmelerine yardýmcý olacak genç leninist kadrolar... Büyük yýðýnlara önderlik etme vasýflarýna sahip, yetenekli ve yaratýcý leninistler. Ýyi propagandist ve iyi ajitatörlere ihtiyacýmýz var bizim. Týpký Kalinin’in “Devrimci Eðitim ve Ahlak” kitabýnda anlattýðý gibi yýðýnlarla hýzla iliþki kurabilecek, asla onlara kibirle ya da bilgiççe yaklaþmayacak, her zaman doðal ve sade bir tutumla onlarýn yüreðini avuçlarýnýn içine alacak, asla onlarda, onlarýn yanýna onlara bir þey öðretmek için gittiði hissi uyandýrmayacak, tam tersine onlardan birþeyler öðrenmeye açýk olduðunu gösterecek, asla kalýplaþmýþ, önceden hazýrlanmýþ kelimelerle konuþmayacak, deyim yerindeyse yüreðinin diliyle, onlarýn anlayabilecekleri bir dille konuþacak, insanlarda söylediði her sözle, “bu insan söylediði þeylere yürekten inanýyor” izlenimi yaratacak propagandist ve ajitatörler. Özellikle de yýðýnsal eylemlerde herkesin kendisini duyabileceði ve
22
görebileceði bir yere fýrlayýp belki bir þiirle belki bir þarkýyla kitleye hitap edebilecek ajitatörler. Elbette bu öyle “tanrý vergisi”, bir anda kazanýlabilecek bir yetenek deðildir. Olasýdýr ki, birkaç giriþimde baþarýsýz da olunabilir; ama inatçý ve ýsrarlý bir çabayla yapabileceðimize olan mutlak inançla hareket ettiðimizde, her deneyimimizden sonuçlar çýkarýp, hatalarýmýzý bulup titizlikle ayýkladýðýmýzda, her seferinde daha iyisini yapma þansýna sahip oluruz. Bu kitlelerin ruh halinin deðiþmesinde, en etkili olabilecek yöntemlerden biridir. Paris Düþerken adlý kitapta Ýlya Ehrenburg böyle bir sahne anlatýr. Tam grevin tavsamaya yüz tuttuðu, eylemcilerde yýlgýnlýk baþ gösterdiði bir anda, grevde polis saldýrýsý sonucu ölümsüzleþmiþ bir eylemcinin annesi bulunup getirilir. Ve o anne, hiçbir þey söylemez, sadece kürsüye çýkar ve yumruðunu sýkar bir anda bütün kitle bundan “devam edin” sonucunu çýkarýr ve yeniden canlanýr. Bazen böylesi tek bir tavýr, eylemin kaderini deðiþtirmeye yeter de artar bile. Sýradan bir eylemi, bir ayaklanmaya dönüþtürmek, bazen yüreðe hitap eden bir çift sözde gizlidir. Hrant Dink’in cenazesinde eþi Rakel Dink’in yüreðinden gelen sözlerle yaptýðý konuþma örneðin, bu türden bir konuþmaydý. Ve kitleler üzerinde deðme ajitatörlerin yaratamayacaðý etkiyi yarattý. Bazen küçük bir yükseltinin üzerine çýkýp yapýlacak bir konuþma ya da okunacak bir þiir, kitlelerin duygularýný ayaklandýrabilir. Devrim ancak böyle ajitatörlerin varlýðý sayesinde bir gerçeklik halini alabilir. Böylesi ajitatörler sayesinde kitleler, eylemin rutinliðini aþýp bir nehrin a88. Sayý / 5-19 Mart 2007
kýþýna kaptýrabilirler kendilerini. Bugünün emekçi memur eylemlerine vb. bakalým. Daha çok bir “günah savma” havasýnda kotarýlmaya çalýþýlýyor. Neredeyse artýk herkes tarafýndan ezberlenmiþ bir rutinlikle belirli bir yerde toplanýlýyor, bildik sloganlarla yürünüyor, hükümet vb. protesto ediliyor; arama noktalarýndan geçilip alan ya da son zamanlarýn moda deyimiyle “basýn açýklamasýnýn yapýlacaðý yer”e giriliyor. Orada kürsüden sendikacýlarýn nutuklarý dinleniyor. Bir iki sanatçý þarký söylüyor, sonra yetkililerle görüþmeye giden sendikacýlar bekleniliyor, herkes yorgun ve her seferinde ayný þeyleri yapýyor olmanýn hoþnutsuzluðuyla bekliyor, sonra bir iki halay parçasýyla, kalan enerji de boþaltýlýyor ve yeniden, gelinen yoldan geri dönülüyor. Ýþte bizim deðiþtirmemiz gereken, bu tekdüze eylem anlayýþýdýr. Ve bunu kýrmanýn tek yolu, yaratýcý, canlý bir ajitasyon olacaktýr. Herkesin duyabileceði þekilde iþçileri ve emekçileri “sonuç alýcý eylem”e davet etmek olacaktýr. Onlara, iktidar dýþýnda her þeyin hiçbir þey olduðunu somut ve çarpýcý örneklerle anlatmamýz gerekiyor. Ve bunu o þekilde yapmalýyýz ki, hiçbir iþçi ya da emekçi kayýtsýz kalmasýn. Herkes, “iþte bu insanlar bizim dilimizle konuþuyor” desinler ve gözlerini bize çevirsinler. Ve yine Deniz Gezmiþ’e bakalým. Ýstisnasýz her öðrenci eyleminde en önde yer alýyor. Ve bazýlarýnda öðrencilerin omuzlarýnda. Kendisini onlara nasýl benimsetmiþ; onlar nasýl kendi doðallýðýnda eylemin önderliðini ona vermiþler. Þimdi leninistlerin yoðun örgütlenme çalýþmasýnýn yaný sýra kafalarýný kitlelerin gözlerinin çevrili olduðu yerde olmayý nasýl baþaracaklarýna yormalarý gerekiyor. Bu konuda alýþýlmýþýn dýþýna çýkmak, yaratýcý olmak þart. “Devrim Biziz” diyen her bir leninist kendisiyle birlikte gittiði her yere devrimi götürmeli o halde. Asla rutine kendisini býrakmamalý; yürürken düþünmeli, düþündüklerini hayata geçirmeli. Pratik, pratik, daha fazla pratik...