1 egaP
32:31
7002.80.13
Yeni Evrede
Kürdistan
Mücadele Birliði
KÜRDÝSTAN PROLETARYASI
likte, tekelci sermaye sýnýfý, egemenliði altýndaki topraklarý gerçekten kaybetme olasýlýðýyla yüz yüze geldi. Bu dönemden itibaren cenaze törenlerinden ekonomik krizlere, halkýn yoksulluðundan iþsizliðe kadar her þeyi bahane ederek þovenizmi Kürt ulusuna karþý geliþtirmeye çalýþtý. Fakat tüm çabalarýna raðmen iþbirlikçi tekelci sermaye, tüm tarihi boyunca þovenist bir histeri yaratma amacýna ulaþmada ciddi bir baþarý elde edemedi. Devrim karþý devrim saflaþmasýnda yerini karþý devrim cephesinde seçmiþ olan bir avuç gerici-faþist güruhtan baþka hiç kimseyi harekete geçiremedi. Çünkü, 1-) Bu topraklarda bir çok ulustan gelen iþçi ve emekçiler uzun yýllardýr yan yana yaþamaktadýrlar. Bu nedenle birbirleri hakkýnda, birbirlerinin gerçekliði hakkýnda burjuvazinin kendilerine vermeye çalýþtýðý bilinçten çok daha önce oluþmuþ fikirleri vardýr. Müslüman olmayan ulusal topluluklarýn ve Kürt halkýnýn gördüðü eziyetten fayda saðlamýþ küçük bir azýnlýðýn dýþýnda kalan emekçiler, onlarýn acýlarýný her zaman kendi yüreklerinde hissetmiþlerdir.2-) Kapitalist üretim süreci, iþçi ve emekçileri ulusal kökenine bakmaksýzýn üretim sürecinde yan yana getirmiþ ayný çalýþma koþullarýna mahkûm etmiþtir. Ayný yaþam ve çalýþma koþullarýný paylaþmak ve kapitalistlere karþý ortak mücadele etmek, þovenizmin en önemli panzehirlerinden biri olmuþtur. 3-) Devrimciler ve komünistler, TC’nin, kuruluþundan itibaren bir burjuva diktatörlüðü olduðunu ve her ulustan emekçinin kanýný emerek; onlar üzerinde burjuva terör uygulayarak ayakta durduðunu teþhir etmiþlerdir. Bu temelde, burjuva egemenliðe ve faþist devlete karþý pratik olarak mücadele eden partiler ve demokratik kitle örgütleri kurmuþlardýr. Devrimci ve komünist güçlerin ortaya koyduðu bu düþünce ve yaklaþýmlarýn doðruluðu olgularla açýða çýkýp emekçi sýnýflar bu gerçekliði hayatlarýnda þu veya bu biçimde yaþadýkça devletin þovenist propagandasý etkisizleþti. Buna karþýlýk görüþ ve düþünceleri olgularla doðrulanan devrim güçlerinin þovenizm karþýtý propaganda ve ajitasyonlarý giderek etkili olmuþtur. Özellikle son 20 yýllýk örgütlü mücadele, Türkiye emekçi sýnýflarýnda emperyalizme, faþizme ve kapitalizme karþý düþmanlýðý besleyip þekillendirerek burjuvazinin þovenizmi körükleme çabalarýnýn önündeki en büyük engel olmuþtur. 4-) Tabi burada hemen belirtmek gerekir ki, baþta Kürt halký olmak üzere Kürdistan emekçi sýnýflarýnýn 90’lý yýllarda baþlayan ayaklanmasý öylesine görkemli olmuþtur ki, sosyal-þovenizmin etkisinde olan ortalama sol da sarsýlmýþ ve bu süreçte daha enternasyonalist çizgiye çekilmiþlerdir. 5-) Burjuvazinin þovenizmi körüklemek için kullandýðý en önemli argüman olan, Kuzey Kürdistan halkýnýn dýþ güçler tarafýndan kýþkýrtýldýðý yalaný, K. Kürdistan halkýnýn IKDP ve YNK’yi ( ki bunlar Kürt halkýnýn özgürleþme mücadelesinin tarihsel mirasýna sahip çýkan ve uzun yýllardýr kuzeyde örgütlenmeye çalýþan ama ayný zamanda emperyalizmin ve bölgedeki gerici devletlerin kuklasý olduklarý yedi düvel tarafýndan bilenen gerici güçlerdir.) desteklemek yerine kendi baðýmsýz örgütlenmesini yaratmasý, yaratmakla kalmayýp bu kukla güçlere karþý bizzat savaþmasý ve bu sa-
KOMÜNÝST PARTÝSÝNÝ YARATMALIDIR B
iliniyor ki, birleþik devrimin baþarýsý için, Kürdistan proletaryasýnýn kendi komünist partisinde örgütlenmesinin gerekliliði, 1980’li yýllarda proletaryanýn devrimci sýnýf partisi TKEP tarafýndan ortaya konmuþ ve bunun örneði, ayný yýllarda KKP’nin (Kürdistan Komünist Partisi) kuruluþuyla yaratýlmýþtýr. Bu, Türkiye ve K.Kürdistan topraklarýnda bir ilkti. Ýki ülke devrimci proletaryasýnýn birleþik komünist partisi olarak TKEP bu örnekle ulusal sorunda ideolojik, teorik ve örgütsel alanda diðer politik akýmlardan ne kadar ileri olduðunu göstermiþti. Bugün hala bazý örgütlerin bu örneði taklit etmeye çalýþmalarý bunun kanýtýdýr. Fakat 90’lý yýllarýn baþýnda Partinin reformist unsurlardan arýnarak Leninist Parti’ye dönüþtüðü süreçte, Kürdistan proletaryasýnýn devrimci sýnýf partisi de yöneticilerinin ihaneti sonucu yok oldu. Sosyal reformist kanat legalizm bataðýna giderken onunla anlaþma halindeki KKP yönetimi bu durumu ezilen ulus küçük burjuva milliyetçiliði zeminine kaymak için fýrsat olarak kullanmýþtýr. Sonuç, KKP’nin önce teorik-ideolojik arkasýndan örgütsel tasfiyesi oldu. Bundan dolayý neredeyse 15 yýlý aþkýn bir zamandýr Kürdistan proletaryasý devrimci sýnýf partisinden yoksun durumdadýr. Leninistler bu duruma son vermek için sürekli çaba içinde oldularsa da, nesnel ve öznel nedenlerden dolayý bu boþluk doldurulamadý. Ama Kuzey Kürdistan proletaryasýnýn komünist partisinin varlýðý sorunu güncelliðini sürekli korudu. Ve þimdi yaþanmakta olan geliþmeler ve sýnýf savaþýnýn her iki ülkede geldiði düzey nedeniyle bu acil bir ihtiyaç halini almýþtýr. Çünkü; A-) Kürdistan, uluslararasý geliþmeler nedeniyle, gerek bölgenin gerekse dünyanýn geleceðinin þekillenmesinde tarihte hiç olmadýðý kadar öne çýkmýþtýr. Ve giderek bu yönü daha da belirginleþecektir. Bu geliþmenin, Kuzey Kürdistan proletaryasýnýn baðýmsýz sýnýf örgütlenmesinin varlýðýný neden acil hale getirdiðini incelemeyi baþka bir yazý konusu yapacaðýmýz için bu yazýda deðinmeyeceðiz. B-) Devrimimizin toplumsal tabanýný etkisi altýna almaya baþlayan ciddi bir þovenizm tehlikesi vardýr. Türkiye iþbirlikçi tekelci sermayesi, TC’nin kuruluþundan bu yana þu veya bu ülkenin topraklarýmýzda gözü olduðunu propaganda ederek emekçi sýnýflarý þovenizmle zehirlemeye ve bu sayede emekçi halklarý ideolojik ve politik egemenliði altýnda tutmaya çalýþmýþtýr. Tarihsel önyargýlarý da kullanarak özellikle Müslüman olmayan halklar üzerinden yýllarca bunu sürdürdü. 1990’lý yýllarda ise, yükselmeye baþlayan Kürdistan halkýnýn özgürlük mücadelesinin sertleþmesi ve etkin hale gelmesiyle bir-
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
3
dxq.4-3
2 egaP
32:31
7002.80.13
Yeni Evrede
Kürdistan
Mücadele Birliði
yede kuzeyin diðer parçalarýný da etkisi altýna alarak kendi siyasi yapýlanmasýna çekmeyi baþarmasý sonucu etkisiz kalmýþtýr. Ama son süreçte yeni geliþmeler yaþanmaktadýr. Sayacaðýmýz geliþmelerin etkisini anlamak açýsýndan, þu durumu hiç akýldan çýkarmamak gerekiyor: Son 15 yýldýr K.Kürdistan’daki etkinliði nedeniyle gerek Türkiye emekçi sýnýflarý nezdinde gerekse de bölge halklarý nezdinde, PKK, Kürt halký ile neredeyse özdeþleþmiþ durumda. Týpký Güney Kürdistan halkýnýn YNK ve IKDP ile özdeþleþtirilmesi gibi.. Kaba gözleme ve geri bilince dayanan bu algýlayýþ, her ne kadar bilimsel deðilse de, bir olgudur. Bu algýlayýþýn oluþmasýnýn en büyük nedeni, son 15 yýldýr PKK’nin örgütlediði gerilla savaþýnýn Kürt halkýnýn özgürlük tutkusu ve savaþýyla uyum içinde olmasýdýr. Bu uyum, Kürt halkýnýn PKK’ye kendisinin bile ummadýðý bir destek vermesine, kendini PKK ile özdeþleþtirmesine yol açmýþtýr. Buna karþýlýk, söz konusu yýllar boyunca ne Kürdistan proletaryasýnýn komünist partisi ne de baþka bir güç bu algýlayýþý bozacak bir mücadele içinde olabilmiþlerdir. Þimdi aþaðýda sayacaðýmýz geliþmelerin yaratacaðý sonuçlarý kavramak için, bu durum tespitini akýldan çýkarmayalým. 1- Güney Kürdistan’da fiilen kurulan devlet ABD’nin izniyle gerçekleþti ve ABD’nin himayesi altýnda devamýný sürdürüyor. 2- Fiilen kurulan Kürdistan devleti, ABD’nin Irak iþgalini destekliyor ve onun yanýnda direniþçilere karþý savaþýyor. 3- Kuzey Kürdistan’ýn en etkin siyasi iradesi olan ve kendini K.Kürdistan’ýn ve Kürt ulusunun temsilcisi olarak ilan eden PKK (ki Ortadoðu halklarý ve bu bölge devletleri tarafýndan da kýsmen böyle görülmektedir), son süreçte ABD’ye dayanmýþ ve dahasý genel olarak emperyalizmle iþbirliði içinde amacýna ulaþmayý hedefleyen bir stratejiye yönelmiþtir. ABD’nin kendisini muhatap almasýný saðlamak için, tarihleri boyunca hiçbir amerikan hedefine yönelmediklerini dahi söylemiþlerdir. Bu durum birçok politik sonucun yanýnda, yýllarca ödenen bedellerle bölge halklarýnýn gözünde yaratýlan, Kuzey Kürdistan özgürlük mücadelesinin emperyalizm ve bölge gericiliðinden beslenmeyip halkýn devrimci dinamizminden beslendiði ve herkesin buna saygý göstermesi gerektiði yönündeki kanaati yok etmeye baþlamýþtýr. 4- Kürdistan halkýnýn özgürlüðü için savaþtýðýný söyleyen ne olduðu belirsiz kimi örgütlerin Türkiye metropollerinde emekçi halk-sermaye ya da sivil halk-resmi görevliler gibi ayrýmlara dikkat etmeyen eylemler gerçekleþtirmesi; PKK’nin ise bu eylemleri, çeþitli nedenlerle, net ve kararlý bir þekilde mahkum etmemesi.. 5-Iran ve Suriye’de gerçekleþen ayaklanmalarýn ardýnda ABD’nin olduðu yönünde burjuva basýnýn yoðun propaganda yapmasýna karþýn, bu bölgelerde örgütlü bulunan Kürdistan’a ait siyasi oluþumlar, bu iddialarý boþa çýkaracak hiçbir ciddi adým atmamýþlardýr. Aksine, “eðer kendi içinizdeki sorunlarý muhataplarýyla çözmezseniz, elbette ki dýþ güçlere hareket alaný saðlarsýnýz. Ve onlarla birlikte hareket edenleri niye hareket ediyorsunuz diye suçlayamazsýnýz” türünden açýklamalar yaparak bu kanaatlerin güçlenmesine neden olmuþlardýr. Kýsaca deðindiðimiz bu olgular ve bunlara eklenebilecek daha baþka olgular son süreçte ortaya çýkmýþ ya da belirginleþmeye baþlamýþtýr. Böylece iþbirlikçi tekelci sermaye sýnýfý, Kürdistan ulusal kurtuluþ mücadelesinin emperyalizmle iþbirliði içine girdiðini gösteren bu olgularý kullanarak Türkiye emekçi sýnýflarýnýn kanýna girmenin olanaðýný yakalamýþ oldu. Buna bir de, bu geliþmelerin etkisiyle yeniden sosyal-þoven çizgilerini belirginleþtirmeye baþlayan ortalama solun propagandasý da eklenince, ama-
4
cýna ulaþmada ilk defa bu kadar rahat bir ortam yakalamýþtýr. Neden bu geliþmeler devrimin toplumsal tabaný içinde þovenizmin geliþmesine imkân yaratýyor? Çünkü, emperyalizmin emekçi halklarýn düþmaný olduðu ve ona karþý mücadele edilmesi gerektiði düþüncesi komünist ve devrimci güçlerin onlarca yýllýk mücadeleleri içinde emekçi sýnýflara verdikleri en önemli bilinçtir. Komünist ve devrimci güçler, uzun yýllar boyunca emekçi sýnýflara ve ezilen halklara emperyalizmin kendilerine kan ve gözyaþýndan baþka bir þey getirmediðini, emekçi sýnýflarý ve halklarý birbirine kýrdýrarak dünya üzerindeki politikalarýný hayata geçirdiðini anlatmýþlardýr. Bir yandan devrimci ve komünist güçlerin propaganda ve ajitasyonu diðer yandan bu propagandanýn yaþam tarafýndan her gün, her saat doðrulanmasý emekçi sýnýflarda, ezilen halklarda gericiliðe, faþizme ve emperyalizme karþý güçlü bir bilinç yaratmýþtýr. Bu bilinçle hareket eden Türkiye iþçi ve emekçileri, yaþananlara bakýp, þimdi þöyle diyor: “Kürdistan ulusal kurtuluþ hareketi emperyalizmle iþbirliðine yönelmiþ, onun uzantýsý haline gelmeye baþlamýþtýr”. Doðruluðu yanlýþlýðý bir tarafa, bu düþüncenin oluþmasýna bizzat UKH’nin açýklamalarýnýn yardýmcý olduðu biliniyor. ÖDP, TKP, DÝSK gibi, iç savaþýn ve birleþik devrimin ayrýþtýrýcý etkisiyle karþý devrim cephesindeki yerlerini gittikçe daha açýk belli eden parti ve örgütler, bu durumdan cesaret alarak Kürt halkýnýn özgürlük savaþýna karþý besledikleri düþmanlýðý daha cesurca ortaya koyar oldular. Sosyal-þovenler bu durumdan yararlanarak bir yandan gerçek yüzlerini daha açýktan sergilerken öte yandan þovenizmin devrimin toplumsal tabaný içinde daha hýzlý yaygýnlaþmasýna da neden oluyorlar. Sözün kýsasý, tüm bunlarýn sonucu olarak Türkiye emekçi sýnýflarýnýn en geri kesimleri içinde, UKH’ni, emperyalizmin iþbirlikçisi olarak görme ve dolayýsýyla, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýna olan desteði çekme eðilimi geliþmeye baþlamýþtýr. Bu durum, burjuvaziye þovenizm zehrini emekçi sýnýflar arasýda yaymak için altýn bir fýrsat veriyor. Bu durumun önüne geçmenin temel yolu, Kürdistan devrimci proletaryasýnýn, özgürlük savaþýnýn önderliðini küçük burjuva politik hareketin elinden kendi ellerine almasýdýr. Bunun kolay olmadýðý ve ancak UKH’nin geliþtirdiði savaþtan daha ileri düzeyde bir savaþ geliþtirerek mümkün olabileceði açýktýr. Ama büyük amaç peþinde olanlar amaca uygun araç ve yöntemleri de geliþtirmek zorundalar. Öte yandan, bu büyük ve bir o kadar zorlu görevin altýndan kalkmak için koþullar bugün geçmiþte olduðundan daha uygun hale gelmiþtir. Çünkü, herþeyden evvel, küçük burjuva politik hareketin bir ulusun özgürlük savaþýna önderlik etmesinin sýnýrlarý pratik olarak ortaya çýkmýþtýr. Ýkincisi, özgürlük savaþý Kürt ulusundaki sýnýfsal ayrýþmayý daha da derinleþtirmiþtir. Uzun özgürlük savaþýnýn büyük acýlarýný ve aðýr yükünü omuzlarýnda taþýyan Kürt yoksul sýnýflarý çýkarlarýnýn nüfusun öteki kesimleriyle bir ve ayný olmadýðýný; küçük ve büyük burjuvazinin özgürlük savaþýnýn gücünü ezen ulusun burjuvazisiyle pazarlýk kozu olarak kullanmaya çalýþtýklarýný yaþamýn içinde görüp öðrendiler. Bu durum, savaþý yarý yolda býrakarak emperyalizm ve ezen ulus burjuvazisiyle uzlaþmak isteyenlerin iþini zorlaþtýran bir bilinç yaratmýþtýr. Üçüncüsü ve en önemlisi, özgürlük savaþýný ulusal ve sýnýfsal temelde kesin zafere kadar sürdürme yeteneðine sahip tek sýnýfýn devrimci proletarya olduðu pratik olarak anlaþýlmýþtýr. Böyle bir görevin üstesinden sadece devrimci komünist bir partinin gelebileceði açýktýr. Türkiye ve K. Kürdistan birleþik devriminin geleceði hiç abartýsýz buna baðlýdýr. r
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
dxq.4-3
1 egaP
Yeni Evrede
74:31
7002.80.13
Silahsýzlanma
Mücadele Birliði
fazlasýyla kanýtlamýþ bir bürokrat olsa bile, asla bir politikacý deðil. Burjuva politik arenasýnda yýllarýný geçirmiþ Kürt politikacýlarýn zaman zaman dalgalarýný geçtikleri birisidir. Bir önce söylediðini bir sonra yalanlamak ve yalayýp yutmak gibi bir alýþkanlýk kazanmasý, kurtlarla dansta pek baþarýlý olamadýðýnýn kanýtý. Partisinin televizyon reklamlarýnda kullandýðý demode söylem ve (Yýldýrým Türker’in deyimiyle) yývýþ yývýþ bir Sadri Alýþýk tonlamasýnýn arkasýna sýðýnan babacan figür, burjuva politikasýný en az 40 yýl geriden takip ettiðini gösteriyor. Aslýnda M. Aðar, burjuva politik arenada en iyi “mayýn eþeði” rolü oynayabilir. Bugün yaptýðý gibi..
AÐAR’IN AÐIR KOKUSU “Kör ölür, badem gözlü olur”, derler. Kürt ve Türk halklarýnýn sosyal-reformistleri ise körü daha ölmeden badem gözlü yapmaya pek meraklýdýrlar. Ýç savaþýn en kanlý dönemlerinde emniyet müdürlüðü, Ýçiþleri ve Adalet Bakanlýklarý gibi en kritik konumlarda bulunan, göðsünü gere gere “bin operasyon yaptýk” diyen M.Aðar gibi bir kan içicinin “Daðda silahla dolaþacaklarýna, düz ovada siyaset yapsýnlar” türü sosyal-reformist gönülleri okþayan sözleri, onu badem gözlü yapmaya yetti. Umur Hozatlý, Gündem gazetesindeki köþesinde, M.Aðar’ýn sözleri karþýsýnda döktüðü gözyaþýyla, günah çýkarma kabinindeki genç rahibi andýrýyor. Ama ulusal hareket, Kürt halkýnýn bu zokayý kolayca yutmayacaðýný biliyor olacak ki; Aðar’ýn “vicdani dönüþümü”ne dair bir de arka plan döþeyip, adeta mitoloji yaratmýþ. U.Hozatlý’ya göre neymiþ M.Aðar’ý bu noktaya getiren? Kýzýnýn kanserden ölmesi. Aðar evlat acýsýný yaþamýþ ve (her nedense) dokuz yýl süren bir vicdani dönüþümle bu noktaya gelmiþ. Proletaryaya özgü saðlam karakterli, eðilip bükülmeyen politikanýn, Umur Hozatlý gibilerinin semtine bile uðramadýðý, böyle anlarda ne de güzel ortaya çýkýyor. Düþmanýn gövde gösterileri karþýsýnda gözü hemen kamaþýveren, onu yenebilmeyi bir kez olsun hayal bile edemeyen, devrim saflarýndaki en küçük olumsuzluðu felaket tellallýðýna malzeme yapan bu aydýncýk bükemediði bileðin bir gün kendi kafasýný okþamasýný bekleyip durmuþ olmalý ki, Aðar’ýn sözlerine böyle balýklama dalýverdi. Ne demiþti böyleleri için büyük þair Goethe? Korku ve umutlarla dolu kuru bir baðýrsak! Yalnýzca U.Hozatlý’ya yüklenmek hem ona haksýzlýk, hem de onu olduðundan daha büyük göstermek olurdu. Aþaðý yukarý ayný umut dolu atmosfer sosyal-reformizmin saflarýný þöyle bir havalandýrýverdi. Onlara sorarsanýz, hiçte haksýz deðiller. Ne de olsa, “Gelip düzovada siyaset yapsýnlar” diyen, sýradan bir politikacý deðil. Zamanýnda devletin en gizli iç savaþ organlarýyla içli-dýþlý olmuþ, hatta geçen yýl Þemdinli olaylarý sýrasýnda polislerin yardým almak için telefonla aradýklarý kiþi olduðu düþünülürse bu organizasyonlarla iliþkisinin devam ettiði anlaþýlan birisi söylüyordu bu sözleri. O söylüyorsa, devletin en “þahin” kanatlarýnda da, demek ki ayný düþünceler vardý, öyleyse sýnýf uzlaþmasýnýn (kendi deyimiyle barýþýn) önündeki engeller yýkýlýyordu, vs. vs.. Gerçekte M. Aðar, devletin en önemli ve vurucu kademelerinde tekelci sermayenin sadýk ve kanlý bir uþaðý olduðunu
Mayýnlý Arazide Bir Eþek Gerek Bir süre önce Sabah gazetesinin “PKK’yi daðdan indirme planý” olarak duyurduðu haberin gerçek bir politik zemine oturduðunu, geliþmelerin Kürt halkýný bir süre sonra tarihi bir tercihle karþý karþýya býrakacaðýný daha önce dile getirmiþtik. Kürt halký ya silahlarýna ve devrime sahip çýkarak kaderini Ortadoðu’nun tüm ezilen halklarýyla birleþtirecektir. Ya da kýrýntý düzeyinde bir kaç yasal düzenleme karþýlýðýnda silahlarýný teslim edip Türkiye’nin operasyonel bir karþý-devrim üssüne dönüþmesini seyredecektir. Elbette süreç, Sabah’ýn dile getirdiði gibi “týkýr týkýr iþleyen bir plan” olarak ilerlemiyor. Sürecin asýl tetikleyicisi ABD’nin bölgede tamamen inisiyatifi kaybetmesine dayanýyor. Bu inisiyatifi yeniden kazanabilmek için, Türkiye’den istenen iki önemli adým var: Birincisi, Irak’ýn kuzeyinde kurulan Kürdistan federe devletinin tanýnmasý ve iliþkilerin geliþtirilmesi. Ýkincisi, iç savaþýn tasfiyesini hýzlandýrmak. Nitekim, ABD’nin içinde bulunduðu çýkmazlarýn onu sürüklediði bu politik eðilimlerin, giderek somut bir politika haline geldiðini Milliyet Washington muhabiri Yasemin Çongar’dan öðreniyoruz. Sahibinin sesi olarak Çongar’ýn “gazetecilik misyonu”, ABD Dýþ Ýþleri ve Pentagon’un adeta basýn sözcülüðünü yapmaktýr. Onun köþesinde, kendi yorumlarýndan çok, ABD’nin üst düzey yöneticilerinin gerçek düþünceleri ya da ne duyurmak istiyorlarsa onu bulmak mümkündür. Ýþte bu Pentagon uzantýsý gazeteci figürü, 9 Ekim tarihle yazýsýnda, önümüzdeki dönem Türk-Amerikan iliþkilerinin oldukça zorlanacaðýný söylüyor ve altýný çizerek yazdýðý cümlelerle “Türkiye’nin yapýsýný ve kimliðini doðrudan ilgilendiren meseleler”in, bu gerginliðin kaynaðý olacaðýný haber veriyor. Olaylara damgasýný vuran geliþme Irak’ta iþgale karþý halkýn yükselttiði savaþtýr. Giderek sýkýþan ABD, Irak’ýn üç bölgeye bölünmesine yeþil ýþýk yaktý ve þimdi en güvenli yer olarak görünen Kürdistan’da askeri üstlerini taþýmak istiyor. Çongar’ýn bildirdiðine göre “Kerkük’ü de içinde tutacak ve Amerikan üslerine sahip bir Kürt devletini hazmetmesi” için Türki-
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
5
dxq.6-5
2 egaP
7002.80.13
Yeni Evrede
Silahsýzlanma
Mücadele Birliði
ye’nin öncelikle “PKK’nin silah býrakmasýný saðlamasý” bekleniyor. ABD bu konudaki baskýlarýný arttýrdý. Hatta bu iþe Türkiye’nin eninde sonunda evet diyeceðinden öylesine emin ki, Washington’da gerçekleþen Beyaz Saray ziyaretinde ve görüþmelerde PKK’nin adýnýn hiç geçmediði anlaþýlýyor. Ne de olsa Beyaz Saray bir koordinatör atadý, ve ABD açýsýndan bu politika, “Teknik ayrýntýlarý netleþtirmek” düzeyinde ele alýnýyor. ABD kendinden bu denli emin görünüyor olsa bile, Türkiye’de iþler çok daha karmaþýk. Çongar’ýn haber verdiði “Türkiye’nin yapýsýný ve kimliðini doðrudan ilgilendiren meseleler”i ele alabilecek güç ve çapta hiçbir parti yok. Dahasý, devletin tepesine kadar týrmanýp orada yuva kuran siyasin kriz, devletin en temel kurumlarýný karþý karþýya getiren bir þiddet düzeyine ulaþtý. Ankara’da her kafadan bir ses çýkýyor, herkes bir diðerinin gözünü oyuyor, darbe imalarý, þantajlar, komplolar, havada uçuþuyor. TESEV raporlarýndan Atabeyler çetesine kadar, her kurum diðerine karþý her yolu kullanacak duruma geldi. Bu ortamda, Türkiye’nin kimliði ve yapýsýný doðrudan ilgilendiren bir mesele, ateþten çýplak elle kestane çýkarmaktan daha zor. Yaþanan iç savaþla birleþen siyasi krizin etkisiyle, ayrýþan cepheler birbirlerini kolayca “vatana ihanet”le suçlayabiliyor. ABD’nin isteklerini yerine getirmek için ortaya çýkacak her parti, kendini bir anda hedef tahtasýnda bulacaktýr. Bu durumda, tekelci sermayenin politikacýlarýna, mayýnlý araziye salýnacak bir “mayýn eþeði” gerekiyordu; mayýnlý arazi üzerinde tepinecek, mayýnlarý patlatacak ve arkadan gelecek olanlara temiz bir arazi býrakacak biri. Buna bir aday, kendini bir süredir saðda solda göstermeye baþlamýþtý: M.Aðar. En gizli iç savaþ organlarýnda yer almýþ olmanýn avantajlarý, kendini kesinlikle sermayeye kanýtlamýþ olmanýn güveniyle Aðar, “Ben iktidara geleyim, ne gerekiyorsa yaparým, her riski alýrým” diyerek köþesinde sürekli zýplayýp duruyordu. Bu mayýn eþeðini yemlemek AKP ve yöneticilerine düþtü. Doðrusu Aðar onlarý hiç uðraþtýrmadý. Yemleme iþinde en dikkat çekici adým Recep Tayyip Erdoðan’dan geldi. Washington dönüþü uçakta gazetecilere, nerden icap ettiyse, AKP oylarýnýn çok düþtüðünü, kararsýzlarýn oranýndaysa yükseliþ olduðunu söyleyiverdi. Ertesi günlerde bir çok gazete, AKP’nin yaþadýðý oy kaybýnda en çok Recep Tayyip Erdoðan’ýn asker aileleriyle giriþtiði polemik ve “askerlik yan gelip yatma yeri deðildir” sözünün etkili olduðunu yaz-
6
74:31
dý. Böylece, “savaþta ýsrar edenin oy kaybýna uðradýðý” algýlamasý yaratýldý. Ayný günlerde Diyarbakýr’a giden Aðar’ýn önüne ikinci yemi þehrin sanayi ve ticaret odalarý attý. Çevresini sardýlar ve onu düzovada politika yapmaya davet etmeye sürüklediler. Eþek mayýnlý araziye böylece dalmýþ oldu. Aðar, kendisinden beklenen etkiyi yarattý. Sosyal reformistler “vicdani dönüþüm” mitolojisi yaþarken, tekelci sermayenin bütün gerici partileri ellerine sopalarý alýp mayýn eþeðini oraya buraya çekiþtirmeye baþladýlar. Nihayet çiçeði burnunda Genelkurmay Baþkaný da beklenen açýklamasýný yapýp Aðar’ý azarlayýnca, patlattýðý mayýnlarýn ortasýnda, hýrpalanmýþ, itilip kakýlmýþ bir durumla kalakaldý. Devrimin Onuru Bu olayla bir kez daha, Türkiye’de yaþanan iç savaþýn sýnýflar arasýnda nasýl bir iliþki oluþturduðunu görüyoruz. Ýç savaþ, türk tekelci sermayesi ile emekçi sýnýflar arasýna öyle bir kan gölü ve öyle bir mayýnlý arazi koymuþtur ki, bu mesafeyi aþýp sýnýflararasý uzlaþmayý saðlamaya çalýþan herkesi havaya uçuracak kadar patlayýcý doludur. Ýster iyi niyetli kiþisel çabalarla, isterse en büyük emperyalist güçlerin stratejik hedeflerine ortak olup sýrtýný onlara dayayarak, ne biçimde olursa olsun, bu mayýnlý araziyi aþýp sýnýflarý uzlaþtýrmak olanaksýzdýr. ABD’nin, Ortadoðu’daki sýkýþýklýðýný aþmak için somut politika düzeyine taþýdýðý “Ulusal Kurtuluþ Hareketini silahsýzlandýrýp, Kürt sorununu uykuya yatýrma” hedefine ulaþmasý, bu nedenle oldukça zordur. UKH silahlarý býraksa bile Kürt sorununu uykuya yatýrmak, iç savaþý bertaraf etmek mümkün deðil. ABD’nin bu istek ve hedeflerini ortaya atýp tartýþtýran kiþinin Aðar olmasý bir tesadüf deðil. Türkiye’de sýnýf uzlaþmasýný yaratmaya çalýþan sosyal-reformistlerin, eðer bu istekleri gerçekleþirse, kimlerin ellerini sýkacaklarý ortaya çýkýyor. Tekelci sermaye, halklarýn en çok nefret ettiði, elleri en çok kana ve irine bulaþmýþ birini, emekçiler adýna politika yapanlarýn karþýsýna çýkarýyor. Kimileri “ancak savaþý yürütenler barýþ yapma insiyatifine sahip olurlar” basitliðiyle olaya yaklaþacaklardýr. Ama, bu kadar basit deðil. Bu denli kanlý bir eli tutmak, onunla yan yana görünmek bile, emekçilere özgü, devrime özgü onurun son kýrýntýsýný dahi yok etmeye yeter. Onurunu kaybetmiþ bir politika, bir devrim; zaman içinde bütün gücünü tüketir. Tekelci sermaye, Kürt halkýnýn sadece silahýný deðil, ruhunu ve onurunu da istiyor.r
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
dxq.6-5
1 egaP
Yeni Evrede
64:31
7002.80.13
Þovenizm
Mücadele Birliði
GERÇEKLÝÐE DOÐRU BAKMAK Yükselen þovenist dalga, kýsa vadede kendisine dövecek yeni bir kýyý buldu. Fransa Parlamentosu, 12 Ekim’de Ermeni Soykýrýmý’ný inkar etmeyi suç sayan yasa tasarýsýný kabul etmekle Türk þovenizminin yeni hedefi oldu. 2005 yýlýnda Ermeni Soykýrýmý iddialarýný kabul etmekle, zaten eleþtiri oklarýný üzerine çevirmiþ olan Fransa, þimdi bir adým daha atarak boy hedefi haline gelmiþtir. Zaten Türkiye’nin boy hedefi haline gelmek için Kürt sorunu, Ermeni soykýrýmý, ya da Kýbrýs konusu hakkýnda Türk burjuvazisinin resmi tezlerine karþýt bir düþünce öne sürmek yeterlidir. Bir anda “Hýra daðý kadar müslüman, Tanrý daðý kadar Türk” milliyetçi faþistleri aðýzlarýndan salyalar akýtýrken karþýnýzda bulabilirsiniz. Þimdinin Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’un baþýna, kýsa bir süre önce söylediði bir sözden dolayý gelenler hatýrlanýrsa, ne demek istediðimiz daha iyi anlaþýlýr. Ayný þekilde, Hýrant Dink’in “damarlarýndaki mevcut kaný” boþaltmak için iplerinden boþananlarýn ulumalarý hala kulaðýmýzý týrmalamaktadýr. Bir süre önce “Ah Þu Çýlgýn Türkler” kitabýný en çok okunanlar listelerinde en üst sýralara fýrlatan, “Kurtlar Vadisi” adlý diziyi en çok izlenenler listesinde baþ köþeye oturtan þovenizm histerisi, þimdi Fransa’nýn Ermeni Soykýrýmý’ný inkar etmeyi suç sayan yasa tasarýsýný kabul etmesiyle, yeniden alevlendi. Fransa bir anda “kýrmýzý liste”ye alýndý. Baþbakanýn aðzýndan dolaylý olarak “Ýliþkiler darbe aldý. Fransa bunun sonuçlarýna katlanýr. Kaybedecek Fransa olur” diye tehdit edildi. Ýþ, kimi öðretim görevlilerinin Fransa’dan aldýklarý Lejyon de Honour madalyalarýný geri iade etmeye kadar vardýrýldý. Þimdi gündemde, Fransýz mallarýnýn boykot edilmesi var. Bilemiyoruz, Türkiye’nin en büyük alýþ veriþ tekellerinden biri olan Türk-Fransýz ortaklýðý Carrefour-SA bu iþe ne diyecek ama, iþ gelip son tahlilde ekonomik iliþkilere dayanýnca “vatan-millet-sakarya” ulumalarýnýn yerini yýlýþýk iþbirlikçiliðin aldýðýný bilmeyen yok. Ýtalyan mallarýný boykot kararýnýn ömrünün ne kadar olduðunu, telekomünikasyon alanýnda þu anda en büyük iþbirliðinin Ýtalyan þirketleriyle yapýldýðýný düþünürsek görebiliriz. Þu da bir gerçek ki, “Türk milletinde en derin infial yaratan” bu tür olaylar, bir süre sonunda Türk tekelci serma-
ye sýnýfýnýn ruhunu okþayan, cebini ýsýtan çek, senet ve sýcak paraya tahvil ediliyor. Bütün burjuvalar gibi Türk burjuvazisinin de bu konuda son derece yetenekli olduðunu kabul etmek gerek. Kapitalizmin dünya üzerindeki yayýlmasý ve entegrasyonu, tekelci sermaye sýnýfýnýn çýkarlarý eninde-sonunda ama mutlaka bu tür hezeyanlarý boþa çýkarýyor. Tekelci sermaye sýnýfý, çýkarlarý gereði, bir noktadan sonra tekrar efendileriyle barýþýnca geriye kala kala mayýn tarlasýna sürülen faþist MHP, “gavura” alerji duyan dinci faþistler, faþist MHP’nin sýký ittifaký Doðu Perinçek’in Ýþçi Partisi ve tasarýnýn kabul edilmesinin Türk halkýna karþý savaþ anlamýna geleceðini söyleyen CHP kalýyor. Onlarýn hezeyanlarýnýn ne kadar devam edeceðini de çok geçmeden görmemiz mümkün olacaktýr. Fransa’ya yapýlan Cezayir hatýrlatmalarýnýn yerini yakýnda Fransa ile yapýlacak yeni ticaret anlaþmalarýnýn haberi almaya baþladýðýnda, herhalde onlar da salyalarýný gizlemek için sýraya gireceklerdir. Peki ya geçmiþe dönük bu tartýþmalarý gündeme getirmekle emperyalist Fransýz burjuvazisi neyi amaçlýyor? “Eski defterler”in böyle açýlmasýnýn nedeni ya da nedenleri ne olabilir? Kendi geçmiþi baþka ülkelerin kan ve katliamlarla dolu tarihlerini aratmayacak denli ”kirli” olan Fransýz burjuvazisine bu adýmý attýran temel saikler ne olabilir? Sorunun doðru anlaþýlmasý için bu soruya doðru yanýt vermek gerek. Öncelikle þunun anlaþýlmasý gerek: Emperyalist Fransýz burjuvazisi bu adýmý Ermeni halkýna duyduðu “sevgi ve ilgiden” dolayý atmýþ deðil. Hiç bir burjuva sýnýf bir halkýn yararýna kendi çýkarlarýný tehlikeye atacak bir adým atmaz. Öyleyse, tarihi kanlý katliamlarla dolu; bugün de Afrika’da ve dünyanýn baþka yerlerinde halklarýn kanýný dökmeye devam eden Fransa’ya bu adýmý attýran temel neden ne? Bunun ilk ve asýl nedeni olarak sýnýfsal çeliþkilerin üzerini örtmek, proletaryanýn uluslararasý dayanýþmasýný ulusal temelde bölmek olduðunu söyleyebiliriz. Kapitalist sistemin uluslararasý geliþimi, tüm dünyada proletaryanýn enternasyonal mücadelesinin koþullarýný her geçen gün daha da güçlendiriyor. Proletaryanýn enternasyonal dayanýþmasýnýn önüne dikilebilecek tek engel, burjuva sýnýfýn geçmiþe –ve bugüne- ait suçlarýnýn halklarda yarattýðý ulusal önyargýlar olabilir. Dünya burjuvazisi kendi “günahlarýnýn” bu sonuçlarýný kaþýyarak bir taþla birkaç kuþ vurmaya çalýþýyor. Birincisi ve en önemlisi dünya proletaryasý arasýna düþmanlýk tohumlarý ekerek dünya devrimine büyük bir darbe vurmaya çalýþýyor. Ýkincisi, bu tür adýmlarla, tarihte baþka burjuvalar tarafýndan katliama uðratýlmýþ halklarýn kalbini kazanmaya çalýþýyor. Emperyalist-kapitalist sistem, yýkýlýþýný geciktirebilmek için her türlü yola baþvurduðu gibi, bizzat kendisinin sebep olduðu eski döneme ait ulusal önyargýlarý kullanarak prole-
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
7
dxq.8-7
2 egaP
64:31
7002.80.13
Yeni Evrede
Þovenizm
Mücadele Birliði
taryasýnýn tek bir kýzýl bayrak altýnda birleþmesini ve burjuvaziye karþý tek bir cepheden savaþmasýný engellemeye çalýþýyor. Bugün daha çok Ortadoðu’da görülen bu çaba, dünyanýn baþka yerlerinde de hýzla hayata geçirilmeye çalýþýlýyor. Ulus-devlet olgusu, kapitalist sistemin geliþmesi karþýsýnda daha önce sahip olduðu belirleyici konumunu kaybediyor ve giderek daha da tutuculaþýyor. Bu, milliyetçilik akýmlarýna kan taþýyor. Emperyalizmin ekonomik-ilhak politikalarý karþýsýnda iç pazarý korumaya dönük refleksler, “ulusal” olana tutunma eðilimi, bugünkü koþullarda hala bir ayak direme çizgisi izliyor. Emperyalist-kapitalist sistemin kendi içindeki çeliþki ve çatýþmalar, kimi zaman bir tarafýn bu tür eðilimleri desteklemesine neden oluyor. Emperyalist devletler, birbirleri karþýsýnda “ulusal önyargýlar”ý besleyerek zaman kazanýyorlar. Emperyalistler arasýnda süren dünya üzerindeki pazarlarýn yeniden paylaþýlmasý mücadelesinde kim diðerinin önüne hangi engeli, hangi çiti çýkarabilirse aradaki mesafeyi o denli açabiliyor. Elbette bunlarýn hiç biri emekle sermaye arasýndaki çeliþkileri bitirmiyor, ortadan kaldýrmýyor. Kapitalizm var oldukça, emek-sermaye çeliþkisi temel çeliþki olarak kalmaya devam edecek. Emek-sermaye çeliþkisinin ve buna baðlý olarak diðer çeliþkilerin bütünüyle ortadan kalkmasý için komünist sistemin kurulmasý, artýk kendisini bir zorunluluk olarak insanlýðýn önüne koyuyor. Ýnsanlýðýn her türlü sýnýrlýlýktan, yerellikten kurtulup çok yönlü ve enternasyonal geliþimi ancak komünizmle mümkün olacaktýr. Tarihin derinliklerindeki çeliþki ve çatýþkýlarý çözecek olan da komünist devrimdir. Marx’ýn dediði gibi, “Komünizm tarihin çözülmüþ bilmecesidir ve kendisini bu çözüm olarak bilir.”
Fransa Parlamentosunun Ermeni Soykýrýmý’ný inkar etmeyi suç sayan yasa tasarýsýný kabul etmesiyle ilgili ortalama sol hareketin yaptýðý yorumlarda tarihsel materyalist bakýþ açýsýnýn izine rastlamak mümkün deðildir. Oportünist ve sosyal reformist solun bu konuda üç grup ya da anlayýþa ayrýldýðýný söyleyebiliriz. Birinci grup, sorunun önümüzdeki süreçte yapýlacak seçimlerde bir hayli fazla olan “Ermeni oylarýný almak için” gündeme getirildiðini söylemektedir. Bu sýð ve yüzeysel yaklaþým bu konuya iliþkin yapýlabilecek deðerlendirmelerin en kötüsüdür. Ýkinci grup, emperyalist Fransa’ya kendi tarihini hatýrlatarak sözüm ona anti-emperyalist bir politika izliyor. Türk burjuvazisinin “takdirle” karþýladýðý bu çabalar –kiþiyi burjuvaziye paralel bir konuma düþürmesi bir yana- gerçekte sorunun nedenini yanlýþ yerlerde aramaktan baþka bir anlam taþýmýyor. Üçüncü grup ise soruna, “düþüncelerin ifade edilmesinin engellenmesi” gibi sýð ve Türk burjuvazisini fazlasýyla memnun eden bir açýdan yaklaþýyor. Bu gruba dahil olanlarda Fransa’nýn politikasýný 301. madde ile eþ tutma anlayýþý var ki, bu tam anlamýyla olayý baþ aþaðý etmek, gerçekliði insanlara ters yansýtmak demektir. Baþaþaðý edilen gerçekliði ayaklarý üzerine dikmek için, marksizmin olaylara bakýþ açýsýný ortaya koymak gerekiyor. Marksist bilimsel bakýþ açýsý çaðýmýzýn bütün sorunlarýna emekle sermaye; proletarya ile burjuvazi; komünizmle kapitalizm arasýndaki mücadele açýsýndan bakmayý gerektirir. Bu bakýþ açýsýndan yoksun olanlarýn delik bisiklet lastiði gibi her adýmda hava kaçýrmasý; her olayda yalpalamasý ve çoðu kez de burjuvaziye paralel bir zemine düþmesi kaçýnýlmaz. Gerçek, bütün yönleriyle kendisini ancak diyalektik olarak ortaya koyabiliyor.r
ANTEP AYIÞIÐI SANAT MERKEZÝ’NDEN ÇAÐRI Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi yeni adresinde faaliyetlerini sürdürüyor. Bey Mah. Atatürk Bul. No: 2 / 6 adresindeki yeni yerinde yaklaþýk 3 aydýr çalýþmalarýný devam ettiren sanat merkezinde yeni dönem gitar ve baðlama atölye çalýþmalarý baþlatýldý. Diksiyon ve sahne eðitimini kapsayan tiyatro, þiir ve üniversiteye hazýrlýk çalýþmalarýnýn yaný sýra gitar ve baðlama atölyelerinin yeni çalýþmalarý için de kayýtlar devam ediyor. Antep Ayýþýðý müzik grubu Denize Ezgi de toplumcu gerçekçi sanat anlayýþýyla üretimlerini ve çalýþmalarýný yeni katýlýmcýlarýyla sürdürüyor. Sanat merkezinin yeni adresinin açýlýþýnda, “Yeniden Merhaba” etkinliðinde çalýþmalarýný sergileyen yetenekli genç müzisyenler “Gelin Hep Birlikte Üretelim” sloganýnýn gerçekliðinin son göstergesi oldular. 7 Ekim Cumartesi akþamý Antep’teki yerel bir radyo olan Þirinnar FM’e, biri Sanat Merkezi, diðeri Grup Denize Ezgi temsilcisi olarak konuk olan iki arkadaþ, Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin etkinlikleri hakkýnda bilgi verdiler. Dinleyicilerin elektronik posta, kýsa mesaj ve telefonlarla yoðun ilgi gösterdiði programda Ayýþýðý Sanat Merkezi’nin yayýn organý olan ve 3 ayda bir yayýnlanan Önsöz dergisinin tanýtýmýna da yer verildi. Ayýþýðý emekçileri dergiden bahsederken her sayýda ayrý bir dosya konusu olduðunu, daha önceki sayýlarda bu konularýn Filistin, Kürt dili ve edebiyatý, kadýnýn özgürleþme mücadelesi ve iþçi olduðunu anlatarak Aralýk ayýnda çýkacak olan yeni sayýnýn dosya konusunun da emek olacaðýný kaydettiler. Bu bölümde Önsöz’ün iþçi konulu son sayýsýnda yayýnlanan Nazým Hikmet’in “Kan ter içinde” ve Bertold Brecht’in “Okumuþ bir iþçi soruyor” þiirleri okunarak Önsöz’ün tüm emekçi insanlarýn dergisi olduðu ve üretimlerini paylaþmayý isteyen herkesin onsozdergisi@gmail.com adresi aracýlýðýyla temas kurarak bu üretimlerini aktarabilecekleri duyuruldu. Program “Susma, sesini duyam, duyam da ölem / Kaçýrma, yüzünü görem. / Arada duvarlar varmýþ, kimin umrunda / Hüznün bahara döner” diyen Hüznün Bahara Döner isimli þarký seslendirilerek bitirilirken gerek program sýrasýnda Radyo Þirinnar’a, gerekse program sonrasýnda Ayýþýðý Sanat Merkezine gelen mesajlardan programýn internet aracýlýðýyla baþka þehirlerdeki ve hatta baþka ülkelerdeki emekçiler tarafýndan da dinlendiði ve beðenildiði anlaþýlýyordu. Ayýþýðý emekçileri programdan, sunucuya tekrar ve bu kez enstrümanlarýyla birlikte gelme sözü vererek ayrýldýlar. “Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi 3 yýl önce ‘Umudumuz Kavgada Kavgamýz Sanatýmýzla’ diyerek çýktýðý yolda yine ayný þiarý yükselterek, iþçi sýnýfýnýn kültürünü ve sanatýný üretmeye ve onlara taþýmaya devam ediyor” diyen Ayýþýðý emekçileri ayný sloganý tekrar ediyor, ve tüm emekçileri bir bardak çay olsun paylaþmaya davet ediyorlar: “Gelin Hep Birlikte Üretelim.”
8
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
dxq.8-7
1 egaP
24:31
7002.80.13
Yeni Evrede
Dinci Gericilerle Ýttifak
Mücadele Birliði
GERÝCÝLÝKLE ÝTTÝFAK DEVRÝME ÝHANETTÝR
S
on yýllarda, kimi sol siyasal çevrelerin “siyasal islam” adýný verdikleri gericilikle ittifak arayýþlarý, yeniden ve çok daha geniþ bir þekilde gündeme getirilmiþ durumda. Emekçi sýnýflarý, Kürt halkýný ve gençliði, burjuva gericiliðin, karþý-devrimin bu toplumsal tabanýyla barýþtýrmak için, burjuva basýn ve sol çevreler, adeta iþbirliði halinde geniþ bir kampanya baþlatmýþ gibiler. Bu, devrim ve komünizm davasýna; emekçi sýnýflarýn, Kürt halkýnýn, gençliðin özgürlük arayýþlarýna kurulmuþ bir tuzaktýr. Bu tuzaða düþmeyelim. Kim bu “siyasal islam” dedikleri çevreler? Bunlar, herþeyden önce, Kahramanmaraþ’ta kadýn-çocuk, genç-ihtiyar, hamile-hasta demeden, insanlarýmýzý göz oyarak, karýn deþerek, fýrýnda yakarak katleden karþý-devrimci katiller sürüsüdür. Bunlar, Sivas’ta otuz yedi insanýmýzý diri diri yakan; insanlarýmýzý alevler ortasýnda can verirken zafer ve savaþ naralarý içinde salyalarýný akýtan güruhlardýr. Bunlar, emperyalistleri protesto eden gençlerimizi, camilerden çýkarak “allah-u ekber” çýðlýklarý arasýnda katleden emperyalizmin uþaklarýdýr. Bunlar, 70’li yýllar boyunca devrime, devrimci gençliðe karþý, burjuvazi hesabýna elde silah savaþan faþist çetelerdir. Bunlar, polis ve jandarmanýn korumasý altýnda Alevi yurttaþlarýmýzýn evlerini iþaretleyip sonra onlarý evleriyle birlikte yakan cani ruhlu karþý-devrimci katillerdir. Bunlar, her zaman devletle iç içe geçmiþ, burjuvazi ve emperyalistler tarafýndan beslenmiþ, desteklenmiþ ve geliþtirilmiþlerdir. Bunlarýn varlýk nedeni, devrime ve komünizme karþý savaþmak; yoksul sýnýflarýn devrim saflarýna geçmesini önlemektir. Bunlar, karþý-devrimin toplumsal tabanýdýr. Bunlarýn tüm tarihleri, devrime ve komünizme karþý savaþýn tarihidir. Emekçi sýnýflarýn, Kürt halkýnýn, gençliðin düzene ve burjuvaziye baþkaldýrýþýný burjuvazi hesabýna kanla bastýrma tarihidir. TC bir din devletidir ve “siyasal islam” denilen kesimler her zaman devletle iç içe olmuþ, devletin korumasý altýnda, burjuvazinin ve emperyalistlerin sýnýrsýz desteðiyle serpilip geliþmiþlerdir. Ýþçiler, emekçiler, Kürt halký, devrimci gençlik; Ýþte þimdi kimi sol siyasal hareketler, bu çevrelerle ittifak yapmamýzý, bu çevrelerle barýþmamýzý istiyorlar. Bu çevrelerin varlýk nedenlerini, sizlerin kanýyla sulanmýþ tarihlerini, emperyalizm ve burjuva uþaðý karakterlerini unutmamýzý ve onlarla birleþmemizi istiyorlar. Gerçekte onlarýn istediði þey, “siyasal islam” denilen çevreler üzerinden burjuvaziyle ittifak kurmaktýr. Ama biz, hem kendi tarihimizden hem de dünya tarihinden þunu gayet iyi biliyoruz: Burjuvaziyle, karþý-devrim güçleriyle, dinci gericilikle kurulacak ittifaktan “zafer”den sonra devrimcilerin, emekçi sýnýflarýn payýna düþen ilk þey, iþkencehanelerde, idam sehpalarýnda ya da duvar diplerinde ölümdür. Ýran gericiliðinin sembolü Humeyni’yle ittifak kuran komünistlerin “zafer”den sonra nasýl beþer-onar gruplar halinde vinçlerde sallandýrýldýklarýný; duvar diplerinde kurþuna dizildiklerini unutamayýz. Unutmaya hakkýmýz yok. Tarihten ders almasýný bilmeyenler, ayný yenilgileri, ayný acýlarý yaþamaya mahkumdur. “siyasal islam”cý akýmlarla ittifak kurmamýzý, birleþmemizi, barýþmamýzý isteyen sol siyasal hareketler, tarihin bu acýlarla, kanla yoðrulmuþ derslerini unutmanýzý istiyorlar. Devrim ve komünizm davasýný bir kenara atarak, burjuvazinin toplumsal desteðiyle; karþý-devrimin toplumsal ordusuyla birleþmemizi istiyorlar. Buna “HAYIR” deyin! Sizi burjuvaziyle, karþý-devrimle, karþý-devrimin toplumsal tabanýyla uzlaþtýrmaya, birleþtirmeye; size katillerinizi sevdirmeye çalýþanlarý teþhir edin. Bu oyuna gelmeyin.r
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
9
dxq.9
1 egaP
14:31
7002.80.13
Yeni Evrede
Genç Emekçiler Birliði
Mücadele Birliði
ÝNÞAAT ÝÞÇÝLERÝNE ÇAÐRIMIZDIR
Dünyadaki tüm binalarý biz yapýyoruz. En küçüðünden en büyüðüne... Týpký baþka iþ kollarýndaki iþçi ve emekçilerin, dünyadaki diðer deðerleri yarattýðý gibi. Gece gündüz demeden, yazýn güneþin altýnda, kýþýn dondurucu soðukta... Ömrümüz boðaz tokluðuna çalýþmakla geçiyor. Hem de çoðumuz sigortasýz, sendikasýz, sürekli iþ imkaný olmadan ve düþük ücretlerle çalýþýyoruz. Ama bütün bu emek, çaba bize mutlu ve rahat bir yaþam olanaðý saðlamýyor. Bizi özgürleþtireceðine, kölece bir yaþama mahkum ediyor. Bizi bu þekilde sömüren bir avuç zengin, sermaye sýnýfý lüks içinde yaþarken, biz sefalet içinde yaþýyoruz. Oysa ki herþey gibi onlarýn yararlandýðý lüks evleri, villalarý, otelleri, yüzme havuzlarýný, saunalarýný ve spor tesislerini, hepsini biz yapýyoruz. Ama hepsinden mahrumuz. Týpký diðer iþçi ve emekçi sýnýf kardeþlerimiz gibi.
NEDEN BÖYLE?!!! Çünkü sermaye sýnýfý üretim yapýlan tüm araçlarý, makinalarý, fabrika ve tesisleri özel mülkiyetinde tutuyor... Çünkü onlar örgütlü... Çünkü onlar iktidardalar... Çünkü onlar çýkarlarý gereði yüksek bir sýnýf bilinciyle hareket ediyorlar. Dünyanýn en ücra köþesinde iþçiler, emekçiler bilinçlenip harekete geçtiðinde hepsi müthiþ üzüntü duyuyor. Nerede olursa olsun, iþçiler, emekçiler yenilgiye uðrasa mutlu oluyorlar. Dünyadaki tüm geliþmeleri takip edip sýnýflarý adýna dersler çýkarýyorlar. Dünyanýn her yerinde iþçi ve emekçiler karþýsýnda birbirleriyle destek ve
10
gerektiðiyle ilgili bir çok deneyime sahibiz. Çünkü, yaklaþýk 250 yýldýr iþçi ve emekçilerin bizi sömüren sermaye sýnýfýna karþý dünyanýn her yerinde verdiði büyük bir mücadele birikimine sahibiz. Bir çok yenilgiler ve zaferler yaþadýk. Ama geliþen, güçlenen, geleceði kuracak olan biziz. Onlarsa her geçen gün yozlaþýyor, çürüyor, asalaklaþýyor. Yeter ki biz kendi geleceðimizi sahiplenmek için örgütlenelim, sýnýf bilincimizi geliþtirelim ve mücadeleye daha güçlü atýlalým. Biz milyonlarca, milyarlarcayýz. Tüm dünyayý üreten ve güçlü olan biziz. Yeter ki bunun farkýna varalým.
dayanýþma içindeler. Çünkü her geliþme onlar için bir savaþ, yaþama savaþý, sýnýf savaþý, ölüm-kalým savaþý. Her gün, her saniye bu savaþ sürüyor. Bizden ise sadece kölece çalýþmamýzý, baþka hiçbir þeyle ilgilenmememizi istiyorlar. Araþtýrma ve sorgulamaya giriþmemizi engellemek için, ellerinden geleni yapýyorlar. Bizi, kendi çýkarlarýný yansýttýklarý televizyon programlarý, ev ve iþyerleri arasýnda hapsetmeye, beynimizi tutsak etmeye çalýþýyorlar. Çünkü biliyorlar ki, araþtýrýr, sorgular, bilinçlenirsek, örgütlenir ve iktidar için mücadeleye atýlýrsak, bizi bir daha sömüremezler ve lüks içindeki yaþamlarý sona erer, her þeylerini kaybederler. NE YAPMALIYIZ? Tarih bizim için derslerle dolu. Neleri yapmamýz ve neleri yapmamamýz 79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
NASIL YAPMALIYIZ? Biz Antep’te bir iþçi derneði açtýk. Adý, “Antep Genç Emekçiler Birliði Derneði”. Ýþçi sýnýfýnýn bir parçasý olarak, týpký diðer iþçiler gibi daha iyi bir yaþam, çocuklarýmýzýn sömürülmeden, özgürce yaþayabileceði bir dünya için yola çýktýk. Derneðimizi kuran iþçi arkadaþlarla, bir çok iþçi-emekçi sendikalarýný, kültür merkezlerini, demokratik kurumlarý dolaþtýk ve amaçlarýmýzý anlattýk, tanýþtýk, tartýþtýk. Mahallemizde, iþyerimizde, çevremizdeki herkesle bað kurduk. Eðer amacýmýz sýnýfsýz, sömürüsüz güzel bir dünya ise, bunu baþaracak araçlarý da yaratmalýyýz. Týpký çivi çakmak istiyorsak, keserimiz, tahta kesmek istiyorsak testeremizin olmasý gerektiði kadar yalýn ve basit bir gerçek bu. Derneðimiz de iþçi ve emekçiler olarak, birbirimizle tanýþmanýn, sorunlarýmýzý ve çözüm yollarýný bulmamýzýn, birbirimizle destek ve dayanýþmamýzýn , güçlenmemizin ve paylaþýmlarýmýzý çoðaltmamýzýn bir aracýdýr.
dxq.11-01
2 egaP
Yeni Evrede
14:31
7002.80.13
Genç Emekçiler Birliði
Mücadele Birliði ÝNÞAAT ÝÞÇÝLERÝNE ÇAÐRIMIZDIR! Tüm iþçi ve emekçiler gibi inþaat iþçilerinin de buna ihtiyacý var; çünkü derneðimizdeki inþaat iþçisi arkadaþlardan biliyoruz ki, en daðýnýk ve düzensiz sektör inþaat sektörü. Ýnþaat iþçisi arkadaþlar, bundan dolayý en aðýr ve zor koþullarda çalýþtýklarýný söylüyorlar. Ýnþaatlarda iþ kazalarýnda sakat kalan bir çok iþçi var; mesleki sorunlarýmýz çok. Ama daha da önemlisi, dünyanýn her yerinde ve ülkelerimizde iþçi sýnýfýnýn kazandýðý haklara karþý yoðun bir saldýrý tüm hýzýyla sürüyor. Ýþçi sýnýfý ve emekçi halklar, en üst boyutta bir ölüm kalým savaþýyla karþý karþýya. Ekonomik sömürü ve politik baskýya, en otoriter araçlarýn kullanýldýðý iç ve dýþ savaþlarý da ekleyerek dünyanýn her yanýna yayýlýyor. Ýnsanlarýn en doðal olan yaþama haklarý ellerinden alýnýyor. En somut ve yakýn örneði, Irak’ta yaþananlarý bir düþünün. Orada da inþaat iþçileri (týpký diðer iþçi ve emekçiler gibi) bundan beþ sene önce boðaz tokluðuna çalýþýyorlardý. Mesaiye kalýp, biraz daha fazla yiyecek, çocuklarýna biraz daha iyi bir ev, okul ve yaþam saðlayabilmek için çýrpýnýyorlardý. Ama sadece bunlar onlarý kurtarmaya, kendisini ve ailesini güvenceye almaya yetmedi. 250 bine yakýn insan öldü. Evler, okullar, iþyerleri yýkýldý. Binlerce kadýna tecavüz edildi, onbinlerce çocuk, yüzbinlerce insan sakat kaldý. Tüm iç ve dýþ savaþlar insanlýða büyük yýkým ve acýlar yaþatýyor. Çünkü bu sömürü sistemi ayakta kalabilmek için mücadelenin belirli bir aþamasýnda savaþý dayatmak zorunda. Biz iþçiler, emekçiler, bu yýkýmý yaþamak, sömürülmek istemiyor ve barýþ dolu, mutlu, özgür bir gelecek istiyorsak bilinçlenmeli, örgütlenmeli ve iktidarý alarak sömürünün her çeþidini ortadan kaldýrmalýyýz. Eðer þimdi hýzla hareket edip bunlarý yapacak araçlarý, örgütlenmeleri yaratamazsak, bizleri (Türk ve Kürt iþçi-emekçileri) ve çocuklarýmýzý Irak’ta, Filistin’de, Lübnan’da ve Diyarbakýr’da yaþananlarýn on katý büyük bir acý ve yýkým bekliyor. Gelin hep birlikte geleceðimizi tartýþalým. Neler yaþadýðýmýzý, bunlara nelerin sebep olduðunu, sebeplerin nasýl ortadan kalkacaðýný; herkesin emeðinin karþýlýðýný alacaðý mutlu, özgür ve güzel bir yaþamý nasýl kazanacaðýmýzý öðrenelim. Birbirimizle paylaþacaðýmýz ve yapacaðýmýz çok þey var.
EDÝ BESE!.. ARTIK YETER!.. NOT: Bu metin, Antep Genç Emekçiler Birliði’nin Ýnþaat iþçileri için yayýnlamýþ olduðu bir broþürden alýntýdýr.
ANTEP GENÇ EMEKÇÝLER BÝRLÝÐÝ ADRES: Çukur Mah. Hakim Memet Uygun Cad. Arýca Ýþha-
ný Kat 3 No:28 ANTEP (Adliye Arkasý, 1.Noter yaný) TELEFON: 0 (342) 220 29 55
KAN TER ÝÇÝNDE Yapýcýlar türkü söylüyor Yapý türkü söyler gibi yapýlmýyor ama. Bu iþ biraz zor. Yapýcýlarýn yüreði bayram yeri gibi cývýl cývýl ama yapý yeri bayram yeri deðil. yapý yeri toz toprak. Çamur, kar. Yapý yerinde ayaðýn burkulur ellerin kanar. Yapý yerinde ne çay her zaman þekerli her zaman sýcak, ne ekmek her zaman pamuk gibi yumuþak ne herkes kahraman ne dostlar vefalý her zaman. Türkü söyler gibi yapýlmýyor yapý bu iþ biraz zor, zor ama yapý yükseliyor, yükseliyor. Saksýlar konuldu pencerelere alt katlarýnda. Ýlk balkonlara güneþ taþýyor kuþlar kanatlarýnda. Bir yürek çarpýntýsý var her putrelinde her tuðlasýnda her kerpicinde. Yükseliyor, yükseliyor yapý kan ter içinde.
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
11
dxq.11-01
1 egaP
Yeni Evrede
63:31
7002.80.13
Gündem
Mücadele Birliði
VRÝMLE ÖZGÜRLEÞECEK le birlikte, özledikleri ama bir türlü kavuþamadýklarý “huzur ve rahat ortamý”na bu sefer kavuþacaklarý umuduyla yaþýyorlar ama nafile... Her seferinde hayal ve beklentilerini bir baþka bahara ertelemek zorunda kalýyorlar. “Artýk kan ve acý görmek istemiyoruz” diyerek ortalýklarda dolaþanlar, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýnda sadece “kan ve gözyaþý”ný görüyorlar. Onlar için önemli olan Kürt halkýnýn kölelikten kurtulmasý deðil “kan ve gözyaþý”nýn dökülmemesidir. Sanki kapitalizmin kendisi ve Kürt halkýnýn kölelik altýnda tutulmasý sonsuz bir acýlar denizi anlamýna gelmiyormuþ gibi. Ve sanki Kürt halký, kölelik altýnda olmanýn getirdiði sonsuz acýlara “kan ve gözyaþý” dökmeden son verebilirmiþ gibi. Her düðünde damat, her cenazede ölü olmaya alýþkýn bu adamlar “ateþkes” lafýný duyar duymaz hemen ortalýkta arz-ý endam etmeye baþladýlar. “Artýk bu defa olsun”du. Hepsi aðýz birliði etmiþçesine savaþýn taraflarýna “aklý selim” davranma çaðrýsý yaptýlar. Elbette bu çaðrý öncelikle UKH’ne yapýldý. Kimisi açýkça telafuz etmese de hepsinin ortak dileði UKH’nin koþulsuz silah býrakmasýydý. Onlarý ilgilendiren þey buydu, Kürt halkýnýn özgürlük hakký deðil. Onun için UKH’nin koþulsuz silah býrakmasý, hatta Kürt halkýnýn özgürlük savaþýndan vazgeçmesi en iyisiydi. Ortalýðýn süt limana dönmesinin en kestirme ve garanti yolu buydu. Bu düþünce biçiminin arkasýnda yatan mantýk, açýkça itiraf edilmese de, çekilen bunca acý ve dökülen kanýn müsebbibinin Kürt halkýnýn özgürlük savaþý olduðudur. Ateþkes’in linçlerin önüne geçeceðini, faþist guruhlarýn ellerindeki kozlarý alacaðýný söylemek; ya da ateþkesin þoven milliyetçi kesimlerin beslenme damarlarýný keseceðini iddia etmek baþka hangi anlama gelir? Ortalýkta “Kürt dostu” kýlýðýnda dolaþan bu siyaset erbabýnýn söy-
ledikleri bundan ibarettir ve daðarcýklarýnda bundan öte bir düþünce yoktur. Ama böyleleri Kürt halkýnýn onlarýn gerçek niyet ve amaçlarýný anlamayacaðýný sanarak ne büyük bir darkafalýlýk örneði sergiliyorlar! Þüphe yok ki, Kürt halký uzun savaþ yýllarý boyunca zengin bir deneyim, saðlam bir bilinç ve kararlý bir ruh hali edinmiþtir. Elbette aklý baþýnda hiç kimse durduk yerde kan ve gözyaþý dökülmesini istemez. Ama kölelik altýnda tutulan bir halk büyük acýlara katlanmadan özgürlüðünü elde edemeyeceðini bilir. Kürt halkýnda bu bilinç fazlasýyla var. Ýç savaþýn geliþimi reformistlerin uykularýný kaçýrsa da, iþçi ve emekçi halklara devrimin yolunu açýyor. Þimdi Türkiye iþçi sýnýfý ve emekçilerine çok iþ düþüyor. Onlar, Kürt ulusunun özgürlüðünü kendi özgürlükleri olarak görmek ve onlar özgür olmadan kendilerinin asla özgür olamayacaðýný anlamak zorundadýrlar. Geliþtirilen þoven politikalarýn önünü kesecek olan da, halklar arasýnda mücadele birliðini örecek olan da bu yaklaþýmdýr. Türkiyeli iþçi sýnýfý, ve emekçiler, Kürt ulusunun özgürlük mücadelesine sahip çýktýkça özgürleþecek, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný savundukça devrimcileþeceklerdir. Bunun için ilk adým Türkiye iþçi sýnýfý ve emekçilerin sosyal reformizmin etkilerinden kurtulmalarýdýr. Leninist Partiye yöneldikçe, onun saflarýnda örgütlendikçe, hem ulusal önyargýlarýndan kurtulacak, hem de devrime daha çok yaklaþacaklardýr. Kürt ve Türk halklarýnýn mücadele birliðini saðlamak için þimdi Leninist Parti, kitlelerin içine daha çok gitmeli, onlarla daha sýký iliþkiler kurmalýdýr. Kürt halkýný ve onunla birlikte Türk halkýný özgürleþtirecek olan bu mücadele birliði ve bu sayede geliþecek olan devrimdir.r
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
Ýç savaþýn geliþimi reformistlerin uykularýný kaçýrsa da, iþçi ve emekçi halklara devrimin yolunu açýyor. Þimdi Türkiye iþçi sýnýfý ve emekçilerine çok iþ düþüyor. Onlar, Kürt ulusunun özgürlüðünü kendi özgürlükleri olarak görmek ve onlar özgür olmadan kendilerinin asla özgür olamayacaðýný anlamak zorundadýrlar. Geliþtirilen þoven politikalarýn önünü kesecek olan da, halklar arasýnda mücadele birliðini örecek olan da bu yaklaþýmdýr. Türkiyeli iþçi sýnýfý, ve emekçiler, Kürt ulusunun özgürlük mücadelesine sahip çýktýkça özgürleþecek, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný savundukça devrimcileþeceklerdir. Bunun için ilk adým Türkiye iþçi sýnýfý ve emekçilerin sosyal reformizmin etkilerinden kurtulmalarýdýr. Leninist Partiye yöneldikçe, onun saflarýnda örgütlendikçe, hem ulusal önyargýlarýndan kurtulacak, hem de devrime daha çok yaklaþacaklardýr. Kürt ve Türk halklarýnýn mücadele birliðini saðlamak için þimdi Leninist Parti, kitlelerin içine daha çok gitmeli, onlarla daha sýký iliþkiler kurmalýdýr.
13
dxq.31-21
2 egaP
63:31
7002.80.13
dxq.31-21
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
KÜRT HALKI DEVRÝML U
lusal Kurtuluþ Hareketi’nin ilan ettiði ateþkes, 1 aylýk süresini doldurdu. Bu 1 aylýk süre içerisinde devletin daha da yoðunlaþan askeri operasyonlarý dýþýnda deðiþen bir þey olmadý. “Tarihi fýrsat” olarak deðerlendirilen ateþkes, týpký bundan öncekilerde olduðu gibi katliam ve saldýrýlarla karþýlandý. Öyle ki, Ulusal Kurtuluþ Hareketi’nin etkili kalemlerinden Selahattin Erdem’in, daha henüz ateþkes ilan edilmemiþken, “insan kaygý duymamazlýk edemiyor. Acaba 5. ateþkes giriþiminin baþýna da daha önceki 4 ateþkes giriþiminin baþýna gelenler getirilecek mi? diye sormadan edemiyor” (Ü.Özgür Gündem, 30 Eylül 2006) þeklinde ifade ettiði “kaygýlarý”nýn pratikte gerçekliðe dönüþtüðü görülüyor. Þurasý çok açýktýr ki, bir ateþkes için ulusal ve uluslararasý koþullarýn çok uygun olduðunu düþünen ve büyük beklentilere kapýlan Ulusal Kurtuluþ Hareketi, þu bir aylýk süre içerisinde faþist devletin göstermiþ olduðu tutum karþýsýnda deyim yerindeyse sükut-u hayale uðramýþ. Türk ordusu ateþkesin ilan edildiði ilk günden ayýn 15’ine kadar 15 günde 15 operasyon yapmýþtýr ve her geçen gün bu operasyonlar yoðunlaþarak sürmektedir. Ordu, daha ilk günlerden açýkladýðý “daðda eli silahlý son terörist kalmayýncaya kadar mücadele sürecek” þeklindeki tavrýný hayata geçiriyor. “PKK Özel Koordinatörü” olarak atanan eski general Edip Baþer de “Ýlk temel ilke, PKK’nin bütün varlýðýyla ortadan kalkmasýdýr” diyor. Bu açýklamalar, hükümetin tavrýyla da örtüþüyor. Ateþkesin ilk günlerinde ABD’ye giden Baþbakanýn taleplerinin baþýnda “Kandil Daðý’nýn daðýtýlmasý”nýn olmasý, AKP hükümetinin de týpký kendinden önceki diðer hükümetler gibi bir savaþ hükümeti olduðunu göstermeye yetiyor. Derviþin zikri bu olunca fikrinin ne olacaðýný anlamak da zor olmuyor. Bu durumda hala Baþbakan’ýn “Kürt sorunu vardýr” ya da “durup dururken operasyon olmaz” sözüne deðer biçen var mý acaba? Þöyle de sorulabilir: Bu sözlerin Kürt halkýný oyalamak, faþist devlete soluk aldýrmak amacýyla söylendiðinden þüphe eden kaldý mý? UKH’nin “tarihsel sorumluluða dayalý, saðduyulu bir yaklaþým” çaðrýsýnýn havada kalacaðý gün gibi açýktý. Faþist devlet bildiðini okumaya devam etti ve sadece Kürt halký üzerindeki baskýlarý artýrmakla kalmadý, ama ayný zamanda UKH lideri üzerindeki baskýlarý da yoðunlaþtýrdý. Öcalan’ýn avukatlarýyla ve ailesiyle görüþtürülmemesi faþist devletin “sinir yýpratma politikasý” olarak anlaþýlmalý. Faþist devletin bu politikasý UKH tarafýndan “en hassas nokta burasýdýr. Eðer mevcut durum, görüþtürülmeme sürerse, bunu gerilla kendisine bir saldýrý olarak algýlayacak ve saldýrýlar karþýsýnda nasýl savunma yapýyorsa o tarzda savunma yapacaktýr” ifadeleriyle yanýtlandý. Bu bile aslýnda ateþkes sürecinin seyri hakkýnda bir fikir vermeye yetiyor. Devlet katýnda hiç kimse, hiçbir kurum “imha etmek”, “yok etmek”ten baþka bir þey söylemiyor. Daha önemlisi Kürt halký, bugüne kadar kulaða hoþ ge-
12
len çok sözler iþitti ama her seferinde kýyým ve katliamlardan geçirildi. Herþeyi yaþayarak, kendi deneyimlerinden öðrendi. Kendi deneyimlerinden çýkardýðý en önemli sonuçlardan biri, özgürlük savaþýnýn, ayaklanmalarýn yükseldiði; faþist devletin köþeye sýkýþtýðý tüm anlarda verilen bu sözlerin yatýþtýrma ve zaman kazanma amaçlý olduðudur. 90’lý yýllarýn baþýnda Demirel “Kürt realitesini tanýyoruz”, Özal “federasyon da tartýþýlabilir”, M.Yýlmaz “AB’nin yolu Diyarbakýr’dan geçer”, R.T Erdoðan “Kürt sorunu vardýr” sözleriyle bu aldatma-oyalama taktiðine baþvurdular. Bu taktiðin günümüzdeki versiyonu faþizmin cisimleþmiþ hali olan M.Aðar tarafýndan “daðda silahla gezeceklerine ovada siyaset yapsýnlar” sözleriyle sergileniyor. UKH cephesinden sýklýkla vurgulanan þeylerden biri, bu ateþkesin öncekilerden farklý olduðudur. Sonuçlarý ve amaçlarý deðil ama hazýrlanýþý itibariyle gerçekten de farklý. Hatýrlanacaðý gibi “PKK Özel Koordinatörü” denilen eski general Joseph Ralston, 14 Eylül’de Ankara’ya gelmiþ, daha sonra Güney Kürdistan’a giderek Bölge Baþkaný Mesut Barzani ile görüþmüþtü. Ayný sýrada Irak Cumhurbaþkaný Celal Talabani, BM Genel Kurul toplantýlarýna katýlmak için New York’a gitmiþ, burada ABD Baþkaný George Bush ile görüþmüþ, PKK konusu bu görüþmede gündeme gelmiþ ve ardýndan Talabani, “PKK birkaç gün içinde ateþkes ilan edecek” demiþti. Bu açýklamadan birkaç gün sonra, Ulusal Kurtuluþ Hareketi ateþkes ilan etmiþti. Bütün bunlarýn anlamý þuydu: Diplomasi trafiði hýzlanmýþ, Güney Kürdistan’ýn iþbirlikçi Kürt burjuvalarý ABD’den eðer PKK ateþkes ilan ederse, bazý adýmlar atma ve TC’ye de attýrma yönünde söz almýþ ve Ulusal Kurtuluþ Hareketi’ne bunu iletip, onlardan da bir an önce adým atmalarýný istemiþti. Herþey planlandýðý gibi gitmiþti ama bu planda unutulan þey, TC devletinin kendi ulusal ve tarihsel koþullarýna dayalý politikalarýydý. TC devleti, bir devrim korkusunun aðýr baskýsý altýnda, devrimin en önemli dinamiklerinden biri olan Kürt halkýnýn devrimci özelliklerini yok etmeden, kendini hiçbir zaman güvende hissedemeyecektir. Kürt halkýnýn sahip olduðu ayaklanmacý ruh hali ve özgürlük istemi o kadar güçlüdür ki, bunun her an Türkiye iþçi sýnýfý ve emekçileriyle bir mücadele birliðine, dolayýsýyla devrime büyümesi mümkündür. Bu özellik faþist devlete ve Türk burjuvazisine ulusal sorunda en ufak bir esneme payý býrakmýyor. “Esneme” yapar göründüðü anda dahi zor yöntemlerini elden býrakmamasý; dahasý “esneme politikasý”ný zor yöntemlerini daha iyi kullanmanýn hazýrlýk aþamasý olarak deðerlendirmesi bundandýr. Ortalýk “Aklý Selime” Davet Edenlerden Geçilmiyor Faþist devletin zor yöntemlerinde ýsrar etmesi ve tam teslimiyetten baþka bir “uzlaþma”ya yanaþmamasý herhalde en çok sosyal reformistleri üzüyor. Bu kesimler, her ateþkes-
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
1 egaP
43:31
7002.80.13
Yeni Evrede
DETAK
Mücadele Birliði
Zindanlarý Yýkacak ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ!
ÖLÜM ORUCU SÜRÜYOR F tipi zindanlara karþý baþlatýlan tarihi Ölüm Orucu eylemi sürüyor. Devrimci tutsaklar ve dýþarýda devrimci tutsaklar için Ölüm Orucu eylemini sürdürenler, tarihe adlarýný onurla yazdýrmak için büyük bir kararlýlýkla yürümeye devam ediyorlar. Avukat Behiç Aþçý, bugün eyleminin 200. gününde. Eriyen bedeninde devrimci onuru ve kararlýlýðý büyütüyor. Artýk ziyaretçilerini yattýðý yerde karþýlayan Behiç Aþçý, herkese moral ve güç vermeye devam ediyor. Behiç Aþçý, kazanacaklarýna dair inancý her fýrsatta dile getiriyor. Cengiz Soydaþ Ölüm Orucu Ekibi’nden Sevgi Saymaz, zorla götürüldüðü hastanede Ölüm Orucu eylemini sürdürüyor. Sevgi Saymaz, bugün eyleminin 183. gününde ve kararlýlýkla yürümeye devam ediyor. Adana’daki Direniþ Evi’nde Ölüm Orucu eylemini sürdüren iki çocuk annesi Gülcan Görüroðlu, eyleminin 178. gününde kararlýlýkla yürümeye devam ediyor. O, bir anne ve kadýn olarak taþýdýðý bayraðý onurla dalgalandýrýyor. Zafere kilitlenmiþ devrimci irade, tüm baský ve iþkencelere raðmen boyun eðmiyor. Devrimci tutsaklarýn kazanacaklarýna olan inanç, gün geçtikçe daha da büyüyor. YAÞASIN ÖLÜM ORUCU EYLEMÝMÝZ!
F TÝPÝ ZÝNDANLARDA SALDIRILAR YOÐUNLAÞIYOR 06.10.2006 tarihinde Ýzmir ÝHD binasýnda cezaevindeki tutsaklarýn hak ihlalleriyle ilgili bir basýn toplantýsý yapýldý. Basýn toplantýsýný düzenleyen ÝHD Cezaevi Komisyonu, TAYDDER adýna okunan bildiride “Kýrýklar 2 nolu F Tipi Kapalý cezaevinde tutuklu bulunan Hüseyin EKSÝK ve Hüseyin TUNÇ’un Ýzmir Ýnsan Haklarý Derneðine bizzat baþvurusu ve Abdulvahap NARÝN, Zana YAKTIN ile Serdar TAÞKIN’ýn aileleri aracýlýðý ile yaptýklarý baþvurularda, Kýrýklar 1 ve 2 nolu F Tipi Kapalý Cezaevinde bulunan tutuklularýn haftalýk telefon görüþmelerinde Kürtçe konuþmalarýnýn yasaklandýðýný belirtmiþ ve derneðimizin konu hakkýnda gerekli giriþimlerde bulunmasýný istemiþlerdir. Yine benzer þikayetler tutuklu yakýnlarý aracýlýðý ile tutuklu yakýnlarý ile yardýmlaþma ve dayanýþma derneðine de iletilmektedir” denildi. Açýklamadan sonran söz alan tutuklu aileleri olayýn ayrýntýlarýný aktardý. Normalde 10-11 arasýnda 10 dakika olan telefon görüþmesinin telefonda Kürtçe konuþulduðu gerekçe-
siyle yarým dakika sonra kesildiði, idarenin bu tutumunun baský unsuru olduðu, ayrýca tutsaklarýn kendi iradeleri dýþýnda Bolu, Tekirdað cezaevlerine gönderilmesinin gündemde olduðu söylendi. Basýn toplantýsýnýn sonunda ise cezaevlerinden yeni gelen hak ihlalleri haberlerine yer verildi. Tutsak Erdal DEMÝRHAN’nýn 4 kere aranmasýný protesto ettiði için arama sýrasýnda darp edildiði, 2 hafta önce Tekirdað F Tipinde 5 kiþinin çýplak arama dayatmasýna maruz kaldýðý, buna itiraz edince darp edildiði, 4 kadýn tutsaðýn Buca’dan Bergama’ya sürüldüðü, eþyalarýnýn hala verilmediði, 2 Ekim’de aralarýnda Atýlým Gazetesi Yazý Ýþleri Müdürü ve Cem DÝNÇ’in de olduðu 8 kiþinin ayný þekilde darp edildiði bu tutsaklarýn gözlerinde ve yüzlerinde morluklar oluþtuðu, bu durumun örtbas edilmesi için tutsaklara 1 ay görüþ, 45 gün mektup yasaðý verildiði söylendi. r
DETAK a ula mak i in e-mail adresi: detakistanbul@yahoo.com
14
79. Sayý / 30 Ekim-8 Kasým 2006
dxq.41
1 egaP
Yeni Evrede
03:31
7002.80.13
Ölüm Orucu
Mücadele Birliði
DÝK’TEN BEHÝÇ AÞÇI’YA DESTEK ZÝYARETÝ
VE AÇLIK GREVÝ
D
evrimci Ýþçi Komiteleri Ölüm Orucu Eylemi’ni Þiþ- li’deki Direniþ Evi’nde sürdüren Av. Behiç Aþçý’ya destek olmak ve zindanlarda süren Ölüm Orucunun sesini duyurmak amacýyla 15 Ekim Pazar günü saat 10.00’da Direniþ Evi’nin önünde bir basýn açýklamasý yaparak, Direniþ Evi’nde bir günlüðüne açlýk grevi gerçekleþtirdi. Devrimci Ýþçi Komiteleri, ilk olarak sabah saat 10.00’da direniþ evinin önünde bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Yapýlan basýn açýklamasýnda; “Önünde bulunduðumuz Direniþ Evi’nde Avukat Behiç Aþçý Ölüm Orucunu sürdürüyor. Behiç Aþçý 194 gündür eylemine kararlýlýkla devam ediyor. O, devrimci bir avukat olarak zindanlardaki müvekkillerine açlýktan erimiþ bedeniyle kol kanat geriyor. Biz Devrimci Ýþçi Komiteleri’nden iþçiler olarak Behiç Aþçý’nýn yanýnda olduðumuzu bir kez daha göstermek için buradayýz. Onunla birlikte aç kalacak, burada onunla birlikte bedenimizle devrimci tutsaklara siper olacaðýz. Onun devrimci bir avukat olarak sahip çýktýðý devrimci tutsaklarýn bir parçasý olarak burada bizler de bir kez daha Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük diye haykýracaðýz. Bir kez daha en saðýr kulaklara Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar diye baðýracaðýz. Ve eðer sýnýf kardeþlerimize, iþçi sýnýfý ve emekçilere bu sesi duyurabilirsek, iþte o zaman zafere bir adým daha yaklaþacaðýz. Biz Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak, eri-
yen bedenlerinde devrimi büyüten tüm Ölüm Orucu Savaþçýlarýný tüm içtenliðimizle kucaklýyoruz. Tekelci sermaye devrimi boðmak için dýþarýda iþçi sýnýfý ve emekçilere, Kürt ulusuna karþý sürdürdüðü savaþý zindanlarda da devrimci tutsaklara karþý sürdürüyor. Devrimci tutsaklarýn iradesini kýrmak, onlarý teslim almak için saldýrýlarýný her geçen gün yoðunlaþtýrýyor. Ýþçi sýnýfý kendi öncüleri olan devrimci tutsaklarý özgürleþtirmeden kurtuluþ yüzü göremez. Devrimci tutsaklarý özgürleþtirmek için zindan duvarlarýný devrimle yýkmak zorundayýz. Devrime kadar, zafere kadar sürecek olan bu büyük yürüyüþte üzerimize düþen tarihsel rolü yerine getirmek artýk kaçýnýlmaz bir hal almýþtýr. Behiçlerin yaþamasý, yeni ölümlerin olmamasý için herkesi bu tarihsel sorumlulukla hareket etmeye çaðýrýyoruz” denildi. Basýn açýklamasý sýrasýnda sýk sýk “Behiç Aþçý Yalnýz Deðildir”, “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz” sloganlarý atýlýrken, basýn açýklamasý söylenen bir marþla sona erdi. Daha sonra Behiç Aþçý’ya destek olmak için gerçekleþtirilecek bir günlük açlýk grevi için direniþ evine çýkýldý. Sýcak bir karþýlamadan sonra Devrimci Ýþçi Komiteleri’ni temsilen üç iþçi, üzerinde “Behiç Aþçý Yalnýz Deðildir, Ölüm Orucu Sürüyor, Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” yazýlý ve DÝK (Devrimci Ýþçi Komiteleri) imzalý önlüklerini giyerek açlýk grevine baþladýlar. Açlýk grevine baþlarken açýklama yapan iþçiler þunlarý söylediler; “Ýþçi sýnýfýnýn öncüleri tutsakken, biz biliyoruz ki iþçiler kurtulamaz. Bugün Av. Behiç Aþçý Ölüm Orucunu 194 gündür sürdürüyor. Bu onurlu ve soylu bir davranýþ. Ýþçiler yeterince örgütlenemediði için aydýnlar Ölüm Orucu’na giriyor. (..) Onur ölümden güçlüdür. Onur ölümü yener. Bize böyle bir fýrsatý verdiði için Behiç Aþçý’ya teþekkür ederiz.” Daha sonra Behiç Aþçý’ya destek için orada açlýk grevi yapan diðer kiþilerle birlikte açlýk grevini gün boyu sürdürdüler. Biz de Mücadele Birliði Dergisi olarak Devrimci Ýþçi Komiteleri’nden iþçilerin aç-
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
lýk grevi yaptýðý süre boyunca onlarla birlikte olduk ve onlara buraya gelme nedenlerini ve o anki düþünce ve duygularýný bizimle paylaþmalarýný istedik, þunlarý söylediler Tekstil Ýþçisi Ercan: “Ben bir tekstil iþçisiyim. Ayný zamanda sýnýf bilinçli örgütlü devrimci bir iþçiyim. Devletin 19 Aralýk 2000 tarihinde Türkiye ve K. Kürdistan zindanlarýnda eþ zamanlý olarak saldýrmasýnýn, devrimci tutsaklarý katletmesinin ve bunun sonucunda F tipi zindanlara atarak devrimci tutsaklarýn iradelerini kýrmak istemesinin komün yaþamlarýný daðýtmasýnýn nedenini biliyorum; Devrimci tutsaklar þahsýnda devrimi boðmak, geriletmek için yaptýlar bunu. 19 Aralýk 2000 tarihinde Leninist tutsaklarýn ‘Zindanlar Yýkýlýp Tutsaklarýn Özgürleþtirilmesi, Bütün Ýktidarýn Emeðin Olmasý ve Kürt Ulusuna Kendi Kaderini Tayin Hakký’ þiarýyla baþlattýklarý Ölüm Orucu Eylemi ve öncesinde 20 Ekim’de baþlatýlan Ölüm Orucu Eylemine destek olmak için 5 Nisan Avukatlar gününde Ölüm Orucu Eylemine baþlayan ve bugün eyleminin 194. gününde olan devrimci Av. Behiç Aþçý’ya ziyaret etmek ve onunla bir gün bile olsa, onun açlýðýný paylaþmak için buradayým. Burada bir gün de olsa Ölüm Orucu Eylemcisiyle birlikte bulunmak beni hem onurlandýrýyor hem de eksikliðimi de hissediyorum. Eksik olarak düþündüðüm þu; ben bir örgütlü iþçi olarak bugün buraya daha fazla iþçi getirmeliydim. Direniþ Evi’ne çýkmadan önce kapýda yaptýðýmýz basýn açýklamasýnda iþçi sýnýfý ve emekçi halklara Ölüm Orucu Eylemi’nin sesini duyurmaya Av. Behiç Aþçý’nýn Ölüm Orucu Eyleminin 194. gününde olduðu, bugüne kadar 122 insan ölümsüzleþtiði ve daha fazla insanlarýmýzýn ölmemesi için bu mücadeleye destek olmalarý ve sahiplenmeleri yönünde çaðrýda bulunduk. Daha önceki basýn açýklamalarýnda da olduðu gibi bugünkü basýn açýklamasý da burjuva basýnda yer alacaðýný beklemiyoruz. Ancak biz Devrimci Ýþçi Komiteleri’nden iþçiler olarak sansürle boðmaya çalýþtýklarý, devrimci tutsaklarýn sesini farklý biçimlerde iþçi ve emekçilere duyurmak için mücadelemizi
15
dxq.61-51
2 egaP
7002.80.13
Yeni Evrede
Ölüm Orucu
Mücadele Birliði
sürdüreceðiz. Ben þunu çok iyi biliyorum. Benim ve bütün iþçilerin, emekçilerin ve Kürt ulusunun kurtuluþu özel mülkiyetin ortadan kaldýrýlmasý, yani sosyalizmdedir. Bunun öncesinde sosyalizmi için mücadele edip tutsak düþen öncülerimizi zindandan çýkarmamýz gerek. Bu da örgütlü mücadele daha çok katýlmamýzla, kendi öz örgütlülüklerimiz olan Komite ve Konseylerde örgütlenmemizden geçiyor. Burjuvazi her alanda örgütlülüðünü pekiþtiriyor; askeri-siyasi ve ekonomik anlamda devrimcilere, yurtseverlere demokratik kurumlara karþý topyekün birlikte hareket ediyorlar. Bizler de her alanda örgütlenmeliyiz, kapitalizmi yýkýp yerine insanlarýn insaný sömürmediði, yaþamdan zevk aldýðý, sportif, sosyal, kültürel çok yönlü kendini geliþtirebileceði sosyalizmi kurmak zorundayýz. Yoksa biz iþçiler, emekçi halklar kurtuluþ yüzü göremeyiz. Fidel Castro’nun dediði gibi; ‘Ya kanlý savaþ ve kurtuluþ, ya da ölüm’ bizim deyimimizle; ‘Ya Devrim Ya Ölüm’ DÝK’li Bir Ýþsiz: “Herkesin bildiði gibi 19 Aralýk sürecinden beri içerde ve dýþarýda süren bir Ölüm Orucu Eylemi var. 122 insan ölümsüzleþti bu mücadelede. Bugün gelinen aþamada devrimci bir avukat Ölüm Orucu Eylemini sürdürüyor. Hemde yanýbaþýmýzda. Ýstanbul’un göbeðinde. Onlar için yapacak çok þey var. Biz de kendi cephemizden bir günlük açlýk grevi ile destek vermek istedik. Direniþ evine girmeden önce aþaðýda bir basýn açýklamasý yapýp, tüm Ölüm Orucu savaþçýlarýnýn yanýnda olduðumuzu, Behiç Aþçý’nýn yalnýz olmadýðýný haykýrdýk. Ýnsan böyle durumlarda kendini bir baþka hissediyor. Çok þey deðil yaptýðýmýz belki ama biz de bir günlük açlýkta, ‘bir gün de bizden’ diyoruz iþte. Bizim yaptýðýmýz aslýnda yüzlerce günlük açlýða eyleme selam etmek. Bu güzel ve haklý bir onur” Ýnþaat Ýþçisi Ali: “Buraya gelmemin asýl sebebi Ölüm Orucu’nda olan Behiç Aþçý’nýn sesine ses katabilmek. Ben bir devrimci iþçi olarak bu suskunluk fesadý içindeki Ölüm Orucu Eyleminin sesini duyurmak için buradayým. Þunu biliyorum ki devrimcilere sahip çýkmayan bir iþçi sýnýfýnýn geleceði olamaz. Behiç Aþ-
16
03:31
çý Ölüm Orucu Eylemini baþlarken kendisi için istediði bir þeyin olmadýðýný biliyorum. Behiç Aþçý F tipi zindanlarda savaþan devrimci tutsaklara destek için bu eylemini sürdürüyor. Ben de devrimci bir iþçi olarak Behiç Aþçý þahsýnda tüm devrimci tutsaklarýn bu onurlu mücadelesine sahip çýktýðýmý belirtmek için bu ziyarete katýldým ve bir günlük açlýk greviyle destek olmak için buradayým. Behiç Aþçý’yý ve zindanlar cephesinde süren bu onurlu büyük eylemin hala insanlýðýný kaybetmemiþ tüm insanlarda olduðu gibi benim de buraya getiren nedenlerden birisidir; bu onurlu mücadeleye ufakta olsa bir ses katabildiysem bu benim için deðer biçilemez bir onurdur.” DÝK’li iþçilerle konuþtuktan sonra yine o gün için Direniþ Evi’nde Behiç Aþçý’ya destek olmak için dönüþümlü açlýk grevi yapan arkadaþlarla da konuþtuk. Açlýk grevinde bulunan Irmak isimli arkadaþ; “Burada bulunmak güzel bir þey. Burada bulunmaktan onur duyuyorum. Ama buna hiç gerek olmasaydý, buna sebep olan þeyler hiç olmasaydý daha iyi olurdu. Burada DÝK’li arkadaþlar geldi destek için. Þu an dayanýþma içindeyiz farklý farklý düþüncelere sahibiz ama yine de ortak olarak burada bulunuyoruz. Bu da güzel. Çünkü savaþýmýz ayný” diyerek bizlerle o anki düþüncelerini paylaþtý. Açlýk grevinde olanlar gün boyunca her þeyi ortak olarak yaptýlar, misafirleri beraber karþýladýlar, beraberce sýcak sohbetler ettiler. Daha sonra akþam saat 18.00 civarýnda Av. Behiç Aþçý ile görüþme fýrsatlarý oldu. Behiç Aþçý’yla görüþtüler. Behiç Aþçý, bu destekten duyduðu mutluluðu dile getirdi. Bu arada Behiç Aþçý’yý Birleþmiþ Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalýþma Grubu ziyaret etti. Heyet bir saatlik görüþme boyunca ayrýntýlý olarak notlar aldýlar ve bu konunun kendi alanlarýna girdiðini belirtip, bu konuda bir þeyler yapacaklarýný söyleyerek ziyaretlerine son verdiler. DÝK’li iþçiler de daha sonra eylemlerini tamamladýlar ve direniþ evinden sýcak kucaklaþmalarla ayrýldýlar.r
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
dxq.61-51
1 egaP
Yeni Evrede
7002.80.13
TAYAD Sempozyumu
Mücadele Birliði
TAYAD n 14-15 Ekim Tarihlerinde Tecrite Kar stanbul da Yapt DETAK n Sundu u Metin
14 Ekim 2006
Merhaba Dostlar, Merhaba Yoldaþlar, Devrimci Tutsak Aileleri Komiteleri olarak, bu sempozyumu hazýrlayan ve burada bize konuþma imkaný tanýyan dostlarýmýza, duyarlýlýk göstererek bizleri dinlemeye gelen sizlere teþekkür ediyoruz. Burada bir kez daha zindanlarda ve dýþarýda Ölüm Orucu Eylemi’ni sürdüren devrim savaþçýlarýna selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Onlarý alýnlarýndaki kýzýl banttan öpüyor ve yüreðimizin olanca sýcaklýðýyla kucaklýyoruz. Baþta F Tipleri olmak üzere zindanlardaki tüm devrimci tutsaklarý, yoldaþlarýmýzý ve siper yoldaþlarýmýzý kucaklýyor, buradan bir kez daha sevgi ve selamlarýmýzý gönderiyoruz.
Dostlar Yoldaþlar,
62:31
Tüm dünyada olduðu gibi üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda da aðýr bir ekonomik ve siyasi kriz içinde olan tekelci kapitalist sistem ve onun devleti, devrimin geliþimini durdurabilmek, insanlýðýn umutlarýnýn serpilip boyatmasýný engelleyebilmek, hepsinden önce de kendi yýkýlýþýný biraz olsun geciktirebilmek için iþçi sýnýfý ve emekçilere devrimci ve komünistlere saldýrýyor. Saldýrýnýn ne kadar çok yönlü ve boyutlu olduðunu anlayabilmek için 3. Dünya Savaþýný baþlatan ve bugün artýk bir provokasyon olduðu daha da netleþen 11 Eylül saldýrýsýna bakmak yeter. Emperyalist-kapitalist sistem, yýkýlýþýný engellemek, hiç olmazsa geciktirmek için hiçbir çýlgýnlýktan çekinmeyeceðini bu olayla tüm dünyaya bir kez daha göstermiþtir. Þimdi dünyadaki tüm iþçiler, emekçi halklar ,devrimci ve komünistler emperyalist-kapitalist sistemin tehdidi altýndadýr. Ýþte F Tipi zindanlar bunun için yapýldý. Ýþte Guantanamolar, iþte Ebu Gureyb’ler bunu için yapýldý. Ýþte bu nedenle devrimci tutsaklar zindanlara kapatýlýyor, aðýr baský ve iþkencelerden geçiriliyorlar.
Uluslararas Sempozyum a
Dostlar Yoldaþlar,
Devrimci tutsaklar, yoldaþlarýmýz, eþlerimiz, kardeþlerimiz, çocuklarýmýz dört duvar arasýnda öðütülmek, yok edilmek isteniyor. Çarklarý arasýnda insan kaný öðüten bu sistem, zindanlarda da devrimci tutsaklarýn kanýný öðütüyor. 19 Aralýk katliamýyla açýlan F Tipi zindanlarda baský ve katliamlar devam ediyor. Ve tüm saldýrýlara karþý devrimci tutsaklarýn kararlý mücadelesi de devam ediyor. Ölüm Orucu Sürüyor. Ölüm Orucu Savaþçýlarý, eriyen bedenlerinde devrimi büyütmeye devam ediyorlar. 19 Aralýk katliamýndan bugüne zindanlarda ve dýþarýda zindanlardaki devrimci tutsaklar için yapýlan eylemlerde tam 122 insan ölümsüzleþti. Onlar devrimci tutsaklara asla baþ eðdirilemeyeceðini göstererek ölümsüzler arasýndaki mütevazi yerlerini aldýlar. Canlarýný devrim davasýna adadýlar ve üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda devrimin yenilmez bir güce ulaþmasýný saðladýlar. Ve þimdi tarihin en güzel yerinde son sözü söylemek için Ölüm Orucu savaþçýlarý kararlýlýkla yürümeye devam ediyorlar. Onlarýn þahsýnda bir kez daha, dünyanýn dört bir tarafýnda devrim ve sosyalizm için savaþan tüm devrim savaþçýlarýný saygý ve sevgiyle anýyoruz. Burada bulunan herkesi ve dýþarýda ha patladý ha patlayacak yýðýnlarý ,devrimci tutsaklara, onlarýn yýllarý aþan kararlýlýðýna sahip çýkmaya çaðýrýyoruz.
Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur! Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük! Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar! Yaþasýn Devrimci Tutsak Ailelerinin Mücadele Birliði!
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
17
dxq.71
1 egaP
52:31
7002.80.13
Yeni Evrede
Akmercan
AKMERCAN ÝÞÇÝLERÝNE YENÝ BÝR SALDIRI DAHA...
Mücadele Birliði
Grevlerinin 100. günlerine geldikleri þu günlerde baský ve saldýrýlarýn biçimi ve yoðunluðunun arttýðýnýn vurgulayan Ateþoðlu; yine geçenlerde ajitasyon çalýþmasý yaparken polislerin kendisini gözaltýna almak istediklerini ve Esentepe halkýnýn Akmercan iþçilerine sahip çýktýklarýný, gözaltýnýn Esentepe halkýnca engellendiðini söyledi. Çalýþmalarýnýn hiç aksamadan yoluna devam edeceðinin altýný çizen Ateþoðlu; “Bizim yaptýðýmýz çalýþmalar engellenmeye çalýþýlýyor. Bize niçin yoðun olarak saldýrýyorlar. Bu iki üç tahtadan mý korkuyorlar. Hayýr bu çadýrýn iþçiler üzerinde yaptýðý etkiden korkuyorlar. Biz Akmercan Temizlik iþçileri olarak baskýlardan sayýmýz azalsa da biz hýz kesmeden devam edeceðiz. Bizim çalýþmalarýmýz dernekleþmeye yöneliktir. Biz herþeyin bilincindeyiz. Son olarak þunu söylüyorum; ölüm nereden gelirse gelsin hoþgeldi sefa geldi.” dedi. Daha sonra saldýrýdan sonra ateþ edilen yerde bulduklarý iki tane boþ kovan basýna gösterildi ve böylece basýn açýklamasýna son verildi.r
10 Temmuz’dan bu yana grevde olan Akmercan Temizlik iþçilerine yine bir saldýrý gerçekleþtirildi. Her seferinde yapýlan saldýrýlar bir öncekini aþýyor bu defa ki silahlý bir þekilde gerçekleþtirildi. Yapýlan bu saldýrý grevin gücünü bir kez daha gözler önüne sermeye yetti. Cumartesi günü iki tane sivil bir araç içinden havaya ateþ açýldýðýný belirten iþçiler, hemen dýþarý çýkýp tepkide bulunmuþlar ve ardýndan iki tane boþ mermi kovaný bulmuþlar. Konuyla ilgili olarak basýn açýklamasý yapmak üzere ÝHD Ýstanbul Þubesi’nden Salý günü saat 11.30 için gün alýndý. Bizlerde direniþlerinin ilk günlerinden beri yanlarýnda olduðumuz Akmercan temizlik iþçileriyle dayanýþmak amaçlý basýn açýklamasýndan bir gün önce Pazartesi günü çadýra gidip diðer güne kadar onlarla birlikte kalSevgili Y.E.Mücadele Birliði okurlarý; dýk. Daha sonra Salý günü sabah saatlerinde beraberce Akmercan iþçisinin 90 günlerinde olduðu onurlu direniþi boyunca bir ÝHD’ye gittik. Sosyalist basýnýn yoðun bir ilgisinin olduðu çok eylemlikler ve bir çok çalýþmalar geliþtirdik... Bildiðiniz gibi, 29 Eylül basýn açýklamasýnda ilk olarak söze baþlayan Akmercan 2006 Mahkemesi sonrasý, davamýz yeni bir tarihe ertelenince, bu zamaný en Temizlik iþçilerinden Abidin Ateþoðlu saldýrýnýn gerçekiyi þekilde deðerlendirebilmek ve geniþ iþçi kitlelerine yayabilmek, özelleþleþtirildiði sýralar çadýrýn içinde bulunduklarýný ve kenditirme gerçeðine karþý mücadeleyi yükseltmek için Akmercan iþçileri olarak sinin kitap okuduðunu belirtti ve grevdeki iþçilerden birin kýzý olan 12 yaþlarýndaki Merve’nin oyun oynamak iyakýn çevre mahallelerde yürüyüþler ve ajitasyon çalýþmalarý yapmaya koyulçin çadýrýn dýþýnda olduðunu söyleyerek gördüklerini anduk. Çalýþmaya koyulduðumuz 8 Ekim 2006 akþamý saat 19.00 civarý, direniþ latmasý için ilk olarak Merve’ye söz verdi. Merve üç el açadýrýnýn büyük emekçisi, ablasý ve emekçi kadýnlar cephesinden bir militan teþ edildiðini söyleyerek; “Abidin abi çadýrýn içinde kitap kadýn olan Hayriye A.’ya sivil bir araç kaçýrma eylemine giriþti. Bunun üzeriokuyordu. Ben de oyun oynamak için dýþarý çýktým. Ýki tane müdahalede bulununca, hýzla o bölgeden uzaklaþan bu sivil araba, bize ne araba vardý beni görünce üç kere havaya ateþ açtýlar aslýnda bu saldýrýyla korku vermek yerine, çalýþmalarýmýza daha fazla asýlsonra Abidin abim ayaða kalktý, araçlar kaçtýlar. Ateþ emamýzý saðladý. Saatler 21.00’i gösterdiðinde, yürüyüþümüz ve sesli ajitasdenler iki kiþiydiler. Ýki araç vardý toplam altý kiþiydiler” yon çalýþmamýz tüm Esentepe’yi sarmýþtý; halktan gelen müthiþ ilgi gün geçdedi. Daha sonra Ateþoðluda þunlarý ekledi; “Ýki araçtan tikçe büyümekteydi. Bu büyüyen olumlu geliþimi biz Akmercan iþçileri olabiri grev çadýrýna doðru yöneliyor diðer ikinci araç önüne rak somut çalýþmamýzda görmüþtük. Saat 22.30 civarýnda iken çalýþmamýzý geçerek Merve’yi gösteriyor. Sonra havaya ateþ edildi. Bisonlandýrdýðýmýz sýrada yoðun polis ablukasý ile karþý karþýya kaldýk. Polis liyorsunuz bize daha önce de saldýrýlar olmuþtu bu onlarmahallede direk arkadaþýmýz Abidin Ateþoðlu’nu almak istedi. Polisin bu tudan baðýmsýz deðil.” tumuna karþý direnen arkadaþýmýz, ayný zamanda balkonlarýnda iþçilerle poYeni saldýrý sýrasýnda grev çadýrýnýn içinde bulunan lis arasýndaki arbedeyi izleyen emekçi halka mesajlar vermekteydi. Halktan Erol Tümen, þu an 100 günden bu yana çadýrda olduklarýný ifade ederek; “Grevimiz halen sürüyor. Bize iki türlü bir amcamýzýn, “ben de Akmercan iþçisiyim, gelin beni de alýn!” demesiyle baský uygulanýyor aslýnda. 154 kiþiyle direniþ gerçekleþtirhalktan tepkiler giderek artmaya baþladý ve sokaða inen halkýn Akmercan iþdik ama son bu silahlý saldýrý bizim sayýmýzý azalttý. Bu çisini sahiplenmesiyle orada gözaltý yapmak isteyen polis bu tutumunu desaldýrýnýn amacý zaten buydu. Biz bunlara hazýrlýklýyýz. Cuðiþtirdi. O ara polis amirini tartaklayan halk, “Akmercan Ýþçisi Yalnýz Deðilmartesi günü biz Abidin’le içerdeydik daha sonra üç el adir” sloganlarý attý. Bu arbede sonrasý iþçiler pankartýný tekrar açarak sloganteþ sesi geldi. Hemen dýþarý çýktýk, araçlar gaza basýp kaçlarýyla direniþ çadýrýna döndü. Saat akþam 23.00’e geldiðinde direniþ çadýrýtýlar bize bu saldýrý ile açýk bir gözdaðý vermeye çalýþtýlar. nýn çevresini saran polis, “Abidin seni almaya geldik” diyerek arkadaþýmýza Belki de Merve’yi çadýrýn önünde görmeselerdi direkt olasaldýrdý. Abidin arkadaþ gözaltýna alýnýnca Hayriye abla, “beni unuttunuz þerak bize ateþ edeceklerdi. (...)Yeni alacaðýmýz kararlar refsizler, arkadaþýmýz yalnýz deðildir, beni de gözaltýna alýn” dedi. Epeyce uðdoðrultusunda yeni bir çalýþmaya gireceðiz. Bundan sonraþ sarfeden polis, diðer 5 iþçinin arabaya girmesine engel olamadý. Ýþçiler, ra çalýþmalarýmýzý daha da arttýracaðýz. Baskýlarýn çoðu “Bizi Unuttunuz”, “Akmercan Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Ýþçiyiz Haklýyýz Kazanabizi yýldýrmak için bunlarý çok iyi biliyoruz. Biz þimdi þunu caðýz” sloganlarýyla Sultançiftliði Araþtýrma’ya götürüldüler. Ýþçiler gözaltýndüþünüyoruz; bundan sonra neler yapýlabilir. Bizim buradayken Akmercan’ýn talimatýyla, polis çadýrý yýktý. Gece saat 03.00 civarý býdaki kazancýmýz sadece bizle sýnýrlý deðil, tüm sýnýfýn kazancýdýr. 80 öncesi büyük direniþler vardý, bizde o direniþrakýlan iþçiler, yýkýlan çadýrýn yerinde sabaha kadar çýplak kaldýrým üzerinde leri andýran bir direniþ hedefliyoruz.(...) Mücadelemiz süreyatarak yaðmur altýnda bekleyiþe koyuldu. Gündüz vardiyasý çalýþanlarý kalcek.” dedi. dýrýmda yatan iþçileri ve çadýrýn olmadýðýný görünce uzun bir süre iþçiliðin ve Daha sonra ise Abidin Ateþoðlu söz aldý. Ateþoðlu, ezilmenin getirmiþ olduðu bilinçle bir hüzne ve öfkeye kapýldýlar. bu açýlan ateþin Türkiye iþçi sýnýfýna açýldýðýný söyleyerek ˙ Y Z HAKLIYIZ KAZANACA—IZ! inandýklarý bu kavgada ölümü gözaldýklarýný belirtti.
AKMERCAN ÝÞÇÝLERÝNE SALDIRI ÜSTÜNE SALDIRI
Bir Akmercan
18
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
isi
dxq.81
1 egaP
42:31
7002.80.13
Yeni Evrede
Ýkitelli Ekin Sanat
Mücadele Birliði
Ýkitelli Ayýþýðý Ekin Sanat Merkezi’nde Etkinlik:
“SOSYALÝZM HAYAL KADAR GÜZELDÝR” Ýkitelli Ayýþýðý Ekin Sanat Merkezi’nde “Sosyalizm Hayal Kadar Güzeldir” konulu söyleþi þeklinde bir etkinlik düzenlendi. 14 Ekim günü düzenlenen etkinlik saat 17:00’da baþladý ve söyleþi halinde iki bölümde yapýldý. Birinci bölümde 1917 Ekim Devrimi ve SSCB, Sosyalizm ve Sanat konularý anlatýlýrken ikinci bölüm ise serbest kürsü þeklinde gerçekleþti. Ýlk olarak 1917 Ekim Devrimi ve SSCB konusunu anlatan Vefa arkadaþýmýz ilk defa paranýn etkin olmadýðý, her þeyin insan için insan temelli olduðu bir sistem yaratýldýðýný ifade ederek þunlarý söyledi: “Ekim Devrimi’nin 72. günü karlar üzerinde biri þapkasýný havaya atarak dans ediyordu ve diyordu ki; ‘yaþasýn komünden bir gün daha fazla yaþadýk’. Bu Ekim Devrimi’nin önderi Lenin’di. (...) Rusya’da bundan önce de iki devrim yaþanmýþtý. Bunlardan birisi 1905 yýlýnda olan devrim, diðeri ise Ekim Devrimi’nden önceki Þubat Devrimi’ydi.(...) Rusya’da sýnýfsal ve ulusal çeliþkiler çok keskindi. Paris Komünü’nden sonra dünya üzerinde sosyalizmi kurmayý baþardýlar. Sovyetler 70 yýl sürdü. Ekim devriminde en önemli þeylerden birisi de Leninist parti öðretisinin pratikte doðrulanmasý oldu. Bu devrime önderlik eden bir komünist partidir. Bu parti gizli olarak örgütlendi. Devrimden sonra ele geçen belgelerde Çarlýk polisinin notlarý arasýnda þöyle bir ifade vardý; ‘Menþevikler ya da diðerleri önemli deðil çünkü bunlarýn devrim gibi bir derdi yok o yüzden tehlikeli deðiller fakat Bolþevikler tehlikeli çünkü bunlarýn devrim gibi bir hedefleri var’ (...)Ekim Devrimi’nin gerçekten de anlaþýlmasý çok önemli. Ýlk defa iþçilerin, emekçilerin yönettiði bir devrim ve bu devrim kendinden sonraki devrimlere de ön ayak olmuþtur. (...) Ekim Devrimi kapitalist sistemin sonsuz olmadýðýný ve sosya-
lizmin uygulanabilir olduðunu pratik olarak göstermesi açýsýndan çok önemlidir. (...)Ýnsanlýk bir çok þeyi ilk defa sosyalizmde gerçekleþtirdi. Örneðin uzaya ilk defa insan gönderen Sovyetler oldu ve ilk uzaya çýkan kiþi bir komünisttir. Ekim Devrimi’nin belki de en önemli noktalarýndan biri; Yeni Ýnsan’ý yaratabilmesidir. Lenin; ‘Milyonlarýn alýþkanlýklarýnýn gücü korkunçtur’ der. Yeni insaný yaratmak kolay deðildir. Bunu baþaran baþka bir ülke daha vardýr oda Küba’dýr. CHE örneðinde Küba yeni insaný yaratmýþtýr. Bugün binlerce insan onu örnek alýyor ve daha büyük bir mücadeleye atýlýyor” dedi. Daha sonra kýsa bir ara verildi. Aradan sonra ise “Sosyalizm ve Sanat” konusu konuþuldu. Bu konuyu anlatan Ülkü arkadaþýmýz þunlarý söyledi; “Sovyetlerde yeni devrim olduðunda insanlarýn yiyecekleri ekmek yoktu, karþý devrimciler buðdaylarý ve yiyecekleri sakladýlar, insanlar ekmek bulamýyordu ama bu zamanda bile sanata tam destek veriliyordu. Bu da sosyalizmin kültür ve sanata verdiði desteði belirten önemli bir ayrýntýdýr. Sovyetlerde okunan kitap seviyesine bugün dünyada hiç bir ülke eriþememiþtir ve o zaman herkes okuma yazma biliyordu” dedi. Ülkü arkadaþýmýz, yeni insana örnek olarak 1986 yýlýnda yaþanan Çernobil felaketinde fabrikada çalýþan bazý insanlarýn sýzmayý engellemek için içeride kalan ve kapýyý arkadan kilitleyerek kendilerini feda eden insanlarý verdi. Böylece Çernobil’in daha büyük bir felakete dönüþmeden engellendiðini söyleyen Ülkü arkadaþýmýz, bu örneðin sosyalizmin kapitalizme üstünlüðünü kanýtlayan bir örnek olduðunu dile getirdi. Ardýndan da ikinci bölüme geçildi. Bu bölümde karþýlýklý olarak yapýlan tartýþmalarýn ardýndan etkinlik sona erdi.r
EY ÝÞÇÝ-EMEKÇÝ EY AÇLIÐA ÝTÝLMÝÞ HALK!.. AYAÐA KALK!... UYAN! Ýþçiler, Emekçiler Her geçen gün daha çok yoksullaþýyoruz. Tabi ki bizi, biz iþçileri daha zor dönemler bekliyor. Kapitalist ekonomik bir bunalým, karþýmýza bizi bekleyen zorluklar olarak çýkmaya devam edecek. Biz iþçiler kapitalist sistemi yýkmadýðýmýz sürece, emeðimizi iþbirlikçi tekeli kapitalistlere satmak zorunda kalacaðýz ve bunun yaný sýra ücretli köle olmaya devam edeceðiz. Ýþçiler-emekçiler gelin sosyalizmi kuralým. Bizim yaþadýðýmýz yoksulluk burjuvalardan çok uzaklarda, dikenli teller ise bizim yaný baþýmýzda. Bir gün gidin onlarýn devletinin kapýsýna da hakkýnýzý iþçi hakkýný arayýn! Kapýyý hemen kapatýrlar suratýnýza. Ýþçiler, Emekçiler Çürümüþ, kokuþmuþ, yýkýlmasý gereken kapitalizmi tarihteki çöplüðüne gömmenin zamaný geldi! Yerine yepyeni bir sistemin, açlýðýn, yoksulluðun, sömürücü sýnýflarýn, olmadýðý bir toplumsal sistemin gelmesi gerekiyor. Üretim araçlarýnýn özel mülkiyetten toplumsal mülkiyete geçirildiði, üretimin tekele deðil topluma dayalý olduðu sosyalist sistemin kurulmasý gerekli. Toplum kendi geleceðini kendi eline almalýdýr. Unutmayýn!.. Yepyeni bir dünya kurmak bizim elimizde
Kahrolsun Emperyalizm Yaþasýn Devrim Ve Sosyalizm Ýkitelli’den Mücadele Birliði Okuru 79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
19
dxq.91
1 egaP
84:31
7002.80.13
dxq.22-12-02
Yeni Evrede
Kadýn Konferansý / Avrupa
Mücadele Birliði
YAÞASIN DÜNYA EMEKÇÝ KADINLARININ ENTERNASYONAL MÜCADELESÝ 13-15 Ekim tarihleri arasýnda Almanya-Düsseldorf’ta yapýlan 7. Enternasyonal Politik Kadýn Formu’na biz Türkiye ve K.Kürdistan’dan Emekçi Kadýnlar(EKA) olarak katýldýk. Courage adlý kadýn örgütünün düzenlediði Enternasyonal Kadýn Buluþmasý’na Venezüella, Filipinler, Hollanda, Rusya, Avustralya, Almanya, Afrika, Irak, Ýran, Kolombiya, Filistin, Arjantin, Fransa, Çin, Türkiye/Kuzey Kürdistan ve Hindistan’dan kadýn temsilciler katýldý.
Enternasyonal Politik Kadýn Forumu’nun 1. Günü
Güney Afrika’dan Phylis Malope adlý kadýn temsilci katýldý. Temsilcinin kadýn ve çocuklarýn yoksulluðunu gösterdiði resimler, katýlýmcýlarý çok etkiledi. Afrika’da yaþanan sorunlarý kadýnýn gözüyle anlatan temsilci, yoðun ilgi gördü. Her ülke temsilcisinin kendini kadýn örgütlenmesini anlatan simgesel hediyeleri, sahnedeki masa üzerinde sergileniyordu. Afrikalý temsilci kendilerini simgeleyen bir kolye býraktý. Filipinli kadýn temsilci, erkek ve kadýnlarýn aldýklarý ücretler arasýnda büyük farklar olduðunu dile getirdi. Filipinli kadýnlarýn %70’inin tarým alanýnda çalýþtýðýný söyledi. Filipinli kadýn temsilci simgesel hediye olarak kendilerini anlatan bir afiþ býraktý. Kolombiyalý Zulma Rojas, kadýn sorununu toplumsal sorunla baðlantýlandýrdý. Hem kadýnlarýn hem erkeklerin özgürlük için savaþmalarý gerektiðini dile getirdi. Bunun için reformlarýn yetmeyeceðini, ekonomik, politik ve kültürel sistemin deðiþtirilmesi gerektiðini söyledi. Kolombiya’da sistemin deðiþtirilmesi konusunda silahlý mücadelenin bir yöntem olarak kullanýldýðýný anlattý ve bu konunun altýný çizdi. Kolombiyalý kadýn temsilci ülkelerine özgü panço býraktý. Venezüellalý Luzella Marin adlý kadýn temsilci, son dönemde Venezüella’da kadýn sýðýnma evlerinin açýldýðýný ve bu konuda Chavez’in de içinde bulunduðu yönetimin duyarlý olduðunu dile getirdi. Eðitim sorunu ve üniversiteler üzerinde durdu. Kendi kadýn örgütlerinin anti-emperyalist bir duruþlarý olduðunu dile getirdi. Kadýnlarýn hala yönetimde çok az yer aldýklarýný söyledi. Bu durumu deðiþtirebilmek için hükümetin çalýþma yürüttüðünü söyledi. Chavez’e güvendiklerini ve onunla sosyalizme sonuna kadar gidebileceklerini söyledi. Hediye olarak Venezüella bayraðýnýn renklerini simgeleyen bir þapka býraktý. Arjantin’den Elsa Gladiz, diðer temsilcilerden farklý olarak konuþmasýný doðallýðýnda yaptý (diðer temsilciler kâðýttan okumuþtu) Elsa, komünist partinin kadýn örgütünü temsilen katýlmýþtý. Elsa’nin konuþmasýnýn sonlarýnda “bizler seks objeleri deðiliz” demesiyle birlikte salonda büyük bir
20
alkýþ koptu. Elsa kendi kadýn örgütlerinin ambleminin olduðu bir çanta býraktý. Irak’tan Nedhal Hassan Abdeljalel katýldý. Kendisinin birçok iþte çalýþtýðýný, Irak’ta iþsizlik sorununun çok yoðun yaþandýðýný ve resmi rakamlara göre ülkede %40 iþsizlik olduðunu söyledi. Kendisi, annesini, babasýný ve kardeþlerini savaþta kaybetmiþ. Savaþ nedeniyle Suriye’ye kaçmýþ ve dokuz aydýr Almanya’daymýþ. Nedhal’in, “ABD þimdi Irak’ta demokrasi var diyor” demesiyle birlikte salonda bulunan herkes gülmeye baþladý. Nedhal devam etti; “Savaþ bitti deniliyor ama savaþ sürüyor. Bir günde sayýsýz insan öldürülüyor. Kendilerine saraylar yaptýlar, insanlar açlýktan öldü. Þu anda Irak’ta 158 bin yabancý asker var. Bunlardan 2.600’ü ABD askeri. Ve savaþ süresince 4.000’den fazla Iraklý ülkeyi terk etti.” Daha sonra Nedhal, Iraklý bir kýzýn günlüðünden bazý bölümler okudu; “Yine sýradan bir gün, elektrik ve su ne zaman kesilecek diye bekliyorum. Ölenleri görüyorum ve üzülüyorum. Þu anda ülkemdeki her þey baþkalarýna ait. Bize ait hiç bir þey kalmadý.” Nedhal, ABD askerlerinin Iraklý kadýnlara iþkence yaptýðýný ve tecavüz ettiðini söyledi ve dedi ki; “Bizim kültürümüzde kadýna saygý vardýr, kültürümüzü çiðnediler. Düþmanlýðýn bile bir hukuku olur, ölülerimizi bile bize vermiyorlar.” Irak’ta kadýn hareketleri ve inisiyatiflerinin aktif olduðunu, tecavüze ve kaçýrýlmalara karþý yürüyüþler yapýldýðýný söyledi. “Yabancýlar bizim elimizde silah olmamasý gerektiðini söylediler ama silahlarýmýz olmasaydý yaþayamazdýk. Bu savaþ petrol için deðil, bu savaþ insanlýða karþý bir savaþtýr” dedi ve büyük bir alkýþ aldý. Ýran’dan Nasrim Ramzanali katýldý. Ýran’da kadýnlarýn ikinci sýnýf insan muamelesi gördüðünü, kara çarþaflý giyinmeye karþý protestolar yapýldýðýný, hatta bir kadýnýn peçesiz ve baþý açýk yürüyüþ yaptýðýný söyledi. Sadece Ýranlý kadýnlar için deðil, tüm dünya kadýnlarý için bir kurtuluþ olmalý dedi. “Ýran’da kadýnlarýn açýk renkli pardösü ve kýyafetler giyinmesi, oradaki sisteme bir karþý duruþ ifade eder. Yani, savaþ ilan etmiþ olur. Kadýn haklarý savunucularý ve eylemciler sokak ortasýnda dövülüyor, kara çarþaflý kadýn polisler tarafýndan coplanýyor. Cezaevlerinde binlerce kadýn var ve bu kadýnlar iþkence ve saldýrýlara maruz kalýyorlar. Bu yaþanan zulmün bir göstergesidir” dedi. Ýranlý kadýn temsilci Nasrim’in konuþmasý çok canlýydý ve oldukça öfkeli konuþuyordu. Bu yýl Ýran-Sanandaj’da 2.000 kadýnýn katýldýðý enternasyonal kadýn günü yapýldýðýný belirtti. Nasrim; “Ýran’da, kadýn haklarýnýn geliþmesini engellemeye çalýþan binlerce
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
2 egaP
Yeni Evrede
84:31
7002.80.13
dxq.22-12-02
Kadýn Konferansý / Avrupa
Mücadele Birliði insanla mücadele ediyoruz. Bu hiç kolay deðil ama mücadele devam edecek. Yeni kuþak genç kýzlar deðiþim istiyorlar, böyle yaþamak istemiyorlar. Kýzlarýn %66’si üniversitede okuyor. 1979’da islami yönetim baþa geldiðinde ben genç kýzdým. Ve 8 Mart’ýn yerine Hz. Muhammed’in kýzýnýn doðum gününün kutlanmasý istendi. Geçen yýl 8 Mart’ta birçok yürüyüþ yapýldý. Devlet bu yürüyüþlere çok sert saldýrdý. Ýran’daki kadýnlarýn intihar oraný çok yüksek ama bunu deðiþtirmek bizim elimizde” dedi. Nasrim; Ýran’daki yasalarýn deðiþmesi ve kadýnlarýn özgürlüklerine kavuþmasý için kara çarþaf içinde zindan sembollü bir pankarta 1 milyon imza toplamak istediðini belirtti ve bu simgesel hediyeyi masaya býraktý. (Üç gün boyunca bu büyük pankartýn altýna yüzlerce imza atýldý.) Filistin’den Amineh konuþmasýna “Filistin çok güzel bir ülkedir” diyerek baþladý. “Bizim sorunlarýmýzý herkes biliyor. Filistin’de sadece kadýnlar deðil tüm insanlar eziliyor. Filistin Hýristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlar için çok önemli ve kutsal bir yer. 58 yýldan beri insanlar öldürülüyor, kadýnlarýn eþleri ve çocuklarý cezaevlerine konuluyor. Ýnsanlarýn mallarýna ve mülklerine el konuluyor. Birçok Filistinli esir alýnýyor ve þehit ediliyor. Ýntifada süresince 169 kadýn katledildi. Filistinliler yýkýk-dökük evlerde yaþamaya çalýþýyor. Sayýsýz Filistinli kadýn sakat býrakýldý. Tüm bunlar Ýsrail’in her günkü olaðan saldýrýlarýndan kaynaklýdýr. Birçok hamile kadýn hastaneye bile götürülemediði için ölüyor. Tutuklanan kadýnlarýn avukatlarý yok, aileleriyle görüþtürülmüyor, inanýlmaz iþkenceler görüyorlar. Birçok kez zehirli gazlara maruz kaldýlar. Filistinli genç kýzlar, en küçüðü 12, birçoðu ise 14-15 yaþýnda kendilerini Ýsrail hapishanelerinde buluyor. Tüm Filistinli annelerin psikolojik sorunlarý var. Çocuklarýnýn ve eþlerinin öldürülmelerine þahit oluyorlar. Her þeye raðmen Filistinli kadýnlar savaþmak zorunda” diyerek konuþmasýný bitirdi. Türkiye-K.Kürdistan adýna katýlacak olan Çiçek Otlu’nun tutuklanmasýndan kaynaklý, onun yerine EKD’den Baþak Þahin konuþma yaptý. Baþak Þahin Türkiye-K.Kürdistan’da yaptýklarý eylemleri anlattý. Cumartesi annelerinden, NATO eylemlerinden, kadýna uygulanan þiddete karþý düzenlenen eylemlerden bahsetti. Eþit iþe eþit ücret için uðraþtýklarýný anlattý. Ve “kapalý alanlarda olmamalýyýz sokaklara çýkmalýyýz” dedi. Avusturya’dan Sandra Bakutz, Türkiye’de 3 ayrý cezaevinde kaldýðýný ve Türkiye’de cezaevlerinin ciddi bir sorun olduðunu anlattý. Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþen Fatma Koyupýnar’ý anlattý. Behiç Aþçý ve Gülcan Görüroðlu’nun Ölüm Orucu eylemini halen sürdürdüklerini söyledi. Simgesel hediye olarak ise Gebze Zindanýndan boncuklardan yapýlmýþ bazý süsler býraktý. Afganistan’dan Sahar Schams katýldý. 11 yýldýr Almanya’da yaþadýðýný söyledi. Sahar yaptýðý kýsa konuþmada kadýnlarýn hiçbir mesleði olmadýðýný, hiç okuma yazma bil-
mediklerini söyledi. “müslümanlýk bizi mahvetti” dedi. Konuþmasýný bir þiirle bitirdi. (Küçük yaslarda Almanya’ya geldiði için Afganistan’daki kadýn sorununa vakýf deðildi.) Rusya’dan katýlan temsilci kadýn ne yazýk ki bir karþý-devrimciydi. Daha çok insan haklarý kavramýný kullandý. Barýþ ödülü alacaðýný söyledi. Rusya’daki kadýnlarýn varolan haklarýný korumaya çalýþtýðýný söyledi. Ayrýca asker annelerine deðindi. Ukrayna’dan gelecek temsilci bürokratik neden-
lerle katýlamamýþtý. Hollanda’dan katýlan Halinka Augustin çok sempatikti. O gün tam 50’sine girdiðini söyledi. Herkes bir aðýzdan Almanca doðumgünü þarkýsý söyledi. Halinka konuþmasý boyunca hepimizi güldürdü. Savaþsýz sömürüsüz bir dünya için gerçek bir sosyalizm olmasýný istedi. Hollanda’daki 8 Mart Komitesi adýna katýldýðýný söyledi ve konuþmasýnda; “Kadýnlar ev iþlerinden baþýný alamýyor, kadýnlar iki kat sömürülüyor. Dünyayý deðiþtirmek için yapmamýz gereken çok þey var” dedi. Hollanda’da 11 göçmenin öldürüldüðünü ve bununla ilgili birçok eylem yapýldýðýný söyledi. Hollanda’da da erkeklerin kadýnlardan daha çok ücret aldýðýný ve kadýnlarýn 4-6 saatlik basit iþlerde çalýþtýrýldýðýný dile getirdi. Saðlýk sektöründe büyük sorunlar olduðunu, hemþirelerin sürekli eylemler yaptýðýný hastanelerin özelleþtiðini anlattý. Uzun uzun liman iþçilerini anlattý. 1975’te çok büyük bir liman grevi olmuþ. Kadýnlarýn eþlerine destek için komiteler oluþturduðunu, buna Liman Kadýnlarý dediklerini söyledi. Kendisinin de bu mücadelede bizzat yer aldýðýný söyledi. Liman Kadýnlarý’nýn mücadelesini heyecanlý bir þekilde anlattýktan sonra simgesel bir hediye olarak liman iþçilerinin pankartýný býraktý. Ardýndan hep birlikte “Sosyalizm Ýstiyoruz“ adlý bir þarký söylediler. Fransa adýna 16 yaþýnda Shara konuþtu. Kadýn temsilcilerin çoðunun yaþ ortalamasýnýn yüksek olmasýna karþýn, Fransa temsilcisi Forumun en genç temsilcisiydi. Yeni çýkan yasayla ilgili inanýlmaz sayýda eylemler yapýldýðýný, kendisinin de bu eylemlere katýldýðýný söyledi. Yeni ilticalarýn %18’i reddedilmiþ. Ayrýca þu anda kendi ülkelerinin dillerini bile bilmeyen göçmenleri ülkelerine yollamaya baþlamýþlar. Shara, yeni çýkan yasayla ilgili katýldýklarý eylemlerden birinde kullandýklarý pankartý simgesel hediye olarak býraktý. Almanya adýna Brigitte Gebaver konuþma yaptý. “Almanya’da ilk kez bir kadýn baþbakan var” dedi gülerek, herkes de güldü. “Almanya’da her þey daha kötüye gidiyor. Varolan haklarýmýzý geri alýyorlar bunlar için Pazartesi eylemleri sürüyor. Birçok fabrikada isten çýkarmalar yaþanýyor. Lübnan için sokaklara çýkýyoruz. Anti-faþist yürüyüþler Nazilere (NPD) karþý yapýlýyor. Faþistlerin partisi yasaklansýn” dedi alkýþlar yükseldi. Kadýn hareketlerinin tüm farklýlýklarýna raðmen birlikte olursa güçlü olacaðýný söyledi. “Kadýnlar özgür olamasa
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006
21
3 egaP
7002.80.13
dxq.22-12-02
Yeni Evrede
Kadýn Konferansý / Avrupa
Mücadele Birliði
dünya özgür olamaz” dedi ve bitirdi. Simgesel hediye olarak “biz bu iþi yapabiliriz” yazýlý pazýsýný gösteren bir kadýn afiþi býraktý. Yapýlan konuþmalarýn ardýndan, tüm ülkelerden gelen kadýn temsilciler sahneye davet edildi. “Hepimizin Yolu Bir” adlý þarký hep bir aðýzdan söylendi.
Enternasyonal Politik Kadýn Forumu’nun 2. Günü
Ýkinci günün açýlýþý, “Biz Sadece Ekmek Ýstemiyoruz Gül de Ýstiyoruz“ adlý parçanýn söylenmesiyle baþladý. MLPD (Almanya Marksist Leninist Partisi) Kadýn Örgütü Baþkaný’nýn konuþmasýyla devam etti ve ardýndan mesajlar okundu. PDS (Demokratik Sosyalist Parti) Alman Milletvekili, SPD (Sosyal Demokrat Parti), Yeþiller Partisi’nin eski kadýn bakaný, feminist bir kadýn yazar (kadýn sorunu üzerine birçok kitabi var), Türk yazar, Berlin’den Günter Vallraf, Lübnan kadýn örgütünden ve Almanya baþbakanýnýn sekreterinden, baþbakanýn çok yoðun olduðu ve gelemediði için üzgün olduðunu belirten bir mesaj okundu ve bu mesajýn ardýndan kahkahalar yükseldi. Kadýn sorunu konusunda her yerde demeçler veren baþbakanýn samimiyetsizliði olarak algýlandý. Ýkinci gün, 2010 yýlýnda Pekin’deki Dünya Konferansý’ndan 10 gün sonra Enternasyonal Politik Kadýn Formu’nun Venezüella’da yapýlmasý oylamaya sunuldu. Oylamanýn sonucunda yaklaþýk 1.700 kiþinin katýldýðý forumun %99’u kabul oyu verdi. Venezüellalý kadýn temsilci buna öncülük yapmaktan gurur duyacaklarýný açýkladý. Chavez’in de kadýn forumuna ev sahipliði yapmaktan onur duyacaðýný söyledi. Daha sonra Bertol Brecht’ten “Sizin Ýçin Olmayan Savaþlara Gitmeyin” konulu kýsa bir oyun sahnelendi. Ýkinci günün seminer konularý açýklandý ve 15 konuda (Genç Kadýnlar, Göçmenlerin Mücadelesi, Ýslam Dünyasýnda Kadýn, Kadýn Kurtuluþunun Bir Projesi Olarak Sosyalizm...) çalýþma gruplarý oluþturuldu. En fazla katýlýmýn olduðu ve diðer ülkelerden gelen katýlýmcýlarýn ilgisini çeken “Kadýn Kurtuluþunun Bir Projesi Olarak Sosyalizm” baþlýklý çalýþma grubuna EKA olarak biz de katýldýk. Bu çalýþma grubunda sosyalizm deneyiminde kadýn konusu dörde ayrýldý; Sovyet deneyiminde kadýn, Demokratik Almanya deneyiminde kadýn, Çin deneyiminde kadýn ve Paris Komününde kadýn. Biz EKA olarak Sovyet deneyiminde kadýn konulu çalýþma grubunu seçtik. Çalýþma grubunda Sovyet deneyiminde kadýn haklarýyla ilgili inanýlmaz yasalarýn çýkarýldýðý söylendi. Ancak o deneyimi yaþayanlardan bazýlarý, yasalarla pratiðin bir olmadýðýný söylediler. Bu konuda EKA olarak biz de söz aldýk. Türkiye ve K.Kürdistan’daki kadýnlarýn çok zor koþullarda yaþadýðýný, Sovyet deneyimindeki kadýnlarýn onlara göre hayal bile edemeyecekleri haklara sahip olduklarýný belirttik. Sovyet
22
84:31
deneyiminde insanlarýn böylesine ileri yasalarý çýkarabildiðine göre, onlarý yaþama da geçirebilecek güce sahip olduklarýný; sosyalizmin kadýn kurtuluþu konusunda bir ilk adým olduðunu, bunun diyalektiðinin iyi kavranmasý gerektiðinin, nihai çözümününse ancak komünizmde gerçekleþeceðini söyledik. Çalýþma gruplarýnýn süreleri dolduktan sonra, her gruptan bir temsilci sonuçlarý açýkladý. Çýkan sonuçta genel düþünce, kadýn sorununun çözümünün sosyalizmde olduðuydu. Ancak bu onlarýn yaþanan deneyimleri irdelemesine-eleþtirmesine engel olmamýþtý. Çalýþma grubunun son yarým saatinde serbest kürsü yapýldý EKA olarak biz de kürsüde söz aldýk. Dünyamýzýn çok zorlu bir süreçten geçtiðini, Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de, Lübnan’da ve Kürdistan’da savaþlar yaþandýðýný ve her gecen dakika insanlarýn öldüðünü söyledik. Ve “Kadýnýn kendi sorunlarýný insanlýðýn sorunlarýndan baðýmsýz çözme imkâný yoktur. Temel çeliþkimiz emek-sermaye çeliþkisidir, kadýn sorunu da bu temelde ele alýnmalýdýr. Kadýn insanlýðýn toplumsal kurtuluþ mücadelesinde özgürleþir. Ve madem konumuz kadýn ve sosyalizm bu konuda daha geniþ ve derin bilgi alabilmek için Kübalý kadýnlarýn da burada olmasýný isterdik” dedik.
Enternasyonal Politik Kadýn Forumu’nun 3. Günü
Ýkinci gün yapýlan 15 seminerin sonuçlarý tek tek açýklandý. Ardýndan çocuklardan oluþan bir koro “Her Þey Daha Ýyi Olabilir” adlý parçayý seslendirdi. MLPD’li bir kadýn temsilcinin konuþmasý sýrasýnda “Tanrý bizi ABD’nin özgürlüðünden korusun” demesiyle birlikte
salonda kahkahalar koptu. 7. Enternasyonal Politik Kadýn Formu’na katýlanlarýn birbirleriyle vedalaþmasýnýn ardýndan forum sonlandýrýldý.
Genel Deðerlendirme:
Forum içerik anlamýnda doyurucu olmasa bile çeþitli ülkelerden gelen kadýnlarla tanýþmak çok heyecan vericiydi. Türkiye ve K.Kürdistan’da yaþanan sorunlar açýsýndan yalnýz olmadýðýmýzý görebildik. Bu enternasyonal havayý solumak bizce çok güzeldi, ancak bu imkân daha verimli kullanýlabilirdi. Bazý temsilcilerin sorunu sürekli ev iþleri, çocuk bakýmý, kadýn ve erkek ücretleri arasýndaki fark vb. kadýnsal sorunlara indirgemeleri forumu darlaþtýrdý. Özellikle Latin Amerika’dan gelen temsilcilerin (Arjantin, Kolombiya, Venezüella) kadýn sorununa yaklaþýmý daha derin ve bize daha yakýndý. Foruma katýlan Ortadoðu ülkelerinden temsilcilerin uzun yýllardýr Almanya’da göçmen olarak yaþamalarý bizce þu anda yaþanan savaþ ve kadýn sorununu var olan sýcaklýðýyla anlatmalarýný engelledi. Ancak Latin Amerika’dan gelen temsilciler bu anlamýyla forumu zenginleþtirdi.r
79. Sayý / 30 Ekim - 8 Kasým 2006