Page 1


yol açýlmýþtýr bir kere. Emek sistemine dayanan çað kapanýyor. Çok büyük boyutlara ulaþmýþ devlet mülkiyetindeki toplumsal üretim dev iþletmeler, kapitalistler olmaksýzýn iþçiler tarafýndan denetleneceðini her yönüyle ortaya koymuþtur. Devlet ekonomisi sorunun çözümü deðildir. Fakat çözümü içinde taþýmaktadýr. Ýþçiler devlet iktidarýna el koyduklarýnda, hazýr bir temeli devralacaklardýr. Burada mülkiyet sorunu, kendisini güçlü olarak hissettirmektedir. Burjuva toplumda toplumsallýk, burjuvaziye hizmet eder. Mülkiyet biçimi meselesi, ivedi bir konu haline gelir. Mülkiyetin özel bir biçimi uyumsuzluðun temeli olduðu için, bunun devamý, üretici güçlerin yýkýmýyla sonuçlanýr. Üretici güçleri geliþtirmenin yolu, bu uyumsuzluðu gidermektir. Üretim güçleriyle üretim iliþkileri arasýndaki uyumsuzluk, toplumdaki çatýþmalarýn kaynaðýdýr. Proletarya, üretim araçlarýnýn özel mülkiyetini toplumsal mülkiyete dönüþtürerek, toplumsal üretimle özel mülkiyet arasýndaki uyumsuzluða son verir. Buradan ileri gelen çeliþki, kriz ve çatýþma da ortadan kalkar. Bu sonucu tüm þiddetiyle toplumun gündemine getiren kapitalizmin kendisidir. Maddi koþullar, hem sorunun kaynaðýdýr, hem de çözümün. Ýnsanlar önlerine gelen sorunu çözebilirler; çünkü sorunun çözümü, maddi koþullarda oluþmuþtur. Burjuva toplum çözülüp daðýlmaya baþladý. Komünist Manifesto, kapitalizmin daðýlmasýný açýkça gösterdi. Bu toplumun yerine geçecek olan komünist toplumun ilkelerini ve hedeflerini tüm sýnýflara ilan etti. Burjuvazi ilk önce, bilimsel komünizmi “teorik” olarak mahkûm etmeye kalktý. Bu görevi her seferinde yeni bir “teorisyen”, yeni bir düþünce okulu üstlenmesine karþýn, ödevin tamamlanamadýðýný düþünerek yenikleri ortaya atýldý. Marksizmin devrimci teorisi ise, her geçen gün kitlelerce tartýþýlýyor ve kavranýyordu. Çok kýsa sürede kitleler içinde, maddi bir güce dönüþen devrimci teori, dönüþtürücü bir güce dönüþtü. Marksist teoriyi esas alan iþçi sýnýfý partileri oluþtu. Komünist hareket, giderek çaðýn en etkin politik hareketi haline geldi. Komünist hareketin ortaya çýkýþý ve güçlenmesi, insanýn insaný sömürdüðü, yabancýlaþmýþ bir tarihin yerini, insanýn insana baðýmlýlýðýnýn sona erdiði, insanýn kendi öz toplumsal güçlerini denetleyebildiði insani tarihin gelmekte olduðunun en çarpýcý iþareti ve kanýtýdýr. Baþka bir ifadeyle, komünist hareket, kapitalizmden komünizme geçiþin baþlamasý demektir. Böyle bir geçiþin maddi þartlarý oluþmaksýzýn komünist hareket ortaya çýkma imkâný bulamaz. Komünist hareket, kapitalizm çaðýnýn sonlarýna gelindiðinin baþka

KAPÝTALÝZM ÇAÐININ SONU K

apitalizm, bugüne deðin görülen toplumsal sistemlerin içinde, tarihte en kýsa dönemi kaplayan toplumsal bir biçimdir. Emeðe dayanan, bu yüzden dengesizlikler, uyumsuzluklar ve krizlerden kurtulamayan kapitalist sistem, çok kýsa sayýlabilecek bir sürede çöküþ sürecine girdi. Artýk kapitalizm çaðýnýn sonlarýnda bulunuyoruz. Ve son sömürü çaðý ömrünü tamamlarken, yerini devrimlerle, sýçramalarla yeni olana terk ediyor. Kapitalisti gereksiz yapan þey, o olmasa da toplumsal üretimin ve dolaþýmýn, ücretli görevliler tarafýndan denetleniyor olmasýdýr. Üretimin ve deðiþimin dünya çapýnda yürüdüðü böylesine karmaþýk bir iliþkiyi kapitalistin denetlemesi zaten olanaklý deðil. O,bu iþi uzmanlara býrakmýþtýr. Hatta kapitalistlerin çoðu, yaptýðý iþin bilgisine bile sahip deðil. Bu yüzden þirket yöneticileri, kapitalistin haberi bile olmadan çok büyük paralarý kendi hesabýna geçiriyor. Ýçlerinden þirketleri iflasa sürükleyenler bile var. Toplumsal üretimin denetimi öylesine karmaþýk hale geldi ki, zenginlik üretimi ve yönetimi öylesine çeþitlendi ki, hükümetler bile kapitalistlerin bu alandaki iþlerini takip etmeye yetmediði için, kapitalistler, hükümetlere kendi uzmanlarýný danýþman olarak veriyor. Bütün iþleri kapitalist adýna uzmanlar, yönetenler yapýyor. Burjuvazi gereksiz bir sýnýftýr. Kapitalist üretim biçiminin ömrün doldurduðunun en çarpýcý kanýtý, onun geliþmenin önünde engel olmasý; bilim, teknik ve benzeri alanlardaki geliþmeye karþý durarak tarihi görevine ihanet etmesidir. Kapitalist üretim, artýk tüm çaðdaþ geliþme ile çatýþma içindedir. Toplumsal üretim öylesine geliþti ve üretici güçlerin büyümesi o noktaya vardý ki, kapitalist kabuk artýk bu geliþmeye dar geliyor. Kapitalist biçimle toplumsal üretim arasýndaki uyumsuzluk, tekelci kapitalizm aþamasýna ulaþmasýyla, devlet-tekel bütünleþmeleriyle birlikte iyice büyüdü. Devlet tekel bütünleþmesiyle ortaya çýkan büyük çaplý toplumsal üretim, hiçbir þekilde kapitalizmin çitlerine sýðmýyor, uyumsuzluk çok belirgin ve elle tutulur halde. Çatlak kapanmayacak kadar büyümüþtür. Kapitalizm çaðýný sona erdiren

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

3


Yeni Evrede

Baþyazý

Mücadele Birliði

bir kanýtýdýr ayný zamanda. Marksist teori, iþçi kitleleri arasýnda hýzla yayýlýnca ve hatta eðitim görmüþ kitleler arasýnda bile taraftar bulunca, burjuvazi bu defa da, komünizmin “uygulanabilirliði”ni tartýþmaya baþladý. Burjuvalara göre komünizm salt bir “teori”dir. Ve uygulanamaz. Gerçi Paris Komünü komünizmin uygulanabilirliðinin ilk örneðiydi, ancak kýsa süren varlýðý, hedefe ulaþmaktan uzaktý. Ama bu kýsa sürede bile, Komün, emeðin sonunda bulunmuþ kurtuluþunun bir biçimiydi. Onun etkinliði varlýðýndan ileri geliyordu; tüm Avrupa burjuvazisinin ittifak halinde saldýrýsýnýn nedeni de, emeðin kurtuluþunun bir biçimi olmasýydý. Komünizmin fiilen ilk “uygulanabilir” örneði, Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi’dir. Ekim Devrimi’yle kapitalizmden komünizme geçiþ çaðý da baþlamýþtýr. Bunun genel koþullarýný, kapitalizmin geliþimi, onun emperyalist aþamaya ulaþmasý hazýrlamýþtýr. Emperyalist savaþ da, dünyada devrimin objektif þartlarýný hazýrlamýþtýr. Rusya’da proletaryanýn iktidara gelmesi, proletarya diktatörlüðü sisteminin kurulmasý. Kapitalizm çaðýnýn sonlarýna gelindiðinin uygulanabilir kanýtýydý. Kapitalizmin dünya sistemi, Ekim Devrimi’yle ölümcül bir darbe aldý. Kapitalizmin dünya sistemi, kendi içinde parçalandý ve bir dünya sistemi olmaktan çýktý. Rusya gibi büyük bir ülke bu sistemin dýþýna çýkmýþtý. Bu, kapitalist sistemin tarihinin en þiddetli ve en büyük bunalýmýna girmesi demekti. Daha sonra, 40’lý yýllarýn sosyal devrimleriyle birlikte bir grup ülkenin daha sosyalizme geçmesiyle, sosyalizm bir dünya sistemi haline geldi. Sosyalist sistemin ortaya çýkýþý, kapitalizmin genel bunalýmýný iyice derinleþtirdi. Halen dünyanýn büyük bir bölümünde kapitalizmin egemenliði altýnda olmakla birlikte, oralarda burjuva egemenlik, proletaryanýn durmak bilmeyen saldýrýlarýyla karþý karþýya. Burjuvazi, artýk tarihsel inisiyatifini yitirmiþtir; tarihi inisiyatif yeni bir dünya kurmak için savaþan proletaryanýn eline geçmiþtir. Burjuvazinin yapmaya çalýþtýðý þey, kapanmakta olan bir dönemi biraz daha uzatmaktan ibaret. Hepsi bu. Ekim Devrimi’yle birlikte, komünizmin uygulanabilirliði tartýþmasý bitmiþ, Sovyet örneðine, týpký Komün gibi, burjuvazinin ortak saldýrýsý baþlamýþtý. Sovyetlerin tüm iktidarý ele almasýyla baþlayan, sosyalist sistemle birlikte daha öne çýkan ve 20. yüzyýlý boydan boya etkileyen, iki dünyanýn savaþý oldu. Bu savaþ, kapitalizmden komünizme geçiþ çaðýnýn; kapitalimin çöküþ, sosyalizmin yükseliþ çaðýnýn durumunu yansýtýyor. Burjuvazi tüm olanaklarýyla bu çaðýn ilerlemesine engel olmaya çabalýyor, proletarya ise, çaðý geniþletiyor ve onu daha da derinleþtiriyor. Üretici güçlerin geliþmesinin önünde engel olmak, geçiþ çaðýnýn geniþlemesini önlemek, bundan sonra kapitalist sýnýfýn toplumsal davranýþýnýn, faaliyetinin özü oldu. Burjuvazi, artýk tamamen gerici bir konumdadýr. Burjuvazi, 90’lý yýllarda, kapitalizmin “ebediliðini” ilan ederken, öte yandan sosyalist Küba’ya karþý sürdürdüðü saldýrýlar, kendisi açýsýndan gerçek durumun böyle olmadýðýný göste-

4

riyor. Sýrf emekçi kitlelerin moralini bozmak ve onlarý güçsüz düþürmek için, ideolojik planda sosyalizmin “bittiðini” söylerken, gerçek yaþamda ise bunun bu þekilde olmadýðýný biliyor ve bu yüzden dünya proletaryasýna, komünist harekete karþý yüzyýl savaþý baþlattý. Her yerde, týpký 20. yüzyýl boyunca hiç aralýksýz olarak sürdürdüðü “kýzýl avý” saldýrýsýnda olduðu gibi, bir saldýrýyý daha þiddetli biçimde uygulamaya sokuyor. Yine her kapitalist ülke, büyük bir telaþla, devlet egemenlik sistemini (burjuva diktatörlük sistemini) yetkinleþtirmekle meþgul. Bunca önlem ne içindir. Ancak, yerini alacak daha yüksek bir toplum biçiminin geliþinin kaçýnýlmaz olduðunu anlayan bir toplum, bunca tedbiri almaya baþlar. Burjuvazi, komünizm “tehlikesi”nin geçtiðini düþünüyorsa, komünistlere karþý bu denli hýnçlý saldýrý ve terör nedendir. Ve neden dünya proletarya hareketine karþý küresel saldýrý baþlatýldý ve sürdürülüyor. Tüm bunlarýn gerçek anlamý, tarihsel gidiþin komünizme doðru olmasýndan ötürüdür. Burjuvazi ideolojik ve politik alanda emekçi halk üzerinde hegemonya kurmaya çalýþýrken, kapitalizmin ekonomist iþleyiþi ise, bu çabalarý etkisizleþtirme yönünde iþliyor. Burjuva ekonomi yasalarý, sermaye sýnýfýnýn kitleler üzerindeki tüm etkisini kýrýcý bir yönde ilerliyor. Ekonomik temeldeki uzlaþmazlýk büyüdükçe, ideolojik alanda da sýnýflararasý çatýþma derinleþiyor. Burjuvazi, ekonomik temele baðlý olarak sýnýflar savaþýmýnýn þiddetlendiði bir toplumda, halk üzerinde bir politik etkinlik nasýl saðlayabilir. Sýnýflar savaþýmýnýn geliþmesi, mevcut iliþkilerin devamýnýn deðil, sýnýflarý ve buna dayanan iliþki tarzýnýn ortadan kaldýrmasýna zorunlu olarak varacaktýr. Burjuvazinin her ne yaparsa yapsýn sonunda yenileceði ve proletaryanýn ise zafere ulaþacaðý görüþü bu temelden açýklanabilir. Ýçinde bulunduðumuz tarihsel süreci tüm karmaþýklýðý ve bütünlüðü içinde ele almalýyýz. Çökmekte olan eski toplumsal sistemle, doðmakta olan toplumsal sistem; yeni ile eski; ileri ile geri; ayný tarihsel süreçte bulunuyor. Önce kapitalizm çaðý kapanacak, sonra onun yerini komünizm çaðý alacak biçimde mekanik bir durum yoktur. Bu, toplumun evrimine de aykýrýdýr. Gerçek yaþamda, yýkýlmakta olanla, onun yerini alacak olan bir arada bulunurlar ve birbiriyle sürekli bire savaþým içindedir. Yani bir tarafta kapitalizm çaðýnýn sonlarý yaþanýrken, diðer taraftan kapitalizmden komünizme geçiþ çaðý dinamikleri iþliyor. Ýki dünya arasýndaki bu savaþ, çeþitli biçimler altýnda yürüyor. Bu savaþta özsel olarak, komünizm, kapitalizmin yýkýlýþýný hýzlandýrmak için tüm gücünü kullanýrken, kapitalizm de komünizmin ilerlemesini yavaþlatmak ve bozmak için eldeki tüm olanaklarý seferber ediyor. Ýnsanýn geleceði üzerinde etkide bulunan bu iki sýnýf arasýndaki savaþým, yirminci yüzyýlý tamamen doldurduðu gibi, yirmibirinci yüzyýlda da sürecektir. Burjuvazi, sýçramalý çöküþ sürecine girmiþken, saldýrýlarýn daha þiddetlendirecektir. Fakat bu, onun için umutsuz bir savaþtýr. Ne denli þiddetli ve zorlu geçerse geçsin bu savaþý proletarya kazanacaktýr. C. DAÐLI

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006


dý, devrimlerin nerelerde olacaðýný saptamak için fazla bir çabaya gerek kalmazdý. Geliþmiþ kapitalist bir toplum, proletarya iktidara geldikten sonra, daha kolay devam edeceði þartlarýn önceden oluþmasý anlamýna gelir, ama iktidara gelmenin de kolay olacaðý güvencesini vermez. Bilimsel sosyalizmin kurucularýnýn devrime somut yaklaþýmlarý bize bu konuda açýk bir fikir verir. Genel koþullar, önce Avrupa’da bir devrimi gündeme getirmiþken ve sosyalizmin kurucularý Marx ve Engels bunun üzerinde dururken; daha sonra genel þartlarda deðiþme oldu ve devrim dalgasý Avrupa’dan Doðuya, Rusya’ya doðru kaydý. O zaman sosyalizmin bu seçkin temsilcileri, yeni geliþmelere dikkat çektiler. Farklý koþullarda, farklý politikalarý gündeme getirerek ve diyalektiði en iyi þekilde kullanarak bu konuda da proletaryayý eðittiler. Ekonomik koþullardan hareket ederken, ekonomik iliþkilerdeki deðiþimi de diyalektik olarak tahlil etmeliyiz. Proletarya devrimini hazýrlayan koþullar, kapitalizmin temelleri üzerinde oluþur. Yani bir devrim zorunluluðu için, kapitalist ekonominin belli bir geliþme düzeyine çýkmasý gerekiyor. Sýnýf mücadelesinin belli bir yoðunluk derecesi, kapitalist üretimin belli bir yoðunluk derecesine ve egemenliðine denk düþer. Marx, kapitalist üretim biçiminin tarihsel geliþimini açýklarken, ayný zamanda, iþçi sýnýfýnýn, kapitalist birikime baðlý olarak büyümesini ve militanlaþmasýný da anlatmýþ oluyor. Lenin de kapitalizmin en yüksek aþamasý olan emperyalizmi anlatýrken genel olarak sermayenin nasýl yoðunlaþtýðýný ve tekelci kapitalizme dönüþtüðünü açýklar ve tekelci kapitalizmin proletarya devriminin öngünü olduðunu ifade eder. Fakat, tekelci kapitalizm, ilk ortaya çýktýðý düzeyde deðildir; sermaye birikimine baðlý olarak, tekelci kapitalizmin ekonomik eðilimleri olarak, devletle bütünleþmiþ tekelci kapitalizm geliþti. Devlet-tekel bütünleþmesinde, üretimin ileri düzeyde toplumsallaþmasý ortaya çýktý. Böylece, kapitalizm çerçevesindeki maddi koþullar daha geliþkin hale geldi. Toplumsal devrimler de artýk bu geliþkin maddi þartlarda biçimlendi. Esasen biz, kapitalist ekonomik geliþmeyi anlatýrken, toplumsal devrimlerin oluþumunu da anlatmýþ oluyoruz. 19. yüzyýlda, proletarya burjuva egemenliðe karþý ayaklandýðýnda, üretici güçler, kendilerini kurtaracak kadar geliþmemiþti ve örgütlü düzeyi zayýftý. Toplumsal kurtuluþ koþullarý 20. yüzyýlla birlikte, tekelci kapitalizme geçilmesiyle olgunlaþmaya baþladý. Bu þartlarda bile proletarya toplumsal devrimden önce demokrasiyi ele geçirmek durumunda kaldý. Geliþmiþ kapitalist ülkelerde geri ekonomik ve toplumsal iliþkiler varlýðýný belli ölçüde korusa da, ekonomik düzey, yerini alacak daha ileri toplumun koþullarýný hazýrlamýþtýr. Ama devrimler buralarda deðil, ekonomik olarak daha geri ülkelerde gerçekleþti. Bugün kapitalist ülkelerin ekonomisi daha ileri düzeyde bulunuyor. Sermaye dünya düzeyinde merkezileþmiþtir. Üretimin ve emeðin toplumsal karakteri ileri düzeydedir. Kapitalizmin temel çeliþkisi olan toplumsal üretimle, el koymanýn özel biçimi arasýndaki uzlaþmaz çeliþkisi þiddetleniyor ve öne çýkýyor. Dev-

DAHA ÝLERÝYE GÝDEBÝLEN EYLEMLER Tarihte sonu sonuna belirleyici etken ekonomik iliþkiler olduðundan, proletaryanýn kurtuluþu üzerine temel görüþlerimizi belirtirken daima ekonomik çözümlemeden yola çýkarýz. Marksist yöntem budur. Bu yöntem bizi her zaman doðru sonuçlara götürdü. Ekonomik iliþkiler ise sürekli bir deðiþim içindedir. O halde temeldeki bu deðiþiklikleri her seferinde yeniden irdelemek gerekir. Bir toplumun çözülüp-daðýlmasýný saðlayan geliþme, o toplumun içinde taþýdýðý çeliþkilerin olgunlaþmasýdýr. O zaman bu toplumdan kurtulmak çok kolay olur. Fakat bir toplumun bu noktaya gelebilmesi için uzun bir zaman ve bir dizi ekonomik geliþme gerekmiyor. Bir devrimin olmasý içinse, çeliþkilerin tamamen olgunlaþmasý gerekiyor. Çeliþkiler sonuna kadar geliþmeden de, devrimler gündeme gelir. Bir devrime yol açmasý için çeliþkilerin çeþitli etkenlerle keskinleþmesi yeterli. Bir toplumun önceki toplumun yerini almasý için, yeni toplumun üzerine dayanacaðý maddi ögelerin, eski toplumun yapýsýnda ortaya çýkmasý zorunludur. Çünkü daha yüksek toplum, önceden oluþmuþ olan bu ögelere dayanýr. Daha sonra kendine özgü temelleri oluþturur. Yeni topluma yol açan devrimler, eski toplumun zeminleri üzerinde meydana gelir. Ama bu noktada, yalnýzca ekonomik etkenler rol oynamaz, politik ve toplumsal etkenler de bir devrime neden olabilir. Devrime yol açan geliþmelerin somut olarak saptanmasý gerekir. Sadece ekonomik iliþkilerin gözlenmesi bizi yanlýþ sonuçlara götürebilir. Hele, devrimlerin ancak ekonomik olarak geliþmiþ ülkelerde olabileceðini ileri sürmek, kiþiyi mekanik düþünmeye iter. Bu anlayýþ, teorik olarak yanlýþ olduðu gibi, tarihsel gerçeklere de terstir. 20. yüzyýlýn tarihi gerçekleri baþka bir þey söylüyor. 20. yüzyýlýn toplumsal devrimleri geliþmiþ kapitalist ülkelerde deðil, az geliþmiþ kapitalist ülkelerde gerçekleþti. Buralarda gerçekleþen devrimlerin nedenlerini, tarihsel geliþimin yanýnda, 20. yüzyýlýn somut koþullarýnda da aramalýyýz. Devrime yol açan çeliþkileri keskinleþtiren etkenler çok yönlüdür. Geliþmiþ bir kapitalist toplumun varlýðý, yani ekonomik geliþmiþliðin yerini alacak daha ileri bir toplum biçiminin üzerine inþa edileceði maddi temelleri hazýr bulmasý demektir; fakat bu durum otomatik olarak devrim getirmez. Eðer böyle olsay-

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

5


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Eylemin Diyalektiði rimler artýk keskinleþen bu çeliþki tarafýndan biçimleniyor. Maddi koþullara baðlý olarak çeliþkilerin yeterince olgunlaþmadýðý durumlarda, devrimler bu çeliþkilerin çatýþmaya yol açmasýyla da toplumun önüne gelebilir. Kapitalizmin daha sonraki evriliþi içinde, ekonomik durum çeliþkilerin olgunlaþmasýný saðlayacak denli geliþti. Bu þartlarda dahi, devrim yalnýzca ekonomik nedenlerle doðmaz, politik, toplumsal çok çeþitli etkenler her zaman vardýr. Bu defa bir farkla; çeliþkilerin geliþkinliði tüm toplumsal yaþamý etkisi altýna alýr. Sýnýf mücadelesi ve bunun devrime varmasý, emek-sermaye çeliþkisi ekseninde meydana gelir. Bu çeliþkinin her ülkede ortaya çýkýþý, geliþmesi ve olgunluk derecesi somut olarak ele alýnmalýdýr. Her ülkede devrimi doðuran toplumsal ve politik etkenler belirlenmelidir. Böylece hem dünya proletaryasýnýn komünizme geçiþ ortak programý ve hem de her ülke proletaryasýnýn kendi somutunda bu ortak amaca ulaþma yollarý bu temelde saptanmýþ olur. Devrimi bir zorunluluk yapan koþullar açýklanýrken, daha çok nesnel etkenler sýralanýr. Toplumlarýn kültür durumu genellikle gözardý edilir. Halbuki toplumun eðitim ve kültür düzeyi, toplumsal dönüþümde önemli bir yer tutar. Eðitimli ve kültürlü bir toplum, ayný zamanda örgütlü ve bilinçli bir toplumdur. Toplumun eðitim, kültür, örgütlülük ve bilinç düzeyi, devrimin gerçekleþmesinde ve komünizme geçiþte bir etkendir. Ýnsanlarýn bu düzeye gelmesi, uzun bir geliþmenin sonucudur. Toplumsal koþullar deðiþtikçe, insanlarýn düþünce biçimi de farklýlaþmýþtýr, ideolojisi ve bilinci deðiþime uðramýþtýr. Görüþleri bilimsel temellere dayanýyor. Bilimsel görüþlere dayanmada, marksizmin belirleyici etkisi var. Bilimsel sosyalizm toplumlarýn kültürünü derinden etkilemiþtir. Ýnsanlar artýk yaþadýklarý toplumsal koþullara proletaryanýn bilimsel dünya görüþü ile bakýyorlar. Özgür ve ortaklaþa emek koþullarýnýn kaçýnýlmaz olduðunun daha açýk olarak kavrayabiliyorlar. Devrime sadece olaylarýn etkisiyle deðil, daha bilinçli olarak yöneliyorlar. Emekçi halkýn eylemleri her zaman ayný düzeyde olmaz. Eylemler, kendisini doðuran olaylarýn durumuna baðlý olarak bir çizgi izler. Toplumsal olaylar ise, sýnýf çeliþkilerinin ve sýnýf çatýþmasýnýn ürünüdür. Her büyük eylemin toplum ve dünyadaki etki derecesi farklý olur. Ýþçi-halk, eylemini içinde meydana geldiði koþullar içinde deðerlendirmek gerekir. Büyük eylemler tarihte ne denli önemli rol oynarsa oynasýnlar; etkileri sonraki çaðlarda görülse bile, kendi þartlarý içinde ele alýnmalý... Eylemleri büyük eylem yapan kendi tarihsel koþullarýnda yol açtýklarý deðiþikliklerdir. Yoksa, tarihin ileriki aþamalarýnda, onlarý geçen daha güçlü eylemler gerçekleþir. Tarihin farklý aþamalarýnda gerçekleþen eylemleri kýyaslamak doðru sonuç vermeyebilir. Etkisi bir sonraki yüzyýlda da görülen Paris Komünü’nün büyüklüðü Avrupa gericiliðinin orta yerinde, þartlarýn lehte olmadýðý bir zamanda komünal bir düzen kurma giriþimleriydi. Durgun bir havada aniden patlayan bir gök gürültüsü gibiydi. Etkisini geniþ bir alanda duyurdu. Komün bir daha tekrarlanamazdý, çünkü dünya þartlarý deðiþmiþti. Daha sonra kendisini aþan proleter devrimler gerçekleþmesine raðmen tarihteki yerini hep korudu. Büyük Ekim Devrimi de 20. yüzyýlda böyle bir

6

etki yarattý. Ekim’den sonra çok sayýda devrim oldu, ama hiçbiri Ekim Devrimi’nin yarattýðý etkiyi yaratamadý. Oysaki bazýlarý 1917 Ekim Devrimi’nden daha iyi örgütlenmiþti. Ekim’in tarihteki yeri, proletarya devrimleri çaðýný, kapitalizmden sosyalizme geçiþ çaðýný baþlatmýþ olmasýdýr. Her devrimin dünya etkisi ayrý ayrý deðerlendirilmeli. Spartakist Devrimi’nin Avrupa’da yarattýðý etki ile Çin Devrimi’nin yarattýðý etki kendi þartlarýnda irdelenmeli. Latin Amerika’da Küba Devrimi’nden sonra Nikaragua’da devrim gerçekleþti. Þimdi Venezuela’da halen sürüyor ve kýta halký eylemden eyleme koþuyor. Fakat hiçbiri Küba Devrimi’nin yarattýðý etkiyi yaratamadý. Çünkü Küba Devrimi Latin Amerika’da öncü rol oynadý. Tüm kýta onun etkisine girdi. Ýþte “iki-üç daha fazla Vietnam” dediðimiz Vietnam örneði ya da bugünkü eylemlerle kýyaslanan 68 eylemleri... Her biri, gerçekleþtiði koþullarý yarattýðý etkiler ve evrensel karakteriyle tarihte farklý bir yer tutmuþtur. Büyük eylemler deðerlendirilirken tüm bu özellikler bir bütünlük içinde ele alýnmalý. Fransa’da, iþçi sýnýfýnýn da destek verdiði, öðrenci eylemleri gündeme gelince, bu eylemlerin ‘68 eylemleriyle kýyaslanmasý yapýldý. Oysa ki, hem þimdiki durum, hem de eylemlerin yönelimi ‘68’den farklýdýr. Sadece Fransa’da deðil, tüm dünyada çok sayýda eylem gerçekleþiyor. Deyim yerindeyse tek gök gürültüsü deðil, arka arkaya çok sayýda gök gürültüsü birbirine karýþmýþ. Dünyadaki eylemlerin sýklýðý, yoðunluðu, yaygýnlýðý, sürekliliði ve yönelimleri ‘68’i aþmýþtýr. Bugünkü eylemler Yeni Evre eylemleridir. Ýçinde bulunduðumuz tarihsel koþullar nedeniyle çok daha köklü deðiþikliklere devrimci alt-üst oluþlara yol açacaklardýr. Þimdi yapýlan eylemler daha sýk meydana geliyor, daha yoðun ve sayýsýnda belirgin artýþ var. ‘68 eylemlerine gelene kadar Avrupa’da, Amerika’da belli bir “durgunluk” vardý. Böyle bir ortamda ‘68 büyük bir etki-patlama yarattý. Olaylarýn seyrek olduðu tarihsel dönemlerde bu tip eylemler kitleler üzerinde anýtsal etki yaratýr. Ama artýk o kadar eylem, arka arkaya oluyor ki, eylemlerin her birinin yanýnda, tümünün ortak etkisi daha öne çýkýyor. Yoðun eylem günümüzün bir özelliðidir. Daha derine giden ve mevcut sistemi daha sarsan eylemlerin yol vereceði geliþmeler dünya tarihi açýsýndan son derece devrimci olacaktýr. Bir birini zincirleme etkileyen emekçi halk eylemlerinin ilk sonuçlarý Latin Amerika devrimleri ve devrimci ayaklanmalarýdýr. Emperyalist ülkelerde henüz ayný sonuçlarý vermese de, bu denli sýk ve sürekli eylem dizisi buralarda da büyük deðiþiklikler yaratacaktýr. Daha þimdiden tüm yeryüzü devrimci eylem alanýna çevrilmiþ durumda. Emperyalist-kapitalist sistem yalnýzca ekonomik nedenlerle deðil, kitlelerin örgütlü devrimci eylemleriyle, devrimci ayaklanmalarý ve bilinçli çabalarýyla da kesin bir çöküþ içinde. Günümüzdeki emekçi halk eylemlerinin devrimci niteliði doðru deðerlendirilmeli. Bütün dünyada emekçi kitle eyleminde, eylemlerin sayýsýnda büyük bir artýþ var. Burada nicelik niteliðe dönüþür. Nitel bir sýçrama olur. Unutulmamalýdýr ki, çaðýmýz bir sýçramalý geliþim çaðýdýr. C. DAÐLI

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006


ÖLÜM ORUCU SAVAÞÇILARININ SOLUÐU MECÝDÝYEKÖY’DEYDÝ

T

ürkiye ve Kürdistan’da devrim, büyük bedellerle büyüyor. Yýllar yýlý üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda devrim için canýný verenler, büyük bir gelenek yarattýlar. Kahraman savaþçýlar sayesinde devrim yenilmez bir güce ulaþtý. Yýllara meydan okuyan Ölüm Orucu eylemi, 6 yýlý aþkýn bir süredir sürüyor. Ölümün üzerine yürüyen Ölüm Orucu Savaþçýlarý tarafýndan zindanda ve dýþarýda sürdürülen bu tarihsel eylem, gelecek güzel günlerin yaratýlmasý için devrim savaþçýlarýnýn neleri göðüsleyebildiklerinin en güzel örneði oldu. Onlarýn sesine ses katmak, eylemin sürdüðünü ve zafere ulaþana kadar da süreceðini duyurmak için, Mücadele Birliði Platformu tarafýndan 27 Mayýs günü Mecidiyeköy’de bir eylem gerçekleþtirildi. Üzerinde Serpil Cabadan’ýn resminin de olduðu “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar, Mücadele Birliði Platformu” yazýlý 10 metre yüksekliðindeki pankartý Mecidiyeköy Meydaný’nda bulunan otoyol köprüsüne asan Mücadele Birliði Platformu, meydanda bulunan ve otobüs duraklarýnda bekleyen herkesin ilgisini üzerine çekti.

Üstlerinde “Ölüm Orucu Sürüyor” yazýlý önlükleri ile, “Zindanlarý Yýkacak Zaferi Biz Kazanacaðýz”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz” ve “Ölüm Orucu Sürüyor” yazýlý kuþlarý köprüden atan Mücadele Birliði Platformu üyeleri, Ölüm Orucu Eyleminin sürdüðünü ve Gebze Zindaný’nda Serpil Cabadan’ýn Ölüm Orucu Eyleminin 336. gününde olduðunu herkesin duymasý için haykýrdýlar. “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar” sloganlarýný atarak sesli ajitasyona devam eden eylemciler, bu eylemle bir kez daha, üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda devrimin soluðunu temsil eden Ölüm Orucu Savaþçýlarýnýn güçlü sesini insanlara taþýmýþ oldular. Sloganlarýn ve ajitasyonun sona ermesinden sonra köprüden ayrýlan eylemcilerin ardýndan pankart, alana hakim bir konumda yaklaþýk 25 dakika daha kaldýktan sonra, gelen polis ekipleri tarafýndan indirildi. ÖLÜM ORUCU SÜRÜYOR SÜRECEK ZAFERE KADAR!

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

7


Bunun anlamý açýk, bugün Kürdistan’da en önemli gerçeklik, savaþýn kendisidir ve bunun üzerinde hiçbir irade yoktur. Onyýllar boyunca, binlerce evladýný savaþýn içinde kaybetmiþ olan bir halký, hiç kimse özgürlüðü için savaþmaktan vazgeçiremez. En son Diyarbakýr ayaklanmasý da göstermiþtir ki, Kürt halký daha geriye deðil ama daha ileriye gitmeye hazýrdýr. Halkýn içinde biriktirdiði öfke ve sahip olduðu ayaklanmacý ruh hali, kendisini açýk bir þekilde bu süreçte ortaya koymuþtur. Bu derece politikleþmiþ, ani geliþen olaylar karþýsýnda bir ordu gibi davranan bir halký farklý bir düþünceye alýþtýrmak mümkün deðildir. Kürt halký, bugüne kadar özgürlük aðacýný ne kadar yeþertebildiyse, bunu savaþarak, kaný, caný pahasýna yaptýðýný biliyor. Eðer bu savaþ olmasaydý, özgürlük dað baþýnda kuruyan bir çalýdan farksýz olurdu. Onyýllar boyunca sürdürdüðü savaþýn Kürt halkýna öðrettiði en önemli gerçek budur. Ortadoðu’nun þu an içinde bulunduðu durum, ABD’nin Irak’ta savaþ kaybediyor oluþu, diðer taraftan Geniþletilmiþ Ortadoðu Projesi’ni hayata geçirmeksizin kaybettiði egemenliði bir daha asla yeniden elde edemeyeceði emperyalist-kapitalist sistemin sýçramalý çöküþünün hýzlanmasýna baðlý olarak kaybettiði her dakikanýn, onu tarihsel sona doðru hýzla yaklaþtýrdýðý gerçeði, Kürdistan ulusal sorununu da karmaþýk bir hale getiriyor. Bir yandan ABD, KDP ve YNK üzerinden Irak’ta egemenliðini tesis etmeye çalýþýrken, bir yandan da yeni saldýrý hazýrlýklarý için Türk ordusunun desteðine ihtiyaç duyuyor. Ýþte bu her an deðiþebilir dengeler üzerinde Ortadoðu politikasýný belirginleþtirmeye çalýþýyor. Ancak burada altý kalýn çizgilerle çizilmesi gereken en önemli konu þudur: Emperyalizm hiçbir zaman ezilen halklara özgürlük getirmemiþtir; o, her zaman egemenlik peþinde olmuþtur. Kürt ulusunun özgürlüðü, ABD himayesinde saðlanamaz. Kürt ulusu özgürlüðüne halklarýn emperyalist-kapitalist sisteme karþý ortak mücadelesiyle, halklarýn mücadele birliðiyle ulaþacaktýr. “Günümüz dün-

KÜRT HALKI ÖZGÜRLÜÐÜNÜ SAVAÞARAK KAZANIYOR

Ö

zellikle son birkaç ayda K.Kürdistan’da çatýþmalar yoðunluk kazandý. HPG Basýn Ýrtibat Merkezi tarafýndan yapýlan açýklamada Türk ordu birliklerinin G.Kürdistan sýnýrý boyunca 3 aydan bu yana zýrhlý araçlarla ve toplarla birlikte yýðýnak yaptýðý bildiriliyor. Sadece Mayýs ayý içinde Türk ordu birlikleri K.Kürdistan’da 53 operasyonda bulunmuþ, buna karþýlýk gerilla, 169 karþý misilleme saldýrýsý yapmýþ ve içlerinde üst düzey subaylarýn da bulunduðu 165 asker öldürülmüþ. Yine ayný kaynaktan yapýlan 25 Mayýs tarihli açýklamaya göre, Türk ordu birliklerine ait bir grubun Uludere’den G.Kürdistan’a girdiði bildiriliyor; bütün bu geliþmeler, “meþru savunma”nýn dahi savaþmak anlamýna geldiðini gösteriyor. TC devletinin sýnýra asker yýðarak bir imha savaþýna hazýrlanýyor oluþu, tüm niyetlerden baðýmsýz olarak savaþmayý zorunlu kýlýyor. Bu aþamada savaþ artýk bir tercih sorunu olmaktan çýkmýþ, Ulusal Kurtuluþ Hareketi için bir varlýk-yokluk sorunu haline dönüþmüþtür. Bugün Ulusal Kurtuluþ Hareketine dayatýlan bir an önce silahlarý býrakmalarý ve gelip teslim olmalarýdýr. A.Öcalan, yaptýðý açýklamada, “ben ‘silahlarý býrakýn’ diyemem” diyor. “bunu söylersem ihanet etmekle suçlanýrým.”

8

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006


yasýnýn gerçekliði” denilerek ABD emperyalizminin kadir-i mutlak olduðunu, Ortadoðu’daki tüm geliþmeleri kontrol altýnda tuttuðunu ve geliþmelerin yönünü dilediðince belirlediðini düþünmek doðru deðildir. Askeri bir güç olarak belki bugün dünyanýn bir çok bölgesine müdahale edebilir; ama yolun sonuna gelmiþ, çürümüþ bir kapitalist sistemi temsil ettiði için gittiði her yerde daha çok bataða saplanmakta ve çýkamamaktadýr. Bundan þüphe duyanlar Irak’a bakabilirler. Sadece görünenden hareket etmek, toplumsal olaylarý yorumlarken bizi yanlýþ sonuçlara götürür. Olaylarý bütün yönleriyle analiz etmek ve sonu sonuna belirleyici olan ekonomik nedenleri ortaya koymak gerekir ki, olgu daha kolay anlaþýlýr hale gelsin. ABD’nin Ortadoðu politikasý, geliþmelere göre biçim alýyor ve her an deðiþebiliyor. Bugüne kadar deðiþmeyen tek politikasý, burada kendine iþbirlikçi yönetimler oluþturmasýdýr. ABD, kendi egemenliðini tesis edebilmek için, þeytanla bile pazarlýða girebilir ve yine her an herþeyi feda edebilir. Elbette Kürdistan’da savaþým yürütenler de bu gerçeði biliyorlar; ancak gerçekliði bilmek ayrý þeydir, onu diyalektiðin prizmasýndan geçirip ayaklarý üzerine oturtmak ayrý þey. K.Kürdistan’ýn gerçekliði, özgürlüðünü kazanmak isteyen Kürt halkýnýn savaþmasýnýn, serhýldanlara yönelmesinin zorunluluðudur. Kürt halkýnýn bu savaþýmda en büyük müttefiki Türkiye proletaryasý olacaktýr. Halklarýmýzýn mücadele birliði-

nin kurulmasý ve estirilen þovenist rüzgarlarýn tersine çevrilmesi için iki ülkenin proletaryasýna çok iþ düþüyor. Bu konuda daha fazla çaba göstermesi gereken Türkiye iþçi ve emekçileridir. Türkiye iþçi ve emekçileri, kendi kurtuluþlarýnýn ezilen Kürt ulusunun kendi kaderini özgürce tayin etmesiyle mümkün olacaðýný iyi görmelidir. Kürt ulusunun kendi kaderini özgürce tayin edebilmesi için, var olan burjuva egemenlik sisteminin yýkýlmasý gerekiyor. Bu ayný zamanda, Türkiye proletaryasýnýn kurtuluþu anlamýna gelecektir. Bu demektir ki, Kürt iþçi ve emekçilerinin ulusal-sýnýfsal özgürlük mücadelesi Türkiye iþçi ve emekçilerin toplumsal kurtuluþ mücadelesiyle iç içe geçmiþtir. Birindeki geliþme, diðerini besleyecek ve büyütecektir. Burada en çok dikkat edilmesi gereken, bu süreçte geliþebilecek sosyal-þoven eðilimlere, proletaryanýn müsamaha göstermemesidir. Þovenist politikalarýn reformist ve küçük burjuva devrimci saflara sosyal-þovenizm olarak yansýdýðý biliniyor. Bu tehlikeye karþý uyanýk olmak, iþçi sýnýfý ve emekçilerin bilincini enternasyonalist bir anlayýþla donatmak gerekiyor. Özellikle reformizmin ezilen Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný hiçe sayan, giderek kendi burjuvazisinin yanýnda yer alan tavrýný yýðýnlarýn içinde iyi teþhir etmek, onlarýn iþçi ve emekçi yýðýnlarýn bilincini zehirlemesine engel olmak gerekiyor. Sosyal-þovenizm tehlikesine karþý Kürt halkýyla mücadele birliðini güçlendirmek ve ortak bir devrim cephesi oluþturmak en önemli görevimiz durumunda. Kürdistan’da çatýþmalarýn yoðunlaþtýðý bir sýrada, Türkiye’de devrimci iç savaþýn geliþimi için mücadele etmek, Kürt halkýna verilecek en önemli destek olacaktýr. Kürdistan’da yoðunlaþan çatýþmalar, etkisini Türkiye’de mutlaka gösterecektir. Yeni bir evreye girmiþ olan iç savaþ, geliþimini büyük bir hýzla sürdürüyor. Önümüzdeki süreç, 91-92 yýllarýný da aþacak geliþmelere gebe. Hazýrlýklarýn buna göre olmasý gerekiyor. Kürt ve Türk halklarýnýn mücadele birliðini güçlendirecek en önemli geliþme bu olacaktýr. Türkiye’den savaþýmýn yükseltilmesi, baþta proletarya olmak üzere hepimizin görevidir. Devrim, zorlu ve içinde büyük geliþmeleri taþýyan bir sürece girmiþtir. Leninistler, bu süreci iyi deðerlendirdiklerinde devrim büyüyecek, Kürt ulusu, kendi kaderini özgürce tayin etmeye doðru hýzla ilerleyecektir.

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

9


Bunun anlamý açýk, bugün Kürdistan’da en önemli gerçeklik, savaþýn kendisidir ve bunun üzerinde hiçbir irade yoktur. Onyýllar boyunca, binlerce evladýný savaþýn içinde kaybetmiþ olan bir halký, hiç kimse özgürlüðü için savaþmaktan vazgeçiremez. En son Diyarbakýr ayaklanmasý da göstermiþtir ki, Kürt halký daha geriye deðil ama daha ileriye gitmeye hazýrdýr. Halkýn içinde biriktirdiði öfke ve sahip olduðu ayaklanmacý ruh hali, kendisini açýk bir þekilde bu süreçte ortaya koymuþtur. Bu derece politikleþmiþ, ani geliþen olaylar karþýsýnda bir ordu gibi davranan bir halký farklý bir düþünceye alýþtýrmak mümkün deðildir. Kürt halký, bugüne kadar özgürlük aðacýný ne kadar yeþertebildiyse, bunu savaþarak, kaný, caný pahasýna yaptýðýný biliyor. Eðer bu savaþ olmasaydý, özgürlük dað baþýnda kuruyan bir çalýdan farksýz olurdu. Onyýllar boyunca sürdürdüðü savaþýn Kürt halkýna öðrettiði en önemli gerçek budur. Ortadoðu’nun þu an içinde bulunduðu durum, ABD’nin Irak’ta savaþ kaybediyor oluþu, diðer taraftan Geniþletilmiþ Ortadoðu Projesi’ni hayata geçirmeksizin kaybettiði egemenliði bir daha asla yeniden elde edemeyeceði emperyalist-kapitalist sistemin sýçramalý çöküþünün hýzlanmasýna baðlý olarak kaybettiði her dakikanýn, onu tarihsel sona doðru hýzla yaklaþtýrdýðý gerçeði, Kürdistan ulusal sorununu da karmaþýk bir hale getiriyor. Bir yandan ABD, KDP ve YNK üzerinden Irak’ta egemenliðini tesis etmeye çalýþýrken, bir yandan da yeni saldýrý hazýrlýklarý için Türk ordusunun desteðine ihtiyaç duyuyor. Ýþte bu her an deðiþebilir dengeler üzerinde Ortadoðu politikasýný belirginleþtirmeye çalýþýyor. Ancak burada altý kalýn çizgilerle çizilmesi gereken en önemli konu þudur: Emperyalizm hiçbir zaman ezilen halklara özgürlük getirmemiþtir; o, her zaman egemenlik peþinde olmuþtur. Kürt ulusunun özgürlüðü, ABD himayesinde saðlanamaz. Kürt ulusu özgürlüðüne halklarýn emperyalist-kapitalist sisteme karþý ortak mücadelesiyle, halklarýn mücadele birliðiyle ulaþacaktýr. “Günümüz dün-

KÜRT HALKI ÖZGÜRLÜÐÜNÜ SAVAÞARAK KAZANIYOR

Ö

zellikle son birkaç ayda K.Kürdistan’da çatýþmalar yoðunluk kazandý. HPG Basýn Ýrtibat Merkezi tarafýndan yapýlan açýklamada Türk ordu birliklerinin G.Kürdistan sýnýrý boyunca 3 aydan bu yana zýrhlý araçlarla ve toplarla birlikte yýðýnak yaptýðý bildiriliyor. Sadece Mayýs ayý içinde Türk ordu birlikleri K.Kürdistan’da 53 operasyonda bulunmuþ, buna karþýlýk gerilla, 169 karþý misilleme saldýrýsý yapmýþ ve içlerinde üst düzey subaylarýn da bulunduðu 165 asker öldürülmüþ. Yine ayný kaynaktan yapýlan 25 Mayýs tarihli açýklamaya göre, Türk ordu birliklerine ait bir grubun Uludere’den G.Kürdistan’a girdiði bildiriliyor; bütün bu geliþmeler, “meþru savunma”nýn dahi savaþmak anlamýna geldiðini gösteriyor. TC devletinin sýnýra asker yýðarak bir imha savaþýna hazýrlanýyor oluþu, tüm niyetlerden baðýmsýz olarak savaþmayý zorunlu kýlýyor. Bu aþamada savaþ artýk bir tercih sorunu olmaktan çýkmýþ, Ulusal Kurtuluþ Hareketi için bir varlýk-yokluk sorunu haline dönüþmüþtür. Bugün Ulusal Kurtuluþ Hareketine dayatýlan bir an önce silahlarý býrakmalarý ve gelip teslim olmalarýdýr. A.Öcalan, yaptýðý açýklamada, “ben ‘silahlarý býrakýn’ diyemem” diyor. “bunu söylersem ihanet etmekle suçlanýrým.”

8

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006


yasýnýn gerçekliði” denilerek ABD emperyalizminin kadir-i mutlak olduðunu, Ortadoðu’daki tüm geliþmeleri kontrol altýnda tuttuðunu ve geliþmelerin yönünü dilediðince belirlediðini düþünmek doðru deðildir. Askeri bir güç olarak belki bugün dünyanýn bir çok bölgesine müdahale edebilir; ama yolun sonuna gelmiþ, çürümüþ bir kapitalist sistemi temsil ettiði için gittiði her yerde daha çok bataða saplanmakta ve çýkamamaktadýr. Bundan þüphe duyanlar Irak’a bakabilirler. Sadece görünenden hareket etmek, toplumsal olaylarý yorumlarken bizi yanlýþ sonuçlara götürür. Olaylarý bütün yönleriyle analiz etmek ve sonu sonuna belirleyici olan ekonomik nedenleri ortaya koymak gerekir ki, olgu daha kolay anlaþýlýr hale gelsin. ABD’nin Ortadoðu politikasý, geliþmelere göre biçim alýyor ve her an deðiþebiliyor. Bugüne kadar deðiþmeyen tek politikasý, burada kendine iþbirlikçi yönetimler oluþturmasýdýr. ABD, kendi egemenliðini tesis edebilmek için, þeytanla bile pazarlýða girebilir ve yine her an herþeyi feda edebilir. Elbette Kürdistan’da savaþým yürütenler de bu gerçeði biliyorlar; ancak gerçekliði bilmek ayrý þeydir, onu diyalektiðin prizmasýndan geçirip ayaklarý üzerine oturtmak ayrý þey. K.Kürdistan’ýn gerçekliði, özgürlüðünü kazanmak isteyen Kürt halkýnýn savaþmasýnýn, serhýldanlara yönelmesinin zorunluluðudur. Kürt halkýnýn bu savaþýmda en büyük müttefiki Türkiye proletaryasý olacaktýr. Halklarýmýzýn mücadele birliði-

nin kurulmasý ve estirilen þovenist rüzgarlarýn tersine çevrilmesi için iki ülkenin proletaryasýna çok iþ düþüyor. Bu konuda daha fazla çaba göstermesi gereken Türkiye iþçi ve emekçileridir. Türkiye iþçi ve emekçileri, kendi kurtuluþlarýnýn ezilen Kürt ulusunun kendi kaderini özgürce tayin etmesiyle mümkün olacaðýný iyi görmelidir. Kürt ulusunun kendi kaderini özgürce tayin edebilmesi için, var olan burjuva egemenlik sisteminin yýkýlmasý gerekiyor. Bu ayný zamanda, Türkiye proletaryasýnýn kurtuluþu anlamýna gelecektir. Bu demektir ki, Kürt iþçi ve emekçilerinin ulusal-sýnýfsal özgürlük mücadelesi Türkiye iþçi ve emekçilerin toplumsal kurtuluþ mücadelesiyle iç içe geçmiþtir. Birindeki geliþme, diðerini besleyecek ve büyütecektir. Burada en çok dikkat edilmesi gereken, bu süreçte geliþebilecek sosyal-þoven eðilimlere, proletaryanýn müsamaha göstermemesidir. Þovenist politikalarýn reformist ve küçük burjuva devrimci saflara sosyal-þovenizm olarak yansýdýðý biliniyor. Bu tehlikeye karþý uyanýk olmak, iþçi sýnýfý ve emekçilerin bilincini enternasyonalist bir anlayýþla donatmak gerekiyor. Özellikle reformizmin ezilen Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný hiçe sayan, giderek kendi burjuvazisinin yanýnda yer alan tavrýný yýðýnlarýn içinde iyi teþhir etmek, onlarýn iþçi ve emekçi yýðýnlarýn bilincini zehirlemesine engel olmak gerekiyor. Sosyal-þovenizm tehlikesine karþý Kürt halkýyla mücadele birliðini güçlendirmek ve ortak bir devrim cephesi oluþturmak en önemli görevimiz durumunda. Kürdistan’da çatýþmalarýn yoðunlaþtýðý bir sýrada, Türkiye’de devrimci iç savaþýn geliþimi için mücadele etmek, Kürt halkýna verilecek en önemli destek olacaktýr. Kürdistan’da yoðunlaþan çatýþmalar, etkisini Türkiye’de mutlaka gösterecektir. Yeni bir evreye girmiþ olan iç savaþ, geliþimini büyük bir hýzla sürdürüyor. Önümüzdeki süreç, 91-92 yýllarýný da aþacak geliþmelere gebe. Hazýrlýklarýn buna göre olmasý gerekiyor. Kürt ve Türk halklarýnýn mücadele birliðini güçlendirecek en önemli geliþme bu olacaktýr. Türkiye’den savaþýmýn yükseltilmesi, baþta proletarya olmak üzere hepimizin görevidir. Devrim, zorlu ve içinde büyük geliþmeleri taþýyan bir sürece girmiþtir. Leninistler, bu süreci iyi deðerlendirdiklerinde devrim büyüyecek, Kürt ulusu, kendi kaderini özgürce tayin etmeye doðru hýzla ilerleyecektir.

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

9


BASINA VE KAMUOYUNA

BASINA VE KAMUOYUNA

TUZLA TERSANE ÝÞÇÝLERÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR

KAPÝTALÝZM ÖLDÜRMEYE DEVAM EDÝYOR HÂLÂ

Polis direniþteki Desan iþçilerine bir kez daha saldýrdý. Verilmeyen ücretlerini almak için 8 gündür direniþte olan iþçilere 1 haftada dördüncü saldýrý bu. Ýþbirlikçi tekelci kapitalist sistem çöküþe doðru gittikçe, iþçi sýnýfý ve emekçilere saldýrýlarýný yoðunlaþtýrýyor. Ýþçi sýnýfý ve emekçilere saldýrarak yýkýlýþýný geciktirmeye çalýþan sistem, bu saldýrýlardan bir sonuç alamayacaktýr; çünkü kapitalist sistem tüm dünyada yeni bir sýçramalý çöküþ evresine girmiþ durumdadýr. Türkiye ve Kürdistan’da yaþanan iç-savaþ da yeni bir evreye sýçradý. Tüm geliþmeler önümüzdeki süreçte iþçi sýnýfý ve emekçi halklarla burjuvazi arasýnda sürmekte olan iç-savaþýn yoðunlaþacaðýný gösteriyor. Tuzla Tersane iþçilerine yapýlan saldýrý, tüm iþçi ve emekçilere, devrim güçlerine karþý yapýlmýþ bir saldýrýdýr. Bu saldýrýlar karþýsýnda iþçi sýnýfý ve emekçilerin mücadele birliðini örgütlemek acil bir görev halini almýþtýr. Tüm iþ kollarýnda bulunan iþçi ve emekçiler bir an önce komite ve konseylerde örgütlenmeli ve kendi iktidarlarýný kurmak için mücadeleyi yükseltmelidirler. Herhangi bir iþ kolunda yapýlan saldýrýya karþý hep birlikte ve örgütlü bir þekilde cevap vermek ve sermayenin saldýrýlarýnýn karþýsýna “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak” sloganýyla çýkmak, iþçi sýnýfý mücadelesinin önünü açacaktýr. YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! FABRÝKALAR TARLALAR SÝYASÝ ÝKTÝDAR HERÞEY EMEÐÝN OLACAK! NOT: 1 Haziran 2006 tarihinde Mücadele Birliði Platformunun yaptýðý yazýlý basýn açýklamasýdýr.

10

Balýkesir’in Dursunbey ilçesine baðlý Odaköy’de faaliyet yürüten Þentaþ Madencilik’e ait kömür ocaðýnda 2 Haziran tarihinde grizu patlamasý oldu, 17 iþçi göçük altýnda kalarak hayatýný kaybetti, 7 iþçi yaralandý. Yerin yedi kat derinliðinde, yaþayabilmek için kömür tozuna bulanan, terleri kömür karasýna karýþan maden iþçilerinin yaþamýnýn sermaye sýnýfý için hiçbir deðeri yoktur. Onlar, ölenlerin ardýndan timsah gözyaþlarý dökerler ve ölenlerin yerine yeni iþçi bulabilecek olmanýn rahatlýðýyla birkaç açýklamayla iþi geçiþtirirler. Balýkesir Ticaret Odasý baþkaný, “maalesef madencilikte böyle þeyler oluyor” diyerek, bunun maden iþçilerinin “kaderi” olduðunu söylemek istiyor. Kapitalizmin katliamlarýnýn üzerinin böyle açýklamlarla örtülmeye çalýþýlmasý, bu aþaðýlýk sistemin bir gün daha fazla yaþayabilmesini saðlamak içindir. Bunun bir “kader” olmadýðýný herkes biliyor. 1955 yýlýndan günümüze, madenlerde yaþanan katliamlarda 2 bin 668 iþçi ölüme gönderildi. 318 bin 654 iþçi de yaralandý. Kapitalistler, kar oranlarýný düþürmemek için iþçileri koruyacak önlemleri almýyor, iþçi hayatýný hiçe sayýyorlar. Kapitalizm, pervasýzca iþçileri, emekçileri katletmeye, sakat býrakmaya devam ediyor. Kapitalistler, her geçen gün, kendilerine servet biriktirirlerken, iþçi ve emekçilere sefalet biriktiriyorlar. Kapitalist sistemin yýkýlýp, yerine insanlarýn insanca yaþayacaðý, iþ güvencesi bulacaklarý, ölüm kaygýsýyla iþbaþý yapmayýp, “ipekli bir kumaþý dokur gibi” sevinç ve coþkuyla çalýþacaklarý sosyalist sistemin kurulmasý artýk bir zorunluluk halini almýþtýr. Kapitalizm, tarihsel olarak yolun sonuna gelmiþtir. Katliamlarý ve yarattýðý felaketlerle birlikte, dünyamýzdan bir daha geri dönmemek üzere çekilip gideceði günler uzak deðildir. NOT: 3 Haziran 2006 tarihinde Mücadele Birliði Platformunun yaptýðý yazýlý basýn açýklamasýdýr.

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006


Nurhaklarda Yanan Devrim Ateþi Sönmeyecek! Ýkitelli’de düzenlediðimiz “Denize Akan Nehirler” adlý Sabahat Akkiraz’ýn katýldýðý halk konserimiz, 1 aylýk yoðun bir çalýþmanýn ardýndan gerçekleþti. Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi olarak gerçekleþtirdiðimiz bu etkinlik büyük bir çaba ve sorumluluk istiyordu. Ýlk olarak bu etkinliði Ýkitelli’de bulunan herkese duyurmaktý görevimiz. Denizleþen, devrimcileþen iþçi ve emekçilere Sinanlarý anlatmak, sahiplenmelerini saðlamaktý. Bunun için Ýkitelli’nin en yoðun caddelerine 5m x 8m ebadýnda pankartlarla, duraklara parklara insanlarýn yoðun geçtiði yerlere 2m x 1m ebadýnda bez pankartlar asarak duyurusunu yapmaya baþladýk. Çýkarttýðýmýz afiþleri Ýkitelli’nin her yerine astýk. Etkinlikten günlerce önce insanlar arayýp etkinliðin ne zaman olacaðýný soruyorlardý. Biz de Ýkitelli’nin tüm sokaklarýný ev ev dolaþarak davetiye daðýtmaya baþladýk. Dediðimiz gibi gün geçtikçe Denizleþen

kitleler, bizi tüm samimi duygularý ile sarýp sarmaladýlar. Bizimle birlikte davetiye daðýtýyorlar, afiþ yapýyorlar, pankart asýyorlardý. Bu nedenle de kopmaz baðlar doðallýðýnda geliþiyordu. Konsere bir hafta kala araba ile hem sesli ajitasyon yaptýk, hem de müzik eþliðinde dolaþtýk. Ayrýca ses sistemi kurup caddede stand açtýk ve sohbet ederek bildiri daðýttýk. Bölgemizde bulunan tüm kahve, dernek, cafe, dükkan, vb. yerlerin camlarýna afiþlerimizi astýk. Artýk ilk hedefimiz baþarýya ulaþmýþtý Ýkitelli’de etkinliði 7’den 70’e herkes duymuþtu. Konser günü geldiðinde Denizlerin, Sinanlarýn yoldaþý olan bizleri tarifsiz bir heyecan sarmýþtý. Yoldaþlarýmýzý bir kez daha kitlelerle buluþturmanýn onuru ile baþladýk konserimize. Ülkelerimizde ve dünyamýzda ölümsüzleþen tüm devrim savaþçýlarý adý-

mi ile devam etti. Yoldaþlarýmýzý bilen ve tanýyanlar da vardý aramýzda. Yaþlý analarýmýz dolu dolu gözlerle izlediler slaytýmýzý. Daha sonra bizim için yaþadýðýmýz sürecin önemini ve 31 Mayýs’ý anlattýk Ekin Sanat Merkezi olarak. Ýkitelli’de yerel bir grup olarak türküleri ile bize destek olan sanatçý dostlarýmýz sahne aldý. Ayýþýðý Sanat Merkezi “Yýldýz Dansý” adlý gösterimi ile Ölüm Oruçlarýný anlatan þiirle geldiler yoldaþlarýmýzýn anmasýna. Yine Ayýþýðý Sanat Merkezi müzik grubu Emeðe Ezgi, Denizler için yaptýklarý ezgilerle konuklarý bir kez daha duygulandýrdýlar. Bir kez daha yoldaþlarýmýzýn katillerine olan kin ve öfke bir kat daha arttý. Ardýndan Mücadele Birliði dergisi Genel Yayýn Yönetmeni Vefa Serdar, yoldaþlarýmýzýn aradan bunca zaman geçmesine raðmen sahiplenmesinden dolayý duygularýný ve düþüncelerini konuklarla paylaþtý. Yýllarca yaþanan baský ve zulme raðmen devletin bunca baský ve zor aygýtýna raðmen yoldaþlarýmýzý bu günlere taþýyan bizlerin hepimizin birer Deniz, Sinan olmasý gerektiðini söyledi. “Gün oldu Pir Sultan olduk asýldýk, gün oldu Sivas olduk, Maraþ olduk yakýldýk ama yine de kültürümüzü ve türkülerimizi susturamadýlar” diyerek sahneye Sabahat Akkiraz’ý çaðýrdýk. Gelen kitle Sabahat Akkiraz’ýn söylediði türkülerle coþtu, duygulandý... Artýk konserimizin sonuna gelmiþtik ve salon Denizlerin gerçek yoldaþlarýnýn sesleri ile yankýlandý. Yükselen haykýrýþlarýmýz salonun duvarlarýný aþtý... Kalmasa da yüreklerimizden baþka Namluya sürecek tek bir kurþunumuz Yine de devrim yangýnýnýn Yýlmaz savaþçýlarý Denizlerin baþ eðmeyen yoldaþlarý olacaðýz...

na saygý duruþu ile baþlayan etkinliðimiz daha sonra Denizleri anlatan slayt gösteri69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

UMUDUMUZ KAVGADA KAVGAMIZ SANATIMIZLA! Ýkitelli Ekin Sanat Merkezi

11


DEVRÝM SAFLARI D

anýþtay saldýrýsýyla birlikte yaþanýlanlarý en kýsa ve özlü olarak þu þekilde ifade etmek mümkün: Kazan çömlek patladý! Meðer herkesin herkes hakkýnda ne çok dosyasý, görüntü arþivi, dinleme kayýtlarý, fiþler ve malumat-mefruþatlarý varmýþ. Ama daha bir þey görmedik. Danýþtay saldýrýsý sonrasý patlak veren kavga, burjuva egemenliðin iç uyumunu raydan çýkardý bir kere... Ýþbirlikçi tekelci egemenliðin siyasi krizinin bir anda sýçrama göstermesi, devrim koþullarýný olgunlaþtýran bir iklim yaratmakla kalmýyor; ayný zamanda devrimin sahte dostlarýnýn burjuvaziden kaptýðý tüm hastalýklarý, eðilimleri, uzlaþý arayýþlarýný ve esas dertlerinin düzeni gürültüsüz-patýrtýsýz temizlemek olduðunu açýða çýkarýyor. Danýþtay saldýrýsý sonrasý yaþanan geliþmeler bu açýdan önemli. Bu sýcak iklim, sosyal-reformistlerin o derin özlemlerini iyot gibi açýða çýkaran laboratuvar ortamý yarattý. Uygun sýcaklýk ve yeterli basýnç altýnda, gaz halinde uçuþan maddeler görünür hale gelirler. Reformist partilerin karýn aðrýlarýný þiddetlendiren gazýn niteliðini öteden beri bilmemize raðmen, Danýþtay saldýrýsýnýn bu gazý yeniden ortaya çýkarmasý, reformist politikanýn barýndýrdýðý tüm hastalýklarý (ve elbette emekçi kitleler içinde etkin olduklarý ölçüde yarattýklarý tahribatlarý) göstermesi açýsýndan bir fýrsat oldu.

Kritik Anlarda Bir Reformist Nasýl Hareket Eder Burjuva egemenlik, devrim karþýsýnda acze düþtükçe, sermayenin iç çatýþmalarý da artýk toplumdan gizlenemez hale gelir. Ýç çatýþmalarla daha da alevlenen siyasi kriz, genelde benzer hat izler: siyasi partiler arasý kavgadan (parlamento kavgasýndan), devlet kurumlarýna, oradan da tüm topluma... Egemenlik kavgasýna tutuþan her burjuva kamp, eninde sonunda toplumdan destek istemek zo-

12

runda kalýr. Siyasi krizlerin bu bildik seyrini izleyen Türkiye’nin iþbirlikçi tekelci sermayesi, iç çatýþmasýnda sonuç alýcý bir hamle için topluma baþvurdukça, sýnýflarý kendi eðilimleri doðrultusunda keskinleþtirip, kutuplaþmaya zorluyor. On beþ yýlý aþkýn süredir devam eden iç savaþýn birikimi üzerine, burjuva egemenliðin kolay kaldýramayacaðý bir yüktür bu. Egemenlik kavgasýnýn toplum üzerine uyguladýðý bu yeni zorlama, sosyal reformizmin burjuva dünyasýndan devraldýðý tüm eðilimleri de keskinleþtirir. Olaðan dönemlerde, lafla peynir gemisi yürüten reformizm, burjuva eðilimleri keskinleþtiren bu basýnç karþýsýnda, artýk laflarýn arkasýna sýðamaz hale gelir. Reformizm, kuvveden fiile çýkar. Þöyle bir bakýn... Kocatepe Camiindeki törene, elde pankart koþan sosyal reformistler, o manzaraya ne de güzel yakýþtýlar! Öte yandan burjuva cenaha öyle ulu orta girmeyen, dolaþýp arka kapýyý arayanlar da az deðil. 19 Aralýk þakþakçýsý, Kürt karþýtý hareketin utangaç uzantýsý bugünün fason TKP’si, bu sefil konuma 28 Þubat sürecinden süzülerek geldi. “Yurtseverlik” eðik düzlemine girenler, eninde sonunda varacaklarý istasyonda, bugünün fason TKP’sini bulacaklar. Ýki adým ötesindeyse Perinçek ve ekibini... Ayný yolu tersten yürüyüp, önce AKP alkýþçýsý, sonra da AB emperyalizminin “demokrasi gülü” haline gelmek de var. Burjuva cenahý hem ön kapýdan, hem arka kapýdan yoklayanlarýn baþýnda sosyal-reformist Emep çevresi geliyor. Son geliþmeler karþýsýnda, kafalarý bir yana, ayaklarý öbür yana gider oldu. Çatýþan iki burjuva kamp arasýnda gidip gelen bu ruh hali, en açýk biçimiyle, 20 Mayýs tarihli Evrensel gazetesinde görünüyor. Gazetenin kendi imzasýný taþýyan kapak yazýsý bir yandan AKP’yi radikal dinci akýmlarla dans ettiði için eleþtiriyor: “Hele AKP hükümetinin üç buçuk yýllýk icraatýnýn resmiyette baþka, ger69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

çekte özellikle de yandaþ fanatik güç odaklarýna yönelik mesajlarda baþka davrandýðý düþünüldüðünde, hükümetin bu tür saldýrganlara çanak tuttuðunu söylemek abartý olmaz.”; diðer yandan da AKP’yi bu zor durumdan kurtarma öðütleri geliyor: “Dahasý, olaylara bakýldýðýnda ucun nereye gitmesi deðil, köklerin de nereye uzandýðý, nereden beslendiði, hormonlu gübreleri, ilaçlarý kimin verdiði de önemlidir. Hükümet de asýl olarak burada baþarý saðlarsa, kendisini temize çýkaracak bir yola girebilir.” (Vurgular gazeteye aittir.) Önce AKP’yi burjuva çevrelerin alýþýldýk aðzýyla “takkýyecilik”le suçluyor, sonra da “temizle þu çeteleri, seni temiz alnýndan öpeyim” diyor. Sosyal-reformist kafanýn içerdiði çeliþki, sonraki günlerde meydana gelen geliþme ve çatýþmalarla, daha somut hale geldi. Diðer reformist oluþumlarla, ÖDP, TKP, Halkevleriyle kol kola Emep, Danýþtay’a yapýlan saldýrýyý kýnamak için sokaklara koþtu. Gittikleri yerde onlarý CHPSHP’den baþka kim bekliyor olabilirdi ki?! Ama ayaklar CHP yönüne giderken, kafalarý AKP’nin ardýna düþtü. Danýþtay saldýrýsýnýn arkasýnda, kendisini ulusalcý kisvelerle saklayan, son derece þoven ve eli kanlý bir sermaye oluþumunun varlýðý tartýþýldýkça, Emep’in ibreyi AKP’den tarafa kýrmasýna þaþmamalý. Bu eli kanlý þoven güçler, “AB reformlarý” denen devrimi boðma giriþimlerinin, aslýnda devrim güçlerini”þýmarttýðý”na inanan sermaye kesimlerinin hizmetindeydiler. Emep, böyle bir kamplaþmada elbette, devrimi boðma inisiyatifini AB’ye býrakan AKP’ye doðru ibreyi döndürecekti. Ýþte, bu ruh haliyle yazýlanlar: “Ya bu hükümete boyun eðdirerek ya parçalayýp farklý bir hükümet kurarak yapýlmak istenen þudur: Ülkede baðýmsýzlýk ve demokrasi cephesi çok aðýr bir darbe yiyecektir. Politik gericilik farklý bir düzeyde örgütlenecek, Kürt halký üzerindeki terör artacak, þahlanan


NETLEÞTÝRÝYOR laik cepheye dýþarýda istikamet olarak Ýran gösterilecektir. Bütün bu gerici hesaplar boþa çýkarýlabilir ve geriye püskürtülebilir. Bunun için gerekli olan, politik gericiliðe ve tezgahlanan savaþa karþý halkýn güçlerinin birleþtirilmesidir. Bu cephenin içten müslümanlarý da kapsayacak geniþlikte olmasý, savaþçý, faþist cephenin oyunlarýný bozacaktýr.” (A.Yaþaroðlý, 26 Mayýs 2006 Evrensel) Sanki bu hükümet, bütün bu karþýdevrimci niyetlerin önünde bir engeldir. Ve sanki AKP, ABD’nin Ortadoðu planlarýnýn Ýran’a saldýrýyý kapsayan planlarýnýn karþýsýndadýr. Bütün bunlar, iki anlama gelen sözler deðil. Yukarýda hükümete bu silahlý çetelerle siyasi mücadelede baþarý dilediklerini gördük. Þimdide Emep çevresinin, AKP’ye göðüslerini nasýl siper ettiklerini ve hangi “içten müslümanlar”la harekete geçtiklerine bakalým. 26 Mayýs tarihinde, içinde Emepli Aydýn Çubukçu’nun yer aldýðý yazar-çizer takýmý, “Susurluk-28 Þubat tuzaðýna düþmeyelim” baþlýklý bildiri yayýmladýðýnda, Evrensel’in manþetine yerleþtiler. Açýklamaya Emep yöneticileri bizzat destek verdiler. “Ýktidarýn el deðiþtirmesinin tek yolu serbest seçimlerdir, demokrasinin tekrar kesintiye uðramasýna izin vermeyelim” diye seslenen ve adeta göðsünü AKP’ye siper eden bu bildirinin altýnda, kimi “içten müslümanlar”ýn imzasýný görebiliyoruz. Bir tanesi Hak-Ýþ baþkaný Salim Uslu; hani hükümetin çýkardýðý bütün iþçi düþmaný yasalarý, sendikayý sessizliðe boðarak caný gönülden onaylayan “içten müslüman”... Ýmzacýlar arasýnda Mustafa Karaalioðlu da var. Hani þu AKP’nin en yakýn destekçisi Yeni Þafak gazetesinin yöneticisi; onu, geçen Aðustos’ta baþbakanla görüþmeye giden aydýnlar heyetine bizzat Recep Tayyip Erdoðan’ýn ýsrarýyla sokulduðunda daha iyi tanýmýþtýk. Ama bu kadar “içten”lik yetmez ki! Listeye mutlaka

Fehmi Koru ve Nazlý Ilýcak’ý eklemeleri gerek. O süreçte bu iki yazarýn laflarýyla Evrensel’in yazdýklarý arasýnda fark bulana ödül verilmeli.

Ayný Yolun Yolcularý Bu utanç verici tutumda Emep’in yalnýz olduðunu düþünmek doðru deðil. Daha açýk ya da daha örtülü biçimlerde, benzer tutumlarý TKP, ÖDP ve Halkevleri de gösterdiler. SDP’yi de unutmamak gerek. “Biz pankartýmýzla alanlara koþmadýk” deseler de, SDP’nin kafaca ayný yolda olduðu rahatlýkla görülebilir. Mustafa Kahya’nýn þu sözlerinde “AB reformlarý”ný bir kenara iten ve “derin devlet”e teslim olan AKP’ye karþý duyulan hayal kýrýklýðý nasýl da dile geliyor: “Görünen o ki, Kürt sorunu dolayýsýyla gizli savaþ örgütlerinin yürüttüðü kirli faaliyetlerin ortaya çýkarýlmasý ve Þemdinli’de halkýn bir kolunu ortaya çýkardýðý gizli savaþ örgütünün Ankara’daki merkezinin daðýtýlmasý yönünde ‘nereye kadar gidecekse’ diyen hükümetin Hiçbir yere gidemeyerek militarizme teslim olmasýyla birlikte, cesaret gösterme olanaðý da bitmiþtir.” Ne yani, AKP’de bu yönlü niyet var ama cesaret yok öyle mi? Þemdinli soruþturmasýnda sonuna kadar gideceklerini söyleyenlere inanmýþ mýydýnýz yoksa? Aslýnda AKP’den çok ona arka çýkan AB emperyalizmine duyulan güven öne çýkýyor. Bütün bu kývýrtmalar, eveleyip gevelemeler, dönüp dolaþýp ayný düþünceye evriliyor. Ve iþte o düþünceyi Gündem’deki yazýsýnda Suat Bozkuþ apaçýk yazývermiþ. “Þimdi AKP iktidarýna sormak gerekiyor. Gerçekten hýrsýzý suçüstü yakalamaya niyetiniz ve cesaretiniz var mý? Bunu yaparsanýz geniþ bir demokrasi cephesi yanýnýzda olacaktýr. Bundan daha önemlisi ise, zaten var olan demokratikleþme yoluna kesin olarak taþ konmuþtur. AKP’nin ABD (?!) ve AB desteði ile yapmaya çalýþtýðý ýlýmlý reformlar, zaten bir tepki yaratýyor ve en69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

gelleniyordu. Bu saldýrý ile bu gidiþata da dur denilmiþtir. Böylece kurþunlar esas olarak Türkiye’nin demokratikleþmesine, toplumsal barýþa ve özgürlüðe sýkýlmýþtýr.” Bu yazar, bütün reformistlerin geveleyerek söylemek istediklerini açýk dile ve doðrudan ifadelerle anlatmýþ. Þimdilik burjuvazinin farklý kanatlarýyla reformistlerin anlaþamadýklarý nokta kurþunlarýn kime sýkýldýðýna dairdir. Burjuvazinin bir kanadý kurþunlarýn “laikliðe”, öteki kanadý “hükümete”, reformistler ise “demokratikleþme, toplumsal barýþ ve özgürlüðe” sýkýldýðýný düþünüyorlar. Bu durumda, aslýnda, hükümetle reformistler arasýnda saç teli kalýnlýðýnda bir mesafeden baþka bir þey kalmamýþtýr. Bir devrimcinin öfke duymadan okumakta zorlanacaðý yukardaki sözleri böylesine açýk ve doðrudan yazamýyor diye Emep yöneticilerini kýnayacak deðiliz. Emep ve diðerleri hem bu kadar rahat deðiller hem de sýrtlarýndaki yumurta küfelerini devirmeden hareket etmek zorundalar. Ne var ki, toplumsal çeliþkiler, çatýþmalar ve bunlar üzerinde yükselen devrim onlarýn gerçek karakterlerini öylesine açýða çýkarmýþ durumda ki, devekuþuna dönmüþ durumdalar. Örneðin þu Emep’in durumuna bakýn: Hem Deniz Gezmiþleri sahipleneceksin, hemde en gerici burjuva kesimlere umut baðlayacaksýn. Gülerler adama... Devrim, burjuva partileri, devlet kurumlarýný, burjuva toplumu çürütmekle kalmýyor, ama reformist partileri de emekçi sýnýflarýn gözünden düþürmek üzere, gerçek karakterleriyle açýða çýkarýyor, ait olduklarý gerçek yerlerine gönderiyor. Devrimin geliþimi ve bu geliþimin yarattýðý baský reformist partileri burjuva kampýn þu ya da bu kesiminin yanýnda yer almaya zorluyor. Bundan þüphe duyan varsa reformist partilerin son süreçteki pratik ve sözlerini bir kez daha incelesin. Gerçeði anlamak isteyen için yeter de artar bile...r

13


Zindanlarý Yýkacak ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ! ÖLÜM ORUCU SÜRÜYOR Gebze M Tipi zindanýnda Ölüm Orucu eylemini sürdüren TKEP/L davasý tutsaðý Serpil CABADAN, 29 Mayýs tarihinde, eyleminin 338. gününde bulunduðu hücreye ani baskýn yapýlarak hastaneye götürüldü. Serpil CABADAN’la ayný hücrede kalan leninist tutsaklar, slogan atarak bu baskýný protesto ettiler. Ve ayný gün açlýk grevine baþladýlar. Ayný zindanda bulunan DHKP-C davasý tutsaklarý da 5 günlük açlýk grevine baþladýlar. Serpil CABADAN, þu anda Sigorta Hastanesi mahkum koðuþunda tutuluyor. Alýnabilen bilgilere göre saðlýk durumu iyi. Serpil Cabadan, 3 Haziran tarihi itibarýyla eyleminin 343. gününde. Ve eylemini büyük bir kararlýlýkla sürdürüyor. Avukat Behiç aþçý, ayný tarih itibarýyla eyleminin 60. gününde. Cengiz Soydaþ Ölüm Orucu ekiminden Ölüm Orucu savaþçýlarý ayný tarih itibarýyla eylemlerinin 34. günündeler. Adana’da eylemini sürdüren Gülcan Görüroðlu da eyleminin 29. gününde. Kýrýklar F Tipi’nde Ölüm Orucu eylemini sürdüren Þehmuz Poyraz, ayný tarih itibarýyla eyleminin 177. gününde. Ölüm Orucu savaþçýlarý, eriyen bedenlerinde devrimi büyütmeye, güneþli elleriyle kapýmýzý çalacak olan gelecek günleri yaratmaya devam ediyorlar.

GENEL ÝÞ SENDÝKASINDAN BEHÝÇ AÞÇI’YA DESTEK ZÝYARETÝ 25 Mayýs günü, Ölüm Orucu’nu Þiþli’deki Direniþ Evi’nde sürdüren Av. Behiç Aþçý’ya direniþinin 51. gününde Genel Ýþ Sendikasý destek ziyaretinde bulanarak bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Saat 12:00’da Direniþ Evi’nin önünde toplanan Genel Ýþ Sendikasý üyeleri “Tecriti Kaldýrýn Ölümleri Durdurun” sloganý attýlar daha sonra yapýlan basýn açýklamasýnda; “...F Tipi hapishanelerde 6. yýlýna giren tecrit uygulamalarý sonucu 122 insan yaþamýný yitirmiþ, yüzlercesi sa-

kat kalmýþtýr. Yeni ölümlerin yaþanmamasý için hapishanelerdeki tecrite ve yaþamýn her alanýna yansýyan tecrit uygulamalarýna derhal son verilmelidir...” denildi. Hemen ardýndan Aþçý’ya destek ziyareti gerçekleþtirildi. Gerçekleþtirilen ziyarette Genel Ýþ Sendikasý adýna Remzi Çalýþkan; “Eyleminizi yürekten destekliyoruz” dedi. Daha sonra sözü alan Behiç Aþçý’da neden Ölüm Orucu’nda olduðunu, cezaevlerinde tutsaklara nasýl davranýldýðýný anlattý.

DETAK’a ulaþmak için e-mail adresi: detakistanbul@yahoo.com

14

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006


Mücadelemizin genel seyri içinde hiçbir zaman gözden kaçýrmamamýz gereken þey, komünist amaçlarýmýz olmalýdýr; çünkü bunlar bize güç verecek, bizi yenileyecek ve içimizi yeni bir enerjiyle dolduracaktýr. “Ne için savaþýyoruz?”, “Nasýl bir dünya kurmayý düþlüyoruz?” Bu sorularý sýk sýk kendimize sormalý ve komünist olmanýn ne demek olduðunu yeniden ve yeniden düþünmeliyiz. Komünist bir dünya kurmayý istiyoruz. Sýnýflarýn, sýnýrlarýn olmadýðý, uçsuz bucaksýz, insanlarýn tek bir ulus gibi birbiriyle kaynaþtýðý, “gündüzlerinde aç gezilmeyen, gecelerinde aç yatýlmayan” bir dünya... “Ekmek, gül ve hürriyet günleri”nin yaþandýðý bir dünya... “þarký söyleyen yarýnlar”... Ýnsanlarýn türküleri hep bir aðýzdan söylediði, demiri oya gibi iþlediði, sulardan aðý hep beraber çektiði, ballý incirleri hep beraber yiyebildiði ve yarýn yanaðýndan gayrý herþeyde hep beraber diyebildiði bir gelecek... Güzel günler, güneþli günler... Ýnsanlarýn gerçek tarihinin baþlayacaðý, insanca yaþayabilecekleri günler. Mutluluðun herkese ait olacaðý günler, herþeyin bolca üretildiði ve istenildiðince tüketildiði günler... Ve artýk dünya üzerinde bir tane bile aç çocuðun kalmadýðý ve artýk bir daha hiç kimsenin açlýktan ölmediði, soðuklarda sýrtýnda giyecek bir þey olmadýðý için tir tir titremediði ve baþkalarýnýn yiyebildiklerine, giyebildiklerine bakýp iç çekmediði... Senin olanýn herkesin olduðu, herkesin olanýn senin olduðu, paylaþmanýn, insaný insan yapan en önemli duygu olduðu... Sevginin ne para ne þöhret, vefadan baþka bir þey beklemediði... Sevginin saf, temiz, salt sevgi olarak yaþandýðý, insanlarýn birbirlerine emek verme isteklerini hiç yitirmedikleri, kendilerini ve diðer insanlarý emek vererek dönüþüme uðrattýklarý, insanlarýn kendi yeteneklerini sýnýrsýz geliþtirebildikleri, bunun için “boþ zaman”a her zamankinden daha çok sahip olabildikleri, “herkesin bir baþka iþe meydan vermeyen bir faaliyet alanýnýn içine hapsolmadýðý, herkesin hoþuna giden faaliyet alanýnda kendini geliþtirebildiði”, toplumun genel üretimi düzenlediði, insanlarýn bugün þu iþi, yarýn baþka iþi yapmak, canýnýn istediðince “hiç bir zaman avcý, balýkçý ya da eleþtirici olmak durumunda kalmadan, sabahleyin avlanmak, öðleden sonra balýk tutmak, akþam hayvan yetiþtiriciliði yapmak, yemek-

ten sonra eleþtiri yapmak olanaðý” bulabildikleri bir dünya... Ýnsanlarýn hiçbir kaygý duymaksýzýn dilediklerince þarký söyleyip, eðlendikleri, sabahlara kadar þen kahkahalarla dans edebildikleri bir yaþam... Ýnsanlarýn çalýþmadan, üretmeden duramadýklarý, mutluluðu çalýþmakta, yeni birþeyler yaratmakta bulduklarý, zorunlu olmaktan çýkmýþ çalýþmanýn insanlarý her yönden tatmin ettiði, insanlarýn iþçi arýlar gibi çalýþtýktan sonra mutlu bir þekilde dinlendikleri bir dünya... Artýk dünyada tek bir aç, tek bir yoksul, tek bir iþi olmayan, üretemeyen insan kalmadýðýný bilmenin bahtiyarlýðý... insanlarýn yaþlanmaktan, ölmekten korkmadýðý, “ýtýrlý bir bahçeye girer gibi” ihtiyarlýða adým attýklarý, gençlerin gelecek kaygýsý duymadýklarý, annelerin yeni doðmuþ bebeklerine süt bulup bulamayacaklarýnýn kaygýsýný duymadýklarý, bebeklerin, çocuklarýn “kýrmýzý elmalar gibi”, aðýz dolusu gülebildikleri bir dünya... Ve bir daha dünya üzerinde savaþlarýn olmadýðý, kimsenin kimseye emretmediði, kimsenin kimseye yukarýdan bakmadýðý, herkesin kardeþleþtiði, kan baðýnýn, din, ýrk ve benzeri baðlarýn hükmünü bütünüyle yitirdiði, herkesin, insanlýk ailesinin bir ferdi olduðu, “bir aðaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeþçesine” yaþadýðý bir dünya... Gerçek doðanýn insanýn doðasý, insanýn doðasýnýn gerçek doða haline geldiði bir dünya... Böyle bir dünyayý düþlemeyi bir an olsun býrakmamalýyýz. Komutan Che’nin dediði gibi, “insan düþleri kadar özgürdür”. Zorunluluklar dünyasýndan özgürlükler dünyasýna geçmek için mücadele verirken, düþlerimizi büyütmeli, sýnýrsýz geliþtirebilmeliyiz. Ve dönüp bu güne baktýðýmýzda, neden elimizi daha çabuk tutmamýz gerektiðini bir kez daha görebilmeliyiz. Dünyada her bir saniyede ölen binlerce insaný, Afrika’da açlýktan ölen insaný, çocuklarýna süt bulamadýklarý için gözyaþlarýný tutamayan analarý, savaþlarda ayaklarý, kollarý kopan çocuklarý, maden göçüðü altýnda kalan iþçilerin kömür karasýna bulanmýþ yüzlerini, iþçi çocuklarýn ellerini, özgürlüðe susamýþ halklarýn esaretini, Ölüm Orucunda her gün eriyen bedenleri... Ve daha nicelerini... Ve kapitalizmin yazýlmaz, anlatýlmaz daha nice insanlýk suçunu, vahþetini... Bir daha düþünelim. Bugünü ve yaratacaðýmýz geleceði. Bir daha düþünelim: Bugüne bir an önce son vermek ve yarýný bir an önce yaratmak için ne yapýyoruz? Her gün, her saat...

KOMÜNÝST BÝR DÜNYA KURACAÐIZ

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

15


Saldýrýlar Derinleþen Çatlaklarý Kapatmýyor

Burjuvazi için ekonomik ve siyasi krizin yol açtýðý bir “doruk bunalýmý”ndan daha tehlikeli olan, bu “doruk bunalýmý”ný, tepedeki çatlaklarýn arasýna sýzmak suretiyle büyütecek olan iþçi sýnýfý ve emekçilerin eylemlerindeki artýþtýr. Ýþte þimdi ABD ile birlikte Dimyata pirince gitme hazýrlýklarý içinde olan TC devletini en çok düþündüren konu budur. Baharla birlikte artan iþçi eylemleri, burjuvaziyi terletiyor. Bu eylemler henüz tek bir merkezde yoðunlaþýyor olmasalar da, burjuvazi geliþmelerin bu yönde olacaðýný biliyor. Deðiþik iþkollarýnda eylemlerin böyle eþ zamanlý bir yükseliþe geçmiþ olmasý, burjuvazi için kâbustan öte bir þeydir. Bir de eylemler arsýnda mücadele birliðinin saðlanmýþ olduðunu ve sendikal bürokrasinin aþýldýðýný düþünün. O zaman vay haline burjuvazinin! Yamalý bir bohça gibi her tarafýndan birden patlamasý ve içinin dýþýna çýkmasý iþten bile deðildir. Bu nedenledir ki burjuvazi, þimdiden baský ve zor aygýtlarýný daha yoðunlaþmýþ bir halde devreye sokuyor. Ýþçi ve emekçi eylemlerine saldýrmak suretiyle, tehlike büyümeden savuþturmak istiyor. Sosyal Sigortalar ve Genel Saðlýk Sigortasý Yasasýnýn veto edilen 15 maddesinin yeniden Meclis Genel Kuruluna alýnmasýný protesto etmek için meclise yürüyen KESK’lilere yapýlan polis saldýrýsý ve yine Tuzla Tersanesinde ücretlerini almak için eylem yapan Desan iþçilerine yapýlan saldýrý, daha önce nakliyat iþçilerine ve Tuzla Deri iþçilerine yapýlan saldýrý, burjuvazinin iþçi ve emekçi eylemlerinden duyduðu korkunun boyutunu gösteriyor. Burjuvazinin egemenliðini artýk yalnýzca baský ve zorla sürdürebildiðini öncesinden belirlemiþ olduðumuz ve AB sürecine angaje olanlarýn “demokrasi” beklentilerinden tümüyle farklý bir noktada olduðumuz için, bu bizim açýmýzdan yadýrgatýcý bir durum deðil. Önümüzdeki süreci bugünkünden ayýrabilecek tek þey, bu baský ve zorun daha da yoðunlaþacaðýdýr. Hükümet, yeni bir “terörle mücadele yasasý” çýkarmakla kalmamýþ, Genel Kurmay’ýn “özel isteði” ile yeni bir Te-

16

rörle Mücadele Koordinasyon Kurulu da oluþturmuþtur. Bundan sonra baþbakanlýk, “iç ve dýþ güvenlik”ten olduðu kadar, “terörle mücadele konusunda görevli kuruluþlar arasýnda koordinasyon saðlanmasýný” da üstlenecektir. Zaten var olan 3056 sayýlý yasa ile Baþbakan’a “bakanlýklar arasýndaki iþbirliðini saðlamak, hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetmek, devlet teþkilatýnýn düzenli bir þekilde iþlemesini temin etmek” gibi yetkiler verilmiþti. Yeni olarak yapýlan, ani olarak geliþecek toplumsal olaylar karþýsýnda daha hýzlý karar alýp uygulamayý saðlayacak bir mekanizma oluþturmuþ olmalarýdýr. Tabi burada “terörle mücadele” ile kastedilenin ne olduðunu artýk bilmeyen kalmamýþtýr. Bu bir yandan iþçi ve emekçi eylemlerine, bir yandan Kürt halkýna ve bir yandan da devrimci örgütlere yapýlacak olan saldýrýlardan baþka bir anlama gelmiyor. TC devleti, “Ortadoðu macerasý”na atýlmadan önce iç savaþý kendi lehine sonuçlandýrmak, devrim güçlerini etkisiz hale getirmek istiyor. Bunu yapmadýðý takdirde, devrimci iç savaþýn giderek çok hýzlý ve sýçramalý bir seyir izleyeceðini görüyor. Olaylarýn yeni evredeki geliþim seyrinin baþka türlü olamayacaðýný görmek için elbette kahin olmaya gerek yok. Ekonominin durumuna bakmak ve devletin tepesinde büyüyen çatlaklarý görmek bunu anlamaya yeter. Ama burjuvazinin unuttuðu ya da hatýrlasa bile elinden birþeyin gelmediði bir baþka olgu var: O da düzenin artýk dikiþ tutmasýnýn mümkün olmadýðýdýr. Ne kadar çok saldýrýrsa saldýrsýn, bu iþçi ve emekçilerin öfkesine öfke katmaktan öte birþeye yaramýyor. Ýþçi ve emekçiler, baský ve zorla ancak geçici bir süre için sindirilebilirler. Ama açlýðýn kemirdiði midelerden çýkan ses, herþeyi bastýrmaktadýr. Ýþsizlik ve açlýk, deyim yerindeyse insanlara bir “deli cesareti” verecek aþamaya gelmiþtir. Bunun anlamý, yoksul yýðýnlarýn her an bir yerlerde patlayabileceðidir. Ve bu patlama baþ gösterdiðinde aç ve yoksul yýðýnlarýn önünde hiçbir güç duramayacaktýr.

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006


DEVRÝMÝN AYAK SESLERÝ DÜNYAYI SARSIYOR TUZLA DESAN TERSANESÝNDE DÝRENÝÞ Tuzla’da bulunan Desan Tersanesi baðlý Montesar taþeron firmasýnda çalýþan 55 iþçi, ücretlerinin ödenmesi talebiyle 24 Mayýs günü direniþe baþladý. Desan Tersanesi önünde toplanan iþçiler, bir basýn açýklamasý yaptýlar. yylemde, “Ücret Hakkýmýz Gasp Edilemez”, “Zafer Direnen Ýþçinin Olacak”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Yaþasýn Ýþçilerin Birliði” sloganlarý attýlar. Direniþlerinin 2. gününde Desan iþçileri, tersane giriþini trafiðe kapattýlar. 3. günlerinde ise sabah saatlerinde polis savcýlýktan izin belgesi ile gelerek “þüpheli” olduklarý iddiasýyla üst aramasý ve kimlik kontrolü yaptý. Ve keyfi gerekçelerle 7 kiþiyi gözaltýna aldý. Ýþçiler, Tuzla Karakolu önüne gelerek gözaltýlarýn serbest býrakýlmasýný istedi. 30 Mayýs günü, Limter-Ýþ üyesi Desan Tersane iþçileri, polisin uyguladýðý baskýlarý protesto etmek için Galatasaray Lisesi’nden Taksim Gezi Parký’na yürüyerek bir eylem yaptýlar. Yürüyüþ boyunca, “Ücret hakkýmýz gasp edilemez”, “Köle deðil iþçiyiz, birleþince güçlüyüz”, “Kahrolsun IMF iþbirlikçi AKP” sloganlarý attýlar. Taksim Gezi Parký’nda basýn açýklamasý yapan iþçiler, direniþlerini tüm engelleme, baský ve gözaltýlara, polisin gazlarýna ve coplarýna raðmen kararlýca sürdüreceklerini dile getirdiler. 31 Mayýs günü, bir kez daha tersaneler yolunu trafiðe kapatarak eylem yaptýlar. Sabah saatlerinde Ýstanbul Tersanesi önünde toplanan iþçiler, kortejlerle Desan Tersanesi önüne yürüdü. Burada, çalýþan iþçilere ve patronlara çaðrýlar yaptýlar. Çevre tersanelerde pek çok iþçi eyleme destek verdi. Trafiðin kesilmiþ olmasý nedeniyle Tuzla Tersaneler yolunda uzun araç konvoylarý oluþtu. Tehditleri iþe yaramayan polis, iþçilere vahþice saldýrdý, pek çok iþçiyi yaralayarak 16 iþçiyi de gözaltýna aldý. Saldýrýya uðrayan iþçiler Desan Tersanesi önünde toplandý. Polisin saldýrýsýný protesto eden iþçiler, gözaltýna alýnan arkadaþlarýnýn serbest býrakýlmasýný istediler. Gözaltýna alýnan iþçiler, akþam saatlerinde savcýlýða çýkarýlmadan serbest býrakýldýlar.

MECLÝS ÖNÜNDE KESK’LÝLERE SALDIRI Cumhurbaþkaný’nýn vetosunun ardýndan, 30 Mayýs günü TBMM Genel Kurulu’nda görüþülerek aynen onaylanan Sosyal Sigortalar ve Genel Saðlýk Sigortasý Yasasý’na (GSS) karþý Türkiye’nin pek çok yerinde emekçiler eylemdeydi. Ankara’da sabah saatlerinde posta çalýþanlarý, Yasanýn geri çekilmesi talebiyle Yenimahalle’deki Posta Ýþleme Merkezi Müdürlüðü önünde toplanarak AKP hükümetini protesto ettiler. Saat 11:45’ta SES Ankara Þubesi üyeleri, Numune Hastanesi önünde Yasaya karþý bir basýn açýklamasý yaptý. Eðitim-Sen üyesi eðitim emekçileri, 26 Mayýs günü “Baský, sürgün ve kadrolaþmaya karþý demokratik yaþam” talepleriyle üç ilden Ankara’ya doðru yürüyüþe baþladý. Ýstanbul, Ýzmir ve Urfa’dan yola çýkan emekçiler 28 Mayýs’ta Ankara’ya vardýlar. Saat 13:00’de Ziya Gökalp Caddesi üzerinde bir araya gelen, içlerinde Eðitim-Senlilerin de olduðu KESK üyesi emekçiler, diðer Emek Platformu örgütleriyle buluþup bir basýn açýklamasý yapacak-

larý TBMM Dikmen Kapýsýna doðru yürümek istediler. Önlerine barikat kurularak yürümelerine izin verilmeyen KESK’lilere polisin saldýrýsý üzerine 10 dakikalýk bir çatýþma yaþandý. Pek çok emekçinin yaralandýðý çatýþmanýn ardýndan 200 KESK üyesi oturma eylemi yaparak yolu 2 saat boyunca trafiðe kapadýlar. Barikatýn kalkmasýnýn ardýndan KESK’liler Meclis önüne doðru yürüyüþe geçtiler ve burada Emek Platformu’nun diðer örgütleriyle buluþtular. Yasanýn onaylanmasýnýn ardýndan Süleyman Çelebi, Yasanýn emekçilerin tüm karþý çýkýþlarýna raðmen geçirildiðini haber verdi ve AKP hükümetinin de bunun aðýr bedelini ödeyeceðini söyleyen Çelebi, bu yasanýn meþru olmadýðýný; uygulanmamasý için mücadeleye aynen devam edeceklerini belirtti.

CORUS YASAN’DA GREV Adapazarý Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu bulunan Corus Yasan Metal Sanayinde yürütülen toplu iþ sözleþme görüþmelerinde anlaþma saðlanamamasý üzerine, Birleþik Metal Ýþ Sendikasý’nýn almýþ olduðu grev kararý, 1 Haziran günü uygulamaya konuldu. Ýthal girdi maliyetlerinin ucuzladýðý, yatýrýmlarýn arttýðý ve toplam maliyetler içinde ücret maliyetlerinin düþüp verimliliðin arttýðý bir dönemde, iþçilerin insanca yaþam ve çalýþma taleplerinin dikkate alýnmamasý grevin baþlýca nedeni olmuþtu Sakarya 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu bulunan fabrikada 70 iþçi çalýþýyor.

EMEKLÝ-SEN, “ÝNSANCA YAÞAM VE TOPLU SÖZLEÞME” ÝÇÝN EYLEMDE DÝSK’e baðlý Emekli-Sen üyeleri emekli olduktan sonra da sosyal ve ekonomik haklarý için mücadeleye devam ediyor. Toplu sözleme için eylül ayýndan beri sürdürdükleri mücadelelerini 1-2 Haziran günleri 9 ayrý þehirde gerçekleþtirecekleri oturma eylemleriyle devam ettirecekler.

CASTLEBLAÝR’DE YENÝDEN DÝRENÝÞ Esenyurt’ta bulunan tekstil fabrikasý Castleblair’de patronun bütün iþçileri ücretsiz izine çýkarma giriþimine karþý iþçiler, fabrika önünde nöbet tutmaya baþladýlar. Fabrikalarýn kapýlarýný tutan iþçiler, fabrikadan mal çýkýþýný engelliyorlar. Patronun çaðýrdýðý jandarma ise, eðer iþçiler fabrika önünden ayrýlmazlarsa saldýrmakla tehdit ediyor. “Ýnsani deðerlerimiz ve gururumuzla oynanýyor” diyen iþçiler, herþeye raðmen mücadele etmekte kararlý olduklarýný söylüyorlar.

BANGLADEÞ’TE TEKSTÝL ÝÞÇÝLERÝNÝN

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

17


ÝSYANI BÜYÜYOR

AFGANÝSTAN’DA ABD’YE ÝSYAN

Bangladeþ’te çalýþma koþullarýnýn iyileþtirilmesi için 22 Mayýs günü eylem yapan tekstil iþçilerine yapýlan polis saldýrýsýnda yaralanan iþçilerinden birinin ölmesi üzerine tekstil iþçileri, 7 fabrikayý ateþe verdi. Ýþçinin ölüm haberi gelir gelmez, baþkent Dakka yakýnýndaki sanayi bölgesi Sava’da binlerce iþçi sokaklara döküldü. Ellerinde demir çubuklar ve tahta sopalar bulunan kýzgýn iþçiler, Savar ve Dakka’daki 7 fabrikayý ateþe verdi. Polisler, yoldan geçen arabalara sopalarla saldýran kýzgýn iþçileri durdurmaya çalýþýrken onlarca kiþi yaralandý. Bangladeþ’in pek çok þehrinde on binlerce tekstil iþçisi sokaklara döküldü ve fabrikalarý, araçlarý ateþe vermeye baþladý. Þu ana kadar 300’ün üzerinde fabrikanýn ve 200’ün üzerinde aracýn yakýldýðý ya da tahrip edildiði tahmin ediliyor. Polisle yaþanan çatýþmalarda ise en az 100 yaralý var. Savar ve Gazipur’da baþlayan olaylar þiddetlenerek Uttara, Mirpur, Kafrul, Tejgaon, ve Eski Daka’ya kadar yayýldý. Savar 23 Mayýs günü çýkan olaylarda 50 fabrika, biri itfaiye aracý olmak üzere 30 araç yakýldý ya da tahrip edildi. Polisle çýkan çatýþmalarda bazýlarý polis yaklaþýk 50 kiþi yaralandý. Polisle iþçilerin çatýþtýðý yollarda tüm iþyerleri ve dükkanlar kapatýldý. Tongi ve Gazipur Binlerce iþçi araçlarý ve yol üzerindeki banka, maðaza ve dükkanlarý yakarak Tongi-Gazipur yolunu saatlerce trafiðe kapattýlar. Eylemci iþçilerin sloganlarý arasýnda tekstil fabrikatörlerini hedef alanlar ön plana çýkýyordu. Gazipur’daki iþçiler de pek çok fabrikayý ve yüzlerce aracý tahrip ettiler. Buradaki çatýþmalarda bir iþçi lideri polis tarafýndan ele geçirildi. 5 sol parti Sripur’da öldürülen iþçi için bölgede kepenk kapatma çaðrýsýnda bulundu. Polis burada da 100’den fazla iþçiyi gözaltýna aldý. Uttara Yaklaþýk 500 iþçi, Mimensing yoluna barikatlar kurdu. Bunun üzerine polis coplarla iþçilerin üzerine saldýrdý. Polisle yapýlan çatýþma sýrsýnda bazý araçlar ve dükkanlar tahrip edilirken bir araç da ateþe verildi. Çatýþmalarda en az 50 iþçi yaralanýrken bu bölgede gözaltýna alýnan iþçi olmadý. Mirpur Mirpur’daki iþçiler 3 saat süren çatýþmada 40’tan fazla fabrikayý ve 10 aracý tahrip etti. Burada da yaklaþýk 15 kiþi yaralandý. Sabah 9.30’da baþlayan gösteriye 4000 civarýnda iþçi katýlýrken aðýrlýklý olarak maaþlarýn artýrýlmasý yönünde sloganlar atýldý. Ýþçiler kaldýrým taþlarýyla yol üzerindeki bankalarýn ve iþ merkezlerinin camlarýný kýrdýlar

Afganistan’da Bagram Üssü’nden çýkan askeri bir aracýn Kabil’e giderken sivil aracý ezerek 1 kiþinin ölümüne neden olmasý üzerine Afganlýlar protesto eylemlerine baþladýlar. Ancak Amerikan askerleri eylemci Afganlýlara ateþ açarak 4 kiþinin ölümüne yol açtý. Bu olayýn ardýndan protestolar þiddetlenirken, bu sefer de Afganistan askerlerinin sivil halka açtýðý ateþ sonucu 20’den fazla kiþi öldü. Protestocular, olaylar sýrasýnda bazý araçlarý ateþe verdi. Polislerin ateþ açarak daðýtmaya çalýþtýðý yaklaþýk bin kiþilik grup, “Amerika’ya ölüm”, “Karzai’ye ölüm” sloganlarýyla þehrin diplomatik binalarýn bulunduðu bölümüne doðru yürüdüler

YUNANÝSTAN’DA ÖÐRENCÝ ÝSYANLARI Yunanistan’da özel üniversitelerin açýlmasýna olanak tanýyan yasa tasarýsýna karþý parasýz demokratik eðitim talebini ön plana çýkaran öðretim üyeleri ve öðrenciler, 1 Haziran’dan itibaren 240 okulda süresiz boykot ve iþgal kararý aldý. Bu karar, 2003 yýlýndan bu yana üniversitelerdeki en büyük eylemleri tetikleyecek. Özellikle bu eylemin sýnav dönemine gelmesi, hükümeti daha da zor durumda býrakýyor. Bu arada 25 ve 26 Mayýs günleri, birçok kentte öðretim üyeleri ve öðrenciler eylemler yaptý. 26 Mayýs Cuma günü Atina’da yapýlan mitinge, Yunanistan Komünist Partisi’ne (KKE) baðlý öðrenciler ile Mücadeleci Ýþçiler Cephesi (PAME) katýldý. “Öðrenciler, iþçiler tek yürek, tek yumruk”, “Kapitalist þirketler okullardan dýþarý” sloganlarý atan binlerce kiþi, meclis önüne kadar yürüdü.

FRANSA’DA YASAKLAMALAR GENÇLERÝN TEPKÝSÝYLE KARÞILAÞIYOR Fransa’da Montfermail Belediye Baþkaný Xavier Lemoine, Ekim ayýnda Fransa banliyölerinde yaþanan isyanýn ardýndan olasý isyan giriþimlerini ve þiddet olaylarýný engelleme gerekçesiyle kasaba merkezinde üç kiþiden kalabalýk gruplarýn bir araya gelmesini yasaklamýþtý. Bu yasaklara tepki göstermek için Belediye Baþkanlýðý konutuna gitmek isteyen yaklaþýk 100 genç ile polis arasýnda bir çatýþma yaþandý. Polisler eylemci gençlere plastik mermilerle saldýrdýlar.

ÞÝLÝ’DE LÝSE ÖÐRENCÝLERÝ SOKAKTA Baþkent Santiago’da 30 Mayýs günü, eðitim yasasýnda reform yapýlmasý için binlerce lise öðrencisi eylem yaptý. Polis, eyleme katýlan lise öðrencilerine göz yaþartýcý bomba ve tazyikli su ile sal-

Bölgedeki pek çok fabrikatör sabah 11’de fabrikalarýný süresiz bir þekilde kapattýlar. Ýþçilerin eylem talepleri, ücretlerinin artýrýlmasýný ve hafta sonu tatili idi. Dakka’da sahibi yabancý olan bir giyim fabrikasý, 29 Mayýs tarihinde, 1.600 iþçinin bulunduðu fabrikada sadece 300 iþçinin ücretlerini artýrabileceklerini, diðerlerine zam yapamayacaklarýný açýkladýlar. Bu açýklama üzerine fabrika iþçileri ayaklandý ve 1.500’den fazla iþçi iþ býraktý ve daha sonra fabrikanýn camlarýný ve kapýlarýný kapatarak üst düzey yöneticileri fabrikaya kapattýlar. Yöneticileri saatlerce rehin tutan iþçiler, problemin çözüleceðine dair garanti aldýktan sonra eylemi bitirerek fabrika yöneticilerini serbest býraktýlar.

18

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006


dýrdý ve gösteriye katýlan çok sayýda kiþiyi de tutukladý. Eylem sürerken, ülke çapýnda öðrencilerin okullarý iþgal ettiði haberleri geldi. Hükümet yetkilileri, bu eylemler sýrasýnda yaklaþýk 400 kiþinin tutuklandýðýný bildirdi. Þili’de öðrenciler hükümetten, otobüsleri ve üniversiteye giriþ sýnavlarýný bedava yapmasýný, daha fazla öðretmen atamasýný ve okul binalarýný iyileþtirmesini istiyorlar. Þilili öðrenciler, 31 Mayýs günü yeniden taleplerini dile getirmek için sokaklara çýktý. Polisin tekrar saldýrdýðý eylemde 700 kiþi gözaltýna alýndý. Liseli öðrenci eylemleri, ülkenin ilk kadýn devlet baþkaný Michelle Bachelet yaptýðý açýklamada polise yüklendi ve saldýrýyý kýnayarak özel kuvvet þefini görevden uzaklaþtýrdý. Eylemlere ülke genelinde 600 kiþi katýldý.

FÝLÝSTÝN’DE MAAÞ KRÝZÝ Hamas’ýn iktidar olmasýnýn ardýndan ABD ve AB ülkelerinin mali yardýmý kestiði Filistin’de 3 aydýr maaþ alamayan polis memurlarý, 31 Mayýs günü bir eylem yaptýlar ve havaya ateþ açarak parlamento binasýný taþladýlar. Ýktidardaki Hamas’a mesafeli duran ve El Fetih’i tercih eden ABD, AB gibi ülkeler Filistin’e yaptýklarý mali yardýmý kesince, hükümetin mali kaynaklarý kesilmiþti. Filistin hükümeti, 3 aydýr polislerin ve memurlarýn ücretlerini ödeyemiyor. Yaklaþýk 160 bin memurun ve onlarýn ailelerinin etkilendiði bu mali kriz, 31 Mayýs günü Filistin sokaklarýnda iki bin kiþinin katýldýðý bir eyleme dönüþtü.

ÖÐRENCÝLER EYLEMDE Almanya’nýn birçok eyaletinde 1 Haziran günü, üniversite öðrencileri tarafýndan harçlara karþý protesto eylemleri yapýldý. Öðrencilerin dönem baþýna 500’er Euro harç ödemesini zorunlu kýlan

hükümet kararýna karþý çýkan binlerce öðrenci, Frankfurt, Giessen, Darmstadt, Hessen,Wiesbaden, Fulda ve Kassel’de eylemler düzenledi. Marburg’da da eylem yapan bine yakýn üniversite öðrencisi, protesto için yollarý kapattý. Þehir ulaþýmýnýn felç olmasý üzerine polis, takviye güçler getirerek öðrencilere saldýrdý. Ancak bu, öðrencilerin tren yollarýný da kapatmasýna sebep oldu. Köln ve Bonn üniversitelerinde de bir araya gelen öðrenciler, üniversite yönetimlerinden harç planlarýna karþý karar almasýný istediler. Öðrencilerin protestosu üzerine Köln Üniversitesi Senatosu, toplantýsýný gizli bir mekanda yapmak zorunda kaldý. Çünkü öðrenciler daha önce harçlarý protesto etmek için rektörlüðü iþgal etmiþti. Wuppertal, Bochum ve Münster üniversitelerinde de harçlara karþý eylemler gerçekleþtirildi. Hamburg’da da üniversite öðrencileri harçlara karþý eylemdeydi ve kent merkezine bir yürüyüþ yaptýlar. Ayrýca Berlin-Mitte’de bulunan Hamburg eyalet temsilciliði önünde de Berlinli öðrenciler tarafýndan bir eylem düzenlendi. Hamburg’daki eylemle dayanýþma amacýyla yapýlan gösteride öðrenciler, eyalet temsilciliðini iþgal etme tehdidinde bulundular.

IRAK’TA TUTSAK YAKINLARINDAN EYLEM Irak’ýn Basra kentinde, Ýngiliz ordusu tarafýndan tutuklanan mahkum yakýnlarý bir eylem yaptý. Yaklaþýk 75 Iraklý mahkumun ailesi ve yakýnlarýnýn katýldýðý eylem, Suayibe Koalisyon Güçleri kampý giriþinde düzenlendi. Tutuklu yakýnlarý, haksýz yere yapýlan tutuklamalara tepki göstererek, mahkumlarýn biran evvel serbest býrakýlmasýný istedi. Eylem sýrasýnda Ýngiliz askerleriyle zaman zaman tartýþmalar yaþandý.r

DÝNCÝ FAÞÝSTLERÝ ÝKÝTELLÝ’DE BARINDIRMAYACAÐIZ Devletten ekonomik ve askeri yardým alan dinci faþistler, AKP Hükümetiyle birlikte son senelere oranla daha canlanan faaliyetlerini arttýrdýlar. Çok ciddi örgütlülük yaratma çabasýndalar. Sivas gibi, Maraþ gibi, Çorum gibi katliamlar yaratmak için hazýrlandýklarý açýk. Ama her þeye raðmen devrimcilerin olduklarý mahallelere girmeye çekiniyorlar. Biz de olduðumuz mahallelere dinci faþistleri sokmamakta kararlýyýz. Onlarla hiç bir platformda birlikte olmamak bizim için ilkeseldir. Biz kimlerle iþ yapacaðýmýzý iyi seçeriz. Faþist katillerle hiç bir platformda bugüne kadar bir arada olmadýk ve bundan sonra da olmayacaðýz. Onlarýn meþrulaþtýrýlmalarýna asla izin vermedik ve vermeyeceðiz. Bu karþý-devrimcilere karþý savaþmayý bir an bile elden býrakmayacaðýz. 26 Mayýs günü bir grup dinci faþist, Ýkitelli’de Hizbullah’a ait Türkçe ve Arapça kitaplarý araba ile stand kurup propaganda ile satmaya çalýþýyorlardý. Bunu ilk gördüðümüz anda, leninistler olarak gidip müdahale ettik. Ýkitelli’de dinci faþistleri barýndýrmadýðýmýzý bundan sonrada barýndýrmayacaðýmýzý söyledik. Bir yoldaþ da sesli ajitasyon yaptý.”Bunlar Çorum’un, Sivas’ýn, Gazi’nin katilleri, burada bunlarý barýndýrmamalýyýz” diye süren 10 dakikalýk ajitasyon sonunda kalabalýk bir halk toplandý. Dinci faþistlere “siz mi gidersiniz biz mi kovalým” dediðimizde dinci faþist sesini yükseltmeye yeltendi. Bunun karþýlýðýnda yumruðu suratýnýn ortasýna yedi. Bir kaç faþist esnaf ona destek vermeye çalýþtý. Bize ise kalabalýk bir esnaf kitlesi destek verdi ve kavga baþladý. Herkes bir dinci faþisti almýþ dövüyordu. Halk bu olaya çok sevindi ve destek verdi. Daha sonra bir yoldaþ propaganda yapmaya baþladý. Ve halkla birlikte bu dinci faþistleri arabaya koyup yaka paça gönderdik. Buradan bir kez daha haykýrýyoruz: Hiç bir zaman gerici dinci faþistleri Ýkitelli’de barýndýrmayacaðýz. ÝKÝTELLÝ FAÞÝZME MEZAR OLACAK! Ýkitelli’den Leninistler NOT: Bu haber, elimize e-posta yoluyla ulaþmýþtýr.

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

19


DEVRÝMÝN KISKACI DARALIYOR Tek bir damla kanýn insan organizmasýný özetlemesi gibi, 5-16 Mayýs tarihleri arasýnda yaþanan ekonomideki “panik havasý”, Türkiye’de tekelci kapitalizmin barýndýran tüm çeliþki ve zayýflýklarý açýða çýkarmaya yetti. Sadece bu mu? Dört yýldýr lafla yürüyen peynir gemileri, þiþirilen balonlar ve çarpýtýlan rakamlarla çizilen pembe tablolar, hepsi küçük bir esintiyle yüzlerini göstermeye zorlandýlar. Düne kadar kükreyenlerin de, miyavlamalarý duyuldu. Ne, parayla konferans veren ekonomi “guru”larýnýn “müthiþsiniz!” yaðmalarý, ne de yaðlý kemik peþinde koþan þirket yöneticilerinin “her þey mükemmel, potansiyel büyük!” dolduruþlarý, küçücük bir esintinin tekneyi yan yatýrmasýný engelleyemedi. Teknenin gövdesinin delik deþik, yelkenlerinin parça parça, sintinesinin su dolu olduðu anlaþýldý. Ne oldu 5-16 Mayýs tarihleri arasýnda? 70 milyar dolara dayanan “sýcak para” nýn sadece %5’ni oluþturan 3.8 milyar dolarý, taþýný topraðýný toplayýp Türkiye’yi terk etti. Ama geride %18’e varan bir develüasyon býraktý. Ýki hafta gibi kýsa sürede YTL, deðerinin beþte birini kaybetti, faizler yükseldi. Milli gelirin yüzde biri oranýnda bir para, “ben gidiyorum” deyince, ekonomi baþtan aþaðý titredi, gitti gitti geldi... Bu panik, Türkiye ekonomisinde emperyalist mali-sermayenin tuttuðu yeri göstermesi açýsýndan önemliydi. Tüm dünyada olduðu gibi Türkiye’de de emperyalist mali-sermaye, ekonominin istinasýz bütün alanlarý üzerinde yaþamsal bir etki yapabilecek konuma ulaþmýþtýr. Geçmiþ dönemlerde bu etki, sanayinin motor-gücü sayýlabilecek faaliyet alanlarýnda (imalat, savunma, temel hammaddeler) kendini gösteriyordu. Þimdi, bankalar, borsa, iç ve dýþ ticaret, gýda, kimya, vs., akla gelebilecek ne kadar alan varsa, emperyalist mali-sermayenin denetim ve kontrol alaný içine girdi. Bu güce, bütün ekonomik faaliyet alanlarýný kredi ve para musluklarýna baðlayarak ulaþtýlar. Bundan sonrasý, kredi ve para musluklarýnýn baþýný tutmaktan ibarettir. Emperyalist mali-sermaye, borsada en çok iþlem gören kaðýtlarýn %92’sine, tüm borsanýn %62’sine sahiptir. Bankalar adým adým emperyalist mali-sermayenin eline geçerken, geride kalanlar, milyarlarca dolarlýk borç iliþkisiyle baðlanmýþtýr. Döviz piyasasý, tümüyle bir kaç uluslararasý fon yönetimi ve bankanýn kontrolündedir. Döviz kurlarýný ayarlayan, faiz oranlarý üzerinde söz sahibi olan, kredi musluklarýnýn baþýný tutan mali-sermaye, 5-16 Mayýs arasýnda, elde ettiði bu yeni konumu teste tabi tuttu. Ve gördü ki, çok küçük miktarda hareketlerle, tüm yapýyý sarsacak güce ulaþmýþtýr. Emperyalizmin tüm ilhak sürecinde, önemli bir aþama tamamlanmýþ oldu. Tüm ilhakýn bu aþamasýnda, Türkiye’de de meta tahtýndan çoktan indirildi. Para, þimdi kral koltuðunda oturuyor ve kendi ihtiyacý için verdiði her emir, sarayýn bütün köþelerinde yankýlanýyor. Mali-sermayenin esas gücünü oluþturan paranýn hareketiyle, meta üretiminin hareketi giderek birbirinden kopuyor. Hisseleri borsada sürekli deðer kazanan bir patron, adeta kan aðlýyor, “Artýk dayanacak gücüm kalmadý!” Borsada iþlem gören hisseleri, ne onun denetimindedir ne de üretime katkýsý oluyor. Borsanýn ve dövizlerin ha-

20

reketleri artýk, üretimin hareket yönünce belirlenmiyor. Bu önemli dönüþüm, yönetici seçkinlerin faizler, döviz kurlarý ve borç üzerinden ekonomiyi denetime alma araçlarýný, bir avuç emperyalist mali-sermayenin insafýna terk etmesi anlamýna geliyor. Ve dahasý, faiz, döviz kuru gibi göstergelerin gerçek ekonomiyle bir ilgisinin kalmadýðýna iþaret ediyor.

Tam Teslimiyet Yolunda 5-16 Mayýs arasýnda süren (ve devamýnýn geleceði söylenen), %18 develüasyonu ortada býrakarak Türkiye’yi terk eden emperyalist mali-sermayenin bu hareketin bahane bulma yarýþý baþladý. Bir çoklarý, “ülkenin içinde bulunduðu gerilimden korkan yatýrýmcýnýn kaçýþý” yaftasýný kondurdu. Kimi yorumlara göre ise, AKP iktidarý boyunca, yaklaþýk 35-40 ay süresince, %6.000 gibi olaðanüstü bir kâr rakamýna ulaþan sýcak paranýn, artýk karlarýný realize etmesi söz konusu. Hükümet sözcüleri “iç etmenler deðil, dýþ etmenler rol oynadý” diyerek, yükselen altýn fiyatlarýna atýfta bulundular. Ancak hükümetin sözleri bir çok açýdan gerçekliði yansýtmýyor. Birincisi, altýn fiyatlarýnýn son 25 yýlýn en yüksek seviyesine çýkmasý, dolarýn deðer kaybýna iþaret eder. Oysa, dolar Türkiye’de yukarý fýrladý. Ýkincisi, ayný günlerde baþka ülkelerde görülen dalgalanmalar, Türkiye’deki hareketlikten etkilendi. Üçüncüsü, Türkiye’den çýkan para miktarý, diðer ülkelerden çýkan miktardan kat kat fazla oldu. Yani, tüm yönleriyle bu para hareketi “Türkiye’ye özgü” idi. Neden emperyalist mali sermaye, Türkiye ekonomisi üzerindeki gücünü test etti? Siyasi konjonktür, bu para operasyonunun politik amaçlarýný hesaba katmayý gerektiriyor. Emperyalizm, her alanda egemenlik ister. Ekonomik alanda kazanýlan güçlü konum, buna denk bir siyasi güçle pekiþtirilecekti. Ekonomik alanda tam gaz giden ilhak süreci, politik alanda çetrefilleþiyor. Siyasi tam ilhak sürecini hýzlandýrmasý beklenen bugünkü hükümet ise, üçlü bir kýskaç içinde bulunuyor. Birincisi, devrimin kýskacýdýr. Devrim tehdidi, hükümetin tam ilhak sürecini pekiþtiren kimi adýmlarýný engelliyor. Tekel iþçilerinin direniþle fabrikalarýnýn kapanmasýný önlemesi, sadece bir örnek. Gecekondu yýkýmlarý, kentleri savaþ alanýna çevirince, bu konuda da emperyalist mali-sermaye ve iþbirlikçi tekellerin ihtiyacý olan adýmlar atýlamadý. Hükümeti kýskaca alan bir diðer güç, iþbirlikçilik yarýþýný kaybeden sermaye güçlerinin, eski konumlarýný yeniden kazanma çabalarýdýr. Son aylarda bu çabalar iyice yoðunlaþtý ve hükümeti bir çok alanda güçsüz býraktý, ürkekleþtirdi. Bu ürkeklik emperyalist mali-sermayenin gözünden kaçmadý. Cüneyt Zapsu, Washington’da, “bizi süpürmeyin, bizi kullanýn” sözleriyle yalvarmak zorunda kaldý. Ýþte tam bu evrede, kýskacýn üçüncü ayaðý harekete geçti. 5-16 Mayýs devalüasyonu yaþandý. Mayýs devalüasyonu, esas patronun kim olduðunu hükümete bir kez daha hatýrlatmýþ oldu. IMF’yle alelacele anlaþmalar imzalandý. Önümüzdeki günlerde, özellikle devrim tehdidi nedeniyle ertelenen birçok çatýþmanýn yeniden alevlendiði günler olacaktýr. Tekel, gecekondu yýkýmlarý, belediye hizmetlerini rafa kaldýran ve yüzbinlerce belediye çalýþanýný iþsiz býrakan düzenlemeler gibi... Para, Emperyal Gücün Hizmetinde Tam ilhak, siyasi alanda ekonomik zorun yardýmýyla kendine yol açarken, baðýmlý ülkelere, emperyalist politikalara tam teslimiyet dayatýlýyor. Küresel iç savaþta baðýmlý bir ülke olarak Türkiye’den beklenen, Rusya ve Ýran’ýn etkisini kýrmak, Irak’taki iþgalin yarattýðý tüm politik sonuçlarý kabul edip uyum saðlamaktýr. Ýran’ýn ekonomik olarak ablukaya alýnmasýnda, Türkiye’nin gümrük kapýlarýnýn önemi ortada. Devalüasyon operasyonunun sürdüðü günler-

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006


de, gümrüklerden sorumlu bakanýn, bizzat CIA raporlarýyla rüþvetçilikle suçlanmasý anlamlýdýr. Emperyalizm, en sadýk iþbirlikçilerini bile topun aðzýna koyarak, politikasýnýn önünde engel olanlara gözdaðý veriyor. 5-16 Mayýs devalüasyonuyla gördük ki, emperyalizm politik operasyonlarýnda ekonomik gücünü en etkin þekilde kullanýyor. Tüm mali-sermaye, boylu boyunca emperyalist politik faaliyetin hizmetindedir. Emperyal gücün kendisi, bizzat bu mali-sermayedir. Bundan böyle, baðýmlý ülkelerde görülen mali hareketlilikler, ekonomik zorunluluktan çok, siyasi amaçlarla iç içe açýklanmak durumundadýr. Emperyalist mali sermaye, küresel iç savaþýn hizmetine koþtuðu, baðýmlý ülkeleri hizaya getirmek için kullandýðý bu parasal gücün denetimini çoktan kaybetti oysa. Borsalar ve döviz hareketleri

kanalýnda yýðýlan para, artýk kontrol edilmesi imkansýz bir balona dönüþtü. Balonun ne zaman patlayacaðýna dair öngörüler, yýllarý deðil, aylarý hesaba katar hale geldi. Görünen o ki, emperyalist malisermaye, para gücüyle pekiþtirdiði siyasi ilhak sürecinin sefasýný süremeyecek. Emperyalizm, Ortadoðu’da güçlü bir karþý-devrim kalesine ihtiyaç duyduðu için, Türkiye ekonomisini sýcak para serumuyla ayakta tuttu. Ekonominin sýcak paraya nasýl baðýmlý hale geldiðini, bu paranýn sadece %5’inin kaybýyla yaþanan sarsýntýnýn büyüklüðüyle görmüþ olduk. Emperyalist mali-sermayenin oluþturduðu balonun patlamasý halinde, Türkiye’nin bundan nasýl etkileneceði, bu küçük örnekten anlaþýlabilir. Yüzbinlerce yeni iþsiz, milyonlarca kredi kartý kurbaný ve bunlarýn yanýnda gecekondu savaþlarýyla, iþçi direniþleriyle öfkesi üst üste binmiþ emekçiler, devrimi bir kez daha avuçlarýmýzýn içine düþürecektir.

“Sistemin Çarkýný Deðiþtirmek Gerek” Ýçinde yaþadýðýmýz dönemi en iyi iþçilerin yaþamý anlatýr. Bu nedenle, 3 Haziran günü, Aksaray’da yol yapýmýnda çalýþan Büyükþehir Belediyesi iþçileri ve parkýn demirlerini boyayan Reyhan Belediye iþçileri ile yaptýðýmýz bir sohbeti aktarýyoruz size. Y.E. Mücadele Birliði Okurlarý: Özelleþtirmeler hakkýnda ne düþünüyorsunuz? Reyhan Belediye Ýþçisi Ýyi bir þey deðil. Az paraya burdan alýyorlar, kendileri ise daha fazla paraya satýyorlar. Büyükþehir Belediyesi Ýþçisi: Özelleþtirmelere doðduðum günden beri karþýyým. Türkiye özelleþtirmeye doðru gidiyor. Y.E. Mücadele Birliði Okurlarý: Çalýþma koþullarýnýz nasýl? Reyhan Belediye Ýþçisi Ýyi deðil. Halk iþsiz. Aldýðýmýz ücret geçimimizi saðlamýyor. Sadece bu mu, çocuklarýn okulu, elektriði, suyu, kirasý... Büyükþehir Belediyesi Ýþçisi: Çok kötü. Bir ay otuz gün. Otuz gün boyunca çalýþýyoruz, aldýðýmýz ücret 450 milyon. Yoksulluk sýnýrý 1,5 milyar, açlýk sýnýrý 550-600 milyon civarýnda. Sigorta yok, sosyal güvenlik hakký yok. Y.E. Mücadele Birliði Okurlarý: Seçimlere az kaldý. Ne düþünüyorsunuz bu konuda? Reyhan Belediye Ýþçisi Hangi partiye oy veririm.. kime verirsek söylediði hiçbir þeyi yerine getirmiyor. Olan garibanlara oluyor. Ezilen hep biziz. Büyükþehir Belediyesi Ýþçisi: Ben sosyal demokrat bir iþçiyim ve onlarý desteklerim. Y.E. Mücadele Birliði Okurlarý: Siz bir baba olarak üniversite sýnavlarý konusunda ne düþünüyorsunuz? Reyhan Belediye Ýþçisi Okumak iyi bir þey elbette. Ama bu sýnavlar çok kötü. Çocuk çok iyi olsa bile bütün bildiðinin birkaç saatte sýnanmasý doðru deðil. Büyükþehir Belediyesi Ýþçisi: ÖSS kalkmalý bir defa. Öðrenciler

ilköðretim ve ortaöðretim puanlarýna göre üniversiteye alýnmalý. Mesela bir kiþinin mühendisliðe eðilimi varsa onu bu yönde geliþtirmeli. Y.E. Mücadele Birliði Okurlarý: Bütün bunlara karþý ne yapmak gerekiyor sizce? Reyhan Belediye Ýþçisi Birlik olmak gerekiyor. Bakýn zenginler birbirlerini tutuyor. Garibanlar da birbirlerini tutmalý. Birlikten kuvvet doðar. Büyükþehir Belediyesi Ýþçisi:Ýþçiler birlik olarak mücadele verecek. Sivil toplum örgütleri, sendikalarla hep birlikte mücadele edecek. Birileri iþçinin sýrtýndan para kazanýyor. Ýþçi, hakkýný alamýyor. Birlik olmak gerek. Birlik olunmazsa sisteme karþý ne yapýlabilir? Ýktidara kim gelirse gelsin, sistem deðiþmiyor. Sistemin çarklarý bozuk, onu tamir edemezsiniz. Sistemin çarkýný deðiþtirmek gerek. Y.E. Mücadele Birliði Okurlarý:Taksim konusunda ne düþünüyorsunuz? 1 Mayýs orada olmalý mý? Reyhan Belediye Ýþçisi: Elbette. 77’de ben de orada vardým. Ýnsanlarý öldürdüler. Panzerlerle ezdiler. Taksim’de olmalý tabii ki. Ben 45 senelik iþçiyim. Ýþler daha da kötüye gidiyor. Büyükþehir Belediyesi Ýþçisi: 77 katliamýnda ben de vardým. O günü yaþadým ben. Birlik olup hesap sormak lazým. Bu sohbetin ardýndan, belediye iþçileri bize çalýþma koþullarýyla ilgili temel sorunlarýndan bahsettiler. Ücretlerini zamanýnda alamadýklarý ve düþük olduðu; ayda 30 gün çalýþtýrýldýklarý, hafta sonu tatillerinin olmadýðý; hiçbir sosyal haklarýnýn olmadýðý; sürekli haksýzlýklar yapýldýðý; öðle yemeði verilmediði; hastalanýp iþe gelemediklerinde yevmiyelerinin kesildiði gibi hemen hemen tüm iþçilerin ekonomik sorunlarýný paylaþtýklarýný dile getirdiler. Biz de bu sohbet için onlara teþekkür edip, “kolay gelsin” deyip, dergimiz Mücadele Birliði’ni de onlara armaðan ederek yanlarýndan ayrýldýk.

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

21


Gelin Yaþamý Gülümseyiþinle Geleceðe… Yeniden Örelim

ÖNSÖZ BAHAR-YYAZ 4. SAYISI Sanata Dair Notlar Ýnsanýn Doða Karþýsýndaki Durumu Yabancýlaþmaya Karþý Beyin Egzersizleri Savaþ ve Kadýn -Ayýþýðý Sanat Merkezi Sempozyum Küba Gezisi Notlarý Dachau Toplama Kampý Müzesi Gezisi Notlarý Zindan Türkü Söylüyor - Sibel Sürücü’nün Günlüðünden KADIN DOSYASI Kadýn Kurtuluþu Ýçin Yol Gösterici Ýlkeler Marksizm Ve Feminizm Kadýn... Ýyiliklerin ve Kötülüklerin Kaynaðý Irak Direniþinde Kadýn Gözaltýnda Tecavüz Birliðimiz Sarsýldý Boþanýyoruz! Plaza De Mayo Analarý

ÇIKTI 22

Merhaba Yoldaþlar... Sizleri tanýyalý birkaç yýl oldu. Ben 28 yaþýnda bir kadýn iþçiyim. Yaklaþýk 16-17 yýldýr çalýþýyorum. Sizleri tanýmadan önce sýradan bir yaþamým varmýþ. Bunu, sizleri ve deðerlerinizi tanýdýktan sonra öðrendim, ufkum geniþledi. Þimdi ezikliðimin sebebini daha iyi kavrýyorum ve devrime olan inancým daha da katmerlenerek arttý. Yaþamdaki bir çok deðer yargýlarým deðiþti, okuduðum Mücadele Birliði dergisi beni bana daha iyi ifade etti. Ben, beni daha iyi tanýdým ve sizleri de... Sizleri birebir tanýmasam da biliyorum, yaþamý tel tel beraber örüyoruz. Bu güç bizim gücümüz. Yaþamda beraber hareket etmemiz gerekiyor. Gelin beraberce yaþamý yeniden örelim.

isteme adresi: ayýþýðý sanat merkezi / istiklal caddesi rumeli han 6. kat 88/11 taksim istanbul / 0 (212) 249 44 43

Yazýya nasýl baþlayacaðýmý düþündüm önce… Ama gülen yüzün aklýma gelince düþünceler ardý sýra dizildiler… Bir devrimci, hep senin gibi geleceðe olan inançla gülebilmeli aðýz dolusu… Ne yazýk duyamadým hastalýðýný, yanýnda olmayý çok ama çok isterdim; tek baþýna verdiðin savaþýmda, ne geliyorsa elimden yapmayý… Senin için deðiþtirebilmeyi isterdim bir þeyleri, o illet hastalýðý güzel bedeninden söküp atabilmeyi ama hiçbir þey yapamamýþ olmak, sadece ardýndan birkaç satýr yazýyor olmak ne kötü… En son 19 Aralýk eylemlerini konuþmuþtuk, gözaltýlarýmýzý, nasýl koþuþturmacayla geçtiðini o günlerin ve her þeyin ne çabuk deðiþtiðini, yitirdiklerimizi… Daha üzerinden üç ay bile geçmemiþken seni yitirmenin acýsý… Kapitalizmi yýkmanýn zorunluluðu burada da çýkýyor iþte karþýmýza… Senin gibi deðerli bir siper yoldaþýný tedavi edilemeyen bir hastalýk yüzünden kaybetmek korkunç geliyor; daha doðrusu tedavi edilebilirliðinden emin olduðum bir þey yüzünden kaybetmek… Sýrf birkaç ilaç tekeli kârýna kâr ekleyecek diye kaybetmek insanlarý… Hele bu senin gibi deðerliyse… Düþlerini gerçekleþtirmek bizlere kaldý… Seni sevgiyle, seni kavgayla anacaðýz daima... Bir Dostun…

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006

Bir Kadýn Ýþçi/ Ýzmir


s069  

69. Sayý / 7-21 Haziran 2006 3 Mücadele Birliði 69. Sayý / 7-21 Haziran 2006 4 Yeni Evrede 69. Sayý / 7-21 Haziran 2006 5 69. Sayý / 7-21 Ha...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you