Skip to main content

s047

Page 1

Yeni Evrede

Baþyazý

Mücadele Birliði

DEVRÝMÝN KAÇINILMAZ GELÝÞÝ K

apitalist sýnýf, egemen olamamasýnýn, yönetememesinin bir göstergesi olarak emekçi halka yönelik saldýrýlarýna, katliamlarýna ve infazlarýna yeni bir hýz verdi. Uzun süredir devam eden devrimci durum onun dengesini iyice bozdu. Duruma hakim olmak için giriþtiði her hareket sonuç getirmediði gibi, devrimin daha da güçlenmesinden baþka bir sonuç getirmiyor. Devrim, güçlenmiþ, yetkinleþmiþ ve pekiþmiþ olarak saldýrýya geçtikçe burjuvazinin durumu iyicene sarsýlýyor. Burjuvazi devrimin kaçýnýlmaz geliþi karþýsýnda çaresiz durumda. Bugüne kadar, devrimi bastýrmak, etkisizleþtirmek için her yola baþvurdu: Gerici þiddetin yetmediði yerde, politik çevirme yöntemini devreye soktu; birinin sonuç vermemesi durumunda, ikisine birden baþvurdu. Kendi gücü ve çabasý sonuç vermediði noktada AB müdahale etti. AB süreci, genelde halklara, özelde de iþçi sýnýfýna ve devrimci güçlere karþý yöneltilmiþ en kapsamlý saldýrýdýr. AB, devrimin yükseliþini, ekonomik gücü ve ideolojik-politik hegemonyasýna dayanarak durdurmaya çalýþtý. Ancak, bu ekonomik güç, emekçi kitlelerin ekonomik durumuyla bir karþýtlýk oluþturduðu, yýðýnlarýn yoksulluðunu derinleþtirdiði için devrimin geliþini önlemek bir yana, onun gerekliliðini ve daha da ötesi, zorunluluðunu güçlendirmiþtir. Ekonomik zorunluluðun yasalarý, devrimin zorunluluðunda kendini yansýtýr. Kullanýlan araçlar tamamen tükenmemekle birlikte, þimdiye dek, sonuç da getirmemiþtir. Devrim ise, her

engele ve saldýrýya raðmen, açýktan açýða yol alýyor. Bu gidiþ karþýsýnda burjuvazi “çözümü” azgýn teröründe buldu. Egemen olamayan her “egemen” sýnýfýn yaptýðý bu. Aslýnda burjuvazinin hiç ara vermeden sürdürdüðü saldýrýlarýný yoðunlaþtýrýnca oportünistler þaþkýnlýða düþerken, sosyal-reformistler ise soruyor: “Tam da toplumsal barýþ çabalarýmýzý artýrdýðýmýz, AB’nin de, bu çalýþmalarýmýza destek verdiði bir sýrada tüm bu þiddeti týrmandýrmalar neden?” Devrime tamamen sýrt çevirmiþ, tavýr almýþ; burjuvaziyle “barýþ içinde bir arada yaþama” ilkesine uygun olarak bir “muhalefet” partisi olarak davranmak isteyen, sýnýf iþbirlikçilerin durumuna uygun bir soru. Kapitalist sýnýf açýsýndan durum farklý görünüyor. O, ne sosyal-reformist çabalarýn, ne de politik çevirmenin tek baþýna, sýnýf savaþýmýnýn kaçýnýlmaz sonuna doðru ilerlemesini durduramayacaðýný düþünüyor; bu yüzden vazgeçilmez silahýna, politik zora baþvuruyor. Yani politik devletin gereðini yerine getiriyor. Devleti daimi olarak yetkinleþtirmesi bunun içindir. Yýllardýr sürdürdüðü bir iç savaþ var; bu savaþý sonuna kadar götürmek, üstün gelmek istiyor. Ýç savaþta iþçi sýnýfý hareketini ve halk hareketini ezmek ve belini uzun yýllar doðrultamayacak þekilde kýrmak istiyor. Ýki sýnýf, iki güç savaþa tutuþmuþsa, sonucu yine bir güç çözer. Burjuvalar neden toplumun üstünde dehþet saçýyor? Hükümet bütçelerinin önemli bir bölümü ile emperyalist devletlerin mali desteðinin önemli bir kýsmý, or47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005

duya, polise, zindanlara ve silaha ayrýlýyor. Ve neden teröre, daha fazla teröre yöneliyor? Bugün her ne kadar askeri ve politik güç üstünlüðü kendisinde görünse ve her ne kadar savaþta güç üstünlüðüne sahip görünse de “savaþta durum her an deðiþebilir”. Önceye göre çok daha geniþ kitlelerin desteði alan devrim büyük bir ataða kalktý. Leninist Parti’nin faaliyetlerine binlerce insan katýlýyor. Ýllegaliteyi temel almýþ, zora dayalý devrimi savunan ve bu doðrultuda yýllardýr savaþým içinde olan bir devrimci marksist partiye olan bu açýk destek, ancak kitlelerin devrim ýsrarýyla açýklanabilir. Öte yandan þimdiye dek, sermayenin ve devletin diktasýna boyun eðmiþ olan kamu sektörü iþçilerinin ve emekçilerinin, hükümet güçleriyle çatýþmaya girmesi, baþkaldýrmasý, emekçi kitlelerin devrimcileþmesinin ve devrimci yükseliþin baþka bir göstergesidir. Emekçi kitlelerde genel eðilim devrimcileþme ve devrime yönelme biçimindedir. Burjuvazi ve faþist devlet, “bugünden önünü alamazsak, bastýramazsak, yarýn çok gecikmiþ olacaðýz” diye düþünüyor. Bu yüzden her yola baþvuruyor, baskýnýn her biçimini kullanýyor. Kapitalist sýnýf ile iþçi sýnýfý arasýndaki ekonomik uzlaþmazlýk ve çeliþki öylesine keskin, maddi yaþamdaki toplumsal eþitsizlik öylesine büyük ki, bu durum, bir devrimi, kaçýnýlmaz bir devrimi doðuruyor. Verili toplumsal sistem içinde emekçilerin lehine köklü ekonomik ve toplumsal dönüþüm olanaðý yoktur. Bunu olanaksýz yapan kapitalist sistemin varlýðýdýr. Ücretli emek sisteminde sýnýflarýn uzlaþmaz karþýtlýðý o noktaya ulaþtý ki, kapitalizmin devamý, sýnýflarýn birbirini yiyip, tüketmesi demektir. Ýþçi sýnýfý öncülüðünde toplum ya bir üst toplumsal biçime geçecek ya da toplum kapitalist yýkýmýn altýnda kalacaktýr. Her þey bu kadar kesin, her þey bu denli keskin. Temelinde ve özünde iki dünya arasýnda süren bu savaþým, tüm toplumu her noktasýnda sarsýyor. “Toplumsal atomlaþma” temeline dayanan burjuva toplumun çözülüp-daðýlmasý kaçýnýlmazdý. Halk kitleleri için asýl eðitici ve öðretici olan yaþamdýr, yaþamýn gerçekleridir. Yaþamalarý için gerekli olan geçim araçlarýna ulaþmalarý, her geçen gün olanaksýzlaþýyor. Çalýþanlar iyi bir mücadeleyle, “iyi” bir ücret alsalar da biraz olsun “ne-

3


Yeni Evrede

Baþyazý fes almalarý” uzun soluklu olmuyor. Aldýklarý ücret ne olursa olsun, gelecekleri, tüm sýnýfý bekleyen yýkýmdan kurtulamýyor. Emekçi sýnýflarýn yoksullaþmasý iki biçimde gerçekleþiyor: birinci olarak mutlak yoksullaþma yoluyla; ikinci olarak da, çaðdaþ yaþamla aralarýndaki mesafe arttýðý için (nispi olarak). Emekçiler, kendilerine yoksulluk-yýkým getiren bu sürecin bilincindeler. Yaþamýn gerçekleri, bunu onlara gösteriyor. Kapitalist toplum sýnýflý bir toplumdur. Ücretli emeðe dayanýr. Toplum, sömüren ve sömürülen; ezen ve ezilen sýnýflara ayrýlýr. Bir sýnýfýn yaþam boyu ücretli emekçi (proleter), bir kesiminin ise, asalaklardan (kapitalist) olarak yaþamýný sürdürmesi kapitalist toplumun ekonomik yasasýdýr. Bu üretim biçiminde emekçi sýnýfýn ekonomik statüsü deðiþmeyecektir. Artý-deðerin sömürüsündeki artýþa baðlý olarak uzlaþmaz sýnýf çeliþkisi keskinleþmekte. Bugün gelinen moment, ölüm-kalým noktasýdýr. Kapitalizm, baþlardaki göreceli ve geçici faydalý yanlarýný yitirmiþtir. Bugün insanlýða tamamen yýkým ve ölüm getirmektedir. Tüm bu yalýn gerçekler, emekçi kitleler tarafýndan kavrandýðý içindir ki, kapitalizm kuþatma altýndadýr. Emek-sermaye iliþkisi her yerde ayný özellikleri gösterir. Türkiye’de de bu özellikleri göstermesinin yaný sýra, ayrýca tarihi nedenlerle, üst üste binmiþ çok yönlü çeliþkiler yumaðý durumundadýr. Bu durum, burayý bir devrim topraðýna dönüþtürdü. Bu topraklarda bugüne deðin demokrasi yaþanmadý. Devlet egemenlik sistemi tamamen anti-demokratiktir, baskýcýdýr. Halklarýn demokrasi eðilimi ile devletin anti-demokratik yapýsý daima çatýþma içinde olmuþtur. Ekonomik iliþkilerin geliþme göstermesiyle birlikte, uzlaþmaz emek-sermaye çeliþkisi ve karþýtlýðý da geliþmiþ ve emekçi kitlelerin demokrasi-sosyalizm istemi tek bir süreç olarak iç içe geçmiþtir. Süreç bir devrimi, yalnýzca bir devrimi zorunlu olarak gündeme ve güncele getirdiði halde, bugüne kadar gerçekleþtirilememiþtir. Baþka nedenlerin yanýnda, genelde halklar ve özelde de devrimci güçler aþaðýlýk bir baskýyla, zindanlarla, yasalarla, katliam ve infazlarla, iþkence ve idamlarla durdurulmaya çalýþýldý. Ülkenin tarihi, halk hareketi ve iþçi sýnýfý hareketi ile komünistler üzerinde uygulanan baský tarihidir. Devrim müca-

4

Mücadele Birliði

delesi baský ve saldýrýnýn altýnda yol almýþtýr. Bu nedenle devrimci mücadele en zor koþullar altýnda bile sürecek çok saðlam bir özellik kazanmýþtýr. Devrimci mücadele bugün, daha ileriye gidecek genel nesnel koþullara, öznel niteliklere sahiptir. Devrim, bu noktada durmayacaktýr; bu devrim kesinlikle daha ileriye gidecektir. Nicelik niteliðe dönüþecektir. Demokrasi-sosyalizm mücadelesi amacýna ulaþacaktýr. Bizde demokrasi ve özgürlükler bir devrim sorunudur. Burjuva cephe, devrim mücadelesinin bir sýçrama noktasýnda bulunduðunu görüyor ve bunu engellemek için tüm gücünü harekete geçiriyor. Harekete geçirdiði güçlerin baþýnda devlet gücü geliyor. Devletin infazlarýný tüm toplumun ve dünyanýn gözü önünde açýkça yapmasý, katliamý çocuklara kadar vardýrmasý son derece planlýdýr. Amaç, devlet terörünün yarattýðý dehþetle toplumu sindirmek, onu sermayenin köleliði altýnda tutmak. Toplum özgür deðildir, çünkü sermayenin egemenliði altýndadýr. Toplum sermayeden özgürleþmeden, kölelik döneminden kalma yöntemlere hep maruz kalacaktýr. Ýnfazlarýn sokakta yapýlmasý, hatta insanlar çaðýrýlarak, seyrettirilmesi ve böylece bunun yaratacaðý etkiyi egemenliðinin gücü olarak görmesi ve göstermesi, kölelikten bu yana tüm özel mülkiyetli toplumlarýn tüm sýnýflý toplumlarýn ve onlarýn egemenliklerinin bir yöntemidir. Egemenler, sýkýþtýklarý zaman ya da egemenlikleri tehlikeye düþtüðü bir sýrada bu yöntemlere sýk sýk baþvururlar. Toplumda dehþet saçan, þok yaratan zindanlar da ayný amaçla yapýlmýþtýr. Türkiye’de 12 Eylül’de ve bugün olduðu gibi... Fakat bir toplum, tarihsel ve ekonomik olarak daðýlmaya baþlamýþsa; yani bu toplum biçiminin ekonomik temeli çöküp gitmiþse, bu sýrada en aþaðýlýk düzeylerde uygulanan egemenlerin zoru, bu toplumu hiçbir biçimde ayakta tutamaz. Toplumun tüm devrimci ve yýkýcý güçleri olanca güçleriyle eski topluma karþý harekete geçer ve bu toplumun kaçýnýlmaz yýkýmýný hýzlandýrýlýr. Halklarýn tarihinde, þiddetin “þiddet” olmaktan çýktýðý anlar vardýr. Bu dönemler, devrim dönemleridir, ayaklanma ve isyan sýrasýdýr, ezilen halklarýn özgürlük savaþý sürecidir, iþçi sýnýfýnýn yeni bir dünya kurma zamanýdýr. Bir devrim döneminde, halkýn her þeyi göze aldýðý za47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005

manlar, eski sömürü ve baskýcý sýnýflar, þiddete ne denli baþvururlarsa baþvursunlar, bu þiddet yine de eski sonucu almaz. Egemenler açýsýndan yapýlan her giriþim, þiddet ve baský umutsuz bir çabadan baþka bir þey deðildir. Çünkü halk kitleleri, yapýlan baský ve saldýrýlardan yýlmayacaðý, sinmeyeceði ve geri çekilmeyeceði bir noktaya gelmiþtir artýk. Türkiye ve Kürdistan halklarý da bu duruma gelmiþ bulunuyor. Bu aþamaya, yýllarca süren iç savaþtan geçerek, iþkencelerden, zindanlardan, katliamlardan, baskýdan, yasaklanmalardan, kýsacasý ateþ ve barutun ortasýndan geçerek gelindi. Artýk halklarýmýz, hiçbir þiddetin “kâr etmediði” bir noktaya geldi. En önemlisi bu; halklar kazanmaya kararlýlar. Bu yüzden, son günlerde burjuvazinin artýrdýðý baskýlar, þiddet ve katliamlar ne eski sonucu alabiliyor ne de halklarýn devrim ve özgürlük mücadelesini durdurabiliyor. Kitleler, burjuva þiddetin üstüne üstüne gidiyor. Ýþte halklarýn bu kolektif kahramanlýðý, sermayeyi ve onun devletini acze düþürüyor, öfkelendiriyor, aklýný baþýndan alýyor. O zaman da dengesizleþiyor ve dengesizce yaptýðý her saldýrý, kitlelerin daha güçlü karþý saldýrýsýyla karþýlaþýyor. Burjuva zor karþýtýný; emekçi halk kitlelerinin devrimci zorunu yaratýyor. Emekçi kitlelerin girdiði bu yol, devrim yoludur, özgürlük yoludur, toplumsal kurtuluþ yoludur. Büyük bir hýzla, bütün gücümüzle kaçýnýlmaz bir devrime doðru ilerliyoruz. Ancak bir devrimin olmasý için nesnel koþullarýn olgun olmasý yetmez, öznel koþullarýn da hazýr olmasý lazým. Bunun baþýnda da proletaryanýn bu devrimi yapmaya uygun hazýrlýklarý yapmasý gelir. Devrim için iyi bir hazýrlýk yapýlmadan, halkýn devrimci öncüsü hazýr olmadan en hazýr devrim bile parmaklarýmýzýn arasýndan akýp gider. Burada çok önemli ve tayin edici görev, komünist öncünün, proletaryanýn devrimci sýnýf partisinin, iþçi sýnýfýný iktidarý ele geçirmesi için hazýrlamasý ve bu yolda onu cesaretlendirmesidir. Emekçi kitlelerle kurulan binlerce iliþki, binlerce bað, bu hedef için seferber edilmelidir. C.DAÐLI


Yeni Evrede

Yoðunlaþan Çatýþmalar

Mücadele Birliði

“Ve cellat uyandý

Yoðunlaþan Çatýþmalar ve

DEVRÝMCÝ GÖREVLERÝMÝZ K.Kürdistan’da savaþ yoðunlaþýyor. Devlet, Dersim ve çevresi, Botan baþta olmak üzere bir çok bölgede operasyonlarýný sýklaþtýrdý. Genelkurmay’ýn basýna verdiði brifingde “topyekün savaþ” çaðrýsý yapmasýndan sonra baþta Ulusal Kurtuluþ Hareketi olmak üzere tüm devrimci, yurtsever güçlere karþý adeta bir saldýrý kampanyasý baþlatýldý. Devlet, 90’lý yýllardan farklý olarak, bu kez hazýrlýksýz yakalanmak istemiyor. Bu nedenle basýnýndan mahkemelerine, yazar çizer takýmýndan ordu ve polisine, korucularýndan sivil faþist tabanýna kadar tüm güçlerini seferber etmiþ durumdadýr. Bu, iç savaþýn geliþiminde yeni bir evreyi iþaret ediyor. Emperyalist-kapitalist sistemin dünyada içine girdiði sýçramalý çöküþ sürecine denk gelen bu yeni evrede, Türkiye ve K.Kürdistan iþçi ve emekçileri, kendilerine karþý açýlan bu savaþý kazanmak zorundalar. Onlar, sosyal reformistlerin sükunet çaðrýlarýna, itidal telkinlerine aldýrmadan yollarýna devam etmeli ve devrimci iç savaþý yükseltmeliler. Burjuvazi, kendi cephesinden bu savaþa hazýrlýklý giriyor. Ýlker Baþbuð’un açýklamalarýndan sonra, tekelci burjuva basýn ve medya, tüm imkanlarýný harekete geçirerek devrime, devrimci ve yurtseverlere saldýrmaya baþladý. Bir yandan K.Kürdistan’da askeri saldýrýlar yoðunlaþtýrýlýr, gerilla ölülerine dahi iþkence yapýlýr, köyler kimyasal silahlarla yakýlýp yýkýlýp, þehir merkezlerinde mahalleler kurþunlanýrken bir yandan da tekelci basýnýn kaleminden kan damlatýlmaya baþlandý. Yýllar yýlý Kürt halkýna düþmanlýðýyla tanýnan besleme köþe yazarlarý, devrimin korkusuyla yeniden beyinlerinin pisliklerini boþaltmaya baþladýlar. Er Coþkun Kýrandi’nin HPG tarafýndan esir alýnmasýndan sonra yoðunlaþan operasyonlar, gazetelerin ve televizyonlarýn manþetlerinden kutsanýyor. “Bayrak yakma” provokasyonunun tertiplenmesinden bugüne, Genelkurmayýn yönlendirmesiyle baþlayan þovenist histeri, örgütlü bir güce dönüþtürülüyor. Baþbakanlýk bünyesinde kurulmasý düþünülen “özel birimler”in kimlerden oluþacaðýný tahmin etmek zor deðil. Bu þekilde devlet, devrimci ve yurtseverlere karþý yeni bir “sürek avý” baþlatacaktýr. Devlet, saldýrýlarýný artýrarak, çürümekte olan sistemi ayakta tutmaya çalýþýyor. Ancak ne yaparsa yapsýn, attýðý her adým, onun güçsüzlüðünü ortaya koyuyor. Tekelci kapitalist sistem yapýsal bunalýmýný aþamadýðý içindir ki, artýk yalnýzca zor yöntemlerini daha büyük oranlarda devreye sokarak ayakta kalmaya çalýþýyor. Ne kadar halkta korku ve panik yaratmaya çalýþýrlarsa çalýþsýnlar, tüm operasyon ve katliamlar, tam tersi bir etki yaratýyor. Açlýk ve yoksulluðun, ulusal ve sýnýfsal ezilmiþliðin pençesinde kývranan yýðýnlar, daha köklü savaþlara girmekten çekinmiyorlar artýk.

yataðýnda bir gece -Tanrým dedi bu ne zor bilmece Öldükçe çoðalýyor adamlar Ben tükenmekteyim öldürdükçe”

Kongra-Gel yönetiminin “süreç eylem sürecidir”, “tüm örgüt birimlerimizin baþarý ölçüsü eylem olacaktýr” açýklamasý yapmak zorunda kalmasý boþuna deðildir. Sürecin nesnel devrimci karakterinden dolayý, bir imha saldýrýsý karþýsýnda ancak savaþýlarak yaþamda kalýnacaðýnýn bilinmesi nedeniyle bu tür açýklamalar önümüzdeki süreçte daha sýklýkla duyulacaktýr. Operasyonlarýn bu denli yoðunlaþtýðý, þovenizm histerisinin bu denli körüklendiði koþullarda herkes savaþýn kurallarýna göre hareket etmek zorundadýr. Türkiye devrimci hareketi, bu süreçte Kürt halkýnýn yanýnda olduðunu pratik tavrýyla göstermelidir. Bu savaþýn durmasý çaðrýsýnda bulunarak saðlanacak bir þey deðildir. Elbette operasyonlara karþý çýkýlmalý ve bunlarýn durdurulmasý için pratik eylemler örgütlenmelidir; ama daha önemlisi, Kürt ve Türk halklarýnýn mücadele birliðini saðlamaktýr. Bunun için söz eylemini yitirmiþtir artýk. Bir yandan K.Kürdistan’da süren askeri operasyonlara, bir yandan devrimci ve yurtseverlere yönelik sivil faþist saldýrýlara karþý birlikte hareket etmenin koþullarý oluþmuþtur. Bunlardan daha ilerisi ise, devrim için bir mücadele birliði cephesi örülmesidir. Kürt ulusunun kendi kaderini tayin edebilmesi de, zindanlarýn yýkýlýp tutsaklarýn özgürleþtirilmesi de bu cephenin oluþturulmasýna ve siyasi iktidar için mücadele etmesine baðlýdýr. Tarih, omuzlarýmýza aðýr, ama bir o kadar da onurlu bir yük yüklüyor. Bunu baþarmak, tüm leninistlerin, devrimcilerin ve Kürt devrimci yurtseverlerin görevidir.

Süreç Eylem Sürecidir

47. Sayý / 3-17 Aðustos 2005

5


Yeni Evrede

Göçmenlik Sorunu

Mücadele Birliði

Türkçe’ye mülteci kelimesi nereden girmiþ bilmiyorum ama Avrupa dillerinde ki tam karþýlýðý “sýðýnmacý”. 1951’de BM’e üye ülkeler arasýnda imzalanan Cenevre Anlaþmasý’na göre, sýðýnmacý þöyle tanýmlanýyor; “Irk, din, milliyet, sosyal bir gruba üye olmak ya da politik inançlarý dolayýsýyla kovuþturmaya uðrama korkusuyla vatandaþý olduðu ülkenin dýþýnda bulunan ve bu korku dolayýsýyla ülkesine dönemeyen kiþidir”. Ne hoþ(!) bir taným deðil mi? Avrupa devletlerinin yasalarýnda ise þöyle kategorize ediliyor mülteciler: “yardýma muhtaç, sosyal tabaka”, “nüfusun zayýf sosyal tabakasý”, “yardýma muhtaç, çalýþamaz durumda olanlar, özürlüler, savaþ gazileri, sýðýnmacýlar…” Ayrýca çalýþma izniyle ilgili þöyle bir yasa da var: “Sýðýnmacýlar geçici çalýþma izni alabilirler, iþ piyasasý araþtýrmasý yapýlarak, Avrupa Birliði vatandaþlarýnýn (…) talip olmadýklarý meslekler için çalýþma izni verilmesi öngörülür. Ancak, “sýðýnmacýlarýn vergi beyanýnda bulunma yükümlülükleri vardýr.” Bunlar sadece benim ulaþabildiklerim ve son derece yüzeysel. Ve aslýnda hiç de þaþýrtýcý deðil. Aslýnda sorun burada da deðil. Sorun kapitalist ekonominin, burjuva ahlak ve yaþamýn, kendisine sýðýndýðýný düþündüðü kiþiye neler yapabileceðidir. Bu çok klasik biçimiyle egemen sýnýfýn ezilenlere bakýþýný yansýtýyor. Dünyanýn her yerindeki ezilenler ayný cendereyi yaþýyorlar. Buradaki tek fark ise Avrupa kapitalistlerine özgü nitelikler. Her þey öylesine tiksinti verici bir ikiyüzlülükte yapýlýyor ki. Bu ikiyüzlü maskenin altýndaki gerçek tavýr, burjuvazinin emekçilere karþý hislerini pek yaman ortaya koyuyor. Ne de olsa Avrupa, kapitalizmin doðduðu ve geliþtiði topraklardan oluþuyor. Bu topraklar ayný zamanda burjuvaziye karþý ilk ayaklanmalara hatta ilk devrime tanýklýk etti. Burada ezilenlere karþý çok güçlü ve köklü duygularýn ortaya çýkmasýnda þaþýlacak bir þey yok. Burjuvaziden sonda Avrupa tüm dünyanýn merkezi haline geldi. “Uygarlýðýn” beþiði oldu. “Medeniyet” oradan yayýldý. Ve insanlýðýn ilk üç uygarlýðýný yaratan “doðu” ise medeniyetsiz, köksüz ilan edildi. Bütün o medeniyetini “doðu”nun yarattýðý ilk uygarlýklara borçlu olduðunu unutan, unutmakla da kalmayan “uygar Avrupa”, kendine mal etti. Sonuçta

ra tek tek ülkeler bu entegrasyon için bütçelerinden ciddi fonlar ayýrýyorlar. Örneðin ekonomik alanda entegrasyona en fazla “yatýrým” yapan ülke Ýsviçre. Bu ülkeye bir mültecinin aylýk maliyeti yaklaþýk 2.000 Euro ve bu 6 milyonluk ülkede yaklaþýk 2 milyon yabancý var. Ayrýca yine baþta Ýskandinav ülkeleri olmak üzere Almanya, Ýngiltere, Hollanda, Fransa ve Avrupa’nýn dýþýnda Kanada ve Avustralya mülteciler için ciddi paralar harcýyor. Tabii bu ekonomik boyutu, siyasi boyuttan ayrý düþünürsek bu emperyalist ülkelerin ne kadar yardýmsever olduklarýný düþünebiliriz. Yunanistan ve Ýtalya’yý burada hiç saymýyorum. Çünkü bu ülkeler deðil mültecilere bütçe ayýrmak BM’den mülteci baþýna aldýklarý paralarý bile iç ediyorlar. Bu ülkeler Doðu’dan Avrupa’ya geçiþ ülkeleri olduklarý için en fazla mülteci, bu ülkelere giriþ yapýyor ve buradan Avrupa’ya geçiyorlar. Bu ülkeler gelen mültecileri kayýt yapýp BM’den paralarýný alýyorlar ancak mültecilere hiçbir þekilde, hiçbir þey vermiyorlar. Bu ülkelerin de yabancý politikasý entegrasyon üzerine deðil de, bir takým cep ve kasalarýn dolmasý üzerine kurulmuþ oluyor böylece. Politika böyle olunca buralardaki mültecilerin durumunu varýn siz düþünün. Entegrasyon yok, uyum yasalarý yok, sosyal kurumlar yok, eh bunlar olmayýnca “özgürlük” var! Sefalet içinde yaþama ve açlýktan ölme özgürlüðü… Avrupa ülkelerinin oturmuþ bir yabancý politikasý var. Avrupa, yabancýlar özellikle mülteciler için niye bu kadar paralar harcýyor? Sorunu niyetlerle açýklayamayacaðýmýza göre geriye tek gerçek bakýþ açýsý kalýyor. O da sorunun sýnýf savaþýmýndan baðýmsýz olmadýðýdýr. Yani bu politika dünya emek cephesini ezmek ve öncülerini teslim almak amacýyla oluþturulmuþ. Nasýl mý? Bireyciliði ve asalaklýðý aþýlayarak. Yani bir Avrupa ülkesine iltica talebinde bulunduðunda süreç þöyle iþliyor: Diyorlar ki, senin iltica talebine cevap vereceðiz, ancak biz cevap verene kadar beklemelisin. Bu durumdaki kiþinin statüsü “iltica talebinde bulunan kiþi”dir ve tüm yasal statüsü ve hatta kimlik kartý farklýdýr. Çalýþma izni, dolaþma özgürlüðü, ev tutma hakký vb. yoktur. Yani henüz “yasal bir insan” deðildir. (Bu konuda Avrupa solunun güzel bir

Avrupa’da Göçmenlik Sorunu Üzerine

6

ortaya þu çýktý: “uygar” Avrupalýlar ve “barbar” doðulular ya da daha geniþ bir tanýmla “barbar” dünya halklarý. Kendi emekçilerine de tiksintiyle bakan Avrupa emperyalizmi yabancý emekçilere bakýþýnda bu tiksintiye bir þey daha ekledi: Aþaðýlama! Þimdi burada þu ayrýmý yapmak gerekiyor. Avrupa’ya çalýþmak için gelen yabancý iþçiler (göçmenler) ile politik nedenlerden dolayý gelenlerin (mülteciler) yasal statüleri ayný deðil. Göçmenlerin ekonomik hiçbir ayrýcalýklarý yok. Çalýþmazlarsa aç kalýrlar. Mültecilerin ise o ülke vatandaþýna bile tanýnmayan ekonomik ayrýcalýklarý var. Yani “soysal yardým” vb. Avrupa, ekonomik olarak kendine fazlasýyla güvendiði için, bu güne kadar dünyanýn her tarafýndan gelen devrimci mültecileri içine almakta ve emzirmekte sakýnca görmedi. Çünkü en baþta devrim gibi bir korkusu yoktu. Bir diðeri ise, bugüne kadarki devrimlerin ve özellikle Sovyetlerin etkisiyle Avrupalý emperyalistler, emekçi sýnýflara olduðu gibi mültecilere de bir takým haklar tanýmak zorunda kaldýlar. Ve iki yüzlü Avrupa, tanýmak zorunda kaldýðý bu haklarý da kendi çýkarýna dönüþtürmekte gecikmedi. Bu çok klasik bir Avrupa taktiði ya da bir Avrupa klasiði. Dünyanýn her yerinden gelen devrimcileri inançlarýndan soyundurma makinesi haline geldi bu tanýnan ekonomik haklar. Nasýl mý? Uygulamada ülkeden ülkeye farklýlýk gösterse de, öz ve amaç ayný oldu: Entegrasyon. Her Avrupa ülkesinin Entegrasyon yasalarý var. Yani yasalarýn ismi dahi bu. “Barbar” yabancý emekçileri ya da onlarýn öncülerini Avrupa kapitalist sistemine uydurtma yasalarý bunlar. Bunlar, belli bir birikimin sonucunda mükemmelleþtirilmiþ yasalar ve uygulamalar. Bunlara geleceðim. Avrupa emperyalistleri bu iþi çok ciddiye alýyor. AB ve BM kasalarýndan mültecilerin bu entegrasyon iþi için ciddi rakamlar ayrýlýyor. En baþta, BM, mülteci baþýna Avrupa ülkelerine para ödüyor. Son47. Sayý / 3-17 Aðustos 2005


Yeni Evrede

Yýkýmlar

Mücadele Birliði

-itey anýsamþýla anýðýltahar amnazak arap -ay tahar iðitte edle nýnasni ed rib anuB .roy -ö isememte lubak ýmaþay rib adnýtla nýmaþ -acrah kemE .royikereg kemelke iniðillez -ak ,royütürüç ýnasni amaþay tahar nadam ,ýyamþalýcnabay eðemE .royuzob iniretkar .royiriteg ýnýsamnalýðaþa niðeme keredig -las eniretkarak tkerid nýnasni çerüs ub inaY .royýrýd -iyi nediyi natkamþýlaç esi adnýsarnoS -ah ayragna kamþýlaç niçi iþik naþalkazu ey ub ayfam ,þi ilrik ülrüt reH .royileg enil ürüs rib adaruB .royýlþab arnos nadatkon -ilib ne kýlýçkaçak ,ucurutþuyU .rav rötkes irelicetlüm neleg ineY .rav ýsahaD .irelnen -üd ne ,zýsatrogis :ürötkes amnalluk ecida -edö initercü alkulnuðoç attah eltercü küþ -nýtrýs ninicetlüm pýrýtþýlaç adnýnay nedem ,asroyilib lid ad zarib hE .inay emniçeg ad -ah çathum ano neleg iney neyemlib lid çih -ols ”rýnýla týðak ederüs asýk nE“ .royileg el iyen adnucuva ednile ninicetlüm alyýnag küyüb ralnub müt eV .ürötkes ampak asrav -royýlýpay kiliyi rib küyüb ,ibig þumfutül rib -ay anýda ”mirved“ eV .royulunus ibig þum .royýlýtaltahar relkerüy nadnýðýdlýp nemçöG kitiloP riB nad’apurvA

uB .nasroyýla ezög ýyamaþay zýstýðak aday -ros adara uB( royürüs lýy iki aday rib çerüs -alða anýralkýdaþay ninicetlüm adnýsarýs ug -urvA etþÝ .royýkýç elib ”ralçýgray“ nay ev nedmiterü uB .)üðülülzüyiki kli nýn’ap -erüs itnelkeb ýcýrýtkýb narapok nadmaþay karayurok irelreðed nuðudlo pihas nednic atçunoS .royitsi edari netkeçreg kamkýç eniðeceyemrev raraz enireleklü ninicetlüm -nýralkýdlýk taanak anýðacayalðas muyu ev -çerüs ikarnos nadnuB .ralroyirev adýðak ad üsütats ninicetlüM .royimtib ralýrýdlas ed et -o nasni rib lasay ,ibihas kilmiK .royiþiðed -üm acrakadef ednireleklü ecelyöb ev royul rib kecedebyak kýtra nýralnasni nede eledac arnos nemeh nattýðaK .royulo ed irelyeþ ub etþÝ .royýlýpay isemþelzös noysargetne -eþ iretkarak rib ad’apurvA nerabiti nadna .royýlþab ”emniçeg nedlaysos“ neridnellik -tekelmem ,ralroyüdö ýnarik ,ralroyirev vE -utaf ,ralroyiriteg unuðucoç ,iniþe asrav net ralroyýlðab ýsarap kilzisþi ,ralroyüdö ýnýralar -aç alah icetlüm rib adamaþa ub üknüÇ .bv -i iðidemlib inilid ”lisa“ nýralno ,royýmaþýl .bv çali ,enatsah ,ralroyirev usruk liD .niç çerüs ub eV .ralroyýlýþrak ad ýnýralfarsam -asni rib ama teble royümrüs radak azusnos nadatnava nadamþýlaç ,anýsamþalkalasa nýn

anaS .)”rutkoy nasni ýþýdasaY“ :rav ýnagols .nýsadnuroz kemelkeb radak enelirev pavec rib narýdna iniveazec rib kýça ýray kiletsü eV -enelkeb radak en kýtra ,adnýpmak icetlüm -eklü niðidleG .ýlðab anýralrývat niniþik iðec lebsah ,askoy nigli eltesayis netkeçreg ed nibelat acitli nasþýmþýrak erelyeþ rib redak -az O ?nesliðed amA .royilide lubak nemeh -eþ reh niçi kemriçegzav nadnýralçnani nam rib þimlide tircet nadmaþaY .ralroyýpay iy -uk ev kasay ürüs rib nýpmak nýðýdlak edlah ,çama ikednicerüs emtelkeb uB .rav ýrallar ub( ýdýðak iðecede edle atçunos ninicetlüm ev amruto anýðýllýy 01 aday 5 ýsaçrap týðak -ed koç )royireçi utropasap elyinzi amþýlaç uB .kemriteg elah rib zemliçegzav ev ilreð yeþ rib akþab nattýðak iþik rib ikadmurud -ub metsis üknüÇ .royileg elah zemenüþüd rib iþik askoy ýdýðak ,þumluruk enirezü nun rýnýla lýsan ikeP .rutkoy ýkkah ribçih ,ritçih ?týðak ub etçih anýralçýgray MGD elkilecnÖ nayamtara irel’MGD ecreliþik neyemezneb -aluros naluros adaruB .royýlþab amalugros -lib ülrüt reh ikadnýkkah ýpaY .koy ýrýnýs nýr -rüt reh kilenöy eniðiliþik ninicetlüm ,nedig -ülrügzö ememrev pavec iibaT .rav uros ül iyemlide edai eyeklü niðidleG .rav ed nüð

GÜLSUYU’NDA YIKIMLARA KARÞI HALK BARÝKATI Son süreçte emekçi semtlerinde yýkým terörü kol geziyor. Alibeyköy, Baltalimaný, Kurtköy ve daha bir çok yerde emekçiler baþlarýný sokabilmek için gecekondular dikti. Bu gecekondular, her zaman kapýlarýný devrimcilere açýk tuttular. Ve þimdi devlet, halký devrimcilerden yalýtmak, var olan komünü parçalamak için büyük saldýrýlara giriþiyor. Gülsuyu Mahallesi’nde bulunan emekçiler ise yýllardýr mafyayla, çetelerle savaþtý, kendi içlerinde milis yetiþtirdi. 1999’a kadar polisin giremediði Gülsuyu’nda þu anda Meydan’da tabiri caizse seyyar karakol bulunmakta. Polisin Gülsuyu’na girmesiyle birlikte uyuþturucu ve çeteler de girmiþ oldu. Gülsuyu þu anda yýkým tehdidiyle karþý karþýya. Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi Planlama Ýmar Müdürlüðü’nden 12 Eylül 2004 tarihinde gelen bildirgede Gülensu ve Gülsuyu’nda park, yeþil saha, okul alaný adlarý altýnda ve belirlenen bölge içerisinde bulunan evlerin çoðunluðuna yýkým kararý alýndýðý belirtiliyor. Kuzey Nazým Planý adý altýnda baþlatýlan yýkým kararýna halkýn tepkisi her geçen gün bir kat daha büyüyor. Gülsuyu-Gülensu emekçi halký, yýkýmlara karþý ve Kurt-

köy’de gerçekleþtirilen saldýrýyý protesto etmek için bir yürüyüþ gerçekleþtirdi. Gülsuyu son duraktan baþlayan yürüyüþe halkýn ilgisi yoðundu. Bizler de Mücadele Birliði okurlarý olarak “Yýkýmlara Karþý Direneceðiz-Gülsuyu Gülensu Emekçi Halký” pankartýnýn arkasýnda yürüyüþün en baþýnda yerimizi aldýk. Yürüyüþ esnasýnda balkondan destek verenler, arabalarla korna çalarak destek verenler oldu, fakat yürüyüþte bulunan yaþlý teyze ve amcalar “sizin eviniz yýkýlmayacak mý? Yürüyüþe katýlýn gücümüzü gösterelim” diyerek onlara tepki gösterdi. Meydana kadar süren yürüyüþte sýk sýk “Evlerimiz Yýktýrmayacaðýz”, “Kurtköy Halký Yalnýz Deðildir”, “Direne Direne Kazanacaðýz” sloganlarý atýldý. Meydana gelindiðinde genci yaþlýsý toplanarak, yýkýmlara karþý tepkilerini dile getirdiler. Mahalle sakinlerinden birinin okuduðu basýn açýklamasýnda, “bedel ödeyerek kurduðumuz evleri gerekirse bedel ödeyerek savunacaðýz” dedi. Okunan basýn açýklamasýndan sonra kitle daðýldý. EVLERÝMÝZÝ YIKAN SERMAYENÝN ÝKTÝDARINI YIKACAÐIZ Maltepe/Gülsuyu’ndan Mücadele Birliði Okurlarý

47. Sayý / 3-17 Aðustos 2005

7


Yeni Evrede

Faþist Saldýrýlar

Mücadele Birliði

DETAK EYLEMÝNE FAÞÝST SALDIRI

2

6 Temmuz’da Ölüm Orucu savaþçýsý bulunan Serpil Cabadan’ýn Beþiktaþ Aðýr Ceza Mahkemesi’nde duruþmasý vardý. Ayný gün, Devrimci Tutsak Aileleri Komiteleri (DETAK) olarak F tiplerine karþý sürdürülen Ölüm Orucu eylemiyle ilgili bir basýn açýklamasý yaptýk. Basýn açýklamasý saat 12:00’de baþladý. Yaptýðýmýz açýklamada Serpil Cabadan’ýn Ölüm Orucu eyleminin birinci ayýnda olduðu ve F tiplerine karþý Ölüm Oruçlarýnýn kararlýlýkla devam ettiðini vurguladýk. Açýklama bitmek üzereyken orada bulunan resmi polisler yolu trafiðe kapattýðýmýz gerekçesiyle, yolu açmamýz konusunda emrivakide bulundular. Hatta orada bulunan polis þefi, yol üzerinde bulunan bir arabanýn þoförüne tam bir gözü dönmüþlükle “üzerlerine sür” diyerek bizi daðýtmaya çalýþtý. Onlara daðýlmayacaðýmýzý söyledik. Bu sýrada ikidebir arabayý üzerimize sürmesi için teþvik ettiði aracýn sahibi hiç acele etmeden eylemin bitimini beklemeye koyulmuþtu. Polis þefi bunun üzerine daha çok

8

köpürdü ve aðzýndan salyalar saçarak, çevik kuvvet polislerini çaðýrdý ve basýn açýklamasýna müdahale etmelerini istedi. Bize saldýrmaya hazýrlanan çevik kuvvet polisleriyle aramýzda arbede yaþandý. Burada çevik kuvvet polisi gereken cevabý aldý. Bunlar yaþanýrken daha önceden mahkeme önünde bulunan 25-30 kiþilik bir grup; “biz ocaktanýz, býrakýn biz müdahale edelim” diyerek, çevik kuvvet polisleriyle birlikte bizlere saldýrmaya baþladý. Biz de sloganlarýmýzla onlara karþýlýk verdik ve çatýþmaya baþladýk. Elimizdeki bayraklarýmýzý ve üzerimizdeki “Ölüm Orucu Sürüyor”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” yazýlý DETAK önlüklerimizi ve pankartýmýzý almaya çalýþtýlar ama aramýzdaki güçler dengesinin eþitsizliðine raðmen ne pankartýmýzý ne bayraklarýmýzý ne de önlüklerimizi alamadýlar. Yaþanýlan çatýþmada bir çok arkadaþýmýz yaralandý ve aðýr darbeler aldý. Ayrýca “Ölüm Orucu Sürüyor” sloganý atan bir arkadaþýmýz da faþistlerle çevik kuvvet polislerinin saldýrýsýna maruz kaldý ve yaralandý. Bu sýrada basýn açýklamasýný görüntülemek isteyen Milliyet muhabiri Musa Kesler de faþistlerin saldýrýsýna uðradý. Musa Kesler’in saldýrýyý yöneten bizim, Sarýyer Ülkü Ocaðý baþkaný olduðunu sonradan öðrendiðimiz Dursun Karabacak’ý þikayet etmesi üzerine polis, bu faþisti bir süre gözaltýna aldý ama hemen býraktý. Dursun Karabacak’ýn “Onu da eylemcilerden sandým” demesi olayýn iç yüzünü ortaya koyuyor. Beþiktaþ Aðýr Ceza Mahkemesi önünde faþistlerin-polislerin bir basýn açýklamasýna böylesine pervasýzca saldýrmasý ilk defa yaþanýyor. Bunun tesadüf olmadýðýný ve organize bir saldýrý olduðunu biliyoruz. Çatýþmadan bir süre sonra hepimiz yeniden Aðýr Ceza Mahkemesi önünde toplandýk ve mahkemeye girdik. Duruþma çýkýþýnda yaþanýlabilecek bir çatýþmaya hazýrlýklý þekilde, mahkeme önünde yaklaþýk iki saat bekledik. Bize saldýrýldýðýný duyan bir çok iþçi arkadaþýmýz iþlerini býrakarak geldiler ve yanýmýzda yeraldýlar. Faþistlerle daha güçlü bir þekilde çatýþmaya hazýrdýk. Ýki saatlik bekleme sonunda faþistlerin ortalýkta görünmemesi üzerine biz de; “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz” sloganlarýný atarak Beþiktaþ otobüs duraklarýna kadar yürüdük ve eylemimizi burada

47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005


Yeni Evrede

Faþist Saldýrýlar

Mücadele Birliði

bitirdik. Bu olay bize bir kez daha faþistlerin ne kadar tabansýz olduklarýný gösterdi. Önlerinde polis kalkanlarýyla devrimcilere saldýrma cesareti gösteren bu it sürüsü karþýsýnda örgütlü bir güç görünce hemen toz oldu. Sivil polislerle can-ciðer kuzu sarmasý olan bu güruh, polislerin korumasýndayken havlamaktan, ulumaktan geri durmaz ama ne zaman karþýsýnda örgütlü ve kitlesel bir þiddet görür kayýplara karýþýr. Ayný gün Sedat Peker’in mah-

kemesinin olmasý bu güruhun ayný zamanda mafya beslemesi olduðunu da gösteriyor. Faþistler o gün oraya hem aðababalarý Sedat Peker’in mahkemesini izlemek hem de devrimci eyleme saldýrtýlmak için getirilmiþlerdi. 27 Temmuz’da yaþanýlan bu saldýrýlara iliþkin, yaralý arkadaþlarýmýzla birlikte saat 13:00’de ÝHD Ýstanbul Þubesinde bir basýn açýklamasý yaptýk. 28 Temmuz tarihinde de yine bu saldýrýlara iliþkin Ýstanbul Adliyesine, 26 Temmuz tarihinde Ýstanbul Aðýr Ceza Mahkemesi’nde görevli çevik kuvvet polisleri, ülkü ocaklarý ve özellikle de Sarýyer ülkü ocaklarý baþkaný Dursun Karabacak hakkýnda suç duyurusunda bulunduk. Yaþadýðýmýz bu saldýrý da gösteriyor ki, devlet sivil-faþistleri de devreye sokarak devrimcileri yýldýrmaya çalýþýyor. Devletin sivil-faþistler ve resmi polisleri ile devrimcilere yaptýðý bu saldýrý ilk deðil son da olmayacak. Bu faþist saldýrýlara karþý, tüm devrimcileri en kýsa sürede mücadele birliðini örerek birlikte mücadele etmeye çaðýrýyoruz. YAÞASIN ÖLÜM ORUCU EYLEMÝMÝZ! ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK! FAÞÝST SALDIRILAR BÝZLERÝ YILDIRAMAZ!

Güvenlik nedeniyle Mardin’den Eskiþehir’e alýnan ve kamuoyunda artýk Uður Kaymaz Davasý olarak bilinen davayý takip etmek üzere Eskiþehir’de, biz Y.E.Mücadele Birliði okurlarýnýn da olduðu bir komite oluþturduk. Komite olarak bu davayý sahiplenmek için çalýþmalarýmýza bir hafta önceden baþladýk. Ýlk önce, 20 Temmuz’da gerçekleþecek mahkeme den bir hafta önce bir basýn açýklamasý yaptýk. Ayný gün, hazýrladýðýmýz ortak bildiri daðýtýldý. Sonra da bastýrdýðýmýz afiþleri Eskiþehir’in her köþesine astýk. Dava günü, mahkemeyi izlemek ve sahiplenmek için çevre illerden gelenlerle birlikte, yaklaþýk 400 kiþi, Adliye’ye doðru yürüyüþe geçtik. “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Uður Kaymaz Ölümsüzdür”, “Hepimiz Kürdüz, Hepimiz Uðuruz” sloganlarý ile Adliye’nin önündeki parkta toplandýk. Yarým saat kadar süren sloganlarýn ardýndan bu defa sivil faþistler slogan atarak valilik binasýnýn önüne gelerek tam karþýmýzda durdular. Valilik önünde eylem yapmak yasak olduðu halde polisin onlara müdahale etmemiþ olmasý, bunun polis

ESKÝÞEHÝR’DE FAÞÝST SALDIRI

DETAK yönlendirmesi olduðunun açýk bir göstergesiydi. Esnafý dolaþarak, ‘bunlar PKK’lý’ diye onlarý bizlere karþý kýþkýrtmaya çalýþan faþistler, onlara asmalarý için bayrak daðýtmayý da ihmal etmemiþti. Bir süre sonra sivil faþistlerin büyük bölümü ayrýlýp bizim bulunduðumuz parkýn arkasýna geçerek üzerimize taþ atmaya baþladýlar. Polislerden de onlara katýlýp taþ atanlar oldu. Bu saldýrýda yaralanan arkadaþlarýmýz oldu. Biz de kaldýrým taþlarýný söküp hazýrlamýþtýk ve onlara gerektiði þekilde, anladýklarý dilde karþýlýk verdik. Faþizmin anladýðý tek dil devrimci zordur. Biz de yaklaþýk 10 kiþi ile faþistlere anladýklarý dilden cevap vermiþtik. Ancak komitede bulunan diðer arkadaþlar bize engel olmak için uðraþtýlar. Aramýzda taþlarla yaralanan arkadaþlarýmýz vardý; yoldan geçen bir genç de faþistler tarafýndan öldüresiye dövüldü. Daha sonra, saldýran güruhun arasýnda polislerin de olduðunu öðrendik. Mahkeme, 24 Ekim’e ertelendi. BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! Y.E.Mücadele Birliði/ Eskiþehir

47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005

9


Yeni Evrede

Okurlardan

Mücadele Birliði

“Evladým Vallahi Ayaklanmak Lazým, Baþka Çaresi Kalmadý” linde kocaman iki poþet torbasýyla kan ter içinde oflaya puflaya ÝETT otobüsüne binmiþti. Yaþlý kadýn uzun süre çantasýný karýþtýrdýktan sonra, bir lira on kuruþu þoföre uzatýp, akbili de basmýþtý. Þoför, yaþlý kadýndan yirmi kuruþ daha istemiþti… Yaþlý kadýn nedenini sordu. Zam gelmiþti… 1,10 ytl olan otobüs fiyatý 1,30 ytl’ye çýkmýþtý. Yaþlý kadýn oflaya puflaya zar zor, çantasýndan yirmi kuruþ daha çýkarmýþ, þoföre vermiþti. Ýþte tam o sýrada yaþlý kadýn, yüzünden gözünden akan terin birden soðuk suya dönüþtüðünü fark etmiþti hayret verici bir þekilde… Otobüsün bütün camlarý ve havalandýrmalarý kapalýydý ama yine de dýþarýda 40 dereceye varan sýcaklýða raðmen içerisi buzhane serinliðindeydi. Kadýncaðýz, “evladým klima mý çalýþýyor yoksa bu otobüste” diye ortalýða bir laf atmýþtý. Bir diðeri hemen lafý almýþtý. “Evet ana, öfkeden patlamak üzere olan toplumun tansiyonunu düþürmek için soðutma uyguluyorlar…” Yaþlý kadýn, “tabi, tabi, zam yaptýlar da ondan deðil mi evladým” dedi… Yaþlý kadýnýn sorusu hemen yanýtlanmýþtý; “Evet ana, evet, öyle az buz bir zam da deðil, 350 ytl’lik asgari ücretin %25’i nerdeyse” çünkü aylýk akbil 80 ytl’ye, öðrenci akbil 45 ytl’ye çýkmýþtý. Adam hiddetle konuþmaya devam ediyordu. “Açlýk sýnýrýnýn 600 ytl’ye yoksulluk sýnýrýnýn 1.600 ytl’ye çýkmýþ olduðu bu ülkede, 15 milyon insan açlýk sýnýrýnýn altýnda günde 1 dolarla yaþamaya mahkum edilmiþ, yaklaþýk 15 milyon insan iþsiz býrakýlarak yaþamýn dýþýna itilmiþ ve bu ülkede çalýþan nüfusun %70’i de asgari ücrete, sefalet ücretine mahkum edilmiþtir. Oysa bütün zenginliklerin yaratýcýsý biz iþçiler, emekçiler deðil miyiz, bu duruma daha ne kadar katlanacaðýz” ‘Biz insan taþýyoruz’, ‘Büyükþehir çalýþýyor’ diye reklam yapýyorlar. Evet, gerçekten de öyle, insanlarý hamsi kolisi gibi üst üste taþýyarak, zam üstüne zam yaparak iyi çalýþýyorlar… Fakir, fukara halký soymakta, Kurtköy’de, Bay-

E

ramtepe’de evlerini baþlarýna yýkmakta doðrusu Büyükþehir iyi çalýþýyor” diyerek bitirdi sözlerini… Yaþlý kadýn, “vallahi haklýsýn evladým, ben 350 ytl dul maaþý alýyorum ne yapacaðýz, sokaða da mý çýkmayacaðýz, ben tek baþýma olmama raðmen yetiþtiremiyorum, bu insanlar ne yapacak böyle…” dedikten sonra, “vallahi ayaklanmak lazým, baþka çaresi kalmadý” deyince yine söz sýrasýný almýþtý konuþan kiþi, “duydunuz mu arkadaþlar, 70 yaþýndaki nine ne diyor, ‘ayaklanmak lazým, vallahi baþka çaresi yok!’” Genç iþçiler, iyi duyun bu yaþlý anayý. O yaþlý bacaklarý ama genç yüreðiyle haykýrýyor, “vallahi ayaklanmak lazým, baþka çaresi kalmadý.” Siz ne diyorsunuz? Ve öfke patladý, “vallahi yaþlý teyze doðru söylüyor, baþka çaresi kalmadý” ve adam, hemen sözü aldý; “Evet, evet haklýsýnýz ve yaþlý anamýz da çok haklý. Ayaklanmaktan baþa çare kalmadý; ama ne için? Devrim için. Ne için? Sosyalizm için… Ne için? Hiç kimsenin kimseyi ezmediði, sömürmediði; eðitimin, saðlýðýn, konutun ve ulaþýmýn ücretsiz yapýldýðý sosyalist bir toplum için; sýnýfsýz, sömürüsüz komünist bir dünya için…” Yaþlý nine K.M.Paþa duraðýnda inmiþ, hin bakýþlarý ve sevgiyle konuþmacýya bakýyordu, nasýl da sizi ayaklandýrdým dercesine ve poþet torbalarýný yüklenerek ve zafer kazanmýþ bir edayla uzaklaþýrken, otobüste devrimin nasýl yapýlacaðý tartýþýlýyordu… Bütün Leninistler! Özellikle Leninist gençlik, ne duruyorsunuz, görev baþýna. Ninemizin sözlerini duydunuz. Ayaklanmayý hazýrlamak için, zindanlarý yýkmak, tutsaklarý özgürleþtirmek için, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakký için, F tiplerinin kapatýlmasý için, bütün iktidarýn emeðin olmasý, doðanýn ve toplumun kurtulmasý için; fabrikada, tarlada, okulda, otobüste, trende, vapurda, kýsacasý en küçük insan topluluðunun bulunduðu her yerde, hayatýn her alanýnda gruplar halinde ajitasyonlarý yükseltmeye! Araç mý? Ýstemediðin kadar var. Otobüs zamlarýndan maç biletlerine kadar… Daha ne bekliyorsun… Bütün bunlar için politik birikim, güç ve yetenek senin yapýnda var. Yeter ki fitilin tutuþturulsun… Leninist gençlik, sen geleceðin, gençliðin umudusun unutma… 18 Temmuz/Taksim KM.Paþa Otobüsü…

ÝKÝTELLÝ’DE OLAYLI PARK AÇILIÞI Ýkitelli semtinde park açýlýþý yapmak için gelen Küçükçekmece Belediye Baþkaný Aziz Yeniay, Mücadele birliði okurlarýnýn eylemiyle karþýlandý. Atatürk Mahallesi’ndeki park açýlýþýnda konuþma yapmaya baþlayan belediye baþkanýnýn sesi “Yýkýmlara Karþý Mücadeleye” sloganýyla kesildi. Kürsünün karþýsýnda “Evlerimizi Yýkan Sermayenin Ýktidarýný Yýkalým, Mücadele Birliði” pankartý asan Mücadele Birliði okurlarý, yýkýmlarla ilgili bildirilerini de daðýttýlar. Küçükçekmece ilçesi, gerçekleþecek yýkýmlardan en fazla etkilenecek bölgelerden biri olduðu için bildiriler ilgiyle kitlenin içinde elden ele dolaþtý. Mücadele Birliði okurlarýnýn bu eylemi, Belediye Baþkaný’nýn anlattýðý masallarýn iç yüzünü göstermesi açýsýndan tam hedefini buldu. Bir yandan park açýlýþlarý ile insanlarýn gözünü boyayan Belediye Baþkaný’nýn diðer tarafta gecekondularý yoksullarýn baþýna nasýl yýktýðýný teþhir eden Mücadele Birliði

10

okurlarý, oradaki tüm insanlara kapitalizmin ikiyüzlülüðünü gösterdiler. YIKIMLARA KARÞI MÜCADELEYE!

47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005

Y.E.Mücadele Birliði Okurlarý


Yeni Evrede

DÝK Eylem

Mücadele Birliði

SEYDÝÞEHÝR ÝÞÇÝSÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR

YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ

Seydiþehir Eti Alüminyum Fabrikasý, iþçilerinin zor eylemlerine yönelmeye baþladýklarý, fabrikayý satýn alan CE-KA adlý þirkete ait araçlarý ters çevirip yaktýklarý, sosyal tesisleri ve fabrika genel müdürünün evini taþladýklarý süreçte Devrimci Ýþçi Komiteleri de Taksim Meydaný’nda eylem yaparak Seydiþehir iþçisinin yalnýz olmadýðýný gösterdi. 31 Temmuz tarihinde saat 14.00’de ellerinde DÝK amblemli kýzýl bayraklarý ve dövizleriyle, üzerilerinde DÝK amblemli, Deniz Gezmiþ resmi, basýlý tiþörtleriyle DÝK’liler, Ýstiklal Caddesi giriþinden Taksim Meydaný’na çýktýlar. Sakin bir haftasonu geçirmeye hazýrlanan Taksim Meydaný bir anda iþçilerin sloganlarýyla sarsýldý. Devrimci Ýþçi Komiteleri imzalý “Ýþçiler Özelleþtirmelere Karþý Ýktidar Ýç.in Savaþalým” pankartý açan iþçiler, çevik kuvvet polislerini geçerek meydanda basýn açýklamalarýný okumaya baþladýlar. Daha sabahtan Taksim Meydaný’na otobüslerle yýðýnak yapan polisler, Devrimci Ýþçi Komiteleri’nin Seydiþehir iþçilerine sahip çýkmasýný engelleyemedi. Basýn açýklamasýný okuyan DÝK’li iþçi, “Ýþçiler, emekçiler, sermaye sýnýfý azami kar elde ederek egemenliðini korumak ve özgürce sömürüsünü sürdürmek için, iþçi sýnýfýný, emekçileri, yoksul Kürt halkýný açlýkla, iþsizlikle, sosyal yýkýmla tehdit ediyor. Kölece yaþam koþullarýna boyun bükmemizi ve uysal köleler gibi ona itaat etmemizi istiyor… Ýþçiler, emekçiler, artýk uyanýn, ayaða kalkýn ve savaþýn! Biliniz ki, sermaye sýnýfý için her þey araçtýr, amaçlarý sýnýfsal çýkarlarý, egemenlikleri ve özgürlükleridir. Ýnsanlarýn kanlarý üzerinden kar elde ettikleri bu sömürü ve baský düzenini bir gün daha fazla yaþatabilmektir” dedi ve komite ve konseylerde örgütlenerek iktidar için mücadele etmenin önemine vurgu yaptý. Konuþmanýn arasýnda iþçiler sýk sýk, “Seydiþehir Yalnýz Deðildir”, “Komite ve Konseylerde Örgütlenelim”, “Devrimci Tutsaklar Özgürleþmeden Emekçiler Özgürleþemez”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Yýkýmlara Karþý Mücadeleye”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Herþey Emeðin Olacak” sloganlarýný attýlar. Eylem boyunca dalgalanan kýzýl bayraklar ve iþçilerin göðüslerinde taþýdýklarý Deniz Gezmiþ resimleri, çok güzel bir görüntü oluþturdu. Basýn açýklamasýnýn okunmasýndan sonra konuþma yapan DÝK’li bir iþçi, Tayip Erdoðan’ýn Seydiþehir iþçilerinin eylemine iliþkin söylediði “ideolojik bir yaklaþým” sözüne atýfta bulunarak, “evet, doðrudur. Ýþçi sýnýfý kendi sýnýfsal çýkarlarý doðrultusunda tepkisini gösteriyor. Gerektiðinde sermayenin uþaðýna, sermayenin kolluk kuvvetine karþý gelebiliyor. Bu ideolojiktir” dedi. “Ama, Tayyip Erdoðan’ýn yaklaþýmý, açýklamalarý da ideolojiktir; çünkü kendisi de,kendi sýnýfýnýn, tekelci sermayenin, dünya tekelerinin çýkarlarý doðrultusunda politika yürütüyor; onlarýn ideolojik sözcülüðünü yapýyor. Biz devrimci iþçiler olarak, Seydiþehir’in bu ideolojik tavrýnýn yanýnda olacaðýz. Seydiþehir’in radikal eylemlerini destekliyoruz, yanýnda olacaðýz. Ama bu yeterli deðil. Tüm iþçilerin yoksul Kürt halkýnýn, gecekondularý yýkýlan emekçilerin bize destek vermesi ve topyekün karþý koyuþuyla istediklerimizi alabiliriz, kendi iktidarýmýzý kurabiliriz” dedi. Konuþmasýný “Yaþasýn Devrimci Ýþçi Komiteleri” diye bitiren DÝK’li iþçiye iþçiler sloganla destek verdiler. Basýn açýklamasýný bitiren DÝK’li iþçiler Ýstiklal Caddesi’ne doðru yürüyüþe geçtiler. Bir süre sloganlarla yürüyen iþçiler, buradan ara sokaklara daðýldýlar.

47. Sayý / 3-17 Aðustos 2005

11


Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

DEVRÝM GÜÇLE Ýç savaþ derinleþiyor ve sertleþiyor. Artýk bundan kimsenin kuþkusu olmamalý. En son DGM önünde Ölüm Orucuna iliþkin basýn açýklamasý yapan DETAK’lýlara, polisin ve sivil faþistlerin birlikte saldýrýsý bunun en açýk göstergelerinden biridir. Faþizmin “topyekün savaþ” ilaný, kendisini her alanda göstermektedir. Burjuvazinin devrime, devrimin örgütlü ve toplumsal güçlerine karþý yürüttüðü savaþa “Terörle Mücadele” adýný koymasý kimseyi yanýltmasýn. Toplumda nüfusun çok küçük bir azýnlýðýný oluþturan burjuvazi, kendi halklarýna karþý iç savaþ yürütürken amaçlarýný hep gizlemiþtir. Çünkü burjuva gerici iç savaþ kitlelerde bilinç ve sempati yaratmaz, aksine tepki ve öfkeye yol açar. Sadece proleter iç savaþ, kitlelerde bilinç yaratma gücüne ve özelliðine sahiptir. Çünkü proleter iç savaþ, geniþ halk kitlelerinin ezilmelerine ve baský altýnda tutulmalarýna deðil, ekonomik ve siyasal kurtuluþlarýna yol açar. Bu nedenle burjuvazi, iç savaþta amaç ve planlarýný gizler, onu çeþitli kýlýflar ve kavramlar ardýna saklamaya çalýþýrken, proletarya, iç savaþta amaç ve hedeflerini bütün açýklýðýyla ortaya koyar.

12

L

ondra’da, 7 Temmuz’da meydana gelen bombalama olaylarýndan sonraki tüm geliþmeler, bir olguyu tüm açýklýðý ve yalýnlýðýyla ortaya çýkardý: Burjuvazi dünyanýn her yerinde, ama özellikle de kapitalizmin kalbi sayýlan Avrupa’da, devrimin toplumsal ordusuna ve örgütlü güçlerine karþý yoðun ve güçlü bir saldýrý baþlattý. Burjuvazinin, özellikle de Avrupa burjuvazisinin, böyle bir saldýrý dalgasý için “ikna edici” bir baþlama vuruþuna ihtiyacý vardý. 7 Temmuz bombalý saldýrýlarý, ihtiyacý karþýlayan bir baþlama vuruþuydu. Sonrasý biliniyor: Avrupa’da, hatta diyebiliriz ki dünyanýn büyük bölümünde halklar arasýnda korku, panik ve yýlgýnlýk havasý yaratmak için burjuva güçler dört bir koldan harekete geçtiler. Londra halký haftalarca korku ve panik içinde tutuldu. 7 Temmuz’dan sonraki uyduruk patlama haberleri ve “terör” tehdidi, halký canýndan bezdirdi. Sonuçta halk kitleleri, “bundan sonra böyle mi yaþayacaðýz?” deme noktasýna getirildi. Nihayet amaçlarýna bir parça olsun ulaþmýþlardý. Devrimin toplumsal ve örgütlü güçlerine karþý giriþecekleri saldýrý için yapacaklarý yasal düzenlemelere gerekli toplumsal desteði, tam olmasa bile, almýþlardý. En azýndan Avrupa burjuvazisi bu kanaate varmýþ olacak ki, “terörle mücadele” adý altýnda hak ve özgürlükleri ortadan kaldýran, baský ve kýsýtlamalarý arttýran önlem ve düzenlemeleri peþ peþe hayata geçirmeye baþladýlar. Bu sürecin baþýný Ýngiltere, ABD ve Ýtalya çekti. Ýngiliz polis þefleri, terörle mücadele adý altýnda halk kitleleri üzerinde baský ve terörü arttýracak, kendilerine sýnýrsýz yetkiler verecek önlemlerin alýnmasýný yüksek sesle dile getirdiler. Bu yasal düzenlemeler arasýnda öldürme yetkisi dahil, gözaltý süresinin üç aya çýkarýlmasýndan telefon dinlemeye; yeni silahlý örgüt kurulmasýndan her þirketin kendi özel güvenlik sistemini kurmasýna kadar pek çok istek var. ABD Temsilciler Meclisi, demokratik haklarý kýsýtlayan, polise sýnýrsýz gözaltý yetkisi veren “Yurtseverlik Yasasý”ný kaþla göz arasýnda on yýl uzattý. 47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005

Ýtalya’da hükümet, “Terörizmle Mücadelede Önlemler Paketi” adý altýnda bir dizi yasayý yýldýrým hýzýyla onaylayýp yürürlüðe soktu. Özel savcý tayin edilmesi kabul edildi ve gözaltý süresi uzatýldý. Yasalar, her zaman gerçek yaþamýn arkasýndan topallayarak gelir. Ýtalya ve diðer devletler gerçekte zaten uygulamakta olduklarý pratiðe, bu yasal düzenlemelerle, yasal bir kýlýf uydurmaktan baþka bir þey yapmýþ olmuyorlar. Avrupa’nýn demokratik olduðunu sanýp AB’den Türkiye’yi demokratikleþtirmesini bekleyenler, nasýl iflah olmaz bir yanýlgý içinde olduklarýný anlamak istiyorlarsa, Ýngiliz polisinin pratiðine ve isteklerine bakabilirler. “Ýntihar bombacýsý” diye yoldan gecen bir Brezilyalý genci vahþice katleden Ýngiliz polisi, tam bir burjuva küstahlýðý ve saldýrganlýðý içinde, “Kafadan vurarak öldürmeye devam edeceðiz!” açýklamasý yapabiliyor. Özür ve piþmanlýk bekleyenler küstah bir meydan okumayla karþýlaþtýlar. Ankara’da Adalet Bakanlýðý önünde devrimci bir gencin kameralarýn önünde kafasýna kurþun sýkýlarak katledilmesiyle, Londra’da Brezilyalý gencin dünyanýn gözü önünde kafasýna kurþun sýkýlarak katledilmesi olaylarýnýn taþýdýklarý politik mesaj aynýdýr. Cinayetlerin bu þekilde iþlenmesindeki amaç korkutma, yýldýrma, gözdaðý vermeyle sýnýrlý deðildir. Polisin bu davranýþ biçimi ayný zamanda bir meydan okuma, bir savaþ ve burjuva düzenin namlunun gücüyle ayakta tutulacaðýnýn ilanýdýr. Devrime Karþý Burjuva Dayanýþmasý Bir devrimden korkan bütün kapitalist ülkelerin burjuva sýnýflarý, kendi aralarýndaki iþbirliði ve dayanýþmayý arttýrdýlar. Deðiþik ülkelerin burjuva sýnýflarý devrime ve örgütlü devrimci güçlere karþý tam bir sýnýf dayanýþmasý içine girdiler. Türk burjuvazisi bu durumdan en üst düzeyde yararlanmanýn arayýþýna vakit geçirmeden girdi. Hükümet diplomatik faaliyetlerle emperyalistlerin tam desteðini almaya çalýþýrken, Genelkurmay da iç düzenlemeleri


Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

ERÝNÝN BÝRLÝÐÝ yapmanýn peþine düþtü. Özel Kuvvetler Komutanlýðý’nda genel olarak devrimci güçlere, özel olarak UKH’ne karþý izlenecek yolun saptanmasý için yapýlan toplantýnýn ardýndan, Genelkurmay adýna konuþan Ýlker Baþbuð, ilk iþ olarak burjuva gazetecileri topladý ve burjuva basýnýn izleyeceði politikayý onlara ayrýntýlarýyla anlattý. Bunun hemen arkasýndan TMY’nin yeniden düzenlenmesi gündeme geldi. Örnek alýnacak yasa ise, Ýngiltere’de uygulanan TMY idi. Bunun için derhal bir komisyon oluþturuldu ve komisyonun ilk kararý, “Ýngiliz terör yasasýndaki sert hükümlerin alýnmasý ve Londra’daki terör önlemlerinin uygulanmasý” oldu. Devlet ve hükümet içerde bu önlemleri alýrlarken dýþarýda da emperyalistlerin tam desteðini almak için çabalarýný yoðunlaþtýrdýlar. Emperyalistler bu çabalarý karþýlýksýz býrakmadýlar. Ýç savaþta Türk hükümetinin yanýnda olduklarýný açýkça ilan ettiler. UKH’ni içerden bölüp parçalamaya, silahlý güçleri tecrit edip yasal alandaki güçleri politik çevirmeyle etkileri altýna almaya çalýþan Avrupalý emperyalistler, nihayet yüzlerindeki “demokratik” maskeyi atýp açýk oynamaya baþladýlar. Avrupalý emperyalistlerden büyük beklentiler içindeki UKH’nin bu açýk gerçeði görüp ona göre önlem aldýðýný; gerçek müttefiklerinin Türkiye devrimci güçleri olduðunu artýk gördüðünü ummak istiyoruz. Halk Cephesinin Önemi Ýç savaþ derinleþiyor ve sertleþiyor. Artýk bundan kimsenin kuþkusu olmamalý. En son DGM önünde Ölüm Orucuna iliþkin basýn açýklamasý yapan DETAK’lýlara, polisin ve sivil faþistlerin birlikte saldýrýsý bunun en açýk göstergelerinden biridir. Faþizmin “topyekün savaþ” ilaný, kendisini her alanda göstermektedir. Burjuvazinin devrime, devrimin örgütlü ve toplumsal güçlerine karþý yürüttüðü savaþa “Terörle Mücadele” adýný koymasý kimseyi yanýltmasýn. Toplumda nüfusun çok küçük bir azýnlýðýný oluþturan burjuvazi, kendi halklarýna karþý iç savaþ yürütürken amaçlarýný hep gizlemiþtir. Çünkü burjuva gerici iç sa-

vaþ kitlelerde bilinç ve sempati yaratmaz, aksine tepki ve öfkeye yol açar. Sadece proleter iç savaþ, kitlelerde bilinç yaratma gücüne ve özelliðine sahiptir. Çünkü proleter iç savaþ, geniþ halk kitlelerinin ezilmelerine ve baský altýnda tutulmalarýna deðil, ekonomik ve siyasal kurtuluþlarýna yol açar. Bu nedenle burjuvazi, iç savaþta amaç ve planlarýný gizler, onu çeþitli kýlýflar ve kavramlar ardýna saklamaya çalýþýrken, proletarya, iç savaþta amaç ve hedeflerini bütün açýklýðýyla ortaya koyar. Ayný nedenle, kapitalizmi ve emperyalizmi ortadan kaldýrmak için burjuvaziye karþý verilen iç savaþta, devrimin örgütlü güçleri amaç ve hedeflerini tüm açýklýðýyla, hiçbir muðlaklýða yer vermeden, kýsa, özlü ve anlaþýlýr bir þekilde ortaya koymalýlar. Devrimci mücadelenin, devrimci iç savaþýn ilk hedefi, “hak ve özgürlükleri elde etmek” olamaz. Aksine bunlar, olsa olsa böyle büyük bir mücadelenin yan ürünleri olabilirler. Ancak taraflardan birinin -burjuvazinin ya da proletaryanýn- sýrtýnýn yere gelmesiyle sonuçlanabilecek iç savaþta proletaryanýn ve örgütlü devrimci güçlerin ilk hedefi, ilk amacý politik iktidarýn fethi olmalýdýr. Geniþ halk kitleleri, kendisinde kendi kurtuluþlarýný görebilecekleri böyle bir hedef için ayaða kalkar, böyle bir hedef için yaþamlarýný yitirebilecekleri bir savaþa gönüllü katýlýrlar. Örgütlü devrimci güçler, iç savaþta burjuvaziye karþý zafer kazanmak için uluslarýn kendi kaderlerini tayin hakkýný koþulsuz kabul ettiklerini ve iktidarýn fethinin ilk gününden bu hakkýn tanýnacaðýný ilan etmeliler. Zindanlar, tarihte ortaya çýkan her büyük devrimin daima ilk hedefi olmuþlardýr. Zindanlarýn yýkýlmasý ve tutsaklarýn özgürleþtirilmesi, çoðu zaman devrimlerin baþlangýç hamlesi olmuþ, genellikle de egemen sýnýfýn iktidarýna son vermenin sembolü haline gelmiþtir. Bu anlamda, burjuvazi üzerinde zafer kazanmak isteyen, onun politik egemenliðinin en önemli ayaklarýndan biri olan zindanlarý yýkmayý ilk hedefleri arasýna koymalýdýr. Genelkurmay 2. Baþkaný’nýn açýklamalarý, devlet ve hükümetin iç savaþý ka47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005

zanmak için ellerinden geleni yaptýklarýný gösteriyor. Sivil faþistlerden burjuva basýna, özel kuvvetlerden karakol polisine kadar karþý devrim güçlerinin bütün unsurlarý harekete geçirilmiþtir. Burjuva sýnýf, devlet ve hükümet kendi çýkarlarý açýsýndan doðru olaný yapýyorlar. Ýç savaþta kazanmak isteyen taraf, bütün güçlerini birleþtirmek, bir tek merkezin komutasý altýna sokmak ve onlarý düþman üzerine sürmek zorundadýr. Savaþý baþka türlü kazanmak mümkün deðildir. Devlet ve hükümetin bu çabalarýna karþýlýk, devrimin birleþtirilebilecek bütün güçlerini bir araya getirmek; hedefi iktidarý ele geçirmek olan kýsa ve özlü bir programa sahip bir Halk Cephesinde birleþtirmek, acil ve ertelenemez bir görev haline gelmiþtir. Ýlk ve temel hedefi, politik iktidarý devrimci yoldan ele geçirmek olan böyle bir cephede, doðal olarak, en azýndan, kuruluþ aþamasýnda sosyal reformist parti ve örgütlere yer olmamalýdýr. Halk Cephesi politik iktidarý ele geçireceði ilk günden itibaren, ayný zamanda ezilen ve sömürülen halk kitlelerinin ekonomik kurtuluþu için bankalara, büyük tekelci birliklere, emperyalist sermayeye vb. el koyacaðýný; fabrikalarýn denetimini iþçilerin eline vereceðini; halklar için baský ve zulümden baþka bir þeyi ifade etmeyen ordu, polis, MÝT ve benzeri zor aygýtlarýný daðýtacaðýný ilan etmelidir. Bu politik temel üzerinde kurulacak bir Halk Cephesi, baþlangýçta nicel anlamda zayýf olsa bile, bu zayýflýðýn önemi olmayacaktýr. Çünkü koþullar, böyle bir politik temele sahip bir cephenin güçlenmesinden yanadýr. Zira böyle bir politik temele sahip bir cephe ezilen, sömürülen milyonlarýn özlem, istek ve beklentilerine yanýt verebilecek tek yapý olacaktýr. Devrimin örgütlü politik güçleri bir çatý altýnda ve bir cephe programý etrafýnda birleþmek koþuluyla, iç savaþta burjuvazi üzerinde zafer kazanacak koþullara sahipler. Yeter ki tarihi bir sorumlulukla karþý karþýya gelindiði anlaþýlsýn ve bu sorumluluða uygun davranýlsýn.

13


Yeni Evrede

Zindanlar

Mücadele Birliði

Zindanlarý Yýkacak, ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ!

ÖLÜM ORUCU SÜRÜYOR

Serpil Cabadan ’96 Ölüm Orucu eylemindeyken...

Ölüm Orucu savaþçýsý Serpil Cabadan, 26 Temmuz tarihli duruþmasýna geldiðinde

DETAK’lýlar onu eylemleriyle karþýladýlar. Serpil Cabadan; Ölüm Orucuyla ilgili basýn açýklamasý yapan DETAK’lýlara yönelik polisin ve sivil-faþistlerin saldýrýsýný bulunduðu ringin içinde ve ringden inerken attýðý sloganlarla protesto etti. Bu tarihte Ölüm Orucu eyleminin 1. ayýný doldurmuþ olan Serpil Cabadan, hem bedenen hem de moral yönden ne kadar güçlü olduðunu mahkeme salonundaki bakýþlarý ve hareketleriyle anlattý. Serpil Cabadan, 1996 yýlýnda zindanlarda yapýlan büyük Ölüm Orucu eyleminde de yeralmýþ, 2. Ekipte Ölüm Orucu bandýný kuþanmýþtý. ’96 Ölüm Orucunun zaferle sonuçlanmasýnda o da diðer yoldaþlarýyla bir-

"Sermaye Sýnýfý Tarihin Çöplüðüne Atýlarak En Büyük Cezayý Alacaktýr" 26 Temmuz 2005 tarihinde TKEP/Leninist davasý tutsaklarý Ölüm Orucu savaþçýsý Serpil Cabadan ile Hüseyin Durmaz, Remzi Aydýn ve Hasan Öksüz’ün 10.Aðýr Ceza Mahkemesi’nde duruþmasý vardý. Dava tutsaklarýndan olan Hüseyin Durmaz söz alarak, Serpil Cabadan’ýn Ölüm Orucu’na baþlamasýyla ilgili bir dilekçe okudu. Hüseyin Durmaz dilekçesinde; “Bu dosyada tutuklu bulunan Serpil Cabadan, 26 Haziran 2005 tarihinden itibaren Ölüm Orucu’na baþladý. F tipi zindanlarýn kapatýlmasý, Kürt halkýnýn özgürleþmesi, zindanlarda 10 yýldýr gerçekleþen katliamlarda yaþamýný yitiren devrimcilerin katilleri ve sorumlularýnýn cezalandýrýlmasý gibi taleplerle baþlayan Ölüm Orucu Eylemi 5. yýlýnda devam ediyor” dedi. Dilekçesini okumaya devam eden Hüseyin Durmaz, “Zindanlarda devrimci tutsaklar 120 can pahasýna ve 500’den fazla devrimcinin sakat kalmasý pahasýna teslim olmadý. Dünyada eþi benzeri görülmemiþ olan bu kahramanlýk destaný, tüm baskýlara, tehditlere, cezalara, zorla müdahalelere ve bin bir türlü deðiþik saldýrýya raðmen sürüyor. Sermaye sýnýfý ve onun devleti karþýsýnda devrimin ve halkýn yenilmezliðinin bir

14

sembolü olan Ölüm Orucu zafere ulaþacak” dedi. Hüseyin Durmaz ayrýca duruþmanýn yapýldýðý gün olan 26 Temmuz’un, TKEP/L militaný olan Tarýk Ziya Yýldýrým’ýn emniyet müdürlüðünde katledilmesinin 10. yýlýna denk geldiðini söyleyerek, “Bakýrköy’de bir çatýþma sonucu bacaðýndan yaralý olarak yakalandýktan sonra Vatan Emniyet Müdürlüðü iþkencehanesinde kurþunlanarak katledildi” dedi. Tarýk Ziya Yýldýrým’ýn TKEP/Leninist önderliðinde savaþan Leninist Gerilla Birlikleri’nin bir savaþçýsý olduðunu söyleyen Hüseyin Durmaz, onun, “kapitalizmi yýkmak, sömürüyü ve sýnýflarý ortadan kaldýrmak, Kürt ve Türk halklarýnýn mücadelesini zafere taþýmak için” savaþtýðýný söyledi. “Sermaye sýnýfý, Türkiye ve tüm dünyada, artýk halklarýn mücadelesiyle, iþçi sýnýfýnýn ayaða kalkmasýyla tarihinin en zor dönemini yaþamaya baþladý” diyen Hüseyin Durmaz, “sömürücülerin sonu geliyor. Tarýk ve sayýsýz devrimcinin yürüttüðü mücadele, bugün zafere doðru büyüyor. Tarýk ve binlerce devrimciyi katledenler döktükleri kanda boðulacaklar” dedi. Dilekçesinde Yeni Ceza Ýnfaz Kanunu’na da deðinen Hüseyin Durmaz, “Ceza Ýnfaz Kanunu (CÝK) Türk 47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005

likte üzerine düþen sorumluluðu en iyi þekilde yerine getirmiþti. Þimdi, kýzýl bandýný alnýna yeniden taktý Serpilimiz. Murat, Sibel ve Aysun’dan aldýðý güçle, tarihe Leninistçe ad koymak için büyük yürüyüþüne baþladý. Büyük bir kavganýn militaný olarak, büyük bir geleneðin mirasçýsý olarak, elden ele taþýnan kýzýl bayraðý þimdi o dalgalandýrýyor. Rengini tarihten alan, Komüncülerin, Bolþeviklerin, Jose Martilerin kanlarýyla kýzýllaþan bayraðý büyük bir onur ve gururla taþýyor. YAÞASIN ÖLÜM ORUCU EYLEMÝMÝZ! ZÝNDANLARI YIKACAK ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ!

Ceza Kanunu (TCK) ve Ceza Mahkemeleri Kanunu (CMK)’da bir çok deðiþiklik yapýldý. CÝK, zindanlardaki devrimci tutsaklarý hedeflemiþtir. 19 Aralýk katliamýyla F tiplerine atýlan devrimciler teslim olmadý ve haklý davalarýný sürdürmeye devam ediyorlar. Her türlü katliam, iþkence ve baskýlarla F tipleri tüm dünyada deþifre oldu. Yýllar uygulanan tecrit ve izolasyona ek olarak, sayýsýz defa iþkence, dayak, saldýrýya raðmen boyun eðmedik. Ýnsaný insan olmaktan çýkararak, düþüncesini kiþiliðini yokederek boyun eðdirmeye çalýþanlar, þimdi CÝK ile yeni bir saldýrýya geçtiler. Kürt ve Türk halklarýnýn devrim mücadelesinin yükseliþi karþýsýnda sermaye sýnýfý, devrimci tutsaklarý da kapsayan büyük bir saldýrýya geçti. Sermaye sýnýfý, iþçi sýnýfý ve tüm emekçilerin ayaða kalkmasý karþýsýnda korkulu rüyalar görmeye baþladý. CÝK, TCK ve CMK’nýn çýkarýlmasý, devrimci tutsaklara ve halklarýmýza yönelik bütünlüklü bir saldýrýdýr. Þimdi bu kanunlar daha yeni yürürlüðe girerken yetersiz kalmaya baþladý. Terörle Mücadele Kanunu ve diðer kanunlarda deðiþiklik yaparak saldýrýyý büyütmek gündeme getiriliyor. Bu hem devrimin yükseliþinin hem de sermayenin acizliðinin göstergesidir” dedi ve sözlerini “kapitalizm miadýný doldurmuþtur ve tarihsel olarak yýkýlmaya mahkumdur. Sermaye sýnýfý tarihin çöplüðüne atýlarak en büyük cezayý alacaktýr” diyerek bitirdi.


Yeni Evrede

Röportaj

Mücadele Birliði

“KÝM SAVAÞIRSA DEVRÝMÝN GÜCÜNÜ YANINDA BULUR” ’96 Ölüm Orucu Zaferinin Yýldönümünde ’96 Ölüm Orucu Sürecinde Yeralan Bir Leninist Tutsakla Yaptýðýmýz Röportajý Yayýnlýyoruz Y.E.Mücadele Birliði: Siz 96 Ölüm Orucu sürecinde CMK görüþmelerine katýlýyordunuz. O günkü süreçle bugünkü arasýndaki farklýlýklar nelerdir? 96 Ölüm Orucu süreciyle bugünkü süreç arasýndaki farklarý ortaya koymak demek, iki dönemin kapsamlý sosyo-ekonomik koþullarýnýn tahlilini yapmak demektir. Bu iki dönem arasýnda niteliksel bir fark mevcuttur. Sadece 96 Türkiyesi ile 2005 Türkiyesi arasýnda deðil, 96’nýn dünyasý ile 2005’in dünyasý arasýndadýr bu fark. Bugün dünden farklý olarak emperyalist kapitalist sistemin dünya çapýnda sýçramalý çöküþ sürecini yaþamaktayýz. Ve bugün dünden farklý olarak, dünyanýn dört bir köþesinde ayaklanmalara tanýklýk etmekteyiz. Y.E.Mücadele Birliði: O günkü koþullarda iþçi ve emekçilerin eyleme karþý tutumlarý nasýldý? Sahiplenme temelindeydi. Her biri kavga, cesaret, baðlýlýk dolu geçen günler sokaktaki her insaný sarsýyor, durup düþünmesine neden oluyordu. Eylemin ilerleyen günlerinde, iþçi ve emekçilerin daha geniþ bir kesimi tutsaklarýn sorunlarýný sahiplendi. Bu devrimci tutsaklarýn ölümsüzleþmeye baþlamasýyla, ailelerimizin Ankara sokaklarýnda her gün polisler tarafýndan kafalarýnýn kýrýlmasýna raðmen gösterdikleri kararlý tavýrla oldu. Ve öyle bir noktaya ulaþtý ki, iþçi ve emekçileri, komünist ve devrimci güçlerden uzak tutmayý kendine görev edinmiþ konfederasyon baþkanlarý, tutsaklarýn istekleri kabul edilsin çaðrýsý yapmak zorunda kaldý. Bu çaðrý, eylemin, açýða çýkardýðýndan çok daha fazla bir toplumsal güçü etkilediði ve harekete geçmeye zorladýðýný gösteriyordu. Bu elbette beklediðimiz bir durumdu. Emekçi sýnýflarýn sistemden kopma süreci yaþadýðýný tespit etmiþ ve bunu devrimci durum olarak ilan etmiþtik zaten. bu koþullarda devrim güçleri sisteme karþý kararlý tavýr sergilediklerinde, sistemden kopmuþ olan yýðýnlarý eninde sonunda kendi yanlarýnda bulur. Y.E.Mücadele Birliði: Bugün zindanlarda CMK’nýn yeniden oluþturulmasýnýn koþulu var mý? CMK, iþleyiþi ve amaçlarýyla geçmiþ döneme ait bir araçtýr. Onun ortaya çýkmasýný saðlayan geliþmeler, 94 ve 95 yýllarýndaki zindan savaþlarý oldu. Bu süreçte yaþananlara cevap olacak bir örgütlenme olarak ortaya çýktý. CMK, düþman saldýrýlarý karþýsýnda devrimci ve komünist tutsaklarýn birliðini saðlama ve kýsmý kazanýmlar elde etmede baþarýlarý olduysa da, ortaya çýktýðý tarihsel sürecin ihtiyaçlarýna cevap olmaktan uzaktý. CMK asgari bir ortaklýðýn ürünü olarak ortaya çýktýðýný baþta söylemiþtim. Bu baþlangýç için yeterli görülebilir, ki öyle de. CMK pratikten öðrenerek ilerleyip asgari ortaklýðý daha ileri noktaya taþýmasý halinde, hem dönemini karþýlamada hem de deðiþen koþullara göre kendini yeniden yapýlandýrmada baþarýlý olabilirdi. Ama bu mümkün olmadý. CMK’yý oluþturan yapýlarýn sýnýf mücadelesinin somut durumuna ve zindanlarýn bunun içindeki yerine dair köklü düþünce farklýlýklarý vardý. Ortalama solun, sadece öngörüsüz olmayýp ayný zamanda yaþamýn kendisine kendi doðmalarýný kabul ettirmeye çabalamasý, CMK’nýn hiç deðilse pratiðin öðreticiliðiyle geliþip ilerlemesine engel oldu. Bugün artýk tutsaklarýn ortak bir örgütlenmesinden bahsedilecekse bu CMK’dan daha ileri bir birliktelik olmalýdýr. Y.E.Mücadele Birliði: Bizce Türkiye devrimci hareketi ve yurtsever hareket, 19 Aralýk’tan çýkarýlmasý gereken sonuçlarý çýkardý mý? Sonuç çýkarmak için, önce ne olup bittiðini anlamak gerekir. Ortalama solun, ki buna yurtsever harekette dahildir, 19 Aralýk’ý anladýðý söylenemez. 19 Aralýk öncesinde, F tipi saldýrýsýnýn strateji bir saldýrý olduðunu söylemeyen neredeyse kalmamýþtý. Ama ,ortalama solla Leninist Parti arasýnda bu noktada derin bir ayrým vardýr. Ortalama sol Biz ise geride býraktýðýmýz 10 yýl boyunca devrim cephesinin giderek güçlendiðine dikkat çekiyorduk ýsrarla. Ama þimdi bununda ötesinde yeni bir durum olduðunu görüyorduk. Bu, yeni bir tarihsel sürece girdiðimiz gerçekliðiydi. Bu sürecin temel özelliði, burjuva dünyasýnýn sýçramalý çöküþ sürecinin yaþanacaðý ve buna karþý tüm dünya halklarýnýn sosyal devrimler

için ayaða kalkacaðýydý. Dolaysýyla, iþbirlikçi sermaye tüm dünya gericiliðini arkasýna alarak devrimimize saldýrýyorsa, bu onun güçlülüðünden deðil, aksine güçsüzlülüðündendi. 19 Aralýk’ý tahlil etmedeki bu derin ayrým, ortalama solla Leninist Parti politikalarýnýn bir birinden iyice ayrýþmasýný getirdi. F tipi zindanlara karþý nasýl mücadele edilmesi gerektiði ve F tipi zindanlarýn þu veya bu þekilde kabul edilip edilmeyeceði konularýndaki derin ayrým bu tarihsel süreç deðerlendirmesindeki farktan doðmuþtur. Y.E.Mücadele Birliði: 96 Ölüm Orucu’nda zaferi kazandýðýnýzda neler hissetmiþtiniz? Bu gerçekten anlatýlmasý çok zor bir þey. Sanýrým bu ancak romanlarla anlatýlabilir. Ve mutlaka da anlatýlmalýdýr. Kendi hissettiklerimin bir baþka yoldaþýmýn hissettiklerinden, siper yoldaþlarýmýzýn hissettiklerinden çok farklý olduðunu sanmýyorum. Sadece þunu söyleyeyim, devrimimizin güçünü, devrimi hissettim. Bu müthiþ güzel bir duygudur. Y.E.Mücadele Birliði: Þu an sürmekte olan Ölüm Orucu eylemi ile ilgili olarak ne hissediyorsunuz. Ýnsanlýk tarihinin tanýk olduðu en büyük kahramanlýklardan biri gerçekleþtiriliyor. Bu büyük savaþ, insanlýk tarihinin sayfalarýna sadece bir kahramanlýk örneði olarak geçmeyecektir, ayný zamanda insanlýðýn tanýk olduðu en büyük zaferlerden biri olarak da geçecektir tarihe. Canlarýyla bu savaþý adým adým büyüten, insanlýðýn ve onun kurtuluþ mücadelesinin uðrunda ölecek kadar soylu duygulara sahip olan güzel insanlarý baðrýndan yýðýnsal olarak çýkabilen bir devrim, mutlaka zaferi de kazanýr. Bu Ölüm Orucu savaþý ve zaferi devrim kapýsýný sonuna kadar bizlere aralayacaktýr. Yaþanan bir zindan savaþý gibi görünse de, aslýnda bu, 35 yýlý aþkýndýr süren karþý devrimin iktidarýný koruma devrimin ise iktidar olma savaþýnýn en sert, en tayin edici muhaberelerinden biridir. Y.E.Mücadele Birliði: Yeni çýkan Ceza Ýnfaz Kanunu ile zindanlarda neler deðiþecek? Bu yasa bir gözdaðý, bir kararlýlýk göstergesi olarak çýkarýldý. 19 Aralýk ve ardýndan F tiplerine raðmen komünist ve devrimci tutsaklarýn savaþýný kýramayan sermaye, bu adýmý atarak moral bir üstünlük saðlamayý amaçlýyor. Bu yasa ile birlikte, geçmiþte zindanlarda yaþanan bir çok þey yasallaþtýrýlmýþ oldu sadece. Önceden zindan yönetimlerinin inisiyatifine býrakýlan þeyler yasa hükmü haline getirilmiþ oldu. Ama bilinmelidir ki, zindanlarda, yani devrim ile karþý devrimin öznel güçlerinin açýk savaþ alanlarýnda geçerli olan yasalar, yönergeler vs deðildir. Orada sýnýf mücadelesinin dili geçerlidir. Savaþan güçler, sermayeyi sýkýþtýrmaya devam ediyor. Kim savaþýrsa, devrimin güçünü kendi yanýnda bulur, savaþý terk edip gidenler devrimin gücünü de yanlarýnda götüremezler. Tutsaklarý toplumdan, yoldaþlarýndan yalýtmayý kendine temel amaç edinmiþ olan sermaye, tutsaklara akrabasý olmayan üç kiþiyle görüþme hakký tanýyarak 5 yýlýn sonunda bunu baþaramayacaðýný kendisi itiraf ediyor böylece. Bu onun devrimci eylem karþýsýndaki baþarýsýzlýðýnýn kanýtýdýr. Y.E.Mücadele Birliði: Zindanlarda daha kitlesel Ölüm Oruçlarý olabilir mi? Sizin de bildiðiniz gibi, 19 Aralýk sonrasýnda Ölüm Oruçlarý kitlesel bir boyut kazanmýþtý. Ve bu þekilde sürüyordu. Fakat siyasi yapýlarda önce talepler konusunda, sonra da eylemin kendisini sürdürmede kýrýlma yaþandý. Savaþ uzun zamana yayýlmýþ bir irade, taktik beceri gösterme savaþýna dönüþtü. Biz bunu bir bayrak yarýþýna benzettik. Uzun sürecek ve bayraðýn elden ele devredileceði bir savaþ. Burada önemli olan artýk, bayraðýn kesintisiz bir þekilde taþýnmasý. Bayrak kesintisiz bir þekilde taþýndýðý sürece düþmanýn F tipi politikasýný hayata geçirmesi, onun bu saldýrýsýnýn püskürtülmesi ve devrim cephesinin ilerlemesi saðlanabilir. Bizlerin gösterdiði çabanýn yoðunluðu, bu savaþýn kazanýmlýsýnýn hýzýný belirleyecek. Bu savaþ ne kadar hýzlý kazanýlýrsa, devrim o kadar hýzlý bize yakýnlaþacaktýr. Tutsaklar kendilerine düþeni büyük ölçüde yapýyorlar. En eþitsiz koþullarda savaþlarýný sürdürüyor. Gerisi bizlere kalýyor.

47. Sayý / 3-17 Aðustos 2005

15


Yeni Evrede

Munzur Festivali

Mücadele Birliði

DERSÝM 2005 Merhaba, Bu sene Dersim, her senekinden daha farklý hazýrlanýyordu Munzur Festivaline. Baðrýnda 17 dað pýnarýný taþýyordu Munzur; 17 gelincik nazlý nazlý gelenleri selamlýyordu adým baþý. Ne çok zulüm görmüþtü bu topraklar. Bu topraðýn insanlarý insanýn gözlerinin içine bakýnca, insan ne kadar çok þeyi okuyabiliyordu o bakýþlarda. Zulmün tanýðýydý bu gözler. Ve hala tarihe tanýklýk etmeye devam ediyorlardý. Kim bilir kaç kez yaþlarla dolmuþ, tuzlu gözyaþlarýyla yýkanmýþtý bu gözler. Kim bilir nasýl bir aðýt gizliydi içlerinde… Dersim’e doðru yola çýkarken bu duygular vardý içimizde. Munzur Festivaline gidiyorduk ama yüreðimiz Munzur çayý gibi Dersim’in daðlarýna akýyordu. Bunu bildiklerinden olsa gerek, devletin kolluk güçleri iki adýmda bir kimlik kontrolü yapýyorlardý. Dersim’de OHAL yürürlükteydi. Kürdistan’da çatýþmalar yoðunlaþmýþtý. Dersim, ablýka altýndaydý. Herkes, bu sene festivalin yaptýrýlmayacaðýný konuþuyordu. Adeta, devlet gözünü Dersim’e dikmiþti.; Festival artýk, halkla devlet arasýdaki çatýþmanýn odak noktasý haline dönüþmüþtü. Öyle ki devlet, köyleri basmaya, mahalleleri silahla taramaya günler öncesinden baþlamýþtý. Er Coþkun Kýrandi’nin Dersim’de gerillalarca esir alýnmasýndan sonra bu saldýrýlar daha da yoðunlaþtý. Artýk Dersim’e girip çýkan herkes, “devlet terörü” denilen þeyin ne olduðunu daha iyi görebilirdi. 17 Temmuz tarihinde düðün konvoyunun taranmasý olayýný birebir yaþayanlardan biri de biziz. Düðün sonrasý, gece 23:30 civarýnda Pülümür-Nazýmiye yolu arasýndaki 25. çýð tüneline varmak üzereyken, konvoya silahlý saldýrý oldu. Konvoyun önünde bulunan 4 araç, askerlerin açtýðý ateþ sonucu hasar gördü. Ateþin tek taraflý oluþu, bir çatýþmadan çok konvoyun hedef alýndýðýný kanýtlar nitelikteydi. 4 aracýn geri dönmesi sonucu konvoyda bulunan diðer 8 araç ve

16

yaklaþýk 100 kiþi büyük bir tehlike atlattý. Konvoy bütün geceyi Kýrmýzý Köprü’de geçirdi. Olaydan sonra orada bulunan bütün insanlar bunun devletin düzenlediði bir komplo olduðu konusunda hemfikirdiler. Çünkü, gündüz bile tereddüt ettikleri yolda olaydan sonra rahat rahat giden askerler bunun en büyük kanýtýydý… Festivalin ertelenmesi halkta büyük bir öfke yarattý. Mahalleleri bile rahat rahat tarayan TC ordusu insanlarda tedirginlik yaratmayý amaçladý; ama buna raðmen halký sindiremediler. Halk yaptýklarý basýn açýklamasýyla olayý kýnadý. Bu yapýlanlar bir yönüyle de festivalin iptali içindi. Ve Dersim halký bunun bilincindeydi. Festivalin ertelenme kararý halkýn tüm tepkisine raðmen geri çekilmedi. Bunun üzerine Dersim halký da alternatif bir festival düzenlediler. Sokaklara taþarak valiliðin kararýný boþa çýkardýlar. Vali, festivali yasakladýðý halde, halkýn festivali fiili olarak yapmasý, önemi bir meydan okumaydý. Bu olay, öz itibarýyla devrimci bir çýkýþtýr. Hükümetin, Genel Kurmayýn ve valiliðin otoritesini sarsmýþtýr. Egemen güçler, halkýn tepkisi karþýsýnda ne yapacaklarýný þaþýrmýþ, ciddi anlamda bir krize girmiþlerdir. Devlet, festival için anonim bir sansür uygulasa da, halký tam bir abluka altýnda tutsa da, Dersimlilerin sesi Munzur Çayý gibi çaðýl çaðýl akarak insanlara ulaþmýþtýr. Bu sadece Dersim halkýnýn ve oradaki yerel güçlerin tavrý deðildir, sadece onlarýn duygularýný yansýtmýyor. Bütün halklarýn içinde bulunduðu ruh halini yansýtýyor. Bu 38 Dersim Ayaklanmasý gibi ciddi bir baþkaldýrý olarak görülmelidir. Bizim gözlediðimiz þuydu: halk, devletin yasalarýný hiçe saymýþ ve kendi fiili yasalarýný uygulamýþtýr. Dersim’de þimdi, bir devletin gücü bir de sokaktaki insanýn gücü vardýr. Bu olay, baþlý baþýna bir 47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005

devrimin gelmekte olduðunun göstergesidir. Eðer halk devlet otoritesini hiçe sayýyor ve bildiði gibi hareket ediyorsa ve üstelik bunu üzerine doðrultulmuþ namlulara raðmen yapýyorsa, olaylar büyük geliþmelere gebe demektir. Festivalin ertelenmesi, 17 gerillanýn katledilmesi, her fýrsatta yapýlan eylemlerle protesto edildi. Tunceli Derneklerine baðlý otobüslerin Pertek’te bekletilmesi de halkýn eylem yapmasý üzerine amacýna ulaþamadý. Dersim halký kendi üzerinde oynanan oyunun farkýnda ve buna karþý dimdik ayakta durmaktadýr. Dernekler aracýlýðýyla gelen ve o gün sahneye çýkacak olan sanatçýlar da engellendi. 28 Temmuz’da basýn açýklamasýyla baþlayan alternatif festival 29 Temmuz’da Grup Yorum ve Grup Munzur konserleriyle devam etti. 30 Temmuz’da Ferhat Tunç ve Suavi sahneye çýktýlar. Biz Dersimliler olarak bugüne kadar hep dimdik hep kendi deðerlerimizle ayakta durduk. Bundan sonra da böyle olmaya devam edecek. Dersim, bu yýl 17 gerillaya, 17 devrim savaþçýsýna yakýþýr bir þekilde kutladý festivalini. Dersim halký, ayaklanmalar yüzyýlýnýn asi çocuklarýndan biri olduðunu bir kez daha gösterdi dosta düþmana…


Yeni Evrede

Dünya Eylemleri

Mücadele Birliði

DEVRÝMÝN AYAK SESLERÝ DÜNYAYI SARSIYOR Peru’da Öðretim Üyelerinden Ýþgal Eylemi Peru’da 200 üniversite öðretim üyesi, maaþlarýna zam yapýlmasý talebiyle bir yerel yönetim binasýný iþgal ederek, yetkililerin binadan ayrýlmasýna izin vermedi. Pasco bölgesinde, Alcides Carrion devlet üniversitesi öðretim üyeleri resmi toplantý olduðu gerekçesiyle gruplar halinde binaya girdiler. Öðretim üyeleri iþgal ettikleri 2 katlý binadan ayrýlmayacaklarýný söylediler. Binada Bölge Yöneticisi V.R.Espinazo’nun dýþýnda 4 devlet yetkilisi daha bulunuyor. Ýran’da Ýþçi Eylemleri Sürüyor Ýran-Hodro Ýþçileri 450.000 Tümen Asgari Ücret Ýsteðiyle Ýþi Býraktý 16 Temmuz Ýran Sosyal Sigortalar Günü’nde Ýran Hodro otomobil fabrikasý iþçileri bir günlük grev gerçekleþtirdi. Ýþi býrakma eylemi hemen hemen bütün üretim kollarýnda özellikle de montaj hattýnda üretimin durmasýna neden oldu. Ýþ býrakma eylemi sözleþmeli ve sürekli iþçilerinin çoðunun çalýþtýðý Peugeot montaj hattýnda baþladý ve saat 11.00 itibariyle fabrikanýn üretimi bütünüyle durdu. Fabrika güvenlik güçlerinin saldýrýsýna karþýn iþçiler grevlerini baþarýyla sürdürdü. Günün sonunda Ýran-Hodro iþçileri bir bildirge yayýmlayarak asgari ücretin 450.000 Tümen’e çýkarýlmasýný talep etti. Yine Ýran’da ödenmeyen ücretlerini alabilmek için Kaþan Tekstil iþçisi 1 aydýr grevdeler. 14 aydýr ücretlerini alamayan iþçiler, 19 Temmuz’da Tahran’a doðru yürüyüþe geçtiler.

Yunanistan’da Genel Grev Yunanistan’da iþçiler yeni yasa düzenlemelerini protesto etmek için 24 saatlik genel greve giderek yaþamý felç etti. Ülke genelinde toplu taþýma araçlarý Yunanistan Demir Yollarý, Tramvay ve Troley otobüsleri baþta olmak üzere, hizmet sektöründe ise bankalar, elektrik, telefon ve posta isletmeleri 24 saat için iþi býrakýrken kamu çalýþanlarýnda ise valilikler, belediyeler, vergi ve sigorta daireleri çalýþmayarak greve gittiler. Ülke çapýnda yayýn yapan ulusal ve yerel gazeteler grev nedeniyle basýmý yapýlmazken, Yunanistan resmi TV kanallarý (EPT) 12 ile 18 saatleri arasýnda yayýnlarýný durduruyor. Özel kanallar ise 24 saat boyunca haber sunmayacaklar Honda Fabrikasýnda Grev Japon otomotiv devi Honda’nýn Hindistan’da bulunan fabrikasýnda çalýþan iþçiler, greve baþladýlar. Honda’nýn Yeni Delhi’deki üretim merkezinde devam eden grevin talepleri, atýlan 4 iþçinin iþe geri alýnmasý ve 15 iþçiye verilen uzaklaþtýrma cezalarýnýn kaldýrýlmasý idi. Fabrikayý iþgal eden iþçiler, üretimi tamamen durdurdu. Ýþçiler ayrýca, emeklilik primlerinin ve ücretlerin artýrýlmasýný talep edi-

47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005

17


Yeni Evrede

Dünya Eylemleri

Mücadele Birliði

yor. Ýþ býrakma eylemini sona erdirmek için grevcilere saldýran Hindistan polisi, yüzlerce iþçinin yaralanmasýna neden olurken, onlarca iþçiyi de gözaltýna aldý. Hindistan Komünist Partisi, Honda Fabrikasý’nda çalýþan iþçilerin, oldukça zor þartlara ve düþük ücretlere mahkûm edildiklerini ifade etti. Honda fabrikasýnda geçen haftadan bu yana devam eden iþçi eylemleri, Hindistan polisinin son günlerdeki baskýlarý nedeniyle greve dönüþtü ve geçtiðimiz Pazartesi günü Yeni Delhi’de Honda Fabrikasý’ndaki keyfi iþten atmalarý ve çalýþma koþullarýný protesto etmek için büyük bir miting yapan iþçiler, polisin bu eyleme de saldýrý giriþiminde bulunmasý sonucu, kendilerini taþ ve sopayla savunmuþ ve bölgedeki yollarý kapatmýþtý. Kötü çalýþma koþullarýndan ve düþük ücretlerden dolayý hükümeti de sorumlu tutan iþçiler, eylemlerde hükümet aleyhine pankartlar açarak sloganlar atmýþlardý. Venezüella’da Atýl Fabrikalarý Kamulaþtýrma Venezüella hükümeti, ülkede atýl durumda bulunan, özel sektöre ait fabrikalarýn yeniden açýlmamasý durumunda kamulaþtýrýlacaklarýný duyurdu. Devlet Baþkaný Hugo Chavez, hükümetin iþçilere kooperatifler kurarak fabrikalarda üretimi yeniden baþlatmalarý için yardýmcý olacaklarýný söyleyerek, yoksullukla mücadele ve Venezüella’nýn kendi ifadesiyle ‘’ahlaksýz kapitalist modele’’ baðýmlýlýðýnýn üstesinden gelmek için bu adýma gerek bulunduðunu kaydetti. Chavez, ‘’Topraklarýmýzý iþlenmeden nasýl býrakamazsak, verimli fabrikalarýn da üretim yapmamasýna izin veremeyiz” dedi. Venezüella lideri, ülkede 700’den fazla fabrikanýn atýl durumda olduðunu; yaklaþýk 160’ýnýn da, olasý bir kamulaþtýrma amacýyla incelendiðini söyledi. Daha az sayýdaki bazý fabrikalar da, daha önce kamulaþtýrýlmýþtý Güney Afrika’da Belediye Grevi Güney Afrika’da 200 belediye iþçisi düþük ücretler ne-

18

deniyle önceki gün greve çýktý. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin iki büyük konfederasyonu, Güney Afrika Sendikalarý Kongresi ile Güney Afrika Sendikalarý Konfederasyonu’na baðlý Belediye Ýþçileri Sendikasý ve Baðýmsýz Birleþik Belediye Ýþçileri Sendikasý’nýn 200 bin üyesi düþük ücretler nedeniyle önceki gün greve çýktý. Ortaklaþa yapýlan grevlerin, ülkenin tamamýnda etkili olduðu ifade edilirken, iþçileri, baþta Johannesburg, Cape Town, Durban, Elizabeth Limaný, Bloemfontein, Batý Londra ve Kimberley’de olmak üzere 60’dan fazla protesto eylemi yaptýlar. Johannesburglu belediye emekçileri Güney Afrika Belediye Baþkanlarý Birliði binasýný sardýlar ve talepleri kabul edilinceye kadar direniþlerinin süreceðini belirtti Yarým Milyon Çay Ýþçisi Grevde Hindistan’ýn Batý Bengal eyaletinde çay tarlalarýnda çalýþan yaklaþýk yarým milyon kiþi süresiz greve baþladý. Çalýþanlar, ücretlerinin ve ikramiyelerinin artýrýlmasýný isterken, yöneticiler ise ücret artýþýnýn verimliliðe baðlanmasý gerektiðinde ýsrar ediyor, ancak Çay Ýþçileri Sendikasý bunu kabul etmiyor ve günlük ücretlerin de iki katýna çýkarýlmasýný istediklerini belirtti. Yeni baþlayan grev, eyaletin 350 çay tarlasýnda çalýþmalarý felce uðrattý. Çay þirketleri, grevin Bengal’de sektörü olumsuz etkileyeceðini söylüyor. Yetkililer, grevin Assam eyaletine de yayýlmasý halinde, Hindistan’ýn tümünde, sektörün zarar göreceðini belirtiyor Tarsus’ta Tekstil Ýþçileri Mitingde Alacaklarýný alabilmek için 19 aydýr mücadele veren ve en son olarak açlýk grevi baþlatan Çukurova Tekstil Fabrikasý iþçileri, taleplerini dile getirmek için miting gerçekleþtirdi. Tarsus Cumhuriyet Meydaný’nda önceki gün düzenlenen ve yaklaþýk 600 kiþinin katýldýðý mitinge, 15 gündür açlýk grevi yapan iþçilerle aileleri, Mersin Limaný iþçileri ile sendika ve siyasi partilerin temsilcileri de destek verdi. Çukurova Tekstil ve liman iþçileri miting bittikten sonra pankartlarla Mersin Caddesi boyunca alkýþ ve sloganlarla yürüdüler Liman iþçisi için yürüdüler Telekom iþçileri, Mersin Limaný’nýn özelleþtirilmesine karþý 14 gündür iþyerini terk etmeyen liman iþçilerine destek vermek için yürüyüþ düzenledi. Akdeniz Telekom Müdürlüðü önünde toplanan HaberÝþ Sendikasý üyesi iþçiler, sloganlar ile Mersin Limaný’na yürüyüþe geçtiler. Yürüyüþe Petrol-Ýþ ve Mersin Demokrasi Platformu da destek verdi.

47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005


Yeni Evrede

Bildiri

Mücadele Birliði

GÝMASLI, HÝLTONLU ÝÞÇÝ ARKADAÞLAR Ne olursa olsun biz kazanacaðýz diyerek baþlattýðýnýz ve çeþitli biçimlerde devam ettirdiðiniz mücadelenizi selamlýyoruz. Sizin de söylediðiniz ve bizim de inandýðýmýz gibi, bu kavga süreci tüm iþçi ve emekçiler tarafýndan yakinen takip edilmektedir. Baþarýnýz emek gücünü satarak yaþayan herkesi sevindirecek, moral kaynaðý olacaktýr. Kazanmak Zorundayýz Her grev, iþçi sýnýfý ile kapitalist sýnýf arasýnda bir savaþtýr. Savaþ bir kere baþladý mý kazanmak için tüm olanaklarýn seferber edilmesi gerekir. Çünkü savaþý kazanan, kaybedene kendi koþullarýný kabul ettirmekle kalmaz, elde ettiði moral üstünlükle yeni yeni yaptýrýmlar uygulamaya baþlar. Ya yola çýktýðýmýzdan daha ileri bir noktaya ulaþacaðýz ya da açlýk ve yoksulluðumuz, sömürülmemiz ve ezilmiþliðimiz daha da artacak. Bunu belirleyecek olan biz, bizim mücadelemiz olacaktýr. Kazanmak Ýçin Mücadele Birliðini Saðlamalýyýz Gimaslý, Hiltonlu iþçi arkadaþlar; Paþabahçe iþçisinin, Seka iþçisinin yaþadýklarýna hep birlikte tanýk olduk Emekçi memurlarýn, çýkarýlan yeni çalýþma yasalarýyla her an idama götürülmeyi bekleyen mahkûmlar haline getirildiðini de biliyoruz. Kapitalistlerin ve onlarýn devletinin, eðitim emekçilerinin sendikasýný kapatacak kadar gözlerinin dönmüþ olduðunu da gördük. Emekçi sýnýflarýn kurtuluþunu savunduklarý için zindanlarda bulunan tutsaklarýn yýllardýr süren mücadelesini biliyoruz. Köylülerin giderek artan haykýrýþlarýný birlikte dinliyoruz. Daha saymakla bitmeyecek kadar çok yerde, emekçi sýnýflar, bu sömürü düzeniyle kavgaya tutuþmuþ durumda. Ama güçlerimiz bölük. Ayný safta olmamýza raðmen, her birimiz ayrý bir yerde irili ufaklý savaþlar vermekteyiz. Oysa karþý taraf böyle mi? Onlar tam bir dayanýþma içinde davranýyor. Hilton’un þimdiye kadar ettiði zarar, sizlerin istediði zamdan kat be kat fazla. Buna karþýn diðer iþçilere örnek olur diye, talep edilen zam verilmiyor. Asgari ücrete iki kuruþluk bir zam yapýlacaðý zaman bile, TÜSÝAD, TOBB kazan kaldýrýyor. Ve hatta, emekçi sýnýflara neyin ne kadar verileceðini emperyalist ülkelerin kuruluþlarý IMF, Dünya Bankasý ile birlikte belirliyorlar. Bizleri nasýl sömüreceklerine, ezeceklerine dair planlarý ABD ile, AB ile birlikte kafa kafaya verip planlýyorlar. Evet, kapitalistler kendi içlerinde ne kadar kavga ederlerse etsinler, iþçi ve emekçilere karþý her zaman birlik oluyorlar. Bu kazanmak, yönetmek isteyen bir sýnýfýn tavrýdýr. Bizler de, verdiðimiz savaþlarý kazanmak istiyor ve bu topraklarda artýk yönetilmek deðil yönetmek istiyorsak, iþçi ve emekçilerin mücadele birliðini örmeliyiz. Hilton ve Gimas iþçilerinin attýklarý adýmlar bu yönde deðerli adýmlardýr. Birbirimizi sahiplenmemiz, bunu sembolik olarak deðil, ama gerçekten, tüm yüreðimizle sahiplenmemiz çok önemli. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için diyebilmek, zaferi elde etmek için atýlmýþ ilk ama en önemli adýmdýr.

Ama Yeterli Deðildir Birlik olmak önemlidir. Ama tek baþýna bir anlam ifade etmez. Ne için birlik olacaðýz? Ortak amaç olmazsa tüm birlikler güçsüz kalýr. Düþman tarafýndan kolayca parçalanabilir. Bizler, öyle bir amaç belirlemeliyiz ki, düþman ne yaparsa yapsýn bu birliðimizi zayýflatamazsýn. Onun her saldýrýsý bu birliði zayýflatmak bir yana güçlenmesine neden olsun. Seka, Paþabahçe onca gücüne, onca deneyimine, onca iþçi ve emekçiyle dayanýþma içinde olunmasýna raðmen, herkesi her þeye raðmen bir arada tutacak güçlü bir ortak amaca sahip olmadýðý için kaybetti. Bunu saðlayacak, birlikteliðimizi yýkýlmaz bir kaleye çevirecek ortak bir amaç ise elbette var. Bu, emekçi sýnýflarýn iktidarýný kurmaktýr. Sorunlarýmýzýn Kaynaðý Sermayenin Ýktidarýdýr Hepimizin sorunlarýnýn kaynaðý ayný: Var olan düzen. Ýnsanlar açlýktan kývranýrken, tonlarca sebze ve meyveyi tarlada imha etmeye neden olan da, daha fazla zarar etmeyi göze alýp emekçinin istediði iki kuruþluk zammý vermeyen de, gecekondularý yýktýran da, hakkýný aradýðý için insanlarý coplatan da, uluslara karþý asimilasyon yürüten de, sendikalaþma hakkýný gasp eden de, gençlerimizi uyuþturucu bataðýna sürükleyen de vs… bu düzenin ta kendisi. Hepimizin düþmaný ortak: Düzenin ta kendisi… Bu düzen varlýðýný koruduðu sürece sorunlarýmýz devam edecektir. Asýl olan, sivrisineklerle uðraþma deðil, bataklýðý kurutmaktýr. Onlarca yýl büyük bedeller ödeyerek kimi kazanýmlar elde etmiþ olsak da, elde ettiðimiz küçük kazanýmlarýmýz bile ya yasalarla ya da patlak veren ekonomik krizlerle yok olup gitmekten kurtulamýyor. Bunu defalarca yaþadýk. Dönme dolap gibi olduðumuz yerde dönüp durmak istemiyorsak, ekonomik ve soysal kazanýmlar elde etmekle yetinilmemeli; çocuklarýmýzý da ayný çýkmazla karþý karþýya býrakmak istemiyorsak, bu sorunlarýmýzý kökten çözmeye yönelmeliyiz. Kendi iktidarýmýzý kurmaya… DÝK’lerde Birleþelim Ýþte bunun için “Devrimci Ýþçi Komiteleri’nde birleþelim” diyoruz. Bizler, bir yandan ekonomik ve sosyal koþullarýmýzý iyileþtirmek için mücadele ederken bir yandan da, bunun gerçek çözüm olmadýðýnýn farkýndayýz. Ýþçi ve emekçi iktidarý altýnda yaþamak istiyoruz. Ýþçiler, Kendi gücümüze güvenmeli, komite ve konseylerde örgütlenerek kendimizle birlikte ezilen, sömürülen tüm toplumsal kesimleri kurtuluþa götürmeliyiz. Bizim tarihsel ve toplumsal rolümüz budur. Çünkü tarihin, mücadeleyi sonuna kadar götürebilecek tek devrimci sýnýfý, öncü ve temel gücü biziz. YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRÝLÝÐÝ! YAÞASIN DEVRÝMCÝ ÝÞÇÝ KOMÝTELERÝ! Ýzmir DÝK

NOT: 19 Haziran 2005 tarihinde DÝK’in çýkarmýþ olduðu bildiridir.

47. Sayý / 3-17 Aðustos 2005

19


Yeni Evrede

Ýþçi Eylemleri

Mücadele Birliði

S

çin mücadele eden iþçileri, endikalaþtýklarý sendikacýlarý öldüren bir þiriçin 19 Mayýs SALDIRIYA UÐRAYAN COCA COLA ket. Hindistan’da gübre olagünü iþten atýlan ve 20 Temmuz günü ÝÞÇÝLERÝ EYLEMDE “DÝRENÝÞ SÜRÜYOR” rak kullanýlan fabrika artýklarý nedeniyle topraðý kurakpolisin vahþice saldýrýsýna laþtýran, ülkenin bir bölümünde maruz kalan.110 Coca Cola iþsusuzluða sebep olmuþ bir þirçisi, 30 Temmuz günü bu defa kettir. Ve en son bu þirket, Coca da Bakýrköy Meydaný’nda eyColanýn Temmuz ayýnda dünya lem yaptý. çapýndaki kârýný Ýsrail donanmaÝþçiler, “Yaþasýn Coca Cola sýna hibe etti. Ve Ýsrail, onyýllarDireniþimiz, Ýþten Atýlan Ýþçiler dýr Filistin’i iþgal altýnda tutan, Geri Alýnsýn DÝSK/Nakliyat Ýþ” halkýný öldüren bir ülkedir. Coca pankartý ile aileleriyle birlikte Cola Temmuz ayý karýný böyle meydanda toplandýlar. 20 Tembir ülkeye baðýþlýyor” dediler. muz günü iþbaþý yapmak için a“Biz bu mücadeleyi nereye gidiileleriyle beraber Coca Cola yorsa, oraya taþýyacaðýz” diye aGenel Müdürlüðüne giden iþçiçýklamayý bitiren iþçiler, “Yaþaler, burada polisin bibergazlý ve sýn Ýþçilerin Birliði”, “Kahrolcoplu saldýrýsýyla karþýlanmýþtý. sun ABD Emperyalizmi”, ColaYaptýklarý basýn açýklamasýnda buna da deðinen iþçiler, “Coca Cola þirketi sýradan bir þirket deðil. ya Sendika Girecek Baþka Yolu Yok”, “Ýþ Ekmek Yoksa Direniþ Var” Dünya çapýnda iþçi düþmaný, sendika düþmaný adýyla bilinmekte. Sa- sloganlarýyla Bakýrköy Özgürlük Meydaný’ndan sahile doðru bildiri dece sendika haklarýna sahip çýktýðý için, ücretlerinin yükseltilmesi i- daðýtarak yürüdüler.

TELEKOM ÝÞÇÝLERÝ EYLEMDE: “GELECEKLERÝ VARSA GÖRECEKLERÝ DE VAR” TELEKOM iþçileri, TELEKOM’un satýlmasýna karþý, bir kez daha “Hiçbir güç, birleþik mücadelemizin önünde duramaz” diyerek, 19 Temmuz günü, Mecidiyeköy’de toplandýlar ve Gayrettepe TELEKOM’un önüne yürüdüler. Gayrettepe TELEKOM önüne gelince, bu iþkolunda faaliyet gösteren tüm sendikalar, ortak bir basýn açýklamasý yaptýlar. Hükümetin, iþçi ve emekçiler yerine IMF’yi dinleyerek Türk TELEKOM’un %55 hissesini Lübnan-Ýtalyan ortaklý tekele sattýðýný söyleyen sendikalar, TELEKOM çalýþanlarýnýn iþçisiyle memuruyla birlikte bu peþkeþi durdurmak için mücadelelerini sürdüreceklerini söylediler. Yapýlan basýn a-

20

çýklamasýnda “TELEKOM’a sahip çýkanlarla, satanlar arasýndaki kavga bitmiyor, bitmeyecek. Her gün ve yeniden daha da güçlenerek, TELEKOM’a, TELEKOM’un þahsýnda baðýmsýz, demokratik Türkiye mücadelesine sahip çýkmaya devam edeceðiz. (…) Bugün bir kez daha ülke genelinde eylem yapýyoruz. Ýhalenin iptali için gerekli hukuki giriþimler de yapýlýyor. TÜPRAÞ’ta çalýþan iþçi kardeþlerimiz de bugün Ýzmir’de özelleþtirmeye karþý alanlardalar. Buradan onlarý da, Erdemirli, Seydiþehirli kardeþlerimizi de selamlýyoruz. Yeni ve daha güçlü eylemler, birleþik ve yaygýn bir mücadele için her gün daha ileri adýmlar atacaðýz. Özelleþtirmecileri püskürtene kadar, taþeronu kova-

47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005

na kadar, iþyerlerimiz mücadele ve direniþ merkezleri olmaya devam edecek. (…) Gelecekleri varsa görecekleri de vardýr. Bunu asla unutmasýnlar” diyen TELEKOM iþçi ve emekçileri, sýk sýk “TELEKOM Vatandýr Vatan Satýlamaz”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “TELEKOM Halkýndýr Satýlamaz”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarýný attýlar. TELEKOM iþçi ve emekçilerini biz de Mücadele Birliði Platformu olarak yalnýz býrakmadýk. Çeþitli devrimci demokratik kuruluþlarla birlikte, “Emekçiler Saldýrýlara Karþý Ýktidar Ýçin Savaþalým, Mücadele Birliði” pankartýmýzla iþçilerin yanýnda yerimizi aldýk. Yürüyüþ boyunca ve alanda sürekli “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her þey Emeðin Olacak”, “Saldýrýlara Karþý Ýktidar Ýçin Savaþalým”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak” ve “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” sloganlarýný attýk.


Yeni Evrede

CÝK

Mücadele Birliði

“YENÝ” YASALAR ÜZERÝNE

H

ukukla yasa arasýnda önemli bir fark var. Hukuk, uzun vadeli ve geçmiþten gelen mülkiyet iliþkilerinin devamýný saðlayan, toplumun en azýndan önemli bir kesimince kabul edilmiþ kurallar bütünüdür. Ya da kýsaca “mülkiyet iliþkilerinin” baþka bir ifade biçimidir. Yasa, o anda egemen olan sýnýfýn, o aný kendi çýkarlarýna düzenlemek için kabul ettirdiði iradesidir. Birincisi, bir sýnýfýn bütün olarak çýkarlarýný düzenlerken, ikincisi anlýk olduðu kadar, o an egemen olan sýnýfýn bir kliðinin, kesiminin iradesini yansýtýr. Bu ayrýmýn altýný çizdikten sonra, bu “yeni” yasalar üzerine düþüncelerimize geçebiliriz. 12 Eylül Anayasasý, bir iþlevi yerine getirmek üzere hazýrlandý. Bu iþlev, 12 Mart’ta baþlayan faþistleþtirme sürecinin yarým býraktýðýný tamamlamaktý. Yani faþizmi kurumlaþtýrmak. Ýþte þimdi hazýrlanýp yürürlüðe sokulan bu yasalar da benzeri bir iþleve sahip: toplumun üstündeki devlet baskýsýný, denetim ve gözetimini kurumlaþtýrmak. Bir ev baskýnýnýn polis zoruyla ya da savcý ve hakim kararýyla yapýlmasýnda öz olarak bir fark yoktur. Fark baþka yerdedir. Þimdiye dek yapýlan olaðan uygulamada, polis baskýn yaptýðýnda, bu, bireyler ya da toplum tarafýndan tepkiyle karþýlanýyordu. Ama bu, hakim izniyle olduðunda tepki olmuyor ya da çok az oluyordu. Zaten amaç da budur. Baskýya, teröre karþý toplumsal tepkiyi ve mücadeleyi etkisizleþtirmek. Burada polis yasalara uyacak ve uygulayacak. Ama asýl yasalarýn terörüne uymasýný, kabullenmesini istedikleri toplumdur; toplumun üstünde ve topluma karþý olan devlet ve yasalarla sermayenin diktasýna boyun eðilmesi isteniyor. Bireylerin fiþlenmesine, þimdi tüm toplumun yasal destekli denetlenmesi ve gözetlenmesi eklendi. Bu, adres bildirim zorunluluðundan, sokak vb. yerlere yerleþtirilen kameralara, MERNÝS Projesi denilen bilgisayarlý kayýt sistemine kadar pek çok yolla yapýlýyor. Toplum robotlaþtýrýlýyor. Toplumsal yaþam belirli kalýplara sýkýþtýrýlýyor. Bireylerin yaþamý ve davranýþlarý, sermayenin ve devletin istediði biçime sokuluyor ve denetleniyor. F tipleri yasallaþtýrýlarak tutsaklara yönelik görülen, ama özünde halk üzerindeki sürekli saldýrý, sürekli terör, sürekli tecrit

Merhaba yoldaþlar Kapitalizm çöküþünü geciktirmek için saldýrýlarýný her geçen gün daha fazla artýrmakta. yaþanan iç savaþta yaptýðý saldýrýlar, sistemin ne çökmüþ ve çürümüþ olduðunun bir göstergesidir. Biz, Mücadele Birliði okurlarý olarak, dergimizin “Devrim Ve Ýktidar için Halk Cephesi” baþlýklý sayýsýnýn Kürt emekçilerinin yoðun olarak yaþadýðý Yamanlar bölgesinde daðýtýmýna çýktýk. Çünkü sermaye sýnýfýnýn devrimci öncülere yaptýðý saldýrýlar tüm iþçi ve emek-

ve zamana yayýlmýþ öldürme kurumlaþtýrýlýyor; F tipleri kalýcý hale getiriliyor. Yasalarýn ve zindanlarýn “Batý tipi” olmasý hedeflenmiþti. “Batý”daki zindanlarda kalanlar hep þunu belirtirler: Batý’da, Doðu’daki gibi “kaba dayak” yok, ama burada baský Doðu’ya göre daha sistematik, ince ve katý. Bu yasalarýn üzerine tartýþmalar yapýldýðýnda, Adalet Bakaný Cemil Çiçek, “Beþ yýllýk deneyimlerin ürünü” olduðunu ifade ediyordu. Ýþte kastedilen deneyim, sistematik, ince ve katý iþkence deneyimiydi. Bu yasalarla elde edilmek istenen amaç: sermaye düzenini ve diktasýný güvenceye almak için, boyun eðen, susturulan, pasif; insan olarak insanlýktan uzaklaþtýrýlmýþ, uysal bir toplum yaratmaktýr. Bir baþka amaç; halklarýn baþkaldýrýsýný, devrimci mücadelesini baský ve düzen altýna almak; iktidarý ele geçirmesini engellemektir. Sermaye diktasý ve onun devlet egemenliði, aslýnda hiç bir yasaya tabi deðildir. Onlarýn yasalara tabi olmasýný istedikleri halk kitleleridir. Denetlenmek istenen halktýr: egemen, egemen olduðu sürece kendisinin denetlenmesine izin vermez. Sermaye merkezileþtikçe, politik iktidar da buna baðlý olarak daha az tekelin elinde toplanýr. Yasalar da bu yeni duruma göre yeniden düzenlenir. Burjuvazi, hiçbir zaman iktidarýný, temelde yasalara dayandýrmaz. Burjuva iktidar, fiili devlet gücüne dayandýrýlýr. “Batý tipi” yasalar ve zindanlarý yapanlarýn unuttuðu temel bir yan var: Bu topraklardaki uzlaþmaz çeliþkiler son derece keskin; çatýþma sert ve derin; burada halk ne þiddetin gücüyle, ne de yasalarýn gücüyle denetlenemez, sindirilemez, susturulamaz. Devrim mücadelesi her þeye raðmen sürecektir, bu süreklidir. Bir yerde, iki güç birbirine karþýt olarak kavgaya tutuþmuþsa, sonucu yine güç çözecektir. Devrimin yasasý, her türlü yasanýn üzerindedir. O, otoritesini herkese zorla kabul ettirecektir. Olaylarýn diyalektik geliþimi karþýsýnda gerici bir rol oynayan, çürüyen sistemi ayakta tutmaya çalýþan burjuva yasalar, burjuvaziyle birlikte hak ettiði yere, eski eserler müzesine kaldýrýlacaktýr. Ve bir gün insanlar geçmiþ dönemden kalan tüm kalýntýlara hayretle bakacaklarý gibi, bu yasalara da hayretle bakacaklardýr.

her türlü desteði veririz” demeleri, bizim boþuna çalýþmadýðýmýzý gösteriyordu. Halk cephesine olan ilgi yoðundu. Bir dahaki sayýlarýmýzda da gelme sözü vererek ve iþçileri emekçileri 17 Temmuz Pazar günü Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde yapýlacak olan “Ýþçi Grevleri Iþýðýnda Sýnýf Mücadelesi” adlý panele çaðýrarak ayrýldýk bölgeden.

MÜCADELE BÝRLÝÐÝ HER YER DE çilere yapýlanbir saldýrý. Dergimiz o bölgeye daha önce birkaç kez ulaþmýþtý ama bu çok geniþ kapsamlý olmamýþtý. Çok büyük bir ilgiyle karþýlaþtýk. Dergimize olan ilgi iþçi ve emekçilerin bu saldýrýlara verdiði bir cevaptý. Girdiðimiz evlerde dergimizi alan insanlarýn “bizler mücadelenizi biliyoruz ve destekliyoruz ama elimizden çok fazla þey gelmiyor. Bundan sonra gelin, imkanlarýmýz neyse 47. Sayý / 3-17 Aðustos 2005

Mücadele Birliði Okuru/ Ýzmir

21


Yeni Evrede

Devrime Adanmýþ Yaþamlar

Mücadele Birliði

Soluksuz Süren Bir Kavga Devrime Adanmýþ Bir Yaþam: TARIK ZÝYA YILDIRIM (CÝHAN) YOLDAÞ

T

opraða düþen her can, dökülen her kan arkasýnda binlerce caný býrakarak katýlýyor ölümsüzler kervanýna. “Öldü” diyor burjuvazi onlar için “yok oldular” diyor. Nedir gerçekte ölen yok olan… Düþünceleri mi, geride kalanlara býraktýklarý miras mý? Nereye bakarsak onlarý görmüyor muyuz? Kimi zaman sokak ortasýnda yazýlama yaparken, kimi zaman bir gece kondu yýkýmýnda polisle çatýþýrken, iþçilerin emekçilerin mitinglerinde en ön saflarda. Belki isimleri ayný, deðil ama artýk onlarýn yumruklarýný yoldaþlarý kaldýrýyor en doruða. Cihan Yoldaþ Gibi… Tarýk Ziya Yýldýrým yoldaþ, Leninist Gerilla Birlikleri’nde bir savaþçýydý. 26 Temmuz 1995 gecesi bir eylem hazýrlýðý içerisindeyken, Bakýrköy’de polisler tarafýndan yolu kesilerek kimlik aranmasý yapýlmak istendi. Ancak Cihan yoldaþ faþizmin kolluk güçlerine Leninist kimliðini gösterince çatýþma çýktý ve hemen oracýkta bir polisi cezalandýrdý ancak kendisi de yaralandý. Çok kan kaybeden yoldaþý, geniþ bir çevreyi ablukaya alan polisler üzerine vahþi bir þekilde saldýrarak göz altýna aldý. Hastaneye götürülmesi gerekirken faþizmin iþkencecileri onu iþkencehanelerine götürüp yoðun iþkencelerden geçirdiler. Yoldaþý konuþturmak isteyen faþistler o-

nun aðzýndan tek bir kelime bile alamayacaklarýný bilmiyorlardý. ilmiyorlardý ki Cihan yoldaþ mirasý Agitler’den, 13 Mart savaþçýlarýndan devralmýþtý. Týpký LGB’nin ilk ölümsüzleþen savaþçýsý Yaþar Bulut (Agit) yoldaþ gibi karþýladý iþkenceleri; parti sloganlarýyla. Kudurgan faþistler daha fazla dayanamamýþlardý Cihan yoldaþa, vücudunun bir çok yerine ve baþýna sýktýklarý kurþunlarla katlettiler yoldaþý. Korkak, aciz, iþkenceciler yaptýklarýný gizleye bilme telaþýyla Cihan yoldaþýn cansýz bedenini Vakýf Gureba Hastanesi’nin bahçesi-

SERMAYEYE RAHAT UYKU YOK 29 Temmuz akþamý, Seydiþehir Eti Alüminyum Fabrikasý’nýn özelleþtirme ihalesini kazanan CE-KA A.Þ yöneticilerinin fabrikaya geldiði haberini alan iþçiler, saat 22.00 sýralarýnda toplanarak, özelleþtirme karþýtý sloganlarla fabrikaya yürüdü. Þirket yöneticilerinin fabrikaya ait sosyal tesislerdeki misafirhanede bulunduðunu öðrenen 200 kadar iþçi, sosyal tesislerin kapalý olan bahçe giriþ kapýsýný kýrarak misafirhaneyi taþa tuttular. Fabrikanýn güvenlik görevlileri ve az sayýdaki polis tarafýndan engellenmeye çalýþýlan iþçiler, “Seydiþehir CE-KA’ya Mezar Olacak” sloganlarý ile þirket yöneticilerinin arabalarýný tahrip etti. Araçlar benzin dökülerek yakýldý, ama son anda polis müdahale ederek söndürdü. Sayýlarý her geçen dakika artan iþçiler olaylarý görüntüleyen basýna da müdahale edince, misafirhaneye kaçan gazeteciler de

22

ne atarak kaçtýlar. Ve artýk tüm yaþamlarý boyunca kaçmak zorunda kalacaklar. Her aldýklarý nefeste her duyduklarý sözde Cihan Yoldaþýn attýðý parti sloganlarý onlarý yalnýz býrakmayacak. Bir gün Cihan’ýn yoldaþlarýnýn kapýlarýný çalacaðý korkusuyla yaþamaya devam edecekler. Cihan yoldaþ engel tanýmaz cesur bir yoldaþtý. “Agit gibi ölümsüzleþmek istiyorum” derdi her zaman ve öyle de oldu. Cihan yoldaþ bir yoldaþýna yazdýðý mektubunda partisine ve yoldaþlarýna olan baðlýlýðýný þu sözlerle dile getiriyordu: “Çilekeþ bir yaþamdýr bizimkisi. Ama demek deðildir ki bunu göðüsleyebilecek yürek yok bizde. Biz hiç olmadýðýmýz kadar kararlý, inancýmýza baðlýyýz. Her acýda ve her hasrette daha bir olgunlaþýyor, kemikleþiyoruz. Çünkü bizi var eden ideolojimiz ve yaþatan pratiðimiz oldukça, zaferimizin keskinliði oldukça ve buna bir de hiç kaybetmediðimiz umudu katýnca, hiçbir engel duramýyor önümüzde (…) (…) Bitecek bir gün yoldaþ her þey bitecek ve bittiðinde her þey bizim istediðimiz gibi olmuþ olacak” Evet yoldaþ, birgün her þey bizim istediðimiz gibi, senin düþlediðin gibi olacak. Bize düþen senin coþkunla, baðlýlýðýnla, kararlýlýðýn ve bilincinle yürümek. Biz kazanacaðýz Cihan yoldaþ, Leninistler kazanacak. Ve o gün geldiðinde senin adýn bir

misafirhanede mahsur kaldý. Uzun süre sloganlar atarak CE-KA yöneticilerinin kendilerine teslim edilmesini isteyen iþçiler, Eti Alüminyum Fabrikasý Genel Müdürü’nün lojmanýný taþlayarak camlarýný kýrdý. Olaylara müdahale edemeyen polis, misafirhane çevresine barikat kurdu ve Konya ve Beyþehir’den takviye polis ekipleri; Yalýhüyük, Ahýrlý ve Bozkýr ilçelerinden de takviye jandarma ekipleri geldi. Ancak bu koþulda eylemci iþçilere saldýrmayý göze alabilen polis, iþçileri sosyal tesislerin dýþýna çýkardý. Sosyal tesislerin önünde de bir saat boyunca sloganlarla bekleyen iþçiler, Çelik- Ýþ Sendikasý Seydiþehir Þube Baþkaný Muharrem Oðuz’un çaðrýsý üzerine gece saat 02.30 civarýnda daðýldýlar. 5 saat boyunca misafirhanede mahsur kalan 8 CEKA yöneticisi ve Eti Alüminyum Fabrikasý Genel Müdürü Mehmet Arkan da, polis kordonunda polis otolarýyla dýþarý çýkarýlarak Konya’ya götürüldü. Olaylar esnasýnda atýlan taþlarla 12 polis de yaralandý. Ýþçi sýnýfý, burjuvaziye karþý mücadelesini kendi araç ve yöntemlerini yaratarak sürdürüyor. Artýk sermaye sýnýfýnýn kaçacak yeri kalmadý. Zincirlerinden baþka kaybedecek bir þeyi olmayanlar, son bir kavga için hazýrlanýyorlar.

47 Sayý / 3-17 Aðustos 2005


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
s047 by sol yayin - Issuu