Yeni Evrede
Baþyazý
Mücadele Birliði
mi hangi biçimi alýrsa alsýn, bu geçiþ devrimle olacaktýr. Ýþçi sýnýfý tarihsel misyonunu ancak devrimle yerine getirebilir. Büyük amaca ulaþmada yönlendirici bir rol oynayan iþçi sýnýfýnýn politik hareketi, devrimci bir niteliðe sahipse bu görevini yapabilir. Devrimci olmayan proletaryanýn politik hareketi, sadece bir hiçtir. Bugüne dek yapýlmýþ tüm toplumsal devrimler, böylesine devrimci bir gücün Ýþçi sýnýfý, tüm dünyada yeni bir atak içinde. Mücadele- yönlendiriciliðinde gerçekleþti. Fakat, proletaryanýn baðýmye dinç bir ruh haliyle atýlýyor. Hiçbir burjuva ve küçük-bur- sýz politik hareketini devrimci yapan þey devrimci laflar etjuva telkini dinlemeden kendi sýnýf bilinciyle hareket ediyor. mesi deðil, devrimci bir anlayýþa sahip olmasýdýr. Ýkisi ayný “Ýþçi sýnýfýnýn kurtuluþu, iþçi sýnýfýnýn eseri olacaktýr” ilkesi- þey deðildir. Bugüne kadar, devrim ve devrimcilik üzerine ni özümsemiþtir. Artýk kim ne söylerse söylesin, hangi enge- çok söz eden oldu. Ancak bunlarýn hiçbiri devrimci bir anlali koyarsa koysun, o, kendi yolunda gidecektir. Bu noktaya, yýþa sahip olmadýlar. Bu nedenle bir süre sonra ya silinip gitbütün bir tarihsel geliþme sonucu geldi. Bir kölenin, köleliði- tiler ya da etkilerini yitirdiler. Devrimcilik öyle laftan ibaret nin bilincine varmasý, kölelik sisteminin yýkýlmasý demektir. deðildir, mücadelede buna uygun bir çizgi izlemektir; günlük Çaðdaþ köle (ücretli köle) olan iþçi sýnýfý, ücretli kölelik (üc- tüm çalýþmanýn ana temasý haline getirmektir; hareketin ideretlilik sistemi) düzeninin bilincine varmýþtýr. olojik olarak devrimciliði içselleþtirmesidir. Ýþçi sýnýfý, marksizmle daha ileri bir bilince ulaþtý: bilimProgramýna, sýnýflarý kaldýracaðýný (dünyayý deðiþtirecesel bir dünya görüþüne ve devrimci bir teoriye sahip oldu. ðini) yazan bir hareketin, her þeyden önce, bunun ancak Bilimsel komünizmi bir kere kavradýktan sonra, bir devrimle olabileceðini anlamasý gerekiyor. bu sýnýf savaþýmýnýn her aþamasýnda, kendiÇünkü sýnýflarý kaldýrmak, tarihin en köklü Ýþçi sýnýfý, sine yol gösterdi. Tarihsel misyonunu toplumsal alt-üst oluþunu gerçekleþtirmekyerine getirirken, bundan böyle daha tir. Böylesine bir köklü deðiþim ancak marksizmle daha ileri bir güçlüdür; kendisini zafere götürebir devrimle yapýlabilir. Üstelik prolebilince ulaþtý: bilimsel bir cek silahlara sahiptir. Ýþçi sýnýfýnýn taryanýn toplumsal devrimi tarihte dünya görüþüne ve devrimci bir devrimci hareketi de sadece teodaha önce gerçekleþmiþ büyük devrik bir güç, sadece politik bir teoriye sahip oldu. Bilimsel rimlerden daha derine gitmek zogüç deðil, toplumsal bir güç- komünizmi bir kere kavradýktan sonra, rundadýr. Çünkü bu devrim, yaltür. Yalnýzca toplumsal sisnýzca politik iktidarý ele geçirbu sýnýf savaþýmýnýn her aþamasýnda, temler yýkan bir güç deðil, mekle kalmayýp, tüm toplumsal kendisine yol gösterdi. Tarihsel ondan daha üstün sistem kuyapýyý yeni baþtan örgütleyeran bir güçtür. Ýnsanlýðýn yemisyonunu yerine getirirken, bundan cektir. Çünkü bu devrim, önceni bir tarihsel döneminin kiler gibi bir sýnýfýn egemenliböyle daha güçlüdür; kendisini zafere (insani-tarihin) kurucusuðiyle sonuçlanmaz; sýnýflarýn götürecek silahlara sahiptir. Ýþçi sýnýfýnýn dur. kendisini ortadan kaldýrmayý adevrimci hareketi de sadece teorik bir Sýnýfsýz toplumu kurmaçlar. Bütün bunlarý gerçekmak, büyük amaçtýr. Bu agüç, sadece politik bir güç deðil, leþtirecek olan iþçi sýnýfý ve omacý gerçekleþtirecek biricik toplumsal bir güçtür. Yalnýzca toplumsal nun politik hareketi, devrimci bir sýnýf olarak proletarya, hedefizihniyete sahip olmadan, böylesisistemler yýkan bir güç deðil, ondan ne ancak toplumsal bir devrimne büyük bir hedefe nasýl ulaþabidaha üstün sistem kuran bir le ulaþabilir. Eski toplumu yýklir. Proletaryanýn devrimci sýnýf parmasý ve toplumu yeniden kurmasý güçtür. Ýnsanlýðýn yeni bir tisi, iþçi sýnýfýný hedefe ancak, devbir devrimdir. Sýnýflarýn kaldýrýlmarimci bir anlayýþla hazýrlar. tarihsel döneminin (insanisýna dek varacak olan bu devrim, poÝþçi sýnýfýnýn, yalnýzca devrimci dötarihin) kurucusudur. litik bir devrimle politik iktidarýn ele genemlerde deðil, devrimci olmayan dönemçirilmesiyle baþlar. Sosyalizme geçiþ biçilerde de devrime hazýrlanmasý gerekiyor. Sosmi, farklýlýklar gösterecektir; ancak, geçiþ biçi-
BÜYÜK AMAÇ’A DEVRÝMLE VARILACAK
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
3
Yeni Evrede
Baþyazý yal-reformist ve oportünist hareket ne yapýyor; devrimci dönemde, devrimci durum koþullarýnda bile, iþçi sýnýfýný reformist bir anlayýþla, ýlýmlý bir zihniyetle eðitiyor. Devrimci bir anlayýþa sahip olmadýðý için, bir yýðýn devrimci laf etmesine raðmen, özsel olarak reformizm çerçevesini aþamýyor. Tüm devrimci görüntüye raðmen, bu görüntünün altýnda reformist bir öz kendini belli ediyor. Onlarýn en kritik dönemlerde ne söylediklerine bakmak lazým. Dünyanýn en þiddetli iç savaþýnýn yaþandýðý 90’lý yýllarda, dünyanýn kabul ettiði iç savaþý inkar ettiler. Çünkü, iç savaþýn gereklerini yerine getirmeyi göze alamýyorlardý. Devrimci bir durum ortaya çýktýðý ve gün gün derinleþtiði halde, “evrimci durum var” dediler. Emek-sermaye çeliþkisi keskinlik kazanmasýna karþýn; çeliþkileri yumuþak göstermek için hep birlikte, özel bir gayret içine girdiler. Kendileri devrime hazýr olmadýklarý için, büyük bir heyecanla mücadeleye atýlan kitleleri de pasifize ettiler. Daha sonra da, neden harekete geçmiyor diye halk yýðýnlarýný eleþtirmeye kalktýlar. Bu ara, kendilerini, sahip olduklarý devrimci görünümlü, reformist zihniyetlerini gözden geçirmeyi hiç düþünmediler. Kendi dýþýndaki koþullar devrimci olduðu zaman, onu yoksaymayý; kitle hareketlerinde geçici bir düþüþ olduðu zaman onu gerekçe göstermeyi, bir çizgi haline getirdiler. Sonuç olarak, reformculukla kitleler dolandýrýlmýþtýr. Ýç savaþ birinci aþamadan, ikinci aþamaya (proleter iç savaþa aþamasý) geçtikten sonra da, oportünizmin yaklaþýmý ayný kaldý. Politik yayýnlarýnýn sendikal yayýnlardan bir farký kalmadý. Sendikalarýn defalarca ele aldýklarý ne varsa, oportünizm de bir defa daha tekrarlýyor. Ýþçi sýnýfýna kazandýrdýklarý devrimci bir görüþ yok. Tersine, iþçi sýnýfýnýn benimsediði devrimci bakýþ açýsýný ve genel konumu bozmak, sendikalizm (ekonomizm) doðrultusunda saptýrmak için elinden geleni yapýyor. Zaman zaman propagandasýný yaptýklarý sosyalizm ve devrim ise oportünist an-
4
Mücadele Birliði
layýþta belirsiz bir gelecek sorunudur; hiçbir þekilde güncel mücadelenin konusu deðildir. Oysa ki devrim günceldir; proletaryanýn ve tüm emekçi halkýn güncel olarak verdiði kavganýn baðlanmasý gereken ana hedeftir. Proleter iç savaþýn hedefi, sermaye egemenliðini yýkmaktýr. Proletarya sýnýf içgüdüsüyle bile ortalama sol hareketten, daha ileriye gidebiliyor. Oportünizm iþçilere ekonomizmi dikte ettirmeye çalýþýrken, öte yandan emekçiler hükümete karþý, devlet iktidarýna karþý politik istemlerle eyleme gidiyor. Eðitim emekçilerinin kongrelerinde tutsaklara özgürlük istemleri yükseltiliyor, TEKEL iþçileri baþbakanýn yolunu kesiyor, SEKA iþçileri devletin kararlarýna ve saldýrýsýna karþý direniyor; iþçi sýnýfý, bir sýnýf olarak harekete geçip politik mücadele verirken, oportünistler ise, yaptýklarý reformist iþçi toplantýlarýnda, iþçileri düzene hapsedecek taktik imalatçýlýðý yapýyor. Ýþçiler ne zaman düzene karþý harekete geçse, oportünizm ve reformizm hemen ayaða kalkýp, iþçileri çevirmeye yelteniyor. Ýþçilerin bilinci karartýlýyor, gözleri baðlanýyor. Gözlerimizin önünde, devrim hedefine yürüyen iþçilerle, onlarý kýsmi reform talepleriyle oyalamaya çalýþan ortalama sol anlayýþ arasýnda apaçýk bir çatýþma yaþanýyor. Proletarya ne zaman burjuva sendikacýlýðý, reformizm ve oportünizm engelini aþmýþsa, daha ileri gidebilmiþtir. Bunun somut bir örneðini bir kýta, Latin Amerika mücadelesi vermektedir. Orada emekçiler, uzlaþmacýlarýn koyduklarý çitleri aþtýklarý için, baþarýlý sonuçlar elde ediyorlar. Çeliþkilerin keskin olmadýðý, çatýþmalarýn sertleþmediði dönemler, uzlaþma barikatlarýnýn olumsuz etkileri çok açýk hissedilmez; fakat, kapýþmanýn en kritik ve þiddetli aþamasýnda, bunun nasýl bir engel olduðu daha açýk olarak görülür. Böylesi bir dönemde, bir ölüm-kalým savaþýnda her tür engelin aþýlmasý, daha ileriye gitmenin, kazanmanýn koþulu haline geliyor. C.DAÐLI 37 Sayý / 16-30 Mart 2005
Sýnýfsýz toplumu kurmak, büyük amaçtýr. Bu amacý gerçekleþtirecek biricik sýnýf olarak proletarya, hedefine ancak toplumsal bir devrimle ulaþabilir. Eski toplumu yýkmasý ve toplumu yeniden kurmasý bir devrimdir. Sýnýflarýn kaldýrýlmasýna dek varacak olan bu devrim, politik bir devrimle politik iktidarýn ele geçirilmesiyle baþlar. Sosyalizme geçiþ biçimi, farklýlýklar gösterecektir; ancak, geçiþ biçimi hangi biçimi alýrsa alsýn, bu geçiþ devrimle olacaktýr. Ýþçi sýnýfý tarihsel misyonunu ancak devrimle yerine getirebilir.
Yeni Evrede
SEKA
Mücadele Birliði
“ZÝNCÝRLERÝN HANGÝ GÜN KIRILACAÐI BELLÝ OLMAZ”
SEKA Ýþçileri
Ý
þçi sýnýfý, kapitalist sistemin yoðunlaþan saldýrýlarý karþýsýnda eylemlerini daðýnýk biçimde sürdürmek yerine birleþtirmek isteyerek ve önünde engel oluþturan, süreci karþýlamakta yetersiz kalan araçlar yerine de yeni ve etkili araçlar oluþturmaya hýz vererek, kendine devrimci bir yol açmaya, savaþý bu kanalda sürdürmeye çalýþýyor. Bu bize, devrimin, iþçi ve emekçi sýnýflar içinde nasýl pratik bir sorun haline dönüþtüðünü göstermektedir. Ýþçi komitelerinin bu dönemde yaygýnlaþmaya baþlamasýnýn nedeni de budur. Her açýdan yoðunlaþan ve hýzlanan bir süreçten geçmekteyiz. Mücadelenin ekonomik boyuttan, politik boyuta çýkabileceði; ikisinin birleþebileceði, devrimci geliþmelere yönelebileceði koþullarýn nasýl olgunlaþtýðýný görüyoruz. Kitleler, burjuvaziyi köþeye sýkýþtýrmak yerine onu ortadan kaldýrmanýn pratik yolunu, kendiliðinden de olsa, devrimci temelde açmaktadýr. Kitlelerin tam tersine, reformistler ve oportünistler ise, burjuvazinin köþeye sýkýþtýrýlmakla kalýnmasýndan yana. Gösterdikleri bunca çaba mücadelenin olduðu yerde saymasý için... Oysa ki, bugün burjuvazi, ekonomik ve siyasal olarak varlýðýný devam ettirme anlamýnda köþeye sýkýþtýðý için saldýrýlarýný yoðunlaþtýrýyor. Emekçiler üzerindeki, ekonomik, politik saldýrýlarýný þiddetin dozunu arttýrarak
sürdürüyor. Reformistler ve oportünistler her zaman olduðu gibi sürece ters yüz olmuþ bir biçimde bakýyor. Bu çarpýk bakýþlarýný iþçi sýnýfýna mal etmek için de, sýnýfýn bütün eylemlerinde boy gösteriyorlar. Bizim olduðumuz yerde reformistler ve oportünistler kitleleri “aldatabiliyor”sa, o zaman bunun vebalinin bir kýsmý da bize aittir. Burjuvazinin köþeye sýkýþtýðý bu koþullarda yaþanan iþçi eylemlerinde devrim talepleri yaygýnlaþabilir, komite ve konseylerle daha ileri deneyimler yaratýlabilir. Bugün hala devam eden Adana, Malatya, Ýzmit’teki iþçi eylemleri sürecin daha ileriye götürülebilmesinin dinamiklerini taþýmaktadýr. Bu dönemdeki eylemlerle birlikte yaygýnlaþmaya baþlayan komitelerin, o eylemin bitiþiyle birlikte ortadan kalkmasý normal bir seyir olacaktýr. Ama öte yandan komiteler, bu sefer de baþka bir eylemde ortaya çýkacaktýr. Çünkü bu araçlarý yaratan koþullar devrimin kendi koþullarýdýr. Esas kalýcýlýðý ayaklanmada ve devrimde ve sonrasýnda kurulacak sosyalizmde olacaktýr. Komite ve konsey örgütlemelerini propaganda ediyor ve kýsmi düzeyde pratiðe geçiriyorduk. Þimdi ise, bir üretim alanýndaki iþçiler baþka bir alanda eyleme yönelen, eyleme geçen iþçilere öneriyor, gerekliliðini anlatýyor. Elbette henüz yeterli bir kavrayýþ yok, daha baþlardayýz ama çok 37. Sayý / 16-30 Mart 2005
hýzlý yol alýnabilecek durumdayýz da... Bu anlamda herkesin niceliksel ve niteliksel durgunluk gördüðü bu dönemde, reformist etkilere raðmen niceliksel ve niteliksel birikimler, geliþmeler yaþýyoruz. Ýþimiz þimdi daha kolay ama harcamamýz gereken çaba daha çok. Çünkü devrim ne kadar yol almýþsa; çalýþma alanlarýmýz o kadar geniþler ve acilleþir; devrimi engellemek için daha fazla güç seferber olur… Sonunda elbetteki nehir akacaðý yataðý bulur ama unutulmamalýdýr ki, bir devrim, iktidar sorunu kendiliðinden çözümlenmez. Önümüzde duran görev açýktýr. Komite ve konseylerin daha saðlam bir þekilde örgütlenmesi için bunlarý iktidar mücadelesine baðlamak zaten bu mücadelenin güçlenmesi için gerekli olan devrimci bir programa sahibiz. O halde, bütün eylemlere bu hassaslýkla yaklaþmalý ve proletaryanýn devrimci sýnýf partisinin programýný eylemdeki kitlelere götürmeliyiz. Bu satýrlar kaleme alýnýrken SEKA iþçilerine polisin saldýrdýðý, Malatya TEKEL iþçilerinin ise direniþe destek için fabrikalarýný iþgal ettiði haberleri basýnda yer almaya baþladý. Burjuvazinin uþaklýðýný yapan hükümet ise alttan alta diþ biliyor, SEKA’nýn kapatýlmasý kararýndan vazgeçmeyeceðini söylüyor, iþçilere þiddet kullanmaktan geri durmayacaðýnýn mesajlarýný veriyor. Bu yanýyla beklenen bir saldýrýydý, sadece zamaný belli deðildi.bu saldýrýyý püskürtmek, tüm halký mücadeleye katmak, sorunu SEKA’dan çýkarýp iþçi ve emekçilerin iktidar sorunu haline dönüþtürmek yine iþçi sýnýfýnýn elindedir. SEKA eylemi, sadece Türkiye ve Kürdistan’da deðil dünyanýn bir çok yerinde etki yarattý. Örneðin Ýran Komünist Ýþçi Partisi yaptýðý açýklamada “Yaþasýn Ýþçilerin Uluslararasý Dayanýþmasý” diyordu. “Baþka iþçilerin de desteðini kazanan birleþik, kararlý direniþiniz, iþçi eþleri ve ailelerinin de bu mücadeleye katýlmasý bu direniþi iþçi mücadelesinin öðretici, önemli bir deneyimine dönüþtürdü.” Bu düzeyde enternasyonal bir destek alan SEKA eylemi, iþçilerin ve emekçilerin özelleþtirme ve fabrika kapatmalar karþýsýnda nasýl bir yol izlemeleri gerektiði konusunda örnek yarattý. Ayný zamanda iþçilerin mücadele birliðinin de pratikte saðlandýðý bir eylem oldu SEKA eylemi. Baþka yerlerden ayný eylem tarzýyla SEKA’ya verilen destek tam anlamýyla iþçilerin mücadele birliðini gösterdi. Bugüne dek sýnýfýn elde ettiði deneyim nihai kapýþma için niteliksel bir sýçramaya dönüþecek düzeydedir. Emekçilerin ihtiyacý, ne pahasýna olursa olsun, bütün iþçilere itilim saðlayabilecek bir eylemin baþý çekmesi, kararlý ve
5
Yeni Evrede
SEKA
Mücadele Birliði
bütünleþtirici biçimde ilerlemesiydi. Yýllardýr, böyle bir örneðin yaratýlmamasý için iþbirliðine soyunan sendikalar çok çabaladýlar. Ancak her geriye düþürülen eylem bir sonrakinde daha ileri gidilmesi gerektiðini gösterdi. Tüm bunlarýn birikiminin patlamasý elbette yaþanacaktýr. SEKA iþçilerinin 98-99 eylemlerinin deneyiminin tazeliði ve en son direniþlerinde öne çýkan mücadele kararlýlýðý, diðer üretim alanlarýndaki emekçileri de umutlandýrdý ve harekete geçmelerinde itekleyici oldu. Nihayetinde kapitalist sistemin bunalýmýndan kaynaklý sorunlar, bütün üretim alanlarýnda keskin bir biçimde yaþanmaktadýr. Tüm bunlarla beraber, devrimin koþullarý ilerledikçe, öznel, komünist gücün sürece pratik müdahalesi daha da önemli hale gelir. Söylediklerimizi ne kadar yaptýðýmýzýn, yapabildiðimizin aynasý olan bir süreçtir bu… Daha birkaç yýl önce, burjuvaziyle iþbirliðinde uzman Bayram Meral gibilerin “Biz artýk iþçileri tutamaz durumdayýz.” demesinin ne anlama geldiðini o zamanlar yayýnda iþlemiþtik. Þimdi bunu pratikte yaþýyoruz. Dikkat edilirse eðer, görülecektir ki, son eylemlerde iþçiler, gerek birbirlerine birlikte mücadele çaðrýsýný yaparken, destek eylemleri gerçekleþtirirken, sendikalarýnýn toplanýp bildiri yazmasýný, karar çýkarmasýný beklememektedirler. Ýþçi sýnýfý ne zaman bir eylemin sorumluluðunu sermayenin hizmetindeki bir sendikaya býrakmýþ olsa, büyük bir hüsrana uðramýþtýr. Eylemlerinin sorumluluðunu, ileriye taþýmasýný, ezilen halklarla bütünleþmesini iþçiler, bizzat kendileri üstlendiklerinde -ki bunun araçlarý komite ve konseylerdir- iþte o zaman en güçlü eylemleri gerçekleþtireceklerdir. Devam eden SEKA ve TEKEL direniþleri bu büyük eylemlerin mesajlarýný vermektedir. SEKA ve TEKEL direniþleri bir süre sonra bir þekilde sona ermiþ ya da erdirilmiþ olsa bile, daha büyük bir hareketi ardýndan getirecektir. Çünkü sona eren o süre içindeki eylem oluyor, yoksa sorunlar hiçbir biçimde sona ermiþ olmuyor. Bununla beraber,
burjuvazinin kitle hareketine karþý gerici zoru en þiddetli biçimde uygulamaya sokacaðý bir döneme giriyoruz. Kapitalizmin krizini aþma imkaný þu haliyle yok ve toplumsal barýþ, uzlaþma safsatalarý, yýkýcý kapitalist politikalar, ekonomik ilhakýn sonuna kadar vardýrýlmasý karþýsýnda tamamen çöp kutusuna atýlmýþtýr. Ne kitleler daha fazla bu durumlarýnda bekleyebilirler ne de burjuvazi bu politikalarýndan geri adým atabilir. Savaþ ileriye götürülmelidir, kitleler açýsýndan baþka alternatif kalmamýþtýr. Ýþçi sýnýfý ise giderek militanlaþmaktadýr. Burjuva gerici zor karþýsýnda devrimci zorun muhakkak kullanýlmasý gerektiðini süreç sertleþtikçe öðrenecektir. Ayný zamanda kurduðu komitelerin esas iþlevinin ne olduðunu, bunlarý nasýl kullanmasý gerektiðini de sertleþen bu savaþýn içinde anlayacaktýr. Yani bundan sonra iki sýnýf arasýnda süren bu savaþ, çok daha keskin ve sert çatýþmalar biçiminde geçecektir. Bu süreci hýzlandýrmak bizim elimizdedir. Bir hareketin ya içindeyizdir ya da dýþýnda ve bizim dýþýnda olmak gibi bir seçeneðimiz asla olmamýþtýr. Dönemimiz devrimci ve kitleler hýzla burjuvaziyle hesaplaþma, sert çatýþmaya girme eðilimindelerse -ki bu böyle- gerçekleþen o grev/iþgal vb. bir yanýyla devrimin içindeki bir eylemdir ve bizim eylemimizdir. SEKA iþçilerinin söylediði gibi “bu direniþ tüm emekçilerin direniþidir ve birlikte örgütlenip, birlikte mücadele etmeliyiz.” Geliþebilecek olan bu eylem ayný zamanda bizimse, o bölgenin harekete geçirilmesinden ileriye taþýnmasýna, devrim taleplerini içeren bildirilerden gösterilerin örgütlenmesine dek, bizim sorumluluðumuzdadýr. Ateþi Çalmak romanýnda anlatýlan iþçi J.Stock’un dediði gibi “Zincirlerin hangi gün kýrýlacaðý belli olmaz.” Biz her günü o gün gibi karþýlamalý, pratik olarak düþünmeli ve hareket etmeliyiz. NOT: Bu yazý SEKA Direniþi sürüyorken kaleme alýnmýþtýr; güncelliðini koruduðu için yayýnlýyoruz.
DÝK’TEN ÝÞÇÝLERE ÇAÐRI Merhaba Mücadele Birliði okurlarý. Bizler DÝK(Devrimci Ýþçi Komiteleri)’li iþçileriz. Gazi Mahallesi’nde oluþturduðumuz Devrimci Ýþçi Komiteleri’nin ilk çalýþmalarýndan biri olarak, Devrimci Ýþçi Komiteleri’nin broþürünü 16 Þubat Çarþamba günü sabahý, iþçilerin ve emekçilerin iþe gitme saati olan 06.30’dan baþlayarak 08.00’e kadar Gazi Mahallesi’nin iþçi ve emekçilerine daðýttýk. 17 Þubat Perþembe günü de broþürlerimizi Perþembe Pazarý’nda halka daðýttýk. Devrimci Ýþçi Komiteleri’nin en önemli amacýndan biri, iþyerlerinde alt komiteler oluþturmak; çevremizde bulunan bütün fabrikalarda, atölyelerde vb. iþyerlerinde çalýþan iþçilere ulaþýp onlarla birlikte mücadelemizi büyütmek olacaktýr. Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak, bütün iþçi ve emekçilere ulaþýp, onlara sistemin biz iþçilere nasýl saldýrdýðýný anlatmaya çalýþacaðýz. Sistem bizi kölece çalýþtýrarak, bizden daha fazla kar saðlamaya çalýþýyor, insan olarak bizleri yok sayýyorlar. Ve önümüze daha sayamayacaðýmýz bir çok dayatmalar sürüyorlar. Ýþçi ve emekçi halk, bütün bu dayatmalara sadece kendi gücü ile karþý durmalýdýr. Ýþçi arkadaþlar; çalýþtýðýnýz fabrikada, atölyelerde çalýþan arkadaþlarýnýzla birlik olun. Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak, iþyerlerine, fabrikalara, atölyelere ulaþarak oradaki iþçilere mücadele yöntemlerini, iþçilerin kendi öz örgütleri olan komitelerde hareket etmelerini anlatacaðýz. Ýþçi arkadaþlar, bizler yalnýz deðiliz. Kendi gücümüzün farkýnda olmalýyýz. Ve özgür, mutlu, sömürüsüz, baðýmsýz, sýnýfsýz bir yaþam istiyorsak bu hedeflere uzak deðiliz. Gelin hep beraber kendi öz örgütümüz olan komitelerimizde örgütlenelim, mücadeleye atýlalým. ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! Devrimci Ýþçi Komiteleri (DÝK)/Gazi Mahallesi
6
37. Sayý / 16-30 Mart 2005
13 MART AFÝÞLERÝNÝ YAPANLARA GÖZALTI! 13 Mart 1982’de üç komünist iþçi Seyit KONUK, Ý.Ethem COÞKUN ve Necati VARDAR, Ýzmir Buca zindanýnda idam edilerek katledildi. Bu topraklarda idam edilen ilk kiþiler deðillerdi, ama asýlarak katledilen ilk iþçiler oldular. Adlarý 13 Mart Savaþçýlarý olarak anýlmaya baþlandý ve yolumuza “ýþýk” oldular. Biz Leninistler olarak bu üç komünist önderi unutmadýðýmýzý her fýrsatta haykýrdýk. Üç komünist iþçinin ölümsüz olduklarýný, iþçi ve emekçilere duyurmak için üzerinde “Proletaryanýn Önder Savaþçýlarý Kavgamýzda Yaþýyor, Leninistler Savaþýyor” yazýlý ve 13 Mart Savaþçýlarý’nýn resimleri olan afiþleri Topkapý-Þirinevler arasýnda yaparken Bakýrköy Çocuk Evi civarýnda polisler tarafýndan 6 kiþi gözaltýna alýndýk ve Bahçelievler karakoluna götürüldük. Karakolda bazý arkadaþlarýmýza polis tarafýndan saldýrý oldu. Sermayenin koruyucularý kime, niye saldýrdýklarýný iyi biliyorlardý. Ýþçi yoldaþlarýmýzýn idamlarýnýn üzerinden 23 yýl geçmiþ olmasýna raðmen anýyor olmamýz, onlarý çileden çýkartmýþtý. Saat 18:00 civarýnda çýkarýldýðýmýz savcýlýk tarafýndan serbest býrakýldýk. Bir arkadaþýmýz gýyabi tutuklamasý olduðu gerekçesiyle, ayný gün býrakýlmadý. Arkadaþýmýz, bir gün sonra serbest býrakýldý. PROLETARYANIN ÖNDER SAVAÞÇILARI KAVGAMIZDA YAÞIYOR LENÝNÝSTLER SAVAÞIYOR! Ýstanbul’dan Leninistler
Yeni Evrede
1 Mayýs
Mücadele Birliði
B
1 MAYIS’TA 1 MAYIS ALANINA TAKSÝM’E
u sene 1 Mayýs tartýþmalarý erken baþladý. Ortalama solun bu aceleciliðinin altýnda yatan neden geçen sene içine düþmüþ olduklarý durumdu. Geçen sene daha ilk toplantýda bizim tarafýmýzdan 1 Mayýs’ýn 1 Mayýs Alanýnda, Taksim’de kutlamasý gündeme getirildiðinde ortalama sol, ala tartýþmasýnýn önemli olmadýðýný, bunun teknik bir sorun olduðunu vb. söylüyordu. Ama 30 Nisan akþamý kendilerini hala alan belirlemek için tartýþýyor bulduklarýnda eminiz ki, alan tartýþmasýnýn ta iþin en baþýndan beri öze deðin bir tartýþma olduðunu anlamýþlardý. Çünkü gerçekler inatçýdýr ve doðruluklarýný er yada geç ama mutlaka kabul ettirirler. KESK ve DÝSK, 1 Mayýs Alaný olarak Taksim Meydaný’nda karar kýldýklarýnda “kýble”sini þaþýran ortamla sol, Mücadele Birliði’nin peþinden sürüklenmiþ olmamak için tek ayak üzerinde kýrk takla atýyordu o günlerde. Þimdi yine ayný duruma düþmemek için yangýndan mal kaçýrýrcasýna bir þeyler kurtarmaya çalýþýyorlar. Elbette kotarýlmaya çalýþýlan þeyin ne olduðunu bilmiyor deðiliz. Ortalama solun cadý kazanýnda nelerin kaynadýðýný bilecek kadar iyi tanýyoruz onlarý. Süreci kendilerinden baþlatýp, kendilerine en olmadýk payeleri biçebilmektir amaçlarý. Adamýn olmadýðý yerde keçiye Abdurahman Çelebi denileceðini bildikleri için tez elden süreci baþlatýp Taksim konusundaki ýsrarý ve iddiasý bilinen Mücadele Birliði’nin baskýsýný üzerlerinde hissetmeden yolmak istiyorlar. 1 Mayýs ’92’de Perinçek’in peþinde Gaziosmanpaþa’ya gitme derekesine
düþen ve daha sonra da Abide-i Hürriyet çukurundan çýkamayanlar þimdi yeniden aðýzlarýnda Taksim’i evelemeye gevelemeye baþladýlar. Sýnýfa önderlik iddiasýnda bulunanlar geçen sene kaçýrdýklarý trenin arkasýndan öylece bakakaldýklarý için bu sene atak davranýp günahlarýndan kurtulmaya çalýþýyorlar. Her yýl kitlelerini önce Taksim’e çýkacakmýþ gibi motive edip sonra sýrtlarýný Taksim’e dönüp, Taksim dýþýnda her yere gitmeye gönüllü olanlar, þimdi yine mangalda kül býrakmayýp, perdeyi Taksim’le açýyorlar! Bu onlarla Taksim Medyaný, yani 1 Mayýs Alaný arasýnda platonik bir aþk gerçekten. “Gitmesek de gelmesek de o köy bizim köyümüzdür” þarkýsýnda olduðu gibi bir sýla hasreti! Ýyi ama bizim bu Taksim’in önemine, Taksim’in 1 Mayýs Alaný olduðuna dair mangalda kül býrakmayan oportünistlerimize hiç kimse sormayacak mý, “Mücadele Birliði her sene Taksim diyor ve Taksim’e çýkýyordu. Bu sene onlar bir þey söylemediler mi?” Yavuz hýrsýzlýk yaparken ev sahibine yakalanmayacaðýnýzý mý düþünüyorsunuz yada tarihe yazýlan gerçeklerin su üzerine yazýlmýþ yazýlar kadar kýsa ömürlü olduðunu mu? Þimdi herkesin þunu sormasý gerekiyor: Bu sene 1 Mayýs nerede kutlanacak? Her sene ortalama solun yaptýðý gibi “alanlarda” yani 1 Mayýs Alaný olan Taksim Meydaný dýþýnda her yerde mi, yoksa her sene Leninistlerin, proletaryanýn kýzýl bayraðýný dalgalandýrdýðý kýzýl Meydan’da, Taksim’de mi? Evet, þimdi herkesin söylemek ve yapmak arasýndaki tutarlýlýktan bihaber olan ortalama sola bu soruyu yö-
Gazi Ayaklanmasý’nýn 10. yýlýnda 5 binin üzerinde bir kitle, Gazi sokaklarýný doldurdu. 12 Mart 1995’te iki kahveye açýlan ateþ sonucunda baþlayan Gazi halk ayaklanmasýnýn 10. yýlýnda, Gazi halký yine sokaklardaydý. Sabahýn erken saatlerinde cemevi önünde toplanan, Gazi ayaklanmasýnda ölümsüzleþenlerin aileleri öncelikle Alibeyköy Mezarlýðý’na gitti. Buradaki ölümsüzlük yataðýndaki 2 savaþçý için saygý duruþunda bulunuldu. Daha sonra aileler Gazi Mahallesi’nde bulunan Dörtyol’a gittiler. Burada ölümsüzleþenlerin nezdinde saygý duruþunda bulunuldu ve basýn açýklamasý okundu. “Gazi Faþizme Mezar Olacak”, “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý”, “Analarýn Öfkesi Katilleri Boðacak” sloganlarýyla kitle yürüyüþe geçti. Bizler de Mücadele Birliði Platformu olarak “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý” ve “13 Mart’tan Gazi’ye Gazi’den Zafere-Devrimci Öðrenci Birliði” pankartlarýmýzla ve kýzýl flamalarýmýzla kitle içerisindeki yerimizi aldýk. Cemevi’ne kadar “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý”, “13 Mart’tan Gazi’ye, Gazi’den Zafere”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Devrim Savaþçýlarý Yaþýyor, Savaþýyor” sloganlarýný gür bir þe-
neltmesi gerekiyor. Evet, gerçekler inatçýdýr. Devrim güçlü; herkesi kendi mecrasýna doðru çekecektir, çekiyor. Ýster istemez herkes oraya doðru sürüklene-
cektir. Bir kez daha hatýrlatalým: Taksim’e sýrtýný dönen, devrime sýrtýný döner. Çünkü Taksim onurdur, çünkü proletaryanýn dökülen kanlarýyla kýzýllaþmýþtýr. Artýk “ainesi iþtir kiþinin lafa bakýlmaz” demenin zamaný. “Bu sene Taksim’deyiz” diyenlere “Biz her sene buradayýz. Size ancak, sizleri Taksim’de görürsek inanacaðýz” diyeceðiz. Evet, gerçekler inatçýdýr. Doðruluklarýný er yada geç herkese kabul ettirirler. Onlarýn farkýna önceden varanlarýn avantajý yol almýþ olmalarýdýr. Bu sene, her sene olduðu gibi proletaryanýn kýzýl bayraðýný Mayýs Alanýnda dalgalandýracaðýz. 1 MAYIS’TA 1 MAYIS ALANINA, TAKSÝM’E!
kilde haykýrdýk. Polis ise bu sene daha çok okul ve karakol içlerine yerleþmiþti. Cemevi’nde savaþçý aileleri tarafýndan verilen yemek sonrasý Gazi Mezarlýðý’na doðru yürüyüþe geçildi. Yürüyüþ güzergahýnda bulunan ve 12 Mart 95’te polisin ateþ açtýðý bir kahveye aileler kýzýl karanfil býraktýlar. Mezarlýk önüne gelindiðinde polislerin karakol çatýlarýnda kamera çekimi yaptýklarý gözlenebiliyordu. Mezarlýkta yapýlan anma sonrasýnda tekrar Cemevi’ne doðru yürüyüþe geçildi. Kitle içerisinden sýk sýk “Yaþasýn 13 Mart Genç Komünistler Birliði”, “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist” sloganlarý duyuluyordu. Bizler de 13 Mart 1982’de idam edilen 3 Komünist iþçiyi Seyit Konuk, Ý.Ethem Coþkun ve Necati Vardar’ý anmak için 13 Mart’ta Taksim Meydaný’nda olacaðýmýzý ve kitleyi 3 Komünist iþçi anmaya çaðýran konuþmalar yaptýk. 09.30’da baþlayan yürüyüþ 14.30’da son buldu. Gazi Savaþçýlarý Ölümsüzdür! 13 Mart’tan Gazi’ye, Gazi’den Zafere! Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý! Gazi’den Leninistler
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
7
Yeni Evrede
Antep’ten
K
Mücadele Birliði
ÞÇÝLER
amu emekçileri, uygulanan politikalara ve özelleþtirmeye karþý yaptýðý grevlerle, eylemlerle ve basýn açýklamasýyla iþçi ve emekçilere zincir vurulamayacaðýný gösteriyor. Antep nüfusunun büyük bir çoðunluðunu iþçi ve emekçiler oluþturuyor. Ýþçi sýnýfýnýn yoðun olduðu bu kentte gün içinde 2 veya daha fazla eylem veya basýn açýklamasý oluyor. Bunlardan bir tanesi de 04.03.2005 Cuma günü adliye binasý önündeki meydanda gerçekleþti. Toplanan emekçiler ve demokratik kitle örgütleri, Antep Büro Emekçileri Sendikasýnýn düzenlediði basýn açýklamasýna destek verdiler.
Ý E T ’ P ANTE
YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! FABRÝKALAR TARLALAR, SÝYASÝ ÝKTÝDAR, HER ÞEY EMEÐÝN OLACAK! Antep Mücadele Birliði Platformu
AKTEKS ÝPLÝK FABRÝKASINDA GREV VAR
ANTEP TELEKOM ÝÞÇÝLERÝNDEN SEKA’YA DESTEK Antep Telekom’da çalýþan Haber-iþ sendikasý üyesi iþçiler kendilerini 04.03.2005 günü Telekom binasýna kapattý. SEKA iþçilerine destek vermek ve özelleþtirmeleri protesto etmek için yaptýklarý eyleme çeþitli demokratik kitle örgütleri ve sendikalar destek verdi. Destek için gelen kitle Antep Adliyesi önünde saat 17:30’da buluþarak Telekom binasýna kadar yürüdü. PTT önüne gelen kitleyi alkýþlarla karþýlayan Telekom iþçileri “Yaþasýn sýnýf dayanýþmasý”, sloganýný attý. Bir saat kadar PTT önünde sloganlarla alkýþlarla bekleyen kitle “SEKA Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Söz Bitti Sýra Eylemde”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” gibi sloganlar attý. Bizler de Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Dünya Emeðin Olacak DÝK” imzalý dövizlerimizle katýldýk. Baþka döviz açýlmamasý ilgiyi üzerimizde topladý. Eylemde ayrýca bizler de “Fabrikalar Tarlalar, Siyasi Ýktidar, Herþey Emeðin Olacak” ve “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak” sloganlarýný attýk. Attýðýmýz bu sloganlarý Antep iþçileri hemen tanýdý. Bu durum onlar açýsýndan çok þey ifade ediyordu. Bu sloganlarýn Antep’te yeniden atýlmaya baþlanmasý da THKO’dan THKO/MB’ye ve de günümüze, bir geleneðin nasýl süregeldiðinin bir göstergesi oldu. Attýðýmýz sloganlar karþýsýnda geçmiþi hatýrlayan bir çok iþçi gülümseyerek sloganlarýmýza destek verdi. Okunan basýn açýklamasýnýn ardýndan da eylem son buldu. Bu esnada destek için gelen kitle daðýlýrken Telekom iþçileri PTT binasýna kapanarak eylemlerine devam ettiler. ANTEP/ DÝK
8
Basýn açýklamasýnda emekçiler “yapýlmasý düþünülen düzenlemeler, toplumsal ihtiyaçlarýn karþýlanmasýndan uzak, IMF, Dünya Bankasý, Dünya Ticaret Örgütü, uluslararasý tekeller ve TÜSÝAD gibi sermaye kuruluþlarýnýn ihtiyaçlarý ve talepleri dikkate alýnarak hazýrlanmaktadýr” þeklinde politikalarý dile getirdiler. Bizlerin de Mücadele Birliði Platformu olarak katýldýðýmýz basýn açýklamasý, SEKA iþçi direniþine destek vererek, “SEKA Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Her Yer SEKA, Her Yer Direniþ”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” vb. sloganlarla son buldu.
Antep Baþpýnar Sanayi Bölgesi’nde bin 500 iþçinin çalýþtýðý Akteks Ýplik Fabrikasý’nýn patronlarý, iþçilerin haklarýný daha çok gasp edebilmek için sendikayla anlaþmak istemiyorlar. Bunu kabul etmeyen sendika ve üye iþçiler 4 Mart 2005 günü, grev kararý alýp fabrikaya asmýþlar. Karar 5 Mart 2005 günü Disk Tekstil-Sen Antep Þubesi’nde sendika baþkanýnýn ve yöneticilerinin saat 11:30’da sendikanýn içinde yaptýðý basýn açýklamasýyla kamuoyuna duyuruldu. Basýn açýklamasýnda þöyle denildi: “Akteks Akrilik Ýplik A.Þ. Türkiye’de 500 büyük firma içinde yer almakta. Akteks A.Þ. ile sendikamýz arasýnda 2.5 aydýr devam eden toplu iþ sözleþmesi görüþmelerinde anlaþma saðlanamadýðýndan iþyerinde 4 Mart 2005 günü grev kararý alýnarak fabrikaya asýlmýþtýr. Hükümetin yanlýþ tutumu nedeniyle üretimin darbe almasý, ihracattaki zorluklar iþçinin elinde mi ki iþçiler periþan edilmekte.” Yerel basýnýn ilgi gösterdiði basýn metni okunduktan sonra toplantý sona erdi.
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
ANTEP/ DÝK
Yeni Evrede
1 Mayýs
Mücadele Birliði
B
1 MAYIS’TA 1 MAYIS ALANINA TAKSÝM’E
u sene 1 Mayýs tartýþmalarý erken baþladý. Ortalama solun bu aceleciliðinin altýnda yatan neden geçen sene içine düþmüþ olduklarý durumdu. Geçen sene daha ilk toplantýda bizim tarafýmýzdan 1 Mayýs’ýn 1 Mayýs Alanýnda, Taksim’de kutlamasý gündeme getirildiðinde ortalama sol, ala tartýþmasýnýn önemli olmadýðýný, bunun teknik bir sorun olduðunu vb. söylüyordu. Ama 30 Nisan akþamý kendilerini hala alan belirlemek için tartýþýyor bulduklarýnda eminiz ki, alan tartýþmasýnýn ta iþin en baþýndan beri öze deðin bir tartýþma olduðunu anlamýþlardý. Çünkü gerçekler inatçýdýr ve doðruluklarýný er yada geç ama mutlaka kabul ettirirler. KESK ve DÝSK, 1 Mayýs Alaný olarak Taksim Meydaný’nda karar kýldýklarýnda “kýble”sini þaþýran ortamla sol, Mücadele Birliði’nin peþinden sürüklenmiþ olmamak için tek ayak üzerinde kýrk takla atýyordu o günlerde. Þimdi yine ayný duruma düþmemek için yangýndan mal kaçýrýrcasýna bir þeyler kurtarmaya çalýþýyorlar. Elbette kotarýlmaya çalýþýlan þeyin ne olduðunu bilmiyor deðiliz. Ortalama solun cadý kazanýnda nelerin kaynadýðýný bilecek kadar iyi tanýyoruz onlarý. Süreci kendilerinden baþlatýp, kendilerine en olmadýk payeleri biçebilmektir amaçlarý. Adamýn olmadýðý yerde keçiye Abdurahman Çelebi denileceðini bildikleri için tez elden süreci baþlatýp Taksim konusundaki ýsrarý ve iddiasý bilinen Mücadele Birliði’nin baskýsýný üzerlerinde hissetmeden yolmak istiyorlar. 1 Mayýs ’92’de Perinçek’in peþinde Gaziosmanpaþa’ya gitme derekesine
düþen ve daha sonra da Abide-i Hürriyet çukurundan çýkamayanlar þimdi yeniden aðýzlarýnda Taksim’i evelemeye gevelemeye baþladýlar. Sýnýfa önderlik iddiasýnda bulunanlar geçen sene kaçýrdýklarý trenin arkasýndan öylece bakakaldýklarý için bu sene atak davranýp günahlarýndan kurtulmaya çalýþýyorlar. Her yýl kitlelerini önce Taksim’e çýkacakmýþ gibi motive edip sonra sýrtlarýný Taksim’e dönüp, Taksim dýþýnda her yere gitmeye gönüllü olanlar, þimdi yine mangalda kül býrakmayýp, perdeyi Taksim’le açýyorlar! Bu onlarla Taksim Medyaný, yani 1 Mayýs Alaný arasýnda platonik bir aþk gerçekten. “Gitmesek de gelmesek de o köy bizim köyümüzdür” þarkýsýnda olduðu gibi bir sýla hasreti! Ýyi ama bizim bu Taksim’in önemine, Taksim’in 1 Mayýs Alaný olduðuna dair mangalda kül býrakmayan oportünistlerimize hiç kimse sormayacak mý, “Mücadele Birliði her sene Taksim diyor ve Taksim’e çýkýyordu. Bu sene onlar bir þey söylemediler mi?” Yavuz hýrsýzlýk yaparken ev sahibine yakalanmayacaðýnýzý mý düþünüyorsunuz yada tarihe yazýlan gerçeklerin su üzerine yazýlmýþ yazýlar kadar kýsa ömürlü olduðunu mu? Þimdi herkesin þunu sormasý gerekiyor: Bu sene 1 Mayýs nerede kutlanacak? Her sene ortalama solun yaptýðý gibi “alanlarda” yani 1 Mayýs Alaný olan Taksim Meydaný dýþýnda her yerde mi, yoksa her sene Leninistlerin, proletaryanýn kýzýl bayraðýný dalgalandýrdýðý kýzýl Meydan’da, Taksim’de mi? Evet, þimdi herkesin söylemek ve yapmak arasýndaki tutarlýlýktan bihaber olan ortalama sola bu soruyu yö-
Gazi Ayaklanmasý’nýn 10. yýlýnda 5 binin üzerinde bir kitle, Gazi sokaklarýný doldurdu. 12 Mart 1995’te iki kahveye açýlan ateþ sonucunda baþlayan Gazi halk ayaklanmasýnýn 10. yýlýnda, Gazi halký yine sokaklardaydý. Sabahýn erken saatlerinde cemevi önünde toplanan, Gazi ayaklanmasýnda ölümsüzleþenlerin aileleri öncelikle Alibeyköy Mezarlýðý’na gitti. Buradaki ölümsüzlük yataðýndaki 2 savaþçý için saygý duruþunda bulunuldu. Daha sonra aileler Gazi Mahallesi’nde bulunan Dörtyol’a gittiler. Burada ölümsüzleþenlerin nezdinde saygý duruþunda bulunuldu ve basýn açýklamasý okundu. “Gazi Faþizme Mezar Olacak”, “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý”, “Analarýn Öfkesi Katilleri Boðacak” sloganlarýyla kitle yürüyüþe geçti. Bizler de Mücadele Birliði Platformu olarak “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý” ve “13 Mart’tan Gazi’ye Gazi’den Zafere-Devrimci Öðrenci Birliði” pankartlarýmýzla ve kýzýl flamalarýmýzla kitle içerisindeki yerimizi aldýk. Cemevi’ne kadar “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý”, “13 Mart’tan Gazi’ye, Gazi’den Zafere”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Devrim Savaþçýlarý Yaþýyor, Savaþýyor” sloganlarýný gür bir þe-
neltmesi gerekiyor. Evet, gerçekler inatçýdýr. Devrim güçlü; herkesi kendi mecrasýna doðru çekecektir, çekiyor. Ýster istemez herkes oraya doðru sürüklene-
cektir. Bir kez daha hatýrlatalým: Taksim’e sýrtýný dönen, devrime sýrtýný döner. Çünkü Taksim onurdur, çünkü proletaryanýn dökülen kanlarýyla kýzýllaþmýþtýr. Artýk “ainesi iþtir kiþinin lafa bakýlmaz” demenin zamaný. “Bu sene Taksim’deyiz” diyenlere “Biz her sene buradayýz. Size ancak, sizleri Taksim’de görürsek inanacaðýz” diyeceðiz. Evet, gerçekler inatçýdýr. Doðruluklarýný er yada geç herkese kabul ettirirler. Onlarýn farkýna önceden varanlarýn avantajý yol almýþ olmalarýdýr. Bu sene, her sene olduðu gibi proletaryanýn kýzýl bayraðýný Mayýs Alanýnda dalgalandýracaðýz. 1 MAYIS’TA 1 MAYIS ALANINA, TAKSÝM’E!
kilde haykýrdýk. Polis ise bu sene daha çok okul ve karakol içlerine yerleþmiþti. Cemevi’nde savaþçý aileleri tarafýndan verilen yemek sonrasý Gazi Mezarlýðý’na doðru yürüyüþe geçildi. Yürüyüþ güzergahýnda bulunan ve 12 Mart 95’te polisin ateþ açtýðý bir kahveye aileler kýzýl karanfil býraktýlar. Mezarlýk önüne gelindiðinde polislerin karakol çatýlarýnda kamera çekimi yaptýklarý gözlenebiliyordu. Mezarlýkta yapýlan anma sonrasýnda tekrar Cemevi’ne doðru yürüyüþe geçildi. Kitle içerisinden sýk sýk “Yaþasýn 13 Mart Genç Komünistler Birliði”, “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist” sloganlarý duyuluyordu. Bizler de 13 Mart 1982’de idam edilen 3 Komünist iþçiyi Seyit Konuk, Ý.Ethem Coþkun ve Necati Vardar’ý anmak için 13 Mart’ta Taksim Meydaný’nda olacaðýmýzý ve kitleyi 3 Komünist iþçi anmaya çaðýran konuþmalar yaptýk. 09.30’da baþlayan yürüyüþ 14.30’da son buldu. Gazi Savaþçýlarý Ölümsüzdür! 13 Mart’tan Gazi’ye, Gazi’den Zafere! Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý! Gazi’den Leninistler
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
7
Yeni Evrede
Antep’ten
K
Mücadele Birliði
ÞÇÝLER
amu emekçileri, uygulanan politikalara ve özelleþtirmeye karþý yaptýðý grevlerle, eylemlerle ve basýn açýklamasýyla iþçi ve emekçilere zincir vurulamayacaðýný gösteriyor. Antep nüfusunun büyük bir çoðunluðunu iþçi ve emekçiler oluþturuyor. Ýþçi sýnýfýnýn yoðun olduðu bu kentte gün içinde 2 veya daha fazla eylem veya basýn açýklamasý oluyor. Bunlardan bir tanesi de 04.03.2005 Cuma günü adliye binasý önündeki meydanda gerçekleþti. Toplanan emekçiler ve demokratik kitle örgütleri, Antep Büro Emekçileri Sendikasýnýn düzenlediði basýn açýklamasýna destek verdiler.
Ý E T ’ P ANTE
YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! FABRÝKALAR TARLALAR, SÝYASÝ ÝKTÝDAR, HER ÞEY EMEÐÝN OLACAK! Antep Mücadele Birliði Platformu
AKTEKS ÝPLÝK FABRÝKASINDA GREV VAR
ANTEP TELEKOM ÝÞÇÝLERÝNDEN SEKA’YA DESTEK Antep Telekom’da çalýþan Haber-iþ sendikasý üyesi iþçiler kendilerini 04.03.2005 günü Telekom binasýna kapattý. SEKA iþçilerine destek vermek ve özelleþtirmeleri protesto etmek için yaptýklarý eyleme çeþitli demokratik kitle örgütleri ve sendikalar destek verdi. Destek için gelen kitle Antep Adliyesi önünde saat 17:30’da buluþarak Telekom binasýna kadar yürüdü. PTT önüne gelen kitleyi alkýþlarla karþýlayan Telekom iþçileri “Yaþasýn sýnýf dayanýþmasý”, sloganýný attý. Bir saat kadar PTT önünde sloganlarla alkýþlarla bekleyen kitle “SEKA Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Söz Bitti Sýra Eylemde”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” gibi sloganlar attý. Bizler de Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Dünya Emeðin Olacak DÝK” imzalý dövizlerimizle katýldýk. Baþka döviz açýlmamasý ilgiyi üzerimizde topladý. Eylemde ayrýca bizler de “Fabrikalar Tarlalar, Siyasi Ýktidar, Herþey Emeðin Olacak” ve “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak” sloganlarýný attýk. Attýðýmýz bu sloganlarý Antep iþçileri hemen tanýdý. Bu durum onlar açýsýndan çok þey ifade ediyordu. Bu sloganlarýn Antep’te yeniden atýlmaya baþlanmasý da THKO’dan THKO/MB’ye ve de günümüze, bir geleneðin nasýl süregeldiðinin bir göstergesi oldu. Attýðýmýz sloganlar karþýsýnda geçmiþi hatýrlayan bir çok iþçi gülümseyerek sloganlarýmýza destek verdi. Okunan basýn açýklamasýnýn ardýndan da eylem son buldu. Bu esnada destek için gelen kitle daðýlýrken Telekom iþçileri PTT binasýna kapanarak eylemlerine devam ettiler. ANTEP/ DÝK
8
Basýn açýklamasýnda emekçiler “yapýlmasý düþünülen düzenlemeler, toplumsal ihtiyaçlarýn karþýlanmasýndan uzak, IMF, Dünya Bankasý, Dünya Ticaret Örgütü, uluslararasý tekeller ve TÜSÝAD gibi sermaye kuruluþlarýnýn ihtiyaçlarý ve talepleri dikkate alýnarak hazýrlanmaktadýr” þeklinde politikalarý dile getirdiler. Bizlerin de Mücadele Birliði Platformu olarak katýldýðýmýz basýn açýklamasý, SEKA iþçi direniþine destek vererek, “SEKA Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Her Yer SEKA, Her Yer Direniþ”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” vb. sloganlarla son buldu.
Antep Baþpýnar Sanayi Bölgesi’nde bin 500 iþçinin çalýþtýðý Akteks Ýplik Fabrikasý’nýn patronlarý, iþçilerin haklarýný daha çok gasp edebilmek için sendikayla anlaþmak istemiyorlar. Bunu kabul etmeyen sendika ve üye iþçiler 4 Mart 2005 günü, grev kararý alýp fabrikaya asmýþlar. Karar 5 Mart 2005 günü Disk Tekstil-Sen Antep Þubesi’nde sendika baþkanýnýn ve yöneticilerinin saat 11:30’da sendikanýn içinde yaptýðý basýn açýklamasýyla kamuoyuna duyuruldu. Basýn açýklamasýnda þöyle denildi: “Akteks Akrilik Ýplik A.Þ. Türkiye’de 500 büyük firma içinde yer almakta. Akteks A.Þ. ile sendikamýz arasýnda 2.5 aydýr devam eden toplu iþ sözleþmesi görüþmelerinde anlaþma saðlanamadýðýndan iþyerinde 4 Mart 2005 günü grev kararý alýnarak fabrikaya asýlmýþtýr. Hükümetin yanlýþ tutumu nedeniyle üretimin darbe almasý, ihracattaki zorluklar iþçinin elinde mi ki iþçiler periþan edilmekte.” Yerel basýnýn ilgi gösterdiði basýn metni okunduktan sonra toplantý sona erdi.
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
ANTEP/ DÝK
Yeni Evrede
SEKA
Mücadele Birliði
Coðrafya Fakültesi öðrencileri oldu. “Dil Tarihten SEKA’ya Direniþe Bin Selam”, “SEKA Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganlarýyla fabrika kapýsýna gelen öðrencileri iþçiler “Dil Tarihe Selam Direniþe Devam” sloganlarýyla karþýladýlar. Yapýlan konuþmada SEKA’nýn kapatýlmasýnýn IMF emrinin doðrultusunda olduðu ve buna karþýlýk iþçilerin fabrikalarýný kale yapýp saldýrýlar karþý direndiðini ve bu direniþini selamladýklarý söylendi. Belediye Ýþ Haný’na doðru yürüyüþe geçen kitle burada bir basýn açýklamasý okuduktan sonra daðýldý.
SEKA G N L —
8 Mart SEKA Ýþçilerine Ziyaret
Merhaba Mücadele Birliði Okurlarý; Aylardýr iþçi sýnýfýnýn gündeminde yer alan SEKA direniþinde neler oldu? 50 gün boyunca iþçileri fabrikaya kapanan, Ýzmit halkýna seslenen, durmak bilmez ziyaret akýnýna uðrayan SEKA’da iþçiler neden kýzgýn?
Biraz Geriye Gidelim… 7 Mart günü, 19 Ocak’tan beridir fabrika önünde çadýr kurarak bekleyenlere polis saldýrdý. Göz altýna alýnan 16 kiþi akþam saatlerinde býrakýldý. Gözaltýna alýnan destekçiler de, sosyalist basýn muhabirleri gibi içeriye alýnmýyor, gerici iþçiler ve polis tarafýndan sürekli tahrik ediliyorlardý. Gözaltýlar sonrasýnda kapý önünde bekleyen çevik otosu 3’e yükseldi. Fabrikanýn bulunduðu sokak ablukaya alýndý. Yani fabrikaya girmek isteyenler önce polis engeline daha sonrada sendika barikatýna çarpýyorlardý. 8 Mart günü, 6 Mart’ta polisin saldýrýsýna maruz kalan 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü Tertip Komitesi SEKA iþçisini ve eþlerini ziyarete geldi. Bunun üzerine kapý önünde bekleyen çevik otolarý fabrika içerisine girdi. Tertip Komitesinden arkadaþlar, SEKA’lý iþçilerin eþlerine kýzýl karanfiller vererek mücadelelerinin mücadeleleri olduðunu, tüm saldýrýlara karþýlýk her ne pahasýna olursa olsun direnmeleri gerektiðini söylediler. Daha sonra iþçilere hitaben bir konuþma yapan TEKEL’den emekli ve Devrimci Ýþçi Komitelerinden Yýlmaz Ekþi de, tüm saldýrýlara karþýlýk savaþarak kazanýlabileceðini söyleyerek “Korku olsa olsa köleliðin dostu olur, özgürlüðün dostu cesarettir” dedi. Polisin halkýn deðil sermayenin polisi olduðunu ve sadece sermayeyi koruduðunu ona uþaklýk ettiðini söyleyen Yýlmaz Ekþi’yi iþçiler “Zafer Direnen Emekçinin Olacak”, “Her Yer SEKA Her Yer Direniþ” sloganlarýyla desteklediler. Kendi sýnýflarýndan birinin onlarýn düþüncelerine tercüman olmasý iþçileri etkiledi. Yýlmaz Ekþi, iþçilere sadece tercüman olmadý, ayný zamanda onlarýn saldýrýlar karþýsýnda ne yapmalarý gerektiðini de anlattý. Kapitalizmin, toplumu sýnýflara böldüðünü, aslýnda bunun bir sýnýf savaþýmý olduðunu, kapitalizmin ordusunun orada (polisler), iþçilerin ordusunun ise burada olduðunu söyledi. Ziyaret sonrasý geri dönen kitle “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” sloganlarýyla yürüyüþe geçti. Sermayenin kolluk güçleri ise Ýzmit Tren Ýstasyonuna kadar kitleyi takip etti. 9 Mart günü ise SEKA’nýn ziyaretçileri Ankara’dan Dil, Tarih,
Ve SEKA Direniþinin Bittiði Gün… “Tüm Halkýmýzdan Özür Diliyoruz” 9 Ocak günü sohbet ettiðimiz kimi iþçiler SEKA’da çalýþan bazý iþçilerin ve sendika yöneticilerinin, SEKA’nýn “güya” belediyeye devrini kabul etmeleri için iþçilerin üzerinde baský yaptýklarýný söyledi. 10 Ocak günü sabahýn erken saatlerinde SEKA’da iþçilerin sandýk baþýnda olduðu konusunda bir telefon geldi. Bunun üzerine fabrikaya yol aldýk. Sabahýn 7’sinde iþçiler sendika tarafýndan yemekhaneye toplatýlýp kendilerine SEKA’nýn belediyeye devrinin oylama sonucu olacaðý ve oylamadaki sonuca göre direniþi bitirecekleri söyleniyor ve baþlýyor oylar. Bu süre zarfý boyunca bizler devrimci-sosyalist basýn olarak sürekli fabrika kapýsýnda beklemek haberi buradan takip etmek zorunda kaldýk. Sendika tarafýndan kapýdaki güvenliðe verilen liste içerisinde ismimiz olmadýðý, sarý basýn kartýmýzýn olmadýðý gibi gerekçelerle içeriye alýnmýyorduk. Öðleden sonra çýkan oylama sonuçlarýnda; içeride bulunan 706 iþçiden 585’i oy kullandý. 585 iþçiden 510 “evet” diyerek SEKA’nýn belediyeye devrini kabul etti, 61 ret, 14 oy ise boþ çýktý. Buna karþýlýk fabrikayý terk eden iþçilerle sohbet ettik. Evet diyen iþçiler baþka çareleri olmadýðýný söylüyorlardý. Hayýr diyen iþçiler ise “Biz, ‘Bizim Buradan Ölümüz Çýkar’ diyorsak ölümüz çýkar demektir bu. SEKA onurdur, SEKA namustur. Tüm halkýmýzdan özür diliyoruz, sizlerden özür diliyoruz, bizim sesimize ses kattýnýz, çok üzgünüz böyle olmasýný istemiyorduk” diyerek duygularýný dile getiriyorlardý. Direniþin baþýndan buyana devlet sürekli olarak SEKA’nýn bir daha üretime geçmeyeceðini, SEKA arazisinin belediyeye satýlacaðýný TV’lerden, gazetelerden duyuruyordu. Ama nasýl olduysa 10 Mart sabahý seçimlerden kýsa bir süre önce iþçilere SEKA’nýn belediyeye devredileceði, artýk belediyenin SEKA’yý iþleteceði söyleniyor. Yurtdýþý turlarýnda dahi SEKA ile ilgili yorum yapan Tayip Erdoðan SEKA’nýn her ne þartta olursa olsun bir daha üretime geçmeyeceði tehditlerini savururken, SEKA iþçisine SEKA’nýn belediyeye devredileceðini söyleyen kimdir? Ya da direniþin bu kadar uzamasýndan korkan kimdir? SEKA’da çakacak bir kývýlcýmýn tüm iþçi sýnýfýný sarmasýndan korkan kimdir? Direniþin baþýndan beri sosyalistleri devrimcileri SEKA’lý iþçilerden ayrý tutmak isteyenlerdir. SEKA iþçilerini tecrit edenlerdir. Yani sendikacýlardýr burjuva uþaklarýdýr. Açýk ki, SEKA’da çakacak olan bir kývýlcýmýn devrim mücadelesini hýzlandýrýlacaðýndan korktular. 10 Mart günü SEKA’nýn belediyeye devrini yazan tüm gazeteler dahi 11 Mart günü haberlerini düzeltmek zorunda kaldýlar. Kýsacasý SEKA arazisi Saraybahçe belediyesine satýldý. SEKA’dan da öðrenileceði gibi, burjuva sarý sendikalar bir kez daha kendilerine biçilen rolü üstlendiler. O rolün üstüne çýkmak devletle karþý karþýya gelmek anlamýna geliyor.
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
9
Yeni Evrede
Ýþçi Mektubu-Anlatým
Zafer
N
Mücadele Birliði
Ýþçilerin Olacak!
isan 2003 - Þubat 2005… Sancýlý sürecin tatlý düþlerle süslediðimiz baþlangýcýndayýz. Hayallerimizin baþlangýç tarihi Nisan 2003’tü, öyle güzel þeyler sarmýþtý ki benliðimizi! Kelimelerle ifade edemiyor, mutluluktan uçuyorduk. Oysa ki bu yolun ne gibi engellerle dolu olduðunu, bizlere ne gibi acý tecrübeler yaþatacaðýný bilmeden… Sistemin her zaman olduðu gibi karþýmýza acýmasýzca set kuracaðýný düþünemeden… Ama onlarýn da bizler kadar bilmedikleri þeyler de vardý! Týpký mücadelemizin bu kadar kararlý, güçlü ve uzun süreceðini bilmedikleri gibi! Týpký iþçi sýnýfýnýn ve mükemmel insanlardan oluþan DÝK’in yanýmýzda ve kalbimizde olacaklarýný bilmedikleri gibi! Bugün sendikal faaliyetimizin yaklaþýk 21. ayý. Ve dileðimiz o ki, 18 Þubat’taki mahkemenin lehimize alýnacak kararý bizim bayramýmýzýn, zaferimizin baþlangýcý olacak. Tabii ki bu süre içerisindeki insanlarýn baþta açlýk grevi ve akabindeki eylemlerin kahramanlarý olan Özbelde iþçileri ve tabii ki onlarý ziyaret ve destekleriyle onurlandýran DÝK ve diðer kardeþlerimizin olaðanüstü direniþleri örnek teþkil edecektir. Bu 21aylýk süre içerisinde baþlangýç iyiydi, tabii doðal olarak gidiþat da. Bu da tüm iþçilere yansýyordu. Tabii bu iþlerden anlamayan veya anladýðý halde iþlerine gelmeyen insanlarýn olumsuz ve nahoþ tavýrlarý bile sevincimize engel olamýyordu. Neden mi? Ýþçi yanlýsý dediðimiz ve benimsediðimiz bir baþkanýmýz vardý. Tüm Türkiye’nin tanýdýðý Celal Doðan! Mahkemelerin lehimize verdiði kararý tanýmayýp itiraz süresinin son günü, son yarým saatte itiraz edip sonun baþlangýcýný hazýrlayan baþkan! Bugün karþýmýza çýkýp, maalesef bizi teslim ettikleri þu anki yönetime karþý bizi savunmaya çalýþan, sözüm ona bizlerin en büyük destekçileri olan insanlarýn yöneticisi. Sizler de o sistemin emrinde deðil misiniz? Ne yüzle karþýmýzdasýnýz? Ve ne acýdýr ki, sendikal hakkýmýzý kabul etmeyen bu zihniyet seçim dönemi olmasý sebebiyle, koltuk sevdasýyla bizlere artý 100 milyon teklif edip gönlümüzü, daha doðrusu oyumuzu kazanmaya çalýþtý. Her ne kadar buna kanýp oy verenlerimiz olduysa da, sonuç aleyhine oldu. Ve daha da kötü bir döneme; enteresandýr ki yine iyi umutlarla baþladýk. Yeni bir yönetimin yeni bir anlayýþla, dolayýsýyla bizlere daha iyi bir yaklaþýmla yanaþacaðýný umarak. Hoþ bizimki de çok iyimserlik ya neyse! Ýyi kötü yeni yönetimle geçirdiðimiz 9 ayýn sonunda her sene yapýldýðý gibi yine sene sonu çýkýþgiriþ yapýlmasýný beklerken çýkýþ yapýldý ve maalesef 14 gün geçmesine raðmen giriþ yapýlmadý. Üstelik hiçbir iþçinin burnunun kanamayacaðý sözünün verilmesine raðmen. Sona doðru giderken (Tabii bu onlarýn sonu) efsaneleþme yolunda adýmlar attýðýmýzý tabii ki bilemezdik. O süreç ise þöyle… Deðiþik birimlerdeki Özbelde iþçilerine iþleri býrakýp þirkete gitmeleri söyleniyor. Bu tarih 13 Ocak. Tabii þirkete gidilen sürede þirket yetkililerinin haberdar olmadýklarýný söylemesi, müdürlerin topu onlara atmalarý, ve daha da kötüsü koskoca bir belediye baþkanýnýn yalanlara baþvurup haberinin olmadýðýný söylemesi. Sonunda bizim kendi iþçileri olmadýðýmýzý söyleyip, tekrar kendi iþçileri olan bizleri “iþçilerime sesleniyorum” deyip saðduyuya davet etmesi gibi nice akla hayale gelmeyecek abesliklerle dolu olaylar. Tabii bu arada restleþmeler, karþýlýklý atýþmalar ve bir canlý yayýn sýrasýnda kendisine yapýlan saldýrýyý Özbelde iþçilerine atfeden, üstelik sendika baþkanlarýnýn her platformda görüþme teklifini kendisinin kabul etmediðini unutarak garip açýklamalar yapan bir baþkan. Ama unutulmamasý gereken tek þey var ki, zafer sonunda emekçilerin, faþizme karþý direnen o insanlarýn, yani Özbelde’nin, DÝK’in ve yoldaþlarýnýn olacaktýr. 18 Þubat 2005 umarým zaferimizin yeni tarihi dönemeci olur. Ýþten Atýlan Belediye Ýþçisi
10
ÝDAM HÜCRESÝNDEN… “Uzaktan gelen sloganlarla, beynimize kazýdýðýmýz, yanlarýnda olamasak da o son aný, tüm bedenimizle duyumsadýðýmýz üç canýmýzýn onurlu yolculuklarýnýn son anýydý. Beynimde canlanan yaþam, Seyit Konuk, Ýbrahim Ethem Coþkun ve Necati Vardar’dý. Mahkemeden dönüþte “idam” almýþlarsa, koðuþa verilmeden direkt idam hücrelerine alýnýr idamlýklar. Uzun maratonun son turuna burada hazýrlanýlacaktýr. Seyit, Ýbrahim ve Necati de mahkeme dönüþü sonrasý, infaza kadar bu hücrelerde kalacaklardýr. Havasýz, güneþsiz, ýþýksýz, laðým kokulu, yapýþ yapýþ, nemli ve idamlýklar dýþýnda hiçbir sesin dahi duyulmadýðý insansýz idam hücrelerinde. Kimi filmlerde gördüðümüz idamlýklardan hayli farklýdýr bizim idamlýklarýmýz. Bizim idamlýklarýn hücresi, mekan olarak filmlerden çok daha berbat olmasýna karþýn, içinde düþmaný hayretler içinde býrakan bir yaþam filizlenir. Þarkýsý, türküsü, oyunlarý, espri ve kahkahalarýyla bu uslanmaz omuzlarýnda taþýdýklarý tarihsel sorumluluðun ve daraðacýnda bayraklaþma geleneðinin mirasýný taþýr yüreklerinde. O nedenle o gece idam edilecek gibi, daraðacýnda son sözlerine hazýr, daha yüzyýl yaþayacak gibi, geleceðe yarýnlara yönelik tasarýlar ve çalýþma içindedirler. Ýdam hücrelerine yerleþtirildiðimizde Necatiler böylesi coþkuyla, þarký ve marþlarla karþýladýlar bizleri. Onlarýn üst katýna konmuþtuk. Zebaniler gittikten sonra bir anda coþkulu baðrýþmalar baþladý. Yüzünü görmediðimiz dostlarýmýzla tanýþýyorduk. Her birimiz çocuksu heyecanla, kim, nerede, nasýl sorularýna ses ayrýmlarýyla yanýt veriyorduk. Onlar düðün sahibi coþkusuyla “hoþ geldiniz” diye bizi aðýrlýyor, bizlerse koðuþlardaki dostlarýmýzýn taze haberlerini-selamlarý hediye ediyorduk. Ýdam hücrelerinde “geçmiþ olsun” yoktu çünkü… “hoþ geldin”, “hoþça kalýn” ya da “güle güle” vardý. Baðýrarak da olsa, sesler kýsýlsa da, paylaþým asla bitmiyordu. Her birimizin kendince sevdiði, söylediði þarkýlar, türküler, marþlar vardý. Necati’nin ayýrt edici özelliði, sanat müziðini çok güzel söylemesiydi. Kalýn sesiyle ayrý bir yorum getirir ve sýkça istek alýrdý. Necati giriþ tarafýndaki hücredeydi, ben de onun üzerindeki hücrede. ses iletiþimi daha rahat olduðu için genellikle alt kat-üst kat iletiþimini ikimiz saðlardýk. Belki bu görev gereði, hücrelerin en gevezesi ikimizdik!.. Buraya idam edilmek üzere konmuþtuk. Her ne kadar dýþ dünyadan yalýtýlmýþ olsak da, hücrenin dýþýndaki duvarýn az ötesindeki devrimci dostlarýmýzýn, Ýzmir halkýnýn, ülkemiz devrimcilerinin ve dünyanýn duyarlý insanlarýnýn yüreði, burada kurulacak daraðacýndaydý. Ýdam hücrelerinde “Ölüm”, gerçekten acýnacak halde rezil olmuþtu. Seyit, Ethem ve Necati, hücrelerin ilk idamlýklarý olarak, gerçekten bir sevgi ve coþku ile çiçeklendirmiþlerdi hücreleri. O gelenek ayný þekilde yýllarca sürecekti. Onlarýn hücre yaþamýnda, þarkýlarýnda, seslerinde, kahkahalarýnda hiçbir zaman ikircikliðin izi olmadý. Ne varsa yürekten, öylesine yalýn, öylesine coþkulu, öylesine meydan okuyan ve gürül gürül… Necatilerin dosyasý meclise gönderilmiþti. Ancak yaþamýmýzda deðiþen bir þey olmadý. Bunlarýn sohbeti dahi yapýlmadý. Çünkü her idamlýk son turda en iyi koþmaya hazýrlamýþtý kendini. Ýdamýn deneyimi yoktur. Bizlere deneyim olarak kalan, idamlýk süreci, idam hücrelerinde yaþamdýr. Uzaktan, çok az duyulacak kadar, sanki bir rüzgarýn taþýdýðý ilk slogan ulaþtýðýnda, ayný slogana eþlik ettik. Yüreðimiz son yolculuklarýnda canlarýmýzýn yanlarýndaydý. Söze gerek yoktu. Onurla dalgalanýyordu ellerindeki bayraklarý. Slogan ve marþlarla sabaha dek uðurlamamýz devam etti. Sonradan öðrendik, sýrayla alýyorlar hepsini. Hepsi de ayný tavrý gösteriyorlar. Maltaya çýktýklarýnda, “Kahrolsun Faþizm” sloganýný patlatýyorlar. Askerler üzerlerine çullanýyor. Aðýzlarýný kapatmaya çalýþýyorlar. Daraðacýna ayný þekilde çýkýyorlar, sloganlarýný haykýrýp taburelerini kendileri tekmeliyorlar. Tüm cezaevi siyasi tutsaklarý sabaha dek, marþ ve sloganlarla Buca semtini çýnlatýyorlar. Her bir yürekte, Seyit, Ethem ve Necati’lerin karanfillerinin tomurcuklarý patlýyor. Buca halký gece boyunca yaþadý infaz anýný, o gece Buca’da doðan bebekler Seyit’ti, Ýbrahim Ethem’di, Necati’ydi. Ýlk ninnileri üç fidanýmýzdý.” Not: Bu anlatým, 1980’lerde 13 Mart savaþçýlarýyla birlikte Buca zindanýnda bulunan TKP/ML davasýndan Muzaffer Öztürk tarafýndan kaleme alýnmýþtýr.
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
Yeni Evrede
13 Mart
Mücadele Birliði
13 MART SAVAÞÇILARI TAKSÝM’DEYDÝ “13 Mart Savaþçýlarý, Seyit, Ethem, Necati emeðin sermayeye karþý mücadelesinde birer iþçi olarak en ön safta, en ön sýrada yürümenin haklý gururunu yaþadýlar. Yakalandýklarý andan 12 Eylül askeri faþist diktatörlüðü tarafýndan katledilene kadar yaþamlarýnýn her safhasýnda proletarya davasýnýn yýlmaz savunucularý oldular. Yürekleri hep devrimle ve sosyalizmle attý.” Diyen yoldaþlarý, Taksim Meydaný’nýn Ýstiklal Caddesi giriþinde açtýlar pankartlarýný. Bir anda “Ýdamlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý, ellerinde kýzýl bayraklarý ve 13 Martçýlarýn resimleri ile alana yürüyen Leninistleri abluka altýna alan polis, onlarýn kararlýlýðý karþýsýnda pes ederek önlerini açmak ve alana girmelerine izin vermek zorunda kaldý ve yalnýzca insanlarý onlarýn çevresinden uzak tutmaya çalýþmakla yetindi. “Onlarý idam edenler, bu sömürü sürsün istiyorlardý. Ýþçiler kendi davalarýna sahip çýkmasýn, sömürüye sessizce boyun eðsin istiyorlardý. 13 Mart Savaþçýlarýnýn çýkýþý onlarýn oyunlarýný bozdu. 13 Mart Savaþçýlarý adeta devrimin, iþçi sýnýfýnýn kendi eseri olacaðýný göstermek istercesine yaþamlarýný devri-
min harcýna kattýlar. Adlarý þimdi gençlerin adlarý olarak anýlýyor. Üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda idam edilen ilk komünist iþçiler olarak da sonsuza kadar yaþayacak.” sözlerinden sonra kuþlamalar ve “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor, Savaþýyor” sloganlarý ortalýðý sardý. Bundan sonra basýn açýklamasýný sonlandýran Leninistler; pankartlarýný topladýlar. Ve “Devrimci Kavganýn Þahdamarý, Yaþýyor 13 Mart Savaþçýlarý” diyerek Komsomol Marþý’ný söyleyerek ellerinde kýzýl bayraklarý ile Ýstiklal Caddesi’nden aþaðýya yürümeye baþladýlar. Taksim’deki insanlarýn þaþkýn bakýþlarý arasýnda kararlý adýmlarla marþlarýný söyleyen Leninistler, ardýndan sloganlar atarak Avusturya Ýþçi Marþý’ný söyleyerek Beyoðlu’na indiler ve eylemlerini sonlandýrdýlar.
13 MART SAVAÞÇILARI, KOMÜNÝST ÝÞÇÝLER YAÞIYOR SAVAÞIYOR! FABRÝKALAR, TARLALAR, SÝYASÝ ÝKTÝDAR, HERÞEY EMEÐÝN OLACAK!
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
11
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
KÝTLELERÝN ÝÇ GÜ Ý
Yoksullarýn, iþçilerin sosyalizme yöneliþleri iki biçimde oluyor: Ýçgüdüsel olarak ve bilinçliörgütlü olarak, yani komünist partiyle. Ýþçilerin sosyalizme yöneliþini yalnýzca komünist parti ile sýnýrlý olacaðýný düþünmek, dar kafalý bir yaklaþým olur. Emek-sermaye uzlaþmaz çeliþkisi ve karþýtlýðý; iki karþýt sýnýf arasýndaki açýk ve örtülü sýnýf savaþýmý geniþ emekçi kitleleri sosyalizme yöneltir. Bu, sosyalist içgüdüdür. Kitlesel bir temele sahiptir. Bunu görmemek, geniþ kitlelerin sosyalizme yöneliþlerini kavramamaktýr. Devrim mücadelesi, bu mücadeleye gerek içgüdüsel olarak katýlan, gerekse bilinçli-programlý olarak yer alan kitlelere dayanýr. Milyonlarca insan bu devrime özlemleri, istençleri ve hedefleriyle katýlýr. Devrimi bunun dýþýnda düþünmek, onu kavramamaktýr. 12
þ çi eylemlerinde belir gin bir ge liþ me var. Sadece bir yoðun laþ ma ve yay gýn laþ ma deðil bu; açýktan açý ða bir yükseliþ yaþaný yor. Fabri ka iþ gali, sokak gös teri leri, ölü mü gö ze al ma iþ çi le rin ruh hali ni, öfkesi ni ve kararlý lý ðý ný gös teri yor. Proleter iç savaþ, yeni iþ çi eylemle ri dal ga sýy la bes le ne rek daha bir þiddet leni yor. Proleter iç savaþ, yeni güçlerin göz le ri ni a çý yor, u yan dý rý yor ve harekete geçi ri yor. Ýþ çi sý ný fý nýn yeni eylem gücü, yeni müfrezesi, iþ çi ai leleri dir. Ýþ çi ai leleri nin, sý nýf eylemleri ne katý lý þýnda gözle görülür bir artýþ var. SEKA Eylemi, Antep Beledi ye iþ çi le ri nin ey le mi ve da ha baþ ka iþ çi eylemleri, iþ çi aileleri nin katý lý mýyla yapý lýyor. Ýþ çi ai leleri nin eylemlere katýl masý, sý nýf mücadele si nin, ye ni bir a þa ma ya girmesi demektir. Sý nýf mücadelesi nin bugüne kadarki geli þim süreci ne bakýl dý ðýnda, bunun mücadelede yeni bir geliþ me ol duðu çok rahat lýk la göz lem le ne bi lir. Bu nu an la mak i çin, sý nýf mücadelesi nin son kýrk yý lý ný irdelemek yeterli. Bugüne kadar iþ çi ai leleri, her zaman sý nýf eylemleri nin bir parçasý ol dular. Fakat edilgen olarak. Zaman zaman eylemlerde yer al dý lar, ancak, daha sý nýrlý ve daha pa37. Sayý / 16-30 Mart 2005
sif olarak. Ýþ çi ai leleri nin sý nýf eylemleri ne katý lý þý, henüz bir e ði lim ve yönelim hali ne gel memiþ ti. Bu gün i se, sý nýf mücadelesi nin et kin ve kararlý bir gücü. Sý nýf mücadelesi ne dolay sýz o larak ve eylemlerle yer al mazdan ön ce, ai leler, eylemci iþ çi lerin zayýf nok tasýydý. Kapi talist ler, grevleri, fab ri ka iþ gal leri ni kýrmak i çin, iþ çi a i le le riyle bað kurardý. Ai leleri nin i çin de bulunduklarý geri durumdan sonu na ka dar yararlanýrlardý. Fabri ka cep he si, evden yarýl maya çalý þý lýrdý. Fab ri ka eylemi nin en ön saflarýnda yer a lan bi zim kahraman iþ çi miz, eve gel diðinde, ekmek ol madý ðý i çin ya ký nan, karamsar ve umut suz olan ev de ki ka dý nýn yakýnmalarý karþý sýnda ça re siz kalýrdý. Eylemdeyken gözü hep ar kada kalýrdý. Bu durum zamanla de ðiþmeye baþ ladý. Sý nýf savaþý mý ve i çin de bulunduðu koþul lar evin kö le si o lan iþ çi eþ leri nin gözleri ni aç tý. Þimdi grev ký rý cý larý, kapi talist ler, hü kümet temsil ci leri iþ çi ai leleri nin yanýndan geçme cesareti gös te re mi yor. Evdeki tut saklýktan eylem hat tý na; ne büyük bir geliþ me. Çalý þanlar kit leler halin de iþ ten çý karý lý yor. Kalanlarýn i se yarýn ne olacaðý bel li deðil. Çalý þanlar son suz bir gü ven siz lik i çin de. Ýþ siz ler de sonsuz bir bekleyiþ i çinde. Ýþçi nin iþten atýl masý yaþamdan kovulma sý dýr. Yaþamdan dýþ lanan sadece iþçi de ðil. Ayný zamanda tüm ai lesi nin ya þa mý elinden alý ný yor. Bu gerçeði ya þa ya rak kavrayan iþ çi ai leleri, ö lüm-kalým savaþýnda tüm iþ çi lerle bir lik te ayný safta, eylemin en ön hat týn da yer al maya baþ ladý. Zongul dak ma den ci ey le min de, Pa þa bah çe’de, be le di ye iþ çi eylemlerinde, TEKEL’de, iþ çi ler
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
ÜDÜSEL YÖNELÝMÝ a i leleriyle bir likte mü ca de le ve riyor. Ai leleriyle bir likte mü ca de le e den iþçi ler daha güçlüler. Her iþ çi a ile si, ka dý nýyla, çocukla rýy la sýnýf sa va þýnýn aktif bir neferi oldu. E vin aptal laþtý rýcý or ta mýna raðmen kadýnlarýn eylem le re ka týlma larý, ancak iç savaþýn etkisiy le a çýk lanabilir. Yal nýzca pro le ter iç sa va þýn yoksul nüfusu müca de le de bir leþ tirici ö zel li ði var dýr. Sýnýf sa va þýmý bu bi çi miyle öylesi ne yay gýn bir etkiye sa hip ki, en ücra kö þe le re (ev le re) kadar var lý ðý ný his settiriyor. Yýllar boyu iþ çi eylemlerinde yer alma yan lar, ancak bu mücadele ye do lay lý ka týlanlar; þimdi açýktan a çýða ey lem ler de yer alý yor lar. Ev kö le le rinin u ya nýþýný ve harekete ge çiþini ta rih sel bir boyut ta ele al mak ge re kiyor. Bü yük bir toplumsal grup, ku ru lu dü ze ne karþý baþkal dý rý yor. Bu nu ya par ken kendi köleci düzenine de þid detli bir darbe vuruyor. Böy le lik le, yük se len ve derinleþen sý nýf sa va þýmý üc retli köleleri ve ev köle le rini bir yer de, devrim ve özgür lük sa va þýn da bir leþti ri yor. Yoksul larýn, iþçile rin sos ya liz me yöneliþleri i ki bi çim de o lu yor: Ýç güdüsel olarak ve bi linç li-ör gütlü o larak, yani komünist par tiy le. Ýþ çile rin sos ya liz me yö ne li þi ni yal nýz ca ko münist par ti i le sý nýr lý o la ca ðýný düþünmek, dar kafalý bir yak la þým o lur. E mek-ser maye uzlaþ maz çe liþ kisi ve karþýt lý ðý; i ki kar þýt sýnýf a ra sýn da ki açýk ve ör tülü sý nýf sa va þýmý ge niþ emekçi kit leleri sos ya liz me yö neltir. Bu, sos yalist içgüdü dür. Kitle sel bir temele sahiptir. Bu nu gör me mek, geniþ kit lelerin sos ya liz me yö ne liþ le rini kavramamaktýr. Dev rim mü ca de lesi, bu mücadeleye ge rek iç gü dü sel o-
la rak ka tý lan, gerekse bi linçli-program lý o la rak yer alan kit lelere dayanýr. Milyonlarca insan bu devri me öz lem le ri, is tençleri ve hedefleriyle ka týlýr. Devri mi bunun dý þýnda düþün mek, onu kavramamaktýr. Dün ya da or ta ya çý kan ob jek tif ko þulla rýn et ki si ve Türki ye’de yaþanan dev rimci durum, en geri insanýn bile po litik yaþama gözleri ni açmasýna yol a çý yor. Ekonomik il hakýn sonu na ka dar var dý rýl ma sý po li ti ka sý, bu sü re ci derinleþ ti ri yor. Çünkü bu po litika sis temin iç çeliþ ki leri ni derin leþ tiriyor. Emekçi kit lelerin sos yal yýkýmýný kat lý yor, sefaleti ni art tý rý yor ve sos yal çatýþ malarý (sý nýf çatýþ masýný) þid det lendi ri yor (zaten ekonomik ilha kýn derinleþ mesi nin bi zi il gilen diren tarafý da burasý dýr). Sal dý rý o ka dar þid det li, ekonomik-toplumsal yýkým o denli derin ki, hiçbir halk bu du ru ma daha fazla kat lanamaz. Ortaya çýkan bu geliþ melerin sonucu olarak her gün, her yerde, yeni yeni güçler mü cadeleye atý lý yor. Poli tik müca de le ye ka tý lan la rýn ba þýn da da genç lik geli yor. Gençlik, iþ çi sý ný fý ha re ke tinde ol sun, genel olarak halk ha re ke tinde ol sun, mücadelenin en mi li tan ve en di na mik ke si mi dir. Genç liðin harekete geçmesi, toplumun ge ri de duran gruplarý ný da berabe rin de sürüklüyor. Sonuçta, geniþ halk kitleleri, kümeler halinde devrime ka týlýyor. Devrim, büyük halk kitle le ri te meli ne dayaný yor; halk kit lele ri dev rimci leþi yor. Bu ge liþ me karþý sýnda komünistler, ye ni kit le dal gasý ný karþý lamaya ha zýr lar mý? Onlarý et ki leme, örgüt leme ve ikti darý ele geçirme hedefi ne yön len direbi lecekler mi? Dönemin ana so ru nu bu. Önceleri daha sý nýrlý 37. Sayý / 16-30 Mart 2005
bir kit leyle i liþ ki kurabi li yordu. Gerek i çinde bulunduðu geri ko þul la rý ký ramadý ðý i çin, gerek üzerin de ki aðýr devlet terörü nedeniyle, ge rek se yasaklar vb. nedeniyle kit lele rin büyük bir bölümü, devrimci güç ler le iliþ ki i çi ne girmi yordu. Ama kit le ler artýk kabuðunu kýrdý. Her alan da devrimci çalýþ malara des tek oluyor ya da katý lý yor. Bu, bel li bir süreden be ri gözlenen bir durumdur. Bi linç te ve davranýþ ta büyük bir deði þim ya þa nýyor. Ýnsanlar daha i leri git mek is tiyor. Bu yol da hiçbir engel ta ný mý yor. Olan-bi ten þeyler, bu topraklar da yaþanan büyük bir tarihsel geliþ me dir. Dal ga dal ga i leri atý lan bu ge liþ me yi derinden kavramalý yýz. Gün cel taktikleri miz ve pratik-örgüt sel ça lýþ ma bu devrimci geliþ meye uygun ol ma lý ve kit leleri, i leri ye hedefe doð ru götürmeli dir. Bunun da ilk koþulu, en ge niþ yý ðýnlarla bað kurmaktýr. Bu ko nu da yeterince sürat li davranamý yo ruz. Etki lenmeye açýk, önemli bir dev rim ci potansi yel, ulaþamadý ðý mýz i çin, dýþý mýz da ka lý yor; ya sap ma po li tik güçlerin et ki si ne gi ri yor ya da bur juvazi nin et ki si ne gi rip yozlaþý yor. Dar düþünmemiz ve hantal lý ðý mýz ne deniyle büyük kit le kümeleri ya ný mýzdan geçip git memeli. Kit lele ri ör gütleyecek, et ki leyecek, poli tik ve örgüt sel veri lere sahi biz. Bi ze yol gösterecek devrimci bir teori miz var. O hal de i þe saðlam bir teorik-tak tik donanýmla baþ layabi li riz. Devri mi hedefleyen bir güç, hiçbir zaman mevcut çalýþ mayla yetinmez-yetin me meli. Çünkü bir devrim i çin daha faz lasý gerekli. Bunu da ancak biz ba þa rabi li riz.
13
Yeni Evrede
Okurdan
Mücadele Birliði
Yýllara yayýlan Ölüm Orucu Eylemi Sürüyor! Sevgi Erdoðan Ölüm Orucu Ekibi’nden 2 kiþi, M.Ýnan IÞIK ve Fehim HORASAN, 16 Mart 2005 itibarýyla Ölüm Orucu Eyleminin 237. günündeler ve eylemlerini büyük bir kararlýlýkla devam ettiriyorlar. ÖLÜM ORUCU SÜRÜYOR SÜRECEK ZAFERE KADAR!
ANTEP’TE 13 MARTÇILARIN AFÝÞLERÝ DÜÞMANI KORKUTTU! 13 Mart günü iþçi sýnýfý için oldukça önemli bir gündür. 1982 yýlýnýn 13 Martý’nda iþçi sýnýfý üç öncü iþçisini faþizmin daraðaçlarýnda ölümsüzlüðe uðurladý. Üçler, iþçi sýnýfý için ne derece önemliyse, ayný þekilde faþist devlet için de o derece önemlidir. Çünkü bugün iþçi sýnýfýnýn hesap sorma günüdür, öncülerini, 13 Mart savaþçýlarýný sahiplenme günüdür. Seyit Konuk, Ý.Ethem Coþkun, Necati Vardar, mücadelelerinde iþçi sýnýfýna örnek oldular. Ne faþist saldýrýlar karþýsýnda, ne iþkenceler karþýsýnda ne de idamlar karþýsýnda boyun eðmemeyi öðrettiler bize. Bu gelenek þimdi Leninistler tarafýndan sürdürülmekte. Bizler Antep Mücadele Birliði Platformu olarak, 13 Mart Savaþçýlarý’ný unutmadýðýmýzý, unutturmayacaðýmýzý ve idamlarýn bizleri asla yýldýramayacaðýný haykýrýyoruz. Bizler bu bilinçle Mücadele Birliði ve Devrimci Ýþçi Komiteleri’nin 13 Mart Savaþçýlarý ile ilgili çýkarmýþ olduðu afiþleri, emekçi semtler olan Düztepe ve Yukarýbayýr’da ve de þehir merkezinde yapýþtýrdýk. Afiþ çalýþmalarýmýz yoðun bir ilgiyle karþýlandý ve afiþleme esnasýnda bir çok kiþiyle sohbetler geliþtirdik, 13 Mart Savaþçýlarý’ný anlattýk, sohbet ettiðimiz kiþilerden bazýlarý ise bizlerden, evine asmak üzere afiþ istedi. Bunun yanýnda afiþlerimizin, düþmanýn da oldukça dikkatini çektiðini söyleyebiliriz. 9 Mart 2005 günü saat 18:00-19:00 arasý Düztepe’de yaptýðýmýz bir çok afiþ, saldýrýya uðradý, yerlerinden kazýndý. Ertesi gün mahalledeki tanýdýðýmýz insanlardan öðrendiðimiz kadarýyla afiþ çalýþmamýzýn hemen ardýndan, afiþlerimiz saat 19:00 civarýnda 15-20 kiþilik bir polis güruhu tarafýndan silah elde, mahallede terör estirilerek ve büyük bir öfkeyle sökülmüþ. Faþist devletin 13 Martçýlara olan öfkesini çok iyi anlýyoruz. Çünkü Düztepe ve Antep halký, 13 Mart Savaþçýlarý’ný geçmiþten çok iyi tanýyor. Bu yüzden üçlerin adlarýnýn, düþüncelerinin, bayraklarýnýn günümüze dek taþýnmasý, düþmanýn korkusuna korku katýyor. Düþmanýn bu saldýrýsýna karþýlýk, bizler de hiç zaman kaybetmeden, 10 Mart 2005 günü, yani ertesi gün sabah saat 08:00 civarýnda, sökülen afiþlerin yerlerine ve daha da fazla bir þekilde yenilerini yapýþtýrdýk. 13 Mart Savaþçýlarý’nýn afiþlerinin, polis tarafýndan ortamý terörize edercesine sökülmesi, ayný zamanda düþmanýn 13 Mart Savaþçýlarý’na ve bu geleneðe olan tahammülsüzlüðüdür. Bu baskýlar bizleri asla yolumuzdan alýkoyamayacak. 13 MART SAVAÞÇILARI YAÞIYOR LENÝNÝSTLER SAVAÞIYOR! ADLARI ONUR ADLARI ADIMIZ! Antep Mücadele Birliði Platformu
14
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
“Yýkalým Bu Köhne Düzeni” Merhaba Yoldaþlar, Ben bir iþçiyim, babam iþçiydi, dedem de. Hayata erken atýldým. 30 yaþýndayým. 20 yýldýr çalýþýyorum, daha ne sigortam var ne de belirli bir iþim. Son 4-5 senede hayata bakýþ açým çok farklýlaþtý. Ben hep üreten taraftan olmama raðmen paylaþýmdan en azýný alan taraf oldum. Bu da benim bilinçlenmeme neden oldu. Ýþçi olmak, iþçi doðmak kader deðilmiþ. Ben, benden çýktým, bize doðru mücadeleye yöneldim, dost insanlar, emekçi kardeþlerim. Azýnlýðýn çoðunluða hükmettiði bu düzen, bize deðil sermayeye hizmet ediyor. Mutlu azýnlýðýn kýrýntýlarýna ihtiyacýmýz yok. Kaldýrýn baþýnýzý, yýkýn duvarlarý mutlu bir gelecek kendi ellerimizde. Emeðin sermaye tarafýndan sömürüldüðü bu düzen çürümüþtür, yok olmaya mahkumdur. Günü kurtarma ve anlýk çýkarlarý bir kenara býraktýk. Sistemle tüm baðlarýmýz yerle bir ettik. Ýþin özü eðer biz kendimizi yenilemezsek kaybeden taraf olmaktan kurtulamayýz. Bu düzen ancak, iþçinin, emekçinin kendini bilince, aydýnlýða taþýmasýyla ve hareketini toplumsallaþtýrarak, proletaryanýn diktatörlüðünü ve sosyalizmi kurarak yok edilecektir. 6 milyar insanýn yaþadýðý dünyamýzda yaklaþýk 4 milyar iþçi, 1 milyar küçük burjuva, 750 milyon da asker yaþýyor. Bizim çocuklarýmýz kimi koruyor dersiniz kanýmýzý emen 250 milyon kapitalisti. Hal böyleyken biz daha ne duruyoruz. BU DÜNYA BÝZÝM! O halde yýkalým artýk bu köhne düzeni. Artýk dur deme vakti geldi! Bu düzen yýkýlmalý, dünya kýzýl bayraklarla aydýnlanmalý. Eðitimin, ulaþýmýn, saðlýðýn parayla alýnýp satýlmadýðý bir dünya! Paylaþýmýn en temiz olduðu, hiçbir çýkar iliþkisinin olmadýðý bir dünya! Herkesi saran orak-çekiçli bir bayrak… yaðan en güzel yaðmurla alýn terimizle ýslanan bir yeryüzü cenneti… Yaþasýn Devrimci Ýþçi Komiteleri Ýzmir’den DÝK’li Bir Ýþçi
Yeni Evrede
8 Mart
Mücadele Birliði
Selam bizden size; Irak’ta iþkenceye, tecavüze, tacize uðrayan, evi yakýlýp-yýkýlan kadýnlar… Selam bizden size, Ýntifada’nýn yiðit kadýnlarý… Selam bizden size; Afrika’da açlýða evlatlarýný kurban veren kadýnlar… Selam bizden size, insanlýðýn umudu Küba’nýn sosyalizm bayraðýný bir onur gibi taþýyan Kübalý kadýnlar… Selam bizden size, çocuklarý kaybedilen analar… Selam bizden size, evleri yakýlýp-yýkýlan, yurtlarýndan kovulan, serhýldanlar da en önde yer alan, savaþan, direnen kadýnlar… Selam bizden size, Ölüm Orucu Eyleminde, mevsimler boyu bedenini açlýða yatýrarak ölümsüzleþen kadýn savaþçýlarýmýz…
8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü’nün Ardýndan… osyalist kadýn hareketi daima feminizmle mücadele etmek zorunda kalmýþ ve bu mücadelede kimi zaman öne geçmiþ, kimi zaman ise ortalama sol ve reformist hareketin kadýn çalýþmasýnýn birliði adýna uzlaþmacý tutumlarý sonucu geri kalmýþtýr. 2004 8 Mart’ý, kadýnlarýn birliði adýna atýlan geri adýmlarýn nasýl bir tablo yaratacaðýnýn somut göstergesi olmuþtur. 2004 8 Mart’ýnda; daima 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü’nün örgütleyeni olmuþ devrimci kadýnlar, feminist hareketlerin miting alanýnda oluþturduðu zincirin dýþýnda kaldýlar. Ayný tabloyla yeniden karþýlaþmak istemeyen devrimci kadýn örgütleri bir araya gelerek, 8 Mart’ýn sýnýfsal özüne uygun kutlanmasý için kollarý sývadýlar. Bu çabanýn sonucunda oluþturulan platform, kendi iradesini ortaya koyarak 6 Mart Pazar günü Beyazýt’ta yapýlacak miting kararýný aldý. Feminist kadýnlarýn ve kadýn sorununa feminist bakan çevrelerin 8 Mart’ý genel bir kadýn gününe dönüþtürme çabalarýna karþý yaþanan bu ayrýþmanýn anlamlý, gerekli ve zorunlu olduðunu düþünüyoruz. Bu nedenle bu yýl 8 Mart’ta ortaya çýkan ayrýþmadan, bazýlarýnýn yaptýðý gibi elem duymuyoruz. Emekçi Kadýnlar Birliði’nin, oluþan Devrimci Kadýn Platformu’nun dýþýnda kalmasý ve Kadýköy için miting baþvurusunda bulunmasý ise kelimenin tam anlamýyla yangýndan mal kaçýrma mantýðýydý. EKB ince hesaplar yapmýþtý ama evdeki hesap çarþýya uymadý. EKB’ye, ýsrarla birliði bozmamasý konusunda uyarýlar yapýlmasýna raðmen, dikkate almamýþ ve Kadýköy baþvurularýndan
S
vazgeçmeyeceklerini ýsrarla vurgulamýþlardýr. Kadýköy Mitingine izin verilip, Beyazýt’a izin verilmemesi üzerine EKB’den gelen “Kadýköy Mitingine davet” platformda kýsa bir tartýþmaya neden olsa da, platform bütünlüðü korunabilmiþtir. EKB’nin ben merkezci, kendini dayatýcý yaklaþýmý mahkum edilmiþ “köylü kurnazlýklarýyla” kimsenin bir yere varamayacaðý gösterilmiþtir. 2005 8 Mart’ýnda yaþanan bu ayrýþmalarý miting alanýna kadýn-erkek bir arada gelip gelmeme sorununa indirgemek, ayrýlýðýn temelini bu þekilde göstermek, kendini bu anlayýþta ortaya koyan ideolojik ayrýmýn üzerinden atlamaktan baþka bir þey deðildir. Tam da yaþanan, feminist hareketin kadýn kurtuluþu sorununa bakýþýyla, devrimci kadýn hareketinin kadýn kurtuluþu sorununa bakýþý arasýndaki uzlaþmaz karþýtlýktýr. Feminizm, kadýnýn kurtuluþunu erkek egemen anlayýþa karþý verilecek mücadelede görürken, eþitsizliðin, kadýn sömürüsünün nedenini erkekler olarak göstermekte, cins temelinde yürütülecek bir mücadeleyi kadýnlarýn, önüne koymaktadýr. Pazartesi dergisinden bir kadýnýn sözleri bu düþmanca bakýþý ifade etmektedir. Mitinge erkeklerin katýlmasýna karþý düþüncesini þu þekilde ifade ediyor: “Biz erkekler tarafýndan sokaklarda tacize uðruyoruz, evlerde dayak yiyoruz. Sizi her gün tecavüz ve taciz eden, sömüren insanla o gün yan yana yürüyemezsiniz. Bu kadýný köleleþtirir.” Kadýnýn kurtuluþunu sömürüye dayalý kapitalist sistemin ortadan kaldýrýlmasýnda gören devrimci kadýn hareketi ise, sorunun cins temelinde ele alýnamayacaðýný, sýnýfsal bir öze sahip olduðu-
37. Sayý / 16-30 Mart 2005
15
Yeni Evrede
8 Mart
Mücadele Birliði
nu ortaya koyar. Kadýnýn cins temelinde yaþadýðý ayrýmý asla yok saymadan, bu sömürünün ancak, erkek egemen anlayýþý var eden kadýný ikinci cins konumuna düþüren sisteme karþý mücadeleyle ortadan kalkacaðýný vurgular. Yapýlmasý gereken kimilerinin ifade ettiði gibi “kadýn-erkek birlikte eylem yaparsa 8 Mart’ýn sýnýfsal özüne uygun kutlanacaðýný vurgulayan bir platform” kurulmasý deðil, feminist anlayýþa karþý devrimci anlayýþý çýkaran bir platform oluþturmaktýr. Sorunu baþka þekilde ifade etmek ayrýþmanýn ideolojik boyutunu anlamamak demektir. Herkes kendi çizdiði yolda yürüyerek 8 Mart’a varýldý. Kadýköy’de Cumartesi ve Pazar günü yapýlacak mitinglere izin veren devlet, Beyazýt Mitingine izin vermedi. Sorunu izin temelinde görmeyen platform fiili bir þekilde mitingi örgütlemek için kollarý sývadý. Devrimci kadýnlarýn, devletin belirlediði alanlar dýþýnda reformistlerden ve feministlerden ayrýþarak sýnýfsal özüne uygun devrimci bir 8 Mart mitingi yapmasý devletin saldýrmasý için yeterli nedendi. Devlet, her þeyden önce böyle devrimci bir kopuþa müsamaha gösterememiþtir. Sabahýn erken saatleri olmasýna raðmen toplanan kalabalýktan, mitinge olabilecek katýlým konusunda bir fikir edinen polis, insanlar bir araya gelmeden saldýrmayý kendisi için daha uygun görmüþ olmalý ki, miting tertip komitesiyle dahi görüþmeden saldýrýya geçmiþtir. Bu ani saldýrý karþýsýnda, kitle mümkün olduðu kadarýyla karþý koymaya çalýþtý. Haþim Ýþcan alt geçitinden insanlar, otobüslerden zorla indirilerek gözaltýna alýndý. Polis, kitleyi, Aksaray-Unkapaný yönlerine sürükleyerek miting alanýndan uzaklaþtýrmaya çalýþtý. Tüm bu çabalar sonuç vermedi, hedef Beyazýt olarak belirlenmiþti bir kere… Daðýlan kitle kýsa sürede Beyazýt’ta bir araya geldi. Açýklama okunmaya baþlanýr baþlanmaz her yandan insanlar alaný doldurdu. Daha önce hazýrlanan miting programý uygulanmaya çalýþýldý. Tertip komitesi adýna yapýlan konuþmanýn ardýndan EmekliSen’den bir kadýn, Ostim-Der’den bir kadýn, þair Ruhan Mavruk konuþmalarýný yaptý. Grup Yel ve Gece Tutuþtu ile halaylar çekildi. Basýn açýklamasý bitirilip kitle daðýlýrken, polis kendi iradesini ortaya koyan devrimci kadýnlarý cezalandýrmak için bir kez daha azgýnca saldýrdý. Onlarca kadýn ve erkek yaralandý. Toplam 63 kiþi gözaltýna alýndý. Kalp rahatsýzlýðý bulunan Emekçi Kadýnlar’dan Fatma Yýldýrým baþýndan yaralandý ve gazlarýn yarattýðý etkiyle fenalaþtý. Bir Ölüm Orucu Eylemi Gazisi polisin þiddetli saldýrýsýna
maruz kaldý. Bir kiþinin burnu, bir kiþinin çenesi, bir kiþinin de kolu kýrýldý. Bu sene 8 Mart’ta gündeme damgasýný vuran Mart’ýn isyancýlýðýna uygun eylem örgütleyen devrimci kadýnlar oldu. Polis sanki ilk defa böyle pervasýz ve vahþice saldýrýyormuþ gibi, basýn ve medya tarafýndan yazýklanarak gündeme taþýndý. AB troykasýnýn toplantýlarý bu nedenle geç baþladý. Cezaevi operasyonlarýndan, F Tipi sürecinden çok iyi tanýdýðýmýz AB, demokrasi havarisi kesilerek, kadýnlara uygulanan þiddeti bir kriz meselesine dönüþtürdü. Oysa biz onlarýn demokrasi anlayýþýný çok iyi biliyoruz. Saraçhane ve Beyazýt’ta dayak yiyen kadýnlar, asla kendilerinin, emperyalistlerarasý çeliþkilerin malzemesi haline getirilmesine izin vermeyeceklerdir. Biz kadýnlar, hem TC’yi hem de AB’yi çok iyi tanýyoruz. Saldýrýyý ve gözaltýlarýný protesto etmek, suç duyurusunda bulunmak için kadýnlar bir gün sonra bu kez Sultanahmet Adliyesi önünde bir araya geldiler. Yapýlan suç duyurusunun ardýndan sloganlarla oradan ayrýldýlar. 8 Mart Salý günü ise yine alanlardaydýk. Bu kez kadýnlarýn buluþma yeri Kadýköy’dü. Kadýköy’de yapýlan basýn açýklamasýnýn ardýndan, 8 Mart’ý SEKA’lý iþçilerle ve onlarýn eþleriyle geçirmek isteyen bizler, trenle Ýzmit SEKA’ya doðru yola çýktýk. Ellerimizde kýzýl karanfillerle SEKA Ýþçilerine “Mücadeleniz Mücadelemizdir. Her ne pahasýna olursa olsun direnmek zorundayýz” diyerek destek verdik. “Günlerden 8 Mart… Önümüzde bahar… Ardýmýzda kar… yürüyoruz” diyen emekçi kadýnlar, fabrikalardan, mutfaklardan, bürolardan, okullardan çýkýp gelerek Beyazýt Meydaný’nda buluþtu. Bir daha ki randevu 2006 8 Mart’ýna kesildi. Ama o güne kadar 12 Mart Gazi sokaklarýnda, 13 Mart’ta idamlara karþý eylemlerde, 19 Mart’ta Irak’taki iþgale karþý yapýlacak olan küresel eylemde, 21 Mart’ta Kürt halkýyla birlikte Newroz ateþlerini yükselteceðimiz mitinglerde yine biz emekçi kadýnlar olacaðýz. Her zaman olduðu gibi erkek sýnýf kardeþlerimizle ve erkek yoldaþlarýmýzla birlikte,omuz omuza, el ele… Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü! 8 Mart Kýzýldýr Kýzýl Kalacak!
Sultanahmet Adliyesi Önü
16
37. Sayý / 16-30 Mart 2005
Emekçi Kadýnlar
Kadýköy Ýskele Meydaný
Yeni Evrede
8 Mart
Mücadele Birliði
ESKÝÞEHÝR’DE 8 MART Eskiþehir’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü için, içerisinde Emekçi Kadýnlar olarak bizim de bulunduðumuz Demokratik Kadýn Platformu oluþturuldu. Platform olarak 8 Mart öncesinden çalýþmalarýmýza start verdik. 7 Mart günü kadýnlara kart gönderdik ve bildirilerimizi daðýttýk 8 Mart günü ise Kýlýçoðlu Sinemasý’nýn önünden baþlayan yürüyüþümüz, Vardar Ýþ Merkezi önünde yapýlan basýn açýklamasýyla son buldu. Yürüyüþ ve basýn açýklamasý sýrasýnda sloganlarýmýz hiç susmadý. Basýn açýklamamýzda 118 kadýn iþçinin kanlarýyla sulanmýþ bu mücadele gününün özüne uygun olarak kutlanmasý gerektiðini vurguladý. Tutsak kadýnlara, Kürt kadýnlarýna ve emekçi kadýnlara yapýlan baskýlarý gözler önüne serdik. Emekçi kadýnýn kurtuluþunun devrimle, sosyalizmle mümkün olacaðýný vurguladýk. Basýn açýklamamýzý 6 Mart’ta Ýstanbul’da yapýlan faþist saldýrýlarý kýnayarak sona erdirdik. YAÞASIN DÜNYA EMEKÇÝ KADINLAR GÜNÜ Eskiþehir’den Emekçi Kadýnlar
ANTEP’TE MART AYI FAALÝYETLERÝ Antep’te çeþitli semtlerde Emekçi kadýnlar olarak 8 Mart ile ilgili bildirilerimizi daðýttýk. Kimisi sevinçle karþýlarken kimisi ilk kez önemsenmenin verdiði þaþkýnlýkla alýyordu bildirilerimizi. En ilginci de emekçi kadýnlara daðýttýðýmýz bildirileri merak edip yanýmýza gelen amcanýn “ne daðýtýyorsunuz gençler” diye sormasýydý. Anlattýk. 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü’nü ve bunu anlatan bildirilerimizi. Amca ne dese beðenirsiniz? “Hele baða da bi dene verin. Ben de benim karýya vericim.” Yine Mart ayýnýn geneline yönelik “Mart Ýsyandýr, Ayaklanmadýr, Devrimdir” baþlýklý bildirilerimizi çeþitli semtlerde daðýttýk. 13 Mart Savaþçýlarý’ný anlatan bildirilerimizi de yine Antep’in bazý semtlerinde daðýttýk. Daðýtým sýrasýnda 13 Mart Savaþçýlarý’ný bilen birçok kiþi çýktý. “Emeðin Birliði’yiz biz, aferin gençler devam edin” vb. sözler bizlere hem moral güç oldu hem de geçmiþin birçok insan tarafýndan biliniyor olmasý bizi gururlandýrdý. MÜCADELE BÝRLÝÐÝ PLATFORMU/ANTEP
ADANA’DA 8 MART Tüm dünyada kapitalizme karþý savaþ günü olarak kutlanan Dünya Emekçi Kadýnlar Günü’nde, Adana’da da dergi çevrelerinin bir araya gelmesiyle bir miting yapýldý. Saat 12.00’da Adana Büyükþehir Tiyatrosu’nun önünde bir araya gelen kitle, sloganlar eþliðinde Uður Mumcu Meydaný’na kadar yürüdü. Mitinge yaklaþýk 250 kiþi katýldý. Mitingde bizler de Mücadele Birliði olarak yerimizi aldýk. 8 Mart’ýn tarihini anlatan bir metnin okunmasýyla baþlayan etkinlik söylenen marþlar ve atýlan sloganlarla devam etti. Mitingde “Yaþasýn Dünya Emekçi Kadýnlar Günü”, “Zafer Savaþan SEKA’nýn Olacak”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Ýktidar Dýþýnda Her Þey Hiçbir Þeydir” vb. sloganlarý atýldý. Yaklaþýk olarak 2 saat süren miting olaysýz þekilde sona erdi. EMEKÇÝ KADINLAR LENÝNÝST SAFLARDA ÖZGÜRLEÞECEK! Adana’dan Mücadele Birliði Okurlarý
Mer ha ba, Bu yýl da isyan ateþinin yandýðý, kavga bayraklarýnýn dalgalandýðý Mart ayýný yaþamaktayýz. Mart ayýnýn kapýsý, bütün emekçi kadýnlarýn, kapitalizme karþý 1857’de baþlatmýþ olduklarý savaþýn yýldönümü olan 8 Mart’la açýlýr. Özellikle son yýllarda 8 Mart, burjuvalar tarafýndan kavga günü olmaktan çýkartýlýp anlamsýzlaþtýrýlmak isteniyor. Bu bir emek savaþýdýr, cadýlar balosu deðil diyerek, kadýnlarý bu konuda aydýnlatmak için bir panel hazýrladýk. Panelin asýl konusu burjuva feministler aracýlýðýyla insanlarýn arasýnda çeliþki yaratmak isteyenlerin asýl amaçlarýnýn, toplumun apolitikleþtirme, gerçeklerden uzak, sistemin dalaverelerine karþý dilsiz, kör bir toplum yaratma olduðunu vurgulamak ve sistemin politikalarýna karþý mücadeleye çaðýrmaktý. Ýlk köle insan olarak kadýnýn, bu savaþtaki yerinin ne denli büyük olduðunu bir kez daha göstermek istedik. Günümüzde ise, yoz kültürün içinde neredeyse kimliksizleþmiþ, varlýðýyla yokluðu arasýnda kaybolmuþ ev hizmetçisi, fabrika iþçisi kadýnlarýn karþý karþýya kaldýklarý sorunlarý ve bunlarýn çözüm yollarýný ele aldýk. Panelimiz, kadýn sorununu anlatan bir þiirle baþladý. Ardýndan 8 Mart’ýn tarihçesini, New York’lu kadýn iþçilerin amaçlarýný anlattýk. Kadýn sorununu toplumun ezilen sýnýflarýnýn sorunundan ayrý tutmamýz gerektiðini, aksine kadýnýn kurtuluþunun toplumun kurtuluþundan yani devrimden geçtiðini anlattýk. Panelimize katýlan analarla soru-cevap þeklinde sohbetimiz geç saatlere kadar sürdü. Son olarak bu yoz kültür içerisinde kadýnýn ev hapisliðinden kurtulmasý için siyasal-sosyal-ekonomik alanda kendilerini özgürleþtirmelerini, devrim mücadelesine katýlmalarýný söyleyerek; þarký, türkü ve marþlarla panelimizi sonlandýrdýk.
YAÞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇÝ KADINLAR GÜNÜ! YAÞASIN EMEKÇÝ KADINLARIN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! KADIN-ERKEK ELELE YÜRÜYORUZ DEVRÝME! Ýkitelli Ayýþýðý Sanat Merkezi 37 Sayý / 16-30 Mart 2005
17
Yeni Evrede
13 Mart
Mücadele Birliði
13 MART
larýný “Ýdamlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarýyla bu SAVAÞÇ ILARI ÝÇ kez bizler inlettik. ÝN ANM ganlarýmýzýn ardýndan, onlarýn A mücaSlo delelerini ve hayatlarýný anlattýðýmýz
13 Mart, devrim tarihine asla unutulmayacak bir gün olarak geçmiþtir. Çünkü, üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda ilk olarak üç iþçi, 13 Mart 1982 tarihinde idam edildi. Ýzmir Buca zindanýnda Seyit Konuk, Necati Vardar ve Ýbrahim Ethem Coþkun bu tarihte katledildiler. 13 Mart tarihi bizim için kavgamýzýn adý, Leninizmin bayraðýnýn daha da yükseklerde dalgalandýrýldýðý gün olmasý nedeniyle büyük bir öneme sahiptir. Tam da bu nedenle, onlardan aldýðýmýz adýmýza yakýþýr bir þekilde 13 Mart gününü bir eylem gününe çevirdik. Bizler, Genç Emekçiler Birliði olarak 13 Mart tarihinde saat 14:00’da yoldaþlarýmýzýn katledildiði Buca Zindaný’nýn önünde bir basýn açýklamasý düzenledik. Basýn açýklamasýndan saatler önce yoldaþlarýmýzý katleden cellatlarýn günümüzdeki uzantýlarý eylem alanýna doluþmuþlardý. O kalabalýk güruhun ortasýnda üzerinde “Kavgalarý Adýmýz, Adlarý Onurumuz / GEB” yazýlý pankartýmýzla belirdiðimizde þaþkýnlýða uðradýlar. Bundan 23 yýl önce yoldaþlarýmýzýn sloganlarýyla inlettiði Buca zindanýnýn duvar-
Bundan tam 23 yýl önce üç yiðit devrim savaþçýsý, üç komünist iþçi devrim davasýnda ölümsüzleþtiler. Onlarýn, Buca Zindaný’nda proletarya tarihindeki altýn sayfalardan birini daha yaz-
bir basýn açýklamasý metni okuduk. Metnin arasýnda sýk sýk; “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor, Savaþýyor”, “Devrim Yolunda 13 Mart Saflarýna”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür” sloganlarý atýldý. Onlarýn birer proleter olarak yaþayýp, birer proleter olarak ölümsüzleþtiklerini vurguladýðýmýz konuþmalarýmýzda, onlarýn adlarýnýn sonsuza dek yaþatýlacaðýný vurguladýk. Polislerin son derece rahatsýz olduðu eyleme çevredeki halkýn ilgisi yoðundu; evlerin camlarýndan bakanlar, arabayla geçerken korna çalanlar eylemimizde bizleri yalnýz býrakmadýlar. Ýdam edilen ilk komünist iþçiler olarak onlar tarihe geçtiler. Sonsuza kadar yaþatýlacaklar. ADLARI ONUR, ADLARI ADIMIZ! GENÇ EMEKÇÝLER BÝRLÝÐÝ! Genç Emekçiler Birliði Derneði/ÝZMÝR
dýklarý bu günde onlarý mezarlarý baþýnda anmak için biz yoldaþlarýna düþtüðünü sabah saatlerinde kýzýl bayraklarýmýz, pankartýmýz ve karanfillerimizle savaþçýlarýmýzýn mezarlarýnýn baþýna geldik. Bugün; üç komünist iþçinin devrim kavgasýnda ölümsüzleþtikleri, devrim yolunu kanlarýyla, canlarýyla suladýklarý, proletaryanýn bayraðýný, Leninizmi daha da yükselttikleri gündü. Mezarlýða ulaþtýðýmýzda üzerinde “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor, Savaþýyor/ Mücadele Birliði Platformu” yazan pankartýmýzý ve yoldaþlarýmýzýn resimlerini açtýk. Anmamýz, 13 Mart Savaþçýlarýnýn þahsýnda gerçekleþtirdiðimiz saygý duruþuyla baþladý. Saygý duruþunun ardýndan, Seyit Konuk, Ýbrahim Ethem Coþkun ve Necati Vardar yoldaþlarý ve mücadelelerini anlatan bir metin okuduk. Metinde týpký Paris barikat-
MERHABA YOLDAÞLAR Emekçi bir insan olarak sizlere, günde 12 saat çalýþmanýn sonucunda, henüz 20 yaþýnda olmama raðmen, bedenimin çökmesinin öfkesi ile yazýyorum. 150 milyon ücretle, günde 12 saat çalýþmak ücretli kölelikten baþka bir þey deðildir. Bütün dünyayý biz iþçiler ve emekçiler yaratýrken; beyefendilere, patronlara yalnýzca eðlenmek kalýyor. Ölmeyeceðimiz kadar para karþýsýnda emeðimizi sömürüp, yarýnlarýmýzý elimizden alýyorlar. Ama bu düzenin böyle gitmeyeceðini onlar da biliyorlar ve korkuyorlar. Önlem almaya çalýþýyorlar akýllarý sýra. Üretmesini ve paylaþmasýný seven insanlar, artýk savaþma zamanýdýr. Yarýnlarýmýzý kurma zamanýdýr. Ellerimizden kitaplarýmýzý, taþlarýmýzý düþürmeden sürekli savaþma zamanýdýr. Korkmadan, inançla çevremizi örgütlemeli, daha çok teorik ve pratik bilgiye ulaþmalýyýz. Unutmayalým ki, haklý olan biziz, kýsacasý Yarýn Bizimdir Yoldaþlar.
Mücadele Birliði Platformu/ÝZMÝR
13 MART SAVAÞÇILARI YAÞIYOR SAVAÞIYOR! Devrim tarihimize idam sehpasýnda ölümsüzleþen ilk proleter sosyalistler olarak geçen Necati, Ýbrahim, Seyit yoldaþlar mücadelemize ýþýk tutmaya devam ediyor. 13 Mart Pazar günü Adana Mücadele Birliði Platformu olarak Aysun BOZDOÐAN yoldaþýmýzýn mezarý baþýnda onun þahsýnda öncelikle 13 Mart Savaþçýlarý olmak üzere ölümsüzleþen bütün leninist savaþçýlarý anacaðýz.
DEVRÝM BÝZÝZ BÝZ DEVRÝMÝZ! Adana’dan Devrimci Bir Ýþçi
18
larýnda, Madrid’de olduðu gibi Ýzmir’in yoksul iþçi semtlerinde ve fabrikalarýnda iþçilerin, devrimcilerin eylemelerine öncülük eden, bu 3 yiðit devrimci yoldaþýmýzý unutmadýðýmýzý ve unutturmayacaðýmýzý vurguladýk. Metnin okunmasýndan sonra, “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor, Savaþýyor” sloganýyla yoldaþlarýmýzý selamladýk. Zindanlarda, Ölüm Oruçlarý’nda ölümsüzleþen devrim savaþçýlarýmýzdan da bahsedilen anmamýzda, onlarýn mücadele bayraklarýnýn biz yoldaþlarýnýn omuzlarýnda olduðu bir kez daha vurgulandý. Anmamýzý; 13 Mart Savaþçýlarýna ithaf edilen 13 Mart marþýný okuyarak sonlandýrdýk. Selam olsun; faþizmin karanlýðýný yýrtan ateþi yürekleriyle besleyenlere!
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
FAÞÝZMÝ DÖKTÜÐÜ KANDA BOÐACAÐIZ! 13 MART SAVAÞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR! Adana Mücadele Birliði Platformu
Yeni Evrede
Kadro
Mücadele Birliði
OPORTÜNÝZME KARÞI PRATÝK MÜCADELENÝN ÖNEMÝ
O
portünizme karþý mücadele, burjuvaziye karþý yürütülen sýnýf savaþýmýndan ayrý tutulamaz. Çünkü oportünizm, burjuvazinin devrimi politik yönden çevirme taktiklerinden beslenen sosyal-reformizmi devrimle uzlaþtýrmaya çalýþarak, küçük mülk sahiplerine özgü dünya görüþünü ve alýþýlmýþ önyargýlarý iþçi sýnýfý hareketi içinde yaygýnlaþtýrarak, proletaryanýn devrimci sýnýf savaþýmýna engel olur! Leninizm, eðer oportünizme ve bunlarýn iþçi sýnýfý içine uzanan etkilerine karþý diþe diþ, nefes nefese bir mücadele içine girmezse, proleter harekete yön verecek öncü konumunu pekiþtiremez. Devrim karþýsýnda oportünizm, küçük-burjuva sýnýfýn siyasal tavrýný ifade eder. Devrim, büyük bir güç kazanarak yükseldiðinde, “ateþli bir aþka” tutulurlar. Bu devrimin herhangi bir evresinde ortaya çýkan herhangi bir baþarýsýzlýkta ise paniðe kapýlmaya, yüreksizleþmeye ve devrimin büyük amaç ve iþlerinden vazgeçmeye eðilim taþýrlar. Onlar, devrim baþkent kapýlarýna dayanýp, artýk her þey en son vurulacak darbeye kaldýðý zamanda bile, birkaç reform uðruna devrimden vazgeçmeye hazýr olacaklardýr. Bütün büyük devrimlerin dersidir bu. Oportünizmin þurada devrimci, burada tümüyle reformist olmasý kimseyi þaþýrtmasýn. Çünkü oportünizm, kimi yer ve zamanlarda devrimci pratiklere girmeden, kendi varlýðýný sürdüremez. Kimi zaman polisle çatýþmalarý, bu çatýþmalarýn devrimci etkiler yaratmasý, oportünizmin reformcu yanýný törpülediði anlamýna gelmiyor; bu ,boþ bir umut olurdu. Tersine; o, devrimin gücüyle uyanan yeni ve diri güçlerin devrimci karakterini önce kavrayýp, sonra törpüleyebilmek için, böyle davranýyor. Bu topraklarda oportünizm, ancak “militanca” yürütülebilir. Ama, bugün Okmeydaný’nda barikat kurarken, yarýn liberal reformcu aydýn tayfasýyla reformcu çaðrýlar yaparlar. Devrimin ateþini, reformist hedeflerle, reformist dostluklarla soðuturlar. Türkiye ve Kürdistan’da oportüniz-
min temel misyonu, devrim ve reform cephelerini uzlaþtýrmaktýr. Bu yüzden, “her tarakta bezleri” vardýr. Onlar, bu yaptýklarýna; “reformistleri de devrimci zemine çekmek” gözüyle bakýyorlar. Oysa, bu tür çabalarýn her zaman kaçýnýlmaz olan sonucu, reformizmin devrim cephesine karakter zayýflýðý ve kararsýzlýk taþýmasýdýr. Ve oportünizmin, tam da böyle bir kararsýzlýða ihtiyacý vardýr. Kararsýzlýk ve sonuna kadar gitmemek gerektiði duygusunun hakim olduðu kitle, oportünizmin beslendiði ana damardýr. Reformizmle bir arada olmayý, komünistlerle bir arada olmaya tercih ederler ve birlik çaðrýlarý hemen her zaman reformizme yöneliktir. Mücadele Pratik Üzerinden Yürümeli Marksizmin kurucularý ve büyük ustalarý oportünizme karþý nasýl mücadele ettiler? Onlar yalnýzca sözlü ve yazýlý teþhirlerle yetinmediler. Oportünizme karþý pratik alanda yürütülen 150 yýllýk mücadele olmasaydý, Marksizm-Leninizmin dünya proletaryasý arasýnda bu denli yaygýnlaþýp kökleþmesi de mümkün olamazdý. Engels, Paris’te oportünist partilerin bir dünya kongresi toplayacaðýný duyduðunda, ilerlemiþ yaþýna raðmen kollarý sývadý. Ayný gün ve ayný yerde devrimci sosyalist-marksist partilerin de kongre toplamasý konusunda çevresindekileri ikna etti; yüzlerce mektup yazdý, gece-gündüz koþturup durdu. Ve oportünizmle ayný gün, üstelik onlardan nitelik olarak kat kat üstün bir kongre toplamýþ olmayý, tarihsel bir baþarý saydý. Çünkü o toplantý, II. Enternasyonal’in kuruluþ toplantýsý oldu. Lenin, özellikle Menþeviklere karþý mücadeleye büyük önem verdi. Onlarýn iþçi sýnýfý içinde attýðý her adýmý izledi ve tam bir karþýlýk vermekte hiçbir zaman tereddüt etmedi. Politikanýn gücünü ve etkinliðini sarraf terazisinde ölçmeye alýþkýn olanlar, bugünden baktýklarýnda, Lenin’in Menþeviklere karþý mücadele taktiklerini kavramakta elbette güçlük çekeceklerdir. Menþevikler bir kongre mi topluyor, Bolþevikler hemen bir konferans ilan ederler37. Sayý / 16-30 Mart 2005
di. Menþeviklerin toplantý ve kararlarýna karþýlýk, Bolþeviklerin toplantý ve kararlarýyla cevap vermek, oldukça önemliydi. Çünkü böylece, proletaryanýn önüne, iki farklý nitelikte sonuç bildirgesi ulaþýyordu; taktiklerde ve devrimi kavrayýþtaki farklýlýk çok daha güçlü vurgulandýðý gibi, Menþevik etki daha baþtan kýrýlýyordu. Günümüzde, yaþadýðýmýz topraklarda proletarya, oportünist taktiklerle gerçekten devrimci olan leninist taktiklerin arasýndaki nitelik farkýný kavrayacak olgunluða ulaþmýþtýr. Bu konuda kitlelerin birikimine güvenmeliyiz. Fakat, öte yandan, oportünizme karþý mücadeleye özgü taktikleri yaþama geçirmek bir zorunluluktur. Eðer, “nasýl olsa bunlarýn faaliyetlerinden devrimci bir sonuç çýkmaz” deyip, kollarýmýzý kavuþturup beklersek, kitlelerde bir birikim olarak duran devrimci bilinci ve içgüdüyü harekete geçiremeyiz ve onlarý oportünizmin insafýna terk etmiþ oluruz. Oportünizmin faaliyetlerine iliþkin yazýlý ve sözlü eleþtirimizi yapýp, sonra da kendi iþimize bakmak, onlara karþý mücadeleyi eksik býrakmak olur. Yeri gelmiþken, sözünü etmeden geçmeyelim. Bugüne dek, leninistlerin yazýlý ve sözlü eleþtirileri, oportünizm tarafýndan sessizlikle karþýlandý. Bunun tek nedeni kibir deðil. Evet, bu da var ve eylem alanlarýndaki çoðunluða oportünistler hakim olduðu sürece, bu boþ kibir de devam edecek. Oysa, onlar birbirlerini eleþtirirler, ama elbette devrimin en temel sorunlarý ve pratiði üzerine deðil, çok daha önemsiz, ývýr-zývýr konularda. Çünkü, en önemli konularda, pratikte hep ayný þekilde davranarak, birbirlerinin geri konumlarýný meþrulaþtýrýyorlar. Leninist eleþtiri ve öneriler konusunda sessiz kalmalarý, bu eleþtiri ve önerilerin içeriði nedeniyledir. Leninizmle giriþilecek bir tartýþma, oportünist karakterdeki ortalama solun “mutlu izdivaç”larýný bozabilir. Oportünizm, leninizme karþý iþte böyle pratikte özel taktiklerle mücadele ediyor. Oportünizme karþý mücadele süreklilik taþýmalýdýr. Bugün þurada ya da burada
19
Yeni Evrede
Kadro teorik ve pratik olarak iflas eden oportünizm, yarýn yine ayný yerde, bu kez farklý yüzlerle ve söylemlerle karþýmýza çýkar. “Nasýl olsa geçmiþte iflas etiler, þimdi de tutunamazlar” biçiminde bir düþünce yanlýþtýr. Devrimin (ve de leninistlerin) herhangi bir bölgede güçlü olmasý, orada oportünist hareketlerin yeþermeyeceði anlamýna gelmez, çünkü onun kapitalizm tarafýndan sürekli yeniden üretilen bir toplumsal zemini vardýr. Küçük mülk sahiplerinin ve onlarýn etkisi altýndaki yarý-proleter unsurlarýn kalabalýklar oluþturduðu her yerde oportünizm, kendine yaþam alaný bulur. Bugün yok olsa, yarýn yine ortaya çýkar. Bu nedenle, devrimci proletarya, bir yandan kendi etkinliðini süreklileþtirirken, öbür yandan da, oportünizmin pratik mücadele içindeki karakter zayýflýðýný ve devrimde sonuna kadar gidememe konusundaki kararsýzlýðýný kitleler içinde sürekli teþhir etmekle yükümlüdür. Peki ya oportünist hareketlerin güçlü olduðu bölgelerde durum ne? Oportünizm, devrim hýzlý bir yükseliþ içine girdiðinde “aþka gelir”. Bu yüzden, onlar kitleleri deðil, kitleler onlarý harekete geçirir. Bu yükseliþte en küçük bir baþarýsýzlýk ortaya çýksa, ilk paniðe kapýlanlar, yüreksizleþip devrimin büyük hedeflerinden ilk vazgeçenler de yine onlar olur. Yani oportünizm, güçlü olduðu bölgelerde bile devrimci sýnýflar içinde köklü deðildir. Oportünizm, kendini en güçlü hissettiði bölgelerde yenilgiye uðratýlmalýdýr. Bütün bu anlattýklarýmýzdan, oportünizmi adým adým izlemek, tüm eylem ve faaliyetlerimizi bu adýmlara göre ayarlamak sonucu çýkmaz. Biz, her tarakta bezi olan oportünizmle her alanda rekabete tutuþamayýz. Buna hem gerek yok, hem de enerjimiz yetmez. Fakat, bütün diðer alanlar bir yana, oportünizmin özellikle proletaryanýn içindeki ve ona yönelik faaliyetlerine karþý hassas ve uyanýk olmak gerekiyor. Oportünizm, býrakalým küçük mülk sahipleri, yarý proleter, devrimin þu ya da bu yönünü abartmaya ve tek yanlý kavramaya eðilimli kesimler içerisinde güç bulsun; bunun önüne zaten geçemeyiz. Fakat, bütün bu ara unsurlarý, ara kesimleri, daðýnýk bir mücadeleden kurtarýp, çok yönlü sorunlarý tek bir devrimci hedefte toplama yeteneðinde olan biricik sýnýf proletarya, Leninist politikanýn etki alaný içinde olmalýdýr. Oportünizmle diþe diþ, adeta bir rekabet halinde mücadele etmeden, leninistlerin bu etkiyi yaratmalarý çok zor olur.
20
Mücadele Birliði
YAÞASIN EMEKÇÝ KADINLARIN KAPÝTALÝZME KARÞI SAVAÞ GÜNÜ
95 yýl önce kabul edilen “8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü” bu yýl tüm dünyada emekçilerin coþkulu eylemleriyle kutlandý. Üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda da günler öncesinden baþlayan tartýþmalarla, bu yýl hararetli bir hazýrlýk süreci yaþandý. Bizler de Ýzmir’den bu tartýþmalarýn seyrine yönelik gözlemlerimizle baþlamak istiyoruz. Toplantý çaðrýsý yapýlmasýyla baþlayan süreç, her yýl olduðu gibi feminist bir tutum takýnmaktan sýyrýlamayan bazý hareketlerin pervasýzca kendilerini dayatmalarý sonucu daha baþtan iki ayaklý bir seyir izledi. Ýlk yapýlan genel toplantýda, erkek temsilcilerin katýlýmýný eleþtiren Ýzmir Kadýn Platformu ikinci toplantýda erkek temsilci gönderen çevreleri toplantýdan çýkartmak isteyince içinde bizim de bulunduðumuz katýlýmcýlar toplantýyý protesto ederek terk ettik. Dýþarý çýkýldýktan sonra yeni bir toplantý tarihi belirlendi ve eylem ikinci bir eylem organizasyonuna giriþileceði kesinleþti. 5, 6 ve 8 Mart tarihlerinde olmak üzere 3 eylem kararý alýndý. Ýlk eylem devrimci kadýn tutsaklarýn 8 Mart’ýný kutlamak için yapýlan kart atma eylemi oldu. 5 Mart günü saat 11:30’da Konak Postanesinin önünde ortak imzalý “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü” yazýlý bir pankart açtýk. Okunan basýn açýklamasýnýn ardýndan sloganlar eþliðinde kartlar atýldý ve diðer eylemlere yapýlan çaðrýnýn ardýndan kitle daðýldý. Ýkinci eylem ise 6 Mart günü saat 13:00’da Konak Pier’in önünde kortejler oluþturulmasýyla baþladý. Bizler de, Emekçi Kadýnlar olarak “Kadýnýn Kurtuluþu Sosyalizmde” yazýlý pankartýmýzla ve ölümsüzleþmiþ kadýn yoldaþlarýmýzýn resimleriyle alandaki yerimizi aldýk. Yürüyüþle eski Sümerbank’ýn önüne kadar gelindi. Yürüyüþ boyunca sýk sýk “Savaþan Kadýnlar Zindanlarda Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Emekçi Kadýn Devrimle Özgürleþecek”, “Emekçi Kadýnlar Leninist Partiye” sloganlarý atýldý. Ve alanda, bir program çerçevesinde basýn açýklamasý, konuþmalar ve müzik dinletisi yapýldý. Sunuculuðunu Mücadele Birliði dergisi Ýzmir temsilcisinin yaptýðý eylem programý müzik dinletisiyle sona erdi. 8 Mart günü ise yine Konak Sümerbank’ýn önünde basýn açýklamasý yapýldý ve okunan metnin ardýndan gruplar halinde Konak ve çevresinde bildiri daðýtýmý yapýldý. Diðer yandan feminist tavrýn aðýr bastýðý Ýzmir Kadýn Platformu’nun þenlik adý altýnda düzenlediði etkinliðin içeriðine uygun bir þekilde sadece kadýnlar günü olarak eðlencelerle kutlandýðý aldýðýmýz bilgiler arasýndaydý. Böylesine tarihsel bir eylem gerçekleþtirirken bu günün emekçilerin kapitalizme karþý savaþ günü olduðu gerçekliði göz ardý edilirse oportünist, reformist hareketler her eylemi “þenliðe” çevirmekten vazgeçmeyecekler. Mücadele Birliði/ Ýzmir 37. Sayý / 16-30 Mart 2005
Yeni Evrede
Gençlik Etkinliði
Mücadele Birliði
Geleceðin Sahiplerinin Buluþmasý... 5 Mart’ta Ýstanbul’un birçok semtinden gelen iþçi, emekçi, öðrenci gençlik; bütün genç insanlar Genç Yoldaþ’ýn 13 yýlýnda yozlaþmaya ve çürümeye karþý ellerini birleþtirdi. Gençlik, isyan ve ayaklanma ayýný, gençliðin enerjisi ve coþkusuyla, adýmýz Necati, Seyit, Ethem diyerek karþýladý. Mart ayýnýn kýzýllýðý, salonun her tarafýnda hissediliyordu. Bir ay öncesinden baþladýk hazýrlýklara, her þey bir bir düþünüldü. Salonun dekorundan, otobüslere, afiþlemeye, sanatçýlara kadar hepsi için ayrý ayrý görevlendirmeler yapýldý. Her tarafý afiþlerimize donattýk. Tüm bu süre içerisinde gençlik etkinliðine hazýrlanýrken bir taraftan da iþçi ve emekçi eylemlerinde yerimizi alýyor ve onlara destek oluyorduk. Etkinlik günü yaklaþtýkça Hemê Haci broþürlerimizi fabrikalara, sokaklara, evlere ulaþtýrýyor bire bir sohbet ederek daðýtým yapýyorduk. Son gün eksiklerimizi tamamladýk ve etkinliðimizi baþlatmak için heyecanla beklemeye baþladýk. T a b i i biz bütün bu hazýrlýklarý yaparken sistemin savunuculuðunu yapan polis de boþ durmuyordu. Konser baþlamadan çeþitli bahanelerle ve genç insanlarý tedirgin etmek amacýyla etkinliði yaklaþýk 1 saat geç baþlattý. Etkinliðimiz ölümsüzleþen devrim savaþçýlarýný anmak için saygý duruþuyla baþladý. Program, Gazi Ayýþýðý gençlerinin yaptýðý teatral þiir dinletisiyle mýsralara hayat veren genç yoldaþlarýmýz, salondaki insanlarýn duygularýný kabarttý: “Ey güneþin düþmaný, oturmayacaðým pazarlýða seninle, sýkacaðým diþimi, dayanacaðým” sesleri salonda her çýnlayýþýnda tüyleri diken diken etti. Murat Ateþ’in müzik dinleGrup Emeðe Ezgi tisi salonu etkisi altýna aldý. Bu sýrada “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” sloganlarý yükseliyordu. Etkinliðe, 4 aya yakýn zamandýr grevde olan ve patronlarýnýn yönlendirdiði faþistlerin saldýrýsýna uðrayan, yaralanan Lider Kargo iþçileri de katýlmýþtý. Bir Lider Kargo iþçisinin konuþmasýnýn ardýndan “Lider Kargo Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganý yükseldi. Taksim Ayýþýðý’ndan bir arkadaþýn ise hücrede yaþayan bir insaný canlandýrdýðý tek kiþilik tiyatro gösterisi, büyük beðeni topladý ve herkesi hücre gerçekliðiyle yüzleþtirdi. Hemê Haci’nin sahne almasýyla Kürt gençlerinin coþkusu ikiye katlandý. Salonda “Yaþasýn Kürt-Türk Halklarýnýn Mücadele Birliði” sloganlarý tekrar tekrar yankýlandý. Metin Kahraman ise müziðin güçlü yorumuyla seslendi coþkulu kitleye. Bir su gibi akan notalarla dinleyicileri adeta büyüledi. Onlar da veda ettikten sonra etkinlik sona erdi. Etkinlik sýrasýnda ve sonrasýnda bir çok insanla konuþtuk. Bir çok genç arkadaþýmýzla tanýþtýk; konuþtuðumuz insanlar etkinlikten, memnun bir biçimde ayrýldýlar. Bir kez daha gördük ki, inatçý ve ýsrarlý bir çalýþmayla baþarýlamayacak hiçbirþey yoktur. Elbette bizler, bunun daha iyisini yapabileceðimizi biliyoruz; elbette uzak tefek eksikliklerimiz olmadý deðil, ama tüm gece boyunca yoldaþlarýmýzýn parýldayan gözleri, gülen yüzleri, haklý bir gururun ifadesiydi. Merhaba genç yoldaþlar, merhaba kavga ve mücadele ayý isyancý Mart! Ýstanbul’dan Genç Yoldaþlar
Gazi Ayýþýðý Tiyatro Grubu
Lider Kargo Ýþçisi
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
21
Yeni Evrede
13 Mart
Mücadele Birliði
ANTEP’TE 13 MART ANMASI 13 Mart 1982’de proletaryanýn bayraðýný en yükseklerde dalgalandýran iþçi önderleri Necati VARDAR, Ý. Ethem COÞKUN, Seyit KONUK idam edildiler. Tam 23 yýl geçti aradan. 13 Mart Pazar günü yaptýðýmýz 13 Mart Savaþçýlarý’ný Anma etkinliðimizle, onlarýn bizlerle birlikte savaþmaya devam ettiklerini herkese duyurduk. Antep iþçi, emekçilerinin ve Ayýþýðý Sanat Merkezi emekçilerinin katkýlarýyla düzenlenen anma, iþçi bir arkadaþýn salonda “Ýdamlar Bizi Yýldýramaz” haykýrýþý ve saygý duruþuyla baþladý. Yaklaþýk 90 kiþinin katýldýðý etkinlik, açýlýþ konuþmasý ardýndan 13 Mart Savaþçýlarý’nýn kýsa tarihçesini anlatan slayt gösterimiyle devam etti. Slayt gösterimi sýrasýnda idam edilirken attýklarý sloganlar yankýlandý salonda ve zindan süreci fondan seslendirildi. Ardýndan 13 Mart Savaþçýlarý’ný anlatan bir yazý ve Buca Zindaný’ndan onlarý tanýyan bir siper yoldaþlarýnýn mektubu okundu. Ayýþýðý Þiir Grubu, Necati VARDAR’ýn bir þiirini okuyarak baþladý programýmýza; onlarý, bayraklaþanlarý, Ölüm Oruçlarýný þiirleriyle anlat-
týlar... Ayýþýðý Müzik Grubu Denize Ezgi, dinleyen herkesin beðenisini kazandý. Ali Nurþani’nin “13 Mart’ýn Sabahýnda” parçasý okunurken, çoðunluðu iþçi olan katýlýmcýlar eþlik etti. Onlar 13 Mat’tan buyana ezgileriyle taþýdýlar yoldaþlarýmýzý. Ýzmit F tipi zindanýndan Ergül Çiçekler’in gönderdiði “Savrul Rüzgar” þiirinden besteledikleri parça ve diðer besteleriyle yüreklerimize seslendiler. Etkinliðimiz son bulduðunda katýlýmcýlar, beðendiklerini ifade ettiler, oldukça duygulanmýþ bir halde “O günleri yeniden yaþadýk” diyerek, böyle baþarýlý çalýþmalarýmýzýn devamýný dilediler. Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi Emekçileri
* Baþyazý: Düþünsel Gericileþme * Eðitim Sistemi Üzerine * ABD’nin Çöküþü ve Emperyalist Savaþ * Dünden Bugüne “Silah” * Geliþen Ýþçi Hareketinde Genç Ýþçiler En Öne * Adlarý Onurumuz Kavgalarý Adýmýzdýr * Gazi Ayaklanmasýnýn Ardýndan * 8 Mart Ýsyan Gününden Devrime * Kapitalizm = Artý-Deðer * Newroz Piroz Be! *Gündem: Geliþen Ýþçi Hareketinde Genç Ýþçiler... * Ölüm Orucu Savaþçýlarý... * Burjuva Kültürün Futbola Bakýþý * Okurlardan... * “Artýk Devrimcilerleyim...” * Kitap Tanýtýmý: Kurtlar Arasýnda Çýplak * Antep Gençliðinden... * Mart Ýsyandýr, Ayaklanmadýr, Devrimdir!
22
37 Sayý / 16-30 Mart 2005
10. Sayýmýz Çýktý... Kitapçýlardan ve Yayýnevimizden Temin Edebilirsiniz