Skip to main content

PartizanOzelSayi40

Page 1

www.iscikoylu.org FAfi‹ZME, EMPERYAL‹ZME, FEODAL‹ZME, fiOVEN‹ZME VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹⁄E KARfiI

PART‹ZAN 126345 Say›: 2002-01 PART‹ZAN ÖZEL SAYI: 148 * 8-21 Kas›m * Fiyat›: 500 000 TL ISSN: 1303-0078

Kapatıldı susturulamaz Gazetemize yönelik sald›r›lar›n bir parças› olarak gündeme gelen toplatma kararlar› ve çeflitli tarihlerde aç›lan davalardan biri daha sonuçlanarak ‹stanbul DGM taraf›ndan gazetemiz ‹flçi-köylü’ye 15 gün kapatma cezas› verildi. Ne çal›flanlar›m›za yönelik gözalt› terörü, ne toplatmalar ne de bask›nlar ‹flçi-köylü’nün sesini k›smaya yetecektir. Do¤ru ve gerçek haberlerimizle, yorumlar›m›zla yay›n›m›za devam edece¤iz.

Halk demokrasicilik oyununu oynamad› % 25.69

(Oranlar kay›tl› seçmen say›s› üzerinden hesaplanm›flt›r)

% 21.26

Kay›tl› Seçmen Say›s›: 41.412.000 Kullan›lan Oy Say›s›: 32.605.151- (% 78. 73) Geçerli Oy Say›s›: 31.411.000- (%75.84)

% 8.06 % 7.16

% 3.08 Di¤erleri

Geçersiz oy

% 3.84

ANAP

Sistemin demokrasicilik oyunu 3 Kas›m günü sona erdi. Halk› sand›k bafl›na çekmek, kirli yüzlerini temizlettirmek için harcanan onca çaba resmi olmayan sonuçlara göre bofla gitti ve seçimlere son yirmi y›l›n en düflük kat›l›m› gerçekleflti. HALK PARLAMENTODAN UMUDUNU KEST‹⁄‹N‹ SANDIKTA GÖSTERD‹

% 4.62

DEHAP

% 5.43

GP

MHP

DYP

% 6.26

CHP

Kullan›lmayan oy

AKP

% 14.55

S‹STEM BARAJDA BO⁄ULDU

Kay›tl› seçmenin 4’te 1’i sand›k bafl›na gitmeyerek ya da geçersiz oy kullanarak bu oyunda figüran olmay› reddetti. Sayfa 3-4

Boykot ça¤r›m›z kitlelere umut oldu Seçimleri ele al›fl›m›z› ve boykot tavr›m›z›n içeri¤ini sand›k bafl›na gitmeme ça¤r›m›z› da¤›tt›¤›m›z onbinlerce bildiriyle, ev ziyaretleri, panel ve Okmeydan›’nda yapt›¤›m›z bas›n aç›klamas›yla kitlelere ulaflt›rmaya çal›flt›k. Boykot tavr›m›z›n farkl›l›¤›, dikkat çekicili¤i ve sempatiyle karfl›lanmas› çal›flmalar›m›z›n genel havas›n› olufltururken, politikam›z› do¤ru görmeyen kimi dostlar›m›z›n apolitik, h›rç›n tepkileriyle de karfl›laflmad›k de¤il. Emekçi halka oldu¤u gibi bu arkadafllara da politikam›z›n do¤rulu¤unu anlatmay› esas ald›k. Sayfa 16-17-18-19

Bu seçimler halk›n sermayenin kontrolü d›fl›nda davrand›¤› bir süreçtir

Prof. Korkut Boratav Profesör Doçent Doktor Korkut Boratav’la söylefli Sayfa 20-21

Ablukalar aras›nda iflçiler direnifli sürdürüyor Tuzla Havzas›nda Kampana Deri’de 20 Eylül 2002 tarihinde 12, Güven Karaca Deri’de ise 5 Ekim 2002 tarihinde 13 iflçinin bafllatt›klar› direnifl, patron ve jandarman›n tüm bask› ve y›ld›rma politikalar›na karfl›n sürüyor. Sayfa 7

Yükselen köylü eylemlilikleri örgütlülü¤ü dayat›yor DSP-MHP-ANAP hükümeti döneminde ç›kan yasalarla tar›m› imha eden devlete olan kinlerini geçmifl y›llara nazaran biraz daha kitlesel eylemlerle ortaya döken köylüler; kendi inisiyatiflerinin yok say›ld›¤› bölgesel mitinglerin art›k çok da birfley ifade etmedi¤inin fark›ndalar. Sayfa 8

Ortado¤u’da son balans ayarlar› Uluslararas› arenada emperyalistlerin ifltah›n› kabartan Ortado¤u petrolleri üzerindeki pazarl›klar sürerken ABD’nin Irak’a sald›r› plan›nda Türk hakim s›n›flar›n›n üstlenece¤i rolde son balans ayarlar› yap›lmakta. Sayfa 12

iflçi-köylü’den HALKIN “KEND‹L‹⁄‹NDEN AMA OLUMLU EYLEM‹N‹” ANLAMAK Sayfa 30


Partizan Özel Sayı 148

2

8-21 Kasım 2002

Emekçi semtlerde yoksulluk sarmal›nda susuzluk ve bidonkent Onlar ne Marmara Denizi’ni gördüler ne de Taksim’in k›rm›z› ›fl›klar› alt›nda vitrinlere bakarak ‹stiklal Caddesi’nde dolaflt›lar. Kanl› kara postal zoruyla do¤up büyüdükleri topraklar›ndan kopar›lm›fllard›. Yurtsuz, topraks›z, tavuksuz, gömleksiz, iflsiz ve sahipsizlerdi. Dilleri yasakt›, gülmeyi çoktan unutmufllard› bu devletin onlar› unutmas› gibi. Diyarbak›rl›, Karsl›, Mufllu, Mardinli, Siirtli... idiler, yoksul ve Kürttüler. fiimdi onlar devletin ‹stanbul’da trilyonlar harcad›¤› Olimpiyat stadyumunun hemen yan›bafl›nda gecekondularda yafl›yorlar. Yol, su, elektrik, okul ve belediye hizmetlerinden yoksunlar. Yaflam›n iki z›t tarzda yafland›¤› ‹stanbul’da Befliktafl’›, Taksim’i, fiiflli’yi, Etiler’i... görmüfller mi acaba? Yoklu¤un dizboyulu¤unda bir yanda güne hep aç bir flekilde merhaba diyenler, di¤er yanda ise yoksulun midesine gidecek olan her lokmay› çalan zenginlerin, zevki sefa içinde süren yaflamlar›. Siirtli Hatice Kurt’un “buras› bizim çöplü¤ümüz biz burdan baflka bir yere gidemiyoruz” demesi gecekondular›n yoksullu¤unda çaresizce sürdürdükleri yaflamlar›n›, gecekondunun binbir sorununu s›ralayarak çarp›c› bir flekilde ifade ediyor. Yaflad›klar› mekanlar› “çöplü¤e” benzetenlerle buralar›n k›y›s›na u¤ramayan patron a¤alar›n yaflam koflullar› aras›ndaki uçurum, aradaki farkl›l›k, sistemin adaletsizli¤ine karfl› öfkenin buralarda daha da mayalanmas›na yol aç›yor.

G‹TMESEK DE ORDA DA YAfiAYANLAR VAR Küçükçekmece ‹kitelli Ziya Gökalp Mahallesi’ne ba¤l› Ayazma’da yaflayan her aile 9-17 aras› de¤iflen nüfusa sahip. Birkaç gün ifl bulup çal›flsalar da aylarca iflsiz dolafl›yorlar. Ekmeklerini ise derme çatma tand›rlar›nda yap›yorlar. F›r›ndan ekmek yemenin dahi lüks anlam›na geldi¤i buralarda kuru ekme¤ini bo¤az›ndan afl›racak taze bir yudum su bulmak bile mümkün olmuyor. Siirt’ten göç eden Sercan Kurt, çocuklar›n› 3-4 kilometre uzakl›ktaki Köye (Küçükçekmece ‹kitelli Ziya Gökalp Mahallesi’ne) gönderdiklerini ama maddi durumlar›n›n kötü olmas›ndan dolay› çocuklar›n› okulun son s›n›f›na kadar okutamad›¤›n› tepkiyle dile getiriyor. Oniki yafl›ndaki Ü.D köyün içindeki okula gidebilmek için gün ›fl›madan uyand›¤›n› ama buna ra¤men ilk derslere yetiflemedi¤ini, ö¤retmenlerin bu konuda kendilerine toleransl› davranmad›¤›n› anlat›yor. Yaflanan ac›lar yaflam›n getirdi¤i güçlüklerle s›n›rl› kalm›yor. Okula gitmek için TEM yolundan karfl›ya geçerken kamyonun alt›nda kalan gencecik insanlar yaflanan ac›lar› daha da çekilmez bir hale sokuyor. TEM’deki ölüm geçifli s›ras›nda bir kaza, daha yeni yaflanm›fl. Kazadan flanfl eseri yaral› kurtulan Leyla Kurt, fiiflli Hastanesi’nin acil bölümünde ç›kar›lacak olan hastane faturalar›n›n sanc›s›n› yaralar›n›n sanc›s›ndan daha a¤›r çekiyor flimdi. Seçimlerden önce birçok politikac› gelip Ayazma’da ar-

d› arkas› kesilmeyen vaatlerde bulunmufl. Halk isim vermeden bir siyasi partinin kap› kap› dolaflarak giyecek (kalem, defter, çak›, silgi...) da¤›tt›¤›n› ifade ediyor. Mahallede DEHAP ile AKP aras›nda de¤iflen bir oy da¤›l›m› var. Oy vererek hiçbir fleyin de¤iflmeyece¤ini söyleseler de duraksayarak “ama ne yapal›m yine de...” diyor içlerinden baz›la-

d›klar› gibi getirilece¤i söylenen su ve da¤›t›laca¤› söylenen tapular da bir türlü da¤›t›lmam›fl. Bunlar›n üstüne Ayazma, devletin trilyonlar harcad›¤› Olimpiat Stadyumunun hemen yan›nda kurulu oldu¤u için ileride y›k›lma tehlikesi tafl›yor. Bunun böyle olaca¤› ise flimdiden yaflanan y›k›mlarla uç vermifl durumda. Daha flimdi-

r›. Karsl› bir kad›n “Kürtlü¤ümü inkar etmiyorum ama DEHAP’›n birfley yapmas›na izin vermeyecekleri için oy vermeyi düflünmüyorum” diyor. Kap›lar›n önünde oturan kad›nlarla yapt›¤›m›z sohbetlerde de “Köyümüzde yaflad›¤›m›z sefaleti burada yafl›yoruz. Buras› sanki bir flehir de¤il sefalet yuvas›. Seçim zamanlar›nda bizden oy ad›na türlü vaatlerde bulunan belediye baflkan›m›z, muhtar›m›z nerede?” diyerek tepkilerini dile getiriyorlar. Ayazma halk› Kürt oldu¤u için seçtikleri muhtar da kendileri gibi Kürt. Hiçbir hizmetten yararlanama-

den belediyenin yak›n zamanda yapt›¤› gecekondu y›k›m› halk› tedirgin etmeye yetmifl.

Mahallesi’nin su ihtiyac› ‹SK‹’nin 15-20 günde getirdi¤i tankerlerle karfl›lan›yor. Mahalle kocaman bir bidonkent görünümünde. 20 günde bir gelen su ve oluflan su kuyru¤u ... Kap›lar›n önünde günlerce bidonlar›n içinde bekleyen su, zamanla hastal›k tafl›yan bidonlar haline geliyor. Bir insan boyunda olan mavi bidonlar›n kapaklar›n›n aç›k olmas› her türlü hastal›¤a da da-vetiye ç›kar›yor. Mazgirtli bir kad›n, çocuklar›n›n bu suyu içmelerinden dolay› yüzlerinde yaralar ç›kt›¤›n›, saçlar›n›n döküldü¤ünü ve seslerinin k›s›ld›¤›n› anlat›yor. Sa¤l›k oca¤›n›n olmad›¤› mahallede, Sa¤l›k Müdürlü¤ü’nün ayda birkez gönderdi¤i memurlar›n yapt›¤› afl›lar da yeterli olmuyor. Hastal›klara karfl› doktora gidecek, ilaç alacak paralar› olmad›¤› için tedaviler Allah’a havale edilmifl durumda. Herfleyden yoksun olan mahallelinin çocuklar hastaland›¤›nda bir hastaneye ya da özel bir doktora götürmek için pa-ralar› da yok. Mahalleli Mustafa Bekir, çocuklar›n çeflitli hastal›klara yakalanma riski ile karfl› karfl›ya oldu¤unu burada yaflanabilecek her türlü olaydan sorumlu kiflilerin kendilerini yönetmeye talip politikac›lar oldu¤unu söylüyor. Su tankerinin ne zaman geldi¤ini sordu¤umuzda ise

mahalleli net birgün söylemiyor. Tamamen belediyenin keyfine kalm›fl. Ayazma’n›n su d›fl›nda elektrik sorunu da yetkililer taraf›ndan çözülmüyor. Birçok kez halk, yet-kililerle görüflerek elektri¤inin ba¤lanmas›n› istemifl. Her defas›nda ilgisizlikle karfl›laflan mahalleli kaçak elektrik kullanmak zorunda kalm›fl. Ifl›ks›z bir evde oturan Hatice Kurt’un evine gitti¤imizde karanl›k odalar›n içinde yerde otumufl yafll› kad›nlar›n hüzünlü bak›fllar› vard›. Gazeteci oldu¤umuzu ö¤rendiklerinde ana dili olan Kürtçeyle dertlerini anlatmaya çal›flt›lar. Televizyon ve gazetelerde hergün verilen açl›k ve yoksulluk s›n›rlar›, burjuva bas›n›n kendi dilinden halk›n yaflam gerçe¤ini gözler önüne sermekte. ‹flsizlik, evsizlik, yol, su, elektrik, sa¤l›k, e¤itim vb, bir dizi sorun, hergün yap›lan zam, köylünün tarlada kalan, yok pahas›na tüccara satt›¤› ürünü bu düzenin içinde bulundu¤u durumu ortaya koymakta. Göstermelik, halk›n gözünü boyamaya dönük yap›lan iyilefltirmelerin d›fl›nda devletin bu sorunlar› ortadan kald›rmas›, halk yarar›na birfleyler yapmas› ise iyi niyetli bir düflünce olmaktan ileriye gitmez.

BURASI ARAB‹STAN’DA B‹R ÇÖL DE⁄‹L ‹STANBUL’DA B‹R MAHALLE Ülkemizde koca ›rmaklar yabanc› devletlere yok pahas›na kiraya verilirken emekçi yoksul semtler ise Arabistan çölünü and›r›r biçimde susuzluktan k›r›l›yor. ‹stanbul’un ABD Ortado¤u’da Irak’› neden hedef seçti? birçok semtinde yaflanan Emperyalit savafllara karfl› tavr›m›z› ne olmal›d›r? tablo Ayazma’n›n da ABD emperyalizminin yeni stratejisi neyi içeriyior? çehresini oluflturuyor. Emperyalizmin ‘terörizm’ söyleminin alt›nda yatan nedir? Belediye hizmetlerinden yoksun olan Ayazma

AT‹K’TEN SEM‹NERLER

TAR‹H: 9 KASIM SAAT: 16:00 ADRES: HALKLARLA DAYANIfiMA DERNE⁄‹ 11 BD. BONNE NOUVELLE 75002 PAR‹S TAR‹H 16 KASIM SAAT 13:00 ADRES: GENÇL‹K EV‹ M‹NRAD L‹NARD 1 • 8003 ZUR‹CH

Düzgün Öztürk

Hüseyin Do¤an

Mustafa Kalkan

Binali Yi¤it

“Gider gider nice koçyi¤itler gider, Seninde içinde bir o¤lun varsa çok de¤ildir” Hayatlar› boyunca devrimci yaflamlar›ndan taviz vermeyen, derne¤imiz kurucular› ve onur üyelerimiz de¤erli Binali Yi¤it, Hüseyin Do¤an, Mustafa Kakan ve Düzgün Öztürk yoldafllar›m›z› sayg› ile an›yoruz! Onlar›n mücadelesi bize ›fl›k tuttu ve bu ›fl›k asla sönmeyecek! ULM TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹

işçi-köylü senin sesin!

TAR‹H: 17 KASIM SAAT 13:00 ADRES: BLE‹ICH STR. 8 FRANKFURT TAR‹H: 23 KASIM SAAT: 16:00 ADRES: NELSON MANDELA PLE‹IN 1 DEEN-HAAG TAR‹H: 23 KASIM SAAT: 13:00 ADRES: KÜLTÜR VE DAYANIfiMA DERNE⁄‹ GASS STR. 128 22765 HAMBURG AT‹K (www.atik-online.org) Avrupa Türkiye’li ‹flçiler Konfederasyonu Neusser Str. 81 50670 Köln Tel: 0221 73 90 139 Fax: 022173 90 195

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Emlak-Halk Bankas› Atatürt Bulvar› fiubesi: 00 238 041 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


Partizan Özel Sayı 148

8-21 Kasım 2002

3

ABD’nin yeni “at›” ifl bafl›nda

3 Kas›m seçimleri ve meflruiyet krizi AKP kitlelere sanal bir tehlike olarak gösterilmifl ancak halk devlete olan tepkisini bu sanal tehlikeyi seçerek göstermifltir. Bunda halk›n var olan sisteme tepkisi belirleyicidir. Halk sisteme olan güvensizli¤ini yine bir sistem partisi olan ama gerçek yüzünü flu an için gizlemeyi baflaran AKP’ye yönelterek göstermifltir. AKP’nin yolsuzlu¤a, h›rs›zl›¤a, iflsizli¤e, yaflanan otoriter, bask›c›, faflist anlay›fla karfl› özgürlük vb. söylemlerini dikkate alm›flt›r. Bu yan›lsamal› bir durumdur. Halk kitlelerinin “Tayyib gelecek, zulüm bitecek” sözü k›sa zamanda “Tayyib gidecek, zulüm bitecek”e dönecektir. Emperyalistler ve yerli uflaklar› aç›s›ndan oldukça önem tafl›yan 3 Kas›m erken genel seçimleri ön gördükleri bir flekilde sonuçland›. Özellikle ABD emperyalizmi taraf›ndan bir y›l öncesinden planlanan senaryo 3 Kas›m’da hayat buldu ve meclise yaln›zca 2 siyasi parti (AKP ve CHP) girebildi. Egemen s›n›flar›n a¤›zlar›ndan hiçbir zaman düflürmedikleri “milletin iradesi”nin tescili %54 oran›nda gerçekleflti. Böylece seçmenin %46’s›n›n siyasi tercihi mecliste temsilden yoksun kald›. Bir kez daha “demokrasicilik” oyunlar›n› yüzlerine gözlerine bulaflt›rm›fl oldular. Daha ilk günden parlamentolar›n›n meflruiyeti kamuoyunda tart›fl›lmaya baflland›. Geçen seçimde temsil edilmeyen oy oran› %17.2 iken 2002 seçimlerinde 2,5 kat artarak %46 seviyesine ulaflt›. Buna sand›k bafl›na gitmeyerek seçmeme hakk›n› kullanan ya

PART‹ OY ORANI AKP 34.41 CHP 19.49 DYP 9.55 MHP 8.34 GP 7.27 DEHAP 6.21 ANAP 5.15 SP 2.50 DSP 1.22 YTP 1.21

da boykot eden 9 milyon oyu (%21) ve geçersiz say›lan 1 milyonun üzerindeki oyu (%3) ekledi¤imizde parlamentolar›n›n meflrulu¤unun nas›l bir görünüm sergiledi¤i daha net ortaya ç›kar (Tablo.1) 3 Kas›m erken genel seçimleri son 20 y›l›n en düflük kat›l›m›yla (%78) gerçekleflmifl bulunuyor. Faflist diktatörlü¤ün tüm kurumlar›n›n ve uflak medyan›n halk›m›z› sand›k bafl›na çekmek için yürüttü¤ü propagandaya ra¤men seçime kat›l›m oran›n›n son y›llar›n en alt seviyesine inmesi, kitlelerin gün geçtikçe düzen içi çözümlerden umudunu kesti¤i ve bir aray›fl içerisinde bulundu¤unun önemli bir göstergesi olarak alg›lanmal›d›r. Bu durum devrimci ve komünistler aç›s›ndan oldukça önemlidir. Ayn› flekilde egemen s›n›flar›n tezgahlad›klar› seçim aldatmacas›na bel ba¤layan reformistler ve

ulusalc›lar aç›s›ndan da ö¤retici olmal›d›r. Emekçi kitlelerin büyük oranda kendili¤inden bilinçleri sonucu oluflan tablonun gerisinde kalmak yerine iradi bir müdahaleyle örgütlü bir hale dönüfltürmek an›n en önemli ve ertelenemez görev ve sorumlulu¤u olarak karfl›m›zda durmaktad›r. 3 Kas›m seçim sonuçlar›n› iyi bir flekilde okuyabildi¤imizde bu sorumlulu¤un ne kadar yak›c› bir hal ald›¤›n› daha rahat görebiliriz. Resmi olmayan kesin sonuçlara göre AKP tek bafl›na iktidara gelmifl bulunuyor. 15 y›l aradan sonra gerçekleflen bu sonucun arkas›nda yukar›da da belirtti¤imiz üzere emperyalistlerin özellikle de ABD emperyalizminin bir y›l öncesinden planlad›¤› senaryonun yer ald›¤›n› görüyoruz. Emperyalistler aras› pazar savafl›n›n çetin bir flekilde sürdü¤ü kritik bölgeler olan Ortado¤u, Balkanlar ve Avras-

Tablo 2 OY SAYISI PART‹ OY ORANI OY SAYISI 10.780.842 BBP 1.02 320.628 6.105.424 YP 0.94 294.534 2.991.341 ‹P 0.52 162.880 2.612.313 BTP 0.48 150.231 2.277.711 ÖDP 0.34 105.623 1.945.118 LDP 0.29 90.444 1.612.039 MP 0.22 69.371 782.235 TKP 0.19 60.390 382.047 BA⁄IMSIZ 0.99 331.239 380.063 TOPLAM 100.00 31.328.214

Oranlar geçerli oy say›s› üzerinden hesaplanm›flt›r

ya’n›n merkezinde yer Tablo 1 alan Türkiye’nin jeopolitik yap›s›, bu bölgelerMECL‹STE TEMS‹L de egemenliklerini koED‹LEMEYEN rumak ve pekifltirmek OYLAR için mücadele sürdüYIL (%) renler (özellikle ABD 1950 0.0 ve AB emperyalizmi) 1954 0.6 aç›s›ndan oldukça 1957 0.1 önem tafl›yor. Bu ne1961 0.8 denle Türkiye’deki si1965 0.0 yasi istikrars›zl›k ve bunun sonucu olarak ya1969 0.0 flanabilecek bir kaos or1973 0.6 tam›na tahammül etme1977 0.6 leri sözkonusu de¤il. 1983 1.1 Emperyalist haydut1987 19.8 lar›n bu bölgelere yöne1991 0.5 lik ekonomik, politik ve 1995 14.5 askeri planlar›n›n hayat 1999 17.2 bulmas› aç›s›ndan uflak2002 46 lar› olan faflist diktatörlü¤ün geçici de olsa belli bir süre siyasi is- DSP üzerinden yap›lan tikrar içerisinde bulun- operasyonla CHP’nin mas› gerekiyor. Zira önü aç›lm›fl ve bu iki son 3 y›ld›r DSP-MHP- partinin meclise tafl›nANAP koalisyonu ara- mas› programlanm›flt›r. c›l›¤›yla uygulatt›klar› Emperyalistler ve yerli ve emekçi halk›m›z›n uflaklar› bu programlaaçl›k ve sefalet bata¤›na r›n› uygulayacak bu iki sürüklenmesine yol partinin önünü açm›fl ve açan ekonomik ve sos- di¤er partileri (DSPyal politikalar›n çok da- ANAP- MHP- DYPha kapsaml› ve içerikle- SP) tasfiyenin efli¤ine ri a¤›r olacak ve ayn› getirmifltir. Nitekim sezamanda ABD haydu- çim sonuçlar› bu progtunun gerçeklefltirmek ram›n net resmini bizleiçin son haz›rl›klar›n› re sunmufltur. (Tablo 2) yürüttü¤ü Irak operasTabloya bakt›¤›m›zyonu ile beraber düflü- da en yo¤un oy kayb›na nüldü¤ünde faflist dik- 57. hükümetin koalistatörlü¤ün uygulamas›- yon ortaklar›n›n u¤rad›na sunulacak ekono- ¤›n› görüyoruz. Geçen mik, sosyal ve askeri seçimlerde %22,17 oraplan ve programlar›n n›nda oy alan DSP’nin art›k halk deste¤ini oylar› %1,3’e, iktidar›n kaybetmifl, y›pranm›fl ikinci büyük orta¤› olan güvenilirli¤i kaybol- MHP’nin oylar› mufl mevcut koalisyon %17,98’den %8,34’e, partileri arac›l›¤›yla ANAP’›n oylar› ise sürdürülmesi olanak- %13,22’den %5,1’e s›zd›. Nitekim bir y›l düflmüfl bulunuyor. Doönceden AKP haz›rlan- lay›s›yla son iktidar ormaya bafllat›lm›fl, buna taklar›n›n toplam oy alternatif olarak da

kayb› %38,5 oran›na eriflmifl durumda. Bu durum halk kitlelerinin uygunanan IMF ve DB programlar›na yönelik tepkisinin bir sonucu olarak de¤erlendirilebilinir. Ayn› durum geçmiflte benzer politikalar› uygulayan DYP’nin de baraj alt›na düflmesine yol açm›flt›r. SP’nin oylar›n›n ise tamam›na yak›n› ayn› kitleye seslenen AKP’ye kaym›fl durumda. Bu taban üzerinden yükselen AKP; ac›mas›z bir flekilde uygulanan IMF ve DB programlar›n›n sonucunda yoksullaflan halk kitlelerin öfke ve tepkilerini de arkas›na alarak %34’lük bir oy oran›yla ikidara tafl›nm›flt›r. Emperyalistler bu iktidar arac›l›¤›yla yeni süreci flekillendireceklerdir. Adalet ve Kalk›nma Partisi’nin yüksek bir oy potansiyeline ulaflmas› neyi göstermektedir? Her fleyden önce seçmen devlete, kurulu sisteme tepkisini dile getirmifltir. AKP’nin durufl olarak düzen karfl›t› bir yaklafl›m› olmamas›na ra¤men, kulland›¤› söylem ve özellikle devletin belli kliklerinin AKP’ye yaklafl›m› halk üzerinde etkili olmufltur. Bu etki, halk› AKP’den uzaklaflt›rmak yerine, daha da yak›nlaflt›rm›flt›r. TC tarihine bakt›¤›m›zda hakim s›n›flar›n halk üzerinde sistemli bir bask› politikas› uygulad›klar›n› ve bu bask› politikas›n›n özellikle Kemalizmle ideolojik bir kisveye büründürüldü-


¤ünü görmekteyiz. Devlet aç›kt›r ki halk›n devleti de¤ildir ve halka karfl›, bazen artarak bazen azalarak sistemli bir bask› kurmaktad›r. Bunun siyasal literatürdeki ad› faflizmdir. K›sacas› devleti bir yönetim ve bask› arac› olarak kullanan komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›, sürekli olarak kendilerine karfl› geliflecek bir halk hareketinden korkmaktad›r ve bunun için “sanal tehlikeler” yaratmaktad›rlar. Bugün gelinen aflamada AKP kitlelere “sanal bir tehlike” olarak gösterilmeye çal›fl›lm›fl ancak halk›n devlete ve esas olarak sisteme, var olan düzene karfl› tepkisi bu “sanal tehlikede” kendisini göstermifltir. Halk yaflanan otoriter, bask›c› yönetim biçimine aç›kça hay›r demifltir. Devletin hakim kli¤inin reddetti¤i, tehlikeli ilan etti¤i (Ecevit’in “rejim krizi ç›kar” sözü hat›rlans›n) bir partiyi seçerek varolan anlay›fla ve kendisine giydirilmeye çal›fl›lan deli gömle¤ine hay›r demifltir. Aç›kt›r ki bu yine düzen içi, sistem içi bir seçimdir. Bunun bilincinde olunmal›d›r. Ancak belirtti¤imiz hususlar da gözden kaç›r›lmamal›d›r. Halk kitleleri var olan düzen partilerine olan tepkisini yine bir düzen partisi olan AKP’yi seçerek göstermifltir. Halk›n bilincinde bu tav›r, var olan “düzenin tasfiyesi” olarak, yolsuzlu¤a, yoksullu¤a, iflsizli¤e k›sacas› bu sistemin olumsuzluklar›na, devletin bask›c› politikalar›na yönelik bir tav›r göstermifltir. Çünkü AKP halka özgürlük, ifl, afl vaat etmektedir. Çünkü AKP yolsuzlu¤un üzerine gidece¤ini söylemektedir. Ancak hiç kuflkusuz ki halk›n göremedi¤i bir gerçek vard›r. AKP

Partizan Özel Sayı 148

4

8-21 Kasım 2002 söylemde bile olsa di¤er partilerden farkl› de¤ildir. Ancak buna ra¤men bir umut olarak halk kendince kötünün içerisinde iyiyi seçmifltir. Bunda en önemli etken sistemin AKP’ye yaklafl›m›d›r. Sistemden nefret eden ve b›kan önemli bir halk kitlesi yan›lsamal› olarak yine sistemin bir parças› olan ama sistemin ehlilefltirmek ya da daha do¤ru bir ifade ile uç yönlerini törpülemek için AKP’ye yönelmesi nedeniyledir ki, sisteme tepki olarak AKP’ye yönelmifltir. AKP’nin bu derece yüksek oy almas›n› halk›n bilincin-

kiye Cumhuriyeti laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa’da tüm kurumlar›n görevi bellidir. Bu ordu bizim ordumuzdur. Türk Ordusu bizim gözbebe¤imizdir. Kimse ordumuzla aram›za girmesin” demektedir.(NTVMSNBC) Çünkü; Tayyip Erdo¤an’›n ilk aç›klamalar›, her faflist darbe sonras› askerlerden duymaya al›flt›¤›m›z “NATO’ya CENTO’ya ba¤l›y›z”› ça¤r›flt›ran flekilde “AB’ye, IMF’ye ba¤l›y›z” fleklinde olmufltur. (Bas›ndan)

Bankas› yapt›¤› aç›klamada “Türkiye’nin politik istikrar›n› artt›racak seçim sonuçlar›n›n memnuniyet verici oldu¤u…daha iyi ve kal›c› sonuçlar almaya aday yeni hükümetle çal›flarak, iflbirli¤ini sürdürmek istediklerini” ifade etmektedir.(aa) Çünkü; IMF sözcüsü Conny Lotze “yeni hükümetle çal›flmay› bekliyoruz. Adalet ve Kalk›nma Partisi’nin, IMF destekli ekonomik programa yönelik kapsaml› güveni destekleyen aç›klamalar›n› memnuniyetle karfl›l›yoruz’’ dedi. (Ha-

“Tayyip gelecek zulüm bitecek” sözü k›sa zamanda “Tayyip gidecek zulüm bitecek” e dönecektir. Bundan kimsenin kuflkusu olmas›n. 3 Kas›m erken seçim sonuçlar›n›n faflist diktatörlük aç›s›ndan en korkutucu yan› seçime kat›lma oran›n›n son 20 y›l›n en alt düzeyine inmifl olmas›. Geçersiz oylarla birlikte kay›tl› seçmenin %25’i, sistemin en önemli kurumlar›ndan birisi olan ve faflist döktatörlü¤ü maskeleyen parlamentodan umudunu kesmifl gözükmesi. Bu duruma %45’lik bir seçmen kit-

de hakim olan yan›lsamal› durumla aç›klamak yanl›fl olmayacakt›r. AKP neden di¤er partilerden farkl› de¤ildir? Çünkü; daha seçim sonuçlar› belli olur olmaz Recep T. Erdo¤an’›n ilk demeçlerinden biri “Hiç olmad›¤› kadar yabanc› sermayeye aç›k olaca¤›z”d›r (Reuters) Çünkü; Erdo¤an elefltirdi¤i sisteme ve onun bekçilerine sonuna kadar ba¤l› oldu¤unu ifade ederek; “Tür-

Çünkü; Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcili¤i, seçim sonuçlar›yla ilgili aç›klamas›nda “Meclis”te temsil edilecek her iki parti de Avrupa yanl›s› bir politika izleyeceklerini aç›kça ortaya koymufllard›r” dedi. (B‹A Haber Merkezi) Çünkü; ABD D›fliflleri Bakanl›¤› sözcüsü Richard Boucher, yapt›¤› aç›klamada “kazand›¤› baflar›dan ötürü AKP’yi kutlamakta”d›r.(HaberX) Çünkü; Dünya

berX; aa) Çünkü; “…Bu (yani AKP bn.) Bush yönetiminin de desteklemesi gereken att›r….”(Washinton Post Editörü Jackson Diehl, aktr. Cumhuriyet. 24 Ekim 2002 Düz Çizgi, Ümit Zileli) Bu ata oynayanlar›n Türkiye halk›n› düflündü¤ünü düflünüyorsan›z yan›l›yorsunuz. Bu at›n yar›n Irak’ta koflturaca¤›ndan ve halk›n üzerinde dörtnala yol alaca¤›ndan hiç kuflkunuz olmas›n. Halk kitlelerinin

lesinin parlamentoda temsil edilemeyifli de eklenince korku da¤lar›n›n büyümesi egemen s›n›flar aç›s›ndan son derece ürkütücü. Seçime kat›lmayan yada geçersiz oy kullanan %25’lik kesimin ezici ço¤unlu¤unu sol oylar›n oluflturdu¤u düflünüldü¤ünde (%35 olarak bilinen sol oylarda ciddi bir erime söz konusu) ve bu oran›n belli bir k›sm›n›n bilinçli bir flekilde sand›k bafl›na gitmedi¤i gözönünde bulundurulursa düzend›fl› aray›fllar›n az›m-

sanmayacak bir seviyeye eriflti¤i söylenebilir. Bu egemenler aç›s›ndan son derece dikkate al›nacak bir durumdur. Her ne kadar oylar›n› geçen seçime oranla art›rarak parlamentoya giren CHP’nin ald›¤› oy oran› (%19,3) ve di¤er sol klasik oylar ise reformist sol oylar›n toplam› %23, DEHAP’›n %6’l›k oy oran› eklendi¤inde %29 olmaktad›r ki, bu oran bile sol oylarda ciddi bir erimenin söz konusu oldu¤unu göstermeye yetiyor. Elbette ki ortaya ç›kan tablonun devrimci ve komünistler aç›s›ndan da iyi bir flekilde incelenmesi gerekir. Proleter devrimciler halk›n kendili¤inden bilinciyle ulaflt›¤› sonucu önceden görerek “seçimleri boykot” taktik politikas›n› hayata geçirmifltir. Bu taktik politikan›n kitlelerin ileri kesimlerinin yönelimiyle kesiflti¤ini görüyoruz. Sorun bu kesiflmenin örgütlü bir güce dönüflmesi sorunudur. Do¤ru tespit edilen politikalar›n yaflamda karfl›l›k bulmas›, kendili¤inden olmaz. Bu politikalar› hayata geçirecek araç ve kurumlaflmalar›n yarat›lmas›yla ilerleme sa¤lanabilir. Bu araç ve kurumlaflmalar›n yarat›lmas› kitlelerle içiçe olmakla ve onlar›n sorunlar›na çözümler üretmekle mümkündür. Kitlelerle birlikte yürümek ve buluflmak içinse öncelikle onlar›n yarat›c› gücüne güvenmemiz gerekiyor. S›n›f parti ve önderlik bilincini kuflanan her proleter devrimcinin bu süreçteki ertelenemez görevi kitle faaliyetinde yo¤unlaflarak öncü kurmay› infla etmektir. Bu infla süreci derinlefltikçe giderek sistem d›fl› aray›fllara giren kitleleri örgütlemek ve halk savafl› denizinin birer damlas› haline dönüfltürmek zor olmayacakt›r.


Partizan Özel Sayı 148

S›n›fsal yaklafl›m YEfi‹L KUfiAK PROJES‹N‹N YEN‹ VERS‹YONU SAHNE ALDI 78 y›lda ortalama 16 ayl›k sürelerle 57 hükümet eskiten faflist diktatörlük; uzant›s› oldu¤u emperyalist sisteme yön veren ABD’nin ekonomik, siyasal ve bu ba¤lamda askeri operasyon stratejisinin içinden geçti¤imiz dönemde gerektirdi¤i istikrar ad›na, kan ve maske tazeleme için ortaya koydu¤u sand›ktan, çok çeflitli faktörleri de devreye sokarak istedi¤i sonucu flimdilik elde etmifl bulunuyor. Bunun ilk elden anlam›, tek bafl›na “ikti dar” ve iki partiden oluflan meclis kompozisyonudur. Resmi olmayan sonuçlara göre, yüzde 75’ler düzeyinde oy kullanan›n yüzde 54’ünün meclise iradesini yans›tt›¤› bir tabloyla, zaten meflru olmayan rejimi hakim s›n›f klikleri aras›nda da meflruiyet tart›flmas›na sürükler biçimde flekillenen 3 Kas›m seçimleri; yönetenler cephesindeki nöbet de¤iflimiyle yeni bir sürece iflaret etmektedir. Bu süreç, parlamenter sistem görünümlü faflist rejimin halk muhalefetini dizginleyebilmek ve dipten gelen dalgay› durdurabilmek için son olmasa da büyük kozlar›n› oynayaca¤› bir dönem olacakt›r. Bunun neden böyle olaca¤›; öncelikle, her türlü yönlendirmeye, bask›ya ve çeflitli renklerden reformist ve ilerici-devrimci çevrelerin de katk›lar›na ra¤men, tek bafl›na “ikti dar” olan AKP’nin ald›¤› oy 10 milyon 800 bin civar›n(1 da) düzeyinde bir kitlenin sand›¤a gitmemesi ya da bofl/geçersiz oy kullanmas›ndan anlafl›lmaktad›r. Yine, 22.10.2000’de yap›lan nüfus say›m›nda 43 milyon 600 bin seçmen belirlenmifl ve 2 y›ll›k nüfus art›fl›yla bu say› yaklafl›k 45 milyona ç›km›flken, listelere yaz›lan seçmen say›-

s›n›n 41 milyon 412 binde kalmas›, yani 3.5 milyonluk bir kitlenin en az›ndan büyük bir bölümünün seçimlere ilgi göstermemesi de ayr›ca önemli bir baflka veridir.((1) Komünistler taraf›ndan son derece isabetli bir biçimde belirlenen “boykot” tavr›yla örtüflen, kitlelerin düzene, sisteme s›rt çeviren nabz›n›n/ruh halinin((2) önceki iki seçime göre artan bir flekilde son seçimlere yans›mas›, komprador patron-a¤a devletinin korkusunu büyütür niteliktedir.((3) Buna, geçerli oylar›n yüzde 46’s›n›n mecliste temsil edilememesinin yaratt›¤› sorunlaAKPr›n da eklenmesi (A CHP toplam›, 45 milyonluk seçmen nüfusu dikkate al›nd›¤›nda yüzde 37 ’lik bir zemine oturuyor) egemenlerin hangi düzlemde koz kullanacaklar›n› gösteriyor. Zaten halk nezdinde iyice teflhir olan ve y›k›m yaflayacaklar› çoktan belli olan faflist partilerin((4) bu tükenme sürecine kesin flekil vermek ad›na, yo¤un medya faaliyeti((5-6) , anketler, ma¤duriyet havas› (yasaklamalar, kapatma tehditleri, uyar›lar vb.), GP’nin devreye sokulmas›yla sonuca gidilmifl ve belli bafll› düzen partilerinin önemli bir bölümü tasfiyeye u¤rat›lm›flt›r.((7-8) 3.5 y›l önce meclise giren DSP, MHP, tüm partiler (D SP, ANAP, DYP) baraj alt›nda kal›rken meclis, cunta dönemlerinin sonras› dahil en yüksek oranda “yeni”lenmeye u¤ram›flt›r 88). AKP ile “sol”u (yüzde8 temsilen majestelerinin muhalefeti olarak CHP , belki ölçüsü tam tutturulmayan oranlarda da olsa parlamentoda yerlerini alm›fllard›r. 3 Kas›m seçimlerinin

8-21 Kasım 2002

5

sonuçlar› aç›s›ndan, madalyonun bir yüzünde, “seçmenin ‘eski’lere, iktisadi y›k›ma u¤ratanlara karfl› öfkesi/tepkisi(oy kullanmayarak, ‘eski’ say›lanlara oy vermeyerek)”(9) yazarken, di¤er yüzünde de, “egemen s›n›flar›n alternatiflik ad›na özellikle destekledi¤i, empoze etti¤i iki partinin yükseltilifli” yazmaktad›r. Bu flartlar alt›nda iflbafl›na getirilen AKP; AB hülyas›n› canl› tutmak, IMFDB program›n› sürdürmek ve ABD’nin Irak vb. sald›r›lar›nda(10) aktif rol oynamak ad›na emekçi kitlelerin daha fazla ezilece¤i, daha çok sömürülece¤i ve kan›n›n emperyalist ordulara peflkefl çekilece¤i bir dönemin icraatç›s› olarak ifllev görecektir.(11) 28 fiubat (97) operasyonu sonras›nda Fazilet Partisi içerisinde yeniden kal›ba dökülerek islamc›-faflist icazetçi kadrolarca piyasaya sürdürülen AKP , ABD emperyalizminin özel misyon partisidir. Misyonu Türkiye’de iktidar olmakla s›n›rl› de¤ildir. ABD ’nin islamiyetin etkili oldu¤u kritik co¤rafyaya (Orta-Do¤u, Kafkasya, Orta-Asya) müdahalesinde yeflil ku flak projesinin yeni versiyonu olarak çok yönlü rol oynamas› planlanmaktad›r. AKP iktidar›n›n infla edilmesi; küreselleflme esprisi içinde ABD’nin öncelikle Orta-Do¤u’ya çekidüzen verme plan›nda kritik bir rol üstlendirme amaçl› hamlesi olarak de¤erlendirilmelidir.(12) “Müslüman Demokrat” kavram›n›n daha yüksek perdeden dillendirilmesi ve laik kisveyle beraber model olarak tasarlanmas› çok kapsaml› ve uzun vadeli bir stratejiden kaynaklanmaktad›r. Susurluk’un y›ldönümündeki seçimler bu yönüyle de okunmal›d›r.(13) Emperyalist karargahlardan yap›lan aç›klamalar, komprador patronlar, medyadaki ak›l hocalar› ve sözcülerinin seçimlerin ard›ndan verdikleri demeç-

ler, arzu ettikleri bir “istikrar”›n sa¤lanm›fl olmas› noktas›nda birleflmektedir. Yine bu kesimlerin aylar öncesindeki beyanlar› hat›rlanacak olursa, oyunun ne kadar aç›ktan oynand›¤› görülecektir (Bu sütunlarda konuyla ilgili örneklere yer vermifltik). “Koalisyon” mazeretinin ifllemeyece¤i bu süreç, kaç›n›lmaz biçimde yaflanacak daha büyük y›k›mlar neticesinde halk demokrasisi ve ba¤›ms›zl›k mücadelesi aç›s›ndan büyük olanaklar ortaya ç›karacakt›r. Faflist diktatörlük alt›nda oynanan demokrasi oyununa heveslenen ve devlete büyük öfke içindeki ezilenlerin potansiyelini parlamenter hayallere kurban eden icazetçi reformist ler(14) ve onlara dolayl› biçimde yamanan çevrelerin de tek kurtulufl yolu olan demokratik halk devrimi mücadelesine kazan›lmas›, yine bu dönemin öncelikli görevleri aras›ndad›r. 1- Mustafa Çak›r, Cumhuriyet, 30.10.2002, “Seçmen Sand›¤a ‹lgisiz” bafll›kl› haber yaz›s›. 2- Tarhan Erdem, 23.09.2002, “Halk›n mevcut düzene içgüdüsel olarak karfl› ç›kmas› olarak hat›rlanacak bu seçimler.” 3- Cüneyt Arcayürek, Cumhuriyet, 26.10.2002 , “Karars›z seçmen fark gözetmeksizin partilerden uzak duruyor. Ço¤u kentteki araflt›rmalar halk›n siyaseti, partileri ve yöneticileri yads›d›¤›n› gösteriyor...Kat›l›m yüksek olacak m›? Ya, bofl oylarla oy vermeyenlerin yüzdesi umulandan yüksek ç›karsa? Halk›n bofl oylar› ya da sand›¤a gitmeyiflleri tepkinin somut bir sonucu, partilere ve yöneticilerine güven duymad›¤›n›n bir kan›t›, bir göstergesi olmayacak m›?” (Boykot tavr›n›n somut ifadesi ve sonucunun ne olaca¤›n› merak edenlere ithaf olunur.) Mesut Y›lmaz, 428.09.2002, “Türkiye tarihindeki en anlams›z ve be-

lirsiz seçimler.” 5- Bir araflt›rmaya göre 16 ila 25 Eylül 2002 tarihleri aras›nda ana haber bültenlerinde siyasi partilere ayr›lan haber da¤›l›m›nda AKP, CHP, GP’nin toplam oran› yüzde 64.3. 6- 25.10.2002 ’de D.Baykal ile R.T.Erdo¤an Kanal D’de flört havas›nda seçimin erken kutlamas›n› yapt›lar. Deniz Baykal, 718.08.2002, “3 Kas›m tasfiye seçimi olacak.” 8- The Economist, 27.10.2002 , “ Ülkelerini ony›llard›r kötü yöneten ve talan edenler seçmen taraf›ndan cezaland›r›lacakt›r. Bir siyasetçiler kufla¤› sand›¤a gömülecektir.” 9- Ertu¤rul Özkök, 04.11.2002, “Sosyal patlama mecliste gerçekleflti.” 10- R.Tayyip Erdo¤an, 03.11.2002 , “Yükümüz a¤›r, yolumuz ›rakt›r.” (Allah söyletiyor !) 11- R.Tayyip Erdo¤an, 03.11.2002, “Öncelikle AB sürecini takip edece¤iz. IMF program›n› sürdürece¤iz. 28 fiubat’›n tekrarlanmas›na yol açmay›z.” 12- Associated Press, 03.11.2002 , “Türkiye’nin ‘müslüman ama gelece¤ini Bat›’da gören bir ülke’ olarak ABD taraf›ndan vitrine ç›kar›ld›¤› dönemde parlamento yeniden flekillendi.” 13- Michael Reynolds, Los Angeles Times, 01.09.2002, (ABD’nin merkezi politikas›n› de¤erlendirirken) “AKP’nin lider kadrosu ve üyeleri müslüman miraslar›yla gösterifl yapmasa da bunu gizlemiyor. ‹flte partinin ve Türkiye’deki seçimlerin önemi de burada yat›yor...Türkiye’nin liberal islam› canl› bir demokrasi içine yerlefltirmedeki baflar›s› genifl müslüman dünyan›n dikkatinden kaçmayacak...Bu yüzden AKP’ye bir flans vermek gayet mant›kl›.” 14- Murat Bozlak, 30.10.2002, “Seçmenimiz ciddi anlamda bilinçlenmifltir. Seçmen bunlara oy vermeyecektir.”


8-21 Kasım 2002

Partizan Özel Sayı 148

6

Tekstil sektöründe görüflmeler t›kand›

Tekstil sektöründe Tekstil ‹flverenleri Sendikas› ile Teksif, D‹SK/ Tekstil ve Öz ‹plik‹fl Sendikalar› aras›nda süren toplu sözleflme görüflmelerinin t›kanmas› üzerine arabulucu dönemine giriliyor. Tekstil patronlar›n›n iflçiyi

DSP, MHP ve ANAP üçlü koalisyonuyla oluflturulan 57. sald›r› hükümeti 4 Kas›m’dan itibaren misyonu savafl hükümeti olacak 58. hükümete görevi devretmifl bulunuyor. 1999 süreciyle birlikte iflbafl›na getirilerek 79 y›ll›k kanl› cumhuriyet tarihinin en uyumlu koalisyonu olarak lanse edilen 57. hükümet IMF ve DB’nin öngördü¤ü istikrar program›n› uygulamaya sokarak iflçi ve emekçilerin can›na okumufl flubat ve kas›m krizlerinin ard›ndan ise IMF ve DB’nin hükümet içinde görevlendirdi¤i tahsildar› Kemal Dervifl arac›l›¤›yla ekonomi-siyaseti direkt kumanda etmifltir. Emperyalistlerin kendi elleriyle kurduklar› 57. hükümet gelinen aflamada ise ABD ve AB emperyalizminin ç›karlar›n› temsil etmedi¤i için dü¤meye bas›larak iflçiemekçilere 3 Kas›m günü yeniden sand›k bafl›na gitmeleri dayat›lm›flt›r. Hakim s›n›flar, içine düfltükleri ekonomik ve

daha fazla ezmek ve al›nterini daha fazla kullanmak üzerine kurulu taleplerinin birkaç› flunlar; - ‹flçilere y›lda dört defa verilen ikramiyelerin dondurulmas›, - ‹fle yeni bafllayan iflçilere

siyasi istikrars›zl›k nedeniyle erken yap›lan seçimlerin süresini derinleflen krizlerin açmaz›yla 3,5 y›la çekmifl, iflçi ve emekçilerin gözünde kaybolan meflruluklar›n› bir kez daha seçimlere baflvurarak yeniden tazeleme yoluna gitmifllerdir. Burjuva partilerin aday pazarl›klar› ve oy avc›l›¤› yine bu seçim döneminde k›ran k›rana geçmifltir. ‹flçi ve emekçilerin, köylülerin gündemlerine sokulan seçimlere yeterli ilgiyi göstermemesi, burjuva partilerin ilgi yaratmak için baflvurduklar› binbir flaklabanl›klara sahne olmufltur. Aday listelerinde renkli simalara yer verilmifl, iflçi ve emekçilerin eme¤inden çal›nan trilyonlarca para, oy avc›l›¤› yar›fl›nda bu flaklabanl›klara harcanm›flt›r. Bu renkli simalardan birini de CHP’nin aday listelerinin ilk s›ralar›ndan seçilen iflçi ve emekçilere ihanetiyle nam salm›fl yeni ad›yla Milletvekili Bayram Meral oluflturmaktad›r.

y›lda dört yerine iki defa ikramiye verilmesi, - ‹flçilere 3 ayda bir verilen 40 kilogram civar›ndaki erzaklar›n kald›r›lmas›, - Do¤um, ölüm, kömür ve giyim gibi yard›mlar›n tek kalem alt›nda toplanarak s›n›rland›r›lmas›. Bütün bunlar›n d›fl›nda patronlar 1475 say›l› ifl kanunundaki “Her iflçi iflyerinin iflçisidir” maddesinin de kald›r›lmas›n› böylece iflçiyi istedikleri yerde çal›flt›rmay› hesapl›yorlar. Patronlar›n bu sald›r›lar›na karfl› ç›kan sendikalar da ayr› ayr› hareket ediyor. 27 bin üyesi ile tekstil ifl kolundaki en büyük sendika olan Teksif Sendikas› Genel Baflkan› Zeki Polat “Bize sosyal haklar›n›zdan vazgeçin diyorlar. Patronlar›n bu istediklerini kabul etmeyece¤iz” dedi. D‹SK’e ba¤-

l› 600 bin üyeli Tekstil iflçileri

r›ca patronlar›n kriz f›rsatç›l›-

sendikas› yöneticisi Ali Y›l-

¤› yapt›¤›na da de¤inen Y›l-

maz da uyuflmazl›k maddele-

maz, “devlet patronlarla otu-

rini kabul etmelerinin müm-

rup sorunlar›n› konufltu ama

kün olmad›¤›n› patron taraf›-

kimse bizimle gelip sorunlar›-

na bildirdiklerini söyledi. Ay-

m›z› konuflmad›” dedi.

Büro Emekçileri Sendikas›ndan angaryaya son uyar› Ankara: BES üyesi kamu emekçileri kamu kurumlar›n›n özellefltirilmesine, esnek çal›flma ve tafleron uygulamas›n›n yayg›nlaflt›r›lmas›na izin vermeyeceklerini söyleyerek eylem yapt›lar. ‹fi-KUR Genel Müdürlü¤ü önünDirene direne kazanaca¤›z”, de toplanan BES üyeleri “D Mesailer ödensin angaryaya son” vb. sloganlar att›lar. “M BES Genel Baflkan› Bülent Kaya yapt›¤› konuflmada “Angarya Anayasa suçudur. Yasa olmad›¤› gerekçesiyle bir y›ld›r ödenmeyen mesai ücretleri derhal ödenmelidir. Kurumun personel a盤› kapat›larak etkin ve ifllevsel hale getirilmelidir. Kamu bankalar›nda yaflanan özellefltirme tafleronlaflt›rma, esnek çal›flma uygulamalar› ‹fi-KUR’da ad›m ad›m uygulanmaya çal›fl›lmaktad›r” dedi. Eylem alk›fllarla sona erdi.

ABD onayl› 58. hükümet iflçi ve emekçilere sald›r› hükümetidir ‹flçi s›n›f›n›, iliklerine kadar sömüren IMF’nin temsilcisiyle dünün sendika a¤as› parlamento ah›r›nda ezelden beri süren dostlu¤unu pekifltirmektedir flimdi. Sendika a¤al›¤›ndan terfi ederek girdi¤i parlamento ah›r›nda iflçi ve emekçiler aleyhine ç›kar›lacak say›s›z yasan›n alt›na imza atarak iflçi düflmanl›¤›n› bundan sonra da sürdürmeye devam edece¤i su götürmez bir gerçekliktir. ‹flçi ve emekçilerin ekonomik ve demokratik haklar› için ç›kt›¤› grevlerde, meydanlarda patronlarla kapal› kap›lar ard›nda yapt›¤› pazarl›klarla iflçileri satan Bayram Meral; flimdilerde iflçilerin temsilcisi oldu¤unu söyleyerek sald›r› furyas›n› daha da büyütmüfl bulunuyor. Bugüne kadar sendika a¤as› olarak sürdürdü¤ü iflçi düflman› ihanetçi tavr›n› bundan sonra da politikac› lafazanl›¤›yla

emek ve hak aramadan bahsederek derinlefltirecektir. Daha kapsaml› sömürü plan ve programlar›n› uygulaman›n, ekonomi ve siyaseti emperyalizmin ç›karlar› do¤rultusunda yeniden yap›land›rman›n projesi olarak tezgahlanan seçim oyunundan AKP, figüran olarak ç›kar›lm›flt›r. Emperyalizmin yeni figüranlara ihtiyaç duydu¤u ana kadar AKP sahnede yer alacak olan parti olarak belirlenmifltir. ABD’nin icazet vererek seçimlerden tek parti olarak ç›kard›¤› ve Ortado¤u’ya yönelik politikalar›n›n uygulanmas›nda, savafl hükümeti rolü biçti¤i 58. hükümet iflçi ve emekçilere yönelik daha kapsaml› sald›r›lara imza atacak bir hükümet olacakt›r. IMF program›n›n ön gördü¤ü sald›r› politikalar› bir bir yaflama geçirilecek, özellefltir-

meler devam edecek, iflçi ve emekçiler kap› d›fl›na b›rak›larak iflsizlik oran› yükselmeyi sürdürecektir. Yoksulluk ve açl›k s›n›r› büyümeye, aflevleri, yoksullar›n u¤rak yeri olmaya devam edecektir. Ekonomik ve demokratik talepli mücadeleler engellenmeye örgütlenmenin, sendikalaflman›n önüne set örülmeye çal›fl›lacakt›r. S›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl› do¤rultusunda iflçi s›n›f›n› siyasal iktidar perspektifli örgütleme çal›flmalar›, her türlü toplumsal dinamik sald›r› hedefine oturtulacakt›r. Savafl hükümeti olarak al›nan icazet, politik iktidara yönelik gelifltirilecek her türlü mücadele hakim s›n›flar taraf›ndan kanla bast›rmay› gerektirmektedir. 58. savafl hükümeti “icraatlar›n›” “terörle mücadele” konseptine uygun biçimde “demokrasi” ve “insan haklar›” argümanlar›n› kullanarak iflçi ve emekçilerin gözünü boyamaktan, aldatmaktan da geri

durmayacakt›r. Bu gerçeklikten hareketle önümüzdeki dönemin yo¤un sald›r› karakteri tafl›yaca¤› görülmelidir. S›n›f bilinçli iflçi ve emekçilerin sistemin meflrulu¤unu kabul etmeyen genifl iflçi ve emekçi kitlelerle buluflarak ekonomik ve demokratik taleplerinden hareketle sürecin özgünlü¤ü üzerinden flekillenen sald›r› furyas›n› anlatmas›, bilinç tafl›mas› gerekmektedir. Sömürü ve talan politikalar›ndan bezmifl, sisteme karfl› güvensizleflmifl kitleler, kendi ç›karlar›n› temsil eden politikalarla birleflme yönelimini dünden daha fazla tafl›maktad›r. Mesele s›n›f bilinçli iflçi ve emekçilerin bu politikay› do¤ru araç ve yöntemler kullanarak kitlelere tafl›mas›nda, örgütleyerek, tarafs›zlaflt›rarak sisteme muhalif bir durufl sergilemesini sa¤lamaya çal›flmas›nda yatmaktad›r.


Partizan Özel Sayı 148

7

8-21 Kasım 2002

Ablukalar aras›nda iflçiler direnifli sürdürüyor Tuzla Havzas›’nda Kampana Deri’de 20 Eylül 2002 tarihine 12 , Güven Karaca Deri’de 5 Ekim 2002’de 13 iflçinin bafllatt›klar› direnifl patron ve jandarman›n tüm bask› ve y›ld›rma politikalar›na karfl›n sürüyor. hir’den getirtti¤i iflçileri yat›l› çal›flt›r›yor. Patron iflçileri inflaatta çal›fl›yor gösterdi¤i için iflten atma nedeni olarak “inflaat›m bitti iflçilerin ifli kalmad›” dese de iflçilerin deri ifli yapt›¤›n› tüm Tuzla Havzas› biliyor. Burdaki iflçiler de jandarma bask›s›yla karfl› karfl›yalar. Sendikayla ortak hareket ettiklerini söyleyen iflçiler, haklar›n› kazanana kadar direneceklerini belirtiyorlar.

Patron Mehmet Safrano¤lu iflçilere komik bir tazminat ödemek isterken iflçiler, bankaya yat›r›lan paray› çekmeyeceklerini, rakam›n komik bir rakam oldu¤unu, kendilerinin amac›n›n sendikal haklar›n›n tan›narak üretime geri dönmek oldu¤unu söylüyorlar. Yine Güven Karaca De ri’de de sendikaya üye ol-

Tuzla havzas›nda iflçiler ifllerinden ve haklar›ndan vazgeçmiyor. Kartal: Kampana De ri’de 20 Eylül 2002 tarihinde bafllayan direnifl jandama ve patronun tüm bask› ve y›ld›rma politikalar›na karfl›n devam ediyor. Direniflte olan 12 iflçi sabah mesai saatiyle direnifl yerine geliyor, akflam mesai saati bitimiyle evlerine dönüyor. Patron üretime devam etmek için Tafleron Fuat Özalp ve yaklafl›k 20 kaçak iflçiyi çal›flt›r›yor. Üretime devam eden iflçilerden 7-8 tanesi A¤r›’dan kand›r›larak getirilmifl. ‹flçiler, fabrikada yat›p kalk›yor, jandarma gözetiminde hafta sonlar› d›flar› ç›kabiliyor. Jandarman›n direniflteki iflçiler üzerindeki bask›s› ise artarak devam ediyor. ‹flçilerin fabrika önünde toplu durmas› jandarma taraf›ndan engellenmeye çal›fl›lsa da iflçiler, üretime dönene kadar fabrika önünden ayr›lmayacaklar›n› belirtiyorlar.

duklar› gerekçesiyle iflten at›lan 13 iflçinin 5 Ekim’de bafllatt›¤› direnifl de devam ediyor. Patron Güven Karaca Eskifle-

D‹REN‹fi VE ZAFER Kartal: T a b a k - S a n D e ri’ de 14 iflçi sendikaya üye olduklar› gerekçesiyle iflten at›lmas› sonucu 30 Eylül 2002 tarihinde fabrika önünde direnifle bafllam›flt›. Havzada di¤er direnifllerin de bafllamas›yla birlikte Tuzla’daki deri iflçilerine ve Deri-‹fl Tuzla fiubesine jandarma sald›r›lar›n› daha da art›rd›. Jandarma her gün iflçileri direnifl yerinden uzaklaflt›rarak, iflçileri, sendika-

c›lar› gözalt›na alarak direniflleri k›rmaya çal›flt›. Tabak-San patronu Mithat U¤ur ise ifle al›rken imzalatt›rd›¤› 10 bin dolarl›k

senetlerle iflçileri tehdit ederek sendikadan istifa etmelerini, aksi takdirde senetleri icraya vererek iflçilerden bu paray› tahsil edece¤ini söylüyordu. Tüm bask›lara ra¤men, Tuzla havzas›ndaki di¤er iflçilerin de deste¤ini yanlar›na alan iflçiler, fabrikada üretimi durdukduktan sonra sendikadan istifa etmeyeceklerini belirterek, “sendikayla ortak hareket edece¤iz, üretimden gelen gücümüzü kul-

lanaca¤›z, sendika yetkisi tan›nmadan burdan ayr›lm›yoruz. Hiçbir bask› ve tehdit bizi y›ld›ramayacak” diyerek kararl›l›klar›n› gösterdiler. Yap›lan tüm sald›r›lar karfl›s›nda direnen iflçiler, direnifllerinin 18. günü olan 18 Ekim’de Deri-‹fl Sendikas› ile iflveren sendikas› aras›nda yap›lan anlaflmayla tüm sosyal haklar›n› kazanarak fabrikaya geri döndüler.

Çukobirlik’te grev haz›rl›¤› Bu y›l toplama ifllemleri tamamlanmak üzere olan pamu¤un taban fiyat›n›n beklenenden düflük olarak belirlenmesi pamuk üreticilerinin tepkisine neden olmufl ve geçti¤imiz günlerde araçlar›yla yolu trafi¤e kapatarak eylem yapm›fllard›. Üreticiler devletin belirledi¤i fiyata tepki göstermeye yapt›klar› eylemlerle devam ederken Çukobirlik iflvereniyle yap›lan Toplu ‹fl Sözleflmesinden bir sonuç alamayan D‹SK’e ba¤l› Tekstil ‹fl Sendikas›na üye 600 iflçi de flehir merkezine yürüyüfl düzenleyerek bu durumu protesto ettiler. D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi ilerleyen günlerde grev karar› alacaklar›n› söyledi. Yap›lan görüflmelerde zam taleplerinin yüzde 90 iken

yüzde 40’a düflürülmesine karfl›l›k yüzde 24’e çekilerek bunda ›srar edildi¤i belirtildi. Adana Tarsus Karayolu’nda bulunan Çukobirlik Tekstil Fabrikas›’ndan flehir merkezine do¤ru yürüyen iflçiler “‹‹flçiler burada p a r t i l e r n e r e d e ” , “IMF ülkemizden defol” sloganlar›n› atarak yürüdüler. ‹flçiler bir süre yürüdükten sonra jandarma yürüyüfle müdahale için geldi. D‹SK genel baflkan› Süleyman Çelebi’nin yapt›¤› pazarl›klar sonucu eylem sald›r› olmadan bitirildi. Eylemden sonra yapt›¤› konuflmada Çelebi hükümetin ve sanayi bakan›n›n tutumlar›n› protesto ettiklerini belirterek bunu seçimlere yans›tacaklar›n› ve grev karar› alacaklar›n› söyledi.


8-21 Kasım 2002

8

Partizan Özel Sayı 148

Yükselen köylü eylemlilikleri örgütlülü¤ü dayat›yor DSP-MHP-ANAP hükümeti döneminde ç›kan yasalarla tar›m› imha eden devlete olan kinlerini geçmifl y›llara nazaran biraz daha kitlesel eylemlerle döken köylüler kendi inisiyatiflerinin yok say›ld›¤› bölgesel mitinglerin art›k çok da birfley ifade etmedi¤inin fark›ndad›r. 1980 y›l›nda 24 Ocak kararlar› olarak yürürlü¤e giren IMF ve DB yapt›r›mlar› neo-liberal politikalar›n ülkemiz topraklar›nda uygulan›fl›n›n resmidir. Bu politikalar›n uygulanmas› o dönemki toplumsal muhalefet dinamiklerinin, örgütlülüklerin da¤›t›lmas›yla mümkündü. Patron-a¤alar›n elinde bir asa ifllevi gören 12 Eylül AFC’si böylesi bir ihtiyac›n ürünü olarak ezilen-emekçi halk›n üstüne kara bir bulut gibi çöktü. 1980 sonras› uygulamaya konulan bu neo-liberal politikalar›n tar›m kesimine yans›mas› sübvansiyonlar›n kald›r›lmas› (köylü yerine fabrika, kombine ve birliklere verilmesi), tar›msal K‹T’lerin özellefltirilmesi vb. biçiminde olmufltur. O dönemden sonra köylülerin yerli ve yabanc› tekellerin iste¤ine göre üretim yapmas› için sözleflmeli çiftçilik modeli dayat›lmaya baflland›. Bu model; çok uluslu flirketlere üretim girdilerini satma, kendi stoklar›n› eritmek için de üretimi planlama olana¤› tan›maktayd›. Bugüne kadar uygulanan bu politikalarla ürün için belirlenen fiyatlar, üretim girdilerinin ve tüketim mallar›n›n fiyatlar› karfl›s›nda güç yitirmifl; yüksek enflasyona karfl›n ürün bedellerinin geç ödenmesiyle de köylüler iyice yoksullaflt›r›lm›fllard›r. Yoksul ve orta halli köylünün iyice yoksullaflmas› zamanla iflas etmelerini de getirmifltir. GEÇM‹fiTEN GÜNÜMÜZE KEND‹L‹⁄‹NDEN HAREKET Devletin emperyalistler ve yerli uflaklar›n›n ç›karlar› için hayata geçirdi¤i bu politikalarla tar›m kesiminde meydana gelen ciddi tahribata karfl›n köylülü¤ün kayda de¤er sonuç verici eylemleri olmam›flt›r. ‘68’li y›llarda toplumun her kesiminde yükselen muhalefet devrimci dalgayla da ciddi bir etkilenim içindeydi. Bu y›llar toprak iflgallerinin, ses getiren köylü mitinglerinin de y›llar›yd›. 28 Ocak 1969’da Torbal› Atalan köyünde köylüler a¤alar›n el koyduklar› arazileri iflgal etmifl, bu eylemler çevre köylere de s›çram›flt›. Yine 7 fiubat

1969’da Akhisar’da, 10 fiubat’ta Ödemifl’te 10 bini aflan köylünün, 16 Nisan 1969’da Söke’de 5 bin köylünün “Toprak Reformu ve Ba¤›ms›zl›k” mitingleri köylülerin emperyalizme ve patron-a¤alara kusulan öfkesi olmufltur. Bu dönemden sonra azalan bir ivmeyle devam eden toprak iflgalleri ve eylemleri 1976 y›l›nda tekrar bir yükselifle girmifltir. Marafl’tan Uflak’a, Ceyhan’dan Söke’ye, Sakarya’dan ‹zmir’e uzanan eylemler kendili¤inden geliflmesine karfl›n ciddi sesler getirmifl ancak örgütsüzlük ve öndersiz-

kadar birçok ilde traktörlerine yükledikleri pancarlar›n›, f›nd›klar›n›, pamuklar›n›, tütünlerini ya yollara ya ›rmaklara dökmüfl ya da yakm›flt›r. DSPMHP-ANAP hükümeti döneminde ç›kan yasalarla tar›m› imha eden devlete olan kinlerini geçmifl y›llara nazaran biraz daha kitlesel eylemlerle döken köylüler kendi inisiyatiflerinin yok say›ld›¤› bölgesel mitinglerin art›k çok da birfley ifade etmedi¤inin fark›ndad›r. ‹cral›k olan, tutuklanan, topraklar› sat›l›¤a ç›kar›lan, art›k ürününü satamamak de¤il üretememek der-

zetiminde faaliyette bulunan bu örgütler maddi-idari bak›mdan büyük ölçüde devlet taraf›ndan desteklenmektedir. Burjuva-ayd›n devlet yanl›s› çevrelerce yönetilen bu örgütlerin bu niteli¤inin yan›s›ra köylüler merkezi bir örgütlülü¤e sahip de¤ildir. Köylülerin üretimden gelen güçlerini birlefltirememesinin bir di¤er nedeni üreticilerin dört-befl kola ayr›lmas›d›r. Böylece yap›lan eylemler bölgesel düzeyde ve ürün baz›nda olup merkezileflememektedir. Kendi gücüne dayanmayan, hükümete bel ba¤layan bu ör-

likten saman alevi misali ileri tafl›namam›flt›r. 1980 sonras›nda daha bir parlamas› gereken köylü eylemleri 12 Eylül AFC’sinin toplumda estirdi¤i gözalt›, tutuklama, iflkence terörüyle frenlenmifltir. Az say›da olan kooperatiflerin ço¤u kapat›lm›fl ya da sisteme yedeklenmifltir. Son üç y›la kadar gerçekleflen küçük çapta eylemler c›l›zl›¤›n› korurken, bireysel tepki eylemlerinde ciddi art›fllar yaflanm›flt›r. Düflük taban fiyatlar›, kotalar, yüksek mazot-gübre-ilaç zamlar›, kesilen sübvasiyonlarla s›k bo¤az edilen köylüler, Amasya’dan Eskiflehir’e, Ordu’dan Elaz›¤’a

dinde olacak kadar dar bo¤aza düflen köylü tüm bunlara ra¤men neden kayda de¤er, sonuç verici eylemler yapamamaktad›r? Elbette bunun çeflitli nedenleri vard›r; Birinci ve esas neden genifl köylü kesiminin örgütsüzlü¤üdür. Köylü kesiminden uzak olan Ziraat Odalar›, Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i, dernekler, birlikler ve kooperatifler personel ve mali kaynaklar bak›m›ndan oldukça geridir. Köylünün gönüllü ve bilinçli deste¤ini sa¤lamayan, örgütlemede zay›f kalan ve devletin destek ve gö-

gütlerin dillendirdi¤i talepler flimdiye kadar hep hüsranla sonuçlanm›flt›r. Bugün köylülük de dahil toplumun anlamas›kavramas› gereken; hükümetlerin politika belirlemede söz sahibi olmad›¤›, emperyalistler ve uflaklar› patron-a¤alar›n ç›karlar› do¤rultusunda belirlenen politikalar›n hayata geçirilmesinde bir araç oldu¤udur. Hükümetler halk›n hükümeti de¤il, sömürücülerin ç›karlar›n› koruma hükümetleridir. 4 Kas›m sabah› iktidarda olacak olan hükümet de gerek yoksul köylü için gerekse de ifl-

çi ve emekçiler için dün iktidarda olanlardan farkl› fleyler getirmeyecektir. ÖRGÜTLENMEKTEN BAfiKA YOL YOK! Köylülü¤ün var olan sömürü-talan sisteminde mevcut durumu buyken, köylünün insanca yaflamas› için; üretmesi, üretti¤inin karfl›l›¤›n› almas› gerekir. Bu da köylünün ancak istikrarl›, sab›rl› ve uzun vaadeli bir mücadeleye sar›lmas›yla mümkündür. Köylünün taleplerinin karfl›lanmas› genifl köylü kitlelerinin örgütlenmesi, nitelikli bir önderli¤e sahip olmas› kendi gücüne dayanmas› ile mümkündür. Yap›lan köylü eylemlerinin lokal düzeyden kurtar›lmas›, iflçi s›n›f› ve di¤er emekçi kitlelerinin eylemleriyle bütünleflmesi, kamuoyuna mal edilmesi kurulan demokratik kooperatif ve birliklerle sa¤lanabilir. Bu örgütlerin nitelikli bir önderli¤e sahip, köylüler taraf›ndan benimsenen, köylülerin sorunlar›na çözüm sunup harekete geçirici, merkezileflmifl örgütler haline getirilmesinde Komünist Parti önemli bir ayg›tt›r. Köylülü¤ün sorunlar›yla ilgilenen, onlar›n aras›nda örgütlenen, onlar›n talepleri u¤runa mücadele eden bu örgütlülüklerin kurulmas›nda, kitlelerin böyle bir örgütlülü¤e yönlendirilmesinde devrimci ve komünistlerin önünde ciddi görevler bulunmaktad›r. 2000 y›l›nda kurulan ve bugüne kadar birçok il ve ilçede flubesi aç›lan Türkiye Üretici Köylü Sendikas› (TÜR KÖYSEN) yap›s› itibar›yla gücünü köylüden alan bir örgütlülüktür. Bugün c›l›z olan bu sendika var olan di¤er örgütlülüklere nazaran belli eksiklikler bar›nd›rsa da köylü kitlesini toparlayacak, harekete geçirecek niteli¤e dönüfltürülebilir. Genifl köylü kitlesinin deste¤ini henüz alamayan bu sendikan›n desteklenip güçlendirilmesi tüm demokrat, devrimci, komünistlerin göreviyken, merkezi-demokratik yap›da ve köylülerin yönetti¤i kooperatif ve birlikleri kurmak da aciliyetini dünden daha çok hissettirmektedir.


Partizan Özel Sayı 148

Pancar taban fiyat› yüz güldürmedi 2001 y›l›nda fleker pancar›na verilen taban fiyat› 50 bin TL/kg iken köylü bu fiyatla üretim maliyetini karfl›layamam›flt›. 2001 y›l›nda bir önceki y›la oranla %32.5’lik bir art›fl olurken bu y›l aç›klanan fiyat art›fl oran› geçen y›la oranla %48. Sanayi ve Ticaret Bakan› Ahmet Kenan Tanr›kulu’nun yapt›¤› aç›klamaya göre 2002 y›l› içinde %16 polar fleker içeren ve firesi düflürülmüfl 1 kg A kotas› pancar fiyat› 74 bin lira olarak belirlendi. Üreticinin söz hakk› hiçe say›larak “fieker Kurulu” taraf›ndan aç›klanan bu fiyat geçen y›la oranla ilk bak›flta fazla görünmekte. Ancak yaklaflan seçimler gözönüne al›nd›¤›nda hükümetin üç y›ll›k imha icraatlar›ndan sonra ömrünü bir befl y›l daha uzatman›n çabas› ile bu fiyat› az da olsa yüksek tuttu¤unu rahatl›kla söyleyebiliriz. 2001 y›l›nda fleker pancar› üretim maliyeti kilo bafl›na 50 bin lira olurken bu y›l mazota, gübreye, ilaca vb. yap›lan zamlarla maliyetin 75 bin liran›n üstünde olaca¤›n› söylemek zor olmasa gerek. Üretim maliyetlerinin alt›nda belirlenen bu taban fiyat› ile devlet, asl›nda kendi anayasas›n› da çi¤nemektedir. TC Anayasas›n›n 45. maddesine göre “devlet bitkisel ve hayvansal ürünlerin de¤erlendirilmesi ve gerçek de¤erlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri al›r” deniyor. ‹flçiyi, köylüyü ve di¤er emekçileri düflünmek gibi bir endiflesi dahi olmayan devlet emperyalistlerin karfl›s›nda öyle bir el pençe divan durmaktad›r ki kendi yasalar›n› bile meflru görmeyerek çi¤nemektedir.

Köylünün cellad› yine yoksulluk oldu Yoksullu¤un en üst s›n›rlara ulaflt›¤› ülkemizde çaresizlik içinde olan insanlar, de¤il rahat yaflam›n, evine bir parça kuru ekme¤i götürmenin hesab›n› yapmakta. Dayat›lan krizle birlikte daha bir dar bo¤aza giren halk, çocu¤unu okutamaman›n, borçland›¤› için soka¤a ç›kamaman›n girdab›nda. Bu s›k›nt› ile bunal›ma giren ve intihar› seçen insanlar›m›z›n say›s› ise her geçen gün artmakta. Son olarak Ayd›n’›n Nazilli ilçesi Bozyurt köyünde yaflayan 46 yafl›ndaki Hüsnü Emirgan’›n intihar etmesi yaflanan bu olaylar› bir kez daha gündeme getirdi. Tarlas›n› ekebilmek, ürününü satabilmek, ailesini doyurabilmek için borçlanmak zorunda kalan Hüsnü Emirgan ekonomik durumunun her geçen gün daha da kötüye gitmesi ile bunal›ma girmifl ve 21 Ekim günü kendini odas›n›n tavan›na asarak intihar etmifltir.

Alt›nova’da tar›m alanlar› yok ediliyor Türkiye’nin kesme çiçek üretiminin %80’inin karfl›land›¤› Antalya’n›n Alt›nova köyündeki tar›m alanlar› imara aç›larak kesme çiçek üretimi bitirilmeye çal›fl›l›yor. Betondan de¤il, topraktan doyduklar›n› belirten köylüler, tar›m alanlar›n›n imara aç›lmak istenmesine olan tepkilerini yapt›klar› eylemle dile getirdiler. Alt›nova köy meydan›nda toplanan köylüler, “Alt›nova’y› talan ettirmeyece¤iz”, “Seralar›m›z› sökmeyece¤iz” yaz›l› pankartlar açarak topraklar›n›n imara aç›lmamas› için her türlü mücadeleyi yapacaklar›n› belirterek, Bergamal› köylülerin mücadelesini örnek ald›klar›n› vurgulad›lar.

9

8-21 Kasım 2002

Seçim devlete kesesinin a¤z›n› açt›rd›; DGD ödemeleri yar›m yamalak yap›l›yor Do¤rudan Gelir Deste¤i ad› verilen, özünde ise köylü için açl›k paras› diyebilece¤imiz destek(!) ödemeleri 14 Mart 2000 tarihinde Resmi Gazetede yay›nlanarak yürürlü¤e girmiflti. DGD’nin ilk ödemesi pilot olarak da 2000 y›l›nda, yayg›n olarak 2001 y›l›nda dönüm bafl›na 10 milyon olarak ödenmiflti. IMF ve DB arac›l›¤› ile Türkiye’ye dayat›lan bu model, her türlü üretim ve verimlilik kriterinden uzak, yal›t›lm›fl bir modeldir. DGD’nin bu y›lki ödemeleri dönüm bafl›na 13.5 milyon olarak aç›klanm›fl bunun için bütçeden ayr›lan 700 trilyon ise seçim kargaflas› içinde bugüne kadar bekletilmifl, ödemeler yap›lmam›flt›r. ‹ktidardaki burjuva partilerin seçim öncesi girifltikleri “yeniden iktidar olma” çabas›ndan direkt etkilenen DGD ile ilgili kararname ve uygulama tebli¤i de geç yay›nlanm›flt›. Ekim dikim döneminde üç kuruflluk DGD’nin beklentisine sokulan köylünün daha seçimden üç gün önce verilece¤i aç›klanan bu parayla gönlü al›nmaya çal›fl›lm›flt›r. Köylüler DGD için Ziraat Odas›na 10 milyon, muhtarl›¤a 3 milyon, Tar›m ‹l Müdürlü¤üne 1 milyon lira ödemek ve ayr›ca köy ile

flehir aras›nda mekik dokumak zorunda b›rak›lm›flt›r. Haftalar öncesinden biten baflvurular ve kontrollere ra¤men Hazine ve Tar›m Bakanl›¤› aras›ndaki tart›flmalarla birlikte ödemeler yap›lmad›, seçim arifesine b›rak›ld›.

Do¤rudan Gelir Deste¤i ad› verilen, özünde ise köylü için açl›k paras› diyebilece¤imiz destek(!) ödemeleri 14 Mart 2000 tarihinde Resmi Gazetede yay›nlanarak yürürlü¤e girmiflti. Ekimini dikimini borçla yapan köylü, dekar bafl›na harcad›¤› 3035 milyon lira paran›n hesab›n› yaparken devletten dönüm bafl›na alaca¤› 13.5 milyonla teselli olacak kadar düflünülmüfltür. Adeta seçim rüflveti olarak düflünülen DGD ödemelerinin 25 Ekim tarihinde yap›lan Hazine ve Tar›m Bakanl›¤› toplant›s›ndan

sonra yap›laca¤› aç›klanm›flt›. Köylünün DGD’den ald›¤› parayla düne göre, karn› tok sand›k bafl›na gitmesinin hesab› yap›lm›fl olmal› ki Hazine’den sorumlu devlet bakan› taraf›ndan ödemelerin 31 Ekim tarihinde yap›laca¤› aç›kland›. K›rflehir, Zonguldak, Sinop, Kocaeli, Bolu, Amasya, Tekirda¤, K›r›kkale, Isparta, Karaman, Erzincan, Ayd›n, K›rklareli ve Bal›kesir’de ödemesi yap›lan DGD ödemelerinin di¤er illerde ne zaman yap›laca¤› hükümetin insaf›na kalm›fl durumda. 2000 y›l›nda pilot uygulama olarak bafllat›lan DGD sistemine 2002 y›l› gibi çok k›sa bir zamanda tamamen “uyum” sa¤lanaca¤›, ilk olarak 9 Aral›k 1999 tarihinde IMF’ye verilen niyet mektubunda ve sonrakilerde taahhüt edilmiflti. 2003 y›l›na kadar di¤er tüm desteklerin de kald›r›laca¤› düflünülünce çok de¤il birkaç y›la kadar bu y›k›mlar›n daha da artaca¤› oldukça aflikârd›r. DGD dün oldu¤u gibi bugün de köylüye verilen açl›k paras›d›r. Bugün tam bir seçim rüflveti yap›lan bu para köylü daha evine varmadan tükenece¤inden rüflveti verenler köylüden dua de¤il olsa olsa beddua alacakt›r.

Tahkim Yasas›’n›n son “incisi”; hastal›kl› bu¤day ‹mzaland›¤› günden bugüne sürekli yeni yeni incileri dökülen tahkim yasas›n›n son vurgunu bu¤daya oldu. Türkiye’ye AB ülkelerinden ithal edilmesine karar verilen bu¤day›n 25 bin tonunun “ffusorium” hastal›¤› tafl›d›¤› ortaya ç›kt›. (Bu hastal›k tohumla tafl›n›yor. Bu¤dayda daha s›k görülen hastal›k, köklerde ve baflakta çürümeye yol aç›yor. Çok kolay yay›labiliyor. Ve bu hastal›kla mücadele etmek oldukça zor.) Uluslararas› gözetmen firma taraf›ndan olumlu rapor verilen bu¤daylar›n hastal›k tafl›d›¤› Derince liman›nda yap›lan kontroller sonucu ortaya ç›kt›. ‹ki ay önce tüccar›n ve sanayicinin günlerce “kaliteli bu¤day yok. Bu¤day ithal edelim” iste¤i ger-

çekleflmifl ve TMO 300 bin ton bu¤day›n AB ülkelerinden ithal edilmesi için onay vermiflti. Son olarak Almanya’dan gelen 25 bin tonda ortaya ç›kan Fusorium hastal›¤›na yönelik TMO Genel Müdürü Mevlüt Karakaya TMO’nun bir K‹T olarak ticari bir firma say›labilece¤ini ve ticarette bu tür olaylar›n do¤al oldu¤unu piflkince savunurken içeri giren 275 bin ton ithal bu¤day›n durumu ak›llarda soru iflareti olarak duruyor. Tüm bunlar egemen güçlerin ve uflak kompradorlar›n bu do¤rultuda emperyalistlerin kendi ç›karlar›n› halk›n ç›kar› ve sa¤l›¤›ndan daha önemli olarak gördü¤ünü göstermektedir.


8-21 Kasım 2002

10

Partizan Özel Sayı 148

DKÖ temsilcileri Aysel Çelikel ile görüfltü F Tipi Hapishanelere karfl› sürdürülen direniflin ikinci y›l›n› doldurdu¤u flu günlerde tutsak yak›nlar›n›n, çeflitli DKÖ’lerin ve ayd›nlar›n F Tiplerinde yaflanan tecritin kald›r›lmas› için yapt›klar› giriflimler sürüyor. Ankara: KESK, D‹SK, TMMOB, TTB temsilcileri 25 Ekim Cuma günü Adalet Bakan› Aysel Çelikel ile görüfltü. Tecrite ve izolasyona karfl› bafllat›lan Ölüm Orucu’nun bitirilmesi, 3 kap› 3 kilit önerisinin kabul edilmesi ve tecritten kaynakl› hapishanelerde artan insan hakk› ihlallerinin çözümü talebiyle bakanla görüflen temsilciler, bakandan somut bir cevap almadan geri döndüler. KESK Genel Baflkan› Sami Evren, TTB 2. Baflkan› Metin Bakkalc›, D‹SK Genel Sekreteri Musa Çam ve TMMOB Genel Baflkan› Kaya Güvenç’in Çelikel ile yapt›¤› bir saatlik görüflme, devletin, hapishanelerde yaflananlar› bir sorun olarak görmedi¤ini ve çözümünü de getirmeyece¤ini ortaya koyuyor asl›nda. Zaten devletin devrimcileri, komünistleri her yönden yok etmek gibi bir

amac› var. Bu amaca ulaflmak için çok yönlü sald›rarak, önce devrimcilerin beynini yok etme politikas›na yöneliyor. Devletin F tipi hapishaneler açmakta dayatt›¤› tecrit ve izolasyon sald›r›s› bu politikan›n bir ürünüdür. Bu nedenle hapishanelerde yaflat›lan insan hakk› ihlallerinin, tecrit ve izolasyonun kald›r›lmas› yönünde bir ad›m atmas› beklenemez. Kendi a¤›zlar›ndan yap›lan aç›klamalarla bunu örneklendirebiliriz. Ölüm Orucunun neden bafllad›¤›n› (Asl›nda çok iyi biliyorlar) ö¤renmek için F tiplerini gezen Çelikel “ben burada tecrit görmüyorum, tutuklular kendi kendilerini kilitliyorlar”, “ ne olursa olsun bu ifli ben bitirece¤im” diyerek ölümlerin ve ihlallerin devam edece¤ini belirtmifltir. Ustas› Sami Türk de zaten “3-5 kifli kald›lar” diyerek ölümlerin devam etmesini sa¤layarak

beyinlerin tecritlefltirilmesi politikas›nda yeni yöntemler gelifltirmiflti.

Ayd›nlar F tipi için çözüm istedi ‹stanbul: F tipi hapishanelerde uygulanan tecritin son bulmas› için haz›rlad›klar› metni imzaya açan bir grup ayd›n ve sanatç› Adalet Bakan› Aysel Çelikel’e “F tipi sorununa çözüm bulun” ça¤r›s›nda bulundular. Grup ad›na aç›klama yapan Eflber Ya¤murdereli Türkiye’de 10 bine yak›n siyasi tutuklu oldu¤unu hat›rlatarak pankart asanlar›n, duvara yaz› yazanlar›n, 18 y›l hapse mahkum edildi¤ini söyledi ve bunlar›n devlet taraf›ndan ‘terörist’ olarak adland›r›ld›¤›na dikkat çekti. Ya¤murdereli konuflmas›na eski bakan›n sözlerini hat›rlatarak devam etti. “Zaman›n Adalet Bakan›’n›n F tipi cezaevlerinin tecrit yerleri olmayaca¤›n› bu uygulamay› erteleyece¤ini söylemifl olmas›na ra¤men cezaevlerinde Ölüm Orucu sonras›nda geliflen tepki sonras›nda 19 Aral›k’taki operasyonda ise 32 kifli katledildi daha sonra ise Ölüm Oruçlar›’nda flu ana kadar 97 kifli hayat›n› kaybetti.” Ya¤murdereli daha sonra metni okumas› için sözü flair Arif Damar’a b›rakt›.

Damar aç›klamada dönemin Adalet Bakan› Hikmet Sami Türk’ün ‘buralar tecrit olmayacak’ fleklindeki aç›klamas›n› hat›rlatarak haz›rlanan imza metninde de F tipi hapishanelerde tecritin devam etti¤ine dikkat çekti. Halen bir grup tutuklunun Ölüm Orucu eylemini sürdürdü¤ü belirtilen metinde bakan Aysel Çelikel’e seslenilerek soruna çözüm bulunmas› istendi. ‹mza metninde ise siyasi partilere “fiimdi seçim ortam›nday›z, bu ülkeye özgürlük vaat edenlere soruyoruz. Cezaevlerinde tecrit ve izolasyona son vermek için ne yapacaks›n›z?” sorusu yöneltildi. Aç›klaman›n ard›ndan, aç›klamaya kat›lan Oral Çal›fllar, Rag›p Zarakolu, Vedat Türkali, Arif Damar, fianar Yurdatapan, ‹lkay Akkaya, Nurettin Güleç, Vedat Baran ve ‹nan Alt›n bas›n metnine imza atarak metni imzaya açt›lar. Aç›klamaya Ayd›n ve Sanatç›lar›n yan›s›ra Ölüm Orucu gazileri, tutsak aileleri ve TUYAB’l›lar da kat›ld›.

3 kap› 3 kilit formülünü devlet bu yüzden kabul etmiyor. Ancak daha önceki süreçte yapt›¤› gibi kesin olarak “hay›r” dememekte, son derece “demokratikleflti¤imiz” flu günlerde daha yumuflak söylemlerle reddetmektedir. Ya da “ilgilenece¤iz, bir kaç ay içinde bu sorunlar› çözece¤iz” gibi söylemlerle süreci uzatmaktad›r. Ancak halen daha ilk günkü vurdum duymazl›kla hareket etmekte alttan alta bask›lar›n› art›rarak sürdürmektedir. Yine de gerek tutuklu yak›nlar›, ayd›nlar, ö¤rencilerin, gerekse DKÖ’lerin baflta Adalet Bakan› olmak üzere bakanlarla görüflmeleri, ÖO’nun bitirilmesi ve F tipi hapishanelere karfl› yapt›klar› eylemleri devam ediyor. Talepler kabul edilene kadar da devam edecek. KESK, D‹SK, TMMOB, TTB temsilcilerinin Aysel Çelikel ile görüflmesi, seçim ve Irak’a yap›lmas› planlanan sald›r›n›n gündeme gelmesi ve insanlar›n bunlara odaklanmas›yla unutturulmaya çal›fl›lan hapishanede yaflanan

sorunlar›n yeniden gündemlefltirilmesi çabas›d›r. Ancak görüflmenin Bakan taraf›ndan 3 kap› 3 kilit önerisine “çok iyi niyetli ve kararl›” yaklaflmas›, durumu de¤ifltirmemifl, birkaç ayd›r görevde olmas›na ra¤men, geldi¤i günden beri “sorunlar› çözece¤iz” demesine ra¤men yine Çelikel’den ayn› cevaplar al›nm›flt›r, al›nmaya da devam edecektir. ÇHD ADALET BAKANI’NA DOSYA SUNDU 24 Ekim 2002 tarihinde ÇHD ‹stanbul fiubesi’nden Av. Several Demir ve Av. Zeynel Polat; Genel Merkez’den Av. Zeki Rüzgar ve Av. Kaz›m Bayraktar Adalet Bakan› Aysel Çelikel ile görüflerek F Tipi Hapishanelerde yaflanan uygulamalara iliflkin çeflitli belge, tutanak, mahkeme karar›, rapor, anlat›m vb. belgelerin yer ald›¤› bir dosya sundular. Görüflme sonucunda Aysel Çelikel, olumsuz uygulamalar›n afl›lmas› noktas›nda gereken giriflimlerde bulunaca¤›n› belirtmekle yetindi.


Partizan Özel Sayı 148

11

8-21 Kasım 2002

“Tecriti yaflayarak ö¤rendik” ‹stanbul: Ölüm Orucu Gazileri 25 Ekim günü bir bas›n aç›klamas› yaparak tecrite karfl› 2 y›ld›r sürdürülen mücadelenin desteklenmesini istediler. Ölüm Orucu eylemini d›flarda sürdüren Feride Harman’›n evinin önünde yap›lan bas›n aç›klamas›n› Ölüm Orucu gazilerinden Özkan Güzel okudu. Yap›lan aç›klamada tecritin ne anlama geldi¤ini yaflayarak gördüklerini, Ölüm Orucu eyleminde sakat kalan 500 insandan bir kaç› olduklar›n› ifade ettiler. F tiplerinde tecrit kalkmad›kça, insan onuru ve

kiflili¤ine sald›r› devam etti¤i sürece bu direniflin devam edece¤ini, zamana yay›larak bitece¤ini umanlar›n yan›ld›klar› belirtildi. Özkan Güzel’in okudu¤u bas›n aç›klamas› “tecrit kalks›n insanlar ölmesin”, “tecrit kalks›n insanlar sakat kalmas›n” sloganlar›yla bitirildi. Bas›n aç›klamas› okunurken Feride Harman da (ÖO eyleminin 461. gününde) pencereden sokakdaki insanlara k›rm›z› çiçek at›p zafer iflareti yapt›.

Devrimci tutsaklar bile bile ölüme terkediliyor

F

tipi hapishanelerde sa¤l›k durumu kötü olan tutsaklar›n tedavileri bütün giriflimlere

ki fiahin’in tedavisinin bilinçli olarak engellendi¤i ve Adli T›p’a sevkedilmedi¤ini duyurmufltuk. Gelinen afla-

ra¤men engelleniyor. Daha önce de aileler konufluyor köflemizde, sara hastal›¤›, bel f›t›¤› ve beyninde 2 santimetre bir tümör tespit edilen Ze -

mada anne Güzel fiahin tüm giriflimlere ra¤men o¤lunun hâlâ tedavisinin yap›lmad›¤›n› ve ölüme terk edildi¤ini söylüyor. Ziyarete her gidi-

flinde o¤lunun dengesinin biraz daha bozuldu¤unu söyleyen Güzel fiahin, tüm kamuoyunun duyarl› olmas›n› isteÇocu¤um ölmeden yerek “Ç ç›¤l›¤›m› duymalar›n› istiyo rum. O¤lumun bir an önce Adli T›p Kurumu’na sevk edilmesini istiyorum. Bunun için gerekli yerlere dilekçe ile baflvurdum, tedavisinin gecikmesi o¤lumun ölümle baflbafla kalmas› demektir. Adalet Bakanl›¤›’n› ve Adli T›p’› göreve ça¤›r›yorum, kendine insan›m diyen herkesi duyarl› olmaya ça¤›r›yorum. Ben anneyim. O¤lum da, ben de ac›lar içindeyiz. Ç›¤l›¤›ma kulak t›kamay›n. Çocu¤umun sa¤l›¤›n› istiyorum, çocu¤umun tahliye edilmesini istiyorum” ça¤r›s›n› yapt›.

Te c r i t k a r fl › t › e y l e m l e r devam ediyor ‹stanbul: TUYAB, TAYAD, Halkevleri 1. Bölge Temsilcili¤i, Sosyalist Demokrasi Partisi ‹stanbul ‹l Örgütü temsilcilerinin kat›l›m› ile 25 Ekim tarihinde Bebek’teki Danimarka Konsoloslu¤u’nun önünde toplanan grup toplad›klar› 60 imzay› konsoloslu¤a ilettiler. 20 Ekim’de Galatsaray Lisesi’nin önünde yaflanan sald›r›dan sonra burjuva bas›n›n yo¤un ilgi gösterdi¤i eylemde k›rm›z› flamalar, ellerde sallan›rken yap›lan aç›klamada F tiplerini Avrupa’n›n yapt›rd›¤›, yaflanan katliamlarda onun da pay›n›n oldu¤u vurgulanarak eylemlere devam edilece¤i belirtildi.

F Tiplerinde bask›lar sürüyor ‹stanbul: Adalet Bakan› Aysel Çelikel’in Avrupa ‹flkenceyi ‹zleme Komitesi’nin de istedi¤i “haftada 5 saat 10 kiflilik gruplarla sohbet imkan›” biçimindeki sözlerinin ard›ndan Kand›ra ve Bolu F tipinde yaflananlar bu ifadelerin hiç de gerçe¤i yans›tmad›¤›n› ortaya ç›kard›. Kand›ra ve Bolu F tipinde bulunan ‹BDA-C tutuklular›n›n, ortak kullan›m alanlar›ndan yararlanamad›klar› nedeniyle aileleri ve avukatlar› taraf›ndan 30 Ekim 2002 günü saat 12:00’de ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Tutuklular ve aileler ad›na konuflan Av. Ahmet Aslan, Kand›ra F tipi ve Bolu F tipinde tutuklu bulunan müvekkillerinin 6 ayd›r ortak kullan›m alanlar›n› ›srarla talep ettiklerini hatta suç duyurusunda bulunmalar›na ra¤men bu haklardan yararlanamad›klar›n› vurgulad›. “Tutuklular›n ayn› davadan yarg›lanan arkadafllar›yla birlikte ortak alanlardan yararlanma istekleri idare taraf›ndan kabul edilmeyip adli ve itirafç›larla ortak alana ç›kmaya zorlanm›fllard›r. Herhangi bir konuda suç iflleyen gardiyan› flikayet etmek istedi¤inizde suçu iflleyen ‘faili meçhul’ olmaktad›r” diyen Ahmet Aslan, gardiyanlar›n birbirini ‘eleman’ diye ça¤›r›p rakamla ifade ettiklerini belirterek, olur olmaz olaylardan ceza verildi¤ini ve müvekkillerinin 6 ay görüfl 1 ay mektup yasa¤› ald›¤›n› söyledi.


12

8-21 Kasım 2002

Partizan Özel Sayı 148

Ortado¤u’da son balans ayarlar› ABD’nin Ortado¤u’ya yönelik sald›r› politikalar›n›n haz›rl›klar› yaflanan yeni geliflmelerin yaratt›¤› etkilerin dizayn edilmesi biçiminde devam ediyor. ABD emperyalizminin Irak üzerinden somutluk kazanan Ortado¤u’ya dönük politikalar›na bölgede söz sahibi olmak isteyen di¤er emperyalist devletlerin iti-razlar› ABD’nin bölgedeki petrol yataklar› ve enerji kaynaklar›n› ele geçirme plan›n› zora sokmufltur. Özellikle Fransa ve Rusya’n›n itiraz merkezi olmas› ABD’nin Irak’a sald›r› konusunda BM’den onay almas›n› güçlefltiren bir yön tafl›yor. Rusya’n›n son dönemde Irak’la ticari iliflkiler gelifltirmesinin ard›ndan Almanya, Çin, Fransa’n›n da çeflitli düzeyde gelifltirdikleri ticari iliflkiler bulunmakta. Ortado¤u’ya yönelik emperyalistler aras› hegemonya dalafl›n›n gölgesinde ABD’nin Irak’a yönelik sald›rganl›k plan›nda ABD’nin sözde yapt›¤› de¤ifliklik ise Rusya ve Fransa’n›n bölgeye yönelik kayg›lar›n› gidermeye yetmiyor.

ABD’nin diplomatik kanallar› yeniden zorlama trendine girmesi sald›rganl›¤›n›n özünde bir de¤ifliklik yaratmam›fl aksine koflullar› içerisinde yeni sald›r› plan›n›n zeminini güçlendirmeyi hedeflemifltir. Rusya ve Fransa’n›n direncinden ötürü sald›r›ya meflruluk kazand›rma çabas›na giren ABD, BM Güvenlik Konseyi’ne sundu¤u tasar›yla di¤er emperyalist devletleri de sald›r›n›n dolayl› destekçisi durumuna çekmeyi hedeflemektedir. Rusya ve Fransa’n›n Irak petrolleri üzerinde kendi paylar›n› gözetmeksizin ABD’nin tek bafl›na hakim olma iste¤i ve karfl› ç›k›fllar› üzerinden sürdürdükleri pazarl›klar devam ederken ABD ise uzlaflma maskesiyle yükselen tepkileri bast›rma mücadelesi yürütüyor. Rusya ve Fransa’n›n yaratt›¤› bu hoflnutsuzlu¤a ‹ngiliz petrol flirketlerinin yaflanan pazarl›ktan duyduklar› rahats›zl›k da eklendi. ABD ve ‹ngiltere aras›nda uç verecek çatlaklar›n belirtisi olabilecek bu durum; ABD’nin Irak

petrollerinin tamam›n› ele geçirerek OPEC’i devre d›fl› b›rakma plan› karfl›s›nda güçlenen bir olas›l›k tafl›yor. Uluslararas› arenada emperyalistlerin ifltah›n› kabartan Ortado¤u petrolleri üzerindeki pazarl›klar sürerken ABD’nin Irak’a sald›r› plan›nda Türk hakim s›n›flar›n›n üstlenece¤i rolde son balans ayarlar› yap›lmakta. ABD’nin icazetiyle savafl hükümeti misyonuyla 3 Kas›m’da yap›lan seçimlerden iktidar partisi olarak ç›kan AKP bu balans ayar›n›n son halkas›n› oluflturmakta. Di¤er yandan yap›lan Yüksek Askeri fiura toplant›s›nda ifl bafl›na geti-rilen ordunun yeni komuta kademesi de savafl kurmay› olarak yeniden dizayn edilmifl durumda. Son MGK toplant›s›n›n ard›ndan ABD’nin övgüler dizdi¤i Genelkurmay Baflkan› Hilmi Özkök’ün seçim arifesinde ABD’ye gitmesi sald›r› planlar›n›n son aflamaya geldi¤inin sinyallerini veriyor. Görünen o ki ABD emperyalizmi Irak’a yönelik sald›r› rol alacak Türk hakim

s›n›flar›yla el ele vererek tafllar› yerli yerine oturtmufl durumda. Bundan sonraki aflamada, Türk hakim s›n›flar›n›n “en iyi ihraç ürünü” olarak pazarlad›klar› ordular›n›n Ortado¤u halklar›n›n kan›n› döken icraatlar›na

ve tescilli uflaklar›n›n karfl›s›nda yer alarak dur demek ise ayn› kaderi paylaflan Türkiye iflçi ve emekçilerinin yoksul halk›n›n önünde acil bir görev olarak durmaktad›r. ABD emperyalizminin ç›karlar› u¤runa yoksul halk çocuklar›n› ölüme

örülmesinde daha büyük sorumluluk düflmektedir. MarksistLeninist-Maoist’lerin bu setin bilinçle yo¤rulmas›nda üstlenecekleri rol, yerine getirecekleri önderlik misyonu tarihsel olarak ömrünü tamamlam›fl gericili¤in

sahne olacak. Emperyalistlerin zulüm terazilerini dengelemek için binlerce insan›n kan›na girecekleri yaflanan onlarca örnekle bilinen bir gerçeklik. Ortado¤u halklar›n›n kan›n› dökmeye haz›rlanan bu emperyalist haydutlar›n

süren patron-a¤a devletinin karfl›s›na, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” fliar›yla ç›karak set örmeliyiz. Sand›k bafl›na gitmeyerek savafl hükümetine onay vermeyen, sistemden umudunu yitirmifl emekçi kitlelere kuflkusuz bu setin

çöplü¤e savrulup at›lmas›nda baflat bir öneme sahiptir. Bu bilinçle geliflen emperyalist sald›rganl›k karfl›t› ivmenin içinde yer alarak anti-emperyalist mücadele ek-seninde Ortado¤u halklar›n›n yan›nda yerimizi almal›y›z.

Gazete çal›flan›na keyfi dayak

Ankara’da gözalt›lar

PSAKD’den AKP’ye uyar›

Mersin: Özgür Gündem gazetesinin Mersin’de da¤›t›mc›l›¤›n› yapan Veysi Karakeçi Mersin postanesi önünde evine gitmek için araç beklerken insanlar›n gözü önünde yunus polisler taraf›ndan dövüldü. Olayla ilgili aç›klama yapan Karakeçi, “‹ki motorlu yunus polis kald›r›m›n üzerinde geliyorlard›, yan›mda durdular, bana elimdeki poflette ne var diye sordular, ben de da¤›t›mc› oldu¤um için pofletin içinde gazete oldu¤unu söyledim. Benden kimli¤imi istediler. Ben de kimli¤imi verdim. Sonra bana küfür etmeye bafllad›lar” dedi. Karakeçi’yi ellerinden kelepçeleyerek rastgele dövüp hakaret eden polisler tehdit etmekten de geri durmuyorlar. Ayn› gün rapor almak için hastaneye giden Veysi Karakeçi suç duyurusunda bulunmak amac›yla doktordan rapor isteyince doktor, “devleti flikayet edeceksin” di-yerek rapor vermedi.

Ankara: Seçim çal›flmas› yapan Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu çevresi devletin gözalt› ve tutuklama terörü ile karfl›land›. Bu sald›r›larda ilk olarak Liseli Ekim Gençli¤i bülteni da¤›tan K›z›lbayrak okuru Oktay Türkü gözalt›na al›nd›. Bunun ard›ndan Y›ld›r›m Do¤an ve Nurbay Irmak isimli K›z›lbayrak çal›flanlar› da gözalt›na al›nd›lar. Gözalt›na al›nanlar savc›l›ktan serbest b›rak›l›rken Y›ld›r›m Do¤an ve Nurbay Irmak ise tutuklanarak Ulucanlar hapishanesine konuldu. K›z›lbayrak dergisi taraf›ndan yap›lan aç›klamada bu bask›lar protesto edi-lerek bunlar›n kendilerini durduramayaca¤› belirtildi.

Ankara: Emekçi halk›m›z›n parlamentoya duydu¤u güvensizli¤in her geçen gün biraz daha derinleflti¤i günümüzde seçim öncesinde baz› burjuva partilerinin halk›n manevi de¤erlerine sald›r›lar› da devam etti. Bu partilerden biri de AKP ve Genel Baflkan› Recep Tayyip Erdo¤an’d›r. AKP yapt›¤› seçim afifllerinde “Biz Türkiye’nin Yunus’u, Mevlana’s›, Pir Sultan’›y›z” ibaresini kullanmas›n› Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i yapt›¤› bir aç›klama ile protesto etti. Av. Kaz›m Genç’in okudu¤u aç›klamada konu ile ilgili “Recep Tayyip Erdo¤an ‹stanbul Büyükflehir Belediye Baflkan› iken Karaca Ahmet Cemevi’ni y›kt›rm›flt›r. Bugünse ulular›m›z› seçim propagandas› yapmaktad›r. Buna sessiz kalmam›za imkan yoktur. Cemevimizi y›kan, Sivas’ta canlar›m›z› yakan anlay›fl›n, ulular›m›z›n ad›n› kullanarak seçim propagandas› yapmaya hakk› yoktur” dedi.


Partizan Özel Sayı 148

8-21 Kasım 2002

13

Savafl karfl›t› tepkiler büyüyor YDG’den emperyalist sald›rganl›¤a karfl› eylem

ABD’nin Irak’a yönelik sald›r› haz›rl›klar› sürerken emperyalist sald›rganl›k karfl›t› tepkiler de büyüyor. Savafl karfl›tlar› yapt›klar› çeflitli eylemlerde “Art›k emperyalistler için dökülecek kan›m›z yok” diyerek “ABD askeri olmayaca¤›z” sloganlar›n› s›k s›k dillendirdiler. Emek Platformu; 24 Ekim’de ‹stanbul’da bir araya gelerek Ortado¤u’da ç›kacak bir savafla karfl› olduklar›n› aç›klarken; 30 Ekim’de TUYAB ile Temel Hak ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi temsilcileri de Amerikan Konsoloslu¤una savafl›n

açl›k ve ölüm oldu¤unu belirten dilekçelerini sundular. ‹HD Ankara fiubesi ise 28 Ekim, 31 Ekim ve 2 Kas›m tarihlerinde Yüksel Caddesi ve Sakarya Caddesinde yapt›klar› aç›klamalarda yine emperyalist sald›rganl›klara karfl› sokaklarda olduklar›n› belirterek ABD’nin petrol düflleri için ölmeyeceklerini söylediler. Yine Ankara’da ÖDP ve DEHAP da 24 Ekim’de ayr› ayr› düzenledikleri eylemlerde ABD’nin Irak’a yönelik sald›r› haz›rl›klar›n› protesto ettiler. ‹zmir’de de Savafla Karfl› ‹zmir

İstanbul: ABD emperyalizmi, hem yaşadığı ekonomik kriz hem de emperyalistler arası kutuplaşmanın etkisiyle kendi hegemonyasını güvenceye almanın telaşıyla saldırganlıklarına yenilerini ekliyor. Afganistan’la başlayan Filistin işgalinin boyutlanmasıyla devam eden ve daha birçok ülkeyi tehdit eden emperyalist saldırı şimdi Irak’ta hazırlıklarına başladı. Yeni Demokrat Gençlik ABD’nin olası bu saldırganlığına 26 Ekim günü Galatasaray Lisesi önünde pankart ve sloganlarıyla karşı olduklarını gösterdiler. Taksim yönünden “Emperyalist Saldırganlığa Son” pankartıyla gelen gençler “ABD askeri olmayacağız”, “Emperyalist savaşa son” sloganlarıyla lise önüne ilerledi-

Giriflimi, 1 Kas›m’da mum yakma eylemi düzenleyerek ABD emperyalizminin tüm dünya halklar›n› savafl felaketine çekmeye çal›flt›¤›n› belirtti. Ümraniye 1 May›s Mahallesinde

ler. Lise önünde basın metnini okumak isteyen gençlere polis saldırdı. Apar topar gözaltına alınan gençler götürüldükleri Beyoğlu Karakolu’ndan adliyeye sevk edilerek aynı gün akşam serbest bırakıldılar. Eylemciler gözaltına alındıktan sonra ise İstiklal Caddesi boyunca bir grup YDG’li slogan atarak dağıldı. Faşizm atılan bir slogana karşı tahammülsüzlüğünü gerçek yüzünü göstererek halkın gözünde hiçbir meşruluğunu kalmadığını birkez daha ispatladı. Yeni Demokrat Gençlik saldırının ardından yaptığı basın açıklamasıyla gözaltıları protesto ederken mücadelenin bugün daha da yükseltilmesi gerektiğini belirttiler.

29 Ekim günü akflam› Ekmek ve Adalet, Al›nteri, At›l›m gazetesi okurlar› meflaleli yürüyüfl yaparak “savafla hay›r, savafl açl›k ve ölümdür” dedi.

Savafl art›klar› can almaya devam ediyor Malatya:T. Kürdistan›’nda y›llard›r devam eden savafl nedeniyle onbinlerce insan hayat›n› kaybederken, kullan›lan çeflitli silahlar›n art›klar›, patlamam›fl havan ve roket mermileri ve bölgenin insans›zlaflt›r›lmas› için döflenen may›nlar hergün yeni ölümlere yolaçarak tehdit olmaya devam ediyor. 26 Ekim tarihinde Tunceli’nin Hozat ilçesinde halk aras›nda kurflun bölgesi olarak bilinen askeriyeye ait çöplükte okul harçl›klar›n› ç›karmak için hurda toplayan yafllar› 13 ile 26 aras›nda de¤iflen 5 çocu¤un, bulduklar› pil büyüklü¤ündeki maddeleri (G3 bombas›) satmak için gittikleri dükkanda bu maddelerin patlamas› sonucu 3 çocuk hayat›n›

kaybetti. Gürkan Güner(14), U¤ur Güner(15) ve Ergün Aslan’›n (15) hayat›n› kaybetti¤i patlamada a¤›r yaralanan Hayri Çiçek(13), Murat Do¤an(16) ve hurdac› H›d›r Çelik(27) Elaz›¤ Araflt›rma Hastanesi’nde tedavi alt›na al›nd›. Olay› yerinde inceleme yapmak için Elaz›¤ ‹HD yönetimi bir heyet oluflturarak 30 Ekim günü Hozat’a gitti. Heyet bölgede araflt›rma yaparak ve hastanedeki yaral›larla da görüflerek bir rapor haz›rlad›. Raporda olay yerinde tel örgü veya herhangi bir uyar› levhas›n›n bulunmad›¤› ve gerekli önlemler al›nmazsa bu tür olaylar›n insanl›k için büyük tehlike olarak devam edece¤i belir-

tildi. TUNCEL‹L‹LER DERNE⁄‹’NDEN TEPK‹ Öte yandan 31 Ekim’de Taksim’deki Tunceliler Derne¤i’nde aralar›nda Ahmet Telli’nin de oldu¤u bir grup ayd›n›n kat›l›m›yla havan mermisinin patlamas› sonucu ölen çocuklarla ilgili bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Dernek ad›na yap›lan aç›klamada, “Yaflanan facia karfl›s›nda yetkililer suskunluklar›n› sürdürüyor” denilerek cephane art›klar›n›n hemen temizlenmesi gerekti¤i belirtildi. Aç›klamadan sonra bölgeden yeni gelen Haydar Beltan da yaflad›klar›n› anlatt›. Beltan “Yaflanan olaylar köye dönüfllerden sonra ya-

flanacaklar›n bir örne¤idir. Bir süre önce arkadafllarla Nergiz da¤›nda patlamam›fl bir may›n gördük, jandarmaya haber verdik jandarma orda sizin ne ifliniz var diyerek bir arkadafl›m›z› gözalt›na ald›. Zel Da¤lar›’nda da siperler var. 1938’lerden kalma askerlerin kazd›¤› çok genifl siperler temizlenmemifl durumda halen duruyor. Askerler may›nlar›n oldu¤u yere sadece bir levha yerlefltiriyor. Dersim’de temizlenmemifl çok say›da may›n bölgesi var, burda köylülerin hayvanlar› da ölüyor. Hiçbir yetkiliden bu konuyla ilgili olarak bir cevap gelmedi” diyerek bölgede yaflananlara dikkat çekti.


8-21 Kasım 2002

14

Partizan Özel Sayı 148

Bulundu¤umuz tarihsel süreçte devrimci kiflili¤in gereklili¤i Devrimciler aç›s›ndan zor bir tarihi dönemden geçiyoruz. Keza halk kitleleri için de durum pek farkl› de¤il. Çürümeye yüz tutmufl emperyalist-kapitalist sistem, varl›¤›n› sürdürebilmesinin tek arac› olan bask›, fliddet ve zoru dünya halklar› ve bir bütün devrimci hareket üzerinde var h›z›yla sürdürmekte. ‹nsanl›k, bir avuç sömürücü az›nl›k d›fl›nda her geçen gün daha da yoksullaflmakta, açl›¤a mahkum edilmekte. ‹flsiz milyonlar patlamaya haz›r bir potansiyel oluflturmakta. ‹nsano¤lu, yaflam›n› devam ettirebilmenin peflinde. Uluslararas› devrimci hareket son dönemde kendili¤inden geliflen anti-kapitalist karakterli hareketler ve birkaç ülkedeki komünist hareket hariç bir durgunluk yafl›yor. 60’lar›n70’lerin devrimci dalgas›, sosyalist devrimlerin geriye dönüflü ve modern revizyonizm-sosyal emperyalizmin çöküflü sonras› yerini derin bir sessizli¤e b›rakt›. Emperyalizm ise bu alt üst oluflu kendi sistemini propaganda etmenin arac› olarak iyi kulland›. “‹deolojilerin öldü¤ü, kapitalizmin insanl›¤›n devam›n› sa¤layacak tek ekonomik-siyasal sistem oldu¤u” sosyalizmin son “kale”si görünümündeki Sovyet Sosyal Emperyalizminin çöküflüyle doru¤una ulaflan Yeni Dünya Düzeni ve Küreselleflme safsatalar›yla birlikte dünya halklar›na “iyi” propaganda edildi. Uluslararas› devrimci ve komünist hareket ise bunun karfl›s›nda yeterli bir duruflu sergileyemedi, özellikle ideolojik-siyasal alandaki sald›r›lar›n› bofla ç›kartacak do¤ru ve yerinde politikalar yaflama geçirilemedi. Halk kitleleri ekonomik anlamda yaflad›¤› s›k›nt›lar›n yan›nda emperyalizmin ideolojikpolitik sald›r›lar›ndan ciddi etkilenmeler yaflad›. Devrim cephesi halklar›n bilincindeki ve gönlündeki yerini kaybetti. Halk kitleleri gelinen süreçte bask› ve sömürüye sessiz kalacak bir duruma getirildi. Yine yak›n tarihimiz bir dizi ulusal ve sosyal devrimci yap›lar›n sendeleyifline, reformist ve sistem-içi kulvara girifline yine kiminin ise tümden bitifline tan›k olmufltur. Devrimci durumda önemli geliflmeler yaflan›rken devrimci hareketlerin durumu bu geliflmeleri do¤ru bir rotaya sokup ona yön verme niteli¤inden uzak oldu¤undan emperyalizmin ideolojik-politik-kültürel-ahlaki her sald›r›s› halk kitlelerini daha

da etkilemifltir. Yaflad›¤›m›z co¤rafyaya ve kendimize bakt›¤›m›zda bunu rahatça görebiliriz. Yozlaflma, yabanc›laflma ve bireycileflme halk kitlelerinin yan›s›ra, devrimci saflarda da kol gezmektedir. Toplum içinde birey kendi yaflam›n› devam ettirmekten baflka bir fley düflünmezken, devrimci saflarda en kabas›ndan en incesine kadar bir bireycileflme süreci yaflanmaktad›r. Birey-toplum, birey-örgüt/devrim ikileminde bireyden yana tav›rlar sergilenmekte, sosyalizmin kolektif ruhundan uzaklafl›lmaktad›r. Mücadeleden kopanlar›n say›s› artmakta, devrime inançs›zl›k, halka ve partiye güvensizlik had safhada yaflan-

her sorunun, çözümünü de kendi içinde bar›nd›rd›¤›n› ö¤retiyor. Bu durumu de¤ifltirecek birileri varsa o da biz devrimci ve komünistleriz. Her sömürü politikas›, her vahfleti ve her katliam› emperyalist burjuvazinin sonunu daha da yak›nlaflt›rmakta, bask› ve fliddet üzerine kurulu düzenin kendi mezar kaz›c›lar›n› da büyütmektedir. ‹ki s›n›f, iki yol ve iki çizgi aras›ndaki savaflta burjuvazi/ kapitalizm/ karfl›-devrim yenilmeye mahkumdur. Bilimsel olarak insanl›¤› toptan kurtulufla götürecek tek s›n›f olan proletarya ise taktiksel gerilemeler yaflasa da yenmeye mahkumdur. Dünya

puklu¤un ve halka güvensizli¤in kol gezdi¤i bir ortamda kitlelerle olmak, onlara güvenmek ve onlardan ö¤renmek, duruflumuzu sa¤lamlaflt›racakt›r. MLM biliminin somutland›¤›, devrimin ete kemi¤e büründü¤ü yerdir kitleler. Onlar herfleyi y›kmaya ve her fleyi yaratmaya muktedirdir. Gonzalo tek bir fleyden korktu¤unu ifade ediyor: Kitlelere güvensizlik’ten. Gerçekten de devrimin temeli, yaflam›n yarat›c›s›, var olan en büyük güç olan kitlelere güven duymamak, bir devrimcinin yaflayabilece¤i en kötü durumdur. Kitleler olmadan devrim ve sosyalizm sadece bir hayaldir. Kitlelere güvenmenin, on-

maktad›r. Yaflanan bir tasfiye sürecidir. Devrimci parti ve örgütlerin tasfiyesi, devrime inanc›n tasfiyesi, halka ve parti/örgüte güvenin tasfiyesi, kolektif ruhun tasfiyesi vb. vb. Bireyin kafas›ndaki hedefler mu¤laklaflt›kça, bilinç bulan›klaflt›kça yaflanan sorunlara, çekilen zorluklara çözüm üretemez bir duruma gelinmekte; umut ve inanç yavafl yavafl yitirilmektedir. Bundan sonra ise bireysel istem ve ç›karlarla örgütsel istem ve ç›karlar karfl› karfl›ya kondu¤unda bireysel olanlar tercih edilecektir. Kolektivizm, yoldafllara ba¤l›l›k, halk sevgisi gibi devrimci de¤erler de yitirilecektir. Bu gidiflat›n sonu “elveda proletarya” olacakt›r. Çizilen bu tablo olumsuz olabilir, do¤rudur. Ama bilim bize

halklar›n›n ve bir bütün insanl›¤›n sosyalizmden baflka bir kurtuluflu yoktur. Elbette bu kurtulufl kendili¤inden gelmeyecektir. Proletaryan›n demir yumru¤u burjuvazinin tepesine inmeden bu kurtulufl gerçekleflmeyecektir. Tam da burada görev omuzlar›m›za düflmektedir. Emperyalizmin tasfiye sald›r›lar›n› bofla ç›karman›n tek yolu güçlü bir devrimci durufl, devrimde ›srard›r. Devrimi yaflam›n birinci gereksinmesi olarak kavramak, devrimin ihtiyac›n› iliklerine kadar hissetmek, sosyalizmin tek kurtulufl yolu oldu¤unu, bireysel kurtuluflun da insanl›¤›n kurtulufluyla gerçekleflebilece¤ini görmek; yani devrimi önce baflkalar› için de¤il, kendin için istemek devrimci bir duruflun temelidir. Yine kitlelerden ko-

lar› anlay›p onlardan ö¤renmenin yolu ise onlarla olmaktan geçer. D›flar›dan gazel okuyarak ne onlar› anlayabiliriz ne de sorunlar›na çözüm bulabiliriz. Kitlelere ra¤men ve onlars›z, politikalar›m›z yaflam bulmayacakt›r. Kitlelerin içinde son 盤l›¤›m›za kadar ba¤›rmal›y›z ki bizi duyabilsinler. Kitlelere güvensizlik tüm ideolojik hastal›klar›n kayna¤›d›r ayn› zamanda. Devrime inançs›zl›¤›n, cesaretsizli¤in, karars›zl›¤›n ve umutsuzlu¤un bafllang›c›d›r. Kim ne derse dersin halktan kopuk bir yaflam mutlaka içerisinde bir dizi eksiklik ve zaaf bar›nd›r›yordur. Ülke devrimci hareketimizin ve PP’nin flu an içinde bulun¤u durum tasfiyenin, marjinalleflmenin ve ideolojik k›r›lman›n bir örne¤idir. Devrimciler bir yanda, halk bir yanda, ayr›

tellerden çal›p söylüyoruz. Halk›m›z çekti¤i tüm ac›lara ra¤men devrime gereksinim duyuyor ve onu talep ediyor mu? Kapitalizme alternatif olarak ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizmi görüyor mu? Devrimcilere bir güç olarak güven duyabiliyor mu? Yan›t›m›z maalesef koca bir HAYIR! Bir de kendimize gelelim. Devrim talebimizi kitlelere benimsetebiliyor muyuz? Kapitalizme alternatif olarak sosyalizmi yeterince propaganda edebiliyor muyuz? Kendimizi bir güç olarak gösterip halka güven verebiliyor muyuz? Yan›t yine Hay›r! Geldi¤imiz aflama kitlelerin devrimdeki rolünü kavrayamad›¤›m›z›, onlars›z mücadele etmenin bir anlam ifade etmedi¤ini bilince ç›karamad›¤›m›z› gösteriyor. Sürecin olumsuz etkilerini ancak kitlelerin içinde ve onlarla olarak aflabiliriz. Yaflamlar›na girmek, onlarla olmak, onlar› anlamak ve tan›mak, yaflad›klar› sorunlar› görmek, çözümler sunmak bize güç verecektir. Kitle faaliyetinde bulunan yoldafllar bilirler; onlarla diyalog kurulabildi¤inde, kendimizi anlatabildi¤imizde ve sorunlar›na do¤ru çözümler sunabildi¤imizde yaklafl›mlar› olumsuz olmamakta. Devletin yapt›¤› “terörist” propagandas›n› ve yaflad›klar› güven yitiminin etkisini k›racak olan bizleriz. Devrime inanç ve kitlelere güven; yaflad›¤›m›z olumsuz süreci tersine çevirecek olan devrimci duruflu sergileyecek devrimci kiflili¤in temellerini oluflturuyor. ‹deoloji politikada yaflam bulur, politika ise ideolojiyi güçlendirir. ‹deolojik duruflu sa¤lamlaflt›racak olan politik bilinçtir. Marksist-Leninist-Maoist bilimsel yöntemi edinmek, dünyaya bu yöntemle bakmak; bunun için derin bir inceleme-araflt›rma ruhuna ve ö¤renme ihtiyac›na sahip olmak, ö¤rendi¤iyle yetinmemek, yaflanan geliflmelerden dünya ve ülke gündeminden haberdar olmak; ajitasyon ve propagandada derinleflmek vb. politik bilinci gelifltirecek; düflman›n tüm politikalar›n› bofla ç›kartacak ve alternatifi koyacak somutlu¤u sa¤layacakt›r. Yürüttü¤ümüz savafl politik bir savaflt›r. Yaflanan t›kan›kl›klar›n, girilen açmazlar›n çözümü politikay› kavramakt›r. Politik bilincin savaflta önemli bir yeri vard›r. Ne için, neden, nas›l sorular›na do¤ru yan›tlar bu flekilde verilecektir. Politik yetkin-


Partizan Özel Sayı 148 li¤i bolca kitap okumaktan ya da gündemden haberdar olmaktan ibaret gören anlay›fllar mahkum edilmelidir. Politika, sorunlara do¤ru çözümler üretebilme ve bunlar› uygulayabilme yetene¤idir. Devrimin sorunlar›na, halk›n s›k›nt›lar›na, partinin t›kan›kl›klar›na çözüm üretebiliyor muyuz? Burada yo¤unlafl›lmal›d›r. Proletaryan›n bilimsel bak›fl aç›s›na sahip bir kafa her soruna asgari çözümler üretebilecektir. Devrimci bir kiflilik, devrimci bir yaflamda var olur. ‹keleri var eden, de¤erleri süreklilefltiren devrimci yaflamd›r. En zor koflullarda, en zorlu anlarda ilkelerinden taviz vermeyen, inançl›, kararl› bir durufl. ‹deolojik-politik olarak sa¤lam, sosyalist kültür ve ahlakla donanm›fl, halka sonsuz bir güven duyan, yoldafllar› ve partisine s›k› s›k›ya ba¤l›, yaflam›n› devrime adam›fl, kendini sürekli yenileyen ve yeniden üreten, eme¤in de¤erinin bilincinde

ve kitleler içinde bir yaflam. Bulundu¤u her alanda devrimcili¤in ilke ve de¤erlerini savunan, görev ve sorumluluklar›n› bu ciddiyetle yerine getiren, katan, çabalayan, yanl›fllara karfl› ac›mas›z ve fedakar bir kiflilik... Üzerimizdeki sorumluluk-

manda. Gerçeklik önümüzde duruyor; de¤ifltirecek ise bizden baflka kimse yok. Bu de¤iflimi istiyor muyuz yoksa böyle de gitse fark etmez mi? De¤ifltirecek gücü kendimizde görüyor muyuz yok-

kaybedecek hiçbir vaktimiz yok. Devrimi somut bir ihtiyaç olarak hissediyorsak e¤er; onun gerekliliklerini yerine getirecek, gerekirse bedellerini de ödeyece¤iz. Açl›k, yokluk, yorgunluk, uykusuzluk.... Ac›, ayr›l›k ve özlem... ve ölüm... Bu yolda karfl›laflacakla-

Buz kesen k›fl günlerinde nöbetimizi dimdik tutturan, onlarca yükle saatlerce yürüten, ölüm oruçlar›nda açl›¤a mevsimlerce karfl› koyan, iflkencehanelerde faflizmi sloganlar›yla korkutan ve yoldafl› u¤runa düflman kurflunlar›na gö¤üs geren yar›na olan r›latutkumuz ve umudumuzdur. m›z bunr›n a¤›rl›¤›n› hissetmek katedece¤imiz yolda önemli bir ad›m olacakt›r. Sorumlulu¤umuz gerçekten a¤›r. Önümüzde y›¤›nla yap›lacak ifl var. Devrimi talep etmek a¤›r sorumluluklar yüklüyor ayn› za-

PUSULA DEVR‹MDE SORUMLULUK B‹L‹NC‹ “Merkezin yapt›¤› her hata benim do¤rudan sorumlulu¤um alt›nda olmal›d›r ve Merkez Komitesi’nin baflkan› oldu¤um için hatada benim de dolayl› bir pay›m vard›r. Baflka insanlar›n sorumluluklar›n› üzerlerinden atmalar›n› istemiyorum. Sorumluluk tafl›yan baz› baflka yoldafllar da vard›r, ama en baflta sorumlu olan ben olmal›y›m. Eyalet komite sekreterleri, bölge parti komite sekreterleri, il parti komite sekreterleri, mahalle parti sekreterleri ve di¤er sekreterler, fabrika komite sekreterleri ve komün parti sekreterleri olan sizler, hepiniz birinci sekreterlik görevini üzerinize ald›¤›n›za göre, çal›flmadaki hatalar›n ve eksikliklerin sorumlulu¤unu da üstlenmelisiniz.” Mao Baflkan Mao her konuda oldu¤u gibi hata ve eksikliklerin sorumluluklar›n› üstlenmemiz gerekti¤i konusunda da bizleri e¤itiyor. Bugün parti ve önderlik bilincinin k›r›ld›¤› önemli konulardan biri de burada ortaya ç›kmaktad›r. Nas›l ortaya ç›kmaktad›r? Bölge, il, semt ve hücre faaliyetlerinde ortaya ç›kan hata ve eksikliklerin kabul edilmemesi olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r, hata ve eksikliklerden birinci derecede sorumlu olanlar›n sorumluluklar›n› üstlenmemeleri olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Oysa, Lenin yoldafl hata ve

8-21 Kasım 2002

15

sorumluluklar›m›za karfl› tutumumuzu proletaryaya karfl› görev ve sorumluluklar›m›z› yerine getirip getirmemekle efl de¤erde tutuyor. Hata ve eksikliklere karfl› sorumluluk tafl›mayan anlay›fl, proletaryaya karfl› görev ve sorumluluklar›n› yerine getirmemifl demektir. Faaliyet alanlar›nda yap›lamayan, yerine getirilemeyen görev ve sorumluluklardan, birinci derecede, sorumlu durumunda olan yoldafl sorumludur. Hiçbir gerekçe ve neden bu etmeni ortadan kald›rmaz, olsa olsa hafifletici ö¤eler tafl›yabilir. Geliflme ve ilerleme ancak bu Marksist-Leninist-Maoist tutumla mümkündür, aksi tutum ve davran›fl geliflme ve ilerlemeyi engelleyen, aksatan faktör olur. ‹lerlemek ve geliflmek istiyorsak, bilimsel ve do¤ru olan› kuflanmak zorunday›z, zafere mahkum olan komünistlerin tutumu di¤er s›n›f ve tabakalar›n temsilcilerinden farkl› olmak zorundad›r. Hata ve eksikliklerden birinci derecede sorumluluk üstlenmek her fleyden önce bilimsel bir tutum ister, cesaret ve dürüstlük ister; ancak proletaryan›n temsilcileri olanlar bu tutumu kuflanabilir. Dürüst bir tutum olmadan hiçbir fley baflar›lamaz. Devrimin önderleri komünistler dürüsttür, her türden oportünist ve revizyonistler ise dürüst de¤ildir. Dürüstlük; s›n›fsal bir tutum-

sa tafl›n alt›na elini baflkalar› soksa daha m› iyi olur? Bunlara verece¤imiz yan›tlar temelinde bir yönelime girmemiz gerekmekte. S›n›f mücadelesi bunu emrediyor

lar. Tabi çekti¤imiz ac›lar›n bir gün mutlulu¤a dönüflece¤inin bilicindeysek e¤er ve ölümlerimizle yaflam› var etti¤imizin netli¤ine sahipsek pek de önemli de¤il bu bedeller; olsa olsa düflmana karfl› kinimizi art›-

dur. S›n›fsal kökenden ba¤›ms›z ve ayr› ahlak olamaz. Yanl›fl ve hatalar at›larak, ar›nma yaflan›r. ‹deolojik ar›nman›n aksat›lmas›, gevfletilmesi, unutulmas› hata ve eksikliklerin yaflamas›na hizmet eder. Neden ideolojik sorgulamaya, ideolojik ar›nmaya gerekli önemi vermeliyiz? Bunun yan›t›; proletarya s›n›f savafl›m›nda kendi karfl›t› olan sömürücü egemen s›n›flara karfl› her yönüyle donanmak ve güçlü olmak zorundad›r. S›n›f savafl›m›nda burjuvaziye, sisteme ait düflünce, davran›fl, al›flkanl›klarla burjuvaziye karfl› savafl›lamaz. Karfl›t›na ait hata ve zaaflar›n yanl›fl ve eksikliklerin bar›nd›¤› yap›yla karfl›t s›n›f alt edilemez. Çünkü beslendi¤i, g›das›n› ald›¤› yer düflman ve karfl›t s›n›ft›r. Yapt›¤›m›z hatalar›n ikili niteli¤i vard›r. Bir yan›yla partiye ve halka zarar verirken, di¤er yan›yla ise hem partiyi hem de halk› e¤iten bir ö¤retmen görevi vard›r. Bu da devrim için yararl›d›r. Ancak yap›lan hatalar›n kabul edilip, sorumlulu¤un üstlenilmemesi durumunda aç›kt›r ki hatan›n e¤itici yan› silikleflirken, zarar veren yan› esas hale gelir. Hata yapmaktan korkmamak laz›m ancak hata yap›ld›¤›nda, hatay› kabul etmek yarat›lan olumsuzlu¤un sorumlulu¤unu üstlenmek, ancak devrime ve halka karfl› sorumluluk tafl›yan proleter devrimcilerin tutumu olur. Oysa, parti ve devrim bilincinin k›r›ld›¤›, silikleflti¤i yerde boy vererek güçlenen proleter olmayan tutumlardan biri de yap›lan hatalar karfl›s›nda sorumluluk tafl›mamakt›r. Bu tutum küçük burjuva tutumdur. Proletaryaya ait olmayan, devrime ve halka

zarar veren bütün düflünce, davran›fl ve al›flkanl›klardan, parti d›fl› tutumlardan h›zla kurtulmak laz›m. Ba¤›ms›zl›k ve özgürlük yürüyüflü hata ve zaaflarla, yanl›fl ve eksikliklerle, yetmezlik ve geriliklerle baflar›lamaz. Politik iktidar iddias› tafl›yanlar›n hedefleri net, amaçlar› berrak ve idealleri temiz olmak zorundad›r. Küçük bir k›r›lma ve hafif bir kirlenme s›radan bir sars›nt› ve yalpalama, devrime ve halka zarar verir. Ba¤›ms›zl›k, halk demokrasisi ve sosyalizm mücadelesinde ülkemiz ve halk›m›z› kurtaracak gerçe¤e ve silaha sahibiz. Bu silah› gelifligüzel, bilinçsizce kullanarak gerçe¤e varamay›z. Marksizm-Leninizm-Maoizm silah›n› do¤ru kullanmak zorunday›z, yoksa gerçe¤e varmam›z mümkün olamaz. Marksizm-Leninizm-Maoizm bir bilimdir, bilim ise sa¤lam ve dürüst bilgi demektir. Bilimde yanl›fla, hata ve zaaflara yer yoktur. Öyleyse hata ve eksiklikler karfl›s›nda dürüst davran›p, onlar kabul edildikçe sa¤lam olunur, yenilmez olunur. Hata yapmaktan korkmamal›y›z dedik, çal›flma yapan faaliyet yürüten hata yapar, yap›lan hatadan do¤ru dersler ç›kar›ld›¤›nda, hata, do¤runun habercisi olur. Proleter devrimciler, kendi bildi¤inde diretmez. Do¤ru bilginin sadece kendi cebinde oldu¤unu düflünmez. Baflkalar›n›n söylediklerine kulak vermeyi, yan›labilece¤ini, hatal› olabilece¤ini her zaman göz önünde bulundurarak alçakgönüllü olmas›n› bilmelidir. Kendisinin her fleyde en iyi, baflkalar›n›n her fleyde kötü oldu¤unu sanmamal›d›r. Samimi ve dürüst ol-

racakt›r. Buz kesen k›fl günlerinde nöbetimizi dimdik tutturan, onlarca yükle saatlerce yürüten, ölüm oruçlar›nda açl›¤a mevsimlerce karfl› koyan, iflkencehanelerde faflizmi sloganlar›yla korkutan ve yoldafl› u¤runa düflman kurflunlar›na gö¤üs geren yar›na olan tutkumuz ve umudumuzdur. Bireyler s›n›f mücadelesinde gelip geçicidir. Kal›c› olan ise ideolojimiz ve çizgimizdir. Her düflenin yeri doldurulmufltur ve doldurulacakt›r da. Kendinden sonra baflkalar›n›n devam edece¤ini bilmek, gitti¤in yolun sonunu aç›k bir flekilde görmek bizi gelece¤e daha s›k› ba¤layacakt›r. Son olarak; önümüzde iki yol durmakta; birincisi y›lg›nl›k, karamsarl›k ve teslimiyet; ikincisi inanç, kararl›l›k, umut ve direnifl. Üzerimizdeki kara bulutlar› da¤›tacak, sessizli¤i 盤l›klarla y›rtacak ve umudun tohumlar›n› yeflertecek güce sahibiz. Yeter ki isteyelim!

mak proleter bir erdemdir. Erdemlilik, hata ve eksiklikleri kabul etmektir, kurtulmak için de mücadele etmektir. Kendini çok bilmifl sanmak geliflimin önüne set çekmektir. Kendini hatas›z kabul etmek keza geliflimin önüne set çekmektir. Parti bilincinin k›r›ld›¤› di¤er bir konu ise fludur; Sadece yürütülen çal›flman›n kendilerinin sorumlu olduklar› k›sma gere¤inden fazla önem vermektir. Parti bütününü ç›karlar›n› kendi çal›flmalar›na tabi k›lmakt›r. Bu tutum parçan›n ç›karlar›n› görüp, bütünün ç›karlar›n› görmemektir. Bu tutumda demokratik merkeziyetçili¤in bütünlüklü kavranmamas› vard›r. Demokrasiye önem verip, merkeziyetçili¤i unutmakt›r. Proletarya Partisi’nin sadece demokrasiye ihtiyac› yoktur, merkeziyetçili¤e de ihtiyac› vard›r, savaflç› bir partinin merkeziyetçili¤e daha fazla ihtiyac› oldu¤u asla unutulmamal›d›r. Bu kavranmal›d›r. Bu tutum sahiplerinde öncelikle BEN anlay›fl› hakimdir. Parça-bütün, parti-birey aras›ndaki iliflkiyi yanl›fl kavrar. Birey partinin önüne geçer, parça bütünün önündedir. Bireycilik, bencillik anlay›fl ve tutumlar›nda aç›k bir flekilde görülür, partiye karfl› sayg›l› olduklar›n› söylemeleri sadece laft›r, pratikte BEN vard›r. Bireycilik ayn› zamanda sekterizmi de içinde bar›nd›r›r. Dikkat edilsin benciller ve bireyciler, gerek yoldafllar›na karfl› gerekse halka karfl› tutumlar›nda sekter ve y›k›c›d›rlar. Ortak hedef u¤runa savafl›mda, yürüyüflün uygun hale getirilmesinde sisteme ait, gericili¤e ait bütün düflünce, tutum ve al›flkanl›klarla savafl›lmal›d›r.


8-21 Kasım 2002

16

Partizan Özel Sayı 148

Boykot ça¤r›m›z kitlelere umut oldu Faflizmin sürekli oldu¤u, en küçük demokratik talebin kanla bast›r›ld›¤› ülke gerçekli¤imizde parlamento, sistemi maskeleyen bir perdeden öte de¤ildir. Düzen içi bir mücadele hatt›, bu gerçekli¤i görememenin, kitlelerin düzenden beklentilerinde bir zay›flaman›n oldu¤u ve düzen d›fl› bir yönelim tafl›d›klar›n› kavrayamaman›n sonucudur. Az›msanamayacak bir kesim boykot politikas›na yak›n bir söylemle sand›k bafl›na gitmeme prati¤ini sergilemifltir. ‹çinden geçti¤imiz sü- lelere oy kullanma ça¤r›s›, reç de¤erlendirildi¤inde kitlelerin düzen d›fl› yöne hakim s›n›flar›n emperya- liminin tafl›d›¤› ciddiyet lizmin içinde bulundu¤u ten kaynaklanmaktad›r. krizle ba¤lant›l› olarak bir Kitlelerin sistemi meflru ekonomik ve siyasi istik- görmeme e¤ilimi, düzen rars›zl›k durumu yaflad›¤› partilerini kendili¤inden görülecektir. Bunun gös- protesto tavr›, hakim s›n›ftergeleri ise yönetememe lar› korkuya düflürmektekrizinin zaman›nda yap›la- dir. Kitlelerin bu istem ve mayan genel seçimlerde taleplerini bilinçli eyleme, somutlanmas›d›r. Giderek politik tavra dönüfltürme zamanlamas› geriye do¤ru çabas› ise oldukça anlaml› çekilen genel seçimlerde ve do¤ru bir politik tav›rd›. kurulan en uyumlu koalisyon dedikleri 57. hükümet de çat›rdam›flt›r. 3 Kas›m’da ç›kan hükümetin ömrü de bundan uzun olmayacakt›r. “IMF program›n› uygulayaca¤›z” icazetiyle kitlelerden oy isteyen mevcut burjuva partilerine karfl› kitlelerin hoflnutsuzlu¤u 58. hükümetin de korku duydu¤u en temel nokta olacakt›r. 57. hükümeti oluflturan koalisyon partilerinin baraja gömüldü¤ü gerçekli¤inden hareketle açl›k, yoksulluk, iflsizlik ve zam terörü anlam›na gelen IMF’nin sömürü program›na kitlelerin itiraz noktas›, üzerinde durulmas› gereken önemli bir noktad›r. Kitleler kendi ç›karlar›n› temsil etmedi¤ini gördükleri düzen partilerine, par- Bu nedenle Boykot politilamento ve devlete karfl› kas› kitlelerin sempati güvensizlik beslemekte ve duydu¤u bir politika olmabunu seçimlere ilgisiz ka- s›n›n yan›s›ra mevcut dularak, oy kullanmama yö- rumda hakim s›n›flar›n senünde ya da çim aldatmacas› umutsuz bir flekarfl›s›nda tak›kilde bofl kulla- Her kesimin oy n›lacak en do¤ru narak tavr›n› tav›rd›. Faflizdilendi¤i bir sürdürmektemin sürekli olsüreçte biz dir. du¤u, en küçük Sistemin va boykot ça¤r›s› demokratik taletandafll›k görevi bin kanla bast›yapt›k. ve demagojik r›ld›¤› ülke gersöylemlerle kit çekli¤imizde

parlamento, sistemi maskeleyen bir perdeden öte de¤ildir. Düzen içi bir mücadele hatt›, bu gerçekli¤i görememenin, kitlelerin düzenden beklentilerinde bir zay›flaman›n oldu¤u ve düzen d›fl› bir yönelim tafl›d›klar›n› kavrayamaman›n sonucudur. “Devrim iddias›” kitlelerin sisteme karfl› öfkesinin reformist talepler do¤rultusunda düzen içinde eritilmesinden

baflka anlam tafl›mamaktad›r. Bu anlam›yla kitlelerin gerisinde kalan bu anlay›fl lar›n tersine Boykot ça¤r›s› halk›n ilgisini çekmekte dir. Az›msanamayacak bir kesim boykot politikas›na yak›n bir söylemle sand›k bafl›na gitmeme prati¤ini sergilemifltir. Bu noktada seçimleri ele al›fl›m›z ve boykot politikam›z›n içeri¤i kitlelere sand›k bafl›na gitmeme ça¤r›m›z da¤›tt›¤›m›z onbinlerce bildiriyle

kitlelere ulaflt›Az›msanamaya- fl›laflmad›k der›lmaya çal›fl›l¤il. Emekçi halcak bir kesim m›flt›r. ka oldu¤u gibi boykot poliZenginlik ve bu arkadafllara çeflitlilik bak›- tikas›na yak›n bir da politikam›z›n m›ndan yapabido¤rulu¤unu ansöylemle sand›k leceklerimiz ellatmay› esas albette ki da¤›t›- bafl›na gitmeme d›k. Görünen o lan bildirilerle prati¤ini sergile- ki kitlelere büs›n›rl› kalmayük bir özveriyle mifltir. mal›yd›. Ancak düzenin meflrumevcut gerçekli¤imiz üze- lu¤u onaylat›lmak istenmerinden güçlerimizi bir nok- sine karfl› düzen d›fl› bir tada yo¤unlaflt›rarak politi- yönelim tafl›yan kitlelerin kendili¤inden bilinci elbette ki sistemin temellerini çürütme gücü tafl›m›yor. Ancak kimilerinin dedi¤i gibi “seçimlere kat›larak, devrim sosyalizm propagandas› yaparak kitleleri örgütleyece¤iz” söylemi bu gerçeklik karfl›s›nda s›r›t›yor. Çünkü kitleler sistem içi çözüm aray›fl› politikas›na z›t bir kulvarda boykot ça¤r›s›na kulaklar›n› daha aç›k tutuyor. Politik olarak körlefltirilen açmaza ise pratiklerimizden örnek vermek istiyoruz. Evet kitlelere seçimlere kat›lmadan da devrim ve sosyalizm propagandas› söyledi¤imiz gibi yap›labiliyor. Örgütlenme ça¤r›s›, devrimci tarzda bir pratikle yank›s›n› bulabiliyor. kam›z› anlatmak do¤ru BEN DE OY olan bir yönelimdi. MerkeVERM‹YORUM zi yerlerden ziyade emekçi ‹stanbul/Gazi: Elimizsemtlerin sokaklar›, semt pazarlar› ve kahvehaneler, de bildirilerle yola ç›k›yoev ziyaretleri çal›flmalar›- ruz. Acaba kitlenin tepkisi m›z›n pratik yönünü olufl- nas›l olacak? Düflüncemizi turdu. Boykot tavr›n›n tafl›yabilecek miyiz? Kal›c› farkl›l›¤›, dikkat çekicili¤i iliflkiler kurulabilecek mi? ve sempatiyle karfl›lanmas› Bu düflünceler tedirginli¤içal›flmalar›m›z›n genel ha- mizi ve heyecan›m›z› art›vas›n› olufltururken, politi- r›yor. Önce bir marangoza kam›z› do¤ru görmeyen ki- giriyoruz. Orta yafll› bir mi dostlar›m›z›n apolitik, amca çok tatl› gülümseyeh›rç›n tepkileriyle de kar- rek “hofl geldiniz” diyor.


Partizan Özel Sayı 148 Gelifl amac›m›z› ve politikam›z› anlatarak uzat›yoruz bildiriyi. Önce duraks›yor sonra elindeki ifli b›rak›p h›zl› ve heyecanl› bir flekilde “Tamam anlad›k boykot ediyorsunuz. Ben de hiçbir partiye oy vermi yorum ama topu topu kaç kifliyiz? Ne etkisi olacak bunun? Ben vermememi flim ne önemi var?” diyor. Kendili¤inden gelme bir tepkiyle, çözümün kendi elinde oldu¤unu ve kendi gücünün fark›nda olmad›¤›n› dilimiz döndü¤ünce bunun bu düzene karfl› politik bir durufl oldu¤unu ve parlamentonun meflrulu¤una bir tokat oldu¤unu anlat›yoruz. Önce dinliyor sonra biraz düflünüp “Asl›nda do¤ru söylüyorsunuz ama oyumuzu biz vermezsek fle riatç›lar gelecek. Hadi size kolay gelsin” deyip ifline geri dönüyor. Oradan ayr›l›p yak›nlardaki bir pazara u¤ruyoruz. ‹nsanlar önce ilgisiz davran›yorlar yine birileri seçim bildirisi da¤›t›yor. B›kt›k art›k havas› var. Ancak boykot sözünü duyunca da duraks›yor. “Ne, boykot mu? Olur mu can›m hiç, niye boykot edi yorsunuz...? Valla en iyisi ni yap›yorsunuz. Ben de kimseye oy vermeyece¤im hepsi ayn›... Hakl›s›n kar defl en iyisi oy verme mek...” Bildiri kitlenin dikkatini çekiyor ve kendini de okutuyor. Kitlenin tepkisi yayg›n haliyle yeni partilere (Genç Parti) veya sisteme karfl› duruflu varm›fl gibi görünen AK Parti-

ye, denenmemifl ve kitle taraf›ndan sol olarak kabul edilen CHP’ye oy vermek fleklinde. Ancak kime oy verirse versin s›k›nt›lar›n›n bitmeyece¤inin fark›nda. Kalabal›kta ilerlerken bir seyyar dönerciye bildiri uzat›yor ve okudu¤unu göz lemliyoruz. Hemen sonra baflka bir pazarc› “versene bakal›m neymifl” diyor, ald›ktan sonra da soruyor. “Siz Bulgaristandan m› geldiniz?” fiafl›r›yoruz tabi. Ard›ndan aç›klama yap›p “ben oradan geldim de orada da Partizan vard›” diyor. Karfl›laflt›¤›m›z bir teyze de “partizan hangi parti, ne zaman kurdunuz hiç duymam›flt›m” deyip cevap bekliyor. Dönüflte

17

8-21 Kasım 2002

tepkiyi de DEHAP’l›lardan al›yoruz ve en sert tart›flmalar› onlarla yap›yoruz. Genel olarak neden böyle bir süreçte sol blok içinde olmad›¤›m›z› soruyorlar. Bildirileri bitirdikten sonra kurgu gücümüzü kullanarak flimdi Gazi Mahallesinde herhangi bir apartman›n 5. kat›nda bize partizan hangi parti diye soran teyzenin çocuklar›na “bu partiyi duymufl muydunuz sorular›n›” konufluyoruz. SEÇ‹MLERE G‹RMEDEN DE S‹STEM‹N TEfiH‹R‹, DEVR‹M‹N PROPAGANDASI YAPILAB‹L‹R ‹stanbul/Esenyurt: ‹n-

insanlar›n ilgileriyle karfl›lafl›yoruz. Tan›maya çal›fl›yorlar, bildirileri ilgiyle okuyarak, daha bir s›cak yaklafl›yorlar. Oy vermeyi

KÖYLERDEN BOfi SANDIKLAR DÖNDÜ iirt’in Pervari ilçesine ba¤l› Do¤an Köyü’ne gönderilen 3 sand›k, ilçe seçim kuruluna içi bofl döndü. Edinilen bilgiye göre köylüler geçen seçimde siyasi partiler verdikleri sözleri tutmad›klar› için bu seçim protesto etme karar› ald›lar. Y›llard›r kullan›lan oyun karfl›l›¤›n› açl›k, zulüm, bask› olarak gören Do¤an Köylüleri 3 Kas›m’da mevcut siyasi partileriyle yok olmaya yüz tutmufl olan sistemin seçim aldatmacas›na kanmayarak seçimleri boykot etti. Yine Siirt’in Pervari ilçesine ba¤l› Dolusalk›m ve Çavufllu köylüleri de daha önceden ald›klar› karar do¤rultusunda 3 Kas›m’da sand›k bafl›na gitmeyerek seçimleri protesto ettiler. Köylüler ad›na aç›klama yapan Dolusalk›m Köy Muhtar› Hakim Afflin; “Siyasi partiler bizlere y›llarca verdikleri vaadleri yerine getirmediler. Yolumuzu yapmad›klar› için bu seçimi protesto amac›yla köy halk› olarak oy vermemeyi kararlaflt›rd›k” dedi. Bu köylerin d›fl›nda I¤d›r’›n Halfeti beldesine ba¤l› Karaçomak Köyünde yaflayan halk da seçim dönemlerinde verilen vaatlerin yerine getirilmemesi nedeniyle oy kullanmad›lar. Ayr›ca Ad›yaman’›n Gerger ilçesinde de iki köy halk› sand›k bafl›na gitmediler. Seyitmahmut Köyü’nde ise 143 seçmen oy kullanmayarak sand›klar› bofl gönderdiler.

S

döner yiyen birini görüyoruz ona da bildiri uzat›rken dönerin Partizan bildirisiyle sar›l› oldu¤unu görüyoruz. Hemen akl›m›za dönerci geliyor. En fazla

sanlar›n bu sistemden ve hükümetlerden en ufak bir ümitleri kalmad›¤›n› daha önce belirtmifltik. ‹nsanlara ulaflt›¤›m›zda bunu gördük. Binlerce bildiri da¤›tt›k. Binlerce insanla karfl›laflt›k. Ço¤unlu¤u tepkiliydi. Önce bizi oy istemeye gelenlerden sanarak, “Yine mi geldiniz”, “Oy istemeye mi geldiniz”, “Seçimlerde geliyorsunuz” diyerek tepkilerini dile getirirlerken, “siz yeni mi ç›kt›n›z”, “Yeni parti misiniz?” gibi sorularla Partizanlarla ilk tan›fl›kl›klar›n› yaflayanlar da oluyordu. “Seçimleri boy kot ediyoruz” diyerek sistemin teflhirini yaparken, önce flaflk›nl›klar›na tan›k oluyoruz. ‹lk kez böylesi bir çal›flmayla karfl›laflan

düflünmeyenlerin bir k›sm› ise, “bofl oy kullanaca¤›z” demelerine ra¤men, sand›¤a gideceklerini söylüyor, korktuklar›n› belirtiyorlard›. Faflizmi teorik anlamda olmasa da pratiklerinden çok iyi tan›yorlard› çünkü. BOYKOT ÇA⁄RIMIZ ‹NSANLARI UMUTLANDIRDI ‹stanbul/Okmeydan›: Boykot ça¤r›s›n› içeren bildirimiz Okmeydan›’nda da yo¤un flekilde da¤›t›ld›. Herkesin seçim propagandas› yaparak halktan oy istedi¤i bir dönemde bizim baflka bir ça¤r›yla gitmemiz insanlar› umutland›rd›. Bunu insanlar› “Nerede kald›n›z”, “Sizleri bekliyorduk” vb. söylemlerin-

den anl›yoruz. Boykot’un içeri¤ine ve nas›l boykot edilece¤ine yönelik sohbetlerin yafland›¤› çal›flmalar s›ras›nda boykot politikas› insanlara anlat›lmaya çal›fl›ld›. S‹STEM‹N ÇAMURA BAT MIfi YÜZÜNÜ OY KULLA NARAK TEM‹ZLEMEYEL‹M ‹stanbul/Kartal: Seçimleri boykot çerçevesinde biz Anadolu yakas›ndaki Partizanlar da boykot tavr›n› yayg›nlaflt›rmak, sistemin gerçek yüzünü halka teflhir etmek, halk›n kendili¤inden sand›¤a gitmemesini örgütlü bir boykota çevirmek amac›yla Gebze, Tuzla, 1 May›s, Gülsuyu, Kartal bölgelerinde yo¤un bildiri da¤›t›m› yapt›k. Baz› bölgelerde bildiri da¤›t›m› yapt›ktan sonra propagandam›z› yaparak, sistemi teflhir ederek kitlelerden sand›k bafl›na gitmemelerini istedik. Yine ev çal›flmalar›nda, semtlerdeki pazarlarda, esnaflara bildiri da¤›t›rken kitlelerin ilgisini çektik. Her kesimin oy dilendi¤i bir süreçte biz boykot ça¤r›s› yapt›k. Bizim konuflmalar›m›zla kendilerine daha çok güvenen insanlar sand›k bafl›na gitmeyeceklerini söylediler. Baz› insanlar›n “oy vermezsem para cezas› gelecek, ben zaten aç›m cezay› nas›l ödeyece¤im. Sand›k bafl›na gidip bofl oy ataca¤›m” sözlerine, “oy kullanmamak senin en do¤al hakk›n. Oy kullan-


8-21 Kasım 2002 mak zorunda de¤ilsin. Cezay›, ‘insanlar sand›k bafl›na gitsinler, bize oy vermeseler bile herhangi bir partiye versinler’ diye gündeme getiriyorlar. Bu sözlerle siyasiler kire çamura batm›fl yüzlerini bizim temizlememizi istiyorlar. Bu nedenle oy kullanmayana ceza var diyorlar” fleklinde bu yapt›r›ma karfl›n insanlar›n kendi iradelerini kul-

lanmas› gerekti¤i hakk›nda onlar› ayd›nlatt›k. Yine bildiri da¤›t›m› yaparken kitlelere neden sand›¤a gitmemeleri gerekti¤ini, oluflacak hükümetin savafl hükümeti olaca¤›n›, ülkemizi hükümetin yönetmedi¤i gerçekli¤ini, oluflacak hükümetin iflçiden, köylüden, ö¤renciden yana hiçbir fley yapmayaca¤›n›, gelecek hükümetin sömürü plan›n› oldu¤u gibi uygulayaca¤›n›/uygulamak zorunda oldu¤unu, bu gelecek hükümetin bir öncekilerden farkl› olmayaca¤›n› halka anlat›rken halk›n zaten hiçbir siyasi partiye, parlamentoya ve yeni oluflacak hükümetlere güvenlerinin kalmad›¤›n› gördük.

18 PATRON-A⁄ALARIN ALDATMA OYUNUNA GELMEYEL‹M Bursa: Patron-a¤alar›n aldatma oyununu halka anlatmak için elimizde var olan araçlar›m›z gazetemizi ve boykot ça¤r›s›n› içeren bildirimizi Bursa’da yoksul emekçi halk›n yo¤un yaflad›¤› semtlerde da¤›tt›k. Panay›r Mahallesi, Ada Köy, Esenevler, Orta -

ba¤lar Mahalleleri ve Ke sel ilçesinde evlerde ve kahvehanelerde “Sand›k bafl›na gitmeyelim, oyuna gelmeyelim” propagandas› yaparak bildirilerimizi da¤›tt›k. Da¤›t›m esnas›nda baz› insanlar sessiz kal›rken baz›lar› da “do¤ru git meyelim, flimdiye kadar gittik de¤iflen bir fley olma d› daha da geri gidiyoruz” gibi söylemlerle olumlu tepki gösterdiler. Birçok insan da devletin “para cezas›” yapt›r›m›ndan kaynakl› sand›k bafl›na gidece¤ini ama bofl oy kullanaca¤›n› dile getirdi. BOYKOT ÇA⁄RISINA ‹LG‹ VARDI ‹zmir: Türkiye halk›n›n hiçbir umudunun olmad›¤› milletvekili seçimleri sü-

recine bizler de boykot çal›flmalar› yürüterek dahil olduk. ‹zmir’de yap›lan çal›flmalar halk taraf›ndan büyük ilgiyle karfl›land›. ‹zmir’in Narl›dere, Gazi emir, Eski ‹zmir, Mene men, Alsancak Yamanlar semtlerinde ve okullarda da¤›t›lan bildirilerle halk›n neden seçimleri boykot etmesi gerekti¤i anlat›ld›. Televizyonlarda, gazeteler-

le, afifllerle vs. sürekli kendilerine oy kullanmalar› gerekti¤i anlat›l›rken, karfl›lar›nda seçimleri boykot ça¤r›s› yapanlar› görenlerin ilk tepkileri önce flaflk›nl›k oldu. fiaflk›nd›lar çünkü sürekli onlara isteseler de istemeseler de kurtuluflun sand›kta oldu¤u söylenmiflti. fiimdi ise karfl›lar›nda sand›¤›n kurtulufl olmad›¤›n› hayk›ranlar vard›. fiaflk›nl›¤›n› üzerlerinden atmalar›n›n ar-

Önemli olan sisteme karfl› kendili¤inden geliflen tepkiye, devrimci bir siyasal bilinçle yön verebilmektir.

Partizan Özel Sayı 148 Kerim, Tekke, Tabakhane,

Milletvekili seçimleri sürecine bizler de boykot çal›flmalar› yürüterek dahil olduk.

fiahin, 52 Evler, Barbaros, Girne, Afetevleri ve Bahçe mahallelerinde bol miktarda da¤›t›ld›. B‹LD‹R‹ DA⁄ITIMI SIRASINDA

d›ndan da¤›t›mc›lara büyük bir ilgi gösterdiler. Bu do¤rultuda da¤›t›mc›lar›n yo¤un ilgiyle karfl›laflmalar›n›n nedeni halk›n kendilerinden oy isteyenlere güvenmemeleridir. Burada önemli olan sisteme karfl› kendili¤inden geliflen tepkiye, devrimci bir siyasal bilinçle yön verebilmektir. HALK SEÇ‹MLERE ‹LG‹ S‹Z Malatya: 3 Kas›m milletvekili seçimlerinin aktif olarak boykot edilmesi ve kitlelerin bu konuda bilinçlendirilmesi aç›s›ndan Malatya’da yo¤un flekilde boykotun amaçlar›n› anlatan bildiriler da¤›t›ld›. Ev ev dolafl›larak da¤›t›lan bildiriler ilgiyle karfl›land›. Da¤›t›m s›ras›nda yapt›¤›m›z sohbetlerde kitlelerde seçimlere karfl› büyük bir ilgisizlik oldu¤unu gözlemledik. “Ne yapal›m baflka da bir seçene¤imiz yok mecburen veriyoruz” diyenlerin yan›s›ra, “bu seçimlerde oy kullanmayaca¤›z” veya “bofl oy ataca¤›z” diyenlerin say›s› da oldukça önemliydi.

ÇALIfiANLARIMIZA GÖZALTI Samsun: Devletin yeni bir imajla zulüm ve sömürüsünü sürdürme manevralar›n›n bir ad›m› olan 3 Kas›m

erken

seçimlerinin

boykot edilmesine iliflkin gazetemizin ç›kard›¤› özel say› bildirileri Samsun’da da da¤›t›ld›. 27 Ekim 2002 günü Samsun’un en ifllek caddesi olan Çiftlik Caddesinde yo¤un da¤›t›m› yap›lan boykot bildirilerimiz büyük bir ilgiyle karfl›land›. Bu ilgiyi hazmedemeyen devletin kolluk güçleri bildirilerin da¤›t›m›n› yapan

gazetemiz

Samsun

Temsilcisi Derya Binay ve Turhal Temsilcimiz Derya Gökmen ’i gözalt›na ald›. Polisin

muhabirlerimizi

zorla gözat›na ald›¤› s›rada sokaktaki insanlar polislere tepkilerini gösterirken insanlar›n maruz kald›¤› itme kakma ve hakaretler polisin kimleri korudu¤unu bir kez daha göstermifl-

BOYKOT ÖZEL SAYISI YO⁄UN fiEK‹LDE DA⁄ITILDI Tarsus: 3 Kas›m seçimleri nedeniyle çal›flmalar›n› h›zland›ran düzen partileri, halk›n hakl› tepkisi karfl›s›nda türlü oyunlar, metodlar deniyorlar. En son gelinen süreçte neredeyse kendilerine oy istemekten çok “oy kullan da kime verirsen ver” benzeri bir a¤›z birli¤i yap›yorlar. Türkiye’nin her yerinde oldu¤u gibi Tarsus’ta da ayn› tarz söylemler mevcut. Düzen partilerinin bu söylemlerini bofla ç›kartmak için Partizan bildirisi 82 Evler, Yeflil, Cumhuriyet, fiehit

tir. Boykot bildirilerinin bitiminde gözalt›na al›nan muhabirlerimiz Çiftlik Karakoluna ard›ndan Samsun Emniyet Müdürlü¤ü Siyasi fiubesine götürülmüfltür. ‹zinsiz bildiri da¤›tt›¤› iddias›yla gözalt›na al›nan muhabirlerimiz 24 saat sonra b›rak›l›rken ev ve büromuz da bas›larak toplatmas› olan baz› yay›nlara el konulmufltur. Toplatmas› dahi olmayan bildirileri da¤›tt›¤› için gözalt›na al›nan gazetemiz çal›flanlar›na toplat›lm›fl yay›n bulundurmaktan dava aç›ld›.


Partizan Özel Sayı 148

19

8-21 Kasım 2002

Sorun düzen içi yöntemlerle çözülebilir mi?

P A N E L

27

Ekim Pazar günü Tohum Kültür Merkezi ’nde Emperyalist Sald›r “E ganl›k, ekonomik kriz ekseninde 3 Kas›m seçimlerine bak›fl” bafll›¤› alt›nda bir panel gerçeklefltirildi. TKM ad›na paneli yöneten Ahmet Bak›r’›n aç›l›fl konuflmas›n› yapt›¤› panele; DDSB ad›na Ali Y›ld›z, DEHAP 3. Bölge milletvekili aday› Ferhan Umruk, ESP 3. Bölge milletvekili aday› Ayfle Yumli Ye ter, YÇKM ad›na Ök kefl Karao¤lu, CHP 3. Bölge milletvekili aday› fiahin Özdemir ve Aç›l›m Hukuk Bürosu

SEMT PAZARINDA BOYKOT B‹LD‹R‹S‹ ‹LG‹YLE KARfiILANDI Turhal: Halk› ezecek, sömürecek, zulmedecek yeni isimlerin yine belirlenece¤i 3 Kas›m seçimlerinin boykot bildirileri Turhal’da da da¤›t›ld›. Bildirilerin da¤›t›laca¤›

ad›na Av. Ünal Kufl panelist olarak kat›ld›lar. Özellikle soru-cevap bölümünde yo¤un tart›flmalar›n yafland›¤› panel boyunca ilgiler hiç da¤›lmad›. ‹lk bölümde kat›l›mc›lar sürece nas›l bakt›klar›n›, seçimlere hangi anlay›fllarla kat›ld›klar›n› anlatt›lar. ‹lk olarak konuflan Ali Y›ld›z öz olarak; meclisin iflçi ve emekçiler ad›na hiçbir ifllevi olmad›¤›n›, iflçi s›n›f›n›n iktidar›n› ancak devrimci fliddetle kuraca¤›n› bunun için de seçimleri boykot etmenin gereklili¤ini vurgulad›. fiimdiye kadar düzen partilerinin yer ald›¤›

duyumunu alan sivil polisler büromuz çevresindeki rutin nöbetlerini art›rm›fl, büromuza gelen, giden insanlardan bildirinin ne zaman- nas›l da¤›t›laca¤›na iliflkin bilgi almaya çal›flm›flt›r. Turhal halk›n›n en yo¤un bulundu¤u yerlerden olan

bir parlamentonun oldu¤unu, bu yüzden halk›n isteklerinin yans›t›lmad›¤›n› söyleyen Ferhan Umruk ise bu anlam›yla DEHAP’›n önemli bir oluflum oldu¤unu düzen karfl›t› düflünceleri parlamentoyla çözeceklerini vurgulad›. ESP ad›na konuflan Ayfle Yumli Yeter ise, parlamentoya neden seçimlere kat›ld›klar› üzerine konufltu. Milyonlarca kiflinin örgütlenmedi¤i bir zamanda parlamentodan devrimci bir tarzda bir araç olarak yararlanmay› düflündüklerini, seçimlerde ç›kard›klar› 7 adayla bunu göstereceklerini söyledi. Seçimlerde boykot takti¤ini uygulayacaklar›n› söyleyen Ökkefl Kara o¤lu bunun sebebini iki unsura ba¤lad›. Genel siyasi çizgi gere¤i iktidar›n icra edilece¤i flekillerden, devrimci yöntemlerden; bununla ba¤lant›l› olarak da güncel politika üretmenin gereklili¤inden bahsetti. “Egemenle-

rin krizlerinden ç›kabilmek umuduyla darbelerle kendilerine maske takt›klar›n›, partilerin meclise geldi¤inde ettikleri yemin törenleriyle neleri de¤ifltireceklerini görece¤iz” diyerek tekrar boykot politikas›n›n önemini vurgulad›. Boykotu do¤ru bulmad›¤›n› söyleyen CHP’li milletvekili aday› fia hin Özdemir sistemin yalanc›, aldat›c› oldu¤unu böylesi bir sistemde ise az da olsa birfleyler yap›labilece¤ini, de¤ifltirebileceklerini parlamentodan umutlar›n kesilmemesi gerekti¤ini, saçma sapan da olsa birilerine oy verilmesinin do¤ru olaca¤›n› vurgulad›. Son olarak Aç›l›m Hukuk bürosu ad›na konuflan Ünal Kufl ise; mevcut düzenle ilgili bir de¤erlendirme yaparak konuflmas›na bafllad›. Herfleyin yukar›dan afla¤›ya örgütlendi¤i ülkemizde özgürlüklerin olmad›¤›n› söyleyerek, ‘oy’un da bir düflüncenin yans›-

mas› oldu¤unu 3 Kas›m’da oy verip vermemenin bir fley de¤ifltirmeyece¤ini, çözümün ise siyasal sistemi köklü bir flekilde de¤ifltirecek iradeyi yaratmada yatt›¤›n›, sistemi de¤ifltirecek düflüncenin de oy vererek oluflamayaca¤›n› vurgulad›. Ünal Kufl sistemin meflruiyetini inkar için seçimlerin boykot edilmesi gerekti¤ini ön plana ç›kararak konuflmas›n› bitirdi. Soru-cevap bölümüne yer verilen ikinci bölümde; genel olarak neden boykot etmeli ‘n yiz’ sorusu tart›fl›ld›. Özellikle düzen d›fl› bir mücadele takti¤i ile vaat edilen fleylerin gerçeklefltirilip gerçeklefltirilemeyece¤i üzerine sorular soran kat›l›mc›lar ayn› zamanda kendi düflüncelerini de anlatt›lar. Son ana kadar kat›l›mc›lar›n panele ilgisinin eksilmemesi ise seçim süreçlerinde özellikle politikaya olan ilginin bir göstergesiydi.

semt pazarlar›ndan cuma pazar›nda da¤›t›m› yap›lan, seçimleri boykot bildirileri ilgiyle karfl›lan›rken, bildirilerin alt›ndaki Partizan imzas› insanlar›n dikkatini özellikle çekmifltir. OKMEYDANI’NDA SEÇ‹MLER‹ BOYKOT EY LEM‹ Boykot faaliyeti çerçevesinde Okmeydan›’nda Par tizan ve Devrimci Demok rasi okurlar›, ortak bir etkinlik düzenleyerek sand›k bafl›na gitmeme ça¤r›s› yapt›. 1 Kas›m’da saat 20:00’de Okmeydan› Murat Market önünde yap›lan bas›n aç›klamas› öncesinde polisin panzerlerle, sivil polislerle yo¤un önlemler ald›¤› görüldü. “Seçimleri Boykot Et Sand›k Bafl›na Gitme” Partizan-Devrimci Demokrasi imzal› pankart›n aç›l-

d›¤› eylemde “Yeter Art›k diyelim. Bu sömürücü zu lüm düzeninin seçim oyu nu ile kendisini meflrulafl t›rmas›na izin vermeyelim. Bu kez figüran olmayal›m” denildi. Onca polis y›¤›na¤›na ra¤men halk›n da ilgiyle dinledi¤i aç›klamada

“Oy verme hesap sor”, “Savafl hükümeti istemiyoruz”, “Kahrolsun Ameri kan emperyalizmi”, “Sand›k bafl›na gitme, oyuna gelme” vb. sloganlar coflkulu bir flekilde at›ld›. Ard›ndan alk›fllar ve z›lg›tlar eflli¤inde eylem sona erdi.


8-21 Kasım 2002 K O R K U T

20

Partizan Özel Sayı 148

1935’te Konya’da do¤du. Bilim adam›, ‹ktisatç›. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. 1960’ta SBF’de asistan, 1964’te iktisat doktoru oldu. ‹ngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde ekonomik planlama dal›nda iki y›l araflt›rma yapt›. 1964-66 y›llar› aras›nda Maurice H. Dobb ile birlikte sosyalist planlama konusunda çal›flmalar yapt›. 1966’da SBF’deki görevine döndü ve 72’de “Sosyalist Planlamada Geliflmeler” adl› teziyle SBF’de doçent ünvan› ald›. 1974’te Birleflmifl Milletler’in Toplumsal Olaylar Bölümü’nde uzman olarak çal›flt›. 1980’de “Tar›msal Yap›lar ve Kapitalizm” teziyle profesörlü¤e yükseldi. 1983’te Anka-

B O R A T A V

ra S›k›yönetim Komutanl›¤›nca ö¤retim üyeli¤ine son verildi. 1984-86 y›llar› aras›nda Zimbabve Üniversitesi’nde profesörlük yapan Korkut Boratav bugün halen Ankara Üniversitesi SBF’de ö¤retim görevlisi olarak çal›flmaktad›r. Araflt›rmalar›nda özellikle ekonomi, ekonomi tarihi, ekonomi politikas› konular›n› ele alan Boratav, çal›flmalar›nda, Türkiye’deki ve sosyalist ülkelerdeki bölüflüm iliflkilerini karfl›laflt›rmal› olarak inceledi. Gelir da¤›l›m› sorununu, sosyal s›n›flar›n tepkilerini belirledi¤i ölçüde gerçek de¤er tafl›yaca¤›n› savundu. Tükiye ve azgeliflmifl ülkeler tar›m›nda köylü sorununa iliflkin özgün çözümlemeler yapt›.

Bu seçimler halk›n sermayenin kontrolü d›fl›nda davrand›¤› bir süreçtir 3 Kas›m 2002 tarihinde erken genel seçimler gerçeklefltirildi. 1950 seçimlerinden sonra ilk kez yaln›zca 2 partinin meclise girdi¤i, flimdilik aç›klanan sonuçlar aras›nda. Halk›n %21’lik bir kesiminin sand›k bafl›na gitmedi¤i ve egemenlerin “meflruiyet” tart›flmalar›n›n ne kadar yerli yerinde oldu¤unu gösteren bu seçimler sonras›nda Türkiye’yi seçimlere tafl›yan süreç ve sand›ktan ç›kan tablo üzerine Profesör Doktor Korkut Boratav’la söylefli yapt›k. - Egemenleri seçimlere getiren süreçle ilgili düflünceleriniz nelerdir? Bu tür de¤erlendirmelerde ben tamamen alçakgönüllüyüm. Türkiye’de olup bitenleri izleyen bir vatandafl olman›n ötesinde bir iddiam yoktur. Bu aç›dan sözlerimi bir vatandafl›n görüflleri olarak de¤erlendirin. Fazla bir iddiam söz konusu de¤il. Öncelikle bunu belirteyim. Bunun d›fl›nda konuya girer-sek Türkiye 3 veya 4 y›ld›r daha do¤rusu 1998 y›l›ndan bu yana tam anlam› ile uluslararas› finans kapitalin kont-rolü alt›ndad›r. Bu da IMF arac›l›¤› ile olmaktad›r. Bak›n tam anlam› ile diyorum. Ondan önce de çeflitli dönemler olmufltur. Ancak tam anlam› ile 1995-1997 aras› daha kendi ayaklar› üzerinde politikalar belirleyebildi¤i bir süreçti. Ancak flimdi 1998’den bu yana tam anlam› ile finans kapitalin kontrolüne girmifl durumda. 1998’den beri

Türkiye’nin ekonomik kriz konjonktürüne girdi¤ini de görüyoruz. Ve bu kriz bata ç›ka yürüyen bir süreç. Derin kriz Türkiye’de çal›flan kesimleri yani köylü, iflçi, esnaf gibi büyük ölçüde ya da tamamen eme¤i ile geçinen kesimleri çok a¤›r bir flekilde vurdu. Hatta bu kadar a¤›r darbe vuran bir konjonktür 2. Dünya Savafl›’ndan bu yana hiç yaflanmam›flt›r. 1994 krizini yak›ndan incelemifl bir insan olarak o krizin çabuk atlat›ld›¤›n› ya da bu kadar derin olmad›¤›n› biliyorum. ‹lk krizin etkileri sadece iflte ücretlerin reel olarak afl›nmas›, fiyatlar›n artmas›, enflasyonun yükselmesi de¤il. Çok genifl kitlesel bir iflsizlik ve ayn› zamanda beyaz yakal›, okumufl e¤itilmifl gruplar› da derinden vuran bir umutsuzluk fleklinde yans›d›. Bu büyük hoflnutsuzlu¤u kontrol et-meye çal›flan sermaye çevreleri Kemal Dervifl’te bir kurtar›c› imaj› yaratmaya çal›flt›lar.

Ve çeflitli formüllerle kriz sonras› dönemin siyasetini belirleme çabas›na girdiler. - Buradan bugünkü seçim sonuçlar›na girebil iriz asl›nda. Evet. Sonuçlar aç›s›ndan bakt›¤›m›zda AKP onlar›n önerdikleri çözümlerden birisi de¤il. Seçimlerde olan fludur benim görüflüme göre. Özce halk, sermayenin kont- rolü d›fl›nda davranm›flt›r. Halk›n tep kisi Türkiye’nin egemen çevrelerinin istedi¤i do¤rultuda olmam›flt›r. Egemen çevreler halk› kont-rol edemiyorlar ama halk›n tercihinin yöneldi¤i yönetici kadrolar› kontrol ediyorlar. Yani daha aç›k söylersek halk›n AKP’ye kitlevi olarak yönelmesi egemen çevrelerin iste¤i ve kontrolü d›fl›nda gerçekleflti. Fakat flu anda bütün amaç AKP lider kadrolar›n› kontrol etmek ve cendere içine almakt›r. Dolay›s›yla halk tepkisini söyledi¤im do¤rultuda gösterdi. Sermaye

çevreleri ise bundan büyük tedirginlik duydular ama Türkiye’de siyaset yapacak olan kadrolar› s›k› bir cendere alt›na alarak bunu aflman›n planlar›n› yap›yorlar. Bunu etkili bir flekilde uygulama çabas›ndalar. Benim tespitim bu. - Sizce halk muhalefeti neden AKP’ye yöneldi? Çünkü Türkiye’de bir Lula partisi yok. Kitlevi bir emek partisi yok. Potansiyel olarak CHP böyle bir rolü üstlenebilir miydi sorusu sorulabilir. Elbette ki bu imkans›z de¤ildi. Fakat CHP yönetimi çok belirgin ve bilinçli bir tercih yaparak krizin ilk darbesinden itibaren sorumlu muhalefet yapaca¤›m slogan› alt›nda sermaye çevrelerinin çizgisi d›fl›na ç›kmad›. Sermaye çevreleri, Beyaz Türkler yani sayg›nl›¤› Avrupa Birli¤iyle, uluslararas› finansla uyumlu gitmede arayan, okumufl ve tuzu kuru s›n›flar ve büyük sermaye çevrelerinin

alt›na bilinçli olarak girdiler. AKP gibi de¤il. AKP de bilinçli olarak girdi ama onlara biraz daha efor sarfetmek gerekti. Yani kuflat›lmas› biraz daha zaman ald›. Çünkü AKP halk muhalefetini temsil etti¤ini biliyor. Dolay›s›yla AKP’nin kuflat›lmas› biraz daha hassas bir konu. Ama CHP ise bi-linçli olarak sermayeye engaje etti kendisini. Zaten sembolik olarak Kemal Dervifl’i partisine al›p, flaflal› bir flekilde onu sa¤ yan›nda lanse etmesi de bu tercihini gösteriyor. Dolay›s›yla CHP tam manas› ile yerli ve ulus lararas› burjuvazi ve finans kapitalin kon trolündedir. Halk muhalefeti de AKP’ye akm›flt›r. Ama fluras› kesin. Halk sermayeye tepki gösteriyor. Baflka bir yerde Lula’ya, Türkiye’de ise AKP’ye yönelerek gösteri-yor. Hem Lula’y› hem de AKP’yi sermaye kontrol alt›na almak için de özel çaba sarfediyor. Burada


Partizan Özel Sayı 148 iki hareketin niteli¤i direnme biçimini de belirliyor. Ama büyük ölçüde muvaffak olundu¤unu söyleyebilirim. Yani Brezilya’da olsun burada olsun sermayenin gündemi d›fl›nda hareket etmesi, alan› çok daralt›l›yor. ‹deolojik olarak ve nesnel koflullar› itibar› ile daralt›lmak isteni-yor. - Baraj›n alt›nda kalan di¤er partiler aç›s›ndan bir de¤erlendirme yapa bilir misiniz? Özellikle hükümette yer alanlar aç›s›ndan? fiöyle bir döküm yapal›m. Sermayenin aç›k seçik partileri yeni lanse ederek “biz sizin partiniziz” dedikleri, program› ve icraat› ile tamamen büyük sermayenin ve uluslararas› finans›n gündemini seçim platformuna

do¤rusu halk muhalefetine seçmen taban› olarak dayand›lar. Bütün platformunu IMF aleyhine propagandaya dayand›ran Genç Parti örne¤i. Keza çok a¤›r IMF muhalefeti yapan Saadet Partisi. Fiilen halk muhalefetinin kanalize oldu¤u AKP ve yine Do¤u ve Güneydo¤u’nun genifl halk kitlelerinin yöneldi¤i DEHAP. Bunlard›r Türkiye’deki halk muhalefetinin akt›¤› kanallar. Beyaz Türkler yani tuzu kuru orta s›n›flar ve büyük sermayenin aç›k seçik partileri az›nl›kta kald›. Ama dedi¤im gibi sermaye güçlü. Ekonomiyi, siyaseti, ideolojik ortam›, iletiflim kanallar›n› kontrol ederek bu muhalefeti kendisi için sadece zarars›z de¤il yararl› olan

geçerli oy kullan›m say›s› ayn›. Bu flu anlama geliyor. Galiba 3.4 milyon kadar kifli oy vermeyerek tav›r gösterdi. Türkiye’de teorik olarak oy kullanmak zorunlu. Ancak bu insanlar›n oy vermemesi de bir baflka muhalefettir. Halk muhalefetidir. Zaten sokakta ve günlük hayatta rastlad›¤›m›z birçok insan “hepsinin allah belas›n› versin”, “bütün partilere mühür vuraca¤›m” ya da “bofl oy ataca¤›m” tepkisinde bulunuyordu. Dolay›s›yla onu da katarsak Türkiye’de afla¤› yukar› seçmen niteli¤iyle siyaset sahnesine ç›kan insanlar›n %70’e yak›n› aç›k seçik düzene angaje olmufl, bunu beyan etmifl siyasi partilere göre ço¤unluk arz ediyor. - Egemenlerin meflruiyet tart›flmalar›

Program ve icraat› ile tamamen büyük sermayenin ve uluslararas› finans›n gündemini platformuna tafl›yan partiler %50’nin alt›nda oy ald›lar. tafl›yan partiler, Türkiye’de %50’nin alt›nda oy ald›lar. Bunlar CHP, DYP, ANAP, MHP (hükümetteki icraat› ile MHP)dir. Sermayenin aç›k seçik partileri bunlard›r. Bunlar›n ald›¤› oy %50’nin alt›ndad›r. Bunlar›n d›fl›ndaki partiler flu veya bu flekilde halk muhalefetini temsil ettiler. Daha

arenaya yönlendirmenin manevras›n› yap›yorlar flimdi. Benim düflüncem bu. - Sand›k bafl›na git meyen ya da geçersiz oy kullanan kitlenin say›s› da daha önceki y›llara göre daha fazla. Bu neyin ifadesidir sizce? Seçmen say›s›nda art›fla ra¤men son seçimlerle bugün aras›nda

8-21 Kasım 2002

21

gelinen noktada ne anlam ifade etmektedir? fiu aç›dan bakarsak meflrudurlar. Yani hukuksal olarak meflrudurlar. AKP kendisi “bu kanunu ben yapmad›m. Ve girdim” diyor. Ancak siyasi olarak bak›ld›¤›nda bu seçmenlerin %46’s› temsil edilmemifltir. Büyük bir bölgede en çok oy alan parti temsil

edilmemifltir. Yani basit ço¤unluk yöntemi olsa Güneydo¤u’dan 35-40 kifli meclise girecek, adaylar baraj nedeni ile d›flar›da kalm›flt›r. Bu tabi ki siyasi ve politik olarak çok ciddi bir meflruiyet krizini yarat›yor. Bunun fark›ndalar kendileri de. Ama bu tespittir. Ve yap›lacak birfley de yoktur. Bu partiler ülkede siyasetin ilkelli¤ini, seçim yasaklar› ile ilgili bütün önerileri bir “erkeklik” sorunu yaparak “benim barajdan korkum yok” kabaday›l›¤› ile geçifltirmifllerdir. Ama iflte flimdi. Karfl›lar›na böyle bir tablo ç›km›flt›r. - DEHAP’›n seçimlerde karfl›laflt›¤› tablo ile ilgili bir yorumunuz var m›? Asl›nda bu durumla ilgili fazla bir bilgim yok. Ba¤›ms›z adaylar girseydi daha farkl› m› olurdu bilmi-yorum. Ancak flu bir gerçek ki büyük kentlerden bekledi¤i, bat›dan bekledi¤i oyu alamad›. Tabi do¤u ve güneydo¤u bölgelerinde ne kadar engellenme ile karfl›laflt›¤› hakk›nda bir bilgim yok. Genel olarak daha fazla birfley bilmiyorum. - Yeni oluflacak hükümetin ABD sald›rganl›¤›ndaki rolü sizce ne olacakt›r? Seçim çal›flmalar›n›n üzücü bir sonucudur bu. Yani büyük partilerden hiçbiri Irak’ta Amerikan askeri müdahalesine karfl› tav›r gösteremediler. Özünde arzu etmeyenler belki ço¤unluktayd›. Bir ikisi d›fl›nda; ANAP ve DYP d›fl›nda. Böyle bir maceraya kat›lmak istemediklerini dolayl› da olsa anl›yoruz. Fakat bunlar aç›k ve seçik herhangi bir tav›r koymad›lar. Bu da seçim kampanyas›n›n üzücü bir sonucu. ANAP ve DYP de bu yüzden çok düflük oy ald›lar. Türkiye’de halk›n büyük ço¤unlu¤unun Irak maceras› içinde yer almak istemedi¤ini görüyoruz, alg›l›yoruz. Yayg›n görüflün bu oldu¤unu biliyoruz. Ama bunu dünyan›n efendisi olma iste¤i olan ve bir fiil de

Dolay›s›yla CHP tam manas› ile yerli ve uluslararas› burjuvazi ve finans kapitalin kontrolündedir. Halk muhalefeti de AKP’ye akm›flt›r. Ama fluras› kesin. Halk sermayeye tepki gösteriyor. öyle olan Amerika’ya karfl› söylemekten çekindiler. Neden oldu¤unu da tahmin edebilirsiniz. - AB ile ilgili geliflmeler bu süreçte nas›l olacak sizce? Avrupa Birli¤i kar›fl›k bir konu. Çeflitli çevrelerde tav›rlar de¤iflebilir. Ben AB’ye Türkiye’nin uzun müddet al›nmayaca¤›na inan›yorum. AKP’nin gelmesi veya baflka herhangi bir partinin de gelmesi bunu de¤ifltirmez. Belli ekonomik, politik ve hatta ideolojik nedenler var bunun arkas›nda. Bunu davul zurna ile arzu eden sermaye çevreleri ise Avrupa’dan her ters tepki geldi¤inde “Efendim as›l onu kastetmediler. Baflkad›r niyetleri, daha çok çal›flmam›z laz›m. Ödev yapmam›z laz›m” diye uyum gösteriyorlar. fiu anda AKP de bu yönlü demeçler veri-yor. AB’nin çok büyük bir taraftar› imaj›n› çizmeye çal›fl›yor. Bu onun sermaye çevrelerine sayg›nl›k imaj› verme çabas›n›n bir parças›d›r. Bir miktar da kendine özgü nedenlerle, yani kendisine yöneltilen yasaklar›n elefltirildi¤ini bildi¤i için AB’ci kesiliyor. Ancak öz çizgisinin Avrupac› olmad›¤›n› biliyoruz he-pimiz. Ama bu böyle konjonktürel bir tav›r de¤iflikli¤idir.


8-21 Kasım 2002

22

Partizan Özel Sayı 148

Brezilya’da kazanan sol de¤il uflakl›kt›r

IMF programlar› alt›nda gün be gün ezilen ve son olarak Arjantin’de yaflanan halk patlamas› örne¤inde oldu¤u gibi yoksullu¤un krizlerle derinlefltirildi¤i Latin Amerika ülkelerinde, halk›n daha iyi bir yönetime olan özlemi yap›lan seçimlerde kendini gösteriyor. Brezilya’da yap›lan iki turlu seçim sonucunda Brezil-

ya Devlet Baflkanl›¤›na ‹flçi Partisi aday› Luiz Inacio Lula Silva’n›n getirilmesi, halk›n düzene olan tepkisini ve aray›fl içinde oldu¤unu yans›t›rken, siyasilerin “sol” söylemlerinin sadece teoride de olsa bulunmas›, Brezilya halk›n›n hangi beklentiler içinde oldu¤unu kan›tlar niteliktedir. Brezilya’da yap›lan seçimlerde halk›n % 62 oran›nda des-

te¤ini alan Lula’n›n kazanmas› ile ülkedeki sosyal demokratlar k›z›l bayraklarla “sosyalizm ölmedi yafl›yor” sloganlar›n› hayk›r›rken, Lula ülkenin seçilmifl ilk solcu devlet baflkan› oldu. Lula bundan önce de 3 kez seçimlere kat›lmas›na ra¤men baflar›s›z olmufl ve her seçilemeyiflinde sol söylemlerini biraz daha yumuflatarak sermayenin ve emperyalistlerin gönlünü k›rmayacak flekilde kal›ba dökmüfltür. Bu flekilde efendilerinin de notunu yükseltti¤i Lula, seçimlerden hemen sonra ABD taraf›ndan da kutlan›rken, daha ilk andan itibaren bafla gelen hükümetin ülkeyi hangi politikalarla yönetece¤i kendini a盤a ç›karm›fl oldu. Lula, ABD’nin endiflelerini gidermek için Brezilya’n›n uluslararas› yükümlülüklere ba¤l› kalaca¤›n› vurgulayarak “ABD ile üretken iflbirli¤i” içinde olacaklar›n› ve

IMF’ye verilen taahhütlere de uyaca¤›n› aç›klad›. Bu söylemlere karfl›n nas›l olacaksa “enflasyona karfl› da savaflacaklar›n›” belirtmeyi ihmal etmeyen Lula, IMF’nin Brezilya flirketlerine yeniden kredi açmas› için de yard›m talebinde bulunmaktan sak›nm›yor. Resmen 1 Ocak 2003 tarihinde yemin ederek görevine bafllayacak olan Lula, halk›n kendisini seçme istemiyle çeliflen aç›klamalarda bulunsa da bunlar yaln›zca seçilmek için yap›lan manevralar de¤il, ötesi de var. Antiemperyalist olarak kendini tan›tan TP(‹flçi Partisi), daha seçilmeden flu anki hükümetin IMF ile imzalad›¤› “geçifl anlaflmas›n›” kabul etti¤ini bildirerek, topraks›zlar hareketinin eylemlerini fliddetle k›nam›fl ve d›fl borçlar›n ödenmesini de reddetmeyerek halk›n zarar›na olacak bir dizi uygulamalara evet demifltir. 19791980 y›llar›nda maden ifl ko-

lundaki büyük grevlerin sonucunda do¤an TP bugün daha çok topraks›z köylülerin toprak reformu istemiyle oylar›n büyük ço¤unlu¤unu alsa da ne yaz›k ki bugün iflçilerin de¤il kimin sesini temsil etti¤ini yukar›daki örnekler özetliyor. Brezilya’da yap›lan seçimler, halk›n sosyalizm sloganlar› ile hangi iktidara özlem duyduklar›n› sokaklara taflarcas›na ifade etmesiyle yank›s›n› bulurken, emperyalistlere ba¤›ml› ülkelerde sosyalizmin yolunun da bir kere daha meclis yoluyla olmayaca¤›n› kan›tlar niteliktedir. Ekonomik olarak da IMF’nin emirlerinin geçerli oldu¤u Brezilya sisteminde görüldü¤ü üzere, sosyalizme olan özlem dün oldu¤undan daha fazla olarak halk›n istemidir. Brezilya’da kazanan ise gösterilmeye çal›fl›ld›¤› gibi sol de¤il emperyalistlere uflakl›kt›r.

Emperyalist saldırganlığa karşı halkların mücadelesi ABD: 26 Ekim 2002 tarihinde bütün dünyada yüzbinlerce insan ABD’nin Irak’a karfl› sald›r› planlar›na ve halklar›n haklar› üzerindeki tüm sald›r›lara “hay›r” dedi. ABD çap›ndaki protesto gösterilerine 250 binden fazla insan kat›ld›. Özellikle Washington’da Vietnam savafl›ndan bugüne kadarki en kitlesel miting gerçeklefltirildi. Miting Irak’a sald›r›y› ve ayn› zamanda FBI ve polise sivil özgürlüklere karfl› yeni yetkiler veren “anti-terörizm” yasas› olan ABD Yurtsever Eylem’in kabulünün 1. y›ldönümünü protesto etmek için düzenlendi. Amerikan halk› bu eylemlerde bar›fl için ve “terörizme karfl› savafl”a karfl› duruyor ve art›k ABD’de rejimin de¤iflmesi gerekti¤ini ifade ediyor. Gösterilerde Irak halk›n›n haklar›n›n savunulmas›, tüm halklar›n dayan›flmas› Filistin, Kore, Kolombiya, Porto Rico halklar›n›n kahraman

mücadelelerine de yer verildi. Dövizlerde “Irak’a savafla hay›r”, “Bombalar› de¤il Bush’u at›n”, “Rejim de¤iflikli¤i evden bafllar” sloganlar›n›n okundu¤u gösterilerin en kitleseli Washington’da yap›ld›. Mitingde konuflan sivil haklar savunucusu Mara Verheyden Hiliard “bizlerin 100 bin kifliyi asla getiremeyece¤imizi söylediler ama bugün 200 bin kifliyiz” diyerek savafla karfl› geliflen halk›n gücünü gösterdi. BERL‹N’DE SAVAfiA KARfiI ONB‹NLER SOKAKLARDA! 26 Ekim 2002 tarihinde, dünyan›n birçok yerinde oldu¤u gibi Almanya’n›n da 70 yerinde savafla karfl› çeflitli eylemlikler yap›ld›. Bu eylemlerden biri de Berlin’de gerçeklefltirildi. “Irak’a karfl› savafl› durdur” ad› alt›nda yap›lan yürüyüfle 30 bin civar›nda kitle kat›ld›. Savafl karfl›t› konufl-

malardan sonra saat 15:00 s›ralar›nda yürüyüfle geçildi. Karl Marks Alle’de bafllayan yürüyüfl Gendermenmarkt’ta yap›lan konuflmalar ve müziklerle son buldu. TKP/ML taraftarlar› da TKP/ML, ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi) ve emperyalist savafl ve iflgallere karfl› ifadeler yer

alan pankartlarla saflarda yerlerini ald›lar. K›z›l bayraklar coflkuyla dalgaland›r›ld›, bildiriler genifl bir flekilde da¤›t›ld›. FAfi‹ZME KARfiI YÜRÜYÜfi 26 Ekim 2002 tarihinde ‹sviçre’nin Zürih flehrinde 30’u aflk›n kitle örgütü taraf›ndan düzenlenen yürüyüfle

yaklafl›k olarak 5000 kifli kat›ld›. ‹sviçre’de ç›kar›lan yeni yabanc›lar yasas› ve yan›s›ra bafl›n› ABD emperyalizminin çekti¤i ve di¤er emperyalistlerin de ç›karlar› gere¤i ya destekledikleri ya da karfl› durduklar› Irak’a yönelik savafl vb. konular›n›n yer ald›¤› yürüyüfl oldukça anlaml› idi. AT‹K’e ba¤l› ‹sviçre Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu (ITIF) ve MLKP’nin de kat›ld›¤› yürüyüfl boyunca “Yaflas›n Enternasyonal Dayan›flma”, “Kahrolsun, faflizm”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Yaflas›n Nepal Halk Savafl›”, “Yaflas›n Marksizm, Leninizm, Maoizm” sloganlar› at›ld›, ayr›ca AT‹K’in ç›kard›¤› Irak’a yönelik sald›r› ile ilgili bildiri (Almanca) ve Özgür Gelecek Almanca dergi genifl olarak kitlelere da¤›t›ld›.


Partizan Özel Sayı 148

23

8-21 Kasım 2002

‹srail’de fiaron hükümeti da¤›ld› Filistin’deki 2. ‹ntifada ikinci y›l›n› geride b›rak›rken, sald›r›lar›n dozaj›n› yükselten siyonist ‹srail devletinin fiaron liderli¤indeki hükümeti da¤›ld›. ‹srail’de sa¤c› Likud partili baflbakan Ariel fiaron’un 2003 bütçesinde iflgal topraklar›nda kurulu yasad›fl› yahudi yerleflimlere sa¤lad›¤› devlet yard›m›n›n kesilmesini belirtmesiyle, ‹flçi Partisi bu bütçeyi onaylamayarak hükümetten istifa etti. Savunma Bakan› Benjamin Ben Eliezer’in 2003 bütçesine karfl› oy kullanaca¤›n› ilan etmesiyle birlikte da¤›lan hükümette, ‹flçi Partili bakanlar tek tek istifa ederken; böylece ‹srail’in savunma, d›fliflleri, sanayi ve ticaret, ulaflt›rma, tar›m ile bilim kültür, spor bakanl›klar›ndaki koltuklar bofl kald›. Bu bakanlar›n istifas› ile hükümetteki milletvekili say›s› 55’e düflerken, katil fiaron elbette ki bu “terkedilmifllik” karfl›s›nda yedekte tuttu¤u kart› ç›kartmay› ihmal etmedi. fiaron olas› Irak savafl›n› düflünerek, afl›r› sa¤c› ve dincileri yan›na alarak az›nl›k hükümeti kurmay› planlarken, ‹flçi Partililer bir erken seçim önergesi sundular. Böylece ‹srail bütçesinin en

yüklü faturas› ile askeri harcamalara milyarlarca dolar ayr›lmas› öngörülürken, yasad›fl› yahudi yerleflim yerlerini Filistinli’lere karfl› koruman›n bedeli olarak da ‹srail halk›na yönelik a¤›r vergilerin getirilmesi bütçenin içeri¤ini özetliyor. Öte yandan ‹srail’deki, “milli birlik” hükümetinin da¤›lmas›n›n ard›ndan, kendine yandafl düflünceleri bu boflalan bakanl›klara getirmeye çal›flan fiaron yeni kabine kurma giriflimlerine bafllad› bile. Cenin katliam›n›n bafl aktörlerinden olan, bizzat ‹srail ordusunun bafl›nda katliam› yöneten Genelkurmay eski Baflkan› fiaul Mofaz savunma bakanl›¤›na getirilmek istenen isimler aras›nda kesinleflmifl olanlardan yaln›zca biri. Fakat Mofaz geçen Temmuz ay›nda emekliye ayr›ld›¤›ndan ve Mofaz’›n milletvekili olmamas›ndan kaynakl› ‹srail meclisi Knesset taraf›ndan Mofaz’›n atanmas› onaylanmak zorunda. ‹srail hükümetinin gelinen aflamada da¤›lmaya yüz tutmas› ve fiaron’un tek tabanca olarak kalmas› ‹srail’deki yaflanan siyasi krizi yans›t›rken, Filistin halk›na yap›lan zulümden, gelinen aflamada fia-

ron ittifak›ndan ayr›larak ortak an›lmak istemeyen ‹flçi Partililer hükümetten çekilse de Filistin halk›n›n kan›n› ak›tan gerçeklikten kurtulamayacaklard›r. Süren haks›z savafl›n sorumlusu ise ne tek bafl›na fiaron’dur ne de hükümetten çekilenler. As›l olarak emperyalistlerin ve özellikle ABD emperyalizminin dünya üzerinde ne var ne yoksa hakim olma u¤rafl› içinde ezilen halklar›n kan›n› döken ç›ban bafllar› olmak üzere, onlar›n verdi¤i görevleri harfiyen yerine getiren uflaklard›r suçlu olan. ‹srail’de yaflanan bu siyasi kriz de dünyada oluflan tepkiler karfl›s›nda tavr›n› aynen koruyan ‹srail hükümetinin bafl›na gelecek olanlar›n yaln›zca biridir. Çünkü siyonist ‹srail Devleti art›k kendi kendini zehirlemeye bafllam›flt›r. F‹L‹ST‹N’DE YEN‹ KAB‹NE ‹srail’in ABD destekli sald›r›s› Filistin’de y›k›mlar ve ölümlerle devam ederken, ‹srail ordusu Gazze’nin güneyindeki Refah kentinde bulunan mülteci kamp›na girdi. Bu bölgede “nokta operasyonlar›” düzenlediklerini belirten ‹srail ordusunun açt›¤› atefl sonucunda onlarca insan yara-

AT‹K’ten ABD emperyalizminin sald›rganl›¤›na karfl› aç›klama Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu (AT‹K) 16 Ekim 2002 tarihinde yapt›¤› yaz›l› bir bas›n aç›klamas› ile “ABD emperyalizminin petrol h›rs›yla Ortado¤u’ya yerleflmesine” karfl› ç›karak emperyalizmin “Irak’› kana bulamas›na sessiz” kalmama ça¤r›s› yapt›. Emperyalizmin Ortado¤u üzerindeki pazar dalafl›n›n ve bölgeye hakim olman›n onlar için öneminin üzerinde durularak ABD’nin Irak’a sald›rmakta neden bu kadar ›srarl› oldu¤unun; bölgenin ortalama 150 milyar dolarl›k silah pazar›na ve Irak petrollerine sahip olmak istemesiyle aç›kland›¤› bildiride “gerekçesi ne olursa olsun ABD emperyalizminin Irak sald›r›s› meflru de¤ildir. Saddam diktatörlü¤ü bahane edilerek yap›lan bu sald›r›dan zarar gören, ölecek olan halkt›r” denildi.

Bu sald›r› planlar›nda ABD’nin uflakl›¤›n› yapan ülkelere de de¤inilerek “ABD’nin ne pahas›na olursa olsun Irak’a sald›rmas› kesinleflmiflken birçok ülke sessiz ve uflakl›kta yar›fl›yor. ABD’ye en büyük deste¤i Türk hakim s›n›flar› vermeye haz›r. Kendi ç›karlar› ve saltanatlar› için masum Irak halk›na sald›rmaya haz›rlanan ABD’nin tüm isteklerini karfl›lamaya haz›r oldu¤unu ilan eden Türk hakim s›n›flar› kendilerine düflecek pay› flimdiden garantiye alm›fl durumda. ABD’nin hava sald›r›s›n›n yan›s›ra, yapaca¤› kara harekat›nda masum halk evlatlar› Irak halk›yla karfl› karfl›ya getirilecektir. T›pk› Kore’de oldu¤u gibi aralar›nda hiçbir düflmanl›k olmayan insanlar hakim s›n›flar ve emperyalistlerin ç›karlar› için savaflacakt›r” denildi.

lan›rken, ABD’nin Ortado¤u özel temsilcisi William Burnu ile Filistinli Bakan Saib Erekat geçti¤imiz hafta bafl›nda biraraya geldi. ABD’nin “muhatap almad›¤›” Filistin lideri Yaser Arafat’la görüflmeyen ABD’li yetkili, sadece Filistinli bakan› dinlemekle yetinirken, Bat› fieria’daki Ariel Yahudi yerleflim birimindeki benzin istasyonunda düzenlenen intihar sald›r›s›nda biri Filistinli 3 kifli yaflam›n› yitirdi. El Aksa fiehitler Tugay›’n›n üstlendi¤i sald›r›ya karfl›l›k ‹srail ordusunun ilerlemesi de durmazken, eli tafll› direniflin simgesi haline gelen küçük çocuklar yine ‹srail sald›r›lar›yla karfl› karfl›yayd›. ‹srail askerlerine tafl atan 16 yafl›ndaki Ahmed Ombus Bat› fieria’n›n Tulkarim kentinde, 15 yafl›ndaki Ahmed Ebu Hali de Cenin’de soka¤a ç›kma yasa¤›na uymad›¤› gerekçesiyle vuruldu. Yaln›zca Filistinliler’i öldürmekle kalmayan ‹srail ordusu girdi¤i her kenti harabeye dönüfltürmeyi de ihmal etmezken, Filistin’de ‹srail ordusunun zeytin hasad›n›n yasaklamas›n›n ard›ndan flimdi de Filistinli’lerin kendi topraklar›nda su ç›karmas›n› yasaklad›. Yasak karar›yla Filis-

tin’i susuz öldürmeyi planlayan ‹srail, iflkence türlerine yeni birini eklemifl oldu. Öte yandan Filistin lideri Yaser Arafat taraf›ndan aç›klanan yeni kabine, Filistin parlamentosu taraf›ndan onayland›. Yönetim ve savunma bakanl›klar›nda de¤ifliklikler yapmas› için “uyar›lan” Arafat, yeni kabine ile bakan say›s›n› 21’den 19’a düflürdü. Yeni kabinenin görev süresi ise devlet baflkanl›¤› ve meclis seçimlerinin yap›laca¤› 20 Ocak 2003 tarihine kadar geçerli. Bu arada Arafat’›n uzlafl›c› yaklafl›mlar› bir parlay›p bir sönerken, son olarak aç›klanan yeni kabine ile ‹srail’e mesaj verircesine uzatt›¤› zeytin dal› ile Oslo ve Madrid’de bafllanan yola yeniden dönmek istedi¤ini belirtti. Filistin’de süren ‹ntifadaya karfl›n ‹srail ordusunda görev yapan askerlerin bu haks›z savafla karfl› baflkald›r›s› ise sürüyor. fiimdiye kadar 495 asker Filistin topraklar›nda savaflmay› reddederken, ‹srailli yedek askerler yüksek mahkemeden Bat› fieria ve Gazze’nin 35 y›ll›k iflgalini yasad›fl› ilan etmesini istediler.

Filipinler’de “anti-terör” önlemlerine karfl› yürüyüfl Filipinler hükümetinin gerçeklefltirmek istedi¤i “anti-terör” önlemlerinin, insan haklar› ve demokrasiyi tehdit etti¤ini söyleyen binlerce iflçi ve emekçi Filipinler’in baflkenti Manila’da hükümetin bask› politikalar›na karfl› yürüdü. Yaklafl›k 5 bin Filipinli önce baflbakanl›k saray›na, ard›ndan ABD büyükelçili¤ine yürüdü. Yürüyüfl boyunca Amerika karfl›t› sloganlar at›ld›, ard›ndan da Devlet Baflkan› Gloria Macapagal Arroyo’nun maket bir tank üzerine oturtulmufl savafl yanl›s› kuklas› yak›ld›. Devlet baflkan› Arroyo, meclis arac›l›¤› ile ‘terörizm tehdidine karfl›’ ola¤anüstü tedbirler alma yetkisi talep ediyor, olas› bir

Irak sald›r›s›n› da bu tedbirlere gerekçe yap›yor. Ayr›ca Filipinler Ulusal Demokratik Cephesi Baflkan› ve Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) Genel Siyasi Dan›flman› Prof. Jose Maria Sison’u hedef alan ABD ve onun bask›lar›na boyun e¤en Hollanda ve Filipinler hükümetinin çirkin sald›r›lar› Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu (AT‹K) taraf›ndan protesto edildi. ABD’nin JM Sison’u terör listesine almas›n›n “kesinlikle halk hareketini bast›rma çabalar›n›n bir parças›” oldu¤unu ifade eden AT‹K, Prof. Sison’a yap›lan sald›r›lar›n karfl›s›nda oldu¤unu ve savunulmas› için elinden gelen tüm çabay› harcayaca¤›n› belirtti.


11-24 Ekim 2002

24

Evrensel Bak›fl Yeni bir emperyalist paylafl›m dalafl›na girerken! ABD’nin Irak’a yönelik olas› bir sald›r› harekat›n›n do¤uraca¤› sonuçlar, hemen hergün uluslararas› kamuoyunda çeflitli teoriler ve argümanlar ortaya at›larak tart›fl›lmakta. Irak’a karfl› savafl tamtamlar›n› yüksek bir sesle çalmaya devam eden ABD bunu ivedi bir flekilde haz›rlamaya koyulmufltur. Stratejik ve taktiksel belirlemeleriyle, politik ve askeri güç oran›n› hissettirmeye çal›flan ABD, çok yönlü ve de genifl kapsaml› bir sald›r›n›n haz›rl›¤›n› yapmaktad›r. Savafl›n ilk aflamas›nda psikolojik olarak sivil halk›n direncini k›rmaya yönelik aç›klamalarda bulunmaktad›r. Örne¤in; “seçenekleri de¤erlendirip zaman› belirlemeye çal›fl›yoruz” türünden beyanlar vermesi tipik bir tehdit göstergesidir. Askeri teçhizatlar› ve mühimmatlar› üs bölgelerine y›¤›nak yapmas› geçmifl pratikleriyle birçok felaketin habercisi durumundad›r. Emperyalist kapitalist sistemin ya¤malay›p talan etti¤i her bir ülkenin halklar› bunun bilincindedir. Emperyalist sald›rganlar için sorun Irak veya benzeri rejimlerin gerici-anti-demokratik, faflist iflleyifl, hukuk, sömürü vs. vs. sistemi de¤ildir. Bugün Ortado¤u bölgesini kendi ç›karlar› do¤rultusunda yeniden flekillendirmeye çal›flan ve bunun için hedef tahtas›na Irak faflist diktatörlü¤ünü koyan ABD emperyalizmi, ‹ran ‹slam Devrimi’ni engellemek amac›yla 1980-1988 aras› Irak-‹ran savafl›n› körükle-

mifl ve bu savaflta Saddam rejimine tam destek sunmufltu. Sorun emperyalist kapitalist sistemin yeni pazar alanlar› ve yeni sermaye ihraç alanlar›n› yaratma sorunudur. Bu anlam›yla sürdürülen hegemonya mücadelesinin bir ürünüdür. Uluslararas› statükoyu oluflturan ve dünya politikalar›n›n yönlendiricisi durumunda olan ABD ve di¤er emperyalist güçlerin bu bölgelere ekonomik siyasal hakimiyeti ve ç›karlar› için yapt›¤› bir sald›r›d›r. Bugün çok daha net olarak a盤a ç›kt›¤› biçimiyle sorun; bölgedeki enerji, petrol yataklar›d›r. Bu yüzden emperyalizm aç›s›ndan hedef al›nan zay›f ülkeler, önce ekonomik ve politik bask› ve tehditlerle çeflitli komplo, darbelerle, iç çat›flma ve savafllar›n körüklenmesi ile y›ld›r›lmaya çal›fl›l›r. E¤er yeterli gelmezse müdahale için son çare “ameliyat” olarak uygulan›r. Yani savafl, iflgal ve benzeri sald›r›larla. Emperyalist bir devlet savafl açarken (örne¤in ABD’nin Irak’a yönelik giriflimleri) sadece kendi ç›karlar›n› (hammadde, pazar ve kaynak) düflünmez. Sadece yerel-lokal düflünmez. Onun için (emperyalist ve sald›rgan herhangi bir devlet için) ayn› zamanda bölgesel, jeopolitik, jeostratejik, bölgesel ekonomik ç›karlar›n› da hesaplar. Hedefteki ülke bir s›çrama tahtas› da olacakt›r. Ve hedef ülkeyi elde edince de yetinmeyip gücü oran›nda daha büyük ifllere haz›rlan›p-yöne-

lecektir. Nitekim 11 Eylül’ü bahane ederek “Terörizm”le savafl k›l›f› ile dünya pazarlar›n› koruma ve geniflletme rotas›na giren ABD haydutu, Afganistan operasyonunun ard›ndan Irak’› gündemine alm›fl ve bununla yetinmeyece¤ini D›fliflleri Bakan› Colin Powell arac›l›¤›yla bütün dünyaya ilan etmifltir. Powell NBC televizyonuna verdi¤i demeçte “‹ran rejiminin de de¤iflmesi gerekiyor” diyerek sald›rganl›k politikalar›n›n sürece¤inin alt›n› bir kez daha çiziyordu. Bu sald›rganl›k politikas›n›n Ortado¤u bölgesi özgülünde en hararetli savunucusu ‹srail’in Baflbakan› katil fiaron’un “ABD’nin Irak’tan hemen sonra ‹ran’a da yönelmesi gerekti¤i” fleklindeki aç›klamalar› sald›rganl›kta ABD’yi yaln›z b›rakmayacaklar›n›n resmini de görüntülemektedir. Ayr›ca bir devletin nihai ç›karlar› yönüyle tüm di¤er devletler ancak geçici yol arkadafl›d›r. Esas olan ç›karlard›r. Hedefine ulaflmak için azami ölçüde ç›karlar›n› (ekonomik politik) uyuflturdu¤u bir müttefik edinmesi yeterlidir. Rekabet halindeki ülkelerle hep savafl halindedir. Ama bu savafl askeri olmayabilir. Bu savafl›n özü bir çat›fl›k-mücadeledir. Hedefteki stratejik mevziyi ele geçirip ekonomik-politik (ve askeri) bir mevzi elde eder. Ve rakip güçlere karfl› oyunun kurallar›n› belirlerler. Art›k ifline gelen kurallar geçerlidir. Rakip ülkelerin ekonomik siyasi ç›karlar›na zarar verirler, sald›r›rlar. Sonra da o mevziyi sa¤lamlaflt›r›p yeni bir mevziyi gözlerine kestirirler. Ama savunmay› da hep güçlü tutarlar. Bu taktik en somut biçimiyle Irak özgülünde yaflanmaktad›r. ABD hay dutunun bir numaral› mütte-

Partizan Özel Sayı 148 fiki olan ‹ngiltere’nin Irak petrollerinin paylafl›m›nda kendisi aç›s›ndan duydu¤u endifle daha önceki ABD sald›rganl›klar›nda verdi¤i tereddütsüz deste¤i en asgari düzeye indirmek istemesiyle yaflam bulmaktad›r. Ayn› durum Irak savafl›na onay vermeyen ve karfl› ç›kan Almanya ve Fransa gibi ABD’nin müttefikleri için de geçerlidir. Çünkü, burada ABD emperyalizmi ile di¤er emperyalistlerin hayati say›lan ç›karlar› çat›flmaktad›r. Bu bak›mdan Afganistan iflgali ard›ndan Irak’a sald›rmak için yo¤un haz›rl›klar sürdüren ABD’nin süreci uzatmas› bofluna de¤ildir. Yeterli kan›t bulamamas› ayr› bir konu olmakla beraber esas neden di¤er emperyalist haydutlar›n önemli oranda direnç göstermeleri ve bu direnci sürdürmelerinden kaynaklan›yor. Yoksa savafl için gerekçe yaratmak onlar aç›s›ndan hiç zor olmasa gerek. Bu sald›r›n›n gerekçesi olarak da, emperyalizm taraf›ndan bir zamanlar beslenen ve desteklenen “Saddam Yönetimi” ileriye sürülmektedir. Nitekim bugün “Saddam diktatörlü¤ü” olarak propaganda edilen ve Irak’a müdahalenin gerekçesi yap›lmaya çal›fl›lan “kimyasal silahlar›n” arkas›nda da emperyalizm ç›kmaktad›r. (Kald› ki ayn› ABD, 1988 y›l›nda faflist Saddam rejiminin Halepçe katliam›n› alk›fllam›fl, 15 gün önce Çeçen direniflçilerini kimyasal gaz kullanarak katleden Rusya’ya kutlama mesajlar› iletmifltir.) ABD’nin, kitle imha silahlar›na sahip olmakla suçlad›¤› Irak’a savafl haz›rl›¤› yapt›¤› bir s›rada, ortaya ç›kan gerçek, bu silahlar›n bizzat ABD menfleili oldu¤unu gösterdi.

ABD’de hükümet kay›tlar›, 1980’li y›llarda merkezi ABD, Atlanta’da bulunan Hastal›klar Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ile Amerikan Tipi Kültür Koleksiyonu adl› biyolojik numune flirketinin, flarbon, Nil virüsü ve gaz kangreni de dahil biyolojik silah yap›m›nda kullan›lan tüm bakteri ve virüs çeflitlerini, 1980’lerde Irak’a gönderdi¤i belirlendi. Kapitalist-emperyalist sermaye bugün ellerindeki kaynaklar› tüketirken, ürettikleri mallar› sürecek pazar ararken, önündeki engelleri kald›r›p yeni pazar ve kaynak alanlar› açmaya çal›fl›rlar. Kapitalizmin do¤as›nda ve yap›s›nda var olan “azami kâr h›rs›” kendi varl›¤›n›n temeli olan sürekli bir biçimde “sömürme” istemi ile bütünleflince, geniflleyen ve geliflen sermaye dönemsel olarak görece rahatlam›fl bir duruma gelir. Ama bununla hiçbir zaman yetinmez-yetinemez. Uluslararas› arenada, do¤al gaz, petrol rezervleri vs. vs. yer alt› ve yer üstü zenginlikleri elde etmeyi isterler. Çünkü kökleri bu zenginliklerle beslenir. Ve ayn› zenginliklerle beslenen rakip “kökleri de” koparmak zorundad›r. Ayr›ca ürünlerini de pazarlamak ve tüketmek zorundad›rlar. Sermayenin kendini yenilemesi için ve kâr elde edip büyütebilmesi için bu zorunludur. Dolay›s›yla emperyalizm tarihin belli kesitlerinde birçok savafl›n mimari yönü dolayl› veya direkt müdahalelerle binlerce insan›n›n katledilmesine, do¤a tahribat›na ve dünyan›n ekolojik dengesinin bozulmas›na sebebiyet vermifltir. Çünkü savafl siyasetin; siyaset ekonominin yo¤unlaflm›fl halleridir.


Partizan Özel Sayı 148

25

11-24 Ekim 2002

1.Y›l›nda fian Olsun Nepal Yeni Demokratik Halk ‹ktidar›na! list güçlerin mazlum Nepal halk›n›n yi¤it mücadelesiyle dayan›flma göstermeye ça¤›rmaktad›r. Daha fazla bilgi için: nepal@ilps2001.com

ricili¤i, NKP(Maoist) önderli¤indeki yi¤it Nepal halk›n›n devrimci mücadelesini ezme yoluyla güney-Asya halklar›na, dünya ezilenlerine, devrimci, komünist güçlere göz-da¤› vermek istiyor. Bu stratejik amaçtan dolay›d›r ki 1 Haziran 2001’de kral Birendra ve ailesi katledildi. 26 Kas›m 2001’de Ola¤anüstü Hal ilan edildi. 22 May›s 2002’de parlamento feshedildi. En son 4 Ekim 2002’de ki kral darbesiyle Deuba hükümetine son verilerek kral Gyanendra tüm yetkileri eline ald›. Bütün bu geliflmelerin arkas›nda birinci derecede ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri ile Hint yay›lmac› güçleri bulunuyor. Bu karfl›-devrimci senaryolarla güney-Asya’daki devrimci mücadelede ön saflarda kahramanca çarp›flan, emperyalist güçlerin ve uflaklar›n›n oyunlar›n› bozan ve dünya halklar›na büyük umut veren yi¤it Nepal halk›n›n devrimci mücadelesi bast›r›lmak isteniyor. 22 May›s 2002’de parlamentoyu fesheden kral Gyanendra, 13 Kas›m 02’de yeni bir seçimin yap›laca¤›n› aç›klam›flt›. NKP(Maoist) önderli¤indeki BDHK; baflta ABD-‹ngiliz em-

peryalizmi, Hint yay›lmac›l›¤› ve Gyanendra önderlikli Nepal monarflisi olmak üzere, bilumum dünya gericili¤inin Nepal ve güney-Asya’da gerçeklefltirmek istedikleri siyasal tezgah ve senar-

Çeçen eylemi katliamla bast›r›ld›

nistan’da zay›flat›lmas›na ba¤l› olacakt›. Tiyatro operasyonunun hemen ard›ndan ABD’nin Moskova büyükelçisi Alexander Vershbow’un “rehineleri kurtarmaya yönelik operasyonu için” Rus hükümetini kutlamas›n› ise ABD’nin Irak’a yönelik sald›r› planlar› içinde de¤erlendirmek gerekir. Zira Rusya bu planlara onay vermeyerek; Çin ve Fransa ile birlikte ABD’nin politikalar›nda önemli bir gedik oluflturuyor. Bu ortamda ABD’nin cebindeki Çeçen kart› da daha bir önem kazanmaktad›r.

bahsetti¤imiz esas nedenlerle 1994 y›l›nda bu ülkeyi iflgal eder. Çeçen halk› iflgale karfl› direnifle geçer ve 1996 y›l›na kadar süren bu direniflte otuz bin insan hayat›n› kaybeder. Çeçen halk›n›n direnifli karfl›s›nda 1996 y›l›nda iflgal son bulur. 1999’da Rusya içerisinde Çeçenlerin eylem yapt›¤› gerekçesiyle Çeçenistan tekrar iflgal edilir. Sürgün, katliam ve tecavüzlerle Çeçenistan’da ifllenen insanl›k suçlar›yla terör estiren Rus emperyalizminin bu terörü bugün de devam etmektedir.

ÇEÇEN‹STAN ‹fiGAL TAR‹H‹ Çeçenistan küçük bir toprak parças›na sahip olan birkaç milyon nüfusu olan bir yer. 1859 y›l›nda Çar ordular› Çeçenistan’› iflgal etti. Bu iflgal 17 Ekim Devrimi ile son bulur ve Çeçenistan özgür bir ülke statüsüne kavuflur. 1990’da Rus Sosyal emperyalizminin da¤›lmas›yla, Çeçenistan 1991 y›l›nda ba¤›ms›zl›¤›n› ilan eder. Buna karfl› Rus emperyalizmi Çeçenistan’›n Rusya’n›n bir parças› oldu¤unu iddia ederek yukar›da

AT‹K KATL‹AMI PROTESTO ETT‹ Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu yaz›l› bir aç›klama yaparak Rusya’n›n Moskova’da yapt›¤› katliamda onlarca insan›n ölmesine dikkat çekerek, “terörizm diyenler en büyük terörizmi uyguluyor” dedi. Emperyalizmin dünyan›n bafl›na bela oldu¤unun ve aç gözlülükleriyle her yere sald›rarak terör estirildi¤inin vurguland›¤› aç›klamada emperyalist terörün Moskova’da onlarca insan› katletti¤i belirtildi.

Nepal’de son bir y›ld›r hem resmi hem de fiili olarak iki iktidar, iki hükümet var. Biri; her geçen gün mevzi kaybederek gerileyen ve yok olmaya yüz tutan emperyalizmin ufla¤›, dünya gericili¤inin temsilcisi kral Gyanendra önderli¤indeki Monarfli, di¤eri ise; mazlum Nepal halk›n›n NKP(Maoist) önderli¤inde birleflerek oluflturdu¤u, enternasyonal proletarya ve dünya halklar›n›n Nepal’deki gücü Birleflik Devrimci Halk Konseyi’nin (BDHK) temsil etti¤i Yeni Demokratik ‹ktidar›d›r. BDHK, Nepal’in yar›s›ndan fazlas›n› denetiminde tutmakta ve kazand›¤› mevzileri her geçen gün ço¤altmaktad›r. ILPS, birinci y›l›nda Yeni Demokratik Halk ‹ktidar›n› selamlarken, May›s 2002’de bafllatt›¤› enternasyonal dayan›flma kampanyas› çerçevesinde BDHK’n›n 11-12-13 Kas›m’daki genel grev ça¤r›s›n› koflulsuz destekler ve tüm anti-emperyalist güçlerin mazlum Nepal halk›n›n yi¤it mücadelesiyle dayan›flma göstermeye ça¤›rmaktad›r. ‘ 11 Eylül 2001’ olay›n› f›rsat bilerek çok say›da askeri güçlerini 7 Ekim’de Afganistan’ a ç›kartan ve binlerce insan› katleden

Rusya’n›n Çeçenistan’da yapt›¤› katliamlar›n ve iflgalin son bulmas› için 23 Ekim 2002 tarihinde Moskova’da bir tiyatroyu basan ve 800’ün üzerinde insan› rehin alan Çeçenlerin eylemi, Rusya’n›n 26 Ekim 2002 tarihinde yapt›¤› katliam operasyonu ile son buldu. 57 saat süren rehin alma eylemine son vermek amac›yla Rus Özel Timlerinin düzenledi¤i operasyonda 118 rehine ile 50 Çeçen eylemci hayat›n› kaybederken, 646 rehine hastaneye kald›r›ld›. Yaral›lardan 45’inin durumunun a¤›r oldu¤u bas›na yans›yan bilgiler aras›nda. Çeçenlerin rehine eylemini sona erdiren operasyonda hayat›n› kaybedenlerin neredeyse tamam› Rus Özel Timlerinin kulland›¤› kimyasal gazdan kaynakland›. Rus Kimyasal Silah Uzman› Doktor Lev Fedorov, dünyan›n gözleri önünde gerçeklefltirilen katliamda kullan›lan gaz›n öldürücü olmayan bir kimyasal silah oldu¤unu iddia

ABD emperyalizmi, orta Asya’n›n zengin petrol ve do¤algaz rezervlerini ve bunlar›n nakil hatlar›n› kontrol alt›na almay› hedefliyor. Bu amaçla, dünya pazar›ndaki egemenli¤ini korumak ve yeni paylar elde etmek için sürekli olarak dolayl›-dolays›z yeni komplo ve siyasal tezgahlar örgütlemekte, provakasyon ve terörist eylemler gerçeklefltirmektir. Baflta ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri olmak üzere, tüm emperyalistler ‘terörizme karfl› savafl’ örtüsünün arkas›na gizlenerek enternasyonal proletarya, ezilen dünya halklar› ve onlar›n siyasal öncüleri üzerinde yo¤un bir terör dalgas› estiriyor. Halklar›n meflru ve hakl› savafllar›n›, devrimci mücadelelerini küstahça terörizm olarak lanse ederek, kendi emperyalist sald›rganl›klar›n›, iflgal ve katliamlar›na meflruluk kazand›rmak istiyorlar. Afganistan’a uzun süreli yerleflen ABD-‹ngiliz önderlikli emperyalistler bu kez, askeri güçlerinin bir k›sm›n› bat›-Himalayalara kayd›rarak Nepal’e yerlefltirme çabas› içerisinde. Son aylarda Hint ve Çin egemenleriyle yo¤un bir görüflme trafi¤inin yaflanmas›n›n nedeni de budur. Dünya ge-

etti. Bu silah›n so¤uk savafl döneminde gelifltirildi¤ini belirten Fedorov, onlarca insan›n ölümünü gaz›n fazla kullan›lmas›na ve rehinelerin üç gün boyunca yeterli beslenememelerine ba¤lad›. Ba¤›ms›z uzmanlar ise katliamda kullan›lan gaz›n yürümeyi imkans›z hale getiren, haf›zay› çökerken ve kalp krizine neden olan BZ (Benzylate de quinuclinidol) gaz› olabilece¤ini belirtiyorlar. EN BÜYÜK TERÖR‹ST EMPERYAL‹ZMD‹R Bu katiam operasyonu ile 11 Eylül sonras› ABD’den feyz alan tüm emperyalist güçler ve uflak devletlerinin “terörizme karfl› mücadele” ad›yla estirdikleri terörizm ve sald›r›lar›n›n boyutu bir kez daha gözler önüne serilmifltir. Y›llard›r Çeçenistan’›n sahip oldu¤u küçük topraklarda büyük f›rt›nalar kopmakta; emperyalizmin Büyük Oyun’u sahnelen-

mektedir. Ancak bu f›rt›nan›n merkezi ne yaln›zca Rus emperyalizmi ne de ona karfl› mücadele eden Çeçenlerdir. Bölgede esas olarak Çeçenistan’› iflgal alt›nda tutan Rus emperyalizmi ve Rusya’ya karfl› ‹slamc› militanlar› destekleyen ABD emperyalizmi aras›ndaki dalafl vard›r. Çeçenistan’›n petrol ve do¤al gaz kaynaklar›n›n geçifl bölgesinde olmas› Rusya’n›n bu küçük ülkeye egemenli¤ini kabul ettirmek istemesinin temelini oluflturuyor. Zira Rusya’n›n Bakü-Ceyhan do¤al gaz boru hatt›na alternatif olarak önerdi¤i Bakü-Novorosisk’den giden hatt›n 150 km.si Çeçenistan’›n baflkenti Grozni’den geçmekte. ABD’nin bölgedeki politikas› ise Bakü-Novorosisk boru hatt›n›n iflleyiflini aksatarak buna karfl›l›k Bakü-Supsa ve BaküCeyhan hatlar›n›n desteklenmesi olarak özetlenebilir. Bunun gerçekleflmesi ise bu hat üzerinde siyasi istikrar›n sa¤lanmas›na ve Rusya’n›n denetiminin Çeçe-

yolar›, dolayl›-dolays›z askeri iflgalleri bofla ç›karmak amac›yla 11-12-13 Kas›m 2002’de ülke çap›nda genel grev ça¤r›s› yapt›. ILPS, May›s 2002’de Nepal Yeni Demokratik Halk ‹ktidar›yla bafllatt›¤› dayan›flma kampanyas› çerçevesinde, BDHK’n›n genel grev ça¤r›s›n› koflulsuz destekler ve tüm anti-emperya-

Kahrolsun emperyalizm ve her türden gericilik! fian olsun mazlum Nepal halk›n›n anti-emperyalist demokratik mücadelesine! Yaflas›n enternasyonal dayan›flma! ILPS - Genel Sekreterli¤i Ekim 2001


26

8-21 Kasım 2002

Partizan Özel Sayı 148

Sevgili Peruflka, güzel çiçe¤im*

Perihan Çolak Senin o harika vücudunu örtecek bir parça toprak olsun diye bu mektubu yaz›yorum. fiimdi b›rak›p geldi¤in ama hep hasretinle tütecek olan da¤lar›n gibi... Bu kez gerçekten sana yazmakta zorluk çekiyorum ilk kez bir fleyi baflaramaman›n korkusunu tafl›yorum. Çünkü; kabullenemiyorum ölümünü. Gözüpek fleyler söylemek için kendimi sürekli zorluyorum. Ama sözcükler yerine gözlerimden hüzünler f›flk›r›yor.

Yükselen sular›mda ac› bir 盤l›k kulaklar›n› sa¤›r etmesin diye kendimi g›rtlaklamak zorunday›m. Bu, kendime yöneltti¤im bir fliddet de¤il, flimdiye kadar yaflad›klar›m›z›n kaç›n›lmaz bir sonucudur. Alayc› gülümseyiflinin alt›nda ezilmek istemedi¤im için sana ajitatif sözler etmeyece¤im. Ama gerçek bir proleter devrimci bir kad›n olarak senin o bitip tükenmeyen özünün büyük esprisinin huzurunda dost-

lar›na seslenmek istiyorum. Çünkü, her devrimcinin ölümü mücadelemiz için sadece bir büyük esin kayna¤› de¤il ama ayn› zamanda bir büyük tecrübedir de. Ey nehirleri yukar› do¤ru koflan ya¤mur kuflu, hayat senin için elveda denilecek bir liman de¤il, merhaba! denilecek bir limand›. Ama buna ra¤men flimdi bize elveda diyorsun. Devrimci mücadele, baz› ayaklar› havada küçük burjuvalar›n sand›¤› gibi bir tiyatro sahnesi de¤ildir. Bir büyük tragedya bile hayat›n kendi gerçe¤i de¤ildir. Sen o büyük tragedyada son perdeyi, yani kahraman›n ölüm sahnesini sab›rs›zl›kla bekleyen bir aktrist olmad›¤›n› çok iyi biliyordun. Çok iyi biliyordun ki uzun alk›fllar eflli¤inde aç›l›p kapanan perdenin arkas›nda, yerinden kalk›p seyircileri selamlamayacakt›n. Ve sonra sahne kulislerinde kendi baflar›lar›n›n süksesi ile övünecek de¤ildin. Mütevazi bir devrimci olarak devrimler tarihindeki yerini alaca¤›n› biliyordun. Zorunlulu¤un bilincine varm›fl bir kad›n, yaman bir örgütleyici ve propagandac› ve nihayet bir asker olarak ölümü de yaflam gibi hafife almad›n. Bu yolunu flafl›rm›fl terör düzeninde senin gibiler için ölüm ve yaflam›n ayn› an içinde birlikte

varoldu¤unun bilincindeydin. Bu karfl›tlar›n birli¤i içinde, küçük bir flans olarak, yaflam sana bir savafl tutsa¤› fleklinde dönebilirdi. Bu durumda bir devrimci kad›na uygulanacak iflkence ve insanl›k d›fl› tüm di¤er sald›r›lar›n neler olabilece¤ini bizzat kendi yaflad›klar›nla da çok iyi biliyordun. ‹flte senin ölümünün büyüklü¤ü bu derin gerçeklerin içinde sakl›d›r. Ac›m›z› korkunçlaflt›ran yitirdi¤imiz sonsuz de¤erin büyüklü¤üdür. Aslolan budur, sözcükler bu gerçe¤i aç›klamaktan yoksun kal›yorlar. Sevgili Peruflka, güzel çiçe¤im. Seni son kez televizyonda gördüm. Kendi tutsakl›¤›ma koflul; bu benim için çok büyük bir flanst›. Seni asla göremeyebilirdim. Seni gördüm güzelim. Anl›yorsun, seni gördüm. Hayattan arta kalan son gülüflün yazdan arta kalan kas›m günleri gibi s›cak ve içtendi. Saçlar›n k›sayd›. Açl›k boynunu biraz daha inceltmiflti. Nehir yata¤›nda vurulmufl bir ya¤mur kuflu gibiydin. Gerilla yaflam›n›n seni bir erkek çocu¤una dönüfltürdü¤ünü söyleyenler hakl›ym›fl. Senin oldu¤unu biliyordum. O nehir kuflu, sendin yukar› koflarken vurulan. Bir haftad›r emin oldu¤um

ölümüne flimdi inanam›yorum. Art›k yazacak gücüm kalmad›. Benim güçlü oldu¤uma iliflkin sözlerinde yan›ld›n. Haberin olsun. Kimbilir belki birgün hasretin daha uzun fleyler yazmam için esin kayna¤› olur. Halen sana bir parça gönderecek kadar saç›m var. Ayr›ca resmini ve devrimcilerimizin sembolü olan bir de k›rm›z› karanfil gönderiyorum. Merak etme, senin övüp durdu¤un gülüfllerine adanm›fl bir resim. Daha flimdiden o da¤ rüzgarlar›na hasret kalm›fl saçlar›na taks›nlar diye yolluyorum. Haberin olsun, nihayet firari gözyafllar›m lanet olas› erkeklik gururumu tafl›p geçti. ‹çimdeki 盤l›k me¤er bir k›rlang›ç sürüsüymüfl sana göç ediyorlar. Tek s›cak iklimim sensin. Bir gün gelece¤im sana. Mutlaka ama mutlaka gelece¤im. Sen yeter diyemeyece¤ine göre, seni hep öpece¤im. Bu tutku hiç bitmeyecek. Anl›yor musun, hiç bitmeyecek. Asla! Önce arkadafl›n, yoldafl›n ve nihayet a¤abeyin ‹smet 28-11-1990 *19 Kas›m 1990’da Dersim’de Hasan Alt›ntafl, Fazl› Kaya, Süleyman Kor ile birlikte flehit düflen Perihan Çolak’›n an›s›na

yaz›lm›flt›r.

Proletarya Partisi militanlar›ndan 10 Kas›m 1976’da ‹smet Akdemir, R›za Akdemir, Hüseyin Akdemir; 19 Kas›m 1977’de Zülfikar Uralçin; 14 Kas›m 1979’da Mustafa Sar›tafl, fienol Yol; 20 Kas›m 1978’de Ramazan Can; 8 Kas›m 1979’da Veli Karasu ve Eflref fiahlar; Kas›m 1980’de Nejdet Oynargül ve Hasan Gazo¤lu; 6 Kas›m 1980’de Raci Y›lmaz; 19 Kas›m 1981’de Ali Sar›bal; 8 Kas›m 1983’te Ali Haydar Aslan; 18 Kas›m 1983’te H›d›r Utan; Kas›m 1984’te Do¤an Erdem; Kas›m 1990’da Ergül Küçükbafl; 19 Kas›m 1990’da Perihan Çolak, Hasan Alt›ntafl, Fazl› Kaya, Süleyman Kor; Kas›m 1993’te Fethiye Batmaz; 15 Kas›m 1999’da flehit düflen Abdullah Balk›r’› sayg›yla an›yoruz.


Partizan Özel Sayı 148

27

8-21 Kasım 2002

10 Kas›m 1965 Büyük Proleter Kültür Devrimi “fiimdi yürürlükte olan Büyük Proleter Kültür Devrimi ilerdeki çeflitlerinin sadece bir ilkidir. Gelecekte baz› durumlarda bu tür devrimler zorunlu olarak yer alacakt›r... Bütün Parti üyeleri, en genifl halk kitlesi, bir iki, üç ya da dört Kültür Devrimi’nden sonra herfleyin güllük gülistanl›k olaca¤›n› sanmamal›d›rlar. Herfleyden önce devrimci uyan›kl›¤›m›z› bir an için olsun elden b›rakmamal›y›z.” Mao Devrimin zaferinden yani Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluflunun üzerinden tam 14 y›l geçmiflken 4 y›l sürecek olan Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin proletarya ile burjuvazi aras›ndaki mücadele olarak tespit edilmesi Mao’nun, Marksist-Leninist bilime en büyük katk›lar›ndan biri olan “sosyalizmde burjuvazinin s›n›f olarak varl›¤›n› sürdürdü¤ü ve hala kapitalizmin mi sosyalizmin mi kazanaca¤›n›n belli olmad›¤›” belirlemesinin bir yans›mas›d›r. Baflta “çeliflki” olarak görülecek bu tespit tam da sosyalizmin niteli¤ini ortaya koymaktad›r. Zira kafa ve kol eme¤i aras›nda çeliflkinin hala varl›¤›n› sürdürdü¤ü, en önemlisi de yöneten-yönetilen, iktidarda olanlarla halk

aras›ndaki iliflki-çeliflkinin varl›¤› Kültür Devrimi’nin özünü oluflturur ve bu yönüyle de siyasi bir devrim olarak tarihteki yerini alm›flt›r. Bu durumda en fliddetli mücadelenin bizzat Komünist Partisi içinde yaflanmas› da gayet do¤ald›. “Herkese eme¤ine göre” vermekten “herkese ihtiyac›na göre” vermeye geçmenin ilk ad›m› üretimin art›r›lmas› iken -ki Mao da bunu böylece ortaya koymufltur; bu geçiflin ancak toplumsal eflitsizlikler ortadan kald›r›ld›¤›nda mümkün olaca¤› fikri de Mao taraf›ndan gelifltirilmifltir. Çünkü O, aksi durumda, eflitsizliklerin derinleflti¤i durumda sömürüye geri dönüflün yaflanaca¤›n› biliyordu. S›n›f üstünlü¤ü anlay›fl› temeli üzerinde kurulan bir kültür görüflüyle yönetenler ile yönetilenler aras›ndaki çeliflkilerin ortadan kald›r›lmas› mümkün olmad›¤›ndan kökten bir de¤iflim için sürekli devrim zorunludur. Büyük Proleter Kültür Devrimi; bireycili¤in köklerinin ortadan kald›r›lmas›, kolektivizmin gelifltirilmesidir. Büyük Proleter Kültür Devrimi; Ekonominin gelifltirilmesi, toplumsal eflitsizliklerin ortadan kald›r›lmas›d›r. Büyük Proleter Kültür

Devrimi’nin en önemli özelliklerinden biri de devrimin en önemli aktörlerinin kitleler olmas›yd›. Halk kitleleri “üçü birlik bilefliminin devrimci komitesi” fleklinde for-

Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin bafllang›c›; eski bir tarih profesörü, partisiz ayd›nlar›n önde gelen isimlerinden Vu Han’›n üstü kapal› bir biçimde sosyalist siste-

y›nland›¤› 10 Kas›m 1965’tir. Ancak 1966 Nisan’›na kadar bu mücadelenin önemi ve büyük bir devrimin bafllang›c› oldu¤u tam olarak kavranamam›flt›r. Bu

müle edilen ve halktan, parti kadrolar›ndan ve askeri temsilcilerden eflit say›da üyelerin oluflturdu¤u komitelerde, mücadelede sosyalist yolu temsil eden Baflkan Mao önderli¤inde devrimin aktif örgütleyicileriydi.

me sald›rd›¤› “Hay Juy Daireden Kovuldu” oyununa karfl› Mao’nun genç bir fianghayl› gazeteci, ‹l Komitesi Propaganda Bölümü Üyesi olan Yao Ven-yua’dan yazmas›n› istedi¤i “Yeni Oyun Üzerine” bafll›kl› yaz›n›n ya-

tarihten sonra ise 1969 y›l›na kadar sürecek olan Büyük Proleter Kültür Devrimi Çin’in her köflesinde kitlelerin aktif kat›l›m›yla baflar›yla sonuçland›r›ld›. Ancak Mao’nun da belirtti¤i gibi bu yaln›zca bir bafllang›çt›.

19 Kas›m 1981 y›l›nda kaybetti¤imiz Enver Gökçe’nin kaleminden...

Ben s›n›f edebiyat› yap›yorum. Türk halk›n›n hayat›n her dönemde aktif olan, güzel olan, büyük olan bu halk›n sanat›n› yapmaya çal›fl›yorum. Bence sanat herfleyden önce bu s›n›f›n yaflam kav-

gas›ndaki gücünü kudretini ortaya koymas›ndad›r. 1940 y›l›na gelinen zamanlarda Türkiye’de çeflitli sanat görüflleri varolmufltur. Bilhassa endüalist sanat biçimine karfl› ve toplumcu yan› olan cereyanlar bu devrede etkili olmufltur. Gayet tabi olarak bu toplumcu yan› kuvvetli olan ak›m›n içindeydim. Ve içinde olaca¤›m. Hani eski bir söz vard›r: ‹nsan nas›l yaflarsa öyle düflünür. Bu çok do¤rudur. Yani düflüncesini, yani bilincini onun sos-

yal hayat›, sosyal prati¤i belirler. ‹nsana kendi çevresinde olan iliflkiler gene diyalektik bir bak›flla aç›klanabilir. Sanat ise daha karmafl›k bir olaylar zinciridir. ‹yi, baflar›l› bir eseri meydana getirebilmek için önce sosyal bir içerik, sonra da estetik bir k›l›f zorunludur. Sosyal içeri¤i ve estetik yönü kuvvetli eserler ancak baflar›l› olur. Ben büyük sanatç›larda bu içeri¤in ve estetik yan›n kuvvetli oldu¤unu görmüflümdür. Örne-

¤in, Naz›m’da ve Neruda’da bu sosyal ve estetik yönler bir bütün halinde ortaya konmufltur. Güzel ve kuvvetli olmak buradan gelmektedir. Bir sanatç›n›n do¤ru, devrimci bir yönde birfleyler verebilmesi için, pratik ve teori aras›ndaki iflbirli¤i daima gözönünde tutmas› gerekir. Dünyay› ve olaylar› ancak diyalektik metodun ›fl›¤›nda kavray›p yorumlayabiliriz. Sanatla bilinçle duyarl›k aras›nda tam bir uyum olmal›d›r. Ne salt bilinç ne

salt duyarl›k tek bafl›na yeterli de¤ildir. Bir sanat eserinden, devrimci sanattan söz etti¤imizde, devrimci bir görüfl aç›s›nda hareket ediyoruz. Yani dünyam›z› insanca yaflanacak bir hale getirmek için fliiri ve sanat› sosyo-politik bir mücadelenin tan›mlay›c› araçlar› olarak görüyoruz. Bafltan bak›ld›¤›nda as›l mesele, insan›n görüfllerinde kararl› olmas›n› meydana getirmifltir. Sadece namuslu olmak da yetmez. Sonuna kadar hem namuslu hem de sap›na kadar bilinçli olmak flartt›r. Gerçek sanatç›, pazarl›klar›n, küçük hesaplar›n insan› de¤ildir ve olamaz da.


28

8-21 Kasım 2002

Partizan Özel Sayı 148

TKM Kartal fiubesi: Halka ulaflmam›z engellenemez

Kartal: TC devleti bir yandan AB’ye giriyoruz, demokratiklefliyoruz, insan haklar›nda geliflme sa¤lan›yor vb. palavralar› atarken di¤er taraftan da devrimci, demokrat, ilerici kurumlar üzerindeki bask›lar›n› pervas›zca sürdürüyor. Tohum Kültür Merkezi (TKM) çal›flanlar›, TKM Kartal fiubesi’nin 18 Ekim 2002 günü keyfi bir flekilde kapat›lmas›n› kamuoyuna duyurmak ve protesto etmek amac›yla 26 Ekim Cumartesi günü saat 14:00’te TKM Kartal fiubesi önünde bir bas›n aç›klamas› düzenlediler. Kültür Merkezi ad›na aç›klamay› okuyan Se vim Kalman “Kültür Merkezimizin Kartal fiubesi flahs›nda tüm ilerici kurumlara yönelik sistemin her dönem uygulad›¤› bu engelleme politikas› egemenlerin ilerici, devrimci, demokratik halk kültürüne ve sanat›n yaflat›lmas›na, gelifltirilmesine karfl› uygulad›¤› resmi politikas›d›r” dedi. Bas›n aç›klamas›na polisin yo¤un y›¤›nak yaparak çevredeki esnafa ve semt sakinlerine gözda¤› verdi¤i gözlemlenirken, aç›klamaya DKÖ’lerin destek vermedi¤i, kurumlardan sadece EKB (Emekçi Kad›nlar Birli¤i)’nin temsilci gönderdi¤i görüldü. Sistemin yoz kültürüne karfl› alternatif kültürü savunan ve yayan TKM’nin k›s›lmak istenen sesini duyurmak için TKM çal›flan› Sevim Kalman ile flubelerinin kapat›lmas› üzerine bir röportaj yapt›k.

B‹Z DEVR‹MC‹ VE ALTERNAT‹F KÜLTÜR MERKEZ‹Y‹Z - TKM Kartal fiubesi hangi gerekçelerle kapat›ld›? 18 Kas›m 2002 Cuma günü Kültür Merkezimiz akflam üzeri saat 19:00 s›ralar›nda Kartal Emniyetine ba¤l› polislerce bas›ld›. Ruhsat›m›z›n olup olmad›¤› soruldu. Sözümona resmi (vergi levhas›) evraklar soruldu. F›s›ldaflmalar ve kulisler sonucu “iflletme ruhsat›n›z olmad›¤› için iflyerinizi mühürlemek zorunday›z” denildi. ‹flleyiflle ilgili gerekli yerlere baflvurumuz oldu¤unu, bu baflvurular›n Emniyet Müdürlü¤ü ve Kartal Belediyesi oldu¤unu, ruhsat ifllemimizin devam etti¤ini, kurumumuzu kapatma yetkilerinin olmad›¤›n› ›srarla söylememize ve sonras›nda avukat›m›zla telefonda görüflmelerine ra¤men tüm ›srarlar›m›z sonuçsuz kald›. Çünkü haz›rl›kl› gelinmiflti. Ve sonunda Kültür Merkezimizi mühürlediler. Neden kapat›ld›¤›n› çok iyi biliyoruz. Biz devrimci ve alternatif kültür merkeziyiz. Çeflitli milliyetlerden halk›m›za çal›flma-

fl› durufl sergileyen, bunun mücadelesini veren kültür merkeziyiz. Do¤ald›r ki bu da egemenleri rahats›z etmektedir. Bu rahats›zl›klar›n›n sonucu olarak bugün ruhsat yoklu¤unu gerekçe gösterip, yar›n da baflka bir fleyi gerek çe göstererek kapatabilirler. Alternatif kültür merkezlerine DKÖ’lere uygulamak istedikleri devlet terörünü sürdürmeye devam ederler. En ufak hak alma mücadelesine tahammül edemeyen sistemin temsilcileri her dönemde oldu¤u gibi bu dönemde de daha yo¤un bir flekilde emekçilere, iflçilere, ilerici demokratlara tahammül edemiyor. Sistem var oldukça bask› ve zulüm de devam edecektir. Buna dur diyebilmek kendi ellerimizdedir.

lar yapt›¤›mz kültür alan›nda onlara ses olabilmeyi, onlar›n de¤erlerini yaflatmay›, gelifltirmeyi emperyalist ve yoz kültüre karfl› mücadele etmeyi, ülkemizde uygulanan antidemokratik uygulamalara kar-

sunda bulunmufltuk. Emniyet ruhsat bölümü, kültür merkezi olarak de¤il de tiyatro iflletmesi olarak ruhsat verebileceklerini onun d›fl›nda mevzuat anlam›nda baflka ruhsat olmad›¤›n›, belediye de tiyatro

BELED‹YE, EMN‹YET B‹R‹MLER‹N‹N DE ‹fi‹N‹ YAPIYOR -Ruhsat için ne gibi giriflimleriniz oldu? Daha öncesinde kültür merkezimizin aç›l›fl tarihi olan 14 Temmuz 2001 tarihinde ruhsat ifllemleri için Kartal Belediyesi ve Kartal Emniyetine ruhsat baflvuru-

TKM Ankara fiubesi’nde ozanlar geçidi Ankara: TKM Ankara flubesi yapt›¤› etkinliklerle çal›flmalar›na devam ediyor. 27 Ekim 2002 tarihinde saat 14:30’da yapt›¤› “Ozanlar Geçidi Halk Konseri” etkinlikleriyle devam etti. Program TKM çal›flan› Tümer Sa¤kal’›n aç›l›fl konuflmas› ile bafllad›. Sa¤kal konuflmas›nda ozanlar›n geçmiflten günümüze uzanan süreçte daima halk› ayd›nlat›c›, ilerletici bir misyon tafl›d›¤›n› ve günümüzdeki ozanlar›n bu misyonu kuflanmas› gerekti¤ini belirtip ABD’nin Irak’a yönelik sald›r› haz›rl›klar›na ve 3 Kas›m seçimlerine de¤indi. Sa¤kal egemenlerin sürekli kendilerini yenilemenin bir arac› olarak gördükleri seçimleri teflhir ederek bunlara oy vermenin geçmiflteki halk kahramanlar›na ihanet etmek oldu¤unu vurgulad›. Sa¤kal’›n ard›ndan sahneye fiair Abbas Turan ve Abdullah Turan fliirleriyle, Ozan Süleyman Özkan, Ozan Hüsnü ‹yido¤an ve Ozan Kenan fiahbudak ç›kt›. Etkinlik saat 16:30’a kadar sürdü. ruhsat› için teknik anlamda bir dizi fleyler gerekti¤ini, bizim mekan›m›z›n da ›fl›kland›rma vb. uygun olmad›¤›n› söyledi. Zaten bizim de böyle bir talebimiz olmad›¤›n›, bir bütün olarak kültür sanat faaliyeti yürüttü¤ümüzü, bu nedenle verilecek Tiyatro ruhsat›n›n faaliyetimize engel olaca¤›n› ilettik. Belediyeden kafeterya ruhsat› talebimizin yerine getirilmesini istedik. Yaklafl›k 17 aydan beridir bürokratik ifllemlerle u¤raflt›¤›m›z halde henüz sonuç alamad›k. Belediyede ruhsat›m›z imza aflamas›nda geri döndü. Gerekçesini sordu¤umuzda emniyetten al›nan görüfl yaz›s› gerekçe gösterilerek ruhsat›m›z Kartal Belediyesince verilmedi. “Güvenlik ve asayifl aç›s›ndan sak›ncal›d›r” ibareli emniyet yaz›s› Kartal Belediyesinde bulunmaktad›r. Bu yaz›n›n ba¤lay›c›l›¤›n› dikkate alarak ruhsat›m›z verilmiyor. Bu arada Belediyenin emniyet birimlerinin de ifllerini üstlendi¤ini ö¤renmifl olduk. KEYF‹ UYGULAMALAR LA KURUMUMUZ KAPA-

TILDI - Bu keyfi uygulamalar karfl›s›nda neler yapmay› düflünüyorsunuz? Bu keyfi uygulamayla faaliyetimiz engellenmifltir. Bu anti-demokratik uygulamaya karfl› sesimizi kamuoyuna duyurmaya çal›fl›yoruz. Kültür Merkezimizin mühürlendi¤inin ertesi günü kamuoyunu bilgilendirmek için bas›n aç›klamas› yapt›k. Bunlar›n d›fl›nda da yasalar çerçevesinde yapmam›z gerekenleri yap›yoruz. Kartal Belediyesine itiraz dilekçemizi verdik. Oradaki sonuca göre Bölge ‹dare Mahkemesine yürütmeyi durdurma karar› için baflvurumuz olacak. fiayet belediye kesin olarak ruhsat›m›z› vermeyece¤ini iletirse Kartal Belediyesine maddi manevi tazminat davas› açmay› düflünüyoruz. Bu ülkede muhalif olan kurumlara karfl› sistemin resmi politikas›n›n ne oldu¤unu biliyoruz. Kendisine devrimci demokrat›m diyen kifli ve kurumlar› kültür merkezlerine sahip ç›kmaya, soruna duyarl› olmaya ça¤›r›yoruz. Bask›lar bizi y›ld›ramaz.


Partizan Özel Sayı 148

8-21 Kasım 2002

29

Kad›nlar evlilikte de söz sahibi de¤il ‹çinde yaflad›¤›m›z sistem, güzellik anlay›fl›ndan tutal›m da, de¤er yarg›lar›na dek pek çok konuda kad›n› çeflitli bask›lar alt›nda tutmakta ve kendi kal›plar› alt›nda hapsetmektedir. Bunu kimi zaman kapitalist-emperyalist sistemin kâr iflletmelerinin çarklar›n› kad›n›n “zaafl›” olarak bilinen yanlar›ndan yana kullanarak döndürmesinde; kimi zaman da yar› sömürge-yar› feodal ülkelerin kad›na uygulad›¤› yasakç›-bask›c› zihniyetin ortaya ç›kard›¤› sonuçlarda görmek mümkün. Kad›nlar›n yaflad›¤› birçok s›k›nt›n›n yan›nda en çok karfl›laflt›klar› fley ise, erken yaflta evlendirilmek olgusu olmufltur. Kad›nlar›n ço¤u evlenme istemleri bulunmadan, görücü usulü ile hiç yüzünü görmedi¤i, “neye sevinir-neye üzülür” misali kiflili¤ini tan›mad›¤› bir erkekle evlendirilmek zorunda b›rak›l›r. Yaflad›¤›m›z feodal bask›n›n alt›nda adeta ezilip büzülen kad›n, t›pk› bir eflya gibi zorla karfl› cinse sunulur. Söz sahipli¤ini a¤abeyi veya babas›n›n yapt›¤› bir ortamda fikri dahi sorulmayan kad›nlar›n ço¤u evlenece¤i kifli-

yi “gerdek odas›” diye tan›mlanan yerde görür. Ülkemizde yaflan›lan, daha do¤rusu b›rakt›r›lmak zorunda olan do¤u ve bat› aras›ndaki ekonomik dengelerin de eflitsizce geliflim göstermesi sonucunda, özellikle T. Kürdistan›’nda biraz “serpilip geliflen” kad›nlar birkaç metre kare arsa, koyun ya da para karfl›l›¤›nda deyim yerindeyse sat›l›rlar. Serpilip geliflen diye söz etti¤imiz kad›nlar›n yafl ortalamas› ise genelde 13 ve 15 yafl aras›nda de¤iflmektedir. Ço¤unun ilkokulu dahi bitirmedi¤i, ekonomik olarak yoksullu¤un en fazla hissedildi¤i yerde bir bak›ma k›z çocuklar›na “kurtar›c›” gözüyle bak›l›r. K›zlarsa bafllar›na nelerin gelece¤ini, bu düflünceyle kaderlerine boyun e¤mek zorunda olduklar›n› zaten bilirler. Kendilerinden önceki ablalar›, komflular›n›n k›zlar› hep bu yöntemle çoluk-çocuk sahibidirler. Yani ço¤unun okul yüzü dahi görmeyifli, ailesinin durumunun kötü oluflu, arkas›nda destek ç›kacak birilerinin olmay›fl› ve as›l önemlisi tüm bunlar›n toplam› olan içinde yaflad›¤›m›z feodal sistemin kad›na biçti¤i rol ile

kad›nlar evlilikte ço¤u zaman söz sahibi olamazlar. Çocuk yaflta evlili¤i bir oyun gibi alg›layanlar›n ve televizyonlarda s›kça karfl›laflt›¤›m›z “surat›nda tüyü bile ç›kmayan delikanl›lar” ile gelinli¤in içinde kaybolan k›zlar›n evlilik süreleri de pek olayl›d›r. Çünkü ço¤u kez mal varl›¤› yüzünden evin tek mirasç›s› olacak olan erke¤e sat›lan kad›n, yetiflemedi¤i ev ve çocuk bak›m› yüzünden bizzat koca veya kocan›n akraba çevresi taraf›ndan fliddete, sözlü hakarete maruz kal›r. Bu ise onlar›n daha fazla çal›flmak istemiyle herkesin dedi¤ine koflan, baflkald›rmayan, içine kapan›k, sönük bir kad›n tipine bürünmesini sa¤lar. Yani daha fazla kölelik, daha fazla ezilmifllik... Bat›ya bakt›¤›m›zda da durum asl›nda özünde ayn›d›r. Kad›nlar uyuflturulmufl, apolitik ve kirli bir sistem sarmal› içinde erken yaflta çarp›k iliflkiler içine itilir veya büyük flehirlerin renkli gece hayat› ile birçok yalan ve kalpazanl›k üzerine kurulan ifllerin bata¤›na düfler. Ya da yine evlilik üzerinden gidecek olursak, kad›nlar kendine

K›rm›z› bal›k-lar Tarihten on dünya y›l› kadar önceydi... Seksenyedinin ayr›l›k güçleri yeniden “birlik”leflmifller; “birlik”ten do¤an ço¤alma aç›k alanda “moral” yaratm›flt›... Hem dönem hem de dönümdü bu! Dönem; tüm alanlarda(...) baflkald›r› ve direnme eyleminin geliflti¤i, ci¤erlerimizin geçmifli, gelene¤i içine çekip gelece¤i, yeniyi üfledi¤i derin nefeslerin güçlü rüzgarlara dönüflü¤ü dönemdi.... Yap›n›n “agorafobi”sinden s›yr›l›p mücadele araç ve biçimlerini, olanaklar›n› çeflitlendirip zenginlefltirmek üzere deneyimlere giriflmesi ise dönümdü.... Bu anlamda YDKD ve onun

üretimi, giriflilmifl bir deneyim olarak Özgür Gelecek, Yeni Demokrat Gençlik ve Partizan’la birlikte ayn› “dönümde” bilinmeyen yaz›s›z tarihimizdeki yerini ald›. YDKD, Kad›köy sahilden Moda’ya ç›kan dar yolda orta yafll› marazi binan›n cumbal› dairesini kendisine mekan edinmiflti. Yoksul evlerinden, eskicilerden tafl›n›lan birkaç parça eflya ile h›zla giydirilen cumbal› dairenin iç mekan› “memleket”...eflyalar memleketin yüzüydü... Dört mevsim yedi iklimli iç mekanda eflyalar “çeflitli milliyetlerden halklar” gibi renk renk, biçim biçim, parça parça ama kardeflçe, bar›fl için-

kurtar›c› olarak k›l›f biçti¤i erke¤i, zengin ama yafll› veya “ufak da olsa bir ifli” olsun diye tan›mlarlar. Yani burada da öne ç›kan sevgi, sayg›, paylafl›m temelindeki bir evlilik de¤il, ekonomik ç›karlar›n getirdi¤i bir düflünce ile birliktelik olur. Ve buralarda da erken yaflta evlilikler kaç›n›lmazd›r. Çünkü ekonomik cenderenin bask›s› alt›nda ve “evde kalan genç k›z›n laf› da erken ç›kar” korkusuyla bu kez flehirlerde dönen kirli iliflkilerin bata¤›na kapt›r›lmamak için birçok aile k›zlar›n› bir an önce evlendirme düflüncesinde olur. Evet, erken yafltaki ve zor usulü ile yap›lan evlilikler hâlâ kad›nlar›n s›k›nt›s› olarak (eskiye oranla fazlal›k göstermese de) pek çok yerde hâlâ yaflan›yor. Bu konuda geçen sene ç›kart›lan Yeni Medeni Yasa Tasar›s› ile de pek bir fley de¤iflmedi. Önceden erkek için 17, kad›n için 15 olan evlenme yafl› her ikisi için de 18 yafl›ndan gün alma flart›na ba¤land›. “Ola¤and›fl›” diye tan›mlanan durumlarda ise bu fark kald›r›larak 16 yafl›n› doldurma olarak belirleniyor. Yani evlenebilmenin k›staslar›-

de ortak bir ruhla birleflmifllerdi. Hiçbiri “yang›ndan ilk kurtar›lacaklar”dan de¤ildi... D›flar›da, at›l› olduklar› kald›r›m üstlerinde, gecekondu odunluklar›nda, ö¤renci evlerinde, metruklarda tek tek tafl›mad›klar› de¤erlerini bir arada ortak bir ruhla yeniden kazanm›fllard›... Annelerini ifltahla emen bebelerin damak g›c›rt›lar›, a¤›z fl›p›rt›lar›, küçük ablalar›n, a¤abeylerin m›zm›zlar›; acemi tezenelerin telleri ve kulaklar› parçalayan “t›n›lar›”; diksiyon çal›flan Türk, Kürt, Zaza, Arap, Laz “taflral›”lar›n anlams›z sesleri aras›nda yeni c›v›l c›v›l bir yaflam do¤uyordu. Bir zaman sonra memeden kesilecek bebelerin “damak g›c›rt›lar›n›n, a¤›z fl›p›rt›lar›n›n” yerini “difllerine çarpan kafl›k ç›nlamalar›n›n”; küçük abla ve

n› her iki cinsin de evlili¤e haz›r olup olmad›klar›na göre de¤il de, yafla indirgeyen bir zihniyet karfl›m›za ç›kart›l›yor. Ama flunu bilmeliyiz ki, yaln›z kad›nlar için de¤il erkekler için de ge-

mant›k, her olay, her yaflay›fl biçimi ...vs özünü bu sistemin kurallar›na göre flekillendiriyor. Sürekli erkek ve kad›n› ayr› tutan eflitsizli¤i kendi araçlar›yla derinlefltirip, kad›n› kullanan sistem;

çerli olan erken yafltaki evliliklerde iflin ucu yine sosyo-ekonomik yap›ya dayan›yor. Çünkü bu sistem içinde flekillenen her

kad›n erkek birlikteli¤iyle bu yönetimi yenecek olan örgütlülük olmad›kça bu “kader” zor parçalan›r.

a¤abeylerinin “m›zm›zlar›n›n” yerine “söz ve eylemin”; acemi tezenelerin telleri ve kulaklar› parçalayan “t›n›lar›n›n” yerini “senfonilerin”; tiyatorac›lar›n “anlams›z seslerinin” yerini “uzun tiratlar›n” alaca¤› bir yaflam do¤uyordu. “O” bir TOHUM’du... Yap› iflçilerinin düzenledi¤i dayan›flma flenli¤inde YDKD’nin bir etkinlikle temsil edilmesi söz konusu idi. Yap› iflçisi Ahmet Usta’n›n gerek yeryüzüne gerek ise düflyüzüne ait düfllerinin ifllendi¤i fliir-drama türündeki K›rm›z› Bal›klar oyunu ve oyunla ayn› ismi tafl›yan K›rm›z› Bal›klar Tiyatro Grubu Tohum YDKD’nin do¤du¤u topraktan, soludu¤u iklimden bir anda filizleniverdi. Oyun yaz›ld›, roller da¤›t›ld›, müzikler yap›ld›, kostümler,

dekorlar bulundu; soluk solu¤a pürtelafl haz›rl›klara giriflildi. K›rm›z› Bal›klar tiyatrocu olmayanlar›n iflçilerin, çocuklu çocuksuz, genç yafll›, emekçi kad›nlar›n, ö¤rencilerin yani halk›n tiyatrosu olacakt›. Sözler verildi. “Tiyatro yap›lacakt› ama hiç kimse tiyatrocu olmayacakt›”. Ne yaz›k ki flenlik yasaklan›verdi. Bu kez “Partizan”›n ‹zmir’deki flenli¤ine ça¤r›ld›lar. H›zla ve heyecanla haz›rl›klar tamamland›. Say›s›z eksikli¤ine, kusurlar›na, aksamalar›na ra¤men cesaretle bu flenlikte “prömiyer”lerini(!) yap›verdiklerinde kopan alk›fllar, hayk›r›lan sloganlar tüm eksikliklerini, kusurlar›n›, aksamalar›n› örtüverdi; unutturuverdi.


30

25 Ekim-7 Kasım 2002

‹flçi-köylü’den HALKIN “KEND‹L‹⁄‹NDEN AMA OLUMLU EYLEM‹N‹” ANLAMAK 3 Kas›m 2002 Erken Genel Seçimleri gerçeklefltirildi. Aç›klanan gayri resmi sonuçlara göre iki parti meclise girdi. Burjuva arenada seçim sonuçlar›yla ilgili yo¤un bir tart›flma bafllad›. Halk›n önemli bir bölümü kendi iradesini meclise yans›tam›yor. Bu yeni bir fley de¤il. Hakim s›n›flar›n yüzde 10 baraj› bugünün sorunu de¤il. Parlamentoda yer almak isteyenler, bu demokrasicilik oyununda yer alanlar oyunun kural›n› bilmek zorundalar. Bunu bilmiyormufl gibi davran›p ondan sonra da temsil krizi var demek inand›r›c› bir yaklafl›m olamaz. Nitekim inand›r›c› olam›yorlar. Halk›n yüzde 46’s› mecliste temsil edilmiyor diyenlerin bir k›sm› CHP’nin baflar›s›zl›¤›n›n verdi¤i ruh haliyle bunu ifade ederken, bir k›s›m ise ve özellikle baraj› k›l pay› geçemeyen DYP taraf›ndan dillendirilmektedir. Bunlara diyecek çok fazla bir fley yok. Nas›l olsa bu demokrasi” kendilerinin “d demokrasi”si ve oyun da “d kendilerinin oyunu. Ancak iflin bir de di¤er taraf› var. Bu “ttemsil edilmeme” meselesini ileriye süren ve özellikle de Kürt halk›n›n iradesinin mecliste yer almas›n› isteyenler de bunu dillendiriyorlar. Demokrasi oyunundan umduklar›n› bulamayanlar gerçekten Kürt halk›n›n iradesini yans›tmak istiyor idiyseler neden ba¤›ms›z olarak de¤il de yüzde 10 baraj›n›n varl›¤›n› bile bile seçimlere böyle girdiklerini aç›klamak zorundad›rlar. Bu siyasal bir tercihti(!) ve bugün Kürt Ulusal Mücadelesi üzerinden siyaset yapanlar tercihlerini böyle kulland›lar. Demokrasi oyununu, devrimci dinamikleri düzen içinde tutman›n bir arac› olarak

kulland›lar ve bunu seçim zaman›na kadar baflar›yla gerçeklefltirdiler. Önümüzdeki süreçte ise yürüyecekleri politik hat bu “ttemsil edilememe”, budemokrasiye uygun nun “d olmad›¤›” üzerinden bir siyasetle devam ettirilecektir. Bu söylemle birlikte kendilerinin engellendiklerine dair baz› beyanatlar gelse de esas olarak difle dokunur bir aç›klama henüz yok. Gerçi bu aç›klamalar biraz gereksiz kal›yor çünkü 3 Kas›m seçimleri öncesinde devlete ve özellikle de ‹çiflleri Bakan›na binlerce kitlenin önünde gösterdikleri kolayl›ktan ötürü teflekkür edilmiflti. Bu blokta yer alan ve kendisine eme¤in partisi diyenlere diyecek bir fley bulam›yoruz. Ancak bu çevrenin Kürt Ulusal Mücadelesine ve Avrupa Birli¤ine yaklafl›m›n›n “olumlu olmad›¤›n›”(!) biliyorduk. En az›ndan öyle söylüyorlard›. Ancak parlamentoda yer alma hayalleri baz› düflüncelerinden taviz vermeyi beraberinde getirmifl. Ne diyelim her ne kadar Kürt halk›n›n hakl› ve meflru mücadelesine yaklafl›mlar›n›n de¤iflti¤ini düflünmesek de oportünizmin, düzen içili¤in dayan›lmaz sonucu. Tüm bu hengame aras›nda bir fley gözden kaç›demokra r›l›yor. Türk “d si”sinin nas›l bir demokrasi oldu¤u bir kez daha evet bir kez daha kan›tlan›yor. Bu yazd›klar›m›z iflah olmaz reformistler için pek bir anlam ifade etmeyecek ama biz yine de yazal›m. 3 Kas›m seçimlerine karars›zlar damgas›n› vurdu. 41 milyon 412 bin seçmenden yaklafl›k 1 milyonun üzerinde sand›¤a gitmedi. 900 bin seçmenin oyu ise geçersiz say›ld›.

Seçimlere kat›l›m oran› ise yüzde 78’de kald›. Baflka bir ifadeyle seçmenin yüzde 22’si sand›k bafl›na gitmedi. Kullan›lan oylar›n ise yüzde 3’ü ise geçersiz say›ld›. 3 Kas›m 2002 genel seçimlerine kat›l›m, son yirmi y›lda yap›lan seçimlere göre en alt düzeyde gerçekleflti. Bu duruma göre seçmenin 5’te 1’i oy kullanmad›. Bu durum nas›l de¤erlendirilmelidir? Her fleyden önce flu gerçeklik çok aç›k bir biçimde ortada durmaktad›r. Halk›n yaklafl›k olarak yüzde 24,5 gibi bir oran› sand›¤a gitmedi, gitse de geçersiz oy kulland›. Bu oran›n tamam›n›n bilinçli bir protesto tavr› ya da boykot tavr› oldu¤unu ileriye sürmek abart›l› ve subjektif bir yaklafl›m olacakt›r. Ancak bunu söylerken flunu da gözden kaç›rmamak gerekiyor. Böylesi yüksek bir rakam içerisinde her ne kadar subjektif de¤erlendirmelerden kaç›nmak gerekliyse de ayn› oranda bu yüzde içerisinde bilinçli olarak bir tepki ve boykot e¤iliminin de oldu¤unu ifade etmek gerekiyor. Bu durum bizlerin ileriye sürdü¤ü parlamento seçimlerini boykot et yaklafl›m›n›n halk›n kendili¤inden bilinciyle örtüfltü¤ünü ve bu anlam›yla seçimlere yaklafl›m›m›zda halk›n ileri kesimleriyle ortak düflündü¤ümüzü, halk›n ileri kesimlerinin istem ve arzusunu taktik politika olarak do¤ru tespit etti¤imizi göstermektedir. Nitekim gerçeklefltirdi¤imiz boykot çal›flmalar›nda, kitlelerle girdi¤imiz birebir iliflkide yaflad›klar›m›z zaten bunun seçim öncesi do¤ru bir yaklafl›m oldu¤unu göstermiflti. Seçim sonuçlar› ise komünistlerin takti¤inin do¤rulu¤unu daha net gösterdi. Bizi bu kadar net konuflmaya iten bir baflka gerçek ise yüzde 24,5 olarak ifade edilen bu oran›n içerisinde belirleyici olan oy renginin sol kökenli oylar olmas›d›r. Üstelik kendisini “rradikal sol”(!) oladevrimrak isimlendiren, “d ci”(!) olarak ifade eden partilerin oylar›nda da bir

Partizan Özel Sayı 148 düflüfl söz konusudur. Bir bütün olarak sol oylarda bir erime söz konusudur ve bu erime seçimlere giren, “sseçimleri sosyaliz min ve devrimin bir arac› olarak kullanan”, “d devrimci akla sahip” dostlar›m›z› evet dostlar›m›z› bir kez daha taktik politikalar›n› belirlerken “ssomut koflullar›n somut tahlili” de¤erlendirmesini iyi yapmalar› gerekti¤ini göstermektedir. Gerçi buna pek ihtimal vermiyoruz. Çünkü seçimler öncesi her fley o kadar aç›kt› ki. Ancak gözleri kör olan ve düzen içi hayallere kap›lanlar seçimlere kat›larak devrimci çal›flma yapmay› bir taktik olarak devilan edebilirdi. Biz “d rimci akla sahip” dostlar›m›z›n esas olarak somut koflullar› iyi tahlil edemediklerini ve bu yüzden boykot takti¤ini kullanarak da devrim ve sosyalizm propagandas› yapabileceklerini göremediklerini düflünüyoruz. Bizler bunu yapt›k ve halk kitlelerinden olumlu tepkiler ald›k. En az›ndan onlar›n düflüncelerine tercüman olduk. Bu bizler aç›s›ndan oldu¤u kadar, halk için de önemlidir. Evet bizler bundan sonra da halk›n ileri kesimlerinin düflüncelerine önem verece¤iz bunu daha da ileriye tafl›man›n araç ve yöntemlerini gelifltirece¤iz. Onlar›n yöneliminin gerisine düflmek ya da halkendili¤inden ama k›n bu “k olumlu eylemini” daha da büyütmek yerine kendi subjektif ve öznel niyetlerimizi, bunun yerine koymak aç›kt›r ki halk›n ve iflçi s›n›f›n›n mücadelesine kazand›rmaz kaybettirir. Bundan kimsenin flüphesi olmas›n. Dostlar›m›z›n da…. Gerçi her ne kadar bu dostlar›m›z 30 y›ld›r boykot etmeseler de ne hikmetse hemen hemen her seçime de girmeyi ihmal etmemifllerdir. Eh ne diyelim halk›m›z›n deyimiyle her yi¤idin yo¤urt yeme“h si” farkl›d›r. Biz komünistlerin yo¤urt yemesinin somut koflullar›n somut tahline göre oldu¤unu belirtelim ve bu anlam›yla halk›n önemli

bir kesimin reformizme yönelmek yerine objektif olarak düzen d›fl›l›¤a, daha net bir ifadeyle parlamentonun d›fl›na bir yönelim gösterdi¤ini, bunu seçime kat›lmama oran›nda bir kez daha kendisini gösterdi¤ini ifade edelim. Bu durum halk›n önemli bir kesiminin parlamentodan umudunu kesti¤ini göstermektedir. ‹flte bu durum seçimler öncesi proleter devrimciler taraf›ndan görülmüfl ve bu yönelifl büyütülmeye çal›fl›lm›flt›r. Hal böyle iken yani halk›m›z›n önemli bir kesiminin e¤ilimini do¤ru de¤erlendirmiflken, bu do¤ru yaklafl›m› flimdilik örgütsel bir güce dönüfltüremedi¤imizi de görmek gerekiyor. Daha da aç›kças› seçim sonuçlar› bizlere flunu gösteriyor. Do¤ru politikalar belirlemek salt kendi bafl›na bir anlam ifade etmiyor ayn› zamanda do¤ru politikalar› hayata geçirmek için var olan tüm gücümüzü bu politikalar do¤rultusunda seferber etmek gerekiyor. Bir kez daha ifade edersek; önümüzdeki süreçte kitle çal›flmas›nda yo¤unlaflmak ve bu yo¤unlaflma içerisinde halk›n öncüsünü infla etmek temel yönelimimizdir. Bunu süreklilefltirmeliyiz. Do¤ru politikalara sahip oldu¤umuz sürece beslenece¤imiz ve güvenece¤imiz kaynak kitlelerdir. Bugün bunun somut anlam› sistemden umudunu kesmifl halk kitleleridir. Önümüzdeki süreçte daha somut ve daha berrak bir yönelimle bunu baflaraca¤›z. Kitle çal›flmas›nda yo¤unlafl›p, kitlelerin bu kendili¤inden bilincini, bilinçli ve iradi bir yönelime dönüfltürece¤iz. Bugüne kadar bunu yapt›k, bunu bugün ve yar›n da yapaca¤›z. Bundan kimsenin kuflkusu olmas›n...


Partizan Özel Sayı 148 Bafl taraf› sayfa 32’de Nitekim 3 Kas›m seçimlerinden hemen sonra AK Parti Ankara Milletvekili ve partinin 40 kifliden oluflan ekonomi kurulunun (Ekonomik ‹fller Koordinatörlü¤ü) bafl›nda olan Ali Babacan, IMF ile yürütülen program›n devam edece¤ini, bu konuda bir sorun olmayaca¤›n› ifade ederek “Merkez Bankas› özerkli¤i devam edecek. Dalgal› kur aynen uygulanacak. Ba¤›ms›z kurullarda stratejiyi biz belirleyece¤iz. Onlar mikro politikalar› uygulayacaklar” dedi. AK Parti’nin tek bafl›na hükümete gelmesiyle esas olarak bir fley de¤iflmeyece¤ine bir baflka örnek verecek olursak; “2000 y›l› fiubat ay› bafl›nday›z. Ankara’da Shereton Oteli giriflinde Dünya Bankas› uzman› Bay Larenz Pohlmeier bana ve yan›mdaki iki arkadafla Tar›m Sat›fl Kooperatifleri birliklerini tepesinde oluflturmay› düflündükleri ‘Yeniden Yap›land›rma Kurulu’na üyelik teklifinde bulunuyor. 7 kiflilik kurulun 4 üyesinin kendileri taraf›ndan belirlenece¤ini söylüyor. Hangi s›fatla Türkiye Cumhuriyeti yasalar›na göre kurulmas› planlanan bir üst kurula üye önerebildiklerini soruyoruz. ‘E¤er paray› biz veriyorsak kararlar› da veririz’ yan›t›n› veriyor. Bu teklifi benim an›nda geri çevirmem üzerine flafl›r›yor ve dolar baz›nda iyi para vereceklerini söyleyerek yeni bir ikna hamlesi deniyor” (Prof. O¤uz Oyan’dan aktaran Bahad›r Özgür-Evrensel) Prof. Dr. O¤uz Oyan (Türk-‹fl’in ekonomik dan›flmanlar›ndan, ayn› zamanda CHP Bilim Kurulu Üyesi. Emek Program›n›n haz›rlay›c›lar›ndan. Ankara Üniversitesi Ö¤retim üyesi. Son olarak ‹stanbul 3. bölge 5. s›ra CHP milletvekili aday›)’n›n karfl›laflt›¤› teklif ülkemizin hal-› mealini ortaya koymaya yetiyor. “E¤er paray› biz veriyorsak, kararlar› da biz veririz.” Ne kadar veciz bir söz!!! Ülkemiz tar›msal üretimi ve sat›flta “önemli” yeri olan Kooperatif Birlikleri DB taraf›ndan kurulan Yeniden Yap›land›rma Kurulu’na ba¤lan›yor ve bu kurulun Yönetim Kurulu Üyeleri “Döviz baz›nda iyi para” ile DB taraf›ndan belirleniyor. Peki TC Parlamentosu ve Hükümeti? Onlar nicedir tar›m zararl›lar›na karfl› tedbirler sorunsal›n› çözmeye çal›fl›yorlar. “Ba¤›ms›z ‹dari Otoriteler” olarak adland›r›lan, üzerinde parlamento ve hükümetin belirleyici etkisi ve yetkisi bulunmayan, yukar›da örnekteki gibi onlarca yeni kurul oluflturulmufl veya var olanlar›n baz›lar› by-pass edilerek “yeni” emperyalist politikalar›n ihtiyaçlar›na yan›t verir niteli¤e kavuflturulmufltur. Neo liberalizmin (serbest piyasac›l›k) bir gere¤i olarak ekonomik ve siyasal yap› yeniden yap›lanmaya tabi tutulmufltur. Bu yeni yap›lanma yine emperyalist Keynesci politikalar›n sömürge, yar›-sömürge ülkelere uyarlanmas› olan “ithal ikameci” veya “ulusal kalk›nmac›” modelin getirdi¤i yap›y› tasfiye ederek, hem ülkenin ba¤›ml›l›¤›n› ve hem de halk›m›za daha koyu bir sömürü ve zulmün uygulanmas›n› koflullamaktad›r. K‹T’lerin yan›s›ra devlet taraf›ndan sa¤lanan kamu hizmetleri yani e¤itim, sa¤l›k, sosyal güvenlik, belediye hizmetleri vb. alanlardaki özellefltirmeler emperyalist sermayeye kaynak aktarmakla birlikte, ba¤›ml›l›¤› da derinlefltirmifl; iflçiler ve emekçilerin omuzlar›ndaki yük daha da

31 a¤›rlaflt›r›lm›flt›r. “Devletin küçültülmesi” kapsam›nda yaflama geçirilenler ise s›n›f mücadelesinin dayatmas›, yan›s›ra “sermayenin kendi rasyoneli” ve “global ç›karlar›n›n” gere¤i olarak oluflturulmufl müdahale araçlar›n›n tasfiyesiyle halk›m›z›n yarar›na birçok hak ve bunlar›n somutland›¤› yasa ve kurum yokedilmifltir. Daha önce de gündeme gelen Kemal Dervifl’le birlikte daha s›k duydu¤umuz “ekonomi ve siyaset ayr›flmal›d›r” sözü; “Devletin küçültülmesi” veya “Ba¤›ms›z idari otoriteler” denilen söz konusu kurullar›n oluflturulmas› ana fikri üzerine infla edilmifltir. Ekonomi siyasetten ayr›l›r m›? Böyle birfley mümkün mü? Ekonomi kendi sosyal kültürel tarih anlay›fl›n› oluflturmayacak m›? Söz konusu ekonomiye yön veren nedir? vb. sorular› sormaya gerek bile yok. Demagojidir. Gayr› ciddidir. Öyleyse bunu dillerine neden pelesenk ederler? Deniliyor ki ekonomiye yön veren kurumlar/kurullar siyasetçinin vesayeti alt›ndad›r. Kurul üyelerini siyasetçiler belirle-

*Egemen burjuva partileri ve seçmen iliflkisi sonucu kitlelerin ekonomik ve sosyal yaflamlar›na çal›nan bir parmak bal›n önüne geçmek, kaça¤› önlemek. Sömürüyü oldu¤u gibi emperyalistlere iletmek; *Kitlelerin tepkisi ve s›n›f mücadelesinin geliflim seyrinin parlamento ve hükümeti etkilemesini ve bunun sonucu ekonomik ve sosyal kimi taleplerin kabul edilmek zorunda kal›nmas›n› engellemek; *Kitlelerin yaflam›n› karartacak karar ve uygulamalar›n kitle bask›s›yla meclisten geçirilememesi, ertelenmesi veya iptali gibi durum ve ihtimalleri yok etmek; *Kitleler lehine kimi yasal düzenlemeler ve kurumlar›n kitlelerce benimsenmesi, sahiplenilmesi gibi bir dizi gerçekli¤in ortadan kald›r›lmas› programlanm›flt›r. Ba¤›ms›z idari otoriteler veya neo liberalizmin ba¤›ml› ülkelerde hayata geçirdi¤i “Yönetiflim” modeli sayesinde temsili demokrasinin karikatürü olan mevcut parlamenter yap› tamamen kufla çevrilmifl durumdad›r. Afla¤›da bir k›sm›n› aktaraca¤›m›z kurullardan da görülece¤i gibi ekono-

Toplam 56 tane olan kurullardan baz›lar›: Ba¤›ms›z ‹dari Otoriteler veya Yönetiflim’e gidilen yol... * TC Merkez Bankas› * Sermaye Piyasas› Kurulu * Rekabet Kurumu Kurulu * Bankac›l›k Düzenleme ve Denetleme Kurulu * Telekomünikasyon Kurumu Kurulu * Elektrik Piyasas› Düzenleme Kurumu-Kurulu * fieker Kurumu Kurulu * Tütün-Tütün Mamulleri ve Alkollü ‹çkiler Piyasas› Düzenleme Kurumu-Kurulu * Kamu ‹hale Kurumu-Kurulu * Radyo Televizyon Üst Kurulu * Endüstri Bölgeleri Kurulu * Tar›m Sat›fl Kooperatifleri Birli¤i Yeniden Yap›land›rma ve Destekleme Kurulu * Transit Boru Hatlar› Kurulu * Türk Akreditasyon Kurulu * Fon Bankalar› Yönetim Kurulu * Yurtd›fl› Müteahhitlik, Mühendislik ve Mimarl›k Hiz. Koor. Kurulu * Güneydo¤u Anadolu Projesi Yüksek Kurulu * Yüksek Ö¤retim Kurulu-YÖK

mektedir. Ayr›ca ekonomik kararlar siyasetçilerin rant kayg›s› ve popülizmiyle delinmekte, zaafa u¤rat›lmaktad›r. Bunun faturas›n› da bütün bir millet çekmektedir. Öyleyse ekonomi siyasetin vesayetinden kurtar›lmal› buna yön veren kurullar ba¤›ms›z olmal›d›r. Bu yayg›n propagandan›n birçok hedefi vard›r. Bunlar› d›flarda tutarak konumuz kapsam›ndakilere gelirsek: Bir kere siyaset demekle egemen burjuva partilerinin bildik ayak oyunlar›, “siyasetçi” diyerek de ihale komisyoncular›, ifl takipçisi, ucuz kredi avc›s›, iflbitirici rüflvetçi yani parlamentonun “sayg›n” mebuslar› kastediliyor. Burjuva partileri ve milletvekillerinin gerçekli¤ine, halk›m›z yabanc› olmad›¤› için emperyalizmin do¤rudan denetimi ve müdahalesi halk›m›z›n ve ülkemizin zenginliklerinin s›n›rs›zca talan edilmesi “Ekonomi siyasetten ayr›flmal›”, “Ekonomi bürokrasisi siyaset d›fl› kiflilerden oluflmal›” gibi demagojik propagandalarla yaflama geçirilmektedir. Bununla,

mik ve sosyal yaflam emperyalizm ve onun tefeci kurumlar›nca do¤rudan belirlenmekte, yöneltilmektedir. Egemen burjuva partileri için bunun böyle olmas› görev alanlar› daha da darald›¤› için sevinç kayna¤› olabilir ancak. Onlar görevlerinin ve rollerinin bilincindedir. Seçimleri suyuna tirit programlarla geride b›rakmalar› bu gerçekli¤in sonucudur. Bunlar bir yana “e¤er parlamentoya gelirsek” diye bafllayan ve halk›m›za demokratik devrim hatta sosyalizm program›n› gerçeklefltireceklerini söyleyerek uzun bir vaadler manzumesi dizen reformcu partilerin, nükseden hastal›klar› daha da ciddidir. Evrensel gazetesinde ‹. Çaralan, ‹. Sabri Durmaz, A. Cihan Soylu vb’leri seçimlere tarihsel bir misyon yükleyerek, meclise gelmeleri halinde iflçi ve emekçilerin yaflam›n›, gelece¤ini belirleyen tarihsel bir f›rsattan s›kça bahsetmektedir. Düflülen bir trajik durumun ideolojik aç›klamas› mevcuttur. Fakat yine de izaha muhtaç patalojik bir durum oldu¤u kesindir. Yoksa bu

25 Ekim-7 Kasım 2002 tüyleri yolunmufl meclis olana¤›yla emekçi kitlelerin umutlar›n› k›flk›rt›p yok etmek pek aç›klanabilir bir durum de¤ildir. Reformlar› küçümsemiyoruz, bunlar için mücadele yürütmenin flart oldu¤una, küçücük demokratik kazan›mlar için dahi a¤›r bedeller ödememiz gerekti¤ine inan›yoruz. Fakat güçler dengesi içerisinde parlamentonun yeri ve özellikle günümüz koflullar› ve parlamentonun bugünkü gerçekli¤ine ra¤men “büyük de¤iflim”, “tarihsel dönüflüm” aldatmacalar›na do¤rusu tahammül etmenin zor oldu¤unu belirtiyoruz. Çeflitli s›n›f ve tabakalardan hiç de az›msanmayacak bir kitle parlamento ve seçim aldatmacas›na “karn›m›z tok” diyerek, bofl oy ve boykota yönelmiflken yine, kitleler kendili¤inden bofl oy ve boykotu örgütlüyorken reformizmin düfltü¤ü pespaye durum ö¤reticidir, ibret vericidir. Emperyalist kapitalizmin neo-liberal politikalar› yap›sal krizine çare olamam›fl, sömürge ve yar›-sömürge ülkelerde talan ettikleri zenginlikler, iflçi ve emekçilerden ya¤malad›klar› de¤erler onlar› iflaslardan ve y›k›mlardan kurtaramam›flt›r. Emperyalist kapitalizmde içkin olan çeliflkiler küreselleflme makyaj› olan “yoksul ülkelerin refahtan pay almas›” ve “zenginliklerin paylafl›lmas›” albenisini çabuk bozmufl, bu makyaj›n ard›ndaki barbar, vahfli kapitalizm kendisini göstermekte gecikmemifltir. Serbest piyasac›l›k emperyalist tekellerin menfaatleri, rekabet ve dalafllar›n›n bafllad›¤› yerde (zaten hiç eksik olmad›) bitmifltir. Türkiye gibi yar›-feodal ve yar›-sömürgeler emperyalizmin krizini tafl›ma politikalar›yla ba¤›ml›l›k ve sömürü iliflkisinde derinleflmeyi yaflam›fl; buna paralel olarak bask› ve zulüm de her alanda boyutlanm›flt›r. Parlamento ve hükümetle oynad›klar› temsili demokrasicilik oyununun köküne “yönetiflim” veya “ba¤›ms›z idari otoriteler”le kibrit suyu dökmüfltür. Neo-liberalizm bizim gibi ülkelerde emperyalizm ve tefeci kurumlar›n arac›ya ihtiyaç duymaks›z›n, dolayl› ba¤lar› ortadan kald›rarak yönetiflim modeliyle do¤rudan yönetime ve müdahaleye geçmifltir. “Yönetiflim kavram› neo liberalizmin son 30 y›ld›r iradi bir flekilde infla etti¤i ekonomik ve toplumsal gerçeklere siyasi ve hukuki bir onay verilmesini anlat›yor.” (Prof. Ahmet H. Köse Cumhuriyet) Parlamento ve hükümet emperyalist ba¤›ml›l›¤› gizleyen incir yapra¤› olmaktan ç›km›fl adeta kukla “sömürge” meclisine dönüflmüfltür. Yenilenecek seçimler için belirlenen adaylar bu “sömürge” meclisinin en iyi göstergeleridir. Reformizmin ezeli ve ebedi hedefi olan parlamentoyla “Yönetiflim”in yani “Ba¤›ms›z ‹dari Otoriteler”in olsa olsa flamar o¤lan› olabilir. Ülkenin demokratikleflmesi ve eme¤in özgürleflmesi için sömürge meclisin teflne olmak de¤il, halk›n örgütlü reddiyesi yani boykotuyla h›zlanabilir. Son söz olarak 3 Kas›m seçimlerinin birinci partisi AKP’nin lideri Tayyib Erdo¤an’›n her faflist darbe sonras› askerlerden duymaya al›flk›n oldu¤umuz “NATO’ya CENTO’ya ba¤l›y›z”› ça¤r›flt›ran flekilde “AB’ye IMF’ye ba¤l›y›z” demesi önümüzdeki süreçte de emperyalizm ve hakim s›n›flar›n dedi¤inin olaca¤›n›n göstergesidir.


BÜROLAR

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Bar›fl AÇIKEL Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT ISSN: 1303-0299 @mail: haber@iscikoylu.org

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 558 45 04 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0535 454 22 50 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N CEP: 0535 434 32 58 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Parlamenter demokrasinin arkas›nda yatan gerçek

SEÇ‹M ÇÖZÜM DE⁄‹L Emperyalist ve komprador sermayenin “yönetiflim” sisteminin örgütsel garantisi kurullar Faflist TC’nin tarihinde 15. kez yap›lan seçimler sonuçland›. Yeni “seçilen” 550 mebustan her biri kürsüye ç›kacak ve hemen arkalar›ndan da “egemenlik kay›ts›z flarts›z milletindir” yaz›s› olacakt›r. Öyle ya! Milletin olan egemenlik hakk›n› yine milletten ald›klar› iradeyle bir dönemli¤ine temsil etmek üzere orada bulunuyorlar(!) O kürsüden “ba¤›ms›zl›k”, “millet”, “Vatan”, “Hukukun üstünlü¤ü” gibi mefhumlara ba¤l› kalacaklar›na dair namus ve flerefleri üzerine yeminler edip bir sözleflme imzalam›fl olacaklar. Her seçim sonras› tekrarlanan bu ritüeller ve edilen yeminin emekçi halk›m›z›n nazar›nda, hiçbir k›ymeti yoktur. En basitinden, bunlar›n; “ba¤›ms›zl›k, “Millet ve hukukun üstünlü¤ü” gibi dertlerinin olmad›¤›, tek dertlerinin varsa yoksa keselerini doldurmak, vatandafl›n s›rt›ndan yarat›lan de¤erleri devlet eliyle kullanmak ve halk›m›z›n eme¤ini, ülkemizin zenginliklerini emperyalistlere ve uflaklar›na peflkefl çekilmesini; soygun talan ve zulüm düzenini perdelemek oldu¤u bilinir. Bilinmesine bilinir ama egemenler bu oyunu sanki ilk oynan›yormufl gibi oynamaktan yine de geri durmaz. Halk›m›z›n örgütsüzlü¤üne, henüz hesap sorma ve a¤›rl›kl› bir bask› gücü olmay›fl›na, toplumsal belle¤in zay›fl›¤›na güvenir. Bu sayededir ki, egemen s›n›flar›n sözcüleri olan burjuva partiler bunca yaflanandan sonra meydanlara ç›kabilmifl veya halk›m›zdan oy isteyerek “bizi seçin” diyebilmifllerdir. Seçimlerle emperyalist sermaye, Koç’lar, Sabanc›lar, Ayd›n Do¤anlar, Eczac›bafl›, Enka vb.’leri eskimifl kuklalar› at›p; “yenilenmifl” eskilerle oyuna devam ederken, hem it dalafl›ndan güçlenerek ç›kmay›, hem de yeni sürece uygun Parlamenter Hükümet bileflenini yaratmay› amaçlamaktad›r. ‹flçi ve emekçilerin büyük ço¤unlu¤u bu partilerden, bunlar›n oluflturaca¤› hükümetten ülkemiz ve halk›m›z›n yarar›na bir ad›m›n at›lmayaca¤›n›; aksine partilerin, meclis ve hükümetin emperyalistler ve uflaklar›n›n ihtiyaçlar› do¤-

rultusunda var olduklar›n›, bunlara en iyi biçimde hizmet ettikleri sürece de varl›klar›na izin verdiklerini yaflamakta, görmekte, ili¤inde, kemi¤inde hissetmektedir. Halk›m›z›n y›llar içerisinde ayr›m›na vard›¤› bu yal›n gerçek kar-

nuçlar› ortada olmas›na ra¤men, yaflanan yoksullu¤un ve sefaletin sorumlusu olarak emperyalist sistem yerine (böyle görülmesi emperyalistlerin de tercihi oldu¤u için) IMF ve DB görülmesine ra¤men, yine de bütün burjuva parti-

fl›s›nda emperyalistler ve uflaklar› gizlenmek, geride durmak yerine do¤rudan ve aç›ktan bir müdahaleyi ve iliflkiyi sürdürmeyi seçmifltir. Kah aç›ktan, kah suretleri olan IMF, DB, DTÖ gibi kimlikleriyle ülkemize, günlük hayat›m›za, yaflam›n bütün gözeneklerine olanca yo¤unluklar› ve pervas›zl›klar›yla girmifllerdir. Bunun sonucu halk›m›za yaflam zehir edilirken, ülkemizin bütün zenginlikleri de ya¤maya tutulmufltur. Emperyalizmin ideolojik ayg›tlar› gizlenmesi mümkün olmayan bu gerçekleri ters yüz ederek benimsetmeye, kabullendirmeye, yayg›nlaflarak da kan›ksatmaya çal›flmaktad›r. Toplumsal refleksin felç edilmesi ve tepkisizlefltirme hedefine do¤ru az›msanmayacak mesafelerin katedildi¤i bir gerçektir. Y›k›c› so-

leri halk›n karfl›s›na “en s›k› IMF’ci benim” diyerek ç›kt›. Amerikan emperyalizminin Ortado¤u’yu kapsayan Irak merkezli iflgal harekat›na Türkiye’nin de dahil edilmesi bu partilerce aç›kça reddedilmiyor, kat›l›r›z tavr› benimseniyor. Ezici bir ço¤unlukla meclise giren AKP’nin olas› Baflbakan› Abdullah Gül’ün ABD’lilere söyledi¤i “Irak konusunu askere sorar›z” sözü asl›nda Irak konusunda Türkiye’nin rolüne iliflkin son sözü Genelkurmay’›n söyleyece¤ini gösteriyor. Emperyalist egemenlik karfl›s›nda, incir yapra¤›n›n yaflad›¤› zavall›l›ktan daha beter bir durum de¤il midir bu? A¤ustos ay›n›n son haftas›nda içlerinde ekonomiden sorumlu bakan›n da bulundu¤u toplant›da

Merkez Bankas› (MB) Baflkan› Süreya Serdengeçti “IMF program›na devam etmeyeceksiniz de ne yapacaks›n›z? Gevflek maliye politikalar› uygulay›p olmayan kaynaklar› m› da¤›tacaks›n›z? ... Bu program›n seçimden sonra uygulanmayaca¤›n› düflünmek dahi istemiyorum. Onun için Brezilya’da oldu¤u gibi, partiler, daha flimdiden IMF program›n› uygulayacaklar›n› taahhüt etmelidirler” diyor. Bakan Masum Türker “bu yönde bir metin haz›rlans›n, bunu partilere gönderelim” dediyse de sonuçta böylesine ucube çarp›kl›¤›n karesi bir metin haz›rlanmad›. En baflta IMF uzmanlar› “gerek yok” dedi. Toplant›daki konuflmalar bas›na yans›d›¤›nda Serdengeçti’nin ç›k›fl› durumu bilenler için ola¤an karfl›lan›rken kimi köfle yazarlar› “ne oluyor” diye sormaktan kendilerini alamad›lar. Evet, “Ne oluyor?” IMF ad›na taahhütname almak ne zamandan beri MB Baflkan›n›n görevleri aras›ndad›r. Bu Merkez Bankas› kimindir ve bu memur kimin memurudur? Milliyet gazetesindeki köflesinde Güngör Uras bak›n ne diyor: “Merkez Bankas› ne yaparsa yaps›n- içeride tam ba¤›ms›z, amma velakin Merkez Baflkan› IMF’ye Dünya Bankas›’na tam ba¤›ml›. O cenahtan gelecek her türlü emir ve kumanday› harfi harfine yerine getirmeyi görev ve vazife ‘telakki ediyor.” Denilebilir ki “emperyalizme ba¤›ml›, onun yar›-sömürgesi olan Türkiye’de bütün kurumlar gibi Merkez Bankas› da elbette ba¤›ml› olacakt›r.” Kuflkusuz öyledir de fakat burada alt kurumlar›n do¤rudan ba¤›ml›l›¤› ve sadece MB ile s›n›rl› olmayan daha genifl ölçekli bir farkl›laflma ve de¤iflimin oldu¤unu görmezden gelmemizi getirmemelidir. Burada, verilen sözler kurumlaflmalarla garantiye al›nmaktad›r. Bunun nedenini ise kuflkusuz ki ülkemizin emperyalizmin içinde bulundu¤u emperyalizme göbekten ba¤›ml›l›¤›nda aramal›y›z. Krizi aflmak ad› alt›nda uygulamaya koydu¤u neo-liberal politikalar, tüm dünyada oldu¤u gibi ülkemizde de uygulamaya sokulmufl-

tur. Ülkemizde de 24 Ocak 1980 kararlar›yla birlikte yaflama geçirilen neo-liberal politikalard›r. Bununla sona erdirilen ‘Ulusal Kalk›nmac› Model’ de¤ildi yaln›zca. Uygulana gelen bu modelin yaratt›¤› ekonomik, sosyal ve hukuksal yap›lanma da de¤ifltirildi. “Son 20-25 y›l içerisinde Türkiye’de yap›lanlara bakmak kimin için yap›ld›¤› ve ne için yap›ld›¤› konusunda bir fikir verebilir. Sürekli yeni kurumlar oluflturuluyor. Eski kurumlar ya tasfiye ya da by-pass ediliyor. Sürekli yeni yasalar ç›kart›l›yor...” (F. Baflkaya) fiimdi bu de¤iflimin ›fl›¤›nda Merkez Bankas› Baflkan›’n›n “gayretkeflli¤i”ne yeniden dönebiliriz. “Ulusal Kalk›nmac›” modelin bir gere¤i olarak para-kredi sistemini üretim ve yat›r›m›n “art›r›lmas›”na böylece kalk›nman›n önünün aç›lmas›na göre düzenleyen MB; Yeniden Yap›lanmayla “Para istikrar›n› koruma” güncelde “enflasyonu düflürme”ye göre Para-Kredi sistemini düzenlemektedir. Para istikrar›n›n korunmas› bir aç›dan para arz›n›n k›s›lmas› anlam›na gelir. Üretim ve yat›r›ma sunulan paran›n alabildi¤ince s›n›rlanmas›, bunun için de yüksek faiz politikas›n›n benimsenmesi gibi bir dizi uygulamada somutlanan MB’nin bu yeni görev tan›m›n›n vard›¤› nokta, paran›n finansal piyasalara ve spekülatif alanlara yönlendirilmesidir. Kuflkusuz bu uluslararas› finansal sermayenin iste¤i ve ihtiyac›d›r. TC parlamentosu ve hükümeti, TC Merkez Bankas›’n›n izleyece¤i para-kredi politikas›n› belirleme, düzenleme hak ve yetkisine sahip de¤ildir. MB’nin izledi¤i politikalara hiçbir suretle müdahale edemez, de¤ifltiremez. Yukar›da G. Uras’›n belirtti¤i gibi “içerde ba¤›ms›z.. IMF ve DB’ye tam ba¤›ml›” IMF ve DB’nin (dolay›s›yla emperyalizmin) emir ve talimatlar›na amade bir Merkez Bankas›... Geliflmeler hat›rland›¤›nda MB örne¤inde oldu¤u gibi ekonomik ve sosyal yaflamda “önemli” yerleri olan birçok kurumun IMF ve DB gibi emperyalist kurumlara do¤rudan ba¤lanarak TC parlamentosu ve hükümetinin d›fl›nda/üstünde bir yap›ya kavuflturuldu¤unu görürüz. Sürecin ay›rdedici özelliklerinden birisi de budur. Devam› 31’de


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
PartizanOzelSayi40 by sol yayin - Issuu