Skip to main content

PartizanOzelSayi38

Page 1

www.iscikoylu.org FAfi‹ZME, EMPERYAL‹ZME, FEODAL‹ZME, fiOVEN‹ZME VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹⁄E KARfiI

PART‹ZAN

Kapatıldı susturulamaz

‹lk ç›kt›¤› tarihten itibaren neredeyse her say›s› toplat›lan ‹flçi-köylü gazetesi için çeflitli tarihlerde aç›lan davalar sonuçlanmaya bafllad›. Gazetenin 12-26 Ekim tarihli 13. say›s› için ‹stanbul 2 No’lu DGM’de aç›lan dava 15 gün kapatma ve 268.000.000 lira para cezas› ile sonuçland›. Kapatmaya gerekçe olarak gazetenin 2. sayfas›nda yer alan Bar›fl Gönül’ün mektubu ve 11. sayfa126345 Say›: 2002-01 PART‹ZAN ÖZEL SAYI: 146 * 27 Eylül-10 Ekim 2002 * Fiyat›: 500 000 TL ISSN: 1303-0078 da yer alan Muharrem Horoz’la ilgili yaz› gösterildi.

Demokratikleflme, reform balonu söndü

Burjuva arenada oyun içinde oyun

Balon söndü... Murat Bozlak, Ak›n Birdal, Tayyip Erdo¤an ve Necmettin Erbakan’a getirilen seçim yasa¤› “demokratikleflme” 盤l›klar› atanlar›n yalanlar›n› ortaya ç›karmaktad›r. Ayr›ca yine ça¤a uyum söylemleri ile fliflirilen AB balonunun sönmesi anlam›na gelen bu yasaklar egemenlerin yenilik olarak sunduklar› herfleyin ka¤›t üzerinde kald›¤›n›n da bir göstergesidir.

√

Oyun içinde oyun Seçim tahminleri, milletvekili transferleri, istifalar, baraj tart›flmalar›, fliflirilen seçim anketleri vb. aras›nda seçim tart›flmalar› devam ediyor. % 10’luk seçim baraj›n›n alt›nda bo¤ulma korkusu yaflayan egemenler bir yandan bu rakam› % 5’e indirmeye çal›fl›rken bir yandan da anti-demokratik uygulamalara devam ediyorlar.

√

Demokratikleflme ka¤›t üzerinde kald› Yo¤un bir çal›flma temposu ile seçimlere haz›rlanan egemen s›n›flar bu süreci meflruluklar›n› tazelemenin bir ad›m› olarak görmekte ve ona göre haz›rlanmaktad›r. Bu arada kendilerine tehdit olarak kabul ettikleri kesimlere karfl› da antidemokratik yollara baflvurarak demokratikleflmeden ne anlad›klar›n› ortaya koymaktad›rlar.

√

En kötüsü “kötünün” içinden “iyiyi” seçmektir

Umudu tohumca büyütece¤iz pikni¤inde binlerce kifli bulufltu

Tüm bu yaflananlar asl›nda bir tek fleyi ortaya koymaktad›r. Türkiye’de egemen s›n›flar›n ça¤a uyum, demokratikleflme ad› alt›nda sunduklar› tüm politikalar sadece imzalanan belgeler olarak kalmakta ve egemen s›n›flar›n ayaklar› alt›nda çi¤nenmektedir. Böyle bir tabloda yine kötünün iyisini seçmek, en kötü rolü üstlenmek ve yaflad›¤›m›z ac›lar› onaylamak demektir. Kötünün içinden iyi seçmek zorunda de¤iliz. En kötüsü yanl›fl› bile bile yapmakt›r. Bir kez daha yanl›fla düflmemek bizim ellerimizde.

√


27 Eylül-10 Ekim 2002

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

2

78’liler sorguluyor... 2000 y›l›n›n ortalar›ndan bu yana, toplumun gündeminde 12 Eylül Askeri Faflist darbesinin zulmünü, haks›zl›klar›, politikas›n›, yasaklar›n› (bugün de yaflam›n her alan›nda en derinden hissedilen) uygulamalar›n› deflifre etmek ve gasp edilen haklar›n verilmesini sa¤lamak için bir giriflim faaliyeti var. Kendilerini 78’liler olarak adland›ran bu insanlar neyin peflindeler? 78’liler neden örgütlenmeye ihtiyaç duyduklar›n› ve ne yapmak istediklerini kamuoyuna aktarabilmek için; Celalettin Can’›n arkadafllar›n›n da görüfllerini alarak derledi¤i “78’liler sorguluyor” adl› bir kitap yay›nlad›lar. 78’lileri anlayabilmek için ifle ilk elden bu kitap okunarak bafllanabilir, okunmal›d›r da. O süreci (1978-1983) yaflayanlar›n belleklerini tazelemeleri, o süreci yaflayamayan bugünkü genç neslin de o süreci ö¤renmesi için bir veri olarak gündemine almas› gerekmektedir. Bugün toplumsal olarak yaflad›¤›m›z en önemli sendromlardan biri de bellek yitimi, bilinç çarp›kl›¤› ve kuflaklar aras›ndaki kopukluktur. Egemenler kendi sömürü saltanatlar›n› sürdürmek için kimi zaman zorbal›k (faflist bask› ve yasaklar) kimi zaman da “ikna”, “raz› etme” (ideolojik manipülasyon) ile bu ortam›n yarat›lmas› için bütün güçlerini seferber etmektedirler. Vak›f flu dört temel amac› tart›flmas›z benimsiyor. 1-Yaflad›klar›m›z›n kamuoyunun ve toplumun gündemine getirilmesi. 2- Bundan hareketle 12 Eylül rejiminin sorgulanmas›n›n koflullar›n›n yarat›lmas›. 3- Bu koflullarla yak›n tarihimiz aras›nda iliflki kurulup tarihin güncelleflmesi fikrinin gelifltirilmesi. 4- Bu çaba içerisinde olan 78’lilerle bafllayarak topluma do¤ru geniflleyen bir perspektifle dayan›flma iliflkilerinin gelifltirilmesi. 78’liler bu çabalar›nda sadece o dönemde ödenen bedellerin dökümünü yapmakla kendilerini s›n›rland›rm›yorlar. Tarih çarp›t›c›lar›n›n da karfl›s›na dikilerek gerçe¤in ters yüz edilerek topluma mal edilmesine de karfl› durmak istiyorlar. O dönemin bütün samimiyetiyle mücadeleye at›lan anti-faflist, anti-emperyalist mücadele ile insanca yaflam düflünü gerçeklefltirmek isteyen bu genç insanlar›n egemenler taraf›ndan “anarfli ve teröre kaynakl›k ettiler” diye bellek çarp›kl›¤› yarat›lmas› sözde ayd›nlar›n “kaba ve ilkeldiler” de¤erlendirmelerinin gerçekle il-

gisi olmad›¤›n› anlatmaya çal›flarak süreci yaflayan insanlar olarak tarihe not düflmeye çaba gösteriyorlar. “80 sonras› yeni kuflaklar›n zihninde, 78 kufla¤› mevcut tüm kötülüklerin temel sorumlusu olarak olumsuz bir flekilde yer etti. Geçmiflten, tarihsel deneyiminden ve süreklilikten kopar›lan gençlik dayat›lan belleksizlefltirme, tüketici kiflilik ve zevkçilik operasyonuna karfl› do¤al olarak direnç gösteremedi. ‹nkar ve belleksizlefltirme operasyonu, sistematik bir flekilde sürmektedir. Bu flekilde beyni sürekli y›kanm›fl, siyasetin d›fl›na at›lm›fl toplumun iflçi emekçi kesimleri sürekli olarak tüketimi, markay›, cinselli¤i, bencilli¤i, bireycili¤i ve piyasa kapitalizmini iflleyen-dayatan ‘gözba¤c›’ medyan›n yönlendirmesine maruz kald›lar” diyerek toplumsal gerçekli¤e parmak basmaya çal›flmaktad›rlar. “12 Eylül rejimi ile hesaplafl›lmal›d›r” konusunu gündemlefltirmek isteyen 78’liler kendi özgüllerinde bugün de yaflad›klar› insanl›k d›fl› uygulama ve yasaklar›n TCK’dan kald›r›lmas› çabas›ndalar. Toplumsal yozlaflt›rmay› hergün biraz daha a¤›rlaflt›ran sisteme karfl› en ufak demokratik muhalefet bile kayda de¤erdir. Onu yok sayma lüksümüz olamaz. Sorun; do¤rulara sahip ç›karken yanl›fllar› elefltirecek, durduracak ve sürecin içinde de do¤ruya çekecek beceri, bilgi, özveri ve kararl›l›¤a sahip olmak. Aslolan budur. ‹flte 78’lilerin çabas›na bu bilinçle sahip ç›k›lmal›d›r. 12 Eylül askeri faflist sald›r›s› sadece o dönemin direngen güçlerini imha etmek, edemediklerini de ideolojik k›r›lma yaratma çabas›yla s›n›rl› olmayan uzun erimli stratejik bir sald›r›yd›. Esas etkilerini de daha sonraki y›llarda gösterdi/göstermeye de devam ediyor. 11 Eylül günü 12 Eylül’ü anlatmaya çal›flan karikatür sergisiyle aç›l›fl yap›ld›. TAYAD’l› ailelerin bask›n tavr› gösterip önce ÖO direnifli ve tecritten söz edip sonra da “ülkenin gerçek sahipleri biziz de¤erlerimizi kirleten hainlere müsade etmeyece¤iz” türü aç›klamada bulunmas› ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan› Eren Keskin’in “Bu tav›rlar›n›zla devrimcileri yaln›zlaflt›r›yorsunuz” diye tepki göstermek zorunda kalmas› gerilim yaratt›. 12 Eylül günü bas›n toplant›s› ve Mizah adl› bu etkinlik; 13 Eylül’de 12 Eylül ve Türkiye adl› bir sempozyum gerçeklefltirildi. 12 Eylül ve Hukuk, 12 Eylül ve Ekonomi, 12 Eylül ve Medya, 12 Eylül ve Kültür, 12

Eylül ve E¤itim bafll›kl› konular›nda sunulan tebli¤ler ve yap›lan tart›flmalarda 12 Eylül’ün bütün kurum ve politikalar›yla devam etti¤i görüldü. 12 Eylül ve Hukuk konusunda tebli¤ sunan Semih Gemalmaz “12 Eylül rakamlar dökümü de¤il, hayatlar dökümüdür. Hayatlar ve rakamlar aras›nda fark silikleflti. Kötü olan budur. 12 Eylül’ün uzunca bir geçmifle dayal› planl› programl› oldu¤u bir gerçektir. Darbeciler belirsizlik içinde de¤ildiler. Ad›m ad›m 12 Eylül rejimi yarat›ld›. 12 Eylül art›k fiili bir rejim olarak varl›¤›n› sürdürüyor.

medya ile en iyi kitab› Kenan Evren yazd›. 12 Eylül’de ne yazd›n›z, flimdi ne yaz›yorsunuz diye tek tek arflivden isimler ç›karm›yor. Bas›nda yaflanan salt yasak de¤il, kötü olan r›za göstermektir. “12 Eylül kendili¤inden mi geldi?” diye sorular yönelterek 12 Eylül meflrulaflt›r›ld›! Devlete yönelik ciddi k›r›lmalar var ama insanlar nereye yönelece¤ini bilmiyor. Geçmiflin kat›l›¤›n›n k›r›lmas› iyi ama insanlar›n salt bedenlerini korumas› ve bencillikleri kötü. Medya ciddi bir siyasi, vicdani, hukuki bir mücadele alan›d›r.”

Hasip Kaplan: “12 Eylül’e konsey hukuku diyebiliriz. ‹ki nokta önemlidir. Depolitizasyon yönüyle sivil toplum örgütlenmelerinin kökünü kaz›d›lar. Hâlâ uygulamalar devam ediyor. 12 Eylül hukuku ve uygulamas›yla devlet kendi vatandafllar›n›n yar›s›ndan ço¤una düflman bir politika izledi.

Rag›p Duran: “78’liler toplumsal belle¤i canland›rmaya çal›flmak için iyi bir fley yap›yor. Bizim ülkemizde belgesel denince hayvan belgeseli akla geliyor. Onlar›n da sald›rganl›¤› ön plana ç›kar›l›yor. 12 Eylül önemli bir k›r›lma ve dönüm noktas› oldu. Türk medyas› egemenlere çok ba¤›ml›d›r. Özal bu ülkeye 2,5 gazete yeter diyerek gazetelere yükledikleri misyonu aç›klad›. Ca¤alo¤lu’ndayken iyiydik. Polisin, kentin, halk›n içindeydik. ‹kitelli’ye tafl›nd›k. Bunda iki amaç vard›. Birincisi gazete sahipleri buradaki mülklerini satarak çok para kazand›lar. ‹kincisi ise gazeteci olarak toplumdan yal›t›ld›k. fiimdi gazeteciler villa plazalarda, Layla içinde yafl›yor. Ço¤u gazeteci otobüse, dolmufla dahi binmiyor. Medya patronlar›n›n egemenlere mali ve siyasi ba¤›ml›l›klar› doruk noktas›na varm›flt›r.”

Fikret ‹lkiz: 80 sürecinde bir avukat olarak yaflad›klar›n› ve hukuksuzlu¤un boyutunu anlat›rken sanki o günleri yaflar gibiydi. ‹flkenceden ölenlerin çoklu¤u, 3 y›la kadar olan cezalar›n temyiz edilemeyifli, hapishanelerden insanlar›n tekrar tekrar iflkenceli sorguya al›n›fllar›, yaflayan birini öldürdükleri sav›yla insanlar›n yarg›lanmalar›n›, bar›fl davas›ndan yarg›lananlar›n vatan haini olarak ilan edilmeleri, “asmayal›m da besleyelim mi” mant›¤›n›n etkin oldu¤u, ayn› nitelikteki suçlardan solcular›n 141-142-146 ve 168. maddeden yarg›lanmalar›na ra¤men ÜGD’lilerin 313. maddeden (cürüm oluflturma) yarg›lamalar›ndan söz ederek 12 Eylül sendromunun devam etti¤i ve geçmifl tarihimizle yüzleflmemiz gereklili¤inin zorunlulu¤unu vurgulad›. 12 Eylül ve ekonomi konusunda söz alan Mustafa Sönmez “Darbe sermayenin ihtiyaçlar›na göre flekillendi. Bu s›n›f çürük ve dünya sermayesi karfl›s›nda burjuva olabilmifl de¤il. Ayakta kalmak için 12 Eylül rejimine ihtiyaç duyar. Biz bu tarihle yüzleflmek zorunday›z” dedi. Umur Talu (Gazeteci): “12 Eylül’de gazetecili¤e bafllad›m. 12 Eylül ondan önce bafllad›. 12 Eylül sabah› gazeteler Evren’in konuflmas›n› selamlayarak bafllad›. ‹ki fley yafland›. 1- Korku; bu insanidir ve geçebilir. 2- Meflrulaflt›rma sürecine kat›lmalar. Kötü olan buydu. Yasalar de¤iflse bile edilgenlik ruha ifllemifl. En yafll› gazeteci Evren’in elini öptü. 12 Eylül ve

işçi-köylü senin sesin!

Alaattin Dinçer: “E¤itim sorununu çözemeyen baflka sorunlar› çözemez. 12 Eylül e¤itim boyutunda bir milatt›r. Birçok y›k›m ve bozma ile karfl› karfl›yay›z. Üzerlerinde en yo¤un tart›fl›lanlar hep e¤itim, okullar ve e¤itimciler olmufltur. Onlara göre 12 Eylül’e gelinmesinde e¤itimciler baflrol oynad›. Okullar k›flla yap›ld›. Yasaklar, gözalt›lar, iflkence, meslekten atma arka arkaya geldi. TÖB-DER o dönem en büyük örgüttü. 12 Eylül ç›banbafl› gördü bunu. 270 bin çal›flandan 220’si üye idi. Dini derslerin zorunlu k›l›nmas›yla kimi odaklara mesaj verildi. E¤itim gerici-›rkç› anlay›flla ele al›nd›. Büyük boyutlarda kirlenmeyi zorlayan e¤itimde eflitsizlik had safhaya ulaflt›. Harç, özel üniversite katk› pay› bu dönemin ürünüdür. YÖK 12 Eylül’e yard›m yatakl›k yapt›. Bununla üniversiteler bilim yerleri olmaktan ç›kart›l›p ticari yerler durumuna geldi. Tabela üniversiteler aç›larak, gençler Türk-‹slam sentezine emanet edildi.

Engin Çimen: “E¤itimsiz toplumu yönetmek kolayd›r. Toplumun ço¤u ilkokul 4’ten terktir. Bu bilinçli yap›lm›flt›r. F›rsat eflitsizli¤i vahim noktadad›r. 2107 okul birincisi üniversiteye girememifl, 8 y›ll›k e¤itim 70’li y›llarda da verildi ama gündemleflmedi. fiimdi irtican›n arka bahçesini kapatmak için 8 y›ll›¤a geçildi. Kültür konusunda tebli¤ sunan Ercan Karakafl ise; “12 Eylül’le Türk ‹slam Sentezi dayat›ld›, kültür farkl›l›klar› yok say›ld›, 30 bin insan yurt d›fl›na gitmek zorunda kald›” diyerek sözü parlamentoda ço¤unlukta olursak sorunlar çözümlenir(!) demeye getirdi. Tebli¤lerin sunulmas›ndan sonra salonda dinleyicilerden biri esas olarak devlet gelene¤iyle hesaplaflmak gerekti¤ini vurgulayarak “geçmiflte ezberlerimiz vard›. Bunlar›n ço¤u ülke d›fl›ndand›. Ülkemize özgü çözümler yaratmal›y›z. Yeni bir devrimci iradeye ihtiyaç var” dedi. Bir di¤er dinleyici de “12 Eylül’den ç›k›yoruz bafll›¤› yerine 12 Eylül’den nas›l ç›kmal›y›z? ad› alt›nda çözüm aramak gerekir. Buradaki anlat›mlarla da somutlaflm›flt›r ki 12 Eylül rejimi yaflam›n tüm alanlar›n› ahtapot gibi sarm›flt›r. Devlet kitleye oynad›. Onu edilgenlefltirdi. Kurbanlar›na bunca yo¤un sald›rmas›n›n ard›nda da bu politika vard›. Öne ç›kan 3-5 kahramanla 12 Eylül’le hesaplafl›lamaz. Ayr›ca bugünün sorunlar›na duyarl› olmadan, bugünün mücadele eden insanlar›yla güçleri birlefltirmeden ve anti-emperyalist bilinç yaratmadan 12 Eylül’le ciddi hesaplaflma olmayaca¤› aç›kt›r” diyerek görüfl belirtti. Kimi düflüncelerin dile getirilmesinden sonra sempozyumu yöneten Nail Güreli; “Buradan ç›kan sonuç odur ki 12 Eylül’ü nas›l aflabiliriz? sorusuyla sivil örgütlenmeden ne anl›yoruz? sorusuna yan›t vererek bir mücadele hatt› izleyemeyiz” dedi. 78’liler Vakf›’n›n etkinlikler dizisinin finali 14 Eylül 2002’de R›fat Ilgaz Aç›k Hava Tiyatrosu’nda yapt›klar› 78’lileri anma gecesiydi. Havan›n ya¤murlu olmas› ve devrimci çevrelerin flimdilik mesafeli yaklafl›m› neticesinde kat›l›m istenilen düzeyde olmamakla birlikte gecede aktar›lanlar inkar edilmek istenen tarihimiz ve somut yaflad›klar›m›zd› ki birçok genç insan›m›z bu bilgilerden ya habersiz ya çok az biliyor veya çarp›t›lm›fl olarak biliyor. 78’liler Vakf› giriflim sözcüsü Celalettin Can’›n aç›l›fl konuflmas›ndan sonra programa geçildi. 80 öncesinin gençli¤i ve

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

kitleyi en çok sar›p sarmalayan “Gün do¤du hep uyand›k/ siperlere dayand›k/ Ba¤›ms›zl›k u¤runa da/Al kanlara boyand›k” marfl›yla bafllayan 12 Eylül Belgeseli insanlarda duygu seli yaratt›. Yüzbinlerce insan›n iflkencelerden geçirildi¤i bu zaman diliminden kimi insanlar›n konuflmas› o dönemin k›smi de olsa aktar›m›nda tercüman oldular. Belgeselde kimi teknik aksamalardan dolay› Kürt co¤rafyas›nda yaflananlara özel vurgu yap›lmamas› eksiklik olarak kabul gördü. Gecenin en etkili bölümü 80 sürecinde idama götürülenlerin ailelerine ve yoldafllar›na b›rakt›klar› mektuplar›n okunmas› oldu. Mektuplarda yaz›lanlar ve bir dü¤üne gider gibi ma¤rur, onurlu, sloganlarla idam sehpas›na gidifller ve cellata aman vermeden iskemleyi tekmeleme iradesi karfl›s›nda insan soyunun direngenli¤i ve kavga insan› olman›n soylulu¤u karfl›s›nda kabaran yüreklerimizle bir kez daha tüm benli¤imizde yaflad›k. fiehitlerimiz; ad› geçen herbir flehitle düflmana duyulan öfke daha da t›rmand› yüreklerde. Bunca güzel, bunca soylu, yarat›c› insan› katleden faflizmle mücadele etmek ve onu bir daha ç›kmamak kofluluyla tarihin derinliklerine gömmek insan olan›n boynunun borcu olarak orta yerde durdu¤u gerçe¤i yank›land› bilinçlerde. Gecede etkili konuflmalardan birini de Suavi yapt›: “Bu güzel insanlar onca bedel ödeyerek insanl›¤› kurtulufla götürecek de¤erler yaratt›lar. Kimse bu de¤erleri kirletemez. Kimse bu de¤erler üzerinde rant kazanma pefline düflemez. Buna asla izin vermeyece¤iz. Dün Kürtlerle ilgili sorunlarda en ufak çaba göstermeyenler, taleplerimizde telefonlar› yüzümüze kapatanlar Kürtçenin serbest b›rak›lmas›yla bugün har›l har›l odalarda kasetler, CD’ler oluflturmak çabas›ndad›rlar. Bu ikiyüzlülüktür. Zaman› geldi¤inde herfley günyüzüne ç›kacakt›r” dedi. Mümtaz Sevinç’in sunuculu¤unu yapt›¤› güzel fliirlerin okundu¤u gecede sanatç› Melike Demira¤, Burhan fieflen, Kaz›m Koyuncu, Mo¤ollar’dan Cahit Berkay, Ferhat Tunç, Rutkay Aziz yer ald›. 80 öncesi ve hemen sonras› kan-can bedeli yarat›lan güzel de¤erleri bizlere yeniden tafl›d›¤› için 78’liler Vakf›’n›n çabas›n› yürekten kutluyoruz.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Emlak-Halk Bankas› Atatürt Bulvar› fiubesi: 00 238 041 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

27 Eylül-10 Ekim 2002

3

AB balonu patlad›; Seçimlerde Bozlak ve Birdal’a yasak YSK’n›n Erbakan, Erdo¤an, Bozlak ve Birdal’a getirdi¤i seçim yasa¤› Türkiye’nin AB’ye uyum yasalar› ile tam anlam› ile çeliflmektedir. Seçim süreçlerinde siyasi partilerin ve milletvekili adaylar›n›n hukuki durumunu inceleyen YSK (Yüksek Seçim Kurulu) HADEP Genel Baflkan› Murat Bozlak, SDP Genel Baflkan› Ak›n Birdal, AKP Genel Baflkan› Tayyip Erdo¤an ve Ba¤›ms›z Milletvekili aday› Necmettin Erbakan’›n seçimlere giremeyece¤i kar›r›n› ald›. YSK yapt›¤› aç›klamada; “Bu kiflilerin milletvekili seçilme yeterlili¤ine haiz olmad›klar›n›” belirtirken geçti¤imiz haftalarda bas›nda da yer alan Oral Çelik vb. isimlerin adayl›¤›n› koymas›nda bir engel olmad›¤› yönlü karar›n› unutmufl gibi görünüyor. Necmettin Erbakan ve Tayyip Erdo¤an’a daha sonraki seçimler için aç›k bir kap› b›rakan

tüm yasaklar›n kald›r›labilece¤i gibi yeni yasaklar›n ç›kart›labilece¤i gerçe¤ini gözler önüne seren bu olaylar, ka¤›t üzerindeki yasalar›n bir öneminin olmad›¤›n› da göstermektedir. Yap›lan seçim anketlerinden birinci parti olarak ç›kan AKP ve Kürt kitlesini büyük oranda kendi yelpazesi alt›nda toplayan HADEP daha önceki süreçlerde de devletin denetim alt›na almaya çal›flt›¤› partiler aras›ndayd›. Ancak bugün emperyalizmin ç›karlar› icab› özellikle HADEP’in engellenmesi ve farkl› partilerin adeta cilalanarak devreye sokulmas› daha büyük bir önemdedir. Dün yine tehdit olarak görülen bu partilere karfl› % 10’luk seçim baraj›n› dayatanlar›n bugün bu baraj›n

AKP’den duyulan rahats›zl›¤› da ortaya koyan “hepiniz oy kullan›n ki AKP hak etmedi¤i kadar milletvekili ç›karmas›n” sözleri di¤er partilerin de ortak rahats›zl›¤›d›r. Bunlardan daha önce Ecevit’in “sistem tehlikeye

TMY 3713 say›l› yasan›n 8. maddesi nedeni ile ald›¤› ceza, siyasi partiler yasas›’nda milletvekili adayl›¤› için gösterilen maddeler aras›nda bulunmuyor. Ayn› durum Tayyip Erdo¤an için de geçerli. Ancak bu

nucudur. AKP’yi kendileri için gerekmedi¤i durumlar d›fl›nda ayaklar›n›n alt›nda görmek istemeyen; HADEP’i de bir tehdit olarak alg›layan egemenler kendileri için gerekli oldu¤u durumlarda demokrasi havari-

Egemenler kendileri için gerekli oldu¤u durumlarda demokrasi havarisi kesilirken di¤er zamanlarda ise cunta koflullar›n› aratmayacak uygulamalar›n sahibi olabiliyorlar. YSK, Muzat Bozlak ve Ak›n Birdal’a ise tüm “ça¤dafllafl›yoruz” 盤l›klar›n› unuturcas›na siyaset yasa¤› getirdi. Bölücülük yapt›¤› iddias› ile TMY 8. maddeden hükümlü Murat Bozlak ve hem 312 hem de 8. maddeden hükümlü Ak›n Birdal’a yönelik bu karar YSK’da oy birli¤i ile al›nd›. YSK kararlar› baflka bir yarg› organ›nca bozulamad›¤› için Erdo¤an, Birdal, Erbakan ve Bozlak’›n seçimlere kat›lma ümidi flu an kalmam›fl durumda. Türkiye’de devletin parlamento perdesinin arkas›ndaki as›l yönetim biçiminin faflizm oldu¤u ve emperyalist efendilerinin istekleri sonucunda konulan

kendi ayaklar›na dolanmas› sonucu verdi¤i baraj› düflürme çabalar›na hepimiz tan›¤›z. Egemenler bugün baraj düflürüldü¤ünde ortaya ç›kabilecek tehlikeli tabloyu yani istemedikleri partilerin meclise girmesini de çeflitli yollarla engelleme çabas› içerisindeler. Daha önceki seçimlerde kendileri % 10 baraj›n› aflarken bu uygulamaya laf etmeyen partiler bugün giderek meflruluklar›n› kaybettikleri için baraj›n alt›nda kalma korkusu ile bu rakam›n demokratik bir uygulamaya denk düflmedi¤ini hayk›r›yorlar. YTP Genel Sekreteri ‹stemihan Talay’›n oy toplama kayg›s› ile dile getirdi¤i ancak

Murat Bozlak-Ak›n Birdal düfler” diyerek ifade etti¤i de onun HADEP korkusunun bir ürünüdür. AB YASALARI KA⁄IT ÜZER‹NDE YSK’n›n bu karar› ABD’nin planlar› içinde flekillenmeye çal›flan Türkiye’nin AB’ye uyum politikalar› ile tam anlam› ile çeliflmektedir. AB’ye Uyum Yasalar› çerçevesinde 312. maddede yap›lan de¤ifliklik bu kararlara yans›mad› bile. Hatta Murat Bozlak’›n

YSK’n›n ald›¤› karar› etkilemiyor. Bu da asl›nda bizlere fliflirilen AB balonunun, demokratikleflme, Avrupa’ya ayak uydurma masallar›n›n nas›l hayal ürünü oldu¤unu gösteriyor. Bir yandan AB’ye Uyum Yasalar›n› ç›karmak için canla baflla çal›flan egemenleri bir yandan da ifllerine gelmedi¤i durumlarda nas›l bu yasalar› çi¤nedi¤ini gözler önüne seren bu uygulamalar seçim sürecini istedikleri rotada götürme istemlerinin bir so-

si kesilirken di¤er zamanlarda ise cunta koflullar›n› aratmayacak uygulamalar›n sahibi olabiliyorlar. Bu da Türkiye’de rejimin gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Beklenen 3 Kas›m seçimlerinin ard›ndan da de¤iflen pek birfley olmayacakt›r. Halk›n iradesini kesinlikle yans›tmayacak seçimlerin sonucunda yine emperyalizmin öne ç›kard›¤› farkl› bir parti, emekçileri IMF politikalar› ile sefalete mahkum edecektir.


4

27 Eylül-10 Ekim 2002

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

Seçimler yaklafl›rken milletvekili adaylar›n›n son durumu: Adaylar›n dörtte biri sab›kal› Özellikle DYP’nin büyük oy potansiyeli olarak gördü¤ü korucu bafllar›, afliret reisleri vb. milletvekili adaylar›n›n asl›nda halk›n temsilcisi olmad›klar›n› göstermektedir Türkiye bir yandan 3 Kas›m seçimleri ile ilgili baraj› aflamama kayg›s› ile yana döne ittifak arayan, bir yandan da seçim baraj›n› düflürmeye çal›flan egemen s›n›flar›n çabalar›na sahne olurken di¤er yandan da partilerin milletvekili adaylar› olarak önerdi¤i isimlerin niteli¤i ile sars›l›yor. Özellikle MHP ve DYP’nin dayand›¤› kesim olan kemik faflistler, az›l› katiller, halk düflmanlar›, korucu bafllar›, soyguncular yeni ç›kan yasalarla hapishaneden affa u¤rayarak tahliye edilen vurguncular bu seçimlerde de en ön s›rada aday olabilmenin yollar›n› ar›yor. Halktan oy alamama korkusu ve baraj› dahi aflamama tedirginli¤i, özellikle DYP’yi zaten dayand›¤› kesimler olarak bu tür flaibeli tiplere daha çok yöneltiyor. Afliret liderleri ile birlikte çal›flan ve korucu bafl›n› sat›n ald›ktan sonra afliretin tümünün oylar›n› da garantileyen Çiller için bu bulunmaz bir f›rsat. Özellikle DYP’nin büyük oy potansiyeli olarak gördü¤ü korucu bafllar›, afliret reisleri vb. bir yandan milletvekili adaylar›n›n asl›nda halk›n temsilcisi olmad›klar›n› gösterirken bir yandan da devletin korucu ve afliret a¤alar› ile ne denli iç içe girdi¤inin de bir kan›t› durumundad›r. Bu olaylar›n benzeri örnekler daha önceki y›llarda da yaflanm›flt›. Bu y›l belirlenen seçim tarihinin yak›nlaflmas› ile birlikte de ayn› çirkin oyunlar devam ediyor. Örne¤in fi›rnak’tan MHP milletvekili aday› olmak isteyen ancak kabul edilmeyen korucu bafl› Haz›m Babal ve Kamil Atak DYP’den milletvekili aday› olarak gösterildi. fi›rnak’ta bulunan Goyan afliretine ba¤l› Babatla-

r›n lideri korucu bafl› Haz›m Babat’›n suç dosyas› oldukça kabar›k. Onun gibi Cizre Tayan aflireti lideri Kamil Atak ise ilkokul mezunu olmad›¤› için MHP’ye dahi aday olamazken hiç sorun ç›kmadan DYP aday› olabilmifltir. Bu gibi flaibeli tiplerin meclise girmesi durumunda ise ortaya ç›kacak tek gerçek vard›r.

nen ilk faili meçhul cinayetle ad›n› duyurmufltur. Bu kiflinin ad› 28 Haziran 1991 tarihinde Uludere Hilal Belediye Baflkan› Hamit Koca ve 6 yak›n›n›n katledilmesi olay›nda geçiyor. Yine Babat gibi suç hanesi oldukça kabar›k olan Kamil Atak da 1986 y›l›nda Van’da iki çoban›n öldürülmesi olay›na kar›fl-

rinde ANAP’tan adayl›¤›n› koyan ve hileli bir seçimle seçilen Atak’›n bu oyununa halk itiraz edince bafllat›lan soruflturma sonucunda kendisinin ilkokul mezunu olmad›¤› ortaya ç›km›fl ve böylece görevi b›rakt›r›lm›flt›r. Bu isimlerin d›fl›nda da özellikle MHP’nin aday gösterdi¤i kifliler içinde benzer

Seçildikleri takdirde 4 Kas›m günü meclis Sedat Bucak gibilerle dolacak O da meclistekilerin iddia ettikleri gibi halk›, emekçileri de¤il soyguncular›, h›rs›zlar›, korucular› temsil etti¤i gerçe¤i olacakt›r. H›rs›zl›k suçunda sab›kas› olan Haz›m Babat 1990 y›l›ndan sonra Türkiye’de iflle-

m›fl. Bu olaydan dolay› idamla yarg›lanan Atak hiç hakim karfl›s›na ç›kar›lamam›fl. Ancak arand›¤› dönemlerde Refah Partisi ve MHP’den Cizre belediye baflkanl›¤› görevini yürüttü¤ü biliniyor. 18 Nisan 1998 seçimle-

suçlardan arananlar, hapishanede yatanlar bulunuyor. MHP fi›rnak milletvekili adaylar› olan Hakim Zeybek, Abdurrahman Çiftçi, Adil Gökçe de korucu bafl› listesinde. Adil Gökçe’nin ad› fi›rnak’ta rüflvet olaylar›

ile birlikte an›l›yor. 14 May›s 2002 tarihinde Cizre devlet hastanesinde görev yapan Çetin Zöhre, Ergün Erçiçek ve ebe Hatice Titiz’in Dr. Süleyman Coflkun’u sürgün etmesi için bin dolar rüflvet al›rken yakalanan ve doktorlarla birlikte yarg›lanan Adil Gökçe yarg›land›klar› mahkemece bir süre sonra serbest b›rak›lm›flt›r. Söz konusu isimler bu kadarla da s›n›rl› de¤il. Devletin tetikçisi Oral Çelik de Malatya’dan ba¤›ms›z milletvekili aday› olarak seçimlere girecek. Yine Abdi ‹pekçi cinayetinden hükümlü olan Yavuz Ceylan ‹stanbul 3. bölgeden ve Bahçelievler katliam›n›n sorumlusu ‹brahim Çiftçi ise Ankara’dan seçimlere giriyor. Siirt’ten ba¤›ms›z adayl›k için baflvuran Jet-Pa’n›n sahibi Fad›l Akgündüz’ün durumu da ayn›. Bir oranlama yap›ld›¤›nda Yüksek Seçim Kuruluna 207 tanesi ba¤›ms›z 8 bin 661 kiflinin baflvuruda bulundu¤u ve bunlardan dörtte birinin sab›kal› oldu¤u ortaya ç›k›yor. Bu adaylardan sadece 60 tanesinin sab›kas› adayl›¤›na engel oluflturacak durumda. Örne¤in Oral Çelik’in seçimlere kat›lmas›n›n önünde herhangi bir engel yok. Bunun nedeni ise Oral Çelik hakk›ndaki sab›kan›n bir Frans›z mahkemesi taraf›ndan verilmifl olmas›. Yaz›m›z›n bafl›nda da belirtti¤imiz gibi bu yaflananlar›n gösterdi¤i iki temel gerçek vard›r. Birincisi mecliste bulunanlar›n gerçekte kimleri temsil etti¤i; ikincisi de tüm burjuva partilerin bo¤azlar›na kadar afliret a¤alar›, korucu bafllar›, katiller ve mafya babalar› ile dolu oldu¤udur.


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

S›n›fsal yaklafl›m SEÇ‹MLER, FAfi‹ZM‹ MEfiRULAfiTIRMA YAPTIRIMIDIR ! SEÇ‹MLER‹ BOYKOT, FAfi‹ZME KARfiI ‹SYAN MAN‹FESTOSUDUR ! Oy vermek; Oyuna gelmektir, Onay vermektir ! De¤il siyasi, idari nitelikte bir seçim dahi olmad›¤›, “seçmek” fiiline biçimsel düzeyde bile ayk›r› düflen bir erken parlamenter seçtirme atmosferinde; komprador patron-a¤a devletinin faflist karakteri daha bariz örnekler ve verilerle kendini göstermektedir. Kemalist klik taraf›ndan yukar›dan afla¤›ya örülen, ideolojisi ve kurumlar›yla yap›land›r›lan faflist diktatörlük; “seçim” olgusunu, “cumhuriyet” ve “demokrasi” maskesinin bir gere¤i olarak oluflturulan meclisin fonksiyoner k›l›nmas› amac›yla 80 y›ld›r kullanmaktad›r. Tek parti döneminde (1923-1945) flimdiki “merkez yoklamas›” yöntemiyle yap›lan “seçimler”, çok partili düzene geçildi¤inden günümüze kadar ise flimdikine benzer bir sistem çerçevesinde düzenlenmekte, seçmen s›fat›yla sand›k bafl›na yönlendirilen halka cellad›n› seçme ifllemi yapt›r›lmaktad›r. Ola¤an ya da ola¤anüstü (erken) olsun, parlamento için yap›lan seçimlerin tümü; s›n›f mücadelesine müdahale ba¤lam›nda, hakim s›n›f klikleri aras›ndaki “iktidar” çat›flmas›n›n bar›flç›l ve yasal yollarla gerçekleflen görünümünden baflka bir fley de¤ildir. Bu yöntemle hem rejimin meflruiyeti perçinlenmekte, hem de halktan bu çat›flmaya taraf/alet olmas› sa¤lanmaktad›r. ‹stisnas›z bir biçimde tüm partilerin herkesi oy kullanmaya ça¤›rmas›n›n özünde, bu tezgah›n ilk amac›na hizmet yatmaktad›r. Seç(tir)imler; esas araçlar› konumundaki siyasi partilerle ilgili yasadan, kendi yasa ve kurallar›na kadar bütün ilgili düzenlemeleriyle tam anlam›yla formalite niteli¤i tafl›yan bir sistem dahilinde kotar›lmaktad›r. Demokrasinin önemli bir göstergesi olarak lanse edilen seçimlerin tümüyle anti-demokratik bir içerikte tezgahlanmas›; istikrar ad›na 2.5 parti, istenmeyenlerin önünün kesilmesi vb. nedenlerin yan› s›ra faflizmin do¤as›na ayk›r› bir yöntemi biçimsel düzeyde dahi becerememe “yetene¤iyle” aç›klanabilir. Parlamentoyu, bir parças› olarak hükümeti ve cumhurbaflkanl›¤›n› oluflturan memurlar›n görevi, emperyalizmin ufla¤› komprador burjuvazi ve toprak a¤alar› diktatörlü¤ünün idari ifllerini yürütmektir. Onlar, kendilerine dikte edilen, önlerine konan programlar do¤rultusunda “yasama” ve “yürütme” fonksiyonlar›n› icra etmekte, bunu yaparken klikler aras› çat›flman›n verdi¤i görüntüyle de ortak s›n›fsal ç›karlar›n›n gere¤i bir “meflru sistem” (ba¤›ms›z, egemen devlet) havas› yaratmaktad›rlar. MGK’n›n ifllevi de iflin içine militarist güçlerin üst düzey rütbelilerinin kat›l›m›yla oluflturulan daha kestirmeci, daha dolays›z bir müdahale organ› olmaktan ibarettir. MGK, bir tak›m çevrelerin, reformist, oportünist ak›mlar›n sakat tespitlerinin aksine, ayr› bir otorite ve esas gücü oluflturmamakta, hakim s›n›flar›n mevcut devlet örgütlenmesinde, t›pk› hükümet ve parlamento gibi kurumsal bir ifllev üstlenmektedir.

TSK, faflist diktatörlü¤ün tesisinden itibaren, kurucu s›fat›yla ve oluflturulan bask›/otorite sisteminin ana bilefleni olmakla, hakim s›n›flar›n silahl› örgütlü gücü olarak emperyalist savafl makinesinin ülkemiz topraklar›ndaki uzant›s›d›r. Bir bölük taburdan, bir tabur da alaydan ne kadar ba¤›ms›zsa, TSK da emperyalizmin ordular›ndan o kadar ba¤›ms›zd›r. 1960, 71, 80, 97’deki aç›k ve örtülü tüm müdahaleler, hakim s›n›f kliklerinin “seçim” gibi yasal bir yöntem yerine ivedilik arz eden durumlardaki hareket tarz›n›n (darbe) seçilmesi sonucunda gerçeklefltirilmifltir. Seçimler, hakim s›n›f klikleri aras›ndaki iktidar dalafl›n›n bir tezahürü fleklinde cereyan eden, ancak esas›nda s›n›f mücadelesinin seyrinin sonucu olarak gündeme getirilen bir “oyun”dur. Yönetememe krizinin, rejimin tehlikeye düflme halinin aç›k bir göstergesidir. 4-5 y›l gibi yasal aral›klar ise, ola¤an y›pranma, teflhir ve tecrit olma süreleri olarak tasarlanm›flt›r. Ancak bu durum ülkemizdeki gibi ço¤u kez daha k›sa süreli kar›flmalara ihtiyaç do¤urmufltur. Erken seçimler, t›pk› askeri darbeler gibi, emperyalistlerin faflist parlamenter sistemlere müdahalesi olarak alg›lanmal›d›r. 3 Kas›m 2002’de erken seçime gidilmesi, en aç›k biçimde, iflbafl›ndaki hükümetin iktidars›z hale gelmesi olarak de¤erlendirilmelidir. Emperyalist programlar›n faflist diktatörlük eliyle yürürlü¤e konmas› fleklinde özetlenebilecek hükümet icraatlar›, kitleler nezdinde ne kadar erken teflhir olursa iktidars›zlaflman›n süresi de o kadar demektir. Mevcut faflist partiler/koalisyonlar da bunu uzun ömürlü k›ld›klar› veya k›lacaklar› yönünde inand›r›c› olabildikleri oranda baflar›l› veya cazibeli kabul edilmektedir. Bu yenilenme ihtiyac›na etki eden önemli faktörlerden bir di¤eri de emperyalist efendilerin dünya ve bölgeler çap›nda bir tak›m plan ve operasyonlar›d›r. Nitekim bu ba¤lamda TC’yi erken seçime götüren etmenleri; emperyalist sömürü programlar›n›n uygulanmas› ve devletin buna uygun tahkimat›n›n tamamlanmas›, Ortado¤u’ya yap›lacak müdahaleler (Irak vd.), AB masal›n›n “inand›r›c›l›¤›n›” yitirmeyecek iliflkiler a¤›n›n bir takvim dahilinde sürdürülmesi olarak s›ralamak gerekiyor. Bütün bunlar, seçim tezgah›yla halktan vize alm›fl, bu manas›yla arkas›nda kitle deste¤i olan “güçlü” bir hükümeti gerekli k›lmaktad›r. Seçim faaliyeti de iflte bu üç temel mesele çerçevesinde has uflakl›k yapmaya talip olma yar›fl›ndan baflka bir fley de¤ildir. Tüm düzen partilerinin (belirli ölçülerde reformistler de dahilörne¤in HADEP) IMF-AB-ABD’ye ba¤l›l›k ekseninde (IMF programlar›na itaat, AB masal›nda ›srar, Irak sald›r›s›nda rol) kraldan çok kralc› bir söylemle ayn›laflmas› bu nedenden ötürüdür. Programdan öte, söylem düzeyinde ayn›laflan Kemalizmin de¤iflik tonlar›ndaki bu faflist partiler, esasen kitleler karfl›s›nda büyük ölçüde tefl-

27 Eylül-10 Ekim 2002

5

hir olmufl durumdad›rlar. Kendileriyle beraber, kulland›klar› kurumsal araçlar›n (parlamento, mahkemeler, belediyeler vd.) büyük bir bölümünün durumu da ayn› merkezdedir. En az y›prand›¤› iddia edilen, anketlerde bu flekilde gösterilen TSK’n›n da bütün özenli çabalara karfl›n, halk karfl›s›ndaki prestiji, eskiye göre oldukça zedelenmifl durumdad›r. “Yeni”lik palavralar› tutmamaktad›r. ‹nand›r›c› olamamakta, güven tesis edememektedirler. TC tarihinde emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n bu kadar aç›ktan cereyan etti¤i, iktisadi iflasa sürüklenildi¤i, temel hak ve özgürlüklerin bu denli pervas›zca gasp edildi¤i (cunta koflullar› hariç), halk›n bu kadar ac›mas›zca sömürüldü¤ü ve sefalete u¤rat›ld›¤›, yolsuzluklar›n böylesine yo¤unlaflarak ayyuka ç›kt›¤› bir dönem yaflanmam›flt›r. Özellikle son 10 y›ll›k panorama bu bak›mdan hayli a¤›r bir tablo sunmaktad›r. Bu süreçte mevcut ana kliklerin hepsi flu veya bu flekilde iktidardad›rlar. Tümü hem iktidar hem de muhalefette iken halk düflmanl›klar› tescillenen bir pratik sergilemifllerdir. Bütün bunlar›n fark›nda olarak emperyalistler ve onlar›n ülkemizdeki uflaklar› patron-a¤alar, baflkaca alternatifleri de olmad›¤›ndan eski y›ld›zlar› k›rparak “yeni”ler yaratmaya çal›flmakta, AB masal›n› dillerine dolamakta, emperyalist savafl politikalar›, sald›r› ve iflgallerinden yararlanmaya kalk›flmakta, yetmedi¤i noktada da “felaket” senaryolar› tehdidiyle halk›m›z› boyun e¤meye zorlamaktad›rlar. Tek parti iktidar› arzulamakta, ya da DSP-MHP-ANAP olay›nda denedikleri gibi AKP-CHP ve hatta DYP gibi kombinasyonlar ile “güçlü” veya ana renklerden bileflimle genifl tabanl› koalisyon hesaplar› yapmaktad›rlar. fiimdiden, yapt›klar›/yapt›rd›klar› anketlerle bunun ayaklar› örülmekte, gelece¤e yat›r›m olarak ›rkç›-floven tandansl› yeni örgütlenmelerin (Genç Parti) haz›rl›klar› da yap›lmaktad›r. Ayr›ca, emperyalist paylafl›m-iflgal masalar›nda “Kürt Kart›” olarak kullan›lmaktan gayr› bir hedefi kalmayan HADEP gibi reformist partileri de yedeklemeyi ihmal etmemektedirler. Faflizmin oyunlar›na figüran olmaktan aktörlü¤e terfi etme hesaplar›ndakilerin yanlar›na katt›klar› EMEP, SDP gibi (ÖDP, SHP, TDP, S‹P/TKP de farkl› de¤il) parlamentarizmin bata¤›ndakiler de kaç›n›lmaz kaderlerini yafl›yorlar. Bunlar›n ittifak ad›na yapt›klar› burjuva pazarl›kç›l›klar› ve ayak oyunlar› ile parlamentoya çabuk uyum sa¤layacaklar› ortaya ç›km›flt›r. SHP ve TDP gibi faflist parti art›klar› bir yana, di¤er “sosyalist”, “komünist” etiketliler ise “sosyalist geçinenler derne¤i” olarak yaflamay› tercih etmektedirler. Bunlar›n, ne devrim ne iktidar ne de sosyalizm gibi bir dertleri vard›r. Faflizmin ah›r›ndan medet umanlar›n halka verecekleri umutlar› dahi yoktur. 57. ile 58. hükümetler aras›nda, programlar›ndaki ayr›nt›lar düzeyinde dahi hiçbir de¤iflikli¤in olmayaca¤› gerçe¤i; hakim s›n›f ak›l hocalar›n›n, burjuva bas›ndaki kalemflörlerin hemfikir olduklar› bir konu durumundad›r. De¤iflmeyecek ancak artacak olan›n ne oldu¤u konusunda k›sa bir aç›l›m yapacak olursak; daha az ücret, daha çok zam, daha çok vergi, daha çok iflsizlik, daha çok bask›, daha çok iflkence, gözalt› ve tutuklama, daha az sosyal hizmet, daha büyük yoksulluk ve yolsuzluk vb. Ço¤u sefer oldu¤u gibi bu seçimler öncesinde de; baraj tart›flmalar›, önseçim komedisi, merkez yoklamalar›, aday seçimi/pazar›,

ittifak pazarl›klar›, transferler, küskünler hareketi, erteletme giriflimleri, adaylar›n mesleki kompozisyonu, adli sicil durumlar›, YSK’n›n engellemeleri vb. bir dizi olay› ve gündemiyle komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n temsilcili¤ine soyunanlar›n rezaleti ve sefaleti sergilenmektedir. Kitleler; son dönem parlamentosunda olmad›¤› için k›smen semiren, K. Dervifl’li, B. Meral’li, Y. Nuri’li palyaçolar›yla boy gösteren CHP ile MNP-MSP-RP-FP çizgisinin 28 fiubat ma¤duriyetinden iradesi çökertilerek ç›kan ve ABD icazetiyle yeniden kal›ba dökülerek parlat›lan AKP’sine belli oranda yönelenler ve di¤er hakim s›n›f partilerinin “kemik oy” diye nitelendirilen menfaat iliflkileri, afliret, tarikat ba¤lant›lar› vb. içinde bloke edilen kesimler d›fl›nda, büyük oranda düzen partilerine tepkili durumdad›rlar. Oy vermeyece¤ini beyan edenler ile karars›zlar›n bütün anketlerde yüzde 50’lilere varan bir oran tutturmalar› bu durumu aç›klamaktad›r. Kald› ki AKP, CHP ve hatta GP gibilerine gidecek “tepki” oylar› denilirken ifade edilen, asl›nda düzene/devlete tepki oylar›d›r. Yine de oyuna alet olunmakta ve faflist partiler iktidar olacak kadar yükünü tutabilmektedirler. Bunun bir di¤er nedeni de Marksist-Leninist-Maoistlerin alternatif bir güç oluflturamamas›d›r. Bu yüzden boykot takti¤inin elde edebilece¤i oran, seçim aflamas›na gelindi¤inde etkili bir seviyeye ulaflamamaktad›r. Bu koflullar alt›nda kitlelerin gerisine düflerek, seçim aldatmacas›na karfl› boykot tavr› gelifltirmemek gericiliktir. Oy pusulas›nda herhangi bir partinin alt›na vurulacak her mühür, faflizmin parlamento maskesine yap›lacak makyaj› tazelemektir. Seçim sahtekarl›¤›na, kand›rmacas›na ortak olmak, halk›n iradesini tescil ettirmek ad› alt›nda demokrasicilik oynanmas›na hizmet etmektir. Reformistlerin meclise halk›n taleplerini savunan adaylar› sokma (HADEP gibileri iktidara Kürt rengi katmay› hesapl›yor), baz› oportünist çevrelerin ise asl›nda bu partilere öykünürcesine “ba¤›ms›z aday” takti¤iyle seçimlere girmesi, bu tezgah›n utangaçça kabulünden baflka bir fley de¤ildir. Faflizm, seçime ifltirak yoluyla kendi meflruiyetini oylamaktad›r. Buna bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktad›r. Efendilerinin 11 Eylül sonras›nda harlad›klar› ateflin bütün dünyay› sarmalad›¤› bir süreçte, daha fazla kana ihtiyaç duyulan bir dönemde, halka karfl› iflleyecekleri suçlara halk› ortak etmek istiyorlar. Buna vize verilmesini talep ediyorlar. Hiçbir takti¤i mutlaklaflt›rm›yoruz, hiçbir mücadele biçimini de reddetmiyoruz. Ancak parlamentonun kitleler taraf›ndan kendili¤inden boykota tabi tutulma e¤iliminin yüksek oldu¤u koflullarda, alternatif olma yolunda bile umut oluflturamamam›z›n da etkisiyle kitleleri düzen içine çekme ve oyuna dahil etme anlam›na gelecek boykot harici bir tutum/taktik burjuva parlamentosunun meflrulu¤una hizmet olacakt›r. Proletarya partisinin s›n›f mücadelesine at›ld›¤› 1972’den bu yana seçimlerin sürekli ayn› taktikle karfl›lanmas›, otomatik/dogmatik bir refleks olarak de¤il, somut koflullar›n bir sonucu olarak kavranmal›d›r. Komünistlerin her somut durumda belirleyece¤i taktikler aç›s›ndan iflleyen tek bir yasa vard›r, o da saptanacak politik tutumun s›n›f mücadelesine hizmet edip etmemesi, yani devrimi ilerletecek koflullar› yarat›p yaratmamas›d›r. Bir baflka deyifl-

le, sorun; kitlelerin devrim mücadelesine kazan›lmas› ve halk savafl›na yönelmesi için hangi politik takti¤in elveriflli flartlar do¤uraca¤›d›r. Devrimin büyük çapl› bir ideolojik kampanya ile alternatif olmaktan ç›kar›lmaya çal›fl›ld›¤› koflullarda; can çekiflme krizleri artan emperyalizmin, bütün kurumlar›yla çürüyen faflizmin içinde bulundu¤u durumda; düflman›n nafile çabalar›n› erkenden bofla ç›karman›n flartlar› her zamankinden fazla bulunmaktad›r. Kitleleri, kendi kaderlerini bu kadar bilinçsizce egemenlere peflkefl çektirmemek do¤rultusunda aktif bir tutum tak›nmaya, oy vermemeye ça¤›rmal›y›z. Boykot, faflizme karfl› isyan manifestosu olarak kavranmal›d›r. Boykot, pasif de¤il aktif bir eylem biçimi olarak bilince ç›kar›lmal›d›r. Boykot, faflizmin aç›ktan reddi, halk›n aç›kça meydan okumas› olarak görülmelidir. Boykot, ne köle ne de kurban olunaca¤›n› hayk›rmak ad›na gerçeklefltirilmelidir. Boykot, faflizmin oyununu bofla ç›karma eylemidir. Boykot, acizli¤e, çaresizli¤e, umutsuzlu¤a karfl› bir yan›t olmal›d›r. Boykot, sömürüye, zulme ve iflkenceye devam vizesi vermemenin ad›d›r. Boykot, seçim arenas›nda halk düflmanlar›yla hesaplaflmak demektir. Boykot, bu düzenin y›k›laca¤›, demokratik halk iktidar› kurulaca¤›na inanc›n yüksek perdeden ilan›d›r. Seçim dönemleri, bütün s›n›flar için siyasi duyarl›l›¤›n artt›¤› evrelerdir. Hakim s›n›flar kendilerini pazarlarken öncelikli vurguyu hep düzenlerini sahiplenmeye yapmakta ve ortak biçimde rejimlerinin propagandalar›n› yürütmektedirler. Ne var ki, faflist parti sözcülerinin birbirleri aleyhine sarf ettikleri sözleri, suçlamalar› birlikte okundu¤unda, bu düzenin ortak resmi ortaya ç›kmaktad›r. Birbirlerini vurguncu, rüflvetçi, yolsuzlukçu, iflbirlikçi, soyguncu, anti-demokratik, sömürücü, bask›c›, yalanc›, sahtekar, hain, katil, tak›yyeci vb. s›fatlarla nitelerken ortak kimliklerini sergilemifl oluyorlar. Bu zemin, faflizmin etkili bir biçimde teflhir edilmesi ve devrim alternatifinin gösterilmesi için önemli avantajlar sunmaktad›r. En etkili ajitasyon, propaganda ve teflhir araçlar› kullanarak faaliyet yürütmeliyiz. Seçim kampanyalar›yla oluflan ilgi ortam›ndan, kitlelerin bir araya gelifl koflullar›ndan iyi yararlanmal›y›z. Oy kullanman›n, kiflinin kendi üzerindeki her türlü tasarruf hakk›n›, bundan önceki pratikleriyle tescilli halk düflmanlar›na vermesi anlam›na gelece¤i iyi anlat›lmal›d›r. Seçim tezgah›nda ö¤ütülmeye karfl› ç›kma onurunu tafl›man›n önemine vurgu yap›lmal›d›r. Faflist devletle hesaplaflman›n ilk ad›m›n›n, onun ihtiyac› olan deste¤in verilmemesi ile at›laca¤›n›n alt› özellikle çizilmelidir. Seçimleri boykot kampanyam›z, faflist rejimin bütün nitelikleri ile en genifl ve aç›k bir biçimde teflhiri ile birlikte, kuraca¤›m›z demokratik halk iktidar› ve sosyalizmin etkili ve somut bir biçimde anlat›m›n› da içermelidir. Devrimin sonuçlar› ve uygulamalar›, her alanda izlenecek somut politika ve taktiklerimiz kitlelere aç›klanmak zorundad›r. Politik faaliyette inand›r›c› ve ikna edici olman›n en önemli özelliklerinden birisinin, çözümü/alternatifi de net bir biçimde ifade etmek oldu¤u unutulmamal›d›r.


27 Eylül-10 Ekim 2002

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

6

Yine KESK eylemleri, yine polis terörü Gerek sendikal faaliyetleri gerek ekonomik talepleri için 12 y›ldan bu yana

da yine devlet sillesine maruz kald›lar. KESK ve hükümet ara-

mücadele eden kamu emekçileri, yeni bafllayan e¤itimö¤retim y›l›n›n ilk haftas›n-

s›nda 15 A¤ustos’tan bu yana süren toplu görüflme pazarl›klar› sonuç vermeyince

Geçti¤imiz haftalar›n en çok konuflulan konular› aras›nda Türk-‹fl Genel Baflkan› Bayram Meral’in Dervifl’li CHP’ye üye olmas› ve bunun ard›ndan yapt›¤› aç›klamalar yer ald›. Bir yandan emekçilerin temsilcisi oldu¤unu iddia eden bir konfederasyonun genel baflkan› olan Bayram Meral’in di¤er yandan tüm dünya iflçilerinin katili olan, iflçi s›n›f›n›n tepkisini alan IMF’nin en önemli flahsiyetlerinden biri ile ayn› partiye üye olmas› ve ald›¤› görevi lay›k› ile yerine getirece¤ine söz vermesi oldukça çeliflkili bir durumdur. ‹flçi ve emekçiler ile onlar›n bafl düflman› IMF’nin adlar›n›n yan yana telaffuz edilmesi dahi çok zorken böylesi iki tarafl› oynayabilmek Bayram Meral gibi sat›lm›fl sendika a¤alar›na has bir özellik olsa gerek. Yer ald›¤› her iflçi mitinginde a¤z›ndan köpükler saçarak, IMF karfl›t› sloganlar› hayk›rarak binlerce kitleyi arkas›na alan ve bu büyük kitlenin s›rt›ndan palazlanan Bayram Meral’in bugünkü son prati¤i onun halk ve emek düflman› sat›lm›fl yüzünü aç›kça ortaya koymaktad›r. IMF’nin

tahsildar› Kemal Dervifl ile tokalaflarak en has özellefltirme savunucusu CHP Genel Baflkan› Deniz Baykal’›n ellerinden IMF rozetini yakas›na tak›veren Bayram Meral art›k emek düflman› politikalar›n Türkiye iflçi s›n›f›na kabul ettirilmesinde en önemli rolü oynayan insanlardan biridir. Önceden sendikac› kimli¤inin ve patronlarla yapt›¤› toplant›lar›n kap›lar› arkas›na gizlenen halk düflman› yüzü bu prati¤i ile tüm ç›plakl›¤›yla gözler önüne serilmifltir. Türk-‹fl’in ve Bayram Meral’in bundan önceki yapt›klar›na bakt›¤›m›zda da asl›nda farkl› bir amaca hizmet etmediklerini rahatl›kla görebiliriz. Ancak bugün bu geliflmelerden sonra ortaya iyice ç›kan tek gerçeklik çok aç›k bir flekilde Bayram Meral’in art›k IMF politikalar›n›n birinci derecede uygulay›c›s› ve temsilcisi oldu¤udur. Sendikalar genel anlamda bak›ld›¤›nda iflçileri ve üyelerini korumak için oluflturulan örgütlerdir. Ama Türkiye’de yaflanan gerçekliklere bakt›¤›m›zda sendikalar›n bu ifllevini adeta yitirdi¤ini ve

KESK’li emekçiler bir dizi eylemlere bafllam›flt›. Yeni e¤itim dönemi vesilesiyle yap›lan bir törende gazetecilerin sorular›n› yan›tlayan Milli E¤itim Bakan› Necdet Tekin’in sözleri kamu emekçileri taraf›ndan tepkiyle karfl›land›. Gazetecilerin “memur ücretlerinin düflük olmas›ndan dolay› bugün bordrolar›n› yakacak. Nas›l de¤erlendiriyorsunuz?” sorusuna “bütçemiz bellidir, bizim fazla yapaca¤›m›z bir fley yok. Memurlar isterlerse kendilerini yaks›n, isterse bordrolar›n›” diye cevap veren bakan›n ay›b›n› örtmekse ‹stanbul Valisi Erol Çak›r’a düfltü. Çak›r “say›n bakan›m demeciniz yanl›fl anlafl›labilir” deyince Tekin ka-

mu emekçilerinin taleplerine ne derece duyars›zl›¤›n›n a盤a ç›kmas›n› kapat›rcas›na söyleminin mecazi oldu¤unu eklemeyi de unutmad›. Bülent Ecevit taraf›ndan yay›nlanan ve “sendikal faaliyetlerin engellenmesini” içeren yasakç› genelgenin geri çekilmesi isteyen ve sadaka gibi ücret zamm›n› protesto eden kamu emekçileri çeflitli illerde bordro yakma eylemleri yapt›. Çocuklar› için krefl aç›lmas› ve do¤um izninin 18 haftaya ç›kar›lmas› gerekti¤inin dile getirildi¤i bas›n aç›klamalar›n› yapan kamu emekçileri, baz› illerde gözalt› ve polis sald›r›lar›na maruz kald›. Okullar›n ilk aç›ld›¤› hafta çeflitli eylemlerin yap›ld›¤› ‹stanbul, Ankara,

Bayram Meral’in CHP üyeli¤i ve sonuçlar› emekçilerin ekonomik sorunlar›n›n peflinde koflan ve onlar› da bu mücadeleye yani sadece ekonomik mücadeleye sevk eden örgütler haline geldi¤ini görüyoruz. Bayram Meral ve onun gibi sat›lm›fl sendikac›lar›n bugüne kadar yapt›klar› da dönem dönem direniyormufl süsü vererek; dönem dönem de çok aç›ktan iflçileri satmak olmufltur. Devletin dayatmalar› sonucu iflçilerde oluflan tepkiler üzerine yap›lan iflçi mitinglerinde sürekli IMF’ye at›p tutan Bayram Meral’in buradaki amac› da bol vaatli sahte konuflmalarla insanlar› galeyana getirmek ard›ndan da varolan tepkiyi törpülemekti. Bu politikalarla ayr›ca verilmek istenen bir di¤er mesaj da “biz direndik ama olmad›. Bu flartlar alt›nda hükümetin verebilece¤i en iyi ücret bu. Buna raz› olun” söylemidir. Krizin ilk olarak ortaya ç›kt›¤› dönemlerde patronlarla birlikte yapt›¤› bir toplant›n›n ard›ndan emekçilerinin zam talepleri karfl›s›nda “krizden etkilenen patronlar› da

düflünmek laz›m” diyerek hangi s›n›f›n ç›karlar›n› savundu¤unu ortaya koyan Bayram Meral son pratikleri ile bu emek düflman› duruflunu iyice netlefltirmifltir. Sendikac›lar›n görevi devletin, iflçi düflman› egemen s›n›f örgütlerinin karfl›s›nda emekçilerin haklar›n› savunmak olmas› gerekirken; Bayram Meral bunun tam tersi bir prati¤e girerek bu politikalar›n bizzat uygulay›c›s› olmay› tercih etmifltir. Zaten hiçbir dönem söyledikleri ile yapt›klar› birbirini tutmayan Bayram Meral’in CHP’ye neden üye yapt›r›ld›¤›, seçimlerin yaklaflt›¤› böyle bir süreçte neden CHP’nin di¤er partilere göre daha fazla öne ç›kar›ld›¤› konusunda birçok yaz›m›z daha önceki say›lar›m›zda yay›nlanm›flt›. IMF’nin bugünkü flartlar alt›nda en iyi at oynatabilece¤i parti olarak CHP’yi seçmesi, Kemal Dervifl’in önce Yeni Türkiye’ye yaklaflmas›na ra¤men sonra CHP’ye üye olmas›, onun d›fl›nda sanatç›lardan din adamlar›na birçok

Bursa, Hakkari, Urfa, Batman, Van, Diyarbak›r, Adana, Erzincan’da bordro yakma ve bas›n aç›klamalar› yapan kamu emekçilerine müdahale olmazken baz› illerde ise sald›r› ve gözalt›lar yafland›. Mersin’de KESK fiubeler Platformunun yapt›¤› eyleme sald›ran polisler aralar›nda 4 sendika yöneticisinin de bulundu¤u 12 kifliyi gözalt›na ald›. Sald›r›y› protesto eden kamu emekçileri yine polis ablukas›na al›n›rken BES fiube Baflkan› da gözalt›na almak istedi. 19 Eylül’de Artvin’de yap›lan bas›n aç›klamas›nda 9 E¤itim-Sen üyesi, Bitlis’te bordrolar›n› yakmak isteyen 7 KESK üyesi gözalt›na al›nd›.

kiflinin CHP’ye ça¤r›lmas› emperyalizm taraf›ndan planlanan bir oyunun ad›mlar›d›r. Burada en önemli konu Bayram Meral’e bu tabloda düflen görevdir. Meral’in görevi kendisini mecliste iflçilerin temsilcisi, onlar›n haklar›n›n savunucusu olarak göstererek emekçilerde geliflebilecek tepkileri bir nebze de olsa bertaraf edebilmektir. Muhtemelen iflçilerin-emekçilerin aleyhine olan her yasada Bayram Meral sözde ortay› bulmaya çal›flacak, tepki gösterecek ve iflçilerin haklar›n› savunur bir pozisyona girecektir. Bu kararlar›n aç›klanmas›nda da yine Meral kullan›lacak ve “Elimizden geleni yapt›k. Hükümetin içinde bulundu¤u durumu da göz önüne alarak sizlerden fedakarl›k bekliyoruz” diyerek sözlerini noktalayacakt›r. Sab›r ve fedakarl›k her zaman oldu¤u gibi emekçilerden istenecektir. Bu Deniz Baykal’›n IMF’ye yaranmak için söyledi¤i “IMF politikalar›n› di¤er partiler uygulad›¤›nda sorun ç›kabiliyor. Bir de biz uygulayal›m” cümlesindeki amaçla ayn› amac› güden bir politika-

d›r. Bayram Meral de bir yandan IMF’nin en sad›k adamlar›ndan biri olma ve pastadan daha fazla pay kapma heyecan› ile hareket ederken bir yandan da iflçilerin haklar›n› savunur gibi görünerek insanlar› “belki düzeltir”, “adam bizim için mücadele ediyor, direniyor belki bir fleyler yapar” beklentisine sokmay› amaçlamaktad›r.. Bu yaflananlar karfl›s›nda emekçilerin bir k›sm›nda Bayram Meral’e ve CHP’ye karfl› bir tepki oluflurken bir k›sm› da gerçekten bekleme psikolojisine girmifl durumdad›r. Ve bu yaflananlar birçok insanda da bir güvensizlik do¤urmufltur. Kendini “bu memlekette bir fley olmaz, hiçbir fley düzelmez” fleklinde ortaya koyan bu güvensizli¤i devlete karfl› bir güvensizli¤e ve kendi gücüne karfl› bir güvene dönüfltürecek olan devrimci sendikac›lar›n sürece yaklafl›mlar›, müdahaleleri ve insanlara ulaflmas› ile ilgilidir. Varolan bu y›lg›n ve güvensiz havan›n da¤›t›lmas› ve Bayram Meral gibi emek düflmanlar›n›n teflhir edilmesi bizlerin önünde duran bir görevdir.


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

7

27 Eylül-10 Ekim 2002

Demiryollar› siyasilerin rant kap›s› oldu Zarar etti¤i gerekçesiyle özellefltirilmek istenen ve son iddialarla birçok dolab›n döndü¤ü ortaya ç›kan TCDD’ye ait araziler MHP’li siyasilerin kullan›m›na aç›larak peflkefl çekildi. Peflkefl çekilmedik, özellefltirilmedik ve yolsuzlu¤un bulunmad›¤› neredeyse tek bir kamu kurumu b›rakmayan devlet, bu kervanlar›na yeni halkalar ve yollar açman›n peflinde. Belirli bir siyasi çevrenin rant›na aç›-

ç›kan TCDD’ye ait araziler MHP’li siyasilerin kullan›m›na aç›larak peflkefl çekildi. Özellikle benzin istasyonlar› kurulmak için ‹stanbul baflta olmak üzere bir çok ilde trilyonluk de¤erdeki TCDD arsalar› çok ucuz bir de¤ere ya da

lerin d›fl›nda tutularak yine bu yak›n dost çevresine aç›l›yor. Ulaflt›rma bakanl›¤›nda çal›flan bir müfettiflin öne sürdü¤ü iddialarla ortaya ç›kan bu usulsüzlükler birçok örnekte kendini ortaya ç›karm›fl durumda. Örne¤in, Sir-

büyük zararlar verecek flekilde bir otogaz istasyonunu ruhsats›z olarak iflletmeye açmas›na izin verildi. Bu durumda sözleflmenin feshedilmesi gerekirken, TCDD 35 y›ld›r kiray› düflük tutarak sözleflmeyi fes-

sonra TCDD’nin yöneticileri taraf›ndan iptaline karar verildi. ÖZELLEfiT‹RME TASARISI MECL‹STE Bu yolsuzluk örnekleri sürüp giderken, y›llard›r özellefl-

lefltirmenin önünü açmalar›n›n kurumu zarardan kurtaraca¤› iddias›nda. Öte yandan Ulaflt›rma Bakanl›¤›’na sunulan demiryollar› kanun tasar›s› flu anda görüflülmek üzere mecliste bekliyor. E¤er kanun bü-

hetmedi. Di¤er bir durumsa Ankara Celal Bayar Bulvar› üzerinde bulunan petrol ofisi üzerinden MHP’li fienyurt Belediye Baflkan›’n›n TCDD arazisi üzerine kendisine ait bir villa ile turistik tesisler infla ederek kullan›m›na aç›lmas›d›r. Arazilerin peflkefl çekilmesine örnekler sürüp giderken, ihalelerde yaflanan usulsüzlüklere de bir örnek verelim. TCDD’nin açm›fl oldu¤u tafl›nmaz mallar iflletmesini A¤ustos Turizm kazan›rken, bu firman›n ihalesinin kazan›ld›ktan 7 ay

tirilmesi planlanarak “zarar ediyor” gerekçesini öne sürenler gerçekten de demiryollar›n› sonuna kadar kullan›p siyasi çevrelerine olanaklar›n› açarak zarar ettirirken, bir süre sonra demiryollar›n›n kendili¤inden zarar etti¤i öne sürülerek özellefltirme çal›flmalar› böylece h›z kazanm›fl olacakt›r. Rant kap›s› haline gelen kamu kurumlar›nda yaflananlar ortaya ç›kmas›na ra¤men, yapt›klar›n› savunanlar da yok de¤il. TCDD Genel Müdür Yard›mc›s› Orhan Y›ld›r›m, özel-

yük bir ço¤unlukla kabul görürse özellefltirme çal›flmalar› bafllat›lacak. Böylece y›llard›r siyasilerin bekledi¤i hayal gerçekleflmifl olacakken, birçok insan›n ulafl›m›nda kolayl›k ve ucuzluk sa¤layan demiryollar›nda hem insanlar›n bütçesi daralt›lacak hem de kullan›m› en riskli ve kalabal›k olan otoyol kullan›m› teflvik edilmifl olacakt›r. Daha baflka birçok ç›kar için özellefltirilmesi planlanan TCDD’nin trenleri böylece siyasilerin raylar›na yönelmifl olacak...

Belirli bir siyasi çevrenin rant›na aç›lan ve suyu çekilene kadar kullan›lan son adres bu kez TCDD oldu. lan ve suyu çekilene kadar kullan›lan son adres bu kez TCDD oldu. Zarar etti¤i gerekçesiyle özellefltirilmek istenen ve son iddialarla birçok dolab›n döndü¤ü ortaya

karfl›l›ks›z olarak TCDD’nin yönetiminde bulunan kiflilerin “yak›n dostlar›na” sunuluyor. Yap›lan ihalelerde ise, yönetime yak›n olmayan flirket ya da kifliler ihale-

keci’de bulunan Shell Benzin istasyonu, demiryollar›yla yapt›¤› sözleflmeyi dikkate almayarak önündeki bahçenin alt›na, yönetmeli¤e ayk›r› olacak ve çevreye çok

Maden sahalar› özellefliyor Türkiye’de önemli bir yere sahip yeralt› zenginlikleri emperyalistlerin ifltah›n› sürekli olarak canl› tutarken, enerji kaynaklar› ve madenlerin üzerinde oynanan oyunlara her gün bir yenisi daha ekleniyor. En son, meclisten ç›kart›lan maden yasas› ile peflkefl çekimi “kanunlara uygun” hale getirilirken, tasarruf tedbirleri “büyüme” aldatmacas›na büründürülerek birçok kurumun tasfiyesi Maden gidildi. Bunlardan IMF heyetine en çok vesahalar› özel yoluna rilen niyet sözleri aras›nda bulunan ise enerji sektöflirketlere ründeki özellefltirmeler olsa gerek. Y›llarca Türkide¤erlerinin ye’yi arka bahçe olarak at›k durumunda kullanan emperyalistlerin son iste¤i de yerine geliyor. Maden çok alt›nda sahalar› özel flirketlere de¤erlerinin çok alt›nda ihaihale ile le ile devrediliyor. Türkiye Kömür ‹flletmelerinin devrediliyor. tasfiye karar›n› alan devlet, özellikle Dünya Bankas›n›n gözünü dikti¤i linyit yataklar›n›n bulundu¤u maden sahalar›n› ihaleye ç›kart›yor. Buna göre, “belirli bir süre” olarak belirtilen özellefltirmeye sunulan ihale sahalar› aras›nda Erzurum’un Oltu ve Aflkale, Çorum’un Alpagut, Tekirda¤’›n Saray ile Göynük ‹flletmeleri bulunuyor. Yap›lacak olan ihaleler ise 30 Eylül ile 13 Aral›k tarihleri aras›nda gerçeklefltirilecek. Bu sahalarda çal›flan iflçilerin “belirli bir sürelik” sonu ise, Türkiye iflsizler nüfusuna eklenen yeni rakamlar› ço¤altacak yaln›zca. Ve her dedi¤ini yapt›ran emperyalistler bu iflin sonunda en karl› ç›kanlar olarak kredi vaatlerini biraz daha pembeye buland›rarak Türkiye’ye sunmaktan bir fley kaybetmeyecek.


27 Eylül-10 Ekim 2002

8

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

F›nd›k taban fiyat› üreticiye zulüm oldu

Yaklafl›k 5 milyon kiflinin geçimini f›nd›ktan sa¤lad›¤› Türkiye’de, t›pk› bu¤dayda, üzümde vb’de oldu¤u gibi bu y›l da f›nd›¤a verilen taban fiyat› üreticileri ezdi geçti. Daha önceleri f›nd›k hasat mevsimi gelmeden duyurulan taban fiyat›, geçen sene yafland›¤› gibi bu y›l da IMF’ye verilen sözler do¤rultusunda belirlenirken, taban fiyat 1 milyon 650 bin lira olarak aç›kland›. Günlerdir özellikle Ordu ve Gi-

resun’da üreticilerin protestolar›na sahne olan ve f›nd›¤›n› kap›da bekleterek her an f›nd›k fiyatlar›n›n aç›klanmas› halinde f›nd›¤›n› F‹SKOB‹RL‹K’e verme umudunda olan üretici, periflan oldu. Maliyeti 2 milyon 41 bin lira olan f›nd›kta en az 2 milyon lira beklenirken, üreticinin eme¤i yine heba oldu. Pazara indi¤i 12 Eylül 2002 tarihinden itibaren 1 milyon 600 bin liradan ifllem gören f›nd›k, kimi gün 150 bin lira

düflerek 1 milyon 450 bin lira seviyesine inerken, baz› yerlerde 1 milyon liraya kadar bir düflüfl gerçeklefltirdi. -Y›ll›k ortalama 550-600 bin ton kabuklu f›nd›¤›n üretildi¤i ve dünya f›nd›k üretiminin %75’ini karfl›layan Türkiye’de f›nd›k taban fiyatlar›n›n beklenenden uzunca bir zaman sonra aç›klanmas› üreticinin tefeci-tüccar›n eline düflürülmesi, elbette ki yaln›zca “kaynak s›k›nt›s›ndan” de¤il. Yine ABD’nin bafl›n› çekti¤i tar›m politikalar›n›n sonucunda her y›l taban fiyat› ve f›nd›k üretimi bir önceki y›la göre geriliyor. Hat›rlayacak olursak geçen sene de ayn› oyunlar tekrarlanm›fl ve f›nd›¤›n ihracat›nda gerçeklefltirilen aflatoksin iddias›ndan, birçok nedene kadar f›nd›klar geri gönderilmifl ve alternatif ürün uygulamas›n›n da hayata geçirilmesiyle f›nd›k üreticileri f›nd›k ekiminden vazgeçirilmek istenmiflti. Devletin bahanesi, f›nd›kta “stok sorunu var” diyerek köylüye ekonomik kay›p oldu¤u yalan›n› yutturmak olurken, Dünya Bankas›’n›n iste¤i ise ortaya at›lan alternatif ürün

kapsam›nda Türkiye’deki f›nd›k üretimini bitirmektir. DB bu amaçla Karadeniz Bölgesi’ndeki düz arazide bulunan f›nd›k bahçelerinin sökümü için 160 milyar dolar kredi vermekten bile kaç›nmam›flt›r(!) DB’nin f›nd›¤a karfl› alternatifi ise, ABD bademi. Böylece f›nd›k üretimini önce alternatif ürünle yavaflça k›s›tlayan, daha sonras›nda tamam›yla bitirmek isteyen emperyalistlerin amac› gerçeklefltirilmifl olacak. Bu rüya içinde F‹SKOB‹RL‹K’in de özellefltirilmek istenmesi ve taban fiyat döneminde üreticiye “kaynak yok” laf›n›n s›k s›k dillendirilerek f›nd›k ekiminin unutturulmaya çal›fl›lmas›, bugün geç aç›klanan f›nd›k taban fiyat›nda kendini gösteriyor. Taban fiyat›n› geç ve maliyetinin alt›nda bir rakamla aç›klayan devlet, üreticiyi s›k›nt›ya sokarak alternatif ürüne yönelmesini istiyor. Bakanlar Kurulu’nun taban fiyat için toplanmas›, baz› milletvekillerinin yaklaflan seçimler öncesi oy toplamak için meclisin önünde oturma eylemi yapmas› da bofl. Çünkü karar IMF ve DB’den bekleniyordu.

“AÇIKLANAN TABAN F‹YATI DÜZEN‹N B‹R SONUCUDUR” Taban fiyat›n›n öncesinde yaflanan geliflmeler üreticinin gündeminde böyle yer al›rken, taban fiyat›n›n 1 milyon 615 bin lira olarak aç›klanmas›n›n ard›ndan üreticiye de¤il tüccara endeksli olarak fiyat aç›klamas›n›n yap›ld›¤› ortaya ç›kt›. Brüt 1 milyon 750 bin lira olarak aç›klanan ancak yap›lacak kesintilerle net 1 milyon 615 bin liraya inen f›nd›k fiyat›, üreticilerin tepkileriyle karfl›land›. Terme Ziraat Odas› Baflkan› Yetkin Karamollao¤lu yapt›¤› aç›klamada köylünün ma¤dur edildi¤ini vurgulayarak “köylü IMF’ye sat›ld›¤› gibi onun yerli uflaklar›na da sat›lm›flt›r. Aylard›r ekonomiden sorumlu bakan›n neden kuflat›ld›¤› flimdi daha iyi anlafl›l›yor. Bu fiyat›n sömürü düzeninin bir sonucundan baflka bir fley oldu¤unu söylemiyorum” dedi. Ordu Ziraat Odas› Baflkan› Ali Kaya da aç›klanan fiyatla üreticilerle dalga geçildi¤ini hat›rlat›rken, Giresun Ziraat Odas› Baflkan› Özer Akbafll› da “böyle fiyat› hiç aç›klamasalard› daha iyi olurdu” diyerek tepkisini ortaya koydu.

“Köylünün bel kemi¤ini k›rd›lar” Gümüflhac›köy’de yeni kurulan Tür Köy-Sen ilçe baflkan› ile kurulufl amaçlar›n› ve yöredeki tar›m politikalar›n› konuflarak Gümüflhac›köy’e ba¤l› Bademli köylülerinin ve so¤an üreticilerinin s›k›nt›lar›n› kendilerinden dinledik. Ve yapt›¤›m›z görüflmeler sonucunda gördük ki, devlet kula¤›n› köylünün sorunlar›na ne kadar t›karsa t›kas›n üreticinin öfkesi bir gün o kulaklar› sa¤›r edecek kadar fliddetli. Artan mazot, gübre, ilaç fiyatlar› derken bir de buna eklenen faizli paralar, mahkeme kap›lar› üreticileri art›k ayakta duramaz hale getirmifl. Yaflananlar›n sonucundaysa t›pk› Gümüflhac›köy’de oldu¤u gibi üreticiler tek çareyi göç ederek yaflama umudunu büyük kentlerde aramaya koyulmufl. - Bize kurulufl amac›n›z› anlat›r m›s›n›z? Tür Köy-Sen Gümüflhac›köy fiube Baflkan› Zeynel Karaa¤aç; Bizim amac›m›z tar›m politikalar›ndaki yanl›fl uygulamalara dur demek. Bunun için kurulduk. fiu anda hükümetin köylüye pek deste¤i yok. “Köylü milletin efendisi” demifller ama uygulanan kotalar, yüksek faizlerle köylü flu anda bitirilmifl durumda. Ta-

r›m enkaz› alt›nda köylü can vermekte adeta. Bir dilim ekme¤e muhtaç durumday›z. Seçim olaca¤› zaman köylünün vekilli¤ini yapaca¤›z diyorlar, ama meclise girince ne oluyor, kendi vekilliklerini yap›yorlar. Tüm bunlar için biz de üretici köylü sendikas› olarak bu gidiflata “dur” demek amac›yla bir araya gelerek sendika kurduk. - ‹lçedeki kooperatif ve odalar üreticiye bir yarar sa¤l›yor mu? Zeynel Karaa¤aç: Burada tar›m kredi, ziraat odas› bir de Ziraat Bankas› var. fiu anda oda sadece köylüye üyelik belgesi veriyor. Ziraat Bankas›nda faiz oranlar› % 70, 80’lerde, çok yüksek veriyor. Onun haricinde yapm›fl olduklar› bir fley yok. Köylü flimdi faizden dolay› icral›k durumda. Bunun sonucunda da köylerde ailevi sorunlar ç›kt›. Mal beyan›nda bulunmayan adam hapislik olunca ne yaps›n kaçmak zorunda, ailesinden ayr›l›yor. Hiçbiri fayda de¤il yani. - Bildi¤iniz kaç icral›k köylü var? Zeynel Karaa¤aç: Benim bildi¤im 17 milyon için 21 kifli icraya verildi. 21 kiflinin tebligat› da pul, posta derken 50 milyon

ediyor. Yani 17 milyon için o kadar para al›n›yor. “DEVLET KANSERE YAKALANMIfi DURUMDA” Mürsel Karata¤ (Bademli köyünden): Biz bu¤day› so¤an› ekiyoruz, ama hep zarar ediyoruz. Vatandafl›n biri geliyor so¤an› veresiye veriyoruz, param›z› alam›yoruz. Devletten zaten bize en ufak bir destek yok. Köyde icral›k çok. Köylü hapse giriyor, ç›k›yor. Borcu taksitleme yapt›lar ama onu da köylü ödeyemiyor ki. Köylünün belkemi¤ini k›rd›lar. Her fleyi Amerika’ya ba¤lad›lar, Amerika da çiftçinin üretimini hepten yokedecek. Yok ettikten sonra da çiftçi aradan ç›kart›lacak ve Amerika mal›n› bize de¤erli de¤erli satacak. Mesela bu¤day 350’ye ç›kt›, d›flar›dan bu¤day getirdiler 280’e düfltü bizim bu¤day. Ben art›k hiçbir fley ekmeyece¤im. Zarar ediyorum. Öyle olmaktansa ekmem. Tar›m krediden faizle para ald›m, af gelecek dediler gelmedi. Geçen sene 4 milyar para yat›rd›m 800 milyona. Do¤rudan Gelir Deste¤i için de tapu için 25 milyon gerekiyordu. Param olmad›¤› için yapt›ramad›m. Ama ziraat odala-

r›n›n önü kuyruk. Adam sabah geliyor 2 milyon veriyor dolmufla, akflam oluyor köyün arabas› gidecek, s›ras›n› beklemeden mecbur geri dönüyor. Ertesi gün bir daha. Yani alaca¤› 10 milyona 20 milyon zarar edip dönüyor. Bence devlet bizim tapularla d›fl devletten kredi al›yor. Yoksa bana para verip tapumu niye al›yor. Vatandafl›n zaten tapu kayd› var. Vatandafl› soydurman›n ne anlam› var. Resmi daireler hep soyguncu. Yasalarla vatandafl› ayakta soyuyorlar. Devlet kansere yakalanm›fl durumda. 550 milletvekilini ben dozer olarak görüyorum. Ancak vatandafl› eziyorlar. Onlar›n köylü kadar tahsili bile yok bence. Bizi 2-3 sene oyalad›lar, ancak sand›kta ceremesini çekecekler. Ali Karata¤ (Bademli köyünden): Köyümüzde eskiden 250 hane vard› her birinin de bir çift öküzü. Bu 74’lü y›llara kadar devam etti. Ekti¤imizin karfl›l›¤›n› biraz alabiliyorduk. Traktör ç›k›nca vatandafl efle¤ini öküzünü satt› kap›s›na bir traktör ald›. Fakat flu anda köylü arazisini ekemez duruma geldi. Köyde tar›m krediye üye olmayan kalmad›. Bunlar mazot, gübre almak için üye oldular. Fakat zarar edince tar›m krediye olan borçlar›n› öde-

yemediler. ‹cralar gönderildi. fiu anda köyümüz 250 haneden 80 haneye düfltü. Herkes göçe gitti. Bu¤day› hasat zaman›nda 330 bine ç›kard›lar, bu¤day› flimdi 280 bine veremiyoruz. Mazotu geri düflürmüyorlar da satt›¤›m›z bu¤day›n fiyat› sürekli geri düflüyor. Köylünün elinden tutacak kimse kalmad›. Köylü her yerde horlan›yor. Ekti¤ini biçiyor, biçti¤i para etmiyor. Üreticinin yapt›¤› her fleye karfl› ç›k›yorlar. Bu fikirleri, emirleri kim veriyor? IMF bize fikir vermesin. Biz art›k tafl›yoruz. Mehmet Kilit (Üretici): Bizim 70-80 dönüm so¤an›m›z var. Verim olarak 250–300 ton so¤an al›r›z. fiu anda so¤an›n fiyat› 6570 bin lira. 300 tonu 70 bin liradan satt›¤›n› varsay 21 milyar yapar. Bu kadar so¤an içinse 15 milyar harcad›k. Ama bu sadece so¤anla ilgili bir olay de¤il. Eme¤inin karfl›l›¤› Türkiye koflullar›nda al›nm›yor. So¤anla biz 5 y›ll›k ihtiyac›m›z› ekiyoruz. Bunun % 80’i d›flar›ya gönderilmedi¤i sürece de pek bir fley olmaz. fiu anda 15 il so¤an üretiyor ama hiçbir destekleme yok so¤ana. Nedeni de siyasilerin iradesizli¤inden kaynakl›. IMF, DB nedir ki? Biz bir kere kendimizi güçlü k›lal›m. Yoksa bizi böyle sömürürler.


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

9

27 Eylül-10 Ekim 2002

Türkiye emperyalistlerin ekili tarlas› oldu “tar›m uçurumun efli¤inde” Türkiye’de uygulanan tar›m politikalar›, üretici köylüyü art›k üretemez hale getirirken, IMF ve DB gibi kurumlar›n “tar›mda yeniden yap›land›rma” ad› alt›nda Türkiye’ye sunduklar› “iyilefltirme” politikalar› gün geçmiyor ki yeni fiyaskolar do¤urmas›n. Y›llard›r köylüyü yok sayarak milli has›las›ndan ne ç›-

kars›z bir kredi dilimi ne de önüne tar›m› gelifltirici bir hedef koyan devlet, ancak ald›¤› emirlerle tar›m› tasfiye etmenin çal›flmas› içinde debelenip durmaktad›r. Bir dönem ambar durumunda olan, fakat flimdi bu ambardan geriye yaln›zca say›l› danelerin b›rakt›r›ld›¤› ülkemizde, IMF’nin ortaya att›¤› bu poli-

Pamuk uçup gidiyor Narenciyenin yan›s›ra pamu¤un kar beyaz kaplad›¤› araziyle an›lan Çukurova’da, pamuk taban fiyatlar›n›n henüz aç›klanmam›fl olmas›, üreticiyi zor durumda b›rakt›. Her sene oldu¤u gibi bu sene de zaman›nda sondaya b›rak›lan pamukta toplama iflleminin sonuna gelinmesine ra¤men t›pk› f›nd›kta yaflanan bekleyifl gibi pamuktaki bekleflifl de uzarken, bu sessizlik pamuk üreticilerinin bekledi¤i fiyat›n hükümetten ç›kmayaca¤›n› gösteriyor. Üreticiye 675 bin liraya malolan pamukta maliyetini kurtarmak için üreticiler taban fiyat›n en az 850 bin lira olarak aç›klanmas›n› beklerken, pazara düflen pamuk tüccara 550 bin liradan veriliyor. Okullar›n aç›lmas›, bekleyen borçlar derken umudunu pamuktan gelecek olan paraya ba¤layan üreticiler ürününü tüccara mecburen teslim ederken, ziraat odalar› ve

üreticilerin tepkileri yükselmeye bafllad› bile. Söke Ziraat Odas› Baflkan› Kemal Kocabafl, 1 kg pamu¤un maliyetinin dünya fiyatlar›n›n üzerinde oldu¤unu belirtirken, Adana Ziraat Mühendisleri Odas› Baflkan› Ayhan Barut paraya acil ihtiyac› olanlar›n tüccara teslim oldu¤unu aç›klad›. Öte yandan pamukta her sene yaflanan oyunlarla üretici maliyetini bile karfl›layamazken ekili pamuk alanlar› da geçen seneye göre azal›fl gösteriyor. Ekili pamuk alanlar› da bu y›l geçen seneye oranla 10 bin hektar azal›fl gösterdi. Üreticinin pamu¤unu verdi¤i ÇUKOB‹RL‹K’in de yeniden yap›land›rma çerçevesinde özellefltirme kapsam›na al›nmas› üreticiyi ekti¤i pamu¤u nereye verece¤i konusunda belirsizli¤e iterken, bu belirsizlik pamuk alanlar›n›n daralmas›na yol aç›yor.

tikalar; taban fiyat›n›n kald›r›lma aflamas›ndan, üreticinin ürününe yap›lan girdi fiyatlar›n›n yüksekli¤ine, köylünün icral›k duruma getirilmesine dek her yönden kendini gösteriyor. Y›llard›r, üreticileri “tar›m reformu” aldatmacas›yla kand›ran devlet, tar›m› da IMF yasalar›yla geriletmeyi sa¤layarak üreticiyi periflan etmeyi baflard›. Bugün art›k, dolara endeksli artan mazot fiyatlar›, yabanc› patentli zirai ilaçlar, getirilen suni gübreler... vb ile her fley ithal edilir oldu. Elbette ki bu ithal ürünlerin köylüye gelifl fiyat› da yine yüksek oranl› ve faizli. Üreticiye tarlas›n› ekmek için bu al›m› mecbur koflan devlet yaln›zca bu “yenilikle” s›n›rl› kalmad›. Özellikle 1970’lerin ortas›ndan bafllayarak bafla gelen her hükümetin de icraatlar› hep efendilerinin programlar›na göre flekil kazand›. Türkiye’yi adeta tarlas› haline getiren emperyalistlerin bir dedi¤i iki edilmedi. Köylünün ürününe kota getirilerek ekimine s›n›rlama konuldu. fieker pancar›ndan bu¤day›na ve tütününe kadar ekim alanlar› daralt›ld›. Y›llard›r bu ürünlerin yurtd›fl›na ihrac› ile tar›m ekonomisinin bir nebze olsun ayakta kalmas›n› sa¤layan Türkiye, böylece ABD ve Avrupal› ülkelerin ambarlar›ndan faydalan›r oldu. Emperyalistlerin amac›, kendi ellerindeki ürün fazlal›¤›n› Türkiye’ye yamamak, Türkiye’nin amac› da IMF heyetinin önünü kesmeyerek niyet etti¤i kredi dilimine kavuflmak. Türkiye ve emperyalist devletlerin istedi¤i de oldu. Türkiye, suyu çekilmifl toprak gibi tar›m arazilerini ç›plakta b›rakarak, emekçinin s›rt›ndan ç›kacak olan yalan-yanl›fl tar›m politikalar›n› hayata ge-

çirdi. Ve Türkiye ekonomisini emperyalistlerin istedi¤i do¤rultuda sürdürülürken, üretim fazlas› bulunan emperyalistler için Türkiye bulunmaz bir pazar haline geldi. Bugün ise ithal etmezse insanlar›n karn›n› doyuramaz hale getirildi¤i Türkiye’de son zamanlarda alternatif ürün ve Do¤rudan Gelir Deste¤i gibi uygulamalarla y›k›m politikalar› daha bir derinlefltirildi. Kimi köylünün hayat›nda bir kere bile duymad›¤› kivi, f›nd›¤›n yerine; devekuflu gibi hayvanlar da koyunun yerine alternatif sunularak yetifltirilmesi planland›. Baz› bölgelerde her ne kadar hayata küçük çapta geçirilse de, bu uygulama da fiyasko ile sonuçlan›yor. Y›llard›r f›nd›k ile geçimini sa¤layan köylü ne bilmedi¤i bir ürünü ekmeyi ne de tar›mda yaflanan bu politikas›zl›¤› kabul ediyor. Ve son olarak uygulanan DGD ile de tüm kredileri ortadan kald›rmay› hedefleyerek köylüye DB’nin hediyesiymifl gibi gösterilmeye çal›fl›lan bu doland›r›c›l›k ile tar›ma son darbe de vuruldu. Bugün aç›klanmay› bekleyen taban fiyatlar›ndaki bekleyifl, aç›klanan ürünlerde ise beklenen maliyetin çok alt›nda bir fiyat›n ortaya at›lmas› üreticiyi can›ndan bezdirdi. Birçok üretici kredi borçlar›n› ödeyemedi¤inden ya icral›k ya da hapislik durumuna geldi. Köylü düflük faiz sanarak çekti¤i kredinin karfl›l›¤›n› ödeyemeyince, elinde avucunda ne varsa soyguncu devlete veriyor. Hiçbir fleyi olmayan da 3-5 ay süreyle karn›n› doyurdu¤u devlet için yatmay› göze al›yor. Bugün yaln›zca Diyarbak›r’da 1100, Urfa’da ise 5500’e yak›n kifli icral›k vaziyette. Samsun, Sinop, Ordu ve Amasya’ya ba¤-

l› tar›m kredi kooperatiflerine borcunu ödeyemeyen ve icral›k olan üretici say›s› ise 2001 y›l›na göre 31 bin kifli. Yine tar›mda yaflanan küçülmeyi gösteren flu verilere bakmak ne durumda oldu¤umuzu bir nebze olsun gösterecektir. Tar›m sektörünün GSMH’dan ald›¤› pay, 1980 y›l›nda % 26 iken; 1999’da % 15, 2001 y›l›nda ise % 13’e düflmüfl durumdad›r. Yine 2001 y›l›nda kifli bafl›na düflen milli gelir, 2 bin 160 dolarken, tar›m kesiminde bu rakam 624 dolard›r. Uygulanan politikalarla tar›m arazilerinin bitirilifline bir örnek de D‹E’nin tar›m arazileri sonuçlar›nda kendini gösteriyor. 1 milyon 78 bin dekarl›k tar›m arazisi üzerinde art›k baflaklar boy vermek yerine turizmin par›lt›l› ›fl›klar› düflüyor topra¤a. Evet, Türkiye nüfusunun % 45’inin köylülerden olufltu¤unu, kendi istatistiksel rakamlar›yla bile gizleyemeyen devlet, son günlerdeki aç›klamalar›yla Türkiye ekonomisinde büyüme yafland›¤›ndan bahsediyor. Halk›n cebinde aç›lan deli¤in gittikçe büyüdü¤ü ya da köylünün sorunlar›n›n büyüdü¤ünden bahsedilmedi¤i ortada. Büyüyen yaln›zca kendi ekonomileri. IMF program›n›n tar›mda ve sanayi alan›nda yaratt›¤› olumsuz sonuçlar› gizlemek isteyen devlet büyümeden bahsededursun, Türkiye’yi tarlas› haline dönüfltüren emperyalistler tar›m› ortadan kald›rmay› hedefliyor. Sürekli geriye giden ülke tar›m›, yasalar alt›na al›nan fleker, tekel vb. ile de daha bir ezilirken, bakal›m birkaç y›l içinde üreticinin hali neyi gösterecek....


27 Eylül-10 Ekim 2002

10

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

Bu kez Ölüm Orucu gazileri yürüdü Onlar› ayakta tutan tek bir fley vard› belleklerini yitirdiklerinde. Devrimci yaflam tarz› sürdürüyorlard›. Ba¤l› olduklar› kolektifin yaflam ilkeleri vard›. Dürüsttü yaflamlar›, onurluydu… Birço¤unun yaln›zca devrimci düflünceleri vard› silinen belleklerinde. Y›llard›r tecrit ve izolasyonun yaratt›¤› sonuçlar tart›fl›ld›, yaz›ld›, çizildi. Doktorlar, hukukçular, psikologlar hücre-

zulme, insanl›k d›fl› uygulamalara, hücrelere bedenlerini set yapt›lar. Yüzlerce tutsak hücrelere geçifli protesto etmek

“Bir ülkenin gerçekli¤ini anlaman›n en iyi yollar›ndan birisi o ülkenin hapishane gerçekli¤ini görmekten ge-

lerin insanlar üzerindeki tahribatlar›n› anlatt›lar y›lmadan. Tutsak aileleri çalmad›k kap› b›rakmad› “biz evlatlar›m›z› sa¤ verdik sa¤ isteriz” diye. Tutsaklar kendilerine dayat›lan

için direnifle bafllad›. Devletin zulmü artt›kça direnifl de büyüdü… Ard›nda onlarca flehit, yüzlerce yaral› ve gazi b›rakarak çeflitli boyutlarda devam ediyor hücrelere karfl› direnifl.

çer”. Bu söz flu anda yaflad›¤›m›z co¤rafyan›n gerçekli¤ini çok yal›n bir flekilde ortaya koyuyor. Bask›, fliddet, katliam ve izolasyon… Ölüm Orucu direniflinde

ÇHD’den hücre raporu ‹stanbul: Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i (ÇHD) ‹stanbul fiubesi F Tipi Hapishanelerdeki tecrit ve tutsaklara yönelik hak ihlallerini aç›klayan bir dosyay› 19 Eylül tarihinde kamuoyuna aç›klad›. “F (hücre) tipi insan haklar›na sald›r›d›r” adl› dosyay› bas›na anlatan Avukat Hüsniye Karakufl kamuoyunu tekrar duyarl› olmaya ça¤›rmak için bu dosyay› haz›rlad›klar›n› söyledi. Karakufl, F Tipi Hapishanelerin, tutuklular›, aileleri ve avukatlar› olumsuz yönde etkiledi¤ini,

F Tipi Hapishanelerdeki uygulamalardan dolay› da avukatl›k mesle¤ini yapamad›klar›n› belirtti. ÇHD’de düzenlenen toplant›ya tutsak yak›n› Selda Güzel ve bir y›l önce tahliye olan Metin Güray da kat›ld›. Dosyada F Tipi Hapishanelerdeki tutsaklara yönelik hak ihlalleri k›saca flu flekilde s›ralan›yor: Savunma hakk›: Avukatlar ayn› dosyadan yarg›lanan müvekkilleriyle ayn› anda görüflemiyor, avukat görüfl yerleri ve avukat görüfl

saatleri k›s›tl› olmas›ndan dolay› görüfl yeterli yap›lam›yor. Aile görüflleri: Aile görüflleri haftada bir saat. Birinci ve ikinci derece akrabalar d›fl›ndakilere de görüfl yasaklan›yor. Görüfl esnas›nda Kürtçe konuflmak yasaklan›rken Türkçe bilmeyen ailelerin görüfl yapmas› imkans›z hale getiriliyor. Mektuplar: Mektuplar idare taraf›ndan oluflturulmufl mektup okuma komisyonu ad› alt›nda özel bir komisyon taraf›ndan okunarak

flehit düflen, zorla müdahale sonucunda sakat kalan, belle¤ini yitiren yüzlerce tutsak toplumun yaln›zca küçük bir kesiti. Çeflitli biçimlerde toplumun di¤er kesimlerinde de uygulanan bask›, fliddet, katliam ve izolasyon, hücre tipi yaflam dayatmas›n›n araçlar›. Amaçlanan ise toplumun en ileri kesimlerinden olan devrimci tutsaklar› teslim alarak tüm toplumu teslim alabilmenin alt yap›s›n› oluflturmakt›r… Yürüyorlar… Ellerinde karanfillerle...Ölüm Orucu direniflinin gazileri devrimci dayan›flman›n en güzel örne¤ini sergileyerek birbirlerinin ellerinden, yüreklerinden ald›klar› güçle birbirlerine tutunarak daha bir güçlü ad›mlarla yürüyorlar…Bu tablo bizim gerçekli¤imiz; hapishane gerçekli¤imiz, ülke gerçekli¤imiz... Bu tabloyu insanl›k duygusunu yitirmeyen hiç kimse unutamayacak. Onlar› ayakta tutan tek bir fley vard› belleklerini yitirdiklerinde. Devrimci yaflam tarz› sürdürüyorlard›. Ba¤l› olduklar› kolektifin yaflam ilkeleri vard›. Dürüsttü yaflamlar›, onurluydu… Birço¤unun yaln›zca devrimci düflünceleri vard› silinen bellek-

lerinde. Bunca zulme karfl› yaflanan sessizli¤i protesto etmek için direniflin özneleri yürüdü bu kez. Yanlar›nda onlar› yaln›z b›rakmayan aileleri, dostlar›, yoldafllar›yla. 14 Eylül’de Taksim meydan›nda bir araya gelen gaziler, tutsak yak›nlar›, avukatlar ve sanatç›lar ellerinde karanfillerle ‹stiklal caddesinde sessiz yürüyüfl yapt›lar. Sözün hükmünü yitirdi¤i bir süreci yafl›yoruz… fiu ana kadar söylenecek bütün sözler söylenmiflti. Direnifle bafllarken bedenlerini set yapm›fllard› tutsaklar, flimdi de bedenlerini konuflturuyorlard›... Tüm kamuoyunun bu bedenlerin sesine kulak vermesini istediler. Y›llard›r kendilerinin ölümlerini, sakat kalmalar›n› engellemek için 盤l›klar›n› alanlara tafl›yan tutsak yak›nlar›n›, onlar›n eylem alanlar›ndan biri olan ‹stiklal Caddesinde selamlamak için flu ana kadar flehit düflen yoldafllar›n›, siperdafllar›n› simgeleyen ellerindeki k›rm›z› karanfilleri yere b›rakt›lar. Gaziler, tecrit sürdü¤ü sürece F Tipine karfl› mücadelenin de sürece¤ini vurgulayarak da¤›ld›lar.

denetleniyor ve “tehlikeli” görülen yerler karalan›yor. Elektrik faturas›: F Tipi Cezaevlerinin hepsinde mahpuslar›n kulland›¤› elektri¤in faturas› aileleri taraf›ndan yat›r›lan paralardan kesiliyor. Sa¤l›k sorunu: Revire ç›kabilmek için dilekçe yaz›lmas› isteniyor, revire ç›karken de ayakkab› aramas› da dahil ayr›nt›l› arama yap›l›yor. Bu uygulamalara karfl› ç›kan tutuklular revire ç›kar›lm›yor. Sevk araçlar›: Sevklerde kullan›lmak üzere gelifltirilen araçlar hücre tipine uygun halde düzenlenmifl. Bu araçlar›n d›flar›ya bakan penceresi yok ve araç kendi içerisin-

de hücrelere ayr›l›yor. Bunun amac› sevk esnas›nda mahpuslar›n birbirlerini görmelerini engellemek. Kitap-gazete: Üç kitap, üç dergi d›fl›nda yay›n içeri al›nm›yor. Postayla gönderilen kitap, dergi ve gazetelerden mahpuslar›n genellikle haberi olmuyor. Bunu ö¤renmek için ise sürekli dilekçe vermek zorunda kal›yorlar. Dosyada F Tipi Hapishanelere yönelik bas›nda ç›kan gazete küpürleri ve ailelerin anlat›mlar›na da yer veriliyor. Ayr›ca tutsaklar›n 19 Aral›k katliam›nda iflkence ve zorla saçlar›n› üç numaraya kesildi¤ini gösteren foto¤raflar da var.


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

11

Yoksulluk ‹ntihar Ettiriyor Dünya ülkeleri aras›ndaki yoksulluk s›ralamalar›nda daima hep en üst seviyelerde bulunan ve yolsuzluklar›n diz boyunu aflarak yol ald›¤› Türkiye’de, açl›¤›n neden oldu¤u manzaralar gittikçe büyüyor. Büyük çöp bidonlar›n›n içine neredeyse düflercesine bir parça ekmek arayanlar›n, elinde yaz›l› bir belge ile kap› kap› dolafl›p hastal›¤› için para toplayanlar›n daha do¤rusu birilerinin art›klar› ile yada yard›m› olmaks›z›n yaflamas› mümkün olmayanlar›n say›s› ço¤al›yor. Bir parça ayakta kalanlar›n say›s›

olan yoksulluk yine ayn›. Çocu¤una önlük alamad›¤› için bunal›ma giren baba Cemal Can yaflad›¤› s›k›nt›y› hazmedemeyerek devletin “krizi atlatt›k” söylemlerini yalanlarcas›na kendini evinin cam›na asarak yaflam›na son verdi. O¤lunun okul ihtiyaçlar›n› karfl›layamad›¤› için kap›c›l›k yapt›¤› apartman›n bodrum kat›nda evinin demir parmakl›klar›na ba¤lad›¤› iple intihar eden baban›n eylemi, Türkiye’deki ekonomik ç›kmaz› anlatan son örnek de¤il. Yine Samsun’un Bafra ilçesinde yafla-

içine saplan›nca yanarak yaflam›n› yitirdi. Devletin bask›s›ndan kaçt›¤›n› düflünürken yaflam savafl›n›n içinde hayat› yanan Arslan da böylece bu düzenin gidiflat›na dair son noktay› can›yla ortaya koyanlardan biri oldu. Yine geçti¤imiz ay Kayseri’de 3 çocuk babas› seyyar sat›c› Halilidin Aslan, ÖYS’den 208 puan alan k›z› Hikmet Aslan’› okutamayaca¤› endiflesiyle intihar etti. Fethiye’ye ba¤l› Karadere Kasabas›nda paras›zl›k nedeniyle kurslara gidemeyerek üniversiteyi kazanamayan ZY ve FY adl› iki k›z

27 Eylül-10 Ekim 2002

Hapishanelerde hak ihlalleri devam ediyor Ankara: ‹HD Ankara fiubesi taraf›ndan haz›rlanan Sincan F Tipi Hapishanesi A¤ustos Ay› Raporu 13 Eylül 2002 günü aç›kland›. Raporda sunulanlar “demokratiklefltik” söylemlerinin göstermelik oldu¤unun da bir kan›t›yd›. ‹HD Ankara fiubesi Cezaevi Komisyonu Baflkan› Saadet Erdem “seçim propagandas› vas›tas›yla demokratikleflme yolunda ilerlediklerini söyleyenler hapishanelerdeki tecrit sorununa bir çare bulmal›d›r. Ölüm Orucu’ndaki kay›plar›m›z 97’ye ulaflt›” dedi. Tecritten kaynakl› hapishanelerde yaflanan hak ihlallerinin ö¤renilmesinde s›k›nt›lar yaflanmaktad›r. Bu anlam›yla raporda gösterilenler, tutuklu yak›nlar›ndan, avukatSeçim propagan- lar›ndan ve Kardefl Mapus Kampanyas› do¤rultudas› vas›tas›yla sunda al›nan bilgilerle s›n›rl› kalm›flt›r. Raporda, tutuklular›n baflka tutuklulara veya demokratikleflme yak›nlar›na göndermek istedikleri mektuplara hayolunda pishane idaresi taraf›ndan el konuldu¤u yer al›yor. ilerlediklerini El konulmas›n›n sebebi, “yaz›lan mektuplar›n içesöyleyenler ri¤inde devlet büyüklerini afla¤›lay›c› küçük düflühapishanelerdeki rücü ifadelerin yer almas› ve F Tipi Hapishaneleri karalay›c› tabirler kullan›lmas›.” Ayr›ca Wernice tecrit sorununa Korsakoff teflhisi konulan ve ceza ertelemesinden bir çare yararlanan ‹brahim Gezici ve Sema Türkdobulmal›d›r. ¤an’›n tutuklanarak tekrar hapishaneye konulmas›, Sincan 1 No’lu F Tipi’nde kollar›nda ADANA yazan gardiyanlarla birlikte hapishanenin 2. müdürüyle birlikte tutuklular›n dövülmesi, sa¤l›k durumu iyi olmayan tutuklular›n tedavilerinin engellenmeye çal›fl›larak ilaçlar›n›n al›nd›r›lmamas› ve kendilerine verilmemesi, insan onuruna ayk›r› aramalar yap›lmas›, tutuklu yak›nlar›n›n tutuklulara verilmek üzere götürdükleri eflyalar›n parçalanmas›na kadar pek çok hak ihlali yer almaktad›r. Saadet Erdem hapishanelerdeki hak ihlallerinin son bulmas› için sürekli Adalet Bakanl›¤›’na baflvurduklar›n› belirterek, ancak yeni Bakan’›n sorunlar›n çözümüne yönelik bir giriflimde bulunmad›¤›na dikkat çekti.

Ulucanlar katliam›nda manevi tazminat

da kafl›kla verilen iflçi, memur, emekli zamlar›n›n gölgesinde eriyip girerken; yaflamlar› ya bir banka kuyru¤unda ya da aflevi önlerindeki bekleyifllerde sonlan›yor. Yoksullu¤u daha fazla s›rtlayamaman›n bedeli ise t›pk› Samsun’da yafland›¤› gibi son seçim olarak intihar› dayat›yor. Daha öncesinden meclis kap›s› önünde patlayan öfkelere ya da “borcu yüzünden intihar etti” türünden söylemlere tan›k olmufluzdur. Fakat bu kez Samsun’da yaflanan intihar›n sebebi di¤erlerinden neden olarak biraz farkl› olarak gözükse de nedenin kayna¤›

yan bir baban›n bakamad›¤› 4 çocu¤u için “bir koruyucu aile bulamad›¤›m takdirde çocuklar›m› yakar›m” demesi insanlar›n can›ndan nas›l vazgeçti¤ini yans›t›yor. ‹nsanlara tek çare olarak sunulan bu sonlarsa birçok insan›n tafl›d›¤› fikirlerden uzak de¤il. ‹dil’den Adana’ya koruculu¤u kabul etmedi¤i için göç etmek zorunda kalan Sabahat Arslan’›n ölümü yaflama zorlu¤unu tüm ç›plakl›¤›yla ortaya koyuyor. Dokuz çocu¤una bakmak için sanayi sitesinin zehirli at›klar›n›n oldu¤u çöplü¤e toplamaya giden Arslan, kimyasal maddenin

kardefl kendilerini av tüfe¤iyle vurarak intihar etti. Yoksullu¤un ald›rd›¤› son nefesler memleketimizden fukara insan manzaralar›yla daha uzay›p gidiyor. Bu manzara içindeki insan say›s› ise say›lamayacak kadar çokken, bir avuç insan›n rahatl›¤› ad›na reva görülen yaflamlar, art›k insanlara yaflam› çekilmez k›lmaya bafllad›. Tüm bu yaflananlar›n sorumlusu ise devletin ta kendisi. Onun uygulad›¤› ekonomik y›k›m politikalar› alt›nda insanlar›n can› ç›karken onlar bu y›k›m›n üzerinden yükselmeye devam ediyor.

“Ankara Merkez (Ulucanlar) Kapal› Cezaevi’nde hükümlü olarak bulunmakta iken 26.09.1999 tarihinde meydana gelen operasyon s›ras›nda o¤lu...’nun yaflam›n› yitirmesi nedeniyle, olayda idarelerin üzerlerine düflen görev ve sorumluluklar›n› yerine getirmedikleri, olaylar›n ç›kmas›na neden olduklar› o¤ullar›n›n güvenlik güçlerince öldürüldü¤ü iddialar›yla davac›lardan her biri için ... lira olmak üzere toplam ... manevi tazminata hükmedilmesi istenilmektedir.” Üzerinden 2 y›l geçti Ulucanlar katliam›n›n. Devlet ülkenin merkezinde yine gaz bombas›yla, silah›yla, kimyasal imha silahlar›yla ve bin bir türlü sald›rganl›k arac›yla elinde inanc›ndan baflkaca hiçbir fley olmayan, hiçbir materyale sahip olmayan tutsaklar› katletti. Bahane yine haz›rd›. “Teröristler rahat Ulucanlar durmuyor”du ve isyan meflru de¤ildi. Gerçekte ise katliam›nda F tipine geçiflin ilk hamlelerinin ve y›ld›rman›n uygulanmas›yd›. Ve teslim alamayacaklar›n› öyle devlet suçlu iyi bildiklerinden uygulamalar›na fiziksel bir karbulunarak fl› koyamaman›n da verdi¤i çaresizlikle vahflice katledilenlerden sald›r›l›yordu. ‹çerdekiler hayk›r›yordu; “‹çerdeyÖ. Gençaslan ve ken biz, d›flard›yken siz, eleleyken ellerimiz, inanc›n bir fiske darbesiyle y›k›l›yor duvarlar, Karan- ‹.Kavakl›o¤lu’nun l›k ortas›nda kendi kuyru¤unu sokuyor y›lanlar...” ailelerine manevi tutsaklar›n bu 盤l›¤›na tepkisiz kalmayan egemen tazminat verildi güçler ise kuyru¤unun çekti¤i ac›yla 19 Aral›k’ta daha da iyi haz›rlanm›fl ve “baflar›l› operasyonlar›”na(!) baflar› katm›flt›. Ve ac›lar›n en katmerlisini yaflayan analar›m›z, babalar›m›z. Her zaman en yak›n›m›zda olanlar›m›z. Onlar nas›l alacaklard› gözü dönmüfl katillerden intikamlar›n›. Onlar da o¤ullar›n›n, k›zlar›n›n b›rakt›klar› bayraklar› devralarak korku sal›yorlar cellatlara. Elbette hiçbir fley dolduramaz evlat s›cakl›¤›n›. Ama flimdi onlar da biliyor ki yüzlerce Halilleri, Önderleri, ‹smetleri, Ümitleri, Abuzerleri... var. Yukar›da yapt›¤›m›z al›nt› Ulucanlar flehitleri ‹smet Kavakl›o¤lu ve Önder Gençaslan’›n ailelerinin açt›klar› davan›n özetleri. Davalar geçti¤imiz günlerde sonuçland›. Ve operasyon s›ras›nda “görevlilerin üzerine düflen görevleri tam anlam›yla yerine getirememelerinden, hizmet kusuru sonucu olaylar›n ölümle sonuçlanmas›” gerekçe gösterilerek manevi tazminat›n verilmesinin uygun görülmesi olarak sonuçland›r›ld›. Ne kadar m›? ‹sterseniz bunun cevab›n› yine analara, babalara soral›m. Yüreklere düflen öfke birgün katillerden hesap soracak.


12

27 Eylül-10 Ekim 2002

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

OHAL’le seçimlere gidiyoruz T. Kürdistan›’nda önemli bir oy potansiyeli bulunan HADEP’e yaklaflan seçimlerle birlikte bask›lar da artmakta. Gündeme yeniden getirilen kapat›lma davas› tart›flmalar› hali haz›rda devam ederken HADEP, seçim çal›flmalar›n› DEHAB ad› alt›nda sürdürüyor. Seçim tart›flmalar›nda göz ard› edilemeyecek bir güç olan Kürt halk› ve önemli seçim bölgelerinden biri olan T. Kürdistan›’nda neler yafland›¤› ve seçim atmosferinin oralara nas›l yans›d›¤› ve seçimlerde yaflanabilecek olas› geliflmeler önemle

DEHAB ad› alt›nda sürdürüyor. Demokratik Cumhuriyet’ten umudu kesmeyen HADEP seçimlere yo¤unlaflarak meclise girme umudunu büyüterek bir tak›m düzenlemeler yapma telafl›nda. Bugün dönüp bölgeye bakt›¤›m›zda ise bask›lar›n ara

üzerinde durulmas› gereken konular aras›nda. Egemenleri korkutan HADEP’in oy potansiyelini engellemek için her türlü oyuna baflvuruluyor. T. Kürdistan›’nda önemli bir oy potansiyeli bulunan HADEP’e yaklaflan seçimlerle birlikte bask›lar da art›yor. Gündeme yeniden getirilen kapat›lma davas› tart›flmalar› hali haz›rda devam ederken HADEP, seçim çal›flmalar›

verilmeksizin aksine biraz daha t›rmand›r›larak devam ettirildi¤ini görüyoruz. Bir süre önce Hakkari’de kald›r›ld›¤› söylenen OHAL uygulamalar› bugün de aynen devam etmekte. Halka uygulanan g›da ambargosu devam ettirilmekte. Halk hâlâ izin fiflleri doldurarak, karakol denetiminde yiyeceklerini al›yor. Gerekçe ise dün yiyeceklerin PKK’ye verildi¤i idi. Bugün ise

Yeni Adalet Bakan› Aysel Çelikel OHAL kapsam›ndaki illerde bulunan hapishanelere haz›rlad›¤› yeni genelgeyi göndererek tutuklular›n hapishaneden al›narak sorguya götürülmelerini düzenleme çabas›nda. OHAL kapsam›ndaki illerde yaflanan keyfi gözalt›lar›n yan›s›ra haftalar› bulan gözalt› süreleri yaflan›yor. Gözalt›na al›nanlar keyfi bir biçimde uzun süre gözalt›nda tutulduktan sonra hapishanelere konuluyor. Ancak sorgu süreci burada bitirilmiyor. Askeri kanunlar›n hüküm sürdü¤ü bölgede insanlar hapishanelerden de savc›l›k ve hapishane idaresinin

KADEK’e veriliyor denilerek devam ettiriliyor. Ayn› uygulama yine iflsizli¤in en yo¤un yafland›¤› illerden biri olan Diyarbak›r’da söylenen ifl yat›r›mlar› yapaca¤›z sözünün hiçbir gerçek yan›n›n olmad›¤› ortada. Diyarbak›r’da yaflanan zorla göçün yaratt›¤› etki ve sonuçlar›n› yine halk yo¤un bir flekilde yafl›yor. Bölgede HADEP yöneticili¤i yapanlara yönelik artan bask› ve tehdit ortam›n›n yan›s›ra Siirt’te aç›l›fl çal›flmalar› devam eden DEHAP’›n aç›lmamas› için devlet elinden gelen bütün engelleme oyunlar›n› devreye sokuyor. Partinin aç›l›fl çal›flmalar›n› sürdürenler ile yard›m edenler gözalt›na al›narak tehdit ediliyor. Hiçbir yasal gerekçe yokken aç›lmas› keyfi olarak engelleniyor. Yine Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde köylüler asker ve komutanlarca HADEP’e oy vermemeleri için tehdit edilerek oy verdikleri takdirde bafllar›na gelebilecekleri düflünmeleri isteniyor. BU TEHD‹TLER KARfiISINDA ‹SE HALK ÇARES‹ZCE SORUYOR “KORKUYORUZ NE YAPACA⁄IZ?” Yine halk›n oy kullanmas›n› engellemek için çeflitli engeller ç›karan devlet halk› art›k kay›tlar›n olmad›¤› köylerine geri dönmelerini, oralarda oy kullanmalar›n› zorlayarak, birço¤unu seçmen listelerine bile kay›t ettirmiyor. Yine bölgede iflledikleri kirli ifllerle nam salm›fl korucu bafllar›n› milletvekili aday› olarak gösteren egemenler korucular› böl-

gede yaflayan halka karfl› kullanmaya devam ediyor. Y›llard›r yapt›klar› pisliklerle teflhir olan korucular bölgede terör estirmeye devam ederken, halk›n zorla koruculaflt›r›lmas› çal›flmalar›na ise devam ediliyor. Ecevit’in ifl bafl›na gelir gelmez ¨Kürt halk›na vaatte bulundu¤u di¤er bir önemli konu ise zorla göç ettirilen halk›n köylerine geri dönme koflullar›n›n yarat›laca¤› olmufltu. Gelinen aflamada bu da bofl bir söz olman›n d›fl›nda bir anlam ifade etmezken, halk›n geri dönüfl talebini içeren dilekçeleri aylard›r cevaps›z b›rak›larak zorla imzalatt›r›lmak istenen “köyümü PKK yakt›” dilekçeleri devletin bu noktadaki tutumunu göstermektedir. Bir süre önce hat›rlanaca¤› gibi köylerine tarlalar›n› biçmek için giden üç kifli korucular taraf›ndan katledilmiflti. Bu yaflananlar halk› tedirgin etmekte ve can güvenliklerinin olmad›¤›n› dile getirmekteler. Ayr›ca köylerine dönmek isteyenlere dayat›lan koruculuk flart› ise devam ederken, bu uygulamaya tepki gösteren halk korucu olmay› kabul etmiyor. Bu geliflmelerin yan›s›ra HADEP’li Naz›da¤› Belediye Baflkan› Hüsnü Tur devlet taraf›ndan dikkate al›nmad›klar›n›, kaymakamla toplant› yapmalar› gerekti¤ini ancak bu toplant›lar›n kendisinin d›fl›nda tutularak yap›ld›¤›n› belirterek daha buna benzer anti demokratik uygulamalar›n keyfi bir flekilde uyguland›¤›n› ifade ediyor. Yine 99 seçimle-

OHAL’e genelgeli önlem izniyle tekrar sorgulara götürülebiliyor. Çelikel gönderdi¤i genelgede bu duruma flöyle bir de¤ifliklik getirdi: Sorgulanmak üzere polis ya da J‹TEM taraf›ndan hapishaneden ç›kar›lan tutuklular›n 10 gün süreyle gözalt›na al›nmas› ve bu süreden sonra mutlaka hakim karfl›s›na ç›kar›lmas› gerekiyor. Çelikel haz›rlad›¤› genelgede; “Bu defa 450 say›l› KHK uyar›nca 10 gün süreyle cezaev-

lerinde al›nan hükümlü tutuklular›n hakim huzuruna ç›kar›lmadan ikinci kez süre talebinde bulundu¤u anlafl›lm›flt›r.” denilerek yeni genelgenin gereklili¤i anlat›l›yor. 4 gün olarak belirlenen gözalt› sürelerinin 4 bölgede ço¤u zaman geçerli olmad›¤›n› kamuoyuna yans›yanlardan bilmekteyiz. Bölgede belirlenen genel yasalar›n d›fl›nda savafl yasalar›n›n iflletildi¤i ortada. Bu özellikle de

OHAL kapsam›na al›nan iller aç›s›ndan çok daha farkl› bir anlam kazan›yor. Bölgedeki yasalar› belirleyen OHAL yönetmeliklerinde bugüne kadar bir dizi hukuksuzlu¤un yafland›¤› biliniyor. Çeflitli demokratik kurumlar›n kamuoyuna duyurup engellemeye çal›flt›klar› bir dizi hukuksuzlu¤u Adalet Bakan› yay›nlad›¤› genelgelerle “engelleme” derdine düfltü. Devletin bugüne kadar bölgede yürüttü¤ü haks›z savafl›n

rinde Mersin’de yaflananlar hala haf›zalar›m›zda. HADEP’in toplad›¤› oylar sand›k yerleri bas›larak yak›lm›fl ve sorumlular› her zamanki gibi bulunamam›flt›. Böylesi bir ortamda demokratik koflullarda yap›lacak ve gerçekten halk›n iradesinin yans›d›¤› bir seçim sonucu beklemek hayal olacakt›r. Kürt halk›n›n her türlü hak ve özgürlü¤ünü elinden alan ve bunlar› tan›mama noktas›nda flovence bir politika izleyen devletin seçimlerde Kürt halk›n›n iradesini yans›taca¤›na izin verecekmifl gibi bakmak mümkün de¤il. OHAL’i kald›rd›k diyen devletin bask›lar›na devam etti¤i var olan bir gerçek. Birileri silahlar kalkt›, art›k bar›fl ve demokrasi birilerinin inad›na geliflecek demesine ra¤men, bölgedeki yurtsever demokrat duyarl› kesimlere yönelik artan bask›lar devletin bu noktadaki politikas›n› gösteren aç›k verilerdir. HADEP’in ittifak için gitti¤i partilerin direk MGK taraf›ndan tehdit edilerek bu çal›flmalar›n önünün kesilmesi, seçimlerde HADEP’e yönelik uygulanacak politikan›n parças› olarak görülmeli. Bugün bu politikalarla Kürt halk›n› ve onu temsil eden her türlü kurumu ortadan kald›rma çabas› içinde olan devlet HADEP’in baraj› aflmas›n› engelleme çabas› içindedir. Bunun için elindeki bütün silahlar› devreye sokacakt›r. bir parças› olan bu uygulamalar, bugün “OHAL’i kald›rd›k” demagojilerine ra¤men devam ediyor. Vitrini yenileme ve bir anlamda görüntüyü tazeleme kayg›s› dahi duymayan devlet yap›lan faili belli infazlar›n, gözalt›nda kay›plar›n, kaç›r›p katletmelerin devam etti¤i bölgede yay›nlanan genelgelerin hiçbir etkisinin olmayaca¤› ortada. Kürt halk›na yönelik uygulanan flovenist, inkarc› politikan›n hüküm sürdü¤ü ülkemizde bu uygulamalar›n son bulmas› genelgelerle de¤il mücadelenin yükseltilmesi ile olacakt›r.


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

27 Eylül-10 Ekim 2002

13

Haks›z savafl›n sonucu olarak intiharlar Önce kad›nlar›n Batman’da pefl pefle intiharlar›yla gündemimize girdi intiharlar. ‹ntihar devletin yürüttü¤ü haks›z savafl›n sonucu olarak girilen psikolojik bunal›m ve y›k›mdan ç›k›fl bulamayan insanlar›n baflvurdu¤u bir çö-

yorlar intihar›. Batman’dan sonra Diyarbak›r’da geçti¤imiz hafta itibar›yla ç›kar›lan bilanço ürkütücü boyutta. ‹ki hafta içerisinde intihara teflebbüs edenlerin say›s› 10 ve bunlardan 7’si yaflam›n› yitirmifl durumda. Bir

fl›nda, yap›lan araflt›rmalara göre intihar edenlerin büyük bir k›sm›n› iflsiz ve köylerinden zorla göç edenler oluflturuyor. Geçti¤imiz hafta yo¤un yaflanan intihar olaylar›n›n içinde 8 çocuk annesi de bulunmakta. 45 yafl›ndaki anne Zeytun

züm. Korucu, asker tecavüzüne u¤rayan ve hamile kalan, aileden d›fllanan, haks›z savaflta eflini, çocu¤unu ve kimi zaman tüm ailesini kaybetmifl, çaresizlik içindeki insanlar, yaflad›klar› bu a¤›r y›k›mdan ç›kman›n yolu olarak görü-

günde üç kiflinin intihar etti¤i flehirde intihara yönelenlerin içinde kad›n, erkek, çocuk ve gençler yani toplumun her kesiminden insan bulunmakta. Bunlar›n içinde iflsizlikten cinnet geçirerek ailesini ve kendisini öldürenler d›-

Odabafl›’n›n hikayesi de t›pk› di¤er kad›nlar›nkine benziyor. Oturdu¤u evin 7. kat›ndan atlayarak intihar eden Odabafl› girdi¤i psikolojik bunal›m sonucu intihar› seçti. Efliyle geçimsizlik yaflayan Odabafl› bir süre önce evden ayr›larak Ada-

na’daki iki k›z›n›n ve ablas›n›n yan›na gider. Burada geçimini sa¤lamak için mevsimlik iflçi olarak Sakarya’da f›nd›k toplama iflinde çal›fl›r. S›¤›nd›¤› ailesi taraf›ndan d›fltalanarak istenmeyince Diyarbak›r’a geri dönen Odabafl› burada ise çözüm olarak intihar› seçerek yaflam›na son verir. Feodal toplumun de¤er yarg›lar›n›n en a¤›r biçimde yafland›¤› bölgede kad›na verilen de¤er ve önem çok azd›r. Genel anlamda toplumun kad›na biçti¤i ikinci rol olma pozisyonu bölgede en a¤›r biçimiyle yaflan›yor. Bunlar›n yan›s›ra yaflanan ekonomik s›k›nt›lar intiharlar›n temel nedeni. Çal›flma olanaklar› bulamayan insanlar ço¤u zaman ekmek dahi yiyemiyorlar. Devletin uygulad›¤› zorla göç politikas›ndan kaynakl› göç etmek zorunda kal›nca ilk olarak yaflad›klar› sorun açl›k oluyor. Açl›k sorunu çeken bu insanlar ekonomik s›k›nt›lar sonucu girdikleri bunal›mdan ç›k›fl bulamay›nca a¤›r psikolojik sorunlar yafl›yor. Bunlardan

ç›k›fl bulamay›nca ya ailesini öldürüyor ya da intihar ediyor. ‹ntiharlar›n artmas›na neden olan önemli etmenlerden biri de özellikle kad›nlar aç›s›ndan feodal de¤er yarg›lar›. Özellikle T. Kürdistan›’nda devletin bölgede Kürt halk›na yönelik uygulad›¤› politikalardan kaynakl› yaflanan olaylar› sald›r›ya maruz kalan› cezaland›rarak çözülüyor. ‹ntiharlara yönelik yap›lan araflt›rmalarda aktar›lan rakamlar ise sadece flehirlerde yaflanan intihar vakalar›n› göstermektedir. ‹ntiharlar›n büyük bir oran›n› bugün k›rsalda yaflayanlar oluflturmaktad›r. Ki bunlar›n büyük bir ço¤unlu¤u kamuoyuna yans›m›yor. Dicle Üniversitesi Psikiyatri Bölümü taraf›ndan yap›lan araflt›rmaya göre son 25 y›lda intihar vakalar›nda yüzde yüz art›fl›n yafland›¤› ve bu art›fl›n 1992 ve 1999 y›llar› aras›nda belirgin bir flekilde görüldü¤ü; bu y›llar aras›nda 12 bin 940 kiflinin yaflam›na son verdi¤i belirtiliyor. T. Kürdistan› aç›s›ndan bu oran

yüzde 167 artm›fl durumda. ‹ntiharlar›n yan›s›ra cinnet geçirerek ölümlere sebebiyet verenlerin oran› da küçümsenemez durumda. Geçti¤imiz günlerde Diyarbak›r’da 21 yafl›ndaki Deniz Ay babas›ndan iflyeri açmak için para istiyor. Baban›n bu iste¤i karfl›layamamas› üzerine ç›kan tart›flmada Deniz, üstünde tafl›d›¤› b›çakla babas›n› kovalayarak a¤›r yaral›yor ve olaydan k›sa bir süre sonra baba fiehmus Ay yaflam›n› kaybediyor. Ve daha buna benzer onlarca olay yaflan›yor bölgede. Devletin bölgede Kürt halk›na yönelik uygulad›¤› politikalar›n bir sonucu olarak yaflanan bu tablo, halka sorunlardan ç›k›fl noktas› gösterilmedi¤i takdirde daha da büyüyecektir. Bir anlamda devletin de istedi¤i bu tabloyu engellemek ve önüne geçmek durumunday›z. Yaklaflan seçim süreci ile birlikte halka flirin yanlar›n› gösteren egemenlerin yüzünü her yönüyle teflhir ederek halk›n girdi¤i umutsuzluk tablosunu da¤›tal›m.

Jandarma ayn› Jandarma Polisin soruflturma yöntemi H. Merkezi: Sakarya’n›n Geyve ilçesin- larla belgelendi. Saatlerce kad›n çamafl›rlar› de Jandarma taraf›ndan gözalt›na al›nan 15 içinde kalan gençler jandarman›n e¤lencesi yafl›ndaki S.K ve G.K adl› çocuklara kad›n iç oldu. Gençler ifadelerinde de jandarman›n çamafl›rlar› giydirilerek kameralar önünde kendilerine zorla kad›n iç çamafl›rlar›n› giydirip, bak›p bak›p e¤lendiklerini tatbikat yapt›r›ld›. Jandarma 15 araç, 5 ev ve 2 villay› soydu¤u idJandarma, aç›klad›lar. dias›yla gözalt›na ald›¤› amca çoKamuoyunda yo¤un tepkigözalt›na lere neden olan olay›n sorumcuklar› S.K ve G.K’y› Karaçam her zamanki gibi bulunamevkiindeki Remzi Döker’e ait ald›¤› çocuk- lusu villaya götürdü. mad›. Sadece Sakarya Valisi Sab›kas› olmayan iki gencin lara kad›n iç M. Cahit K›raç ile Jandarma kameralar önünde iddia edilen h›rAlay Komutanl›¤› soruflturma çamafl›rlar› açt›klar›n› aç›klad›lar. S.K’n›n s›zl›¤› hakaret ve kaba dayakla anbabas› Salih K. “Çocuklar dalatmalar› istendi. (T. Kürdistagiydirdi n›’nda ve hapishanelerdeki tutuha 15 yafl›nda. H›rs›zl›k yapmuyla) villada yap›lan sorguda Jandarma m›fllar. Adalet ve aile olarak biz gereken ceAstsubay› gençlere kad›n iç çamafl›r› giyme- zay› veririz. Ama çocu¤a kad›n iç çamafl›r› lerini emretti. Kad›n iç çamafl›rlar›n› zorla gi- giydirmek insanl›¤a ve mant›¤a s›¤maz. Geyen iki genç jandarma kameras› ve foto¤raf- reken yerlere baflvuraca¤›z” dedi.

Ne kadar iflkence yaparsam o ka- sorgu esnas›nda kulland›¤› s›r ancak dar çok fley ö¤renirim! ‹stanbul T›p Fakültesi Adli T›p AnaYasemin Durgun uzun bir süre- bilim dal› Baflkan› Prof. Dr. fiebnem dir kay›p. Polis kay›p genç k›z›n Be- Fincanc›’n›n raporunda a盤a ç›kt›. Raporda gençlere elektyo¤lu tünelinde kalçadan rikle iflkencenin yan›s›ra kesik baca¤›n› bulduktan sonra geçmiflinden ald›¤› Polise göre kaba dayak ve filistin asda uyguland›¤› tecrübe ve birikimleriyle gözalt›na k›s›n›n belirtiliyor. Polis içinse hemen olaya el koydu. Ve genç k›z›n arkadafllar›n› gö- al›nan herkes gözalt›na al›nan herkes ve ancak iflkenzalt›na alarak soruflturmasuçludur suçludur n›n ilk ad›m›n› att›. Art›k ne ce edilerek sorgu yürütülebilir. de olsa elinde san›klar varBu olay Türkiye’de iflkence görd› ve iflin yar›s› tamamlanm›flt›. Geriye onlar› konuflturmak kal›yordu. mek için herhangi bir nedene ihtiyaç Gözalt›na al›nan gençler ‹stanbul olmad›¤›n›, her insan›n her an iflEmniyet Müdürlü¤ü Organize Suç- kenceye maruz kalabilece¤ini göslar fiubesi’nde 4 gün boyunca “iti- termiyor mu? ‹flkencenin bir devlet nayla” sorguland›. Kullan›lan yön- politikas› olup olmad›¤›n› bir kez temler mi? Oras› iflin “s›rr›”. Polisin daha sorgulamam›z gerekmez mi?


27 Eylül-10 Ekim 2002

14

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

Siyasete ilgisizlik üzerine Siyasetle ilgili olmak ya da parti politikalar›n› kavramak deyim yerindeyse befl temel belge ve onbir stratejik ilkenin her seferinde tekrarlanmas› de¤ildir. Siyasete ilgi güncel geliflmeleri tan›mlama; onlar›n kitleler üzerindeki olumlu olumsuz etkilerinin deflifre edilmesi ve bunun kitlelere kavrat›lmas› sorunudur. S›n›f savafl›m›; ideolojik donan›m›, siyasal yetkinleflmeyi ve örgütsel sorunlarda yo¤unlaflmay› gerektirir. Çünkü bir devrimciyi var eden, kesintisiz ve istikrarl› bir biçimde mücadeleye ba¤layan bu üç temel ayakt›r. Ba¤l›l›k, feda ruhu ve inanç vb. etkenler ona ba¤l› olarak geliflir. Siyasette yo¤unlaflman›n ve onun öneminin kavranmad›¤› bir yerde, gelece¤i flekillendirmek ve onu zafere dönüfltürmek de söz konusu olmaz. Siyasal iktidar mücadelesinin temel ayg›t› KP’dir. kitlelere önderlik yaparak onlar› e¤itecek ve iktidara tafl›yacak oland›r Komünist Partisi. Bunu yapacak olan, partinin kadrosu ve militan›d›r. O halde siyaseti ve siyasal geliflmeyi önemsemeyen bir militan, kitlelere neyi götürebilir? Partinin ideolojisini, program›n› ve siyasetini kitlelere tafl›yacak yani yaflamla bütünlefltirecek olan biz kadro ve militanlar oldu¤umuza göre, siyasete ilgisizlik, önemsemezlik ve yetinmecilik ne anlama gelir? Aç›kt›r ki, partiyi kitlelere tafl›mama, devrimin ve savafl›n sorunlar›n› çözememe anlam›na gelir. Böylesi bir prati¤e ve geri bir bak›fl aç›s›na sahip olan yoldafllar›m›z, “ben iyi bir devrimciyim, partinin iyi bir savaflç›s›y›m ve partiye ba¤l›y›m” diyebilir mi? Diyemezler, zira buna kimse inanmaz. Sadece kendilerini kand›rm›fl olurlar. Partiye ba¤l›l›k, devrime ve ideallerimize ba¤l›l›k, b›kmadan usanmadan siyasal geriliklerimizle mücadele ederek ilerlemeyi ve yetkinleflmeyi gerektirir. Bunun yolu da okumaktan, araflt›rmaktan, yazmaktan ve tart›flmaktan, kitleleri dinlemekten ve onlar›n sorunlar›n› çözmekten geçer. Siyasetle ilgili olmak ya da parti politikalar›n› kavramak deyim yerindeyse befl temel belge ve

onbir stratejik ilkenin her seferinde tekrarlanmas› de¤ildir. Siyasete ilgi güncel geliflmeleri tan›mlama; onlar›n kitleler üzerindeki olumlu olumsuz etkilerinin deflifre edilmesi ve bunun kitlelere kavrat›lmas› sorunudur. Bir örnek verecek olursak bugün güncelimizde tart›fl›lan seçim sorununu veya boykot tavr›n› kitlelere anlatmamak; dönemin özelliklerini, burjuva partilerin birbirlerinden farkl›l›klar›n›, temsil ettikleri s›n›flar›, iliflki içinde olduklar› emperyalist güçleri ve uygulayacaklar› politikalar›n getirileri, götürülerini ortaya

tir. Aksi tutum var olanla yetinme ,statükoyu korumakt›r ve partinin bilimsel siyasetini kavramamakt›r. Zira yetinmecili¤in, kendili¤indencili¤in ve bu temelde oluflan statükonun do¤uraca¤› sonuçlar y›k›md›r ve do¤rular›m›z, olumlu yanlar›m›z› zay›flat›p kemirerek tahribata u¤ratacakt›r. Evet do¤uraca¤› sonuçlar bunlard›r. Bu ne abart›l›d›r, ne de niyet meselesidir. Sonuçta niyetleri de s›n›f bak›fl aç›s›ndan, onun düflünüfl tarz›ndan kopuk ele alamay›z. Düflman her alanda bütün araçlar›yla sald›r›yor. Özellikle

çok etkili savafl›m yürütmemiz gerekti¤i aç›kt›r. Kendisine karfl› s›n›f savafl›m› yürütemeyenler, düflmana ait hastal›klar›, çürümüfllükleri ve onun bizdeki tüm etkilerini söküp atamayanlar; dahas› bunun gereklili¤ini, zorunlulu¤unu göremeyenler hangi alanda olursa olsun düflmana karfl› etkili bir devrimci durufl ve etkili vurufl gelifltiremez. Neden geliflmiyor, ilerlemiyor ve daha önemli sorumluluklar alam›yoruz? Önümüzde da¤ gibi sorunlar varken, bunlar›n ad›m ad›m afl›lmas› sorumlulu¤u, görevi bizi bekliyorken, bunlar›

ç›karmadan kitlelere “tüm partiler ayn›d›r. Bunlar›n hangisine oy vereceksin. Oy vermeyin” tarz›nda bir yaklafl›m kaba ve geri bir propaganda biçimidir. Ya da siyaset ad›na siyasetsizli¤in kendisidir. Zaten kitleler de bunu söylüyor ve yine de sand›¤a gidiyor. Bizim burada yapmam›z gereken kitlelerin bu homurtular›n› toplamak, derli toplu bilgiye dönüfltürmek ve alternatifi gösterecek bir politika olarak onlara götürmek-

ideolojik olarak, düflünüfl tarz›m›zda, kültürel flekilenmede çok ciddi kirlenmelere ve dejenerasyona yol açacak tahribatlar yaratmaya çal›fl›yor. O halde savafl sadece savafl araçlar›yla, tüfek, tank, top vb. ile yürütülmüyor. ‹deolojik bazdaki mücadele çok daha kapsaml›, derin; sonuçlar› itibar›yla daha etkili ve tehlikelidir. Dolay›s›yla burjuva-feodal kültürün ve düflünüfl tarz›n›n üzerimizdeki yani bizdeki etkilerine karfl›

görmezden gelmek, olanla yetinmek gibi apolitik yaklafl›mlarla durumu ne kadar idare edebiliriz? Bu ne kadar mümkündür? Buna devrimcilik diyebilir miyiz? Böylesi bir bak›fl aç›s›nda, gelecek kayg›s›, iktidar kayg›s› olmaz. Bunu do¤ru kavramak durumunday›z. Bizim iktidar› alma sorunumuz var, düflman›n ise böyle bir sorunu yok. O iktidar›n› koruyor, iktidar›n› korurken de bize karfl› hiç de yumuflak ve bar›fl›k

yöntemler, araçlar kullanm›yor. Yani proletaryaya ve onun nihai kurtulufl bayra¤›n› tafl›yan öncüsüne karfl›, tüm s›n›f kinini kusuyor, kendisine “yarafl›r” her türlü insanl›k d›fl› yöntem ve araçlar› kullan›yor. Peki biz, neden üzerimizdeki düflman› yaflat›yoruz, neden onun bizi tahrip etmesine, zay›flatmas›na izin veriyoruz; dürüstçe bunlara yan›t vermeliyiz. Kendimizi ve düflman› iyi tan›mak zorunday›z. Tafl›d›¤›m›z misyonu, bunun insanl›k aç›s›ndan ne anlama geldi¤ini do¤ru temelde bilince ç›karmal›y›z. Burada kendine güven önemlidir. Bu kendine güven üzerinden s›n›f mücadelesinde yani gerilla savafl›nda, kitle çal›flmas›nda ve örgütlenmede, politika üretmede ve yaflama geçirmede özne olabilmeliyiz. Yani bu ifli biz yapaca¤›z, kendi d›fl›m›zda ulvi güçleri aramaya gerek yok. O halde kendimizi asgari olarak, sorunlar› de¤erlendirecek, yorumlayacak ve onun çözüm siyasetini, araçlar›n› ortaya koyacak temelde ideolojik-politik ve örgütsel güce kavuflturmam›z gerekir. Devrimin sorunlar›na, partinin sorunlar›na ilgisizlik kabul edilemez. Tam tersi düflünüfl tarz›na ve prati¤ine sahip olmam›z gerekir. Yani parti ve devrimin sorunlar›yla, kitlelerin durumu ve sorunlar›yla ilgilenerek onlarla mücadele edebilir, gerekli politik ve örgütsel ihtiyaçlar› çözebiliriz. Siyasete ilgisizlik, bir burjuva hastal›¤›d›r. Yani burjuvazinin bu noktadaki istemine asl›nda yan›t olmakt›r. Zira siyasete ilgisizlik, faflist diktatörlü¤ün halka dayatt›¤› ve onlar› siyaset biliminin d›fl›nda tutmaya yönelik, kölelefltirme ve teslim alma politikas›d›r. ‹stiyorlar ki insanlar okumas›nlar, araflt›rma-inceleme yapmas›nlar, sorgulamas›nlar, soru sormas›nlar. Baflta din


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146 olmak üzere bu noktada her türlü ideolojik ayg›t› kullan›yor egemenler? Biz de bu toplum içinden geldi¤imize göre, bu tür burjuva dayatma ve politikan›n toplumun geri kesimleriyle ayn› düzeyde olmasa da üzerimizdeki etkilerini görmezden gelemeyiz. O halde biz kimiz, misyonumuz nedir, halka karfl› görevimiz nedir, halk kitlelerini bilinçlendirmede, örgütlemede ve onlar› iktidar mücadelesi temelinde seferber etmede, ideolojik ve siyasal düflünüfllerinde dönüflüm yaratmada, kültürel ve ahlaki flekilleniflini biçimlendirmede, adalet ve hukukta, paylafl›mda vb. vb. tüm yaflamlar›nda bir dönüflümü yaratabilmek için, ideolojimiz, siyasetimiz ve örgütsel çal›flmam›zda yo¤unlaflmam›z gerekmez mi? Gerekir. Peki siyasetle, siyasal faaliyetimizle ne kadar ilgiliyiz, ne ka-

dar yo¤unlafl›yoruz? Her yoldafl aynay› kendine tutsun, kendini bir gözden geçirsin... Bakal›m ne görecek? Kendini dönüflüme sokmayan, siyasetle ilgilenmeyen, onun önemini kavramayan bir yoldafl›n kitlelere tafl›yaca¤› bir fleyi olur mu? Olmaz. Peki kitlelere birfley tafl›yamayan bir kifli nas›l bir devrimcidir? Böyle bir kifli, büyük bir onurla ben devrim ve sosyalizm savaflç›s›y›m diyebilir mi? Buna verece¤imiz yan›t, kendimizi nas›l bir yönelime sokmam›z gerekti¤ini belirler. Bünyemizde, yani yaflam›m›zda kendi varl›¤›n› sürdüren siyasete ilgisizlik hastal›¤›n› hücrelerimizden söküp atarak, beyinlerimizi partinin ve devrimin ihtiyaç duydu¤u temelde cesur bir dönüflüme sokal›m. ‹stersen ilerler ve hedefe ulafl›rs›n. Bilmeliyiz ki, biz istersek, biz dönüflmek istersek, ilerle-

PUSULA Parti bilinci Parti bilinci çok kapsay›c›, bütünlüklü bir bilinçtir. Parti bilinci; partinin ideolojisini, siyasetini, stratejisini, taktiklerini, kültürünü, ahlak›n›, ilke ve kurallar bütününü içeren bir bilinçtir. Parti bilincini bu bütünlükle ele almayan, kavramayan bir partili, bulundu¤u alanda yarat›c› olamaz; partinin, genel anlamda s›n›f mücadelesinin sorunlar›na çözüm üretemez, nesnel koflullar›n esiri olur, hatta süreç içerisinde kendisi, bulundu¤u alan -sorumluysa e¤er- sorun olup partinin önüne ç›kmaya bafllar. Çünkü oraya, o ana kadar topallayarak gelmifltir. Deyim yerindeyse tek ayak üzerinde yürümüfltür. Parça-bütün, esastali iliflkisini kuramam›fl, bütünlüklü hareket etmemifltir. Tek yönlü bir çal›flma tekni¤i, inceleme-araflt›rma tarz›, flekillenifl, kifliyi belli bir yere kadar götürür; gerçekler ondan sonra gürlemeye, yüksek sesle hayk›rmaya bafllar. Kifli bu gerçekler kütlesinin alt›nda ezilerek, bunlardan ürkerek diskalifiye olur. “‹nsanlar›n bir arac› yapabilmesi için, ilk önce o arac›n hangi amaçla kullan›laca¤›n›n bilincine varmas› zorunludur. ‹nsan›n arac› do¤ru dürüst kullanabilmesi içinse, üretilecek nesnenin bir düflüncesini ya da imgesini önceden kafas›nda tasarlamas› gerekir. ‹flte insanlar›n do¤ay› etkilemeleri ile hayvanlar›n do¤ay› etkilemeleri aras›ndaki temel ayr›m budur” diyor George Thomson. Demek ki bir ifle girmeden

önce o ifl hakk›nda asgari düzeyde bir bilgiye sahip olmak flartt›r. Bir ifli niçin, hangi amaçla yap›yoruz? Hedefimiz neydi, nereye kadard›- gibi sorular›n cevab› kafam›zda bulunmal›d›r. Bu bir planlama iflidir. Plan bilinçle olur. Bizde olmas› gereken bilinç, parti bilincidir. Parti bilinci, ayn› zamanda s›n›f bilincidir. E¤er bizde bu bilincin temeli varsa, bizi çevreleyen koflullar›n çözümüne dair bir plan›m›z da var demektir. Yok e¤er böyle bir bilince sahip de¤ilsek, yani nesnel koflullar içinde kendimizi bir özne olarak görmüyorsak, müdahaleci olamay›z; tam da bizi çevreleyen koflullar›n esiri oluruz. Bu anlamda parti bilincini üzerimizde cisimlefltirmemiz flartt›r. Bu da var olan bütünlü¤ün kavran›lmas›yla, yaflama geçirilmesiyle mümkün olur. ‹flte düflünsel faaliyetle, pratik eylem aras›ndaki diyalektik ba¤, en do¤ru temelde böyle sa¤lan›r. Kafam›zdaki s›n›rlar›, kal›plar›, dogmalar›, bu bilinçle y›kabilir; yeniyi, ileriyi, daha güzel olan› bu bilinçle infla edebiliriz. S›n›f mücadelesindeki ›srarc›l›k, kararl›l›k, yarat›c›l›k, kiflinin kendisini yeniden üretip daha ileri düzeyde davaya sunmas›, bu bilinçle mümkün olur. Parti bilincinin kiflide cisimleflmesi, somutluk kazanmas›, kifliyi üretken k›lar; olay ve olgularla temas›nda ürkek, edilgen davranmaz, kiflinin ifl yapma temposu artar, daha ritmik çal›flmas›n› sa¤lar, ifl yaparken heyecanlan›r, coflkulan›r, iflten zevk

27 Eylül-10 Ekim 2002

15 me ve dönüflme olur. Beyinlerimiz ne kadar özgür? Özgürlü¤ü ne kadar önemsiyoruz? Halk›n bask› ve sömürüden kurtulmas›n› istiyor muyuz? Bunlar de¤iflme ve geliflme prati¤ine kendimizi sokmam›z için anahtar sorulard›r. Sonuç olarak siyasete ilgisizlik geliflimimiz ve ilerlememiz önünde ciddi bir engeldir. Siyasal yetkinleflmenin sa¤lanmad›¤› yerde, partiyle bütünleflme de olmaz. Siyasal gerilik ve siyasete ilgisizlik, salt askeri bak›fl tarz›n›, asi çete ruhunun geliflmesinin temelini de oluflturur. Geçmifl tecrübelerimize bakt›¤›m›zda darbecili¤in, kaçk›nl›¤›n bu zeminden beslendi¤ini görmemiz gerekir. Yine fokocu bir tarzda, kitlelerden kopuflu do¤uran sonuçlar yaratt›¤›n› da, kendi pratiklerimizden ve d›fl›m›zdaki yap›lar›n prati¤inden görüyoruz. Bil-

meliyiz ki, tüm bilinmezliklerin, tüm çözümsüzlüklerin ve yetmezliklerin temelinde siyasal gerilik yatar. Siyasal gerili¤e sahip olan bir kimse, her fleye ilgisizdir kendisine karfl› güvensizdir, ayaklar› üzerinde durmas› söz konusu de¤ildir. Hep baflkas›na yaslanarak, birilerine tutunarak yaflayabilir belli bir süre. Ama o belli bir süre de yetmeyerek, kiflide trajedik bir bitiflle, bir kaçk›nl›kla noktalanaca¤› unutulmamal›d›r. Siyasete ilgisiz olan bir kimse, araflt›rma-inceleme ve sorgulama yapmaz. En önemlisi elefltirmez. Asalak ve tüketicidir. Partinin durumu, devrim ve kitleler onu hiç ilgilendirmez. Çünkü o merkezine asalak-tüketici ve bencil yaflam›n› koymufltur. Evet, özet olarak anlatmaya çal›flt›¤›m›z siyasete ilgisizli¤in yarataca¤› etkileri ve sonuçlar›

al›r. Bu da kiflinin kendinde sakl›, gizli tuttu¤u ya da fark›nda olmad›¤› di¤er enerji rezervlerinin de a盤a ç›kmas›, kiflinin iktidar yürüyüflündeki yerinin sa¤lamlaflmas› demektir. Çünkü burada de¤iflme ve de¤ifltirme esas olacakt›r. Bunu nas›l yapaca¤›z? Savaflarak. Düflman›m›zla, düflmanlar›m›zla savaflarak yapaca¤›z. Düflman›m›z tek de¤il, çok düflman›m›z var. Ya da tersinden söyleyelim: Düflman›m›z tektir, ama bize tek cepheden sald›rm›yor. Birçok cepheden sald›r›yor. Düflman›m›z kendi s›n›fsal ç›karlar›n› korumak ve güvence alt›na almak için bize sadece militarist güçleriyle sald›rm›yor. Kendi medyas›yla, e¤itim sistemiyle, din kurumuyla ve bunlara benzer birçok kurum-kurulufluyla birlikte sald›r›yor. Düflman›m›zla savafl›rken olay ve olgulara sadece namlunun ucundan bakarsak, di¤er cephelerden saflar›m›za, beynimizin içine s›zan düflman bizi yenilgiye u¤rat›r. O halde bizim savafl›m›z çok yönlüdür. Çok yönlü olmak zorundad›r. Parti bilincini, savafl› her cephede yürüterek kazanaca¤›z. ‹deolojik, politik, örgütsel, askeri, stratejik ve taktiksel cephede; kültür-sanat ve felsefe alan›nda yürütece¤imiz çok yönlü bir savafl, parti bilincimizi gelifltirecek, üzerimizde cisimlefltirecektir. Bu bilincin üzerimizde cisimleflmesi demek, partinin geliflmesi, devrim mücadelesinin yükselmesi demektir. Savafl› böylesine yayg›n, böylesine topyekün yürütemezsek ne geliflir, ne de gelifltiririz. Burada geliflen, büyüyen, kazanan düflman olacakt›r. E¤er biz düflman›n-içimizdeki ve d›fl›m›zdaki-üzerine yürümezsek düflman bizim üzerimize yürüyecektir. Biz onu imha etmezsek, o bizi imha edecektir. E¤er kendi yaflam›m›zda kendi prati¤imizde bu mücadeleyi süreklilefltirmezsek -bunu düflüncede,

duyguda, moral de¤erlerde her yerde yapaca¤›z- ortam düflmana kalacak. Yaflam›m›za yön veren, bizi yönlendiren düflman olacakt›r. ‹deolojik k›r›lma, bilinç k›r›lmas› burada bafllar. Tasfiyecilik burada do¤ar. Çemberi düflman›n eline kapt›rmak istemiyorsak, kendi yetmezliklerimizle savaflmak zorunday›z. Statik, mekanik, dar bak›fl aç›s›n› aflmak zorunday›z. Bunu aflamazsak s›n›f savafl›m›n›n zorluklar›na gö¤üs geremeyiz. Her zaman yenilenmek ve üretmek, de¤iflmek ve de¤ifltirmek esast›r, yaflamsald›r. Kendisini yenileyemeyen, üretemeyen bir kiflilik, savafl›n sert kat› yasalar›na hükmedemez. Böyle bir kiflilik birkaç tekrardan sonra yelkenlerini suyun ak›fl›na b›rak›r. Kifliyi sürekli diri tutan, dinamik k›lan, kiflide halk sevgisini canland›ran, davaya ba¤l›l›¤›n› art›ran parti bilincidir. Parti bilinciyle donanmayan bir kiflide ideolojik erezyon bafllar. ‹deolojik erezyonun oldu¤u bir yerde de y›k›m olur. Parti bilinci çok somuttur. Bu bilinç gökten zembille inen bir bilinç de¤ildir. Maddeden ç›kar. Tekrar maddeye gider. Madde kitlelerdir. Parti kitlelerden hammaddeyi/malzemeyi al›p bunu çeflitli aflamalardan geçirerek güzelce ifller, mamul madde biçiminde tekrar kitlelere götürür. Bu devinim süreklidir. Parti bilincinin kiflide somutluk kazanmas›, cisimleflmesi burada çok net belli olur. Kiflinin kitlelere nas›l gitti¤i, kitlelerden ne ald›¤› ve parti bilincini kitlelere hangi yöntemlerle tafl›d›¤› çok önemlidir. Örne¤in, bir gerilla bunu kendi günlük yaflam› içerisinde iliflkilerinde nas›l hayata geçiriyor, nas›l üretiyor? Çünkü bu ayn› zamanda bir üretim sürecidir. Kifli burada kendisini, çevresindeki dar ve genifl iliflkileri yeniden üretmifl oluyor. Ciddi bir emek olay› var yani.

ortaya koymaya çal›flt›k. Çok daha ayr›nt›land›r›labilir. Ancak bu, kendimize karfl› etkili bir mücadele gelifltirmemiz için bir ön ad›m olmal›d›r. Birey olarak bu noktada kendimizde yo¤unlaflmam›z gerekir. Bizi prangalayan bu hastal›¤a karfl› etkili bir savafl›m kaç›n›lmazd›r. Geriliklerimize karfl› mücadele etmedi¤imiz sürece ilerlememiz mümkün de¤ildir. Tembelli¤i, asalakl›¤› ve yetinmecili¤i bir tarafa b›rakarak devrimcili¤in bitmez-tükenmez ilerleme çabas›n›, ö¤renme çabas›n› ve iradesini ortaya koyal›m. Gonzalo yoldafl›n dedi¤i gibi “halk›m›z bizi zafer kazanmaya mahkum etmifltir.” Her alanda yapmam›z ve baflarmam›z gereken, bu fliara uygun pratik tutum almakt›r. Biz bunu yapaca¤›z demeliyiz ve kendimize güvenmeliyiz. Halk kitlelerini örgütleme gibi bir sorumlulu¤umuz var. Bir gerilla halk kitlelerine giderken somut bir fikre, somut bir projeye (kendi kafas›nda) sahip midir? Günlük yaflam içerisinde bir fikir, bir proje üretiyor mu/üretiyor muyuz? Kitlelerin sorunlar›n› dinleme, onlar› anlama, sabr›n› ne kadar gösteriyoruz? Sorunlar› çözmede, sorunlara müdahale etmede yetkin miyiz? Kendi duruflumuzu, tavr›m›z› gözden geçiriyor muyuz? Böyle bir yo¤unlaflmam›z var m›? Bu sorumlulu¤u tafl›yor muyuz? vs... Ayn› soru fabrikadaki, semtteki bir faaliyetçi için de geçerlidir. Sokaklar iflsizler ordusuyla dolmufl. Henüz sokaklara dökülmemifl insanlar›n ise hiçbir sosyal güvencesi yoktur. Parti bilinci; bu muazzam potansiyeli örgütleme, mücadeleye sevk etme ve iktadara tafl›ma bilincidir. Parti bilinci; ö¤renci gençli¤i akademik demokratik sorunlar› çerçevesinde örgütleyip, buradan da anti-emperyalist, antifeodal, anti-faflist mücadeleye kanalize etme, Yeni Demokratik Halk Kültürünü yaratma, gelifltirme bilincidir. Parti bilinci; Kültür-sanat cephesinde yeni, alternatif devrimci bir sanat› üretme, üretti¤i bu sanat› genifl halk kitlelerine yayma ve be¤eni düzeylerini yükseltme bilincidir. Parti bilinci; iktidar› hedefleme, iktidara yürüme bilincidir. Evet, partinin, parti önderli¤inin de bugün önüne koydu¤u görev bu görevdir. Bu görev, her alanda iktidarlaflmay› hedefleme görevidir. Tek tek bireyler, alanlar olarak bu sorumlulu¤u derinden hissetmeli, çabam›z›, enerjimizi parti önderli¤inin çabas›yla, enerjisiyle birlefltirmeliyiz. Parti bilincinin üzerimizde gerçek anlamda cisimleflmesi olay› budur.


27 Eylül-10 Ekim 2002

16

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

Egemenler CHP’yi parlat›p hükümete haz›rl›yor Egemen s›n›flar yönetme krizini bir nebze de olsa çözmek için halk›n deste¤ini alacak yeni yüzlere sahip partiler istiyor ama bunun kolay olmad›¤›n› biliyorlar. Yeni kuracaklar› da kitleler taraf›ndan denenmifl, bilinenlerden farkl› bir fley savunamayacak ve farkl› bir fley yapamayacak durumda oldu¤u için zorunlu olarak en son y›pranmam›fllardan, biraz dinlenmifl ve biraz rötufl yaparak, halk›n da haf›zas›n›n zay›flad›¤›n› düflünerek, kötünün iyisi (ehven-i fler) diye tercih edebilece¤i kimi partileri haz›rlamaya çal›fl›yorlar. Egemen s›n›flar (komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›) genel seçimlere gitmeye karar verdi. Parlamento ah›r› da bu karar› ald›. Anlafl›lan 3 Kas›m’da seçime gidecekler. Birkaç haftad›r buna haz›rlan›yorlar. Kollar› s›vad›lar. Halk› kand›rabilip deste¤ini alacak yeni yüzler peflindeler. Kolay de¤il; yeni yüzler de pek yok. Gerçi yeni yüzler olsa ne de¤iflecek ki? Misyonlar›, rolleri, ifllevleri ayn› olacak. Ve sonuçta halka “hangi sopayla sopalanmak istersiniz?”, “Hangi partinin ve yüzlerin siyasi yönetimi alt›nda ezilmek, sömürülmek, sopalanmak istiyorsunuz, sand›kta ona karar verin” denilmifl olunuyor. Egemen s›n›flar yönetme krizini bir nebze de olsa çözmek için halk›n deste¤ini alacak yeni yüzlere sahip partiler istiyor ama bunun kolay olmad›¤›n› biliyorlar. Yeni kuracaklar› da kitleler taraf›ndan denenmifl, bilinenlerden farkl› bir fley savunamayacak ve farkl› bir fley yapamayacak durumda oldu¤u için zorunlu olarak en son y›pranmam›fllardan, biraz dinlenmifl ve biraz rötufl yaparak, halk›n da haf›zas›n›n zay›flad›¤›n› düflünerek, kötünün iyisi (ehven-i fler) diye tercih edebilece¤i kimi partileri haz›rlamaya çal›fl›yorlar. Bugün ç›karlar›na en uygun düflenlerden biri CHP’dir. Onu haz›rlamaya çal›fl›yorlar. Vitrin için ellerinde fazla mal yok. “Sol’un birli¤i” ad› alt›nda veya “sol’un adresi; sosyal demokrasinin adresi” diye reklam yap›yorlar. Böylece CHP’yi de sol diye yutturmaya çal›fl›yorlar. ‘Sol’ veya ‘solcular’ genel olarak devrimciler için kullan›l›r. CHP’nin ise devrimcili¤i yoktur. Devrimci

olan en ufak bir yönü yoktur. B›rakal›m devrimci yönünü demokrat bile de¤ildir, demokrat yönü bile yoktur. CHP M. Ke-

ve düzene ba¤lamak için her partisiyle halk›n özellikle belli kesimlerine hitap ederler. Kimiyle milli duygulara, kimiyle

kurtar›c› gibi göstermeye çal›fl›yorlar. Bunlar›n hiçbirinin yenili¤i yoktur. Bilinmeyen ve denenmeyenler de¤ildirler. Olsa

mal ve ‹. ‹nönü taraf›ndan kuruldu¤undan itibaren onlar›n yönetimindeyken ve sonras› de¤iflik adlar alt›ndaki sürecin devam›ndan da, k›sacas› bafl›ndan beri büyük burjuvazinin ve büyük toprak a¤alar›n›n ç›karlar›n› savunan, onlar›n ç›kar› için kurulan, onlar›n temsilcisi faflist bir partidir. S›n›f niteli¤i, s›n›f ç›kar›, s›n›f politikas› ve temsili, rolü ve misyonu de¤iflmemifl (MHP, AP, DYP, ANAP, SP, AKP, BBP, DSP ve bu partilerden türeyen partiler gibi) bir faflist partidir. Bu partiler, destek ald›¤› sosyal s›n›f ve tabakalardan ba¤›ms›z olarak o niteliktedirler. Egemen s›n›flar halk›n deste¤ini almak

dini duygulara, kimiyle en geri, muhafazakar veya orta kesime, kimiyle kitlelerin ileri, sola e¤ilim duyan kesimlere hitap ederler. CHP gibi partilerle de sola e¤ilim duyan, sisteme tepki duyan kesimlere hitap edip, bu kesimleri düzen içinde tutmak istiyorlar. CHP’nin solla ilintisi bununla s›n›rl›d›r. Ve ayn› zamanda onun y›pranmas›yla sol çevrelere güvensizlik gelifltirmek için de kullan›yorlar. Burjuva medyas› “solda birlik”, “solun adresi” veya “sol CHP çat›s›nda birlefliyor” yaygaras› alt›nda K. Dervifl’i büyük bir reklamla CHP’ye katt›lar. K. Dervifl, D. Baykal ve CHP’yi yeni ve bir

olsa Dervifl’in CHP içinde olmas› yenidir. Kendisi icraatlar›yla bilinmeyen biri de¤ildir. Ayr›ca halk yeni sopalarla, k›rbaçlarla denenecek deneme tahtas› de¤ildir, kobay de¤ildir ki, üzerinde “yeni” etiketli deneyler yap›ls›n. CHP’nin hangi miras›n sahibi oldu¤u biliniyor. Emperyalizm ufla¤› egemen s›n›flar M. Kemal ve ‹. ‹nönü liderli¤inde kurduklar› CHP yönetimi alt›nda onlarca Kürt direniflini bast›r›p yüzbinlerce Kürt katlettiler. Onbinlercesini sürgün ettiler, onbinlerce Ermeni, Rum ve di¤er az›nl›k milliyetlerden halk› katlettiler ve sürgün ederek mallar›na, mülklerine de el koydular.

Türk ve Kürt ulusundan ve az›nl›k milliyetlerden halk›m›za onlarca y›l kan a¤latt›lar M. Kemal ve ‹. ‹nönü döneminde. Bunlar 1950’lere kadar CHP’li yönetim alt›nda yap›ld›. ‹ktidar›n bafl›nda olsun muhalefette olsun CHP’nin s›n›f niteli¤i, s›n›f politikas› rolü, misyonu, amac› vb. de¤iflmemifltir. 1970’lerde iktidar›n bafl›na geçtiklerinde de sonraki sürecinde de bugün de hep faflist parti niteli¤ini korumufltur. Belli kesitlerde de¤iflik adlar ve söylemlerinde de¤iflmeler olsa da bu özü ve niteli¤i hep ayn› olmufltur. CHP kimlerin partisi, kimlerin ç›karlar›n› savunuyor, kimlerin hizmetinde ve politikas›n› güdüyor? CHP bafl›ndan beri d›flta emperyalistlerin hizmetinde, onlar›n ç›kar›n› savunuyor içte kompradorlar›n, bürokrat burjuvazinin ve büyük toprak a¤alar›n›n bir partisidir ve onlar›n ç›kar›n› savunuyor. Kuruluflundan beri her türlü demokratik hak ve özgürlüklerin düflman› olmufl, bunlara izin vermeyen faflist bir partidir. Türkiye’de faflizmin devlet biçimi ve iktidar olmas› CHP ile bafllar. Bu niteli¤ini hep korumufltur. Bu durumu devam ediyor. ‘Sol’ ile, hatta burjuva anlamda ‘sosyal demokrasi’ ile alakas› yoktur. D. Baykal kim? Baykal öteden beri CHP içinde daha çok Amerikanc› kanat olarak bilinenlerden biridir. Emperyalistlerin ve ülkemizde egemen s›n›flar›n ve faflist devletin sad›k bir adam›d›r. Kendi burjuva partisi içinde, b›rakal›m demokrat e¤ilimli insanlar›n varl›¤›na tahammül göstermesini, kendisine muhalefete bile tahammül göster-


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146 meyen bir politikadad›r. Tepeden t›rna¤a böyle anti-demokratik partilerden biridir CHP. Büyük sermaye s›n›f› elindeki bas›n-yay›n›yla (medyas›yla) bolca reklam›n› yapt›¤›, cilalay›p, parlat›p bulunmaz Hint kumafl› gibi göstermeye çal›flt›¤› K. Dervifl kimdir? Herkes taraf›ndan bilinen haliyle emperyalistlerin mali kurulufllar›ndan Dünya Bankas›’n›n baflkan yard›mc›lar›ndan biridir. Yani damgas›n› ABD’nin vurdu¤u emperyalist kurulufllardan DB’nin bürokratlar›ndan biri. ABD, DB ve IMF taraf›ndan gönderilip, ç›karlar›na göre yönetmek için tepeden inme hükümetin ekonomiden sorumlu devlet bakan› koltu¤una oturtulan biridir. Onu Baykal ile bir araya getiren olgu budur. Baykal ve partisine ne kadar da yak›fl›yor ve ne kadar da uyum halindedirler. Burjuva medyas› s›n›f ç›kar›n› savunan partilerden biri olarak, önümüzdeki seçimde iktidar›n bafl›nda görmek istedi¤i için CHP’yi öne ç›kar›yor, emperyalizmin uflaklar› olduklar› için sad›k uflak K. Dervifl’i fliflirip parlat›yorlar, sempatik ve kendini memleketine adam›fl vb. gibi göstermeye çal›fl›yorlar. CHP’nin tek bafl›na hükümet olmas› imkans›z de¤il ama hayli zor oldu¤unu onlar da biliyor ama seçimlerin birinci partisi veya ikinci partisi de olsa hükümette olmas›n› ve K. Dervifl’in de ayn› görevde ekonominin patronu olmas›n› istiyorlar. Çünkü efendileri böyle istiyor. Bu hesap onlar› bir araya getiriyor. Partiler hangi s›n›f›n partileri ve dolay›s›yla hangi s›n›f›n politikas›n› güdüyor, tayin edici mesele budur. Egemen s›n›flar hangi partilere izin veriyor ve hangi partileri seçimlere koyuyor? Dolay›s›yla bunlar hangi s›n›flar›n partileri ve hangi s›n›flar›n politikas› ve ç›karlar›n› savunuyor? Buna göre yarg›ya var›lmal›d›r. Konumuz özgülünde CHP’nin hangi s›n›flar›n partisi oldu¤unu belirtmifltik ve dolay›s›yla temsil etti¤i s›n›flar›n ç›karlar›n› ve politikas›n› savundu¤u aç›kt›r. ‹çte komprador büyük burjuvazinin ve toprak a¤alar›n›n s›n›f ç›karlar›n›, d›flta emperyalist efendilerinin ve onlar›n mali kuruluflu IMF’nin ç›karlar›n› savunaca¤› ve politikalar› do¤rultusunda hareket etti¤i ve edece¤i aç›kt›r. Baykal’›n CHP’si ve K. Dervifl düne kadar ne yapm›fllarsa onu yapmaya devam edecektir ve (hangisi gelirse gelsin) daha kötüye götürecektir. Emperyalistler ve IMF, halk›n ç›karlar› için en ufak bir fley yapmayaca¤› ve tersine halk› daha çok ezip, sömürüp açl›k ve sefalete mahkum edecekleri aç›kt›r. Halk›m›z yaflad›¤› süre-

17

27 Eylül-10 Ekim 2002

cin deneyimleriyle bunu biliyor. Dolay›s›yla bu politikalar› sürdürecek olan partilere ve özgülde CHP’ye verecek deste¤i olmamal›d›r. Oy verecek, desteklenecek hiçbir yönleri yoktur. CHP gibi ön plana ç›kan AKP’ye de, di¤er egemen s›n›f partilerine de sorulaca¤› gibi, konu özgülümüzde CHP’ye mi-

Kürt gerillalar›na karfl› kimyasal silah kullanmalar, savafl uça¤›, savafl helikopterleriyle bombalamalar, ekin ve ormanlar› yakmalar, evcil hayvanlar› öldürmeler vb. hükümet ortakl›¤›n›z döneminde yap›ld›. Bunlar›n hesab›n› verin. Y›llarca hapishanelerde üst üste katliamlar yap›ld›, sonra

yönetmesini savunup, buna uygun hareket edecek misiniz? - ‹flçi ve emekçi halk›n toprak sorunu, ifl sorunu, sa¤l›k, e¤itim sorunu, sosyal yaflam güvencesi bunlar yap›l›nca sa¤lanabilir ve bunun ad›m› at›larak bunlar› güvenceye alma yoluna gidilebilir. - Kürt ulusu ve az›nl›k mil-

ting ve toplant›lar›na gidenler flunlar› sormal›: - Kimin politikas›n› uygulayacaks›n›z? Emperyalistler ve IMF’nin de¤il mi? K. Dervifl kimin ajan› (adam›), kimin ç›kar› için çal›fl›yor, kimi temsil ediyor, kim gönderdi? IMF’nin dolay›s›yla onun memuru K. Dervifl’in politikas›yla ülke ekonomisini mi yöneteceksiniz? - Marafl katliam›, Çorum, Malatya, Erzincan katliam› ve provokasyonlar› CHP iktidar› alt›nda yap›ld›. Hesab›n› vermediniz. fiimdi benzerlerini nerede bekleyelim? - S›k›yönetimi CHP iktidardayken getirdi. Yine s›k›yönetim ile mi yönetilece¤iz? O sürecin hesab›n› verin. - Cizre, fi›rnak, Lice ve Diyarbak›r’daki katliam SHP’nin hükümet ortakl›¤› döneminizde yap›ld›. - Baflta Kürt illerindeki kay›plar, sokak infazlar›. - Köy yak›p y›kmalar, köy boflaltmalar›, sürgünler, koruculaflt›rmalar, g›da ambargosuyla aç b›rakmalar,

büyük bir katliamla F tipine geçildi. Neredeydiniz, niye k›l›n›z› k›p›rdatmad›n›z? - Katledilen, kaybedilen 1820 bin Kürt gerillas› ve halktan 5-10 bin katledilen, mezar› bile bulunmayan insanlar›n hesab›n› generallerden, M‹T’den, emniyet müdürlerinden, silahl› çetelerden soracak m›s›n›z? - ABD emperyalizmine, Avrupa emperyalistlerine ve di¤er emperyalistlere, NATO’ya, DB gibi emperyalist kurulufllara tav›r alacak m›s›n›z? Bunlarla yap›lan ba¤l›l›k ve bir nevi sömürgelefltirme anlaflmalar›n› fesh edecek misiniz? Bunlar›n yat›r›m, banka, sermaye ve borçland›rmalar›na el koymay› savunacak m›s›n›z ve yerine getirecek misiniz? - ABD’nin ülkemizdeki 15 bine yak›n bilinen askerini kovacak m›s›n›z? ABD ve NATO’ya sa¤lanan üs, radar, tesislere el koyup kapatacak m›s›n›z? - Köylüye toprak, iflçiye ifl ve ifl güvencesi sa¤layacak m›s›n›z? - Toplumun demokratiklefltirilmesi, halk›n kendi kendini

liyetlerin inkar, imha ve asimilasyon politikas›na son verecek misiniz? - Peki, bugün Kürt ulusunu, Laz, Arap, Rum, Ermeni, Boflnak, Çerkez, Çingene vb. az›nl›k milliyetlerin varl›¤› ve hak eflitli¤ini kabul edecek misiniz? - Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakk› ve az›nl›k milliyetlerin hepsinin hak eflitli¤ini, dil, kültür vb. demokratik hak ve özgürlüklerini savunacak ve tan›yacak m›s›n›z? - Türk, Kürt ve az›nl›k milliyetlerden halk›n fikir ve örgütlenme özgürlü¤ünü savunup tan›yacak m›s›n›z? Bunlar üzerindeki bask›lara karfl› net, somut tav›r alacak m›s›n›z? Öz olarak halka demokrasinin tan›nmas›, toplumun demokratikleflmesini (ülkemizde emperyalizmin hakimiyetine son verilmeden faflizm ve feodalizm sosyal dayanaklar›yla y›k›lmadan toplumun demokratikleflmesi sa¤lanamaz) savunup sa¤layacak m›s›n›z? S›n›f niteli¤i gere¤i ve bunlar› uygulamada sorumluluk sahibi bir parti olarak hiç birini yapmayacaklar› aç›k ve zaten bekle-

nemez de. Halk›m›z “o halde niye oy verip destekleyelim ki?!” demeli. Yine seçim konuflmalar›nda, seçim irtibat bürolar›nda halka yönelik konuflmalara giden halk›m›z flunlar› sormal›d›r: - Onbinlerce insan sokakta yafl›yor, yüz binlercesi bafl›n› sokaca¤›, kiras›n› verebilece¤i evden yoksundur. Keza depremzedelerin önemli bölümü zor durumda, ne yapt›n›z? - Yüzbinlerce insan iflten at›ld›, milyonlarcas› iflsiz durumda aç veya yar› açl›¤a mahkum edilmifl durumdad›r. Ne yapt›n›z? - Onbinlerce memurun ifline son verildi, neredeydiniz, ne yapt›n›z? - Yüzbinlerce küçük esnaf iflasa sürüklendi. ‹flyerini kapatmak satmak zorunda b›rak›ld›. Ne yapt›n›z? - Yüzbinlerce köylü yerinden yurdundan edildi, zorla sürgün edildi, evleri, köyleri yak›ld›, y›k›ld›, binlercesi öldürüldü, kalanlar y›llarca g›da ambargosuna mahkum edildi, sürgün edilenler de yar› aç, sefil, periflan oldu. Yuvalar› da¤›ld›. Bunlar›n ço¤u sizin SHP hükümeti döneminde oldu, sorumlular› olarak hesap verip, tazminat verecek misiniz? Bu sald›r›lar›n, zulmün sorumlular› olarak flimdi hangi yüzle halk›n karfl›s›na ç›k›yorsunuz? Yapt›klar›n›z yapacaklar›n›z›n aynas›d›r. - E¤itim paral› hale getirilerek emekçi s›n›flar›na üniversite kap›lar› kapat›ld›, buna karfl› CHP’nin tavr› ne oldu? - Ekonomiye yön veren Ankara de¤il IMF’dir. Ve IMF’nin ekonomik reçeteleri ve daha çok yoksulluk, iflsizlik demektir. 57. hükümetin ekonomik patronu, IMF memuru K. Dervifl’tir. K. Dervifl’in bugüne kadarki icraatlar› yar›n ne yapaca¤›n›n da teminat› de¤il midir? Kemal’le bizi soymaya devam etmeyecek misiniz? Peki bunlar›n siyasi sorumlusu sizler hesab›n› verecek misiniz? Bu politikalar›n sahibi egemen s›n›flar, MGK ve fiili mimarlar› generaller oldu¤una göre hesab›n› soracak m›s›n›z? Aç›kt›r ki savunamayacaks›n›z ve yapmayacaks›n›z. “O halde hangi yüzle halk›n karfl›s›na ç›k›yorsunuz?” denilmeli. CHP ya da özde birbirinden farkl› olmayan di¤er burjuva partilere de, sistemin kaba yönlerini törpüleyip, yamalay›p, cilalay›p halka sistem içi kalmay› kabullendirme d›fl›nda baflka misyonu olmayan reformist partilere de OY YOK. Seçimlerini BOYKOT edelim.


27 Eylül-10 Ekim 2002

18

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

Irak halk›n›n kan› BM damgal› ak›t›lacak Bush’un BM’de yapt›¤› konuflma Irak’a sald›r› planlar›n›n art›k son aflamaya geldi¤ini gösterirken emperyalistler aras›nda Irak halk›n›n kan› üzerinde kurduklar› pazarl›k masas› da iyice k›z›flm›fl durumda. “Bizim Irak halk›yla bir sorunumuz yok” diyor Bush BM’de 13 Eylül günü yapt›¤› aç›klamada. Afgan halk›yla da sorunun olmad›¤›n› söylemiflti Bush. Ancak 11 Eylül’ün ard›ndan bafllatt›¤› sald›r›da binlerce Afgan halk› katledildi. Yo¤un bombard›man›n alt›nda ölenlerin cesetleri dahi bulunamad›. fiimdi ayn› parolay› Irak için veren ABD, sald›r›n›n haz›rl›klar›n› önemli ölçüde tamamlam›fl durumda. S›ra sald›r›y› onaylamayan ülke ve kurulufllar›n bir an önce ikna edilmesinde - ki onay vermedikleri takdirde de sald›r›y› tek bafl›na yapacaklar›n› belirtmekten geri durmad›. Bush’un BM’de yapt›¤› konuflma Irak’a sald›r› planlar›n›n art›k son aflamaya geldi¤ini gösterirken emperyalistler aras›nda Irak halk›n›n kan› üzerinde kurduklar› pazarl›k masas› da iyice k›z›flm›fl durumda. Emperyalistler özellikle de ABD, sald›r› ile birlikte gelecek planlar›n› da netlefltirerek dünyan›n tek efendisi olma yolunda h›zl› ad›mlar atma telafl›nda. Di¤er emperyalist ülkeler buna kolay kolay izin vermeyeceklerini belirtirken, bir k›sm› ise sald›r›da saf›n› ABD’den yana belirleyerek uflakl›k ve iflbirli¤inde gösterece¤i performansla pastadan en fazla pay› alma derdinde. BM’de yapt›¤› konuflmada Irak’›n kimyasal silahlar üretti¤i yalan›n›n üzerinde s›kl›kla duran Bush bu konuda herhangi somut bir delil gösteremezken böylesi bir derdinin olmad›¤›n› da gösteriyor. Art›k tüm dünya flunu biliyor ki ABD’nin as›l amac› sözü edilen kimyasal silahlar› yok etmek de¤il Ortado¤u’nun zengin petrol yataklar›n› denetim alt›na alarak bölgede tam hakimiyetini sa¤lamakt›r. Uzun süredir var olan bu plan›n yaflama geçirilmesi için planlanan sald›r›n›n yap›lmas› ABD aç›s›ndan flart olarak gösteriliyor. IRAK’TA PAZARLIKLAR SÜRÜYOR Irak sald›r›s›n›n gündeme geldi¤i günden bugüne emperyalist ülkeler baflta olmak üzere birçok ülke tutumlar›n›, böylesi bir sald›r› durumunda alacaklar› tav›rlar›, oturduklar› her pazarl›k masas›ndan kalk›fl durumlar›na göre a¤›z de¤iflikli¤i yapmaktalar. Rusya yapt›¤› aç›klamalarda sald›r› durumunda ABD’ye karfl› tav›r gelifltirerek böylesi bir sald›r›da ABD’yi desteklemeyeceklerini belirtirken perde arkas›nda yapt›klar› görüflmeler hiç de bu

tavra uygun de¤il. ABD ile yapt›¤› pazarl›kta Rusya, Irak sald›r›s›na onay vermesini, Çeçen savaflç›lar›n›n bar›nd›¤› iddia edilen Pankisi Vadisi’ne operasyon düzenleme flart›na ba¤l›yor. Ayr›ca ABD yapt›¤› aç›klamalarda Rusya’n›n sald›r›da kendilerine destek sunduklar› takdirde bölgede petrol flirketleriyle önemli iliflkiler içine girilmesi ve kurulacak yeni Irak hükümeti ile iflbirli¤i yap›lmas›n›n olanaklar›n› yaratacaklar›n› belirtiyor. Tüm bunlarla birlikte Rusya yapt›¤› aç›klamada Irak’›n silah denetçilerine izin vermemesi durumunda askeri bir sald›r› durumunda destek vereceklerini belirttiler. ‹ngiltere ise bafl›ndan beri ABD’nin yan›nda oldu¤unu belirterek askeri anlamda her türlü deste¤i sunarak ABD’nin Ortado¤u’ya iliflkin kanl› planlar›na ortak olmufltur. ‹ngiltere’nin sald›r›ya paraflütçü birliklerini, deniz komandolar›n› ve olas› bir kara harekat›nda a¤›r silahl› iki tugay ile kat›lmas› planlan›yor. Bu konuda en kaypak tavr› gösteren ise Arap ülkeleri oldu. Bush’un BM’de yapt›¤› ve adeta tüm dünyaya meydan okuyan aç›klamalar›n ard›ndan M›s›r ve Arabistan, ABD karfl›t› tutumlar›n› de¤ifltirerek o da di¤er emperyalist ülkelerin çald›¤› düdü¤e kat›larak Irak’›n silah denetçilerine izin vermemesi durumunda yap›lacak sald›r›da ABD’ye üslerini açabileceklerini aç›klad›lar. Almanya ise sald›r› karfl›s›ndaki tutumunu seçim yat›r›m› olarak de¤erlendirmekte. Sald›r›ya karfl› olduklar›n› belirterek halktan oy toplama derdinde olan Almanya yönetiminin seçimlerden sonra ayn› tutumu gösterip gösteremeyece¤i ise soru iflareti. Bu soru iflaretini pazarl›k masas›nda yaflanacaklar ortadan kald›racak. ABD önce BM’de yapt›¤› konuflma ve ard›ndan gelifltirdi¤i diplomasi trafi¤i ile ikna turlar›n› h›zland›rm›fl durumda. Özellikle BM’deki aç›klama ile ABD Irak sald›r›s›n› bu damgay› kullanarak dünyaya daha meflru görünme çabas›nda. Kuruldu¤u günden bugüne dünya halklar›na bar›fl› korumak ve güçlendirmekle görevli olarak lanse edilen BM bugüne kadar gelifltirdi¤i pratik tutumlarla bar›fl› ne için ve kimin ç›karlar› için istedi¤i ve nas›l bir bar›fl anlay›fl›n›n oldu¤unu ço¤u kez gösterdi. fiimdi ABD’nin bar›fl sürecine hizmet çabas› içinde olan BM olay› diplamasi ile çözme çabas› içinde olduklar›n› göstermeye çal›fl›rken arka planda

ABD ile el s›k›flmay› ihmal etmemekte. Keza Bush’un yapt›¤› konuflmada destek ve onay vermedikleri takdirde kuruluflun gelece¤i aç›s›ndan önemli de¤iflikliklerin yaflanaca¤› tehdidi BM üyelerini telaflland›rm›fl durumda. ABD’nin bu y›l sonu, önümüzdeki y›l›n bafllar› için verdi¤i sald›r› tarihine flimdi kendilerini ayarlama telafl›ndalar. SALDIRI HALKLARA KATL‹AM VE SEFALET GET‹RECEK Emperyalistler cephesinden yaflanan bu geliflmelere paralel Irak da bofl durmayarak sald›r›y› bofla ç›karacak manevralar yapma gayretinde. Bush’un

de hepsinin bu sald›r›ya onay vermekten baflka seçeneklerinin olmad›¤›n› biliyoruz. ABD’nin bugün yeniden flekillendirmek istedi¤i dünya haritas›n›n en a¤›r bedelini ödeyecek olan halk dün oldu¤u gibi bugün de aç ve yoksul. Irak halk› y›llard›r uygulanan ambargodan kaynakl› hergün onlarca yeni do¤an bebe¤in ölümünü izliyor. ‹laç s›k›nt›s› yaflanan ülkede en basit hastal›klar tedavi edilmedi¤i için insanlar ölüyorlar. Çal›flma olanaklar›n›n olmad›¤› ülkede halk›n büyük bir ço¤unlu¤u sefalet içinde yafl›yor. ABD’nin sald›r› planlar› içinse “gelsinler biz baflkan›m›z› kan›m›zla gerekirse tafl ve sopalarla koru-

BM’deki konuflmas›n›n ard›ndan silah denetçilerini kabul etti¤ini aç›klayan Saddam’›n bu aç›klamas›na ABD ve yak›n müttefi¤i ‹ngiltere’nin verdi¤i yan›t, ertesinde kamuoyuna yans›d›. ABD’nin bu seferki istemi Saddam Hüseyin’in sürgünü kabul etmesi oldu. Ard›ndan Irakl› muhalif gruplara da Saddam’›n devrilece¤i yönünde güvence verildi. Bu arada ABD gerek askeri gerekse de ekonomik planlar›n› önümüzdeki süreç için flekillendirmeye flimdiden bafllam›fl durumda. ABD’nin uzun süredir yapt›¤› bu sald›r› planlar›na flimdi tüm emperyalist ülkeleri dahil etme çabas›nda görünse de bunun görüntüden ibaret oldu¤u aç›kt›r. Yap›lacak pazarl›klarla alacaklar› kemikten memnun olduklar› takdir-

ruz” diyorlar. ABD bugün Saddam rejimini devirerek “ülkeye bar›fl ve demokrasi getirece¤iz” diyor. Emperyalistlerin dünyan›n yoksul halk›na bar›fl ve demokrasi getirdi¤i nerede görülmüfltür. Afganistan’a da bar›fl getirecekti ABD… fiimdi ülke, yap›lan sald›r›n›n faturas›n› kapatmaya çal›fl›rken yeni gelen yönetim halka bask›, açl›k ve yoksulluk d›fl›nda hiçbir fley vermemektedir. Emperyalistlerin dünya halklar›na getirece¤i bar›fl sadece açl›k, sefalet, yoksulluk ve da¤›lm›fl yüzlerce aile; talan olmufl topraklar olacakt›r. Ancak Irak halk›n›n kan›n› BM damgal› olarak ak›tmak isteyen ABD ve di¤er emperyalist ülkeler ak›tt›klar› bu kan deryas›n›n içinde o çok korktuklar› sonu yaflamaya mahkumlar.


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

27 Eylül-10 Ekim 2002

19

ABD’nin Irak sald›r›s›nda Türkiye Ülkemizdeki, bölgedeki ve dünyadaki geliflmeleri ABDAB çat›flmas›, rekabeti ekseninde ele almak, de¤erlendirmek neredeyse klasik hale gelmifltir. Var olan çeliflkilerin uzlafl›r yönü ortadan kalkm›fl gibi düflünülmekte ve yorumlanmaktad›r. Çeliflkilerin keskinleflti¤i muhakkak. Ama, Afganistan’da oldu¤u gibi hala pastay› güç oran›nda paylaflma sular›ndalar. Irak merkezli Ortado¤u geliflmelerine bakarken bu özellik hesaba kat›lmak zorundad›r. Her ne kadar ABD’nin haz›rl›k yapt›¤› Irak iflgaline karfl› bafl›n› Almanya’n›n çekti¤i bir itiraz oda¤›ndan bahsedilse de, bu itirazlar›n daha çok “bize de dan›fl›lmal›d›r”, “BM karar› al›nmal›d›r” fleklinde geliflti¤ini “destek vermeyiz” gibi bir “efelenmeden” öteye gidemedi¤ini, bunlar›n ise; zevahiri kurtarma bâb›nda oldu¤unu belirtelim. Afganistan’la bafllayan ve Ortado¤u’da odaklaflan büyük çapl› bir düzenlemenin efli¤indeyiz. Bu düzenlemede hegemonik bir güç olarak özellikle askeri ve teknik üstünlü¤ünün de sonucu ABD emperyalizmi öne ç›km›flsa da, di¤er emperyalistler de bu düzenlemenin tam ortas›ndad›r. Ortado¤u’daki enerji kaynaklar›n›n bütün emperyalistlerin ifltah›n› kabartt›¤› bir gerçektir. Bu kaynaklara sahip olmak bütün emperyalistler için yüzy›llar›n düflüdür. Bu düflün büyüsü derinleflen krizle birlikte daha da bafl döndürücü ve daha da cazip hale gelmektedir. Bölgemiz üzerinde yak›n zamanda emperyalistlerin oyunlar›-savafl oyunlar› sahnelenecekken ve bu oyunun son haz›rl›klar› süratle tamamlan›rken ülkemizde de siyasi yap›n›n yeniden düzenlenmesi bu oyunun bir parças› olarak ele al›nmal›d›r. Türkiye halk› hemen her düzeydeki yöneticiden s›kl›kla “ABD’nin Irak’› iflgali K. Irak’ta bir Kürt devletinin kurulufluna gerekçe olaca¤› için iflgale karfl›y›z”, “Irak’›n bölünmesini kabul edemeyiz”, “Bölgemizde ç›kacak bir sa-

vafltan yana de¤iliz” aç›klamalar›n› duymakta, hatta ABD’ye kafa tutuldu¤u propagandas›n› da ifllemektedir. H›z›n› alamay›p flirazeyi iyice kaç›ranlar “ulusalc› güçlerin giderek a¤›rl›¤›n› koydu¤undan dem vurmakta. AB soslu liberal “solcular” ise “Avrupa iflgali onaylam›yor, ülkemizdeki AB’ci kesim savafl karfl›t›d›r” gibi flaflk›n propagandalar yapmaktad›rlar. “ABD’ye Türkmenler için sitem” (01.08.2002 Cumhuriyet), “Türkmenler Irak’ta Araplar ve Kürtlerden sonra üçüncü büyük gruptur” (U¤ur Ziyal’›n ABD görüflmesinden), “Kuzey Irak bize emanet (M.S.B.S. Çakmako¤lu 21.08.2002 Yeni fiafak) “Kuzey Irak’ta baz› Türk askeri unsurlar›n›n oldu¤unu, ancak bunlar›n yeni olmad›¤›n›” (GKB H. Özkök), “K. Irak’ta 100 Türk askeri” (Talabani, Hürriyet) Bunlar gazetelerin bafll›klar›na ç›kan kimi haberler ve tabi daha nicesi var. Örne¤in “Irak’a müdahale borç sildirir” (‹TO Baflkan› M. Y›ld›r›m) “Hangi hükümet olursa olsun de¤iflmez, biz iflimizi yapar›z” (G.K. Baflkan› H. Özkök) Görülen o ki ülkemizde egemen s›n›flar›n bütün duyargalar› Irak’›n iflgali ve ya¤madan ne kapabiliriz üzerine

Yeni hükümet, Ortado¤u’ya iliflkin atefl ve kandan oluflmufl bir sentezin tasar›m›d›r ve bu yüzden çok daha suçlu ve lanetli olacakt›r. yo¤unlaflm›flt›r. ABD emperyalizminin Ortado¤u plan› Türk egemenlerinin ›rkç› histerisiyle buluflunca Musul Kerkük daha da çekici olmufl durumda. Borç sildirmeler, yeni krediler, yeni silahlar, Amerika pazar›na girmeler yeterince k›flk›rt›c› zaten. Bir de buna emperyalizmin emirerli-

¤i, koç bafl›l›¤› eklenince bütün ifl emperyalizmin savafl arabas›na koflulmak için gerekli düzenlemeler yapmaya kalm›flt›r. ORTADO⁄U’YA SEFER VE SAVAfi HÜKÜMET‹ Yeni kurulacak hükümet askeri haz›rl›klar› tamamlayan, bütünleyen bir unsur olacakt›r. “Siyaset mühendisleri” ad›n› “güçlü siyasete geçifl” diye koymufl durumdalar. ‹lham kayna¤› olan “güçlü ekonomiye geçifl” program›ndan bunun da ne menem fley oldu¤u anlafl›l›yor. Emperyalistlerin özellikle Amerikan emperyalizminin ve ülkemizdeki uflaklar›n›n ç›karlar›n›, programlar›n› ülkemizin ve halk›m›z›n kan›, can› pahas›na yaflama geçirtmek ve en kat› biçimde bunu uygulamak... Bölgedeki geliflmeler ve TC’nin üstlenece¤i rol aç›s›ndan bu gereklidir. Bunu bir de TC’nin iç ve d›fl tehdit alg›lamas› kapsam›nda ele alal›m. Son olarak TSK’ya ba¤l› özel kuvvetlerden oluflmufl, 2000 kiflilik askeri gücün, uzun zamand›r Irak Kürdistan›’nda konuflland›¤›, bu gücün denetimi alt›nda havaalan›n›n oldu¤u Talabani’nin aç›klamas›yla kamuoyuna yans›d›. fiimdiye kadar gizlenen bu özel askeri güç, Irak Kürdistan›’n›n içlerinde hem de uzun zamand›r neler yap›yor? Niçin orada bulunuyordu? Bu sorular yan›ts›z b›rak›lsa da “Bunlar Afgan ellerine giderken yolunu kaybetmifl” veya çocuklar pikni¤e ç›km›fl gibi cevaplar verilmedi¤ine (vakti zaman›nda uçaklarla bombalanan bir ilçeyle ilgili dönemin Baflbakan› T. Çiller “PKK helikopterlerle gelip bombalad›” diye bir aç›klama yapabilmiflti) flükretmek gerek. Özellikle Irak Kürdistan›’nda askeri güç bulundurmayla planlanm›fl, detayland›r›lm›fl bir projenin prati¤i olarak ele al›nmal›d›r. Yaflama geçirilen “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”nin (MGSB) bir parças›d›r. En son 28 fiubat 1997 y›l›nda de¤iflime u¤rayan MGSB’de d›fl tehdit alg›-

lanmas› flöyle tarif edilmifltir... “So¤uk savafl sonras› Bat›’ya yönelik tehditin kalkmas› üzerine s›n›rlar›n ötesindeki menfaatlerin ve olumsuz geliflmelerin ülkeye zarar vermeden yerinde çözümlenmesine dayanan ‘Stratejik Güvenlik An-

Ortado¤u’daki enerji kaynaklar›n›n bütün emperyalistlerin ifltah›n› kabartt›¤› bir gerçektir. lay›fl›’na yönelinmifltir. TC’nin “gizli anayasas›” olarak da adland›r›lan bu belgede durum apaç›k ortaya konulmufltur. Belki de belgedeki anlay›fl› en özlü biçimiyle Cumhuriyet gazetesinin postall› kalemlerinden biri olan Özgen Acar ifade etmektedir. “Türkiye’nin s›n›rlar› art›k haritalarda de¤il, ön ve arka bahçelerde yatan ç›karlar›n korunmas›ndan geçiyor.” (28.08. 2001 Cumhuriyet) Amerika’n›n arka bahçesi olur da “Küçük Amerika”n›n olmaz m›? TC’deki konsept de¤iflimi bölgenin özgünlü¤ünden kaynakl› ayr›ca Kürt ulusal hareketinin de sonucu olarak 1997 y›l›nda yap›lm›flt›r. Bir konsept de¤iflimine de ABD gitti, “Bush Doktrini” denilen bu konsept “vurulmadan önce sen vur” anlay›fl›yla özetlenmifltir. Bu anlay›fla göre “dünyan›n herhangi bir yeri ABD’nin ç›karlar›n› zaafa u¤rat›yor” denilerek veya “ABD’ye yönelik tehdit” denilerek vurulabilir, iflgal edilebilir vs. Hegemonik bir gücün konsept çerçevesi de elbette bütün bir dünya olacakt›r(!) 3 Kas›m seçimleri yaln›zca parlamenter militarizmin vitrin de¤iflikli¤i olmayacakt›r. Bu de¤ifliklikle emperyalizmin, onun tefeci kurumlar›n›n, komprador patron a¤alar›n yeni bir itilim kazanaca¤› “yenilenmifl” ve daha da “güçlen-

mifl” biçimde emperyalist politikalar› kan ve zulüm içerisinde yaflama geçirece¤i unutulmamal›d›r. IMF ve DB’nin ezilen halklara yönelik alçakça program›n› görerek DB’de bafl ekonomist görevini yürütürken istifa edip, bu tefeci kurumlara savafl açan J. Stiglitz’in sözlerine kulak verelim. IMF ve DB vb. kurumlar›n halklara ve ülkelere yapt›klar› için “bu oyun biraz ortaça¤a benziyor. O zamanlar hasta ölünce tüh, sülükleri adam›n s›rt›ndan erken alm›fl›z denirdi. Yoksa biraz daha kan› kalm›fl” benzetmesini yap›yor. 3 Kas›m seçimleriyle emperyalistler ve onlar›n uflaklar›, son damla kan›m›z› da emmek için halk›m›z› tava getirmeye çal›fl›yor. Felaket; ülkemizin s›n›rlar›n›n d›fl›na, Ortado¤u’ya da gözünü dikmifl durumda. Medeniyetler kap›s›, uygarl›klar befli¤i Ortado¤u; insanlar›yla, zenginlikleriyle, topra¤› ve gökyüzüyle; modern zamanlar›n en ileri silahlar›yla bir uçtan bir uca yokolufllar› yaflayacakt›r. Seçimlerden ç›kacak hükümet, Ortado¤u’ya iliflkin atefl ve kandan oluflmufl bir sentezin tasar›m›d›r ve bu yüzden çok daha suçlu ve lanetli olacakt›r. Bir kez daha hat›rlayal›m ki “atefl en çok duman›, sönmeye yak›n ç›kar›r.” Emperyalizmin özelde Amerikan emperyalizminin ve onlar›n uflaklar›n›n, dolu dizgin giden savafl arabalar›, yap›sal krizlerine çare olsun diyedir. Devrilen, kurulan hükümetler de ayn› çare aray›fllar›n›n bir sonucudur. Bir tafl parças›, küçücük bir büküntü o h›zda giden bir araban›n tepe taklak olmas› için bir neden olabiliyor. Türkiye halk› ve Ortado¤u halklar› emperyalizme ve uflaklar›na yeniden nefes alma f›rsat› vermeyecek, emperyalist zincirin halkalar› parçalanacakt›r.


27 Eylül-10 Ekim 2002

√

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

20

Ola¤anüstü Hal Rejimini oluflturan Kanun Hükmünde Kararname’nin zaman içinde 1982 Anayasas›’n›n bile baz› hükümlerine ayk›r› taraflar› görüldü¤ü halde, bu maddelerin ve kararnamenin tümünün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne dava dahi aç›lam›yordu.

√

‹flte Türkiye’nin neredeyse üçte biri kadar bir co¤rafya, böylesine ola¤anüstü bir ortamda, insan haklar›ndan, hukukun temel ilkelerinden ve adaletten uzak, 15 y›l› s›cak savafl içinde olmak üzere 23 y›l geçirdi. S›k›yönetimin ilan edildi¤i y›l o bölgede do¤an çocuklar ola¤anl›¤›, normalli¤i (Türkiye için bu ne demekse?) ve özgürlü¤ü yaflayamadan 23 yafllar›na geldiler.

√

Büyük bir anlay›fl devrimine ihtiyaç vard›r. Devlet yap›s› bütünüyle de¤ifltirilmeden ve devlet sadece vatandafl›na hizmet eden bir kurum halinde getirilmeden bu devrim gerçekleflemez. Bu çerçeveden bak›ld›¤›nda OHAL’in kald›r›lmas› bölgede çok fazla bir de¤ifliklik olaca¤› anlam›na gelmemelidir.

OHAL’in kald›r›lmas› çok önemli de¤il, kafalar›n de¤iflmesi gerek... Köye dönüfle “evet”, “Garnizon Köyler”e “hay›r” 23 y›ld›r köy yakmalar, zorunlu göçler, faili meçhul cinayetler, zorla koruculaflt›rma gibi uygulamalar›n yasal perdesi olan OHAL ve kald›r›lmas›n›n sonuçlar›yla ilgili gazeteci-yazar Koray Düzgören’le yapt›¤›m›z röportaj› okurlar›m›za sunuyoruz.

- 23 y›ld›r uygulanan Ola¤anüstü Hal süreci ile ilgili görüfllerinizi alabilir miyiz? - Türkiye’de 23 y›l önce Kahramanmarafl katliam› gerekçesiyle ilan edilen s›k›yönetim, Güneydo¤u’da Ola¤anüstü Hal olarak y›llarca devam etti, hâlâ da ediyor. Tunceli ve Hakkari’den kald›r›lan Ola¤anüstü Hal, Milli Güvenlik Kurulu’nun karar›na göre Diyarbak›r ve fi›rnak’ta son defa olmak üzere 4 ay süreyle uzat›ld›. Böylece 23 y›ldan sonra Tunceli ve Hakkari halk› ilk kez s›k›yönetimsiz ve ola¤anüstü halsiz bir ortama kavufltu. ‹flin ilginç taraf›, 23 y›l önce s›k›yönetim ilan ederek 12 Eylül darbesine yol açan geliflmeleri bir anlamda bafllatan hükümetin bafl›nda Bülent Ecevit bulunuyordu. fiimdi yine Ecevit baflbakan... Kahramanmarafl olaylar› gerekçesiyle 1979 y›l›nda ilan edilen s›k›yönetimden k›sa bir süre sonra, 12 Eylül 80 darbesi gerçekleflti. Türkiye, bu darbeyi takip eden y›llar› bütünüyle s›k›yönetim alt›nda geçirdi. Generaller cuntas›, birkaç y›l sonra s›k›yönetimi yavafl yavafl kald›rmakla birlikte, Kürt nüfusun yo¤un olarak yaflad›¤› Güneydo¤u Anadolu il-

leri için, ‘Ola¤anüstü Hal’ rejimi ad›nda yeni bir düzen getirdi. Belirlenen ‘Ola¤anüstü Hal Bölgesi’ için ola¤anüstü yetkilerle donat›lm›fl bir Ola¤anüstü Hal Valili¤i oluflturuldu. Ola¤anüstü Hal Rejimi bir kanunla de¤il, Kanun Kuvvetinde bir kararname ile kuruldu. Bu kararname ile bütün özgürlükler ve haklar ask›ya al›nabiliyor, Ola¤anüstü Vali’nin emirleri, kanundan da, mahkemelerden de daha etkili hale getiriliyordu. Bir anlamda bölgede yasalar, genel hukuk ilkeleri ve insan haklar› tümüyle ask›ya al›n›yordu. ‹flin ilginç yan›, S›k›yönetim rejiminin bile bir kanuni dayana¤› ve s›n›rl› da olsa kanuni itiraz mercileri oldu¤u halde Ola¤anüstü Hal Kararnamesi’ne ve Ola¤anüstü Hal Valisi’nin karar ve uygulamalar›na karfl› herhangi bir itiraz merci ve temyiz makam› bulunmuyordu. HUKUK TANIMAZ D‹KTATÖRLÜK K›saca Ola¤anüstü Hal Bölge’sinde özel bir diktatörlük rejimi uygulan›yordu. (Hala da uygulan›yor) Bu bölgenin hukuk tan›maz diktatörünün ad› ise, Ola¤anüstü Hal Valisi idi. Kuflkusuz sivil valinin yan›s›ra yine ola¤anüstü yetkiler ve olanaklarla donat›lm›fl Bölge Asayifl Komutan› da bulunmaktayd›. ( Bu komutan ve di¤er komutanlar hala görevlerinin bafl›ndalar) ‹flin ilginç yan›, Ola¤anüstü Hal Rejimini oluflturan Kanun Hükmünde Kararname’nin zaman içinde 1982 Anayasas›’n›n bile baz› hükümlerine ayk›r› taraflar› görüldü¤ü halde, bu maddelerin ve kararnamenin tümünün

iptali için Anayasa Mahkemesi’ne dava dahi aç›lam›yordu. Çünkü 12 Eylül darbesinin generalleri, kendi yapt›rd›klar› anayasaya koyduklar› geçici 15’inci madde ile, devri iktidarlar›nda ç›kar›lan ve ad›na ‘yasa’ denilen emirnamelerinin anayasaya ayk›r›l›¤›n›n dahi iddia konusu yap›lamayaca¤›n› ve gerçeklefltirdikleri icraatlar›n dava konusu edilemeyece¤ini garanti alt›na alm›fllard›. ‹flte Türkiye’nin neredeyse üçte biri kadar bir co¤rafya, böylesine ola¤anüstü bir ortamda, insan haklar›ndan, hukukun temel ilkelerinden ve adaletten uzak, 15 y›l› s›cak savafl içinde olmak üzere 23 y›l geçirdi. S›k›yönetimin ilan edildi¤i y›l o bölgede do¤an çocuklar ola¤anl›¤›, normalli¤i (Türkiye için bu ne demekse?) ve özgürlü¤ü yaflayamadan 23 yafllar›na geldiler. fiimdi bölgede buruk da olsa bir sevinç havas› seziliyor. - OHAL’in uyguland›¤› illerde büyük bir tahribat söz konusu. Bugün OHAL’in iki ilde kalkmas› ve iki ilde son kez uzat›lmas› karar› ile sizce bu illerde nas›l bir tablo ortaya ç›kacak? - Kuflkusuz Ola¤anüstü Hal’in kalkmas›, bask›lar›n, hukuk d›fl› uygulamalar›n ve insan haklar› ihlallerinin hemen ortadan kalkaca¤› anlam›na gelmiyor. Buna ra¤men, bölge insan› bar›fla, demokrasiye ve özgürce yaflamaya duydu¤u hasreti dile getiriyor, umutlu olmak istiyor. Ama bu kolay bir fley de¤il. OHAL’in kalkmas› bana kal›rsa baz› fleylerin bitti¤i de¤il, daha yeni bafllad›¤› anlam›na geliyor. Evet, ka¤›t üzerinde bu rejim belki ortadan kalkacak, baz› yasaklar, baz› uygulamalar art›k ola-

mayacak. Ya da olursa, itiraz mercileri, baflvurulacak yarg› organlar› olacak. Her ne kadar yarg› idarenin uzant›s› olsa da, hiç olmazsa böylece Avrupa Mahkemesi’ne gidebilmenin yolu aç›lacak... Hadi iyimser yaklaflal›m, askeri uygulamalar azalacak... ‹nsanlar somut bir bask› ortam› yaflamayacaklar. Belki kilometre bafl›na bir arama noktas›yla, g›da ambargolar›yla karfl›laflmayacaklar, belki eskisi gibi yarg›s›z infazlar olmayacak, amma... Burada çok önemli bir noktan›n gözard› edilmemesi gerekiyor. Bu nokta, asl›nda iflin püf noktas›n› oluflturuyor. Ola¤anüstü Hal Rejimi, asl›nda ka¤›t üzerinde bir rejimin ad› de¤il. Bir uygulaman›n ad›d›r... Zamanla, çok uzun y›llar boyunca, belki Cumhuriyet’ten bu yana, bütün Türkiye çap›nda ve özellikle Kürtler’in bölgesinde insanlara yönelik uygulamalar›n bütününü oluflturuyor. OHAL Rejimi o nedenle, ad›na kemalizm denilmifl bir despotik ideolojinin, kökleflmifl militarist bir bask›c›l›¤›n ve ülkedeki farkl›l›klar› yoketmeye yönelik, hukuk tan›maz bir devletçi anlay›fl›n somutlaflm›fl biçimidir. ÖNEML‹ OLAN YASA MADDELER‹ DE⁄‹L UYGULAMADIR Yani önemli olan uygulamad›r ve bu uygulama, Türkiye’deki militarist ve Türk milliyetçili¤ine dayand›r›lm›fl bask›c› yap›n›n bir simgesi halini alm›flt›r. Bu felsefe, bu anlay›fl ve bu anlay›flla beslenen kemalizm ideolojisi devletin bütün yap›s›n› oluflturmufl, genlerine ifllemifltir. Dolay›s›yla baz› biçimsel de¤iflimler bu uygulamalar› kolay

kolay de¤ifltiremez. Üstelik de bu uygulamalar›n sorumlulu¤unu tafl›yanlar›n ayn› kifliler, ayn› görevliler oldu¤unu unutmamak gerekiyor. Bu kafalar›n bir gecede kafalar›n›, y›llar›n al›flkanl›¤›n› de¤ifltireceklerini sanmak biraz safdillik say›lmaz m›? Kald› ki, devleti yöneten odaklar bu de¤iflimlere bazan el alt›ndan bazan da aç›kça direniyor. Bu nedenlerle OHAL’in kald›r›lmas›, uygulamalar› fazla etkilemez. Çünkü bu sistem yürürlükte kalmak ve de¤iflmemek için her türlü tedbirini alm›flt›r. OHAL kald›r›lsa bile ‹ller ‹daresi Kanunu vard›r ve her valinin diktatörlük yetkileri OHAL uygulamalar› derecesinde genifltir. Di¤er kanunlarda halk› yeterince bask› alt›na alacak ve OHAL yasaklar›n› aratmayacak çeflitli maddeler de bulunmaktad›r. Yasa maddeleri bir yana, önemli olan uygulamalard›r. Silahl› bürokrasinin hukuk d›fl› ya da mevcut yasalar› bile hiçe sayan yasa d›fl› uygulamalar›na karfl› kim, ne yapabilir? Askerlerin, polisin, kamu kurulufllar›nda çal›flanlar›n vatandafl› hiçe sayan ve devleti herfleyden üstün tutan davran›fllar› ve uygulamalar› nas›l frenlenebilir ve adalet nas›l sa¤lanabilir? Bask›n›n, militarist uygulamalar›n son bulmas› ve demokratik kurallar›n geçerli olabilmesi için ne OHAL’in kald›r›lmas› ne baz› yasalar›n de¤iflmesi ne de Kopenhag Kriterleri’nin kabul edilmesi yeterlidir. Büyük bir anlay›fl devrimine ihtiyaç vard›r. Devlet yap›s› bütünüyle de¤ifltirilmeden ve devlet sadece vatandafl›na hizmet eden bir kurum halinde getirilmeden bu devrim gerçekleflemez.


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146 Bu çerçeveden bak›ld›¤›nda OHAL’in kald›r›lmas› bölgede çok fazla bir de¤ifliklik olaca¤› anlam›na gelmemelidir. ‹flte bu anlay›fl, OHAL’in kald›r›lmas›na, Uyum Yasalar›na falan bakmadan, Bar›fl Haftas› kutlamalar›n› yasaklamakta, gazetelerin bölgeye girmesini engellemekte, seçim kampanyalar›na engel olmaktad›r. -MGK toplant›s›nda dillendirilen Güneydo¤u Müsteflarl›k Projesi hakk›nda ne düflünüyorsunuz? Bu proje OHAL uygulamalar›ndan farkl› ne getirecek bölgeye? MGK, Tunceli ve Hakkari’de ola¤anüstü halin kald›r›lmas›, Diyarbak›r ve fi›rnak’ta da son kez dört ay daha uzat›lmas› karar›n› verirken bu noktan›n alt›n› çizmifltir: Bu zaman içinde ola¤anüstü halin kald›r›lmas›yla ortaya ç›kacak yönetim bofllu¤unun doldurulmas› için gereken tedbirler al›nacakt›r. Bu tedbirlerden biri, bir süredir MGK Genel Sekreterli¤i’nin üzerinde çal›flt›¤› ‘Güneydo¤u Müsteflarl›¤›’ projesidir. Ola¤anüstü Hal Valili¤i kald›r›lacakt›r ama, bu kez görünüflte ‹çiflleri Bakanl›¤›’na, ama esas olarak MGK’ya ba¤l› olarak çal›flacak bir müsteflarl›k kurulacak ve bölge yine MGK’n›n vesayetine tabi olacakt›r. Bu konudaki kanun tasar›s›n›n, yeni Meclis’in oluflmas›ndan sonra ilk gündeme gelecek konulardan biri olaca¤›na hiç kuflku yok. Kald› ki, yukarda da belirtti¤im gibi buna dahi gerek bulunmuyor. Bölgedeki askeri ve polis yap›lanmas›, bürokrasinin kat› bir flekilde Ankara’ya ba¤l› olmas› bölgedeki uygulaman›n kolay kolay de¤iflmeyece¤inin yeterli göstergeleri olarak ortada duruyor. Valiler tek bafllar›na birer ‘ola¤anüstü hal valisi’ olarak yetkili k›l›nd›ktan sonra ola¤anüstü hali uzatman›n pratikte bir yarar› bulunmuyor. Burada, baflta güvenlik güçleri olmak üzere bölgede çal›flan kamu görevlilerine ödenen Ola¤anüstü Hal tazminat›n›n ne olaca¤› konusu önem kazan›yor? Say›lar› 100 bine yaklaflan korucular›n durumu da ayr› bir sorun olarak ortada... Devlet bütçesinden yap›lan bu ödemeler acaba kesilebilecek mi? fiu anda iflsiz kalan ve bir suç iflleme mekanizmas› olarak çal›flan korucular ne olacak? Devlet bu silahl› güçten kurtulmak için nas›l bir plan uygulayacak? Bunlar henüz belirsizli¤ini koruyor. - OHAL’in uyguland›¤› dönemlerde bu illerde birçok köy yak›lm›fl, y›k›lm›fl, insanlar göç ettirilmiflti. Ve buna ba¤l› olarak flehirlere göç eden binlerce insan da yeni sorunlarla yüzyüze kald›. Bu durumun yaratm›fl oldu¤u ekonomik sosyal ve psikolojik etkiler nelerdir? - OHAL’in uyguland›¤› dönemde bölgede tam bir k›y›m ve y›k›m yaflanm›flt›r. O dönemin ve 23 y›ld›r süren yasakl› rejimlerin

27 Eylül-10 Ekim 2002

21

bilançosu Türkiye aç›s›ndan da bir felaket tablosudur. Özellikle 17 y›l devam eden Kürt savafl› s›ras›nda Türkiye’nin Güneydo¤usu neredeyse tümüyle tahrip olmufl, 4 bine yak›n yerleflim yeri yak›l›p y›k›larak üç-dört milyon Kürt zorunlu göçe tabi tutulmufltur. Türkiye’nin neredeyse üçte birini oluflturan bölgede üretim tamamen durmufl, hayvan varl›¤› yokolmufl, ba¤lar bahçeler tahrip olmufltur. Savafl s›ras›nda güvenlik güçleri, ormanlar› yakarak, napalm gibi kimyasal silahlar kullanarak ve baflka uygulamalarla bölgedeki do¤ay› da tahrip ederek ülke kaynaklar›na zarar vermifllerdir. Milyonlarca insan üretici konumundan kendi ülkelerinde zorunlu göçmen ve tüketici durumuna düflürülmüfltür. Göç nedeniyle bölgedeki baz› kentler ve kasabalar›n nüfusu birkaç kat artm›fl, bu nedenle buralarda flehircilik sorunlar› daha da yak›c› bir hal alm›flt›r. Özellikle Diyarbak›r, Batman, Hakkari, Siirt, Van gibi flehirlerin varofllar› gecekondular

ruh hastal›klar›na ve aile içi iliflkilerinin bozulmas›na neden olmufltur. Özellikle kad›nlar aras›nda intihar olaylar› artm›flt›r. Netice olarak bu insanlar›n sadece ekonomik hayatlar› de¤il, sosyal ve aile hayatlar› da altüst olmufltur. Milyonlarca Kürt y›llard›r savafl ortam›nda yaflad›ktan sonra hiç bilmedikleri kent ortamlar›nda, al›flamad›klar› bir hayat tarz›n› sürdürmek zorunda kalm›fllard›r. -Köylülerin zorla göç ettirilenlerin büyük bir ço¤unlu¤u köyüne geri dönmeyi arzuluyor. Sizce geri dönüflün koflullar› ne olmal›? Milyonlarla ifade edilen savafl göçerleri bir yandan bulunduklar› kent ortamlar›nda bir hayat mücadelesi verirlerken bir yandan da köylere dönebilmek için çareler aram›fllard›r. Göçerlerin büyük bir bölümü, köylerine dönerek ba¤lar›n›, tarlalar›n› yeniden ekip biçmeyi ve böylece hiç olmazsa kar›nlar›n› doyurabilmeyi istemifllerdir. Özellikle PKK’n›n ateflkes

Ola¤anüstü Hal yetkililerinin aç›klad›¤›na göre, flimdiye kadar geri dönüfllerine izin verilenlerin say›s› 30-35 bin civar›ndad›r. Zorla yerlerinden edilen 3-4 milyon insan›n yan›nda bu rakam devede kulak kalmaktad›r. Göç-Der’e (Göçedenler Sosyal Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i) ulaflt›r›lan geri dönüfl dilekçelerinin say›s› ise yüzbinleri bulmaktad›r. Bu flart› kabul edenler bir anlamda koruculu¤u da kabul etmifl olmaktad›rlar. Bu nedenle göçerler, çok arzu ettikleri halde devletin dayatt›¤› flartlarda köylerine geri dönmeyi kabul etmemektedirler. Kald› ki izin verilse bile, köylerinden geriye pek bir fley kalmad›¤›n› görmektedirler. Köyler, ço¤unlukla köylülerin geri dönüflü imkans›z hale gelsin diye tümüyle y›k›lm›flt›r. Devlet, bölgeyi insans›zlaflt›rmak ve Kürt nüfustan ar›nd›rmak amac›yla insafs›zca bir y›k›m politikas› uygulam›flt›r. Türkiye Büyük Millet Meclisi taraf›ndan geçti¤imiz dönemlerde kurulan Göç Sorunu

ve baraka evlerle dolmufltur. Evlerinden, köylerinden kovulan y›¤›nlar iflsizlik ve sefaletin pençesinde yard›mlarla yaflar hale gelmifllerdir. Öte yandan, bölgeden ayr›labilenler ise, ‹stanbul, ‹zmir, Mersin, Adana, Ayd›n, Antalya gibi Marmara, Ege ve Akdeniz bölgesi kentlerinin genellikle gecekondu bölgelerine yerleflmifllerdir. Zorunlu göçe tabi olan y›¤›nlar aras›nda iflsizli¤in yan›s›ra sa¤l›k ve e¤itim sorunlar› ön plana ç›km›flt›r. Yüzbinlerce göçer çocu¤u, okula gidemedi¤i için bulunduklar› kentlerin caddelerine da¤›lm›fl ve iflportac›l›k yaparak ailelerine yard›mc› olma çabas›na girmifllerdir. Bunlar›n bir k›sm› sokak çocuklar›n›n aras›na kat›lm›fl, baz›lar› ise suç iflleme e¤ilimine girmifltir. Aileler içinde göç nedeniyle ortaya ç›kan uyumsuzluklar, endifleler, yaflanan hayata iliflkin belirsizlikler, çeflitli sa¤l›ks›zl›klara,

ilan ederek militanlar›n› Türkiye s›n›rlar› d›fl›na ç›karmas› ve siyasal faaliyete a¤›rl›k verece¤ini aç›klamas› üzerine köye dönüfl talepleri daha da yo¤unlaflm›flt›r. Bölgede çat›flmalar›n sona ermesi ve bar›fl ortam›n›n sa¤lanmas› geri dönüfl umutlar›n› art›rmakla birlikte devletin bu konudaki uzlaflmaz tavr›, göçerler üzerinde hayal k›r›kl›¤› yaratm›flt›r. Ve yaratmaya devam etmektedir. Çünkü devlet kendisine yönelik bu geri dönüfl taleplerine bir tek flartla izin verece¤ini aç›klam›flt›r. Devlet taraf›ndan tespit edilecek merkez köylere dönmeyi kabul edenlere dönüfl yolu aç›kt›r. Tarlalar›n ekilmesine, meralara girilmesine ve bahçelerin ifllenmesine büyük bir ço¤unlukla izin verilmemifltir ve halen de verilmemektedir. Hâlâ meralar›n büyük bir bölümü yasak bölgedir, hala tarlalara gitmek yasakt›r ve hala buralara giden yollarda may›n tarlalar› vard›r.

Araflt›rma Komisyonu’nun raporunda, her rütbeden yetkilinin köy boflaltma ve yakma yetkisi ile donat›ld›¤› ve bir baflçavuflun bile köy y›k›p, yakt›¤›n›n tespit edildi¤i belirtiliyor. Komisyon raporuna göre bu y›k›mdan bölgedeki askeri ve sivil yöneticilerin kademe kademe sorumlulu¤u bulunmakla birlikte kimse sorumlulu¤u üstlenmiyor. Özetle, zorla göç ettirilen Kürtler, köylerine, bahçelerine dönmeyi arzu etmekle birlikte devletin dayatt›¤› flartlarda dönmeyi reddetmektedirler. Devlet, Kürtler’in ancak merkez köy dedikleri ve asl›nda ‘Garnizon Köy’ denilebilecek, güvenli¤i sa¤lanm›fl köylere dönebileceklerini söyleyerek bu dönüflü imkans›zlaflt›rmaktad›r. Devletin köylülere önerdi¤i köyler asl›nda, Saddam’›n Türkiye s›n›r› boyunca infla etti¤i kale görünümlü köylere benzemektedir. Oysa Kürt göçerleri, hiçbir

flarta tabi olmaks›z›n eski köylerine ve topraklar›na geri dönmeyi talep etmektedirler. Buna izin verilirse dönenlerin say›s›n›n çok yüksek olabilece¤i ifade ediliyor. Tabii güvenli dönüflün en önemli flartlar›ndan biri de koruculuk kurumunun ortadan kald›r›lmas›... Göçerler, bu yap›lmaz ve baz› köylülerin topraklar›n› iflgal ve gasbetmifl olan korucular silahlar›ndan ar›nd›r›lmazsa da geri dönüflün imkans›zl›¤› üzerinde dikkati çekiyorlar. Devlet, bu ‘Garnizon Köy’lerin yan›s›ra, bir de Ecevit’in 30 y›ll›k rüyas› olan Köy-Kent’ler uygulamas› ile geri dönüflü sa¤layaca¤›n› düflünüyor. Köy-Kent’ler de ayn› flekilde merkezden planlanm›fl, orada yaflayacak olanlara hiçbir konuda dan›fl›lmadan, tepeden inme bir yaflama ve örgütlenme biçimini dayatmaya çal›flan bir çeflit Kibbuts ( ‹srail’de uygulanan merkez köy uygulamas›) uygulamas›n› and›r›yor. Kürt bölgelerinde sadece üç Köy-Kent’in infla edilmesinin planland›¤›n› söylersek, bu projenin ne kadar gayr› ciddi oldu¤u daha iyi anlafl›l›r. Netice olarak devlet, nas›l binlerce köyü yak›p y›karken yüzbinlerce, milyonlarca Kürdün nereye gidece¤ini, nereye yerleflece¤ini, ne yiyip içeçe¤ini, nas›l yaflayaca¤›n› düflünmemiflse flimdi de bu göçerlerin sorunlar›yla ilgilenmek istemiyor. Onlar›n kendi meselelerini kendilerinin halletmesini bekliyor. Daha do¤rusu, bu iflin sorumlulu¤unu daha önce üstlenmedi¤i gibi, flimdi de üstlenmek istemiyor. Oysa, bunca y›l süren Kürt savafl›n›n gerçek sorumlusu olan bu militarist devlet, bir yandan bu savafla harcad›¤› yüzlerce milyar dolar ve ülke kaynaklar›n› savaflta tüketmesi nedeniyle ülkenin krizlerle karfl› karfl›ya kalmas›na ve giderek yoksullaflmas›na neden olmufltur. Öte yandan da savafl› gerekçe göstererek her türlü demokratikleflme talebini ve özgürlüklerin geliflmesini engellemifltir. Rejimin sivilleflmesine müsaade etmemifltir. Silahl› kuvvetler bu gerekçeyle cumhuriyetin kuruluflundan bu yana siyasi ve sosyal sisteme müdahale etme hakk›n› kendinde görmüfltür. Türkiye’nin yoksullaflmas›nda da, en geri ülkeler s›n›fland›rmas›nda üst s›ralarda yer almas›nda da, milyonlarca insan›n zorla yerinden yurdundan edilerek kendi ülkesinde göçmen olmas›nda da bu militarist devlet sorumludur. Bu anlamda köye dönüfl, bana kal›rsa bu yap› sürdükçe gerçekleflemeyecektir. Devlet Kürt bölgelerinin insans›zlaflt›r›lmas›n› ve Kürt’lerin büyük flehirlerde asimile olmas›n› tercih etmektedir. O nedenle bu meseleye hiç olmam›fl gözü ile bakmaktad›r. Göçerler hiç kuflkusuz köylerine dönmek için her türlü mücadeleyi yapmak durumundad›r. Ama as›l mücadelenin bu yap›y› de¤ifltirmek mücadelesi oldu¤unu


27 Eylül-10 Ekim 2002

22

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

Alternatif Ekonomi Zirvesi yap›ld› “Hedefledikleri daha fazla kazançt›r” Avusturya’n›n Salzburg kentinde 16-17 Eylül tarihinde yap›lan Avrupa Ekonomi Zirvesi’ne karfl›l›k biraraya gelen küreselleflme karfl›t› birçok kitle örgütü, alternatif bir zirve düzenledi. Emperyalist devletlerin biraraya gelerek kendi geleceklerini daha rahat bir ortamda geçirmek ve dünyada geliflen küreselleflme karfl›t› hareketlerin önünü frenlemek amac›yla birçok kez zirveler düzenlediklerini biliyoruz. Yap›lan bu zirveler ile de sömürü politikalar›n› masaya yat›rarak neler gerçeklefltirdiklerine bakan emperyalistler, yapt›klar› bu zirvelerin sonucunda dünya halklar›na y›k›m getiren uygulamalar›n› ortaklaflt›rarak toplant›lar› bitirirler. Geçti¤imiz günlerde de yine dünyan›n gündemine giren bir zirve gerçeklefltirildi. Fakat bu kez zirveyi yapanlar emperyalist devletler de¤il kendilerine dayat›lan açl›k ve iflsizli¤in kaderleri olmad›¤›n› bilerek y›k›m getiren politikalara karfl› gelen dünya halklar› oldu. Zirvenin konusu da elbette ki sömürü politikalar›na karfl› neler yap›labilece¤iydi. Avusturya’n›n Salzburg kentinde 16-17 Eylül tarihinde yap›lan Avrupa Ekonomi Zirvesi’ne karfl›l›k biraraya gelen küreselleflme karfl›t› birçok kitle örgütü, alternatif bir

zirve düzenledi. ATTAC adl› örgütün öncülü¤ünde bafllayan zirveye çok say›da NGO olarak adland›r›lan “devlet d›fl› örgütler” kat›l›rken, zirve Salzburg’daki Brunauerzentrum salonunda gerçekleflti. Zirve Dünya Ekonomi Forumu’nun organize etti¤i gibi Avrupa Ekonomi Zirvesi ile ayn› tarih olan 17 Eylül günü bitirildi. Zirvede Dünya Ekonomi Forumu’nun (WEF) dünya ticaretinin kurallar›n› kendi ç›karlar› do¤rultusunda ve adaletsiz bir flekilde belirledi¤i vurgulan›rken, ATTAC örgütünün sözcüsü Fellner aç›l›fl konuflmas›n› yapt›. Konuflmas›nda Dünya Ekonomi Forumu’nun ticari dengelerden çevreye kadar pek çok konuda insan de¤erlerini hiçe sayd›¤›n› belirten Fellner, “WEF dünya ticaretine yön vererek büyük flirketlerin daha fazla kazanç sa¤lamas›n› hedefliyor” dedi. Zirvede daha iyi bir dünya ticaret sistemi, adil ticaret, çevre ve do¤al kaynaklar›n verimli kullan›lmas›, yoksul halklar›n haklar›na sayg› duymak ve bar›flç› bir gelecek haz›rlamak gibi konular konuflulurken; alternatif

programlar da sunuldu. Konferans nedeniyle Salzburg’u abluka alt›na alan polis ise, konferans›n yap›ld›¤› yerin çevresini kuflatarak kent merkezi ve konferans›n yap›laca¤› yerin çevresinde ikamet eden siviller ile dükkan sahiplerinin kimlik ve ikamet belgelerini göstermesi kayd›yla ev ve iflyerlerine gidifl gelifllerini sa¤lad›. S›n›r kap›lar›nda pasaport kontrolünü kald›ran Schengen Anlaflmas› da 9 – 17 Eylül tarihleri aras›nda ask›ya al›nd›. Zirve’nin yap›ld›¤› günlerde yaklafl›k 4000-5000 kiflinin kat›ld›¤› çeflitli eylemler düzenlendi. “Baflka bir dünya mümkündür”, “Küresel eflitlik, flimdi”, “WEF’i durdurun” ad› alt›nda düzenlenen eylemlerde “‹nsanlar gerçekten terörizmin kökenini anlamak zorundad›r. Onun kökeni özel mülkiyet ve eflitsizliktir. Özellikle de ABD ve ‹ngiltere gibi sömürgeci güçlerdir” denildi. Yürüyüflün sonunda alandan ayr›lan eylemciler Salzburg merkezinde sa¤c› gruplar taraf›ndan sald›r›ya u¤rad›. Ç›kan çat›flmada bir eylemci bafl›ndan a¤›r flekilde yaraland›.

‹sviçre’de seçimleri “sol” kazand› 19 Eylül’de ‹sviçre’de yap›lan genel seçimleri iktidardaki sosyal demokratlar kazand›.Yap›lan seçimlerde ›l›ml› parti büyük bir yenilgiye u¤rarken 1998 seçimlerinde yüzde 22.9 oran›nda oy alan parti’nin son seçimlerde ald›¤› oy oran› yüzde 15’de kald›. Il›ml› partinin seçim öncesi halka yönelik yapt›¤› vergileri düflürme vaadinin yan› s›ra ABD’nin Irak sald›r›s›na karfl› koflulsuz destek verme politikas› seçimleri kazanmas›nda etkili bir politika olamad›. Yap›lan genel seçimlerde sa¤ partilerden kârl› ç›kmay› baflaran göçmen sorununu gündeme getirerek halk›n sempatisini toplayan Halk Par-

tisi oldu. Makedonya’da da ayn› tarihte yap›lan seçimlerde milliyetçi partiler az say›da oy alarak seçimlerden baflar›s›zl›kla ç›karken Sosyal Demokrat Bir-

s›n› da milliyetçilerin ününün kesildi¤i biçimde lanse etmekte gecikmedi. Bir süre önce Fransa’da yap›lan ve yine liberal sol partinin kazand›¤› seçimlerin ard›ndan Avrupa’da

Medya özellikle ‹sviçre’deki seçimleri solun zaferi olarak lanse ederken Makedonya’daki seçimleri liberallerin kazanmas›n› da milliyetçilerin ününün kesildi¤i biçimde lanse etmekte gecikmedi. lik’in bafl›n› çekti¤i Makedonya için Birlikte koalisyonu seçimleri kazanarak ç›kt›. Medya özellikle ‹sviçre’deki seçimleri solun zaferi olarak lanse ederken Makedonya’daki seçimleri liberallerin kazanma-

sol gelifliyor söylemleri iki ülkede yap›lan seçimlerle daha da güçlendi. ‹sviçre’de yap›lan seçimlerde sol söylemleri kullanarak oy toplayan sosyal demokrat partinin seçim sonras› önüne koy-

du¤u hedeflerden ilki Avrupa Para Birli¤ine girmek. ‹sviçre’in Euro’ya girmesi halinde t›pk› di¤er ülkelerde oldu¤u gibi özellefltirme ve flirket iflaslar› gibi büyük flirketlerin birleflmesi de gündeme gelecek. Bu da ülke aç›s›ndan iflsizlik oran›n›n büyümesi anlam›na gelmektedir. Sosyal Demokrat maskeyi tak›nan bu partilerin seçimi kazanmas›n›n Almanya’da yap›lan seçimleri etkiledi¤i yorumlar› da yap›lmakta. Halk›n emperyalist sald›rganl›¤a karfl› geliflen tepkinin yan›s›ra yaflanan ekonomik krizden kaynakl› artan sefalet ortam›n›n yaratt›¤› tepkiyi nöt-

ralize etme, emperyalist politikalar› daha rahat uygulama çabas›n›n bir ürünü olarak bu partilerin zaferi karfl›m›za ç›kmaktad›r. Avrupa’da k›sa bir süre önceye kadar geliflen milliyetçilik histerisi emperyalistlerin bu dönemki politikalar› aç›s›ndan ç›karlar›n› ifade etmemekte. Bir dönem kendi elleriyle gelifltirdikleri bu milliyetçilik rüzgar› yerine bugün sosyal demokrasiyi gelifltirme emperyalist babalar›n ç›karlar›na daha fazla denk düflmekte. Bugün yapt›klar› aç›klamalar ve programlar›na bakt›¤›m›zda iflçi ve emekçilerin ç›karlar›n› ifade eden tek bir madde bulmak mümkün de¤il.


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

Demokrasi kafes içinde 11 Eylül sald›r›s›n›n ard›ndan Afga-nistan’a savafl ilan edip ülkenin her kar›fl topra¤›n› bombalayan ABD sald›r›dan sa¤ ç›kanlar› da El-Kaide üyesi olduklar› gerekçesi ile Guantanamo üssündeki toplama kamp›na götürerek yaklafl›k 600 kifliyi kafeslere koydu. O¤lunun 8 ayd›r toplama kamp›ndaki kafesin içinde tutulmas›n› protesto etmek amac›yla Mehdi Gazali ‹sveç’in Stockholm kentinde Sergels Meydan›’nda protestoya bafllad›. Kendisi de o¤lu gibi kafes içerisinde gözleri ba¤l› bir flekilde eylem yapan Gazalis ABD’nin iflkencelerine sessiz kalan ve bir anlamda da onaylayan ‹sveç hükümetini de protesto ediyor. Baba Gazali gerçek terörizmi ABD’nin uygulad›¤›n› dile getirerek protestosu ile 4 gün içinde 8000 imza toplayarak o¤lunun tarafs›z ve adil bir mahkemede yarg›lanarak serbest b›rak›lmas›n› istiyor. Bu toplama kamp›n›n Küba’da bulunmas› olaya farkl› bir boyut kat›yor. Küba hükümeti üssün boflalt›lmas›n› istedi¤i halde ABD üssü hala boflaltm›fl de¤il. “Terörizmle mücadele” kand›rmacas›yla demokrasi havarili¤ine soyunan ABD’nin demokrasisi ise kafeslerin içinde gözü ba¤l› durmakta.

Latin Amerika’da krizler art›yor Arjantin’de patlak veren ve tüm k›taya yay›lmaya bafllayan ekonomik kriz Latin Amerika ülkelerini sarsmaya devam ediyor. Son yedi y›ld›r küçülen ekonomisiyle sürekli iflsizli¤in ve yoksullu¤un artt›¤› Latin Amerika ülkelerinden Paraguay’da da halk alanlara dökülerek IMF’ye ve hükümete olan öfkelerini hayk›rd›. Geçti¤imiz hafta ülkenin baflkenti Asuncian’da sokaklara dökülen binlerce insan devlet Baflkan› Louis Gonzales Macahi’nin istifas›n› istediler. IMF dayatmalar›n› protesto eden halka kongre binas› önünde azg›nca sald›ran polisin 250 kifliyi gözalt›na ald›¤› ö¤renildi. Polis ile halk aras›nda ç›kan çat›flmada ise 11 polis ile yaklafl›k 100 gösterici de yaraland›. Paraguay’da temmuz ay›nda bafllayan ve tüm ülkeye yay›lan IMF karfl›t› gösterilerde hükümet ülke çap›nda ola¤anüstü hal ilan etmifl ve iki gösterici de polislerin sald›r›s› sonucu yaflam›n› yitirmiflti. Di¤er Latin Amerika ülkeleri gibi Arjantin’de meydana gelen kriz ve ard›ndan bölgenin en büyük ekonomisi Brezilya’n›n krizin efli¤ine gelmesinden çok fazla etkilenen Paraguay’da krizin çözümü için hükümet IMF’den al›nacak krediye bel ba¤lam›fl durumda. Kredi karfl›l›¤›nda IMF’nin ülke için haz›rlad›¤› “istikrar program›” uyar›nca, emeklilik fonlar› ve iflçi maafllar›ndan yap›lan kesintiler art›r›ld›. Emeklilerin, yeni y›l ikramiyeleri kald›r›ld› ve dolayl› vergiler büyük ölçüde art›r›ld›. Ancak IMF programlar›yla kriz içine sokulan hiçbir ülkede yine ayn› programlar›n uygulanmas›yla krizden ç›k›ld›¤› görülmemifltir. Dolay›s›yla emperyalist-kapitalist sistemin neo-liberal politikalar›n çöktü¤ünün en bariz göstergesi olan Arjantin ve sonras›nda Latin Amerika’y› saran krizlerden kurtulmak için halka dayat›lan daha fazla açl›k ve yoksulluk yeni krizleri beraberinde getirmektedir.

Kontralar›n sald›r›lar›na karfl› genel grev Latin Amerika ülkelerinden Kolombiya’da Devlet Baflkan› Alvaro Uribe’nin gerillalara ve halka karfl› son dönemde artan sald›r›lar›na karfl› tüm ülkede genel grev yap›ld›. 16 Eylül 2002 tarihinde gerçeklefltirilen genel grev daha çok petrol, sa¤l›k ve kamu dairelerinde etkili oldu. Üniversite ö¤rencilerinin de boykotla destek verdi¤i genel grevde, ülke çap›nda yap›lan eylemlere 800 bin kifli kat›ld›. Birçok kentte polis ile göstericiler aras›nda çat›flmalar›n ç›kt›¤› ülkede çok say›da kifli gözalt›na al›n›rken dört kifli de yaraland›. Grevi örgütleyen CGTD sendikas›n›n verdi¤i bilgiye göre, özellikle gerillalara karfl› yapt›¤› katliamlarla bilinen kontrgerillalar›n halka yönelik sald›r›lar›n›n artt›¤› ö¤renildi. Kontra birimlerinin ABD’den yönlendirildi¤ine dikkat çeken CGTD sendikas›n›n genel grevdeki talepleri aras›nda, gerilla örgütleri ile masaya oturularak bar›fl imzalanmas› ve yoksul köylülerle esnaf›n taleplerinin karfl›lanmas› da yer al›yor.

23

27 Eylül-10 Ekim 2002

Batasunal›lar sokaklara indi Bask bölgesinin ba¤›ms›zl›¤› için mücadele veren ve ABD’nin terör listesine dahil edilen ETA’n›n siyasi kanad› olarak belirtilen Batasuna’n›n kapat›lma karar›n›n ard›ndan ‹spanya so-

dan dolay› müdahale etmezken, gösteride Bask ulusal marfl› da okundu. Polisin gösteriye müdahale etmemesi Madrid yetkililerince elefltirilirken ikinci kez yap›lan gösteriye polis sald›rd›.

ha sonra Ertzaintza ad› verilen Bask polisinin kalabal›¤a sald›rmas›yla devam etti. Polis “plastik” mermi, gözyaflart›c› gaz ve tazyikli su ile göstericilere sald›rd›. Baz› göstericiler ç›r›lç›plak

kaklar› gösterilere sahne oluyor. Önce 9 Eylül günü 3000 Baskl› taraf›ndan St. Sebastian kentinde bir gösteri düzenlendi. Ba¤›ms›zl›k sloganlar› atan partililere polis gösteri yasak olmas›na ra¤men kitlenin kalabal›¤›n-

Bilbao kentinde yap›lan gösteriye en az 50 bin kifli kat›ld›. Gösteride s›k s›k “Yaflas›n Bask halk›” sloganlar› at›larak, k›rm›z› -beyaz ve yeflil renklerden oluflan Bask bayraklar› aç›ld›. Gösteri yürüyüfl olarak bafllarken da-

soyunarak sald›r›y› protesto ederken ara sokaklara da¤›lan partililer barikat kurarak atefl yakt›. Gösteride 7 kifli yaralan›rken 3’ü gazeteci olmak üzere 4 kifli tutukland›.

Almanya’da seçimler yap›ld› Almanya’da 22 Eylül Pazar günü genel seçimler gerçeklefltirildi. Almanya Baflbakan› Gerhard Schröder ve partisi Alman Sosyal Demokrat Partisi ve Yefliller Partisi koalisyonu parlamentoda ço¤unluk olarak seçimlere kazand›. Seçimlerin sonuç tablosu pazar akflam› geç saatlerde televizyonlarda aç›kland›. SPD (Alman Sosyalist

Partisi) % 38.5, Sandalye 251 CDU/CSU % 38.5, sandalye 248 Yefliller Partisi % 8.6, sandalye 55 FDP (Hür Demokratlar) % 7.4, sandalye 47 PDS (Demokratik Sosyalist Parti) % 4, sandalye 2 Gerhard Schröder ve Yefliller Partisi’nin Genel Baflkan› Joschka Fischer seçim sonras› bas›n aç›klamas› yaparak:

“fiimdi yeniden güvenli bir flekilde dört senelik bir döneme giriyoruz, önümüzde a¤›r bir dönem duruyor ama bunu hep beraber aflaca¤›z” dediler. SPD-Yefliller koalisyonunu kurtaran ise Yefliller’in 1998’deki seçimlere göre oy oran›n› % 2 oran›nda art›rmas› oldu. Zira koalisyonun büyük orta¤› SPD’nin önceki seçimlerde % 41 olan oy oran› % 38,5’e geriledi.


27 Eylül-10 Ekim 2002

24

Evrensel Bak›fl ALMANYA SEÇ‹MLER‹ VE AVRUPA Hitler faflizminin yenilgiye u¤rat›lmas› ve bu sonuçta Stalin liderli¤indeki Sovyetler Birli¤i’nin etkinli¤i, geliflmifl kapitalist ülke halklar›n›n sosyalizme olan ilgi ve yönelimlerinin daha da artmas›n›n önemli etkenlerindendi. 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl› sonras› sosyalizmin iktidarda oldu¤u Sovyetler Birli¤i, prestiji en yüksek ekonomik ve sosyal modeldi. Bu gerçeklikle birleflen bir dizi özgünlü¤ün sonucu olarak geliflmifl kapitalist ülkelerin bafl›nda gelen Avrupa ülkelerinde, Marks’›n Kapital’indeki kapitalizme dair tahlil ve tan›mlamalar›yla görünürde ve sözde “uyuflmayan” sosyal ve ekonomik sistemler do¤uyordu. Kapitalist sistemin sahibi ve daimi savunucusu olan burjuvazi, iktidar›n› koruyabilmek için “yeni” toplumsal sistem projeleri üretip topluma onaylatmaya çal›fl›yordu. Ve bu görevi en iyi yapanlar da, Lenin’in tabiriyle “burjuvazinin proletarya içindeki ajanlar›” olan Sosyal Demokratlard›. Kapitalizmin özüne ve temel yasalar›na de¤il de “afl›r›l›klar›na” karfl› olan Sosyal Demokrat nitelikli partiler, çal›flan kesimlere daha demokratik bir ülke, herkese ifl, sa¤l›k ve e¤itim güvencesi gibi vaatlerle hükümet kuracak toplumsal deste¤i almay› baflararak yönetime geldiler. Gerçekten de ezilen milyonlar›n sosyalist sisteme yönelimlerini koflullayan taleplerinden ekonomik olanlar›n karfl›lanmas›; yani ezilenlerin belli oranda memnun

edilmesi, kapitalizmin meflruiyet krizini hiç de¤ilse Avrupa ülkelerinde belli bir süre aflmas› anlam›na geliyordu. Bu “belli bir süre”, her Avrupa ülkesi için de¤iflken olsa da ortalama 30 y›l sürdü. Yani sosyal demokratlar, ikinci paylafl›m savafl› sonras› ortaya ç›kan özgün faktörlerin rüzgar›n› arkalar›na alarak 30 y›l saltanat sürdüler. Ne var ki, 1970’lerin sonunda kapitalizm dünya çap›nda tekrar bir krizle karfl› karfl›ya kald›. Ve sosyal demokratlar›n yerine sa¤c› partilerin hükümet kurmalar› gündeme geldi. Çünkü kapitalizmin dünya çap›nda yaflad›¤› krizin siyasal alana da yans›mas› kaç›n›lmazd›. 30 y›ll›k süreç boyunca Avrupa ülkelerindeki komünist partilerinin yaflam›fl oldu¤u ciddi yozlaflmalar ve art› olarak burjuvazinin güçlü yönlendirme ayg›tlar› sayesinde; genifl y›¤›nlar›n, kendi yaflamlar›n›n ve statülerinin kötüleflmesinden hareketle mevcut düzene karfl› geliflen tepkileri sa¤c› burjuva partilerine oy olarak tahvil edildi; ve Keynesyen ekonomiksosyal politikalar›n› uygulamak için ‹ngiltere’de Thatcher, Almanya’da Kohl gibi liderlerin yönetimlerinde yeni sa¤c› partiler hükümete getirildi. Sosyal demokrat partilerin bütün Avrupa çap›nda hükümetten düflürülüp yerlerine sa¤c› partilerin getirilmesinin elbette temel nedenleri de vard›. Öncelikli olarak emperyalist burjuvazi karfl› karfl›ya kald›¤› krizden kurtulmak için al›fl›la ve uygulana gelen 30 y›ll›k

ekonomik-sosyal (Friedmanc›) politikalar d›fl›nda “yeni” politikalara ihtiyaç duyuyordu. Ve bu yeni politikalar› tutarl› ve ›srarl› bir flekilde ha yata geçirmek için sosyal demokrat de¤il liberal sa¤c› partilere görev düflüyordu. Art› 30 y›ld›r hükümette olan sosyal demokrat partilere karfl› genifl y›¤›nlar›n tepkisine ve y›pranm›fll›¤›na ra¤men emperyalist burjuvazinin sosyal demokrat partileri desteklemesi hiç de mant›kl› de¤ildi. Ne var ki, sosyal demokrat partilerin 30 y›ll›k saltanatlar›na son vererek Avrupa ülkelerinde pefl pefle hükümete gelen sa¤c› partilerin saltanatlar› da çok uzun sürmedi. 1970’lerin sonlar›ndan ya da 80’lerin bafl›nda hükümete gelen sa¤c› partiler, 90’lar›n ortalar›ndan itibaren yerlerini tekrar sosyal demokrat partilere b›rakt›. Ve denilebilir ki 5 y›l öncesine kadar Avrupa k›tas›nda sosyal demokrasi rüzgar› esiyordu. Esiyordu diyoruz; çünkü bugün Avrupa Birli¤i’ni oluflturan ülkelerden yaln›zca ‹ngiltere, Almanya, ‹sveç ve Yunanistan’da sosyal demokrat partiler hükümetteler. Bugün Avrupa Birli¤i’ni oluflturan üye ülkelerin en temel problemlerinin bafl›nda giderek artan iflsizlik geliyor. Genifl y›¤›nlar›n al›m gücü giderek zay›fl›yor ve mülksüzleflmeyle sonuçlanan statü de¤iflimi h›zla yayg›nlafl›yor. Gelir da¤›l›m› aras›ndaki fark giderek büyüyor ve geçimlerini çal›flarak sürdürmek zorunda olan genifl y›¤›nlar›n sosyal hak ve güvenceleri bir bir budan›yor. Yine güvenlikli yaflam ve gelecek kayg›s› tafl›yanlar›n say›s› h›zla art›yor. Hiç kuflku yok ki, Avrupa Birli¤i’ni oluflturan ülkelerdeki bu temel problemlerin bafl nedeni kapitalizmin dünya çap›nda yaflad›¤› krizdir. Emperyalist bir ç›kar

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146 blo¤u olan Avrupa Birli ¤i’nin burjuvazisi, yar› sömürge ülkelerden gasp ettikleri de¤erlerin bir bölümünü kendi ül kelerindeki çal›flan ke simlere sus pay› olarak verip, onlar› hem ekono mik olarak rahatlatt›, hem de beyinlerini uyuflturarak ideolojik olarak teslim ald›. Fakat Avrupa Birli¤i’nin burjuvazisi kâr oranlar›n›n giderek düflmesi nedeni ile art›k ülkelerindeki çal›flan kesimlere sus pay› verememekte dahas› onlar üzerindeki sömürüsünü art›rmaktad›r. 22 Eylül Pazar günü genel seçimlerin yap›ld›¤› Almanya da, dört milyonu bulan iflsiz nüfusuyla söz konusu temel problemleri derinden yaflayan AB ülkelerinden birisi. Son iki y›l içerisinde ‹talya, Fransa, Norveç, Portekiz, Avusturya, Hollanda ve Danimarka’da yap›lan genel seçimleri sa¤ partilerin kazanm›fl olmas› Almanya’daki seçimlerin sonucuna dair merak› güçlü k›lan etmenlerin bafl›nda geliyordu. Schröder baflkanl›¤›ndaki SPD ve Birlik 90/Yefliller partilerinin koalisyon hükümetinin 4 y›ll›k icraat› Almanya halklar› aç›s›ndan hiç de iç aç›c› de¤il. 2. Paylafl›m Savafl›ndan bu yana Almanya’n›n bir savafla (Yugoslavya) taraf olup asker göndermesi Schröder baflkanl›¤›ndaki koalisyonun icraati oldu. Yine 1998’e kadar Almanya s›n›rlar› d›fl›ndaki asker say›s›n› 2 binden 10 bine ç›kartan da Schröder oldu. 11 Eylül sonras› dünya halklar›na karfl› iyice pervas›zlaflan ABD’ye karfl› “ss›n›rs›z destek”; 4 milyonu bulan iflsizlik sorunu da dahil pek çok sorunun çözümüne dair verilen vaatlerin tutulmamas›, Ulaflt›rma Bakan› Reinherd Klimmt’in (SPD) yolsuzlu¤a bulaflmas›; Savunma Bakan› Rudolf Scharping’in (SPD) Bosna Hersek savafl› esnas›nda savafl uçaklar›yla

Mayorka’ya tatile gitti¤inin tespit edilmesi ve silah üreticisi ve pazarlay›c›s› firmalar›n lobicilerinden olan sa¤c› CDU parti üyesi ile iliflkisinin a盤a ç›kmas›; ve Maliye Bakanl›¤› d›fl›nda SPD’nin genel baflkanl›¤› görevini de üstlenen Oskar Lafontaine’in, hükümetin ve partisinin sa¤ politikalar izledi¤ini, sosyal demokrat ilkelerden uzaklafl›ld›¤›n› ve seçmenlere verilen sözlerin unutuldu¤unu iddia ederek görevlerinden istifa etmesi; SPD’li belediyelerde a盤a ç›kart›lan milyonlarca markl›k yolsuzluklar…. Schröder’in ‘98 öncesi oy oran›n› yitirip sa¤c› H›ristiyan Demokratlarla ayn› oyu almas›n›n nedenleri olarak söylebilinir. Sosyal demokratlar›n lideri ve halihaz›rdaki Almanya baflbakan› Schröder’in olas› Irak savafl›na karfl› oldu¤unu ve ABD’yi desteklemeyece¤ini aç›klamas› sonras›nda ve art› olarak geçti¤imiz günlerde sel felekatine karfl› h›zl› ve olumlu önlemler almas› nedeniyle anketlerin gösterdi¤inden iyi oy almas› iktidar›n› korumas›na yeterken partisinin oy kayb›n› engelleyememifltir. 11 Eylül sonras› iyice pervas›zlaflan ABD’ye tam destek sunan, ülke d›fl›ndaki asker say›s›n› 10 binin üzerine ç›karan, verdi¤i sözlerin hiçbirisini tutmayan, Schröder’in koalisyon hükümeti kurmas› halinde verdi¤i sözleri tutup tutmayaca¤›n› görece¤iz. Buradan daha önemli olan, Marks’›n torunlar› olan Alman halklar›n›n savafl karfl›tl›¤› bilinçlerinin olgunlaflt›¤›d›r.


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

25

27 Eylül-10 Ekim 2002

Ziller yokluk ve s›k›nt›ya çald› Her y›l oldu¤u gibi bu y›l da ziller bir dizi sorunla çald›. Aileler kay›t paras›, kitap, defter derken sorunlar yuma¤›n›n içinde buldular kendilerini, bir kez daha. ‹flte ülkemizden e¤itim manzaralar›... lira masraf›m›z oldu. Kay›tta herhangi bir s›k›nt› yaflamad›k çünkü 6. s›n›fa gidiyor. Ama 1. s›n›fa gidenlerden veya yeni kay›t yapt›ranlardan kay›t paralar› al›n›yor. Kardeflim birlefltirilmifl s›n›fta okuyor. Tabii böyle koflullarda kardeflimin iyi bir e¤itim alaca¤›n› düflünmüyorum. Evimiz okula yak›n oldu¤u için servise ihtiyac›m›z olmuyor. Okudu¤um üniversite paral›, ben burslu okuyorum. Zaten burs olmasa okumak çok zor. Kardeflim Bilgi Üniversitesi Hukuk’ta okuyor. O da burslu okuyor. Ailenin çocu¤unu üniversitede okutmas› gerçekten zor. Her yerde burs aramak gerekiyor. Kardeflimin okudu¤u okulda Türkçe ö¤retmeni yok. ‹ngilizce ö¤retmeni yok. Devlet üniversitelerinde de harç sorunu var. Ufakl›k gülen gözlerle önünden geçen mavili çocuklara bak›yordu. Nede çoktular, saymaya çal›flt› yapamay›nca vazgeçti, acaba neden hepsi mavi giymiflti. Kulaklar›n› t›rmalayan bu ses de ne? Bu sesi duyunca niçin bütün mavi önlüklüler kaçarcas›na d›flar› ç›k›yorlar? ‹çerde ne var acaba? Bu yüksek duvarlar da neyin nesi diye düflünerek annesinin koluna yap›flt›. Korkmufltu çünkü. Bir gün sonra o da giyecekti ayn› önlükleri ve o da girecekti o yüksek duvarlar›n aras›ndan. Okul diyorlard› bu beton kafese ve içinde de bir sürü çocuk yafl›yordu. Sonra annesinin söylediklerini hat›rlad›. Belki de o kadar kötü de¤ildir, belki de yeni oyunlar ö¤renecekti. Belki de içerisi çok güzel bir yerdi ama bir de annesinden ayr›lmasayd› çok daha güzel olacakt›. O gece ald›¤› önlü¤ü yata¤›n›n alt›na koydu k›r›flmas›n diye ve erkenden yata¤a girdi. Annesi geldi yan›na az sonra. Bafl›n› okflad› “korkma” dedi, “seni yeni bir hayat bekliyor ve sen yar›n bunun ilk ad›m›n› atacaks›n. Yeni arkadafllar›n olacak, yeni fleyler görüp, ö¤reneceksin. Bir de ö¤retmenin olacak, benim gibi sevecek seni” dedi. Annesi bunlar› söylerken çocuk çoktan derin bir uykuya dalm›flt›. D›flarda ya¤mur ya¤›yordu. Anne pencerenin yan›na gele-

rek, ya¤mur damlalar›n›n toprakta b›rakt›¤› izleri seyrederek, camda ç›kard›¤› sesleri dinlemeye bafllad›. Evet yar›n gerçekten yeni bir hayat bafll›yordu ama sorunlar yuma¤›yd› bu yeni hayat. Derin bir iç çekti ve m›fl›l m›fl›l uyuyan çocu¤una bakt›. Yar›n kitaplar›n›, defterlerini, ayakkab›lar›n› nas›l alaca¤›m diye düflünmeye bafllad›. Okul uzakt›, servise verecek paralar› yoktu, birden gökyüzünde gürleyen y›ld›r›mla sars›ld›, ancak flimdi hat›rlad›; k›fl gelmiflti. Ama eve daha bir kilo odun almam›flt›, önlük d›fl›nda, giyecek hiçbir fleyi de yoktu. Yenisini alacak paras› da, yine de gözlerinde yüre¤inde tafl›d›¤› umut okunuyordu. Bunlar› düflünürken derin bir uykuya dald›. Bütün gün çal›flm›fl, çok yorulmufltu... ‹flte yukar›da öykülenen durum son günlerde birçok yoksul ailenin yaflad›klar›n›, düflüncelerini k›saca özetliyor. Okullar›n aç›lmas›yla iyice zor duruma düflen ailelerle son dönemde yaflad›klar›n› ö¤renmek ve düflüncelerini almak için k›sa bir söylefli yapt›k. Üniversite ö¤rencisi Fatih Ünivertesitesi’nde Co¤rafya okuyorum. ‹lkokulda okuyan bir kardeflim var. 2. el kitap alabilecek kadar ekonomik düzeyimiz iyi. 20 miyon liraya kitap ald›k, elbise ve ayakkab›lar›yla beraber 55 milyon

Ev Han›m› 2 tane çocu¤um okuyor. Bir çocu¤um 1. s›n›fa gidiyor. Okullar aç›lmadan k›rtasiyeye gittim 1. s›n›f kitaplar› istiyorum dedim. Ald›m, okullar aç›ld›ktan sonra ö¤retmen “istemiyoruz” dedi bu kitaplar›. Bunlar› ne yapay›m çöpe att›m, kitaplar› geri almad›lar. S›n›fta 60 tane ö¤renci var. Nas›l ö¤renecekler bu s›n›fta. Çocu¤umun iyi bir e¤itim alaca¤›na inanm›yorum. Verilen e¤itime de güvenmiyorum. Ö¤retmenin de elinde de¤il hangi biriyle ilgilensin? 60 kiflilik s›n›f. 35 dakika kal›yorlar s›n›fta. Kay›t paralar› okuldan okula de¤ifliyor. Kimi okullar 100 milyon istiyor. Kimisi 150. Benden 60 milyon istediler verdim. Milli E¤itim Bakanl›¤› sözde yasaklam›fl kay›t paralar›n›. Bunlar›n hepsi bofl, gene alan al›yor. Paray› vermedi¤iniz zaman yazd›rm›yorlar. Ben iki sefer gittim. Bu sene geçen seneden çok daha fazla zorland›k. Bu flekilde giderse çocuklar›m› hayatta okutamam. Kitap, elbise paras› 40 milyonla da bitmiyor, benim k›z›m 4. s›n›fa gidiyor. Sadece ona 100 milyon gitti. Daha bunun ba¤›fl paras› var, kitap paras› var. Yemeyip içmeyip okutaca¤›z mecbur. Ama nas›l? Ben bu sene kesmiflim. Çocu¤umu okutmuyorum. Ben Haseki’de oturuyorum. Haseki’den F›nd›kzade’ye çocu¤umu hergün götürüyorum getiriyorum. Teyzemin o¤lu üniver-

siteye gidiyor. 1.5 milyar para istiyorlar. K›rtasiyeci ...Benim bir o¤lum servisle gidiyor. 75 milyon istiyor servis. O da y›lbafl›na kadar y›lbafl›ndan sonra zam gelecek. Ne kadar gelece¤ini de bilmiyoruz. Servislerde çok büyük paralar dönüyor. Bafltakiler düflünsün vatandafl›, bafltakiler düflünmedikten sonra vatandafl›n hali ne olacak? Ben karn›m› doyuram›yorum ki çocu¤umu okutay›m. ‹fller hiç yok. Çünkü millette para yok, bir defter al›yor ötekini sonra al›r›m diyor. ‹ki derse bir defter kullan›yor. Durumu iyi olan gelip al›yor. ‹fl yok. 275 milyon yer paras› veriyorum belediyeye 15 günlü¤üne. Buna mecburuz çünkü b›rakm›yorlar. Bir s›n›fta 75-80 kifli var. Afedersin hayvan› ah›ra nas›l doldurursun çocuklar› da öyle dolduruyorlar. E¤itim alaca¤›na inanm›yorum ama ona da raz›y›m, param yok ki özel okula göndereyim. Ona da raz›y›m hiç olmazsa gitsin. Yazmas›n› bilsin, soka¤a ç›kt›¤› zaman nereye gidece¤ini bilsin. Çocuklar›m› okutam›yorum. Çünkü bütçem yetmiyor, buna Türkiye utans›n. Ortalama bir çocu¤un masraf› 300 milyon lirad›r. 184 milyon asgari ücret alan biri bunu nas›l karfl›las›n? Bugün zenginin cebi doluysa, karn› toksa biraz da

iflçiyi düflünsün. Sokaktakini düflünsün. H›rs›zl›k yap›yorlar. Adam kesiyorlar, bali çekiyorlar ne için yap›yorlar? Hepsini fakirlik yüzünden yap›yorlar. Adam yap›yorsa bilinçsiz yap›yor. Serbest Meslek Seyyar sat›c›l›k yap›yorum. Bu y›l k›rtasiyecilik yap›yorum. Di¤er senelere göre

ifllerde çok düflüfl var. Bunun sebebi bir sürü krizler, paras›zl›k. ‹flçiler 300 milyon, 200 milyon ayl›k al›yorlar. Bu paray› alan iflçi, çocu¤una nas›l k›rtasiye alacak? Benim 3 tane çocu¤um var. Ortalama her birinin 100 ile 150 milyon aras›nda masraf› var. Ben bunlar› karfl›layam›yorum.

Kardeflim yard›mc› oluyor. Amcam yard›mc› oluyor ancak bu flekilde karfl›layabiliyoruz. Kitap sat›fllar› çok az. Bundan 3 sene önce yapt›¤›m›z ifli bu sene yapam›yoruz. Ben çocuklar›m› okutmay› düflünüyorum. Bu her baban›n vazifesi ama bu flekilde nas›l okutaca¤›z bilemiyorum. Bir tanesi Lise 1, di¤eri orta 1’e gidiyor, okutmak çok zor. Allahtan servis param›z yok, eve yak›n okul. Yak›n da olsa günlük 2 milyon çocuklara versen ayda 60 milyon yapar. 60-100 milyon da giderleri vard›r. Asgari ücret 184 milyon lira, nas›l ç›k›cam bilemiyorum. Herhalde Ecevit bize bir yol gösterir(!) 100 milyon kay›t paras› verdik, kay›t etmeyiz demiyorlar ama zorluyorlar. Biraz bizden kaynakl›. S›n›flar› henüz görmedik. ‹stanbul’da s›n›flar›n durumu berbat, s›n›flar çok kalabal›k iyi bir e¤itim alamayacak. Çocu¤un bir sürü sorunu olacak, babada para yok, veremiyor, ö¤retmenler ilgilenemiyorlar. Zengin çocu¤unu koleje gönderiyor, ö¤retmen tutuyor, herfleyi yap›yor. Fakir insan nas›l okutsun dershane 2 milyar. K›rtasiyecilik d›fl›nda seyyar sat›c›l›k yap›yoruz. Seçimlerde benden oy yok. Ben 37 yafl›nday›m. 37 tane parti geldi hepsi ayn›, hiçbir fley de¤iflmiyor. Bu h›rs›zl›klar oldu¤u sürece hiçbir fley de¤iflmez.


26

27 Eylül-10 Ekim 2002

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

Kavgan›z› sürdürüyor yoldafllar›n›z... “Henüz aşk çağındaydılar. En genç, en diri, yalın ve abartısız bir ifadeyle en militan yanımızdı onlar...”

Bahattin Günel

27 Eylül 98 tarihinde Tokat’›n Almus ilçesi Vars›l (Görümlü) köyünde halk ordusu gerillalar›yla, faflist kolluk güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada Bahattin Günel, Leyla Karatafl, Ümit Güner ve Zeynel Çalpar flehit düfltü. Bahattin (Eyüp); O çal›flmay› zevk haline getirmifl bir partizand›. O olmaz› olur’a çevirmenin ad›yd›. Çal›flmak üzere gitti¤i ‹stanbul’da Gençlik Örgütü bünyesinde örgütlü faaliyetlerini sürdüren Bahattin Günel, 94 yaz›nda gerillaya kat›ld›. fiehit düfltü¤ünde Proletarya Partisi’nin ileri sempatizan›, Halk Ordusu’nun komutanlar›ndand› Leyla (Nilüfer); “Erken yaflta evlenmifltim. ‹ki çocu¤um oldu. Çocuklar›m› çok seviyorum. Onlardan ayr›lmak pahas›na bu karar› vermem elbette ki kolay olmad›. Buraya gelmeyi kendim talep etmifltim yoldafllardan. Bu karar›m› verene kadar sanc›lar çektim belki, ama biliyorum ki, daha aktif bir flekilde mücadelenin içine at›lmamla en baflta onlar ve tüm halk›m›z›n çocuklar› için savaflm›fl oluyorum. Onlara güzel ve özgür bir gelecek b›rakmak için savafl›yoruz. Bu ülkede analar hergün ‘Bugün çocuklar›m›n önüne ne koyaca¤›m’ diye düflünüyorsa; bugün çocuklar çöplerden ekmek topluyorsa; bugün çocuklar gözleri önünde analar›n›n öldürülüflüne tan›kl›k ediyorsa; bugün çocuklar, devletin yarg›s›z infaz-

lar›n›n kurban› olacak hale gelmiflse... Sadece kendi çocuklar›m› düflünme bencilli¤ine nas›l düflebilirim?.. Yar›n, öbür gün büyüdüklerinde bu tavr›mdan dolay› anneleriyle gurur duyacaklar›na, her zaman bafllar› dik gezeceklerine inan›yorum... Toplumdaki geleneksel ifl bölümünde kad›nlara ev iflleri ayr›lm›flt›r. Burada görüyorsun, mutfak nöbetlerinde herkes yer al›yor.

Leyla Karatafl

Kad›n, kendi kimli¤ini buluyor gerilla içinde... Özgürlefliyor... Gerilla içinde örgütlenmifl kolektif yaflam özgürlefltiriyor kad›n›... Kad›nlar›n özgürleflmesi devrimden geçiyor. Mücadeleye at›lmak özgürleflmenin bafllang›c› oluyor... Nas›l ki ben kabuklar›m› k›r›p özgürleflmeyi seçmiflsem, tüm kad›nlardan bunu bekliyorum. Kendi ad›ma söyleyeyim; devrimci mücadeleye kat›ld›ktan, hele ki gerilla olduktan sonraki kendimde var olan de¤iflimi, geliflimi çok net görebiliyorum. Bu da insan›n kendine güvenini gelifltiriyor. Bu nedenle kendime güveniyorum... Partime güveniyorum... Halk›ma güveniyorum...” diyerek at›lm›flt› s›n›f mücadelesine. O, s›n›fs›z toplum yolunda yaln›zca çocuklar› için de¤il, tüm dünya çocuklar›na güzel bir dünya yaratman›n, kad›n›n özgürleflmesinin ad› oldu.

Dersimli olan Leyla Karatafl, Dumanl› direniflinde flehit düfltü¤ünde Proletarya Partisi’nin orta sempatizan›, Halk Ordusu’nun savaflç›s›yd›. Zeynel (Bak›fl); Tokat/Almus’a ba¤l› Gevrek köyünde do¤du Zeynel. Gençlik içinde faaliyet yürütürken, 97 y›l›nda gerillaya bölgeden kat›lan halk savaflç›lar›n›n aras›nda yerini ald›. K›sa sürede kendini gelifltirmeye çal›flan Zeynel, Dumanl›’da düflmana verilen yan›t olurken Proletarya Partisi’nin orta sempatizan› Halk Ordusu’nun savaflç›s›yd›. Ümit; Mersin’in Tarsus ilçesinde do¤an Ümit Güner, 97 y›l›nda TMLGB’ye üyelik baflvurusunda bulundu. Verilen görevlerde ayr›m yapmayan Ümit, 98 yaz›nda gerillaya kat›l›rken “bütün yetmezliklerime ra¤men, bütün zaaflar›ma ra¤men, kendimi savafl›n

Zeynel Çalpar

içine atmal›y›m. Düzenin hiçbir olana¤› benim için hiçbir fley ifade etmiyor. Beni ve çevremdekileri insanl›ktan ç›kar›yor. ‹nsanlaflman›n tek yolu savaflta yerini almak ve bu yolda tereddüt etmeyece¤im” diyerek bu zorlu yolda yürümek için Proletarya Partisi saflar›ndaki yerini al›r. fiehit düfltü¤ünde Proletarya Partisi’nin ileri sempatizan› Halk Ordusu’nun savaflç›s›yd›. Yetmezliklere, zaaflara vurma-

n›n; insanlaflman›n, cüretin ad›yd› onlar. O en güzel, o en insan yanlar›yd› yar›na b›rakt›klar›. Yar›na b›rakt›klar› onurdu, yar›n› kuracak kitlelerin ellerinde. Onlar› k›sa süren ve o k›sa sürelere s›¤d›rd›klar› dolu dolu yaflamlar›, sevdalar› ve umutlar›yla anaca¤›z. Onlar›n sevdas› sevdam›z, umudu umudumuz olmaya devam edecek. Onlar yar›n› kurma, gelece¤i ayd›nlatma kavgas›nda tüm bireysel ç›karlardan ar›nm›fl; yetmezliklerine zaaflar›na vurarak ilerliyordu bu çetin savafl›mda. Kavga zorunluydu, yaflam› insandan yana kazanmak için savafl›lmal›yd›. Umudun yolunda, umudun ad›n› kaz›yarak düflülmeliydi topra¤a. Çünkü bizi nihai kurtulufla ulaflt›racak olan›n kendisiydi umut. Biliyoruz ki, onlar› kuru bir sözle anmak yeterli de¤ildir. Önemli olan onlar›n feda ruhunu kuflanarak, u¤runda çekinmeden yüreklerini, bilinçlerini ve bedenlerini koyduklar› bu hakl› savafl›m› sürdürerek; ideolojimizi, siyasetimizi ve kültürümüzü genifl kitlelere yayarak kitleleri savaflt›rmakt›r. Yani savafl› sahipleriyle buluflturmakt›r önemli olan. Bu savafl›n as›l özneleri olan kitlelere tafl›yaca¤›m›z bilinçle birlikte, bu savafl›m› ulaflt›rd›¤›m›zda; onlar›n özlemini duydu¤u ayd›nl›k yar›nlar› onlara tafl›m›fl olaca¤›z.

Ümit Güner


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

27

27 Eylül-10 Ekim 2002

Da¤lara sevdal›, kavgaya vurgun iki yürek 27 Eylül 2001 tarihinde akflam saatlerinde Proletarya Partisi’ne ba¤l› Halk Ordusu gerillalar›nca, 6 Eylül 2001 tarihinde flehit düflen Sinan Günel’in ihbarc›s›n› cezaland›rma eylemi s›ras›nda, Almus’un Kad›vakf› köyünde ç›kan çat›flmada Halk Ordusu gerillalar›yla; insanl›¤›n› ve insana yak›flan ne varsa tüm de¤erlerini sat›l›¤a ç›karan korucular ile faflist TC’nin kolluk güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada Cihan F›nd›k ve Mehmet fiahin flehit düflerken, düflman güçlerine de kay›p verdiriyorlard›. Cihan F›nd›k (Orhan) Cihan F›nd›k, 1979 Dersim’in Pertek ilçesinde Kürt milliyetine mensup alevi bir ailenin çocu¤u olarak dünyaya gelmiflti. Gençlik faaliyetinde uzun süre yer alan Cihan F›nd›k, emekle-

riyle faaliyet içerisinde az›msanmayacak katk›lar› olmufltur. Gençlik, Partiye kan tafl›ma görevini önüne koydu¤unda o tereddütsüzce örnek al›nacak bir durufl sergilemiflti. Onun mücadele içerisindeki tavr› ve duruflu düflmana indirilmifl bir

darbedir. fiehit düfltü¤ünde Proletarya Partisi’nin geri sempatizan› Halk Ordusu’nun savaflç›s›yd›. Mehmet fiahin (Hüseyin) 1974 Tokat’›n Ba¤deresi köyünde, Türk milliyetine mensup, ale-

vi bir ailenin çocu¤u olarak dünyaya geldi. 96 y›l›nda gerilla saflar›na kat›ld›. Geliflime aç›k olan Mehmet fiahin, askeri yönden ilerleme kaydediyordu. fiehit düfltü¤ünde Proletarya Partisi’nin geri sempatizan› Halk Ordusu’nun savaflç›s›yd›.

O, emperyalizme karfl› baflkald›r›n›n yafland›¤›, silahlar›n kuflan›ld›¤› her toprak parças›nda, savaflanlar›n aras›nda Küba’da Castro ile birlikte devrimi gerçeklefltiren Ernesto Che Guevara, Bolivya da¤lar›na, Bolivya’da devrim yapmak için gitmiflti. O bir ülkede devrimi yeterli görmemifl, dünya devrimi gerçekleflmeden ve dünya halklar› emperyalizmin boyunduru¤undan kurtar›lmadan bu mücadeleyi b›rakmam›flt›. Kendisini tüm dünya halklar›n›n kurtulufluna adayan enternasyonal devrimci Ernesto Che Guevara emperyalistlerin ve yerli uflaklar›n›n korkulu rüyas› olmaya devam ediyor. 29 Eylül 1967’de Amerikan Haber Ajans› AP, askeri makamlara dayanarak verdi¤i haberde Bolivya Ordusu’nun 1500 kifliyle Che av›na bafllad›¤›n› bildirir. 8 Ekim 1967’de, Che’nin grubu El Yuro vadisinde yüzlerce asker taraf›ndan kuflat›l›r. Ayaklar›ndan a¤›r yaralanan Che tutsak düfler. Higueras’ta okul binas›na tafl›n›p sorgulan›r. Hiçbir soruyu yan›tlamaz. Yaralar›n› tedavi etmezler. 9 Ekim 1967’de saat 13:10’da makineli tüfek salvosuyla vurulur. Katledilen Ernesto Che Guevara’n›n cesedi bir av ganimeti gibi sergilenir.

Ernesto Che Guevara

‹nançlar›m›z›, de¤erlerimizi kanla, zulümle bast›ramayaca¤›n› anlayan sistem, bugün bu de¤erlerin içini boflaltmak çabas›nda elinden geleni yap›yor. “...Özgürlük ad›na savaflanlar için tek çözüm yolunun silahl› mücadele oldu¤una inan›yorum ve bu inanca uygun olarak davran›yorum” diyen Che’nin isyankar, sistemle uzlaflmaz, devrimci kimli¤i yokedilerek O’na macerac› bir imaj verilmek istenmektedir. Fakat o tüm yaflam›n› devrime adad›, inand›¤› de¤erler do¤rultusunda yaflad› ve öyle de öldü. Bugün onu tiflörtlere, bira kapaklar›na malzeme yapanlar onu metalaflt›rmaya, içini boflaltt›¤› gibi onun üzerinden para kazanmaya çal›flmaktad›rlar. Sistemin tüm bu de¤erleri yoketme çabas› dünya halklar›nca bofla ç›kar›lacakt›r. Hâlâ bu yolda, bu u¤urda yaflayanlar ve ölenler oldukça ne Binbafl› Ernesto ne de bugün ayn› sald›r›yla karfl› karfl›ya kalan Deniz Gezmifl vd. dünya halklar›n›n onurlu mücadelesindeki yerlerini yitireceklerdir.


28

27 Eylül-10 Ekim 2002

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

Emperyalizmin sahte güzellik anlay›fl› ve kad›n Emperyalistler kâr u¤runa hastal›kl› bir güzellik anlay›fl› yaratarak o ma¤azadan bu ma¤azaya, zay›flama merkezlerinden kuaförlere kofluflturan kad›n tipleri yaratarak kârlar›na kâr katmaktad›r. Ve kad›n, adeta insan olmaktan ç›kar›larak erke¤in t›pk› kulland›¤› bir gömlek gibi seçebilece¤i ve ona güzel görünmek için kofluflturan bir nesne haline getirilmektedir. katlanmak zorunda b›rak›lm›flt›r. Vücudunun her taraf› do¤al büyüme seyrini gösterirken ayaklar› demir ayakkab›lar içinde s›k›fl›p kalan kad›nlar çok büyük ac›lar çeker, hatta ilerleyen yafllarda yürüyememe tehlikesi yaflar ancak bunu güzel görünmenin bir bedeli olarak alg›lar ve kabullenirdi. Bunun d›fl›nda kad›nlar›n korse kullanma al›flkanl›¤› da bu anlay›fllar›n bir ürünüdür. Kad›nlar›n ince belli olmas›n›n moda oldu¤u dönemlerde tak›lan korse bazen iç organlar›n tahrip olmas›na ve hatta ölümlere dahi yol açabilmektedir. Bugün ise kapitalist emperyalist sistemin iyice azg›nlaflmas› ve sömürü araçlar›n› iyice çeflitlendirmesi ile birlikte bu yaflananlar 盤r›ndan ç›km›fl durumdad›r. Güzellik anlay›fl› belli kal›plar›n içine s›k›flt›r›larak herkes bu hale getirilmeye çal›fl›lmaktad›r. Tüm bunlar›n as›l nedeni ise kad›n› erke¤e sürekli flirin ve güzel göstermek için flekillendiren sistemin ta kendisidir. Ve as›l büyük pay› da yine egemenlerin

Kâr; kapitalist-emperyalist sistemin politikalar›n› bafl›ndan sonuna kadar belirleyen en önemli olgudur. Emperyalistler için her fley, herkes, her olay kâr kap›s› haline getirilebilecek metalard›r. Ve belki de bunlar içinde en kârl› olan› da kad›n üzerindeki sömürüdür. Emperyalistler kâr u¤runa hastal›kl› bir güzellik anlay›fl› yaratarak o ma¤azadan bu ma¤azaya, zay›flama merkezlerinden kuaförlere kofluflturan kad›n tipleri yarata-

rak kârlar›na kâr katmaktad›r. Ve kad›n, adeta insan olmaktan ç›kar›larak erke¤in t›pk› kulland›¤› bir gömlek gibi seçebilece¤i ve ona güzel görünmek için kofluflturan bir nesne haline getirilmektedir. Dünyadaki moda anlay›fl›na göre ise kimi zaman zay›f kad›nlar tercih edilirken kimi zaman da daha toplu kad›nlar ön plana ç›kart›labilmekte ve kad›n bir meta olarak kullan›lmaktad›r. Bu elbette sadece günümüzde yaflanan bir sorun

de¤ildir. Kad›n› erke¤in mal› olarak gören ve ona güzel görünmeyi hayat›n›n tek amac› haline getiren tüm sistemlerde bu tür olaylara rastlanmaktad›r. Örne¤in bundan y›llar önce Çin’de küçük ayakl› kad›nlar›n daha makbul olmas› kad›nlar›n büyük ac›lar çekmesine neden olabilmifltir. Üç yafl›ndan sonra ayaklar› sar›larak ve demir ayakkab›lar giydirilerek ayaklar›n›n büyümesi önlenen kad›nlar, daha rahat evlenebilmek için bu ac›lara

mak isteyen yüzlerce kad›n bir sürü para ve zaman harcayarak gönüllü çekilen ac›lar için s›raya girebilmektedir. Örne¤in ameliyatla boy uzatanlar, cilt rengini açt›ranlar, dudaklar›n›, gö¤üslerini duruma göre inceltip kal›nlaflt›ranlar vb. Geçirdi¤i operasyonlar sonras›nda do¤al halinden bir hayli uzaklaflan kad›nlar› ise büyük tehlikeler beklemektedir asl›nda. Bu da modan›n her y›l farkl› bir güzellik anlay›fl›n› ön plana ç›kar›yor olmas›d›r. Örne¤in bu y›l herhangi bir ameliyat geçiren kad›nlar ertesi y›l modaya göre tekrar yeni bir ameliyat geçirmek durumunda kalabilmektedir(!) Böylece kad›n vücudu her y›l modaya göre kesilip biçilebilen, flekilden flekile sokulan bir et parças›na dönüfltürülmektedir. Bu yaflananlar›n sak›ncal› bir sonucu da yap›lan sa¤l›ks›z diyetler, bilinçsiz spor faaliyetleri sonucu birçok kad›n›n ölümle yüz yüze kalmas› ve a¤›r depresyonlar geçirerek intihar› dahi seçebilmesidir. Bugün aç›s›ndan bak›ld›¤›nda kad›nlar aras›nda genel güzellik anlay›fl› “zay›f

Gittikçe incelen kad›n ölçüleri kad›nlar› her geçen gün daha minik ölçülere kavuflmak hayali ile yeni yeni ve ne oldu¤u bilinmeyen sa¤l›ks›z diyetlere yöneltmekte ve bu durum bir hastal›k halini dahi alabilmektedir. kendisi almaktad›r. Bu ihtiyaçtan do¤an özel üretim alanlar› yarat›lmakta ve kad›nlar bu tüketim ç›lg›nl›¤› içinde günlük yaflamdan kopart›lmaktad›r. Öyle ki dünyada en çok büyüme gösteren sektörler içinde en atakta olan› estetik ameliyat sektörüdür. Vücudunun her yan›n› ideal ölçülere kavufltur-

olmakla” s›n›rland›r›lm›fl durumdad›r. Gittikçe incelen kad›n ölçüleri kad›nlar› her geçen gün daha minik ölçülere kavuflmak hayali ile yeni yeni ve ne oldu¤u bilinmeyen sa¤l›ks›z diyetlere yöneltmekte ve bu durum bir hastal›k halini dahi alabilmektedir. Yap›lan araflt›rmalara göre dünyada k›z ço-


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146 cuklar› aras›nda diyet yapma yafl› 7’ye inmifl durumda. Yine baflka bir araflt›rmaya göre ise 11-19 yafl aras› k›z çocuklar›n›n üçte ikisi kendini fliflman buluyor ve diyet yap›yor. 7-10 yafl aras› her dört k›zdan biri diyet yap›yor. Ve diyet yapan bu genç k›zlar›n kilolar›na bak›ld›¤›nda da kilolar›n›n yerinde oldu¤u ve sa¤l›kl› olduklar› ancak kendilerini sürekli olarak fliflman hissettikleri görülebilir. Sürekli incelme güdüsü ile bafllayan bu hastal›k ileriki yafllarda çok ciddi rahats›zl›klara yol açabilmekte hatta ölüme kadar götürebilmektedir. Çünkü uzun bir süre yemek yemeyen bünye, sonras›nda art›k istese bile hiçbir fleyi kabullenemez duruma gelmektedir. Kad›nlar aras›nda bu anlay›fl› yerlefltirmenin en “güzel” yöntemlerinden biri televizyon ekranlar›nda yay›nlanan reklamlard›r. Özellikle yaz aylar›nda mayo giyen, ölçüleri tastamam kad›nlar afifle edilerek haz›rlanan rek-

lamlar birçok kad›n› genetik yap›lar› itibar› ile asla ulaflamayaca¤› ölçülerin hayali ile zay›flama ürünlerine yöneltmekte ve emperyalistlerin cebine para ak›fl› sa¤lamaktad›r. Özellikle kad›nlar›n evde olduklar› saatler ayarlanarak haz›rlanan reklamlar bu amaca hizmet ediyor. Adeta sap›kl›k derecesine varan olaylar›n uç bir örne¤ini Melek fiirin adl› bir genç k›z›n yapt›klar› ve yaflad›klar› oluflturuyor. Melek fiirin adl› genç k›z iki y›l önce babas›ndan zay›flama merkezine gitmek için para istemifl, paray› alamay›nca da tabanca ile babas›n› öldürmüfltü. Melek fiirin’in mahkemesi geçti¤imiz günlerde sonuçland› ve 12 y›l 6 ay ceza ald›. Peki bu olay›n as›l sorumlusu kimdi? Bir genç k›z› babas›n› dahi öldürecek derecede zorlayan, s›k›flt›ran asl›nda kad›n› sürekli çevresine güzel görünmek zorunda kalan bir obje haline getiren sistem de¤il midir? Adeta insanlarla dalga geçer gibi parma¤›nda oynatan emperyalistler ›rklar›n, cinslerin, milliyetlerin kendilerine has özelliklerini, güzelliklerini yok etmek istemektedir. Kâr h›rs› u¤runa tüm insanlar› tek tiplefltirerek bunu da geliflen dünyaya ayak uydurma, ça¤dafll›k olarak dayatan emperyalizm böylece birçok insan›n katili olmaya devam etmektedir.

27 Eylül-10 Ekim 2002

29

“Büyük Adam” yaflama veda etti H. Merkezi: “Büyük Adam Küçük Aflk” filminin emekli yarg›c› fiükran Güngör pankreas kanseri tedavisi gördü¤ü Amerikan Hastanesi’nde yaflama veda etti. fiükran Güngör’ün cenazesi 17 Eylül günü ilk önce y›llarca emek verdi¤i Kenter Tiyatrosu’na getirildi. Sabah›n erken saatlerinden itibaren tiyatro salonu, gelen insanlarla dolarken Güngör için an› defteri aç›ld›. Törende Y›ld›z Kenter, Kenter Tiyatrosu’nun perdelerinin bir oyun için de¤il, onu u¤urlamak için aç›ld›¤›n› ve koltuklar›nda bofl yer olmad›¤›n› söyledi. Tiyatrodaki törenden sonra Bebek Camii’nde k›l›nan cenaze namaz›ndan sonra vasiyeti üzerine fiükran Güngör’ün cenazesi Bodrum’un Turgutreis Beldesi’ne götürüldü. fiükran Güngör; 1926 y›l›nda Ayd›n’›n Çine ilçesinde do¤du. 1951 y›l›nda ‹stanbul Üniversitesi’ndeki e¤itimini yar›da b›rakarak tiyatroya ad›m att›. Muhsin Ertu¤rul’un kurmufl oldu¤u Küçük

Sahne’de “Fareler ve ‹nsanlar” adl› oyunla profesyonel oyunculu¤a ad›m att›. Ankara Devlet Tiyatrosu’nda 3 y›l çal›flt›ktan sonra Muhsin Ertu¤rul yönetiminde Karaca Tiyatrosu’nda çal›flan Güngör, 1961 y›l›nda Kent Oyuncular›’na kat›ld›. Kendisi gibi tiyatrocu olan Y›ld›z Kenter ile 1964 y›l›nda evlendi. T‹YATRODAN S‹NEMAYA Tiyatroda baflar›l› oyunlar oynayan fiükran Güngör sinemada da ayn› baflar›s›n› sür-

dürdü. “Fatma Bac›”(1972), “K›z›m Ayfle”(1974), “Dul Bir Kad›n”(1985), “Nihavend Mucize”(1997), “Güle Güle”(2000), “Herkes Kendi Evinde”(2000), “Büyük Adam Küçük Aflk”(2001) filmlerinde rol ald›. Bu y›l düzenlenen 13. Uluslararas› ‹stanbul Tiyatro Festivali kapsam›nda O’na “Yaflam Boyu Baflar›” ödülü verildi. Zeki Ökten’in yönetmenli¤ini yapt›¤› “Güle Güle” filmindeki rolüyle Antalya Alt›n Portakal Film Festivali’nde En

‹yi Yard›mc› Erkek Oyuncu Ödülü’nü ald›. fiükran Güngör’e, Handan ‹pekçi’nin yönetmenli¤ini yapt›¤› “Büyük Adam Küçük Aflk” filmindeki rolüyle Ankara Film Festivali’nde En ‹yi Erkek Oyuncu Ödülü verildi. Bu film sinemalarda gösterime girdikten üç ay sonra Kültür Bakanl›¤› taraf›ndan yasakland›. Film daha sonra Dan›fltay karar›yla beraat etti. Göngör filmin yasaklanmas›na “sevgiyi mi sansürlüyorlar” sözleriyle tepki gösterdi.

Orhan Kemal an›ld› Türkiye Yazarlar Sendikas› ve Orhan Kemal ‹l Halk Kütüphanesi Müdürlü¤ü, 17 Eylül günü “Orhan Kemal ve Yap›tlar›” adl› panel düzenledi. Panele yazar Feridun Andaç, Öner Ya¤c›, Nurer U¤urlu konuflmac› olarak kat›ld›. Yazar Adnan Özyalç›ner’in yönetti¤i panelde Orhan Kemal’in aile iliflkileri, yaflam› boyunca çekti¤i geçim s›k›nt›s›, Maksim Gorki’yi okudu¤u için hapishaneye girmesi ve Naz›m Hikmet’le tan›flmas› anlat›ld›. Panelde Kütüphane Müdürü Ayten fian, Ayd›n Bilimsel Kültürel Araflt›rmalar Yay›nc›l›k ve Üretim Kooperatifi’nin (AY-KAR-YAY Ayd›n Tiyatrosu) gönderdi¤i mesajlar da okundu.


30

27 Eylül-10 Ekim 2002

‹flçi-köylü’den EN KÖTÜ fiER; EHVEN-‹ fiER’D‹R 3 Kas›m olarak belirlenen seçim tarihi öncesi egemenlerin kendi içlerinde yaflad›klar› kaos ve kargafla ortam› devam ediyor. Bir yandan Türkiye’nin daha önce ak›llar›n›n ucundan bile geçirmedikleri bölgelerini ziyaret ederek bildik vaatlerini savuran burjuva parti temsilcileri di¤er yandan da büyük bir tedirginlik içinde seçimi erteleme veyahut en az›ndan baraj› düflürme çabalar›n› sürdürüyorlar.Bir dönem kendilerinin ön plana ç›kard›¤› ancak s›n›rlar›n› zorlamaya bafllay›nca da engellemeye çal›flt›klar› AKP’nin ve emperyalizmin ihtiyaçlar› do¤rultusunda yükselifle geçen, Kemal Dervifl’in kat›l›m› ile üye say›s› oldukça artan CHP’nin flu an %10 baraj›n› aflabilece¤i düflüncesi her kesimden insanlar›n da a¤›rl›¤›n› korurken di¤er partiler için ayn› fleyi söylemek oldukça güç. ‹lk olarak ANAP ve DYP aras›nda filizlenen ama cesaret edip de hiç birinin üstlenmedi¤i seçimi erteleme çabas›n›n istedikleri gibi sonuç vermedi¤i ortada. Ancak onun hemen ard›ndan bafllat›lan seçimlerde %10 olan baraj›n %5’e çekilmesi tart›flmas›, bugünlerde egemenlerin gündemleri aras›nda en bafl s›rada yer al›yor. Asl›nda sadece bu tart›flma-

n›n yap›l›yor olmas› bile egemenlerin halk›n gözünde düfltü¤ü durumu ve korkular›n› ortaya koymaya yetmektedir. %10 baraj›n› dahi aflamama kayg›s› tafl›yan birçok partinin ittifak aray›fllar› sonucu meclise girme çal›flmalar› da onlar›n düfltü¤ü durumu göstermektedir. Baz› partilerin ittifak aray›fllar› içinde kaybolup gitti¤i bu tabloda en rahat görünen partiler aras›nda flu an CHP ve AKP gelmektedir. AKP özellikle, yap›lan seçim anketleri sonras›nda birinci parti olarak ç›kmas›n›n getirisi ile rahat davran›rken CHP ise zaten bilinçli olarak öne ç›kar›lmas› yüzünden böyle bir kayg› yaflam›yor. DSP ve MHP de bu konuda rahat görünmeye çal›fl›yor. Ancak göründükleri kadar rahat olmad›klar›, olamayacaklar› da ortada. ‹smail Cem ve Hüsamettin Özkan’›n DSP’den ayr›lmas›n›n ard›ndan siyaset arenas›nda sönümlenmeye yüz tutan ve Ecevit’in sa¤l›k durumundan kaynakl› da halk aras›nda art›k alay konusu haline gelen DSP ve ›rkç› ve popülist politikalarla oy potansiyelini saklamaya çal›flan MHP yeni ç›k›fllarla prim yapma yar›fl›nda. Bunlar d›fl›nda alabildi¤ine çirkin seçim politikalar›n›n bafl mimarlar›ndan olan ve sürekli sald›rganl›k konusunda ne ka-

dar deneyimli oldu¤unu tekrarlayarak ABD’ye Irak sald›r›s› için yeflil ›fl›k yakan DYP ve Genel Baflkan› Tansu Çiller ise Tu¤rul Türkefl’in ATP’si ve Bayar’la ittifak yaparak seçim alanlar›nda boy göstermeye bafllad›. Yine sansasyonel bir ç›k›fl yapmas›na ra¤men özellikle Kemal Dervifl’in CHP’ye çark etmesi sonucu silik bir parti konumuna düflen Yeni Türkiye de baraj› aflamama korkusunu yafl›yor. ANAP ise baraj›n alt›nda kalaca¤› endiflesi ile alttan alta seçimi ertelemenin çal›flmas›n› yürütüyor. MHP’nin AB uyum yasalar›na itirazlar›n› bahane ederek “bu hükümet seçime kadar da gitmez” diyen ve Ecevit’e öneri getiren Y›lmaz’›n bu manevras› da tutmad›. Ancak Y›lmaz, Ecevit’in kendisini yanl›fl anlad›¤›n› iddia ederek kendisini bu olaylardan s›y›rmaya çal›flmakta ve sand›ktan korkmad›¤› havas› yaratmaktad›r. Bu haliyle seçime gidildi¤inde baraj›n alt›nda kalacaklar›n› düflünerek çeflitli manevralara baflvuran parti liderlerinden ANAP Genel Baflkan› Mesut Y›lmaz egemenlerin yaflad›¤› bu krizi flu sözleri ile ifade etmektedir; “E¤er böyle giderse benim endifle etti¤im durum ortaya ç›kabilir. Türkiye’de meflruiyet sorunu ortaya ç›kar.” ‹flte Mesut Y›lmaz’›n iki cümle ile k›saca ifade etti¤i “meflruluk” sorunu egemenlerin telafl›n›n as›l nedenidir. Devletin kendisinin yapt›¤› araflt›rmalara göre seçim baraj›n›n %10 olarak kalmas› durumunda bu baraj› geçerek meclise girebilecek sadece iki parti söz konusu. Bunlar da CHP ve AKP. Ancak baraj

PARTİZAN ÖZEL SAYI 146 %5 s›n›r›na çekildi¤inde bu iki parti d›fl›nda alt› parti daha meclise girebiliyor. ‹flte bu gerçeklik burjuva siyasetçilerin düfltü¤ü aciz durumun da bir göstergesidir. Daha önceki y›llarda parlamentoda görmek istemedikleri partileri engellemek için baraj› %10 konumunda tutan partiler bugün bunun de¤ifltirilmesi için ter dökmektedir. Çünkü bu baraj› aflacak halk deste¤ini bile bulamayacak durumda olan bu kez kendileridir. Ve kendi yasalar› dahi ayaklar›na dolan›r bir durumdad›r. Önceleri rakiplerini baraj›n alt›nda b›rakarak politika yürütenler bugün % 8.5 oran›nda oy alan bir partinin temsil edilmedi¤i bir parlamentonun demokrasiye ayk›r›l›¤›n› hayk›rmaktad›r. Çünkü kendileri de mevcut %10 baraj›n›n alt›nda kalma tehdidi ile karfl› karfl›yad›r. Söz konusu bu öneriye ANAP, YTP ve SP de destek vermektedir. Bu kayg›lar›n› çok fazla dile getirmeseler de seçimi erteleme manevralar›n›n tutmamas›n›n hemen ard›ndan baraj›n düflürülmesi konusunun gündeme getirilmesi bu kayg›n›n ürünüdür. Daha önce seçimin ertelenmesi için çaba harcayan, alttan alta bunun çal›flmas›n› yapanlar flimdi baraj tart›flmalar›nda önceki manevralar› inkar edecek kadar düflkünleflmifltir. Baraj›n düflürülmesi için yo¤un çaba harcayan siyasetçilerden biri olan YTP Genel Sekreteri ‹stemihan Talay ayr›ca AKP’yi de bir tehdit unsuru olarak kullanarak oy kapma planlar› yapmaktad›r. “Herkes hem sand›kta kendi tercihini yapabilmeli hem de AKP’nin

kendisine verilmeyen oylarla daha fazla milletvekili ç›karmas›n› önlemelidir” diyen Talay seçimlerden umutsuz olan kitleleri sand›k bafl›na çekme hesab› yapmaktad›r. Burjuva siyasetçilerin meflruluklar›n› sa¤lama telafl› içinde kulland›klar› en önemli yöntemlerden birisi de budur. “Kötü de olsa size en yak›n olan bir partiye oy verin ki oylar›n›z istemedi¤iniz partilerin ifline yaramas›n” söylemi ile oy vermeyi düflünmeyen ancak karfl›t düflüncede olan partilere de yarar sa¤lamak istemeyen kitlelerin oylar› sand›k bafl›na çekilmek istenmektedir. Bu, özellikle demokrat-alevi kesim aras›nda uygulanan bir yöntemdir. Örne¤in birçok insan CHP’nin geldi¤i aflama ile birlikte baflka bir partiyi de kendilerine yak›n bulmad›¤›ndan dolay› oy kullanmay› düflünmezken kullanmad›klar› her oyun AKP veya da MHP’ye yarayaca¤›n› düflünerek yine oy kullanmaya karar vermektedir. Oysa ki sorun kötünün iyisini seçmekte de¤ildir. Kald› ki her seferinde kötülerin iyisi olarak seçti¤imiz burjuva partiler kötünün de kötüsü ç›karak, en kötü flerin ehven-i fler oldu¤unu do¤rulam›fllard›r. Kullanmad›¤›m›z oy, tehdit olarak gördü¤ümüz siyasi partilerin geçici olarak ifline yarasa da sistemin bizlerin, halk›n gözündeki gayr› meflrulu¤unun egemenlerin surat›na hayk›r›lmas› anlam›na da gelmektedir. Onlar›n as›l korkusu da budur. Yani çürümeye bafllayan düzenlerinin gayr› meflrulu¤unun böylece ortaya serilmesidir.

Vali Çevik’in hanesinde yeni bir suç; taciz Ayhan Çevik ad›, ilk kez 1999 y›l›nda Proletarya Partisi’nin kendisine yönelik cezaland›rma eylemi sonras›nda televizyonlarda yo¤un olarak duyulmaya baflland›. ‹yi bir organizasyon sonucu planlanan ve Vali Ayhan Çevik’in a¤›r yaraland›¤› eylem devletin korkular›n›n depreflmesine yol açm›flt›. Dönemin Cumhurbaflkan› Süleyman Demirel’in “bu devlete yönelik bir sald›r›d›r” diyerek telaflla aç›klad›¤› olay Ayhan Çevik’in ad›n› bir anda Türkiye’ye duyurdu. Ancak bu olaydan önce de Ayhan Çevik Tokat’ta halka yapt›¤› iflkenceleri ile yak›ndan tan›nan bir kiflilik idi. Bir dönem Tokat’ta valilik görevini yürüten ve halka adeta kan kusturan Ayhan Çevik oradan Çank›r› valili¤ine ve daha sonra da Uflak valili¤ine atanm›flt›. Pro-

letarya Partisi’nin, halka iflledi¤i suçlardan dolay› cezaland›rma eylemi sonras› doktorlar›n yo¤un çabalar›yla yaflamaya devam eden ve Uflak’a atanan valinin suç listesine yeni bir suç daha ifllendi. Taciz. Ayhan Çevik icraatlar›na kald›¤› yerden devam ediyor. Hatta yeni yeni suçlar ekledi¤i suç listesi giderek kabar›yor. Geçti¤imiz günlerde bas›nda yer alan haberlere göre Uflak’ta yay›n yapan yerel Sevtek FM radyosunun sahibi S.fi. Vali Ayhan Çevik taraf›ndan tacize u¤rad›¤›n› aç›klad›. S.fi.’nin anlat›mlar›na göre Vali Ayhan Çevik kendisini telefonla arayarak Örencik Termal Tesisleri için radyosuna reklam vermek istedi¤ini söylemifl. Kendisi de bunun üzerine bu konuyu görüflmek üzere valilik binas›na gitti-

¤inde vali taraf›ndan tacize u¤ram›fl. Bu olay üzerine vali hakk›nda suç duyurusunda bulunan S.fi; ifl çevresinden gelen bask›lar üzerine bu suç duyurusundan vazgeçti¤ini de sözlerine ekliyor. Bu olay›n içinde bizim görevimiz elbette ki valinin bu olay› gerçekten yap›p yapmad›¤›n› araflt›rmak de¤il.Yaflananlar›n as›l yönü Türkiye’de devleti temsil edenlerin ne gibi konularla bas›nda boy göstermeleri ve bundan ç›kar›lmas› gereken sonuçtur. Günlük burjuva bas›n› takip etti¤imizde çirkin bir yaflant›n›n içinde olan, seçim dönemleri d›fl›nda halk› hat›rlamayan, iflkenceci, katil insanlar›n devlet kademelerinde yer ald›¤›n› ve hatta üst düzey görevlere dahi getirildi¤ini görebiliyoruz. Halka yalan söylemeleri, IMF politikalar›n›

uygulayarak emekçi halk kesimlerini her gün biraz daha derinden etkileyen y›k›m kararlar›n› almalar› bir yana bu tür yüz k›zart›c› suçlara isimlerinin kar›flmas› halk nazar›nda zaten bir güvenilirlikleri olmayan politikac›lar› iyice teflhir etmekte ve gerçek, çirkef yüzlerini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Vali Ayhan Çevik zaten tüm siyasetçilerin yapt›¤› gibi kendisinden bekleneni yapm›fl ve bu olay› inkar ederek kendisine bir komplo kuruldu¤unu iddia ederek bunu yapanlar hak-

k›nda yasal ifllem bafllataca¤› tehdidini savurmufltur. Türkiye’de baz› insanlar›n ünlülere sataflarak bas›nda boy göstermeye çal›flmas› al›fl›ld›k bir durum olsa da bir valiye neden ve kimin böyle bir kara çalmak isteyece¤i olay›n gerçekten yaflanm›fl olaca¤› flüphesini yaratmaktad›r. Bu yaflananlar ise halk›n devlete ve onun görevlilerine olan güvensizli¤ini bir kat daha derinlefltirmektedir. Zira halk kendisine zarar verenleri unutmam›flt›r/unutmayacakt›r.


PARTİZAN ÖZEL SAYI 146

27 Eylül-10 Ekim 2002

31

Emekle harmanlanan umut kitlelerle büyüdü ir ay gibi bir zaman dilimine s›¤d›rd›¤›m›z “Umudu Tohumca Büyütece¤iz” ad›n› tafl›yan pikni¤imizi 22 Eylül tarihinde yapm›fl bulunuyoruz. Elbetteki 22 Eylül tarihi bizim aç›m›zdan piknik alan›na yans›yan boyutuyla bir sonucu ifade etmektedir. Kampanyan›n önemli bir parças› olan bu faaliyetin nas›l örüldü¤ü, kampanyan›n kitlelere ne derece maledilebildi¤i sonuçlar› bak›m›ndan hedeflenenin yakalan›p yakalanamad›¤›, de¤erlendirmelerimizde baz alaca¤›m›z kriterler olmal›d›r. Genel süreç ve bundan ba¤›ms›z olmayan kendi sürecimiz aç›s›ndan bakt›¤›m›zda pikni¤in öneminin daha iyi görülebilece¤ini umuyoruz. Pikni¤imiz; emperyalistlerin dayatt›¤› yeniden yap›land›rma program›n›n katliamlarla yürürlü¤e sokuldu¤u; tecrit ve izolasyonun F tipi hapishaneler infla edilerek süreklilefltirildi¤i, toplumun duyarl›-ileri kesimlerinin yo¤un bask›yla sindirilmeye çal›fl›ld›¤›, demokratik haklar›n kullan›lmas›na azg›nca sald›r›ld›¤›, iflsizli¤in, yoksullu¤un, umutsuzlu¤un, güvensizli¤in büyütüldü¤ü bir sürecin üzerine oturmaktad›r. Kürt ulusal hareketinin bar›fl süreciyle birlikte güçlerini bu politika do¤rultusunda harekete geçirdi¤i ve böylelikle reformizmin, düzen içili¤in giderek devrimci hareket içerisinde de alttan alta savunulmaya baflland›¤›, devrimci fliddetin ihtilalci ruhundan uzaklafl›larak kitleleri s›n›f mücadelesinin birer öznesi yapmak yerine kirli burjuva siyaset yap›lan parlamentonun adres gösterildi¤i, silahl› mücadele ve gerilla savafl› yürüten devrimci hareketlerin ve Maoist partilerin terörist ilan edilerek kitlelerin gözünde prestij kaybetmesine çal›fl›ld›¤›

B

bir süreci yaflamaktay›z. Maoizm’de ›srarl› durufluyla 30 y›ll›k köklü bir tarihe sahip olan Proletarya Partisi’nin tarihi de yaflanan bu geliflmelerden ba¤›ms›z ele al›namaz. ‹brahim’den Mehmet’e uzanan bu flanl› tarih; Proletarya Partisi’ni s›n›f mücadelesinde güçten düflüren badirelerle; her defas›nda kendini yeniden aya¤a

tirmeye çaba gösteriyor. arti, s›n›f ve önderlik bilincindeki k›r›lmaya iflaret ederek Proletarya Partisi hem kendisini s›n›f savafl›m›n›n k›zg›n prati¤ine göre konumland›rmaya, hem de kitlelerin, devrime, s›n›f savafl›m›na, partiye olan güvensizli¤ini ortadan kald›rmaya u¤rafl veriyor. 7 ayl›k kam-

P

ramayan statükocular› görmemizi de sa¤lad›. Gönül ba¤›yla kendilerini partizanc›lar›n yan›nda gören insanlar›n çabas›n›, mahallelerde, sesimizin ulaflt›¤› insanlar›n çoflkuya ortak olma iste¤ini, gençli¤in, kad›nlar›n, iflçilerin, emekçi memurlar›n ça¤r›m›za kulak verdi¤ini gördük. Bu coflkuyu elbetteki gerçek anlamda kitle çal›fl-

m› etkileyen bir faktör olmufltur. Do¤al bir çekim merkezi yaratm›flt›r. Ancak olumlu bir tablonun ortaya ç›kmas›nda yürüttü¤ümüz çal›flmalar belirleyicidir. Pikni¤in yaratt›¤› hareketlilik, kitleler üzerinde yaratt›¤›, olumlu etki, piknik program›n›n eksiksiz yerine getirilmesi bundan sonraki etkinliklerimiz aç›s›ndan önemli avantajlar do¤urmaktad›r. Herfleyden önce kitlelerin ve bu prati¤in bizlerde yaratt›¤› güven duygusu daha somut kazan›mlar› beraberinde getirecektir. Bu faaliyet süresince edindi¤imiz olumlu izlenimler do¤rultusunda kitlelerin yo¤un kat›l›m gösterdi¤i bölgeler, kampanyaya ilgi gösteren kesimler somut kazan›mlar elde edebilece¤imizi düflündü¤ümüz, yo¤unlaflaca¤›m›z adresler olmal›d›r. Olacakt›r. n genifl flekilde devrimci çevrelere, DKÖ’lere yapt›¤›m›z ça¤r›lar piknik alan›nda devrimci dayan›flma temelinde yank›s›n› bulmufltur. Birçok kurum pikni¤imize kat›l›m noktas›nda duyarl› davranm›fl, stant açabilmifl ve kendi ürünlerini tan›tabilmifltir. Bu anlam›yla bir dizi eksikli¤imize karfl›n kitlelerle kampanya ekseninde bir buluflma noktas› yakalayabildik. Kampanyan›n içerdi¤i siyasal mesajlar kitlelerde ve kendi bünyemizde bir coflku yaratm›fl, zirvelerdeki yoldafl s›cakl›¤›n› hissetmemize hizmet etmifltir. Bu çal›flma bizlere bir kez daha göstermifltir ki bilinçli, planl›, disiplinli, kolektif bir çal›flma yürüttü¤ümüzde tüm eksikliklerimize ra¤men baflar›l› olabilmemizin önünde hiçbir engel yoktur. Emek ve çaba verdi¤imizde bunlar›n karfl›l›¤›n› mutlaka ve mutlaka al›r›z. Önemli olan da budur.

E

do¤rultmay› baflaran cüretlerle doludur. Tasfiyecili¤e, kavga kaçk›nl›¤›na karfl› Maoizmin bayra¤›n› yükseklerde dalgand›rarak Demokratik Halk ‹ktidar› için savafl› ›srarla sürdürme azmini, kararl›l›¤›n› hiçbir dönem yitirmemifltir. Bugün aç›s›ndan, dün oldu¤u gibi kendi hata ve eksikliklerini görmede, özelefltirel tutum sergilemede kitlelere karfl› aç›k olan Proletarya Partisi 30 y›ll›k tarihinin gelinen aflamas›nda s›n›f mücadelesine istenilen düzeyde müdahale edemedi¤ini söylüyor. Ve bugün bu gerçekli¤i de¤ifltirmek için “‹brahim’den Mehmet’e s›n›f bilincini, parti bilincini, önderlik bilincini” kendi bünyesine yedirmeye, içsellefl-

panya döneminin günceli bunun üzerine flekillenirken “S›n›f bilincini, parti bilincini, önderlik bilincini kuflan” ça¤r›s› bu kez de 22 Eylül’de genifl kitlelere ulaflt›. Piknik çal›flmas›n›n yap›ld›¤› bir ayl›k zaman dilimi birçok aç›dan ö¤retici olmufltur. Öncelikle kampanyan›n baflar› kazanmas›na olumlu bir halka eklenebilmifltir. Piknik faaliyeti öncelikle kendi bünyemizde iliflkiye geçti¤imiz kesimlerde; semterde, iflyerlerinde, demokratik kitle örgütlerinde bir hareketlenme canl›l›k yaratm›flt›r. Bu faaliyet ayn› zamanda harekete geçirme yönündeki duruflumuzu, bünyemizdeki canl› ve diri ö¤eleri, ifl yapar gibi gözükerek ortaya bir de¤er ç›ka-

mas› yürüttü¤ümüz, kap› kap› dolaflarak yapt›¤›m›z bilet çal›flmalar›nda görebildik. Çeflitli propaganda araçlar›yla kitlelere giderek hedeflenen kitle say›s›n›n üzerinde bir kat›l›m sa¤lanm›flt›r. Özellikle içinde bulundu¤umuz süreç, mevsim koflullar›, seçim atmosferi vs. gözününde bulunduruldu¤unda pikni¤e kat›l›m, ilgi oldukça yo¤undu. Bu çal›flmalar s›ras›nda özellikle semtlerde seçimlerdeki boykot tavr›m›z›n nedenleri, niçinleri üzerinde tart›flmalar yap›lm›fl ve bir verim yakalanm›flt›r. Bu haliyle bizim aç›m›zdan bir baflar› ve kazan›md›r. iknik program›ndaki sanatç›lar›n seçimi elbetteki kat›l›-

P


FAfi‹ZME, EMPERYAL‹ZME, FEODAL‹ZME, fiOVEN‹ZME VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹⁄E KARfiI

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah.

PART‹ZAN

‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Bar›fl AÇIKEL Bask›: Ça¤dafl Matbaac›l›k

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

ISSN: 1303-0299 www.iscikoylu.org • @mail: umutyayimcilik@superonline.com

BÜROLAR ➧ KARTAL:

HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30

➧ ANKARA:

MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72

➧ ‹ZM‹R:

GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 558 45 04 ➧ BURSA:

GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98

➧ SAMSUN:

KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0535 454 22 50

➧ TURHAL:

YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54

➧ MERS‹N:

ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N CEP: 0535 434 32 58

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

30. y›l›n coflkusu ile umudu kitlelerle paylaflt›k “İbrahim’den Mehmet’e sınıf bilincini, parti bilincini, önderlik bilincini kuşan” adını taşıyan kampanya çerçevesinde Tohum Kültür Merkezi de “Umudu Tohumca Büyüteceğiz” diyerek 22 Eylül’de Gebze Denizliköy’de kitlelerle buluştu. 30 yıllık şanlı tarihin bilinci ve kararlılığıyla harmanlanan birliktelikte hakim olan kitlenin coşkusuydu. leriyle geziye ayr› bir coflkunluk tafl›d›. fiair-foto¤rafç› Mehmet Özer’in kitlenin alk›fllar› aras›nda yapt›¤› konuflma sloganlarla karfl›lan›rken; Ölüm Orucu gazileri ve flehitleri bir kez daha dillere konuk oldu. Hapishanelerde direnenlerin; insanlara yaflaman›n ve ölmenin ne anlama geldi¤ini halk u¤runa ölüme nas›l atefl topu gibi gidildi¤ini ö¤retti¤ini söyleyen Özer, as›l alk›fllar›n Ölüm Orucu savaflç›lar›na olmas› gerekti¤ini belirtti. “...Ve flimdi o atefl kanatl› kartallar›n flark›s›n› birlikte söylüyorum/ 30 yafl›nday›z, 30 y›l sonra bile dün yaflam›fl gibi cesur ve cüretkâr›z/... /30 y›l sonra yoldafl ölüleriyle doldu gözlerimiz/ bir an olsun duraksamad›k, ödün vermedik/ Geçmifle ba¤layan kahreden ac›la-

Umudu tohumca büyütenler, dostlar, yüre¤i Partizanca sevdalananlar bir kez daha bulufltu. 30 y›ll›k flanl› tarihin bilinci ve kararl›l›¤›yla harmanlanan birliktelikte Gebze Denizliköy’de hakim olan kitlenin coflkusuydu. “‹brahim’den Mehmet’e s›n›f bilincini, parti bilincini, önderlik bilincini kuflan” ad›n› tafl›yan kampanya çerçevesinde Tohum Kültür Merkezi (TKM) taraf›ndan organize edilen “Umudu tohumca büyütece¤iz” pikni¤inin program› 12:00’de bafllad›. Efelerin zeybe¤i, Karadeniz’in horonu, Kürdün halay›, Çukurova’n›n güzellemeleriyle çeflitli ulus ve milliyetlerden oluflan emekçi, yoksul halk›n umudunun, Tohum Kültür Merkezi’nin pikni¤inde 30. y›l›n coflkusuyla harmanlad›¤› merhabalar›n ard›ndan devrim ve komünizm flehitleri için yap›lan sayg› duruflu ile bafllad›. TKM bünyesinde çal›flmalar›n› sürdüren Gulasor Halk Oyunlar› ekibinin gösterisi programa bafl›ndan coflkulu bir atmosferi hakim k›larken, aç›l›fl konuflmas›n› ise ‹flçi-köylü gazetesinden Ufuk Balç›k yapt›. “Bundan 30 y›l önce yeflil gözlü yi¤idimiz, komünist önderi-

miz; ‹brahim Kaypakkaya 24 Nisan 1972’de düflüncelerini somutlarken, halk›n kurtuluflu yolunda Kurmay Gücün ve fiah Damar›n›n ne oldu¤unu anlat›rken ve kurmay gücün önderli¤inde sömürüye, zulme ve emperyalizme karfl› duran, ülkesinin ba¤›ms›zl›¤›n› isteyen tüm s›n›f ve katmanlar›n birlikte hareketinin gereklili¤ini savunurken iflte hep bu gerçeklik üzerinden hareket etti. Ezilenlerin, ezenlere karfl› s›n›f bilinçli örgütlenmifl eme¤i üzerinden sosyalizme oradan da s›n›fs›z topluma varaca¤›n› söyledi.” diyerek, insanca yaflam isteyenlerin egemenlere karfl› esasta kendi yurdunda genelde de tüm dünyada mücadele etmesi gerekti¤ini ve bunun her zamankinden çok daha fazla bir zorunluluk oldu¤unu belirtti. Konuflmas›nda F tipi hücrelere, AB aldatmacas›na, IMF politikalar›na ve halk›n örgütsüzlü¤ü konusunda devrimci ve komünistlerin yetersizliklerine de¤inen Balç›k “fian olsun 30. y›la”, “Parti ve kitlelerle herfley mümkün”, “Yaflas›n proletarya enternasyonalizmi” sözleriyle konuflmas›n› bitirdi. Türküleriyle, ezgileriyle sevdal› yüreklere s›cac›k bir soluk

olan Tohum dostu Ekrem Ataer yine kitlenin yan›bafl›ndayd›. “30 y›l›n coflkusuyla merhaba”larla türkülerine bafllayan Ekrem Ataer, büyük bir coflkuyla karfl›lan›rken, Suna Aras’›n hapishaneden gelen mektuptan fliirlefltirdi¤i dizeleri, ezgilerle birleflince Ataer’e kalabal›k bir koro efllik etti. DDSB, Okmeydan› ‹flçi-köylü okurlar›, ‹stanbul Yaflam Evi direniflçileri, AT‹K, Kocaeli Bölgesi Devrimci Sosyalist Ba¤›ms›z Adaylar›, AT‹GF’in geziye iliflkin mesajlar›n›n ard›ndan Kürtçe ezgilerin usta grubu Koma Agire Jiyan büyük bir coflkuyla karfl›land›. Kitlenin ayakta dinledi¤i, Agire Jiyan halay türkü-

ra...” diye bafllayan fliir esintisi Özer’in duygular›n› kitleye tafl›d›. Kayabafl› Tuncelililer Derne¤i Minikler Folklor Ekibi oyunlar›yla yine kitleyi sahneye toplad›. Esenyurt Ekmek ve Adalet Dergisi, Tuncelililer Dergisi, Yurtsever Gençlik, Devrimci Demokrasi, Özgür Düflün, ‹flçi Gazetesi, YÇKM, Aç›l›m Hukuk Bürosu, Ankara ve Bursa’dan ‹flçi-köylü, YDG ve Partizan okurlar›, Kayabafl› Tuncelililer Derne¤i Gençlik Komisyonu, Esenyurt Tuncelililer Derne¤i, Gebze Tuncelililer Derne¤i, GOP Tuncelililer Derne¤i, Tutsak babas› ‹brahim

Y›lmaz, Sakarya YDG, Sö¤ütlü Köyü Yard›mlaflma Derne¤i, Özgür Üniversite ve F Tipi tecrite karfl› Alibeyköy Direnifl Evi’nin mesajlar›n›n ard›ndan ö¤len yeme¤i için ara verildi. Program›n ikinci bölümü Gulasor Halk Oyunlar› Ekibi’nin Ad›yaman Yöresi oyunlar› ile bafllad›. Kitlenin büyük bir heyecanla bekledi¤i Grup Ç›¤; insanlar› bir araya getiren de¤erlere sahip ç›kanlar›, yaratanlar› selamlayarak türkülerini dillendirdi. Karadeniz türküleriyle horon havalar›n› estiren Kaz›m Koyuncu yine büyük bir ilgiyle dinlenirken, kolkola halaylar, horonlar çekildi. Ölüm Oruçlar›nda zorla tedavi sald›r›s›na maruz kalan ve tahliye edilen Sait Oral Uyan’›n sürece ve hapishanelere iliflkin konuflmas›, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganlar›yla karfl›land›. Oral’›n konuflmas› kitleye duygulu anlar yaflatt›. Gökyüzünün bir avuç b›rak›ld›¤›, isyan 盤l›klar›n›n kör hücreleri parçalad›¤› zindanlara, Ölüm Orucu’ndayken zorla müdahaleyle sakat b›rak›lan direniflçilere “merhabalar” gönderen Uyan, Ölüm Orucu’nda ölümsüzleflen Nergiz Gülmez ve Muharrem Horoz’u da selamlad›. Programda son olarak sahne alan Günefle Türkü Partizanca türkülerini dillendirirken kitlede yine coflkun bir hava hakimdi. Günefle Türkü’nün ilk parças›n›n ard›ndan pikni¤e iliflkin Halk Savaflç›lar›n›n mesaj› kitlenin sloganlar›yla karfl›land›. “Kitlelerle buluflma coflkunlu¤umuz bizleri bir ad›m daha ileriye götürürken, düflman›n her türlü komplosunu bofla ç›kar›yoruz. fianl› yürüyüflümüz bu bilinçle devam ediyor. Sizlerin de bu kampanya için canla-baflla çal›flt›¤›n›z› yüre¤imizde hissediyoruz. Ve bu çerçevede düzenledi¤iniz pikni¤inizi selaml›yoruz” fleklinde biten mesaj uzun süre alk›flland›. Gerilla s›cakl›¤›n› Gebze Denizliköy’e tafl›yan mesaj›n ard›ndan türkülerine devam eden Günefle Türkü söyledi¤i coflkulu halay parçalar›yla program› noktalad›.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
PartizanOzelSayi38 by sol yayin - Issuu