Skip to main content

OGYIK78

Page 1

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2007-15

78

*Y›l:4 *13-26 Temmuz 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

Emperyalizme, faflizme meydan okuyal›m

Sand›¤a gitmeyelim! Tüm televizyon kanallar›nda, gazetelerde, otobüs duraklar›nda, panolarda, AKP’den CHP’ye; MHP’den DP’ye kadar tüm düzen partilerinin afiflleri yer al›yor. Hepsinin tek istedi¤i; emekçilerin, iflçilerin, köylülerin "oy"lar›/oylar›m›z. Bu oylardan bir teki bile bu partiler için o kadar önemli ki, bundan dolay› atmad›klar› takla, yapmad›klar› flaklabanl›k yok. Vaatler havada uçufluyor. Her bir parti, trilyonlarca lira harc›yor kendisine "oy" at›lmas›n› istemek için. Oysa flu bir gerçek ki, bugüne kadar ifl bafl›na gelen, tüm düzen partileri iflçilere, emekçilere, yoksullara; açl›ktan, yokluktan-yoksulluktan, iflkenceden, ölümden baflka hiçbir fley vermediler, veremezler

Kad›n›n kurtuluflu mecliste de¤il! Burjuvazinin gündeminde aylard›r süren ve daha devam edecek olan seçim çal›flmalar› var. Önümüzdeki dönemde; “emperyalizme kim daha iyi uflakl›k edecek” ve karfl›l›¤›nda da verilen k›r›nt›lardan daha fazla pay kapma yar›fl› var. Bunun için her yol ve yönteme baflvuruyorlar. Halk› daha fazla kand›r›p oylar›n› alabilmek için yap›lan seçim yat›r›mlar›, “darbe geliyor” “demokrasi elden gidiyor”, “fleriat geliyor” vb. ifadelerle destekleniyor. Halk›n ac›lar›nda, felaketler, afetler oldu¤unda kap›s› dahi çal›nmazken, flimdi oy dilenmek için egemenlerin hepsinin yürekleri “halk sevgisi” doldu taflt› adeta. Bu oyunlar›n, aldatmacalar›n, göz boyamalar›n bir k›sm› da yine toplumun en fazla ezilen kesimlerinden olan emekçi ka-

d›nlar üzerinden yap›lmak isteniyor. Toplumun yar›s›n› oluflturan kad›nlar, uyan›p, haklar›n› arama bilincine varmadan bir dizi aldatmaca ile gözlerini boyamak istiyorlar. Bu aldatmacalardan birisi de “kad›n›n aktif siyasete girmesi”, “pozitif ayr›mc›l›k”, “daha fazla kad›n Meclis’e girsin, kendi sorunlar›n› çözsün!” gibi söylemlerle yap›lmaya çal›fl›l›yor. Oysa kad›n sorununu yaratan, kad›na horlanm›fll›¤›, afla¤›lanmay›, ezilmiflli¤i, sömürüyü dayatan kim? Tacizciyi, tecavüzcüyü, töre cinayeti ile kad›nlar›n katillerini koruyan, daya¤›, fliddeti meflrulaflt›ran kim? Evet, bunlar›n yap›c›s›, yasa koyucusu, uygulay›c›lar› flimdi sözde kad›n haklar› savunucusu kesilmifl durumdad›r. T›pk› köylü ve iflçi düflmanlar›n›n flimdilerde seçim meydanlar›nda emekçi dostu kesilmesi gibi!

de. Her seçim öncesi "yoksullu¤u bitireceklerini", "iflsizli¤e son vereceklerini", "adalet sa¤layacaklar›n›", "sa¤l›k sorunlar›yla ilgili" çözüm olacaklar›n› vaat ediyorlar. Peki ya sonuç: eskisinden daha kötü günler. Çünkü; sorunlar›n kayna¤› olanlar sorunlar› çözemezler. Çaresiz de¤iliz! Evet, çaresiz de¤iliz. Seçim zaman›nda bizleri, hat›rlayanlar karfl›s›nda çaresiz de¤iliz. Onlardan zalimliklerinin, zulümlerinin, kan emiciliklerinin hesab›n› sorma gücümüz var. Korktuklar› fleyi gerçeklefltirelim: SANDI⁄A G‹TMEYEL‹M! OY KULLANMAYALIM!

Maoistler tren gar›n› ele geçirdi!

Hindistan Kominüst Partisi (Maoist) önderli¤indeki Maosist gerillalar Bat› Hindistan’da bir eylem gerçeklefltirerek, bir tren gar›n›n denetimini ele geçirdiler ve buradaki görevlileri al›koydular. Gerillalar›n bu eylemi hükümetin Özel Ekonomik Bölgeler (ÖEB) kurma plan›na karfl› gerçeklefltirdik-

leri söyleniyor. Bu amaçla bir dizi eylem yap›ld›¤› da gelen haberler aras›nda. Ulafl›m yollar›n› hedef alan ve günlerdir süren eylemlerde ülke genelinde ulafl›m› aksam›fl durumda ve eylemlerin ise giderek fliddetini art›rd›¤› söyleniyor. Ayr›ca eylemlerin ülke genelinde ola¤anüstü bir koordinasyonla gerçeklefltirildi¤i de belirtiliyor. Bu eylemler karfl›s›nda panikleyen devlet güçleri yapt›klar› aç›klamalarda eylemcilerin, Biramdih Gar›’n› ele geçirmeden önce patlay›c›yla yolu trafi¤e kapad›klar›n› ve böylece Bat› ve Güney Hindistan’a giden ba¤lant› noktalar›n› engellediklerini söylüyorlar.

⁄A


2

13-26 Temmuz 2007

78

AB-Kriz Zirvesi Brüksel’de topland› Üye ülke say›s› 1 Ocak 2007’de 27’ye ç›kan, nüfusu ise 490 milyona ulaflan Avrupa Birli¤i, geçti¤imiz Mart ay›nda büyük bir coflkuyla 50. kurulufl y›l›n› kutlad›. Ancak geçti¤imiz günlerde Brüksel’de gerçekleflen zirvede bu coflkudan eser yoktu. Çünkü AB bileflenlerinin bu zirvedeki tek dertleri, iflas eden AB Anayasas›’n› ne yap›p edip kurtarmakt›! Avrupa’n›n tekellerine ait olan bu anayas›n›n özünü, tüm Avrupa çap›nda bir gözetim ve polis mekanizmas› infla etmek, mültecilik ve göçmenlik yasalar›nda kat› k›s›tlamalara gitmek ve ortak bir d›fl askeri ve dünya politikas› belirlemek oluflturuyor. Avrupa Anayasas›’na iliflkin karar, 2005 y›l›nda kitlelerin direnifline çarparak bofla ç›kt›. Önce Fransa’da, ard›ndan ise Hollanda’da yap›lan referandumlarda kitleler anayasaya net bir biçimde “hay›r” deyince, di¤er ülkelerin hükümetleri art›k halka sormaya cesaret bile edemediler. Almanya Baflbakan› Merkel flu günlerde “anayasa” yerine “reform anlaflmas›” terimini kullanarak, esasta Anayasan›n

özünü korumaya çal›flmakta. AB Parlamentosu’nun kararlar› ise ileriki süreçte “yasa” de¤il “yönerge” olarak adland›r›lmak isteniyor. Ancak bu da kitleler nezdinde pek kabul görmüyor. Bunda tabii ki emperyalistler aras› çeliflkilerin de rolü var. Örne¤in- ulus devletler üzerinde her türden devlet bask›s›n› temel olarak reddeden ‹ngiltere’nin, Almanya’n›n giderek artan öncü gücü karfl›-

s›ndaki tutumu. Ya da Polonya hükümetinin, daha nüfuzlu olma talebi ve bunu da, geliflmekteki bir ülke olan Polonya’n›n, öncelikli bir yat›r›m alan› ve Rusya’dan önce gelen önemli bir do¤u Avrupa ticaret orta¤› olmas›na karfl›n, Almanya’n›n ihracaat›n›n % 62’sinin AB’nin di¤er geliflmifl ülkelerine gitmesine dayand›rmas›. Ancak bunlardan daha belirleyici olan, sald›r›lar karfl›s›nda giderek

Katlanarak büyüyen iflkence; “TECR‹T” Faflist devlet taraf›ndan 19 Aral›k 2000 tarihinde gerçeklefltirilen ve çok say›da tutsa¤›n ölmesine ve yaralanmas›na neden olan katliamla bafllayan F tipi tecrit sald›r›s› sürüyor. Bu sald›r›ya karfl› devrimci tutsaklarla dayan›flmak ve faflist devleti uyarmak amac› ile bir bas›n aç›klamas› yap›ld›.

30 Haziran Cumartesi günü ö¤len saatlerinde Taksim Tramvay Dura¤›’nda bir araya gelen DHP, ÖMP, Odak, Partizan, HÖC ve ESP bir bas›n aç›klamas› yapt›. “Hapishanelerde tecrit iflkencesi sürüyor, tecride son!” pankart›n›n aç›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda “Tecrit iflkencedir, tecride son”, “Devrimci irade teslim al›namaz”, “Tretmana ve disiplin cezalar›na son”, “Devrimci tut-

iflçi-köylü

senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Hapishanelerde tecrit iflkencesi sürüyor!

saklar onurumuzdur”, “Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” vb. dövizler aç›larak sloganlar hayk›r›ld›. Kitle ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›nda hapishanelerde tecride karfl› direniflte 122 insan›n yaflam›n› yitirdi¤i belirtilerek, son olarak, Av. Behiç Aflç› ve di¤er iki Ölüm Orucu direniflçisinin sürdürdü¤ü Ölüm Orucu eyleminin son bulmas›na vesile olan Adalet Bakanl›¤›’n›n yay›nlad›¤› genelgenin uygulanmad›¤› vurguland›. Genelgenin sadece iki hapishanede uyguland›¤›n›n belirtildi¤i aç›klamada, genelgenin çeflitli gerekçelerle uygulanmamas›n›n hukuksuzluk örne¤i oldu¤unun alt› çizildi. Aç›klamada ayr›ca hapishanelerde hasta tutsaklar›n tedavi koflullar›n›n olmad›¤› ve sevklerin ise keyfi olarak engellendi¤i belirtilerek, mesane kanseri olan Erol Zavar baflta olmak üzere hasta tutsaklar›n serbest b›rak›larak tedavilerinin yap›lmas› istendi. (‹stanbul) Cezalarla “tecrit içinde tecrit”...

6 AYLIK: 10.200.000

daha örgütlü bir flekilde gerçekleflen direnifller, özellikle de, bölme çabalar› karfl›s›nda daha fazla birleflen iflçi s›n›f›n›n direnifli. 2006 y›l›n›n Ocak ay›nda tüm Avrupa çap›nda gerçekleflen liman iflçilerinin grevi sonucu AB Parlamentosu AB Liman Hizmetleri yönergesini geri almak zorunda kalm›flt›. Bunu, Bolkstein Yasas›’na karfl›, Siemens, GM ve Electrolux’da tüm Avrupa çap›nda gerçekleflen eylemler veya çeflitli ülkelerdeki genel grevler izledi. Tüm bu süre içinde Almanya’da hayata geçirilen ekonomi yasalar›n›n % 80’inin kökeni Brüksel’e dayanmakta ve bugün AB ülkelerinde yaflayan tüm y›¤›nlar bu halk düflman› yasalarla karfl› karfl›yalar. Bu sürecin sonucu olarak, AB’de, serveti 9.4 milyar dolar›n üzerinde olan 2.5 milyon zengine karfl›l›k, 72 milyon insan yoksulluk s›n›r›nda, 14 milyon insan ise, düflük ücret ald›klar› ve geçici ifllerde çal›flt›klar› için, iflleri olsa dahi, resmi olarak yoksul say›lmakta. Bunun içindir ki, mücadeleyi s›n›rlar ötesine tafl›mak ve devrimcilefltirmek flu süreçte çok önemlidir.

Bolu F Tipi Hapishanesi’nde tutulan, TKP/ML dava tutsa¤› Taylan Balatac›, gazetemize gönderdi¤i faksla yaflad›klar›n› anlatt›. Balatac› keyfi aramalarla sürekli karfl› karfl›ya b›rak›ld›klar›n›, ancak buna sessiz kalmayarak slogan att›klar› için, idare taraf›ndan kendilerine soruflturmalar aç›ld›¤›n› belirtiyor. Bu nedenle kendisine iki soruflturma aç›ld›¤›n›, ilk soruflturmadan 1 ayl›k haberleflme yasa¤› ve yine bir ayl›k aç›k görüfl yapmama cezas› verildi¤ini, ikinci soruflturmadan da ilk soruflturmadan verilen cezan›n bitiminden sonra ceza verildi¤ini belirtiyor. Balatac›, birçok tutsa¤›n bu ve buna benzer ceza ve uygulamalara maruz kald›¤›n›n alt›n› çiziyor. Gazetemizin kendilerine verilmesinde sürekli sorunla karfl›laflt›klar›n› belirten Balatac›, ‹flçi-köylü gazetesinin 73. say›s›n›n hapishanelerle ilgili yaz›lara yer verilen “Halk›n Gündemi” sayfas›n›n “Hapishanenin güvenli¤ini tehlikeye sokuyor” gerekçesi ile kesilerek verilmedi¤ini ve ayr›ca 71. ve 72. say›lar›n kendilerine verilmedi¤ini ifade ediyor. (‹stanbul)

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

78

13-26 Temmuz 2007

Seçimler ve kan üzerinden yap›lan siyaset… Özellikle Genelkurmay, hükümet ve CHP’nin baflrole soyundu¤u ve kitleleri de figüran olarak alanlara dökmeye çal›flt›¤› siyasi bir krizin ard›ndan gelen seçim yar›fl›nda son viraja girildi. Düzen partilerinin düzenledikleri mitinglere kitleler çok fazla ra¤bet göstermese de liderlerin birbirlerine yönelik “serbest at›fllar›” kimi zaman güldürüyor, kimi zaman burjuva-feodal siyasetin ve birbirlerinin i¤renç yüzünü göstererek kendilerini ve sistemi teflhir ediyor. TC tarihi boyunca halk kitleleri, iç ve d›fl düflman masallar›yla uyutulmaya çal›fl›l›rken, di¤er yandan faflist diktatörlü¤ün tüm “gerekleri” yine bu düflman ve korku sendromu üzerinden yerine getirilmifltir. Bugün de bu “gelenekten” kopulmam›fl, sözde yeni, ama gerçekte Osmanl›’dan al›nan miras›n argümanlar› kullan›lmaya devam edilmifltir. Ülkemizi ele geçirme amac›ndaki Yunan’dan, iç düflmanlar›m›z Ermenilere bir dizi düflman “Türk’ün Türk’ten baflka dostu yoktur” denklemiyle s›ralan›r. Son y›llarda yap›lan siyasetten, ekonomik programlara ve ç›kart›lan yasalara kadar tüm meseleler ise (efendisi ABD’nin izinde) “terörle mücadele” eksenine dayand›r›l›yor. Emperyalistlerin ideolojik laboratuarlar›nda haz›rlanan ve tüm sömürücü düzen sahiplerinin kendilerine uyarlad›klar› “terörle mücadele” formülasyonu, bu seçimin de temel eksenlerinden biri olmufl durumda. A¤z› olan›n ve karfl›s›nda dinleyici bulan›n ilk cümlesi “terörle mücadele”… Bu eksenin baflköflesinde hiç kuflkusuz Kürt meselesi ve mücadelesi ile buna ba¤l› olarak A. Öcalan’›n “idam”› duruyor. Kimisi gerillay› düz ovaya ça¤›r›rken, en aç›ktan faflizmin sözcülerinden kimisi düz ovac›lara da, teröre ya¤d›rd›¤› lanetleri ya¤d›r›yor. Sonra Erzurum’da yapt›¤› seçim mitinginde halk›n üzerine (flaflk›n bak›fllar alt›nda) ip f›rlat›l›yor ve “O¤luna gemi alacak kadar paran var, (Öcalan’›) asacak kadar ip mi bulam›yorsun? Al bu ipi; ben veriyorum, al as...” diyor. Mesele sadece MHP’nin kafatasç›, ›rkç› ideolojisi mi? Tabi ki de¤il! AKP’den Abdullah Gül ve Erdo¤an’dan yan›t gelmekte gecikmiyor: Abdullah Gül, Kayseri’de düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda Bahçeli’ye “Mahkeme karar›n› verdi¤inde Türkiye’de ip yok muydu?” diye soruyor; Erdo¤an da Bahçeli’ye Mersin’den yan›t veriyor: “Senin döneminde idam da serbestti, madem o kadar mahirdin sen niye asmad›n?” DP de cellatl›k tart›flmas›na flimdiki DP milletvekili aday› eski MHP’li Bakan Eniz Öksüz vas›tas›yla kat›l›yor: “Bebek katili Apo’yu asamad›n, millete verdi¤in hiçbir sözü yerine getirmedin.” Dedik ya, birbirleri için söyledikleri kirli çamafl›rlar›n› da ortaya döküyor diye; Erdo¤an da böyle söylüyor ve ip tart›flmas›na “zekice” baflka bir boyut daha getiriyordu. MHP’nin iktidara gelme flans› olmad›¤›n› savunan Erdo¤an, “Onun için de ip atmak, ip atlamakla meflgul. Fakat bilmiyorlar ki 22 Temmuz’da millet kendilerine öyle bir ip verecek ki bu ip onlar›n kirli çamafl›rlar›n› milletimizin temizleyip kuruttu¤u ip olacak” diye konufltu. Son olarak Baykal ise gayet “mütevazi” bir halle “Terör konusunun idam tart›flmas›na indirgenmesi çok yanl›fl” diyerek, sözde siyasetin nas›l yap›laca¤›n› gösteriyor, ya-

ni idam cezas› do¤ru ama “terörle mücadeleyi” engellemek tek bafl›na böyle mümkün olmaz!!! K›sacas› faflist burjuva-feodal partilerin istisnas›z hepsi bu soytar›l›¤a soyunuyor ve tüm bu at›flmalar›n özünde “ben daha çok kan dökerim”, “Kürt ulusu baflta olmak üzere tüm halk› en iyi ben katlederim”, “ben ezerim” vb. vaatler vard›r. Evet, tüm bu at›flmalar›n temelinde bu vaatler vard›r ve bu eksende bizlerden oy istenmektedir. Burjuva-feodal siyaset tam da kendine yarafl›r bir flekilde kan üzerinden yap›lmaktad›r.

Genelkurmay, kan siyasetinin oda¤›nda Kürt Ulusal Hareketinin özellikle son aylarda t›rmand›rd›¤› eylemsellikleri sonucu askeri ve siyasi olarak yaflanan t›kanmalar TC devletini hem bir açmaza sürüklemifl hem de baflta Irak Kürdistan›’na sald›r›/operasyon olmak üzere halka yönelik bir dizi önlem gündeme getirilmifltir. Seçim malzemesi haline getirilen ve baflta CHP olmak üzere, Genelkurmay’la çeliflki halinde olan AKP dahil tüm partiler “s›n›r öte-

da bu düzenin önemli bir parças› olarak emperyalizme ba¤›ml›d›r ve emir komuta zincirinin en üst halkas›nda ABD emperyalizmi yer almaktad›r. Daha önce onlarca kez girdikleri Irak Kürdistan›’nda PKK ile bafl edemeyen TC devleti ve ordusu, bu kez de meseleyi kendi lehlerine halledemeyeceklerini bildikleri için temkinli davran›yor ve bunu da Büyükan›t flu sözlerle ifade ediyor: “fiunu biz iddia edemeyiz, Kuzey Irak’a girip PKK’yi bitiririz diyemezsiniz. Ama ne yapars›n›z? Bundan önce yapt›¤›m›z gibi darbe vurursunuz. Bu da çok büyük fayda sa¤lar.” Bundan önce yapt›klar› gibi da¤lar› tafllar› bombalay›p geri döneceklerdir yani. Ancak bundan önceki zamanlardaki bir Irak Kürdistan› yoktur art›k. Yani devletleflme yönünde ad›mlar›n› h›zland›ran, ABD’nin komutas› ve kuklal›¤›nda bir Kürt devletine karfl› harekatta bulunmak bundan öncekiler gibi kolay de¤ildir egemenler aç›s›ndan.

Hedef tüm halk… Özellikle ulusal hareketin mücadelesinin yükseldi¤i y›llardan itibaren silahl› mücadelenin halkla bir ba¤›n›n olmad›¤›n›, halk›n onlardan nefret etti¤ini savunan egemenler, bugün Büyükan›t’›n aç›klamalar›yla bunun hiç de böyle olmad›¤›n› itiraf etmektedir. Bugüne kadar tersini savunsalar da gerillayla ba¤lar›n› kesmek, gerillay› yok etmek amac›yla içinde bulunduklar› de-

Düzen partilerinin düzenledikleri mitinglere kitleler çok fazla ra¤bet göstermese de liderlerin birbirlerine yönelik “serbest at›fllar›” kimi zaman güldürüyor, kimi zaman burjuva-feodal siyasetin ve birbirlerinin i¤renç yüzünü göstererek kendilerini ve sistemi teflhir ediyor.

si harekat” meselesinde ortak bir flekilde hareket etmektedirler. Buradaki tek sorun efendileri ABD’nin onay›n› alamam›fl olmalar›d›r. Bu nedenle topu sürekli birbirlerine at›p, “gol atmaktan” ise ›srarla kaç›nmaktad›rlar. Çünkü ABD emperyalizminin h›flm›na u¤ramak ve alafla¤› edilmemek iflten bile de¤ildir böyle bir hareket sonras›. Bu nedenle Genelkurmay Baflkan› Y. Büyükan›t ›srarla “K. Irak’a girmeliyiz” derken, ancak somut bir ad›m atmazken, Baflbakan R. Tayyib Erdo¤an ise “askerden böyle bir talep gelmedi” demektedir. Irak Kürdistan›’na yönelik bir sald›r›y› ABD’ye ra¤men ve (ABD’nin iflgali alt›nda oldu¤u için de) ABD’ye karfl› yapmak uflaklar›n davran›fl biçimi de¤ildir kuflkusuz. Ancak ABD’nin aç›k ya da gizli olas› bir izni koflullar›nda bu bölgeye girmek mümkündür onlar için. Zira bu konuda da halk›n ABD karfl›t› duygular›n› kullanarak izin meselesi aç›ktan ifade edilmeyecektir pek tabi ki. Bu yüzden Abdullah Gül “kimsenin iznini almam›z söz konusu de¤il” dyerek “yi¤itlik” yapmaktad›r. Nitekim, ABD’nin emrindeki, NATO üyesi Türk ordusu

nizi kurutmak hedefiyle hareket eden egemenler ve onlar›n ordusu TSK, köyleri yak›p boflaltmaktan, faili meçhul cinayetlere, onlarca çeflit zulüm politikas›n› T. Kürdistan›’nda yaflama geçirmifltir. Bugün de üstelik bu kez aç›ktan savunarak ayn› politikalar› art›rarak devam ettirece¤ini aç›klamaktad›r. Y. Büyükan›t E¤irdir Da¤ Komando Okulu ve E¤itim Merkezi Komutanl›¤›’nda gazetecilerin sorular›na verdi¤i yan›tlarda: “Genel kabul görmüfl teorik bir k›yaslama var. Bir teröristin da¤da gezebilmesi için afla¤›da 10 tane iflbirlikçisi vard›r. Biz bunlara iflbirlikçi diyoruz. Hatta flunu bile diyebiliyoruz, terörde baflar›ya ulaflmaya engel olan en önemli faktör iflbirlikçilerdir. Bu iflbirlikçiler genellikle yerleflim yerlerindedir. Köyde oldu¤u gibi flehirde de var. Bu iflbirlikçilerin tesirsiz hale getirilmesi laz›m. Mücadelede önce iflbirlikçiler etkisiz hale getirilmelidir.” Gerillan›n yo¤un oldu¤u bölgelerden, bölge halk›ndan kendine iflbirlikçi, hain unsurlardan oluflmufl bir a¤ yaratma çabas› hiçbir dönem tam olarak baflar› sa¤lamayan TSK’n›n gerillaya yard›m eden, onlara destek veren halk› “iflbirlikçi” olarak tan›mlayarak onlar› tesirsiz hale getirmekten bahsetmektedir. Köyün imam›ndan, muhtar›na kadar genifl bir yelpaze çizen Büyükan›t, “terörde baflar›ya ulaflmaya

engel olan en önemli faktör”ün “iflbirlikçiler” oldu¤unu söyleyerek direkt hedef gösteriyor: “Bir köyün muhtar›, bir köyün imam› köyde yafl›yor, gidip patlay›c› yerlefltiriyorsa terörle nas›l mücadele edeceksiniz? Bunlar olan olaylard›r.” Bugüne kadar gerillaya ve ona destek veren halka yönelik giriflilen tüm imha politikalar›nda denenen yöntemlerin yeniden yaflama geçirilece¤inin iflareti olan bu önlemlerdeki tek fark gübredeki azot miktar›n›n düflürülerek, bomba yap›m›nda kullan›lmas›n› engellemek olsa gerek.

Bas›na and›ç, demokratik kurumlara uyar›… Silahl› mücadeleye karfl› tek bafl›na silahla mücadele edemeyece¤ini yeni keflfetmiflçesine Büyükan›t, bas›na da bu toplant› vesilesiyle yüklenirken flunlar› söylüyor: “Bazen bilmeden teknik hatalar yap›labiliyor. Büyük siyah puntolarla ‘befl asker flehit’ diye yaz›l›yor. Haberin dibinde de sekiz teröristin de öldürüldü¤ü yaz›yor. Haberin verilifl flekli önemli. Bizdeki çok önemli bir kitleyi ‘mandall› gazete okuyucular›’ olarak tan›ml›yorum. Bunlar sadece bafll›¤› okur. Onlar› da düflünmek laz›m”. Böylece silahl› mücadeleye karfl› bas›n› bir kez daha “and›çl›yordu”. Bunun yan› s›ra Büyükan›t, 3 Temmuz günü Antalya’da kat›ld›¤› bir seminerde yapt›¤› konuflmada ise s›n›rötesi operasyona karfl› ç›kan ülkeleri elefltirerek d›fl deste¤in kesilmesinin önemini vurgulad› ve demokratik kurumlar› hedef göstererek uyar›y› tamamlad›. “Maalesef teröristlerin haklar›n› savunan pek çok hükümet d›fl› organizasyon bulunmaktad›r.” “Sivil toplumdan” destek isteyen Büyükan›t, bu aç›klamas›yla Kürt-Türk düflmanl›¤› üzerinden linç siyaseti yapmaya devam etti. “Halklar›n kardeflli¤i” temelinde karfl› konulmas› gereken bu süreçte Kürt emekçilerine yönelik sald›r›lar›n bir bütün olarak karfl›s›nda durmak her zamankinden daha önemlidir. Genelkurmay’›n refleks eylem ça¤r›s›nda bulunmas›na karfl›n (her ne kadar s›caklar bahane edilse de) halk›n bu eylemlere Cumhuriyet mitinglerine gösterdi¤i ilgiyi göstermemifl olmas› kitlelerin ruh hali ve de yönelimi konusunda önemli bir veri olarak al›nmal›d›r. Orduyu profesyonellefltirerek halka karfl› yap›s›n› pekifltirecek olan egemenler, önümüzdeki süreçte iflini daha iyi yapmak için daha fazla yetki istemektedir. Özellikle T. Kürdistan›’nda s›n›rs›z yetki ve hareket serbestli¤i ile hareket eden Ordunun, daha fazla yetki istemi daha fazla katliam, daha fazla bask› olarak okunmal›d›r. Sonuç olarak; Genelkurmay, devletin sadece bir parças›d›r. Ancak bizim gibi yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde çok daha önemli yerini korumaktad›r. Bu nedenle Genelkurmay’›n yapt›¤› her aç›klama ülke gündemini bir anda de¤ifltirebilmekte, kitleler ve tüm burjuva politikalar üzerinde etkili olabilmektedir. Genelkurmay’›n aç›klamalar› ve çizdi¤i politik yönelim, iktidar mücadelesinin ve devlete karfl› savafl›m›n önemli bir parças› olarak ele al›narak mücadele yürütülmelidir. Ordunun halk›n ordusu olmad›¤›, burjuva-feodal düzenin yani bizleri ezen, sömüren, eme¤imizi-al›nterimizi gasp eden, bizleri katleden düzenin koruyucusu oldu¤unu anlamak/anlatmak gerekmektedir.


4

13-26 Temmuz 2007

S›n›fsal Yaklafl›m ETK‹N, ZORLU, AKT‹F VE GELENEKSEL B‹R TAKT‹K OLARAK BOYKOT! Seçimler için son düzlü¤e girildi¤i flu günlerde çeflitli çevrelerden yorumcular›n ortaklaflt›¤›, “Türkiye seçim havas›na giremedi” olgusunun, c.baflkanl›¤› seçimi öncesinde yo¤unlaflan “kutuplaflt›rma” meselesiyle iliflki ve çeliflkisi; kitlelerin düzenden beklentisi ve hakim s›n›f partilerinin sözel düzeyde dahi ayn›laflmayla birlikte teflhir olmufllu¤u ekseninde okundu¤u takdirde anlafl›lma flans›na sahiptir. Mevsim koflullar›yla aç›klanmayacak boyutta yaflanan ilgisizlik; halkla yap›lan röportajlarda ayan beyan dile getirildi¤i üzere, “umutsuzluk”, “çaresizlik”, “tepkisellik” ifade eden, “hepsi ayn›”, “de¤iflen bir fley olmayacak” sözlerinde gizlidir. Bu durum sand›¤a gidip gitmeme tavr›n› ne do¤rudan ne de büyük çapl› etkileyecek -önderlik ve örgütlülük sorunundan kaynakl›- tarzda bir sonuç yaratamayacaksa da, kitlelerin ruh haline iliflkin dikkate de¤er bir gösterge oluflturmaktad›r. Halk›n bilhassa ileri kesimleri nezdinde parlamento ve düzen partilerinin teflhir olma oran›n›n giderek artt›¤›, inkâr edilemeyecek bir gerçekliktir. Gerek birbirinin devam› olarak sahne alan hükümetlerin kitleleri daha kötü yaflam koflullar›na sürükleyen “ortak” icraatlar›, gerekse de son seçimlerde oy vermeyen ve geçersiz oy kullanan toplam nüfusun, en yüksek oy alan ve mecliste yüzde 66’l›k bir a¤›rl›k oluflturan partiyi aflacak boyuta ulaflmas›, bu gerçekli¤in maddi temeli ve sonuçlar›d›r. Sosyolojik etki-tepki yasas› neticesinde kendili¤inden oluflan bu tablo, yönetilmesi giderek güçleflen bir kitle birikimi ve yo¤unlaflmas›na iflaret etmektedir. Bunun bizimki gibi nesnel olarak devrimci duruma sürekli olarak sahip olan ülkelerdeki ifadesi, “f›rsat ve hamle” bileflkesi aç›s›ndan sürece do¤ru müdahale edildi¤inde s›çramalar yaratacak bir zemin oluflturdu¤udur. IMF politikalar›ndaki devaml›l›k sürecini ekonomik istikrar olarak yutturmaya çal›flt›klar› halde a¤›r borç-faiz yükü ile gelir da¤›l›m›/yoksulluk ve yo¤un iflsizlikle neticelenen durum sebebiyle yaflanan kriz; yeniden flekillendirilmeye çal›fl›lan yönetsel alandaki çeliflki ve çat›flmalar› azd›rm›fl, siyasi “istikrar›” da bozdu¤u ve sistemi kilitledi¤i noktada erken seçim gündemleflmifltir. 12 Eylül patentli anayasa baflta olmak üzere sistemin hukuki yap›s›n› iflasa sürükleyecek boyutta yaflanan meflruiyet ve temsil sorununu çözmek ad›na birkaç ay erkene al›narak devreye sokulan seçimlere, çare olmayaca¤› bilindi¤i halde baflvurulmas›, bu yöntemin sistem için en büyük sigorta olmas›ndand›r. Mevcut sistemin “demokrasi” olarak okunmas› ve kitlelerin kendi kaderlerini tayin hakk›na oy kullanmak suretiyle sahip olduklar› yan›lsamas› için devrede tutulan bu sigorta, “milli egemenlik”, “halk egemenli¤i” gibi kavramlar temelinde ifllev görmektedir. Seçimler sonucu oluflturulan parlamentoya yüklenen rol, flekillendirdi¤i yönetsel kurumlarla (hükümet, c.baflkanl›¤› vd.) ülkenin kaderini çizmek/belirlemek üzerinden tarif edilmektedir. Bu oyun etraf›nda yarat›lan biçimsel olgunun sadece egemenler ka-

t›nda anlam ifade etti¤i gerçe¤inin fark›nda olunabilmesi için s›n›fsal bir analiz yetmez, pratikte de bu sahnenin teflhir ve tecrit edilmesi gerekmektedir. Sorun tam da burada ortaya ç›kmakta, bu aldatma ve karfl›-devrime hizmet çerçevesinde kitlelerin parlamento ile kurdurulmufl ba¤lar›n› kopartma ya da sa¤lamlaflt›rma noktas›nda bir ikilemle yüzleflilmektedir. ‹zlenecek politikan›n, daha do¤rusu tak›n›lacak tavr›n, s›n›f mücadelesinin ilerletilmesinde dolays›z biçimde rol sahibi oldu¤u aç›kt›r. Bu eksende yürümeye devam edildi¤inde, sistemden kopufl ve devrim mücadelesine kanalize olma sürecinin h›zland›r›lmas›n›n parlamentoyu da araç olarak kullanarak sa¤lan›p sa¤lan›lamayaca¤› meselesi gündeme gelmektedir. Bunun için parlamentoya iliflkin kitlelerdeki beklenti oran› dikkate de¤er bir ölçüt konumundad›r. Bununla iliflkili olarak s›n›f mücadelesinin geliflim seyri ba¤lam›nda kitle hareketlerinin seviyesi de dikkate al›nmak durumundad›r. Bütün bunlarla birlikte, elbette ki saptanacak takti¤in hayata geçirilebilir durumda olmas› da gözetilmelidir. Burada, komünistlerin etki gücü önem arz etmektedir. Seçimlere iliflkin politika ve parlamentodan yararlanma hususu taktik bir özellik tafl›makla, stratejik hedef ve yönelime hizmet etmek durumundad›r. Bunun gözetilmedi¤i koflullarda ortaya ç›kan sonuçlar›n hiç de küçümsenmeyecek zararlar do¤uraca¤› aç›kt›r. Reformizm ve parlamenterizme kan tafl›mak söz konusu olabilece¤i gibi, önemli f›rsatlar›n de¤erlendirilmemesi suretiyle mücadelenin ileri tafl›nmas›nda at›l kal›n›p karfl›-devrimin güçlenmesine de hizmet edilebilecektir. MLM literatürde konuya iliflkin belli deneylerden ötürü önemli saptamalar› nedeniyle s›kça baflvurulan Lenin yoldafl›n Rusya’n›n özgün koflullar›nda gelifltirdi¤i politika ve taktikler bu çerçevede anlam kazanmaktad›r. Lenin’in boykot takti¤i/politikas› ile ilgili genel kavram ba¤lam›nda ifade ettikleri son derece anlaml›d›r. Boykot takti¤ini “etkisiz”, “amaçs›z”, “apolitik”, “iddias›z”, “kolayc›” olarak niteleyen bir dizi revizyonist ve oportünist çevreye okkal› bir tokat gibi çarpan saptamalar›nda Lenin, “ ‘Duma’y› aktif boykot’, daha önce de söyledi¤imiz gibi, ajitasyon, propaganda, devrimci güçlerin daha büyük ölçüde, iki kat bir enerji ve üç kat bir bask› alt›nda örgütlenmesi demektir.” , “Boykot, Rus devriminin en olayl› ve en yi¤it döneminin en iyi devrimci gelenekleri (abç) aras›ndad›r. Yukar›da, görevlerimizden birinin, bu gelenekleri bir bütün olarak titizlikle korumak, gelifltirmek ve liberal (ve oportünist) asalaklardan temizlemek oldu¤unu söyledik.” (Seçme Eserler, ‹nter Yay›nlar›, 1. Bas›m, cilt 3, sf. 302, 390) demektedir. Lenin yoldafl›n böyle bir ifllev yükledi¤i boykotun herhangi bir seçim döneminde uygulan›p uygulanmamas›n› tart›flmak baflka bir fleydir, bu takti¤in “iddias›z”, “apolitik”, “kolayc›” gibi s›fatlarla nitelendirilmesi baflka bir fley! Ama b›ra-

78 kal›m bu nitelemeleri, kendi içindeki tutars›zl›¤› ve anlams›zl›¤› ile taktik olma vasf› bile tafl›mayan yöntemler (örne¤in seçilme amac› tafl›madan seçime giren ve oy isteyen milletvekili adaylar› üzerinden devrim propagandas› yürütmek gibi) “icat” edenlerin, boykot takti¤ine böylesine haddini aflan biçimde ve kötü bir tarzda sald›rmalar› anlafl›l›r gibi de¤ildir. Düzenin teflhiri ve devrim/sosyalizm propagandas› yürütmek için, seçimlerin politik atmosferi ve olanaklar›ndan yararlanmak gerekçesiyle “aday taklidi yapan adaylar takti¤i” gelifltirmenin gere¤i ve anlam› yoktur. Etkili ve güçlü bir boykot kampanyas› bu ifllevi yerine getirdi¤i gibi, kitlelerin kafas›n› kar›flt›rmamas› ve onlar› seçim tezgah›na ve oyuna kat›lmaktan al›koymas›yla da kendi içerisinde bütünlük ve tutarl›l›k tafl›maktad›r. Komünistlerin seçimleri boykot kampanyalar›nda genel olarak etkili ve güçlü pratikler sergilemedi¤i gerçe¤i, ne bu takti¤in yanl›fll›¤›/etkisizli¤i/kolayc›l›¤› ne de bu zeminde yap›labileceklerin s›n›rl› oldu¤unu gösterir. Kald› ki boykot takti¤i, hem sistemden kopuflu h›zland›rmak hem de egemenlerin krizini derinlefltirmek gibi hedeflerle yüklüdür: “Boykotun ajitasyonun geniflletilmesi ve derinlefltirilmesi anlam›nda gerçek bir yarar getirmesi ve sadece basit ve s›radan bir oy vermemeyle s›n›rl› kalmamas› için her fleyi yapmal›y›z. (…) Böyle bir çal›flma berrak, tam ve dobra dobra bir fliar olmadan düflünülemez. Bu fliar ancak ve yaln›z silahl› ayaklanma olabilir.” (age, sf. 302) Boykot takti¤ine karfl› “kronik”, “müzmin”, “otomatik” sözleriyle getirilen elefltirilerin kendileri tam da bu s›fatlar› kazanmakta, yukar›da ifade etmeye çal›flt›¤›m›z hususlar çerçevesinde esasl› bir tart›flma yürütmekten özellikle uzak durulmaktad›r. Uzun bir süre boyunca (30 y›l), üst üste bir dizi seçimin (8), ülkemizin nesnel ve dönemsel koflullar› ile komünistlerin konumu ve durumundan kaynakl› olarak boykot takti¤iyle karfl›lanmas›; müzminlik, kroniklik ve otomatik bir tutum olarak de¤il tam da Lenin yoldafl›n ifadesiyle geleneksel bir tav›r olarak de¤erlendirilmelidir. Lenin, III. Duma’n›n boykot edilmesini savunanlar› elefltirirken, anlayabilenler aç›s›ndan flu niteleme ve saptamalarda bulunuyordu: “Baz› sosyal-demokratlar› III. Duma’n›n boykot edilmesi inanc›na vard›ran düflünce silsilesi afla¤› yukar› budur. Boykot yanl›s› bu argüman hiç kuflkusuz Marksist bir argümand›r ve özel tarihsel koflullarla ba¤lant›s›ndan kopar›lm›fl bir fliar›n salt tekrar›yla ilgisi yoktur.” (age, sf.399) Bizimki gibi faflizmin devlet biçimi olarak süreklilik arz etti¤i yar›-sömürge yar›-feodal ülkelerde; uzun süreli halk savafl› stratejisiyle yol alan demokratik halk devrimi, gerek mücadele biçimleri gerekse de kimi taktiklerde -belirli aflamalar içerisinde- devaml›l›k ya da uzun bir döneme yay›lan süreklilik tafl›yabilir. Esasl› bir geliflme, de¤iflim olmad›¤›/yarat›lamad›¤›, güçler dengesinde tayin edici geliflmeler ve müdahaleler olmad›¤› flartlarda, stratejik öneme sahip meselelerdeki politikalar›n ve belli bafll› taktiklerin geçerlili¤ini korumas› –gelenekselleflmesi- do¤ald›r. Ancak ülkemiz koflullar›n› yanl›fl alg›layan, devrim ve savafl sorununa çarp›k bakan oportünistler aç›s›ndan belli politika ve taktiklerde “de¤ifliklik olsun diye de¤iflime” gidilmesi ya da orijinal “icatlar” peflinde koflulmas› flafl›rt›c› de¤ildir. Lenin yoldafl› at gözlü¤ü ile okuyanlar›n, b›rak›n Rusya’n›n özgünlü¤ünü hesaba katmama-

s›, seçilme flans› olmadan seçime girme abesli¤ine düflmesi kaç›n›lmazd›r. Bu bak›mdan DTP’lilerin kendi içerisinde bir tutarl›l›k tafl›d›¤›ndan söz edilmelidir. Ne var ki onlar›n adaylar›n› destekleyenler aç›s›ndan böyle bir tutarl›l›ktan bahsetmek mümkün de¤ildir. Zira devrim ve uluslar›n kendi kaderlerini tayin hakk›ndan söz edip de DTP’lileri meclise gönderme kulvar›na girmenin aç›klanabilecek bir yan› yoktur: “Bizim için her yerde bir tek çizgi vard›r: gerek seçim mücadelesinde, gerek parlamenter mücadelede ve gerekse de silah elde yürütülen sokak savafl›nda.” , “Bolfleviklerin burjuva devrimcilerinin pefline tak›ld›klar›, onlara ba¤›ml› olduklar›na iliflkin bir tanecik de olsa ciddi kan›t var m›? Bundan söz etmek gülünç olur. (…) Ya burjuva oportünistleri? Bunlar tüm sosyal-demokrat ve sosyal-devrimci gazetelerden on kat fazla gazeteye sahipler. Ve tam da bunlar ba¤›ms›z bir politik çizgi izliyor ve Menflevikleri ve Halkç›-Sosyalistleri basit birer taklitçiye dönüfltürüyorlar.” (age, sf. 386, 387) Komünistlerin gelenekselleflen boykot politikas›/takti¤i, yukar›da tekrar tekrar vurgulad›¤›m›z üzere gerek ülkemiz koflullar› (nesnel ve dönemsel) gerekse de s›n›f mücadelesinin geliflim seyri ve bunun içerisinde proletarya partisinin konumu ile ilgilidir. Lenin flöyle diyor: “Seçimlere kat›lmay› neden reddediyoruz? Çünkü seçimlere kat›lmakla, elimizde olmadan halk›n Duma’ya besledi¤i inanc› desteklemifl ve halk temsilcili¤inin bu taklidine karfl› mücadelemizi zay›flatm›fl oluruz. Duma bir parlamento de¤il, otokrasinin kurdu¤u bir tuzakt›r. Seçimlere kat›lmay› reddederek bu tuza¤› bozmak zorunday›z. (…) Çünkü bugün Parti olarak seçimlerden bir yarar sa¤layamay›z. Ajitasyon özgürlü¤ü yok. ‹flçi s›n›f› partisi yasad›fl› k›l›nm›fl durumda. Temsilcileri mahkeme karar› olmadan tutuklan›yor, gazeteleri kapat›l›yor. Parti seçimlerde bayra¤›n› legal biçimde açamaz, polisin pençesine teslim etmeden adaylar›n› halk›n önüne ç›karamaz. Böyle bir durumda, seçimlere kat›lmadan toplant›lardan ajitasyon ve örgütlenmemiz için devrimci biçimde yararlanmak, legal seçimlerin yap›lmas› amac›yla toplant›lara kat›lmaktan çok daha amaca uygundur.” (age, sf. 343) Her ne kadar yukar›daki ifadelerimizde yan›t› bulunsa da, kimi demagoji ve çarp›tmalara izin vermemek ad›na, ülkemiz koflullar› aç›s›ndan ne gibi durumlarda seçimlere kat›l›nabilece¤i ya da baflka bir deyiflle boykot takti¤inin uygulanmayaca¤› konusuna aç›kl›k getirmek gerekmektedir. Öncelikle bilinmesi gereken husus, yaklafl›m ve ilkeler bak›m›ndan ancak genel bir çerçeve çizilebilece¤idir. Parlamentodan yararlan›lmas›, bu kurumun teflhir olmuflluk oran›yla ve bu konudaki yükselme trendiyle ilgilidir. Ne var ki bu hedefin elle tutulabilir bir gerçeklik tafl›mas› flartt›r. D›fl›m›zdaki güçlerle ortak aday ç›karmak ve/veya onlar›n adaylar›n› desteklemek ad›na taktik bir tav›r oluflturulmas› için bu koflullara ek olarak vazgeçilmez flart, “ittifak veya eylem birli¤i” noktas›nda ve belli bir politik hedef çerçevesinde ilkeli bir konum al›nmas›d›r. Bir di¤er durumda, devrimin geliflim seviyesi ve mevzi kazan›m›, ayr› bir mücadele cephesi ya da zemininin oluflturulmas›n› koflullayabilecektir. Rusya, Filipinler ve Nepal deneyleri bu durumlara iliflkin önemli derslerle doludur.


5

78

13-26 Temmuz 2007

Petkim’e sahip ç›k

Yapt›¤› özellefltirmelerle emperyalist tekellere ülkemizin kaynaklar›n› peflkefl çeken AKP hükümeti, seçimlere 15 gün kala Ortado¤u’nun en büyük petro-kimya devlerinden Petkim’i ‘satt›’. Egemen s›n›flar›n talimat›yla Tüprafl, Türk Telekom, Petkim gibi kurulufllar› sat›l›¤a ç›karan AKP hükümeti, seçimler öncesi son bir hamleyle Petkim’i de özellefltirdi. Uzun bir süredir özellefltirme tart›flmalar› yap›lan Petkim, parça parça özellefltirilerek bugüne gelindi. Petkim’de örgütlü bulunan Petrol-‹fl Sendikas›n›n özellefltirmeye karfl› yürüttü¤ü

mücadele ile s›k s›k gündeme gelen Petkim, neredeyse yok pahas›na elden ç›kar›ld›. Petrol-‹fl önderli¤inde iflçilerin yapt›¤› kitlesel eylemlerle özellefltirme politikalar›ndan daha fazla haberdar olan kamuoyunun tepkisinin ve ilgisinin en az oldu¤u seçim sürecinin seçilmesi dikkat çekici. Ülke ekonomisine sa¤lad›¤› faydalar ve üretti¤i ürünlerle birlikte dev bir kompleks olan ve kendi gücüne dayanarak y›llard›r kâr eden Petkim çok düflük bir fiyata sat›ld›. Pek çok K‹T’i bilinçli bir fleklide yat›r›m yapmayarak at›l hale getiren ard›ndan “zarar edi-

Emekçinin Gündemi D‹SK; “Solcu” CHP’ye oy verin! Türkiye Devrimci ‹flçi Sendikalar› Konfederasyonu (D‹SK) Genel Baflkan› Süleyman Çelebi, “emekten yana” politikalar› program›na alan CHP’ye oy verilmesi ça¤r›s› yapt›. CHP’nin emekçilerin taleplerine seçim bildirgelerinde yer verdi¤ini söyleyen Çelebi, CHP’de önceli¤in “emek” oldu¤unu iddia etti. 1 May›s 2007’de yaflanan sald›r›lar› hat›rlatarak AKP’ye “yüklenen” Çelebi, demokrasi s›nav›nda CHP d›fl›ndaki tüm partilerin s›n›fta kald›¤› yorumunu yapt›. AKP ile CHP’nin seçim programlar›n› karfl›laflt›rarak AKP’nin iki CHP’nin ise emekten yana dokuz maddeyi gündemine ald›¤›n› kamuoyuna aç›klayan Çelebi, anlafl›lan önümüzdeki seçimlerde CHP milletvekilli¤ine haz›rlan›yor. “Stratejik K‹T’ler kamuda kals›n”, “E¤itim ve sa¤l›¤›n bütçedeki yeri artt›r›ls›n”, “K›dem tazminat›na dokunulmas›n”, “Grev yasaklar› kalks›n”, “Memura grev hakk› verilsin”, “Sosyal güvenlik reformunda uzlaflma sa¤lans›n” gibi maddeleri seçim bildirgesine koyan CHP, böylelikle “emek”ten, demokrasiden ve iflçi s›n›f›ndan yana bir tutum tak›nm›fl oluyor! Çelebi de ortaya ç›kan bu tabloyu iflçilere emekçilere pazarl›yor.

Elbette bu iflin içinde yaln›z da de¤il. Türk-‹fl’le birlikte CHP’yi adres gösteren D‹SK kutsal görevlerini de yerine getirmifl oluyor. Devrimcili¤i k⤛t üzerinde ad›nda kalan D‹SK, son olarak 1 May›s’taki tutumu ile iflçi s›n›f› ve emekçilerin ç›karlar› için ne kadar mücadele etti¤ini de göstermiflti. ‹flyerlerinde, fabrikalarda herhangi bir çal›flma yapmadan D‹SK, “militan” bir ç›k›fl yaparak 1 May›s’› Taksim’de kutlamak istediklerini aç›klam›flt›. Befliktafl’ta toplan›lacaklar›n› duyurarak Kazanc› Yokuflu’nda “genifl güvenlik” önlemleri alt›nda Taksim’e ç›km›fllard›. Devrimciler, ilericiler demokratlar Befliktafl’ta polisin vahfli sald›r›s›na maruz kal›rken, Çelebi ve ekibi Taksim’i “kazanm›flt›”. ‹flçi s›n›f›ndan kopuk, popülist söylemlerle kitlelerin ileri duygular›na hitap ederek bunu kullanan ve bunun üzerinden prim yapman›n hesaplar›n› yapan D‹SK, flimdi de iflçi s›n›f› ve emekçilerin düflman› CHP’yi aklamay› kendine görev say›yor. 1966 y›l›nda gerçekleflen Paflabahçe Grevi ile kurulufl sürecine giren D‹SK, o dönemde Türk-‹fl’in grevi desteklememesi üzerine yürütülen tart›flmalar›n sonucunda Kristal-‹fl, Maden-‹fl, Lastik-‹fl, Petrol-‹fl ve G›da-‹fl’in biraraya gelmesi ile

yor” gerekçesiyle satan egemenler, Petkim için böyle bir gerekçe bile ileri sürmediler, süremediler. Petkim, 1962 y›l›nda Befl Y›ll›k Kalk›nma Plan› çerçevesinde 1965 y›l›nda TPAO öncülü¤ünde kuruldu. 5 ayr› kompleksinde üretim yaparken üçüncü befl y›ll›k kalk›nma plan› kapsam›nda Alia¤a’da ikinci bir tesis kuruldu. Petkim’in sat›lmas› ile birlikte petrokimya ürünlerinde d›fla ba¤›ml›l›¤› giderek artacak olan Türkiye, bu ihtiyac›n› karfl›lamak için ithalata yönelecek.1990’l› y›llardan itibaren kurulan hükümetler taraf›ndan kaynak aktar›m› yap›lmayan ve yeni tesisler kurulmayan, gelifltirilmeyen Petkim, buna ra¤men büyük kâr getiren çok önemli stratejik bir kurulufl. Özellefltirme politikalar› ile emekçilerin gelece¤ini emperyalistlere havale eden egemenler Petkim’in talan edilmesiyle birlikte ülkemizi sat›l›¤a ç›kar›yor. Özellefltirme ‹daresi Baflkanl›¤› taraf›ndan ihaleye ç›kar›lan Petkim’in yüzde 51’i 2 milyar 50 milyon dolara Trans Central Asia Petrochemical Holding Ortak Giriflimi Grubuna ‘sat›ld›.’ Petkim’in bundan sonra nas›l kullan›laca¤›na dair herhangi bir bilgi ise yok.

kurulmufltur. Türk-‹fl’in icazetçi iflbirlikçi çizgisine karfl› militan bir ç›k›fl› ifade eden ve önemli bir kesimi etkileyerek önderlik eden D‹SK, bu aç›klamalar› ile bu çizgisinden ne kadar uzaklaflt›¤›n› da göstermektedir. ‹flçi s›n›f›n›n, ülkenin gündemini sarsan pek çok eylemine önderlik eden D‹SK özellikle ‘80 sonras›nda önemli bir de¤iflim yaflayarak AB’den medet uman, CHP’ye milletvekili yetifltiren bir kurum haline gelmifltir. S›n›f›n ç›karlar›n› savunan, yaflam koflullar›n›n düzeltilmesi için mücadele eden sendikalar›n sermayenin, egemenlerin partileri ile yan yana gelmesi büyük bir çeliflkidir. 2002 rakamlar›na göre Türkiye çap›nda sigortal› iflçi say›s› 5 milyon 223 bin 283’e düflmüfl iken D‹SK’in yapmas› gereken bunun nedenlerine inmek ve bunu tersine çevirmek için politika üretmektir. Son y›llarda büyük bir süratle özellefltirmeler yaflan›rken D‹SK bunlar›n büyük bir ço¤unlu¤una karfl› sessiz kalm›flt›r. Özellefltirilen 188 kuruluflun % 45’inin kap›s›na kilit vurulurken D‹SK bu sürece yönelik etkili bir müdahalede bulunmam›flt›r. SEKA, Kufladas› ve Çeflme Liman›, POAfi, TEKEL’in ‹çki Fabrikalar› ve TÜGSAfi’› sat›l›rken POAfi, TEKEL ve daha bir dizi kurulufl özellefltirme ad›na peflkefl çekilirken D‹SK tüm bunlar› görmezden gelmifltir. “Emekten yana politikalar üreten” CHP, acaba Türk Telekom’un, Tüprafl’›n, Petkim’in talan edilmesine karfl› ne yapm›flt›r? Ülkemizi ya¤malayan yasalar›n

Petkim’in peflkefl çekilmesi Petrol-‹fl üyesi iflçilerin yapt›klar› eylemlerle protesto edildi. Sat›fl›n gerçeklefltirildi¤i saatlerde eylem yapan iflçiler “Petkim’e sahip ç›k” ça¤r›s› yapt›. ‹halenin yap›ld›¤› saatlerde Petkim Alia¤a kompleksi önünde bir araya gelen iflçiler “Neden sat›yorsunuz?” diye sordu. ‹halenin gerçekleflti¤i Swiss Otel önünde toplanan iflçiler de “Memleketi babalar gibi satanlara cevab›m›z 22 Temmuz’da sand›kta” pankart› açarak eylem yapt›. “Petkim özellefltirilemez”, “Tayyip alana Unak›tan bedava” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde, iflçiler emek karfl›t› politikalar›ndan dolay› AKP’ye oy vermeyeceklerini, bu politikalar› uygulayan di¤er partilere de ayn› tutumu sergileyeceklerini söylediler. “Petkim’e sahip ç›k” dövizler ve “Petkim’i satmayal›m, yenilerini kural›m” yaz›l› önlüklerle eylem yapan iflçiler alk›fl ve z›lg›tlarla talan› protesto etti. Konuya iliflkin yap›lan eylemlerde konuflan Petrol-‹fl Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n Petkim’in en az 6 milyar dolar de¤erinde oldu¤unu söyleyerek devrin gerçekleflmemesi için iki dava açt›klar›n› söyledi. (‹stanbul)

alt›na imza atmam›fl m›d›r? Kölelik yasas›na karfl› CHP iflçiler için ne yapm›flt›r? TEKEL özellefltirilirken iflçilerin hayk›r›fllar›n›, yakt›klar› atefli görmüfl müdür? Ordu’da, Manisa’da yüz binlerce köylü feryat ederken ülkeyi yöneten Meclis’teki CHP bu y›k›ma neden engel olamam›flt›r? fiiflecam grevi yasaklan›rken, iflçiler SEKA’y› iflgal ederken, hastaneler özellefltirilerek sa¤l›k emekçileri kap› önüne koyulurken CHP emekten yana ne yapm›flt›r? CHP emekten yana söylemleri seçim bildirgesine koymakta ve bu taleplere en fazla kendisi ihanet etmektedir. CHP için flafl›lacak bir durumda de¤ildir! Dikkat çekilmesi gereken D‹SK’in bu sahtekârl›¤a iflçileri emekçileri alet etmeye çal›flmas›, iflçilerin düflman› CHP’yi aklamaya çal›flmas›d›r. ‹flçi s›n›f›n›n içinde komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n ajanl›¤›n› yapan ve D‹SK ve Türk-‹fl’in yönetimlerine çöreklenen bu anlay›fllar mutlaka yerle bir edilmelidir. ‹flçi s›n›f›, ezilen sömürülen milyonlar seçim aldatmacas›na ve bu ça¤r›lara karfl› sesini yükseltmeli ve hesap sormal›d›r! Ç›kard›klar› yasalarla iflçilere emekçilere yaflam› zindan eden düzen partilerinin seçim oyununa alet olunmamal›d›r. S›n›f örgütleri olan sendikalar›n görevi iflçileri düzenin ideolojisine karfl› bilinçlendirmek, hak ve özgürlükleri için mücadeleye sevk etmek olmal›d›r. Bunu yapmayan sendikalar›n ça¤r›lar›na iflçiler kulak vermemelidir. ‹flçi s›n›f› sermayeyi ve düzeni aklaman›n ad› olan seçim, sand›k aldatmacas›na alet olmamal›d›r.


6

13-26 Temmuz 2007 akas› adolu Y n A › s a Sendik Genel-‹fl

1 No’lu fiube seçimleri yap›ld›

Genel-‹fl Sendikas› Anadolu Yakas› 1 No’lu fiube’nin 17 Haziran Pazar günü Kad›köy Aktafl Dü¤ün Salonu’nda yap›lan kongresinde seçimi kazanarak, fiube Baflkanl›¤›na gelen fiahan ‹lseven ve fiube Sekreteri Kemal ‹kisivri ile yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. Oldukça çekiflmeli geçen seçimlere 162 delegenin 161’i kat›lm›fl ve fiahan ‹lseven’in listesi 75’e karfl› 85 oyla seçimi yönetimi alm›flt›.

s›n›fa yönelik, özel olarak da temsilcilerimize yönelik bask›lar var. Sa¤lam bir anlay›flla, hep beraber hareket edersek kazan›mlar elde edebilece¤imizi biliyoruz. Önümüzdeki süreçte, kad›n komisyonlar›nda çal›flacak kad›n arkadafllar›m›z var. Onlar çal›flan kad›n iflçileri örgütleme noktas›nda çal›flmalar yapacaklar. Arkadafllar›m›z›n 1 May›s gibi takvimsel günlerin yan›nda, di¤er toplumsal geliflmelere de kat›l›m

Kongre seçimlerine iliflkin yapt›¤›m›z haber geçti¤imiz say›m›zda teknik bir eksiklikten dolay› gazetemizde yay›nlanamam›flt›r. Gerek kongre haberini gerekse yeni yönetimle yapt›¤›m›z görüflmeyi gecikmeli de olsa yay›nl›yor ve bu gecikmeden dolay› okurlar›m›zdan özür diliyoruz. - K›saca Kongreyi ve yeni yönetim olarak flubenizde gördü¤ünüz sorunlar› de¤erlendirir misiniz? fiahan ‹lseven: Kongrenin genel olarak demokratik bir ortamda geçti¤ini söyleyebilirim. Biz ekip olarak üzerimize düflen görevin bilincindeyiz. Tafleronlaflt›rma ve özellefltirme sald›r›lar›na karfl› iflçi s›n›f›n› örgütlemek için, sosyal ve kültürel faaliyetler yürüterek, s›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl› ile hareket etmeye çal›flaca¤›z. Genel olarak

sa¤layacak ve örgütlenecek nitelikte oldu¤unu biliyoruz, önümüzdeki süreçte de böyle olaca¤›ndan flüphemiz yok. Zor bir görev ald›¤›m›z› biliyoruz, seçilmeden önce de belirtti¤imiz gibi, vaatlerle gelmedik, ancak a¤›rl›k verece¤imiz fley örgütlenme olacakt›r. Sadece ekonomik de¤il, demokratik haklar›n elde tutulmas› ve gelifltirilmesi yönünde çal›flmalar›m›z olacak, bunun için bölge ve genel merkezimizi de harekete geçirece¤iz. - fiubeniz özgülünde yaflad›¤›n›z sorunlar nelerdir? - Dünyadada ve ülkemizde, flubemizde de sendikal hareketin durumunun iyi oldu¤u söylenemez. Sendikalar, militan, devrimci düflüncelerdeki kadrolar›n› oluflturmal›d›r, kadrolar›n yetifltirilmesi, bir iki kiflinin

Tersanelerde bildik manzara, bildik bir flekilde burjuva medyan›n gündemine girmeden devam ediyor. Tersane iflçileri, onlar› görmek/göstermek istemeyen sermayenin kör karanl›¤› içinde ölmeye devam ediyorlar. Öldü¤ünde cesedi aylar sonra bulunan, kimi zaman öldü¤ünden bile kimsenin haberi olmayan, modern icatlar üreten ama ilkel koflullarda çal›flan, sermayenin daha fazla kâr h›rs› kadar gözlerden uzak, insanl›k onurunun hiçe say›lmas› kadar göz kapaklar›m›za yak›n. Ama inad›na üreten, inad›na ölümlerden dirilen, mezar edilen tersanelerin cehenneminde patronlar› yakacak olan, onlar; Tersane iflçileri! 28 Haziran Perflembe günü Limter-‹fl Sendikas› üyeleri, Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde bulunan Çelik Tekne Tersanesi’nde, 26 Haziran günü elektrik

78

alaca¤› tutumla mümkün de¤ildir. Bu yüzden yerine kadro yetifltirmek, bu nitelikteki insanlar için büyük önemdedir. D‹SK’i özlemle bakt›¤›m›z yerlere getirebiliriz. - Uzun bir süreç bafllam›fl oldu seçilmenizle birlikte. Nelere a¤›rl›k vereceksiniz program›n›zda? - Bizim bundan sonraki sendikal çal›flmalar›m›zda önümüze koydu¤umuz programlar›m›zda, sadece s›n›fsal bilinç de¤il, ayn› zamanda kültürel, ahlaki vb. konularda da e¤itim vermeyi düflünüyoruz, çünkü iflçi s›n›f› gerçekten çok örgütsüz durumda. Burjuvazinin, kültürel yozlaflma bask›lar›ndan hemen hemen etkilenmeyen yer yok. Çal›fl›lan yerlerde, iflçi sa¤l›¤›, ifl güvenli¤i gibi konular›n afl›lmas›nda da faydal› olaca¤›n› düflünüyoruz. E¤itim çal›flmalar›, kadrolar üzerinden verilmeye çal›fl›lacak, iflçi sa¤l›¤›, ifl güvenli¤i ve bunun yan›nda sosyal aktivitelere a¤›rl›k verece¤iz. Sosyal aktivitelerin önemli bir yerde oldu¤unu düflünüyoruz, arkadafllar›m›zla birlikte ortak kararlar vererek bunu yapmaya çal›flaca¤›z. Önümüzde birde genel seçim süreci var. Ankara’da 13–14’ünde Baflkanlar Kurulu var, burada seçimlerle ilgili de bir karar ç›kacak. Bizi de zaman zaman siyasi partiler ziyaret ediyorlar, kendilerinin bize yak›n olduklar›n› söyleyerek. Biz iflçi ve emekçilerin haklar›n› kim savunursa onun yan›nda yer al›r›z, ancak bugün aç›s›ndan bu gibi partileri görmek mümkün de¤il.

“S›n›f sendikac›l›¤› yapaca¤›z!” - K›saca Kongreyi ve yeni yönetim olarak flubenizde gördü¤ünüz sorunlar› de¤erlendirir misiniz? Kemal ‹kisivri: ‹lk olarak belirtmek isterim ki, gerek dünyada gerekse ülkemizdeki sendikal durumun kötü gidiflatta oldu¤u bir dönemde bizim flube kongresi yapmam›z, bulundu¤u bölge aç›s›ndan ileri bir yerdedir. Seçimlerde çok rastlanmayan bir flekilde bir baflkan aday› enflasyonu yafland›, ben

Çelik Tekne Tersanesi’nde ifl cinayeti! çarpmas› sonucu ifl cinayetinde hayat›n› kaybeden Y›lmaz Aslan adl› iflçi için eylem yapt›. Tuzla Gemi Tersanesi önünde toplanan Limter-‹fl Sendikas›’na üye iflçiler, Y›lmaz Aslan adl› iflçinin ‘ifl cinayetine’ kurban gitti¤ini belirterek, Çelik Tekne Tersanesi’ne yürüdü. Tersane önüne gelen iflçiler burada bas›n aç›klamas› yaparak patronlar› protesto etti. ‹flçiler ad›na aç›klamay› okuyan Limter-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Cem Dinç, Çelik Tekne Tersanesi’nde Ergin Gemi tafleron firmas›nda kaynakç› olarak çal›flan 27

yafl›ndaki Y›lmaz Aslan’›n elektrik çarpmas› sonucu hayat›n› kaybetti¤ini belirterek, “Kaynakç› olarak çal›flan Y›lmaz’a elektrik ifli yapt›r›lmas› keyfili¤in boyutlar›n› tüm ç›plakl›¤› ile gözler önüne seriyor. Hava s›cakl›klar›n›n 50 dereceyi geçti¤ini bile bile iflçileri köle gibi çal›flt›ran Çelik Tekne patronu bu ölümden sorumludur” dedi. Tersanelerde yüzlerce kiflinin patronun kâr h›rs›ndan dolay› birer birer hayat›n› kaybetti¤ini, ifl emniyeti al›nmayarak

dâhil 13–14 tane aday vard›. Ne için neye aday olu¤unu bilmeyen adaylar da vard›. Rant kap›s› olarak görenler vard›. Kazanan›n iflçi s›n›f› olmas› için birlikte çal›flaca¤›z. fiimdi kulaklara demode gibi gelmeye bafllad› belki de ama, bizde ille de s›n›f sendikac›l›¤› yapmay› düflünüyoruz diyoruz. Gerek konfederasyon olarak, gerekse de flube olarak bu kötü gidiflata karfl›, yeni örgütlenme taktikleri üretmeliyiz. - Sizce bugün, s›ralama yapmak mümkün olsa, örgütlenmenin önündeki en büyük sorun nedir? - Bugün en büyük sorun, bu ülkede neo-liberal politikalar›n uygulanmas›d›r. Sürecin uluslararas› sermayenin lehine flekillendirilmesi söz konusu, yeni ticari alanlar açmak için insani hak olan alanlar›n dahi pazar alan› alarak aç›lmas› söz konusu. Bizim gibi geliflmekte olan ya da geliflmemifl ülkelerde, bu yasalar› iliklerimize kadar hissediyoruz. Bizim aç›m›zdan söylemek gerekirse, belediyelerin varl›k nedeni bile ortadan kalkmak üzere. Örnek vermek gerekirse, biz dava açt›k, Yarg›tay, ‘temizlik iflleri belediyelerin asli görevidir’ diye karar verdi. Ama Türkiye genelindeki belediyelerin temizlik ifllerinin % 90’› özel flirketlerde, ya Yarg›tay’›n söyledi¤i do¤ru de¤il ya da belediyelerde suç iflleniyor. - Son olarak söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? - Yeni örgütlenme taktikleri bulmak flart. Emek sermaye çeliflkisi gittikçe keskinlefliyor, sömürü derinlefliyor/vahflilefliyor. Bu ülkede kapkaç olaylar› fliddet olarak bu kadar artm›flsa bunun alt›nda bir neden aramak gerekir, bence en büyük neden milli gelirin adaletsiz da¤›l›m›d›r. Çünkü düzenli bir geliri olmayan insanlar›n buralara baflvurmalar› do¤al bir reaksiyondur. Devletin kendi resmi kurumlar› aç›kl›yorlar, açl›k s›n›r› 900 Lira, yoksulluk s›n›r› 2200 Lira diye. Asgari ücret de 420 YTL oluyorsa, insanlar ihtiyaçlar›n› karfl›lamak için bir fleyler yapacaklar demektir. (Kartal)

iflçilerin hayat›n›n tehlikeye at›ld›¤›n› söyleyen Dinç, “yap›lan onca eylem, etkinlik ve verilen dilekçelere ra¤men görmedim, duymad›m, bilmiyorum diyenlerin, tersanelerde gemi indirilirken, kurdele keserek, flampanya patlatmas›n›, tersanelerde patronlar›n cebine kaç milyon dolar girdi¤ini çok iyi biliyoruz” diye konufltu. Dinç, ölümlerin durdurulmas›, sorumlular›n yarg›lanmas›, günde 7, haftada 35 saat tam ücret karfl›l›¤› çal›flma hakk› tan›nmas›, s›cak ve so¤uk havalarda ücretli izin hakk› taleplerini s›ralayarak konuflmas›n› bitirdi. Eylem s›ras›nda “‹flçiler birleflin, ölümleri durdurun” vb. sloganlar at›l›rken, Deri ‹fl Sendikas› Tuzla fiube Baflkan› Binali Tay ve fiube Sekreteri Haydar Canpolat da destek verdi. (Kartal)


7

78

13-26 Temmuz 2007

fl› boykota! Tar›mdaki tasfiye ve sald›r›lara karfl› Ege’nin üzüm ba¤lar›nda, Akdeniz’in portakal a¤açlar›nda, ‹ç Anadolu’nun bu¤day tarlar›nda, Karadeniz’in f›nd›k ve çay bahçelerinde, Do¤u Anadolu’nun büyük meralar›nda yaylardaki çobanlar›m›z, Güneydo¤u’nun pamuk tarlalar›ndaki tüm köylüler olarak tar›m›n tasfiyesine karfl› seçimi boykot edelim!

Seçimlere az bir zaman kala egemenler “köylü milletin efendisidir” fleklinde sloganlarla seçim meydanlar›ndan köylülere seslenerek ve son olarak belli illerdeki köylülere yard›mlarda bulunarak köylülerin gönlünü almaya çal›fl›yor. Evet, yeni bir seçim sürecine çok az bir süre kald› ve tüm siyasi partilerin gündeminde, dilinde köylüler var. Mazotun ucuzlat›laca¤›ndan, desteklerin artaca¤›ndan vb. bahsediyorlar. Oysa flu da bir gerçek ki, ülkemizde emperyalist ç›karl› yasalardan veya politikalardan flimdiye kadar en çok etkilenen kesim hep köylüler olmufltur. Bu sistem de¤il miydi Do¤rudan Gelir Deste¤i’ni gündeme getirerek, destekleri büyük toprak a¤alar›n›n cebine dolduran? Bu sistem de¤il miydi yoksul köylüye yine sefalet kap›lar›n› ard›na kadar açan? Bu sistem de¤il miydi kotalarla pancar, tütün gibi ülke tar›m›n› ayakta tutan ürünleri yok eden? Ülke ekonomisinde yeri çok aç›k ve net olan hayvanc›l›¤› bitiren? Bu sistem de¤il miydi Et-Bal›k Kurumu’nu özellefltirerek kaçak eti ülkeye sokan? Bu sistem de¤il miydi kufl gribi bahanesiyle kümes hayvanlar›n› telef eden, ancak büyük üretim yapan tavukçuluk flirketlerine dokunmayan? Hayvanc›l›¤a yönelik bu sald›r›lar yaflam bulurken tar›m sektörünün di¤er kesimlerinde de sald›r› hiç küçük de¤il. Asl›nda daha katmerli bir sald›r› dalgas› var denilebilir. Her seçim dönemi duyar›z “çay ve f›nd›¤a destek”, “kotalar› kald›raca¤›z” aç›klamalar›n›… Çay›n ve f›nd›¤›n al›m›nda taban fiyat belirleniyor, ama bu fiyat köylünün masraf›n› bile karfl›lamayacak kadar düflük olunca egemenler de seçim süreçlerinde bu vaatleri savurmak zorunda kal›yorlar. Bu taban fiyatlar yüzünden Karadeniz ayaklanm›flt› hat›rlanaca¤› üzere. F›nd›k ve çay Karadeniz Bölgesi için birinci geçim kayna¤› olurken

ve dünya pazar›nda ciddi bir söz sahibiyken son y›llarda Karadeniz üzerindeki tar›m politikalar› f›nd›¤› da bitirme noktas›na getirmifltir. Son dönemde çay üreticisini de “art›k yeter” dedirtecek noktaya gelen al›m fiyatlar› bu alanda yeni bir sald›r› dalgas›n›n geldi¤ini göstermifltir. F›nd›k ve çay al›m fiyatlar›nda yaflanan bu sorunlar›n yan›nda Anadolu’da büyük bir tar›m alan›n› kaplayan onlarca fabrikas›yla çal›flan ve bu fabrikalar için hammadde olan fleker pancar› ise belki son 20 y›l›n en büyük sald›r›s› ile karfl› karfl›ya. Uygulanan kotalar, tek tek özellefltirilen fleker fabrikalar›, destek amaçl› verilen tohumlar›n kalitesiz oluflu pancar üretecisinden ve fabrika iflçilerine kadar çok ciddi bir alan› etkilemektedir. Özellikle fleker konusunda emperyalist flirketlerin ciddi bir bask›s› vard›r. CARG‹LL gibi dev tar›m flirketi ülkemizdeki fleker piyasas›na hâkim olmak için bu sald›r›lar› art›r›rken, emperyalizmin ülkemizdeki uflakl›¤›n› yapan egemen s›n›flar ise bu flirketin tüm faaliyetlerini meflru zemine çekmek için her türlü yasay› ç›karmaktad›r. Bir dönemin bu¤day ambar› olarak ifade edilen Türkiye, bugün bu alanda ithalatç› durumuna düflmüfltür ki, bu çok uzun de¤il 20 y›ll›k bir sürede gerçekleflen bir olayd›r. Karadeniz’de yaflanan köylü eylemleri gibi ‹ç Anadolu ve Ege Bölgesi’nde yap›lan köylü mitinglerinde de görülen köylülerin IMF ve DB’ye olan öfkeleridir. Üretim üzerinde bu kadar bask› yap›l›p köylüler üretimden vazgeçirilirken köylerimizdeki sosyal yaflam da bu politikalardan ayr› gitmemektedir. Sistem bir yandan ekonomik olarak sald›r›rken yollar› olmayan, sa¤l›k hizmeti verilmeyen, e¤itim sa¤lanmayan köylerde yaflam iyice zorlaflmaktad›r. K›fl›n aylarca kapanan köy yollar›, e¤itim almak için saatlerce yürüyen ya da küçük yaflta evinden ayr›l›p yat›l› okulda kalan çocuklar,

do¤um yapacak yada hasta olan halk›m›z›n günlerce yollarda kalmas›, en geri salg›n hastal›klar›n yani art›k hiçbir yerde görünmeyen hastal›klar›n köylerde görülmesi yaflanan sorunlardan sadece baz›lar›d›r. Köylünün bu kadar sorunu sadece 1 YTL’ den afla¤›ya olacak mazot deste¤iyle mi bitecek? Evet bu da ciddi bir sorun ama, bu çözümü getirebilecek mi? Peki, pancar kotas›, bu¤day, çay ve f›nd›k al›m fiyatlar›, sütteki kotalar, hayvanc›l›ktaki sorunlar, bunlar ne olacak? Bugün köylü mitinglerinde hükümet hep seçim sand›¤›na ça¤r›ld› ve Manisa’da Ordu’da, Rize’de yap›lan mitinglerde köylüler sorunlar›n› ortaya koydu ve “seçimde görüflece¤iz” dedi. Seçimler yaklaflt›, vaatler de… O zaman bir hat›rlayal›m. Meclis’te ne zaman bizim gönderdi¤imiz kifliler köylünün sorununu iletmek için o kürsüleri kulland›? Ne zaman al›m fiyatlar› çok düflük diye bir tart›flma oldu? Unutmamal›y›z ki, bu Meclis Tohumculuk Yasas›’n› ç›kartmak için kürsüsünü kulland›. CARG‹LL ve di¤er büyük tar›m ve tohumculuk flirketleri için kulland›. Ve bugün bu insanlar gelip bizlerden, köylülerimizden oy istiyorlar. Peki, sürekli de¤iflen hükümetlerle beraber köylüye savrulan hangi vaatler yerine getirildi? Hangi yasa köylü için ç›kar›ld›? Aç›kt›r ki hiçbirisi. ‹flte tüm bu sorunlar gündemdeyken bu sald›r›lara karfl› seçim sand›¤›na ça¤›rd›¤›m›z partilerin bizi hep unuttu¤unu hat›rlayal›m ve biz de seçime gitmeyerek onlar› unutal›m. Pancarda uygulanan kotaya karfl›, sübvansiyonlar› kald›ranlara karfl›, tar›mda özellefltirmeye art›ranlara karfl›, köyünde hastane olmad›¤›ndan do¤umda ölen çocuk ve analar›m›z için boykota gidelim. Art›k bu sistemin hükümetlerle de¤iflmeyece¤ini göstermek için, ne büyükler gider nicesi gelir yine ezilen biz oldu¤umuz için, biz milletin efendisi oldu¤umuz için seçimleri boykot vakti gelmifltir. Ege’nin üzüm ba¤lar›nda, Akdeniz’in portakal a¤açlar›nda, ‹ç Anadolu’nun bu¤day tarlalar›nda, Karadeniz’in f›nd›k ve çay bahçelerinde, Do¤u Anadolu’nun büyük meralar›nda yaylardaki çobanlar›m›z, Güneydo¤u’nun pamuk tarlalar›ndaki tüm köylüler olarak tar›m›n tasfiyesine karfl› seçimi boykot edelim! (Kelkit’ten bir ‹K okuru)

Karpuz üreticisi de zor durumda Ülkenin büyük bir bölümünü etkisi alt›na alan afl›r› s›caklar ve bunun sonucu oluflan kurakl›k, ülkemiz köylüsünü zor durumda b›rak›yor. Özellikle ‹ç Anadolu (Konya Ovas›) ve Akdeniz (Çukurova) bölgelerinde etkisini gösteren kurakl›k nedeniyle, verimin yar› yar›ya düfltü¤ü ifade ediliyor. Konya Ovas›’nda hububatta yüzde 80’lere varan üretim kayb›ndan sonra flimdi de kurakl›k nedeniyle, her y›l yaklafl›k 150 bin dekar alanda karpuz ekimi yap›lan, Türkiye’nin karpuz üretim merkezlerinden biri olan Çukurova’da, tarladaki karpuzlar›n yüzde 25’i zarar gördü. Afl›r› s›caklar ve poyraz nedeniyle tarladaki karpuzlar›n büyük bir bölümü sarar›rken, baz› karpuzlar›n gövdelerinde çatlaklar olufltu. Bölge köylüsü s›caklar›n böyle gitmesi halinde zararlar›n›n daha da artmas›ndan korkuyor. (H. Merkezi)

fle en Üzüm üreticileri düfl fiyatlardan dolay› s›k›nt›l› Türkiye’de toplam üzüm üretiminin yaklafl›k yüzde 50’sini karfl›layan Mersin’in Tarsus ilçesindeki üzüm üreticisi köylüler, her y›l umutla bekledikleri hasat zaman›na, fiyatlar›n düflmesinden dolay› yine buruk ve kayg› ile girdiklerini belirttiler. Tarsus Ziraat Odas›’nda aç›klama yapan üreticiler, yörede hasad› bafllayan, Yalova incisi ve Kardinal çeflidi üzümlerin fiyatlar›n›n tahmin ettikleri düzeyde oluflmad›¤›n›, tüccara 30-40 Ykr’den üzüm verdiklerini ancak piyasada üzümün 70-80 Ykr’den sat›ld›¤›n›, bu durumda üreticinin de¤il tüccar›n ve arac›lar›n kazand›¤›n› vurgulad›. Hasad›n yo¤unlaflmas› ile birlikte üzümün fiyat›n›n daha da düflmesinden çekindiklerini belirten üreticiler, aç›klaman›n sonunda hükümetin fiyatlara müdahale ederek, emeklerinin karfl›l›¤›n› almalar›n› sa¤lamas› istendi. (H. Merkezi)


8

13-26 Temmuz 2007

78

Onbinler Orhan Do¤an için bulufltu!

Kürt Ulusal Hareketinin önde gelen isimlerinden olan Orhan Do¤an, 29 Haziran’da yaflam›n› yitirdi. TC’nin Kürt kimli¤ine ve her türlü hak aray›fl›na verdi¤i sald›rgan yan›t›n sahnelendi¤i olaylarda Orhan Do¤an da yerini alm›fl ve yaflam›n› bu hak alama mücadelesine adam›flt›. Do¤an, 1990 y›l›nda Halk›n Emek Partisi’nin kuruluflu ve sonras›nda gelen seçim süreci ile Meclis’teki yerini ald›. Ancak bu 1994’e kadar sürdü. Kürt ad›n›n a¤›zlara bile al›nmak istenmedi¤i ve TC’nin bu konudaki sald›rganl›¤›n›n yo¤unlaflt›¤› bir süreçte Leyla Zana, Hatip Dicle ve Selim Sadak’la birlikte Kürt kimli¤ini öne ç›karma ad›na yapt›klar› eylem TC faflizminin sert yan›t›yla karfl›land›. Milletvekili dokunulmazl›klar› h›zla kald›r›ld›, zaten Türkiye’de yaflayan hiçbir kimsenin vekili de¤il TC’nin ve Kemalizm’in vekili olduklar›n› -olmalar› zorunlu k›l›nd›¤›- gerçe¤ini bildi¤imiz milletvekillerine bir kez daha bu yolla görevleri hat›rlat›ld› ve onlar h›zla Meclis’ten hapishaneye geçirildi. Orhan Do¤an ve di¤er DEP’li milletvekilleri tam 10.5 y›l hapishanede kald›. 2001 y›l›nda A‹HM’in verdi¤i kararla d›flar› ç›kan Orhan Do¤an, ölümüne kadar DTP içinde aktif yer ald›. Orhan Do¤an’›n Meclis’ten ç›kar›ld›¤›

günden ölümüne kadar yaflananlar Kürt ulusal mücadelesi ve TC’nin bu mücadele karfl›s›ndaki tutumu ile ilgili çarp›c› yan›tlar veriyor. Orhan Do¤an’›n yaka paça arabaya bindirildi¤i foto¤raf›, uzunca bir zamand›r yinelenen bar›fl ve uzlaflma aray›fllar› karfl›s›nda verilen sald›rgan ve alayc› cevaplar, hala kimyasal silahlarla yak›lan Kürdistan da¤lar› ve burjuva bas›n›n köflelerine düflen milliyetçi notlar, bizlere Kürt ulusunun kurtulufl mücadelesinin haritas›n› çiziyor adeta. Do¤an’›n ölüm biçimi de, yaflam› gibi Kürt halk›n›n ac›lar› ile paraleldi. Sa¤l›k hizmetlerinin en alt seviyede oldu¤u T. Kürdistan› illerinde Kürt halk›n›n birçok bireyiyle ayn› kaderi paylaflt›. Götürüldü¤ü hastanede solunum cihaz›n›n bulanmamas› baflta Kürt halk› olmak üzere “halklar›n kardeflli¤ini” savunan Orhan Do¤an’› aram›zdan ald›. Elbette, TC’nin en korktu¤u ve bu yüzden asla tahammül edemedi¤i Kürt meselesini Meclis’ten duyurmak istedikleri için Orhan Do¤an’a Meclis’te bir anma veya tören de yap›lmam›flt›r. Zaten bunu onlardan da kimse istememifl ve Orhan Do¤an on binlerin kat›l›m›yla Cizre’de topra¤a verilmifltir.

Ankara Alt›nda¤ ‹lkö¤retim Müdürlü¤ü’nde muhasebe memuru olarak görev yapt›. 1980 y›l›nda Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Staj›n› bitiren Orhan Do¤an, avukatl›k için Cizre’yi tercih etti. Avukatl›¤›n›n yan› s›ra ‹HD kurucu baflkanl›¤› ve Cizre ve fi›rnak’ta ‹HD temsilcili¤i de yapan Do¤an’›n politik yaflam› ise 1990 y›l›nda Fehmi Ifl›klar’›n baflkanl›¤›nda kurulan Halk›n Emek Partisi ile bafllad›. 6 ayl›k kurulufl süresini tamamlayamad›¤› için 20 Ekim 1991 seçimlerine SHP ile ittifak yaparak girmesi HEP’i parlamentoya tafl›rken, HEP liste-

lerinden aday gösterilen Do¤an da bu seçimlerde bölgesinde en çok oyu alarak TBMM’ye girdi. 1992 HEP SHP’den ayr›ld›. 2 Mart 1994’te ise Meclis, HEP’in kapat›lmas› ile DEP’i kuran milletvekillerinin gözalt›na al›n›fl›na sahne oldu. Meclis’te sivil bir polis taraf›ndan ensesine bast›r›larak Murat 131 marka araca sokulan Do¤an, yarg›land›, mahkum oldu ve 10 y›l› aflk›n bir süre hapis yatt›. 2004’te serbest kald›ktan sonra Demokratik Toplum Hareketi Kurucu Üyeli¤i ve Demokratik Toplum Partisi’nde (DTP) Merkez Yürütme Kurulu üyeli¤i görevine geldi.

"Babam›n çok büyük bir çevresi vard›. Ben bütün bana sunulanlar› reddettim ve Cizre'ye gittim. Çünkü o halk›n ihtiyac› vard›. 12 Eylül bizi silindir gibi ezdi geçti. Ben kurtar›c› de¤ildim, çok fazla bir fley yapamazd›m; ama kendi dünyam kadar o insanlarla ortaklaflmal›yd›m."

Yaflam› …. Orhan Do¤an, 25 Temmuz 1955 y›l›nda Mardin’in Dargeçit ilçesinde do¤du. Ortaokula A¤r›’da bafllad›, Hatay’da bitirdi. Ayd›n’da bafllayan lise ö¤renimini de Samsun Bafra’da tamamlad›. 1974 y›l›nda ise Ankara Hukuk Fakültesi’ni kazand›. Ailesinin maddi durumu iyi olmas›na karfl›n, lise ve üniversite y›llar›n› çal›flarak geçirdi. Lise y›llar›nda Orman ‹flletme Müdürlü¤ü’nde puantör olarak çal›flt›, 1975 y›l›nda ise aç›lan memurluk s›nav›n› kazanarak 1981 y›l›na kadar

Dersim’de bask›lar yeniden artmaya bafllad›! Faflist devletin son süreçte Dersim’de halka yönelik uygulad›¤› fliddet ve bask›lar artmaya bafllad›. Son birkaç ayd›r gerillan›n faflist kolluk kuvvetlerine yönelik etkili eylemleri ve buna paralel girdi¤i hareketlilik,

devletin 4-5 y›ld›r belli oranlarda gevfletti¤i(!) bask› ve fliddetinde bir art›fl› gündeme getirdi. Son bir hafta içerisinde Dersim merkez baflta olmak üzere birçok ilçede adeta Ola¤anüstü Hal ilan edilmiflcesine, tüm gi-

rifl ve ç›k›fllar tutulmufl, Dersimliler zorla aramalara tabi tutulmaya bafllam›fl ve yaylalara yasaklar konmufltu. Yine onlarca kifli gözalt›na al›nm›fl ve örgüt üyeli¤i, yard›m yatakl›k gibi gerekçelerle tutuklanarak hapishanelere at›lm›flt›. Bu sene 9–12 A¤ustos günleri aras›nda yap›lacak olan “Munzur Festivali”nin öngünlerinde, faflist devletin bu bask›lar› karfl›s›nda onurlu bir flekilde direnen Dersim halk› son birkaç ayd›r yo¤unlaflan insan haklar› ihlallerine karfl› devrimci demokrat kamuoyunu duyarl› olmaya ça¤›rd›. Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF), 5 Temmuz Perflembe günü ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde yapt›¤› bas›n aç›klamas› ile faflist devletin Dersim’de halka yönelik artan bask›lar›n› k›nad›. Çok say›da gazeteci ve dinleyicinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda istisnas›z her baharda bafllat›lan ve aylarca sürdürülen askeri operasyonlarla Dersimlilerin bask›lar hari-

cinde ekonomik zorluklarla da karfl› karfl›ya b›rak›ld›¤› vurgulanarak, tüm bunlarla amaçlanan›n Dersim halk›n› “›slah” etmek oldu¤u belirtildi. Son süreçte yaflanan olaylardan örneklerin verildi¤i aç›klaman›n devam›nda, “festival sürecinin bafllamas› ile birlikte artan bask›n›n, hat safhaya vard›¤›, birçok bölgede ormanlar›n yak›ld›¤›, bunlardan baz›lar›n›n yanmaya devam etti¤i gözlenmektedir” denilerek, festival sürecinin bilerek sabote edilmeye çal›fl›ld›¤› belirtildi. Aç›klama devrimci ve demokratik yap› ve bireylere yönelik duyarl›l›k ça¤r›s› ile son buldu. Aç›klamadan sonra 28 Haziran günü yapt›¤› bir konuflmadan dolay› faflist kolluk kuvvetleri taraf›ndan gözalt›na al›nan ve ç›kar›ld›¤› mahkemece “halk› kin ve düflmanl›¤a tahrik etmek ve bölücülük” suçlamalar›ndan ötürü yarg›lanmak üzere serbest b›rak›lan Hozat Belediye Baflkan› Cevdet Konak’›n gönderdi¤i aç›klama okunarak aç›klama sona erdi. (‹stanbul)


9

78

13-26 Temmuz 2007

K ü r t i fl ç i l e r e “ h a s s a s ” t e p k i

Genelkurmay Baflkan›’n›n bir süre önce yapt›¤› “teröre karfl› kitlesel refleks” talimat› uygulamaya konuldu. 30 Haziran günü ‹kitelli’de yaflanan olay Genelkurmay’›n “hassas” ça¤r›s›na “duyarl›” vatandafllar›n tepki gösterdi¤ine iflaret ediyordu. ‹kitelli’de bulunan Kuzu ‹nflaat’ta çal›flan Kürt iflçilere yönelik sald›r› “kitlesel refleks”in ne anlama geldi¤ini de gösteriyor. ‹flçilere yönelik sald›r›y› haber ald›ktan sonra düflüncelerini ö¤renmek ve olay› daha yak›ndan takip etmek amac›yla TOK‹’nin ‹kitelli’de yapt›rd›¤› inflaatlara do¤ru yola ç›kt›k. Sald›r›n›n oldu¤u gün çad›rlar› ziyaret ederek iflçilere yönelik bir konuflma yaparak tansiyonun düflmesini sa¤layan ve bu konuda büyük çaba harcayan DTP ‹kitelli yöneticilerinden Salih Baykal’la Sebahat Tuncel için aç›lan irtibat bürosunda buluflarak geliflmeler hakk›nda daha detayl› bilgi edindik. Son bir ayd›r inflatta yaflanan gerginlik, Türkmen iflçilerin Kürt iflçilerin üzerine varil atmas› ile patlak veriyor. Yere düflen varil iflçilerden birine çarparak kaburga kemiklerini k›r›yor. Bunun üzerine iki Kürt iflçi yukar› ç›karak Türkmen iflçilere neden böyle bir fley yapt›klar›n› soruyor. Türkmen iflçiler ise 20 kifli toplayarak Kürt iflçilere küfür ederek sald›r›yor. Oldukça kötü bir flekilde darp edilen iki iflçinin durumunu gören di¤er iflçiler olaya tepki göstererek toplanmaya bafll›yor. Dövülen iflçilerden birinin 50 yafllar›nda ve sevilen bir iflçi olmas› tepkiyi daha da art›r›yor. Bu olay›n hemen ard›ndan polis inflaata geliyor ve Kürt iflçileri darp eden sald›rganlar› polis arac›na al›yor. Polis emniyeti arayarak “Kürtler bizi rehin ald›, kurtar›n bizi” diyor. ‹flçilerle de tart›flan polis,

arac›n› iflçilerin üzerine sürüyor, bunun üzerine de iflçiler arac› tafl ya¤muruna tutuyor. Polis ortam› provoke etmek ve Kürt iflçilerin Türk iflçilere sald›rmas› için elinden geleni yap›yor, ancak DTP’nin de çabalar›yla hedefine ulaflam›yor. Salih Baykal gördüklerini flöyle anlat›yor; “Oraya gitti¤imizde ellerinde kazma, sopa, çekiçlerle gergin bir flekilde bekleyen 500’ü aflk›n insan gördük, polis de onlar›n öfkesini kullanarak olay ç›karmaya çal›fl›yordu.” Ard›ndan Çevik Kuvvet polisi gelerek iflçilere coplarla sald›r›yor. ‹flçiler, çad›rlara girerek sald›r›dan korunmaya çal›fl›yor. Yaflananlar k›saca böyle. Olay›n dikkat çeken yanlar›ndan biri en yak›n polis karakolunun 15 dakika uzakl›kta olmas›na ra¤men polisin 2 dakika içinde olay yerine gelmesi. Di¤er bir nokta da polisin sald›rgan iflçileri sahiplenip inflaattan uzaklaflt›rmas› ve Kürt iflçilerin üzerine araç sürmesi oluyor. Kürt iflçilere sürekli hakaret eden, onlar› afla¤›layan “sizi burada yaflatmayaca¤›z” sözlerini sarf eden ve kaçak çal›flt›r›lan Türkmen, K›rflehirli iflçiler Genelkurmay Baflkan›’n›n ça¤r›s›na yan›t oluyordu. ‹rtibat bürosuna gelen Kürt emekçilerin anlatt›¤› benzer olaylarla geçen s›cak bir sohbetten sonra çad›rlar›n kurulu oldu¤u bölgeye do¤ru yola ç›k›yoruz. Yolda karfl›laflt›¤›m›z Diyarbak›rl› iflçilerle sohbet ederek dev gibi binalar›n aras›ndan çad›rlara gidiyoruz. Yolda karfl›laflt›¤›m›z Diyarbak›rl› iflçiler seçimlere yönelik sorular›m›z› “hepsi birbirinin ayn›s›, kime verece¤iz” diyerek yan›tl›yor. Yüzlerce iflçinin kald›¤› çad›rlara girerek yaflanan olay hakk›nda bilgi edinmek istedi¤imizi dile getiriyoruz. Kuzu ‹nfla-

at’a ait iki tane inflaat sahas› oldu¤unu söyleyen iflçiler bizi güler yüzle karfl›l›yor. Çad›rlardan birinde gazetemiz üzerine bize yönelen sorular› yan›tlayarak bir tane b›rak›yoruz. ‹flçilerin kald›klar› yerler ve yaflam koflullar› kötü, temizlik önemli bir sorun ve hiçbir alt yap› yok. Olay›n yafland›¤› çad›rlara giderken ellerinde Saadet Partisi’nin seçim broflürünü tafl›yan Kürt iflçilerle karfl›lafl›yoruz, onlarla konuflarak içeri giriyoruz. ‹flçiler merakl› gözlerle bize bak›yor. Karfl›laflt›¤›m›z bir iflçiye haber yapmak içini geldi¤imizi söyleyince, iflçi de Gündem gazetesi almak için bayiye gitti¤ini söylüyor, seviniyoruz. Konufltu¤umuz iflçi polisin üzerine araç sürdü¤ü insanlardan biri. Kendini son anda yere atarak ezilmekten kurtuldu¤unu anlat›yor. “Silivri’de iki iflçiyi sivil polisler Kürtçe konufltuklar› için dövdü. Ahmet Kaya tiflörtü giyenler sald›r›ya u¤ruyor. Linç kültürünü gelifltirmeye çal›fl›yorlar. Kürtlere karfl› gericileri soka¤a dökmeye çal›fl›yorlar” sözleri ile düflüncelerini anlatan inflaat iflçisi bizi çad›r›na götürüyor. Di¤er iflçiler de ifl ç›k›fl› yataklar›nda dinleniyor. ‹flçilerden Necdet Demir lise mezunu oldu¤unu not düflerek bafll›yor söze; “Bu sald›r› milliyetçilik dalgas›n›n bir sonucudur. Kürtler bu ülkede yafl›yor. Ço¤u eziliyor, inflaatlarda çal›flt›r›l›yor. 2. ve 3. s›n›f vatandafl muamelesi görüyor. Seçimler partilerin oy toplamak, rant elde etmek için oynad›klar› bir oyundan ibaret. Bize yap›lan sald›r› insan haklar› ve özgürlüklere yap›lan bir sald›r›d›r” diyor ve “Arkadafllar›m›za yönelik herhangi bir sald›r› olursa biz de onlar› sahiplenece¤iz” fleklinde konufluyor. Bütün iflçilerin yemek yedi¤i yemekhanenin foto¤raflar›n› da çekiyoruz. ‹nflaatta çal›flan iflçilerin yüzde 95’i Kürt. Kürdistan’›n de¤iflik yerlerinden çal›flmak için gelmifller. ‹nflaat sahas› d›fl›nda ‹stanbul’u hemen hemen hiç bilmiyorlar. Günlerinin büyük bir k›sm› inflaatlarda ve çad›rlarda geçiyor. Son dönemlerde Genelkurmay’›n aç›klamalar› ile birlikte yeni bir seyir almaya bafllayan milliyetçi flovenist dalga yavafl yavafl meyvelerini vermeye bafll›yor. Türk, Kürt çeflitli milliyetlerden emekçiler, ›rkç›l›¤a karfl› halklar›n kardeflli¤ini yükseltmeli ve oyunu bozarak yaflad›klar› sömürünün sorumlular›ndan hesap sormal›d›r. (‹stanbul)

Koval› Köyü davas›nda flafl›rt›c› karar Mardin’in Derik ilçesinde ayn› aileden birinin ölümüne, dördünün de yaralanmas›na neden olan biri subay 13 Jandarma Özel Harekat eleman›n›n Adana 13. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde süren yarg›lamas›nda flafl›rt›c› bir karar ç›kt›. Mahkeme heyeti san›klar›n, köylülere yönelik sald›r›s›n›, ‘olay an›nda heyecan, korku ve telafl alt›nda atefl açt›klar›’ gerekçesiyle ‘meflru müdafaa’ olarak de¤erlendirerek tüm san›klar›n beraatine karar verdi. Mardin’in Derik ‹lçesi’ne ba¤l› Endewl (Koval›) Köyü’ne askerlerin 13 Ekim

2003’te yapt›¤› bask›n esnas›nda 80 yafl›ndaki Ramazan Demir hayat›n› kaybetmifl; Murat, Hamdullah, Nusret ile Mehmet Demir de yaralanm›flt›. Bask›nla ilgili Mardin Özel Harekat Taburu’na ba¤l› bir tim komutan› ile emrindeki 12 özel eleman›n hakk›nda Adana 3. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde aç›lan davan›n karar duruflmas› görüldü. Duruflmaya san›klar kat›lmazken, san›k avukatlar›, ma¤dur Demir ailesi ve avukatlar› Erdal Kuzu haz›r bulundu. Yap›lan yarg›lama sonucunda, 13 özel harekat timinin gerçeklefltirdi¤i

sald›r›ya iliflkin mahkeme heyeti flafl›rt›c› bir karar verdi. Mahkeme heyeti, köylülere yönelik sald›r›y› ‘meflru müdafaa’ olarak de¤erlendirerek, ‘olay an›nda heyecan, korku ve telafl alt›nda atefl açt›klar›’ gerekçesiyle tüm san›klar›n beraatine karar verdi. Mahkeme heyetinin karar›n› de¤erlendiren Av. Erdal Kuzu, san›klar hakk›ndaki beraat karar›n›n hukuki bir yan› olmad›¤›n› ifade ederek, karar için temyiz baflvurusunda bulunacaklar›n› aktard›. (H. Merkezi)

PfiTA’dan DTP’ye taziye ziyareti Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri (PfiTA), 24 Haziran akflam› A¤r› Do¤ubayaz›t’ta düzenlenen festivalde konuflma yaparken kalp krizi geçiren ve kald›r›ld›¤› hastanede befl gün boyunca tüm müdahalelere karfl›n yaflam›n› yitiren DEP eski milletvekili, DTP kurucu üyesi ve MYK üyesi Orhan Do¤an’›n ailesine ve yoldafllar›na baflsa¤l›¤› dilemek amac›yla DTP ‹stanbul il binas›na giderek taziye ziyaretinde bulundu. PfiTA üyelerini kabul eden DTP ‹stanbul il yöneticisi Osman Tafldemir, Do¤an’›n ailesi ve mücadele arkadafllar› ad›na teflekkürlerini dile getirerek, Orhan Do¤an’›n Kürt halk›n›n yürüttü¤ü özgürlük demokrasi ve bar›fl mücadelesinde de¤erli bir insan oldu¤unu belirtti. Ayr›ca ‹l Baflkan› Tafldemir, Orhan Do¤an’›n “Türkiye bar›fl›n› ar›yor” çal›flmalar›n›n büyük emektar› oldu¤unu belirterek, “O, Türk ve Kürt halklar›n›n birleflik mücadelesinin önemini gören ve bu birliktelik için çabalayan bir insand›” dedi. Bu konuflmadan sonra söz alan PfiTA üyeleri de, bu ziyaretlerinin, Kürt ulusunun faflizme karfl› yürüttü¤ü özgürlük ve demokrasi mücadelesinin de¤erli s›ra neferi, y›lmaz savaflç›s› Orhan Do¤an’›n yaflam›n›n yitirmesine dair üzüntümüzün dile getirmesinin yan›s›ra ayn› zaman da Kürt ulusunun faflist TC devletine karfl› verdi¤i hakl› ve meflru mücadelenin-direniflin bir kez daha yan›nda oldu¤umuzu ifade etmek oldu¤u belirtildi. (‹stanbul)

Ankara’da DHP’ye operasyon! 28 Haziran günü Ankara Emniyet Müdürlü¤ü’ne ba¤l› ekipler, sabah saatlerinde efl zamanl› bir operasyon düzenledi. Operasyonda 12 Demokratik Haklar Platformu üyesi ve 1 ‹flçi Köylü gazetesi okuru gözalt›na al›nd›. Operasyona, 16-17 Haziran 2005 tarihinde Dersim-Ovac›kMercan Vadisi’nde 17 devrimcinin katledilmesiyle sonuçlanan operasyonun k›nanmas› amac›yla 17 Haziran 2007 tarihinde yap›lan bas›n aç›klamas› gerekçe gösterilirken, ev bask›nlar›nda, “suçu ve suçluyu övmek” gerekçesi ile Nurten Karatafl, Burcu Ebru Erdo¤du, Tuba Yoldafl, Dilflad ‹nce, Zeynep Y›ld›r›m, U¤ur Yefliltepe, H›d›r Demir, Kaz›m Do¤an, Cemgül Demir, Ümit Demir, Gökhan Baflaran ve Hüseyin Türko¤lu adl› kifliler gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlar TMfi’de tutulurken ertesi gün ç›kar›ld›klar› savc›l›kta 7’si serbest b›rak›l›rken 6 kifli de tutukland›. Gözalt›na al›nanlarla ilgili düzenlenen iddianamede “terör örgütü üyesi olmamalar›na ra¤men terör örgütü propagandas› yapmak, suçu ve suçluyu övmek” ibareleri yer al›rken iddianamenin “terör örgütü üyesi olmak, suçu ve suçluyu övmek” olarak de¤ifltirilmesi, düzenlenen operasyonun bas›n aç›klamas›na dayanmad›¤›n› gösterdi. (Ankara)


10

13-26 Temmuz 2007

78

Bu kez Ulucanlar’›n kendisi tutsak, baflta eski tutsaklar olmak üzere herkes bir ziyaretçiydi. Herkesin gözlerinde bir hüzün, bir merak, bir aray›fl vard› sanki. Herkes geçmifle dair bir fleyler ar›yordu, duvara kaz›nm›fl küçük bir not, yere düflmüfl bir resim, bir an›, belki bir kan damlas›…

Kanla yaz›lan tarihe dokunmak...

Her yap› gibi duvarlardan, pencerelerden, demir parmakl›klardan olufluyor buras› da… Ama burada demir parmakl›klar d›flar›dan içeriyi korumak, d›flar›dan içeri girilmesini engellemek için de¤il; “d›flar›y› içeriden korumak”, içeridekinin d›flar› ç›kmas›n› engellemek için yap›lm›fl… Buras› bir hapishane, bir zindan… Buras› Ulucanlar Hapishanesi… Onbinlerce misafiri, zorunlu konu¤u geçti bu hücrelerden, ko¤ufllardan. Onbinlerce çift ayak voltalad› havaland›rmalar›nda, onbinlerce yürek ac›d› sevdiklere, özgürlü¤e olan özlemle. Onbinlerce uçurtma uçuruldu, göz mesafesi kadar yak›n Ankara Kalesi’nden ve onbinlerce uçurtma vuruldu içeriden, d›flar›dan. Onbinlerce zihne birer an› oldu… Zaman›nda atlar›n konuldu¤u bir yer olarak infla edilmifl olsa da, egemenler onlarca y›llard›r buray› politik, adli tutuklular› hapsettikleri yer olarak kullan›yordu. Yani her ne sebeple olursa olsun “devletin eline düflmüfl” kifliye verilen de¤eri buradan dahi anlayabilirdik. Ama bofl verin bunlar›, bunlar “ayd›nca” lafazanl›klar olarak bir yerde kals›n! Biz Ulucanlar’› moda deyimle “ünlü misafirleriyle”, Deniz Gezmifller, Erdal Eren vd. birçok devrimcinin idam karar›n›n uyguland›¤› yer olmas›yla, 1999 katliam›nda yitirdi¤imiz 10 devrimci ve komünist tutsakla, kanl› 2000 Hapishaneler Katliam Ope-

rasyonu’yla tarihimizin önemli bir parças›na yazd›k, Türkiye devrimci hareketi olarak. Bugün bu hapishanede siyasi tutsak bulunmuyor. (Çünkü hepsi F Tipi hapishanelerde.) Adli tutuklular›n say›s› ise oldukça az. Yani Ulucanlar’da art›k sadece an›lar ikamet ediyor. Haziran ay› sonuna kadar iki haftal›k süreçte ise “Cezaevinde flenlik var”d›. TMMOB ve Ankara Barosu taraf›ndan gerçeklefltirilen bir projeyle söylefliler, film gösterimleri vb. birçok etkinlik düzenlendi. TMMOB ve Baro belki yaflanm›fl bir sürecin a¤›rl›¤›n› bir flenlikle hafifletmek istiyorlard›, belki bir tarihi –üstelik kanla yaz›lan›ndan bir tarihi- kapatmak istiyorlard›. Amaçlar› her ne olursa olsun, bu onbefl günlük süreçte Ulucanlar belki de tarihinin en kalabal›k görüfllerine sahne oldu. Bu kez ziyaret edilen ne bir efl, ne bir kardefl ne de bir yoldaflt›. Bu kez Ulucanlar’›n kendisi tutsak, baflta eski tutsaklar olmak üzere herkes bir ziyaretçiydi. Herkesin gözlerinde bir hüzün, bir merak, bir aray›fl vard› sanki. Herkes geçmifle dair bir fleyler ar›yordu, duvara kaz›nm›fl küçük bir not, yere düflmüfl bir resim, bir an›, belki bir kan damlas›… Biz de öyle yapt›k Ulucanlar ziyaretimizde. Ziyaretçiler eflleri, çocuklar›, dostlar›, yoldafllar›yla gelmiflti görüfle. Heyecanla anlat›yorlar her bir köfleye sinmifl an›lar›n›, nerede ne yapt›klar›n› gösteriyorlar. Önce kad›nlar ko¤uflundan bafllad›k ziyarete. Buradaki zorunlu misafirli¤imizi yâd ederek… “Havaland›rma ne kadar da küçükmüfl; biz burada m› en ‘sert, çekiflmeli’ voleybol maçlar›n› yap›yorduk? Buray› m› arfl›nlaya arfl›nlaya bitiremiyorduk voltada? Tuvalet, banyo ve mutfak bu kadar m› döküntüydü?” ‹çeride olmakla, d›flar›dan bakmak gerçek-

‹dam edilerek katledilen devrimcilerin en son gördükleri, gözlerinin en son de¤di¤i yerlere de¤iyor bizim dolu gözlerimiz de. Son hayk›r›fllar› dolduruyor kulaklar›m›z›.

ten de ne kadar farkl›ym›fl. ‹çerideki devrimci tutsak ço¤u zaman görüfl gününde ailesinin, dostlar›n›n gözlerindeki hüzne, hatta bazen gizlenmeye çal›fl›lan “ac›ma” hissine anlam veremez. Demek ki nedeni buymufl. Asker kulelerinden havaland›rmaya bakmak daha bir ilginç. Hep merak ederdim, oradan nas›l görünüyoruz diye… Labirent içindeki fareler gibi mi? Orada insanlar›n varl›¤›n› hayal etti¤imde fareleri de¤il pek tabi ki; direngen, dört duvar aras›nda dahi umudunu, neflesini yitirmeyen, tüm grili¤i yeflile boyayan insanlar gördüm. 1993’te adli bir davadan çocuk ko¤uflunda kalm›fl biri ve ailesiyle karfl›lafl›yoruz. “Uçurtmay› Vurmas›nlar” filminden herkesin de bildi¤i merdivenleri soruyor, “burada di¤er k›s›mlara aç›lan merdiven yok muydu” diye. Vard› tabi ki, Ulucanlar katliam›na kadar. Anlat›yoruz katliam› ve daha sonras›nda buradaki merdivenin iptal edildi¤ini. Gözlerimizdeki hüzünler bulufluyor bu eski tutukluyla. Di¤er tarafa, Denizlerin idam edildi¤i dara¤ac›n›n kuruldu¤u avluya geçiyoruz. Yaz›lardan, foto¤raflardan, fliirlerden okudu¤umuz a¤ac›n alt›nday›z iflte biz de. ‹dam edilerek katledilen devrimcilerin en son gördükleri, gözlerinin en son de¤di¤i yerlere de¤iyor bizim dolu gözlerimiz de. Son hayk›r›fllar› dolduruyor kulaklar›m›z›. Bu s›rada yap›lan söyleflide Halit Çelenk’e kulak veriyoruz ve 78’liler Derne¤i’nin bir hücrede yapt›¤› ve idam edilenlerin son mektuplar›n›n yer ald›¤› sergiyi geziyoruz. Tüm sözlerde ortak nokta olarak yapt›klar›ndan piflman olmamak, hakl›l›¤›na ve meflrulu¤una olan büyük güven var. Bizim için ayr› bir önemi olan, erkek yoldafllar›m›z›n kald›¤› ve katliam›n oldu¤u ko¤ufllar› aramaya bafll›yoruz. TMMOB’un elimizdeki broflüründeki krokiden bir fley anlayamadan her girdi¤imiz k›s›mda buras› bahsi geçen hamamlar m› acaba? Buras› kaç›nc› ko¤ufl? diye yorumlar yap›p, sorular soruyoruz kendi kendimize. Ama iflin içinden ç›kmak zor. Her yer labirent gibi. Kendi aralar›ndaki konuflmalardan burada kald›klar›n› tahmin ettiklerimizin yan›na gidip onlara sorup duruyoruz. Uzun u¤rafllardan sonra 4. ve 5. ko¤ufllar› buluyoruz. Duvarlar›na dokunuyoruz, görüfl yerlerini geziyoruz, hamamlara bak›yoruz. Okudu¤umuz onlarca

anlat›dan yaflananlar gözümüzde canlan›yor. 4. ko¤uflun havaland›rmas›nda gezinirken “Halil yoldafl tam burada m› katledildi?”, “Ümit burada m› yaraland›?”, “‹smet ve Habib bu hamamda m› iflkenceyle katledildi?” vb. vb. sorular› dolafl›yor beynimizde. Sorular›m›za o an için yan›t bulmak imkans›z. “Kanla yaz›lan tarih silinmez” slogan›n› ar›yor gözlerimiz, bile bile bulman›n mümkün olmad›¤›n›. Savafl’›, Nihat’›, Fadime’yi onlarca yoldafl›m›z› düflünüyoruz. Onlar›n da bu f›rsat› olsayd›, buraya gelebilselerdi. Onlar da dokunabilselerdi kanla yaz›lan/yazd›klar› tarihimize, t›pk› bizim yapt›¤›m›z gibi… (Bir ‹flçi köylü okuru)

ESP’li Serkan Akkufl tutukland›

Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü önünde 1 Temmuz’da gözalt›na al›nan ESP üyesi Serkan Akkufl’un 3 Temmuz günü ç›kar›ld›¤› mahkemece tutuklanmas› Yüksel Caddesi’nde yap›lan aç›klama ile protesto edildi. Dosyas›na gizlilik karar› konulan ve 11. A¤›r Ceza Mahkemesi taraf›ndan ‘MLKP’ye üyelik’ iddias› ile tutuklanan Akkufl’a destek için “Komplolar sökmedi sökmeyecek”, “ESP susmad› susmayacak” sloganlar› at›ld›. ESP ad›na aç›klama yapan Muharrem Demirk›ran, anti-demokratik TMY ile polisin yetkisini art›ran yasalar›n bu uygulama ile bir kez daha ortaya (Ankara) ç›kt›¤›n› söyledi.


11

78

13-26 Temmuz 2007

Katlanarak büyüyen iflkence; “TECR‹T” Hapishanelerde tecrit iflkencesi sürüyor! Faflist devlet taraf›ndan 19 Aral›k 2000 tarihinde gerçeklefltirilen ve çok say›da tutsa¤›n ölmesine ve yaralanmas›na neden olan katliamla bafllayan F tipi tecrit sald›r›s› sürüyor. Bu sald›r›ya karfl› devrimci tutsaklarla dayan›flmak ve faflist devleti uyarmak amac› ile bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. 30 Haziran Cumartesi günü ö¤len saatlerinde Taksim Tramvay Dura¤›’nda bir araya gelen DHP, ÖMP, Odak, Partizan, HÖC ve ESP bir bas›n aç›klamas› yapt›. “Hapishanelerde tecrit iflkencesi sürüyor, tecride son!” pankart›n›n aç›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda “Tecrit iflkencedir, tecride son”, “Devrimci irade teslim al›namaz”, “Tretmana ve disiplin cezalar›na son”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” vb. dövizler aç›larak sloganlar hayk›r›ld›. Kitle ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›nda hapishanelerde tecride karfl› direniflte 122 insan›n yaflam›n› yitirdi¤i belirtilerek, son olarak, Av. Behiç Aflç› ve di¤er iki Ölüm

Orucu direniflçisinin sürdürdü¤ü Ölüm Orucu eyleminin son bulmas›na vesile olan Adalet Bakanl›¤›’n›n yay›nlad›¤› genelgenin uygulanmad›¤› vurguland›. Genelgenin sadece iki hapishanede uyguland›¤›n›n belirtildi¤i aç›klamada, genelgenin çeflitli gerekçelerle uygulanmamas›n›n hukuksuzluk örne¤i oldu¤unun alt› çizildi. Aç›klamada ayr›ca hapishanelerde hasta tutsaklar›n tedavi koflullar›n›n

olmad›¤› ve sevklerin ise keyfi olarak engellendi¤i belirtilerek, mesane kanseri olan Erol Zavar baflta olmak üzere hasta tutsaklar›n serbest b›rak›larak tedavilerinin yap›lmas› istendi. (‹stanbul)

Cezalarla “tecrit içinde tecrit”... Bolu F Tipi Hapishanesi’nde tutulan, TKP/ML dava tutsa¤› Taylan Balatac›, ga-

zetemize gönderdi¤i faksla yaflad›klar›n› anlatt›. Balatac› keyfi aramalarla sürekli karfl› karfl›ya b›rak›ld›klar›n›, ancak buna sessiz kalmayarak slogan att›klar› için, idare taraf›ndan kendilerine soruflturmalar aç›ld›¤›n› belirtiyor. Bu nedenle kendisine iki soruflturma aç›ld›¤›n›, ilk soruflturmadan 1 ayl›k haberleflme yasa¤› ve yine bir ayl›k aç›k görüfl yapmama cezas› verildi¤ini, ikinci soruflturmadan da ilk soruflturmadan verilen cezan›n bitiminden sonra ceza verildi¤ini belirtiyor. Balatac›, birçok tutsa¤›n bu ve buna benzer ceza ve uygulamalara maruz kald›¤›n›n alt›n› çiziyor. Gazetemizin kendilerine verilmesinde sürekli sorunla karfl›laflt›klar›n› belirten Balatac›, ‹flçi-köylü gazetesinin 73. say›s›n›n hapishanelerle ilgili yaz›lara yer verilen “Halk›n Gündemi” sayfas›n›n “Hapishanenin güvenli¤ini tehlikeye sokuyor” gerekçesi ile kesilerek verilmedi¤ini ve ayr›ca 71. ve 72. say›lar›n kendilerine verilmedi¤ini ifade ediyor. (‹stanbul)

Hepimiz tan›¤›z, adalet istiyoruz! dile getirildi. Hrant’› katleden karanl›k güçlerin ve iliflkilerinin a盤a ç›kart›lmas›n›n istendi¤i aç›klamada, son olarak, her fleye ra¤men bir gün bu ülkede, “korkunun de¤il umudun, düflmanl›¤›n de¤il sevginin, savafl›n de¤il bar›fl›n kazanaca¤›n› biliyoruz” denildi. Aç›klamadan sonra Hrant Dink katliam›Faflist sistemi ve bu sistemin kurumlar›n›; yapt›¤› araflt›rmalarla, düflündükleri, yazd›klar› ve söyledikleri ile köfleye s›k›flt›ran, bu sistemin, ›rkç›, kafatasç›, milliyetçi ideolojisine küçük de olsa darbeler vuran ve bu nedenle birçok sistem muhalifi gibi, 19 Ocak 2007 günü bu sistemin bilinen güçlerince katledilen Ermeni gazeteci ve ayd›n Hrant Dink’in öldürülmesine iliflkin dava 2 Temmuz Pazartesi günü, ‹stanbul 14. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde bafllad›. Çok say›da yerli ve yabanc› gazetecinin izledi¤i dava öncesinde ve s›ras›nda demokratik kitle örgütü üyesi, siyasi parti, sendika ve dernek temsilcisi ve yöneticisinin aralar›nda bulundu¤u binlerce kifli, Befliktafl Barbaros Park›’nda toplanarak, katliam›n tüm yönleri ve ba¤lant›lar› ile a盤a ç›kar›larak, katliam›n gerçek faillerinin bulunup yarg›lanmas›n› istedi. Kitle, “Hepimiz Tan›¤›z, Adalet ‹stiyoruz” yaz›l› Hrant Dink Davas›n› ‹zleme Koordinasyonu imzal› pankart açt›. “Hepimiz Hrant’›z, Hepimiz Ermeniyiz” yaz›l› dövizler tafl›yan kitle toplanma s›ras›nda

s›k s›k “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Hepimiz Hrant’›z hepimiz Ermeniyiz” sloganlar›n› att›. Hrant Dink’in efli Rakel Dink ve k›z› duruflmaya girmeden önce u¤rad›¤› meydanda, kitle taraf›ndan alk›fllarla karfl›land›. Rakel Dink’in alandan ayr›lmas›ndan sonra kitle taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Yap›lan bas›n aç›klamas›nda, bafllayan davan›n tan›¤›, ma¤duru ve takipçisi olundu¤u belirtilerek, adaletin yerini bulmas› istemi

Beyo¤lu’nda iflkence var! ‹HD ‹stanbul fiubesi son aylarda polisin Beyo¤lu’ndaki insan haklar› ihlaline dikkat çekmek amac›yla bir bas›n aç›klamas› yapt›. 29 Haziran Cuma günü saat 13.00’te flube binas›nda gerçekleflen aç›klamada

n›n ayd›nlat›lmas› talebi ile alanda bulunanlara yöneltti¤imiz, Hrant Dink’in katledilmesinden bugüne kadarki süreci ve bu dava sürecinin de¤erlendirilmesini içeren sorulara verilen cevaplar as›l sorumlular›n kimler oldu¤u noktas›nda kat›l›mc›lar›n bilinçlerinin aç›k oldu¤unu ortaya koyuyordu. (‹stanbul)

Doktorlar hakk›nda suç duyurusu Erzincan’da 18 Nisan’da ç›kan bir çat›flma an›nda kamyonetiyle geçerken askerlerin atefl açmas› sonucu yaralanan ve kald›r›ld›¤› Erzincan, Erzurum ve Trabzon Devlet Hastanelerinde doktorlar›n “biz terörist tedavi etmeyiz, buPolis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nun gündeme gelmesinden önce yaflanan hak ihlallerinin zaten kayg› verici boyutta oldu¤u, kanunun yasalaflmas›yla polisin daha rahat hareket edece¤i ifade edildi. ‹stanbul fiube taraf›ndan haz›rlanan rapora göre son aylarda polisin Beyo¤lu’nda yüzlerce insan› keyfi bir flekilde durdurarak gözalt›na ald›¤›, sokak ortas›nda dövdü¤ü ve gözalt›nda iflkence yapt›¤› belirtildi. (‹stanbul)

nu hayvan hastanesine götürün” diyerek tedavi etmedi¤i Hasan Metin, yaral› bir halde Erzurum H Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tek kiflilik bir odada tutuluyor. Metin’in hastane ve hapishanede karfl›laflt›¤› duruma iliflkin ‹HD Tunceli Temsilcili¤i, Trabzon Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na baflvurarak, Metin’i tedavi etmeyen doktorlar hakk›nda suç duyurusunda bulundu. ‹HD Tunceli Temsilcisi Av. Bar›fl Y›ld›r›m, Hipokrat yemini etmifl doktorlar›n kim olursa olsun her hastay› tedavi etmesi gerekti¤ini belirterek, görevini yapmayan doktorlar hakk›nda ‘Görevi kötüye kullanmak’ suçundan Trabzon Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na suç duyuru(H. Merkezi) sunda bulundu.


12

13-26 Temmuz 2007

78

“Birlik olal›m, yand›kça ço¤alal›m!

2 Temmuz Pazartesi günü, 14 y›l önce Sivas Mad›mak Katliam›’nda yaflam›n› yitiren ayd›nlar, ‹stanbul’da ve ülkenin birçok ilinde yap›lan bir dizi etkinlik ile an›larak, Sivas katliam›n›n unutulmad›¤› bir kere daha gösterildi. Zincirlikuyu ve Karacaahmet Mezarl›klar›nda yap›lan anmalar›n ard›ndan saat 18:00’de, Kad›köy ‹skele Meydan›’nda kitlesel bir miting düzenlendi. Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i’nin ça¤r›s›yla bir araya gelen onlarca sendika, siyasi parti ve platform, Sivas flehitlerini and›. Gündüz saatlerinde önce Zincirlikuyu’da Nesimi Çimen’in ard›ndan Karacaahmet’te As›m Bezirci’nin mezarlar› bafl›nda anmalar yap›ld›. Mezar anmas›n›n ard›ndan Karacaahmet’ten Haydarpafla Numune Hastanesi’ne yürünerek, miting için biraraya toplanan kitle ile birleflildi. Burada kortejler oluflturan kitle, Sivas flehitlerinin resimlerini tafl›d›, sloganlarla Kad›köy

i Mahalles s › y a M 1

Sivas katliam›n›n 14. y›ldönümü dolay›s›yla 1 Temmuz Pazar günü Ümraniye 1 May›s Mahallesi’nde bir anma etkinli¤i yap›ld›. 1 May›s Mahallesi halk› Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Ümraniye fiubesi’nde yap›lan anma etkinli¤inde bir araya geldi. 500’ü aflk›n kiflinin kat›ld›¤› etkinlikte, Sivas’ta katliama seyirci kalanlara tepki ve devlete öfke vard›. Partizan, PSAKD Ümraniye fiubesi, Güzellefltirme Derne¤i, ESP, DTP, SDP, DHP’nin de aralar›nda bulundu¤u kurumlar taraf›ndan örgütlenen anma etkinli¤inde türküler, fliirler ve semahlar Sivas’ta katledilenler an›s›na sergilendi. Tiyatro gösteriminin de yer ald›¤› etkinlikte BEKSAV taraf›ndan haz›rlanan sinevizyon gösterimi gerçeklefltirildi. Kurumlar ad›na yap›lan ortak aç›klamay› Ekrem K›z›lda¤ okudu. Egemenlerin ›rkç› “tek dil, tek din, tek bayrak” anlay›fl› ile farkl› görüfl ve mezhepleri ezdi¤ini dile getiren K›z›lda¤, Marafl, Çorum, Sivas, Gazi, Ümraniye ve 19 Aral›k katliamlar›n› hat›rlatt›. Darbeci generallerin siyasi sözcülü¤ünü yapan CHP’yi elefltiren ve seçimlerde oy vermeme ça¤r›s›nda bulunulan etkinlikte, PSAKD Ümraniye fiube Baflkan› da bir konuflma yapt›. Konuflmalar›n ard›ndan müzik dinletileri, semah ile devam eden etkinlikte, Tiyatro Kaktüs de Sivas’› konu alan bir oyun ile sahne ald›. Anmada s›k s›k “Sivas’›n hesab› sorulacak”, “Sivas flehitleri ölümsüzdür” vb. sloganlar at›ld›. (Kartal)

‹skele Meydan›’na yürüdü. Yürüyüfl s›ras›nda, yol boyunca yer alan MHP ve AKP afiflleri sökülerek, Sivas’ta yakan egemenlere yönelik tepki gösterildi.

“Umut seçimlerde de¤il” Mitinge “Kahrolsun patron a¤a devleti”, “Umut seçimlerde de¤il, demokratik halk iktidar›nda” yaz›l› pankartlar›yla kat›lan Partizan, seçimleri boykot ça¤r›s› yaparak, “Oy verme oyuna gelme”, “Çözüm seçimde de¤il, devrimdedir” vb. sloganlar, boykot ça¤r›s› yapan pullamalarla yürüdü. Mitinge kat›lan kurumlar ad›na Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Merkez Yürütme Kurulu üyesi Erdal Y›ld›r›m ortak bir aç›klama yapt›. Sivas’ta yak›larak katledilenlerin demokrat ve muhalif ayd›nlar oldu¤una dikkat çeken Y›ld›r›m, Sivas Katliam›’n›n, Marafl, Çorum, Gazi, 19 Aral›k, fiemdin-

Malatya

Partizan, DHP, ESP, ‹HD, Tek G›da-‹fl, EMEP, DTP, SES ve TKP yapt›klar› meflaleli yürüyüflle Sivas kat-

li, Hrant Dink cinayeti ve Trabzon ile Malatya’daki sald›r›lardan fark› olmad›¤›n› belirtti. Y›ld›r›m, bütün bu ›rkç› sald›r›lar›n ötekilefltirilenlere yönelik oldu¤una dikkat çekti ve “asla unutulmayacak ve unutturmayaca¤›m›z bir katliamd›r Sivas Mad›mak” diyerek, ›rkç› flovenist sald›r›lara son verilmesini istedi. TMY gibi bask›c› yasalara da konuflmas›nda yer veren Y›ld›r›m, zorunlu din derslerinin ve Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›’n›n la¤vedilmesini ve Mad›mak Oteli’nin müze yap›lmas›n› istedi. Türkiye Yazarlar Sendikas› ad›na yap›lan konuflman›n ard›ndan, Sivas flehitlerinin aileleri ad›na bir konuflma yapan Nesimi Çimen’in efli Bahriye Çimen, Mad›mak Oteli’nin et lokantas› yap›lmas›na tepki gösterdi. Çimen, “Mad›mak Oteli kebap dükkan› yap›l›yor, Mad›mak’› müze yapmak çok mu zor? Birlik olal›m, yand›kça ço¤alal›m” diye konufltu. Semah gösterisinin yer ald›¤› miting, Vardiya Müzik Grubu ve Grup Munzur’un söyledi¤i ezgilerle sona erdi. Mitingi Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i ‹stanbul fiubelerinin yan›s›ra, Partizan, ESP, DHP vd. devrimci kurumlar D‹SK Genel Merkezi, Genel-‹fl, Emekli-Sen, E¤itim-Sen vd. sendikalar ve ‹HD, TUDEF, ÇHD gibi demokratik kurumlar örgütledi. (Kartal)

liam› k›nad›. Malatya’da Kemal Özalper ‹lkö¤retim Okulu’nun önünden Umut K›raathanesi’nin önüne kadar yolu tek yönlü trafi¤e kapatan kitle “Sivas katliam›n› unutmad›k, unutturmayaca¤›z” pankart›n› açarak sloganlarla yürüyüfle geçti. Kitle s›k s›k “Dün Marafl’ta bugün Sivas’ta çözüm faflizme karfl› savaflta”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” sloganlar›n› att›. Eylem yerine ulaflan kitle ad›na bas›n aç›klamas› yap›ld›. Ayr›ca programda olmamas›na ra¤men Malatya ba¤›ms›z milletvekili aday› da k›sa bir konuflma yapt›. Kitle, at›lan sloganlar›n ard›ndan eylemi sona erdirdi. (Malatya YDG)

Gülsuyu Gülsuyu’nda 2 Temmuz Pazartesi akflam› yap›lan bir yürüyüflle Sivas flehitleri an›ld›, katliam lanetlendi. Gülsuyu son durakta bir araya gelen çeflitli kurum ve siyasi partiler, Sivas flehitlerini anmak, katliam› lanetlemek için Heykel Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Oldukça coflkulu ve katliama öfke dolu geçen yürüyüflü örgütleyen Partizan, BDSP, ESP, DHP, Proleter Devrimci Durufl ve Devrimci Komünistler ad›na bir aç›klama yap›ld›. Bu kanl› vahfletin üstünden 14 y›l geçmesine ra¤men hala katliam› gerçeklefltirenlerin kimler-

den talimat ald›¤›na dair karanl›k kalan bir yan›n bulundu¤u belirtilen aç›klamada, katliam›n bizzat devlet taraf›ndan organize edildi¤inin gün gibi aç›k oldu¤unu ifade edildi. Ayr›ca “Sivas’ta yak›lanlar halkt›, iflçi-emekçilerdi, devrimcilerdi, demokratlard›, ayd›nlard›, bu düzenin muhalifleriydi. ‹flte bu nedenle katliam› Alevilerle s›n›rlamak, buna göre tav›r belirlemek do¤ru de¤ildir” denildi. Aç›klaman›n ard›ndan Sivas flehitleri ve tüm devrim flehitleri ad›na sayg› duruflunda bulunuldu. Yap›lan fliir dinletisinin ard›n(Kartal) dan eylem sona erdi.

Sar›gazi Her y›l oldu¤u gibi, bu y›l da ülkenin dört bir yan›nda düzenlenen 2 Temmuz anmalar›n›n biri de 1 Temmuz akflam› Sar›gazi’de gerçekleflti. Partizan, DHP, ESP, Mücadele Birli¤i, Odak, Toplumsal-Der gibi kurumlar›n ortak organize etti¤i etkinlik, saat 19:00’da, Demokrasi Caddesi’nin bitiminde bulunan Vatan ‹lkö¤retim Okulu önünde toplanan kitlenin, kortejler oluflturarak yürüyüfle geçmesiyle bafllad›. Say›lar› 500’ün üzerinde olan kitle, yol boyunca s›k s›k “Katil devlet, hesap verecek!”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Kahrolsun faflizm, yaflas›n mücadelemiz” sloganlar›n› hayk›rarak, Demokrasi Caddesi boyunca yürüdü. Etrafta bulunan halk›n alk›fllarla destek verdi¤i yürüyüfl Naz›m Hikmet Park›’na kadar sürdü. Park›n içinde küçük bir program gerçeklefltirildi. Program, Sivas’ta flehit düflenler flahs›nda yap›lan sayg› durufluyla bafllad› ve günün içeri¤ine iliflkin yap›lan bir konuflmayla sürdü. Kitle ad›na yap›lan konuflmada, Sivas’›n, devletin Osmanl›’dan ald›¤› katliam gelene¤inin bir devam› oldu¤u, genifl kitleler içinde korku ve panik yaratmak amac›yla gerici-faflist güçlerin k›flk›rt›lmas›yla hayata geçirildi¤i, ancak tüm bu çabalara ra¤men yüz binlerin Sivas’ta yak›lanlar için soka¤a döküldü¤ü vurguland›. Konuflmada ayr›ca, bugün büyük bir kriz içinde olan egemen güçlerin benzer senaryolar› sahnelemeye çal›flt›¤› ve bunun için de faflist güruhlar eliyle linç giriflimlerine baflvurdu¤u belirtilerek, tüm bu giriflimleri bofla ç›karman›n tek yolunun örgütlü mücadeleden geçti¤inin alt› çizildi. Etkinlik, Sivas flehitleri an›s›na okunan “Senin de da¤lar›n var Sivas” fliiriyle sürdü. fiiirin okunmas›ndan sonra, çal›flmalar›n› Ay›fl›¤› Kültür Merkezi’nde sürdüren “Eme¤e Ezgi” müzik grubu k›sa bir dinleti sundu. Kitlenin s›k s›k sloganlar atarak öfkesini d›fla vurdu¤u etkinlik, Pir Sultan Kültür Merkezi Müzik Grubu’nun söyledi¤i ezgilerin ard›ndan (Kartal) sona erdi.


13

78

13-26 Temmuz 2007

fiimdi ne yapmal›? De¤erli kardefllerim. Bizler istemesek de birileri Türkiye’yi seçim sürecine sürükledi. Art›k de¤iflik dedelerden, ninelerden masal dinler gibi aylar boyunca vaatler dinleyece¤iz. Öyle yalanlar söyleyecekler ki, bizleri bir hayal ülkesine götürecekler. Öyle bir ülke tablosu çizecekler ki, ne iflsizlik kalacak, ne yoksulluk… Hastanelerde, bankalarda kuyruk kalmayacak… Yani onlar on y›llard›r bizlere söylenen yalanlar› tekrarlayacaklar. Bizler de her partinin düzenledi¤i mitinglere kat›lacak, onlar› alk›fllayacak, “Bravo, yafla” diye tezahürat yapaca¤›z. Derken süreç bitecek ve bizler kendimize göre, bizlere en tatl› masallar› anlatan parti liderine oyumuzu verece¤iz. Sonra bafllayaca¤›z beklemeye. En çok oyu alan parti, hükümeti kuracak. Ve befl y›l boyunca bizleri yönetmeye bafllayacak. Bu süreç boyunca tüm görsel ve yaz›l› medya yeni hükümeti kuran partiyi ve bafl›ndaki liderini öyle bir destekleyecek ki bizler ne kadar do¤ru bir seçim yapt›¤›m›za inanacak ve kendimizle gurur duyaca¤›z.

Emperyalistlerin kendi ç›karlar›n› korumak ve sürdürmek için insanlar› kand›rd›klar› ve oyalad›klar› bir seçim dönemine daha girdik. ‹flçileri, köylüleri, ö¤rencileri ve ezilen bütün halklar› sömüre bildikleri kadar sömüren, köylüyü tohumsuz, topraks›z, paras›z b›rakan iflçilerin demokratik haklar›n› insafs›zca çalan, insan de¤eri bile vermeyen, en ufak bir hak aray›fl›nda dahi kap› d›flar› eden. Kürt, Ermeni, Rum, halk›n› ve Alevileri yok sayan soyk›r›mlarla sindirmeye çal›flan emperyalist uflaklar flimdide utanmadan yaflanan onca hak gasplar›n›n ve vahfletin sorumlusu kendileri de¤ilmifl gibi oy istemek için kap›m›z› çal›yorlar. Asl›nda hepsinin de amac› ayn›, sadece ve sadece kendi ç›karlar›n› korumakt›r. Ama art›k buna bir dur demenin vakti geliyor da geçiyor bile, art›k yeter biz deri iflçileri olarak bu yalanlar› dinlemek istemiyoruz. Her fleyi gördük ve yaflad›k kimin dost kimin düflman oldu¤unu çok iyi biliyoruz. Biz y›llarca Türk-Kürt, Alevi-Sunni ve di¤er farkl› kimlik ve inançtan olan iflçiler hep beraber çal›flt›k. Sorunlar›m›zda çözümleri de ayn›, yaflam koflullar›n›n birbirinden hiçbir fark› yoktur, ne bir eksik ne bir fazla. ‹flyerlerinde ayn› sömürülere maruz kal›yoruz, patronlar iflçileri sömürürken hangi inançtan ve hangi kimlikten oldu¤umu-

H

epimiz el ele, omuz omuza yan yana, birlikte Demokratik Ba¤›ms›z Türkiye fliar›yla mücadele etmeliyiz. Bu u¤urda bedel ödeyenlerin yolunda iflçi s›n›f› ve yi¤it ö¤rencilerimizle bedel ödemeyi de göze alarak aya¤a kalkal›m ve yönetilen de¤il yöneten olal›m. Günler geçecek, aylar geçecek, sonra y›llar geçecek ama bizler aç›s›ndan bir fley de¤iflmeyecek. Sonra evlerde, kahvelerde, sokaklarda tart›flmaya bafllayaca¤›z. Kimimiz “ellerim k›r›lsayd› da oy vermeseydim”, kimimiz “bunlar daha yeni geldi hükümete, biraz sabredelim” diyece¤iz. Sonra bakaca¤›z ki bunlar›n da di¤erlerinden fark› yokmufl. Sonra bunlar› yere gö¤e s›¤d›ramayan medya da k›y›s›ndan köflesinden bunlar›n yolsuzluklar›n› anlatmaya, yazmaya bafllayacak. Derken befl y›la yaklaflan iktidar›n› yerden yere vuracak.

Ve bizlere yeni bir lider veya parti empoze etmeye bafllayacaklar. Bizler de yeni bir seçimde yeni bir lidere oyumuzu vermek üzere beklemeye bafllayaca¤›z. De¤erli kardefllerim; bizler bu masallar› dinleyip çocuklar gibi uyumaya mahkûm olmamal›y›z. Onlar› iyi takip edin. Her biri çok iyi ajitasyon çeker. Ama hiçbiri ne seçim meydanlar›nda ne de parti programlar›nda ABD ve AB emperyalizmine karfl› yada ‹srail Siyonizmine karfl› tav›r alamaz. Memleketin 28 bölgesinden Amerikan üslerini kapa-

taca¤›z diyemez. Dünya halklar›na kan kusturan savafl makinesi NATO’dan ç›kaca¤›z diyemez. IMF ve Dünya Bankas›’n›n programlar›n› uygulamayaca¤›z diyemez. Banka hortumlayanlar›n mal varl›klar›na el koyaca¤›z diyemez. Susurluk’ta, fiemdinli’de ortaya saç›lan çetelerden hesap soraca¤›z diyemez. Kahramanmarafllar›n, Çorumlar›n, Mad›maklar›n, 1977 1 May›s’›n›n hesab›n› soramaz. K›sacas› de¤erli dostlar; bizler bu seçim aldatmacas›na alet olmaya mecbur de¤iliz. Baflka bir dünya mümkün! Hepimiz el ele, omuz omuza yan yana, birlikte Demokratik Ba¤›ms›z Türkiye fliar›yla mücadele etmeliyiz. Bu u¤urda bedel ödeyenlerin yolunda iflçi s›n›f› ve yi¤it ö¤rencilerimizle bedel ödemeyi de göze alarak aya¤a kalkal›m ve yönetilen de¤il yöneten olal›m. Hepinizi sevgi ve sayg›yla selaml›yorum. Tuzla’dan emekli deri iflçisi Zeki Vergili

Deri iflçilerinin seçimlerdeki tavr› üzerine… za bakm›yor. Yaflad›¤›m›z semtlerde de durumumuz gene ayn›. Y›llarca birlikte örgütlenip mücadele ettik, bizim bu birlikteli¤imiz onlar› çok rahats›z ediyor. Bugün ülkeyi sömüren, halk› ezen zihniyet farkl› flekillerde karfl›m›za ç›k›p, bizi parçalay›p bölmenin yollar›n› ar›yor. Mezarda emeklilik yasas› ç›kt›¤›nda, binlerce iflçi özellefltirmelerle ifliz b›rak›ld›¤›nda, asgari ücret 416 YTL.oldu¤unda hiç sesini ç›karmayan milyonlar, fleriat geliyor yalanlar›yla korkular›ndan alanlara doldular. Bu sayede Alevi-Sunni, laik-gerici kamplaflmay› oluflturdular. Halk›n büyük bir k›sm› bu kamplaflmaya ortak olmufl durumdad›r. Di¤er tarafta Kürt halk›n› tamamen sindirmeyi ve yok etmeyi düflünen ayn› zihniyet, do¤u bölgelerinden gelen asker cenazeleri üzerinden siyasi propa-

ganda yaparak, halk›n üzerinde Kürt düflmanl›¤› yarat›yor. Kürtlere karfl› yap›lan her türlü zulüm ve iflkenceyi utanmadan aç›kça yapabiliyor. Emperyalistlerin eliyle ülkede oluflan kamplaflma her yerde etkisini gösteriyor. ‹flçilerle konufltu¤umuz zaman hepside asl›nda hiçbir partiye oy vermek istemiyor. Ama ne yaz›k ki fleriat, terör v.b. gibi tehlikelerin oldu¤unu ve bunun tek çözümünün de o partilere oy vermekte oldu¤unu söylüyorlar. Faflist darbeci sistem iflçileri sindirdi¤inden, devletin üst kademelerinde ve derinliklerinde neler olup bitiyor bilmiyorlar, bunu sorgulad›klar›nda ise hemen susturuluyorlar. Bizim bildi¤imiz bir gerçek var, o da ne muhalefet ne iktidar nede di¤er faflist burjuva partileri. Hiç biride bunlara karfl› de¤iller, hepside bunu çok iyi bir si-

yasi malzeme olarak kulland›klar› için böyle sorunlar› kendileri her zaman farkl› flekillerde karfl›m›za ç›kar›p kullan›rlar. Bizlere de kendi as›l sorunlar›m›z› unutturmaya çal›fl›yorlar. Öte taraftan faflist burjuva partilerine alternatif olarak seçime kat›lan sosyalist ve ba¤›ms›z adaylar› seçime dahil etmemek için her konuda bir gecede anlaflabiliyorlar. Ba¤›ms›z adaylara oy verecek olan iflçi ve köylü seçmenlere ise flimdiden bask› yapmaya bafllad›lar. Geçmiflte DEP’in eski milletvekillerine yapm›fl olduklar› sald›rgan tutumu bugünde ayn› flekilde yapacaklar›n›n ifadesidir. Bu demek oluyor ki faflist burjuva, iflçilerin, emekçilerin ve Kürtlerin temsilcilerinin meclise girmelerini istemiyor. Yani iflçilerin mecliste söz hakk› yoktur, onlar istiyorlar ki kendi demokrasi dedikleri rejimi destekleyelim, onlar›n istedi¤i gibi hareket edelim ne flekilde olursa olsun herhangi bir burjuva partisine oy verelim. Ama biz diyoruz ki iflçilerin olmad›¤› bir mecliste bizde yokuz ve seçimleri boykot ediyoruz, sand›k bafl›na gitmiyoruz. ‹flçilerin kaybedecek hiçbir fleyleri yoktur ama kazanacaklar› koca bir dünya var. Oy vermeyelim ki çaresizliklerinin korkusu büyüsün. Tuzla-Ayd›nl›’dan bir deri iflçisi


13-26 Temmuz 2007

14

78

‹lk hükümetle, son hükümet aras›nda bir fark yok! Seçimlere az bir zaman kala, köylülerin sorunlar› ve seçimlerden beklentileri üzerine Tüm Köy-Sen Genel Baflkan› fievki Konur’un görüfllerini ald›k...

- Seçim dönemine girdi¤imiz flu günlerde, son befl y›l› köylülük aç›s›ndan nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Mesela son günlerde bu¤day taban fiyat› aç›kland›, bu fiyat köylüyü tatmin etti mi? - Taban fiyat› dedikleri bir fiyat koydular önümüze. Taban biliyorsunuz alt limittir, yani verilecek en az fiyatt›r, ancak hükümetler aç›s›ndan bu en üst fiyat olarak ele al›n›yor. Verdikleri fiyat zaten en iyi bu¤daya göre, ondan sonra düflüyor yine. Mesela 35 Ykr’ye kadar düflüyor bu taban fiyat. Eskiye oranla bakt›¤›m›zda; 2002 y›l›ndan 2006 y›l›na kadar geçen dönemde tar›mda kullan›lan iki temel girdiyi ele al›rsak; mazotta % 146.7’lik bir art›fl yap›lm›fl, gübre ise % 15 artm›fl. Ayn› dönemde köylülerin ürettikleri ürünlerde % 65 art›fl sa¤lanm›fl. Bir yerde % 146, karfl›s›nda % 65 yani. Buradan flu görünüyor; bu y›llar içinde % 80 kay›p var, yoksullaflma var yani köylülükte. Bu y›l gübrenin kilosu 85 Ykr, bu¤day 35 Ykr. Yani 2 kg bu¤dayla 1 kg gübre alam›yorsun. Bu y›l tarlalar›n› ekemeyecekler yani üreticiler. Köylülerin hemen hepsi borçlu zaten. Bugüne kadar ellerindeki birikimlerini sat›yorlard›. Hayvanlar›n› satt›lar, traktörlerini satt›lar. Giderek de topraklar›n› ellerinden ç›karma noktas›na geldiler. fiu bir gerçek ki uygulanan tar›m politikalar› Türkiye’nin yönetimleri taraf›ndan belirlenmiyor. Yurtd›fl›ndan IMF, DB, Avrupa Birli¤i’nin belirledi¤i bir tar›m politikas› uygulan›yor. Asl›na bakarsan›z yaflam›m›z› belirleyen kurumlar bunlar. Yani sadece tar›m politikas›n› de¤il, sanayide, sa¤l›kta, e¤itimde, her alanda politikalar› belirleyen bunlar. Türkiye’de topra¤› iflleyen insanlar›n say›s›n›n çok fazla oldu¤u söyleniyor. Diyorlar ki; Avrupa’da % 10’un alt›na düflmüfl tar›mda üreten köylülük. Bizde ise hala % 35’lerin üstünde seyrediyor. “Bu rakam % 10’a düflmeli” diyorlar.

Destek a¤›r geliyormufl onlara. Oysa burada çok alçakça bir yalan söyleniyor. Yap›lan destekler kifli bafl›na verilmiyor ki… Tar›ma veriliyor destek. Niye veriliyor? Üretti¤in ürünün tonuna göre, tüketti¤in mazota göre. Farz edelim flimdi 3 milyon ton bu¤day ürettik, sen 3 milyon tona destek veriyorsun. Bunda ha 5 kifli çal›flm›fl, ha 115 bin kifli çal›flm›fl, ne fark eder ki! Say›y› düflürmenin çözüm olmad›¤›n› vurgulamak için söylüyorum bunu. Söyledikleri çok büyük bir yalan. Asl›nda amaçlanan tar›mdaki yükü kald›rmak de¤il bunu söylemekle. Aksine yük a¤›rlaflacak. Köylülü¤ün üzerinde bir yük oldu¤u do¤ru, ama bu de¤il. Topraklar›n küçülmesi, parçalanmas› sonucunda küçük iflletmelere dönüflmesi, küçük iflletmelerde üretim yapman›n daha pahal› olmas›, girdilerin pahal›l›¤› gerçe¤i var köylünün karfl›s›nda. ‹flin bu yönünü hiç dile getirmiyorlar. “Köylünün elinden topraklar›n› almam›z laz›m” diyorlar. ‹stedikleri köylüleri buralardan çekmek ve topraklar› tekelcilerin eline, üretim araçlar›n› elinde bulunduran sanayicilerin, finans sektörünün, bankac›lar›n yani burjuvazinin eline vermek. ‹nsanlar›n beslenmesiyle ilgili üretilen g›da maddelerini de burjuvazinin eline geçirme, fabrikalar›, sa¤l›¤›, e¤itimi ele geçirdikleri gibi, topra¤› da ele geçirmek ve tamamen köle bir toplum yaratmak istiyorlar. Hedefleri bu. -Bunu engellemenin yolu nedir? - E¤er burada üretici köylüler gerçekten örgütlenemezse, ki bu örgütlenme bence çok acil olmal›, egemenler amaçlar›na ulaflabilir. Bunu savsaklarsak, biz Tüm Köy-Sen olarak gelece¤in bizler için büyük tehlikeler içerdi¤ini düflünüyoruz. S›k›nt›m›z var tabi; s›k›nt›m›z öncelikle ekonomik. Türkiye’nin bir ucundan bir ucuna örgütlenmek o kadar kolay de¤il. Üretici köylüler bir fabrikada ya da kamu emekçileri gibi büro-

larda çal›flan emekçiler de¤il. Çok da¤›n›klar. Örne¤in Tekirda¤’›n Malkara ilçesinde tam 78 köy var. Malkara ilçesindeki yönetimin bu 78 köye ulaflmas› laz›m. Aya¤›m›z› her köye basmal›y›z. Onlar›n da her biri bir tarlada. Onlar› örgütlemek, üye kayd› yapmak, yay›nlar› ulaflt›rmak, aidatlar› toplamak; hepsi ekonomik bir sorun. 5 y›ll›k bu çal›flma içinde biz yönetim olarak flunu gördük; her köyde bir temsilci olmal›, sendikan›n bir yöneticisi olmal›. 78 köyde 78 tane yönetici olmal›, buralardaki köylüleri temsilen. Yukar›da sayd›¤›m ifllerin hepsini bunlar yapmal›. Haftan›n bir gününde, örne¤in ilçenin pazar› hangi günse o gün, herkes pazara gelir, al›flverifllerini yapar ve bir toplant›

cadelesinde birlefltirirsek, bu mücadele içinde kimlikleri de, inançlar› da ikinci plana düfler. Ve daha iyi anlarlar birbirlerini. Yani f›nd›k üreticisinin s›k›nt›lar›n›n çözümüne, Diyarbak›r’daki topraks›z köylü, maraba destek verir. Maraban›n ölüsünü gömecek topra¤› yok, Trakya’daki ayçiçe¤i üreticisi onun toprak talebini destekler. Adana’daki pamuk üreticisiyle Bursa-Marmara’daki zeytin üreticisi, narenciye üreticisi ortak ç›karlar› do¤rultusunda dayan›fl›r. Ve en önemlisi bu do¤rultuda örgütlenip haklar›n› beraber güçlü bir flekilde elde eder. Bundan baflka bir ç›k›fl yolumuz yok. Yollar› kapayarak, büyük direnifller koyarak bu ifli yapmak zorunday›z. O zaman kardefllik de pekiflir. Kapitalist emperyalizm emekçileri bölmek, küçültmek ve bu flekilde onlar› yönetmek istiyor. Biz emekçilerin gücü birli¤imizden kaynaklan›r. Ne kadar birlik olunursa o kadar güçlü olunur. Sermayenin gücü ise paradan ve üretim araçlar›ndan kaynakland›¤›ndan, birli¤e ihtiyac› yoktur. Bizler büyük y›¤›nlar› biraraya getirerek buna dur diyebiliriz. Bunu bildiklerinden dolay› bizi ufalt›yorlar. Ufaltmak için de her türlü entrikaya baflvuru-

fievki Konur al›rlar. Bu toplant›larda kararlar al›n›r vs. E¤er biz sa¤lam yere basarak % 35’lik köylü nüfusunu örgütleyebilirsek, ki örgütlemek zorunday›z, bu gidiflata bir dur diyebiliriz. Di¤er yan›yla do¤usuyla-bat›s›yla, güneyiyle-kuzeyiyle, iç bölgeleriyle de¤iflik kimliklerden, inançlardan, renklerden oluflan insanlar› ayn› potada, al›nterinin karfl›l›¤›n› alma mü-

yorlar. Türk, Kürt, Çerkez, Abhaz, Alevi-Sünni gibi milliyetlere ve inançlara ay›r›yorlar. Bu flekilde de insanlar› kana, gözyafl›na mahkum ediyorlar. Sendikan›n bu anlamda bütün üretici köylüleri üretimde ve emek mücadelesinde birlefltirirken, demokrasi mücadelesinde de birlefltirece¤ine inan›yorum. Bu ülke ad›na


78 yap›lmas› zorunlu olan bir çal›flma.

- AKP hükümeti döneminde de biraz önce anlatt›¤›n›z gibi köylülük aç›s›ndan bir fley de¤iflmedi… - De¤iflmeyecek de zaten. Son hükümetle ilk hükümet aras›nda bir fark yok çünkü. Bunlar aldat›c› söylemler. Hükümet dedi¤in nedir? Burada iktidar, sermayenin elinde. Üretim araçlar›n› elinde bulunduranlar›n iktidar›. Hangi hü-

15 kümetten bahsediyorsunuz? Büyük Millet Meclisi’ndeki hükümetleri kastediyorsan›z, böyle bir hükümet hiç olmad›. Hükümet belli, bunlar TÜS‹AD, Ankara Ticaret Odas› ve di¤erleri. Hükümetler de¤iflmedi, A partisi gitti, B partisi geldi. Hükümet de¤iflti dersek aldanm›fl oluruz. Bu düzendeki partilerin bafla gelmesi durumunda hükümet de¤iflti demek yanl›fl olur. ‹ktidar iflçilerin bafla gelmesiyle olur. Üreten benim, o

13-26 Temmuz 2007

zaman söz-yetki-karar hakk› da benim olmal›. Ben TBMM’ye girmenin bu çark› k›rmak anlam›na geldi¤ini düflünmüyorum, çünkü bu iktidar olmak olmaz, iktidar iflçilerin iktidar›d›r, ezilenlerin iktidar›d›r. ‹nsan, tan›mlan›rken üretici güç denir. Üretir ama akl›yla, bu bizim fark›m›z, akl›m›zla üretiyoruz. Birisini seçip, ‘bu ürettiklerimiz senin Hasan, bunlar› al bize adaletli bir flekilde da¤›t’

diyoruz. Yani insan› üretici güç olmaktan ç›kar›yoruz, insan›, insan›n do¤as›n› reddediyoruz, o zaman bir canavar yarat›yoruz. Kapitalistler üretmiyorlar ve üretmedi¤in an insan› inkâr etmifl olursun zaten. Üretti¤imiz her fley bizim, bunlar› onlar›n ellerinden almal›y›z.

Köy-Koop’lar içerisinde bir örnek

“POYRALI KÖY-KOOPERAT‹F‹”

Ülkemizde köylü kitlelerinin en önemli örgütlenme araçlar›ndan biri 1914 y›l›nda kurulan, ama kuruldu¤u y›llarda oldukça etkisiz kalan Köy Kooperatifleri’dir. Kooperatifler köylülerin kendi sorunlar›, sonras›nda ise toplumsal olaylar çevresinde örgütlenmesinin önemli araçlar›ndan biri olarak, özellikle küçük üreticinin oldukça yo¤un oldu¤u ülkemizde köylülü¤e yönelik tefecitüccar sald›r›s›, ürünleri satma ve iflletme, fiyatlar›n belirlenmesi yönündeki s›k›nt›lar›n yan›s›ra, köylülü¤ün ekonomik-demokratik sorunlar›n›n çözülmesinde ve var olan da¤›n›kl›¤a karfl› örgütlenmesi yönünde oldukça önemli araçlardan biridir. Ancak bugün aç›s›ndan bak›ld›¤›nda özellikle 1980 sonras› gerek tar›m alan›nda uygulanan emperyalist politikalar›n yans›malar›, gerekse de birçok alanda oldu¤u gibi köylü örgütlerine yönelik devlet sald›r›lar› sonucu Köy-Koop’lar›n say›s›nda önemli düflüfller yaflanm›fl, var olanlar›n da ço¤u devlet denetimi alt›nda faaliyetini sürdürmektedir. Buna ra¤men bugün hala Köy-Koop’lar›n kendi gerçek misyonu çerçevesinde faaliyet yürüten Köy-Koop’lar vard›r. Bu kooperatifler içerisinde örnek teflkil eden Lüleburgaz Poyral› Köy-Kooperatifi 1977 y›l›ndan beri faaliyetlerini sürdürüyor. Kooperatifin faaliyetleri hakk›nda görüfltü¤ümüz Poyral› Köy-Kooperatifi kurucu üyesi ve flu anki yönetim kurulu üyesi Mehmet Tuncer, Kooperatifi 1977 y›l›nda kurduklar›n› belirterek, çeflitli sorunlar ve s›k›nt›lara ra¤men bugün hala say›l›

kooperatiflerin aras›nda ve faaliyet olarak bunlar›n en önemlilerinden oldu¤unu belirtiyor. Tuncer Poyral› Köy Kooperatifi’nin y›llad›r Poyral›’da üretim yapan köylülerin kendi sorunlar› çevresinde örgütlenme politikas›n› önemli oranda baflarsa da, özellikle son süreçte belli sorun ve s›k›nt›larla karfl› karfl›ya kald›klar›n›n alt›n› çiziyor. Poyral› Köy Kooperatifi’nin daha kurulma aflamas›nda o günkü koflullardan kaynakl› birçok zorlukla karfl›laflmas›na ra¤men köylüler için verimli bir hale getirecek pek çok ifl yapt›¤›n› sözlerine ekleyen Tuncer “Poyral› Kooperatifi ilk kuruldu¤unda daha kimsenin traktörü yoktu. Bizler flu anki baflkan da dâhil köylünün sütünü toplay›p karda k›flta satmaya götürüyorduk. Kooperatif Poyral› köyünde bulunan üreticilerin birçok sorununa çözüm yolu olurken, ortak sorunlarda biraraya gelmenin de önünü açt›. Ancak son süreçte genel olarak Köy Kooperatiflerinin yaflad›¤› s›k›nt›lar gibi bizler de s›k›nt› yafl›yoruz. Kooperatifler birli¤inin ilk kuruldu¤u dönemde bizim ilimizde 110 üye kooperatifi ve 12 aday üye kooperatifi vard›. fiimdi ise sadece 60 üyesi var. 12 Eylül sonras› kooperatiflerde düflüfl yafland›. ‘80 süreci devlet kooperatifçiyim deme cesareti b›rakmad› köylüde. Asker, polis küfürler ederek geçerlerdi yan›m›zdan. Askerden polisten dayak yerdik. Korkuttular köylüyü. Yoksa kooperatifçilikten kimse vazgeçmezdi. Suçumuz neydi; örgütlenmek.” Konuyla ilgili görüflünü belirten Kooperatif Baflkan› Lütfü Göker ise önceleri köy kooperatifleri daha aktifken bugün ise bu özelli¤ini yitirmifl oldu¤unu belirtti. Bundan 10 y›l öncesinde yap›lan köylü eylemlerine 10–15 bin kifli kat›l›rken flimdi bu say›n›n oldukça düfltü¤ünü ve kooperatiflerin misyonunu yerine getirmesi halinde bu tablonun tersine dönece¤ini söyledi. Köy kooperatiflerinin gerçek misyonu d›fl›nda bakkal gibi ifllere giriflmesinin asl›nda Köy Kooperatiflerinin yanl›fl anlay›fl›n›n ürünü oldu¤unu belirten Göker “Köy Kooperatifleri üretimin oldu¤u yerlerdir. Bakkal-

lar ise tüketir. Haz›r› tüketir” diyerek elefltirilerini ifade etti. Tüm Köy-Sen Genel Baflkan› fievki Konur burada söz alarak; “E¤er salt bakkallar›n kurulup iflletilmesi olarak bak›l›rsa böyle bir sonuç ç›kar. Eskiden bizim buralarda bir bakkal vard›. Herkes oradan al›flveriflini yapard›. Sonra borcunu ödeyemeyen köylünün odununa bakkal el koyard› ve büyük flehre götürüp satard›. Köylü de odunsuz kal›rd›. Buna bir dur demek laz›md›. Biz de kooperatif olarak bakkal kurmaya karar verdik. Di¤er illerdeki üretici köylülerle görüfltük. Örne¤in Edirne’den bal›, Kars’tan peyniri vs. ald›k. Bunlar› bakkallarda toplad›k. Böylece köylünün odununa el koyma diye bir fley kalmad›. Bakkallar›n as›l kurulma sebebi bunlard›” dedi. Köy-kooperatiflerinin etkisini yitirmesinin en büyük nedeni olarak mevcut egemen sisteme ve onun bask›lar›na iflaret eden Konur; “E¤er bize azg›nca sald›rmasalard›, gözalt›na al›p tutuklamasalard› Köy-Koop’lar baflar›l› olurdu. fiimdi bize kimse köylüler bu ifli yapama-

d› diyemez. Çünkü bu sistem ve uzant›lar› bizi rahat b›rakmad›. Sald›rd›lar olmad›, gözalt›na ald›lar olmad›, en sonunda ihtilal yapt›lar bizleri yok etmek için” diyerek sözlerini tamamlad›.

Pekmez fabrikas› yolda... Sohbetimizin ilerleyen zaman›nda Poyral› Köy Kooperatifi Baflkan› Lütfü

Göker söz alarak kooperatiflerinin flu an üzerinde çal›flt›klar› ve önemli ad›mlar att›klar› bir projeden bahsetti. Kooperatif Baflkan›’n›n sözünü etti¤i proje tamamen Poyral› köyü halk›n›n ve onun ba¤l› oldu¤u Poyral› Köy Kooperatifi’nin eme¤i ve çabas›yla oluflacak olan bir Pekmez Fabrikas› projesidir. Poyral›’da köylülerin tar›m ve hayvanc›l›ktan sonra önemli bir geçim kayna¤›n› oluflturan Poyral› pekmezini hem patent sahibi olmak hem de pazar›n› oluflturabilmek için böyle bir projeye ad›m att›klar›n belirten Göker, ilgili Bakanl›k’tan da gerekli deste¤i ve onay› almak için baflvuru yapt›klar›n› ve sonuç ald›klar›n› ifade etti. Tuncer Pekmez fabrikas› için flunlar› söyledi: “Bizim kooperatif olarak bir pekmez fabrikas› projemiz var. Bizim Poyral› köyünde hemen hemen tüm haneler el yap›m› pekmez üretimi yapmaktad›r. Çok meflhur pekmezi vard›r köyümüzün. Türkiye’nin birçok iline gönderiyoruz bu pekmezleri, ancak flöyle bir dezavantaj› var imalat›m›z›n. Tamamen ilkel koflullarda yap›l›yor. Bizim amac›m›z bunu ça¤a uygun bir sistemle yaflama geçirmek. Yapt›¤›m›z pekmez y›ll›k bir haneye 1.500, 2.000 YTL ek para kazand›rmaktad›r. E¤er bu proje baflar›l› olursa haneye ek gelir olarak 30 bin YTL’ ye kadar kazanç sa¤layacak.” Kooperatif baflkan› Göker de Tuncer’in sözlerine ek olarak flunlar› belirtti. “fiimdi bizim köyümüzde ortalama hane bafl› 40 hektar kadar toprak var. Bu pekmez fabrikas› kurulursa, ki bu sene valilik el yap›m› pekmezlere izin vermeyece¤ini aç›klad›. Aile tipi ilkel tip üretime izin vermeyecek. Do¤al olarak hanelere giren ek gelir de ortadan kalkm›fl olacak. Ama fabrika kurulursa insanlar ek gelir sa¤lam›fl olacak..” Sohbetimize ilk bafllad›¤›m›z anda “hofl geldiniz devrimciler” diyerek bizi s›cak ve gülen yüzlerle karfl›layan Kooperatif yöneticileri, yaklafl›k bir ay sonra aç›lacak olan Pekmez fabrikas›n›n aç›l›fl›nda mutlaka yanlar›nda olmam›z› isteyerek aç›l›fla davet ettiler bizleri.


16

13-26 Temmuz 2007

78

Ainesi ifltir kiflinin lafa bak›lmaz…

Y

asalar IMF’den DB’den haz›rlan›r onaylan›r, sadece yolu Meclis’ten geçer. Ne milletvekilleri ne de hükümet bu yasalar›n bir maddesine dokunmam›flt›r. Burada halk›n iradesi ad›na halk›n iradesine karfl› gelece¤i piyasaya pazarlan›r. 22 Temmuz seçimleri h›zla yaklafl›rken düzen partileri kalan süreyi en iyi flekilde de¤erlendirmenin telafl›nda. Seçime do¤ru son viraja girilirken partiler, seçim vaatlerini bir bir s›ralamaya devam ediyorlar. Sorunlar çözülecek, ülke kalk›nacak, toplumsal bar›fl ve huzur ortam› sa¤lanacak, “terör” bitirilecek, IMF ile iliflkiler kesilecek, ABD’ye kafa tutulacak, müreffeh medeniyetler seviyesine ç›k›lacak, mazot 1 YTL olacak vb. vb… Genelkurmay’›n düflüncelerini utangaçça dile getirmesi, s›k s›k verilen “terör” alarm›, s›n›r ötesi operasyon tart›flmalar› ve tezkere gündemi dikkate al›nmaz ise, sakin bir seyir izleyen seçim süreci, partilerin seçim bildirgeleri aç›klamalar›yla devam ediyor. ‹l il ülkeyi arfl›nlayan, esnaf›n, köylünün, iflçinin aras›na kar›flarak seçim propagandas› yapan düzen partilerinin milletvekili adaylar›, yalanlar›n› süslü cümlelerle bezeyerek flu anki tablo kendilerinin eseri de¤ilmifl gibi davran›yorlar. Halk›n cebinden çald›klar› milyarlarca YTL ile korkunç bir harcama eflli¤inde seçimler egemen s›n›flar için çok büyük önem tafl›yor. Büyük maliyetleri olan bu oyuna iflçi s›n›f› ve emekçileri dâhil etmek için her türlü yöntem uygulan›yor, propaganda yap›l›yor. Seçim mitinglerinde hakaretler ediliyor, kafatasç› bir milliyetçilikle urganlar f›rlat›l›yor. Televizyonlar düzen partilerinin adaylar›n› kamuoyuna tan›tmak için birbiri ile yar›fl›yor. Büyük bir ikiyüzlülükle alt›na imza at›lan icraatlar elefltiriliyor, “sömürü düzenine son” ça¤r›lar› yap›l›yor. Köy derneklerinden, esnaf sanatkâr odalar›na, sendikalardan muhtarlara herkesi ve kesimi etki alt›na alman›n, önümüzdeki 5 y›l boyunca pastadan pay kapman›n derdi yaflan›yor. Çünkü kendilerinin hükümet olmas›n›n yan›nda iflçi ve emekçileri bu seçim oyununa katmak ortaklaflt›klar› önemli bir noktad›r. 2002 seçimlerinde nüfusun hat›r› say›l›r bir kesiminin seçimlere kat›lmamas› onlar aç›s›ndan da

de¤erlendirilmesi gereken önemli bir ayr›nt› niteli¤inde. Bu konunun egemenler aç›s›ndan önemini DSP Genel Baflkan› Zeki Sezer’in yapt›¤› konuflmada görmek mümkün; “2002 seçimlerinde Cumhuriyet tarihinin en düflük kat›l›m› gerçekleflmiflti. Sonras›nda ç›kan yap›n›n Türkiye’ye ne kadar zarar verdi¤ini herkes gördü. Bölücü terör, ekonomi ve laik demokrasimizin gelece¤i ile ilgili olarak ne kadar büyük zararlar verdi¤i art›k ortada. ‹nan›yorum ki bu gidifli gören vatandafllar›m›zdan biri bile tatil yöresinde kalmayacak, biri bile sand›¤a gitmekten geri kalmayacakt›r.” Bu tablonun içinde kutuplaflmaya itilen, bir tercih yapmaya zorlanan iflçi ve emekçiler ne yapaca¤›na karar vermeye çal›fl›yor. Ba¤›ms›z adaylar›n varl›¤› ve Meclis’e girebilme olas›l›¤›n›n yüksek olmas› kafalar› daha da kar›flt›r›yor. Düzen partilerinden umudunu kesenlere ba¤›ms›z adaylar arac›l›¤›yla parlamento adres gösterilerek Meclis ve de onun üzerinden sistem aklanmaya çal›fl›l›yor. “Emekçilerin sesi Bask›n olacak”, “kürsüde 2 dakikal›k konuflma hakk› olacak”, “Meclis’e tünel kaz›lacak”, “Parlamentoya oksijen girecek”, “demokrasi girecek”, “en önemlisi bar›fl girecek”… K›sacas› oyunun kurallar› bozulmad›¤› sürece bu seyirlik tiyatro esnetilerek uygulanmaya devam edilecek. Yüzy›llard›r sömürü ve bask›ya, imha ve inkâra maruz kalan Kürt emekçileri ve sistemden umudunu kesmifl milyonlar “Meclis’te bizim de sözümüz olacak” iddialar›yla ikna edilmeye çal›fl›lmakta. Ba¤›ms›zlar cephesinde bunlar yaflan›rken düzen partileri kendi komutalar›nda Türkiye’nin izleyece¤i yol haritas›n› aç›klad›lar. Miting alanlar›nda söylenenlerle birçok noktada örtüflmeyen çözüm önerileri partilerin gerçek kimli¤ini de ele veriyor. AKP düfller ülkesinde… AKP hükümet oldu¤u andan itibaren rotas›nda hareket etti¤i ABD ile

iliflkilerin yetersiz kald›¤›n› düflünüyor olmal›. Seçim bildirgesine göre; “ABD ile iliflkiler yeni flartlara uydurulacak, kurumsallaflt›r›lacak, bölgesel, küresel süreçlere kat›l›n›lacak.” Yani Büyük Ortado¤u Projesi’nde daha aktif olunacak, Lübnan’dan sonra Irak’a ve ABD emperyalizminin iflgal edece¤i di¤er ülkelere asker gönderilecek, ‹ncirlik Üssü daha fazla kullan›lacak. Türkiye halk› kardefl halklar›n katledilmesine ortak edilecek. “Devlet, mal ve hizmet üretiminden çekilecek. Ulaflt›rma, haberleflme ve enerjide iflletmecilik anlay›fl› gelifltirilecek”. Yapt›¤› özellefltirmelerle ülke tarihinin rekorlar›n› k›ran; Türk Telekom’u, Petkim’i, Tüprafl’› ve en son Petkim’i emperyalistlere peflkefl çeken AKP, bu konuda bundan sonra daha pervas›z olaca¤›n›n iflaretlerini veriyor. AKP’nin çizdi¤i resmin boyas›n›n dökülmesi için fazla zaman geçmesine gerek kalmayacak. Ald›¤› borçlarla ve özellefltirmelerle enflasyonun art›fl h›z›n› k›smen düflüren AKP’nin dikiflleri art›k tutmuyor. “Alternatif planlar›m›z var, ama her alternatifin de bir maliyeti var” sözleriyle al›nacak ekonomik ‘önlemlerin’ müjdesini veren Baflbakan’a göre herkesin biraz ‘diflini s›kmas›’ gerekiyor. Bildirgede sözü edilen “çal›flma yaflam›n›n iyilefltirilmesi ve refah ortam›” ç›kart›lan tedbirlerle sa¤lanacak. “Tedbirlerin memnuniyet verici oldu¤una” vurgu yapan IMF Türkiye Masas› fiefi Juha Kahkonen yaflanacak zam furyas›n› haber veriyor. Tedbirlerin içinde; Büyükflehir Belediyelerinin vergiden ald›¤› pay›n yüzde 4.1’in üzerine ç›kar›lmas›, otoyol ve köprü geçifl ücretlerinin art›r›lmas›, ilaç katk› paylar›n›n memurlar›n ayl›¤›ndan kesilmesi, antibiyotik reçete edilmesinin yeni esasa ba¤lanmas›, sa¤l›k, e¤itim ve spora vergiden aktar›lan paydan kesinti, Ba¤-Kur’da ilaç kat›l›m pay›n›n maafltan kesilmesi, K‹T iflçilerinin bir ikramiyesinin ertelenmesi, tar›msal destekleme öde-

neklerinden kesinti, Do¤rudan Gelir Deste¤i’nden kesinti, Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun yat›r›mlar›ndan kesinti vb. yer al›yor. AKP getirdi¤i bu önlemlerle iflçilerin emekçilerin daha da yoksullaflmas›n›, e¤itim ve sa¤l›k olanaklar›ndan daha az yararlanmas›n› sa¤layacak. AKP’in düfller ülkesinde emekçilere, üretenlere, eme¤i ile geçinenlere yer yok. Kesintiler çal›flan milyonlar›n s›rt›na binecek. CHP; “Dikensiz gül bahçesi!” “Terörün çözümü için gerekli siyasi irade gösterilecek. Temel, hak ve özgürlükler özenle korunacak. CHP iktidar›nda bar›flç›, dayan›flmac› ve eflitlikçi bir toplum oluflturulacak, insan haklar›na dayal›, özgürlükçü ve ço¤ulcu demokrasiyi güçlendirmek, bireyi daha özgür, toplumu daha örgütlü, devleti daha demokratik hale getirmek hedef olacak. Hak arama kanallar› iflletilecek. Milletvekilli¤i dokunulmazl›¤› kald›r›lacak…” CHP’nin Pusula2007 ad›n› verdi¤i seçim bildirgesinde geçen vaatlerden bir k›sm› böyle. Sol maskesi takan CHP, ordunun dilinden konuflarak faflist kimli¤ini ortaya sermekte ve bir avuç asala¤›n iktidar›na karfl› savaflanlara, imha ve inkâra baflkald›ranlara terörist damgas› vurarak bitirmenin hesaplar›n› yapmakta. CHP’nin terörden anlad›¤› devletin provokasyon yaratmak için emekçileri katletmesi, ilericidemokrat ayd›nlar›n Sivas’ta diri diri yak›lmas› de¤il iflçilerin, emekçilerin haklar› için verdi¤i mücadeledir. Faflist Kemalist ideolojisi ile devletin resmi partisi CHP’nin bar›flç›l hükümetleri döneminde Marafl’ta, Çorum’da, Malatya’da kitlesel katliamlar yafland›. Bunlar›n hepsinin alt›nda CHP’nin imzas› vard›r. Toplumu ‘demokratiklefltirme’ ideali tafl›yan CHP Ceza ‹nfaz Kanunu’nun de¤ifltirilmesine onay vermifl, polisin yetkilerini s›n›rs›zca artt›ran yasay› jet h›z›yla onaylam›fl, DTP’nin ba¤›ms›z adayla-


78

17

13-26 Temmuz 2007

r›n›n önünü kesmek için ç›kart›lan kanuna evet demifltir. CHP’nin solculu¤u egemen s›n›flar›n emekçi y›¤›nlar› daha fazla sömürmesi, zulmün daha da katmerleflmesi için vard›r. Sol kavram›n› kirleten CHP, milyonlarca emekçinin sol ideolojiden nefret etmesine neden olmufl, sol ad›na ›rkç›l›¤›n, gericili¤in, flovenizmin en önemlisi de Kemalizm’in bayraktarl›¤›n› yapm›flt›r. Ülkenin parsel parsel sat›lmas›na sesini ç›karmayan CHP, Kürt sorunu konusunda söylemde, ‘sa¤daki’ AKP’yi bile sollam›flt›r. Özellefltirmeleri sol ad›na savunan, iflçilerin emekçilerin her türlü hak arama mücadelesine azg›nca sald›ran CHP yine sol

nin yeniden bafllayan ‘kara gününü’ durduraca¤›z, sendikalar› özgürlefltirece¤iz, sosyal güvenlik alan›n›n da kapsam›n› geniflletece¤iz. Ay y›ld›zl› bayra¤› baflar›yla temsil eden sporcular› ödüllendirecek, kültür enstrümanlar›n› koruyacak ve sanatç›lar›n hak ettikleri yere gelmelerine imkân tan›yaca¤›z. ‘Gülen insanlar›n oldu¤u bir Türkiye’ yarataca¤›z.” Çok iddial› bir bildirge kaleme alan DP geçmifli çabucak unutmufla benziyor. DYP ve DP ile adeta özdeflleflen Mehmet A¤ar’›n yaflam›na bir göz atmak tarih bilincimiz aç›s›ndan yararl› olacakt›r. ABD emperyalizminin

J‹TEM’in örgütlenmesinden, kontrgerilla çal›flmalar›na, uyuflturucu pazar›na kadar çok genifl bir yelpazede ‘faaliyetleri’ olan A¤ar, Milli Güvenlik Kurulu’na ‘Özel Tim’in güçlendirilmesi ve PKK’n›n büyük flehirlerdeki finans kaynaklar›n› kurutmak gibi önlemleri içeren “terörü 1 y›lda yok edecek” bir plan haz›rlay›p sundu. Bu konuflmas›ndan 40 gün sonra ise “Özel Ordu çok yak›nda haz›r” aç›klamas›n› yapt›. Binlerce köyün bombalanmas›, yak›lmas›, milyonlarca insan›n zorla göç ettirilmesi, binlerce gerillan›n kulaklar›n›n kesilerek vahflet kelimesini aratan bir flekilde katledilmesi. ‹flte DYP’nin, onun kurmay› A¤ar’›n icraat-

köylüye, iflçiye vaatlerde bulunmakta, özgür bas›ndan dem vurmakta. Kim inan›r bunlara? A¤ar’›n huzuru, ilerici, devrimci, demokratlar›n yak›lmas›, katledilmesi, temel hak ve özgürlüklerin yok edilmesi, ülkedeki en küçük hak arama eyleminin tarihe gömülmesidir. DP emekçiler için ak de¤il, kapkara bir gelecek, açl›k, yoksulluk, zulüm ve katliam vaad etmektedir. Kürt ulusuna daha fazla sald›r›, ö¤retmenlere, iflçilere, ö¤rencilere s›k›yönetim sözü vermektedir. Bunu anlamak için haf›zalar›m›z› biraz zorlamam›z yeterli olacakt›r. GP’nin uçuk iddialar›n›n bile pefline tak›lan y›¤›nlar›n, çaresizli¤i yaflad›¤›

ad›na MHP’nin faflist çizgisinden bile daha gerilerde durmaktad›r. Son y›llardaki icraatlar› ile kendini daha fazla teflhir eden CHP ancak MHP kadar solcudur. Sisteme tepkisi olan kitlenin kabaran öfkesini kontrol alt›nda tutmak için subap ifllevi gören CHP’nin asgari ücret, sendikal yaflam, demokratikleflme, Kürt sorunu, e¤itim, sa¤l›k vb. temel meselelerde AKP’den ne fark› vard›r? Özellikle komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n iktidar›n›n ad› olan Cumhuriyet’e sahip ç›kan CHP tam da misyonunu oynamaktad›r. Devrimcilerin, ilericilerin sokak ortas›nda katledilmesine ses ç›karmayan, emekçilerin evleri bafl›na y›k›l›rken alk›fllayan CHP, ne demokratlar›n ne de emekçi Alevi kitlelerin umududur. Ancak düflman› olabilir. ABD’nin Ortado¤u’daki en çal›flkan uflaklar›ndan Barzani ve Talabani’nin bile kat›ld›¤› Sosyalist Enternasyonal’e kat›lmas› CHP’nin solculu¤unu aklar m›?

Ortado¤u’daki en mahir uflaklar›ndan, kiral›k katillerinden olan M e h m e t A¤ar’›n yaflam› ‘baflar›larla’ dolu. Efendileri taraf›ndan pek çok kez onurland›r›lan, kazara yoldan ç›kt›¤›nda kendisine sahip ç›kan ABD’li komutanlar› için o bulunmaz Hint kumafl›yd›. Aileden polis olan A¤ar, ‘hizmet’e bafllad›¤› günden itibaren sadakatini her f›rsatta gösterdi. ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü görevi de dahil olmak üzere her kademede görev alan A¤ar, halk düflmanl›¤›n› süreç içerisinde emekçilere, devrimcilere yapt›¤› iflkencelerle ispatlad›. ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü görevinden sonra, 1992’de de Erzurum Valisi olan A¤ar’›n sicilini anlamak için 1 A¤ustos 1992’de g›yabi tutuklu olarak aranan Bahçelievler katliam› san›¤› Haluk K›rc›’n›n dü¤ününde nikah flahidi olmas›n› bilmek yeterli olur san›r›z. Tansu Çiller’in DYP Genel Baflkan› ve Baflbakan olmas›ndan sonra Emniyet Genel Müdürlü¤ü’ne getirilen A¤ar’›n icraatlar› elbette bununla s›n›rl› de¤il.

lar›. Yeflilyurt köy ü n d e köylülere d›flk› yediren, gerillalar›n cesetlerini yakan, ç›r›lç›plak soyarak panzerlerin arkas›na ba¤layan ve köylerde flehir merkezinde teflhir eden kontrgerillan›n kumandan›d›r A¤ar. Bahar eylemleri ile sendikal haklar› için soka¤a ç›kan emekçilere kurflun s›kan, DEP’li milletvekillerinin dövülerek gözalt›na al›nd›¤› operasyonun yönetmenidir A¤ar. Çiller’in A Tak›m›’nda yer alan A¤ar’›n icraatlar› yazmakla bitmez. 1996 y›l›nda Susurluk’ta yaflanan kaza ile genifl kamuoyu taraf›ndan daha çok teflhir olan A¤ar, bask›lar sonucu istifa etti. Daha do¤rusu görev yerini de¤ifltirdi. DYP’den milletvekili aday› olarak Meclis’e girdi.1996 y›l›nda Eskiflehir Tabutlu¤u’na karfl› bafllat›lan Ölüm Orucu ve Süresiz Açl›k Grevi s›ras›nda “Adalet” Bakan› olan A¤ar, 12 devrimcinin kahramanca flehit düfltü¤ü bu süreçte yine misyonunu oynuyordu. fiimdi DP’nin bafl›na geçen A¤ar,

bu seçim süreci en fazla da devrimcilerin omuzlar›na daha fazla sorumluluk yüklemektedir. Sistemin bekaas›n› çark›n ifllemesini sa¤lama amac› güden, seçim tiyatrosu Ortado¤u’da önümüzde günlerde yaflanacak iflgal ve k›y›mlar›n provas›n› yapan emperyalistler için çok büyük önem tafl›yor. Kitlelerin beyninde, Meclis’in devletin meflrulu¤unu sa¤lay›p, sürece ortak olundu¤u duygusu yaratarak düzene karfl› tepkileri törpülemeyi hedefleyen emperyalistler için bunun baflar›lmas›, bundan sonra at›lacak ad›mlar için önemli. Tasarlanan projelerin rotas›nda yol alabilmesi bunun baflar›l›p baflar›lamad›¤›na ba¤l› olacak. ‹flte tüm bu nedenlerden dolay› seçimlere kat›lmak, bu oyuna onay vermek, bir ucundan entegre olmak anlam› tafl›makt›r. Meclis, parlamento 5 y›ll›k zaman dilimi içinde çok aç›kça görülebildi¤i gibi sadece görüntüden ibaretti. Orada çi¤ köfte partileri, a¤›z dalafl›, yumruklu tekmeli kavgalar her türlü hile ve entrika, yolsuzluk yap›l›r. Yasalar IMF’den DB’den haz›rlan›r onaylan›r; sadece yolu Meclis’ten geçer. Ne milletvekilleri ne de hükümet bu yasalar›n bir maddesine dokunmam›flt›r. Burada halk›n iradesi ad›na halk›n iradesine karfl› gelece¤i piyasaya pazarlan›r.

“Gülen insanlar›n oldu¤u bir Türkiye” için DP! “Tam ba¤›ms›z yarg› ve özgür bas›na da imkân sa¤lanacak, vergide adaletin sa¤lanmas› öncelikli hedeflerimiz aras›nda. Spekülasyonlara kapal› bankac›l›k sistemini gelifltirece¤iz. Teknolojiyi tüketen de¤il üreten bir toplum yarataca¤›z. Üretim stratejilerinin temelinde de KOB‹’ler yer alacak. Çiftçi-


18

13-26 Temmuz 2007

78

H›rs›z evin içinde Özetle söylemek gerekirse, tüm bu “çeteler” CIA’n›n y›llar öncesinden bafllayarak, dünyan›n bir çok bölgesinde ve en genifl kapsamda hayata geçirdi¤i “karfl›-ayaklanma stratejisi”nin Türkiye aya¤›d›r. Geçmiflte Vietnam, Kolombiya ve daha bir çok ülkede ve onlarca y›ld›r da ülkemizde görüldü¤ü üzere, “devlet” tüm meflrulu¤unu yitirmifl olsa bile, bu “gizli operasyonlar”› sürdürür. Yeni bir seçim dayatmacas›n›n arifesinde bulundu¤umuz flu günlerde, birbiri ard›na gerçekleflen “çete operasyonlar›” ülke gündemini meflgul etmeyi sürdürüyor. Ço¤unlukla emekli subay ve astsubaylar›n öncülü¤ünde gibi görünen ve birkaç kifliyle s›n›rlanmaya ve mümkün mertebe “münferit” gibi gösterilmeye çal›fl›lan bu “çeteler”in, uzunca y›llard›r varl›¤›n› sürdüren kontr-gerilla faaliyetlerinin birer uzant›s› oldu¤undan hiç kuflku yoktur. “Çete” ad› verilen bu kontra örgütlenmelerin genifl kamuoyunda en fazla yank› bulan› hiç kuflkusuz Susurluk’ta ortaya ç›kan›d›r. Hat›rlanaca¤› gibi, ‹stanbul’a gitmekte olan Mercedes marka otomobil, 3 Kas›m ‘96’da Susurluk’ta benzin istasyonundan ç›kan kamyona çarpt›. Kazada ölen kiflilerin ‹stanbul Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocada¤, “Mehmet Özbay” ad›na düzenlenmifl kimli¤i ile az›l› faflist katil Abdullah Çatl› ve yaralanan kiflinin de DYP fianl›urfa Milletvekili ve Bucak Afliret reisi Sedat Bucak oldu¤u anlafl›l›nca, olay Türkiye gündemine adeta “bomba gibi” düflmüfltü. Olay›n hemen ard›ndan yap›lan aç›klamalarda, z›rhl› Mercedes’in ard›ndan gelen bir baflka araçta bulunan kontrgerillac›lar›n, araçtan “baz› fleyler” ald›klar› söyleniyordu. Ama yine de Mercedes’te flunlar bulunmufltu: Son sistem bir dinleme cihaz›, MP 5 silahlar, çeflitli silahlara uygun susturucular ve daha say›s›z belge ve baflka materyaller. Susurluk’taki isimler sadece ölen veya yaralananlarla s›n›rl› kalmad›. Kamuoyunun aya¤a kalkt›¤›, ülke genelinde eylemlerin gerçekleflti¤i “Susurluk çetesi”ne dâhil olan, a盤a ç›kan iliflkiler, kontra örgütlenmenin kimlere ve nerelere kadar uzand›¤›n›n da kan›t› oluyordu. Mehmet A¤ar ise en kilit isimlerdendi. Onu Veli Küçük, Tansu Çiller ve daha komuoyunca bilinen ve her biri devletin fluras›nda veya buras›nda konumlanm›fl olan isimler izliyordu. Mehmet A¤ar bunlar›n içinde özel bir yere sahipti. Çünkü “aranan” Abdullah Çatl›’n›n sahip oldu¤u pasaportta

imzas› bulunmaktan tutal›m, Susurluk ba¤lam›nda ortaya ç›kan ve “kay›p” oldu¤u söylenen kolilerce silah›n adresi hep O’nu gösteriyordu. O ise, kontra iliflkiler a¤›n›n verdi¤i cesaretle, bunlar› “devlet s›rr›” olarak getirmekte, hatta bununla ilgili haber yapan gazetecileri “fazla kurcalamay›n” diye aç›k aç›k tehdit etmekte sak›nca görmüyordu. A盤a ç›kan onca iliflkiye ra¤men bir türlü “dokunulamayan” Mehmet A¤ar’›n yükselifli Susurluk sonras› daha da h›z kazanacak, bu yükselifl günümüze kadar sürecekti. Dönemin Baflbakan› Tansu Çiller ayn› süreçte ziyaret etti¤i özel harekatç›lar› aln›ndan öperken, Çatl›’ya göndermede bulunarak, “Bu devlet için kurflun atan da kurflun yiyen de flereflidir” gibilerden aç›klama yap›yor ve “Susurluk çetesini” aç›kça savunuyor. Çetelerle iliflkisi bugüne kadar uzanan bir di¤er isim olan emekli Tu¤general Veli Küçük ise, baflta Hrant Dink katliam› olmak üzere, yak›n zamandaki, çete ad› verilen tüm kontra örgütlenmelerin alt›nda ç›kmaya devam ediyor.

Çete operasyonlar› seçim yat›r›m›d›r! Susurluk nas›l unutturulmaya, üzeri örtülmeye çal›fl›ld›ysa, AKP hükümetinin seçim yat›r›m› olarak gerçeklefltirdi¤i bu sözde operasyonlar da ayn› flekilde

münferitlefltirilmeye, üzeri örtülmeye çal›fl›lacakt›r. Bu süreçteki operasyonlar›n seçimlerde prim toplama ad›na yap›ld›¤›n›n ve üzerinin örtülece¤inin, unutturulmaya çal›fl›laca¤›n›n en somut kan›t› ise, AKP hükümetinin fiemdinli’de ortaya ç›kan iliflkiler noktas›ndaki, buradaki delilleri karartmaya, üstünü örtmeye dönük tutumudur. Son iki y›ld›r birbiri ard›na patlak veren “çete” vakalar›nda, bunlar›n gerçek ba¤lant›lar›n› gözler önüne sermesi bak›m›ndan en önemli olan› fiemdinli’de, Umut Kitapevi’nin bombalanmas›yla ortaya iliflkilerdir. Çünkü fiemdinli vakas›nda izler do¤rudan ordunun en tepesindeki isimlere gidiyordu. Bunlar›n bafl›nda da fiemdinli’den sonraki aylarda Genelkurmay Baflkanl›¤›’na getirilen Büyükan›t bulunmakta. Hat›rlanacak olursa, Büyükan›t o dönem fiemdinli olay›n›n do¤rudan içinde yer alan kifliye dönük “tan›r›m, iyi çocuktur” aç›klamas› yaparak, ayn› zamanda aralar›ndaki ba¤› da teyit etmiflti. Hükümet ise fiemdinli’de 9 Kas›m 2005’te bir çok ordu mensubunun kar›flt›¤› bu bombal› eylemin hemen ard›ndan, eylemin niteli¤ine iliflkin (ordu ile aralar›nda yaflanan suni çat›flmalarda elini güçlendirme ad›na olsa gerek) ‘Lokal de¤il, Susurluk’a benziyor’ gibi bir aç›klama yapt›. Meclis’te bir Araflt›rma Komisyonu kuruldu. Van Savc›s› Ferhat Sar›kaya çetenin yap›lanmas›na iliflkin bir iddiana-

Soldan sa¤a: ‹fladam› Kuddusi Okk›r, Oktay Y›ld›r›m, Karada¤'›n sa¤ kolu Hüseyin Görüm, Savaflan Tosun, Muzaffer Tekin

me haz›rlad› ve Yaflar Büyükan›t’› da ‘çete oluflturmak’la suçlad›. Bu iddianamenin hemen ard›ndan Genelkurmay ‘TSK’ya sald›r› var’ aç›klamas› yap›nca, AKP hükümeti bafllang›çtaki tutumundan geri ad›m att› ve Van Savc›s›yla Emniyet ‹stihbarat Daire Baflkan› Sabri Uzun’un görevden al›nmas› gündeme geldi. Meclis Araflt›rma Komisyonu Büyükan›t ismini ç›kartarak suya sabuna dokunmayan bir rapor haz›rlad›. fiemdinli’de ortaya ç›kan sözde “çete”, tutuklu iki astsubay ve bir itirafç›yla s›n›rl› tutuldu. K›sacas› bugün çetelerle mücadele ediyormufl görüntüsü vermeye çal›flan AKP hükümeti, fiemdinli’deki yap›lanman›n, gerçekte çok iyi bildi¤i uzant›lar›n› ortaya ç›kartmaya cesaret edemedi. Gerçekte ise böyle bir derdi yoktu/yoktur. Çünkü bu kontra faaliyetçilerden, Marafl Katliam› döneminde Marafl Valisi olan ve katliamla ba¤› bilinen Abdulkadir Aksu örne¤inde oldu¤u gibi kendi içinde de bolca mevcuttur.

Çetelerin eli ordunun cephaneli¤inde… Son aylarda gerçekleflen “çete” operasyonlar›na flöyle bir göz atacak olursak, bunlar› flöyle s›ralayabiliriz: fiemdinli’nin ard›ndan gelen günlerde fiubat 2006’da Ankara’da gerçeklefltirilen bir operasyonda, Özel Kuvvetler’de görevli bir astsubay›n da içinde yer ald›¤› Sauna (Küre) “Çetesi” orta-

Kontra örgütlenmelerin orduyla olan yak›n ba¤›n› en somut biçimde ortaya seren Ümraniye vakas›, “çetelerin” ellerinin nas›l da ordunun cephaneli¤ine kadar uzand›¤›n› göstermesi bak›m›ndan da önemlidir.


19

78 ya ç›kar›ld›. Çetenin elinde Ankara’n›n stratejik noktalar›n›n gösterildi¤i haritalar bulundu. Üyelerin silah ve bomba kullan›m› da dahil, istihbarat ve özel harekat e¤itimi ald›¤› a盤a ç›kt›. 17 May›s 2006 Avukat Alparslan Arslan bir Dan›fltay üyesini öldürdü, 4 üye yaraland›. Arslan’›n birlikte hareket etti¤i kiflilerin 5 ve 11 May›s’ta Cumhuriyet gazetesine bomba atan kifliler oldu¤u ortaya ç›kt›. Soruflturmada Türk ‹ntikam Tugay› (T‹T)’n›n izine ulafl›ld›¤› söylendi, ancak ötesine geçilemedi. Arslan’›n Vatansever Kuvvetler Güç Birli¤i gibi ulusalc› gruplarla iliflkili oldu¤u tespit edildi. Telefon kay›tlar›ndan, eski Yüzbafl› Muzaffer Tekin ismine ulafl›ld›. Tekin’i Susurluk hükümlüsü ‹brahim fiahin ve emekli Tu¤general Veli Küçük’le ayn› karede gösteren foto¤raflar bas›na yans›d›. Atabeyler çetesi (31 May›s 2006): Ankara’da Genelkurmay Baflkanl›¤› Özel Harp Dairesi’nde görevli iki astsubay, iki yüzbafl› ile emekli bir binbafl›n›n da aralar›nda bulundu¤u 9 kifli gözalt›na al›nd›. Yap›lan aramalarda uzaktan kumandal› 100 bomba yapabilecek malzemenin ç›kt›¤› evde düzene¤i haz›rlanm›fl ve patlat›lmaya haz›r C-4 patlay›c› ile 4 uzaktan kumandal› bomba da ele geçirildi. Mahkemeye sevk edilen 11 kifliden 4’ü tutukland›. Tutuklananlar aras›nda Yüzbafl› Murat Eren ile astsubaylar Erkut Tafl ve Yasin Yaman da yer ald›. Agos Gazetesi Genel Yay›n Yönetmeni ve ilerici bir ayd›n olan Hrant Dink, gazete binas› önünde kurulan hain bir pusuda katledildi. Katliam› Ogün Samast adl› bir tetikçinin gerçeklefltirdi¤i ve Erhan Tuncel adl› J‹TEM’ci ve polis muhbirinin ve ayn› iliflkilerin uzant›s› olan Yasin Hayal’in azmettirici olduklar› aç›klanarak, katliam bunlarla s›n›rlanmaya çal›fl›ld›. Ancak Erhan Tuncel’in cep telefonuyla ad› aç›klanmayan emekli bir albayla s›k s›k görüfltü¤ünün ortaya ç›kmas›, suikast›n arkas›nda ordunun ve devletin çeflitli birimlerinin kontra örgütlenmesinin oldu¤unu gözler önüne serdi. Birbiri ard›na ortaya ç›kan bu kontra örgütlenmelerden biri de, son haftalarda Ümraniye’de yap›lan bir operasyonda ortaya ç›kt›. Ancak bu defa ortaya ç›kan bir “çete” den ziyade, bir cephanelikti! ‹stanbul Ümraniye’de, bir gecekon-

duda çat›ya gizlenmifl sand›kta 27 el bombas›, TNT kal›plar› ve daha say›s›z silah bulundu. Soruflturma sonucunda

13-26 Temmuz 2007 “Çeteler” CIA patentli kontra örgütlenmelerdir

dizi kontra faaliyetin ard›nda da yine bu strateji vard›r ve do¤rudan genelkurmay taraf›ndan yürütülmektedir. ‹ddia edildi-

S

usurluk nas›l unutturulmaya, üzeri örtülmeye çal›fl›ld›ysa, AKP hükümetinin seçim yat›r›m› olarak gerçeklefltirdi¤i bu sözde operasyonlar da ayn› flekilde münferitlefltirilmeye, üzeri örtülmeye çal›fl›lacakt›r.

¤i ya da gösterilmeye çal›fl›ld›¤› gibi, Genelkurmay Baflkanl›¤›n› “ima” eden “derin devlet”in bir uygulamas› de¤il, devletin tüm kurum ve kurulufllar›n›n içinde yer ald›¤› stratejik bir faaliyettir. Bu nedenle, hükümette hangi partinin oldu¤unun hiç bir önemi yoktur. Tayyip Erdo¤an hükümeti de bu stratejinin yürütülmesinde, “iktidar” olarak üstlerine düfleni yapmaktan çekinmemifllerdir.

bombalar›n emekli asker Oktay Y›ld›r›m’a ait oldu¤u belirlendi. Y›ld›r›m’›n ‘abisi’ Yüzbafl› Muzaffer Tekin de ‘bombalar›n kullan›lamaz halde’ oldu¤unu “bildi¤i için” gözalt›na al›nd›. Tutuklanan Yüzbafl› Muzaffer Tekin’in bilgisayar›nda Ergenekon örgütlenmesi ve MGK’nin gizli bilgilerine ulafl›ld›. Dan›fltay sald›r›s›nda azmettirici olarak yarg›lanan Muzaffer Tekin’in, tehdit, gasp, cinayet ve adam kaç›rma ile adam yaralama suçlar›nda tutuklanan Türk ‹ntikam Tugay›’n›n kurucusu olan Semih Tufan Günaltay ile de yak›n iliflkiler içerisinde oldu¤u ve s›k s›k görüfltü¤ü ortaya ç›kt›. Günaltay da yapt›¤› aç›klamalarda Tekin’i tan›d›¤›n› (bir yerlere duydu¤u güvenden olmal›) gizleme gere¤i duymayarak “Tekin komutan ile görüflüyorum. Onu çok severim. Dan›fltay sald›r›s›nda ona iftira att›lar” demiflti. Öztürk ve Tekin Emekli Tu¤general Veli Küçük’ün elini öperken görüntülenmiflti. Kontra örgütlenmelerin orduyla olan yak›n ba¤›n› en somut biçimde ortaya seren Ümraniye vakas›, “çetelerin” ellerinin nas›l da ordunun cephaneli¤ine kadar uzand›¤›n› göstermesi bak›m›ndan da önemlidir. Her ne kadar bunlar›n “hurdaya ç›km›fl ve çöpe at›lm›fl silahlar” oldu¤u iddia edilse de, o kadar “hurda”s› olmasa gerek ki, ordu cephaneliklerindeki silahlar› saymaya bafllam›fl bile! Ancak bu, ordu bunlardan bihabermifl havas› yarat›lma giriflimine kimseler art›k inanm›yor. Çünkü herkes biliyor ki, h›rs›z evin içinde!

Birileri Susurluk’tan bu yana daha yo¤un dillendirilen “derin devlet” vb. iliflkiler arasa da, flunu çok iyi bilmekteyiz ki, gerek Susurluk, gerek fiemdinli gerekse Ümraniye vd. “çete”ler özde, CIA’in halk ayaklanmalar›n› bast›rmak için ‘70’li y›llar›n bafl›ndan itibaren, dünyan›n bir çok bölgesinde, buralardaki iflbirlikçi-uflak-kukla rejimlerin bilgisi dahilinde, bunlar›n istihbarat, ordu, polis ve bir çok devlet kurumuyla yayg›n bir biçimde hayata geçirdi¤i “karfl›-ayaklanma stratejisi”nin günümüze kadarki uzant›s›d›r. Hepsinde de karfl›m›za ç›kan kontr-gerillad›r ve devletiyle, hükümetiyle, ordusuyla bütün bir örgütlenmedir ve devletin kendisidir. Özetle söylemek gerekirse, tüm bu “çeteler” CIA’n›n y›llar öncesinden bafllayarak, dünyan›n bir çok bölgesinde ve en genifl kapsamda hayata geçirdi¤i “karfl›-ayaklanma stratejisi”nin Türkiye aya¤›d›r. Geçmiflte Vietnam, Kolombiya ve daha bir çok ülkede ve onlarca y›ld›r da ülkemizde görüldü¤ü üzere, “devlet” tüm meflrulu¤unu yitirmifl olsa bile, bu “gizli operasyonlar”› sürdürür. Özellikle de silahl› mücadelelerin oldu¤u ülkelerde hayata geçirilen bir stratejidir ve silahl› halk hareketleri ve gerekti¤inde de demokratik muhalefet bu kontra faaliyetler arac›l›¤›yla yok edilmeye ve de toplum terörize edilerek, bu hareketler kitlelerden tecrit edilmeye çal›fl›l›r. Silahl› mücadele özgülünde gerçekleflen terörize etme durumu, halk›n silahl› mücadeleye verdi¤i deste¤i kesmeyi de amaçlamaktad›r. Baflta T. Kürdistan› olmak üzere, silahl› mücadelenin yo¤un oldu¤u bölgelerde, 90’l› y›llarda gerçekleflen faili meçhul (bizce belli) katliamlar›n, köy yakmalar›n ve daha bir

Bugün bir bir ortaya saç›lan “çeteler” ve bunlar›n iliflkileri, para kaynaklar› tükenen ve belli ölçüde denetimden ç›kan kontra elemanlar›n› kapsamaktad›r daha çok. Kendilerine verilecek yeni görevleri beklerken bofl oturmak istemeyen kontra mensuplar›, bu faaliyeteriyle birlikte asl›nda “eski günlere” dönmeleri için f›rsat yarat›lmas› mesaj› da vermekteler. Ve bu mesaj al›nd› san›r›z. Çünkü Genelkurmay “terörle mücadele” konseptini yine özel birliklere verece¤i aç›klamas›n› yaparak, bu yönlü giriflimlerini bafllatt› bile. Genelkurmay’›n bu yönelimi, çete operasyonlar›nda a盤a ç›kan iliflkilere temkinli bir dille yaklaflan burjuva medyada ve onun sat›l›k kalemflörlerinde yank› bulmakta gecikmedi. Bu özgülde flöyle diyor ordu ve kontra faaliyetlerin flakflakç›s› Ertu¤rul Özkök “Her ülkenin, makul ölçüde derin devlet kurumlar›na ve operasyonlar›na ihtiyac› vard›r... Hakk›m›z olan fley, bütün bu operasyonlar›n kontrol alt›nda olmas›d›r... Gizli kahramanlar›n bir bölümü, ifllerini düzgün flekilde, kontrol alt›nda yapar ve kenara çekilirler. Baz›lar› ise yolundan sapar. Bizim elefltirimiz, gizli kahramanlar› de¤il, yoldan ç›kanlar› hedef almal›.” Ve bu “gerçek kahramanlar” yine yollara düflmeye ve Ankara’dan sonra Diyarbak›r’da bombalar›n› patlatmaya bafllad› bile. Onlar› art›k linç giriflimlerinin bafl›nda, Kürt halk›na dönük katliamlar›n ard›ndan kestikleri kulak, burun vd. uzuvlarla çektirdikleri foto¤raflarda, iflçi emekçi y›¤›nlara dönük sald›r›larda ve daha say›s›z aç›k-örtülü operasyonlarda daha s›k görmeye haz›r olal›m. Ve haz›r olmaktan sadece durup beklemeyi de¤il, geliflen bu duruma karfl›, uygun tatikler gelifltirerek, mücadeleyi yükseltmeyi, topyekün sald›r›lara karfl› topyekun direnifl örgütlemeyi anlayal›m!


13-26 Temmuz 2007

20

78

Bütünün etkili parças› olmak Her s›n›f bilinçli proleter, Proletarya Partisi’nin aktif bir öncüsü, etkin bir parças› gibi çal›flmak, bütüne karfl› sorumlu oldu¤unun bilinciyle hareket etmek zorunda oldu¤unu görmelidir. Devrimci e¤itim çal›flmas›nda, sürece ileri düzeyde kat›l›mda, komite kararlar›n›n oluflumuna ve uygulamas›na aktif ve üretken bir tarzda kat›lmal› ve daha fazla sorumluluk almal›d›r. Ancak bu ad›mlar at›ld›kça önderlik inflas›na katk›lar artacak ve örgütsel ilerleme sa¤lanabilecektir. Her konuda oldu¤u gibi bu konuda da kendili¤indenci bir davran›fl içinde olunamaz. Bu konudaki duruflun h›zla düzeltilip devrimcilefltirilmesi için gerekli düzelme ve düzeltme çal›flmas›na giriflilmelidir. Kolektif iradenin bütünlüklü yans›d›¤› kararlar almaya çal›fl›lmal›d›r, bireyin ald›¤› karardan daha güçlü ve demokratik olan kolektif iradenin yans›d›¤› karard›r. Bu karar bütünün gücünü yans›t›r, dolay›s›yla sahiplenme ve uygulama aflamas›nda kolektif bir irade gücü ortaya koyar. Do¤ru karar gerçekle uyumlu ve kolektif iradenin yans›d›¤› karard›r. Dolay›s›yla do¤ru ve kolektif iradenin yans›d›¤› kararlar almak komiteler için olmazsa olmaz önemdedir. Do¤ru karar alma kadar, kararlar› uygulama gücü, çabas›, kararl›l›¤› da önemlidir. Her komite bu konulardaki bak›fl aç›s›n›, bilgiye, gerçe¤e varma yöntemlerini, kararlar› uygulama ve sorunlar› çözme yöntemlerini, komite ve örgüt yönetme özelliklerini daha ifle bafllarken sorgulamal›, ar›zal› yanlar›n› düzelterek, her yönüyle gerçeklerle ve kolektif iradeyle uyum içinde hareket etme çabas›n› art›rmal›d›r. Devrimci çal›flman›n olmazsa olmaz sorunlar›ndan biri olan örgütün kan ve enerji dolafl›m› sorunu olan raporlar›n haz›rlan›p sunulmas› ve komite iradesinin yans›mas› ve yans›t›lmas›d›r. Bu soruna salt örgütsel bir sorun olarak bakmamak ve salt yerine getirilmesi gereken örgütsel bir sorumluluk sorunu olarak bakmamak gerekir. Bu sorun, devrimi ve sorunlar›n› alg›layarak, halka ve devrime karfl› sorumlulu¤un önemli bir parças› olarak görülmelidir. Rapor sorununa ciddiyetle ve önemle e¤ilinmeli, düzelmesi için üzerinde ›srarla durulmal›d›r.

Hedefler somutlanmal›, görevler netleflmelidir! Gerek ülkedeki ekonomik-politik geliflmelere ve kitlelerin durumuna iliflkin olsun gerekse de komitenin geliflimine katk› sunacak devrimci kavray›fl ve durufluna aç›l›m sa¤layacak konular hakk›nda olsun tart›flmalar örgütlemek, ortaya ç›kan sorunlarla aç›ktan, direkt karfl›laflmak, sorunlar› örtbas etmeden, üzerinden atlamadan, yokmufl gibi hareket etmeden davranmak komitenin çözüm gücünü art›r›r. Sorunlar› görmek ve çözmek için komite iç ve d›fl iliflkilerini iyilefltirmeli ve s›k› bir denetim sa¤lamal›d›r. Geliflmeleri ve sorunlar› zaman›nda ve ayr›nt›lar›yla ö¤rendi¤inde, k›saca iyi bilgilendi¤inde onlar› yönetmede baflar›l› olabilir. Bunu sa¤lamak için iyi örgütlenmeli ve iyi yönlendirmelidir. Komite varmak istedi¤i hedeflerini somutlaflt›rmal› ve görevlerini netlefltirmelidir. Bu yönde at›lacak ad›mlar do¤ru bir hareket tarz›n› geliflti-

rece¤i gibi komitenin sa¤lam bir örgüt olma özelliklerini art›rmas›na da hizmet edecektir. Komite bütünlüklü bir çal›flma plan› içinde hedeflerini somutlarken ayn› zamanda bu hedefe varmak için görevleri de netlefltirmelidir. Çal›flma ve örgütleme plan› içinde önemli görevlerden biri de politika belirleme çal›flmas› ve belirlenen politikan›n kitlelere tafl›nmas›n›n örgütlenmesidir. Kitlelere tafl›nmayan ve onlar›n örgütlenme ve ayd›nlanmas›n› amaçlamayan bir çal›flma, yönelime hizmet etmeyen bir çal›flma olarak kal›r. Komiteler tüm örgütsel sorunlarla (önem s›ras›na göre s›n›fland›rarak) iliflkili olmak, sorunlar hakk›nda detayl› bilgi sahibi olmak (bilgi eksikli¤i varsa bilgi toplamay› örgütlemelidir) ve bunlara zaman›nda müdahale etmek gibi bir görevi vard›r. Neden zaman›nda sorunlara devrimci tarzda müdahale etmek zorundad›r? Çünkü geçmifl tecrübeler ortaya koymufltur ki zaman›nda müdahale edilmeyen sorunlar büyüyüp, baflka sorunlarla birleflerek, a¤›rlafl›r. Ve kangren haline gelir. Tüm pratik çal›flmalara do¤ru tarzda önderlik edebilmek için ortaya ç›kan sorunlara çözücü tarzda müdahale etmek gerekir. Komitede geliflkin ve güçlü bir irade birli¤i, uyumlu bir çal›flma tarz› ve en önemlisi temel konular hakk›nda görüfl birli¤i oluflmuflsa müdahale ve çözüm gücüne sahip olunur. Bundand›r ki komiteler bir yandan devrimci çal›flmalar›n› örgütlerken di¤er yandan temel konularda görüfl birli¤ine sahip olman›n koflullar›n› yaratmal›d›r. Komiteler baflar› ç›tas›n› yükseltmek için kendini sorgulama düzeyini yükseltmelidir. Bunu ciddiyetle ve bilinçle yapmal›d›r. Fikir ve düflüncelerini öneri ve görüfllerini, elefltiri ve de¤erlendirmelerini k›saca kendi gerçekli¤ini ifade etmekten kaç›nmamal›, onlar› aç›kça ortaya koymaktan çekinmemelidir. Baz› yaklafl›m ve düflüncelerin kökenine inme cesaretine sahip olmal›d›r. Hiçbir sorunu yüzeysel ele almamal›d›r. Aksi bir yaklafl›m› h›zla terk etmelidir, zira bu tutum geliflim ve ilerlemenin önünü kapat›r. Olumlu yönde gelifltirilecek bu yaklafl›m komitenin ideolojik duruflunu, devrimci bak›fl aç›s›n› sa¤lamlaflt›raca¤› gibi kendine olan güvenini de art›r›r. Komiteler örgütün beklentilerini ve devrimci görevlerini her yönüyle aç›kça ortaya koyup somutlamal›d›r. Mu¤lakl›k tafl›yan hiçbir hedef ve belirsizlik tafl›yan hiçbir görev, bofllukta as›l› kalan hiçbir konu ve sorun b›rak›lmamal›d›r. Ayr›ca cesaretle örgütü gerçekler ›fl›¤›nda bilgilendirmek, temel yönelimin uygulanmas› yönünde yönlendirmek, harekete geçirmek gibi çok yönlü görevleri titizlikle inceleyip, biçimlendirmesi gerekir. Bu görevin esas olarak komite bileflenlerinin omuzlar›nda oldu¤u kavray›fl›yla hareket edilmelidir. Komitenin yürüyüfl ve duruflundan görev ve sorumluluklar›n lay›k›yla yerine getirilmesinden, devrimci çal›flmalar›n denetlenmesinden her komite üyesi sorumlu oldu¤unu bilerek hareket etmelidir. Komiteler ve bileflenleri sürece aktif kat›l›m› baflar›rlarsa gerek örgütsel, gerek kiflisel engelleri ve gerilikleri kald›rarak hareket ederlerse baflar›n›n ve geliflimin önünü açm›fl olacak-

lard›r.

E¤itsel ve çözüm yöntemlerini gelifltirelim! Yukar›da ifade etmeye çal›flt›¤›m›z konularda kapsaml› bir düzelme ve düzeltme ad›mlar›n at›lmas› ile görevlerin yerine getirilebilece¤ini belirttik. Bu görevlerin yerine getirilmesiyle birlikte politik atmosferin özgülümüzdeki de¤iflimini sa¤lamak yönlü ülkemizdeki s›n›f ayr›fl›mlar›n›, s›n›flar›n mevcut iliflkilerini, mücadele hatlar›n› ve örgütlenmelerini, politik geliflmeler üzerindeki etkilerini anlamak için e¤itsel amaçl›, çözümlemeli araflt›rmalar ve çal›flmalar yap›lmal›d›r. Analiz ve e¤itici gücü geliflkin ve politikaya dönüflen çal›flmalar›n örgütsel duruma, ihtiyaçlara ve s›n›f mücadelesinin gidiflat›na paralel olmas›n› sa¤lama amaçlanmal›d›r. Bu konularda yo¤unlaflmal› ve bunun sonucunda ortaya ç›kan gerçekli¤i devrim ve parti lehinde de¤ifltirmek için politikalar ve taktikler belirlenmelidir. Bu sadece teorik düzlemde de¤il, ayn› zamanda ve esas olarak pratik düzlemde ilerlemek için gereklidir. Komitelerin baflar› kriterlerinden birisi de bileflenler aras›nda karfl›l›kl› güvene, dayan›flma ve paylaflma bilincine dayal› iliflkilerin benimsenip oturtulmas›d›r. Komite iç ve d›fl faaliyetini yönetme, yönlendirme, politik kararlar› uygulama ve uygulanan kararlar› denetlemede kolektif yönetim tarz›n› uygulamal›d›r. Komite bileflenleri yeterli bir parti bilinci, politik kararlar› prati¤e uygulama kararl›l›¤› ve sorunlar› bilimsel ele al›fl tarz›n› kazand›¤› oranda ileri do¤ru yürüyüflünü sa¤lamlaflt›racak, iç uyumunu ve çal›flma ahengini yakalayacakt›r. Komiteler iflin bafl›nda dikkatli ve öngörülü davranmak zorundad›r. Örgütün yönetimini, kontrolünü ve yönelimini kolektif iradenin alm›fl oldu¤u politik kararlar ›fl›¤›nda s›k›ca ele almal›d›r. Kavrama ve kavratma, de¤iflme ve de¤ifltirme, dönüflme ve dönüfltürme, e¤itme ve e¤itilme iç içe birlikte ele al›nmak zorundad›r. Hiçbir görev birbirinden ba¤›ms›z ve kopuk ele al›namaz. Komitelerden istenen ve onlardan beklenen, partinin politik kararlar›n›n dogmatik bir tarzla ele al›nmas› de¤il, iyice kavran›p kavrat›lmas›, savunulmas› ve en önemlisi de do¤ru bir tarzda uygulanmas›d›r. Ancak bu anlay›fl ve çal›flma tarz› partiyi güçlendirir ve gelifltirir. Örgüt olma sorumlulu¤u, partinin iradesine sahip ç›kma görevi bunu emretmektedir. Buna azami ölçüde riayet edildi¤inde politik kararlar maddi güce dönüflür, örgüt olma sorumlulu¤u lay›k›yla yerine getirilir. Bugün yap›lmas› gereken s›n›f mücadelesi prati¤ine olan uzakl›¤› gidererek, s›n›f savafl›m›n›n temel konular›na, ana noktalar›na yeterince yo¤unlaflmak, örgütsel sorunlar›n çözümünü de içeren bir çal›flma ve örgütlenme faaliyetine girmektir. Yani analiz gücünü gelifltirmek, somut flartlar›n somut tahlili üzerinden gerçekli¤e vak›f olup bu gerçekli¤e uygun devrimci politikalar belirlemektir. Belirlenen politikalar› kitlelere tafl›makt›r. Bunun

araçlar›n› yaratarak kitleleri Proletarya Partisi etraf›nda örgütleme prati¤ine yo¤unlaflmakt›r. Bugün komitelerin önünde duran di¤er önemli görevlerden biri de politik darl›k ve tecrübesizlik denen yetersizliklerin afl›lmas› yönünde ad›mlar› h›zland›rmakt›r. Proletarya Partisi’nin merkeziyetçilik ilkesinin benimsenerek düzelme çabas›n›n art›r›lmas›d›r. Devrimci disiplinin her alanda benimsenmesidir. Proletaryan›n disiplin anlay›fl› devrimci nitelik tafl›r. Devrimci kavray›fl›n her geliflimi proleter disiplini güçlendiren olguya dönüflür. Devrimin temel sorunlar›na iliflkin bak›fl aç›s›n›n devrimcileflmesi disiplinin devrimcileflmesi demektir. Devrim ve örgüt sorunlar›na bak›fl aç›s› devrimcilefltikçe devrimin ve partinin ç›karlar›n›n her fleyin üzerinde tutulmas› gerekti¤i kavray›fl› gelifltikçe gönüllü ve bilinçli disiplin anlay›fl› güç kazan›r. Proleter disiplin anlay›fl›, devrimci bak›fl aç›s›yla olgulara yaklafl›p devrim ve parti ç›karlar›n› her fleyin üzerinde tutmakt›r. Proletaryan›n disiplin anlay›fl› burjuvazinin zoraki ve bask›c›, bilinçsiz ve gönülsüz disiplin anlay›fl›ndan farkl›d›r. Bireysel iradenin zorla, bask›yla k›r›l›p parçalanmas› demek olan burjuvazinin disiplin anlay›fl›ndan temelde farkl›l›k arz eder. Burjuva disiplin anlay›fl›nda bilinç ve gönüllülük unsuru yoktur. Toplumsal ç›karlar yoktur. Bireyin bencil ve bireyci ç›karlar›, ezen sömürücü s›n›f›n ç›karlar›n›n savunulmas› vard›r. Emekçilerin zor ve bask› yöntemiyle disiplin ad› alt›nda bast›r›lmas›, iradelerinin k›r›lmas›, bilinçlerinin tutsak al›nmas› vard›r. Zorun, gericili¤in sömürücü s›n›flar›n maddi ç›karlar›n›n esas al›nd›¤›, bunun hukuksal kurum ve kurallarla biçimlendirildi¤i dokunulmaz-de¤ifltirilmez diye zorla kabul ettirilen tabular bütünlü¤ü vard›r. Bireyin özgür ve bilinçli iradesinin ortaya konmas›na, ifade edilmesine asla izin ve müsamaha yoktur. Zor ve bask› üzerinde biçimlenen burjuva-feodal mant›k vard›r. Oysa proletaryan›n disiplin anlay›fl›nda devrimci bilinç ve özgür iradenin örgütlenmesi vard›r. Toplumsal ç›karlar› esas alan, kolektif iradeye tabi olan kurallar vard›r. Birey, kolektif iradeye bilinçle ve gönüllü bir flekilde tabi olur. Bundand›r ki bilinçli ve özgür düflünce, tart›flma ve elefltiri sonucunda yerini kolektifin eylem ve iradesine gönüllü olarak b›rak›r. Burada kolektife bilinçle tabi olma vard›r. Tart›flma ve düflünce belirtmede, elefltiride özgürlük vard›r. Bunun tamamlan›p sonland›¤› yerde devrim ve halk ç›karlar›n› esas alan kolektifin ortak iradesi devreye girer. Kolektifin eylem birli¤i karar›na gönüllü uyma, ona tabi olma vard›r.


21

78 Devrimci bilinç temeli üzerinde flekillenen özgür irade kendisini kolektifin s›n›f terbiyesiyle flekillendirir. Proletaryan›n disiplin anlay›fl› budur. Proleter disiplin proletaryan›n yürüyüfl temposunun art›ran ahenkli ritimdir. Disiplin anlay›fl› yukar›da belirtmeye çal›flt›¤›m›z bu bak›fl aç›s›yla kavrand›¤›nda bir diflli olarak anlafl›lamaz tam tersine yürüyüfl düzeni ve ahlak› olarak anlafl›l›r. Çok kez parti içindeki küçük burjuva unsurlar taraf›ndan yanl›fl alg›lanan devrimci disiplin anlay›fl› bireyin kendi bireysel iradesini k›ran diflli olarak görülür ve anlafl›l›r.

Yak›na ancak ileriye do¤ru ad›m ataca¤›z! Kolektif önderlik ya da yönetmede kolektivizm alan sorunlar›n›, tart›fl›lan konular›, ifllevleri vs. bütün olarak bilmelidir. Sadece kendi iflini yapmakla yetinen ya da bu flekilde görevini yapt›¤›n› sanan komiteler ve bileflenler baflar›n›n

arkas›ndaki güç olamaz. Olsa olsa örgüt olma özellikleri zay›flam›fl edilgen bir güç olur. Bütün faaliyet alanlar›ndaki sorunlara ilgi duyan, çözümü için düflünen, kafa yoran ve kendini bütüne karfl› sorumlu hisseden ve bütünün aktif bir parças› olarak gören komiteler, önderlik çizgisine, partiye lay›k bir biçimde hareket etmifl olur. Komiteler Proletarya Partisi’nin iradesi ve önderli¤iyle, sistemli ve örgütsel bir çal›flmayla, s›n›f mücadelesinin sorunlar›na yan›t olmay› amaçlayan gelifltirici ve ilerletici tart›flmalar› örgütlemelidir. Bu devrimci tart›flmalar içinde devrimci yaklafl›mlar›n› gelifltirip, politik kararlar› daha iyi benimseyerek yürür. Komiteler ortaya ç›kan ve ç›kacak olan sorunlara devrimci çözümler bularak ilerlemelidir. Çözüm aray›fl› objektif bilgilere ve gerçe¤e dayanmal›d›r, bu tarz esas al›nmal›d›r. Gerekli ve yeterli bilgilerin yoklu¤unda aceleci davran›l-

PUSULA Özen göstererek çal›flmak Düflman›n çok yönlü bask› ve yo¤un sald›r›lar›, s›n›f mücadelesinin sorunlar› ve ihtiyaçlar› s›n›f bilinçli proleterlere her geçen gün daha fazla devrimci görev ve sorumluluklar yüklemektedir. Düflman›n bask› ve sald›r›lar›na karfl› koyarak, kitleleri örgütlemek, harekete geçirmek için do¤ru bir devrimci kitle çizgisi kadar bu çizgiyi prati¤e uygulayacak sa¤lam örgütlülükler yaratmak da önemlidir. Bu ciddi ve zorlu görevin yerine getirilmesi görevi mevcuttan daha ileri düzeyde bir bilinç, kararl›l›k ve durufl gerektiriyor. Daha fazla devrimci bilgi ve cesaret gerektiriyor. Dünden daha geliflkin, daha ileri bir devrim ve s›n›f bilincine, özenli kitle çizgisine, Bolflevizmin egemen oldu¤u örgütsel iflleyifle ihtiyaç vard›r. Dünden daha fazla proleter kültürün egemen oldu¤u çal›flmaya ve yaflamaya ihtiyaç vard›r. Dünün yetersiz ve eksik s›n›f bilincini, zay›f ve yetersiz duruflu tekrar etmeden, her yönlü geliflmeye ve ilerlemeye ihtiyaç vard›r. Devrimci bilgi ve birikim, geliflkin ve çok yönlü bir donan›m ve sa¤lam bir durufl sa¤lamak için sürekli ve disipline olmufl devrimci bir çabaya ihtiyaç vard›r. Bunun için çaba sarf etmeyen, dünü tekrar etmekten kurtulamaz. Yenilenme ve geliflme ihtiyac› duymayanlar, mevcudu sürekli tekrar edenler burjuvazinin çeflitli düzeyde etkisini üzerinde tafl›yor demektir. Keza devrimci de¤erleri inkar edenler de burjuvazinin çeflitli düzeyde etkisini üzerinde tafl›yor demektir. S›n›f savafl›m›n›n sorunlar› ve ihtiyaçlar› s›n›f bilinçli proleterlere süreklili¤i sa¤lanm›fl bir ideolojik mücadele ve sorgulamay› gerekli k›lmaktad›r. S›n›f savafl›m›n›n sorun-

lar› karfl›s›ndaki duruflunu kapsaml› bir flekilde sorgulayamayanlar baflar›s›zl›k ve yenilgiden kurtulamaz. Do¤ru ve hakl› bir zeminde (s›n›f savafl›m›n›n sorunlar› ve ihtiyaçlar› temelinde, partinin politik kararlar›n› uygulama prati¤inde) yap›lan ideolojik sorgulama politik geliflimin ve örgütsel ilerlemenin zeminini yarat›r. S›n›f bilinçli proleterlerin durufl ve prati¤i s›n›f mücadelesinin sorun ve ihtiyaçlar›na yan›t olmay›, Proletarya Partisi’nin temel yönelimini prati¤e uygulamay› esas alan bir tarzda olmal›d›r. S›n›f savafl›m›nda temel kural s›n›f bilincine ve örgüt gücüne güvendir. Tam s›n›f bilincine sahip olunarak Bolflevizmin egemen oldu¤u güçlü ve kal›c› örgütlenmeler yarat›l›r, imkans›z ve zor olan baflar›l›r. Günümüzde imkâns›z ve zoru baflaracak, zorluklar› yenecek, tehlikeleri aflacak olan s›n›f bilinçli proleterlerin bilinçli ve örgütlü sa¤lam durufludur. Bu görev s›n›f bilinçli proleterlere tarihsel oldu¤u kadar s›n›fsal nedenlerden ve toplumsal gerçeklikten kaynakl› olarak verilmifltir. Proletaryaya do¤ru bir bak›fl aç›s› kazand›ran, onun bilimsel dünya görüflü olan MLM’dir. Proletaryan›n dünya görüflü bilimsel oldu¤u kadar sa¤lam bir gerçekli¤e dayan›r. Bu; her soruna ve her olaya karfl› ak›lc› yaklaflmak ve do¤ru tav›r almak demektir. Proleter dünya görüflü, mücadele içinde olan s›n›f bilinçli proleterlere bilimsel bir bak›fl aç›s› kazand›rd›¤› gibi içinde bulunduklar› durumu do¤ru ve çok yönlü görme, olaylar› ve geliflmeleri anlama ve çeliflkileri kavrama, sorunlar› çözme olana¤› sa¤lar. Proletaryan›n dünya görüflü MLM bilimi, politik ve sosyal sorunlara do¤ru tarz-

13-26 Temmuz 2007

mas› yanl›fl kararlar›n al›n›p uygulanmas›na neden olmakta; bu da komite çal›flmalar›n› sekteye u¤ratmaktad›r. Öncelikle do¤ru ve tarafs›z bilginin toparlanmas›na çal›fl›lmal› ve sorunun irdelenmesi bu do¤ru bilgiler ›fl›¤›nda yürütülmelidir. Yaklafl›mlar y›k›c› de¤il, mutlaka çözüme yönelik ve de de¤ifltirici dönüfltürücü bir tarzda olmal›d›r. Politik kararlar, ancak komite bileflenlerinin kolektif çal›flmalar›n›n birer ürünü ise sahiplenilir, savunulur ve de en önemlisi uygulanabilir. Do¤ru kararlar almak kadar, kararlar› uygulamak için de komitenin bütünlüklü iradesine, inisiyatifine azami derecede azami ihtiyaç vard›r. Bu durum demokratik merkeziyetçilik, özgürlük ve disiplin ilkelerinin somutlanmas› için de geçerlidir. Her komite bu konularda örgüt bilincini art›rarak, örgüt olma özelliklerini güçlendirecektir. Bu özelli¤ini aksatan, engelleyen her yaklafl›m ve durufl daha ifle bafllarken sorgulanmal› ve ortadan kald›r›lmas› için elefltiri-özelefltiri, düzel-

me ve düzeltme çal›flmalar›n› örgütlemelidir. “Politik kararlar, belirlenen yönelim bundan sonra Proletarya Partisi’nin üzerinde yürüyece¤i çizgidir. Bütün komiteler gerçekleflen tart›flma sürecinin ard›ndan flekillenen kararlar›, partinin belirlenmifl iradesinin ürünü olarak kabul edip hareket tarz›n› flekillendirmelidir. Her komite ve s›n›f bilinçli proleter kendinden yaratt›klar›yla, katt›klar›yla bu iradeye flekil, ruh verecektir. Tüm flekilsiz ve ruhsuz tutumlar, tam da bunun karfl›s›nda y›k›ma u¤ramal›d›r. Kararlara, yönelime s›k› s›k›ya sar›lmal›, geldi¤imiz/getirdi¤imiz yerden partiyi hak etti¤i yere, devrimin öncülü¤üne do¤ru geniflletmeliyiz. Sahip ç›kaca¤›m›z kararlarla partiye, partiye verece¤imiz de¤erlerle devrime, devrime sunaca¤›m›z hizmetle s›n›rs›z ve sömürüsüz dünyaya yürümüfl olaca¤›z. YAKINA ADIM ATACA⁄IZ; ANCAK ‹LER‹YE (8. Konferans kararlar›) DO⁄RU!”

da yaklaflma, çeliflkileri do¤ru tarzda çözümleme ve bilimsel yorumlama olana¤› verir. Devrimci teori, pratik sorunlar› çözmede kullan›lacak olan devrimci yöntemi de verir. Devrimci teorinin en önemli flart› içinde bulunulan somut koflullar› oldu¤u gibi görmek ve bu bilinçle somuta ön yarg›s›z ve hesaps›z yaklaflmakt›r. Bu gerçeklik ayn› zamanda sorunlar›n çözümüne yaklafl›m k›lavuzlu¤u verir. S›n›f bilinçli proleterler, s›n›f mücadelesinin zorlu koflullar› içinde devrimci e¤itimlerini gelifltirir ve s›n›f mücadelesi prati¤i içinde devrim biliminin zenginliklerini benimseyerek bunlar› pratikle birlefltirmek için mücadele ederler. Zaman›n› ve her an›n› s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›na ve ihtiyaçlar›na yan›t olmak için bilinçle kullananlar gelece¤e güvenle bakabilirler ve her türlü umutsuzluk ve karamsarl›k içinde parlayan atefl koru olurlar. S›n›f savafl›m› güçlü, deneyimli, kurnaz, ancak yenilgiden kurtulamayacak olan bir düflmana karfl› sürdürülen fliddetli karmafl›k savafllar dizisidir. Bu savafl›mda at›l›m ve cesaretin yan›nda ne istedi¤ini ve ne yapaca¤›n› bilmek gerekir. S›n›f savafl›m› bir meslek ve yaflam gibi sürekli ö¤renilir. ‹nsanlar nas›l ki yaflam› ve bilimi ö¤renmeye bafllay›p bu süreç içinde say›s›z yanl›fll›klar ve ciddi yan›lg›lara düflebiliyorsa emekçiler de ayn› flekilde örgütlü mücadele süreci içinde s›n›f savafl›m›n› yanl›fll›klar yaparak ö¤renmeye çal›fl›r. S›n›f savafl›m› keflfedildi¤i gün bafllamaz, onun uzun ve yaflayan canl› bir tarihi vard›r. Savafl›ma kat›lanlar ona kendi katk›s›n› da beraberinde getirir. Ama s›n›f savafl›m›n› daha ileri götürebilmek için kendilerinden öncekilerin deneyimlerini özümsemeleri gerekir. Bu gerçeklik dün oldu¤u gibi bugün için de geçerlidir. S›n›f bilinçli proleterlerin, s›n›f savafl›m› tarihini bilmek ve hangi deneyimlerin kazan›ld›¤›n› ö¤renmek için ciddi çaba göstermeleri gerekir. Bunun nedeni, orada sihirli

reçetelerin bulunmas› de¤ildir. Amerika’y› her defas›nda yeniden keflfetmek, her defas›nda ayn› yolu kat etmek, ayn› dersleri ç›karabilmek için ayn› yan›lg›lar› yinelemek gerekli de¤ildir. Kazan›lan› bilmek, ondan yararlanmay› ö¤renmek ve ileriye gitmek gerekir, geriye dönmek de¤il. Bugün elde edilen bilgilerin hiçbiri kendi bafl›na zahmetsiz ve emeksiz kazan›lmad›. S›n›f savafl›m›ndan kopup uzaklaflmadan, bir an olsun usan›p yorulmadan ö¤renmek, izlenmesi gereken ö¤renme yoludur. Kolektif e¤itimi bütünleyen ve tamamlayan bireysel e¤itimdir. Devrimin ustalar›n›n, geliflkin kurmaylar›n›n ve s›ra neferlerinin yaflamlar›na bak›ld›¤›nda kolektif e¤itim kadar bireysel e¤itime de ciddiyetle a¤›rl›k verdikleri görülür. Bu ikili e¤itim ve çaba sonucu yetersiz ve eksik bilinçten yeterli ve tam bilince, zay›f bir durufltan güçlüye do¤ru geliflim sa¤lan›r. Unutmamak gerekir ki, s›n›f savafl›m› karmafl›k süreçlerle dolu bir gerçektir. Tüm bilimler gibi s›n›f savafl›m› da sürekli gelifltirilmesi ve ö¤renilmesi gereken bilimdir. S›n›f savafl›m›n›n tarihini bilmek, günümüzün gerçek koflullar›n› ve bugün süren savafl›m›n koflullar›n› somut olarak tahlil etmeyi sa¤lar. S›n›f savafl›m›nda cahillik asla bir erdem olamaz. Ve kabul edilemez. Ö¤renmekten bir an olsun asla vazgeçmeden yürümek önemlidir. Bütün bilim dallar›nda oldu¤u gibi s›n›f savafl›m› konusunda da hiçbir fley ö¤renmeden her fleyin bilinebilece¤i düflüncesini ancak ahmaklar tafl›r. Yüzeysel, yaklafl›k ve parçal› bilgilerle devrimci savafl›m gelifltirilemez ve sa¤lam bir örgüt infla edilemez. Hiç kimse kendini devrimci savafl›ma adayanlar kadar yüksek duygulara sahip de¤ildir. Ayn› zamanda kimse yanl›fla ve haks›zl›¤a karfl› onlar kadar canl› tepki gösteremez. Ve e¤er bu yaflam› ve kavgay› yaflam›fl olmak kadar güzel ve onurlu hiçbir fley yoksa, bu onun amac›n›n büyüklü¤ünden ve bu u¤urda yürek ve zeka gereklili¤indendir.


13-26 Temmuz 2007

22

78

Maoist gerillalar tren gar›n›n denetimini ele geçirdi Hindistan Kominüst Partisi (Maoist) önderli¤indeki Maosist gerillalar Bat› Hindistan’da bir eylem gerçeklefltirerek, bir tren gar›n›n denetimini ele geçirdiler ve buradaki görevlileri al›koydular. Gerillalar›n bu eylemi hükümetin Özel Ekonomik Bölgeler (ÖEB) kurma plan›na karfl› gerçeklefltirdikleri söyleniyor. Bu amaçla bir dizi eylem yap›ld›¤› da gelen haberler aras›nda. Ulafl›m yollar›n› hedef alan ve günlerdir süren eylemlerde ülke genelinde ulafl›m› aksam›fl durumda ve eylemlerin ise giderek fliddetini art›rd›¤› söyleniyor. Ayr›ca eylemlerin ülke genelinde ola¤anüstü bir koordinasyonla gerçeklefltirildi¤i de belirtiliyor. Bu eylemler karfl›s›nda panikleyen devlet güçleri yapt›klar› aç›klamalarda eylemcilerin, Biramdih Gar›’n› ele geçirmeden önce patlay›c›yla yolu trafi¤e kapad›klar›n› ve böylece Bat› ve Güney Hindistan’a giden ba¤lant› noktalar›n› engellediklerini söylüyorlar. Görgü tan›klar› ise, say›lar› düzinelerle ifade edilen gerillalar›n gar› ele geçirerek, buradaki görevlileri de al›koyduklar›n› ve hava kararmadan önce geri çekildiklerini söylüyor. Hükümetin ç›kard›¤› yeni ekonomi plan› kapsam›nda birçok köylünün topra¤›n› yitirece¤ini aç›klayan HKP(Maoist) eylemler öncesinde bat› bölgelerinde ve Hindistan’›n merkezi bölgelerinde iki günlük ayaklanma ça¤r›s› yapm›fllard›. Ça¤r›ya neden olan eko-

nomi plan›n›n yabanc› yat›r›mc›lara özel bölge oluflturmak gibi bir program› kapsad›¤› söyleniyor. Eylemlerini aral›ks›z sürdüren gerillalar, ayr›ca Andra Pradesh eyaletine ba¤l› Vishakhapatnam kentinde özel ekonomik alanda bulunan bir kahve fabrikas›ndaki iflçileri de tahliye ederek, fabrikadaki üretimi durdurdular. Di¤er yandan, Bat› Do¤u ve merkez bölgeler aras›nda gerçekleflen de¤erli maden sevk›yat› da durmufl bulunuyor. Eyleme genifl bir destek oldu¤u ve k›rsal bölgelerdeki iflletmelerin kepenk kapatt›¤›, maden arama ve tafl›ma ifllemlerinin tamamen ask›ya al›nd›¤› söyleniyor. Bunlar›n yan›s›ra, yük tafl›yan bir treni al›koyan gerillalar›n, yük dolu onlarca t›r› da durdurdu¤u ve merkez ile bat›-do¤u aras›ndaki yük

tafl›mac›l›¤›n› engelledikleri belirtiliyor. Durumla ilgili yap›lan de¤erlendirmelerde uzmanlar, eylemcilerin, çok say›da yoksul Hindistanl›n›n öfke duydu¤u özel ekonomik bölgeleri çok zekice ask›ya ald›klar›n› söylüyorlar. En son Mart 2007’de tar›m alanlar›n›n tam ortas›na kurulmas› planlanan ÖEB’leri protesto eden 14 köylü, polisin vahfli sald›r›s›nda katledilmiflti. Eylemciler bu ayaklanmayla birlikte ayn› zamanda, yoksul köylülerin ve topraks›z iflçilerin haklar› için de savaflt›klar›n› söylemekteler. Bu eylemler Maoistlerin ülkenin ana ekonomik damarlar›ndan olan maden bölgelerinde de ne kadar güçlü oldu¤unu göstermesi bak›m›ndan ayr› bir önem tafl›makta.

‹flçiler neo-liberal politikalara karfl› aya¤a kalkt›

Güney Afrika 13 Haziran günü bir milyon iflçinin, Darbin ve Johannesburg’un da aralar›nda oldu¤u bir çok kenti felç eden, özgürlük hayk›r›fllar›yla sars›ld›. Bu grev Apartheid döneminden sonraki en büyük iflçi eylemiydi. Bu kitlesel eylemler Güney Afrika Sendikalar Birli¤i taraf›ndan, iflçilerin haklar›n› korumak için organize edildi. Eylemleri organize eden COSATU sendikas›, 1.8 milyon üyesiyle ülkenin en büyük sendikas› konumunda. Bir milyonun üzerinde e¤itim ve sa¤l›k emekçisi 1 Haziran’dan bu yana ANC (Afrika Ulusal Kongresi)’nin sefalet anlam›na gelen teklifi karfl›s›nda grevdeler. Çal›flanlar % 12 ücret zamm› isterken, hükümet sadece % 6 zam teklif etmekte. Güney Afrika’daki enflasyon oran› ise sadece bu y›l % 7.

‹flçiler, grev sürerken yap›lan görüflmeler s›ras›nda zam taleplerini % 10’a çekerken, sendika 21 Haziran’da patronun teklif etti¤i % 7.5 art›fl teklifini reddetti¤ini aç›klad›. ANC ve müttefikleri, ›rkç› Apartheid güçleri üzerinde zafer kazand›ktan sonra 1994’de iktidara geldiler. Apartheid rejimini baflar›yla safd›fl› etmifllerdi, ancak sosyal sisteme hiç dokunulmam›flt›. Güney Afrika Komünist Partisi bu politik dönüflümü bir “Ulusal- Demokratik Devrim” olarak görmekteydi. ANC’nin 1955’deki özgürlük manifestosu -Apartheid rejimine karfl› mücadelenin ideolojik yönelimini koyan belge- öncelikle kilit endüstrinin ve bankalar›n devletlefltirilmesini öngören, genifl

kapsaml› reformlar› öngörmekteydi. Ancak ANC önderleri post- apartheid döneminde ülkede tam bir kapitalist sistem infla ettiler. ANC’nin müttefikleri olan SACP ve COSATU baz› tereddütlerine ra¤men bu geliflmelere ortak oldular. ANC bu üç örgütlenmenin en büyü¤ü. ANC’nin üyelerini tüm s›n›flardan gelenler oluflturuyor. Buna burjuvalar da dahil. COSATU ise sendikal bir örgütlenme olarak, iflçilerin maddi durumlar›n›n düzeltilmesiyle ilgileniyor. SACP’ye gelince, sosyalizm gibi bir hedefi dillendirse de, bugünkü stratejisi toplumsal düzende sosyalist de¤iflimleri öngörmüyor. Tüm bunlara karfl›n iflçi s›n›f› Güney Afrika hükümetinin neo-liberal politikalar›ndan memnun de¤il. fiu s›ralar ANC politik önderli¤inin çok s›n›fl› karakterini yans›tan çeliflkiler ortaya ç›km›fl durumda. ANC hükümeti yeni bir neo-liberal ekonomik program ç›karm›fl bulunmakta ve bu program, baflta hizmet sektöründe olmak üzere, bir çok sektörde bir dizi özellefltirmeyi kapsamakta.

Nijerya Nijerya hükümetinin benzin fiyatlar›n› art›rmas›, tüm ülke çap›nda genel greve gidilmesini getirdi. Genel grevi örgütleyen sendikalar, hükümet benzin fiyatlar›ndaki art›fl› geri alana kadar eylemlerini sürdüreceklerini aç›klad›lar. Tüm ülkede büyük bir etki yaratan genel grev nedeniyle, okullar çeflitli iflyerleri, marketler, pazar yerleri, benzin istasyonlar› ve say›s›z iflletme kapal› kal›rken, greve öncülük eden 50 sendikac› polis taraf›ndan gözalt›na al›nd›.

‹ngiltere ‹ngiliz Post’da (Royal Post: Kraliyet Postas›) çal›flan yaklafl›k 130 posta çal›flan› geçti¤imiz günlerde tüm ülke çap›nda greve gittiler. Grev nedeni ise, maafllar›na % 2.5 zam “teklif” edilmesi. Posta çal›flanlar› bu oran› çok düflük bulmaktalar, çünkü postac›lar›n maafllar› ‹ngiltere ortalamas›n›n zaten çok alt›nda. Grevin bir di¤er nedeni ise, 200 bin posta çal›flan›ndan en az 40 binini iflsiz b›rakacak olan Royal Post’daki yeni düzenleme plan›. ‹ngiltere’de posta sektörü 1 Ocak 2006 da özellefltirilmiflti.

‹ran ‹ran’›n Kuzestan eyaletinde bulunan bir fleker kam›fl› fabrikas›nda çal›flan 5 binin üzerinde iflçi, iki ay boyunca maafllar›n› alamay›nca, greve gittiler. ‹lk etapta alt› günlük bir grev yapan iflçiler, iflveren ve di¤er yetkililer taleplerini karfl›layacaklar›na dair söz verince, grevi sonuçland›rm›fllard›. Ancak geçen süre içinde verilen sözler yerine getirilmeyince, iflçiler tekrar eyleme geçtiler. Eylem s›ras›nda tüm ana caddeleri trafi¤e kapatan iflçiler, yollarda barikatlar kurarak, kendilerini engellemeye çal›flan güvenlik güçleriyle karfl› karfl›ya geldiler. ‹flçilerin üzerine vahfli bir biçimde sald›ran güvenlik güçleri, çok say›da iflçiyi yaralayarak, bir çok iflçiyi de tutuklad›. Ancak tüm bu sald›r›lar karfl›s›nda y›lmayan fleker kam›fl› iflçileri, tüm talepleri kabul edilinceye kadar eylemlerini sürdüreceklerini ilan ettiler.


23

78

13-26 Temmuz 2007

Proletarya Partisi’nin 35. kurulufl y›l›nda 8. Parti Konferans tan›t›m toplant›lar› yap›ld›! Elimize posta kanal›yla gelen haberlere göre; TKP/ML-YDK’n›n 8. Konferans tan›t›m toplant›lar› Köln, Frankfurt, Ulm ve Hamburg’da yap›ld›. * 23 Haziran’da Köln’de yap›lan tan›t›m toplant›s› 60’a yak›n kiflinin kat›l›m›yla, sayg› duruflu yap›larak bafllad›. ‹lk bölümde 8. Konferans kararlar›n›n sunumu yap›ld›. ‹kinci bölümde devrimci örgütlere söz hakk› verildi. ‹lk söz hakk›n› MKP kullanarak, 8. Konferans›n baflar›yla sonuçlanmas›n› selamlad›. ‹kinci söz hakk›n› TK‹P ald›; ayn› flekilde 8. Konferans› selamlayarak olumlu kararlar al›nd›¤›n› belirtti, ancak seminerler ile ilgili elefltirilerini de sundular. Sonra dinleyicilere söz hakk› verildi. Canl› tart›flmalar yafland›, bu olumluluk oldukça önemliydi. Konuflan bireyler 8. Konferans’› selamlayarak, baflar›l› oldu¤unu belirttiler.

Tart›flmalar savafl cephesi, flehirlerdeki çal›flman›n önemi, sosyo-ekonomik tahlil, seçimler ve DEH endeksliydi. Toplant› toparlama bölümüyle son buldu. * 24 Haziran’da Frankfurt’ta tan›t›m yap›ld›. 80 kiflinin kat›ld›¤› etkinli¤e devrim, sosyalizm ve komünizm flehitleri için sayg› durufluyla bafllad›. Ard›ndan Konferans kararlar›yla ile ilgili ilk bölüm bafllad› ve ara verildi. ‹kinci bölüme geçildi. Bu bölümde di¤er devrimci örgütlere söz hakk› verildi, ilk söz hakk›n› alan MKP idi, 8. Konferans›n emperyalist sald›rganl›¤›n ve ülkemizdeki faflist sald›r›lar›n› oldu¤u bu koflullarda baflar›yla sonuçlanmas›n›n sevindirici ve anlaml› oldu¤unu söylediler. Sonra tek tek bireylerin konuflma ve sorulan sorular›n yan›tlanmas›ndan sonra toparlanma bölümüyle tan›t›m toplant›s› sonland›r›ld›.

Evrensel Bak›fl Kriz tsunamiye dönüflüyor Emperyalist-kapitalist sistemin dünya çap›nda içine girdi¤i krizin boyutlar› giderek geniflliyor. Uzmanlar, özellikle de dünya ekonomisinin motor gücü oldu¤u söylenen ve de emperyalist sald›rganl›¤›n bafl›n› çeken ABD’nin içinde bulundu¤u ekonomik siyasal krizin, ABD’nin 1776’da ilan etti¤i ba¤›ms›zl›¤›ndan bu yana ortaya ç›kan en büyük kriz oldu¤unu söylemekteler. ABD, ekonomisini devam ettirebilmek için, günde, geri ödeme yapamad›¤› 2 milyar $ borç almak zorunda. ABD’deki hakim s›n›flar›n içinde bulundu¤u kriz, giderek büyüyen emperyalist bir güç olan Çin’in meydan okumas› karfl›s›nda daha da içinden ç›k›lmaz bir hal al›yor. Çünkü büyüme h›z› ayn› oranda sürerse, Çin’in k›sa sürede ABD’den büyük bir güç olma ihtimali oldukça yüksek. Hakim s›n›flar›n bu ekonomik ç›kmaz›n›n iyi kavranmas› demek, emperyalistlerin afl›r› borçlanmalar› ve bunun getirdi¤i güç kayb› ile, süreklilefltirilmesi için yo¤un çaba harcanan iflgal vb. savafllar aras›ndaki ba¤›n da do¤ru kavranmas› demektir. ABD Baflkan yard›mc›s› Cheney 20, 30 hatta 40 y›l sürebilecek bir savafltan söz etmekte. ABD’nin borçlar›n›n toplam› daha flimdiden 8.8 trilyon Dolar›› aflm›fl bulunmakta. Bu rakama eyaletlerin 42 trilyon Dolarl›k borçlar› dahil de¤il. Her ABD vatandafl› 130 bin Dolar borçla dünyaya gelmekte. ABD’deki y›ll›k enflasyon oran› ise devlet s›rr› olmufl durumda. ABD’deki yoksulluk oran› da korkunç denebilecek boyutlara ulaflm›fl bulunuyor. Her befl Amerikal›dan biri günde 7 Dolar›n alt›nda bir gelirle yaflamak zorunda. Bunun içindir ki emperyalistler aç›s›ndan

savafllar› yayg›nlaflt›rmaktan baflka bir alternatif yoktur. Çünkü onlar için en “kârl›” olan da budur. Örne¤in ABD emperyalizmi, devlet olarak giderek daha büyük bir borç bata¤›na saplan›rken, halk› giderek yoksullafl›rken, ayn› süreçte silah sanayii, y›lda 528.7 milyar Dolar gibi, inan›lmaz kâr elde etmektedir. En büyük kârlar ise Irak iflgali döneminde elde edilmifltir. Ve iflgaller sürdü¤ü sürece de, öncelikle de silah tekelleri kâr etmeyi sürdüreceklerdir. 20-30 hatta 40 y›ll›k savafllardan söz edilmesinin ard›nda yatan bafll›ca nedenlerden biridir bu. Emperyalizmin krizinin art›k gizlenemez boyutlarda derinleflmeye bafllad›¤› 2000’li y›llar›n bafl›nda krizden ç›k›fl yolu arama çabalar› h›z kazanm›flt›r. Bu çabalar›n sonucu olan ve bir yandan dünyan›n en büyük petrol rezervlerini ele geçirerek, dünya ekonomisine yön veren petrol üzerinde hakimiyet sa¤lamak, di¤er yandan da petrolü ele geçirme sürecinde silah sanayiine büyük kârlar elde etmek amac›yla bafllat›lan Ortado¤u “seferberli¤i” ise, krizi ortadan kald›rmay› b›rakal›m, krizin dünya çap›nda yaratt›¤› dalgalar›n tsunamiye dönüflmesini getirmifltir. Bunu emperyalistler de çok iyi fark›ndad›r. Bir yandan kendi aralar›ndaki dalafl› büyütürken, di¤er yandan halklara karfl› daha kapsaml› sald›r›larda uzlaflma aray›fllar›n› büyütmeleri de bundand›r. Örne¤in, ABD-Rusya aras›nda öteden beri var olan ve ABD’nin Do¤u Avrupa’ya kurmak istedi¤i roket sistemi ile birlikte son aylarda giderek boyutlanan çeliflkiler, Ortado¤u’nun emperyalistlerin lehine “yeniden flekillendirilmesi” çabalar› söz konusu oldu¤unda bir kenara konulabilmektedir. Ortado¤u Dörtlüsü’nün (ABD, AB, BM, Rusya) Hazi-

Ayn› toplant›lar 23 Haziran’da Ulm’de ve 1 Temmuz’da Hamburg’da yap›ld›. Güney Bölgesi’nde yap›lan toplant›ya 50 kifli kat›ld›. Toplant›ya dost örgütlerinden MKP de kat›ld›. Hamburg’da 1 Temmuz’da yap›ld›. Bu alanda yap›lan toplant›ya yaklafl›k 70 kifli civar›nda kitle kat›ld›. Dost örgütlerinden MKP ve TK‹P kat›l›m sa¤lad›. Kat›lan dost örgüt ve kifliler 8. Konferans’› selamlayarak baflar› dileklerinde bulundu. Bu alanda da savafl, seçimler ve sosyo-ekonomik yap›ya iliflkin sorular soruldu ve elefltiriler yap›ld›. Toparlama bölümüyle toplant› son buldu. Tüm alanlarda yap›lan 8. Konferans tan›t›m toplant›lar› kat›l›mc›lar ve dost örgütler taraf›ndan canl› tart›flmalar›n yap›lmas› ve tüm dost örgütlerin davet edilmeleri olumlu olarak de¤erlendiril-

* 1 Temmuz tarihinde Ulm’de Yurtd›fl› Komite taraf›ndan düzenlenen tan›t›m toplant›s›na yaklafl›k 50 kifli kat›ld›. Sunum bölümünde konuflan bir kifli 8. Konferans’›n içinden geçilen süreçteki önemi üzerinde durdu. Gerek uluslararas› gerekse de ülkemiz co¤rafyas›nda çok yönlü sald›r›lar›n boyutlanarak sürdü¤ü bir dönemde baflar›yla sonuçlanan Konferans’›n sürece yan›t olmas› aç›s›ndan önemli oldu¤una de¤inildi ve görev ve sorumluluklar›n artt›¤› vurgusu yap›ld›. Önümüzdeki sürece iliflkin yap›lan konuflman›n ard›ndan söz hakk› di¤er kurumlara verildi. Kat›l›mc›lar›n konferans› selamlamalar›n›n ard›ndan elefltiri ve düflünceleri al›nd›. Soru ve yan›tlar›n ard›ndan toplant› sona erdi.

ran’›n son haftas›nda Kudüs’te toplanarak, bölge halklar›na dönük sald›r›lar›n kapsam›n› geniflletme çabalar› bunun en son örne¤idir. Ayn› günlerde yap›lan ikili görüflmelerde karfl›l›kl› restleflen ABD ve Rusya, bu toplant›da Ortado¤u’ya üzerinde- göstermelik tart›flmalar sonucu da olsa- uzlaflt›klar› bir “arabulucu” atam›fllard›r. Bu kifli ise Ortado¤u’daki iflgallerin bafl›ndan beri en büyük ortaklar›ndan olan Blair’dir. Blair iflgal ve katliam politikalar›yla krizden ç›kma çabas›n›n faturas›n› hükümetten çekilmek zorunda kalarak ödemifltir. Arkas›nda b›rakt›¤› ekonomik-siyasal y›k›m tablosunun faturas› ise yine emekçi y›¤›nlara ç›kar›lmaya devam edilmektedir. Hem de bir kez daha, geçti¤imiz günlerde verilen yeni bir “terör alarm›”n›n ard›ndan art›r›lan “terörle mücadele önlemleri”ne dayand›r›larak! Ancak ne ülke içinde al›nan önlemler ne de iflgallerden elde edilen ganimetler emperyalistlerin içinde bulunduklar› kriz bata¤›ndan ç›kmalar›na yetmemektedir. Bu da onlar› iflgal bölgelerinde yeni “kâr alanlar›” yaratmaya itmektedir. Ya da var olan alanlar› geniflletmeye. Emperyalistlerin iflgal bölgelerinde giderek genifllettikleri yeni (asl›nda eski) bir kâr alan›n› da bugün, petrol ve silahtan sonra en kârl› “ifl” olarak görülen “uyuflturucu” kaçakç›l›¤› oluflturmaktad›r. 11 Eylül sald›r›lar›n›n ard›ndan gerçekleflen iflgallerin ilk hedefinde olan ve iflgalle birlikte “özgürlefltirilen” Afganistan’›n ’80’li y›llarda dünyadaki uyuflturucu trafi¤i içinde % 30 olan yeri bugün % 92’ye ç›km›fl bulunmaktad›r. Kukla Karzai hükümetinin ve buradaki iflgal güçlerinin bilgisi ve de bizzat yönlendirmesi ile gerçekleflti¤i defalarca kan›tlanan uyuflturucu ticareti, emperyalistlerin buraya sadece petrol ve di¤er yer alt›-yerüstü zenginliklerinden dolay› de¤il, ayn› zamanda böylesine dünya ölçe¤inde ve ak›l almaz boyutlarda karlar sa¤layan bir nedenle de bu kadar önem verdiklerini göstermektedir. Ancak ne silah sat›fl›ndan, ne petrolden ne

de uyuflturucudan elde edilen kârlar sistemin krizini aflmaya yetmeyecektir. Aksine, tekellere akan bu kârlar krizin daha da derinleflmesini getirecektir. Bunu hem emperyalist ülkelerde hem de ba¤›ml› ülkelerde hayata geçirilen sald›r› politikalar›nda görmek mümkün. Bu sald›r›lar – iflgal bölgelerinde oldu¤u gibi- kimi yerde fiili sald›r›lar olarak, kimi ülkelerde ise, kitleler nezdinde inand›r›c›l›¤›n› ve meflrulu¤unu yitirmifl hükümetlerin de¤ifltirilerek, egemen s›n›flar›n en gerici-faflist kesimlerinin ifl bafl›na getirilmesi yoluyla daha yo¤un olarak hayata geçirilmeye çal›fl›lmaktad›r. Son y›llarda birçok ülkede yap›lan-ya da dayat›lan- seçimlerde en faflist kifliliklerin ifl bafl›na getirilmesinin ard›ndaki neden de budur. 1930’lardaki “Büyük Buhran” döneminde Hitler, Mussolini gibi az›l› faflistlerin iflbafl›na gelmesi de benzer süreçler sonucu gerçekleflmifltir. Bu süreçte “demokrasinin befli¤i” denilen Fransa’da Sarkozy gibi tescilli bir faflistin, Almanya’da Merkel gibi az›l› bir anti-komünistin vd. birçoklar›n›n seçim aldatmacas›yla iflbafl›na gelmesi tesadüf de¤ildir. Bugün ayn› seçim oyununun ülkemiz halk›na dayat›lmas› ve en az›l› faflistlerin hükümet olabilmek- gerçekte ise emperyalistlerin gözüne girebilmek- için ç›rp›nmalar› da yine ayn› emperyalist politikalar›n sonucudur. Emperyalizmin krizinden en fazla etkilenen kesimler olan yoksul halk y›¤›nlar›n›n sisteme karfl› giderek büyüyen hoflnutsuzlu¤u, gerek dünyada gerekse ülkemizde bask› ve zulüm politikalar›n›n daha da a¤›rlaflt›r›lmas› yoluyla bast›r›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Egemenleri buna iten bafll›ca nedense, yoksul y›¤›nlar›n hoflnutsuzlu¤unun dalga dalga büyüyerek, önüne geçilemez bir öfkeye dönüflmesi ihtimali karfl›s›ndaki korkular›d›r. Ve bunun sinyallerini de zaten dünyan›n dört bir yan›nda önlenemez bir h›zla yükselen ulusal-sosyal kurtulufl mücadeleleri vermektedir. Onlar flunu çok iyi bilmekteler ki, halklar›n mücadelelerinin yarataca¤› tsunami, emperyalizmin krizinin yarataca¤›ndan daha güçlü olacakt›r!

di.


13-26 Temmuz 2007

24

78

Kad›n›n kurtuluflu Meclis’te de¤il, kendi ellerindedir! Burjuvazinin gündeminde aylard›r süren ve daha devam edecek olan seçim çal›flmalar› var. Önümüzdeki dönemde; “emperyalizme kim daha iyi uflakl›k edecek” ve karfl›l›¤›nda da verilen k›r›nt›lardan daha fazla pay kapma yar›fl› var. Bunun için her yol ve yönteme baflvuruyorlar. Halk› daha fazla kand›r›p oylar›n› alabilmek için yap›lan seçim yat›r›mlar›, “darbe geliyor” “demokrasi elden gidiyor”, “fleriat geliyor” vb. ifadelerle destekleniyor. Halk›n ac›lar›nda, felaketler, afetler oldu¤unda kap›s› dahi çal›nmazken, flimdi oy dilenmek için egemenlerin hepsinin yürekleri “halk sevgisi” doldu taflt› adeta. Bu oyunlar›n, aldatmacalar›n, göz boyamalar›n bir k›sm› da yine toplumun en fazla ezilen kesimlerinden olan emekçi kad›nlar üzerinden yap›lmak isteniyor. Toplumun yar›s›n› oluflturan kad›nlar, uyan›p, haklar›n› arama bilincine varmadan bir dizi aldatmaca ile gözlerini boyamak istiyorlar. Bu aldatmacalardan birisi de “kad›n›n aktif siyasete girmesi”, “pozitif ayr›mc›l›k”, “daha fazla kad›n Meclis’e girsin, kendi sorunlar›n› çözsün!” gibi söylemlerle yap›lmaya çal›fl›l›yor. Oysa kad›n sorununu yaratan, kad›na horlanm›fll›¤›, afla¤›lanmay›, ezilmiflli¤i, sömürüyü dayatan kim? Tacizciyi, tecavüzcüyü, töre cinayeti ile kad›nlar›n katillerini koruyan, daya¤›, fliddeti meflrulaflt›ran kim? Evet, bunlar›n yap›c›s›, yasa koyucusu, uygulay›c›lar› flimdi sözde kad›n haklar› savunucusu kesilmifl durumdad›r. T›pk› köylü ve iflçi düflmanlar›n›n flimdilerde seçim meydanlar›nda emekçi dostu kesilmesi gibi! Bu konunun daha iyi anlafl›lmas› için, öncelikle “parlamento neyi ve kimi temsil ediyor?” sorusunu yan›tlamak gerekiyor. Genel anlamda parlamentolar egemen s›n›flar› temsil ederler. Ülkemizde de, egemen s›n›f olan komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›n› temsil etmektedir parlamento. Onlar›n, esas olarak da emperyalist efendilerinin, sömürü ve talan›n› daha da kolaylaflt›racak düzenlemeler yapmakta, yasalar ç›karmaktad›r ülkemizde Meclis. Bu anlam›yla bak›ld›¤›nda daha fazla kad›n›n parlamentoya girmesi emekçi kad›nlar için hiçbir fleyi de¤ifltirmeyecektir. Konu mankeni olarak “vitrinleri süslemeyi” bir fley saymazsak tabi. Ya da halka, emekçilere, kad›nlara yönelik

Devrimci sanat›n siyasal görevi olarak; ‹tiraz eylemi!

sald›r›lar›n alt›nda kad›n imzalar›n›n olmas› bir fleyi de¤ifltirmez… Kad›n üzerindeki cinsels›n›fsal-ulusal sömürüyü de¤ifltirebilir mi bu durum? Kad›nlara yönelik taciz, tecavüz, fliddet ya da töre cinayetlerini ortadan kald›rabildi mi? Bunun gerçekçi olmad›¤›n› hepimiz yaflad›klar›m›zdan bilmiyor muyuz? Tabi ki biliyoruz! Her sistem bir s›n›f›n ç›kar›n› korur. Bu faflist sistem de ezilenlerden yana bir sistem olmad›¤› için, ezenlerin ç›kar›n› –ezenlerin kad›n olmas› bu durumda fark etmeyecektir- koruyacakt›r. Buna en iyi örnek bir dönem baflbakan olan Tansu Çiller’dir. Kad›n baflbakan olarak,

de burjuva parlamentoda bugün 24 yerine üçte bir oran› olan 183 kad›n vekil olsun; de¤iflen bir fley olmayacakt›r. Kad›n olsun erkek olsun, herkes kendi s›n›fsal özüne uygun davranacakt›r. T›pk› tarih boyunca tüm dünyada oldu¤u gibi. Clara Zetkin’in dedi¤i gibi “E¤er kad›n erkekle birlikte tam toplumsal hak eflitli¤ine sahip olacaksa –ama yaln›zca k⤛t üzerindeki ölü yasa metinlerinde de¤il, gerçek anlamda ve pratikte sahip olacaksa- o da t›pk› erkek gibi tam bir insan olarak özgürce flu iki temel koflulun yerine getirilmesi gerekir. Üretim araçlar› üzerindeki özel mülkiyetin kald›r›lmas› ve yerine toplumsal mülkiyetin geçirilmesi…” Bugün burjuva parti ve çevrelerin sergiledi¤i tav›r ve yaklafl›mlarda, sözde kad›n›n daha fazla temsil hakk›n›n olmas›n› istemek, kad›n›n “siyaset”teki varl›¤›n› yapay bir flekilde zorlamak vs. tam da kad›n›n toplumda yaflad›¤› ezilmiflli¤i, sömürüyü, insan yerine bile konulmamay›, “sahtekârca” örtmekten baflka bir fley

girmeli”den kastetti¤imiz burjuvazinin siyaset anlay›fl› ve burjuvazinin bata¤›na saplanmak olarak alg›lanmamal›. Egemenlerin bahfledece¤i “hak”larda de¤il. Her fleyden önce insan oldu¤unun, gö¤ün yar›s› oldu¤unun bilincinin gelifltirilmesi ve kendi sorunlar› etraf›nda bafllay›p bir bütün toplumsal, s›n›fsal mücadelenin içine çekerek, hak arama ve mücadele bilincini gelifltirip, pratikte de¤ifltiren dönüfltüren haline getirerek olacakt›r. “Daha fazla kad›n Meclis’e girdi¤inde ne kazanacak?” diye sorarsak; bugün var olandan farkl›, de¤iflen bir fley olmayacak yan›t›n› verebiliriz. Kad›nlar da sadece o mekanizman›n parças› olup di¤er erkek vekiller gibi bu halk için daha fazla açl›k, yokluk, talan yasalar›, kararlar› ç›karacaklar. Halka, devrimci ve komünistlere, özel olarak baflta Kürt halk› olmak üzere de¤iflik milliyet ve uluslardan Türkiye halk›na daha fazla bask›, fliddet, iflkence, katliam ve imha yasalar› ç›kar›l›p onaylanacak/onaylayacaklar. Bozuk düzende sa¤lam çark olmaz. Bu

Burjuvazinin politikalar›n› teflhir edip, uyuyan kad›nlar› uyand›r›p sistematik bir çal›flma, uygun araç ve yöntemlerle, özel organlar, özel ajitasyon ve propaganda yöntemleriyle ezilen iflçi, köylü, emekçi kad›nlar› kendi ait olduklar› s›n›f›n kavgas›na, mücadelesine çekmeliyiz.

yarg›s›z infazlar, yak›lan y›k›lan köyler, tecavüze u¤rayan, iflkencelerden geçirilen yüzlerce kad›ndan, iflçi-köylü-emekçi halka daha fazla sald›r›, açl›k ve yoksulluktan baflka arkas›nda ne b›rakt›? Bir di¤er örnek Kad›n ve Aileden Sorumlu Devlet Bakan› Nimet Çubukçu’dur. Nimet Çubukçu de¤il mi dayak yiyen, fliddete maruz kalan kad›na destek olmak yerine, eflini döven erkek milletvekiline destek olan ya da bakirelik testine onay veren? Meclis’teki kad›n milletvekilinin say›s› artsa dahi buralara gidecek kad›nlar iflçi, köylü, emekçi kad›nlar de¤il, burjuva kad›nlar olacakt›r. Esas sorun da zaten kad›n-erkek meselesi de¤il, ezenle ezilen aras›ndaki sorundur. Bunun için

de¤ildir. Seçimlerin sonuçlar›nda en etkili olacak oylardan büyük bir bölümünü, toplumun yar›s›n› oluflturan kad›nlar›n oylar› oluflturuyor. Bunun için bunca ikiyüzlülükler. Örne¤in CHP “en genifl kat›l›m›n (kad›n›n) sa¤lanaca¤›”n› aç›klad›. DP “üçte bir oran›nda kontenjan tan›nmas›” gibi aç›klamalarda bulundu. Oysa flimdiye kadar kad›n-erkek kaç milletvekili kad›na yönelik ulusal, cinsel, s›n›fsal bask›ya, fliddete yönelik bir tepki gösterdiler? Kaç milletvekili “namus”, “töre” kurban› olan kad›nlar›n cenazelerine, mahkemelerine sahip ç›kabildi? Burjuva-feodal egemen zihniyeti karfl›s›na alabilme cesareti gösterebildi? Evet, kad›nlar daha fazla siyasetin, toplumsal yaflam›n içine girmeli, içine çekilmek için araçlar gelifltirilmeli. Kad›n sorununun di¤er toplumsal sorunlardan ba¤›ms›z olmad›¤› kavran›lmal›/kavrat›lmal›. Ama buradaki “daha fazla siyasetin, toplumsal yaflam›n içine

sistem var oldu¤u müddetçe de “yöneten”in kad›n ya da erkek oldu¤u fark etmez. Di¤er taraftan kad›n›n erkek omuzdafllar›yla birlikte olmas› gerekti¤i s›n›f mücadelesinin engin denizleri ise kad›na; bask›n›n, sömürünün, açl›¤›n, yoklu¤un olmad›¤›, kad›n-erkek eflit, insanca yaflan›lacak bir dünyan›n kap›s›n› açacakt›r. Bunun için de devrimci-demokrat ve esas olarak da komünistlere daha büyük görevler düflmektedir. Burjuvazinin politikalar›n› teflhir edip, uyuyan kad›nlar› uyand›r›p sistematik bir çal›flma, uygun araç ve yöntemlerle, özel organlar, özel ajitasyon ve propaganda yöntemleriyle ezilen iflçi, köylü, emekçi kad›nlar› kendi ait olduklar› s›n›f›n kavgas›na, mücadelesine çekmeliyiz. Clara Zetkin’in dedi¤i gibi “Kad›n kitlelerini gökyüzüne zincirlenmifl bile olsalar kazanmal›y›z.”

Gerici s›n›flar, girdaplar›na alabildikleri bütün tabakalar› milliyetçi ve floven cephede toplayarak ilerici s›n›f ve tabakalar›n üzerine sald›rtmaktad›rlar. Günümüzdeki gericili¤in sözcülü¤ünü yapan TC Genelkurmay Baflkan› buna “toplumsal refleks” ad›n› vermifltir. Faflist içerikli “toplumsal refleks” faaliyetinin üyeleri, komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n ortaklaflt›klar› Kemalist devletin do¤rudan yönlendiricili¤i alt›nda, onun oyunlar›n›n dolays›z aletine dönüflerek Osmanl›’dan günümüze mazlum halk›n çekti¤i çile defterine ve ezilen halk›n önder müfrezesinin soraca¤› hesap defterine yeni sayfalar› eklediler/eklerler. Burjuva-feodal iktidar›n bu katliamlarla hedefledi¤i, ilerici s›n›f ve tabakalar›n oluflturduk-

lar› halk bilefleninin bütün ilerici de¤erlerini ve bu de¤erleri savunan, yaymak ve gelifltirmek için örgütleyenleri yok etmektir. Sanat salt bireye de¤il, özde s›n›fa mahsus bir araç oldu¤u için, ilerici s›n›f›n sanat› da hedef tahtas›nda yer edinmifltir. Tarih boyunca yaflanan bütün katliamlar bu perspektifle gerçekleflmifltir. 14. y›ldönümü vesilesiyle belleklerden 14 y›l önceki öfke ve intikam duygusuyla yeniden a盤a ç›kan Sivas Katliam› bu perspektife uygun olarak devlet taraf›ndan örgütlenen k›r›mlardan sadece bir tanesidir. Ne yaz›k ki Sivas katliam›n› Alevi-Sünni çat›flmas›na indirgeyenlerin faflist diktatörlü¤ün karakteristik yap›s›, buna koflut ve do¤al olarak

Kemalist iktidar anlay›fl› konusunda ö¤renmeleri gereken daha çok fleyleri vard›r. Nas›l ki 1925’te Amed’de, 1937-1938’de Mameki’de ve daha sonralar› Çorum’da, Marafl’ta ve Gazi’de gerçekleflenler Kemalist iktidara dolayl› veya dolays›z itiraz edenlere yönelik birer k›r›md›ysalar ve her k›r›m o süreçte bunun muhalif ilerici kesimlere yönelik oldu¤unu gizlemek için düzenin ihtiyaç duydu¤u tart›flma zemini üzerinden aç›klanmaya çal›fl›ld›ysa (mezhepsel olarak Alevi-Sünni çat›flmas›, ulusal olarak Türk-Kürt çat›flmas›....), Mad›mak Oteli’nde kül edilmeye çal›fl›lan da keza Kemalizm’in gerici sanat anlay›fl›na dolayl› veya dolays›z itiraz edenlerle birlikte itiraz etme eylemiydi.


78 Anlafl›lmas› gereken odur ki; düzenin her katliam operasyonu, bask›ya ve sömürüye karfl› halk›n ba¤r›ndan ç›kan bilinçli itiraz tepkesini parçalamaya dönüktür. Bir katliam›n hesab›n› sormak, her fleyden önce parçalanmaya çal›fl›lan itiraz refleksini yeniden örgütlemekten bafllayaca¤› aç›kt›r. Ne var ki bu örgütlülü¤ün do¤ru araç niteli¤ini tafl›mas›n›n k›stas›, o örgütün hedefini do¤ru belirlemesi ve ona uygun do¤ru politik hat izlemesi olarak bilinmelidir. Zira Proletarya Partisi’nin bu ve buna benzer katliamlar›n hesab›n›n hangi yöntemle sorulaca¤›n›, daha Mad›mak ateflinin s›cakl›¤› beyinleri ›s›t›rken Özgür Kemal Karabulut’un muzaffer kurflunlar›yla göstermiflti. Yap›lmas› gereken, esas mücadele biçimi olan bu yöntemi sanat›n çeflitli alanlar›ndan afl›lamakt›r. ‹flte bu, ayn› politik hat üzerinden çeflitli taktiksel motifler arac›l›¤›yla ayn› hedefe yönelme sorunudur. Nitekim Sivas flehitleri aras›nda yer alan araflt›rmac›, yazar, müzisyen, ozan, flair, halk oyuncular› vs. bütün canlar›n beyinlerinin bir köflesinde, t›pk› ülkemizdeki milyonlar gibi, bask›c› ve sömürücü düzene karfl› hoflnutsuzluk vard›. Her ne kadar çeflitli motiflerle billurlaflt›rd›klar› hoflnutsuzluklar› iktidar› temellerinden sarsacak bir örgütlenmenin parças› olarak ifade edilmiyorduysa da, aç›kt›r ki gericili¤in hüküm sürdü¤ü bir ülkede sergiledikleri kültürel durufllar› faflizmin gözüne batmaya yetmekteydi. Bunun sebebi, Mad›mak’a toplanan (küçük-burjuva karakterli de olsa) ayd›n, ilerici ve devrimci bireylerin kültüre bir baflka bak›fl aç› tafl›malar›yd›; onlar için kültür, gerici iktidar›n her f›rsatta ifade etti¤inin aksine siyasetten ayr› ele al›namaz. Bu bilinçle, Büyük Ozan Afl›k Nesimi Çimen 60’larda Mehmet Ali Aybar’›n Türkiye ‹flçi Partisi’ne üye olarak birçok etkinli¤inde yer ald›. T‹P’in temel teorik görüfllerinin kendisi üzerindeki etkisi her dönem ayn› olmasa da yaflam› boyunca sürdü. Ne var ki 70’lerin sonundan itibaren siyasal k›r›lmada derinlik yaflayarak sanat›n somut bir hedefe kilitlenerek tafl›d›¤› örgütsel görevini yads›yan bir kulvarda konumland›. Nitekim “Aleviler, afl›r› solcu oldu¤umu ileri sürerek sevmezler beni; solcular (1980 öncesini kastederek) herhangi bir fraksiyona kat›lmad›¤›m için. Oysa ben bir sanatç›y›m; kendimi yeterli de görmüyorum ama sanat›m› bir fraksiyonun sözcülü¤üne indiremem” sözleri bu k›r›lman›n ürünü olarak görülmelidir. Yaflam›n›n son anlar›nda, ayn› k›r›lman›n de¤iflik yans›mas› olarak Kemalist devleti yeterli kavrayamaman›n izlerini görmek mümkündür. Hasret Gültekin, gericilerin bildirisiyle birlikte programa haz›rl›k yapan Nesimi Çimen’in yan›na geldi. “Nesimi baba, Sivas’a kaç kere geldin?” diye sordu. “O¤ul net olarak hat›rlam›yorum ama ilk defa 67 ya da 68’de gelmifltim. O zaman bizi yakamad›lar, bugün de yakamazlar” diye yan›tlam›flt› Nesimi Çimen. Ne yaz›k ki bu defa yan›lm›flt›.... Halk›n sanatç›s› s›n›f mücadelesinde yerini örgütleyen, bunun için inceleyen, araflt›ran ve ulaflt›¤› sentezi kitlelere sunand›r. Bu sürecin herhangi birinde ç›kabilecek yan›lg›n›n, sentezi do¤rudan etkileyece¤i aç›kt›r.

25 Olumsuz etkilerin sentezinde gerçek olan inkâr edilir ve yaflananlar alg›lanmaz hale gelir. Behçet Aysan fliirsel motifle dile getirmiflti gerçek olan›; gerçek olan odur ki “yok baflka bir cehennem/yafl›yoruz iflte!” Cehennem s›n›fl› toplumun flu evresinde komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n Türkiye emekçilerine kusturduklar› kan lekeleriyle varl›¤›n› hep göstermifltir. Sivas bunun bir örne¤idir sadece ve bilinir ki Kemalizm’le özdeflleflen bu devlet iktidar› devrilmedikçe yeni Sivas’lar›n olmamas›n›n hiçbir nedeni yoktur. Sanattan ayr› düflünülemeyecek olan kültürün siyasal görevini yerine getirmenin önemi burada yatmaktad›r. Sanat›n örgütsel veya eylemci yan›n› inkâr eden günümüzün küçük-burjuva sanatç›lar›, devrimin bir gereksinim oldu¤unu bilince ç›karm›fl ve bu yüzden devrimci mücadelenin siyasal kazan›mlar›ndan etkilenmifl (küçük-burjuva karakterli de olsa) ilerici ayd›n As›m Bezirci’nin söylediklerini hat›rlamal›d›rlar: “Elbette, halktan ald›klar›m›zla oluflturdu¤umuz birleflimleri kafam›zda saklamayaca¤›z. Onlar› hayata geçirmeye, uygulamaya giriflece¤iz. Evet, ‘devrimci düflünce olmadan devrimci eylem olmaz’ ama eylem olmay›nca da düflünce bir ifle yaramaz.” Edebiyat dünyas›nda titiz ve üretken bir araflt›rmac›-yazar olarak iz b›rakan As›m Bezirci’nin eylem anlay›fl›, yaflam› sürecinde uzun süre revizyonizmin bata¤›na saplanm›fl bir devrimci mücadele sürecinin (Suphi’lerden Kaypakkaya’lara kadarki sürecin) etkili izlerini (üniversite y›llar›nda içinde çal›flma yürüttü¤ü Türkiye “Sosyalist” Partisi’nin izlerini) bir bütün yok edememifl bir anlay›flt›r. Ne var ki buna karfl›n, revizyonizmin zincirini 70’lerde parçalam›fl bir devrimci mücadeleye, bulundu¤u yerden tak›nd›¤› tav›rla katk› sunman›n çabas›n› da eksik etmemifltir. Bezirci’nin Lenin’den etkilenerek ifade etti¤i bu sözlerin devrimci olman›n, dolay›s›yla da halk›n sanatç›s› olman›n kural› oldu¤u bilinmelidir. Devrimci düflüncenin ancak prati¤in içinden ç›kaca¤›n› hakl› olarak savunan As›m Bezirci, prati¤in geliflimine hizmet eden teorik geliflimin sa¤lanmas›na katk› sunmak için birçok kitab› Türkçe’ye çevirmiflti. Devrimci mücadelenin yo¤un fedakârl›klar istedi¤ini ve yo¤un fedakârl›¤›n ise katk› sunulabilecek her alanda katk›n›n sunulmas›ndan geri durulmamas›, ayn› zamanda buna koflut olarak belirli bir alanda/alanlarda ustalaflmaya dönük çaban›n eksik b›rak›lmamas› oldu¤unu anlamak elzemdir. Bu gerçe¤in Bezirci’de yaratt›¤› etkiyi görmek mümkündü. Zira bu da halk sanatç›s›n›n tek bafl›na yeterli olmayan fakat klasik karakteristik yap›s› aras›nda bulunan bir k›stas› olarak görülmelidir. Halk sanatç›s› olman›n özelliklerini bir bütün olarak olmasa da belirli yanlar›n› Sivas fiehitlerinin her birinde bulmak mümkündür. Bilinmelidir ki Mad›mak Oteli’nde bu de¤erlere sald›r›lm›flt›r. Bu gerçekten dolay›d›r ki de¤erlere sahip ç›kmak, geliflimine yard›mc› olmak ve nihayetinde yard›mc› konumundan ç›k›p öznesi haline gelerek de¤eri daha güçlü k›lmak faflizme karfl› zaferler elde etmek isteyenler için olmazsa olmazd›r. “Bizim ifl Mao’nun ifline benziyor. Uzun ve sab›rl›… Ve hatta Uzun Yürüyüfl

13-26 Temmuz 2007

kadar zor olacak, Halk Kültürü’nün sanatsal de¤erlerini insanlara anlatmak, sevdirmek, benimsetmek…” der de¤erli Ozan Hasret Gültekin. Gerçekten de bir kültürü anlatmak, bir toplumun ekonomik-politik bak›fl aç›s›n›n yans›mas› olarak duruflunu anlatmak oldu¤u göz önünde tutuldu¤unda, bu iflin belirli bir insan toplulu¤unu örgütlemeye dair giriflilen bilinçli bir faaliyet oldu¤u, yani “Mao’nun ifline”, O’nun kitleleri örgütleme çizgisine benzedi¤i anlafl›lacakt›r. Hasret Gültekin bunu anlam›flt›. Ancak k›sa ömrü bunu içsellefltirerek sistemlefltirmesine yetmedi. Nedir ki buna yetmeyen ömrü içinde büyük de¤erleri s›¤d›rabildi Hasret. Ne tür müzik yapt›¤›yla ilgili sorulan bütün sorulara verdi¤i yan›t aç›kt› : “Ben ça¤dafl halk müzi¤i yapmaya çal›fl›yorum. Yapt›¤›m özgün müzik de¤il, ilerici müziktir.” Sanatsal motifleri üretmenin yan› s›ra, sanat›n yaflam›n dolays›z bir parças› oldu¤u bilinciyle hareket ederek sanat› gelifltirmenin koflulu olarak yaflam› incelemeye dair emek de vermiflti O. Zira insanl›k sorununun temelinde yatan s›n›fsal bir sorundur. Ve bu, yerkürenin her köflesinde böyledir. Bu yüzden kendi deyimiyle “türkülerimiz enternasyonalisttir”. Evet, türkülerimiz enternasyonalist olmak zorundad›r. Çünkü “enternasyonalist olmayan›n ütopyas› da olamaz. Olsa bile siyah-beyazd›r. Bizimki ise mavidir.” Okyanus mavisinin bütün güzelliklerini dünyan›n her metrekaresi paylafls›n diye ta-

flünde a盤a ç›kmaktad›r. Sivas flehitlerinden ö¤renilen odur ki, Kemalist düzenin halka sunaca¤› kandan baflka hiçbir fley yoktur. Ö¤renilen odur ki, patron-a¤a devletinde halk›n gerçek türküleri, fliirleri, resimleri, kitaplar› her f›rsatta kül edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Ö¤renilen odur ki, faflist Türk devletinin kanunlar›nda “katli vacip” geçen halk›n ilerici s›n›f ve tabakalar›yla onun bütün devrimci üretkenli¤idir, de¤erleridir. Sivas flehitlerinden ö¤renilen odur ki, siyasetle kültür iç içedir ve burjuva-feodal kültür politikas›na karfl› halk›n devrimci kültür politikas›n› kuflanmak ilerici sanatç›lar›n as›l olarak yapmalar› gerekendir. Sivas’›n hesab›n› sormak iktidar› devrimle alafla¤› etmekten baflkas› de¤ildir. Sorun, gerici iktidara var olan itiraz› örgütleme sorunudur. Aç›kt›r ki devrimci sanatç›lar Sivas fiehitlerinden ö¤rendikleri ve eksik yönlerini tamamlayarak gelifltirdikleri üzerinden politik görevlerini oynamakla yükümlülerdir. Bu, içinde yaflan›lan sürecin gerekliliklerini yerine getirmek anlam›na gelmektedir. Sivas flehitlerinin itiraz ettikleri devlet, bugün sald›r› dalgas›n› daha üst boyuta ç›karman›n çabas› içerisindedir. Gerçeklefltirece¤i sald›r›lara “meflruiyet” kazand›rmak için çirkef yüzündeki bozulmufl “demokrasi” maskesini yeniden süslemek amac›yla kurdu¤u sand›klarda bu ihtiyaçlar›n› karfl›lamay› beklemektedir. Devletin bu oyununa karfl›l›k devrimci sanat›n siyasal görevi aç›kt›r: düzene itiraz, yani boykot!

fl›nan idealle söylenen türkülerdir enternasyonal olanlar. Ve bedel ödemekten tereddüt etmeyerek, can-kan pahas›na o güzel günlere ulaflman›n mücadelesini verenlerin yaratt›klar› de¤erleri özümsemekten geçer enternasyonal olman›n ilk kap›s›n› aralaman›n flart›. Bu, mevcut duruma itiraz etmeyi, bunun için de politik sorgulama eylemini pratikle harmanlamay› gerektirir. “Bizim toplumumuzda bireylerin kendilerini sorgulama ve dönüfltürebilme kayg›lar› oldukça az. Sorgulamak yeterli de¤il, mesele dönüfltürebilmekte. En önemli olan›n, aynan›n karfl›s›na geçti¤imizde kendimize atefl edebilmeyi becermemiz oldu¤una inan›yorum” diyordu ilerici karikatürist Asaf Koçak. Eksik ve olumsuz yönlerine karfl› atefl etme cesaretini kuflanman›n sorunu tek bafl›na çözemeyece¤i bilinmelidir. Aslolan›n kuflan›lan›n üzerinden eylemi gerçeklefltirmek oldu¤u her bir devrim flehidinin düflü-

Devrimci mücadelenin yo¤un fedakârl›klar istedi¤ini ve yo¤un fedakârl›¤›n ise katk› sunulabilecek her alanda katk›n›n sunulmas›ndan geri durulmamas›, ayn› zamanda buna koflut olarak belirli bir alanda/alanlarda ustalaflmaya dönük çaban›n eksik b›rak›lmamas› oldu¤unu anlamak elzemdir.


13-26 Temmuz 2007

26

78

Bozuk düzene, adaletsiz yaflama bir baflkald›r› öyküsü

Rivayet olunur ki, kufllar›n hükümdar› olan Simurg Anka, Bilgi A¤ac›’n›n dallar›nda yaflar ve her fleyi bilirmifl... Kufllar Simurg’a inan›r ve onun kendilerini kurtaraca¤›n› düflünürmüfl. Kufllar dünyas›nda her fley ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarm›fl. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuflkulan›r olmufllar ve sonunda umudu kesmifller. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kufl sürüsü Simurg’un kanad›ndan bir tüy bulmufl. Onun var oldu¤unu anlayan dünyadaki tüm kufllar toplanm›fllar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yard›m istemeye karar vermifller. Ancak Simurg’un yuvas›, etekleri bulutlar›n üzerinde olan Kaf Da¤›’n›n tepesindeymifl. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aflmak gerekirmifl. Kufllar, hep birlikte gö¤e do¤ru uçmaya bafllam›fllar. Yorulanlar ve düflenler olmufl. Önce Bülbül geri dönmüfl, güle olan aflk›n› hat›rlay›p; Papa¤an o güzelim tüylerini bahane etmifl (oysa tüyleri yüzünden kafese kapat›l›rm›fl); Kartal; yükseklerdeki krall›¤›n› b›rakamam›fl; Baykufl y›k›nt›lar›n› özlemifl, Bal›kç›l kuflu batakl›¤›n›… Yedi vadi üzerinden uçtukça say›lar› gittik-

Geceyi direnifl atefliyle kuflatanlara selam olsun!...

çe azalm›fl. Ve nihayet befl vadiden geçtikten sonra gelen Alt›nc› Vadi “flaflk›nl›k” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yokolufl”ta bütün kufllar umutlar›n› yitirmifl... Kaf Da¤›’na vard›klar›nda geriye otuz kufl kalm›fl. Simurg’un yuvas›n› bulunca ö¤renmifller ki; “S‹MURG ANKA - Otuz Kufl” demekmifl. Onlar›n hepsi Simurg’mufl. Her biri de Simurg’mufl. *** Ac›n›n kural oldu¤u topraklarda yafl›yoruz biz. Bütün köflelerinde asker postallar›n›n dolaflt›¤›, insanlar›n gece yar›lar› otomobillere bindirilip götürüldü¤ü, yafll› anne-babalar›n hapishane kap›lar›nda evlatlar›ndan bir haber alabilmek için bekleflip durdu¤u, insanlar›n umutlar›n›n üstünden panzerler geçti¤i.... Yurtlar›ndan süngülerle göç ettirilirken, evleri yak›lan, y›k›lan insanlar›n yaflamlar›n›n namlu uçlar›nda son buldu¤una tan›k olduk sessizce… 19 Aral›k’larda, Ulucanlar’da vahflice katledildi insanlar›m›z, Ölüm Oruçlar›’nda birer birer yitirdik yüzlercesini… Yaflanan onca ac› neyi ifade ediyor bize? 3 yafl›nda, 6 yafl›nda, 8 yafl›nda çocuklar›n kurflunlarla öldürüldü¤ü bir ülke neyi ifade ediyor? Halbuki, çocuk dedi¤in oyun oynarken yere düfler dizini kanat›r, a¤açtan düfler kolunu k›rar. May›na bas›p patlayan çocuk olur mu hiç?... “Terör örgütünü” uyar›rken “çocuklar›

öne sürerseniz sonra piflman olursunuz” diyerek, “o zaman çocuklar› vururuz” demeye getiren bir baflbakan› olan bir ülke buras›. Ya sonra tüm bunlara k›z›p, sivil, çoluk, çocuk, iflçi, iflsiz, kad›n, yafll›, genç demeden savunmas›z insanlar› bombalamay› ve sinek gibi öldürmeyi göze alabilenlerin oldu¤u bir ülke neyi ifade ediyor? Belirsizli¤e uzan›p giden, … “güvenlik güçleri”nin kurflun ya¤murunda yere cans›z düflen 3, 6, 8 yafl›ndaki çocuklar›n oldu¤u bir co¤rafya ve kimsenin ‘çocuklar› neden öldürüyorsunuz?’ diye sorma cesareti ve vicdan› gösteremedi¤i bir ülke bize neyi ifade ediyor?… Ekmek paras› için kepenklerini açamayanlar›n, aç, yoksul, iflsiz milyonlar›n oldu¤u bir ülke buras›… Tüm bunlar neyi mi ifade ediyor? E¤er yaflama seyirci kalamayan biriyseniz “hay›r” demeyi, itiraz etmeyi, soran, sorgulayan ve de¤ifltiren olmay› ifade ediyor… Mehmet Ali Çak›ro¤lu... Bozuk düzene, adaletsiz yaflama bir baflkald›r› O. Mehmet Ali Çak›ro¤lu, 1966 y›l›nda Marafl’›n Elbistan ilçesinde orta halli bir ailenin çocu¤u olarak dünyaya gelir. Ailesinin, çeflitli nedenlerle Mersin’e tafl›nmas›n›n ard›ndan flehre uyum sa¤layamaz ve ekonomik durumlar› kötüleflir. Böylelikle kendini küçük yafllarda çal›flman›n içinde bulur. Bir yandan çal›fl›r, bir yandan da okuyarak üniversiteye kadar gelir. Devrimci düflüncelerle üniversitede tan›fl›r. Okulda gençli¤e önderlik eden Mehmet Ali, Proletarya Partisi’yle tan›flt›ktan sonra okulu b›rakarak aktif mücadeleye at›l›r. Ö¤renme ve geliflme yönündeki yetene¤i güçlüdür. Önce ö¤renci gençlik önderi, sonra Yeni Demokrasi Dergisi Ankara Temsilcili¤i görevini üstlenir. Bu süreçte düflman zindanlar›, iflkenceleri ile tan›fl›r. Tavr› net olur “Düflman› iflkencelerde de yenmek gerekir” bilinciyle hareket eder. Daha sonra da 3-4 defa gözalt›na al›n›p her türlü iflkenceye maruz kalan Çak›ro¤lu’nun bu tavr›ndan dolay› düflman onu her defas›nda serbest b›rakmak zorunda kalm›flt›r. Yine Ankara’da düzenlenen seri operasyonlardan birinde gözalt›na al›nan Çak›ro¤lu, Ankara iflkencecilerini yenilgiye u¤ratt›ktan sonra, ‹stanbul Gayrettepe iflkencecilerine tes-

lim edilip öç al›nmaya çal›fl›lm›flt›r. Ancak ‹stanbul polisi her türlü iflkence yöntemi ile yar› ölü hale getirdi¤i Mehmet Ali Çak›ro¤lu’nu Savc›l›¤a dahi ç›karmadan serbest b›rakm›flt›r. 1988’de ‹stanbul’da gençlik faaliyeti yürütmekle görevlendirildi¤inde O, en büyük fedakarl›k, her zaman a¤›r yük ve sorumluluklar alt›na cesaretle girmesi ve sonuna kadar koflullar›n› zorlamas› sayesinde baflar› ile ç›km›flt›r. Bu özelli¤i sayesindedir ki, k›sa denebilecek bir ömürde arkas›nda davas›na, Partisine ve halk›na büyük katk›lar sunarak gitti. 1991 Nisan’›nda TMLGB-GK üyeli¤ine atan›r. 1992 Mart’›nda TKP/ML üyeli¤ine getirilir. Bu dönemde TMLGB-GK ad›na ‹stanbul ‹l Komitesi Sekreterli¤i görevini yürütür. TMLGB Kongresi’nde MK üyesi seçilmesinin ard›ndan TKP/ML 1. OPK’s›na gençlik ad›na kat›lan delegeler aras›nda yer al›r. Burada TMLGB Genel Sekreter Yard›mc›l›¤›’na getirilir. Mehmet Ali Çak›ro¤lu, 13 Temmuz 1993 günü TKP/ML’nin 1. OPK’s›n› selamlamak ve duyurmak için planlanan eylemler için bomba imali s›ras›nda bir kaza sonucu yaralan›r. Kald›¤› evde yaln›zd›r. Gelen polisler bir saatten fazla bekletirler O’nu. Daha sonra kald›r›ld›¤› SSK Göztepe Hastanesi’nde tedavisinin geciktirilmesi sonucu flehit düfler. ‘89 y›l›nda yaflad›¤› son flube deneyiminden zaferle ç›kt›¤›nda düflman “O¤lum, sen yi¤it adams›n, ama seni bir kere daha sa¤ yakalayacak kadar aptal de¤iliz” demifltir. ‹flte bu düflman›n dahi sayg› duydu¤u yi¤it kavga adam›, 13 Temmuz 1993’te ard›nda büyük bir miras b›rakarak ölümsüzleflti. Kendinden önceki yoldafllar›n›n yaratt›¤› büyük de¤erlere yeni halkalar ekleyerek ve usulca karfl›lad› ölümü. Yap›lmas› gereken aç›kt›r. Simurg Anka’y› beklemekten vazgeçerek, flaflk›nl›k ve yok oluflu da yaflad›ktan sonra bile uçmay› sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden do¤abilmek için kendimizi yakmad›kça, her birimiz birer Simurg olmay› göze almad›kça batakl›¤›m›zda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaflamaktan kurtulamayaca¤›z. Bugün onunla ayn› bayra¤› tafl›yanlara düflen görev kendi kabu¤unu k›r›p, yaflama kar›flmak, onu de¤ifltirmektir…

Diyarbak›r 5 No’lu Askeri Cezaevi… 12 Eylül karanl›¤›n›n alabildi¤ine sürüp gitti¤i zamanlar. Havada kan, havada çürümüfl insan eti kokusu, havada kara kara bulutlar ama bunlar›n aras›nda s›yr›l›p büyüyen geliflen, can bedeli vazgeçilmeyen bir direnifl var… 17-18 May›s 1982 gecesi 33. Ko¤uflta bulunan Ferhat Kurtay, Necmi Önay, Eflref Any›k ve Mahmut Zengin dördü el-ele vererek zulmün karanl›¤›n› y›rtan dört meflale oldular… Küllerinden do¤an Zümrüdü Anka gibi, arkalar›ndan gelen devrimciler ve yurtseverler onlar›n özlemlerini yaflatt›lar pratiklerinde, öldükleriyle kalmad›klar›n› gösterdiler dosta düflmana…. M. Hayri Durmufl, Kemal Pir, Akif Y›lmaz ve Ali Çiçek dörtlerin bedenleriyle yakt›klar› direnifl ateflini harlad›lar, Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzlefltiler. Kimler geldi bu zulmün zindanlar›ndan, kimler ömrünü sona

erdirdi en genç yafl›nda? Remzi Aytürk kendini ast›, Ahmed B›y›k ise kendini yakt›, Necmettin Büyükkaya dayaktan öldü. Y›lmaz Demir de daha sonra dayanamayarak kendini ast›. Orhan Keskin ve Cemal Arat da Ölüm Orucu’nda u¤urland›lar… 1981’den 1985’e kadar hapishanede ölenler saymakla biter mi? Ali Erek, Selahattin Kunduz, Abdurrahman Geçen, M. Ali Arsalan, Önder Demirok, Mazlum Do¤an, Bedii Tan, Aziz Büyükertafl, ‹smet Karak, Y›lmaz Demir, Remzi Aytürk, Orhan Keskin, Cemal K›l›ç, Ali Sar›bal, Ramazan Yayan, Hüseyin Yüce, ‹bifl Ural,

Kenan Çiftçi, Halil Baturalp ve daha pek ço¤u…. 14 Temmuz Ölüm Orucu direnifli… 12 Eylül faflizminin yaratt›¤› ‘ya teslimiyet, ya ölüm’ koflullar›nda, a¤›r iflkenceler alt›nda insan olman›n onurunu ve devrimci fedakarl›¤› bir kez daha olanca kararl›l›¤›yla gözler önüne sermifltir… 14 Temmuz Ölüm Orucu direniflini haz›rlayan koflullar bir yandan Diyarbak›r Askeri Hapishanesi içerisinde estirilen devlet terörü iken di¤er yandan bu direniflin ortaya konulmas›nda Dörtler’in yakt›¤› ateflin önemli pay› vard›r.


27

78 14 Temmuz Ölüm Orucu denince akla özellikle Kemal Pir ve Hayri Durmufl gelir. Canl› ve dinamik kiflili¤i, özgün yanlar› nedeniyle Kemal Pir do¤al olarak da öne ç›kanlardand›r. Kemal Pir kiflili¤i, esas olarak da devrimci niteli¤i çarp›c› olan ve pratikçili¤i öne ç›kan bir önder kadrodur. Pratikleflerek mücadelenin sürekli gelifltirilmesini önüne koyan bir tarz›n sahibidir. 14 Temmuz direnifli içerisindekilerin hepsi farkl› yönleriyle ön plana ç›km›fllard›r. Hayri Durmufl farkl› nitelikleri ve üstün yanlar› olan öncü kadrolardand›r. 14 Temmuz 1982’de Diyarbak›r zindan›nda tutsak olan PKK kadrolar›ndan Hasan Hayri Durmufl, ç›kt›¤› mahkemede Ölüm Orucu’na bafllad›¤›n› aç›klad›, ard›ndan Kemal Pir, Ali Çiçek, Akif Y›lmaz da eyleme kat›lacaklar›n› belirttiler. Kemal Pir 7 Eylül, Hayri Durmufl 12 Eylül, Akif Y›lmaz 15 Eylül ve Ali Çiçek

17 Eylül günü flehit düflerek ‘yaflam› u¤runda ölecek kadar çok sevdiklerini’ gösterdiler kendinden sonra gelenlere. Hayri Durmufl 14 Temmuz’daki duruflmas›nda sadece Ölüm Orucu’na bafllayaca¤›n› aç›klamad›. Ayn› zamanda devletin 12 Eylül’le birlikte Kürtleri imha etmeye yönelik politikas›n›, buna karfl› durman›n gere¤ini, devletin teslimiyetçi politikalar›na karfl› devrimci de¤erlerden vazgeçmeyen bir tutum sergilemek gere¤ini dile getirdi. 14 Temmuz Ölüm Orucu eylemi sadece ilk olmas› bak›m›ndan önemli de¤ildir. Bu eylemin ard›ndan yine Diyarbak›r’da 1984 bafl›nda 54 gün süren açl›k grevi yap›ld›, bu direniflte Orhan Keskin ve Cemal Azat düfltü. Her iki eylem Diyarbak›r’da teslimiyetten direnifle geçilen hatt›n örülmesinde önemli rol oynad›. PKK’nin önder kadrolar›ndan Mustafa

Karasu 14 Temmuz direniflini flu flekilde aktarmaktad›r: ‘14 Temmuz, yaflam felsefeleri, u¤runa ölecek kadar de¤erli bir yaflam için mücadele, geri yaflam› reddetmek, u¤runa ölünmeyecek bir yaflam› yaflam olarak görmemek, böyle bir yaflam›n da ancak mücadeleyle gerçekleflebilece¤ini düflünmek bu arkadafllar›n bütün ömürlerinin prati¤i olmufltur. Bu güzellikler yaratarak insanl›¤›n gelece¤ini iyi ve güzellikle doldurma felsefesidir. Onlar›n yaflam felsefesi insanlar›n mutlaka iyi bir fley yaparak, güzellikler yaratarak insanl›¤›n gelece¤ini iyi ve güzellikle doldurma felsefesidir. E¤er en zor koflullarda direnifl gerçeklefltirmifllerse bunun nedeni de¤erli bir yaflama yükledikleri anlamd›r. ‹nsanlar için bir yaflam olacaksa özgür olmal› düflüncesine sahiptiler.’ Osmanl›’dan bugüne imha ve inkar siyasetiyle yok edilmeye çal›fl›lan Kürt halk› bü-

13-26 Temmuz 2007 yük ihanetlerle birlikte büyük direniflçileri de kaydetmifltir tarihin sayfas›na her halk gibi. Bugünse TC devletinin esas olarak de¤ifltirdi¤i, vazgeçti¤i bir politika yoktur. Bu yüzden tarihte ödenen bugün de ödenmeye devam edilen bedellerin karfl›l›¤› olarak daha az›na raz› gelmek, en baflta bu mücadele u¤runa topra¤a düflenlere, yoksul ve ezilen Kürt halk›na karfl› yap›lan en büyük haks›zl›k olacakt›r. Bizler mücadele tarihinde yer alan bu kararl› ve yi¤it devrimcilerden, yurtseverlerden ö¤renmeli, örnek almal›, bir yandan Kürt halk›n›n demokratik talep ve istemlerini almas›n›n hakk› oldu¤unu desteklerken ayn› zamanda imha ve inkar siyasetinin silahl› bir mücadele olmaks›z›n ortadan kald›r›lmayaca¤›n›n propagandas›n› yapmal›y›z. Topra¤a düflenlerimizin özlemleri, mücadelemizde hayat bulacak…

Demircio¤lu bir de¤il, halk›m›z gibi ço¤ul…* Devrimci, demokrat, anti-emperyalist gençler, Ankara, ‹stanbul ve ‹zmir’de NATO’ya ait 6. Filo’nun Türkiye’ye geliflini protesto eden gösteriler düzenlerken, gericiler ayn› günlerde “komünizmi tel’in mitingleri” düzenlerler. 1967’ye gelindi¤inde olaylar›n ve sald›r›lar›n t›rmanmaya bafllad›¤› görülür. 30 Ocak 1967’de faflistler ‹TÜ’yü basar ve ö¤renci lokalini tahrip ederek onlarca ö¤renciyi yaralar. Ayn› y›l düzenlenen 6. Filo’yu protesto mitinglerinin hemen hepsi faflistlerin sald›r›s›na u¤ram›flt›. 1968 Temmuz’unda 6. Filo’nun ‹stanbul’a gelmesi dolay›s›yla düzenlenen eylemler karfl›s›nda AP iktidar› sert önlemlere baflvurdu ve polisin ‹TÜ Yurdu’na yapt›¤› sald›r› sonucunda devrimci ö¤renci Vedat Demircio¤lu katledilir.. Vedat Demircio¤lu, devrimci gençlerin anti-emperyalist mücadelesinde 12 Mart’a kadar say›s› 21’i bulacak olan kay›plar›n ilkiydi. T›pk› üniversite iflgallerinde oldu¤u gibi 6. Filo’nun ‹stanbul’a gelifli de sonuçlar› önceden kimse taraf›ndan kestirilemeyecek olan anti-emperyalist mücadelenin fitilini atefllemifltir. ‘67’den sonra ‹stanbul’a her geliflinde çeflitli taciz eylemleri ile karfl›lanan 6. Filo’ya karfl› bu sefer ne yap›laca¤›n›n tart›fl›lmas› için ‹TÜ Taflk›flla Kampüsü’nde devrimci ö¤renci gruplar› taraf›ndan bir toplant› yap›ld›. Toplant› sonras›nda Taksim Meydan›’nda temsilciler da¤›lmak üzereyken, Haziran iflgallerinde eli kolu ba¤l› kalan polis büyük bir h›nçla ö¤renci önderlerine sald›rarak gözalt›na ald›. Bu durumunu protesto etmek için Dolmabahçe’deki bayrak ö¤renciler taraf›ndan yar›ya indirildi. Ancak ‹TÜ ve çevresi polis iflgali alt›ndayd›. 17 Temmuz günü ‹TÜ Rektörlü¤ü bir aç›klama yaparak yurdun kendilerine ba¤l› olmad›¤›n› duyurdu. Bunun üzerine hiç vakit kaybetmeden Talebe Birli¤i’nin merkezi konumundaki ö¤renci yurduna giren yüzlerce polis, yurdu darmada¤›n edip, önüne ç›kan ö¤rencileri hastanelik edinceye kadar dövdü. Bu bask›n s›ras›nda 30 ö¤renci tutukland›. Hastaneye kald›r›lan ö¤rencilerden Vedat Demircio¤lu’nun pencereden afla¤›ya at›lmas› sonras› komaya girmesi, devrimci ö¤renciler içerisinde derin bir öfke ve nefret oluflturdu. Ö¤renciler bu bas-

k›n sonras›nda genifl kitleler halinde ‹TÜ önünde toplanmaya bafllad›lar. Taksim Meydan›’na yap›lan yürüyüfl sonras›nda, devrimci ö¤renciler yürüyüflün Dolmabahçe’ye kadar sürdürülmesi do¤rultusunda etkili bir ajitasyon yapt›lar. Bu coflkulu konuflmalar sonucunda binlerce ö¤renci sloganlarla Dolmabahçe’ye akmaya bafllad›. Militan ve coflkulu ö¤renci kitlesinin karfl›s›na ç›kmaktan çekinen polis Dolmabahçe’yi boflaltt›. Böylece binlerce ö¤renci botlar›na binip kaçmaya çal›flan ABD askerlerini döverek denize döktü. Vedat Demircio¤lu’nun katledildi¤i gece olan sald›r› flöyle anlat›l›r olay›n tan›klar›nca: Sa-

rip edilmektedir. 18 Temmuz günü olay› duyan ‹TÜ’ye kofluyordu. Kitle sloganlar ve marfllar eflli¤inde 12’deki mitingin ard›ndan Dolmabahçe’de demirlemifl 6. Filo’nun üzerine yürümeye haz›rlan›rken o dönemin FKF ‹l Sekreterli¤ini elinde bulunduran reformistler, provokasyon edebiyat› yaparak Dolmabahçe’ye yürünmesini engellemeye çal›flmaktad›r. Harun Karadeniz ve Hasan Yalç›n’›n bu içerikteki konuflmalar›n›n ard›ndan kitle Dolmabahçe’ye do¤ru yürüyüfle geçer. Bu arada miting alan›n› daha önce terk eden reformistler ise Gümüflsuyu’nda yürüyen kitlenin önüne barikat kurmaya çal›flmaktad›rlar. Son

at 4.30 civar›nda polis yurda sald›r›ya geçer ve arada kalmak istemeyen inzibatlar çekilir. Polis ö¤rencilerin kapatt›klar› demir kap›lar› k›r›p içerideki ço¤u uyuyan tüm ö¤rencilere vahflice sald›r›r. “Öldürün piçleri”, “Komünistlere vurun” nidalar› aras›nda ö¤renciler merdivenlerden afla¤›ya at›l›r, bu arada hukuk fakültesi ö¤rencisi Vedat Demircio¤lu, 2. kat penceresinden afla¤›ya at›l›r. Y›llar sonra Seher fiahin de ayn› flekilde okulu basan polislerce pencereden at›larak katledilecektir. Bask›n s›ras›nda 47 ö¤renci yaralan›r, 30 ö¤renci gözalt›na al›n›r. Geride kalan ö¤renciler saat 5.30 civar›nda ellerinde pankartlarla Taksim An›t›’na kadar yürüyüp, ard›ndan yaral› arkadafllar›n›n durumunu ö¤renmek için hastanelere giderler. Bu s›rada da polisle çat›flmalar devam etmekte, Taksim ‹lkyard›m Hastanesi’nin önündeki bir polis jipi tah-

zamanlarda s›k s›k eklektik bir tarih anlay›fl›yla isimleri yan yana konulan Deniz Gezmifl ve Harun Karadeniz, iflte bu barikat›n iki karfl›t cephesindedirler. Sonuçta, barikat afl›lm›fl ve kitle bir sel gibi Dolmabahçe’ye akmaktad›r. Kendilerini motorlara atmay› beceremeyen, geç kalan ABD askerleri denize dökülür. R›ht›mdaki kamyonlarda bulunan ABD’ye ait malzemeler de tahrip edilir. Arabas›yla oradan geçmeye çal›flan bir ABD askerinin arac› tahrip edilir. Oradan geçmekte olan halk da ö¤rencilere kat›l›r, kitle 3-4 bini bulur. Saat 21:00 oldu¤unda, 7 saat geçmesine ra¤men Dolmabahçe’deki öfke dinmemifltir. Bu kadar uzun süren bir kitle eylemini iyice kuflatan polis, kitleye yine vahflice sald›r›r. 20 Temmuz’da FKF Beyaz›t Meydan›’nda

bir miting düzenledi. Yükselen anti-emperyalist öfkeyi ifade etmek, düflmana yönlendirmek bir yana, varolan› sönümlendirmeyi, parlementer mücadele içindeki hedeflere (Demirel, Sükan vb.) yönlendirmeyi amaçlayan T‹P’lilerin bu mitingteki tavr›, o dönemin MDD-sosyalist devrim ayr›flmalar›na h›z vermekten öte bir anlam ifade etmedi. 24 Temmuz sabah› Vedat Demircio¤lu’nun yaflam›n› yitirmesi üzerine ayr›flmaya bir halka daha eklendi. FKF yönetimi ald›¤› karar uyar›nca Beyaz›t’taki Turan Emeksiz An›t› önünden bafllatt›¤› yürüyüflü Valili¤e kadar sürdürmüfl, polisin müdahalesi üzerine önceden al›nan karar gere¤i oturma eylemi yapt›klar› için hepsi gözalt›na al›nm›flt›r. Vedat Demircio¤lu’nun cenazesi polis taraf›ndan kaç›r›ld›¤› için temsili bir tabutla gösteri yapan devrimci ö¤renciler ise Ca¤alo¤lu’nda polisle çat›flmaya girmifllerdir… 1968’de Vietnam’da görev alm›fl ve kat›ld›¤› kirli operasyonlarla tan›nm›fl CIA flefi Robert Kommer’in Türkiye Büyükelçisi olarak atanmas› ayn› y›l ODTÜ’de de devrimci gençli¤in mücadele fitilini atefllemifl, anti-emperyalist hareketlilik Ankara’da da h›z kazanm›flt›r. ABD emperyalizminin iflbirlikçilerinin ve uflaklar›n›n da katk›lar›yla dünyan›n pek çok yerinde emperyalist iflgallerine h›z verdi¤i bir süreçte anti-emperyalist hareket olmas› gereken noktan›n oldukça gerisindedir. Pek çok ülkede iflgallere karfl› protestolar düzenlense de bunlar›n olmas› gereken kitleselli¤i yakalad›¤›n› söylemek zor olacakt›r. Yan›bafl›m›zda yaflanan Irak iflgali nedeniyle halen daha binlerce Irakl› katledilmeye devam edilmektedir, Filistin’de emperyalist tezgahlarla özgürlük düflünden vazgeçirilmeye çal›fl›lmakta, Afganistan, Sudan gibi ülkelerin halklar› emperyalist iflgalin faturas›n› ödemek zorunda b›rak›lmaktad›r. ABD emperyalizminin ve iflbirlikçilerinin ipli¤inin pazara ç›kar›lmas›, tarih sahnesinden alafla¤› edilmesi için geçen her fazladan gün ezilen halklar›n hanesine katliam, açl›k, yoksulluk ve sömürü olarak yaz›lacakt›r. Emperyalizm ve iflbirlikçilerine ölüm, ezilen halklara özgürlük! *Vedat Demircio¤lu’nun ard›ndan söylenen marfltan…


28

13-26 Temmuz 2007

78

Çad›rkent Ayazma’n›n çocuklar›;

“Evimizi y›kt›n›z hayallerimizi de¤il, Biz yine kurmas›n› biliriz!”

M

ahalleli bar›nma haklar›n›n çözülmesi için Belediye’ye defalarca gitmifl, ancak her defas›nda Belediye yetkili ve etkililerinin hakaretlerine maruz kalm›fllar. Belediye’den kovulmufllar. “Bizi kovdu, ‘gelmeyin’ dedi. Bunlar bir daha bizim yan›m›za gelmesinler art›k” sözleri ile sakin ama öfkeli bir flekilde Belediye’nin tutumunu anlat›yor Saime abla.

Bir önceki say›m›zda seçimlerle ilgili düflüncelerini aktard›¤›m›z Ayazma sakinlerinin yaflam mücadelesi devam ediyor. Y›k›nt›lar›n aras›nda kurduklar› çad›rlarda hayat kavgas› veren Ayazmal›lar sorunlar›n›n çözülmesini istiyor. Son olarak 24 Haziran tarihinde Taksim Tramvay Dura¤›’nda bir bas›n aç›klamas› yaparak bar›nma haklar›n› talep eden Ayazma halk›n› yeniden ziyaret ettik. Bir önceki gidiflimizde bizimle uzun uzun sohbet eden, gözyafllar›n› tutamayan Kürt kad›nlar›n›n tradejisi sürüyor. Yolumuzun üzerindeki ilk eve u¤ruyoruz. Bizi tan›yan Siirtli Saime Kurhan evine buyur ediyor. Karfl›l›kl› tahtalara çekilen çad›rdan oluflan evin içini Saime ve Vahbettin Kurhan’›n 6 çocu¤undan Müzeyyen ile Ebubekir’in gülücükleri dolduruyor. Sa¤l›ks›z koflullarda yaflayan Kürt emekçilerin kald›klar› yerde ne bir mutfak ne de bir banyo mevcut. Saime abla yaflad›klar›n› bir ç›rp›da anlat›veriyor. Siirt’ten 8 y›l önce göç ettiklerini, maddi durumlar› iyi olmad›¤› için buraya yerlefltiklerini anlat›yor. Ard›ndan da Küçükçekmece Belediye Baflkan› Aziz Yeniay’a tepkisini dile getiriyor. Küçükçekmece Belediyesi “Kentsel Dönüflüm Projesi” kapsam›na al›nan Ayazma’y› y›kmakta kararl›. Atatürk Stadyumu’nun çevresinde böyle “ça¤d›fl›” gecekondu görüntülerinin olamayaca¤›n› söyleyen örümcek zihniyetlerin emriyle 2004 y›l›nda evraklar›n› istemek için gelmifller. Ev sahibi, kirac›, herkesin ev sahibi olaca¤›, ayr›m yap›lmayaca¤› sözünü vererek geliflecek tepkilerin önüne geçmeyi de amaçlayan Belediye’nin gerçek yüzü bir süre sonra daha net bir flekilde a盤a ç›k›yor. Kirac›lara “evinizi boflaltmay›n”, ev sahiplerine de “kirac›lar› ç›kartmazsan›z evleriniz y›k›lacak” diyen Belediye, böylelikle mahallelinin ortak hareket etmesini, dayan›flmas›n› da parçalamay› düflünüyor. Yaflananlar› ö¤renmek için Saime ablaya kulak verelim; “Herhangi bir yaz› gelmedi, apar topar evler boflalt›ld›. Marifet ablan›n evini Belediye’nin yandafllar›yla birlikte boflalt›p y›kt›lar. Dul ve kimsesizdi. ‹ki yetimi vard›. ‘Herkesi hak sahibi yapaca¤›z’, ‘sosyal konutlar yap›lacak’ dediler. Mart ay›nda y›kt›lar. Havalar so¤uktu. Bir rüzgâr,

bir ya¤mur... ‘Birkaç gün idare edin’ dedim dinlemediler.” Mahalleli bar›nma haklar›n›n çözülmesi için Belediye’ye defalarca gitmifl, ancak her defas›nda Belediye yetkili ve etkililerinin hakaretlerine maruz kalm›fllar. Belediye’den kovulmufllar. “Bizi kovdu, ‘gelmeyin’ dedi. 10 kere gittik, her seferinde kovulduk. Seçimler oldu¤unda gelip kap›m›z› çal›yordu. Baflka zaman niye gelip kap›m›z› çalm›yordun, gelip halimizi sormuyordun? Biz sorunumuzun çözülmesini istiyoruz. Bunlar bir daha bizim yan›m›za gelmesinler art›k” sözleri ile sakin ama öfkeli bir flekilde Belediye’nin tutumunu anlat›yor Saime abla. Belediye Baflkan› Aziz Yeniay mahallede yaflayanlar›n Kürt olmas›nda dolay› “orada terör var, oraya gitmeyece¤iz” aç›klamas› yaparak devletin Kürt halk›na yaklafl›m›n› da ortaya koyuyor ayn› zamanda. Kürt emekçilerin birço¤u, yaflad›klar› köylerden zorla göç ettirilerek

büyük flehirlerin yoksul insanlar› olmak zorunda b›rak›lm›fllar. “Siirt’te, Diyarbak›r’da da devlet böyleydi, buraya geldik burada da öyle. Orada tarlam›z, hayvan›m›z vard›. Burada d›fllan›yoruz” diyen “sözde” vatandafllar yaflananlara sitem ediyor. Belediye’nin gecekondular› y›kmas› çok da kolay olmuyor, flimdinin çad›r kentinin sakinleri yol keserek eylem yap›yor. “Ev için yapt›k. Mahallede topland›k yürüyüfle geçtik. Yola ç›kt›k, atefl yakt›k. Atefl bizim ateflimizdi. O gün birkaç kirac› atacaklard›. Baflkan›n yard›mc›s› geldi ‘eylem yapmay›n gelin görüflelim’ dedi. Yolu açmam›z› istedi, biz açmad›k. Polis sald›rd›. Kad›nlar› yerlerde sürükledi dövdü. 4 kifliyi gözalt›na ald›lar. Bunlara dava açt›lar.”

komflumuzun eflyalar›n› sokak ortas›na atm›fllard›. Kaymakam’a ‘kad›n›n eflyalar› 45 gündür d›flar›da duruyor, suyu kesik bunlar›n sorununu sen çözeceksin’ dedim. Kaymakam bana ‘para ver’ dedi, ben de ‘para olsa yan›na gelmezdim’ dedim. Belediye’ye gidiyorum, dilekçe veriyorum. Plan proje müdürü ‘bofluna geliyorsunuz, senin ne iflin var’ burada diyor. ‘Kardeflim her gün seninle mi u¤raflaca¤›z?’ diyor.” Erdo¤an’a da tepkili olan Kas›m abi “yoksullara ev yapt›r›yorum, herkese ev da¤›t›yorum, kira öder gibi ev diyor Erdo¤an. Peki Ayazma ne oluyor?” diyor. Kas›m abi bafl›ndan geçenleri tane tane anlat›yor. Foto¤raf çekmek istedi¤imizi söyleyince küçük bir gezintiye ç›k›yoruz.

Çocuklar›n oyunu y›k›m Çad›rkent’e hoflgeldiniz...

yaoflullarda k ›z s k l› ¤ a S emekçilerin t r ü K n a y fla rde ne bir e y › r la ›k kald bir banyo e d e n k a mutf mevcut.

Mahalleli bar›nma haklar›n›n çözülmesi için birçok eylem ve etkinlik düzenliyor. Gazetelere, televizyonlara haber veriyorlar, ancak gelen olmuyor. Anayol üzerindeki yaz›lamalar da bu sorunlara dikkat çekiyor. Çad›rkent’in sessiz sakinleri medyaya tepkili. Bir kedinin, bir mankenin haberini yapan medya neden k›fl ortas›nda soka¤a at›lan insanlar›n haberini vermiyordu? Saime ablan›n evinden gözalt›na al›nanlardan biri olan Kas›m abinin evine do¤ru yola ç›k›yoruz. Yol üzerinde çad›r üzerine karalanm›fl bir yaz›: “Çad›rkent’e hofl geldiniz.” Sözü dinlenen ve bar›nma sorununun çözülmesi için yo¤un emek harcayan Kas›m abi bizi Kürt halk›n›n konukseverli¤i ile çad›r›nda karfl›l›yor. Yaflananlar› bir de onun a¤z›ndan dinliyoruz. Birkaç defa Ankara’ya gidip, gelmifl, verilen tüm sözlere ra¤men de¤iflen bir fleyin olmad›¤›n› vurguluyor. 8 y›ld›r Ayazma’da yaflayan A¤r›l› Kas›m abi Kaymakam’a, Belediye’ye gitmifl. Sonras›nda yaflananlar› ondan dinleyelim: “Kaymakam’a gittim. Bizim

Kas›m abi “çocuklar›n yapt›¤› evi çek” diyerek bize bir yeri gösteriyor. O ana kadar peflimizi b›rakmayan kentin küçük yaramazlar› büyük bir gürültüyle etraftaki tu¤lalardan, tafllardan tafl parçalar›ndan evlerini infla etmeye bafll›yorlar. Bir tarafta kap› b›rakarak imece usulü evi infla ediyorlar. Gözlerinin önünde evleri y›k›lan, y›k›nt›lar›n aras›nda oynayan, çad›rlarda yaflayan çocuklar›n düflleri ve hayalleri, oyunlar› da t›pk› yaflad›klar› gibi. Önce infla ediyorlar, sonra y›k›yorlar. T›pk› evlerinin y›k›lmas› gibi. Çocuklar tertemiz dünyalar›nda yaflad›klar›n› böylece canland›r›yorlar. Onlar y›kacak biz yine elbirli¤i ile yine kuraca¤›z; sonra yine y›kacaklar biz de yine yapaca¤›z. Her seferinde yine birlikte olacak, yine tu¤lalar› yan yana örecek, el ele olaca¤›z. Küçük gözleri ile Belediye’nin zulmünü iflte böyle yorumluyor çocuklar. Herkese ev vaat edenlerin Ayazma’da yaflayanlar›n gözünün içine bakarak yalan söyleyenlere buradaki düflleri büyük çocuklar›n güzel bir cevab› var! Siz evimizi y›kt›n›z, hayallerimizi de¤il; biz yine yapmas›n› biliriz! (‹stanbul)


29

78

13-26 Temmuz 2007

BURJUVA FEODAL S‹STEM YOZLAfiTIRIP-ÇÜRÜTÜR! DEVR‹MC‹ SAVAfi AYDINLATIP ÖZGÜRLEfiT‹R‹R! Bugün süreci tahlil etti¤imizde güçlü bir devrimci dalgadan söz edemiyoruz, bu bir gerçek. Tam aksine Proletarya Partisi’nin de dikkat çekti¤i gibi “dibe vurmufl bir s›n›f hareketi” gerçe¤iyle karfl› karfl›yay›z. Yaln›z s›n›f hareketi dibe vurmam›flt›r, ayn› zamanda kendili¤inden geliflen kitle hareketleri de oldukça zay›ft›r. Her türlü sömürünün bu denli artt›¤› bir dönemde; s›n›f mücadelesi aç›s›ndan yaflanan bu durgunluk, toplumda deyim yerindeyse, bir yozlaflma ve çürümeye yol açm›flt›r. Asl›nda, s›n›f mücadelesindeki durgunluk ve çürüme olgular› birbirini d›fllayan de¤il, birbirini besleyen olgulard›r. Di¤er bir anlat›mla hareketsizlik çürümeye-yozlaflmaya davetiye ç›kar›r. Devrimci hareketdevrimci pratik ise; hareketsizli¤in panzehiridir. Çürüyen ile diri olan›, ileri ve geri olan› ayr›flt›r›r. T›pk› durgun ve h›rç›n akan sular gibidir; coflkun ve h›rç›n nehirler genelde berrak ve temiz olur, durgun göller ve göletlerde ise ayn› temizli¤i yakalamak mümkün de¤ildir. Bugün egemen s›n›flar›n ve emperyalist efendilerinin tüm pervas›zl›klar›yla ezilen dünya halklar›na, uluslar›na sald›rmas›n›n temelinde yatan gerçeklerden biri de s›n›f mücadelesi aç›s›ndan yaflanan bu geri durumdan ç›k›lmas›n› engellemeye, çürüme ve yozlaflmay› daha da derinlefltirmeye dönük çabad›r. “Küreselleflme” masallar›yla s›n›f mücadelesi yerine s›n›f uzlaflmac›l›¤›n›, karfl›l›kl› ba¤›ml›l›¤› ö¤ütleyen tüm kiral›k kalemflorlar bu uyutma ve uyuflturma politikas›n›n savunucular›d›r. Bu politika savunucular›, ezen-ezilen çeliflmesi temelinde toplumda yaflanabilecek her türlü ayr›flmay› reddediyorlar. S›n›f mücadelesini yads›yan bu kalemflorlar›n hepsi, kendilerine ne s›fat takarlarsa taks›nlar, emperyalist burjuvazinin ideolojik ajanlar›d›r. En iyimser yaklafl›mla, bu durumu yeteri kadar alg›lamadan yapanlar›n oldu¤unu varsaysak dahi, sonuç itibar›yla bunlar›nda hizmet etti¤i nokta buras›d›r. “‹deolojiler öldü”, “s›n›f savafl›m› tarih oldu” diyenler, özünde genifl emekçi y›¤›nlara emperyalist-kapitalist sisteme ekonomik siyasal kültürel vb. her alanda biat etmeyi ö¤ütlediler. Ama tarih yine bildi¤ini okudu. “Çat›flmas›z”, “zenginliklerin bölüflümü” vb. iddialarla gerçeklerin üstünü

örtmenin mümkün olmad›¤›n› gösterdi. “Bar›fl” söylemlerinin flampiyonlar›, bugün baflta Irak olmak üzere bir dizi ülkede, en i¤renç emperyalist iflgallere, komplolara, tehditlere baflvurmaktad›rlar. Di¤er bir anlat›mla bugün Irak topraklar›, yalanc›lar›n yalanlar›yla yüzleflmesine de ev sahipli¤i yapmaktad›r. Ezilen dünya halklar› bu aynada gerçekleri görüyor. Bu; ideolojik planda yarat›lmaya çal›fl›lan kafa kar›fl›kl›klar›n›n giderilmesine, yürütülen çok yönlü ve kapsaml› kuflatmalar›n yar›lmas›na vesile olacakt›r. Elbette ki Irak topraklar›nda yaflanan en büyük dram emperyalist iflgalcilerin uygulad›¤› “böl ve yönet” politikas›n›n hayat bulmas›d›r. Tabi ki; bu politikan›n bu denli hayat bulmas›n›n temelinde bu ülkede var olan, ulusal,

yaflas›n” felsefesinin, “iyi vatandafl” unvan›na, çal›p ç›rpan›n, iflini bilen vatandafl “erdemlili¤ine” eriflti¤i bir tabloyla yüz yüzeyiz. Bu tablo içinde; elbette ki gelir da¤›l›m› bak›m›ndan ezilenler ile ezenler aras›ndaki uçurum giderek büyüyor. Yozlaflma, çeteleflme, bencillik, bireycilik bir yaflam tarz› haline geliyor. Her türlü ahlaki yozlaflma al›p bafl›n› gidiyor. Toplumda bunlar yaflan›rken, peki bunlar›n yarat›c›s› olan emperyalistler ve iflbirlikçisi TC ne yap›yor? Hiç flüphesiz suçlular, yaratt›¤› suçlarla ilgilenmiyorlar; zaman zaman ilgileniyormufl gibi aç›klamalarda bulunuyorlar. Onlar›n ilgilendikleri tek fley kendi ç›karlar› için tehdit olabilecek her türlü giriflimi, düflünmeyi önlemek için hain planlar yapmakt›r. Yeri gelince, sosyal

dinsel ve mezhepsel çeliflkilerin varl›¤›d›r. S›n›fsal bir ayr›flma yerine, dinsel-mezhepsel etnik ayr›flmalar›n güçlü olmas›d›r. Burada flöyle bir saptamada bulunmak kan›m›zca yanl›fl olmayacakt›r. Irak iflgali yaln›z emperyalistlerin i¤renç yalanlar›n› a盤a ç›karmaya vesile olmad›; ayn› zamanda dar ulusal, dinsel-mezhepsel bak›fl aç›lar›n›n ezilen halklar›n birli¤i için nas›l tehlikeler oluflturdu¤u gerçe¤ini de a盤a ç›kard›. Bu gerçe¤i iyi görmeliyiz. S›n›f perspektifini göz ard› eden, ezilenlerin s›n›f birli¤ine, kardeflli¤ine hizmet etmeyen çal›flmalar›n-mücadelelerin ne tür a¤›r sonuçlara yol açaca¤›n› tarihi tecrübelerle birlikte do¤ru okumal›y›z. Yeniden bafla dönecek olursak; yaflad›¤›m›z topraklardaki tablo pek de farkl› de¤ildir. Bugün günlük siyasal politikaya karfl› bu denli ilgisizli¤in artt›¤›, “bana dokunmayan y›lan bin

ve ulusal kurtulufl mücadelesine karfl› “din” ellerinde bir silah olur. Yeri gelince, ellerindeki silahtan “irtica” tehlikesi yaratarak herkesi Kemalizm sopas› etraf›nda birleflmeye ça¤›r›rlar. Yeri gelince, “terör-bölücülük” demagojisiyle Kürt-Türk, Alevi- Suni çat›flmas›n› körüklerler. Ve devlet terörünü uygulamakta hiçbir ahlaki s›n›r tan›mazlar. Yeri gelince, uyuflturucu baronlu¤u yaparlar. Ve bugünde baflta Kürt ulusu olmak üzere tüm az›nl›kla-

ra karfl› ›rkç›l›k ve flovenizm silah›na sar›lm›fl durumdalar. Bu ideolojik zehirlenmeler ne kadar toplum içinde taraftar toplarsa, egemenlerin yozlaflt›rma, dejenere etme politikalar› da o kadar hayat bulur. Bu karfl› devrimci politikalar› deflifre ederek mücadele etmek ancak kitleleri duyarl› hale getirebilir. Bugün özellikle büyük kentlerin semtlerinde yarat›lan bu yozlaflt›rmaörgütsüzlefltirme tablosu afl›lmad›kça, kitlelerle do¤ru tarzda ba¤ kurup gelifltirmek oldukça zordur. Proletarya Partisi’nin flu ça¤r›s›na her faaliyetçimiz do¤ru bir temelde yan›t vermek zorundad›r: “Bu alanlar›n önde gelen ve sosyal yaflamda özellikle genifl nüfusu etki alan›na alan yozlaflma, çeteleflme, fuhufl, uyuflturucu vb. sorunlar düzen taraf›ndan örülmüfl tuzaklar›n sonucudur. Bu sorunlar üzerinde durmak, sürekli kampanyalar örgütlemek, farkl› yap›lar›n çal›flmalar›yla da ortaklaflt›rabilmek acil bir ihtiyaç olarak görülmelidir” Bu demektir ki, ülkeyi uyuflturucu cennetine çevirenler, genç beyinleri uyuflturanlar, görsel medya arac›l›¤›yla gençli¤i çetelere özendirenler haddini aflan üç befl ç›karc› haydut de¤ildir. Tam aksine sistemin ta kendisidir. Bunlara karfl› mücadele sisteme karfl› yürütülen mücadeleden ba¤›ms›z olarak ele al›namaz. Unutmamak gerekir ki; burjuva feodal sistem yozlaflt›r›r, çürütüp hiçlefltirir. Ezilenlerin sorunlar›na karfl› duyarl›l›¤›n› yitiren, “biz” de¤il hep “ben” olmaya çal›flan bir toplum yaratmay› hedefler. Sistemin sözünü etti¤i “bireysel özgürlük” sisteme karfl› köle ruhlu, yaflamda bireyci olma “özgürlü¤üdür”. Burjuva feodal sistem gerçek demokrasi ve özgürlü¤e düflmand›r. B›rakal›m devrimcilere ve komünistlere burjuva liberallerine dahi tahammül etmez. Bunu görmek için derin bir araflt›rmaya ve incelemeye de gerek yok tarihi tecrübelerimize bakal›m; Burjuva-feodal medyan›n yürüttü¤ü propagandalara, yayd›¤› pembe tablolara bakal›m. Yaflad›¤›m›z kentlerin sokaklar›nda, mahallelerinde yaflanan sosyal iliflkilere bakal›m, karfl›m›zda sistemin yaratt›¤› kirliliklerle yüzlefliriz. Bu tablo de¤ifltirilmeden de¤ifltirilmesi için mücadele edilmeden yeni insan yaratmak mümkün de¤ildir.


30

13-26 Temmuz 2007

‹flçi-köylü’den Parlamento/Meclis faflizmin maskesidir Yeni bir seçim aldatmacas›n›n arifesinde geçti¤imiz süreci özetlersek; Genel seçimi gündeme getiren Cumhurbaflkanl›¤› seçiminin t›kanmas› ile h›zlanan sermayenin farkl› klikleri aras›ndaki ç›kar çat›flmas›nda, kitleler adeta satranç tahtas›ndaki piyonlar olarak görülüyor. Kitlelerin harekete geçirilmesiyle hükümete alttan ciddi bir bas›nç uygulanarak hamlelerinin önü al›nmak isteniyor. Ancak her ne kadar egemenler havalar›n s›cak olmas›n› bahane etse de bu planlar›n›n halk kitleleri taraf›ndan istedikleri kadar sahiplenilmedi¤inin de alt›n› çizmek gerekmektedir. Burada dikkat çekilmesi gereken bir baflka nokta: Tüm bu geliflmeleri egemenlerin güç ve iktidar dalafl› olarak görmek, geliflmeleri salt AKP’nin zay›flat›lmas›, saha d›fl›na ç›kar›lmas›na yönelik görmek eksik olacakt›r. Bir ikinci amaç da emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n ve burjuva-feodal düzenin toplumdaki s›n›fsal, ulusal, dinsel inanç farkl›l›klar›n› yok sayan, ezen, asimile eden ve fliddetle yok etme politikalar›n›n art›k dikifl tutmamas›yla iyice sars›lan Kemalist resmi ideolojinin, toplumdaki hegemonyas›n› yeniden sa¤lamlaflt›rmakt›r. Genel olarak bakarsak düzen sahipleri burjuva-feodaller emperyalistlerin ekonomik talan ve dayatt›klar› politikalarla iflçilerden köylülere, esnaftan serbest meslek sahiplerine vs. kadar genifl emekçi y›¤›nlar› yoksullu¤un ve yoksunlu¤un “dipsiz kuyusuna” itip durmaktad›rlar. ‹flte tüm bu sorunlardan ve sonuçlar›ndan sorumlu de¤ilmiflçesine ve böylesi sorunlar halk›n yaflam›nda yak›c› flekilde yer alm›yormuflças›na halk kitleleri yapay gündemlerle, sorunlarla karfl› karfl›ya getirilmek, birbirine düflman k›l›narak burjuva partiler üzerinden sistem aklanmaya, gözden ›rak tutulmaya çal›fl›l-

maktad›r. Böyleyken soka¤a ça¤r›lan/dökülen kitlelere söylenen ve korumaya ça¤r›lan “ba¤›ms›zl›k”, “cumhuriyet”, “laiklik”, “demokrasi” vb oluyor bir yandan da. “fieriat”, “irtica” tehlikesini ileri süren sistem sözcüleri, oda¤›ndaki kurumlar, güçler bolca devletin “laik” niteli¤inden bahsederken bizzat Sünni ‹slam anlay›fl›n› Diyanet eliyle toplumun iliklerine dek ifllemesini sa¤larken; okullardaki zorunlu din dersi uygulamas›n›n cuntac› generallerce getirildi¤ini, hem de Atatürkçü nutuklar atarken; tarikatlar›n toplumsal yaflam›n her alan›nda oldu¤u gibi siyasette de a¤›rl›¤›n›n önünü açarlarken; 12 Eylül Askeri Cuntas›’n›n halk› “yeflil kuflak” politikas›yla kuflatt›¤› aç›kken; Alevi inanc›n› yok saymalar› ve hatta Sünnilefltirme çabalar› hiç eksik olmam›flken flimdi tüm bu gerçekleri toplumun yok saymas›n›, söylenenleri hemen benimsemelerini istiyorlar. Böyle bir devletin laiklik iddias› ikiyüzlülük de¤ilse nedir? Bir baflka nokta olarak, “ba¤›ms›zl›k”, “halkç›l›k”, “anti-emperyalizm” söyleminin samimiyeti, gerçekli¤i var m›d›r? Bafl›ndan bugüne TC’nin halk›n ç›karlar›n› temsiliyetinden bahsetmek mümkün müdür? Yoksa ona karfl› bir avuç emperyalizm ufla¤› komprador burjuvazi ve feodalin ç›karlar›n› zorbaca sa¤lama, garantiye alma rolü mü oynamaktad›r? Emperyalizme ekonomik, siyasi, askeri vs. olarak ba¤lanm›fl, teslim edilmifl bir ülkenin ba¤›ms›zl›¤› ancak sözdedir. Bugün de IMF politikalar›yla ekonomik, NATO ve ikili anlaflmalarla askeri ve bunlar›n sonucu siyasi olarak da uluslararas› tekelci sermayenin ç›karlar›na ba¤lanm›fll›k içinde ba¤›ms›zl›k laf› aldatmaca olabilir ancak. “Laiklik”, “ba¤›ms›zl›k” laf› ne keder sahteyse “demokratik bir hukuk devleti” sav› da o kadar sah-

tedir. Tam tersine dayand›¤› Türk milliyetçisi, ›rkç›-floven özüyle faflist niteliktedir devlet. Ve toplumdaki her türlü farkl›l›¤›, düflman olarak görüp nitelemesi bundand›r. Devletin kurulufl felsefesine damgas›n› vuran Türk-Sünni toplum modelinin ›srarla savunulmas›, ›rkç›-floven bir dalgan›n yükseltilmesinin dayand›¤› yerin, anlay›fl›n ne oldu¤unu da göstermektedir. Ulusalc› olarak kendilerini tan›mlayanlar da t›pk› kardeflleri milliyetçiler gibi bu faflist zihniyetin sahipleridirler. Kemalist ulusalc›l›k ile milliyetçilik aras›nda hiçbir fark yoktur. Baykal CHP’si bunun somut örne¤idir. ‹flte tam da bu nedenle faflist ulusal-milliyetçi partilerin gerçek s›n›fsal niteliklerini, halk düflman› karakterini a盤a ç›karan günlük ideolojik ve siyasal ajitasyon/propaganda faaliyeti ile kitleleri ayd›nlatma çal›flmas› yürütmek ve devrimci mücadeleye katmak önemlidir. Bu seçim döneminde tüm bu sorunlar ve çözüm yeri olarak burjuva-feodal partilerin sand›¤› göstermeleri karfl›s›nda parlamentonun çözüm yeri olmad›¤›n›, üretmedi¤ini-üretmeyece¤ini ortaya koyarak proletarya ve emekçilerin kendi ba¤›ms›z s›n›f tavr›n› boykot temelinde koyduklar›n›, koymas›n›n gereklili¤ini genifl kitlelere tafl›mak öncelikli görevdir. Geçen seçimde sand›¤a gitmeyen 10 milyon d›fl›nda bofl geçersiz oylarla 20 milyona yaklaflan bir seçmen kitlesinden bahsedersek son befl y›ldaki halk›n yaflam koflullar›n›n a¤›rlaflmas› gerçe¤i karfl›s›nda boykot tavr›n›n karfl›l›k bulmas› için koflullar›n elverifllili¤i de unutulmamal›d›r. Alaca¤›m›z sonuçlar her fleyden önce bizlerin çal›flmas›na ba¤l›d›r. Kendi düflünce ve alternatif politikalar›m›z› kitlelerle buluflturman›n yollar›n› bulmak, zengince prati¤e geçirmekten geçmektedir bu da. Halk kitlelerinin söylediklerimize ilgi göstermesiyle yetinmeyip hareketimizin örgütlü parças› olmas› ancak somut-güncel çözüm alternatifleri sunabilmemize ba¤l›d›r. Özellikle kitlelere kendi güçleriyle elde edemeyecekleri hiçbir fley olmad›¤› özgüvenini afl›lamakla ifle bafllamal›y›z.

78 fiunun alt›n› özellikle çizmeliyiz: Devlet güçleri ve siyasi partiler, kurumlar aras›ndaki kavga kendi ç›kar kavgalar›d›r. Halka karfl› politikalar›n hangisi olursa olsun bir araya gelmekte hiç sorunlar› yoktur. Sermaye cephesi olarak halk›n karfl›s›nda durmakta tereddüt etmezler, etmiyorlar da. Demokrasi –düflünce, örgütlenme özgürlü¤ü, ulus ve az›nl›klar›n haklar›, kad›n sorunu, inanç özgürlü¤ü ne kadar- sorunundan tutal›m da emperyalizm karfl›s›nda ba¤›ms›zl›k meselesine kadar; ekonomik kalk›nma ve refahtan tutal›m da e¤itimsa¤l›k sorunlar›na kadar ve kad›nlar›n cins olarak ezilmeleri meselesine dek tüm halk› ilgilendiren bu sorunlarda seçimde parlamentonun ve burjuva partilerin seçenek olarak gösterilmesi aldatmacas›na kap›lmamalar› için tüm olanak ve gücümüzle kitlelerin önüne geçmeli, onlara gitmeliyiz. Çal›flmalar› hiçbir flekilde gücümüzü küçümsemeden ancak planl›, programl› ve enerjik bir tarzda kampanya fleklinde ele almak, alaca¤›m›z sonucu güçlendirecektir. Bu aç›dan; her faaliyet kimlere, ne tür de¤erlendirme ve çözüm alternatifleri ile ve hangi tür A/P araçlar›yla gidece¤imiz netlefltirilerek oluflturulup yürütülmelidir. Genel sorunlarla özel/özgül sorunlar›n ba¤›n› iyi kurmak önemlidir. Her alanda, her konuda bir fleyler söylemek yerine sürecin ve hitap kitlesinin ilgi alan›na giren sorunlar› iflleyip, öne ç›kanlar› ele almak kitlelerin egemen s›n›f partilerince yanl›fl temelde saflaflt›rma amac›n›n önüne geçmek esas al›nmal›d›r. Bu yönlü baflar› do¤all›¤›nda saflar›m›zda güç biriktirmeyle paralel ifller zaten. Bu çal›flmadaki esas hedefimizin, egemenlerin kitlelerle sistem aras›ndaki ba¤› güçlendirip kurmaya seçimler yoluyla çal›flmas›na karfl›, kitlelerin sistemle ba¤›n› devrimci alternatif temelinde örgütlü gücümüze dahil etmek oldu¤unun bilince ç›kar›lmas›, çal›flmam›zda daha genifl bir perspektif sunacakt›r.


31

78

13-26 Temmuz 2007

Erzincan boykot çal›flmalar›ndan... Ülkemiz hakim s›n›flar› taraf›ndan y›llard›r her kriz döneminde halk›n kabaran öfkesini, sistemden hoflnutsuzlu¤unu gidermek için baflvurdu¤u bir seçim oyunuyla daha yüzyüzeyiz. Özü itibariyle ayn› olan emperyalizme göbekten ba¤l› gerici faflist partiler, mevcut feodal sistem taraf›ndan allan›p pullan›p halk›n önüne çözüm gücü olarak sunulmaktad›r. Bu faflist partiler söylemde birbirlerinden “farkl›” olduklar›n› iddia etseler de, bu farkl›l›klar› burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n iktidar›na daha fazla yaranma gayretinden öteye gitmemektedir. Yukar›da da belirtti¤imiz gibi seçimlerin gerici sistemi meflrulaflt›rmaktan baflka hiçbir iflleve sahip olmamas›, halk›n kabaran öfkesini kendi potas›nda eritmeye çal›flmas› ve bu seçimlerin anti-demokratik olmas›ndan kaynakl› bizler de Erzincan’da seçimleri boykot faaliyetini örmeye bafllad›k. Elimizdeki materyallerle (bildiri, afifl, gazete, kufl vb.) yapt›¤›m›z çal›flman›n verimli geçti¤ini söyleyebiliriz. Çal›flma yapt›¤›m›z bölgelerde yo¤un Alevi kitlesinin yaflamas›ndan kaynakl›, özellikle son dönemde Cumhuriyet Mitingleri ad› alt›nda yarat›lan laik-anti laik tart›flmalar›n›n etkisinin önemli oranda oldu¤unu söylemek gerekmektedir. “Yine AKP seçilirse halimiz ne olur?” vb. “kayg›lar›n” aç›kça ifade edilmesi ve CHP’den medet

umulmas› önemli bir etki olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Boykot çal›flmas›nda gözlemledi¤imiz kadar›yla mevcut sistemden bir beklentilerinin olmamas›na ra¤men, sistem taraf›ndan yarat›lan yapay gündemlerin etkisi çal›flma yapt›¤›m›z köyde kendisini göstermekle beraber, neden boykot etti¤imizi anlatt›¤›m›z zaman insanlar›n büyük bir ço¤unlu¤u ikna olabilmektedirler. Özellikle Alevi kesim üzerinde etkisi bulunan sahte “solcu” CHP’nin teflhiri ve yapt›klar› üzerinden yapt›¤›m›z propagandan›n k›smen baflar›l› oldu-

¤unu söyleyebiliriz. Genel olarak Alevi kesimin CHP’ye olan yak›nl›¤› asl›nda tam olarak gerçe¤i yans›tmamaktad›r. CHP özellikle flu son 4.5 y›ll›k süreçte yapt›klar›yla oldukça teflhir olmufl durumdad›r. Ancak yukar›da da de¤indi¤imiz gibi laikanti laik tart›flmalar› halk›m›z›n kafas›n› kar›flt›rm›fl bulunmaktad›r. Yoksa CHP’nin Alevilere bak›fl›n›n ne oldu¤unun fark›ndad›r Alevi kesimi. Özellikle Milletvekili adayl›¤› için baflvuran birinin s›rf Alevi oldu¤u için Deniz Baykal taraf›ndan aday gösterilmemesi Alevi kesim taraf›ndan oldukça tepkiyle karfl›lanmaktad›r. Çal›flma yapt›¤›m›z köyde geçimin esas›n› tar›m oluflturmaktad›r. fieker pancar›, bu¤day, fasulye ve hayvanc›l›k bafll›ca geçim kaynaklar›n› oluflturmaktad›r. Bizler de köylülerin somut sorunlar›n› öne ç›karan ve sistemin bunun üzerinden uygulad›¤› bask›lar› anlatmay› ve buna karfl› örgütlenmek gerekti¤i üzerinden yapaca¤›m›z ajitasyon ve propaganda konuflmalar›n› belirledik. Tar›m›n tasfiyesi yönlü politikalardan kaynakl› köylünün üretemez hale geldi¤i somut bir gerçekliktir. Bu konuda “nas›ls›n›z, neler yap›yorsunuz?” sorusuna bile insanlar s›k›nt›lar›n› anlatarak cevap vermektedirler. Daha önceki say›lar›m›zda fleker pancar› üreticisinin yaflad›klar›n›, köylülerin sulamada nas›l s›k›nt›lar yaflad›klar›n›, suyun nas›l

astronomik rakamlarla sat›ld›¤›n› okumufltuk. Bütün bu sorunlar›n kayna¤›n›n sistemin ta kendisi oldu¤unu, yap›lacak seçimlerle seçilecek yeni hükümetin (kim olursa olsun!) bu sorunlar› çözemeyece¤ini, hepsinin bu çark›n birer difllisi oldu¤unu anlatt›k. Bizler köye boykot çal›flmas› yapmak için ilk geldi¤imizden kaynakl› köylülerin s›k›nt›lar›n› dinledik, seçimden beklentilerini ö¤rendik, bunun sonucunda da seçimlerin neden boykot edilmesi gerekti¤ini, sistemin ve parlamentonun neye/kime hizmet etti¤ini anlatt›k. Yaflad›klar›ndan kaynakl› sisteme belli bir tepkisi olan köylüler, önemli bir kesimi boykot ça¤r›m›za olumlu cevap vererek sand›¤a gitmeyeceklerini söylediler. Bunun yan›nda “mecburen oy verece¤iz” diyen kesim de bulunmaktad›r. Sonuç olarak bizler Erzincan ‹flçi-köylü okurlar› olarak seçim çal›flmalar›n› kitlelerle ba¤ kurman›n, sistemi onlara teflhir etmenin bir arac› olarak görmekteyiz. Belki yapt›¤›m›z çal›flmayla bütün kitlenin sand›¤a gitmesini engelleyemeyece¤iz, ancak birçok kiflinin sistemi, sistem partilerini ve parlamentonun rolünü tan›malar›n›, görmelerini sa¤lamaya çal›flmaktay›z. Bu çal›flmalar sonucunda bir çok yeni iliflki kuraca¤›m›za inan›yoruz. Demokratik halk devrimini dilimizin döndü¤ünce anlat›yoruz, anlatmaya da devam edece¤iz. (Erzincan ‹K okurlar›)

Hükümet de¤iflti, sorunlar geliflti! Daha önce de yapt›¤›m›z haberlerde yans›tmaya çal›flt›¤›m›z gibi, Topselvi Mahallesi’nde ciddi bir çete örgütlenmesi mevcut. Mahalle halk› bu durumdan oldukça rahats›z, yaklaflan seçimlerle birlikte halk hükümete neler yapt›klar›n› soruyor. “Ben geçen sene Genç Parti’ye oy verdim, ama bu seçimlerde oy vermeyi düflünmüyorum. Bir kere de onu denemek istedim. Bundan öncekiler ne yapt›lar ki diye düflündüm, ama ona da verdi¤ime piflman oldum. Seçim biter bitmez bir kere bile kap›m› çalmad›lar, seçim zaman› gece yar›s› bile gelirlerdi. Ben de flimdi yan›ma bile u¤ramamalar›n› söyle-

dim” fleklinde anlat›yor bir kad›n. Mahallede AKP, CHP, DTP a¤›rl›kta görünüyor oy potansiyeli olarak. Kendi halinde görünen mahallenin sorunlar›n›n çözülmesi konusunda hiçbir ad›m at›lmam›fl gibi bir fley. Yak›n tarihte Kentsel Dönüflüm kapsam›nda yap›lmas› planlanan yap›lar var. Çetelerin k›skac›ndaki mahalle halk›n›n sorunlar›n› mahalle-

yi da¤›tarak çözmeyi hedefliyor devlet. Herhangi bir sosyal aktivitenin olmad›¤›n› belirterek, muhtardan baflbakan›na kadar veryans›n eden kifliler de var. “Kad›nlara yönelik fliddetin durdurulmas›n› istiyorum. Gece d›flar›ya ç›kam›yorum, tan›d›¤›m arkadafllar›m var, kocas›ndan dayak yiyor, karakola gidiyor, kad›n› kolundan tutup

“Bugüne kadar neredeydiniz?” Seçim sürecinde halk›n ne istedi¤ini yans›maya devam ederken, birebir ald›¤›-

m›z görüflleri yans›tmaya devam ediyoruz. Son olarak gitti¤imiz yerlerden birisi olan, bir dönem y›k›mlar›yla oldukça gündem olan ve flu s›ralarda “konut cenneti” olma yolunda ilerleyen bir mahalle Aydos. A¤›rl›kl› olarak ba¤›ms›z hareketin desteklendi¤ini söyleyen kahvehane iflletmecisi bir genç, “buraya düzen partileri gelip seçim çal›flmas› yapmaya cesaret edemezler, gelmiyorlar da zaten. Yapt›klar› onca fleyden sonra onlara buradan oy da ç›kmaz” diyor. Gitti¤imiz gün mahallenin pazar› var, pazarc›lar da benzer fleyler söylüyorlar. Bunun yan›nda, sohbet etti¤imiz bir pazarc›, “bizim durumumuz da

geri evine götürüyorlar, gene dayak. Bu sorunlara çözüm üretilsin istiyorum” diyor, kültürel yozlaflman›n oldu¤unu belirten bir kifli. fiimdiki hükümetin 5 y›ld›r baflta oldu¤unu, bugüne kadar ne verdi¤ini gördüklerini, bundan sonra da ayn› flekilde devam edece¤i için oy vermeyeceklerini belirtiyorlar. (Kartal)

köylününkinden farkl› de¤il, ne güldürüyor ne öldürüyor, onlar nas›l üretemiyorsa bu bize de yans›yor” fleklinde konufluyor. Mahallede dolafl›rken bir bankta otururken rastlad›¤›m›z gençlerin gündemi ÖSS ve paralelinde seçimler. “Erdo¤an ÖSS kalkacak demifl duydunuz mu? Bugüne kadar nerdeymifl? Düflünsene bu güne kadar a¤z›na almad›¤› ÖSS’yi flimdi seçim için kullan›yor” diyor bir tanesi. Bir di¤eri de bu konuflmay› destekliyor ve ekliyor: “O kadar tanka topa yat›r›m yapacaklar›na flu ÖSS’yi kald›rs›nlar, bir fley biliyorlarsa ya da e¤itime yat›r›m yaps›nlar.” Gençler bu sözlerle, kendi cephelerinden seçimlere ve seçilmek istenenlere iliflkin tepkilerini belirtiyorlar. (Kartal)


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayincilik1972@hotmail.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0543 746 36 31 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ MERS‹N: S‹L‹FKE CADDES‹ ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT:3 NO:118 MERS‹N Cep: 0546 738 64 56 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Seçmen nabz› sinirli at›yor!

22 Temmuz seçimlerine iliflkin görüfl almaya devam ediyoruz. Bu sefer gitti¤imiz yer Tuzla ‹lçesi. Daha önce de k›saca Tersane iflçilerinin görüfllerini yans›tmaya çal›flm›flt›k. fiimdi sokaktaki insanlar ne düflünüyor, ona biraz de¤inece¤iz. Daha otobüsten inmeden bafll›yor seçim icraatlar› kendisini göstermeye. Mo-

noton bir kendini gösterme bu yaln›z. Yollar›n hemen kaz›nmas›, yeniden asfaltlama çal›flmalar›, kamu kurulufllar›n›n önünde biriken “halka yard›m” için bekletilen kömür vb. Sonradan ö¤reniyoruz ki, do¤algaz kullanan evlerin önüne dahi, tüm itirazlara ra¤men sormadan etmeden bazen de döküp gidiyorlarm›fl kö-

mürleri. K›fl›n vermedikleri, ya da rant için satamad›klar› kömürleri de¤erlendiriyor belediyeler. Pazaryerlerinde stantlar aç›lm›fl, halka propaganda yap›yor partiler. Kimisi kafadan küfür ediyor kimisi de, neredeyse kömür da¤›t›p yol yapmak kadar eski kulaktan dolma seçim fikirlerini belirtiyor. “Bir de¤il iki de¤il her seçim ayn› fley, bu milletin ak›llanaca¤› yok” diyerek uzaklafl›yor yafll› bir amca. Öyle k›zg›n ki konuflma talebimizi reddediyor ve derdimizi anlatam›yoruz bile, kelimelerin yetersiz kald›¤›n› düflünüyor olsa gerek. Bak›fllar›ndaki keskinlik ve sözlerindeki vurgulardan da anlafl›labilece¤i gibi… Her yerde oldu¤u gibi laik-anti laik tart›flmalar› vb. seçim k›flk›rtmalar›, buras› için de geçerli, yani tepki art› korku oylar›. Konufltu¤umuz herkesin ortaklaflt›¤› bir nokta var, o da bir fleylerin yolunda gitmedi¤i, iflsizlik, e¤itim, sa¤l›k vb. bir y›¤›n sorun oldu¤u ve bu sorunlar› düzen partilerinin çözemeyece¤i. “Ben 403 YTL maafl al›rken, onlar 10–15 milyar maafl al›yorlar. Sonrada hak hukuktan bahsediyorlar. Ço¤u insan 403 YTL de alam›yor, çünkü iflsizlik alm›fl bafl›n› gitmifl durumda” fleklinde konuflan genç bir kad›n, birden bire oy vermemesi gerekti¤ini, sistemin kendi yarar›na çal›flan bir sistem olmad›¤›n›, patronlar meclisi oldu¤unu hat›rlam›fl gibi, “ben de vermiyorum oyumu. Hiçbir fley yapam›yoruz bari yapt›klar› pislik-

lerin destekçisi olmayal›m” diyor. CHP ve AKP taraftarlar›n›n oldu¤u Tuzla’da, Tuzla Ülkü Ocaklar› gibi “meflhur”, teflhir olmufl faflist güruhlar ve o çerçevede MHP taban› da var. Bunun yan›nda ba¤›ms›z DTP adaylar›n› destekleyen kesim de oldukça fazla. “Ben bugüne kadar oy kullanmad›m bundan sonra da kullanmay› düflünmüyordum, ama ba¤›ms›zlar›n az da olsa bir fleyler yapabilece¤ine inan›yorum, onunun için kesin karar vermesem de ba¤›ms›zlara vermeyi düflünüyorum” fleklinde anlat›yor genç bir kad›n oy verme iste¤inin nedenini. “Umut fakirin ekme¤idir” deyimi tam oturuyor bu durumun gerçekli¤ine. Uzun süre tart›fl›yoruz ve anlafl›lan en belirgin fley, kendi düflünceleri ad›na sarf edilecek en küçük bir kelime bile kendisini mutlu etmeye, bir anl›k da olsa mecliste “hakk›n›n savunuldu¤unu” görmeye yetecek bir durum olarak bak›l›yor. Öyle ki, ba¤›ms›z bir aday›n seçilmesi ve Meclis’te kalk›p emekçi halk lehine bir tek kelime söylemesi, y›llard›r para babalar›n›n servetinin tart›fl›ld›¤›, uyundu¤u, kavga edildi¤i mecliste, kendilerince “devede kulak” fleklinde bir “kazan›m” olacak. Bu tart›flmam›z da gösteriyor ki halk›n sabr› tükenmifl ve çaresizli¤in son raddelerini yafl›yor art›k. Bu öfke ve “çaresizlik” karfl›s›nda alaca¤›m›z en do¤ru tav›r halk›n iradesini sokaklara tafl›rmakt›r, meclisi çözüm gösterenlere karfl› devrimi çözüm göstermektir. (Kartal)

Köyde bir seçmen var, seçimden öte! ‹flçi-Köylü Gazetesi olarak K›rklareli’ye gidiyoruz, ilk dura¤›m›z Kaynarca ‹lçesi. Köylülerin yaflam›fl olduklar› sorunlar ve bu sorunlar özgülünde seçimlere bak›fllar› hakk›nda fikirlerini ald›k. Görüfltü¤ümüz köylülerin anlat›mlar›ndan yola ç›karak, K›rklareli özgülünde üretici köylünün yaflad›¤› sorunlar› yans›tmaya çal›flt›k. Meydanda bir çay bahçesinde, a¤aç gölgelerinin alt›ndaki bir masada üretici köylülerle sohbetimize bafll›yoruz. Laf uzun uzad›ya dolaflmadan köylülerin yaflad›¤› sorunlarla aç›l›yor. “2005-2006 y›llar› aras›nda 1.5 milyon köylü üretimden çekildi” diye anlatmaya bafll›yor, Tüm Köy-Sen Sendikas› Lüleburgaz fiube Sekreteri Taner Günerbüyük. Ard›ndan ekliyor, “17 fiubat 2007 tarihinde resmi gazetede yay›nland›. Bakanlar Kurulu karar›yla, 31 May›s’a kadar ülkeye s›f›r

gümrükle 400.000 ton bu¤day soktular. Dünya piyasas›nda bu¤day›n fiyat› 90 dolar, nedir 125 lira civar›nda 1 ton bu¤day, senden 425’e alma flans› var” fleklinde istatistikî bilgiler eflli¤inde köylüye uygulanan kotay› anlat›yor. Çok fazla olmasa da fleker pancar›, m›s›r gibi sebzeler de üretiliyor K›rklareli’de. Aç›klanan bu¤day taban fiyatlar› için, “5 sene önce 400 bin liraya vermifltim, bu sene gene 350’yi geçmez” diyor üretici çiftçiler. Aç›klanan taban fiyat ise 400 lira. Üretici köylülerin büyük ço¤unlu¤unun bu¤day ve ayçiçe¤i üretti¤i K›rklareli’nde hayvanc›l›k oldukça azalm›fl durumda. Tüm Köy-Sen Genel Baflkan› fievki Konur’un da bulundu¤u sohbetimiz seçimlerle kar›fl›k devam ediyor. Sebahattin Çeviker ve Erdal Sevim görüfllerini belirtmeye devam ediyorlar. Çeviker, “Tayyip tekrar bafla gelirse

herkes kaçmaya memleket aras›n kendine” diyor. Erdal Sevim köylüye verildi¤i iddia edilen desteklere de¤inerek ; “Do¤rudan Gelir Deste¤i bizim bu bölgede tarlay› iflleyenler için al›nabiliyor, ama baflka yerlerde da¤dan, tafltan, olmayan tarladan da al›n›yor. Bu y›l mesela 16 Lirayla bafllad› 10 Liraya kadar düfltü. 6 liran›n içinde gübre ve mazot da var, öyle 16 lira oldu. Biraz daha öne ald›lar bunlar›n verilmesini, seçim yat›r›m› olabilir tabi” diye anlat›yor ve ekliyor “birde mazot çok pahal› belimizi büküyor”.

Çeviker; “5 y›l önce 40 Kurufla al›nan bu¤day 35 Kurufla düfltü bugün, ama o arada, mazota %146 oran›nda zam geldi. Gübrede %115 oran›nda girdi art›flt› oldu. Girdiler artarken üretti¤i 440’tan 350’ye düflüyor” diyor. Çeviker ayr›ca, “borcumuz vard› ine¤i satt›k, sonra otunu satt›k derken flimdi s›ra geldi tarlay› satmaya, tarlay› da sat›nca s›ra evi satmaya gelecek. Bir gün gelecek borcumuzu ödemek için satacak hiçbir fley kalmayacak, o zaman da sosyal patlama m› olur art›k bilmiyorum” diyor.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
OGYIK78 by sol yayin - Issuu