Issuu on Google+

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2007-13

76

*Y›l:4 *15-28 Haziran 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

Oy verme, onay verme oyuna gelme! lkemiz egemen s›n›flar›n›n, yani eme¤imizi çalanlar›n, evlatlar›m›z› katledenlerin, ürünümüzü tarlada, al›nterimizi fabrikada b›rakanlar›n, gençlerimizin gelece¤ini karartanlar›n kendini aklamak, soluk almak ve biz ezilenleri de bu oyuna katmak için kurdu¤u bir seçim süreci ile daha karfl› karfl›yay›z. Bir kez daha kap›m›za dayand›lar; televizyonlardan, miting alanlar›ndan, radyolardan, gazetelerden, gitti¤imiz kahvelerden, pazarlardan bizlere sesleniyorlar. Öncelikle her ne olursa olsun seçimlere kat›lmam›z›, ama ard›ndan illa da kendilerine oy vermemizi istiyorlar. Bu oyuna gelmemek için, katliamlara, soygunlara, bask›lara onay vermemek için oy vermeyelim, oyuna gelmeyelim!

Ü

Emperyalist z›rvaya karfl› direnifl zirvesi G-8 Zirve karfl›t› protestolar polisin s›k› güvenlik önlemleri alt›nda start ald›. Bir hafta boyunca süren zirve karfl›t› protestolar, üç ana blok taraf›ndan organize edildi. Protestolar›n ilk günü yani 1 Haziran tarihinde 100 bin eylemci alana ulaflt›. Eylemcilerin oluflturulan üç ana kamp alan›na yerleflmelerinin ard›ndan ilk protesto gösterisi için Rostock ‹stasyonu’nda bulufluldu. Aç›l›fl mitingi ile bafllayan protestolara AT‹K, ILPS, YDG, MLKP, T‹KB, TK‹P ve ADHK gibi Türkiyeli birçok devrimci kurum “Devrimci Enternasyonal Blok” çat›s› alt›nda kat›ld›. Sakin bafllayan yürüyüfl Amerika delegasyonunun alana geldi¤i haberi karfl›s›nda kitlenin k›p›rdanmas›n›n ard›ndan hareketlendi ve k›sa süreli bir arbede yafland›. Toplam 80 bin civar›nda eylemcinin kat›ld›¤› ilk yürüyüfl, ilerleyen saatlerde polisin 3 bin kiflilik “Devrimci Enternasyonal Blok” kortejine sald›rmas›yla çat›flmayla devam etti. Polisin müdahale etti¤i kortejde yer alan birçok AT‹K eylemcisi yaralanarak hastaneye kald›r›ld›. Yaklafl›k bir saat süren çat›flma polisin geri çekilmesiyle sonland›. Sayfa 22-23

G-8 Zirve karfl›t› protestolar polisin s›k› güvenlik önlemleri alt›nda start ald›. Bir hafta boyunca süren zirve karfl›t› protestolar, üç ana blok taraf›ndan organize edildi. Protestolar›n ilk günü yani 1 Haziran tarihinde 100 bin eylemci alana ulaflt›. Eylemcilerin oluflturulan üç ana kamp alan›na yerleflmelerinin ard›ndan ilk protesto gösterisi için Rostock ‹stasyonu’nda bulufluldu. Aç›l›fl mitingi ile bafllayan protestolara AT‹K, ILPS, YDG, MLKP, T‹KB, TK‹P ve ADHK gibi Türkiyeli birçok devrimci kurum “Devrimci Enternasyonal Blok” çat›s› alt›nda kat›ld›. Sakin bafllayan yürüyüfl Amerika delegasyonunun alana geldi¤i haberi karfl›s›nda kitlenin k›p›rdanmas›n›n ard›ndan hareketlendi ve k›sa süreli bir arbede yafland›. Toplam 80 bin civar›nda eylemcinin kat›ld›¤› ilk yürüyüfl, ilerleyen saatlerde polisin 3 bin kiflilik “Devrimci Enternasyonal Blok” kortejine sald›rmas›yla çat›flmayla devam etti. Polisin müdahale etti¤i kortejde yer alan birçok AT‹K eylemcisi yaralanarak hastaneye kald›r›ld›. Yaklafl›k bir saat süren çat›flma polisin geri çekilmesiyle sonland›. Sayfa 23


2

15-28 Haziran 2007

76

ÇA⁄RI Çeflitli Milliyetlerden Göçmen Emekçiler; 35. Kurulufl y›l›nda 8. Parti Konferans›m›z yolumuzu ayd›nlatan bir fenerdir. Çeflitli milliyetlerden Türkiye halklar›n›n öncü gücü partimiz TKP/ML, kuruluflunun 35. y›l›nda gerçeklefltirdi¤i 8. Parti Konferans›yla emperyalizme ve onun ülkemizdeki ufla¤› komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n düzeni faflist diktatörlü¤e karfl› meydan okuman›n ad›d›r. Dünyada emperyalist sald›rganl›¤›n alabildi¤ine artt›¤›, ülkemizde faflist diktatörlü¤ün azg›nca sald›rd›¤› a¤›r illegalite koflullarda toplanan 8. Parti Konferans›m›z baflar›yla sonuçland›r›ld›. Ve Partimiz baflar›yla gerçeklefltirdi¤i 8. Konferans›yla bir kez daha; “Kitlelere güven, savafla kitlen, Partiyle kazanaca¤›z” fliar›yla k›z›l bayra¤›m›z› yükseklere kald›rm›flt›r.

35. Kurulufl Y›ldönümü Gecesi’nde binlerce kitle bulufltu Uluslararas› sempozyuma kat›l›m sa¤layan delegasyonlar Brezilya, Nepal ve Filipinler oldu. Kat›l›mc›lar özellikle kendi ülkelerindeki sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelelerinin deneyim ve tecrübelerini anlat›lar. Hindistan’dan gelecek olan kardefl parti temsilcisi vize alamad›¤›ndan, Yunanistan’dan yoldafllar son anda önemli bir iflleri ç›kt›¤›ndan gecemize kat›lamad›lar. Ayr›ca, Türkiye’den araflt›rmac›-yazar Temel Demirer ve Partizan dergisi ad›na bir temsilci de ‹brahim Kaypakkaya’ya dair görüfllerini sundular. Dinleyiciler bu sunumlar›n ard›ndan uluslararas› delegeleri coflkuyla ve slo-

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

“Kuruluflunun 35. y›ldönümünde Proletarya Partisi ‹brahim Kaypakkaya güzergâh›nda ilerliyor” fliar›yla düzenlenen gece coflkunun doru¤a ulaflt›¤› bir atmosferde ve kitlesel kat›l›mla gerçeklefltirildi. Almanya’n›n Ludwigshafen kentinde Kaypakkaya gelene¤ine gönül vermifl 3000’nin üzerinde taraftar, Avrupa’n›n birçok flehrinden geceye kat›l›m sa¤lad›. Gece bitti¤inde ‹brahim Kaypakkaya ve Proletarya Partisi’ne olan gönül ba¤lar›n› yeniden güçlendirerek ve s›n›f bilinçlerini bileyerek salondan ayr›ld›lar. Uzun bir çal›flma ve haz›rl›k sürecinin ard›ndan final günü bütün teknik ve organize haz›rl›klar› bitirildikten sonra saat 14:30’da, programdaki uluslararas› sempozyum ile bafllayan gece; 18:00’de kültürel bölümle iki ayr› bölümden olufltu.

8. Parti Konferans›m›zda al›nan karalar›n emekçiler ve devrimci kamuoyuyla paylaflmak için düzenledi¤imiz tan›t›m toplant›s›na tüm göçmen emekçileri, devrimci ve ilericileri yapaca¤›m›z toplant›ya kat›lmaya ça¤›r›yoruz. Tarihler: 9 Haziran Zürih 16 Haziran Hamburg 17 Haziran Hollanda 23 Haziran Köln 24 Haziran Frankfurt 1 Temmuz Stutgart 8 Temmuz ‹ngiltere 7 Temmuz Viyana 8 Temmuz ‹nsbruck 8 Temmuz Paris Düzenleyen TKP/ML-YDK Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Yurtd›fl› Komitesi

ganlar eflli¤inde karfl›lad›lar. Kültürel bölüm, planl› devrimci bir sanatsal çal›flman›n ürünü olarak farkl› bir flekilde ele al›nm›flt›. Devrimci sanat konusunda deneyimli sanatç› yönetici Yi¤it Tuncay ve Hilmi Yaray›c› ile birlikte çal›flmalar›n› baflar›l› bir flekilde sahneleyen Frankfurt-Gökkufla¤› Sanat Atölyesi gençlerin sanatsal-politik sunumlar› kitlenin büyük be¤enisini kazand›. Bu sunum içinde; Anadolu ve Türkiye tarihindeki halklar›n direniflinden önemli kesitleri ve Mustafa Suphi ve yoldafllar›n›n faflist Kemalist diktatörlü¤ü taraf›ndan hunharca katledilmelerini canland›rm›fllard›r.

6 AYLIK: 10.200.000

Sonraki bölümlerde sanatç› dostlar s›ras›yla sahnede yer ald›lar. Ve program baflar›l› bir flekilde sürdürüldü. Partizan Sanat Toplulu¤u’nun sundu¤u Proletarya Partisi’nin Marfl› ve Gençlik Marfl› baflta olmak üzere devrimci marfllar ve türküler büyük bir coflku yaratt›. Sonraki bölümlerde Ahmet Aslan ve Diyar s›rayla türkülerini sunmufllard›r. Özellikle aç›l›fl ve bahsi geçen tarihsel sunum esnas›ndaki gözlemlerinden de etkilenen sanatç› P›nar Sa¤ Kaypakkaya flahs›nda tüm devrim flehitlerini selamlayarak programa bafllam›flt›r. Kitleler taraf›ndan be¤eniyle izlenen P›nar Sa¤ olumlu konuflmalar› ve güzel türküleriyle coflku yaratm›flt›r. Devrimci ve proleter sloganlar›n hayk›r›lmas›yla son bulan program büyük bir be¤eni ve baflar›yla mücadele azmimizi yeniden bilince ç›kararak son bulmufltur.

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

76

15-28 Haziran 2007

Al takke-ver külah Emperyalizme uflakl›kta kusur etmemesine karfl›n, miad›n› dolduran, aç›k bir yönetememe krizine giren sivil otoritenin, bu durumu f›rsat bilerek prestijini yenilemeye ve ülkedeki belirleyici tek otorite oldu¤unu kan›tlamaya çal›flan faflist TSK’n›n da dayatmalar›yla ald›¤› erken seçim karar›na iliflkin süreç, son h›z›yla ifllemeye devam ediyor. Seçim atmosferine ba¤l› olarak iyice alevlenen siyasi atmosfer ise beraberinde birçok yorumu da getiriyor. En “iyimser” yorumlar ise yine çanak yalay›c› burjuva medyadan geliyor. Burjuva medyan›n çanak tuttu¤u yorumlar›n bafl›nda, bu seçimlerin sonucundan, ülkenin önümüzdeki sürecine iliflkin, ön aç›c› bir yol haritas› ç›kaca¤› gelmekte. Bu yol haritas›n›n ne oldu¤una iliflkin çok ayr›nt›l› bir fley koyamasalar bile, sanki hep bir a¤›zdan “her fley çok güzel olacak” demeye çal›fl›yorlar. Her fleyin kimin için güzel olaca¤›na ise, laf› eveleyip-gevelemelerine ra¤men, nedense bir türlü aç›kl›k getirmiyorlar, daha do¤rusu getiremiyorlar. Onlar yine bu süreçte de sahiplerinin a¤z›yla konufluyorlar ve seçim fonundan kendilerine aktar›lan yüklü mebla¤lar›n “hakk›n› vermeye” çal›fl›yorlar. K›sacas›, genifl emekçi y›¤›nlar›n yine ve yeni bir seçim aldatmacas›yla karfl› karfl›ya b›rak›lm›fl olmas› tüm gerçekli¤iyle karfl›m›zda dururken, bu y›¤›nlar› “en iyi” ve “en inand›r›c›” biçimde kimin/kimlerin kand›raca¤›na dair, dört bir yandan amans›z bir yar›fla giriflilmifl bulunuluyor. Bu yar›fl, at iziyle it izinin de giderek birbirine daha çok kar›flmas›n› da beraberinde getiriyor kaç›n›lmaz olarak. Seçim sürecine damgas›n› vuran, seçimler arifesinden bafllayarak t›rmand›r›lan laiklik-fleriat tart›flmalar› seçim kampanyalar›n›n merkezine oturtulmay› sürdürürken, hemen tüm partiler flu veya bu vesileyle bu vurguyu öne ç›kar›rken, vurgunun sahiplerinden faflist TSK da (h›z›n› almam›fl olacak ki) tart›flmalar› üst boyutlara çekme çabalar›n› aral›ks›z sürdürüyor. Hem de tart›flmalar›n özünde yatan gerçek amac› art›k aç›k aç›k dillendirmekten çekinmeyerek. Seçim karar›n›n al›nmas›n› h›zland›ran emuht›ran›n tart›flmalar›n›n henüz sürdü¤ü günlerde yap›lan son Genel Kurmay aç›klamas›n›n içeri¤ine bak›ld›¤›nda, niyetin ne oldu¤unun art›k gizlenmedi¤i de zaten anlafl›lmaktad›r. Genelde ülke ve bölge konjonktürüne özelde ise seçim atmosferine denk düflen bu aç›klama, seçimlerin sonucuna ve sonras›na iliflkin de yeterince ipucu sunmaktad›r.

“Silahs›z kuvvetler” görev bafl›na ça¤r›l›yor! Geçti¤imiz günlerde yapt›¤› bir konuflmada “so¤uk savafl döneminin sona erdi¤ini, karanl›k savafl döneminin bafllad›¤›n›” ifade eden Büyükan›t’›n, “devletlerin bu savafllar› karfl›layacak yeni mücadele yöntemleri bulmas› gerekti¤i”ne vurgu yapt›¤› biliniyor. Bu mücadelenin ülkemiz özgülünde kimleri kapsad›¤› ise, daha aç›klaman›n yap›ld›¤› saatlerde, DTP’nin Eskiflehir’deki il binas›na yap›lan molotoflu sald›r›yla ortaya ç›k›yordu. Aç›klamada özetle “Türk halk› teröre karfl› gö-

reve” ça¤r›lmakta. Neye ve kime karfl› oldu¤u ise çok aç›k: Baflta Kürt Ulusal Hareketi olmak üzere, tüm ilerici-devrimci güçlere, dahas› tüm toplumsal muhalefete karfl›. Böylece gelinen noktada silahl› kuvvetler “silahs›z kuvvetleri” iflbafl›na ça¤›rarak, “görevi gere¤i” ülkedeki siyasal geliflmelere do¤rudan müdahalelerini sürdürüyor. Tüm TC tarihi boyunca yafland›¤› üzere, sivil otorite ve kimi siyasi parti ve oluflumlardan oluflan sivil çevreler ise TSK’n›n yeniden “flaha kalkmaya” haz›rland›¤› bu süreci “en az hasarla” atlatma gayretindeler. ABD emperyalizminin deste¤ini hala yitirmemifl oldu¤u gözlenen (ya da flimdilik öyle görünen) AKP’nin, bir dizi, polis yetki vb. yasay› alalacele ç›karmas› da, Genel Kurmay’la gizilaç›k görüflmeleri de yine bu gayretin ürünü olarak okunmal›d›r. Bu seçim “kargaflas›”ndan alabildi¤ine yararlanmaya çal›flan TSK’n›n, s›n›r ötesi harekâ-

t› gündemin bafl s›ralar›na oturtma çabalar›na, bölgenin belli kesimlerinde OHAL’in devreye sokulmas›na, topyekûn “terörle mücadele” ça¤r›s› ad› alt›nda, halk›n çeflitli kesimlerini karfl› karfl›ya getirme çabalar›na en büyük destek ise öteden (TC’nin kuruluflundan) beri oldu¤u gibi yine, bu süreçte de CHP’den gelmektedir. Baykal önderli¤indeki CHP’nin faflist yüzü, hiç bugün oldu¤u kadar a盤a ç›kmam›flt› herhalde. CHP’nin bu süreçte sergiledi¤i aç›k faflist tutum, ideolojik olarak durdu¤u gerçek noktan›n neresi oldu¤unu genifl kesimlere göstermekte ve böylelikle bu -bilinçsiz- kesimler aç›s›ndan da inand›r›c›l›¤› giderek ortadan kalkmaktad›r. Özellikle de kimi CHP kurmaylar›n›n seçim sürecinde gerçeklefltirdikleri “transferler” CHP’nin oldu¤u kadar, “Sol” veya “Sosyal Demokrat” maskeyle gezen bu kifliliklerin halk düflman› yüzlerinin iyice teflhirini de beraberinde getirmektedir. “Seçim transferleri”, bilindi¤i gibi her seçim sürecinde ve de halk›n de¤il kendi ç›karlar› gere¤ince, tüm partiler aç›s›ndan söz konusu bir durum olmakla birlikte, öncekilerle k›yasland›¤›nda, bu seçimlerde yaflanan “transferler”, seçim tarihine örnek teflkil edecek nitelikte denebilir. Emperyalistlerin ihtiyac›na göre ve de ba¤›ml› bir ülkenin gereklili¤i olarak, liderlik sultas›na göre, faflist nitelikte flekillenmifl olan tüm düzen partileri, parlamentoda ve egemen s›n›f-

larda bir kan de¤iflimine duyulan ihtiyac›n da ürünü olarak ortaya ç›kan seçimlere haz›rlan›rken, adaylar›n› da sistemin kendilerinden beklentilerini yerine getirmekten kaç›nmayacak kifliliklerden seçmeye özen göstermekteler. Bu beklentilerin halk düflman› politikalar olmas› ve bunun art›k hayata geçirilen çok yönlü sald›r› dalgas›yla aleni bir hal almas›, adaylar› da bu noktada “aç›k olmaya” itmektedir. Aç›k olunan noktalar›n bafl›nda ise azg›n milliyetçilik gelmektedir. En ›rkç›-faflist söylemlerin prim yapmas› gerçekli¤i, seçim adaylar›n› kendilerini bu yönlü “ispatlamaya” zorlamaktad›r ister istemez. Ancak, bu süreçte adaylar nezdinde ortaya ç›kan pratikler, birilerinin art›k gerçek yüzlerini gizlememeleri/gizleyememeleri biçiminde yans›rken, bir di¤erleri aç›s›ndan gerçek yüzünü gizlemeye çal›flma olarak da yans›yabilmektedir.

‹ktidara giden yolda her fley mübah! Örne¤in DYP Baflkan› Mehmet A¤ar’›n flu süreçte oy avc›l›¤› ad›na sergiledi¤i tutum iktidar olma h›rs›n›n, bu kifliliklerin iktidara giden yolda her fley mübah anlay›fl›na somut örnek teflkil etmektedir. Genelde tüm halka özelde ise Kürt halk›na düflmanl›¤› tescilli biri olarak Mehmet A¤ar’a -tüm partiler gibi- Alevi oylar›na göz dikmek yetmemifl olacak ki, Kürt oylar›n› da kapman›n telafl›na düflmüfl. Hem de Kürt illerinde yapt›¤› seçim çal›flmalar›nda kitlelere Kürtçe hitap edecek kadar. Özellikle de 1990’l› y›llarda bölgedeki faili meçhullerin gerçek faili ya da faillerinden oldu¤unu “bin operasyon yapt›k” sözleriyle itiraf eden bu az›l› halk ve özellikle de Kürt düflman›, ülkenin son birkaç on y›ll›k, katliamlarla dolu karanl›k geçmiflinin bafl aktörlerindendir. Kontra faaliyetlerin damgas›n› vurdu¤u “yükselifli” “baba mesle¤i” olan polisli¤e ad›m att›¤› 1972 y›llar›nda bafllad›. ‘70’lerdeki devrimci yükselifl y›llar›nda ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü yapan A¤ar, çok say›da devrimcinin iflkencelerden geçirilmesine, infaz›na imza att›. Ancak y›ld›z› esas olarak Özal’l› y›llarda “parlad›”. Özallara, özellikle de Semra Özal’a yak›n duruflu, O’nun sonraki y›llardaki dokunulmazl›k z›rh›n›n temellerini oluflturdu. Özallarla bafllayan yükselifli, Susurluk olaylar› s›ras›nda “Bu ülke için kurflun atan da kurflun yiyen de onurumuzdur” benzeri söyleminin sahibi, kontra faaliyetlerin “anas›” Tansu Çiller döneminde taçland›. Bu dönemde Emniyet Genel Müdürlü¤ü’ne getirildi. Bu göreve gelir gelmez, Milli Güvenlik Kurulu’na ‘Özel Tim’in güçlendirilmesi ve PKK’n›n büyük flehirlerdeki finans kaynaklar›n› kurutmak gibi gerekçelerle “Terörü bir y›lda yok edecek” bir plan haz›rlay›p sundu ve Özel Harekat Timi’nin PKK’yi bir y›lda “silip süpürece¤i” aç›klamalar› yapt›. Devrimcilere ve Kürt yurtseverlere dönük birçok sald›r›n›n ard›nda da yine ayn› süreçte “teröre karfl›” kurdu¤unu iddia etti¤i ülkücü ordusunun oldu¤u a盤a ç›kt›. Kontra faaliyetlerinde mafyayla ne kadar iç içe çal›flt›¤›, mafyaya sa¤lad›¤› 2 binin üzerinde silah özgülünde kan›tlanan A¤ar’›n

Kürtlere karfl› düflmanl›¤›n›n en bariz kan›t› ise, Emniyet Genel Müdürlü¤ü yapt›¤› y›llarda, bölgedeki faili meçhullerin artmas›d›r. A¤ar sadece Kürt düflman› de¤il, ayn› zamanda insanl›k düflman› oldu¤unu da, ANAYOL hükümeti döneminde Adalet Bakanl›¤› yapt›¤› y›llarda kan›tlam›flt›r. O’nun Adalet Bakanl›¤› döneminde artan bask›lara ve hak gasplar›na karfl› gerçekleflen Ölüm Oruçlar›ndaki bilinçli tutumu, 12 devrimci tutsa¤›n yaflam›n› yitirmesine mal olmufltur. A¤ar’›n üzerinde en çok tart›fl›ld›¤› dönemin bafl›nda ise Susurluk Kazas› gelmektedir. Kazan›n ortaya ç›kard›¤› devlet-mafya- polis a¤›na iliflkin delillerin karart›lmas› çabalar›, O’nun, baflta M‹T olmak üzere, devletin birçok kademesinin, devrimcilere ve Kürt yurtseverlere dönük bir çok katliamda tetikçilik yapt›rd›¤› Abdullah Çatl› gibi az›l› bir faflistle olan iliflkisini gizleyemedi. Bu iliflkinin en somut kan›t› ise, sözde aranma durumu olan Çatl›’n›n pasaportundaki ve silah ruhsat›ndaki A¤ar imzalar›yd›. Ellerinde devrimcilerin, say›s›z Kürt yurtseverin kan› olan A¤ar’›n dokunulmazl›k z›rh›, a盤a ç›kan bunca karanl›k (özde aç›k) iliflkiye, flafl›rt›c› olmayan bir biçimde k›r›lamad›. fiimdi bu kanl› eller, kan›n› döktü¤ü Kürt halk›na sözde “bar›fl eli” uzatarak, Kürt oylar›yla hükümete gelmeyi hedefliyor. Gerek Kürt halk›na gerekse Türk halk›na, bir bütün olarak da Türkiye halk›na karfl› dürüst olmayan, onlar› iktidara gelmenin arac›, oy potansiyeli olarak gören ve ülkenin de¤erlerini emperyalistlere ve onlar›n tekellerine peflkefl çekme görevini yerine getirmede tereddüt etmeyecek olan sadece Mehmet A¤ar de¤il hiç flüphesiz. Ancak öncelikli ve tekrar tekrar teflhir edilmesi gerekenlerden biridir A¤ar. Teflhirde kendisine öncelik verme nedenimiz de budur.

Sand›¤a gitme! Bu seçim süreci ayn› zamanda, Ali’nin külah› Veli’ye Veli’ninki Ali’ye veya al takke ver külah denebilecek geliflmelere de sahne olmakta. Durufla iliflkin omurgas›zl›k örne¤i olan bu geliflmelerin aktörlerinden biri ve en öne ç›kan› san›r›z, eski “solcu” yak›n zaman›n “Müslüman Sol” temsilcisi, seçim süreciyle birlikte de üzerindeki “Sol” kimli¤e ait tüm yükten kurtularak, AKP’ye geçen Ertu¤rul Günay’d›r. Ancak Ertu¤rul Günay’› ve daha birçok ismin halk düflman› yüzlerini a盤a ç›karmaya, bu yönlü gerçekliklerini teflhir etmeye, seçim süreci boyunca iflleyece¤imiz seçim gündemli yaz›lar›m›zda devam edece¤iz. Bu bizim halka karfl› yerine getirmemiz gereken bir görevdir. Emekçi kitlelere, ezilen milyonlarca insana karfl› duydu¤umuz devrimci sorumluluk da bunu gerektirmektedir. Bu sorumluluk ayn› zamanda, faflist rejimin meflrutiyetini sa¤lama ve bu niteli¤ini gizleme ad›na ve de geçen seçimlerdeki düflük oy oran›n› art›rma telafl›yla yap›lan sand›¤a gitme ça¤r›lar›n› bofla ç›karmaya dönüktür. Onlar›n sand›¤a gitme ça¤r›lar›n›, ezilenlerin faflist sistemin faflist partilerinin kurdu¤u oy sand›klar› etraf›nda de¤il, onlar› gerçek kurtulufla götürecek olan devrimci örgütlülükler etraf›nda toplanmalar› gerekti¤i ça¤r›s›yla, “sand›¤a gitme” ça¤r›s›yla cevaplayal›m!


4

15-28 Haziran 2007

S›n›fsal Yaklafl›m KARANT‹NALI “KARANLIK SAVAfi” KOfiULLARINDA GÖLGE OYUNU Genelkurmay›n, 07.06 tarihli bildirisinde sözünü etti¤i, “kitlesel karfl› koyma refleksi”; 2005’te bafllat›lmakla beraber, ivmesi ve tansiyonu gidiflata ba¤l› olarak iniflli ç›k›fll› bir grafik izleyen “topyekün mücadele” harekat›nda, yeni bir sürece iflaret etmektedir. Bu süreç, Yaflar Büyükan›t’›n son birkaç ay içerisinde yapt›¤› ve birbirini tamamlayan çeflitli konuflmalarda da aç›kça vurguland›¤› üzere; Kürt Ulusal dinamikleri baflta olmak üzere, komünist, devrimci, demokrat, ilerici, yurtsever bütün güçlerin azg›n bir devlet terörüyle ezilmesi, k›y›ma u¤rat›lmas› ve bast›r›lmas›n› hedeflemektedir. Askeri kay›plar ve provokasyonlar bahanesiyle halk› kitlesel reaksiyona sevk ederek, hem linç vb. sald›r›lar›n çap›n› büyütmeyi amaçlamakta, hem de devletin gerçeklefltirece¤i katliamlar için atmosferi daha elveriflli hale getirmeye çal›flmaktad›rlar. Faflist Türk Ordusu’nun flefleri, tribünlerden kendilerine yo¤un ve coflkulu tezahürat› içeren bir destek arzulamakta, ayn› zamanda sahaya inilmesinin de gerekli hale geldi¤ine dair mesajlar vermektedir. PKK’yi “faflist” olarak niteleyecek kadar kendi rolü ve kimli¤i ile ilgili s›k›nt›s›n› deflifre etmek zorunda kalanlar›n, düfltükleri durum her haliyle anlafl›l›rd›r. Kamuoyu “s›n›r ötesi” harekat tart›flmas›yla oyalan›rken, “s›n›r içi” operasyon tam gaz devam etmektedir. Hakkari, fi›rnak ve Siirt için “Geçici Güvenlik Bölgesi” ad› alt›nda bafllat›lan “karantina” uygulamas› (flimdilik 9 Haziran-9 Eylül), Ola¤anüstü Hal ve S›k›yönetim’den daha a¤›r flartlar getirmektedir. “Savafl koflullar›” nedeniyle giriflç›k›fllar›n yasakland›¤› “tampon” öncelikli bu uygulaman›n, k›sa sürede çok daha genifl bir alana yay›laca¤› aç›kt›r. Korucu say›s› yeni yasayla 30 binden 40 bine ç›kar›lm›fl, hükümete bunu 60 bine ç›karma yetkisi verilmifltir. Di¤er yandan, yeni yasal düzenleme ile, polis daha rahat/pervas›z öldürme ve sald›rma, fiflleme ve damgalama yetkileriyle donat›lm›flt›r. Hakim s›n›flar›n faflist partileri, “milli mesele”de do¤al olarak ortak bir tutum içerisindedir. Bir numaral› sorun olarak “terör”den dem vurulmakta; çözüm, imha ve inkar eksenindeki resmi devlet politikas›nda “sebat ve kararl›l›k” olarak tarif edilmektedir. Bu kararl›l›k, en üst perdeden ifadeyle, A. Necdet Sezer paflan›n “son terörist yok oluncaya

kadar” (10.06) ç›k›fl›nda kendini bulmaktad›r. Parlamento seçimleri bu atmosferde yap›lmaktad›r! Bir tak›m çevrelerin, bundan bir süre önce yarat›lan “laikçi-fleriatç›” dalaflmas›na tutulan dev aynas›ndan etkilenerek yapt›¤› tespitlerin aksine, seçimlere damgas›n› vuracak olan esas sorun, esas çat›flma alan› ve esas kap›flma zemini budur. Bu zeminde, faflist Türk devleti aç›s›ndan hem meflruiyet sorunu, hem de süre¤en ve derin bir kriz bulunmaktad›r. Kitlesel tepkiye ça¤r› ve keskin kararl›l›k ifadesi içeren sald›rgan üsluplar› bunun sonucudur. Büyük çapl› haz›rl›k ve tahkimat bunun eseridir. Atmosferin böyle oldu¤u koflullarda, zaten faflizmin pespaye bir oyunu olan seçimlerin görüntüyü kurtarma bak›m›ndan dahi herhangi bir fonksiyon icra edebilece¤ini ileri sürenler var m›d›r? Ülkenin “temel sorunu” ve bunun çözümü ad›na yap›lacaklar ile TSK’n›n bu iflteki konumu belliyken, hakim s›n›f partileri aras›ndaki “yar›fl” ne kadar anlaml›d›r? Di¤er meselelerdeki ayn›laflma (emperyalistlerle iliflkiler, ekonomik ve sosyal politikalar, temel hak ve özgürlükler) konumlar› bir yana, bilhassa Kürt Ulusal Sorunu’na yaklafl›m›n belirleyici oldu¤u seçim zemini, tümünü tek potaya toplam›flt›r. Öyleyse, konuya iliflkin tam da hedef konumunda bulunan Ulusal Hareketin destek verdi¤i DTP’nin “ba¤›ms›z adaylar›”na yönelik nas›l bir yaklafl›m gösterilmelidir? Bu seçimlerde, ileri kitleleri, konuya duyarl› kesimleri ve devrimci çevreleri açmaza düflüren en önemli sorun budur. EMEP, ÖDP ve SDP gibi reformist partilerin DTP ile tamamen parlamentarist hayallerle ve pragmatist bir temelde kurdu¤u iliflki, çeflitli farkl›l›klara karfl›n özde ayn›d›r. ESP’nin süreçten d›fllanmas›na karfl›n benimsedi¤i yöntemin di¤erlerinden daha ilkesiz ve geri bir temelde flekillendi¤inin alt› çizilmelidir. MKP ise ayn› kulvara girerken, ba¤›ms›z adaylar için ileri sürdü¤ü, “ezilen Kürt ulusunun demokratik hak ve özgürlüklerini merkeze alma” flart›n›n ne anlama geldi¤inin ya fark›nda de¤ildir, ya da fark›nda de¤ilmifl gibi davranmaktad›r. Beraberinde, en iyimser yorumla, “safiyane” biçimde s›ralad›¤› “ilkeli” (“bütün dost müttefik güçlerle birleflik devrimci eylem birli¤i temelinde, ancak propaganda ve ajitasyon özgürlü¤ünü yads›mayan bir

76 perspektifle belirlenmifl”) flartlar›n ise bu “seçim aleminde” hükmü yoktur! 2002 seçimlerinde baraj› geçememe olas›l›¤› çok yüksek oldu¤u halde 2 milyona yak›n oy alan DTP, Kürt Ulusunun iradesine ipotek koyma hakk›na sahip de¤ilse de ciddi bir potansiyel ve dinamik ad›na hareket etmektedir. Ne var ki, silahl› ekonomizmin kaç›n›lmaz bir biçimde sürüklendi¤i teslimiyetçi ve icazetçi yönelim, bu potansiyel ve dinami¤i tüketen bir karaktere sahiptir. Önceli yasal partiler gibi DTP’nin trajik pozisyonu da buradan kaynaklanmaktad›r. UKKTH’ndan bireysel kültürel haklara, savafltan bar›fla, direniflten teslimiyete, özgür ülke idealinden üniter devlet bayraktarl›¤›na savrulmak kolay de¤ildir. Savafl ile yarat›lan y›llar›n birikimi, reformist bir çarkta k›r›lmakta ve faflist-Kemalist Türk devletinin difllileri aras›nda ö¤ütülmektedir. Parlamento, Ulusal Hareket için tek “çözüm” yeri olarak gösterilmektedir. Kurtulufla giden yolda, ç›k›fl›n bu kanaldan yap›laca¤› propaganda edilmektedir. Silah buna tabi olarak kullan›lmakta, her fley ona göre flekillenmektedir. Dolay›s›yla, seçimlere iliflkin her türlü bask›, haks›zl›k, engel ve tuzak karfl›s›nda, cepheden karfl› koyma, protesto, boykot gibi net ve onurlu durufllar yerine, “kap›dan kovulma halinde bacadan girme” yöntemi tercih edilmektedir. Zira, parlamento amaç olarak benimsenmenin ötesinde, rejime rüfltünü ispat için f›rsat arac› k›l›nmak istenmektedir. Mecliste nas›l bir politika izlenece¤ine dair bizce malumu ilan niteli¤indeki flu sat›rlar, DTP’nin eflbaflkan› ve Diyarbak›r’dan “ba¤›ms›z aday” olan Aysel Tu¤luk’a aittir: “Kurtar›c› motif, tarihsel imge Mustafa Kemal ve onun tarihsel eylemselli¤inin büyüklü¤ü kendisini gösterdi ve gösterecek. O bir mucizedir, ölümsüzdür. Uluslaflmada temel direktir. Türk halk›n›n ortak bilincinde Sevr ve büyük kurtar›c› imgesi çok güçlü bir enerjiyle ortaya ç›kmaya bafllad›. (…) Burada Kürtlerin gayet aç›k ve samimi olmas› gerekiyor. fiu önkabulle bafllang›ç yap›labilir: Misak-› Milli s›n›rlar›n› mutlak surette koruyarak Kürt sorununa çözüm bulunmal›d›r. (…) Tarihsel toplumsal perspektif içinde yarat›c› demokratik yaklafl›mlar sergilemek yeni dönem siyaseti aç›s›ndan beklenilen bir tutum olacakt›r; parlamento çat›s› alt›nda sürdürülecek böylesi bir siyasi ve toplumsal duyarl›l›kla karfl›l›kl› güvenin oluflturulabilinece¤ine inanmak gerekiyor.” (Radikal ‹ki, 27.05.07) Böyle bir stratejik yönelim içerisindeki DTP’nin gösterdi¤i adaylar›n, faflist diktatörlü¤ün günümüzdeki azg›n sald›r› koflullar› gerekçe gösterilerek desteklenmesi, politik perspektifi sorunlu, yanl›fl bir tutumdur. DTP ya da Kürt Ulusal Hareketi ile eylem ve iflbirli¤i içe-

risinde olunabilece¤i gerçe¤inden, ne her türlü platformda bir araya gelme ne de kay›ts›z koflulsuz bir destek iliflkisi yarat›labilir. Komünistlerin, koflullar ne olursa olsun, hiçbir olufluma politik varl›klar›n› inkar edecek nitelikte bir tabiyetinden söz edilemez. Kürt Ulusal Hareketi’nin yürüttü¤ü savaflla ortaya ç›kan dinamikler baflta olmak üzere, komünist, devrimci, demokratik, ilerici bütün mevzilere yönelik sald›r›lara karfl› koymak için; DTP’nin tam da bu dinamizmi eritmek amaçl› bir strateji do¤rultusunda yöneldi¤i parlamentoya “ba¤›ms›z adaylar” gönderme plan›na/takti¤ine destek vermek, nesnel olarak hakim s›n›flara hizmet eden bir tutumdur. fiu iyi bilinmeli ve aç›kça vurgulanmal›d›r; bir tav›r nihai olarak ya devrime ya da karfl›-devrime hizmet etmektedir, gerçek budur! Yön verecek merkezi çizgisinin sakatl›¤› bir yana, DTP’nin “bin umut” listesi; kendi partilerini kaosa ve s›k›nt›ya sürükleyen, ayr›ca türlü pazarl›klar yürüten Ufuk Uras, Ak›n Birdal, Levent Tüzel vd. flahsiyetlerden, DTP gelene¤inin elitlerine, Kürt eflraf›n›n kodamanlar›ndan, Ulusal Hareket sürecinin sorunlu ama flöhretli tiplerine kadar son derece ar›zal› bir bileflene sahiptir. Esasen bu yönüyle di¤er parti listelerine hem haz›rlanma hem de flekillenme aç›s›ndan benzemifl, meclise yak›flan bir özellik kazanm›flt›r. Halk›m›z teveccüh gösterirse düzen ile uyumlu bir rota izleyeceklerine flüphe yoktur. Nitekim küçümsenmeyecek say›da azg›n flovenist-faflist burjuva yorumcular› ve ak›l hocalar› dahi, DTP’nin meclise girmekten öte grup oluflturmas›n›n, “çok yararl›” bir geliflmeye yol açaca¤›ndan söz edebilmektedir. Karantinal› “karanl›k savafl”lar›na linç kampanyalar› eflli¤inde tam gaz vermeye çal›flan hakim s›n›flar›n seçim aldatmacas›, tam bir gölge oyununa dönüflmüfltür. Bütün faflistler, ellerinde savafl baltas›, sand›k etraf›nda dans etmeye bafllam›flt›r. Bu “kurban ayinini” reddetmek, bu tezgah› elimizin tersiyle itmek, faflizmin bu i¤renç yüzünü deflifre etmek, her zamankinden daha fazla önemli ve gereklidir. Sand›¤a gitmeyenler ço¤ald›¤› oranda korkular› büyüyecek, panikleri artacakt›r! Faflist diktatörlü¤ün sivil faflistleri de devreye sokarak gelifltirmekte oldu¤u azg›n terör harekat›na karfl› koymak, öncelikle tam da sald›r› noktas›nda aktif bir tutum sergilemekten geçmektedir. Bu, Kürt ulusal sorunu ile ilgili net bir tutum tak›nmaktan baflka, silahl› mücadelenin do¤ru bir temelde –Halk Savafl› ba¤lam›nda- savunulmas› ve pratiklefltirilmesiyle mümkündür. Di¤er yandan, kitlelerin bu yönde ayd›nlat›lmas›, bütün devrimci, demokrat güçlerle bu çerçevede en genifl güç birli¤ine gidilerek, aktif bir mücadele hatt› oluflturulmas› gerekir.


5

76

15-28 Haziran 2007

PETK‹M iflçisinden düzen partilerine oy yok! “Biz bu partilere iflçiler olarak, Alia¤a halk› olarak oy vermeyece¤iz” fleklinde konufltu. Hükümetten hiçbir temsilcinin Alia¤a’da seçim çal›flmas› yürütemeyece¤ini ifade eden Do¤angül, “AKP d›fl›ndaki di¤er partilerin Alia¤a ilçe örgütlerinin ‘biz de özellefltirmeye karfl›y›z’

demeleri yetmiyor” dedi. Do¤angül, T‹S’de anlaflma yaflanmamas› durumunda greve gidecekleri uyar›s›n› da yapt›. Aç›klaman›n ard›ndan sloganlarla Petrol-‹fl Alia¤a fiubesi’ne yürüyen iflçilere, çevrede bulunan halk da alk›fllarla destek verdi. (‹zmir)

D‹SK sermayenin gücüne s›¤›n›yor Uzunca bir süredir özellefltirme kapsam›nda olan PETK‹M iflçileri, bu duruma karfl› y›llard›r kararl› bir flekilde mücadelelerini sürdürüyorlar. Yaklaflan seçimlerle beraber birçok vaatte bulunarak geçen süreçte yapt›klar›n› unutturmaya çal›flan partilere iflçi s›n›f› güvenmemektedir. Hükümetin d›fl›nda kalan partilerin “biz gelince her fley düzelecek” söylemine de kanmayan, onlar›n hiçbir zaman yanlar›nda olmad›klar›n› çok iyi bilen PETK‹M iflçileri, bu durumu yapt›klar› eylemde aç›k bir flekilde dile getirerek, düzen partilerine oy vermeyeceklerini söylediler. Alia¤a PETK‹M iflçileri, özellefltirme politikalar›, seçimler ve devam eden Toplu ‹fl Sözleflmesi (T‹S) görüflmeleri ile ilgili tepkilerini dile getirmek amac›yla eylem yapt›lar. 6 Haziran günü servislerden inen PETK‹M gündüz vardiyas› iflçileri, PETK‹M Kavfla¤›’nda toplanarak, kortejler oluflturdu. “Memleketi

babalar gibi satanlara cevab› 22 Temmuz’da sand›kta verece¤iz” ve “PETK‹M özellefltirilemez” pankartlar› ile Alia¤a Demokrasi Meydan›’na do¤ru yürüyen iflçiler, PETK‹M’in özellefltirilmesini ve uygulanan IMF program›n› protesto eden dövizler tafl›d›. Eyleme kat›lan yaklafl›k bin 500 iflçi, alk›fllar eflli¤inde “Susma hayk›r K‹T’ler halk›nd›r”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz”, “Zafer direnen emekçinin olacak” vb. sloganlar att›lar. Demokrasi Meydan›’na kadar 5 kilometre yol yürüyen iflçiler ad›na Petrol-‹fl Alia¤a fiube Baflkan› ‹brahim Do¤angül, bir aç›klama yapt›. Özellefltirmeler ile elde edilece¤i söylenen faydalar›n hiçbirinin olmad›¤›n› ifade eden Do¤angül, “Özellefltirme bütün emekçi halk›n zarar›nad›r” dedi. Do¤angül ayr›ca, 4.5 y›ld›r IMF programlar› ile ülkeyi yöneten AKP’nin seçimden sonra da ayn› program› devam ettirmekte kararl› oldu¤unu söyledi ve

Emekçinin Gündemi Oyuna gelmeyelim, seçimleri boykot edelim! 22 Temmuz seçimlerinin ön günlerini yaflad›¤›m›z flu günlerde burjuva-feodal siyasetin yozlaflmas›n›n ve çürümesinin ne kadar derinleflti¤ini görmekteyiz. Hiçbir sistem içi siyasi parti, iflçi ve emekçilerin sorunlar›n› hangi ekonomik, sosyal ve siyasal yaklafl›mla çözece¤ini ortaya koymamakta, bu sorunu tart›flmamaktad›r bile. Hangi parti iktidara gelirse gelsin asl›nda uygulayaca¤› politikalar›n IMF ve DB gibi kurulufllar›n dayatt›¤› politikalar oldu¤unu bafltan kabul etmifl durumdad›rlar. Tam da böylesi bir gerçeklikte sistem partilerinin amaçlar›n›n iktidara gelmek, ama bu iktidar› egemen s›n›flar›n, bunlar içinde de kendine yak›n kliklerin sermayesini katlamak için kullanaca¤› gibi bir gerçeklik söz konusudur. Burjuvafeodal bas›nda yer alan ve sistem partileri içinde sa¤dan sola, soldan sa¤a transfer oldu¤u yönlü belirlemeler ise gerçe¤i yans›tmamaktad›r. Zira sistem içindeki hiçbir partinin solu, sosyalizmi, emekçi halk› temsil etmedi¤i aç›kt›r. Sistem partileri, faflist niteliklerini korumaktad›r. Bugün bu gerçeklikler özellikle CHP aç›s›ndan daha fazla a盤a ç›km›fl durumdad›r. ‹flçi ve emekçilerin IMF ve DB’n›n dayatt›¤› ekonomik ve sosyal politikalardan kaynakl› yaflamlar›n›n daha çekilmez bir hale geldi¤i aç›kt›r. ‹flsizlik, açl›k ve yoksulluk flimdiye ka-

dar hiç olmad›¤› kadar artm›flt›r. Toplumsal doku uyuflturucu, fuhufl, mafyalaflma vb. ile daha fazla bozulmaya bafllam›flt›r. Tar›m tasfiye edilmektedir. Sendikal örgütlenmeler yok edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Tüm bu sorunlar orta yerde dururken sistem partileri bu sorunlar› yaratan ekonomik ve sosyal politikalarda tam bir mutabakat içindedir. Kitlelere yapt›klar› propaganda esasta ›rkç›l›k ve flovenizm üzerinden geliflmektedir. Kürt ulusunun, ulus olma gerçekli¤ini tan›mama üzerinden geliflen politikalar›, egemen s›n›flar›n partilerinin kitlelere yönelik daha fazla flovenist propaganda yapmalar›na yol açmaktad›r. Son olarak Sakarya’da 3 Diyarbak›rl› Kürt gencin Ahmet Kaya’n›n foto¤raf›n›n oldu¤u tiflört giymeleri üzerine u¤rad›klar› linç giriflimi, sistem partilerinin kitlelere yönelik flovenist propagandalar yapmalar›n›n ürünüdür. Sistem partilerinin vaadlerde ayn›laflt›¤›, temsiliyet hakk›n›n % 10 baraj›yla s›n›rland›r›ld›¤›, bunun da ötesinde ekonomik, sosyal politikalar›n ve siyasetin askerlerin ve emperyalistlerin vesayeti alt›nda oldu¤u bir Meclis’in ba¤›ms›zl›¤›ndan söz etmek mümkün de¤ildir. Böylesi bir Meclis, esasta emperyalist tekellere ve onlar›n iflbirlikçilerinin ç›kar›na çal›fl›r. ‹flçi ve emekçilerin haklar› korunmad›¤› gibi, kazan›lm›fl haklar› ise gasp edilir. Böylesi bir Mec-

Kuruluflundan bu yana, reformist çizgisinden kaynakl› ad›ndaki “devrimci” tan›m›na uygun bir pratik içinde olmayan/olamayan D‹SK, bir kez daha temsil etti¤i iflçi-emekçi y›¤›nlar›n haklar›n› onlar›n üretimden gelen gücünü eyleme dökerek de¤il, sistemle uzlaflarak “almaya” çal›fl›yor. Bu yönlü son prati¤ini ise, hükümeti, Uluslararas› Çal›flma Örgütü (ILO) gibi, özü emperyalist ekonomi politikalar›na hizmet eden kurulufla “flikayet” etmekle sergiledi. Sendikal hak ve özgürlükler önündeki engellerin kald›r›lmas›n› talep eden ve bu yönlü engellere dikkat çekilen raporu ILO’ya sunan D‹SK’in bu “flikayeti”nin emekçi y›¤›nlar›n taleplerini çözmede ifle yaray›p yaramayaca¤› ise flüpheli. ILO sözleflmeleri BM ‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesi, BM Ekonomik, Siyasal ve Kültürel Haklar Sözleflmesi, Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesi vb. bir dizi söz-

lis’in halk› temsil etmedi¤i aç›kt›r. Emekçi halk›m›z›n bu Meclis’in meflru olmad›¤›n› ve bu Meclis’ten hiçbir beklentisinin olmad›¤›n› göstermesinin en iyi yolu ise seçimleri boykot etmesidir. Mevcut sistem içinde farkl› düflünenlerin has›ralt› edildi¤i, cezaland›r›ld›¤› bir gerçektir. Geçmiflte Meclis’e giren farkl› görüflte olan milletvekillerinin u¤rad›klar› ak›bet haf›zalarda tazeli¤ini korurken, yeniden benzer ad›mlar atmak ve Meclis’i bir çözüm arenas› olarak görmek yaflananlardan do¤ru sonuç ç›kar›lamad›¤›n›n bir göstergesidir. Söylediklerimizi toparlarsak; seçilecek Meclis’in seçime giren partilerden hangisi hükümet olursa olsun emekçi halk›n sorunlar›na; iflsizli¤e, yoksullu¤a, açl›¤a çözüm üretebilece¤ini, uyuflturucu, fuhufl ve mafyalaflman›n önüne geçebileceklerini düflünüyor muyuz? ‹flçi ve emekçilerin kendilerini ifade eden örgütlenmelerinin yarat›lmas›n› ve özgürce geliflmesini sa¤layacak engellerin ortadan kald›r›labilece¤ini düflünüyor muyuz? ‹flçi ve emekçilerin dizginsizce sömürülmesinin ve bask›lara u¤rat›lmas›n›n önüne geçilebilece¤ini düflünüyor muyuz? E¤itim ve sa¤l›k gibi sosyal hizmetlere herkesin paras›z, eflit ve özgürce ulaflabilece¤ini düflünüyor muyuz? Düflünce özgürlü¤ünün önündeki engellerin kald›r›labilece¤ini düflünüyor muyuz? Tar›m›n tasfiyesine yönelik emperyalist patentli politikalar›n uygulanmas›na son verilebilece¤ini ve toprak reformu yap›labilece¤ini düflünüyor muyuz? Kürt ulusunun gerçekli¤ini tan›yacak ve bunun için çözüm üretecek ad›mlar›n at›laca¤›n›, di¤er bir deyiflle Kürt ulusunu ve di¤er mil-

leflme arac›l›¤›yla, sözde denetlenmektedir. Ancak bu sözleflmelerin emperyalist ülkelerin ve onlar›n kurumlar›n›n arac›l›¤›yla ortaya ç›kt›¤› düflünüldü¤ünde, bu denetimin kimin lehine oldu¤u veya sözleflmedeki flartlar›n ne kadar yerine getirilece¤i ya da getirilme koflullar›n›n ne kadar yarat›laca¤› da malum. K›sacas› bu sözleflmeleri yapanlar, ayn› zamanda bu sözleflmeleri en fazla ihlal edenlerdir. Ve incelendi¤inde görülecektir ki, hemen hepsinin içeri¤inde “ancak”la bafllayan ve sermayeyi koruyan maddeler bulunmaktad›r. Bunun içindir ki, D‹SK’in ILO’ ya iletti¤i ve sendikal hak ve özgürlüklerin engellenmesine dair bir dizi istatisti¤i kapsayan, hükümeti “flikayet” niteli¤indeki rapor hiçbir ifle yaramayacakt›r. D‹SK’in, iflçi s›n›f›n›n gelece¤ini, onlar› ezen ve sömüren sermaye güçlerinin insaf›na b›rakmaya tekabül eden bu prati¤i ayn› zamanda s›n›f› temsil etmekten ne kadar uzak oldu¤unun da bir göstergesidir.

liyetlerden az›nl›klar› yok sayan egemen anlay›fl›n›n de¤ifltirilmesi ya da de¤ifltirilmesi yönünde ad›m at›labilece¤ini düflünüyor muyuz? Bu seçime giren partilerin ya da mevcut sistemin emperyalist tahakkümden kurtulma amac› tafl›d›¤›n› ve bu yönlü ad›mlar atabilece¤ini düflünüyor muyuz? Her renkten sistem partilerinin geçmiflleri ve gelecekleri bu tür sorunlar› kendilerine dert edinmedi¤ini göstermektedir. Onlar emperyalistlerle ve sistemin egemen s›n›flar›yla birlikte kendi ç›karlar›n› koruman›n telafl› içindedirler. Planlar› içinde emekçi halk›n yukar›da sayd›¤›m›z sorunlar› yoktur. Bu sistem, burjuva feodal egemen s›n›flar›n ç›karlar›n› korumak için vard›r. Befl y›lda bir yapt›klar› seçimler ise sömürü, talan, bask›, yok sayma politikalar›na meflruiyet kazand›rmak için iyi bir manüplasyon arac› ifllevi görmektedir. Meclis perdedir. Perdenin önünde demokrasi oyunu arkas›nda ise faflizm vard›r. Öyleyse perdenin önündeki oyunu de¤il, arkas›ndaki faflizmi esas al›p, ona karfl› mücadele etmeliyiz. Emekçi halk olarak emperyalistlerin ufla¤› burjuva feodallerin oyunlar›na gelmeyelim. Bizi yok sayanlara, sömüren, aç ve yoksul b›rakanlara cevab› seçimleri boykot ederek verelim. Burjuva-feodal düzenin y›k›lmas› ve emekçi halk›n ç›kar›na uygun bir sistem oluflturmak için di¤er bir deyiflle Demokratik Halk ‹ktidar› kurmak için her alanda örgütlenmeye ve mücadeleye h›z verelim. Sorunlar›m›z›n çözümü ancak ve ancak böyle mümkündür. Seçilecek di¤er yol köleli¤i pekifltirmekten ve ac›lar›m›z› büyütmekten baflka bir sonuç do¤urmayacakt›r. Geçmifl on y›llarda at›lan her oy ve ortaya ç›kan sonuç bunun ispat›d›r.


6

15-28 Haziran 2007

76

T‹S görüflmeleri t›kanan ‹ZELMAN iflçisi grevde! Yaklafl›k 4.700 iflçiyle ‹zmir Büyükflehir Belediyesi’nin birçok hizmet biriminde görevli olan Genel-‹fl’te örgütlü ‹ZELMAN iflçileri, T‹S görüflmelerinde “eflit ifle eflit ücret” istiyorlar. Ocak ay›ndan bu yana yap›lan T‹S görüflmelerinde ücretlerle ilgili maddelerde yaflanan t›kan›kl›klar nedeniyle geçti¤imiz Haziran ay› bafl›nda grev karar›n› asan ‹ZELMAN iflçileri, Belediye bünyesinde çal›flan kadrolu iflçilerle eflit ifl yapt›klar›n›, ancak kadrolu iflçilerin kendilerinden daha fazla maafl ald›klar›n› belirterek Belediye’ye ba¤l› iflyerlerinde kadrolu, flirket ve tafleron iflçi ayr›m› yap›lmamas›n› istediler. Aradaki farkl›l›klar›n huzursuzluk yaratt›¤›n› söyleyen iflçiler, bu uçurumun düflürülmesini isteyerek bafllatt›klar› grevin yan› s›ra sakal b›rakma eylemi de yap›yorlar. Yaklafl›k 4.700 ‹ZELMAN iflçisi Genel-‹fl 1 ve 3 No’lu flubelerde örgütlüler. ‹flçiler

Genel-‹fl’te örgütlü ‹ZELMAN iflçileri “eflit ifle eflit ücret” istiyorlar. ad›na T‹S görüflmelerini yürüten Genel-‹fl 3 No’lu fiube Baflkan› yapt›¤› aç›klamada “Bugün ‹ZELMAN iflçisi hastane, ilaçlama,

park bahçe, kat› at›klar, Harmandal› çöplü¤ü, ulafl›m gibi bütün birimlerde hizmet üretmektedir. Hükümetin ç›kard›¤› anti-de-

mokratik yasalar çerçevesinde 6 ayl›k vizeli iflçiler kadrolu yap›ld›. Bu iflçilerin ücretleri iki kat›na ç›kar›ld›. Y›llard›r çal›flan ‹ZELMAN iflçilerine karfl› büyük adaletsizlik yap›ld›. Bunun d›fl›nda T‹S süreci ile ilgili olarak her iki sendikan›n yöneticileri bir araya gelerek önümüzdeki süreçte izleyece¤imiz eylem ve etkinlikleri birlikte kararlaflt›raca¤›z” dedi. Otobüs floförlerinin örgütlü oldu¤u 1 No’lu fiube Baflkan› Saim Geylani ise 67 maddelik sözleflmede ücretlere dayal› 16 maddede t›kan›kl›k yafland›¤›na de¤inerek 1. grupta çal›flan iflçilerin ücretlerinin asgari ücrete eflitlendi¤ini, ayn› ifli yapan di¤er iflçilerle aralar›ndaki fark›n 10 YTL’yi aflt›¤›n› söyledi. “Eflit ifle, eflit ücret” talebiyle bafllatt›klar› grevin yan› s›ra erkek iflçilerin sakal b›rakt›klar›n›, kad›n iflçilerin ise tepkilerini dile getirmek için “insanca yaflanacak ücret istiyoruz” yaz›l› kokart takt›klar›n› belirtti. (‹zmir)

KESK ek zam istedi! lar/durmaya da devam ediyorlar. Geçti¤imiz günlerde benzer eylemlikler süreci KESK taraf›ndan gerçeklefltirildi.

‹stanbul

Hükümet oldu¤u günden bu yana ekonomik ve sosyal alanlarda yapt›klar› “devrimleri” anlatan AKP’nin, gerçek yüzü emekçiler taraf›ndan da görülmeye devam ediyor. Emekçiler de güçleri oran›nda, tar›mdan sanayiye, kamu emekçisinden emekliye kadar birçok alanda AKP özgülündeki devlet politikalar›na karfl› durdu-

‹stanbul’da Taksim Tramvay Dura¤›’nda biraraya gelen emekçiler, “Ek zam istiyoruz”, “Sefalete teslim olmayaca¤›z” dövizleri tafl›d›lar. Kamu emekçileri ad›na aç›klama yapan KESK ‹stanbul fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve E¤itim-Sen 5 No’lu fiube Baflkan› Nizamettin Aktepe, AKP’nin özellikle de yaklaflan seçimler öncesi ekonomiyi güllük gülistanl›k gösterdi¤ini ifade etti ve “Bu tablo kamu emekçilerine yans›m›yor, hükümet bu kara tabloyu rakamlara bo¤arak görünmez hale getirmeye çal›fl›yor” dedi. KESK MYK

Özellefltirmelerde s›ra limanlarda! Ülkede satmad›k yer b›rakmayan AKP hükümeti, flimdi de limanlara yöneldi. Yollar›, fabrikalar› büyük bir aymazl›kla satan ve bundan da gurur duyan AKP hükümeti, önce Mersin ard›ndan da ‹zmir Liman›’n› satmak için kollar› s›vad›. Bu durumu protesto eden Liman-‹fl Sendikas›’na üye iflçiler, 6 Haziran günü Liman giriflinde bas›n aç›klamas› yapt›. Liman önünde “AKP’nin imam›, satamazs›n liman›”, “Katil ABD iflbirlikçi AKP” vb. sloganlar› atan iflçiler ad›na Liman-‹fl Sendikas› fiube Baflkan› Niyazi Tuncer bir aç›klama yapt›. Tuncer, Türkiye’nin ihracat›n›n büyük bölümünün ‹zmir Liman›’ndan yap›ld›¤›n› belirterek, son 4 y›ld›r hiçbir yat›r›m yap›lmamas›na ra¤men liman›n y›lda 70

milyon Dolar kâr eden bir kurum haline geldi¤ini ifade etti. 530 iflçinin çal›flt›¤› Liman›n 1.2 milyar Dolara sat›lmak istenmesinin kabul edilemez oldu¤unu vurgulayan Tuncer, “Geçti¤imiz aylarda özel sektöre devredilen Mersin Liman›’nda son bir ay içerisinde yanl›fl iflletmecilik sonucu baz› can kay›plar› yaflanm›fl, ithalat ve ihracatç›lar limandan konteyn›r çekemez duruma gelmifller, liman hizmetleri iki kat zamlanm›fl, gemiler günlerce d›flar›da bekler duruma gelmifllerdir” dedi. Yaflananlar›n özel sektörün bu ifli daha iyi yapaca¤› söylemlerini çürüttü¤ünü belirten Tuncer, liman›n sat›fl›n›n bir an önce iptal edilmesi gerekti¤ini söyledi. (‹zmir)

Üyesi Sevgi Göyçe ise kamu emekçilerinin kendilerini sefalete iten düzen partilerine oy vermeyeceklerini belirtti.

Ankara KESK Ankara fiubeler Platformu ça¤r›s›yla K›z›lay’da toplanan kamu emekçileri, Baflbakanl›k binas› yak›n›na kadar yürüdü. Burada aç›klama yapan KESK Genel Baflkan› ‹smail Hakk› Tombul, geçti¤imiz y›l toplu sözleflmelerde ilk befl ayda bile enflasyon % 4.5 ç›kt›¤› halde, emekçilere % 3’lük zam yap›ld›¤›n› söyledi. Ek zam istediklerini belirten Tombul, çizilen pembe tablolara da dikkat çekerek, zenginlerin kasas›na giren paran›n art›¤›n›, oysa emekçilerin büyümeden pay alamad›klar›n› savundu.

‹zmir KESK ‹zmir fiubeler Platformu da Basmane Meydan›’nda bir eylem yapt›. Dönem sözcüsü Musa Sever, hükümetin 4.5 y›ll›k icraatlar›n›n halk›n yaflam›nda yaratt›¤› tahribatlar› görebilmek için çarfl›-pazara bakman›n yeterli oldu¤unu ifade etti. Sever ayr›ca, “AKP hükümeti 4.5 y›ld›r sergiledi¤i emekçi karfl›t› tutumu art›k bir kenara b›rakarak taleplerimize kulak vermelidir. Hükümet ek zam talebimizi dikkate alarak en düflük kamu emekçisi maafl›n› insanca yaflayacak asgari ücret düzeyi olan 1.100 YTL’ya getirmelidir” dedi. KESK ayr›ca Adana, Diyarbak›r, Urfa, Dersim, Kilis, Mardin, Bingöl ve Batman’da da ek zam talebiyle alanlara ç›karak protesto eylemleri yapt›. (H. Merkezi)

Böbre¤ini istiyorsan sendikadan istifa et! Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde çal›flan iflçiler Dev Sa¤l›k-‹fl Sendikas›’na üye olduktan sonra patronlar›n bask›lar›na maruz kal›yorlar. Tafleron firmada çal›flan iflçiler, sendikal haklar› için mücadele ederek sendikaya üye olmufllard›. Tafleron firman›n patronlar›, sendikal örgütlenmeyi engellemek için hiçbir s›n›r tan›m›yor. Son olarak böbrek rahats›zl›¤› olan Hanifi Sülün isimli bir iflçiden sevk k⤛d›n›n imzalanmas› karfl›l›¤› sendikadan istifa etmesini isteyen patronlar sendikadan korkular›n› da böylece gösteriyor. Yapt›¤› baflvurulardan sonuç alamayan ve “istifa et” söylemleri ile karfl›laflan Sülün bunal›ma girerek intihara kalk›flt›.

Dev Sa¤l›k-‹fl Genel Baflkan› Arzu Çerkezo¤lu flirketin yapt›¤›n›n hukuk d›fl› oldu¤unu söyleyerek, bu bask›lar›n ilk olmad›¤›n›n alt›n› çizdi. Daha öncede iki iflçinin sendikadan istifa etmedi¤i için iflten at›ld›¤›n› dile getiren Çerkezo¤lu; sendikal› olman›n anayasal bir hak oldu¤unu belirtti. ‹flçileri sa¤l›ks›z koflullarda, açl›k s›n›r›nda bir ücretle çal›flt›rarak daha fazla sömürmek isteyen tafleron firman›n, bu bask›lar›na karfl› iflçiler mücadeleyi seçmifl ve hastanede çal›flan 900 iflçiden 700’ü sendikaya üye olarak patronlar›n tüm bu engellemelerini bofla ç›karm›fllard›r. (H. Merkezi)


7

76

15-28 Haziran 2007

Seçimler ve köylülü¤ün alaca¤› tav›r üzerine… Bu tabloda hepsinin pay› var! Ülkemiz köylüsü, özellikle ’80’li y›llardan sonra izlenen emperyalist patentli ekonomi politikalarla günden güne giderek yoksullaflm›fl, topra¤›n› ekemez, hayvan›na bakamaz bir duruma sürüklenmifltir. Bunun devam›nda, ülkemizde tar›msal ve hayvansal üretim azalm›fl ve birçok ürünün d›flar›dan al›nma durumu ortaya ç›km›flt›r. Ve yine k›rsal kesimdeki büyük bir nüfus, yoksullaflmaya paralel flehirlere göç ederek (2005-2006 y›llar›nda bu rakam 1.5 milyondur.) sosyal ve ekonomik dengenin alt üst olmas›n› sa¤lam›flt›r. Bu süreç egemenlerce ve Meclis’teki temsilcilerince yavafl iflletilmifl ve oldukça sanc›l› olmufltur. Bu y›k›m›n nas›l gerçeklefltirildi¤ini iyi incelemek gerekiyor. Her seçim sürecinde hükümete tafl›nan partiler, emperyalistler ve onlar›n ülkemizdeki uflaklar›n›n ç›kar ve istemlerine uygun olarak hareket etmifllerdir. Öncelikle Meclis’ten geçirtilen yasalarla (fleker, tütün, m›s›r vb. ürünlerle ilgili) fabrikalar kapat›ld›, tar›msal iflletmeler özellefltirildi. Tar›msal üretime getirilen kotalarla (pancar, tütün, çay, bu¤day vb.) köylünün üretimi k›s›tlan›p, budand›. Çok uluslu flirketlerle ve ülkemizdeki arac›lar› vas›tas›yla ülkeye sokulan ürünlerle hem köylülerin üretti¤i ürünlerin para etmemesi yani zarar etmesi sa¤land›; hem de tar›msal ve hayvan-

“Tohumculuk Kanun Tasar›s›” ile tohum al›m, sat›m› ve da¤›t›m› özellefltirilerek, GDO’lu (Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizmal›) ürünlerin sat›fl› ve pazarlanmas› yasallaflt›r›ld›.

sal üretimin birçok önemli sorununu aflmas›n› sa¤layacak milyonlarca dolarl›k kaynak d›flar›ya ak›t›ld›, bir avuç emperyalist tekelin ve ülkemizdeki iflbirlikçilerin kasalar› dolduruldu. “Tohumculuk Kanun Tasar›s›” ile tohum al›m, sat›m› ve

da¤›t›m› özellefltirilerek, GDO’lu (Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizmal›) ürünlerin sat›fl› ve pazarlanmas› yasallaflt›r›ld›. Çok de¤il 10-20 sene önce kendi kendine yeten ülke olmakla övünen Türkiye, bugün tar›msal ve hayvansal alanda her fleyi ithal eden ülke konumuna getirilmifltir. (Bugün Türkiye’nin 6.5 milyar Dolarl›k tar›m ürünü ithalat› var.) Tar›msal ve hayvansal üretime iliflkin kayda de¤er hiçbir yat›r›m yap›lmam›flt›r. Tar›msal desteklemeler ve sübvansiyonlar kald›r›larak (daha öncesinde 3 milyar dolar civar›nda olan desteklemeler de budanarak, 1.5 milyar dolara çekilmifltir), DB’nin finanse etti¤i Do¤rudan Gelir Deste¤i uygulamas› ile bir yandan büyük toprak sahiplerine büyük miktarda para ak›fl› sa¤lan›rken, küçük üretim yapan köylülere sus paylar› ile yaflat›lacak y›k›m›n ac›s› hafifletilmeye çal›fl›lm›flt›r. Tar›msal K‹T’ler özellefltirilmifl, kapat›lm›fl ya da ifllevsiz duruma getirilmifltir. Et Ve Bal›k Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu özellefltirildi. Bu özellefltirmelerle üreticiye kredi sa¤layan, ürünlerini de¤erlendiren örgütler ortadan kalkt›. Bununla birlikte üreticinin teknik bilgi ve deste¤ini sa¤layan uzman kurulufllar› ortadan kald›r›ld›. Aflama aflama üreticinin kolu ve baca¤› budanarak, sahipsiz b›rak›ld›. Köylülerin örgütlenmesine karfl› önemli politik ve ekonomik engellemeler getirildi. Çukobirlik, Antbirlik, Pankobirlik, Marmarabirlik ve Fiskobirlik gibi üretici birlikleri ve Köy Koop gibi kooperatifler ifllevsizlefltirildi. Sözleflmeli Çiftçilik ile köylü kendi topra¤›nda köle durumuna itilirken, alternatif ürün aldatmacas› ile her y›l farkl› ürüne yönlendirilen köylümüz, kendisine sunulan hangi ürüne el att› ise elinde kald›, zarar etti. Son olarak, üretici yüksek girdilerden dolay› her y›l daha pahal› üretirken, düflük fiyat

politikas› nedeniyle ürününü daha ucuza satmak zorunda kalm›flt›r. Yani üretim maliyetinin artmas› ve Pazar fiyatlar›n›n düflmesi köylülü¤ü üretemez konuma getirmifltir. Sulama sorunu afl›lamam›flt›r. (Bugün GAP gibi büyük bir projeye ra¤men tar›m alanlar›n›n ancak yar›s› sulanabilmektedir.) Ortaya konan bu tabloya birçok fley daha eklenebilir. fiuras› çok aç›k ki bu tablonun oluflmas›nda tüm düzen partilerinin pay› bulunmaktad›r.

Tüm vaatler yalan! 22 Temmuz’da yap›lacak olan erken genel seçimlerde, gerek üretim içerisindeki konumu ve ülke ekonomisine sa¤lad›¤› katk›, gerekse de nüfusun hala önemli bir bölümünü teflkil etmesi nedeniyle köylülü¤ün seçimlere dair düflünceleri ve izleyece¤i pratik ad›mlar önemli bir olgu olarak karfl›m›zda durmaktad›r. Egemen s›n›flar›n, politik arenadaki temsilcisi her renkten burjuva faflist partiler, bunun bilinci ile daha flimdiden köylülü¤e yönelik vaatlerini aç›klayarak, çal›flmalar›na bafllam›fl bulunuyorlar. AKP köylülü¤e ne kadar destek ç›kt›¤›na, kendi hükümeti zaman›nda köylülü¤ün daha çok kazand›¤›na dair “belki inanan ç›kar!” diye düflünerek aç›klamalar yaparken ve özellikle son günlerde üreticilere rüflvetler da¤›t›rken, muhalif partiler ise “bir de bizi deneyin, bak›n biz sizleri düflünüyoruz!” diyerek bol keseden vaatlerle köylülerin karfl›s›na ç›k›yorlar. Tüm çabalar köylülü¤ü bir kez daha kand›r›p arkalar›na alarak, bir avuç patron-a¤a ve onlar›n a¤a babalar› olan emperyalistlerin ç›karlar›na hizmet ederek bu sistemin ve devletin bekas›n› sa¤lamak içindir. Bu nedenle IMF, DB gibi emperyalist kredi ve finans örgütlerince haz›rlanan tar›msal politika ve icraatlar› ile her geçen gün daha da yoksullaflan ve fakirleflen ülkemiz köylüsünün seçimlere ve seçimler nedeniyle dile getirilen vaatlere yaklafl›m› önemlidir. Ülkemiz köylüsü bugün, ya onlarca y›ld›r yaflad›klar› ile ö¤rendiklerine s›rt›n› dönerek, yine, her seçim sürecinde bol keseden at›lan vaatlerin pefline tak›larak, en iyi ve en inand›r›c› yalanc›ya umut ba¤layacak, oy verecek ve böylece gelece¤ine bir pranga daha vurulmas›na neden olacak. Ya da “art›k yeter!” diyerek yalanlara s›rt›n› dönecek ve gelece¤i eline alma yönünde önemli bir iradi tepki ortaya koyarak, “BOYKOT” diyecek. Birinci yaklafl›m onlarca y›ld›r denenen ve her seferinde daha çok fakirleflme, daha çok üretti¤inin karfl›l›¤›n› alamama ve köyünden, topra¤›ndan, hayvan›ndan kopma ile sonuçland›. Çünkü

iktidara(!) tafl›nan her parti, seçimlerin hemen ard›ndan kendisine s›rt›n› döndü, vaatlerini unuttu ve gerçek efendilerine hizmete koyuldu. Hangi renkten, hangi maskeyi takarsa taks›n (ister sol etiketli ister sa¤; isterse liberal, milliyetçi veya muhafazakâr din maskeli olsun) burjuva faflist partilerin hepsinin yapt›¤› bu oldu. Bu nedenle, köylülerimiz bugün art›k kendisine sürekli yeni bir umut olarak yans›t›lan seçimlerin niteli¤ini ve dolay›s› ile seçimler zaman› kap›s›n› çalan ama daha sonras›nda yüzüne bakmayan, sorunlar› ile ilgilenmeyen tersine sorunlar›n›n daha da büyümesine neden olan bu her renkten burjuva faflist partinin ve onlar›n meclisinin niteli¤ini görmek ve buna paralel tav›r belirlemek zorundad›r.

Bizden oy isteyenler, patron a¤alar›n temsilcileridir! Seçimler bu ülkede “millet iradesinin yans›t›lmas›, demokrasinin varl›¤› ve iflletilmesi” vb. yalanlarla bezenmesine ra¤men esasta, egemenlere hizmette en önde yer alabilecek ve bunun yan›nda ezilen-sömürülen kesimlere yönelik sald›r› yasalar›n›, uygulamalar›n› 5 y›ldan 5 y›la egemenlerin hangi temsilcisinin yaflama geçirece¤inin belirlenmesinden baflka bir anlam ifade etmemektedir. Oylar›m›za talip olarak bizlere binbir çeflit vaat eden partiler emperyalistlerin, ülkemizdeki uflak egemen sömürücü s›n›flar›, patron ve a¤alar›n ç›karlar›n› koruyan ve kollayan örgütlerdir. Ve son olarak bunlar›n toplam›ndan oluflan Meclis de bu çevrelerin emekçi s›n›flara yönelik sald›r›lar›n› yasalarla meflrulaflt›ran bir “burjuva ah›r›d›r.” Kald› ki bunu biz söylemiyoruz. Yaflam›n kendisi bizlere bu durumu net bir flekilde ifade etme olana¤› veriyor. Sadece köylülükle ilgili olarak, son 20-25 y›lda izlenen tar›m politikalar›na ve sonuçlar›na dair yaz›m›z›n bafl›nda ortaya koydu¤umuz tabloya bakmam›z yetiyor. Her seçim sürecinde köylülere söylenenle, vaat edilenle seçimlerden sonra yaflama geçirilenler bu gerçe¤i bizlere gösteriyor. Bu nedenle geçen seneler patron a¤alar›n sald›r›lar›na karfl›, ülkenin birçok yerinde alanlara ç›karak, protesto eylemleri yapan, ürünlerini yollara döken, yol kesen ve çat›flan köylüler, bu seçim sürecinde hesap sormak için sand›k bafl›na gitmeyerek, tepkilerini ortaya koymal›d›rlar. Bugün seçimlere kat›lmak, sand›k bafl›na gitmek, izlenen y›k›m politikalar›na ve sonuçlar›na raz› olmak ve daha ileri bir süreçte daha da boyutland›r›lacak olan sald›r›lara aç›k destek vermek olacakt›r. Bugün köylülerin ve di¤er emekçilerin ç›karlar›n› de¤il de emperyalist efendilerinin, bir avuç yerli uflaklar›n›n ç›karlar›n› koruyan, kollayan ve güvenceye alan her renkten burjuva-feodal faflist partiye “Oy Yok!” denmelidir. Gün patron a¤alar›n demokrasi oyununa son verme ve gelece¤i eline alma zaman›d›r.


8

15-28 Haziran 2007

76

Dersim Komitesi’nden devrimci ve demokrat kamuoyuna aç›klama

27 May›s günü Dersim Çemiflgezek ilçesi Paflac›k köyünde ç›kan çat›flmada flehit düflen gerillalardan Mahmut Polat iki günlük bekletmenin ard›ndan Gazi Mahallesi’ne getirilmifl ve burada sloganlarla u¤urlanm›flt›. H›d›r U¤ur’un cenazesi de Dersim’de topra¤a verilmiflti. Partizan olarak bizler de iki gerillan›n düflman karfl›s›ndaki onurlu durufllar›, direnifl gelene¤ini sürdürmeleri üzerine onlar› devrim flehitleri olarak sahiplenmifltik. Olay›n ard›ndan elimize e-mail yolayla ulaflan Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Dersim Komitesi imzal› aç›klama “Devrim savaflç›lar›n›n direniflini selaml›yoruz!” denilerek ve gerillalar›n mücadele yaflamlar›n›n anlat›lmas› ile bafll›yor. H›d›r U¤ur ve Mahmut Polat’›n geçmifllerinin özetlendi¤i aç›klamada U¤ur’la ilgili “1991-97 y›llar›nda, MKP önceli örgütlenme içinde gerilla olarak mücadele yürüten U¤ur, 1997 y›l›nda, bu örgütlenmeden, içindeki kimi geliflmelere tepkileri sonucunda ayr›lm›fl ve gerilla sürecini, daha sonra yeniden bafllatmak üzere sonland›rm›flt›r. Yurtd›fl›na ç›kan U¤ur burada devrimci mücadeleye uzak kalmam›fl devrimci örgütlerle ve partimizle iliflkiler kurmufltur. Devrimci mücadeleyi Kaypakkaya çizgisi temelinde yürütmek gere¤ine inanan U¤ur, kurdu¤u bu iliflkileri ad›m ad›m gelifltirmifl ve nihayet 1999 y›l›nda Partimiz saflar›nda örgütlenmeyi benimsemifltir. Yeniden ülkeye dönmek ve gerilla faaliyetlerine kat›lmak yönündeki talebini k›sa zamanda partimize ilet-

mifltir. U¤ur’un bu talebi 2004 y›l›nda gerçekleflmifltir. 2004 y›l›nda ülkeye dönerek Partimizin Dersim’deki gerilla çal›flmalar›na kat›lmas›yla yoldafl›n yeni süreci bafllam›flt›r. Ancak bu süreç gerek H›d›r U¤ur’un kimi farkl› yaklafl›m, beklenti ve istemleri ve gerekse de partimizin Dersim’deki çal›flmalar›n›n olanak ve gerçeklikleri aras›ndaki çeliflkilerden dolay› sanc›l› yaflanm›flt›r. Bunda U¤ur’un güvensizlikleri, daha önce karfl›laflt›¤› sorunlarla ba¤lant›l› yaklafl›mlar›, mücadelenin genel seyrine iliflkin karamsarl›¤› belirleyicidir. Yine de belirtmek gerekir ki, geçmiflten gelen sanc›l› sürecine karfl›n mücadeleyi partimiz saflar›nda sürdürme e¤ilimi son zamanlara kadar a¤›r basm›flt›r. Bunda inatç› özelli¤inin ve yaflam›n› devrim u¤runa devam ettirme iste¤inin etken oldu¤unu düflünüyoruz. Birkaç kez karamsarl›¤a kap›l›p, mücadeleyi mevcut koflullarda sürdüremeyece¤ine inan›p kopma noktas›na gelse de, bundan vazgeçmifltir. En son, 2007 y›l›nda, verdi¤i özelefltirilere, yeniden kendi duruflunu sa¤lamlaflt›rmaya söz vermesine karfl›n partimizle iliflkisini sürdürülemez görmüfl ve ayr›lmaya karar vermifltir. Bu karar›ndan sonra PKK’li dostlar›m›zla iliflkiye geçmifl ve yanlar›nda misafir statüsünde kalmaya bafllam›flt›r. Partimizle iliflkisi bu noktadan itibaren kesilmifltir” denilmektedir. Mahmut Polat’la ilgili olarak da; “MKP saflar›nda Dersim’de gerilla olarak mücadele yürüten Mahmut Polat, örgütüyle yaflad›¤›

önemli sorunlar sonucunda partimizle iliflki kurmaya karar vermifltir. Partimiz MKP içindeki sorunlardan ve yoldafl›n elefltirilerinden ba¤›ms›z olarak, bu örgütle iliflkisini tamamen sonland›rmas› durumunda bunun mümkün olabilece¤ini kendisine iletmifltir. Mahmut Polat MKP ile iliflkisini sanc›l› bir süreçten sonra noktalay›nca baflvurusu de¤erlendirilmifl ve saflar›m›zda gerilla olarak örgütlenmesi sa¤lanm›flt›r. Çal›flkanl›¤›, sahip oldu¤u tecrübe ve tafl›d›¤› s›n›f kini nedeniyle bu süreçteki çal›flmalar›m›za olumlu katk›lar› olmufltur. Ancak anlay›fl düzeyinde önemli sorunlar›n var oldu¤u da her zaman bir gerçeklikti. Her fleyden önce partimize kat›l›m süreci sa¤l›kl› de¤ildir. ‹çinde yer ald›¤› örgütlenmeyle yaflad›¤› sorunlar›n niteli¤i ve kendince maruz kald›¤› uygulamalar onu y›pratm›fl ve ayn› zamanda bafl›ndan itibaren partimize belli önyarg›larla yaklaflmaya devam etmifltir. Bu ön yarg›lar›n ve farkl› anlay›fllar›n pratik yans›malar› çözümlenemedi¤i oranda partimizle iliflkisi zay›flam›flt›r. Nitekim 2006-2007 bar›nak sürecinde partimizle bütünleflemedi¤i, sorunlar›n› çözemedi¤i daha net olarak a盤a ç›km›flt›r. 2007 bahar aylar›nda saflar›m›zda yapamad›¤›n› belirterek mücadeleyi PKK saflar›nda yürütmek istedi¤ini aç›klam›flt›r. Bu talep çeflitli yönleriyle de¤erlendirilip PKK’ye bildirilmifl ve Polat bu andan itibaren PKK gerillas› olarak örgütlenmifltir” denilmektedir. “H›d›r U¤ur ve Mahmut Polat arkadafllar, gerek öncesinde ve gerekse de partimiz saflar›nda mücadele yürüttükleri süreç boyunca devrim için mücadele etmekte hiçbir kiflisel kayg› yaflamam›fllard›r. Canlar›n› bu u¤urda feda edecek cüreti her zaman tafl›m›fllard›r. Ancak partimizle iliflkilerinde gerek koflullar›m›z›n ve gerçekli¤imizin getirdi¤i objektif sonuçlar ve gerekse de anlay›fl baz›ndaki farkl›l›klar›m›z bu cüretlerini partimiz saflar›nda kalarak ortaya koymalar›na engel olmufltur. Çok aç›k

Devrim flehidi Mahmut Polat topra¤a verildi Mahmut Polat, 1 Haziran Perflembe günü Gazi Mahallesi’nde dostlar› ve akrabalar› taraf›ndan yap›lan anma ile topra¤a verildi. Bir süredir “kimlik tespitinin yap›lamad›¤›” gerekçesiyle Elaz›¤ Adli T›p Morgu’nda bekletilen, ailesine verilmeyen Mahmut Polat’›n cenazesi, 1 Haziran günü ailesinin yaflad›¤› Gazi Mahallesi’ne getirilerek, Cemevi’nde y›kand›ktan sonra kitlesel bir yürüyüflle Gazi Mezarl›¤›’nda topra¤a verildi. Partizan, DHP, Köz, Mücadele Birli¤i, ESP, HÖC gibi birçok devrimci kurumun kat›ld›¤› yürüyüflte s›k s›k “Gerillalar ölmez yaflas›n Halk Savafl›”, “H›d›r U¤ur, Mahmut Polat ölümsüzdür”, “Bedel ödedik bedel ödetece¤iz”, “Faflistlerden hesap lafla sorulmaz, bizde hesaplar› namlular sorar”, “A¤a patron devletini y›kaca¤›z halk iktidar› kuraca¤›z” vb. sloganlar hayk›r›ld›. Gazi Mezarl›¤›’nda cenazenin defin ifllem-

lerinden sonra k›sa bir anma gerçeklefltirildi. Anma, H›d›r U¤ur ve Mahmut Polat flahs›nda bir dakikal›k sayg› duruflu ile bafllad›. Sayg› duruflundan sonra marfllar söylendi ve fliirler okundu. Daha sonra Partizan ad›na bir aç›klama okundu. Partizan ad›na yap›lan aç›klamada; emperyalistlerin son dönemlerde

uygulad›klar› sald›r›larla Ortado¤u halklar›na terör estirerek, katletti¤i vurgulanarak, “emperyalizmin yeminli ufla¤› faflist TC devleti bu terör politikalar›n›n baflta gelen uygulay›c›s›d›r” denildi. 27 May›s’ta Dersim’de katledilen gerillalar›n bombalanm›fl ve yak›lm›fl bedenlerinin faflizmin katliamc› yüzünü ortaya koydu¤u belirtilerek, “ayn› zamanda bu katliam egemen s›n›flar›n ve onun faflist ayg›t› olan patron a¤a devletinin halktan ve halk›n öncülerinden ne kadar korktu¤unun ispat›d›r” denildi. Son olarak aç›klama, devrim flehitlerinin an›lar›na ve ideallerine olan ba¤l›l›k yemini ile bitirildi. Bu aç›klamadan sonra DHP, Odak, Köz ve Mücadele Birli¤i Platformu’ndan temsilciler söz alarak konuflmalar yap›ld›. Anma söylenen marfllar ve kavga sloganlar› ile sonland›r›ld›. (‹stanbul)

olarak her iki arkadafl›m›z›n da savafl konusundaki azimleri ve düflmana yönelik kinleri örnek niteliktedir. Bunu flehit düfltükleri son çat›flmada da ortaya koymufl, düflman›n, koflullar›n› haz›rlamas›na karfl›n yapt›¤› teslim ol ça¤r›lar›na ‘asla’ yan›t›n› vererek de göstermifllerdir. ‹ki devrim savaflç›s›n›n direniflini ve can feda ruhlar›n› asla unutmayaca¤›z. Saflar›m›zdan kopsalar da, faflist iktidar›n ve onun her türlü fliddet ayg›t›n›n karfl›s›nda dirayetle duran tüm savaflç›lar gibi onlar› da devrimimizin tarihine ‘direnen savaflç›lar’ olarak yaz›yoruz; an›lar›n› yaflataca¤›m›za söz veriyoruz” fleklinde devam eden 31 May›s 2007 tarihli aç›klama “H›d›r U¤ur ve Mahmut Polat kavgam›zda yaflayacak!” ve “Devrim savaflç›lar›n›n direniflini selaml›yoruz!” sloganlar› ile sona eriyor.

Linç edilmek için Kürt olmak yeterli! 5 Haziran günü Sakarya’da üzerlerinde Ahmet Kaya resimli k›yafetler giyen ve Gündem Gazetesi okuyan mevsimlik Kürt iflçileri linç edilmek istendi. Al›flverifl yapmak için çarfl›ya ç›kt›klar›nda Gündem gazetesi alan ve üzerinde Ahmet Kaya tiflörtü olan iki iflçinin yan›na yaklaflan ve kendini astsubay olarak tan›tan biri “kapat gömle¤ini” dedikten sonra, 40 kiflilik bir grupla “Kahrolsun PKK” slogan› atarak ilerledi. ‹flçilerden biri, kendisini polis arabas›na atarken, di¤eri de bir apartmana s›¤›nd›. Bütün linç provalar›nda oldu¤u gibi 40 kiflinin say›s› bir anda 1000’e yükselirken; kalabal›k s›k s›k “Teröristleri teslim edin” sloganlar›yla Kürt iflçileri linç etmek istedi. Yaklafl›k 2 y›ld›r Sakarya’da bir inflaat firmas›nda çal›flan iflçiler, daha önce de birçok kez ayn› caddede Gündem gazetesi okuyarak ve Ahmet Kaya tiflörtlerini giyerek dolaflt›klar›n›, ancak ilk defa böyle bir olayla karfl›laflt›klar›n› anlat›yorlar. Çünkü 2 y›l önce tohumlar› at›lan linç kültürü bugün boy vermifltir ve her tarafta da büyütülmeye çal›fl›lmaktad›r. Yozgat Sorgun’da fuhufl yapt›klar› gerekçesiyle alana ç›karak insanlar›n evlerini yakan, sözde duyarl› vatandafl özde ise faflizmin örgütlü kesimi, Sakarya’da elde tafl›nan Gündem gazetesinden dahi kendisine yeni alanlar açmaya çal›fl›yor. fiovenist politikalar›n her yerde hayata geçmesini ve sa¤lamlaflmas›n› hedefleyen faflizm, 22 Temmuz’da yap›lacak olan seçimler yaklaflt›kça bu tür yöntemlere daha fazla baflvurarak kitlelerin geri yanlar›ndan daha fazla beslenecek gibi görünüyor. (H. Merkezi)


9

76

15-28 Haziran 2007

Halk›m›za giderken izleyece¤imiz yöntemler üzerine... Mücadelede amac›m›za ulaflmak için do¤ru stratejinin belirlenmesi önemlidir. Do¤ru stratejinin belirlenmesi meselesi ise ideolojiye hâkim olup, onun ülkemize, somut flartlar›n somut tahlili ilkesinden yola ç›karak uygulamas›na yani do¤ru bir analiz-sentez sürecinden geçirilmesine ba¤l›d›r. Yereldeki sorunlara iliflkin üretilen politikalar genelden kopmamak flart›yla kitleyi harekete geçirecek tarzda olmal›d›r. Yani genelden kopmadan özeli genelle birlefltirme, iflte tüm mesele budur. Bu bilinçle fiahin Mahallesi’nde tar›m iflçilerinin yevmiyelerin yükseltilmesi, bunun yan›nda Yeni Demokrat Gençlik’i mahalle halk›na tan›tma amac›yla bafllatt›¤›m›z çal›flma bizler için önemlidir. Yukar›da da belirtti¤imiz gibi her süreçte oldu¤u gibi kitleyi örgütleyip harekete geçirme gibi bir misyona sahibiz. Özellikle Kürt emekçi semtlerinde olan insanlar›n ço¤unun ulusal harekete ba¤›na ra¤men Kürt ulusunun kurtuluflunun burada olmad›¤› aksine Demokratik Halk Devrimi’nde oldu¤u gün gibi ortadad›r. Biz YDG’liler olarak üretti¤imiz politikalarla bu gidiflata dur demeli ve halk›m›z› örgütlemeliyiz. Bundan yola ç›karak bafllatt›¤›m›z süreçte YDG’nin sorunlar›na de¤inen ve halk gençli¤inin sorunlar›na onlarla beraber çözüm arayan bir misyona sahip oldu¤unu anlat›p YDG’yi onlar›n gözünde meflrulaflt›rmay› hedef ald›k. Tüm bunlar› hayata geçirmek için öncelikle YDG’liler olarak kendi içimizde bir

toplant› ald›k ve daha sonra bunu kitlesel bir toplant›yla sonuçland›rd›k. Buradan ç›kan kararlar› uygulamaya koyulduk. ‹lk olarak yevmiyelerin yükseltilmesi talebini belirledik. Yapt›¤›m›z pratik sonucunda kitleyi ifle göndermemeye, insanlar› 1 günlük uyar› amaçl› grev yapmaya yönlendirmeye karar verdik. Ancak sonuçtan bak›ld›¤›nda görmekteyiz ki, bunu baflarmam›z söz konusu de¤ildi. Fakat bizler bu durumu yok sayarak bu karar› ald›k, süreç içerisinde olumsuz yanlar›m›zdan bir tanesi de buydu. Tav›rlar›m›z ve kararlar›m›z gücümüz oran›nda olmal›d›r. Bu durumu do¤ru bir flekilde kavramad›¤›m›zda baflar›l› giden sürecimiz birden tersine dönüflebilir. Herkesin dilinde aflina olmufl fakat gerçekli¤ini koruyan “devrim kitlelerin eseri olacakt›r” belirlemesi pratikte kitlelerle bulufltu¤u anda gerçekleflecektir. E¤er bizler bu belirlemeyi yap›p bunu yaflama geçiremiyorsak lafazanl›ktan baflka bir fley yapam›yoruz demektir. Çünkü devrimi kitleler yapacaksa bu mücadeleyi sa-

hiplenen yaln›zca bizler de¤il esas olarak kitleler olmak zorundad›r. O zaman bizler kitlelerin önderli¤i misyonunu yüklenmiflsek bize düflen görev, kitleyi bu mücadeleyi sahiplendirme ve harekete geçirme görevidir. Politikalar›m›z götürülen kesime yan›t olmal›d›r. Kitlenin iyi bir analiz yap›lmadan üretilen politikalar›n hiçbir anlam ifade etmeyece¤ini prati¤imiz bizlere sürekli göstermifltir. Tepeden inme politikalar›n kitleye yabanc› olaca¤› ve bu do¤rultuda ne kadar bu politikay› prati¤e geçirirsek geçirelim hiçbir yarar› olmayaca¤›n› bilmemiz gerekmektedir. Bu çal›flmaya öncelikle mahallede bulunan emekçi halk›m›z›n evlerini ziyaret edip, onlar›n görüfllerini almakla bafllad›k. Ev gezilerinde bizlerin konuflmas›ndan çok onlar› dinleme ve anlama yönlü bir karar ald›k ve bunun uygulad›k. Bu yöntemin bize çok yarar› oldu. Çünkü yaz›lan bildirilerin ve onlara çekilen ajitasyon ve propagandan›n onlar› yans›tmas› gerekiyordu. Ve bu da onlar›n bize anlatt›klar›ndan ba¤›ms›z olamayaca¤› ve bizim üretti¤imiz politikalar›n onlar›n ba¤r›ndan ç›kaca¤› için öncelikle onlar› dinlemek ve onlar› anlamak daha mant›kl› ve daha do¤ru olan›yd›. Edindi¤imiz di¤er bir deneyim ise kitleyi, mutlaka ve mutlaka sorgulatmam›z gerekti¤idir. Bizlerin onlara sürekli sorular sorarak yasaklanm›fl düflüncelerinin a盤a ç›kmas›na ve onlar›n kafas›nda birçok soru iflaretinin oluflmas›na neden olmam›z gerekmektedir. Bunun yan›nda sordu¤u-

muz sorulara ald›¤›m›z yan›tlar bizler için hayati önem tafl›maktad›r. Bu yüzden bizler kitleye karfl› sürekli konuflan, söz hakk› vermeyen bir kimli¤e bürünemeyiz. Temel fliar›m›z onlar› konuflturma yönlü olmal›d›r. Kafalar›nda oluflan soru iflaretlerine yönelik de bizler ve politikalar›m›z yan›t olmal›d›r. Baflar›l› diye nitelendirece¤imiz di¤er bir k›stasta kitleyi bu mücadeleye dâhil edebilmemizdir. Bu politikay› sahiplenen ve sorunlardan gerçekten de s›k›nt› çekenleri hiç çekinmeden bildiri da¤›t›mlar›na ve prati¤e sokma cesaretine sahip olmal›y›z. Bunu bu prati¤imizde baflard›¤›m›z› söyleyebiliriz. Kitlesel bafllad›¤›m›z bildiri da¤›t›mlar›na kitlenin de ses vererek da¤›tmas› bizleri daha da kitlesellefltirdi ve kitlede bilincin aç›lmas›na neden oldu. Hatta da¤›t›mlarda iflçilerin ve mahalle halk›n›n da yer almas› semt içerisinde olan farkl› milliyetlerin birbirlerine karfl› güvensizli¤i de y›kmas›na sebep oldu. Çünkü bu insanlar birbirlerine güvenmeyip suçu birbirlerine at›yorlard›. Bizler Yeni Demokrat Gençlik faaliyetçileri olarak halk›m›z›n sorunlar›na isteklerine yönelik politikalar›m›z› üretip hayata geçirdi¤imizde baflar›lar›n kaç›n›lmaz oldu¤unu görece¤iz. Unutulmamal›d›r ki, halk›m›z tava gelmifl toprak gibidir. Bizler ise bu topra¤a ekilecek ve yeflerecek tohumlar olmal›y›z. Bunu baflarabildi¤imiz oranda halk›m›zla bütünleflece¤iz ve mücadelemiz noktas›nda kazan›mlar elde edip geliflece¤iz. Yeter ki bizler içimizde karamsarl›¤a düflmeyelim her zaman için umut afl›layan bir misyonu yüklenelim. (Tarsus YDG)

Baflka bir enerji mümkün, ama baflka Munzur yok! Faflist TC devletin, Dersim’de, tüm tepkilere ra¤men uzun bir süredir yaflama geçirmek istedi¤i barajlar projesine tepkiler devam ediyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle TUDEF (Tunceli Dernekleri Federasyonu) Taksim’de bir eylem gerçeklefltirerek, devletin Munzur suyu üzerinde infla etti¤i 8 barajla ilgili projeyi protesto etti ve “Dersim’e sahip ç›kal›m” ça¤r›s› yapt›. 3 Haziran Pazartesi günü ö¤len saatlerinde Taksim Galatasaray Lisesi önünde toplanan federasyon üyeleri ve çok say›da duyarl› insan, “Dünya milli parklara sahip ç›k›yor, biz sularla bo¤uyoruz”, “Munzur’uma dokunma”, “Bize hayat veren bir cand›r Munzur, bizde Munzur’a hayat borçluyuz”, “Küresel flirketler Munzur’dan defolun!” vb. pankart ve dövizler açt›. Daha sonra ‹stiklal Caddesi boyunca slogan, alk›fl ve z›lg›tlarla yürüyen kitle, tramvay dura¤›nda yürüyüflü sonland›rd› ve bir bas›n aç›klamas› yapt›. Kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan TUDEF Munzur Vadisi Ve Çevresini Koruma Kurulu sözcüsü Hasan fien; “Tunceli co¤rafyas› DS‹ taraf›ndan projelendirilen 8 barajla yok edilmek istenmektedir. Bu barajlar hayata geçer-

se Munzur’da hayat, binlerce y›ll›k tarih, kültür ve içinde bar›nd›rd›¤› yüzlerce türü ile yok edilmifl olacak” dedi. fien, ayr›ca flunlar› ifade etti; “Sa¤l›kl› çevrede yaflam hakk›, hukukun üstünlü¤ü ilkesi gere¤ince kamu yarar›na ayk›r› olan bölgemizdeki alt›n madenlerinin faaliyetlerine, baraj yap›m›na ve orman yang›nlar›n›n ç›kar›lmas›na hemen son verilmelidir. Munzur’da Türkiye’de ve dünyada hayat› yok edecek enerji istemiyoruz!”

fiuras› aç›kt›r ki, yüzlerce bitki çeflidini, onlarca hayvan türünü bünyesinde bulunduran, ülkemizin en büyük milli parklar›ndan biri olan Munzur Milli Park›’n›n yok edilmesi umurlar›nda bile de¤il. Yine onlarca köyün ve toprak arazisinin sular alt›nda kalacak olmas› ve buralarda yaflayan binlerce insan›n›n yaflam alanlar›n› terk etmesi durumu onlar› ilgilendirmiyor. Çünkü onlar bu amaçla bu co¤rafyaya sald›r›yor ve

HPG gerillas› iflkence ile katledildi Van’›n Muradiye ilçesinde yürütülen operasyonlar s›ras›nda ç›kan çat›flmada flehit düflen HPG gerillas› Tahir O¤uz’un cenazesi, ailesinin yaflad›¤› Adana’ya getirildi. Akrabalar›ndan Davut O¤uz, ye¤eninin iflkence ile öldürüldü¤ünü söyledi. Van Adli T›p Kurumu’nun “iç organ harabiyeti” sonucu yaflam›n› yitirdi¤ine dair rapor haz›rlad›¤›n› belirten O¤uz, ye¤eninin vücudunda, gö¤süne ya da iç organlar›na isabet edecek kurflun izine rastlamad›klar›n› söyledi. Cenazeyi y›kad›klar› s›rada gördükleri karfl›s›nda flok oldu¤unu

söyleyen O¤uz, ye¤eninin sadece baca¤›nda ve kolunda kurflun izi oldu¤unu belirterek flunlar› ifade etti: “‹ki kurflun izi vard›. Biri kolunda, biri de baca¤›nda. Bu iki yere s›k›lan kurflunlar da öldürmez. Kollar›nda büyük yaralar vard›. Sanki çengel at›p etini çekerek kemikleri gözükecek kadar oyulmufl gibiydi. Kafas›ndan çok büyük darp izleri vard›. Kafas› ezilmiflti. Yüzünde daha çokta gözlerinin alt›nda yumruk izleri, bo¤az›nda, vücudunun di¤er yerlerinde cop izleri, kalças›nda çok say›da k›r›k vard›. Kurflunun de¤di¤i yer sa¤lamd›.

amaçlar›n› parça parça yaflama geçiriyor. Bu nedenle faflist devletin Dersim’de Munzur Suyu üzerinde yaflama geçirmek istedi¤i barajlara karfl› sadece Dersimliler, çevreciler ve do¤aseverler de¤il ayn› zamanda demokrat, ilerici ve devrimci tüm güçlerin harekete geçmesi gerekmektedir. Ve bugün sadece barajlar›n yap›m›na karfl› yürütülen mücadelede destekleyici de¤il ayn› zamanda örgütleyici olunmal›d›r.

Derisi tamamen soyulmufltu. Yani yerde sürüklemifllerdi. Gördüklerim vahfletti, insanl›k d›fl›yd›. Benim ye¤enim iflkenceden öldü.” Cenaze yüzlerce kiflinin efllik etti¤i yürüyüflle, Da¤l›¤olu Caddesi’nden Küçükoba Mezarl›¤›’na do¤ru yola ç›kar›ld›. Yürüyüfl s›ras›nda PKK bayraklar› açan kalabal›k, “fiehit nam›r›n” ve “Tahir yoldafl ölümsüzdür” fleklinde sloganlar att›. Mezarl›kta dini vecibeleri yerine getirilen cenaze, yine sloganlarla topra¤a verildi. Cenazeyi y›kayan görevliler, cenazede darp izleri bulundu¤unu ileri sürdü. Adana’daki çeflitli kurum temsilcileri O¤uz ailesine taziye ziyaretinde bulundu. (Mersin)


15-28 Haziran 2007

10

76

Devrimci tutsaklar uygulanan hak gasplarının yanısıra sağlık sorunlarına karşı da direniyor...

F tiplerindeki uygulamalardan avukatlarda paylarını alıyor! F tipi hapishanelerdeki devrimci, demokrat ve yurtsever tutsaklara yönelik sald›r›lar devam ederken, bu uygulamalardan müvekkilleriyle görüflmek için giden avukatlar da etkileniyor. Daha önce onursuz bir flekilde üst aramas›na maruz kalan avukatlara, flimdi de müvekkilleriyle görüfltükleri için dava aç›l›yor. Bunun son örne¤i ‹zmir’de yafland›. Nazilli Hapishanesi’nden ‹zmir 2 No’lu K›r›klar F Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen müvekkilleri Hikmet Y›lmaz ve Yahya Kezer’in yaflad›klar› sorunlara iliflkin bilgi almak ve görüflmek için giden ‹zmir Barosu’na kay›tl› avukatlar Mehmet Bayraktar ile Nezahat Bayraktar, hem müvekkilleri ile görüfltürülmedi, hem de haklar›nda “Görev bafl›ndaki memura hakaret” iddias›yla aç›lan davadan ceza ald›lar. Avukatlar, Cezaevi Müdürü hakk›nda yapt›klar› suç duyurusuna “takipsizlik” verilirken, kendileri hakk›nda düzmece beyanlar do¤rultusunda ceza verilmesinin hukuksuzluk oldu¤unu belirterek, haklar›nda verilen karar› A‹HM’e tafl›yacaklar›n› kaydettiler. Avukatlar, 24 Mart 2004 tarihinde müvekkillerinin durumunu ö¤renmek için K›r›klar F Tipi Hapishanesi’ne gitti. Ancak Hapishane ‹daresi, avukatlar›n müvekkilleri ile görüflmesine izin vermezken, avukatlar›n Baro ve Savc›l›k nezdinde yapt›klar› giriflimler ise sonuçsuz kald›. Bunun üzerine avukatlar hapishane idaresinden “görüflme taleplerine iliflkin” dilekçeyi iflleme koymalar›n› talep etti. Hapishane ‹daresi bu talebi de geri çevirince, avukatlar Müdür Kemal Gülüflür hakk›nda “Görevi kötüye kullanmak” iddias›yla suç duyurusunda bulundu. Savc›l›k her zaman ki gibi, iflkence yapanlar› koruyan bir karar verdi, suç duyurusuna iliflkin takipsizlik karar› verirken, Müdür Kemal Gülüflür avukatlar›n görüflme s›ras›nda kendilerine hakarette bulundu¤u ve “Da¤a ç›k›n da¤da görüflelim” fleklinde tehditlerde bulundu¤u iddias›yla dava açt›. Her iki avukat hakk›nda ‹zmir 6. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde “Görevli memura tehdit ve hakaret” gerekçesiyle aç›lan dava sonuçland›. Dava sonucunda Av. Mehmet Bayraktar’a 6 aya kadar hapis cezas› verildi. Av. Nezahat Bayraktar’a da 1.500 YTL para cezas› verildi. Nezahat Bayraktar’a verilen ceza daha sonra ertelendi. (‹zmir)

herhangi bir yan›t verilmemektedir. Adalet Bakanl›¤›’n›n en son ç›kard›¤› genelge ile Tekirda¤ 1 No’ludaki devrimci tutsaklar›n Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde kullanmaya bafllad›¤› sohbet alanlar›n›n kullan›m› mektupla her ay kamuoyuna hak ihlalleri listesive telefon hakk› ile ilgili olarak ise flunlar s›ralanni sunan devrimci tutsaklar›n yazd›klar›, aylar m›flt›r: geçse de hak ihlalleri noktas›nda olumlu bir de* Genelgede herhangi bir flarta ba¤lanma¤iflim olmad›¤›n› gözler önüne seriyor. Devrimmas› gerekti¤i belirtilen sohbet alanlar›n›n kullaci tutsaklar gönderdikleri mektupta May›s ay›nn›m› aç›k görüfl haftalar›nda gasp edilmekte ve da yaflanan hak ihlallerini flöyle s›ralad›lar: sohbete ç›kmak engellenmektedir. *18 May›s’ta revire ç›kmak için dilekçe ve*Tutsaklar›n belirleyece¤i söylenen sohbet ren Turhan Günana revire ç›kart›lm›fl, ancak burada sald›r›ya u¤ram›flt›r. Günana, doktorun kaza sonucu gö¤üs kafesinin sa¤ taraf›ndan dar- gruplar›n›n oluflturulmas›nda idarenin keyfi uymuayene etmeden ilaç yazmas› üzerine itiraz et- be alm›flt›r. ‹ç kanama yaflad›. O günden bugüne gulamalar› devam etmektedir. Bu yüzden tutmifl, bunun üzerine doktorun ‘iflimi bana ö¤ret- so¤uk havalarda darbenin oldu¤u yerde a¤r›lar saklar idare ile görüflüp taleplerini ilettikten sonra durumu protesto ederek hücrelerine geme’ sözü ard›ndan bafllayan tart›flmay› bahane oluyor. ri dönmektedir. eden gardiyanlar›n sald›r›s›na u¤ram›flt›r. Sald›r› * Cihat Özdemir; Hepatit B, kronik otit Devrimci tutsaklar Adalet Bakanl›¤›’n›n ç›sonucunda Günana’n›n vücudunda morluklar ve var. Sol kulaktan kemik al›nd› ve sürekli iltihapkard›¤› genelge sonras› daha önceden haklar› çeflitli yerlerinde a¤r›lar oluflmufltur. Sonras›nda lan›yor. Sol kula¤›n zar› yok, sa¤ kulak zar› y›rolup da kullanmad›klar› baz› haklar› kullanmaya ise hapishane idaresi ‘doktoru tehdit etti¤i’ ge- t›k. bafllad›klar›n›, ancak hapishane idaresinin keyfi rekçesiyle Günana hakk›nda soruflturma açm›fl* Murat Karayel; Kulaklarda ç›nlama, kan sorunlar ç›kartarak zaman zaman bunlar› engelt›r! dolafl›m› bozuklu¤u, omuzlardan itibaren kollar*Turaç Solak, Erkan Salduz, Özgür da ve ayaklarda uyuflma. Sol gözde ileri derece- lemeye gittiklerini belirtmifllerdir. Bu keyfi uygulamalardan biri de telefon kullan›m Kabaday› isimli tutsaklar aylard›r yapt›klar› yer de görme kayb› var. hakk›nda olmufltur. 14 May›s tarihinde yap›de¤iflikli¤i talebine herhangi bir cevap alamam›fl* Nezir Ad›yaman; Kalpte, s›k s›k s›k›flma lacak olan telefon görüflmelerinde devrimci tutt›r. oluyor. saklara görüflme yapabilmeleri için ‘soy isimleri* Menaf Orak; Böbreklerde rahats›zl›k ni söylemeleri gerekti¤i’ dayat›lm›flt›r. Aylard›r Tutsaklar sa¤l›k sorunlar› var. Böbrek çökmesi oluflmufl. böyle bir uygulama olmadan görüflme yap›lmaile bo¤ufluyor * Ayhan Güngör; Kalp kapakç›lar›nda Devrimci tutsaklar›n daha önceki aylarda düflme var. Ölüm Orucu’ndan dolay›, gözlerde s›na ra¤men yap›lan bu dayatma, tamamen keyfidir. Tutsaklar bunu kabul etmeyince telefon yaflad›¤› sa¤l›k hakk› ile hak gasplar› devam et- s›z› var. kartlar› çekilerek görüflmeleri engellenmifltir. mektedir. Tutsaklar›n muayene ve tedavi olma! k a 3 gün boyunca sürdürülen bu dayatma daha s lar›n›n önünde sa¤l›k hakk›n›n da k ya e m r i u t k o tutsaklar›n devam eden protestolar› ş tredman›n bir parças› haline getirilp deği apishanesi’nde tutsaklairy›nasakla- sonra a t i K sonucu geri çekilmifltir. mesi vard›r. “Ehlilefltirme” politiH sin ¤ifltirilme ’lu F Tipi e o e d N ir a a d 1 D ›n li r e Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi Hapishakas›n›n bir parças› olarak, en do¤al Koca di arala 9. Ceza aplar› ken arar›na, Yarg›tay ki keyfi e d r nesi’ndeki tutsaklar da, idarenin kendilerile k duklar› kit e › n hak olan teflhis ve tedavi hakk› da bel¤ a l› t Bakan e hapish Yani “sa. u yan Adale nay geldi. Böylec ld ne verilen haklar› kulland›rmad›¤›n› belirteo ›fl li yapt›r›mlara tabi tutulmakta, Hipokinanm den de o rar› ile o a izin ver ›n s a rek, hapishanedeki ortam›n gerildi¤ine lm u k rat yemini eden doktorlar hapishane si’n malar Yarg›tay ka ne so apishaney ¤ifltirilmesi yasakla ygula h u in iç dikkat çekti. u ¤ görevlisi gibi davranmaktad›r. Tutsaklar de ar, oldu aras›nda layan kar k›ncas›z” Tutuklu Aileleri ile Dayan›flma Dertutsaklar, iflini yasak r ›n en e r ‹C‹’ye yazd›klar› mektupla sa¤l›k durumv d fl la r l› p le a a e it p len k ahkem da kita m ›n s n a e r a iy d ne¤i arac›l›¤›yla bas›na ulaflt›r›lan 23 tuti) r z la ” e lar›n› da flöyle özetlediler. (H. Merk d›. Tutsak yle bir yasak yok ö b sa¤›n imza att›¤› mektupta hapishaneler* Ayhan Güngör; böbreklerinden ›ld›. “Tüzükte ›tay’a tak g r a Y a m deki hak gasplar›na dikkat çekildi. 10 sarahats›zd›r. Röntgen çekilmeden önce döndü a atlik ortak kullan›m alan›n› kullan›lamamas›, ilaç içirilmesi gerekirken böyle bir ilaç al›* Kamil TuKürtçe kitap-gazete okuma ve Kürtçe konuflma m› olmadan röntgen çekilmifltir. ranl›o¤lu; Ald›¤› kurflun yaras›ndan dolay› * Coflkun Akdeniz; Son 4-5 ayd›r görme bacaktan 3 kez ameliyat oldu. Bacak y›prand›; noktas›nda idarenin engellemeleriyle karfl›laflt›klar›n› belirten tutsaklar, kamuoyunu duyarl› olkayb› var. 3-4 metre ötesini bulan›k görüyor. en son ameliyat›nda kaynama olup olmad›¤› belmaya ça¤›rd›. (H. Merkezi) * Hüseyin Uzunda¤; Midede yanma, ku- li de¤il. laklarda ç›nlama oluyor. ‹laç kullanmas›na ra¤* Resul Kocatürk; Wernice Karsokoff men rahats›zl›¤› devam ediyor. nedeniyle verilen ATK Tekirda¤ Devlet Hasta* Erol Volkan ‹ldem; 2000 Ölüm Oru- nesi’nce raporlar var. Orta derecede bellek boSincan Kad›n Kapal› Hapishanecu’ndan kaynakl› sindirim sisteminde bozukluk zuklu¤u, yeniyi hat›rlamada problem oluyor. Zasi’nden mektup yoluyla bizlere ulaflan kad›n tutsaklar, ald›klar› cezalar› ve yaflad›klar› sorunvar. Bazen ayaklarda yanma oluyor. Yine benzer man zaman kol-bacaklarda uyuflma; uyku dülar› özetlediler. TKP/ML dava tutsa¤› Fadime Özkan’›n ilk üç ayl›k mektup yasa¤›n›n baflnedenlerden dolay› haf›za kayb› oluyor. zensizli¤i oluyor. lad›¤›n›, henüz onaylanmam›fl 5 ay yasa¤›n›n daha bekledi¤ini, yine ayn› davadan yarg›lanan * Sinan Gülüm; Sinüzit var. Kronik deni* Umut Binbir; Vücutta sürekli yorgunResmiye Vatansever’in ise önceden bafllayan 3 ay mektup, 3 ay ziyaret ve 15 gün hücre lerek tedavisi yap›lm›yor. luk-halsizlik oluyor sese karfl›, afl›r› duyarl›l›k cezas› eklendi¤ini vurgulayan tutsaklar, “16 May›s tarihinde Fadime Özkan Tohum * Nihat Konak; Bel ve boyun f›t›¤› var. var. Kültür Merkezi’nin haz›rlad›¤› geceye ve ‹K Ankara Bürosu’na birer tane faksla Ayakta problemler var. Herhangi bir tedavi görmesaj göndermiflti. ‹dare ‘sak›ncal› ibareler kulland›¤›’ gerekçesiyle el koydu. Bu müyor. Haberleflmeye sürekli engel tamamen keyfi bir durum” dediler. * Gökhan Oruç; Mide problemleri var. Fakslar konusunda idarenin engelleyici tavr›n›n keyfi bir flekilde devam etti¤ini vurgulaDevrimci tutsaklar›n haberleflme ve iletiGenel bir teflhis konulamamakta beraber “ref- flimle ilgili u¤rad›¤› hak ihlalleri ise flöyle: yan tutsaklardan Zeliha Bulut, 14 May›s’ta ailesine gönderdi¤i faks›n da çeflitli gerekçelerlü” deniliyor. le engellendi¤ini belirtti. *Normal posta ile gönderilen mektuplar Yine tutsaklar›n Savafl Kör’le dayan›flma etkinlikleri için gönderdi¤i mesajlara da el ko* Cihan Karaman; Reflü var, ilaç tedavisi adresine ulaflt›r›lmamaktad›r. Mektuplar›n kaynulmufltur. 25 May›s tarihinde hastaneye götürülen Zeliha Bulut yaflad›klar›n› flöyle anlatm›fluygulan›yor. Sürekli bafl a¤r›lar› oluyor. Son za- boluflu ile ilgili herhangi bir bilgi verilmemektet›r. “Asker muayene an›nda odadan ç›kmad›¤› için tedavi olamad›m. Doktorun manlar kulak arkas›nda fliddetli a¤r›lar oldu. dir. Bu yüzden mektuplar APS ile gönderilmekda müdahale edip askeri ç›karmas› gerekiyor o da müdahale etmedi. Sonuçta Kalp bölgesinde i¤ne batarcas›na fliddetli s›z›lar te, bu da ek bir külfet getirmektedir. Ayr›ca bu keyfi uygulamalardan dolay› tedavi olamad›m” dedi. (Ankara) oluyor. kaybolan mektuplar için yap›lan baflvurulara * F. Ergin Arpaç; 2 y›l önce yaflanan bir

Tekirda¤’da hak ihlalleri devam ediyor!

Sincan’da ardı ardına yasaklar!


11

76

15-28 Haziran 2007

“Bir ›fl›k daha sönmesin!” 7 Haziran Perflembe günü saat 20:00’de, Kad›köy Evlendirme Dairesi’nde Erol Zavar’a Yaflam Hakk› Koordinasyonu taraf›ndan, bir dayan›flma etkinli¤i düzenlendi. “Bir ›fl›k daha sönmesin!” fliar›yla düzenlenen etkinlik, Divri¤i Kültür Derne¤i’nin müzik grubu Laser’in dinletisi ile bafllad›. Ard›ndan bir konuflma yapan Erol Zavar’›n efli Elif Zavar, eflinin sa¤l›k durumu hakk›nda bilgilendirme yaparak, “Erol’un bedeninden 40’a yak›n tümör al›nd›, 9 tane ciddi ameliyat geçirdi. Buna ra¤men, hukuk d›fl› bir flekilde hala hapishanede tutuluyor. Bu sorun tüm tutsaklar›n ve bizlerin sorunudur, onun için herkesi daha çok sahiplenmeye ça¤›r›yoruz” dedi. TUYAB ad›na konuflan Yusuf Can ise, tecride karfl› sadece içeride de¤il d›flar›da da direniflin sürmesi gerekti¤ini belirtti. Ard›ndan Erol Zavar’›n ve Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden Direnifl Hareketi dava tutsaklar›n›n gönderdi¤i mesajlar okundu. Daha sonra yap›lan sinevizyon gösterimde ise, Zavar’›n sa¤l›k ve hukuki durumu-

Erol Zavar’a Yaflam Hakk› Koordinasyonu taraf›ndan “Bir Ifl›k Daha Sönmesin’ fliar›yla 7 Haziran Perflembe günü Kad›köy Evlendirme Dairesi’nde bir etkinlik düzenlendi. na iliflkin bilgiler kamuoyuna sunuldu. Etkinli¤e Özgür Radyo, Mihri ve Sevim Belli, EHP, Partizan ve SDP de destek verdi. Sonras›nda sahne alan Grup K›z›l���rmak söyledi¤i türkülerle, coflkulu ve renkli anlar yaflatt›. Etkinlik, K›z›l›rmak’tan sonra sahne alan Hakan Yeflilyurt’un söyledi¤i türkülerin ard›ndan, saat 23:30’da sona erdi. Etkinlik sonras›nda baz› kat›l›mc›lara genelde F Tipi hapishanelerde yaflanan sorunlara özelde ise Erol Zavar’›n durumuna iliflkin sorular yönelttik. ‹lk olarak görüflünü ald›¤›m›z, Erol

Zavar’a Yaflam Hakk› Koordinasyonu Sözcüsü Turan Y›ld›r›m flöyle konufltu: “Tecrit sürdükçe mücadele sürecektir, bugün Erol yar›n baflkas›, isimlerin de¤il genel olarak tutsaklar›n onurlu direnifli yan›nda durmal›y›z.”

demine giriyordu hapishaneler sorunu, flimdi girmiyor. Yani toplumsal yan› çok zay›flad›. Bunun en önemli nedenlerinde birisi devrimcilerin hakla olan iliflkilerinde bir gerileme yaflanmas›. Devrimcilerin bu sorunu, kitleselleflerek halk›n gündemine daha çok sokmalar› ile ilgili bir durum.”

Yine görüfllerini ald›¤›m›z sanatç› ‹lkay Akkaya ise: “Sorun tutsaklarla ilgili de¤il sadece, onlar›n yak›nlar›n› da kapsayan çok daha genifl bir kesimde tahribatlar›n› gösterdi/gösteriyor. Bugün ile geçmifl aras›ndaki en büyük fark, eskiden insanlar›n gün-

Son olarak Odak Dergisi Yaz› Kurulu’ndan Çetin Ali Nergiz flunlar› söyledi: “‹nan›yoruz ki Erol ve Savafl gibi görece daha öne ç›kan isimlerle üzerinden sa¤lanan kamuoyu tepkisini yükseltmemiz gerekecek.” (Kartal)

“Gözalt›nda kay›p”lar›n foto¤raflar› sergilendi ras› Komite (‹CAD) ve ‹HD üyeleri, burada “kay›p”lar›n foto¤raflar›n› sergiledi. Kat›l›mc›lar ad›na aç›klama yapan ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan› R›za Dalk›l›ç, “kay›p”lar›n ak›betinin aç›klanmas›n› ve kaybedenlerden hesap sorulmas›n› istediklerini belirtti.

31 May›s tarihinde ‹HD ‹stanbul fiubesi önünde biraraya gelen, Yak›nlar›n› Kaybeden Ailelerle Yard›mlaflma Derne¤i (YAKAY-DER), Gözalt›nda Kay›plara Karfl› Uluslararas› Komite (‹CAD) ve ‹HD üyeleri, burada “kay›p”lar›n foto¤raflar›n› sergiledi.

Geçti¤imiz say›m›zda 17-31 May›s tarihleri aras›ndaki Kay›plar Haftas› etkinliklerine yer vermifltik. Haftan›n son etkinli¤i 31 May›s tarihinde yap›lan foto¤raf sergisi ve oturma eylemi oldu. “Kaybedilen”lerin foto¤raflar›n› ‹HD ‹stanbul fiubesi önünde sergileyen kay›p yak›nlar›, kaybedenlerden hesap sorulmas›n› istedi. 31 May›s tarihinde ‹HD ‹stanbul fiubesi önünde biraraya gelen, Yak›nlar›n› Kaybeden Ailelerle Yard›mlaflma Derne¤i (YAKAY-DER), Gözalt›nda Kay›plara Karfl› Uluslara-

Ayn› akflam ‹HD ‹stanbul fiubesi önünde yap›lan oturma eyleminde de bir konuflma yapan Dalk›l›ç, polisin yetkisini art›ran yasal “düzenleme”lere dikkat çekti. Kaybedenlerden hesap sorulmas›n› isteyen Hasan Ocak’›n kardefli Maside Ocak ise toplu mezarlar›n aç›lmas›n› istedi. Kay›p yak›nlar›, “Kaybedenler kaybedecek”, “Kay›plar bulunsun, hesap sorulsun” , “Kahrolsun M‹T, J‹TEM, Kontrgerilla” sloganlar› eflli¤inde eylemlerine son verdi. Dalk›l›ç, “Gözalt›nda Kay›plarla Mücadele Haftas›” kapsam›nda 17 May›s’ta bafllatt›klar› etkinliklerine, son verdiklerini aç›klad›. (‹stanbul)

Adana’da protesto eylemi 1 Haziran 2007 tarihinde ilerici, devrimci ve demokrat kamuoyu üzerindeki bask›lar›n bir aya¤› olan Polis Vazife ve Salahiyeti Konum Tasar›s›’na karfl› ‹nönü Park›’ndan AKP il binas›n›n önüne kadar bir yürüyüfl gerçeklefltirildi. Saat 18:00’de bafllayan eylemde, daha önce yasal dayana¤› olmayan polisin yapt›¤› katliamlar›n polise verilen yetkilerle nas›l katmerleflece¤i ve bu sald›r›lar›n yaklaflan ortam›n› terörize edece¤i vurguland›. Eylemde s›k s›k “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Polis devleti istemiyoruz”, “Savafla de¤il emekçiye bütçe” vb. sloganlar at›ld›. Partizan, ESP, ‹HD üyelerinin kat›ld›¤› eylem bas›n metninin okunmas›yla sona erdi. (Adana YDG)


12

15-28 Haziran 2007

76

“Mücadele edildi¤inde haklar kazan›labiliyor”! - Çal›flma koflullar›n›zdan ve sektörde neler yafland›¤›ndan söz eder misiniz? Özgür: Ben 15 y›ld›r bu ifli yap›yorum. ‹nsanlar› iflsizlik ortam›nda yozlaflt›rd›lar. ‹çine kapan›k bir iflçi s›n›f› yaratt›lar bu sektörde. Ben bugün iki üç arkadafl›mla ancak konuflabiliyorum. “Bir fleyler yapal›m” diye konufluyoruz. ‹flsizlik, ücretlerdeki gerileme üzerine konufluyoruz. Ama piyasa aç›ld›¤›nda insanlar hemen dükkâna kapan›yorlar ve diktikleri 40–50 çift ayakkab›dan dolay› mutlu oluyorlar. Durum o kadar kötü. ‹flçiler, atölye sahipleri birbirine güvenmiyor. Rekabet var. Fiyat düflürüyorlar. Eskiden bu iflin sanat› vard›. O dönemlerde ustalar sanat› tercih ediyorlard›. fiimdi ucuz iflgücü önemli. Art›k 10 milyona ayakkab› sat›yorlar. Semtlerde, varofllarda al›flverifl zincirleri kurdular. Bunlar›n hepsi de Çin mal›. ‹nsanlar da gittiklerinde ucuz oldu¤u için iki çift al›yorlar. Umut: Ben de 14–15 y›ld›r bu meslekteyim. Ama nas›l çal›flt›¤›m› bilmiyorum. Herhangi bir birikimim yok. Büyük atölyesi olanlar daha da büyüyor, ama biz küçük atölyesi olan insanlar giderek geriliyoruz. Yazl›k 3 ay, k›fll›k 3 ay toplam 6 ayl›k süren bir sezon var. Bizim kazanaca¤›m›z paray› da onlar belirliyorlar. Özgür: ‹flçili¤e bakt›¤›m›zda afl›r› derecede gerileme var. 2 sene önce iflçi ücreti 350 milyon iken 300’e kadar düflmeye bafllad›. Bu durum insanlar› iflçilik d›fl›nda aray›fllara itiyor. Birçok insan bizim gibi küçük atölyeler kurmaya yöneliyor. Makineleri çok ucuz taksitlerle alabiliyoruz. Çünkü piyasada ifl yok, makineler firman›n elinde kal›yor. Ama fabrikalardan bir o kadar da ayakkab› ç›k›yor. Mesala; sektördeki en büyük firmalardan biri Zilan’›n, Çin’de fabrikas› var. Çin diyor ki “ben senden vergi almayaca¤›m”, hammaddeyi ucuza veriyor elektrik

su paras› alm›yor, iflçi ücretleri de çok düflük. Fabrikalarda makinelerle 60 kifli ile haftada 700–800 ayakkab› yap›yorlar. fiu anda fabrikalardan ald›¤›m›z ifllerde hiçbir pazarl›k hak-

k›m›z yok. Büyük firmalar bildik örgütlenmelerini yapm›fllar pazar onlar›n elinde. Türkiye genelinde sektörü elinde tutan Gezer. Bunlar Çin’den mal al›yorlar ve depolarda sakl›yorlar. Bu da bizim kesat›m›z› uzat›yor. Belli bafll› büyük firmalar iflçilerin kazan›lm›fl haklar›n› da ellerinden ald›. Sedat: Sayan›n fiyat›n› patronlar belirliyor. Fabrika sahipleri ayakkab›y› bize fason flekliyle getiriyor. Biz bunu dikiyoruz. Her firman›n her modele verdi¤i fiyat farkl› oluyor. O iflte kaç çift dikersen o kadar para al›yorsun, bir haftal›¤›n, bir maafl›n yok. Sosyal güvencen sigortan yok. Dükkân›n paras›n› ödüyorsun malzeme al›yorsun. Aymakoop’ta 5 bin civar›nda çal›flan var. 40-60 kifli çal›flt›ran büyük fabrikalar var. Bunlarla iliflkilerimiz çok s›n›rl›. Çal›flma saatleri çok fazla, 12 saatten az çal›flm›yorlar. Patronun akrabalar› ve tan›d›klar› d›fl›nda kimse kadrolu çal›flm›yor. Sadece iki-üç ay

çal›flanlar var. - ‹flçilerin bu koflullara yönelik bir tepkisi olmuyor mu? Örgütlenmeye dair herhangi bir çal›flma var m›? Sedat: 89’da Gedikpafla’da bir eylem yap›yor iflçiler, polisle çat›fl›yorlar, bir kifli ölüyor. Bu yaflananlar flunu gösteriyor ki; mücadele edildi¤inde haklar kazan›labiliyor. Bunun için mücadele etmek mutlaka gerekiyor. Burada da 2004 y›l›nda bir eylem oldu. O zamanda büyük bir kesat olmufltu. (‹flin olmad›¤› süre.) Ç›kt›k bir eylem yapt›k, iyi de bir kat›l›m oldu, ancak arkas›n› getiremedik. Sedat: ‹flçilerin örgütlenmesine dair de herhangi bir çal›flma yok. Devrimcilerin çal›flmas› yok denecek kadar az. Aktif bir çal›flma yok.1 May›s vb. gündemlerde bildiri da¤›t›mlar›, ça¤r›lar oluyor. Önemli mitingler oldu-

¤unda onunla ilgili geliniyor. Asl›nda bu sektör Deri-‹fl’e giriyor. Birkaç y›l önce Deri-‹fl burada örgütlenmeye bafllam›flt›. Birkaç kadrosunu buraya gönderdi. Aymasan direnifli yeni bitmiflti. Deri-‹fl örgütlenmeye çal›flt›, ancak onlar›n da baraj so-

Görme engelliler rant h›rs›yla kör olanlar› uyard›!

Gazi halk flenli¤i yap›ld›

Görme engelliler 11 Haziran günü “Rant h›rs›yla kör olanlar insani olana kör bakar” fliar›yla Unkapan› SSK önünde eylem yapt›. Alt› Nokta Körler Derne¤i, Alt› Nokta Körler Vakf›, Görme Özürlüler Derne¤i (GÖZDER) ve bu derneklere ba¤l› ‹stanbul fiubesi taraf›ndan ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’nin Emirgan Rehabilitasyon Merkezi’ni boflaltma karar›n› protesto etmek için eylem yapt›. 11 Haziran günü Unkapan› SSK binas› önünde toplanan görme engelliler “Rant H›rs›yla Kör Olanlar ‹nsani Olana Kör Bakar” pankart› ve “Hani sosyal devlet, hani adalet”, “Yaflas›n onurlu mücadelemiz”, “Cezaevi açma okul kapama”, “E¤itim hakk›m›z engellenemez” vb. dövizler açarak ve sloganlar atarak,

‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’ne yürüdüler. Belediye önünde çok say›da Çevik Kuvvet polisleriyle sar›lan engellilerin bina önünde toplanmas›na izin verilmedi. Belediye Baflkan› ile görüflme istemleri kabul edilmeyen eylemciler burada bir süre daha eylemlerini sürdürdüler. Bas›na yapt›klar› aç›klamalarda, ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi ile bafllar›n›n dertte oldu¤unu söyleyen görme engelliler, bunun nedeninin de 33 y›ld›r görme engellilere rehabilitasyon hizmeti veren Alt› nokta Körler Rehabilitasyon Merkezinin “Arsam› iflgal ediyorsunuz” denilerek kapat›lmas› oldu¤unu belirttiler. (‹stanbul)

runu var. Örgütlenmesi için en az 50–100 kiflinin çal›flt›¤› fabrikalar›n olmas› laz›m. Biz ise 4–5 kifli çal›fl›yoruz. Ayr›ca bizim sendikal› olabilmek için sigortal› olmam›z gerekiyor. Yani birinci hedefimiz sendika de¤il sigorta. Sigortal› olamad›¤›m›z sürece sendikaya da üye olam›yoruz. Dernekleflme olabilir. - Meslek odas› vb. örgütlenmeler yok mu? Umut: fiu anda Sayac›lar Odas› var. Bu da patronlar› kurdu¤u bir oda. ‹lk kuruldu¤u 80’li y›llarda içinde iflçiler de vard›. fiimdi yok. Fiyatlar› kendileri belirliyorlar. Bunlar iflçilerin örgütsüz olmas›ndan güç al›yorlar. Özgür: Odadakiler büyük patronlara çal›flan büyük sayac›lar. Geçen gün beni arad›lar gece yapacaklarm›fl, biletin fiyat› 100 milyon. Bizim Odaya kay›t yapt›rmam›z› istiyorlar. Böylece bizden aidat alacaklar. Çal›flmalar› ile ilgili bize mail gönderiyorlar, ama iflçilerle ilgili hiçbir fley yok. - Fabrikalarda çal›flan sayac›lar›n çal›flma koflullar›ndan bahsedebilir misiniz? Umut: Fabrikalarda çal›flma süresini uzat›yorlar. Mesela d›flar›da 7 ay çal›fl›yorsak fabrika ifllerinde 10 ay çal›flabiliyorlar. Ücret düflük oluyor belki ama daha uzun süre çal›flabiliyorlar. Özgür: Sayac›lar zor koflullarda çal›fl›yor. Kendi atölyenle fabrikada çal›fl›yorsun her fleye patron karar veriyor, senin hiçbir söz hakk›n yok. Kesinlikle d›flar› ifl yapam›yorsun. Kira, elektrik vermiyorsun ama parça bafl›na ald›¤›n ücret düflüyor ayr›ca sigorta da bu ücretten düflüyor. Sayac›: Ayakkab›n›n üst deri k›sm›n›n imalat›n› yap›yor. Ayakkab›, taban› hariç parça halinde sayac›ya geliyor. Sayac› bunlar› birlefltiriyor. Kal›ba veriliyor, kal›ptan tabana, temizlik ve son olarak da ayakkab› ç›k›yor. (‹stanbul)

Gazi Cemevi ve Gazi Mahallesi muhtarlar›n›n birlikte organize ettikleri 2. Geleneksel Yaz fiöleni yap›ld›. 10 Haziran Pazar günü Gazi Orman›’nda yap›lan yaz flölenine binlerce kifli kat›ld›. Grup Munzur, Grup Yorum, Grup Vardiya gibi çok say›da devrimci grubun yan› s›ra Hasan Sa¤lam, Erdal Bayrako¤lu, Ferhat Tunç da kat›ld›.

fiölen akflam geç saatlere kadar sürdü. fiölen s›ras›nda kitle taraf›ndan s›k s›k “Birlik mücadale zafer”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Yaflas›n devrim ve sosyalizm” gibi sloganlar at›ld›. fiölen s›ras›nda birçok devrimci ve demokrat kurum taraf›ndan flölen alan›nda pankart ve stantlar aç›ld›. “Umut Seçimlerde De¤il Demokratik Halk ‹ktidar›nda!” yaz›l› Partizan imzal› pankart›n aç›ld›¤› flölende ayr›ca Umut Yay›mc›l›k da kitap stand› açarak Gazi halk› ile bulufltu. fiölen son olarak Grup Munzur’un söyledi¤i Kürtçe, Zazaca ve Türkçe marfllarla akflam›n geç saatlerinde son buldu. (‹stanbul)


13

76

Dershane çal›flanlar›n›n durumu üzerine… Sorunlar›n en yo¤un yafland›¤› bir e¤itim sektörü de, kamuda çal›flamay›p özel sektörde çal›flan ö¤retmenlerin yaflad›klar›d›r. Haklar› dahi çeflitli bahanelerle ellerinden al›nm›fl binlerce e¤itim emekçisi kardeflimiz bulunmaktad›r. Bu emekçiler dershanelerde veya özel e¤itim kurumlar›nda mecburen çal›flmak zorunda b›rak›lm›flt›r. Bu kurumlardaki ö¤retmenlerin durumlar›, devletin e¤itim kurumlar›nda çal›flanlar›ndan daha da vahimdir. Biz de dershane ö¤retmenlerinin yaflad›klar› sorunlar› dile getirmek için, onlara ulaflarak sorunlar›n› paylaflt›k;

Özel kurumlar›n felsefesi; çok ifl az para! - Merhaba, kaç y›ld›r burada çal›fl›yorsunuz? - Merhabalar. Burada 5 y›ld›r çal›fl›yorum. - Niçin dershanede çal›flmay› tercih ediyorsunuz? - Bafllad›¤›m y›llarda dershanecilikte iyi bir gelecek oldu¤unu zannediyordum. Sonra böyle olmad›¤›n› gördüm. Bir de devlet taraf›ndan atanma durumumuz olmad›¤› için özel e¤itmenli¤i tercih ettim. - Özel e¤itim kurumunda çal›flman›n zorluklar› nelerdir? - Affedersiniz, bizi it gibi çal›flt›r›yorlar. Eme¤imizi sömürüyorlar. Çok ifl, az para diyorlar. Ücretimiz az olmas›na ra¤men, onu da zaman›nda alam›yoruz. - Sa¤l›k güvenceniz var m›? - Tam sigortam var. Ama gelecekte beni neyin bekledi¤ini bilmiyorum. Bu sene çal›flt›¤›m kurum stajyerlikten dolay› tam yat›rmak zorunda kal›yor. Bunu kurumun kendi vermiyor, benim maafl›mdan düflürülüyor. - Sendikan›z var m›? Yoksa haklar›n›z› nas›l almaya çal›fl›yorsunuz? - Sendikam›z yok. Hakk›m›z› arayam›yoruz. Sözleflmelerimiz iflverenden yana, bir flekilde onlar hakl› ç›k›yor. Hareket edece¤imiz bir kurum veya sendika olmas›n› çok isterdim.

“Bedava çal›fl›n diyorlar!” - Merhaba, kaç y›ld›r çal›fl›yorsunuz? - Merhabalar. 2 y›ld›r çal›fl›yorum. Ama halen üniversiteden mezun de¤ilim, okula devam ediyorum. - Niçin dershanede çal›flmay› tercih ediyorsunuz? - Mecburen, baflka iflim yok. Mezun olduktan sonra da baflka güvencem yok. Ö¤retmenlik için art›k pedagojik formasyon hakk›m›z azald›. Formasyonu olanlar dahi bizimle nerede ise ayn› durumda. - Sa¤l›k güvenceniz var m›? - Kendime ait yok. Babamdan dolay› var. Onun da ö¤rencilik bitince ifllevi kalmayacak. - Özellefltirme hakk›nda ne düflünüyorsunuz? - Özel sektörde sömürülüyoruz. Az ücret (hatta bedava çal›flmam›z› istiyorlar sözde ö¤retmenlik ö¤reniyorsunuz diye) çok ifl istiyorlar. fiu an ben mezun de¤ilim diye 150–200 YTL aras› ücret veriyorlar. Hatta yol paras›n› bile kendi cebimden veriyorum. Ö¤le yeme¤i bile vermiyorlar. - Sendikan›z var m›? Yoksa haklar›n›z› nas›l almaya çal›fl›yorsunuz? - Sendikam›z ya da birlikte hareket etti¤imiz bir kurum yok. Haklar›m›z› kendi çabam›zla ar›yoruz. Sözleflmeler hep iflverenden yana, iflsiz-

likten dolay› kabul etmek zorunda kal›yoruz.

“Ö¤retmen de¤il köleyiz!” - Merhaba, dershanede kaç y›ld›r çal›fl›yorsunuz? - Merhabalar... 2 y›l stajyerlik olmak üzere dershanecilikte 7. y›l›m› doldurmak üzereyim. - Niçin dershanede çal›flmay› tercih ediyorsunuz? - Devlet taraf›ndan atamam›z yap›lmad›¤› için, dershanede çal›flmak zorunda kald›m. Çünkü devlet Fen Edebiyat Fakültesi mezunlar›n›n ö¤retmenlik hakk›n› tamamen elinden ald›. - Özel e¤itim kurumunda çal›flman›n zorluklar› nelerdir? - Dershanelerde çok ifl az ücretle hep karfl› karfl›ya kal›yoruz. Ben flu anda haftan›n alt› günü sabah sekizden akflam befle kadar çal›fl›yorum. Ald›¤›m ücret ise brüt olarak 650 YTL. Do¤ru dürüst bir sosyal güvencem yok. Neden kabul etti¤imi merak ediyorsan›z, flu anda ülkemizde benim branfl›m olan Biyoloji Bölümü mezunu 20 bine yak›n iflsiz var. - Sa¤l›k güvenceniz var m›? - Var, ama yetersiz. Çünkü çal›flt›¤›m özel kurum k›smi sigorta ad› alt›nda haftan›n iki ya da üç günü sigortal› gösteriyor. Bunu zaten benim maafl›mdan karfl›l›yorlar. E¤er ömrüm yeterse yaklafl›k 160 yafl›nda sigortadan emekli olurum herhalde! - Teflekkür ederiz, bize zaman ay›rd›¤›n›z için. - As›l ben teflekkür ederim. Bütün ‹flçi-köylü okurlar›na sizin arac›l›¤›n›z ile sayg› ve selamlar›m› sunar›m. (Marafl DDSB)

15-28 Haziran 2007

‹flçi-köylü Kartal Temsilcili¤i’ne sald›r›

Toplumsal muhalefeti sindirmeye dönük pratiklerin giderek h›z kazand›¤›, ilerici ve devrimci kifli ve kurumlara dönük sald›r›lar›n, ›rkç›-floven dalga eflli¤inde gerçekleflen linç giriflimleri ve çeflitli sald›r›larla t›rman›fla geçti¤i flu günlerde, devrimci ve sosyalist bas›na dönük sald›r›lara bir yenisi daha eklendi. 7 Haziran 2007 tarihinde, gazetemizin Kartal Temsilcili¤i’ne dönük gerçekleflen bu son sald›r›da, gazetemizin kap›s› gece saatlerinde k›r›larak içeri girildi ve eflyalar› talan edildi. Bilgisayarlar›n yerlere at›ld›¤›, dolaplar›n kar›flt›r›ld›¤› ve bürodaki her fleyin kelimenin tam anlam›yla “elden geçirildi¤i” bu sald›r›da hiçbir eflya al›nmazken, al›nan tek fleyin büronun d›fl cephesinde as›l› olan ILPS flamas› olmas›, olay›n siyasi boyutunun somut göstergesidir. Konuyla ilgili 11 Haziran Pazartesi günü saat 17:30’da, Kartal Meydan›’nda bir bas›n aç›klamas› yapan Kartal’daki devrimci kurumlar aç›klamada flöyle dediler: “Emperyalistlere en iyi uflakl›¤› kimin yapaca¤› yar›fl›n› sürdüren ülkemiz faflist egemen s›n›flar›, bu yar›fl›n bir parças› olarak toplumsal muhalefete dönük sald›r›lar›n› da boyutland›rmaktalar. Özü emperyalist politikalar›n ülkede ve bölgede engelsiz hayata geçirilmesini içeren bu sald›r›lar kapsam›nda, bir yandan Kürt halk›na dönük imha-inkar politikalar›na h›z verilirken, di¤er yandan da toplumun ilerici-devrimci-demokrat kesimleri sindirilmeye-susturulmaya-gözda¤› verilmeye çal›fl›lmaktad›r. Aylar öncesinden h›z verilen bu sindirme-susturma-gözda¤› verme pratiklerine ise her gün yenileri eklenmektedir”.

Maden halk› hakk›n› istiyor! Yaklafl›k 2000 kiflinin yaflad›¤› ve 25 y›ll›k bir mahalle olmas›na ra¤men hala suyu, altyap›s› olmayan Maden Mahallesi Dereiçi Sokak halk› 5 Haziran günü 14.00’te “‹nsanca Yaflamak ‹çin Su ‹stiyoruz” talebiyle Maden Mahallesi Merkez Camii önünde toplanarak Sar›yer Belediyesi Meclis toplant›s›n›n yap›ld›¤› Sar›yer Halk E¤itim Merkezi önüne yürüdüler. Yürüyüfl s›ras›nda üzerlerinde “‹nsanca Yaflamak için Su ‹stiyoruz”, “Halk›n Bar›nma Hakk› Var” yaz›l› önlükler giyen mahalleliler, yol boyunca yapt›klar› konuflmalarla yaflad›klar› s›k›nt›lar› dile getirdiler. Meclis önüne gelindi¤inde Sar›yer Belediye Baflkan› Yusuf Tülün, Maden Mahallesi halk›yla muhatap olmak istemedi¤ini, yap›lan Meclis toplant›s›na halk›n giremeyece¤ini söyledi. Maden Mahallesi

halk› da, sorunlar›na dair bir aç›klama yap›lmadan mahalleye dönmeyeceklerini söyleyerek “‹nsanca yaflamak istiyoruz” sloganlar›n› hayk›rd›. Mahallelilerin ›srar›, direnifli sonunda Belediye Baflkan› Yusuf Tülün, görüflmeyi kabul etmek zorunda kald›. Yap›lan görüflmede mahalle halk› sorunlar›n› dile getirdi. Belediye Baflkan› ise muhattab›n kendilerinin olmad›¤›n› söyledi. Bunun üzerine Mahalle halk› taleplerini dile getirmek için mahalleden oluflturulacak bir heyetle Belediye Baflkan›n›n da kendileriyle beraber ‹SK‹’ ye gelmelerini talep etti. Belediye Baflkan›’n›n talebi kabul etmesiyle saat 19.30’da eylem sona erdi. Halkevleri’nin destek verdi¤i ve “Sitelere su akar, yoksul halk bakar”, “Su bizim hakk›m›z söke söke al›r›z”, “Tülün flafl›rma sabr›m›z› tafl›rma”, “‹nsanca

“Tüm bu aç›k geliflmelere karfl›n, büroda inceleme yapmaya gelen olay yeri inceleme ekibi, benzer sald›r›larda oldu¤u gibi, ‘tek bir ize rastlayamam›flt›r!’ Oysa bizler tüm izlerin nereye gitti¤ini çok iyi bilmekteyiz: ‹zler bizi aç›k bir biçimde faflist devletin, sivil-resmi faflist güçlerine götürmektedir. Bizler, ‹flçi Köylü Gazetesi’ne dönük gerçekleflen ve ilerici -devrimci kurumlara ve de özellikle devrimci-sosyalist bas›na dönük son aylarda h›zla artan sald›r›lar›n bir parças› olan ve ilk olmayan bu sald›r›lar›n artarak sürece¤inin bilincindeyiz. Bunun en somut göstergelerinden biri ise, polisin s›n›rs›z yetkilerle donat›lmas›na dönük yasad›r. Ancak ne faflist devletin faflist güçleri ne de onlar›n çeflitli yöntemlerle gerçeklefltirdikleri sald›r›lar, devrimci- sosyalist bir çizgide yay›n yapan, emekçi halk›m›za sistemin yüzünü teflhir etmeyi kendine ilke edinen, egemenlerin emekçi halklar üzerindeki tüm oyunlar›n› bofla ç›karma çabas›n› sürdüren, bu sald›r› özgülünde ‹flçi-Köylü’nün ve Partizan’›n, genelde ise tüm devrimci-sosyalist bas›n›n sesini k›smaya yetmeyecektir. Ayn› zamanda ILPS Türkiye Seksiyonu’na dönük olarak da alg›lanmas› gereken bu ve benzeri hiçbir faflist bask› ve sald›r› onurlu yürüyüflümüzü durduramayacakt›r!” fleklinde devam eden aç›klamay› Partizan Dergisi, ‹flçiKöylü Gazetesi Kartal Temsilcili¤i, Yeni Demokrat Gençlik, ILPS Türkiye Seksiyonu, Kartal Emekçi Kad›nlar Derne¤i, At›l›m Gazetesi Kartal Temsilcili¤i örgütlerken eyleme K›z›lbayrak ve Devrimci Demokrasi de destek verdi. (Kartal)

bir yaflam istiyoruz”, “Maden burada Belediye nerede” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde çevredeki insanlara mahallede yaflananlarla ilgili bildiri da¤›t›m› yap›ld›. Kentsel Dönüflüm Projesi kapsam›nda olan mahallelerini savunan halk “‹flgalci de¤il, hak sahibiyiz” yaz›l› dövizler de açt›. (H.Merkezi)


14

15-28 Haziran 2007 J. Maria Sison

76

Anti-Revizyonist mücadele ve Kültür Devrimi’nin

FKP üzerindeki sonuçları Filipinler Komünist Partisi Kurucu Baflkan› Jose Maria Sison-31 Mart 2007 FKP’nin azmi, militan, sa¤lam ve baflar›l› duruflu, ölçülemez boyutlarda revizyonizme karfl› mücadeleden ve yoldafl Mao taraf›ndan önderlik edilen BPKD’den gelmektedir.

1956 ve 1966 Büyük Proleter Kültür Devrimi (BPKD)’nden bu yana modern revizyonizme karfl› Marksist-Leninistlerin mücadelesinin öneminden bahsetmek istiyorum. Ve ayr›ca bu genifl konu ile ilgilenirken daha önce bahsedilen bu tarihi olaylar›n etki ve sonuçlar› olarak Filipinler Komünist Partisi’ni de¤erlendirmek istiyorum. ‹lk olarak flunu söyleyebilirim ki; FKP’nin azmi, militan, sa¤lam ve baflar›l› duruflu, ölçülemez boyutlarda revizyonizme karfl› mücadeleden ve yoldafl Mao taraf›ndan önderlik edilen BPKD’den gelmektedir. Bunlar FKP’nin kuruluflunda güçlü katk›lar sa¤lad›.

Modern Revizyonizme karfl› mücadele 1963 y›l›nda Filipinli devrimciler, Filipin Adalar› Komünist Partisi’nin (1930-1938) ve eski komünist ve Sosyalist Partilerin (1938-1968) birleflmesi sonucu oluflan partinin tarihi deneyimlerinin analizini yapt›lar ve bunlardan sonuçlar ç›kard›lar. Biz silahl› devrimi yeniden bafllatmaya istekliydik ve daha öncekilerin neden baflar›s›z olduklar›n› bilmek istiyorduk. Marksizm-Leninizm’in devlet ve devrim teorisini rehber edindik ve tabii ki derin bir flekilde yoldafl Mao’nun Halk Savafl› yolu ile Yeni Demokratik Devrim (YDD) gerçeklefltirme çabas›ndan etkilendik. Devrimci f›rt›na Güneydo¤u Asya ve di¤er yerlerde h›zl› bir flekilde gelifliyordu. Bu tarihlerde ML çizgi ile modern revizyonist çizgi aras›ndaki mücadele, baflta Sovyetler ve Çin Komünist Partisi aras›nda olmak üzere, zaten ortaya ç›km›flt›. Biz Filipin proletaryas›, eski partinin önde gelen kadrolar›, esasta bu iki parti aras›nda bir çeliflki olmad›¤› noktas›nda ›srarl› olunmas›na ra¤men, mücadele metodu hakk›nda tart›flma yürüttük ve ML çizgide durduk. Biz proleter devrimciler iflçi s›n›f› önderli¤inde Halk Savafl› yolu ile Yeni De-

mokratik Devrimi gerçeklefltirmek için kitle hareketinin gelifltirilmesi gerekti¤ini belirledik. Biz kesin bir flekilde burjuva popülizmi (“tüm halk›n partisi”, “tüm halk›n devleti”) ve burjuva pasifizm (“bar›flç›l geçifl”, “bar›flç›l rekabet”, “bar›fl içinde bir arada yaflama”) çizgisi olan Kruflçev revizyonizmine karfl› ç›kt›k.

s› alanda Sovyetler Birli¤i merkezli modern revizyonizme karfl› yürüttü¤ü mücadeleden faydaland›. Üstelik yoldafl Mao’nun 1966’da bafllatt›¤› BPKD, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devrimin süreklilefltirilmesi ile revizyonizme karfl› mücadele, kapitalizmin restorasyonundan korunma ve sosyalizmi güçlendirme teori ve prati¤inden özellikle faydaland›.

Biz ML’yi ve sosyalizmi y›pratmak için Sovyet partide, devlette, ekonomi ve kültürde bir merkezden idare etmemenin ve karmafl›k yeniden organizasyonun yap›ld›¤›n›n fark›na vard›k. Kruflçev’in, toprak reformunu ve merkezi planlamay› reddeden Tito revizyonizmine övgüler ya¤d›rmas›n› nefretle karfl›lad›k. Kruflçev’in 20 y›l içinde komünizme ulaflmak için verdi¤i sözün, burjuva ekonomik reformlar ile Sovyet toplumunun kültürel ve niteliksel temellerini de¤ifltirerek, ekonomizme ve oportünizme dönüfltü¤ünü gördük.

Tabii ki Halk Demokrasisi devrimine önderlik edecek FKP’yi yeniden infla etmek ile sosyalist Çin’deki BPKD aras›nda büyük fark var. Ama biz Filipinli MarksistLeninistler olarak BPKD’ye sosyalist ülkelerde kapitalizmin restorasyonundan korunma yöntemi olarak yaklafl›yoruz ve komünizme giden yolda, öngörülü olman›n büyük faydas›n› ve sosyalizmin tarihsel geliflimine olan güveni kazand›¤›m›z› fark ediyoruz.

Aç›k beceriksizli¤in sonucu olarak Kruflçev’in yeri 1964’te Brejnev taraf›ndan al›nd›. SBKP ile ÇKP aras›ndaki tart›flman›n sadece mücadele yöntemi noktas›nda oldu¤una inanan baz› önde gelen kadrolar, Brejnev’in yükselmesini, ML ideolojinin ve sosyalist devrimci prati¤in ve inflan›n güçlendirilmesi anlam›nda düflündüler. Çünkü di¤er uygulamalar›n yan› s›ra, yenilenmifl-süslenmifl Sovyet devrimci söylemleri edilmeye bafllanm›fl ve Kruflçev zaman›nda bir merkezden idare edilmeyen bakanl›klar›n yeniden bir merkeze kavuflturulmas› sa¤lanm›flt›. Biz Kruflçevsiz Kruflçevizmin anlam›n›n ne oldu¤unu anlad›k. SBKP’nin ideolojik, politik ve örgütsel çizgisinde Kruflçev taraf›ndan aç›lan revizyonist gedik, sosyalist devlet, ekonomi ve kültür alan›nda Brejnev taraf›ndan daha da geniflletildi, bürokrasi bürokrat tekelci kapitalizm lehine yeniden merkezilefltirildi, ordu sosyal emperyalizmin daha güçlü olmas› amac›yla güçlendirildi. Bu arada küçük burjuvazi ve zengin köylülük ekonomide inisiyatifli hale geldi. Böylece geliflen büyük burjuvazi, hile ve h›rs›zl›k yolu ile devlet teflebbüslerini ve depolar›n› ele geçirdi.

Büyük Proleter Kültür Devrimi FKP’nin yeniden inflas› Marksist-Leninistlerin Lava revizyonizmine karfl› mücadelesinden ve yoldafl Mao’nun uluslarara-

Biz yoldafl Mao’nun komünizmin kal›c› zaferinden emin olmak için proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devrimin sürdürülmesi teori ve prati¤i ile ML’ yi yeni ve daha ileri bir düzeye tafl›d›¤›n› anlad›k. BPKD sürecinde Çin’e delege gönderme avantaj›na, süreci izleme ve aç›klamalar› dinleme f›rsat›na sahip olduk. Yoldafl Mao, kendinden önceki Sovyetler Birli¤i deneyiminden herkesin hata yapabilece¤ini ö¤rendi. Örne¤in Stalin, s›n›flar›n ve s›n›f mücadelesinin sonland›¤›n› ilan etti ve tek mücadelenin emperyalizm ve Sovyet halk› aras›nda oldu¤unu kabul etti, çünkü ekonomik ve legal bir tan›mlama olarak kapitalistler ve toprak a¤alar› yaflam›yordu. Stalin’den sonra Sovyet revizyonistleri de sürekli bir flekilde iflçi s›n›f›n›n görevini baflar› ile tamamlad›¤›n› duyurdu. Ayr›ca Çin revizyonistleri s›n›f mücadelesinin de öldü¤ünü ilan ettiler. Mao, sosyalist toplumda s›n›f mücadelesinin varl›¤›n›n inkâr›n›n ve kapitalizmden komünizme k›sa bir sosyalist geçifl olaca¤›n› sanman›n nas›l büyük bir tehlike oldu¤unu fark etti. O, devrimci politikan›n s›n›f mücadelesine kumanda edecek temel ba¤lant› oldu¤unu vurgulad›. Çin’deki devrimin baflar›ya ulaflmas›ndan sonra, sosyalist devrimdeki ve infladaki öncülü¤ünden kaynakl›, Sovyetler birli¤inin Çin’de büyük prestiji ve etkisi oluflmaya bafllad›. Epeyce bir Çinli devrimci önder, zaman›n› doldurmufl olmas›na, Çin’in koflullar›na uygulanamaz olmas›na ve revizyonizim taraf›ndan karakterize edilmifl olmas›na ra¤men Sovyet modeli-

ne tapt›. Daha sonra 1949’da Çin devriminin zaferinden sonra, tam da revizyonizmin güçlendi¤i ve bask›n oldu¤u bir süreçte, pek çok Çinli ö¤renci ve iflçi Sovyetler Birli¤i’ne gidip e¤itim ald›. Sovyet revizyonizminden de etkilenen, ama as›l olarak Çin koflullar›nda ortaya ç›kan Çinli revizyonistlere karfl› durma ihtiyac›, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda sürekli devrimin teori ve prati¤inin ortaya ç›kmas›n› sa¤lad›. Mao 8. Parti Kongresi’ni kullanarak sosyalist çizgiyi baltalamaya çal›flan, önce Büyük ‹leri At›l›m’a, sonra da Sosyalist E¤itim Hareketi’ne karfl› olan ve onu raydan ç›karmaya çabalayan Çinli revizyonistlerle mücadele etmek zorunda kald›. Mao proletarya diktatörlü¤ü alt›nda Çin Devrimi’nin sosyal temelini ve üst yap›s›n› tamam›yla de¤ifltirmek, iflçi s›n›f› ve onun partisinin öncülü¤ünden emin olmak için, insanl›k tarihinde böylesi büyüklükte ilk defa tecrübe edilen bir demokrasi, tüm partiyi birlefltiren, proletarya ve halk› kapitalist yolda ilerleyen parti kifliliklerine karfl› yönelten, genç devrimcilere devrimci tecrübe elde etme ve kendilerini deneme f›rsat› sa¤layan, kafa ile kol eme¤i, köylü ile iflçi, köy ile flehir aras›nda var olan çeliflkilerin sürekli çözümüne yönelen, fabrikadaki kadrolar›, kitleleri ve uzmanlar› kaynaflt›rmak ve uyum içine sokmak, k›rsal alanda sanayileflmeyi infla etmek, komün yaflam›n› geniflletmek, kitleler aras›nda güçlü iliflkiler kurarak yeni temelde devrimci halk komiteleri oluflturmak olan Kültür Devrimi ile sürekli devrim prati¤ini ve teorisini ortaya koydu.

Marksist-Leninistlerin Bak›fl Aç›s› Eski sosyalist ülkelerde kapitalizmin restorasyonu ve ekonomik, sosyal, politik ve kültürel alandaki h›zl› yozlaflma 1956’dan bu yana anti-revizyonist mücadelenin do¤rulu¤unu ve proletarya önderli¤inde BPKD yolu ile sürekli devrimin teori ve prati¤ini hakl› ç›kard›. Ama Çin’deki sosyal kar›fl›kl›¤›n kötü sonuçlar›, Do¤u Avrupa’daki revizyonist rejimlerin parçalanmas› ve Sovyetler Birli¤i’nin çökmesi ABD’nin bafl›n› çekti¤i emperyalistlerin “sosyalizm tamamen ve sonsuza kadar yok oldu” 盤›rtkanl›klar›na neden oldu.


76 Emperyalistler proletaryaya ve halka karfl› her türlü ideolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel sald›r›y› gerçeklefltirdi. Onlar sosyalizmin umutsuzlu¤a ve baflar›s›zl›¤a neden oldu¤unu, insanl›¤›n, tarihin sonu olan kapitalizm ve liberal demokrasiden öteye gitmeyece¤ini iddia ettiler. “Neoliberal Küreselleflme” teorisini ortaya atarak, burjuva devletin sosyal olma sahteli¤ini ve kriz önleme ayg›t› olarak devlet müdahalelerini tamamen reddetmeye bafllad›lar. Ancak k›sa bir zaman içinde, baflta “neo-liberal küreselleflme” taraf›ndan en iyi örnek olarak gösterilen ABD ekonomisi olmak üzere, tüm sistemin ekonomisi benzeri görülmemifl bir krize girdi. Dünya kapitalist sisteminin krizi günden güne kötüye gidiyor. Ekonomik ve finansal kriz politik krizi yarat›yor ve devlet terörü ve sald›r› savafllar› gitgide yay›l›yor. Bu durumlar ise proletaryay› ve halklar› her çeflit devrim mücadelesine itiyor, buna zorluyor.Tüm

15 bunlara karfl›n, biz hala modern emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nday›z. fiu an itibar› ile anti-emperyalist hareket, ulusal kurtulufl, demokrasi ve sosyalizm için

yeniden aya¤a kalkmakta. Proleter Devrimci Partiler, sadece acil devrimci görevler için de¤il, uzun vadede komünizme kadar sosyalizmin inflas› he-

15-28 Haziran 2007 defiyle, bilimsel rehberlikten ald›¤› güvenle, kitle hareketlerine önderlik ediyor. Bu güvenin kayna¤›, Mao’nun proletarya diktatörlü¤ü alt›nda sürekli devrim prati¤i ve teorisidir. fiimdi ve gelecekte, devrimci iyimserli¤in ve güvenin kayna¤› olarak, dünya kapitalist sisteminin kötüleflen krizini gösterebiliriz. Bu krizler, sömürü ve bask›n›n, flovenizmin, ›rkç›l›¤›n, dini ba¤nazl›¤›n, faflizmin ve sald›r› savafllar›n›n artmas›n›n nedenidir. Bu durum halk›n devrimci direniflini yaratmaya dönecektir. Sosyalizmin inflas› için hala sosyalist devrimlerin baflar›s›n› ve sosyalizmin geçmiflteki inflas›n› bilgi kayna¤› olarak alabiliriz. Ve biz BPKD’nin sosyalizmi gelifltirmek ve revizyonizme karfl› durabilmek için sa¤lad›¤› temel prensip ve metotlar›, insanl›¤›n emperyalizmi tüm dünyadan defedip, komünizm amac›na ulaflana kadar sürdürdü¤ü mücadelede temel alabiliriz.

İnsanlığın kurtuluşunun ideolojik, siyasi önkoşulu; Marksist-Leninistlerin devrimci işbirliğidir 01 Nisan 2007 tarihinde Hollanda’da yap›lan Büyük Proleter Kültür Devrimi etkinli¤ine kat›lan MLPD’nin, özelde bu etkinli¤e, genel de ise BPKD’ye iliflkin, gazetemize gönderdi¤i yaz›y› sunuyoruz

PART‹ZAN (‹fiÇ‹-KÖYLÜ) GAZETES‹NE SUNUM MLPD olarak, 01 Nisan 2007’de Den Haag’da gerçekleflen, “Büyük Proleter Kültür Devrimi ve ‹flçi S›n›f› Aç›s›ndan Dersler” aç›k forumu inisiyatifini selaml›yoruz. Bu etkinlikte bir delegasyonla yer almak ve forumun baflar›ya ulaflmas› için bir sunumda bulunmak, MLPD aç›s›ndan olmas› gereken bir durumdu. Partizan’›n BPKD’nin önemine ve bu noktada bizim düflüncelerimizin ne oldu¤unu aktarmam›za dair ricas›n› memnuniyetle yerine getiriyoruz. BPKD’ye iliflkin durufl, revizyonizmin, sosyalizme ihanetinden do¤ru dersler ç›kar›l›p ç›kar›lmad›¤› noktas›ndaki ayr›m çizgisini oluflturmaktad›r. Bu durum, tüm di¤er ülkelerdeki s›n›f mücadelesi aç›s›ndan da geçerlidir, çünkü revizyonizmin sosyalizme ihanetinden do¤ru dersler ç›kar›lmad›¤› sürece, sosyalizm mücadelesinde yeni bir yükselifl mümkün olamayacakt›r. Bunun içindir ki, BPKD etkinli¤ini düzenleyenlere, sunumda bulunanlara ve tart›flmalara kat›lanlara, ilgileri için teflekkür ediyoruz. Ancak daha genifl kapsaml› ve Hollanda’daki emekçilerin de yo¤un kat›l›m›n›n sa¤land›¤› bir etkinlik olmas› daha da güzel olurdu.

Mao Zedung, 1966 y›l›nda Çin’de milyonlarca kitleyi harekete geçirerek, kapitalizmin restorasyonu tehdidini engellemeye ve proletarya diktatörlü¤ünü sa¤lamlaflt›rmaya dönük en do¤ru cevab› buldu. S›n›f mücadelesi, kapitalist üretimin uluslararas›laflmas›yla ya da bir di¤er deyimle uluslararas› üretimin kendini yeniden örgütlemesiyle birlikte, daha önceki ulusal biçiminin yan› s›ra, giderek uluslararas› biçimlere de bürünmekte. Bugünkü sorunlar›n çözümü, ancak birleflik Sovyet devletlerini kurmaya dönük enternasyonal bir devrimle mümkün olabilecektir. Reformist ve revizyonist anlay›fllar› (hayalleri) alt etme mücadelesini, modern anti-komünizme karfl› mücadeleyle birlikte ele almak, bu devrimci dönüflümün önkofluludur. Bunlar, sald›rgan anti-komünizmden farkl› olarak, sosyalizmin güzel bir fikir oldu¤unu ancak hayata geçirmenin mümkün olmad›¤›n› yaymaktalar. Sovyetler Birli¤i’nin 1991’deki ekonomik ve siyasal y›k›l›fl›ndaki yo¤un anti-komünist kampanya flu fliar alt›nda gerçeklefliyordu: “Sosyalizm/komünizm tamamen y›k›ld›; Kapitalizm tarihin sonudur!” Ancak iflas eden sosyalizm de¤il, bilakis revizyonizmdi! Sosyalizm y›k›lmad›, bilakis, tüm eski sosyalist ülkelerde restore edilen bürokratik kapitalizm y›k›ld›! 1956’daki 20. Parti Kongresi’yle birlikte, Sovyetler Birli¤i’nde iktidar›, elinde SBKPParti kitab› bulunan, Kruflçev önderli¤indeki küçük burjuva bürokrasisi ele geçirdi ve proletarya diktatörlü¤ünü parçalad›. Bunun te-

mel nedeni, küçük burjuva düflünüfl tarz›n›n partinin önder faaliyetçilerinde, devlette ve ekonomide kendini dayatmas› ve üstün gelmesiydi. Söz konusu olan: Kiflisel ç›karlar, yak›nlar›n› kay›rma, kariyerizm, yetkinin suistimali, zenginleflme vb. fleylerdi. Biz MLPD olarak, Stalin’in, ML klasikçisinin, soysuzlaflan bürokrasi temsilcilerine karfl› kitleleri seferber etmemesini, O’nun temel hatalar›ndan biri olarak görmekteyiz. Bir di¤er temel hatas› ise, ideolojik mücadeleyi küçümsemede yatmaktad›r. Revizyonizm eski sosyalist ülkelerde sadece bir y›k›ma neden olmad›, ayn› zamanda bu ülkeleri sosyal emperyalizmin sömürgesi konumuna getirdi, dünya devrim hareketinin devrim merkezini elinden ald›, devrimci partileri parçalad› ve uluslararas› komünist ve iflçi hareketinde, kafa kar›fl›kl›¤›, bölünmeler ve tasfiyecilik yaratt›. Proleter s›n›f mücadelesinde ve anti-emperyalist mücadelede tahribatlar yaratt› ve a¤›r bedelleri olan yenilgilere götürdü; enternasyonal proleter devrim süreci onlarca y›l geriye gitti. Dünya çap›ndaki Marksist-Leninistlerin ve devrimcilerin en büyük kazan›m› ise, revizyonizme karfl› mücadeleye giriflmek ve bu mücadeleden 50 y›l içinde önemli deneyimler kazanmak olmufltur. Marksizm-Leninizm ve Mao Zedung Düflüncesi’ni kuru kuruya savunman›n zaman› geçmifltir. Gerçek sosyalizm için verilen mücadelede yeni bir yükselifli yakalayabilmek için, enternasyonal Marksist-Leninistlerin ve iflçi hareketinin, revizyonizmin yenilgisinden ve buna karfl› verilen 50 y›ll›k mücadeleden dersler ç›karmas›

kaç›n›lmazd›r. MLPD parti program›nda flunu çok net bir biçimde koymaktad›r: “Küçük burjuva bir düflünüfl tarz›yla sosyalizmi infla etmek mümkün de¤ildir. Aksine, sosyalizm afl›nacak, alt› oyulacak ve en sonunda da y›k›lacakt›r. Sosyalizm ancak proleter, sosyalist düflünce tarz› hâkim olursa zafere ulaflabilir. Bunu gerçeklefltirebilmenin etkili yöntemi ise, tüm alanlarda sorumlu düzeydeki bürokrasinin düflünüfl tarz› üzerinde denetim sa¤lamak ve kitlelerin proleter düflünüfl tarz›n› gelifltirmek ve sa¤lamlaflt›rmakt›r.” (MLPD Parti Program›, Syf. 46/47) ‹nsanl›¤›n kurtuluflunun, en önemli ideolojik siyasal ve örgütsel ön koflulu, dünya çap›nda ML partilerin inflas›, da¤›n›kl›¤›n afl›lmas› ve enternasyonal devrimci iflbirli¤idir. Tek tek ülkelerdeki s›n›f mücadelelerinin ortak örgütlenmesi ve devrimcilefltirilmesi, parti inflas›nda karfl›l›kl› dayan›flma, enternasyonal Marksist-Leninist ve iflçi hareketinin daha ileri düzeyde ortaklaflt›r›lmas›, yarat›c›, dayan›flmac›, proleter mücadele kültürü tüm bunlar revizyonizme ve gelecekte onun devam› olacak yeni-revizyonizme, yeni darbeler indirecek ve ML’ye üstünlük sa¤layacak bir güç verecektir. 21. yüzy›la büyük bir umutla bak›yoruz: “Uluslararas› finans kapitalin k›yamet günü yaklaflm›flt›r. Bugün yeni bir dünya düzeninin arifesidir- dünyan›n birleflik sosyalist devletlerinin!” (Stefan Engel’in “ ‘Yeni Dünya Düzeni’ üzerindeki k›yamet” Syf. 577) Klaus Arnecke, MLPD MK Daniela Müller, MLPD


16

15-28 Haziran 2007

76

Türkiye Kürdistan›’nda bildi¤imiz O-HAL Geçti¤imiz y›ldan beri temcit pilav› misali ›s›t›l›p ›s›t›l›p önümüze sürülen “s›n›r ötesi operasyon”da yeni bir süreç daha bafllat›ld›. Geçti¤imiz y›l Irak s›n›r›na 250 bin askeri güç ve mühimmatla yap›lan y›¤›nakla planlanan sald›r›, efendi ABD’den al›namayan izin nedeniyle gerçeklefltirilememiflti. Aylarca s›n›rda yap›lan y›¤›nak daha sonra geri çekilmiflti. Ancak özellikle TSK’n›n “terörün kökünü kazmak için operasyon flart” söylemleri bu dönemde hiç bitmedi. Esasta ABD’den izin ç›kmamas› üzerine yap›lmayan operasyon tart›flmalar›, Genel Kurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n hükümetten “izin” istemesi üzerine yeni bir polemik süreci bafllatt›. Kendisine at›lan bu topu Baflbakan Tayyip Erdo¤an “TSK isterse izin ç›kar›r›z” sözleriyle geri pas olarak atm›flt›. Ancak her iki kurumun da bu paslaflmalar› fazla birfleyi de¤ifltirmiyor. Çünkü ipler Irak’ta iflgalci konumunda bulunan ABD’nin elindedir. Ve bugün için olumlu bir sinyal gelmemifltir, Rice’›n son günlerdeki “s›n›rl› operasyon” söylemi d›fl›nda. Bilindi¤i üzere Irak bata¤›nda ç›rp›nan iflgalcilerin buradaki en büyük destekçileri, iflbirlikçi Kürt liderleridir. Kürt liderler ise bugün aç›s›ndan s›n›r ötesi operasyona karfl›d›rlar. Bu konuda tav›rlar›n› “TC Irak’a müdahale ederse, biz de Diyarbak›r’a müdahale ederiz” diyerek gösteren iflbirlikçi Kürt liderleri, PKK’ye karfl› savaflmayacaklar›n› da ortaya koymaktad›rlar. Son günlerde Tayyip Erdo¤an’›n yaflananlarla ilgili Irak Kürtleriyle görüflme yap›p yapmayaca¤› yönünde gelen sorulara cevab›, “Kabile reisleriyle görüflmem” fleklinde oldu. Yaklaflan seçimleri de dikkate alan Erdo¤an’›n, yo¤unlaflan HPG eylemleri sonucu her gün gelen asker cenazeleri üzerine boyunu aflan böyle bir aç›klamada bu-

lunmas› günü kurtarmak amac›yla yap›lan bir aç›klama olarak de¤erlendirilebilir. Zira daha önce benzer aç›klamalara ra¤men, emperyalist ABD’nin iste¤i (talimat›) üzerine “kabile reisi” denilen kiflilerle görüflmeler yap›lm›flt›. Yine bu dönemde iki Amerikan F16’s›n›n Türkiye’nin hava sahas›n› ihlal etmesi de bir süre gündem oldu. Bu geliflme üzerine Türk hakim s›n›flar› ABD’ye nota verdi. ABD ise “bir yanl›fll›k oldu” diyerek “özür diledi”. Ancak bu notadan birkaç gün sonra ‹ncirlik Üssü’nün ABD’nin Irak’taki iflgali kapsam›nda lojistik amaçl› kullan›lmas› için verilen iznin bir y›l daha uzat›lmas› karar› Bakanlar Kurulu’nun gündemine al›nd›. Bu durum TC’nin emperyalizm karfl›s›ndaki uflakl›¤›n› belgeleyen bir durum olarak karfl›m›zda dururken; iflin di¤er taraf›nda ise yap›lacak s›n›r ötesi operasyon için ABD’den izin kopar›lmas›na yönelik bir atak olarak okunabilir. “Biz sizin ‹ncirlik izninizi uzatal›m, siz de bize operasyon için izin verin” mesaj› ABD emperyalizmi taraf›ndan nas›l yorumlan›r bilinmez ancak flu çok aç›k ki, ABD s›n›r ötesi operasyona izin vermese dahi TC ‹ncirlik iznini vermek zorundad›r. ABD D›fliflleri Bakan› Condelezza Rice, s›n›r ötesi operasyon için “öyle ya da böyle, o s›n›rda daha fazla çat›flma Irak’›n istikrar›na yard›m etmeyecek” aç›klamas›yla Türkiye’nin bekledi¤i onay›n henüz ç›kmad›¤›n› gösteriyor. New York Times “Türkiye’nin liderleri, Irak’taki büyük bir askeri operasyonun, Türkiye’yi PKK’nin yapabileceklerinden çok daha fazla olumsuz etkileyecek bir dizi bölgesel savafl ve yeni gruplaflmalar› tetikleyebilece¤ini anlamal›... Türk hükümeti böylece bir fley olursa bir felaketten baflka hiçbir fley elde edemeyece¤ini bilmeli” diyerek uyar›yor. TÜS‹AD Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyece¤ini söyleyerek operasyona karfl› ç›k›yor. Hükümet seçim sürecini etkileyece¤ini bildi¤inden aç›ktan karfl› duram›yor, ancak yapt›¤› aç›klamalarla destekledi¤ini söylüyor. Türk hakim s›n›flar› gerek kendi içlerinde yaflanan klik çat›flmalar›, gerekse de May›s ay›n›n sonundan itibaren PKK taraf›ndan art›r›lan eylemler ve bölgeden her gün gelen yeni cenazeler karfl›s›nda da çare-

OHAL ilan edildi. fi›rnak, Hakkari ve Siirt “Geçici Güvenlik Bölgesi” ilan edilerek kapat›ld›. Yaylalara ve meralara ç›k›fl yasa¤› konuldu. 9 Haziran-9 Eylül tarihleri aras›nda “tatbikat” ad› alt›nda girifl ve ç›k›fllar› kapat›lan bölgede OHAL uygulamalar› devreye sokulmufl durumda.

siz bir durumdad›r. Bu durum halk üzerinde de TC aç›s›ndan olumsuz bir hava yaratmaktad›r. Bu olumsuz havay› da¤›tmak, yeniden (özellikle TSK aç›s›ndan) “güveni” tesis etmek için bir manevra olarak s›n›r ötesi operasyonu gündemlefltirmektedir. Tüm bu geliflmelerle birlikte TSK Irak Kürdistan› s›n›r›na 50 bin askeri bir o kadar korucusu ve özel timleriyle, her türlü teknolojik donan›ma sahip askeri, mühimmat›yla y›¤›nak yapt›. Bu y›¤›nak giderek artt›r›l›rken, bir taraftan da Irak Kürdistan›’ndaki haber ajanslar› s›n›r köylerinden Haftanin, Zap, Çemço, Avaflin ve Xakurke’nin yo¤un biçimde top atefline tutuldu¤u haberlerini geçiyor. Yaflar Büyükan›t’›n yalanlad›¤› bu geliflme Irak Kürdistan›’ndaki hareketlili¤i de art›rd›. Irak hükümetinin siyasi parti ve hükümet temsilcilerinin yaflad›¤› evlerin foto¤raflar›n› çeken Türk askerleri, peflmergeler taraf›ndan üzerlerinde susturucu silahlarla yakaland›. Bunun üzerine Irak Kürdistan›’nda Türkiye s›n›r›na askeri y›¤›nak yap›larak olas› bir operasyonda yan›t vermeye haz›rlan›l›yor. Bu geliflmeleri her ne kadar Genel Kurmay Baflkan› faflist Yaflar Büyükan›t reddetse de, Irak’ta bulunan kukla yönetim taraf›ndan TC’ye bombalamaya bir an önce son verilmesi için nota verildi. S›n›rda yaflanan bu hareketlilikle birlikte Türkiye Kürdistan›’nda da yeniden OHAL ilan edildi. fi›rnak, Hakkari ve Siirt “Geçici Güvenlik Bölgesi” ilan edilerek kapat›ld›. Yaylalara ve meralara ç›k›fl yasa¤› konuldu. 9 Haziran-9 Eylül tarihleri aras›nda “tatbikat” ad› alt›nda girifl ve ç›k›fllar› kapat›lan bölgede OHAL uygulamalar› devreye sokulmufl durumda. 3 ay boyunca girifl ç›k›fl yap›lamayacak olan bölgede neler yafland›¤›na dair d›flar›ya ancak Genelkurmay’›n izni do¤rultusunda haberler tafl›nacak. 2001 y›l›nda ka¤›t üzerinde bitirildi¤i aç›klanan, ancak fiili olarak sürdürülen OHAL’le birlikte yeniden köylerin ve ormanlar›n yak›ld›¤› haberleri gelmektedir. Y›llarca soka¤a ç›kma yasaklar›yla, bask›nlarla, katliamlarla bo¤uflan bölge halk› yeniden resmi olarak bu uygulamalar›n hedefi yap›lmaktad›r. Bu durumun etkilerinden biri de 22

Temmuz’da yap›lacak seçim çal›flmalar›n›n engellenmesi fleklinde olacakt›r. Seçimlere ba¤›ms›z olarak giren DTP’nin milletvekili ç›karma olas›l›¤›n›n en yüksek oldu¤u bir dönemde bu uygulaman›n bafllat›lmas›, buralarda yap›lacak seçim çal›flmalar›n›n bir anlamda durmas› anlam›na da gelmektedir. Bu planlar›n bir bölümünü olufltursa da, esas amaç bölgede gerilla faaliyeti sürdüren PKK’nin imhas›na yöneliktir. Halk üzerinde yapt›¤› bask›yla gerillan›n lojistik olarak beslenmesini engellemeyi planlayan faflist TC, bir taraftan da sürdürdü¤ü operasyonlarla, gerillay› toplu bir flekilde imhan›n planlar›n› yapmaktad›r. Ancak son Dersim Pülümür’deki karakol bask›n›nda da görüldü¤ü gibi, gerilla küçük bir güçle dahi olsa sürekli hareket halinde olmas›, vur-kaç takti¤ini kullanmas› nedeniyle düflmana büyük zararlar verebilmektedir. Gelinen aflamada Kürt halk›na yönelik bölgede art›r›lan bask›lar, di¤er illere de yay›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Yaflar Büyükan›t’›n, “halk›m›z bu eylemlere kitlesel tepki göstermelidir” söylemi yeni linçlerin, sald›r›lar›n önünü açarak, milliyetçi dalgan›n bir kez daha yükseltilmesine yöneliktir. Nitekim linç sald›r›lar›nda bafl s›rada gelen Sakarya’dan ilk “tepki” geldi. Ahmet Kaya tiflörtü giyen iki Kürt iflçisi sivil faflistler taraf›ndan feci bir flekilde dövülerek linç edilmek istendi. Ayn› flekilde faflist ‹flçi Partisi ise bu provokasyon ortam›n› körüklemek için Diyarbak›r’da daha önce yap›lan “Cumhuriyet Mitingleri”ne benzer bir miting yapt›. Bu mitingleri T. Kürdistan›’n›n di¤er illerine de tafl›yaca¤›n› söylemektedir. Yine devlet taraf›ndan fi›rnak’ta polis, korucular ve askerlerin kat›l›m›yla bayrakl› miting yapt›. Bunu da halk›n yo¤un kat›l›m› olarak yans›tmaya çal›flt›. Ancak egemen s›n›flar da dahil herkes bilmektedir ki, bu manevralar içine girdikleri ç›kmaz› daha da derinlefltirecektir. Bu dönemde Kürt halk›na dönük sald›r›lar giderek t›rmand›r›lacak, yeni katliamlar yaflanacakt›r. Sonuçlar› bugünden çok net bir flekilde görülen bu sald›r›lara karfl› durmak, refleks göstererek cevap olmak büyük bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktad›r.


17

76

15-28 Haziran 2007

Katletmenin yetkisi olur mu? Her f›rsatta AB uyum yasalar›n›n yetkilerini k›s›tlad›¤›n›, ellerinin kollar›n›n ba¤land›¤›n›, bunun da “suç” oran›n› art›rd›¤›n› söyleyen polise hediye olarak yetkilerini art›ran yasa ç›kar›l›yor.

Demokrasi kelimesini a¤›zlar›na sak›z yapan ülkemiz egemen s›n›flar›, anti-demokratik yasa ve uygulamalarla çürümüfl, parçalanm›fl yap›lar›n› devam ettirmenin gayreti içerisindedirler. On y›llard›r kap›lar›n› afl›nd›rd›klar› AB’ye girebilmek için “demokratik”mifl gibi görünen çeflitli yasalar ç›kard›lar son y›llarda. Göz boyamak için ç›kar›lan her yasa devrimci, demokratik güçlere, iflçi ve emekçi kesimlere yo¤un sald›r›lar olarak geri döndü. Ancak bu sald›r›lar her defas›nda faflist sistemi ve bekçilerini tatmin etmedi¤i için, yeni yasalarla ve yetkilerle azg›n bir terör ortam› yaratmaya devam etmektedirler. Son zamanlarda ülke gündeminin Temmuz ay›nda yap›lacak olan genel seçimlerle meflgul olmas› ve Ankara Anafartalar Çarfl›s›’nda patlayan bomban›n bahane edilmesiyle AKP taraf›ndan polise yeni sald›r› ve katliam yetkisi veren “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu”nda de¤ifliklik öngören teklif CHP’lilerin de verdi¤i destekle Meclis’te kabul edildi. Mevcut hükümetler her sald›r› yasas› öncesi veya sonras› ülke gündemine çok farkl› olaylar yerlefltirerek (burjuva-feodal medya arac›l›¤›yla, futbol maçlar›, magazin haberleri, burjuva partiler aras› at›flmalar vs.) halk›n durumu anlamas›n› ve tepki göstermesini engellemek istemektedirler. Nitekim bu son yasa da seçim gündeminin gölgesinde kabul edilmifltir.

Yeni yetkiler yeni sald›r›lar› getirecek! Her f›rsatta AB uyum yasalar›n›n yetkilerini k›s›tlad›¤›n›, ellerinin kollar›n›n ba¤land›¤›n›, bunun da “suç” oran›n› art›rd›¤›n› söyleyen polise hediye olarak yetkilerini art›ran yasa ç›kar›l›yor. Bir tak›m çevrelerin utangaç bir flekilde “hukuk devleti”nin elden gidece¤i yönünde gösterdikleri tepkiler, devletin niteli¤inin tam olarak ortaya konmamas› nedeniyle pek de yerine oturmamaktad›r. Zira bu ülkede hukuk denilen fley zaten “ba¤›ms›z” de¤ildir. Hukuk zaten egemen s›n›flar›n elindedir ve onlar lehine çal›flmaktad›r. Bu ülkede “devlet ad›na” katliam yapan hiçbir polis, asker cezaland›r›lmamakta, aksine mükafatland›r›larak terfi ettirilmektedir. Bu durumu kan›tlayan yüzlerce örnek vard›r. K›z›ltepe’de evlerinin önünde katledilen baba-

o¤ul Kaymazlar›n katilleri beraat etmifltir. Kars Digor’da insanlar› katledenler de A‹HM’nin karar›na ve TC’nin katliam› kabul etmesine ra¤men beraat etti. Susurluk’ta devletin, mafyan›n, polisin kirli ve ortak iflleri tüm ç›plakl›¤›yla ortaya ç›kmas›na ra¤men, ad› geçenler cezaland›r›lmad›klar› gibi, Sedat Bucak faflisti örne¤inde oldu¤u gibi yeniden milletvekili seçilmeleri sa¤lanmakta. Bu örnekler gibi yüzlercesi s›ralanabilir… Kabul edilen yasan›n birkaç maddesine göz atacak olursak; Durdurma, al›koyma ve kimlik sorma yetkisi: Polis “flüpheli” gördü¤ü kifli ve kiflileri resmi gözalt› ifllemine, yani “kimli¤i aç›k bir flekilde anlafl›l›ncaya kadar” gözalt›na alabilecek ya da tutuklayabilecek. Kiflileri ve araçlar› durdurarak arama yapmas› yetkisini kullanmas› için polisin “tecrübesine” dayanan “makul sebebin” olmas› yeterli olacak. Bu flu anlama geliyor. Polis “tecrübesine” dayanarak sokaktan geçen herkesi “suçlu” diyerek çevirip saatlerce al›koyabilecek. Kafl›n›, gözünü be¤enmedi¤i herkes suçlu olacak ve fifllenebilecek. Polisin bu “tecrübesiyle” karfl›laflanlar bunun anlam›n› daha iyi bilirler. Zor ve silah kullanma yetkisi: Buna göre polis gösterilere uyar› yapmadan sald›rabilecek. Bu zorun derecesini de kendisi belirleyecek. Bugüne kadar polisin zor derecesini nas›l ve hangi oranda kulland›¤›n› hepimiz çok iyi bilmekteyiz. En son 1 May›s gösterilerinde burjuva yazar-çizerleri dahi rahats›z edecek derecede yarat›lan polis terörüne hepimiz tan›k olduk. Ola¤anüstü hal uygulamas›na maruz kalan milyonlarca insan da bu durumun fark›ndad›r. Bu kadar genifl yetkilere sahipken, bir de yeni ç›kan yasayla al›nacak ek yetkilerle yapacaklar› çok aflikârd›r. Bu maddeyle “dur” ihtar› yapt›ktan sonra atefl etme yetkisi de polise verilmekte. Bu, yeni katliamlar›n önünü de açmakta. Daha önce özellikle T. Kürdistan›’nda s›kça rastlad›¤›m›z “dur ihtar›na uymad›¤› için” öldürülenlerle hemen her yerde karfl›laflabilece¤iz bundan sonra. Yap›lan “dur” ihtar›n› duymamak veya anlamamak ölüm sebebi olabilecek. S›n›rs›z arama yetkisi: Daha önce polisin “suçu önlemede” “arama yetkisi”nin engel oldu¤u yönündeki demagojiler bu ya-

sayla ortadan kald›r›lmakta. Polis hakim ve savc› izni gerekmeksizin, mülki, idari amirin yani kendi flefinin verdi¤i yaz›l› emirle, kiflilerin arabalar›n›, üstlerini, özel ka¤›tlar›n›, eflyas›n› arayabilecek. Polis sendika, dernek, büro vb. yerleri de istedi¤i zaman basabilecek. Herhangi bir gösterinin düzenlendi¤i yerin çevresinde, yak›n›nda bulunan DKÖ’ler, sendikalar, odalar aranabilecek. Buralardan geçen insanlara kimlik kontrolü yap›labilecek. Daha önce üniversitelerde rektör yada dekan›n ça¤›rmas›yla okul içine giren polis, bundan sonra istedi¤i zaman üniversitelere girebilecek. Parmak izi ve foto¤raflar›n kayda al›nmas›: Di¤er deyiflle fiflleme yetkisi anlam›na gelen bu maddeye göre pasaport, ehliyet vb. baflvuru yapan herkesin parmak izi al›nacak. Bunlar 80 y›l boyunca saklanabilecek. Daha önce hemen her yere kameralar yerlefltirerek sürekli gözetlenen halk›m›z bundan sonra ayn› zamanda fifllenecek de… ‹zinsiz dinleme: Polis kiflileri uzaktan kamerayla izleme, seslerini kaydetme, internet ortam›ndaki haberleflmelerini izleme gibi yetkilere sahip olacak. Ayr›ca telefonlar› da izinsiz dinleyebilecek. Bunu da “suçu önleme” ad› alt›nda yapt›¤› istihbarat faaliyetlerine ba¤layacak. Devrimci ve demokrat kesimlere yönelik olarak yo¤un bir flekilde bugün de yap›lan bu uygulamalar, yasayla resmilefltiriliyor.

Polisin yetkileri s›n›rl› m›yd›? Yukar›da açmaya çal›flt›¤›m›z maddeler bu yasan›n sadece bir k›sm›d›r. Yasan›n tamam› özelde devrimci ve demokratlara, genelde ise tüm ezilen emekçi halk›m›za çok kapsaml› sald›r› plan› içermektedir. Peki, yetki ve s›n›rlar› geniflletilen polisin yetkileri gerçekten s›n›rl› m›yd›? Elbette de¤ildi. TC faflizmi kuruldu¤undan itibaren muhalefet eden tüm kesimleri zor ve fliddet kullanarak bast›rmaya çal›flm›flt›r. Bu politikas›n› hayata geçirmede ise en büyük rolü kolluk güçleri polis ve askerler üzerine alm›fllard›r. ‹flkenceler, katliamlar, ev yakmalar vb. birçok sald›r›n›n alt›nda bunla-

r›n imzalar› bulunmaktad›r. Ordu’da miting yapan köylülere, gecekondular›n› korumak isteyen emekçilere, haklar›n› arayan iflçilere, YÖK’e karfl› ç›kan ö¤rencilere, kamu emekçilerine coplarla, gaz bombalar›yla, tazyikli sularla azg›nca sald›ran bu polis de¤il midir? Evlerinden sokaklardan, iflyerlerinden zorla kaç›r›larak iflkencelerle katleden, kaybeden ve bu suçu baflkalar›n›n üzerine y›kmaya çal›flan bu devletin polisi, jandarmas›, M‹T’i de¤il midir? Bunlarla beraber düflünüldü¤ünde asl›nda yap›lmak istenen var olan yetkilere yenilerini eklemek ve eskiden “gayri resmi” yap›lan katliamlar›n, sald›r›lar›n, iflkencelerin resmilefltirilerek aç›ktan yap›lmas›d›r. Bu durumdan pay›n› almak isteyen faflist TSK da hemen aç›klama yaparak kendi yetkilerinin de art›r›lmas›n› istedi. Bugün yapt›¤› her aç›klamayla ülkenin gündemini de¤ifltiren, hükümetleri hizaya getiren TSK neyin yetkisini istemektedir? Özellikle T. Kürdistan›’nda yapt›klar›n› tüm halk›m›z bilmektedir. Katletti¤i gerillalar›n cesetlerine iflkence yapan, kulaklar›n› kesen, köylerini yakan, insanlar› sokak ortas›nda katledecek kadar genifl yetkilere ve uygulama alan›na sahip olan TSK daha ne istemektedir? fiemdinli örne¤inde, yeflil kod adl› Mahmut Y›ld›r›m örne¤inde oldu¤u gibi “iyi çocuklar›n›” koruyup kollayan faflist TSK, istedi¤i yeni yetkilerle baflta Kürt halk› olmak üzere tüm toplumu 12 Eylül AFC’si dönemi uygulamalar›na maruz b›rakmak istemektedir. Fiili olarak bu son yasa TMY, C‹K gibi yasalar ve faflist uygulamalar zaten cuntan›n uyguland›¤›n›n göstergesi de¤il midir? Bu yasa özgülünde bir kez daha düzen partileri aras›ndaki çekiflmelerin ne kadar sahte oldu¤u ortaya ç›kmaktad›r. “Halkç›”, “solcu” geçinen ama iki kavramla da uzaktan yak›ndan bir ilgisi olmayan CHP’nin; halka yönelik sald›r›larda AKP’yle ne kadar kol kola girdi¤inin somut örneklerinden biri de yine bu yasa ile birlikte CHP ve AKP’nin tek vücut hareket etmelerinde ortaya ç›kmaktad›r.

Adana’da protesto eylemi 1 Haziran 2007 tarihinde ilerici, devrimci ve demokrat kamuoyu üzerindeki bask›lar›n bir aya¤› olan Polis Vazife ve Salahiyeti Konum Tasar›s›’na karfl› ‹nönü Park›’ndan AKP il binas›n›n önüne kadar bir yürüyüfl gerçeklefltirildi. Saat 18:00’de bafllayan eylemde, daha önce yasal dayana¤› olmayan polisin yapt›¤› katliamlar›n polise verilen

yetkilerle nas›l katmerleflece¤i ve bu sald›r›lar›n yaklaflan ortam›n› terörize edece¤i vurguland›. Eylemde s›k s›k “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Polis devleti istemiyoruz”, “Savafla de¤il emekçiye bütçe” vb. sloganlar at›ld›. Partizan, ESP, ‹HD üyelerinin kat›ld›¤› eylem bas›n metninin okunmas›yla sona erdi. (Adana YDG)


18

15-28 Haziran 2007

76

Seçim öncesi son salvolar; AKP: “IMF’siz Türkiye!” CHP: “Halk› ezdirmeyece¤iz!” arlamento ülkemizde halk›m›z›n tecrübelerinden de bildi¤i gibi faflizmin maskelenmesinden baflka bir anlam tafl›mamaktad›r. Emekçilerin iradelerinin, düflüncelerinin Meclis’e tafl›naca¤› onlar›n temsil edilece¤i söylemleri sahtekârca söylenmifl sözlerdir. Seçim sistemi, siyasi partiler kanunu bile tek bafl›na göz önüne al›nd›¤›nda çok aç›kça anlafl›lmaktad›r.

P

22 Temmuz’da yap›lacak seçimler öncesinde düzen partileri kullanacaklar› sloganlar› ve seçim programlar›n› aç›klamaya bafllad›lar. Önümüzdeki süreçte baflta ABD emperyalizminin olmak üzere, tüm emperyalistlerin Ortado¤u’daki plan ve hedeflerinde önemli bir görev alacak olan egemenlerin, kiminle yürüyece¤ine karar verilecek. Son dönemlerde çeflitli flekillerde a盤a ç›kan hâkim s›n›flar aras›ndaki çat›flman›n seçimler öncesi yeni sürece bir haz›rl›k özelli¤i tafl›d›¤› da anlafl›l›yor. Düzen partileri, seçimler yaklaflt›kça geçen süre içerisinde uygulad›klar› tüm politikalar›, oynad›klar› tüm oyunlar› unutturma çabalar› içinde yo¤un bir propagandaya bafllad›lar. Önceki y›llardan farkl› olarak Cumhuriyet mitingleri, yükseltilen ›rkç›l›k, milliyetçilik, laik-anti-laik kutuplaflmas› bu vaatlerin etkisini azaltsa da partilerin söyledikleri ile yapt›klar› aras›ndaki çeliflkinin ve niteliklerinin anlafl›lmas› bak›m›ndan önemli.

AKP, 3 Kas›m seçimlerinde ne demiflti? AKP 3 Kas›m seçimleri öncesi aç›klad›¤› seçim bildirgesinde Adalet sistemini “Tam ve zaman›nda adalet” bafll›¤› alt›nda incelemifl ve flunlar› söylemiflti; “Vatandafllar›n devlet kurulufllar› ile olan ihtilaflar›n›n yarg› yoluna baflvurulmadan çözümlenmesi için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yap›larak, kamu görevlilerinin sorumluluktan kaçarak yapmalar› gereken iflleri yarg›ya havale etmeleri önlenecektir. Davan›n taraflar›na davay› gereksiz yere uzatma imkân› veren düzenlemeler kald›r›lacak, davan›n uzamas›na yol açan davran›fllara izin verilmeyecektir.” Ülkemizin en önemli birikimlerinden olan Kamu ‹ktisadi Teflekkülleri’nin (K‹T) özellefltirilmesi ile ilgili olarak Kemal Dervifl döneminden devir al›nan peflkefl çekme, talan etme anlay›fl› aynen sürdürülerek bu konuda flöyle deniliyordu; “Piyasa mekanizmas› içerisinde faaliyet gösteren K‹T’ler acilen özellefltirilecektir. Tar›msal destekleme ile ilgili

K‹T’lerin özellefltirilmesi, tar›m politikalar› ile birlikte bir bütün olarak de¤erlendirilecek ve gerekli tedbirler al›nmas›na müteakip özellefltirmeye geçilecektir.” K‹T’lerin özellefltirilmesi sonucu iflsiz kalacak yüz binlerce emekçinin durumuna iliflkin “özellefltirmeler sonucunda ortaya ç›kabilecek iflsizlik sorununun çözümüne yönelik gerekli önlemler al›nacakt›r. K›rsal kesimde tar›m d›fl› iktisadi faaliyetlerin ve tar›ma dayal› sanayinin geliflmesine a¤›rl›k verilecek, tar›m alan›ndaki ihtiyaç fazlas› aktif ve verimi düflük iflgücünün, mesleki e¤itimden geçirilerek sanayi sektörüne ve verimli hizmet alanlar›na kayd›r›lmas› yönünde politikalar uygulanacakt›r” denilmekteydi. Köylülerin yaflam koflullar›n›n düzeltilmesi ile ilgili olarak da; “Destekleme al›m miktarlar› azalt›lacak, Tar›m Sat›fl Kooperatifleri Birlikleri (TSKB), Ziraat Bankas›, TEKEL ve fieker Fabrikalar›’n›n özellefltirilmelerine olanak veren yasalar yürürlü¤e girecek. Tar›msal K‹T’lerin (ORÜS, EBK, TZDK, T‹GEM) özellefltirmelerine devam edilecek” denilmektedir. AKP ç›kart›lan yasalar› takip ederek, devletin fiyatlara müdahalesi yerine, fiyatlar›n serbest piyasada oluflmas›n› esas alarak, üretimin piyasa koflullar›ndaki talebe göre yönlenmesi sa¤lanaca¤›n› söylemiflti. Köylüyü ve mahsulü risklere karfl› korumak amac›yla, risk yönetimi araçlar› gelifltirilecek; tar›msal sigorta sistemi, vadeli ifllemler borsas›, sözleflmeli tar›m ve stok yönetimi araçlar› uygulamaya konulacakt›. Sözleflmeli tar›m uygulanacak, devlet arazileri özel sektöre kulland›r›lacak...

Ne oldu? Halk›n yüzde 43’ü yoksul, yüzde 12’si beslenemi-

yor. Devlet ‹statistik Enstitüsü’nün yoksulluk araflt›rmas›na göre, Türkiye’de hane halk›n›n % 11’i oldukça yoksul, bunu izleyen % 20 alt düzey yoksul, % 12 ise üst düzey yoksul s›n›f›ndad›r. Yani milyonlarca insan günlük gereksinimlerini karfl›layam›yor. Dünya Bankas› 2000 y›l› raporuna göre, Türkiye nüfusunun % 2,5’i günde 1 Dolarl›k geçim s›n›r›n›n alt›nda yaflamaktad›r. Günde 2 dolarl›k s›n›r›n alt›nda yaflayanlar›n toplam nüfusa oran› ise % 18 olarak verilmifltir. 20032005 y›llar›n› kapsayan 8. Befl Y›ll›k Kalk›nma Plan›’na göre ise toplam nüfus içinde mutlak yoksullar›n oran› % 11.8’dir. IMF ve Dünya Bankas› programla-

r›n›n uyguland›klar› ülkelerde tar›m› y›k›ma u¤ratt›¤›, özellikle küçük üretici köylüleri yoksullaflt›rd›¤› ve giderek tasfiye etti¤i, bu programlar › n gerçekte emperyalistlerin ifline yarad›¤› birçok araflt›rmada ortaya ç›km›flt›. Bu süreçle daha geç tan›flan Türkiye, flimdi di¤erleriyle ayn› kaderi paylafl›yor Türkiye’de gelir da¤›l›m› ola¤anüstü boyutlarda eflitsiz. Birleflmifl Milletler Kalk›nma Örgütü’nün, ‹nsani Geliflmifllik Endeksi’ne

göre Türkiye, 174 ülke aras›nda 1995 y›l›nda 69. s›rada iken 1999 y›l›nda 86. s›raya gerilemifltir. ‹ç borçlar, AKP hükümeti döneminde 150 milyar YTL’den, 2006 sonu itibar›yla 251 milyar YTL’ye ç›km›flt›r. Erdo¤an’a göre “leblebi, çekirdek” olan bu borcu ödeyecek olan asgari ücretin alt›nda yaflayan milyonlarca emekçi olacak. Seçim öncesi verilen vaatlerde seçildikleri taktirde gelecek dönem iflçi, köylü ve emekçi kesimlerin “refaha” kavuflaca¤›, kurtulacaklar› yalanlar› ön s›ralarda gelmektedir. Ancak seçildikten sonra ortaya konan politikalar göstermektedir ki, bütün bu vaatler emekçi s›n›flar›n aleyhinde iflletilmekte, burjuvazinin ve emperyalistlerin ç›karlar› do¤rultusunda hareket edilmektedir. Bundand›r ki, seçim karar› al›n›r al›nmaz hemen hemen bütün partiler önce patronlar kulübü TÜS‹AD’›n yolunu tuttular. Bu görüflmelerde önümüzdeki dönem halka yönelik sald›r›lar üzerinde uzlafl›ld›. Seçildikten sonra ise ilk ifl olarak solu¤u baflta ABD olmak üzere efendileri emperyalistlerin yan›nda alacakt›r. fiimdi AKP’nin seçim öncesi IMF’ye, DB’ye ve patron a¤alara verdi¤i sözleri yerine getirip getirmedi¤ine bakacak olursuk, bu sözlerin büyük bir bölümünü yerine getirdi¤ini görece¤iz. Halka verilen sözler ise seçimelerin ertesi günü unutulup gitmektedir.

Özellefltirmede rekor! Özellefltirmede çok iddial› olan egemen s›n›flar ve onlar›n sözcüsü AKP, bu konuda oldukça tutarl› bir çizgi izleyerek rekor k›rd› ve özellefltirmede son dört y›l›n dünya flampiyonu oldu. Özellefltirme ‹daresi Baflkan Yard›mc›s› Osman Demirci, Dünya Bankas› verilerine göre, Türkiye’nin 2004-2005 y›l›nda özellefltirmede dünya ikincisi, son dört y›lda ise dünya birincisi oldu¤unu aç›klad›. 2003 y›l› öncesi 20 y›lda Türkiye’de yap›lan özellefltirme 8 milyar Dolar civar›nda iken, son dört y›lda bu rakam 18 milyar Dolara yükseldi.


19

76 Binlerce iflçinin iflsiz kalmas›, ülkemizin yeralt› ve üsttü kaynaklar›n›n emperyalist tekellere peflkefl çekilmesi anlam›na gelen özellefltirmelerin sürece¤ini aç›klayan AKP’nin sözünü tuttu¤unu söylemek gerekiyor. Bu sözünü tutan AKP, özellefltirmelerle ortaya ç›kan iflsizlikle ilgili yapacaklar›na dair verdi¤i sözü ise “unuttu.” (Asl›nda buna unuttu demek sistemin ve kukla hükümetlerin karakterini gözard› etmek anlam›na gelir. Zira sistemin iflsizlik sorununu çözmek gibi bir derdi yoktu.) Bunun sonucu olarak 3 Kas›m 2002 seçimleri öncesi verilen iflsizli¤in giderilece¤i yönündeki palavralar›n hiçbiri yerine getirilmedi. ‹flsizlik 盤 gibi büyürken, IMF’nin “ülkemizde asgari ücret çok yüksek, düflürün emri” do¤rultusunda asgari ücret açl›k s›n›r›n›n nerdeyse yar›s› oran›nda belirlenerek ülkede milyonlarca aç insan›n yarat›lmas›na neden oldu. Memura dayat›lan sefalet ücreti, köylüye uygulanan kotalar ve sübvansiyonlar halka yönelik politikalara netlik kazand›rmaktad›r. Bütün bunlarla birlikte GSS ve Sosyal Sigortalar Kanunlar›yla, Aile Hekimli¤i uygulamas›yla, Sa¤l›k Ocaklar›n›n kapat›lmas›yla emekçi halk›m›z ölüme mahkum edilmektedir. Paras› olan›n sa¤l›k hizmeti görece¤i, e¤itim hakk›ndan yararlanamayaca¤› bu uygulamalar seçimlerde emperyalistlere verilen sözlerin tutuldu¤unu göstermektedir. Önümüzdeki süreçte özellikle ulafl›m ve enerji alan›nda özellefltirmelerin sürece¤ini aç›klayan egemenler, emekçilere yaflam› zindan etmekte kararl› görünüyor. AKP’nin adalet sistemine yönelik uygulamalar› da DSP-MHP-ANAP hükümeti döneminde yaflanan 19 Aral›k katliam›n› hat›rlat›yor. Ceza ‹nfaz Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda yap›lan de¤ifliklikler ile önümüzdeki günlerde “Kahrolsun ABD” slogan›n› hayk›rman›n suç olaca¤› yasal düzenlemeler yap›l›rken fiemdinli’de yaflananlar hala haf›zalarda. fiemdinli’de Umut Kitapevi’ni bombalad›ktan sonra bu kez halk taraf›ndan suçüstü yakalanan J‹TEM elemanlar›n›n bafl›na gelenler AKP’nin ne kadar samimi oldu¤unu da ortaya koyuyor. “‹yi çocuklar”›n küçük bir yol kazas›na u¤rad›¤› ve halk›n üzerine atefl aç›larak bir kiflinin katledildi¤i olaylarda devletin adalet sistemi yine “tökezledi”. Genelkurmay Baflkan› “çocuklar›n›” sahiplenirken dava hakk›nda iddianame haz›rlayan savc› da görevinden uzaklaflt›r›ld›. fiemdinli olay› sonras› Baflbakan Tayyip Erdo¤an “ucu nereye kadar giderse gitsin, peflini b›rakmayaca¤›z” dedi. Biz bu sözü daha önce Susurluk sürecindeki hükümet sözcülerinden de duymufltuk. Ancak bu söz aradan birkaç gün geçtikten sonra “unutuldu”. Çünkü ucu kendilerine dokunuyordu; Çünkü onlar “iyi çocuklard›” ve koruma alt›na

15-28 Haziran 2007

al›nm›fllard›. K›sacas› adalet sisteminde bir de¤ifliklik olmad›, olmas› da beklenemezdi zaten. Katiller, soyguncular, iflkenceciler korunurken, katledilenler, soyulanlar, iflkence görenler ve yak›nlar› hakk›nda ise davalar aç›lmakta ma¤dur edilmektedirler.

Seçimlere yönelik temel stratejisini belirleyen AKP, hükümetin 4,5 y›ll›k icraat›n›n halka iyi anlat›lmas› talimat› veriyor. Kendisi de gitti¤i her ilde bu projeleri ve “baflar›l›” icraatlar› anlatacak. AKP’nin seçim miting program›nda ise 50 il bulunuyor.

Diyarbak›r’da yaflanan serhildanda da küçük çocuklar kurflunlanarak, sokak ortas›nda katledildi.

Seçim slogan›n› “fiimdi demokrasi zaman›” olarak belirleyen AKP, Köflk seçimiyle bafllayan ve Anayasa Mahkemesi’ne kadar uzanan sürecinde de meydanlara tafl›yacak.

AKP ne demiflti; “Tam ve zaman›nda adalet!..” ‹flkencede katledilen Hacettepe Üniversitesi Birtan Altunbafl’›n davas› zamanafl›m›n›n s›n›r›nda. Katiller de MHP’den milletvekili aday›! AKP ne demiflti; Davalar gereksiz yere uzat›lmayacak!

AKP’den kim memnun? IMF, AKP hükümetinden oldukça memnun. IMF D›fliliflkiler Direktörü Tom Dawson, Washington’daki IMF merkezinde düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda, Türkiye’nin IMF destekli programdan sapt›¤› yönünde d›fl bas›nda yer alan haberleri do¤rulamayarak, “Türkiye’nin programdan sapt›¤› gibi bir fley söylemiyorum. Ancak hedeflerin tutturulmas› için çok çal›fl›lmas›, bunun sa¤lanmas› için etkili önlemler gerekiyor” aç›klamas› yaparak AKP ile ilgili “notunu” verdi. IMF haz›rlad›¤› reçetenin yeterince anlafl›lmad›¤›n› düflünerek biraz daha sistemli çal›flmam›z gerekti¤ini hat›rlat›yor. Ancak yine emir eri AKP’ye de sahip ç›kmaktan geri durmuyor. Özellefltirmeler, iflsizlik, yoksulluk, sosyal y›k›ma bak›ld›¤›nda IMF haks›z da say›lmaz. AKP’den uluslararas› tekeller, hortumcular, para babalar›, Dünya Bankas› memnun. Ortado¤u’yu kana bulayan ‹srail, dünya halklar›n›n düflman› ABD, katliamc›lar, “iyi çocuklar”, komprador burjuvazi ve toprak a¤alar› memnun. Bu harikalar diyar›ndan hoflnut olmayan bir tek yaflam› yaratan ve üreten milyonlarca emekçi..

AKP’nin 22 Temmuz vaatleri!

Tayyip Erdo¤an’›n “demokrasi bir trendir istedi¤imiz istasyonda ineriz” sözü hâlâ kulaklar›m›zda ç›nlarken, “demokrasi”den ne anlad›¤›n› da aç›kça ortaya koymaktad›r. Kendilerine yönelik en ufak bask›larda “demokrasi”yi hat›rlayan, ancak iflçi ve emekçi kesimlere

yap›lan anti-demokratik sald›r›lar› ise destekleyen, bu yönde yasalar ç›karan AKP ve di¤er düzen partilerinden ve onlar›n temsilcisi olduklar› faflist sistemden demokrasi beklemek hayalden baflka bir fley olamaz.

“IMF’siz Türkiye!” AKP’nin ekonomi konusundaki slogan› ise “IMF’siz Türkiye” . IMF’nin icraatlar› ile gurur duydu¤u AKP bundan sonra kendi ‘yolunu’ çizecekmifl. Yukar›da IMF ve AKP aras›ndaki iliflkiye dikkat çekmeye çal›flm›flt›k. TC’nin emperyalizm karfl›s›ndaki uflak pozisyonu da düflünüldü¤ünde bu söylemi komik olman›n d›fl›nda bir anlam ifade edememektedir. Meclisten ç›kmayan 1 Mart tezkeresi sonras› gelen “deste¤i keseriz” tehdidinden sonra etekleri tutuflan AKP hükümeti ve Türk hakim s›n›flar› de¤il miydi? AKP’den büyük beklentileri olan IMF yeni müritler bulmakta zorlanmayacak herhalde.

CHP ‘iktidar’a yürüyor! Seçimler için 80 milyon YTL ile en yüksek seçim bütçesini ay›ran CHP, seçime kadar olan sürede her güne üç miting s›¤d›racak. CHP’nin seçim slogan› ise “CHP iktidar›nda; halk› ezdirmeyece¤iz, ülkeyi soydurmayaca¤›z, devleti böldürmeyece¤iz” olacakm›fl. CHP, seçim mitinglerinde DSP’nin “Solda yü-

rek var”, “Sol umut, son umut” sloganlar›n› da kullanacakm›fl. Her y›l 1 milyon 200 bin yeni istihdam, 1 milyon üniversiteliye 250 YTL’lik ‘E¤itimde Yaflam Deste¤i’, IMF ile iliflkiler son bulacak, bankalardaki yabanc› pay› toplam yüzde 35’le s›n›rland›r›lacak, asgari ücretli vergiden muaf olacak” vaatlerinden sadece birkaç›… AKP, CHP veya baflka bir düzen partisi öz itibariyle birbirinden farkl› de¤ildir. Kulland›klar› söylemler farkl› olsa da istisnas›z hepsi IMF ve Dünya Bankas›’n›n emekçi halk›m›za yönelik politikalar›n› eksiksiz yerine getirmifl, ABD emperyalizminin Ortado¤u’daki uflakl›¤›n› sürdürmüfltür. Temelde siyasi partilerin aç›klad›klar› e¤itim, sa¤l›k, ekonomi programlar›-

n›n birbirinden hiçbir fark› yoktur. D›fl borçlar, IMF’ye ba¤›ml›l›k, asgari ücret sosyal güvenlik… Hepsinin yapaca¤› tek fley efendilerinin önüne koydu¤u ‘yol haritas›’n› takip etmektir. Bu yolun takip edilmesinin en önemli garantisi de bugün ‘aktif’ siyasete soyunan ABD’nin vurucu gücü TSK’d›r. Sistem kendini seçimlerle yeniden meflrulaflt›rmaya çal›fl›yor. Halk›n sisteme yönelik geliflen tepkilerini sistem içine kanalize etmek için çeflitli politikalar üretiyor. Her gün daha fazla açl›k yoksulluk ve sömürüye maruz kalan çeflitli milliyetlerden emekçilerin düzenin sözcüsü partilerden hiçbir beklentisi yoktur. Emekçi halk›m›z›n sorunlar›n›n çözüm adresi hiçbir fonksiyonu olmayan meclis de¤ildir. Parlamento ülkemizde halk›m›z›n tecrübelerinden de bildi¤i gibi faflizmin maskelenmesinden baflka bir anlam tafl›mamaktad›r. Emekçilerin iradelerinin, düflüncelerinin Meclis’e tafl›naca¤› onlar›n temsil edilece¤i söylemleri sahtekârca söylenmifl sözlerdir. Seçim sistemi, siyasi partiler kanunu bile tek bafl›na göz önüne al›nd›¤›nda çok aç›kça anlafl›lmaktad›r. Düzen partilerin geçen süre içinde emekçilere ve emperyalistlere yönelik tutumlar› ayn›d›r; Emekçilere düflmanl›k efendilere uflakl›k! 3 Kas›m seçimlerinden sonra ortaya ç›kan tabloya bak›ld›¤›nda AKP ve CHP’nin sözleri ne kadar inand›r›c›?


15-28 Haziran 2007

20

76

DEVR‹MC‹ HAREKET YARATARAK ÖRGÜTSEL TOPARLANMA YARATALIM! S›n›f bilinçli proleterler kitlelere, kitle örgütlerine, kitlelerin mücadele biçimlerine, onlar›n istem ve ihtiyaçlar›na s›rt›n› dayayabildi¤i durumda baflar›l› bir kitle çizgisi ve bunun içinde gizli çal›flmay› yaratacak ve bu mücadele perspektifi ›fl›¤›nda devrimci bir hareket yaratarak örgütsel toparlanma sa¤layacakt›r. Belirlenen bu yönelim, her alanda ve her düzeyde politik sürece kat›l›m› art›rmay›, kolektif tarzda ayn› çizgide, ayn› hedefe do¤ru yürümeyi gerektirir. Belirlenen yönelimin gerçekleflmesi için de yeterli bir s›n›f ve örgüt bilinci gerektirir. Elbette ki, bu bilinç ne pratik faaliyetin bir yana b›rak›lmas›yla ne de teorik çal›flman›n pratik faaliyetin bitimine ertelenmesiyle elde edilemez. Öncelikle uzun bir süre yeterli bir örgüt bilinci yarat›lamad›¤›n› belirtmek gerekir. Bunun birçok nedeni oldu¤u aç›kt›r. Bu sürede yeterli bir örgüt bilinci yarat›lmas› yönünde at›lan ad›mlar zay›f ve yetersiz kald›. Bunun temel nedeni benimsenmifl, ortaklafl›lm›fl ve netleflmifl bir mücadele do¤rultusu yaratamamak ve bu do¤rultuda tek bir adam gibi ilerleyememektir. Do¤ru bir güzergâhta ilerlemek her zaman için ortak hedefte birleflilmifl bir kavray›fl ve bu kavray›fla uygun ortak hareket eden bir örgütlülük ister. Yönelimi kavrama ve ortak hedefe do¤ru yürüme yani uygulama olarak belirlenen sorun, ancak s›n›f mücadelesinin nesnel flartlar›yla kurulacak do¤ru ve do¤rudan iliflkilerle giderilecektir. Kurulacak do¤ru iliflki için devrim, sorunlar›n› çözümleyecek do¤ru bir bak›fl aç›s› ister. Bu gerçekli¤in bir an olsun unutulmas› kavrama ve uygulama alan›nda ciddi sorunlar› beraberinde getirir. K›saca s›n›f bilinçli proleterler kitlelerle iliflki kurma ve kurulan iliflkilerini devrimcilefltirme yani halkla ba¤ kurma, halk› kazanma ve örgütleme, yönetme ve savaflt›rma ayn› zamanda politik sürece aktif ve bilinçli olarak kat›l›m› sa¤lama gibi zorlu görevlerle karfl› karfl›yad›r. Müdahale gücünü art›r›p ayn› çizgide ve ayn› hedefe do¤ru yürümek gibi kapsaml› bir görevle karfl› karfl›yad›r. Bu kavray›fl ayn› zamanda Proletarya Partisi’nin belirledi¤i yönelimin kavran›fl› olacak ve bu kavray›fl ayn› zamanda prati¤e uygulama gücü kazand›racakt›r. Belirlenen yönelim s›n›f bilinçli proleterlerin bu süreçte hedefe do¤ru, ortak hareket ederek ilerleyen, devrimci çabas›n› sürekli art›ran, çözüm ve uygulama gücünü sürekli gelifltiren bir süreç ortaya konmas›n› emreder. Ortaya konulan görev ve sorumluluklar, her s›n›f bilinçli proleterin kendisini partiyle bütünlefltirdi¤i ve bütünün aktif bir parças› haline getirdi¤i oranda kolektif irade güçlü bir örgütleme ve örgütlenme silah›n› yönetme ve yönlendirme yetene¤ine dönüflür. Parti komiteleri ve bileflenleri yönelimi özenle incelemek, üzerinde kapsaml› olarak

durmak ve bütüne karfl› sorumlu oldu¤unun bilinciyle hareket etmek durumundad›r. Ancak bu sayede her parçadaki çal›flma, kendi s›n›rlar›n› zorlayarak baflar›ya kilitlenebilir ve ortak hareket yetene¤ini art›rabilir. Yönelimi hayata geçirmek demek, örgütü ayn› çizgide, ayn› hedefte yönetmeyi baflarmak demektir. fiu an ortak hareket edilmesi gereken genel bir yön saptand› ve politikalar buna göre flekillendirildi. Belirlenen politikalar›n do¤rulu¤u ancak prati¤e uygulama sürecinin gerçekleflmesi sonras› tart›fl›lacakt›r. Ayn› zamanda pratik süreç de saptanan yönelimi s›nayacak ve ona kendi biçimini verecektir. Her fleyden önce yönelimin uygulanmas›nda ›srarl›, kararl› ve yarat›c› bir tarz› benimsemek gerekir. Do¤rulu¤unu, gereklili¤ini tart›flarak, elefltirerek, yarg›layarak olufl-

olabilir-; as›l neden yönetim biçiminde ve çal›flma yönteminde düflülen yanl›fll›klard›r. Çal›flma ve yönetme yöntemindeki her düzelme politik kararlar›n uygulama baflar›s›n› art›racakt›r. Bugün öncelikli ve ilk ad›m olarak at›lmas› ve yap›lmas› gereken fley, politik kararlar›n do¤rulu¤unu ya da yanl›fll›¤›n› saptamak yerine, sorunlar› ele al›fl ve analiz yöntemlerinin düzeltilmesi, çal›flma tarz›n›n ve yönetme yöntemlerinin devrimcilefltirmesi üzerinde yo¤unlaflmakt›r.

Örgütleme ve yönetme oda¤› olarak komiteler Öncelikle belirtmek gerekir ki örgütlü olmak demek kolektifin aktif bir parças› olmak demektir. Kolektifin düflünce ve hareket iradesine tabi olmak demektir. Bir örgüt militan› olarak kolektifin politik kararlar›n›

Sahip ç›kaca¤›m›z kararlarla partiye, partiye verece¤imiz de¤erlerle devrime, devrime sunaca¤›m›z hizmetle s›n›rs›z ve sömürüsüz dünyaya yürümüfl olaca¤›z. Yak›na ad›m ataca¤›z; ancak ileriye do¤ru!

turulan yönelimin öncelikli olarak anlafl›lmas›na ve uygulanmas›na çal›fl›lmal›d›r. Bundan sonra ondaki eksiklik, yanl›fll›k ve gerçeklerle uyumsuzluk konular› gündeme gelmelidir. Prati¤e uygulanan her politikan›n, düflüncenin pratikte flekillenmesi ancak böyle mümkündür. Diyalektik materyalistler, buna imkan verir. Peki, bu nas›l gerçekleflecektir, bu nas›l ele al›nmal›d›r? Say›s›z pratik tecrübenin kendisi aç›kça göstermifltir ki yönelimin ve politikan›n saptanmas›yla birlikte her fleyin bir anda düzelmeyece¤i, buna engel olan kavray›fl ve flekilleniflin eski al›flkanl›klar›n bir anda ortadan kalkmayaca¤›d›r. Örgütün kendili¤inden buna uymas›n› beklemek do¤ru de¤ildir. Dolay›s›yla ilk baflta ifli s›k› tutmak gerekir. Kavratma ve denetleme faaliyeti elden b›rak›lmamal›d›r. Devrimci prati¤in say›s›z deneyimi göstermifltir ki “TEOR‹K ÇÖZÜM BAfiKA fiEYD‹R, KARARIN PRAT‹K UYGULAMASI BAfiKADIR.”(Lenin) Bunun nedeni prati¤e uygulanma aflamas›nda yönelimin gerçeklerle örtüflmemesi de¤ildir -ki bunlar›n varl›¤› da söz konusu

prati¤e uygulamak için bilinçle ve kararl›l›kla çal›flmak demektir. Bireye ait tüm öznel düflüncelerin bütüne tabi olmas› demektir. Bu kesin bir örgüt kural› gibi ifllemedi¤inde, öznel düflünceler örgüt düflüncesinden, parti kararlar›ndan, yönelimden üstün tutuldu¤unda amaçlanan hedefe de¤il baflka sonuçlara ulafl›l›r. Bu gerçeklik uzun y›llar›n say›s›z devrimci prati¤iyle ispatlanm›flt›r. Özellikle günümüzde tasfiyecili¤in sald›r› biçimlerinden biri Proletarya Partisi’nin temel örgütlenme ilkelerinin ve var olufl gerekçelerinin yads›narak ihlal edilmesi, zay›flat›l›p ifllevsiz k›l›nmas› olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Bunlardan biri de komite ve örgüt bileflenlerinin öznel düflüncelerini istedi¤i yerde istedi¤i biçimde aç›klama, kolektifin düflünce ve kararlar›n›n önüne ç›karma olarak kendini ortaya koymaktad›r. Bu özellik birçok pratikte ve farkl› zaman dilimlerinde farkl› görüngüler alt›nda ortaya ç›kabilmektedir. Bu tasfiyeci durufl bazen daha ileriye giderek, kendi gerili¤ini devrimci mücadeleye katk› olarak ifade edecek kadar absürtleflebiliyor. fiu bir gerçek ki emperyalizmin ve uflaklar›n›n yo¤un sald›r›lar› alt›nda Proletarya Partisi içindeki proleterleflemeyen küçük burjuvazi de komünist partisinin temel örgütlenme ilkelerini sarsarak, zay›flatarak, ifllevsiz k›larak ortaya ç›kt›. Bu sald›r›lardan biri de öznel düflüncelerini hiçbir kolektif yükümlülü¤e ba¤l› kalma zorunlulu¤u ve sorumlulu¤unu hissetmeden özgür bir flekilde istedi¤i ortamda aç›klama ve kafas›na göre

davranma olarak ortaya ç›kt›. Bu do¤rultuda hareket etmeye ve geri duruflunu tart›flt›rmaya çal›flt›. ‹deolojik gerilemenin bir görüngüsü olarak ortaya ç›kan bu durum karfl›s›nda, s›n›f bilinçli proleterler bilinçli ve kararl› bir mücadele yürütmek zorundad›r. Örgütsel çal›flmada öngörülü olmak, her olguya ve geliflmeye karfl› inceleyici bir gözle yaklaflmak ve dikkatlice sorgulamak gerekir, hedeflerden uzaklaflt›r›c› her tutuma karfl› mücadele asla elden b›rak›lmamal›, bu durumun düzeltilmesi için devrimci e¤itim çal›flmas›ndan asla vazgeçilmemelidir. Yukar›da aç›klamaya çal›flt›¤›m›z gibi yaflanan esas sorun yönelimin gerçeklerle örtüflüp örtüflmemesi, prati¤e uygulanma aflamas›nda ortaya ç›kan yanl›fll›klar, uygulamay› engelleyen tutum ve yaklafl›mlard›r. Bununla birlikte çal›flma yönteminde ve yönetim biçimindeki yanl›fll›klard›r. “Do¤ru bir çal›flma yöntemi oluflturuldu¤unda her komite bulundu¤u alanda bir yönetim oda¤› olarak, yönelimin hayata geçiriliflini belirleyen, izleyen, sorunlar› önceden görmeye çal›flan ve buna göre hareketi yeniden flekillendiren bir merkez olarak çal›flt›¤›nda baflar›lar kaç›n›lmaz olgu haline gelir. Komitelerimiz bu görevleri yerine getirmek için önce kendi içinde iyi bir çal›flma tarz› oluflturmal›d›r. S›n›f bilinçli her proleter yönelim hakk›nda görüfllerini ortaya koymal›, ileri bir kavray›fl›n sa¤lanmas› için çabalar›n› yo¤unlaflt›rmal›d›r. Sürecin devrimci tarzda örülmesi için kavray›fl›n ilerletildi¤inde ve sorunlar›n çözümüne dönük çal›flma içinde ortak bir yürüyüfle girildi¤inde ortak bir flekillenifl yarat›labilir. E¤er bu yönetim biçimi hayata geçirilirse, bütün örgütün de bir merkezden yönetilmesine hizmet etmifl olunur. Nihayetinde komitelerin bilefleni üyelerse, örgütün bileflenleri de komitelerdir. Bu tarz bir iliflki, çal›flma yöntemi olarak bütün örgüt için de geçerlidir. Birimde iyi iflleyen bir iliflki bütüne do¤ru yans›d›¤›nda merkezin idaresi de güçlü olabilecektir. Devrimler tarihi, s›n›f mücadele deneyimleri halk›n olumlu tepkileri kadar olumsuz tepkilerine de tan›kl›k etmifltir. ‹lk planda en yoksul ve en çok ezilen kesimlere yönelinilmesinin nedeni, çeliflkileri en keskin biçimde yaflamakta olmalar›ndan dolay›, devrimci düflüncelere ve örgütlenmeye yatk›n olufllar›d›r. Di¤er yandan, kitlelerin en geri kesimleri tarafs›zlaflt›r›lmaya, orta kesimler ilerletilmeye, ileri olanlar örgütlenmeye ve aktif k›l›nmaya çal›fl›lmal›d›r. Bu sürecin uzun ve sab›rl› bir çal›flmay› kapsayaca¤› bilinmelidir. Sab›rl›, özenli, dikkatli bir kitle çal›flmas› yürütmekle yükümlü olundu¤u kavranmak zorundad›r. Sab›rs›z, aceleci, çabuk ve kolay yoldan sonuç al›c› tutumlara girmemek; zahmetsiz, emeksiz bir “örgütleme” gibi bir sonuca gitme gafletine düflmemek gerekir.


21

76 Sorunlar› önceden görmek ve do¤ru tarzda çözmek politik kararlar›n prati¤e uygulanmas› aflamas›nda s›k› bir denetimi sa¤lamak için öncelikle komite bileflenleri aras›nda ki iliflkilerin iyilefltirilmesi ve güven ortam›n›n sa¤lanmas› gerekir. Bunlar›n yarat›l›p sa¤lanmad›¤› Proletarya Partisi’nin politik kararlar›n› kavrama ve uygulama için gerekli ve zorunlu devrimci ortam›n haz›r olmad›¤› durumda politik kararlar›n prati¤e lay›k›yla uygulanmas› beklenemez. Öncelikle komite bileflenleri aras›nda karfl›l›kl› güven ve birlikte yürüme için düflüncelerin netleflmesi gerekir. Öncelikle bu sa¤lanmal›d›r. Güven ve birlikte ortak yürüme düflünce ve inanc› geliflti¤i, olufltu¤u ortamda devrimci çal›flmalar›n örgütlenmesi ve denetlenmesi görevi baflar›yla uygulan›r. Politik ve pratik geliflmeler zaman›nda ve ayr›nt›lar›yla ö¤renildi¤inde onlar› yönetmede baflar›l› olunabilir. Bunu sa¤lamak için iyi örgütlenmek, iyi yönlendirmek ve uygulaman›n sonuçlar›n› s›k› denetlemek flartt›r. Bunlar›n bir

devam› olarak sorunlara çözümler bulma konusunda güçlü olunmal›d›r. Sorunlar ç›kt›¤›nda zaman›nda ve yerinde, vakit kaybetmeden sorunlar›n çözümü için ciddiyetle samimi ve dürüst bir flekilde çal›flmak gerekir. Erteleme, sürece yayma, es geçip sorun yokmufl gibi davranma ya da yaflanmam›fl gibi hareket etmek, sorunlar›n daha fazla büyümesine, kangren haline gelmesine yol açar. Çözüm olunmazsa bir süre sonra çaresiz kal›n›r, y›k›l›p gidilir. Arkada çözülmemifl, müdahale edilip sonuçland›r›lmam›fl hiçbir sorun b›rakmadan hareket etmeyi ö¤renmek gerekir. Çözülmeyen her bir sorun bir di¤eri ile birleflti¤inde bilmeliyiz ki baflka bir sorun olacak ve daha kötü sonuçlara dönüflecektir. Kolektif önderlik ya da yönetmede kolektivizm alanlar›n sorunlar›n›n, konular›n›n, ifllevlerinin vs. bir bütün olarak bilinmesidir. Sadece kendi iflini yapmakla yetinen ya da bu flekilde görevini yapt›¤›n› sanan komiteler ya da üyeler baflar›n›n arkas›ndaki güç olamaz, olsa olsa bu zay›flatan bir güç olur. Bütün

PUSULA “Kitlelere güven, savafla kitlen, Partiyle yüklen, kazanaca¤›z!” “Öncelikli olarak örgüt olma bilincini, kolektif tarz›, her alanda ve düzeyde politik sürece kat›l›m› benimsemeli ve uygulamal›y›z. Komitelerimizde çal›flma ortamlar›n›n, tart›flma konular›n›n, ilgi alanlar›n›n, paylafl›mlar›n›n, raporlar›n›n vs. ne kadar kitle sorunlar›, örgütleri, politika, parti sorunlar› oldu¤unu tespit etmek, a盤a ç›karmak ve bunu getiren etmenleri netlefltirmek esas sorunlar kabul edilmelidir. Bir komitemizin ne kadar çal›flt›¤›n›, nas›l çal›flt›¤›n› anlamak için öncelikle bu konularda neler yapt›¤›n› ve yöntemlerini sorgulamal›y›z. Sorunlar›n çözümü için at›lmas› gereken ad›mlar faaliyetin baflar›s› için ölçüt olmal›d›r. Bunun için sorunlar›n tam aç›klamas› yap›lmal›d›r. Bunlar› kavramaya engel olan yaklafl›mlar›, tutumlar› a盤a ç›karmal› ve düzeltmek üzere elefltirmeliyiz. Bu sürece bütünün kat›l›m›n› baflarmak zorunday›z. Kendini sorunlar›n d›fl›nda gören tarz›n hareketimize, yönelimimize hiçbir katk›s› olmayacakt›r.” 35 y›ll›k tarihi birikimin ve tecrübenin sonucu ve sentezi olmak zorunda olan faaliyet ve çal›flmalar›m›zda yaflanan bir dizi sorun ve yetmezli¤imizin nedenlerini bulmak, bunlar› a盤a ç›karmak ve en önemlisi de çözüm gücü olabilmek oldukça önemli. Geliflimi ve ilerlemeyi sa¤layacak olan›n tek bafl›na sorunlar› ortaya koymak olmad›¤› ortadad›r. Çözümsüz ya da çözümünü yar›m b›rakt›¤›m›z bir dizi sorunun yar›n karfl›m›za daha büyük bir sorun olarak

ç›kt›¤› yaflad›klar›m›zla kan›tlanm›fl bir gerçektir. Bu nedenle de bugün ihtiyaç olan herkesin görebildi¤i, elefltirebildi¤i sorunlar› tekrar tekrar ortaya koymak de¤il, yetersizliklerin afl›lmas›nda nas›l bir yol ve yöntem izlenmesi gerekti¤i noktas›nda fikir ve düflüncelerin oluflturulmas› ve en önemlisi de bunlar›n yaflamla bütünlefltirilerek mesafe kat edilmesidir. Hakim s›n›flar›n sald›r›lar›n›n yo¤unlaflt›¤›, kitlelerin kendili¤inden mücadelesinin ivmesinin düfltü¤ü, yozlaflma ve dejenerasyonun devrimci ve komünist örgütlenmeler içerisinde de yo¤un yafland›¤› böylesi dönemlerde çal›flma ve faaliyetlerin yürütülece¤i yön ve noktalar oldukça önem kazanmaktad›r. Mirasç›s› oldu¤umuz tarihin temel ilkelerinde yaflanan bozulma ve dejenerasyonun giderilmesi ve bizi biz yapan ilke ve kültürümüzün onar›lmas› ise san›ld›¤› kadar basit ve kolay de¤ildir. S›n›f mücadelesinin ve örgütlülü¤ün yaratt›¤› militan özelliklerin, kadro özelliklerinin a盤a ç›kar›lmas›, bir zorunluluk olarak karfl›m›zda durmaktad›r. Düflünce ve davran›fl›yla, yaflay›fl biçimi ve tafl›d›¤› kültürle kitlelerin karfl›s›na ç›kan militanlar›n kitlelere ne verdi¤ini bilmek zorunday›z. Bugün kitleyi bar›nma kap›s› olarak gören yaklafl›m›n varl›¤›ndan ve bunun da saflar›m›zda az›msanmayacak bir etkisinin oldu¤unu biliyorsak çal›flmalar› ve faaliyetçileri denetlemek, nas›l yaflad›¤›n› bilmek ve tüm bu pratik süreçlerde yan›nda olmak bizim için çok daha fazla

15-28 Haziran 2007

alanlardaki sorunlara ilgi duyan, kendini bütünün bir parças› olarak gören; bu nedenle de parti ve komite sorunlar›na önderlik çizgisinde, partiye lay›k bir biçimde çözümü bütünden bakarak arayan güç ise aranan, gerekli olan yegâne güçtür. Ortaya ç›kacak sorunlara çözümler bularak ilerlemek hedeflenmelidir. Çözüm aray›fl› kulaktan dolma duyumlara dedikodu özelli¤i tafl›yan yüzeyselli¤e ve gevezeli¤e dayanmamal› gerçe¤i çok yönlü yans›tan bilgilere dayanmal›d›r... Herhangi bir karar vermeden önce gerekli ve toplanmas›, zorunlu olan bilginin toparlanmas› bir araya getirilmesi örgütlenmelidir. Bu çal›flma belli bir zaman› alsa da mutlaka yap›lmal›d›r. Ama mutlaka çözüme dönük hareket edilmelidir. Kararlar al›nd›ktan sonra uygulamada sorun yaflanmamal›d›r. Do¤ru kararlar kadar, kararlar› uygulama gücü, çabas›, bilinci, samimiyeti ortaya koymak ve dürüst bir durufl göstermek önemlidir. Her komite bu konulardaki yaklafl›mlar›n›, çal›fl-

ma ve karar alma yöntemlerini sorgulamal›d›r. “Politik kararlar, belirlenen yönelim bundan sonra Proletarya Partisi’nin ve tüm komitelerin üzerinde yürüyece¤i çizgidir. S›n›f bilinçli proleterlerin kat›l›m›yla gerçekleflen bir tart›flma sürecinin ard›ndan flekillenen politik kararlar, Proletarya Partisi’nin belirlenmifl iradesinin ürünüdür. Her s›n›f bilinçli proleter kendinden yaratt›klar›yla, katt›klar›yla bu iradeye flekil ve ruh vermifltir. Tüm flekilsiz ve ruhsuz tutumlar, tam da bunun karfl›s›nda y›k›ma u¤ramal›d›r. Politik kararlara, yönelime s›k› s›k›ya sar›lmal›, geldi¤imiz/getirdi¤imiz yerden partiyi hak etti¤i yere, devrimin öncülü¤üne do¤ru geniflletmeliyiz. Sahip ç›kaca¤›m›z kararlarla partiye, partiye verece¤imiz de¤erlerle devrime, devrime sunaca¤›m›z hizmetle s›n›rs›z ve sömürüsüz dünyaya yürümüfl olaca¤›z. Yak›na ad›m ataca¤›z; ancak ileriye do¤ru!” (8. Konferans Kararlar›ndan)(Lenin- Sol Komünizm- Syf. 51)

önem kazanmaktad›r. Düflünce ve yaflamlar›n› bilmedi¤imiz, uzak oldu¤umuz ve uzak durdu¤umuz militanlar›m›z›n nas›l bir çal›flma yürüttüklerine ve kitlelere nas›l bir yaklafl›m sunduklar›na da ancak dolayl› olarak “vak›f” oluruz. Sürekli bir denetimi hissettirmek hem faaliyetin geliflimi aç›s›ndan bir zorunlulukken, ayn› zamanda disiplinin sa¤lanmas› ve do¤ru bir flekilleniflin yarat›lmas›, gerekli olan e¤itimin verilebilmesi için de olmazsa olmaz bir noktad›r. Pratikten kopuk bir e¤itimin olamayaca¤› gerçe¤inden hareketle militanlar›m›z›n e¤itiminin de en iyi prati¤in içinde olaca¤›n› bilince ç›karmak durumunday›z. Yönelimin kavranmas›n›n ve kavrat›lmas›n›n di¤er önemli arac› ise komitelerdir. Bugün bu noktalarda temel diyebilece¤imiz yanlarda sorunlar yaflamaktay›z. Komiteler ya flekilsel kalmakta ya da varl›¤›, yoklu¤u tart›fl›l›r durumda olmaktad›r. Bunu ortadan kald›racak tek fleyin Proletarya Partisi’nin, kitlelerin ve s›n›f mücadelesine yo¤unlu¤un sa¤lanmas›yla olaca¤›n› bilmek durumunday›z. Örgütlülüklerimizin gündeminin esas›n› s›n›f mücadelesinin gündemleri de¤il de, bu gerçek ve temel noktalardan uzak bireysel gündemler, kiflisel sorunlar oluflturdu¤unda -bunun böyle olmas› ayn› zamanda yürüttü¤ümüz faaliyetin gündemlerini de bize göstermektedir- orada üretimsizli¤in ve gerilemenin yaflanmas› da kaç›n›lmaz olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Örgütlülü¤ün ihtiyaçlar›n› belirleyen hiç kuflkusuz ki s›n›f mücadelesinin ihtiyaçlar›d›r. Bu ihtiyaçlar› belirleyip bunlar› faaliyetimizin esas›na oturtamad›¤›m›z sürece, örgütlülüklerimizin mevcut hantall›klar›n› atmas›n› beklemek do¤ru olmayacakt›r. Örne¤in önümüzdeki dönem yürütü-

lecek seçim kampanyas›na örgütlülüklerimiz kendini haz›rlamak, bu çal›flmay› merkezine alarak, di¤er tüm çal›flmalar›n› bunun etraf›nda örme anlay›fl›yla hareket etmek zorundad›r. Önümüze k›sa ve uzun hedefler koyarak bu çal›flmay› flekillendirmek önemlidir. Dört bir yana yumruk sallamak de¤il, hedefi netlefltirilmifl bir çal›flma yürütmek durumunday›z. Verimsiz bir faaliyet sürdürmemizin en önemli nedenlerinden biridir dört bir yana yumruk sallama prati¤i. Birçok alan›m›zda varolan en önemli eksikliklerimizden birisidir ayn› zamanda. Bu yönümüz ayn› zamanda bizi dar prati¤e sürüklemektedir. Ço¤u zaman elimizdeki mevcut gerçekli¤imiz üzerinden ifl yapma yerine olmas› gerekenler üzerinden ifl yapmaya çal›fl›yoruz. Bu, çal›flma yürüten insanlar›m›z› görevlerini artt›r›rken, özünde ise üstlenilen görevlerin birço¤unu yerine getirememe durumunu ortaya ç›karmaktad›r. Bu pratik t›kan›kl›¤› yaflayanlar›m›z siyasal anlamda beslenmenin zay›f oldu¤u bugünkü koflullarda t›kanma yaflayarak gerileme içine girebilmekteler. Sorun fiziksel olarak bir ifli yapacak güçte olup olmamak de¤ildir. Onu güçlü k›lacak, birden fazla sorumlulu¤u yerine getirecek olan siyasal olarak da güçlü olmas›yken, bu konuyu daha tali ele alarak o anda pratik olarak yap›lmas› gereken ifllere yo¤unlafl›yoruz. Bu dönem boyunca yürütece¤imiz çal›flmalar›n bir yan›n› kitlelere ulaflmak, sesimizi onlara duyurmak, onlar›n sesini duymak olufltururken, di¤er bir aya¤›n› da örgütlülü¤ümüzü tan›mak, mevcut yap›m›z› anlamak, çarp›k olan flekilleniflleri a盤a ç›karmak ve do¤rular›m›z› büyütmek üzerine kurulmak zorundad›r. Yönü ve hedefi belirsiz bir yürüyüfl de¤il, hedefleri saptanm›fl bir çal›flmaya kilitlenmek zorunday›z.


15-28 Haziran 2007

22

76

Türkiyeli göçmenlere Proletarya Partisi’nden ça¤r› Türkiye hakim s›n›flar›, bir kez daha halk› da bu oyunun içine katarak sistemlerine meflruluk kazand›rmak ve önümüzdeki dönem kimin arac›l›¤›yla halk› ezece¤ine, sömürece¤ine karar vermek üzere seçim oyununu sahneye koymaya haz›rlan›yor. Seçimleri boykot eden ve bu flekilde halk›n sisteme olan güvensizli¤ini, sistemsiz tepki ve öfkesini örgütlemek üzere harekete geçen Proletarya Partisi, tüm halk› oy vermemeye ve hesap sormaya ça¤›r›yor. TKP/ML Yurtd›fl› Komitesi, seçim günü s›n›rlarda konulacak seçim sand›klar›yla oylar› istenen yurtd›fl›nda yaflayan emekçilere yönelik bir bildiri yay›nlad›. Elimize e-posta kanal›yla geçen ve “Emekçiler 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde bir kez daha kald›raç yap›lmak isteniyor! Burjuvazinin seçim dalafl›nda boykot tavr›m›zla hakim s›n›flar›n seçim oyununu bofla ç›kartal›m!” fleklinde bafllayan bildiride flu görüfllere yer verildi: “22 Temmuz 2007 tarihinde yap›lacak erken genel seçimle bir kez daha demokrasi oyunu oynanacakt›r. Faflizmle yöneltilen ülkemizde hiçbir dönem demokrasi olmad›. TC tarihi boyunca gerçeklefltirilen 15 genel seçim sonras›nda, ne demokrasi geldi, ne refah, ne huzur, nede ulusal haklar tan›nd›. Her seçim sadece hakim s›n›f kliklerinden hangisinin bir dönem için halk› yönetece¤inden öteye bir anlam ifade etmedi. On alt›nc› erken genel seçim de öncekilerinden farkl› olmayacakt›r. Seçim sisteminin bafltan afla¤›ya anti-demokratik kurallarla dolu oldu¤u bir sistemde bir seçim demokrasisinden söz edilemez.” Seksen dört y›ld›r Türkiye’yi yöneten hiçbir hükümetin ülkemizi refaha kavuflturmad›¤›, tam aksine baflta ABD emperyalizmi olmak üzere, ülkemizi emperyalistlerin arka bahçesi haline getirdiklerinin alt›n›n çizildi¤i söz konusu bildiride ayr›ca IMF, Dünya Bankas› gibi emperyalist kurumlar›n ülke ekonomisine yön vererek yeralt›

Türk lobisi Belçika seçimlerine müdahale ediyor! Brüksel (LNA) Belçika’da 10 Haziran’da yap›lacak federal seçimler yaklafl›rken, Kürt, Ermeni, Türk ve Asurî kurumlar› Türk Büyükelçili¤i’nin seçimler için tehdit oluflturdu¤unu belirtti. Bir Türk aday, seçim kampanyas› s›ras›nda, savafl olmas› durumunda “gerekirse Belçika’ya karfl› savaflaca¤›n›” söylemifl bulunuyordu. Belçika Demokrat Ermeniler Derne¤i, Belçika Asuri Dernekleri, Brüksel Kürt Enstitüsü ve Info-Türk Vakf› yapt›klar› ortak aç›klamada Belçika’daki Ankara Büyükelçili¤i’nin seçimlere müdahale etti¤i konusunda uyard›. Türkiye’nin Belçika’daki lobi faaliyetlerinin “Truva At›”na benzeten kurumlar, Belçikal› baz› siyasi flahsiyetlerin de Ankara’n›n bu faaliyetlerine destek verdi¤i tepkisinde bulundu. Dört kuruluflun Frans›zca bildirisinin ve Libre News Ajans›’n›n gerçeklefltirdi¤i Türkçe çevirisinin tam metinlerine afla¤›daki adreslerden ulafl›labilir: http://www.librenews.eu http://www.info-turk.be

ve yerüstü zenginlik kaynaklar›m›z› talan etti¤i, özellefltirmeyle h›zlanan bu süreçte, en verimli ekonomik kaynaklar›m›z›n emperyalist tekellere ve yerli komprador burjuvaziye peflkefl çekildi¤i ifade edildi. Yurtd›fl›nda yaflayan göçmen emekçilere seslenilen bildiride “22 Temmuz erken genel seçimiyle siz

yurtd›fl›nda yaflayan emekçileri birden bire hat›rlayan partiler oylar›n›z› flimdiden istemeye bafllad›lar. Sizleri her dönem ülkeye Euro aktaran kaynak olarak görenler, flimdi de oy potansiyeli olarak görüyorlar. ‹flsiz kald›¤›n›z, ›rkç› sald›r›lara maruz kald›¤›n›z, a¤›r göçmen yasalar›yla karfl› karfl›ya kald›¤›n›z, ana dilinizin yasakland›¤› hiçbir dönem sizi hat›rlamayan, kendi ç›karlar› için sizi Avrupal› emperyalistlere karfl› bir koz olarak kullanan düzen partilerine oy vermeyerek, seçimleri boykot edin ve onlar› cezaland›r›n!” ça¤r›s› yap›ld›. Ayr›ca Kürt emekçilere de seslenilen bildiride “Kuruluflundan bu yana sizi ezen, Kürt varl›¤›n› hiçbir dönem kabul etmeyen, her talebinizin kanla bast›r›ld›¤›, sizler bar›fl dedikçe köylerinizin üzerine bombalar›n ya¤d›r›ld›¤›, binlerce Kürt evlad›n›n öldürüldü¤ü, yo¤un bir askeri operasyonla Türkiye Kürdistan’›nda devam eden operasyonun devam› olarak Irak Kürdistan’›na yap›lmak istenen s›n›r ötesi operasyonla yeni katliam-

lar›n gündemde oldu¤u, seçim sistemindeki yüzde on baraj yetmiyormufl gibi, ba¤›ms›z Kürt adaylar›n›n isimlerini oy pusulalar›na yazmay› bir gecede kanunlaflt›ran, seçim sürecine girildi¤i andan itibaren dört yüzün üzerinde DTP çal›flan›n›n tutukland›¤›, seçilmesi durumunda, parlamento kürsüsünden Kürt milletvekillerine yapt›r›lacak yeminle de¤erlerinden soyutlayarak ve en önemlisi de dünya kamuoyuna Türkiye’de demokrasi oldu¤u propagandas› yaparak Kürt sorunu diye bir fleyin olmad›¤›n› yayacaklard›r. Tüm bunlardan hareketle sitemin Kürtler üzerindeki oyunlar›n› protesto ederek, seçimlerin Kürtlere hiçbir fley kazand›rmayaca¤›n›n bilinciyle seçimleri boykot edin” denildi. Son olarak Alevi emekçilere yönelik de boykot ça¤r›s›n›n yap›ld›¤› bildiride flu görüfller yer ald›: “Sizlerin inançlar›n› hiçbir zaman tan›mad›, sayg› duymad›. Sizi her zaman afla¤›lad›, sizleri inanc› olmayan, kötü, ana-bac› tan›mayan olarak gösterdi. Cemlerinizi y›llarca gizli yapt›n›z, Marfl, Çorum ve Sivas’ta yak›ld›n›z. Sizleri yakanlar ortal›kta dolafl›rken hiçbir düzen partisi katilleri yarg›lamad›, katiller her zaman korundu, kaç›r›ld›. 22 Temmuz erken genel seçimleri yaklafl›rken sizler yeniden oy potansiyeli olarak hat›rlanmaya baflland›n›z... Sizler de 22 Temmuz erken genel seçimlerini boykot ederek bir güç oldu¤unuzu gösterin.” Bildiri flu ifadelerle son buldu: “Kurtulufl seçimlerde de¤ildir. Kurtulufl devrimdedir. Bu köhnemifl düzeni yerle bir etmeden kurtulufl mümkün de¤ildir. Ulusal ve demokratik haklar›m›za kavuflmak, özgürce inançlar›m›z› yaflamak istiyorsak, hiçbir hâkim s›n›f partisine bel ba¤lamayal›m. Bizi sadece oy potansiyeli gören burjuvazinin seçim oyununu boykot ederek bozal›m. Kurtulufl seçimlerde de¤il, devrimdedir! Boykotla burjuvazinin seçim oyununu bozal›m!”

‹flgal kanser yap›yor ‹flgal alt›ndaki Irak halk›, sadece iflgal güçlerinin bombalar› ya da a¤›r silahlar›yla katledilmiyor. Irak halk› giderek artan ölümcül hastal›klarla da bo¤uflmak zorunda. Basra’daki Yüksek T›p Okulu’nun yapt›¤› bir araflt›rma, Irak’›n güneyinde meydana gelen ölümlerin en az % 45’inin kansere ba¤l› oldu¤unu gösteriyor. Güney Irak, 1980-88 y›llar› aras›ndaki ‹ran-Irak savafl›ndan bu yana, son 20 y›ld›r savafltan en fazla etkilenen bölge. Savafllarda kullan›lan silahlar›n kimyasal kal›nt›lar› ve özellikle de son iflgalle birlikte ABD ve ‹ngiltere’nin bölgede uranyum içerikli patlay›c› kullanmas› kanser oran›n›n son birkaç y›ld›r artmas›ndaki en önemli nedeni oluflturmakta. Araflt›rma kanserden en fazla etkilenenlerin ise kad›nlar ve çocuklar oldu¤unu gösteriyor. Ayn› araflt›rmaya göre, lösemiye yakalanan çocuk say›s› 2005’e göre % 22 artm›fl bulunmakta. Birçok çocukta daha do¤duktan birkaç hafta sonra lösemi ortaya ç›kt›¤› belirtiliyor. Yine Güney bölgelerinde, günde en az üç çocu¤un eksik uzuvlarla, sakat olarak dünyaya geldi¤i söyleniyor. Genç kad›nlarda gö¤üs kanserine yakalanma oran› da

% 19 oran›nda art›fl göstermifl. Hastanelerdeki kötü koflullar›n ve kemoterapi için gereken ilaçlar›n temin edilememesi ve bunlar›n yan›s›ra ülkedeki kanser uzman› doktorlar›n büyük ço¤unlu¤unun ülkeden kaçm›fl olmas› ise hastal›¤›n tedavisini güçlefltirmekte. Bu araflt›rman›n sonuçlar›, morglardaki veya hastanelerdeki ölüler üzerinde yap›lan incelemelere dayanmakta. 1980’lerden bu yana neredeyse aral›ks›z olarak savafl koflullar›nda yaflamak zorunda kalan Irak halk›n›n ayn› zamanda a¤›r bir psikolojik stres alt›nda oldu¤una da yine ayn› araflt›rmada yer verilmekte. Petrol iflçileri grevde Irak’›n güneyindeki petrol iflletmelerinde çal›flan iflçiler daha iyi çal›flma koflullar› için greve giderek, Ba¤dat’a giden petrol boru hatt›n› kestiler. Ayn› bölgedeki iflçiler May›s ay›nda da yine bir grev gerçeklefltirmifllerdi. Bu son grev de yine ayn› grevin devam› olarak gündeme geldi. May›s ay›ndaki grevin sonucunda bir dizi talepte anlaflan iflçiler, bu taleplere iliflkin yap›lan anlaflman›n yerine getirilmemesi üzerine tekrar greve gittiler.

Fi lip in le r Ka Bel ad›yla tan›nan Filipinler 1 May›s Sendikas› (KMU) Baflkan› ve milletvekili Crispin Beltran, hukuksuz bir flekilde tutuldu¤u hapishaneden, sendikan›n kongresine kat›labilmesi için geçici olarak serbest b›rak›ld›. Beltran, a¤›r hastal›¤›na ra¤men fiubat 2006’dan bu yana hapishanede tutulmakta ve mahkeme Mart 2006’da serbest b›rak›lmas›na karar verdi¤i halde, keyfi olarak serbest b›rak›lmamakta. Beltran’›n geçici de olsa serbest b›rak›lmas›na iliflkin bir aç›klama yapan KMU, bunun yürütülen kampanyan›n sonucu gerçekleflti¤ini belirterek, Beltran’a özgürlük çerçevesinde yürütülen kampanyayla dayan›flman›n büyütülmesi durumunda, tamamen serbest b›rak›lma olas›l›¤›n›n yüksek oldu¤unu belirtti.

O rt ad o ¤u ‹srail Ordusu bundan 40 y›l önce, 6 Haziran 1967’de komflu ülkesi M›s›r’a “sürpriz” bir savafl açm›flt›. Bu savafl ‹srail’in Nisan 1967’de, Filistin direniflini bahane ederek, Suriye’ye yönelik gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar›n bir devam›yd›. ABD’nin bölgedeki jandarmas› olan ve emperyalistler taraf›ndan tepeden t›rna¤a a¤›r silahlarla donat›lan Siyonist ‹srail, bu savafl için ABD’nin ve BM’nin aç›k onay›n› alm›flt›. 6 Gün Savafllar›’n›n arka plan›nda yatan esas güç ise yine o dönemde, Ortado¤u politikalar›n› ‹srail üzerinden hayata geçirmeye çal›flan ABD emperyalizmiydi. ABD’nin Arap devletlerine dönük, ç›karlar›na göre de¤ifliklik seyreden “deste¤i” ve bu ülkelerle ‹srail aras›ndaki çeliflkileri körüklemesi, o y›llarda da yine bölgede sürekli bir savafl hali yarat›yordu. Ayn› zamanda Filistin halk›n›n direniflini k›rmay› hedefleyen 6 Gün Savafllar›’na da bu politikan›n ürünü olarak gelinmiflti. ‹srail bu alt› günlük savafl içerisinde, M›s›r s›n›rlar› içindeki Sina Yar›m Adas›’n› ve Suriye topraklar›ndaki Golan Tepeleri’ni ele geçirdi. Bölgede bulunan yüz binlerce göçmen kaçmak zorunda kald›, yüzlercesi de Siyonist ordu taraf›ndan katledildi. Bugün ayn› bölgede hala binlerce Filistinli mülteci, insanl›k d›fl› koflullarda, iflgal alt›nda yaflam›n› sürdürmeye çal›flmaktad›r.


23

76

15-28 Haziran 2007

Emperyalist z›rvaya karfl› direnifl zirvesi

1. GÜN- 1 HAZ‹RAN CUMARTES‹ G-8 Zirve karfl›t› protestolar polisin s›k› güvenlik önlemleri alt›nda start ald›. Bir hafta boyunca süren zirve karfl›t› protestolar, üç ana blok taraf›ndan organize edildi. Protestolar›n ilk günü yani 1 Haziran tarihinde 100 bin eylemci alana ulaflt›. Eylemcilerin oluflturulan üç ana kamp alan›na yerleflmelerinin ard›ndan ilk protesto gösterisi için Rostock ‹stasyonu’nda bulufluldu. Aç›l›fl mitingi ile bafllayan pro-

testolara AT‹K, ILPS, YDG, MLKP, T‹KB, TK‹P ve ADHK gibi Türkiyeli birçok devrimci kurum “Devrimci Enternasyonal Blok” çat›s› alt›nda kat›ld›. Sakin bafllayan yürüyüfl Amerika delegasyonunun alana geldi¤i haberi karfl›s›nda kitlenin k›p›rdanmas›n›n ard›ndan hareketlendi ve k›sa süreli bir arbede yafland›. Toplam 80 bin civar›nda eylemcinin kat›ld›¤› ilk yürüyüfl, ilerleyen saatlerde polisin 3 bin kiflilik “Devrimci Enternasyonal Blok” kortejine sald›rmas›yla çat›flmayla devam etti. Polisin müdahale etti¤i kortejde yer alan birçok AT‹K eylemcisi yaralanarak hastaneye kald›r›ld›. Yaklafl›k bir saat süren çat›flma polisin geri çekilmesiyle sonland›. Ayn› günün akflam› gözalt›na al›nanlar

Evrensel Bak›fl Görünenler ve gerçekler Geçti¤imiz günlerde Almanya’n›n Heiligendamm kentinde gerçekleflen G-8 Zirvesi’ne, karfl›tlar›n zirve öncesi bafllayan ve zirve boyunca süren eylemlerinin yan› s›ra, zirve kat›l›mc›lar›n›n, d›flar› yans›tmama gayretlerine ra¤men gizleyemedikleri, kendi aralar›ndaki çeliflkiler damgas›n› vurdu. 32 y›ldan bu yana gerçekleflen zirvenin kat›l›mc›lar› aras›ndaki çeliflkiler, hiç bu kadar keskin olmam›flt›. Fransa, Almanya, ‹talya, ‹ngiltere, Japonya ve ABD hükümet veya devlet baflkanlar› 1975 y›l›nda Paris’taki Rambouillet fiatosu’nda, bir “flömine sohbeti” için biraraya gelmifllerdi. Bu “sohbet buluflmas›” Almanya ve Fransa’n›n inisiyatifinde gerçeklefliyordu. Bu buluflmada uluslararas› ekonomik ve ticari sorunlar›n ele al›nmas› planlanm›flt›. Bu y›llar ayn› zamanda büyük bir petrol krizinin yafland›¤› y›llard›. G-6 olarak bafllayan bu buluflmaya, 1976 y›l›nda Kanada ve 1998’de ise Rusya dahil oldu. Baflkanl›¤›n› her y›l baflka bir gücün yapt›¤› buluflmaya, ortaya ç›k›fl noktas› olarak gösterilen ekonomik ve ticari konulardan çok, iç ve d›fl politikalardaki yönelim damgas›n› vurdu. Bu yönelim hiç kuflku yok ki, halklara karfl› hayata geçirilecek sald›r› politikalar›nda uzlaflmay› kaps›yordu. Kanada ve Rusya’n›n kat›l›m›yla art›k G-8 olarak an›lan emperyalist buluflman›n içerdi¤i konular›n kapsam› geniflledikçe, haz›rl›klar›n›n kapsam› da geniflledi. Özellikle de güvenli¤e dönük haz›rl›klar devasa boyutlara ulaflt›. Buluflmadan aylar önce bafllayan haz›rl›klar›n içinde en fazla yo¤unlafl›lan, en

ince ayr›nt›s›na kadar düflünülen güvenlik sorunu, buluflman›n masraflar›n›n da en büyük bölümünü oluflturuyordu. Genel haz›rl›k harcamalar› ise art›k had safhaya ulaflm›flt›. Örne¤in bu y›l yap›lan G-8 harcamalar›n›n toplam maliyeti 100 milyon Euro olarak verilmekte ve bunun büyük bölümünün güvenlik harcamalar› oldu¤u bilinmekte. Milyonlarca Euro harcanarak yap›lan bu buluflmalar›n ezenler ve ezilenler aras›ndaki çeliflkileri, dünya çap›ndaki eflitsizli¤in giderek büyümesini getirdi¤i kadar, ezilenlerin ezenlere karfl› öfkesinin büyümesini de beraberinde getirdi¤i çok aç›k. Bunca güvenlik önleminin ard›nda yatan neden de özde ezilenlerin öfkesine karfl› duyulan korkudur. Ayn› zamanda da ya¤ma ve talanda en büyük pay› kapma yar›fl›n› sürdüren emperyalist güçler aras›ndaki çeliflkilerin, gizlenemez derecede büyümesi. Ancak zirveye kat›lan liderler, bu gerçekli¤i gizleme, d›fla dönük görüntüyü kurtarma çabalar›n› sürdürdüler. Görüntünün kurtar›lma çabalar›nda en büyük pay yine bu kez de burjuva medyaya düfltü. 3500 kiflilik bir bas›n ordusunun izledi¤i zirvede öne ç›kar›lan konu ›srarla çevre sorunu oldu. Merkel ve Bush’un bu noktadaki düflüncelerine ve zaman zaman ortaya ç›kan sözde görüfl ayr›l›klar›na yer verilmeye ve zirvenin gerçek hedefleri gizlenmeye çal›fl›ld› bir kez daha. Örne¤in Merkel’in Bush’la iklim politikas› noktas›nda nas›l “ayr› düfltü¤ü” ve Merkel’in bu konudaki “kat› tutumundan taviz vermedi¤i” gibi bafll›k-

için kampta korsan bir yürüyüfl gerçeklefltirildi. Bunun üzerine polis, panzerler ve çevik kuvvet ekipleri ile kampa gelerek yürüyüflün durdurulmas›n›, aksi halde kamp›n da¤›t›laca¤›n› bildirdi. Eylemciler ve polisin karfl›l›kl› görüflmesi ile müdahale engellenmesine ra¤men, kamp üstünde sürekli devriye gezen polis helikopterlerinin olas› bir müdahaleyi iflaret etmesinden dolay› eylemciler gece boyunca alarm durumunda beklediler.

“Devrimci Enternasyonal Blok” taraf›ndan bir gençlik paneli organize edildi. Saat 14.00’de bafllayan “Emperyalizm ve Gençli¤in Direnifli” adl› panele Almanya’dan Revolution, sol ve göçmen gençlik örgütü olarak YDG (Yeni Demokratik Gençlik) kat›ld›. Panelde konuflan birçok kurumun ortak mücadeleyi gelifltirme yönlü tart›flmalar›n›n ard›ndan ortak bir deklarasyon yay›nlama karar› al›nd›.

2. GÜN-2 HAZ‹RAN PAZAR G-8 Zirve karfl›t› protestolar›n program› do¤rultusunda 2 Haziran günü eylemcilerin bulunduklar› kamplarda çeflitli paneller ve seminerler örgütlendi. G-8 karfl›t› yüzlerce kurumun bulundu¤u kampta, ayr›ca merkezi olarak

lar, zirvenin tek sorunu gibi ele al›nmaya özen gösterildi. Ama tüm bu gerçekli¤i karartma giriflimleri ne zirvenin gerçek amac›n› ne de özü ya¤ma ve talandan oluflan ortak amaca giden yolda birlikte yürüyor gibi görünen emperyalistlerin, nas›l gerçekte birbirlerine difl bilediklerinin üstünü örtmeye yetmedi. Sadece medyan›n çabalar› de¤il, emperyalistlerin temsilcilerinin bu yönlü giriflimleri de bu gerçekli¤in a盤a ç›kmas›n› engelleyemedi. Özellikle de Rusya ve ABD aras›ndaki giderek derinleflen çeliflkiler, son dönemde yap›lan tüm buluflmalarda oldu¤u gibi, burada da zirvenin perde arkas›ndaki bafll›ca gündemini oluflturdu. Hem de Putin’in tüm diplomatik manevralar›na karfl›n. ABD’nin baz› Do¤u Avrupa ülkelerine roket sistemi yerlefltirme planlar›n› aç›klamas›n›n ard›ndan ardarda sert tepkiler veren Putin, yeni bir “So¤uk Savafl” söylemlerinin de gündemlefltirildi¤i flu günlerde yap›lan zirvede ABD’ye bir teklif götürdü: Putin, Azerbeycan’a bir roket sistemi kurulmas›n› ve bunun ABD ile birlikte kullan›lmas›n› önerdi! ABD çevreleri ve de özellikle savunma uzmanlar› bu öneriyi Putin’in ABD karfl›s›nda yenilgiyi kabul etmesi olarak adland›r›labilecek bir yaklafl›mla karfl›larken, Putin’in bu diplomatik hamlesinin ard›nda, ayn› günlerde yapt›¤› konuflmada “emperyalist” (sanki aralar›nda bir fark varm›fl gibi) olarak niteledi¤i ABD’ye karfl› zaman kazanma ve Rusya’n›n giderek izole edildi¤i Avrupa’dan destek sa¤lama yatt›¤› kesin. Özellikle de ABD, Avrupa ve Rusya aras›nda giderek artan çeliflkilerin ürünü olan gerilimli ortam, esas tart›flmal› olan konular›n sadece k›y›s›ndan-köflesinden ele al›nmas›n› da beraberinde getirdi. Mesela Irak iflgali, ‹ran sorunu ve bir bütün olarak Ortado¤u sorunu zirvede geri planda kalan konular oldu.

Zirvenin görünen yüzüyle gerçekli¤i aras›ndaki fark› esas olarak ortaya koyan geliflmeler ise zirvenin bafllamas›ndan çok öncesinde bafllayan ve zirvenin yap›ld›¤› günlerde h›z›n› art›ran eylemler oldu. AT‹K, ‹LPS ve daha birçok devrimci ve demokratik kurumun örgütledi¤i ve 80 binin üzerinde kat›l›mc›n›n yer ald›¤› bu eylemler, içindeki, ATTAC vb. sivil toplumcu ve reformist hareketlerin ve anlay›fllar›n “bar›flç›l” noktaya çekme çabalar›na ra¤men, egemenlerin korkular›nda hakl› olduklar› mesaj› tafl›yordu. Emperyalistler, ne korkular›n›n ifadesi olan tel örgülü duvarlar›n ne ev bask›nlar›n›n ne, tutuklamalar ve gözalt›lar›n ve ne de savc›l›klarca ç›kar›lan sald›r› genelgelerinin ifle yaramad›¤›n› bir kez daha görmüfl oldular. Bu da onlar›n korkular›n› iyice büyüttü ve sald›r›lar›n dozunu art›ran da bu oldu. Sosyal y›k›m politikalar› karfl›s›nda son y›llarda Avrupa’da yaflanan geliflmeler, ezilen halklar›n emperyalizme karfl› dünya çap›nda geliflen öfkesinin ve bunun çeflitli mücadeleler olarak d›fla vurumunun, art›k sadece emperyalizme ba¤›ml› ülkelerde de¤il, emperyalistlerin kendi ülkelerinde de yükseliflini sürdürdü¤ünü göstermektedir. Emperyalist ülkelerin ezilenlerinin mücadelelerindeki bu yükselifl, G-8 Zirvesi vesilesiyle gerçekleflen eylemlere de yans›m›flt›r. Ezilenlerin öfkesi karfl›s›ndaki korkular› büyüyen emperyalistlerin aralar›ndaki çeliflkilerde uzlafl›r gibi yapmalar›n›n özünde de, halklar›n öfkesine karfl› birleflme ve her zaman oldu¤u gibi, “ortak düflmana” karfl› ortak sald›r› planlar›n› hayata geçirme yatmaktad›r. Ancak art›k ezilenler de “ortak düflmanlar›n›” giderek daha fazla bilince ç›karmaktalar ve bu ortak düflmana karfl› birleflme yönlü ad›mlar›n› büyütmekteler. Emperyalistlerin korkular›n› büyüten de iflte bu ad›mlard›r!


24

15-28 Haziran 2007

76

Burjuvazinin kad›n çal›flmalar› üzerine Halk›m›z›n ekonomik durumu gitgide daha kötüye gitmektedir. Bu durum da sistemden kopuflu h›zland›ran-h›zland›racak bir olgudur. Egemen s›n›flar bu nedenle toplumun çeflitli kesimlerini kendisine ideolojik-politik-ekonomik olarak ba¤laman›n yollar›n› sürekli gelifltirmek zorunda kalmaktad›rlar. Bin bir komplo ve hesapla yap›lmas› planlanan seçimler yaklafl›yor. Ülkemiz koflullar›nda parlamentonun ifllevi aç›kt›r. Burjuvazinin temsilcilikleri hariç; hangi s›n›ftan, hangi ulustan, hangi cinsiyetten olursa olsun “milletvekilleri” parlamentoda kendi istemlerine, sorunlar›na çözüm bulamazlar! ‹stemlerinin düzenin sahipleriyle çok çeliflmemesi durumunda en fazla belli bir s›n›ra kadar baz› yasalar geçer. Ki bu yasalar da göstermelik oldu¤undan yaflama geçemez. Egemen s›n›fla yeterince uzlafl›lamad›¤› durumlarda; ülkemizde s›kça görülen parti kapatmalar, meclis bahçesinde gözalt›na al›nmalar vs. yaflan›r. Halk›m›z›n ekonomik durumu gitgide daha kötüye gitmektedir. Bu durum da sistemden kopuflu h›zland›ran-h›zland›racak bir olgudur. Egemen s›n›flar bu nedenle toplumun çeflitli kesimlerini kendisine ideolojik-politik-ekonomik olarak ba¤laman›n yollar›n› sürekli gelifltirmek zorunda kalmaktad›rlar. Önümüzdeki seçimlerde her parti “merkez” parti oldu¤unu göstermek için asl›nda birbirinden fark› olmayan, sadece isim olarak farkl›l›k arz eden “sa¤” ve “sol” isimleri vitrine ç›kart›yor. Yine afla¤›da aç›klayaca¤›m›z nedenlerden dolay›, “kad›nlara” parti vitrinlerini süslemede bu defa daha çok rol verildi¤ini görüyoruz. Egemenler, toplumun farkl› kesimlerini kendine daha çok ba¤layarak yol ve yöntemler aramaktan vazgeçmiyor; çünkü genifl halk kitlelerinin düzenle ba¤›n›n zay›flamas›n›n kendisi için varl›k-yokluk sorunu oldu¤unun fark›nda. Biz bu yaz›m›zda kad›nlar üzerinde oynanan ideolojik-politik-ekonomik oyunlar› ifllemeye çal›flaca¤›z.

1. Toplumun en çok ezilen, yoksullu¤u en çok hisseden kesimi olan kad›nlara yönelik yap›lan ekonomik çal›flmalar Ülkemizde, son y›llarda burjuva kad›nlar taraf›ndan kurulan örgütlülüklerde yo¤un bir art›fl görülmektedir. Bu örgütlenmeler her ne kadar burjuva kad›nlar taraf›ndan oluflturulsa da esas çal›flmalar›n›n halk›m›z›n farkl› kesimlerinden kad›nlar› hedefledi¤i görülmektedir. KAG‹DER (Türkiye Kad›n Giriflimcileri Derne¤i), KA-DER (Kad›n Adaylar› Destekleme Derne¤i), KEDV (Kad›n Eme¤ini De¤erlendirme Vakf›), D‹KAD (Diyarbak›r ‹fl Kad›nlar› Derne¤i)… vs. Bu örgütlülüklerin çeflitli çal›flmalar›n›, projelerini hemen her gün gazetelerden izleyebiliyoruz. Bu örgütlenmelerin artmas›n›n ve çal›flmalar›n›n esas hedefinin halk›m›z›n farkl› kesimlerindeki kad›nlar olmas›n›n nedeni ne?

Egemenler, yaray› iyilefltirmez Gün geçtikçe artan yoksullu¤un toplumlarda en çok kad›n› vurdu¤u bilinen bir gerçekliktir. Ülkemizde de, IMF ve DB’nin eliyle uygulanan yap›sal uyum programlar›ndan do-

lay› çocuklar›n› besleyemeyen, hem kendileri hem de eflleri iflsiz kalan kad›nlar etkilenmektedir. ‹flte bu kanayan ve gitgide kangrene dönüflmekte olan toplumsal yaraya, düzenin sa¤l›¤›, selameti için burjuvazi el atmak zorundayd›. Bu bahsetti¤imiz çeliflkiler, devrimci örgütlerin çal›flmalar› için, kad›nlar›n gerçek kurtulufllar›n›n nerede oldu¤unun gösterilmesi için çok uygun bir ortamd›r. Burjuvazi kendisini tehdit eden bu ortamda çeliflkileri yo¤un olarak yaflayan kesimlerin devrime kanalize edilebilmesinin önünü kesmek için yaray› iyilefltirmeden (çünkü niteli¤i gere¤i iyilefltirilemez) ac›s›n› çekilebilir hale getirmek için u¤rafl veriyor.

en az % 60’a ç›kar›lmas› hedeflenmektedir. AB’ye aday olan Türkiye’de de do¤al olarak bu oran›n % 60’a ç›kar›lmas› istenmektedir. ‹flte “ekonomik baflar›”ya ulaflmak için en ucuz iflgücü olarak de¤erlendirilen kad›nlar›n, ifl yaflam›na daha çok kat›lmaya çal›flmas›n›n nedeni budur! Kurulan kad›n örgütlerinin amac› da budur… böylece hem yukar›da bahsetti¤imiz dalga k›ran misyonunu yerine getirilecek, hem de gitgide düflen kâr oranlar›n› yükseltme f›rsat› bulacaklard›r.

Kad›n örgütlenmelerinin finansörleri ve çal›flmalar› fiimdi bu kad›n örgütlülüklerinin finansörlerine ve çal›flmalar›na biraz daha yak›ndan bakal›m…

Kad›nlar›n s›n›fl› toplumlar tarihi boyunca daha ucuz olan eme¤ini daha fazla sömürebilmektir amaçlanan. Fakat burjuvazinin tek amac› bu de¤ildir. Her zamanki gibi burjuvazi tek taflla birçok kufl vurman›n peflindedir. AB ülkeleri taraf›ndan “kad›n erkek eflitli¤inin gözetilmesi ve kad›n ç›karlar›n› temsil etmesi amac›yla” 1990 y›l›nda Avrupa Kad›n Lobisi (EWL) kurulmufltur. Bu ihtiyac›n duyulma sebebi “eflit muamele ve f›rsat eflitli¤inin ekonomik baflar› ve gelecekteki toplumsal ba¤l›l›¤› art›rmas›” olarak aç›klanm›flt›r. Yani AB temsilcileri, kad›n lobisi kurmalar›n›n nedenlerini hiçbir flekilde perdeleme gere¤i duymadan aç›klam›fllard›r: Ekonomik baflar› ve toplumsal ba¤l›l›k. “Toplumsal ba¤l›l›k” denen fleyin kad›nlar›n gelecek nesillerin yetifltiricisi olarak düzene daha fazla angaje edilmeleri oldu¤u aç›kt›r. Ki yaz›n›n ilerleyen bölümlerinde, Türkiye’deki çeflitli kad›n derneklerinin da buna özel vurgu yapt›klar›n› görece¤iz.

Haydi kad›nlar sömürülmeye... Kad›nlar›n istihdama kat›l›m oran›n›n artmas› AB ülkelerinin flu anda bafl amaçlar›ndan biri. Kad›nlar›n s›n›fl› toplumlar tarihi boyunca daha ucuz olan eme¤ini daha fazla sömürebilmektir amaçlanan. OECD ülkelerinde kad›nlar›n iflgücüne kat›l›m oran› % 61, AB ülkelerinde % 57.1, Türkiye’de % 25’tir. AB ülkelerinde en k›sa sürede bu oran›n

TÜKONFED (Türk Giriflim ve ‹fl Dünyas› Konfederasyonu) bünyesinde TÜS‹AD ve di¤er bütün S‹AD’lar ile sektörel dernekler federasyonlar›n› toplayan bir oluflumdur. 9 bin iflveren üyesi var. Y›ll›k cirosu 145 milyar dolard›r. Bu konfederasyon 2007’yi “Sanayide Kad›n Y›l›” olarak ilan etti. Anlafl›laca¤› üzere bu konfederasyon, kad›n örgütlerinin finans ifllerinde önemli bir yer tutmaktad›r. Bunun d›fl›nda DB’nin, BM’nin ve Soros Vakf›’n›n çeflitli kad›n derneklerini destekleyece¤ini biliyoruz. KAG‹DER, direkt olarak büyük burjuva kad›nlar›n›n yönetiminde, daha alttaki yöresel dernekler içinde politikalar belirleyen dernektir. Di¤er kad›n derneklerinin ço¤u bir flekilde bu dernekle ba¤lant›l›d›r. fiu anda bu derne¤in gündeminde kad›nlar›n daha çok say›da meclise girmesinin sa¤lanmas› vard›r. KAG‹DER’in amaçlar› do¤rultusunda çal›flmalar yapan daha küçük derneklerin çal›flmalar›na daha yak›ndan bakal›m: D‹KAD, May›s ay›nda a¤›rl›kl› olarak T. Kürdistan›’ndaki 17 ilden 150 iflkad›n›n›n kat›ld›¤› bir toplant› yapt›. Toplant›n›n amac›, istihdam yaratacak giriflimcilere model ve destek olmak olarak aç›kland›. D‹KAD bu toplant›s›nda Avrupa Kad›n Lobisi Türkiye Koordinasyonuna üye olmak için baflvuru karar› al›yor. Ayn› ifllevli Mardin ‹fl Kad›nlar›

Derne¤i de 19 May›s günü aç›ld›. Bu derneklerin peyderpey aç›lmaya devam edece¤ini ö¤reniyoruz ve ilk s›ralarda fianl›urfa, Van, Tunceli var. D‹KAD’›n toplant›s›nda kad›nlar›n istihdama kat›l›m›ndaki üç büyük engel “temel ve mesleki e¤itimde yetersizlik ile zay›f vatandafll›k bilinci” fleklinde s›ralan›yor. “Temel ve mesleki e¤itimde yetersizlik” kad›n toplant›lar›n›n hepsinde vurgulan›yor. Bu “yetersizlik” nedeniyledir ki, son y›llarda k›z çocuklar›n› okula yönlendirme amaçl› kampanyalar h›z kazanm›flt›r. Teknolojinin geliflimiyle birlikte art›k sadece okuryazarl›k oran› Türkiye’de % 80. Burjuvazinin önüne koydu¤u hedef sadece okur-yazarl›¤› art›rmak de¤il, teknolojinin kullan›ld›¤› yerlerde ucuza çal›flabilecek eleman yetifltirmektir. Burada hemen Hac› Ömer Sabanc› Vakf›’n›n May›s ay›n›n son haftas›nda Sabanc› Üniversitesi, ‹çiflleri Bakanl›¤› ve BM temsilcileriyle birlikte “kad›n ve k›z çocuklar›n›n insan haklar›n›n korunmas› ve gelifltirilmesi ortak program›” çerçevesindeki “Kad›n Dostu Kentler” isimli projesine de¤inmekte fayda var. (Bu projede Kad›ndan Sorumlu Bakanl›¤›n de¤il de ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n rol almas› da ayr›ca dikkat çekicidir.) Bu projeyle, yerel yönetimlerde kad›n say›s›n›n artt›r›lmas› ve böylelikle kad›nlar›n sosyal yaflama daha aktif kat›lmas›n›n hedeflendi¤i söylenmektedir. Proje flimdilik fianl›urfa, Van, Kars, Nevflehir, Trabzon, ‹zmir illerini kapsamaktad›r. D‹KAD toplant›s›nda; istihdama kat›l›m›n önündeki bir di¤er engel de “zay›f vatandafll›k bilinci” olarak belirtiliyordu! Zaten bu aç›klama, derneklerin neden daha çok T. Kürdistan›’nda yo¤unlaflt›¤›n› bize göstermektedir. AB’nin Kad›n Lobisini oluflturma gerekçelerinden biri de buydu! Amaçlanan; ekonomik olarak bir ba¤ oluflturup aidiyet duygusunu güçlendirmek, “e¤itim” kapsaml› projelerle hâkim ulus ideolojisini afl›lamak ve böylece “ulus devletini koruyan” ve “ulus devletini korumak için canla baflla çal›flan” ve bu bilinci çocuklar›na aktaran kad›nlar yaratmakt›r. Bir di¤er örgütlenme olan KEDV’in çal›flmalar›na Mardin’den bafllamas› bütün bu nedenlerden dolay› gayet anlafl›l›r gelmektedir. KEDV Mardin’deki en yoksul mahallede çal›flmalar›na bafllam›fl. “Kentin sosyo-ekonomik görünümü, hem KEDV’in ‘Mardin tercihi’ni hem de projenin farkl›l›¤›n› anlamam›z aç›s›ndan oldukça çarp›c›… Mardin’in en yak›c› sorunlar› iflsizlik, yoksulluk, yat›r›m ve e¤itim a盤›… 705 bin 98 nüfuslu kentte yeflil kartl›lar›n say›s› 280 bin 806, yani nüfusun % 40’› yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda… Mardin’de kad›nlar›n ücretli çal›flanlar içindeki pay› sadece % 1,62; okur-yazar oran› ise % 36. Türkiye genelinde % 14’lerdeki okul öncesi e¤itim ve bak›m hizmetlerinin, Mardin’de % 1’in alt›nda oldu¤u tahmin ediliyor…” (Dünya Gazetesi; 03.05.07)


25

76 Biraz uzun bir al›nt› oldu ama il tercihlerinin hiçbir flekilde tesadüf olmad›¤›n›; burjuvazinin kendi dilinden duymak aç›s›ndan önemli. ‹flte KEDV; en yoksul kent Mardin’in en yoksul mahallesinden ifle bafll›yor. Önce bir Kad›n ve Çocuk Merkezi kuruyor. Çocuklara “profesyonel e¤itimciler”in gözetiminde “oyun ve e¤itim imkan›” veriliyor. Sonra “Kad›n ‹fl Destek Merkezi” aç›l›yor. Hediyelik eflya, g›da ve sabun üretim atölyeleri kuruluyor. Türkiye’nin en yoksul ilinin en yoksul semtindeki bu projenin; 36 ülkede 11 bin çal›flan› olan ve 600’den fazla ürünü ile jenerikte en genifl ürün portföyüne sahip ‹zlanda menfleli Actavis’in destekçi oldu¤unu ve buradaki çal›flmalarda Actavis’e sabun üretildi¤ini ö¤reniyoruz. Bu örnekte somut olarak gördü¤ümüz gibi; büyük uluslararas› flirketler en ucuz iflgücüne iflte böyle ulaflmaktad›r. Burjuvazi bu sömürüyü her zamanki gibi gerçekleri tersyüz ederek yans›t›yor: “Kad›nlar›n toplumsal yaflama kat›lmas› için”, “yoksulluktan kurtulmalar› için” vs. vs. Unutulmamal›d›r ki burjuvazi niteli¤i gere¤i; karfl›l›¤›n› katbekat fazlas›n› almadan hiçbir yat›r›m yapmaz!

Çal›flmalara devlet deste¤i Tüm bu çal›flmalar; parlamentodan geçen yasalarla da destekleniyor. Bu y›l Mart ay›nda “ev kad›nlar›na ifl imkan›” tan›yan kanun meclisten geçti. Dünya Gazetesi ekonomi yazar› Tevfik Güngör; tekstil ve giyim sanayinde eliflinin giderek artan öneminden, kad›nlar›n bunu evde yapabileceklerinden, kad›nlar› fabrikaya tafl›man›n, sigortaya tabi olarak çal›flt›rman›n hem sosyal hem ekonomik maliyeti oldu¤unu, ev ifli ve çocuk nedeniyle birçok kad›n›n istedi¤i halde çal›flamad›¤›n›, bu kanunla birlikte evde çal›flan kad›nlar›n eme¤ine sahip ç›k›labilece¤ini vurguluyor. Tafleronlaflt›rma, esnek çal›flma günümüzde her zamankinden daha yo¤un yaflan›yor ve kad›nlar bu dermeklerin en ücra mahallelere kadar girmesiyle bu a¤›n içerisine al›n›yor. Türkiye’de yar›-feodal yap› nedeniyle kad›nlar, özellikle birkaç büyük flehir d›fl›nda istihdam d›fl› kalmaktad›r. K›z çocuklar›n›n erken yaflta evlendirilmesi, kendilerinden küçük kardefllerine bakma zorunluluklar› gibi nedenlerden dolay› okullaflma oran› erkeklere göre çok daha düflüktür. Kad›nlar sanayi dallar›ndan çok tar›msal alanlarda çal›flmaktad›rlar ve bu da ücretsiz aile iflçisi fleklinde olmaktad›r. ‹flte bu toplumsal yap›; likidite bollu¤unun yafland›¤›, kâr oran›n›n düfltü¤ü bir ortamda; art›de¤er sömürüsünün artmas› önünde bir engeldir. Hat›rlan›rsa Nobel ödülü alan Yunus Muhammed’in mikro kredi projelerinin de ilk hedefi kad›nlard›… Burjuvazinin toplumun en çok ezilen, yoksullu¤un ac›s›n› en çok hisseden, gelecek nesilleri yetifltiren kad›nlar›m›za, kurdu¤u burjuva kad›n örgütleriyle ekonomik olarak ulaflmaya çal›flmas›n›n nedenleri ve bunlar› nas›l yapt›¤› k›saca bu flekilde özetlenebilir. Bu çal›flmalar›n çeflitli kültürel etkinliklerle desteklendi¤i, çocuklar› da kapsad›¤› ve ge-

reken yerlerde hemen gerekli yasalar›n ç›kar›ld›¤› da görülmelidir.

2- Burjuvazinin; kad›n milletvekillerini art›rmak istemesi… Burjuva kad›n örgütlülükleri son y›llardaki tüm seçim dönemlerinde parlamentoya daha fazla kad›n milletvekilinin girmesi gerekti¤ini vurguluyorlar. “Toplumun yar›s›n› temsil eden kad›nlar›n, ayn› oranda parlamentoda olmay›fl› demokrasinin yar›m yaflanmas›d›r!” Yani yaflanan sorunlar›n temelinde, bu “yar›m demokrasi” var ve bunu düzeltmenin yolu kad›n say›s›n›n art›r›lmas›; görünürdeki savunular› bunlar. Bizler biliyoruz ki; parlamentonun tamam› kad›n olsa bile, ne kad›nlar›m›z›n ne de halk›m›z›n herhangi bir kesiminin hiçbir sorunu çözülemez. Yap›lmaya çal›fl›lan her zamanki gibi bilinç bulan›kl›¤› yaratmak, sistemin tüm olumsuzluklar›n› en fliddetli flekilde yaflayan kad›nlar›m›z› düzene yedeklemektir. Bu nedenle burjuvazinin ekonomik-politik-ideolojik tüm çal›flmalar›, bofla ç›kar›labilmek için önemsenmek zorundad›r. “Bat›n›n ve Do¤unun hareketi içine çekilmemifl kad›n kitleleri kay›ts›z-koflulsuz sermayenin bir dayana¤›, karfl› devrimci propagandan›n bir nesnesini olufltururlar. S›n›f bilinci olmayan kad›nlar›n çok üzücü bir rol oynad›klar› Macar devriminin deneyimi toplumsal devrim yolunda ilerleyen bütün ülkelerin proleterlerine bir uyar› olmak zorundad›r.” (Komünist Enternasyonal, III. Kongre) Bu al›nt›dan da anlafl›laca¤› üzere burjuvazinin kad›nlara yönelmesi, kad›nlar› karfl›devrimci propagandan›n bir nesnesi haline getirme çabas› yeni de¤ildir. Ve devrimciler, komünistler boflluklar› doldurmad›klar› sürece, burjuvazinin bu çal›flmalar›n›n sonucunu almas› kaç›n›lmazd›r.

Yönetimin/sistemin parças› olmak Burjuvazinin 1980’li y›llardan itibaren ön plana ç›kard›¤› bir kelime de “yönetiflim”dir. Buna göre toplumun her kesiminden bireyler, kurula-

cak mek a nizmal a r l a devlet yönetiminde hak sahibi olacaklard›r. Bu kesimlerin aras›nda yarat›lacak olan uzlaflmayla kararlar al›nacak, böylece hiçbir kesim d›flland›¤›n›

hissetmeyecek; yönetimi, devleti sahiplenecek, kendisi de bu yap›n›n bir parças› olacak! 1980’lerden sonra STK’lar›n baflta emperyalist-kapitalist ülkeler olmak üzere bu kadar ön plana ç›kar›lmas›n›n sebebi de budur. Bu sistem emperyalist-kapitalist ülkelerde daha çok kullan›labilse de; 2002 seçimlerinde baflta AKP olmak üzere di¤er siyasi partilerin programlar›nda da olan “yönetiflim” ilkesi bizim gibi ülkelerde fleklen dahi olsa yaflama geçirilememifltir. Bu kapsamda oluflturulan ESK bir ifle yaramam›flt›r. fiimdiki seçimlerde karfl›m›za ç›kan, burjuvazinin temsilcisi TÜS‹AD Baflkan›n›n her f›rsatta belirtti¤i ve art›k “zorunlu bir ihtiyaç” olarak de¤erlendirilen; toplumun yar›s›n› oluflturan kad›nlar›n mecliste temsilinin istenmesi ayn› zamanda bu kapsamda de¤erlendirilmelidir. fiekilsel de olsa, bir ülkede parlamentonun var olmas›, egemen s›n›flara ezilen halklar›n manipülasyonu için daha çok olanak sa¤lamaktad›r. “Yönetiflim” fleklinde isimlendirdikleri tarz kendi istedikleri biçimde yaflama geçememiflse de; gerekti¤i müddetçe bu formülasyon üzerinden kitleleri düzene yedeklemeye çal›flacaklar› aç›kt›r. De¤erlendirilmesi gereken, ama konumuz olmad›¤› için ayr›nt›s›na girmeyece¤imiz, sadece konumuzla ba¤lant›s› aç›s›ndan feministlerin de bak›fl aç›s›na de¤inmekte fayda var. “fiu geldi¤imiz süreçte, politikan›n yap›lamamas› bile erkek dili ve söyleminden kaynakl›. Kad›nlar›n gücüne inan›yorum… Yasalar› uygulayanlar›n ço¤u erkek, onlara bu yasalar› anlatmak gerekiyor, hakimlere, savc›lara, avukatlara, karakoldakilere…” (Mor Çat›’da çal›flan avukat Nurpen Sancak) Bu düflünme tarz›na, bu kadar net ifade edilmese de veya farkl› biçimlerde ifade edilse de; toplumumuzun farkl› ezilen kesimlerinin sahip oldu¤unu görüyoruz. Kürtlerin, çevrecilerin, özürlülerin parlamentoya girme istemleri hep “orada olmad›¤›m›z için, temsil edilmedi¤imiz için hakk›m›z› alam›yoruz” fleklinde olmaktad›r. Bu düflünme tarz›, tüm toplumda hakim k›l›nmaya çal›fl›lm›yor mu? “Kad›n dilinin” hakim olmas›ndan bahsediliyor. Parlamentonun ülkemizde faflizmin peçesi rolünü bir tarafa b›raksak bile kad›n dilinin, erkek dilinin, çocuk dilinin… s›n›fsal olmas› d›fl›nda bir seçenek var m›? fiu anda dünyan›n en güçlü kad›n› olarak nitelendirilen Rice; mensup oldu¤u s›n›f›n dilini mi kullan›yor yoksa geldi¤i ezilen ›rk›n, siyahlar›n dilini bir “kad›n dili” oluflturarak m› savunuyor? Yine Ri-

15-28 Haziran 2007 ce’›n öncesinde Madline Albright, kimin dilini konufluyordu dünyan›n çeflitli yerlerinde ezilen halklar›n üzerine bombalar›n ya¤mas›n› sa¤larken? Ya Merkel kimin dilini konufluyor? Fazla uza¤a gitmeye gerek yok; T. Kürdistan›’nda savafl›n en çok boyutland›¤›, faili meçhullerin dizginsizce yafland›¤›, zindanlarda tutsaklar›n katledildi¤i dönem bir “kad›n” ve bir “ana” olan Tansu Çiller ve onun bakan› Meral Akflener bafl aktristler de¤il miydi? “Kad›nlar›n lehine yasalar›n ç›kar›lmas› ve uygulanmas› için mecliste yer almal›y›z!” diyor KAG‹DER üyesi. Kesinlikle, bu dönemde de sonras›nda da kad›nlarla ilgili birçok yasan›n ç›kar›laca¤›na inanabiliriz. Çünkü “ekonomik baflar› ve gelecekteki toplumsal ba¤›ml›l›k için cinsler aras› eflit muamele ve f›rsat eflitli¤inin” çok büyük önemi oldu¤unu söyleyen AB, 35 konu bafll›¤›n› kad›nlar için ay›rm›fl. Avrupa Kad›n Lobisi; “ifl piyasas›ndan cinsiyet ayr›mc›l›¤›n› engellemek için” 3 milyar Euro ay›rm›fl. Emzirme odalar›, krefl, do¤um izni gibi kad›n› eve ba¤layan unsurlardan bir nebze de olsa kopuflunu sa¤layacak “haklar” verilmesi isteniyor. Tabi sadece bu de¤il; yukar›da bahsetti¤imiz yasalar›nda oldu¤u gibi daha rahat sömürü imkan› için, tafleronlaflt›rma ve esnek çal›flman›n daha da boyutlanmas› için “evde çal›flma” imkanlar›n›n art›r›lmas› için yasalar ç›k›yor vs. vs.

Gerçekleri do¤ru yorumlayal›m K›sacas› asl›nda düzenden umudunu kesme aflamas›ndakilerin veya kesenlerin a¤›zlar›na bir parmak bal çal›narak tekrar sistemin içine, bu sefer daha güçlüce çekilmeye bafllamas›ndan baflkaca bir fleyi anlatm›yor bu çal›flmalar. Burjuva kad›nlar eliyle sömürülmenin, görünürde onlar›n kad›n olarak önayak olduklar› yasalarla daha pervas›zca ezilmenin, kad›n iflçiler için, ev kad›nlar›m›z için, Kürt kad›nlar› için herhalde bir avantaj oldu¤u söylenemez. Bu milliyetçi argümanlar gibi bir fleydir… Alman burjuvazisi yerine Türk burjuvazisinin-toprak a¤alar›n›n sömürmesini istemek gibi bir fleydir. Yaz›lanlar› toparlarsak; bunlar› burjuvazinin politikalar›-oyunlar› deyip önemsememek yapaca¤›m›z en yanl›fl de¤erlendirme olur. “Tasfiyecilik rüzgarlar›n›n” etkisi; kendili¤inden veya sadece devrimci örgütlenmelerin yetersizli¤inden kaynaklanm›yor. Burjuvazinin toplumun tüm ezilen kesimleri üzerinde bilinçli bir çal›flmas› mevcuttur. Elbette ki üstü ne kadar kapat›lmaya çal›fl›l›rsa çal›fl›ls›n gerçekler de¤iflmez. Ama gerçekler, do¤ru bir flekilde yorumlanamad›¤› müddetçe, yaflanan açl›¤›n, görülen bask›n›n esas kayna¤›n›-nedenlerini görmek-gösterebilmek çok daha zorlafl›r. Burjuvazinin yapmaya çal›flt›¤› da budur; gerçeklerin do¤ru bir flekilde alg›lanmas›n›n önüne geçmek, bir sis perdesi oluflturmak ve böylece ömrünü biraz daha uzatmakt›r. Devrimci ve komünistler çal›flmalar›n› lay›k›nca yapamad›¤› takdirde, III. Enternasyonal’den yapt›¤›m›z al›nt›daki gibi sadece kad›nlar de¤il, halk›m›z›n çok farkl› kesimleri de düzenin çark›na su tafl›maya devam ederler…


26

15-28 Haziran 2007

Onlar savafl› savafl›n içerisinde ö¤rendiler, savaflta ölümsüzlefltiler! Tarihin ak›fl›n› de¤ifltirmek isteyenler, büyük bir sab›r, cüret ve kararl›l›kla yürümüfllerdir karanl›¤›n üzerine tarihler boyu. Çünkü karanl›¤a ayd›nl›k tafl›mak “bir ziyafet de¤il, bir savafl iflidir” ezenle ezilen kavgas›nda. Kuflkusuz bu kavga yenilgi-yengi ama nihayetinde zaferle taçlanan bir yürüyüflün ad›mlar›yla sonlanacakt›r. Ve bu sonda tarih hiçbir zaman unutamayaca¤› kahramanl›klara tan›kl›k etmifltir yüzy›llar boyu. ‹nsan›n insan› sömürüsünün son buldu¤u, s›n›rlar›n-s›n›flar›n parçaland›¤› “egemenlerin korktu¤u hayalet” komünizm gerçek oldu¤unda tarih, sayfalar› üzerine alt›n harflerle yaz›l› özgürlük savaflç›lar›n› anlatacak komünizmin çocuklar›na. Her biri ayr› özellikleriyle, ayn› ideal için çarpan yürekleriyle kaz›nacak yar›n›n çocuklar›n›n bilincine. Kimisi fedakar-özverili, kimisi savaflç›, kimisi iyi bir ajitatör, kimisi ise bir önder. Ve bu tarih sayfalar› 21 Haziran 1992’de iki yi¤it Partizana da yer verecek güçlü puntolarla, silinmeyecek kadar köklenmifl yaz›larla. Bu tarihin sayfalar›nda yer bulan ‹smail Bulut (fiahin, Qero) ve Do¤an Karada¤ (Topçu) yoldafllar da yaflamlar›yla büyük bir de¤er, kavgac› ruhlar›yla iyi bir ö¤retmen oldular. 21 Haziran’da Artvin fiavflat’ta bomba imal ederken Do¤an Karada¤ elindeki bomban›n patlamas›yla flehit düflerken, ‹smail Bulut yoldafl da yaral› olarak düflmana esir düfler. Düflman›n tüm bask› ve iflkencelerine ra¤men O, komünist önderi ‹brahim Kaypakkaya’dan devrald›¤› “‹flkencede düflmana ser verip, s›r vermeme” gelene¤inin bir devamc›s› olarak iflkencecilere karfl› direnir. ‹smail yoldafl› konuflturamayaca¤›n› anlayan düflman, birçok devrimci ve komüniste yapt›¤› gibi O’nu da katleder. Çocuk yaflta gerillay› tan›yan onlarla büyüyen da¤lar›n fiahin’i (‹smail Bulut) ortaokul y›llar›nda kat›ld›¤› s›n›f mücadelesinde k›sa zamanda geliflerek iyi bir kavga adam› olarak flehit düflmüfltür. TKP/ML MK üyesi olarak ölümsüzleflen ‹smail Bulut’un kavga yaflam› ve kiflili¤ine vurgu yapan TKP/ML MK, yay›nlad›¤› bildiride O’nun için flunlar› belirtmifltir. “fiahin yoldafl Parti kademelerinin en alt›ndan en üstüne kadar birçok mevkide faaliyet yürütmüfltür. Ayn› zamanda TKP/ML’ye ba¤l› T‹KKO içerisinde de birçok kademede görev alan önder bir yoldaflt›r. K›sacas› fiahin yoldafl flehit düflünceye kadar tüm görevleri gücü yetti¤ince baflar›l› bir flekilde yerine getirmeye çal›flan iyi bir komiser,

de¤erli bir komutand›r.” Do¤an Karada¤ da (Topçu) kavga içerisinde askeri özellikleriyle ön plana ç›karak düflman›n hakl› korku ve nefretini, halk›m›z›n da sevgisini kazanm›flt›r. Bir yoldafl› Topçu’yu anla-

t›rken “O atmaca bir kufl misali av›n› seyredip büyük bir ustal›kla yönelip sonuç alarak gerilla üslerine çekilirdi. O her sinsi ve kallefl pusuda grubuna kay›p verdirmeden pusular› yar›p ç›km›flt›r. Bundan dolay› düflman›n Diyarbak›r’daki bir yetkilisinin ‘bu da¤larda ikimize yer yok. Ya o ölecek, ya da ben’ demesi bofluna de¤ildir. Topçu’nun özellikle askeri konulardaki deneyimi ve birikimi tamam›yla mücadeleci bir yaflam sonucu elde edilmifl kazan›mlard›r” demiflti. Bu noktan›n üzerinde durmak gerekir. Yoldafl› Topçu’yu anlat›rken önemli bir noktaya vurgu yapm›flt›r. “Savafl savaflarak ö¤renilir” belirlemesi pratik zemin bulmal›d›r herkes aç›s›ndan. Burada önemli olan savafl›rken kendini ve yoldafllar›n› gelifltirmek, Partiyi gelifltirmek, s›n›f mücadelesini gelifltirmektir. MLM’yi kavramadan, onu yaflama geçirme gayreti içerisinde olmadan bir savafltan bahsetmiyor tek bafl›na yoldafl›n› anlat›rken. Savafl›, rehber ald›¤›m›z MLM bilimini somut koflullara uygulayarak savaflmak olarak anlamal› ve bu do¤rultuda s›n›f mücadelesinin engin denizinde bir kulaç da biz atmal›y›z. ‹smail Bulut TKP/ML MK üyesi kimli¤iyle ölümsüzleflirken, Do¤an Karada¤ için bugün iyi bir komiser, iyi bir komutan deniliyorsa bu onlar›n savafl içerisindeki flekillenen kifliliklerinin bir sonucudur. Ve biz bugün onlar› salt burada yaz›lan ve söyle-

nenlerle de¤il, TKP/ML MK’s›n›n “fiehitler verilecektir. fiehitler verilmeden hedefimiz olan ba¤›ms›zl›k, halk demokrasisi ve sosyalizme ulafl›lmas› ve oradan da komünizme var›lmas› mümkün de¤ildir. Öyleyse flehit düflen yoldafllar›m›z için matem tutmaya hakk›m›z yok. fiahin (‹smail Bulut) ve Topçu (Do¤an Karada¤) yoldafllara gerçek anlamda ve onlara yarafl›r bir sayg› ve sevgi göstermek istiyorsak, bunun yolu umutsuzlu¤a, karamsarl›¤a kap›lmak ve yas tutmak de¤il, s›n›f düflmanlar›m›za olan kinimizi, davam›za olan inanc›m›z› ve kararl›l›¤›m›z› bir kat daha art›rarak, flehitlerimizin b›rakt›¤› k›z›l bayra¤› savaflkan bir ruhla daha görkemli bir flekilde düflmana inat dalgaland›rmak ve var gücümüzle partimiz TKP/ML’yi desteklemek ve ordumuz T‹KKO saflar›nda savaflarak daha bir boyutland›rmakt›r” belirlemesini yaflama geçirmekle kavgam›zda yaflatabiliriz. Bu gün düflman›n sald›r›lar›n›n yan›s›ra yine tasfiyeci anlay›fl›n yaflam bulmaya çal›flt›¤› bir süreçte flehit düflen yoldafllar ancak kavgan›n s›cak mevzilerinde an›lacakt›r. Yaflamlar›yla oldu¤u kadar ölümsüzlü¤e giderken de gösterdikleri cüret ve kararl›l›ktan ö¤renmeli, onlara lay›k olmal›y›z. ‹çinden geçti¤imiz süreçte flehit düflen her yoldafltan oldu¤u kadar ‹smail ve Do¤an yoldafllardan da kavgam›z için ö¤renecek çok fleyimiz var. Kavgada geliflim ve önderlik misyonu, savaflç› kiflilik, kararl›l›k ve cüret her iki yoldafl›n da öne ç›kan önemli özelikleridir. Bizler de savafl›n ihtiyaçlar› çerçevesinde kendimizi savafla göre flekillendirmeli, dönemin daha çok ‹smail, daha çok Do¤an yoldafllara ihtiyac› oldu¤unu bilincimize kaz›mal›y›z.

76 KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Aziz Akp›nar: 17 Haziran 1978’de Tarsus’ta polis taraf›ndan katledildi. Aziz Araz: Aslen Karsl› olan Aziz Araz, 15-16 Haziran’la ilgili yap›lan gösteriler sonras›nda 16 Haziran 1980 tarihinde ‹stanbul’da gözalt›na al›narak iflkencede katledildi. Devrimci örgüt T‹KB’nin yapt›¤› bir korsan eylem sonras›nda ç›kan çat›flmada bir aste¤men ve iki er öldürülmüfltü. Tek bir eylemciyi dahi ele geçiremeyen devlet, bölgede insan av›na ç›km›flt›. Bu operasyonlar s›ras›nda Aziz Araz da gözalt›na al›nd›. Aziz Araz ve T‹KB militan› Songül Kayabafl› bu iflkenceler sonucuna katledildiler. Efendi Diril: 30 Haziran 1980 tarihinde ‹stanbul Kanarya’da katledildi. 1956 y›l›nda Dersim’in Ovac›k ilçesi Hölükufla¤› köyünde dünyaya gelen Efendi Diril, henüz çocuk yafllarda tan›flt› faflizmin zulmüyle. 1976 y›l›nda TKP/ML saflar›na kat›ld›. Birçok eylemde aktif rol alan Efendi Diril, 1978 y›l›nda Parti Üyesi olduktan sonra da çeflitli askeri eylemlerde yerini ald›. ‹stanbul Bölgesi Örgütlenme Komitesi’nde yer al›yordu. Yi¤it, militan, fedakar mücadelesiyle k›sa zamanda düflman›n korkulu rüyas› haline geldi. ‹stanbul Kanarya Çakar soka¤›nda vücuduna 20 kurflun s›k›larak katledilmifl vaziyette bulundu. Cenazesi daha köye varmadan Ovac›k Merkez’de görkemli bir tören düzenlendi. 2000’i aflk›n kitlenin hep bir a¤›zdan att›¤› “Efendiler Ölmez” sloganlar›yla u¤urland›. Aziz Erkoç: Aziz Erkoç (‹zzet) Dersim-Hozat Tagar köyünde do¤du. 1980 öncesinde mücadeleye kat›ld›. Fatih Öktülmüfl: 1949 do¤umlu olan T‹KB MK Üyesi Mehmet Fatih Öktülmüfl, ‘68 kufla¤› devrimci gençli¤in anti-faflist, anti-emperyalist mücadelesinin içinde yer ald›. Devrimci bir grubun içinde faaliyet sürdürürken 12 Mart döneminde tutsak düfltü. Hapishaneden bafl› dik ç›kan Fatih Öktülmüfl, Çukurova tar›m iflçilerinin aras›nda sendika çal›flmas› yürüttü. 1976’da yeniden tutukland›¤›nda yine flubedeki direnifliyle düflman› ç›lg›na çeviriyordu. T‹KB kadrolar›ndan Osman Yaflar Yoldaflcan’›n flehit düfltü¤ü çat›flmada a¤›r yaraland›. Ard›ndan yakaland›¤› Adana’da, 12 Eylül faflizminin en a¤›r döneminde Adana, Ankara ve ‹stanbul polisinin aylar süren iflkencelerine devrimci iradeyle karfl› koydu. Kabakoz, Metris, Sultanahmet’te süren tutsakl›k yaflam› Sa¤malc›lar Özel Tip Hapishanesi’nde son buldu. 1983 sonlar›nda Tek Tip Elbise uygulamas›na karfl› T‹KB ve Devrimci Sol’un bafllatt›¤›, Devrimci-Sol savaflç›lar› Abullah Meral, Hasan Telci ve Haydar Baflba¤’›n da flehit düfltü¤ü Ölüm Orucu direniflinin 67. gününde 17 Haziran 1984’te flehitler kervan›na kat›ld›.


27

76

15-28 Haziran 2007

“Faflizme karfl› savaflta flehit düflen 17’ler devrim mücadelemizde yafl›yor/yaflayacak” ‹ki y›l önce faflist TC ordusunun “özel bir katliam operasyonu” ile 16–17 Haziran 2005 tarihinde Dersim Ovac›k Mercan Vadisi’nde aralar›nda Genel Sekreter Cafer Cangöz’ün de oldu¤u 17 de¤erli MKP/HKO kadro ve savaflç›s› katledildi. 17’lere yönelik gerçeklefltirilen bu katliam operasyonu, Türkiye Devrimci Hareketi aç›s›ndan tarihsel bir öneme sahiptir. Kay›plar içerisinde uzun y›llar›n› devrimci mücadeleye veren, faflizmle hemen hemen her alanda difle difl bir mücadele sergileyen, direngen ve bafle¤mez bir tutum tak›nan de¤erli devrimcilerin olmas› bu kayb›n önemini daha da art›rm›flt›r. 17’lere yönelik bu katliam operasyonu biz-

TC faflizminin AB üyeli¤i ile ilgili att›¤› kimi ad›mlar ve yasal düzenlemeler (kimileri buna reform diyor) onun demokratikleflti¤i, de¤iflti¤i anlam›na gelmiyor. Yap›lan sadece faflist özün üzerine göstermelik bir maske takmakt›r. Nitekim 17’lerin katledilmesi, devletin bu faflist karakterinden hiçbir fley kaybetmedi¤ini yeterince göstermifltir. Hâlâ ikna olmayanlar 17’lerin katledilmesi sonras›nda yaflanan bir dizi geliflmeye göz atmal›d›rlar. 17’lerin flehit düflmesinin birkaç ay sonras›nda, TC faflizmi taraf›ndan Türkiye Kürdistan›’nda Kürt halk›n›n ve çocuklar›n›n üzerine s›k›lan kurflunlar ve at›lan bombalar, ayn› 17’ler örne¤inde oldu¤u gibi, ulusal mücadele yürüten gerillalara yönelik kimyasal silahlarla gerçeklefltirilen katliamlar ve gerillaya yönelik

“ideolojilerin öldü¤ü”, “s›n›f mücadelesinin bitti¤i” ve özellikle “silahl› mücadele devrinin kapand›¤›” propagandalar› gelmektedir. Hatta bugün, faflizmin maafll› memurlar›n› b›rakal›m, bir k›s›m solcu, “devrimci” bile silahl› mücadeleyi savunan ve bunu prati¤e dökenleri “deli” olarak göstermekte, “bir avuç macerac›” olarak beyhude bir çabayla elefltirmeye çal›flmaktad›r. Bu anlay›fl sahipleri taraf›ndan, iflçi s›n›f›na ve emekçi halk›m›za, silahl› mücadele bir “öcü” olarak gösterilmeye, bu mücadeleyi bütün olumsuzluklara ve yetersizliklere ra¤men yürütmeye çal›flan devrimci ve komünistlerin “umutsuz bir çaba içerisinde” olduklar› yalanlar›yla faflizmin “y›k›lmazl›¤›n›n” propagandas› ya-

devrimcileri “bitirme”, “Kökünü kaz›ma” amac›ndayd›lar. Ancak bu amaca hiçbir zaman ulaflamayacaklar. Türkiye halk› var oldukça, bu halk içinden nice daha de¤erli devrimciler ç›kacakt›r. Geçmiflimiz buna yeterince tan›kt›r! Faflizmle mücadele içinde flehit düflen bütün devrimciler, Türkiye halk›n›n ba¤r›ndan ç›kan, Türk, Kürt ve çeflitli milliyetlerden emekçi halk›m›z›n bu de¤erli o¤ullar› ve k›zlar›, Komünist Partisi’nin Yeni Demokratik Devrim mücadelesinde hak ettikleri, lay›k olduklar› yeri alacakt›r. 17’lerin flehit düflmesi; emperyalizmin ve onun yerli uflaklar›n›n 90’l› y›llardan itibaren art›rarak sürdürdü¤ü, “ideolojiler öldü”, “S›n›f mücadelesi bitti”, “art›k silah› mücadele

zat faflist TC devletinin merkezinde planlanm›fl ve prati¤e dökülmüfltür. Bu katliam›n bilinçli olarak planland›¤› ve yönetildi¤i; 17 devrimciden baz›lar›n›n sürecin bafl›ndan itibaren düflman taraf›ndan takip edildi¤i ve as›l amac›n bu devrimcileri gözalt›na almak, tutuklamak de¤il, aksine katletmek oldu¤u, yaflanan süreçle birlikte de¤erlendirildi¤inde oldukça net olarak ortaya ç›kmaktad›r. Bu durum faflist TC devletinin özellikle silahl› mücadele yürüten devrimci örgütlere ve bu devrimci örgütlerin kadrolar›na yaklafl›m›n› ortaya koymaktad›r. 17’lerin katledilmesinin, özellikle AB süreci içinde “demokrasi” naralar›n›n at›ld›¤›, kimi reformistler ve “sol”cular taraf›ndan yaflanan geliflmelerin, at›lan kimi ad›mlar›n, yap›lan baz› yasal düzenlemelerin “devrim” olarak adland›r›ld›¤› ve propaganda edildi¤i bir süreçte gerçeklefltirilmesi ise; oldukça aç›k ve net bir mesaj› içinde bar›nd›r›yordu. TC faflizminin “demokrasi”sinin nas›l bir “demokrasi” oldu¤u, AB yolunda at›lan kimi ad›mlar›n, yap›lan kimi yasal düzenlemelerin ne menem bir “devrim” oldu¤u yaflanan bu katliam sald›r›s›yla oldukça aç›k bir biçimde ortaya ç›k›yordu. Gerçeklefltirilen bu katliamla TC “demokrasisi”nin halka, devrimcilere ve komünistlere yönelik bir demokrasi olmad›¤›, var olan “demokrasi”nin bir avuç komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n iktidarlar›n› rahat rahat sürdürmesi için oldu¤u daha net bir biçimde görüldü. Görmek istemeyen ve “demokrasi” yolunda at›lan “dev” ad›mlarla kendini avutanlara diyecek bir fleyimiz yok. Ancak bu anlay›fl sahipleri bilmelidirler ki,

artan askeri operasyonlar ve en sonu halka, devrimcilere ve komünistlere yönelik yasal sald›r› anlam›na gelen TMY gibi geliflmeler, TC’nin ne kadar “demokratikleflti¤ini” göstermektedir. Markiszm-Leninizm-Maoizm bize her sürecin olumluluklar› ve olumsuzluklar›yla bir bütün oldu¤unu; bu nedenle bir fleyi, bir olguyu, bir süreci de¤erlendirirken, olumluluklar› ve olumsuzluklar›yla de¤erlendirmek gerekti¤ini ö¤retir. ‹flte bu bilimsel yaklafl›m bizlere, komünist hareket içinde bir dönem faaliyet sürdüren, ard›ndan yaflanan geliflmeler sonras›nda Komünist Partisi’nin d›fl›na ç›kan bu devrimci kadrolar›n olumsuzluklar› ve olumluluklar›yla birlikte de¤erlendirilmesini sal›k verir. 17’ler flahs›nda Komünist Partisi aç›s›ndan var olan bu “özel” durum, onlar›n devrimci hareket içinde, devrimci mücadele içinde göstermifl olduklar› olumluluklar› yads›mam›z› getirmez. Tam aksine bizler, bu devrimci kadrolar›n, devrimci mücadele içinde gerçeklefltirdikleri olumlu pratiklerden ö¤renmeliyiz. 17’lerin faflizme karfl› mücadele içinde göstermifl olduklar› devrimci durufl, direngenlik, teslim olmama ve savafl sloganlar› hayk›rarak flehit düflmeleri bizler taraf›ndan sahiplenilmelidir/sahiplenilmektedir. 17’lerin faflizm karfl›s›nda bafle¤mez tav›rlar› ve devrim sloganlar› hayk›rarak flehit düflmeleri; Türk, Kürt ulusundan ve çeflitli milliyetlerden emekçi halk›m›za, devrimci ve komünist harekete yönelik kapsaml› sald›r›lar dikkate al›nd›¤›nda tarihsel önemde bir geliflmedir. Bugün de art›r›larak devam ettirilen bu sald›r›lar›n bafl›nda

p›lmaktad›r. 17’lerin devrim sloganlar› hayk›rarak flehit düflmeleri bu anlam›yla faflizme ve onlar›n yardakç›lar›na ve bilumum silahl› mücadele “lanetçisi” anlay›fllara önemli bir yan›tt›r. Faflizmin Türk, Kürt ve çeflitli milliyetlerden emekçi halk›m›z üzerinde sömürüsü, bask›s›, zulmü var oldukça bu ülke topraklar›nda; faflizme karfl› direnenler, teslim olmayanlar ve silahl› mücadele yürütenler mutlaka olacakt›r. Bu durumun yani silahl› mücadele yürütülmesinin, faflizm ve bilumum yardakç›s› taraf›ndan “terörizm” olarak adland›r›larak, mahkum edilmeye çal›fl›lmas› sonuçsuz bir çabad›r. Hiçbir güç devrimcilerin ve komünistlerin yürüttükleri silahl› mücadelenin hakl›l›¤›n› ve meflrulu¤unu bu türden demagojik yalanlarla ortadan kald›ramaz. 17’ler, ülkemiz topraklar›nda silahl› mücadelede ›srar pratikleriyle, faflizmin devrimci ve komünist harekete yönelik bu yönlü sald›r›lar›na karfl› önemli bir yan›t olmufl, flehit düflmeleri, Türkiye Devrimci Hareketi tarihinde belirleyici bir iz b›rakm›flt›r. Ülkemizdeki komünist hareket, 17’lerin flahs›nda devrimcilerin bu bafle¤mez tavr› ve direngenli¤inden, silahl› mücadelede ›srar çizgilerinden, savafl sloganlar› atarak flehit düflmelerinden hiçbir kayg›ya kap›lmadan ö¤renmeli ve örnek almal›d›r/almaktad›r. Do¤ru olun budur. Devrimci olan budur! 17’lerin silahl› mücadele prati¤i, Komünist Partisi’nin Halk Savafl› prati¤i içinde hak etti¤i yeri alacakt›r. 17’leri katledenler, onlar flahs›nda ülkemizdeki devrimci hareketi ve özellikle de silahl› mücadele yürüten

dönemi kapand›”, “Kimse mücadele etmiyor” söylemlerine ülkemiz topraklar›ndan verilen önemli yan›tlardan biridir. Emperyalizmin ve faflizmin bu söylemlerini art›rd›¤› süreçte, gerek dünya üzerinde ve gerekse de ülkemizde direnen, savaflan ve flehit düflen 17’ler gibi devrimcilerin ve komünistlerin varl›¤›, emperyalizmin ve faflizmin bu sald›r›lar›n›n ne kadar temelsiz oldu¤unu bir kez daha gösterdi. 17’lerin flehit düfltü¤ü süreçte ve günümüzde de; özellikle örgütsüzlü¤ün, kavga kaçk›nl›¤›n›n kutsand›¤›, devrimcili¤in “ba¤›ms›z” bir biçimde yürütülebilece¤inin s›kl›kla propaganda edildi¤i, y›lg›nl›¤›n ve devrimci mücadeleden kaç›fl›n çeflitli gerekçelerle teorize edildi¤i göz önüne al›nd›¤›nda; 17’lerin flehit düflmelerinin öneminin alt› bir kez daha çizilmelidir. 17’ler flahs›nda devrimci hareket, devrimcili¤in ancak ve ancak örgütlü bir biçimde verilebilece¤inin, verilmesi gerekti¤inin, devrim diye bir derdi olanlar›n halk diye bir kayg›s› olanlar›n bunu bizzat örgütlü mücadele içinde hayata geçirmeleri gerekti¤inin alt›n› bir kez daha, bu sefer kanlar›yla çizdiler. 17’ler devrim ve komünizm mücadelemizde flehit düflen ne ilk devrimcilerdir ne de son olacakt›r. Devrim için emek harcayan, kan ak›tan, kan döken, samimi çaba gösteren her devrimci, silahl› demokratik devrim mücadelemizde hak etti¤i yeri ve onuru alacakt›r. Onlar›n can› ve kanlar› pahas›na gerçeklefltirmeyi hedefledikleri devrim; Komünist Partisi’nin önderli¤indeki Halk Savafl› ile baflar›lacak; baflta 17’ler ve flehit düflen tüm devrimciler, halk›m›z›n devrim tarihinde hak ettikleri yeri alacaklard›r.


15-28 Haziran 2007

28

76

“Öykümüz, tam da burada bafll›yor...” Bizler; yar›m as›rl›k emek ve çabayla bar›nmak için kurdu¤umuz mahallelerimizin ve dost yaflamlar›m›z›n altüst edilerek gelece¤imizin borçland›r›lmas›n› kabullenemiyoruz. Do¤up büyüdü¤ümüz yerlerde torunlar›m›zla yafllanabilmeyi istiyoruz. “Türkiye’de 1970’li y›llarda sanayinin belli noktalarda geliflmesiyle birlikte kentlerde sermayedarlar için ucuz ifl gücü acil ihtiyaç haline gelmifltir. Sermaye bu ucuz iflgücünü bir tar›m ülkesi olan ülkenin k›rsal kesimlerinden temin etmek için yo¤un bir çabaya girmifltir. Bunun sonucunda tar›m ve hayvanc›l›¤a yap›lan teflvik kredileri kesintiye u¤rat›lm›fl ve tar›m ürünlerine getirilen kotalarla birlikte, tar›ma devlet eliyle a¤›r darbeler vurulmufltur. Bunun sonucunda köyünde yoksullukla bo¤uflmak zorunda kalan topraks›z köylü, tek kurtulufl olarak sanayinin yeni yeni geliflti¤i flehirleri seçmek zorunda b›rak›lm›flt›r. ‹flte bizim öykümüz tam da burada bafll›yor. fiehirlere göç etmemizle birlikte bar›nma sorunuyla karfl› karfl›ya kald›k. Daha önceden göç eden akrabalar›m›z arac›l›¤›yla bafl›m›z› sokacak bir yer aray›fl›na girdik. Normal koflullarda ev kiralamaya da zaten ekonomimiz elvermiyordu. Bugün oturdu¤umuz mahallelere geliflimizin öyküsüdür bu ayn› zamanda. Son y›llara geldi¤imizde, 20-30 y›ld›r oturdu¤umuz mahallelerimizde ‘Kentsel Dönüflüm’, ‘Kentsel Yenileme’ ya da baflka isimlerle ciddi ve kökten denebilecek geliflmeler-sald›r›lar yaflan›yor. Genel olarak mahallelerde y›k›m politikas›n›n gerçeklefltirilmesi için mahalle içine s›zd›r›lan uyuflturucu sat›c›l›¤› ve mahallede çeteleflme ve benzeri unsurlar yaratmaya çal›fl›larak ‘Kentsel Dönüflüm, Rantsal Bölüflüm veya Yerinde Dönüflüm’ politikas›n›n ekme¤ine ya¤ sürmekten baflka bir fley de¤ildir. Kimi mahallelerimizde Kentsel Yenileme kimi mahallelerimizde Teknokent ya da sadece yol geçmesi vb. gerekçelerle yap›lan bu müdahalelere karfl› mahallelerimiz; Muhtarl›klarla, Mahalle Meclisleri, Komisyonlarla, Heyetlerle karfl› durmaya çal›flt›k çal›fl›yoruz. Bizim gibi mahallelerin di¤er mahallelerle toplan›p biraraya gelip, deneyimlerini paylaflmadan bu süreçten kurtulamayaca¤›m›z› ö¤rendik ve toplant›lar yapt›k; yapt›¤›m›z bu toplant›lar›n genel k›sa özeti örgütlülü¤ümüzü perçinleme-

yi ve hareket alan›m›z› geniflletmeyi hedefliyordu. fiimdi de Bafl›büyük Mahallesi’nde, Sar›yer’de veya y›k›m politikas› örülmeye çal›fl›lan di¤er mahallelerde yap›lacak olan bir y›k›m veya bir sald›r›da yaklafl›k 20 mahalleliyi ak›l köflelerinde tutmas› gerekti¤ini kamuoyuna aç›klayaca¤›m›z bir sempozyum yapmaya karar verdik.” 3 Haziran’da Cafera¤a Spor Salonu’nda Gülensu Gülsuyu Güzellefltirme Derne¤i’nin ev sahipli¤i yapt›¤› ve yaklafl›k 18 mahallenin kat›l›m sa¤lad›¤› “Mahalleler Konufluyor” sempozyumu sürecinde görüflünü ald›¤›m›z Tacim Bulut, sorunlar› ve sempozyumun hangi ihtiyac›n ürünü olarak ortaya ç›kt›¤›n› bu sözlerle ortaya koyuyor. Mahallelerden yo¤un bir kat›l›m›n oldu¤u, kat›l›mc› mahallelerin, 15 dakikal›k süreler içinde, mahallelerinin k›sa tarihini ve Kentsel Dönüflüm’e karfl› düflüncelerini aktard›¤› sempozyumda, kat›l›mc›lar›n söyledikleri oldukça çarp›c› ve birbirini tamamlar nitelikte. ‹flte birkaç örnek: “Mahallemiz Orhangazi, zaman›nda Rumlar daha buradayken kurulmufl. 1960’l› y›llara kadar tapular Bafl›büyük ad›na kay›tl›yd›. Hatta Zümrütevler’den Bakkalköy’e kadar her yer Bafl›büyük’e ba¤l›yd›. Sonradan ayr›lm›flt›r. Burada birçok tarihi kal›nt› mevcuttur. Mahallemizde kentleflme 1970 y›l›nda bafllad›. 1970’ten sonra elektrik geldi. ‹ETT otobüsleri 1980’den sonra geldi ama minibüs çok uzun zamand›r var. Mahallemizde yerleflme akraba iliflkileri ile olmufltur. Mahallemizde Do¤ulu insanlar yo¤undur. Bunun yan›s›ra ‹ç Anadolu insanlar› da vard›r. Farkl› dini inançlar da vard›r. Ama hiç bir fikir çat›flmas› yoktur. Memleketçilik ve hemflericilik, feodal iliflkiler öndedir. ‹nsanlar memleketlerine göre farkl› yerlerde oturmaktad›r.” Bafl›büyük Mahallesi ad›na yap›lan konuflmada bu sözlere yer verilirken, Yakac›k Mahallesi’nde sorun özgülünde oluflturulan Dernek temsilcisi flunlar› söylüyor: “Mahallelerimizde yerleflim 1970’li y›llarda yo¤unluk oluflturmufltur. Çevre fabrikalarda ifl imkan› bu-

lan kifliler bar›nma ihtiyac›n› kendi olanaklar› ile çözmüfltür. Daha sonra hatta Belediye’nin yard›m› ile su,

le birlikte olmaya devam edece¤iz. Sizlerin derdi bizim derdimizdir.”

Bizler k en çözülm di problemler e imizin si duru elektrik, telefon ve do- bir t munda ek kifli da, dah ¤algaz ihtiyac›n› karfl›- edilm eyincey i ma¤dur e lam›fllard›r. fiu anda birli kte olm kadar sizlerle aya dev mevcut evlerin % 80’i derd am ede i bizim ce¤iz. S derdim tapuludur. Mahalleizlerin izdir.

mizde 1.240 konut bulunmakta ve 10.000 kifli yaflamaktad›r. Derne¤imiz 2006 y›l›nda kurulmufltur. Derne¤imize üye say›m›z 622’dir. Kurulufl amac›m›z Kentsel Dönüflüm ma¤durlar›n› bir çat› alt›nda toparlamakt›r. Dernek olarak onlarca eylem yapt›k. Dava açt›k. Derne¤imizin Kartal Meydan›’nda düzenlemifl oldu¤u mitingde problemlerimizi anlatma imkan› bulduk. Bizler kendi problemlerimizin çözülmesi durumunda da, bir tek kifli dahi ma¤dur edilmeyinceye kadar sizler-

“Binalar F Tiplerinden farks›z olacak!” Mahalleler ad›na yap›lan konuflmalar sürerken, Gülsuyu-Gülensu Mahallesi’ne dönük Kentsel Dönüflüm Projesi’ne karfl› alternatif proje gelifltirme çabalar›n›n aktif kat›l›mc›s› olan ve bu sempozyumun örgütlenmesinde de görev alan Tacim Bulut’a dönüyoruz tekrar. Bulut, sempozyumdaki konuflmalara ek olarak, sorunun kendi mahallelerine nas›l yans›d›¤›n› bir kez daha flu sözlerle aktar›yor:


76 “Mahallemizde ‘80’lerin ilk yar›s›nda bile insanlar; su, elektrik gibi ihtiyaçlar›n› kendileri karfl›lam›flt›r. Bunlara ra¤men flimdi bizleri evlerimizden ç›karmak için zemin yarat›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Geçmiflte kimse ‘burada ev yapamazs›n›z’ demedi ve sistem mahallemiz oluflurken göz yumdu. fiimdi gelmifl bizlere ‘sizleri konut sahibi ev sahibi yapaca¤›z’ diyorlar, sanki flu an oturdu¤umuz evler yokmufl gibi. Onlar rant elde etmek isteyen insanlar. Ayr›ca sunmufl oldu¤u konutlar› sat›n alacak ne gelir ne de güvence var bizde. Bu yüzden de elbette ki evlerimizi, konutlar›m›z› savunaca¤›z.” Sorun özgülünde flu süreçte s›kça söz edilen “Alternatif Plan”la ilgili düflüncesini sordu¤umuzda ise flunlar› söylüyor: “‹lk baflta flunu belirtmek isterim ki kesinlikle bir planlama süreci ifllememektedir; ben bu sözü edilen planlamaya karfl›y›m. Örnek olarak Mahallede öyle ya da böyle bir planlama sürecinin yafland›¤›n› varsay›p, yap›lan plan sonras› 150 hanelik evin y›k›ld›¤›n› ve bu y›k›lan 150 hanede yaflayan insanlar› nas›l ma¤dur etmeyecekler diye bir düflünelim. Böyle bir soruya sadece 3 madde ile cevap vermek mümkündür. Ya TOK‹’nin haz›rlad›¤› evlere

29 yerlefltirilip ev sahibi iken kirac› durumuna düflülecek; ya mahallede bofl olan yerlere ufak siteler yapacak ki bu zaten TOK‹ taraf›ndan yap›lmakta; ya da flöyle diyece¤iz; ‘Biz burada 50 y›ld›r yafl›yoruz ve hiçbir sorunumuz olmam›flt›r, bundan sonrada yaflamaya devam edece¤iz, evlerimizi y›kacaksan›z ilk önce bedenlerimizi ezip geçmeniz gerekmektedir.’ Bir kere buradaki insanlar bahçeli evlerde oturmaya al›flm›fllar. Komfluluk iliflkilerinin çok iyi oldu¤u, bahçede akflamlar› çay içilip, sohbetlerin yap›ld›¤› bir mahallede büyüyen insanlar›n bir bölümünü al›p mahallede infla etti¤in binaya yerlefltirmek, F tiplerinden farkl› olmayacakt›r. Aras›ndaki fark sadece bir mahallede, 7 veya üstü binalarda oturmak olacakt›r.”

“Bizler bunun rantsal dönüflüm oldu¤unu biliyoruz” Etkinli¤e kat›lan bütün mahalle temsilcileri uzun süreli bir eme¤in ve mücadelenin sonucu olan sempozyumun sürece büyük katk›lar sunaca¤›n› düflünmekteler ve gelecekten oldukça umutlular. Ve hepsinden önemlisi de sorunun kayna¤› ve çözümü noktas›nda netler. Bunu sempozyumun bitiminde aç›klad›klar› sonuç bildirgesinde de görmek mümkün. Özetle flöyle deniyor bildirgede: ➟

15-28 Haziran 2007

oldu¤unu düflünüyoBizler; ister n e ç e g ruz. Yaflamlar›m›za bu imar plan› re› fla¤›da ad A “ m ü fl ü denli etki eden emrivizyonu-tadilat› l Dön ve Kentse stanbul’daki vaki proje ve uygulayoluyla, ister çeolan ‹ ma¤duru alle olarak; malar›, bizleri yok flitli yasalara dah a m 3 2 sayd›¤›ndan dolay› yanarak olsun, anti-demokratik buluyoruz. kamu kurumlar›Bizler; mahallelerimizde kirac› olan n›n mevcut “Kentsel Dönüflüm” proje ve uygula- komflular›m›z›n bar›nma ve yaflam malar›n›n, sermayenin küresel vitrin haklar›n›n da güvenceye kavuflturulyaratma amaçl› “Rantsal Bölüflüm” mas› için kamu kurumlar›n› gerekli projeleri üretmeye ve sosyal devlet ololdu¤unu düflünüyoruz. Bizler; bu ülkenin oy ve vergi ve- man›n gereklerini yerine getirmeye daren, çeflitli yurttafll›k vecibelerini yeri- vet ediyoruz. Bizler; yaflam alanlar›m›z›n tarihi, ne getiren yurttafllar› oldu¤umuz halde, yok say›lmak ve yaflad›¤›m›z yerleflim- sosyal, kültürel ve ekolojik de¤erlerini koruyan ve mekansal kalitesini yüksellerden sürgün edilmek istemiyoruz. Bizler; yar›m as›rl›k emek ve ça- ten bir planlamadan yanay›z. Bu yönde bayla bar›nmak için kurdu¤umuz ma- ‘Yerinde Çözüm’ü esas alan, ihtiyaçhallelerimizin ve dost yaflamlar›m›z›n lar›m›za ve düflüncelerimize de¤er vealtüst edilerek gelece¤imizin borçlan- ren, bizim de kat›labilece¤imiz plan çad›r›lmas›n› kabullenemiyoruz. Do¤up l›flmalar› istiyoruz. Bizler; afla¤›da ad› geçen 23 mahalbüyüdü¤ümüz yerlerde torunlar›m›zla le olarak kendi içinde siyasi, etnik, dinyafllanabilmeyi istiyoruz. Bizler; mevcut mahallelerimizi terk sel ve cinsiyetçi ayr›m gözetmeksizin, etmeden toplu kentsel hizmetlere (ba- yukar›daki talepler do¤rultusunda bir r›nmadan, altyap›, ulafl›m, sa¤l›k ve arada davran›rken, sadece mahallelerie¤itime) eflit ve yeterli bir biçimde sa- mizin de¤il tüm ‹stanbul’un gelece¤ini hip olmay› istiyor, bu kentsel haklar›- sahiplendi¤imizi ve önümüzdeki seçim m›z›n “art›k ne zaman ne olacak” en- sürecinde bu ihtiyaç, beklenti ve talepdiflesi yaflamadan hukuki güvenceye lerimize kulak vermeyen adaylar›n seslerine ve sözlerine itibar etmeyecekavuflturulmas›n› talep ediyoruz. Bizler; demokrasinin bir iletiflim, ¤imizi kamuoyuna ilan ederiz.” tan›nma ve söze k›ymet verme zemini

Çaykur çay al›m›n›, üreticiler de trafi¤i kesti! Tar›mda uygulanan kota uygulamas› bu kez de çay üreticisini zor durumda b›rakt›. Günde dönüm ba���›na 8-10 kg. çay vermekle s›n›rland›r›lan çay üreticileri, çaylar›n› toplayamaz hale geldi. Geçti¤imiz y›llarda çay üreticisinin aya¤›na gelen özel flirketler de flimdi köylüleri ayaklar›na ça¤›r›yor ve daha önce bir y›l sonraya da olsa bir tarih verirken flimdi ödeme konusunda hiçbir aç›klama yapmamaktalar. Bir hafta içinde toplanmayan çaylar›n›n kartlaflaca¤›n› belirten üreticiler, çeflitli eylemler yapt›lar. ‹lk eylem Kemalpafla’da 500 civar›nda köylünün 26 May›s Cumartesi günü Çay Fabrikas›’na yürümesiydi. Burada yolu da trafi¤e kapatarak, sloganlar atan ve ço¤unlu¤unu kad›nlar›n oluflturdu¤u kitle karfl›s›nda, jandarma çaresiz kal›nca devreye kaymakam girdi. Kaymakam›n konuflmas› s›ras›nda yüzüne çay f›rlatan köylüler tepkilerini böylece göstermifl oldular. Ard›ndan fabrika müdürü devreye girdi ve günlük çay al›m›n› 15 kg’a ç›karaca¤›n› söyleyince köylülerin öfkesi yat›flm›fl oldu. Hemen ard›ndan ikinci eylemde Hopa’n›n Çavufllu köyünde toplanan çay üreticisi kad›nlar, Artvin yolunu trafi¤e kapad›lar. Olay yerine sevk edilen jandarman›n bir kifliyi gözalt›na almak istemesini kad›nlar tepki göstererek engellediler. 28 May›s Pazartesi günü de saat

raya?” fleklinde tepkilerini gösteren köylülerin ›srar› sonucu al›m miktar› 15 kg’a ç›kart›ld›.

Eylemden notlar…

13:00’de Hopa Kaymakaml›¤› önündeki parkta biraraya gelen çay üreticileri, çeflitli sloganlar att›lar. Kemalpafla eyleminden sonra harekete geçen kaymakaml›k, jandarma komutanl›¤› ve emniyet müdürlü¤ü muhtarlar› toplayarak, ilerici örgütlerin temsilcileri ile görüflmeler yaparak, pazartesi günü al›m yap›lmayan köylerde al›m yerlerini açt›rarak, köylerde “anlaflma sa¤land› eylem iptal edildi” duyurular› yaparak eylemin etkisini k›rmaya çal›flt›. Bu çabalar k›smen etkili de oldu. Daha önce böyle bir eylem deneyimi yaflamam›fl olan halk bu tür yalanlar karfl›s›nda savunmas›z kald›. Burada yap›lan konuflmalar ve pazarl›klar s›ras›nda jandarma kimi zaman sald›r› haz›rl›klar› yap-

sa da kitlenin kararl› duruflu karfl›s›nda geri ad›m atmak zorunda kald›. Yap›lan pazarl›klar sonucu Kaymakam ilk olarak al›m› 12 kg’a ç›kartt›. Ancak bu da öfkeli köylüler için yeterli olmad›. “2 kilo için mi geldik bu-

Bir üretici “özel sektör gelip çay›m› ald›, ne zaman ödeme yapacaks›n diye sordu¤umda ‘bana gün sorma, ifline gelmezse çay›n› verme’ diye beni tersledi, hâlbuki adam›n geçen y›l›n çay›ndan bana borcu var” diyerek nas›l afla¤›land›¤›n› anlat›yordu. Bir baflkas› “birine çay›m› verdim ama param› verecek mi vermeyecek mi bilmiyorum adam› tan›m›yorum bile” diyerek nas›l özel firmalar›n kuca¤›na itildiklerini anlat›yordu. Eylemlerde kad›nlar oldukça a¤›rl›ktayd› ve en kararl› kitleyi kad›nlar oluflturuyordu. Eylemlerin uzamas› ve gerilimin artmas› karfl›s›nda geri çekilmeyi hep kad›nlar reddetti. Kad›nlar “demokratik haklar›n› kullanmaya, bas›n aç›klamas› yapmaya ve seslerini duyurmaya” de¤il haklar›n› almaya, sorunlar›n› çözmeye gelmifllerdi. “Tamam, sesinizi duyurdunuz, bundan sonra yapacaklar›n›z sizi hakl›yken haks›z duruma düflürür” laflar›n› saçma buldular. “Ben buraya sesimi duyurmaya gelmedim, çay›m› al›n” diyerek eylemi etkisizlefltirmeye çal›flanlara tepki gösterdiler. (H. Merkezi)


30

15-28 Haziran 2007

‹flçi-köylü’den ‹rademizi kendi elimizle faflizmin sand›¤›na gömmeyelim! AKP hükümetinin ald›¤› erken seçim karar›n›n ard›ndan yaflanan geliflmeler Türkiye gündemini meflgul etmeye devam ediyor. Seçim karar›n›n aç›klanmas›n›n hemen ard›ndan laiklik-fleriat tart›flmalar› alevlenmifl, birçok ilde bu içerikte mitingler yap›lm›fl ve hat›r› say›l›r bir kitle AKP hükümetine karfl› “Cumhuriyet”i sokaklarda savunmufltu. Ard›ndan Genelkurmay’›n yay›nlad›¤› e-muht›ra ve patlayan bombalar ile ülke gündemi hareketlenmifl, Türkiye Kürdistan›’nda artan operasyonlar s›ras›nda ya da gerillalar›n sald›r›lar›nda yaflam›n› yitiren askerlerin cenazeleri bütün devlet erkan›n›n kat›ld›¤›, sahte gözyafllar›n›n akt›¤› törenlerle topra¤a verilmifl, törenler s›ras›nda “terör örgütleri” lanetlenmiflti. Son alarak 8 Haziran’da yay›nlanan Genelkurmay Baflkanl›¤› imzal› bildirinin 7. maddesi egemenlerin önümüzdeki sürece iliflkin planlar› hakk›nda bizlere daha net veriler sunmaktad›r. Aç›klaman›n hemen ard›ndan özellikle Türkiye Kürdistan›’n›n belli illerinde yo¤unlaflan “teröre lanet mitingleri”, yaflanacak sürecin ipucu ve faflizmin erken seçim karar› ile birlikte start›n› verdi¤i sald›r› sürecinin de önemli ad›mlar›ndan biri oldu. Bildiride “Türk Silahl› Kuvvetleri’nin beklentisi; bu tür terör olaylar›na karfl›, yüce Türk milletinin kitlesel karfl› koyma refleksini göstermesidir” denilmesinin ard›ndan “Cumhuriyet Mitingleri”ni düzenleyen örgütler ‹stanbul’da “teröre karfl› sessiz miting” düzenleme karar› ald›lar bile. “Cumhuriyet Miting”lerinin ard›ndan amaçlar›na ulaflt›klar›n›, art›k seçimlerle ilgili mitingler örgütleyeceklerini,

sand›¤a gitmenin “fleriat tehlikesi karfl›s›nda durmak” oldu¤unu aç›klayan bu örgütler çal›flmalar›na bafllad› bile. ‹flte böylesi bir atmosfer içinde bizler bir yandan yönelimin di¤er görevlerini yaflama geçirme, bir yandan da bunun bir parças› olan seçim çal›flmalar›m›z› sürece denk düflen boykot tavr›m›z üzerinden yaflama geçirmek durumunday›z. Bu atmosfer, seçim oyununun perdelenmesi aç›s›ndan hâkim s›n›flar›n ifline gelmektedir asl›nda. Rejim nihayetinde çözümü sand›ktan ç›karmakta, kozlar o zeminde paylafl›lmakta, bar›flç› bir biçimde yar›fl›lmakta ve bir sonraki seçime kadar herkes kaderine mahkûm olmaktad›r. Oyuna girenler, oyuna geldiklerini anlad›klar›nda ifl iflten geçmekte, bir sonraki tezgâh kurulana kadar ise olan bitenler çabuk unutulmaktad›r. Bu durumu iyi analiz eden hâkim s›n›flar da, at›lacak her Oy’un ›rz/namus oldu¤una dair demeçler vermekte, vatandafll›k borcu/görevi oldu¤una dair hat›rlatmalar yapmakta, demokrasiye sahip ç›kma, iradeyi belirleme nutuklar› atmaktad›r. Tüm bunlar›n amac›, genifl kitlelerin bir kez daha tuza¤a düflülmesi ve rejime meflruiyet kazand›r›lmas›d›r. Bu noktada bizim aç›m›zdan at›lmas› gereken önemli ad›mlardan biri kitlelerin nabz›n› iyi ölçmektir. Kitlelerin nabz›n› ölçmek, taleplerini belirlemek ve hareket tarzlar›n› gözlemlemek, politika ve politik taktiklerin isabetli belirlenmesi aç›s›ndan flartt›r. fiunu belirtmekte fayda var ki: Bizim için ruh halini tespit etmemiz, e¤ilimini ölçmemiz gereken kitleler, devrime en yak›n, sistemden kopmufl ya da kopmaya en yatk›n kesimlerdir. Baflka

bir deyiflle, flu anda bir biçimde komünistlere, devrimcilere destek veren, sempatiyle bakan, yar›n devrim mücadelesini omuzlayacak/tafl›yacak olan y›¤›nlard›r. Düzenle çeliflkisi en fazla, sistemle en çok kavgal›, kafas›nda “devlet” görüntüsü en çok flekillenmifl olan bu kütle, bilindi¤i üzere “kitlelerin ileri kesimleri” olarak adland›r›lmaktad›r. ‹flçilerin, köylülerin, iflsizlerin, gecekondulunun, halk gençli¤inin içerisinde bu kesitin ruh halini ve e¤ilimini belirlemek gerekir. Yürütece¤imiz çal›flmalarda iflleyece¤imiz önemli gündemlerden biri, ›rkç› faflist, flovenist sald›r› dalgas›n›n estirildi¤i, merkezi devlet kampanyas›d›r. Kürt ulusuna ve di¤er az›nl›k milliyetlere karfl› TC’nin kuruluflundan itibaren geçerli olan soyk›r›mc›, asimilasyoncu politika; ulusal hak temelli mücadelelerin katliamla bast›r›lmas› gelene¤ine sahiptir. Türk hâkim s›n›flar›, iç ve d›fl geliflmelere paralel olarak bu konuda yeni bir operasyon bafllatm›fllar ve flovenizmi körükleyerek ›rkç› faflist sald›r›lar› dalga dalga gelifltirmifllerdir. Sivil faflistleri de devreye sokarak toplumsal histeriyi ayakland›rmak amac›yla provokasyonlar düzenlemek ve linç eylemleri örgütlemekten geri durulmayan yak›n süreçte, resmi güçler de hummal› biçimde çal›flm›fl, Kürt halk› üzerinde kapsaml›/çapl› bir terör estirilmifltir/estirilmektedir. Yine önemli bir nokta da, yapaca¤›m›z bütün teflhir ve elefltiri faaliyetlerinin beraberinde bir biçimde alternatifi bar›nd›rmas›, ç›k›fl/kurtulufl yolunu gösterme durumunda olmas›d›r. Bu hem zorunlu hem de gereklidir. Devrimin propaganda edilmesi, ayn› zamanda bu düzene alternatif olarak ortaya konulacak sosyalizmin savunulmas›d›r. Yeni Demokratik Devrim’in sonuçlar›, kitlelerin taleplerine yan›t, sorunlar›na çözüm olmay› ifade etti¤inden, kurtuluflun seçim de¤il devrim oldu¤u gerçe¤i bu temelde anlam kazanmaktad›r. Yürütece¤imiz tüm bu çal›flmalarla birlikte ele alaca¤›m›z temel yönelimi kavrama, onun politik kararlar›n› aç›kl›¤a ka-

76 vuflturma ve uygulanabilir duruma getirmenin, uzun bir dönemi kapsayan bir sürecin görevi olmaya devam edece¤i ortadad›r. Ancak bu uzun süreç içinde yönelimin mevcut gündemlerle harmanlanmas›, s›nanmas› gerekmektedir. Bu ise bizzat pratik içinde, kitlelerden kitlelere ilkesinin uygulanmas› ile olacakt›r. Bunun bugünkü ad› yukar›da da alt›n› çizdi¤imiz gibi yönelimin seçim süreci ile birlikte ele al›nmas›d›r. Bu görevin iflçi, semt, gençlik, kad›n, gerilla ve enternasyonal alanda alaca¤› özgün biçimler olmas›na karfl›n tüm alanlar›n ortaklaflt›¤› yönelimin esaslar› olmal›d›r. Öncelikli olarak bir yandan yönelimin ana hatlar› tart›fl›l›p kavranmaya çal›fl›l›rken, s›n›f savafl›m›n›n güncel konular›n›n ne oldu¤unu do¤ru tespit edilip, hareket etmek gerekir. fiu bir gerçek ki, özellikle genel seçimler, toplumda politik ilgi ve duyarl›l›¤›n yo¤unlaflt›¤› bir ortam yaratmalar›yla, siyasi faaliyet aç›s›ndan elveriflli bir zemine sahiptir. Ajitasyon-propaganda çal›flmalar› bu süreçlerde daha fazla etkili olmaktad›r. Her fleyden önce, benimsedi¤imiz seçim takti¤imizle ilgili faaliyetçilerimizin süratle bilinçlendirilmesi, yeterli kafa aç›kl›¤›na kavuflturulmas› gerekmektedir. Çünkü herhangi bir politik faaliyette, saptanan taktiklerin, kavranarak, bilinçli bir tarzda hayata geçirilmesi, baflar›n›n önkofluludur. TC tarihinin en büyük borç yükünün alt›na girildi¤i, d›fl ticaret a盤›n›n zirve yapt›¤›, rekor düzeyde özellefltirmenin gerçekleflti¤i, yoksullu¤un ve iflsizli¤in tavan yapt›¤›, tar›m›n milyonluk göçler verecek boyutta tasfiyeye u¤rad›¤› bu koflullarda sürecin zorluklar›, henüz devam eden yetmezliklerimiz, karmafl›kl›¤› aç›k olan görevlerimiz bizlerden daha çok çal›flmam›z›, daha kararl› ad›mlar atmam›z›, engelleri y›kmada daha cüretli davranmam›z› talep etmektedir. Boykot çal›flmas› içinde eksikliklerimizi görerek, s›n›f mücadelesi içinde hak etti¤imiz yere gelmenin mütevazi ama ileri do¤ru ad›mlar›n› atal›m!

Bu kez tafloca¤›na direniyorlar Tek geçim kayna¤› topraktan ald›¤›, almaya çal›flt›¤› ürün olan köylünün yaflad›¤› s›k›nt›lar bitmek bilmiyor. Emperyalistler ve yerli uflaklar› taraf›ndan tar›m› tasfiye için haz›rlanan politikalara direnen köylüler flimdi de birçok yerde iflletilen taflocaklar›na karfl› direniyor. Ad›yaman merkeze ba¤l› Kuflkaya, Büyük K›r›kl›, Göztepe ve Darda¤an köylerinin sakinleri, bir ay önce Eryaman Harfiyat Ltd. fiti. taraf›ndan aç›lan tafloca¤›n›n kapanmas› için imza kampanyas› bafllatt›. Tafloca¤›n›n çevreye verdi¤i za-

rardan rahats›z olan köylüler oca¤›n kapat›lmas› için Ad›yaman’da bulanan yetkili mercilere baflvurmalar›na karfl›n bir sonuç alamad›lar. Bu duruma sessiz ve tepkisiz kalmayacaklar›n› belirten Darda¤an, Kuflkaya, Büyük K›r›kl› vd. köy muhtarlar› ve köy sakinleri olay› “tafl oca¤› çevre kirlili¤i yaratarak sa¤l›¤›m›z› tehlikeye at›yor, tar›m ürünlerine zarar veriyor. Bu nedenle firman›n çal›flma izninin iptal edilmesi gerekiyor” dediler. Ayr›ca muhtarlar yetkililerin köylülerin görüfllerine baflvurmadan, halk›n tepkilerine ra¤men gerekli inceleme ve arafl-

t›rma yap›lmadan tafl oca¤›n›n aç›ld›¤›n› ifade ederek flunlar› dile getiriyor; “Çevre sa¤l›¤›n› direkt etkileyecek bir iflten dolay› çevre sa¤l›k raporunun mutlaka bulunmas› gerekir. Nerede bu rapor?” Ad›yaman köylülerinin yaflad›klar› bir kez daha göstermifl oldu ki, halk›n tüm 盤l›klar›na kulak t›kayan yetkili merciler, patronlar olmaks›z›n bir fley yapam›yorlar. Bunu bilerek hareket edelim, unutmayal›m ki biz halk›z ve gelecek ellerimizdedir. (H. Merkezi)


31

76

15-28 Haziran 2007

ÖSS duvar›n› y›kal›m! tu. T. Kürdistan›’nda yaflayan ö¤renciler için durumun iki kere zorlaflt›¤›n› belirten Do¤an, “bu miting, gerisine düflülmemesi gereken, somut ileri bir ad›md›r. Hem düzenleyici, hem de kat›l›mc› kurumlar›n say›s›n›n artmas›, bu mitinglerin baflka illere de yay›lmas› için gayret gösterece¤iz” dedi. Do¤an’›n ard›ndan ö¤renci velileri ad›na söz alan ‹HD MYK Üyesi Ayfle Y›lmaz da, veliler olarak ellerinde geldi¤ince, koflullar› zorlayarak evlatlar›na bir gelecek sa¤lamaya çal›flt›klar›n› belirtti.

9 Haziran Cumartesi günü Kad›köy ‹skele Meydan›’nda çeflitli gençlik örgütleri taraf›ndan, “ÖSS duvar›n› y›kal›m” fliar›yla bir miting düzenlendi. “AOBP-ÖSS kald›r›ls›n, üniversite hakk›m› istiyorum” slogan›n›n öne ç›kt›¤› miting için Haydarpafla Numune Hastanesi önünde, saat 13:00’de biraraya gelen liseli ve üniversiteli gençler, “ÖSS duvar›n› y›kal›m” ortak pankart› arkas›nda Kad›köy ‹skele Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Mitingi, Yeni Demokrat Gençlik (YDG), SGD, Devrimci Liseliler, Demokratik Gençlik Derne¤i, May›sta Yaflam, ‹stanbul Liseli Gençlik Platformu, EHP’li Gençlik, Sosyalist Demokrasi Gençli¤i düzenlerken, ESP, Özgür Lise, Tekstil-Sen ve Köz de kat›l›m sa¤lad›lar. ÖSS’nin kald›r›lmas›n› isteyen gençler, (Ö)¤renci (S)ömürü (S)›nav›’n›n kald›r›lmas›n›, eflit, paras›z, bi-

limsel, anadilde e¤itim haklar›n›n verilmesini talep ettiler. Yürüyüflte yerini alan, Yeni Demokrat Gençlik, “ÖSS kald›r›ls›n herkese okuma hakk›” yaz›l› pankart açt›. Miting, gençlik örgütleri ad›na haz›rlanan ortak bas›n metninin okunmas›yla bafllad›. Bas›n metnini mitingi örgütleyen kurumlar ad›na Sevinç Do¤an okudu. Do¤an “bugün sadece eleme s›nav› ÖSS’nin önümüze dikti¤i duvarlar› görmek ve göstermek için de¤il, ayn› zamanda bu kof duvarlar›n gücünü bizim yaln›zl›¤›m›zdan ald›¤›n› duyurmak, çaresiz bireyler de¤il, ezici ço¤unlukta oldu¤umuzu hat›rlatmak, dersliklerde, amfilerde, atölyelerde y›llard›r mücadele eden gençlik, iflçi ve ö¤renci örgütlerinin mücadelelerini ortaklaflt›rmak, ellerimizi birbirine kenetlemek için buraday›z” fleklinde konufl-

Mitingde E¤itim-Sen ‹stanbul 3 No’lu fiube üyelerinden Dursun Y›ld›z da bir konuflma yaparak, emekçi gençli¤in niteliksiz e¤itim nedeniyle yeteneksiz ve mesleksiz b›rak›ld›¤›n›, 12 y›ll›k bilgi birikiminin 3.5 saatlik bir sürede ölçülmeye çal›fl›ld›¤›n›, Kürt illerindeki ö¤rencilerin, anadilde e¤itim verilmemesinden kaynakl› anlama ve yorumlama güçlerinin zay›f oldu¤unu dile getirerek, ÖSS’nin adaletsiz ve tuzak bir s›nav oldu¤una iflaret etti. Bu konuflmalar›n ard›ndan, çeflitli lise ve dershanelerden ö¤renciler, yaflad›klar› sorunlar› anlamak üzere kürsüye ç›kt›lar. Ayr›ca çal›flan ö¤renciler ve iflçilerin ÖSS ile olan ilgisini anlatmak üzere, iflçiler de konuflma yapt›lar. Konuflmalar›n ard›ndan sahneye ç›kan Grup Vardiya, söyledi¤i marfllar ve flark›larla liselileri coflturdu. Halaylar çeken liseliler, mitingin sonuna gelindi¤inde, Kaktüs Tiyatro Grubu’nun haz›rlad›¤›, ÖSS’nin çarp›k mant›¤›n› ve yaratt›¤› hayatlar› anlatan nefleli bir tiyatro oyunu izlediler.

Görüfller... Görüfller... Görüfller... Görüfller... Görüfller... Görüfller... Görüfller... Miting esnas›nda liseli ve üniversiteli kat›l›mc›lardan ÖSS hakk›ndaki görüfllerini ald›k, bu görüflleri sizlerle paylafl›yoruz. Gençlerden sorular›m›z› bütün olarak, genel de¤erlendirmelerini istedik. Yorum yapmaya gerek duymadan oldu¤u gibi yay›nl›yoruz.

“E¤itimde eflitli¤in oldu¤u bir sistem istiyoruz” YDG’li liseli bir genç: “ÖSS’ye karfl›y›m, çünkü insanlar yar›fl at› gibi yar›flt›r›l›yor ve bu bile çok adaletsiz bir flekilde yap›l›yor. Zaten üniversite mezunu olsak bile ifl imkânlar› çok s›n›rl›, bize ifl imkân› sa¤lam›yorlar. Ö¤rencilerin yar›flt›r›lmad›¤›, e¤itim düzeyinin yüksek oldu¤u, her-

kese eflit bir e¤itimin verildi¤i bir sistem istiyoruz. ” Lise ö¤rencisi bir genç:; “ÖSS ö¤renci sömürü s›nav›d›r ve eflit bir sistem de¤ildir. S›nav› kazananlar zengin burjuva çocuklar› olacaklar, bizler s›nav› kaybeden emekçi kesim olaca¤›z, çünkü dershaneler baflta olmak üzere bütün sistem bize karfl›. Üniversite ö¤rencisi YDG’li bir genç: “ÖSS gençlerin kendi hayatlar›n› kurabilmesinin önünde çok büyük bir duvard›r. Sistemin gençlerin kendi hayatlar›n› kurabilmelerinin önünde koydu¤u bir engeldir. S›nava 1.5 milyon ö¤renci giriyor ama sadece 100–150 bin kadar› 4 y›ll›k bir üniversiteye girebilmekte. Bize yap›lan dayatmalara kar-

fl›, örgütlenmemiz ve demokratik halk e¤itiminin yarat›lmas› için mücadele etmeliyiz. Fransa’da, Yunanistan’da militan eylemler gerçeklefltirilmektedir, bizler de bu eylemlerden örnek almal›y›z, eylemlerimizi militan eylemlere dönüfltürmeliyiz.” YDG’li üniversite ö¤rencisi bir genç: “Önümüze birden çok duvar örülüyor asl›nda. KPSS, Mesleki Yeterlilik S›nav›, Yetkin Mühendislik S›nav› gibi, yeni yeni s›navlar ç›kar›l›yor ve bunlar› da burada dillendirmeye, bu s›navlara da karfl› oldu¤umuzu belirtmeye çal›fl›yoruz. ‹LGP’den üniversite ö¤rencisi bir genç: “Bugün bir sürü liseli ÖSS’yi kazan-

mak için dershaneye gitmek ve milyonlarca lira ödemek zorunda. Eflit paras›z bir e¤itim verilmedi¤i sürece ayn› s›nav›n yap›lmas› bile mant›kl› de¤il. Kürt halk›n›n yaflad›¤› illerde e¤itim; olmayan okullarda, olmayan ö¤retmenlerle veriliyor ve biz oradaki arkadafllar›m›zla ayn› s›nava giriyoruz.” EHP’li üniversite ö¤rencisi bir genç: Ben üniversiteyi kazand›m, ama ÖSS sorunu bitmiyor. KPSS, Yetkin Mühendislik, Avukatl›k s›nav› vs. çeflitli biçimlerde devam ediyor. Milyonlarca ö¤renci giriyor s›nava, ama çok az bir k›sm› üniversiteye gidebiliyor ve genelde paras› olanlar gidebiliyor. Bu aç›dan çok adaletsiz buluyorum ÖSS s›nav›n›. (Kartal)

ÖSS ve YÖK’e karfl› maskeli protesto Mersin’de 9 Haziran günü biraraya gelen Devrimci Liseliler (DevLis), Demokratik Gençlik Hareketi (DGH), Liselilerin Sesi (LS), Mersin LÖB, Genç Düfl (GD), Otonom Mersin ve YDG ÖSS’yi protesto etti. ‹HD önünden Mersin Tafl Bina önüne kadar yürüyen kitle “ÖSS’ye inat yaflas›n hayat” yaz›l› pankart tafl›d›. S›k s›k “Anadilde e¤itim istiyoruz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” ve “K›flla de¤il bilimsel demokratik e¤itim” fleklinde sloganlar at›ld›. Burada ö¤renciler ad›na aç›klama yapan Mücait Aktafl, gençlerin s›navlarla yar›flt›r›larak köreltildi¤ini söyledi.

ÖSS ve YÖK’e karfl› maskeli protesto Malatya’da bir araya gelen Sosyalist Gençlik Derne¤i, Yeni Demokrat Gençlik (YDG), Demokratik Toplum Partisi (DTP) Gençli¤i, Gençlik Derne¤i, Demokratik Ö¤renci Derne¤i (DÖ-DER) ve Emek Gençli¤i, ÖSS’nin kald›r›lmas› için ortak bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Soykan Park›’nda düzenlenen bas›n aç›klamas›nda “ÖSS-AOBP kald›r›ls›n, Üniversite hakk›m›z› istiyoruz” pankart› aç›ld›. Kurumlar ad›na bas›n aç›klamas›n› Mustafa Naci Toper okudu. “Eflit koflullarda e¤itim görmeyen olanaklar› aras›nda uçurum olan ö¤renciler ayn› s›nava tabi tutulacak, seçmeci ve elemeci s›nav sistemi bu y›l da iflçi-emekçi çocuklar›n› ay›klayacak” diyen Toper, üniversite kap›lar›n›n iflçi-emekçi çocuklar›na kapat›ld›¤›n› söyledi. Bölgesel eflitsizliklere dikkat çeken Toper: “E¤itimin f›rsat eflitsizli¤ine paralel olarak derinleflen okulsuzluk, ö¤retmensizlik ve bölgemizde yaflanan savafl koflullar› s›nava giren binlerce Kürt gencini bu s›navda gerilere itiyor. S›nav yap›lmadan bile Siirt’in, Hakkâri’nin fi›rnak’›n baflar›l› iller listesinin son s›ralar›nda yer alaca¤›n› söyleyebiliriz” dedi. (Malatya)


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayincilik1972@hotmail.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧

KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30

ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72

‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0543 746 36 31

ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18

BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98

MERS‹N: S‹L‹FKE CADDES‹ ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT:3 NO:118 MERS‹N

AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

"Bizleri yok sayan Meclis’in seçimlerinde biz de

YOKUZ!"

22 Temmuz’da yap›lacak olan genel seçimler öncesinde çok h›zl› ve ciddi geliflmelerin oldu¤u bir süreç yaflan›yor. Daha önceki y›llarda oldu¤undan çok farkl› bir durumun ortaya ç›kmayaca¤› bu seçimlerde de düzen partileri taraf›ndan yine “halka inilmesi, halk›n sorunlar›n›n dinlenilmesi” gibi bir tak›m seçim yalanc›l›¤› program› söz konusu. Sistem kendi marjinalli¤ini, halktan kopuklu¤unu, halk için var olmad›¤›n› en iyi bu gibi dönemlerde gösteriyor. “Seçmen seçimden seçime hat›rlan›r” felsefesiyle hareket eden düzen partileri, halk›n dini, milli, etnik, siyasi vb. düflüncelerini çarp›tarak kullan›yor. Son seçim sürecinde çok ciddi bir oy kullanmama oran› yüzünden tedirgin olan egemen s›n›flar, çeflitli nedenleri olmakla beraber, oy kullan›lmas›n›n önünü açacak eylemlerde bulunmalar›n›n bir nedeni de bu oy kullanma oran›n›n artt›r›lmas›. ‹flçi-Köylü Gazetesi olarak, seçim süreci boyunca emekçi halk›n, seçimler konusunda neler düflündü¤ünü, gözlemledi¤imiz kadar›yla

ve elimizden geldi¤ince siz okurlar›m›zla paylaflaca¤›z. Gazete da¤›m› yapt›¤›m›z s›rada yolda yürürken bir tan›d›¤›m›za rastl›yoruz. Konu haz›r: Seçimlerden konuflmaya bafll›yoruz. Bize gerek kalmadan Meclis’i teflhir ediyor. “Bugüne kadar ne oldu ki bu günden sonra ne olsunlar” eflli¤inde, bu ve geçmifl y›llara ait özellefltirmeler, sosyal y›k›m politikalar›ndan örnekler veriyor. Buraya kadar hemfikiriz. Ta ki, “ama gene de, özellikle de bu seçimlerde oy vermek gerekir. Çünkü AKP fleriat sistemi getirmenin alt yap›s›n› haz›rl›yor” fleklinde getirdi¤i oy kullanma gerekçesine kadar. En ciddi gözlemimiz, kendisi buna inand›¤› için de¤il, geçmiflte yaflad›¤› ac›lardan dolay› bir tepki göstermek istedi¤inden dolay› oy vermek istiyor oluflu. Zaman›nda gericilerin yap›¤› katliamlara vs. karfl› tepkisini koymak istiyor. Belki “çaresizli¤in resmi” olarak görülebilir bu durum, ama as›l olan devrimcilerin alternatif olma s›k›nt›s›d›r. Uzun süren tart›flma sonunda, “do¤ru söylüyorsun ama yine de bir flekilde karfl› durmak laz›m yoksa gene bafla gelecekler” k›sm›n› saymazsak, “ikna” olmufl gibi görünüyor arkadafl›m›z, ancak hala katliam›n sorumlusu olarak gördü¤ü insanlara karfl› kini var, direkt sisteme karfl› de¤il. Ordunun laik-anti-laik çal›flmalar›n›n sonucu çok ciddi bir kamplaflma yarat›lm›fl durumda. Bir de milliyetçi cephe var her daim haz›r k›ta, zaman› gelince bir tarafa karfl› k›flk›rt›lmak için bekleyen. Bu kamplaflman›n yan›nda DTP’nin çizgisinin geldi¤i son aflama ba¤›ms›zlar var. Hal böyle olunca bir taflla birçok kufl vura-

bilmenin hesaplar› yap›l›yor. Bu seçimlerde oy vermeme oran›n›n düflürülmesi flimdilik sa¤lanm›fl gibi görünüyor. Biraz daha bilinçli kesim için daha net bir durum söz konusu. Özel olarak görüflünü sordu¤umuz Emekli-Sen’den bir arkadafl›m›z durumu flöyle anlat›yor, “Türkiye’de emekçiler aç›s›ndan çok ciddi sorunlar var. Cumhuriyet Mitingleri, Genelkurmay’›n aç›klamas›, ulusal harekete yönelik sald›r›lar gibi bir dizi gündem ve sald›r› söz konusu. Bu parlamentonun bir ifle yaramad›¤›n›/yaramayaca¤›n›, ülkede yaflan›lan sorunlarla beraber iyi anlatmak gerekir, Meclis’e girmekle sistemi de¤ifltirmenin mümkün olmad›¤›n›, emekçilere de¤il zenginlere hizmet eden bir Meclis oldu¤unu teflhir etmek gerekir. Bence yarat›lan bu kamplaflmalardan dolay› ciddi bir oy kullanma oran› olabilir, Aleviler gericili¤e karfl› ç›kmak için oy vermek istiyorlar, en az›ndan kendi çevremde bunu görüyorum. Ben oy kullanmayaca¤›m ama kullanan kesimin çok olaca¤›na inan›yorum. Bunun nedeni insanlar›n oy vermeyi çok istemelerinden de¤il, yaflad›¤›m›z sorunlar herkesin sorunu. Dedi¤im gibi ciddi bir örgütlülük yarat›lmas› durumunda, bence % 80 oy vermeme oran› olur.” Oy verip vermeme konusunda çeliflkide olan, kafas› kar›flan ya da vermek istemedi¤i halde yap›lan propagandalardan etkilenerek vermek zorunda hisseden insan say›s› oldukça fazla. Genç bir tersane iflçisiyle konufluyoruz, oy vermek istemedi¤ini ama vermeyip de ne yapaca¤›n› bilmedi¤ini söylüyor. Her seçimden sonra yeni hükümetin bir sonraki hükümeti kötülemesi ya da

sürekli birbirlerini kötülemeleri, ortaya ç›kan yolsuzluklar› vb. olaylar nedeniyle hiç birisine güvenmedi¤ini söylüyor. “Benle birlikte bizim evde 3 kifli çal›fl›yor ama geçinemiyoruz. fiimdilerde ekonomide iyilefltirmeler var diyorlar, nedense biz hiç hayr›n› göremiyoruz bu geliflmelerin. ‹flçilerin hakk›ndan bahseden yok hiç. Tersanelerde onlarca insan ölüyor kimsenin umurunda de¤il. Bana bir ekmek paras›n› dahi çok gören, sefil periflan yaflamama ald›rmayan devlete ben de oy vermem. Bugüne kadar ne verdiler ki flimdi gelip oy isteyecekler?” Deri sanayisinde çal›flan iflçilerin de durumlar› çok farkl› de¤il. Yani ülkede estirilen genel seçim dalgas›ndan ve kutuplaflt›rmadan nasiplerini al›yorlar. Kimi sabit fikirlilikle, kimisi feodal ba¤lar›yla, kimisi bilinçsizli¤inden dolay› derken tablonun iflçiler aç›s›ndan daha net k›sm›n› görmekte güçlük çekiyorlar. Deri sanayinde çal›flan bir iflçiyle sohbet ediyoruz. Oy vermeme konusunda k›smen kafas› kar›fl›k, daha do¤rusu azc›k “ümitsiz” olmas›n›n yan›nda gayet aç›k ve esas meseleye de¤iniyor. “Deri sanayinde uzun y›llardan beri gelen bir direnifl gelene¤i var. Bunun hepimiz biliyoruz. Geçmiflte birçok kere patronlar›n yan› s›ra, asker, kaymakam gibi devlet görevlileriyle de karfl› karfl›ya geldik. Burada hakk›m›z› aramak için direniyoruz, insanca yaflamak için direniyoruz, ama bu direnifllerde yan›m›zda olan bir tane siyasi anlay›fl yoktu. Onun için ben de diyorum ki bu partiler de patronlar›n partileridir ve bizim hakk›m›z› savunamazlar ve ben de beni iflten atan, hakk›m› yiyen patrona oy vermem!” (Kartal)

Görüfller... Görüfller... Görüfller... Görüfller... Görüfller... Görüfller... Görüfller... Görüfller... Gazi Mahallesi Emekçilerle yapt›¤›m›z sohbetlerde seçimlerin bir umut olarak görülmemesine ra¤men yine de belli korku ve kayg›lar›n a¤›rl›¤› ile seçimlere kat›l›m›n düflünüldü¤üne tan›k olduk. Bu noktada bizim çal›flmam›zdaki eksiklerin de bu sonucu do¤urdu¤unun alt›n› çizmeli ve yetersizliklerimizi aflmada ›srarl› olmal›y›z. Hüseyin; Türkiye’de seçimler demokrasinin gere¤ini yerine getiriyormufl gibi gösterilmeye çal›fl›l›yor. Ama bir manipülasyondan baflka bir fley de¤il. Demokrasinin bu manada bence anlam› yok. Bu zamana kadar oy kulland›m, oy kullanma nedenim Kürt meselesine duyarl›l›¤›md›r. Kürt ulusunun temsilcilerini Meclis’te görmek istiyorum. Bugün de tercihim bu yönde olacak. Parlamentoya birkaç tane de olsa Kürt temsilcisinin girmesi bile sorunun tart›fl›lmas› noktas›nda önemli bir ad›m olacakt›r. Ali Aydo¤du; Seçimler demokrasinin gerçeklefltirilmesinin bir ad›m›d›r bence. fiu ana kadar her seçimde oy kulland›m. Bu seçim sürecinde de oy kullanmay› düflünüyorum. Ba¤›ms›z

adaylar›n seçimlere girerek Meclis’e girmelerini olumlu buluyorum. Mustafa Erdo¤an; Seçimleri göz boyamas› olarak görüyoruz. Demokrasi iyi iflletilmiyor ama, yine de oy kullan›lmal›. Oy verirken ABD ve AB’ye karfl› kararl› durabilecek partilere oy vermeliyiz. CHP gibi partiler düzen partileri olmufltur. Ba¤›ms›z adaylar noktas›ndaki düflüncem ise bu adaylar›n Meclis’e gelmesi durumunda hiçbir etkileri olmayacakt›r. Hüseyin Özdo¤an; Türkiye’de demokrasi oyunu oynan›yor. Seçimle bafla gelen hangi hükümet olursa olsun IMF gibi emperyalist kurulufllar›n dedi¤ini yap›yor. fiu zamana kadar sand›k bafl›na gitmedim oy da kullanmad›m. Bundan sonra da bu sistemde oy kullanmay› düflünmüyorum. CHP’siymifl DSP’siyimifl, bu partileri sol olarak de¤erlendirmiyorum. Bu partilerin ya da ba¤›ms›z adaylar›n seçilmesi durumunda düzenin niteli¤i noktas›nda bir fleylerin de¤iflece¤ini düflünmüyorum ve bu süreçte boykotun do¤ru olaca¤›n› düflünüyorum. Emrah Akyol; Zaten bu ülkede faflizm

var. Bir faflist partinin gidip yerine bir baflka partinin gelmesi demokrasi gibi görünüyor. Farkl› renkler farkl› söylemler. Bu süreç Aleviler için de önemli. Demokrasi mücadelesi anlam›nda Alevi kesimin bölündü¤ünü düflünüyorum. Oy kullanmad›m yafltan dolay›. Bu seçimlerde kullanmay› ve sand›¤a gitmeyi de düflünmüyorum. Sosyal demokrat veya demokratik sol olarak kendini ifade eden bu partileri sol olarak de¤erlendirmiyorum. ‹P gibi ‹brahim’i öldürmek isteyenleri nas›l sol de¤erlendirebilirim ki. Ba¤›ms›z girildi¤i durumda sesimiz olabileceklerdir. Boykotun ise sadece lafta kald›¤›n› düflünüyorum. Boykot ça¤r›s›n›n halka ulaflt›r›lmas› gerekir. Emrah T›yar (A¤›r sanayide iflçi); Türkiye’de seçim egemen s›n›flar›n kulland›¤› bir tiyatro sahnesidir. Ben ’99 seçimlerinde oy kulland›m. Düzenin teflhiri anlam›nda alternatif devrimci-demokrat adaylar›n desteklenmesi için oy kullanm›flt›m. Ama bu süreçte son sözüm boykottur. Boykot ama engelleyici boykot.

Demir ailesi; Seçimler bizim için bir gereksizin gidip bir gereksizin gelmesi demek. Yaflananlar ayn›. Sadece kifliler partiler de¤ifliyor. Senaryolar ayn›, oyuncular farkl›. fiu ana kadar sand›k bafl›na gitmedik. Ama bu seçimde ba¤›ms›z demokrat adaylar için sand›k bafl›na gidip oy kullanaca¤›z. Ba¤›ms›z adaylar›n sürece olumlu katk›lar› olaca¤›n› düflünüyoruz, ancak bu sistemde pek bir fleyin de¤iflece¤ine inanm›yoruz. Bu anlamda boykot ça¤r›s›n› biraz daha olumlu buluyoruz. ‹smail (S›vac›); Seçimler demokrasinin gere¤ini yerine getirmektir, ancak bizde birilerinin ç›karlar›n› gözetmek için yap›l›yor. Seçimlerden seçimlere izlenen politika bunun göstergesi. Bu zamana kadar oy kulland›m. Yine oy kullanmay› düflünüyorum. Çünkü kullanmad›¤›m›z zaman istemedi¤in kifliler bafla geçiyor. Boykot gibi tav›rlar do¤ru de¤il. Ha bileyim ki kimse oy kullanmayacak ya da toplumun önemli bir kesimi oy kullanmayacak o zaman bir fley olur derim. (‹stanbul)


OGYIK76