Skip to main content

OGYIK74

Page 1

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2007-11

74

*Y›l:4 *18-31 May›s 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

Burjuva ittifaklar de¤il

Ezilenlerin ittifak› kazanacak C

umhurbaflkanl›¤› seçiminin gündeme gelmesiyle birlikte alevlenen ve takip eden günlerde ordu taraf›ndan, e-posta yoluyla gönderilen ve bir bildirgeden çok, muht›ra niteli¤i tafl›yan aç›klamayla birlikte doru¤a ulaflan hegemonya kavgas›, bir erken seçim sürecini daha getirdi. ugün yaflanan geliflmelere damgas›n› vuran ya da çat›flma olarak yans›yan durum sivil otoriteyle askeri otorite aras›ndaki hegemonya kavgas›d›r ayn› zamanda. Ülkenin tersaneleri, limanlar› ve daha bir dizi de¤eri emperyalist sermayeye peflkefl çekilirken seslerini ç›karmayanlar aç›s›ndan neyin elden gitti¤i çok da önemli de¤ildir. Onlar için önemli olan kendi ç›karlar›n› nas›l koruyacaklar›d›r. Kopar›lan yaygara da ç›karlardan oluflan statülerini korumaya dönüktür.

B

rkç›-floven dalgan›n yükselifle geçti¤i, emperyalistlerin bölgeye dönük projelerini hayata geçirme çabalar›n› sürdürdü¤ü günlerde gündeme gelen bu seçimlerle birlikte, emekçi y›¤›nlar›n umutlar› bir kez daha çal›nmaya, sisteme yedeklenmeye çal›fl›lmaktad›r. Bu gerçekli¤i kavratmak ve devrim lehine ise bu süreçte bizlere düflen en önemli görevlerden biridir.

I

Enternasyonal

Seçimler, sahte “sol”un yenilgisidir Fransa’da do¤rudan halk oylamas›yla seçilen Cumhurbaflkan›n›n birçok yetkisi bulunmakta: Parlamento oturumlar›n› yönetmek ve böylece günlük politikalarda belirleyici olmak. Ayr›ca d›fl ve güvenlik politikalar›nda da yetkili kifli olan cumhurbaflkan›, ordunun da baflkomutan› say›l›yor ve atom silahlar› da dahil, her türden silah›n kullan›lmas› iznini verebilme yetkisine sahip oluyor. Sayfa 14-15


2

18-31 Mayıs 2007

74

Ça¤layan Mitingi Gözlemlerimiz Geçti¤imiz haftalarda ordunun ve devletin çeflitli kademelerinden yap›lan “irticai faaliyetler”e iliflkin aç›klamalar, son olarak ordunun e-muht›ras› ile toplumun laik ve fleriatç› ad› alt›nda kamplaflt›r›larak egemen s›n›flar›n farkl› ç›kar çevrelerinin pefline düflmesi hedeflendi. Köflk ve ordu destekli yap›lan büyük mitingler sonucunda gündem bir anda de¤iflti. Ve sonuç olarak ise erken seçim karar› al›nd›. Bizler ‹stanbul YDG olarak Ça¤layan’daki mitingi incelemeye karar verdik. Miting alan›na vard›¤›m›zda kitle henüz yeni yeni toplan›yordu. Dikkatimizi çeken belki en önemli fleylerden birisi milyonu bulan bir kat›l›ma gençli¤in oldukça az ilgi göstermesiydi. Kat›lanlar›n büyük ço¤unlu¤unu otuz yafl ve üzeri oluflturuyordu. Özellikle kad›nlar›n kat›l›m› dikkate de¤erdi. Gençli¤in oran›n› en iyimser flekilde ifade edersek yüzde 15 diyebiliriz. Bu anlamda sistemin belki de Türkiye’nin en büyük mitinginde gençli¤i kendi saf›na katamad›¤›n› görmek bizim için de flafl›rt›c› oldu. Kat›lanlar›n büyük bir ço¤unlu¤unun s›radan halk kesimleri oldu¤unu belirtmek istiyoruz. Özellikle linç etme kültüründen oldukça uzak, kendini solcu ve demokrat olarak niteleyebilecek, Kemalizm’e ilerici misyon biçen,

orta s›n›f kesimlerinin büyük bir a¤›rl›¤›n›n oluflturdu¤u binlerce insan mitingde yer alm›flt›. Denizlerin, Mahirlerin, ‹bolar›n mücadelesine sempati duyan/duyabilecek binlerce insan da söz konusu demagojilerden etkilenerek, gericili¤e karfl› ç›kmak ad›na alanda yerini alm›flt›. Bunlarla birlikte mitingi örgütleyenler ve kat›lanlar aras›nda ›rkç›-darbeci sloganlar atan genifl bir kesim vard›. Mitinge kat›lanlar›n herhangi bir kortej ya da toplu gidiflten ziyade tek bafllar›na kat›lmalar› ve bireysel slogan atmalar› da ilgi çekiciydi. Ve belki de hayat›nda hiç eyleme kat›lmam›fl, slogan dahi atmam›fl insanlar AKP’ye karfl› tepkilerini ortaya koyuyorlard›. Tepkilerin bu kadar büyük oluflu devlet yönetiminin “laiklerden” gidece¤i ve “fleriatç›lara” kalaca¤› inanc›n›n kitlelerde hâkim olmas›yd›. At›lan sloganlardan bu anlafl›lmaktayd›. “Laikler birleflin”, “Çankaya’n›n imam› kaça satt›n vatan›”, “Çankaya’da imam istemiyoruz”, “Kahrolsun ABD, iflbirlikçi AKP” fleklinde idi. Öfke duyulan di¤er bir konu ise AKP’nin IMF eksenli politikalar›n uygulay›c›s› olmas›n›n yaratm›fl oldu¤u tepkinin a盤a ç›kmas› ve emperyalist politikalara karfl› kitlenin huzursuz olmas›yd›. Tali de kalsa kitleler bu mitingle hayatlar›ndaki memnuniyetsizliklerini de d›fla

Pancar üreticisi köylülerin kota isyan› IMF ve AB istiyor diye tar›m ve hayvanc›l›kta uygulanan köylülü¤ü tasfiye politikalar› k›rsal› ve orada yaflayanlar›n yaflam›n› karartmaya devam ediyor. Ülkemizde tar›ma yönelik tüm destekler çekilirken tar›m girdilerine (ilaç, gübre, tohum, mazot vs.) ise her y›l % 35’lerin üzerinde zam yap›l›yor. Köylüler ekonomik olarak üretemez hale getirilirken bir de uygulanan kotalar köylüyü tamamen üretimden kopar›yor. Kotas›n› dolduramad›¤› için pancar ekemeyen, ekti¤ini satamayan köylü, art›k isyan ediyor. Bitlis’in Ahlat ‹lçesi’nde fleker pancar›na uygulanan kotaya tepki gösteren köylüler, devletin üreticiyi destekleyen projeler gelifltirmesini istedi. Ahlat’›n en önemli geçim kaynaklar›ndan birini fleker pancar› oluflturuyor. ‹lçe sakinlerinin büyük bir bölümü fleker pancar› üretimi ile u¤rafl›yor. Burada üretilen fleker pancar› 20 kilometre mesafedeki Ercifl fieker Fabrikas›’na sat›l›yor. Ancak ürüne uygulanan kota uygulamas› köylüyü zor durumda b›rak›yor. Mehmet Ak›n (34) isimli üretici, fleker pancar›na uygulanan kota nedeniyle istedikleri

kadar pancar ekimi yapamad›klar›n› söyledi. Belli kota d›fl›nda kalan ürünlerinin fabrika taraf›ndan sat›n al›nmad›¤› için zarar ettiklerini belirten Ak›n, “Geçen y›l 100 dönüm ektim, hepsini satamay›nca 30 bin YTL zarar ettim. Pancar ekimine yap›lan kota uygulamas›n›n yan›nda bir de elektrik ve mazota yap›lan zamlar bizleri borç alt›na soktu” dedi. Köylülerin krediler ile desteklenmesi gerekti¤ini de ifade eden Ak›n, flunlar› söyledi: “Fakir köylü kredi faizlerini dahi ödeyemiyor. Borcunu ödeyemedi¤i için yeni kredi alam›yor. Biz devletten faizlerin ya silinmesini ya da düflük faizle köylüye kredi verilmesini istiyoruz. Önceki y›llarda dönüm bafl›na 170 YTL destekleme yard›m› yap›l›rken bu y›l 70 YTL’ye indi. Bu sebeblerden dolay› borçlar›m› ödeyemedim. Aileme bile bakamaz duruma düfltüm. 10 çocu¤um var, onlara ekmek bile almakta zorlan›yorum.” Emin Aytolun (54) isimli köylü de de, birçok köylünün zarar ettikleri için pancar üretiminden vazgeçti¤ini ve baflka ifllere yöneldiklerini söyledi. Önceki y›llarda fleker pancar›n›n kilosunun 120 YKR iken bu y›l 90 YKR’ye düfltü¤üne dikkat çeken Aytolun, flunlar› dile

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Bitlis’te pancar üreticisi destek bekliyor

vuruyorlard›. Kendi kampanyam›z› orada insanlara anlatsak eminiz ki yüz binlerce imza toplanabilecek bir potansiyel mevcuttu. Tabi bunu sadece halk›m›z›n tepkisinin ve düzeyinin ne yönde oldu¤unu belirtmek için söylüyoruz. Dedi¤imiz gibi her yafltan insan›n kat›ld›¤› özellikle orta yafltan ve burjuva s›n›flardan büyük bir kat›l›m›n oldu¤u mitingde kitleler ba¤›ms›z bir tav›r tak›namad›lar. Hayat flartlar›n›n giderek a¤›rlaflt›¤›, e¤itim, sa¤l›k gibi alanlarda yap›lan harcamalar›n halk›m›z aleyhine

iflledi¤i ve masraflar›n katlanarak hayat flartlar›n›n giderek zorlaflt›¤› dönemde halk›n AKP hükümetine tepkisi miting üzerinden di¤er bir kli¤in potas›nda, Kemalizm virüsünün de daha fazla enjekte edilmesiyle eritilmeye çal›fl›ld›. Sonuç olarak DHD (Demokratik Halk Devrimi)’ni isteyebilecek bir kitle, potansiyel olarak mevcut olmas›na ra¤men kitlelerin bizleri tan›mamas›, bizlerin onlara ulaflmada yaflad›¤›m›z eksiklikler göz önüne al›nd›¤›nda henüz yapaca¤›m›z çok iflin de oldu¤unu bizlere gösterdi. (‹stanbul YDG)

getirdi: “‹flte biz de fabrika taraf›ndan düflürülen fiyat nedeniyle kâr yerine zarar ediyorduk. Bu yüzden de birçok kifli bu ifli b›rakt›k. Verdi¤imiz pancar paras›n› peflin alam›yoruz. Geçen y›l çal›flt›rd›¤›m iflçilerin paras›n› dahi halen ödemifl de¤ilim. Devlet buradaki pancar üreticisini mutlaka farkl› yöntemlerle desteklemelidir, köylüye kolayl›klar sa¤lanmas› için yollar aranmal›d›r.” Bitlis Tar›m ‹l Müdürlü¤ü yetkilileri, borcunu zaman›nda ödeyen üreticinin desteklendi¤ini, daha fazla iyilefltirici uygulamalar›n ise, hükümetlerin ifli oldu¤unu söyledi. Ercifl fieker Fabrikas› yetkilileri de, fabrikan›n kâr ve zarar durumuna ve al›m gücüne göre ürün ald›klar›n› kaydetti.

Pancar Birli¤inin özellefltirilmesiyle zor duruma düfltüklerini ifade ediyorlar. Y›llard›r tek u¤rafllar› ellerinden al›nan köylüler üzerinde oynanan oyun yeni olmad›¤› gibi son da olmayacakt›r. Tek bir hükümetin görevi olmayan köylülü¤ü tasfiye iflini bugün AKP alm›fl olsa da yar›n emperyalist efendilerinin direktifleriyle bu misyonu baflka hükümetler yüklenecektir. Köylünün kurtuluflunun tek yolu birlikte hareket ederek emperyalist politikalara ve yerli uflaklar›na karfl› mücadele etmektir. Unutmayal›m ki çözüm, eme¤i büyütecek olan üreten ellerimizdedir. (Erzincan)

ÇIKTI!

Pancar üreticisi isyanda I¤d›r’da yaklafl›k 6 bin fleker pancar› üreticisi kota nedeniyle zor durumda. Geçen y›l bafllat›lan kota uygulamas›n›n pancar fiyatlar›n› düflürdü¤ünü belirten köylüler, uygulaman›n sürmesi durumunda pancar üretiminin bitme noktas›na gelece¤i uyar›s›nda bulundular. I¤d›r’da 40 y›ld›r pancar üretimi yapan köylüler, “Art›k dayanamayacak durumday›z. Pancar›m›za çok düflük fiyat uygulan›rken, Çin’den veya baflka ülkelerden ithal fleker pancar› getiriliyor. Art›k önümüzdeki y›ldan itibaren pancar üretimi yapmayaca¤›z. Çünkü üretim yapmam›z›n hiçbir koflulunu b›rakmad›lar.” Yine özellefltirmeleri elefltiren köylüler,

6 AYLIK: 10.200.000

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

74

18-31 Mayıs 2007

Demokrasi mücadelesi militarist sloganlarla yükseltilemez Ankara ve ‹stanbul’un ard›ndan Çanakkale, Marmaris, Manisa gibi kentlerde yap›lan Cumhuriyet Mitingleri’nin sonuncusu 13 May›s’ta ‹zmir’de gerçekleflti. Ordunun, Cumhurbaflkan›n›n ve bürokrasinin maddimanevi deste¤ine son dönemde medyan›n da yo¤un propagandas›n›n eklenmesi ve çeflitli illerden insanlar›n yollara düflmesi, mitinglerin kitlesel geçmesini beraberinde getirdi. Bu nedenle mitinge kat›lan kitlenin önemli bir k›sm› ile mitingi örgütleyenler aras›ndaki fark›n alt›n› çizmek gerekmektedir. Nokta Dergisi’nin kapat›lmas›na neden olan darbe ve günlük tart›flmalar›nda da bahsi geçen, halk›n daha haz›r olmad›¤› vurgusu ve ard›ndan yine ayn› dergide yay›nlanan ordunun ve Cumhurbaflkan›n›n Atatürkçü Düflünce Derne¤i-ADD gibi derneklere aktard›¤› büyük maddi kaynaklar, söz konusu haz›rl›klar›n geldi¤i boyutu bizlere göstermektedir. Bu anlam›yla CHP’nin öncülü¤ünde ve Cumhurbaflkan›, ordu, bürokrasinin belirli k›sm›n›n deste¤inde ›s›t›lan cumhurbaflkanl›¤› gündemi egemen s›n›flar içindeki farkl› ç›kar çevrelerinin perde arkas›ndaki pazarl›klar›n›n yans›mas›n› oluflturmaktad›r. Suni bir gündem olarak ortaya ç›kart›lan ve halk› saflaflmaya ça¤›ran laik-fleriatç› kamplaflmas› ile ç›kar çevrelerinin kendi aralar›ndaki sürtüflmelerine halk yedeklenmeye çal›fl›lmaktad›r. Bunu gerçeklefltirirken de bir yandan halk›n AKP hükümeti nezdinde ekonomik ve siyasi durumdan duydu¤u rahats›zl›k kullan›l›rken öte yandan Kemalist ideolojinin flovenist-›rkç›militarist sloganlar› ve marfllar› kitlelere benimsettirilmeye çal›fl›lmakta ve kitlelerin bu gerici rejimi sahiplenmesi istenmektedir. Mitinglere farkl› kesimlerden genifl bir kat›l›m olmakta ve bu kesimleri AKP hükümetine duyduklar› tepki birlefltirmektedir. CHP, DSP, DYP, MHP gibi partilerin tabanlar›n›n yan› s›ra emekli polis ve askerler, bürokraside ve orduda görev yapanlar, rektörler, çeflitli Kemalist kitle örgütleri ile birlikte Aleviler ve küçük burjuvaziden genifl bir kitle eylemlerde yer almaktad›r. Bu anlam›yla özellikle ülkenin gidiflat›ndan memnun olmayan, emperyalizmin ülkemizdeki pervas›z uygulamalar›ndan

ve AKP hükümetinin ‹slami karakterinden rahats›zl›k duyan genifl bir kitle bu eylemlere kanalize edilmektedir. Sistemin büyük maddi olanaklar› ve yo¤un bir propaganda ile yaratt›¤› korkudan tedirginlik duyanlar› yine kendi çevresinde toparlamakta ve rejimin temeli olan ideolojinin ilerici-devrimci ve anti-emperyalist oldu¤unu dayatarak bilinçleri bulan›klaflt›rmaktad›r.

Ölümü gösterip s›tmaya raz› etmek... Ancak bu söylemler gerçekçi de¤ildir. Örne¤in bugün laikçili¤i kimseye kapt›rmayan CHP’nin de, DSP’nin de, MHP’nin de, DYP’nin de ve bir bütün olarak hiçbir sistem partisinin AKP hükümetine alternatif bir ekonomik-siyasal program› bulunmamaktad›r. Kim hükümete gelirse gelsin ülkemizin yar›-sömürge gerçekli¤i içinde emperyalizmin dayatt›¤› politikalar hayat bulacakt›r. Y›llard›r hükümetler de¤iflse de IMF politikalar› de¤iflmemektedir. Bugün dahi eylemlerde emperyalizme, AB’ye gösterilen tepkiyi kullanan Baykal’›n aç›klamalar›nda da AB’ye ve IMF’ye yönelik politikalar›n›n net oldu¤u vurgulanmaktad›r. Bu nedenle “laik” kesime önderlik edenler, pefllerinden gelen kitleye aç›kça yalan söylemektedir ve AKP’ye yönelik tepkiden yararlanarak hükümete gelmenin hesab›n› yapmaktad›r. Baflar›l› olduklar› takdirde de de¤iflen bir durum olmayacakt›r, çünkü emperyalizme sadakat devletin resmi politikas›d›r.

Ordu ve Sezer ilerici mi? Bugün mitinglerde orduya büyük övgülerde bulunulmakta ya da ordunun görevini halk›n üstlenmesi gerekti¤i iddia edilmektedir. Mitinglerde militarist, darbeci nutuklar at›lmakta, askerlere sevgi gösterileri yap›lmakta ve en güvenilir kurumun ordu oldu¤u iddia edilmektedir. Hatta genç subaylar›n ayaklanmas›ndan bahsedilmekte, subaylar›n bildirilerinden, e-muht›radan destek al›nmaktad›r. Emperyalizme ve “d›fl mihraklara” karfl› tek güvencemizin ordu oldu¤u ezberletilmektedir. Oysa ki bunun yalan oldu¤u bilinçleri bulan›klaflt›r›lmam›fl herkes

taraf›ndan bilinmektedir. En basitinden bugün “tedirginlik duyulan tehlikeyi”, “fleriat tehlikesini” yaratan, gerici-dinci örgütleri büyüten, destekleyen 80 cuntas›yla bafla gelen ordu de¤il midir? Alevilerin köylerine cami yapt›ran, her yere Kuran Kurslar› açan, e¤itim sistemini buna uygun yenileyen, ‘82 Anayasas›’n› haz›rlayan ordu de¤il midir? Bugün ordunun silah›ndan giysilerine kadar ihtiyaçlar›n› emperyalizmin karfl›lad›¤›n› herkes bilmektedir. TC ordusunun NATO’nun vurucu gücü oldu¤unu, komutanlar›n›n ABD’de e¤itim gördü¤ünü, TC ordusunun Kosova, Somali, Afganistan ve Ortado-

¤u’da emperyalizmin bekçili¤ini yapt›¤›n› kim inkâr edebilir ki? Ülkemizde devrimci-demokratik muhalefeti bast›rmada en ön safta yer alan, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakk› talebini iflkenceli askeri operasyonlarla engellemeye çal›flan, on binlerce askeriyle seferler yapan, köyleri yak›p halk› göçe zorlayan ordu de¤il midir? Bugün önemli bir kesimini halk kitlelerinin oluflturdu¤u mitinglerde sallad›klar› bayraklar›, yak›lan köylerden, iflkencehanelerden, bask›nlardan halk›m›z çok iyi tan›maktad›r. Bunun unutularak bu bayra¤›n gericili¤e karfl› sallanmas›, ›rkç› içeri¤e sahip 100. Y›l Marfl›’yla mümkün müdür? Çankaya yollar›n›n fleriata kapal› oldu¤unu söyleyip Sezer’e övgüler

ya¤d›ranlar, Sezer’in hangi emperyalist politikaya karfl› ç›kt›¤›n› görmüfltür? Hangi uygulamas› emekten, halktan yanad›r? Cumhurbaflkan›n›n seçiminden, görevlerine kadar hangi aflamada halka sorulmaktad›r? O zaman özellefltirmelere, tar›m›n tasfiyesine, mesleki haklar›m›z› gasp eden yasalara imza atan, F tiplerini, Terörle Mücadele Yasas›’n› savunan Cumhurbaflkan›n›n desteklenecek hiçbir yan› yoktur ve bu seçimlerde halk›m›z›n taraf olmas›n›n hiçbir faydas› yoktur.

Militarist nutuklarla ne demokrasi ne de özgür bir gelecek gelir! Dinci-gericili¤e karfl› olan, uygulanan IMF politikalar›ndan rahats›z olan, ABD ve AB emperyalizmine karfl› ba¤›ms›zl›k isteyen, demokrasi talep eden hiç kimse militarist, darbeci, ›rkç› nutuklar›n/sloganlar›n at›ld›¤›, marfllar›n söylendi¤i bir hareketle amac›na ulaflamaz. Kuruluflundan bu yana emperyalizmle ba¤lar›n› koparmayan, tam tersine emperyalizmin deste¤iyle ayakta kalan, bo¤az›na kadar borçlu olan, Kürt ulusu baflta olmak üzere Alevilerin, Ermenilerin, Yezidilerin, Lazlar›n ve di¤er tüm az›nl›klar›n haklar›n› gasp eden hatta varl›¤›n› yok sayan daha da ötesi imha ve soyk›r›ma u¤ratan, iflçilere-köylülere yaflam› zindan eden, az say›da tefeci, tüccar›n, a¤an›n, komprador burjuvazinin ç›karlar›n› koruyan bir devletin bayra¤›n›, ideolojisini sahiplenerek özgürlük mücadelesi yükseltilemez. Ülkemize demokrasi mücadelesi; “Hepimiz Türk’üz”, “Türkçüyüz, Atatürkçüyüz” gibi sloganlarla de¤il, Kürt ulusunun ve az›nl›k milliyetlerinin temel haklar›n› savunarak geliflebilir. Ülkemizde demokrasi ve özgürlük hareketi; gerçeklefltirdi¤i darbelerle temel haklar› gasp eden, yüz binlerce insana iflkence eden, köyleri yakan orduyu desteklemekle, militarist sloganlar atmakla de¤il, cuntaya karfl› ç›kmakla, ‘80 Cuntas›’ndan ve Anayasas›ndan hesap sormakla geliflebilir. Ülkemizde devrimcilik, gerici rejimi sahiplenmekle de¤il, silahl› devrimci mücadeleye destek vermekle mümkün olabilir.


4

18-31 Mayıs 2007

S›n›fsal Yaklafl›m “ASIRDA ONLAR YEND‹, ONLAR YEN‹LD‹. ÇOK SÖZLER ED‹LD‹ ONLARA DA‹R…” Devrimci ajitasyon ve propaganda faaliyeti, kitleleri çeflitli yol ve biçimlerde örgütleme çal›flmas›; fiili engellerden çok daha önemlisi her türden burjuva ve küçük burjuva anlay›flla çat›flarak ilerlemek durumundad›r. Ele al›nan ço¤u konuda, teflhir edilmeye çal›fl›lan bir dizi meselede kitlelerin kafas›nda yanl›fl fikirler bulunmakta, bunlara çok çeflitli kanallar vas›tas›yla sürekli yenileri eklenmektedir. Yarat›lmaya çal›fl›lan bilinç bulan›kl›¤›, di¤er yandan kitlelerin de¤iflik amaçl› yönlendirme operasyonlar›na alet edilmeleri için uygun bir zemin de oluflturmaktad›r. 84 y›ll›k TC tarihi boyunca, Kemalist ideoloji ve Sünni ‹slam’›n resmi vd. e¤itim kurumlar› ile toplumsal yaflam –gelenek/görenek- arac›l›¤›yla flekillendirdi¤i kültürel iklimde, kitleleri ayd›nlatma faaliyetinin zorluklar› ortadad›r. A.Necdet Sezer’in 13.04.07’de Harp Akademileri’nde yapt›¤› “ünlü” konuflmada “devlet ideolojisi” diye alt›n› çizdi¤i Kemalizme karfl› tutarl› ve do¤ru biçimde tav›r gelifltiren ilk –ve ne yaz›k ki son- devrimcinin ‹brahim Kaypakkaya yoldafl olmas›, ülkemiz devrimci hareketi için hazin bir durumdur. Önder yoldafl›n bu tavr› elbette ki onun komünist niteli¤inden ileri gelmektedir ama, Kemalizme karfl› do¤ru bir tutum tak›nmak için hiç flüphesiz komünist olmak gerekmez! Geçerken belirtelim, YÖK Baflkan› Erdo¤an Teziç’in son demecinde “devlet iktidar›” ile “hükümet iktidar›” ayr›m› yapmas›; kendi amac› farkl› olsa da, c.baflkanl›¤› dahil yürütme, son yaflananlarda –anayasa mahkemesinin karar›- bir kez daha görüldü¤ü üzere yarg› ve yasaman›n, paravan ve maske konumlar›na iflaret etmektedir. TSK’n›n ola¤an desturlar› ve yeni moda e-muht›ras›n› da ekledi¤inizde, “hukuk devleti”, “hukukun üstünlü¤ü” diye bas bas ba¤›rd›klar› garabet budur! Bu devletin burjuva anlamda laik bir nitelik tafl›mad›¤›, kuruldu¤u andan itibaren dini otorite ve kurumlar›n devlette a¤›rl›kl› ve ayr›cal›kl› bir temsil ve güç sahibi olduklar› bilinmektedir. Bu konumlar› yukar›dan afla¤›ya örgütlü bir biçimde varl›¤›n› sürdürmüfl, toplumsal yaflamdaki et-

kisini hiç azaltmadan muhafaza etmifltir. Diyanet ‹flleri Ba(fl)kanl›¤›’n›n statüsü, siyasi partiler kanununda “tart›flma yasa¤›” konulacak kadar kutsald›r. Nüfusun yaklafl›k yüzde otuzunu teflkil eden Alevilerin d›fllanan ve afla¤›lanan durumu da hesaba kat›ld›¤›nda, bu ülkede olmayan laiklik, nas›l elden gitmektedir? Günümüz koflullar›nda ülkemizde “fleriat tehlikesi” yoktur. Kald› ki mevcut faflist diktatörlü¤ün fleriattan daha iyi ya da daha kötü oldu¤u fleklinde bir k›yaslama içerisine girmek de abesle ifltigaldir. ABD emperyalizminin Washington laboratuarlar›nda imal etti¤i AKP’nin “tehlikeli” oldu¤u aç›kt›r ama bu “tehlike” zaten befl y›ld›r halk›m›z›n bafl›ndad›r ve her türlü felaketi de getirmifltir: yoksulluk, sefalet, iflkence, katliam, zulüm… Kemalistlerin yürüttükleri propagandan›n pefline tak›larak, “fleriat tehlikesi”ni onaylamak, birçok devrimci, ilerici grup ve çevre aç›s›ndan anlafl›lmazd›r. Bu bak›mdan, “ne fleriat ne darbe” slogan›n› kullanmak yan›lt›c›d›r, aldat›c›d›r. AKP’nin “laik cumhuriyet için tehlike” oldu¤undan söz edenlerin bafl›n› çeken CHP’nin onunla fiili ortakl›k/koalisyon içerisinde befl y›ll›k yasama sürecini götürmesi de meselenin bir baflka riya boyutudur. Bu fiili ortakl›k, DTP’nin seçim takti¤ini bofla ç›karmak için birleflik oy pusulalar›na ba¤›ms›z aday isimlerinin yaz›lmas› karar›n›n ç›kart›lmas›nda oldu¤u gibi, halen de sürmektedir. AKP, DSP’den miras ald›¤› Dervifl’in ekonomik program›n› harfiyen uygulamaktad›r. Mevcut hükümetin, devlete hizmet bak›m›ndan önceki hükümetlerden eksi¤i de¤il ancak fazlas› oldu¤undan söz edilmelidir. Bugün için, “darbe tehlikesi”nden söz etmek de do¤ru de¤ildir. Hakim s›n›flar TSK arac›l›¤›yla bundan önce üç kez aç›ktan bir kez dolayl› müdahalede bulunduklar› gibi “kim bilir” kaç kez de eflikten (en son Sar›k›z ve Ay›fl›¤›) dönmüfllerdir. S›n›f mücadelesinin seyrinin devletin bekas› bak›m›ndan, askeri/aç›k faflizm sürecini gerektirmemesi düflünülemez. Zira efendileri emperyalistler –bilhassa ABD- için belirleyici k›stas da budur. ABD ve AB emperyalistlerinin desteklemedi¤i, di-

74 ¤er yollar›n tüketilmedi¤i koflullarda, askeri müdahale seçene¤inin devreye sokulmas›, TSK’nin emir-komuta zinciri ile kotar›lacak bir tutum olmaz. Nitekim e-muht›ra, kendi içindeki bir çat›flmaya yönelik mesaj ve/veya AKP kli¤i ile yürüttükleri dalaflta a¤›rl›¤› ve karfl›l›¤› olmayan bir hamle olarak okunmal›d›r. Askeri müdahalenin iflletilemeyece¤i koflullarda CHP’nin merkez üssünü oluflturdu¤u laikçi kesim, kitlelerin “sihirli gücü”nü devreye sokma gayretindedir. Tehlike ve korku ekseninde maniple edilen, a¤›rl›¤›n› büyük flehirlerin orta gelir grubunun oluflturdu¤u kitlelerin, mitingler vas›tas›yla estirdi¤i rüzgar›n, oy havuzunda gemilerini yüzdürmeye yarayaca¤› hesap edilmektedir. AKP’nin befl y›ld›r hükümette bulunmas› neticesinde geliflen halk muhalefetini de de¤erlendiren bu kampanya sahipleri, “rejim” eksenli bir tehdit temas›yla yönlendirdikleri kitleleri, bu mitinglere katmay› baflarabilmifllerdir. Sonuncusu ‹zmir’de (Gündo¤du) yap›lan mitinglerin kat›l›m boyutu ve gündemleflen seçimler nedeniyle ön plana ç›kan kavram ya da tart›flma konusu olarak “kitlelerin gücü/rolü” meselesi; s›n›f mücadelesi ve siyaset bilimi alan›nda tahlile en çok tabi tutulan konular›n da bafl›nda gelmektedir. Bu, do¤all›kla devrim ve karfl›-devrimleri de içine alacak kapsamdaki toplumsal alt üst olufllardaki iflleviyle iliflkilendirilmelidir. Kitle/y›¤›n olarak ifade edilen belli bir yo¤unluktaki -yerine göre ço¤unluktaki- halk nüfusu oldu¤undan; onun deste¤ini almak, hem a¤›rl›k hem de meflruiyet aç›s›ndan bir de¤er ifade etmektedir. Tarih boyunca bütün ideolojik ve siyasi hareketler, iktidarlar ve muhalif odaklar, dahas› bütün etnik ve dini gruplar ile kültürel ve sanatsal ak›mlar; varl›k, güç ve geliflme sorunlar›n› kitlelerle kurduklar› iliflkilere ba¤l› olarak çözmek durumunda kalm›fllard›r. En gerici, en zalim yönetimlerde, faflist dikta rejimlerinde bile halk kitleleri ile “taban” ve “destek” sa¤lamak amaçl› iliflki kurman›n yollar› aranmakta, bunun araçlar› yarat›lmaya çal›fl›lmaktad›r. fiiddetin, bask› ve zorun esas yöntem biçimi oldu¤u koflullarda dahi, “teba” ile gelifltirilen iliflki her zaman belli bir hassasiyete sahiptir. Nihayetinde, halk›n “do¤rudan” karfl›ya al›nmamas›na “olabildi¤ince” dikkatin gösterildi¤i bilinmektedir. Faflist, dini, ›rkç›, milliyetçi vb. bütün gerici ideolojiler ve siyasi ak›mlar, flu veya bu biçimde belli bir

toplulu¤a yani kitleye hitap etmektedir. Onlar› sararak, harekete geçirerek etkin hale gelebilmeyi hedeflemektedir. Gerici ve faflist ideolojilerin yaln›zca devlet kurumlar›na dayanarak etkinlik kurabilmesi mümkün de¤ildir, onlar arac›l›¤›yla toplumsal taban elde etmesi gerektir. Hiç kuflkusuz “kitlelerin rolü”, devrim ve sosyalizm/komünizm mücadelesi aç›s›ndan tayin edici önemdedir. Marks’tan Mao’ya bilimsel sosyalizmin ustalar›nda kitlelere dair vurgular, malumu ilandan öte bir fleydir. Tarihin s›n›f mücadelelerinden ibaret oldu¤u saptamas›, “tarihi kitlelerin yapt›¤›” gerçe¤ine iflaret etmektedir. Devrimin kitlelerin eseri oldu¤u tespiti, “yarat›c›” rolün kime verildi¤ine ›fl›k tutucu bir belirlemedir. Ha keza kitle elefltirisi, kitle denetimi, kitle seferberli¤i, kitle inisiyatifi gibi mekanizmalar›yla 盤›r açan BPKD’ndeki y›k›c› ve yap›c› rol y›¤›nlara aittir. Komünist teori, insanl›¤›n kurtuluflu için toplumsal iradenin bilinçli flekillenifliyle yol al›naca¤›n› öngörür. Halk y›¤›nlar›, kendi kaderlerine hükmedebilmek için ayaklanmal› ve inisiyatif kullanmal›d›r. Tarihsel sürecin ça¤›m›zda halk kitlelerine önderlik aç›s›ndan verdi¤i rolü proletarya üstlenmifltir. Bu, iflçi s›n›f›n›n sosyo-ekonomik yeri ve konumundan kaynaklanmaktad›r. Ne var ki kitlelerin kazan›lmas› san›ld›¤› ya da göründü¤ü kadar kolay bir mesele de¤ildir. Üstelik kazan›lan kitlelerin kaybedilmesi de pekala mümkündür. Demek ki sorun y›¤›nlar ile kurulacak ba¤›n yani onlar› kazanma denilen olgunun maddi bir temele oturtulabilmesidir. Bu maddi temel, kitlelerin kendi sorunlar›na/ç›karlar›na sahip ç›kabilecek bilince kavuflturulabilmesidir. Harekete geçirilmeleri için asgari düzeydeki gerekli olan argümanlar, sürekli bir mücadele hatt› yaratabilmek için yetmemektedir. Bunun s›n›f mücadelesi içerisinde kitlelerin özdeneyimi ile sa¤lanaca¤›na kuflku yoktur. ‹flçi s›n›f› ve yoksul köylülük baflta olmak üzere ezilen, sömürülen halk y›¤›nlar›n›n devrime kazan›lmas›, baflka bir söyleyiflle devrimci mücadelede yerini alabilmesi için; nesnel flartlar olarak ifade etti¤imiz, içinde bulunduklar› ekonomik, toplumsal ve siyasal koflullar›n “elveriflli” olmas› yetmemektedir. Bu durumun nedenleri ve ç›k›fl yollar›n›n kendilerine ikna edici biçimde anlat›lmas› ve bunu kendi mücadele pratikleri içerisinde s›nama süreçlerine girmeleri gerekmektedir.


5

74

18-31 Mayıs 2007

Tafleron iflçiler haklar›n› ar›yor! Egemen s›n›flar›n son y›llarda (özellikle de 80’li y›llar›n bafl›ndan bu yana) iflçi s›n›f›na yönelik uygulamaya soktuklar› en büyük sald›r›lardan biri de tafleronlaflt›rma sald›r›s›d›r. Tafleron, alt iflveren-arac› anlam›na geliyor. Tafleronlaflt›rma ise iflverenlerin iflyerlerindeki mal üretimi veya hizmet sunumunu kendi iflçileri ile de¤il de, baflka iflverenin iflçileri arac›l›¤› ile gerçeklefltirmesini ifade ediyor. Tafleronlaflt›rma sald›r›s› iflçilerin yaflam›na; ayn› iflyerlerinde çal›flan iflçilerle aralar›ndaki ba¤›n kopmas›, dolay›s›yla örgütsüzlük, iflçilerin daha çok sömürüsü, a¤›r koflullarda daha fazla çal›flt›r›lmas›, sosyal ve ekonomik haklar›n›n budanmas› olarak yans›yor. Çünkü bu uygulama ile birinci olarak, iflçiler ayn› üretim sürecinde yan yana çal›flmalar›na ra¤men, farkl› iflverenlere tabi olduklar›ndan dolay› farkl› statü içerisinde bulunurlar. Ve yine ikinci olarak, alt iflveren olan tafleron arac›l›¤›yla iflyerlerinde çal›flan iflçiler “bireysel sözleflmelerle” sendikal örgütlenme ve toplu sözleflme düzeninin d›fl›na at›lmakta, daha a¤›r çal›flma koflullar›na tabi tutulmakta ve çok daha düflük ücret ve sosyal yard›m ve haklara sahip olabilmektedirler. Yani bugün yürürlükte olan az çok uygulansa da, var olan çal›flma mevzuatlar› bu iflçiler için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bu nedenle birçok fabrika ve iflyerinde iflverenler, patronlar, sendikal› iflçileri veya sözleflmeli iflçilerini çeflitli bahanelerle ifllerinden atarak, tafleronlaflt›rmaya gidiyor... Buna karfl›n tafleron arac›l›¤›yla çal›flan iflçilerin daha sonras›nda, a¤›r çal›flma koflullar›, düflük ücret, uzun mesai saatleri ve sigortas›z çal›flt›r›lmalar› gibi nedenlerden dolay›, örgütlenme-sendikalaflma çal›flmalar› bafllatmalar›,

baflta tafleronlar olmak üzere, gerçek iflverenler taraf›ndan çeflitli bask›larla engellenmeye çal›fl›l›yor! Tüm bu anlatt›klar›m›za bir örnek olarak Dicle Üniversitesi T›p Fakültesi Araflt›rma Hastanesi’nde yaflananlar› gösterebiliriz. Bu hastanede taflerona ba¤l› olarak çal›flan iflçiler, çal›flma koflullar›n›n a¤›rl›¤›, çal›flma süresinin uzunlu¤u ve sosyal haklar›n›n k›s›tlanmas› gibi gerekçelerle örgütlenme çal›flmalar›na giriflirler. Dev Sa¤l›k-‹fl’te örgütlenen tafleron iflçiler, yaflad›klar› bask›lara karfl› 50 iflçinin yer ald›¤› bir temsilciler meclisi oluflturdular. Dicle Üniversitesi T›p Fakültesi Araflt›rma Hastanesi iflçileri, hastanedeki tüm bölümlerden iflçilerin kat›ld›¤› bu meclis yoluyla kararlar›n› kendileri al›p hayata geçirecekler. Hastanedeki tafleron flirket ise, uygulad›¤› bask› ve tehditlerle sendikal örgütlenmeyi da¤›tamay›nca, bask›lar›n dozunu art›rd›. ‹flçileri y›ld›rmak için yer de¤ifltirmeler yap›l›yor. Baz› iflçiler ise iflten at›lmakla tehdit ediliyor. Bir iflçi, arkadafllar› önünde dövüldü. Ancak iflçiler, tüm bu bask›lara karfl› eylemlere haz›rlan›yor. E¤itim çal›flmalar› yap›l›yor. Sendika, bir yandan da iflçilere “Sendikal› olmak ne anlama gelir”, “Sendikal mücadelenin tarihi”, “Bugün için sendikalaflman›n hedefi nedir” konular› üzerine e¤itim veriyor. Her toplant›ya 120 iflçi kat›l›yor. Dev Sa¤l›k-‹fl Örgütlenme Uzman› Hansel Özgümüfl, bu çal›flmalarla “sendika bu iflleri halledecek” anlay›fl› yerine, iflçinin sahip ç›kmad›¤› hiçbir sendikal örgütlenmenin baflar›l› olamayaca¤› anlay›fl›n› anlatt›klar›n› belirtiyor. Özgümüfl, “Tafleron örgütlenme çok zor. Türkiye’de çok az sendika bu alanda örgütlenebiliyor. Baflar›n›n

Emekçinin Gündemi 1 May›s’›n kazan›mlar› ile önümüzdeki süreci örelim 2007 y›l› 1 May›s’› birçok aç›dan de¤erlendirmeyi ve dersleri hak eder biçimde geliflti ve flekillendi. Devrimci irade ve kararl›l›¤›n, militanl›¤›n›n kendini aç›k bir flekilde gösterdi¤i bir gün oldu. Taksim merkezli yürütülen çal›flma ve hedeflerde devletin tüm gözda¤› ve terörüne ra¤men a盤a ç›kan güç, üzerinden atlan›lmamas› gereken bir gerçekliktir. Her dönem ve süreçte oldu¤u gibi iflçi s›n›f›n›n birlik ve kavga günü olan 1 May›s’a rengini veren o günkü koflullarda ülke ve dünyada yaflanan politik ve siyasal geliflmeler olmufltur. Bu y›lki 1 May›s atmosferi de egemen sistemin içinde bulundu¤u derin siyasal krizin yafland›¤› ve bunun görüntüsünün muht›rayla tart›fl›ld›¤› bir dönemde gerçekleflti. D‹SK’in bu y›l Taksim karar› almas›na paralel olarak, bu karar›n devrimciler taraf›ndan sahiplenilerek desteklenmesi, h›z kazanan 1 May›s çal›flmalar› ve akabinde 1 May›s günü yaflanan geliflmeler iflçi s›n›f›n›n mücadelesi aç›s›ndan oldukça anlaml› yanlar tafl›maktad›r. Militanl›¤›n, her yerin 1 May›s alan› olmas›na ba¤l›

olarak flekillenmesi, çat›flmalar›n yafland›¤› alanlarda kitlenin hat›r› say›l›r deste¤i, ‹stanbul Valisi ve Emniyet Müdürü flahs›nda somutlanan 1 May›s yasak ve terörü kitlelerin önemli tepki ve öfkesini çeken yapt›r›m ve uygulamalar sistemin kitleler nezdinde teflhir olmas›n› sa¤layan bir özellik tafl›d›. D‹SK’in, içinde çeflitli hedefler ve amaçlar bar›nd›ran Taksim karar›n›, iflçi s›n›f›n›n mücadelesini ileri tafl›man›n ötesinde, yap›lacak olan genel seçimler ve bu noktada D‹SK’in hedefleri ile paralel düflünmek ve de¤erlendirmek gerekir. Bizler aç›s›ndan net olan bu planlara ra¤men ileri bir karar olmas› itibar›yla desteklenmesi ve sahip ç›k›lmas›, olmas› gereken tav›r ve tutumdu. Taksim hedefli yürütülen tart›flmalarda sorunun yer tart›flmalar›na s›k›flt›r›lmadan ele al›nmas› gerekti¤i anlay›fl›, iflçi ve emekçilerin taleplerini dile getirmesi, egemenlerin suni gündemlerinin arkas›ndan sürüklenmek yerine kendi sorunlar›n› hayk›rmalar› ve devrimcilerin de 1 May›s çal›flmalar›n› bu zeminde ele almas› gerekti¤i anlay›fl›, üzerinde durulan di¤er temel

kayna¤›, gücünü iflçiden alan, iflçiye dayanan, örgütlü gücü sürekli diri ve zinde tutan örgütlenme tarz›d›r” diyor. Bu amaçla her birimden iflçilerin seçti¤i 50 kifliyle temsilciler meclisi oluflturduklar›n› söyleyen Özgümüfl, böylece hastanedeki tüm iflçilerin e¤ilimlerinin, fikrinin yans›d›¤›, karar ve söz yetkisinin iflçiye verildi¤i bir örgütlenme tarz›n› hayata geçirdiklerini söylüyor. ‹flyeri Temsilcisi Muazzez Filiz ise, sendikalaflman›n ard›ndan fiziksel ve psikolojik olarak bask› gördüklerini belirtiyor. Filiz geliflmelere iliflkin tepkisini flöyle dile getiriyor: “Biz bu konuyu sözlü ve yaz›l› olarak yetkili yerlere bildirdik. Ama cevaps›z kald›. Sadece cevaps›z kalmad›; bask› ikiye, üçe, dörde katland›.” ‹flyeri Temsilcisi Süleyman Gündüz de sendikal› olmaktan geri ad›m atmayacaklar›n› belirtiyor. “Çünkü sendikalaflmadan önce kimse kimseye selam bile vermezken, birbirine güvenmezken, flimdi bir s›cakl›k, yak›nlaflma oldu. Daha önce bir haks›zl›k oldu¤unda ‘hadi arkadafllar’ deyince kimse seninle gelmiyordu, ama sendikal sürece girdikten sonra birlikte hareket

ediyoruz” diyen Gündüz, bu durumun güven verdi¤ini söylüyor. Tafleron iflçileri sendikalaflmaya iten neden ise, a¤›r çal›flma koflullar› ve düflük ücret. ‹flçilerin y›ll›k izinleri yok. Sigorta primleri ise tam yat›r›lm›yor. 90 saate varan fazla mesailere kalan iflçiler, resmi tatillerde bile çal›flt›r›l›yor. Bu çal›flma karfl›l›¤› çok düflük ücret alan iflçiler, kendilerine üçüncü s›n›f insan muamelesi yap›ld›¤›n› söylüyorlar. Tafleron iflçilerin ve SES Diyarbak›r fiubesi’nin talebiyle Mart ay›nda örgütlenmeye bafllayan Dev Sa¤l›k-‹fl’e, k›sa sürede 730 iflçi üye oldu. (Kartal)

Ordu’da Bay›nd›r Holding’e ba¤l› Tadella markas›yla çikolata üreten Sagra Fabrikas›’nda sendikal haklar› için direnen iflçiler kazand›. Y›llard›r maafllar›na zam yap›lmayan iflçiler son 9 ayd›r hiç maafl alam›yordu. ‹flçiler fabrikadaki bu çal›flma koflullar›na isyan ederek ifli durdurup Tek G›da-‹fl Sendikas›’na üye oldular. ‹flçilerin sendikalaflmas›n› hazmedemeyen patron önce servisleri kald›r-

d›, ard›ndan üç vardiya fleklinde olan ifl çal›flma sistemini tek vardiyaya düflürdü, çal›flma saatlerini de¤ifltirdi. ‹flçilerin sendikalaflmakta kararl› oldu¤unu söyleyen Türk-‹fl il temsilcisi Selim Yöndem, fabrikan›n Giresun üzerinde, flehirden 6 km. uzakl›kta oldu¤unu, iflçilerin ifle yürüyerek topluca gidip-geldi¤ini; buna ra¤men iflçilerin ifl durdurma eylemine devam etti¤ini söyledi. ‹flçiler, patron sendikay› kabul edene kadar eylemlerine devam edeceklerini aç›klad›. (H. Merkezi)

noktalardan biri olmufltur. Devletin üst boyutta sald›rd›¤› 1 May›s eylemlerinde ciddi boyutlarda toplad›¤› tepki bu süreçte üzerinde durulmas› gereken di¤er bir noktad›r. 1 May›s günü yaflananlar kitlelerin militan tepkisi anlam›nda uzun süredir yaflanan dura¤anl›¤a karfl›n moral anlam›nda önemli bir etki yaratm›flt›r. Ancak bu etkiyi “Devrimci s›n›f savafl›m›n› ilerletici bir etki yaratt›” biçiminde de¤erlendirme ve saptamalarda bulunmak do¤ru de¤ildir. S›n›f savafl›m›n› ilerletici etkiyi, devam›nda yaflanan geliflmelere, o günkü mevcut koflullarda s›n›f mücadelesinin içinde bulundu¤u durumla birlikte de¤erlendirmek gerekir. Ya da Taksim militanl›¤›n›, “kuflatt›k”, “özgürlefltirdik”, “kazand›k” gibi kuru ajitatif söylemlerle de¤erlendirerek, bu zeminde saptamalarda bulunmak da do¤ru de¤ildir. Taksim kuflkusuz ki iflçi s›n›f›n›n mücadele mevzisi aç›s›ndan önemli bir de¤er tafl›maktad›r. Bu mevzinin kazan›m›n›n ancak genifl emekçi kitlelerle ve sar› iflbirlikçi sendikalar›n öncülü¤ünde de¤il ancak devrimci ve komünistlerin öncülü¤ünde olaca¤›n› unutmamak gerekir. D‹SK’in devletle anlaflmal› bir flekilde Taksim’e ç›k›fl›n› bu tarz de¤erlendirmelere tabi tutmak yaflananlardan do¤ru dersler ç›kar›lmas›n› da engeller. Taksim ve bir dizi semtte yaflanan çat›flma ve yarat›lan direnifller kitle militanl›¤› anlam›nda önemli bir yand›r. Yakalanan bu duruflun korunmas› ve ileri tafl›nmas› önümüzdeki dönem yürütülecek çal›flmalarla

mümkündür. Erken genel seçimler bu anlamda üzerinde önemle durulmas› gereken bir süreçtir. ‹flsizlik, yoksulluk ve daha bir dizi sald›r›n›n yafland›¤› bu süreçte devlet kitleleri sand›k bafl›na çekmek için bir dizi oyun sahnelemektedir. fieriat-laiklik kuflatmas› alt›nda kamplaflmaya sürüklenen kitleler fleriat tehdidiyle laikli¤e sahip ç›kma ad›na sand›k bafl›na davet edilmektedir. Cumhuriyet mitingleri devam›nda iflletilecek bu süreçte, iflçi s›n›f›n›n böylesi bir kamplaflma içinde yer almamas› gerekti¤i üzerinde durmak ve bu durumu teflhir etmek özel bir önem tafl›maktad›r. Seçim sürecinde yürütülecek olan kampanyada iflçi s›n›f› içindeki çal›flman›n nas›l yürütülmesi ve hangi taleplerin ele al›nmas› gerekti¤i üzerinde özel bir yo¤unlaflma sa¤lamak zorunluluktur. Genel söylemlerin ötesinde sorunlar›n somutluk içinde saptanmas›, taleplerin de bu somutluk üzerinden flekillendirilmesi özel bir önem tafl›maktad›r. Sömürünün dizginsizce yafland›¤› bu alanlarda çal›flmalar›n ve örgütlenmenin somutlanmas›n› bu süreçte yürütülecek çal›flmalarla birlikte ele almak gerekir. Süreç yap›lmas› ve yerine getirilmesi gereken bir dizi görevle birlikte bizi bekliyor. Bu görevleri yerine getirmek ise dün oldu¤undan daha fazla çaba ve emek istemektedir. Bu dönemi gö¤üsleyecek olanlar ise bu iradeyi ortaya koyanlar olacakt›r. Bu gerçekleri görenler ve yürüme iradesini ortaya koyanlarla bu sürecin zorluklar›n›n afl›laca¤› kesindir.

Sagra iflçileri kazand›!


18-31 Mayıs 2007 T‹S görüflmelerinde grev ve lokavt Tek G›da-‹fl Sendikas›’n›n örgütlü oldu¤u iflyerlerinde yap›lan T‹S (Toplu ‹fl Sözleflmeleri) görüflmeleri, patronun tutumu nedeniyle ç›kmaza girdi. Anlaflma sa¤lanamayan iflyerlerinden biri olan TAT Konserve’de T‹S görüflmelerinde anlaflmaya var›lamamas› üzerine sendika ve sendikal› iflçiler grev karar› al›rken, TAT patronu buna karfl›l›k lokavt karar› ald›. Fruko Meflrubat ve MEY içkide de yine patronla sendika temsilcileri aras›nda sürdürülen T‹S görüflmeleri anlaflmazl›kla sonuçland›. Tek G›da-‹fl Sendikas› yönetimi taraf›ndan, yürüttükleri T‹S görüflmelerine iliflkin bas›na verilen bilgilere göre, T‹S sürecinin devam etti¤i iflyerlerinden Fruko Meflrubat’ta 354, MEY ‹çki’de ise 650 iflçi çal›fl›yor. Sendika, MEY ‹çki’de taban ücret alan iflçilerin brüt ücretlerinin 650 YTL’ye ç›kar›lmas›n› ve ayr›ca iflçilerin ücretlerine yüzde 15–20 aras›nda zam yap›lmas›n› istiyor. Fruko Meflrubat’ta da yine yüzde 15–20 civar›nda zam talep edildi¤ini belirten sendika yönetimi, ancak iflverenin bu rakam› çok buldu¤unu ve enflasyon civar›nda bir art›fl teklifi ile masaya geldi¤ini belirtiyor. Her iki ifl yerinde yürütülen T‹S görüflmeleri de bu nedenle anlaflmazl›kla sonuçlanm›fl. Ayr›ca sendika yönetimi, 2 binin üzerinde iflçinin çal›flt›¤› TAT Konserve’de iflçi ücretlerine birinci 6 ay için ortalama yüzde 14 zam istediklerini, ancak TAT iflvereninin son teklifinin yüzde 5 düzeyinde oldu¤unu belirtiyor. Sendika yönetimi, bu nedenle görüflmelerin t›kand›¤›n› ve sendika yönetimi olarak grev karar› almak zorunda kald›klar›n›, ancak buna karfl›l›k olarak da patronun lokavt karar› ald›¤›n› belirtti. (H. Merkezi)

BTS: “H›zl› Tren seçim yat›r›m›!” BTS (Birleflik Tafl›mac›l›k Çal›flanlar› Sendikas›), 4 May›s Cuma günü saat 12.30’da, AKP hükümetinin Ankara-Eskiflehir aras› h›zl› tren projesine iliflkin bir aç›klama yaparak, “bu proje seçim için vitrine oynamakt›r ve ülke kaynaklar›n› ziyan etmektedir” dedi. BTS 1 Nolu fiube’de gerçeklefltirilen bas›n toplant›s›nda konuflan, BTS fiube Baflkan› Hasan Bektafl, altyap›s› tamamlanmayan yolun deneme seferlerine aç›lmas›na tepki göstererek, “daha yolun yap›m› bitmemiflken ‹talya’dan 3,2 milyon Euro’ya h›zl› tren kiraland› ve flimdi deneyecek yol olmad›¤› için istasyon, istasyon gezdiriliyor. Bu yollarda hâlâ tafl›mac›l›k yapan trenler var ve bu, kazalara aç›k, tehlikeli bir durum yarat›yor” fleklinde konufltu. Bektafl aç›klaman›n devam›nda: “Demiryolu politikalar›n› hükümet politikalar› yapt›klar›n› ve çok büyük kaynak ay›rd›klar›n› söyleyen siyasi iktidar TCDD’ye ve ülkeye kaynak israf›ndan baflka bir fley b›rakmam›flt›r. Yöneticiler demiryolu iflletmecili¤iyle de¤il, kârl› arsa yat›r›mlar›yla u¤raflmaktad›r” dedi. Bektafl’›n ard›ndan konuflan, Yönetim Kurulu Üyesi Soner Önal ise, demiryollar› hakk›nda yap›lan ihmallerin istatistikî bilgilerini vererek, demiryollar›n›n eksikliklerine ve bu gibi projelerin asl›nda millet menfaatine de¤il de uluslararas› tekellerin ç›karlar›na ve yurt içindeki elit kesimin konforuna hizmet eden pahal› bir ulafl›m projesi oldu¤unu vurgulad›. (Kartal)

6

74

Mersin Liman›’nda gerginlik

Mersin Liman›’n›n sat›lmas›, ülkenin tüm de¤erlerinin yerli yada yabanc› sermayeye peflkefli demek olan özellefltirme politikalar›n›n bir parças›d›r. TCDD’ye ait Mersin Liman›; 36 y›ll›¤›na iflletme hakk›n›n verilmesi yöntemiyle özellefltirilmesi amac›yla 9 Haziran 2005 tarihinden itibaren verilen ilanlarla ihale aç›lm›fl ve A¤ustos ay›nda yap›lan ihaleyi 755 milyon dolar bedelle PSA-Akfen kazanm›flt›.

r›n› iflçilere göstererek ortam› provoke etmeye çal›flt›lar. Yaflanan gerginli¤in ard›ndan liman çal›flanlar›, Mersin Liman ‹flletme Müdürlü¤ü’ne giderek yetkililere durumu bildirdi ve bölgeye Çevik Kuvvet polisi sevk edildi.

Mersin Liman› itiraz hakk›n› kullanarak süreyi uzatm›flt›, fakat Liman’›n sat›fl›nda bir de¤ifliklik olmad›. Bu süre zarf›nda çeflitli eylemler gerçeklefltiren liman iflçileri bir sonuca varamad›. 11 May›s Cuma günü, ihaleyi kazanan PSA-Akfen firmas›na devredilecek olan Mersin Liman›’nda, devir ifllemleri h›z kazand›. Bu çerçevede 7 May›s 2007 tarihinde ihaleyi kazanan firma görevlileri, Ankara’dan gelen Limanlar Daire Baflkanl›¤› personeli gözetiminde demirbafl saptamalar›na bafllayacakt›. Fakat Limanlar Daire Baflkanl›¤› personeli olmadan tespitlere bafllad›lar. Bu çal›flmalar devam etti¤i s›rada, akflam saatlerinde Mersin Liman› çal›flanlar› ile ihaleyi kazanan firma görevlileri aras›nda Liman A Kap›s› önünde arbede yafland›. ‹haleyi kazanan firma görevlileri sözde silahl› korumalar liman çal›flanlar›n› y›ld›rma amaçl› silahla-

Liman-‹fl Sendikas› Mersin fiube Baflkan› Recep Özbey de, yaflanan geliflmeler üzerine Mersin Liman›’na gelerek yetkililerle görüfltü. Özbey, yapt›¤› aç›klamada, Dan›fltay 1. Dairesi’nin özelleflmesine onay vermesinden sonra, devre iliflkin ifllemlerin bafllad›¤›n› hat›rlatarak, “O çerçevede PSAAkfen yetkilileri, Limanlar Daire Baflkanl›¤›’ndan gelen görevliler nezaretinde demirbafl saptamas›na bafllad›. Ancak bugün yaflanan huzursuzlu¤un nedeni, ihaleyi kazanan firma görevlilerinin, devlet memurlar›n›n nezareti d›fl›nda keyfiyete dayal›, çal›flanlar› k›flk›rtan, tahrik eden bir tav›r izlemifl olmalar›ndan kaynaklanm›flt›r” dedi. 8 May›s 2007 tarihinde, yaflanan olaylar› ve özellefltirmeyi protesto etmek için Mersin Liman› içinde toplanan iflçiler, elle-

rinde pankartlarla Liman ‹flletme Müdürlü¤ü’ne yürüdü. Liman-‹fl Sendikas›’n›n öncülük etti¤i ve KESK’in de destek verdi¤i eyleme kat›lan iflçiler, Liman A Kap›s›’ndan ç›karak, Liman ‹flletme Müdürlü¤ü önüne kadar özellefltirme karfl›t› sloganlarla yürüdü. Müdürlük önünde toplanan iflçiler, alk›fllarla ve sloganlarla özellefltirmeyi protesto etti. Burada bir aç›klama yapan Özbey, Türkiye’de 20 y›ld›r ›srarla sürdürülen kamu kurulufllar›n›n sat›lmas› iflleminin, dünyadaki örneklerinden çok farkl› ve garip flekilde pervas›zca devam etti¤ini ileri sürdü. Mersin Liman›’n›n iflgal edildi¤ini savunan Özbey, “Mersin Liman›’n›n özellefltirme kapsam›na al›nmas›yla birlikte al›c› firman›n hukuksuz giriflimi, rüflvet ve tehditle ifl bitirme prati¤i, sokak mant›¤›yla tahriklerini devam ettirmesi kabul edilemez” dedi. ‹flçiler, yap›lan aç›klaman›n ard›ndan iflyerlerine dönerken, geliflmelere göre eylemlerine devam edeceklerini belirtti. (Mersin)

Köprüleri ve otoyollar› da "babalar gibi" satacaklar! Sermayeye ba¤l›l›klar› ve onlara hizmetteki kararl›l›klar› bakanlar› taraf›ndan “Babalar gibi satar›m!”la ifade edilen ve “özellefltirme” ad›yla yürütülen talanya¤ma-vurgun sat›fllar›na, daha do¤rusu peflkefllerine, yeni bir halka daha ekleniyor. Bu yönlü en son ad›mlar ‹zmir Liman›’n›n özellefltirmesiyle ile ilgili at›lm›flken, bu kez de köprüler ve otoyollar için yeni bir ad›m at›l›yor. Bay›nd›rl›k ve ‹skân Bakan› Faruk Özak’›n “özellefltirece¤iz!” aç›klamas›n›n ard›ndan, köprü ve otoyollar, Özellefltirme Yüksek Kurulu (ÖYK) karar›yla özellefltirme program›na al›nd›. Alt› otoyol ve iki bo¤az köprüsünün, “iflletme hakk› devri” yöntemi ile, 2008 y›l›n›n sonuna kadar özellefltirilmesi hedefleniyor. ÖYK özellefltirme program›na göre, Edirne-‹stanbul-Ankara, Pozant›-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Toprakkale‹skendurun, ‹zmir-Çeflme, ‹zmir-Ayd›n otoyollar› ve bunlar›n yan› s›ra, Bo¤aziçi ve

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile ba¤lant›l› yollar özelefltirilecek. Ayr›ca Gaziantepfianl›urfa otoyolu, ‹zmir ve Ankara çevre otoyolu da, ba¤lant› yollar› ile birlikte, do¤rudan özellefltirme kapsam›na al›nd›. Söz

konusu otoyollar›n ve köprülerin üzerlerindeki otoyol hizmet tesisleri, bak›m iflletme ve ücret toplama merkezleri de do¤rudan özellefltirme program›na al›n›rken, özellefltirme ifllemleri, “‹flletme hakk› devri” yöntemi ile gerçeklefltirilecek. Y›ll›k geliri 300 milyon YTL’yi aflan otoyollar ve köprülerin özellefltirilmesi sonucunda devlet, 5 milyar YTL gelir bekliyor. Hat›rlan›l›rsa daha öncesinde Özal döneminde “gelir ortakl›¤› senedi” yoluyla otoyol ve köprülerde özellefltirmelerin önü aç›lm›flt›. Daha öncesinde büyük bölümü özellefltirilen K‹T’ler gibi, halk›m›zdan al›nan vergilerle yap›lan ve yüksek gelir getiren özellikteki bu yerlerin sat›fl› çok do¤ald›r ki emekçi halk›m›z›n ç›karlar› için yap›lm›yor. Yap›lan bu özellefltirmelerin-sat›fllar›n amac›, büyük sermaye sahiplerine, patron-a¤alara ve iflbirlikçilerine buralar›n peflkefl çekilmesi, onlar›n ç›karlar› do¤rultusunda hareket edilmesidir… (H. Merkezi)


7

74

18-31 Mayıs 2007

Eme¤imizin, al›nterimizin karfl›l›¤›n› alaca¤›z! Birçok üretim alan›nda oldu¤u gibi tar›m ve hayvanc›l›k alan›nda da bilinçli bir flekilde uygulamaya geçirilen, IMF patentli, emperyalist çok uluslu flirket ve bunlar›n ülkemizdeki uzant›lar› olan uflak patron ve a¤alar›n ç›karlar›na hizmet eden politikalar yavafl yavafl meyvelerini vermeye bafll›yor. Uygulanan bu IMF etiketli y›k›m politikalar› köylüleri topra¤›n› ekemez, hayvan›n› besleyemez, üretim yapamaz duruma getirdi! Bu duruma kaynakl›k eden en önemli faktör köylülerin yüksek üretim maliyetini (mazot, gübre, elektrik, su, yem vb. temel üretim için gerekli maddelerin yüksel maliyetini) karfl›layamaz duruma gelmeleridir. Köylülerin tar›msal ve hayvansal üretimi devam ettirebilmesi için gerekli olan geliri, kazançlar› her geçen y›l azal›rken, onlar›n deyimi ile “her geçen sene cepten yiyorken” ve her geçen gün maliyet giderleri artarken üretimi devam ettirmeleri beklenemez! Tek geçim kaynaklar› tar›m ve hayvanc›l›k olan u¤raflan köylüler tüm ç›rp›n›fllar›na ra¤men önceden az çok alabildikleri emeklerinin karfl›l›¤›n› bugün art›k neredeyse hiç alamaz oldular! Ve do¤al olarak tar›msal ve hayvansal üretimden ve yaflam alanlar›ndan uzaklaflarak, flehirlere göç etmeye bafllad›lar. Patron-a¤a devletinin ve hükümetinin tüm yalanlar›na, çarp›tmalar›na (“Her geçen sene traktör sat›fllar› yükseliyor, köylümüz kazan›yor, daha fazla toprak ekilmeye baflland›, süt üretimi ve et üretimi artm›flt›r vb. vb. yalan ve çarp›tmalar!”) ra¤men su götürmez gerçek; her geçen gün çok say›da köylünün topra¤›n›, hayvan›n›, köyünü ve yaylas›n› ard›nda b›rakarak flehirlere göç etmesi durumu ile gün yüzüne ç›k›yor. Ortaya konan istatistikî verilere bakt›¤›m›zda bu durum daha aç›k görülebiliyor. 2000’li y›llarda tar›mdaki is-

du¤u-kay›tl› oldu¤u ancak söz ve etkisinin esasta olmad›¤› ve yine üye aidat› ve zorunlu ba¤›fllar vas›tas›yla bir kez daha soyuldu¤u, köylü birliklerinin, odalar›n tüm bunlara karfl›n flu ana kadar yapt›klar› tek fley esas›nda vaaz vermek!

Yaflanan y›k›m›n edebiyat›n› yaparak, göz boyamak, köylüyü sahipleniyor görünmek!

tihdam yüzde 35-40’larda iken bu oran 2006 y›l›nda yüzde 20-25’lere inmifl durumda. Ve bu oran yine her geçen gün ve y›l katlanarak düflüyor. Üretememe ve yine köyden flehirlere yo¤un göçle kendini gösteren y›k›m politikalar›na karfl› köylülerin tepkisi alanlara-sokaklara çok nadiren yans›yor. Yans›yan tepkiler de alanlarda bo¤ulmaya çal›fl›l›yor. Ülkemizde köylü s›n›f›n›n örgütlenme bilincinin birçok nedenden ötürü zay›f olmas› ve bunun bir yans›mas› olarak büyük bir kesiminin örgütsüz olmas› ve yine var olan örgütlülüklerin de (Fisko ve Panko birlikleri gibi) birebir devletin güdümünde yap›lanan, iflbirlikçi nitelikleri köylülerin bu y›k›m politikalar›na karfl› harekete geçmesinin önünde engel oluflturuyor. Binlerce ve hatta milyonlarca köylünün üye ol-

Bu örgütlülüklerin, zaman zaman bayraklarla yap›lan “suya sabuna dokunmayan” davullu zurnal› mitingler(!), “Gübrede vergi indirimi yap›ls›n, borçlar›m›z yeniden yap›land›r›ls›n, eme¤imizin karfl›l›¤› verilsin vb. vb.” söylemlerle bezeli s›k s›k yap›lan bas›n aç›klamalar›ndan öte hiçbir ad›m atmad›klar›n› görüyoruz. Ki bu bas›n aç›klamalar› da teflhir ve hesap soruculuktan uzak, y›k›ma yol açan politikalar›n birebir mimarlar› ve uygulay›c›lar›ndan çözüm ve medet bekleyen bir karakterdedir. Bunlar bu örgütlenmelerin niteli¤ini-iflbirlikçi düzen içicili¤ini ortaya döken pratiklerdir. Çünkü örgütlenme bir ihtiyac›n veya ihtiyaçlar›n sonucu ise bunun somut biçimi olan örgütlenmeler bu ihtiyaca veya ihtiyaçlara yan›t olacak teorik ve pratik ad›mlar atmal›d›rlar. Mücadele dedi¤imiz bu kavram, soruna kaynakl›k eden sistemin, politikalar›n, yasalar›n de¤ifltirilmesi veya kald›r›lmas› gibi talepler ve ayn› zamanda taleplerle paralel eylemlerle (boykotlar, grevler, sokak gösterileri vb. pratik ad›mlarla) yürütülür. Bu yap›lmad›¤› durumda örgütlenme de örgütlülük de farkl› niteliklere bürünerek sorunun kan›ksanmas›na, devam›na ve boyutlanmas›na hizmet eder konuma düfler. Ülkemizde bugünkü köylü örgütlenmeleri en temel örgütlenme ihtiyaçlar›na bile yan›t olma noktas›nda geri konumdad›rlar. (H. Merkezi)

Efemçukuru Madeni ‹ZSU taraf›ndan denetlenemiyor! Elele Hareketi Dönem Sözcüsü Av. Berrin Esin Kaya, Çaml› Baraj› su havzas› s›n›rlar›nda kalan, Efemçukuru’nda faaliyet gösteren Tüpra¤ Alt›n ‹flletmesi’nin ‹ZSU taraf›ndan denetlenemedi¤ini iddia etti. Konak eski Sümerbank Önünde bir araya gelen Elele Hareketi üyesi bir grup ve Efemçukuru köylüsü, Konak Meydan’›nda bulunan ‹ZSU binas›na kadar yürüdü. Kitle, “Siyanür kand›r, istemiyoruz”, “Alt›n ölümdür, üzüm hayatt›r”, “Su toprak yaflamd›r, topra¤›na sahip ç›k” fleklinde slogan att›. Elele Hareketi Dönem Sözcüsü Av. Berrin Esin Kaya, ‹zmir’in içme suyunun önemli bir bölümünü sa¤layan Tahtal› Baraj› havzas› s›n›r›nda ve yap›m› 2007 program›na al›nan Çaml› Baraj› Havzas› içinde yer alan Efemçukuru’nda Tüpra¤ Metal Madencilik taraf›ndan alt›n ve gümüfl madencili¤i iflletilmek istendi¤ini belirtti. Madenle ilgili süren davalar›n aksine Efemçukuru Madeni’nin de yasad›fl› iflletilmesinden kayg›land›klar›n› dile getiren Av. Kaya, maden sahas›nda numune al›m›, sondaj, yarma, galeri ve kuyu açma faaliyetlerinin sürdürüldü¤ünü, bu faaliyetlerin yerüstü ve yeralt› sular›n› kirletece¤inin ortada oldu¤unu kaydetti. Av. Kaya, ‹ZSU’nun madendeki faaliyetleri denetleyemedi¤ini ifade ederek, 6 Mart 2007 tarihinde maden sahas›na giden ‹SZU yetkililerinin maden sahas›na gireme-

di¤ini belirtti. fiu anda ‹zmir’in su havzas›nda denetimsiz bir faaliyetin yürütüldü¤üne dikkat çeken Av. Kaya, ‹ZSU’nun görevini yapmas›n›n merkezi yönetimin de deste¤iyle firma taraf›ndan engellendi¤ini söyledi. Av. Kaya, “Bugünlerde ‹zmir Büyükflehir Belediyesi taraf›ndan su kaynaklar›n›n etkin kullan›m› için bir kampanya bafllat›ld›. ‘Su de¤erlidir, ak›p gitmesin’ ve ‘Su hayatt›r, bofla harcamay›n’ sloganlar öne ç›k›yor. Evet su hayatt›r ama temiz olursa. Suyumuzun temiz kalabilmesi, havzan›n kirleticilerden ar›nd›r›lmas› ile mümkün olacakt›r” dedi. (‹zmir)

Tütün üretimine destek yok! Ülkemiz egemen s›n›flar›n›n emperyalist politikalar çerçevesinde tar›mda uygulad›¤› en önemli ve üreticiyi üretemez hale getiren politikalardan biri olan kota uygulamas› kendini en yak›c› bir flekilde tütün üretiminde göstermektedir. Neredeyse üretemez duruma gelen tütün üreticilerini, tamamen bu alandan uzak tutmak isteyen egemenler, bunun için tütün üretiminden vazgeçen üreticiye destek vereceklerini aç›klad›. Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤› yay›mlad›¤› bir

tebli¤le Do¤u ve Güney Do¤u Anadolu Bölgesi’nde 11 ilde tütün üretiminden vazgeçip alternatif ürün yetifltiren üreticilere destek sa¤lanaca¤›n› aç›klad›. Aç›klamada destekten Ad›yaman, Bingöl, Bitlis, Diyarbak›r, Hakkâri, Malatya, Mardin, Mufl, Siirt ve Van illerinde tütün üretimiyle ifltigal eden ve alternatif ürün yetifltirmeyi tercih eden üreticilerin yararlanabilece¤i belirtildi. (H. Merkezi)

Harmandal› halk›, çöpe karfl› yol kesti zmir Harmanl› Beldesi sakinleri, beldede bulunan ‹zmir Çöp Depolama Alan›’n› protesto etmek amac›yla çöp kamyonlar›n›n yolunu keserek oturma eylemi yapt›. Harmandal›lar, Çöp Depolama Alan›’ndan dolay› sürekli bulafl›c› hastal›klarla karfl› karfl›ya kald›klar›n› ve çöpün yaratt›¤› kokudan dolay› nefes almakta bile zorland›klar›n› kaydettiler. Belde sakinleri, davul zurna eflli¤inde halay çektikten sonra, çöp kamyonlar›n›n geçti¤i karayolunu oturma eylemi yaparak trafi¤e kapatt›. Olay yerine gelen Jandarma ekipleri, yolun aç›lmas› yönünde uyar›da bulunurken, belde sakinleri ise yetkililerin gelmesini ve sorunun çözümü konusunda söz vermelerini istedi. Çöp kamyonlar›n›n yolunu keserek oturma eylemi yapan belde sakinleri, “Harmandal› Ümraniye olmas›n. Çöplük kaderimiz de¤ildir. Çöple yaflamak istemiyoruz. Temiz hava, temiz su sa¤l›kl› yaflam. Harmandal› kokmas›n, Harmandal›l› koklamas›n” yaz›l› pankart açt›. Belde sakinleri ad›na burada aç›klama yapan Hüseyin Özden, Harmandal›’da art›k çöp istemediklerini belirterek, “‹zmir Büyükflehir Belediye Baflkan›’n› ve ‹zmir Valisi’ni kiralar›n› ödeyerek burada bir hafta oturmaya davet ediyoruz. Bakal›m bu kokuya ve mikroplu havaya ne kadar dayanabilecekler. Suç ifllemek istemiyoruz. Çöp sorunu konusunda yetkililer suç iflleyerek gerekli önlemleri alm›yorlar” dedi. Çöpün ne zaman kald›r›laca¤› konusunda tarih istediklerini ifade eden Özden, Harmandal›’da yeflil bir do¤a görmek istediklerini söyledi. EGEÇEP Dönem Sözcüsü Av. Arif Ali Cang› ise, bu tür eylemlerle sorunlar›n daha çabuk çözülece¤ini söyleyerek, “Çocu¤unuzun ve kendi sa¤l›¤›n›za sahip ç›k›yorsunuz” dedi. Yap›lan eylem ve Harmandal›lar›n yetkili biri gelmeyinceye kadar eylemlerine son vermeyecekleri konusundaki kararl›l›klar› üzerine eylem yerine ‹ZSU Kat› At›k Temizleme Sorumlu Müdürü Faruk ‹flgenç gelerek bir aç›klama yapt›. ‹flgenç, çöp sorunu konusunda kal›c› çözümler bulmaya çal›flt›klar›n›, ‹ZSU ve Büyükflehir Belediyesi ve bilim adamlar› olarak çal›flmalar yürüttüklerini söyledi. ‹flgenç, “Uygun zamanda uygun bir yerde yetkililer ve halk bir yerde bir araya gelerek sorunlar ve çözümler konusunda konuflacak. Bunun için zaman› belirleyece¤iz. Sorunlar›n çözümü için gerekli çal›flmalar yap›l›yor” dedi. ‹flgenç’in halkla bir araya gelerek çöp sorunu konusunda çözüm üretecekleri yönünde söz vermesinden sonra eyleme son veren belde sakinleri yolu açarak da¤›ld›. (H. Merkezi)

‹


8

18-31 Mayıs 2007

74

Devrimciler ölmez, devrim davas› yenilmez!

6 May›s 1972’de as›larak idam edilen THKO’nun kurucular› Deniz Gezmifl, Yusuf Aslan ve Hüseyin ‹nan katledilifllerinin y›ldönümünde devrimciler taraf›ndan unutulmad›. “Yaflas›n Türk ve Kürt halklar›n›n kardeflli¤i”, “Yaflas›n tam ba¤›ms›z Türkiye” sloganlar› ile bafl› dik ve onurlu bir flekilde idam sehpas›na yürüyen Denizler, yap›lan çeflitli eylem ve etkinliklerle an›ld›. * 4 May›s Cuma günü Kartal Meydan›’nda toplanan Kartal’daki lise ö¤rencileri, bir bas›n aç›klamas› yaparak, Denizleri and› ve mücadelelerini sürdürdükleri ve sürdürecekleri mesaj›n› verdi. ‹LPG, Liseli Gençlik, DTP Gençli¤i, DPG, SDG Liseliler ve Devrimci K›lavuz gibi kurumlar›n öncülük etti¤i bas›n aç›klamas›na, çok say›da lise ve dershane ö¤rencisi kat›ld›. “Devrimciler ölmez, devrim davas› yenilmez!” pankart› ve devrimci önderlerden Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in resimlerini açan kitle s›k s›k “Devrim flehitleri ölümsüzdür!” slogan›n› coflkuyla hayk›rd›. Kartall› Liseliler imzas›yla yap›lan ortak bas›n aç›klamas›; “Onlar› anmak, mücadelelerine sahip ç›kmak ve büyütmektir. 6 May›s’› liseliler unutmad› ve de unutmayacak!” denilerek son buldu. * T‹B-DER (Tersane ‹flçileri Birli¤i Derne¤i), 5 May›s Cumartesi günü saat 20.00’de ‹çmeler’deki dernek binas›nda Denizlerle ilgili bir anma etkinli¤i düzenledi. Etkinlik, yap›lan aç›l›fl konuflmas› ve ard›ndan yap›lan sayg› duruflu ile bafllad›. Sayg› duruflundan sonra yap›lan konuflmada, ’68 gençlik hareketinin geliflimi, o dönemin koflullar›n› anla-

Tezkere tutsaklar›na özgürlük

t›ld›. Tersane iflçilerinin okudu¤u fliirlerin ard›ndan, T‹B-DER ad›na bir konuflma yap›ld›. Yaklafl›k bir saat süren anma etkinli¤i, 21.00’de sona erdi. * 6 May›s günü saat 14.00’te Beyaz›t otobüs duraklar›nda bir araya gelen Partizan, HÖC, HKM, ESP, BDSP, ESP, Kald›raç, Odak, EHP, Devrimci Hareket, TÖP gibi kurumlar Meydan’a kadar sloganlarla yürüdü. “Deniz, Yusuf, Hüseyin mücadelemizde yafl›yor” pankart›n›n aç›ld›¤› anmada “Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›n› hayk›ran kitle, Denizler flahs›nda tüm devrim flehitleri için 1 dakikal›k sayg› duruflunda bulundu. Kitle ad›na yap›lan ortak aç›klamada “Denizleri tek bafl›na anmak için de¤il onlar›n mücadelesine sahip ç›kmak için topland›k” denilerek Denizlerin yürüttü¤ü mücadelenin bugün ard›llar› taraf›ndan sürdürüldü¤üne dikkat çekildi. Aç›klamadan sonra Grup Diyar, Grup Vardiya ve Grup Yorum söyledikleri türkü ve marfllarla devrim flehitlerini selamlad›lar. * 6 May›s günü Esenyurt’ta da bir anma gerçeklefltirildi. Esenyurt Depo Kapal› Caddede Partizan, BDSP, ESP, HÖC ve DHP taraf›ndan örgütlenen anmada sloganlar ve alk›fllar eflli¤inde caddenin sonuna kadar yüründü. “Emperyalizme, faflizme, flovenizme ve devlet terörüne karfl› flimdi Deniz olunmal›” pankart›n›n aç›ld›¤› anmada, emekçiler alk›fllarla yürüyüfle destek verdi. Jandarman›n yo¤un ablukas›na ra¤men gerçeklefltirilen yürüyüfl Naz›m Hikmet’in fliirlerinin okunmas› ile sona erdi.

* 6 May›s Pazar günü Kad›köy ‹skele Meydan›’nda toplanan Mücadele Birli¤i Platformu üyeleri, Kad›köy’de yap›lmak istenen ancak yasaklanan mitinge iliflkin bir bas›n aç›klamas› yapt›. Yap›lan aç›klamada, Deniz Gezmifl, Yusuf Aslan ve Hüseyin ‹nan’›n resimlerinin yer ald›¤› bir pankart aç›ld›. Platform ad›na aç›klama yapan Aysun Güven, idam edilifllerinin üzerinden 35 y›l geçmesine ra¤men halk›n Gezmifl, ‹nan ve Aslan’a olan sevgisinin günden güne artt›¤›n› söyledi. Valili¤in mitingi yasaklamas›na tepki gösteren Güven, Denizlerin mücadele anlay›fl›n›n hala sürdü¤ünü ifade etti. Ankara * Ankara’da da sabah›n erken saatlerinden itibaren Karfl›yaka Mezarl›¤› önünde toplanmaya bafllayan emekçiler “Deniz, Yusuf, Hüseyin; sürüyor, sürecek mücadelemiz” sloganlar› ile Denizlerin mezar›na do¤ru yürüyüfle geçti. Binlerce kiflinin kat›ld›¤› anmada sendikalar, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, ilerici-devrimci kurumlar da yer

Malatya

ald›. Yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan Denizlerin avukat› Halit Çelenk’in mezar bafl›nda yapt›¤› duygu yüklü konuflma ile devam eden anma mezarlar›n karanfillerle süslenmesi ve mücadele ça¤r›s›n›n yap›lmas› ile sona erdi

Malatya’da ö¤le saatlerinde YDG, Emek Gençli¤i, DÖDER, SGD, HÖC, DGH, DTP Gençli¤i ve Yurtsever Cephe, ‹HD Malatya fiubesi önünde bir araya gelerek Soykan Park›’na yürüdü. Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in resimlerini tafl›yan kitle “Denizler yafl›yor” yaz›l› ortak pankart tafl›d›. Eylemde kurumlar ad›na yap›lan aç›klamay› Eren K›n›k okudu. K›n›k, “Denizleri idam ederek demokrasi ve sosyalizm yolunda ilerleyen anti-emperyalist, devrimci, demokrat, yurtsever gençlik mücadelesini ortadan kald›rabile-

ceklerini düflündüler” diyerek mücadelenin kesintisiz sürdü¤ünü dile getirdi. Rahip Santoro, Hrant Dink ve Zirve Yay›nevi’nde yaflanan devlet katliamlar›na dikkat çeken K›n›k, “Bizler Denizlerin ard›llar› olarak onlar›n son sözlerini tekrarl›yor, devrim ve sosyalizm mücadelemizi sürdürece¤imize söz veriyoruz” dedi. Eylemin bitiminde MHP’li faflistlerin provokasyon giriflimi kitlenin kararl› tutumu ile bofla ç›kar›ld›. Eylemde s›k s›k “Emperyalistler, iflbirlikçiler 6. Filoyu unutmay›n”, “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› at›ld›.

Bundan 8 ay önce ‹srail Siyonizmi’nin Lübnan’a sald›r›s› sonras› emperyalist efendilerine yaranmak isteyen TC, bir tezkere ç›kararak Lübnan’a asker göndermiflti. Tezkerenin Meclis’ten geçece¤i gün birçok ilden gelen insanlar Ankara’da protesto eylemi yaparak tezkerenin geri çekilmesini istemifllerdi. Bu eyleme sald›ran polis 18 kifliyi tutuklam›flt›. Aradan geçen 8 ay sonunda ilk kez ç›kar›ld›klar› mahkemede serbest b›rak›lan anti-emperyalistlerle dayan›flmak için 10 May›s günü ‹zmir Kemeralt› giriflinde Emperyalizme

ve Siyonizme Karfl› Birlik, Partizan, Al›nteri, BDSP, Devrimci Hareket ve Halkevleri taraf›ndan bas›n aç›klamas› yap›ld›. “Lübnan tezkeresi tutsaklar›na özgürlük” pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde, “Emperyalizm yenilecek direnen halklar kazanacak”, “Tezkere tutsaklar› serbest b›rak›ls›n”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” vb. sloganlar at›ld›. Kitle ad›na yap›lan aç›klamada, emperyalistlerin sald›r›lar› anlat›l›rken Türkiye’nin uflakl›kta s›n›r tan›mad›¤›na vurgu yap›ld›. (‹zmir)


9

74

18-31 Mayıs 2007

Gerillalara yönelik imha ve inkar sald›r›lar›! Dalç›nlar’›n evinin oraya gittiler ve birden mahalleden tan›mad›¤›m›z biri Ahmet Dalç›nlar’›n evinin dam›ndan arka tarafta bulunan da¤ kenarlar›na kaçmaya bafllad›. Ona do¤ru silah s›kmaya bafllad›lar. O genç, o s›rada karn›ndan yaraland›. Sonra elini kald›r›p teslim olmaya çal›flt›. Ancak onu yine tarad›lar, elinde silah yoktu.” Görgü tan›klar›n›n ifadeleriyle çeliflen Valinin aç›klamalar› t›pk› di¤er infazlarda da oldu¤u gibi iflledikleri cinayetlerin üstünü kapatma, eli kanl› katillerini, tetikçilerini aklama çabas›ndan baflka bir fley de¤ildir.

Faflist Türk devletinin Türkiye Kürdistan›’nda gerillay› imhaya yönelik operasyonlar› aral›ks›z olarak devam ediyor. Son süreçte yaflanan çat›flmalarda ald›klar› kay›plar karfl›s›nda afallayan faflizm, bildik yöntemlerini devreye sokuyor. Çat›flmada ölenlerin rütbeli olmas› nedeniyle, art›k birlik komutanlar›n›n da rütbesiz asker k›yafeti giyece¤i edinilen bilgiler aras›nda. Onca askeri y›¤›na¤›na ra¤men gerillan›n kurflunundan kurtulamad›klar› ve kurtulamayacaklar› dün oldu¤u gibi bugün de ortadad›r.

Operasyonlar yay›larak devam ediyor Bahar aylar›n›n gelmesiyle beraber faflizmin yo¤unlaflan operasyonlar› T. Kürdistan›’nda büyük çat›flmalara dönüflmeye devam ediyor. Tunceli, fi›rnak, Hakkari, Mardin, Bingöl, Diyarbak›r ve isimlerini s›¤d›ramad›¤›m›z birçok il k›rsal›nda on binlerce asker, top, tank ve helikopterlerine ra¤men, faflizm “bitirdim” dedi¤i gerillay› bitirmek için seferber oldu. * fi›rnak’›n Bestler Dereler bölgesinde 5 May›s akflam› bafllayan operasyonlara binlerce askerin kat›lmas›na karfl›n, faflizmin HPG gerillalar›yla girdi¤i çat›flmada iki asker öldü. Bölgede uzun süredir devam eden operasyonlar hava destekli de yürütülmesine ra¤men bölgeye destek amaçl› yeni asker sevk›yatlar›n›n yap›ld›¤› edinilen bilgiler aras›nda. Yine Hatay’›n Hassa ilçesi Hac›lar köyü k›rsal›nda operasyonlar devam ederken, Bingöl’ün Genç ilçesi k›rsal›nda süren operasyonlarda may›n›n patlamas› sonucu bir askerin öldü¤ü ö¤renildi. Öte yandan bölgede süren çat›flmalarda son bir ayda toplam 7 rütbelinin ölmesi

Kara Kuvvetleri Komutanl›¤›’n› harekete geçirdi. Bölgedeki askeri yetkililere verilen emirle operasyonlara ç›kan tim ve tak›m komutanlar›n›n erlerle ayn› k›yafeti yani rütbesiz k›yafet giymesini istedi. * Diyarbak›r’›n Lice ilçesinde sürdürülen operasyonlarda TSK ile HPG gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmalarda Lice Komando Bölük Komutan› ölürken çok say›da yaral› oldu¤u aç›kland›. Faflizm t›pk› di¤er kay›plar›nda oldu¤u gibi Lice’de ölen bölük komutan›n›n Adana Pozant›’daki cenaze töreninde ›rkç›-floven dalgay› yükseltmenin bir arac› olarak kullanmaktan geri durmad›. *Bölge halk›n›n onlarca y›ld›r çekti¤i ac›n›n kayna¤› olan faflizmin askerleri flimdilerde döfledi¤i may›nlara basarak can veriyor. Hakkari Da¤ Komando Tugay›’na ba¤l› askerlerin Çukurca ilçesi Ça¤layan bölgesinde yürütülen operasyon s›ras›nda bir askerin may›na basmas› sonucu öldü¤ü, birinin de a¤›r yaraland›¤› ö¤-

renildi. * Siirt ve fi›rnak s›n›r›nda yer alan Besta, Ç›nav, Herekol da¤lar›nda bafllat›lan operasyon geniflleyerek devam ediyor.

HPG gerillas› An›k infaz edildi Mardin’in Derik ilçesinin Da¤ Mahallesi’nde Özel Harekat Timlerinin ve sivil polislerin düzenledi¤i bask›n s›ras›nda HPG gerillas› Haysem An›k’›n infaz edildi¤i görgü tan›klar›n›n ifadeleriyle netlik kazand›. Mardin Valisi Mehmet K›l›çlar’›n “An›k, silah›yla birlikte kaçmaya çal›fl›rken öldürüldü” fleklindeki aç›klamalar›n›n aksine görgü tan›klar› An›k’›n silahs›z olmas›na ra¤men Özel Harekat Timleri taraf›ndan tarand›¤›n› ifade etti. Görgü tan›klar›ndan ismini aç›klamayan bir kifli ise olay› flöyle anlat›yor: “Yüzlerce polis mahalleye girdi ve hiç kimsenin yerinden k›m›ldamamas›, aksi takdirde bizi vuracaklar›n› söylediler. Sonra Ahmet

An›k’a görkemli cenaze töreni An›k’›n cenazesi 5 May›s akflam› geç saatlerde Malatya Adli T›p Morgu’ndan al›narak Dargeçit’e götürüldü. An›k’›n silahs›z olmas›na ra¤men bedenine s›k›lan onlarca kurflun, faflizmin kirli yüzünü bir kez daha ortaya serdi. Malatya’dan al›nan cenazeye yüzlerce konvoy efllik ederken, konvoy üç ayr› noktada durdurularak keyfi aramalara tabi tutuldu. Ancak faflizmin ne infazlar›, ne gözalt› ve tutuklamalar› ne de katliamlar› t›pk› Diyarbak›r’da, Dersim’de ve fi›rnak’ta oldu¤u gibi Derik’te de halk›n gerilla evlatlar›n› sahiplenmesini engelleyemedi. Cenaze ilçe giriflinde binlerce kifli taraf›ndan alk›fl ve z›lg›tlarla karfl›land›. Gece boyunca Dargeçit fiehir Camii’nde bekletilen cenaze sabah saatlerinde camii önünde biraraya gelen binlerce kifli taraf›ndan ilçe mezarl›¤›na götürüldü. 10 bini aflk›n kitlenin kat›ld›¤› cenaze töreninde s›k s›k “fiehit nam›r›n”, “HPG cepheye, misillemeye” sloganlar› at›ld›.

Xirabêbaba Köyü’nde ortaya ç›kan toplu mezar›n anlam› Bir devletin, bir partinin veya herhangi bir örgütün kendi geçmifline, kendi tarihine yaklafl›m› o devletin, partinin veya örgütün niteli¤i hakk›nda önemli ipuçlar› vermektedir/verir. S›n›fl› toplumlarda her kavram›n, her olgunun s›n›fsal içeri¤i oldu¤u için, tarihe yaklafl›mda da s›n›fsal farkl›l›klar kendini gösterir. Proletaryan›n, tarih olgusuna yaklafl›m› bilimsel ve dürüst olmak zorundad›r. Çünkü a盤a ç›kan her olay, proletaryan›n mücadelesinin hakl›l›¤›n›n aç›k bir kan›t›d›r. Gerçek ne olursa olsun bu proletarya için yararl›d›r. Burjuvazinin ise tarihe yaklafl›m› tarihsel gerçeklerin ortaya ç›kmas›na engel olma üzerine kuruludur. Herhangi bir tarihsel gerçekli¤in ortaya ç›mas›na engel olamazsa, onu çarp›tmaya yönelir. Çünkü burjuvazinin iktidar› kitlelerin bilinçsizli¤i üzerine kuruludur. TC devleti de her devlet gibi bir s›n›f›n egemenli¤ine dayanmaktad›r. Bu egemen s›n›f ise emperyalizme göbekten ba¤›ml› komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›d›r. Ülkemiz egemenleri emperyalizme göbekten ba¤›ml› oldu¤undan güçsüzdür. Emperyalizm olmadan ülkemiz egemenleri hiçbir flekilde ayakta kalamayacakt›r. Bunun için burjuva demokrasisi bile ülkemiz egemenlerinin boyunu aflan bir yönetim biçimi oldu¤undan, o, tamamen kendi boyuna uygun olan fafliz-

mi seçmektedir. Ülkemizdeki faflizmin süreklili¤inin nedenlerinden birisi de budur. Ülkemiz egemenlerinin kendi tarihine yaklafl›mlar› da tamamen yok sayma, çarp›tma üzerine kuruludur. fiöyle kabaca geçmifle bakt›¤›m›zda bile bu çok net görülür. Ülkemiz egemenleri taraf›ndan milli mücadele olarak an›lan dönemde, Yunan iflgalcilerine karfl› kahramanca mücadele eden ve Yunan kuvvetlerine esasl› darbeler indiren Çerkez Ethem hain ilan edilirken, askeri aç›dan tamamen fiyasko olan I. ve II. ‹nönü Savafllar› (kald› ki birinci ve ikinci ‹nönü Savafl› olarak an›lan askeri harekatlar gerçekte bir savafl bile de¤ildir) baflar›l› kabul edilmifltir. Çerkez Ethem Mustafa Kemal’i tan›mad›¤›ndan hain ilan edilirken, ‹smet ‹nönü baflar›l› bulunarak terfi ettirilmifl. Örne¤in tarih kitaplar›nda do¤ru düzgün fieyh Bedreddin’den bahsedilmemektedir. Bunun gibi çok fazla örnek TC tarihinde fazlas›yla vard›r. Bunlardan bir tanesi de 17 Ekim 2006’da Mardin’in Nusaybin ilçesine ba¤l› Xirabêbaba (Kuru) köyünde köylülerce ortaya ç›kar›lan toplu mezar›n incelenmesinde a盤a ç›km›flt›r. Geçti¤imiz y›l Ermeni Soyk›r›m›na yönelik tart›flmalar oldukça yo¤un yap›lm›flt›r. TC devletinin bu olaya yaklafl›m› Ermenilere yönelik

soyk›r›m›n reddi üzerine kurulmufltur. Ve bu soyk›r›m reddi her ç›kmaza girdi¤inde yalan, çarp›tma hamlelerine daha fazla baflvurmufl, daha da köfleye s›k›flt›¤›nda sald›rganl›¤›n› artt›rm›flt›r. Yukar›da bahsedilen toplu mezar da Ermenilere ait olabilece¤i ihtimali üzerine kayg›lar Ekim

ay›nda dile getirilmiflti. 23 Nisan tarihinde Türk Tarih Kurumu (TTK) Baflkan› Yusuf Halaço¤lu ile ‹sveçli Prof. Dr. David Gaunt ve beraberindeki heyet taraf›ndan incelendi. ‹nceleme sonras› Gaunt’›n yapt›¤› aç›klamada mezardaki kemiklerin de¤ifltirildi¤ini belirtti. 17 Ekim’de köylüler mezar› ortaya ç›kard›¤›nda görülen çok say›da kafatas›n›n, yap›lan incelemede hiçbirinin yerinde olmad›¤› ortaya ç›kt›. Mezar›n tahrip edil-

di¤inin belirtilmesi üzerine TTK Baflkan› Halaço¤lu piflkin bir flekilde ya¤mur sular›n›n mezar› tahrip etti¤ini belirtmifltir. Ya¤mur sular›n›n nas›l kafataslar›n› yok etti¤ini ise Halaço¤lu aç›klama zahmetinde bile bulunmam›flt›r. Halaço¤lu toplu mezar ortaya ç›kt›¤›nda mezar›n heyet gelene kadar kapat›ld›¤›n› vurgulamas› ise daha da ilginç bir durum ortaya ç›karmaktad›r. Ancak Prof. Dr. Gaunt ise mezar›n hiçbir flekilde kapat›lmad›¤›, oradaki köylülerin de mezardaki kemiklerin de¤ifltirildi¤ini aç›klam›flt›r. Ya gerçekten toplu mezar ortaya ç›kar ç›kmaz kapat›lm›fl ve ya¤mur sular›n›n etkisiyle kafataslar›n›n yok oldu¤una inanaca¤›z. Ya da bu kafataslar›n kime ait oldu¤unun ortaya ç›kmas›ndan korkanlar›n mezar› tahrip etti¤ine inanaca¤›z. Bu son örnek bile bu devletin tarihsel gerçekli¤e nas›l yaklaflt›¤›n›n a盤a ç›kmas› aç›s›ndan bir göstergedir. Burjuva bas›n›n da bu konuyu haber de¤eri olarak bile sayfalar›na tafl›mamas› ise efendilerinin yan›nda yer ald›¤›n› göstermesi bak›m›ndan önemlidir. Ancak ne olursa olsun, her geçen gün Türkiye halk› devletin niteli¤i hakk›nda aç›k bir fikre do¤ru gitmektedir. TC egemenleri ne yaparlarsa yaps›nlar bu gerçekli¤i çarp›tamayacaklard›r. (Bir YDG’li)


10

18-31 Mayıs 2007

74

Sincan Kadın Hapishanesi’nde saldırı Yasal olarak tutsakların sahip olduğu hiçbir hakkın yaşama geçirilmediği, hukuk dışı uygulamaların diz boyu olduğu F tiplerinde saldırılar sürüyor. 19 Aral›k 2000 y›l›nda gerçeklefltirilen “Hayata Dönüfl” operasyonu ile aç›lan F tipi hapishaneler zulüm ve iflkence merkezleri olmaya devam ediyor. Yasal olarak tutsaklar›n sahip oldu¤u hiçbir hakk›n yaflama geçirilmedi¤i, hukuk d›fl› uygulamalar›n diz boyu oldu¤u F tiplerinde sald›r›lar sürüyor. Tamamen keyfi bir flekilde iflleyen hapishane yönetmeli¤i ile devlet kendi ç›kard›¤› yasalar› dahi çi¤niyor. Özellikle son süreçte birkaç hapishanede artan disiplin cezalar› 2 y›la varan mektup, kapal› ve aç›k görüfl yasaklar› Nazi kamplar›n› aratm›yor. Geçen say›m›zda Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde TKP/ML dava tutsaklar› Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek’e yönelik sald›r›n›n haberini yay›nlam›flt›k. Hapishane revirine götürülürken devrimci tutsaklara selam verdi¤i için gardiyanlar taraf›ndan vahflice dövülen tutsaklardan Cengiz Kahraman ald›¤› darbelerden dolay› fenalaflm›fl, ancak revire ç›kar›lmam›flt›. Tutsaklar›n direnifli sonucunda Cengiz Kahraman’› revire ve hastaneye götürmek zorunda

kalan hapishane idaresi, olay›n bas›na yans›t›lmamas›n› istemiflti. Sincan Kad›n Hapishanesi’nde ise aç›ld›¤› günden itibaren sald›r›lar devam ediyor. Yaflananlar tecrit ve tredman›n birer yans›mas› ayn› zamanda. Sincan Kad›n Hapishanesi’nde bulunan Zeliha Bulut’un görüflüne giden annesine giriflte ç›plak arama dayat›lm›fl e¤er kabul etmezse k›z› ile görüflemeyece¤i söylenerek tehdit edilmifltir. Aileye giriflte hakaret eden gardiyanlar her türlü zorlu¤u ç›karm›flt›r. Zeliha Bulut’un mektup yasa¤› da 2 aydan 4 aya ç›kar›lm›fl durumda. TKP/ML dava tutsa¤› Deniz Tepeli’ye kap› dövdü¤ü ve slogan att›¤› gerekçesiyle 1 y›l aç›k ve kapal› görüfl cezas› verildi. 2008’in Temmuz’unda bitecek olan ceza boyunca mektup yasa¤› da getirilmifl durumda. ‹flçi-Köylü, Yeni Demokrat Gençlik ve Partizan dergileri hapishane idaresi taraf›ndan keyfi bir biçimde Deniz Tepeli’ye verilmiyor. Hapishane idaresi tutsaklar›n görüfl haklar›na sald›rarak tecridi koyulaflt›rmaktad›r. Ayn› flekilde Fadime Özkan da

yaklafl›k 1 y›l haberleflme cezas› alm›fl durumda. Öte yandan 1 May›s günü sald›r›ya u¤rayan TKP/ML Resmiye Vatansever yan›ndaki di¤er tutsakla birlikte gardiyanlar taraf›ndan azg›nca dövülmüfltür. Hücreye sürüklenerek at›ld›ktan sonra müdürlerin gözetiminde tekrar sald›r›ya u¤rayan Resmiye Vatansever’in vücudu ald›¤› darbelerden dolay› morluklarla kapl›d›r. Resmiye Vatansever görüflüne gelen k›z kardefline yaflad›klar›n› anlatarak yazd›¤› dilekçelerin iflleme al›nmad›¤›n› dile getirmifltir. Hapishane idaresinin hukuksuzlu¤u bununla da s›n›rl› de¤il. Tutsaklar›n ailelere verdi¤i bilgilere göre verilen iki ayl›k görüfl veya mektup yasa¤› s›ras›nda ayr›ca ceza al›nd›¤›nda bu ceza iki kat›na ç›kar›larak uygulan›yor. Örne¤in 2 ayl›k görüfl yasa¤› s›ras›nda tekrar 2 ayl›k görüfl cezas› ald›¤›nda bu 4 ay fleklinde uygulanacak. (‹stanbul)

fianl›urfa’da bask› fianl›urfa Kapal› Hapishanesi’nde siyasi tutsaklar üzerinde büyük bir bask› oldu¤u ve tutuklar›n sosyal, sa¤l›k ile yasal haklar›n›n ihlal edildi¤i ortaya ç›kt›. DTP fianl›urfa ‹l Örgütü taraf›nda 28 Ocak’ta düzenlenen “Peygamberler fiehrinde Bar›fla Davet” mitinginde “yasad›fl› örgüt propagandas› yapmak” iddias›yla tutuklanan ve ilk duruflmada tahliye edilen Deniz Yüksel ve Hasan Bilgiç, fianl›urfa Kapal› Hapishanesi’ndeki hak ihlallerinin üst boyutta oldu¤unu belirtti. 3 ay boyunca birçok bas-

k›ya maruz kald›klar›n› ve bu bask›lar›n keyfi bir flekilde devam etti¤ini söyleyen Yüksel, hapishane yönetiminin ço¤u zaman tutsaklara gazete, mektup, s›cak su vermediklerini kaydetti. Tutuklulara psikolojik bask› uyguland›¤›n› da belirten Yüksel, flunlar› dile getirdi: “Bize ‘terörist diyorlard›. Sürekli hofl olmayan hakaretvari sözler kullan›yorlard›. Biz hapishanenin tutuklular üzerindeki uygulamalara karfl› tepki gösterdikleri için sürekli cezalar al›yorduk. Birçok sefer cezaevi yönetimi taraf›ndan çe-

flitli cezalara çarpt›r›ld›k. Birçok sefer mektup, gazete ve görüfl yasa¤› geldi. Yeni tutuklular› tehdit ederek bizim odalar›m›za gelmesine karfl› ç›k›yorlard›.” Hasan Bilgiç ise odalar›n ayda bir aranmas› gerekirken, haftada bir didik didik arand›¤›n› ve tüm eflyalar›n bir birine kar›flt›r›ld›¤›n› söyledi. Cezaevindeki uygulamalar›n yerinde görülmesi için ‹HD’nin aralar›nda bulundu¤u bir heyetin cezaevine giderek inceleme yapmas›n› istedi. (H. Merkezi)

Kenan Mak unutulmad› 3 May›s 1998 y›l›nda faflistlerce katledilen Kenan Mak ekinliklerle an›ld›. Abant ‹zzet Baysal Üniversitesi ‹ktisat Fakültesi ö¤rencisi Kenan Mak’› anmak için biraraya gelen yüzlerce ö¤renci kampüste bir etkinlik gerçeklefltirdi. E¤itim ve ‹dari Bilimler Fakültesi önünde toplanan ö¤renciler Kenan

Mak’›n resimlerini tafl›yarak “fiehit namirin”, “Biji biratiya gelan” sloganlar›n› hayk›rarak yemekhaneye kadar yürüdü. Burada bir konuflma yapan Sedat Yi¤it; Kenan Mak’› katleden zihniyetin, ›srarla vurgulanan Türk-Kürt kardeflli¤ini, Türk Kürt düflmanl›¤›na çevirmek istedi¤ine bu zihniyetin son günlerde Malatya’daki sald›r›larda ve Genelkur-

may’›n aç›klamalar›nda da ortaya ç›kt›¤›na dikkat çekti. Aç›klaman›n ard›ndan A‹BÜ ‹ktisadi ‹dari Bilimler Fakültesi Kantini’ne giden ö¤renciler burada Kenan Mak masas› açarak Mak’›n portresinin önüne mumlar ve karanfiller b›rakt›. Okunan fliir ve türkülerin ard›ndan anma etkinli¤ine son verildi. (‹stanbul)

TUYAB eylemlerine devam ediyor

Hapishanelerde yaflanan hak ihlallerine dikkat çekmek amac›yla bir aç›klama yapan TUYAB, sorunlar›n çözülmesini istedi. 5 May›s Cumartesi günü saat 12.00’de Galatasaray Lisesi önünde biraraya gelen TUYAB’l› aileler Gebze M Tipi Hapishanesi’nde bulunan Hatice Bolat’›n sa¤l›k durumunun giderek a¤›rlaflt›¤›n› dile getirerek, hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas›n› istedi. “Hatice Bolat ve tüm hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” yaz›l› pankart açan aileler “Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n”, “Devrimci irade teslim al›namaz” sloganlar›n› hayk›rarak bir bas›n aç›klamas› yapt›. ‹smail Karagöz’ün okudu¤u aç›klamada tecritten kaynaklanan hastal›klar›n çok yo¤un oldu¤u, hasta tutsaklar›n tedavilerinin yap›lmad›¤›, Hatice Bolat’›n sa¤l›k durumunun ciddiyetini korudu¤u söylendi. Aç›klamada Sincan Kad›n Hapishanesi’nde tutuklu bulunan TKP/ML dava tutsa¤› Resmiye Vatansever’in 15 gün arayla 4 müdürün gözetimi alt›nda sald›r›ya u¤ramas› ve tek kiflilik hücreye konulmas› da protesto edildi. (‹stanbul)


11

74

18-31 Mayıs 2007

Tekirda¤’da bir tutsak kendini yakt› gasplar› da flöyle s›ralan›yor; “* Ferdi Ayd›n’a d›flar›dan ad›na yat›r›lan Dimitrov’un “Faflizmin Yarg›lanmas›” adl› kitap toplat›lmas› var denilerek verilmemifltir. * 07.09.2006 ve 08.09.2006 tarihinde havaland›rma hakk›m›z›n gasp edilmesi ve bu esnada u¤rad›¤›m›z sald›r› sonucunda toplu olarak Cumhuriyet Savc›l›¤›’na suç duyurusunda bulunmufltuk. Savc›l›ktan gelen karar ise “tutuklunun görevlilere direnmesi, karfl› koymas› ve bunun sonucunda görevlilerin de

F tipi hapishanelerde tutsaklara dayat›lan hak gasplar› devrimci iradeyi teslim almay›, tutsaklar› y›ld›rmay› ve b›kt›rmay› amaçl›yor. Komik gerekçelerle devrimci yay›nlar›n okuyucular›na verilmemesi, hasta olan tutsaklar›n hastane ihtiyaçlar›n›n giderilmemesi, yer de¤iflikli¤i taleplerinin sudan gerekçelerle reddedilmesi vb. tüm uygulamalar›n amac› bükemedikleri devrimci iradenin teslim olmas›n› sa¤lama hayalidir. Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’ndeki devrimci tutsaklar yazd›klar› mektupla hapishanede yaflanan hak ihlallerinin alt›n› çizdi. B-1 blokta tekli hücrede kalan Alaatin Ö¤et isimli tutsa¤›n psikolojik rahats›zl›klar yaflad›¤›n›, idarenin de bu rahats›zl›¤› boyutland›racak pratikler uygulad›¤›n› belirten tutsaklar, Ö¤et’in hastaneye sevk ettirilmek yerine tekli hücrelerde tutulmas› sonucu var olan rahats›zl›¤›n›n artt›¤›n› ve sonuçta hücresiyle birlikte kendini yakt›¤›n›, hücre camlar›n› k›r›p vücudunun çeflitli yerlerini kesti¤ini belirttiler. Bu giriflimi sonucunda vücudunun çeflitli yerlerinde yan›klar ve kesikler oluflan Ö¤et ard›ndan hastaneye kald›r›lm›flt›r. Hapishanede yaflanan di¤er baz› hak

fiimdi de T Tipi aç›ld› Hapishane enflasyonu yaflanan ülkemizde E, F ve H tiplerinden sonra flimdi de T tipi aç›ld›. AB standartlar›na uygun oldu¤u reklâmlar› ile aç›lan T tipi Ümraniye’de ‘hizmete’ girdi. “Yüksek Güvenlikli”, konforlu, tecrit ve tredmanl› F tiplerinden sonra T tipleri bilgisayar teknolojisi ve kamera sistemi ile donat›lm›fl. Retina taramas›yla kap›lar›n aç›ld›¤› T tipinde, ziyaretçilerin kimlik bilgileri ve foto¤raflar› bilgisayara kaydediliyor. Kay›t yapt›rd›ktan sonra gruplar halinde içeri girebilen ziyaretçiler bankalarda oldu¤u gibi s›ra numaras› al›yor. Hapishanenin her taraf› 101 adet kamera ile izlenirken tutsaklar›n her an›n› kontrol alt›na almak hedefleniyor. Metris Hapishanesi’nde tutulan 50 adli tutsak flu anda T tipine yerlefltirilmifl durumda. fiimdilik adli tutuklular› kapsayan bu hapishane esasta devletin muhalif, devrimci ve komünistlere yönelik önemli bir sald›r›s› anlam›n› tafl›yor. (‹stanbul)

Anneler gününde flehit ve tutsak ailelerine ziyaret Emperyalist-kapitalist sistem, anneler günü, babalar günü, sevgililer günü vb. günleri sistemin birer parças› haline getirerek metalaflt›rmaya, bu günlerde sevginin de¤erini büyük ve pahal› hediyelerle ölçmeye çal›flmaktad›r. Annelerin sadece anneler gününde hat›rland›¤›, sevgililerin sevgilerinin ölçüsünü, ald›klar› hediyelerle ölçtü¤ü bu tip günleri elbette bizler kabul edemeyiz. Bizlerin sevgisinin de¤eri verdi¤imiz emekle ölçülebilir ancak. Bizler bu bilinçle Anneler Günü’nü de sistemin bizlere dayatt›¤› flekliyle de¤il, devrime nice yi¤it o¤ullar ve k›zlar vermifl annelerimizi unutmad›¤›m›z›, yoldafllar›m›z›n sürdürdükleri davalar›n sahiplenicileri oldu¤umuzu göstermek için mahallemizde bulunan flehit ve tutsak annelerini ziyaret ettik. Annelerimize ‹brahim Kaypak-

kaya’n›n resminin üzerine yine kendisine ait olan “gider gider nice Koçyi¤itler gider/ senin de içinde bir o¤lun varsa çok de¤ildir/ ey mavi gök! Ey ya¤›z yer bilesin ki yüre¤imiz kab›na s›¤mamakta/ örsle çekiç aras›nda yo¤rulduk/h›nc›m›z derya gibi kabarmakta” fliirini yazd›¤›m›z kartlarla

birlikte karanfillerimizi evlatlar› ad›na, yoldafllar›m›z ad›na sunduk. Bu ziyaretler çerçevesinde flehit yoldafllar›m›zdan Erol Özel, Hatice Dilek; tutsak yoldafllar›m›zdan Hüseyin Uzunda¤, Caner Uluç, Gökhan Oruç, Zeliha Bulut ve Cihan Kahraman’›n annelerine ve 17’lerden Cemal Çakmak’›n yak›nlar›na ulaflabildik. Ziyaretlerimiz s›ras›nda özellikle flehit yoldafllar›m›z›n aileleriyle diyaloglar›m›zda duygulu anlar yafland›. Erol Özel yoldafl›m›z›n babas› da bize Erol için yazd›¤› fliiri hediye olarak okudu. Bu tip ziyaretler bizleri hem davam›z›n büyüklü¤ünü göstermemiz aç›s›ndan hem de ödenen bedellerin bofluna ödenmedi¤ini görmemiz aç›s›ndan çok önemsenmesi ve süreklili¤inin sa¤lanmas› aç›s›ndan önemlidir. (Gülsuyu Partizan)

Akp›nar Mahallesi çeteleflmeye karfl› yürüyor! 5 May›s Pazar günü Samand›ra Beldesi’ne ba¤l› Akp›nar Mahallesi sakinleri, geçen y›l çeteler taraf›ndan öldürülen Hüseyin Özcan isimli genci anarak, çetelere karfl› birlik ça¤r›s› yapt›. Akp›nar Mahallesi’nde 19 May›s 2006 tarihinde çeteler taraf›ndan öldürülen Hüseyin Özcan öldürüldü¤ü yerde an›ld›. “Mahallene sahip ç›k, çetelerden hesap sor” yaz›l› pankart açan Akp›nar Mahallesi sakinleri, sloganlar ve alk›fllar eflli¤inde Hüseyin Özcan’›n öldürüldü¤ü yere gelerek bir dakikal›k sayg› duruflunda bulundu. “Hüse-

yeteri miktarda güç kullanmas› sonucunda oluflmufl ezyan olabilece¤i tespit edilmifltir” fleklinde olmufltur. * Hüseyin Uzunda¤’›n 06.03.2007’de Ümit An’a göndermek istedi¤i bir adet taahhütlü mektuba ölüm oruçlar› ile ilgili taktik verici ve eyleme teflvik edici talimatlar içeren ibareler bulunmas› nedeniyle el konuldu. * Cihan Kahraman 24.01.2007 tarihinde Can Dündar’a göndermek istedi¤i mektuba el konulmas›na 03.02.2007’de itiraz etmifl, yapt›¤› itiraza ret karar› gelmifltir.”

yin Özcan ölümsüzdür”, “Çeteler halka hesap verecek” ve “Halk›m›z saflara hesap sormaya” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde, Akp›-

nar halk› ad›na yap›lan aç›klamada, çeteleflme ve yozlaflman›n sistem taraf›ndan desteklendi¤i belirtildi. Fuhufl, esrar ticareti ve mafya yap›lanmalar› içinde devlet kurumlar›ndan insanlar›n yer ald›¤›n› ifade edilen aç›klamada, “Özellikle son 5-6 y›ldan beri uyuflturucu, fuhufl ve mafyalaflma had safhaya ulaflm›flt›r. Mahallemizdeki gençlerin uyuflturucu, genç kad›nlar›n fuhufl bata¤›na düflmesini engellemek bize ba¤l›. E¤er birlik olursak verdi¤imiz mücadelede baflar›l› oluruz” denildi. (Kartal)

Gülsuyu Güzellefltirme Derne¤i festival düzenledi Kentsel Dönüflüm Projesi kapsam›nda yer alan mahallelerden birisi olan Gülsuyu Mahallesi’nde, bir tak›m çal›flmalar yap›l›yor. Bunlardan birisi de 11–13 May›s tarihleri aras›nda Gülsuyu Güzellefltirme Derne¤i taraf›ndan örgütlenen mahalle içi bir festivaldi. Mahallelinin kendi eme¤i ile bir fleyleri de¤ifltirmesi, mahalleye sahip ç›kmas› gereti¤i düflüncesiyle hareket eden Güzellefltirme Derne¤i bu hedefini gerçeklefltirmek için oldukça ciddi ad›mlar at›yor. 3 y›ld›r gündemde olan Kentsel Dönüflüm tart›flmalar›nda mahalle halk› oldukça yol kat etti. Mahalle sakinlerinin 3 y›ll›k çal›flmalar› sonucunda 6 haftal›k çal›flma ürünü olan “Mahallelinin Gözünden Gülensu-Gülsuyu Foto¤raf Sergisi” 11 May›s 2007 tarihinde Nurettin Sözen Park›’nda sergilendi. Bu etkinli¤in kat›l›mc›lar›n›n mahallede yaflayan iflçiler, ev kad›nlar› ve ö¤rencilerle birlikte oluflturulmas› da önemli bir ad›md›r. 3 gün boyunca yap›lan sergide 1. gün çekilen foto¤raflar›n sergisi, müzik dinletisi ve film gösterimi yap›ld›. 2. gün çekilen foto¤raflar›n sergisi, Grup F›rt›na, Forum Tiyatro, söylefli ve film gösterimi gibi etkinlikler yap›l›rken, 3. gün, Foto¤raf Festivali’nin oluflmas›nda büyük katk›s› olan Murat Yayk›n’›n konuflmas› ile baflland›. Daha sonra müzik dinletisi, Kukla gösterimi, Grup Çinko’nun parçalar›na ile halay çeken mahalleli e¤lenceli anlar yaflarken, daha sonra yap›lan film gösterimi ile festival son buldu. (Kartal)


12

18-31 Mayıs 2007

74

Devlet terörüne suç duyurusu ahalleyi dolaflt›ktan sonra mahalle sakinleri ortak haz›rlanan sofralar›n› bizimle paylafl›yorlar. Bir yanda böyle bir paylafl›m, s›cakl›k ve içtenlik öte yandan yükselen duvarlar... ‹yi ki s›n›r›n “öteki” yakas›nday›z diye düflünmeden edemedik.

M

TKP/ML militanlar› 8. Konferans› selaml›yor! Egemen s›n›flar›n emekçilere yönelik bir dizi sald›r›y› gerçeklefltirdi¤i ve seçimlerle birlikte kokuflmufl düzenlerini yeniden alternatif olarak sunmaya çal›flt›¤› bir dönemden geçiyoruz. Devletin devrimci ve komünistlere yönelik sald›r›lar›n›n h›z kazand›¤› bu dönemde 8. Konferans›n› gerçeklefltiren Proletarya Partisi’nin militanlar› bu baflar›lar›n› kitlelere duyurmaya devam ediyor. TKP/ML militanlar› Proletarya Partisi’nin 8. Konferans›n› selamlamak ve Konferans› genifl kitlelere duyurmak için çeflitli mahallelerde eylemlerine devam ediyor. “35. kurulufl Y›l›m›z› 8. Konferans›m›zla Selaml›yoruz? TKP/ML” imzal› afifllemeler Üsküdar Esatpafla Mahallesi ile Ümraniye Birlik, Çakmak ve Kartal Karl›ktepe Mahallelerinde yap›ld›. (H. Merkezi)

Ö¤rencilerden çad›rl› protesto Mu¤la Üniversitesi’nde Halepçe ve Beyaz›t katliamlar›n› protesto ettikleri ve yeni s›nav sistemine karfl› rektörlük binas› önünde yap›lan bas›n aç›klamas›na kat›ld›klar› gerekçesiyle haklar›nda soruflturma aç›lan 75 ö¤renci için 7 May›s Pazartesi günü bir grup ö¤renci kampus içinde çad›r kurarak eylem yapt›. Ö¤renciler taraf›ndan M kap›s› önünde kurulan çad›r önünde bas›n mensuplar›na aç›klama yap›l›rken, jandarma eylem yapan ö¤rencilere müdahale ederek eylemlerine son vermelerini, aksi takdirde Savc›l›k karar›yla müdahalede bulunacaklar›n› söylediler. Ö¤rencilerle jandarma aras›nda yaflanan tart›flman›n ard›ndan ö¤renciler 3 temsilci seçerek Mu¤la Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. fiener Oktik ile görüflmeye gittiler. Görüflmenin ard›ndan ö¤renciler yaklafl›k üç saat süren eylemlerine son verdiler. (‹zmir)

1 May›s’› kutlamak isteyen iflçilere, emekçilere azg›nca sald›ran ve binlerce kifliyi gözalt›na alan ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü ve ‹stanbul Valisi hakk›nda suç duyurusunda bulunuldu. 9 May›s günü saat 13:00’te Sultanahmet Adliyesi önünde biraraya gelen Devrimci 1 May›s Platformu, D‹SK, TMMOB, TTB ve KESK yaflanan olaylar›n sorumlusunun Valilik ve Emniyet oldu¤unu dile getirerek sorumlular›n yarg›lanmas›n› istedi. Kurumlar ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan TTB Baflkan› Gencay Gürsoy; emekçilere Taksim yasa¤›n›n 12 Eylül’ün bir devam›, 77 1 May›s katliam›n›n Susurluk’un kendisi oldu¤unu söyledi. Sald›r›dan nasibini alan gazeteciler de hem olay› protesto etmek hem de yaralanan meslektafllar›na destek olmak amac›yla 4 May›s’ta bir eylem yapt›lar.

Türkiye Gazeteciler Sendikas›’n›n ça¤r›s›yla 4 May›s sabah› TGS önünde toplanan Türkiye Gazeteciler Sendikas›, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Ça¤dafl Gazeteciler Derne¤i üyeleri polisin 1 May›s’taki tutumunu ve Vali Muammer Güler’i protesto ettiler. S›k s›k “Vali istifa”, “Bas›na uzanan eller k›r›ls›n”, “‹stanbul’da padiflah istemiyoruz” sloganlar› atan gazeteciler Valilik binas›na kadar yürüdü. Valilik önünde protesto amac›yla kameralar›n› ve foto¤raf makinelerini yere b›rakan ve ‹stanbul Valisi Muammer Güler, ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu ve ‹stanbul Emniyet Müdürü Cerrah’› istifaya ça¤›ran gazeteciler ad›na bas›n yay›n meslek örgütlerinden birer temsilci Vali Güler’le yaklafl›k 30 dakikal›k görüflme yapt›ktan sonra eylemlerine son verdiler. Yine sald›r›ya u¤rayan gazetecilerden Alper Turgut, 4 May›s günü ‹çiflleri Bakan›, ‹stanbul Valisi ve Emniyet Müdürü hakk›nda suç

1 May›s terörü protestosu 1 May›s kutlamas›na sald›rarak, eylem sonras› da esnaflar›n ve derneklerin camlar›n› k›ran, halka küfürler ederek terör estiren polisin sald›rganl›¤›n› teflhir etmek için 1 May›s Mahallesi’nde bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Sondurak’ta yap›lan bas›n aç›klamas›na Partizan, HÖC, ESP, DHP ve devrimci ve demokrat kurumlar›n yan› s›ra polisin sald›rganl›¤›na maruz kalan esnaf da kat›ld›. “Devlet terörüne son”, “Vali istifa”, “Katliamc› polis 1 May›s’tan defol”, “1 May›s’ta polis istemiyoruz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› at›larak bas›n aç›klamas›

okundu. Aç›klamada Valilik’in emekçilere Taksim’i kapatmas›n›n sonucunda ‹stanbul’un felç oldu¤una, devletin gerçek yüzünü polis terörü ile gösterdi¤ine de¤inilerek “eylemcilere yap›lan sald›r› sonucunda, afl›r› gaz kullan›m› nedeniyle ‹brahim Sevindik adl› vatandafl yaflam›n› yitirmifltir. Emekçi semtlerden Taksim’e gitmek isteyen halk engellenmifl, 1 May›s Mahallesi’nde 1 May›s’› kutlamak isteyen halka polis sald›rm›flt›r” denildi. Bas›n aç›klamas› at›lan sloganlarla bitirildi. (1 May›s Mahallesi ‹K okurlar›)

duyurusunda bulundu. Ayr›ca birçok ilde yap›lan aç›klamalarla Taksim’deki devlet terörü k›nand›.

* 3 May›s günü Adana ‹nönü Park›’nda bir araya gelen kurumlar “Yaflas›n 1 May›s” yaz›l› pankart açarak 1 May›s’a yönelik sald›r›lar› protesto etti. Kitle ad›na konuflan ATO baflkan› Dr. Osman Küçükosmano¤lu; ‘77 katliam›n›n sorumlular›n›n henüz bulunmad›¤›n› dile getirerek 1 May›s günü hak ve özgürlüklerin ask›ya al›nd›¤›n› söyledi. * Ankara’da ise 3 May›s günü Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve ilerici devrimci kurumlar 1 May›s’ta yaflanan vahfleti içeren gazete manfletlerini tafl›yarak “Bakan istifa”, “Faflist vali istifa” sloganlar›n› hayk›rarak Vali Güler ve ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu’nun istifas›n› istedi.

Mersin’de Taksim sald›r›lar› k›nand› Taksim’deki sald›r› Mersin’de 4 May›s günü HÖC, Yurtsever Cephe, Ö¤renci Kolektifleri, Halkevleri, ‹HD VE D‹SK’in örgütledi¤i ve ‹HD önünden bafllayarak Taflbina önüne kadar süren yürüyüfl ve bas›n aç›klamas› ile protesto edildi. Yürüyüfl esnas›nda “Yaflas›n 1 May›s, yaflas›n Taksim”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Faflizme karfl› omuz omuza” sloganlar› s›kça at›ld› ve Taflbina önünde bas›n metni okundu. Bas›n metninde Taksim’de yap›lan sald›r›lar ve 77 1 May›s’›nda yap›lan katliamlar k›nand›. (Mersin)

Manisa ‹flçi Derne¤i 1 May›s’ta alanlara ç›kt› ‹flsizli¤in her geçen gün 盤 gibi büyüdü¤ü ülkemizde, ifl bulabilen insanlar›n örgütlenmelerini engellemek için tafleron firmalar giderek yayg›nlaflmaktad›rlar. ‹fl güvencesiz, sigortas›z, düflük ücretlerle iflçi çal›flt›ran tafleron flirketler, iflçilerin haklar›n› gasp ediyor. Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde de onlarca fabrikada binlerce iflçi çal›flmaktad›r. Burada kurulan Manisa ‹flçi Derne¤i’nin (M‹-DER) ça¤r›s›yla 1 May›s günü Manolya Meydan›’nda bir araya gelen iflçiler, insanca çal›flma koflullar› için mücadele ça¤r›s› yapt›. “‹flsizli¤e ve yoksullu¤a karfl› örgütlü mücadeleye” pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde s›k s›k “Tek ses tek

yürek tafleron gidecek”, “Manisa iflçisi köle olmayacak” vb. sloganlar at›ld›. Dernek ad›na aç›klama yapan iflçi Sevgi Alt›ay, bölgedeki iflçilerin haklar›n› istediklerinde ya iflten at›ld›klar›n› ya da tehdit edildiklerini söyledi. Türkiye’nin önemli ve büyük fabrikalar›n›n bulundu¤u sanayi bölgesinde yaflanan kurals›zl›klara yetkililerin hiçbir müdahalede bulunmad›klar›n› dile getiren Alt›ay, tafleron firmalar›n da mantar gibi ço¤ald›¤›n› belirtti. Yaflanan sald›r›lara ve hak ihlallerine karfl› örgütlü mücadele edilerek karfl› konulmas› gerekti¤ini söyleyen Alt›ay, iflçilerin ayr›m yapmadan bir araya gelerek mücadele etmesi gerekti¤ini söyledi. (‹zmir)

‹C‹ sald›r›lar› k›nad›! ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi, 1 May›s kutlamalar› nedeniyle birçok yerde yap›lan sald›r›lar› ve F tipi hapishanelerdeki sald›r›lar› k›nayan bir aç›klama yapt›. 9 May›s günü saat 17:30’da yap›lan bas›n aç›klamas›nda, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala” pankart› aç›l›rken, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Devlet terörüne son” vb. sloganlar at›ld›. Mihriban Karakaya’n›n yapt›¤› aç›klamada, 1 May›s günü baflta ‹stanbul olmak üzere yap›lan sald›r›lar k›nan›rken, ‹stanbul Emniyet Müdürü ve Valisi’nin anti-demokratik uygulamalar› teflhir edildi, ayr›ca Sincan ve Bolu F Tipi Hapishanesi’nde yaflanan sald›r›lar da protesto edildi. (‹zmir)


13

74

18-31 Mayıs 2007

1 May›s Avrupa’da coflkuyla kutland› BERL‹N

Her y›l oldu¤u gibi bu y›l da sendikalar›n düzenledi¤i yürüyüfl saat 10:00’da bafllad›. Ancak alan saat 9:00’dan itibaren dolmaya bafllad›. Bizler de Partizan okurlar› olarak yürüyüfl alan›nda yerimizi ald›k. Kortejimizin en önüne befl ustan›n büyük resimlerinin yer ald›¤› ve alt›nda Almanca Proletarya Partisi’nin isminin yaz›ld›¤› büyük pankart› koyduk. AT‹F pankart› ve ILPS bayraklar›n›n da aç›ld›¤› yürüyüflte ayr›ca, di¤er Türkiye devrimci örgütlerde pankartlar›n› açm›fllard›. Binlerce kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl, geçen y›l oldu¤u gibi yine Brandenburgertor’da yap›lan konuflmalarla son buldu. Mitingin bitiminde bu alandaki gücümüzle Kreuzberg’da yap›lan flenliklere kat›ld›k ve orada stand›m›zda kitap, bildiri, gazete vb. da¤›tt›k. Binlerce kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl sosyal ve iktisadi y›k›ma karfl› yap›lan konuflmalarla son buldu. Öte yandan, Kreuzberg semtinde yap›lan miting de ise akflam geç saatlerde otonom kesim ile polis aras›nda tafl, sopa vb. ile yaflanan çat›flma beklenenin aksine fazla genifllemedi. Gözalt›lar geçen y›la göre daha fazla oldu. Günler önce Alman bas›n›n›n büyük olaylar olacak beklentisi ise bofl ç›kt›. (Berlin ‹K okurlar›)

ULM Yaklafl›k 6 ayd›r yürüyüfllerde yer almayan Alman sendikalar›n yürüyüfl karar› almas› ve yürüyüflün kitlesel geçmesi olumluydu. Gerek alttan gelen tepkilerden gerekse de biz göçmen Türkiyeli örgütlerin 1 May›s’› ›srarl› bir flekilde savunmas› onlar›n da alanlara dönmesinde etkili olmufltur. Toplanma alan›nda okunan bildirilerin ard›ndan yürüyüfl kortejleri yerini ald›. Bizler Partizan ve göçmen kitlelerin taleplerini içeren pankartlar›m›zla ve de ‹brahimli k›z›l bayraklar›m›zla kortejdeki yerimizi ald›k. At›lan sloganlarla canl› bir ortam yaratmaya çal›flt›k. Kortejimize kat›l›m genel olarak olumluydu. AG‹F, ADHF, Anadolu Federasyonu, Kürdistan’›n Formasyon Derne¤i, DGB ve Alman partileri kat›ld›. (Ulm Partizan)

HOLLANDA Rotterdam 1 May›s Komitesi’nin

organize etti¤i 1 May›s yürüyüflü akflam saat 19:00’da kitlelerin alana gelmesiyle bafllad›. Alanda toplanan kitleye ‘1 May›s Komitesi’ ad›na bir konuflma yapan arkadafl yürüyüfl hakk›nda k›sa bir bilgi verdikten sonra, kortejler halinde miting alan›na do¤ru harekete geçildi. Yürüyüfle TKP/ML, MLKP, DHKP/C, MKP ve PKK gibi devrimci örgütlerin yan›s›ra HT‹F, YDG, YEN‹-KADIN gibi demokratik kitle örgütleri de kat›l›m sa¤lad›. Yürüyüflün tek kad›n örgütü YEN‹ KADIN’›n bu y›l kendi pankart› ve korteji ile kat›l›m› ilgiyle karfl›land›. YDG ise bu y›l emperyalist savafl karfl›tl›¤›n› dile getiren Irakl› tutsaklar›n kostümlerinden oluflan korteji ile ilgi toplad›. HT‹F, YDG ve YEN‹ KADIN kortejleri ile canl› bir görünüm sergileyen yürüyüflte, s›k s›k sloganlar at›ld›. Hollanda’da hemen hemen hiçbir yerli demokratik kurum ya da kuruluflun 1 May›s etkinli¤i için sokaklar› seçmemeyi kendine kültür edindi¤i bir süreçte, 1000 kiflilik bir kat›l›m ile sokaklara inen kitlenin bu duruflu nitelik aç›s›ndan önemlidir. Yürüyüfl esnas›nda FED-KOM korteji karfl›s›ndan faflist bir gencin tepki göstermesi üzerine k›sa süreli bir gerginlik yafland›. Bu esnada HT‹F ve di¤er kurumlar›n durarak, FED-KOM’lu kitle ile birlikte “Kürdistan faflizme mezar olacak” slogan›n› atmas› olumluydu. Miting alan›na gelindi¤inde, geçmifl y›llardan farkl› olarak haz›rlanan sahne ile birlikte komitenin haz›rlam›fl oldu¤u bölüme geçildi. Marfllar eflli¤inde halaylar›n çekildi¤i eylem, akflam saat 21:30’da sona erdi.

PAR‹S Bu y›lki 1 May›s Paris’te, iflçi s›n›f›na yönelik faflizan bask›lar, göçmenlere yönelik ›rkç› yasalar›n ve bunlar›n ba¤lam›nda flekillenen cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinin gündemi ile birlikte coflkulu bir flekilde geçti. Biz de bu y›l, her y›l oldu¤u gibi kurulan ortak devrimci 1 May›s Platformu’nun bileflenine tabi olarak, meydanda TKP/ML taraftarlar› olarak haz›r bulunduk. Saat 14.00’de Republique (Cumhuriyet) Meydan›’nda

bafllayacak yürüyüfl için saat 10.00’da meydanda bulufltuk. Devrimci marfl ve müzik yay›n›na bafllad›k. Türkiyelilerin yo¤un kat›l›m›n›n gözlendi¤i bu y›lki 1 May›s, meydanda çekilen halaylarla bafllad›. Saat 15.00’de marfllar ve sloganlar eflli¤inde yürüyüfle bafllad›k. Yaklafl›k iki yüz kiflinin kat›ld›¤› TKP/ML korteji, “‹brahim’den Mehmet’e selam olsun Partiye”, “1 May›s k›z›ld›r k›z›l kalacak”, “Yaflas›n 1 May›s” ve Fransa’daki siyasal olaylara de¤inen sloganlar› gür ve coflkulu bir flekilde att›. TKP/ML SB imzal› 1 May›s bildirisinin okundu¤u yürüyüfl saat 18.00’de Nation (Ulus) Meydan›’nda sona erdi. (Paris TKP/ML taraftarlar›)

NANCY Fransa’n›n Nancy flehrinde düzenlenen 1 May›s etkinli¤ine yaklafl›k iki bin kifli kat›ld›. Frans›z kurumlar›n yan› s›ra Türkiyeli devrimci örgütler de pankartlar›yla kat›ld›lar. DHKC, MLKP, KP-‹Ö ve Komünist Birli¤in yan›s›ra TKP/ML taraftarlar› da yürüyüflte yerlerini ald›lar. Partizan imzal› ve “Yaflas›n 1 May›s” yaz›l› pankart›n aç›ld›¤› yürüyüflte ayr›ca TKP/ML taraftarlar› s›k s›k “Yaflas›n 1 May›s”, “‹bo yafl›yor, T‹KKO savafl›yor”, “Kahrolsun faflizm” gibi sloganlar att›lar. Ayr›ca TKP/ML-YDK bildirisi de Frans›zcaya çevrilerek da¤›t›ld›. Yürüyüflün bitifl yerinde halaylar çekildi ve ard›ndan 1 May›s etkinli¤i sona erdi.

SA‹NT-BR‹EUC Fransa’n›n Saint-Brieuc flehrinde yaklafl›k 700 kiflinin kat›ld›¤› 1 May›s etkinli¤i, Valilik’in önünde bafllad›. Eylemde FDHF, FG‹F, FT‹F, HÖC ve Kürt Komitesi bir platform olarak yer ald›lar. Platformun yan›s›ra etkinli¤e TK‹P ve KP-‹Ö’de kat›ld›. Yap›lan sayg› duruflu ve gündemle ilgili okunan bildirinin ard›ndan bafllayan yürüyüflte platform kitlesiyle birlikte Frans›zca, Türkçe ve Kürtçe “Yaflas›n 1 May›s” yazan pankart›n arkas›nda yürüdü. Kortejde “Yaflas›n emekçilerin enternasyonal günü”, “Yaflas›n k›z›l 1 May›s”, “Emperyalizm halklar›n düflman›d›r” gibi platform bileflenleri imzal› dövizler tafl›nd›. “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Yaflas›n 1 May›s”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” vb. sloganlar›n yan›s›ra Frans›zca ve Türkçe birçok slogan da at›ld›. TKP/ML taraftarlar› da tafl›d›klar› k›z›l bayraklarla yürüyüflteydiler. TKP/ML-YDK bildirisinin da¤›t›ld›¤› yürüyüflte “Önderimiz ‹brahim, ‹brahim Kaypakkaya”, “Yaflas›n Partimiz TKP/ML” gibi sloganlar da at›ld›. Yürüyüflün bitifl yerinde çekilen halaylar›n ard›ndan 1 May›s etkinli¤i sona erdi.

YUNAN‹STAN Bu y›l, Yunanistan’da kutlanan 1 May›s’›n temel slogan› “Paralar›m›z› Geri Verin”

oldu. ‹flçi ve emekçilerden yap›lan kesintiler, fonlardan çal›narak borsa flirketlerine peflkefl çekilmiflti. Yaklafl›k iki ayd›r bu skandalla çalkalanan ülke, her gün yeni bulgular›n ortaya ç›kmas›yla h›rs›zl›¤›n boyutu da genifllemekte. Bugüne kadar yaklafl›k 4 Milyar Euro’nun çal›nd›¤› olay sonunda oluflan tepkilere daha fazla dayanamayan hükümet, h›rs›zl›¤›n bafl aktörlerinden biri olan Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan›’n› görevden almak zorunda kalm›flt›. Fakat bu giriflimde tepkileri durduramad›, çünkü hükümetin siyasi sorumluluktan kaçmas› ve skandala kar›flm›fl olan Ekonomi Bakan› ve Yard›mc›s›n› hala görevde tutmas› rahats›zl›¤› artt›rmaya devam ettirmekte. Emekçilerin paralar›n›n çal›nmas› yan›nda, yaflanan sosyal hak gasplar›, iflsizlik gündemleriyle baflta Atina olmak üzere ülkenin pek çok flehrinde kitleler alanlara ç›karak 1 May›s’› kutlad›lar. Atina’da yap›lan etkinlikler geçen y›l oldu¤u gibi bu y›lda üç ayr› noktada yap›lan mitinglerle bafllad›. YKP(M-L)’nin ve devrimci örgütlerin içinde yer ald›¤› “S›n›fsal 1 May›s ‹çin Giriflim” Omonya Meydan›’nda topland›. ‹flçi ve memur konfederasyonlar› ile birlikte Sosyal Forum ve di¤er örgütler de Pedios Arios Meydan›’nda topland›lar. Di¤er toplanma alan› ise Sindagma Meydan› oldu, burada YKP’nin sendikal örgütlenmesi PAME bir miting düzenledi. Omonya’daki mitingde yap›lan konuflmalar›n esas›n› çal›nan emekçi paralar›, hak gasplar›na karfl› s›n›f mücadelesinin yükseltilmesi ve sendikalarda hakim olan s›n›f karfl›t› anlay›fllara karfl› mücadele oluflturdu. Bu y›lki 1 May›s’›n dikkat çeken noktas› ise sendikalar›n kat›l›m›n›n yok denecek kadar az olmas› oldu. Posta ve e¤itim emekçileri sendikalar›n›n belli oranda kat›l›m sa¤larken, mitinglerin esas kitlesini çeflitli örgütler oluflturdu. Sindagma’da toplanan PAME, ABD büyükelçili¤ine yürürken, devrimci örgütlerin oluflturdu¤u platform ve sendikalar meclise yürüdüler. Eylemlere ö¤renciler de kitlesel kat›l›m sa¤layarak emekçilere destek verdiler. ‹flçi ve memur konfederasyonlar› GSEE ve ADED‹, emekçilerin çal›nan paralar›n›n geri getirilmesi ve sosyal haklara karfl› yap›lan sald›r›lara karfl› 15 May›s’ta genel greve gidecekler. (Yunanistan’dan bir ‹K okuru)


18-31 Mayıs 2007

14

74

Seçimler Sarkozy’nin zaferi de¤il, sahte “sol”un yenilgisidir!

F

ransa’daki Cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinde oylar›n % 53’ünü alan Nicolas Sarkozy böylece Fransa’n›n yeni Cumhurbaflkan› oldu. Sarkozy’nin Cumhurbaflkanl›¤›yla birlikte, MEDEF de (Kapitalistlerin/ Patronlar›n Birli¤i) iktidara gelmifl oldu. Bunun anlam› ise en basitinden, zenginlerin vergilerinde düflüfl, kamuda yeni özellefltirmeler, sosyal ve demokratik haklara dönük daha fazla sald›r›, grev vb. eylem hakk›n›n emekçilerin elinden al›nmas› çabalar›nda art›fl vs. yapt›r›mlar.

Fransa’da do¤rudan halk oylamas›yla seçilen Cumhurbaflkan›n›n birçok yetkisi bulunmakta: Parlamento oturumlar›n› yönetmek ve böylece günlük politikalarda belirleyici olmak. Ayr›ca d›fl ve güvenlik politikalar›nda da yetkili kifli olan cumhurbaflkan›, ordunun da baflkomutan› say›l›yor ve atom silahlar› da dahil, her türden silah›n kullan›lmas› iznini verebilme yetkisine sahip oluyor.

Fransa’daki Cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinde oylar›n % 53’ünü alan Nicolas Sarkozy böylece Fransa’n›n yeni Cumhurbaflkan› oldu. Sarkozy’nin Cumhurbaflkanl›¤›yla birlikte, MEDEF de (Kapitalistlerin/ Patronlar›n Birli¤i) iktidara gelmifl oldu. Bunun anlam› ise en basitinden, zenginlerin vergilerinde düflüfl, kamuda yeni özellefltirmeler, sosyal ve demokratik haklara dönük daha fazla sald›r›, grev vb. eylem hakk›n›n emekçilerin elinden al›nmas› çabalar›nda art›fl vs. yapt›r›mlar. Sosyal demokratlar›n aday› olan sosyalist söylemli Royal karfl›s›nda oylar›n % 53’ünü alarak cumhurbaflkan› seçilen Sarkozy ‹çiflleri Bakan› oldu¤u dönemde, özellikle de, banliyölerdeki göçmen gençlerin isyan› örne¤inde de görüldü¤ü gibi, göçmenlere dönük sald›r›lar›n mimar› olarak bilinmekte. Faflist kimli¤iyle öne ç›kan Sarkozy, cumhurbaflkan› seçilmesiyle birlikte ülkenin iç ve d›fl ifllerinde de belirleyici bir pozisyona gelmifl bulunuyor. Çünkü Fransa’da do¤rudan halk oylamas›yla seçilen Cumhurbaflkan›n›n birçok yetkisi bulunmakta: Parlamento oturumlar›n› yönetmek ve böylece günlük politikalarda belirleyici olmak. Ayr›ca d›fl ve güvenlik politikalar›nda da yetkili kifli olan cumhurbaflkan›, ordunun da baflkomutan› say›l›yor ve atom silahlar› da dahil, her türden silah›n kullan›lmas› iznini verebilme yetkisine sahip oluyor. K›sacas›, Sarkozy’nin cumhurbafl-

kanl›¤›na gelmesi, Frans›z tekellerinin planlar›n› hayata geçirmeyi kolaylaflt›r›rken, halk düflman› politikalar›n daha da yo¤unluk kazanaca¤›n› göstermekte. Bugüne kadarki prati¤iyle, hem içerde hem de d›flar›da, gerici rotas›n› sürdüren Sarkozy, iflçi emekçilere dönük hak gasplar›nda da yine bugüne kadar baflrolü oynayanlardan biriydi. Haftal›k çal›flma saatlerini 35 saatin üzerine ç›karmaya dönük çabalar›n›n yan› s›ra, 2005 y›l›nda yap›lan referandumda ret edilen AB-Anayasas›n› da yürürlü¤e sokma çabas› içinde olanlar›n bafl›nda geliyor. fiu an elinde bulundurdu¤u yetkilerle, bu anayasay›n›n parlamentoda onaylanmas›n›n yeterli olmas›n› sa¤layabilece¤i ve böylelikle AB emperyalizmini daha da güçlendirebilece¤i söyleniyor. Frans›z halk›n›n büyük bir bölümünün tepki duydu¤u Sarkozy ayr›ca önümüzdeki sürecin s›n›f ayr›flmalar›n› keskinlefltirece¤ini ve bunun da daha güçlü ayaklanmalar› beraberinde getirebilece¤i gerçekli¤ini gördü¤ü için, ›srarla “tüm Frans›zlar›n Baflkan›” oldu¤u söylemini dillendirmekte. Faflist Sarkozy’nin cumhurbaflkanl›¤› seçimlerini kazanmas›, iki y›l önce AB Anayasas›na ret oyu verilen Fransa içinde oldu¤u kadar, tüm Avrupa’da da ciddi bir flok etkisi yaratt›.

Seçimler, sahte “sol”un iflas›d›r Peki seçimleri kazan›r kazanmaz ABD ile iliflkilerin bundan böyle daha iyi olaca¤› mesaj› vererek, ABD emperyalizminin sald›rganl›k politikalar›na yedeklenilece¤i mesaj›n› veren Sarkozy, nas›l oldu da 19 milyon oyu alabildi ve seçimlerin galibi oldu? Bu sorunun cevab›, sosyalist partiye ve medyaya bak›l›rsa çok aç›k: Esas suçlu seçmenler! Çünkü sa¤a kaym›fllar! Bu de¤erlendirme çok aç›kt›r ki toplumsal gerçekli¤in çok uza¤›nda kalmakta. Bu de¤erlendirme her fleyden önce seçim sonuçlar›n›n ard›nda kalan derin sosyal çeliflkileri görmezden geliyor. De¤erlendirmenin merkezine konulan seçmen, a¤›rl›kl› olarak orta s›n›f› oluflturmakta. Ve Fran-

sa’daki orta s›n›fta, baflka ülkelerde de oldu¤u gibi bir bölünme ve de¤iflgenlik yaflanmakta. “Küreselleflme” süreciyle birlikte, bunlar›n bir k›sm› s›n›f atlarken, di¤er bir bölümü proleterleflti. Küçük burjuva s›n›fa ait olan zanaatkâr, köylü ve küçük iflletmeci, bugün bir iflçi gibi, ancak günlük yaflam›n› sürdürmeye çal›fl›yor. Ayn› fley flehirlerdeki orta tabakalar aç›s›ndan da geçerli. Üniversiteden mezun olman›n, kariyer ve iyi bir maafl anlam›na geldi¤i dönemler çoktan geride kald›. Ancak bu sosyal karfl›tl›klar resmi politikada ifadesini bulmamakta. ‹flçilerden ve gençlikten oluflan genifl tabakalar radikalleflip, sosyal çarp›kl›klara karfl› dururlarken, sosyalist parti ve onun ittifak içinde oldu¤u partiler bu kesimin eylemlerini sabote ettiler, hayal k›r›kl›¤› ve umutsuzluk yayd›lar. Böylece Sarkozy’nin de önünü açt›lar ve böylece O’nu iktidara tafl›d›lar. Sosyalist söylemlerle seçimlere giren Sosyalist Parti, özde hiçbir zaman sosyalist olmam›fl ve mevcut sistem içinde bir tak›m iyilefltirmeleri savunan, reformist-burjuva bir parti olma özelli¤ini korumufltur. Royal’›n seçim kampanyas› ayn› zamanda Sosyalist Parti’nin yenilgisinin dibe vurufludur. Royal ulusal kimli¤in öne ç›kmas› veya genç suçlulara yapt›r›mlar noktas›ndaki söylemlerinde, adeta Sarkozy ile yar›fl halinde olmufltur. Her iki cümlesinden birine “ben Fransa’n›n kendine güvenen bir ülke olmas›n› istiyorum” ya da “Ben yar›n›n Fransa’s›n› yaratmak için her dönemden bir fleyler almak istiyorum” diyerek, “ben”i öne ç›kararak bafllam›fl ve bu “arzular›n›” nas›l yerine getirece¤ini somut olarak koyamayan bir tarz sergilemifltir. K›sacas›, kitleler aç›s›ndan inand›r›c› bir durufl sergileyememifltir. Royal’›n inand›r›c›l›ktan çok uzak oldu¤unu ise, seçimlere kat›lan 36 milyon seçmenin her iki adaya da oy vermemesinde görebilmek mümkün. Sarkozy’e oy verenlere gelince, program›n›n içeri¤i halka çok çekici gelmese de, en az›ndan kendi cephesinden somut vaatlerde bulunuyor. Seçimlerin sonucu, deyim yerindeyse, a¤r›lar› son bulmayan hastan›n, cerrah› pansumanc›ya tercih etmesine benziyor.


15

74

18-31 Mayıs 2007

Bir yanda politik geliflmelere müdahale etme çabas›n› aç›kça gösteren genifl y›¤›nlar, di¤er tarafta ise, ikisi de sa¤ burjuva porgrama sahip olan iki aday sözkonusuyken seçmenler ikisi aras›nda bir tercih yapmaya zorlanm›flt›r. Fransa’daki cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinde yaflanan tamamen budur.

‹ki burjuva programdan biri aras›nda tercih yapmak Seçim sonuçlar›na bak›ld›¤›nda, Sarkozy’nin iflçilerden en az Royal kadar oy ald›¤› görülüyor. Özellikle de özel sektör çal›flanlar›ndan ald›¤› oylar›n oran› Royal’›n bu kesimden ald›¤› oylardan çok fazla. Ayr›ca 25-34 yafl aras› seçmenlerin ve 70 yafl üzeri emeklilerle, serbest meslek sahiplerinin ço¤unlu¤unun oylar›n› da yine Sarkozy alm›fl. Royal’›n daha fazla oy ald›¤› kesimi ise, 24 yafl›n alt›ndakiler ve iflsizler oluflturuyor. Peki, Sarkozy’nin iflçilerden ve genç seçmenden fazla say›da oy almas›, onun program›n›n do¤rulu¤unu ve üstünlü¤ünü mü gösteriyor? Tabii ki de¤il ve böyle bir de¤erlendirmeye girmek- en az›ndan bizler aç›s›ndan- saçmal›¤›n da ötesinde bir durum ortaya ç›kar›r. En do¤ru de¤erlendirme, seçimlerin esasl› toplumsal çeliflkiler üzerinden yükseldi¤idir. Sonucu belirleyen de bu çeliflkiler olmufltur. Bir yanda politik geliflmelere müdahale etme çabas›n› aç›kça gösteren genifl y›¤›nlar, di¤er tarafta ise, ikisi de sa¤ burjuva porgrama sahip olan iki aday sözkonusuyken seçmenler ikisi aras›nda bir tercih yapmaya zorlanm›flt›r. Fransa’daki cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinde yaflanan tamamen budur. Ancak resmi “sol”un iflas› tehlikeli bir durum yaratm›flt›r. Sarkozy ile birlikte Vichy döneminden beri en sa¤c› politikac› iktidara tafl›nm›flt›r. Ve Sarkozy’nin emekçi y›¤›nlara dönük tehditlerini yerine getirece¤inden hiç flüphe yoktur. Bunu sadece kendi duruflu nedeniyle de¤il, ayn› zamanda iflveren örgütlerinin ve uluslararas› sermayenin yo¤un bask›lar›yla yapacakt›r. Sarkozy’nin istemlerini yerine getirece¤inden emin olan ifl ve sermaye çevreleri ise, “seçim yorgunlu¤unu” atmas› için haftal›¤› 193 bin Euro olan lüks bir yat› hizmetine sunarak O’nu ödüllendirmede gecikmediler. Sarkozy seçimlerden hemen birkaç gün sonra, halk taraf›ndan ret edilen AB anayasas›n›n kabulüne iliflkin prosedürü, referanduma gerek duyulmayacak biçimde ye-

niden formüle edece¤ini aç›klad› bile. 17 May›s’ta büyük bir ihtimalle eski Çal›flma Bakan› François Fillon’un Baflbakanl›¤a atayacak. Fillon’un Çal›flma Bakan› oldu¤u dönemde, 4 y›l önce, gerçeklefltirilen bir emeklilik reformuyla kamuda çal›flan milyonlarca insan›n ifl güvencesi ortadan kalkm›flt›. Sarkozy’nin seçim kampanyas›n› yöneten Claude Gueant’›n de teyit etti¤ine göre, kabineye “sol” bir aday almay› da düflünüyormufl. E¤er bu gerçekleflirse, böylelikle Sarkozy’nin iflçi s›n›f›na dönük daha büyük bir h›zla gerçeklefltirece¤i sald›r›lar›na Sosyalist Parti de do¤rudan ortak olmufl olacak. Seçimlerde Royal’› destekleyen Devrimci Komünist Ligi (LCR) ve Lutte Ouvriere (LO) gibi küçük burjuva partilere gelince, sanki daha dün Royal’i destekleyenler onlar de¤ilmifl gibi, ikiyüzlülükle taraftarlar›n› “bafl›n›z› dik tutun; Royal iktadara gelseydi belki bir tak›m iyilefltirmeler olacakt›, ama bizim mücadelemiz yine sürecekti. Sarkozy’nin gelmesi bir fley de¤ifltirmedi, mücadelemiz yine aynen sürecektir” söylemleriyle “teselli etmeye” çal›fl›yorlar.

Son sözü emekçi y›¤›nlar söyleyecek Onlar taraftarlar›n› bu söylemlerle aldatmaya devam ederken, Sarkozy’nin seçim zaferi Fransa’da genifl y›¤›nlar›n soka¤a dökülmesini de beraberinde getirdi. Özellikle de gençlik hareketi t›pk› geçti¤imiz y›l oldu¤u gibi, “Faflist Sarkozy” sloganlar› eflli¤inde, Fransa kentlerini yang›n yerine çevirmede gecikmedi. Seçimlerin ard›ndan gelen 4 gün içerisinde, yüzlerce kiflinin gözalt›na al›nmas›na, 140 kiflinin tutuklanmas›na ve önceki eylemlerden daha sert önlemler alan polisle fliddetli çat›flmalar yaflanmas›na ra¤men, eylemciler 2 bine yak›n arac› atefle vererek, faflist Sarkozy’ye “huzur” vermeyeceklerini ilan ettiler ve etmeye devam ediyorlar. Yine üniversite gençli¤i ald›¤› bir dizi boykot vd. eylem kararlar›n› hayata geçirmenin haz›rl›¤›n› yap›yor. Emek örgütleri de yine harekete geçmede gecikmeyerek, Sarkozy’nin hayata

geçirmede tereddüt etmeyece¤i sosyal y›k›m politikalar›na karfl› eylemler gelifltirmek, ileriki dönemde nas›l bir strateji izleyeceklerini belirleyeceklerini netlefltirmek üzere acil gündemli toplant›lar almaya bafllad›lar bile. Çünkü Sarkozy, seçim kampanyas›nda, öteden beri savundu¤u, 35 saatlik çal›flma süresinin art›r›lmas›, memur say›s›n›n azalt›lmas› ve grev yasas›n›n iflçiler aleyhine yeniden düzenlenmesini aç›kça savunmufl ve iktidara geldi¤inde bu yönlü bir ekonomi paketini vakit geçirmeden hayata geçirece¤ini aç›kça savunmufltu. Frans›z iflçi sendikalar› 10-17 Haziran’da yap›lacak olan seçimlerden sonra hayata geçirilmesi büyük olas›l›k olan ve yeni bir sald›r› dalgas› anlam›na gelen “ekonomik reform” paketini, ülke çap›nda gerçeklefltirilmesi planlanan eylemlerle karfl›lamaya haz›rlan›yorlar. Öyle görünüyor ki, Fransa’da 17 Haziran’da yap›lacak olan genel seçimlere, baflta gençlik olmak üzere, emekçi y›¤›nlar›n yakt›¤› ateflin s›cakl›¤›nda girilecek ve son sözü er geç emekçi y›¤›nlar söyleyecek!

Seçimlerin ard›ndan gelen 4 gün içerisinde, yüzlerce kiflinin gözalt›na al›nmas›na, 140 kiflinin tutuklanmas›na ve önceki eylemlerden daha sert önlemler alan polisle fliddetli çat›flmalar yaflanmas›na ra¤men, eylemciler 2 bine yak›n araç atefle vererek, faflist Sarkozy’ye “huzur” vermeyeceklerini ilan ettiler ve etmeye devam ediyorlar.


16

18-31 Mayıs 2007

74

İşçi sınıfı içinde yürütülecek faaliyette araştırma ve incelemenin önemi

Bilimsel düflünme tarz›n› yeterince içsellefltirmemifl bir örgütlenme, yolunu ancak el yordam›yla bulmaya çal›fl›r. Bilimsel olmayan bir düflünme ve çal›flma tarz› s›n›fsall›¤› yakalayamaz ve s›n›fla bütünleflemez. Bilimsel verilerden beslenmeyen bir politika gerçeklikte bir güç haline dönüflemez. Bundan kaynakl› politikalar›m›z, çal›flmalar›m›z bilimsellikle beslenmelidir. Araflt›rma inceleme çal›flmas› yapmayan bir kifli ya da örgütlülü¤ün gerçe¤i, bu anlamda bilimsel olan› yakalamas› mümkün olmaz/olmamaktad›r. Bunun içindir ki, araflt›rma inceleme çal›flmas›na h›z vermemiz ve bunun süreklili¤ini sa¤lamam›z zorunludur. Bu çerçevede araflt›rma inceleme çal›flmalar› iki yönlü olmal›d›r: Birincisi; MarksizmLeninizm-Maoizm’in teorik ve siyasal yaklafl›mlar›n› bilince ç›karmak için araflt›rma ve inceleme, ikincisi ise; bu teorik ve siyasal yaklafl›mlar›n pratikte ortaya konmas›n› sa¤layacak tarzda, faaliyet yürüttü¤ümüz alanlar›n, ülke sorunlar›n›n araflt›r›lmas› ve incelenmesi gerekmektedir. ‹kisini bütünlefltirdi¤imiz oranda faaliyetimiz ileri tafl›n›r, genel anlamda çal›flmalar›m›zda bir canlanma olur. ‹flçi s›n›f› ve di¤er emekçilerin içinde bulunduklar› koflullar›n ayr›nt›l› bir flekilde a盤a ç›kar›lmas›, faaliyetimizin üzerinde yükselece¤i temellerin kavranmas›n› getirecektir. Genel yaklafl›mlar iflçi ve emekçileri anlamay› ve örgütleme çal›flmalar›n›n verimli olmas›n› engellemektedir. Geneli afl›p özeli a盤a ç›karmak için araflt›rma ve inceleme çal›flmalar›na a¤›rl›k verilmesi son derece zorunludur. ‹flçi ve emekçilere yönelik sald›r› furyas› (özellefltirme, iflten atma, tafleronlaflt›rma, esnek üretim ve esnek çal›flma, örgütsüzlefltirme vb.) devam etmektedir. Bunlar›n her birinin iflçi ve emekçi kitlelerini nas›l etkiledi¤ini a盤a ç›karmak ve bunun üze-

rinden politikalar oluflturmak görevimizdir. Bu sald›r›lar›n ifl yerlerine hangi biçimlerde yans›d›¤›n› somut verilerle ortaya koymak, politikan›n flekillenmesinde önemli bir yere sahiptir.

‹zleyen de¤il, müdahale eden olmal›y›z Araflt›rma inceleme çal›flmalar›nda, bununla birlikte iflyerleri ve ifl kollar›nda yaflanan sorunlara iliflkin çok büyük bilgi yetersizliklerimiz oldu¤u aç›kt›r. Öyle ki, faaliyet yürüttü¤ümüz iflçi ve emekçilerin genel gündemini dahi takip etmekte yetersizlikler yaflamaktay›z. Genifl emekçi kitlelerin taleplerini yakalamak, onlar›n gelifltirdi¤i somut g ü n demlerin izleyicisi olmak yerine, müdahale edeni olmak durumunday›z. Elbette bir eylemden haberli olmakla, bu eylemlere kat›lmakla, bizim aç›m›zdan sorun çözülmüfl de¤ildir. Burada araflt›rma inceleme çal›flmalar›ndan bahsediyoruz. Genel olarak egemen s›n›flar›n iflçi ve emekçilere karfl› yürüttü¤ü sald›r› politikalar›n›n alanlarda nas›l hayata geçti¤inin, iflçi ve emekçilerin yaflad›klar› s›k›nt›lar›n, iflkollar›n›n özel sorunlar›n›n a盤a ç›kar›lmas›n›n, bizim yapaca¤›m›z araflt›rma-inceleme çal›flmalar›na ba¤l› oldu¤unu kavramal›y›z.

Do¤ru politikalar ancak somut durumun en do¤ru biçimde kavranmas› üzerinden oluflturulur. Somut durum yeterli oranda kavranmad›¤›nda, oluflturulacak politika, yüzeysel ve çarp›k olacakt›r. Yüzeysel ve çarp›k politikalar üzerinden yükselecek faaliyet ise, iflçi ve emekçileri kucaklamaktan uzak olacakt›r. Yaflad›¤›m›z en büyük problemlerden birisi budur. Bunun için di¤er bir deyiflle, do¤ru politika oluflturmak ve kitleleri kucaklamak için onlar›n içine girmek ve yaflad›klar› sorunlar› anlamak önemlidir. Araflt›rma-inceleme derken sadece yaz›lanlar› okumak-incelemekten bahsetmiyoruz. Bu yeterli bir çal›flma olmaz. Ayr›nt›lar› a盤a ç›karmak son derece önemlidir. Bir organize sanayi bölgesinde, bir serbest bölgede veya tekstil sektöründe ya da herhangi bir ifl kolunda ne yafland›¤›n›, iflçi ve emekçilerin gündemini, sorununu ö¤renmemiz için, onlarla konuflmam›z, üretimin nas›l gerçekleflti¤ini, iflin zorluk derecesini, çal›flma sürelerini, ücretlerini, sendikan›n olup olmad›¤›n› daha önce sendika çal›flmas› yap›l›p yap›lmad›¤›n›, iflçilerin örgütlenmeye nas›l bakt›¤›n›, çal›flanlar›n hangi yafl grubunda yo¤unlaflt›¤›n› vb. ö¤renmemiz, ancak bu alanlar›n içine girmekle ya da bu alanlarda çal›flan iflçilerle yo¤un bir diyalog gelifltirmemizle mümkün olur. Bunun da ötesinde patronlar›n kâr marjlar›n›, yurt içine mi yurt d›fl›na m› pazarlad›klar›n›, tafleron firma olup olmad›¤› gibi ifl yerine ait birçok bilginin ö¤renilmesi, ortaya konulacak politikan›n niteli¤ini etkileyecektir. Bunun için araflt›rma inceleme çal›flmalar› yürütmek bir zorunluluktur. Faaliyetçilerin sadece iflyeri veya sadece faaliyet alanlar›yla ilgili araflt›rma-inceleme çal›flmas› yapmas› tabi ki yeterli de¤ildir. Bunlarla birlikte Proletarya Partisi’nin iflçi s›n›f›na yönelik politikalar›n› vb. kapsayacak tarzda teorik alt yap›lar›n› güçlendirmeleri zorunludur. Teorik alt yap›s› güçlü olmayan bir faaliyetçinin do¤ru politik sonuçlar ç›karmas› mümkün olmaz. Bundan kaynakl›d›r ki, sayd›¤›m›z çal›flmalar› iç içe yürütmeleri, önümüzdeki dönemde yürütece¤imiz faaliyetin en verimli tarzda geçmesini sa¤layacakt›r.

Elbette araflt›rma-inceleme çal›flmalar›n›n kolektife mal edilmesi de önemli ve son derece gereklidir. Aksi takdirde yap›lan çal›flman›n lokal kalmas› gibi bir sonuç do¤urur ki bugün için istedi¤imiz bu de¤ildir. Kolektif bilincinin oluflturulmas› ve gelifltirilmesi, aç›kt›r ki, ancak yapt›¤›m›z çal›flmalar›n yaz›l› raporlar vb. fleklinde kolektife sunulmas›yla gerçekleflecektir. Bu konuda yetersizliklerimizin boyutu çok büyüktür. En basitinden yapt›¤›m›z baz› çal›flmalar› dahi yay›nlar›m›za yans›tma gibi kolay bir ifli bile yerine getirmekte yetersiz, oldu¤umuz ac› bir gerçektir. Bu yetersizli¤imizi çal›flmalar›m›z› yay›nlara yans›tmamak gibi dar bir yaklafl›ma s›¤d›rmayarak ele almak gerekir. Bugünden itibaren ataca¤›m›z ad›mlarla, devrimci görevlerimizi yerine getirmenin tafllar›n› döflemifl oluruz. Bunu yapabilecek potansiyelin oldu¤u aç›kt›r. Daha ileriyi hedefleyerek ataca¤›m›z ad›mlar içinde bulundu¤umuz durumdan s›yr›lmam›z› sa¤layacakt›r.

‹flçi ve emekçileri kitlesel örgütleme biçimleri: sendikalar, dernekler, iflyeri komiteleri ‹flçi ve emekçileri örgütlemenin çeflitli araçlar› vard›r. Bu araçlar›n niteli¤i farkl›l›klar gösterir. Proletarya Partisi iflçi ve emekçileri örgütlemek için bir araçt›r, ancak iflçilerin bilinç düzeyinin gerili¤i bunlar›n hepsinin partide örgütlenmesine engeldir. Bundan kaynakl›, iflçi ve emekçilerin bilinçlerini gelifltirmek için düzeyi daha geri olan örgütlenmeler kullan›lmal›d›r. Bu örgütlenmeler bir yandan iflçilerin yaflad›klar› sorunlar›n çözümünde kullan›lacak, di¤er taraftan da onlar› Proletarya Partisi’nin politikalar›na yak›nlaflt›rmak için kullan›lacak araçlard›r. Bunlar içinde en önemlisi sendikalard›r. Sendikalar iflçi ve emekçilerin s›n›f örgütleri olarak bilinmektedir. Ülkemizdeki sendikalar›n durumunda önemli bir gerilik oldu¤u aç›kt›r. Buna karfl›n çal›flmalar›m›zda iflçilerin sendikalarda örgütlenmesi yönlü propaganda yapmam›z yerindedir. Son y›llarda iflçi-emekçi y›¤›nlara dönük artan sald›r›lar›n bafl›nda sendika-


17

74 s›zlaflt›rma sald›r›s› gelmektedir. Ve bu yönlü yo¤un bir propaganda yap›lmaktad›r. Emekçi y›¤›nlar›n örgütlenmesinin önünü kesmeye ya da var olan örgütlülüklerini da¤›tmaya dönük olan bu ciddi sald›r›lar› tersine çevirmek, sendikalaflman›n önemini kitlelere kavratmakla mümkün olacakt›r. ‹flçi ve emekçiler içindeki faaliyetimizde sendikalaflmaya özel vurgu yapmam›z yerinde olacakt›r. Sendikalar›n içinde faaliyet yürüten yoldafllar›m›z ise, s›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl›n›n sendikalarda hakim anlay›fl olmas› yönlü mücadele yürütmelidir. Bu anlamda iki yönlü bir görev vard›r: Bunlardan ilki, sendikalar›n flu an içinde bulundu¤u durum ne olursa olsun, di¤er bir deyiflle, bugün sendikalarda gerici, iflbirlikçi reformist sendikal anlay›fl hakim olsa da, iflçileri sendikal mücadeleye katma yönlü, yo¤un bir çaba içine girmek zorunda oldu¤umuzdur. ‹kinci görevimiz ise, faaliyet yürüttü¤ümüz ifl kollar›nda örgütlü olan sendikalarda, s›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl›n›n hakim olmas› yönlü çal›flmalar yürütmektir. Sendikalar›n olmad›¤› ve oluflma koflullar›n›n da zor oldu¤u iflkollar›nda ise dernek örgütleme çal›flmas› yürütülmelidir. Dernekler, iflçi s›n›f›n› ve di¤er emekçileri örgütlemenin yan›s›ra, iflçilerde s›n›f bilinci yaratma, onlar›n dayan›flma kültürünü gelifltirme vb. fonksiyonlar› yerine getirme gibi bir iflleve de sahiptirler. Dernekler esas itibariyle genifl kitleleri kapsad›¤› oranda belirtti¤imiz misyonu yerine getirebilirler. Dernekten kastetti¤imiz, örgütlülü¤ün “ifllerini” yerine getirmek için açt›¤›m›z bir kurum de¤ildir. Bunlar, iflçilerin sorunlar›na çözüm aray›fl› içinde, onlara birlik, dayan›flma ve mücadele bilincini kazand›rmak için oluflturulmal›d›r. Bu kurumlar› tersi bir ele al›fl, amaca ulaflmam›z› da imkâns›zlaflt›racakt›r. Buna dikkat edilmelidir. Dernek bir sektörü kapsayacak tarzda olabilir. Örne¤in tekstil iflçilerini ya da bir bölgeyi kapsayacak tarzda da olabilir. Mesela, “Sincan Organize Sanayi Bölgesi ‹flçileri Derne¤i” gibi. Bunlar›n d›fl›nda tek tek ifl yerlerinde veya organize sanayi bölgelerinde iflyeri komiteleri tarz›nda örgütlenmeler oluflturarak da iflçileri örgütleyecek araçlar yarat›labilir. ‹flyeri komiteleri iflçilerin sorunlar›n› anlama, kavrama ve bu sorunlar› çözme yönünde bir misyonu yerine getirebilir. Burada ifl yeri komitelerinin sadece örgütümüze sempati duyan kiflilerden oluflturulmas› gibi bir sonuç ç›kar›lmamal›d›r. Bu komitelere, burada görev almak isteyen her iflçiemekçi girebilmeli. Koflullar›n uygun oldu¤u yerlerde, yani belli bir meflruluk kazanm›fl yerlerde, komitelerin oluflmas› seçimlerle olmal›. Ancak çal›flman›n yeni bafllad›¤› yerlerde, bu komiteler ileri ç›kan iflçilerle oluflturulmal›d›r. Bu araçlar›n hepsi kitlesel örgütlemeler yaratmak için önerilen araçlard›r. Buralarda politikalar›m›z› benimsemeyenlerin d›fllanmas› yaklafl›m›, kitlesel örgütlenme yaratmay› engeller. Süreçte olabildi¤ince en genifl kitlenin örgütlenmesi yönünde hare-

ket edilmelidir. Bu tür örgütlenme çal›flmas› yürüten dost örgütlerle ortak hareket etme zemini oldu¤unda, bunlarla birlikte hareket etmekten kaç›n›lmamal›d›r. Kitleleri örgütleme arac› olan bu örgütlenmelerin hangisine dönük faaliyet yürütece¤imiz, alanlar›n somut koflullar› do¤rultusunda belirlenmelidir. Dernek ve iflyeri komitelerinin öncelikli hedefi, iflyerlerine sendika getirme olmal›d›r. Bu örgütlenmeler içinde ayr› hücre ve komitelerin oluflturulmas› farkl› bir konudur. Özellikle iflyeri komiteleriyle, dernekte ya da sendikada oluflturdu¤u komiteler kar›flt›r›lmamal›d›r.

Özel olarak yo¤unlafl›lmas› gereken alanlar›n seçilmesi Faaliyet yürütece¤imiz alanlar›n seçimi önümüzdeki dönem faaliyetinin geliflmesi için belirleyici bir ö¤edir. Öncelikle flunu belirtmekte yarar var: Gücümüzü bölmeden belli alanlarda yo¤unlafl›lmal›d›r. Bu alanlar, öncelikli olarak flu an içinde faaliyet yürüttü¤ümüz alanlar baflta olmak üzere, en fazla sömürünün, bask›n›n oldu¤u, düflük ücretle çal›flt›r›lan alanlard›r. Bununla birlikte, örgütlenmeye ve mücadeleye görece s›cak bakan alanlar da bu kapsam›n içine girmektedir. Bugün için büyük iflletmelerde örgütlenme yapma olanaklar› olabildi¤ince zordur. Bundan kaynakl›, örgütlenmeler daha çok küçük ve orta ölçekli alanlara yo¤unlaflmal›d›r. Buralarda da örgütlenmenin avantaj ve dezavantajlar› vard›r. Ancak avantajlar kullan›larak dezavantajlar bertaraf edilebilir ya da asgariye indirilebilir. Buna göre iflçilerin en fazla sömürüldü¤ü alanlar›n bafl›nda tekstil sektörü gelmektedir. Yine organize sanayi bölgeleri ve özellikle serbest bölgelerde sömürü çok yo¤un olarak yaflanmaktad›r. Bu alanlar›n içinde bulundu¤u durum üzerine yap›lacak çal›flmalar, buralar›n gerçekliklerini daha fazla görmemizi sa¤layacakt›r. Örgütlenme faaliyetinde kolayc›l›¤a, haz›rc›l›¤a ve aceleci¤e kap›lmad›¤›m›z takdirde, orta vadede iyi sonuçlar elde edebiliriz. Ancak çal›flmalar›n ›srarl›, kararl› ve bilinçli yürütülmesi zorunludur. Kitlelerin bilincinde olabildi¤ince bir gerilik hakimdir. Ancak sistemin uygulad›¤› politikalar, sömürü, bask› vb.

iflçilerde bir aray›fl ortaya ç›karmakta, mevcut durumlar›ndan duyduklar› hoflnutsuzlu¤un ürünü olan bu aray›fl ise onlar› örgütlenmeye itmektedir. Bu bizim avantaj›m›zd›r. Uzun vadede büyük iflletmeleri örgütleme hedefiyle hareket etmemiz gereklidir. Zira iflçi s›n›f›n›n gerçek gücü bir anlamda büyük iflletmelerde yarat›lan örgütlenmelerle a盤a ç›kar. Örgütleme flu flekilde olmal›d›r: ‹nceleme, propaganda, örgütleme ve bunun süreklilik kazanmas›. ‹ncelemenin olmad›¤› yerde, yürütülen propaganda soyut ve genel kalmaya mahkûmdur. Soyut ve genel propagandalar ise örgütlenme yaratamaz. Bunun için inceleme yapmak ve bunun üzerinden propaganda ve örgütlenmeye giriflmek zorunludur. Her alan›n öncelikli sorunu farkl› farkl›d›r. Örne¤in bir iflyerinde çal›flma süreleri esas sorunken baflka bir ifl yerinde ücretler sorundur. Bunun için örgütleme çal›flmas› yapt›¤›m›z alan›n sorunlar›n› a盤a ç›karmak, bunun üzerinden politika oluflturmak do¤ru olan tarzd›r. Yürütülecek faaliyette önemle üzerinde duraca¤›m›z nokta, genele ve özele iliflkin süreklili¤i olan bir ajitasyon-propaganda faaliyeti ve bu kapsamda da ekonomik, demokratik ve siyasal bilinçlendirme olmal›d›r. ‹flçi ve emekçiler içindeki faaliyette onlar›n siyasal bilincini gelifltirmek için ekonomik ve siyasal ajitasyon propaganda faaliyetinin yürütülmesi zorunludur. Ancak bunlardan hangisinin ön plana ç›kart›laca¤›, faaliyet yürütülen alanlar›n somutlu¤u üzerinden olmal›d›r. Koflullar hangisine uygunsa onu esas al›p, di¤erini de aksatmadan yürütmek yerinde olacakt›r. Ne ekonomik temeldeki propaganday› ne de siyasal ajitasyona dönük propaganday›, toptan d›fllamak do¤ru olmaz. Bunlar› iç içe geçirerek, ama birinin esas› oluflturdu¤unu göz ard› etmeden hareket edilmelidir. fiuna sürekli de¤iniyoruz, ancak burada yeniden de¤inelim: Ajitasyon ve propaganda somut flartlar›n kavranmas› üzerinden yap›ld›¤› oranda etkili olur, aksi takdirde bozuk bir tüfek gibi geri teper ve sahibini vurur. Ajitasyon ve propaganda faaliyeti sürekli ve sistemli olmal›d›r. Bu faaliyet sonucunda, ön plana ç›kan iflçiler uygun yer-

18-31 Mayıs 2007 lerde örgütlenmelidir. Sürekli ve sistemli yap›lmayan ajitasyon ve propaganda faaliyetinin baflar› kazanma flans› yoktur. Bunun içindir ki, güçlerimizi bu gerçekli¤e uygun konumland›rmal›y›z. Dört bir yana yumruk sallama anlay›fl›n› aflmam›z ve faaliyetçileri belli alanlarda yo¤unlaflt›rmam›z zorunludur. Ajitasyon propaganda araçlar›nda da tutucu de¤il, somut durumu gözeten tarzda hareket edilmelidir. Ne sadece bildiri veya gazeteyle, ne de sadece toplant› vb. araçgereçlerle yetinilmemeli, somutluk göz önünde tutularak, bunlardan uygun olan›ndan yararlan›lmal›, hatta faaliyet yürütülen alan›n koflullar›na uygun yeni, al›fl›lageldi¤in d›fl›nda araçlar yarat›lmal›d›r. Unutmayal›m ki devrimciler yarat›c› olmak zorundad›r ve bundan hareketle de, devrimcilik ayn› zamanda içinde bulunulan koflullara uygun yarat›c›l›kt›r. Bunun içindir ki, iflçiemekçileri örgütleme çabalar›m›zda baflvuraca¤›m›z araç-gereç noktas›nda da yarat›c› olmak zorunday›z Burada iflçi ve di¤er emekçilerle yap›lacak toplant›lar›n üzerinde durmak da yerinde olur. Birçok iflçi için okumak zor geliyor olabilir. Konuflmak, sorununu anlatmak, onlar için daha uygundur. Unutmayal›m ki, bir iflçinin bu tür bir toplant›ya kat›lmas› bile onun örgütlenme iste¤inin bir göstergesidir. Uzun zamand›r bu tür toplant›lar örgütlemedi¤imiz gibi bir gerçeklik söz konusudur. Bunu de¤ifltirmek için bugünden harekete geçmemiz gerekir. Ajitasyon ve propagandalar›m›zda sadece iflyeri sorunlar›na de¤inilmemelidir. Genel olarak geri kitleler özel olarak da s›n›f bilincinden yoksun yada yeni yeni bu bilinci almaya bafllayan iflçi-emekçi y›¤›nlar içinde yapaca¤›m›z siyasal ajitasyonpropaganda, onlar›n içinde bulundu¤u e¤itim, sa¤l›k vb. alanlar›ndaki somut durumu ve sorunlar› içermeli, ajitasyon-propagandan›n a¤›rl›k noktas›n›- ilk etapta- bunlar oluflturmal›d›r. fiehirlerde yürütülen çal›flmalar›n bel kemi¤ini kuflkusuz ki iflçi s›n›f› içindeki mücadelemiz oluflturmaktad›r. Bu gerçe¤in yan› s›ra, üzerinde durulmas› gereken di¤er bir önemli konu da, faaliyet alanlar› aras›nda sa¤lanacak koordine ve uyumdur. Çal›flmalar› tek tek alanlar›n sorunlar› olarak görmemek, çal›flmalar› kolektif akl›n gücü ve iradesi olarak ele almak ve bu yaklafl›m› büyütmek zorunday›z. Bugün sorun yaflad›¤›m›z ve üstesinden gelmemiz gereken konulardan biri de budur. Önümüzdeki dönem yürütülecek çal›flmalar, ayn› zamanda bu noktalarda yaflanan yetersizliklerimizin giderilmesi olarak da kavranmal› ve ele al›nmal›d›r.

zun vadede büyük iflletmeleri örgütleme hedefiyle hareket etmemiz gereklidir. Zira iflçi s›n›f›n›n gerçek gücü bir anlamda büyük iflletmelerde yarat›lan örgütlenmelerle a盤a ç›kar.

U


18

18-31 Mayıs 2007

74

Seçimler, alttan de¤il, üstten gelen dalgan›n ürünüdür SBu süreçler ayn› zamanda en faflist parti ve kifliliklerin, en az›l› halk düflmanlar›n›n dahi “halkç›” söylemlere sar›ld›¤› süreçlerdir. Emekçi y›¤›nlar› yanlar›na çekebilmek ve sistemden umudunu yitirmifl olan bu kesimleri aldatabilmek için sar›ld›klar› sloganlarda, iflsizli¤in, yoksullu¤un ve daha bir dizi sosyal y›k›m›n ortadan kalkaca¤›n› vaat ederek, bunlar›n gerçek sorumlusu olduklar›n› gizlemeye çal›fl›rlar. Cumhurbaflkanl›¤› seçiminin gündeme gelmesiyle birlikte alevlenen ve takip eden günlerde ordu taraf›ndan, e-posta yoluyla gönderilen ve bir bildirgeden çok, muht›ra niteli¤i tafl›yan aç›klamayla birlikte doru¤a ulaflan hegemonya kavgas›, bir erken seçim sürecini daha getirdi. Aç›kland›¤› andan itibaren “özenle” gündemin merkezine “oturtulan” ve daha çok da “darbe” söylentileri eflli¤inde gündemlefltirilen bu aç›klama, son dönemlerde temcit pilav› gibi ifllenen “laiklik elden gidiyor” yaklafl›m›n›n doru¤a ulaflmas›n› da beraberinde getirdi. Bunu takip eden günlerde düzenlenen ve start› bu aç›klamadan önce Ankara’da verilen mitinglere ve buralara toplanan kalabal›¤a bakt›¤›m›zda, ordunun yaratmak istedi¤i atmosferi büyük ölçüde yaratt›¤›n› söylemek mümkün. Ço¤unlu¤unu orta s›n›f›n oluflturdu¤u y›¤›nlar› “laiklik elden gidiyor” slogan›yla soka¤a dökerek, özde kendi statülerini, bununla birlikte de faflist Kemalist rejimin devam›n› sa¤lamlaflt›rmaya çal›flanlar›n, geçmiflte, ‘70’li y›llarda devrimci dalgan›n yükselifle geçti¤i dönemlerde de yine halk y›¤›nlar›n› korkutmaya çal›flt›klar›n› görüyoruz. Ancak o dönem “elden giden” laiklik de¤il, dindi. Bunu propaganda eden de yine, bugün “Cumhuriyet ve laiklik elden gidiyor” yaygaras› koparan ayn› TSK ve egemen s›n›flar›n baz› kesimleriydi. Bunun içindir ki, 12 Eylül AFC’si ile birlikte din dersi zorunlu hale getirilerek, ardarda ‹mam Hatipler, Kuran kurslar› aç›lm›fl ve özellikle de genç y›¤›nlar›n beyni, yo¤un bir yozlaflt›rma faaliyetiyle birlikte, dinle y›kanmaya çal›fl›lm›flt›r. Emperyalistlerin uzunca bir süre bölgede hayata geçirdi¤i “Yeflil Kuflak Projesi”nin bir parças› olarak ortaya ç›kan bu yönelim sonucudur ki, AKP gibi dini temelde örgütlenmifl olan partiler, kendilerine sistem taraf›ndan sunulan her türden olanakla güçlenerek ve bunun bir parças› olarak da, kendilerine güçlü bir sermaye (yeflil sermaye) oluflturarak, iktidara tafl›nm›flt›r. K›sacas› “elden gidiyor” diye yayga-

ra kopar›lan ve anlam› özetle din ve devlet ifllerinin birbirinden ayr›lmas› anlam›na gelen, hepsinden önemlisi de, burjuva ideolojisinin bir ürünü olan laikli¤in savunucular› -tek bafl›na Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤› gibi devlete ba¤l› bir kurumun varl›¤›ndan kaynakl› bile- zaten bugüne kadar onu hiç ellerinde tutmam›fllar ki, bugün ellerinden yitirsinler. Bugün yaflanan geliflmelere damgas›n› vuran ya da çat›flma olarak yans›yan durum sivil otoriteyle askeri otorite aras›ndaki hegemonya kavgas›d›r ayn› zamanda. Ülkenin tersaneleri, limanlar› ve daha bir dizi de¤eri emperyalist sermayeye peflkefl çekilirken seslerini ç›karmayanlar aç›s›ndan neyin elden gitti¤i çok da önemli de¤ildir. Onlar için önemli olan kendi ç›karlar›n› nas›l koruyacaklar›d›r. Kopar›lan yaygara da ç›karlardan oluflan statülerini koru-

gerekiyor. Seçim start›yla birlikte, en fazla hileye baflvurma ve böylelikle en fazla “kazançl›” ç›kma yar›fl› da bafllam›fl oldu. Hükümet olmas›n›n verdi¤i avantajla, seçimleri almaya dönük bir dizi ve en fazla seçim hilesine baflvurma çabalar›nda gecikmeyen AKP, ilk elden bir yasa tasla¤›n› yasalaflt›rma gayretine girdi. Seçilme yafl›n› 25’e indirme de dahil olmak üzere, seçim yasas›nda bir dizi de¤iflikli¤i öngören tasar›n›n içinde yer alan oy pusulalar›na dönük de¤ifliklikler ise, genelde tüm seçmenlerde ama özellikle de Kürt seçmende “kafa kar›fl›kl›¤›” yarat›lmas› hedefleniyor. Kürt Ulusal Hareketi’ne dönük, seçimlerin netleflmesinden önceki aylarda bafllayan sald›r›lar›n bir parças› olan Kürt seçmeni hedefleyen bu yaklafl›mla birlikte, en baflta da, seçimlere ba¤›ms›z adaylarla kat›laca¤›n› aç›klayan

maya çal›flt›¤› kafa kar›fl›kl›¤›yla daha da art›rman›n hesaplar›n› yapt›¤› görülebilir. Ancak aç›kt›r ki, AKP esas “gücünü” ABD emperyalizminden almaya devam ediyor. Ordunun e-aç›klamas›ndan sonraki günlerde, Gül’ün adayl›ktan çekildi¤ini aç›klayarak, cumhurbaflkanl›¤› seçimlerine dönük hesaplar›ndan tavizler vermeye bafllam›fl gibi görünen AKP, hemen sonras› günlerde Gül’ün adayl›¤›n› sürdürdü¤ünü duyurdu. Bu “de¤iflimin”, ABD D›fliflleri Bakan› Rice’›n “AKP’nin arkas›nday›z” yönlü mesaj›n›n akabinde gelmesi ise bu “fikir de¤iflikli¤i” üzerinde uzun boylu düflünmeye hacet b›rakm›yor. ABD’nin böyle bir aç›klamay›, “ne olursa olsun” AKP’den vazgeçmeme ad›na m›, yoksa kendisine en iyi hizmeti kimin sunaca¤› üzerinden yükselen kavgay› k›z›flt›rma ad›na m› yapt›¤›n› ise önümüzdeki günler gösterecek.

“Birlik” de¤il, halk› en iyi kim kand›racak aray›fllar›...

maya dönüktür.

Ne kadar çok hile, o kadar çok kazanç! Emperyalizme ba¤l›l›k yemini etmifl olan, uflakl›kta birbiriyle yar›flan bu kesimler att›klar› her ad›mda emperyalistlerin onay›n› almaktalar. Bu onay alma durumu ayn› flekilde içine girilen erken seçim süreci için de geçerlidir. Seçim sürecini el al›rken, en baflta bunu, hem de peflinen koymak

DTP’nin adaylar›n›n önü kesilmeye çal›fl›l›yor. Çok say›da DTP’li belediye baflkan›n›n ve bu kesimin önde gelen isimlerinin tutuklanmas› ve bir biçimde siyasi arenan›n d›fl›na itilmesi yeterli gelmemifl olacak ki, engelleme giriflimlerinin son hamlesi olarak da oy pusulalar›nda de¤iflikli¤e baflvuruluyor. AKP’nin T. Kürdistan›’nda az›msanmayacak bir oy potansiyeline sahip oldu¤u düflünülecek olursa, önemli bir k›sm›n› bölgedeki afliret reisleri arac›l›¤›yla toplad›¤› oylar›n›, yarat-

AKP, kendisine dayat›lan, ancak pek de sürpriz olmayan erken seçimlerden nas›l güç kaybetmeden ç›kaca¤›n›n hesaplar› içinde hilenin dozunu art›r›rken, kuruluflundan itibaren ordu ile iç içe olan ve resmi ideolojinin gerçek sahipli¤ini kimseye kapt›rmama çabalar›n› öteden beri oldu¤u gibi, bugün de sürdüren CHP de ata¤a geçmekte gecikmedi. Özellikle de “Cumhuriyet Mitingleri”nden ald›¤› “güç”le seçim pazarl›klar› için kollar› s›vad› bile. Partide bulundu¤u tüm süreler boyunca ad› hizipçilikle an›lan ve “iktidar için her yol mubah” anlay›fl›n› “sebatla” sürdüren Baykal önderli¤indeki CHP, yine Baykal döneminde faflist yüzünün iyice a盤a ç›km›fll›¤›yla orant›l› bir seçim haz›rl›¤›na girdi. “Sol”da birlik söylemleriyle giriflilen haz›rl›klarda, birlik için en uygun görülen partinin Genç Parti olmas› ise, gerek sistem gerekse reformistler taraf›ndan uzunca y›llard›r içi boflalt›lmaya çal›fl›lan “sol” söyleminin vard›¤› noktaya da iflaret etmekte. Öteden beri oldu¤u gibi Alevi oylar›n› kendine yedeklemeye çal›flan CHP, bu


19

74

18-31 Mayıs 2007

Bugün yaflanan geliflmelere damgas›n› vuran ya da çat›flma olarak yans›yan durum sivil otoriteyle askeri otorite aras›ndaki hegemonya kavgas›d›r ayn› zamanda. Ülkenin ter saneleri, limanlar› ve daha bir dizi de¤eri emperyalist sermayeye peflkefl çekilirken seslerini ç›karmayanlar aç›s›ndan neyin elden gitti¤i çok da önemli de¤ildir. yönlü harekete geçmede de gecikmedi. Alevi kökenlilerin oluflturdu¤u yöresel derneklerin gecelerine veya bu kesimin yapt›¤› en küçük dü¤ün vb. etkinli¤e kat›l›mda adeta yar›fla giren CHP “kurmaylar›” bu etkinliklere kat›l›mlar›n› oya dönüfltürme çabalar›n› da aral›ks›z sürdürerek, arkalar›na ald›klar› “laiklik” rüzgar›na sar›larak, oylar›n› art›rma gayretindeler. DYP ve ANAP gibi faflistlikleri tescilli partilere gelince, yükselen ›rkç›-floven dalgay› bu seçimle birlikte bir bütün olarak kendi lehlerine çevirmeye ve böylelikle, parlamentoda ço¤unlukta olmasa bile, hat›r› say›l›r oranda koltuk kapmaya çal›flmaktalar. Seçimlerden güçlü ç›kman›n hesaplar› içinde birleflmeye çal›flan bu ikilinin üzerinde uzlaflt›klar› isim ise, ikisinin de kökenini oluflturan Demokrat Parti (DP). “Birlik” ad› alt›nda girilen bu aray›fllar›n özüne bakt›¤›m›zda hepsinin de halk› en iyi kimin kand›raca¤› üzerine kurulu oldu¤unu görmekteyiz. Bu süreçler ayn› zamanda en faflist parti ve kifliliklerin, en az›l› halk düflmanlar›n›n dahi “halkç›” söylemlere sar›ld›¤› süreçlerdir. Emekçi y›¤›nlar› yanlar›na çekebilmek ve sistemden umudunu yitirmifl olan bu kesimleri aldatabilmek için sar›ld›klar› sloganlarda, iflsizli¤in, yoksullu¤un ve daha bir dizi sosyal y›k›m›n ortadan kalkaca¤›n› vaat ederek, bunlar›n gerçek sorumlusu olduklar›n› gizlemeye çal›fl›rlar. K›sacas›, seçim haz›rl›klar› için çok k›sa bir süre olmas›n›n yaratt›¤› panik havas›yla, daha flimdiden kimin kiminle birleflece¤i ya da ayr›flaca¤› birbirine kar›flmaya bafllam›fl bulunmakta. Bu karmaflada net olan tek fley ise, tüm sistem partilerinin seçim pastas›ndan alacaklar› pay üzerine yapt›klar› ve daha çok da maddi olan hesaplar. Tabiî ki halk›n cebinden ç›kacak olan hesaplar. Seçimler ayn› zamanda savurganl›¤›n had safhaya ulaflt›¤› dönemlerdir ve bu dönemde harcanan paralar›n mali tablosu geçti¤imiz seçimlerde 1 katrilyonun üzerinde olarak hesaplanm›flt›r. Aradan geçen dört y›ll›k sürede, bu maliyeti en az birkaç kat daha art›rarak hesaplamak gerekiyor. Afla¤›da-

ki veriler ise bu miktar›n ne kadar olabilece¤ini ve bu konuda nas›l bir savurganl›¤›n oldu¤unu aç›kça gözler önüne sermekte

Halk›n kesesinden 216 trilyon liral›k seçim yard›m› Maliye Bakanl›¤›, siyasi partilere seçim nedeniyle yap›lacak 216 milyon YTL’lik Hazine yard›m›n› 14 May›s’a kadar siyasi partilerin banka hesaplar›na geçirecek. Maliye Bakanl›¤› Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlü¤ü’nden edinilen bilgiye göre, Siyasi Partiler Kanunu uyar›nca 5 partiye verilecek Hazine yard›m›yla ilgili prosedür devam ediyor. Söz konusu çal›flmalar›n tamamlanmas›n›n ard›ndan, Adalet ve Kalk›nma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Do¤ru Yol Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Genç Parti’nin Hazine yard›m›, bu partilerin hesaplar›na yat›r›lacak. Yard›m›n, Yüksek Seçim Kurulu’nun seçim takvimini ilan etti¤i tarihten itibaren 10 gün içinde ödenmesi zorunlulu¤u bulundu¤unu belirten bir üst düzey yetkili, “Seçim takvimi 4 May›s’ta ilan edildi¤i için bizim de Hazine yard›mlar›n› en geç 14 May›s’a kadar ödememiz gerekiyor. fiu an bir gün belirtmem mümkün de¤il ama e¤er Cuma’ya kadar yetifltiremezsek, Hazine yard›mlar›n› son gün olan 14 May›s Pazartesi günü hesaplara geçirmifl oluruz” dedi. Kanun gere¤i Anavatan Partisi’ne Hazine yard›m› verilmedi¤ine dikkat çeken yetkili, bu partiye yard›m olay›n›n daha önce mahkemeye intikal ettirildi¤ini, o sürecin de halen devam etti¤ini vurgulad›. Ocak ay›nda 108 milyon YTL Hazine yard›m› yap›lan 5 siyasi partinin, 14 May›s’a kadar alacaklar› seçim yard›m› tutarlar› flöyle: -AKP: 94.1 milyon YTL -CHP: 53.2 milyon YTL

-DYP: 26.2 milyon YTL -MHP: 22.9 milyon YTL -Genç Parti: 19.9 milyon YTL Maliye Bakanl›¤› yetkilileri, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) da seçim öncesi 100 milyon YTL ödene¤i bulundu¤unu bildirmekte ve seçim sürecinde YSK’n›n herhangi bir ödenek sorunu olmad›¤›n› aç›klamaktalar. Görüldü¤ü gibi, halka dönük harcamalarda oldukça “cimri” davranan, halk›n sa¤l›k, ifl vb. tüm sosyal güvencesini ortadan kald›rmada hiç tereddüt etmeyen egemenler, söz konusu kendi ç›karlar› ve iktidarlar› oldu¤unda, bir hayli “cömert” olabilmekteler. Devlet hazinesinden partilere aktar›lacak olan bu paralar, en iyi nas›l kand›r›laca¤› hesaplanan halk›n cebinden ç›kan parad›r ve halka açl›k, yoksulluk, iflsizlik olarak geri dönece¤i aç›kt›r. Sonuç olarak: parlamento ah›r›na kimlerin girece¤inin ve ülke egemen s›n›flar›n› kimlerin a¤›rl›kla temsil edece¤inin, en önemlisi de emperyalistlere en iyi hizmeti kimlerin verece¤inin yeniden belirlenece¤i bir seçim sürecinden daha

geçmekteyiz. Irkç›-floven dalgan›n yükselifle geçti¤i, emperyalistlerin bölgeye dönük projelerini hayata geçirme çabalar›n› sürdürdü¤ü günlerde gündeme gelen bu seçimlerle birlikte, emekçi y›¤›nlar›n umutlar› bir kez daha çal›nmaya, sisteme yedeklenmeye çal›fl›lmaktad›r. Bu gerçekli¤i kavratmak ise bu süreçte bizlere düflen en önemli görevlerden biridir. Seçim sürecini bu yönlü yo¤un bir propaganda arac›na dönüfltürmek için harekete geçelim ve dipten de¤il, üstten dayat›lan bu dalgay› egemenlerin aleyhine çevirelim.

Seçilme yafl›n› 25’e indirme de dahil olmak üzere, seçim yasas›nda bir dizi de¤iflikli¤i öngören tasar›n›n içinde yer alan oy pusulalar›na dönük de¤ifliklikler ise, genelde tüm seçmenlerde ama özel likle de Kürt seçmende “kafa kar›fl›kl›¤›” yarat›lmas› hedefleniyor.


18-21 Mayıs 2007

20

74

Devrim iç ve d›fl nesnel koflullar›n ürünüdür!

aktiklerimizi belirlerken, kitlelerin bugünkü durumunu, de¤iflim istemlerini, kendili¤inden gelme kitle hareketlerin düzeyini, kendi durumumuzu, yani subjektif gücümüzü, önderlik kapasitemizi, kitlelerle olan iliflki düzeyimizi hesaba katmak zorunday›z. Bunlar› gözard› eden bir politika olamaz. Ve tüm planlar›m›z ve beklentilerimizin de bu nesnel tabloya uygun olmas› gerekir.

T

‹ç ve d›fl nesnel koflullar oluflmadan, tarihte alt-üst olufllar yaflanmaz. Tüm toplumsal devrimlerin böylesi özgün süreçlerin ürünü oldu¤u tarihi tecrübelerle ispatlanm›flt›r. 21. yüzy›lda büyük proleter devrimlerin oluflum sürecine bakal›m, tam da karfl›m›zda bu tabloyu görürüz. Ekim Devrimi; dünyada emperyalizmin bunal›m›n›n derinleflti¤i ve emperyalist savafl›n somut bir olgu haline geldi¤i bir dönemde gündeme geldi. Bu dönemde, hem Avrupa’da güçlü proleter hareketler geliflti, hem de emperyalist savafla karfl› güçlü, genifl devrimci demokratik bir muhalefet olufltu. Bu tablonun Rusya’daki yans›mas› daha da özgün bir konum kazand›. Neydi bu özgünlük? Her fleyden önce çarl›k otokrasisi tarihsel olarak miad›n› doldurmufltu. Genifl y›¤›nlar›n çarl›k otokrasisine karfl› büyük bir muhalefeti vard›. Nitekim bu somut durum çarl›¤›n savafl içinde çözülmesine yol açt›. Oluflan geçici hükümetin kitleler nezdinde sorunlar› çözme kudretinden uzak oldu¤u da bir s›r de¤ildi. ‹flte ezen ve ezilenler aras›ndaki çeliflkilerin keskinleflti¤i, ezenlerin yönetmede aciz duruma düfltü¤ü ve ezilenlerin bu tabloyu de¤ifltirme isteklerinin artt›¤› bir dönemde Bolflevikler kitleleri siyasal iktidara yöneltme kumandas›n› ele geçirdiler. Genifl y›¤›nlar›n de¤iflim istemine tercüman oldular.

kapitalist-emperyalist zincirden kopmas›n› da sa¤lad›. Bu da dünyada yeni bir güçler dengesi yaratt›. Mevcut güçler dengesi; bir dizi ülkede geliflen sosyal ve ulusal kurtulufl savafllar›na maddi ve manevi anlamda destek de oluyordu. Yani, emperyalist güçler ve dünya gericili¤i att›¤› her ad›mda bu dengeleri hesaba kat›yordu/katmak zorundayd›. SSCB’ de yaflanan iç ihanete ra¤men bu durum uzun vadede varl›¤›n› devam ettirdi. Hiç flüphesiz kapitalist-emperyalist sistemin yaflad›¤› bunal›mlar, bu bunal›mlar›n yol açt›¤› ekonomik ve siyasi istikrars›zl›klar, egemenler aras›nda derinleflen çeliflkiler, kimi ülkelerde yaflanan yönetememe krizleri çeflitli ülkelerde küçük burjuva önderlikli devrimlerin yaflanmas›na vesile oldu. Özelikle 1965 ile ’75 y›llar› aras›nda dünyan›n birçok bölgesinde esen devrimci bir dalgan›n varl›¤› söz konusuydu. Bu süre içinde Çin’de yaflanan Büyük Proleter Kültür Devrimi yaln›z yirminci yüzy›l›n son çeyre¤ine de¤il, yirmi birinci yüzy›lda da proletarya diktatörlü¤ü alt›nda s›n›f mücadelesinin süreklili¤i olgusunun kaç›n›lmazl›¤› bak›m›ndan yol gösterici bir ›fl›k oldu. Bu kapsamda Türkiye devrimci ve komünist

galleri, geliflen köylü hareketleri ve yükselen devrimci bir gençlik hareketini bu tarihi dönem içinde görmekteyiz. Devrimci ve komünist hareket, kendili¤inden geliflen bu kitle hareketlerinden güç ald› ve onlar› yorumlayarak ç›k›fl yollar›n› aramaya koyuldu. Elbette ki Komünist Partisinin ve küçük burjuva devrimci hareketlerin bu süreçteki analizleri ve ortaya ç›kard›¤› devrimci sonuçlar farkl›d›r-farkl› olmak zorundad›r. Bu sonuçlar üzerinde asgari düzeyde duruldu¤u için geçiyoruz. Ama Proletarya Partisi’nin dünyay› ve ülke gerçekli¤ini anlay›p-yorumlamada, proleter kültür devriminin üzerinde yaratt›¤› etkinin a¤›rl›¤›n› asla gözard› edemeyiz. Burada önemle görmemiz gereken, bu tarihsel süreç içinde devrimci savafl›m için iç ve d›fl nesnel koflullar›n yaratt›¤› olumlu etkilerdir. Yani, baflta iflçi s›n›f› olmak üzere, köylü ve ö¤renci gençlik hareketlerinin kendili¤inden geliflimi, devrimci ve komünist hareketin beslenip büyüyece¤i kaynaklar›n bol olmas› vb.vb. Ne yaz›k ki devrimci ve komünist hareketin yönetme ve yönlendirmede tafl›d›¤› iç zaaflar dan do-

Parti, kadrolar, halk kitleleri... Elbetteki Bolflevik partisiz devrim olmazd›. Ama unutmamak gerekir ki; Bolflevik partisinin kendisi de oluflan nesnel koflullar›n ürünüdür. Ve Bolflevik partisinin sahip oldu¤u do¤ru çizgi ve o çizgiyi kavramada, uygulamada asla tereddüt olmayan kadrolar›n ve önderli¤in varl›¤› ile devrimde menfaati olan tüm güçleri birlefltirip siyasal iktidara yürütme baflar›s›n› gösterdi. Keza Çin’deki Demokratik Halk Devrimi’nin zaferi de bu somut koflullar›n ürünüdür. Yani, emperyalist savafl›n, dünyada yaratt›¤› korkunç y›k›mlar karfl›s›nda y›¤›nlar›n harekete geçti¤i, Bolflevik devrim flahs›nda yükselen sosyalizm prestijinin genifl y›¤›nlar üzerindeki etkisinin artt›¤› bir dönemde ÇKP kuruluyor ve iktidar yürüyüflünü bafllat›yor. II. Dünya Savafl›’nda emperyalist sald›rganl›¤a karfl› SSCB’nin gösterdi¤i muazzam direnifl ve karfl› koyufl yaln›z dünyada sosyalizmin prestijinin artmas›n› sa¤lamad›, ayn› zamanda bir dizi ülkenin

hareketinin tarihi aç›s›ndan k›sacada olsa 1965 ile 1980 y›llar› aras›ndaki durum üzerinde durmak gerekir. Bu tarihi dönemler içinde; dünyadaki antiemperyalist hareketlerin, devrimci gençlik hareketlerinin s›n›f mücadelesi aç›s›ndan yaratt›¤› olumlu etkiler bilinmektedir. Bu olumlu etkilerin yans›mas›n›n ülkemizdeki devrimci hareketin üzerinde olmamas› düflünülemez. Dahas› ezilen emekçi s›n›flar cephesinde hak arama bilincinin bu dönemde geliflti¤i ve bunun da kendili¤inden geliflen kitle hareketlerine yol açt›¤› tarihi tecrübelerle ortadad›r. 15-16 Haziran ‹flçi Direnifli, yaflanan fabrika ifl-

lay› bu süreç iki faflist darbeyle birlikte kesintiye u¤ram›flt›r. Buna ra¤men, devrimci ve komünist hareket genifl y›¤›nlarla en çok bu dönemde ba¤lar kurmufltur. Kitleler üzerinde bir sayg›nl›k yaratm›flt›r. Etkiledi¤i genifl kitleler olmufltur. Yaln›z, kitleleri etkileme de¤il, ayn› zamanda devrimci fedakârl›k ve militanl›kta da önemli baflar›lar elde edilmifltir. Ama 12 Eylül Askeri Faflist Cuntas›, devrimci ve komünist hareketin tafl›d›¤› iç zaaflardan dolay› hedefine çok çabuk ulaflt›. Bu durum, devrimci saflarda ideolojik, siyasal, ör-

gütsel anlamda bir y›k›m yaratt›. Kitlelerle olan ba¤lar› yok denilecek düzeye getirdi. Her fleyden önce devrimci kadro ve militanlarda kazanma bilinci önemli bir darbe ald›.

Bugünkü durum ve görevlerimiz! Yukarda da ifade etti¤imiz gibi dünyada güçlü bir devrimci dalgadan söz edemeyiz. Ama bunun iflaretlerini baz› ülke ve bölgelerde görmekteyiz. Bunu emperyalistlerin “21 yüzy›l ayaklanmalar yüzy›l› olacakt›r” korkular›n›n iflareti olarak da de¤erlendirebiliriz. Ki korkmakta haks›z da de¤ildirler. Çünkü; azami kâr dürtüsüyle yürüttükleri ekonomik-siyasi ve askeri sald›r›lar, genifl y›¤›nlardaki hoflnutsuzlu¤unu her geçen gün büyütmektedir ve büyüyen bu öfke yeni aray›fllara, alternatif ç›k›fl noktalar›na yönelmektedir. Bu da emperyalistleri ve iflbirlikçilerini korkutmaktad›r. Bundan dolay›d›r ki; “terörizme karfl› savafl” ad› alt›nda, emperyalist ç›karlar› için tehdit ihtimali tafl›yacak her fleye sald›r›yorlar. Terörist yöntemlerle kitleleri susturacaklar›n› san›yorlar, ama yan›l›yorlar. Kitlelerdeki de¤iflim istemi, bask›lara karfl› direnme istemi daha bir gelifliyor. Ama devrimci ve komünist hareketin zay›fl›¤›ndan dolay› bu aray›fllar bazen reformistlere, kendini “sol” olarak ifade eden sistem içi güçlere yönelmektedir. Örne¤in Latin Amerika’da IMF ve DB vas›tas›yla uygulanan emperyalist ekonomik politikalar büyük bir y›k›ma yol açt› ve kitleler bu y›k›mlara karfl› ç›kt›¤›n› iddia eden “sol” ve “sosyalist” etiketli reformist ve revizyonist partilere yöneldiler. Burada dikkatle görülmesi gereken, kitlelerin kendilerini “sol” ve sosyalist olarak tan›mlayan partilere destek sunmas› gerçe¤idir. Bunu yeniden sol ve sosyalizme bir yönelim olarak alg›lamak abart›l› bir yaklafl›m olmaz. Ama bu saptamay› yaparken hemen arkas›ndan flu gerçeklere dikkat çekmeliyiz: Evet, bugün dünya çap›nda ezilenlerin öfkesi büyüyor. Ama devrimci ve komünist hareket bu öfkeyi örgütlemede henüz zay›f ve da¤›n›kt›r. Buna ra¤men yeni devrimci bir döneme do¤ru gidiyoruz. Bunu görmeliyiz ve buna uygun öncelikli olarak iç güçlerimizi do¤ru bir tarzda konumland›rmal›y›z. ‹ç güçlerimizi do¤ru bir tarzda konumland›rmak demek; öncelikli alanlar› do¤ru tespit ederek ve buralarda da çeliflkilerin en yo¤un oldu¤u alanlara yönelmek demektir.


21

74 fiu aç›kt›r ki; iç güçlerini do¤ru örgütleyip, do¤ru konumland›rmayan bir devrimci hareket genifl y›¤›nlarla ba¤ kuramaz, s›n›f savafl›m›nda s›çramalar yaratamaz. Di¤er bir ifadeyle kendi güçlerini örgütlemeyi baflaramayan bir devrimci hareket kitleleri de örgütleyemez. Önce güçlerimizi örgütleyelim sonra kitle çal›flmas›na, kitle örgütlemesine yönelelim temelinde bir mant›kla hareket etmek de do¤ru de¤ildir. Çünkü; bunlar birbirinin karfl›t› olan fleyler de¤il, bilakis karfl›l›kl› olarak birbirini besleyen olgulard›r. Kitlelerle ba¤lar›m›z gelifltikçe, ortaya s›n›f mücadelesinin ihtiyaçlar›na uygun olarak yeni örgütleme araçlar› yaratmak daha da kolaylafl›r. Ayn› zamanda elimizdeki mevcut güçlerle sürece denk düflecek ve ihtiyaca yan›t olacak örgüt araçlar› yaratarak kitlelerle ba¤lar›m›z› daha da gelifltirebiliriz Kuraca¤›m›z tüm komiteler, di¤er esnek kurumlar mutlaka ifllevli bir niteli¤e sahip olmal›d›r. ‹fllevsiz, niteli¤i zay›f olan her komite veya kurum sonuç itibariyle hiçbir sorunu çözemedi¤i gibi, kendisi sorunlu hale gelir. Yani sorunlar zincirine yeni bir halka eklenmifl olur. Bu da bize, flekilsiz her türlü örgüt araçlar›ndan uzak durmam›z›n gerekti¤ini gösteriyor. Tabi ki ifllevsiz örgütlerin karfl›l›¤› örgütsüzlük de¤ildir. Tam tersine devrimci bir pratikle birlikte tüm zay›f örgütlülükleri daha nitelikli hale

getirmek için çal›flmakt›r. fiekilsiz olana flekil kazand›rmak, zay›f ve güçsüz olan› güçlendirmek olmas› gereken tek do¤ru yöntemdir. Peki, bugün önümüzde böyle bir görev var m›d›r? Elbette ki vard›r. E¤er yeni kadro ve militanlar›n a盤a ç›kar›lmas›nda söz ediyorsak ve daha da önemlisi varolan kadro ve militan flekilleniflinin sürecin sorunlar›n› ve zorluklar›n› çözmede zaafl› bir durufla sahip oldu¤unu tespit ediyorsak; bu her halükarda ideolojik-siyasal ve örgütsel müdahalelerin yap›lmas›n› zorunlu k›lmaktad›r. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, her türlü sorgulama ve de¤erlendirmeyi s›n›f mücadelesinin prati¤iyle birlikte ele al›p yapmakt›r. Ve ayn› zamanda çözümü de burada aramakt›r. Nas›l ki kitlelere ra¤men bir iktidar yürüyüflü düflünülemezse, s›n›f savafl›m›n›n prati¤ine s›rt›n› dönmüfl bir temelde haz›rlanan her çözüm reçetesi de çözümsüzlü¤ün adresi olmaktan kendini kurtaramaz. Haz›rlanan her reçete somut durumla uyumlu olmak zorundad›r. Do¤ru bir teflhis, do¤ru bir reçetenin haz›rlan›fl›n› sa¤lar. Geriye hastan›n reçeteye uygun olarak davranmas› kal›r. Somuta, varolan nesnel duruma dayanmayan her politika sosyal pratikte baflar›s›zl›¤a mahkumdur. Çünkü, gerçeklerle uyumlu de¤ildir, gerçeklere ra¤men yol almak, hedefe ulaflmak mümkün de¤ildir.

PUSULA ÖNDER YOLDAfiI ANARKEN Önder yoldafl› and›¤›m›z May›s ay›nda onun temel görüfllerinin bilimselli¤i ve do¤rulu¤unu yaflad›¤›m›z her toplumsal ve s›n›fsal olguda ve geliflmeler görmek mümkündür. Özellikle son dönemde her alanda dozaj› giderek artan ›rkç›l›¤›n, azg›n Türk flovenizminin sald›r›lar› karfl›s›nda Kaypakkaya yoldafl›n “Kemalizm”, “ulusal sorun ve az›nl›klar meselesi”, “›rkç›l›k ve milliyetçilik” hakk›ndaki görüflleri “devletin karakteri ve niteli¤i” hakk›ndaki bilimsel de¤erlendirmelerinin hakl›l›¤›n› ve do¤rulu¤unu yaflanan her toplumsal ve politik olguda görmek mümkündür. Görsel ve yaz›l› medyan›n Kürt ulusuna karfl› çeflitli bahanelerle bafllatt›¤› ve Ermeni soyk›r›m› sorunuyla devam ettikleri floven ve koyu milliyetçi sald›r› dalgas›n›n en i¤renç, en ilkel, en ba¤naz, en gerici ve ›rkç› özelliklerine rastlamak mümkündür. Hemen her gün sistematik bir flekilde devam eden yaz›l› bas›n›n sürmanfletlerinden, köfle ve konuk yazarlar›na, televizyon kanalar›ndaki “politik gündem” toplant›lar›na dek uzanan Ermeni düflmanl›¤› planl› bir program çerçevesinde Kürt ve az›nl›k milliyetlere karfl› düflmanl›¤a dönüflmektedir. Türk egemenlerinin Ermeni soyk›r›m› meselesinde tak›nd›klar› tav›r, di¤er ulus ve az›nl›klar sorununa karfl› tak›nd›klar› tav›rdan ba¤›ms›z ve ayr› de¤ildir. Türk egemenlerinin temel ve vazgeçilmez politikalar›; hemen her f›rsatta halklar aras›nda düflmanl›klar› yaratarak büyütmek, suni düflmanl›k çitleri örmek ve Türk halk›n› azg›n Türk flovenizmiyle koyu Türk milliyetçili¤iyle zehirlemektir. Kürt ulusunun ve di¤er az›nl›k milliyetlerin en demokratik temel haklar›n› zorla gasp etmek, onlar› görmezlikten gelerek yok saymak, temel varl›klar›n› inkar etmek ve onlar› milli bask› politikas›yla ezerek, Türklefltirmektir. Türk egemen s›n›flar› böylece

daha kolay hükmetme ve yönetme olana¤›na sahip olmaktad›r. Türk egemenleri taraf›ndan Ermeni ve Kürt olman›n bir sövgü, bir afla¤›lama s›fat› ve düflmanl›k nitelemesi olarak kullan›ld›¤› günümüzde Kaypakkaya yoldafl›n ›rkç›l›k “burjuvazinin siyasi bak›m›ndan en geri kesimlerinin ve feodalizmin politikas›”d›r tespitinin, do¤rulu¤u ve hakl›l›¤› son dönemde yaflanan politik geliflmelerle bir kez daha ispatlanm›flt›r. KAYPAKKAYA yoldafl Türkiye’de ›rkç›l›¤›n niteli¤ini, dayand›¤› s›n›fsal zemini belirlerken “›rkç›l›k politikas›n›n tutarl› burjuva demokratizminin bile düflman›” oldu¤unu ifade ederek, ülkemizde ›rkç›l›¤›n “Türkiye’de Kürt ulusuna ve di¤er az›nl›k milliyetlere karfl› ›rkç›l›k politikas› güdenler, feodal ve feodal–burjuva s›n›flar ve onlar›n siyasi partileri, iktidarlar›d›r” do¤ruluk ve hakl›l›¤› bir kez daha ispatlanm›flt›r. Nas›l ki fieyh Sait, Koçgiri, A¤r›, Zilan, Dersim katliamlar› say›s›z tan›klar›yla yaflanm›fl bir gerçek ise ayn› flekilde Ermeni soyk›r›m› say›s›z tan›klar›yla yaflanm›fl bir gerçektir. Ne egemen s›n›flar ne onlar›n tarihçileri, ne de siyaset bilimcileri bunun aksini ispatlayamaz. B›rakal›m Ermeni halk›n›n tan›kl›¤›n›, Kürt, Yezidi, Keldani, Süryani ve Rum ve bir k›s›m Türk halk›n›n tan›kl›¤› bile, yaflanan vahfletin ve k›r›m›n boyutunu ifade etmek aç›s›ndan korkunçtur. Nas›l ki fieyh Sait, Dersim, Koçgiri, Kürt katliamlar›ndan sonra o katliam› yaflam›fl halk›n her aile ferdi bu ac›n›n tan›kl›¤›n› kendi büyüklerinden dinleyip, ö¤renmiflse ve katliam ac›lar› ve a¤›tlar›yla büyüyorsa ayn› zamanda Ermeni soyk›r›m› yaflam›fl her ermeni ailesi yaflanan vahfletin ve ac›n›n birer tan›¤› durumundad›r. Katliam ve soyk›r›mlar›n, iflkencelerin yaz›l› belgesini ancak onu ger-

18-31 Mayıs 2007

O halde bugün yaflad›¤›m›z topraklar›n tarihini incelemek ve varolan özgünlüklerini a盤a ç›kar›p bunun üzerinde politikalar belirlemek temel görevdir. E¤er kitleleri örgütlemek bir siyasetse, bu siyaset ancak kitlelerin somut sorunlar› üzerinde yap›l›r. Somut talepleri gözard› eden her siyaset bofla harcanm›fl bir çabad›r. Çünkü; kitlelerle iliflki ancak somut talep ve istemler üzerine kurulur. Mesela yaflad›¤›m›z topraklardaki ulusal, dinsel, mezhepsel çeliflkilere gözümüzü kapayarak politika yapabilir miyiz? Buna da evet demek mümkün de¤ildir. K›sacas› devrimden ç›kar› olan tüm güçleri s›n›f bilinçli proleteryan›n bayra¤› alt›nda toplamak için, her kesimin somut talepleri üzerinde konuflmak-tart›flmak ve çözüm önerileri sunmak zorunday›z. Yine taktiklerimizi belirlerken, kitlelerin bugünkü durumunu, de¤iflim istemlerini, kendili¤inden gelme kitle hareketlerin düzeyini, kendi durumumuzu, yani subjektif gücümüzü, önderlik kapasitemizi, kitlelerle olan iliflki düzeyimizi hesaba katmak zorunday›z. Bunlar› gözard› eden bir politika olamaz. Ve tüm planlar›m›z ve beklentilerimizin de bu nesnel tabloya uygun olmas› gerekir. Daha da somutlarsak; bugün devrimci ve komünist güçlerin kitlelerle olan ba¤lar› zay›flam›flt›r. Yine kitlelerin sisteme karfl› bü-

yük bir hoflnutsuzlu¤u var. Ama bu hoflnutsuzluk, sistemle ba¤lar›n› kesme temelinde güçlü bir e¤ilim içermemektedir. Buna karfl› devlet terörü, ilerici-yurtsever güçlere karfl› linç giriflimleri, tutuklanmalar, devam etmektedir. Ki bu sald›r›lar önümüzdeki süreçte daha da artarak devam edecektir. Devlet destekli ›rkç› ve milliyetçi güçlerin artan sald›r›lar›, özellikle Kürt kurumlar›na dönük yo¤unlaflan pervas›zca tutuklamalar tüm bu karfl› devrimci sald›r›lar›n somut verileridir. Ve önümüzdeki süreç aç›s›ndan da egemenlerin izleyece¤i politikalar›n iflaretidir. Sonuç olarak; geneli yarat›c› bir tarzda özele uygulamak, somutu incelemekle mümkündür. Somutu incelemek ve bunun üzerinde stratejik hedefimize uygun olarak taktikler belirlemek s›n›f mücadelesi aç›s›nda at›lan ilk olumlu ad›md›r. Bu ad›mlar› daha da anlaml› k›lman›n yolu bu belirlemelere uygun olarak ›srarl› tarzda sürdürülecek olan devrimci pratikten geçer. Devrimci prati¤i içermeyen her belirleme s›n›f savafl›m› aç›s›nda bir anlam ifade etmez. Yani mücadelenin her alan›nda bilimsel bir çözümleme ve bu çözümlemeye uygun olarak izlenecek devrimci pratik baflar› ve kazanman›n tek teminat›d›r.

çeklefltirenler gülünç ve traji komik bir flekilde “arar”. Soyk›r›m ve katliama maruz kalanlar böyle deli saçmas› ka¤›t parçalar›n› delil olarak arama ve bulma aptall›¤›na düflmez. Çünkü iflkence ve katliamlar›n tan›klar› ve kan izleri olur, “yaz›l› belgesi” olmaz. Kald› ki o dönemin yaz›l› birçok belgesi de Ermeni soyk›r›m›n gerçekleflti¤inin önemli verilerini sunmaktad›r. Faflist TC devletinin kendisi Ermeni katliam›n› gerçeklefltirmedi¤ini ispatlamal›d›r, ispatlayamad›¤› (ki bilimsel olarak mümkün de¤ildir) sürece tarih ve halklar önünde az›l› faflist bir devlet ve katliam suçlusu olarak yarg›lanmaktan kurtulamayacakt›r. Nas›l ki iflkenceci devlet olmad›¤›n› ispatlayam›yorsa ayn› zamanda Ermeni, Kürt, Yezidi, Keldani, Süryani, Rum ve di¤er haklar›n katili olmad›¤›n› da ispatlayamaz. Egemenler taraf›ndan dile getirilen sorunun Ermeni, Kürt, Yunan, Arap ya da baflka bir ulusa iliflkin olmas› o kadar önemli de¤ildir. Hiç yeri ve zaman› bile de¤ilken, konuyla ba¤lant›s› bile yokken hemen her f›rsatta yap›lan aç›klamalarda “devletin ve ulusun bölünmez bütünlü¤ünden” ya da “toprak bütünlü¤ünden”, “Teröre karfl› birlikten” dem vuran egemen Türk burjuva ve toprak a¤alar› temsilcileri yapt›klar› benzer aç›klamalarla asl›nda ülkenin bütün pazarlar›n›n maddi zenginliklerinin rakipsiz sahibi olduklar›n› ifade etmek isterler. Bunu her f›rsatta vurgulama ihtiyac› duyarlar. Egemenlik hakk›n›n, imtiyaz ve ayr›cal›k hakk›n›n sadece kendilerine ait oldu¤unu belirtirler. Bu aç›klamalarla insan haklar›na, evrensel hukuk normlar›na, demokrasinin en temel kurallar›na ne kadar sayg›l› olduklar›n› göstermifl olurlar. Türk egemen s›n›flar› neden bu kadar çok “devletin ve milletin bölünmezli¤inden”, “toprak bütünlü¤ünden”, “terörizmden” bahsetmektedir? Neden bu kadar çok topraklar›n›n bölünmesinden ve “terörden” korkmaktad›r? Sahip olduklar› maddi zenginlikleri ve yüzy›ld›r süren sömürü ve ya¤ma saltanatlar›n›n ellerinden çekilip al›nmas›ndan korktuklar› içindir ki böyle davranmaktad›rlar. Sömürü ve zulüm

sistemi var oldukça, ulusal sorun demokratik ve özgür bir flekilde çözülmedikçe Türk egemenlerinin “topraklar›n›n bölünmesi” ve “Terörizm” korkusu devam edecektir. Türk egemen s›n›flar›n›n sözcüleri “Irak’›n bölünmezli¤inden, Irak’›n toprak bütünlü¤ünden” bile bahsederken t›pk› Türkiye’deki Kürtlere karfl› uygulad›¤› politika gibi Kürt ulusunun demokratik ve özgür hakk›n› çi¤neyerek, Irak’ta yaflayan Kürt ulusunun zorla Irak s›n›rlar› içinde tutulmas›ndan bahsetmektedirler. Her ülkenin efendilerinin sahip olduklar› pazar›n ve maddi zenginliklerin rakipsiz tek ve yegane hakimi olmalar› gerekti¤ini belirtmektedirler. Kürt ulusunun ayr›l›p devlet kurma hakk›n› hiçe saymaktad›rlar. Kendi egemenlik anlay›fllar›na uygun bir flekilde Kürt ulusunun kendi kaderini tayin etme hakk›n›n verilmemesi gerekti¤ini belirtmektedirler. Komflu ülkenin egemenlik hakk›ndan ve toprak bütünlü¤ünden bahsederken ayn› zamanda Türkiye’nin toprak bütünlü¤ünden, egemenlik hakk›ndan bahsetmek istedikleri aç›k bir gerçektir. Türk komprador burjuva ve toprak a¤alar› Türkiye’nin rakipsiz tek sahibi olduklar›ndan bahsetmektedir. Bu ve benzer aç›klamalar faflist TC devletinin gerçekli¤ini ve milli zulüm uygulamada flampiyon oldu¤unu göstermektedir. S›n›f bilinçli proleterler, bugün dünden fazla Türk flovenizmine ve ›rkç›l›¤a karfl› okun sivri ucunu yöneltmelidir. Irkç›l›¤a karfl› yürütülecek mücadele, her fleyden önce komprador burjuva ve toprak a¤alar›na karfl› yöneltilecek mücadele olarak alg›lanmal›d›r. ‹flçi ve emekçi halklar›n kan›yla lekelenmifl Türk bayra¤› yerine proletaryan›n enternasyonalizm bayra¤› yükseltilmeli halklar›n kardeflli¤i slogan› hayk›r›lmal›d›r. Irkç›l›¤a karfl› emekçiler aras›nda “demokratizmin ve dünya iflçi s›n›f› hareketinin uluslararas› kültürünü” yaymal›d›r. Bugün ertelenecek her devrimci görev, çeflitli milliyetlere mensup emekçilerin beyninde ve yüre¤inde tarih boyunca silinmez yaralar açar.


18-31 Mayıs 2007

22

74

Ölüm mangalar› oluflturma politikalar› sürecek Filipinler’de 14 May›s’ta genel seçimler yap›lacak. Ancak ABD güdümlü Arroyo rejiminin, bu seçimlerde de yine türlü seçim hilesine gidece¤ine ve seçimleri “kazanaca¤›na” flimdiden kesin gözüyle bak›lmakta. Büyük ihtimalle yine Arroyo öncü¤ünde oluflacak yeni hükümetin ise, son y›llarda, yine Arroyo öncülü¤ünde gerçeklefltirilen vahfli “komünist av›na” daha da h›z verece¤i söyleniyor. Ve özellikle de son bir kaç y›l içinde ilerici-devrimci ve komünistlere dönük sald›r›larda, aralar›nda çok say›da sendikac›n›n, iflçinin, avukat›n, gazetecinin, doktorun bulundu¤u, yüzlerce (839) insan›n katledildi¤i, binlercesinin ise iflkenceden geçirildi¤i, tutukland›¤› göz önüne al›nacak olursa, bu öngörü hiç de gerçekd›fl› gelmemekte. Arroyo’nun bu seçimleri de “alma” ihtimalinin yüksek olmas›n›n bafll›ca nedenini ise, ABD emperyalizminin, politikalar›n› hayata geçirmede zorlanmad›¤› Arroyo’yu yeniden iflbafl›na getirmek istemesi oluflturuyor. Arroyo’nun yerine -en az›ndan flimdilik- baflka bir alternatif görünmüyor gibi. Arroyo’nun tekrar iktidara gelmesiyle birlikte toplumsal muhalefete dönük sald›r›lar›n daha da boyutlanaca¤› düflüncesini dillendirenlerin bafl›nda ise, Filipinler ‹nsan Haklar› Örgütü Karapatan geliyor. Karapatan’›n Genel Sekreteri Hilao-Enriquez, Filipinli örgütlerce geçti¤imiz ay Den Haag’da yap›lan Halk Mahkemesinde, Filipinler’deki sürece iliflkin kayg›lar›n› dile getirirken, kendi yaflad›klar›ndan örnekler veriyor. Daha faflist diktatör Marcos dönemin-

de iki y›l hapiste yatt›¤›n› ve ilk çocu¤unu burada dünyaya getirdi¤ini söyleyen HilaoEnriquez, k›z kardefllerinden birinin kaç›r›larak tecavüz edildi¤ini ve daha sonra da iflkence edilerek öldürüldü¤ünü söylüyor ve

Arroyo rejiminin ise özde Marcos diktatörlü¤ünün bir baflka versiyonu oldu¤unu vurguluyor. Marcos diktatörlü¤ünün y›k›lmas›n›n ard›ndan yap›lan seçimlerde, ABD destekli Arroyo hükümetinin iflbafl›na gelmesi, Filipinler’deki, yarg›s›z infazlarda, tüm muhaliflere dönük bask›larda azalma getirmek bir yana, askeri sald›rganl›¤›n giderek artmas› anlam›na geldi. 1898-1946 y›llar› aras›nda ABD’nin sömürgesi olan ülkede yaflanan insan haklar› ihlalleri bu dönemden sonra daha da artarak, 11 Eylül’den sonra rekor düzeye ulaflt›. ABD emperyalizmi “Terörle Mücadele” konsepti çerçevesinde ilk askeri sald›r›lar›ndan birini, Arroyo hükümeti-

nin talebiyle, Filipinler’de gerçeklefltirdi ve 11 Eylül’den k›sa bir süre sonra Filipinler’e askeri birlik ç›kard›. Ve o günlerde “terörle mücadele” ad› alt›nda gerçeklefltirilen yarg›s›z infaz vb. katliamlardan oluflan sald›r›lar›n ad› bugün art›k, “Komünist teröre karfl› seferberlik” oldu. 2002 y›l›ndan beri Filipinler’in güneyinde konufllanan ABD özel birlikleri, “ortak tatbikat” ad› alt›nda Filipinler ordusuna e¤itim vermekte. Bu “e¤itimler”in sonucu ise, toplumsal muhalefete dönük azg›nca sald›r›larda, vahfli infazlarda görülmekte. ABD özel birlikleri destekli Filipinler askeri güçlerinin, bu süreçte giderek yayg›nlaflt›r›lan para-militer güçleri de yanlar›na alarak, genelde tüm ilerici, devrimci ve komünistlere dönük, özelde ise FKP öncülü¤ünde geliflen devrimci mücadeleye dönük gerçeklefltirdikleri sald›r›lar sadece illegal mücadeleyi de¤il, legal mücadele alanlar›n› da hedef almakta. Özellikle de Filipinler’de güçlü olan sendikal hareketi. Örne¤in, 75 yafl›ndaki iflçi önderi, sendikac› ve milletvekili Crispin Beltran 25 y›l önce, Marcos diktatörlü¤ü döneminde bir ayaklanmaya önderlik etti¤i gerekçesiyle, 2006 y›l›ndan bu yana askeri bir hastanede tutuklu bulunmakta. ABD’nin Asya’ya dönük politikalar›nda önemli bir yer tutan Filipinler’de önümüzdeki günlerde yap›lacak seçimlere de iflte bu tablo alt›nda girilecek. Bunun anlam› ise, Filipinler’deki “Ölüm Mangalar›” politikas›n›n artan bir h›zla sürece¤idir.

Grevci iflçinin katledilmesine tepkiler sürüyor 3 May›s’ta jandarmalar taraf›ndan vurularak öldürülen grevci iflçi Rodrigo Cisternas Fernandez’in katledilmesini protesto etmek için gerçeklefltirilen eylemler devam ediyor. Halk Meclisleri Hareketi, Rodrigo’yu “Bachelet hükümetine verilen ilk flehit” ilân ederken, gerçeklefltirilen eylemlerde iflçiler ve ö¤renciler, Rodrigo’nun an›s›na, Pablo Neruda’n›n “herkesi öldürdüler/senin gibi biri vard›, ad› Rodrigo’ydu” dizeleriyle yürüdüler. Grevci iflçinin öldürülmesini protesto eden fiili Komünist Partisi ile fiili Birleflik ‹flçi Merkezi (CUT) ise, jandarmalar›n iflçilere

karfl› bu kadar pervas›z davranabilmesinin sorumlusunun Pinochet’den kalma dokunulmazl›k rejimi oldu¤unu belirterek, katillerin hemen cezaland›r›lmas›n› istedi. Rodrigo’nun katledilmesiyle ilgili çeflitli medya kurulufllar›na aç›klamalar yapan arkadafllar› “Bachelet’in eline bir orman iflçisinin

kan› bulaflt›, flimdi bir kifli öldürüldüyse ileride 2, 3 kifli de öldürülebilir” diyorlar. fiili’nin en büyük holdinglerinden Grupo Angelini’ye ait Arauco ormanc›l›k flirketinde çal›flan Rodrigo Cisternas, ücretlerin art›r›lmas› ve çal›flma koflullar›n›n iyilefltirilmesi için bir ay boyunca süren pazarl›klar›n sonuç vermemesi üzerine, 30 Nisan’da greve ç›kan iflçiler aras›ndayd›. Grev karar› 5 bin iflçinin kat›l›m›yla yap›lan oylamada al›nm›fl, sonraki günlerdeyse iflçiler ulusal otoyolu ulafl›ma keserek eyleme geçmifllerdi. Ancak patronun adamlar› ve jandarmalar iflçilere sald›rm›fl, bu sald›r› sonucu Rodrigo Cisternas vurularak öldürülmüfltü.

‹ngiltere’de göçmen haklar›na yönelik sald›r›lar art›yor Londra’da faaliyet gösteren Türk ve Kürt demokratik kitle örgütlerinin de kat›ld›¤› “Yabanc›lara Vatandafll›k” (Strangers into Citizens) talebiyle gerçeklefltirilen gösteride ‹ngiltere hükümetinin göçmenlere yönelik politikas› protesto edildi. Strangers into Citizens Britanya’daki bask›c› göç politikalar›na son verilmesi, oturumu olmayanlara oturum verilmesi ve

vatandafll›¤a geçiflin kolaylaflt›r›lmas› için ülkede bugüne kadar yap›lm›fl kampanyalar›n en büyü¤ü say›l›yor. Kampanya kapsam›nda 7 May›s Pazartesi günü farkl› ülkelerden göçmenlerin demokratik kitle örgütlerini, sendikalar›, politikac›lar› bir araya getiren kitlesel bir yürüyüfl organize edildi. Avrupa’da özellikle son y›llarda göçmen haklar›na yönelik gerçeklefltirilen sald›r›lara karfl› bir araya gelen Türkiyeli göç-

menlerin kurumlar› da, bir kampanya yürütmektedir. Bu kampanya do¤rultusunda göçmenlerin sorunlar›n›n çözümü, kamplar›n kapat›lmas›, ücretsiz e¤itim (göçmenlerin ücretsiz e¤itimden yararlanmas› kald›r›lmak isteniyor) ve oturum hakk› için sürdürülen imza kampanyas›n›n sonuçlar› May›s ay› sonunda gerçeklefltirilecek bir yürüyüflle ‹çiflleri Bakanl›¤›’na sunulacak. (AT‹K Londra)

H O LL A N D A Den Haag’ta yap›lan 4 May›s iflgal karfl›t› eylemle Hitler faflizmi taraf›ndan katledilen 11 kifli an›ld›. 31 Mart 1945’te Hitler faflizminin iflgalinde Holland Spoor olarak bilinen yerde, 11 genç direniflçinin katledilmesinin üzerinden geçen 62 y›la ra¤men, her y›l düzenli olarak yap›lan anma bu y›l da gerçeklefltirildi. Anmaya kat›lan kitlenin iki koldan yapt›¤› yürüyüfl an›t önünde son buldu. Ard›ndan aralar›ndan HT‹F’e ba¤l› T‹ÖD derne¤inin ve YDG’nin de bulundu¤u birçok kurum haz›rlam›fl oldu¤u çelenkleri an›ta b›rakarak resmi bir geçit oluflturdular. Den Haag Belediyesi’nden belli bafll› kiflilerin de kat›ld›¤› anma, o dönemin anti-faflist gençleri olan birçok Hollandal›n›n karanfiller b›rakmas›yla sonland›r›ld›.

PE R U Perulu maden iflçileri, daha yüksek ücret ve emeklilik sigortas› gibi taleplerle, 1 May›s’ta bafllatt›klar› grevi sonland›rd›lar. Madenciler, ülke çap›nda 40 bin maden iflçisinin kat›ld›¤› grevde yollar› keserek, barikatlar kurdular. Madenlerde örgütlü 33 sendikan›n öncülü¤ünde gerçekleflen grev, hükümetin geri ad›m atmas› ve verdi¤i sözleri 60 gün içinde yerine getirece¤i teminat›n› vermesi üzerine bitirildi. Ancak gelen haberlere göre baz› madenlerde grev hala devam ediyor.

ABD ABD’deki binlerce göçmen 1 May›s günü soka¤a dökülerek, bir yandan 1 May›s kutlamalar› gerçeklefltirirken, di¤er yandan da haklar› için eylemler gerçeklefltirdiler. Göçmenlerin taleplerinin bafl›nda ise vatandafll›k hakk› ve ailelerin parçalanmas›na neden olan, s›n›rd›fl› edilmelerin durdurulmas› geliyor. Eylem öncesi günlerde göçmenlerin bulundu¤u bölgelere bir dizi bask›nlar düzenleyen polis “illegal” göçmen aram›flt›. Göçmen eylemlerinin en büyü¤ü 150 bin kiflinin kat›ld›¤› Chicago’da gerçekleflirken, ikinci büyük eylem ise 100 bin kiflinin kat›ld›¤› Los Angelas’da gerçekleflti.

L‹ B E R YA Bat› Afrika ülkesi Liberya’daki Firestone Kauçuk ‹flletmesi’nde çal›flan 7 bin iflçi sendikal› olmalar› önünde engel oluflturan idarecilerden birinin görevden al›nmas› talebiyle greve gittiler. ‹flletmede uzunca bir süredir sendikal faaliyet sürdürmeye çal›flan iflçiler, söz konusu idarecinin engellemeleriyle karfl›laflmaktalar. Bu engelleme giriflimlerini grevle yan›tlayan iflçiler bu defa da polisin sald›r›lar›yla yüzyüze geldiler. Grevin üçüncü gününde polisle iflçiler aras›nda fliddetli çat›flmalar yafland›¤› ve iflçilerin barikatlar kurarak, polise karfl› yo¤un bir direnifl gerçeklefltirdikleri belirtilmekte.


23

74

18-31 Mayıs 2007

Metal iflçilerinin grevinde patronlar geri ad›m att› Almanya’da metal ve elektronik sektöründe aylard›r yap›lan toplu sözleflme görüflmeleri, 5 May›s günü iflçilerin zaferiyle sonuçland›. 3.4 milyon çal›flan› ilgilendiren görüflmelerde yüzde 4.1 ücret zamm› karara ba¤land›. Baden Württemberg’deki 5. tur görüflmelerde, IG-Metal Sendikas› ve iflveren temsilcileri aras›nda uzlaflma sa¤land›. Yap›lan anlaflmada çal›flanlar ald›klar› yüzde 4.1 ücret zamm›n›n yan› s›ra 12 aya da¤›lm›fl flekilde yüzde 1.7’lik ücret zamm› da alacak. Metal iflçileri, iflverenlerle yap›lan görüflmelerde aç›k bir flekilde galip ç›karken, 2008’in Haziran ay›ndan sonra geçerli olmak suretiyle yüzde 0.7 “Konjonktürel Prim” zamm› da alacaklar. Çal›flanlar, Nisan ve May›s aylar› için de bir kereye mahsus olmak üzere 400 Euro pirim alacak. Pilot bölge olan Baden Württemberg’deki toplu sözleflmenin süresi 19 ay olarak belirlenirken, var›lan anlaflma sadece Baden Württemberg eyaletinde 800 bin çal›flan› kaps›yor. Almanya

genelinde 3.4 milyon metal çal›flan›n› ilgilendiren görüflmeler, 20 saate yak›n bir pazarl›ktan sonra karara ba¤land›.

Pilot bölgenin kararlar› örnek al›nacak Di¤er bölgelerde iflçi ve iflverenler aras›nda yapalacak görüflmelerin, Baden Württemberg’de al›nan kararlar› örnek almas› bekleniyor. Metal sektöründe iflveren kuruluflu olan Tüm Metal (Gesamtmetall) Baflkan› Martin Kannegiesser, var›lan kararlar›n di¤er bölgelerde de uygulanmas›n› önerirken, verilen zamm›n iflyeri performans›n› yükseltece¤ine ve gelecekte sektördeki üretimi ço¤altaca¤›na inand›¤›n› aç›klad›. Pilot bölgedeki görüflmelerden dolay› di¤er bölgelerde yap›lan görüflmeler baflka tarihlere kayd›r›ld›. 150 bin çal›flan› ilgilendiren Saksonya Eyaletindeki iflçi ve iflveren temsilcileri, Baden Württemberg’teki görüflmelerde var›lan sonuçlar› olumlu karfl›lad›. Saksonya eyaletindeki Metal ve Elektro Sanayii Birli¤i Bafl-

Evrensel Bak›fl Tiranlar›n tahtlar› sallan›yor ABD emperyalizminin iflgal ve talan politikalar›n›n birinci dereceden orta¤› olan ‹ngiliz emperyalizmi, iflgal ve talan politikalar›n›n iflas›yla birlikte, emperyalizmin genel krizi içinde en fazla debelenen emperyalist güçlerin de ilk s›ralar›nda yer al›yor. Krizin faturas› ise, bu sürecin sald›rganl›k politikalar›n› kay›ts›z-flarts›z savundu¤u ve hayata geçirilmesi yönünde büyük bir çaba içinde oldu¤u bilinen Blair hükümetine ç›kar›lmakta. Blair’in baflkanl›¤›n› yapt›¤› “‹flçi Partisi”nin, ad›ndaki iddian›n tersine, iflçiyi de¤il, ‹ngiliz sermayesini temsil etti¤i, hayat geçirdi¤i politikalarla sabit ve bu konuda fazla yoruma gerek yok. Ancak öyle görünüyor ki iflçinin deste¤ini zaten hiçbir zaman almam›fl/alamam›fl olan Blair hükümeti, iflgallerde u¤ranan hezimetle birlikte, bu iflgallerden kârl› ç›kmay› amaçlayan, ancak evdeki hesap çarfl›ya uymay›nca panikleyen sermayenin de deste¤ini yitirmifl gibi görünüyor. Ve uzunca süredir beklenen oldu, hükümet karfl›tlar›n›n yürüttü¤ü Blair karfl›t› propagandalar, yükselen halk muhalefetinin de etkisiyle sonuç verdi ve Tony Blair geçti¤imiz günlerde yap›lan yerel seçimlerde ald›¤› yenilgiden k›sa bir süre sonra bir aç›klama yaparak, 27 Haziran’da görevden ayr›laca¤›n› aç›klad›. Böylece, ayn› zamanda ‹ngiltere’de en uzun süre görev yapan baflbakan olma s›fat›na da sahip olan Blair’in öncülü¤ündeki bir dönemin sonuna gelindi. Gerçi dönemine iliflkin, “iflsizli¤in azalt›lmas›”, “sa¤l›k sisteminde iyilefltirmeler” gibi iddialardan oluflan, kendi çizdi¤i tabloya bak›lacak olursa, böyle bir ad›-

ma “hiç gerek olmad›¤›” söylenebilir. Oysa gerçek hiç de öyle de¤il. D›fl politikada, giderek askeri sald›rganl›¤›n öne ç›kt›¤› ve bunun (özde ‹ngiltere’nin tüm tarihi boyunca oldu¤u gibi) iflgal politikalar›na dâhil olunarak somutlaflt›¤› bir durum söz konusuyken, iç politikada hayata geçirilen uygulamalar da bu sald›rganl›¤› destekler nitelikte olmufltur. Özellikle de emek cephesine dönük en yo¤un sald›r›lar Blair’in öncülü¤ündeki “‹flçi Partisi” döneminde yaflanm›flt›r. ‹flçi Partisi hükümeti daha iflbafl›na geldi¤i günlerden itibaren sermayenin istemleri do¤rultusunda ç›kard›¤› yasalarla emekçi y›¤›nlar›n haklar›n› bir bir budamaya bafllam›flt›r. ‹flten ç›karmalar kolaylaflt›r›lm›fl, iflsizlik paras› k›s›tlanm›fl, sosyal yard›mlar kesilmifl ve sosyal güvencenin giderek ortadan kalkmas›, özellefltirme vb. politikalardan oluflan, daha bir dizi sosyal y›k›m politikas› bu dönemde h›zla hayata geçirilmifltir. ‹ngiltere tüm bu süreçler boyunca, di¤er AB ülkelerinde de yaflanan sosyal y›k›m›n öncülü¤üne soyunmufltur adeta. ‘90’l› y›llar›n sonuna do¤ru h›z kazanan bu halk düflman› politikalara, iflgal politikalar› da eklenince, iflçi-emekçi eylemlerinin yükselifline iflgal karfl›t› hareketteki yükselifl efllik etmeye bafllam›fl ve halk muhalefeti giderek büyümüfltür. Ne sosyal y›k›m politikalar› ne de iflgal politikalar› temsil etti¤i sermaye s›n›f›n›n krizden ç›kmas›n› sa¤layamay›nca, halk y›¤›nlar›n›n gözünde zaten bir tirana dönüflmüfl olan Blair’i, sermaye de gözden ç›karm›flt›r. Böylece bir tiran›n daha taht› sallanarak, tarihin çöplü¤üne yapt›¤› yolculu¤un sonuna

kan› Bodo Finger, pilot bölgedeki uzlaflmay› oldu¤u gibi almay› önerdi. IG-Matal’in Berlin, Brandenburg ve Saksonya eyaleti sözcüsü Bernd Krupp ise, “Bu çok iyi bir sonuç’’ dedi. ‹flçi temsilcisi olarak IG-Metal sendikas›n›n iflverenlerden talep etti¤i yüzde 6.5 ücret zamm›, flimdiye kadar yap›lan görüflmelerde kabul edilmedi. ‹flveren temsilcileri en fazla yüzde 2.5 zam verebileceklerini ileri sürüyorlard›. fiimdiye kadar yap›lan 4 toplu sözleflme görüflmesinde, çal›flanlar›n zam talepleri ret edildi. Dördüncü tur görüflmeden sonra grev karar› alan IG-Metal, zam taleplerinin karfl›lanmamas› durumunda genel greve gideceklerini aç›klam›flt›. Uyar› grevleriyle iflverenleri uyaran sendika, May›s ay›ndan bafllamak üzere Almanya genelinde genel grevlere gidece¤i konusunda iflverenleri uyarm›flt›. yaklaflm›flt›r. Yerine hangi yeni tiran›n gelece¤ini, ‹ngiliz emperyalist sermayesinin kendini en iyi kimin temsil edece¤ine dair karar›n› ne yönde verece¤ini, hangi isim üzerinde uzlaflaca¤›n› ise önümüzdeki günlerde görece¤iz. Emperyalist sald›rganl›k politikalar›n›n iflas›, sadece emperyalist ülkelerdeki rejimleri ve bu rejimlere önderlik edenlerin tahtlar›n› sallam›yor. Bilakis bu politikalar›n hayata geçirilmesinde büyük pay› olan iflbirlikçi iktidarlar›n temsilcileri de, u¤ranan hezimete ba¤l› olarak, ayn› sonu paylaflmaktan kurtulam›yor. Emperyalistlerin Ortado¤u’daki jandarmas› olma ifllevini on y›llardan beri sürdüren, bu ifllev çerçevesinde, baflta Filistin halk› olmak üzere, bölge halklar›na dönük iflgaller, katliamlar gerçeklefltiren Siyonist ‹srail rejiminin günümüz hükümeti de bugünlerde ayn› sonla karfl› karfl›ya gibi görünüyor. Olmert hükümetini oldukça zora sokan ve geçti¤imiz günlerde 100 binden fazla ‹sraillinin sokaklara dökülmesini de beraberinde getiren son geliflme, geçti¤imiz y›l Temmuz-A¤ustos aylar›nda gerçekleflen Lübnan sald›r›lar›n› araflt›ran Winograd Komisyonu’nun raporunu aç›klamas› oldu. Rapor, ‹srail’in bu sald›r›larda ald›¤› aç›k yenilgiden Olmert hükümetini sorumlu tutuyor. Komisyonun raporunda, savafl nedeni olarak gösterilen, askerleri kurtarma ve Hizbullah’›n ‹srail’e roket atmas›n› engelleme gibi hedeflere ulafl›lmad›¤›na aç›k bir biçimde yer veriliyor. Böylelikle ‹srail’in yenilgisi bir kez daha ve kendileri taraf›ndan itiraf edilmifl oluyor. Binlerce Lübnanl›n›n yaflam›n› yitirmesine ra¤men, Lübnan’da hiç beklenmedik bir direniflle karfl›lafl›lmas› emperyalist-Siyonist politikalar› alt-üst etmifl, al›nan yenilgi, 160’dan fazla ‹srail askerinin ölümüyle birlikte, gerek ‹srail halk›nda gerekse ‹srail içindeki muhalif politik çevrelerde Olmert hükümetine karfl› tepkilerin yükselmesini de beraberinde getirmiflti. Olmert hükümetinin ne kadar y›prand›¤›n› ve gözden düfltü¤ünü ise, ‹srail medyas›n›n, ‹s-

rail ‹ç ‹stihbarat› fiin-Bet’in Filistinlilere dönük iflkenceyi yayg›n bir biçimde sürdürdü¤ü yönlü bilgileri, bunlar›n öteden beri bilinmesine ra¤men, bugün aç›klamas›nda görmek mümkün. Ortado¤u politikalar›n› hayata geçirmede zorlanman›n da ötesinde bir pozisyona düflen ABD emperyalizmi ise, bir yandan Irak’ta hâkim olamaman›n çözümsüzlü¤ü içinde, Ba¤dat’a “Apartheid duvarlar›” örmeye çal›fl›rken, di¤er yandan tüm Ortado¤u politikalar›n›n tekrar gözden geçirildi¤i Geniflletilmifl Irak Konferans›’n› toplarken, ‹srail’deki geliflmelerden kopuk olmayarak, Filistin sorununa da “el atmay›” sürdürüyor. ABD emperyalizminin bu yönlü en son giriflimini ise, iflbirlikçi Filistin Devlet Baflkan› Abbas’a ve Olmert hükümetine sunulan “Uygulama Belgesi” oluflturuyor. ABD’nin Ortado¤u sorunu kapsam›nda, Filistin ve ‹srail hükümetlerine yeni yapt›r›mlar›n› kapsayan bu belge ad› alt›ndaki yeni yapt›r›m plan›n›n içeri¤i de yine önceki projeler gibi, Filistin halk›n›n direniflini bitirmeyi ve y›pranan Olmert hükümetinden de ABD lehine baz› tavizleri kaps›yor. Bu belgenin Olmert hükümetinin iyice y›prand›¤› bir dönemde gündeme gelmesinin bir di¤er anlam› da, ABD’nin, politikalar›n› hayata geçirmede giderek zorland›¤› Olmert’i gözden ç›karmas› olabilir. Görüldü¤ü gibi, emperyalistler dünya hâkimiyeti u¤runa gerçeklefltirdikleri sald›r›larda, ‹ngiltere örne¤inde oldu¤u gibi, kendi iktidarlar›n›n yan› s›ra, müttefiklerinin iktidarlar›n› da koruyamaz noktaya gelmifllerdir. Ortado¤u’da oluflturduklar› kukla rejimlerin, bölgesel jandarmalar›n›n ve de bizzat kendilerinin tahtlar› h›zl› bir biçimde sallan›yor. Tahtlar›n birbiri ard›na bu kadar h›zl› sallanmaya bafllamas›n›n nedenine gelince: Omuzlar›nda oturduklar› ezilen emekçi halklar›n dünyan›n dört bir yan›ndaki aya¤a kalk›fl›d›r. Halklar omuzlar›ndaki yükü atmak için hamle yapt›kça, tahtlar h›zla sallan›yor!


24

18-31 Mayıs 2007

74

Burjuvazi; kendi aras›ndaki iktidar dalafl›nda kad›nlar› taraflaflt›rmaya çal›fl›yor! “Cumhuriyeti korumak” için yap›ld›¤› söylenen mitinglerde kad›nlara özel olarak hitap edildi¤ini, kad›n kat›l›m›n›n artt›r›lmaya çal›fl›ld›¤›n› görmekteyiz. Bu mitinglerin örgütleyicileri aras›nda “kad›n” kurulufllar›n›n yo¤un olmas› ve kad›nlara ça¤r›n›n yap›lmas› tesadüfi de¤ildir. Tando¤an’da bafllayan, ‹stanbul, ‹zmir, vd. flehirlerde devam eden ve "Cumhuriyeti korumak" için yap›ld›¤› söylenen mitinglerde kad›nlara özel olarak hitap edildi¤ini, kad›n kat›l›m›n›n artt›r›lmaya çal›fl›ld›¤›n› görmekteyiz. Bu mitinglerin örgütleyicileri aras›nda "kad›n" kurulufllar›n›n yo¤un olmas› ve kad›nlara ça¤r›n›n yap›lmas› tesadüfi de¤ildir. Mitinglerin yap›l›fl nedenine, "fleriat-darbe" ikileminin perde arkas›na kat›lan kesimlerin sosyolojik analizine yaz›m›z›n konusu olmamas›ndan dolay›, sadece gerekli olan yerlerde k›saca de¤inece¤iz. Konunun daha bütünlüklü olmas› için k›saca flu belirlemeleri yapabiliriz: Tando¤an mitinginde kad›n vurgusu bu kadar ön planda de¤ilken ve mitingin esas amac› olan darbeye destek ç›kma daha aflikârken, di¤erlerinde cepheyi daha da geniflletmek için söylemlerde belli de¤iflikliklere gidilmifltir. “Ne fleriat, ne darbe; tam ba¤›ms›z Türkiye” sloganlar›yla yap›lan Ça¤layan mitingine D‹SK ve çeflitli odalar “bizim de savundu¤umuz söylemler bunlar” diyerek kat›lm›fllard›r. Yine reformist-revizyonistler; mitinglerin örgütleyicilerini-amaçlar›n› bilinçli olarak gözard› ederek “halk›n oldu¤u yerde olunmal›!” diyerek, hatta baz›lar› Lenin’in “kitlelerin içinde olunmal›” sözlerini çarp›t›p, kullanarak bu mitinglere destek vermifllerdir. Tando¤an sonras›nda yap›lan Ça¤layan, Burhaniye, Ayval›k, Manisa, ‹zmir mitinglerinin hepsinin örgütlenmesini Atatürkçü Düflünce Derne¤i-ADD ile birlikte çeflitli “kad›n kurulufllar›” yapm›fllard›r. fiu ana kadar kad›nlar›n yaflad›klar› çeflitli toplumsal sorunlara nitelikleri gere¤i hiçbir flekilde duyarl›l›k göstermeyen kurulufllar bunlar: Türkiye Kad›n Dernekleri Federasyonu, ‹stanbul-‹zmir Kad›n Kurulufllar› Birli¤i vs. vs… “STK”lar diye geçen örgütlenmelerin ne amaç tafl›d›klar› bizim için aflikârd›r. Özellikle baflta Ukrayna, Gürcistan olmak üzere yap›lan çeflitli “renkli devrim”lerle birlikte bu kurulufllara çeflitli sermaye gruplar›n›n neden oluk oluk para ak›tt›klar› daha belirgin ortaya ç›km›flt›r. H. Dink’in katliyle birlikte gün ›fl›¤›na ç›kan çeflitli Kuvai Milliyeci dernekler ile emekli askerlerin bir araya geldi¤i örgütlülükler ilk mitinglerde daha ön plana ç›km›flken, “mitinglerin esas nedeni daha çok ortaya ç›k›yor” diye bu dernekler biraz daha geri plana çekilmifltir ve yukar›da bahsetti¤imiz D‹SK’le birlikte “sol” geçinen çeflitli çevrelerin deste¤i al›nm›flt›r. Mitinglerin sonras›nda hangi gazeteyi açarsak açal›m, Türk bayraklar›na sar›lm›fl, kalpakl› genç kad›nlar›n foto¤raflar›n› görüyoruz, “Atam, kad›nlar›m›z-k›zlar›m›z izinde”, “Atam, cumhuriyetçi k›zlar›n burada” bafll›klar› alt›nda. Emek sömürüsüyle birlikte, cinsel ve ulusal sömürüye, bask›ya, fliddete maruz kalan kad›nlar›m›z›n ezilmiflli¤i, sisteme karfl› var olan tepkileri bu flekilde kullan›lmak istenilmektedir. Ezilmifl-

liklerinin, töre cinayetlerine kurban gitmelerinin, açl›k, yoksulluk yaflamalar›n›n nedeni var olan sistem de¤il, “bafl örtüsünü” savunan bir grubun ifliymifl gibi yans›t›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Mitinglerin özüne uygun olarak tamamen floven, gerici söylemlere a¤›rl›k verilmekte ve di¤er kat›l›mc›lar gibi kad›nlar›m›z da “iflte gerçek Türk kad›n›” denilerek buna alet edilmek istenmektedir.

Sistem kad›nlar› kullan›yor! Sömürücülerin halklar›n bilincini buland›rma ve kendi ç›karlar› için emekçi halklar›m›z› manipüle etme çabalar› yeni de¤ildir, tarih boyunca görülen bir olgudur. Kitlelerin kör, sa¤›r ve dilsiz olmas› onlar›n ç›kar›nad›r. Ve bu duyu organlar›n›n kullan›lmas› gerekti¤inde de amaçlanan kendi istediklerini görmeleri, duymalar›, kendi sloganlar›n› atmalar›d›r. Mitinglere kad›n kat›l›m›n›n istedikleri oranda olup olmad›¤›, hangi kesimlerden kat›l›m›n oldu¤u hakk›nda flimdilik burjuva bas›n›n yazd›klar› d›fl›nda bilgimiz yok. Ama bunlar flu anki konumuz aç›s›ndan önemli de¤il. Bizim için flu anda önemli olan kad›nlar›n ön plana ç›kar›lma neden-

leridir. Bunu iki bafll›k alt›nda toplayabiliriz. Birinci olarak; burjuvazi kad›nlar›n korumac› duygusunun, cesaretle öne at›labilme özelli¤inin fark›ndad›r. Çocuklar› yani gelecek nesilleri yetifltiren olarak toplumun flekilleniflinde önemli bir yer tuttu¤u aç›k olan kad›nlar›m›z›n duyarl›l›klar› kullan›lmak istenmektedir. Halk›m›z, önceden yaflad›klar› süreçlerden, darbelerin ne demek oldu¤unu bilir. Bununla birlikte en çok bask›ya, sömürüye maruz kalan kalan kad›nlar daya¤›n, eve kapat›l›p, özgürlü¤ünün k›s›tlanmas›n›n ve daha nice bask›n›n ne demek oldu¤unu bilir. Özellikle küçük burjuva kesimden kad›nlara ‹ran, Suudi Arabistan örnekleri verilerek, fleriat-

özgürlüklerin k›s›lmas› korkusu üzerinden psikolojik bask› oluflturulmaktad›r. Bu korkular üzerinden halk›m›z ve kad›nlar›m›z, sonucu ne olursa olsun kendileri için daha fazla sömürü, daha fazla bask›, yoksuluk olan sürece dahil edilmeye çal›fl›lmaktad›r. ‹kinci nedenimizi aç›klamaya TÜS‹AD’›n ilk kad›n baflkan› olan Arzuhan Yalç›nda¤’›n mitingleri de¤erlendirifliyle bafllayal›m: “Cumhuriyet ideallerinin en önemlisi kad›n›n toplumdaki yerini yükseltmek. Bunu unutmufl görünüyoruz… Tando¤an ve Ça¤layan mitingini bu gidiflata dur demenin ifadesi olarak görebiliriz. Türkiye’nin ayd›nl›k yüzünün kendini ortaya koymas› olarak de¤erlendirebiliriz.” ‘80 darbesinin mimarlar›ndan TÜS‹AD, bu seferki Cumhurbaflkanl›¤› seçimi öncesi uzlaflmay› tavsiye etmifl; bir taraftan da iyi ifl gördü¤ünü ve hatta Abdullah Gül’ün iyi bir seçenek say›labilece¤ini söylemifltir. Ama TSK’n›n 27 Nisan muht›ras›yla “savafl alan›ndan” bir ad›m dahi geri atmayaca¤›n› ilan etmesi sonucu piyasalar›n daha da sallanaca¤› korkusuyla TÜS‹AD’›n “uzlaflma” kavram›n› dilinden düflürmese de sonras›nda “ne fleriat ne darbe” laflar›n› sahiplenmesini getirmifltir. TÜS‹AD Baflkan›’n›n mitingleri de¤erlendirirken kad›n› ön plana ç›kar›p-vurgu yapmas› bofluna de¤ildir. TÜS‹AD; AB’ye üyeli¤i tamamen desteklemekte ve buna uygun çal›flmalar›n h›zlanmas›n› istemektedir. Yaflanan siyasi kriz en baflta bu çal›flmalar› yavafllatmaktad›r, bu yüzden en uygun zeminde ve bir an önce çözülmesini istemektedirler. TÜS‹AD’›n geçen y›l aç›klad›¤› “e¤itim paketi” ak›llardad›r. Bu paketin özü; flu anda YDG’nin çok do¤ru bir flekilde bafllatm›fl oldu¤u kampanyada ifllenen Bologna sürecinin gerekliliklerinin Türkiye’de yap›lmas›n› istemektedir. AB’nin müktesebat›n›n 35 maddesi kad›nlarla ilgilidir. AB ülkelerinde Türkiye karfl›tl›¤› yükselirken, bu mitinglerle bafl› aç›k, “istemlerini” rahatl›kla hayk›rabilen kad›nlarla, “medeni” dünyaya uyum sa¤layabilecek bir yap›ya sahip olundu¤u mesaj› verilmektedir. Türkiye’de son y›llarda “Haydi K›zlar Okula”, “Baba Beni Okula Gönder” gibi k›z çocuklar›n›n e¤itim seviyesini yükseltme, k›rsal yaflamdan daha h›zl› koparma amac› tafl›yan kampanyalar yap›lmaktad›r. Yine mikro-kredi çal›flmalar›nda olsun, AB fonlar›yla yap›lan çeflitli ifllerde olsun; kad›nlara öncelik tan›nmaktad›r. Bunlar tesadüf de¤ildir.

Kad›nlara biçilen misyon Avrupa Parlamentosu Kad›n Haklar› Komitesi’nin 2007 y›l› “Kad›n-erkek eflitli¤i” isimli raporunda kad›nlar›n istihdam büyümesine önemli bir katk› sa¤lad›¤› ve AB’nin ekonomik hedeflerine ulaflmas›nda itici bir güç oldu¤u vurgulan›yor. “‹tici güç” olan kad›nlar›n; bu “güçlerini” erkeklere göre daha ucuza çal›flmalar›yla elde et-

tiklerini de ö¤reniyoruz raporun sat›r aralar›ndan. AB heveslisi kurulufllar, müktesebat›n gerektirdiklerini yapma (bunu “daha fazla say›da kad›n›n, çok ucuz emek gücü olarak kullan›lmas›na olanak sa¤lama” olarak okumak gerekir) amaçl›, “Ulusal Kad›n Projesi” oluflturma ve yaflama geçirme çal›flmalar›na bafllam›fllard›r. Türkiye’de cinsiyet-yafl ayr›m› olmaks›z›n ucuz iflgücü zaten mevcut olan bir gerçeklikken, kad›n ve çocuklar›n “daha da ucuz iflgücü” olduklar›n› biliyoruz. ‹flte bu daha da ucuz iflgücünün istihdama kat›labilmesi için “kad›n›n e¤itim düzeyi art›r›lmal›d›r!”, “K›zlar›n okullaflma oran› temel bir sorundur!” (TÜS‹AD Baflkan Yard›mc›s› Ümit Boyner) tezlerinden hareket edilmektedir. Yani kad›nlar›n evlerinden daha fazla ç›kmas›, feodal ba¤lar›ndan kopmas› istenmektedir. AB raporuna göre 2010 y›l›na kadar üye ülkelerde kad›n istihdam oran›n›n % 60’a ç›kart›lmas› hedeflenmektedir. Ki bu oran flu anda Türkiye’de % 25 civar›ndad›r. San›r›z ki bu verilerle birlikte; TÜS‹AD’›n neden kad›n kat›l›m›n› özel olarak övme ihtiyac› duydu¤u daha rahat anlafl›l›r olmufltur. Büyükan›t’›n çeflitli dönemlerde konuflmalarda yapt›¤› Türkiye’nin Kurtulufl Savafl›’ndan itibaren hiç bu kadar iç ve d›fl tehdit alt›nda olmad›¤› belirlemesine ithafen burjuva bas›nda; 1920’lerde s›rtlar›nda mermiler tafl›yan Elif’lerin Cumhuriyet’i kurdu¤u ve flimdi yine bu kahraman Türk kad›nlar›na, ça¤dafl-modern Eliflere ihtiyaç oldu¤u vurgulanarak; kad›nlar›n “Cumhuriyete” sahip ç›kmalar› istenmektedir. Yani halk›m›zdan, kad›nlar›m›zdan 84 y›ld›r onlar› iliklerine kadar sömüren, her türlü cinsel, ulusal bask›ya maruz b›rakan rejimi korumalar› istenmektedir. Darbecilerin halk›m›z› ve özellikle kad›nlar› kendi politikalar›na alet etmeleri karfl›s›nda AKP de bofl durmamaktad›r. “Halka dayanan meflru güç” oldu¤unu gösterebilmek için cumhurbaflkan›n› halk›n seçmesi için yasa çal›flmalar› bafllatm›flt›r. Di¤er taraftan da yaklaflan seçimlerde en az 20 kad›n›n milletvekili seçilebilece¤i yerlerden aday gösterece¤ini flimdiden aç›klayarak; kad›nlara yönelik gelifltirilmeye çal›fl›lan sömürü politikalar›na duyars›z kalmad›¤›n› göstermeyi hedeflemektedir. fiu anda Meclis’teki kad›n say›s›n›n toplamda 24 oldu¤u düflünülürse, bu say›n›n Meclis’teki kad›nlar›n ortalama say›s›na göre yüksek oldu¤u görülecektir. Sömürücülerin çeflitli kesimlerinin bu planlar›na bizim cevab›m›z ise; Rusya’daki, Çin’deki, Kore’deki, Küba’daki… devrimlerde yer alan kad›nlar gibi, II. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’nda vatanlar›n› savunan Sovyet kad›nlar› gibi, bizim tarihimizde yer alan nice yi¤it kad›n yoldafllar›m›z gibi devrimci kad›nlar› yaratma çal›flmas› olmal›d›r. Zaten devrimimizin karakterinin Demokratik Devrim olmas›ndan kaynakl› kad›n çal›flmas› önemliyken, içine girilen süreçte bunun çok daha fazla yo¤unlaflt›r›lmas› gerekti¤i aç›kt›r. Bunun nesnel zemini flu anda bile çok fazla mevcuttur, bahsi geçen plan-projelerle birlikte bu zemin daha da güçlenecektir…


25

74

18-31 Mayıs 2007

Politik iktidar mücadelesinde etkin bir silah: SANAT Toplumsal yaflam›n inkâr edilemez parças› ve bir s›n›f›n temsilli¤ini üstlenen bir duruflu ifade eden kültür; ba¤r›nda tafl›d›¤› bir y›¤›n zenginlikle beraber bunlar› iflleyebilecek mekanizma olarak sanat› da tafl›r. Bilinir ki kültür, savunulup a¤›rl›kl› olarak uygulanan ekonomik politikan›n ifadesidir; onun yans›mas› olarak sergilenen durufltur. Bu vesile ile do¤ald›r ki, kültürün içerdi¤i sanat›n da siyasetten ayr› düflünülemeyece¤ini kavramak elzemdir. Aç›kt›r ki bu konuda, Türkiye’de, özellikle 12 Eylül AFC’siyle ivme kazanan bir sald›r› dalgas› olarak iktidar› elinde tutanlar›n devrimci ideolojiyi kitlelerin beyninde (ki bunun etkisi devrim cephesinde mücadele yürütenlerde de görülmüfltür, erozyona u¤ratma çabas› etkisiz kalmam›flt›r. Öyle ki belirli/belirsiz içerikli ürünleri sanat olarak sergileyen faflist diktatörlü¤ün sanatsal korunak bekçileri (ki yapt›klar› gerçekten de sanatt›r; yap›lmas› gereken sadece ad›n› do¤ru koymakt›r: Sergilenen burjuva-feodal kültürün sanat›d›r) beyinlerden toplumsal mücadele bilincini her daim parçalaman›n siyasetini gütmesinin bir sonucu olarak toplumun önemli bir kesimini sanat›n ve hatta kültürün siyasetten ayr› ele al›nmas› gerekti¤i yönde inand›rabilmifltir. S›n›f bilinçli proleterlerin ise tersini, yani gerçek olan› genifl kitlelere anlatma/kavratma çabalar› aç›kt›r ki s›n›f mücadelesinde proletaryan›n yönetici örgütünün yetmezliklerine koflut olarak olmas› gereken yerde say›lamazd›r. Sanat›n, temsil etti¤i s›n›f›n kanalize edilece¤i amaca uygun bir biçim almas›, amac›n niteli¤inin tafl›nd›¤› ideoloji kavrand›¤› oranda at›lacak ad›m do¤ru yönde at›l›r. Nitekim kültürün sanatla diyalektik ba¤›, özle biçimin diyalektik ba¤› gibi birincisinin belirli bir hedefe ulaflmas› için onun dolays›z etkisi alt›nda ikincisinin güçlü bir silaha dönüflmesinde kurulur. Aksi halde, yani öz ad›na a盤a ç›kan biçimin diyalektik de¤il de birbirini özde inkâr eden bir ba¤la ad› kullan›lan öze fayda de¤il, zarar getirilir. ‹flte sanatsal niteli¤i ideolojide araman›n önemi burada yatmaktad›r. Yerine getirilmesi gereken tarihsel görev kavrand›kça onun yerine getirilmesi için uygulanacak taktik politikalar daha ciddiyetle ele al›n›r, daha uygun ve daha uyumlu bir flekilde yerine getirilir. Buradan yola ç›karak, sanat›n salt teknik bir sorun olmad›¤›, ayn› zamanda somut bir hedefe siyasetin kumandas›nda kilitlenen örgütsel bir sorun, stratejiye tekabül eden taktik bir sorun oldu¤u da kavranmal›d›r. Peki, bundan ne anlafl›lmal›d›r? Aç›kt›r: ad›na sanat denilen kültürün ifllenmifl hali, bir siyasetin, yani belirli bir hedefe ulaflman›n yolu olarak uygulanan politikan›n u¤runa ba¤›fllanm›fl üründür. Bir tiyatro emekçisinin sahnede istedi¤ini anlatabilme sanat›ndan köylünün kendi gününü örgütleme

evrimin ç›karlar›na hizmet edecek motifler soyut olan› de¤il somutu, kuru ajitasyonu de¤il içeri¤i, somut ihtiyac›n karfl›lanmas›na dayanan devrimci ajitasyonu, amac› belli olmayan ve bu yüzden anlafl›lmas› güç olan› de¤il aç›kl›¤› ve hedefi belli olan› örgütçü sanat›n önemsedikleri olarak benimser.

D

sanat›na kadar, demircinin örsle çekiç aras›nda demiri döverek flekil verme sanat›ndan lise ö¤rencisinin derslerini baflarabilmek için kendini sistemli bir çal›flmaya tâbi k›larak ö¤renimine yön verme sanat›na kadar bütün sanat biçimlerinde belirginleflen bu gerçekliktir. Sanat bu anlam›yla hedefe ulaflman›n arac›, ancak ayn› zamanda bir çeliflki olarak kültürün ba¤r›nda tafl›d›¤› siyasetin ürünü olarak üretilen eme¤in daha etkili bir de¤ere dönüflmesi için haz›rlanan çal›flma metodunun uygulanmas›d›r. Bilinir ki kültürün ifllenmesi veya sanat›n uygulanmas› salt tek bafl›na onu uygulayan› etkilemekle kalmamaktad›r. Öyle ki kültür sorununda özlü netli¤in yakalanmas› nas›l ki insan›n kendisini tan›mas›na önemli derecede katk› sunacaksa, üretilen eme¤i etkili de¤ere dönüfltürmek (yani ifllemek) sadece o insana de¤il, ayn› zamanda yan› bafl›nda bulunan›n üzerinde de fevkalade etkili bir tav›r sergileyecektir. Ne var ki bu tavr› ileriyi görmeden yani somut bir hedefe kilitlenmeden sergilemek devrimci niteli¤inden yoksun kalan ve bu u¤urda yenilmeye mahkûm olan kendili¤inden/s›radan bir durufla evrilir. Böyle bir durumda ürün abart›l›r, içi boflalt›l›r ve k›sa sürede ideolojik tutarl›l›ktan uzak içeri¤i, öncesinden bafllam›fl bir çöküntü olarak su yüzüne ç›kar. E¤er söz konusu olan “halk sanatç›s›” ise, son tahlilde birey sanatç›s›na dönüflür ve ciddi fedakârl›klarla sunulan kazan›mlar› sahiplerine (halk›n savaflç›lar›na) devrederek o ana kadar ileriye do¤ru yürünen yol geriye dönüfle tan›kl›k eder. Sanat›n niteli¤ini sadece teknikte (tiyatroda rolü iyi oynayabilme, fabrikada iflçilere ajitasyon çekebilme vs...) de¤il, kilitlenilmifl hedefin ideolojik kayna¤›nda aramak bu yüzden önemlidir. Bu da kuflkusuz bir ürün olarak ancak pratikte belirginleflecektir. Nitekim bu ürünü iktidar› sarsma kapasitesine dönüfltürecek s›n›f bilinçli proleterlerin devrimci sanat›, somut iflleme sürecinin ta kendisidir: sab›rl› ancak bir o kadar müdahaleci, sorgulay›c› ancak bir o kadar at›lgan, derin ancak bir o kadar net olan titiz iflçili¤in, kendi önünü gören, hedefine kilitlenen duruflun zengin motiflerle/taktiklerle ustaca sergileniflidir. Proletarya Partisi’nin devrimi örgütleme ve Halk Savafl›’na önderlik etme sanat› bu ustal›¤a eriflmeyi soyut bir gereklilik olarak de¤il, MLM’nin ›fl›¤›nda hedefine kilitlenmifl bir hareket olarak flart koflmaktad›r. Uzun Süreli Savafl Stratejisi’ni Türkiye’ye uyarlama, onun özgünlüklerini a盤a

ç›karma ve buradan yola ç›karak silahl› mücadele içinde do¤rudan Halk Savafl›’n›n taktik politikalar›n› somut durumun somut tahlili olarak belirlemek ve uygulamak devrim yürüyüflünün olmazsa olmaz›d›r; bunun baflar›s›n›n örgütsel dayana¤› titizlik ve ustal›¤› bar›nd›ran uzun süreli savafl sanat›d›r. Devrimci mücadeleye uygun motifleri verme veya devrime önderlik etme sanat›, bütün mücadele alanlar›n›n ayn› hedefe kilitlenerek koordinasyonu ve uyumu (her alan›n ayn› ifli yapmas› de¤il, ayn› amaca kilitlenmifl de¤iflik alanlar›n kendi görevini yerine getirerek amaca hizmet

etmesi; bu ba¤lamda koordine ve uyumu) sa¤layabilmektir. Mao’nun devrimi, ince bir sanat ifli olarak belirtmesi buna dayanmaktad›r. Bunun buna koflut olarak ele al›nmas› gereken sanat›n di¤er biçimleri de ayn› uyumluluk temeli üzerinde flekillenmelidir. Öyle ki devrimci sanat, esasta örgütleyici sanatt›r. Kitlelerin devrimin yoluna ak›t›lmas› sanat biçimlerinin ayn› çizgiden g›day› almalar›n› gerekli k›lmaktad›r. O zaman anlafl›lacakt›r ki sergilenecek oyun, söylenecek türkü, çizilecek resim, figürleri sergilenecek halk oyunu, kaleme al›nacak öykü, okunacak fliir vs. ayn› yere farkl› metod ve motiflerle hizmet etmelidirler; ayn› yerden farkl› motiflerle ayn› yere yönelmelidirler. Devrimin ç›karlar›na hizmet edecek motifler soyut olan›

de¤il somutu, kuru ajitasyonu de¤il içeri¤i, somut ihtiyac›n karfl›lanmas›na dayanan devrimci ajitasyonu, amac› belli olmayan ve bu yüzden anlafl›lmas› güç olan› de¤il aç›kl›¤› ve hedefi belli olan› örgütçü sanat›n önemsedikleri olarak benimser. Sanat, proletaryan›n elinde, motiflerde esnek olan ancak hedefine yönelmede devrimci “dik kafal›l›¤›” bar›nd›ran bir araçt›r. Halk›n sorunlar›n› birçok yöntemle dile getirebilecek kadar bol malzemeli ancak bütün bunlar› tek bir hedefe yönelterek y›kmak istedi¤ini temellerinde sarsan, kurmak istedi¤ini ise sa¤lam dayanaklara ba¤layan bir araçt›r. Var olan› dile getirmekle yetinmeyen, onu de¤ifltirip dönüfltürme mücadelesinin bizzat içinde olarak tarafl›l›¤›n› örgütleyen bir araçt›r. Sanat›n örgütsel boyuttaki bu rolü, do¤rudan amac›n hayat hakk› bulmas› için örgütlenecek emek gücünün keflfini gerektirir. Nitekim Türkiye’de Demokratik Halk Devrimi’ni gerçeklefltirme perspektifiyle bu eserin yarat›c›lar› olan halk› sorunlar›yla, güzellikleriyle, umutlar›yla, hoflnutsuzluklar›yla, ileri ve geri yönleriyle tan›mak, sanat›n ideolojik yönelimin kumandas›nda örgütsel görevini netlefltirecektir. Devrimin yolunda amaca uygun olarak savafl› gelifltirmek için de, türküleri üretmek için de, sinema alan›n› kullanmak için de bu flartt›r. Bu flart, sanat›n her alan için geçerli olan evrensel kural›d›r. Sanat›n özgünlükleri ise, ayn› denize akan ›rmaklar misali birbirine benzemeyen dolambaçl› ancak ayn› ruhla ve ayn› coflkuyla ayn› yönelimi sergileyen özelliklerdir. Nas›l ki bunun kavranmas› devrim perspektifli sanat›n örgütlenmesini sa¤layacaksa, baflta iflçiler ve köylülerin olmak üzere bütün emekçilerin Proletarya Partisi önderli¤inde tekleflebilecek yumru¤unun burjuva-feodal devlete darbeler indirmesi bu sanatsal örgütlülük arac›l›¤›yla kal›c› baflar›lar sa¤lamas› kaç›n›lmazd›r; çünkü s›n›f bilinçli proletaryan›n elinde sanat, iktidar› sarsacak güce sahip olan efli bulunmaz bir silaht›r.


26

18-31 Mayıs 2007

Her yitifl, yeni bir bafllang›çt›r imdi her bitifl, her yitifl yeni bir bafllang›c›n temelleri oluyor ve geride kalanlara masal de¤il tarih diyoruz art›k, kitaplara de¤il zihnimize, bilincimize, öfkemize yaz›yoruz bizden kopar›lan yaflamlar›. Ve art›k büyüdü¤ümüze göre çocuk safl›¤›yla kurmuyoruz düfllerimizi… fiimdi düfllerimizin yaflam p›nar›, kafas›na koydu¤unu yapan, düflündü¤ü gibi yaflayan küçük karabal›k de¤il, tarihimiz, özgür bir dünyan›n yap›c›s›, toprakta tohum olan flehitlerimiz oluyor. fiimdi tarih, kalbi bedeninden etmifl eli kanl› bir soytar›d›r, art›k düfllerden a¤›p gelen ve yaflam› hiçleyen zamand›r. Tarih hep halk düflman›, hep kan deryas›…

fi

Kaz›m Çelik “Oysa küçük karabal›k hasta de¤ildi, onun bambaflka bir derdi vard›. Bir sabah erkenden, daha gün do¤madan, küçük karabal›k annesini uyand›rd›: “Anneci¤im, seninle konuflmal›y›m” dedi. Annesi, uyku sersemli¤i içinde: “Acelen ne sevgili yavrum?” diye sordu “Önce sabah gezintimizi yapal›m,

Hüseyin Cevahir: Türkiye Halk Kurtulufl Partisi-Cephesi (THKP-C) önderlerinden Hüseyin Cevahir 30 May›s 1971’de polis takibini atlatmaya çal›fl›rken Maltepe’de girdikleri eve düzenlenen sald›r›da 23 kurflunla vurularak öldürüldü. Nurhak fiehitleri: Türkiye Halk Kurtulufl Ordusu (THKO) kurucular›ndan Sinan Cemgil, Alpaslan Özdo¤an ve Kadir Manga Nurhak da¤lar›nda ç›kan çat›flmada 31 May›s 1971’de devlet güçleri taraf›ndan katledildiler.

sonra konufluruz.” “Olmaz anne, art›k ben bu gezintilere ç›kmak istemiyorum. Buralardan gidece¤im.” “Sabah›n bu erken saatinde nereye gideceksin yavrum?” “Bu derenin bitti¤i yeri merak ediyorum” diye karfl›l›k verdi. “Ah anne, bu soru beni aylard›r düflündürüyor. Derenin nerede bitti¤ini ö¤renmem gerek. Bugüne kadar bu soruya bir karfl›l›k bulamad›m. Geceleri gözüme uyku girmiyor. Sürekli bunu düflünüyorum. Karar›m› verdim anne, gidip derenin nerede bitti¤ini ö¤renece¤im. Orada neler var, baflka yerlerde neler var, görmek, bilmek istiyorum.” (…) “ ‘Onu da yar›n akflam anlat›r›m’ dedi Bal›k Nine ‘uyku saati geldi, iyi geceler.’ On iki bin küçük bal›k iyi geceler dileyerek yatmaya gittiler. On bir bin dokuz yüz doksan dokuz küçük bal›k iyi geceler diledikten sonra yuvalar›na gidip uzand›lar, hemen de uykuya dald›lar. Bal›k Nine de uyudu. Ama küçük bir k›rm›z› bal›¤›n gözüne uyku girmedi. Bütün gece boyunca…” Hat›rlad›n›z de¤il mi bu sat›rlar›… Bu güzel çocuk masal› belki de birço¤umuzun t›pk› k›rm›z› küçük bal›k gibi uykular›m›z› kaç›rm›flt›r. Kimbilir kaç›m›z on iki bininci bal›k olmufluzdur. Ya da baflkahraman küçük karabal›¤›n yerine koymufluzdur kendimizi. Ve masal›n yar›m kalan sonunu kendi çocukluk hayallerimizle süslemiflizdir… Ne olmufltu masal›n sonunda küçük karabal›¤a? Ondan bir daha haber al›namad›¤› yaz›yordu kitab›n sat›rlar›nda. Bir çocuk safl›¤›yla küçük karabal›k için her fleyin iyi bitti¤ini düflünmüfl, onun için mutlu olmufl ve onun gibi olmak istemiflizdir belki de birço¤umuz… Yaflam da biraz masallara benziyor galiba. Bir masal yaz›yoruz yaflad›klar›m›zla, sonu henüz tamamlanmam›fl. Son noktay› ortak hayallerimizin yaflama geçti¤i gün koyacak. fiimdi her bitifl, her yitifl yeni bir bafllang›c›n temelleri oluyor ve geride kalanlara masal de¤il tarih diyoruz art›k, kitaplara de¤il zihnimize, bilincimize, öfkemize yaz›yoruz bizden kopar›lan yaflamlar›. Ve art›k büyüdü¤ümüze göre çocuk safl›¤›yla kurmuyoruz

düfllerimizi… fiimdi düfllerimizin yaflam p›nar›, kafas›na koydu¤unu yapan, düflündü¤ü gibi yaflayan küçük karabal›k de¤il, tarihimiz, özgür bir dünyan›n yap›c›s›, toprakta tohum olan flehitlerimiz oluyor. fiimdi tarih, kalbi bedeninden etmifl eli kanl› bir soytar›d›r, art›k düfllerden a¤›p gelen ve yaflam› hiçleyen zamand›r. Tarih hep halk düflman›, hep kan deryas›… Bundand›r ütopyas›n› yitirmifl gibi insanl›k. Bir solukta tüketilmifl özgürlük. Bir solukta tüketilmifl sevgiye, insanl›¤a dair ne varsa yaflad›klar›m›zda… Yaflayanlar a¤r›l› bir ezgide da¤›n›k, yenik gibi. ‹nsanl›k bu yüzden bafl›n› önüne e¤mifl. Dünya bu yüzden katillerin, sömürücü iktidarlar›n, a¤layan analar›n, yurtsuz mültecilerin, yetim kalm›fl çocuklar›n dünyas›… Kefensiz kaç ölü var tarihin koynunda, kaç katliam gecesi var? Bilinmiyor. Kanl› denizinde ç›rp›n›rken tarihin, yine kahraman yitifller yaz›yor yeni hikâyeleri. Nedir tarih? Özgürlük için can bedeli savafl›rken birileri, üflürken bir düflte yüzleri, öldürülürken bilmem hangi ülkenin kanl› b›çakl› deryalar›nda… tarih nedir? 1987 y›l›n›n 20 May›s’›d›r mesela. Elaz›¤’›n Palu ilçesini kan›yla sulayan 5 devrimcinin yaflam›d›r tarih. “..... Bu adam köyünde çobanl›k yapt›¤›n› ve Mao’nun ‘Teori ve Pratik’ adl› yap›t›n›, davar güderken okudu¤unu anlatacakt› bize. Sonra maden ocaklar›nda geçen iflçilik an›lar›n›. Çok yoksul bir aileden geliyordu Koca Piro, lisede hem çal›fl›p hem okumufltu. Usta bir örgütçüydü, dinlemesini bilirdi, b›kmadan saatlerce dinleyebilirdi sizi. Her lafa cevap yetifltirme gibi çocuksu, acemi taflk›nl›klar› yoktu. Son sözü kendisine b›rakma gibi diktatörce e¤ilimleri de yoktu. Konuflmaya bafllad› m›, yal›n ve herkesin anlayabilece¤i bir dille konuflur, popülist veya entel kavramlara pek itibar etmezdi. Bir girdi¤i evde her zaman aranan, beklenen biri olur ç›kard›. Her masraf› not eder, masraftan da kaç›n›rd›. Cemil Oka yoldafl kendini feda etti¤inde, bir gün yoldafllar Cemil’in elbiselerini bölgeye getirmifllerdi ve Cemil yoldafl›n ceketi bir tek Koca Piro’ya uyuyordu. Kendine hazine ba¤›fllanm›fl gibi ald› bu ceketi, y›llarca ç›karmad› üstünden... O, bir arkadafl, bir dost, bir yoldaflt›!

74 KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Erdo¤an Yalç›ngil: ‹stanbul Teknik Üniversitesi ö¤rencisi olan Yalç›ngil, 19 May›s 1976’da sivil faflistlerin s›n›f› basarak açt›klar› yayl›m atefli sonucu flehit düfltü. Cihan Çelebi: 1950 Erzincan Tercan Tecer köyü do¤umludur. Mecidiyeköy Lisesi’nde okurken tan›fl›r Proletarya Partisi’nin düflünceleriyle. 27 May›s 1980’de Kireçburnu Ömürtepe’de bir kahvehaneyi basan MHP’li faflistlerin üstüne yürür, ç›kan çat›flmada flehit düflerken “Öcümü al›n, mücadeleyi sürdürün” olur son sözü. Medet Özbadem: Urfa Siverek’lidir. Siverek’te faaliyet yürütür. Siverek Halk-Der’in üyesidir. Tutuklu bulundu¤u Diyarbak›r 5 No’lu zindanlar›nda yakaland›¤› tüberküloz hastal›¤› bilinçli olarak tedavi edilmemifltir. 20 May›s 1983’te bu hastal›k

nedeniyle yaflam›n› yitirmifltir. 28 May›s fiehitleri: 28 May›s 1991’de Elaz›¤ Palu’da devlet güçleri ile TKP/ML T‹KKO gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada Refik Yaflar (Komiser Memo), Yusuf Ekinci (Doktor Kenan), Yaflar Sa¤d›ç (Adem), Kumriye Cihan (Dilan) isimli gerillalar flehit düfler. Yusuf Ekinci: Dersim Ovac›k Zarik (Yeflilyaz›) do¤umludur. Sonras›nda Bursa’ya yerleflirler. Uluda¤ Üniversitesi T›p Fakültesi’ndeyken TMLGB’nin aktif bir miltan› olur, daha sonra gerilla olarak yerini al›r s›n›f mücadelesinin içinde. Refik Yaflar: Elaz›¤ Maden do¤umludur. Ankara’da üniversite ö¤rencisiyken TMLGB saflar›nda mücadele yürütür. Gerillaya ilk kat›ld›¤›nda ç›kan çat›flmada gösterdi¤i cüretli tav›r yaflam› boyunca kendini göstermifltir. Yaflar Sa¤d›ç: 1971 Erzincan Çay›rl› Yeflilbük do¤umludur. Kardefli Münire Sa¤d›ç gibi sessiz ve olgundur. Sözüyle de¤il, yapt›klar›yla ön plana ç›km›flt›r. Kumriye Cihan: 1974 Dersim Hozat Bargini do¤umludur. Gerilla faaliyetinde köylü kad›nlara ulaflmada büyük katk› sa¤lam›flt›r. Ali Ekber Atmaca: 1963 Sivas Kangal do¤umludur. Kürt milliyetindendir. ‹stanbul’da büyümüfltür. Gizlilik sanat›n›n ustas›d›r. 12 Eylül sonras› yurtd›fl›na gitmeye karfl› ç›kar. 1992 y›l›nda görev için gitti¤i fiavflat’ta yakalan›r. 23 May›s’ta iflkence ile katledilir. Y›ld›z Çiçek: 1968 Dersim Merkez Gevrek do¤umludur. 1989’da gerillaya kat›l›r. Da¤lar›n Kinem’i Artvin’e atanan gerilla birli¤inin komutanlar›ndand›r. 1 Haziran 1992’de ç›kan çat›flmada komutan Kinem flehit düfler an-


27

74 O en k›rg›n zamanlarda dahi bir gardaflt›... O bir dert taflt›... S›rdaflt›. O ülkenin ve partinin üzerinde karabulutlar dolafl›rken, kavga kaçk›nl›¤›n›n düflkün teorilerle kutsand›¤›, ihanetin, devrim ad›na ödüllendirildi¤i bir zamanda, da¤ bafllar›n›n doru¤unu tutmufl e¤ilmez bir baflt›...!” 12 Eylül AFC döneminde Proletarya Partisi’nin 3. Genel Sekreteriydi Kaz›m Çelik. Böylesine zorlu bir dönemde Partiyi ayakta tutan y›lmaz bir önderdi O. Önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n gelene¤ini Dersim da¤lar›nda yaflatand›. Genç yaflta Parti üyesi olan, elde silah da¤larda savaflan, Parti’nin önderli¤ini yapan yoldafllar›n hayatlar›n› okudukça, onlardan ö¤rendikçe tamamlayaca¤›m›z bu öykünün mutlak sonucu için daha da umutlan›yoruz. Kaz›m Çelik’ten, H›d›r Ayk›r’dan, Cihan Tafl’tan, Müslüm Emre’den, Ali Kayado¤an’dan ö¤reniyoruz bir kez daha. Ve yoldafllar›n›n davas›n› sürdüren yine bir May›s ay›nda flehit düflen baflka yoldafllar geliyor hemen akla… Hasanpafla Katliam›… Hatice Dilek ve ‹smail Oral. “Akflam ben uyuyordum, silah sesleriyle uyand›m ve yataktan kalk›p di¤er odaya geçince bir polisin annemin bafl›na aya¤›yla bast›rd›¤›n› gördüm. Annem bana ‘baban› ara’ dedi. Polis de ‘baban› arayamazs›n’ dedi. Annem o s›rada sa¤d› ve yaral› da de¤ildi. ‹smail amcay› uyand›ktan sonra hiç görmedim. Annemle konufltuktan sonra polisler bana giyinmemi söylediler. Polis annemin bafl›na aya¤›yla bast›rd›¤› için ben kendim giyindim ve sonra beni al›p polis merkezine götürdüler. Polis merkezinden babam› aray›p haber verdim ve beni sabah gelip ald›.” 19 May›s 1991 tarihinde “çat›flmada” ölen iki “teröristin” resimleri yay›nland› gazete manfletlerinde. Gerçekler, Hatice Dilek’in o¤lu küçük Cihan’›n söyledikleriyle anlafl›l›yordu. Cihan, “Annem sa¤d› diyor, yaras› yoktu” diyor… Tek bir kurflun izine bile rastlanmadan, kan izi olmadan nas›l bir çat›flmayd› ki yaflanan… Çat›flma yaflanmam›flt›, çünkü düflman silahs›z yakalam›flt› onlar›. Polis, küçük Cihan evden ç›kar›ld›ktan sonra ‹smail Oral ve Hatice Dilek’i vahflice katletmiflti… Sizden, yaflam›n›zdan çok fley ö¤reniyo-

ruz yoldafllar... En zor zamanlarda direniflin, aya¤a do¤ruluflun ad› olan flehit yoldafllar›m›z örnek oluyor bize... fiimdi sormal›y›z kendimize ne yapmal› diye… fiimdi bir fleyler söylemeliyiz hep birlikte. Y›ld›zlar konuflmal›. Su konuflmal›. Ve susmamal› yoksul. Susmamal› evsiz. Susmamal› göçmen. Susmamal› iflçi. Öyle yüksek sesle, öyle özgür, öyle içten ve öyle dürüst anlatmal› öyküsünü. Susmay›fl›m›z hat›rlatmal› bize yaflamaya çal›fl›rken kulak vermeyi unuttu¤umuz sesimizi, yüre¤imizi ve kendimizi. Düflünebilmeliyiz kapat›lm›fll›l›¤›. Ceza en yayg›n biçimiyle son bulmal› kapat›l›rken içeri. Bu yeni cennette her biri bir baflka kimli¤e bürünmemeli kifliliklerin. Sevgiyi ve dostlu¤u yeniden yaratman›n ad› olmal› kapat›lm›fll›l›k. Hizaya getirmenin ad› olmamal› baflvurduklar› bu son yöntem. Bireyin duydu¤u hesaplaflman›n ve dünyaya sordu¤u ac›t›c› sorular›n cevab› olmal› asl›nda yaflarken kapat›lm›fll›l›k. Bir fleyler anlatmal› umut. Büyük olmal› umudumuz. Gecenin karanl›¤›na tutunan y›ld›zlar gibi uzak olmal›. Renksiz, örtüsüz, beton sokaklar›n mimar› olmal›y›z. Geri almal›y›z tafllar›n›, topra¤›n›, sokaklar›n yollar›n ve bar›naklar›n. Bir fleyler söylemeli susuflumuz. Adi olmamal›. Di¤er susufllara benzememeli. Uyumamal› mesela susuflumuz. ‹çimiz ürpermemeli susarken. Korkmamal›. Yaln›z bir kartal›n kanad›nda büyüyen öfke olmal› susuflumuz. Susmak, tutuklunun özgürlükle bulufltu¤u an kadar

18-31 Mayıs 2007 kutsal olmal›. Ve a¤lamal› susuflumuz. A¤lamal› ki a¤lay›fl›m›z son noktay› koymaya çal›flanlara bu dünya düzenine “seni de hesaba katmaman›n” cevab› olmal›. Bir fleyler anlatmal› sevgi. Korkak olmamal›. Ürkek olmamal›. Düflünebilmeli. Ve haz›r olmal› ödemeye bedelini. Bir defter yapra¤› k›r›fl›kl›l›¤›nda olmamal› yürek at›fl›m›z. Tüm yürek at›fllar›n›n isyan› olmal›. Yüzü ve kimli¤i olmal› özgürlü¤ün. Bir fleyler söylemeli gözlerimiz. Görebilmeli. Bakmas›n› bilmeli baflka gözlere de tüm gerçekli¤ini yitirmeden. Korkmamal› bakarken gözlerimiz. Hissetmeli sokaklar›n so¤uklu¤unu, gecenin yüre¤ini ve hüznün s›radanl›¤›n›. Bu dünyaya hayk›rabilmeli gözlerimiz. Bu dünyay› sevebilmeli ve bu dünyay› korumal›. Düflmanlar›m›z› korkutmal› ve dostlar›m›za güven vermeli. Uzun ve çetin yolculuklardan korkmamal› gözlerimiz. Bir fleyler anlatmal› a¤lay›fl›m›z. Kapkaranl›k bir ümitsizlik olmamal›. Derin olmal›. Görebilmeli, duyabilmeli ve bilebilmeli bir çocu¤un yakar›fl›n›. Ve f›rlat›p atmal› a¤lay›fl›n› art›k, sen diye tafl›d›¤›n sana ait olmayan hüzünlü maskeleri bir bir. Gözlerimizdeki yafllar›n bir rengi olmal›. Gözyafllar›m›z her akt›¤› anda rengini halk›n ba¤r›ndan almal›… Umut... Umut asla yitirilmemeli... Gün gelecek halk›n ba¤r›ndan kopup saracak yeryüzünü isyan›n yank›s›... “Devletin ve tabiat›n ortak ve yanl›fl sorusu fluydu: - Maveraünnehir nereye dökülür? En arka s›rada bir parma¤›n tek ve do¤ru karfl›l›¤›: - Solgun bir halk çocuklar› ayaklanmas›n›n kalbinedir.”

GÜNDE DÜN… 20 May›s 1961. 27 May›s sonras› ilk büyük iflçi mitingi, Eskiflehir’de binlerce iflçinin kat›l›m›yla yap›ld›. 21 May›s 1932. A¤r› Da¤› ayaklanmas›na kat›lan 34 kifli hakk›nda idam karar› verildi. 1995. Gözalt›nda iken kaybedilen R›dvan Karakoç’un cesedi 22 May›s 1995’de Beykoz ormanlar›nda bulundu. 23 May›s 1945. Almanya’daki Nazi faflizminin bask›s›, gizli servis Gestapo’nun ikinci adam› ve Hitler’in Avrupada’ki Yahudileri yok etme program›n›n mimar› Heinrich Himmler, ‹ngiliz birliklerince tutukland›¤›n›n ertesi günü intihar etti. 1949. Sovyet lideri Josef Stalin, Berlin ablukas›n› kald›rd› ve II. Emperyalist Paylafl›m savafl› sonras› ikiye bölünen Almanya’n›n bat›s›nda federal cumhuriyet ilan etti. 24 May›s 1943. Polonya’daki Auschwitz toplama kamp›nda “Ölüm Mele¤i” ad›yla an›lan doktor Josef Mengele göreve bafllad›. Mengele tutuklular üzerinde yapt›¤› korkunç deneyle biliniyordu. 28 May›s 1871. Paris Komünü düfltü. 1984. Bayrampafla Hapishanesi’nden 4’ü Devrimci Sol, 1’i TKP/ML tutsa¤› olan 5 tutsak firar etti.

‹smail Oral 30 May›s. 1431. Fransa’n›n ulusal kad›n karhama Jeanne d’Arc, büyücülük suçu ile yarg›land› ve yak›ld›. 31 May›s 1962. II. Emperyalist Paylafl›m Savafl› sonras›nda 6 milyon Yahudi’nin yok edilmesinden sorumlu tutulan yok etme kamplar›n›n kurucusu ve yöneticisi Nazi Yarbay Adolf Eichmann baflka bir kimlikle yaflad›¤› Arjantin’de yakalan›p ‹srail’de yarg›land›ktan sonra idam edildi.

Hatice Dilek


28

18-31 Mayıs 2007

74

Halka sand›ktan yine çamur ç›kacak!

Tüm sistem partileri seçimden seçime, adeta bir afla¤›lama çal›flmas› gibi, halk›n karfl›s›na ç›k›p, “egemenlik kay›ts›z flarts›z milletindir”, “bu vatan› bu vatan›n evlad›yla kalk›nd›raca¤›z” vb. bir y›¤›n ayaklar› yere basmayan vaatte bulunuyorlar. Seçim dönemi hepsi birer “halk çocu¤u” olan parti liderleri seçimden sonra, halk›na, “anan› da al git!” veya “babalar gibi satar›m” fleklinde “minnetlerini” belirtiyorlar. Bugüne kadar hangi hükümet gelirse gelsin halk›n ç›kar› do¤rultusunda hiçbir fleyin de¤iflmedi¤i, art›k halk taraf›ndan da bilinen bir gerçek. Bunu halk›n kendisinin de dillendirmesine ra¤men, bir alternatif gelifltirememesinin çeflitli nedenleri var. Bu nedenlerin bafl›nda ise hiç kuflku yok ki, halk y›¤›nlar›na devrimci bir alternatif sunacak, kavratacak olan bizlerin, kitlelerle genifl ba¤lar kurmadaki eksiklerimiz ve yetersizliklerimiz gelmekte. Alternatifsizlik içinde olan halk y›¤›nlar›, seçim dönemlerinde ya bireysel ç›karlar› gere¤i ya da flu veya bu biçimde etkilendi¤i kiflilere, duyulmak istenenleri söyleyenlere, “çaresizli¤in çaresi” olarak oy vermektedir. Özellikle de seçim dönemlerinde ortaya ç›kan çok say›da aday›n ortak iddias›n› ise, “kendisi için de¤il, ülke menfaatine çal›flaca¤›” söylemi, daha do¤rusu yalan› oluflturuyor. Seçim dönemlerinde yap›lan bir sürü yolsuzluk, adeta bir sektör olmufl durumda. Kurulan flirketler, ortada dolaflan rüflvetlerin, arsa, ihale gibi resmi-gayri resmi “seçim yat›r›mlar›n›n” haddi hesab› yok. Her dönem oldu¤u gibi bu dönemde de bir sürü yolsuzluk “yol” oluyor gene. Bunlar› örneklendirmek gerekirse; AKP seçilmeden önce ‹zmir Seferihisar ‹lçesi’ne ba¤l› Do¤anbey Belediyesi s›n›rlar› içerisinde, 1600 dönümlük arazi sat›n alan Kombassan Holding, arazide termal tesis yapmak istedi. Bu arazinin bir k›sm› orman arazisi, bir k›sm› da sit alan› oldu¤u için inflaat ve elektrik için izin verilmedi. Yap›lan tüm senaryolara ra¤men al›namayan izinler, AKP hükümet olduktan sonra, orman arazisi de dâhil (o dönem a¤açland›rma çal›flmas› vard› bölgede), Kombassan Holding’in elinde kald›. Neredeyse her hükümet kendinden önceki hükümetleri, yok flu yolsuzlu¤u yapt›, yok o ihaleye fesat vb. ithamlarla, ç›karlar› ters düfltü¤ü oranda, sözde mahkum ederek, kendi pisliklerini-yolsuzluklar›n› kapatmaya çal›fl›yor.

Halk seçimlerin neresinde? Tüm sistem partileri seçimden seçime,

adeta bir afla¤›lama çal›flmas› gibi, halk›n karfl›s›na ç›k›p, “egemenlik kay›ts›z flarts›z milletindir”, “bu vatan› bu vatan›n evlad›yla kalk›nd›raca¤›z” vb. bir y›¤›n ayaklar› yere basmayan vaatte bulunuyorlar. Seçim dönemi hepsi birer “halk çocu¤u” olan parti liderleri seçimden sonra, halk›na, “anan› da al git!” veya “babalar gibi satar›m” fleklinde “minnetlerini” belirtiyorlar. Seçim dönemlerinde neredeyse seçim propagandas›n›n bir gere¤i haline gelen, neredeyse bir yasalaflmad›¤› kalm›fl, birçok afla¤›lay›c›, sahtekâr yöntem mevcut. Halka, kömür, kuru g›da, giyecek, para-alt›n vb. “yard›m›”, kaçak yap›ya teflvik ve daha bir sürü “seçim yat›r›m›” yap›l›yor. Bunlar›n belki de Aziz Nesin öyküsü denebilecek nitelikte olanlar›ndan birisi de yak›n tarihte yafland›. Gazetemizde yer vermifltik hat›rlars›n›z; Tuzla-Ayd›nl›’da bulunan Konafll› Mahallesi’nde 2 ev y›k›lm›fl ve 30 evin daha y›k›laca¤› söylenmiflti ve Belediye o günlerde çeflitli gerekçeler öne sürerek halkla görüflmüyordu. Yak›n tarihte bir k›s›m AKP’li “hay›rsever” Belediye’nin “haberi olmadan”, evleri y›k›lan insanlar›n evlerini yeniden infla ettiler, k›smen y›k›lanlar› da onard›lar! Bir de güya çok mütevaz› bir flekilde evlerini yapt›klar› insanlara, “kimseye söylemeyin” diye tembihlediler. Evi y›k›lan insanlar buruk bir mutluluk yaflasalar da, gerçeklerin fark›ndalar, “gene y›kacaklar evimizi, seçim için yapt›lar” diyorlar. Seçim dönemlerinde yaflanan, halk y›¤›nlar›n› kand›rmaya, akl›n› çelmeye dönük bu durum ülkenin, hatta dünyan›n her yerinde benzer sahtekarl›klarla gerçeklefliyor. Tabi uyguland›¤› yere göre uygulan›fl fleklinde de de¤ifliklikler oluyor.

Kürtlere hizmet yok T. Kürdistan›’nda durum daha faflizan bir flekilde kendisini gösteriyor. Kimliklerinden dolay› halka hizmet götürmeyen belediye baflkanlar› bunu bir görev sayarak övünerek söylemekten çekinmiyor. “Ben Kürtlerin oldu¤u mahalleye hizmet vermem!” diyen MHP’li I¤d›r Belediye Baflkan› Nurettin

Aras ve onun gibileri seçim döneminde halka hizmet vaat etmekten geri durmuyorlar. Nurettin Aras’›n halk aras›nda ayr›mc›l›k yapt›¤›n›n somut kan›t› olan bir geliflme, geçti¤imiz günlerde bas›nda yer ald›. tabii bas›nda derken, Do¤an Holding’e ba¤l› uflak bas›ndan söz etmiyoruz. D‹HA taraf›ndan verilen haberde flöyle denmekte: “MHP’li Belediye Baflkan› Nurettin Aras’›n I¤d›r’da, öncelikle Azerilerin yaflad›¤› mahallelere hizmet götürdü¤ü, Kürt mahallelerini ise ihmal ederek ayr›mc›l›k yapt›¤› iddia edildi. Nüfusu Azeriler ve Kürtlerden oluflan I¤d›r’da, Kürtlerin yaflad›klar› mahalleler çamurdan geçilmezken, Azerilerin oturdu¤u mahallelerde yollar›n asfalt olmas› dikkat çekiyor. DTP’li Belediye Meclis Üyesi Mehmet Avc›, MHP’li Belediye Baflkan› Nurettin Aras’›n daha önce Kürt mahallelerine yat›r›m yapmayaca¤›n› aç›kça söyledi¤ini iddia etti. 5 Kürt mahallesinin bulundu¤u I¤d›r’da Kürtlerin yaflad›¤› mahallelerdeki çöpler bile toplanm›yor. Azerilerin yaflad›¤› mahallelerin imar plan› tamamlanarak altyap› sorunu çözülürken, sokaklar›n asfaltlanmas› ve çöplerin düzenli flekilde toplanmas› dikkat çekiyor. Belediye son olarak Azeri mahallelerine parke tafl› döflemeye bafllad›. Mehmet Avc›, Belediye Meclis toplant›lar›nda bu konuyla ilgili yapt›klar› itirazlara, Belediye Baflkan› Aras ve yak›nlar›n›n, ‘Bize oy vermeyenlere asla hizmet götürmeyece¤iz’ diye cevap verdi¤ini iddia etti. Konuyu birçok kez meclis toplant›lar›nda gündeme getirdiklerini dile getiren Avc›, ‘DTP’li encümenler olarak 7 kifliyiz, onlar ise 18. Bu yüzden istedikleri karar› ç›kar›yorlar. Ama çok aç›k biçimde ayr›m yap›l›yor’ diye konufltu. DTP I¤d›r ‹l Baflkan› Murat Yikit de, I¤d›r’da Kürtlere yönelik çok ciddi bir ayr›mc›l›k uyguland›¤›n› ifade etti. Eflit sunulmayan hizmetlerin Kürtleri ma¤dur etti¤ini söyleyen Yikit, flunlar› dile getirdi: ‘Azeri mahallelerinin tümünün imar plan› tamamland›. Bu mahallelerin altyap› sorunlar› çözüldü. Yol ve park alanlar› hizmete girmifl. Ama Kürtlerin

yaflad›¤› mahallelerin durumu içler ac›s›. ‹nsanlar çamurdan yürüyemiyor. Kanalizasyon sular› aç›k alandaki kanallara aktar›l›yor. Belediyenin bu tutumdan vazgeçmesi gerekiyor’ diye konufltu. 7 Kas›m Mahallesi’nde oturan Makbule Sayar, belediyenin çöpleri bile toplamad›¤›n› ifade ederek, ‘Çevrede oluflan kirlilik koku yay›yor. Bu böyle gitmez. Bize çok büyük ayr›mc›l›k uygulan›yor. Belediye Baflkan› 8 y›ld›r bize bu eziyeti yap›yor’ diye konufltu. Belediye yetkilileri ise, tüm mahallelere eflit hizmet verdiklerini ve ayr›m yapmalar›n›n söz konusu olmad›¤›n› belirtti.” T. Kürdistan›’nda yaflanan bu durum, neredeyse tüm bölgede benzerlikler tafl›makta. Örne¤in fi›rnak’ta k›fl aylar›nda “kömür yok” denilerek da¤›t›lmayan kömürler, seçim kesinleflince tonlarca, hem de s›cak havaya ra¤men da¤›t›ld›. Ço¤u zaman oy verenlere dahi hizmet götürmeyen MHP vb. faflist partilerin belediye baflkanlar›, DTP’li belediye baflkanlar›n›n halka hizmet götürme çabalar›n› da, orduyla el ele (askerin, belediye çöpleri toplam›yor diye yapt›¤› eylem gibi) engellemeye çal›fl›yorlar.

Emekçi semtler ma¤duriyet bölgeleri Sistem partilerinin iktidara gelmeden önce türlü vaatlerde bulunmalar›, iflbafl›na geldikten sonra tüm bu vaatleri yok saymalar› ya da kendisine oy veren bölgelere her türden hizmeti götürüp, oy ç›kmayan mahallelere hizmet vermeme pratikleri elbette sadece T. Kürdistan› için geçerli bir durum de¤il. Özellikle de on y›llard›r büyük göç alan ‹stanbul’un “varofllar›” bu uygulamayla y›llardan beri yüz yüze. ‹stanbul’un “nezih” semtleri say›lan, Avrupa yakas›nda Niflantafl›, fiiflli, Bak›rköy vb. Anadolu Yakas›nda ise Bostanc›, Caddebostan, Suadiye gibi semtlerle, kentin d›fl›na do¤ru da¤›lan emekçi semtlere götürülen (daha do¤rusu götürülmeyen) hizmet aras›ndaki fark› kör gözler bile görebiliyor.


29

74 Özetle söylemek gerekirse, genel oldu¤u kadar, sistem partilerinin temsilcilerinden oluflan yerel yönetimlerden de bir fayda yok halka. Bu gerçekli¤i, seçimlerin yaklaflt›¤› flu günlerde, yap›lacak olan yerel de¤il, genel seçimler olsa da, halk y›¤›nlar›na anlatma ve bu yönlü en genifl propaganda yapma zaman›d›r. Bunun bir sistem sorunu oldu¤unu, kifliler de¤iflse de, sistem de¤iflmedi¤i sürece, var olan tüm bu sorunlarda da bir de¤ifliklik yaflanmas›n›n, sorunlar›n tümden ortadan kalkmas›n›n mümkün olmayaca¤›n› anlatmak-kavratmak bu süreçteki görevlerimizdendir. Bizler biliyoruz ki, bu ülkede “Karao¤lan” lakapl› Ecevit ifl bafl›na geldi¤inde, ‘70’li y›llarda Marafl, Çorum katliamlar›, 2000’de iktidardayken de hapishanelerde ül-

ke tarihinin en vahfli katliam› gerçekleflti. Halk düflman› politikalar en yo¤un olarak bu dönem hayata geçirildi. K›sacas›, geçmiflten beri oldu¤u gibi, bugün yine emekçilerin ve özellikle de Alevilerin oylar›na göz diken ve “en

18-31 Mayıs 2007

dias›n› “koruyan” sosyal demokrat partiler ne zaman iflbafl›na geldiyse, katliamlar yolsuzluklar ve sosyal y›k›m daha da artt›. Emekçi semtlerdeki halk y›¤›nlar› en büyük tokad› büyük umutlarla oy verdikleri bu partilerden yediler. AKP, DYP, MHP vd. faflist partiler döneminde oldu¤u gibi, CHP, SHP vd. sözde “halkç›” özde ise yine faflist partiler döneminde de halk›n pay›na yine, asfalt yerine çamur, ekmek yerine iflsizlik açl›k, yoksulluk, bar›nma hakk› yerine gecekondu y›k›m› ve bir bütün olarak sosyal y›k›m düflmekte.

Üreten biziz, yöneten de biz olaca¤›z!

halkç›” olma id-

Bizler onlar için seçim döneminde oy vermesi beklenenler, seçimden sonra, “anam›z› al›p gitmesi, babalar gibi sat›lmas› gerekenle-

riz.” Bizler, tersanede, ölüsü aylar sonra bulunan, ifl cinayeti kurbanlar›y›z! Bizler, deri sanayinde direniflte jandarma sald›r›s›yla yüz yüze gelince, “o¤lum biz bunlara ne yapt›k, onlar da bizim çocuklar›m›z, ama bize küfür ediyorlar, ekmek paras› için, yaflamak için hakk›m›z› istiyoruz” diyen sendikal› kad›n›n isyan feryad›y›z! Bizler, “gözümüzü toprak doyurmas›” gerekenleriz! Bizler, hayatlar› ellerinden al›nd›ktan sonra evleri de y›k›lan, “burada bu kadar genç var, bunun hesab› sorulur elbet!” diyenleriz! Bizler, “iyi çocuklar›n” korkusu, halklar›n kardeflli¤iyiz! Bizler, makineye kapt›r›lan kol, Ordu’da miting alan›nda köylüyüz! Ve bunun içindir ki, bu seçimlerde de yine sizleri boykot edecek ve bizleri ve bir bütün olarak emekçi halk› aldatman›za izin vermeyece¤iz. Bizler, üreten, yaratan›z! Bunun içindir ki, er geç halk iktidar›n› kuracak ve bizler olaca¤›z yöneten! (Kartal)

Kentsel Dönüflüm: Emekçi halk›n kentsel sürgünü devam ediyor!

!

Kentsel Dönüflüm Projesi, gerek uygulamalar› gerekse de yaratt›¤› tahribatlarla daha uzunca bir süre gündemde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Projenin yaratt›¤› ekonomik tahribatlar›n yan› s›ra, bir de sosyolojik tahribatlar› var.

Kentsel Dönüflüm Projesi, gerek uygulamalar› gerekse de yaratt›¤› tahribatlarla daha uzunca bir süre gündemde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Projenin yaratt›¤› ekonomik tahribatlar›n yan› s›ra, bir de sosyolojik tahribatlar› var. Emekçi halk›n, ekonomik s›k›nt›lar› kadar dikkat çekmeyen bu sosyal tahribatlar, projenin sahibi egemenler taraf›ndan, “daha iyi sosyal koflullar alt›nda, daha iyi yetiflmifl nesiller” vb. bir iki genel cümleyle geçifltiriliyor. Tabi bunlar›n birer politik yalandan ibaret oldu¤unu henüz projenin hayata geçmifl halini yaflamam›fl olanlar çok fazla göremiyorlar. Baflta ‹stanbul olmak üzere, özellikle belirli büyük flehirlerde uygulanan Kentsel Dönüflüm Projesi bir dizi flaibe bar›nd›r›yor. Örne¤in, zaman›nda köylerden kente, evleri yak›larak sürülen emekçiler, neden

flimdi kentlerden sürülüyor? Halk›n sosyal imkânlardan yararlanmas›n› isteyen devlet, neden bunu sa¤lamak için ille de bir fleyler satmaya çal›fl›yor? Kentlere göçün, köy boflaltma, istihdam s›k›nt›s› vb. nedenleri baflta olmak üzere çeflitli nedenleri var. Ancak bu göçün yarad›¤› yer patronlar›n kasas›... Çok fazla iflçinin/iflsizin olmas›, eme¤in daha ucuza sat›lmas›n› beraberinde getirirken, sanayileflmenin daha ucuza ve daha h›zl› yayg›nlaflmas›n› sa¤lad›. Bugün bu durum egemenleri tehdit eder nitelikte. ‹flçi s›n›f› bir arada kald›¤› sürece, her an patlamaya haz›r çok büyük bir tehdit sermaye için. fiimdilerde bir k›s›m emekçi semti boflaltarak bu tehlikeden kurtulup, iflsizler ordusunun kendi egemenliklerini yok edebilecek olan tepkisini bölmeyi hedefliyorlar. Kendi ihtiyac› olan› kadar iflçiyi de flehirlerde parçal› olarak b›rakmay› düflünüyorlar. Buna paralel olarak flehirlerde yerli ve yabanc› sermaye patronlar› ve bürokratlar için bir yer s›k›nt›s› gündeme geliyor. Sadece patronlar›n bar›nmalar› için de¤il, ayn› zamanda patronlar›n e¤lence yerleri haline getirip, iflçi s›n›f›n› fabrikalarla birlikte flehir d›fl›na sürmeyi hedefliyorlar. Kentsel Dönüflüm Projesi d›fl›nda örnek vermek gerekirse, “h›zl› tren” diye bir proje gündemde. Bu proje için “Eskiflehir’de okuyan bir ö¤renci Ankara’ya trenle gidebilecek” diyorlar. Do¤ru gidebilecek, ancak ayda 1.200 YTL civar›nda ve-

rebilirse. Bu ve benzeri uygulamalar göstermifltir ki, devletin halk›n ç›karlar›n› düflünmek gibi bir derdi yoktur. Halk›n ekonomik durumunu, “bunlara ne kadar, ne satar›m?” fleklinde, halk›n sosyal durumunu da, “nas›l yapsam da bular› daha çok kand›rsam?” mant›¤›ndan fazla düflünmez. Emekçi y›¤›nlar› kand›rmaya dönük üretilen projeler bugün birçok kurum taraf›ndan incelenme ve araflt›rma konusu olmakta ve bu yönlü bir dizi etkinlik-faaliyet örgütlenmekte. Bunlardan biri de geçti¤imiz günlerde TMMOB Mi-

marlar Odas› Büyük Kent fiubesi taraf›ndan organize edilen bir sempozyumdu.

Emekçi halk sürülmeye devam ediliyor! TMMOB Mimarlar Odas› Büyük Kent fiubesi, Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçeklefltirdi¤i sempozyumla Kentsel Dönüflüm Projesi’ni tart›flt›. “Anadolu Yakas›nda Kentsel Geliflim Kentsel

Dönüflüm” Sempozyumuna, Yard. Doç. Dr. Binnur Öktem Ünsal, Arafl. Gör. Besime fien, Sosyolog Dr. fiükrü Aslan, Kad›köy Belediye Baflkan› Selami Öztürk ve Kad›köy, Üsküdar, Beykoz, Derbent gibi semtlerden kentsel dönüflüme karfl› mücadele yürüten kurumlar›n temsilcileri kat›ld›. Sempozyumda söz alan uzmanlar›n önemle vurgulad›klar› ortak nokta, iflçi mahallelerinin Kentsel Dönüflüm Projesi’yle birlikte, kent d›fl›na itilerek, kenti sermayenin hizmetine açmak, fleklindeki düflünce oldu. 1980’den bu yana hükümetlerin kent politikalar› hakk›nda bilgi veren Yard. Doç. Dr. Binnur Öktem, kentin üretim sektöründen ar›nd›r›larak, ekonominin motoru haline getirilmek istendi¤ini belirtti. Arafl. Gör. Besime fien ise, fabrikalar ve sanayi siteleri etraf›nda kurulan ve art›k kentin içine giren iflçi mahallelerinin sanayi ile birlikte kent d›fl›na ç›kar›ld›¤›n› ifade etti. Sempozyumda söz alan Sosyolog fiükrü Aslan ise, projelerin mekân kaynakl› projeler oldu¤unu, bunun yerine insan› temel alan projeler yap›lmas› gerekti¤ini vurgulad›. Aslan ayr›ca, ‹stanbul Büyük fiehir Belediyesi’nden ald›¤› bilgilere göre, ‹stanbul’da 85 bin gecekondu bulundu¤unu ve son 10 y›lda bunlar›n 2 bin 500’ünün y›k›ld›¤›n› ve önümüzdeki 4 y›l içinde içerisinde 8 bin gecekondunun daha y›k›lmas›n›n planland›¤›n› ifade etti. Sempozyum Kentsel Dönüflüm Projesi’nin, Anadolu yakas›nda görülen etkileriyle ilgili verilen bilgilerin ard›ndan sona erdi. (Kartal)


30

18-31 Mayıs 2007

‹flçi-köylü’den SEÇ‹M OYUNLARI V E ÜZER‹M‹ZE DÜfiEN GÖREVLER “Cumhuriyeti korumak” için yap›ld›¤› söylenen mitinglerin gündemdeki yerini yavafl yavafl seçim tart›flmalar›na b›rakt›¤› bu günlerde “fleriat-darbe” ikilemi fleklinde yans›tan bu çat›flman›n arka plan›nda; ittihatç› gelene¤in temsilcileri olan, ABD taraf›ndan palazlan›p semizlendirilen orduCHP kli¤i ile AKP’nin temsil etti¤i ve liberal-islamc› diyebilece¤imiz birçok kesimi temsil eden klik aras›nda, Cumhurbaflkanl›¤› seçimi ekseninde patlak veren ç›kar kavgas›n›n yatt›¤›n› söyleyebiliriz. Bu çat›flman›n esas ve tek nedeni Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri olmamakla birlikte; Atatürk’ün ölümünün ard›ndan tüm Cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinde aradaki klik savafl›m›n›n doru¤a ulaflt›¤› tespitini yapmak da yanl›fl olmaz. Her ne kadar ülkemizde Cumhurbaflkanl›¤› makam› “sembolik” olarak gösterilse de; her seferinde yaflanan krizlerden yola ç›karak bakt›¤›m›zda dahi, bu “memuriyetin” özellikle devletin çelik çekirde¤i olan TSK aç›s›ndan önemli oldu¤unu görüyoruz. ‹flte flu anda bu somut sorunlar üzerinden yürüyen klikler çat›flmas›nda, gelinen noktada taraflar, kitleleri ç›karlar› için kendilerine yedekleme gayretine girmektedirler. AKP’nin Meclis’te seçtiremeyince, Cumhurbaflkan›n› halka seçtirmek istemesi bu nedenledir. Son yap›lan mitingleri objektif bir tarzda inceledi¤imizde ayn› gerçe¤i görmemiz mümkündür. Görünen o ki, Türk hakim s›n›flar› 28 fiubat sürecinden önemli ders ç›karm›flt›r. Keza kitleleri hareketlendiriyor, kitlelere “darbe yat›rmaya” çal›fl›yorlar. Dünya üzerinde yaflanan bir tak›m geliflmelerin ard›ndan yapt›¤›m›z “turuncu, sar› vb. devrim”ler adland›rmas›n›n bir benzerini, flimdi ülkemiz üzerinden “k›rm›z›-beyaz” söylemler ve ha-

t›r› say›l›r bir kitlenin sokaklarda “fleriata karfl› Cumhuriyet’in ilkelerini savunmas›” gösterileriyle yaflamaktay›z! Asl›nda bu durum yeni bir fley de¤il bizler için. Geçmiflte de hakim s›n›f temsilcileri kendi ç›karlar› için, hakim kalmak için kitleleri bu yönlü harekete geçirme pratiklerine giriflmifllerdi. Örne¤in Demokrat Parti iktidar›na karfl› 27 May›s Darbesi bu yönlü bir pratiktir. Burada önemli noktalardan biri de hakim s›n›f kli¤inin ard›na tak›lan kitlelerin bak›fl aç›s›d›r. Ülkemizde laiklik diye bir fley olmad›¤›na ve fleriat tehlikesi tamamen hakim s›n›flar›n kendi aralar›ndaki dalaflta birbirlerine yönelik mücadelede kulland›klar› bir argüman oldu¤una göre bu mitinglere kat›lan genifl kitlelerin ruh halinin kavranmas› önemli ve önümüzdeki süreçte belirleyicidir. Çeflitli illerde örgütlenen bu yönlü mitinglerin ard›ndan, bu mitingleri örgütleyen çeflitli kurumlar›n flimdi “miting sezonu kapand›, seçimlere yo¤unlaflaca¤›z” ana fikirli aç›klamalar› gelinen süreçte egemenler cephesinden yo¤unlafl›lacak noktalar› göstermektedir. fiu bir gerçek ki, önümüzdeki sürece ait yak›n vadede ülkemiz politik gündeminin ilk s›ras›na oturacak öncelikli konu Temmuz’da yap›laca¤› aç›klanan genel seçimlerdir. S›n›f mücadelesini, düzenlendikleri her dönem ve koflulda belirli boyutlarda etkileyecek olan seçimler için kampanya düzeyinde faaliyet yürütmemiz bir zorunluluktur. Bu seçim kampanyas›nda gücümüzü azami oranda seferber ederek düzenin teflhirine yo¤unlaflmal›, hakim s›n›f partileri aras›na suni biçimde çekilen çizgilerde meydana gelen silikleflmeye vurgu yapmal›,

Y

kurtuluflun Demokratik Halk Devrimi’nde oldu¤una dair propagandada yo¤unlaflmal›y›z. Seçimlerin art›rd›¤› siyasete duyarl› ortam›n avantajlar› azami oranda de¤erlendirilmeli, ajitasyon-propaganda araçlar› çeflitlendirilerek kullan›lmal›, ayn› taktik etraf›nda kurulabilecek eylem birlikleriyle genifl kitle hareketleri örgütlemeye çal›flmak hedeflenmelidir. Çevremizde bir toparlanma sa¤lamak, merkezileflmek, politik yetkinlik kazanmak elimizdeki olanaklar›n ne oldu¤u ve ne olmas› gerekti¤ini de belirleyecektir. Süreç her bak›mdan s›n›f mücadelesinin yeni koflullar›n›, yeni alanlar›n›, biçimlerini getirecektir. Ve yine süreç dün oldu¤u gibi bugün de kitle ile iliflkilerimizin sorgulanmas›n›, ertelenemez görev olarak karfl›m›za ç›karmaktad›r. Kitlelerin sorunlar›, talepleri d›fl›nda örgütlenme; kitleselleflmeyi devrimci, komünist hareketin sorunu olarak de¤il, kitlelerin kendili¤inden hareketinin bir ürünü olarak kavrama, ona önderlik etmeyi ondan ö¤renme süreci olarak da irdelememe anlay›fl ve yaklafl›mlar› bizi kitlelerden uzaklaflt›rmaya hizmet etmektedir. Seçim tart›flmalar›n›n alevlendi¤i, önemli say›daki kitlenin politikaya ilgisinin artt›¤› bu dönemde, yukar›da s›ralad›¤›m›z eksikliklerimizi kitleler içinde bir kez daha gözlemleme ve aflma prati¤i içinde olmak önemlidir. Öncelikli olarak her alanda ve düzeyde politik sürece kat›l›m› benimsemeli ve uygulamal›y›z. fiu bir gerçek ki, kitleselleflme kavram›n› fazlas›yla kullan›yoruz. Ancak yine flu da bir gerçek ki, bugün bu kavram›n içi boflalm›fl durumdad›r. Çok genel ifadelerle kullan›lan bu kavram›n içeri¤i üzerinde hak etti¤i gibi durulmal› ve anlamland›r›lmal›d›r. Seçim sürecinde yürütece¤imiz kampanyada politik bilinç tafl›mak sürekli olarak politik düzeyin sorgulanmas›n›, ilerletilmesini ve do¤all›¤›nda kitlelerden ö¤renmeyi gerektirir. Kitle hareketlerinin yarat›lmas›, kitleselleflmenin kendisidir. E¤er bu hareketlerin d›fl›nda yer al›yorsak, kitle eylemlerinin, örgütlerinin yap›s›n› analiz etmiyorsak bu görevi baflarmam›z mümkün de¤ildir. Ajitasyon/propaganda araçlar›na yaklafl›mlar›m›z da politik bilinç tafl›ma gö-

revini alg›lamam›zla ve bundaki düzeyimizle yak›ndan ilgilidir. Ancak hareket içinde olundu¤unda çeflitli araçlara ihtiyaç belirecek ve artacakt›r. Ancak hareketle birleflen, harekete tabi olan bir aray›fl olursa A/P araçlar› kavranabilir, bulunabilir ve gelifltirilebilir. Biz, bu konuda öncelikle araç tart›flmas› yapmamal›, bundan önce politika ile kitlelerle iliflki düzeyimizi sorgulamal›y›z. Bunun baflar›l› bir flekilde gerçekleflmesi sayesinde da¤›t›m mekanizmalar›, yaz›lama, pullama, afifl, pankart, bildiri, kitle toplant›lar›, köy/mahalle çal›flmalar›, kitap, broflür vb… araçlar›n ihtiyaca dönüflmesi ve buna uygun olarak yarat›m sürecine girilmesi mümkün olacakt›r. Her birimiz bu sürecin ve örgütlülü¤ün aktif bir öncüsü olarak çal›flmak durumunday›z. Tart›flmalar örgütlemek, sorunlarla aç›ktan, direkt karfl›laflmak, beklentileri her yönüyle ortaya koymak, örgütlerimizi gerçekler ›fl›¤›nda bilgilendirmek, yönlendirmek, harekete geçirmek görevleri titizlikle incelenmeli, biçimlendirmelidir. Süreç bizlerden bunlar› beklemektedir. Proletarya Partisi’nin ortaya koydu¤u görev ve sorumluluklar, her birimizin kendini bütünle bütünlefltirme ve bütünün aktif bir parças› haline getirmesinde kuflanaca¤› silahlar›d›r. Önemli olan bir di¤er yanda bu yönelim do¤rultusunda kararl›, ›srarl› ve yarat›c› bir tarz› benimsememiz gerekti¤idir. Partili olmak, bir örgüt militan› olarak çal›flmak tüm öznel düflüncelerin bütüne tabi olmas›n› gerektirir. Bu kesin bir kural gibi ifllemedi¤inde, düflüncelerimizi örgüt düflüncesinden, parti kararlar›ndan, yönelimden üstün tuttu¤umuzda amaçlanana de¤il baflka sonuçlara ulafl›r›z. Do¤ru bir çal›flma yöntemi oluflturamad›¤›m›zda sözünü etti¤imiz yönelimin uygulanmas›n›n sonuçlar› amaçlanan de¤il, baflka fleyler olacakt›r. 2007 1 May›s’›nda ‹stanbul’dan Çukurova’ya; ‹zmir’den Dersim’e kadar bir dizi yerde kitleleri alanlara tafl›yan bizler, önümüzdeki hareketli süreçte yukar›da alt›n› çizdi¤imiz noktalara yo¤unlaflarak sorumluluklar›m›z› yerine getirebilir, devrime sunaca¤›m›z hizmetle s›n›rs›z ve sömürüsüz dünyaya yürüyebiliriz.

GDO’lu ürünler sofram›zda

Ender çikolata iflçisinden uyar›! aklafl›k 4 ayd›r fabrikan›n iflas etti¤i gerekçesiyle ücretlerini alamayan Ender Çikolata iflçileri 7 May›s Pazartesi günü fiirinevler’de bulunan fabrika önünde bofl tencere ve tavalarla eylem yapt›lar. Tek G›da-‹fl’te örgütlü olan Ender Çikolata iflçileri yapt›klar› eylemde “Patron flafl›rma, sabr›m›z› tafl›rma”, “‹flçiyiz hakl›y›z, kazanaca¤›z” sloganlar›n› atarak ücretlerinin bir an önce ödenmesini talep ettiler. ‹flçiler ad›na eylem s›ras›nda bir aç›klama yapan Tek G›da-‹fl 10 No’lu fiube Baflkan› Muzaffer Dilek, iflçilerin haklar› için mücadelelerini sürdür¤ünü, eylemlerin yan› s›ra hukuki sürecin de devam etti¤ini belirterek patronun uzlaflmaz tavr›n›n devam etmesi durumunda eylemlerini daha da art›racaklar›n› belirtti. Yaklafl›k 3 ayd›r fiili olarak üretimin durdu¤u çikolata fabrikas›nda patron, yap›lan tüm görüflmelerde ödeme sözü vermesine ra¤men geçen süre boyunca ödeme konusunda herhangi bir ad›m atmam›flt›r. ‹flçilerin ücret alacaklar› 1.5 milyon YTL civar›nda iken k›dem tazminatlar›yla bu rakam 3.5 milyon YTL’yi bulmaktad›r. (H. Merkezi)

74

üketici Haklar› Derne¤i, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) çeflitli firmalardan gelen talep üzerine Arjantin, Ukrayna, Bulgaristan, AB ve Macaristan’dan ithal edece¤ini duyurdu¤u ve geçen ay ilk partilerini getirdi¤i m›s›r ve bu¤day›n GDO’lu oldu¤u iddia etti. ‹nsan sa¤l›¤› ve biyolojik çeflitlilik üzerindeki olumsuz etkileri ile sürekli gündeme gelen Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizma (GDO)’l› ürünler, çeflitli ülkelerde “ihtiyatl›l›k” prensibine göre kullan›lmaktad›r ve bilimsel bilgiler dâhilinde bile kullan›m› zararl› olup olmad›¤›n›n araflt›r›lmas›ndan sonra izin verilmesine ra¤men ülkemizde bu gerekler yerine getirilmemektedir. Özellikle AKP hükümeti dönemde ithal oran›nda ciddi art›fl›n oldu¤u GDO’lu ürünler için,

T

Toprak Mahsulleri Odas› Genel Müdürü Kemalo¤lu’nun yapt›¤› “yaklafl›k 90 bin ton Band›rma Liman›’na geldi. Geneti¤i de¤ifltirilmifl bir ürünün ülke içine giriflini yasaklayan bir mevzuat yok. Sadece g›da maddesi amac› kullan›l›yorsa bu oran›n binde 7’yi geçmemesi gerekiyor. Geçiyorsa da bu etkiler de belirtilmelidir. Bunun d›fl›nda bu ürünün Türkiye’ye girip-girmemesi anlam›nda bizim yapacak herhangi bir fleyimiz yok. Sektör y›llard›r ayn› menflei ithalat yapm›fl ve yapmaktad›r” aç›klamas›n›n oldukça flafl›rt›c› oldu¤unu belirten Tüketici Haklar› Derne¤i’nin aç›klamas›nda mevcut yasal idarenin derhal biyo-güvenlik yasas›n› ç›kartmas› gerekti¤i, bunun haricinde her türlü giriflimin ise hukuksuzluk anlam› tafl›d›¤› belirtildi. (H. Merkezi)


31

74

18-31 Mayıs 2007

Bizi kitlelerden koparan, kitle faaliyetinde düfltü¤ümüz zaaflard›r!

Proletarya Partisi’nin 35. kurulufl y›ldönümü ve ‹brahim Kaypakkaya’n›n Diyarbak›r Zindanlar›nda katlediliflinin 34. y›l› vesilesiyle gerçeklefltirilen ve kampanya fleklinde yürüttü¤ümüz kitle faaliyeti, 20 May›s’ta yap›lacak olan merkezi gecenin örgütlenmesini de içine alarak, çeflitli çal›flmalarla sürüyor. Bu temelde yürütülen faaliyet, öncelikle 24 Nisan ve 1 May›s’a dönük çal›flmalar› kapsad›. Her iki güne yönelik çal›flmalar, a¤›rl›kl› olarak A/P faaliyeti olarak ele al›nd› ve bu çerçevede bölgelerde bir dizi kitle toplant›s› gerçekleflti. Buradaki hedef genel olarak kitlelerle zay›flayan ba¤lar› süreklilefltirme, onlar›n sorunlar›n› dinleyerek, sorunlar› etraf›nda örgütlenmelerini sa¤lamakt›. Bu çal›flmalar içerisinde özellikle flehit ve tutsak ailelerine ulaflarak, ödenen bedellerin bofluna olmad›¤›n›, evlatlar›n›n-yak›nlar›n›n mücadelelerinin sürdürücüleri oldu¤umuzu vurgulad›k. Bu temelde yapt›¤›m›z çal›flmalar çerçevesinde, örne¤in 1 May›s Mahallesi’nde okurlar›m›zla bir araya gelmenin, paylaflman›n, birlikte üretmenin bir arac› olarak, kü-

çük çapl› bir piknik gerçeklefltirdik. 1 May›s öncesi yapt›¤›m›z bu piknikte genel olarak ’77 1 May›s ruhunu alanlara tafl›mak gerekti¤ine vurgu yaparak, çal›flmalar›m›z› hangi anlay›flla ele almam›z gerekti¤i üzerine konuflmalar yapt›k. Yine bu çerçevede Gülsuyu Mahallesi’nde de bir okur toplant›s› düzenleyerek, burada da 18 May›s ve gece faaliyeti kapsam›nda kitlelere nas›l gidilmesi gerekti¤i üzerine konufluldu. 1 May›s sonras› yapt›¤›m›z ve 18 May›s’›n yan› s›ra geceyi örgütleme çal›flmalar›n› da kapsayan faaliyetler ise, a¤›rl›kl› olarak afifl, bildiri, el ilan› vb. çal›flmalar› içeriyor. Bu çal›flmalardaki yöntemleri ise, semt pazarlar›nda bildiri da¤›t›m›, yine bu pazar yerlerine standtlar açarak kitlelere bu süreçte yap›lacak etkinliklere kat›l›m ça¤r›s› yap›lmas›, ev ve aile ziyaretleri, çat-kap› gazete da¤›t›m›, sesli ajitasyon vb. olarak s›ralayabiliriz. Yine bu tarihlere denk gelen Anneler Günü vesilesiyle, birçok bölgede flehit ve tutsak aileleri ziyaret edildi. Ayr›ca çeflitli mahallelerde, a¤›rl›kl› olarak geceyi örgütlemeye dönük çal›flma gruplar› oluflturularak, bunlarla toplant›lar gerçeklefltirildi ve gerçeklefltirilmeye devam

ediliyor. Bu çal›flma gruplar›nda, yeni ve geliflmeye aç›k insanlar›n yan› s›ra, uzun süre at›l durumda kalm›fl olan ve görev alma yönünde tereddüt göstermeyen insanlar›n da yer almas›na özen gösterildi. En genifl okur kitlemizin, görev ve sorumluluk alabilece¤i bu tür faaliyetlerin sonucunda elde etti¤imiz somut kazan›mlar› ise, yakalanan yeni iliflkiler, ya da uzunca süre ihmal edilmifl, flu veya bu nedenle uza¤›m›za düflmüfl, ancak yüre¤i bizimle birlikte atmaya davam eden insanlarla tekrar buluflmam›z olarak s›ralad›¤›m›zda hiçbir çaban›n sonuçsuz kalmad›¤›n› da görmekteyiz. Samimi çabalar›n ürünü olan bu kazan›mlar› süreklilefltirmek gibi bir görevle karfl› karfl›ya oldu¤umuzu da burada önemle vurgulamak gerekmekte. Bu faaliyetin bize gösterdi¤i bir di¤er gerçeklik ise, kitle faaliyetinde düfltü¤ümüz baz› zaaf ve eksikliklerle yüzleflmek olmufltur. Bu zaaf ve eksikliklerin kitlelerden bizlere yans›mas›, getirilen elefltirilerin a¤›rl›kl› olarak, kitlelere etkinlikten veya eylemden eyleme gidiyor olmam›z ve sonras›nda bir daha u¤ramad›¤›m›z yönünde olmaktad›r. Çal›flmalar sürecinde gitti¤imiz iliflkilerde bu yönlü elefltirileri s›kça almam›z, bu zaaf›m›z› giderme yönlü çabalar›m›za, bundan böyle daha da a¤›rl›k vermemiz gerekti¤ini de ortaya ç›karmaktad›r. Çünkü bu tarz faydac› denebilecek yaklafl›mlar›n ayn› zamanda genel devrimci faaliyete zarar verdi¤ini de akl›m›zdan ç›karmamam›z gerekmekte. K›sacas›, kitlelerin “bizi pikniklerde, gecelerde hat›rl›yorsunuz” olarak özetleyebilece¤imiz söylemleri, daha do¤rusu elefltirileri, her faaliyetçinin üzerinde ciddi olarak düflünmesi ve kitlelerden ö¤renmesi gereken bir gerçeklik ve aflmas› gereken bir sorundur. K›sacas›, kitlelerden kopmaktan dem vururken, böylesi bir pratikle kitlelerden daha da fazla uzaklaflmak, onlara sadece kendi gündemlerimizle gitmek, kitle faaliyetinde ortaya ç›kan

May›s flehitleri Esenler’de an›ld›!

May›s ay›nda topra¤a düflen Türkiye devrimci ve komünist hareketin önderleri yap›lan bir eylemle an›ld›. 13 May›s Pazar günü Esenler’de biraraya gelen kurumlar 68’lerde yükselen devrimci ateflin yetifltirdi¤i önderleri anmak için bir yürüyüfl gerçeklefltirdi.

Saat 20.00’de Esenler Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i önünde toplanan kitle Deniz Gezmifl, Yusuf Aslan, Hüseyin ‹nan ve komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n resimlerinin oldu¤u ve “Devrim fiehitleri ölümsüzdür” yaz›l› bir pankart açt›lar. Partizan, DHP, ESP, Odak, HKM ve SDP taraf›ndan örgütlenen eylemde kitle Meydan’a kadar yürümek istedi. Mahalleyi ablukaya alan ve kitleye sald›rganca davranan polis yürüyüfle izin vermedi. Çevik Kuvvet polislerinin ara sokaklara kadar sokuldu¤u dikkat çe-

kerken polis at›lan sloganlardan da “rahats›z” oldu. “May›s’ta düflenler kavgam›zda yafl›yor”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›n› hayk›ran kitle bir süre polisle tart›flt›. Polisin provokatif tutumlar› üzerine kitle sessiz bir flekilde Kaz›m Karabekir ‹lkö¤retim Okulu’na kadar yürüdü. Burada yap›lan aç›klamada May›s flehitlerinin ülkemiz halklar›n›n ba¤r›ndan ç›kan önderler oldu¤una dikkat çekilerek, devrim flehitlerinin insanl›¤›n kurtuluflunun teminat› oldu¤u ifade edildi. (‹stanbul)

en önemli zaaflar›m›z›n bafl›nda geliyor diyebiliriz. 18 May›s ve Gece’yi kapsayan ve de bu ba¤lamda Proletarya Partisi’nin içine girdi¤i yeni yönelimle birlikte ele al›nan faaliyetlerimizi örmeye devam ederken, daha pek çok zorlukla karfl›laflaca¤›m›z kesindir. Bu zorluklar›n kimi düflman›n faaliyetlerimizi engellemeye dönük, afiflleme, gazete da¤›t›m› vb. pratiklerimiz esnas›nda gerçeklefltirdi¤i gözalt›lar olurken, kimileri de, özde genel olarak devrimci mücadeleyi özelde ise Proletarya Partisi’nin çizgisini, yönelimini, bir bütün olarak da üzerinde yükseldi¤i ideolojiyi bilince ç›karmam›fl olanlar›n, çeflitli pratikleri olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Ancak bizler bu faaliyetin örgütleyicileri olarak, siyasal-ideolojik hatt›m›za duydu¤umuz inanç, güven ve bunun bize sa¤lad›¤› özgüven ve güçle, tüm bu zorluklar› aflaca¤›m›za sonsuz inan›yor ve bu yönlü en küçük bir flüphe ve tereddüde kap›lm›yoruz. ‹stanbul Anadolu Yakas›’ndan bir ‹K okuru

Esenler’de afifle tahammülsüzlük! Tohum Kültür Merkezi’nin organize etti¤i “Tohum olduk büyüyoruz, selam olsun umuda” isimli konserin afiflini Esenler Birlik Mahallesi’nde yapan YDG’liler sat›rl› b›çakl› bir grubun sald›r›s›na maruz kald›. TKM taraf›ndan gerçeklefltirilecek olan konserin duyurusunu yapmak amac›yla bir grup YDG’li 10 May›s’ta Esenler Birlik Mahallesi’nde afifl yapma çal›flmas›na devam ederken sat›rl› b›çakl› bir grup çetecinin sald›r›s›na maruz kald›. Yap›lan afifllerin ne oldu¤unu soran çeteci grup önce sözlü sataflmalara giriflerek YDG’lileri provoke etmek istedi. Daha sonra bir YDG’liye sat›rla sald›ran çeteci grup, bu arkadafl›n koluna dokuz dikifl at›lmas›n› gerektirecek yaralanmaya sebep oldu. Yaflanan arbede ve sald›r› sonras› mahalledeki devrimci ve demokrat kitle toplanarak, bu sald›r›ya karfl› sahiplenmeyi yaratmak amac›yla kalabal›k bir flekilde TKM’nin konser afiflini yapmaya ç›kt›. Ayn› gün akflam saat 20.00’de sald›r›n›n meydana geldi¤i Birlik Mahallesi Meydan›’nda devrimci demokrat kurumlar›n ça¤r›s›yla bir araya gelen kitle bir eylem yaparak sald›r›y› protesto etti. Okunan bas›n metninde halk› çetelere karfl› birlik olmaya ça¤›rd›. Eylemde “Çeteler halka hesap verecek”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› at›ld›.


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayincilik1972@hotmail.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧

KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30

➧

ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72

➧

‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

➧

MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0543 746 36 31

➧

ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18

➧

BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98

➧

MERS‹N: S‹L‹FKE CADDES‹ ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT:3 NO:118 MERS‹N

➧

AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

ALTINÇA⁄ KAVGAMIZDA, ÇI⁄IR AÇAN B‹R ÇA⁄RIDIR ‹BRAH‹M! Aç›klama; Elimize e-posta kanal›yla ulaflan afla¤›daki bildiriyi güncelli¤inden dolay› oldu¤u gibi yay›nl›yoruz. Kürt, Türk, Çeflitli Milliyetlerden Halk›m›za; Partimizin kurucu önderi ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›, faflist diktatörlük taraf›ndan iflkencede katlediliflinin 34. y›ldönümünde; hep yükselen sevgi ve sayg› durufluyla, ihtilalci bir ruh ve kahredici s›n›f kinimizle ve elbette uluslararas› proletaryan›n gönül borcuyla an›yoruz. Halk›m›z›n kurtuluflu u¤runa ülkemiz devrimi için gelifltirdi¤i MLM tezler, bafllatt›¤› mücadele ve sürdürdü¤ü direnifl sayesinde, bu topraklarda komünizm meflalesini yeniden tutuflturan yoldafl, ölümsüz önderimizdir. Bunun somut eseri olarak infla etti¤i partimiz TKP/ML, O’nun davas›na sahip ç›kman›n ve yolundan gitmenin onurunu ve gururunu tafl›maktad›r. Komünist ideolojinin perspektifiyle, ülkemiz sosyo-ekonomik ve tarihsel gerçekli¤i ile kurtulufl yolunun programatik düzeyde ayd›nlat›lmas› olarak özetlenebilecek ‹brahim Kaypakkaya’n›n görüflleri; bilimselli¤i sayesinde zamana karfl› direniflini ve gelece¤e yönelik kutup y›ld›z› ifllevini sürdürmektedir. O’nun MLM ideolojinin ›fl›¤›nda, baflta Çin Büyük Proleter Kültür Devrimi olmak üzere dünya devrim deneylerinden süzdü¤ü, ülkemizdeki s›n›f mücadelesinin tarihi sürecinden ve bizzat içinden dam›tarak flekillendirdi¤i devrim ve savafl teorisinin; pratiklefltirilmeye çal›fl›ld›¤› 35 y›l›n ard›ndan, yal›n bir netlikle vurgulanmal›d›r ki, bilimsel gerçekli¤e oturan bir zemine sahip oldu¤u kan›tlanm›flt›r. Bunun somut kan›t›; ülkemizde bafl döndürücü bir h›zla ve devinimle yaflanan, savafl, çat›flma ve

direnifllerle alevlenen toplumsal geliflmeler: dizginsiz ve ac›mas›z bir sömürü sonucu ekonomik ve sosyal y›k›m, komünistleri devrimcileri ve tüm ilerici demokrat kesimleri hedefleyen azg›n bir yok etme ve sindirme sald›r›s›, Kürt ulusuna yönelik inkar ve imha amaçl› milli zulüm politikas›, askeri cuntalar, ola¤anüstü hal ve s›k›yönetimler, s›n›rs›z eziyet, bask› ve katliamlar, her türlü iflkence, cinayet ve linç kampanyalar›, hapishanelerden üniversitelere dört bir yanda faflist devlet terörüdür. ‹flçiler, Köylüler, Gençler; Emperyalizmin yar›-sömürgesi konumundaki yar›-feodal ülkemizde, faflist devlet yap›lanmas›n›n ancak Demokratik Halk Devrimi ile y›k›laca¤›n›, bunun yolunu da Halk Savafl› olarak tespit eden ‹brahim yoldafl›n MLM yaklafl›m›yla ç›k›fl yapan Partimiz; ciddi engelleri aflm›fl, zorlu s›navlardan geçmifl ve hedefi do¤rultusundaki yürüyüflünü kesintiye u¤ratmamay› baflar-

m›flt›r. Bunu, öncelikle ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n oluflturdu¤u ideolojik-siyasal zeminin sa¤laml›¤›na borçluyuz. Zorlu mücadele koflullar› alt›nda toplanan ve ald›¤› kararlarla Partimizin tarihsel sürecinde önemli bir kilometre tafl› oluflturan 8. Konferans›m›z; yönelimini, ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n temellendirdi¤i güzergah üzerinden belirlemifl, sürece müdahalede önder yoldafl›m›z›n cüret ve cesaretinin kuflan›lmas›n›n belirleyici önemde oldu¤unun alt›n› çizmifltir. ‹brahim’i 24 yafl›nda ölümsüz k›lan, yüzlercemizi güneflle buluflturan, daha binlerce ve onbinlercemizi halk u¤runa k›z›l bayra¤a saracak devrim, sosyalizm ve komünizm kavgas›nda; bugün bir anlamda yolun bafl›nda oluflumuz, aflmam›z gereken nice da¤lar ve kat etmemiz gereken hayli mesafenin bulunmas›, yüklendi¤imiz misyon ve sorumlulu¤umuzun a¤›rl›¤›n› ortaya sermektedir.

Tam da bu noktada, emekten, ezilenden, hakl›dan, do¤rudan, iyiden yana olan bizlerin, kazanmaya mahkum ve mecbur olan tarihsel konumumuza uygun bir biçimde, temsilcisi oldu¤umuz proletaryan›n devrimci iradesini göstermemiz gerekmektedir. Bunun gere¤i, ‹brahim gibi olabilmektir. Kaypakkaya olmak; cesaretli ve feda ruhlu bir savafl, militan ve y›lmaz bir mücadele, kararl› ve direngen bir kavga, ›srarl› ve inatç› bir direnifl, özverili ve azimli bir çal›flma sergilemekten geçmektedir. Kaypakkaya olmak, her fleyden önce komünist bir nitelik edinmeye çal›flmak demektir. Bunun için Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimiyle donanmak, onu yaflam› ve mücadelesinde rehber k›lmak, Parti, devrim ve halk u¤runa bütün benli¤i ile kavgaya at›lmak demektir! BEYN‹M‹ZDE B‹L‹NÇ, B‹LE⁄‹M‹ZDE GÜÇ, YÜRE⁄‹M‹ZDE CESARETT‹R ‹BRAH‹M! KOMÜN‹ST ÖNDER ‹BRAH‹M KAYPAKKAYA ÖLÜMSÜZDÜR! K‹TLELERE GÜVEN, SAVAfiA K‹TLEN, PART‹YLE KAZANACA⁄IZ! YAfiASIN PART‹M‹Z TKP/ML VE ÖNDERL‹⁄‹NDEK‹ T‹KKO, TMLGB! YAfiASIN MARKS‹ZM-LEN‹N‹ZM-MAO‹ZM! KAHROLSUN EMPERYAL‹ZM, FAfi‹ZM VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹K! YAfiASIN HALK SAVAfiI! TKP/ML MK SB May›s 2007


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
OGYIK74 by sol yayin - Issuu