Skip to main content

OGYIK73

Page 1

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2007-10

73

*Y›l:4 *4-17 May›s 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

Her fleye ama her fleye ra¤men

GÜÇ B‹Z‹Z

evrimci güçler, reformist sendika önderliklerinin tüm atlatma manevralar›na karfl›n, sadece Taksim’i zorlamakla kalmay›p, ‹stanbul’un dört bir yan›nda kurduklar› barikatlarla, tüm mahalle ve sokaklar› 1 May›s alan›na çevirerek, “ 1 May›s K›z›ld›r, K›z›l Kalacak” fliar›na uygun bir pratik sergilemifller, kavgan›n ve dayan›flman›n gününü, hak etti¤i biçimde sahiplenmifllerdir. Taksim baflta olmak üzere, Okmeydan›, Gülsuyu, 1 May›s ve Gazi Mahallelerinde kurulan barikatlar›n ard›nda çat›flanlar, 1 May›s kavga gününün ruhunu yaflatanlar oldu.

D

Faflist kolluk güçlerinin 17 bin polis gücüyle sald›rd›¤› kitlenin kararl›l›¤› kuflkusuz ki devrimci iradenin ortaya koydu¤u dirayet ve dirençti. ‹stanbul’da yaflam› felç eden güvenlik önlemle-

rine ra¤men, ‹stiklal Caddesinin ara sokaklar›ndan bir araya gelen devrimciler, Taksim kararl›l›¤›n› bir kez daha gösterdiler. Yaflanan bu geliflmeler Taksim alan›n›n nas›l kazan›laca¤›n› da aç›k bir flekilde göstermektedir. 2007 1 May›s’›n› bu tablo alt›nda ard›m›zda b›rak›rken, mücadelenin daha çetin bir evreye girdi¤i gerçekli¤ini akl›m›zdan ç›karmadan hareket etme zorunlulu¤uyla karfl› karfl›ya oldu¤umuzun, çok iyi fark›nda olmam›z gerekmektedir. 2007 y›l› 1 May›s’› devleti halk nezdinde aciz bir tabloya düflüren, devrimci iradenin kararl›l›¤›n› gösteren önemli geliflmelere sahne oldu. Befl yüz bin emekçiyle kan bedeli de¤erlerle yarat›lan bu alanlar› bugünden att›¤›m›z ad›mlarla kazanaca¤›z!


2

4-17 Mayıs 2007

73

AT‹K 19. Ola¤an Kongresi, kitlesel ve politik aç›dan üretken bir flekilde sonuçland›! Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu AT‹K’in 19. Ola¤an Kongresi 6-7-8 Nisan 2007 tarihleri aras›ndan Frankfurt Haus der Jugend Salonu’nda baflar›l› ve kitlesel bir flekilde sonuçland›. Kongreye 120 civar›nda delege ve 250’nin üzerinde dinleyici kat›ld›. “Dünya Halklar›na, ‹flçi S›n›f›na, Göçmenlere Yönelik Sald›r›lar Ve Avrupa’da Geliflen Kitle Hareketlerinin Analizi Ba¤lam›nda Somut Görevlerimiz” konulu politik tart›flma ve perspektif tasla¤› delegelerin ço¤unlu¤unun onay›n› alarak, gelecek iki y›ll›k dönemin politik yönelimi olarak belirlendi. 6 Nisan Cuma günü yap›lan sayg› duruflu ile bafllayan Kongre, delege tespiti ve aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan politik perspektif tasla¤›n›n tart›flmaya aç›lmas›yla devam etti. Kongrenin siyasal tart›flma bölümü büyük bir ilgi oda¤› olmufl ve perspektif yaz›s›n›n olumlu-olumsuz yönlerine iliflkin getirilen elefltirilerden sonra, delegelerin ezici ço¤unlu¤u taraf›ndan onanm›flt›r. 19. Kongre’de, Avrupa’da ve dünyada geliflen kitle hareketlerinin analizi ve somut görevlerin belirlenmesi ba¤lam›nda; anti-emperyalist, anti-kapitalist, anti-faflist, anti-feodal ve anti-›rkç› eksende önemli kararlara imza at›lm›flt›r. Kongre’de Almanya’da güvenlik ve ‘anti-terör’ yasalar›n›n as›l gerekçeleri gibi konularda uzman olan Av. Rolf Gössner, “Göçmenler

genel flüphe alt›nda ve Anti-terör yasalar›n›n göçmenler üzerindeki yans›mas›” konusunda oldukça önemli bir tebli¤ sunmufltur. ‹kinci gün akflam› Türkiye’den davet edilen Ak›n Birdal ve Volkan Yarafl›r’›n ve Fransa’dan Köz Gazetesi temsilcisi Orhan Dilber ve AT‹K ad›na Ufuk Berdan’›n kat›l›m› ve çeflitli konulardaki sunumlar›yla canl› bir panel geçeklefltirilmifltir. Kongre’nin en fazla be¤eni kazanan bölümü bu panel olmufltur. Egemen medya anlay›fl›na alternatif olmak gibi çok ciddi iddiayla k›sa bir süre önce yay›n hayat›na bafllayan Yol TV panelimizin çekimini yapm›fl ve yine panel öncesi Yol TV için bir saatlik bir aç›k oturum gerçeklefltirilmifltir. Üçüncü gün 18. Genel Konsey’in iki y›ll›k faaliyetinin raporlar› tart›fl›lm›flt›r. Çeflitli konulardaki önergeler ve tüzük de¤ifliklikleriyle kongre bir ilgi oda¤› olmufltur. Baflar›l› olunan alanlardaki geliflmelerin büyütülmesi kararlaflt›r›lm›flt›r. (Örne¤in 18. Genel Konsey taraf›ndan çeflitli süreçlerdeki geliflmelere ve olaylara yönelik aktif politik tav›rlar tak›n›lmas›, iki y›l içinde 135 konudaki merkezi tutum gibi) Eksik ve yeterince baflar›l› olunamayan alanlardaki faaliyetlerin nedenlerine ve yanl›fl baz› anlay›fllara dikkat çekilmesi anlam›nda delegelerce ve tart›flmalara ifltirak edenlerce önemli aç›l›mlar sunulmufltur. Gelece¤e yönelik

tasar›mlar› gelifltirmeden önce, anlay›fltaki yanl›fllar›n, örgütlenme ve pratik faaliyet süreçlerini nas›l olumsuz etkiledi¤i konular›na yönelik genel olarak olgun-seviyeli-ilerletici tenkit ve elefltiriler yap›lm›flt›r. Türkiyeli devrimci-demokratik kurumlardan AvEG-Kon, B‹R-KAR’›n delegasyon tarz›nda kat›l›m sa¤lamas› olumlu bir geliflme olarak de¤erlendirilmifl ve ortak iflbirli¤i sürecine ivme katacak örnek bir tutum olarak kongreye kat›lan kitleler taraf›ndan be¤eniyle karfl›lanm›flt›r. Yine uluslararas› kurumlardan ‹LPS-Avrupa Koordinasyon Komitesi, M‹GRANTE-Europa, Nepal Halk Cephesi ‹NSOF, Brezilya Halk Hareketi, ‹talya-K›z›l Blok, Afganistan Halk ‹nisiyatifi, ‹LPS sekreteryas›, Yunanistan ‹flçi Hareketi gönderdikleri delegasyon ve mesajlar›yla kongremize canl›l›k katm›fllard›r. Yine kongremize kendileri kat›lamasalar da mesajlar›yla Haluk Gerger, Sibel Özbudun, Temel Demirer, Fikret Baflkaya, Hilmi Yaray›c› gibi ülkemizin önemli ayd›nlar› ve sanatç›lar› katk› sunmufllard›r. Ve yine çok anlaml› dayan›flma mesajlar›n› bize ileten Marksist Tutum sitesi emekçileri, Uluslararas› ‹flçilerle Dayan›flma Derne¤i (U‹DDER), Partizan Dergisi, Tohum Kültür Merkezi, ‹LPS-Türkiye Seksiyonu kongremize ayr›cal›kl› politik katk›lar sunmufllard›r.

Gelece¤e yönelik politik yönelimlerin belirlenmesi, pratik faaliyetlerin genel tasar›m› ve devrimci-uluslararas› dayan›flman›n yükseltilmesi anlam›nda önemli bir geliflim olarak de¤erlendirilen 19. AT‹K Kongresi, son gününde bütün kat›l›mc›lar›n imzas›yla ortak bir deklarasyon yay›nlam›flt›r. 19. AT‹K Ola¤an Kongresi, birlik-elefltiridaha yüksek düzeyde birlik anlay›fl›n›n canl› ve somut bir tarihsel örne¤i olarak ifllev görmüfltür. Ezilen dünya halklar›n›n ve sömürülen en genifl iflçi-emekçi s›n›flar›n uluslararas› dayan›flmas›, birli¤i yönünde önemli kazan›mlar ve ileri ad›mlar yaratm›flt›r. Lokal ve uluslar aras› beklentilere cevap olmak, çok çeflitlilik kazanan görevlerimizi düzenli olarak yerine getirmekle karfl› karfl›yay›z. Buna cevap olmak; enternasyonalizm bilincini daha fazla kuflanmak, güne ve ana daha s›k› sar›lmak, özgür gelece¤i yeni kazan›mlara kilitlenerek kerte kerte örmekle olas›d›r. Yeni ve baflka mücadele odaklar›nda daha üst düzeylerde buluflmak, dünya halklar›n mücadelesi ve enternasyonal birli¤i için yeniden/yineden ileri at›l›mlar yaratmak ve küçük-büyük her kazan›m› bir siyasal kald›raç gibi de¤erlendirmek dile¤iyle.....

Yunanistan hapishanelerinde isyan lara koflullar dahilinde izinler verilmesini ve yabanc› uyruklu tutuklar›n kendi ülkelerine gönderilmesini” içeren taleplerin yerine getirilmesini istediler. Tutuklular ayr›ca, bulunduklar› hapishanenin konumu itibari ile (hapishane flehrin d›fl›nda ›ss›z bir arazide bulunmakta) ne aileleri ile ne de avukatlar› ile rahat görüflemediklerini, görüflme olanaklar›n›n s›n›rl›l›¤›n› karfl›n sadece yar›m saat görüflme olanaklar›n›n oldu¤unu, idarenin keyfi olarak sular›n› kesti¤ini de aç›klamalar›nda belirttiler. Malandrino Hapishanesi’nde bafllayan isyan bir anda ülkedeki di¤er 11 hapishaneye de s›çrad›. Selanik: Diavata Hapishanesi’ndeki 200 tutuklu, yemekleri almayarak ve hücrelerine girmeyerek bask›lar› protesto ettiler. Eflyalar› atefle veren tutuklulara polis gaz bombalar› ile sald›rarak zorla hücrelere soktu. Patra: Benzer flekilde isyan eden tutuklulara polis burada da müdahale etti. Kerkira: 250 tutuklu yemek boykotu ve hücrelere girmeyerek isyana destek verdiler. Trikala: Triakala Hapishanesi’nde de 200 tutuklu isyana kat›ld›. Benzer flekilde Larisa, Hania-Alikarnassos (Girit), Komotini, Nvpilio hapishanelerinde de yüzlerce tutuklu isyan ederek bask› ve iflkence-

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Dünyan›n neresine gidilirse gidilsin rolü ve ifllevi anlam›nda de¤iflmeyen tek yer hapishanelerdir. Hapishaneler, Amerika’da da, Avrupa’da da, Türkiye’de de veya herhangi baflka bir ülkede de olsun her zaman toplumu sindirmenin, “ak›lland›rman›n” mekanlar› olarak kullan›la gelmifltir. Hapishaneler sorunu sadece Türkiye’ye veya geri kalm›fl ülkelere has bir sorun de¤ildir. ‹flkenceler, bask›lar sadece bu ülkelerde yaflanmamakta. Dünyaya demokrasi dersi veren ABD ve AB emperyalistlerinde bask› ve iflkenceler daha ince ve derinden yap›lmakta. Yaflanan bask› ve iflkenceler sonucunda 24 Nisan 2007’de Yunanistan’›n Malandrino Hapishanesi’nde bafl gösteren isyan bir anda 11 hapishaneye yay›larak geniflledi. ‹syan fitilini ateflleyen olay, Fokida flehrinde bulunan Malandrino Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Anarflist Yiannis Dimitrakis adl› tutuklunun sudan bahane ile gardiyanlar taraf›ndan dövülmesi oldu. Olay› ö¤renen tutuklular isyan ederek hücrelerine girmeyi ve yemek almay› reddettiler. Birçok blo¤u ele geçiren tutuklu ve hükümlüler yapt›klar› aç›klamada; “Hapishanelerde ki bask›lar›n sona ermesini, a¤›r hapis cezas›n›n 16-20 y›ldan 12 y›la düflürülmesini, 18 ay olan ön tutukluluk süresinin 12 aya indirilmesini, tutuklu-

leri protesto ettiler. ‹syan›n en önemli merkezlerinden biride Atina’da bulanan Koridallos Hapishanesi oldu. Bu hapishane 17 Kas›m örgütü davas›ndan yarg›lanan tutuklularda bulunmakta. Burada da yüzlerce tutuklu isyana kat›larak bask›lar› protesto edip, koflullar›n düzeltilmesini istediler. ‹syan›n büyümesinden çekinen polis isyana, gaz bombalar› ile müdahale etti. Yaklafl›k bir hafta boyunca süren isyan 26 Nisan Perflembe günü isyan›n bafllang›ç ve son kalesi olan Mandrino hapishanesinde de sona ermesi ile bitirildi. Hapishanelerde isyan sürerken d›flar›da da destek eylemleri yap›ld›. Özellikle anarflistlerin bafl›n› çekti¤i eylemlerde, Atina’da bir polis karakolu ve bir çevik kuvvet ekibine molotof ve tafllarla sald›r›larak birçok polis arac› tahrip edildi. Yine Atina’da Kültür Bakanl›¤›’na ait bir binaya ve Kültür Bakan› Yorgos Vulgarakis’e ait bir büroya molotoflu sald›r› gerçeklefltirildi. Bunlarla birlikte pek çok banka ATM’de molotoflarla tahrip edildi. Demokratik ve ‹nsan Haklar› ‹çin Mücadele A¤› D‹KT‹O ise 27 Nisan Cuma günü, isyan eden tutuklular-

6 AYLIK: 10.200.000

la dayan›flmak için bir yürüyüfl düzenledi. Yap›lan aç›klamalarda, “Her gün tutuklular iflkencelere ve bask›lara maruz kalmaktad›rlar. ‹nsanl›k d›fl› koflullarda yaflamaktad›rlar. Tutuklulara “hapishane içinde hapishane”yi yaflamaktad›rlar. Ve hiçbir polisiye tedbir çözüm de¤il, yeni isyanlar yaratmaktad›r” denildi. (Yunanistan’dan bir ‹K okuru)

ÇIKIYOR!

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

73

4-17 Mayıs 2007

Cumhurbaflkanl›¤› seçiminin gösterdikleri Emperyalist sald›rganl›¤›n öncü gücü ABD emperyalizminin bölgeye dönük günümüz politikalar›n›, Türkiye üzerinden, Türkiye özgülündeki politikalar› ise, bölge konjonktürüne uygun ideolojik donan›mda olan AKP üzerinden hayata geçirmeye çal›flmas›, ülkedeki de¤iflik siyasal güç odaklar›n› bu duruma uygun bir konumlanmaya zorlam›flt›r. Kendini yeni duruma uygun konumland›rma çabas› içinde olanlardan biri de TSK’dir. Bu süreçte belli bir güç-otorite kayb›na u¤rayan TSK, bu kayb›na ra¤men son sözü söyleme pozisyonunu hala korumaktad›r. Ve bunun içindir ki, sivil otoriteyle dönem dönem yaflanan gerginliklerin ard›ndan, “yelkenleri suya indiren” hemen her daim sivil otorite olmaktad›r. Bu tür çat›flmalar çok aç›k ki en fazla emperyalistlerin ifline gelmektedir. Emperyalistler, emperyalizmin krizinin derinleflti¤i dönemlerde, ba¤›ml› ülkelerin devlet yap›s›nda merkezi parçalanmaya ve küçülmeye ihtiyaç duyarlar. Çünkü bu parçalanma ve küçülme emperyalist politikalar›n hayata geçirilmesini daha da kolaylaflt›rmaktad›r. Emperyalist müdahalelerle merkezi devlet yap›s› zay›flat›lmaya ve parçalanmaya çal›fl›lan ülkelerden biri de, emperyalizmin yar›- sömürgesi durumunda olan Türkiye’dir. Merkezi devlet ayg›t›n›n parçalanmas›, iktidar›n çeflitli güç odaklar› aras›nda paylaflt›r›lmas› durumu, emperyalizmin ekonomik ç›karlar›na da uygundur. Merkezi yap›s›n› koruyan ve emperyalizmle iliflkilerin bu merkezi klik üzerinden kuruldu¤u bir yar›-sömürge ülkenin, emperyalist ç›karlara hizmet ettirilebilmesi için gereken sat›n alma ve taviz politikalar›, emperyalistler için daha pahal›ya gelmektedir. Bu durumu tersine çevirebilmek için yar›sömürge ülkelerdeki geleneksel güç odaklar›n›n parçalanmas› ve daha zay›f birçok oda¤›n bulunmas› gerekmektedir. Siyasal oldu¤u kadar ekonomik olarak da zay›f iflbirlikçi-uflaklar›n daha kolay sat›n al›nabilirli¤i ve de yönlendirilebilirli¤i gerçe¤inden hareketle, bu zay›f odaklar üzerinden politikalar› hayata geçirebilmek daha ucuza mâl olmaktad›r.

Egemenler aras› çeliflkinin boyutu Bugün gelinen süreçte egemenler aras› çeliflkiler de farkl› bir boyut kazanm›flt›r. Egemenler aras›ndaki çeliflkilerde bugün belirleyici olan, ülkeye dönük politikalar ve bölgesel politikalarda emperyalist politikalar›n hangi klik taraf›ndan uygulanaca¤› ve de geçici de olsa bir iflbirlikçi-uflak tekeli oluflturabilme sorunudur. Cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinin gündeme gelmesiyle birlikte, bunun etraf›nda yarat›lan karmaflan›n esas›n› oluflturan da bu olgudur. Cumhurbaflkanl›¤› makam› TC devlet mekanizmas› içerisinde icra makam› olmamakla birlikte, özellikle ‘82 Anayasas› ile devlet bürokrasisi için oldukça önemli bir makam haline gelmifltir. Anayasa Mahkemesi, Say›fltay, Dan›fltay, YÖK gibi sistemin sacayaklar›ndan birini oluflturan üst düzey sivil bürokrasinin oluflturulmas›nda önemli bir role sahiptir.

Egemenler aras›ndaki çeliflkiler derinlefliyor Ülkemizde her önemli de¤iflim arifesinde oldu¤u gibi, bugün de egemen s›n›flar aras› çeliflkiler daha belirgin flekilde a盤a ç›kmakta ve derinleflmektedir. Bu durum sadece ülkemiz egemen s›n›flar›na has bir durum de¤ildir. Egemen s›n›flar aras› çeliflkilerin böylesi derinleflti¤i süreçlerde, egemenler ile ezilenler aras› çeliflkilerin de derinleflmesinin en önemli nedeni, egemenlerin ortaya ç›kan yeni durumlardan en büyük pay› kapma ve de iflçi s›n›f› ve emekçileri sömürmekteki ayr›cal›kl› konumlar›n› koruma ve ge-

lifltirme çabalar›d›r. Bu durum ülkemiz egemen s›n›flar› aç›s›ndan da geçerlidir ve ülkemiz egemen s›n›flar› gerek ezenler ve ezilenler aras›ndaki, gerekse egemenler aras› çeliflkilerin derinleflti¤i bu süreçte, önemli bir kavfla¤a gelmifl bulunmaktad›r. Çünkü göbekten ba¤›ml› olduklar› emperyalist efendileri, bulundu¤umuz Ortado¤u co¤rafyas›na dönük yeni planlar› gere¤i, bu co¤rafyada kökten de¤iflikliklere gitme çabas›ndad›rlar. Bu de¤iflim planlar›n›n bir parças› ve tafleronu olarak, ülkemiz komprador burjuva ve büyük toprak a¤alar›ndan oluflan egemen s›n›flar›na da roller biçilmektedir. Bu rollerin bir k›sm› emperyalizmin içine girmifl bulundu¤u genel süreç ile ilgilidir. Di¤er k›sm› ise, yine bu k›s›mdan ba¤›ms›z olmamak üzere, esasta ABD emperyalizminin Ortado¤u ç›karlar› çerçevesinde oluflturulan BOP ile ilgili rolleridir. Bu iki sürecin iç içe geçmiflli¤inin

dönük sald›r›lar›na en iyi uyum sa¤layan ve tafleronluk yapabilece¤ini, hem ABD’ye hem de AB’ye ispatlamaya çal›flan, rakip güç oda¤› olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. AKP-en az›ndan flimdilik- gerek emperyalistlerin bölgeye dönük “›l›ml› ‹slam” projesine uygunlu¤u, gerekse bir bütün olarak emperyalist politikalara neredeyse hiç itirazs›z angaje olmas› nedeniyle, hem AB ve hem de ABD taraf›ndan belirli oranda desteklenmektedir. De¤iflen dünya konjonktüründe, geleneksel hakim s›n›flar›n, halklar›n ve emekçilerin zarar›na oluflturdu¤u bir tak›m statükolar (K›br›s, Kürt sorunu vb.) ise bugün emperyalistlerin ç›kar›na uygun olarak, yeniden düzenlenmeye çal›fl›lmaktad›r. Baflta TSK olmak üzere geleneksel devlet eliti bu statüko de¤iflikli¤ine karfl› ç›karken, AKP emperyalistlerin gözünde yerini daha bir sa¤lama alabilmek için “de¤iflimin motoru” ifllevini yüklenmeye çal›flmaktad›r. Elbette bu de¤iflim iddias› emekçilerin ve halklar›n yarar›na bir de¤iflim de¤ildir. Aksine emperyalist sald›rganl›¤›n ve vahfletin de¤irmenine su tafl›yamaya dönüktür. Ülkemizde komprador burjuvalar›n ve büyük toprak a¤alar›n›n en elit kesimini ve de geleneksel iktidar oda¤›n› oluflturan TÜS‹AD ise emperyalist efendileri olan ABD ve AB ile uyum içerisinde bulunmaktad›r. Ülke içindeki çeliflkilerde bu süreçte arabulucu rolü üstlenmifltir.

De¤ne¤in iki ucu da ayn›…

yaratt›¤› karmafl›k iç çeliflkiler içinde, ülkemiz hakim s›n›flar› kendilerine düflecek k›r›nt›lar›n oran›n› art›rma telafl›na düflmüfl bulunmaktad›r. Son bir ayd›r özellikle gündemden düflmeyen, düflürülmeyen Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri üzerinde kopart›lan f›rt›nalar da bu telafl›n ürünüdür. Cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinin giderek gündemin merkezine oturmaya bafllad›¤› ilk günlere, Erdo¤an’›n adayl›¤›n› koyup-koymayaca¤› tart›flmalar› ve bu tart›flmalara ba¤l› olarak da, CHP ve TSK’n›n Erdo¤an karfl›t› durufllar› ve ard›ndan Meclis Baflkan› Bülent Ar›nç’›n ve Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n ayn› gün yapt›klar› aç›klamalar vb. tart›flmalar damgas›n› vurmufltur. Bir bütünün parças› olan bu geliflmeler ise, egemenlerin kendi içlerindeki konumlan›fllar›n›n da d›fla yans›mas›d›r ayn› zamanda. Ülkemizde bu elitlerin ana gövdesini TSK temsil etmektedir. Devletin çelik çekirde¤i TSK, üst düzey sivil bürokrasi ise bu çekirde¤i çevreleyen kabuktur. Sistemin bu iki sacaya¤›, gerek geleneksel gerekse de s›n›f ç›karlar› gere¤i birbirlerine kopmaz ba¤lar ile ba¤lanm›fl bulunmaktad›r. Sacaya¤›n› tamamlayan üçüncü ayak olarak, sivil politikac›lar ve sermaye gruplar› ile feodal s›n›flar ise kendi içlerinde, hem bu iki ayakla ittifaklar› hem de emperyalizmle iliflkileri bak›m›ndan çeflitlilik arz etmektedir. CHP, üzerinde yükseldi¤i ideolojinin gere¤i olarak, bafl›ndan itibaren TSK ve üst düzey sivil bürokrasi ile s›k› bir iflbirli¤i içindedir. Sivil siyaset cephesinde R. Tayyip Erdo¤an’›n Cumhurbaflkanl›¤›n› ilk günlerde en çok gündeme tafl›yan ve deyim yerindeyse zorla gündemde tutan partinin CHP olmas› tesadüf de¤ildir. AKP ise MÜS‹AD ile birlikte, emperyalizmin, gerek ülkemiz emekçilerine gerekse bölge halklar›na

Cumhurbaflkanl›¤› kilit olmasa da, egemen s›n›flar›n örgütlenmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu makam› ele geçirebilecek bir klik, devlet örgütlenmesinin sacayaklar›ndan birini oluflturan üst düzey sivil bürokrasi üzerinde önemli bir etki gücüne kavuflacakt›r. Bugüne kadar bu etki gücü “geleneksel” olarak TSK’da olmufltur. DTP’ye yönelik sald›r›lar, Nokta Dergisi’nin bas›lmas› ve ard›ndan yay›n hayat›na son vermesi gibi geliflmelerin hepsi esasta TSK ve onunla s›k› bir ittifak halindeki üst düzey sivil bürokrasi ve CHP’nin belli oranda geriledi¤ini göstermektedir. Söz konusu klik kaybetti¤i mevzileri laik, anti-laik çat›flmas›, fleriat umac›s› ve de Kürt sorununu kullan›larak, “ülke elden gidiyor” söylemleri ile kitleleri harekete geçirerek ve tavr›n› sertlefltirerek geri kazanmaya çal›flmaktad›r. Hrant Dink’in katledilmesi, son Malatya vahfleti de esasta kitleleri çeflitle kamplara bölerek ve de korkular›n› kullanarak yönlendirme çabalar›n›n bir sonucuydu. Son süreçte iyice belirginleflen kitleleri çeflitli kamplara, özellikle de laik-anti laik (fleriatç›) temelinde, bölme çabalar›n›n bir ürünü olarak önce Ankara’da bir miting düzenlendi. “Laik” çevrelerin mitinge kat›lanlar›n say›s›n› yüz binlerle ifade ettikleri bu miting düzenlendi¤i günlerde Cumhurbaflkanl›¤›na kimin aday olaca¤› tart›flmalar› henüz sonuçlanmam›flt› ve gözler hala Erdo¤an üzerindeydi. Ancak beklenen olmad› ve Erdo¤an kendi aday olmak yerine Gül’ü aday gösterdi. Gül bilindi¤i gibi hem ABD’yle hem de AB ile iliflkilerde dengeyi koruma çabas›nda bir kiflilik gibi görünse de, özde tam bir ABD ufla¤›d›r. Gül’ün di¤er önemli bir özelli¤i ise “emanetçi” olmas›d›r. Erdo¤an’›n baflbakanl›¤a tafl›nd›¤› süreçte de bu “emanetçi” rolünü yerine getirmifltir. Gül’ün Cumhurbaflkanl›¤› adayl›¤›na gösterilmesine ayr›ca bu gözle de bakmak gerekmekte. Acaba Erdo¤an flu anki tepkilerden kaynakl› aday olmayarak, belli bir süre sonra “emaneti” teslim alma hesaplar›yla m› hareket etti diye de düflünülebilir. AKP, kim bilir daha baflka hangi hesaplar içinde Gül’ün aday gösterilmesinin akabinde, burjuva medyan›n da “ola¤anüstü” gayretiyle Gül’ün adayl›¤›n›

kamuoyunda ›s›nd›rma-kan›ksatma çabas›na girdi ve akabinde mecliste ilk oylaman›n yap›lmas› gündeme geldi. ‹flte ne olduysa o günün (27 Nisan) gecesinde oldu ve Genelkurmay Baflkanl›¤›’n›n “muht›ra” niteli¤indeki bildirisi, bomba gibi gündemin ortas›na düfltü. Yurtiçinde ve yurtd›fl›nda büyük yank› uyand›ran bildirinin ard›ndan üretilen çeflitli komplo teorilerinin bafl›nda ise darbe söylentileri gelmekte. Bildiriyi kimileri 12 Eylül süreciyle k›yaslarken, 28 fiubat post-modern darbesi benzetmesi yapanlar›n say›s› da az de¤il. Peki bu kadar gürültüye neden olan bildirinin içeri¤i nedir? Bu bildiri her ne kadar sözde “irticai” faaliyetleri engelleme ad›na ele al›nm›fl ve bu cepheye gözda¤› niteli¤inde gibi görünse de, bildirinin son k›sm›nda: “Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, ‘Ne mutlu Türküm diyene!’ anlay›fl›na karfl› ç›kan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düflman›d›r ve öyle kalacakt›r” vurgusu öne ç›kmakta. Sözde “bölücülü¤e” gönderme yap›lan bu vurgu çok aç›k ki, baflta Kürt hareketi olmak üzere, tüm devrimci-komünist ve ilerici güçlere dönük de bir tehdit içermektedir. Bunun anlam› ise, bu kesimlere dönük, zaten var olan sald›r› dalgas›n›n önümüzdeki günlerde daha da boyutlanaca¤›d›r. 1 May›s kutlamalar› özgülünde yaflananlar bunun habercisi olma niteli¤i tafl›maktad›r. Tekrar bildirinin yank›lar›na dönecek olursak, hemen sonraki günlerde (29 Nisan) ‹stanbul’da düzenlenen, Ankara’daki mitingin benzeri bir mitingle “laiklik” cephesi güçlendirilmeye çal›fl›ld›. Ancak burada esas güçlendirilmeye çal›fl›lan›n faflist TSK ve bu ba¤lamda da toplum içinde yarat›lmaya çal›fl›lan laik-anti laik kamplaflmas› oldu¤u kesin. Bu kamplaflma dedi¤imiz de¤ne¤in iki ucuna bakt›¤›m›zda ise, bir ucunda laiklik ad› alt›nda ›rkç›-faflizmi, di¤er ucunda ise dinci (ve ›rkç›)-faflizmi görmekteyiz. ‹ki faflist e¤ilimden birine tav›r almaya zorlan›yor emekçi y›¤›nlar.

Sonuç olarak: Görünürde TSK ile sivil otorite aras›nda yaflanan ve ülke emekçi halk›n›n, laik-fleriatç› ikilemine sokulmaya çal›fl›larak, özde ›rkç›-faflizmle, dinci (ve ›rkç›)-faflizm aras›nda, iki faflist e¤ilim aras›nda bir tercihe zorland›¤› çat›flma, nihai olarak emperyalistlerin bölgesel ç›karlar›na hizmet etmektedir ve ülke egemenlerinin emperyalistlere en iyi hizmeti verme yar›fl›d›r. Cumhurbaflkanl›¤›na kimin seçilece¤inin flah›s olarak bir önemi yoktur. Ancak arkas›nda hangi s›n›flar›n ve kli¤in oldu¤u/olaca¤› önemlidir. Bu da ABD’nin BOP çerçevesinde göreve getirilece¤i ve bu göreve kesinlikle uygun vas›flar›n›n bulunaca¤›d›r. Bu duruma ba¤l› olarak ülkemiz iflbirlikçi egemen s›n›flar›n›n hangi kli¤inin ülkeyi emperyalizme peflkefl çekmekten dolay› ald›¤› pay› art›r›p art›rmad›¤›n› ö¤renmifl olaca¤›z. Cumhurbaflkan› kim seçilirse seçilsin arkas›ndaki s›n›f ittifaklar›, ülkemizdeki egemen s›n›flar›n konumlan›fllar› ve aralar›ndaki çeliflkiler hakk›nda önemli ipuçlar› sunacak, egemen s›n›flar›n emperyalizm ile iliflkileri hakk›nda somut veriler oluflturacakt›r. Ve flaflmaz bu verileri dikkatle analiz ederek, önümüzdeki süreçte BOP karfl›t› politikalara ve de ezilen s›n›f ve zümreler aras›ndaki ittifaklara daha fazla önem vermeliyiz. Emperyalistlerin ve uflak-iflbirlikçilerinin bu karfl›-devrimci konumlan›fllar› karfl›s›nda, devrimci-komünistlere ve tüm ilerici güçlere düflen en acil görev, antifaflist ve anti-emperyalist mücadeleyi, mümkün olan en genifl birliktelikleri yaratma çabas›nda olarak yükseltmektir.


4

4-17 Mayıs 2007

S›n›fsal Yaklafl›m SÖZD E-MUHTIRA, KONFORLU M‹T‹NGLER, ÖZDE KR‹Z Hat›r› say›l›r kitlelerin harekete geçirildi¤i Tando¤an ve Ça¤layan mitingleri ile beraber araya s›k›flt›r›lan TSK “muht›ras›” ile buna karfl›l›k AKP kanad›n›n pek de ald›r›fl etmez görünümdeki tavr›yla beraber –her ne kadar Tayyip kendi aday olmaktan vazgeçse de- meclisteki süreci iflletmeye çal›flmas›, c.baflkanl›¤› seçimi ba¤lam›nda geliflen krizi hayli boyutland›rm›fl bulunmaktad›r. Bu kriz halinin öz itibar›yla rejimin temellerine ait özellikler arz etti¤ini okumak için, sözü çokça edilen kamplaflma/kutuplaflma içerisinde bulunmamak yetmez, bu durumun s›n›fsal kökenlerine dair do¤ru analizler yapmak gerekir. Mevcut kamplaflma içerisinde paranteze al›nmaya çal›fl›lan kitleler ve pek tabii bilinçlerin sakatlanmas› için gelifltirilen propaganda faaliyeti belli kavramlar üzerinden yürütülmekte oldu¤undan, bunlar üzerinden belli aç›l›mlar yapmakta fayda bulunmaktad›r. Bunlar›n bafl›nda, rejimin de temel nitelikleri aras›nda say›lan, demokrasi ve laiklik gibi kavramlar gelmektedir. Türkiye’deki egemen s›n›flar›n, devletin kurulup da faflist karakterde flekilleniflinden itibaren burjuva tipte bir demokrasiyle ilgilerinin olmad›klar› ve 1946 sonras›nda önce iki sonra çok partili sisteme geçilmesine karfl›n oluflan siyasi düzenin de bunu de¤ifltirmedi¤i bilinmektedir. Bu durum, anayasal-parlamenter rejim, siyasi partiler kanunu ve di¤er yasalarda getirilen düzenlemeler ile garanti alt›na al›narak sa¤lanm›fl, 60 y›ll›k pratikte birbirinin devam› fleklinde süregiden bir devlet yönetimiyle kan›tlanm›flt›r. Halk›n iradesi, seçim ve siyasi partiler aldatmacas› içerisinde gasp edilmekte, tepki ve muhalefeti kald›raç olarak kullan›lmakta; bu oyunu bozmaya çal›flan, hakk›n› arayan, özgürlük talep eden, sesini ç›karan, hesap sormaya kalkanlar her türlü yöntem ve araç kullan›larak cezaland›r›lmaktad›r. T.C tarihi boyunca, soyk›r›ma, katliama, iflkenceye, zulme, bask›ya u¤rat›lan ulus, halk, grup, s›n›f, kesim, topluluk, parti, örgüt, dernek, kifli vb.lerinin ne haddi ne de hesab› tutulabilir. Faflist Türk devletinin bu uygulamalar› dün oldu¤u gibi pek tabii ki bugün de dolu dizgin devam etmektedir. Kendilerine karfl› “367 toplant› ye-

ter say›s›” dayatmas›n› hukuku zorlamak, seçmen iradesine dolay›s›yla demokrasiye sayg›s›zl›k fleklinde tan›mlayan, TSK’nin “muht›ras›”n› da “siyasi afet” diye niteleyerek “kabul edilemez” bulan AKP; AB’nin göstermelik baz› makyaj önerileri d›fl›nda, baflta anayasa olmak üzere anti-demokratik yasa ve hükümlerin hiç birine dokunmad›¤› gibi TMY’deki düzenlemeler baflta olmak üzere bunlara yenilerini eklemifl, dahas› bütün bu yasalar›n uygulanmas›nda kendisinden önceki hükümetlerden hiç de geri kalmayan kanl›-canl› bir pratik izlemifltir. Varl›¤›n› faflist sisteme ve faflist yasalara borçlu olanlar›n, demokrasiden, demokratik kurallardan bahsetmesi kadar büyük bir sahtekarl›k ve riyakarl›k yoktur. Bu durum, fazlas›yla laiklikten dem vuran CHP ve di¤erleri için de geçerlidir. Mevcut seçim sistemi sayesinde mecliste AKP ile örtülü bir koalisyon oluflturan ve buna iliflkin memnuniyetini esas›nda aç›k biçimde dile getirenlerin, bugün meflruiyet –yüzde 24, 35- tart›flmas› yürütmesi inand›r›c› de¤ildir. Laiklik, Kemalizmi bayrak edinen kesimlerin son dönemdeki en büyük sermayesi haline gelmifl bulunuyor. Bunun tehlike propagandas› ve 盤›rtkanl›¤› eflli¤inde yarat›lan korku sayesinde kitleler üzerinde etkili oldu¤u da bir vak›a olarak tespit edilmek durumundad›r. Bu durumun dünyadaki geliflmelerin yan› s›ra, bir tak›m provokatif eylemler ile beslendi¤ini de görmek gerekiyor. Ne var ki, alt› koldan topluma enjekte edilmeye çal›fl›lan Kemalist ideolojinin di¤er ilkeleri gibi laiklik de TC’nin kuruluflundan itibaren tam bir riyakarl›kla ele al›n›p ifllenmifl ve kitleler yanl›fl biçimde flekillendirilmifltir. fieklen kamusal iliflkilerden d›fllanm›fl gibi gösterilen din, iktidar alan›ndan hiçbir dönem tasfiye edilmemifl, demokratik devrim söz konusu olmad›¤› için de bilimsel manada bir müdahalenin yani ayd›nlanman›n gerçekleflmedi¤i üstyap›da, toplumsal yaflamdaki mevcudiyetiyle beraber gücünü korumaya devam etmifltir. M. Kemal’den günümüze TSK’nin bafl›na geçen bütün generallerin laiklik konusunda bilinen “hassasiyetleri”, “yüzde 99’u Müslüman olan Türk mil-

73 leti” gerçe¤ine çarpt›r›lmaktad›r. Sadece TSK kademesinde de¤il, “sivil” konumda bulunan en keskin, en ateflli Kemalistlerin dahi nihayetinde “elhamdülillah Müslüman’›z” diye siyaset yapt›¤› zeminde, tümünün büyük bir riyakarl›k içerisinde hareket etti¤i görülmelidir. Egemen s›n›flar›n güçlü bir iktidar silah› olarak dinin vazgeçilmezli¤i ba¤lam›nda, kitleleri laiklik bayra¤› etraf›nda harekete geçirmeye çal›flanlar, a¤›zlar›n›n di¤er yan›yla bu dili konuflmaktad›r. 14 ve 29 Nisan’da yüz binlerce kiflinin Tando¤an ve Ça¤layan’da meydanlar› doldurmas›, elbette hafife al›nacak bir durum de¤ildir. ‹rtica tehdidi ile laiklik temas›n›n ön plana ç›kar›ld›¤› ve TSK’ya methiyeler düzülerek darbe ça¤r›s› yap›lan bu mitingler; kitlelerin yönlendirilmesi bak›m›ndan bir tak›m araç ve yöntemlerin ne kadar etkili oldu¤unu göstermesi aç›s›ndan dikkat çekicidir. Kitlelerin ekonomik, demokratik taleplerini geri plana itecek derecede “rejime” ait bir sorun için bu boyutta seferber edilebilmifl olmas›, yürütülen propagandan›n etkili oldu¤unu göstermektedir. Bu konforlu mitingleri tertipleyenler, siyasi parti düzeyinde bu denli güç biriktiremedikleri halde, bilhassa flovenizm ekseninde (ifllenen ve ra¤bet edilen sloganlar incelendi¤inde görülecektir) ve fleriat korkusuyla kitleleri harekete geçirmeyi baflarabilmifllerdir. Ancak, her ne kadar gösterilerde çok aç›k biçimde öne ç›kmasa da AKP hükümetinin 4.5 y›ll›k icraat› sonucu giderek yoksullaflan, iflini evini kaybeden, ekme¤i küçülen, haklar›n› yitiren, üzerindeki bask›lar artan, özgürlükleri daralan, k›sacas› yaflam› çok daha kötü bir hale gelen iflçi ve emekçilerin biriken öfkesinin “fleriata/fleriatç›lara karfl› ç›kma” ad› alt›nda saflara yans›mas› da söz konusudur. Kitlelerin tepki ve öfkesinin darbeciler, k›z›l elmac›lar, Kemalistler vb.leri taraf›ndan kullan›lmakta olmas› meselenin bir boyutudur. Y›¤›nlar›n ciddi bir kesimi, sömürü ve bask›y› fleriatç›l›k, dincilik ile özdefllefltirse ve mitinge önderlik edenlerin niteli¤inin ay›rd›nda olmasalar da, ortaya ç›kan enerji dikkate al›nmak durumundad›r. Kemalizm’in kitleler üzerindeki etki ve sempatisinin boyutlar›na dair bilinen verilere de yeni bir örnek oluflturan bu mitinglerin, “yönlendirilme” bak›m›ndan Ukrayna, Gürcistan vb.lerindeki turuncu “devrimler”lerde yaflanan kitle eylemleri ile k›yaslanmas› da dikkate de¤erdir. Yetki bak›m›ndan çok daha “etkili ve donan›ml›” bir kurum olan hükümet ve baflbakanl›k ile “yasama organ›” mecliste ezici ço¤unlu¤unu elinde

bulundurmas› rejim aç›s›ndan tehdit oluflturmayan AKP’nin c.baflkanl›¤›n› ele geçirmesini “namus” meselesi yapmak; laikçi olarak bilinen kesimlerin hem samimiyeti hem de “fleriat tehlikesi” konusundaki inand›r›c›l›¤›n› azaltmaktad›r. ABD ve AB’nin A. Gül’ün adayl›¤›na ses ç›karmad›¤› koflullarda, TSK’nin “e-muht›ras›” dostlar al›flveriflte görsün misali kalmaktad›r: “23 Nisan resepsiyonu s›ras›nda Genelkurmay Baflkan› Büyükan›t’›n gazetecilere, rahatlam›fl bir yüz ifadesiyle, ‘Baflbakan zihnindeki cumhurbaflkan› aday›n› bana söyledi. Ama kendisi aç›klayana kadar bunu söyleyemem’ demesi, bence Abdullah Gül isminin Genelkurmay Baflkan›n›n içine sindi¤inin kan›t›.” (Avni Özgürel, Radikal, 25.04.07) TSK içindeki cereyan ve klik çat›flmas›n›n “muht›ra” olarak yorumlanan bildirideki etkisi bilinemez ama gerek bu aç›klama gerekse kimi çevrelerce “en az onun kadar sert” olarak tan›mlanan hükümet yan›t› ve devam›ndaki Tayyip-Büyükan›t görüflmesi, görünürdeki krizin gerçek boyutlar›na dair kan›t oluflturmaktad›r. Sözü çokça edilen kriz, “laikçi ve fleriatç›” diye nitelenen klikler aras›nda yaflanman›n ötesinde, sistemin tam da kalbinde cereyan etmektedir. Anayasal-parlamenter diye kodlanan ana parças› baflta olmak üzere, hukuki yap›s› iflas eden bir rejim söz konusudur. Kürt meselesinden, demokratikleflme sorununa, ekonominin temel parametrelerinde giderek artan bozulma oran›ndan sosyal dokudaki derin yar›lmalara kadar bütün toplumu içine çeken bir kaosun efli¤inde hakim s›n›flar (ve efendileri emperyalistler) kriz yaflamaktad›r. Onlar, her yan›yla dökülüyor olsa da mevcut kurumlar›n› ve mekanizmalar›n› (Anayasa Mahkemesi, Meclis, Seçim vd.) iflleterek “görüntüdeki kriz”den bir biçimde ç›kacaklar ve aralar›ndaki paylafl›m ile nöbet devri ve düzenlemesini efendilerinin icazetini de esas alarak sürdüreceklerdir. Ancak içine yuvarland›klar› “as›l kriz”den kolayl›kla ç›kabilmeleri mümkün de¤ildir. Bu krizin emperyalistlerin gerek evrensel ölçekteki gerek bölgedeki krizi ile organik bir iliflkiye sahip olmas›, zorluk katsay›s›n› art›rmaktad›r. Kendi dalafllar›nda kulland›klar› y›¤›nlarla oynaman›n ne kadar “tehlikeli” oldu¤unun “fark›nda” de¤iller. Bugün için kitlelerle ba¤›m›z›n yetersiz olmas›n›n avantaj›n› kullanmaktad›rlar. Gelece¤e hükmetmek için s›n›f mücadelesine müdahale etme sorunumuz tam da burada devreye girmektedir!


5

73

4-17 Mayıs 2007

‹flçiler, daha fazla kâr u¤runa kurban ediliyor! Bir önceki say›m›zda “‹fl kazalar› artt›, ama neyse ki ölümler azald›(!)” bafll›¤›yla verdi¤imiz haberde, ifl kazalar›n›n-cinayetlerinin ekonomik büyümeye (!) paralel art›fl gösterdi¤ini ve bu durumun alt›ndaki nedenlerin bafl›nda iflçilerin sa¤l›klar› ve yaflamlar› pahas›na gerçekleflti¤ini, ‹LO ve SSK verilerine dayanarak sizlerle paylaflm›flt›k. Dile getirdiklerimizin üzerinden çok geçmeden, ülkemizin çeflitli yerlerindeki fabrikalarda yüzlerce iflçinin zehirlenmesine, yaralanmas›na ve ölmesine yol açan onlarca olay, ifl kazas› daha do¤rusu ifl cinayeti oldu. ‹flte bunlardan son bir ay içerisinde bas›na yans›yan birkaç olay; -“Antep 3. Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu bulunan Unut Ya¤ Fabrikas›’nda ham ya¤ kazan›n›n patlamas› sonucu bir iflçi hayat›n› kaybetti. Sabah saatlerinde meydana gelen bu “ifl kazas›nda”, 27 yafl›ndaki Mustafa Kahraman, kazan havaland›rmas›n›n kapal› olmas›ndan kaynakl› gaz s›k›flmas› sonucu yaflanan patlamada, feci flekilde can verdi…” -“‹stanbul Halkal›’da Baflbakanl›k Toplu Konut ‹daresi (TOK‹) taraf›ndan yapt›r›lan Günefl Park Evlerinde çal›flan 200 iflçi yedikleri yemekten zehirlendi. Durumu a¤›rlaflan 25 iflçi kald›r›ld›klar› hastanede tedavi alt›na al›nd›…” -“Karatafl yolu üzerinde bulunan Organik Tar›m Fabrikas›’nda 8 Nisan günü

ifl bafl› yapan Cengiz U¤urlu, 13 Nisan günü kendisine verilen kimyasal maddelerin kar›flt›r›lmas› görevini yaparken kar›flt›r›lmamas› gereken kimyasallar› kar›flt›rmas› sonucu ç›kan zehirli gazdan etkilenerek kald›r›ld›¤› hastanede yaflam›n› yitirdi…” Bu ve buna benzer olaylar› ço¤altmak mümkün. Elimizde onlarca veri var. Ancak sorun bu verilerin tek tek ortaya konulmas› de¤il.

Emekçinin Gündemi ‹ki miting, iki manzara ‹flçi s›n›f›n›n mücadele tarihinde önemi tart›fl›lmaz bir yerde duran 1 May›s’› gerek dünyada gerekse ülkemizdeki s›cak geliflmelerin ortas›nda karfl›lad›k. Gerek tarihsel süreci gerekse öncesi yap›lan çal›flmalar ve eylem an› aç›s›ndan iyi okunmas› gereken 2007 1 May›s’›na dair önümüzdeki günlerde bir dizi de¤erlendirmemiz olacakt›r. Ancak bugünden baz› önemli noktalar›n alt›n› çizmek için erken de¤ildir. Ülkemiz egemen s›n›flar›n›n efendilerine daha çok biat etmek, sömürü ve zulümlerinde istikrar sa¤lamak için gelifltirdikleri manevralar›n eflli¤inde girdik bu y›l 1 May›s’a. Yap›lan aç›klamalar›n aksine ekonomik ve politik olarak ciddi krizler yaflayan devlet, bu durumun faturas›n› iflçi ve emekçilere ç›kar›rken, meseleyi yaln›z ekonomik boyutuyla ele almam›flt›r. Özellefltirmeler, iflten ç›karmalar, düflük ücretler çeflitli sosyal haklar› t›rpanlayan yasalarla katmerleflmifl, estirilen ›rkç›-floven rüzgârla birlik ve beraberli¤in ruhunda yaralar aç›lmaya çal›fl›lm›flt›r. ‹flçi s›n›f›n›n birleflerek sele dönüflmemesi için egemen s›n›flar ve onun devleti s›n›f ve di¤er emekçi kesimler içinde flovenist ve ›rkç›

söylemler yayarak, bu kesimlerin kendilerine karfl› birleflmesini, güçlenmesini ve mücadele etmesini önlemeye çal›flm›flt›r. Oysaki iflçi s›n›f› aç›s›ndan milliyet, din, dil, mezhep vb. ayr›mlar›n önemi yoktur. Onun geliflmesi güçlenmesi ve daha iyi bir yaflam kurmas› esas olarak hangi milliyetten, dinden, dilden, mezhepten olursa olsun birleflmesinde ve burjuvaziye karfl› mücadele etmesinde yatmaktad›r. Türk egemen s›n›flar› ve onun devleti izledi¤i faflist siyaset yüzünden her alanda kriz yaflamaktad›r. ‹ç ve d›fl siyasette büyük bir t›kanma içinde bulunan faflist Türk devleti kitlelere yönelik faflist propaganday› son y›llarda art›rm›flt›r. Halka yönelik yap›lan faflist, flovenist propagandalar›n amac› faflizmin kitle taban›n› güçlendirmek içindir. Kimi burjuva ya da küçük burjuva yazarlar›n “faflizm geliyor!” yaklafl›mlar› yanl›flt›r. Zira zaten TC devleti kuruldu¤undan beri faflisttir. Bugün yap›lan faflist propagandalar›n amac›nda kitlelerin bu faflist devlete olan deste¤inin art›r›lmas› vard›r. Uzun bir süredir devrimci ve komünistlerin faaliyetlerini engellemek için yap›lan bask›nlar, çeflitli kurum, dergi ve gazeteye yönelik bask›n-

Bugün Türkiye’de iflçi sa¤l›¤›n› ve güvenli¤ini tehdit eden birçok olgu var. Bunlar›n bafl›nda iflsizlik gelmektedir. Resmi verilere göre 5-6 milyon, gayri resmi verilere göre ise yaklafl›k 12-15 milyon aras› iflsiz bu topraklarda yafl›yor. Çal›flanlar bu durumdan do¤al olarak etkileniyor, çünkü d›flar›daki iflsiz, çal›flan iflçi için bir tehdit oluyor. Her an iflsiz kalma korkusunu besliyor. Hak araman›n önündeki yasal engellere, bir de d›flar›daki iflsiz ço¤unlu¤un ifl bulabilmek için her fleye raz› olmas› durumu ekleniyor. Yine patronlar lehine düzenlenen yasalar ve yasalardaki boflluklar, iflçilerin örgütsüzlü¤ü tehdidin farkl› boyutlar›n› oluflturuyor. Kâr›n, iflçilerin sa¤l›¤› ve can› pahas›na elde edildi¤i gerçe¤i de¤iflmek zorundad›r. Bu de¤iflim iflçi s›n›f›n›n ç›kar›nad›r. Ancak bu de¤iflim, iflçi s›n›f›n›n, s›n›f bilincini kuflan›p, s›n›f kardeflleri ile birlikte s›n›f düflmanlar›na karfl› harekete geçip, mücadele etmesi ile bafllayacakt›r. Bunun ön ad›m›n› aç›kt›r ki, iflçilerin öncelikle kendi öz sorunlar›n› dile getirip, sahiplenecekleri ve bu eksende mücadele edebilecekleri s›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl›nda hareket eden sendikalarda yer almak oluflturmaktad›r. Bu ad›m at›lmak zorundad›r, yoksa bugünkü gerçe¤in so¤uk yüzü bir gün hepimizin kap›s›na dayanacakt›r! (Kartal)

lar, tehditler, Hrant Dink katliam› esasta birbirini bütünleyen bir siyasetin fiiliyattaki karfl›l›¤›d›r. Bunlar›n tek bir merkezden yönlendirildi¤i aç›kt›r. Son dönemlerde yurtsever harekete karfl› bafllat›lan sald›r› kampanyas›n›n kökeninde de gelecek endiflesinin büyümesi yatmaktad›r. ‹ç ve d›fl koflullar›n TC egemen s›n›flar›n› daha fazla s›k›flt›raca¤› aç›kt›r. Bundan kaynakl› bütün halka yönelik faflist propagandalar daha a¤›rl›k kazan›rken devrimci, demokrat, yurtsever ve komünistlere yönelik fiili sald›r›lar bunu izleyecektir. Tüm bunlarla beraber devlet, hoflnutsuz ama bilinçsiz kitleyi bir arada tutma ve maskeledi¤i “laik devlet”e karfl› bir aidiyet duygusu yaratman›n çabas›ndan da geri durmamaktad›r. Emperyalizme uflakl›¤›n maskelenmesi kayg›s›ndan olsa gerek bayrak seferberli¤i öyle bir abart›lm›flt›r ki ‹stanbul’da çeflitli yerlere dev direklerle bayraklar as›lm›flt›r. Unutmayal›m ki bu “dev” bayraklar devletin emperyalizme olan uflakl›¤›n› kapatacak kadar dev de¤ildir. Ancak iflçi ve emekçiler o bayraklara iyi bakmal›d›r. O bayraklarda hikayesi hiç de anlat›ld›¤›-yaz›ld›¤› gibi olmayan, kahramanl›k sembolü ay y›ld›z de¤il emperyalistlerin ve uflaklar›n›n resmi vard›r. 2007 1 May›s’› öncesine de¤inirken, devletin ve kitlelerin gündeminde ilk s›rada yer alan Cumhurbaflkanl›¤› seçimi ve 14 Nisan-29 Nisan Cumhuriyet Mitinglerini asla es geçemeyiz. ‹flçi ve emekçiler aç›s›ndan Çankaya’daki makam koltu¤unda kimin oturdu¤unun bir hük-

Aky›l iflçisinden AKP iflgali Sendikal› olmak ve insanca yaflam talebi ile aylard›r direniflte olan ve direnifl s›ras›nda, gözalt›lar da dahil olmak üzere çeflitli bask›lara ve sald›r›lara maruz kalan Aky›l iflçileri 19 Nisan Perflembe günü AKP Diyarbak›r ‹l binas›n› iflgal ederek taleplerini bir kez daha hayk›rd›lar. 147 gündür direniflte olan 210 Aky›l iflçisi topluca AKP il binas›na gelerek ‹l baflkan› Abdurrahman Kurt ile görüflmek istediler. Ancak Kurt’un binada olmamas› nedeniyle Baflkan Yard›mc›s› Hamdiye Ayayd›n ile görüflerek tepkilerini ve taleplerini yinelediler. Baflkan yard›mc›s› Ayayd›n’›n “Partimiz ve il baflkan›m›z sorunlar›n›z› çözmek için elinden geleni yapacakt›r” demesi üzerine söz alan Teksif Diyarbak›r ‹rtibat Bürosu Baflkan› Aziz Bürçin, ‹l Baflkan› ile görüflmeden il binas›ndan ayr›lmayacaklar›n› söyledi. Bunun üzerine telefonla ulafl›lan ‹l Baflkan› Kurt görüflme talebini kabul etmek zorunda kald›. (Malatya)

mü yoktur asl›nda. Tarihindeki 11. kifliyi 7 y›l boyunca a¤›rlayacak olan bu koltuk kimleri a¤›rlamad› ki! Cumhurbaflkan›n ad›, siyasi armas› de¤iflse de iflçi ve emekçilere reva görülen açl›k, yoksulluk, sefalet, iflsizlik, sendikas›zl›k, katliam tablosu de¤iflmedi. Cumhurbaflkanl›¤› seçiminin perde arkas›ndaki klik çat›flmas›n› bir kenara b›rak›rsak, devletin demir yumru¤u TSK, bu süreci devletin selameti aç›s›ndan iyi de¤erlendirme çabas›ndan geri durmam›flt›r. Ankara ve ‹stanbul’da yap›lan ve çok ciddi kat›l›m›n oldu¤u mitingler, “e-muht›ra”, “en post-modern darbe” olarak tan›mlanan TSK’n›n aç›klamas›yla “laik devlet”e aidiyet duygusunu gelifltirmenin-göstermenin araçlar› olmufltur. Burjuvazi ve di¤er egemen s›n›flar kitlelerden korkmaktad›r. Tek tek iflçilerden de¤il ama bütünleflmifl, birleflmifl, inanc› güçlenmifl, s›n›f bilinciyle donanm›fl ve gelece¤i için mücadeleye haz›r iflçi s›n›f›ndan korkmaktad›r. Evet, emperyalizmin ve uflaklar›n›n, komprador patronlar›n iflçi s›n›f›ndan korkmas› yerindedir. ‹flte bu korkudand›r ki kitleleri arkas›na alman›n telafl›ndad›r. Karfl›s›na alaca¤› kitle, örgütlendi¤imücadele etti¤i sürece onlar›n ipini çekecek yegâne güçtür. ‹flte bu gerçeklikten ötürü iflçi ve emekçileri akmas› gereken kanala yöneltmek için dünden daha çok çaba sarf etmeli, mücadeleyi büyütmeliyiz. ‹flçi ve emekçileri kurtaracak olan fliar “laik devlete” dair ama onu korumay› de¤il, y›kmay› hedef almal›d›r.


6

4-17 Mayıs 2007

73

Ders yok, ö¤retmenler grevde! Derne¤i, F›rat Üniversitesi Tunceli Meslek Yüksek Okulu ö¤rencileri destek verdi. Eylemde E¤itim-Sen fiube Sekreteri Erkan Eslek aç›klama yapt›.

Sagra iflçileri üretimi durdurdu

Batman E¤itim-Sen Batman fiubesi’ne üye e¤itimciler, ‹l Milli E¤itim Müdürlü¤ü önünde davul zurnal› protesto eylemi yapt›. E¤itimciler ad›na E¤itim-Sen fiube Baflkan› Aziz Aks›n aç›klama yapt›. E¤itim-Sen ç›kart›lan yeni genelge ile ek ders ücretlerinin gasp edilmesine karfl› alanlara ç›kt›. Ülke çap›nda gerçeklefltirilen ifl b›rakma eyleminde IMF politikalar›na ve AKP hükümetine öfke vard›. Yaklafl›k 600 bin e¤itim emekçisini ilgilendiren ek ders genelgesi ile izin veya sevk alan emekçilerin girmedi¤i ders saatleri ek ders ücretinden düflürülecek. Hastalanan e¤itim emekçilerinin ald›klar› izin boyunca giremedikleri ders ücretleri maafllar›ndan düflecek. Ayr›ca 13 Nisan’da ç›kar›lan bir genelge ile 20 bine yak›n yöneticinin atand›¤›n›, bu atamalar›n hiçbir s›nav olmadan yap›ld›¤›n› ve tek kriterin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi veren ö¤retmenlerden ve imam hatip mezunlar›ndan oldu¤unu belirten E¤itim-Sen, AKP’nin kadrolaflma politikalar›na dikkat çekiyor. E¤itim-Sen ek ders ücretine yönelik ç›kart›lan yönetmeli¤in hak gasplar›n›n bir devam› oldu¤unu söyleyerek 25 Nisan günü ifl b›rakt›.

‹stanbul E¤itim-Sen 3 No’lu fiube eylem öncesinde 21 Nisan günü Mecidiyeköy metro önünde bir oturma eylemi gerçeklefltirdi. E¤itim-Sen 7 No’lu fiube ayn› gün Avc›lar’da bulunan sendika flubesi önünde, 4 No’lu fiube ise Gaziosmanpafla Meydan›’nda bas›n aç›klamas› yaparak ek ders ücretlerinin kazan›lm›fl birer hak oldu¤unu, bunun için de alanlarda olacaklar›n› duyurdu. 25 Nisan’daki ifl b›rakma eylemi saat 13:30’da Sultanahmet Meydan›’nda bafllad›. E¤itim-Sen ‹stanbul 1 No’lu fiube, 2 No’lu fiube ve 5 No’lu fiubenin kat›ld›¤› eylem oldukça coflkuluydu. Çevredeki insanlar›n alk›fllarla destek verdi¤i yürüyüfl ‹stanbul ‹l Milli E¤itim Müdürlü¤ü’nün önüne kadar sürdü. E¤itim emekçileri, tüm ülkede yapt›klar› eylemlerle AKP hükümetinin IMF güdümündeki politikalar›na hay›r diyerek insanca yaflanacak bir ücret ve demokratik bir ülke talebinde bulundu.

Kad›köy Eminönü ‹skelesi’nde yap›lan eylemde ise aç›klamay› fiube-Özlük Hukuk Sekreteri R›za Zeyrek okudu. E¤itim-Sen üyeleri aç›klamadan sonra, ald›klar› oturma eylemi karar›n› gerçeklefltirmek için Haldun Taner Tiyatrosu önüne gittiler. Oturma eylemine izin vermeyen polisle aralar›nda yapt›klar› görüflme sonras› yar›m saatlik oturma eylemi karar›n› ancak 5 dakika olarak gerçeklefltirebildiler.

Ankara Ankara’daki E¤itim-Sen’li ö¤retmenler MEB önünde biraraya geldi. Yaklafl›k bin 500 E¤itim-Sen’li ö¤retmen, “‹flte sendika, iflte KESK”, “Gerici, ›rkç› kadrolara hay›r”, “Bakan Çelik, elini cebimizden çek” ve “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganlar›n› atarak hükümeti ve MEB’i protesto etti.

Diyarbak›r E¤itim-Sen Diyarbak›r fiube binas› önünde bir araya gelen sendika üyesi yaklafl›k 500 kifli Milli E¤itim Müdürlü¤ü’ne yürümek istedi. Yol güzergah› üzerinde bulunan AZC Plaza önünde yo¤un “güvenlik” önlemi alan polis, e¤itimcileri bir süre burada bekletti. Bir süre sonra e¤itimcilerin yürüyüflüne izin verildi. Yürüyüfl s›ras›nda polis s›k s›k e¤itimcilerin elinde bulunan E¤itim-Sen flamalar›n›n indirilmesi yönünde uyar›larda bulundu. E¤itimciler polisin bu tavr›n› ›sl›k ve alk›fllarla protesto etti.

Tunceli Tunceli Milli E¤itim Müdürlü¤ü önünde bir araya gelen e¤itim emekçilerine DTP, D‹SK, Türk E¤itim-Sen, Tunceli Kültür

‹zmir Konak YKM önünde bir araya gelen E¤itim-Sen ‹zmir fiube üyeleri, Büyükflehir Belediyesi’ne kadar yürüyerek burada oturma eylemi yapt›. E¤itim-Sen ‹zmir fiubeleri ad›na ‹zmir 5 Nolu fiube Baflkan› Mehmet fienol aç›klama yapt›. “Ek ders ücretime dokunma” yaz›l› dövizleri tafl›yan 2000 e¤itim emekçisi, s›k s›k “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” slogan›n› att›.

Mersin E¤itim-Sen Mersin fiubesi üyesi yaklafl›k 300 kifli, Devlet Hastanesi önünde biraraya gelerek AKP il binas›na yürüdü. Yürüyüfl boyunca çeflitli sloganlar at›ld›. AKP il binas› önünde E¤itim-Sen fiube Baflkan› Ünsal Y›ld›z aç›klama yapt›.

‹skenderun ‹skenderun Ö¤retmenevi önünde bir araya gelen yaklafl›k yaklafl›k 300 sendika üyesi pankartla Boyac›lar Park›’na kadar yürüdü. fiube Baflkan› Faz›l Alç›n burada yapt›¤› aç›klamada sendika üyelerinin taleplerini s›ralad›.

Adana E¤itim-Sen Adana fiube üyeleri de flube binas› önünden AKP il binas›na kadar yürüdü. “Çelik elini cebimizden çek” pankart› tafl›yan e¤itimciler ad›na E¤itim-Sen fiube Baflkan› Güven Bo¤a aç›klama yapt›. Kitle, aç›klaman›n ard›ndan 5 dakika oturma eylemi yapt›.

21 Nisan Cumartesi günü saat 14.00’de E¤itim-Sen üyeleri Kartal Meydan’›nda bir araya gelerek “Ek Ders Genelgesi”ni ve yönetici atamalar›n› protesto ederek, genelgenin geri çekilmesini istediler. Aç›klaman›n sonunda oturma eylemi yapan e¤itim emekçilerine, Genel-‹fl 3 Nolu Bölge Baflkan› Veysel Demir, EKD, Emekli-Sen Kartal ve Yurtsever Cephe destek verdi.

Ender iflçisi alacaklar›n› istedi ‹stanbul’da kurulu bulunan Ender Çikolata Fabrikas›’nda çal›flan iflçiler, 20 Nisan Cuma günü fabrika önünde toplanarak ücretlerinin ödenmemesini protesto etti. Eylem s›ras›nda bir konuflma yapan Tek G›da-‹fl 10 No’lu fiube Baflkan› Muzaffer Dilek, yaklafl›k 4 ayd›r fabrikada üretim yap›lmad›¤›n› ve iflçilerin ücretlerinin ödenmedi¤ini belirtti. ‹flçiler de alacaklar›n›n ödenmemesine bundan sonra sessiz kalmayacaklar›n› belirterek eylemlerini devam ettireceklerini söylediler. (H. Merkezi)

“Bask›lara son verilsin!”

Gaziantep E¤itim-Sen Gaziantep fiube üyesi yaklafl›k bin 500 kifli, K›rkayak Park›’nda bir araya geldi. Eylemde “Bunlar engerekler ve çiyanlard›r, bunlar afl›m›za ekme¤imize göz koyanlard›r, tan› bunlar›!” yaz›l› pankart ile “Ek ders hakk›m›z gasp edilemez” ve “Direne direne kazanaca¤›z” yaz›l› dövizler tafl›nd›. E¤itimciler sloganlarla Demokrasi Meydan›’na kadar yürüdü.

Bursa Kartal

TMSF taraf›ndan el konulan Bay›nd›r Holding’e ba¤l› Ordu’daki Sagra Fabrikas›’nda çal›flan 700 iflçi 7 ayd›r ücretlerini ve vergi iadelerini almad›klar› için 19 Nisan Perflembe günü ifl b›rakma eylemi yaparak ücretlerinin ödenmesini istediler. Eylem nedeniyle iflçilerle görüflen fabrika yöneticileri “May›s ay›n›n 10’una kadar üç ayl›k ücretlerinizi yat›ral›m, kalanlar› da her ay ikifler ayl›k ücretlerinizi ödeyelim” dediler. Yönetimin bu aç›klamas›n› de¤erlendiren iflçiler ödeme fleklini kabul ederek ifl bafl› yapt›lar. (H. Merkezi)

E¤itim-Sen Bursa fiubesi üyeleri saat 12:00’de Ünlü Caddesi’nde toplanarak buradan AKP il binas›na kadar yürüdü. Polis yürüyüfl boyunca trafi¤in engellenece¤i gerekçesiyle flube yöneticileri ile tart›flt›. Emekçiler ad›na bas›n metnini okuyan E¤itim-Sen Bursa fiube Baflkan› Kemalettin Y›ld›z, taleplerinin kabul edilmemesi durumunda mücadele ve eylemlerinin devam edece¤ini söyledi.

Son süreçte BES’e yönelik sürgün ve çeflitli sald›r›lar›n artmas›n› protesto etmek için BES Adana fiubesi’ne üye iflçiler Emekli Sand›¤› Adana Bölge Müdürlü¤ü önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Dev Sa¤l›k-‹fl ve Genel‹fl fiube yöneticilerinin de destek verdi¤i eylemde aç›klama yapan BES fiube Baflkan› Sinan Tunç, BES üye ve yöneticilerine yerleri de¤ifltirilerek bask› yap›ld›¤›n› söyledi. ‹zmir’de ise BES üyeleri maafl ald›klar› bankalarla yapt›klar› sözleflmeden kaynakl› “banka promosyonu” adl› kazan›lm›fl haklar›n›n gasp edilmesine karfl› eylem yapt›. 20 Nisan günü yap›lan eylemde ‹zmir fiube Baflkan› Musa Sever bir konuflma yaparak konu ile ilgili mücadelelerinin sürece¤ini ifade etti. (Mersin/‹zmir)


7

73

4-17 Mayıs 2007

Ar›c›l›¤a küresel ›s›nma tehdidi “Küresel ›s›nma”dan en çok etkilenen sektörlerin bafl›nda hayvanc›l›k geliyor. Özellikle de ar›c›l›k. K›fl mevsimlerinin de¤iflti¤i ülkemizde erkenden kovanlar›ndan ç›kan ar›lar, gittikleri yerlerden dönemeyince ar›c›lara sadece bofl kovanlar kald›. Bu konu ile ilgili bizimle düflüncelerini paylaflmak isteyen ar›c› Hakk› Özkan’›n yaz›s›n› yay›nl›yoruz.

Türkiye, dünyada mevcut olan ball› bitki tür ve çeflitlerinin % 75’ine sahip zengin bitki örtüsü, de¤iflik iklim ve co¤rafi yap›s› bak›m›ndan ar›c›l›¤a son derece elveriflli konumdad›r. Bu özellikten dolay› ar›c›l›k binlerce y›ldan beri bu co¤rafyada önemli bir üretim modeli olarak var olmufltur. Topraktan ba¤›ms›z üretim biçimiyle, az ifl gücüne dayanan özelli¤iyle, yat›r›m›n gelire k›sa sürede dönüflümüyle, s›k›nt›l› olsa da iç ve d›fl pazardaki potansiyeliyle önemli ve cazip bir u¤rafl› dal›d›r. Ayr›ca beslenme ve insan sa¤l›¤›na sa¤lad›¤› faydalarla da önemli bir sektördür. Ancak h›zla artan koloni varl›¤›yla birlikte sorunlar da bir o kadar h›zla artmaktad›r. Türkiye bugün 4 milyon koloni varl›¤› ile Çin’den sonra 2. s›rada bulunmas›na ra¤men, bal üretimi bak›m›ndan (y›ll›k 60-70 bin ton) daha geri s›ralarda bulunmaktad›r. Kovan bafl›na düflen 16-17 kg’l›k verim ise, bu co¤rafyadaki flora zenginli¤i aç›s›ndan düflündürücü bir rakamd›r. Dünya ortalamas›na bak›ld›¤›nda kovan bafl›na 40-50 kg’dan bahsedilmektedir. Tüm bu olumsuzluklara ra¤men varsay›lan (her alanda oldu¤u gibi, alan›m›zda da sa¤l›kl› verilerin oldu¤unu düflünmüyoruz) 150 bine yak›n üreticinin 70 bin ton bal, 5 ton balmumu üretimiyle ekonomiye katk›s› 300 trilyonu aflm›fl bulunmaktad›r. Ülkemizde toplam bal üretiminin yar›ya yak›n›n› oluflturan Çambal›’m›z›n tüm dünyadaki bu çeflidin % 90’dan fazlas›n› yaln›z bafl›na üretmesi co¤rafyam›zdaki zenginliklerin çok aç›k ifadesi de¤il mi? Hâlbuki günümüz dünyas›nda ar›c›l›k sadece bal üretmek de¤il; bitkisel kaynaklar›, arazi ve eme¤i kullanarak bal, polen, ar› sütü, propolis ve ar› zehiri gibi ürünler ile ana ar› o¤ul, ana ar› gibi canl› materyal üretme faaliyetidir. Ayr›ca kozmetik sanayide kullan›lan ar›c›l›k ürünleri de düflünüldü¤ünde sektör giderek önem kazanmaktad›r. Geliflmifl ülkelerde ar›lar›n tar›msal alanlardaki polinasyon (döllenme) görevleriyle ilgili flu rakamlar, kimlerin bu ifle hangi cepBal›kesir’in Küçükdere köyünde 1992 y›l›nda dönemin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanl›¤› taraf›ndan verilen ruhsatla faaliyete bafllayan alt›n madeni köylülerin verdi¤i mücadele sonucu kapat›ld›. 1992 y›l›nda TÜPRAG flirketine ait Küçükdere Alt›n Madeni’nin faaliyete girmesi sonucu halk tepki göstermifl ve zeytincilik yasas› gere¤ince alt›n madeni kapat›lm›flt›. Yaklafl›k 15 y›l sonra alt›n ve gümüfl madenini TÜPRAG’tan sat›n alan Koza Alt›n ‹flletmeleri, 1992 y›l›nda verilen ruhsata dayanarak madende yeniden alt›n arama çal›flmalar›na bafllad›. Bu geliflme üzerine baflta Küçükdere köylüleri ol-

heden bakt›¤›n›n aç›k bir ifadesidir. (Avrupa’da tozlaflmayla (pollinasyon) tar›ma katk›s› y›lda 15 milyar Dolar, Pensilvanya eyaletinde sadece 25 bin kovan›n katk›s› ise 63 milyon Dolar.) Kendileri küçük, emekleri çok çok büyük bu yarat›klar›n 130 bin farkl› bitki üzerinde döllenmeyi sa¤lad›¤›n› düflündü¤ümüzde insano¤lunu nas›l bir açl›k felaketinden kurtard›klar›n› daha iyi anlam›fl oluruz. Son günlerde kopar›lan k›yamet senaryolar› ar›lar›n g›da üretimindeki öneminden kaynaklanmaktad›r. Çünkü döllendirdikleri 130 bin çeflidin içinde kabak, kavun, çilek, elma, kay›s›, narenciye vb. bildi¤imiz bilmedi¤imiz yaflam varl›¤›m›zla do¤rudan ilgili çeflitleri saymak mümkün. ‹flte son dönemde kopart›lan f›rt›nan›n sebebi budur. Global sermayenin beyleri de bilirler ki, üretemezsek nice olur halleri. Çünkü mideleri bofla al›flk›n de¤ildir. ABD baflta olmak üzere dünya genelinde onlarca ülkede, bal ar›lar› “gizemli” bir flekilde ortadan kayboldu. Ar›lar›n ekolojik denge ve insan yaflam› için hayati öneme sahip oldu¤unu aç›klayan uzmanlar “Ar›lar›n ölümü insanl›¤›n sonu mu?” Öyle ya yukar›da aç›klad›¤›m›z nedenlerle yüz binlerce bitkiyi dölleyerek bize g›da sa¤layan bu emekçiler olmazsa ya… Sadece ABD’de bahar mevsimiyle birlikte 600 bin kovan›n yok oldu¤u söyleniyor. H›rvatistan, ‹spanya, Polonya, Kanada, Avustralya, Yunanistan, ‹sviçre, ‹talya, Almanya, Portekiz gibi ülkeler bu felakette feryad›n› duydu¤umuz, okudu¤umuz ülkeler. Pensilvanya Üniversitesi’nden Dr. Max Watkins: “Kuflkular›m›z› küresel ›s›nmaya odaklamak laz›m. Küresel ›s›nmayla mevsimsel de¤ifliklikleri yaflayan küremizde kurak ve ›l›k geçen k›fl aylar› ar› kolonilerini erken uyand›rm›fl, düzenlerini erken parçalam›fl, bafl›bofl bir flekilde faaliyete sevk etmifl. Bu hareketlilikten sonra büyük ço¤unlu¤u kovanlar›na dönemeyerek yok olmufllard›r” aç›klamas›n› yapm›flt›r. Bunun bilimsel anlamda önemli bir

aç›klama oldu¤unu düflünebiliriz. Ülkemizdeki kay›plar cephesi de, efendisiyle (ABD) az da olsa benzerlik göstermektedir. Kay›plar›n öyle yüksek oranlarda oldu¤u söylenmese de, sa¤l›kl› bir tespitin yap›lmad›¤›n› da biliyoruz. 57 ildeki kay›plar›n tespitinden bahsedilse de, önemli koloni potansiyeline sahip Dersim ve Erzincan co¤rafyas›nda yap›lm›fl bir tespiti ne duyduk ne de gördük. Üstelik bu merkezlerdeki kay›plar›n % 50’yi geçti¤i, yine ar›c›lar›n kendileri taraf›ndan ifade edilmektedir. Birleflmifl Milletler raporlar›na göre son on y›lda sera gaz› sal›n›m›nda h›zla 13. s›raya yükselen Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne imza atmayarak, yanacaklar›n uza¤›nda kalmas› mümkün mü? K›fl mevsiminde baharlar›, içinde bulundu¤umuz bahar mevsiminde k›fl mevsimini yaflamam›z; Ocak’ta Erzurum-Palandöken’e kar duas›na, baharda ya¤mur duas›na ç›kmak bundan olsa gerek. Ülkemizdeki kay›plarla ilgili Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Kadriye Sorhun’un olay› ar›lar›n küresel ›s›nmayla ilgili hayat döngülerinin altüst oluflu fleklinde de¤erlendirmesi önemlidir. K›fl dönemi içerisinde yapt›¤›m›z e¤itim seminerlerinde (Dersim’de) konuyu uzmanlar›yla birlikte ar›c›lar nezdinde konufltuk, tart›flt›k ve flu ifadelerde netlefltik; Küresel ›s›nman›n bariz ifadesi olarak 2006 yaz›nda kurak ve olmayan afl›r› s›caklar nedeniyle bitki floras› geliflmedi¤i gibi erken yok oldu. Yeteri kadar beslenemeyen (balpolen aç›s›ndan) koloniler geliflemedi¤i gibi k›fl mevsimine de yetersiz kadro ve polen sto¤uyla girmifl bulundular. Ard›ndan ›l›k, mevsimine uygun s›cakl›kta olmayan k›fl, ar› kolonilerini erken uyand›rd›. Kovanda salk›m yerine, da¤›n›k düzene geçen ar› kolonilerinin ço¤u gidip dönemedi. (Yetersiz vücut direncinden dolay› mukavemetleri azald›¤› için) Günbegün mevcutlar› azald›. Kovan faaliyetleri yok oldu, son arenada Kraliçe Ar› da gemiyi terk etti, ar›c›ya bofl kovan (bir miktar art›k bal) kald›. Bedeli biz üreticiler için a¤›r olsa da yaflad›¤›m›z sorunu, sorunun muhataplar›n›, sorunlar karfl›s›nda tak›n›lan tav›rlar› hissetmemiz, görmemiz ileri dönemler için umutlar›-

Köylülerin maden zaferi! mak üzere Körfez Belediyeler Birli¤i, Zeytincilik örgütleri, çevre dernekleri ve ticaret odalar› bir araya gelerek Bal›kesir Valili¤i, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanl›¤› ve Büyükdere Belediye Baflkanl›¤› hakk›nda yap›lan ifllemlerin iptali ve yürütmenin durdurulmas›na karar verilmesi nedeniyle Bursa 3. ‹dare Mahkemesi’ne dava baflvurusunda bulundular. Baflvuruyu de¤erlendiren 3. ‹dare Mahkemesi, ifllemin “aç›kça hukuka ayk›r›” oldu¤u ve “uygulanmas› halinde telafisi güç zararlara sebebiyet verebilecek nitelikte

bulundu¤u” gerekçeleriyle yürütmeyi durdurdu. Mahkemenin yürütmeyi durdurma karar›n›n ard›ndan aç›klama yapan çevre örgütleri ve köylüler “Koza flirketinin madeni iflleyebilmek için sat›n ald›¤› 17 parça zeytinlik alan› yok etti¤ini ve mücadelelerini bundan sonra zeytin a¤açlar›n› yerine yeniden diktirmek için sürdüreceklerini belirttiler. Davay› açan hukukçulardan Av. Ahmet Özkoca da davay› açarken ilk olarak flirketi de¤il onlara usulsüz çal›flma izni veren resmi makamlar› hedef al-

m›z› yeflertmektedir. Bu, yar›n› bugünden örece¤imiz örgütsel yap›lar›m›zla (Ar› Yetifltiricileri Birlikleri) kaç›n›lmaz hale gelmifltir. Biz ülkedeki say›lar› yüzbinlere varan ar› üreticilerinin sorunlar›n›n flu paragraflar içerisinde sorgulanmas›n›, yan›t bulunmas›n› istiyoruz; * Varolan potansiyele (dünya 4.’lü¤ü) ra¤men sa¤l›kl› ar›c›l›k politikas› oluflturulmufl mudur? * Tar›m Bakanl›¤› bünyesinde oluflturulan birimlerin alana yönelik çal›flmalar› ne derecededir? (Çünkü hiç karfl›laflmad›k!) * Niflasta bazl› fleker üretimine izin veren yetkililer, ‹ran ve Çin’den giren ballar› görmezden gelenler, yan›bafl›n›zda aç›k bulunan 250 bin ton Avrupa pazar›n› hileli ürünlerle kapatanlar! Biz gerçek üreticiler tüm bunlara sebep de¤iliz. Siz mührü elinde olan Süleymanlar, biz Laz Ali, Kürt Mehmetleriz. (Size ra¤men helalinden üretmeye devam edece¤iz). * Kovan bafl›na 15 kg verimin al›nd›¤› ülkede kg bafl›na verece¤iniz 600 bin liral›k deste¤i, ödedi¤iniz trilyonlarca liral›k hayali vergi iadelerinin yan›nda etik buluyor musunuz? * Balda C4, zantibiyotik, naftalin ve HMF tahlilinin 300-400 YTL olan ülkenizde g›da güvenli¤i görevini varolan laboratuarlara ra¤men hala vatandafllara m› yüklemeyi düflünüyorsunuz? (Halka karfl› görevlerinizi çoktan unuttu¤unuzu biliyoruz.) * Amerika yavru çürüklü¤ü-Avrupa yavru çürüklü¤ü gibi paraziter hastal›klar›n kaynaklar›n›, bizdeki ma¤duriyetlerini bile bile göbekten ba¤›ml› politikalar› uygulamaktan vazgeçme niyetiniz yok mu? * Al›nterimiz kadar saf ve temiz ballar›m›z (Munzur Bal) dururken, parti parti siparifl etti¤iniz “efendileriniz patentli” ürünleri almaya ne zamana kadar devam edeceksiniz? * Ülkenin en k›rsal alanlar›nda halk› için emek üreten bizlere ad›n› koydunuz KOSGEB projelerinizle ne zaman tan›flt›racaks›n›z? * Sorunlar›m›z› aflmam›z için yard›mc› olmaya çal›flman›z vicdani sorumlulu¤unuzdur. Ne zaman bu sorumlulu¤u harekete geçirmeyi düflünüyorsunuz? (Erzincan) d›klar›n› belirterek “Mahkeme karar›na ra¤men alt›n flirketi madeni ifllemeye devam etti. Geliflme üzerine Havran Cumhuriyet Savc›l›¤›’na baflvurduk, ancak buradan bir sonuç alamay›nca jandarmay› telefonla arayarak konu hakk›nda haberdar ettik. fiu anda flirket, çal›flmas›n› durdurmak zorunda kald›” dedi. Küçükdere Madeni’nin iflletmesi durdurulunca Bergama’n›n Ovac›k köyünde alt›n madenine ayr›flt›r›lmak üzere toprak tafl›nmas›n›n da sona erdi¤ini belirten Av. Senih Özay da art›k Ovac›k’taki madenin rehabilite edilmesinin gündeme gelmesi gerekti¤ini belirtti. (H. Merkezi)


8

4-17 Mayıs 2007

73

Türkiye Kürdistan›’nda operasyonlar yay›l›yor!

Faflist Türk ordusu taraf›ndan uzun bir süredir devam ettirilen operasyonlar T. Kürdistan›’n›n birçok bölgesine yay›larak devam ediyor. fi›rnak, Hakkâri bölgeleri ve Tunceli’nin Çemiflkezek, Ovac›k ve Hozat ilçeleri aras›nda bulunan Alibo¤az› bölgesinde yürütülen operasyonlar geniflleyerek devam ediyor. Bahar aylar›nda neredeyse her y›l tekrarlanan bu tablo sonucu yaflam›n› yitiren askerlerin cenazeleri de toplumda yükseltilmeye çal›fl›lan ›rkç›-floven dalgan›n bir arac› haline getirilmeye çal›fl›lmakta, ölen askerlerin cenazelerine neredeyse tüm devlet erkan› kat›larak gövde gösterisi yap›lmakta, ulusal hareket aleyhine sloganlar at›lmaktad›r. Bu arada her zaman oldu¤u gibi flehit düflen gerillalar›n cenazeleri ailelerine verilmemekte, bu konuda ailelere mümkün olan her türlü zorluk ç›kart›lmakta,

gerilla cenazelerine iflkence yap›lmaktad›r. Hat›rlanaca¤› üzere k›sa bir süre önce 8 Mart tarihinde fi›rnak’›n Besta da¤›nda ç›kan çat›flmada yaflam›n› yitiren HPG gerillas› Mervan Üzüm, askerler taraf›ndan yerlerde sürüklenmifl, bir çöp traktörüne konularak gömülmüfltü. Son haftalarda yaflanan çat›flmalarda flehit düflen HPG gerillalar›n›n cenazelerinde de benzer görüntüler yafland›. Örne¤in Tunceli’de flehit düflen Ramazan Kaplan’›n cenazesi ‹stanbul’a getirilmifl, sabah saatlerinden itibaren Esenyurt Belediyesi ve jandarma taraf›ndan topra¤a verilmesi engellenmifl, sonuçta cenaze yüzlerce kiflinin kat›l›m›yla Kayabafl› Mezarl›¤›’nda topra¤a verilmifltir. Tüm bask›lara karfl› cenaze töreni boyunca s›k s›k “fiehid Namirin” slogan› at›lm›flt›r.

Yine ayn› bölgede flehit düflen 5 HPG’linin cenazesi, Hozat Tugay Komutanl›¤› taraf›ndan Hozat Belediyesi yetkililerine teslim edilmifl, cenazeleri teslim eden askeri yetkililer, HPG’lilerin ilçe mezarl›¤›nda defnedilmesini istediklerini bildirmifltir. Cenazeler burada belediye iflçileri ve bir grup vatandafl taraf›ndan defnedildi. fiehit düflen gerillalardan HPG’li Jehat Binici’nin (Faruk Suruç) cenazesini almak isteyen ailesi ise polis engeliyle karfl›laflt›. fianl›urfa’dan Tunceli’ye cenazelerini almak için giden aile ilçeye dahi al›nmad›. Yine ayn› çat›flmada flehit düflen Bilal Sa¤lam’›n cenazesi ise Mardin’in Nusaybin ilçesinde binlerce kiflinin kat›ld›¤› bir törenle topra¤a verildi. Nusaybin giriflinde polis taraf›ndan al›konulan cenaze, kitle taraf›ndan polisten al›narak, sloganlarla mezarl›¤a götürülürken, yap›lan yürüyüfl s›ras›nda polis ile kitle aras›nda gerginlik yafland›. Cenazeden sonra konuflan Sa¤lam’›n amcao¤lu Zeki Sa¤lam, cenazeyi almalar› sürecinde yaflad›klar› zorluklar› anlatt›. Cenazeyi teflhis etmekte dahi zorluk çektiklerini belirten Sa¤lam, “Teflhis etmek için gittik, ama tan›nmayacak durumdayd›. Yüzü ve vücudunun birçok yeri parçalanm›fl durumdayd›. Sol kula¤› kesilmiflti. Ayr›ca kolu da kopmufltu. Vücudunu tan›yabilece¤imiz her yeri paramparça edilmiflti. Tek kelimeyle vahfletti. Cenazemizi alana kadar bize defalarca hakaret edildi” dedi. (H.Merkezi)

Dersim’de operasyonlara karfl› yürüyüfl! DTP Tunceli ‹l Örgütü yapt›¤› kitlesel bir yürüyüflle Tunceli k›rsal›nda ve bölge genelinde yürütülen operasyonlar› k›nad›. Yürüyüfl sonras› yap›lan aç›klamada, operasyonlara bir an önce son verilmesi istendi. Çeflitli kurumlar›n da kat›ld›¤› eylemde DTP binas›ndan Sanat Soka¤›’na kadar yürüyen yüzlerce kifli, buradan kitlesel bir flekilde Belediye Yeralt› Çarfl›s›’na kadar sloganlar atarak yürüyüfl gerçeklefltirdi. Kitle, operasyonlara tepki gösteren dövizler tafl›yarak, s›k s›k, “Operasyonlar durdurulsun”, “fiehit namirin” vb. sloganlar att›. Kitle ad›na aç›klamay› okuyan DTP Tunceli ‹l Baflkan Yard›mc›s› Nuri K›l›ç, “yap›lmak istenen s›n›r ötesi operasyonla, ›rkç›l›¤›n gelifltirilmesiyle ve yürütülen askeri operasyonlarla bar›fl›n sesi bo¤ulmaya çal›fl›l›yor” dedi. K›l›ç, daha üç gün önce Tunceli’de yaflam›n› yitiren 10 kiflinin gömüldü¤ünü hat›rlatarak, flunlar› söyledi: “Sadece son günlerde 10 HPG üyesi ve 4 DHKP-C üyesi yaflam›n› yitirdi. Yine daha birçok yerde asker ve gerilla yaflam›n› yitiriyor. Art›k yeter diyoruz; çözüm operasyonlarda de¤il, diyalogtad›r.” Aç›klama s›ras›nda, kitle s›k s›k, “fiehîd namirin” slogan›n› att›. Yap›lan aç›klaman›n ard›ndan kitle yürütülen operasyonlar› protesto etmek amac›yla befl dakika oturma eylemi yapt› (H.Merkezi)

Korucu terörü sürüyor Devletin gerilla mücadelesini bitirmek için yakt›klar›, boflaltt›klar› köylerde yaflayan insanlar, yerlerinden, yurtlar›ndan sürülerek baflka topraklarda yaflamak zorunda b›rak›lm›fllard›r. Dilini, kültürünü bilmedikleri insanlar›n içinde yaflamak zorunda kalan, yoksullukla, evsizlikle bo¤uflan insanlar, sürüldükleri topraklara yeniden dönebilmenin çabas› içine girmektedirler. Devlet “Köye Dönüfl Projesi” ad› alt›nda bir projeyle, sözde insanlar› köylerine geri götürmeye bafllad›. Ancak bu giriflimlerin de insanlar›n gözlerini boyamaktan baflka bir anla-

m›n›n olmad›¤› k›sa sürede ortaya ç›kt›. Geri dönenler ya topraklar›n› iflgal eden korucular taraf›ndan dövüldü, öldürüldü, bask›ya u¤rad› ya da bizzat asker ve polisler taraf›ndan ayn› bask› ve fliddete maruz kald›lar/kalmaktad›rlar. Bunun son örne¤i Batman’da yafland›. Hayrettin Y›ld›r›m, y›llar sonra ‘Köye Dönüfl Projesi’ kapsam›nda yerleflti¤i topraklar›nda, korucu daya¤›yla karfl›laflt›. Geçti¤imiz günlerde bir grup korucunun sald›r›s›na u¤rad›¤›n› anlatan Y›ld›r›m, “Mezram›za yak›n Binekli köy korucular›, üç y›l önce döndü¤ümüz-

den beri ‘gidin’ diye tehdit ediyordu. Direnince de sald›rd›lar” dedi. 12 y›l önce yaflad›¤› mezras› boflalt›lan Y›ld›r›m, ‘Köye Dönüfl Projesi’ kapsam›nda, Batman’›n Sason ilçesine ba¤l› Kaflyayla mezras›na yerlefltirilmiflti. Ancak 10 çocuk babas› 48 yafl›ndaki Y›ld›r›m’›n dertleri dönüflle bitmedi: “Geçti¤imiz günlerde baz› korucular›n, ‘Karakol komutan› seni istiyor, bizimle geleceksin dediler. Beni d›flar› ça¤›rd›ktan bir süre sonra ellerindeki sopa, Kalaflnikof dipçi¤i ve kesici aletlerle sald›rd›lar. Çevredeki köylülerin yard›m›yla hastaneye kald›r›ld›m. Can›m› zor

kurtard›m.” Batman Devlet Hastanesi’nde bafl›na 10 dikifl at›lan Y›ld›r›m yaflad›klar›n› böyle anlatmaktad›r. Y›llard›r kimsenin müdahale etmedi¤i korucular, zorla göç ettirilmifl köylülerin topraklar›n› ekip biçmektedirler. fiimdi köylülerin geri dönmesiyle bu durumlar›nda de¤ifliklik olan korucular, devletin deste¤ini alarak köylülere sald›rmaya devam ediyorlar. Sald›r›ya u¤rayan köylülerin flikayetleri ise mahkemeler taraf›ndan ya dikkate al›nm›yor, ya da korucular lehine sonuçlan›yor. (‹zmir)


9

73

4-17 Mayıs 2007

DTP bask›lara protesto etti cileri de a¤›zlar›n› siyah bantla kapatarak eylem yapt›. DTP Ardahan il ve ilçe örgütleri de yap›lan bask›lar› k›nayarak bir bas›n aç›klamas› yapt›. Gençlik Park›’nda DTP ‹l Baflkan› Ömer Y›lmaz taraf›ndan yap›lan aç›klamada; Newroz sonras› Ardahan’da 4 DTP yöneticisinin, 16-17 Nisan gecesi ise Merkez ‹lçe Baflkan› Ferhat Kaya’n›n gözalt›na al›nd›¤›n› söyledi.

Gündem’i hedef gösteren Büyükan›t’a suç duyurusu! Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n 12 Nisan’da düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda Gündem gazetesini hedef göstermesi üzerine suç duyurusunda bulunuldu. Gündem gazetesi çal›flanlar› 17 Nisan Sal› günü Sultanahmet Adliyesi’ne giderek savc›l›¤a suç duyurusunda bulundu. Gazetenin Genel Yay›n Yönetmeni Yüksel Genç, Haber Müdürü Nurettin F›rat’›n da kat›ld›¤› suç duyurusunun ard›ndan Sultanahmet Meydan›’nda bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. “Ayr›mc›l›k, suç ifllemeye tahrik, halk› kin ve düflmanl›¤a tahrik veya afla¤›lama, görevi kötüye kullanma, yarg› görevi yapan› afla¤›lama, adil yarg›lamay› etkilemeye teflebbüs”ten Büyükan›t hakk›nda TCK’nin 122, 214, 216, 257, 277 ve 288’nci maddelerinden suç duyurusunda bulunuldu. DTP, MKM, ‹HD, Evrensel Gazetesi, Sine-Sen, ‹stanbul Kürt Enstitüsü, At›l›m gazetesi ve ESP temsilcilerinin de destek verdi¤i aç›klamada konuflan Nurettin F›rat; Türkiye’de hedef gösterilen kurum ve kiflilerin bafl›na neler geldi¤inin Hrant Dink cinayeti ile herkes taraf›ndan aç›kça görüldü¤ünü dile getirirken gündem çal›flanlar›na yönelik herhangi bir sald›r›dan Büyükan›t’›n sorumlu olaca¤›n› söyledi. Öte yandan DTP Silvan ilçe örgütü Azadiya Welat, Gündem, Yaflamda Gündem ve Güncel’in kapat›lmas›n› k›namak amac›yla Güncel ve Azadiya Welat’› da¤›tma kampanyas› bafllatt›. 17 Nisan günü ilçe merkezinde biraraya gelen DTP’liler 400 adet gazete da¤›t›m› yapt›. DTP Silopi ilçe örgütü de Gündem ve Azadiya Welat gazetelerinin temsilciliklerine dayan›flma ziyaretinde bulundu. (H. Merkezi)

DTP’ye yönelik Newroz öncesinde bafllayan bask› ve gözalt›lara karfl› protesto eylemleri düzenlendi.

‹l Baflkan› Nuray K›l›nç; sald›r›lara ra¤men demokratik eylem ve etkinliklere devam edeceklerini söyledi.

Devletin ulusal harekete karfl› bafllatt›¤› sald›r›n›n bir parças›n› oluflturan DTP bask›nlar›, gözalt› ve tutuklamalar eylemlerle k›nand›. Son aylarda yo¤unlaflan operasyonlarla gerillay› etkisiz hale getirerek imha etmeyi planlayan devlet, halk›n oylar› ile seçilen yöneticilere de ceza ya¤d›r›yor. Tüm bunlara karfl› DTP de tepkisini soka¤a tafl›yor.

DTP Van il binas› önünde biraraya gelen DTP’liler a¤›zlar›na siyah bant takarak Sanat Soka¤›’na kadar yürüdü. Kitle ad›na bir aç›klama yapan DTP Merkez ‹lçe Baflkan› Bazi Bor; DTP A¤r› ‹l Baflkan›n›n tutuklanmas›n› hat›rlatarak sald›r› ve sindirme dalgas›n›n askeri darbeyi ça¤r›flt›rd›¤›n› söyledi.

19 Nisan Perflembe günü DTP Malatya il örgütü partileri üzerindeki bask›lara, Azadiya Welat ve Gündem gazetelerinin yay›n›n›n durdurulmas›na tepki göstererek Soykan Park›’nda bir eylem yapt›.

DTP Suruç ilçe örgütü de bask›lar› protesto etmek amac›yla Cumhuriyet Meydan›’nda 5 dakikal›k oturma eylemi yapt›. Eylemde konuflan DTP ‹lçe Baflkan Yard›mc›s› Fevzi Atefl Büyükan›t’›n Kürtlere topyekûn savafl ilan etti¤ini söyledi.

Aç›klamay› okuyan DTP Malatya

DTP ‹skenderun ilçe örgütü yöneti-

Kürt kurumlar›na yönelik sald›r›lar devam ediyor Son dönemlerde Kürt kurum ve kurulufllar›na yönelik sald›r›lar giderek artmaktad›r. Geçen ay ‹zmir’de DTP’ye yönelik bask›nlarda aralar›nda ‹l baflkan›n›n da oldu¤u çok say›da kifli tutuklanm›flt›. Yine Newroz mitingi sonras› yap›lan bask›nlarda da birçok kifli tutuklanm›flt›. 22 Nisan günü ise “ö¤rencilerin toplant› yapmas›” gerekçe gösterilerek Ada Kültür ve Sanat Merkezi TMfi polisleri taraf›ndan bas›larak 21 kifli gözalt›na al›nd›. Yaflanan bu sald›r›lar› protesto etmek için 23 Nisan günü saat:12:00’de Kemeralt› giriflinde Acil Eylem Hatt› ve ‹HD bas›n aç›klamas› yapt›. “Bask›lar, gözalt›lar, tutuklamalar bizi y›ld›ramaz. Devlet terörüne son” pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde, “Ada Kültür Merkezi yaln›z de¤ildir”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” vb. sloganlar at›ld›. Yap›lan aç›klamada bugüne kadar yap›lan bask› ve sald›r›lar›n halk›m›z›n hak alma mücadelesini engelleyemeyece¤i vurguland›. (‹zmir)

DTP Cizre ilçe örgütü, Lice ilçe örgütü de yapt›klar› eylemlerle bask›lar› protesto ederken Gündem ve Azadiya Welat gazetelerinin da¤›t›m›n› yapt›. Eylemler sürerken Mufl’ta DTP ve TUHAD-DER yöneticilerinin aralar›nda bulundu¤u 13 kifli hakk›nda Newroz’da yapt›klar› konuflmalar gerekçe gösterilerek soruflturma bafllat›ld›. Manisa’n›n Sar›göl ilçesinde 20 Nisan Cuma günü ilçe emniyet müdürlü¤ü taraf›ndan “Yasak yay›n bulundurmak” iddias›yla Abdülhamit Kolca’n›n evine bask›n düzenlendi. O¤lu ve torunu ile birlikte gözalt›na al›nan Abdülhamit Kolca PKK/KOGRA-GEL’e üye oldu¤u iddias›yla tutuklanarak Sar›göl Hapishanesi’ne sevk edildi. Ayn› gün ‹zmir’de evlerine düzenlenen bask›nla gözalt›na al›nan 8 kifli tutukland›. Tutuklamalarla ilgili olarak DTP ‹zmir il örgütü bir oturma eylemi yapt›. (H.Merkezi)

Mersin’de sald›r›lar k›nand› Mersin’de biraraya gelen DTP, ‹HD, ÖDP, SDP, EMEP, HÖC, SEH, Partizan, ÇHD, KESK Mersin fiubeler Platformu, D‹SK, Türk-‹fl, H.B.V Kültür ve Tan›tma Derne¤i, Halkevleri ve 78’liler Derne¤i, Gündem, Güncel ve Azadiya Welat gazeteleri ile Nokta Dergisi’ne yönelik bask›lar ile Malatya’daki sald›r›y› k›namak için ‹HD Mersin fiubesi önünde bir aç›klama yapt›. Buradan Tafl Bina önüne kadar “Direne direne kazanaca¤›z” fleklinde slogan atarak yürüyen kalabal›k kitle, “Türküz, Kürdüz, Ermeniyiz, H›ristiyan›z, Müslüman›z. Halklar›n kardefl sesiyiz. Faflizme karfl› direnece¤iz” pankart› ile “Özgür bas›n susturulamaz”, “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Kürdüz, Türküz en baflta insan›z” dövizleri tafl›d›. Kitle ad›na aç›klama yapan KESK Dönem Sözcüsü Y›lmaz Bozkurt, Gündem Gazetesi Mersin Temsilcili¤i’ne yap›lan bask›nda bir kiflinin gözalt›na al›nd›¤›n›, bilgisayar kasalar›na el konuldu¤unu belirterek, “Bizler Türkiye’nin ayd›nl›k yüzleri ve demokrasi savunucular› olarak; art›k ülkeyi yönetenleri uyarmayaca¤›z” dedi. (Mersin)


10

4-17 Mayıs 2007

73

Sincan Zindanlarındaki saldırılar F T ipi gerçeğini gösteriyor!

F tipi hapishaneler aç›ld›¤› günden bu yana tecrit ve tredman uygulamalar› her gün yeni bir boyut alarak devam ediyor. Son süreçte F tiplerinde tutsaklara yönelik sald›r›lar›n artmas›, disiplin ad› alt›nda 2 y›la kadar varan mektup, görüfl yasaklar›yla cezaland›r›lmalar›, hasta tutsaklar›n tedavisinin engellenmesi vb. hapishaneler cephesinde art›fla geçen sald›r›lard›r. Bu sald›r›lar Türkiye’nin gündemiyle de oldukça örtüflen bir seyir izlemektedir. Depolitize edilen toplumda yayg›nlaflt›r›lmaya çal›fl›lan ›rkç›-floven sald›r›lar, k›l›f› demokrasiyi kal›c›laflt›rmak olan hak ihlalleri, hapishaneler aya¤›nda da “›slah edilmeye” çal›fl›lan tutsaklar›n fiili sald›r›larla sindirilmek istenmesiyle yans›yor. Bu konuda Kürkçüler F Tipi listenin bafl›nda yerini al›rken son 2 ayl›k süreçte Sincan Zindanlar› liderli¤e oynuyor. TKP/ML tutsaklar› Naki Demir, Sedat Ot, Cengiz Kahraman, Tayyar Ero¤lu, Halil fiahin ve Yaflar ‹nce adl› tutsaklar 6 Nisan günü Ankara Adliyesi’nde görülen duruflmalar›ndan sonra hapishaneye götürülmek için bindirilecekleri ringlere gardiyanlar›n sald›r›lar›yla yerlerde sürüklenerek konuldu. Sincan 1 No’lu F Tipi’nde Yaflar ‹nce, Kemal Ertürk, Erol Zavar ve Zeynel Karabulut’un tedavileri engelleniyor. Yine Sincan Kad›n Hapishanesinde bulunan Resmiye Vatansever hapishane giriflinde ç›r›lç›plak aranarak darp edildi. Ayn› hapishanede kalan Necla Çomak,

Nilüfer fiahin ve Birgül Uzun adl› tutsaklar 3 ay hücre cezas› ald›lar. Son olay ise 10 Nisan günü Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesinde gerçekleflti. Hapishane revirine götürülürken devrimci tutsaklar› görüp selam veren Kenan Özyürek ve Cengiz Kahraman gardiyanlar›n sald›r›s›na u¤rad›lar. Sald›r› sonras› Kenan Özyürek’in revire gitmesi engellenerek hücreye at›l›rken, Cengiz Kahraman ise kas›klar›na ve testislerine ald›¤› tekmeler sonucunda fenalaflt› ve revire ç›kma iste¤ini bildirdi. Ancak doktor iste¤i kabul edilmeyerek hücresine at›ld›. Tutsaklar sonuçta 40 dakika boyunca kap›lar› döverek Kahraman’›n revire götürülmesini sa¤lad›lar. Ancak revirdeki doktor Kahraman’›n hiçbir fleyi olmad›¤›n› söyleyip, a¤r› kesici i¤ne yapt›ktan sonra hücresine geri göndermifltir. Hücresinde a¤r›lar› artan Kahraman’›n yeniden fenalaflmas› üzerine yeniden kap› dövme eylemi yapan tutsaklar “Doktor istiyoruz” sloganlar›n› atarak Kahraman’›n Sincan Devlet Hastanesi’ne oradan da Ankara Numune Hastanesi’ne götürülmesini sa¤lam›fllard›r. Testislerinde kanama tespit edilen Cengiz Kahraman’a 14 gün ifl göremez raporu verilmifltir. Raporla kan›tlanan sald›r› esnas›nda her tarafta güvenlik kameralar› oldu¤u halde sald›r›n›n hapishane idaresi taraf›ndan “tespit edilememifl olmas› da olay›n ilginç bir di¤er yan›.” Sald›r› sonras›nda yüzlerce suç duyurusuna hiçbir yan›t alamayan tutsaklar›n bütün giriflimleri de hapishane idaresi taraf›ndan

has›ralt› edilmifltir. 20 Nisan günü Cengiz Kahraman’la görüflmeye giden Avukat Fatmagül Yolcu, müvekkili Kahraman ile ancak befl dakika görüfltürüldü. Yolcu, yapt›¤› görüflmede Kahraman’›n ayakta durmakta ve yürümekte güçlük çekti¤ini belirtti. Akraba ziyaretinde ö¤renilen sald›r› sonras›nda avukatlar›yla ancak 5 dakika görüflebilen Cengiz Kahraman, ailesiyle yapt›¤› son görüflmede a¤r›lar›n›n biraz daha azald›¤›n› ve yaralar›n da geçmeye bafllad›¤›n› söylemifltir. Konunun duyulmas›n›n ard›ndan 27 Nisan günü Yüksel Caddesi’nde bir bas›n aç›klamas› yapan Partizan, Al›nteri, BDSP, ESP ve DHP sald›r›y› protesto ettiler. “Devrimci tutsaklar teslim al›namaz. Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” yaz›l› pankart aç›lan eylemde aç›klamay› yapan gazetemiz ‹flçi köylü Ankara temsilcisi Bahar Gök son yaflananlarla birlikte F Tipleri gerçe¤inin bir kez daha gözler önüne serildi¤ini söyledi. Devletin 5 y›ld›zl› otelleri olan F Tiplerinin iflkencehane oldu¤u gerçe¤inin gizlenemeyece¤inin bu tür sald›r›larla kan›tland›¤›n› söyleyen Gök, “Hemen her gün yeni bir sald›r›n›n yafland›¤› F Tiplerinde devrimci tutsaklar da direnmeye devam ediyor. Bizler devrimci iradenin teslim al›namad›¤› F tiplerinde faflist sald›r›lar›n sona ermesini ve hasta tutsaklar›n bir an önce serbest b›rak›lmas›n› istiyoruz” dedi. ‹HD Cezaevi Komisyonu’nun da destek verdi¤i eylemde “Devrimci tutsaklar teslim al›namaz”, “‹çerde d›flar›da hücreleri parçala”, “Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› da at›ld›. (Ankara)

“Merhaba”ya tahammülsüzlük Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde devrimci tutsaklar Kenan Özyürek ve Cengiz Kahraman’a yap›lan sald›r›y› k›namak için ‹stanbul’da bir eylem yapan

Kürkçüler Hapishanesi’nde iflkenceye devam! Adana Kürkçüler F Tipi Hapishanesi’nde iflkence gördü¤ü belirtilen Emrah Yayla’n›n yak›nlar›, hapishane yetkilileri hakk›nda suç duyurusunda bulundu. Tutsaklara yönelik keyfi uygulamalarla sürekli gündemde olan Kürkçüler’de yaflananlara dikkat çekmek amac›yla THYD-DER 20 Nisan günü, Adana Adliyesi önünde bas›n aç›kla-

mas› düzenledi. Çok say›da kiflinin kat›ld›¤› aç›klamada “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” ve “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar› at›ld›. Aç›klamay› okuyan THYD-DER üyesi fiemsettin Kalkan, “Kürkçüler Hapishanesi giriflinde tutuklular ‘Hofl geldin’ daya¤› ile karfl›lanmakta, tedaviler yap›lmamakta, avukatlar ve aileleri ile görüflmeleri keyfi uygulamalarla engellenmektedir”

dedi. 6 Nisan 2007 tarihinde tutuklanan Emrah Yayla’n›n ilk gün falaka, kaba daya¤a maruz kald›¤›n› belirten Kalkan, “Yayla ç›r›lç›plak soyulmufl, su hortumu ile iflkence yap›lm›flt›r” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan Yayla’n›n yak›nlar›, hapishane yetkilileri hakk›nda Adana Cumhuriyet Savc›l›¤›’na suç duyurusunda bulundu. (Mersin)

TUYAB’l› aileler, yaflananlar›n bir kez daha F Tipi Hapishanelerde tutsaklar›n can güvenli¤inin olmad›¤›n› ortaya koydu¤unu vurgulad›lar. 23 Nisan günü Galatasaray Lisesi önünde toplanan aileler “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” yaz›l› bir pankart açt›lar. Bas›n aç›klamas› alk›fl ve z›lg›tlarla bafllad›. TUYAB ad›na bir konuflma yapan ve bas›n aç›klamas›n› okuyan Emriye Demirk›r, “Geçen hafta kat›ld›¤›m›z bir TV program›na telefonla ba¤lanan bir hapishane müdürü ‘abart›yorsunuz’ demiflti. Buradan bir kez daha söylüyoruz, iflte F Tipi hapishaneler gerçe¤i budur; bir ‘merhaba’ demeye bile gösterilen tahammülsüzlük, tutsaklar›n birbiriyle iletifliminin engellenmesinin ve tecritin boyutunu da ortaya koymaktad›r” dedi. Metinde sald›r›y› anlatan Demirk›r, Cengiz Kahraman’›n ancak sald›r›dan 30 saat sonra devrimci tutsaklar›n saatlerce kap›lar› dövmesinin ard›ndan hastaneye sevk edildi¤ini belirtti. Kahraman’a 14 günlük doktor raporu verildi¤ini söyleyen Demirk›r, hapishane idaresinin olay›n bas›na yans›mas›n› engellemeye çal›flt›¤›n›, tutsaklara “bu olay aram›zda kals›n” diyerek örtbas etmeye çal›flt›klar›n› vurgulad›. Bas›n aç›klamas› alk›fl ve sloganlarla son buldu. (‹stanbul)

Sincan Kapal› Kad›n Hapishanesi’nde bask›lar devam ediyor Sincan Kapal› Kad›n Hapishanesi’nde kad›n tutsaklara yönelik uygulanan hak gasplar› ve çeflitli sald›r›lar her geçen gün artarak devam ediyor. Son olarak gazetemize gönderdi¤i mektupta yaflanan sald›r›lara de¤inen Zeliha Bulut görüflüne gelen annesinin XRAY cihaz›n›n en yüksek duyarl›l›kla çal›flmas› nedeniyle hemen sinyal verdi¤i için ç›plak aramaya tabi tutuldu¤unu belirtti. Annesinin arama s›ras›nda ayr›ca zaman kaybetti¤ini ve 1 saat olan görüfl hakk›n›n 40 dakikas›n› kullanabildiklerini ifade etti. Bulut, mektubunda ayr›ca MLKP’li kad›n tutsaklar›n daha önce kald›klar› Ulucanlar Hapishanesi’nde cam k›rd›klar› gerekçesiyle 30 gün hücre cezalar› ald›klar›n› da belirtti. Mufl Hapishanesi’nde adli tutuklu olarak bulunan Naz›m Yi¤it’e gönderdi¤i mektup ve yay›nlar›n engellendi¤ine de¤inen Bulut, son olarak 30 Mart’ta Hapishane idaresi taraf›ndan dayat›lan genel arama s›ras›nda slogan att›klar› gerekçesiyle kendisine ve Fadime Özkan’a 2’fler ay mektup yasa¤› ve Deniz Tepeli’ye ise 1 ay görüfl yasa¤› verildi¤ini söyledi. (H. Merkezi)


11

73

4-17 Mayıs 2007

Filistin direniş hattının yaratıcısı yiğit tutsaklara; Elimize posta kanal›yla ulaflan aç›klamay› yay›nl›yoruz. Siyonizme karfl› eksilmeden ço¤alan bir direniflin yarat›c› ve yap›c›s› yi¤it Filistin halk›n›n ödedi¤i her bedel gibi tutsakl›k da dünya halklar›n yüre¤inde büyük bir sayg› ve sevgiyi çoktan kazand›. Siyonizme karfl› direniflte Filistinli tutsak olmak kadar onur verici bir mertebeye ulaflmak kolay de¤ildir. Siyonizmin kendini en güçlü hissetti¤i hapishanelerini intifada ruhuyla par›ldayan direnifl mevzileri haline getirmek biz Türkiyeli devrimcilerin yüre¤inde ve ruhunda güçlü devrimci f›rt›nalar yaratmaktad›r. Siyonist ‹srail devleti yi¤it Filistin halk›n›n direnifli karfl›s›nda acz ve düflkünlük içinde her türlü pervas›z zulüm ve katliamlara baflvuradursun Filistin halk›n›n tutkulu bir k›skançl›kla özgürlü¤e ve ba¤›ms›zl›¤a olan inanc›na engel olmay› baflaramam›flt›r-baflaramayacakt›r. Ortado¤u’daki emperyalist ve Siyonist sald›rganl›klara karfl› direniflin yüre¤i ve beyni olan Filistin, Ortado¤u s›n›rlar›n› aflan tüm dünya halklar›na

ilham kayna¤› olan bir onur savafl›n› çoktand›r kazand›. Siyonizm duvarlar örerek Filistin’i tecrit etti¤ini ve kendini güvenceye ald›¤›n› düflünmekle ancak acizli¤ini ortaya sermektedir. Bu acizli¤ini ise Siyonizmin zindanlar›nda yatan binlerce Filistinli direniflçi zaten çoktand›r ortaya koymufltu. Ba¤›ms›zl›k ve özgürlü¤ün

tutsak al›namayacak kadar yüce de¤erler oldu¤unu Filistinli tutsaklar Siyonizmin kendini en güvenli hissetti¤i mekânlarda onlara çoktand›r gösterdi. fiimdi Filistin duvarlarla çevrilirken milyonlarca Filistinli direniflçi bir kez daha göstermeye devam ediyor. Zalimin kâbusunu duvarlar engelleyemez. T›pk› mazlum ve hakl› olan›n direniflinin engellenemeyece¤i gibi. Türkiye zindanlar›nda F tipi tecrit sistemi içinde bu ölüm hücrelerinde direniflimiz tüm s›cakl›¤›yla devam ederken Filistinli tutsaklarla yüre¤imizin ve direniflimizin ortakl›¤›nda kavgam›z› daha güçlü harl›yoruz. Filistinli tutsaklar›n direnifli bizlere ilham olmaya devam ediyor. Tüm Filistinli tutsaklar› tecrite dayal› F tipi zindanlar›ndan bitmeyen devrimci coflkumuzla ve yenilmesi mümkün olmayan devrimci irademizle selaml›yoruz. fian olsun 17 Nisan Filistinli Tutsaklarla Dayan›flma Günü’ne. Tutsak Partizanlar ad›na Ulvi Yalç›n (12 Nisan 2007)

F tipi hapishanelerde işkence devam ediyor F tipi hapishanelerde devrimci tutsaklara yönelik sald›r›lar artarak devam etmektedir. Birçok bahaneyle, sudan sebeplerle haberleflme hakk› engellenen, görüfl yasa¤› verilen devrimci tutsaklar, y›llard›r süren tecritin en koyusunu yaflamaya mahkum edilmek istenmektedir. Faflizm o kadar tahammülsüzdür ki, arkadafllar›yla selamlaflmak isteyen tutsaklara iflkence etmekte, ölüm s›n›r›na gelen hasta tutsaklar›n tedavilerini yapmamaktad›r. Geçti¤imiz günlerde Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde revire ç›karken baflka bir arkadafl›n› gören ve

selam vermek isteyen Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek’e gardiyanlar sald›rm›fl, bu sald›r› sonucu yaralanan Cengiz Kahraman’›n tedavisi ise keyfi bir flekilde engellenmifltir. Hapishanelerde yaflanan sald›r›lar› ve hak ihlallerini protesto etmek için 25 Nisan günü saat 17:00’de Kemeralt› giriflinde bir araya gelen ‹C‹ “Hapishanelerde fliddete ve iflkenceye son” pankart›n› açarak eylem yapt›. Eylemde s›k s›k “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala” vb. sloganlar at›ld›. Yap›lan

sald›r›lar› k›namak için 5 dakikal›k oturma eylemi yap›ld›ktan sonra, Mihriban Karakaya bas›n metnini okudu. Karakaya son dönemde içeride ve d›flar›da yaflanan sald›r›lara dikkat çektikten sonra Sincan F Tipi Hapishanesi içinde ve hapishaneye giderken yaflanan sald›r›lar› anlatt›. Karakaya aç›klamas›n› “Yaflanan insanl›k d›fl› sald›r›lar› bir kez daha protesto ediyor ve insanl›k ailesinin zora ve iflkenceye ra¤men onuru ayakta tutaca¤›na olan inanc›m›zla devrimci tutsaklar› buradan selaml›yoruz” diyerek bitirdi. (‹zmir)

İHD Adana Şubesi: “Hak ihlalleri devam ediyor!” ‹HD Adana fiubesi Ocak ile Nisan aylar› aras›nda gerçekleflen hak ihlallerine iliflkin haz›rlad›klar› raporu kamuoyuna aç›klad›. Raporda, gözalt›na al›nma iflleminden, hapishanelere kadar birçok alanda hak ihlallerinin artt›¤›na dikkat çekildi. fiube Baflkan› Ethem Aç›kal›n, bu süre içinde 24 konutun polis taraf›ndan bas›ld›¤›n›, 77 kiflinin gözalt›na al›nd›¤›n› bunlardan 23’ünün tutukland›¤›n› belirterek, tutuklama gerekçelerinin ise “örgüt üyeli¤i”, “suç ve suçluyu övme”, “toplant› ve gösteri yürüyüflü yasas›na muhalefet etmek” oldu¤unu söyledi. Bask›nlar›n sabah saatlerinde gerçekleflti¤ini

ifade eden Aç›kal›n, bask›nlar s›ras›nda polisin sivil giyimli oldu¤u ve mahkeme iznine iliflkin ev sakinlerine bir belge sunulmad›¤› ayr›ca yine bask›n s›ras›nda delillerin toplan›ld›¤›n›n görüldü¤ünü kaydetti.

Gözalt› ifllemi s›ras›nda hak ihlalli Gözalt›na al›nma s›ras›nda iç ve d›fl mevzuatlar›n ihlal edildi¤ine dikkat çeken Aç›kal›n, “Yakalama, Gözalt›na Alma ve ‹fade Alma Yönetmenli¤inin 18. maddesinde, 11 bent halinde say›lan

hükümler aras›nda çocuklarla ilgili ve onlara özel kurallar bulunmaktad›r” dedi. Var olan kurallardan 10. maddede küçüklere kelepçe tak›lamayaca¤› ve küçüklerle ilgili ifllemlerin mümkün oldu¤u ölçüde sivil k›yafetli görevliler taraf›ndan yerine getirilece¤i fleklinde belirtildi¤ini ifade etti. Var olan yasaya ra¤men bu kural›n ihlal edildi¤ini belirten Aç›kal›n, yap›lan baflvurulardan bir tanesinde 18 yafl›ndan küçük bir çocu¤un gözalt› ifllemleri s›ras›nda ellerine kelepçe tak›larak hak ihlali yap›ld›¤›n› belirtti. Hapishanelerde de hak ihlallerin devam etti¤ine vurgu yapan Aç›kal›n, flunla-

TİHV İşkence raporunu açıkladı Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf› (T‹HV), 2006 y›l›nda gerçekleflen iflkence uygulamalar› ile ilgili haz›rlad›¤› raporu aç›klad›. T‹HV’e ba¤l› tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine 2006 y›l›nda 337 kiflinin baflvurdu¤unun belirtildi¤i raporda bunlardan 222’sinin gözalt›nda iflkence oldu¤u ifade edildi. ‹flkence davalar›n›n sonuçlanmamas›, iflkencecilere ceza verilmemesinin iflkence uygulamalar›n›n devam etmesinde önemli bir etken oldu¤unu belirten rapora göre baflvuranlar›n önemli bir k›sm› Türkiye Kürdistan› do¤umlu. Bu baflvurular›n toplam› tüm baflvurular›n yüzde 60’›n› olufltururken baflvurular›n yüzde 88’i siyasi nedenlerle iflkenceye maruz kalm›fl. Baflvuru yapanlar›n 184’ü sokaktan veya baflka bir aç›k alandan, 59 kifli dergi dernek gibi kurumlardan, 55 kifli ise evinden gözalt›na al›nm›fl. Rapor da 2006 y›l›nda dergi bürosu, dernek ve benzeri kurumlardan gözalt›na al›nan kifli say›s›nda geçen y›la oranla bir art›fl oldu¤u belirtiliyor. Adana Terörle Mücadele fiubesi’nde 73 kifli, Diyarbak›r TMfi’de 28 kifli, ‹stanbul TMfi’de 11 kifli, Gebze Emniyet Müdürlü¤ü’nde 7 kifli, ‹zmir Bozkaya TMfi’de 7 kifli, Mersin TMfi’de 7 kifli, Adana Emniyet Müdürlü¤ü’nde 5 kifli, ‹stanbul Gayrettepe Emniyet Müdürlü¤ü’nde 5 kifli, ‹stanbul Beyo¤lu Polis Karakolu’nda 4 kifli, Tunceli TMfi’de 4 kifli iflkence gördüklerini söyleyerek T‹HV’e baflvuru yapm›fl.Yap›lan baflvurular›n gerçek iflkence say›s›n›n çok küçük bir k›sm› oldu¤u düflünüldü¤ünde iflkencenin boyutu daha aç›k bir flekilde görülecektir. (H.Merkezi)

r› belirtti: “Hapishanelerin sivil ve ba¤›ms›z denetime aç›lmamas›, hapishane görevlilerinin keyfi uygulamalar›na olanak sa¤lamakta ve insan onurunu k›r›c›, afla¤›lay›c› muameleler ve mahkumlara karfl› fliddet kullanma fiillerinin ifllenmesine zemin haz›rlamaktad›r. Bu yüzden iflkencenin önlenmesi ve al›konulma koflullar›n›n iyilefltirilmesi için tüm al›konulma mekanlar›na düzenli ziyarette bulunmak üzere taraf devletlerin, ‘Uluslararas› ‹flkenceyi Önleme Alt Komitesi’ kurulmas›n› öngören BM ‹flkencenin Önlenmesi Sözleflmesinin Seçmeli Protokolü bir an önce TBMM’de onaylanmal›d›r. (H. Merkezi)


12

4-17 Mayıs 2007

73

Maden ya da s›n›r›n “öteki” yakas› ahalleyi dolaflt›ktan sonra mahalle sakinleri ortak haz›rlanan sofralar›n› bizimle paylafl›yorlar. Bir yanda böyle bir paylafl›m, s›cakl›k ve içtenlik öte yandan yükselen duvarlar... ‹yi ki s›n›r›n “öteki” yakas›nday›z diye düflünmeden edemedik.

M Denizin k›y›s›nda temiz havas› ve ormanl›k alanlar› ile bilinen Sar›yer’e ba¤l› Maden Mahallesi’nde halk susuzluk ve çifte standarda isyan ediyor. Maden Mahallesi Dereiçi Sokak Kültür ve Sosyal Yard›mlaflma Derne¤i Baflkan› Ali Do¤an’dan elimize ulaflan faks üzerine Sar›yer’e do¤ru yola ç›k›yoruz. Yol boyunca masmavi denizi izlerken denizin kenar›n› infla edilen lüks villalar da dikkatimizden kaçm›yor. Özellikle Acarlar’›n genifl bir alanda kurdu¤u siteler Sar›yer’i adeta istila etmifl durumda. Maden Mahallesi’ne yaklaflt›kça yol üzerinde yap›m› devam eden ve kap›s›nda lüks araçlar›n bekledi¤i çok say›da site ile karfl›lafl›yoruz. Yerin uzak olmas› ve aktarma yapmam›zdan kaynakl› bas›n aç›klamas›na geç kal›yoruz Fakstan anlad›¤›m›z kadar›yla mahalle sakinleri su ve kanalizasyon hizmetlerinin yap›lmas›n› istiyor. Ülkemizde emekçi halk›m›z›n yaflad›klar› düflünüldü¤ünde belki de ola¤an say›labilecek bir durum. Ancak Maden Mahallesi’ne gitti¤imizde gördü¤ümüz tabloyu anlatmak için daha fazla sözcü¤e ve daha fazla yoruma ihtiyaç oldu¤u karfl›m›za ç›k›yor. Burada yaflanan tek bafl›na bir yoksunluk ve yoksulluk durumu de¤il tamamen bir tercih sorunu. Maden Mahallesi’nin hemen yan›nda yükselen köflkler, saraylar› k›skand›ran binalara su, kanalizasyon ve ulafl›m her flekilde sa¤lan›rken arada sadece bir s›n›r çizgisinin oldu¤u Maden Mahallesi’nde bunlar›n hiçbiri yok. K›sacas› s›n›r›n bir yan› ve ötekiler var. Biz ötekilerin dünyas›ndan emekçilerin duygular›n› gazetemize tafl›mak için mahallede emekçilerle sohbet ettik ve mahalleyi gezdik. Mahalle 25 y›l önce ülkemizin de¤iflik kentlerinden çeflitli milliyet ve mezhebe ba¤l› insanlar taraf›ndan oluflturulmufl. 450 ailenin ve yaklafl›k 2000 kiflinin yaflad›¤› mahallenin en büyük sorunu su. Mahalleli su flebekesi çekilmedi¤i için susuzluk çekiyor. Di¤er bir sorun ise kanalizasyon. Mahallede bir kanalizasyon sistemi yok. Kanalizasyon ilkel yöntemlerle mahallenin hemen alt›ndaki dereye b›rak›l›yor, ancak ayn› yerde de su kayna¤› var. K›sacas› su kayna¤› ile kanalizasyonun birbirine kar›flmamas› için bir mucize olmas› gerekiyor. Mahalleye daha önce bir belediye otobüsü geliyormufl, ancak belediye bunu emekçilere çok görmüfl olacak ki otobüsün dönüfl yapt›¤› alana moloz dökmüfl. Ard›ndan da “dönüfl yapacak yer yok, bu yüzden otobüs gönderemiyo-

ruz” aç›klamas› yap›yor. Yap›lan tüm baflvurulara ra¤men belediye toprak y›¤›n›n›n boflaltaca¤›n› söylemesine ra¤men flu ana kadar herhangi bir ad›m at›lm›fl de¤il. Sar›yer Belediye Baflkan› mahallenin yasad›fl› oldu¤unu, sakinlerinin iflgalci oldu¤unu söyleyerek hizmet getirmemekte diretiyor. Bunu söyleyen Belediye Baflkan› Yusuf Tülün’ün evi yasad›fl›. 25 y›ll›k mahalleye iflgalci yorumu yapan belediye iki ad›m ilerde Acarlar’›n kaçak yap›ld›klar› için y›k›lan binalar›n› ise görmezden geliyor. Buralara her türlü hizmeti götüren Belediye, bir ad›m daha ileri giderek mahalledeki darac›k yollar› açmak için yap›lan yol çal›flmas›n› villalar›n rahats›z olmas› üzerine yar›da b›rak›yor. Yaflananlar bununla da s›n›rl› de¤il. Mahallenin üstünde flato gibi duran devasa villalar›n foseptik at›klar› mahallenin üstüne b›rak›l›yor. Bu at›k sular›yla her defas›nda evi sular alt›nda kalan Nezaket K›rano¤lu’nun anlatt›klar›na yürek dayanm›yor. Belediye’nin hangi s›n›fa hizmet etti¤ini anlamak için baflka bir fley görmeye gerek kalm›yor. Emekçileri afla¤›layan bu durum karfl›s›nda isyan etmemek imkâns›z. Egemenlerin i¤renç yüzünü bir kez daha hem de daha net görmüfl oluyoruz. Çocuklar› ile birlikte her defas›nda evini bu at›k sular›ndan günlerce temizleyemeyen anan›n gözleri her fleyi anlatmaya yetiyor: Öfke, kin, ac› ve hüzün... Mahallede su yüksek yerlere koyulan depolarla sa¤lan›yor. Belediye büyük bir “lütufla” haftada bir defa depolar› dolduruyor. Yaln›z Belediye’nin bu suyu nereden

getirdi¤i ve ne derece temiz oldu¤unu kimse bilmiyor. Mahalleli bunun Belediye Baflkan›’n›n insaf›na, vicdan›na kald›¤›n› söylüyor. Mahallede yaflananlar dikkate al›nd›¤›nda bu konuda çok da ümitli olmamak gerekti¤i anlafl›l›yor. Mahalleli kameralar› ve foto¤raf makinelerini gördü¤ünde bafll›yor anlatmaya. Sorun o kadar çok ki evlerin s›n›r›nda infla edilen süper lüks kentlerin varl›¤› öfkeyi de katl›yor. Her evden içeri buyur ediliyoruz. Halk›m›z›n misafirperverli¤i, emekçilerin cana yak›nl›¤›, güzelli¤i sar›yor bizi. Zaman›m›z k›sa oldu¤undan üzülerek reddediyoruz bu s›cak teklifleri. Tabii mahallede kalabal›k bir gazeteci grubu ile çocuksuz dolaflmak olur mu? Gelenek burada da bozulmuyor, tüm yoksul semtlerde oldu¤u gibi en fazla haberi yine çocuklardan al›yoruz. Ümit isimli bir “genç” ileride mahalleyi kurtaraca¤› sözlerini vererek arkadafllar› aras›nda hava at›yor. Gün boyunca en çok koflturan ve gördü¤ü her fleyin foto¤raf›n› çekmemizi isteyen Ümit gazetecilerin gönlüne k›sa zamanda taht kuruyor. Mahalleyi dolaflt›ktan sonra mahalle sakinleri ortak haz›rlanan sofralar›n› bizimle paylafl›yorlar. Bir yanda böyle bir paylafl›m, s›cakl›k ve içtenlik öte yandan yükselen duvarlar... ‹yi ki s›n›r›n “öteki” yakas›nday›z diye düflünmeden edemedik. Tüm bu özellikler ancak yaflam› üreten, yaratan o hünerli ellere sahip emekçi halk›m›zda olabilir ancak. Dernek Baflkan› Ali Do¤an mahallelinin yavafl yavafl bilinçlenmeye, dernek etraf›nda örgütlenmeye bafllad›klar›n› ve sorunlar›n›n çözümü için birçok giriflimde bulunduklar›n› dile getiriyor. Sar›yer Belediyesi’ne defalarca gidildi¤ini ancak hiçbir sonuç alamad›klar› söyleyen Do¤an; Belediye’nin mahalleyi boflaltarak zenginlere peflkefl çekmek istedi¤ini söylüyor. Belediye’nin mahallenin yasal olarak varl›¤›n› tan›mad›¤›n› ifade eden mahalleliler 25 y›ld›r burada olduklar›n› söyleyerek yap›lan villalara dikkat çekiyorlar. Büyük bir ço¤unlu¤u yasad›fl› bir fleklide infla edilen bu yap›lar iflgalci olmuyor, ancak suyu kanalizasyonu ve ulafl›m› olmayan 450 ailenin yaflad›¤› mahalle iflgalci oluyor. Belediye’nin iddias› böyle. Tüm bunlardan sonra emekçilerin ve egemenlerin aras›ndaki s›n›r çizgileri de giderek kal›nlafl›yor. Kendileri d›fl›nda her fleyi (eme¤i ve onuru) öteki ilan eden egemenler her gün bir s›n›r çiziyor. Biz emekçilerin s›cak sohbetlerinde, onurlu yaflamlar›nda yaratt›klar› “öteki” dünyada yani s›n›r›n di¤er yakas›nda kalmay› tercih ediyoruz. Ya siz?

Nükleer enerjiye karfl› yürüdüler Küresel Eylem Grubu aktivistleri Çernobil facias›n›n 21. y›ldönümünde nükleer enerji santrallerini Galatasaray Lisesi önünden Taksim Tünel’e kadar yapt›klar› yürüyüfl ile protesto etti. “Nükleer istemiyoruz” pankart› ve “Nükleer santrale hay›r”, “Kyoto’yu imzala” yaz›l› döviz açan grup üyeleri, “Nükleer enerjiye hay›r” yaz›l› önlükler giydi. Yürüyüfl boyunca “Nükleer santral istemiyoruz”, “Çernobil’i unutma unutturma”, “Kaz›m’›n katili nükleer lobisi”, “Nükleer sizin Sinop bizim” diye slogan atan kitle ad›na Elektrik Mühendisleri Odas› ‹stanbul fiube Baflkan› Erol Celepsoy aç›klama yapt›. Türkiye’de nükleer enerji kullan›lmak istenmesinin bilimsel bir ihtiyaç de¤il, siyasi bir tercih oldu¤una dikkat çeken Celepsoy, nükleer enerji konusunda yap›lmas› gerekenlere iliflkin flunlar› söyledi: “Enerjide piyasa politikalar›ndan, özellefltirmelerden derhal vazgeçilmelidir. Enerji alan› do¤ayla uyumlu ve halk›n ihtiyaçlar› gözetilerek yeniden yap›land›r›lmal›d›r. Enerjiyi savafl›n ve fliddetin hammaddesi olarak kullanan politikalardan vazgeçilmelidir. Enerji toplumsal yaflam›n mutlulu¤u ve do¤ayla bar›fl› için kullan›lmal›d›r.” Aç›klaman›n ard›ndan grup üyeleri alk›fllarla eylemlerine son verdi. (‹stanbul)

YÖK protestosuna ceza ya¤d› 2005 y›l›nda YÖK’ü protesto etmek için Ankara’da toplanan gençlik örgütlerine sald›ran çevik kuvvet 40 kifliyi gözalt›na alm›flt›. Mahkemeye ç›kar›lan ö¤rencilerden Engin Aslan ve Cihan Ç›nk› tutuklan›rken 38 kifli de serbest b›rak›lm›flt›. Yaklafl›k 1,5 y›l süren mahkeme 19 Nisan’da yap›lan karar duruflmas›yla sonland› ve gözalt›na al›nan 40 kifliye de ceza ya¤d›. “Emektar” hakim Orhan Karadeniz emeklili¤ine birkaç ay kala gidiflini Engin Aslan ve Cihan Ç›nk›’ya 10 y›l; Nurgül Acar, Serkan Onur Y›lmaz, ‹lker Do¤an, Didem Akman, Hasan Selim Gönen ve Hasibe Çoban’a 2,5 y›l; geri kalan ö¤rencilere ise 20 ay hapis cezas› vererek kutlad›. Yasin Hayal gibi a¤abeylerin bombal› sald›r›lar›na 6 ay biçilirken, meflru savunma hakk›n› kullananlar›n ise y›llarca hapis cezas› almas› “ba¤›ms›z yarg›”n›n “ba¤›ms›zl›¤›n›” ortaya koyuyor. (Ankara)


13

73

4-17 Mayıs 2007

Proletarya Partisi’nin 8. Konferans›yla ilgili aç›klamalar... Elimize posta kanal›yla ulaflan afla¤›daki bildirileri haber de¤eri tafl›d›¤› için yay›nl›yoruz. 1972’de MLM’yi kendisine rehber alan büyük komünist önder ‹brahim Kaypakkaya taraf›ndan kurulan partimiz 35. mücadele y›l›n› 8. Parti Konferans›m›zla taçland›rm›fl bulunuyor. Sevinçliyiz; Zira, 35. mücadele y›l›n› geride b›rakan partimiz, tüm zorluklara, ihanetlere ve geçici yol kazalar›na ra¤men kararl›l›kla faflizme meydan okumay› sürdürüyor. Sevinçliyiz; Çünkü, partimiz üye, kadro ve sempatizanlar›n›n güvenini tazeleyerek gerçeklefltirdi¤i 8. Parti Konferans›nda kendisine rehber ald›¤› “Kitlelere güven, savafla kitlen, partiyle kazanaca¤›z” fliar›n› bir kez daha, cesurca ve daha gür hayk›rarak faflizme meydan okumufltur. Sevinçliyiz; Çünkü, partimiz kitlelerin umudu olmas› yolunda Halk Savafl›’n› kendisine rehber alan bir parti olarak, savafl› gelifltirme, yeni taktik, aç›l›m ve yönelimle daha üst seviyeye ç›karmak için 8. Parti Konferans›m›z yeni bir menifesto olmufltur. Hayk›r›yoruz; Her fleye ra¤men, 8. Parti Konferans›m›z yürüyüflümüzü devam ettirmede flehitlerimize verilmifl sözümüzde yolumuza devam etmenin ilan›d›r. fiehitlerimiz yürüdükleri yolda onurluca, canlar› u¤uruna en büyük fedakarl›¤› yaparak, k›z›l bayra¤›m›z› faflizmin burçlar›na diktiler. Onlar k›z›l bayra¤› sadece düflman kalesine de¤il, ayn› zamanda bizlerin ayaklar› dibine de diktiler, flimdi bu bayra¤› onurlu ve kararl›ca yeniden ve bir kez daha, 8. Konferan-

s›m›z›n kararlar› ›fl›¤›nda yukar› kald›rman›n zaman›d›r. Hayk›r›yoruz; Bizler, yurtd›fl› topraklar›nda Partimizin 8. Konferans›’n›n kararlar› ›fl›¤›nda hatalar›m›zdan ar›nm›fl, kendisini yenilemifl olarak, partimizle daha da bütünleflmek, partimizin bizden bekledi¤i sorumluluk ve görevleri yerine getirmek için, daha fazla çal›flmak gerekti¤inin bilinciyle partiyle ileriye gidece¤iz! YAfiASIN 35. KURULUfi YILINDA PART‹M‹Z TKP/ML’YE YAfiASIN 8. PART‹ KONFERANSIMIZ YAfiASIN PROLETARYA ENTERNASYONAL‹ZM‹ YAfiASIN HER M‹LL‹YETTEN TÜRK‹YE HALKLARININ DEMOKRAT‹K HALK DEVR‹M‹ MÜCADELES‹ YAfiASIN ULUSLARIN KEND‹ KADERLER‹N‹ TAY‹N HAKKI (TKP/ML-Yurtd›fl› Komitesi)

TKP/ML militanlar› 8. Konferans› selamlad›! Elimize e-posta yoluyla ulaflan haberlere göre TKP/ML militanlar› Proletarya Partisi’nin 8. Konferans›’n› selamlamak için emekçi semtlerde çeflitli eylemler yapt›. “Bizler TKP/ML militanlar› olarak partimizin 35. kurulufl y›l›n› ve 8. Konferans›n› selamlamak için Gülsuyu’nda bir dizi eylem gerçeklefltirdik” fleklinde bafllayan aç›klamaya göre 16 Nisan günü Gülsuyu’nun birçok bölgesine “35. Y›l›nda fian Olsun 8. Konferans›m›za”, “Yaflas›n Halk Savafl›”, “35. Y›l›nda Nisan Günefli’ne Bin Selam” yaz›l› ve TKP/ML T‹KKO imzal› yaz›lamalar yap›lm›flt›r. Yine ayn› bölgede Heykel Meydan›’na “35. Y›l›nda fian Olsun 8. Konferans›m›za” imzal› bomba süsü verilmifl pankart as›lm›flt›r. 19 Nisan tarihinde ise Gülsuyu’nun dört

bir taraf›nda TKP/ML MK-SB imzal› konferans bildirileri da¤›t›lm›flt›r. 22 Nisan’da da “35. Y›l›nda fian Olsun 8. Konferans›m›za” TKP/ML imzal› pullamalar bölgenin çeflitli yerlerine yap›lm›flt›r. Yine 1 May›s Mahallesi’nde de TKP/ML militanlar› taraf›ndan bir dizi eylem gerçeklefltirilmifltir. “Selam olsun 35. y›l›nda partimiz TKP/ML’nin bayra¤›n› da¤larda, fabrikalarda, okullarda, semtlerde, zindanlarda dalgaland›ranlara” sloganl› imzal› ve bomba süslü pankart Merkez Cadde üzerine as›lm›fl, 8. Konferans›n tan›t›m›n› içeren bildiri ve afifller yayg›n bir flekilde 1 May›s Mahallesi’nin de¤iflik noktalar›na yap›lm›flt›r. Ayn› içeri¤e sahip yaz›lamalar da gerçeklefltirilmifltir. (H. Merkezi)

Rutin ve olmas› gereken pratik ad›mlar›, devrimci faaliyetleri, oturumlar› büyütmemek abart›l› payeler biçmemek önemlidir. Ancak öyle anlar ve süreçler vard›r ki; rutin olan pratikler önemli tarihi dönemeçlerinde k›v›lc›m›, umudu ve mücadeleyi daha da büyütmenin nirengi noktalar› olurlar. Proletarya Partisi’nin 8. Konferans› içinden geçti¤imiz süreç aç›s›ndan önemli bir yerde durmaktad›r. Proletarya Partisi için rutin ve olmas› gereken bu oturumlar›n 8.si aç›kt›r ki denk geldi¤i an itibar›yla önemli bir coflku kayna¤›, ele ald›¤› konu ve beyan etti¤i ideolojik ve politik iradesi ile de tarihsel sürecin ve güncel devrimci ihtiyac›n bilimsel sentezinin yeniden ve bir kez daha güçlü bir hayk›r›fl›d›r. 8. Konferans, Halk Savafl› içerikli tart›flmalarla bu konuda bir irade oluflturarak yönelimi çizmifltir. Bu yönelimi kavramak gelece¤i kazanmak aç›s›ndan önemlidir. 35 y›ll›k tarihsel miras›m›z kavray›fl›m›z› derinlefltiren, rotam›z› berraklaflt›ran deneyim ve tecrübelerle doludur. Kendi özsuyunu yitirmeden yengi ve yenilgilerle her türden revizyonist, oportünist ve reformist sald›r›lara karfl› MLM silah›yla cüretli bir set olmay› baflaran bir tarihsel birikimle, hedef ve amaçlar›yla ezilen halk›m›za umut olmaya

devam eden güçlü bir t›ls›ma sahibiz. Nisan ay›n›n 24’ü Proletarya Partisi’nin kuruluflunun 35. y›l›d›r. 35 y›ll›k tarihiyle Proletarya Partisi gelece¤i kazanma mücadelesinde flaflmaz bir kararl›l›k ve netlikte oldu¤unu bugün 8. Konferans›yla yeniden beyan etmifltir dosta da düflmana da. Tarihsel çak›flmalar tarihsel olaylar›n anlam›na paralel güçlü bir sinerji yarat›r. 8. Konferans da mücadeleye daha fazla sar›lmak için bu sinerjinin kayna¤› olmal›d›r. Emperyalist sald›rganl›klar›n ve Türk egemenlerinin “gem’i az›ya ald›¤›” bir döneme denk gelen bu süreç yeni ve devrimci bir kabar›fla 35. y›l›n coflkusu ve birikimi ve de 8. konferans›n çizdi¤i rota do¤rultusunda bir haz›rl›¤› ve flekillenifli zorunlu k›lmaktad›r. Devrimci kabar›fl›n h›zla olgunlaflt›¤› bir süreçte rotam›z belirlenmifltir: Halk Savafl›’n›n; 8. Konferans’›n ortaya koydu¤u, bütünlüklü ideolojik ve politik perspektifte yaflam›n her alan›nda nüfuz eden bir flekilde ele al›nmas›. Hiç kuflku olmas›n ki zindanlar cephesinde bu do¤rultuda bir an dahi duraklamadan s›n›f kavgas›n› yükseltme azmi ve kararl›l›¤› içerisinde olaca¤›z. 8. Konferans›n çizdi¤i rotay› yarat›c› bir flekilde uygulamakta bir an dahi tereddüt etmeyece¤iz. Bu coflku ve heyecanla Proletarya Partisi’nin 35. kurulufl y›ldönümünü ve baflar› ile gerçeklefltirdi¤i 8. Konferans›n› par›ldayan siperlerden selaml›yoruz. fian olsun Proletarya Partisi’ne ve 8. Konferans›na… Tutsak Partizanlar ad›na Ulvi YALÇIN


4-17 Mayıs 2007

14

73

S›n›f Mücadelesini Ana Halka Olarak S›k›ca Kavra! Chih Heng Baflkan Mao son zamanlarda: “‹stikrar ve birlik, s›n›f mücadelesinin terk edilmesi anlam›na gelmez; s›n›f mücadelesi ana halkad›r ve di¤er her fley ona ba¤l›d›r” demifltir. “S›n›f mücadelesinin ortadan kalkmas›” teorisini elefltirmek ve s›n›f mücadelesinin ihmaline dair hatal› e¤ilime karfl› koymak için bu bilginin derin bir kavran›fl›na sahip olmaya çal›flmal›y›z ve Baflkan Mao’nun bu sorun üzerine ö¤retisini y›llarca çal›flmal›y›z... Baflkan Mao, 1965’de Liu Shao-chi’nin revizyonist çizgisini elefltirirken flunu vurgulam›flt›r: “S›n›f çeliflkisi, proletaryayla burjuvazi aras›ndaki s›n›f mücadelesi ve sosyalist yolla kapitalist yol aras›ndaki mücadele geçifl dönemi boyunca mevcuttur. Partimizin son on y›ldaki bu temel teorisini ve prati¤ini unutursak hata yapar›z.” Çin’in sosyalist devrim dönemine giriflinden itibaren geçmifl 20 y›ldan uzun bir dönemin tarihi, burjuvaziye karfl› Baflkan Mao’nun liderli¤inde sürekli s›n›f mücadelesi tarihidir. O, toplumumuzun, s›n›f mücadelesinin itici gücü alt›nda ilerlemesini kaydetmifl bir tarihtir. ‹ki s›n›f ve iki yol aras›ndaki mücadele Partimizin temel teorisi ve prati¤i olmufltur. Baflkan Mao’nun devrimi, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devam ettirme teorisine uygun olarak s›n›f mücadelesindeki pratik deneyimimizi sürekli olarak özetlersek ve ana halka olarak s›n›f mücadelesine s›k›ca sar›l›rsak, sosyalist davam›zda sürekli yeni zaferler kazanaca¤›z.

mizde, burjuvazinin fleker kapl› mermileri taraf›ndan vurulabilir üyelerin ortaya ç›k›fl›na karfl› korunma ihtiyac›n› vurgulad›. Böylece, sosyalist devrimi uygularken sahip olaca¤›m›z yönelimi bizim için belirledi. Di¤er yandan, dönek, gizli hain ve grev k›r›c› Liu Shao-chi de¤iflik bir flark›y› tekrar edip durdu. Lin Shao-chi, Partinin 7. Merkez Komitesi’nin ‹kinci Tam Kat›l›ml› Toplant› Oturumunda benimsenen karara ald›rmay›p, Merkez Komitenin arkas›ndan, gitti¤i her yerde burjuvazinin iflçi s›n›f›n› “sömürmede bir erdeme” sahip oldu¤unu ve “yenidemokratik düzenin pekifltirilmesi gerekti¤i” vaaz›n› verdi. Baflkan Mao, Lin Shao-chi’nin s›n›f mücadelesini yads›yan ve sosyalist devrime zararl› yan›ltmacalar›na karfl› koydu ve onlar› zaman›nda elefltirdi. Partinin tümü ve tüm ülke halk›, Baflkan Mao’nun liderli¤i alt›nda karfl› devrimcileri bast›rmak için büyük-ölçekli hareketi ve san fan ile wu fan1 hareketlerini bafllatt›. Bu hareketler karfl›-devrimcilere a¤›r darbeler indirdi, burjuvazinin ç›lg›nca sald›r›s›n› püskürttü, ABD sald›rganl›¤›na karfl› koyma ve Kore’ye yard›m mücadelesinde zaferi garantiledi ve ulusal ekonomimizin h›zl› bir fle-

halkay› –iki s›n›f ve iki yol aras›ndaki mücadele- s›k›ca kavramak suretiyle kazan›lm›flt›r. Çin’de üretim araçlar›n›n mülkiyetinin sosyalist dönüflümü 1956’da ço¤unlukla tamamland›. S›n›flar ve s›n›f mücadelesi böyle bir dönüflüm sonras›nda hala mevcut muydu? Proletarya ile burjuvazi aras›ndaki mücadele hala ülkedeki bafll›ca çeliflki miydi? Bir kez daha, Marksistlerle revizyonistler aras›nda tart›flma ortaya ç›kt›. Liu Shao-chi ve çetesi “proletarya ve burjuvazi aras›ndaki çeliflkinin temel olarak çözüldü¤ünü” ve ülkedeki bafll›ca çeliflkinin “ileri sosyalist sistem ile toplumun geri kalm›fl üretici güçleri aras›nda” oldu¤unu iddia etti. Bu revizyonist yan›ltmacalar Baflkan Mao taraf›ndan keskin ve ciddi bir biçimde elefltirildi. Baflkan Mao kendisini Liu Shao-chi’nin yan›ltmacalar›na karfl› yönelterek, 1957’de s›n›f mücadelesinin uzun süreli ve karmafl›k do¤as›n› tekrar tekrar vurgulad› ve fluna dikkat çekti: “Çin’de mülkiyet sistemi bak›m›ndan temel sosyalist dönüflüm ço¤unlukla tamamlanm›fl olsa da, … devrilmifl toprak sahibi ve komprador s›n›flar›n kal›nt›lar› hala vard›r, hala bir burjuvazi vard›r ve küçük burjuvazinin yeniden flekillenmesi daha yeni bafllam›flt›r. S›n›f mücadelesi katiyen bitmemifltir. Proletarya ile

kilde rehabilitasyonunu güvence alt›na ald›. Daha sonra, Kao Kang ve Jao Shu-shih Parti karfl›t› ittifak›n›, geçifl dönemi için genel çizginin rehberli¤i alt›nda 1954’de parçalad›k, Hu Feng karfl›-devrimci kli¤ine2 karfl› mücadeleyi 1955’de bafllatt›k, karfl›-devrimcileri bast›rma hareketini baflar›l› bir biçimde hayata geçirdik ve tar›m, el sanatlar› ile kapitalist sanayi ve ticaretin sosyalist dönüflümünü tamamlad›k. Sosyalist dönüflümle eflgüdümlü olarak, ideolojik alanda burjuva fikirlere karfl›, hain film Inside Story of the Ching Court’un3 (Elefltirisi, Liu Shao-chi ve çetesi taraf›ndan desteklenmifltir) ve gerici film The Life of Wu Hsun’un4 elefltirisinin teflhir edilmesi ile bafllayan bir dizi mücadele bafllatt›k, burjuva idealizmini elefltirdik ve “Marksizm’i ö¤rendi¤ini” iddia eden fakat asl›nda burjuva düflünceye teslim olmufl revizyonistlere darbeler indirdik. Tüm bu zaferler Baflkan Mao’nun liderli¤i alt›nda ana

burjuvazi aras›ndaki s›n›f mücadelesi, de¤iflik politik güçler aras›ndaki s›n›f mücadelesi ve ideolojik alanda proletaryayla burjuvazi aras›ndaki s›n›f mücadelesi uzun süre, çok dolambaçl› olarak devam edecektir ve hatta bazen çok keskin olacakt›r.” (Halk Aras›ndaki Çeliflkilerin Do¤ru Ele Al›nmas› Üzerine) Burjuva sa¤c›lara karfl› mücadele5, Baflkan Mao’nun tezinin tamamen do¤ru oldu¤unu çok geçmeden kan›tlad›. Bu mücadelenin zaferinden sonra, Baflkan Mao taraf›ndan belirtilen “sosyalizmi infla ederken zorluklara katlanmak, yüksek sonuçlar› hedeflemek ve daha büyük, daha h›zl›, daha iyi ve daha ekonomik sonuçlar› baflarmak” genel çizgisi taraf›ndan rehberlik edilen, halktan yüzlerce milyon insan yabanc› fleylere kölelik felsefesi ile salyangoz h›z›nda geriden takip etmek doktrinini elefltirdi. Çin’de sosyalizmi büyük bir ad›m ileri iten, ekonomik inflada ileri do¤ru büyük s›ç-

Sahte Marksizm’i hakiki Marksizm’den ay›rt etmek için önemli bir kriter Sosyalist davam›zda, s›n›f mücadelesinin ana halkas›na ba¤l› kalmak ya da ba¤l› kalmamak, nihai tahlilde, s›n›flar›n, s›n›f çeliflkilerinin ve s›n›f mücadelesinin sosyalizm alt›nda hala mevcut oldu¤unu ve sosyalizmin tarihsel dönemi boyunca proletarya için burjuvazi üzerinde diktatörlük uygulaman›n gerekli oldu¤unu kabul edip etmemek meselesidir. Bu mesele, yurtta ve dünyada daima, Marksizm ve revizyonizm aras›ndaki fliddetli mücadelenin odaklar›ndan biri ve sahte Marksizm’i hakiki Marksizm’den ay›rt etmek için önemli bir kriter olmufltur. Revizyonist çizginin Partimizdeki elebafllar› Liu Shao-chi ve Lin Piao’ya karfl› bafllatt›¤›m›z mücadelenin gözden geçirilmesi bu meseleyi daha da aç›k bir biçimde görmemizi sa¤lamaktad›r. Baflkan Mao Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmas›ndan önce bile, Partinin 7. Merkez Komitesinin Mart 1949’daki ‹kinci Tam Kat›l›ml› Toplant› Oturumunda Yeni Demokratik Devrim’in zaferinden sonra bafll›ca iç çeliflkinin “iflçi s›n›f› ve burjuvazi aras›ndaki çeliflki” oldu¤unu aç›k bir biçimde belirtti. Ayn› zamanda, bize flunu da hat›rlatt›: “Silahl› düflmanlar›n yok edilmesinden sonra silahs›z düflmanlar hala mevcut olacakt›r; bize karfl› umutsuzca mücadele etmeleri kesindir ve bu düflmanlar› asla hafife almamal›y›z.” O, burjuvaziye karfl› mücadelemizdeki ilkeleri ve politikalar› bizim için belirledi ve Parti-

rama ve halk›n komün hareketi 1958’de bu flartlar alt›nda ortaya ç›kt›. Bununla birlikte, mücadele sona ermedi. A¤ustos 1959’da Lushan’da gerçeklefltirilen Parti 8. Merkez Komitesinin 8. Tam Kat›l›ml› Toplant› Oturumunda Parti karfl›t› Peng Teh-huai kli¤i genel çizgiye, ileri do¤ru büyük s›çramaya ve halk›n komün hareketine karfl› ç›kt›. Baflkan Mao’nun belirtti¤i gibi, Lushan’daki mücadelenin özü “bir s›n›f mücadelesi, bafll›ca iki düflman s›n›f burjuvazi ve proletarya aras›ndaki ölüm-kal›m mücadelesinin bir devam›, son on y›ld›r sosyalist devrimde devam eden bir mücadele”dir. Baflkan Mao, bu mücadele ve önceki di¤er mücadelelerde kazan›lan deneyime dayanarak bize flunu ö¤retti: “Bu tür mücadelenin Çin’de ve Partimizde en az yirmi y›l ve muhtemelen yar›m yüzy›l sürece¤i görünmektedir. K›sacas›, mücadele s›n›flar tamamen yok olana kadar sona ermeyecektir.” Daha sonra, do¤al afetlerle geçen ard› ard›na üç y›l›n ve Sovyet revizyonist dönek kli¤in sözleflmeleri y›rtarak parça parça etme ve uzmanlar›n› geri çekme hain hareketlerinin sonucu olan geçici ekonomik s›k›nt›lar› istismar eden Liu Shao-chi ve grubu, “sanayi ve tar›mda bafllat›lm›fl tüm projelerin inflas›n›n durdurulmas› için yeterli çaba harcanmal›” iddias›n› hararetle savunarak Baflkan Mao’nun do¤ru çizgisine karfl› ç›kt›. San zi yi bao6 revizyonist çizgisini aç›k bir biçimde savunup uygulad›lar. Liu Shao-chi karfl›-devrimci revizyonist kli¤i tehlikesini alg›layan Baflkan Mao, Merkez Komitenin Ocak 1962’deki çal›flma konferans›nda revizyonizmin ortaya ç›k›fl›na karfl› önlem alman›n gereklili¤ine baz› yoldafllar›n dikkatini çekti. Baflkan Mao, Peitaiho’daki Merkez Komite çal›flma konferans›nda ve ayn› y›l Eylül ay›nda gerçeklefltirilen Parti 8. Merkez Komitesinin 10. Tam Kat›l›ml› Toplant› Oturumunda tüm partiye flu ça¤r›y› yay›mlad›: “S›n›f mücadelesini asla unutmay›n.” O, sosyalist toplumun oldukça uzun bir tarihsel dönemi kapsad›¤›na, bu tarihsel dönemde s›n›flar›n, s›n›f çeliflkilerinin ve s›n›f mücadelesinin hala var oldu¤una, sosyalist yol ile kapitalist yol aras›nda mücadelenin mevcut oldu¤una ve kapitalist restorasyon tehlikesinin mevcut oldu¤una dikkat çekti. Baflkan Mao, sosyalizmin bütün tarihsel dönemi için Partimizin temel çizgisini kapsaml› bir biçimde net olarak belirtti ve bizden flunu istedi: “bunu kendimize her y›l, her ay ve her gün hat›rlatmal›y›z.” May›s 1963’de, Baflkan Mao e¤er s›n›flar, s›n›f mücadelesi ve proletarya diktatörlü¤ü unutulur “ise çok geçmeden, belki sadece birkaç y›l veya bir on y›l ya da birkaç on y›l sonra ulusal ölçekte karfl›-devrimci bir restorasyon kaç›n›lmaz olarak gerçekleflir, Marksist-Leninist parti kesinlikle revizyonist bir parti, faflist bir parti olur ve Çin’in tüm rengi de¤iflir” diyerek tüm Partiyi özellikle uyard›...


15

73 Gerçekler, proletarya s›n›f mücadelesini ne kadar s›k› kavrar ise proletaryaya sald›ran burjuvazi temsilcilerinin s›n›f çeliflkilerini ikiyüzlüce reddetmeye çal›flmalar›n›n o kadar zor olaca¤›n› s›kl›kla gösterdi. Kitlesel sosyalist e¤itim hareketi 1964’te flehirlerin ve k›rsal alanlar›n her taraf›nda Partinin temel çizgisi gere¤ince bafllat›ld›¤›nda, Lin Shao-chi yeniden sahneye ç›kt› ve k›rsal alanlardaki bafll›ca çeliflkinin “’dört temiz’ ve ‘dört kirli’ aras›ndaki çeliflki” ile “Parti içindeki ve d›fl›ndaki çeliflkilerin birbirine geçmesi” oldu¤unu saçmalad›. Onun amac› sosyalist e¤itim hareketinin gidiflat›n› de¤ifltirmekti. Baflkan Mao, Liu Shao-chi’nin bu saçmal›klar›n› hemen teflhir etti. Sosyalist dönemdeki bafll›ca çeliflkinin iki s›n›f ve iki yol aras›ndaki mücadele oldu¤u fleklindeki do¤ru tezi savunan Baflkan Mao, burjuvazinin ajanlar›n›n Komünist Parti içine yerlefliyor oldu¤u anlam›na gelen flu ifadeyi aç›k bir biçimde belirtti: “fiimdiki hareketin ana hedefi iktidarda bulunan ve kapitalist yolu benimseyen parti kiflileridir.” Bu, sosyalist e¤itim hareketinin sa¤l›kl› geliflimini sa¤lad›. A¤ustos 1966’da, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesinin Büyük Proleter Kültürel Devrime ‹liflkin Karar›nda Baflkan Mao’nun tezi bir kez daha aktar›ld› ve o suretle çeflitli politikalar belirlendi... Baflkan Mao taraf›ndan bizzat bafllat›lan ve önderlik edilen Büyük Proleter Kültür Devrimi burjuvazi ve di¤er tüm sömürücü s›n›flara karfl› proletarya taraf›ndan sürdürülen büyük bir politik devrimdir. Bu büyük devrimin en bafl›nda, Liu Shao-chi’nin burjuva merkezleri, Parti Merkez Komitesinin ad›n› gasp ederek tüm Parti için “fiubat Tasla¤›”n› öne sürdü. Proletarya ile burjuvazi aras›ndaki bu politik ölüm-kal›m mücadelesini sözde “kat›ks›z akademik tart›flma”ya çevirme girifliminde Liu Shao-chi, o zamanki keskin s›n›f mücadelesini bulan›klaflt›rmak için ideolojik ve kültürel cephede en ikiyüzlü dili kulland› ve “herkes hakikat önünde eflittir” burjuva slogan›n› ileri sürdü. Baflkan Mao’nun bafl› oldu¤u Parti Merkez Komitesi Liu Shao-chi’nin ve onun gibilerin komplolar›n› derhal teflhir etti ve Liu Shao-chi’nin burjuva merkezlerinin yinelenen ve dolambaçl› mücadeleler sonucunda yok edilmesinde tüm Partinin ve ülke halk›n›n liderli¤ini yapt›. Bunu müteakip, Lin-Piao’nun Parti karfl›t› kli¤i su yüzüne ç›kt›. Lin Piao, Chen Po-ta ile iflbirli¤i içinde 9. Parti Kongresi için, içinde, 9. Parti Kongresinden sonraki ana görevin üretimi gelifltirmek oldu¤unu söyledikleri politik bir rapor tasar›s› haz›rlad›. Bu, Liu Shao-chi ve Chen Po-ta’n›n 8. Parti Kongresinin karar›na Baflkan Mao’nun arkas›ndan gizlice ekledikleri yan›ltmaca ile ayn› saçmal›kt›. Do¤al olarak, bu rapor Merkez Komite taraf›ndan reddedildi. 9. Parti Kongresi, Partimiz için Baflkan Mao taraf›ndan sosyalizmin bütün tarihsel dönemi için belirtilen temel çizgiyi tamam›yla tasdik etti. 9. Kongreden sonra revizyonizmi elefltirme ve çal›flma tarz›n› düzeltme hareketi ile Lin Piao’yu elefltirme ve çal›flma tarz›n› düzeltme hareketini bafllatt›k, Lin Piao’nun Parti karfl›t› kli¤ini parçalayarak zafer kazand›k. ÇKP’nin A¤ustos 1973’te düzenlenen 10. Kongresi, Lin Piao’nun Parti karfl›t› kli¤ine karfl› Partimizin mücadelesinin deneyi-

mini özetledi ve Partinin temel çizgisini yeniden tasdik etti. 10. Kongreden itibaren geçen iki y›ldan fazla süre içerisinde, Baflkan Mao bize, s›n›f mücadelesini ana halka olarak almaya devam ederken, Lin Piao’yu elefltirme ve çal›flma tarz›n› düzeltme hareketini, Lin Piao ve Konfüçyüs’ü elefltirme hareketini, proletarya diktatörlü¤ü üzerine teoriyi çal›flma, teslimiyetçilik vaaz› veren olumsuz bir ö¤reti materyali örne¤i olan Water Margin7 elefltirisini bafllatma ve e¤itimde devrim üzerine büyük tart›flmay› bafllatma hareketini esasl› bir biçimde uygulamaya devam ederken önderlik etti.

Tüm bunlar politik, ekonomik, ideolojik ve kültürel cephelerde büyük zaferlerle sonuçland›. “Tarihsel deneyim dikkati hak eder.” 20 y›ldan uzun süredir yol ald›¤›m›z patika flu anda, ana halka olarak s›n›f mücadelesini görüp görmememizin, proletarya taraf›ndan burjuvaziye karfl› etkin bir mücadele bafllat›p bafllatmamam›z›n, sosyalist devrimi politik, ekonomik, ideolojik ve kültürel cephelerde sürdürüp sürdürmememizin, proletarya diktatörlü¤ünü pekifltirip pekifltirmememizin ve güçlendirip güçlendirmememizin, Marksizm’in mi yoksa reviyonizmin mi uyguland›¤›na dair temel mesele oldu¤unu göstermektedir. Partide revizyonist çizginin liderleri Liu Shao-chi ve Lin Piao, “s›n›f mücadelesinin ortadan kalkmas›” teorisini yaymak, sosyalizm ile kapitalizm ve proletarya diktatörlü¤ü ile burjuva diktatörlü¤ü aras›ndaki ayr›m› yads›mak için ellerinden gelen her fleyi yapt›. Asl›nda, onlar s›n›f mücadelesinin “ortadan kalkmas›n›” istemedi. Onlar›n gerçekte istedi¤i proletarya ile devrimci halk› uyutmak ve proletarya taraf›ndan burjuvaziye karfl› verilen mücadeleye karfl› koymakt›...

Bugünkü mücadelenin özü fiu andaki mükemmel durumda, iki s›n›f, iki yol ve iki çizgi aras›ndaki mücadele hala mevcuttur. Toplumda yak›n dönemde ortaya ç›kan, Büyük Proleter Kültür Devrimi, sosyalist yenilikleri ve e¤itimde sosyalist devrimi yads›yan hatal› düflünce e¤ilimi, iki s›n›f, iki yol ve iki çizgi aras›ndaki mücadelenin yo¤un bir yans›mas›yd›. Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin bafllang›c›ndan itibaren kazand›¤›m›z büyük zaferler, hiç flüphesiz burjuvazi ve di¤er tüm sömürücü s›n›flar için yok edici bir yenilgi oluflturmaktad›r. Onlar bu yenilgiyi sineye çekmeyecek ve Büyük Proleter Kültür Devrimi s›ras›nda kabul edilen önceki kararla-

r› feshetme gayretiyle, intikamc› bir karfl›-sald›r› bafllatma f›rsat›n› her zaman bekleyecek. Onlar, önceki kararlar› feshetmek için sa¤ sapmac› bir rüzgar› k›flk›rtt›klar› ve baz› insanlar taraf›ndan e¤itim çevrelerinde saçmal›klar yay›ld›kça revizyonist bofl laflarla ortaya ç›kt›klar› için proletarya ve devrimci halk do¤al olarak onlara karfl› k›sasa k›sas bir mücadele vermelidir. Bu, geliflme yasas›na uymaktad›r. “Hatalar elefltirilmelidir ve zehirli otlarla ortaya ç›kt›klar› her yerde mücadele edilmelidir.” (Mao Zedung: Halk Aras›ndaki Çeliflkilerin Do¤ru Ele Al›nmas› Üzerine) Baflkan Mao’nun ö¤retilerini takip ederek, s›n›f mücadelesini ana halka olarak s›k›ca kavramal›y›z ve böyle mücadeleleri, rehberlik edilen ve sistematik bir yolla enerjik bir biçimde yürütmeliyiz. Partinin liderli¤i alt›nda, Liu Shao-chi ve Lin Piao’nun karfl›devrimci revizyonist çizgisini elefltirmeye devam etmeliyiz ve e¤itim cephesinde Baflkan Mao’nun proleter devrimci çizgisine karfl› iflleyen hatal› bak›fl aç›lar› ile hatal› e¤ilimleri elefltirmeliyiz. Mücadelede, do¤ada ayr› olan iki tür çeliflkiyi tamam›yla ay›rt edip, do¤ru

ele almal›y›z ve Büyük Proleter Kültür Devriminin sonuçlar›n› pekifltirip gelifltirmek için kitleler ve kadrolar›n yüzde 95’inden fazlas›yla birleflmeliyiz. E¤itim cephesindeki büyük tart›flma Parti komitelerinin liderli¤i alt›nda çeflitli seviyelerde yürütülmelidir; “savafl gruplar›” kurulmamal›d›r. Çeflitli çal›flma alanlar›ndaki farkl› türlerde çeliflkilerin hepsi bafll›ca çeliflki olan proletarya ile burjuvazi aras›ndaki mücadeleden sonra gelmekle birlikte, sosyalist toplumumuzdaki her sosyal olgunun belirli bir s›n›f içeri¤i vard›r ve her düflünüfl türü istisnas›z, bir s›n›f›n mührü ile damgalanmaktad›r. Proletarya ile burjuvazi aras›ndaki s›n›f mücadelesi di¤er çeliflkilerin varl›¤›n› ve geliflmesini belirler veya etkiler. Hiçbir tür çal›flma s›n›f mücadelesinden yal›t›lm›fl bir flekilde mevcut de¤ildir. Bundan dolay›, herhangi bir çal›flmay› gerçeklefltirirken, di¤er tüm fleyleri ileriye itmek için ana halkay› kavrad›¤›m›z› garanti alt›na almal›y›z. Çünkü, ancak ana halka kavrand›¤› zaman her fley yerine oturacakt›r. Kültürde ve e¤itimde, edebiyatta ve sanatta, bilimde, kamu sa¤l›¤› ve di¤er alanlarda bafll›ca çeliflki, istisnas›z, proletarya ve burjuvazi aras›ndaki çeliflkidir. Bu alanlardaki tüm çal›flma türlerinde, politik yönlendirme meselesi vard›r. Bu, proleter politikaya hizmet edip etmeme ve bu alanlarda burjuvazi üzerinde diktatörlük uygulay›p uygulamama meselesi-

4-17 Mayıs 2007 dir... Tart›flman›n özü burada yatmaktad›r.

Dipnotlar 1 San fan ve wu fan hareketleri Aral›k 1951’den Haziran 1952’ye kadar varoldu. San fan hareketi, Parti ve hükümet örgütlenmeleri içinde üç zararl›: yozlaflma, israf ve bürokrasiye karfl›, wu fan hareketi befl zararl›: hükümet iflçilerine burjuvazi taraf›ndan rüflvetiçilik, vergi kaç›rma, devlet mal›n›n çal›nmas›, hükümet kontratlar› üzerinde hile ve kiflisel spekülasyon için ekonomik bilgi çal›nmas›na karfl› bafllat›ld›. Bu, sosyalizm dönemi süresince ülkemizde proletarya ve burjuvazi aras›ndaki ilk kuvvet testiydi. Proletarya yaklafl›k alt› ayl›k fliddetli mücadele sonras›nda büyük bir zafer kazand›. 2 Hain Hu Feng’in elebafl› oldu¤u bu karfl›devrimci kli¤in üyeleri devrim saflar›na s›zd›lar. 1954’teki sözde “Öneriler” inde Hu Feng, Partimizin edebiyat ve sanat üzerine politikas›na ve proletarya diktatörlü¤üne kötü niyetli sald›r›lar yönelterek, edebiyat ve sanat için tüm bak›mlardan anti-sosyalist bir program oluflturdu. Remnin Ribao 1955’te Hu Feng karfl›-devrimci kli¤i hakk›nda, her birisine Baflkan Mao’nun birer editör notu ekledi¤i üç materyal derlemesi yay›mlad›. Bu yolla, kli¤in karfl›-devrimci komplolar› tamam›yla teflhir edildi ve parçaland›. 3 Gerici bir film. Inside Story of the Ching Court, baz› flehirlerde 1950’nin bafl›nda gösterildi. Çin halk›n›n emperyalizme karfl› mücadelesini karalayarak çarp›tt›, emperyalist sald›rganl›¤› temize ç›karmaya çal›flt›, can çekiflmekte olan Ching Hanedan›n› iyi olarak gösterdi ve ulusal teslimiyetçilik ile s›n›f teslimiyetçili¤ini yayd›. Baflkan Mao, derhal fliddetli bir biçimde fluna dikkat çekti: “Inside Story of the Ching Court bir ulusal h›yanet filmidir ve elefltirilip mahkum edilmelidir.” Fakat filmin yapt›¤› elefltiri, Liu Shao-chi ve çetesi taraf›ndan kas›tl› olarak desteklendi. 4 The Life of Wu Hsun, s›n›f teslimiyetini savunan ve s›n›f mücadelesini reddeden gerici bir filmdi. Filmde övülen Wu Hsun (1838-96) feodalizmin yürekten bir savunucusu ve afl›r› derecede afla¤›l›k bir Konfüçyüsçüydü. Köylülerin devrimci hareketi yükseliflte oldu¤u zaman, o feodal egemen s›n›f taraf›ndan övüldü. Çünkü o, feodal kültürü yaymak amac›yla bir okul iflletmek için dalkavukluk yaparak maddi kaynak toplad›. May›s 1951’de Baflkan Mao, “The Life of Wu Hsun Filmi Tart›flmas›na Ciddi Önem Verin” adl› makaleyi yazd› ve onu elefltirmek için harekete bizzat önderlik etti. 5 Burada, Partinin düzeltme kampanyas›n› istismar ederek proletaryaya karfl› vahfli bir sald›r› bafllatan burjuva Sa¤c›lara karfl› 1957’de verilen mücadeleden bahsedilmektedir. 6 San zi yi bao, özel kullan›m için parsellerin geniflletilmesi, serbest piyasalar›n genifllemesi, sadece kendi karlar›ndan veya zararlar›ndan sorumlu küçük teflebbüslerin art›fl›, her biri kendi hesab›na bireysel haneler için tar›msal ürün kotalar›n›n belirlenmesi ile ilgilidir. 7 Water Margin: Kuzey Sung Hanedan›n›n (960-1127) sonlar›na do¤ru gerçekleflen bir köylü savafl›n› konu alan ve yüzlerce y›l genifl çapta yay›lan bir roman. ‹mparatora de¤il sadece yozlaflm›fl bürokratlara karfl› ç›kan roman, imparatorun af ve onun kuvvetlerinde hizmet etme teklifini kabul etmeye dair teslimiyetçi çizgiyi savundu.


4-17 Mayıs 2007

16

73

İşçi sınıfının içinde bulunduğu durum üzerine lkemizde iflçi s›n›f› mücadelesi kapitalizme ilk evrilen ülkelerdeki iflçi s›n›f›n›n mücadelesine göre önemli gerilikler bar›nd›rsa da az›msanmayacak bir birikim ve deneyim elde edilmifltir. ‹flçi s›n›f› özellikle 60’lardan bafllayarak 80’lere kadar sürekli bir geliflme ve geliflen süreçlere müdahale etme çabas› içinde olmufltur.

Ü

Ülkemizde iflçi s›n›f› mücadelesi kapitalizme ilk evrilen ülkelerdeki iflçi s›n›f›n›n mücadelesine göre önemli gerilikler bar›nd›rsa da az›msanmayacak bir birikim ve deneyim elde edilmifltir. ‹flçi s›n›f› özellikle 60’lardan bafllayarak 80’lere kadar sürekli bir geliflme ve geliflen süreçlere müdahale etme çabas› içinde olmufltur. Ancak iflçi s›n›f›na önderlik eden reformist, revizyonist önderliklerin politikalar› sonucu s›n›f›n örgütlenmesi daha ileriye tafl›namam›fl, reformizme ve sistem içili¤e mahkum edilmifltir. Böylece mücadeleler büyük kazan›mlara dönüflmeden faflizmin sald›r›lar› sonucunda tarumar olmufltur. ‘80 Askeri Faflist Darbesi’nden sonra iflçi s›n›f›n›n toparlanma çabas› yine güç olmufltur. Ancak darbeden 9 y›l sonra iflçi s›n›f› yeniden toparlanma yönünde belli mücadelelerin içerisine girmeye bafllam›flt›r. Son 15 y›ll›k süreçte ise ülkemizdeki iflçi s›n›f› mücadelesi dünyadaki mücadelesine paralel olarak gerilemeler yaflam›flt›r. Bunun en büyük nedeni elbette sosyalizmin revizyonistlerin ihaneti sonucunda yenilgiye u¤ram›fl olmas›d›r. 90’larda Rus Sosyal Emperyalist devletinin revizyonist maskesini atarak kapitalist yüzünü a盤a vurmas›, o zamana kadar geri kitleler aras›nda sosyalist olarak biliniyor olmas›ndan kaynakl› kitlelerin sosyalizm umutlar›nda önemli k›r›lmalar yaflanmas›na yol açm›flt›r. Bu sürece emperyalist-kapitalist sistem kendi cephesinden yo¤un bir anti-propagandayla destek sunmufl, kitlelerin bilinci önemli oranda gerilemifltir. Ayn› süreçte devrimci ve komünist kitlelere gerçekleri tafl›ma noktas›nda büyük yetersizlikler yaflam›flt›r. Bunun sonucunda iflçi s›n›f› mücadelesi sürekli bir gerileme ivmesiyle bugüne gelmifltir.

Çeliflki keskinlefliyor Bugün aç›s›ndan bak›ld›¤›nda iflçi s›n›f›n›n burjuva-feodal sistemle olan çeliflkisinin keskinleflti¤ini söylemek yanl›fl olmaz. Bunda emperyalist sistemin dayatt›¤› neo-liberal politikalar›n yol açt›¤› sonuçlar önemli yer tutmaktad›r. Neo-liberal politikalar iflçi s›n›f›n›n daha azg›nca bir sömürüye maruz kalmas›n›n koflullar›n› yaratm›flt›r. Esnek üretim, özellefltirmeler, tafleronlaflt›r-

ma, sendikas›zlaflt›rma, sosyal güvenlik yasas›ndaki de¤ifliklikler vb. iflçilerin sömürüsünü katmerlefltiren ve kazan›mlar›n geri al›nmas›n› da içeren bir iflleve sahiptir. Son y›llarda köylerden flehirlere yönelik göçün artmas› ayn› zamanda iflçi s›n›f›n›n ekonomik ve sosyal yaflam›nda çeliflkilerini daha da art›rm›flt›r. Bu göçleri iki grupta belirtmek gerekir: birincisi devletin zorla göç ettirme politikalar›. Bu TC devletinin Kürt ulusal mücadelesini geriletmek için uygulad›¤› bilinçli bir politikad›r. Bunun sonucunda Türkiye Kürdistan›’ndan baflta büyük flehirler olmak üzere flehirlere do¤ru önemli bir göç yaflanm›flt›r. ‹kincisi ise IMF, Dünya Bankas› vb. kurulufllar›n dayatt›¤› neo-liberal politikalar›n tar›ms a l

l›¤›n›n d›fl›nda kalanlar› ya yoksulluk s›n›r›n›n ya da açl›k s›n›r›n›n çok alt›nda bir ücretle yaflamaya çal›flmaktad›r. ‹flçi s›n›f›n›n yaflad›¤› ekonomik s›k›nt› burada çarp›c› bir flekilde karfl›m›za ç›kmaktad›r. Bunun ötesinde “Anadolu kaplanlar›” olarak lanse edilen flehirlerde di¤er bir deyiflle birkaç büyük flehrin d›fl›ndaki flehirlerde iflçiler, ayl›k 150-200 YTL karfl›l›¤›nda çal›flmaktad›r. Egemen s›n›flar bunu hukuksal hale getirmek için asgari ücretin bölgesel düzeyde uygulanmas›n› istemektedir. Böylece sömürüyü kendilerine göre daha meflru bir boyuta çekmifl olacaklard›r. ‹flsizli¤in yo¤un olmas› iflçi s›n›f›n›n sömürüsünün artma-

üretimi bitirmesi nedeniyle yaflanan göçtür. K›rsal kesimde üretimin tasfiyesi büyük kitlelerin geçimlerini sa¤lamak için flehirlere göç etmesine yol açm›flt›r. fiehirlere göçün artmas›na paralel olarak 2001 y›l›nda yaflanan ekonomik kriz iflçi ücretlerinin önemli oranda erimesini, sosyal haklar›n gasp edilmesini beraberinde getirmifltir. Burjuvazi iflçileri daha fazla sömürmenin bir arac› olarak ekonomik krizi kullanm›fl sermayesine sermaye katm›flt›r. Bunun sonucunda da iflçi ücretlerinin erimesine, sosyal haklar›n kayb›na, günlük 8 saati çok çok aflan çal›flma sürelerinin s›radanlaflmas›na ve bar›nma masraflar›n›n artmas›na yol açm›flt›r. Türk-‹fl’in 2007 Mart ay› araflt›rmas›na göre 4 kiflilik bir ailenin yoksulluk s›n›r› 2.050 YTL, açl›k s›n›r› 629 YTL olarak hesap edilirken asgari ücret net 404 YTL’dir. Türkiye’de çal›flan iflçilerin ço¤unun asgari ücretle çal›flmas› gibi bir gerçeklik söz konusudur. Bu durumda iflçilerin çok çok küçük bir az›n-

s›nda da önemli bir yer tutar. Egemen s›n›flar iflsizli¤in belli oranlarda olmas›n› isterler, çünkü böylece iflçileri daha düflük ücrete, daha fazla çal›flt›rman›n koflullar›na sahip olurlar. Ancak iflsizli¤in bu kabul edilebilir seviyeyi geçmesi egemen s›n›flar› da kara kara düflündürmektedir. Olay›n bir yönünde üretilen metalar›n sat›lmas› için üretilen mallar›n sat›lmas› gerekir. Ancak iflsizlik bu metalar›n sat›lmas› önünde bir engel olmaktad›r. Zira çal›flmayan iflçi hangi ücretle metalar› alacakt›r. Bu iflin ekonomik boyutudur. Di¤eri ise toplumsal ve siyasal boyuttur. Zira iflsizlik egemen s›n›flar›n düzenini de tehdit etmektedir. Ve siyasi anlamda egemen s›n›flara güveni kalmayan, farkl› aray›fllar içine giren kitleleri düflünmek bile onlar› rahats›z etmektedir.

Krizin yükü emekçilere! 2001 krizinde oldu¤u gibi Türkiye ekonomisinin yaflad›¤› her krizde fatu-

ran›n ana kesimi iflçilere ç›kart›lmaktad›r. Son dönemlerde ekonominin düzeldi¤i yönlü propaganda yap›lmaktad›r. Düzelen esasta (ki düzeldi¤i de meçhul) egemen s›n›flar›n ekonomisidir. Halk›n, iflçilerin ekonomik durumu her geçen gün kötüye gitmektedir. Böylesi bir durumda bile yeni bir krizin kap›y› çalmas› an meselesidir. Zira Türkiye ekonomisi esasta emperyalist tekellerin spekülatif (s›cak para) sermayesiyle dönmektedir. Türkiye ekonomisinin neo-liberal politikalar sonucunda d›fl müdahalelere sonuna kadar aç›lmas› karfl›s›nda dünyan›n herhangi bir noktas›nda yaflanacak ufak bir sars›nt›da dahi ekonomik deprem yaflamas› iflten bile olmayacakt›r. Egemen s›n›flar ya da onlar›n hükümetinin iyileflti olarak sundu¤u ekonomik istatistikler esasta bir balondan baflka bir fley de¤ildir. Balon flifliyor ve yak›nda patlayacakt›r. Ücretlerin düflüklü¤üne paralel olarak iflçilerin ço¤unlu¤u (50’den fazla) sosyal güvenlikten yoksun çal›flmaktad›r. E¤er ki iflçiler sigortalar›n›n ödenmesini isterse ya kendi ücretinden kesilmekte ya da kap› gösterilmektedir. Emeklilik yafl› iflgünü baz›nda 9000 güne, yafl olarak da 65’e kademeli olarak ç›kar›larak iflçilerin ölene kadar çal›flt›r›lmas› hedeflenmektedir. ‹flçi s›n›f›n›n çal›flma koflullar› da içler ac›s›d›r. Birçok ifl yerinde ifl güvenli¤ine yeterince önem verilmedi¤inden iflçi ölümleri ya da sakatlanmalar yaflanmaktad›r. Sakatlanma da bir iflçi için ölüm demektir. Zira iflçiler iflgücünü patronlara satarak geçimini sa¤lamakla yaflam›n› sürdürmektedir. Patronlar ifl kazalar›n› örtbas ederek iflçilere bir darbe daha vurmaktad›r. Tersane, madenler ve inflaat sektörleri ölümlerin en fazla yafland›¤› yerlerdir. Buralarda ifl güvenli¤inin koflullar› sa¤lanmad›¤›ndan ölümler gerçekleflmektedir. Patronlar daha fazla kâr elde etmek için iflçileri ölümle burun buruna çal›flt›rmaktad›r. Yine iflyerlerinde iflçilerin bir araya gelmesini engellemek için patronlar inan›lmaz uygulamalara baflvurmaktad›r. Öyle ki fabrikalarda iflçiler tecrit edilmektedir. Bunun da ötesinde kameralar konularak iflçilerin her dakikas› kontrol edilmektedir. Bunun nedeni iflçilerin birbirleriyle olan iliflkisini gelifltirmesinin önüne geçmektir. Zira iflçilerin birbiriyle kurdu¤u iliflki


17

73 patronlar› rahats›z etmekte, onlar›n birlikte davranmas›n›n yol açaca¤› sonuçlar›n önüne geçmeye çal›flmaktad›r. Özellikle tekstil sektöründeki küçük iflletmelerde iflçilere yönelik pop ve arabesk tarz› müzikler dinlettirilerek onlar›n var olan durumu kader olarak görmeleri sa¤lanmakta veya var olan sorunlardan uzak tutulmaya çal›fl›lmaktad›r. Genel olarak Türkiye’de ve özel olarak iflyerlerinde iflçilere yönelik yo¤un bir flovenist propaganda yap›lmaktad›r. ‹flçilerin mezhep, milliyet, hemflericilik vb. gibi özelliklerini ön plana ç›kartarak kendi içinde birlik olmalar› engellenmek istenmektedir. Egemen s›n›flar›n en çok bildi¤i ve en çok kulland›¤› yöntemlerden biri; böl-parçala-yönet takti¤idir. ‹flçiler mezheplerine, milliyet ve geldikleri flehirlere göre bölünerek, kutuplara ayr›lmakta; böylece iflçiler aras›ndaki çeliflkiler patronla iflçiler aras›ndaki çeliflkilerin önüne geçmektedir. Patronlara karfl› s›n›f kini geliflece¤i yerde iflçiler ayn› ölçüde maruz kald›klar› sömürüye karfl›n iflçi kardefllerine karfl› kin, nefret ve güvensizlik beslemektedir. Bu durum da patronlar s›n›f kininin oluflmas›n› engelleyerek sömürüsünü istedi¤i biçimde uygulaman›n koflullar›n› yaratmaktad›r. Egemen s›n›flar yüz y›ll›k deneyimlerinden iflçilerin gücünün onlar›n birli¤inden geldi¤ini ç›karm›flt›r. Ve çal›flma ortamlar›nda iflçilerin birli¤ini engelleyecek gerici flovenist propagandalar› devreye sokmaktad›rlar. S›n›f bilinci geliflmemifl iflçiler ise patronlar›n bu politikalar›na kanmaktad›r. ‹flçi s›n›f› mücadelesinin geliflmesi; iflçilerin ekonomik, demokratik, sosyal haklar›n›n gelifltirilmesi, çal›flma süresinin k›salmas› ve çal›flma ortam›n›n düzeltilmesi için iflçilerin birli¤ini engelleyen bu flovenist propagandalar›n etkisinin k›r›lmas› zorunludur. ‹flçi s›n›f›na yönelik ajitasyon ve propaganda çal›flmalar›m›z›n önemli bir k›sm›n› egemen s›n›flar›n ve ifl yerlerinde patronlar›n iflçilere karfl› yapt›¤› flovenist propaganday› deflifre etmeye yönelik olmal›d›r.

‹flçi s›n›f›n›n öz örgütlülü¤ü: Sendikalar ‹flçilerin sendikalaflma seviyeleri de düflüktür. Türkiye’de iflçi ve emekçilerin sendikalaflma oran› % 6 civar›ndad›r. Devlet verileri bu oran› çok çok üstte göstermekte, böylece gerçekleri gizlemektedir. ‹flçi ve emekçilerin say›s› ilyon civar›ndad›r, sendikalar›n aç›klamalar›na göre örgütlü iflçi say›s› 700 bin civar›ndad›r. Bu da ancak % 6’ya tekabül etmektedir. Devletin bu oran› yüksek göstermesinin alt›nda AB’ye flirin görünme anlay›fl› bulunmaktad›r. Sendikalaflmay› düzenleyen yasalarda yer alan maddeler iflçilerin sendikaya üye olmas›n› neredeyse olanaks›z k›lmaktad›r. Örne¤in bir iflyerinde sendika kurabilmek için iflyerinin yar›s›n›n sendikaya üye olmay› kabul etmesi zorunlulu¤u vard›r. Yine sendika üyeli¤ine noter flart› getirilmifltir ki bu da yine iflçilerin sendikaya üye olmas›n› engelleyici bir özelli¤e sahiptir. Sendikalaflman›n bu derece geri olmas›nda sendika yöneticilerinin iflçi s›n›f›n›n haklar›n› savunmamalar›, yozlaflmalar› ve iflçi s›n›f›n› devlet politikalar›na kanalize ederek onlar› bir ç›kmaz›n içine hapsetme politikalar› da vard›r. Bu, iflçilerin sendikaya olan güvenlerinin dibe vurmas›na yol açm›flt›r. ‹flbirlikçi, uzlaflmac› ve reformist sendikal anlay›fllar iflçi s›n›f›n›n geliflimine çok büyük zararlar vermektedir. ‹flçi s›n›f›n›n sendikalara güveninin güçlenmesi için onlar›n ç›karlar›n› savunan yöneticilerin görev bafl›na getirilmesi gerekir. S›n›f sendikac›l›¤›n› içsellefltirmemifl anlay›fllar iflçi s›n›f›n›n mücadelesine katk› sunamazlar. Bundan kaynakl› s›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl›n›n yayg›nlaflmas› zorunlulu¤u kendini her zamankinden daha fazla dayatmaktad›r. Sendikalaflman›n bu derece geri olmas›nda iflçilerin sendikay› önemsememesi ve sendikal mücadelenin ne anlama geldi¤ini yeterince kavramamas› da vard›r. Sendikalar›n misyonunu görmek için onun ne zaman ve hangi koflullarda ve ne amaçla kuruldu¤una bakmak faydal› olacakt›r. Sendikalar kapitalizmin gelifliminin belli bir aflamas›ndan kendili¤inden iflçi gruplar› olarak ortaya ç›kt›lar. Zamanla bu iflçi gruplar› büyüdü ve büyük sendikal örgütlenmeleri

oluflturdular. ‹flçiler sermayenin karfl›s›nda güçsüz bir konum içindeydiler. Bu anlamda sermayedarlar iflçilerle olan ifl günü saati ve ücretleri istedi¤i gibi belirleyebiliyordu. Bunu yaparken iflini kolaylaflt›ran bir durum da iflçilerin birbiriyle olan rekabetiydi. Bu durumda iflçiler sermaye karfl›s›nda güçsüz kal›yordu. ‹flte bundan kaynakl› “Sendikalar bafllang›çta, iflçilerin, kendilerini hiç de¤ilse salt köle olma durumunun üstüne ç›karacak sözleflme koflullar› elde etmek üzere bu rekabeti kald›rma ya da hiç de¤ilse denetim alt›na alma yolundaki kendili¤inden giriflimlerinden do¤mufltur. Sendikalar›n ivedi amac› flu halde günlük gereklerle sermayenin ard› arkas› gelmez sald›r›lar›n› önleme çareleriyle k›sacas› ücret ve çal›flma süresine iliflkin sorunlarla s›n›rl›yd›. Sendikalar›n bu faaliyeti yaln›zca meflru de¤il zorunludur da.” (Engels) Bu durum günümüz aç›s›ndan tüm gerçekli¤ini korumaktad›r. Bu durumlar›yla sendikalar iflçi s›n›f›n›n sermayedarlara karfl› belli bir güç oluflturmas›n› sa¤layabilmifllerdir. ‹flçi s›n›f›n›n örgütlü gücü olmad›¤›nda sermaye onun eme¤ini en ucuz flekilde kullanmak için her türlü yöntemi kullan›r. ‹flçiler aras›ndaki rekabetin di¤er bir deyiflle çeliflkinin do¤ru ele al›nmas› iflçilerin esas çeliflkilerinin oldu¤u patronlara karfl› birlik oluflturulmas› do¤rultusunda olmal›d›r. Bu birlik iflçilerin çal›flma koflullar›n›n düzeltilmesini, ücretlerinin erimemesini ve sosyal haklar›n kazan›lmas›n› sa¤layabilir. Burjuvaziye karfl› birlik olunmad›¤› müddetçe iflçiler azg›n bir sömürü ve kötü çal›flma koflullar›na maruz kalacaklard›r. Ülkemizde iflçilerin patronlara karfl› zay›f olmas›n›n temelinde örgütsüzlü¤ü vard›r. E¤er ki iflçi s›n›f›n›n üretti¤i de¤erler olmasayd› bugün burjuvazinin elindeki üretim araçlar› da olmazd›. Bunu yaratan iflçi s›n›f›n›n eme¤idir. ‹flçi s›n›f› patronlara çal›flt›¤› müddetçe patronlar›n sermayesini büyütür. Kendisi ise ancak hayatta kalabilecek kadar bir ücret al›r. ‹flçiler aras›ndaki rekabeti bilen patronlar elbette tek tek iflçilere yönelik de¤ersiz oldu¤unu hissettirebilir ya da öyle davranabilir. Zira iflçiler tek olduklar›nda patronlara karfl› güçsüzdürler.

ürkiye’de iflçi ve emekçilerin sendikalaflma oran› % 6 civar›ndad›r. Devlet verileri bu oran› çok çok üstte göstermekte, böylece gerçekleri gizlemektedir. ‹flçi ve emekçilerin say›s› ilyon civar›ndad›r, sendikalar›n aç›klamalar›na göre örgütlü iflçi say›s› 700 bin civar›ndad›r. Bu da ancak % 6’ya tekabül etmektedir. Devletin bu oran› yüksek göstermesinin alt›nda AB’ye flirin görünme anlay›fl› bulunmaktad›r.

T

4-17 Mayıs 2007 Burjuva-feodal sistemin patronlara sa¤lad›¤› olanaklar ölçüsünde iflçiyi iflten atabilir, ya da kendi belirledi¤i ücret düzeyinde iflçileri çal›flt›rabilir. ‹flçilerin da¤›n›k bir yap›ya sahip olmas› ve sistemin sa¤lad›¤› olanaklar patronlar› tek tek iflçilere karfl› güçlü k›lmaktad›r. Bunun içindir ki iflçilerin gücü birli¤inden gelir diyoruz. E¤er ki iflçiler birli¤ini güçlendirirse patronlara karfl› önemli bir güç olabilirler. Dünya ve ülkemiz iflçi s›n›f› mücadelesi tarihinde bunun örnekleri görülebilir. Güçlenmek için birlik olmaktan, birlik olmak için de örgütlenmekten baflka çare yoktur. Bu noktada s›n›f olma bilincinin kavranmas› son derece gereklidir. S›n›f olma bilinci kavranmad›¤›nda birlik olmak ve birlikte davranmak mümkün de¤ildir. Burjuvafeodal sistem ve bunun uzant›s› olan patronlar iflçilerin birlik olmas›n› di¤er bir deyiflle s›n›f olma bilincinin oluflmas›n› engellemek için sürekli bir propaganda içindedirler. ‹flçileri milliyetlere, mezheplere, memleketlere bölerek onlar›n kendi aralar›nda birlik olmalar›n› engellerler. Ülkemizdeki iflçileri birlefltirecek en önemli güç milliyet, mezhep ve hemflericilik gibi bölünmeleri bir kenara b›rakarak iflçi s›n›f› kimli¤inde ortaklaflmalar›d›r. ‹flçi s›n›f› olma bilincine erme iflçilerin kendi içinde olan geri ayr›mlaflmalar›n ve güvensizliklerin ortadan kalmas›n› sa¤layabilir. fiu bir gerçekki, iflçi s›n›f› yaflad›¤› sorunlar›n üstesinden ancak bilinçlenerek, örgütlenerek ve mücadele ederek gelebilir. Kendi gelece¤ini kendi ellerine almad›¤› müddetçe egemen s›n›flara olan modern köleli¤i sür git devam eder. Bundan kaynakl› sadece ücretlerin, çal›flma koflullar›n›n iyilefltirilmesi yönlü mücadele son derece gerekli olmas›na karfl›n yeterli de¤ildir. Bunlarla birlikte iflçi s›n›f› ancak iktidar hedefiyle kufland›¤› ve bunun mücadelesini verdi¤inde modern köleli¤ine bir son verebilir ve gelece¤ini kendi ellerine alabilir.


18

4-17 Mayıs 2007

73

Trabzon, ‹stanbul ve son durak Malatya… “Her fley vatan için” Tüyler ürperten yöntemle gerçeklefltirilen ve medyada ald›¤› yer bir hafta dahi sürmeyen bir katliam yafland› ülke topraklar›nda. Trabzon’da Rahip Santaro ve ‹stanbul’da Hrant Dink cinayetlerinin ard›ndan Malatya’da ‹ncil, Çarm›k ve Dirilifl Gerçe¤i gibi H›ristiyanl›k içeri¤inde kitaplar basan Zirve Yay›nevi’nin Malatya ‹rtibat Bürosu’na gelen ve yafllar› 1920 olan Hamit Çeker, Salih Güler, Abuzer Y›ld›r›m, Cuma Özdemir ve Emre Günayd›n isimli flah›slar, içeride bulunan 3 kifliye inan›lmaz iflkenceler yaparak ve bo¤azlar›n› keserek katlettiler. Katiller, Alman vatandafl› Tilmann Geske, Necati Ayd›n ve U¤ur Yüksel isimli H›ristiyan misyonerlerini önce (Hizbullah cinayetlerine benzer bir flekilde) sandalyeye ba¤layarak vücutlar›n› b›çakla delik deflik ettiler (sadece Tilmann’›n vücudunda 156 b›çak yaras› tespit edildi) ve ard›ndan bo¤azlar›n› kestiler. ‹hbar üzerine olay yerine gelen polis, 5 kifliyi gözalt›na ald›. Ceplerinde “Beflimiz kardefliz, ölüme gidiyoruz, dönmeyebiliriz. Hakk›n›z› helal edin”

nin ard›ndan oluflan ve “Hepimiz Ermeni’yiz” slogan›nda ifadesini bulan toplumsal tepki sonucunda göstermelik bir tak›m ad›mlar at›l›yormufl gibi yap›lm›fl, ancak bir arpa boyu dahi yol gidilmemifltir. Son katliamda ise bu dahi olmam›fl/olmayacakt›r. Bu cinayetin ard›ndan da yakalananlar hemen suçu birbirinin üzerine atm›fl, ama en nihayetinde iflin ucu son kertede devlete dokununca mesele de bu noktada bitmifltir. Cinayeti iflleyenlerin ifadelerinde kendilerini “Hizbullah, PKK ve misyonerlikle mücadele eden devlet görevlileri” olarak tan›tan bir grubun talimat›yla cinayetlerin ifllendi¤i yer al›yor. Bu kiflilerin cinayet zanl›s› Emre Günayd›n’a “Misyonerleri sen halledeceksin. Devlet arkanda” dedi¤i belirtiliyor. Günayd›n hastaneden ç›kar ç›kmaz jandarma ve polisin flefkatli kollar›nda yerini alacakt›r, t›pk› O. Samast gibi… Ve bu olayda da birkaç hassas, duyarl› gencin vatan›n tehlikede (!) oldu¤u düflüncesiyle iflledikleri cinayetler olarak tozlu raflardaki yerini alacakt›r.

Trabzon

yaz›l› notlar ç›kan katiller, yap›lan ilk sorgular›nda da “Bunu vatan için yapt›k” fleklinde konufltular. ‹flte tüm olay bundan ibaretti (!) 5 kifli bir büroya “vatan için” girerler ve 3 kifliyi yine “vatan için” iflkenceyle katlederler ve vatan da kurtar›lm›fl olur (!) Kimden? Ülke içindeki say›lar› resmi verilere göre 50 olan misyonerlerden!!! Özellikle bugün için cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinde somutlanan ve suni olarak yarat›lan “laik/anti-laik” anlay›fl eksenine sürüklenmeye çal›fl›lan siyasi gerilim/kriz hatt› bu tür siyasi cinayetlerin/kontra faaliyetlerin devam edece¤ini de gösteriyor. T›pk› Santaro ve Hrant Dink cinayetlerinde oldu¤u gibi genç insanlar›n kullan›ld›¤› bu son katliamda da katiller derhal “yakaland›” ama ne bugün ne de yar›n as›l “flahsiyetlere” hiçbir flekilde ulafl›lamayacakt›r. Dink’in katledilmesi-

‹hlas V akf›’n› n yetifl Vahfli cin tirdi¤i a y e ti iflleye k›f’ta ka tetikçi nlerin o lmayan rtak bir tek kifli m›fl. Din ler… özelli¤i olan Em k cinaye de ‹hlas re Güna tinde ca¤ Va y

k d›n da b › gibi “Ifl ad›ndan ir süre ö f›’nda kal›yor o ›k Evler “büyük lmalar›. in n a d c b e bu Va e” kalm i” olara 1975 y›l Vakf›n yur k bahse ›flt›. ›nda ku dundan dilen Ya ati, ad›n rulan ‹h at›lsin Hay › kurucu las Vakf› al de ha su Hüse , Ifl›kç›la rencisiy t›rlanayin Ifl›k’t r Cema di. Çev atine ba an al›yo resinde münden r ¤ . l› d Ifl a b h ›k ir a , Nakfli sonra y vak›f. Ifl çok üniv erine da fleyhi A ›kç›lar c özellikle ersite ö bdülhak mad› En ema¤ T. Özal’ r e n c im Arva il v e er Ören rini ve a verdi¤ levizyon si’nin ö ifladamla geçti. E i destek uyla etk ¤nver Ö r›n› top sayesind inli¤ini a ¤› ve ‹h ren’in k lad›. Ölü e h›zla b rt›rarak las Fina u r d u ü ¤ ö y n u ‹hlas H üdü, Tü nemli b s’a devle bilindi¤i ir güç h rkiye G olding tin el ko gibi Mu a a z li y e n mas›yla tesi, TG e geldi. rdoch’›n hala 25 gücünü Ancak Ö RT tesahip o flehirde önemli ldu¤u u ren’in r 27 ö¤re da da k o luslarar randa k ahats›zl› nci yurd ullan›lan as› med aybetti. u bulun lar gibi ya devin TGRT’y uyor. V tetikçi y e satt›. i de e görüld etifltiriy Vakf›n fl ü¤ü gib or. u anda i esas o la rak son gösolay-

terdikleri performans en dikkat çekici oland›. Diyanet ‹flleri Baflkan› “Prof. Dr.” Ali Bardako¤lu olay› “fliddetle” k›nad›ktan sonra “Biz b›rak›n baflka dinleri, ateistlerin bile kendi tercihine sayg›l› olmak zorunday›z”, “(Misyonerlik) En do¤al haklar›d›r. ‹nsanlar kendi dinlerini özgürce yaflayacaklar, anlatacaklar” diyordu cinayetin ard›ndan. Oysa ayn› Diyanet ‹flleri Cinayete yönelik Baflkanl›¤› misyonerlik karfl›t› vaaz haikiyüzlü tepkiler... z›rlay›p imamlara da¤›t›yordu. Bu vaazCinayetin ard›ndan or- larda, misyonerleri “yabanc› güçler tataya konulan tepkiler de se- raf›ndan gençlerin ve çocuklar›n yirlikti. Önce Malatya Vali- inançlar›n› çalmak için uygulanan bir si kameralar karfl›s›na geçti senaryonun parças›” olarak tan›ml›ve ›fl›k h›z›yla yap›lan “so- yordu. Yine ayn› kurum, 2005 ve ruflturma”n›n sonucunu 2006’da yay›nlanan Misyonerlik kitabeyan etti: “Örgüt ba¤lan- b›nda “Misyonerlik yaln›zca dinsel t›s› yok, olay siyasi de¤il.” amaca yönelik faaliyette bulunan bir hareket olarak kalmamakta, ayn› zamanda ‹stanbul çeflitli güç odaklar›n›n siyasal ve askeri egemenlik alanlar›n› geniflletmeye yönelik çabalar olarak da sürdürülmektedir” deniyordu. Olay› “i¤renç” olarak tan›mlayarak lanet-

Ve ard›ndan memlekete büyük bir müjdesi varm›flças›na nefleli ve espritüel haliyle her dönemin ‹çiflleri Bakan› Abdülkadir Aksu’yu gördük ekranlarda. Gazetecilerle espri yar›fl›na giren Aksu’nun Dink cinayetin sonras›nda da ayn› nefleli tav›rlar›n› hat›rlad›k hep beraber. Ancak yine de devletin çeflitli kurumlar›n›n cinayeti k›nama yar›fl›nda

leyen MGK da “H›ristiyanl›¤› yaymaya çal›flanlar”› haz›rlad›¤› Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde “tehdit unsuru” olarak tarif ediyordu. Bunun yan›nda k›nama yar›fl›nda yer alan birçok siyasi parti de misyonerli¤i “din elden gidiyor” söylemiyle hedef gösteriyordu, üstelik sa¤ ya da “sol” olmas› da fark etmiyordu. Yine de en “tutarl›” tav›r MHP’nin tavr› olsa gerek. Böylesine vahflice ifllenmifl bir cinayet için aç›klama yaparken dahi flunlar› ifade ediyor: “Son hadise vahfli bir cinayettir. Ancak arka planda kalan misyonerlik faaliyetlerini masum bir hale getirmeyecektir… Misyonerlik masum bir hareket de¤ildir. Türkiye’yi bölmeye yönelik senaryolar bulunmaktad›r.” Yine tüm bu ikiyüzlü aç›klamalar›n ard›ndan Hrant Dink katledilmeden önce kendisine onlarca küfür edenlerin cinayetin ard›ndan döktükleri sahte gözyafllar›n› hat›rlamamak mümkün de¤il. Yine cinayet sonras› en göze çarpan yorumlardan biri de ‹slamc› kesimlerin olay› “ulusalc› terör” olarak nitelerken, sözde laik kesimlerin ise ‹slamc›lar›n geldi¤i nokta olarak de¤erlendirmeleriydi. Tabi ki toplumun karfl›s›nda böylesine vahfli bir katliam› kimse kendine mal etmek istemezdi. Malatya Sözde laik kesimler özellikle Zaman ve Vakit gibi gazetelerin misyonerli¤i büyük bir tehlike/düflman olarak göstererek kiliselere savafl açmas›n›, hatta son 14 Nisan mitingini düzenleyenlerin hepsinin geçmiflte H›ristiyan ol-


19

73 du¤unu iddia etmelerini kendilerine referans gösterirken; ‹slamc›lar›n referans› da bizzat 14 Nisan mitinginde yap›lan konuflmayd›. Zira mitingde konuflan Prof. Dr. Alpaslan Ifl›kl› “Minareler süngümüzdür demiflti. Geldi haçl› seferlerini yapanlar›n efl baflkanl›¤›n› kabullendi. Bu arada, Irak’ta y›k›lmayan minare kalmad›. Bunlar›n zaman›nda H›ristiyan misyonerli¤i bafl›n› al›p gitmektedir. ‹stanbul’u bafl›nda Ortodoks patri¤inin bulundu¤u bir dukal›¤a dönüfltürmek isteyenlerin ifltahlar› iyiden iyiye kabarm›flt›r”, “Bunlar, ‹slam’a öylesine itici bir çehre yüklemifllerdir ki bir k›s›m yurttafllar›m›z, ‘hepimiz Ermeni’yiz’ diye ba¤›rarak sokaklara dökülmek noktas›na gelmifllerdir. Bir baflka bölümü, Güneydo¤udaki yurttafllar›m›z›n haklar›n› savunmak görüntüsüne bürünmüfl bölücülerdir” diyerek O da “vatan› savunuyordu”. Yani devletin direkt ba¤lant›s›n›n yan›nda ‹slamc›s›yla, “laiklikçisiyle”, Cumhuriyetçisiyle herkes elbirli¤iyle, ortak çal›flm›flt› bu cinayette de. Öyle ya vatan tehlikedeyken, ‹slam elden giderken birilerinin bir fley yapmas› gerekirdi. Birileri eline al›p kuru s›k› tabancay›, çamafl›r ipini, b›ça¤› “vatan için” bir fleyler yapmal›yd›. Onlar da “Müslüman mahallesinde salyangoz satma-

n›n” bedelini bu flekilde ödeyeceklerdi. T›pk› Milliyet yazar› Metin Münir’in yazd›¤› gibi: “Türkler inançlar›ndan, Müslümanlar dinlerinden döndürülmesi en zor insanlard›r… Haçl› ordular› gelse bile bu ülkenin dinini de¤ifltirmeyece¤ini anlamak için ne kadar IQ laz›m. Türkiye’ye misyoner yollayanlar, cemaatsiz kiliselere rahip atayanlar, insanlar›n› bir atefle att›klar›n›n fark›nda de¤il midirler?” (21.04.07)

Tek dil, tek din, tek devlet’e karfl› birleflelim, örgütlenelim! TC devletinin kuruluflundan bu yana dayand›¤› temel olan “tek dil, tek din, tek devlet” düsturu, bugün de en kat› bir flekilde uygulad›¤› ve çeflitli milliyetlerden ve inançlardan Türkiye halk›n› böl-parçala-yönet politikas›n›n temeli olan görüfltür. Kuruldu¤u andan bu yana faflist diktatörlükle yönetilen ülkemizde halklar›n birbirine düflman edilmesi ve k›rd›r›lmas› ayn› zamanda Osmanl›’dan gelen bir gelenektir de. TC devleti kimi zaman bu politikalar›nda baflar›l› olmufl ancak esas olarak ezilenlerin kardeflli¤i ülke topraklar›nda her daim yer bulmufltur. Emperyalizmin direktifleri ve yönlendirmeleriyle yaflanan birçok katliama karfl›n katledilenler yine

4-17 Mayıs 2007

bu halk taraf›ndan sahiplenilmifltir. Bugün de ABD emperyalizminin bafl›n› çekti¤i emperyalist-kapitalist sistemin sar›ld›¤› “terörizme karfl›” savafl ad› alt›nda ve ‹slam-H›ristiyanl›k karfl›tl›¤› temelinde yürüttü¤ü savafl›n yans›mas›d›r ayn› zamanda bu ve benzeri cinayetler. Anadolu topraklar›n›n esas sahipleri olan ve Alevi, Sünni, H›ristiyan, Ermeni, Süryani, Kürt, Laz, Çerkez vd. çeflitli milliyetler, az›nl›klar ve dini inançlardan ezilenler, bu politikalara karfl› s›n›f kardeflli¤ini gelifltirmedi¤i müddetçe katliamlar, cinayetler, bask›lar devam edecektir. Hrant Dink’in katledilmesinin ard›ndan sokaklara ç›kan yüz binler-

le ifade edilen tepki, bugün Malatya’daki katliam sonras›nda görülmemifltir. Devletle direkt ba¤lant›l› oldu¤u kesin olan bu katliamlara karfl› ortak tav›r mutlaka gelifltirilmelidir. Darbe söylentileri, ‹slamc› terör vb. fleklinde yarat›lmaya çal›fl›lan korku ortam›nda halklar›n kardeflli¤i söylemine daha s›k› bir flekilde sar›l›p, halk düflmanlar›n›n bugün Malatya’da verdi¤i mesaja do¤ru ve güçlü bir yan›t olmal›y›z. Önümüzdeki süreçte ‹slami faflist yada ›rkç› faflist sald›r›lar›n sürece¤ini dikkate alarak bu sald›r›lara karfl› en genifl kesimle birlikte hareket etmenin önemine bir kez daha vurgu yapmak flartt›r.

Kayra’dan Zirve’ye Zirve Yay›nevi, ilk olarak 2005 y›l›nda, kuruluflu döneminde Kayra Kitabevi ad›yla faaliyet gösterdi¤i dönemde gündeme gelmiflti. Yabanc› bir flirket ad›na Malatya’ya 10 bin ‹ncil gönderildi¤inin duyulmas› üzerine 5 Aral›k 2005’te bir grup ülkücü, kargo flirketinin önünde gösteri düzenledi. O dönem Malatya’da baz› gazeteler taraf›ndan yay›mlanan haber ve makalelerde misyonerlik faaliyetlerinin adresi olarak gösterilen Kayra Kitabevi’nin yetkilisi Martin De Lange, toplumun kendilerine karfl› k›flk›rt›ld›¤›n› söyledi. Yay›nevinin ismi bir süre sonra ‘Zirve’ olarak de¤ifltirildi. Zirve Yay›nlar›’n›n ‹stanbul’da bast›¤› kitaplar, Malatya’da ve çevre illerdeki H›ristiyanlara da¤›t›l›yordu. Zirve Yay›nevi Genel Müdürü Hamza Özant, Malatya’daki irtibat bürosunda çal›flan arkadafllar›n›n son dönemde tehdit edildi¤ini söyledi.

Sald›r› eylemlerle lanetlendi

Ankara’da çeflitli demokratik kitle örgütleri, sendika ve siyasi parti temsilcileri Malatya’daki sald›r›y› k›nayarak, cinayetin arkas›ndaki güçlerin a盤a ç›kar›lmas›n› istedi. Yüksel Caddesi ‹nsan Haklar› An›t› önünde bir araya gelen, Malatya’da 3 kiflinin bo¤az› kesilerek öldürülmesini k›nad›. “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Yaflas›n haklar›n kardeflli¤i” sloganlar› atan kitle ad›na aç›klamay› KESK Ankara fiubeler Platformu Dönüm Sözcüsü Osman Özyurt yapt›. Sald›r›y› ‘alçakl›k’ ve ‘zulüm’ olarak de¤erlendiren Özyurt, “S›rf farkl› flekilde düflünüp, farkl› flekilde inan›p farkl› flekilde yaflamak isteyen insanlara karfl›, körlemesine bir fliddetle sald›ranlar›n bu kez de Malatya’da yaratt›¤› utanc› lanetlemeye geldik” dedi. Cinayetler-

de reflit olmam›fl çocuklar›n kullan›lmas›na dikkat çeken Özyurt, “Arkas›ndaki güçler kim peki?” diye sordu. Özyurt, yaflananlar›n planl› ve programl› bir ‘terör’ oldu¤unu ifade etti. Benzeri olaylardan sonra yetkililerin önce “k›n›yoruz” aç›klamalar› yapt›¤› daha sonra da olay›n üstünü örten bir tutum sergilediklerini kaydeden Özyurt, Hrant Dink ve Malatya olay›n› bu tutuma ba¤lad›. Malatya sald›r›s›na ‹zmir’den tepki ‹zmir Demokrasi Güçleri, Malatya’da Zirve Yay›nevi’ne yap›lan sald›r›y› k›nayarak, sald›r›n›n arkas›ndaki güçlerin a盤a ç›kar›lmas›n› istedi. DTP, EMEP, ÖDP, SDP, KESK, Elele Hareketi ve ‹HD’nin de aralar›nda bulundu¤u ‹zmir Demokrasi Güçle-

ri, Konak Eski Sümerbank önünde bir araya geldi. “Faflizme karfl› omuz omuza” yaz›l› pankart tafl›yan yaklafl›k 200 kifli, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Katiller bulunsun hesap sorulsun”, “Biji biratiya gelan” sloganlar› atarak, Büyükflehir Belediye Binas›’na kadar yürüdü. Yürüyüflün ard›ndan ‹HD fiube Baflkan› Lütfü Demirkap› aç›klama yapt›. Malatya’n›n Niyazi Mahallesi’nde H›ristiyanl›k ile ilgili kitaplar da¤›tan Zirve Yay›nevi’ne düzenlenen sald›r›y› alçakça olarak de¤erlendiren Demirkap›, yaflam›n› kaybeden insanlar için üzüntü duyduklar›n› belirtti. Rahip Santaro ve Hrant Dink’in öldürülmesini de hat›rlatan Demirkap›, Malatya cinayeti ile ‘birilerinin katilleri bu vahflete azmettirdi¤i’ yönündeki flüphelerinin pekiflti¤ini söyledi. Malatya’da yüzlerce kifli sald›r›n›n gerçekleflti¤i yere karanfil b›rakt› Sald›r›y› k›namak amac›yla ‹HD, ÖDP, EMEP, CHP, DTP, Halkevleri,

ESP, TMMOB, KESK, Tek G›da-‹fl temsilcilerinin aralar›nda bulundu¤u yüzlerce kifli ‹HD Malatya fiubesi önünde bir araya geldi. Kalabal›k buradan A¤ababa Pasaj›n oldu¤u yöne do¤ru yürüyüfle geçti. S›k s›k “Faflizme geçit vermeyece¤iz”, “Birlikte yaflamak istiyoruz”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek”, “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Biji biratiyan gelan”, “Malatya halk› katil de¤ildir” sloganlar› atan grup, “Kürt, Türk, Ermeni yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Bu katliam insanl›k onuruna yap›lm›fl bir sald›r›d›r”, “Herkes için din ve vicdan özgürlü¤ü” dövizleri tafl›d›. Pasaj›n önünde kurumlar ad›na ortak aç›klamay› ‹HD Malatya fiube Baflkan› fiener Karatafl yapt›. Aç›klaman›n ard›ndan kalabal›k kitle, pasaj›n önünde 2 dakikal›k oturma eylemi yapt›. Kitle daha sonra ‹HD Malatya fiubesi’ne do¤ru yürüyüfle geçerek eylemlerine son verdi. Bu s›rada 3-4 gencin bir binan›n üstüne ç›karak, tedbir çekmeleri dikkat çekti.


4-17 Mayıs 2007

20

73

Devrimin alevlerini örgütlenerek büyütelim! etersizliklerin yol açt›¤› olumsuzluklar›n asl›nda burjuvazinin kendi saham›zda güçlenmesi demek oldu¤unu biliyoruz. Her örgütlülü¤ümüz önemli sorumluluklar›n alt›nda oldu¤u halde ayn› zamanda kendi içinde bir s›n›f savafl›m› sürdürmektedir. ‹flte yetmezliklerin, inisiyatifsizli¤in, hatalar›n besledi¤i burjuvaziye karfl› bu nedenle, tam da içimizde, kendi saham›zda oldu¤u için amans›z olmal›y›z.

Y

“Emekçi halk olmadan bütün bombalar güçsüzdür, hem de gerçekten güçsüzdür!” (Lenin) Emperyalistlerin ve ülkemiz hakim s›n›flar›n sald›r›lar› her gün art›rarak devam etmektedir. Körüklenen milliyetçilik, katliam ve katletme biçimleriyle varl›¤›n› koruyor. Bu gerçek sadece ülkemiz aç›s›ndan de¤il genel anlamda dünyada varl›¤›n› hissettiren bir durumdur. Bugün aç›s›ndan üzerinde durulmas› gereken temel nokta ise kitlelerin egemen s›n›flar taraf›ndan gerici bir saflaflman›n içine sokulmak istenmesidir. Laiklik-fleriat tart›flmalar›, bu merkezli yürütülen pratik faaliyetler bu sorunu kitlelerin merkezine flu ya da bu biçimde oturtmaktad›r. Bizler aç›s›ndan ise bu süreçte dikkat çekilmesi ve üzerinde durulmas› gereken temel nokta, kitlelerin yaflad›klar› sorunlara do¤ru müdahale edip, örgütlemek ve örgütlenmektir. Bu süreçteki tüm çal›flma ve faaliyetlerimizi bu anlay›fl ve yaklafl›mla ele almak önemlidir. Bu konu ile ilgili örgütlülüklerimizin ya da faaliyetin geliflmesini beklemek yada seyirci pozisyonunda kalmak gibi bir lükse hakk›m›z yoktur. Hiçbir komünist ve de devrimci böylesi yanl›fl, edilgen, yaratma bilincinden uzak, iradesini kendi içine esir eden bir tutuma sahip olamaz. Her alanda yap›lmas› gereken, kitlelerin sorunlar›na, düzenle olan çeliflkilerine yönelik çal›flmalar› gerektiren görevlere sar›lmakt›r. Kitleler hemen her yerde s›n›f mücadelesinin karakterdeki kendili¤inden harekete sahiptirler. Marksistlerin temel bir yaklafl›m› olarak bilmek gerekir ki, s›n›f mücadelesi bizlerin icat etti¤i de¤il, aksine objektif sürecin kendisine ait bir olgudur ve her yerde yaflanmaktad›r. Komünistler bulunduklar› her yerde bu olguyu görmek, kavramak ve devrimci yönde gelifltirmekle; bu hareketi devrime götürecek yönde önderlik etmekle yükümlüdür. Bu esas görevinin bilincinde ol-

mayan ve faaliyetin geliflmesini baflka alanlardaki ilerlemelere ba¤layan anlay›fllar yanl›flt›r ve geliflme dinamiklerine de asla sahip olamazlar. Sadece, d›fltan etkilerle olabilecek k›smi geliflmelerin bir parças› olabilirler ki bu da kendili¤indencili¤in en berbat biçimlerinden biridir. Bu konuda belirlenecek rota, esas olarak bulunulan alanlarda çal›flmalar›n somut flartlara uygun olarak kavranmas› ve gelifltirilmesidir. Ancak bu geliflme ile birlikte esas mücadele biçimine gereken katk› yap›lm›fl olur; yine ancak bu geliflme içinde s›n›rs›z olanaklar elde edilebilir/yarat›labilir. Bu temel bir durufl haline getirilmelidir. Burada çok temel olan ideolojik durufltan bahsediyoruz, bu olmad›¤›nda biz, biz olmaktan ç›kar›z. Tüm bu süreç hatalar›m›zdan ar›nma süreci olarak flekillenecektir. Bunun anlam› ise ayn› zamanda bir inceleme, ö¤renme ve ilerleme süreci olma gerçe¤idir. ‹nceleme tarz›m›z›n düzeltilmesi, çeliflkilerin çözülmesindeki yöntemimizin düzeltilmesini de içerir. Öyleyse yapmam›z gereken fley hatalar›m›z›n, eksikliklerimizin dayand›¤› zaaflar› ortaya koymak olmal›d›r. Hatalar›n ya da eksikliklerin belirlenmesi, ne oldu¤umuz ve hedeflerimizle iliflkilidir. E¤er bir devrimci örgütsek ve devrim için örgütlenmiflsek, hareket tarz›m›z›, düflünce biçimimizi nas›l bir örgüt ol-

du¤umuzla ba¤lant›l› olarak ele almam›z gerekir. Örgüt olma bilincine sahip olunmadan hatalar ya da eksiklikler üzerinde durulamaz. Örgüt olma bilinci ve içinde oldu¤umuz sürecin nitelikleri incelememizin, sorgulamalar›m›z›n, de¤erlendirmelerimizin temel unsurudur. Örgüt olma bilincindeki yetersizli¤i burada özel olarak öne ç›karmak gerekir. Örgütlenme sorunlar›nda tecrübesizli¤in ya da yetersiz bilginin önemli bir yeri oldu¤unu kabul etmek gerekir. Ancak kendi bafl›na “tecrübesizlik”, “yetersizlik” aç›klamas› apolitik, s›n›f mücadelesini içermeyen, yanl›fllar›n kökenine inmekten uzak bir durumdad›r. Hatalar›m›zda tecrübesizli¤in, bilgisizli¤in önemli oldu¤unu söylemekle yetinirsek; politik mücadelede ya da çal›flmada önemli bir ad›m atm›fl say›lmay›z. Tecrübesizlik, inisiyatifsizlik, yetersizlik gibi kavramlar›n en büyük tehlikesi içlerindeki özü göstermemeleridir. Bu özün görülmesi için devrimci bir çaba harcamak gerekir. Bir davran›fl›n hangi s›n›fsal durufla denk düfltü¤ünü a盤a ç›kartt›ktan sonra, e¤er bunun Proletarya Partisi aleyhine, örgütlenme amac›na ayk›r›, proleter durufla uzak oldu¤unu ortaya koymam›za ra¤men savunuyor ve uyguluyorsak yanl›fl bir yolday›z demektir. E¤er ço¤unlu¤un kabul etti¤ini reddediyor ve uygulam›yorsak, kendi fikirlerimizin örgütün fikirlerinden üstün oldu¤unu varsay›-

yorsak yanl›fl yolday›z demektir. Yine e¤er, elefltirilere, flikâyetlere, devam eden sorunlara ra¤men kendimizi yeterli görüyorsak yanl›fl yolday›z demektir. Bu anlam›yla her militan›n fikirleri de¤erlidir; Proletarya Partisi’ne hizmeti esas ald›¤› sürece. Her militan›m›z›n davran›fl› de¤erlidir; Proletarya Partisi’nin ilkelerine dayan›yor ve bunu gerçeklefltirmeyi amaç edinmiflse. Her militan›n kendisi hakk›nda iddial› olmas› de¤erlidir; e¤er Proletarya Partisi’nin amaçlar›n› iddias›n›n merkezine koymuflsa. Bütün bunlar neyin merkeze konmas› gerekti¤ini, neye göre davranmak gerekti¤ini aç›klar. “Her fley Parti için; Parti devrim için!” fliar›n›n özü de budur… Herkesin görebildi¤ini, anlayabildi¤ini görmezden gelerek bunlara sözde farkl› anlamlar yükleyerek hareket etme çabas›nda olanlar›n düzelme olas›l›¤› yoktur. Onlar her zaman “kendileri” olmaktan büyük gurur duyarak hareket etmeye devam edeceklerdir. Bazen iyi fleyler de yapmalar›, itibar görmeleri onlar›n bu “kendileri olmaktan” gurur duyma hastal›¤›ndan kurtulduklar› anlam›na gelmez. Nihayetinde, davran›fllar›m›z iki s›n›ftan birine hizmet eder: burjuvaziye ya da proletaryaya. Burjuvazinin kendisi olmaktan (mezara girmemekten) vazgeçmeyen inatç› tutumu proletaryaya onu yok etme (mezar›na gömme) görevini tarihsel olarak yüklemifltir. Bizim için çal›flmalarda, kendimizdeki s›n›f savafl›m›nda temel alaca¤›m›z ilke budur.


21

73 Yetersizliklerin yol açt›¤› olumsuzluklar›n asl›nda burjuvazinin kendi saham›zda güçlenmesi demek oldu¤unu biliyoruz. Her örgütlülü¤ümüz önemli sorumluluklar›n alt›nda oldu¤u halde ayn› zamanda kendi içinde bir s›n›f savafl›m› sürdürmektedir. ‹flte yetmezliklerin, inisiyatifsizli¤in, hatalar›n besledi¤i burjuvaziye karfl› bu nedenle, tam da içimizde, kendi saham›zda oldu¤u için amans›z olmal›y›z. Yanl›fllar ve hatalar örgüt iflleyiflinin, komite çal›flmas›n›n, hücre örgüt-

lenmesinin yanl›fl kavranmas› ya da ele al›nmas›yla mümkün olabilmektedir. Örgüt bilinci, komite bilinci, hücre bilinci, bunlar›n tümü proleter içerikteki devrimin; bir baflka ifadeyle proletaryan›n duruflunu ve gitmekte oldu¤u yolu içerir. E¤er bir s›n›f ad›na, üstelik proletarya ad›na hareket etti¤imizin fark›nda olursak; devrim ak›m›n›n bir neferi oldu¤umuzu bilirsek örgütlenmedeki temel ilkelerimizi anlayabilir ve uygulayabiliriz. Kitlelere dayanmak, kitlelerden kitlelere ilkesini uygulamak an-

PUSULA Bütünün güçlü parças› olmak! Devrimci teorimiz, ülkemiz tarihinin ve bugünkü durumun ayr›nt›l› ve genifl bir incelenmesine dayanmak zorundad›r ve iflçilerin, emekçilerin sordu¤u sorulara yan›t olmay› amaçlamal›d›r. Ancak o zaman iflçilerin ve emekçilerin her protesto hareketi, sordu¤u sorulara yan›t buldu¤u Proletarya Partisi etraf›nda örgütlenme ihtiyac›na do¤ru akar. Devrim çeliflkilerin çözümüyse iflçilerin, emekçilerin sordu¤u her sorunun yan›t› çeliflkilerin çözümündedir. Bugün Proletarya Partisi taraf›ndan belirlenen temel yönelim s›n›f savafl›m›n›n geliflim sürecine ve partinin/devrimin temel sorunlar›na yan›t› amaçlamaktad›r. Bu yan›t bütünüyle tamamlanm›fl de¤ildir. S›n›f mücadelesi içinde her uygulama aflamas›nda gelifltirilip, tamamlanmas› gibi kapsaml› bir çal›flmaya ve yo¤un bir mücadele sürecine ihtiyac› vard›r. Bundand›r ki, her alanda sorunlar›n, gerçekli¤in kavranmas› ayn› zamanda var olan ideolojik yetmezliklerin, teorik/politik gerili¤in afl›lmas›na hizmet edecektir. Devrimin ve halk›n sorunlar›na hakim olmada sa¤lanacak ad›mlar örgütsel sorunlar›n çözümünü kolaylaflt›raca¤› gibi sürecin geliflimine müdahaleyi de yo¤unlaflt›rarak merkezilefltirecektir. Bugün esas görev Proletarya Partisi’nin belirledi¤i yönelim do¤rultusunda devrimci bir hareketlenme yaratarak örgütsel toparlanma sa¤lamakt›r. Peki, bu nas›l olacakt›r? Bir teorinin ya da politik karar›n do¤ru kavranmas› ona uygulama gücü kazand›r›r. Politik kararlar s›n›f savafl›m›n›n (iflçi, köylü, semt, sendika, gerilla, gençlik, kad›n, enternasyonal) her farkl› alan›n özgünlü¤üne uyarlanmas› ile devrimci hareketin yarat›lmas›n› sa¤lar. Ancak o zaman devrimci teori ve politik kararlar

pratikte yol gösterici ifllevini oynayabilir. Bunun için devrim ve örgüt gibi önemli konularda hemfikirlik sa¤lamaya, ortak bir kararl›l›k göstermeye, uygulamada ise kolektif bir çabaya ihtiyaç vard›r. Bunlara sahip olunmadan, yarat›lmas› ve sa¤lanmas› için kolektif yo¤un bir devrimci çaba ortaya konmadan geliflim sa¤lanamaz. Bu durumda ne politik kararlar pratikte yol gösterici rol oynayabilir ne de devrimci bir hareketlenme yarat›l›p, örgütsel toparlanma sa¤lanabilir. Devrimci bir hareketlenme ve sa¤lam örgüt yaratmay› hedefleyen temel yönelimin baflar›s› politik kararlar›n bütünlüklü kavranmas› kadar s›n›f mücadelesinin geliflim sürecinin çok yönlü kavranmas›na, bununla birlikte burjuvazinin üzerimizdeki farkl› düzeydeki etkilerinin a盤a ç›kart›l›p onlara karfl› mücadelesine ba¤l›d›r. Bunun birinci ad›m› somut incelemelere dayanarak, politik ve sosyal geliflmeleri de¤erlendirip, gelifltirilen karfl›-devrimci fikirlere, tasfiyeci ak›mlara karfl› güçlü bir savafl›m vermek, kararl› militan bir durufl sergilemektir. Bu görevler unutulup atlanarak, örgütsel görev ve sorumluluklar yerine getirilemez. Örgütsel yap›n›n görünen yan›n› dikkate alarak görev ve sorumluluklar belirlenemez. Örgütsel yap›n›n görünmeyen, a盤a ç›kmayan ancak var olan ideolojik gerileme gerçekli¤i (bireycilik-güvensizliközgüven yitimi-görev ve sorumlulukta gösterilen gevfleklik vb.) dikkate al›narak görev ve sorumluluklar belirlenmelidir. Bunlar unutularak, varl›¤› yok say›larak, bu gerilik yokmufl, yaflanm›yormufl gibi hareket edilerek yap›lan örgütsel görevlendirme sonucunda devrimci görevler baflar›lamaz. Çünkü devrimci müdahaleyi engelleyen, geliflimi-

4-17 Mayıs 2007

cak kitle (esasen proletarya olmak üzere halk s›n›flar›) devriminin, örgütlenmesinin bir parças› oldu¤umuzun idrak›yla mümkündür. Yeterince bilinmeyen, kavranmayan, üzerinde durulmayan nokta budur. Bu konudaki her yetersizlik kiflisel taleplerimizi, yeteneklerimizi, bilgimizi bulunmaz nimet k›l›yor; bireycili¤imizi gelifltiriyor. Örgüt olma, örgütlü hareket etme bilinci bu nedenle oldukça önemlidir. Bu, sadece bireyin ço¤unlu¤a kendini teslim etmesi de¤ildir; bireyin ço¤unluk içinde yer alabilmesidir; kendi

ak›fl›n› yönetebilmesidir; devrimcileflmesidir de.

ni frenleyen ideolojik gerilik ve zaaflar vard›r. Bu sorunlar afl›ld›¤› oranda s›n›f mücadelesine müdahale gücü artacakt›r. ‹deolojik düzeltmeyi ve e¤itmeyi amaçlayan çal›flma baflar›ld›¤› oranda s›n›f mücadelesine etkin ve merkezi müdahale gerçekleflebilir, devrimci hareketlenme yarat›labilir. ‹kili görev kopmaz derecede birbirine ba¤l›d›r. Ve iç içedir. Örgütsel güç, kadro ve militan gerçekli¤i hakk›nda do¤ru ve cesur bir de¤erlendirme ve devrimci e¤itimi içeren etkili bir müdahale yapmak gerekir. Kadrolar›n ve militanlar›n sürecin zorluklar›ndan kaynakl› yaflad›¤› ideolojik gerileme ve u¤rad›¤› k›r›lmalar›n var oldu¤u gerçekli¤i kabul edilmelidir. Her devrimci pratik görev ve sorumlulukta yaflanan bu gerçeklik unutulmadan bu durumun düzeltilmesi için devrimci e¤itime önem ve a¤›rl›k verilmelidir. Bu görev s›n›f mücadelesinin pratik görevlerinden kopart›l›p ondan ayr› ele almadan birlikte iç içe ele al›narak yerine getirilmelidir. Görev ikilidir. Bir yandan s›n›f mücadelesinin geliflimini kavrayarak, ona müdahale ederek, ona do¤ru yön vererek devrimci hareketlenme yarat›l›rken di¤er yandan örgütün sa¤lamlaflmas› sa¤lanmal›d›r. Örgütün sa¤lamlaflmas› demek sürece müdahale edip ona yön vermenin önündeki belirleyici engellerden biri olan ideolojik savrulufllar› kavramak kendini a盤a vuran ideolojik yetmezlikleri sab›rl›, tutarl› ve uzun vadeli bir devrimci e¤itimle aflmakt›r. ‹deolojik sa¤laml›k, yüksek devrimci kavray›fl, militan bir durufl yarat›larak örgütsel sa¤lamlaflma sa¤lan›r. S›n›f bilinçli proleterler sürecin temel ve çözüm bekleyen sorunu olan önderlik ve örgütlülük sorununa daha fazla kafa yorup, çözümü konusunda yo¤unlafl›lmal›d›r. S›n›f savafl›m›n her geliflim prati¤inde yaflanan iflçilerin, emekçilerin iflsizlik ve yoksulluk, bask› ve zulüm gerçekli¤i karfl›s›nda daha fazla devrimci ayd›nlanmaya, bilinçlenip örgütlenmeye ihtiyaç oldu¤u ortaya ç›kmaktad›r. Bu ihtiyaca yan›t olacak, do¤ru politi-

kalar belirlemek kadar sa¤lam iflleyifle sahip güçlü ve nitelikli örgütlenmeler yaratmak ve bu sürecin kadro ve militanlar›n› e¤itip haz›rlamakt›r. fiimdi daha fazla devrimci ifller baflarman›n ve daha kal›c› sonuçlar elde etmenin zaman›d›r. fiimdi daha fazla devrimci teori ile pratik aras›nda uyumu yakalama, analiz gücünü gelifltirme zaman›d›r. fiimdi daha fazla partinin bir bütün olarak alg›lanmas›na ihtiyaç vard›r. Her komitenin, her s›n›f bilinçli proleterin partinin vazgeçilmez bir parças› oldu¤u bilinciyle hareket etme zaman›d›r. fiimdi daha fazla kitlelerin talepleriyle bütünleflmenin, nesnel koflullar› de¤erlendirmenin, ilerlemenin, yönümüzü bunlara çevirmenin, bunlara uygun bir çal›flma yaparak, örgütümüzü sa¤lam bir flekilde infla etmenin zaman›d›r. Bu yönde ileri do¤ru at›lacak her ad›mda az›msanmayacak geliflme sa¤lanaca¤›n›n kavranmas› zaman›d›r. Bunlar› baflarmak demek, yönelimin kaç›n›lmaz baflar›s›n›n maddi koflulunu haz›rlamak demektir. fiimdi daha fazla “Görevimiz partinin bafll›ca organlar›n›, görüfllerini, kitlelerle iliflkilerini, günün flartlar›nda infla etmektir. Çok daha fazla alanda yo¤unlaflmak, ortak çal›flmalar› gelifltirmek, bilimsel araflt›rmalar yapmak, her düzeydeki kat›l›m›n önünü açmak ve bunun derecesini artt›rmak, partiye, kitlelere hizmeti ertelenemez görev saymak günün bizden bekledi¤i temel durufltur.” (8. Konferans kararlar›ndan) Unutulmamal›d›r ki, do¤ru kararlar almak, politikalar oluflturmak ve yönelim belirlemek bugüne ait olan gerçekliktir ancak gelece¤in bütünüyle flekillenmesi demek de¤ildir. Gelece¤in kendisi de¤ildir. Gelece¤in kendisi olmak ya da “gelece¤i kazanmak” için do¤ru karar, politika ve yönelimin kararl›ca uygulanmas›, uygulama içinde gelifltirilmesi, tamamlanmas› gerekir. Temel yönelim ancak bu flekilde ele al›n›rsa sorunlar›n çözümüne yard›mc› olur, gerçek bir k›lavuz rolü oynar.

Önümüzdeki süreçte ataca¤›m›z her ad›m, örgütlenecek her faaliyet zaaf ve yetmezliklerimizin afl›lmas›na, faaliyetimizin toparlanmas› ve gelifltirilmesine hizmet etmek zorundad›r. Görev ve sorumluluklar›m›z›n an›n pratik görevleriyle s›n›rl› olmad›¤›n›n bilinciyle hareket etmek durumunday›z. Her görev ve sorumlulu¤umuzu devrimi gerçeklefltirme iddiam›z›n düflünerek ve kavrayarak ele almak durumunday›z.


4-17 Mayıs 2007

22

73

ABD’deki ö¤renci katliam›n›n sosyal kökeni

Virginia’daki Blacksburg Teknik Üniversitesi’nde gerçekleflen katliamda 32 ö¤rencinin vahflice katledilmesi, emperyalist politikalar›n kendi toplumsal yaflam›na yans›mas›d›r ayn› zamanda. ABD’de benzer katliamlar›n, daha küçük çaplarda gerçekleflmesi 1991’li y›llarda ortaya ç›km›flt›. Bu y›llar ayn› zamanda Do¤u Blokundaki çöküflle birlikte, buradaki parçalanman›n da hayata geçirilmeye baflland›¤› süreçti. Parçalanman›n bafll›ca hedefinde ise ilk etapta Yugoslavya vard›. Nisan 1999’a gelindi¤inde NATO ve ABD uçaklar›, k›flk›rtarak yaratt›klar› kardefl kavgas›n› sonland›rma ad›na, Yugoslavya halklar›n›n bafl›na bombalar ya¤d›r›yordu. Ayn› y›llar o dönem iktidarda olan Clinton rejiminin Somali ve daha birçok Ortado¤u ve Afrika ülkesine askeri sald›r›lar gerçeklefltirdi¤i y›llard›. Emperyalizmin genel krizine ba¤l› olarak, ABD’deki ekonomik-siyasi krizin giderek derinleflmesi de yine bu sald›rganl›k politikalar›na ba¤l› olarak gerçeklefliyordu. Krizden etkilenen tüm toplumlarda oldu¤u gibi, Amerikan toplumunda da zengin-yoksul aras›ndaki uçurum giderek derinlefliyor, Amerika’n›n en zengin 300.000 kiflisi, ortalama vatandafltan 440 kat daha fazla kazanarak, 150 milyon yoksul Amerikal›n›n toplam

gelirinden fazlas›na sahip oluyordu. Bu rakam 1980 y›l›n›n iki kat›na tekabül ediyordu. Yani ABD toplumundaki yoksullaflma bu süre içinde iki kat›na ç›km›flt›. Toplumsal yaflamdaki çöküfl de yine bu süreçte h›z kazanm›fl ve faflist politikalar›n, ABD emperyalizminin en önemli araçlar›ndan olan medya arac›l›¤›yla topluma empoze edilmesine de h›z verilmiflti. Her türden ahlaki çöküntünün de en üst seviyelerde seyir etmeye bafllamas›yd› bu ayn› zamanda. Silahlanma ç›lg›nl›¤›na, fliddet içerikli pop müziklerin, televizyon programlar›n›n, video oyunlar›n›n efllik etmesi, tecavüz ve cinayet içerikli her türden vahfletin e¤lence olarak sunulmas›, çöküflü daha da h›zland›ran en önemli etmenlerdi. Ve bugün giderek boyutlanm›fl olan bu durum sadece ABD aç›s›ndan de¤il, tüm emperyalist ülkeler ve de emperyalist kültürün pompaland›¤› emperyalizme ba¤›ml› ülkeler aç›s›ndan geçerlidir. ‹flgal bölgelerindeki ABD ve di¤er emperyalist ülke askerlerinin iflgal ettikleri ülkelerin halklar›na yapt›klar› iflkencelerdeki ya da katletme yöntemlerindeki ak›llar› zorlayan vahfletin ard›nda yatan neden de yine y›llardan beri hayata geçirilen bu faflist politikalard›r. Ayn› politikalar›n sonuçlar›na, benzer

ya da de¤iflik versiyonlarla, ülkemizde de tan›k olmaktay›z. En son Malatya’da gerçeklefltirilen katliam›n hayata geçirilifl biçimindeki vahflet, ABD’deki ö¤renci katliam›ndan çok da farkl› de¤ildir. Çünkü her ikisinin kökeninde yatan neden-

ler ayn›d›r. Her ikisi de emperyalist sald›rganl›¤a ba¤l› olarak artan ›rkç›-faflist dalgan›n yaratt›¤›, toplumsal çürümenin ürünüdür. Virginia Teknik Üniversitesi katliam›n› gerçeklefltiren kiflinin, Kore kökenli oldu¤u belirtilmekte. Göçmenlere dönük ayr›mc› politikalar›n artt›¤›, di¤er toplumlar gibi, ABD toplumunun da en yoksul kesimini göçmenlerin oluflturdu¤u günümüzde, katliama hedef olanlar her ne kadar bu politikalar›n yarat›c›s› olmasalar da, belki içlerinde bu politikalara karfl› olanlar olsa da, yani ço¤unlu¤u ya da hepsi masum olsa da, bu katliam “afla¤›dakilerin” kendilerini birer canavara dönüfltüren “yukar›dakilerden” almaya çal›flt›klar› intikam›n, vahfli ve de yanl›fl hedefe dönük bir d›flavurumu olarak da alg›lanmal›d›r.

“Geçifl Hükümeti”nin a¤›r yenilgisi Mogadiflu- ABD emperyalizmi destekli Etiyopya Ordusu’nun geçti¤imiz aylarda Somali’ye dönük gerçeklefltirdi¤i iflgal sald›r›s›n›n ard›ndan yo¤un çat›flmalar sürerken, Etiyopya ile iflbirli¤i halinde olan ve sald›r›n›n zeminini haz›rlayan “Geçifl Hükümeti” a¤›r bir yenilgiyle karfl› karfl›ya. Önce Etiyopya’n›n ard›ndan ise ABD’nin askeri sald›r›lar› sonucu iç savafl›n efli¤ine gelen ülkede, hala günde yüzlerce insan yaflam›n› yitirirken, milyonlarca insan ülkeyi terk etmek zorunda kal›rken, kabileler aras›nda giderek yo¤unlaflan iktidar mücadelesi, “Geçici Hükümet”in a¤›r bir darbe almas›n› da beraberinde getirdi. ‹ktidar için mücadele eden Darod kabilesine ba¤l› Marehanlar, iki gün süren çat›flmalar›n ar-

d›ndan Kismayo’yu ele geçirerek, geçici hükümetin buradaki iktidar›na son verdiler. Marehanlar›n ba¤l› oldu¤u Darod kabilesi ise daha bafl›nda beri “Geçici Hükümeti” desteklemekte ve bafl düflmanlar› ise, Etiyopya’n›n sald›r›s›ndan beri ‹slam Mahkemeleri Birli¤i (‹MB) ile birlikte sald›r›ya karfl› direnen Haviye kabilesi. Kismayo’daki iktidar de¤iflikli¤i ile birlikte hükümetin alt› giderek boflalmakta. Ayr›ca hükümet içinde de muhalif sesler yükselmeye bafllam›fl bulunuyor. Örne¤in Baflbakan Hüseyin Aidid geçti¤imiz günlerde hükümeti ve Etiyopya’y›, halka karfl› katliam gerçeklefltirmekle suçlam›flt›.

Rostock’da G-8 Karfl›t› 3. Eylem Konferans› Gerçeklefltirildi

G-8 karfl›tlar› Heilligendamm’a giden yollar› kapatma G-8 Zirvesi karfl›tlar›, 1-8 Haziran aras› Rostock-Heiligendamm’da gerçekleflecek olan Zirve karfl›t› çal›flmalar›n›n “s›cak aflamas›n›” bafllatt›lar. Uzun dönemden beri titiz bir flekilde haz›rlanan konsept G-8 Zirvesini engellemeye çal›flacak. 13-15 Nisan 2007 tarihlerinde Avrupa’n›n de¤iflik ülkelerinde yaklafl›k 400 G8 Zirve karfl›t› Rostock’da bir araya gelerek çal›flmalar›n› hem teorik olarak hem de pratik olarak sergiledi. Eylem konferans›na Avrupa genelinde kat›lan birçok örgütün yan› s›ra, Türkiyeli göçmen örgütlerden AT‹K (Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu) ve YDG (Yeni Demokrat Gençlik) kat›ld›.

Haziran ay›n›n ilk haftas› gerçekleflecek eylemlerin sembolik bir gösterisini yapan göstericiler ilk olarak yollar› kapatma provas› ald›lar. Daha sonra polis eflli¤inde tel örgüleri geçerek zirvenin olaca¤› otele do¤ru yürüdüler. Yaklafl›k 500 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl kilometrelerce uzunlu¤undaki güvenlik tel örgüleri kenar›nda yürünerek Zirvenin olaca¤› otelin deniz k›y›s›nda bitirildi. Yürüyüfl haz›rl›k sürecinde birçok kifliye polis taraf›ndan bölgeye girme yasa¤› uyguland›. G-8 karfl›tlar› yürüyüflten önce gösterici ve polis rolüne girerek yollar› bloke ettiler. Göstericiler yolu bloke ederken, polis rolündeki göstericiler de blo¤u da-

¤›tmaya çal›flt›. Zirve karfl›t› haz›rl›klar binlerce gönüllü protestocu taraf›ndan haz›rlanmakta. Eylemcilerin verdi¤i bilgiye göre; flu ana kadar G-8 Zirvesi’ne karfl› bilgilendirmek ve insanlar› harekete geçirmek için Almanya genelinde 600’ün üzerinde eylem gerçeklefltirilmifl durumda. Eylem konferans› ad›na konuflan Christoph Kleine yaklafl›k iki y›ll›k plan›n sonuçland›¤›n› söyleyerek, gelinen aflamada protesto plan›n›n netleflti¤ini dile getirdi. Bu aflamadan sonra baz› detay ifllerin çözülmesi gerekti¤ine vurgu yapt›. Sadece flu ana kadar 20.000 kifli kamplar için baflvurmufl. Genel olarak G-8 Zirvesi sürecinde 100.000 protestocu

beklenmektedir. Dünya hükümeti gibi ifllev gören G-8 ülkeleri zirvesi göçmenler karfl›t› politika ve yasalar›n da merkezi olarak planland›¤› bir platformdur. Bu nedenle göçmenlerin bu türden uluslararas› kitlesel eylemliliklere güçlü kat›l›m sa¤lamalar› etkili olacakt›r. 3-4 Haziran günlerinde göçmenlerin sorunlar›na iliflkin özgün çal›flmalar›n olaca¤› karfl›t zirveye AT‹K ve YDG, göçmenleri ve onlar›n ilerici kurumlar›n› özellikle davet etmektedir. 4 Haziran’daki göçmenler eylem gününde organize edilen göçmen yürüyüflüne güçlü kat›l›m sa¤lanmas› için AT‹K ve ILPS onlarca baflka göçmen kuruma ça¤r› yapmaktad›rlar.


23

73

4-17 Mayıs 2007

K›r›lgan ateflkes sona erdi Aylar önce yap›lan ve “Gazze Ateflkes”i olarak bilinen ateflkes, ‹srail’in aral›ks›z sald›r›lar› sonucu, söylemde de ortadan kalkt›. Yap›ld›¤› günden bu yana k›r›lganl›¤› bilinen ateflkesin bitti¤i, Hamas’›n askeri kanad› taraf›ndan yap›lan aç›klamayla resmiyet kazand›. Siyonist ‹srail’in son dönemde giderek artan sald›r›lar›na paralel olarak gelen bu aç›klaman›n ard›ndan, zaten hiç son bulmam›fl olan çat›flmalar›n daha da yo¤unlaflmas› bekleniyor. Çat›flmalar›n yo¤unlaflmas›na iliflkin beklentiler ise, Siyonistlerin yo¤un bir askeri haz›rl›k bafllatmalar›n›n ard›ndan somutluk kazanmakta. Emperyalistlerin Ortado¤u’ya dönük projeleri kapsam›nda sözde çözmeye çal›flt›klar› ‹srail-Filistin sorunu, geçti¤imiz aylarda iflbirlikçi Abbas’la yap›lan görüflmeler sonucu ‹srail’in ve de böylelikle emperyalistlerin ç›karlar›na uygun flekillendirilmeye çal›fl›lm›fl ve intifaday› bitirmeyi de kap-

sayan bir dizi yapt›r›m ve anlaflma gündeme gelmiflti. Ancak Filistin halk›n›n, ne Abbas’›n iflbirli¤ine ne de emperyalistlerin ve Siyonistlerin dayatmalar›na boyun e¤meyerek, intifaday› sürdürme yönünde kararl›l›¤›n› sür-

Evrensel Bak›fl Yenilgide son çare “Güvenlik Duvar›” ABD’nin bafl›n› çekti¤i iflgal güçleri, Irak’›n iflgalinde u¤rad›klar› yenilgiyi tersine çevirmek için yeni yeni yöntemlere baflvurmay› sürdürüyorlar. ‹flgalcilerin yenilgiyi tersine çevirmek, içine girdikleri ç›kmaz› aflmak için baflvurduklar› son yöntem ise, geçti¤imiz günlerde inflas›na bafllanan ve Ba¤dat’›n ortas›ndan geçen “Güvenlik Duvar›”. Bu duvar, ço¤unlu¤unu Sünnilerin oluflturdu¤u bölgeyi tecrit etmek için infla ediliyor. Bitti¤inde ise bölgede oturan insanlar›n d›fl dünyayla iliflkileri büyük ölçüde kesilecek. D›fl dünyayla iliflki kurabilmek ise sadece, iflgalcilerin ve kukla hükümetin askerlerinin denetiminde olan birkaç girifl kap›s›ndan mümkün olabilecek. Ancak, Ortado¤u halklar›n›n direniflini bitirmeye dönük infla edilen ilk duvar de¤il bu. Siyonistlerin Filistin halk›n›n direniflini k›rmak için infla ettikleri ve kamuoyunda “Utanç/Ayr›mc›l›k Duvar›” olarak geçen ve de Irak’ta yap›m›na bafllanan duvara da “ilham” veren duvar da yine ayn› amaçla, katliamlarla iflgallerle teslim alamaman›n ürünü olarak ortaya ç›km›flt›. Ayn› zamanda böl-parçala-yönet politikas›n›n bir uygulamas› olan bu yeni “utanç duvar›”, Irak halk›n›n büyük tepkisini almakta gecikmedi. ‹flgalin y›ldönümünde direniflçilerin yapt›klar› ça¤r›yla yüz binlerin soka¤a dökülmesinin etkileri henüz silinmemiflken, benzer eylemlerin duvara karfl› yap›lmas› gündeme geldi. Bir yandan silahl› direniflte büyük bir art›fl yaflanmas›, di¤er yandan Irak halk›n›n Ba¤dat’taki kitle eylemleri,

5 km. uzunlu¤unda olmas› planlanan duvar›n daha flimdiden ifle yaramayaca¤›n› göstermekte. Bunun içindir ki, kukla hükümetin baflbakan› Maliki, inflaat›n durdurulmas› için emir verdi¤ini aç›klamak zorunda kald›. Kukla Maliki’nin bu aç›klamas›, ABD Ordusu taraf›ndan cevaplanmakta gecikmedi ve duvar›n inflaat›n› durdurmak bir yana, daha çok say›da benzer duvarlar infla edeceklerini duyurdular. Amaçlar›n› ise Sünni direniflçileri “içinde yüzdükleri denize hapsetmek”, olarak aç›kl›yorlar. Özcesi, direniflçileri, kendilerini saklayan, destekleyen kitlelerle birlikte hapsetmeye çal›fl›yorlar. Kukla hükümetin -baflka konularda da oldu¤u gibi- bu konuda da tek bafl›na karar veremedi¤inin iyice a盤a ç›kt›¤› bu durum, Sadr yanl›s› 6 bakan›n istifas›yla bir hükümet krizini de getirdi. Ve bu kriz henüz çözülmemifl olmas›n›n yan› s›ra, bir yandan iflgalcilere yaranma gayretinde olan di¤er yandan ise koltu¤unu korumaya çal›flan Maliki önderli¤indeki kukla hükümetin güçlendirilmedi¤i takdirde- önümüzdeki günlerde düflme olas›l›¤›n› da beraberinde getirdi. Tekrar “Güvenlik Duvar›”na dönecek olursak, etnik-dini vb. her türden ayr›flmay› k›flk›rtarak, fliddeti daha da körüklemeyi hedeflemekten, kardefl kavgas›n› ivmelendirmekten, k›sacas› Ortado¤u’daki yang›n› büyütmekten baflka bir anlam› olmayan bu duvar projesi, hiç kuflku yok ki ayn› zamanda iflgaldeki çözümsüzlü¤ü azaltmak bir yana daha da art›racak, yenilginin faturas›n›

dürmesi, emperyalist destekli ‹srail’in, bir dizi provokasyon eflli¤inde sald›r›lar›n› yeniden yo¤unlaflt›rmas›n› beraberinde getirmiflti. Kas›m 2006’da, Gazze’de yap›lan ateflkes de yine ayn› sürecin ürünü olarak

ortaya ç›km›fl, ancak pratikte hiçbir geçerlili¤i olmam›flt›. Hamas’›n, ‹srail’in ateflkesi bozdu¤unu aç›klayarak, ateflkesi bitirdi¤ini ilan etmesini ve ard›ndan roketli sald›r›lar gerçeklefltirmesini tetikleyen geliflmeler ise, Siyonistlerin geçti¤imiz günlerde Gazze fieridi’nde açt›klar› atefl sonucu 9 kiflinin yaflam›n› yitirmesi oldu. Hamas’›n ateflkesi bitirdi¤ini aç›klamas›n›n ard›ndan askeri eylemlerine h›z vermesi karfl›s›nda, yeni ve kapsaml› sald›r› planlar› yapmaya bafllayan ‹srail ise, bir yandan genifl çapl› askeri sald›r› haz›rl›klar›n› sürdürürken, di¤er yandan ‹srail Ordusu yetkililerinin Filistinli liderlere dönük suikast önerileri getirdikleri bildiriliyor. Ateflkesin bitti¤inin ilan›yla birlikte, hem emperyalistleri hem de Siyonistleri panikleten geliflmeler de gösteriyor ki, ne emperyalistlerin ne de Siyonistlerin yapt›r›mlar› Filistin halk›n›n intifadas›n› bitirmeye, Filistin halk›n› teslim almaya yetmiyor, intifada artarak sürüyor.

daha da a¤›rlaflt›racakt›r. Bu faturay› asgariye indirme yönlü çabalar da yine ABD’nin kendi içinden yükselmekte. Amerikan Kongresi’ndeki ço¤unlu¤un lideri olan Harry Reid 19 Nisan’da yapt›¤› aç›klamada “Irak savafl› kaybedilmifltir” dedi ve ekledi “bana sorarsan›z takviye asker göndermek hiçbir ifle yaramad›. Bunun göstergesi Irak’ta art›k hakim olan afl›r› fliddettir.” Reid bu konuflmay› askerlerin geri çekilmesine dönük bir geri çekilme plan›n› gündeme getirmek için düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda yapt›. ‹flgal karfl›t› söylemlerle kongre seçimlerini kazanan, ancak sonras›nda iflgalin bitirilmesine dönük hiçbir ad›m atmad›klar› gibi, iflgal politikalar›n› aynen desteklemeyi sürdüren Demokratlar, anlafl›lan yenilgiyi art›k aç›kça kabul ederek, bunun sorumlulu¤undan kurtulmaya çal›fl›yorlar. Ayr›ca Vietnam yenilgisini de bu süreçte s›kça dillendirmeleri, Vietnam benzeri bir sendromun ortaya ç›kma olas›l›¤›n›n giderek güçlenmesindendir. ABD içindeki birçok kesim, ABD’nin bir süre önce takviye asker göndermeye bafllayarak, Irak yenilgisini tersine çevirmeye çal›flmas›n›, Vietnam’daki yenilgi kesinleflti¤i halde, buraya takviye birlikler göndererek, ölen asker say›s›n›n binlerce artmas›na neden olan dönemin ABD baflkan› Johnson’un hatas›yla özdefllefltirmekteler. En az›ndan bu defa “zarar›n neresinden dönülse kârd›r” demeye getiriyorlar. Öyle görünüyor ki, hiçbir “Güvenlik Duvar›” iflgalcilerin güvenli¤ini sa¤layamayacak. Bunu art›k iflgalci emperyalistler de anlam›fl olmal›lar ki, bir sonraki hedef olarak gösterdikleri ‹ran sorununda da diplomasi trafi¤ini art›rm›fl bulunuyorlar. ABD emperyalizmi birincil olarak, Irak bata¤›nda debelenmeyi sürdürmekten, buradan ç›k›fl yollar› aramaktan, ikincisi ise, ‹ran rejiminin y›llar boyudur AB emperyalistleri ile olan iliflkile-

rini kullanma arzusundan, ‹ran sorununu arka plandan yön vermeyi sürdürerek- daha çok AB’ye havale etmifl görünüyor. Bunun somut göstergelerinden biri, AB ülkelerinin d›fl iflleri bakanlar›n›n geçti¤imiz günlerde ‹ran’a dönük cezai yapt›r›mlar› art›rma karar› ald›klar›n› aç›klamalar› oldu. Bu aç›klaman›n AB D›fl Politika Baflkan› Solana ile ‹ranl› yetkililer aras›nda Ankara’da yap›lan görüflmenin hemen öncesinde yap›lmas› ,görüflmeden daha sert önlemler ç›kaca¤› izlenimi yaratt› ilk etapta. Oysa beklenen olmad› ve görüflmeden “‹ran’›n k›s›tl› bir flekilde uranyum zenginlefltirme çal›flmalar› yapabilece¤i” gibi “›l›ml›” bir yaklafl›m ç›kt›. ‹ran özgülündeki bu son geliflme, emperyalistlerin Ortado¤u’da yeni ve hem de ‹ran gibi kapsaml› bir cephe açmay› flimdilik göze alamad›klar›n› da göstermekte. Ancak bu, onlar›n Ortado¤u’dan ve de dolay›s›yla buradaki zenginliklerden vazgeçtikleri ya da k›sa vadede vazgeçecekleri, Ortado¤u’nun öncelikli talan alan› olmaktan ç›kt›¤› anlam› tafl›m›yor. Aksine, buradaki iddialar›ndan kolay kolay vazgeçmeyecekler. Çünkü stratejik öneminden dolay›, Ortado¤u’yu ele geçirmek hala onlar aç›s›ndan, Asya’ya, Afrika’ya ve dünyan›n di¤er bölgelerine aç›lman›n, dünyan›n büyük bölümünü denetim alt›na alman›n önkoflulu olmay› sürdürüyor. Bunun içindir ki, özellikle de devrimci ve komünistler, s›n›fs›z-sömürüsüz bir dünya yaratma mücadelesi temelindeki s›n›f mücadelelerinin bir parças› olarak, emperyalist patentli ›rkç›-floven politikalar› bofla ç›karma mücadelesini yükseltirken, bunu anti-emperyalist mücadeleden, anti-emperyalist mücadeleyi ise Ortado¤u’daki geliflmelerden kopuk ele almama prati¤ini sürdürmeliler.


4-17 Mayıs 2007

24

73

Bir düflünme ve örgütlenme yasa¤›: Anti-terör yasas› urjuva demokrasisinin günümüzdeki gereksinimi ba¤lam›nda sald›r›lar›n› pervas›zlaflt›ran Fransa devleti, t›pk› di¤er ülkelerin baflvurdu¤u yöntem gibi, anti-terör yasalar›n› oluflturarak geçeklefltirdi¤i ve önümüzdeki süreçte gerçeklefltirecek olan sald›r›lar› resmi/yasal/s›radan/do¤al zemin üzerinde rahatça uygulanabilir bir düzeye indirgemektedir.

B

Fransa’da son birkaç y›ld›r gerek bütün halka yönelik, gerekse de göçmenlere yönelik gerçekleflen ekonomik-sosyal-polisiye sald›r›lar devletin emperyalist karakterinde var olan zorbal›¤›n d›fla vurumudur. “Fransa’da neler oluyor?” sorusuna verilecek cevap, emperyalist karakterli burjuvazinin iç ve d›fl politikas›nda çevirdi¤i oyunlar› içermeksizin yeterli olmayacakt›r. Bu oyunlardan biri, t›pk› di¤er ülkelerde oldu¤u gibi, “terörizme karfl› mücadele” k›l›f›na uygun olarak ç›kar›lan “anti-terör” yasas› ba¤lam›nda gerçekleflmektedir. Tam da bu konuda somuta inmek önemlidir. Uluslararas› alanda “demokrasi” dersini veren Fransa devleti, 1901’de “örgütlenme özgürlü¤ü” ba¤lam›nda kültürel ve sosyal derneklerin aç›lmas›n› yasallaflt›rd›. Bu yasa bugün hala yürürlüktedir ve Fransa’da bu yasaya ba¤l› on binlerce dernek mevcut. Ne var ki, kendi ç›kard›¤› yasaya ba¤l› kalarak aç›lan dernekleri basarak kendi gerçek yüzünü göstermifltir ve bu çerçevede kendi oluflturdu¤u yasay› kendisi çi¤nemifltir. Bu anlam›yla yasa d›fl›l›k yapan dernekler de¤il, dernekleflme özgürlü¤ünü tan›yan yasay› ‘demokrasi’ ad›na çi¤neyen kendisidir. Yazar› oldu¤u “‹nsan Haklar› Deklarasyonu”nun herkese tan›d›¤› düflünce özgürlü¤ü konusunda, Frans›z burjuva demokrasisi kendisince di¤er ülkelere karfl› ne kadar “üstün” gösterildi¤i bilinmektedir. Nitekim devrimci düflüncenin suç say›ld›¤› Türkiye gibi ülkelere hitaben hükümet yetkilileri (UMP’liler) ve Cumhurbaflkan› Chirac, medyada Fransa devletinin dünyaca ‘örnek’ al›nmas› gereken ülkeler aras›nda yer ald›¤›n› çekinmeden lanse edebiliyorlar. Keza bu sorunun gerçek içeri¤i de devrimci ve demokrat derneklere sald›rarak devlet taraf›ndan bizzat ifade edilmifltir. Bir devrimci veya komünist partiye sempati duyduklar› için aylarca ve/veya y›llarca cezaevinde tutulan iflçiler, emekçiler, ö¤renciler, sanat ve bas›n emekçileri vs. burjuva demokrasisinin düflünce özgürlü¤ünden gerçek anlamda ne anlad›¤›n›n tan›¤›d›rlar. “Özgürlük” ad›na nutuklarda bulunan Fransa devleti, insan haklar›n› bu anlam›yla tan›mad›¤›n› ve düflünmeyi suç sayd›¤›n› gerçeklefltirdi¤i tutuklamalarla bir kez daha kan›tlam›flt›r. Burjuva demokrasisinin günümüzdeki gereksinimi ba¤lam›nda sald›r›lar›n› perva-

s›zlaflt›ran Fransa devleti, t›pk› di¤er ülkelerin baflvurdu¤u yöntem gibi, anti-terör yasalar›n› oluflturarak geçeklefltirdi¤i ve önümüzdeki süreçte gerçeklefltirecek olan sald›r›lar› resmi/yasal/s›radan/do¤al zemin üzerinde rahatça uygulanabilir bir düzeye indirgemektedir. ‹flte yukar›da bahsetti¤imiz anti-demokratik uygulamalar›n› devlet, bu zemin üzerinde gerçeklefltirmektedir. Devlet, hiç bir kan›t olmaks›z›n “araflt›rmalar sürüyor” bahanesiyle devrimci ve demokratlar› iki-üç y›l bu yasaya dayand›rarak tutma hakk›n› kendisinde görüyor; önceden kendi oluflturdu¤u yasalar› çi¤neme pahas›na da olsa... Bunun siyasal arka plan›nda ise, dipten gelip büyüyecek olan devrimci dalgan›n önünü flimdiden almak ve bu u¤urda halk›n ilerici dinamiklerini baltalamak var-

deni, Sarkozy’nin ABD d›fl politikas›yla hemfikir olmas›nda aranmal›d›r. Bu anlam›yla, ekonomik-sosyal-askeri-kültürel iç ve d›fl politikas›na bak›ld›¤›nda, Sarkozy’nin gerçek amac›n›n kendi ulus burjuvazisinin ç›karlar›n› korumak flart›yla Fransa’y› ABD’lilefltirmekten baflka bir fley de¤ildir. Yani Fransa emperyalizmin günümüzdeki hat›r› say›l›r kuklalar›ndan olan Sarkozy’nin göçmenlere, ö¤rencilere vs. k›saca bütün halka karfl› sald›r› dalgas› bu yönelimin ürünü olarak de¤erlendirilmelidir. Hat›rlanaca¤› gibi, 2005’in Kas›m ay›nda, 2006’n›n Mart’›nda ve en son cumhurbaflkanl›¤a UMP’den adayl›¤›n› aç›klad›¤› 14 Ocak 2007’de Sarkozy flunu aç›k ifade etmiflti; “Bize faydas› olmayan bütün kurumlar› kapatt›raca¤›m!” Buradan ne anlafl›lmal›? Aç›kt›r: burjuva demokrasisinin insanl›¤a karfl› bütün uygulamalar›n› teflhir eden, hak mücadelesinde bütün devlet bask›s› ve terörüne ra¤men ›srar eden devrimci-demokratik kurum ve kurulufllar› (uzun vadeli düflünüldü¤ünde buna iflçi s›n›f›n›n bütün örgütlenme mevzileri de eklenebilir-sendikalar gibi-), devletin çirkefli¤iyle bütünleflmedikleri

evlet, hiç bir kan›t olmaks›z›n “araflt›rmalar sürüyor” bahanesiyle devrimci ve demokratlar› iki-üç y›l bu yasaya dayand›rarak tutma hakk›n› kendisinde görüyor; önceden kendi oluflturdu¤u yasalar› çi¤neme pahas›na da olsa...

D

d›r. Kuflkusuz, t›pk› ç›kan bütün yasalarda oldu¤u gibi, bundan ilk nasibini alan göçmen demokratik kitle örgütleridir. 2006’n›n Haziran ay›nda Fransa Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu’na ba¤l› Paris Halklarla Dayan›flma Derne¤i’ne ve 2007’nin fiubat ay›nda Paris’te bulunan Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne düzenlenen sald›r›lar da bu çerçevede ele al›nmal›d›r. ABD emperyalizmi, Ortado¤u’da içinde bulundu¤u kaostan ç›kman›n yolu olarak bölgenin zengin kaynaklar›n› sadece kendine alma iste¤inden belli ölçüde taviz vererek di¤er emperyalist ülkelerle k›smi düzeyde paylaflmay› gerekli görmüfltür. Bu konuda da seçici davranmaktad›r. ‹flte UMP baflkan› Sarkozy’ye Cumhurbaflkanl›k seçimlerinde ABD’nin güçlü deste¤inin ne-

için, ona bu anlam›yla fayda getirmeyecekleri için kapatt›r›lacak. ‹flte bu tarz, ekonomik krizin içinde ç›rp›narak kuduran ve kendisinden olmayanlar› “terörist” diye lanse eden ABD’nin günümüzde kamuoyunda yayd›¤› tarz› de¤il de ne olabilir? Fransa emperyalizmi, Sarkozy politikalar›yla girdi¤i bu yönelimin yan› s›ra, önümüzdeki dönemde daha da k›zg›nlaflacak Ortado¤u’dan büyük pay koparma perspektifiyle uflak TC ile anlafl›l›r bir zemin yaratmak istemektedir. ‹ki ülke aras›ndaki iliflkilerin bu süreçteki kayna¤›nda, Türkiye’nin bölgede stratejik bir ülke oldu¤u yatmaktad›r. T›pk› di¤er ülkeler gibi Fransa devleti, TC ile aras› iyi olan ülkenin bölgede en rahat hareket etme durumunda olaca¤›n› ve bu ba¤lamda en çok kârl› ç›kma flans›n›n yüksek oldu¤u ülke olaca¤›n› bil-

mektedir. ‹flte TC’nin her birkaç y›lda bir yeniledi¤i ve iadelerini istedi¤i “TC terör listesi” Avrupa Birli¤ince bu güne dek muhatap bile “al›nmazken”, Ortado¤u’da her geçen gün yeni savafllar›n kokusu geldi¤i günümüzde “ciddi bir sorun” haline gelmifltir. Önce tehlikeli “görünmeyen” insanlar, birden bire “toplum için çok tehlikeli bireyler” oldular. Ne var ki bu listede bulunanlar› Türkiye’ye yollamalar› kendilerine büyük sorunlar yarataca¤›n› biliyorlar (günümüzdeki iki ülke aras›ndaki anlaflmalar çerçevesinde yasalar›n›n iade konusunda buna engel olmas›ndan ötürü). Bu yüzden, Avrupa ülkeleri, farkl› tarzlarla TC’ye ne kadar iyi efendiler olduklar›n› kan›tlaman›n yar›fl› içerisindedirler. ‹flte de¤iflik tarzlardan sindirme ve y›ld›rma politikas›yla hareket edip polisiye tavr›n› sergileyenlerden biri Fransa’d›r. Öyle ki bu politikan›n bir ürünü olarak, “terörist” diye lanse edilen oysa tamamen yasal çerçevede demokratik mücadele veren yoldafllar›m›zdan baz›lar› hala cezaevinde iken, di¤erleri tutuksuz yarg›lanarak belirli bir bölgeden ç›kma yasa¤›yla serbest b›rak›lm›fllard›r. Yine flantaj olarak kullan›lan göçmenlere talep ettikleri oturum hakk› sürecinde çektirdikleri eziyet ve uygulad›klar› yo¤un s›n›rd›fl›lar da keza ayn› politikan›n bir baflka versiyonudur. Sonuç olarak, emperyalistlerin uluslararas› düzeyde halklar ve yaflad›¤›m›z sorun özgülünde göçmenler üzerinden kendi ç›karlar› do¤rultusunda girifltikleri iliflkilerin teflhir edilmesi önemlidir. Bu bilinçle Strasbourg bölgesinde bir araya gelen Fransa Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu (FT‹F), Fransa Demokratik Haklar Federasyonu (FDHF) ve Yaflanacak Dünya gazetesi, Cumhurbaflkanl›k seçimleri öncesinde “anti-terör yasas›” ad› alt›nda gerçekleflen insanl›k d›fl› uygulamalara karfl› tav›rlar›n› dile getirmek amac›yla bir çal›flma yürüttüler. 12 Nisan’dan bafllayarak üç gün boyunca Strasbourg’un Gutenberg meydan›nda imza kampanyas› için masa aç›ld›. “S›n›rd›fl›lar durdurulsun, anti-terör yasas› geri çekilsin” bafll›¤›yla ç›kar›lan bildiri yo¤un bir flekilde da¤›t›ld›. Sonuç olarak sald›r›lardan bu yana hala tutuklu olanlar›n derhal serbest b›rak›lmas› talebini de içeren bildiri ve toplanan imzalar, 17 Nisan tarihinde Cumhurbaflkanl›k için aday olanlar›n merkezi bürolar›n›n yan› s›ra Baflbakanl›k, Adalet bakanl›¤› ve ‹çiflleri bakanl›¤› gibi çeflitli bakanl›klara gönderilerek çal›flma sona erdi.


25

73

4-17 Mayıs 2007

Tohum olduk büyüyoruz, selam olsun Umuda! ‹nsanl›k binlerce y›ll›k tarihi boyunca ezenlerle ezilenlerin k›yas›ya muharebesine tan›kl›k etmifl, yengiler ve yenilgilerle ilerleyen tarihsellik içerisinde, muazzam bir deneyim ve tecrübeyi kendi hanesine katabilmifltir. Ezilenlerin yoksullukla, açl›kla, azg›n sömürü ve ya¤mayla yo¤rulan yaflam gerçe¤i, isyan etmelerini zorunlu k›lm›fl, baflkald›rman›n ve zorbal›¤a karfl› direnmenin meflrulu¤u ezilenlerin prati¤inde geliflmeye, bilinçlenmeye bafllam›flt›r. ‹flçilerin, yoksul köylülerin, ezilen uluslar›n çeliflkilerinden beslenen ve filizlenen tohumlar; günümüze ve gelece¤e uzanan kaç›n›lmaz muharebelerin ilham kayna¤› olmufltur. Dünyada esmeye bafllayan isyan rüzgarlar›n›n ülkemiz topraklar›na düflürdü¤ü direngen tohumlar halk›n ac›lar›yla bulufltukça filizlenmeye, suskunlu¤u parçalamaya bafllam›fl, umut yaflam kazanm›flt›r. Ülkemiz egemenlerinin, Karadeniz’in h›rç›n sular›nda bo¤duklar›n› düflündükleri umut, birkez daha küllerinden kendisini yaratarak aya¤a dikilmifl yürümeye bafllam›flt›r. Bugün kavga ›srar›ndan bir fley kaybetmeksizin yürüyüfl sürmekte, tohum büyümekte, umut ço¤almaktad›r. Tohumu büyütmenin, geliflip serpilmesini sa¤laman›n yolu kuflkusuz ona hayat verecek temel fleylerde anlam bulan kitlelere gitmekten geçmektedir. Kitlelerin devrim mücadelesinde oynad›¤› bu tarihsel rol, onlar›n örgütlenmesi, hangi politika, yöntem ve araçlarla bunun gerçeklefltirilece¤i sorular›na net yan›tlar vermemizi, bilince ç›kararak prati¤imizde süreklilefltirmemizi gerektirmektedir.

20 May›s’ta gerçeklefltirilecek gece ve önümüzdeki dönemi kapsayacak bütün çal›flmalar kitle faaliyetinde tafl›d›¤›m›z yetersizlikleri altetmenin birer arac› ve f›rsat› olarak görülmeli, gücümüz ve enerjimiz bu yönde seferber edilmelidir.

itlelere yönelmeyen, onlar›n sorunlar›n› bilince ç›karmayan, kitle mücadelesinin d›fl›nda duran hiçbir devrimci çaba gerçek anlamda hedefine ulaflm›fl say›lamaz.

K

Bu sürecin gelifltirilmesinin bir parças› olarak gördü¤ümüz do¤ru tarzda ele ald›¤›m›zdan muazzam kazan›mlara dönüflebilece¤ini bildi¤imiz “Tohum Olduk Büyüyoruz, Selam Olsun Umuda” fliar›yla düzenlenen gece faaliyeti sürecimiz aç›s›ndan önemli bir yerde durmaktad›r. Kitle eylemliliklerinin artt›¤› bir sürecin sonuna denk gelmesi, Denizlerin, komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n katledilmesini içine alan bir faaliyet sürecini kapsamas› bak›m›ndan da ayr› bir anlam kazanmaktad›r.

düzenin teflhirini yapaca¤›m›z muazzam malzemeler sunmakta, bunlar›n üzerinden alternatif olan›n propagandas›n› yapmam›za olanak sa¤lamaktad›r. Bunlar› somutlamam›z ve politik olarak nas›l iflleyece¤imizi, hangi araç ve yöntemlerle kitlelere tafl›yaca¤›m›z› belirlememiz gerekmektedir.

Hapishanelerde devrimci tutusaklara dayat›lan tecrit sald›r›s› teflhir edilmeli ve devrimci tutsaklar›n mücadelesinine destek ça¤r›s› yap›lmal›d›r. fiehit ve tutsak ailelerine ziyaretler yap›larak duyarl› hale getirilmelidir.

Sürdürdügümüz her faaliyetin mücadelemize güç kazand›rmas›, ileriye tafl›nmas›na hizmet etmesi ve kitlelerin örgütlenmesini hedeflemesi gerekmektedir. Bunu bir söylem olmaktan ç›kararak amac› do¤rultusunda ilerleyen bir faaliyet eksenine oturtmal›y›z. Bunu nas›l gerçeklefltirece¤imiz üzerine yo¤unlaflmal›, kolektif akl›m›z› ve irademizi harekete geçirerek irdelemeliyiz. Bugün sürdürdü¤ümüz faaliyetin merkezine kitlelerin örgütlenmesi sorunu yeterince oturtulmamaktad›r. Kitlelere ve sorunlar›na olan yabanc›l›¤›m›z ve bu yönde harekete geçemeyiflimiz örgütlenmemizin önündeki önemli engellerden biri durumundad›r. Kitlelere yönelmeyen, onlar›n sorunlar›n› bilince ç›karmayan, kitle mücadelesinin d›fl›nda duran hiçbir devrimci çaba gerçek anlamda hedefine ulaflm›fl say›lamaz. Buradan hareketle 20 May›s’ta gerçeklefltirilecek gece ve önümüzdeki dönemi kapsayacak bütün çal›flmalar kitle faaliyetinde tafl›d›¤›m›z yetersizlikleri altetmenin birer arac› ve f›rsat› olarak görülmeli, gücümüz ve enerjimiz bu yönde seferber edilmelidir. ‹çinden geçti¤imiz sürecin özellikleri, emperyalist haydutlar›n ve ülkemiz hakim s›n›flar›n›n gelifltirdi¤i sald›rganl›k, iflçi ve emekçilere, köylülü¤e dayatt›¤› y›k›m, Kürt ulusuna dönük imha ve inkar politikas› bizlere

de olman›n zorunlulu¤u ifllenmelidir. ‹flçi s›n›f›na; özellefltirme, tafleronlaflt›rma, sendikas›zlaflt›rma ve bir dizi hakk›n gaspedilmesine karfl› örgütlenme ve sendikal mücadeleyi gelifltirme ça¤r›s›n› içeren tarzda gidilmeli, hâlihaz›rda direniflte bulunan iflçiler ziyaret edilmeli, destek verilmelidir. Ö¤renci gençli¤in akademik-demokratik e¤itim ve ifl hakk› dillendirilmeli, yozlaflt›rmaya, uyuflturucu kullan›m› ve çeteleflmeye karfl› mücadele vurgusu yap›lmal›d›r. Emekçi semtlerde gelifltirilen y›k›m sald›r›s› di¤er sorunlarla birlikte ele al›narak ifllenmelidir. Kürt ulusuna yönelik sald›r›lar özellikle Kürt halk›n›n yo¤unluklu yaflad›¤› semtlerde gündemlefltirilerek, demokratik zemindeki talepleri desteklenmelidir.

Bütün bu çal›flmalar›m›z örgütlenme zemininden bir an olsun uzaklaflmadan sorunlar› kavrama ve kavratma, bilinçlenme ve bilinçlendirme, pratikte geliflme ve prati¤in içerisine çekme vb. olarak ele al›nmal›d›r. Bunu yapabildi¤imiz oranda faaliyetimizin baflar›s›ndan söz edebiliriz. fiuras› hepimizin bildi¤i bir gerçek ki, kitleler kendi sorunlar›n›n ifllenmedi¤i, ifade edilmedi¤i, alternatif bir çaban›n ortaya konulmad›¤› süreçlere ve eylemliliklere kat›l›m göstermezler. Kat›lmas›na ve destek vermesine neden olacak fley kendilerine ait birfleyler görmesi ve sahiplenildi¤ini hissetmesi olacakt›r. Kuflkusuz gerçeklefltirecegimiz geceye yaklafl›m›m›z da bu yönde olmal›d›r. ‹flçi ve emekçilerin, gençli¤in, yoksul gecekondu halk›n›n, Kürt ulusunun sorunlar›, özlem ve talepleri faaliyet boyunca kavranmaya çal›fl›lmal›, çözümü üzerine tart›fl›lmal›d›r. Bu faaliyet süresince emperyalizmin sürdürdü¤ü iflgal ve gelifltirdi¤i sald›r› politikalar›, ülkemiz hakim s›n›flar›n›n gelifltirdi¤i ›rkç› flovenist sald›r› dalgas› ve miliyetçili¤i palazland›rma çabas› anlat›lmal› ve bunlara karfl› örgütlenmenin, bir karfl› koyufl içerisin-

Kuflkusuz komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n ölüm y›ldönümünde an›lmas› bu geceyle birlikte hedeflenecektir. Bunun her birimize ayr› bir sorumluluk yükledi¤i ortadad›r. Bu sorumlulu¤un yerine getirilmesi sadece gece an›n› de¤il bütün bir faaliyeti kapsamaktad›r. Kaypakkaya’n›n Türkiye devrimine iliflkin temel görüfl ve düflünceleri b›kmadan usanmadan anlat›lmal›d›r. Önder yoldafl›n hayat› ve mücadelesi kavrat›lmaya çal›fl›lmal›d›r. Özellikle s›n›f mücadelesinin ihtiyaçlar›na yan›t olmakla, görev ve sorumluluklar›m›z› en iyi flekilde yerine getirmekle, sorunlar› inceleyerek çözüm üretmekle gerçek anlamda O’nu anm›fl say›l›r›z. Bu coflku ve bilinçle ileriye do¤ru küçük ama sa¤lam ad›mlar atarak, arkam›zda çözülmemifl sorun b›rakmayarak yürüyüflümüzü güçlendirelim!


4-17 Mayıs 2007

26

73

Katledileli on y›llar geçmesine ra¤men haf›zalardan silinmeyen Armenak Bak›r’›n an›s›na;

UYANIfiIN VE D‹REN‹fi‹N S‹MGES‹ Y‹⁄‹T B‹R KOMÜN‹STE… ir k›sm›m›z onu Orhan Bak›r, bir k›sm›m›z Ohannes Bak›rciyan, bir k›sm›m›z Ali A¤a kod ad›yla bildi… Hangi isimle bilinirse bilinsin, geçmiflte bugünde ve gelecekte yüre¤i eflitlik ve özgürlükten yana kardeflçe bir yaflamdan yana atanlar için O, daima haf›zalarda yi¤it bir komünist, kararl›, sevilen ve unutulmayan bir kiflilik olarak belleklerde yerini koruyacak…

B

Baban›n ortadan kaybolmas›yla ailenin tüm yükü annelerinin s›rt›na yüklenir. Anneleri terzilik yaparak, zor flartlar alt›nda da olsa çocuklar›n› okutur. O y›llarda Diyarbak›r’daki Ermeni nüfusunun çok daha fazla oldu¤undan bahsediyor anlat›rken, mahallelerindeki büyük kilisenin flimdi y›k›k dökük halde oldu¤unu ekleyerek. Tehcir ve soyk›r›mla nüfusu giderek azalan Ermenilerin pek ço¤u sonradan Kürtçe konuflmaya bafllam›fl, anne babas›n›n da böyle oldu¤unu aktar›yor, anadili Ermeniceyi bilmedi¤ini belirterek. ‘Benim için türküler söyle Armenak! Karanl›klar ezginle erisin Da¤ sesinle uyans›n Seninle yürüsün hayat…’* 13 May›s 1980’de Elaz›¤ Karakoçan’da düflürüldü¤ü pusuda katledilen TKP/ML T‹KKO’nun önder kadrolar›ndan Armenak Bak›r’›n ablas› ile onu konufltuk. Armenak’›n adlar›n›n çoklu¤u ablas› için de geçerli, belki de bu ülkede hakim olan tek dil, tek din, tek milletten olmayan herkes için geçerlidir bu durum. Armenak’›n ablas›n›n da Süslü isminin yan› s›ra Suzi, Suzan, Maria gibi isimleri oldu¤unu ö¤reniyoruz. Bize Armenak’›, kendisinin kulland›¤› ad›yla Armen’i anlatmas›n› rica ediyoruz ondan, do¤du¤u andan öldü¤ü güne dek en ufak bir ayr›nt›y› bile kaç›rmadan ö¤renmek istiyoruz. Süslü abla, kardefliyle çok fazla kalamad›¤› ve not tutarak tarihe kay›t düflmedi¤i için çok üzgün oldu¤unu tekrarl›yor birkaç kez. Oysa, Armenak tarihe en büyük notu yaflam›yla, ortaya koydu¤u bafle¤mez tav›rla düfltü on y›llar öncesinden… Çocukluk dönemlerinin geçti¤i Diyarbak›r’dan bafll›yoruz…Annesi Siirt Befliri’den, babas› Diyarbak›r Silvan’danm›fl Armenak’›n. Baba ‹stanbul’a gelip giderek küçük çapl› ticaret yap›yormufl, bak›r, soba gibi madeni eflyalardan olufluyormufl yapt›¤› ticaret. Çocuklar›na karfl› sevgi dolu olan, küçük bir kazançla 8 çocu¤unu geçindirmeye çal›flan babalar›n›n öyküsü, soyk›r›mda kaybettikleri atalar›n›n bir benzeri olmufl ne yaz›k ki…‹stanbul’a giden baba, açt›¤› telefonda bir hafta sonra dönece¤ini söylemifl, ancak aradan bir ay geçmesine ra¤men kendinden bir haber al›namam›fl. Tüm tan›d›klar›na haber sal›p babalar›n› bulmaya çal›flt›larsa da, ölü ya da diri kendinden herhangi bir haber al›namam›fl. Uzun y›llar boyunca babalar›ndan haber beklediklerini ama bir daha hiçbir haber alamad›klar›n› aktar›yor Süslü abla. Bu konuda herhangi bir tahmin yapabilecekleri bir bilgiye bile sahip de¤iller…

Ad›na lay›k bir devrimcilik… Bu zorluklar içerisinde Diyarbak›r’da Cumhuriyet ‹lkokulu’na bafll›yor Armenak. ‹lkokulu burada bitiriyor. Ablas›, Armenak üçüncü s›n›ftayken evlenip evden ayr›ld›¤›n› belirtiyor. Armenak isminin nerden geldi¤ini ve anlam›n› sordu¤umuzda ‘‘Babam›n bir arkadafl› koymufltu ad›n›, gözüpek bir fedainin(**) ad›ym›fl, ad›n› onurla tafl›d› ve o da iyi bir devrimci oldu’’ diyor. Çocuklu¤unda Armenak’›n kiflilik özelliklerinin nas›l oldu¤unu soruyoruz. “Düflünceli ve dik bafll› bir çocuktu. Okul d›fl›nda kalan zamanlar›nda onu terzi Melkon’un yan›na ç›rak olarak vermifltik, ancak O, kaçar gelir ve gitmek istemezse gitmezdi, karar›ndan kimse vazgeçiremezdi” diyor. Çocuklu¤undaki inatç›l›¤›, ölene dek yoluna bafl›n› koydu¤u düflüncelerine ba¤l›l›kta da gösterecektir sonra kendini. Daha sonra ‹stanbul Üsküdar’daki Surp Haç Lisesi’ne yaz›l›r, üniversiteyi kazand›ktan sonra da bu okulda Hrant Dink ile birlikte belletmenlik yapacakt›r. Röportaj boyunca Hrant Dink, sürekli bize efllik etti, hem salonda Armenak’›n yan taraf›nda duran üzerine zeytin dal› as›l› bulunan foto¤raf›, hem de Armenak’›n hayat›n›n pek çok aflamas›nda yer almas› nedeniyle s›k s›k ad›n› anarak… Hrant Dink’i Diyarbak›r’dan tan›d›¤›n› ama o dönem ismini bilmedi¤ini anlat›yor Süslü abla. Yoksul Ermeni çocuklar›n› köyleri gezip toplayarak ‹stanbul’a paras›z yat›l› okumaya götürdüklerini anlat›yor. Bazen çok kalabal›k geldiklerini, ancak o dönem Armenak’›n devrimci düflüncelerinden tam olarak haberdar olmad›klar›n› söylüyor. Düflüncelerini k›sa ve öz anlat›rm›fl Armenak, bunu do¤all›kla yaparm›fl. Devrimci düflüncelerle ne zaman tan›flt›¤›n› sordu¤umuzda, net bir cevap veremiyor o yüzden. Sonras›nda ‹stanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ni kazand›¤›nda devrimci saflarda örgütlendikleri yer TKP/ML’dir. ‹simlerinin örgütlü faaliyet önünde engel olmamas› ayn› zamanda yaka-

lanmalar› durumunda Ermeni Cemaatinin zarar görmesini engellemek amac›yla birlikte olan üç arkadafl olarak farkl› isimler al›rlar. Hrant ad›n› F›rat yaparken, Stefan Murat, Armenak ise Orhan yapar. Ölümünden sonra özellikle faaliyet yürüttü¤ü Tunceli, Bingöl çevresinde do¤acak olan pek çok çocu¤un ad› da Orhan olacakt›r. Baflka foto¤raf› olup olmad›¤›n› sordu¤umuzda, Armenak’›n yakalanmas›ndan sonra Hrant’›n gelip tüm foto¤raflar› ald›¤›n›, o da gözalt›na al›n›nca ailesinin foto¤raflar› bahçeye gömdü¤ünü anlat›yor. Nem yüzünden foto¤raflar tahrip olmufl, “Böyle olaca¤›n› bilseydim özenle saklard›m her fleyini” diyor, Armenak yüreklerde ve bilinçlerde kal›c› bir yer edinmifl oysa çoktan.

Hapishane ve kaç›fl… Bir akflam ‹stanbul’da kendi evine u¤rad›¤›n›, sonradan ‹zmir’de bir ev bask›n›nda yaral› yakaland›¤›n› gazetelerden ö¤rendi¤ini söylüyor. Kendisi iki kere görüflebilmifl onunla ‹zmir Buca Hapishanesi’nde tutukluyken. Annesi her ay giderek ihtiyaçlar›n› karfl›l›yormufl. Birgün hapishanede ona ‘Böyle 3-5 kifli neyi de¤ifltirebileceksiniz?’ diye sormufl, Armenak ‘Az olan patron, bir fabrikada bir patron var ama yüzlerce iflçi var, niye de¤ifltiremeyelim ki?’ diyerek cevap vermifl. Armenak’›n bölgede çok sevilen bir devrimci olmas› onun üzerine anlat›lan pek çok hikayeyi de beraberinde getirmifl, ablas› da bunlardan bir k›sm›n› dile getiriyor, ancak bunlar›n ne kadar› yaflanm›fl, ne kadar›na ekleme yap›lm›fl bunu kestirmek zor. Dersim’de arand›¤› dönemlerde, polislerle dalga geçmek için elinde kendisi hakk›nda arama olan karar› polislere gösterip ‘Benim okuma yazmam yok, burada ne yaz›yor?’ diye sordu¤unu aktar›yor. Elaz›¤’da arama yapmak için askerlerin otobüsü durdurdu¤unu, üzerinde silah olan Armenak’›n bunu ceketine sar›p, üst k›sma koydu¤unu, askerlere gidip ‘Ben burada inece¤im, beni aray›n da gideyim’ diyerek uzaklaflt›¤›n› söylüyor, zekas› sayesinde aramadan kurtard›¤›n› söylüyor. Üniversite y›llar›nda sevdi¤i k›z Amerika’ya yerleflir Armen’in ve onu oraya ça¤›r›r, oysa O, ‘seviyorsa o gelsin’ diyerek, u¤runa hayat›n› verece¤i ülkesinden ve mücadeleye olan sevdas›ndan vazgeçmez. Armenak kald›¤› Buca Hapishanesi’nde 1978’de difli a¤r›d›¤› gerekçesiyle Ege Üniversitesi’ne sevk edilir. Yoldafllar› bu f›rsat› kaç›rmayarak Armen’i kaç›r›rlar. Bu haber halk ve devrimciler taraf›ndan sevinçle karfl›lan›r.

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Haydar Çakmak: Dersim Mazgirt Dilano¤lu köyü do¤umludur. Bak›l A¤a isimli muhbirin ihbar› sonucu Pag yöresinde düflmanla girdi¤i çat›flmada 11 May›s 1981 tarihinde flehit düfltü. Bak›l A¤a daha sonra Proletarya Partisi taraf›ndan ölümle cezaland›r›ld›. Bozan Yaylas› fiehitleri: Dersim Çemiflgezek Bozan Yaylas›’nda Proletarya Partisi ile düflman güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada gerillalardan A¤a fiimflek ve Kenan Bozkurt 9 May›s 1985’te çat›flmada flehit düfltü. Sekerman fiehitleri: Dersim Mazgirt’te iflbirlikçi muhtar Kemal’in cezaland›r›lmas›n›n ard›ndan yap›lan operasyonda TKP/ML T‹KKO gerillalar› ile düflman güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada gerillalardan Gürsel Çelebi (Erdal) yaral› olarak ele geçirilerek iflkencede katledilirken, Gülseren A¤gül (Kamile) çat›flmada flehit düfltü. Mehmet Yaflar: 1968 Diyarbak›r Dicle do¤umludur. Da¤lar›n Selo’su 1989 y›l›nda gerillaya kat›lm›fl ve komutan olmufltur. Dersim Naz›miye’de Çakaran Deresi’nde ç›kan çat›flmada 14 May›s 1992’de flehit düflmüfltür. Hasan Tanr›verdi: 10 Ocak 1964’te Mufl Varto’da do¤du. Ailesiyle ekonomik nedenlerle Almanya’ya iflçi olarak gitti. AT‹F’de Berlin’de Yönetim Kurulu üyeli¤i yapt›. Geçirdi¤i beyin kanamas› sonucu 17 May›s 1992’de aram›zdan ayr›ld›. Eyüp Güllen: Sidar kod adl› Eyüp Güllen 1972 Marafl do¤umludur. Eskiflehir Anadolu Üniversitesi’nde örgütlendi. 1993 y›l›nda gerillaya kat›ld›. 1994’ün 11 May›s’›nda Dersim Mazgirt Dinar Köprüsü’nde bir kaza sonucu flehit düfltü. Dursun Adabafl: 1996 1 May›s’›nda polisin açt›¤› ateflle vuruldu¤unda 19 yafl›ndayd›. Elektrik tesisatç›l›¤› yap›yordu. 1 May›s’a ilk kez kat›l›yordu. Sö¤ütlüçeflme’de ç›kan çat›flmada Hasan Albayrak ve Levent Yalç›n’la birlikte ad›n› ölümsüzleflenler saf›na yazd›rd›. ‹brahim Bozkurt: 1937 Malatya Kürecik Harunufla¤› köyü do¤umludur. 1960’larda Almanya’ya gitti. Çermo Day› olarak bilinirken Duisburg Türkiyeli ‹flçiler Derne¤i’nin kurucular› aras›nda yer ald›. Yakaland›¤› hastal›k sonucu 5 May›s 1998’de yaflam›n› yitirdi. Emel K›l›ç: 15 May›s 2003’te Tokat’ta düflman›n att›¤› pusu sonucu girdi¤i çat›flmada flehit düfltü. Deniz-Yusuf-Hüseyin: 6 May›s 1972’de Türkiye Halk Kurtulufl Ordusu’nun (THKO) kurucu ve önderlerinden Deniz Gezmifl, Yusuf Aslan ve Hüseyin ‹nan idam edildi.


27

73 Demir parmakl›klardan da¤lara uzanan yolculuk… Kaç›r›lma haberini nas›l ald›klar›n›, neler hissettiklerini soruyoruz Süslü ablaya. Çok sevindiklerini ancak uzun bir dönem evlerinin ve dükkanlar›n›n önünden siyasi polisin eksik olmad›¤›n›, uzunca bir süre gözlem alt›nda tutulduklar›n› belirtiyor. Eve bir baflka yoldafl›n›n ya da kendisinin u¤ray›p u¤ramad›¤›na bakt›klar›n› söylüyor. Oysa Armenak, bundan sonra bir daha eve u¤ramayacakt›r, bundan sonra Dersim, Elaz›¤ ve Bingöl çevresinin kod ad› Ali A¤a olan Orhan Bak›r’d›r art›k O. Tarifl ‹plik Fabrikas› Direnifli’nin önderli¤inden pek çok askeri eyleme kadar onun imzas› vard›r bu co¤rafyada. Ermeni Soyk›r›m› sonras› bölgede sa¤ kalan ancak varl›¤›n› ‘gizlemek’ zorunda hisseden pek çok Ermeni aile, onunla bafllayan bir uyan›fl›n içerisinde bulur kendini, bu hem ulusal olarak kendilerine yap›lan zulme karfl› tav›r alman›n zorunlulu¤u, s›n›fsal olarak ezilmifllikleriyle de birlefltirir. O, ülkemizde yaflayan çeflitli milliyetlerden emekçi halk›n kurtuluflunun sosyalizmle olaca¤›na beyni ve yüre¤iyle sars›lmaz bir inançla inanmaktad›r. Kemalizm’in faflist bir diktatörlük oldu¤unu dile getirerek sistemden ilk defa köklü bir kopuflu sa¤layan ve flovenizme karfl› bayrak açan ‹brahim Kaypakkaya’n›n açt›¤› yoldan ilerlemektedir. Onun yan› s›ra Manuel Demir gibi, Nubar Yal›myan gibi pek çok Ermeni devrimci TKP/ML saflar›nda mücadele eder ve hayatlar›n› bu u¤urda kaybederler. TKP/ML içerisindeki Ermeni milliyetinden devrimciler burjuva bas›n›n›n da s›kça dile getirdi¤i bir olgudur. Ancak onlar bu durumu Kemalizm’in onlarca y›ll›k ak›tt›¤› zehirle bulanm›fl bir söylemle dile getireceklerdir, yani ‘d›fl mihraklardan beslenen terör örgütü’ söylemiyle. Süslü abla Hrant Dink katledildikten sonra burjuva bas›nda ç›kan haberlerde ‘Üç terörist’ olarak Armenak, Hrant ve Stefan’›n verildi¤ini de dile getiriyor.

Karakoçan k›z›llaflt› seninle… 13 May›s 1980’de Elaz›¤ Karakoçan’da bir pusuda katledilir Armenak. Nas›l haber ald›klar›n› sordu¤umuzda, Demokrat gazetesinde küçük bir haber yay›nlan›r ve hayat› boyunca mücadele arkadafl› olmufl olan Hrant Dink arayarak haber verir aileye ölümü. Onu tan›yan tan›mayan herkes üzerinde derin bir üzüntü b›rak›r ölümü. Yoldafllar›ndan birini ‘k›z›m›n niflanl›s›’ diyerek yan›na al›r ve Karakoçan yoluna düfler Süslü abla. Vard›klar›nda devletin cenazeyi kaç›rarak Kimsesizler Mezarl›¤›’na gömdü¤ünü ö¤renirler, kendilerine bir ka¤›t imzalat›l›r buna dair. Emin olmak için mezar› açt›r›r. Sürekli sorgulanmakta ve flehri terk etmeleri istenmektedir. Armenak’›n vasiyeti bellidir: Dersim Mazgirt Faraç köyüne gömülmek istemifltir ölmeden önce. Cenazeyi almak isterse, onlarca insan›n ölümünün sorumlulu¤unu kabul edece¤ini söyleye-

rek tehdit eder komutan. Baflka insanlar›n öldürülmesinden korkan Süslü abla çaresiz geri döner. Ancak Armenak’›n yoldafllar› ve halk buna izin vermez, cenazesini

kaç›rarak Faraç köyüne götürür, yüzlerce insanla topra¤a vererek vasiyetini yerine getirirler. Hrant Dink, Armenak Bak›r’›n arkas›ndan yazd›¤› bir yaz›da: ‘O, tertemiz bir sayfaya halklar›n kardeflli¤ini yazd›’ der, onun açt›¤› sayfaya Nubar, Manuel ve Hrant tertemiz, onurlu ve dürüst bir yaflamla yeni sayfalar eklediler. Röportaj› gazete için haz›rlad›¤›m›z saatlerde ise Genelkurmay Baflkanl›¤› flöyle bir not düflüyordu internet sitesine: “Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, ‘Ne mutlu Türküm diyene!’ anlay›fl›na karfl› ç›kan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düflman›d›r ve öyle kalacakt›r.” Kuflkusuz tarihe beyaz sayfalar açanlar›n yan›nda böylesi kara notlar da olacak, ancak size söz olsun yoldafllar; er ya da geç halklar›n kardeflçe yaflad›¤›, güvercinlerin vurulmad›¤›, eflit ve özgür bir ülkeyi kuraca¤›z, adlar›n›z› asla unutmadan…

‘Devletin yan›nda olan Ermeni de rahatt›r’ Sohbetimiz oldukça uzun sürüyor Ermeni soyk›r›m›ndan, devrimcilerin flu anki durumuna dek pek çok fleyi konufluyoruz

ablayla. Eskiden soka¤a ç›kt›¤›nda mutlaka tan›d›k devrimcilerle karfl›laflt›¤›n›, flimdi bunun olmad›¤›n› ve çok üzüldü¤ünü söylüyor abla. ‘Soyk›r›ma girersek ç›kamay›z, anlatmakla bitmez’ diyor, baflka bir sohbete b›rak›yoruz biraz konuflup. Ailelerin çocuklar›n› ‘Aman devrimci olmas›n’ diyerek uzak tuttuklar›n›, böylelikle yozlaflman›n kuca¤›na att›klar›n›, lümpen kifliliklere sahip olarak asl›nda böylelikle kaybettiklerini söylüyor. ‹stanbul’da bir Ermeni olarak yaflaman›n getirdi¤i zorluklar› sordu¤umuzda, tam da ülkemiz gerçe¤ini dile getiriyor: ‘Sadece Ermenilerin de¤il, devrimcilerin, Kürtlerin, Alevilerin yaflam›n›n da zor oldu¤unu düflünüyorum. Ya sev, ya git deniyor. Sadece Ermenilere de¤il, herkese böyle deniyor. Bask›lar her zaman olmufl, hiç kalkmam›fl ki! Ama rahat›na düflkün olan, devletin yan›nda olan Ermeni de rahatt›r’ diyor. Türkiye’deki Ermenilerin ‘göze gözükmeden’ sessiz sakin yaflamak istedi¤ini, bu yüzden seslerini ç›karmad›klar›n› düflünüyor. Armenak’›n bu kadar sevilmesini içtenli¤ine, dürüstlü¤üne, insanlarla kurdu¤u iyi iliflkilere, s›cakl›¤›na ve önderlik yetene¤ine ba¤l›yor. 12 Eylül öncesinden sonras›na, devrimcilerden, mücadeleden bahsederken ‘Türkiye’de devlete karfl› olan herkes yaflam›flt›r bu bask›lar›. Takip ediyorum, hala daha yüzlerce insan öldürülüyor. Gençler yoksulluk ve iflsizli¤in pençesinde bo¤ufluyor. Tavuk gibi adam kesen bir devletin elindeyiz’ diyerek özetliyor durumu. Vakit geç oldu, k›sa zaman sonra görüflmek üzere diyerek ayr›l›yoruz Süslü abladan, s›cakl›¤›na ve dostlu¤una ve bizim için yapt›¤› el emeklerine teflekkür ederek… Akl›m›zda Armenak’› ve yoldafllar›n› al›p, bize ne kadar güzel de¤erler b›rakt›klar›n›, bunlar› daha da gelifltirmemiz gerekti¤ini düflünerek, millet, dil, din fark› gözetmeksizin insan olman›n, devrimci olman›n güzelli¤ini daha da bir hissederek… *Armenak’›n arkas›ndan gizli bir Ermeni olarak yaflayan bir cami imam›n›n mezar›nda okudu¤u fliir. **Fedai: Ermeni halk›n›n oluflturdu¤u direniflçi Partizan gruplar›na verdi¤i ad.

4-17 Mayıs 2007 GÜNDE DÜN… 5 May›s 1968. Fransa’da, Vietnam savafl› nedeniyle Amerikan karfl›t› gösterilerde 6 ö¤rencinin tutuklanmas› üzerine Daniel Cohn-Bendit liderli¤inde 30.000 ö¤renci barikatlar kurarak Paris’te ayakland›; Sorbonne Üniversitesi kapat›ld›. 1981. IRA militan› Boby Sands hapishanede açl›k grevinde öldü. 6 May›s 1996. Anayol hükümeti Adalet Bakan› Mehmet A¤ar, hapishaneler genelgesi yay›mlad›. “May›s Genelgesi” ad›yla an›lan düzenleme hapishanelerde tepkiyle karfl›land›. Siyasi tutuklu ve hükümlüler 20 May›s’ta süresiz açl›k grevine bafllad›. 9 May›s 1974. Almanya’da, K›z›l Ordu Fraksiyonu liderlerinden Ulrike Meinhof Stutgart’daki Stemmheim Hapishanesi’nde öldürülerek intihar süsü verildi. 1978. Faflistler ‹stanbul Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde dersten ç›kan ö¤rencilerin üzerine atefl açt›; 3 kifli öldü, 12 kifli yaraland›. 12 May›s 1916. ‹rlanda’n›n ‹ngiltere’den ba¤›ms›zl›¤›n› ilan eden Paskalya Ayaklanmas›’n›n öncüsü ve ‹rlanda’n›n ilk Marksist iflçi önderlerinden James Connolly kurfluna dizildi. 1992. Nelson Mandela Uluslararas› Atatürk Bar›fl Ödülü’nü insan haklar› ihlalleri nedeniyle reddetti. 14 May›s 1948. Siyonist ‹srail devleti kuruldu. 16 May›s 1943. Varflova Gettosu’ndaki Yahudi toplulu¤unun Nazi iflgaline karfl› direnifli k›r›ld›. Hayatta kalanlar Treblinka toplama ve yok etme kamp›na gönderilmeye bafllad›. 17 May›s 1971. Türkiye Halk Kurtulufl Partisi-Cephesi (THKP-C) üyesi dört devrimci ‹srail’in ‹stanbul Baflkonsolosu Efraim Elrom’u kaç›rd›. Eylemciler, 20 May›s gününe kadar hapishanelerdeki bütün devrimcilerin serbest b›rak›lmas›n› istediler. Hükümet pazarl›k yapmayaca¤›n› aç›klad›.


28

4-17 Mayıs 2007

73

Aç›kt›r ki, yoksullu¤un ve yoksunlu¤un, eflitsizlik ve adaletsizli¤in talan ve sömürünün sonucu olan çocuk iflçili¤i sorunu da, tüm sistemden kaynakl› sorunlar gibi, yeni bir ekonomik-siyasal sistem kurulmas›yla birlikte çözülecektir.

Dünyan›n yükü onlar›n s›rt›nda!

O küçücük bedenleri ve elleriyle, onca a¤›r yükün alt›nda çal›flarak, ailelerinin bütçelerine katk›da bulunmaya, zor yaflam koflullar›na karfl› ayakta kalmaya çal›flt›klar›n› ve hayat›n o ac›mas›z yüzüyle erken yafllarda karfl›laflt›klar›n› görüyoruz. Çal›flman›n çocuklara, duygusal ve fiziksel aç›dan da getirdi¤i birçok olumsuz sonuç var.

Çocuk; yasalarda 18 yafl alt› tüm fertler için belirtilen bir ifade. Ve iflte o fertlerin, dünyada yüz milyonlarca, ülkemizde ise milyonlarcas›, çeflitli ifllerde çal›flarak yaflam›n› sürdürüyorlar. Biraz onlardan bahsetmek istiyoruz. Yani tamirhanelerde, atölyelerde, tarlalarda vb. yerlerde çal›flan, geçim derdini erken yafllarda omuzlayan çocuk iflçilerden. Yap›lan tahminlere göre bugün dünyada 250 milyon kadar çocuk, yeterli e¤itimden, sa¤l›k hizmetinden ve temel özgürlüklerden yoksun olarak, fiziksel, zihinsel, e¤itsel, sosyal, duygusal ve kültürel geliflmelerine zarar veren koflullarda çal›flmakta ya da çal›flt›r›lmaktad›r. Çocuk iflçili¤inin yo¤unlaflt›¤› ülkelere bakt›¤›m›zda, az geliflmifl/geri b›rakt›r›lm›fl ülkeler olarak ifade edilen, siyasi ve ekonomik olarak emperyalizmin tahakkümü alt›ndaki ülkeler oldu¤u görülebilmektedir. Bunlardan biri de Türkiye’dir. Resmi rakamlara göre, ülkemizde 15–20 milyon 6-17 yafl aras› çocuk bulunmakta. Ve bunlardan 4 ila 5 milyon civar›nda çocu¤un tar›m, sanayi ve hizmet sektöründe çal›flt›¤› tahmin ediliyor. Ve yaz sürecinde bu rakam›n önemli oranda yükseldi¤i belirtiliyor. ‹statistikler, dünya genelindeki çocuk iflçili¤inde önemli düflüfl yafland›¤›n› kaydetse de, bunun ülkemiz için geçerli olup olmad›¤›na dair elimizde, en son 1999’da yap›lan D‹E verilerinin d›fl›nda bir veri bulunmamakta. Ancak, buna ra¤men çevremize flöyle bir göz att›¤›m›zda, var denilen bu düflüflün ülkemiz aç›s›ndan geçerli olmad›¤›n› söylemek gerekiyor. Her ne kadar 8 y›ll›k zorunlu e¤itim uygulamas› ile belli bir düflüflün olabilece¤i akla gelse de, egemenlerce yaflama geçirilen IMF etiketli ekonomik ve sosyal y›k›m politikalar› ile yo¤unlaflan iflsizlik, yoksulluk ve açl›k ve de bunun sonucu oluflan göç dalgas›, çarp›k kentleflme, bu durumu olanaks›z k›l›yor. Bu koflullar alt›nda, ülkenin dört bir yan›ndaki çocuklar daha fazla ekonomik hayat›n içerisine giriyor/sürülüyor.

A¤›r yük alt›ndaki küçük bedenler Çocuk iflçilerle, bazen bir tekstil atölyesinde ütü yaparken ya da parça tafl›rken, sanayide motor sökerken, kaynak yaparken, bazen bir inflaatta harç yaparken, tu¤la tafl›rken, bazen bir caddede

ayakkab› boyarken, bazen de sokakta çöp toplarken ya da s›ca¤›n alt›nda tarlalarda mevsimlik tar›m iflçisi olarak pamuk toplarken, topra¤› çapalarken karfl›lafl›yor, tafl›d›klar› yükün a¤›rl›¤›na tan›k oluyoruz. O küçücük bedenleri ve elleriyle, onca a¤›r yükün alt›nda çal›flarak, ailelerinin bütçelerine katk›da bulunmaya, zor yaflam koflullar›na karfl› ayakta kalmaya çal›flt›klar›n› ve hayat›n o ac›mas›z yüzüyle erken yafllarda karfl›laflt›klar›n› görüyoruz. Çal›flman›n çocuklara, duygusal ve fiziksel aç›dan da getirdi¤i birçok olumsuz sonuç var. Bunlara k›saca de¤inecek olursak; her fleyden önce çocuk, psikolojik olarak, çal›flmaya haz›r de¤ildir. Çünkü daha oyun ça¤›nda iken, kendi do¤al ortam›ndan kopar›l›p, çeflitli ifl alanlar›na sürülmekte, çok a¤›r ifl koflullar›nda çal›flt›r›lmaktad›r. Bundan dolay›d›r ki, çal›flan çocuklar, ço¤unlukla h›rç›n, içe kapan›k, çevresiyle uyumsuz ve özgüvensiz bir kiflili¤e bürünmektedir. Ayr›ca çocuklar bedensel olarak çal›flmaya haz›r de¤ildirler. Zor çal›flma koflullar›nda çocukta fiziksel yorgunluk ve çöküntü meydana gelmektedir. Ayr›ca çal›flan çocuklar, çal›flt›klar› iflyerlerinde ve sokaklarda istenmeyen davran›fl ve al›flkanl›klara sahip olabilmekte ve çeflitli tehlike ve istismarlarla yüz yüze gelebilmektedirler. Özcesi, yar›n›m›z olarak gördü¤ümüz çocuklar, çocuklar›m›z; çocukluk düfllerini yaflayamadan, çocuk olma hakk›n› kullanamadan, e¤itim hakk›ndan yararlanamadan, ailenin s›cak ortam›ndan al›n›p, serbest piyasan›n çirkin ellerine teslim edilerek, gelece¤imiz karart›lmaktad›r.

Çocuk iflçili¤inin bafll›ca nedeni: Yoksulluk! Tüm dünyada oldu¤u gibi Türkiye’de de çocuklar›n çal›flmas›n›n bafll›ca sebebi yoksulluktur. Gelir düzeyi düflük ailelerin çocuklar›, en az›ndan kendi masraflar›n› karfl›layarak, aileye ek destek sa¤lamak için çal›flma ortam›na girmektedirler. Özellikle köyden kente göçün h›zlanmas› çocuklar› sokaklarda ve baz› ifl sektörlerinde çal›flmaya itmifltir. 1999 D‹E verilerine göre Türkiye genelinde 6-17 yafl grubundaki çocuklar›n çal›flma nedenlerinde ilk s›ray› aile gelirine katk›da bulunma, ikinci s›ray› ailenin ekonomik faaliyetine yard›mc› olma ve üçüncü s›ray› ise ailesi istedi¤i için

çal›flma al›yor. Bunlar› ifl ö¤renme ve meslek sahibi olma gerekçesi izliyor. Ve kentlerde çal›flan çocuk iflçilerin büyük bir bölümü k›rsal kesimden (özellikle T. Kürdistan›’ndan) göç eden ailelerin çocuklar›. Yap›lan araflt›rmalara göre, çocuklar›n en çok çal›flt›r›ld›¤› alan; tar›m, sanayi, sosyal ve kiflisel hizmetler, ticaret, lokanta, otel hizmetleri ve sokaklard›r. Çocuk eme¤inin en çok kullan›ld›¤› sektör ise tar›m olarak gözüküyor. 6-17 yafl grubunda çal›flan çocuklar›n yaklafl›k % 58’i tar›mda, % 22’si sanayide, % 10’u ticarette ve % 10’u da hizmet sektöründe çal›fl›yor. Patronlar da özellikle çal›flt›rmak için çocuklar› tercih etmektedirler. Bunun sebebi çok aç›kt›r ki, çocuklar›n düflük ücretle çal›flt›r›lmalar› ve kolayca iflten at›labilmeleridir. Ayr›ca çocuk iflçiler ifl yerlerinde sigortas›z olarak çal›flt›r›labilmekte, dolay›s›yla, iflverene ucuz ifl gücü sa¤layarak, daha fazla kâr elde etmelerini sa¤layabilmektedir.

Söz onlar›n... Geçti¤imiz günlerde bir 23 Nisan Çocuk Bayram› daha “kutland›”. Ancak, “dünyan›n tek çocuk bayram›na sahip ülkesi” olmakla övünen Türkiye’de, çocuk iflçilerin bundan pek haberi yok gibi. Onlar di¤er günlerde oldu¤u gibi, o gün de çal›flmak, aile bütçesine katk› sunmak ya da kendi ayaklar› üzerinde durma kavgas›n› sürdürmek zorundalar. K›sacas› onlar, dünyan›n yükünü s›rtlar›nda tafl›maktan, hiçbir bayramda fleker yiyemiyorlar. Onlar› ifade eden 23 Nisan’dan çok 1 May›s olsa gerek. Çünkü onlar daha küçük yafllarda iflçileflmifl, sömürüyü tatm›fl, dünyaca yükü s›rtlam›fl çocuklar... Çocuk iflçili¤ini biraz daha yak›ndan incelemek, onlar›n yaflad›¤› sorunlar› do¤rudan onlardan ö¤renmek için birkaç çocuk iflçiyle görüflelim dedik. Ve flimdi bu noktada sözü çocuk yafltaki “genç” iflçilere b›rakal›m… Yollarda çeflitli ifllere koflturan çocuk iflçilerle karfl›lafl›yoruz. Konuflma iste¤imiz ço¤unlukla reddediliyor. Gerekçelerin ço¤u ayn›: “Patronum görmesin!” ya da “iflim var!” Ve unutmadan ço¤u da kendilerinden “çocuk” olarak bahsedilmesinden kaynakl› sitemkâr davran›yorlar. Onlar ne de olsa ailelerine yard›mc› olan, ekmek kazanan “büyük” insanlar. Bizler de kalplerini kazanmak için onlardan “genç” diye söz ediyoruz. Bir grup arkadafl›m›z› bir dernekte buluyoruz


29

73 Onlarla konufluyoruz. Bizimle konuflan ilk arkadafl›m›z Ferhat. Ferhat flu an lise sonuncu s›n›fta okuyor. Babas› inflaatlarda çal›flarak ailesinin geçimini sa¤l›yor. Bazen oluyor ki babas› uzun zamanlar ifl bulamayabiliyor ve zar zor geçindirebiliyor ailesini. Ferhat bu durumun fark›nda ve 14 yafl›ndan bu yana her yaz sürecinde veya ara tatillerde ailesine yük olmamak, okul harçl›¤›n› ç›karmak için çal›fl›yor. fiu ana kadar dü¤ün salonunda, markette ve torna tesviye fabrikas›nda çal›flm›fl. Ve bu durumu zorunluluk olarak dile getiriyor ve ekliyor: “O yafllarda, ço¤u arkadafl›m tatilin tad›n› ç›kar›p, gezerken, çal›flmak ve bir de düflük ücretle çal›flmak eme¤inin karfl›l›¤›n› alamamak, zor geliyor!” Bir baflka arkadafl›m›zla da k›sa bir sohbet ediyoruz. Bu arkadafl›m›z›n ismi de Yoldafl. Yoldafl, 16 yafl›nda. Okumuyor. Liseden terk. Ailesi geçim s›k›nt›s›ndan dolay› memleketini terk ederek ‹stanbul’a yerleflmifl. Ve flimdi annesi ve babas› da çal›fl›yor. Yoldafl iflsiz bugünlerde. Bu zamana kadar lokantalarda, mobilya atölyelerinde, torna tesviye fabrikas›nda ve elektrikçide çal›flm›fl. En son ifli elektrikçilikmifl. Ancak anlaflamad›¤›n› söylüyor ve “sigortam yap›lm›yordu ç›kt›m” diyor. Çal›fl›rken yaflad›¤› zorluklar› flu sözlerle

ifade ediyor; “maafl düflük ve gün geliyor zaman›nda vermiyorlar paran›, aksat›yorlar ve seni doland›r›yorlar! Sigorta yap›lm›yor hiçbir zaman. Ad› bile geçmez. Kand›r›l›yorduk anlayaca¤›n›z.” Yoldaflla konufltuktan sonra dernekte son olarak Ekin isimli genç arkadafl›m›zla konufluyoruz. Ekin flimdi 18 yafl›nda. Okumuyor. Lise ikiden terk. Devrimci-demokrat bir ailenin ço-

cu¤u. Babas› tersanede çal›fl›yor ve ayn› zamanda sendikac›. Annesi de yine devrimci bir kurumda çal›fl›yor. Liseyi terk ettikten sonra erken yafllarda ekmek kavgas›na giriyor, nice yafl›t› gibi. Meslek ö¤renmek, harçl›¤›n› kazanmak ve çal›flma ortam› ile tan›flmak için çal›flmaya karar

‹flçi-köylü’den Devrimci irade Taksim hedefinde bir kez daha s›nav› geçti Ülkemiz uflak egemen s›n›flar›n, emperyalist efendilerine daha iyi hizmet verme yar›fl› içerisinde kendi aralar›ndaki çat›flmalar› t›rmand›rd›klar› bir süreçten geçmekteyiz. Bu çat›flmal› sürecin faturas›n›n iflçi emekçi y›¤›nlara ç›kaca¤›n›n habercisi ise 2007 1 May›s Kutlamalar› olmufltur. Uzunca bir süredir t›rmanan ›rkç›floven dalgan›n d›fla dönük yans›malar›, Kürt Ulusal Hareketine imha-inkar sald›r›lar›n›n dozunu art›rmak olurken, emek ve sermaye aras›nda giderek derinleflen çeliflkilerin halk nezdinde d›fla vurumu da, 1 May›s kutlamalar›na dönük azg›nca sald›r›larda kendini göstermifltir. Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri etraf›nda kopart›lan f›rt›nan›n ve bu f›rt›nan›n bir parças› olarak, Genel Kurmay taraf›ndan yay›nlanan muht›ra niteli¤indeki bildirinin kamuoyundaki etkileri sürerken, bu muht›ran›n esas olarak ezilen emekçi y›¤›nlar› hedefledi¤i de ortaya ç›km›flt›r böylece. 1 May›s’tan sadece iki gün önce, “laik-anti-laik”çat›flmas› vesilesiyle Ça¤layan Meydan›’na toplanan ve say›lar› yüz

binlerle ifade edilen y›¤›nlar›n oluflturmad›¤› “tehlike”, emekten yana olanlar›n, insandan ve insanca yaflan›las› bir dünya kurmak isteyenlerin, birlik-mücadele-dayan›flma günü olan 1 May›s’ta Taksim Meydan›’na ç›kmalar› söz konusu oldu¤unda egemenler aç›s›ndan, “tehlike ötesi” bir durum ortaya ç›karm›flt›r. Gerçekte yaflanan fley ise, egemenlerin iflçi-emekçilerin, sisteme karfl› giderek yükselen öfkeleri karfl›s›nda paniklemesidir. Bu öfkenin 1 May›s gibi s›n›f mücadelesinin, kavgay› daha da k›z›llaflt›ran bir gününde d›fla vurmas› ise, ne yeni bir durumdur nede sadece ülkemiz egemen s›n›flar›na özgüdür. Devrimci güçler, reformist sendika önderliklerinin tüm atlatma manevralar›na karfl›n, sadece Taksim’i zorlamakla kalmay›p, ‹stanbul’un dört bir yan›nda kurduklar› barikatlarla, tüm mahalle ve sokaklar› 1 May›s alan›na çevirerek, “ 1 May›s K›z›ld›r, K›z›l Kalacak” fliar›na uygun bir pratik sergilemifller, kavgan›n ve dayan›flman›n gününü, hak etti¤i biçimde sahiplenmifllerdir. Taksim baflta olmak üzere, Okmeydan›, Gülsu-

4-17 Mayıs 2007

vermifl. ‹lk ifli halde hamall›k yapmak olmufl. “Çal›flma koflullar› çok zordu, ayr›ca sürekli küfür edilen bir yerdi. Gece 3’ten ö¤len saatlerine kadar çal›fl›yorduk. Eme¤imizin karfl›l›¤›n› alam›yorduk ve sigortam›zda yap›lm›yordu” diyor. Daha sonras›nda matbaada makinede ortac› olarak çal›flm›fl. fiimdilik O da ç›km›fl iflten. Ve bizlere son olarak flunlar› söylüyor; “…çocuk yaflta iflçi çal›flt›r›lmas› yaz sürecinde yo¤unlafl›yor. 16–17 yafllar›nda ve daha küçük yafllarda çal›flan arkadafllar oluyordu. Çal›flma saatleri olabildi¤ince uzun ve ayr›ca patron kendi kafas›na göre mesai yapt›r›yor ve mesaileri de eksik veriyor. Eflitlik de yok. Mesela ç›rak olarak girdi¤imde bana 50 YTL haftal›k alacaks›n dediler, ama benden sonra giren bir baflka genç arkadafla asgari ücret veriyorlard›. ‹flte böyle bir eflitsizlik vard›…” “Genç arkadafl”larla görüflmemizden sonra, Kartal Meydan›’nda çöp toplay›c›l›¤› yapan çok say›da genç iflçiyle karfl›lafl›yoruz. Ço¤u çocuk yafllarda. 13–14 yafllar›nda iki üç kifli var. Onlarla konuflmaya çal›fl›yoruz. Ama konuflmak istemiyorlar.

En sonunda ›srarlar›m›z üzerine bir ikisi konufluyor k›sa k›sa cümlelerle. Çal›flanlar›n hepsi T. Kürdistan›’ndan ve hemen hepsi okullar›n› yar›da b›rakarak, ailelerine katk› sunmak için buralara gelmifl. “Köyde çobanl›k yap›yorduk. Topra¤›m›z yoktu. ‹fl yoktu oralarda ve biz de buralara geldik” diyorlar. Ve ekliyorlar “flu ana kadar birçok iflte çal›flt›k, Adana’da tarlalarda çal›flt›k, Karadeniz’de ailelerimizle birlikte f›nd›k toplad›k. fiimdi de burada birine ba¤l› olarak çöp topluyoruz. 15-16 saat sokaklarda çöp toplayarak ekmek paras› kazanmaya çal›fl›yoruz. Burada az çok kazan›yoruz iflte. Ama en çok yaflad›¤›m›z sorun, insanlar›n bizlere karfl› önyarg›l› olufllar›. Bizlere potansiyel suçlu olarak bak›l›yor. Oysa bizler sadece ekmek paras› kazanmaya çal›fl›yoruz…” K›sa konufluyorlar ve “iflimiz çok” deyip hemen yollara düflüyorlar… Aç›kt›r ki, yoksullu¤un ve yoksunlu¤un, eflitsizlik ve adaletsizli¤in talan ve sömürünün sonucu olan çocuk iflçili¤i sorunu da, tüm sistemden kaynakl› sorunlar gibi, yeni bir ekonomik-siyasal sistem kurulmas›yla birlikte çözülecektir. Bu sistemde ise, baflta çocuk eme¤i üzerindeki sömürü olmak üzere, insan›n insan üzerindeki sömürüsü olmayacak! (Kartal)

yu, 1 May›s Mahallesinde kurulan barikatlar›n ard›nda çat›flanlar, 1 May›s kavga gününün ruhunu yaflatanlar oldu. Faflist kolluk güçlerinin 17 bin polis gücüyle sald›rd›¤› kitlenin kararl›l›¤› kuflkusuz ki devrimci iradenin ortaya koydu¤u dirayet ve dirençti. ‹stanbul’da yaflam› felç eden güvenlik önlemlerine ra¤men, ‹stiklal Caddesinin ara sokaklar›ndan bir araya gelen devrimciler, Taksim kararl›l›¤›n› bir kez daha gösterdiler. Yaflanan bu geliflmeler Taksim alan›n›n nas›l kazan›laca¤›n› da aç›k bir flekilde göstermektedir. D‹SK yöneticilerinin 500 kiflilik bir kitleyle ad›m att›klar› Taksim Meydan› ise son güne kadar gösterilen kararl›l›¤›n bir yans›mas›yd›. ‹stanbul Valisi Muammer Güler’in “befl yüz kifliyle, bin kifliyle ç›kmalar›na bir fley demeyiz ama elli bin kifliyle ç›kmalar›na izin vermeyiz” aç›klamalar›yla örtüflen bu prati¤in D‹SK’in Taksim hedefini anlamak aç›s›ndan da bir örnektir. 2007 1 May›s’›n› bu tablo alt›nda ard›m›zda b›rak›rken, mücadelenin daha çetin bir evreye girdi¤i gerçekli¤ini akl›m›zdan ç›karmadan hareket etme zorunlulu¤uyla karfl› karfl›ya oldu¤umuzun, çok iyi fark›nda olmam›z gerekmektedir. Ülkemiz emekçi y›¤›nlar›n›n iki faflist kampa bölünmeye çal›fl›ld›¤› bu süreci tersine çevirmek ancak bu gerçekli¤i bilince ç›karmakla mümkün olacakt›r. Cumhurbaflkanl›¤› etraf›nda kopart›lan f›rt›na henüz sona ermifl de¤ildir. Burada biz ilgilendiren konu, kimin cumhurbaflkan› olaca¤› de¤ildir. Bizler flunu çok iyi

biliyoruz ki, kim seçilirse seçilsin, emekçi s›n›flara de¤il, emperyalistlere ve ba¤l› oldu¤u sermaye grubuna en iyi hizmeti verme gayreti içinde olacakt›r. Bunun içindir ki, bu süreçte tüm devrimci ve ilerici güçlere düflen en acil görevlerden biri de, ayn› zamanda faflist TC Ordusu’nun son aylar ve hatta y›llarda kaybetti¤i prestijini geri kazanman›n sonucu olan bu sözde kamplaflmada, taraf olmaya zorlanan kitleler aras›nda bu gerçekli¤i propaganda etmek olmal›d›r. Bu propaganda ayr›ca, son süreçteki geliflmelere paralel olarak yükseliflini sürdüren ›rkç›-floven dalgay› da geri püskürtmeye hizmet eder biçimde ele al›nmak durumundad›r. Bu ele al›fl ayn› zamanda, “K›rk Sat›r m›, K›rk Kat›r m›?” ikilemine sokulmaya çal›fl›lan emekçi y›¤›nlar›n devrim mücadelesine yak›nlaflt›r›lmalar› faaliyeti olacakt›r. ‹flçi-emekçi kitleleri karfl› karfl›ya olduklar› bu büyük tehlikeye karfl› bilinçlendirme görevi olan bu göreve en s›k› sar›lmas› gerekenler ise, genelde tüm devrimciler, özelde ise ülkemiz devrim mücadelesinin öncü gücü olma iddias›n›, Proletarya Partisi önderli¤inde 35 y›ld›r, inatla ve büyük bir sebat ve kararl›l›kla sürdüren bizler olmal›y›z. 2007 y›l› 1 May›s’› devleti halk nezdinde aciz bir tabloya düflüren, devrimci iradenin kararl›l›¤›n› gösteren önemli geliflmelere sahne oldu. Befl yüz bin emekçiyle kan bedeli de¤erlerle yarat›lan bu alanlar› bugünden att›¤›m›z ad›mlarla kazanaca¤›z!


30

4-17 Mayıs 2007

73

1 May›s coflkuyla kutland›! Duisburg Emekçilerin, birlik ve mücadele günü 1 May›s Duisburg’da göçmenlerin yo¤un kat›l›m›yla kutland›. Alman Sendikalar Birli¤i (DGB)`nin ça¤r›s› ile bir araya gelen iflçi ve emekçilerin içinde Türkiyeli devrimci örgütler kendi içinde yapt›klar› eylem birli¤i do¤rultusunda hareket ederek ortak platform oluflturdular. Platform; Partizan, D. Demokrasi, At›l›m ve Her fieye Ra¤men dergi çevrelerinden olufltu. Bununla beraber alanda; HÖC, Yek-Kom ve ÖDP çevreleri de yerlerini ald›lar. Her y›l 1 May›s’›n içeri¤ini boflaltmaya çal›flan Almanya Sendikalar Birli¤i, bu y›l da tamamen bitifl mitingi alan›n› hedefleyerek, iflçilerin yürüyüfle kat›lmas›n› sa¤lamak yerine e¤lencenin yo¤un oldu¤u, k›sacas› içeri¤inin boflalt›ld›¤› bir kutlama gerçeklefltirmeyi çeflitli araçlarla sa¤lad›. Tüm bu çabalara ra¤men yerli ve göçmenler el ele, omuz omuza vererek 1 May›s’› özüne uygun bir flekilde; sosyal y›k›ma, Anti-Terör yasalar›na ve ›rkç›l›¤a karfl› sokaklarda kutlad›lar. Yürüyüfle bafllamadan önce platform ad›na bir arkadafl, Türkiye’de faflist TC’nin 1 May›s’› Taksim’de kutlamak isteyen emekçilere yönelik gerçeklefltirdi¤i sald›r›y› teflhir etti. Ve tüm kitle “Faflizme karfl› omuz omuza” slogan›n› hayk›rarak, Türkiye’deki emekçilerin Avrupa’daki sesi oldular. Yürüyüfl boyunca Partizan kitlesi de sloganlarla yürüyüflüne devam etti. Yürüyüfl boyunca Proletarya Partisinin gerçeklefltirdi¤i 8. Konferans›n bildirisi ve yine Proletarya Partisinin 1 May›s bildirileri yo¤un bir flekilde da¤›t›ld›. Yürüyüfl bitiflinde, Platform ad›na haz›rlanan yaz› okunduktan sonra, ortak sloganlar at›larak eylem bitirildi. Duisburg ‹flçi-Köylü okurlar›

Erfurt Bizler her sene gibi 1 May›s’› coflku ile karfl›lamaya haz›rlan›rken gerek faflistlerin ›rkç› eylemleri ve gösterileri gerekse Alman polisinin adaletsiz tavr› yaklafl›k 3-4 bin anti-faflisti cayd›rmaya yetmedi. ‹lk baflta normal bir 1 May›s yürüyüflü ilen bafllayan gösterimiz saatler ilerledikçe ›rkç›lar›n yapmak istedi¤i yürüyüfle karfl› bir protestoya dönüfltü. Ola¤anüstü “güvenlik” önlemleri alan Alman polisi 3-4 helikopter ve say›s›z görevlileri ile coplar›n› bizden de esirgemedi. Kurulan tüm barikatlar› k›rarak ›rkç›lar›n planlad›¤› yürüyüflü engelledik. Yaklafl›k 1300 ›rkç›, çember halinde kuflat›ld›. Gaz bombalar›, coplar ve Alman polisinin di¤er ucuz taktikleri Nazilerin etraf›nda kurdu¤umuz çemberi da¤›tmaya yetmedi. Yaflas›n devrimci dayan›flma!

Innsbruck 1 May›s Komitesinin ça¤r›s›yla birçok örgütün kat›ld›¤› 1 May›s yürüyüflü, hem kitlesel, hem de coflkulu bir flekilde gerçekleflti. Yaklafl›k 1200 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte Partizan kortejinin 400 kifliyle en kitlesel ve en coflkulu oldu¤u gözlemlendi. Partizan korteji 1 May›s k›z›ll›¤›na uygun hareket ederek alanlarda sesini kitlelere hayk›rd›. Devrimci dayan›flman›n olumlu oldu¤u 1 May›s baflar›yla sona erdi. T›rol Partizan Taraftarlar›

‹sviçre Bu y›l da dünya iflçi s›n›f› ve emekçilerinin taleplerini dillendirdi¤i 1 May›s iflçi bayram› coflkuyla kutland›. Neo-liberal y›k›m politikalar›n›n tüm

s›cakl›¤›yla bizlere dayat›ld›¤›, sömürü düzeninin katmerleflerek yaflam›m›z›n bir parças› olarak bizlere sunuldu¤u günümüzde, 1 May›s’ta meydanlarda sesimizi hayk›rmak, geçmifle oranla çok daha fazla önem arz etmektedir. Bizler de bu bilinçle meydanlarda yerimizi ald›k. Genel kat›l›m›n 4 binin üzerinde oldu¤u 1 May›s’a, Türkiyeli demokratik güçler “‹sviçre Demokratik Göçmenler Platformu” çat›s› alt›nda kat›ld›lar. Platform’da, önceden al›nan ortak kararlara genel anlam›yla uyulmas›n›n d›fl›nda birlik mücadele dayan›flma ruhu, önceki 1 May›s’lara oranla daha fazla hissedildi.1 May›s’taki yürüyüfl boyunca iki tane megafonlu araç bizlere efllik etti. Araçlarda okunan ortak

Nürnberg

Viyana

Nürnberg’de bu y›l 1 May›s kutlamalar› iki yürüyüfl fleklinde gerçekleflti. DGB-Alman Sendikalar Birli¤i’nin düzenledi¤i yürüyüfle AT‹K ve ‹flçi-Köylü okurlar› olarak kat›l›m sa¤lad›k. Yürüyüflte, “ABD Irak’tan defol”, “Yaflas›n Devrimci Dayan›flma”, “Birlik Mücadele Zafer” sloganlar› hayk›r›ld›. ‹kinci yürüyüfl Devrimci Blok’un ve anti-faflistlerin Nazilere karfl› düzenledi¤i yürüyüfltü. DGB’nin düzenledi¤i yürüyüflün bitiminden sonra ILPS, ATIK ve gazetemiz okurlar› bu yürüyüfle kat›ld›. MLKP ve YEK-KOM gençli¤i d›fl›nda, di¤er Türkiyeli demokrat yap›lar kat›lmad›. Yani bir bak›ma reformistlerle devrimciler ayr›flt›... Nazilerin düzenledi¤i yürüyüfle karfl›, düzenlenen bu yürüyüflte de 2000 civar›nda kat›l›m vard›. Bu yürüyüflte de “Kahrolsun faflizm”, “Her yerde faflizme ölüm”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› canl› bir flekilde hayk›r›ld›.

Strasbourg Innsbruck bildiriler ve sloganlar d›fl›nda, bir araçtan marfllar›m›z›, türkülerimizi, kendi kurumlar›m›z›n bildirilerini genifl olarak okuma olana¤›m›z oldu. Hafta içi olmas› ve bekledi¤imiz düzeyde bir kat›l›m›n olmamas›na ra¤men, ‹T‹F (‹sviçre Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu)’nun korteji, gerek kat›l›m gerekse de coflku bak›m›ndan kendisini gösteriyordu. Bu 1 May›s’ta göze batan önemli noktalardan bir tanesi de, gençli¤in yürüyüfle damgas›n› vurmas›yd›. Yürüyüfl boyunca tüm sloganlara tüm coflkular›yla kat›l›mlar› di¤er kortejleri de olumlu yönde etkiledi. Di¤er önemli olan bir nokta ise; “‹sviçre Demokratik Göçmenler Platformu”nda bulunan kurumlar (IGIF, ITIF, IDHF, Zürih Halkevi, SAP, KKA, Al›nteri, ‹sviçre Demokratik Kürtler Birli¤i) ortak belirlenen kararlara uymufllard›r. Yürüyüflün sonunda toplan›lan meydanda, TV kanallar›yla yap›lan röportajlar sonras›nda, sloganlar eflli¤inde eylem sonuçland›r›lm›flt›r.

Londra 1 May›s 2007 ‹ngiltere’nin baflkenti Londra’da coflkuyla kutland›. Özellikle göçmenlerin kat›l›m›n›n daha yo¤un oldu¤u gözlemlenirken, sendikalar esasta temsili düzeyde bir kat›l›m sa¤lad›lar. Türkiyeli göçmen örgütlerin 1 May›s öncesi oluflturdu¤u platform sayesinde bu y›l ilk kez Türkiyeli örgütler 1 May›s komitesince haz›rlanan programa dahil olup söz hakk› ald›lar. Ortaklafl›lan konular üzerinde konuflmac› flu noktalar üzerinde durdu. Birinci olarak emperyalizmin halklara yönelik genel sald›r›s›, iflgaller ve emperyalist sald›rganl›k. ‹kincisi emperyalist ülkelerde gelifltirilen ›rkç›l›k ve sosyal haklar›n k›s›tlanmas›na yönelik sald›r›lar ve üçüncü olarak da özellikle de 11 Eylül sonras› gelifltirilen anti-terör yasalar› ve bu ba¤lamda göçmenlere yönelik yap›lan sald›r›lar fleklinde özetlenebilir. Bizler alana “Yaflas›n 1 May›s” ve “Yaflas›n proletarya enternasyonalizmi” yazan befl ustan›n resimlerinin yer ald›¤› yazan Partizan pankartlar› ve ayn› zamanda Yeni Demokratik Gençlik imzal› pankartla alanda yerimizi ald›k. Ayn› zamanda ‹ngilizce ve Türkçe olarak 1 May›s’›n anlam›na iliflkin “Yaflas›n 1 May›s”, “1 May›s k›z›ld›r k›z›l kalacak”, “Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao viva viva viva” sloganlar›n› att›k. Londra Partizan taraftarlar›

Cumhurbaflkanl›¤› seçimlerine alt› gün kala gerçekleflen 1 May›s etkinlikleri, Fransa’n›n birçok kentinde yürüyüfl biçiminde gerçekleflti. Strasbourg flehrinde saat dokuzdan itibaren République Meydan›’nda toplanmaya bafllayan kitle, saat 10.00’da harekete geçti. Yürüyüflte Fransa Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu (FT‹F), Fransa Demokratik Haklar Federasyonu (FDHF) ve Yaflanacak Dünya Gazetesi platform fleklinde yerlerini ald›lar. Frans›zca “Irkç›l›¤a, emperyalist

Strasbourg

savafla ve hak gasplar›na karfl› 1 May›s’tay›z / FT‹F – FDHF – Yaflanacak Dünya” yaz›l› pankart›n arkas›nda kurumlar kortejlerini oluflturarak yerlerini ald›lar. AT‹K imzal› ve üç dilde “Yaflas›n 1 May›s” yaz›l› pankart›n aç›ld›¤› yürüyüflte AT‹K ve ILPS bayraklar›n›n dalgalanmas›n›n yan› s›ra düzenli olarak platform bileflenleriyle önceden belirlenen Türkçe ve Frans›zca sloganlar at›ld›. Yine 1 May›s yürüyüflünde Türkiye Devrimci Hareketi’nden örgüt taraftarlar› da pankartlar›yla kat›ld›lar. MKP, T‹KB ve DHKC’nin yan› s›ra TKP/ML taraftarlar› da Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao’nun resimlerinin bulundu¤u pankart›n arkas›nda yürüdüler. TKP/ML-YDK bildirisinin Frans›zcas› yo¤un bir flekilde da¤›t›ld›. Partinin 8. Konferans›n› selamlayan dövizlerin de tafl›nd›¤› yürüyüfl esnas›nda Proletarya Partisi ve K›z›l Ordu bayraklar› dalgaland›. Broglie Meydan›’na gelindi¤inde 1 May›s Platformu bileflenleri bir araya toplanarak kitle örgütlerinin merkezi düzeyde gündeme iliflkin ç›kard›klar› ortak Frans›zca bildiriyi okudular. Okunan bildirinin ard›ndan, yaklaflan seçimin ikinci turunda Sarkozy karfl›t› tavr›n belirtilmesine dönük sendikalar›n ve Frans›z örgütlerin ça¤r›s›n›n da yap›ld›¤› 1 May›s etkinli¤i sona erdi.

1 May›s Viyana’da coflkulu bir flekilde kutland›. 1 May›s haz›rl›klar›, aylar öncesinde kurulan bir platform taraf›ndan yürütüldü. Platformda Partizan, AT‹GF, YDG, HÖC, Anadolu Federasyonu, At›l›m, Odak, ADHK, ArbeiterInnenstandpunkt/ Revolution, Kommunistische Initiative (KI), Kommunistische Jugend Österreich (KJÖ), Kommunistischen StudentInnenverband (KSV), Sozialistische Jugend–Stamokap-Strömung yer ald›lar. Platform bu sene yürüyüflten sonra bir Fest’in yap›lmas›n› kararlaflt›rd›. Yürüyüfl Opera’n›n önünde bafllayarak Fest’in olaca¤› Sigmund-Freud Park’ta son buldu. Yürüyüfle genel olarak kat›l›m di¤er senelere göre olumluydu. Partizan ve AT‹GF kitlesi s›k s›k “Hoch die Internationale Solidarität”, “Yaflas›n 1 May›s”, “Yaflas›n Partimiz TKP/ML”, “Yaflas›n Devrimci Dayan›flma”, “Birlik Mücadele Zafer” vb. sloganlar att›. Fest ise ilk olmas›na ra¤men olumlu geçti. Yap›lan çeflitli konuflmalardan sonra, AT‹GF çat›s› alt›nda çal›flmalar›n› yürüten Gelecek (Küçükler) ve Nergiz Halk Oyunlar› Ekibi birer gösteri sergileyerek büyük ilgi toplad›lar. Daha sonra çeflitli müzik gruplar› sahnede yer ald›lar. En son davul-zurna eflli¤inde çekilen halaylarla Fest son buldu. Viyana Partizan ve AT‹GF taraftarlar›

Stuttgrat Bu y›l 1 May›s yürüyüflüne haz›rl›k çal›flmalar› merkezi oluflturulan ‘Devrimci-Demokratik Alternatif Blok’ ad› alt›nda yürütüldü. AT‹K, ADHK, AG‹F, B‹R-KAR ve Yaflanacak Dünya Gazetesi’nin yer ald›¤› platformun yerel aya¤›n› oluflturan Stuttgart’ta da çal›flmalar›m›z istenilen düzeyde olmasa da ve kimi eksikliklerine ra¤men eylem birli¤i ruhuna uygun bir flekilde ele al›nm›fl ve bu çerçevede de kimi pratik faaliyetler ortaklaflt›r›larak örgütlenmifltir. 1 May›s öncesi ortak afifllerin yap›lmas›, ortak bildirinin fabrika önlerinde da¤›t›lmas›, oluflumun d›fl›ndaki demokratik-ilerici kurumlar›n ziyaret edilmesi ve bunlar›n 1 May›s yürüyüflünde oluflturulmufl olan bu platform içerisinde bir blok halinde yürüyüfle kat›lmas› ça¤r›lar› bir kaç kez yap›lm›flt›r. 1 May›s öncesi ›rkç›, faflist MHP’lilerin provokasyon amaçl› kimi pratik giriflimleri olmufltur. Göçmen ‹flçi Kültür Derne¤i’ne yönelik ‘Kahrolsun PKK yaflas›n Milliyetçi Hareket!’ içerikli yaz›laman›n yap›lmas›, yine bizlere yönelik takip gibi provokasyon amaçl› bu giriflimler platform bileflenleri ve dost kurumlar taraf›ndan yap›lan kitlesel bas›n aç›klamas› ile protesto edilmifltir. Tüm bu geliflmeler ve bir dizi pratik faaliyetlerle birlikte 1 May›s yürüyüflü özüne uygun bir flekilde ‘Devrimci 1 May›s’ fliar› ile platform bileflenleri yürüyüfl kortejinde yerini alm›flt›r. Bizler de kortejimizde baflta Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao’nun resimlerinin yer ald›¤› pankart ve Partizan pankart›m›zla birlikte k›z›l bayraklar›m›z ve ILPS, AT‹K flamalar›m›zla yerimizi ald›k. 1 May›s yürüyüfl bitim yerinde platformun ortak bildirisi okunduktan sonra genel olarak devrim flehitleri özelde 1 May›s flehitleri için bir dakikal›k sayg› duruflu sonras› etkinlik bitirilmifltir. Sonras›nda Tohum Kültür Derne¤i (ATIF), Göçmen ‹flçiler Kültür Derne¤i (AGIF), Kültürler Aras› Buluflma Merkezi (ADHF) taraf›ndan organize edilen ‘1 May›s pikni¤i’ne gidilmifltir. Stuttgart ‹flçi-Köylü Okurlar›


31

73

4-17 Mayıs 2007

Her yer Taksim, hiçbir yerden ç›k›fl yok

Devlet terörüne ra¤men 1 May›s kararl›l›¤›! ‹flçi s›n›f›n›n birlik, mücadele ve dayan›flma günü 1 May›s iflçilerin, emekçilerin ve devrimcilerin kararl›l›¤›na ve devletin terörüne sahne oldu. 1 May›s’›n kutlanmas›na izin vermeyen faflizm, ‹stanbul’u adeta bir hapishaneye çevirdi. Vapur, metro ve tramvay seferleri iptal edildi, anayollar trafi¤e kapat›ld›, milyonlarca insan devletin zulmüne maruz kald›. fiehir d›fl›ndan gelen otobüsleri giflelerde durduran polis, kilometrelerce araç kuyru¤unun oluflmas›na neden oldu. Yasad›fl› bir flekilde, otobüsleri, özel araçlar› arayan polis iflçi av›na ç›kt›. Yüzlerce insan, Befliktafl Meydan›’nda bekledi¤i, üç kifli olarak yan yana yürüdü¤ü veya sohbet etti¤i için vahflice gözalt›na al›nd›. Taksim’de 1 May›s’› kutlamakta kararl› olan ve Dolmabahçe önünde sabah›n erken saatlerinde toplanmaya bafllayan kitle devletin “savafl” haz›rl›klar› ile karfl›laflt›. 1 May›s tertip komitesi hiçbir gerekçe gösterilmeden gözalt›na al›nd›. ‹lerleyen saatlerde meydanda oldukça

Ankara Ankara’da Ulus Opera Binas› önünde toplanan binlerce kifli pankart ve flamalar›yla S›hhiye Meydan›’na kadar yürüdü. Saat 15:00’te yürüyüfle bafllayan KESK, TMMOB, DTP, EMEP, ÖDP ve SHP gibi partilerin bulundu¤u alanda yerini alan Ankara Devrimci 1 May›s Platformu bileflenleri k›z›l bayraklar›yla alan› coflkuland›rd›. Ankara Devrimci 1 May›s Platformu bileflenleri olarak yerini alan Partizan, DHP, Al›nteri ve BDSP her y›l oldu¤u gibi devrimci dayan›flman›n önemini gösterdi.

kalabal›k bir kitle olmas›na ra¤men gözalt›lardan dolay› biraraya gelinemedi.

Vahflete inat 1 May›s! ‹lk olarak Sine-Sen’in pankart açmas› ile bir anda hareketlenen meydan, dört bir yandan at›lan “Yaflas›n 1 May›s” sloganlar› ile inledi. Sanatç›lara sald›rmakta gecikmeyen polis gaz bombalar› ve tazyikli su ile kitlenin pankart arkas›nda biraraya gelmesine engel oldu. Ö¤len saatlerine kadar aral›klarla 1 May›s için sloganlar atarak meydanda toplanmak isteyen gruplar polisin vahfleti ile karfl›laflt›. Ancak tüm engellemelere ve sokak ortas›nda bas›n›n önünde yaflanan iflkenceye ra¤men kitlenin 1 May›s’› kutlama kararl›l›¤› devam etti. Polis genç, yafll› ayr›m› gözetmeksizin “Yaflas›n 1 May›s” slogan›n› hayk›ran herkesi gözalt›na ald›. Polis ayr›ca kendisini “vurma” diye uyaran gazetecilere de sald›rd›. Saatlerce devam eden eylemler ö¤len saatlerinde Taksim Meydan›’na tafl›nd›. Ola¤anüstü “güvenlik” önlemlerine, kurulan barikatlara ra¤men kitle Taksim Meydan›’nda biraraya gelerek 1 May›s

Dersim

1 May›s Mahallesi Geliflmeler üzerine durum de¤erlendirmesi yapan devrimci yap›lar da Anadolu yakas›ndaki güçlerini Ümraniye 1 May›s Mahallesi’nde birlefltirerek buray› 1 May›s alan›na çevirdi. Partizan, ESP, DHP, HÖC ve Odak saat 13.00 s›ralar›nda Sa¤l›k Oca¤› önünde toplanarak yürüyüfle geçti. Yaklafl›k 1000 kifliye gaz bombalar›yla, plastik mermilerle müdahale edildi. Bunun üzerine direnifle geçen kitle barikatlar kurarak eylemi mahallerin ara sokaklar›na yayd›. 3 saat süren çat›flma sonunda kitle eylemi kendi inisiyatifiyle sonuçland›rd›. rini miting alan›nda kararl›l›kla dile getirdi.

Dersim’de 1 May›s Partizan coflkusuyla kutland›... Yürüyüfl, Sanat Soka¤›’ndan Partizan, DTP, DHP ve ESP’nin kat›l›m›yla baflla-

Dersim

Malatya Malatya’da KESK, Türk-‹fl, TMMOB, ‹HD, DTP, ÖDP, EMEP, ESP, DHP ve Partizan taraf›ndan düzenlenen 1 May›s mitingi coflkulu geçti. Saat 13.00’de Ofis Kavfla¤›’nda toplanan kitle Emeksiz Meydan›’na kadar sloganlar atarak yürüdü. “Irkç› floven sald›r›lara geçit vermeyece¤iz” pankart›yla yürüyüfl kolundaki yerini alan Partizan kitlesi “Önderimiz ‹brahim, ‹brahim Kaypakkaya” vb. sloganlar atarak yürüyüfle geçti. Tertip komitesi ad›na yap›lan konuflmadan sonra müzik grubunun söyledi¤i marfllar ve türkülerle kitle coflkulu anlar yaflad›. Eylemde Partizan ve Malatya YDG ad›na gönderilen mesaj da okundu. Okunan mesajlar ve müzik grubunun söyledi¤i türkülerin ard›ndan miting sona erdi.

sloganlar›n› hayk›rd›. Saat 14.00’te ‹stiklal Caddesi’nde toplanan yaklafl›k 3 bin kifli sloganlarla Taksim’e do¤ru yürüyüfle geçti. Coflkulu ve öfkeli kitle kurulan barikatlar› zorlad› ve 1 May›s’› Taksim’de kutlayacaklar›n› söyledi. Polisin buna yan›t› cop, gaz bombas› ve gözalt› oldu. S›k›lan gazdan göz gözü görmezken kitle, Tarlabafl›’na inerek yolu trafi¤e kapatt› ve polisle çat›flmaya bafllad›. Polisin bir süre geri çekilmesi ile devam eden çat›flma saatler boyunca Dolapdere’de devam etti. Toplanarak tekrar Tarlabafl›’na ç›kan bir grup buradan Taksim’e yürüdü ve polisle çat›flt›. Polisin takviye ekiplerle sald›rmas› sonucu geri çekilen grup buradan Okmeydan›’na yürüdü. D‹SK, KESK, TMMOB ve bir grup kurum temsilcisi polis eflle¤inde Taksim’e “ç›karak” burada bir bas›n aç›klamas› yapt›. Dolmabahçe’ye ça¤r› yapan bu kurumlar kitle orada toplanmaya çal›fl›rken ve polisin vahfletine maruz kal›rken Taksim’e “ç›kt›”. Böylelikle aylard›r Taksim aç›klamas› yapan D‹SK’in ne demek istedi¤i de anlafl›lm›fl oldu. D‹SK bürokratlar› devletle yap›lan pazarl›klar sonucunda “olays›z bir flekilde” Taksim’de bas›n aç›klamas› yapm›fl oldu.

Erzincan Erzincan’da yap›lacak olan 1 May›s mitingi Erzincan Valili¤i taraf›ndan ‹l ‹daresi Kanunu’na dayan›larak “güvenlik” gerekçesiyle yasaklan›nca miting baflvurusunda bulunan bileflen da¤›ld› ve yeni bir bileflenle (SES, BES, Partizan, DTP, YÖGEH, ESP, DHP) sistemin yasakç› ve bask›c› zihniyetini k›nayan bir bas›n aç›klamas› düzenlendi. ‹stanbul’daki sald›r›lar›n da k›nand›¤› bas›n aç›klamas› on dakikal›k oturma eyleminin ard›ndan sloganlarla son buldu.

Hatay d›. Buradan harekete geçen kitle Cumhuriyet Meydan›’nda di¤er kurumlarla birleflti. Sanat Soka¤›’ndan harekete geçen Partizan kitlesini Cumhuriyet Meydan›’n› giriflinde durduran polis, Tertip Komitesi üzerinde bask› yaparak Partizan bayraklar›n›n indirilmesini istedi. Kitle s›k s›k “Gerillalar ölmez, yaflas›n Halk Savafl›”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Yaflas›n 1 May›s”, “Biji yek gulan” sloganlar›n› atarak miting alan›na do¤ru harekete geçti. Ayr›ca miting saatlerine do¤ru Siyenk Mahallesi’nden geçmek isteyen kitle, uzun aramalar ile engellenmeye çal›fl›ld›, fakat tüm bu yaflananlara ra¤men kitle taleple-

Hatay’da 20’ye yak›n kurum saat 14.30’da Maksim Do¤ufl Okullar›’n›n önünde toplanarak Alen Meydan›’na yürüdü. ‹ki binin üzerinde kitlenin kat›ld›¤› mitinge Partizan okurlar› da “Emperyalizme, flovenizme, çeteleflmelere, özellefltirmelere, y›k›m yasalar›na, tar›m›n tasfiyesine karfl› Halk Savafl›’n› yükselt, Yaflas›n 1 May›s” pankart›yla, flamalar ve Partizan önlükleriyle kat›ld›.

Bursa KESK, BAT‹S, TMMOB’un ortaklafla oluflturduklar› tertip komitesinin baflvurusu üzerine Haflimiflcan Caddesi’nde saat 16:30’da toplanan kitle buradan Gökdere Bulvar›’na yürüdü. Partizan kitlesi

Eylemde TKP/ML, DHKP-C, MLKP, MKP pankartlar› da aç›ld›. TKP/ML militanlar› eylemin bafl›nda bir araya gelerek ’77 y›l›nda katledilen 37 devrimciyi 30. y›l›nda bir kez daha and›klar›n›, direnifllerle, bedellerle yarat›lan bu tarihe sahip ç›kaca¤›n› yineleyerek ant içtiler.

Okmeydan› Okmeydan›’ndan Taksim Meydan›’na ç›kmak için harekete geçen devrimciler, polis taraf›ndan biber gaz› kullan›larak, coplarla dövülerek gözalt›na al›nd›. Bunun üzerine Sibel Yalç›n Park›’nda toplanan 3 binden fazla kitle marfllar eflli¤inde, sloganlar› atarak Taksim’e do¤ru yürüyüfle geçti. Aralar›nda Partizan, DHP, HÖC, Kald›raç, ESP gibi kurumlar›n da bulundu¤u kitleye k›sa bir süre sonra polis sald›rd›. Bunun üzerine ç›kan çat›flmada, barikatlar kurularak polisin mahalleye girmesi engellendi. Ç›kan çat›flmada çok say›da polis de yaraland›. Uzun süre devam eden çat›flmalarda halk›n büyük tepkisini alan polis, sokakta gördü¤ü herkese terör estirdi.

Gülsuyu Gülsuyu Mahallesi’nden Taksim’deki kutlamalara kat›lmak isteyen mahalle halk› polisin ablukas›yla karfl›laflt›. Bunun üzerine 1 May›s Mahallesine geçen devrimciler ortak bir kutlama gerçeklefltirdiler. Akflam, saat 20.00’de Partizan, HÖC, DHP, PDD’nin ortak örgütledi¤i, ESP ve KÖZ’ün de destek verdi bir eylem örgütlendi. Gülensuyu son durakta bafllayan eylemde “Taksim 1 May›s alan›d›r yasaklanamaz” pankart› açarak, Gülsuyu Heykel Meydan›’na yürüdüler. Alanda bir aç›klama yapan eylemciler “tüm yasaklamalara ve polis terörüne karfl› devrimci irade galip gelmifltir” dediler. Söylenen marfllar eflli¤inde eylem sona erdirildi. “Emperyalist iflgal, faflist sald›r›lar devrim mücadelesini durduramaz”, “Biz halk›z gelecek ellerimizdedir” pankartlar›, flama ve Partizan yaz›l› flapkalarla ve 70 kiflilik kortejiyle alanda yerini ald›.

‹zmir Gündo¤du Meydan›’nda KESK ve Türk-‹fl taraf›ndan örgütlenen miting saat 12:00’de bafllad›. Kortejlerin alana girmesinin ard›ndan bafllayan mitingte yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan Enternasyonal ve 1 May›s Marfllar› okundu. Mitinge Partizan korteji “Elini ver bana kavga büyüsün”, “Emperyalizme, faflizme, flovenizme, özellefltirmelere, tar›m›n tasfiyesine, tecrite hay›r-Partizan” ve “Gelece¤imizi karartan emperyalizme esir olmayaca¤›z-YDG pankartlar› “Biz halk›z gelecek ellerimizdedir-Partizan” imzal› önlükleri ve çeflitli renkli dövizlerle kat›ld›.

Mersin 1 May›s eylemine SDP, ÖDP, DTP, Halkevleri, Tarsus LÖB, Dev-Lis, Mersin Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i Giriflimi’nin yan›s›ra “Emperyalist politikalara, özellefltirmelere ve flovenizme geçit vermeyece¤iz” pankart›yla YDG ve DDSB de ortak kat›ld›. Eylem daha sonra eylem komitesinden kaynaklanan teknik bir sorundan dolay› k›sa sürerek sloganlarla son buldu.


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayincilik1972@hotmail.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧

KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30

➧

ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72

➧

‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

➧

MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0543 746 36 31

➧

ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18

➧

BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98

➧

MERS‹N: S‹L‹FKE CADDES‹ ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT:3 NO:118 MERS‹N

➧

AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
OGYIK73 by sol yayin - Issuu