Issuu on Google+

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2007-06

69

*Y›l:4 *9-22 Mart 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

Yüzy›llard›r zalim Dehak’lara karfl› verilen mücadelenin ad› olan

Newroz isyand›r! Gün zalimlere isyan günüdür Gün; tarlada a¤aya, tefeciye baflkald›r›n›n günü. Gün; flehirlerde fabrikalar› patrona mezar etmenin günü. Gün; okullarda gerici-faflist feodal sisteme isyan›n günü. Gün; yeniden do¤uflun, mücadeleye at›l›fl›n günü. ‹syan› dalga dalga büyütmenin günü...

Gün yeni gün, yani Newroz; Zalim Dehaq’a karfl› Kürt halk›n›n Demirci Kawa ile isyan bayra¤›n› dalgaland›rd›¤›, zulmün karanl›¤›n› atefllerle ayd›nlatt›¤› gündür Newroz. 21 Mart, Ortado¤u halklar›n›n baflkald›r› günüdür. Kürt halk› dört parçaya bölünmüfl vatan›nda yüzy›llard›r gelene¤ini yaflatm›fl; kan, can bedeli de olsa isyan ateflini yakmaktan geri durmam›flt›r.

Kawa’n›n yakt›¤› atefli harla! Ortado¤u halklar›n›n bu isyan, mücadele, serhildan gününde bizler de alanlarda “ça¤dafl” Dehaqlardan hesap sormak için, onlardan bize ait olan› almak için, halklar› özgürlefltirmek için, emperyalizmi ve bu sömürü düzenini y›kmak için Kawa’n›n yakt¤› atefli harlayal›m!

MGK yeni sald›r› dalgas›n›n boyutlar›n› somutlaflt›rd› Önce hükümetin hemen birkaç gün sonras›nda ise askerin üst düzeyde yapt›klar› ABD ziyaretlerinin ard›ndan, 23 fiubat 2007’de yap›lan MGK toplant›s›n›n sonuçlar› ortaya ç›kmaya bafllad›. Bu sonuçlar ayn› zamanda ABD ziyaretleri s›ras›nda yap›lan “telkinler”in de hangi yönde oldu¤una ve de bunlar› uygulama gayretine girildi¤ine dair ipuçlar›n› da verecek nitelikte. Her ne kadar, Erdo¤an ve Büyükan›t’›n ABD ziyaretleri sonras› yapt›klar› aç›klamalar birbiriyle neredeyse taban tabana z›t olsa da, ayn› efendiye olan ba¤l›l›k-

lar› onlar›n ortak bir noktada buluflmalar›n› gerektirmekte. Bu ortak nokta ise hiç kuflkusuz toplumsal muhalefetin özelde en dinamik kesimlerine genelde ise tümüne dönük sald›r›larda uzlafl›lmas›d›r en baflta da. Kürt sorunu noktas›nda farkl› gibi görünen yaklafl›mlar›n ne yönde geliflece¤i ise tamam›yla emperyalist politikalar›n hangi yöne evrilece¤i ile ilintili bir durumdur. Nitekim öyle de olmakta. MGK toplant›s›nda gündeme gelen konular ve bu konular›n ele al›n›fl biçimi, faflist TC’nin önü-

müzdeki yak›n dönemde izleyece¤i rotay› da belirlemekte. Bu rotay› sald›r› furyas›n›n oldu¤undan daha fazla artmas› olarak özetlemek abart›l› olmaz. Çünkü ele al›nan konulardan biri de yeni bir TMY’nin daha, önümüzdeki günlerde gündeme gelebilece¤i yönünde. Bölgenin giderek ›s›nmas› ve Türkiye’nin giderek bu s›cak atmosferin içine çekilmesi de, bunu zaten hem emperyalistler hem de emperyalist politikalar› hayata geçirme gayretini sürdüren Türkiye egemen s›n›flar› aç›s›ndan zorunlu k›lmaktad›r. Sayfa 3

ENTERNASYONAL

Hint devriminde dönüm noktas› HKP (Maoist)’in Birlik Kongresi-9. Kongresi’nin Ocak-fiubat 2007’de baflar›l› bir flekilde tamamlanmas› Hindistan’daki ezilen kitleler ve genel anlam›yla dünya halklar› aç›s›ndan tarihsel öneme sahip bir olayd›r. Sayfa 15

Savafl Kör için internet sitesi www.19aral›k2000.org


2

9-22 Mart 2007

69

Kara elmas›n yitik yaflamlar›

Yerin yüzlerce metre alt›nda günefle hasret bir flekilde çal›fl›yor onlar. Sabah›n erken saatlerinde günefl do¤madan bafllayan mesaileri, uzun ve zorlu bir çal›flman›n sonunda günefli yine görmeden sona erdi¤inde, o gün bir kaza olmam›flsa, hala hayatta iseler flansl› saymaktad›rlar kendilerini kara elmas›n maharetli elleri iflçiler. Her y›l onlarca iflçinin yaflam›n› yitirdi¤i, yüzlerce iflçinin yaraland›¤› onlarca maden oca¤› kazas› yaflanmaktad›r. Her defas›nda “önlemler” al›naca¤›, al›nmas› gerekti¤i üzerine yetkilile-

rin aç›klamalar›yla karfl›laflmaktay›z. Ancak hiçbir zaman gerçek sorumlular bulunup, kazalar›n as›l nedeni aranmamaktad›r. Son olarak 24 fiubat günü Bal›kesir’in Dursunbey ilçesine ba¤l› Odaköy’deki özel bir flirket olan Özçevre Madencilik Kömür Oca¤›’nda meydana gelen göçük nedeniyle 3 iflçi yaflam›n› yitirdi. Geçen y›l yine ayn› bölgede baflka bir maden oca¤›nda yaflanan kazada 17 iflçi ölmüfl, 5 iflçi de yaralanm›flt›. Son üç ayda ise yaflanan kazalarda 20 kifli öldü. 18 maden oca¤›nda yaflanan bu kazalar›n 17’si özel sektöre ait maden ocaklar›d›r. Daha fazla kâr h›rs› nedeniyle iflçileri yok sayan, gerekli önlemleri almayan, ifl koflullar›n› düzeltmeyen patronlar, asl›nda yaflanan facialar›n davetiyesini ç›karmaktad›rlar. ‹flçinin hayat› ve güvenli¤i ile paray› yan yana koyan patronlar, tercihlerini paradan yana yap›nca 29 yafl›ndaki Ali Küçük, 43 yafl›ndaki Mustafa Kufl ve 32 yafl›ndaki Mehmet Alp, Odaköy’deki madende yaflam›n› yitirdi ve geride ise sekiz çocuk kald›. Birçok alanda oldu¤u gibi maden sektöründe de denetimsizlik, usulsüzlük

Sa¤l›k emekçileri eylem takvimini aç›klad› lük” yaz›l› pankart›n aç›ld›¤› eylemde, “Limter-‹fl susmad›, susmayacak”, “Tersane iflçisi köle de¤ildir”, “Örgütlenme hakk›m›z engellenemez” sloganlar› at›ld›. Aç›klamay› sendika yönetim kurulu üyesi Hakan Erdo¤an okudu. Eylül ay›nda yaflanan kurum bask›nlar›n› ve tutuklama terörünü hat›rlatan Erdo¤an, sendika yöneticilerinin, tersane iflçilerinin taleplerini savunmak için yürüttükleri onurlu mücadeleden dolay› tutukland›klar›n› belirtti. “Tersanelerde kölece çal›flma koflullar› devam ettikçe, bedeli ne olursa olsun s›n›f sendikac›l›¤› mücadelemizi ayn› kararl›l›kla devam ettirece¤iz” diyen Erdo¤an sözlerini, “Tersane iflçilerini ve duyarl› kamuoyunu ‘örgütlenme hakk›m›z engellenemez, tutuklu sendikac›lara özgürlük’ kampanyam›za güç vermeye ça¤›r›yoruz” diyerek bitirdi.

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

(Kartal)

ABONEL‹K fiARTLARI

Limter-‹fl Sendikas› 22 fiubat sabah› ‹çmeler Tren ‹stasyonu’nda yapt›¤› bir eylemle, TMY terörü sald›r›lar› do¤rultusunda tutuklanan, aralar›nda Limter-‹fl Sendika Genel Baflkan› Cem Dinç ve Genel Sekreteri Zafer Tektafl’›n da bulundu¤u tutuklu sendikac›lara özgürlük kampanyas› bafllatt›¤›n› aç›klad›. 2006 Eylül ay›nda yaflanan devlet terörü ile tutuklanan sendikac›lar hala serbest b›rak›lmad›. Limter-‹fl Sendikas› geçti¤imiz haftalarda yapt›¤› genel kurulunda ald›¤› kararlar do¤rultusunda bu kampanyay› bafllatt›. Tutuklu sendikac›lar›n bir an önce serbest b›rak›lmas› talebiyle “Örgütlenme hakk›m›z engellenemez, tutuklu sendikac›lara özgürlük” fliar› ile bafllat›lan kampanya, 22 fiubat sabah› saatlerinde ‹çmeler Tren ‹stasyonu’nda yap›lan eylemle start ald›. “Örgütlenme hakk›m›z engellenemez, tutuklu sendikac›lara özgür-

alm›fl bafl›n› gitmektedir. Bunun a¤›r faturas›n› ise her zaman oldu¤u gibi emekçi kesimler, iflçiler çekmektedirler. Türkiye Tafl Kömürü Genel Müdürlü¤ü istatistik verilerine göre 1955–2006 y›llar› aras›nda yaflanan maden kazalar›nda 2 bin 668 iflçi ölürken, 318 bin 654 iflçi de yaraland›. Bu rakamlar bile madenlerde yaflananlar›n boyutunu göstermeye yetmektedir. Özel sektörün can güvenli¤ini hiçe sayd›¤›n›, maden ocaklar›n›n yeterince denetlenmedi¤ini söyleyen D‹SK’e ba¤l› Dev Maden-Sen Genel Baflkanvekili Tayfun Görgülü, “Yeni maden yasas›yla madenlerin denetimi için yeterli önlemler kalmad›. Biz Enerji ve Çal›flma Bakanl›¤›’n› uyard›k. Kamunun özellikle önlem almamas› bu facialar› art›r›yor” demektedir. Sendikan›n Genel Baflkan› Çetin Uygur ise iflletmelerin bilimsel yat›r›ma girmekten çok, kol gücüne dayanan çal›flma yöntemini, ilkel yöntemleri seçti¤i görüflünde. Uygur mühendislerin ise iflten at›lma korkusuyla bu usulsüzlüklere sessiz kald›¤›n› söylüyor. Denetimsizli¤in ve usulsüzlü¤ün en iyi kan›t› ve ürkütücü yan› ise; Çal›flma

ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤›’n›n maden ocaklar›yla ilgili verileri. Buna göre 44 ilde yeralt› ve yerüstü madencili¤i faaliyetleri gösteren 772 iflletmeden yaln›zca 87 tanesi iflletme belgesine sahip. 428 iflyerinde periyodik sa¤l›k gözetimleri yap›lm›yor. ‹flçilere genel çal›flma flartlar›yla ilgili e¤itim verilmeyen iflyeri say›s› ise 222’yi bulmaktad›r. Özellefltirmelerin, denetimsizliklerin, daha fazla kâr h›rs›n›n gölgesinde kalan insan yaflam› ve sa¤l›¤› her geçen gün daha büyük riskler tafl›maktad›r. Yerin yüzlerce metre alt›nda ekmek paras› için yaflam mücadelesi veren kara elmas olarak de¤erlendirilen madenin sadece yüzlerine, ellerine bulaflm›fl karal›klar›yla yetinmek zorunda b›rak›lan, maden iflçilerinin durumu bundan sonra da flimdikinden farkl› bir durumda olmayacakt›r. Ta ki ellerine ve yüzlerine bulaflm›fl maden boyalar›yla, karal›klar›yla yetinmeyip, ürettiklerinin sahibi olduklar›n› gösterene kadar. Bunun için örgütlenip mücadele edene kadar. T›pk› geçmiflte oldu¤u gibi onbinlerce meslektafllar›n›n yapt›klar› eylemler gibi. (‹zmir)

‹ETT’yi flirketlere b›rakmayaca¤›z! ‹ETT’nin özellefltirilmesine karfl› Tüm Bel-Sen 4 No’lu fiube taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. 23 fiubat Cumartesi günü Taksim Tünel Meydan›’ndaki ‹ETT binas› önünde yap›lan aç›klamada ‹ETT’nin özellefltirilmesi protesto edildi. Tafl›mac›l›¤›n tafleron firmalar arac›l›¤›yla yap›ld›¤›n›, bununla halk›n ulafl›m hakk›n›n gasp edildi¤ini dile getiren Tüm Bel-Sen üyesi

emekçiler ulafl›m›n uluslararas› tekellerin talan›na aç›ld›¤› söylediler. Aç›klamada konuflan fiube Baflkan› Halim Gürbüz; ‹ETT’nin özellefltirilmesi ile personelin iflsiz kalaca¤›n›, Sar›gazi, ‹kitelli ve di¤er tesislerin Varan, Ulusoy, Özkartallar aras›nda paylaflt›r›laca¤›n› ‘ucuz konforlu düzenli’ ulafl›m iddias› ile kamu iflletmelerinin sat›ld›¤›n› ifade etti. (‹stanbul)

V‹YANA’DA PANEL! Viyana’da faaliyetlerini sürdüren çeflitli demokratik kitle örgütleri, Hrant Dink’in katledilmesinden sonra biraraya gelerek, ‘Viyana Demokrasi Güçleri’ ad› alt›nda çeflitli etkinlikler yapt›lar. Bunlardan birincisi; katliamdan hemen sonra Viyana’n›n merkezi yerlerinden biri olan Stefansplatz’da yap›lan miting. ‹kincisi; 4 Mart tarihinde ‘ ‘Ermeni sorunu ve Ayd›n sorumlulu¤u’ ad› alt›ndaki panel. Panele Türkiye’den Temel Demirer ve Viyana’da Ani De¤irmencio¤lu kat›ld›. Viyana AT‹GF taraftarlar›

6 AYLIK: 10.200.000

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

69

9-22 Mart 2007

MGK yeni sald›r› dalgas›n›n boyutlar›n› somutlaflt›rd›! Önce hükümetin hemen birkaç gün sonras›nda ise askerin üst düzeyde yapt›klar› ABD ziyaretlerinin ard›ndan, 23 fiubat 2007’de yap›lan MGK toplant›s›n›n sonuçlar› ortaya ç›kmaya bafllad›. Bu sonuçlar ayn› zamanda ABD ziyaretleri s›ras›nda yap›lan “telkinler”in de hangi yönde oldu¤una ve de bunlar› uygulama gayretine girildi¤ine dair ipuçlar›n› da verecek nitelikte. Her ne kadar, Erdo¤an ve Büyükan›t’›n ABD ziyaretleri sonras› yapt›klar› aç›klamalar birbiriyle neredeyse taban tabana z›t olsa da, ayn› efendiye olan ba¤l›l›klar› onlar›n ortak bir noktada buluflmalar›n› gerektirmekte. Bu ortak nokta ise hiç kuflkusuz toplumsal muhalefetin özelde en dinamik kesimlerine genelde ise tümüne dönük sald›r›larda uzlafl›lmas›d›r en baflta da. Kürt sorunu noktas›nda farkl› gibi görünen yaklafl›mlar›n ne yönde geliflece¤i ise tamam›yla emperyalist politikalar›n hangi yöne evrilece¤i ile ilintili bir durumdur. Nitekim öyle de olmakta. MGK toplant›s›nda gündeme gelen konular ve bu konular›n ele al›n›fl biçimi, faflist TC’nin önümüzdeki yak›n dönemde izleyece¤i rotay› da belirlemekte. Bu rotay› sald›r› furyas›n›n oldu¤undan daha fazla artmas› olarak özetlemek abart›l› olmaz. Çünkü ele al›nan konulardan biri de yeni bir TMY’nin daha, önümüzdeki günlerde gündeme gelebilece¤i yönünde. Bölgenin giderek ›s›nmas› ve Türkiye’nin giderek bu s›cak atmosferin içine çekilmesi de, bunu zaten hem emperyalistler hem de emperyalist politikalar› hayata geçirme gayretini sürdüren Türkiye egemen s›n›flar› aç›s›ndan zorunlu k›lmaktad›r. Bunun içindir ki, MGK toplant›s›nda yeni bir sald›r› dalgas›n›n boyutlar› somutlaflt›r›lm›fl ve hemen akabinde de, vakit kaybedilmeden buna dönük ad›mlar at›lm›flt›r. Bu ad›mlar›n içinde, kendi denetimlerinde olan burjuva feodal bas›n üzerindeki denetimin art›r›lmas›, daha do¤rusu iyice hizaya getirilmesi de var. Son dönemlerde asker ve hükümet aras›nda yaflanan tart›flmalar›n, ABD ziyareti sonras› yap›lan farkl› aç›klamalar›n vb’lerinin “devletin bekâs›na” zarar verdi¤i düflünülmüfl olacak ki, bir yandan Erdo¤an bir yandan da Büyükan›t, bas›na dönük ard arda gözda¤› niteli¤inde denebilecek ç›k›fllar yapt›lar. MGK’da al›nan kararlar› hayata geçirmenin önkoflullar›ndan biri olarak görülen ve de hayata geçirmede pekte zorlan›lmayan bu “zapturap” alt›na alma giriflimleri ile birlikte, burjuva bas›n emir-komuta zinciri içindeki yerini koruyaca¤›n›, sonraki günlerde yapt›klar› yay›nlarla bir kez daha teyit etme prati¤ine girmifltir. Burjuva bas›na “çekidüzen” vermeye dönük her giriflim, “asli hedeflere” dönük yo¤un sald›r›lar›n habercisi olmufltur her daim. MGK’n›n bafll›ca gündemlerini, PKK ve Kerkük baflta olmak üzere, Kürt sorununun oluflturdu¤unu düflünecek olursak, bu gerçekli¤in bu süreçte de yine de-

¤iflmeyece¤ini, hatta sürecin-özellikle de Kürt sorunu (hem Kuzey Irak hem de ülkedeki) özgülündeki- baz› belirsizlikleri de içinde bar›nd›ran hassasiyetinden ve de her an farkl› geliflmelere aç›k de¤iflkenli¤inden kaynakl›, tüm muhalif kesimlere dönük sald›r›lar›n dozunun daha da artaca¤›n› söyleyebiliriz.

“Kendi Kürt”üne “imha inkar”, s›n›r›n ötesindekiyle “diyalog” Tekrar MGK toplant›s›na ve ard›ndan yaflanan geliflmelere dönecek olursak; MGK’n›n hemen ard›ndan yap›lan aç›klamalara ve de ard›ndan yaflanan geliflmelere bakt›¤›m›zda, ülkedeki Kürt sorununa

yaklafl›mda bir de¤iflim olmad›¤›n›, imha ve inkar politikalar›n›n olanca h›z›yla devam etti¤ini görüyoruz. DTP il baflkanlar›n›n tutuklanmas›, belediye baflkanlar›na dönük tehditler, ev bask›nlar› ve daha bir dizi sald›r› giriflimleri, DTP efl baflkanlar› Ahmet Türk ve Aysel Tu¤luk’a verilen hapis cezalar›, Kürt Ulusal Hareketi’ne dönük “belini k›rma”, “bafl›n› ezme” prati¤inin bu süreçte de artarak devam edece¤ine dair yeterli veriler sunmaktad›r. Sald›r›lar›n T. Kürdistan›’nda daha da üst boyutlarda yaflanaca¤›n›n göstergesi ise, geçti¤imiz günlerde Diyarbak›r’da yap›lan Emniyet Müdürleri toplant›s›d›r. MGK’n›n hemen ard›ndan yap›lan iki günlük toplant›n›n gündemi, her ne kadar yaklaflan Newroz’a iliflkin “al›nacak önlemler” olarak lanse edilse de, özünü bölgede yeni provokasyonlar›n nas›l yarat›laca¤›, ›rkç›-floven dalgan›n nas›l daha üst boyutlara ç›kar›laca¤›, linç kültürünün nerelerde, kimlere karfl› hayata geçirilece¤i oluflturmaktad›r. K›sacas›, bölgede t›rmand›r›lan etnik ve mezhep çat›flmalar›n›n ülkemiz co¤rafyas›nda da genifl bir zemine yay›lmas›n›n hesaplar› yap›lm›flt›r. Newroz ise faflist TC egemenleri aç›s›ndan bu zemini geniflletmeye uygun bir gündemdir. Ülkedeki Kürt sorununa yaklafl›mda bir de¤iflim gözlemlenmezken, s›n›r ötesindeki Kürtlere iliflkin getirilen “diyalog” yaklafl›m›, buradaki Kürt sorununun bir kez daha ABD emperyalizminin beklentileri do¤rultusunda ele al›nd›¤› anlam›na gelmektedir. Çünkü ABD emperyaliz-

minin (ve de müttefiklerinin) ç›karlar› flu süreçte bölgedeki Kürtlerle “iyi geçinmeyi” gerektirmektedir. Kapsam› giderek geniflletilmeye çal›fl›lan iflgallere art›k do¤rudan kat›lan Barzani ve Talabani önderli¤indeki Kürt güçlerine duyulan ihtiyaç henüz bitmifl de¤ildir. Emperyalistler duyulan bu ihtiyaçtan dolay›d›r ki, ba¤›ms›z Kürt devleti vaadini hala gündemde tutmaktalar. Bu vaat gündemde oldu¤u sürece de TC buradaki Kürtlere karfl› aç›k askeri bir müdahaleyi göze alamaz, dahas› emperyalistler buna izin vermez. ‹flte bundand›r ki, Kuzey Irak Kürtleri ile diyalog kurulmas› noktas›nda, bunu reddedici nitelikte keskin aç›klamalar yapan Büyükan›t, MGK sonras›nda yap›lan diyalog aç›klamas› karfl›s›nda tepkisiz kalm›flt›r. Bunda tabii ki kendi Kürt’üne dönük daha kapsaml› sald›r›lar›n gündeme gelmesinin de büyük pay› vard›r. Kontr-gerilla general büyük olas›l›kla ABD’den, bölgede bir dizi kontra-faaliyet gerçeklefltirmek için “yeni görevler” alm›flt›r. fiu kesin ki, emperyalistler geçmiflten beri oldu¤u gibi, flu süreçte de Kürt kozunu kullanmay› sürdürüyorlar. Yine geçmiflte oldu¤u gibi, bir yandan ba¤›ms›z Kürt devleti vaadiyle bölge Kürtlerini kendi politikalar›na yedeklerken, di¤er yandan da ayn› Kürtleri, onlar›n, b›rakal›m ba¤›ms›zl›klar›n›, varl›klar›ndan bile rahats›zl›k duyan bölge devletleriyle tehdit etmeye devam ediyorlar. Özellikle de faflist TC’yi Demokles’in k›l›c› gibi bölge Kürtlerinin tepesinde salland›rmay› sürdürüyorlar.

Cellad›ndan medet ummak Türkiye s›n›rlar› içindeki Kürt Ulusal hareketine dönük sald›r›ya yeflil ›fl›k yakm›fl gibi görünen ABD’nin, ayn› hareketin ‹ran koluna, çeflitli biçimlerde destek verdi¤i de bilinmekte. ‹ran’a dönük sald›r› haz›rl›klar› kapsam›nda gerçekleflen bu deste¤in, ‹ran’› istikrars›zlaflt›rarak, sald›r› zemini haz›rlamaya dönük oldu¤u s›r de¤il. ABD’nin PKK’ye dönük tutumunda, bir yandan TC’nin imha-inkar sald›r›lar›na izin verilmesi di¤er yandan ise ‹ran’da sözde desteklenmesi gibi -özüne uygunbir çifte standart görülmektedir. Ve bu da yine bölgeye dönük projelerin bir parças›d›r. Çünkü ABD emperyalizmi ve müttefikleri bölgede, tamamen kendi denetimleri alt›nda olmayan silahl› bir Kürt hareketi istememekteler. Kürt kozuna ihtiyaç duyduklar› sürece, buradaki Kürt hareketlerini de kendi istemleri do¤rultusunda flekillendirmeye çal›flmaktad›rlar. Barzani ve Talabani noktas›nda bu sorun yaflanmazken, PKK güçleri hala silahl› dinamik bir güç olmay› sürdürmekteler. Ve bu silahlar›n kendilerine çevrilmesi ihtimalinin önünü kesmek zorundalar. Özetle söylemek gerekirse; genelde bölge Kürtlerine özelde ise Türkiye s›n›rlar› içindeki Kürt ulusal hareketine dönük, ABD emperyalizminin çizdi¤i rota do¤rultusunda yaflanan geliflmelerin Kürt Ulusal

Hareketi’nin temsilcileri taraf›ndan nas›l karfl›land›¤›na gelince; aç›k bir “cellad›ndan medet umma” tavr› içinde olundu¤u söylenebilir. Son haftalarda DTP’lilere ve birçok yurtsevere dönük gerçekleflen sald›r›lar›n akabinde Adana’daki ABD Konsolosu’nun DTP’ye yapt›¤› ziyaret ve bu ziyaretin “coflkuyla” karfl›lanmas›, bunun da ötesinde, Irak iflgalinin iflbirlikçileri Barzani ve Talabani’nin yan›s›ra, ABD Konsolosu’nun Newroz etkinliklerine davet edilmesi, emperyalizmin ezilen halklara dönük gerek tüm dünyada gerekse bölgede hayata geçirdi¤i iflgal-katliam, sömürü-talan politikalar›n› (en iyi niyetle) kavramamak demektir. Uluslar›n ve ezilen halklar›n emperyalizmle kol kola girmeleri durumunda özgürlü¤e kavuflamayacaklar›n›, daha fazla kölelefleceklerini görmemek demektir. Sonuç olarak toparlamak gerekirse: Emperyalistlerin içine girdikleri krizi aflma ve dünyaya hakim olma h›rs›yla dünya emekçi halklar›na karfl› bafllatt›klar› iflgal vb. kapsaml› sald›r›lar, emperyalizmin krizini derinlefltirmekten öte bir ifle yaramam›flt›r. Krizin derinleflmesi ise sald›r›lar›n dozunun artmas›n› da beraberinde getirmektedir. Bu sald›r›lara paralel olarak tüm dünyada t›rmand›r›lan ›rkç›-faflist dalgan›n en üst boyutta hayata geçirildi¤i yer, halklara dönük sald›r›lar›n bafll›ca hedefinde olan ve ülkemizin de içinde yer ald›¤› Ortado¤u’dur. Etnik ve mezhep çat›flmalar›n›n körüklenmesiyle birlikte bölge bir atefl topuna dönüflmeye bafllam›flt›r. Türkiye uflak egemenleri ise ülkeyi bu atefl topunun içine daha fazla dahil etme gayretindedirler. Uflakl›k pozisyonlar› da zaten bunu gerektirmektedir. Bunun içindir ki emperyalistlerin ç›karlar› hangi politikay› gerektiriyorsa buna uygun bir pratik izlemekteler. Bu politika ise flu süreçte oldukça de¤iflkendir. Bunu ise k›sa süre aral›klarla hayata geçirilen, neredeyse birbiriyle taban tabana z›t aç›klamalarda, uygulamalarda görmekteyiz. Bu de¤iflkenlik do¤ald›r ki ülkemizin faflist egemen s›n›flar›n›n, baflta Kürt ulusal sorunu olmak üzere, birçok sorun özgülündeki pratiklerine de yans›maktad›r. Türk faflist egemen s›n›flar›n›n, bölgeye dönük emperyalist politikalar gere¤i, ›rkç›-faflist dalgay› t›rmand›rmaya paralel olarak, bugün söylediklerini yar›n yalanlayan, inkârdan gelen tutumlar›n›n baflka bir aç›klamas› yoktur. Uflakl›k misyonlar› nas›l davranmay› gerektiriyorsa öyle davranmaktalar. MGK’de al›nan ve de özü çok yönlü bir sald›r› dalgas›n›n boyutlanmas› anlam›na gelen kararlara damgas›n› vuran da budur. Ad›m ad›m ayaklar› oluflturulan bu yeni sald›r› dalgas›n› geri püskürtmenin yolu ise, emperyalizme ve yerli uflak-iflbirlikçilerine karfl› yaflam›n tüm alanlar›nda anti-faflist, anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmekten ve bu mücadeleleri, MLM’nin bilimsel ve ayd›nl›k yol göstericili¤inde ilerleyen s›n›f mücadelesine kanalize etmekten geçmektedir.


4

9-22 Mart 2007

S›n›fsal Yaklafl›m TECR‹T VE TRETMANA KARfiI B‹RL‹K VE MÜCADELE! Faflist Türk devletinin hapishanelerdeki örgütlenme ve direnifl/mücadeleye yönelik, merkezi projesinin ürünü olarak yap›laflt›rd›¤› F tipi hücre sald›r›s›na karfl›, devrim ve demokrasi güçlerinin yürütmekte oldu¤u mücadelede, 22 Ocak tarihli Adalet Bakanl›¤› genelgesiyle ortaya ç›kan durum; direnifl güçleri aras›nda davran›fl ve hareket birli¤i sa¤lanabilmesinin flartlar›na katk› sunucu mahiyette oldu¤undan, mücadele yeni bir aflamaya do¤ru tafl›nabilecektir. fiimdi bütün mesele bu konuda ortak bir hareket tarz› oluflturarak bütün hapishanelerde devletin “ortak alanlar” üzerinden tecriti meflrulaflt›rma oyununun teflhirini gerçeklefltirmek ve bunu belli bir süre içerisinde kamuoyu nezdinde deflifre ederek, as›l talepler (yaflam/kapat›lma mekan› olan 1 ve 3 kiflilik hücreler eksenli sistematik tecrit ve tretman›n kald›r›lmas›) üzerinden direnifli yeniden yükseltmektir. Yaklafl›k 5 y›ll›k aradan sonra direniflte birlik koflullar›n›n son derece elveriflli hale geldi¤i günümüzde, geçmifle dönük muhasebe yapman›n uygun olmad›¤›n› düflünüyoruz. Konuyla ilgili daha önceki yaz›l› de¤erlendirmelerimizi de sürmekte olan eylem nedeniyle geçmiflte yay›nlamam›flt›k. Her süreçle ilgili ders ç›kar›c› nitelikte elefltirel-özelefltirel de¤erlendirmelerin, Türkiye devrimci hareketine sa¤layaca¤› katk›lar›n önemi aç›kt›r. Ancak, mücadele ve direniflin ç›karlar› gere¤i, bu tip tahlil ve muhasebeler aç›s›ndan zamanlama konusunda son derece hassas olunmal›d›r. Sorumluluk bunu gerektirmektedir. Bununla beraber, ölüm orucu eyleminin bitifli ile ortaya ç›kan durumun de¤erlendirilmesine ihtiyaç bulundu¤u da bir baflka gerçekliktir. Zira ancak bunun sa¤l›kl› bir biçimde yap›lmas› halinde hapishanelerdeki direniflin gidiflat› ve gelece¤ine yönelik do¤ru bir perspektif oluflturulmas› mümkün olabilecektir. Aksi takdirde, F tipleri ile ilgili yaklafl›k 7 y›ll›k zaman dilimi içerisinde karfl›-

devrimin gelifltirdi¤i kimi hamlelerden bir baflkas› karfl›s›nda daha yanl›fl taktik belirlenmesi halinde, direniflin zarar görmesi iflten bile de¤ildir. Adalet Bakanl›¤›’n›n 22.01.2007 tarihli genelgeyle, eskiye göre getirmifl oldu¤u “yenilikler”; 10 kiflinin, ortak alanlarda sohbet amaçl› bir araya gelmesinin haftada 5 saatten 10 saate ç›kar›lmas› (sözlü olarak da ileride bunun 20 saate ç›kaca¤› sözünü vermesi) ile bu uygulamadan yararlanma hakk›n›n disiplin cezalar›yla engellenemeyece¤inden ibarettir. Bunlar bir önceki genelgeye göre gerek saat miktar› gerekse de disiplin cezalar› aç›s›ndan, çok az düzeyde de olsa hiç kuflkusuz “daha ileri” bir duruma karfl›l›k gelmektedir. Bu “daha ileri” durum, herkesin dikkatini çekmek gerekir ki, birincisi, 10 saatin haftaya bölünmesinden ibarettir. ‹kincisi ise “disiplin cezalar›” aç›s›ndan sadece bu bir araya getirmelerde tretman kofluluna istisna getirmektedir. Ancak hapishanelerdeki tecrit sisteminin temel ayaklar›, yani bir ve üç kiflilik hücreler, tutsaklar› her türlü dolafl›mda birbirinden yal›tma düzeni, yayg›n ve sürekli yapt›r›m ve cezalarla dolu tretman›n bir bütün olarak varl›¤› ile birlikte düflünüldü¤ünde, direniflin bafl›ndan beri talepleri, genel seyri ve aflamalar› ile beraber durum de¤erlendirildi¤inde, “ileri bir ad›m” denilen son geliflmeyi “kazan›m” olarak nitelemek do¤ru mudur? Kald› ki “ölüm orucu” eyleminin Nisan 2006’dan sonra ayd›nlar ve DKÖ’lerin arac›l›ktan öte roller üstlendikleri sürecinde ileri sürülen talepleri (son haftalar hariç) aç›s›ndan dahi bak›ld›¤›nda, son genelgedeki rötufllar›n “tecrit duvar›ndan” tu¤la söktü¤ünden bahsedilmesi ne kadar gerçekçidir? Çok aç›kt›r ki, son genelge ile yap›lan de¤ifliklikler, tecrit ve tretmana karfl› mücadelede gerçek ve ciddi manada bir kazan›m olarak de¤erlendirilemez. “Sosyal alanlar” ya da “ortak alanlar” diye adland›r›lan, spor sa-

69 lonlar›ndan kütüphanelere, ifl yurtlar›ndan atölyelere ve daha sonralar› “sohbet amaçl›” bir araya getirmelere kadar geniflletilmeye çal›fl›lan “alan” kavram›; faflist Türk devletinin F tiplerinin aç›lmas›ndan öncesine uzanan süreçte, tecritle ilgili muhalefeti ortadan kald›rmak için en önemli argüman› konumundayd›. ‹zolasyon iflkencesi ile ilgili geliflen muhalefetin önünü kesmek amac›yla, tecritin “olas› sak›nca ve zararlar›”n› gidermek için tutsaklar›n birbiriyle temas› aç›s›ndan, sosyal iliflkinin bu alanlarda kurulaca¤› üzerinden “savunma” planlar› gelifltiriliyordu. Daha 19 Aral›k öncesinde, 3713 say›l› “Terörle Mücadele Yasas›”n›n 16. maddesinde de¤ifliklik yaparak “günde 8 saat” “ortak alanlar”dan yararland›racaklar› vaatlerinde bulunmufllar; F tipleri devreye girdikten sonra ise direniflin taleplerinin karfl›s›na sürekli biçimde “ortak alanlar”a iliflkin düzenleme “ad›mlar›” ve demagojisi ile dikilmifllerdi. “Ortak alanlar” konusunda ilk genelge Hikmet Sami Türk zaman›nda 18 Ocak 2002’de ç›kar›ld›¤›nda, yapt›r›m ve uygulama son derece aç›k bir dayatma ile kendini göstermekteydi. Ayn› konuda ikinci düzenlemeyi, bu sefer baflka bir bakan (Aysel Çelikel) zaman›nda 9 Ekim 2002 tarihli genelge ile yaparken, herhangi bir e¤itim program›na kat›lma flart›n› kald›rarak “ileri bir ad›m” at›yorlard›. Ancak tutsaklar, o tarihte, bunu bir “iyilefltirme” ya da “ad›m” olarak görmediklerini aç›klayacaklar ve “ortak alanlar” ile ilgili her zamanki tav›rlar›n› bir kez daha kamuoyuna net bir biçimde duyurarak; devletin bu politikas›n›n ucuz bir aldatmaca oldu¤unu, tecriti meflrulaflt›rma amaçl› bir oyun oynand›¤›n›, as›l tecrit ve tretman›n bir ve üç kiflilik hücreler ile hapishanelerin genelinde sürdürülen uygulamada bir bütün olarak mevcut bulundu¤unu vurgulayacaklard›. Hakim s›n›flar›n direnifle yönelik uzlaflma noktas› arayarak, F tiplerini meflru k›lmaya çal›flt›klar› kritik nokta, sürecin bafl›ndan beri buras›d›r. AB komisyonlar›, CPT vb. kurulufllar ile ülkemizdeki kimi DKÖ’ler ve meslek örgütlerinin de (kimisinin bilinçli, kimisinin iyi niyetli biçimde) “çözüm” ve/veya “tavsiye” noktas›nda devletin tuza¤›na/paraleline düfltü¤ü husus, “ortak alanlar”

konusudur. Y›llard›r, birçok farkl› kuruluflun, de¤iflik raporlar›nda, bu konuya bir biçimde yer vermesi rastlant›sal bir olgu de¤ildir. Faflist Türk devleti, bu meseleyi bafl›ndan itibaren özellikle gündemde tutmay› ve propaganda arac› k›l›p, ifllemeyi ihmal etmemifltir. Genelgenin yay›nlanmas›n›n üzerinden bir buçuk aya yak›n bir süre geçmifl olmas›na karfl›n F tipi hapishanelerdeki uygulama, hiç de sürpriz say›lmayacak bir seyir izlemektedir. Hapishane idarelerinin kimileri henüz genelgeden habersiz davranmay› tercih ederken, kimileri saatler, kimileri arama konusu, kimileri bir araya getirilecek kifliler, kimileri de mekan sorunu (ço¤u kez bir bölümü veya tümü) ile ilgili kendilerinden beklenen keyfiyeti devreye sokmufl durumdad›r. Uygulaman›n zamanla tutsaklar lehine geliflmesi ve genifllemesini bekleyenler, aksine tutsaklar aleyhine tecriti meflrulaflt›r›c› bir düzen fleklinde oturdu¤una tan›k olmak için fazla beklemeyeceklerdir. Bilindi¤i üzere, F tiplerinin kapat›lmas› talebi ile bafllayan süreç, belli bir süre sonra mimari de¤ifliklik yap›larak hücrelerin kald›r›lmas› talebi ile devam etmifl, en geri noktada bile (3 kap›-3 kilit) hücrelerdeki tecritin kald›r›lmas› talebini asgari düzeyde korumay› sürdürmüfltü. Zira tecrit sistemine son vermenin öncelikli ad›m› olarak yap›lmas› gereken, sürekli yaflam/kapat›lma alan› konumundaki mekanlarda de¤iflime gidilmesi, yani hücre sisteminin ortadan kald›r›lmas›d›r. Bu eksen F tipleri sorunu gündeme yerleflti¤inden beri yitirilmemifltir. Direniflin geldi¤i bugünkü aflamada da bu konudaki hassasiyeti korumak gerekmektedir. Konuyla ilgili hapishanelerde devrimci ve komünist tutsaklar birlikte hareket ve davran›fl tarz›n› gelifltirmek üzere ad›mlar atmaktad›r. Bunun sa¤lam bir zemin üzerinde flekillendirilmesi gerekmektedir. Bir dizi tart›flmas› ve sorunu ile birlikte geride kalan bir sürecin ard›ndan, birli¤i zay›flat›c› ve güçleri bölücü bir “hesaplaflma” içerisine girmeden direnifle yüklenmek ve daha da zorlu ancak birli¤in sa¤lanm›fl olmas› nedeniyle daha da güçlenilen süreçten baflar›l› bir biçimde ç›kmak zorunday›z.


5

69

9-22 Mart 2007

Fal›m’da direnifl kazand›

‹kitelli’de kurulu bulunan Dandy Sak›z Fabrikas›’nda iflçilerin direnifli kazan›mla sonuçland›. 10 y›ll›k iflçilerin bile asgari ücretle çal›flt›¤›, sosyal haklar›n yok say›ld›¤› fabrikada, geçmiflte de sendikal direnifller yaflanm›fl ancak patronun bask›lar› sonucu sendika fabrikada bitirilmifl. Dandy, ‹ntergom ve Fal›m olmak üzere üç iflletmeden oluflan fabrikada patron tazminat ödememek ve sözleflme imzalamamak için iflçilerin yerlerini sürekli de¤ifltirmekteydi. ‹flçiler y›llarca herhangi bir sözleflme imzalamadan asgari ücretle çal›fl›yordu. Bin elli iflçinin çal›flt›¤› fabrikada iflçiler, sendikaya üye olunca patron 50 iflçiyi iflten atm›flt›. Bunun üzerine iflçiler Tek G›da-‹fl Sendikas›’n›n öncülü¤ünde 77 gün devam edecek direnifle bafllam›flt›. Son olarak patronla Tek G›da-‹fl Sendikas› aras›nda yap›lan görüflmenin

sonucunda ifle geri dönmek isteyen sekiz iflçinin iadesi kabul edildi. ‹flten at›lan iflçiler iki ay› aflk›n bir zamand›r fabrikan›n önünde eylemlerini sürdürüyordu. ‹flçiler, servis ç›k›fllar›nda sendikan›n önderli¤inde iflçilere propaganda yapm›fl, yürüyüfller düzenlemifl ve patrona kararl› olduklar›n› sürekli dile getirmifllerdi. Direniflin ilk günlerinde görüfltü¤ümüz ve gazetemizde yer verdi¤imiz iflçilerin, ‘bu ifli sonuna kadar götürece¤iz’ sözleri bugün gerçe¤e dönüfltü. ‹flçiler, zorluklarla dolu bir mücadeleden sonra patrona geri ad›m att›rmay› baflard›. ‹flçiler, patronla görüflmeden birkaç gün önce fabrika kap›s›na kendilerini zincirlemifl, polisin sald›r›s› sonucu gözalt›lar yaflanm›flt›. ‹çerdeki iflçilerin de kat›l›m›yla oturma eylemi örgütleyen sendika iflçilerin gücünü a盤a ç›kard›. “‹flten at›lan iflçiler geri al›ns›n” pankart› ile gözalt›lar›n serbest b›rak›lmas›n›n ard›ndan “Sendika hakk›m›z söke söke al›r›z”, “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganlar› atarak eylem yapan, halay çeken iflçilerin bu bir-

likteli¤i patronun üzerinde bask› oluflturdu ve birkaç gün sonra da görüflmeyi kabul ederek iflçilerin geri al›nmas› noktas›nda sendikan›n talebini kabul etti. Ayn› gün düflüncelerini ald›¤›m›z bir kad›n iflçi kadrolu oldu¤unu ve sendikaya üye oldu¤u için iflten at›ld›¤›n› bu yüzden direnifle bafllad›¤›n› dile getirirken flöyle diyordu; “Biz kendimizi fabrikan›n kap›s›na zincirledik, kimseyi almad›k, gözalt›na al›nd›k. Direnifl sonuna kadar sürecek”. Fabrikadaki son durumu ö¤renmek amac›yla Tek G›da-‹fl Sendikas›’n›n lokalinde görüfltü¤ümüz iflçilerden Abdullah Çal›k; “Sonuna kadar direnifl dedik ve kazand›k” sözleri ile yaflananlar› özetliyordu. Direnifle öncülük yapan iflçilerden olan Çal›k, patronun tehditleri ve rüflveti ile karfl›laflm›fl. Patron “Biz sana zam yapal›m bu ifli b›rak” önerisi ile öncü iflçilere iflbirli¤i teklif etmifl ancak iflçilerin kararl› duruflunu görünce hepsini iflten atm›fl. Daha önce çal›flt›¤› bir flirkette sendika ile tan›flan Çal›k “Sendika yokken asgari ücretle çal›fl›yoruz. Kömür yard›m› vard› düflürüldü, 3 ayda bir g›da yard›m› yap›l›yordu kald›r›ld›” diyerek sendikas›z yaflam›n fabrikada nas›l yafland›¤›n› anlat›yor. ‹smini vermek istemeyen di¤er bir iflçiye göre; “içerdeki iflçilerin direnifli sahiplenmesi baflar›y› getirdi. Sendika iflçilerin her türlü haklar›n› savunu-

yor. ‹flçiler hiçbir fleyden çekinmemeli, çünkü sendika anayasal bir hak, sendikal› olmaktan korkmamal›” Patron sendikan›n fabrikadaki direniflini engellemek için örgütlenmenin önüne geçmeye çal›flt› ancak sendika buna karfl›l›k örgütlenmeye a¤›rl›k vererek patronun bu sald›r›s›n› bofla ç›kard›. ‹çerde çal›flmay› sürdüren sendika, d›flar›daki iflçilere destek amac›yla ifl yavafllatma ›sl›k ve alk›fllarla içerde yürüyüfller örgütledi. Hatta patron bu eylemlerden sonra bölümlerin aras›na duvar çekerek kap›lara kamera yerlefltirdi. Sendikan›n yürüttü¤ü çal›flma sonucunda flu anda Dandy ve Fal›m’da yetki baflvurusu yap›lm›fl durumda, müfettifllerin önümüzdeki hafta fabrikaya gelmesi bekleniyor. Sendika patronla yap›lan görüflmelerden bir sonuç ç›kmamas› üzerine eylemlerine h›z verdi. Dandy’deki sendikal mücadele boyunca direniflteki di¤er sendikalardan dayan›flma anlam›nda herhangi bir eylemin, ziyaretin olmamas› s›n›f›n aras›ndaki dayan›flma ruhunun zay›flad›¤›n›n bir göstergesi ayn› zamanda. ‹flçi s›n›f›n›n hak gasplar›n›n artt›¤›, örgütlülüklerin zay›flad›¤› ço¤u yerde da¤›ld›¤› günümüzde Dandy direnifli önem kazan›yor. ‹flçilerin sendikal haklar› için yürüttü¤ü bu mücadelede iflçilerin öncü ihtiyac› kendini bir kez daha hissettiriyor. (‹stanbul)

Limter-‹fl’ten

Tüm Bel-Sen üyesi Belediye iflçileri;

“Tutuklu sendikac›lara özgürlük” kampanyas›

“Bask›lar, sürgünler bizi y›ld›ramaz!”

Limter-‹fl Sendikas› 22 fiubat sabah› ‹çmeler Tren ‹stasyonu’nda yapt›¤› bir eylemle, TMY terörü sald›r›lar› do¤rultusunda tutuklanan, aralar›nda Limter-‹fl Sendika Genel Baflkan› Cem Dinç ve Genel Sekreteri Zafer Tektafl’›n da bulundu¤u tutuklu sendikac›lara özgürlük kampanyas› bafllatt›¤›n› aç›klad›. 2006 Eylül ay›nda yaflanan devlet terörü ile tutuklanan sendikac›lar hala serbest b›rak›lmad›. Limter-‹fl Sendikas› geçti¤imiz haftalarda yapt›¤› genel kurulunda ald›¤› kararlar do¤rultusunda bu kampanyay› bafllatt›. Tutuklu sendikac›lar›n bir an önce serbest b›rak›lmas› talebiyle “Örgütlenme hakk›m›z engellenemez, tutuklu sendikac›lara özgürlük” fliar› ile bafllat›lan kampanya, 22 fiubat sabah› saatlerinde ‹çmeler Tren ‹stasyonu’nda yap›lan eylemle start ald›. “Örgütlenme hakk›m›z engellenemez, tutuklu sendikac›-

lara özgürlük” yaz›l› pankart›n aç›ld›¤› eylemde, “Limter-‹fl susmad›, susmayacak”, “Tersane iflçisi köle de¤ildir”, “Örgütlenme hakk›m›z engellenemez” sloganlar› at›ld›. Aç›klamay› sendika yönetim kurulu üyesi Hakan Erdo¤an okudu. Eylül ay›nda yaflanan kurum bask›nlar›n› ve tutuklama terörünü hat›rlatan Erdo¤an, sendika yöneticilerinin, tersane iflçilerinin taleplerini savunmak için yürüttükleri onurlu mücadeleden dolay› tutukland›klar›n› belirtti. “Tersanelerde kölece çal›flma koflullar› devam ettikçe, bedeli ne olursa olsun s›n›f sendikac›l›¤› mücadelemizi ayn› kararl›l›kla devam ettirece¤iz” diyen Erdo¤an sözlerini, “Tersane iflçilerini ve duyarl› kamuoyunu ‘örgütlenme hakk›m›z engellenemez, tutuklu sendikac›lara özgürlük’ kampanyam›za güç vermeye ça¤›r›yoruz” diyerek bitirdi. (Kartal)

Yaflanan sürgün ve fiziki sald›r›lar Tüm Bel-Sen taraf›ndan 23 fiubat günü ö¤len saatlerinde Sar›gazi Belediyesi önünde yap›lan bas›n aç›klamas› ile protesto edildi. Sar›gazi Belediyesinde çal›flan Tüm Bel-Sen 3 No’lu fiube Sekreteri Nurettin K›n›k’›n hiçbir gerekçe gösterilmeden Fen ‹flleri Bölümündeki görevinden al›n›p, kültür merkezinde görevlendirilmesi nedeniyle yaflanan geliflmelerden kaynakl›, Sar›gazi Belediyesinde sular durulmuyor. K›n›k’›n gerekçesiz bir biçimde baflka yerde görevlendirilmesi üzerine 21 fiubat günü Belediye yönetimi ile görüflmek isteyen Tüm Bel-Sen 3 No’lu fiube Baflkan› Fahrettin A¤dafl, görüflme için gitti¤i Belediyede fiziki sald›r›ya u¤ram›fl ve jandarma taraf›ndan gözalt›na al›nm›flt›. Öncesinde yaflanan sürgün ve daha sonras›nda yaflanan bu fiziki sald›r›, Tüm Bel-Sen taraf›ndan 23 fiubat gü-

nü ö¤len saatlerinde Sar›gazi Belediyesi önünde yap›lan bas›n aç›klamas› ile protesto edildi. Yap›lan bas›n aç›klamas›nda, belediye yönetiminin kadrolaflma amaçl› sendikaya ve üyelerine yönelik gerçeklefltirdi¤i sald›r› ve sürgünlere karfl› sessiz kal›nmayaca¤› vurgulanarak, yasal haklar›n savunulaca¤› mesaj› verildi… Çok say›da Tüm Bel-Sen üyesi belediye iflçisinin yan› s›ra, çeflitli demokratik kitle örgütünün, siyasi parti temsilcisinin ve Sar›gazi halk›n›n destek verdi¤i eylemde “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz”, “Sürgünler bizi y›ld›ramaz”, “Kadrolaflmaya karfl› örgütlü mücadelemiz”, “Üreten biziz yönetende biz olaca¤›z”, vb dövizler aç›l›p, sloganlar at›ld›. (Kartal)


6

9-22 Mart 2007 Günümüzde özellikle AKP hükümetinin bafla gelmesiyle birlikte artan özellefltirme çal›flmalar› köylülü¤ü de ciddi olarak etkileyecek boyutlarda sürüyor. Bu özellefltirme sald›r›lar›n›n bir aya¤› da köylüleri vurmakta. DS‹’nin bir k›sm›n›n özellefltirilmesiyle birlikte “Sulama Birlikleri” ad› alt›nda yeni bir kurulufl oluflturulmufl durumda. Bu birlikler DS‹’ye k›smen ba¤l› olmakla birlikte esasta özellefltirildikten sonra yerel yönetimlere ba¤l› olarak faaliyet sürdürmekteler. Erzincan köylüsü bu birliklerin uygulamalar›yla bugün ma¤dur durumda. F›rat Irma¤›n›n sol k›sm›nda kalan bölge “sol sahil fleridi”, sa¤ taraf›nda kalan ise “sa¤ sahil fleridi” olarak isimlendirilmifltir. “Sol sahil fleridi” denilen bölge Ça¤layan’dan Kemah Bo¤az›’na kadar uzanmaktad›r. Bu bölgede eskiden var olan “Kanalbafl›” kanal› (da¤ sular›ndan beslenen) yerine F›rat’tan beslenen yeni bir kanal yapmaya bafllad›, 2006 y›l›nda Sulama Birli¤i. Köylünün flikayeti ve ma¤duriyeti de bundan sonra bafll›yor. Normalde 1 May›s’tan itibaren köylülerin su ihtiyac› bafllad›¤› için bu tarihten itibaren suyun verilmesi gerekmektedir. Ancak Sulama Birli¤i geçti¤imiz y›l 1 ay gecikmeli su veriyor ve do¤al olarak köylünün ürünü yan›yor. Ayn› zamanda kanal inflaat›nda bozukluklar bulunmakta. Bir k›s›m köye su çok az gitmekte iken, kimi köylerde suyun birikmesi sonucu tarlalar› ve evleri su basmakta. Tarlalar›n alt›na aç›lan at›k kanallar› beton yap›lmam›fl, bundan kaynakl› da tarlalar batakl›k olma tehlikesiyle karfl› karfl›ya. Zaten üretti¤ini satamayan bir de suya bu kadar çok para verince s›k›nt›lar› giderek artan Erzincan köylüsü ile yaflad›¤› s›k›nt›lar› konufltuk.

Sol sahil isyanda Erzincan sol sahil (F›rat’›n sol taraf›) Sulama Birli¤i Baflkan› H›d›r Güzel: DS‹ sol sahil fleridindeki birliklere gereken hassasiyeti ve önemi göstermemekte. Bu durumdan en az köylüler kadar biz de rahats›z›z. Bölgede yap›lmas› planlanan

69

Köylü, özellefltirme k›skac›nda

S›rnas’tan Kürt köyüne kadar sulamay› sa¤layacak olan kanallar›n inflaatlar› hala devam etmekte. Ancak bu konuda DS‹’den görmemiz gereken deste¤i görmüyoruz. Köylüden ald›¤›m›z su ücretleri düflük oldu¤u için de iyi hizmet veremiyoruz. 2007 y›l›nda sol sahildeki köylülere su verilmeyecek. Bunun nedeni ise köylünün sulama ücretini ödememesi olarak gösterilmekte. fiu anda köylünün % 80’i sulama birliklerine borçlu. Bunlardan 58 tanesi icral›k olmufl, bir k›sm› da hapse girmek üzere. Geçen y›l bafllanan kanal yap›m› her y›l May›s’tan itibaren su verecekti. Ama geçen y›l 1 May›s’ta de¤il Haziran’da su verildi. Bu nedenle ekinini sulayamayan köylü mahsul alamad›. Fakat bu durum DS‹ 82. fiube Müdürlü¤ü taraf›ndan pek ciddiye al›nmad›. DS‹’nin özelleflmesiyle beraber beldelere, köylere kurulan sulama birlikleri köylüyü rahatlatacakken bugün daha da zor duruma sokmufltur. Örne¤in Yamaçl› Köyünde su kanal›n›n y›k›lmas› nedeniyle 120 metrekarelik alana branda çekilerek su ak›fl› sa¤lanm›flt›r. Sulama Birlikleri bugün DS‹’ye ba¤l› olarak çal›flmakta ancak DS‹’nin bunu yok saymas› ve sol sahil fleridine katk› sunmamas› gibi anlayamad›¤›m›z bir durum var. Erzincan sol sahil fleridinde yap›lmas›

planlanan ve ciddi bir ihtiyaç olan kanallar›n henüz 39 km’si yap›lm›fl, yap›lan kanal ise kullan›lamamaktad›r. Bugün köylü yaflad›klar›ndan bizi sorumlu görmekte. Ancak sorun birlik de¤il. Biz baklagillerden dönüm bafl›na 15,50 YTL, hububattan dönüm bafl›na 10 YTL al›yoruz. Ancak ald›¤›m›z bu miktar bizim bu sorunu çözmemize yeterli de¤il. E¤er bu y›l da su May›s ay›nda verilmezse kitlesel eylemler yapaca¤›z. Bu fleritte bulunan 32 köye su verilmezse bu, 30 bin kiflinin açl›¤› ve sefaleti anlam›na geliyor. Pancar›n taban fiyat›n› 109 YTL’den 89 YTL’ye düflüren hükümet, mazota, gübreye, ilaca sürekli zam yaparken köylüyü üretemez hale getirip ürünü de¤ersiz k›lm›flt›r. Öyle ki, köylü art›k su paras›n› dahi ödeyemez duruma getirildi.

Köylünün verdi¤i vergi, devlet eliyle heba ediliyor Yal›nca’dan Zeki Turan: Bölgede y›llard›r inflaat halinde bulunan kanallar bizi birçok yönden olumsuz etkiledi. Bugün zaten üretemez hale getirilen köylü, flimdi bir de su derdiyle u¤rafl›yor. Kanallar›n yap›lmas› için sulama birliklerine gidiyoruz. DS‹’ye gidin diyorlar, oraya gidiyoruz, müteahhide gönderiyorlar. Muhatap bulamad›¤›m›z gibi muhatap da görülmüyoruz. Mahkemeye dava açam›yo-

ruz. Çünkü param›z yok, bugün hakk›n› da ancak paran varsa arayabiliyorsun. Mazot normalde 600 Ykr ama bizden 2,4 YTL al›yorlar. Yani biz 1,8 YTL vergi olarak ödüyoruz. Türkiye’de hiç kimse köylü kadar vergi ödemiyor. Ofislere bu¤day veriyoruz. % 3 stopaj diye kesiyor, borsa diyor kesiyor, KDV deyip kesiyor. Bizim param›z› al›p iflletiyor. Sonra da destekleme ad› alt›nda bizden toplad›¤›n›n bir k›sm›n› lütfedip geri veriyor. Tar›m ‹l Müdürlü¤ü köylünün avukat›d›r. Ziraat Odalar› köylünün sendikas›d›r diye bilinir. Ancak ne yaz›k ki bizim ülkemizde bu kurumlar sermayenin yan›ndad›r. Geçen y›l May›s ay›nda bize su vermediler, ancak paras›n› ald›lar. Sulama Birli¤i Baflkan› 60 bin YTL zararlar› oldu¤unu söylüyor, (gecikmeden kaynakl›) ama as›l zararda olan biziz. Sözde kanal S›rnas’tan Kürt köyüne kadar devam ediyor. Ancak kanal inflaat› henüz Mollaköy Beldesinde. Yani bu y›l da ma¤dur olaca¤›z. DS‹ özelleflince su paralar› da yükseldi. Bunun nedenini ise köylüyü “rahata” kavuflturmak, “iyi hizmet” sa¤lamak diye gösteriyorlar. Halbuki bizi rahata kavuflturacak olan kanallar bugün ifllevsiz ve bizi zarara sokmufl durumda. Bizden ald›klar› paralarla “hizmet getiriyoruz” söylemleri ad› alt›nda müteahhitlere yeni rant kap›lar› aç›yorlar. Defalarca dilekçe verdi¤imiz halde, ana kanala ba¤l› tahliye kanallar› yap›lmad›. Bir de tarlalar›n altlar›na kafa hendekleri açt›lar. At›k sular›n dolaca¤› bu kafa hendeklerinde birikecek sular, tarlaya taflacak ve mahsulümüz zarar görecek. Bunun önüne geçmek için bu kanallar›n beton olmas› gerekiyor, ancak bu yap›lm›yor. Sorunlar›m›z›n çözülmesi için, bizi zarara u¤ratan bu durumun Valilik, Özel ‹dare ve DS‹ taraf›ndan gelinip görülmesi, denetlenmesi gerekiyor. Ama bu zatlar masalar›n bafllar›ndan kalkm›yorlar. Yani söylemleriyle pratikleri aras›nda kocaman bir uçurum var. Bu durumda hem köylü, hem de ülke ekonomisi zarar görüyor. (Erzincan)

Tütündeki tekelleflme hem iflçiye hem köylüye zarar veriyor Düzenlenen yeni yasalarla birlikte üretimine kota uygulanan tütüne bir darbe de ithalattan geldi. Tütün üreticisi köylüleri, tepkilerine ra¤men tütün üretimini düflürerek uluslararas› sigara tekellerinin insaf›na terk eden devlet, bu ad›mlar›na bir yenisini daha ekledi. Dünyan›n en kaliteli tütününün üretildi¤i ülkemizde egemenler Philip Morris gibi uluslararas› tekellerin iste¤i do¤rultusunda TEKEL’i özellefltirerek tütün üreticisini periflan ediyor. Tütün üreticisi köylüler her gün biraz daha yoksullafl›yor, kotalarla üretmeleri engelleniyor.

TEKEL fabrikalar›n›n talan edilmesine karfl› gerçeklefltirilen eylemlerde alanlara inerek gücünü gösteren üreticiler flimdi de tütünde ithalat›n önünün aç›lmas› ile daha zor günler yafl›yor. Tütün Kurumu taraf›ndan haz›rlanarak Baflbakanl›¤a gönderilen tasla¤a göre, ülkemizde izni bulunmayanlar da serbestçe ithalat yapabilecek. Devletin uygulad›¤› tasfiye politikalar›n›n sonucunda 2001 y›l›nda yaklafl›k 477 bin tütün ekicisi aile bulunurken bu say› 2006 y›l›nda 220 bine kadar gerilemifl durumda. Ha-

z›rlanan tasla¤›n uygulanmas›yla tütün üreticilerin say›s› daha da azalacak. Devlet bir yandan AB’ye üye olunmas› ile emekçilerin yaflam koflullar›n›n iyileflece¤i propagandas› yaparken AB ülkelerinde tütün üreticisi desteklenmekte ülkemizde ise yok edilmektedir. Taslak ve tütün üreticilerine yans›malar› üzerine 23 fiubat’ta bir aç›klama yapan Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i Baflkan› fiemsi Bayraktar, yasan›n hem tütün üreticilerini olumsuz etkileyece¤ini hem de sanayideki istihdam› düflürece¤ini söyledi. (‹stanbul)


7

69

9-22 Mart 2007

Besicili¤i öldürenlerin köylüleri kölelefltirme çabas› Pek çok ekonomik sald›r› s›ras›nda devletin kulland›¤› “ölümü gösterip s›tmaya raz› etme” takti¤i bugünlerde kendisini hayvanc›l›k ve besi sektöründe emek harcayan köylüler üzerindeki politikalarda da gösteriyor. 1992’de Et ve Bal›k Kurumu(EKB)’nun özellefltirilmesi ile özel flirketlerin ya¤mac› politikalar› alt›nda ezilen besicilere flimdilerde ise devlet umut ›fl›¤› olarak Tar-Et projesini sunuyor. Temmuz 2006’da protokolü imzalanan Tar-Et projesi flu anda besiciler için taze bir nefes olarak görülüyor. Proje kapsam›na kat›lan besicilere, üyesi olduklar› kooperatifler üzerinden besilik hayvan verilerek kesim zaman› ise besicilere etin kilosu bafl›na 1 YTL prim verilmesi öngörülüyor. EKB ve Ziraat Bankas› iflbirli¤i ile yürütülecek proje 28 ilde besicilerle yap›lacak sözleflmeler ile bafllayacakt›. Ancak proje kapsam›nda besicilere imkan olarak sunulan baz› konularda gecikmelerin olmas› ile proje de aksam›fl oldu.

Teflvikler geç aç›kland›, koflullar ise zor! Do¤u Anadolu Tar›msal Üreticiler ve Besiciler Birli¤i Baflkan› Nazmi Il›cal›, bas›na verdi¤i demeçlerde on y›l sürdürülmesi planlanan projede bir tak›m aksiliklerin yafland›¤›na dikkat çekiyor. Projeye iliflkin protokolün geç (19 Temmuz 2006) imzaland›¤›n› belirten Il›cal› flunlar› kaydediyor; “Protokolün imzaland›¤› dönemde bir çok besici ihtiyac› olan yemi depolad›. Dolay›s›yla bu projeye kat›lmak için ek bir yem al›m› imkan› oldukça düflük.

‹kinci önemli bir sorun bu projeden Tar›m Kredi Kooperatifleri’ne borcu olanlar faydalanam›yor. Bu da projeye olan ilgiyi azaltt›. Bu projeyi cazip k›lan en temel özelliklerden biri olan 1 YTL’lik et teflviki geç aç›kland›.” Proje kapsam›ndaki 28 ilin 12’sinde örgütlü bulunan DATÜB’ün baflkan› Il›cal›, özellikle Türkiye Kürdistan›’nda besicilik yapanlar›n baflka hiçbir geçim kayna¤› olmad›¤›n› da demeçlerinde belirtiyor. Il›cal›, projenin az talep görmesinin tek sebebinin ise teflvik priminin geç aç›klanmas› ve projenin geç bir zamanda yani 2 fiubat 2007’de hayata geçirilmesi oldu¤unu söylüyor. Tar›m Krediler Kooperatifleri Tedarik Sa¤lama Daire Baflkan› Nejdet Dirik ise bu projenin besicilikteki zihniyeti de¤ifltirece¤ini iddia ediyor.

Zihniyet ne yöne de¤ifliyor? Projenin nas›l iflledi¤ini de¤erlendirmek asl›nda bu zihniyetin ne yöne de¤iflti¤ini de ortaya koyuyor. Projeye kat›lmak isteyenler öncelikle Tar›m Kredi Kooperatifleri’ne borçlu olmamal›, borcu varsa da baflvurudan önce kapamal›. Tar›m Kredi Kooperatifleri’ne üye de¤ilseniz baflvurudan önce üye olman›z laz›m. Tüm bunlardan sonra kooperatif yetkilileri besicinin gerekli flartlar› tafl›y›p tafl›mad›¤›n› kontrol ediyor ve sözleflme imzalan›yor. Besiye çekilecek olan hayvanlar besicinin kendi hayvanlar› de¤il kooperatifin sa¤lad›¤› hayvanlar oluyor. Besici bunu istemezse de tekrardan bir kooperatif yetkilisi ile seçip al›m›n›

yapt›¤› hayvanlar› besliyor ve paray› kooperatif ödüyor. Tüm bu iflleyiflte besici eskiden mal sahibi iken flimdi ise arac› konumuna düflürülüyor. Hayvan›n herhangi bir sebepten telef olmas› halinde ise sorumluluk besicinin. Proje en kaba deyiflle besicileri attan indirip efle¤e bindiriyor. Aradaki et teflvikinin ise flimdilik projeye olan e¤ilimi artt›rmak için oldu¤unu yetkili a¤›zlar da belirtiyor.

Proje flu anda ne halde? Tar›m Bakanl›¤›’n›n giriflimleri ile hayata geçirilen proje kapsam›nda A¤r›, Adana, Bingöl, Diyarbak›r, Erzincan, Sakarya, Sincan, Van kombinalar› 12 milyon 550 bin YTL’lik yat›r›m ile modernize edilecek. EBK’n›n Tar›m Bakanl›¤› bünyesine al›n›fl› ise tamamland›. Ancak EBK’n›n özellefltirilmeden önceki 30 kombinas›ndan geri kalan 7 kombina flu an için projenin alan›n› k›s›tl›yor. Projeye kat›lacak ifl-

TMMOB’dan “Küresel Is›nma ve Tar›m” Konferans› TMMOB Ziraat Mühendisleri Odas› taraf›ndan 21 fiubat Perflembe günü Kad›köy Belediyesi Cadde Bostan Kültür Merkezinde “Küresel ›s›nma ve Tar›m” konulu bir konferans düzenlendi. ‹TÜ (‹stanbul Teknik Üniversitesi) Meteoroloji Mühendisli¤i Bölümü Ö¤retim Görevlisi Prof. Dr. Levent Saylan taraf›ndan sunulan konferans, çok say›da kifli taraf›ndan ilgi ile izlendi. Prof. Dr. Saylan, slâyt gösterimi eflli¤inde verdi¤i konferansta, dünyada yaflanan ve “Küresel ›s›nma” diye tabir edilen iklim de¤iflikliklerini, nedenlerini ve olas› sonuçlar›n›, çeflitli model ve senaryolar üzerinden aktararak, “Küresel ›s›nman›n” yak›n süreçte ülkemize yans›malar›n› ortaya koydu. Çeflitli verilerle destekledi¤i konuflmas›n›n devam›nda, ülkemizde bu durumun tar›msal üretime etkilerini de aktaran Prof. Dr. Saylan,

olas› iklim de¤iflikli¤inin ülkemizdeki tar›msal üretime etkilerine iliflkin olarak flunlar› söyledi; “…Tahminlerimize göre yüzey su kaynaklar›m›z 10 y›ll›k bir süre içerisinde % 20-25 azalacak ve ayn› zamanda s›cakl›¤a ba¤l› olarak bitkilerin su ihtiyac› da artacak. Hastal›klar ve tar›m zararl›lar›nda artma olacak. Ve yine tar›mda üretim kalite-

si ve verimi büyük oranda düflecektir… Bu da tar›m üreticisini ve ülke ekonomisini olumsuz etkileyecektir.” Konferans›n sonuna do¤ru, devletin bu konuyla ilgili çal›flmalar›na da de¤inen Prof. Dr. Saylan, devletin bu durumla ilgili duyars›z davrand›¤›n› belirterek, oluflacak sonuçlarla ilgili ad›mlar›n at›lmad›¤›n› vurgulad›. Sonuç olarak, Saylan; devletin üç bakanl›¤›n›n (Enerji, Tar›m ve Çevre) bir araya gelerek ortak bir komisyon oluflturup bu durumla ilgili ön çal›flmalara (Toprak haritas›n›n ç›kar›lmas›, veri taban›n›n yeniden oluflturulmas›, uzmanlar›n e¤itilmesi ve üreticilerin bilinçlendirilmesi, vb.) acilen bafllamas› gerekti¤inin alt›n› çizdi. Yaklafl›k iki saat süren konferans, dinleyicilerin konuyla ilgili sorular›n›n ve yap›lan eklemelerin ard›ndan sonland›r›ld›. (Kartal)

letmeleri en az 15 bafl hayvan yetifltirecek. 6 ay sonra ise hayvanlar kilosu 7 YTL’ye sat›n al›nacak. Etin kilosu bafl›na ise 1,6 YTL teflvik ödenmesi beklenirken teflvik 1 YTL olarak aç›kland›. Kilo bafl›na 8 YTL’nin zaten besicilerin ihtiyac›n› karfl›lamad›¤› göz önüne al›n›rsa projenin ne sürümden ne de baflka bir fleyden herhangi bir kazanc› yok. Sadece fakirleflmekte olan besiciyi hayatta tutarak ona daha düflük ücretle ifl yapt›racak. (H. Merkezi)

Seçim turlar›nda s›ra köylüde 23 fiubat Cuma günü Mersin Ziraat Odas›n› ziyaret eden CHP Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek; AKP hükümetinin çiftçiyi ve köylüleri ma¤dur etti¤ini söyledi. Ali Uysal ile beraber Özyürek’in yapt›¤› ziyarette kendilerini karfl›layan Ziraat Odas› Baflkan›; çiftçilerin durumunu anlat›rken CHP’liler de AKP’nin tar›m politikalar›n› elefltirdi. Özyürek; AKP hükümetinin çiftçileri yaln›zlaflt›rarak kendi kaderine terk etti¤ini belirtirken Uysal da AKP’nin çiftçiyi ayakta bile zor duracak hale getirdi¤ini belirtti.

Suçlu kim? Hükümete seslendi¤ini belirten Uysal, “Siz üreticileri ve çiftçileri ma¤dur ederseniz onlar da sizi ne zaman ma¤dur edeceklerini bilir. Bizler iktidara geldi¤imizde çiftçiler ma¤dur olmayacak” dedi. Bu sözlerin ard›ndan CHP’liler Mersin Yol-‹fl Sendikas›’na geçti. AKP hükümetinin bugüne uygulad›¤› politikalarda ise IMF ve AB’nin imzas› var. Türkiye’deki en s›k› AB taraftarlar›ndan birini oynayan CHP’nin ise “iktidara” geldi¤inde ne yapaca¤›n› tahmin etmek için AKP’nin icraatlar›na bakmak yeterlidir. (H. Merkezi)


8

9-22 Mart 2007

69

Gerilla bedenlerine işkence yeniden gündemde

Seyit Külekçi Ülkemiz hâkim s›n›flar› iktidarlar›n› korumak ve süreklili¤ini sa¤lamak için milyonlarca emekçiye bask› ve fliddet uygulamaktad›r. ‹flçi s›n›f› sigortas›z, ifl güvencesiz insanl›k d›fl› çal›flma koflullar›nda çal›flmaya mahkûm edilmektedir. Köylüler her geçen gün daha fazla yoksulluk ve y›k›mla üretemez hale gelmekte, büyük flehirlere göç ederek iflsizler ordusuna kat›lmaktad›r. Memurlar, ö¤renciler, emekçi kad›nlar için hayat giderek daha zor ve katlan›lmaz olmaktad›r. Faflizmin s›n›fa ve halka yönelik bu sald›r›lar›na karfl› tepki gösteren, soka¤a inenlere ise verilen yan›t s›n›rs›z bir fliddet olmaktad›r. Faflist diktatörlük insanca bir yaflam u¤runa sendikaya üye olarak mücadele eden iflçilere, üretmek isteyen köylülere, demokrasi talep eden emekçi memurlara karfl› bask› ve zulüm uygulamaktad›r. Devlet, en demokratik eylemlere bile azg›nca sald›rmakta gözalt›na almakta, iflkence yapmakta. Faflizmin bu sald›r›lar›na en fazla maruz kalan iflçi s›n›f›

Do¤an Altun ve emekçi halk›m›z›n öncüleri, ilericiler, devrimciler komünistler olmaktad›r. Halk›m›z›n özgürlü¤ü için silah kuflanan, da¤lar› mesken eyleyen, alanlar› zapt eden devrimciler devletin hedef tahtas›nda ilk s›ralara yerleflmektedirler. Egemenler halk› sindirmek için öncülere fütursuzca sald›rmakta, vahfli iflkenceler yapmakta böylece gözda¤› vererek korku salmay› amaçlamaktad›r. Emekçilerin, ba¤›ms›zl›k, halk demokrasisi ve sosyalizm mücadelesinin öncüleri kurflunlanmakta, infaz edilmekte, bedenlerine iflkence yap›lmaktad›r. 14 Nisan 1999’da Tokat Merkeze ba¤l› Yeflilalan köyünde TC ordusuyla girdikleri çat›flmada topra¤a düflen TKP/ML T‹KKO gerillalar› Seyit Külekçi ve Do¤an Altun’a uygulananlar da devletin vahfletini ortaya koyuyor. O dönemde cenazeleri almaya giden Do¤an Altun’un amcas› cenazelere yönelik iflkenceyi flöyle anlat›yordu: “Ye¤enimin önce arkadan beyni vurularak da¤›t›l-

m›fl. Sa¤ kolu bilekten yukar› testere ile kesilmifl, baltayla da de¤il. Sol kula¤›n› kesmifller ve flifllemifller ve ayaklar›n› k›rm›fllar. Sol aya¤›nda yine flifllemeye benzer oyuk var. Seyit arkadafl›n da arkadan beyni d›flar›ya gelecek flekilde da¤›t›lm›fl.” Faflist diktatörlük son mermisine kadar çat›flarak iflçi s›n›f› ve ezilenlerin ideallerine ba¤l› kalan Partizan yürekleri teslim alamaman›n öfkesiyle bedenlerine korkunç iflkenceler yapm›flt›. Gerillalar› katletmekle yetinmeyen faflizm gerilla bedenlerini yerlerde sürükleyerek halk›n önünde teflhir ederek korku salmak istemiflti. Yaflananlar, “hukuk devleti”, “demokrasi”, “bar›fl ve özgürlük” söylemlerinin birer sahtekârl›k oldu¤unu, gerçekte devletin yukardan afla¤›ya kadar koyu bir faflist ideoloji ile harmanland›¤›n› göstermiflti bir kez daha. 1999 y›l›nda yaflanan ve haf›zalar›m›zdan hiç silinmeyecek olan bu olay ailelerin ayn› tarihlerde A‹HM’e yapt›¤› baflvurunun sonuçlanmas› ile yeniden gündeme geldi. A‹HM iflkencenin kesin oldu¤unu belirttikten sonra devletin suçlu oldu¤u karar›na vard›. Baflvuru sahiplerinin yaflad›klar› ac›y› ‘alçalt›c› muamele’ olarak kabul ederek Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesinin 3. maddesinin ihlal edildi¤i hükmüne vard›. Karar›n aç›klanmas›ndan sonra görüfltü¤ümüz Do¤an Altun’un k›z kardefli Gönül Altun, A‹HM’in iflkenceyi kabul etti¤ini ancak cezay› ailelerin iflkence izlerini görmesinden dolay› verdi¤ini söyleyerek karara itiraz edeceklerini belirtti. (‹stanbul)

Eğitim-Sen Sakarya Şubesi kundaklandı akarya’da E¤itimSen fiubesi 4 Mart günü sabaha karfl› saat 04.00’de kimli¤i belirsiz kiflilerce kundakland›. Sald›rganlar›n kundaklad›klar› binaya T‹T imzal› bildiri b›rak›ld›¤› ö¤renildi.

S

Daha önce de çeflitli devrimci çevrelere yönelik sivil faflist sald›r›lara sahne olan Sakarya’da E¤itim-Sen fiubesi 4 Mart günü sabaha karfl› saat 04.00’de kimli¤i belirsiz kiflilerce kundakland›. Sald›rganlar›n, kundaklad›klar› binaya T‹T imzal› bildiri b›rak›ld›¤› ö¤renildi. E¤itim-Sen Genel Merkezi’nden yap›lan yaz›l› aç›klamada sald›rganlar›n kap›y› k›rarak içeri girdikleri ve sendika binas›n›n tamam›n› atefle verdikten sonra

kaçt›klar› belirtildi. ‹tfaiyenin erken müdahalesi sonucu ailelerin de yaflad›¤› binada, yang›n›n büyümesi önlendi. Sald›r›n›n son dönemde yo¤unlaflan, ‘milliyetçi-gerici-floven’ aç›klamalardan ve hedef göstermelerden ba¤›ms›z düflünülemeyece¤i belirtilen aç›klamada, “Sakarya’da yaflananlar, özellikle yap›lan k›flk›rt›c› aç›klamalar›n nelere sebebiyet verdi¤ini, sald›rganlar›n sabaha karfl› sendika binam›z› atefle ve-

recek kadar ileri gitmifl olmalar›, sorunun basit bir kundaklama olmad›¤›n›, planl› bir sald›r› oldu¤unu göstermifltir” diye kaydedildi. E¤itim-Sen aç›klamas›nda, sald›rganlar ile arkalar›ndaki güçlerin bir an önce a盤a ç›kar›lmas› istendi. Olay›n duyulmas›n›n ard›ndan ‹stanbul, Van, Bitlis, Urfa, Gaziantep vb. birçok flube taraf›ndan eylemlerle protesto edildi. (H. Merkezi)

Ortado¤u halklar›yla dayan›flma eylemi

‹zmir’de Partizan, HÖC, BDSP, Al›nteri, Kald›raç ve ESP taraf›ndan 1 Mart tezkeresinin y›ldönümü vesilesiyle, ABD’nin Irak iflgali ve ülkemizdeki iflbirlikçilerinin de bu iflgal politikalar›na ortak olma çabalar›n› teflhir eden bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. 1 Mart günü saat 13:00’te Konak Kemeralt› giriflinde yap›lan eylemde “Emperyalistlerle, Siyonistlerle iflbirli¤ine son!” ve “Emperyalizm ve Siyonizm yenilecek, direnen halklar kazanacak” pankartlar› aç›ld›. Yap›lan aç›klamada Irak’ta idam edilecek 3 kad›n direniflçiye dikkat çekildi ve emperyalist-Siyonist ittifak›n Ortado¤u’ya yönelik gerçeklefltirece¤i yeni sald›r›lara karfl› mücadele edilece¤i vurguland›. (‹zmir)

Bar›fl ve Kardefllik Yürüyüflü’ne polis engeli DTP, EMEP, SDP, ESP, Halkevleri ve Kald›raç’›n da aralar›nda bulundu¤u çeflitli kurumlar›n 24 fiubat’ta yapmak istedi¤i Bar›fl ve Kardefllik Yürüyüflü Ankara’da polis engeline tak›ld›. Kurtulufl Park› Kavfla¤›nda toplanan gruplar “Hepimiz Kürdüz, Hepimiz Ermeniyiz”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i, “Bijî biratîya gelan” vb. sloganlar atarak toplanmaya bafllad›. Ard›ndan Sakarya Caddesine do¤ru yürüyüfle geçmek isteyen kitle polis ablukas›n›n aç›lmamas› üzerine iki saat bulundu¤u alanda beklemek zorunda kald›. Polisle yap›lan görüflmelerden olumlu yan›t alamayan kitle 2 saatin ard›ndan Kurtulufl Park›nda bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamay› yapan EMEP Ankara ‹l Baflkan› Haydar Kaya, Diyarbak›r ve Van DTP il baflkanlar›n›n tutuklanmas›n› k›nayarak polisin bu tavr›n›n önümüzdeki günlerde ne tür bask›lara maruz kal›naca¤›n› gösterdi¤ini söyledi. Yaflar Büyükan›t’›n aç›klamalar›n›n da bu tavr› desteklemeye dönük oldu¤unun alt›n› çizen Kaya, demokrasi ve bar›fl yanl›lar›n›n yarat›lmak istenen kardefl kavgas›n› bofla ç›karaca¤›n› belirtti. Yap›lan aç›klaman›n ard›ndan kitle da¤›ld›. (Ankara)


9

69

9-22 Mart 2007

Emperyalistler, 1 Mart’› unutmay›n! LPS, ESP, SDP, HÖC, Odak’›n da aralar›nda bulundu¤u kurumlar, 1 Mart tezkeresinin y›ldönümünde Irak iflgalinin son bulmas›n› isteyerek ABD politikalar›n› bir kez daha protesto ettiler.

I

Irak’a asker göndermenin yolunu açacak olan 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinin y›ldönümünde birçok ilde bas›n aç›klamalar› yapan devrimci, demokrat, ilerici ve anti-emperyalistler, Irak iflgaline ve ABD emperyalizminin politi-

kalar›na verilen deste¤e son verilmesini istedi. Bu eylemlerden biri de ‹stanbul’da gerçekleflti. ILPS, ESP, SDP, HÖC, Odak’›n da aralar›nda bulundu¤u kurumlar, 1 Mart Perflembe günü saat 19.00’da Taksim AKM önünde bir ara-

ya geldiler ve 1 Mart tezkeresinin y›ldönümünde Irak iflgalinin son bulmas›n› isteyerek ABD politikalar›n› bir kez daha protesto ettiler. “Emperyalizme, iflgale, iflbirlikçili¤e, ›rkç›l›¤a ve flovenizme karfl› birleflik mücadeleyi yükseltelim” pankart› açan kitle sloganlarla, kortejler oluflturarak Dolmabahçe’ye yürüdü. Yürüyüfl korteji Dolmabahçe’ye geldi¤inde, burada polisin engellemesiyle karfl›laflt›. Eylem program›n›n sunumu için getirilen ses düzeni ve ses düzenini tafl›yan araç, “Sarayda misafir var, rahats›z olurlar” gerekçesiyle engellenerek, alana sokulmad›. Polisin ses arac›na

el koymas› nedeniyle Dolmabahçe’de oturma eylemi yapan iflgal karfl›tlar›, polisin bu tutumunu protesto etti. Ard›ndan ortak bas›n aç›klamas›n› okuyan Eyüp Bafl, “Bugün 1 Mart. Türkiye’den Irak’a asker gitmesi için meclise getirenler tezkerenin reddedildi¤i gün. O gün iflgale karfl› ç›kan yüz bin kifli, Ankara’da bir araya gelerek, tezkereyi engelledi. Aradan dört y›l geçmesine ra¤men, Ortado¤u’da iflgal devam ediyor. AKP hükümetinin de ABD’nin Ortado¤u’daki politikalar›na verdi¤i destek sürüyor” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan Grup Vardiya k›sa bir dinleti verdi. (‹stanbul)

“Sözde vatandafl”a ,“sözde sa¤l›k(!)” Faflist devlete ba¤l› çeflitli kurum temsilcilerinin verdikleri demeçlerle de aç›kça ifade ettikleri gibi, bu sistemin “tek”çi ideolojisinin ölçütlerine uymayan, bu sisteminden yana olmayan, sistemin bekas› do¤rultusunda düflünmeyen ve sisteme itaat etmeyen her birey, düflünce, kimlik, topluluk, vb.’nin bu topraklarda yaflamas› istenmemektedir. Yaflama hakk› baflta olmak üzere en insani haklar›n› kullanmas› dahi her vesileyle ortadan kald›r›lmaya, engellenmeye çal›fl›lmaktad›r. Bugün Türkiye’den verilebilecek birçok örne¤in içerisinden, T. Kürdistan›’nda yaflayan halk›m›z›n durumunu örnek verip, inceledi¤imizde bu tespitlerin ne kadar yerinde oldu¤unu görüyoruz. TC devletinin kuruluflundan bu yana “imha ve inkâr” politikas› ekseninde her türlü katliama, sürgüne, asimilasyon ve sindirme uygulamalar›na maruz kalan Kürt halk›, ayn› zamanda ekonomik ve sosyal hizmetlerden mahrum b›rak›larak cezaland›r›larak, terbiye (!) edilmeye çal›fl›lm›flt›r. Sanayileflmenin olmad›¤›, iflsizli¤in ve yoksullu¤un ürkütücü boyutlarda oldu¤u bölgede, en önemli geçim kaynaklar› olan hayvanc›l›¤›n yayla yasaklar› ile bitirildi¤i, tasfiye edildi¤i, “terör” bahane edilerek köylerin yak›larak göç etmeye zorlanan Kürt halk› baflta olmak üzere bu bölgede yaflayan halk›m›z, en insanca hak olan sa¤l›k hizmetinden de yararlanam›yor. Bugün hala bölge halk› doktor bulabilmek için flehirleraras› yolculuk yapmak zorunda kal›yor. Kad›nlar doktor, ebe yüzü görmeden do¤um yap›yor ve bebekler en basit bir hastal›k yü-

zünden ölebiliyor. Ülkemizde hastane say›s›n›n bölgeler da¤›l›m› ile ilgili yap›lan araflt›rmada, 334 hastaneyle, Marmara Bölgesi en çok hastanesi olan bölge olurken, 2. s›ray› 247 hastaneyle ‹ç Anadolu, 3. s›ray› 198 hastaneyle Karadeniz, 4. s›rada 178 hastaneyle Ege ve 5. s›rada ise 142 hastaneyle Akdeniz bölgesi yer al›yor. Türkiye Kürdistan› ise (101 hastane Do¤u Anadolu’da, 63 hastane de Güneydo¤u Anadolu’da) son s›ray› al›yor. Ve tabi ki bu bölgedeki hastanelerde teknik malzemeden tutun da, doktor ebe eksikli¤ine her fley var. Ancak araflt›rmada bu yönünü belirtme ihtiyac› duymam›fllar. Ayr›ca bir baflka araflt›rma da Türkiye’de hastane yata¤› bak›m›ndan da bölgeler aras›ndaki büyük uçurumu gözler önüne seriyor. Marmara Türkiye’deki hastanelerde bulunan yataklar›n % 27.8’ine sahipken, bu oran Türkiye Kürdistan’›nda % 7.6’d›r. Araflt›rmalarda ç›kan bir baflka gerçek ise, son 4 y›l içerisinde atanan 26 bin 29 sa¤l›k çal›flan›ndan 2 bin 499’u görevine bafllamam›fl. Bu y›l bölgeye “mecburi hizmet” kapsam›nda yap›lan atamalarda 5000 doktordan 1100’ü görevine bafllamam›fl. Ve son olarak “…Çocuk ölüm h›z›, Türkiye’nin do¤usunda binde 76 iken, bat›s›nda binde 38’dir. Gebeli¤i boyunca herhangi bir t›bbi bak›m almam›fl annelerin oran›, do¤uda binde 61 iken, bat›da binde 14’tür. Do¤uda do¤umlar›n binde 54’ü evde gerçekleflmektedir; bu oran, bat›da binde 13’tür. Do¤uda 12–23 ayl›k çocuklar›n ancak binde 23’ü, bat›-

da binde 50’si tam afl›l›d›r...” tespitiyle yap›lan bir Sa¤l›k Bakanl›¤› araflt›rmas› var… Tüm bu veriler, baflta devlet kurumlar› olmak üzere, çeflitli çevrelerce farkl› yorumlarla (nüfus da¤›l›m›, doktorlar›n bölgeye gitmesi için sosyal ve ekonomik koflullar›n›n iyilefltirilmesi gerek vb.) nedenlere dayand›r›larak aç›klanmakta. Ancak tüm bu aç›klamalardan ç›kan ortak sonuç, bu durumun esas kayna¤›n›n, doktorlar›n ve hemflirelerin böl-

geye gitmemesi oldu¤u yönünde. Çözümü ise, sa¤l›k çal›flanlar›n›n bölgeye gelmesi noktas›nda zorlamada görmekteler. Tüm bu aç›klamalarla, faflist TC devletinin T. Kürdistan›’na yönelik, yaz›m›z›n bafl›nda belirtti¤imiz imha ve inkar› içeren yok sayma, politikalar›n›n üstü örtülüp, gizlenmeye çal›flmaktad›rlar. Ancak tüm bu çabalar nafile. Çünkü bilincimizi buland›ran onca söz, yaflam›n gerçe¤i karfl›s›nda “tuzla buz” oluyor.

Irak’ta iflgale karfl› küresel eyleme!

Bar›fl ve Adalet Koalisyonu (BAK) taraf›ndan düzenlenen “Savafls›z bir dünya için 4. uluslararas› buluflma” sempozyumunda Irak iflgaline karfl› küresel eylem ça¤r›s› yap›ld›. 25 fiubat Pazar günü Taksim Square Hotel’de Ba¤dat’ta öldürülen Irakl› bilim insan› ‹sam El Rawi an›s›na gerçeklefltirilen sempozyuma, o¤lunu Irak iflgalinde kaybeden Amerikal› sa-

vafl karfl›t› Cindy Sheehan, Filistin Sendikalar Konfederasyonu’ndan Wael Ali Natheef, Irak Üniversiteler Birli¤i Baflkan› Dr. Ahmet Kemal, Irak Ö¤retim Üyeleri Derne¤i temsilcisi Amir El ‹gaidi kat›ld›. Savafl karfl›t› aktivist Mehmet Ali Alabora ve gazeteci Murat Utku’nun yönetti¤i etkinlik, ‹sam El Rawi’nin yaflam›n›n anlat›lmas› ile bafllad›. Bar›fl Annesi Cindy Sheehan yapt›¤› konuflmada Irak iflgali s›ras›nda 700 binden fazla insan›n hayat›n› kaybetti¤ini, iflgalin yalanlarla gerekçelendirilmeye çal›fl›ld›¤›n›, ABD halk›n›n yüzde 70’inin bu politikalar› onaylamad›¤›n› söyledi. Irak Ö¤retim Üyeleri Derne¤i temsilcisi Amir El ‹gaidi de Irakl›lar›n elektriksiz yaflad›¤›n›, sular›n içilmeyecek halde oldu¤unu, iflsizli¤in ço¤ald›¤›n› dile getirdi. (‹stanbul)


10

9-22 Mart 2007

69

Mart’ın isyan ruhuyla anti-faşist mücadeleyi yükseltelim! Halepçe’den yükselen 盤l›k “Kimyasal gaz bombas› at›lan kasabalar ölü flehir gibi. Sadece ceset toplamak için gelen askeri araçlar›n sesi duyuluyor. Her taraf kad›n ve çocuk ölüleriyle dolu. Oyun oynarken ölüme yakalanan bu çocuklar›n günah› neydi? Irak savafl uçaklar›n›n ac›mas›zca att›¤› kimyasal bombalarla bu günahs›z insanlar can vermifl. Kimi anne çocuklar›na sar›l›, kimi kaçmaya çal›fl›rken kap›n›n efli¤inde kimi sokakta kaçarken bir duvar›n dibinde kimi de henüz dört ayl›k torununu korumak için üstüne kapanm›fl halde hayatlar›n› kaybetmifller.” 16-17 Mart 1988 tarihinde yaflanan katliam› böyle anlat›yor gazeteci Ramazan Öztürk. 8 y›l süren Irak-‹ran savafl›nda ABD’nin deste¤iyle kimyasal silahlara sahip olan Saddam, Halepçe’de 5 bin Kürdü katletti. Kürt halk›n›n yaflad›¤› en büyük ac›lardan biri olan Halepçe’de ABD emperyalizminin destekledi¤i Saddam diktatörlü¤ü korkunç bir katliam gerçeklefltirdi.

Beyaz›t’ta yedi karanfil 16 Mart 1978’de ‹stanbul Üniversitesi Eczac›l›k Fakültesi’nde faflistlerin sald›r›lar›ndan dolay› günlerdir gerginlik ve çat›flma vard›. Ö¤renciler polis ablukas›nda derslere giriyor, okul ç›k›fllar›nda da yine polis ablukas›nda okullar› terk ediyorlard›. Ancak 16 Mart günü durum çok farkl›yd›. Her gün 50-60 polisin bekledi¤i fakülte önünde yaln›zca 9 polis vard›. Sivil faflistler pusuda bekliyordu. O gün yaflanacak katliam› “Hepinizin sonu geldi art›k” diye ba¤›ran faflistler haber veriyordu. ‹flte o gün bir anda ö¤rencilerin yan›nda bir bomba patlad› ve ayn› anda kurflun ya¤muru bafllad›. Bu gürültü ve karmaflan›n içinde bir ses “Belan›z› buldunuz” diye ba¤›r›yordu. Bomban›n patlad›¤› yerde 7 karanfil topra¤a düflerken 43 ö¤renci de yaraland›. Katliam D‹SK’in “Faflizme ihtar” mitingleri, ders, yemek boykotlar›, kampus iflgalleri gibi eylemlerle protesto edildi. 38 san›kl›, 16 Mart davas›nda 1984 y›l›nda bütün san›klara beraat karar› verildi. 19 y›l aradan sonra katliam› gerçeklefltirenlerden Zülküf ‹sot’un ablas› Remziye Akyol, kardeflinin emri bizzat Alparslan Türkefl’ten ald›¤›n› ve bir polis minibüsüyle üniversite önüne kadar geldiklerini, bombay› kardeflinin att›¤›n› söyledi.

Gazi halk› tek yumruk tek yürek 12 Mart 1995 akflam› saat 20:30’u gösterdi¤inde Gazi Mahallesi ‹smet Pafla Caddesi üzerinde bulunan Yavuz kardefller, Dostlar, Cihan ve Do¤u k›raathaneleri otomatik silahlarla taranmaya baflland›. Kurflunlara ilk hedef olan 67 yafl›ndaki Halil Kaya idi. Faflist katiller gasp ettikleri taksinin floförü Mesut Efe’yi de vahflice katletti. Bu sald›r›lar›n duyulma-

s› ile Gazi halk› sokaklara döküldü. Karakola do¤ru yürüyen, barikatlarda çarp›flan halka aç›lan atefl sonucu toplam 18 kifli katledildi. 426 kifli yaraland›. “Bu kesinlikle planl›. Çünkü 15-20 gün önce benim arkadafl›m›n yak›nlar› mahalleden gözalt›na al›nm›flt›. Gözalt› s›ras›nda polisin biri onlara karfl› ‘gülün bakal›m yak›nda ‹smet Pafla Caddesi kan gölüne çevrilecek o zaman göreceksiniz’ demifl ve bu olayda polisin sald›r›y› yapanlarla iflbirli¤inde oldu¤u kesin…” sözleriyle yaflad›klar›n› anlat›yor Güleser K›rm›z›kaya. Konfeksiyon iflçisi bir kad›n ise gördüklerini flöyle anlat›yor; “Çat›flmalar olurken benim gördü¤üm fluydu: Herkes tek yürekti. Belki bu olaylar› hiç görmeyenler vard› ço¤unlukta. Ama o gün bunlar› düflünen yok. Yan›m›zda ölenler de oldu mesela yaralananlar da oldu… Herkes devleti, yasay› filan bir kenara b›rakm›flt›. Mesela soka¤a ç›kma yasa¤›n› dinlemedik. Dinlesek bu bize yak›flmazd›… Onlar devletse biz de halk›z.” Gazi davas› y›llarca çeflitli illerde sürdü. Ancak befl y›l sonra 2000 y›l› Mart ay›nda sonuçland› ve 18 polis beraat etti. Tek tutuklu san›k Âdem Albayrak da tutukluluk süresi göz önüne al›narak yeni katliamlar için serbest b›rak›ld›. Devlet, 95’te kurflunlarla ve iflkence ile Gazi halk›n› teslim almaya çal›fl›rken bugün mahalleye soktu¤u uyuflturucu, fuhufl ile yap›yor bunu. Sömürü ve zulme

karfl› insan onurunu sahiplenerek alanlar› zapt eden Gazi halk›n› yozlaflt›rarak, bencillefltirerek kendi gelece¤ine sahip ç›kmayan, kendine sayg›s› olmayan kiflilikler yaratmay› hedefliyor. Buna karfl› Gazi halk› 12 Mart’taki direnifl gelene¤ini sahiplenerek bu sald›r›ya karfl› da devrimcilerle birlikte mücadele ediyor.

Özgürlük ateflleri hiç sönmedi Gün; tarlada a¤aya tefeciye baflkald›r›n›n günü. Gün; flehirlerde fabrikalar› patrona mezar etmenin günü. Gün; okullarda gerici-faflist feodal sisteme isyan›n günü. Gün; yeniden do¤uflun, mücadeleye at›l›fl›n günüdür. K›saca isyan› dalga dalga büyütmenin günü. Gün yeni gün, yani Newroz. Zalim Dehaq’a karfl› Kürt halk›n›n Demirci Kawa ile isyan bayra¤›n› dalgaland›rd›¤›, zulmün karanl›¤›n› atefllerle ayd›nlatt›¤› gündür Newroz. 21 Mart, Ortado¤u halklar›n›n baflkald›r› günüdür. Kürt halk› dört parçaya bölünmüfl vatan›nda yüzy›llard›r gelene¤ini yaflatm›fl; kan, can bedeli de olsa isyan ateflini yakmaktan geri durmam›flt›r. Tarihi boyunca 28 defa zulme isyan eden Kürt halk› PKK önderli¤indeki ulusal hareket ile yeniden direnifl sayfalar›n› yazmaya bafllad›. Ancak günümüzün Dehaqlar› buna sesiz kalmad›. T›pk› atalar› gibi bu günü kana bulad›lar. Faflizm miras ald›¤› zulmü uygulamakta tereddütsüz davrand›. 92 Newroz’unda Cizre, fi›rnak, fiem-

dinli, Eruh, Kurtalan, Derik, K›z›ltepe, Lice, Kulp, Nusaybin, Dargeçit, Midyat, Hakkâri, Bitlis, Diyarbak›r, ‹dil ve birçok ilde panzer ve tanklarla Kürt halk›na sald›rarak 100 kifliyi katletti. Tüm bu sald›r›lara ra¤men faflist diktatörlük özgürlük atefllerini söndüremedi. Newroz da¤ bafllar›nda gerilla türkülerinde, namlular›nda, Kürt halk›n›n yüre¤inde, ezilenlerin bilincinde yaflamaya devam ediyor.

Mart k›z›ld›r... Mart ay› önemli tarihsel günleri bar›nd›rmas›ndan dolay› hareketli canl› bir ayd›r. Ülkemizde ve dünyada yaflanan geliflmelere karfl› tepki göstermenin, s›n›f mücadelesine müdahale etmenin olanaklar›n›n fazlas›yla oldu¤u bir ayd›r. 12 Mart, 16 Mart ve 21 Mart gibi halk›m›z›n gündeminde olan tarihi günleri kitlelerle buluflman›n, onlar›n sorunlar›na daha fazla vak›f olman›n araçlar› haline getirmeliyiz. Hrant Dink’in katledilmesi ile birlikte h›z kazanan milliyetçi-floven sald›r›lara karfl› güçlü bir halk muhalefeti örmenin ve artarak süren emperyalist sald›rganl›¤a karfl› mücadeleyi yükseltmenin olanaklar› Mart ay›nda mevcuttur. Mart ay› tarihsel günlerinden dolay› ilerici ve devrimcilerin birlikte hareket etme olana¤› bulabilece¤i bir süreçtir ayn› zamanda. Devrimci, ilerici, anti-emperyalist güçler bu tarihleri en genifl kat›l›ml› eylem birlikteli¤i ile örgütlemelidir. ‹flçi s›n›f› ve halk›m›z›n öncüleri komünistlerin, devrimcilerin k›s›r tart›flmalara bo¤ulmadan süreci örmesi gerekmektedir. Mart ay›nda devrimci eylem birlikteli¤inin, ortak ifl yapma kültürünün güzel örnekleri yarat›lmal›d›r.

ÇHD Genel Kurulu yap›ld› Kuruldu¤u y›ldan bu yana ilericidemokrat avukatlar›n örgütlülü¤ü haline gelen ve barolardan çok daha önce avukatlar›n sorunlar›na sahip ç›karak eyleme geçen Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i’nin ‹stanbul fiubesi’nin 27 fiubat Pazar günü 8. Ola¤an Genel Kurulu yap›ld›. Sabah 10.00 sular›nda bafllayan kurulda divan seçildikten sonra ilk sözü alan Mihriban K›rdök, k›sa dönem içersinde avukatl›k mesle¤inin pek çok sald›r› ile karfl› karfl›ya kald›¤›n›, son üç y›ll›k süreç içinde mesle¤in etik kurallar›n› birebir etkileyen ve avukatl›k mesle¤inin do¤ru flekilde icra edilmesinde sak›nca tafl›yan pek çok yasan›n ç›kt›¤›n› belirtti. Ard›ndan söz alan Eflber Ya¤murdereli; Türkiye’de avukat olman›n, anti-demokratik bir ülkede insanlar› savunman›n zor bir zanaat oldu¤unu vurgulad›-

¤› konuflmas›nda böyle bir zamanda ç›kart›lan Avukatl›k Yasas›’na vurgu yapt›. Ard›ndan ÇHD’nin iki kurul aras›ndaki faaliyet raporu ve mali rapor okundu. Faaliyet raporunda dünyadaki ve ülkedeki durum aç›klan›rken faaliyet raporunun en öncelikli konusunu ise DKÖ anlay›fl› teflkil etmekteydi. Faaliyet raporunda özellikle ülkemizde muhalif olan insanlar›n ve hak gasplar›n›n say›s›n›n artarken bu insanlar›n örgütlenmedi¤i ve bunda sorumluluk pay›n›n büyük k›sm›n›n DKÖ’lere ait oldu¤u belirtildi. Konuflmalar›n ard›ndan seçime geçilerek, yeni yönetim kurulu ve disiplin kurulu seçildi. Seçimden sonra yeni döneme iliflkin dilek ve temennilerle Genel Kurul sona erdi. (‹stanbul)


11

69

9-22 Mart 2007

Ulucanlar’a değerlendir me projesi

TMMOB Ankara fiubesi ve Ankara Barosu Temmuz 2006’da kapat›lan ve kentin belle¤inde silinmez bir yere sahip olan Ulucanlar Kapal› Hapishanesi için “Kent Düflleri- Ulucanlar Merkez Kapal› Hapishanesi De¤erlendirme Projeleri” bafll›kl› bir kampanya bafllatt›. 1 fiubat’ta bafllat›lan kampanyaya son kat›l›m tarihi 12 Mart, projelerin Ankara Mimarlar Odas›na son teslim tarihi ise 13 Nisan. Sonucu 24 Nisan’da aç›klanacak yar›flma-

ya ayn› zamanda lisans ve yüksek lisans ö¤rencileri de kat›labilecek. 22 fiubat Perflembe günü konuyla ilgili Ankara TMMOB binas›nda bas›n aç›klamas› yap›ld›.

Devlet her fleyi y›k›p yeniden yap›yor: Proje için bilgi veren Mimarlar Odas› Ankara fiube Baflkan› Nimet Özgönül, son y›llarda devletin ve yerel yönetimlerin

Erol Zavar’a özgürlük Aç›klaman›n ard›ndan TBMM’ye “Erol Zavar’a özgürlük” talebi ile toplad›klar› bini aflk›n dilekçeyi gönderen ‹nisiyatif bileflenleri eylemde, “Erol Zavar’a özgürlük”, “Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” ve “Devrimci irade teslim al›namaz” sloganlar›n› att›. Eyleme ESP, SDP, ‹flçi Mücadelesi, Özgür Yaflam Kooperatifi, T‹HV ve Ege 78’liler Derne¤i de destek verdi. (‹zmir) ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi, 24 fiubat 2007 tarihinde Konak Postanesi’nden TBMM’ye dilekçe göndererek mesane kanseri olmas›na ra¤men halen tutsak olan Erol Zavar’›n serbest b›rak›lmas›n› istedi. Konak Sümerbank önüne toplanan inisiyatif bileflenleri “Erol Zavar’a Özgürlük” yaz›l› pankart açarak F tipi hapishanelerdeki hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas›n› istedi. ‹C‹ ad›na aç›klamay› Mihriban Karakaya okudu. Odak Dergisi’nin sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü olan Erol Zavar’›n 2001 y›l›ndan bu yana mesane kanseri hastas› olmas›na ra¤men tutsak oldu¤unu hat›rlatan Karakaya, Zavar’›n hastal›¤›n›n ilerledi¤ini söyledi. “Kanser d›fl›nda migren krizi, ast›m nöbetleri, mide, safra kesesi ve menisküs rahats›zl›klar› da bulunan Zavar için flu ana kadar hiçbir giriflim sonuç vermedi” diyen Karakaya, Zavar’›n serbest b›rak›lmas› için tüm demokratik kamuoyunu mücadeleye ça¤›rd›.

eski mekanlar konusunda y›k›p yeniden yapma haricinde hiçbir politikas› olmad›¤› elefltirisini dile getirdi. Özgönül; “Bu politikas›zl›¤›n karfl›s›nda insanlar› Ankara’da kullan›lmayan, terk edilmifl alanlara dair düfl kurmaya ça¤›r›yoruz” dedi. Bu projeyi gençlerle beraber yapman›n önemli oldu¤unu söyleyen Özgönül, gelece¤in her türlü yöneticisi haline gelecek gençlerin flimdiden bu konu üzerine duyarl›l›k kazanmas› gerekti¤ini aç›klad›. Temmuz 2006’da boflalt›lan Ulucanlar Hapishanesi için de “y›k›p yeniden yapma” politikas› ile karfl› karfl›ya gelinebilece¤ini belirten Özgönül, “Y›k›p yeniden yapmalarda genelde al›flverifl merkezi gibi tüketime dönük mekanlar›n yap›m› tercih ediliyor. Bu alanlar›n de¤iflik flekilde kullan›lma potansiyeli var. Bir çok insan bu tür mekanlarla bütünlefliyor ve buralara de¤er veriyor. Tüm bunlar› ortaya ç›kararak kentin mimarl›k kültürünün bir parças› haline getirmek laz›m” dedi.

Ulucanlar Hapishanesi’nin siyasi bir içeri¤inin de oldu¤unu belirten Özgönül, toplumun her kesiminde insan›n tutsak tutuldu¤u bu hapishanenin sadece Ankara aç›s›ndan de¤il tüm Türkiye tarihi aç›s›ndan bir önemi oldu¤una da dikkat çekti. Özgönül Ulucanlar’›n k›saca tarihine de¤inirken 1925 y›l›ndan sonra hapishane olarak kullan›lan Ulucanlar’›n bu tarihten sonra pek çok ek binas› oldu¤unu ancak bu ek binalar›n niteliksiz binalar oldu¤unu belirterek, bu durumun oraya konan insanlarla do¤ru orant›l› oldu¤unu, ne kadar de¤er verilirse yap›lara o kadar özenildi¤ini anlatt›. Hat›rlanaca¤› gibi Ulucanlar’da 26 Eylül 1999 tarihinde kanl› bir katliam yap›lm›fl, 7 y›l sonra yap›lan keflif gezilerinde bile duvarlarda katledilen insanlar›n kan›n›n ve kullan›lan silahlar›n izlerinin durdu¤u görülmüfltü. (H. Merkezi)

Tutsak yak›nlar›na arama iflkencesi Sincan F Tipi Hapishanesi’ne yak›nlar›n› ziyarete giden aileler idarenin keyfi uygulamalar›yla karfl› karfl›ya gelerek iç çamafl›rlar›na kadar aranmaya bafllad›lar. Görüfl kabinine gidene kadar birçok cihazdan geçerek aranan aileler iç çamafl›rlar›na kadar üstlerinin aranmas›na tepki göstererek 22 fiubat günü ‹HD Ankara fiube binas›nda bir

Düflünceye engel yasa de¤il; devlettir! Dink cinayetinden beri özelde 301. madde üzerinden yap›lan eylemler artarken bunlara bir yenisi de 26 fiubat Cumartesi günü eklendi. ‹HD’nin ça¤r›s› ile bir araya gelen ‹HD üyeleri ve ayd›nlar Taksim tramvay dura¤›ndan Galatasaray Lisesi önüne yürüyerek bas›n aç›klamas› yapmak istedi. Saat 12:00’da bir araya gelen kitle burada slogan atmadan “301’e Hay›r Yasaks›z Korkusuz Tehditsiz Konuflal›m/ Düflünceye Özgürlük” yaz›l› pankart açt›. Kitlenin tramvay dura¤›ndan postaneye do¤ru harekete geçmesinin ard›ndan polis ‹stiklal Caddesi’ni tamamen kapatt›. Kitleye gelen sivil polisler bugün ne olursa olsun kimseyi bu taleple yürütmeyeceklerini ve bunu yasad›fl› sayacaklar›n› söyledi. Bunun üstüne oldu¤u yerde kalan

Siyasi içerik göz önünde tutulmal›

kitle “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Hepimiz Ermeni, hepimiz Hrant Dink’iz”, “301’e hay›r” sloganlar› att›. Kitle ad›na k›sa bir aç›klama yapan Hürriyet fiener, polisin engellemesine ra¤men asl›nda eylemin baflar›ya ulaflt›¤›n›, çünkü flu anda polisin, devletin düflünceyi nas›l tutsak k›ld›¤›n›n bir kez daha göstermifl oldu¤unu söyledi. Anayasa ve ceza kanunlar›nda düflünceye özgürlü¤ü sadece 301. maddenin engellemedi¤ini belirten fiener, sorunun bir sistem sorunu oldu¤unu belirterek sözü Avukat Eren Keskin’e b›rakt›. Keskin, devletin her koflulda düflünceyi engelleyece¤inin, böyle karanl›k kafalar›n her dönem ›rkç›-floven sald›r›larda bulunaca¤›n›n alt›n› çizdi. Eylem sloganlarla son buldu. (‹stanbul)

bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdiler. Aileler ad›na aç›klamay› okuyan Baflak Otlu, tecriti hapishanede bulunan yak›nlar› ile birlikte yaflad›klar›n› söyledi. Hapishaneye her gidifllerinde kendilerine potansiyel suçlu olarak bak›ld›¤›n› ifade eden Otlu, hapishaneye gittiklerinde birçok cihazdan geçerek aranmalar›na ra¤men bir de iç çamafl›rlar›na kadar varan üst aramas›ndan geçirildiklerini söyledi. Aramaya itiraz edenlere görüfltürme dahi yapt›r›lmad›¤›n› söyleyen Otlu, Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesinde görüfle gidenlerin iç çamafl›rlar›n›n bile ç›kar›lmas›n›n istendi¤ini belirtti. Hapishaneye her gidiflin aileler için bir tehdide dönüfltü¤ünün alt›n› çizen Otlu, sorunlar›n›n çözümü için hapishanelerin barolar, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri taraf›ndan izlenmesi gerekti¤ini vurgulad›. Ailelerin avukatl›¤›n› yapan Akça Oflaz ise aramalar›n bazen abart›larak anüs ve vajinan›n aranmas›na var›ncaya kadar yap›lmak istendi¤ini ve bu durum için yap›lan bütün bu suç duyurular›n›n delil olmad›¤› gerekçesi ile takipsizlikle sonuçland›¤›n› belirterek, durumu A‹HM’e götüreceklerini ifade etti. (Ankara)


12

9-22 Mart 2007

69

Devletin “Sa¤l›k”s›z politikalar› protesto ediliyor! Çocuklar›m›z›n gelecekleri yok ediliyor

“Herkes” sa¤l›k hizmeti alacak deniliyor, ancak burada bir aldatmaca var. “herkes” derken paras› olan herkes demiyorlar. 403 YTL asgari ücretle çal›flan iflçiler, do¤u illerinde tar›mla, hayvanc›l›kla zar zor geçinmeye çal›flan insanlar var, onlar›n nas›l bu primleri ödeyece¤i hükümet aç›s›ndan mu¤lâk b›rak›l›yor.

Türk Tabipler Birli¤i, SES, Tabip Odalar›, Difl Hekimleri Odas›, Eczac›lar Odas›, D‹SK/Dev Sa¤l›k-‹fl taraf›ndan, IMF ve DB dayatmalar›yla ve GSS’nin birer parças› olarak meclisten teker teker geçirilen, “sa¤l›k”s›z yasalara karfl› bafllatt›klar› ve Mart ay› boyunca sürecek olan “beyaz eylemler” sürüyor. Bu eylemlerden biri de, 1 Mart Perflembe günü Kad›köy Merkez Sa¤l›k Oca¤› önünde gerçekleflti. Ö¤len saatlerinde toplanan sa¤l›k emekçileri, “Önce sa¤l›k, önce koruma, sa¤l›¤›ma, oca¤›ma dokunma”, “Art›k yeter! Sa¤l›k hakk›, özlük haklar›m›z, ifl güvencemiz, mesleki onurumuz için, beyaz eylemler” yaz›l› pankartlar ve meclisten geçirilen, geçirilmek istenen yasalar› protesto eden dövizler tafl›d›lar. Kortejler oluflturarak Kad›köy Meydan›na do¤ru yürüyüfle geçen sa¤l›k emekçilerine, yürüyüfl s›ras›nda Haydarpafla Tren Gar›’ndan ve çevredeki halktan da destek geldi. Sa¤l›k emekçileri, “Herkese eflit ücretsiz sa¤l›k”, “Katillere de¤il sa¤l›¤a bütçe”, “Sa¤l›kta y›k›m ölüm demektir” vb. sloganlar eflli¤inde, Kad›köy Meydan›nda kurulan, “Beyaz Ça¤r› Sa¤l›k Oca¤›”na do¤ru, kortejler oluflturarak yürüyüfle geçtiler. Meydana gelindi¤inde ilk olarak söz alan TTB Merkez Konsey Baflkan› Gencay Gürsoy bir konuflma yapt›. Gürsoy’un ard›ndan, eylemi örgütleyen di¤er kurumlar›n temsilcileri de birer konuflma yapt›lar. Ayr›ca, eylemin sonunda, saat 18.00 ile 21.00 aras›nda, meydana kurulan sa¤l›k oca¤›nda halk› bilgilendirme çal›flmalar› yap›laca¤› belirtildi.

Paras› olan “herkes” sa¤l›k hizmeti alacak Eylemden sonra, “Torba Yasa” ve paralelinde ç›kar›lan yasalarla ilgili SES Anadolu Yakas› fiube Baflkan› Ümit Do¤an ile görüfltük. ‹K: Sa¤l›kta dönüflüm ad›yla ç›kar›lan yasalar› ve son olarak Torba Ya-

say› de¤erlendirir misiniz? Ümit Do¤an: Sa¤l›kta dönüflüm program› ilk olarak SSK hastanelerinin devriyle bafllad›, “aile hekimli¤i”, “GSS” ve bugün de “torba yasa” ile devam ediyor. Daha önce de sizinle yapt›¤›m›z görüflmede vurgulam›flt›k ama tekrar etmekte yarar var, “herkes” sa¤l›k hizmeti alacak deniliyor, ancak burada bir aldatmaca var. “Herkes” derken paras› olan herkes demiyorlar. 403

Ç›kar›lan bu yasalar›n as›l adresi GSS’dir. Sa¤l›kta dönüflümde sa¤l›k hizmetinin piyasaya aç›lmas›d›r. Sa¤l›k ocaklar›n› da kapatarak, tam bir özel hastane modeli oluflturmaya çal›fl›yorlar, GSS de bunun finansman› olarak görülüyor.

YTL asgari ücretle çal›flan iflçiler, do¤u illerinde tar›mla, hayvanc›l›kla zar zor geçinmeye çal›flan insanlar var, onlar›n nas›l bu primleri ödeyece¤i hükümet aç›s›ndan mu¤lâk b›rak›l›yor. Bizler aç›s›ndan nettir; paras› olmayan sa¤l›k hizmeti alamaz demek bu! Örneklemek gerekirse, aile hekimli¤inde 4 bin kiflinin oldu¤u bir yere bir doktor verilecek, bir salg›n hastal›k oldu¤unda bu kifli nas›l yetiflecek, hükümet bunu düflünmüfltür herhalde. Bugün yapt›¤›m›z eylem de hem sa¤l›kta dönüflümü hem de son olarak meclisten geçen torba yasay› protesto etmek amac›yla düzenlendi. ‹K: Torba Yasa’dan bahseder misiniz biraz? Neler yap›lmak isteniyor? Do¤an: Torba Yasa ile biraz daha

Amerikan modelini uygulanmak istiyorlar. Hastanelere karfl› aç›lacak tazminat davalar›nda doktorlara zorunlu bir hekim sigortas› getiriyorlar. ‹thal hekim denilen bir uygulama var, o da hekimli¤in ucuz ifl gücü olarak kullan›lmaya çal›fl›lmas›d›r. Sömürüyü art›rmak amaçlan›yor. D›flar›dan gelen doktorlar istedi¤i gibi burada çal›flabilecek. Ancak bunun kriterleri halen belli de¤il. Radyoloji bölümünde çal›flan arkadafllar, radyasyon/kanser riskinden dolay› 5 saat çal›fl›yordu, flimdi bakanl›¤a verilen yetkiye göre 7,5 saate kadar yükseltilebilecek. Anestezi teknisyenlerinin ameliyata girmesi gibi bir sorun var. Büyük flehirlerde sorun olmuyor çünkü uzmanlar var. Ancak Van, Bitlis, fi›rnak gibi do¤u illerinde uzman dahi zor bulunuyor. Böyle bir yerde anestezi uzman› olmad›¤› için bu sorumlulu¤u anestezi teknisyenine verecekler. Ç›kan herhangi bir sorunda suç anestezi teknisyenine y›k›l›yor. ‹K: Bu parça parça geçirilen yasalarda gelinen son nokta nedir? Do¤an: Ç›kar›lan bu yasalar›n as›l adresi GSS’dir. Sa¤l›kta dönüflümde sa¤l›k hizmetinin piyasaya aç›lmas›d›r. Sa¤l›k ocaklar›n› da kapatarak, tam bir özel hastane modeli oluflturmaya çal›fl›yorlar, GSS de bunun finansman› olarak görülüyor. ‹K: Son olarak talepleriniz nelerdir? Do¤an: Bizim alternatifimiz herkese eflit ve paras›z sa¤l›kt›r. Biz hayat›n her alan›nda verdi¤imiz vergilerle, devletin bize vermesi gereken hizmetin bedelini ödüyoruz. Sosyal devletin gere¤i olarak, sa¤l›k hakk› da yaflam hakk›d›r ve devlet bunu sa¤lamakla yükümlüdür. Al›nan dolayl› vergilerin rantiye ve faize ödenmesinden öte sa¤l›k ve e¤itime ayr›lmas› gerekti¤ini, bu bütçenin buralardan sa¤lanabilece¤ini düflünüyoruz. Bunun d›fl›nda genifl kapsaml› çal›flmalar›m›z var bu konuda. (Kartal)

Bugün aile içerisi, çevremiz sistemin bize dayatt›¤› yozlaflman›n birçok örnekleriyle doludur. Uyuflturucu, kumar, fuhufl, içki olarak de¤il magazin haberlerinden tutun da sosyal yaflant›m›z›n her alan›nda ad›m ad›m yozlaflt›r›l›yoruz. ‹nsanlar› kendi özüne yabanc›laflt›ran bu sistem çocuklar›m›z›n geleceklerini de yok ediyor. Yaflad›¤›m mahallede belirli saatlerden sonra soka¤a ç›kmaya korkar olduk. Çamafl›r asmak için ç›kt›¤›m balkonun karfl›s›ndaki inflaatta henüz yafllar› on ile onüç aras› olan çocuklar› esrar içerken gördü¤ümde iki yafl›ndaki çocu¤umu gelecekte nelerin bekledi¤ini tahmin edebiliyorum. Bu yüzden biz ailelere çok büyük sorumluluklar düflüyor. Mahallemizde bulunan gençlerimize dönük olan yoz sald›r›lara karfl› onlar› sahiplenerek geleceklerini kurtarabiliriz. Esenler’den bir ‹flçi-köylü okuru

Bu vahfletin bir aç›klamas› var m›d›r? 21 Kas›m Sal› günü hastane kap›s›ndan içeriye personeller bir hasta getiriyorlard›. Saçlar karma kar›fl›k, sakallar uzun ve birbirine girmifl. Kendi kendime bu da ne deyip biraz bekledim. Hasta yak›nlaflt›, yüzüne bak›nca saç sakal ne ki enfeksiyondan ne göz görünüyor ne de kirpikler. Hasta ne oturabiliyor ne de yatabiliyor. Elleri sürekli genital organ›n› tutuyor. Yard›m› da reddediyordu. ‹ki tane parma¤› kesikti. Belli ki iflkence görmüfl. Görünen manzara bir vahfleti anlat›yordu. Durumu merak ettim fakat iflim oldu¤u için kendi bölümüme gittim. Ve düflünmeye bafllad›m. Bizler din, dil, ›rk ayr›m› yapmaks›z›n yemin etmifltik. Peki insanl›k d›fl› bu iflkenceyi yapanlar hangi yemini ettiler? Bu vahfletin bir aç›klamas› var m›d›r, yada yap›labilir mi? Çapa T›p Fakültesi’nden bir hemflire


13

69

9-22 Mart 2007

“Ekmek alacak param›z yok” Seçimlerin yaklaflmas›yla beraber egemen s›n›flar sömürü planlar› içerisine girip yine bofl vaatlerle halka gitmeye bafllarlar. Halk›n taleplerini sadece seçim dönemlerinde dinleyen, fakat talepleri seçimden sonraki süreye erteleyen bir ticaret yöntemiyle hareket ederler. Halk›n yaflad›¤› sorunlar› göz ard› eden, halkla beraber hareket etmeyip tamamen halk›n cebine yönelen bir oyundur esasta. Bu oyun iktidar ad› alt›nda bafllat›lan ama faflizm ve sömürüden yoksun olmayan bir yap›ya sahiptir. Özgürlükten bahseden fakat egemenlerin cebine para aktarmamak için oy kullanmama özgürlü¤ünden mahrum b›rakan, yaflam›m›zda birçok hakk›m›z olmas›na ra¤men haklar›m›z› s›n›rlayan böylesi bir sistem içinde yaflam hakk›n›n bile yok say›lmas› kaç›n›lmaz olacakt›r/olmufltur. Bugün ülkemizin ço¤unluk olan kesimi açken az›nl›k olan kesimi zenginliklerini artmaktad›r. Bunun örneklerinden biri de Mersin’de Özgürlük Mahallesi halk›n›n yaflad›klar›d›r. Özgürlük Mahallesi halk›n›n yaflad›klar› içler ac›s›d›r. En son yaflanan sel felaketinde ciddi bir mal kayb›na u¤ram›fl ve güvendikleri sistemin gizledi¤i gerçek yüzüyle karfl›laflm›fllard›r. Mahalle halk›n›n yaflad›klar›n› aktar-

- Selden sonra belediye veya muhtar hiçbir fley yapmad› m›? - Devlet birkaç kere yard›m gönderdi. Ama bize de¤il muhtara verdi. Muhtarsa bu yard›mlar› kendi akrabalar›na da¤›tt›. Yard›ma muhtaç olan biziz ama bize da¤›tmad›. Selden kaynakl› gelen yard›mlar›n hepsini selden zarar görmeyenlere verdi. Devletin taraf›ndan verilen yard›mlar bizim için veriliyor ama bize vermiyorlar.

mak amac›yla kap›lar›n› çald›k... -Bize bafll›ca sorunlar›n›zdan bahseder misiniz? - Birçok sorunumuz var. Devlet burada hiç yol, asfalt çal›flmas› yapmad›¤› için son yaflanan selde evlerimiz çamur içinde kald›. Çocuklar›m›z bu çamurda oynarken hastaland›. Biz daha önce muhtara baflvurduk. Fakat muhtar bizim de¤il kendi evinin önüne yol ve kanalizasyon çukuru yapt›rd›. Bizim çevremize hiç yapmad›. Kanalizasyon çukuru olmad›¤› için bütün sular, tuvaletteki pislikler hep evimize girdi. Ondan kaynakl› yaz›n da sinekler oluyor art›k yaflanm›yor burada. Mutfa¤›m›z, salonumuz hep pislik içinde.

- Çocuklar›n›z hastaland›¤› için ilaç yard›m› yap›lmad› m›? - Çocuklar›m›z bu kokulardan, çamur pislikten kaynakl› hasta oldular/olacaklar da. Devlet selden kaynakl› ilaç da¤›tt› ama bize de¤il. Çocuklar›m›z hastalan›nca hiçbir fley yapam›yoruz. Hiçbir sosyal yard›m olana¤›m›z yok. - Maddi yard›mlar yap›lmad› m›? - Yap›ld› ama yine muhtar›n akrabalar›na. Hepsi zengin insanlar, 3-4 katl› evi olan insanlar. Sel ma¤duru diye onlara 1-1.5 milyar yard›m verdiler. Sonra kömür, odun ve birçok fley verdiler. Bizimse ekmek alacak param›z yok. Ben yaklafl›k bir senedir iflsizim. Ne ifl olana¤›m var nede bir sosyal güvencem. - E¤itim nas›l, çocuklar›n›z okuyor mu?

- Yok, okutam›yoruz. 3 çocu¤um okuyordu. ‹kisini okuldan ald›m. fiimdi bir tanesi okuyor. Böyle giderse onu da okuldan alaca¤›m. Ne yapay›m. Sosyal yard›m veriyorlar dediler, gittik muhtara baflvurduk ama bize vermediler. Vermedikleri gibi de okuldan tonlarca para istiyorlar. Ne verdiler ki istiyorlar. Çocu¤um her gün gelip okuldan para istiyorlar diyor. Ben vermeyince a¤l›yor. “Öbür çocuklar›n verdi¤ini” söylüyor. Biz ama daha ayakkab› bile alam›yoruz, çocuklar›m›z terlikle okula gidiyor. Elbisesi param parça. Hiçbir yard›m yapm›yorlar. Sonra bizi hor görüyorlar. Biz ne yapal›m okutam›yoruz ki bizim de çocu¤umuz avukat, doktor, ö¤retmen olsun. - Önümüzdeki seçimler için ne düflünüyorsunuz? - Mahalle halk› olarak karar verdik e¤er seçimlere kadar düzeltmezseler seçimleri protesto edip oy kullanmayaca¤›z. Ceza verseler bile. Seçimler için sak›n bize oy istemeye gelmesinler. Bize bakm›yorlar, sadece seçimlerde yan›m›za geliyorlar. Bizim taleplerimiz; yol, kanalizasyon, asfalt yap›lmas›n› istiyoruz. Çocuklar›m›za yard›m verilmesini ve okutulmas›n› istiyoruz ve sosyal yard›m yap›l›p devletin yüzümüze bakmas›n› istiyoruz. (Mersin)

Bar›nma, en do¤al hakk›m›zd›r! 2004 y›l›nda bafllad› asl›nda hikaye... ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’nin hayata geçirmeye çal›flt›¤› bir “kentsel dönüflüm plan›” ile karfl›laflt›k ilk önce. Bu projeyle gecekondu mahallelerinin kap›s›n› y›k›m tehdidi çal›yordu. Bizler Gülensu-Gülsuyu Mahalleleri sakinleri olarak bu y›k›m tehdidine karfl›l›k, yaflama ve bar›nma haklar›m›z için farkl› alternatifler üretmek üzere yola ç›kt›k. fiehir Planc›lar› Odas› ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ile ba¤lant›ya geçtik ve üç y›l boyunca görüflerek çeflitli çal›flmalar yapt›k. “Gülensu-Gülsuyu dayan›flmac›planlama atölyesi” Türkiye’de bir ilk. Çünkü bizler, kendimizin de kat›l›mc› oldu¤u, radikal dayan›flmac› ve adil bir planlama süreci istiyoruz. Bizler, öznenesne iliflkisi yerine özneler aras› iliflki sürecinin yafland›¤›; topluluk temelli, toplulu¤un örgütlenmesi üzerinden iflleyen bir plan istiyoruz. Bizler, ma¤dur yaratmayan, çevresiyle birlikte geliflen, yaflanabilirli¤i ve yaflam kalitesi yüksek bir mahalle istiyoruz. ‹flte bu yüzden ma¤durlar›n hep yoksul durumda oldu¤u, sadece fiziki boyutun tart›fl›ld›¤› ve mahalledeki sosyal iliflkilere sayg› duymadan onu yok eden mevcut kentsel dönüflüm uygulamalar›na “hay›r!” dedik

ve 19-25 fiubat tarihleri aras›nda çeflitli üniversite ö¤rencilerinin, ö¤retim görevlilerinin, sanatç›lar›n ve mahalle halk›n›n da kat›ld›¤› kolektif bir çal›flma yapt›k. Ben de hem bir mahalle sakini, hem de bir üniversite ö¤rencisi olarak bu çal›flmaya dahil oldum ve bu 1 haftal›k süreci her iki taraf›n da heyecan ve tedirginlikleriyle yaflay›p gözlemleme f›rsat› buldum. ‹lk gün, gelen 200 kiflilik grupla mahalleyi dolafl›rken çevredeki insanlar bu birden ç›kan kalabal›¤a anlam veremedi. Birço¤unun kafas›nda “Acaba y›kmaya m› geldiler?” sorusu vard›. Ö¤rencilerde ise yüzlerinden okunabilecek flekilde bir flaflk›nl›k vard›, belli ki ilk defa gecekondu yaflant›s›na bu denli nail oluyorlard›. ‹stanbul gibi metropolit ve ça¤dafl(!) bir flehrin demek ki bir de bu taraf› vard›. Bir k›sm› o betonarme, yüksek binalar›n o so¤uk tekdüzeli¤inden ç›k›p gelmifllerdi mahalleye. Bir k›sm› hayatta ilk defa su ve elektri¤i olmayan evlerden ve o evlerde yaflabilen insanlar›n varl›¤›ndan haberdar olmufltu. fiaflk›nd›lar, çünkü insanlar birbirlerini tan›yor ve ihtiyaçlar› için birbirlerinin kap›lar›n› çal›yorlard›. Dü¤ünlerini beraber yap›yor, cenazelerini beraber kald›r›yorlard›. Bu insanlar birbirlerini seviyor ve belki de

en önemlisi sayg› duyuyorlard›. Sonraki üç gün, ö¤renci arkadafllar anket çal›flmalar›, sokak ve bina analizleri yapt›lar. Anket s›ras›nda hiç ummad›¤›m düflüncelerin de varl›¤›n› gördüm. “Benim evim y›k›lmas›n da gerisi önemli de¤il” anlay›fl›na sahip, bencil, “Devlet ne yaparsa do¤rudur” diyebilen sistem yedekçisi veya yetinmeci-flükürcü insanlar tan›d›m. Buna karfl›l›k beraber ve örgütlüce hareket edilirse çok daha iyi sonuçlara varabilece¤imizi savunan insanlar da az›msanmayacak kadar ço¤unluktayd›. Dördüncü gün ö¤rencilerin kendi çal›flmalar›n› ve mahalleyi de¤erlendirdikleri bir toplant› yap›ld›. Burada bir arkadafl›m›z “Ka¤›d›-kalemi eline alan hiç kimse bu mahalleye hay›rl› bir ifl için gelmemifl” dedi. Gerçekten bu yerinde bir tespitti. Mahalleli eline ka¤›d›-kalemi alan insan› “y›k›c›” olarak de¤erlendirdi bu sürece kadar. Fakat bu çal›flma, bilginin insan›n yarar›na da kullan›labilece¤ini ve hizmetine sunulabilece¤ini gösterdi. Çal›flman›n son üç günü de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne ait Tophane-i Amire binas›nda yap›ld›. Çözüm yollar› tart›fl›ld› ve çözümün gençlerin mahalleyi sahiplenmelerinden, ka-

d›nlar›n kat›l›m›ndan ve ortak bir mahalle örgütlülü¤ünün oluflturulmas›ndan geçti¤i belirtildi. Ö¤renci arkadafllar “Bizler, sesini duyuramayanlar›n yan›nda, onlar›n sesine ses katmak için buraday›z” dediler ve her zaman da yan›m›zda olduklar›n› belirttiler. Bizler Gülensu-Gülsuyu halk› olarak “kentsel dönüflüm plan›” ad› alt›ndaki “rantsal dönüflüm” plan›na karfl›y›z. Sistemin, egemenlerin, emperyalistlerin, bu gibi yoksullar›n ve emekçilerin yaflam›fl oldu¤u semtler üzerinde (zemini sa¤lam, manzaras› güzel, ulafl›m› kolay, dayan›flma ve yard›mlaflman›n oldu¤u, yanl›fl olan sisteme muhalefetin ileri düzeyde oldu¤u) dönüflüm ad› alt›nda bu gibi oyunlar› oynamas›n› flaflk›nl›kla karfl›lam›yoruz. Çünkü bu ve benzeri oyunlara yüzy›llard›r baflvurmufllard›r. Bizler Gülensu-Gülsuyu emekçi halk› olarak bar›nma hakk›m›z›n en do¤al hakk›m›z oldu¤unu biliyoruz. Emperyalistlerin ve onun yerli uflaklar› olan egemen iflbirlikçilerinin faflist sald›r›lar›n› yüzy›llard›r nas›l bofla ç›kartt›ysak, bundan sonraki süreçte de örgütlü bir durufl sergileyerek bu sald›r›lar›n› bofla ç›kartaca¤›z. Gülsuyu Mahallesi’nden ‹flçi-köylü okuru bir kad›n


14

9-22 Mart 2007

69

Hindistan’›n ve dünyan›n ezilen halklar›! Emperyalizmi y›kmak için bir deniz gibi yüksel!

Devrimci savafl› dünya ça¤›nda ilerlet!! HKP (Maoist)’in Birlik Kongresi -9. Kongresi’nin- ça¤r›s› Egemen s›n›flar taraf›ndan dayat›lan emperyalist-sponsorlu politikalar ülkemizin zaten yoksul b›rak›lm›fl kitlelerinin yaflamlar›n›n 1947 sonras› Hindistan’›nda görülmemifl düzeyde mahvolufluna neden olmaktad›r. Merkez’de veya eyaletlerde hangi parti yönetimde olursa olsun, hepsi ülke ekonomisinin ve sosyal yaflam›n›n her alan›nda LPG (Liberalizasyon, Özellefltirme, Küreselleflme) politikalar› sald›rgan bir flekilde uygulanmaktad›r. Emperyalistlerin özellikle de ABD emperyalizminin pençeleri her geçen gün ülke yaflam›n›n her alan›nda daha fazla s›k›laflmaktad›r. Bu, emperyalizmin yükselen ve derinleflen krizinin bir sonucudur ve özellikle de bir numaral› emperyalist olan ABD’yi vurmaktad›r. Irak ve Afganistan’daki savafllardaki baflar›s›zl›¤› ve ekonomisindeki kriziyle ABD emperyalizmi ciddi sorunlarla karfl›laflmaktad›r. Terörist ve savafl yanl›s› politikalar›na karfl› dünya çap›nda yükselen muhalefetle ve rakip emperyalist güçlerle artan çekiflmeyle karfl›laflan ABD emperyalizmi daha da çaresizleflmektedir. Kriz, dünya çap›ndaki ve Hindistan’daki tüm çeliflkileri keskinlefltirmektedir. Hindistan ve dünya halklar› bu sald›r›lar› uysal bir flekilde karfl›lamamaktad›r, bu sald›r›lara yaflamlar›nda sert bir flekilde direnmektedir. Fakat direniflleri, kendilerini terörist yasalarla silahland›ran tüm ülkeler taraf›ndan faflist vahfletle ve insafs›zca ezilmektedir. Bu mücadelelere önderlik etmede gerçek komünist güçlerin, Maoistlerin, zay›fl›¤› nedeniyle halk›n direniflinin daha da ilerlemesi yerine bir çember etraf›nda dönülmesine neden olan sorunlarla karfl›laflmaktad›r. Fakat Maharashtra’daki Khairlanji’de ve Fransa’da görüldü¤ü gibi patlak veren büyük isyanlar yo¤unlaflmaya devam etmektedir. Hindistan’da, Nepal’de, Filipinler’de, Türkiye’de ve Peru’da oldu¤u gibi Maoist hareketlerin kökleflti¤i ülkelerde isyanlar sistematik silahl› direnifl fleklini almaktad›r. Hindistan’da egemenlerin politikalar› kitlelerin her tabakas›n›n yaflam›n› etkilerken büyük sermayeye, uluslararas› flirketlere, büyük yar›-feodal unsurlara ve ülkedeki tüm temsilcilerine devasa zenginlik vermektedir. Ülkedeki en yoksullar bundan en kötü flekilde etkilenmektedir. Bu politikalardan en kötü flekilde etkilenen köylülük ve topraks›z yoksullar›n yüz bininden fazlas› ölüme sürüklenirken yüz binlercesi de daha da derinlikte açl›¤a sürüklenmektedir. DTÖ, IMF, Dünya Bankas›’n›n dayatt›¤› politikalara ba¤l› olarak krizin etkisi, orta köylülü¤ü ve hatta zengin köylülü¤ün baz› kesimlerini de kötü bir flekilde vurmak-

tad›r. HKP (Maoist)’in Birlik Kongresi (9. Kongresi) ezilen en genifl köylülü¤e ezenleri silmek için bu politikalara karfl› bir f›rt›na gibi yükselme ve kendi halk iktidar›n› köyden köye kurma ça¤r›s›nda bulunmaktad›r. Liberalizasyon, özellefltirme ve küreselleflme politikalar› ile birlikte iflçi s›n›f›na yönelik büyük sald›r›lar düzenlenmekte ve büyük sermayenin ya¤ma yapmas›n› sa¤layan vahfli uygulamalarla eme¤in aya¤› ve eli ba¤lanmak istenmektedir. Ücretlerin dondurulmas›, iflten at›lma, emek karfl›t› mahkeme kararlar›, grevlerin de facto yasaklanmas› vb iflçi s›n›f›n›n çok daha fazla yoksullaflmas›na neden olmaktad›r. K›rsaldaki mahrumiyet yüzbinlerce göçmen eme¤in flehirlerin varofllar›na akarak yar›-açl›k içinde yaflamalar›na neden olmaktad›r. Kongremiz, iflçi s›n›f›na revizyonist, reformist ve gerici sendikalar›n zincirlerinden kurtularak yaflam standartlar›na ve demokratik haklar›na yönelik sald›r›lara karfl› militan mücadeleye ça¤›rmaktad›r. Günümüz politikalar›, büyük projelerle kitlesel zorunlu yer de¤iflimleriyle birlikte kabilelerin ve tüm ormanda ikamet edenlerin daha fazla marjinalize edilmesine neden olmaktad›r. Posco, Kalinganagan’daki maden ve baraj projeleri, Chargon, Raoghat ve Orissa’daki gibi boksit madeni ve AP’deki Polavaram projesi, Jharkand’daki büyük demir madeni ve uranyum projeleri ve ülke çap›ndaki di¤er projeler buna örnektir. HKP (Maoist)’in 9. Kongresi ormanlardaki tüm yerleflimcilere büyük zorunlu yer de¤iflimlerine karfl› sonuna kadar direnmeleri ve topraklar›n› ve ormanlar›n› kendilerinden almak isteyen h›rs›zlara ve ya¤mac›lara karfl› korumalar› ça¤r›s›nda bulunmaktad›r.

Planlanan 300 Özel Ekonomik Bölge (ÖEB) ile yüz binlerce dönüm tar›msal arazinin yabanc› ve yerli köpek bal›klar› taraf›ndan ele geçirilmesi ve ülkemizde de facto yabanc› hakimiyetinde bölgeler yarat›lmak istemekteler. Bununla birlikte, flehir merkezlerini elitlerin yerleflim yerlerine çevirmek için büyük sermaye insafs›z y›k›mlarla varofllar› ve hatta daimi evleri yok etmeye haz›rlanmakta. HKP (Maoist)’in Birlik Kongresi evlerinin y›k›m›n› engellemek ve topraklar›n› korumak için halk›m›za mümkün olan her yola baflvurmaya ça¤›rmaktad›r. Ülkede emperyalist sermayenin büyük art›fl› ve bununla birlikte Komprador Bürokrat Burjuvazinin (KBB) geliflimi, Hint egemen s›n›flar›n›n yay›lmac›l›¤›n› artt›rmakta ve Güney Asya ülkeleri üzerindeki hakimiyetlerini pekifltirmektedir. Birlik Kongresi Güney Asya halklar›n›n Hint yay›lmac›l›¤›na karfl› mücadelesini desteklemekte ve Hint yay›lmac›l›¤›na karfl› Hint halk›n› ön saflara ça¤›rmaktad›r. Milliyetlerin özellikle de Keflmir ve Kuzey Do¤u halk›n›n bask›c› Hint devletine karfl› kahramanca mücadelesi on y›llard›r devam etmektedir. HKP (Maoist)’in Birlik Kongresi ayr›lma hakk› da dahil kendi kaderlerini tayin hakk› için ezilen milliyetlerin mücadelesini desteklemekte ve Hindistan halk›n› histerik Hint propagandas›na kanmamalar› ve bu mücadeleleri desteklemeleri ça¤r›s›nda bulunmaktad›r. Emperyalist ve feodal kültür, kad›nlar üzerinde sömürüyü ve patriyarkal (ataerkil) bask›y› kitlesel anlamda artt›rmaktad›r. Sözde çeyiz ölümleri, yükselen cinsel sömürü ve devletin, feodallerin ve erkek flovenist güçlerin artan fliddeti kad›n›n üzerinde bask›y› büyük oranda artt›rmaktad›r. HKP (Maoist)’in 9. Kongresi, güçlü bir kad›n hareketi yaratarak kad›nlar› bu vahfli sömürü/bask›ya karfl› gelmeye, haklar›na sahip ç›kmaya ve bask›n›n ve ayr›mc›l›¤›n her biçimine karfl› aya¤a kalkmaya ve savaflmaya ça¤›rmaktad›r. Dalitlerin haklar›n› arama çabalar›n›n ar-

t›fl›na paralel bir flekilde dokunulmazl›¤›n i¤renç pratiklerinin sonucunda var olan ayr›mc›l›¤›n devam› ile birlikte dalitlere yönelik sald›r› dalgas› artmaktad›r. HKP (Maoist)’in 9. Kongresi tüm dalitleri yükselen sald›r›lara ve ayr›mc›l›¤a karfl› militan bir flekilde direnmek için devrimci bayra¤›n alt›nda seferber olmaya ve ezilenleri kast sistemini köklerinden koparmak için mücadeleyi sürdürmeye ça¤›rmaktad›r. Devam eden bozuk yar›-feodal iliflkilerle birlikte emperyalist/KBB sald›r›lar, iflsizli¤in kasvetli gelece¤iyle, istemedi¤i iflte çal›flmak zorunda b›rak›lmas›yla, kültürel yozlaflmayla, kariyerizmle ve umutsuzlukla karfl› karfl›ya kalan ülkemizdeki ö¤renciler ve gençlik için kabus dolu bir ortam yaratmaktad›r. HKP (Maoist)’in 9. Kongresi ülkemizdeki tüm ö¤renci ve gençli¤i bu sald›r›lara karfl› direnmeye ve karfl›laflt›klar› sorunlar› gerçekten çözmek amac›yla yeni demokratik bir toplum yaratmak için devrimci harekete kitlesel düzeyde kat›lmaya ça¤›rmaktad›r. Emperyalist/Uluslararas› fiirketler/KBB’nin sald›r›lar› yüzbinlerce küçük endüstriyi ve tüccar› iflasa sürüklemektedir. HKP (Maoist)’in 9. Kongresi tüm küçük iflletmeleri pazarlar› üzerindeki emperyalist/KBB dü¤ümden ve yar›-feodal k›s›tlamalardan kurtaracak ve toplumun demokratik dönüflümünü gerçeklefltirecek olan süre gelen Halk Savafl›n› desteklemeye ça¤›rmaktad›r. Son olarak Hindistan anti-emperyalist hareketi dünya çap›nda emperyalizme ve özellikle ABD emperyalizmine karfl› mücadelenin bir parças›d›r. Özellikle Irak ve Afganistan halk›n›n kahramanca silahl› direnifli bu büyük savafl›n ön saflar›nda yer almaktad›r. Bunlarla beraber geri kalm›fl ülkelerde yükselen hareketler ve emperyalist ülkelerdeki kitle isyanlar›, özellikle de Maoist partilerin önderli¤inde gerçekleflenler, dünya çap›ndaki anti-emperyalist hareketin önemli bir parças›d›r. HKP (Maoist)’in 9. Kongresi bu antiemperyalist hareketleri desteklemekte ve Hint halk›n› ABD emperyalizminin savafl yanl›s› sald›rgan politikalar›na güçlü bir flekilde karfl› ç›kmaya ve halk›n direniflini özellikle de Irak, Afganistan, Lübnan ve Filistin’dekileri desteklemeye ça¤›rmaktad›r. Hindistan yurttafllar›; HKP (Maoist)’in 9. Kongresi son olarak Hindistan halk›n› yar›-feodal kölelikten ve emperyalizmin zincirlerinden kurtulmak ve adalete, eflitli¤e dayal› gerçekten demokratik toplumu infla etmek için ülkemizde devam eden halk savafl›n› ve ortaya ç›kan embriyonik iktidar› büyük say›larla desteklemeye ça¤›rmaktad›r. Birlik Kongresi-9. Kongre HKP (Maoist) 1 fiubat 2007


15

69

9-22 Mart 2007

HKP (Maiost) kendisinden beklenen tarihsel Birlik Kongresi’ni -9. Kongresi’ni- tamamlad›

Hint devriminde dönüm noktas›

HKP (Maoist)’in Birlik Kongresi-9. Kongresi’nin Ocak-fiubat 2007’de baflar›l› bir flekilde tamamlanmas› Hindistan’daki ezilen kitleler ve genel anlam›yla dünya halklar› aç›s›ndan tarihsel öneme sahip bir olayd›r. HKP (Maoist)’in Birlik Kongresi-9. Kongresi’nin Ocak-fiubat 2007’de baflar›l› bir flekilde tamamlanmas› Hindistan’daki ezilen kitleler ve genel anlam›yla dünya halklar› aç›s›ndan tarihsel öneme sahip bir olayd›r. Kongre Parti içinde daha üst seviyede birli¤i sa¤lad› ve Hint devrimindeki iki ana ak›m olan HKP (ML) Halk Savafl› ve HMKM (Hindistan Maoist Komünist Merkez)’in 21 Eylül 2004’de bafllayan birleflme sürecinin tamamlanmas› anlam›na da gelmektedir. Partideki çeflitli tart›flmal› konular canl›, demokratik ve yoldaflça tart›flmalar›n sonucunda çözüldü. 1970’deki 8. Kongre’den bu yana geçen 36 y›ll›k dönemin ard›ndan gerçekleflen bu kongre Hindistan’daki komünist hareketin uzun tarihinde önemli bir kilometre tafl›d›r ve Hindistan’daki Maoist hareketin tarihindeki büyük bir baflar›d›r. Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’in Birlik Kongresi-9. Kongresi ülkemizdeki çok say›daki gerilla alanlar›n›n birinde, ormanlar›n derinliklerinde gerçekleflti. PLGA’n›n (Halk Kurtulufl Gerilla Ordusu) üç bölü¤ünün koruyucu flemsiyesinin alt›nda çok say›da nöbetçi birli¤in kongre alan›n›n (CM-KC Yoldafllar Komünü) çevresinde saat yönünde dönerek ald›klar› tedbirlerle ve devriye tak›mlar›n›n düflman hareketlerini gözlemlemesiyle ve çevredeki köylülerin Partinin gözü ve kula¤› olarak hareket etmesiyle Kongremiz gerici egemen s›n›flar›n engellemek için tüm çabalar›n› bofla ç›kartarak baflar›yla sonland›r›ld›. Kongreden bir kaç gün öncesinde Merkez Komite üyesi ve Merkezi Askeri Komisyon üyesi Naveen kod adl› Yoldafl

Chandramouli ve onun hayat arkadafl› ve Bölge Komitesi üyesi Yoldafl Karuna tutukland›, vahflice iflkence edildi ve APSIB askerleri taraf›ndan katledildi. Bu iki yoldafl iflkence çemberinde metin durmufllar ve halk›n ve partinin ç›karlar›n› her fleyin üstüne koyarak canlar›n› feda etmifller, bu sayede Kongrenin baflar›s›na büyük katk›da bulunmufllard›r. Chandramouli ve Ekim 2005’de aram›zdan ayr›lan SB üyesi Karam Singh kod adl› yoldafl Shamshersingh Sheri ad›na Kongre alan›na yoldafllar›n, Karam SinghChandramouli’nin, isimleri verilmifltir. Kongremiz hükümetin kongreyi baltalamak için kurdu¤u özel hücre ile birlikte düflman›n büyük kuflatmas›n›n alt›nda gerçekleflmifltir. Tüm gerilla üsleri istihbarat›n özel denetimi alt›na al›nm›fl ve normal olmayan bir hareketlili¤in pefline düflmüfllerdir. Hatta medya kongrenin olas› tarihleri hakk›nda spekülasyonlarda dahi bulunmufltur. Bu büyük çembere karfl›n Hindistan’›n Maoist önderli¤inin de dahil oldu¤u 100’ü aflk›n delege 16 Eyaletten kongre alan›na gelebilmifltir. Kongrenin aç›l›fl› partinin Genel Sekreteri Ganapathi yoldafl taraf›ndan yap›ld›. Kishan yoldafl toplananlar› selamlad›ktan sonra flehitler an›t›na çelenk konuldu ve 8. Kongre’den bu yana geçen süreçte yaflam›n› feda eden büyük flehitlerimize minnettarl›¤›m›z vurguland›. Bunun ard›ndan Karam Singh-Chandramouli Kongre Salonuna geçilerek görüflmeler bafllad›. Tarihsel kongre özgürce ve yo¤un tart›flmalar›n sonucunda birleflik partinin befl temel belgesini kabul etti.- Mark-

sizm-Leninizm-Maoizm’in k›z›l bayra¤›n› yükseklerde tut, Parti Program›, Tüzük, Hint devriminin strateji ve taktikleri ve uluslararas› ve ulusal durum üzerine siyasi çözümleme. Kongre ayr›ca 1969’dan bu yana iki Maoist partinin geçmifl deneyimleri ile HKP (ML) (Halk Savafl›)’n›n kongresinin ard›ndan geçen üç seneyi -2001-2004- ve yeni oluflan partinin 2 y›ll›k prati¤ine yo¤unlaflt›. Ayr›ca enternasyonal ve ulusal anlamda çeflitli önemli siyasi konularda çözümlemeler de yap›ld›. Gerekli örgütsel de¤iflimlerin ard›ndan yeni Merkez Komite’nin seçimleri yap›ld›. Kongre partinin son iki y›l› üzerine yaz›lan belgeler üzerine derinlikli tart›flmalarla, alan, bölge ve eyalet düzeyinde yap›lan konferanslarla ve kongreye iletilen yüzlerce öneriyle sonuçland›r›ld›. Birlik Kongresi, ilk kez Naksalbari isyan›yla gündeme giren ve devrimin yolu olarak Halk Savafl›n› ve eksen olarak toprak devrimini gerekli k›lan Yeni Demokratik Devrimi genel çizgi olarak teyit etmifltir. Partinin siyasi-askeri çizgisi daha da zenginlefltirilmifltir. Parti için çok say›da görev belirlenmifltir ve parti

Birlik Kongresi, ilk kez Naksalbari isyan›yla gündeme giren ve devrimin yolu olarak Halk Savafl›n› ve eksen olarak toprak devrimini gerekli k›lan Yeni Demokratik Devrimi genel çizgi olarak teyit etmifltir. Partinin siyasi-askeri çizgisi daha da zenginlefltirilmifltir. Parti için çok say›da görev belirlenmifltir ve parti acil, temel ve merkezi görevi olarak üs alanlar›n›n kurulmas›na esas olarak odaklanacakt›r.

acil, temel ve merkezi görevi olarak üs alanlar›n›n kurulmas›na esas olarak odaklanacakt›r. Ayr›ca Halk Savafl›n› ülke çap›nda gelifltirmeyi, halk ordusunu daha da güçlendirmeyi, partinin kitle temelini derinlefltirmeyi ve gerici egemen s›n›flar›n emperyalizmin dayatmas›yla uygulad›¤› küreselleflme, liberalizasyon ve özellefltirmenin neo-liberal politikala-

r›na karfl› genifl bir militan kitle hareketi oluflturmay› kararlaflt›rm›flt›r. Parti belgelerindeki önemli eklemeler/geliflmeler ise: Brahman ideolojisi ve kast sistemi ile iç içe geçmifl olan Hint feodalizminin/yar›-feodalizmin özel karakteri; tar›m›n durumunda, özellikle de yar›-feodal yap› içinde Punjab’daki de¤iflimler ve bunun taktiklerimize etkisi; Hint gerçekli¤inde Komprador Bürokrat Burjuvazinin (KBB) daha fazla netli¤in sa¤lanmas›; Hint özgülünde Gerilla Alanlar›, Üs Alan›, ‹kili ‹ktidar vb kavramlar üzerinde daha derinlikli bir anlay›fl; Halk Savafl›n› gelifltirme ve PLGA’y› (Halk Kurtulufl Gerilla Ordusu) PLA’ya (Halk Kurtulufl Ordusu), gerilla savafl›n› hareketli savafla, Gerilla Alanlar›n› Üs Alanlar›na çevirmek; iflçi s›n›f›nda, Birleflik Cephe’de ve di¤er önemli konularda çal›flman›n önemi ve gereklili¤idir. Kongre ayr›ca çok çeflitli konularda çok say›da siyasi çözümlemede de bulundu: dünya halklar›n›n mücadelesi, ulusal mücadelelere destek sunma, Hint yay›lmac›l›¤›na, Khairlanji dalit isyan› sonras› ve kast bask›s›na, Hindu faflizmine, Özel Ekonomik Alanlara ve zorunlu iskanlara vb karfl› ç›kma. Çözümlemeler ayr›ca üç silah olan parti, halk ordusunun ve birleflik cephenin güçlendirilmesi üzerine de sunuldu. Birleflik partinin iki y›ll›k finansal dengesi üzerine belge Kongreye sunuldu. Görev bafl›ndaki MK kolektif özelefltirisini vererek ve zay›f yanlar›n› göstererek kongre delegelerini elefltirilerini sunmaya davet etti. Bu sürecin sonucunda yeni MK seçildi ve Ganapathy yoldafl Partinin Genel Sekreterli¤ine yeniden getirildi. Kongremiz büyük bir canl›l›kla dünya halklar›na Emperyalizmi ve köpeklerini y›kmak için bir deniz gibi yüksel! Devrimci savafl› dünya çap›nda ilerlet!! ça¤r›s›yla tamamland›. HKP (Maoist)’in Birlik Kongresi-9. Kongresi son olarak Hindistan halk›na yar›-feodal kölelikten ve emperyalizmin zincirlerinden kurtulmak ve adalete, eflitli¤e dayanan gerçekten demokratik bir toplum kurabilmek için ülkemizde devam eden Halk Savafl›na ve embriyonik iktidara daha büyük say›larda destek sunmas› ça¤r›s›nda bulundu. Ganapathi Genel Sekreter HKP (Maoist) 19 fiubat 2007


9-22 Mart 2007

16

69

Ömür boyu borçlanmaya dönük kölelik sistemi piyasaya sunuldu;

Mortgage! ugün Türkiye’de emekçi halk›n Mortgage sistemi ile “kira öder gibi ev sahibi olmas›” ancak bir hayaldir. Sadece krediyi veren bankalar ve finans kurulufllar›n› rahatlat›c› bir düzenleme olan Mortgage’nin Türkiye’deki önemli aç›klar›ndan birisi de insanlar›n uzun y›llar taksit ödeyecekleri dikkate al›nd›¤›nda ortaya ç›kmaktad›r.

B

“Kira öder gibi ev sahibi olma” vb. cazip ifadelerle kamuoyuna sunulan Mortgage tasar›s› Meclis’ten geçti. Yasan›n onaylanmas› ile birlikte her renkten görüfl de burjuva-feodal medyada yer almaya bafllad›. “Ömür boyu borçland›rmaya” dönük bir kölelik ya da Mezarvadi ‹potekli Konut Sistemi olarak da adland›r›labilecek olan Mortgage sistemi için Türk Dil Kurumu’nun önerdi¤i isim ise ilginç; Tut Sat. Egemenlerin tüketime dayal› di¤er kölelefltirme araçlar› gibi Mortgage sistemi de, as›l olarak sermaye sahiplerinin ifline yarayacak gibi görünüyor. Yasan›n birçok devlet yetkilisinin aç›klad›¤› gibi, emekçi halk›n ev sahibi olmas›n› hedeflemedi¤i ortada. Bu gerçe¤i sadece Baflbakan Yard›mc›s› Abdüllatif fiener’in 100 bin YTL de¤erindeki bir eve sahip olmak isteyen bir kiflinin 25 bin YTL’ye kadar nakit paras› olmas› gerekti¤i fleklindeki hat›rlatmas›na bakarak görmek mümkündür. Kiras›n› bile ödemekte zorlanan, gecekondusu bafl›na y›k›lan, ald›¤› asgari ücretle “asgari” bir yaflam sürmeye çal›flan emekçi halk›m›zdan kaç ki���inin nakit 25 bin YTL’si vard›r bilinmez ama, biz sadece fiener’in bu hat›rlatmas› ile yetinmeyerek Mortgage’nin kimlerin ç›karlar›n› güvence alt›na ald›¤›n›, kimlere hareket kolayl›¤› sa¤lad›¤›n› ve yeni sömürü sahalar› açt›¤›n› incelemeye devam edelim;

Mortgage neyi de¤ifltirecek? Yap›lan bir tak›m araflt›rmalar ve bahsi geçen sistemin tarihi göstermektedir ki, yasan›n as›l amac›; bankalar, finansal kiralama flirketleri ve tüketici finansman flirketlerinin konut kredisi olarak kulland›r›lmak üzere uzun vadeli kaynak yaratabilmelerine olanak sa¤lamakt›r. Yasada as›l olarak bunu amaçlayan çok önemli düzenlemeler yer almaktad›r. Mevcut uygulamada bankalar, konut kredisini ortalama vadesi üç ay olan mevduat ya da

bir-üç y›ll›k sendikasyon kredileriyle finanse ediyordu. Kaynaklar›n vadesi k›sa oldu¤u için de, bankalar müflterilerine uzun vadeli konut kredisi kulland›rmaktan kaç›n›yor ya da uzun vadenin maliyetini yüksek faiz olarak tüketiciye yans›t›yordu. Art›k Mortgage yasas›yla, bankalar ve di¤er konut finansman› kurulufllar, krediler karfl›l›¤›nda konutlar üzerine koyduklar› ipotekleri karfl›l›k göstererek; yat›r›m fonu ç›karabilecekler. Böylece sömürücüler için yeni bir yat›r›m arac› ort a y a ç›km›fl olacak. Yat›r›mc›lar, bankalar ve konut finansman› kurulufllar›n›n, konut ipoteklerini karfl›l›k göstererek ç›karacaklar› yat›r›m fonu kat›lma belgelerine ya da tahvil ve bonolara yat›r›m yapabilecek. Mortgage sisteminde bankalar›n karfl›s›ndakilerde arad›klar› güvenilirlik koflulu gere¤i ev sahibi olmak isteyen kiflinin ayl›k kredi geri ödemesi onun ayl›k gelirinin % 30’unu geçmemelidir. Di¤er taraftan, kredi karfl›l›¤› al›nacak konut bedelinin en az % 25’lik k›sm› tüketici taraf›ndan nakit ödenmek zorundad›r. Bu nedenle, ev almak isteyen kifli bankaya ayl›k en az 600 YTL (ortalama bir ev kiras› ya da asl›nda üstü de say›labilir) kredi geri ödemesi yapmak istiyorsa kiflinin 15002000 YTL (2 milyar TL) ayl›k geliri olmas› gerekmektedir. Örne¤in 100.000 YTL’lik bir evi bu sistemle sat›n almak istiyorsan›z; öncelikle 25 bin YTL peflinat ödemeniz gerekiyor. Diyelim ki

onu ödediniz; kalan 75 bin YTL için ayda 1.300 YTL ödemek fleklinde 20 y›ll›¤›na borçland›n›z. Ülkemiz flartlar›nda e¤er ayda 1.300 YTL verebilecek durumdaysan›z 20 y›l boyunca ödenmedi¤i durumda her fleyinizi kaybedebilece¤iniz bir borç yükünün alt›na girmiflsiniz demektir. Tüm bu rakamlar›n gösterdi¤i tek bir gerçek vard›r ki o da; bugün Türkiye’de emekçi halk›n Mortgage sistemi ile “kira öder gibi ev sahibi olmas›” ancak bir hayaldir. Sadece krediyi veren bankalar ve finans kurulufllar›n› rahatlat›c› bir düzenleme olan Mortgage’nin Türkiye’deki önemli aç›klar›ndan birisi de insanlar›n uzun y›llar taksit ödeyecekleri dikkate al›nd›¤›nda ortaya ç›kmaktad›r. Bu da Mortgage sisteminde gelir da¤›l›m›n›n dikkate al›nmamas› ve iflsizsizliktir. 20 y›ll›k bir periyotla düzenli ödenmesi gereken, iki kez ödenmedi¤i durumda kifliye bir ay süre verilen, yine ödenmedi¤inde evi elinden al›nacak olan kiflilerin iflsiz kalma riski Türkiye gibi bir ülke için fazlas›yla olas›d›r. ‹flin bir baflka boyutu da; böylesi bir borç yükünün alt›na girmifl olan kiflinin çal›flmas›n› riske edecek, iflinden at›lmas›na neden olacak her türlü eylemden uzak durarak, “iflini, evini, gelece¤e dair yat›r›m›n›” garantiye almak istemesi olacakt›r. Türkiye gibi ifl güvencesinin olmad›¤› bir ülkede bu uygulama, bir anlamda emekçileri disiplin alt›na alma çabalar›ndan birisidir asl›nda. Deyim yerindeyse diken üstünde bir yaflama mahkum edilen emekçiler, en iyi ihtimalle 10 y›l bo-

yunca ifllerinden kovulmad›klar›, herhangi bir hak arama eylemine kat›lmad›klar›, taksitlerini düzenli bir flekilde ödedikleri takdirde bir ev sahibi olabileceklerdir! Sonuç olarak, zaten bugün de ev sahibi olanlar›n ifline yarayacak olan bu sistem, sadece belli bir kesim taraf›ndan kullan›labilecek, bu nedenle de konutlar›n belli bir kesimin elinde toplanmas›na da neden olacakt›r. Ancak tüm gerçeklere ra¤men yasan›n emekçilerin her türlü derdine ilaç olaca¤›n› iddia eden Abdüllatif fiener, “Yeni konut finansman› uygulamas› art›k hayat›m›z›n bir parças› haline dönüflecektir. Borçsuz ve umutsuz olmaktansa, borçlu ve heyecanl› olmak daha tercih edilecek durumdur” diyerek aymazl›k s›n›rlar›n› zorlamaktad›r.

Eski sistemdeki konut kredisinden fark› ne? Mortgage’de kulland›r›lacak kredinin flu an kulland›r›lan konut kredilerinden fark›, uzun vadeli kredi kullan›m›na imkân sa¤layacak olmas›d›r. Bu da gözünü emekçilerin emekli ayl›klar›na ya da ayl›k gelirlerine dikmifl sömürücüler aç›s›ndan oldukça önemli ve hatta yasan›n amaçlad›¤› bölümlerden birisidir. Mevcut sistemde de bankalar konut kredisi verirken, kredi kullan›lan konuta ipotek koyuyor ve ayr›ca flahsi teminat ile kefil flart› ar›yor. Ancak, ipotek alt›nda olan kifli, ödeme güçlü¤üne düfltü¤ünde bankalar›n ipotekli konutu sat›p paraya çevirebilmesi uzun zaman al›yor. Oysa bu yeni sistemde, bankalar›n alacaklar›na karfl›l›k ipotekli konutlar› paraya çevirme süreleri k›salt›l›yor ve güvenceleri güçleniyor. Eski durumda Mevcut ‹cra ‹flas Kanunu’na göre bankalar alacaklar›n› ancak “rehnin” paraya çevrilmesi suretiyle tahsil edebiliyor. Bu da ortalama üç y›l› buluyor. Oysa Mortgage siste-


17

69 minde hem “rehnin” paraya çevrilmesi, hem de haciz yoluyla alaca¤›n tahsili imkânlar› olacak. Borcunu iki ay üst üste ödemeyen tüketiciye borçlar›n› kapatmas› için bir ay süre verilecek. Bu sürede borcunu ödememesi halinde ipotek ve di¤er teminatlar›n paraya çevrilmesi ve haciz süreci iflletilecek. fiu an mevcut olan yasada, icra yoluyla sat›fllarda, diyelim ki kötü niyetli olan borçlu, ihalenin feshini talep etti¤i takdirde konutun de¤erinin yüzde 10’unu harç olarak yat›r›p, icra takibini sürüncemede b›rakabiliyordu. Yeni sistemde ise, itiraz eden kiflinin en az yüzde 20 oran›nda harç yat›rmas› gerekecek. Ayr›ca hiç peflinat› olmayanlar da bu sistemden yararlanamayacak. Peflinat tutar› da yukar›da fiener’den yapt›¤›m›z al›nt›da belirtilmektedir. ‹ki ay taksitini aksatan kifliye banka bir ay süre verecek. Üçüncü ay sonunda da taksitin ödenmemesi halinde banka, ipotek etti¤i evi satma hakk›na sahip olacak. Sat›fltan gelen paradan banka kendi giderini ald›ktan sonra, kalan k›sm›n› (kal›rsa) ev sahibi olmak isteyen kifliye geri verecek. Di¤er bir önemli nokta da, yani egemenlerin amaçlar›ndan biri de, ABD’de oldu¤u gibi y›llarca çal›fl›p didinip emekli olan insanlar›n emekli fonlar›n›n, ev sahibi olma hayaliyle bankalara düflük faizlerle yat›r›lmas›d›r.

Türkiye; ABD’nin kötü kopyas› bile olamaz! Türk hakim s›n›flar› taraf›ndan iflsizlikten evsizli¤e kadar, her derde deva olaca¤› vurgulanan Mortgage’nin ABD kaynakl› bir proje olmas› nedeniyle orada yaratt›¤› sonuçlara ve tarihine bakmak bize bu sistem hakk›nda bir tak›m veriler sunacakt›r. Sistemin esas› ipotek bankac›l›¤›na dayan›yor ve ipotek bankac›l›¤›n›n ilk örne¤i de ‹skoçya’da 1810 y›l›nda görülüyor. Bu bankalar düzenli gelir sahibi olan iflçilere tasarruflar›n› de¤erlendirme sözü verip, bu de¤erlendirmeyi ev kredisi fleklinde yapmakta ve ipotek edilen evleri teminat gösterip daha büyük fonlar› daha düflük faizlerle almaktayd› ve daha yüksek faizlerle kullanmaktayd›. Bugün ayn› sistemin daha geliflmifl halini uygulayan dev birer ahtapota dönüflmüfl olan firmalar söz konusu. ABD’de bunlardan baz›lar› Saving Banks, Credit Unions vb.dir. ABD’de ise sistem as›l olarak 1929 y›l›ndan sonra gündeme gelmifl ve geliflmifltir. Ülkede 1929 krizi ile birlikte ç›k›fl yolunu iç talebi art›rmakta gören egemenler, herkesin “ucuz” ve “kolay” yollardan ev sahibi olaca¤› yalan› ile konut kredilerini teflvik eden, ipote¤e dayal› sistemi

gelifltiren Mortgage’yi piyasaya sunmufltur. Basit bir konut edindirme sistemi olarak ele al›p, de¤erlendiremeyece¤imiz sistem, ABD’de 1960’l› y›llarda iyice geliflti. Bugüne bak›ld›¤›nda ise sistemin ABD’de düfltü¤ü durumun içler ac›s› oldu¤unu söylemek abart› olmaz. Çünkü araflt›rmalar göstermektedir ki, bugün ABD’de bir orta s›n›f aile kredi kart› ve Mortgage borcu bata¤›ndad›r. Kifliler kredi kart› borçlular› bu durumu kapatabilmek için Mortgage sisteminden hisse çekmektedir, bu da ödenmemifl Mortgage borçlar›n› 8.66 trilyona ç›karm›fl durumdad›r. Mortgage pazar›n› araflt›ran Center for Responsible Lending kuruluflunun yapt›¤› aç›klamaya göre verilen yüksek faizli kredilerin % 20’si geri ödenemeyecek, bu da ABD’de iki y›lda 2 milyondan fazla insan›n evsiz kalmas› anlam›na geliyor. ABD’de Mortgage’dan baflka Wall Mart sistemi yürürlükte. Her iki sistem de maksimum tüketime dayal›. “ABD rüyas›” söylemelerinin etkisinden kurtulup ABD’de yap›lan araflt›rmalara göz att›¤›m›zda bu ülkede reel ücretlerin 90’lar›n sonundaki küçük bir yükselmenin d›fl›nda yerinde sayd›¤›n›, bu durumunda tüketicinin sat›n alma gücünü düflürdü¤ünü, ama toplamda bak›ld›¤›nda tüketimin artt›¤›n› görmek mümkündür. Bunun tek bir aç›klamas› vard›; borçlanma! Yoksullaflma oran› ile borçlanma oran›n›n bafla bafl gitmesi çeliflki gibi görünse de asl›nda öyle de¤il. En yoksul borçlu ailelerin dörtte birinden fazlas› en a¤›r borç yüküne sahip. Yani durum ne kadar kötü olursa olsun, insanlar› tüketime endeksleyecek bir yöntem bulunuyor ve yaflama geçirilebiliyor. ABD’de Mortgage borçlular›n›n halen 9 trilyon dolar borç yükü var. E¤er sistemin anavatan› ABD’de bile durum

9-22 Mart 2007

buysa, Türkiye gibi ifl güvencesinin, düzenli bir gelirin olmad›¤› bir ülkede sistemin oldukça büyük sorunlara yol açaca¤› ise aflikard›r.

Kitleleri bilinçlendirmek önemli! Sonuç olarak; egemenlerin konut sorununu çözmeye ne niyeti vard›r, ne de bu sorunu çözmeye muktedirdirler. Yukar›da anavatan› ABD’de uygulanmaya baflland›¤› günden itibaren yaflanan s›k›nt›larla birlikte ele alarak ortaya koymaya çal›flt›¤›m›z Mortgage sistemi, uygulay›c›lar›n›n eline ölü do¤mufl bir bebektir. fiu bir gerçek ki, gerek emperyalistler ve iflbirlikçileri ve gerekse de uflaklar› bar›nma ve konut sorunu ile ilgili çeflitli anlaflmalar›n alt›na imza atm›fl, ancak do¤alar› gere¤i kendi yasalar›na uymayarak bunlar› çi¤nemekten de geri durmam›flt›r. Nitekim ülkemizde k›sa bir süre önce oldukça yo¤un yaflanan, bugünlerde tekrar çeflitli semtlerde gündeme gelen y›k›mlar da devletin emekçilerin bar›nma sorununu çözmek gibi bir derdi olmad›¤›n› ortaya koymaktad›r. ‹nsanlar› yaka paça evlerinden d›flar› atarak, atamad›klar›n›n evlerini bafl›na y›karak konut sorununu çözdü¤ünü ifade eden devlet yetkililerinin Mortgage’yi her derde deva ilan etmeleri ne kadar inand›r›c›d›r? Trafik sorununu ‹stanbul’un belli yerlerine giriflleri paral› hale getirerek ve buralar› emekçilere kapatarak, bar›nma sorununu vize uygulamas› ile “çözmeye” çal›flan AKP hükümeti hat›rlanaca¤› üzere geçti¤imiz genel seçimlerden önce de “Herkes kira öder gibi ev sahibi olacak” slogan›n› kullanm›flt›. Aradan geçen süre çarf›nda Toplu Konut ‹daresi (TOK‹) yaklafl›k 250 bin konut inflas›na bafllad›, bunlar›n 150 bininin inflas› ha-

len devam ediyor. Kald› ki bu konutlar›n önemli bir bölümü, asgari ücretle çal›flan emekçilerin al›m gücünü aflan fiyatlardan sat›lan konutlardan olufluyor. Anlafl›lan o ki, AKP hükümeti seçime giderken konut sorununun çözümü kozunu bir kez daha kullanmaya haz›rlan›yor. fiu bir gerçek ki, kentleflme durumuna paralel olarak ortaya ç›kan konut sorunu, bizimki gibi yar›-sömürge, yar›feodal ülkelerde göçle birlikte daha da büyük boyutlarda bir sorun yuma¤›na dönüflmektedir. Ve asl›nda mevcut hükümetlerin bu sorunu çözecek herhangi bir ad›m atmas› da mümkün de¤ildir. Bizlerin bu yasalar›n halk düflman› yüzünü, devletin propagandalar›ndan etkilenmifl genifl kitlelere göstermemiz önemli ve acildir. Öncelikle kitlenin ayd›nlat›lmas› gibi bir görev önümüzde durmaktad›r. Çünkü devletin “kira öder gibi ev sahibi olma” propagandas› eflli¤inde sundu¤u bu sistem, bar›nma sorununun önemli bir kitleyi etkiledi¤i ülkemizde cazip bir teklif haline gelebilmektedir. Bu ayd›nlatma faaliyetinin en önemli kazan›m› ise bu mücadele ve ayd›nlatma süreci içinde kitlelerin s›n›f mücadelesinin bir parças› haline getirilmesidir. Son söz olarak Engels’e kulak verirsek; “Kapitalist üretim biçimi varolmaya devam etti¤i sürece, konut sorunu ya da iflçilerin yazg›s›n› etkileyen herhangi bir baflka toplumsal sorunun tek bafl›na çözümlenece¤ini ummak budalal›kt›r. Çözüm, kapitalist üretim biçiminin ortadan kald›r›lmas›nda ve bütün geçim araçlar›na, ifl araçlar›na bizzat iflçi s›n›f›n›n el koymas›nda yatmaktad›r.” (F. Engels, Konut Sorunu, sf.390)

eyim yerindeyse diken üstünde bir yaflama mahkum edilen emekçiler, en iyi ihtimalle 10 y›l boyunca ifllerinden kovulmad›klar›, herhangi bir hak arama eylemine kat›lmad›klar›, taksitlerini düzenli bir flekilde ödedikleri takdirde bir ev sahibi olabileceklerdir!

D


18

9-22 Mart 2007

69

AKP hükümeti “görevlerini” yerine getirmeye devam ediyor!

I

rak’ta iflgal koflullar›nda, Türkiye’de ise AKP eliyle sessiz sedas›z ç›kar›lan Petrol Yasas› emperyalizme teslimiyette yeni bir ad›md›r. Bu yasayla Türkiye’deki enerji kaynaklar› ve geçifl haklar› denetim alt›na al›nmaktad›r.

17 Ocak’ta Meclisten “Türk Petrol Yasas›” isimli yasa geçirildi. Ülkemizin yeralt›-yerüstü zenginliklerini-de¤erlerini emperyalistlere peflkefl çeken her çal›flmas›nda oldu¤u gibi; bu yasa da elden geldi¤ince sessiz-sedas›z bir flekilde Meclisten geçirilmifltir. Çeflitli sendikalar, demokratik kitle örgütleri yasan›n geçmesinden sonra tepkilerini ifadelendirdiyseler de, ne yasa öncesinde ne de sonras›nda ciddi bir eylem konulmam›fl, raporlar haz›rlanmakla yetinilmifltir. fiu anda ifllenen ve bilinen rezervleriyle Türkiye’nin petrol zengini olmad›¤› bilindi¤i halde bu yasa neden ç›kar›lm›flt›r ve neyi amaçlamaktad›r? Aral›k 2006’n›n sonunda Irak’ta yak›n zamanda yasalaflacak bir petrol yasas›n›n haz›rland›¤› haberleri ç›kt› bas›nda. Bu yasa ile büyük petrol flirketlerine 30 y›la kadar, kuyular› ifllemekle elde edilen kazanc›n % 75’ine el koyma hakk› tan›n›yor. Irak’taki yasa ile büyük petrol flirketleri “üretim ortakl›¤›” anlaflmalar› dönemine bafllam›fllard›r. Bu tip anlaflmalarla; öncesine göre kuyular›n kullan›lma süresi elden geldi¤ince uzat›lmaya çal›fl›l›rken, elde edilen kazanç da öncesine göre en az 2 kat›na ç›kmaktad›r. Türk Petrol Yasas› da, üretim ortakl›¤› anlaflmalar›n›n uygulanmas›n› sa¤layacak flekilde haz›rlanm›flt›r. Irak’taki yasa iflgal koflullar› alt›nda haz›rlanm›fl oldu¤u halde, Türkiye’deki yasada daha a¤›r maddeler mevcuttur. Yine K›br›s’›n çevresinde zengin petrol rezervlerinin oldu¤unun kesinleflmesinden sonra; Güney K›br›s Rum kesiminin de benzer maddeleri içeren bir yasa haz›rl›¤› içinde oldu¤u haberleri ç›kt›. Bu üç ülkede benzer yasalar›n ç›kmas› tesadüfi de¤ildir. Bunlar daha bafllang›çt›r. Dünya enerji kaynaklar›n› denetim alt›na alma projesi uyar›nca, daha birçok ülkede benzer yasalar›n ç›kmas›n› beklemeliyiz. Sanayinin geliflmesiyle paralel olarak dünyadan enerji ihtiyac› h›zla artmaktad›r. Uygulanan mevcut enerji politikalar› de¤iflmedikçe –ki de¤iflmesi burjuvazinin do¤as›na ayk›r›d›r- dünya enerji ihtiyac› her y›l % 1.6 oran›nda ar-

tacak ve bu art›fl h›z› ile 25 y›l sonras›n- de¤il, ama 3 ila 6 bin metre aral›¤›nda mezli¤ini vurgulamas›, konferans›n heda enerji ihtiyac› bugüne göre % 50 ora- ciddi petrol rezervlerine sahip oldu¤u men sonras›nda Çin, Rusya, Hindistan n›nda artacakt›r. Talep bu kadar artarken, ileri sürülmektedir. Bu kadar derinlikten d›fliflleri bakanlar›n›n Yeni Delhi’de toparzda ciddi sorunlar mevcuttur. BP ista- ç›karman›n maliyeti ve teknolojisi elbet- lanmas›, Putin’in S. Arabistan’› ziyaret tistiklerine göre rezerv art›fl› ihtiyac›n te ki yerin hemen alt›ndan ç›karmaktan eden ilk Rus lider olmas›, Çin devlet çok alt›nda. 1984-94 y›llar› aras›nda çok daha fazla olacakt›r. Ve flu anki du- baflkan›n›n Afrika gezisi… tüm bu geliflrezerv art›fl› 35,7 milyar ton iken rumda tercih edilecek bir seçenek de¤il- meler, dünyada enerji politikalar›n›n be1994-2004 y›llar› aras›ndaki art›fl 23,8 dir. Çok rahatl›kla söyleyebiliriz ki; bu lirledi¤i yeni dengelerin oluflmas›n›n h›z milyar ton olmufltur. Rezervlerdeki bu yasa flu an için de¤il petrol rezervlerinin kazand›¤›na iflarettir. Bu dalaflta her keh›zl› azalmaya, fosil yak›tlasim kendi elini güçlendirmer›n çevreyi korkunç dereceye, kozlar›n› art›rmaya çal›flD ü n y a d a e n e r j i s a v a fl l a r › k › z › fl m a k t a d › r . de kirletmesine ve küresel maktad›r. Bunun yolu da enerÜlkeler politikalar›n› enerjiye göre ›s›nman›n en büyük tetikçisi ji kaynaklar›na ve geçifl hatlabelirlemektedir. olmas›na ve yaflanan savaflr›na sahip olmakt›r. Bu da bellar›n as›l nedeni olmas›na ki 20 y›l sonra ç›kar›lacak, 3 ra¤men; burjuvazi kâr h›rs› bin-6 bin metre derinli¤indeki ve rekabet dolay›s›yla fosil tek damla petrolün dahi öneyak›tlardan vazgeçmemekmini art›rmaktad›r. Ç›kar›lan tedir. 2030 y›l›na kadar fosil bu yasalarla enerji kaynaklar› yak›tlar›n enerji ihtiyac›n›n ve geçifl hatlar› flimdiden de% 85’ini sa¤lamaya devam netim alt›na al›nmaya çal›fl›ledece¤i bilinmektedir. Buna maktad›r. göre petrolün 41, do¤algaz›n Nitekim araflt›rma flirketi 62, kömürün 230 y›ll›k ömrü Wood Mackenzie’nin haz›rlamevuttur. Bu rakamlar bize d›¤› raporda, büyük ve ola¤an bulunabilecek bir damla petstandartlarda petrol yataklar›rolün dahi burjuvazi için can n›n henüz iflletilmekte oldu¤ual›c› önemde oldu¤unu göstermektedir. art›k yetmedi¤i, yüzeye yak›n yerlerde na vurgu yap›lm›fl ve bu durumun Bu yasalarla yap›lmaya çal›fl›lan, flu an- kalmad›¤› dönemler için yani 20-30 y›l 2020’ye dek sürebilece¤i, baz› büyük da ç›kan ve ç›kacak olan petrolün mikta- sonras› için ç›kar›lm›flt›r. Ki “Türk Pet- yataklar›n üretimleri art›r›lsa bile as›l r› ve kalitesi ne olursa olsun emperya- rol Yasas›n›n” maddeleri, afla¤›da ince- pahal›, zor ve çevreyi kirletici petrol yalistlerin elinde toplanmas›n› sa¤lamaya ledi¤imizde görülece¤i gibi, Irak’takin- taklar›n›n o tarihten itibaren de¤erlendiden daha uzun süreli anlaflmalar yapma- rilece¤i, Shell, Total, Exxon Mobil ve çal›flmakt›r. Türkiye’de flu anda y›ll›k ham pet- ya uygun flekilde haz›rlanm›flt›r. Chevron gibi petrol devlerinin flimdiden Türkiye’deki petrol miktar› tam anla- bu tür petrol yataklar›n›n bulundu¤u ülrol üretimi 1,5 milyon ton yani 10,7 milyon varildir. Türkiye’nin enerji ih- m›yla bilinmemektedir. Cumhuriyet ku- kelerde yat›r›m yapmaya bafllad›klar› tiyac›n›n % 44’ü bu ç›kar›lan ve ithal ruldu¤undan günümüze kadar 3.600 ku- belirtilmifl. Yeni yasalar ç›kar›l›rken saedilen petrolle sa¤lan›yor. Petrolün % yu aç›l›p petrol aranm›flken bu rakam sa- dece günümüz de¤il, on y›llar sonras› 90’› ithal yoluyla sa¤lan›yor. Yani dece ABD’de y›lda 20 bin kuyudur. fiu düflünülmektedir. Milliyet gazetesi yazaTürkiye d›fla ba¤›ml› durumda. (Tür- ana kadarki çal›flmalarda sadece Güney- r› Güngör Uras’›n bu yasa ç›kt›ktan kiye’de mevcut olan zengin linyit, kö- do¤u ve Trakya’da yo¤unlafl›lm›fl; Tuz sonra yapt›¤› yorumda belirtti¤i gibi; mür ve bor d›fl›nda; yenilenebilir enerji Gölü, Antalya, Adana gibi petrol olma “Petrolü bulduktan sonra kanun yapkaynaklar› aç›s›ndan da zengindir ve olas›l›¤› bilinen yerlere bak›lmam›flt›r. mak kolay olmaz.” kendine ait bir enerji politikas› gelifltirPetrol kaynaklar›n›n ve boru hatlar›mesi durumunda, hiç ithal etmeden kenn›n geçifl güzergâhlar›n›n kontrol alt›na F›rt›nan›n koptu¤u alan; di ihtiyac›n› karfl›layabilece¤i bilinmekal›nmas›n›n önemli olmas›n›n bir di¤er enerji kaynaklar› tedir. Fakat bu yasada görüldü¤ü gibi, Dünyada enerji savafllar› k›z›flmakta- nedeni de; fiyatlar üzerinde emperyalistb›rakal›m flu anda var olan –bilinen kay- d›r. Ülkeler politikalar›n› enerjiye göre lerin söz hakk›n› art›rmak, petrol üreticinaklar› kullanmay›, ç›kmas› muhtemel belirlemektedir. Rusya’n›n geçen y›l Uk- si ülkeleri elden geldi¤ince devreden ç›kaynaklar bile peflkefl çekilmektedir.) rayna’n›n gaz›n› kesmesi, bu y›lki 43. karmakt›r. Bu y›l Davos’ta yap›lan DünYap›lan bilimsel tahminlerde Türki- Münih Güvenlik Konferans›’nda ya Ekonomik Forumu’nda konuflulan ye’nin; Irak ve Suudi Arabistan’da ol- ABD’ye karfl› Putin’in yapt›¤› konuflma, konulardan biri de petrol fiyatlar›n›n du¤u gibi yerin birkaç on metre alt›nda “tek süper güç”ün varl›¤›n›n kabul edil- OPEC’e b›rak›lmadan belirlenmesi ge-


69

19

rekti¤i ile ilgiliydi. Petrol fiyatlar› son 2,5 y›ld›r 50-70 dolar aral›¤›nda gidip-gelmektedir. Bu aral›ktan afla¤› inmesi veya yukar› ç›kmas› özellikle ABD aç›s›ndan risk oluflturuyor. 50 dolar›n alt›na düflmesi OPEC kaynakl› dolarlar› eritiyor. 70 dolar›n üzerine ç›kt›¤›nda ise flu anda rekor derecede cari aç›k veren ABD; daha fazla aç›k vermeye bafllayacakt›r. Petrol fiyatlar›n›n bu aral›kta tutulmak istenmesinin di¤er bir nedeni de;

Aç›kt›r ki; böyle genifl bir aral›¤›n belirlenmesi sadece göstermeliktir. En düflük oranda paylar›n esas al›naca¤› beklentisi burjuva medyada bile geçmifltir. -Petrol aramak için co¤rafi olarak ülke önceden 18 bölgeye ayr›lm›flken yeni yasayla kara ve denizler fleklinde 2 bölgeye düflürülmüfltür. Bu flekilde denizin veya karan›n herhangi bir yeri için arama izni alan bir flirket, bu izinle tüm denizlerde veya tüm karada istedi¤i yerde arama hakk›na sahip olacakt›r. Önceki

Çin-ABD aras›ndaki ekonomik dengedir. Ald›¤› hazine ka¤›tlar› ve dolar› ile ABD’nin a盤›n› finanse eden en önemli güç Çin’dir. Petrol fiyatlar›n›n yükselmesi demek ABD hazine ka¤›tlar› yada dolarlar› yerine Çin’in paras›n›n önemli bir bölümünü petrole ay›rmas› demek olacakt›r. Yine Rusya, 1995’te girdi¤i ekonomik krizde IMF’ye bile borçlanm›flken, 10 y›l sonras›nda ABD’ye difl bileyebilecek bir duruma gelmesini petrol fiyatlar›n›n sürekli yükselmesine borçludur. K›sacas› petrol rezervlerinin tükenmesi d›fl›nda, petrol fiyatlar›n›n s›k› bir flekilde kontrol edilebilmesi aç›s›ndan da; her türlü enerji kayna¤›n›n denetim alt›na al›nmas› büyük önem tafl›maktad›r. Bundan sonra petrol ç›kma olas›l›¤› olan ülkelerin her birinde bu yasalar›n benzerinin ç›kar›laca¤› aflikard›r. ‹ngiliz British Petroleum (BP) flirketinin 1993 y›l›nda dönemin Petrol ‹flleri Genel Müdürüyle yapt›¤› üç yaz›flma bu yasan›n kimlere hizmet etti¤ini ve kimlerin ç›kar› esas al›narak haz›rland›¤›n› gözler önüne sermifltir. Yaz›flmalarda BP’nin istedi¤i tüm flartlar ve daha da fazlalar› bu yasada mevcuttur.

yasada herhangi bir yerde aranaca¤› zaman önce TPAO’ya sorulmas› flart› varken, bu flart kald›r›larak TPAO by-pass edilmifl oluyor. -‹flletme ruhsat süresi Irak’ta bile maksimum 30 y›l olarak belirlenmiflken, Türkiye’de 30 y›ldan sonra 2 defal›k süre art›r›m›yla 50 y›la ç›kar›labilece¤i hükmü yer alm›flt›r. Ki bu maddeden de, yasan›n ç›kar›lma nedeni aç›kça ortaya ç›kmaktad›r. Irak’taki petrol yüzeye yak›n oldu¤u için 30 y›la kadar zaten rezervler tüketilmifl olacak ve as›l ve o sü-

Ba¤›ml›l›k Yasas›’ndan birkaç madde -Yeni yasayla birlikte; üretim büyüklü¤üne ba¤l› olarak, üretilen ham petrolden al›nacak devlet pay› % 2 ve % 12 aras›nda kademeli olarak belirlenecek.

9-22 Mart 2007

reden sonra Türkiye’de oldu¤u gibi 3 bin metreden daha derin olan yerler de¤er kazanacakt›r. -Yine yasayla birlikte yabanc› petrol flirketleri her türlü KDV, vergi ve harçtan muaf tutulmufllard›r. Önceki yasada; ç›kan petrol ürünlerinin karada % 65’inin, denizde % 55’inin “memleket ihtiyac›na” ayr›lmas› fleklinde yer alan madde yasadan tamamen ç›kar›ld›. -Yasan›n ç›kmas›yla birlikte üzerinde en çok f›rt›nalar kopar›lan 19. maddeyi inceledi¤imizde; asl›nda CHP ve di¤er “milliyetçilerin” bu yasaya niye karfl› ç›kt›klar›n› tüm aç›kl›¤›yla görürüz. Çünkü Sezer’in vetosundan sonra de¤ifltirilen tek madde bu olmufltur ve bu maddenin de¤ifltirilmesiyle “vatanseverlerin” sesi-solu¤u kesilmifltir. 19. madde flöyledir: “…karalarda elde edilen devlet hissesinin % 50’si iflletme ruhsat›n›n bulundu¤u ilin özel idaresinin açt›klar› hesaba aktar›l›r.” Hat›rlanacak olursa Diyarbak›r Büyükflehir Belediye Baflkan› Osman Baydemir; geçen y›l bu maddenin içeri¤ine benzer bir proje ileri sürmüfl, o dönemde “bu projeler kalk›nman›n de¤il, ülkeyi bölmenin, federalizmin alt yap›s›n› haz›rlaman›n araçlar›d›r” diye k›yamet kopart›lm›flt›. fiimdi de bu kadar “sert” olmasa da benzer bir argümanla bu maddeye karfl› ç›k›lm›fl ve ikinci görüflmede yasadan ç›kar›lan tek madde bu olmufltur. “Milli menfaatlerimiz dikkate al›nm›yor!” diye yaygara kopartanlar›n “milli menfaatlerine” dokunan maddeler ayn› kald›¤› halde art›k seslerini ç›karmamalar› bize bir kez daha göstermifltir ki, ülke de¤erlerinin emperyalistlere peflkefl çekilmesi “beyleri” hiç rahats›z etmezken bu ülkenin yurttafllar›na, Kürtlere haklar› olan pay›n verilmesine kesinlikle kay›ts›z flarts›z karfl› ç›k›lmaktad›r. Bu yasa 1980’den sonra neo-liberal

politikalar çerçevesinde, “özellefltirme” ad› alt›nda ülkemiz de¤erlerinin peflkefl çekilmesinin son ad›m›d›r. 1984 y›l›nda TEK d›fl›nda yabanc› ve yerli flirketlere elektrik da¤›t›m› izni verilmesi ile bafllayan bu süreç, 1993’te TEK’in bölünerek özellefltirilmesi, 2001 y›l›nda elektrik piyasas› ve do¤algaz piyasas› kanunlar›n›n, 2003’te de petrol piyasas› kanununun 2005’te ç›kar›lan LPG piyasas› kanununun son halkas›d›r. Kafkaslar, Ortado¤u ve Avrupa aras›nda tam bir köprü durumunda olan, bu nedenle rafinaj ve tafl›mada önümüzdeki y›llarda daha da önem kazanaca¤›na kesin gözüyle bak›lan ülkemizde; BOTAfi’›n (Boru Hatlar› ile Ham Petrol ve Do¤algaz Tafl›mac›l›¤› Anonim fiirketi) “özellefltirmeler” çerçevesinde 2009 y›l›na kadar sat›lmas› hedeflenmektedir. Ç›kar›lan bu yasan›n daha önce ç›kar›lan yasalar gibi; sermayenin ülkemiz s›n›rlar› içinde dizginsizce at koflturmas› ve arama-ç›karmas› Ortado¤u ülkelerine göre daha fazla maliyeti gerektirece¤i kesin olan petrolün aranmas›n›n, sa¤lanan vergi muafiyetleri, devlet hissesinin düflürülmesi gibi olanaklarla Çok Uluslu fiirketler için daha ucuza ve daha kârl› hale getirilmesi amac›n› tafl›d›¤› aç›kt›r. Burada yap›lmas› gereken di¤er bir vurgu da bu yasan›n 1954 tarihli yasayla sürekli karfl›laflt›rmas›n›n yap›larak, önceki yasan›n sanki gerçekten “milli menfaatleri” korudu¤u izleniminin verilmesidir. Bilinmelidir ki, 1954 tarihli yasa ABD’li hukukçu-jeolog Max Ball taraf›ndan, o dönemin konjonktürüne uygun flekilde ABD’nin iste¤iyle ç›kar›lm›flt›r. Yani 2007 tarihli bu yasa, girdi¤imiz seçim y›l›nda AKP’nin milliyetçi tabana flirin görünmek için son anda bafl›na ekledi¤i “Türk” kelimesiyle ne kadar “milli menfaatleri” koruyorsa, 1954 tarihli yasa da o ölçüde “milli ç›karlar›” korumaktayd›.

Türkiye’de “milli petrol flirketlerinin” geçmifli… TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortakl›¤›) 1954 y›l›nda “milli petrol flirketi” olarak Türkiye’de kamu ad›na hidrokarbon arama, sondaj, üretim, rafineri ve pazarlama faaliyetlerini yürütmek amac›yla kurulmufltur. 1983 ve ‘84 y›llar›nda kamu petrol sektörünün yeniden yap›land›r›lmas› çerçevesinde; petrol ve do¤algaz arama, sondaj ve üretimden sorumlu ve ayr›ca 4 ba¤l› kuruluflu olan BOTAfi (Boru Hatt› ile Tafl›ma), D‹TAfi (Deniz Yolu ili Tafl›mac›l›k), TÜPRAfi (Rafinaj) ve POAfi (Pa-

zarlama) vas›tas›yla boru hatt› ve deniz tafl›mac›l›¤›, rafineri, da¤›t›m ve pazarlama ifllerini yürüten bir K‹T haline getirilmifltir. 1995’te BOTAfi, TPAO’nun ba¤l› ortakl›¤› çerçevesinden ç›kar›lm›flt›r. TÜPRAfi ve POAfi ise özellefltirilmifltir. 2009 y›l›na kadar özellefltirilmesi planlanan BOTAfi’›n ise içi boflalt›lmaya devam edilmektedir. Rafinaj ve pazarlama imkan› elinden al›narak zaten etkisizlefltirilmifl olan TPAO bu son yasayla Türkiye’de petrol arama iflinde tamamen ifllevsizlefltirilmifl olmaktad›r.


20

9-22 Mart 2007

69

S›n›f mücadelesinin çetin süreçleri için seferber olal›m! evrime inanan, devrim için var›n› yo¤unu ortaya koydu¤unu/koyaca¤›n› söyleyen her birey do¤all›¤›nda devrimi gerçeklefltirmek için birçok sorumluluk yüklenmektedir. Bu sorumluluklardan bir tanesi de politik olarak çözümleyicilik, çözümlediklerini pratikte uygulamak ve devrim mücadelesinde kitlelere öncülük etmektir.

D

Her zaman dikkatli, uyan›k ve haz›r olmal›y›z. Bugün, buy›l, bu süreçte daha dikkatli, daha uyan›k, daha haz›r olmal›y›z. Dünyada olup bitenleri, özellikle de yaflad›¤›m›z ülkenin s›n›r komflular›nda yaflananlar› özenle, ciddi ve titiz bir flekilde analiz etmeliyiz. Yaflad›¤›m›z ülkede olup bitenleri de analiz etmeli ve analizlerimizde özenli ve dikkatli davranmal›y›z. Bu analizlerimizde diyalektik materyalist yöntemi uygulaman›n ustal›klar›n› sergilemeli/sergilemeye çal›flmal› ve böylelikle de bilimsel bir sentezin kap›lar›n› sonuna kadar açmal›y›z. Bu bizim sadece görevimiz de¤ildir, ayn› zamanda sorumlulu¤umuzdur da. Devrime inanan, devrim için var›n› yo¤unu ortaya koydu¤unu/koyaca¤›n› söyleyen her birey do¤all›¤›nda devrimi gerçeklefltirmek için birçok sorumluluk yüklenmektedir. Bu sorumluluklardan bir tanesi de politik olarak çözümleyicilik, çözümlediklerini pratikte uygulamak ve devrim mücadelesinde kitlelere öncülük etmektir. Analizimizi gerçeklefltirebilmemiz için her fleyden önce verilere ihtiyac›m›z var. Olay ve olgulardan elde etti¤imiz veriler bizlere daha kolay analiz yapabilme imkan›n› tan›yacakt›r. Bunun için dünyada ve Türkiye’de gerçekleflen olaylar› ve olgular› tek kayna¤a ba¤l› kalmadan incelemeli ve araflt›rmal›y›z. Dünyada ve Türkiye’de gerçekleflen her olay ve her olguyu sadece ö¤renmifl olmak için, fikir sahibi olabilmek için “ö¤renmemeli”, “bilgi” edinilmemelidir. Bütün bu olay ve olgular›, önümüzdeki süreçte karfl›m›za ç›kacak sorunlar›n çözüm anahtar› olarak alg›lamal› ve birikim hanemize katmal›y›z. Birikim hanemize katt›¤›m›z olaylar› ve bunlar›n birbirleriyle ba¤lant›l› ve karfl›t yönlerini, iç içe geçtikleri dönemleri yani her aflamalar›n› ve her türlü yönlerini iyice incelemeliyiz. Elde etti¤imiz sonuçlar› MLM biliminin ›fl›¤›nda sentezlemeliyiz. Egemenler cephesinde at›lan her ad›m, ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel vb. her

yönlü politika ilgimiz dahilinde olmal›d›r. Dünyadaki ve ülkemizdeki geliflmeler bafl döndürücü bir h›zla gerçeklefliyor. Egemenler belirledikleri strateji ve planlar› bir bir uygularken; kitleler, devrimci ve komünistler flimdilik bu sürecin izleyicisi durumunda kalmaktad›r. Sürece müdahale eden, kitleleri bu yönde harekete geçiren bir pozisyonda de¤iliz flimdilik. ‹çinde bulundu¤umuz gerçeklik kitlelerin örgütlenmesinin, harekete geçmesinin, egemen s›n›flar›n zulüm ve sömürü politikalar›n›n karfl›s›na dikilmesinin koflullar›n› olgunlaflt›r›yor. Yeter ki biz bunun bilincinde hareket edelim. Dikkatimiz, uyan›kl›¤›m›z, haz›rl›¤›m›z olay ve olgular› araflt›rma-incelemeö¤renme süreciyle s›n›rl› kalmamal›, bize gerekli olan bunun daha ilerisidir. Yani pratik süreci örme, bu süreç içerisinde dikkatli ve uyan›k davranmakt›r. Her olay ve olguyu kitleleri kazanma, örgütleme faaliyetine dönüfltürebiliyor muyuz? Yaflananlara karfl› gösterdi¤imiz refleks ne kadar güçlü, bu reflekse genifl kesimleri katabiliyor muyuz? Sorun bu noktalarda dü¤ümleniyor. Bugün egemen s›n›flar belirledikleri, uygulad›klar› sald›r› politikalar›nda kitleleri hesaba katmadan yani böyle bir korkuya kap›lmadan ilerliyorlar. Çünkü kitleleri uyuflturma, onlar›n bilincini dumura u¤ratma, haf›zalar›n› yok etme iflini baflarm›fl durumdalar. Dolay›s›yla da bizim dikkat kesilmemiz, yo¤unlaflmam›z gereken mesele; kitleleri uyand›rma, bilinçlendirme iflidir. 2007 y›l›n›n henüz ilk aylar›nday›z. Fakat gerçekleflen olaylar geçen zamanla ters orant›l› bir flekilde cereyan ediyor. Daha 2000’li y›llara girmeden emperyalistlerin stratejistleri 2000’li y›llar›n “ayaklanmalar dönemi” olaca¤›n› söylemiflti. Do¤all›¤›ndad›r ki emperyalistler kendilerini bu tespite göre flekillendiriyorlar. Bugün bu tespitin ne kadar gerçekçi oldu¤unu görebiliyoruz. Gerçi “flu an”daki bu “ayaklanmalar›n” büyük bir k›sm› “dini” motifler

içeriyor. Bu “ayaklanmalar” ya da “hareketler” Güney Amerika’da “anti-Amerikanc›” bir rotay› takip ediyor/takip etti¤inin propagandas› yap›l›yor. Afrika’da ise hem dini (‹slami) motifler tafl›yor hem emperyalistler aras› rekabetten kaynaklan›yor hem de belli baz› “ulusal” karakterler tafl›yor. Güney Asya’da Nepal’de NKP(M)’nin sürdürdü¤ü Halk Savafl› sonucu Maoistlerin iktidara ortak olma süreci gelifliyor. Do¤u Avrupa’n›n baz› ülkelerinde ve Kafkaslarda emperyalistlerin tuzaklar› sonucu dini ve etnik temelli savafllar ve baflkald›r›lar gerçeklefliyor. Irak’ta gerçekleflen Amerikan iflgali ve Amerika’n›n Suriye ve ‹ran’a verdi¤i savafl mesajlar› aleni bir flekilde ortada duruyor. 2007’nin gelifliyle birlikte Türkiye, Hrant Dink cinayetiyle karfl›laflt›. Ve bu cinayete karfl› çeflitli milletlerden Türkiye halk› “Hepimiz Hrant Dink’iz, Hepimiz Ermeniyiz” slogan›n› hayk›rarak halklar›n kardeflli¤i mesaj›n› dosta düflmana duyurdu. Bununla beraber Hrant Dink’in katledilmesinden sonra geliflen olaylar önümüzdeki süreçte egemenlerin neler yapmaya çal›flt›¤›n›n, neleri kullanaca¤›n›n göstergesi oldu. Öncelikle T‹T ismini bundan sonra s›k s›k duyaca¤›m›z bir sürece girdi¤imizin alt›n› çizmeliyiz: Hrant Dink cinayetinden bir süre sonra Ankara’daki TBMM önünde bomba süsü verilmifl T‹T imzal› bir paket “bulundu.” Sonra Lâpseki arabal› vapuru “Vatansever Türk Fedaisi” ad›n› kullanan, TC’nin ordusundan at›lm›fl bir uzman çavufl taraf›ndan kaç›r›ld›. Trabzonspor’un yapaca¤› maçta Ermeni karfl›t› ve “vatanseverliklerinden” dolay› yap›lan “haks›zl›¤a” u¤rayanlar(!) pankart açt›lar. Malatyaspor-Elaz›¤spor maç›nda yine faflist ve ›rkç› sloganlar at›larak pankartlar aç›ld›. Diyarbak›rspor-Karfl›yaka maç›nda ayn› flekilde faflist sloganlar at›ld›. Hrant Dink’in cenazesinde at›lan “Hepimiz Hrant Dink’iz Hepimiz Ermeniyiz” slogan›na suç duyurusunda bulunuluyor ve bu slogan›n karfl›t› olarak “Hepimiz Türk’üz, Hepimiz Mustafa Kemal’iz” slogan› ön plana ç›kar›lmaya çal›fl›l›yor.

Ogün Samast’›n Hrant Dink’i katlederken kulland›¤› beyaz bere ›rkç›-faflistler taraf›ndan yayg›n bir flekilde kullan›lmaya bafllan›yor. Tüm bunlar kendi bafl›na, kendili¤inden geliflmeler gibi gösterilmeye çal›fl›lsa da öyle olmad›¤› apaç›k bir flekilde orta yerde duruyor. M‹T “tarihinde hiç görülmedi¤i” flekilde (Buna ancak ilkokuldaki çocuklar inan›r-onlar›n da birço¤u inanmaz-) aç›klamalar yapt›. (bu konuyla ilgili ‹flçi-köylü gazetesinin 66 say›s›ndaki “M‹T kimin ad›na konufluyor?” bafll›kl› yaz›ya bak›labilir.) 66. say›daki o yaz›da da belirtildi¤i gibi; M‹T “Bekle-gör-tav›r al takti¤ini”, “savunma pozisyonunda olmay›” kabul edilemez ilan ederek “daha aktif olunmal›d›r” mesaj›n› veriyor. Aktif olmak müdahale etmek anlam›n› tafl›yor. K›br›s’taki Lokmac› Geçidi’nin aç›lmas› giriflimine TC Ordusunun yetkilileri karfl› ç›kt› ve ordu ile hükümet aras›nda k›sa sürede üstü örtülen bir gerginlik yafland›. Bu gerginliklerin ard›ndan TC ordusu Güney K›br›s yönetiminin silahlanmaya “fazla” yat›r›m yapt›¤› aç›klamas›n› yapt›. Ayr›ca Güney K›br›s’›n çeflitli devletlerle Akdeniz’de petrol arama anlaflmas› sonucu TC savafl gemileri K›br›s etraf›nda göründüler. Avrupa Birli¤i TC’nin tam üye olmas› yoluna 8 maddeyi ask›ya alarak “tafl koydu.” Ayr›ca Irak’taki yönetim TC’nin Irak Kürdistan›’ndaki Kürt yönetiminden izin alarak petrol ticareti yapmas› gerekti¤ini bildirirken TC buna; kendi deyimleriyle “sert” bir yan›t vererek Habur Kap›s›’ndaki baz› mallar üzerinden geçifli engelledi. Tam bu süreçte TC ordusu Habur s›n›r›n›n yak›nlar›ndaki iki köye ordu için lojistik malzeme y›¤›na¤› yapmaya bafllad›. Bu geliflmelere paralel bir flekilde ABD D›fliflleri Bakan› Rice’nin yard›mc›lar›ndan birisi Türkiye’ye gelerek baz› görüflmelerde bulundu. Bakan Yard›mc›s›ndan sonra Dünya Bankas› flefi Wolfowitz Türkiye’ye bir “turistik” ziyarette bulundu.


21

69 Bu ziyaretlerin s›klaflmas› hem bahar aylar›n›n yaklaflmas›na denk geliyor hem de TC’nin zemberekten boflan›rcas›na yapt›¤› “Kuzey Irak”a gireriz aç›klamalar›ndan sonraki günlere. Bunlar 2007 y›l›nda yaflad›¤›m›z flu k›sac›k sürede meydana gelen politik olaylard›. Bunun yan›nda Türkiye Cumhuriyeti ak›l almaz bir flekilde borç bata¤›na saplan›p kalm›fl durumda. ‹thalat ile ihracat aras›ndaki aç›k 2000’li y›llardaki kriz sürecinin 2-3 kat› durumuna yaklaflm›fl bulunuyor. E¤er bu borç dengesini çevirmeyi baflaramazsa (ki baflarabilmesi tamamen emperyalistlerin onay›na ba¤l›) TC’nin, bir daha alt›ndan kalkamayaca¤› bir krizin alt›nda kalmas› an meselesi. Ayr›ca Türkiye Nisan’da Cumhurbaflkanl›¤› seçimi, Kas›m’da da TBMM seçimlerine haz›rlan›yor. Yukar›da en göze batan ayr›nt›larla süreci k›saca özetlemeye çal›flt›k. Bütün bu ayr›nt›lar 2007 y›l› içerisinde TC devletinin çat›flmal› ortamlar içinde aktif tav›r alma gayreti içerisinde oldu¤unun göstergesidir. En yak›n çat›flmal› or-

tam ise Irak ya da daha genel bir deyiflle Ortado¤u’dur. Ortado¤u’da TC’nin iki alternatifi var. Bunlardan birincisi bu süreçte ‹ran ve Suriye’nin saf›nda yer alarak ABD’ye s›rt›n› dönecek, ikincisi de bu süreçte ABD’nin emrinde çat›flma süreci içerisinde yer alarak Ortado¤u halklar›n›n katliam›nda rol oynayacak. TC’nin burada hangi “tercihi” yapaca¤› belli. Bundan dolay› kendisini ABD’nin yeni stratejisi çerçevesinde konumland›rmaya çal›fl›yor.Gerek Kuzey Irak, gerek PKK, gerek K›br›s konusunda TC devleti içinde bulundu¤umuz y›l içerisinde hamisi ABD’nin de olurunu alarak pasif tav›rdan vazgeçip M‹T aç›klamas›nda oldu¤u gibi aktif tav›r alma çabas›n›n içinde olacak. 2 tane seçim süreci yaflayacak egemenler bundan dolay› bu y›l içinde sald›r› gerçeklefltiremeseler bile en az›ndan bu sald›r› sürecinin ön haz›rl›klar›n› bu y›l içinde bitirmek istiyorlar. Ayr›ca ABD’nin yeni stratejisi içinde tabi ki TC’ye de düflen görevler olacak. TC devleti Kuzey Irak ve PKK ile ilgili olarak s›n›r ötesi bir harekete giriflmeden önce ya da ayn› anda kendisine muha-

PUSULA K‹fi‹SEL KAYGILARI YIKALIM! S›n›f bilinçli proleterlerin yaflad›¤›m›z süreç içindeki duruflunu devrimcilefltirip, oynayaca¤› rolü anlamas› için süreci do¤ru de¤erlendirip, kavramas› gerekir. Proletarya Partisi devrimci faaliyetlerini içinde bulundu¤u koflullar›n özelliklerini ve s›n›f mücadelesinin geliflim seyrini do¤ru de¤erlendirerek, önderlik ve öncü rolünü art›rabilir. Bundand›r ki s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›na ilgiyi art›r›p, çözümüne dair görüfllerinin düzeyini yükseltmesi gerekir. Bunun için sürecin geliflimine ileri düzeyde etki yapan ana noktalara yo¤unlaflmal›d›r. S›n›f mücadelesi prati¤ine her uzakl›k bunun sonucu yetkin ve etkili düzeyde ortaya konmayan her müdahalesizlik, örgütsel sorunlar›n çözümünü de sa¤layamaz. Parti komiteleri ve s›n›f bilinçli proleterler bir bütün olarak örgütün s›n›f mücadelesiyle iliflkisini var olan seviyeden daha ileriye tafl›yarak hem içerideki yönetsel eksikli¤ini giderebilir hem de kendi d›fl›ndaki süreci daha bilinçli ve do¤ru tarzda izleyip, inceleyebilir ve bu süreci do¤ru kavrayarak müdahale gücünü art›rabilir. Yukar›da belirtmeye çal›flt›¤›m›z s›n›f mücadelesinin geliflim süreciyle dolays›z iliflkisi olan devrimci durufl ve devrimci rolün art›r›lmas› sorununa

do¤ru bak›fl aç›s› kazand›rmak; ancak dünyadaki geliflme ve yaflanan koflullar› birlikte ele al›p de¤erlendirmekle mümkündür. Bugün her alanda (düflünme, inceleme, de¤erlendirme, kavrama ve müdahalede, de¤ifltirip, dönüfltürmede, örgütlü hareket etmede) burjuvazinin ve tasfiyecili¤in üzerimizdeki etkilerinden ve lekelerinden bahsetmekteyiz. Proletaryaya ait olmayan tamamen küçük burjuvaziye ait olan bu etki ve lekelerin s›n›f bilinçli proleterler üzerinde yaratt›¤› sonuçlar› do¤ru de¤erlendirip a盤a ç›kartmak zorunday›z. Bu etki ve lekeler kiflisel kayg›lar› öne ç›kartmakta ve bu kayg› merkezli düflünme, hareket etme prati¤ini ortaya koymaktad›r. Devrimci olmayan bu pratik ve hareket kendisini çeflitli biçim ve görüngülerle ortaya koymaktad›r. Devrimin ve örgütün temel ilkelerine, vazgeçilmez kurallar›na uymak yerine bu ilkeleri kiflisel kayg› ve ihtiyaçlar›na uyarlamaktad›r. Gizlilik kurallar›na disiplin ilkelerine uymak yerine bu ilkeleri kendi küçük burjuva düflünme ve hareket tarz›na göre uydurmaktad›r. Görev ve sorumluluklar›n› zaman›nda lay›k›yla yerine getirmek yerine savsaklamak, gerekçeler uydurmak gibi görüngüler olarak ortaya ç›kmaktad›r. Kolektif akl›n, karar

9-22 Mart 2007 lif olan, muhalefet oluflturan kesimleri ortadan kald›rmak ya da seslerini k›smak isteyecektir. Çat›flma ortam› içerisinde kendi içindeki sesleri ne kadar kesebilir ya da k›sabilirse uflakl›¤›n› o oranda yerine getirebilecektir. Savaflta rahat hareket edebilmek için öncelikle kendi içinde bir “temizlik” hareketi gerçeklefltirmesi gerekiyor. Ve bu temizlik hareketini çeflitli varyasyonlarla gerçeklefltirilebilir. TC, milliyetçi, faflist bir t›rman›fl yaratarak, devrimci-demokrat ayd›nlar› katlederek, yoksul emekçi halk› sindirmeye, susturmaya çal›flacakt›r. Bu süreçte de “temizlik” hareketinin as›l hedefi komünistler ve devrimciler olacakt›r. MGK beslemesi olan Kuvayi Milliye örgütleri sivil faflist kesimlere biçilen rolün ürünüdür. Bu örgütlenmeler kitleler içinde etki alan›n› geniflletmeye askeri bir örgütlenmenin bütün donan›m›yla, tekni¤iyle e¤itimli “militanlar” yetifltirmeye çal›flmaktad›r. Bu kadar haz›rl›k ne için, kime karfl› yap›l›yor? Aç›kt›r ki egemenler kitlelerde biriken hoflnutsuzlu¤un fark›ndalar, s›n›f mücadelesinin daha keskin yaflanaca¤› dönemler çok uzak

ve uygulamalar›n ortaya konmas› yerine bireysel karar alma bireysel hareket etme pratikleri ortaya ç›kmaktad›r. Kiflisel kayg› merkezli düflünme ve hareket etme pratikleri, s›n›f mücadelesinin her somut gelifliminde a盤a ç›kart›l›p, mahkum edilip buna karfl› bilinçli ve kararl› mücadele yürütülmesi durumunda, burjuvaziye ve tasfiyecili¤e karfl› olma bilinci ve duruflu somutluk kazan›r. Devrim ve örgüt bilimine etkide bulunan burjuva düflünceler ve tasfiyeci fikirler temizlendi¤i oranda kitleler, devrimci savafl ve proletarya partisi örgütlenir. Son çeyrek as›rl›k süreçte dünyada ve ülkemizde devrim aleyhine olan koflullar›n üzerinde yo¤unlaflan ve sistematik flekilde artarak geliflen burjuva sald›r›lar› kendilerini sadece “ideolojilerin öldü¤ü, devrimin olanaks›zlaflt›¤›, kapitalizmin sosyalizme karfl› zafer kazand›¤›” vb. fikirleriyle ortaya koymad›. Bu fikirlerin toplumun bütün s›n›f ve tabakalar› üzerinde etkisi oldu¤u bir gerçektir. Üzerinde durdu¤umuz esas konu burjuva sald›r›lar›n›n ve tasfiyeci görüfllerin devrimci ve komünist partiler içinde ortaya ç›kan, biçimlenip, flekillenen görüngüleri ve yan›d›r. Devrimci ve komünist partiler içinde tasfiyeci görüfllerin etkinlik kazand›¤› bu dönem do¤ru ve cesurca analiz edilerek, sürecin gidiflat›n› de¤ifltirecek olumlulu¤u kuflanacak do¤ru sonuçlar ç›kartmak gerekir. Komünist partisinin örgütleme ilkelerini ve var olufl gerekçelerini yads›y›p, çi¤neme olarak beliren bu tasfiyeci görüfller, onun s›n›f mücadelesine, halk savafl›na, önderlik ve öncülük

de¤il, ulusal hareketin tasfiyesine yönelik sald›r› planlar› da daha etkin bir flekilde devreye girecektir. Bu çat›flmal› süreç devrimci ve komünistlerin sürece daha etkin müdahalesini zorunlu k›lmaktad›r. S›n›f bilinçli proleterler aç›s›ndan kitlelerin bilincinde bir ›fl›k yakacak, onlar› harekete geçmeye sevk edecek bütün geliflmelere duyarl› davranmak elzemdir. Çal›flma ve düflünme tarz›ndaki s›radanl›k, hantall›k; dar çevreyle yetinme ve bu durumla bar›fl›k yaflama anlay›fl› hesaplafl›lmas› gereken büyük bir sorundur. Bu sorun afl›lmaz ve kitleler içinde dal budak salan örgütlenmeler yarat›lamazsa önümüzdeki dönemin geliflen olaylar›n›n d›flardan izleyicisi ve yorumlay›c›s› olmaktan öteye geçemeyece¤iz. Böylesi bir konumdayken ne geliflme zemini güçlü olan anti-emperyalist mücadeleye müdahale edebiliriz ne de baflta Kürt halk› olmak üzere bütün ezilen halklara karfl› giriflilen faflist terörün karfl›s›nda durabiliriz. Dikkatimiz, uyan›kl›¤›m›z, haz›rl›¤›m›z kitleleri örgütlemeye ve silahl› mücadeleyi gelifltirmeye odaklanmal›d›r.

misyonunun reddine kadar varan bir geliflim göstermektedir. As›l üzerinde durulmas›, a盤a ç›kar›lmas› gereken nokta tasfiyecili¤in kaba, görünen ve bilinen yanlar› de¤il (bunlar zaten belli ölçüde bilince ç›kar›lm›flt›r) onun “görünmeyen”, ince yanlar›d›r. Bu baflar›ld›¤› oranda proletarya partisi ve devrimci yap›lar üzerlerindeki burjuva etkilerinden onun tasfiyeci lekelerinden kurtulup, yürüyüfl ve duruflunu güçlendirebilir, yeniden kitlelerin ve toplumun ileri kesimlerinin güvenini ve deste¤ini kazanabilir. Bugün burjuvazinin ve tasfiyecili¤in etkisinin a¤›rl›¤› sonucu bir güven sorunundan bahsediliyorsa bunun ortaya ç›k›fl nedenlerini ve geliflim ve biçimlenme süreçlerini analiz edip, bilimsel tarzda ortaya koymadan sa¤l›kl› ve uzun erimli bir mücadele yürütülemez. Tasfiyeci görüfllerin farkl› biçim ve görüngülerde ortaya ç›kt›¤› bu süreçte devrim ve örgüt biliminin ilkeleri ve kurallar›na uygun hareket edildi¤inde bu ilkelerin savunucusu, uygulay›c›s› olma kararl›l›¤› ortaya kondu¤u ölçüde, devrimci geliflim ve ilerleme sa¤lanabilir. Bugün ileri kesimlerin baflta olmak üzere kitlelerin s›n›f bilinçli proleterlere ve devrimcilere karfl› tafl›d›¤› ve besledi¤i güvensizlik sorunu burjuva etkilerin temizlenip at›lmas› sonucu çözüme kavuflarak, örgütsüzlük örgütlülü¤e da¤›n›kl›k toparlanmaya, hareketsizlik hareketlili¤e, müdahalesizlik etkin ve örgütlü müdahaleye önder ve öncü olamama sorunu önder ve öncü olma gerçekli¤ine dönüflür.


22

9-22 Mart 2007

69

ABD ve Kuzey Kore aras›ndaki atom anlaflmas›, ‹ran rotas›n›n bir parças›d›r

Uluslararas› medya, geçti¤imiz günlerde Pekin’de gerçekleflen 6 tarafl› görüflmelerde, ABD ile Kuzey Kore aras›nda yap›lan anlaflmay› “Dönüm noktas›” ve “tarihi anlaflma” olarak kutluyorlar. fiimdi art›k iki ülke aras›nda on y›llard›r süren anlaflmazl›klar›n bitmesi için bir “flans” do¤mufl! Oysa bu durum hiç de gerçe¤i yans›tmamakta. Çünkü bu anlaflma ABD emperyalizminin askeri sald›rganl›k politikalar›nda bir de¤iflim oldu¤u anlam›na gelmiyor. Söz konusu anlaflma daha çok

da, ABD ‹ran’a dönük savafl haz›rl›¤›n› sürdürürken, patlamaya haz›r potansiyelde bir sorunun, so¤umaya b›rak›lmas›d›r. Yani geçici bir taktiksel yönelimdir. Bu anlaflma yüzeysel olarak ele al›nd›¤›nda, bir geri ad›m gibi görünebilir. ABD emperyalizmi, Bush-Hükümeti iktidara geldikten sonra Kuzey Kore ile 1994’te yap›lan Cenevre Çerçeve Anlaflmas›n› kald›rm›fl ve bundan itibaren de, Pjöngjang ile do¤rudan görüflmeleri ret etmiflti. Bush 2002’de Kuzey Kore’yi “fier ekseni”nin bir parças› ve Kuzey

Crispin Beltran derhal serbest b›rak›ls›n! Almanya’da bulunan çeflitli devrimcidemokratik kurum, Almanya’daki Filipinler baflkonsoloslu¤una hitaben ortak bir mektup yazarak, bir y›l› geçkin bir süre önce beri emperyalist güdümlü faflist Arroyo rejimi taraf›ndan tutuklanan KMU (1 May›s Sendikas›) Sendikas› Genel Baflkan› ve ayn› zamanda milletvekili olan Crispin Beltran’›n derhal serbest b›rak›lmas›n› talep ettiler. Mektupta flöyle denmekte: “Bizler, kongre üyesi ve Anak Pawis Parti listesi baflkan› Crispin Beltran’›n derhal serbest b›rak›lmas›n› talep etmekteyiz. Crispin Beltran, bir mahkeme serbest b›rak›lmas›na karar vermifl olmas›na karfl›n, 26 fiubat 2006’ dan bu yana Filipinler hükümeti taraf›ndan hapiste tutulmaktad›r. Bu durum bir insan haklar› ihlalidir. Beltran büyük bir cesaretle, Filipinler’deki küçük köylülerin lehine, gerçek bir toprak reformunu savunmufl, iflçilerin açl›k ücretlerine karfl› ç›km›fl, tekellere ait serbest ticaret bölgelerinde de sendika kurulmas› için ve de emperyalizmden kurtulufl için mücadele etmifltir. Filipinler hükümetini katliamlar› durdurmaya, bunlar›n faillerini a盤a ç›karmaya ve gerçeklefltirenleri ve bunlar›n arkas›ndakileri kat› bir biçimde cezaland›rmaya ça¤›r›yoruz.”

Kore lideri Kim Jong’u da “Tiran” ve “Diktatör” olarak adland›rm›flt›. Irak’ta giderek bata¤a saplanan ve de ‹ran sorunu özgülünde, yeni bir savafl cephesi açma noktas›nda hala net bir tutuma giremeyen ABD emperyalizmi, geçti¤imiz y›l Kuzey Kore önderli¤ini karalamaktan vazgeçmifl gibiydi. Bundan sonraki süreçte ise diplomasi trafi¤i iflletilmeye bafllam›fl ve yak›n zaman önce de, ABD Bafl Müzakerecisi Christhopher Hill, Alt›-Tarafl›-Görüflmeler’in son turunda Kuzey Koreli rakipleriyle Almanya’da bir araya gelerek, geçti¤imiz günlerde yap›lan anlaflman›n alt yap›s›n› haz›rlam›flt›. Anlaflman›n temel unsurlar›ndan birini, mazot veya eflde¤erde bir yakaca¤›n, Kuzey Kore’nin atom program›ndan vazgeçmesine karfl›l›k nakledilmesi oluflturuyor. Ancak meseleye daha yak›ndan bak›ld›¤›nda, ABD’nin -en az›ndan uzun süreli olarak- pek fazla bir sorumlulu¤a girmedi¤i görülüyor. Zaman› belirlenmifl olan tek somut anlaflma, Kuzey Kore’nin atom enerjisi program›n› dondurmas› ve uluslararas› atom enerjisi müfettifllerinin ülkeye geri dönüflüne izin verilmesine karfl›l›k, 50 ton yak›t›n önümüzdeki alt› hafta içinde nakledilmesi. Di¤er taraftan ABD’nin tüm vaatleri kolayca geri al›nabilecek türden. Anlaflma, ABD, tam diplomatik iliflkiyi kabul

etmifl görünmek için, iki tarafl› görüflmeleri “kabul edecek”. ABD Kuzey Kore’yi “terörizmin resmi teflvikçileri” olarak suçlamaktan “vazgeçecek” gibi, ABD emperyalizmini ciddi bir sorumluluk alt›na sokmayan mu¤lak ifadelerle dolu. Bu anlaflman›n ABD’ye tek maliyeti ise, yak›t için verece¤i 400 mil. $. Kuzey Kore ile yap›lan anlaflma ABD emperyalizminin ayn› sorun karfl›s›ndaki -karakterine denk düflen- çifte standart tutumunu da a盤a ç›karmakta. Kuzey Kore atom program›ndan vazgeçmeyece¤ini söyledi¤i dönemde, bir de küçük çapl› atom denemesi yapm›flt›, ancak ‹ran aç›s›ndan böyle bir durum söz konusu olmad›. Ancak ‹ran sorununa iliflkin görüflme yapmay› ret eden, ‹ran körfezine askeri y›¤›nak yapmay› ve sald›r› için, t›pk› Irak iflgali öncesinde oldu¤u gibi, BM’ye sahte belgeler sunarak “geçerli delil” aray›fl›n› sürdüren ABD, atom denemesi yaparak bir anlamda meydan okuyan Kuzey Kore ile anlaflma masas›na oturmakta sak›nca görmedi. K›sacas›, baflta da vurgulad›¤›m›z gibi, ABD emperyalizminin Kuzey Kore ile yapt›¤› anlaflma, Kuzey Kore sorununun, özelde ‹ran gündemi genelde ise Ortado¤u’da giderek içinden ç›k›lmaz bir hal alan süreç nedeniyle, so¤umaya b›rak›lmas›ndan baflka bir anlam ifade etmemektedir.

AT‹K 20. y›l kutlamas› yap›ld›

‹HD ‹stanbul flubesiyle dayan›flma etkinli¤i ‹HD ‹stanbul fiubesinin karfl› karfl›ya oldu¤u maddi sorunlara bir yard›m oluflturabilmek için Türkiye ve Türkiye Kürdistanl› göçmen kurumlar›n ortak giriflimiyle Londra’da dayan›flma kahvalt›s› yap›ld›. AT‹K-‹ngiltere Komitesi, YÇKM, G‹K-DER, DAY-MER ve Halkevi’nin kat›l›m›yla G‹K-DER lokalinde yap›lan etkinlikte ilk olarak topluca kahvalt› edildi. Kahvalt›n›n ard›ndan ‹HD’nin aktivitelerinden kesitler sunan bir sinevizyon gösterimi yap›ld›. Sonras›nda, ‹HD ‹stanbul fiubesi yöneticilerinden Hürriyet fiener’ in kat›ld›¤› bir sohbetle etkinli¤e devam edildi. Oldukça yo¤un kat›l›m›n gözlendi¤i etkinlikte ayr›ca karikatürist Sarkis Paçac›’n›n karikatürlerinden oluflan bir sergi de yap›ld›. Londra ‹K okurlar›

AT‹K ‹ngiltere Komitesi ad›yla faaliyetlerini devam ettiren kurumumuz ba¤l› bulundu¤u konfederasyonun 20. kurulufl y›l›n› coflkulu bir biçimde Londra’ da kutlad›. Sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelelerinde flehit düflenler an›s›na yap›lan sayg› durufluyla bafllayan etkinlik, AT‹K Merkez Konseyi taraf›ndan gönderilen yaz›n›n okunmas›yla devam etti. Kurumumuz bünyesinde faaliyet yürüten fliir grubundan bir arkadafl›n okudu¤u fliirlerin

ard›ndan merkezi olarak haz›rlanan ve AT‹K’in ve Türkiye ve Türkiye Kürdistanl› göçmenlerin hangi aflamalardan geçerek bugünlere geldi¤ini anlatan bir sinevizyon gösterimiyle birlikte ilk bölüm bitirildi. ‹kinci bölümde AT‹K baflkan›n›n ve di¤er demokratik kitle örgütlerinin gönderdi¤i mesajlar›n ard›ndan Grup Hayk›r›fl’›n verdi¤i müzik dinletisiyle etkinlik son buldu. AT‹K ‹ngiltere Komitesi


23

69

9-22 mart 2007

Ferman hükümetin, üniversiteler ö¤rencilerin! Yunanistan’da ö¤renci gençli¤e yönelik sald›r›lar devam ediyor. 16. Maddenin suya düflmesinden sonra ne yapaca¤›n› bilemeyen hükümet panik içinde sald›r›lar›na yeni birisini ekledi. Geçen yaz döneminde ö¤renci hareketi sonucunda geri ad›m atmak zorunda kalan hükümet, geçen hafta yasa tasar›s›n› yeniden gündeme getirdi. Üzerinde de¤ifliklikler yap›larak yeniden meclise sunulan yasaya göre; -Üniversitelerin özerklikleri ders ve bilimsel çal›flma yap›lan alanlar› kapsamakta. Yani üniversitenin geri kalan alanlar›na polis, rektörlük kurulunun karar› ile girebilecek. -Ö¤renim süresi önceden herhangi bir s›n›rlamaya tabii de¤ildi. De¤ifliklikle yeni ö¤renciler için art› 2, di¤erleri için ise art› 5 y›l olarak s›n›rlanmakta. -fiirket yöneticileri sunduklar› hizmetlerle ilgili üniversite bölümlerine girebilmekte ve kararlar›n al›nmas›na müdahale edebilmekte. Özet olarak yeni yasa-tasar›s› bunlar› içermekte. Buna karfl› ö¤renciler, ö¤retim üyeleri, sendikalar ile parti ve demokratik

kurumlar “Yasa Tasar›s› Geçmeyecek” slogan› ile yeniden sokaklara indiler. Ancak bu de-

fa eylem silsilesinin en uç noktas›na ulafl›ld›. 30.000’i aflk›n kitle sokaklara ak›n ederek “Ferman hükümetin ise yollar bizimdir” mesaj›n› verdiler. Atina merkezli düzenlenen eyleme, ülkenin bat›s›ndan do¤usuna, kuzeyinden güneyine bütün üniversitelerden ö¤renci dernekleri ak›n etti. Eylemlere Atina ‹flçi Merkezi (EKA) ifl durdurma eylemi yaparak destek verirken, Selanik’te ise, orta ve

Evrensel Bak›fl “Ortado¤u Dörtlüsü” “insafa”gelse de, emperyalist projeler çöküfle geçti! Geçti¤imiz günlerde Almanya’da yap›lan “Ortado¤u Dörtlüsü” toplant›s› öncesi Ortado¤u gezisine ç›kan ABD D›fliflleri Bakan› Condolezza Rice, Kudüs’te Olmert ve Abbas’la bir araya gelmiflti. Bu ziyaret daha çok da, Ortado¤u’daki iflgal politikalar›nda yaflanan fiyaskoyla birlikte bölgede “istikrar” sa¤lanmas›n›n yolunun Filistin sorununun çözümünden geçti¤ini iddia eden ABD emperyalizminin beklentileri do¤rultusunda ele al›nm›flt›r. Tüm bölgede hayata geçirilmeye çal›fl›lan emperyalist böl-parçala politikalar›n›n ürünü olarak t›rmand›r›lan El Fetih ile Hamas aras›ndaki kardefl kavgas›n›n geçti¤imiz haftalarda yap›lan anlaflmayla, göreceli de olsa sona ermesinin ve iki kesim aras›nda yap›lan anlaflmayla bir ulusal birlik hükümeti kurma karar›n›n ard›ndan bölgeye yeni bir ziyaret gerçeklefltiren Condolezza Rice, bir yandan baflta ABD olmak üzere, “Ortado¤u Dörtlüsü” içinde yer alan AB, Rusya ve BM’nin bu anlaflmay› tan›mama e¤ilimini bu görüflmeye tafl›rken, di¤er yandan da bu anlaflman›n Siyonistlerin ve bundan hareketle de emperyalistlerin lehine nas›l ifllerli k›l›naca¤›n›n ad›mlar›n› atmay› sürdürmüfltür. Kudüs’te yap›lan bir üçlü zirvede Olmert ve Abbas ile bir araya gelen Rice, Ortado¤u’daki fliddetin, iflgalin ve de katliamlar›n bafl sorumlusu olmalar›na karfl›n, bir kez daha “Bir Filistin devletinin flid-

det ve terörden do¤amayaca¤›” söylemini dillendirerek, yeni kurulacak Filistin hükümetinin ‹srail’i tan›mas› ve var olan, ‹srail lehine tüm anlaflmalar› kabul etmesi flart›n› da yineledi. Bu son görüflme ayn› zamanda Filistin halk›n›n onlarca y›ld›r süren onurlu davas›n› emperyalistlere ve Siyonistlere peflkefl çekti¤i kesin olan Abbas’›n, art›k tam anlam›yla emperyalist güdümlü bir politika izledi¤inin de somutlaflmas› anlam›na gelmektedir. Bunun içindir ki, emperyalistlerden ald›¤› deste¤e ek olarak, Abbas’›n bu tutumundan da iyice cesaret alan Siyonist ‹srail bu görüflmenin hemen ard›ndan gelen günlerde Nablus’a yönelik bir iflgal sald›r›s› düzenleyerek, kenti ele geçirmek için harekete geçti. Çok say›da panzer ve a¤›r silahlarla kenti kuflatan Siyonist askerler kentte soka¤a ç›kma yasa¤› ilan ederek, çok say›da Filistinliyi de tutuklad›lar. Ancak Siyonistlerin evdeki hesab› bir kez daha çarfl›ya uymad› ve Filistin halk›n›n direnifli burada da bir kez daha karfl›lar›na ç›kmakta gecikmedi. Bunun içindir ki, Siyonistler iflgal sald›r›s›n› birkaç gün sonra sona erdirmek ve askerlerini geri çekmek zorunda kald›lar. ‹srail’in Nablus’tan çekilmesinin hemen ertesinde, tüm Ortado¤u’yla birlikte, özellikle de Filistin meselesinin bafll›ca gündem oldu¤u “Ortado¤u Dörtlüsü”nün toplant›s› yap›ld›. Toplant›, BM,

ilkö¤retim ö¤retmenleri konfederasyonlar› (OLME ve DOE) 24 saatlik grevle, Selanik ‹flçi Merkezi (EAT) ve Kamu Çal›flanlar› Örgütü Birli¤i ise ifl durdurma eylemleri ile destek verdiler. Daha önceden süresiz grev ilan eden Üniversite Ö¤retim Üyeleri Sendikas› (DEP) greve devam erken, okul iflgalleri (350 fakülte iflgal alt›nda ve tüm ülkedeki fakülte say›s›n›n 400 kadar oldu¤unu vurgulamal›y›z) de baz› bölümlerin aç›lmas›na ra¤men devam ediyor. Eylemler Propilea Meydan›nda kitlenin toplanmas› ile bafllad›. Yürüyüfl boyunca “Yasa Tasar›s› Geçmeyecek, Özel Üniversitelere Hay›r, Devlet Terörüne Hay›r, Özellefltirme Kufla¤› Olmayaca¤›z” sloganlar›, en çok hayk›r›lan sloganlar oldu. Kortejlerin meclise ulaflmas› sonras›nda baz› gruplar›n polis engelini aflmak istemesi üzerine çat›flmalar ç›kt›. Çat›flmalarda gaz ve cop kullanan polise karfl› molotof ve tafllarla karfl›l›k verildi. Yaflanan çat›flmalarda bir kifli polisin cop darbesi sonucu kafas›ndan yaraland›. Devam›nda bu gruplarla polis aras›ndaki çat›flmalar Omonya Meydan›na kadar devam etti. Polisin provokatif tutumuna ra¤men kitle düzenini bozmayarak,

Politeknik Üniversitesi’ne do¤ru yürüyüflüne devam etti. Üniversiteye ulafl›lmas›ndan sonra ö¤renci dernekleri eylemlerin önümüzdeki süreçte nas›l devam edece¤ini belirlemek için koordinasyon toplant›s› yapt›lar. Toplant› sonucu yap›lan aç›klamada; “Hükümet geri ad›m atmad›kça, gündeme getirdi¤i yasay› geri çekmedikçe iflgal ve eylemlerin devam edece¤i” belirtildi. Toplant›n›n sona ermesinden sonra ö¤renci dernekleri Atina Emniyet Müdürlü¤ü’ne yürüyerek gözalt›na al›nan arkadafllar›n›n serbest b›rak›lmas›n› istediler. Eylem süresince kitleyi provoke etmeye çal›flan polis, eylemin sona ermesinden sonra ö¤rencilere gaz ve coplarla sald›rd›. Eylem herhangi bir gözalt› olmadan sona erdi. Sald›r›lar sonras› YKP (M-L) yapt›¤› aç›klamada; “Karamanlis hükümeti, ö¤renci hareketi karfl›s›nda bask›y› ve devlet terörünü seçmifltir” denilerek gözalt›na al›nan tüm eylemcilerin serbest b›rak›lmas› istendi. Hareketin seli karfl›s›nda her fleyi alabora olan hükümet, inad›n› sürdürdü¤ü sürece daha fazla kaybedecektir. Bugün belki sadece yasalar› kaybediyor ama yar›n kendisi hükümet olarak kaybedecektir. Yunanistan’dan bir ‹K okuru

AB, ABD ve Rusya’dan oluflan dörtlünün k›sa süre içinde gerçeklefltirdi¤i ikinci toplant›yd›. Bu toplant›da al›nan kararlar içinde, Rice’›n Kudüs’te yapt›¤› görüflmede de dillendirdi¤i gibi, Filistin ulusal birlik hükümetini tan›ma da var. Bu tan›ma ise, Filistin hükümetinin ‹srail’i tan›mas›, fliddeti durdurmas› vb. Filistin halk›n›n intifadas›n› bitirmeyi öngören flartlar› da içermekte ve gerçek hedef de zaten budur. Burada al›nan bir di¤er karar ise, Filistin’e mali vb. yard›mlar›n yap›lmas› ve böylece Filistin halk›n›n içinde bulundu¤u yoksullu¤un azalt›lmas›. Anlafl›lan “Ortado¤u Dörtlüsü” “insafa” gelmifl! Çünkü hat›rlanaca¤› üzere, ayn› dörtlü Hamas’›n seçim zaferinin hemen ard›ndan Filistin’e dönük kapsaml› bir ambargo bafllatm›fl ve Filistin halk›n›n bugün içinde bulundu¤u sefaletin giderek büyümesine neden olmufltu. fiu süreçte Abbas’la girilen iflbirli¤inin ve de Rice’›n Abbas’la yapt›¤› son görüflmede ald›¤› tavizlerin sonucundan hareketle olsa gerek, Filistin’e dönük ambargonun kald›r›lmas› gündeme gelmifltir. K›sacas›, Filistin’e dönük yard›m karar›, sanki Filistin halk›n› açl›¤a yoksullu¤a mahkum edenler, bunlar›n da ötesinde, Siyonistlerin Filistin halk›na dönük katliamlar›n›n bafl sorumlusu sanki kendileri de¤ilmiflçesine, büyük bir aymazl›kla, “Ortado¤u Dörtlüsü”nün “bar›fl çabalar›” olarak sunulmaktad›r. Ancak emperyalistlerin sözde “bar›fl” çabalar› sadece bu toplant›yla s›n›rl› de¤il. Özellikle de ABD emperyalizminin. ABD emperyalizmi “Medeniyetler Çat›flmas›” ad› alt›nda sürdürmeye çal›flt›¤› iflgal savafllar›nda hedef olarak gösterdi¤i ‹slami toplumlarla da “bar›fl” aray›fl›na girmifl! Rice, Ortado¤u turunun ard›ndan gel-

di¤i Almanya’da, dörtlünün toplant›s› öncesinde burada bulunan Türkiye kökenli Müslüman göçmen örgütleri ile bir araya gelerek, onlar›n haklar›ndan söz etmifl ve “Biz asl›nda sizi çok severiz” mesaj› vermeye çal›flm›fl. Bu yaklafl›m çok aç›kt›r ki, ABD’nin, bu kesimleri kendi Ortado¤u politikalar›na yedekleme gayretinden kaynaklanmaktad›r. Meselenin özü ise fludur: Ortado¤u’nun BOP ad› alt›nda emperyalistlerin ç›karlar› do¤rultusunda yeniden flekillendirilmek istendi¤i flu süreçte, bölgedeki halklar›n deste¤ine ihtiyaç duyulmaktad›r ve onlar›n deste¤ini almadan hakimiyet sa¤lanmas› mümkün de¤ildir. ‹flgal karfl›t› direnifllerin giderek büyümesi hakimiyet kurma çabalar›n› giderek zorlaflt›rmaktad›r. Bu direnifller, BOP’un “gere¤i” olan yeni iflgal savafllar›n› da neredeyse imkans›z k›lmaya bafllam›flt›r. Sonuç olarak; Ortado¤u’daki iflgalin geniflletilmesine dönük, Filistin sorunu özgülündeki geliflmeleri de kapsayan tüm bu çabalar, ayn› zamanda bölgede girilen bata¤›n giderek derinleflmesinin ürünüdür. ‹flgallerde art›k çöküfle yaklafl›lm›flt›r. Bu durum bugün art›k iflgal komutanlar› taraf›ndan bile aç›kça ifade edilmektedir. ‹flgallerin bafll›ca müttefiki durumunda olan ‹ngiltere ve Danimarka, batan gemiyi terk eden fareler gibi, askerlerini Irak’tan çekme kararlar›n› aç›klad›lar. Emperyalistlerin iflgalci komutanlar›, Vietnam benzeri bir çöküfle en fazla alt› ayl›k bir süre vermekteler. Öyle görünüyor ki, “emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak” fliar›n›n hayat bulmas› çok uzak de¤il. Zaferi daha da yak›nlaflt›rman›n yolu ise, emperyalizme karfl› tüm dünyada yükselen mücadeleyi, bulundu¤umuz co¤rafyada da daha yükseklere tafl›maktan geçmektedir.


24

9-22 Mart 2007

69

8 Mart’›n ard›ndan… HER GÜN 8 MART, HER GÜN KAVGA! Bu y›l 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü eylemine gitmek için kalkt›¤›mda havan›n ya¤murlu olmas› “kat›l›m› etkiler mi acaba?” diye düflünmeme sebep olmufltu. Toplanma yerine vard›¤›mda “k›z›l” rengin hâkim oldu¤u, kad›nl› erkekli bir kitle vard›. Tüm devrimciler ortak bir flekilde kutluyordu bu y›l 8 Mart’›. Emekçi kad›nlar›n sorunlar› üzerine yolda düflünürken yoksulluk, iflsizlik ve fliddetin alt bafll›¤›nda en çok yer edenlerden birisi “töre-namus” ad› alt›nda ifllenen cinayetlerdi akl›mdaki. Güldünya, Naile, fiemse, Gülistan… Adlar› farkl› olsa da “kader”leri ortakt›. Babalar›n, amcalar›n, kocalar›n, a¤abeylerin oluflturdu¤u “aile meclisleri”nde al›nm›flt› katletme kararlar›. Bu karara mührünü basm›flt›, kolluk güçleri, etkilisi, yetkilisi, bilcümle koltuk iflgalcisi… Sonra Urfa Ceylanp›nar’da Ç›rp› Deresi’nde sulara bo¤ulup giden çocuk yafltaki tar›m iflçisi kad›nlar› düflünüyordum. Anut, Naile, Zehra ve Hatun’u… 23 yafl›ndaki Naile Çorak’›n bu k›sac›k hayat›nda 2 yafl›nda bir o¤ul kaybetti¤ini okumufltum gazeteden, sulara kap›l›p giderken 4 ayl›k hamile oldu¤unu da… T›pk› geçen y›l Bursa’da patronlar›n›n gece mesaisinden kaçmas›nlar diye kap›y› üzerlerine kilitledikleri için yang›ndan kaçamayarak ölen Sevgi gibi… Yaflad›klar› azg›n sömürü koflullar› Naile ve Sevgi’nin bebeklerine do¤ma flans› bile tan›mam›flt›. Bursa’daki tekstil fabrikas›ndaki yang›nda ölen kad›n iflçilerden Ayfle 15, Sadife 18, Gülden 21 yafl›ndayd›. Ceylanp›nar’da Ç›rp› Deresi’nin sular›nda kaybolan Anut ve Hatun 14 yafl›ndayd›, Hacer ise 22… Düflündükçe daha fazla içini ac›t›yordu insan›n, bir o kadar da öfkelendiriyordu. Bursa’da ölen iflçi kad›nlar›n çal›flt›klar› fabrika ve makineler sigortal›yd›, kendileri ise öldükten üç gün sonra sigortaland›lar! Ceylanp›nar’dakilerin ise de¤il sendika, sürekli bir ifle sahip olmalar› bile zordu. Günlük 5 YTL idi kazand›klar›… Mitingi yapaca¤›m›z gün Diyarbak›r’da kocas› taraf›ndan vurulduktan sonra annesinin evine kaç›p çeyiz sand›¤›na saklanan, ama ölümünden kaçamayan Gülistan Gümüfl’ün mahkemesi vard›. Ne diyecekti hâkim Gülistan’›n kocas›na “töre yüzünden mi yapt›n, namus yüzünden mi?” Kaç›p gitti¤i ‹stanbul’dan kar›s›n› ça¤›rma nedenini ortaya atacakt› kocas› “Töre de¤il, namus yüzünden öldürdüm. Baflka erkeklerle birlikte oluyordu. Namusumu temizledim” mi diyecekti? Böylelikle “a¤›r tahrik” nedeniyle indirilecekti cezas›… Yitip giden bir ömür kalacakt› Gülistan’dan geriye, k›z›n› ba¤r›nda saklayamad›¤› için ac›lar içinde bir ana, kaderi onun gibi olmas›n diye diledi¤i bir k›z çocu¤u bir de… Camdan d›flar› bak›p hafifçe çiseleyen ya¤muru gördü¤ümde bunlar geçiyordu akl›mdan. Tabi bir de ABD emperyalizmi ve uflaklar› taraf›ndan idam edilmelerine karar verilmifl olan üç kad›n direniflçi;

Wassan Talib, Zeynab Fadhil, Liqa Omar Muhammad… Ülkeleri iflgal alt›nda olan bu direniflçi kad›nlar, bu duruma seyirci kalmam›fl, bu görevi sadece erkeklerin üzerine y›kmam›fl, iflgale karfl› ak-

t i f

olarak görev alm›fllard›. Bunun karfl›l›¤›yd› idamla cezaland›r›lmak. Sloganlar›m›z› hayk›r›rken Irakl›, Filistinli kad›nlar için hayk›racakt›k, Bursa’da, Ceylanp›nar’da azg›n sömürü koflullar›nda yaflam› elinden al›nan kad›nlar için, töre-namus cinayetlerinde yaflamlar› elinden al›nan kad›nlar için hayk›racakt›k, “yok edin insan›n insana kullu¤unu, bu davet bizim…” diyecektik… Hem insanl›¤›n hem emekçi kad›nlar›n kurtuluflu için savaflm›fl komünist kad›n önderler, devrimci kad›nlar ve elbette kad›n yoldafllar›m›z›n foto¤raflar› vard› ellerimizde. Onlar›n foto¤raflar›n› ellerimizde tafl›y›p, fliarlar›n› hayk›rarak “Hepimiz Ayfer’iz”, “Hepimiz Dilek’iz”, “Hepimiz Meral’iz” demifl oluyorduk. ‹simleri okununca “Yafl›yor!” diye hayk›r›yorduk. Bak›n, buradalar, yan›m›zdalar, isteseniz de yok edemediniz onlar› diyordum içimden. 8 Mart 1999’da ölümsüzleflmiflti da¤lar›n komutan› Ayfer, Münire ve Kemal’le birlikte. “Ben Ayfer olaca¤›m” diyerek gerillaya kat›lan ve komutanlaflan Dilek yoldafl› u¤urlam›flt›k geçen y›l. Biliyorduk bu topraklar, bu halk, bu emekçi kad›nlar, daha nice Ayferler ve Dilekler do¤uracakt› ac›lar›n› öfkeye çevirip bu topraklardan… Yürüyüfl bafllamadan oldukça az olan kad›n yoldafllar›m›z›n say›s›, gittikçe artt› yine de göze çarpan bir noktayd› kad›n yoldafllar›m›z›n say›ca daha az oluflu. Bence bu hem kad›n faaliyetçilerin az olmas›ndan, hem de 8 Mart çal›flmas› yap›l›rken emekçi kad›nlar›n sorunlar›n›n ne kadar ele al›nd›¤›ndan, bunun ne kadar ifllenebildi¤inden ba¤›ms›z de¤il. Ancak yine de akl›mdan geçti, kortejde bulunan tüm erkek yoldafllar›m›z›n efli, sevgilisi, annesi, k›z

kardeflinden kaç› gelmiflti oraya? Mitinge, eylemlere gitmek “erkek ifli”, evde oturup yemek yapmak, çocuklara bakmak “kad›n ifli” mi diye sorsak teoride buna karfl› ç›k›lsa da pratikte verilen cevab›n bu oldu¤u görülecektir kan›mca. Yürüyüfl boyunca, flamalar›m›zla, dövizlerimizle, alk›fllar›m›z, z›lg›tlar›m›z ›sl›klar›m›zla coflkumuzu tafl›maya çal›flt›k. Emekçi kad›nlar›n kurtulufl mücadelesi, insanl›¤›n kurtulufl mücadelesinden ba¤›ms›z de¤ildi kuflkusuz, o yüzden devrim ve sosyalizmle ilgili sloganlar›m›z› da hayk›rd›k gür bir sesle. “A¤a- patron devletini y›kaca¤›z, halk iktidar› kuraca¤›z” dedik hep bir a¤›zdan. F Tipi ve di¤er hapishanelerde direnen yoldafllar›m›za ve siperdafllar›m›za selam gönderdik sokaktan. “Devrimci tutsaklar yaln›z de¤ildir” dedik. Sistem taraf›ndan azd›r›lan flovenizme karfl›, katledilen Ermeni ayd›n Hrant Dink’i an›p beyaz güvercinler uçurduk içimizden onun için “Türk, Kürt, Ermeni; Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” dedik. Devrim flehitlerinden, F tiplerine, emperyalist iflgallerden, s›n›f mücadelesine de¤in att›¤›m›z sloganlar›m›z günün politik içeri¤inin zenginlefltirilmesini sa¤l›yordu ve tüm bunlar›n kad›n›n kurtulufl mücadelesinden ayr› ele al›namayaca¤›n›n fark›ndayd›k. Ancak benim gazetemiz arac›l›¤›yla yoldafllar›m›za, dostlar›m›za iletmek istedi¤im bir elefltirim var, ki daha önceki y›llarda da buna tan›k oldu¤umu söyleyebilirim. Bu paragraf›n bafl›nda sayd›¤›m konularla ilgili sloganlara çevremdeki ço¤u insan›n gür bir flekilde kat›ld›¤›n› görürken, emekçi kad›nlar›n sorunlar›n› alana tafl›yan sloganlar›n daha sönük kald›-

¤›n› gözlemledim. Örne¤in fabrikalarda ve tarlalarda çal›flan kad›n iflçilerin erkek iflçilerle ayn› ifli yapmalar›na ra¤men, daha az ücret almalar› ve “ucuz ifl gücü” olarak görülmeleri çifte bir sömürüyü do¤uruyor. Bu yüzden buna karfl› “Eflit ifle, eflit ücret” slogan›n›n da ayn› di¤er sloganlar gibi gür bir flekilde hayk›r›lmas› gerekiyordu. Veyahut hemen her gün bir yenisi ifllenen töre-namus cinayetlerine karfl› “Namus cinayetlerine son” derken, Güldünya için, Gülistan için, Naile için “Bu son olsun” der gibi öfkeyle hayk›rmak gerekiyordu. Aksi takdirde biz mitingin baflar›s›n› salt “adam katma” olarak de¤erlendiremeyece¤imiz gibi s›rf “kad›n katma” olarak da de¤erlendiremeyiz. Kuflkusuz kat›l›m, morali yükselten, kitleye güç veren bir durumdur, ancak bu gündemlerle kitlemizi yeterince e¤itmedi¤imizde bu kat›l›m kal›c› bir kat›l›m olmaktan uzak olacakt›r. Kortejde ve alanda çocuklar› ile birlikte gelen dostlar, yoldafllar vard›, bu beni oldukça mutlu etti, gelece¤in gençleri bu alanlardan yetiflecek ve aram›za kat›lacaklar diye düflündüm. Y›llar sonra birer çocukluk hat›ras› olarak anlatacaklar belki de arkalar›ndan gelenlere… Alana geldikten sonra ortak sloganlar, alk›fllar, halaylar… Derken bir 8 Mart mitingini daha arkam›zda b›rakm›fl olduk. Gönül ister ki emekçi kad›nlar›n sorunlar›n›n pek ço¤unu da arkam›zda b›rakm›fl olal›m önümüzdeki 8 Mart mitingine kadar. Fakat yol uzun, yürüyüfl zorlu… O kutlu gün gelene dek, yap›ya tu¤la ekleme görevi bizde yoldafllar, yap› yükselecek kan ter içinde… (‹stanbul’dan bir ‹K okuru)

Irak’ta direniflçi kad›nlar idam edilmek isteniyor! 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Gününün kutland›¤› bugünlerde ABD emperyalizmi Irak’ta direniflçi üç kad›n› idam etmek istiyor. ABD emperyalizmi Irak’ta binlerce insan› katlederken Irak halk›na zulmederken bundan nasibini en fazla alanda Irakl› kad›nlar oluyor. ‹flkence, taciz ve tecavüze maruz kalan Irakl› kad›nlar tüm bunlara ra¤men ABD askerlerine yönelik eylemlerden vazgeçmiyor. Direniflçi kad›nlardan Wassan Taleb, Zeynep Fadhel ve Liga Omar Mohammad kukla hükümetin polis kuvvetlerine ve iflgalcilere yönelik düzenledikleri eylemlerden dolay› idama mahkum edildiler. 31 yafl›ndaki Wassan silahl› bir grupla polise sald›rarak 5 polisin öldürülmesine kat›lmakla suçlan›yor. Zeynep 25 yafl›nda efli ve erkek kardefliyle birlikte Irak ve Amerikan askerlerinden oluflan bir devri-

yeye sald›rmakla suçlan›yor. Liga ise, 26 yafl›nda efli ve kardefliyle birlikte “Yeflil bölgeden” bir görevliyi öldürmekle suçlan›yor. ‹damlar›n engellenmesi emekçi kad›nlar›n dayan›flmas› ile gerçekleflebilir. Irak’ta yaflanan bu geliflmelerle ilgili olarak Emekçi Kad›nlar Derne¤i Galatasaray Lisesi’nin önünde bir bas›n aç›klamas› yaparak duyarl›l›k ça¤r›s› yapt›. 26 fiubat Pazartesi günü saat 12.30’da “Wassan Taleb, Zeynep Fadhel, Liga Omar Mohammed’in idam kararlar› geri çekilsin” yaz›l› pankart açarken “Irakl› kad›nlar yaln›z de¤ildir”, “Tecavüzcü ABD Ortado¤u’dan defol” sloganlar›n› hayk›rd›. EKD ad›na okunan aç›klamada yarg›lanmas› gerekenin direniflçiler de¤il iflgalci güçler ve iflbirlikçiler oldu¤u belirtilirken, kad›n dayan›flmas›n›n yükseltilmesi ça¤r›s› yap›ld›. (‹stanbul)


25

69

9-22 Mart 2007

Hrant Dink ezgilerle an›ld› lesa, Kardefl Türküler, Michael Ellison, Nejat Yavaflo¤ullar›, Sayat Nova Korosu, Sarkis ��erkezyan, Sarkis Seropyan, Sema, Vova’n›n da bulundu¤u pek çok sanatç› sahneye ç›kt›.

‘Karanl›k ayd›nlat›lmadan cinayetler devam eder’

Katledilen ayd›n ve gazeteci Hrant Dink, katledilmesinin 40. gününde Yeni Melek Gösteri Salonu’nda düzenlenen etkinlikte Ermenice, Kürtçe, Türkçe türkülerle an›ld›. Agos Gazetesi ve Bo¤aziçi Gösteri Sanatlar› Toplulu¤u taraf›ndan organize edilen anmaya Dink’in efli ve çocuklar›n›n yan› s›ra; çok say›da ayd›n, tiyatrocu, siyasi parti temsilcisi, gazeteci, sendika temsilcisi ve yüzlerce kifli kat›ld›. Salon girifline yerlefltirilen Dink’in portresinin önünde mumlar yak›l›rken, gecede Türkiye’nin kültürel renklerini temsil eden her kesimden sanatç› ve ayd›n sahne ald›. Gece Dink için haz›rlanan sinevizyon gösteri ile bafllad›. Gecede; aralar›nda Arto Tunçboyac›yan, Aynur, Bartev Garyan, Birol Topalo¤lu, Cahit Berkay, Dostlar Korusu, He-

Sahneye ç›kan sanatç›lar Ermenice, Kürtçe, Türkçe türkü ve flark›larla kat›l›mc›lara duygulu anlar yaflat›rken, salonda zaman zaman “Hepimiz Hrant’›z hepimiz Ermeni’yiz” fleklinde sloganlar at›ld›. Dink için yap›lan konuflmalarda ise, Dink’in bir ayd›n olarak Türkiye için ne kadar önemli bir insan oldu¤una vurgu yap›ld›. Konuflmalarda Türkiye’de cinayetlerin son bulmas› için var olan karanl›¤›n sorgulanmas› gerekti¤ine iflaret ederek, bu karanl›k ortam ayd›nlat›lmadan cinayetlerin son bulmayaca¤›na dikkat çekildi. Hrant Dink’in arkadafl› ve gazeteci Sarkis Seropyan, Dink’e iliflkin an›lar›n› anlat›rken, duygulu anlar yaflad›. Agos Gazetesi ve Dink’in avukat› Fethiye Çetin ise, Türkiye’deki karanl›k güçlerin Dink’in ölümünden sonra harekete geçtiklerini belirterek, “O karanl›k güçlerin korktu¤u fley, Hrant’›n ölümünden sonra onun vuruldu¤u yerden yüz binlerce Hrant’›n yürümesidir” dedi. Anma, geceye kat›lan bütün sanatç›lar›n birlikte Sar› Gelin türküsünü söylemesi ile son buldu. Geceye kat›lanlara ç›k›flta geleneksel 40’›nc› gün helvas› da¤›t›ld›. (H. Merkezi)

Demokratik Haklar Kültür ve Sanat Gecesi yap›ld›

Yüz Çiçek Açs›n Kültür merkezi taraf›ndan bu y›l III. Demokratik Haklar Kültür ve Sanat fiöleni yap›ld›. 24 fiubat Cumartesi günü Ba¤c›lar Olimpik Spor Salonunda gerçeklefltirilen gece devrim flehitleri için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflu ile bafllad›. Sayg› duruflu s›ras›nda Enternasyonal Marfl› okundu. Bu esnada sinevizyondan ustalar›n, Türkiye devrimci hareketinin ön-

derlerinin, ‹brahim Kaypakkaya’n›n, 17’lerin görüntüleri yans›d›. YÇKM ad›na yap›lan aç›klamada, genelde dünyada özelde ülkemizde yaflanan geliflmelerden söz edilerek gecenin halk kültürünü ileri tafl›ma mücadelesinin bir ürünü oldu¤u vurguland›. Gecede sahneye ilk olarak Koma Çiya müzik grubu ç›kt›. Kitle grubun ezgileriyle halaya durdu. Tüm hapishanelerdeki MKP tutsaklar› ad›na gönderilen mesaj›n okunmas›n›n ard›ndan Yeni Demokrasi fiehit ve Tutsak Aileleri ad›na bir konuflma yap›ld›. Konuflmada flehitlerin mücadelesinin sahiplenilmesi gerekti¤inin alt› çizildi. Gecede Özlem Özdil, Erdal Bayrako¤lu, Mo¤ollar, Ferhat Tunç, Grup Munzur da sahne alarak ezgilerini izleyicilerle paylaflt›. Gecede flair Nihat Behram okudu¤u fliirlerle ve konuflmas› ile ABD em-

EKD, kad›n tutsaklarla dayan›flma eylemi yapt› Emekçi Kad›nlar Derne¤i (EKD) üyeleri 20 fiubat Sal› günü Gebze M Tipi Kapal› Hapishanesi önünde bir araya gelerek, hapishanelerde tutulan siyasi kad›n tutsaklar için özgürlük istedi. Hapishane önünde “Politik Kad›nlara Özgürlük” pankart›n› açan dernek üye ve aktivistleri, burada bir bas›n aç›klamas› düzenlediler. Bas›n aç›klamas›na, hapishane önünde bekleyen tutsak yak›nlar› da destek verdi. EKD ad›na Neziha Yaman’›n

okudu¤u bas›n aç›klamas›nda; “8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar günü yaklafl›rken, özgürlük ve eflitlik düfllerini paylaflt›¤›m›z, yan yana, omuz omuza oldu¤umuz k›z kardefllerimize, kavga arkadafllar›m›za, tel örgülere, demir kap›lara inat, sesimizi ulaflt›r›yoruz!” denilerek, kad›n tutsaklarla dayan›flma içinde olunaca¤› vurgusu yap›ld›. Yap›lan aç›klama kad›n tutsaklarla ilgili at›lan sloganlar›n ard›ndan son buldu. (Kartal)

Kapat›lmas› gereken RTÜK’tür! Anadolu’nun Sesi Radyosunun RTÜK taraf›ndan kapat›lmas›na karfl› ayd›n-sanatç›lar›nda kat›l›m›yla bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. 23 fiubat günü saat 13.00’te Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde biraraya gelen sendikac›lar, yazarlar, ayd›nlar ve gazeteciler Anadolu’nun Sesi’ne sahip ç›kt›. “Anadolu’nun Sesi susturulamaz, radyomuzu istiyoruz” yaz›l› pankart›n önünde yap›lan aç›klamada; Radyonun F tipi hapishanelere karfl› yürütülen Ölüm Orucunun haberlerini yapt›¤›, Kürt sorunu ile ilgili tart›flmalara yer verdi¤i gerekçesiyle ‘Sosyal, s›n›f, ›rk, din, mezhep veya bölge farkl›l›¤›na

dayanarak halk› birbirine karfl› kamu düzeni için tehlikeli olabilecek flekilde düflmanl›¤a veya kin beslemeye tahrik etmek’ ten yarg›lanarak kapat›ld›¤› ifade edildi. Anadolu’nun Sesi’nin demokrasi ve özgürlük için verilen mücadelenin sesi oldu¤unu halk›n yüre¤inde, vicdan›nda yay›n›n› sürdürmeye devam edece¤i belirtildi. Bas›n aç›klamas›nda sanatç› fianar Yurdatapan da söz alarak kapat›lmas› gerekenin RTÜK oldu¤unu söyledi. Anadolu’nun Sesi’nin kapat›lmas›na karfl› Ankara 15.‹dare Mahkemesi’nde aç›lan davaya savunma verilmifl durumda, flu anda mahkeme karar› bekleniyor. (‹stanbul)

Hozatl›lar bulufltu Kartal’da bulunan Hozat Kültür ve Yard›mlaflma Derne¤i 23 fiubat’ta bir dayan›flma gecesi düzenleyerek, Hozatl›lar› bir araya getirdi. 23 fiubat Cuma günü, akflam saatlerinde Kartal-Büklü dü¤ün salonunda düzenlenen yemekli gecede “Do¤am›za ve kültürümüze sahip ç›kmak hepimizin borcu!” fliar› ön plana ç›kar›ld›. Gecede yeni seçilen derperyalizmine bask› ve zulme karfl› mücadele ça¤r›s› yaparken; araflt›rmac›-yazar Haluk Gerger, sermayenin iktidar›n› korumak için gençli¤i kullanmaya, kardefl bir halk›n üzerine göndermeye çal›flt›¤›n› tüm bunlara karfl› halk›n mücadelesinin sürdü¤ünü ve sosyalizmin kaç›n›lmaz oldu¤unu söyledi. Salonda “Emperyalizm kan dökmeye devam ediyor” bafll›¤› alt›nda Irak, Filistin ve Afganistan’da yaflanan

nek yönetimi tan›t›ld›ktan sonra, Dernek Baflkan› ve TUDEF Genel Baflkan› gecenin içeri¤ine iliflkin k›sa birer konuflma yapt›lar. Bu konuflmalar›n ard›ndan, dernek bünyesinde faaliyet gösteren halk oyunlar› ekibinin gösterisi ile devam eden gece, kat›lan sanatç›lar›n söyledi¤i türküler ve çekilen halaylarla son buldu. (Kartal) iflgallerden foto¤raf kareleri sergilenirken, “Gelin umudun resimlerini beraber çizelim” bafll›¤› alt›nda çocuklar için resim panosu haz›rlanm›flt›. Sinevizyon gösterimi ile toplumun de¤iflik kesimlerinin sorunlar› ve buna karfl› ileri sürülen talepler, Nepal’de yükselen Halk Savafl› yans›t›ld›. Coflkulu geçen gece Grup Munzur’un isyan dolu ezgileriyle sona erdi. (‹stanbul)


26

9-22 Mart 2007

69

Muharremce büyütüyoruz umudumuzu “... Mart’›n 19’u... Gökyüzü beyaza kesmifl tümden, sokaklar mavi. Ve o sabah günefl inad›na parl›yor sanki kavga misali. Dört kifli yürüyorlar diz boyu karlara bata ç›ka. Ahmet -Ona Apo diyorlar, ‹lhan, Engin ve Ali. Adlar›, böyle bilinmeli... Apo, o haylaz gülüfllü, çocuk bak›fll› yoldafl: ‘Biliyor musun ‹lhan arkadafl’ demiflti yan›ndakine dolmufl kuyru¤unda, ‘daha bir 30 y›l daha yaflamak istiyorum’, ‘Neden 30 y›l?’ diye sormufltu yan›ndaki. Gülüvermiflti: ‘Eh, devrimi görmeden ölmek istemem de ondan.’... fiehremini K›z›lelma Caddesi- Kaflgarl› Mahmut Sokak 16 No’lu binaya, ad› Kaplan Apartman› m›yd› neydi. Görünürde anormal bir durum yoktu ve her zaman emniyet için kararlaflt›rd›klar› iflaret yerinde duruyordu. Aya¤›ndaki postal›n ucuyla bodrum kat›n soka¤›na bakan cam›na vurdu ‹lhan. Pencereden bakan olmad›. ‘Girelim’ dedi Apo. ‘Bu toplant›y› mutlaka yapmam›z laz›m.’ Tedirgin, dört sempatizan ö¤renci kal›yordu evde... Dört kifliydiler. Günefli d›flar›da b›rak›p afla¤›ya indiler. Sessizdi ortal›k ve çok garip, zili her çal›flta sanki kendisininkiymifl gibi karfl› kap›da görünen kad›n yoktu ortalarda. Kap› aç›ld›. ‹ki Thomson dayan›verdi ba¤›rlar›na. ‘Buyurun’ dedi ölüm kadar so¤uk bir ses. Buyurdular. Duvara dayad›lar dördünü de... Laflar uçufluyordu havada. ‘Yeter art›k uzatmay›n’ dedi bir tanesi. ‘S›k›ld›k beklemekten bizi tutmaya ne hakk›n›z var.’ ‘Ne bu ayaklar›n›zdaki çamur han›m efendi, uzaklardan m› geldiniz?’... ‘Sana ne’, ‘Sana neyi gösterece¤im sana...’, ‘Yok ya öyle mi?’... ‹flte tam o s›rada ateflledi elinde beliriveren silah› Apo. Onlar› teslim alanlar hemen f›rlay›p kap› d›flar› att›lar kendilerini. Kap› çok yak›nd› zaten. Bir anda oldu her fley. Yaln›zlard› art›k. Önce kelepçeye atefl

edip k›rd›lar... Ba¤l› olduklar› kolektifin ilkeleri vard›: Asla teslim olmamak, arkadafl›n› terk etmemek, ele geçirildiklerinde mutlaka kaçmaya çal›flmak ve çözülmemek gibi... Ali ve Engin f›rlad›lar hemen ‹lhan ve Apo geride kald›lar. Yanlar›nda tafl›d›klar› bir k›s›m dokümanlar ç›kt› ortaya ve yok

Nihayet camlar k›r›ld›, içeri dolmufllard›. Yaral› Apo’yu öldürdüler. Kafas›na ard arda iki kurflun s›km›fllard›...” Böyle anlat›yordu seni, ayn› çat›flmada yer ald›¤›n›z yoldafl›n›z... Ahmet Muharrem Çiçek, Muharrem’den Muharrem’e uzanan bir direnifl gelene¤inin ilk ve en önemli halkas›... Proletarya Partisi’nin tohumlar› henüz yeni at›lmaya bafllam›flken Mart ay›nda flehit düflerek topra¤› çatlatan bir Çiçek’ti O.

edildi. H›zla hareket ediyorlard› ama zaman da h›zla ak›yordu... Kap›ya yöneldikleri s›rada geldi seslerini duyduklar› polisler. ‹lk çat›flma... ‹lhan düfltü, ateflin etkisiyle çarpt› duvara, yere y›¤›ld›. Polisler çekildiler, Apo içeri atlad›. Bir an tereddüt etti¤ini görünce ‘Git’ dedi ona ‹lhan. ‘Çabuk afla¤›’. Yatt›¤› yerden sesleri duyuyordu. Ali ve Engin arka tarafta yakalanm›fllard› galiba... Apo barikat kuruyordu pencerenin önüne. ‘Teslim ol!’ diye ba¤›r›yorlard› Ona. ‘Teslim ol!’, devrimci sloganlarla y›rt›l›yordu Kaflgarl› Mahmut Soka¤›n›n boyun e¤mifl suskunlu¤u. Bir an geldi ki silahlar sustu. Belli ki yeni bir taktik deneyeceklerdi. ‹lhan’›n yan›na kofltu Apo. ‘Nas›ls›n ‹lhan arkadafl’ dedi, art›k gözlerini açam›yordu

Ulafl Bardakç› mezar› bafl›nda an›ld› THKP-C’nin kurulufl sürecine kat›lan, 19 Ocak 1972’de Arnavutköy’de kald›¤› evin kuflat›lmas› ile yaflanan çat›flmada katledilen Ulafl Bardakç› Ankara’da Halkevleri, 68’liler Derne¤i, 78’liler Derne¤i, ÖDP, Halkevleri ve Devrimci Gençlik taraf›ndan mezar› bafl›nda an›ld›. Karfl›yaka Mezarl›¤›nda yap›lan anma mezarl›k giriflinden Ulafl Bardakç›’n›n mezar›na kadar yap›lan yürüyüflle bafllad›. Yürüyüfl esnas›nda anmaya kat›lanlar s›k s›k “Ulafl Bardakç› ölümsüzdür”, “Gün gelecek devran dönecek, darbeciler halka hesap verecek” sloganlar›n› att›lar. Grup ad›na aç›klama yapan 78’liler Derne¤i Baflkan› Ruflen Sümbülo¤lu, köylü halk›n, iflçi s›n›f›n›n, ö¤renci gençli¤in 68’de yaflad›¤› canlanmay› aktararak

‹lhan ‘iyiyim merak etme beni’ diye zorlukla yan›tlad› Onu. Devam etti Apo; ‘‹lhan arkadafl galiba ben burada ölece¤im. Öyle görünüyor. Göreyim seni, iflkenceden bafl›n dimdik ç›k ve hakk›n› helal et.’ Bu bir veda an›yd›. ‹ri sözleri yoktu ki söylenecek. Hem sevmezdi de böylesini Apo. Paylafl›lan ortak de¤erleri, kavgay› emanet etmeyi, birlikte dökülmüfl al›nterini ve yaflan›lan güzellikleri s›¤d›racak baflka sözcük bulamam›flt›...

devrimci canlanmaya karfl›l›k emperyalistlerin ve egemen s›n›flar›n toplumsal muhalefeti bast›rma amac›yla 12 Mart 1971’de yönetime el koydu¤unu hat›rlatt›. Ulafl Bardakç›’n›n böylesi bir ortamda Mahir Çayan’›n yol arkadafl› olarak THKP-C’nin kurulufl sürecine kat›ld›¤›n› belirten Sümbülo¤lu “Ulafl Bardakç›, teslim olmaktansa dövüflerek ölmenin devrimci miras›n› yaratanlardan biri olmas› nedeniyle de tarihimizdeki önemli yerini alm›flt›r. Ulafl yoldafl unutulmad› unutulmayacak” dedi. Sümbülo¤lu konuflmas›n›n devam›nda ise 12 Eylül rejiminin tasfiyesi için cuntalar›n ve cuntac›lar›n yarg›lanarak, yapt›klar› için halka hesap vermeleri gerekti¤ini vurgulad›. (Ankara)

Son mermisine kadar çat›flarak mermisi bittikten sonra düflmana hiçbir de¤erin sa¤lam geçmemesi için silah›n› parçalayarak yoldafllar›na Parti de¤erinin korunmas› ve düflmana teslim edilmemesi noktas›nda önemli bir gelenek b›rakarak ayr›ld› aram›zdan. O, direnifliyle hala ard›llar›n›n dilinde simgeleflmifl bir isim. Ahmet Muharrem Çiçek, Elaz›¤ Karakoçan’da gerici bir ailenin çocu¤u olarak do¤du. Üniversite ö¤renimine kadar bu gerici kültürün etkisi alt›ndayd›. ‹stanbul Üniversitesi T›p Fakültesi’ne kay›t yapt›rd›ktan sonra ö¤renci gençli¤in akademik-demokratik mücadelesinden ve antifaflist, anti-emperyalist mücadelesinden etkilendi. Giderek militanlaflarak kendisini çevreleyen gericili¤in etkisinden s›yr›ld›. O, içinde yer ald›¤› TKP/ML saflar›nda geliflti ve yetkinleflti. Parti üyesi ve T‹KKO ‹stanbul Bölgesi Gerilla Komutan› iken, 19 Mart 1973’te ‹stanbul fiehremini’de polisle girdi¤i çat›flmada flehit düfltü. fiehitlerimiz cesaretli yürüyüflün ve bu yöndeki ça¤r›n›n sembolü oldular. Bu sembolü yaratan ve devamc›s› olan Muharrem'lerdi. Ahmet Muharrem Çiçek'ti fiehremini de direnifl tarihini mermileriyle yazan. Muharrem Horoz'du düflman› en güçlü oldu¤unu zannetti¤i yerde bozguna u¤ratan irade ile hücre hücre bu tarihi büyüten ve Muharrem Yi¤itsoy'du elde silah Dersim'de çat›flarak flehit düflen. Hepsi Proletarya Partisi’nin kanla yaz›lan tarihinin farkl› kesitlerinde çarp›flarak flehit düfltüler. Ancak ard›llar›na tarihin kanla yaz›laca¤› ve savafl›n ancak savaflarak kazan›laca¤› gerçe¤ini göstererek gittiler aram›zdan. fiimdi yeni Muharremler büyütüyor umudun ad›mlar›n› koyaklarda, sokaklarda, okullarda, alanlarda...

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Binali Yi¤it: Dersim Pülümür d o ¤ u m l u d u r. Yoksulluk nedeniyle Almanya’ya gider. Burada örgütlü mücadelenin gücünü kavrayarak militan bir örgütleyici olur, AT‹F’in örgütlenmesinde büyük çaba harcar. Almanya’dan dönerken 12 Mart 1979’da fiereflikoçhisar yak›nlar›nda geçirdi¤i trafik kazas›nda yaflam›n› yitirir. Mustafa AKDAL: 19 Mart 1982’de Almanya’da geçirdi¤i bir trafik kazas›nda hayat›n› kaybetti. Niyazi GÜNDO⁄DU: 1956 y›l›nda Sivas Hafik’te do¤du. ‹stanbul’da mücadele yürüttü. Okmeydan› Kültür ve Dayan›flma Derne¤i (Ok-Der) baflkanl›¤› yapt›. 1977’de gözalt›na al›narak tutukland›. Hapishaneden ç›k›nca askere al›nd›. Memleketine döndü¤ünde 16 Mart 1983’te tekrar gözalt›na al›narak bir gün sonra iflkencede katledildi. H›d›r YILDIZ: 1968 Dersim Hozat Amutka köyünde do¤du. Yoksulluk nedeniyle okuyamad› ve hayvanc›l›k yapmaya bafllad›. Gerillayla iliflkisi küçük yafllarda bafllar ve aralar›na kat›lmak için can atar. 17 yafl›ndayken gerillaya kat›l›r. 17 Mart 1985’te içinde bulundu¤u birlik Hozat Mistiken’de pusuya düfler. Burada vurulur ve yaral› olarak düflman›n eline geçer. Düflman sorguda kendisinden bir fley alamay›nca kurfluna dizerek katleder. Ömür KARAMOLLAO⁄LU: 1955 y›l›nda Malatya Akçada¤’da do¤du. Ankara Sanat Tiyatrosu’nda oyuncu olarak çal›flt›. 1975’te THKP-C/HDÖ üyesi olarak profesyonel devrimcilik yaflam›na bafllad›. 24 Mart 1977’de bir bomban›n patlamas› sonucu flehit düfltü.


27

69

9-22 Mart 2007

“Hitler ölmüştü, ama oğlunun Bağdat’ta büyüdüğünü nereden bilecektik” GÜNDE DÜN… Öylesine mutlusunuz ki art›k çocuk katliamlar› bile yaflartm›yor gözlerinizi oysa yeryüzünü sarsar diye bilirdik eskiden bir mazlumun zulüm alt›nda inlemesi “Yek hebû û yek tunebû” diye bafllarm›fl öyküler; ben var›m diye hayk›ran, yine de hep yok say›lanlar›n ülkesinde. Öykü kahramanlar›n› k›skand›racak destanlar, Firavun’u imrendirecek k›y›mlarla doluymufl ‘yok say›lanlar›n soyk›r›m tarihi’. Ama yok say›lanlar›n yaflad›klar› ne masalm›fl ne de destan; dünyada efli görülmemifl bir isyan… K›yametinden tan›d›k biz Halepçe’yi. 16 Mart 1988’de 5000 kifli ölmeseydi, belki de birço¤umuzun Irak Kürdistan›’n›n Süleymaniye flehrine ba¤l› ve ‹ran s›n›r›na yak›n Halepçe ilçesinden haberi olmayacakt›. Newroz haz›rl›klar›n›n sürdü¤ü günlerde Hardal gaz› ya¤masayd› Kürt halk›n›n üzerine, dünyan›n hiçbir yerinde görülmemifl çiçeklerin, Halepçe çevresindeki Zincire, Hewreman, Suren ve Balambu da¤lar›nda açt›¤›ndan hangimizin haberi olurdu ki? Ve e¤er 20 günlük torununu kurtarmaya çal›fl›rken efli¤in önünde düflen 65 yafl›ndaki dedenin ödül alan “Sessiz Tan›k” foto¤raf›n› görmeseydik, Tencero, Zelm ve Sîrwan çaylar›n›n k›y›lar›nda, eflsiz, kendine özgü bir kokusu olan tütünlerin yetifltirildi¤ini bilmeyecektik belki de. ‘88’in 16 Mart’›. Nemrut ça¤›ndayd› Halepçe, Nagazaki ve Hiroflima’n›n üçüzü olmufltu. Nazi Almanyas›’n›n bir gaz odas› olmufltu Halepçe’nin her evi. Ne Hiroflima’daki yedi yafl›ndaki k›z›n, ne de Halepçe’deki yedi günlük bebe¤in kaderi de¤il, iktidarlar›n› sürdürmek isteyen emperyalistlerin ve ufla¤› diktatörlerin zulmüydü tüm yaflananlar... Bir ölüme isyan eden dünya, binlerin ölümünün bilânçodan baflka anlam tafl›mad›¤› bir ça¤d›. Halepçe katliam› ‹ran-Irak savafl›n›n sert çarp›flmalara sahne oldu¤u bir dönemde gerçeklefltirildi. Savaflta binlerce insan gerici devletlerin bu savafl› yüzünden hayat›n› kaybetmiflti. Bu savafl esnas›nda Irak Kürdistan›’nda Kürdistan Yurtseverler Birli¤i’nin mücadelesi de savafl›n etkisiyle daha da geliflmekteydi. Saddam iki yerde birden savaflmak zorunda kald›¤› için KYB belli kazan›mlar elde

etmiflti. KYB bu geliflme içinde Irak devletinden Halepçe’yi alm›fl ve kendi denetimini sa¤lam›flt›. Fakat bunun üzerinden iki gün geçtikten sonra ABD emperyalizminin deste¤indeki faflist Irak yönetimi Halepçe’ye siyanür, hardal ve di¤er öldürücü gazlar› içeren 100’den fazla kimyasal bafll›kl› bombayla sald›rd›. Katliam›n boyutlar› son derece geniflti ve katliam görüntüleri tüyleri diken diken ediyordu. Faflist Irak devletinin bombard›man›ndan geriye kat›laflm›fl cesetler, kenti kaplayan koyu gaz tabakas›, kimyasal etkiye maruz kalm›fl, çaresizce ç›rp›nan insanlar ve anlat›lmas› güç dehflet

manzaralar› kalm›flt›. Hitlerin Nazi kamplar›nda yapt›klar›n› Saddam bir kenti hedef alarak yapm›flt›. Hitler, kamplarda gaz odalar› infla etmifl ve faflist, katliamc› faaliyetlerini bu gaz odalar›n› kullanarak gerçeklefltirmiflti. Saddam ise faflist emelleri için bütün bir kenti gaz odas› haline getirmekten çekinmemiflti. Bütün bunlar dünyan›n gözü önünde olmufltu. Dünya Halepçe’yi görmek istemedi. ‹fline geldi¤inde insan haklar› savunucusu kesilen Avrupa emperyalistleri Saddam rejiminin Kürt ulusuna yönelik bu katliam› karfl›s›nda üç maymunu oynuyordu. Yaflananlara söyleyecek tek sözleri yoktu. Çünkü bu silahlar› üretenler, satanlar ve kullan›m ortam› yaratanlar onlard›. Halepçe katliam›n›n sorumlular›ndan biri de faflist Türk devletiydi. PentoOnak adl› bir Türk firmas›n›n arac›l›¤›yla alm›flt› bu silahlar› faflist Irak devleti.

Üstelik Türkiye üzerinden yap›lan bu kimyasal sevk›yat, aç›k bir flekilde gümrük kay›tlar›na girerek, TC’nin bilgisi dahilinde yap›lm›flt›r. Halepçe bir insanl›k suçuydu, ama ilk de¤ildi dünyada. Hele de Ortado¤u’da. Kürtlerin ac›yla s›rlanm›fl tarihinde çok katliam var. Halepçe’den önce, Saddam’›n Baas rejimi, 11 y›l boyunca gizli kalacak olan Serdeflt katliam›nda da 700’e yak›n insan› katletmifl, 6 bin kifliyi de zehirli kimyas›yla damgalay›p ömür boyu ölüme mahkum etmiflti. Ve Halepçe, son da olmad›. Daha Halepçe’nin yaralar› sar›lmadan Saddam zafer sarhofllu¤uyla Kürt halk›n›n üstüne kan kusmaya devam etti. 25 A¤ustos 1988’de bir sald›r› daha gerçeklefltirildi. Seyhan bölgesine çaresizce s›¤›nan Kürtlerin üzerine at›lan zehirli gazlar ile 10-15 dakika içerisinde 3 binin üzerinde insan yaflam›n› yitirdi. Ve TC, Saddam’›n zehrinden kaçarak Türkiye Kürdistan›’na göç eden on binlerce Kürt’e karfl› uygulad›¤› faflist politikalarla ikinci bir suç daha iflledi. Mülteci olarak kabul etmedi¤i Kürtler korkunç koflullar alt›nda kamplarda tutulmufl ve buralarda ölüme terk edilmiflti. Bir insanl›k trajedisinin yafland›¤› Halepçe katliam›ndan hepimiz sorumluyuz, hepimiz suçluyuz! Bombay› atan kadar üreten de, üreten kadar kendi topraklar›ndan geçmesine izin verenler de, bu izni veren kadar sessiz kalan da ve herkes suçlu, duyarl›l›k göstermeyen, sessiz kalan herkes! Ortado¤u bugün hala kanayan bir yara. Kürtler bunca k›r›ma-k›y›ma ra¤men hayatta kalm›fl olman›n bedelini daha çok ödeyecekler gibi. Sömürü düzeni devam etti¤i müddetçe katliamlar ezilen halklar›n hayat›ndan eksik olmayacak. Bu katliamlara karfl› direnen halklar ise tarihin her sahnesinde mücadelelerini savaflarak sürdürecektir. Her türlü katliam›n, iflkencenin ve sürgünün hesab›n› enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar› emperyalizmi tarihin çöplü¤üne at›p kendi iktidar›n› kurarak soracakt›r.

9 Mart 1965. Zonguldak Kömür ‹flletmeleri direniflinde Sat›lm›fl Tepe ve Mehmet Çandar adl› iflçiler öldürüldü. Zonguldak Kozlu’daki Ere¤li Kömür ‹flletmesi’nde çal›flan maden iflçileri, Türk-‹fl ve hükümetin engellemelerine ra¤men greve gittiler. Grevci maden iflçileri çal›flmak isteyen iflçilerin yer alt›na inmesini engellediler. Hükümet geliflmeler üzerine Kozlu’ya bir tümen asker gönderdi. Kozlu’da iflçilerin direnifli çat›flmaya dönüfltü; aç›lan atefl sonucunda iki iflçi öldü, 15 jandarma yaraland›, 14 kifli gözalt›na al›nd›. Olaylar›n radyodan verilmesi hükümet karar›yla durduruldu. 13 Mart günü olaylar yat›flt›, iflçiler iflbafl› yapt›. 10 Mart 1965. Zonguldak’ta 1500 maden iflçisi greve bafllad›. 11 Mart 1976. ABD Baflkan› Nixon fiili’deki seçimler s›ras›nda Allende’nin seçilmesini önlemek için CIA’ya emir verdi¤ini itiraf etti. 15 Mart 1984. ‹ngiltere’de maden iflçileri ülke çap›nda bir grev bafllatt›. 19 Mart 1965. Merzifon’un Çeltek Linyit ‹flletmesi’ndeki grizu patlamas›nda 69 iflçi öldü, 58 iflçi yaraland›. 20 Mart 1933. Nazilerin ilk toplama kamp› Münih yak›nlar›nda aç›ld›. 1971. Batman’da miting yapan üç bin köylü “Aç›z” diye ba¤›rd›. 1990. Mardin’in Cizre ilçesinde kepenk kapatma eylemi yap›ld›. Eylem s›ras›nda polisin sald›r›s› sonucunda 4 kifli öldü. Kepenk kapatma eylemi ertesi gün Nusaybin, ‹dil, Silopi ve Midyat’a da yay›ld›. 21 Mart 1992. Newroz kutlamalar› s›ras›nda T. Kürdistan›’nda kad›n ve çocuklar›n da aralar›nda bulundu¤u 57 kifli öldü. Cizre ve fi›rnak’ta Newroz gösterilerine polisin sald›r›s› uzun süre tart›fl›ld›. Polise ait oldu¤u belirtilen bir araçtan bir grup gazeteciye Cizre sokaklar›nda atefl aç›ld›. Bu s›rada Sabah gazetesi muhabiri ‹zzet Kezer öldürüldü. 22 Mart 1978. 1971’de ‹stanbul Maltepe’de Hüseyin Cevahir’i vuran emekli Deniz Yarbay› Cihangir Erdeniz 23 Haziran 1978’de dükkan›nda öldürülerek cezaland›r›ld›. 23 Mart 2001. NATO, Kosova savafl›nda “seyreltilmifl uranyum” mermisi kulland›¤›n› itiraf etti.


28

9-22 Mart 2007

69

Gülsuyu Mahallesi’nde rantsal dönüflüm projesine karfl› bir ilk... Uzunca bir süredir baflta ‹stanbul olmak üzere birçok flehirde, ad›na “Kentsel Dönüflüm Projesi” denilen, özünde “Rantsal Dönüflüm Projesi” olan, emekçi semtlerin tekeller ve üst s›n›fa peflkefl çekilmesi için haz›rlanm›fl çok genifl kapsaml›, a¤›r bir süreç olarak iflletilen sald›r›lar söz konusu. Bu güne kadar gerek y›k›lan emekçi semtlerinde, gerekse y›k›lmak istenen semtlerde birçok direnifl ve örgütlenme söz konusu oldu. “Kentsel Dönüflüm Projesi” kapsam›nda y›k›lmak istenen semtlerden birisi de Maltepe Gülsuyu Mahallesi. Y›k›lmak istenen di¤er emekçi semtlerde oldu¤u gibi, Gülsuyu Mahallesinde de y›k›mlar gündeme geldi¤inden bu yana çeflitli örgütlenmeler söz konusu. Uzunca bir süredir çal›flmas› yürütülen ancak yeni yeni somutluk kazanan, di¤er örgütlenme çal›flmalar›ndan farkl›, örnek teflkil edebilecek bir çal›flma söz konusu Gülsuyu Mahallesinde. Mahalle halk› “Kentsel Dönüflüm Projesi” karfl›s›nda alternatif projeler üretme çabas› içerisinde. Söylenenlere göre Beledi-

Ali R›za Y›ld›z ‹K: Genel olarak yap›lan çal›flmalar hakk›nda bilgi verir misiniz? Erdo¤an Y›ld›z (Gülensu-Gülsuyu Güzellefltirme ve Kültür Derne¤i Baflkan Yard›mc›s›): 2004 y›l›nda ‹stanbul Büyük fiehir Belediyesi, Maltepe ilçesine ait 7 Mahalleyi kapsayan bir plan haz›rlad›. Bu plan›n ad› “E–5 Kuzey Naz›m ‹mar Plan›” idi. Bu plan, Gülsuyu, Girne, Gülensu, Bafl›büyük, Zümrütevler, F›nd›kl›, Ayd›nevler bölgelerini kaps›yordu. Biz bu plana karfl› h›zla örgütlenerek, ilk etapta, ask›dan indirilmesine

ye Baflkan›’n›n “Gülsuyu’ndaki çal›flmalar› takdirle izliyorum” demesi dikkat çekicidir. Zira bundan aylar önce Bafl›büyük Mahallesinde y›k›m söylentilerine karfl› eylem yapan halka ayn› Belediye Baflkan›, mahalle halk›n›n söyledi¤ine göre “Sizler iyi insanlars›n›z, hakk›n›z ar›yorsunuz tamam, ancak Gülsuyu Mahallesi’nden gelecek provokatörlere karfl› dikkatli olun. Onlar›n içinde PKK’l› teröristler var, onlar› içinize sokmay›n” diyerek Bafl›büyük halk›n› “uyarm›flt›.” Yani Belediye Baflkan›n›n dün provokatör dedi¤i, Gülensu-Gülsuyu Güzellefltirme Derne¤i Baflkan›n› bugün “takdir” edebilecek kadar ikiyüzlü oldu¤u gözden kaç›r›lmamal›d›r. Yine Maltepe Belediye Baflkan› kendi partisinin grup toplant›s›nda, “Gülsuyu-Gülensu Mahallelerini çözdü¤ümüz takdirde ‹stanbul’da çözemeyece¤imiz yer yoktur” demesi de bir fleylerin aç›k ifadesidir. Yani olas› bir flekilde gelifltirilecek ortak proje, bu halk düflman›, kaypak belediye baflkan› ve onun mahalle nezdinde temsil etti¤i

Erdo¤an Y›ld›z 10 gün kala, 6 bine yak›n ihtar imzas› verdik. Arkas›ndan 10 bine yak›n imza toplad›k, bas›n aç›klamalar› yapt›k, toplanan imzalar› ‹BB’ye verdik, arkas›ndan her bir dava 10–11 ev olmak üzere, idareye 32 tane yürütmeyi durdurma davas› açt›k. Kabaca bütün bu yapt›klar›m›zdan sonra ö¤rendik ki Türkiye tarihinde daha önce böyle bir örgütlü karfl› durufl olmam›fl. Daha önce haz›rlanan projeler buralarda hiç ev yokmufl gibi haz›rlanm›flt›, biz de buna itiraz ettik ve davay› kazand›k. 2005 y›l›n›n sonlar›na do¤ru, Gülsuyu, Gülensu, Bafl›büyük Mahallelerini,

sermaye, halk›n yarar›na bir fleyler yapmak isteseydi, bunu bafl›ndan yapard›. Mahallenin geçmiflten gelen örgütlü ve örgütlenmeye yatk›n potansiyeli nedeniyle di¤er semtlerde yapt›klar› gibi, tek tek sat›n alma, gözda¤› verme/tehdit etme gibi yöntemlerin ifle yaramayaca¤›n›n devlet de fark›nda. Bu nedenle kaleyi içten fethetmeye çal›flarak, bu projeyi destekler görünüp ileride yan çizmeye bafllad›¤›nda “radikal” olarak karfl› ç›kanlar› uzlaflmaz kesim olarak halk› ikiye bölmek istemesi gibi bir var“kentsel yenileme kapsam›” ad› alt›nda haz›rlad›klar› “yeni” bir planla, bize gönderdiler. Bu plan›n eskisine göre tek fark›, Donat› alanlar›n› ç›kararak, 1000 ölçekli projeyi aynen geri gönderdiler. Biz ayn› tepkileri bu proje için de verdik, 4 bine yak›n itiraz dilekçesi toplad›k, yürütmeyi durdurma davas› açt›k. Bu arada Beykoz’da, Hürriyet, Bafl›büyük, Yakac›k Merkez Mahallelerinde ve Avrupa yakas›nda 12–13 mahallede çal›flmalar sürüyordu. Bu süreç içerisinde bizim kazand›¤›m›z bir deneyim oldu; o da tek bafl›na bir mahallenin baflar› flans›n›n düflük oldu¤uydu. Perspektif olarak, ‹stanbul’a sahip ç›kman›n koflulu mahallelere sahip ç›kmaktan, Haydarpafla Port’a, marinalara, Galata Port’a karfl› ç›kman›n ön koflulunu da buralardan aramak gerekti¤ini düflünüyoruz. ‹K: Mahalledeki örgütlülük ne durumda? Di¤er mahallelerdeki halktan insanlarla iletifliminiz var m›? ‹lk olarak genifl kesimlerle bir araya geldik, di¤er siyasi partilerle, kurumlarla bir araya geldik. Bunun bir dezavantaj› vard›, siyasi parti ve kurumlar›n etki alanlar› kendi çevreleriyle k›s›tl›yd›. Bu yüzden, “sokak temsilcisi” dedi¤imiz bir sistem oluflturmaya çal›flt›k, yani hal-

say›m hiç de uzak bir ihtimal de¤ildir. Yap›lan çal›flmalar›n içerisinde yer almak, halk›n örgütlü gücünü harekete geçirmek, projenin halk›n yarar›na geliflmesini sa¤lamak/sa¤lamaya çal›flmak, genel talepler etraf›nda birleflmifl/birleflebilen kitle içinde demokratik mücadele yürütmek ciddi önemdedir. Bu çal›flmalar› daha iyi yans›tabilmek için örgütlenme faaliyetinin içinde aktif olarak yer alan kiflilerle görüfltük. k›n kendisinin bire bir içinde yer ald›¤› ve sorunun sahiplenilmesini sa¤layacak bir çal›flma yürüttük ve büyük oranda baflar›l› olduk, 60 sokaktan 120–130 tane temsilcimiz var. Bu temsilcilerimizin 20–30 kiflilik bir üst komisyonu var ve bu komisyonla ‹BB ve ‹lçe Belediyesi ile ve çeflitli kurumlarla görüflüyoruz. Burada bizim k›rm›z› çizgilerimiz çok net. Birincisi; hiç kimse ma¤dur edilmeyecek, ikincisi ise; demografik yap› korunacak. Bizim ad›m›za, bizim yaflad›¤›m›z yerlerde, bize ra¤men kararlar alan bir proje istemiyoruz biz. ‹çinde halktan insanlar›n görüfllerinin de oldu¤u, bizim de projenin öznesi oldu¤umuz bir plan olsun istiyoruz. Hedefimiz buradaki mahalle halk›n› baflka bir yere kayd›rmadan yerinde bir dönüflüm sa¤lamakt›r. Anadolu yakas›nda 4–5 mahalle ile bir araya geldik ve onlar da birlikte hareket etmenin önemini vurgulad›lar. 18 Kas›m 2006’da Ankara’da TMMOB taraf›ndan düzenlenen “kentsel dönüflüm” sempozyumuna kat›lmadan önce di¤er mahallelerle bir araya gelerek ortak bir bildiri yay›nlad›k. Sempozyum sonras›nda ise ortak eylemler düzenledik ve iliflkilerimiz halen sürüyor. ‹stanbul geneli için bir yürütmenin ilk ad›mlar› oluflturuluyor denilebilir.


29

69

‹K: Bu çal›flmalar›n›za mahalleli ya da iliflkide oldu¤unuz di¤er mahalle halk› ne diyor?

Tacim Bulut ‹K: Çal›flmalara yönelik genel de¤erlendirmenizi alabilir miyiz? Ali R›za Y›ld›z (Gülensu-Gülsuyu Güzellefltirme ve Kültür Derne¤i Baflkan›): Çal›flmalar›m›z› yürütürken kap› kap› bütün evleri olaflt›k. Haritac›lar Odas› gece 23.30’a randevu verdi, gittik haritalar› ald›k ve o bilgiler do¤rultusunda mahallemizi ayd›nlatt›k. Bu gün mahalle halk›ndan kime sorarsan›z sorun, hepsi planlamadan haberdard›r ve planlaman›n kendilerine neler getirdi¤inin bilincindedir. 100’ün üzerinde kahve toplant›s›, 4 tane büyük toplant› ve onlarca ev toplant›s› yapt›k. Resmi olarak 160 üyemiz var, ancak etki alan›m›z mahallenin % 90’›d›r. Halkla bütünleflmifl bir duruma gelebildik. Ama bu seviyeye getirene kadar aktif çal›flmalarda yer alan arkadafllar çok yoruldu.

Mahallemizde cami imam› da dâhil gelip bize, “sizin bu çal›flmalar›n›z› takdir ediyorum, bana düflen görev neyse yapmaya haz›r›m” diyorsa burada bir birlik söz konusu demektir. Bafl›büyük Mahallesi’nde ciddi bir muhafazakâr potansiyel var. Orada da insanlar “benim evimi koruyacak olan düflünce solcuysa ben de solcuyum” diyor ve çal›flmalar›n birebir öznesi oluyor. Düflüncede de¤iflimi sa¤laman›n yolu kimi zaman teoriktir kimi zaman da pratiktedir. ‹flte bu insanlar da pratik süreçle bunu

100’ün üzerinde kahve toplant›s›, 4 tane büyük toplant› ve onlarca ev toplant›s› yapt›k. Resmi olarak 160 üyemiz var, ancak etki alan›m›z mahallenin % 90’›d›r.

yafl›yorlar. Belediyenin söylemlerini bofla ç›kararak, derne¤in güvenilirli¤i-

9-22 Mart 2007

ni art›rd›k, insanlar aradaki fark› gördüler. ‹K: Siz Gençlik Kollar› olarak ne gibi çal›flmalar yürüttünüz/yürütüyorsunuz? Tacim Bulut (Gençlik Kollar› üyesi): Biz gençlik kollar› olarak ilk önce, gençli¤in kendi içinde bulundu¤u sorunlar çerçevesinde örgütlenmesi gerekti¤ini düflünüyoruz ve bu yönlü hareket ettik. Biliyorsunuz bir çok yerde oldu¤u gibi burada da kültürel yozlaflma söz konusu, gençler sürekli burjuva bir yaflama özlem duyan, lümpen bir havadalar, buralarda oturmaktan haz etmiyorlar, daha lüks bir yaflam hayal ediyorlar. Bu nedenle gençleri kentsel dönüflüme karfl› yürütülen bu çal›flmalara kanalize etmenin yolu, onlar› mahallede tutmaktan, burada yapabilecekleri sosyal aktiviteleri ço¤altmaktan ve bu paralelde duyarl›l›klar›n› gelifltirmekten geçiyor. Biz de bunu yapmadan önce, çeflitli bafll›klarda haz›rlad›¤›m›z bir anket çal›flmas› yapt›k. Genç arkadafllar› daha iyi tan›mak için gelifltirdi¤imiz bu çal›flma, yönelimimizi de ciddi olarak etkileyecek. fiimdi buradaki emekçi halk› örgütlemek kadar kolay de¤il gençleri örgütlemek, çünkü gençler bir an evvel köfleyi dönüp buradan gitmenin peflinde. Ama iflçi emekçi halk bu evlere on y›llar›n› vermifl, elindeki her fleyi bu evlere yat›rm›fl dolay›s›yla kaybetmek istemiyor. Burada önemsedi¤imiz di¤er bir konu da kad›n kolla-

Biz gençlik kollar› olarak ilk önce, gençli¤in kendi içinde bulundu¤u sorunlar çerçevesinde örgütlenmesi gerekti¤ini düflünüyoruz ve bu yönlü hareket ettik.

r›, kad›n kollar› sayesinde daha genifl kesimlere etki etmeyi düflünüyoruz. Di¤er mahallelerde gençlik çal›flmas› yok, biz bu konuda biraz daha k›v›lc›m olmay› düflüyoruz. Çal›flmam›z daha çok yeni ama genel olarak bu anlay›fllar do¤rultusunda bak›yoruz. ‹K: Önünüzde ne gibi çal›flma planlar› var? 31 Mart tarihinde bir etkinlik düzenlemeyi düflünüyoruz. Etkinli¤in çal›flmalar›n› yürütürken, gençlere yönelik bir bildiri ç›kararak, kentsel dönüflümün ne oldu¤unu, yabanc› ve anlafl›lmaz terimlerden kaç›narak sade ve anlafl›l›r bir dille anlatmay›, bu do¤rultuda neler yap›lmas› gerekti¤ini ifade edece¤iz/anlataca¤›z. Dedi¤imiz gibi kad›n çal›flmas›n› da bu kapsamda ifllemeyi düflünüyoruz. (Kartal)

elinen aflamada sorun bugün ilk bafllang›c›ndan daha farkl› bir yola do¤ru evrilmektedir. Yaflam›m›z›n 15-20 hatta daha da uzun parças›n› meflgul edecek sorunun salt ekonomik olmad›¤›n› bunun siyasal, sosyal, ekonomik bir üçlemde ele al›nmas› gerekti¤ini görmeliyiz. Mahallelerde buna denk düflen ad›mlar ve örgütlenmelere gidilmelidir.

G

Kentsel Dönüflüm’le bilinçler karart›l›yor

Ali fiengül (Gülensu-Gülsuyu Güzellefltirme ve Kültür Derne¤i Yönetim Kurulu Üyesi): 2000’li y›llarla birlikte yoksullar›n yaflad›klar› mahallelerde Kentsel Dönüflüm yap›lmas› bahanesiyle ciddi sald›r›lar gündeme gelmifltir. Burada yap›lmak istenenleri çok iyi okumak ona göre tav›r gelifltirmek gerekmektedir. Bu sürecin uzun zamana yay›larak mahalleleri parça parça tasfiye ederek onlar›n deyimiyle “Dünya Kenti” haline getirmeyi hedefliyorlar. Yani art›k ‹stanbul uluslararas› sermayenin finans, ticaret, e¤lence, turizm merkezi haline getirilerek can bedeli kurulan mahalleleri peflkefl çekecekler. Egemenler her defas›nda bizlerin mahallelerini “kaçak”, “iflgal”, burada yaflayanlar› da “iflgalci” olarak

tan›mlamakta. Bu söylemleriyle kentin orta kesimiyle yoksullar aras›nda husumet ç›kartmay›, kendi yapacaklar›na meflru zemin yaratmay› amaçlamaktalar. Bu çabada dönem dönem ciddi baflar›lar elde etmifller, özellikle toplumun orta ve elit kesimleri üzerinde etkili olmufllard›r. Ancak unutmas›nlar ki, bizleri buralardan sürmeye bafllad›ktan sonra s›ra bugün bizleri hazmetmeyenlere de gelecek, çünkü “Kentsel Dönüflüm” yasalar› ç›kt›ktan sonra flu an kendilerini güvende hisseden orta kesimlerin yaflad›klar› yerler de art›k güvenli alanlar olmaktan ç›kacakt›r. Yine bir aldatmaca daha duyar›z. Deprem… Olas› bir depremde sanki sadece bizlerin yaflad›¤› bu mahalleler etkilenecekmifl havas› yarat›lmaya, bilinçler karart›lmaya çal›fl›l›yor. Bugün bakt›¤›m›zda yaflad›¤›m›z yerler zemin aç›s›ndan merkezdeki yerlerden daha gü-

venli, yap› yenili¤i olmas› dolay›s›yla daha az hasar görecek yerlerdir. Gelinen aflamada sorun bugün ilk bafllang›c›ndan daha farkl› bir yola do¤ru evrilmektedir. Yaflam›m›z›n 15-20 hatta daha da uzun parças›n› meflgul edecek sorunun salt ekonomik olmad›¤›n› bunun siyasal, sosyal, ekonomik bir üçlemde ele al›nmas› gerekti¤ini görmeliyiz. Mahallelerde buna denk düflen ad›mlar ve örgütlenmelere gidilmelidir. Sorunla karfl› karfl›ya bulunan milyonlarca insan olmas›na ra¤men maalesef mahallelerde bu soruna duyarl›l›k gösteren insan say›s› ve örgütlülü¤ü yetersizdir. Mahallelerde farkl› mülkiyet yap›s› bu insanlar›n flimdilik biraraya gelip gelmemesinde önemli bir etkendir. Son olarak diyorum ki, kentin bütününün savunulmas› ancak ve ancak mahallelerimizin savunulmas›ndan geçmektedir.


30

9-22 Mart 2007

‹flçi-köylü’den Devrimci dayan›flma ve “hassasiyetler” 1 Mart Tezkere’nin y›ldönümüyle bafllayan ve 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü ile devam eden bir eylem sürecine daha girmifl bulunuyoruz. Bu sürecin devam›nda 1 May›s iflçi s›n›f›n›n birlik, mücadele ve dayan›flma gününe kadar 12 Mart Gazi ve 1 May›s Mahallesi katliamlar› ve direniflleri, 16 Mart Beyaz›t ve Halepçe katliamlar›, 21 Mart Newroz ve özelde biz Partizanlar aç›s›ndan daha özel bir anlama sahip olan 24 Nisan ve 18 May›s gündemleriyle karfl› karfl›yay›z. Bu tür takvimsel günlerin anlam› bir yan›yla bu özel günleri anlam›na uygun olarak anmak ve kutlamak iken di¤er yan›yla –ki en önemlisi de budur- içinde bulundu¤umuz sürece damgas›n› vuran gündem bafll›klar›yla birlikte ele alarak mücadeleyi, an’›n görevlerini yerine getirmenin bir kald›rac› olarak gündemlefltirmek ve mücadeleyi yükseltmektir. Bizler yapt›¤›m›z her “ifli”, ele ald›¤›m›z tarihsel öneme sahip her özel günü ezilen kitleleri örgütlemenin, örgütlülü¤ü gelifltirmenin ve devrimci mücadeleyi yükseltmenin bir kald›rac› olarak kullanmak durumunday›z. Aksi takdirde yapaca¤›m›z eylemler, bas›n aç›klamalar›, mitingler –ne kadar çok kitleyle yaparsak yapal›m- gazete sayfalar›m›zda “haber de¤eri tafl›yan” bir yaz›dan öteye geçemeyecektir. Her özel günün örgütlenmesinde ne kadar kitleye gitti¤imizin, bu kitlenin ne kadar›n› bu eylemlere tafl›yabildi¤imizin ve eylem bittikten ve herkes evine döndükten sonra bu kitlenin ne kadar›n› çevre çeperimiz

yapt›¤›m›z›n, ne kadar›n› devrimci mücadele için örgütleyebildi¤imizin do¤ru bir muhasebesini yapt›¤›m›zda vard›¤›m›z sonuç bizim baflar› çizelgemiz olacakt›r. Bugün hemen, 1 Mart tezkere y›ldönümü ve 8 Mart eylemlerinin sonucunda bu muhasebeyi yaparak durumumuzu görebilir ve önümüzdeki eylemler için eksiklerimizi gidermenin yollar›n› ve yöntemlerini araflt›rabiliriz. Kuflkusuz bu tür takvimsel günlerin önemli bir yan› da devrimci, ilerici, antiemperyalist güçlerle olan iliflkilerimizin geliflmesi, ortak “ifl yapma” kültüründe ileri ad›mlar›n at›lmas›d›r. Özellikle 8 Mart gündeminde tüm illerde belli oranda bunun yap›labildi¤i ve bunun olumlu bir geliflme oldu¤u kabul edilmelidir. Yaflanan kimi pürüzler, “hofl olmayan” tart›flmalar, “ifli yokufla süren” tarzlar, tali-teknik konularda yaflanan t›kanmalar –biz öznesi olal›m ya da olmayal›m- en baflta devrimci mücadeleye ve devrimci dayan›flmaya gölge düflüren meselelerdir. Zira bir devrimci yap›ya yönelik sald›r› oldu¤unda o devrimci yap›n›n en acil bir flekilde, tüm olanaklar›yla birlikte yan›nda olan di¤er devrimci yap›lar olmaktad›r. Bunun böyle olmas›ndan daha do¤al bir fley de yoktur. Bizler devrimciler aras›nda hiçbir tart›flma olmas›n/olmayacak, her fley “güllük gülistanl›k” olsun/olacak diye bir iddiada de¤iliz. Devrimciler tabi ki kendi aralar›nda tart›flacaklar, ideolojik mücadeleyi en üst seviyede yürüteceklerdir. Bunun olmamas› esas olarak yad›rga-

69 nacak bir durumdur. Ancak mesele teknik/pratik konularda oldu¤u ve t›kanmalar bu noktalarda yafland›¤› durumda (bunlar›n da ideolojik bir duruflun göstergeleri oldu¤u gerçe¤inin üzerinden atlamadan) Partizanlar olarak bu tart›flmalar›n devrimci bir tarzda çözümlenmesi için aktif gayret göstermeli ve devrimci birlik ve beraberli¤in örülmesinde özne olmal›y›z. Ancak devrimci birlik ve dayan›flman›n kimlerle yap›laca¤›/yap›labilece¤i konusundaki hassasiyetler de “birlik ve beraberlik” ad›na göz ard› edilmemeli, ilkelerden taviz verilmemelidir. Bunun son örne¤i HKP (Halk›n Kurtulufl Partisi) ile yaflanan süreçtir. HKP, ideolojik duruflunun önemli bir yans›mas› olarak “Kurtulufl Yolu” isimli gazetesinde Hrant Dink’in cenazesi üzerinden devrimcilere yönelik sald›r› bafllat›rken esas olarak kendi durdu¤u ideolojik cepheyi ortaya koymaktad›r. Sevr paranoyas› ile devrimcilere sald›ran, cenazeye kat›lanlar› “Sevrci karfl› devrim cephesi”, cenazeye kat›lan devrimcileri de “Sevrci sahte sol” olarak niteleyen HKP, Ermeni Soyk›r›m› meselesine bak›fl› ile olsun, devrimcileri “ABD’nin, AB’nin kuca¤›nda devrimcilik yapmakla” suçlamas›yla olsun, u¤runa bedeller ödenen sosyalizm için “CIA Sosyalizmi” yak›flt›rmas›yla olsun ve bu yaz› sonras› devrimci iki genci b›çaklamas› ile olsun bizlere çokça tan›d›k gelmektedir. HKP kuflkusuz yeni bir hareket de¤ildir. Sadece, öncelleriyle ve HKP olarak kurulufluyla sürdürdü¤ü sosyal-floven çizgi kendini bugün daha aç›k olarak ifade etmektedir. Ancak tan›d›kl›¤›m›z›n nedeni sadece bu de¤ildir. ‹smindeki ‹flçi ifadesine, sözde sosyalizmi savunmas›na ra¤men tamamen karfl›-devrimci cephede yer ald›¤› tescillenmifl, birçok faflist düzen partisine nazaran daha da ›rkç›-floven söylemleriyle ve bu söylemlere denk düflen pratik-

leriyle dikkat çeken ‹flçi Partisi (‹P) de bu süreçlerden geçmiflti. Özellikle Sevr umac›s› ve ABD-CIA paranoyas› ‹P’nin sar›ld›¤› argümanlar olmufl, K›z›lelma cephesiyle birlikte durum kay›t alt›na al›nm›flt›r. “Neyse ki” ‹P, son yapt›¤› Kongresinde program›ndan Maoizm’i ç›kartarak “samimiyet” göstermifltir. ‹flte HKP’nin bugünkü söylemlerinin de ‹P’in bu sürecinden fark› yoktur. Ancak bu söylemleri HKP’nin bugününde aramak yanl›flt›r, bu söylemlerin direkt kendisini olmasa da kökenini H. K›v›lc›ml›’da bulmak mümkündür. ‹flte son yaflanan bu süreçle birlikte konunun hassasiyeti ve meselenin pratik sald›r›ya kadar varmas› nedeniyle HKP ile olan iliflkiler ask›ya al›nm›flt›r. Sürecin devam›n› HKP’nin tavr› belirleyecektir. ‹flte bu örnekte ya da benzer konularda meseleye, içinde yer ald›¤›m›z platformlar›n genifllemesi kayg›s›yla ve hatta devrimci birliktelik ve dayan›flma bâb›ndan bakamay›z. Eylem birlikteli¤i yapaca¤›m›z güçleri do¤ru de¤erlendirmeliyiz. Bunun yan›nda birlikte hareket edebildi¤imiz güçlerle olan ideolojik, politik farkl›l›klar›m›z gere¤ince taviz veremeyece¤imiz, ideolojik/politik olarak bize “ters” gelen durumlar›n yafland›¤› sorunlar/anlaflmazl›klar ç›kmas› mümkün ve do¤ald›r. Ancak niyetler, ortaklaflma yönünde oldu¤u sürece ortak söylemler öne ç›kacakt›r. Bunun kültürünün ciddi oranda yarat›ld›¤› ve bu kültürün gelifltirilmesi gerekti¤i aç›kt›r. Sonuç olarak yükseltilen ›rkç›-faflist dalgaya, emperyalizme ve tecrite karfl› devrimci mücadeleyi yükseltme göreviyle karfl› karfl›ya bulundu¤umuz bu süreçte devrimci dayan›flma ve eylem birliktelikleri konusunda Partizanlar üzerlerine düflen sorumlulu¤u da yerine getirmeye devam edeceklerdir.

Yunanistan D›fliflleri Bakan› Bakoyianni’nin Bat› Trakya ziyareti ve gizlenen yönler* D›fliflleri Bakan› Dora Bakoyianni, geçen ay›n bafllar›nda (Ocak 2007) , Komotini ve Ksanti’de Türk az›nl›¤› ziyaretini, “yasalar karfl›s›nda eflitlik ve eflit vatandafll›k” gibi parlak sözlerle nedenlefltirmeye çal›flt›ysa da gezinin as›l amac›n›n, ABD ç›karlar› ve yönlendirmesi do¤rultusunda geliflen TürkYunan iliflkilerine ba¤l› olarak gerçekleflti¤ini saklayamad›. Zaten geçen Kas›m ay›nda günlük bas›nda ç›kt›¤› gibi, hükümet az›nl›¤a iliflkin bir “önlem paketi” üzerinde çal›fl›yordu, haz›rl›¤›n Türk-Amerikan bask›lar› sonucu oldu¤u düflünülmesin diye, bunun aç›klanmas› ile ilgili zaman› kendisi belirlemek istiyordu. Amerikal›lar›n bask›s› ile az›nl›k sorunu ile ilgili ad›mlar›n at›lmas› gerekti¤i Karamanlis hükümeti taraf›ndan kabul edilmiflti. At›lan bu ad›ma karfl›l›k Türk taraf› da Patriklik ve az›nl›k sorununda karfl›l›kl› ad›mlar atarak, Türkiye’nin AB yolunun desteklenmesi hedeflenmektedir. Unutmayal›m ki, sözde “Türk-Yunan dostlu¤unun” ABD ç›karlar› do¤rultusunda geliflti¤i, aradaki çeliflkiler çözülmese de ad›mlar›n at›ld›¤›

ve tüm bunlar›n Ege’nin iki yakas›ndaki burjuva s›n›flara hizmet etti¤i bir süreçte bulunmaktay›z. Bakoyianni’nin ziyareti s›ras›nda yapt›¤› aç›klamalar, Türk bas›n›nda sevinçle karfl›land›. Ve bunlar, A. Gül’ün Atina’ya ve B. Trakya’ya birkaç hafta sonra yap›lmas› beklenen ziyaretinin öncesinde yap›lm›flt›r. Bir kez daha, az›nl›¤›n yaflad›¤› sorunlar, TürkYunan iliflkilerine ve ABD’nin isteklerine ba¤lanmakta. “Önlem Paketinin” ilgili bakanl›k taraf›ndan de¤il de d›fliflleri bakan› taraf›ndan aç›klanmas› tesadüf olmasa gerek. Bir kez daha, az›nl›¤›n s›rt›nda tehlikeli oyunlar oynanmakta. Yunan hükümeti bu hamlesiyle seçim yat›r›m› yapmakla birlikte, esas olarak az›nl›k üzerinde tam kontrol oluflturmak istemekte. D›fliflleri Bakan› özünde iki düzenlemeden bahsediyor; birincisi, vatandafll›k alamam›fl olan 58 kifliye vatandafll›k verilmesi, bununla bu sorunun tamamen bitti¤ini iddia etmekte. ‹kincisi ise, 240 din ö¤retmeninin mevcut müftülüklerde istihdam edilmesi

(Unutmadan, bakan›n Glavkis köyü ziyareti s›ras›nda, bir bilgisayar hediye etmesini de belirtmeliyiz. Bu hediye, her gün yaklafl›k 20 da¤ köyünden zor koflullarda okula gitmek zorunda kalan 500 çocuk için büyük bir yard›m olarak sunuldu.) Vak›f borçlar›n›n zaman afl›m›na tabii tutulmas›, vak›f mülklerini iflleten komiteleri ilgilendiren yasada de¤ifliklikler yap›lmas› ve az›nl›k nüfusunun %5 kadar›n›n s›navla kamuya al›nmas› konular› da hala araflt›rma aflamas›nda bulunmakta. Hükümet soruna “ulusal az›nl›k” de¤il de “dini az›nl›k” olarak ele almakta ve buna göre müdahale etmekte. Önceki PASOK iktidar› gibi az›nl›¤›, “Türk” olarak kabul etmeye yanaflmamaktad›r. Hükümet sorunu din merkezli ele alarak, az›nl›¤› e¤itim, ifl, haklar ve özgürlükler ile ilgili taleplerinden uzak durmaya çal›flmakta. Hükümet, dinin insanlar üzerindeki etkisini bilerek, din ö¤retmenli¤ine 9 ayl›k atamalar yaparak, bunlara devlet bütçesinden maafl vererek az›nl›k üzerindeki kontrolü sa¤la-

may› hedeflemekte. Hükümetin bu ad›mlar›na karfl› az›nl›k içindeki baz› kesimlerden olumsuz de¤erlendirmeler ve tepkiler gelmekte. Az›nl›k üzerindeki etkilerinin s›n›rlanaca¤›n› düflünen bu çevrelerden ilerde önlemlerin uygulanmas›na karfl› keskin durufllar›n veya yasalar çerçevesinde (müftüler gibi) tepkilerin olmas› olas›d›r. Bunlara karfl› ise, az›nl›k, kendisini ilgilendiren sorunlarda oynan oyunlar›n fark›ndad›r. Az›nl›¤› ilgilendiren as›l sorunlar, tütün ekiminin AB politikalar› do¤rultusunda kotaya tabii tutulmas›, yüksek oranlarda ki iflsizlik, çocuklar›n›n e¤itim sorunu, gençli¤in yar›n›na iliflkin yaflanan gelecek endiflesidir. Di¤er taraftan da hükümetler, utanmadan “yasalar karfl›s›nda eflitlikten” ve “eflit yurttafll›ktan bahsetmekteler. *Yaz› 17/2/2007 tarihli YKP(M-L) merkezi yay›n organ› “Proletarya Bayra¤›” gazetesinden ‹flçi-Köylü için çevrilmifltir. Bafll›k taraf›m›zdan at›lm›flt›r.

Yunanistan’dan bir ‹K okuru


31

69

9-22 Mart 2007 ADANA

BURSA

4 Mart mitingine ça¤r›

4 Mart günü saat 14.00’te Fomara Meydan›’nda bir araya gelen Partizan, DHP, BDSP, EKD, HÖC, DPG, BAT‹S ve Mudanya Deniz Kültür Sanatevi 8 Mart’› birlikte örgütledi¤i eylemle kutlad›. Eylemde önde “Irkç›l›¤a, flovenizme, yoksullu¤a, emperyalist sald›rganl›¤a karfl› emekçi kad›nlar mücadeleye” ve “Yaflas›n 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü” yaz›l› ortak pankartlar aç›ld›. Bu pankartlar›n ard›nda her kurum, kendini ifade eden pankart, döviz ve flamalar›yla kat›ld›lar eyleme. Partizan kitlesi de “Kad›n erkek elele, demokratik devrime” Partizan imzal› pankart, döviz ve flamalar›yla yerlerini ald›lar. Santral Garaj Metro ‹stasyo-

nu’na kadar sloganlar ve alk›fllarla yüründü. Yürüyüfl esnas›nda polisin provokatif ve tehditkar tutumu nedeniyle kurum temsilcileri ve polis flefleri aras›nda tart›flmalar yafland›. Eylemde kurumlar ad›na okunan ortak bas›n metninden sonra kitle, ya¤an ya¤mur alt›nda coflkulu halaylar çekerek eyleme son verdi.

26 fiubat 2007 tarihinde Kültür Sokak giriflinde 8 Mart Emekçi Kad›nlar Platformu bileflenleri taraf›ndan 4 Mart 2007 Pazar günü yap›lacak mitinge ça¤r› için bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Aç›klama esnas›nda “Cinsel, S›n›fsal, Ulusal sömürüye son”, “Eflit ifle eflit ücret”, “Irak’l› kad›nlar yaln›z de¤ildir”

v.b sloganlar at›ld›. Bas›n aç›klamas› 4 Mart 2007 günü yap›lan mitinge ça¤r› ve alk›fl ve sloganlarla bitirildi. Ard›ndan 8 Mart Emekçi Kad›nlar Platformu bileflenleri sembolik olarak çarfl› merkeze afiflleme yapt›. * Adana’da düzenlenen mitingde buluflan emekçi kad›nlar kad›n eme¤i üzerindeki sömürüye son verilmesini istedi. ‹nönü Park›’nda biraraya gelen çeflitli kurum üyeleri, “Kad›na yönelik fliddete, yoksullu¤a, flovenizme karfl› örgütlenelim”, “Kad›n erkek el ele, demokratik devrime” ve “Kad›nlar emperyalizme, ›rkç›l›¤a karfl› birleflelim” yaz›l› pankart açt›. Parktan U¤ur Mumcu Meydan›’na kadar yürüyen kitle, “Yaflas›n devrim ve sosyalizm”, “Emekçi kad›nlar devrimde özgürleflecek” ve “Devrim flehitleri ölümsüzdür” sloganlar›n› att›. Bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan, platform ad›na konuflan Gönül Yolcu, mitingin “Cinsel, ulusal, s›n›fsal sömürüye karfl› kad›n dayan›flmas›, faflizme karfl› halklar›n kardeflli¤i” fliar› ile yap›ld›¤›n› söyledi. Miting, konuflmalar›n ard›ndan çekilen halaylarla son buldu.

Malatya

Ankara 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü Ankara’da 4 Mart günü yap›lan bir mitingle kutland›. Al›nteri, BDSP, DHP, ESP, EKD, HÖC, Kald›raç, Odak, Partizan vb. kurumlar›n yan› s›ra ö¤renci dernekleri de bir araya gelerek kutlad›klar› Dünya Emekçi Kad›nlar Günü Sakarya

Caddesinde toplanmalar›yla bafllad›. “Kad›n erkek elele mücadeleye”, “S›n›fsal, ulusal, cinsel sömürüye son”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Özgür kad›n direnen kad›nd›r”, “8 Mart k›z›ld›r k›z›l kalacak” vb. sloganlarla toplanan kurumlar buradan Mithatpafla Caddesi üzerinden Abdi ‹pekçi Park›’na kadar “Kad›nlar emperyalizme, flovenizme, sömürüye ve ezilmeye karfl› birleflik mücadeleye” pankart› arkas›nda Rosa Lüksemburg, Clara Zetkin, Meral Yakar, Sabahat Karatafl, Nergiz Gülmez, Berna Ünsal, Barbara Anna Kistler, Ayfer Celep, Ayçe ‹dil Erkmen gibi flehit düflen devrimci kad›nlar›n resimlerini tafl›yarak yürüdüler. Abdi ‹pekçi Park›’nda dünya ve Türkiye devrim tarihinde mücadeleleriyle örnek olmufl devrimci kad›n-

lar›n ve feodalizmin a¤›r bask›s› sonucu öldürülen kad›nlar›n isimleri söylenerek bir dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Kitle ad›na aç›klama yapan Evrim Erdo¤du fabrikalarda, okullarda, tarlalarda, hapishanelerde ve yaflam›n her alan›nda kad›nlar›n mücadele içerisinde yer ald›klar›n› ve yer almaya devam edeceklerini söyledi. Türk ve Kürt kad›nlar›n›n yapt›¤› konuflmalarla “Biji biratiya gelan” sloganlar›yla yan›tland›. Mamak ‹flçi Kültür Evi taraf›ndan haz›rlanan kad›n ve erkek iflçilerin, emek sömürüsüne karfl› mücadele etmesini konu alan tiyatro gösterimi yap›l›rken flair Zerrin Taflp›nar da fliirleriyle mitinge destek verdi. Program›n devam›nda sahne alan ‹dilcan Müzik Toplulu¤u’nun söyledi¤i türkülere kad›nlar da efllik ederek halaya durdular.

3 Mart 2007 günü Partizan, HÖC, EKD ve DHP’nin ortak haz›rlad›¤› 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’ne ça¤r› davetiyeleri Paflaköflkü’nde da¤›tan grubu, polis kimlik kontrolü yapaca¤›n› söyleyerek durdurdu. Kimlik kontrolü s›ras›nda Partizan okuru bir kifliyi geçen y›l aç›lan bir dava nedeniyle zorla gözalt›na almaya çal›flt›. Bu s›rada okurumuz “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” slogan›n› atarak direndi. Di¤er arkadafllar›n da direnmesi ile polis mahalle halk›na teflhir edildi. Okurumuz zorla gözalt›na al›nd›. Daha sonra bildirilerini da¤›tan grup eylemini sonuçland›rd›. Yaklafl›k 1.5 saat gözalt›nda tutulan okurumuz mahkeme taraf›ndan serbest b›rak›ld›.


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0538 299 35 52 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0 544 932 24 15 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Gö¤ün yar›s› olan kad›nlar, kavgan›n da yar›s› olacaklar

Emperyalistlerin ve onlar›n yerli uflak-iflbirlikçi rejimlerinin dünya halklar›na dönük azg›nca sald›r›lar›n›n sürdü¤ü, ezilen halklar›n iflgal ve katliamlarla teslim al›nmaya çal›fl›ld›¤› bir süreçten geçmekteyiz. Özellikle de Ortado¤u’ya dönük gerçekleflen sald›r›larda her gün yüzlerce insan emperyalistlerin bombalar› ve a¤›r silahlar› alt›nda can vermekte, etnik ve mezhep çat›flmalar k›flk›rt›larak, kardefl kavgalar› yarat›lmaya çal›fl›lmakta, böylelikle emperyalizmin hâkimiyeti pekifltirilmek istenmektedir. Ancak bu süreç ayn› zamanda halklar›n direnifllerine çarpmakta ve ezilen, iflgallere, katliamlara u¤rayan halklar, emperyalizme karfl› yükselttikleri mücadelelerle emperyalistlerin girdikleri batakta bo¤ulmalar›n› yak›nlaflt›rmaktalar. Halklar›n bu direniflleri ayn› zamanda a¤›r bedellerle birlikte ilerlemektedir. Hem kad›nlar hem de erkekler, bu a¤›r bedelleri ya vahflice katledilerek, ya zindanlara at›larak ya da çeflitli zorluklarla yüzyüze kalarak ödemekteler. Kad›nlar›n özgürlük mücadelesi içinde yer almas› ise egemenler aç›s›ndan hep korkulu bir rüyaya dönüflmüfltür. Çünkü gö¤ün yar›s›n› oluflturan kad›n, kavgan›n da yar›s›n› oluflturdu¤unda sonlar›n›n yak›nlaflaca¤›n› bilmekteler. Bunun içindir ki, mücadele içindeki kad›na dönük sald›r›lar›n› daha bir azg›nca gerçeklefltirmifllerdir. Ancak emekçi kad›nlar, New York’lu kad›n tekstil iflçilerinin bundan 150 y›l önce bafllatt›klar› mücadelenin ›fl›¤›nda, örgütlenme ve s›n›f mücadelesine kat›lma ›srarlar›n› sürdürerek, mücadelelerini bugünlere tafl›m›fllard›r. 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü ise, onu sahiplenerek, yaflatanlar›n çabalar›yla, mücadele içindeki önemi korunarak, bugünlere kadar gelmifltir. Egemenlerin ve reformist-feminist ak›mlar›n 8 Mart’›n içini boflaltma çabalar›, onun mücadeleci özünün, gerçek sahipleri olan devrimciler, emekçi kad›nlar taraf›ndan sahiplenilme-

›n›f mücadelesinin kavga günlerinden biri olan ve s›n›f mücadelesi içinde önemli bir yer tutan 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü, ‹stanbul’da çeflitli devrimci-demokratik kurumlar›n kat›l›m›yla ve de s›n›fsal içeri¤ine uygun bir flekilde, Kad›köy’de kutlanm›flt›r. 4 Mart Pazar günü saat 11.00’de Kad›köy Tepe Natilius önünde toplanan kitle örgütleri, “Kad›nlar emperyalist sald›rganl›¤a, ezilmeye, sömürüye ve flovenizme karfl› birleflik mücadeleye” yaz›l› ortak pankart›n›n arkas›nda ve “Yaflas›n 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü”, “Her gün 8 Mart, her gün kavga”, “8 Mart k›z›ld›r, k›z›l kalacak” vb. sloganlar eflli¤inde Kad›köy ‹skele Meydan›’ndaki miting alan›na do¤ru yürüyüfle geçtiler.

S

sini engelleyememifltir. Ve bu gerçeklik bu y›l da 8 Mart’a damgas›n› vurmufl, 8 Mart’›n gerçek sahipleri, feminist ve reformist gruplar›n ‘erkeksiz’ 8 Mart kutlamalar›na karfl›l›k k›z›l rengin hakim oldu¤u bir 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü örgütlemifllerdir. Yukar›da da vurgulad›¤›m›z gibi, s›n›f mücadelesinin kavga günlerinden biri olan ve s›n›f mücadelesi içinde önemli bir yer tutan 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü, ‹stanbul’da çeflitli devrimci-demokratik kurumlar›n kat›l›m›yla ve de s›n›fsal içeri¤ine uygun bir flekilde, Kad›köy’de kutlanm›flt›r. 4 Mart Pazar günü saat 11.00’de Kad›köy Tepe Natilius önünde toplanan kitle örgütleri, “Kad›nlar emperyalist sald›rganl›¤a, ezilmeye, sömürüye ve flovenizme karfl› birleflik mücadeleye” yaz›l› ortak pankart›n›n arkas›nda ve “Yaflas›n 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü”, “Her gün 8 Mart, her gün kavga”, “8 Mart k›z›ld›r, k›z›l kalacak” vb. sloganlar eflli¤inde Kad›köy ‹skele Meydan›’ndaki miting alan›na do¤ru yürüyüfle geçtiler. Kad›nlar›n yo¤un bir kat›l›m gösterdi¤i mitingin yürüyüflü s›ras›nda kat›l›mc›lar›n at›lan sloganlara büyük bir coflkuyla efllik etti¤i gözlemlenirken, sürece

denk düflen iflgal ve ›rkç›floven dalga karfl›t› sloganlar›n s›kl›¤› dikkat çekiyordu. Kat›l›mc› kurumlar›n neredeyse tamam›n›n pankartlar›n›n hemen arkas›nda yo¤un olarak kad›nlar›n yer ald›¤› gözlemlenirken, görevlilerin de neredeyse tamam› kad›nlardan olufluyordu. Mücadelenin kad›n erkek el ele yürümesi gerekti¤i tüm kortejlere yans›yan ortak noktayd›. Her kurumun kendi pankart, flama ve dövizleriyle yer ald›¤› mitinge Partizan da, “Kad›n erkek elele, Demokratik Devrim’e” pankart›yla kat›ld›. Pankart›n hemen arkas›nda kad›nlar›n yer ald›¤› gözlemlenirken, birçok kortejde oldu¤u gibi, genel Partizan kitlesinin ço¤unlu¤unu da erkeklerin oluflturdu¤u görüldü. Miting alan›na gelindi¤inde, demokrasi ve devrim mücadelesinde flehit düflmüfl tüm kad›nlar›n an›s›na 1 dakikal›k sayg› duruflu ile etkinlik bafllad›. Ard›ndan ortak metini okumak için Melek Alt›ntafl ve Alev Akgün sahneye ç›kt›lar. Okunan ortak metinde; “bu y›l emperyalist sald›rganl›¤›n ve iflgallerin artt›¤› bir dönemde 8 Mart���› kutluyoruz. Emperyalistler Filistin’de, Afganistan’da Irak’ta, Lübnan’da halklara sald›rmaya, yoksulluk, y›k›m ve sefalet dayatmaya devam ediyor. Bu savafllar›n en a¤›r bedellerini

yine kad›nlar ödüyor, çünkü savafllar ilk önce ve en fazla kad›nlar› vurur. Bugün Kürt ulusuna yönelik sürdürülen imha ve inkâr politikalar›n›n bedelini yine en a¤›r kad›nlar ödemektedir. Bu a¤›r bedelleri ödememek için, kad›nlar, emperyalist sald›rganl›¤a ve sömürüye karfl› mücadelede en ön saflarda yer almal›d›r. Bizler devrimci, ilerici kurumlar olarak, emekçi kad›nlar› emperyalizme, flovenizme sömürüye ve ezilmeye karfl› birleflik mücadeleye ça¤›r›yoruz” ifadeleri yer ald›. Okunan metnin ard›ndan flair Ruhan Mavruk sahne alarak fliir okudu. Grup Yorum’un sahne almas›n›n ard›ndan, TAYAD ve TUYAB ad›na sahneye ç›kan konuflmac›lar, emekçi kad›n›n ancak kavgada özgürleflebilece¤i, bugüne kadar kazan›lan haklar›n ancak mücadele ederek kazan›ld›¤› ve bundan sonra da böyle olmas› için, tüm emekçi kad›nlar› mücadeleye ça¤›rd›lar. Sendikalar ad›na haz›rlanan ortak metin ise fiükran Duman taraf›ndan okundu. Al›nteri ‹flçi Korosu, Vardiya Müzik Grubu ve son olarak Grup Munzur’un sahne almas›yla, halaylar, z›lg›tlar, sloganlar eflli¤inde, yeni 8 Mart’larda buluflmak, yeni 8 Mart’lar yaratmak üzere miting sona erdi. (Kartal)


OGYIK69