Skip to main content

OGYIK68

Page 1

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2007-05

68

*Y›l:4 *23 fiubat-8 Mart 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

Kad›nlar gö¤ün yar›s›d›r! ✔

Bu ülkede emekçi kad›n olmak demek; eme¤inin s›n›rs›z sömürüsü demektir. Sigortas›z, sa¤l›ks›z koflullarda daha az ücretle, her an iflten at›lma tehlikesiyle çal›flmak demektir. Bursa’da tekstilde, Ceylanp›nar’da tarlada göz göre göre ölüm demek…

✔ Bu ülkede emekçi kad›n olmak demek, önce evde babandan, a¤abeyinden, sonra ö¤retmeninden, patronundan, polisinden, askerinden, kocandan, sokaktaki herhangi bir adama kadar, fliddete maruz kalmak demek. “Töre” ya da “namus” ad› alt›nda, aile meclisinin karar›, egemen s›n›flar›n ve kolluk güçlerinin onay›yla katledilmek demek. Güldünya demek, Naile demek, fiemse demek…

u ülkede kad›n olmak demek ayn› zamanda zulme ve sömürüye karfl› mücadelenin ön saflar›na at›lmak demektir. Ayfer, Nergiz, Dilek olmak, Barbara, Sabahat, Zilan demektir... S›n›fsal, ulusal, cinsel bask› alt›nda ezilen emekçi kad›nlar›n emekçi erkeklerle birlikte omuz omuza mücadele ederek, kazanacaklar› kocaman bir dünya var! Sana biçilen kadere raz› gelme, 8 Mart Emekçi Kad›nlar Gününde soka¤a, eyleme, özgürleflmeye!

B

✔

Bu ülkede emekçi kad›n olmak demek, anadilini çocu¤una ö¤retememek demek. Kendi kültürünü kimli¤ini yaflamas›na izin verilmemek demek. Kürt, Ermeni, Laz, Süryani, Rum olamamak, dayat›lm›fl bir "Türk" kimli¤i alt›nda asimilasyona zorlanmak demek. Rojda demek, Tamama demek, Eleni demek…

Hindistan devriminde dönüm noktası

HKP (Maoist) Birinci Kongresi HKP(Maoist)’in gerçeklefltirdi¤i Birlik Kongresi dünya kamuoyuna duyuruldu. 19 fiubat tarihinde aç›klama yapan HKP (Maoist) Genel Sekreteri Ganapathy yoldafl Ocak-fiubat 2007 tarihlerinde gerçeklefltirilen Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’in Birlik Kongresi-9. Kongresi, Hint proletaryas› ve enternasyonal proletarya aç›s›ndan tarihsel bir geliflme oldu¤unu vurgulad›. Bu kongreyle birlikte 21 Eylül 2004’de bafllayan Hindistan devriminin iki ana ak›m› olan HKP (ML) ile HMKM’in birleflme süreci de tamamlanm›fl ve pekifltirilmifl oldu. 1970 y›l›nda örgütlenen 8. Kongre’den 36 y›l sonra gerçeklefltirilen bu kongre Hindistan’daki komünist hareket aç›s›ndan

önemli bir kilometre tafl›d›r. Kongre Hindistan ormanlar›n›n derinliklerinde düflman›n tüm engelleme ve yok etme çabalar›na karfl›n Halk Kurtulufl Gerilla Ordusu’nun korumas› alt›nda örgütlendi. Kongreye merkezi önderli¤in yan› s›ra 16 eyaletten 100’den fazla delege baflar›yla ulaflt›. Kongrenin örgütlenme sürecinde düflman taraf›ndan ele geçirilen Merkez Komite ve Merkezi Askeri Komisyon üyesi Chandramouli yoldaflla efli ve Bölge Komite Sekreteri Karuna yoldafl a¤›r ve vahfli iflkenceler alt›nda Partiyi ve devrimi savunmufl, hiçbir s›rra eriflemeyen faflist devlet taraf›ndan katledilerek flehit düflmüfllerdir.

Kongre birleflik partinin befl temel belgesini kabul etti. Bunlar; “Marksizm-Leninizm-Maoizm’in K›z›l Bayra¤›n› Yükseklerde tut!”, “Parti Program›”, “Parti tüzü¤ü”, “Hindistan devriminin strateji ve taktikleri” ile “Günümüzün uluslararas› ve iç durumuna yönelik siyasi çözümleme”dir. Bununla birlikte 1969’dan bu yana Maoist Partilerin ve son 2 y›lda yeni kurulan Maoist partinin deneyimleri de incelendi. Kongre “Emperyalizmin ve onun tüm köpeklerini y›kmak için aya¤a kalk! Devrimci savafl› dünya çap›nda gelifltirelim!” ça¤r›s›yla son buldu.


2

23 Şubat-8 Mart 2007

68

D‹SK/Genel-‹fl Sendikas› 3 No’lu Bölge fiubesi T‹S görüflmeleri:

“Psikolojik savafl” Genel-‹fl Sendikas› 3 No’lu Bölge fiubesi Baflkan› Veysel Demir ile T‹S görüflmeleri ile ilgili görüfltük. - Genel olarak T‹S görüflmelerini de¤erlendirir misiniz? Bu konudaki yaklafl›m›n›z nedir? - Genel-‹fl olarak idari maddeleri önemsiyoruz, ancak ücret maddeleri 1., 2., 3. s›rada de¤ildir. Öncelik olarak ifl sa¤l›¤›, ifl güvenli¤ine çok önem veririz. ‹dari maddelerde anlaflamazsak ücret maddesinde pek ›srarc› olmuyoruz, olmam›za da gerek yok, çünkü çal›flma koflullar›m›z›n zemini haz›r de¤il. Biz özellikle özellefltirme ve tafleronlaflt›rmaya yönelik yeni bir madde eklenmesine karfl› ç›k›yoruz, var olan maddeleri ç›karmak için çaba harc›yoruz ve var olan kazan›mlar›m›z› koruyarak, daha da ileri bir seviyeye tafl›maya çal›fl›yoruz. - Geçen y›llara oranla ne gibi fakl›l›klar var T‹S görüflmelerinde? - Eskiye oranla daha çok eziliyoruz. Bizim aç›m›zdan sözleflme yapmak daha rahatt›, o zamanlar iflçi de çoktu. fiimdi özellefltirmeler ya da emeklilik yüzünden iflten ç›kanlar ve yerine yenisi gelemeyen örgütsüzlük var. ‹flverenler kitap üzerinde, kanunlarla sald›r›yor, her ay yeni kanun maddeleri ç›kar›yorlar, pervas›zca, korkusuzca, vurdumduymazca hak gasplar›na devam ediyorlar. - ‹flçilerin örgütsüzlü¤ünden dolay›

dikkat edilmelidir sizce? - Öncelikle iflverenin karfl›s›na ifl kanununu bilerek ç›kmak gerek. Çünkü iflveren dan›flman›ndan hukukçusuna, muhasebecisine kadar çok haz›rl›kl› geliyor. T‹S görüflmeleri s›ras›nda yaflananlar tam bir psikolojik savaflt›r. ‹flverenin sunaca¤› bir tasla¤a karfl›l›k bizim kafam›zda birden çok alternatif program olmal›.

m› geçirebiliyorlar bu kanunlar›? - Bir, iflçilerin örgütsüzlü¤ü; iki, ekonomik s›k›nt›lardan dolay›, yani iflsizlerin çok oldu¤u bir ülkede, sistem taraf›ndan iflsizler, sendikal› iflçilere tehdit unsuru olarak gösteriliyorsa bu bir çeliflkidir. Asgari ücretli bir ifl ilan› için bile binlerce insan baflvuruyor, neden? ‹flsizlikten dolay›, sanayinin olmamas›ndan dolay›, çal›flma koflullar›n›n olmamas›ndan dolay›. ‹nsanlara ölümü gösterip s›tmaya raz› ederek çal›flt›r›yorlar. - T‹S görüflmeleri için iflçilerin talepleri neler? - Türkiye’de 12 Eylül’den sonra ekonomi sendikac›l›¤›, ücret sendikac›l›¤›, yani sar› sendikac›l›k hakim oldu. ‹nsanlar ifle girerken “kaç para?”, sözleflmeye otururken “kaç para?” diye soruyorlar. Biz ise

sözleflmeye girerken öncelikle, “Nas›l bir sözleflme? Nas›l bir çal›flma ortam›? Kurall› çal›flma, esnek çal›flmaya karfl›, özellefltirmeye karfl›, tafleronlaflt›rmaya karfl› ne yapabiliriz hangi maddeleri koyabiliriz?” diye düflünüyoruz. - Görüflmelerde yaflanan sorunlara de¤inir misiniz? - Kazan›lan haklar› geri almak için çal›fl›yorlar. Esnek çal›flmay› uygulamaya sokmak istiyorlar. ‹flveren, karfl›s›ndaki sendikac›y› az esnek gördü mü hemen üzerine yükleniyor. Örne¤in Kartal Belediyesi’ndeki görüflmelerde tavizsiz bir tutum sergilememiz sayesinde, flu dönemde yap›lan en iyi sözleflmeyi yapt›k ve ekonomik, demokratik kazan›mlarla bitti. - T‹S görüflmeleri s›ras›nda nelere

- Son olarak Tafldelen Belediyesi’nde bir T‹S imzalad›n›z, bunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? - Tafldelen’de daha önce iflçi arkadafllar çok düflük ücretler al›yorlard›, yap›lan bu sözleflme ile sosyal, ekonomik ve demokratik olarak yeni haklar elde edildi. Son zamanlarda imzalanan en iyi anlaflmalardan birisi Tafldelen. K›dem hariç % 46 ile % 50 aras›nda bir zam oran› yakalad›k. fiu s›ralarda Beykoz Belediye’sinde T‹S görüflmelerimiz var 18 maddenin 14’ü geçti, görüflmelerimiz sürüyor. - Son olarak T‹S görüflmesi yapan sendikac›lara ve iflçilere söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? - Davalar›na kendileri gibi inans›nlar. ‹flçi gibi düflünen, iflçiyi kendisinden ayr› görmeyen sendikac›lar olsunlar. Sendikac›lar yüksek maafl alabilir, profesyonel olabilir ama iflçilerin ç›karlar› do¤rultusunda hareket edecek bir siyasal bilinci yoksa baflar›ya ulaflamaz. (Kartal)

Tafleronlaflt›rman›n sonucu: Botafl’ta iflçi k›y›m›

me Müdürlü¤ü’ne geldiklerinde, içeri al›nmad›lar. Bursa, K›rklareli, ‹zmir ve ‹stanbul’da BOTAfi’a ba¤l› 90 iflçiden baz›lar›n›n yeni flirketle anlaflarak ifle devam etti¤i, yeni flirketin ise 30 civar›nda

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Boru Hatlar› ile Petrol Tafl›ma Anonim fiirketi (BOTAfi) bünyesinde tafleronluk yapan Cerit Temizlik ve Emlak fiirketi’nin BOTAfi’la olan sözleflmesinin bitmesi üzerine, Türkiye’nin çeflitli yerlerinde çal›flan toplam 90 iflçi iflten ç›kar›lmaya bafllad›. BOTAfi yetkilileri tafleron firma olan Cerit’le 8 fiubat 2007 tarihinden itibaren sözleflmesinin bitmesi üzerine iflçilere, Biotem adl› yeni tafleron firmada, Cerit’teki geriye dönük tüm haklar›ndan vazgeçerek, yeni bir sözleflme ile yeniden ifl bafl› yapmalar›n› istedi. D‹SK/Genel-‹fl Sendikas› 3 No’lu Bölge fiubesi’nin örgütlenme faaliyeti yürüttü¤ü ve 47 iflçiyi üye yapt›¤› Cerit adl› firmada çal›flan iflçiler, 12 fiubat Pazartesi sabah›, ifl bafl› yapmak için Pendik’te bulunan BOTAfi ‹stanbul ‹fllet-

iflçiyi ifle ald›¤›n› söylüyor iflçiler. At›lan iflçiler: “Cerit’ten önce Orpafl adl› firma vard›. 2004 y›l›nda bize bask› yaparak Cerit firmas›na devrettiler, zaten Orpafl ve Cerit firmalar› ayn› aileye ait. Biz bu iflyerinde BOTAfi’›n temizlik dâhil tüm ifllerini yap›yoruz. Çal›flmalar›m›z›n % 30’unu temizlik iflleri oluflturuyor. Bizler ucuza çal›flt›¤›m›zdan, patron kadrolular›n yapaca¤› iflleri de bize yapt›r›yor. Biz asgari ücret al›rken, kadrolular 1500–2000 YTL maafl al›yor” diyorlar. Kendilerini BOTAfi yetkililerinin ifle ald›¤›n›, BOTAfi’›n ifllerini yapt›klar›n› söyleyen iflçiler, “Firman›n bizi Zonguldak’taki bir hastaneye yollayaca¤› söylentisi var, ama kesin bir fley yok. Yeni firmada ifl bafl› yapsak da iki-üç ay deneme süresi var, ondan sonra yine ç›kar›labiliriz ve sosyal haklar›m›z›

6 AYLIK: 10.200.000

alamay›z” diye konufltular. ‹çeriye al›nmayan iflçilere seslenen D‹SK/Genel-‹fl Sendikas› 3 No’lu Bölge fiubesi Baflkan› Veysel Demir, “Bugün Türkiye’de özellefltirmeler alm›fl bafl›n› gidiyor. Sizi iflten ç›karanlara sorun, hepsi vatan› kurtaran kahramanlard›r. Oysa as›l vatan hainleri bizzat kendileri, gördü¤ünüz gibi vatan› sat›yorlar. ‹flçilerin dostlar› bizler, devrimciler, sosyalistlerdir. Bugün özellefltirmelere, tafleronlaflt›rmalara, hak gasplar›na karfl› birlikte mücadele etmeli, dostlar›m›z› düflmanlar›m›z› iyi tan›mal›y›z” dedi. Daha sonra edindi¤imiz bilgilere göre, iflçiler, 3 gün boyunca BOTAfi önüne giderek içeriye al›nmad›klar›na dair tutanak tutturmufllar. Ayn› günlerde ifl akitlerinin feshedildi¤ine dair belgeler geldi¤inde ise, ifle iade davalar› aç›lm›flt›r. (Kartal)

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

68

23 Şubat-8 Mart 2007

Faflizm gelmiyor, demokratikleflmiyoruz! Egemen s›n›flar kendilerini yeniden üretiyorlar ar›-sömürge, yar›-feodal bir sosyo-ekonomik yap›ya sahip olan ülkemizde faflizm, emperyalist ülkelerdeki gibi finans kapitalin en gerici kesimlerinin iktidara mutlak el koyduklar› dönemsel bir olgu olmam›flt›r hiçbir zaman. Ve de emperyalist-kapitalist ülkelerdeki gibi tabandan örgütlenerek, halk y›¤›nlar›na dayanarak iktidara gelmemektedir. Aksine bafl›ndan itibaren uflak komprador burjuvazi ile büyük toprak a¤alar›n›n feodal cebirine dayanan, tepeden afla¤›ya do¤ru örgütlenen bir faflist diktatörlük ile karfl› karfl›yay›z.

Y

Son süreçte özellikle Hrant Dink’in katledilmesinin ve “Hepimiz Ermeniyiz” slogan›n›n üzerinden birçok eski tart›flma yeniden gündeme tafl›nd›. Bu tart›flmalardan biri de faflizm tart›flmas›d›r. Faflizm geliyor, ülke kötüye gidiyor, demokratikleflmeye çabalarken bu sürece karfl› olan karanl›k güçlerin bu süreci sabote ettikleri ileri sürülüyor. Bu gibi tart›flmalar› do¤ru bir zemine oturtabilmek için öncelikle nas›l bir ülkede yafl›yoruz, hangi siyasal rejim ile yönetiliyoruz noktas›nda baz› gerçeklikleri hat›rlamam›z gerekmektedir. Yar›-sömürge, yar›-feodal bir sosyo-ekonomik yap›ya sahip olan ülkemizde faflizm, emperyalist ülkelerdeki gibi finans kapitalin en gerici kesimlerinin iktidara mutlak el koyduklar› dönemsel bir olgu olmam›flt›r hiçbir zaman. Ve de emperyalist-kapitalist ülkelerdeki gibi tabandan örgütlenerek, halk y›¤›nlar›na dayanarak iktidara gelmemektedir. Aksine bafl›ndan itibaren uflak komprador burjuvazi ile büyük toprak a¤alar›n›n feodal cebirine dayanan, tepeden afla¤›ya do¤ru örgütlenen bir faflist diktatörlük ile karfl› karfl›yay›z. Hakim s›n›flar›n krizlerini pansuman etmeyi baflarabildikleri “istikrar” süreçlerinde bask› mekanizmas›n›n görece gevfletilmesi bu gerçekli¤i de¤ifltirmemektedir. Ülke gerçekli¤imize bu çerçeveden bakt›¤›m›zda siyasal alanda yaflanan birçok geliflmenin egemen s›n›flar›n dönemsel uyum stratejileri oldu¤u aç›k bir flekilde görülecektir. En bariz örneklerinden biri olarak 1999’da MHP koalisyon orta¤› olarak hükümete girdi¤inde faflizmi MHP ile s›n›rlayan birçok ayd›n ve reformist çevrelerde “eyvah faflizm geliyor” feryatlar› yükselmeye bafllam›flt›. Oysa kendisi olmasa da fikirleri her daim iktidarda olan bir partiydi MHP. Yaflanan süreçler ve bu süreçlere uygun öne ç›kart›lan politikalar de¤iflse de yukar›da bahsetti¤imiz temel olgu de¤iflmemektedir. Kuflkusuz 80 AFC’si ile 90’lar, 90’lar ile de günümüz gerçekli¤i farkl›d›r. Dünden bugüne örne¤in 1999’da

Abdullah Öcalan’›n yakalanmas›, MHP’nin hükümet orta¤› olmas›, yak›n geçmiflte ise Hrant Dink’in katledilmesi sürecine kadar geliflen bayrak krizi, linç giriflimleri, flovenizmin körüklenmesi, esasta ezilen halk›n emperyalizm güdümlü politikalar ekseninde egemen s›n›flar›n arkas›nda saf

aç›ktan patlak verecek durumlara gebe oluflu, toplumsal muhalefetin örgütlenme sahalar›n› ve oluflacak tepkileri manipüle edecek alanlar› yeniden üretmeye zorlamaktad›r. Devrimci ve komünist güçlerin etkiledi¤i/harekete geçirebildi¤i kitleler bugün çok s›n›rl› da olsa bunun potansiyelinin

tutturmaya çal›fl›lmas› çabalar›d›r.

yani devrimci durumun yüksek olmas› egemenleri flovenizmi/›rkç›l›¤› yükseltmeye itmektedir. Bu nedenle de emperyalistlerle organize bir flekilde Ermeni Soyk›r›m›, Kürt sorunu vb. üzerinden halkta on y›llard›r gelifltirilmeye çal›fl›lan milliyetçi damarlar beslenmeye çal›fl›lmaktad›r. ‹flsizlik oran›n›n yüzde 10’larda oldu¤u, yoksulluk ve açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflayan halk y›¤›nlar›n›n say›s›n›n sürekli artt›¤›, gelir uçurumunun sürekli büyüdü¤ü ve de halk›n artan bir flekilde düzenden umudunu kesti¤i bir sistemde (1. Emperyalist Paylafl›m Savafl› öncesi Almanya’da oldu¤u gibi) kitlelere baflkaca “iç ve d›fl düflmanlar” gerekmektedir! Bu nedenle ABD gezisindeki Org. Yaflar Büyükan›t, yapt›¤› konuflmada flöyle demektedir: “Bugün Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruldu¤u 1923’ten bu yana hiç bu kadar çeflitli risklerle, tehditlerle, s›k›nt›larla karfl› karfl›ya kalmam›flt›r.” Devlet ise halk›n hala “babas›d›r”, kötü ifller yap›l›yorsa da bunlar “derin devlete” havale edilerek bertaraf edi-

Faflizm tabana yay›lmaya çal›fl›l›yor Faflizm girece¤i yeni sürece uygun kimi yap›lanmalar ve uyumlu bir yaklafl›m sergilemek zorundad›r. Örne¤in, 28 fiubat süreci ile birlikte özellikle siyasal ve ekonomik anlamda küreselleflme politikalar›n›n ve neo-liberalizmin gerekleri için AB ile görece uyumlu iflleyecek karfl›l›kl› bir iliflkiye ihtiyac›n artt›¤› bir süreçti. Kimi de¤iflimlerin yafland›¤› bununla birlikte ekonomik, siyasal, hukuksal zeminde yeni sürece uygun kurumsallaflman›n da oluflturuldu¤u bir dönem olarak yaflanm›flt›r. Bugünkü konjonktürde ise özellikle Ortado¤u’daki ve Kürt co¤rafyas›nda emperyalist planlara ve egemenlerin bunlara karfl› konumlan›fl›na uygun flovenist ve ›rkç› atmosferi daha güçlü tutmak, bunu daha diri bir hale getirmek ihtiyac›n› duymaktad›r. Özellikle emperyalizmin ve Türkiye egemen s›n›flar›n›n siyasal ve ekonomik krizlerinin daha

lir. Oysa biz komünistler için aç›kt›r ki, deriniyle yüzeyiyle halklara düflman olan devlet bir ve ayn›d›r.

Hangi milliyetçili¤i tercih edersiniz? Genel olarak Türkiye egemen s›n›flar› Ortado¤u’daki yeni yap›lanma içerisinde misyon edinmeye yada bunu belirginlefltirmeye çal›flmaktad›r. Baz› emperyalist politikalar karfl›s›nda onurlar› zedelenen genifl halk y›¤›nlar›n›n önünde en usta tiyatro oyuncular›n› k›skand›racak flekilde demagojik söylevler at›l›rken, kapal› kap›lar ard›nda emperyalist politikalar›n yaflama geçirilmesi için hangi tedbirlerin al›nmas› gerekti¤i kararlaflt›r›lmaktad›r. Egemen s›n›flar s›k›flt›¤›nda halka üstü kapal› olarak emperyalistleri, onlar›n “dayatmalar›n›” hedef göstermektedirler. Ve halk›n bu hakl› tepkilerini öyle bir ustal›kla kullanmaktad›rlar ki, emperyalistlere duyulan tepki bizzat uflak egemenler taraf›ndan emperyalist güdümlü politikalar›n uygulanmas› için kald›raç olarak kullan›lmaya çal›fl›lmaktad›r. ‹flte bu süreçte de ülkemizde yukar›dan afla¤›ya örgütlenen faflizm, bahsetti¤imiz süreçte tabana yay›lmaya ve bu flekilde belirlenen “tehditlere” karfl› siper edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Bu nedenle sa¤’›ndan sözde sol’una kadar tüm düzen partileri birden bu “yükselen de¤er” milliyetçili¤e/flovenizme sar›lmakta ve milliyetçilikte birbirleriyle yar›flmaktad›r. Bu yüzden “pozitif” milliyetçilik gibi kavramlar ortaya at›lmaktad›r. Bu yüzden milliyetçilik yerine ulusalc›l›k kavram› geçirilerek özde bir de¤ifliklik yaratt›¤› izlenimi verilmekte ve halka yutturulmaya çal›fl›lmaktad›r. Ve iflte bu yüzden bizler faflizme karfl› mücadelemizi iktidar mücadelemizle birlefltirerek yükseltmek zorunday›z. Milliyetçili¤in, ›rkç›l›¤›n, flovenizmin her türlüsüne karfl› halk› bilinçlendirmeli, düzen partilerinin bu söylemleriyle halk›n bilinçlerinin buland›r›lmas›na izin vermemeliyiz.


4

23 Şubat-8 Mart 2007

S›n›fsal Yaklafl›m Türkiye’de faflizm, rehberidir Kemalizm! “Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakk› yoktur. Memleketiniz sizindir, Türklerindir. Bu memleket tarihte Türktü, o halde Türktür ve ebediyen Türk olarak yaflayacakt›r. (…) Ermeniler vesairenin burada hiçbir hakk› yoktur. Bu bereketli yerler, koyu ve öz Türk memleketidir.” ( Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 1906-1938, Cilt II, Türk ‹nkilap Tarihi Enstitüsü, “Adana Esnaflar›yla Konuflma -1923”, sf. 126) Hrant Dink’in alçakça katledilmesinin ard›ndan, deflilen ba¤›rsaklar›n d›flar› dökülmesi misali parça bölük deflifre olan, yayd›¤› kokularla beraber ortaya ç›kan mide buland›r›c› görüntüler eflli¤inde, cinayetin perde arkas›ndan öte devletin foto¤raf›na iliflkin tart›flmalar bafllatan olaylar ve iliflkiler silsilesi, kavram ve yaklafl›m kargaflas› içerisine bo¤ulmakta, bu durumdan her zamanki gibi bir bütün olarak faflist sistem karl› ç›kmaktad›r. Bu kaosta, egemenlerin yönlendirme amaçl› çabas› bulunmakla beraber, benzer bütün durumlarda karfl›lafl›lan fena halde bir bilinç bulan›kl›¤› bafl rol oynamakta, bu gerçeklik, sadece bu esnada de¤il sistemin yaflat›lmas› için, meflruiyetten bekaya bütün temel unsurlarda zemini oluflturmaktad›r. Derin devlet, milliyetçilik, kontrgerilla vd. tart›flmalarda kavram kargaflas› ve bilinç bulan›kl›¤›na yol açan esas sorun, Türk devletine ait çözümlemelerin yerli yerine oturmay›fl›d›r. Faflizm, faflist diktatörlük, oligarfli diyenlerden, bu s›fatlar› kullanmamakla beraber her türlü gerici, otoriter, anti-demokratik, faflizan burjuva rejimi ya da diktas› yak›flt›rmas›/nitelemesi yapanlara kadar bütün sistem karfl›t› durufl sahiplerinin bir biçimde sakatland›klar›, baflka bir deyiflle, yönlerinde sapmalar olsa da ortak biçimde secdeye vard›klar› Kemalizm ideolojisi Türkiye’deki egemen sistemin belkemi¤idir. Osmanl›’n›n devlet gelene¤i ve iflleyiflinin özünü koruyup biçimsel düzenini reorganize ederek sistemi flekillendiren, sosyo-ekonomik yap›daki geliflim sürecine emperyalistlerin talimatlar› do¤rultusunda yön verirken sosyal yaflama da idareye paralel müdahalelerde bulunan M. Kemal önderli¤indeki egemen s›n›flar, devleti yukar›dan afla¤›ya faflist bir karakterde örgütlerken buna ideolojik bir formasyon vermeyi de ihmal etmediler. Daha sonralar› kendileri taraf›ndan Atatürkçülük/Kemalizm olarak adland›r›lacak olan bu resmi ideolojinin kökleri Osmanl› gelene¤inden geliyordu. Resmi tarihteki binbir yalan›n aksine, “ümmet” toplumu olarak lanse edilen Osmanl›’da etnik ve dini az›nl›klar, merkezi feodal istibdat rejimi alt›nda büyük bir bask›ya tabi tutulmakta, bütün halka karfl› her türlü iflkence, cinayet, zulüm, katliam ve soyk›r›m genifl bir co¤rafyaya yay›larak ifl-

lenmekteydi. “Devlet tek, ülke tüm, ulus bir” fleklinde hukuksal/anayasal çerçevesi çizilen rejim, günefl dil teorisi (Türkçe’nin bütün dillerin anas› oldu¤u) ile Türk tarih tezi (Türklerin medeniyetlerin öncüsü oldu¤u) üzerine oturtulurken Ziya Gökalp’lerin ortaya at›p Mustafa Kemal’in gelifltirdi¤i “Türk ulusunun kan›ndaki yücelik” nitelemesi, temel vurgu haline geliyordu. “Disiplinli hürriyet” olarak tan›mlad›klar› faflist devlet yönetimi, bu ›rkç›, kafatasç› anlay›fl ile yo¤rulurken, asimilasyon, soyk›r›m ve katliam gelene¤inin artan biçimde sürece¤i de netleflmifl oluyordu. Ermeni halk› zaten soyk›r›ma u¤rat›ld›¤› için asimilasyon ve katliama u¤rat›lmak Kürt ulusunun “kaderi” haline gelmiflti. “fianl›” cumhuriyet y›llar› buna say›s›z örneklerle tan›kl›k etti ve ediyor. Türkiye’deki rejimin kurulufl aflamas›n›, bu ba¤lamda tarihi sürecini, emperyalistlerle iliflkisini, resmi ideolojinin konumunu ve etki gücünü do¤ru biçimde analiz edemeyenlerin bir biçimde egemenlerin a¤›na tak›lmas› kaç›n›lmaz olmaktad›r. ‹deolojik mücadelenin s›n›f savafl›m›ndaki bafll›ca rolü de buradan gelmektedir. Her yanl›fl yaklafl›m ve tespit, nihayetinde düflmana iliflkin yan›lg›l› bir sonuç üretmekle, hedefi flafl›rtmakta, yolu karartmakta, saflar› bozmaktad›r. Oluflan bulan›kl›ktan her zaman için düflman›n yararland›¤› aç›kt›r. Mustafa Kemal’in bafl›ndan itibaren emperyalistler ile iflbirli¤i içerisinde oldu¤u ve T.C’nin kuruluflundan itibaren onlar›n uflakl›¤›n› yapt›¤›, tek parti/ebedi flef istibdad›yla komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n diktatörlük rejimini oluflturarak yukar›dan afla¤›ya faflist diktatörlü¤ü yap›laflt›rd›¤›, Türkiye halk›na karfl› sömürü, zulüm ve iflkence rejimi çarklar›n› iflletmekten baflka Kürt ulusuna yönelik çok say›da katliama bizzat imza att›¤› tarihi gerçeklerdir. Ölümünün ard›ndan milli flef ‹nönü rejimi de onun devam› olmufl, 1946 sonras›nda ise çok partili süreç ile birlikte bugünkü biçimiyle süregiden ve ABD emperyalizminin a¤›rl›kl› rol üstlendi¤i bir dönemin önü aç›lm›flt›r. Mustafa Kemal’i ilerici, devrimci, yurtsever, demokrat, jakoben, solcu vb. gören fiefik Hüsnü’den Hikmet K›v›lc›ml›’ya, Mihri Belli’den Sadun Aren’e bilumum revizyonist ve reformistler ile Mahir Çayan’dan Deniz Gezmifl/Hüseyin ‹nan’a küçük burjuva devrimci hareketlere önderlik eden oportünist çizgilerin temsilcileri, büyük bir aymazl›k ve gaflet içerisine düflmüfller, resmi ideolojinin pençesinden kendilerini kurtaramam›fllard›r. Konuya iliflkin bilimsel sosyalizm ad›na ilk ve tek do¤ru yaklafl›m› ve çözümlemeyi gelifltiren ‹brahim Kaypakka-

68 ya yoldafla ra¤men; Türkiye devrimci ve sol hareketi tarihi içerisinde ortaya ç›kan ismini and›¤›m›z veya anmad›¤›m›z bu kifliler ve devam› olarak oluflturulan çok çeflitli versiyondaki hareketlerin konuyla ilgili genel maluliyeti devam edegelmifltir. Kemalizm’in beyin y›kama ve hizaya getirme operasyonu öylesine kesintisiz biçimde sürmektedir ki kimilerinin hidayete ermesi geç de olsa mümkün olabilmektedir. Örne¤in A. Öcalan’›n/PKK’nin M. Kemal’i ve do¤all›kla Türk devletinin “ilerici” karakterini keflfetmesi bilhassa ‹mral› sonras›ndad›r. Sorunun Kemalizm’den ibaret olmad›¤›na yukar›da vurgu yapm›flt›k, hat›rlatal›m: Kemalizm, tarihi sürecin okunmas›ndan, devlet yap›lanmas› tahlilinden, emperyalizmle iliflkilerin do¤ru biçimde nitelendirilmesinden ve pek tabii ki ulusal soruna yaklafl›mdan (devrim sorunundan hiç de¤il!) ba¤›ms›z bir olgu de¤ildir. Kemalizme b›rak›n devrimcili¤i, ilericilik ya da demokratl›k elbisesi giydirirseniz, emperyalizmin tahlili ile ilgili yan›lg›lara düflmeniz kaç›n›lmazd›r. Ülkemizdeki s›n›flar› analize kalk›flt›¤›n›zda ifller büsbütün kar›fl›r! Çeyrek yüzy›la yak›n ve de tam yetki ve büyük bir güçle iktidarda bulunan Kemalistlere feodalizmi tasfiye ettirmeniz kaç›n›lmaz hale gelecektir… Ha keza onlar›n partisi CHP de hakim s›n›f partisi de¤il, hafla, faflist parti hiç de¤ildir. T.C tarihi boyunca da Kürt ulusuna yönelik katliamlar de¤il, feodal kalk›flmalara yönelik tasfiye operasyonlar› yap›lm›flt›r (Ayd›nl›kç›lar›n kula¤› ç›n ç›n ç›nlas›n). Bu yüzden de flovenizmin bata¤›nda kulaç atmaktan kurtulamaz olursunuz. Eskisi ve yenisiyle TKP’den DHKPC’ye uzanan bir hatta bir dizi siyasi hareketin nas›l ve neden k›vrand›¤›, hangi zeminde ne tür politikalar üretti¤i daha iyi anlafl›lacakt›r. Milliyetçilik denen olgu Kemalizm ile ba¤› kurulmadan ele al›nd›¤›, faflist ideoloji ony›llard›r MHP ve türdefllerine endeksli biçimde ifllendi¤i için sapla saman birbirine kar›flt›r›lmakta, olan bitenler anlafl›lamamakta, devlete sadece “faflist” demekle ya da “derin devlet, devletin kendisidir” diyerek iflin içinden ç›k›laca¤› san›lmaktad›r. Öyle ki Ecevit ve Baykal’›n de¤iflti¤ine yani faflistleflti¤ine dair teoriler üretmek zorunda kal›nd›¤› için kafalar büsbütün kar›flmakta ve kar›flt›r›lmaktad›r. Nitekim ayn› durum sadece “sosyal demokrat” kisveli sahte reformistler için de¤il AKP/Tayyip vb.leri aç›s›ndan da geçerlidir. Hakim s›n›flar›n bu tür (islami peçeli) temsilcileri, örne¤in MSP/RP/Erbakan vd.leri söz konusu oldu¤unda da faflist s›fat›n› esirgeyenler, flimdi de Tayyip, Ar›nç ve di¤erleri için dönem dönem çeflitli konulara iliflkin yapt›klar› aç›klama ve tav›rlar›ndan kaynakl› (bilhassa di¤er kliklerle çat›flmal› durumlarda) devletle “temelli” çeliflkilerine dair yorumlar yap›labilmektedir. Bunlar›n, hakim s›n›flar›n temsilcileri ve emperyalistlerin ufla¤› oldu¤unu, dolay›s›yla özü itibar›yla faflist nitelik tafl›d›¤›n› bilince ç›karmayanlar›n, kimi dönemlerde egemenlerin politikalar›na alet olmaktan ve yedeklen-

mekten kurtulamayacaklar› aç›kt›r. Hrant’›n katlinin ard›ndan, soruflturma çerçevesinde medya arac›l›¤›yla ortaya saç›lanlar›n yaratt›¤› tart›flma ve tepki ortam›nda; faflizmin devletle özdeflleflen varl›¤›ndan öte yaklaflan bir tehlike oldu¤una dair vurgular›n öne ç›kmas›, fliddetle yo¤rulan ve ›rkç›l›k boyutunda ifllenen bir milliyetçilik dalgas›n›n köklerinden ve temel unsurlar›ndan kopuk biçimde ifllenmesi, “kundaktan mezara” zerk edilen/ifllenen resmi ideolojinin fonksiyonlar›n›n iyi kavranamamas›yla da ilgili bir durumdur. Kemalizmin bu kadar kesin ve tart›fl›lamaz bir ortak kabul halinde bilinç altlar›na kaz›nmas›n›n baflar›lmas› da bu iflin ilk amaçlar›ndan birisi de¤il midir zaten? Ezilen ulus ve ulusal az›nl›klara yönelik azg›n flovenizm, inkarc› ve imhac› politikalar Kemalist ideolojinin özünü oluflturmaktad›r. Kemalist iktidarlar taraf›ndan pratiklefltirilmifllerdir. Türk milliyetçili¤inin devlet eliyle ›rkç› bir boyutta topluma empoze edilmesi Kemalizmin politikas›d›r. Bütün hakim s›n›f partileri, 84 y›ld›r bu politikalar› eksiksiz bir biçimde yerine getirerek görevlerini ifa ettiler. Katillerin, çetelerin, “derin devletin”, kontrgerillan›n, “özel” örgütlenmelerin vd.lerinin ideolojik kökleri Kemalizm’dedir. ‹smi “derin devlet” ya da kontgerilla örgütlenmesi içerisinde an›lan Mehmet A¤ar’dan Veli Küçük’e, Korkut Eken’den ‹brahim fiahin’e bütün asker ve polis flefleri her fleyden önce iyi birer Kemalisttirler. T›pk› Türkefl, Evren, Türün, Büyükan›t, Bir, Özkök, Bahçeli vd. gibi. T›pk› ‹nönü, Ecevit, Karayalç›n, Baykal vd. gibi. T›pk›, Demirel, Cindoruk, Çiller, Y›lmaz gibi. Ve herkesin yan›ld›¤›n›n aksine t›pk› Erbakan, Tayyip, Gül, Ar›nç gibi. Kemalizm, bu ülkede emperyalizme sad›k uflakl›k, komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar› s›n›flar›n›n halk s›n›flar› üzerinde zalimce diktatörlü¤ü, Türk ulusunun Kürt ulusu ve di¤er ulusal az›nl›klar üzerinde inkara ve imhaya dayanan ›rkç› ve flovenist bask› sistemi, parlamenter-anayasal maskeli bir faflizm demektir. Bunu kay›ts›z flarts›z uygulayan ancak “Atatürkçülük”e iliflkin kimi biçimsel elefltiriler getiren, kendi parti maskesinden kaynakl› taban›na yönelik ikincil konularda farkl› söylemler tutturanlar›n Kemalizmle temelde kurulu olan iliflkileri kopmamaktad›r. Türkiye’de faflizme karfl› yürütülecek mücadelenin belli belirsiz bir tak›m kesimlere, odaklara, gruplara karfl› yürütülmesi sözkonusu de¤ildir. Bunun devlete, düzene, sisteme karfl› yürütülecek mücadelenin tam da kendisi oldu¤u aç›k biçimde görülebilmelidir. Bunun merkezinde ideolojik mücadeleye ciddi bir rol düflmektedir. Zira kendini milliyetçili¤in çeflitli renkleriyle d›fla vuran faflist ideolojinin kaynaklar›na inmek ve hesaplaflmay› o zeminde yapmak gerekmektedir. Ajitasyon-propaganda ve teflhir faaliyeti, bu ideolojik mücadele eflli¤inde yürütüldü¤ü taktirde sa¤l›kl› biçimde yol alabilmek mümkün olacakt›r.


5

68

23 Şubat-8 Mart 2007

Türk-‹fl yönetimi sermayeyle dirsek temas›n› art›r›yor Ocak ay›, kamuda ve özel sektörde T‹S görüflmelerinin bafllad›¤› bir ayd›r. Konfederasyonlar bu zamana kadar, göstermelikde olsa, bu süreç bafllad›¤›nda istenen zam miktar› vb. talepleri içeren aç›klamalar yaparak, T‹S’in gidiflat›n› daha bafltan göreceli de olsa belirlemeye çal›fl›rlard›. Ancak, sermayenin artan sald›r›lar› karfl›s›nda zaten ciddi bir direniflleri olmayan, olabileceklerin de önünü kesmeyi kendilerine adeta “ilke” edinen konfederasyon yönetimleri, art›k aç›k bir biçimde, iflçinin de¤il sermayenin sözcülü¤üne soyunduklar›n› beyan edercesine aç›klamalar yapmaya, sermayeyle girdikleri dirsek temas›n› daha da s›k›laflt›rmaya bafllam›fl, dahas› aleni bir iflbirli¤ine girmifl bulunmaktalar. Bunun en son örne¤i, T‹S görüflmelerinin bafllad›¤› günlerde Türk‹fl’in yapt›¤› aç›klamada görülmektedir. Türk-‹fl, özeti, mevcut haklar›n korunmas›n› ve zam vb. taleplerin hiç mi hiç gündeme getirilmemesini içeren aç›klamas›yla, T‹S’in gidiflat›n› daha bafltan patron lehine belirlemeye, böylelikle de iflçi-emekçilerin insanca yaflama dönük zam taleplerinin önünü kesmeye çal›flm›flt›r. Bu sürecin öneminden dolay›, hem Türk-‹fl’in bu aç›klamas›na iliflkin bilgi

almak, hem de T‹S görüflmelerinin bafllad›¤› sektörlerden biri olan ve de her T‹S döneminde ciddi tart›flmalara, eylemlere sahne olan deri iflkolundaki geliflmeleri ö¤renmek için, Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi ile görüfltük. Servi; “Türk-‹fl daha T‹S görüflmeleri bafllama aflamas›ndayken böyle bir aç›klama yaparak taban›n taleplerinin önünü kesmeye çal›flmaktad›r. Birçok sendikada henüz yetki süreci bitmemiflken, Ocak ay›nda bafllamas› gereken görüflmeler bafllamam›flken yap›lan bu aç›klama, sermayeyi ve hükümeti k›rmadan süreci atlatma kayg›s› tafl›yor. Türk‹fl, sermayeyle dirsek temas›n› art›r›yor.

Emekçinin Gündemi Sendikal kongrelerin iflçi s›n›f› içindeki yeri Geçmiflten günümüze, sendikalar zaman zaman iflçi s›n›f›n›n hak alma mücadelesinde olumlu katk›lar sunarken, zaman zaman da üstlerine düflen sorumluluklar› yerine getirememifllerdir. Bugün konfederasyonlara hakim anlay›fl sar› bürokratik ve gerici anlay›flt›r. (Baz› flubeler hariç.) Bundand›r ki, son dönemlerde uzun mücadelelerle kazan›lan tüm haklar tek tek elden gidiyor. Hatta bazen sendikalar›n, yükselen mücadelelerin önünde dalga k›ran görevi yapt›klar›n› da görüyoruz. Son olarak Merkez Bankas› Baflkan› emekçilere biçti¤i de¤eri gösterdi. Bu sözlerin kamuda bafllayan toplu sözleflmeler süreci önce söylenmesi tesadüfi bir durum de¤ildir. Bu aç›klama, emekçilere yönelik bir sald›r› olarak düflünülmelidir. Ancak sendika konfederasyonlar›m›zda bu konuyla ilgili ç›t yok. “Yüksek ücret, enflasyonu da yükseltir” aç›klamas›n› herkes duymas›na ra¤men, sa¤›rlar oynanmaktad›r. Çünkü 2007 y›l› genel kurul y›l›d›r. Sendikalar›m›z hükümetin arka bahçesi du-

rumdad›r. Yani iflçilerin kurumlar› iflçilerin elinde de¤ildir. Bu durumdan da görüldü¤ü gibi, sendikal kurumlar›n merkezleri iflçilerin ç›karlar›n› temsil etmiyor. ‹flçi s›n›f›n›n kurumlar› kuflat›lm›fl ve iflgal edilmifl durumdad›r. 2007 y›l›, sendikalarda kongreler y›l› olacak. fiu an D‹SK ve Türk-‹fl’te bafllayan flube kongrelerini genel merkez kongreleri izleyecek. Kongreler bu nedenle önemsenmelidir. Bunlar›n içinde ise en önemli yeri hizmet ifl kolu oynayacakt›r. Son yasalarla hizmetin sat›n al›nmas›, hizmet ifl kolunun önemini biraz daha art›rmaktad›r. Yeni sendikalar yasas›nda yap›lacak düzenleme de bunu göstermektedir. Ancak bunun yarat›labilmesi için flubelerde bafllayan kongreleri do¤ru ele almak ve örgütlemek gerekir. Hizmet ifl kolunda bulunan DDSB’liler sürecin öneminden kaynakl›, ifl yerlerinde bulunan baflta devrimcidemokrat ve yurtseverler olmak üzere, ifl yerlerindeki öncü iflçilerinden oluflacak

Yap›lan aç›klamada T‹S taleplerine iliflkin hiçbir fley yer alm›yor. Talep edilecek zamma iliflkin neyin taban olarak al›naca¤› vb. olmas› gereken fleyler de yok. Bize de herhangi bir rakam söylemiyor Türk-‹fl yönetimi. Oysa eskiden konfederasyonlara ba¤l› sendikalar biraraya gelir ve talepler belirlenirdi. Buna karfl› flubelerin bir tutum almas› gerekiyor, ancak maalesef bu yönlü toplu bir tav›r yok henüz. T‹S görüflmelerinin, Türk-‹fl’in koydu¤u bu mevcut haklar› korumaya dönük e¤ilimle bitmesi durumunda, özel sektörde de ayn› dayatmayla karfl›laflaca¤›z. Ki, flu süreçte deri iflkolunda da görüflmeler bafllam›fl bulunmakta. Ancak konfederasyonun bu tutumu daha görüflmelerin bafl›nda etkisini gösterdi ve patron esnek çal›flma, ödünç çal›flt›rma vb. uygulamalar› kapsayan 4857 No’lu ‹fl Yasas›’n› dayatmaya bafllad›. Ancak bizim bunu kabul etmemiz söz konusu bile olamaz. Bizim tabanla birlikte belirledi¤imiz taleplerimiz, ücretlerde % 25-30 ve sosyal haklarda % 50-60 art›fl ve bunlar›n d›fl›nda 1 May›s’›n tatil olmas›, 8 Mart’›n ücretli izin say›lmas› vb.dir. Bunlar› bir taslak halinde patron sendikas›na sunmufl bulunmaktay›z. ‹lk görüflmeyi yapt›k, önümüzdeki günlerde ikinci bir görüflme

bir ortak çal›flma bafllatmal›d›r. Ancak birkaç önemli noktaya dikkat edilmelidir. ‹fl yerlerindeki delege seçimlerinde sendikal kadrolar oluflmas›ndan dolay›, iflçi s›n›f› mücadelesine inanan ve bu yolda mücadele eden ve edecek bireyler esas al›n›rken, sendikalar› kazanmak için her yolu mubah sayan ve y›pranm›fl bireyler ile bu bireyleri sahiplenen anlay›fllara karfl› aç›k tav›r al›nmal›d›r. ‹flçi s›n›f› içinde bu tür çal›flma tarzlar›n›n uzun vadede zarar verdi¤ini bilmekteyiz. S›n›f›n kazan›mlar›n›n mücadele ile olaca¤› gerçe¤i üzerinden birlikte olmak esas al›nmaktad›r. Sendikalarda oldukça hakim olan ve günümüzde ilericilerin iktidar olmamas›n›n önünde en büyük sorun olarak bugün halen durmaktad›r. Bunun için izlenecek yol kongre sürecinde sürecin önemi ve yöntemleri iflçilerle paylafl›lmal›d›r. Temel alaca¤›m›z durum ise aç›kl›k ve karar mekanizmas› iflletilerek yap›lmal›d›r. Sendika kongrelerinde kaybetti¤imiz her yerde mücadele etmeyi sürdürmeliyiz. Sendikalarda bugün kaybedenler bulunduklar› mevzilerden çekilirler. Yani mücadele kongrelere ba¤l› yürütülür. Oysa s›n›f›n içinde uzun vadeli çal›flma ile iktidar olunur ya da iktidar korunur. Bunun için kaybetti¤imiz her yere ayr›ca müdahale etmeliyiz. Bu örgütlenmelerde ileri ç›kan her ifl-

yapaca¤›z. Çal›flmalar›m›z› tabanda yürütüyoruz ve bu süreci Türk-‹fl’in sermaye yanl›s› tutumuna ve de iflveren sendikalar›n›n yapt›r›m dayatmalar›na karfl›n, en yüksek kazan›mla bitirme çabalar›m›z› sonuna kadar sürdürece¤iz” dedi. (Kartal)

Hükümete uyarı TMMOB ve Yap› Yol-Sen üyeleri ile ‹ller Bankas› çal›flanlar›, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu gündeminde bulunan ‹ller Bankas› Yasa Tasar›s› konusunda hükümeti uyararak, tasar›n›n geri çekilmesini istediler. 9 fiubat günü Ankara’da ‹ller Bankas› Genel Müdürlü¤ü önünde toplanan mimar, mühendis, memur ve sendikac›lar banka yönetimini ve AKP Hükümeti’ni alk›fl ve ›sl›klarla protesto ettiler. Eylemde KESK Genel Baflkan› ‹smail Hakk› Tombul ile ortak imzal› metni okuyan TMMOB Baflkan› Mehmet So¤anc›, 70 y›ldan fazla hizmet üreten ‹ller Bankas›’n›n kamu hizmeti vermekten ç›kar›larak, “‹lbank” unvanl›, bir kalk›nma ve yat›r›m bankas› yap›lmak istendi¤ini söyledi. (Ankara)

çiyi DDSB politikalar› etraf›nda örgütlemek esas al›nmal›d›r. Kongreler bu yan›yla da ele al›nmal›d›r. Çünkü kongreler iflçilerin sorunlar›n› tart›flt›¤› ve öncü iflçilerin öne ç›kt›¤› süreçlerdir. Bunun için daha iyi bir sendika ve flube çabas› içinde olmal›y›z. Mevcut haklar›n tek tek elden gitti¤i ve giderek daralan sendikalarda, sendikal örgütlenmelerin gelece¤in nas›l örgütlenece¤inin tart›fl›ld›¤› ve yeni aç›l›mlar›n sunuldu¤u kongreler yaratmal›y›z. 2007 Genel Kurullar›nda milyonlarca örgütsüzlü¤ün bulundu¤u gerçe¤i karfl›s›nda sendikalar›n örgütlenme politikalar› oluflturulmal›d›r. Burada bafllayan bu politikalar sendikal merkezlere ve konfederasyonlara tafl›nmal›d›r. Bu alanda bulunan DDSB’li faaliyetçiler bu kongreleri sendikal hareketin sorunlar› ve ç›k›fl yollar›n› tart›flma alanlar› yapmal›d›r. Günümüzde sendikal kurumlar›n yeniden iflçilerin hizmetine sunulmas› için mevcut geri statükocu yerler bombalanmal›d›r. Bu kurumlar›n iflçilerin eline geçilmesi için daha fazla çabaya ihtiyaç bulunmaktad›r. Bunun d›fl›ndaki yerler ise geniflletilmeli ve güçlendirilmelidir. Çünkü gün örgütlenme ve mücadele etme günüdür. Sonuç olarak; 8 Mart Emekçi Kad›nlar Günü için 4 Mart’ta yap›lacak Kad›köy mitinginde alanlarda buluflal›m!


6

23 Şubat-8 Mart 2007

68

Erzincan köylüsü endifleli: “Su yaflamd›r!” Tar›mda devlet eliyle onca sorun yarat›l›rken, son y›llarda daha yo¤un olarak gündemleflen küresel ›s›nma, dünyan›n ekolojik dengesine ciddi tehditlerde bulunmaktad›r. 2003 y›l›ndan bu yana bilim insanlar›n›n ve çevrecilerin sürekli olarak dile getirmesine karfl›n, küresel ›s›nman›n en büyük nedenlerinden biri olan sera gaz›n›n do¤aya sal›nmamas› noktas›nda ciddi ad›mlar at›lmamaktad›r. Özellikle son y›llarda ülkemizde küresel ›s›nma kendisini, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava s›cakl›klar› ve ya¤›fllar›n azalmas›yla göstermifltir. Bu nedenlerin sonucunda ise ülkemizde art›k susuzluk ve kurakl›k tehlikesi bafl göstermektedir. Mevsim normallerinin alt›nda düflen ya¤›fl miktar›, s›cakl›¤›n yükselmesi, su kullan›m›n›n planl› yap›lmamas›, barajlardaki suyun kullan›m›n›n planlanmamas› nedeniyle susuzluk ve kurakl›k had safhalara ç›km›flt›r. Ve bu sorun fabrikalar ve özellikle de köylü y›¤›nlar için büyük bir tehdit oluflturmaya bafllam›flt›r. Son 30 y›l›n en s›cak k›fl›n› geçirdi¤imiz flu süreçte barajlardaki suyun azalmas› nedeniyle Kocaeli, Mufl vb. ço¤u il ve ilçeye su verilmemifltir. Su k›tl›¤› flimdiden köylüyü vurmufl durumda, ço¤u ürün y›l içerisinde gereksinim duydu¤u suyu bulamam›flt›r. Özellikle bu¤day üreticisi köylüler bu durumdan çok etkilenmektedir. Bu durum ayn› zamanda un üreticisini de zor durumda b›rakacakt›r. Bölgemizde yaflanan kurakl›¤›n etkilerini ve bunun köylüler üzerindeki sonuçlar›n› Erzincan’daki köylülerden dinledik:

“Bu havalar bizi hepten bitirecek” Yal›nca’dan Zeki Turan: Bizim burada tek geçim kayna¤›m›z çiftçiliktir. Ancak geçiniyor musunuz derseniz aç›k. Tar›mda verdi¤imiz eme¤in karfl›l›¤›n› alam›yoruz. Gübre, mazot, tohum fiyatlar› her gün art›yor, bunun karfl›l›¤›nda üretti¤imiz ucuz fiyata al›n›yor. Devlet

destek veriyoruz diyor ama biz hala göremedik. Çiftçinin ödedi¤i vergiler çok fazla, bu da bizi periflan ediyor. Çiftçiyi y›ld›rmaya çal›fl›yorlar, amaçlar› tar›m› bitirmektir. Bu y›l havalar›n mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi de bizleri kötü etkiledi. Bu gidiflatta bu¤daylar›n boy vermemesinden endifle duyuyoruz. Hala do¤ru dürüst kar göremedik. Kurakl›¤›n olmas› sadece tar›m› de¤il yaflam›m›z› etkileyecek, çünkü su yaflamd›r. Üzümlü Avc›lar’dan Cebrail Çelik: Köyümüzün gelir düzeyi düflük, gençlerin ço¤u iflsiz. Çiftçilik ve hayvanc›l›kla yaflam›m›z› sürdürmeye çal›flan köylüleriz. Kendim üzüm yetifltiriyorum, bunun yan›nda nohut, fasulye, elma gibi farkl› ürünler de yetifltiriyoruz. Tüm çiftçiler gibi bizi de flu süreçte endiflelendiren havalar›n mevsim normallerinin üstünde seyretmesidir. Bu, kurakl›k tehlikesi demektir. Böyle olunca bahar aylar›nda gece oluflan don tehlikesi hasad› birden bire yar›ya düflürmekte. Tar›m ‹lçe Müdürlü¤ü’ne baflvurdu¤umuzda sigorta yap›n, deyip geçifltiriyorlar. Zaten devlet üretmememiz için ne gerekiyorsa yap›yor. Üstüne bir de havalar›n böyle

olmas› herhalde bizi hepten bitirecek. Molla köy’den bir köylü: Bizlerin geçim kayna¤› tar›md›r. Ancak her geçen gün durumumuz kötüye gidiyor. Biz burada sulu tar›mla u¤rafl›yoruz. Fasulye, fleker pancar› vb. Bizim en büyük sorunumuz su sorunu. DS‹’nin özelleflmesiyle beraber su paralar› üç dört misli artt›¤› gibi önceden taksit yaparlarken flimdi su paralar› peflin isteniyor. Yani para ödeyemezsek tarlay› sulayam›yoruz. Biz yetifltirdi¤imiz bu¤day› devlete 300 bin liraya satarken onlar tohumu bize 600 YKr’ye geri sat›yor. Bütün y›l boyunca çal›fl›yoruz ancak yine de borçlar›m›z› kapatam›yoruz. Yani bir bu¤day ekiminden elimizde kalan tek kâr saman›d›r. Bunca s›k›nt›n›n üstüne bu y›l havalardan yana da flans›m›z yok. Kâr etmedi¤i için bu y›l bu¤daydan verim alamayaca¤›z. Bu nedenle bu¤day fiyat› bu y›l baya¤› yükselir. fiimdiye kadar ayakta kalmak için devletin köylüyü bitirmek için yapt›¤› tüm bask›lara bir flekilde dayand›k. Ancak kurakl›kla nas›l bafl ederiz bilmiyorum.

“Verim flimdiden s›f›r” Yeflilyurt’tan bir köylü: Bu bölgede

biliyorsunuz geçim kayna¤›m›z al›nterimiz. Biz çiftçilik yap›yoruz ancak ekti¤imiz yetmiyor. Bu nedenle de ben baflka tarlalarda da çal›fl›yorum. Bu y›l havalar›n böyle seyretmesi flimdiden belimizi büktü. Kar›n ya¤mamas› nedeniyle toprak don yapt›. Bu nedenle sonbaharda at›lan bu¤day tohumlar› topra¤›n don nedeniyle kabarmas›ndan kaynakl› bu¤day kökleri koptu. Verim flimdiden s›f›r. Bir de bizim d›fl›m›zda bu¤day› geç ekenler var, onlar›n ürünü ise hiç yeflermedi. E¤er Mart ay›na kadar ya¤›fl olmazsa tohumlar kesin çürür. Bu sene bu¤day olmay›nca hayvanc›l›k da zorlaflacak. Çünkü hayvansal yem ürünleri pahalanacak. Hal böyle olunca ne tar›m ne de hayvanc›l›k yapma flans›m›z olacak. Çünkü bizler zaten yoksul köylüleriz. Biz geçen dönem kooperatiften borç alarak bu y›l ekim yapt›k. Borcumuzu ödeyemezsek kooperatif var olan mal›m›za da el koyacak. 10 dönüm bu¤day ektim, havalardan kaynakl› alaca¤›m ürün 2 ton. Onun ederi de 600 milyon. Bu benim borçlar›m› kapatmaya yetmez. ‹flimiz zor anlayaca¤›n›z. Molla köyden Serhat Ayy›ld›z: Benim de tek geçim kayna¤›m tar›m. Biliyorsunuz köylünün yaflad›¤› s›k›nt›lar hep benzerdir. Üretemez, üretti¤ini pazara süremez. Bunun nedeni emperyalistlerin köylüyü bitirmek çabas›d›r. Mesela biz geçen y›l fasulye ürettik. Tefeci-tüccar ürünümüzü 1,5 YTL’ye al›yor. D›flardan (Trabzon’dan) biri geldi. Ürünümüzü 2 YTL’ye almak isteyince buradaki al›c›lar ona bask› yaparak geri gönderdiler ve ürünümüzü yine kendileri istedikleri fiyata ald›. Hepimiz borçlu oldu¤umuzdan kaynakl› ürünü bir an önce elden ç›karmak için bunlara satmak zorunda kal›yoruz. Malum bu y›l havalar da kötü gitti. Ya¤mur, kar ya¤mad›. Bizim buralarda tar›m genelde suludur. Biz normal koflullarda su bulamazken flimdi ne yapar›z bilmiyorum. (Erzincan)

Tah›l Üreticileri Birli¤i’den aç›klama ap›lacak ithalat›n üreticiye darbe vuraca¤›n› söyleyen yetkililer, bugünkü stoklar›n ihtiyaca yetti¤ini belirttiler.

Y

Tar›mda özellikle AKP hükümetinin emperyalist tekellerin yarar›na yapt›¤› uygulamalar üretici köylülerin tepkilerine neden oluyor. Tah›l Üreticileri Birli¤i de bir aç›klama yaparak yap›lacak m›s›r ithalât›n›n üreticiye darbe vuraca¤›n› söyledi. Tah›l Üreticileri Birli¤i Baflkan› Nur Özkan, yapt›¤› aç›klamada iç piyasada stoklarda bekleyen yeterince m›s›r olmas›na ra¤men ithalat kap›lar›n›n aç›lmas› için yap›lan bask›lar› takip ettiklerini ifade etti.

Al›nan tohum miktar› ve piyasan›n talepleri göz önünde tutuldu¤unda bugün stoklarda 800 bin ton m›s›r bekledi¤inin bilgisini veren Özkan, günübirlik ç›karlar için ithalat 盤›rtkanl›¤› yapanlar› elefltirdi. ‹thalat 盤›rtkanl›¤› yapanlar›n ise uzun vadede kendi bindikleri dallar› keseceklerini sözlerine ekleyen Özkan, flu an yap›lacak ithalat›n ülke ç›karlar›na ve yerli m›s›r üreticilerine darbe anlam›na geldi¤ini vurgulad›. Özkan, “Üreticinin ürünün ki-

losunu 45-50 YKr gibi abart›l› fiyattan satmak istedi¤i kesinlikle gerçe¤i yans›tm›yor. Duyumlar›m›za göre bu abart›l› rakamlar TMO yetkililerine telâffuz edilerek ithalat konusunda bask› unsuru yap›lmak istenmektedir” diyerek yem sanayisine tepki gösterdi. Özkan ayr›ca, kalitesiz ve genleriyle oynanm›fl m›s›r› bedava veriyorlarm›fl gibi ithalât konusunda bask›c› yanl›fl ve yanl› beyanlarda bulunuldu¤unu aktard›. (H. Merkezi)


7

68

23 Şubat-8 Mart 2007

Köylüyü bat›rd›lar, kap›lar› ya¤maya aç›yorlar! Geçen y›l önceden mal ithal ederek köylüden al›m yapmayan, yapt›¤› al›mlar› da düflük fiyatlar ile yapan birlikler ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bu y›l ayn› oyunu yasal olarak oynamaya çal›fl›yor. Geçti¤imiz y›l Temmuz ay›nda ürününü tarlalardan toplayan birçok bu¤day ve m›s›r üreticisi köylü, maliyetinden bile düflük aç›klanan taban fiyatlar›yla karfl›laflm›fl, ürününü özel flirketlere “kar›n toklu¤una” satmak zorunda kalm›flt›. Bu konuda aç›klama yapan R. T. Erdo¤an böyle bir durumun tekrar yaflanmayaca¤›n›, iç pazardan mal al›nmadan, d›flar›dan yönetmeliklere ayk›r› flekilde mal al›nmayaca¤›n› aç›klam›flt›. Bu aç›klaman›n ard›ndan devlet geçen y›l yapt›¤› kanunsuzlu¤u bu y›l yasallaflt›rarak yapacak. Tohumluk olmayan m›s›r ve ekmeklik bu¤day ithalat›nda, m›s›r için 300 bin ton, bu¤day için ise 400 bin ton tarife kontenjan› aç›ld›. Resmi gazetede TMO taraf›ndan

olaca¤›na dair bir aç›klama yasa tasla¤› içerisinde geçmiyor. Konuya iliflkin öncesinden defalarca aç›klama yapan köylüler ve köylü örgütlenmeleri ise d›flar›dan ithal ürün al›nmamas› gerekti¤ini, zaten yerli üretimin Türkiye’ye yetecek kadar fazla oldu¤unu ve hatta ithal edilebilece¤ini söylüyorlard›. fiimdi ise hasat zaman› köylü gene özel flirketlerle bafl bafla kalacak, taban fiyat›na yak›n bir fiyatla ürününü satmak zorunda kalacak. Ancak bu sefer aç›klama ne olacak, bu oyun nerede bitecek? (H. Merkezi)

haz›rlanan ve bakanl›ktan onay görerek aç›klanan tarife, 17 fiubat Cumartesi günkü say›s›nda yay›nland›. Konuya iliflkin Bakanlar Kurulu karar›na göre söz konusu kontenjana s›f›r gümrük vergisi uygulanacak. Bu da mazottan gübreye kadar birçok girdi kaleminde vergi alt›nda kalan köylünün devlet ve hükümet gözündeki yerini gösterir boyutta. Can al›c› nokta ise bu ithalat lisans›n›n geçerli olaca¤› tarihler.

Hasat öncesi depolar› dolduracaklar Hat›rlanaca¤› gibi geçen y›l aç›klanan düflük taban fiyatlar›n›n bahanesi olarak devlet “… Depolar›m›z dolu, talep yok ne yapal›m?” (Mehdi Eker) demiflti. M›s›r için aç›lan ithalat lisans› 31 A¤ustos 2007, bu¤day için olansa 31 May›s 2007’ye kadar geçerli yani tam hasat zaman›na kadar. Geçen sene köylüyü zarar ettirenler, onlar› iflas bata¤›na sürükleyenler bu sene de onlara ayn› oyunu oynamakta kararl› olduklar›n› gösteriyor.

Karar gere¤ince ithal edilecek ürünlerin ithal süresinin geçerlilik zaman› içersinde serbest dolafl›ma girmesi flart› var. Yani depolar dolduktan sonra Türkiye arac› rolü oynayarak fazlas›n› ihraç da edebilir. Ancak köylünün elindeki ürünün ne

Narenciye yine dalda kald›

Köylü traktörlerini sat›yor; hükümet alk›fll›yor ir yandan köylüler traktörlerini satarken, hükümet yetkilileri ise dalga geçer gibi tar›mda büyümenin oldu¤undan, taban fiyatlar›n yüksekli¤inden, köylünün ma¤dur olmad›¤›ndan bahsediyorlar.

B

Köylüler ekonomik olarak her geçen gün daha a¤›r ve sanc›l› bir sürece yaklafl›yor. Buna bir örnek geçti¤imiz günlerde Manisa’n›n Saruhanl› ilçesine ba¤l› Gökçeköy Beldesi’nden geldi. Gökçeköy’de bankadan ald›klar› kredilerden ötürü borca giren ve bunu ödeyemeyen birçok köylü, traktörünü satarak tekrar efleklerini kullanmaya bafllad›. ‹lk bafllarda eflek sat›n alarak tarlaya giden ve tarlas›n› bu flekilde ifllemeye çal›flan birkaç köylü zaman içersinde di¤erlerine de örnek haline geldi. Konuya iliflkin bas›na demeç veren Manisa Ziraat Odas› Baflkan› Nuri Solman; “Bugün çiftçinin elindeki traktörün sat›lmas›na seyirci kalanlar yar›n da topraklar›n›n sat›lmas›na seyirci kalacakt›r” dedi. Köylüler ise “Traktöre binmek bizim için hayal oldu. Belde d›fl› ulafl›m›m›z haricinde bütün ulafl›m›m›z› karakaçanlarla sa¤l›yoruz. Onlar y›llar önce atalar›m›z›n yoldafl›yd›, flimdi bizim de yoldafl›m›z oldu. Tarlam›z› ifllemek istiyoruz, lakin mazot fiyatlar› da el yak›yor” dedi.

Dünden bugüne de¤iflenler 2003-2004 y›l›nda yani AKP hü-

kümetinin yeni geldi¤i dönemlerde pek çok banka “tar›m›n kalk›nmas›!” için o döneme göre düflük faizli krediler vermiflti. Baflta Ziraat Bankas› olmak üzere pek çok banka da k›sa

sürede bu uygulamay› yaflama geçirdi. Bu dönemde köylü taraf›ndan ra¤bet gören bu krediler köylünün flu son y›llardaki tar›m politikalar›ndan ötürü daha da fakirleflmesi ile birer kurt kapan›na dönüfltü. Krediler ile traktör alan veya yenileyen pek çok köylü flimdi ise borcunu ödemek için traktö-

rünü sat›yor.

Birileri yalanc› ama kim? R. T. Erdo¤an’›n birçok yerdeki traktör sat›fllar›n› göstererek tar›m›n iyi oldu¤unu aç›klamaya çal›flt›¤› düflünüldü¤ünde ise kimlerin yalanc›lar oldu¤u ortaya ç›kacakt›r. 2001’de 10125 olan traktör sat›fl› 2003 y›l›nda 16.288’e ç›karken 2004’te ise bu rakam 27.008’i bulmufl. Ancak bu y›ldan sonra ise bir düflüfl var. Ancak TZOB yetkilileri Otomotiv Sanayicileri Derne¤i (OSD) aç›klamalar›na yer vererek gerçekte rakamlar›n tutmad›¤›n› söylüyor. AKP’nin bu rakamlar üzerinden köylünün durumunu iyi göstermeye çal›flt›¤›n› belirten TZOB yetkilileri 2004’ten beri aç›klanan rakamlarla traktör sat›fllar›n›n as›l rakamlar› aras›nda 10 bin fark oldu¤unu söylüyor. Nitekim tar›mdan sorunlu(!) Bakan Mehdi Eker’in verdi¤i rakamlar araflt›r›ld›¤›nda 2004 y›l›ndan bu yana olan y›llar için ihracat olarak giden traktörlerin de sanki yurt içinde sat›lm›fl gibi gösterildi¤i görülüyor. Ancak bakanl›¤›n elinde bu traktörlerin kaç›n›n kredilerden faydalanan köylüler taraf›ndan al›nd›¤›na iliflkin bir rakam veya araflt›rma da mevcut de¤il. (‹zmir)

Her y›l sonunu büyük eziyetlerle tamamlayan narenciye üreticileri, bu y›l da ayn› eziyetlere maruz kald›. Mazot fiyatlar›, ele geçmeyen destek primleri, gübre fiyatlar› derken, üreticiler en büyük soygunu hal’de yaflad›. 8 fiubat Çarflamba günü aç›klama yapan ZMO Mersin fiube Baflkan› Mehmet Atefl, üreticilerin, büyük flehirlerde kilosu 1 ila 2 YTL aras›nda olan portakal fiyatlar›n› 10 YKr’ye kadar düflürdü¤ünü ancak al›c› bulamad›¤›n› söyledi. Narenciye üreticilerinin 4 y›ld›r devasa ölçüde zararda oldu¤unu söyleyen Atefl, ürünün her sene dal›nda çürüdü¤ünü söyledi. Öte yandan ‹stanbul Sebze Meyve Hali Baflkan› Burhan Er; yapt›¤› aç›klamada gelen portakal›n donmufl oldu¤unu söyledi. Di¤er yandan ise di¤er üretici birlikleri ve halden al›m yapan manav birlikleri mal›n hallere 10 yeni Kurufltan gelirken ç›k›fl›n›n 2 YTL’ye varmas›na vurgu yaparak böyle bir durumda hem mal›n pazarda al›c› bulamayaca¤›na hem de üreticinin sürekli olarak zararda olaca¤›na dikkat çekiyor. (Mersin)


8

23 Şubat-8 Mart 2007 15 fiubat “komplosunun” 8. y›l›n› geride b›rakt›¤›m›z flu günlerde, ülkemizde ve dünyada oldukça önemli geliflmelere tan›k oluyoruz. D›fliflleri Bakan› Abdullah Gül’ün ard›ndan ABD’nin soluklanmas›na f›rsat b›rakmadan Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n ziyaretleri “bafldöndüren” bir h›zla gerçekleflti. Yap›lan görüflmelerde Ortado¤u’da yaflanan geliflmeler baflta olmak üzere, “terörle” mücadele ve daha bir dizi geliflme gündeme al›nd›. Her iki görüflmenin ana eksenini oluflturan noktalar; PKK ve buna ba¤l› olarak s›n›r ötesi operasyon, ‹ran’a yönelik olas› hava sald›r›s›nda TC’nin üstlenece¤i rol, Kerkük sorunu ve Ermeni Soyk›r›m› Yasa Tasar›s› oldu. Bunlar›n içinde ön plana ç›kan ise PKK ile mücadele sorunuydu. Ülkemiz hâkim s›n›f temsilcileri bildik ve ezberlenen aç›klamalar›n yan› s›ra, ABD’den bu konuda somut ad›m istediklerini bir kez daha yineledi-

ler. Görüflmeler bitmeden Fransa merkezli bafllat›lan PKK operasyonu, “terörün mali kaynaklar›n›n bitirilmesi” propagandas›yla belli merkezlerin bas›lmas›, 14 kiflinin gözalt›na al›narak tutuklanmas›, çeflitli bölgelerde ev bask›nlar›n›n gerçeklefltirilmesi görüflmenin ilk elden sonuçlar› olarak gösterildi. Bunlar› takiben ülkemizde ise DTP yöneticilerinin evleri bas›ld›, s›n›rda bir canl›l›k göze çarpt›. Bu sald›r›lar› takiben, A‹HM’nin HADEP’in yüzde 10 seçim baraj›yla ilgili baflvurusunu reddetmesi, Yarg›tay 9. Dairesi Abdullah Öcalan’›n yeniden yarg›lanmas›na gerek olmad›¤› karar› ile birlikte, Roj TV’nin kapat›lmas› yönlü talep yeniden dile getirilmeye bafllad›.

Bir taflla iki kufl Kürt hareketine yönelik t›rmand›r›lan bu sald›r› dalgas›n›n ABD ile görüflmelerin yap›ld›¤› bir döneme denk gelmesinin bir tesadüf olmad›¤› bir gerçek. ABD bu dönemde uygulad›¤› politikayla deyim yerindeyse “bir taflla iki kufl vurmak” istemifltir. Önümüzdeki dönem uygulayaca¤› politikalar›n belirleyicili¤inde, hem TC’nin gönlünü hofl tutmay› baflarm›fl, hem de askeri aç›dan bir cephe yaratmayarak Kürtleri karfl›s›na almam›fl olacakt›. PKK’yi Kandil’de askeri aç›dan s›k›flt›rmaktan ziyade, kendisine yeni bir savafl cephesi açmaktansa, ekonomik ve siyasi zeminde s›k›flt›rmay› daha uygun bul-

68

ABD’nin taşları ve kuşları mufltur. Üstelik bu operasyonlarda sahnede olan ABD de¤il Avrupa ülkeleri olmufl oluyor. Ancak Fransa operasyonun hemen ertesinde yapt›¤› aç›klamalarda operasyonun ABD ve Türkiye’nin istemleri sonucu gerçekleflti¤ini aç›klad›. Bu aç›klamalar›n ard›ndan ABD Büyükelçisi Ross Wilson hemen bir bas›n toplant›s› düyenleyerek ufla¤›n›n gönlünü biraz daha hofl edebilmek için flu aç›klamalarda bulundu; “Türkiye ile iflbirli¤imizin amaçlar›ndan birisi de PKK’n›n Avrupa’dan Türkiye’ye yönelik faaliyetlerinin engellenmesi. Bu konudaki çal›flmalar›m›z so-

nuç verdi” diyor. ABD’nin PKK hamlesi 2006 Aral›k ay› itibar›yla bafll›yor. Hat›rlanaca¤› üzere ABD D›fliflleri Bakanl›¤› terörle mücadele koordinatör yard›mc›s› Frank Urbancic, Aral›k ay› bafllar›nda 10 günde 6 Avrupa ülkesini oldukça sessiz ve gizli bir flekilde ziyaret ederek, PKK’ye karfl› yap›lmas› gerekenler konusunda görüflmelerde bulundu. O dönem itibar›yla bas›na yans›yan bilgilerde Fransa, Almanya ve Belçika gibi ülkelerin isimleri “bilinmiyordu.” Bu ziyaretlerin ard›ndan Türkiye’ye de yine ayn› gizlilikle ziyarette bulunan Urbancic, D›fliflleri Bakanl›¤› ‹stihbarat Dairesi Genel Müdürü Hayati Güven ve Edip Bafler’le görüfltü. Ve yine tam da bugünlere denk gelen tarihlerde Urbancic flu aç›klamay› yapt›; “PKK kollar›n› her tarafa sarm›fl bir ahtapot. Bütün kollar›na sald›rmal›y›z” dedi. Bu geliflmelerin üzerinden çok de¤il iki ayl›k bir zaman geçti ve ‘ahtapotun kollar›na’ sald›r› start› verildi. Efl zamanl› geliflen bu sald›r›larda ‘s›n›r ötesi’ harekât aç›s›ndan ise bir k›p›rdan›fl›n ötesine geçmeyen durum varl›¤›n› korudu. Belli ki ABD flimdilik bu kadar›yla yetinmesi gerekti¤ini söyledi. Gül ABD’ye gitmeden önce yapt›¤› aç›klamada gazetecilerin PKK konusunda Türkiye’nin askeri önlem al›p almayaca¤› sorusuna verdi¤i yan›tta; ‘Yap›lmamas› yönünde ABD’den bir telkin söz konusu de-

¤il’ ifadesinde bulunuyor. Oysa ki aylard›r bu konularda yürütülen pazarl›klarda ABD’nin bu duruma nas›l engel oldu¤u bilinmektedir. Ve yine ifade etti¤imiz gibi son dönem yap›lan hamleler bir anlamda böylesi bir durumu engellemeye dönüktür.

Uflakl›k vizyonu Abdullah Gül’ün ABD’ye ziyareti s›ras›nda söyledi¤i ‘ortak vizyon belgesinin’ geniflletilmesinin yank›lar›n› ve anlam›n› bu sald›r›larda görmek mümkün. Kuflkusuz burada önemli olan yan ABD’nin istemleri do¤rultusunda gerçekleflen bu operasyonlar›n, TC’ye yükledi¤i art› sorumluluklar›n ne olaca¤›d›r. Bush’un aç›klad›¤› yeni Ortado¤u plan› ve buna paralel olarak ›s›t›lan ‹ran gündemiyle yaflanacak geliflmeler TC’nin konumlan›fl›n› daha da somutlayacakt›r. Mevcut üslerin kullan›m› ve bunlar›n olas› bir hava sald›r›s›na uygun hale getirilmesinin yan›s›ra bu süreç bir uflak olarak TC’nin üstlendi¤i misyonun farkl›laflmas›n› da beraberinde getirecektir. Çünkü; ABD aç›s›ndan gerek ekonomik anlamdaki kriz, gerekse de Ortado¤u’daki batakl›k durumu, uflaklar›n rollerinde objektif olarak bir de¤iflimi beraberinde getirecektir. Bu noktada vurgulanmas› gereken, klasik anlamda bir uflakl›k rolünün ötesinde bir rol oynayaca¤›d›r. Emperyalistler ve ülkemiz hakim s›n›flar› aç›s›ndan süreç bu biçimiyle ilerlerken Kürt ulusal hareketinin sürece yan›t› oldukça ‘çarp›c›’ oldu. Edip Bafler’in bir süre önce yapt›¤› “PKK terörü için yararl› olaca¤›na inan›lmas› halinde Kuzey Irak’l› Kürt liderleriyle görüflebilirim” aç›klamas›na ilk yan›t Abdullah Öcalan’dan geldi. Avukatlar›yla yapt›¤› haftal›k görüflmede Bafler’e ça¤r›da bulunan Öcalan; “Bir an önce, benimle diyalo¤a geçsin. Bu sorunu ABD, Avrupa’ya havale edeceklerine gelsin benimle diyalo¤a girsin. Sorunu üç ay içinde çözeriz” beyan›nda bulunuyor. Benzer aç›klamalar› M. A¤ar’la ilgili de benzer aç›klamalar yapan Öcalan, kendilerinin muhatap olarak görülmemesine “isyan” ederek bu ça¤r›y› gerçeklefltiriyor.

Kürt Halk› özelinde sald›r›lar›n ivmesi art›yor! “Komplo”nun 8. y›l›nda soka¤a dökülen Kürt halk› ise bu sürecin en a¤›r faturas›n› ödüyor. Hatay’da bir Kürt gencinin sivil faflistler taraf›ndan b›çaklanarak katledilmesi, Mersin’de çeflitli isimlerle ortaya ç›kan faflist örgütlenmelerin estirdi¤i terör ve daha bir dizi sald›r›yla halk yüzyüze. Devlet terörünün t›rman›fla geçti¤i, flovenist sald›r›lar›n kendini her koflul ve f›rsatta yeniledi¤i bugün, bu sald›r›lar›n “bar›fl” ça¤r›lar›yla son bulmayaca¤› bir gerçek. Ülkemiz co¤rafyas›n›n en diri dinamiklerinden olan Kürt halk› üzerine yo¤unlaflan

bu sald›r›lar› genel sald›r›lar içinde de¤il, daha özel de¤erlendirmek ve üzerinde durmak gerekir. Bush’un yeni Ortado¤u planlar›ndan ba¤›ms›z olmayan bu süreç, ülkemizde gelifltirilen sald›r› dalgas›n›n t›rmand›r›lmas›na paralel bir seyir izleyecektir. S›n›f mücadelesinin bugün keskinleflmeye yüz tutan seyrine karfl›l›k gelifltirilen bu sald›r›lar›n ivmesini de bu keskinleflme durumu belirleyecektir. Bu sald›r›larda merkeze Kürt halk› aç›s›ndan ve bu süreçte bizim tutumuz aç›s›ndan incelenmesi ve anlafl›lmas› gereken bir dizi temel yan bulunmaktad›r. Bugün Kürt hareketinin her renkten reformist çizgisinin binleri aya¤a kald›rd›¤›n› görmek durumunday›z. Elindeki gerilla gücü kendi deyimleriyle ‘müzakere kozu’ olarak adland›r›lsa da, yap›lan ça¤r›lar›n hiç birinin yan›ts›z kalmad›¤› görülmelidir. Bu gerçekleri bilerek ve görerek önümüzdeki dönemi flekillendirmek oldukça önemli. Yani gerçe¤in üzerinden atlayarak de¤il onu görerek ve anlayarak hareket etmeliyiz.

TKP/ML militanları şehitleri andı!

Elimize e-mail yoluyla ulaflan bir habere göre TKP/ML militanlar› devrim ve komünizm flehitlerini anmak için eylemlerine devam ettiler. 6 fiubat 2007 tarihinde Gülsuyu Mahallesi’nin çeflitli yerlerine “Devrim ve komünizm flehitleri ölümsüzdür”, “Gerillalar ölmez, yaflas›n Halk Savafl›”, “Ermeni soyk›r›m›n›n hesab›n› soraca¤›z” yaz›l› ve TKP/ML T‹KKO imzal› yaz›lamalar yap›ld›. Ayn› gün sabah›n erken saatlerinde halk›n yo¤un olarak geçti¤i Özgürlük Meydan›’na (Pazar Girifline) “Devrim ve Komünizm fiehitleri Ölümsüzdür” ve Okul Dura¤›’na “fiehitlerimizin Yolunda Halk Savafl›n› Yükselt” yaz›l› ve TKP/ML T‹KKO imzal› iki adet bomba süsü verilmifl pankart as›lm›flt›r. Aç›klamada “Düflman›n iki-üç günde bir atm›fl oldu¤u devriyeyle üç kere karfl› karfl›ya gelinmifltir. Düflman›n bütün engellemelerine ra¤men eylem organizeli bir flekilde sonuçlanm›flt›r. Düflman ise halk ile devrimcileri karfl› karfl›ya getirmek için pankartlar› bahane ederek, Heykel’den sonras›na otobüs ve minibüs seferlerini iptal etmifltir” denildi.


9

68

‹flkenceci polislere “zamanafl›m›” z›rh›

‹flkencenin, gözalt›na al›nan kifliden bilgi almak, kifliyi ideallerinden ar›nd›rmak ve d›flar›daki insanlara da gözda¤› vermek için yap›ld›¤›n› bilmeyenimiz yoktur. Özellikle resmi gözalt›larda iflkence gören devrimciler mahkemelere flikayetlerde bulunuyorsa da, iflkenceciler hakk›nda dava aç›lmas› kimi zaman hiç mümkün olmuyor, olanlarda ise en önemli engel olarak “zamanafl›m›” meselesi ç›kart›l›yor. ‹flkenceci polisler bu davalar sonucunda göstermelik ceza bile alsalar da bunlar›n nas›l uygulanacaklar› malumumuz iken, yarg›lamalar genellikle bu düzeye dahi gelememekte/getirilmemektedir. Daha önce Birtan Alt›nbafl davas›

gibi onlarca örne¤ini gördü¤ümüz bu “zamanafl›m›” engeli en son 1998 y›l›nda gözalt›na al›nan Ahmet Turan, Müslüm Turfan ve Dinçer Erdo¤an’a iflkence yapmak suçundan yarg›lanan TMfi polisleri Mehmet Hallaç, fieref Bayrakç›, Mahmut Y›ld›z ve Ahmet Okuducu’yu da “kurtard›.” ‹flkenceci polislerden en tan›d›k isim kuflkusuz Ahmet Okuducu olmal›. Zira kendileri Limter-‹fl Örgütlenme Sekreteri Süleyman Yeter’in gözalt›nda iflkencede katledilmesinde bizzat yer alm›fl. Ancak hakk›nda aç›lan iflkence davas›na bir türlü bulunup getirilememiflti. Daha önce polis san›klar›n beraati yönünde karar veren mahkemenin karar› Yarg›tay taraf›ndan bozulmufl ve yeniden yarg›lamaya bafllanm›flt›. Ancak yarg›lamaya bafllanmas› ne hikmetse 2 y›l sürmüfltü. Yarg›tay’›n san›klara ceza verilmesi gerekti¤ini bildirerek beraat karar›n› bozmas› ifle yaramad›, zira dosya mahkemeye döndü¤ünde zamanafl›m› süresi doldurulmufltu. Bir kez daha bir iflkence davas› bu flekilde bertaraf edilmifl oldu. ‹flkenceci polisler ise ellerini kollar›n› sallayarak iflkencelerine devam ediyor. (H. Merkezi)

ANAP’›n kongresinde çocuklar linç edildi Anavatan Partisi (ANAP) Van Merkez ‹lçe Kongresi’nde çelengi düflürdükleri gerekçesiyle 16 yafl›ndaki E.S ile 14 yafl›ndaki Z.S adl› çocuklar partililer taraf›ndan linç edildi. Hastanede tedavi alt›na al›nan çocuklardan E.S yo¤un bak›ma al›nd›. ANAP Merkez ‹lçe Örgütü’nün 10 fiubat’ta Beyaz Saray Dü¤ün Salonu’nda yapt›¤› Ola¤an Kongreye, ANAP Genel Sekreteri ve Mardin Milletvekili Muharrem Do¤an ve Genel Baflkan Yard›mc›s› ‹brahim Çivici’nin de aralar›nda bulundu¤u çok say›da kifli kat›ld›. Kongrenin sonunda salonun toparlanmas› s›ras›nda partililer gönderilen çelenklerden birinin yere düfltü¤ünü gördü. Salonu temizlemek için orada bulunan 16 yafl›ndaki E.S (16) ile Z.S (14) adl› çocuklar›n çelengi düflürdükleri gerekçesiyle partililer dövmeye bafllad›. Çok say›da partilinin dövdü¤ü çocuklar komal›k hale getirildi. Fenalaflan çocuklar Van Devlet Hastanesi’nin

Acil Servisi’ne kald›r›ld›. Kafataslar›nda a¤›r darbe alan çocuklardan E.S yo¤un bak›ma kald›r›ld›. E.S’nin hayati tehlikesi sürüyor. Olay› duyan çocuklar›n akrabalar› hastaneye ak›n etti. ANAP’l›lar›n çocuklar›n› sebepsiz bir flekilde dövdüklerini belirten her iki çocu¤un akrabas› olan Mustafa Hüseyino¤lu, ANAP’l›lar hakk›nda davac› olacaklar›n› söyledi. Çocuklar›n insanl›k d›fl› uygulamalara maruz kald›¤›n› da ifade eden Hüseyino¤lu, yetkililere duyarl›l›k ça¤r›s›nda bulundu. ANAP’›n art›k bölge halk›n›n sahipsiz olmad›¤›n› ö¤renmesi gerekti¤ini ifade eden çocuklar›n akrabalar›ndan Haydar Atefl, ise ANAP’l›larla adalet önünde hesaplaflacaklar›n› kaydetti. ANAP’›n art›k bölgede itibar görmedi¤i için böyle bir tutum içine girdi¤ini belirten Atefl, olay›n sonuna kadar takipçisi olacaklar›n› vurgulad›. (Ankara)

23 Şubat-8 Mart 2007

‹flkenceci polislere “zamanafl›m›” z›rh›

Mardin’in K›z›ltepe ‹lçesi’nde 21 Kas›m 2004 tarihinde polisler taraf›ndan evinin önünde vurularak öldürülen 16 yafl›ndaki U¤ur Kaymaz ve babas› Ahmet Kaymaz’›n öldürülmesine iliflkin operasyonda yer alan 4 polis hakk›nda “Öldürücü silahlarla etkili biçimde atefl ederek ve faili belli olmayacak flekilde U¤ur ve Ahmet Kaymaz’› öldürdükleri” iddias›yla aç›lan davan›n 9. duruflmas› Eskiflehir A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkemede müdafi avukatlar›ndan Erdal Kuzu olay yeri incelemeleri ve adli t›p raporlar›na göre san›klar›n öldürülenlerin yaflam hakk›n› ihlal etti¤i ve tu-

tuklanmas› gerekti¤i yönündeki talebi mahkeme heyeti taraf›ndan kabul edilmedi. San›k avukatlar›ndan Veysel Gürler ise, baba Ahmet Kaymaz’›n, daha önce yard›m ve yatakl›k suçlamalar›ndan tutuklanm›fl olmas› ve evinde yap›lan aramalarda bulundu¤u öne sürülen ve baflka birisi taraf›ndan yaz›lan Kürtçe fliirde yer alan ifadelerin de göz önünde bulundurulmas› neticesinde “terörist” olabilece¤ini öne sürdü. San›k polislerin, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nun 16. maddesi ve Uluslararas› Zor ve Silah Kullanma Yasas›’n›n 9. ve 10. maddeleri gere¤ince silah kulland›klar›n›, bunun yan› s›ra ellerinde bulunan silah ve maktüllerde bulunan silah›n gücü karfl›laflt›r›ld›¤›nda daha fazla kurflun atma hakk›n›n bulundu¤unu söyleyerek tutuklama talebinin reddini istedi. San›k avukat›n›n yapt›¤› savunmaya göre öldürülenler suçlu, öldürenler her zaman ki gibi “vazifelerini” yapan “masum” insanlar. Yanl› oldu¤unu her duruflmada aç›kça ilan eden mahkeme heyeti de bu görüfllere kat›larak san›k polisleri tutuklama gere¤i bile duymad› ve duruflmay› erteledi. (‹zmir)

Faflistler bir kifliyi katletti Hrant Dink’in öldürülmesi ile birlikte artan milliyetçilik dalgas›na faflist sald›r›lar eklenmeye devam ediyor. 14 fiubat günü Mustafa Kemal Üniversitesi’ne ba¤l› Meslek Yüksek Okulu’nda okuyan Kürt ö¤renciler faflistlerin sald›r›s›na u¤rad›. Ferhat Demirtafl, Ali Demirk›ran ve Metin Kurt isimli ö¤renciler çeflitli yerlerinden ald›klar› b›çak darbeleriyle yaraland›. Arkadafllar› taraf›ndan ‹skenderun Devlet Hastanesi’ne kald›r›lan ö¤rencilerden Metin Kurt yaflam›n› yitirdi. Atatürkçü Düflünce Derne¤i üyesi olan faflistlerin sal-

d›r›s› s›ras›nda olay› haber alan polis yaral› flekilde yerde yatan ö¤rencileri uzun süre hastaneye kald›rmad›. Dörtyol Çarfl› merkezinde dolafl›rken “Neden bize ters bak›yorsunuz?” diyerek kendilerine sözlü tacizde bulunuldu¤unu söyleyen Ali Demirkan, faflistlerden birinin çarfl› merkezinde sakland›¤›n›, polisin bunu bilmesine ra¤men hiçbir fley yapmad›¤›n› söyledi. Olay›n duyulmas›n›n ard›ndan Mersin Üniversitesi’nde okuyan ö¤renciler Çiftlikköy Kampüsü’nde bir aç›klama yaparak sald›r›y› k›nad›lar. (H. Merkezi)

Milliyetçili¤e karfl› eylem Hrant Dink’in katledilmesinin ard›ndan yükselen milliyetçi dalgan›n bir aya¤›n› oluflturan Kuvayi Milliye Derne¤i’nin yemin töreninin bas›na yans›mas›n›n ard›ndan 13 Aral›k Sal› günü Mersin Temel Haklar Derne¤i’nin örgütledi¤i bas›n aç›klamas›, Tafl Bina önünde saat 13:00 de yap›l-

d›. Bas›n aç›klamas›nda “Irkç›l›¤a, flovenist milliyetçili¤e izin vermeyece¤iz” pankart› aç›ld›. Hasan Biber’in okudu¤u bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan eylem sloganlarla son buldu. Bas›n aç›klamas›na Partizan, DHP ve ESP destek verdi. (Mersin)


10

23 Şubat-8 Mart 2007

68

İHD Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı nanlar› K›z›ltepe’de U¤ur Kaymaz’› ve babas›n›n vurulmas› Diyarbak›r’da patlayan bombalar ile fliddetin devletin Kürt halk›na yönelik temel politikas› oldu¤u bir kez anlafl›lm›fl oldu.

‹HD ‹stanbul fiubesi 2006 y›l›nda yaflanan hak ihlallerine iliflkin haz›rlad›¤› raporu aç›klad›.

Aç›klanan rapor özellikle AB ye üyelik süreci ile birlikte daha yo¤un tart›fl›lan hak ihlallerinin azald›¤›, iflkencenin kalmad›¤› sözlerini yaflamda bir karfl›l›¤› olmad›¤›n› gösteriyor. Hak ihlalleri bask› ve iflkence münferit de¤il aç›klanan raporlarda görüldü¤ü gibi bir devlet politikas›d›r.Aç›klanan rapor özellikle AB ye üyelik süreci ile birlikte daha yo¤un tart›fl›lan hak ihlallerinin azald›¤›, iflkencenin kalmad›¤› sözlerini yaflamda bir karfl›l›¤› olmad›¤›n› gösteriyor. Hak ihlalleri bask› ve iflkence münferit de¤il aç›klanan raporlarda görüldü¤ü gibi bir devlet politikas›d›r.

16 fiubat günü saat 13:00’te ‹HD ‹stanbul fiube binas›nda kamuoyuna aç›klanan rapor; demokratikleflme iddialar›n›n aksine, iflkence, kötü muamele ve fliddetin devam etti¤ini gösterdi. Özellikle son dönemlerde daha s›kl›kla tart›fl›lan 301. maddenin gazeteci, yazar ve ayd›nlar› hedef gösterdi¤ini belirten ‹HD, bunun sonucunda Agos Gazetesi Genel Yay›n Yönetmeni Hrant Dink’in öldürüldü¤ünü dile getirdi. Hat›rlanaca¤› üzere Elif fiafak, Orhan Pamuk gibi yazarlar›n ard›n› b›rakmayan 301. madde, uzun bir süredir tart›fl›l›yor. “Türklü¤e hakaret” gerekçesiyle haklar›nda dava aç›lan ayd›n ve yazarlar›n her duruflmas› faflistlerin gövde gösterisine sahne oluyordu. Yazarlar linç edilmek isteniyor, her duruflma ülke gündeminde “olay” oluyordu. 301. maddeden hakk›nda dava aç›lan Agos Gazetesi Genel Yay›n Yönetmeni Hrant Dink Ermeni kimli¤i de kullan›larak linç edilmek istenmiflti. Dink’in katledilmesinden sonra 301. maddeyi patron örgütlerinin müdahalesi ile yeniden gözden geçiren Adalet Bakanl›¤› maddeyi eski hali ile uygulamay› hedeflemektedir. Sivil toplum örgütü ad› verilen asl›nda sermayenin sözcülü¤ünü yapan kurumlar›n 301. maddenin özüne iliflkin bir endifleleri olmad›¤› son tart›flmalarda ortaya ç›km›fl oldu. Hatta bu örgütlerin 301. Madde’nin yerine önerdikleri biçim geç-

miflteki 159. maddenin benzeri niteliktedir. Haz›rlanan raporda AB’ye uyum yasalar› olarak ç›kar›lan pek çok yasan›n pratikte uygulanmad›¤› belirtildi. ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan› Hürriyet fiener bir yandan AB’ye uyum yasalar› ile demokratikleflme söylemlerinin oldu¤unu öte yandan Terörle Mücadele Yasas›’n›n a¤›rlaflt›r›larak ç›kar›ld›¤›n› ve uygulamaya baflland›¤›n› söyledi. 2000’li y›larda yo¤un bir flekilde propagandas› yap›lan “demokratikleflme sürecinin” bir aldatmacadan ibaret oldu¤u geçen süre içinde daha iyi anlafl›lm›fl oldu. Demokratikleflme sürecinde hak ihlâllerinde iflkence kötü muamele ve fliddet uygulamalar›nda herhangi azalma olmad›. Bu gerçeklik, ‹HD’nin her y›l düzenli olarak kamuoyu ile paylaflt›¤› raporlarda aç›kça ortaya konuyor. Türkiye Kürdistan›’nda daha aç›k ve yo¤un bir flekilde uygulanan fliddet ve iflkence bunlar›n bir devlet politikas› oldu¤unu gösteriyor. Diyarbak›r Serh›ldan› bahane edilerek fliddet Türkiye Kürdistan›’nda devletin kulland›¤› tek dil oldu. fiemdinli’de yafla-

Raporu kamuoyuna aç›klayan fiener; ‹stanbul’da 2006 y›l›nda yaflanan genel hak ihlâlleri raporuna iliflkin, 2006 y›l› içerisinde 498’i kad›n, bin 524’ü erkek, 86’s› çocuk toplam 2 bin 108 kiflinin gözalt›na al›nd›¤›n› belirterek, 166 kiflinin ise tutukland›¤›n› kaydetti. Raporda 17’si kad›n, 108’i erkek, 12’si çocuk olmak üzere toplam 137 kiflinin iflkence gördü¤üne iliflkin ‹HD’ye baflvuruda bulundu¤u belirtildi. 7 tutuklunun hapishanede intihar etti¤ini, 3 tutuklunun ise kendisini yakt›¤›n›, 39 tutuklunun da jandarma ve gardiyanlarca dövüldü¤ünü ifade etti. Muhalif gazetecilerin de bu süre içinde çeflitli bask›lara maruz kald›¤›n› belirten ‹stanbul flube yöneticilerinden fiaban Dayanan, 15 gazetecinin tutukland›¤›n› TV ve radyolara 30 gün süreyle, 4 gazete ve dergiye ise toplam 75 gün süreyle yay›n yasa¤› verildi¤ini kaydetti. Dayanan özellikle Beyo¤lu, fiehremini ve Feriköy polis karakollar›nda iflkence ve kötü muamelede s›n›r tan›nmad›¤›n› da söyledi. Aç›klanan rapor özellikle AB’ye üyelik süreci ile birlikte daha yo¤un tart›fl›lan hak ihlallerinin azald›¤›, iflkencenin kalmad›¤› sözlerinin yaflamda bir karfl›l›¤› olmad›¤›n› gösteriyor. Hak ihlalleri, bask› ve iflkence münferit de¤il aç›klanan raporlarda görüldü¤ü gibi bir devlet politikas›d›r. Toplumsal muhalefetin boyutu fliddetin düzeyini belirlemektedir. fiiddet devletin kuruluflundan beri geleneksel bir uygulamad›r. (‹stanbul)

Erol Zavar için Cumhurbaflkan›’na mektup ‹HD Adana fiubesi Cezaevi Komisyonu üyeleri, Odak Dergisi tutuklu yaz›iflleri müdürü Erol Zavar’›n kanser hastas› olmas›na ra¤men hapishanede tutulmas›n› protesto ederek, cezan›n kald›r›lmas› için 9 fiubat günü Cumhurbaflkan›’na mektup gönderdi. Adana Çarfl› Merkez Postanesi önünde biraraya gelen ‹HD Adana fiubesi

Cezaevi Komisyonu üyeleri, 7 y›ld›r kanser olan ve Sincan F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Erol Zavar için bas›n aç›klamas› yapt›. Kitle, “Erol Zavar serbest b›rak›ls›n”, “Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n” fleklinde döviz açarak, “Erol Zavar serbest b›rak›ls›n” fleklinde slogan att›. Kitle ad›na aç›klamay› okuyan ‹HD Adana fiube Sekreteri Ethem Aç›kal›n, hapishane doktorunun Erol Zavar’›n flikayetlerini dikkate alaca¤›na sadece Aspirin verdi¤ini belirterek,

“Hapishanede do¤ru düzgün flikayetlerine bak›lmayan Zavar’›n, geç müdahale sonucunda rahats›zl›¤› büyüdü. 2004 ve 2005 y›llar› aras›nda 3’ü Ankara Numune Hastanesi, 6’s› ise Edirne T›p Fakültesi Hastanesi’nde olmak üzere 9 kez ameliyat oldu ve 5 tümör al›nd›” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan Zavar’›n cezas›n›n kald›r›lmas› için yaz›lan mektuplar, Çarfl› Postahanesi’nden Cumhurbaflkan› Ahmet Necdet Sezer’e gönderildi. (H. Merkezi)


11

68

23 Şubat-8 Mart 2007

Ceza İnfaz Yasası, cezaları artırdı!

Adana Kürkçüler E ve F Tipi hapishanelerinde 2006 y›l› içerisinde tutuklu ve hükümlülerin yar›s› ceza ald›. Tutsaklar›n her türlü davran›fl›n› disiplin ihlâli olarak de¤erlendiren Kürkçüler F Tipi Hapishane idaresi, hapishanede bulunan 194 tutuklu ve hükümlünün 164’üne çeflitli cezalar verirken toplam tutuklu ve hükümlü say›s›n›n yar›s› ceza ald›. Tutuklu yak›nlar›n›n koluna vurulan ‘Önce vatan’ ve ‘Görülmüfltür’ damgas›, tutsaklara zorla verilmek istenen ‘Terör’ ibareli kimlikler, ‘Kürtçe türkü söyleme cezas›’ gibi çeflitli hak ihlallerinin yafland›¤› Kürkçüler F ve E Tipi Hapishanelerinde 2006 y›l› boyunca tutsaklara çok say›da disiplin cezalar› veril-

di. Dönüflümlü açl›k grevi yapma, hapishane idaresinin verdi¤i ‘Terör’ yaz›l› kimlikleri kabul etmeme, yüksek sesle Kürtçe flark› söyleme, halay çekme, görevlilere karfl› gelme ve aranmay› kabul etmeme, ‹nfaz Hakimli¤ine ve Adalet Bakanl›¤›’na dilekçe ile baflvurmak gibi çeflitli gerekçelerle, tutsaklar, k›nama, ortak etkinlik alanlar›n› kullanmama, iletiflim ve yay›n araçlar›ndan men, ziyaretçi görüfllerinin yasaklanmas› ve hücre cezalar› ile cezaland›r›ld›. 985 tutuklu, 156 hükümlünün bulundu¤u Kürkçüler E Tipi Hapishanesi’nde 459 tutsa¤a disiplin cezas› verildi. 127 kiflinin k›nama cezas› ald›¤› E Tipi Hapishanede, 58 kifli 10 günlük hücre cezas›, 1 kifli 11 günlük hücre cezas›, 5 kifli 15 günlük hücre cezas› ve 12 kifli 20 günlük hücre cezas› ile cezaland›r›ld›. Hücre cezas› ile ayn› anlama gelen odaya kapatma cezas›ndan ise 130 tutsak da 5’er gün cezaland›r›ld›. Hapishaneden al›nan bilgilere göre verilen cezalar söyle s›ralan›yor; “1 ay görüfl yasa¤› alan 89 kifli, 2 ay görüfl cezas› alan 5 kifli, 3 ay görüfl yasa¤› alan 1 kifli, 1 ay sosyal etkinlik cezas› alan 22 kifli, 2 ay sosyal etkinlik cezas› alan 5 kifli, 1 ay iletiflim ve yay›n cezas› alan 1 kifli, 2 ay iletiflim ve yay›n cezas› alan 2 kifli, 45 gün iletiflim ve yay›n cezas› alan 1 kifli.” Kürkçüler F Tipi Cezaevi’nde ise 8 kifli k›nama, 117 kifli ortak kullan›m alanlar›ndan men edilme, 16 kifli iletiflim ve yay›ndan men, 11 kifli de ziyaretçi görüfl-

lerinden men cezas› ald›. Hapishanelerdeki hak ihlalleri ile ilgili aç›klama yapan ‹HD Adana fiube Sekreteri Ethem Aç›kal›n, 2006 y›l›nda ç›kan Ceza ‹nfaz Yasas› ile birlikte hapishanelerdeki hak ihlallerinde 2005 y›l›na göre yüzde yüz art›fl gösterdi¤ine vurgu yapt›. Hapishane idaresinin keyfi uygulamalar yapt›¤›n› belirten Aç›kal›n, mahkeme karar› olmayan gazete ve dergileri de yasaklayarak tutuklu ve hükümlüleri cezaland›rd›¤›n› kaydetti. Hapishanelerde yaflanan sorunlar›n d›flar› aktar›lmas›nda ciddi sorunlar yafland›¤›n› da aktaran Aç›kal›n, hapishanelerden son dört ayd›r mektup ve faks gelmedi¤ini dile getirdi. Tuksaklar›n ‹HD’ye göndermek istedikleri dilekçe ve fakslar›n hapishane idaresince el konuldu¤unu aktaran Aç›kal›n, hapishanede tutsaklara fiziksel fliddetin yayg›n bir biçimde uyguland›¤›n› söyledi. Aç›kal›n, ‹HD olarak yaflanan hak ihlallerini dilekçe ile Adalet Bakanl›¤›’na bildirdiklerini ifade etti. Bakanl›¤›n hapishanelerdeki durumun iyilefltirilmesine yönelik ç›kard›¤› genelgenin göstermelik oldu¤unu dile getiren Aç›kal›n, “Ortak kullan›m alan› saati art›r›ld›, ancak hücre cezas› alanlar hariç deniliyor. Bu genelge ile hapishanelerde hücre cezas› alanlar›n say›s›nda art›fl›n yaflanaca¤›n› düflünüyoruz. Hapishanelerdeki sorunlar›n artmas›ndan endifle ediyoruz” dedi. (H. Merkezi)

ÇHD’den Baro’nun sessizli¤ine tepki Türkiye Barolar Birli¤i’nin (TBB) devletle beraber haz›rlad›¤› Yeni Avukatl›k Yasas› ile bundan sonra avukatlar ba¤›ms›z bir kurum olan barolar›n flemsiyesinin alt›ndan al›narak davalar› açan ve zanlar› yönelten devletin flemsiyesi alt›na al›nmak isteniyor. Avukatlar› paral› memurlara çevirmek isteyen yasa, di¤er yandan ise bir bireyin en demokratik talebi olan ve avukatlar›n da ayn› flekilde kullanabilece¤i savunma hakk›n› aç›kça ihlâl ediyor. Bu duruma karfl›n para h›rs› ile ses ç›karmayan barolar›n tersine avukatlar 15 fiubat Perflembe günü eylemdeydi. Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i; 15 fiubat gününü flubesi bulundu¤u her ilde eylem günü ilan etti. ‹stanbul’da da avukatlar eylem yeri olarak Sultanahmet Adliyesi’ni seçti. Kitle ad›na ‹stanbul ÇHD fiube Baflkan› Av. Fatmagül Yolcu bas›n metnini okudu. Avukatl›k mesle¤inin ve savunma hakk›n›n aç›kça sald›r› alt›nda oldu¤unu vurgulayan Yolcu, ne yaz›k ki bu seferki sald›r›n›n CMK’daki ilk daraltma eylemlerinde oldu¤u gibi yaln›z Adalet Bakanl›-

¤›’ndan gelmedi¤ini belirterek Barolar Birli¤i’nin talebi ve katk›lar› ile yap›lmak istendi¤ini söyledi. fiimdi ise devletin barolar› devre d›fl› b›rakarak savunmay› bask› alt›na almaya ve etkin müdafili¤i yok etmeye çal›flt›¤›n› belirten Yolcu, bir yandan da barolar birli¤inin bafl›n› çekti¤i kampanya ile avukatlar aras›nda kast yaratmak, ücretli çal›flan avukatlar›n aras›ndaki seçme ve seçilme haklar›n› ellerinden almak gayreti içinde olundu¤unu söyledi. Gelen tepkiler üzerine TBB’nin avukatlar› yan›ltmak için tasla¤› web sitesinden kald›rd›¤›n› belirten Yolcu, öte yandan ise Ankara Barosu’nun yapt›¤› bir toplant›ya kat›lan TBB yöneticilerinin “de¤iflimin kaç›n›lmaz oldu¤unu” söyleyecek kadar fütursuz davrand›klar›n›n alt›n› çizdi. Ulusalc›l›k konusunda mangalda kül b›rakmayan barolar›n avukatl›k mesle¤inin uluslararas› sermayenin eline b›rak›lmas›na ses ç›karmad›klar›n› kaydeden Yolcu, avukatlar aras›nda oluflturulmak istenen hiyerarfli/kast ve savunma hakk›n›n ba¤›ms›zl›¤› konusunda barolar›n sözlefl-

mifl gibi sessiz kald›¤›n› belirtti. Yolcu, tüm bu sald›r›lara karfl›n susman›n kabullenmek ve yenilmek anlam›na gelece¤ini söyleyerek tüm meslektafllar›n› bu yasa tasar›s›na hay›r demeye ça¤›rd›. Yolcu, ayr›ca ülkedeki “hukukçular›n” böyle bir yasaya asla izin vermeyerek karfl›s›nda mücadele edeceklerini belirtti ve taslakta “onay ücreti” ad› alt›nda yeni bir rant yaratmak isteyenlerin de imzas› oldu¤unun ve bu yüzden barolar birli¤inin avukatlardan özür dilemesi gerekti¤inin alt›n› çizdi. Aç›klaman›n ard›ndan Yolcu; okunan metni TBMM’ye ve Adalet Bakanl›¤›’na faks çekerek protesto edeceklerini söyledi. Yasallaflt›r›lmak istenen tasar› ayn› zamanda avukatl›k s›rlar›n›n (müvekkil ve avukat aras›ndaki) iffla edilmesi, savunman›n kolluk güçleri de dair olmak üzere çeflitli amir makamlar›nca engellenebilmesini getiriyor. Ayr›ca avukat ve yarg› masraflar›n› da yarg›lanan kiflilerin üstüne y›karak toplumu da avukat hakk›n› kullanmaktan cayd›rmay› hedefliyor. (‹stanbul)

Adalet Bakanl›¤›’n›n yay›nlad›¤› genelge uygulanm›yor Adalet Bakanl›¤› taraf›ndan haz›rlanan genelge birçok hapishanede yaflama geçirilmiyor. Bunlardan biri de Buca K›r›klar 1 No’lu F Tipi Hapishanesi. 19 fiubat günü ‹HD ‹zmir fiubesi’nde yap›lan bir bas›n aç›klamas› ile bu durum kamuoyuna aç›kland›. Tutsak ailelerinin uygulama ile ilgili ‹HD ‹zmir fiubesi’ne baflvuruda bulunduklar›n› belirten ‹HD Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Necla fiengül, hapishane müdürünün genelgedeki, “güvenlik bak›m›ndan tehlike yaratmad›¤› ölçüde, idare ve gözlem kurulu taraf›ndan belirlenen istekli hükümlü ve tutuklular, 10 kifliyi aflmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, aç›k görüfl alanlar›nda veya di¤er ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde haftada toplam 10 saati aflmamak üzere sohbet amac›yla bir araya getirilebilir” maddesini yerine getirmeyece¤ini tutsaklara söyledi¤ini dile getirdi. Genelgeden önce haftada 5 saat biraraya gelen tutsaklar›n, genelge ile haftada 10 saat biraraya gelmesi gerekirken flu ana kadar uygulama bafllat›lm›fl de¤il. Hapishane müdürünün, “kim gelirse gelsin ben bu maddeyi kesinlikle uygulamam” dedi¤i gelen bilgiler aras›nda. Genelgede, “kurumda kapal› ve aç›k spor alan›, çok amaçl› salon, krefl, kütüphane, çal›flma atölyelerinden biri veya bir kaç› bulunmad›¤› takdirde e¤itim, spor, sosyal ve kültürel faaliyetler ile çal›flma, mevcut olan alanlarda yapt›r›l›r. Bu alanlardan hiçbirinin bulunmamas› durumunda, kurumun olanaklar› ölçüsünde uygun yerlerde bu çal›flmalar için yer haz›rlan›r. Bu süre zarf›nda kendi oda ve ko¤ufllar› kulland›r›labilir” ifadesi yer almas›na ra¤men bu uygulama olmamaktad›r. Genelge, hapishane müdürlerinin inisiyatifinde uygulanmaktad›r. Hapishane müdürü keyfi bir fleklide genelgeyi uygulamayaca¤›n› aç›klayabilmektedir. (‹zmir)


23 Şubat-8 Mart 2007

12

68

BP ya da petrolde emperyalizme kölelik yasas›! U¤runa savafllar›n aç›ld›¤›, ülkelerin iflgal edildi¤i, yüzbinlerce insan›n katledildi¤i ve “bizim” de ad›na flark›lar yaz›p Eurosion yar›flmalar›na girdi¤imiz ve stratejik bir ürün olarak kabul gören petrolün damlas› ile ilgili olsa kap›lar her zaman emperyalizme/emperyalist flirketlere ç›kmaktad›r. ‹flte 17 Ocak 2007 tarihinde Meclis’ten tart›flmas›z geçen Petrol Yasas› da emperyalizmden ve ona ba¤›ml›l›k/uflakl›k iliflkisinden ayr› tart›fl›lamaz. ‹ki y›ld›r Meclis’te bekleyen ve Petrol‹fl Sendikas›’n›n tepkileri d›fl›nda neredeyse hiç gündeme gelmeyen Petrol Yasas›, özellikle Cumhurbaflkan› A. N. Sezer’in 2, 4, 19 ve geçici 1. maddelerinin tekrar görüflülmesi için veto etmesiyle birlikte tart›fl›lmaya baflland›. Sezer’in veto gerekçesinde “petrol ve do¤algaz arama haklar›n›n tümüyle yabanc› flirketlere devrinin ulusal güvenlik aç›s›ndan getirdi¤i risklere” dikkat çekildi. 1954 y›l›nda ç›kar›lan ve uluslararas› sermayenin ve petrol flirketlerinin dayatmalar› ile haz›rlanan Petrol Yasas› önceki halinden de geri bir düzeyde haz›rlanarak kabul edilmeye çal›fl›l›yor ve muhtemelen de birkaç küçük de¤ifliklikle birlikte onaylanacak. Bas›nda British Petrol (BP) fiirketi’nin 1993 y›l›nda Petrol ‹flleri Genel Müdürlü¤ü’ne yazd›¤› iki belgenin ortaya

ç›kmas› yasan›n Petrol Yasas› de¤il, BP yasas› olarak an›lmas›na de neden oldu. Zira bu belgelerde 14 sene önce BP taraf›ndan flirketinin yarar›na talep edilen de¤ifliklikler yeni yasa ile talep edilenden de çok daha genifl bir flekilde yer al›yor. Bu yeni emperyalizme kölelik yasas›n›n içeri¤inin ülke kamuoyundan neden özellikle gizlendi¤i aç›kt›r. Çünkü örne¤in yeni Petrol Yasas› ile emperyalist petrol flirketlerine bulduklar› petrolü istedikleri gibi kullanma hakk› veriliyor. Daha önceki yasada ülke içinde ham petrol ve do¤algaz ile bunlardan elde edi-

len petrol ürünlerinin kara sahalar›nda % 65’i ve deniz sahalar›nda % 55’inin “memleket ihtiyac›na ayr›lmas›” zorunlulu¤u bu yasa ile ortadan kald›r›l›yor. Bunun yerine petrol arama ve ç›karma izni verilen flirketlere ürettikleri petrol üzerinde s›n›rs›z tasarrufta bulunarak, tamam›n› ihraç etme hakk› da getiriyor. Bu yeni emperyalizme kölelik yasas›n›n içeri¤inin ülke kamuoyundan neden özellikle gizlendi¤i aç›kt›r. Çünkü eski yasan›n 6. maddesindeki; “Petrol ile ilgili; müsaade, arama ve iflletme ruhsatnamesi alma hakk› devlet ad›na Türkiye

Petrolleri Anonim Ortakl›¤›’na (TPAO) aittir” hükmü iptal edilerek, tek kamu petrol flirketi olan TPAO’nun, özellefltirilmesinin önü aç›lmaktad›r. Çünkü yasayla Petrol ‹flleri Genel Müdürlü¤ü’nün yetkileri k›s›tlanmakta, böylece sektörde faaliyet gösteren flirketlerin denetim d›fl› kalma durumu ortaya ç›kmaktad›r. Ve sonuçta yarg› aç›s›ndan sadece tahkime ba¤l› olunaca¤› için TC kanunlar›na tabi olma durumu da ortadan kalkacakt›r. Yani ruhsat s›n›r› da ortadan kalkt›¤› için bir ülkenin en stratejik zenginli¤i sadece birkaç emperyalist flirketin eline geçecektir. Yasadan ç›kart›lan “milli menfaatlere uygunluk” ibaresindeki menfaatler kuflkusuz yoksul emekçi halk›m›z›n menfaatleri de¤ildir. Bugüne kadar petrol gelirlerinden ne iflçiler, ne köylüler hiçbir halk kesimi fayda sa¤lamam›flt›r. Ancak bu ibarenin ç›kart›lmas› emperyalizmle olan uflakl›k iliflkilerinin deflifre edilmesi aç›s›ndan önemlidir. Yasay› savunmak için getirilen “Türkiye’de zaten petrol bulunmad›¤›” fleklindeki ifade de baflka bir soruyu akla getirmektedir: Madem ülkede petrol yok, bu yasan›n anlam› nedir, emperyalist flirketlere sunulan bu taviz ötesi kölelik imtiyazlar›n›n ne anlam› vard›r?

Ve Halk Bank’ta da son perde kapan›yor… Esnaf ve sanatkârlar›n desteklenmesi amac›yla 1933’de kurulan ve fakat a¤›r aksak da olsa 1938’de çal›flmaya bafllayan Halk Bankas›’nda bir dönem sona eriyor. Önümüzdeki süreçte Halk Bankas›’n›n sermayesinin % 25’i halka arz ad› alt›nda özellefltiriliyor. Kuruldu¤u tarihten ama özellikle de 1950’lerden itibaren düzenli çal›flmalar›na bafllam›fl olan Halk Bankas› bugüne kadar hazine kaynakl› düflük faizli kredilerle sadece belli s›n›rlar içinde de olsa esnaf ve sanatkarlar› desteklemifl bir bankayd›. Kuflkusuz söz konusu esnaf ve sanatkarlar›n “desteklenmesi” yabanc› sermaye ve komprador sermayeninkiyle karfl›laflt›r›lamaz durumdad›r. Ancak yine de bu kesimler için oldukça önemli bir banka konumunda olan Türkiye’nin 7. büyük bankas› Halk Bankas›’n›n özellefltirilmesi karar› IMF direktifleri do¤rultusunda yine IMF’ye sunulan “iyi niyet” mektubunda aç›klanm›flt›. 2006 y›l› itibar›yla ülke çap›nda 553 flube ve 962 otomatik para çekme makineleri (ATM) ile çal›flm›fl bulunan banka uzmanl›¤› d›fl›nda da devletin bat›rd›¤› ve daha sonra da özellefltirerek yabanc› sermayeye peflkefl çekti¤i bankalar›n zararlar›n› da üstlenmifl durumdayd›. 1992’de, TÖBANK’›, 1993’te Sümerbank’›, 1998’de Etibank’›, 2001’de daha önce Ziraat Bankas› ile birlefltirilmifl olan Emlâk Bankas›’n› ve 2004’te

de Pamukbank’› devralm›fl ve birikmifl zararlar› kald›rm›flt›. Banka, 2005’te 1 milyar YTL’yi aflk›n ödenmemifl sermayesi ve 3.2 milyar YTL özvarl›k ile 532 milyon YTL kâr sa¤lam›flt›r. IMF’ye 2007’nin ilk yar›s›nda bankan›n ihalesinin tamamlanaca¤› sözü verilmifl ve blok sat›fl› gerçeklefltirilece¤i de aç›klanm›flt›. Esnaf ve sanatkârlar örgütleri d›fl›nda esas olarak özellefltirme konusundaki “itirazlar›n” temel noktas› blok sat›fl› yerine “halka arz”›n gerçeklefltirilmesi yönündeydi. 2007 y›l›n›n sonundaki genel seçimler öncesinde Halk Bankas› ile çal›flan esnaf ve sanatkârlar› ve bankan›n 11 bin çal›flan›n›n tepkisini karfl›s›na almak istemeyen hükümet blok sat›fltan vazgeçerek, sermayesinin % 25’inin “halka arz” yöntemiyle özellefltirilmesine karar verdi. Oysa, TESK’in (Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu) yapt›¤› aç›klamada söyledi¤i gibi “Türkiye Halk Bankas›n›n özellefltirilmesinde blok sat›fl yönteminin mi, yoksa halka arz yönteminin mi uygulanmas› gerekti¤i tart›flmas› konunun özüyle ilgisi olmayan fleklî tart›flmalard›r. Siyasi iktidar›n amac› 2007 program›nda öngörülen 20 milyar Dolar civar›ndaki özellefltirme gelirinin yaklafl›k 8 milyar dolar civar›ndaki bölümünü Halk Bankas›’n›n sat›fl›yla gerçeklefltirmektedir.” Ayr›ca % 25’i sözde halka arz edilen bankan›n kalan %

75’i daha önceki örneklerde oldu¤u gibi blok halinde yabanc› sermayeye yani emperyalist flirketlere sat›lacakt›r. Özellikle 2000’li y›llar›n bafllar›nda küçük esnaf›n sokaklara dökülerek kendisini iflâsa sürükleyen IMF politikalar›n› protesto eden ve tüm ülkeye yay›lan tepkilerine karfl›l›k AKP hükümeti bugün yine IMF dayatmas›yla kendilerini az da olsa destekleyen bankay› özellefltirerek bu kesimi iflâsa sürüklüyor. Ayr›ca ülkede yabanc› sermayeye ait olmayan sadece iki bankadan biri olan Halk Bankas›n›n özellefltirilmesi Ziraat Bankas›n›n özellefltirmesinin de önünü açacakt›r. Ziraat Bankas›’n›n özellefltirilmesi de AB’nin istekleri do¤rultusunda nüfusa oran› % 10’lara düflürülmek istenen, bu politikalar sonucu üretemeyen,

üretti¤ini pazarlayamayan köylü kesimlerinin de sonu olacakt›r. Hat›rlanaca¤› gibi Sitebank Yunan Novabank’a, TEB’in yüzde 50’si Frans›z BNP’ye, Yap› Kredi Unicredito-Koç ortakl›¤›na, D›flbank Fortis’e, Garanti Bankas›’n›n kontrol hissesinin yar›s› GE’ye, C Bank’›n kontrol hissesinin tamam› ‹srailli Bank Hapoalim’e, Finansbank Yunan NBG’ye, Tekfenbank Yunan EFG’ye, Denizbank Dexia’ya, fiekerbank’›n kontrolü Kazakistanl› Bank Turan’a, Adabank Kuveytli bir finans kurulufluna, MNG Bank Hariri ailesine ve Akbank’›n yüzde 20’si Citibank’a sat›lm›flt›. Emperyalizmin yar›-sömürgesi konumundaki ülkemizdeki her fley art›k uflaklar› vas›tas›yla da de¤il direkt emperyalist flirketlerin denetimine geçmektedir.


13

68

23 Şubat-8 Mart 2007

‹flgalcileri topraklar›m›zda istemiyoruz! 15 fiubat günü Türkiye’ye gelen Olmert’i protesto eden HÖC bir bas›n aç›klamas› yapt›. Saat 13:00’te Taksim Tramvay dura¤›nda biraraya gelen kitle “Kahrolsun Emperyalizm, Kahrolsun ‹srail Siyonizmi” pankart› açt›. “Katil Olmert ülkemizden defol”, “‹srail ile iflbirli¤ine son” yaz›l› dövizler açan kitle “Kahrolsun ‹srail siyonizmi”, “Katil Olmert ülkemizden defol” sloganlar›n› hayk›rd›lar. HÖC ad›na yap›lan aç›klamada, AKP hükümetinin ‹srail’le Filistin,Lübnan ve Irak halk›n› katletmek için görüflmeler yapt›¤› ifade edildi. (‹stanbul)

Kahrolsun Emperyalizm ve Siyonizm ‹srail devletinin baflbakan› Ehud Olmert, hükümete geldi¤i günden beri hem Filistin hem de Lübnan topraklar›n› halklar›n kan› ile sularken emperyalistlerin “ileri karakolumuz” atf›nda bulundu¤u ülkemizi ziyaret etmeyi unutmad›. 1948’den bu yana Filistin halk›na karfl› çeflitli savafl ve insanl›k suçlar›na imza atan, 1967’de bu iflgali geniflleten Siyonist ‹srail, o günden bugüne binlerce Filistinliyi katletti, milyonlarcas›n› zindanlarda veya sürgünlerde yaflamaya mecbur b›rakt›. En son halen infla halindeki ayr›mc›l›k duvar› ile Filistin flehirlerini birbirlerinden izole etmeyi plânlayan emperyalistlerin maflas› ‹srail’in baflbakan› Olmert, son geliflmeleri de¤erlendirmek ve Türkiye ile y›llard›r karfl›l›kl› yapt›klar› askeri anlaflmalara yenilerini katmak amaçl› 14 fiubat Çarflamba günü Ankara’ya geldi. Türkiye’nin birçok yerinde bu ziyaret protesto edilirken bu eylemlerden biri de ‹stanbul’da yap›ld›. Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i’nin ça¤r›s›yla biraraya gelen aralar›nda Partizan, ESP, HÖC, ÖMP, KESK ‹stanbul fiubeler Platformu gibi kurumlar Taksim’de meflaleli bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdiler. 14 fiubat Çarflamba akflam› saat 19:00’da Taksim tramvay dura¤›nda toplanmaya bafllayan kitle burada “Kahrolsun Emperyalizm-Siyonizm Katil Olmert Ülkemizden Defol” yaz›l› pankart açarak ve “Katil Olmert ülkemizden defol” sloganlar› ile protesto eylemine bafllad›. Kitle ad›na k›sa bir aç›klama yapan KESK ‹stanbul fiubeler Platformu’ndan Dursun Y›lmaz; kitlenin burada bulunma amac›n› belirterek ‹srail’in bir y›ll›k icraatlar›na de¤indi. Ard›ndan söz alan Füsun Band›r; ‹srail’in Filistin halk›na karfl› iflledi¤i suçlar› sayarken ayr›ca geçen y›l Temmuz ay›nda bombalanan ve birçok flehri harabeye çevrilen Lübnan sald›r›s› konusunda da emperyalistlerin sessiz kal›rken, dünya halklar›n›n olay› nefretle k›nad›k-

lar›n› ve bu yüzden Olmert’in bir savafl suçlusu oldu¤unu söyledi. Ehud Olmert’in ziyaretinin sebebinin yeni iflgal ve ezilenler için daha fazla sömürü anlam›na gelen “projeler” oldu¤unu belirten Band›r, devlet yetkililerince aç›klanan Karadeniz-K›z›ldeniz Boru Projesi’nin de gerçekte ‹srail’in ihtiyaçlar›n› Türkiye üzerinden karfl›lamak amac›nda oldu¤una vurgu yapt›. TC’nin ABD emperyalizmine ‹ncirlik’in kap›lar›n› açarak ülke kaynaklar›n› ABD emperyalizminin talan›na açt›¤› sömürttü¤ünü kaydeden Band›r, ‹srail’e kaynak karfl›l›¤›nda ise Ermeni Soyk›r›m› Yasa Tasar›lar›na karfl› TC’nin ‹srail’den destek istedi¤ini söyledi. Yine ziyarette konuflulmak istenen konulardan birinin de ABD’nin ‹ran’da bafllatmak istedi¤i sald›r› oldu¤una dikkat çeken Band›r, emperyalistlerin iflgal politikalar›na iflbirlikçi ve uflak devletleri de ortak etmek istedi¤ine vurgu yapt›. Daha öncesinden 18 anti-emperyalistin keyfi bir flekilde tutuklu tutulmas›nda oldu¤u gibi, Kofi Annan’›n ziyaretinde oldu¤u gibi anti-emperyalist durufllar›n› koruyacaklar›n› ve bu u¤urda bedel ödemekten çekinmeyeceklerini belirtti. Sloganlar›n ard›ndan eylem “Çav Bella” ve “Gündo¤du” marfllar›yla sona erdirildi. (‹stanbul)

“Olmert ülkemizden defol!”

‹zmir’de de 15 fiubat günü saat 13:00’de Kemeralt› giriflinde yap›lan bas›n aç›klamas›yla Olmert’in gelifli protesto edildi. “Katil Olmert ülkemizden defol, emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak- ‹zmir Emperyalizm ve Siyonizm Karfl›t› Birlik, Al›nteri, ESP ve Partizan” imzal› pankart›n aç›ld›¤› eylemde, “Filistinde intifada, Irakta direnifl kazanacak”, “Katil Olmert ülkemizden defol”, “Kahrolsun emperyalizm yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” vb. sloganlar at›ld›. Yap›lan aç›klamada ‹srail Siyonizminin özellikle Filistin halk›na yapt›klar› teflhir edilirken, “dün oldu¤u gibi bugün de emperyalistleri ve iflgalcileri topraklar›m›zda görmek istemiyoruz” denilerek aç›klama sona erdirildi. (‹zmir)

Olmert Ankara’da da protesto edildi Emperyalizme ve Siyonizme Karfl› Ankara Platformu, ‹srail Baflbakan› Ehud Olmert’in Türkiye’ye yar›n yapaca¤› ziyareti 14 fiubat’ta protesto etti.Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen platform bileflenleri “Ortado¤u halklar›n›n katili Olmert defol” yaz›l› pankart açarak “Emperyalistler yenilecek direnen halklar kazanacak” slogan›n› att›. Platform ad›na aç›klama yapan Mehmet Ali Tosun, ABD ve onun temsilcisi ‹srail’in sald›rganl›klar›na karfl› direniflin de yükseldi¤ini söyledi. AKP hükümetinin de ABD ve ‹srail ile yapt›¤› iflbirli¤i ile halklara yönelik katliam›n sorumlusu ol-

du¤unu ifade eden Tosun, 5-6 Eylül’de Lübnan’a asker gönderilmesini protesto eylemine kat›lanlardan 18’inin tutuklanarak F Tipi hapishanesinde tutuldu¤unu hat›rlatt›. Tosun, “AKP halklara karfl› yürütülen imha politikas›n›n Ortado¤u’daki bir di¤er adresi olmufltur. Kürt halk›na yönelik imha ve inkar politikas›na hala devam ederken, flimdi de bu imha politikas›na Hrant Dink katliam›yla Ermeniler de dahil edilmifltir” dedi. Olmert’in Türkiye ziyaretiyle, Genelkurmay Baflkan› Orgenaral Yaflar Büyükan›t’›n ABD ziyaretinin ayn› zamana denk gelmesinin tesadüf olmad›¤›n› kaydeden Tosun, Türkiye, ‹srail ve ABD aras›nda yeni pazarl›klar›n gündeme gelebilece¤ine dikkat çekti. 15 fiubat’ta da siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri taraf›ndan Olmert’in Türkiye ziyareti protesto edildi. ÖDP üyeleri, ÖDP Ankara ‹l Baflkanl›¤› önünden, “Katil ‹srail, iflbirlikçi AKP” ve “Katil Olmert ülkemizden defol” sloganlar›n› atarak YKM K›z›lay fiubesi önüne yürüdü. Mazlum-Der Ankara fiubesi üyeleri de Olmert’i ve ‹srail’in Lübnan ve Filistin’e yönelik sald›r›lar›n› protesto etmek üzere Yüksel Caddesi’nde eylem yapt›. Lübnan ve Filistin’de yaflam›n› yitirenlerin sembolik olarak kanl› elbiselerini yere koyan MazlumDer üyeleri, katilleri Ankara’da isteme-

diklerini hayk›rd›. Mazlum-Der’in aç›klamas›ndan sonra D‹SK Ankara Bölge Temsilcili¤i, KESK Ankara fiubeler Platformu, TMMOB Ankara ‹l Koordinasyon Kurulu ve Ankara Tabip Odas›, ortak bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n aç›klamas›n› okuyan KESK Ankara fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Osman Özyurt, “AKP iktidar›n›n ve sermaye gruplar›n›n ticari iliflkiler üzerinden ellerini ovuflturduklar› bu ziyaret bölge halklar› için, önümüzdeki dönem yap›lacak operasyonlar›n bir iflaretidir” diye belirtti. Lübnan, Filistin ve Irak halklar›yla dayan›flma içinde olduklar›n› duyuran Özyurt, “‹srail’in iflgal etti¤i topraklardan çekilmesini, AKP hükümetinin ‹srail’le yap›lan tüm anlaflmalar› iptal etmesini, baflta ‹ncirlik Üssü olmak üzere tüm yabanc› askeri üslerin kapat›lmas›n› istiyoruz” dedi. (Ankara)


14

23 Şubat-8 Mart 2007

68

Nepal Halk Savafl›’n›n 12. y›l› ülke çap›nda coflkuyla kutland› ugün Nepal halk› Yeni Demokratik Devrime do¤ru yürüyüflünü sürdürüyor. Bu mücadeleyi büyük bedeller ödeyerek veren Nepal halk›, Halk Savafl›n›n bafllat›lmas›n›n y›ldönümünde çeflitli etkinlikler düzenlemeye devam ediyor.

B

Nepal’de NKP (Maoist) önderli¤inde 1996’da bafllat›lan Halk Savafl› büyük bir h›zla ilerleyerek yüzlerce y›ld›r Nepal’e hakim olan gerici monarfliyi y›kt›. Bugün Nepal halk› Yeni Demokratik Devrime do¤ru yürüyüflünü sürdürüyor. Bu mücadeleyi büyük bedeller ödeyerek veren Nepal halk›, Halk Savafl›n›n bafllat›lmas›n›n y›ldönümünde çeflitli etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. 6 fiubat’ta ortak bir aç›klama yay›nlayan NKP (Maoist) Baflkan› Prachanda ve Birleflik Devrimci Halk Konseyleri Baflkan› Baburam Bhattarai 1996’da bafllayan Halk Savafl›n›n 12. y›ldönümü olan 13 fiubat’ta ülke çap›nda kitle eylemleri kampanyas› bafllatacaklar›n› duyurdular. Buna göre 13 fiubat’la 7 Mart tarihleri aras›nda Baflkent Kathmandu baflta olmak üzere 10 flehirde bar›flç›l kitlesel eylemler düzenlenecek. Aç›klamada NKP (Maoist), yedi-parti koalisyonunu elefltirerek hükümeti bar›fl sürecini tehlikeye sokmakla ve gerici güçlerin oyunlar›na göz yummakla suçlad›. Ülkenin güneyinde geçti¤imiz ay feodal ve gerici güçlerle yabanc› destekçilerinin k›flk›rtmalar›yla ç›kan isyan› bahane eden hükümetin, Kurucu Meclis seçimlerini erteleme çabas›n› da mahkum ettiler.

Kathmandu’da büyük eylem 13 fiubat’ta Baflkent Kathmandu’daki Aç›k Hava Tiyatrosu’nda on binlerin kat›l›m› ile coflkuyla gerçeklefltirilen eylemde 25 y›l sonra ilk kez bir mitingde halka konuflan Prachanda yoldafl, NKP (Maoist)’in Cumhuriyetçi Nepal, karma ekonomi ve radikal toprak reformu üzerine politikalar›nda kararl› oldu¤unu vurgulad›. Devletin federal bir cumhuriyet olaca¤›n›, iktidara geldiklerinde toprak mülkiyetini devrimcilefltireceklerini ve karma ekonomiyi uygulayacaklar›n› söyleyen Prachanda yoldafl, ulusal sermayeyi koruyacaklar›n› ve ülkenin yabanc› sermayeye ba¤›ml›l›¤›n› azaltacaklar›n›

belirtti. Maoistlerin tüm mülkiyete el koyacaklar› üzerine ortaya at›lan yaygaralar›n do¤ru olmad›¤›n›, kapitalistlerin kâr elde etmesine izin vereceklerini, birlikte çal›flmak istediklerini ve karma bir ekonomi politikas›na sahip olduklar›n› aç›klad›. “Nepal halk› flu anki feodal yap›y› y›kmak ve demokratik, federal bir cumhuriyet kurmak istemektedir” diyen Prachanda yoldafl feodal gericilerin ve baz› yabanc› unsurlar›n kurucu meclis seçimlerinin gerçekleflmesini engellemek istediklerini ve ülkenin ilerici dönüflümüne karfl› gizli çal›flmalar içinde olduklar›n› da vurgulad›. Prachanda yoldafl konuflmas›nda flayet Kurucu Meclis seçimleri Haziran’›n ortas›nda gerçekleflemezse ulusun kendi iradesini kullanarak May›s’›n ortas›nda cumhuriyeti ilan edece¤ini de vurgulad›. Yoldafl konuflmas›nda ayr›ca flu anki politikalar›n›n Halk Savafl›n›n yeni bir biçimi oldu¤unu da aç›klad›. Eylemden önce halk Devrimci Halk Günü’nü kutlad›. Eylem esnas›nda çeflitli kültürel gruplar gösteri yaparak Halk Savafl›n›n gelmifl oldu¤u aflamay› kutlad›lar.

Halk gönüllüleri 4 fiubat’ta aç›klama yapan NKP (Maoist) önderlerinden Gajurel yoldafl, flayet bar›fl süreci anlaflmalara uygun gitmezse ve Kurucu Meclis seçimleri gerçekleflmezse ülke çap›nda flehir merkezli bir isyan gerçeklefltirerek halk›n iktidara el koyaca¤›n› aç›klad›. Seçimler gerçekleflirse zaferi elde edeceklerine inand›klar›n› belirten Gajurel, bar›fl sürecinin ard›ndan partilerine kat›l›m iste¤inin oldukça artt›¤›n› da vurgulad›. 3 fiubat’ta Hindistan’da, Yeni Delhi flehrindeki Nehru Üniversitesi’nde HKP (Maoist)’i destekleyen Demokratik Ö¤renci Birli¤i’nin düzenledi¤i etkinlikte konuflan NKP (Maoist) Siyasi Büro üyesi Gajurel yoldafl geçici parlamentoya girifllerinin ve Hint devletiyle iliflkilerini ge-

lifltirmelerinin devam eden devrimde birer stratagem (savafl hilesi) niteli¤inde oldu¤unu vurgulad›. Etkinlikte Hindistanl› Maoist ayd›nlar›n ve ö¤rencilerin elefltirilerini ve sorular›n› yan›tlayan Gajurel, bar›fl süreci ile birlikte partilerinin gücünün ve devrime destek veren kitlelerin say›s›n›n oldukça artt›¤›n›, özellikle Halk Kurtulufl Ordusu’na kat›l›mlar›n h›z kazand›¤›n› belirtti. Bu dönemde HKO’nun gerilla gücünün 10 binden 37 bine ç›kt›¤›n› ve her an yeni bir isyan› gerçeklefltirme kapasitesine ulaflt›klar›n› aç›klad›. Gajurel yoldafl ayr›ca parlamentodan sonuç al›namayaca¤› anlafl›ld›¤› zaman flehir merkezli devrimin tek çare olaca¤›n› da söyledi. Bununla ba¤lant›l› olarak flehirlerde “Halk Gönüllüleri” isminde bir örgütlenmeye gittiklerini ve Halk Gönüllülerinin partinin flehir merkezli devrimini örgütleyece¤ini, ayn› zamanda seçimler gibi çeflitli faaliyetlerde de yer alacaklar›n› aç›klad›. Gajurel yoldafl bu gönüllülerin say›s›n›n 100 bin civar›nda oldu¤unu da ekledi. Etkinlikte yoldafl ayr›ca NKP (Maoist) üyesi parlamenterlerin mecliste devrimin dilini konuflacaklar›n› ve zaman› geldi¤inde sokaklara ç›karak devrime önderlik edeceklerini de belirtti.

Forumda ayr›ca Nepal’in yüzde 80’inin halen Maoistlerin denetiminde oldu¤unun unutulmamas› gerekti¤ini de vurgulad›.

“S›n›f temelli politika gelifltirilmelidir” Gajurel yoldafl ayr›ca bar›flç›l yöntemler ifle yaramad›¤›nda partisinin silahlar› eline yine alaca¤›n› ve NKP(Maoist)’in bunu 1 saat içinde gerçeklefltirme kabiliyetine sahip oldu¤unu da sözlerine ekledi. Forumda ayr›ca Nepal’in yüzde 80’inin halen Maoistlerin denetiminde oldu¤unun unutulmamas› gerekti¤ini de vurgulad›. Nepal’de etnik temelli haklar›n ve özerklik tart›flmalar›n›n yo¤unlaflt›¤› bu dönemde Maoist önderlerden Baburam Bhattarai, s›n›f-temelli politikan›n gelifltirilmesinin önemini vurgulayan bir aç›klama yapt›. 9 fiubat’ta Nepal Ulusal Ayd›nlar Örgütü’nün etkinli¤inde konuflan Baburam yoldafl etnik, kültürel veya cinsiyet sorunlar›n›n ancak s›n›f merkezli politikalar›n gelifltirilmesiyle çözülece¤ini vurgulad›. Ancak özerklik ve uluslar›n kendi kaderini tayin hakk›na sayg› gösterilmesinin de gerekli oldu¤unu da belirtti.

Gajurel, bar›fl süreci ile birlikte partilerinin gücünün ve devrime destek veren kitlelerin say›s›n›n oldukça artt›¤›n›, özellikle Halk Kurtulufl Ordusu’na kat›l›mlar›n h›z kazand›¤›n› belirtti.


15

68 Terai’deki gerici isyan Ocak ay› boyunca Nepal’in güneyinde, Hindistan s›n›r›ndaki Terai Bölgesi’nde meydana gelen fliddet olaylar›nda 29 kifli yaflam›n› kaybetti. Az›nl›k milliyetlerden Madhesilerin haklar› için mücadele ettiklerini belirten bu gruplar esas olarak bar›fl süreci ile yap›lan anlaflmalar›, geçici hükümeti ve geçici anayasay› reddedip kurucu meclis seçimlerini engellemeyi talep ediyorlar. Madhesi halk›n›n gerekirse Nepal’den ba¤›ms›zl›¤›n› alabilece¤ini belirtiyorlar. Farkl› gruplar›n öncülük etti¤i olaylar›n içinde 2 y›l önce NKP (Maoist)’ten at›lan 2 grupla birlikte özellikle Hindistan’dan gelen Hindu köktendincileri, Nepal’deki çeflitli Hindu örgütleri de yer almakta. Ancak fliddet olaylar›nda Kral Gyanendra döneminde Nepal Kraliyet Ordusu’nda hizmet eden çeflitli üst düzey askerlerin ve generallerin etkisi oldu¤u bilinmektedir. Bar›fl süreci ile birlikte ordudan at›lan bu unsurlar›n uzun süredir Terai Bölgesi’nde gizli çal›flmalar yapt›¤› söylenmek-

R Ö P O R T A J

teydi. Hareketin daha çok kendili¤inden bir karakter tafl›mas›, vahfli öldürme yöntemlerinin uygulanmas› ve Maoist parti kadrolar›n› hedef almas› da hareketin feodal, gerici karakte-

rinin sona erdi¤i, hayat›n normale döndü¤ü de bildirilmekte. Konuyla ilgili aç›klama yapan Prachanda ise az›nl›k milliyetlerin temsil hakk›, federal devlet ve ken-

rini göstermektedir. Konuyla ilgili olarak 7 fiubat’ta toplanan yedi parti hükümeti ile NKP (Maoist)’in toplant›s›nda al›nan kararlar do¤rultusunda Geçici Parlamentoda Madhesi halk›n›n daha fazla temsil edilmesini de içeren çeflitli kararlar al›nd›. Bununla birlikte bölgede fliddet eylemle-

di kaderini tayin hakk› taleplerine sayg› gösterilmesi ve bunun için harekete geçilmesi gerekti¤ini vurgulad›. NKP (Maoist)’in bu konularda kararl› oldu¤unu vurgulayan Prachanda yoldafl NKP (Maoist)’in silahl› mücadele döneminde ilan etti¤i talepleri savunmaya de-

23 Şubat-8 Mart 2007 vam etti¤ini de belirtti. Ancak Madhesi toplulu¤unun bu taleplerini sömüren ve provoke eden kralc› ve feodal unsurlara karfl› dikkatli olunmas› uyar›s›nda bulunarak özellikle Hindistan’daki kökten dinci gerici unsurlar›n ajitasyon çal›flmalar›na dikkat çekti. Yine s›k s›k provokatif aç›klamalarda bulunan ABD Büyükelçisinin de bu gerici unsurlar› destekledi¤ini aç›klad›. Eylemlere kat›lan gerici olmayan gruplarla görüflmeler yap›larak halk›n gerçek taleplerini yerine getirebileceklerini de belirten Prachanda yoldafl gerici hareketi bast›rmak için Halk Kurtulufl Ordusu’nun Nepal Ordusu’yla koordineli bir flekilde müdahale edebilece¤ini de aç›klad›. Yeni Delhi Üniversitesi’nden Profesör Mahendra Lama da Nepal’deki olaylar› Hindistan’daki çeflitli parti ve güçlerin destekledi¤inin, Nepal’e hakim olmak için farkl› parçalara bölünmesi gerekti¤inin dile getirildi¤ini belirterek bunun 1970’lerden beri dillendirilen bir plan oldu¤unu vurgulad›.

“Katliamlar› gerçeklefltirenler direniflçiler de¤il” BD-Baflkan› Bush’un seçimlerdeki yenilgisinin ard›ndan baflkanl›k saray›ndaki ve senatodaki birçoklar› ABD’nin bir “strateji de¤iflikli¤ine” gidebilece¤ini ve askerlerini çekebilece¤ini umdular. Ancak Bush bunun yerine Irak’taki askerlerin say›s›n› 21.500 daha art›rarak, buradaki asker say›s›n› 153.500’e ç›kard›. Sadece 90 bin GI askeri direniflin bast›r›lmas› için Ba¤dat’ta yo¤unlaflt›r›l›yor. Çeflitli partilerin ve örgütlerin ittifak› olan “Irak Yurtseverler Birli¤i” bu direniflte aktif olarak yer almakta. IYB, gerici ‹slami köktendincilerle kendini net bir biçimde ayr›flt›rmakta. “Rote Fahne News” konuyla ilgili IYB sözcüsü Avni Kalemji ile görüfltü.

A

RFN: Bush’un dedi¤ine göre, ABD Hükümeti direnifli, birliklerini yo¤un bir biçimde güçlendirerek etkisizlefltirmeye çal›fl›yor. ABD-direniflçiler savafl›n›n yo¤unlaflma-

s›ndan sonraki durum nedir? A.K.: Bu yo¤unlaflma fiubat’ta bafllad›. Ancak hiç flanslar› yoktur. Sald›r›lar›n yo¤unlaflmas›ndan bu yana alt› helikopter düflürüldü. Direnifl güçleri var güçleriyle savafl›yorlar. ABD birlikleri sadece tek bir bölgede 45 evi panzerlerle, helikopterlerle ve de içindekilerle birlikte yerle bir ettiler. Çok say›da sivil, suçsuz insan› öldürdüler. Buradaki insanlar aç›s›ndan çok zor bir durum. Ancak direnifli do¤ru bulduklar› için kabulleniyorlar. Direniflçileri sakl›yorlar. Onlar› besliyorlar ve arkalar›nda duruyorlar.

amlar direnifl taraf›ndan gerçekleflmiyor, aksine ABD Ordusu ve ‹srail gizli servisi vb. taraf›ndan gerçeklefltiriliyor. Irak halk› bunu biliyor. Sokaktaki insana, “bu katliamlar›n arkas›nda kim var” diye sordu¤unuzda, size hemen ABD’yi ve istihbarat servislerini sayarlar. Çünkü Irak direnifli Irak halk›n›n içinde yafl›yor, halk taraf›ndan destekleniyor. Nas›l olur da halk›n› öldüren onlar olur? Irak direniflinin ‹ran taraf›ndan desteklendi¤i de do¤ru de¤il. Komflumuz olan ülkelerin hepsi Irak direnifline karfl›lar. Onlar iflgalcilerle birlikte çal›fl›yorlar.

RFN: ABD hükümeti, katliamlar›n kendilerinin daha yo¤un bir müdahalesiyle engellenebilece¤ini iddia ediyor. A.K.: Yalan söylüyorlar. Katli-

RFN: Direniflte rol oynayan güçler hangileridir? A.K.: Direnifl güçleri çeflitli. Bunlar›n bir bütün olarak hareket etti¤ini iddia etmek do¤ru olmaz. An-

cak hepimizin ortak bir hedefi var: ABD iflgalini yenmek zorunday›z. Biz (IYB) laikiz, dinci temelde bir direnifl de¤iliz. ‹slami partilerin bir çözüm oldu¤una inanm›yoruz. Bunlar 80’li y›llarda, ‹ran-Irak savafl› döneminde ortaya ç›kt›lar. Özgürlü¤üne kavufltuktan sonra Irak’›n demokratik olmas›, dinci temelde olmamas› gerekti¤ini düflünüyoruz. Bush ‹slami tehlikeye karfl› uyar›rken, özellikle de ABD’deki kendi halk›na korku salmaya çal›fl›yor. Gelecekte dini temelde partiler de olabilir. Ancak, bizde laik bir gelenek oldu¤u için, bunlar›n halk›n ço¤unlu¤u taraf›ndan seçileceklerini düflünmüyoruz. RFN: Röportaj için teflekkür ediyor, ama öncelikle de direnifle baflar›lar diliyoruz.


16

23 Şubat-8 Mart 2007

68

‹flsizli¤i ve yoksullu¤u yaratanlar onu çözemezler! Bütçeler, egemen s›n›f temsilcilerinin bahsi geçen dönem içerisinde izleyecekleri rotalar hakk›nda bilgi veren dokümanlar olduklar› için önem tafl›rlar. Bu ba¤lamda, 2007 bütçesine bakarak AKP hükümetinin (ve de elbette ki efendileri emperyalistlerin) nas›l bir y›l tasarlad›¤›, 2007 y›l›ndan beklentileri ve uygulayacaklar› politikalar ve de bu y›l›n emekçilere neler getirece¤i, neler götürece¤i anlafl›labilir. Yaz›m›za asgari ücretin k›sa bir tan›m› ile bafllarsak; Asgari ücret, iflçinin ve ailesinin yeniden üretim sürecine kat›lmas›n› sa¤layabilecek en asgari koflullar›n -yani beslenme, bar›nma, sa¤l›k vb.- karfl›land›¤› ücrettir. Asgari üretin belirlenmesindeki temel husus, “asgari giderlerin”, “zorunlu ihtiyaçlar›n” asgari ücret ile karfl›lanmas› ve ücret belirlenirken ülkenin ekonomik ve sosyal durumunun göz önüne al›nmas›d›r. Ancak bu tan›m›n yan›nda flu gerçe¤in alt›n› bir kez daha kal›n çizgilerle çizmek gerekmektedir ki, o da, Türkiye’de günümüzde bu “en asgari koflullar›n”, “zorunlu ihtiyaçlar›n” sürekli olarak daralt›ld›¤› ve daha daralt›lmak istendi¤i ve yaflanan bu gerçeklik karfl›s›nda emekçilerin ücretlerinin sürekli eridi¤idir. Egemen s›n›f temsilcilerinin yapt›klar› yaz›l› ya da sözlü aç›klamalar› de¤il de, sokaktaki gerçekli¤i dikkate ald›¤›m›zda, bu durumu görmek zor de¤ildir. Birincisi; gerçek verilerin ele al›narak yap›ld›¤› bir tak›m araflt›rmalar söz konusudur ve bunlar›n sonuçlar› ortadad›r. ‹kincisi; tüm bunlar olmasa bile, emekçi halk›m›z›n bu sözde araflt›rmalar› yerle bir eden yaflam koflullar› herkesin gözü önündedir.

Asgari ücret, asgari yaflam sa¤l›yor mu? Bu araflt›rmalardan baz› verileri ortaya koyarak vurgulamak istedi¤imiz noktalar› açmaya çal›flal›m; mesela egemen s›n›f temsilcilerinin sürekli bahsini ettikleri büyüme ve zenginleflmeye ra¤men, yap›lan araflt›rmalar göstermektedir ki, ülkemizde bir emekçinin evine giren et, meyve vs. say›s› azalmaktad›r. En temel ihtiyaçlardaki art›fl karfl›s›nda ücretlerin durdu¤u nokta, genifl kitlelerin her geçen gün yoksulluk girdab›na daha çok itilmesinden baflka bir anlama gelmemektedir. ‹flte ülkemizdeki gelir uçurumunu özetleyen di¤er bir örnek; baz› ülkelerde, milletvekili maafl›, asgari ücretin 5-6 kat›, en fazla 10-11 kat› iken, Türkiye’de bu oran tam 20 kat›d›r. Türkiye’de milletvekili ayl›¤› m› yüksek; yoksa asgari ücret mi düflük? Hangi aç›dan yorumlarsak yorumlayal›m ayn› kap›ya ç›k›yor asl›nda! Bafll›ktaki sorunun yan›t› için de yine son zamanlarda yay›nlanm›fl baz› araflt›rma sonuçlar›n› aktaral›m. Türk-‹fl’e ba¤l› Türk Harb-‹fl Sendikas›’n›n yapt›¤› bir araflt›rmaya göre asgari ücret yoksulluk s›n›r›n›n üçte birinden bile az. Yani

asgari ücretle çal›flan bir iflçi üç kat daha yoksul.

‹flsizli¤in co¤rafyas›; Türkiye Türkiye’nin en tart›flmal› verilerinin bafl›nda iflsizlik göstergeleri gelmektedir. Bu konuda yap›lan araflt›rmalar›n birço¤u en bafltan, 15 yafl›ndan büyük nüfusun ne kadar›n›n iflgücü say›lmas› gerekti¤i sorusundaki belirsizlikle birlikte iflsizlerin say›s›n› do¤ru tespit etmemektedir. ‹fl aramayanlar›, “ifl bulursam çal›fl›r›m” diyenleri, mevsimlik iflçileri iflsiz statüsüne almayan TÜ‹K, böylece daha bafltan yaklafl›k resmi iflsizlerin say›s›na yak›n 2.5 milyon iflsizi, raporlar›nda yok saymaktad›r. Dolay›s›yla bu say›lmayanlarla beraber iflsizlik oran›, yüzde 20-21’i bulmakta ve iflsiz say›s› 5 milyona yaklaflmaktad›r. Özellikle Türkiye Kürdistan›’ndaki illerde yaflanan iflsizlik ürkütücü boyutlardad›r. Afla¤›da, belli bölgelerin iflsizlik rakamlar›n› veren tablo ülkemiz gerçekli¤inin kavranmas› aç›s›ndan önemlidir; • Tar›m d›fl› iflsizlik oran›n›n en yüksek oldu¤u bölgeyi Malatya ve çevresi oluflturuyor. Bu bölgede her 100 kifliden 27’si iflsiz. Bu bölgeyi, Çukurova izliyor. Çukurova’da iflsizlik oran› yüzde 22’ye yaklaflm›fl durumda. Adana-Mersin hatt›nda 212 bin iflsiz var. • Yine Hatay, Kahramanmarafl ve Osmaniye’de de her 100 kifliden 21’i iflsiz durumda. Bu bölgede de 141 bin iflsiz var. Bir bütün olarak bak›ld›¤›nda, Çukurova’da her 4 kifliden 1’inin iflsiz oldu¤u anlafl›l›yor. • ‹flsizlik cenderesi alt›nda ezilen bir baflka bölge de ‹ç Anadolu. ‹flsizlik oran› bu bölgede yüzde 17 oran›nda. Kayseri ve çevresinde de yüzde 16’y› aflk›n iflsizlik var. • Kentlerde iflsizli¤in en yo¤un oldu¤u üçüncü bölge Van. Bu bölgede de her 100 kifliden 15’i iflsiz. • ‹zmir ve Ankara’da iflsizlik yüzde 15’i bulmufl durumda. ‹zmir’de 173 bin, Ankara’da da 214 bin iflsiz oran› var. • Gaziantep, son 5 y›ld›r en çok sanayi yap›lan ikinci il olmas›na karfl›n, Ad›yaman ve Kilis ile birlikte 80 bin iflsizi bar›nd›r›yor. • Güneydo¤u Anadolu Bölgesi’ndeki illerde iflsizli¤in yüzde 15 dolay›nda oldu¤u belirtiliyor. • ‹stanbul, toplam› 2.5 milyonu aflan iflsizlerin 460 binin yani yüzde 18’ini bar›nd›rmakla beraber, iflsizlik oran› ‹stanbul’da yüzde 11.5. • Trakya illerinde de iflsizlik artarken, Bursa ve çevresinde iflsizli¤in yüzde 10’larda seyretti¤i görülüyor.

Karfl›n›zda büyüklere masallar! Bir yanda yukar›da rakamlarla ifade etmeye çal›flt›¤›m›z gerçekler yaflan›rken, di¤er yandan ise hükümet yetkilileri her dönem yapt›klar› gibi sahte aç›klamalar›na devam etmektedirler. Bunun son örne¤ini Baflbakan R. T. Erdo¤an göstermek-

tedir. Erdo¤an 2006 y›l› bütçesinin baflar›s›n›(!) ortaya koyarken “2006 y›l bafl›nda bütçe a盤› hedefimiz 13.9 milyar YTL idi. Gerçekleflme ise bunun çok alt›nda, 3.9 milyar YTL oldu. Son 30 y›l›n en düflük bütçe a盤›n› gerçeklefltirdik. Sonuçlar yüz a¤art›c›d›r…” demektedir. Peki gerçekten sonuçlar yüz a¤art›c› m›d›r, yoksa Erdo¤an iyi bir yalanc› m›d›r? 2006 y›l› bütçe a盤›n›n beklenenin alt›nda olmas› hükümetin ekonomi politikalar›n›n do¤ru oldu¤u anlam›na gelmese de bunun da bir nedeni vard›r. Örne¤in, 2006 y›l›nda bütçeye do¤rudan giren veya harcamalar› dolayl› olarak etkileyen oldukça yüksek, sadece bu y›la özgü gelirlerin varl›¤›d›r. 2006 y›l›nda Telekom özellefltirmesinden bütçeye 2 milyar YTL girmesi gibi. Dev bir kâr makinesi olan Telekom özellefltirildi¤ine göre, 2007 y›l›nda bütçeye böylesi bir giriflin olmas› da art›k mümkün de¤ildir. K‹T’lerin özellefltirilmesi konusuna girmiflken belirtmek gerekir ki, önümüzdeki y›llarda ortaya ç›kacak bir di¤er zarar da sat›lan bu iflletmelerin zararlar›d›r. Örne¤in 2005 y›l›nda 542 milyon YTL kâr elde eden K‹T’ler 2006’y› 2.2 milyar YTL zararla kapatm›fllar. Bu zarar›

gelir da¤›l›m›ndaki uçurumu art›r›c›, vergi yükünü emekçilerin s›rt›na yükleyen, iflsizli¤i art›ran, enflasyonu yükselten, genifl kitlelerin sa¤l›k, e¤itim vb. haklar›n› engelleyen bir bütçedir.

kapatman›n yolu emekçilerin s›rt›na yeni vergileri bindirmek ve zam ya¤murudur. Seçim rüflveti olarak bu zamlar yap›lmazsa bile, zarar birikecek ve seçimlerin ard›ndan yine kemer s›kma politikalar› ve zamlar halk›n karfl›s›na dikilecektir. 2007 y›l› hem Cumhurbaflkanl›¤›, hem de genel seçim y›l› oldu¤undan, bütçede baz› oynamalar›n olmas› ve yukar›da da de¤indi¤imiz gibi baz› sald›r› planlar›n›n hayata geçirilmemesi olas›d›r. Ancak tüm bunlar hükümetin halk düflman› yüzünün saklanabildi¤i anlam›na gelmemektedir. Yani fluras› aç›kt›r ki, 2007 bütçesi ülkemizdeki bir tak›m geliflmelerle birlikte ele al›nd›¤›nda öncekilerden baz› farkl›l›klar içerse de özü itibariyle IMF talimatlar› ile haz›rlanm›fl, halk düflman› bir bütçedir. Daha önceki y›llarda oldu¤u gibi

sokaklarda yatanlar›n ve so¤uktan korunmak için yakt›klar› ateflin yan›nda uyurken tutuflup ölenlerin olmad›¤› bir ülkenin baflbakan› sanm›fl olacak ki, Etiyopya’daki sefalet karfl›s›nda bu sözleri sarfedebilmifltir. Oysa ayn› Sheraton Otelleri Türkiye’de de vard›r. Ve oralardan bak›ld›¤›nda da t›pk› Etiyopya’daki gibi açl›k, hastal›k, sefalet vb. görünmektedir. Oralardan bak›ld›¤›nda da sel bask›nlar›nda var›n›, yo¤unu, evini, y›llar boyu harcad›¤› eme¤ini, çocuklar›n›n gelece¤ini kaybeden, egemenlerin “kentsel dönüflüm” dedi¤i proje nedeniyle evlerinden yaka paça at›lan insanlar› görmek mümkündür. Oralardan bak›ld›¤›nda yoksul iflçi semtlerinde sabah›n ilk ›fl›klar›yla yollara dökülen, sa¤l›ks›z çal›flma koflullar› alt›nda, sendikas›z, güvencesiz çal›flan emekçileri, ge-

Baflbakan hicap ediyor! 2006 bütçesinin baflar›lara imza att›¤›n› iddia eden Baflbakan R.T. Erdo¤an’›n Etiyopya’n›n baflkenti Addis Ababa’da yoksul mahallelerde gezinirken tan›k oldu¤u yoksulluk karfl›s›nda “fiurada hemen Sheraton Oteli var. Böyle yerleri görünce insanl›¤›mdan hicap duyuyorum. Burada açl›k, hastal›k her fley var… Bizim gibi sorumluluk makam›nda olanlar özellikle buralardan dünyaya bakarlarsa çok daha anlaml› olacak” sözleri yukar›da çizdi¤imiz Türkiye tablosu ile bak›ld›¤›nda elbette ki daha da anlaml›d›r. Etiyopya gezisi s›ras›nda Erdo¤an bir an kendini iflsizli¤in ve sosyal haklardan yoksun çal›flman›n olmad›¤›; asgari ücretin sefalet içinde bir yaflama denk düflmedi¤i, sendikalar›n ve sendikal› iflçilerin bask› alt›na al›nmad›¤›, iflten at›lmad›¤›, e¤itim-sa¤l›k vb. hizmetlerinin koflulsuz sa¤land›¤›; çöpten ekmek toplayanlar›n,


17

68

23 Şubat-8 Mart 2007 menlerin önümüzdeki süreçte daha da derinleflecek olan siyasal krizinin tetiklenmesidir. Önemli olan, bu süreçte izlenecek politika ve taktiklerin neler olmas› gerekti¤idir. Devletin genifl bir yelpazede sald›r›lar›n› devam ettirdi¤i, cumhurbaflkanl›¤› ve genel seçimler ile gündemin hareketlendi¤i, ‹ran sald›r›s›n›n gündeme gelmesi ile birlikte diplomatik ataklarla Türkiye’nin bölgedeki rolünün iyice a盤a ç›kart›lmak istendi¤i günümüz koflullar›nda devrimci dinamikleri harekete geçirmek için seferber olunmal› ve kitleler seferber edilmelidir. Genifl kesimlerin her geçen gün daha büyük rakamlarla açl›k ve yoksullu¤a itildi¤i, iflsizlerin say›s›n›n sürekli artt›¤› flartlarda, s›n›f mücadelesini yükseltmek, kitlelerin talepleri ile ortaklaflmaktan, onlar› bu talepler etraf›nda örgütlemekten, kal›c› ve

çirdi¤i ifl kazas› sonucu sakat kald›klar› halde çal›flmaya devam edenleri ya da ifl kazas› sonucu hayat›n› kaybedenlerin mezarlar›n›, ç›rak olarak çal›flan bir deri bir kemik çocuklar›, zehirlenmesinler diye her gün yo¤urt yedirilen iflçileri; çocuklar›n› okutamayan, köylerini ifl bulma umudu ile terk eden, ürününü denize döken köylüleri görmek mümkündür. Yurtlar›ndan zorla göç ettirilen Kürtleri, “kokuyu takip edin bulursunuz” denilerek afla¤›lanan Çingeneleri, zab›talar›n köle misali çal›flt›rd›¤› Afrikal›lar› ve daha nicelerini görmek mümkündür…

Egemenlerin endiflelerini büyütelim! Ekonomik alanda yaflanan ve yaflanacak olan bu tablonun siyasal alandaki karfl›l›¤›, istikrar› elinden kaç›rm›fl olan ege-

güçlü mevziler yaratmaktan geçmektedir. fiu bir gerçek ki sistemden umudunu giderek kesen ve ba¤lar› zay›flayan kitleler öncü aray›fl› içindedir. Kavgan›n sertleflece¤i, egemenlerin bir tak›m pratiklerinde kendini göstermektedir. Azg›nca sald›rmalar›n›n tek nedeni budur. TMY ile içerde ve d›flar›da sald›r›lar›n›n dozaj›n› art›ran, ateflkes ça¤r›lar›na operasyonlar›n› art›rarak yan›t veren, k›rm›z› çizgi palavras› ile difllerini bileyen, linçcileri sahiplenerek, katliamlar› ola¤an tepki boyutuna indirgeyip normallefltiren, Hrant Dink’i katleden faflist diktatörlü¤ün bir panik içinde oldu¤unun söylemek yanl›fl olmaz. Öyleyse bizler de onlar›n bu beklentilerine yan›t olmal›, panik ve endiflelerini büyüterek, kavgada ›srar›m›z› ortaya koymal›y›z.

Ekonomik krizin ayak sesi: Cari Aç›k ‹thalat ve ihracat›n yap›ld›¤› bir ekonominin iktisadi iliflkilerini gösteren tabloya ödemeler bilançosu denir. Bu bilançoda dört ana bölüm bulunur: Cari ifllemler hesab›, sermaye hesab›, resim rezervler hesab›, net hata ve noksan kalemi. (1) Gazete ve televizyonlar›n ekonomi sayfalar› ve ekonomi programlar›nda “enflasyon”, “ekonomik büyüme” gibi kavramlar s›kça yer al›r. Bu sayfa ve programlarda bu iki kavram kadar popüler olan bir baflka kavram daha var, o da: CAR‹ AÇIK. 2006 y›l›n›n Ocak-Kas›m aylar› aras›ndaki dönemde 2005 y›l›n›n ayn› dönemine göre yap›lan ihracat % 15.6 oran›nda artarak 77 milyar 566 milyon dolar olmufl. ‹thalat ise ayn› dönemlerde % 19.2 oran›nda artarak 125 milyar 298 milyon dolar olmufl. ‹flte ithalat ve ihracat aras›ndaki 48 milyar 732 milyon dolarl›k bu farka cari aç›k denir. Cari aç›k, 2005 y›l›n›n Ocak ve Kas›m aylar› aras›ndaki dönemde 38,861 milyon dolarken 2006 y›l›n›n ayn› döneminde % 25.4 oran›nda artarak 48,732 milyon dolara yükselmifltir.(2) ‹thalat ve ihracat aras›ndaki bu fark ülke içindeki üretimin içler ac›s› bir durumda oldu¤unun somut göstergesidir. Durumu daha iyi kavrayabilmek için birkaç örnek yeter: 1994 y›l›nda yaflanan krizde cari aç›k % 4.3 idi. 2000 y›l›nda yaflanan ekonomik krizde ise % 4.8’di cari aç›k. Ve bu tablo sonucunda TC tarihinde hiçbir flekilde sesini ç›karmam›fl olan esnaf bile soka¤a dökülmüfltü. 2004 y›l›nda Gayri Safi Millî Has›la 290-300 milyar dolar civar›nda aç›klan›yordu ve cari aç›k ise % 5.2’li payla 15,6 milyar dolar olarak ifade ediliyordu. (3) Bugün ise 48.732 milyon dolarla % 9 civar›nda geziniyor cari aç›k. Cari aç›k TC’nin sat›n ald›¤› mal ve hizmetleri satt›¤› mal ve hizmetlerden elde etti¤i gelirle karfl›layamad›¤›n›n ve dolay›s›yla sürekli borç ve borç faizi ödemek zorunda oldu¤unun göstergesidir. Cari a盤› kapatabilmek için TC’nin birkaç yolu var. Bunlardan bir tanesi ve en önemlisi ve de TC’nin yapamayaca¤› fley

ÜRET‹M. Yap›lacak üretimle ülke içindeki pazarlara kaliteli ve ucuz maddelerin sunulmas›. ‹ç pazara sunumla beraber ithalat yap›lmas›. Bu her fleyden önce TC’nin emperyalistlerin hegemonyas› alt›nda bir devlet olmas›yla karfl›tl›k içeriyor. Yani TC’nin yar›-sömürge, yar›-feodal niteli¤iyle ba¤daflm›yor. Bilindi¤i gibi emperyalistler kendi egemenliklerindeki ülkelerin “kapitalistleflmesini” feodal üretim tarzlar›n› parçalay›p o ülkenin ulusal burjuvazisinin kendi pazar›na hakim olmas›n› istemezler. E¤er böyle bir fley gerçekleflirse emperyalistler kendilerinin hakim olduklar› pazarlardan büyük kay›plarla uzaklaflm›fl olurlar. Zaten TC’nin niteli¤i-kimli¤i bu tür politikalar›n uygulanmas›n› kendi içinde bar›nd›rm›yor. Ülke içinde var olan kurumlar›n özellefltirilmesi de emperyalist tekellerin talan›na sunulmas› da bunu gösteriyor. Bu politika olamayaca¤›na göre geriye iki yol kal›yor: 1- Cari a盤›n finanse edilmesini sa¤lamak. Bunu yapabilmek için “s›cak para” denilen fonlar›n Türkiye’ye gelmesi gerekiyor. Bu fonlar birkaç durumda Türkiye’ye gelebilirler. Her fleyden önce bu fonlar›n bulunduklar› ülkelerdeki faizlerin düflmeye bafllamas› gerekiyor. ‹kinci olarak gidecekleri ülkedeki faizlerin yüksek ve enflasyonun tek haneli olmas› laz›m. fiu anda Türkiye, faizleri düflük tutarak bu ak›fl› sa¤layabilmekte. Ancak bunun sonsuza kadar gitmesi mümkün de¤ildir. Nitekim tüm ekonomistler bu yolun sonuna gelindi¤inin uyar›s›n› yap›yorlar. Yani s›cak paran›n aniden Türkiye’den kaçma riski art›r›yor. 2- Cari a盤› azaltmaya yönelik önlemler almak. a) ‹lk olarak Merkez Bankas› döviz piyasas›na müdahale ederek döviz al›r. Ve böylelikle kuru yukar›ya çekmeye çal›fl›r. Kurun yükseltilmesi ile birlikte ithal mal yurtiçine göre pahal›lafl›r. ‹hraç mal yabanc›lar için ucuzlar, dolay›s›yla ithalat k›s›l›r, ihracat artar. Tabi bu arada gerekli olan birçok mal Türkiye’ye gelmez. Örne¤in it-

hal edilen ilaçlar ülke içine girmeyebilir. Girse bile çok pahal› oldu¤u için yoksul emekçi halk bunlar› alamaz. Son dönemlerde Sosyal Güvenlik Yasas› ve Sa¤l›k Bakanl›¤›n›n uygulamalar›ndan dolay› yoksul emekçi halktan insanlar›n kanser gibi tedavi edilmedi¤inde ölümcül olan hastal›klar›n ilaçlar›n› bile alamad›klar›na tan›k oluyoruz s›kça. Ayr›ca 2002 y›l›ndan beri MB döviz al›yor. 15 fiubat 2006’da yap›lan 5 milyar dolarl›k al›m kurlara neredeyse hiç etki etmedi. TL’nin de¤er kazanmaya devam etmesi ihracat›n gerilemesine, ithalat›n artmas›na ve dolay›s›yla ihracat için üretim yapan firmalar›n ya iflas etmesine yada belirli alanlara kaymas›na yol aç›yor. Bu da hem cari a盤› büyütüyor, hem de üretilen mallar›n iç piyasada pahal› sat›lmas›na sebep oluyor. b) Merkez Bankas› gösterge faizi düflürerek piyasa faizlerinin düflmesini sa¤lar. Böylece dövizden TL’ye geçiflleri yavafllat›p kurun yükselmesini sa¤lar. MB 2002’den beri gösterge faizleri 30 puan düflürdü ama kura belirgin bir etkisi olmad›. c) Yurtiçi vergileri art›rmak ve böylece d›fl talebi k›smak. Bu yöntemde d›fl talep k›s›ld›¤›nda iç talep de k›s›lm›fl olur. ‹ç talep k›s›ld›¤›nda üretim dolay›s›yla büyüme azalaca¤›ndan ne üreticiler ne de tüketiciler bu yola baflvurulmas›n› isterler. Bu yol ve yöntemleri uygulayarak TC cari aç›k sorunuyla bafl etmeye çal›fl›yor. Bütün bunlarla birlikte TC’nin bu “s›cak paran›n” ülkeden kaçmas›n› engellemesi için gerek siyasi gerek ekonomik istikrars›zl›klardan uzak durmas› gerekiyor. Ama ne yaz›k ki bu mümkün de¤il. 2000’li y›llardaki Asya krizinde de görüldü¤ü gibi TC’nin yar›-sömürge kimli¤i ekonomik ve siyasi yaflant›s›n›n pamuk ipli¤ine ba¤l› oldu¤unu gösteriyor. Ayr›ca somut örneklerle ifade edersek Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri, türban, T. Kürdistan›, Irak Kürdistan›, K›br›s gibi ana bafll›klar “TC’nin sorunlar›” listesinde 2007’nin en bafl›nda karfl›s›na ç›kacak maddeler. Bunun yan›nda AB ile yaflanan kriz ise elde patlayan hediye paketi gibi. Cari aç›k ve bu a盤›n ortadan kald›r›lmas›yla

çok ilintili gibi görünmeyen bir nokta ise Sosyal Güvenlik Yasas›. Bu yasa tasar›s› IMF ile 2005 y›l›nda yap›lan 19. Stand-by Anlaflmas› çerçevesinde IMF yap›sal uyum program›n›n önemli bileflenlerinden biri olarak gündeme gelmifltir. IMF ile uygulanan program çerçevesinde “kamu maliyesinde kal›c› iyileflmeyi sa¤lamay› hedefleyen reform çabalar›n›n temel unsurunun, bütçe dengelerini korumaya yönelik k›sa vadeli tedbirler ile desteklenen genifl kapsaml› bir sosyal güvenlik reformu” oldu¤u belirtilmifl ve sosyal güvenlik reformu kredi anlaflmas›n›n koflullar› aras›na dahil edilmifltir.(4) Tüm bu istatistiklerin alt›nda ve günlük yaflam içinde al›m gücünün sürekli düflmesiyle birlikte yaklaflan krizin ad›mlar›n›n gölgesi yoksul emekçi halk›n üzerine düflmeye bafllad› art›k. Ekonomik krizin ayaklar›n›n alt›nda s›cak geçen k›fl günlerinde gölgelenmek zorunda kalanlar krizin ne zaman evini, iflini, sofras›ndaki ekme¤i talan edece¤ini, ne zaman diri diri mezara gömülece¤ini merak ediyor. Asgari ücretin 403 YTL oldu¤u, açl›k s›n›r›n›n bile bin YTL’ye dayand›¤› bir noktada yaflam›n› sürdürmeye çal›fl›yor. Türkiye’de 3 milyon 38 bin kifli iflsiz. Yani iflsizlik oran› % 21 (5) Resmi rakamlar burada da yalan söylüyor. Yaflam›m›z›n devam› büyük emperyalist tekeller ve spekülatörlerin paralar›n› TC devletinden esirgeyip esirgememelerine ba¤l›. Bu da yoksul emekçi halk›n daha ne kadar ve hangi yöntemlerle sömürülebilece¤inin tespitine. 48.732 milyon dolar olan cari aç›k 2000 y›l›nda milyonlarca insan› can›ndan bezdiren krizin nedeni olan % 4,8 olan cari aç›ktan iki kat fazlas›yla % 9’lar dolay›nda seyrediyor. Yani yeni gelecek olan krizin faturas› 2000’lerdekinden çok daha fazla olacak. Bu krizin faturas›n› üreten, al›nteriyle geçinen, emekçi yoksul halk çekmemeli. Bu krizin faturas›n› s›rça köflklerde oturup krize sebep olanlar, eme¤i, al›nterini sömüren, gasp edenler, emperyalist efendilerinin buyru¤undan d›flar› ç›kmayanlar ödemeli.


23 Şubat-8 Mart 2007

18

68

Her madalyonun bir de öteki yüzü vard›r!

“

…Yoksullu¤a dair binbir çeflit ifade kullan›l›rken, yoksullu¤u üreten kapitalist sömürüye, üretim araçlar›n›n özel mülkiyetine dolay›s›yla da üretim iliflkilerindeki eflitsizli¤e bilinçli olarak de¤inilmez. Sürekli olarak adaletsizlikten, haks›zl›ktan, gelir da¤›l›m›ndaki bozukluktan dem vurulur, ama neden haks›zl›k ve adaletsizlik var, gelir da¤›l›m› neden bozuk, kimlerdir gelirlerin büyük bölümüne el koyanlar? Yoksulluk ve yoksullukla mücadele sorunu emperyalist-kapitalist sistemin son zamanlarda gündeme s›kça ald›¤› konulardan birini oluflturuyor. Yoksulluk sorunu ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel, psikolojik vb. yönleriyle ele al›nmakta ve bu alanlarda oluflturulan çeflitli kurumlar arac›l›¤›yla “çözüm” üretilmeye çal›fl›lmaktad›r. Ne var ki, bu sorunu “çözmeye” çal›flan›n burjuvazi olmas›, sorunu en bafl›ndan çözümsüz hale getirmektedir. Varl›¤› ve süreklili¤i sömürü ve kitleleri yoksul-

l›k s›n›r›nda yaflamaktad›r. Bu kesim hiçbir ifli, geliri olmayan en yoksul kesimdir. Günde 1,5 YTL’nin alt›nda bir parayla yaflamaya çal›fl›yorlar. 18 milyon yoksulun ço¤unlu¤u çal›flan kesimden oluflmaktad›r. Bafllarken de ifade etti¤imiz gibi son y›llarda yoksulluktan daha fazla söz ediliyor, bu soruna çözüm yollar› aran›yor. Oldukça büyük bir sorun haline gelen iflsizlik ve yoksulluk egemenler aç›s›ndan iki yönlü bir t›k›nma oluflturmaktad›r.

laflt›rmaya koflullu olan kapitalizmin bu sorunu ortadan kald›rmas› mümkün de¤ildir. Yoksulluk yeni bir sorun ya da sadece son birkaç y›la mahsus bir sorun de¤ildir. S›n›fl› toplumlar›n ortaya ç›kt›¤› ve geliflti¤i ilk dönemden bu yana yoksulluk hep var olmufltur. Yoksulluk, toplumun bir kesiminin birçok temel ihtiyaçtan mahrum b›rak›lmas›, s›n›fl› toplumun gerçekli¤idir. Kapitalizm de bu gerçeklikten muaf bir sistem de¤il, aksine bu gerçeklik üzerinden büyüyüp geliflen bir sistemdir.

Birincisi, sermayenin geliflim sürecinde aksamalar ortaya ç›kmaktad›r. Böylelikle var olan kriz daha da derinleflmektedir. Kitlelerin al›m gücünün sürekli düflmesi büyük bir nüfusun afl›r› üretimi emecek durumda olmay›fl›, bunun nedenidir. ‹kincisi, sosyal aç›dan da büyük bir tehlike söz konusudur. Dünya genelinde milyarlar› bulan yoksul ve iflsiz kitleler patlamaya haz›r bir bomba gibidir. Sistemin devaml›l›¤› aç›s›ndan bu tehlike potansiyelinin kontrol alt›nda tutulmas› zorunluluktur. Öyle ki her y›l yay›nlanan çeflitli raporlarda zenginle yoksul, zengin ülkelerle yoksul ülkeler aras›ndaki uçurumun h›zla büyüdü¤ü, küreselleflmenin yoksullu¤u h›zland›r›p, art›rd›¤› vb. tespitlere bolca yer verilmektedir: Dünyada 4 milyar insan günde 2 dolar›n alt›nda bir gelirle geçinmek zorunda kal›yor; açl›k yüzünden y›lda 6 milyon çocuk ölüyor, her y›l 1.8 milyon çocuk temiz su ve tuvalete eriflim olana¤› bulunamad›¤› için ishalden ölüyor. Bu ve benzeri sonuçlar egemenler aç›s›ndan büyük bir bafl belas›d›r. Durumun biraz hafifletilmesi gerekmektedir. Aksi halde yoksul kesimlerin sistemden umudunu kesmesi, baflka aray›fllara girmesi, toplumsal “düzenin” bozulmas› kaç›n›lmazd›r! Mikro-kredi uygulamas›yla 2006 No-

Yoksulluk tehdit mi? Süreklilik kazanan bu durum zamanla sermayenin ayak ba¤› olur. Sermayenin geliflmesinin, yeniden üretilmesinin önündeki en büyük engel haline gelir. Çünkü üretilen mal› sat›n alacak kitle sürekli olarak azalmaktad›r. Dolay›s›yla sermayenin hareket yasas› yani metalar›n sat›larak para sermayeye dönüflmesi zorunlulu¤u iflleyemez hale gelmektedir. Bu nokta sermayenin en büyük ç›kmaz›d›r. Ve yoksullukla mücadele yöntemlerinin belirlenmesinde bu ç›kmazdan kurtulma hedefi önemli bir rol oynamaktad›r. fiu an ülkemizde 18 milyon kifli yoksul olarak de¤erlendirilmektedir. 909 bin kifli yani bir milyona yak›n kifli de aç-

bel Bar›fl Ödülü’nü alan Bangladeflli ekonomist Muhammed Yunus terörün önlenmesinde mikro-kredinin etkisini ifade ederken amaç ve hedeflerinin iyi bir özetini sunmaktad›r. “Hiçbir fleyi olmayan korku içinde yaflayan kendilerini sisteme ba¤l› hissetmeyen insanlar›n bu alanda (terör faaliyetleri kastediliyor) çal›flmalar›n›n oldu¤unu bilmekteyiz. Siyasi ve ekonomik adaletsizli¤in insanlar›, bu alandaki yönlendirmeye do¤ru itti¤ini düflünüyorum. Bu duygular› yaflayan, insanlar sistemin sorunlar›n› çözmedi¤ini görmekte ve sistemin ötesinde kendi sorunlar›n› çözmeye çal›flmaktad›rlar. Mikro-kredi uygulamas›yla insanlara ümit vermekteyiz.” Bu ifadelerden de anlafl›laca¤› üzere egemenler aç›s›ndan bu sorun hayli önemli. Çözümü için projeler, programlar gelifltirmeleri bofluna de¤il. Yoksullu¤a dair binbir çeflit ifade kullan›l›rken, yoksullu¤u üreten kapitalist sömürüye, üretim araçlar›n›n özel mülkiyetine dolay›s›yla da üretim iliflkilerindeki eflitsizli¤e bilinçli olarak de¤inilmez. Sürekli olarak adaletsizlikten, haks›zl›ktan, gelir da¤›l›m›ndaki bozukluktan dem vurulur, ama neden haks›zl›k ve adaletsizlik var, gelir da¤›l›m› neden bozuk, kimlerdir gelirlerin büyük bölümüne el koyanlar sorular› ve bu sorular›n yan›tlar› büyük bir itinayla görmezden gelinir. Bu elbette ki basit bir yan›lg›n›n, kavram kargaflas›n›n sonucu de¤ildir, tamamen ideolojik bir yaklafl›md›r. Buradaki önemli nokta bu söylemlerin kitleler üzerindeki etkisidir. Bu yüzden de kullan›lan söylemler devrimci ve komünistleri ilgilendirmektedir. BM uzman› Jean Ziegler flöyle diyor; “Toplam nüfusunun bir kat› fazlas›n› doyuracak olanaklara sahip bir dünyada açl›ktan ölen her insan katledilmifl say›l›r.” Oldukça çarp›c› bir ifade! Bütün bu elefltirilerin, ça¤r›lar›n yap›ld›¤› s›ralarda ABD ve yede¤indeki emperyalist güçler milyarlarca dolar harcayarak Irak ve Afganistan’da binlerce yoksul insan› katlediyor, açl›k, yoksulluk, bulafl›c› hastal›k gibi bir dizi felakete sebep oluyorlar. Yaflananlara karfl›n ak›t›lan bütün timsah gözyafllar› bu gerçeklerin hiçbirini gizleyemez, yok edemez. Kapitalizm do¤as› gere¤i her geçen gün yoksullu¤u ve açl›¤› büyütüyor. Yüz binlerce ezilen, yoksul kitle bir yandan açl›kla bir yandan bombalarla katlediliyor.

Yoksullukla mücadelede uygulanan programlara

birkaç örnek: Mikro-kredi Yoksullukla mücadeleye iliflkin ilk akla gelen son y›llarda yayg›nl›k kazanm›fl olan “Mikro-kredi Projesi”dir. BM’nin 2005 y›l›n› “mikro-kredi” y›l› olarak ilan etmesi, 2006 Nobel Bar›fl Ödülü’nün bu projenin mimar› ve uygulay›c›s› olan Bangladeflli ekonomist Muhammed Yunus’a verilmesi dikkat çekicidir. Projeye yak›ndan bakmak faydal› olacakt›r. ‹lk olarak Bangladefl’te uygulanan ve burada gelifltirilen proje flu an 100’den fazla ülkede 137 mikro-kredi program›n› kapsayacak flekilde uygulan›yor. Ve bu konsept dünya genelinde 125 benzer programa da öncülük ediyor. Mikro-Kredi Bankas› olarak kurulan Gromen Bank (Yoksul Bankas›)’›n flu an Bangladefl’te 12 bin çal›flan› 1192 flubesi ve 2.4 milyon üyesi var. Gromen Bank’›n orta¤› olan Telenar flirketi bankan›n yüzde 62’sini elinde tutuyor. Bunun Muhammed Yunus’a hat›rlat›lmas› üzerine verdi¤i yan›t flöyle: “Telenar maksimum kâr odakl› çal›fl›yor, ama biz toplumsal amaçlar için çal›fl›yoruz. Bangladefl gibi yoksul bir ülkenin bankas›n›n 93.6 milyon dolar› Norveç’e göndermesi adil de¤il” diyor ve flirket yönetiminin de¤iflmesi için savaflaca¤›n› da ekliyor! Bu arada Telenar Bangladefl pazar›n›n yüzde 63’ünü elinde tutan bir flirkettir. Mikro-kredi projesiyle amaç yoksullu¤un azalt›lmas› için küçük miktarlarda krediyle ifl olana¤› yaratmak. Yoksullara kefilsiz, senetsiz, teminats›z sadece “güvenerek” küçük krediler veriliyor. Kredilerin geri ödenmemesine karfl› bir yapt›r›m yok. Kredi miktar› örne¤in Türkiye’de 100 YTL ile 2 bin YTL aras›nda de¤ifliyor. Geri ödemeler krediyi ald›ktan bir hafta sona bafll›yor ve 46 haftaya bölünerek ödeniyor. ‹lk bak›flta mikro-kredide hiçbir kâr amac› güdülmedi¤i san›l›yor. Daha çok kefilsiz, senetsiz, hiçbir hukuki yapt›r›m› olmayan bir yard›m, destek faaliyeti olarak düflünülüyor. Kefilsiz, senetsiz “kâr amac› gütmeyifli” ön plana ç›kar›l›yor. Ancak bilinçli olarak gizlenen bir nokta var o da kredilerin ödenmesinde iflleyen faizdir. Geri ödemede faizin ifllemesi önemli bir ayr›nt›d›r. Bu projeyle ilgili ç›kan haber, yorum vs. bu noktay› belirtmekten özellikle kaç›n›yor. Ne kadar faiz iflledi¤i bilinmiyor. Ancak bu faiz oran› çok düflük bile olsa önemli bir kâr sa¤lad›¤› kesin. Sistemin dünya genelindeki yayg›nl›¤› düflünülürse bu daha iyi anlafl›l›r. Kald› ki bu sistemin amac› sermayenin üretim alan›nda de¤erlendirilmesini sa¤lamaktad›r. En yoksullara, en yoksul


19

68

bölgelere giden mikro-krediler kiflilerin ve bölgelerin sermayeyle ba¤lar›n› güçlendiriyor. Krediyi kullananlar sermayenin gelifltirilmesi ve ço¤alt›lmas› faaliyetinin bir parças› oluyorlar. Yat›r›ma dayanmayan, gerçek karfl›l›¤› olmayan ve devasa boyutlara varan asalak sermayenin çeflitli yollarla ve araçlarla (mikrokredi bunlardan birisidir) karfl›l›¤› olan emek gücüne dayanarak ço¤alan bir sermayeye dönüfltürülmesi zorunludur. Ve ayn› zamanda baflta da ifade etti¤imiz gibi tüketici kitleyi gelifltirme zorunlulu¤u vard›r. Bunu da en iyi kredi sistemi sa¤lar. Marks kredi sistemini sermayenin merkezileflmesi ve dolafl›ma sokulmas›nda en önemli etkenlerden biri olarak tan›mlar. ‹flte mikro-krediyle sermaye en at›l durumda olan yerlere ulafl›yor. Yine bir baflka nokta da kad›n iflgücünün de¤erlendirilmesidir. At›l halde bekleyen kad›n eme¤i aktif hale getiriliyor böylece. “Özellikle kriz dönemlerinde iflyerlerinden evlerine dönen kad›nlar mikro-kredi modeliyle kendi istihdamlar›n› oluflturarak ekonomiye katk›da bulunma flans›n› yakal›yorlar. Her ne kadar e¤itim ve nitelikli iflgücü oluflturulmas› ayr› bir çal›flma ve planlama gerekirse de mikrokredi sistemi gelir da¤›l›m›n›n düzeltilmesi ve kad›n iflgücünün de¤erlendirilmesinde baflar›l› bir model olarak dikkat çekiyor. (Metin Ercan 24 May›s 2006Radikal) Öte yandan verilen kredilerle aç›lan iflyerleri, yap›lan küçük yat›r›mlar süreklili¤ini koruyacak durumda m› diye sormak ve bu aç›dan da bir de¤erlendirme yapmak gerekiyor. Krediyi alarak iflyeri açan yoksul ka-

d›nlar temel masraflar›n› ç›karabildiklerini söylüyorlar. Ancak bunun süreklili¤i tart›fl›l›r bir konudur. Çünkü üretimin bütün alanlar›nda dev tekellerin ve tafleronlar›n hâkimiyeti söz konusudur. Pazar› kontrol edenler bunlard›r. Küçük mülk sahibi, küçük üretici, esnaf vb. kesimler birer birer yok oluyorken yada t›pk› KOB‹’lerde oldu¤u gibi iflas etmeyip ayakta kalabilenler tekellerin fason üretimini yapan, tafleronlara, bayiliklere, flubelere dönüflüyorken yoksulun oldukça cüzi miktardaki sermayeler açt›¤› küçük iflyerleri varl›¤›n› ne kadar sürdürebilir? Aç›kt›r ki sermayenin yeterince dal budak salmad›¤› at›l halde duran önemli bir tüketici kesimin oldu¤u en ücra, yoksul bölgelerde bu faaliyetler bir süreli¤ine kazanç getirecektir. Zaman içerisinde geliflen rekabet daha büyük sermayelerin girifli bu küçük faaliyetleri ya ortadan kald›racak ya da büyük alanlara ba¤›ml› hale getirecektir. Geliflim her iki yönde de olacakt›r. Sonuç olarak yoksullu¤a çözüm diye sunulan›n uzun vadede bir çözüm olmad›¤›, sadece açl›kla bo¤uflan yoksullar›n bir süre daha dayanmalar›n›, aç kalmamalar›n› sa¤lad›¤›n› ama esas olarak sermayenin ç›kar›na göre bir faaliyet oldu¤unu görmek gerekir.

Türkiye’de ne zaman ve nerede uyguland› bu proje? Mikro-kredi uygulamas› Türkiye’de ilk defa 2002’de uyguland›. 1999 depremini yaflayan Düzce, Kocaeli ve ‹stanbul’un çeflitli semtlerinde Kad›n Eme¤ini De¤erlendirme Vakf› taraf›ndan “Makro Ekonomik Destek ‹flletmesi” ad› alt›nda uygulanm›fl. Seçilen yerin deprem bölgesi olmas› önemlidir. Çünkü bölge halk› depremin y›k›nt›lar›n› ortadan kald›ramad›, depremin açt›¤› yaralar› saramad›, yaln›z b›rak›ld›. Yaflanan süreç halk›n sistemle/devletle olan ba¤lar›n› zay›flatt›. Bu ba¤lar› yeniden güçlendirmek, halk›n yaflam›nda iyilefltirmeler yapmak gerekiyordu. Bu yüzden de ilk olarak burada uyguland›. 2003’te Türkiye ‹sraf› Önleme Vakf› Baflkan› ve AKP Diyarbak›r milletvekili Aziz Akgül’ün giriflimiyle Diyarbak›r’da uyguland›. Siirt, fianl›urfa, Van, Batman vb. illerinde yayg›nlaflt›r›lan bu projeyle sadece Diyarbak›r’da 4 bin kifliye ulafl›ld›. T. Kürdistan›’n›n seçilme nedeni oldukça aç›k. ‹flsizli¤in, yoksullu¤un, ulusal sorunun en boyutlu yafland›¤›, halk›n sistemde ba¤lar›n›n en zay›f oldu¤u bölgedir buras›. Tabi sermaye aç›s›ndan geliflebilece¤i bir aland›r. Türkiye’deki projeye Vak›fbank 50 bin dolarl›k katk› yapm›fl. Projenin 500 bin dolarl›k havuzuna en fazla katk›y› 200 bin dolarl›k destekle George Soros’un Aç›k Toplum Enstitüsü yapm›fl. Dünya-

n›n önde gelen spekülatörlerinden biri olan ve s›cak para vurgunlar›yla birçok ülke ekonomisini çökerten Soros T. Kürdistan›’nda “iyilik mele¤i” olarak ç›k›yor karfl›m›za! Mikro-kredinin ilk olarak “Maya Mikro Ekonomik Destek ‹flletmesi” projesi olarak uyguland›¤› dönemde de katk›lar›yla destek sunanlar; ABD’li CRS, Levi’s Foundation, Hollandal› Bernard Von Leer gibi flirketlerdir. Bu flirketlerin katk›lar›yla mikro-kredi havuzunda 1 milyon dolar birikmifl. fiu an için daha çok T. Kürdistan›’nda uygulanan mikro-kredi projesi di¤er bölgelerin yoksul illerinde de uygulanacak. 2006-2008 dönemini kapsayan “Orta Vadeli Program”la “Sosyal içerme ve yoksullukla mücadele” hedefi belirlenmifltir. Bu kapsamla sosyal d›fllanma ve yoksulluk riskini en aza indiren yap›ya kavuflmas› için yasal düzenlemeler yap›lacak. Bunun için Meclis’te haz›rlanan bir yasa teklifi var ayr›ca “Fakir Bank” veya “Damla Bank” ismiyle bir mikro-kredi bankas› kurulacak Türkiye’de.

23 Şubat-8 Mart 2007

Bu kurumlar›n projelerinin temel argüman› da “sosyal sorumluluk”tur. Yoksullara karfl›l›ks›z, geçici yard›mlar, sadaka yerine ifl e¤itimi olana¤› yaratmak vb. hedefler vard›r. BM’nin “Hay›rseverlik de¤il, yükümlülük” fliar›n›n somutlanm›fl halidir bu projeler. - Toplum Gönüllüleri Vakf› (TOV) e¤itim a¤›rl›kl› faaliyetlerinin yan›nda yoksullukla mücadele alan›na da el atm›fl. Mikro-kredi projesini uygulayacak. - HSBC Bankas› “Mikro-kredi ile topluma destek” kapsam›nda yoksullukla mücadeleye destek verecek. HSBC Bank Afi. Genel Müdürü Piraye Antikar onurlu bir gelecek sunmay› amaçlad›klar›n›, 5 y›lda 5 milyon dolar hatta bunun da üzerinde bir kayna¤› sivil toplum örgütle-

ilk olarak. Bu proje d›fl›nda Ça¤dafl Yaflam› Destekleme Vakf› ve Birikim E¤itim Projesinde kendi çal›flanlar›n› görevlendiriyor, bu kurumlara ba¤›fllarda bulunuyor. - CitiBank birçok sivil toplum örgütü ile Birikim E¤itim Projesinde kendi çal›flanlar›n› görevlendiriyor, bu kurumlara ba¤›fllarda bulunuyor. - Fortis Bank Toplum Gönüllüleri Vakf› ile kütüphanelerin yenilenmesi projesine kat›l›yor. - Türkiye Bankalar Birli¤i “Çok Yafla Bebek” projesi kapsam›nda 19 ilde 24 hastaneye t›bbi cihaz ba¤›fl›nda bulunarak 10 bini aflk›n bebe¤in hayata dönmesini sa¤lam›fl. Milyonlarca iflçi-emekçi, iflsiz kitle, açl›k s›n›r›nda bir yaflama mahkum oldu¤undan e¤itim, sa¤l›k, kültür vb. temel ihtiyaçlardan yoksun kalmaktad›r. Dolay›s›yla da sosyal sorumluluk, sosyal yard›m projeleri bu kesimleri cezbetmektedir. Kitlelerde tepkiye yol açacak ba¤›fl, yard›m, sadaka vb. “ilkel” yöntemler yerine daha “ça¤dafl”, “küreselleflme ça¤›na” uygun, yoksulun onuruna dokunmayacak araçlar kullan›lmaktad›r. Zenginlerin, gözleri yaflartan hay›rseverlikleri, ba¤›fllar›, devletin yiyecek, giyecek, yakacak, e¤itim malzemesi vb. yard›mlar›, aflevleri önündeki kuyruklarda afla¤›lanan insanlar; yoksullar›n “kan›na dokunuyor”. Mahkum edildikleri açl›k, geleceksizlik yetmiyormufl gibi bu onur k›r›c› hay›rseverliklere daha fazla katlanamaz insanlar. Mikro-krediler, ifl olanaklar›, e¤itim, sa¤l›k destekleri ve bunlar›n sosyolog, psikolog, ekonomist, siyasetçi vb. bilumum sistem savunucusu taraf›ndan programlar, projeler fleklinde uygulanmas› bu zorunlulu¤un sonucudur. Yoksullukla mücadele diye yans›t›lan›n yoksullarla mücadele oldu¤u aç›kt›r. Ön plana ç›kar›lan yoksullukla mücadele, sosyal sorumluluk vs. söylemler, sloganlar burjuvazinin ömrünü uzatma, kendini üretme ç›rp›n›fllar›d›r. Marks,

rinin arac›l›¤› ile destek vermek üzere bilançolar›ndan ay›rd›klar›n›, bu kayna¤› k›rsal, büyük kentlerdeki yoksul yöreler ve üniversitelerden yeni mezun giriflimcilere eflit oranlarda paylaflt›racaklar›n›, üzerinde bir y›ld›r çal›fl›lan projeyi bir ifl de¤il, sosyal sorumluluk olarak gördüklerini belirtiyor. HSBC’nin projesi Ankara Mamak’ta ve Samsun’da uygulanacak

“kapitalist karfl›l›¤›nda bir eflde¤er olmaks›z›n asla paras›ndan ayr›lmaz” demektedir, kapitalizmin tahlilini yaparken. Bu konu özgülünde bu ifadeyi flöyle de kullanabiliriz: Burjuvazi karfl›l›¤›nda sermayesini geniflletme ve ço¤altma, bununla birlikte yoksullar› sat›n alma hedefi olmaks›z›n paras›ndan ayr›lmaz!

STK: Banka ve Holdinglerin “Sosyal Sorumluluk Projeleri”


20

23 Şubat-8 Mart 2007

68

KORKU DEVLET‹ HER YERDED‹R n insani istem ve en demokratik taleplere dahi tahammül göstermeyip linç ve k›y›m kültürü ile karfl›l›k veren fliddet üzerine kurulu korku devleti, daha geliflkin düzeydeki ilerici ve devrimci düflünce ve fikirlere karfl› ise s›f›r tolerans ve s›f›r tahammül gösterdi.

E

fiiddetin en ileri düzeyde çok yönlü örgütlendi¤i aland›r devlet. S›n›fl› toplumlar›n ortaya ç›k›fl› kadar köklü bir tarihi vard›r. Devlet, bask› ve sömürü üzerine kurulu temel dayana¤›ndan asla kopmadan egemen s›n›flara en genifl ve en kapsaml› demokrasi olana¤› sunup onlara bu hakk› s›n›rs›z bir flekilde kullanma alan› açarken, egemen olmayan s›n›f ve tabakalara karfl› ise her türlü sömürü ve bask›y› uygular. Devletin tarih boyunca de¤iflmeyen temel özelli¤i olarak fliddet hep var oldu, bu fliddet onun temel unsurlar›ndan biri oldu. Devletin oluflturup, yaratt›¤› her türlü örgütlenme ve kurum (ordu-bürokrasi) devletin bekas› ve selâmetini esas ald›. Bu gerçeklik onun temel özelli¤i, var olufl nedeni ve yaflam kayna¤› oldu. Bundand›r ki, var olufl nedenine yönelik her türlü muhalif düflünce ve ayk›r› durufl affedilmez bir suç olarak görüldü, her türlü muhalif örgütlenme ve yap›lanma soruflturma konusu oldu. Devlet, ordu ve bürokratik kurumlarla egemenli¤ini pekifltirip, sa¤lamlaflt›rd›. Bu fliddet ayg›t›yla her türlü muhalif düflünce ve örgütlenmeyi bast›rma, susturma, sindirme ve imha yoluna gitti. Yaklafl›k bir as›rl›k bir tarihi geçmifle sahip olan burjuva–feodal karakterli TC devlet ayg›t›, ça¤›n ve dönemin geliflmelerini ve özelliklerini dikkate alacak flekilde biçimlendi ve yap›lanma yoluna gitti. Ancak her dönem demokratikleflme baflta olmak üzere yap›sal sorun yaflamaktan kurtulamad›. Ba¤›ml› ve ba¤l› oldu¤u emperyalist-kapitalist sistemin ve ülkesindeki ufla¤› olan komprador ve toprak a¤alar›n›n temel ç›karlar›n› koruma, güvence alt›na alma özelli¤inden asla vazgeçmedi. Zaten varl›k nedeni bu s›n›fsal gerçeklik olan devlet, hemen her dönemde ve her f›rsatta döne-

min ve ça¤›n geliflim ve farkl›laflan özelliklerini dikkate ald›. Sermayenin egemenli¤i ve koruyuculu¤u alt›nda toprak ve ücret köleli¤i

üzerine kurulu olan devlet, hemen her dönem demokrasi ve insan haklar› yalan›na sosyal ve hukuk devleti aldatmacas›na, hukukun üstünlü¤ü ilkesi yaygaralar›na baflvurdu. Bir yandan en a¤›r ve en yo¤un sömürüye baflvururken di¤er yandan en barbar ve en ilkel bask› ve zorbal›¤› uygulad›. Her zaman, her dönem ikili karakteristik ayak üzerinde var oldu ve bu iki ayak üzerinde yürümeye çal›flt›. Yani sömürü ve bask›, yani diktatörlük ve burjuva-feodal demokrasi. Bir yandan toplumun en genifl s›n›f ve tabaklar›na karfl› en koyu ve en gerici bask›lar› uygularken, di¤er taraftan bir avuç sömürücü egemen s›n›flara en genifl, en s›n›rs›z demokrasi ve özgürlük tan›n›p uyguland›. Burjuva–feodal devlet her fleye kadir emperyalist–kapitalist devletlerle daha s›k› bir biçimde ba¤›ml›l›k ve ba¤l›l›k

C devletinin y›llard›r uygulad›¤› katliam ve k›y›m, linç ve sürgün gelene¤i Osmanl›’dan ‹ttihat ve Terakki’den günümüze dek özünden ve amac›ndan hiçbir fley kaybetmeden devam edip gelen bir korku gelene¤idir.

T

iliflkileri içine girerken, emekçi kitleler üzerindeki boyunduru¤unu daha da güçlendirdi. Yerküre üzerindeki bütün yar›-sömürge ülkeler, iflçiler emekçiler için âdeta birer askeri zindana dönüfltü. Ülkeleri sömürgelefltirip, halklar› kölelefltiren, emekçileri mülksüzlefltirerek sefaletin kuca¤›na atan, onlar›n yeralt› yer üstü zenginlik kaynaklar›n› talan eden, politik bak›m›ndan burjuva-feodal devletin gerici diktatörlüklerini destekleyip, sa¤lamlaflt›ran emperyalizm, ayn› zamanda ba¤›ms›zl›k ve halk demokrasisinin en büyük düflman›d›r. Özgürlü¤ün ve halklar›n en büyük düflman› olan emperyalizmi sömürgelefltirdi¤i ülkelerden, ba¤›ml› ülkeleri ise emperyalizmden ba¤›ms›z düflünmek, ele al›p de¤erlendirmek mümkün de¤ildir. Egemenler, özgürlük ve ba¤›ms›zl›k düflünü yaflatmak ve büyütmek isteyenlere, ayk›r› ve muhalif durufl sergileyenlere ve bu yönde tutum tak›n›p hareket edenlere k›saca devlet gibi düflünmeyen ve onun istedi¤i gibi hareket etmeyenlere karfl› ard› arkas› gelmez soruflturmalar açt›, düflüncelerine karfl› düflmanl›k besledi, onlar› en ba¤naz faflist kinle karfl›lad›, yalan ve karalama dolu kampanyalar› örgütleyerek, onlara karfl› en taflk›n sald›r›lar örgütledi. fiiddeti, katletmeyi bir yönetim biçimi olarak kullanan devlet, bunun için gizliaç›k, legal-illegal, silahl›-silahs›z pek çok örgütlenmeler yarat›p, her türlü, ajan, provokatör, k›flk›rt›c›, tetikçi, linççi yetifltirdi. Devlet için, vatan için silah çeken, kurflun atan say›s›z çete ve katil ya-

ratt›. Ve bundan övünç ve fleref duyan bir psikolojiyi toplumun en genç ve dinamik unsurlar› üzerinde egemen k›lmaya çal›flt›. En insani istem ve en demokratik taleplere dahi tahammül göstermeyip linç ve k›y›m kültürü ile karfl›l›k veren fliddet üzerine kurulu korku devleti, daha geliflkin düzeydeki ilerici ve devrimci düflünce ve fikirlere karfl› ise s›f›r tolerans ve s›f›r tahammül gösterdi. Kutsal korku devleti sadece iflçilere, köylülere, emekçilere karfl› de¤il, Türk olmayan milliyetten ve farkl› inançlara mensup ezilenlere karfl› da en barbar ve en vahfli bask› ve fliddeti uygulamaktan çekinmedi. Ve onlara “ya sev ya terk et”, “ya kay›ts›z flarts›z itaat et ya da ölümlerden ölüm be¤en” tercihinden baflka hiçbir seçenek b›rakmayan korku devleti sadece egemen sömürücü s›n›flara, ülkenin, sermayenin ve zenginliklerin sahipleri olan efendilere ve onlar›n koruyucular›na her türlü s›n›rs›z sömürme hakk› ve halk› bask› alt›nda tutma özgürlü¤ü sundu. Bütün bu s›n›fsal ve toplumsal nedenlerdendir ki muhalif ve ayk›r› düflünce sahipleri 301 gibi faflist ›rkç› yasalarla tehdit edilmekte ve en ilkel ve barbar linç gösterileri örgütlenerek yazar ve sanatç›lar, ayd›n ve gazeteciler yarat›lan korku da¤lar›yla sindirilmeye çal›fl›lmaktad›r. Bundan dolay›d›r ki bar›fl ve kardefllik dolu talepleri sunan, dostluk dolu mesajlar ileten, ›rkç›l›¤a ve ayr›mc›l›¤a karfl› olmak “suçu”ndan baflka hiçbir suçu olmayan Hrant Dink alçakça katledildi.


21

68 Unutulmamal›d›r ki her muhalif düflünce ve aç›klama egemenlerin yönetim gücünü zora sokan, kitleleri kolayca aldatma ve yanl›fl yönlendirme etkisini azaltan geliflmeler olarak bakmak gerekir. Gücünü gerçeklerden ve halktan alan her ilerici, devrimci düflünce ve görüfller, sahibi ve sahipleri taraf›ndan dile getirilip, kamuoyuna ve kitlelere mal edilmeye çal›fl›ld›¤›nda korkulu ve tehlikeli olmaya bafllar. O, art›k kendinde de¤il kendisinden ç›kan, halka ve kamuoyuna mal olmaya çal›flan ve egemenleri tehdit eden bir olguya dönüflür. O zaman ad›na derin devlet denilen asl›nda devletin fliddet ve korkuya dayal› illegal örgütlü bir gücünden baflka bir fley olmayan örgütlü unsurlar› devreye girer. Ve bafllar aç›ktan tehditler, gözda¤› vermeler, sindirme, kaç›rtma ve susturma hamleleri. Bu tehditlerin sonuç vermedi¤i yerlerde bilinen ve

flimdiye dek uygulanan siyasi cinayetler bafllar. Kutsal korku devletine en güzel yan›t› ülkemizin ayd›nlar›, sanatç›lar›, ö¤rencileri, ilerici ve demokratlar› verdi. Çeflitli milliyet ve inançlardan emekçiler verdi. Yürekleri sa¤lam, inançlar› halk olanlar verdi. Say›s›z yüz binler verdi. fiiddet temelinde örgütlenmifl güç olan devlet, herkesin bu kutsal güç karfl›s›nda itaat etmesini, ona boyun e¤mesini ister. Egemen sömürücü s›n›flar üst yap› kurumlar›n› hukuk, din, felsefe, medya vb. araçlar›n› kendi dünya görüflünün egemen k›l›nmas› yönetilenler taraf›ndan kabul edilip, benimsenmesi için örgütler ve yönetir. TC devletinin y›llard›r uygulad›¤› katliam ve k›y›m, linç ve sürgün gelene¤i Osmanl›’dan ‹ttihat ve Terakki’den günümüze dek, özünden ve amac›ndan

PUSULA Genç bir parti yaratma sorunu ayn› zamanda yeni kadrolar yaratma sorunudur! Kadrolar baflta kendilerini ve ba¤l› olduklar› komitelerini s›n›f mücadelesini kavrayan; devrimci bilgi, devrimci politika belirleme ve uygulama alan›nda ilerlemeyi ve geliflmeyi hedefleyen bir rotaya sokmal›d›r. Daha az ajitatif slogan, daha az MLM ve Proletarya Partisi söylemi, daha az biçim ancak daha fazla öz, daha fazla devrimci bilgi ve birikim, daha fazla devrimci araflt›rma ve inceleme, daha fazla s›n›f mücadelesinin mevcut ve geliflen sorunlar›na çözüm olmay› amaçlayan yönelime girilmelidir. Kadrolar politik çal›flmay› s›n›f mücadelesinin temel çal›flma biçimi haline getirenlerdir. Dünden daha fazla devrimci bilgiye, dünden daha fazla s›n›f mücadelesinin her alandaki sorunlar›n› araflt›rma-inceleme ve çözümü konusunda yo¤unlaflmaya çal›flan bir çal›flma biçimini esas aland›r. Bilgi ve birikimi, tecrübe ve deneyimi, kendisini yenilemeyi de¤il, yinelenmeyi esas alan bir çal›flma dogmatik basmakal›pç› subjektif bir çal›flma olacakt›r. Bu çal›flma biçimiyle sorunlara çözüm de¤il, çözümsüzlük ç›kar. Canl› dinamik bir tart›flma ortam› yarat›larak ideolojik, politik, örgütsel sorunlar›n sorgulanmas› esas› üzerinde bilimsel araflt›rma inceleme yönelimi sa¤lan›r. Dar pratik içinde koflan, kendini sürekli bir flekilde tekrar eden, dünden farkl› söyleyecek bir fleyi olmayan, dünden daha ileride devrimci çözüm önerisi,

gücü ve iradesi olmayan›n s›n›f mücadelesinde baflar› flans› olamaz. Kadrolar›n düflünce ve çal›flma tarz›nda politikleflme, komitelerde politikleflme ve partinin bütününde politikleflme düzeyinin yükseltilmesi ancak proleter ideolojinin yön verdi¤i düflünme araflt›rma, inceleme, sorgulama ve çözümleme gücünün artt›r›lmas›yla, s›n›f bilincinin var olandan daha da derinlefltirilmesiyle baflar›l›r. Canl› olan›n yenilenmesi kendini üreterek, eksikliklerini tamamlayarak, zaaflar›n› atarak, sa¤l›kl› olmayan yönlerini sa¤l›kl› bir konuma getirerek geliflimini güçlendirir. Sürecin sorunlar›na ve zorluklar›na karfl› koyacak flekilde biçimlenir. Bu yenilenme, yeniden üretme ve biçimlenme; bütün komite ve hücrelerin, kadro ve militanlar›n uyumlu ve kolektif çal›flmas›yla güç kazan›r. Kadrolar toplumsal de¤iflim ve farkl›laflmay›, yaflanan geliflmeleri, toplumsal yasalar›n flekilleniflini, çeliflmelerin geliflim seyrini ve boyutunu, halk›n ruh halini ö¤renmek, toplumun nabz›n› elinde tutmak için sürekli flekilde bilgilenmelidir. Gerçekli¤in yans›mas› olan devrimci bilgi ›fl›¤›nda devrimci politika belirlenip, uygulan›r. Propaganda ve ajitasyon çal›flmas›n› somutluk üzerinde gelifltirilir. Parti ayg›t›n›n uyumlu ve ahenk içinde çal›flmas›nda beyin yani önderlik, s›n›f mücadelesinin geliflkin bilgisiyle beslenerek politik yönlendiricili¤i-

23 Şubat-8 Mart 2007 hiçbir fley kaybetmeden devam edip gelen bir korku gelene¤idir. Nas›l ki kapitalistler her zaman, kâr elde etme özgürlü¤ünü ve iflçilerin açl›ktan ölme özgürlü¤ünü ‘özgürlük’ olarak adland›rm›fllarsa benzer flekilde Türk devleti de kendisi gibi düflünmeyenleri, ayk›r› düflünceye sahip olanlar› öldürme özgürlü¤üne sahip olmufl, onlar› korkutup sindirme ve y›llar boyu zindanda çürütme özgürlü¤üne sahip olmufltur. Onlar özgürlü¤ü böyle alg›lay›p, kabul edip, y›llar boyu uygulam›flt›r. Ezilenler, emekçiler için ölme özgürlü¤ü, bask›ya u¤rama, zindana t›k›lma özgürlü¤ü, iflsizlikten sürünme, açl›ktan ölme özgürlü¤ü olmufl; “memleketin”, maddi zenginliklerin ve servetin sahipleri olan egemenler içinse her türlü korkutma ve sindirme özgürlü¤ü her daim ve sürekli olmufltur. fiiddetin ikiz kardeflidir korku. Sermayeyi elinde bulunduran devlet ni lay›k›yla yerine getirip, toplumsal de¤iflimde belirleyici rol oynayabilir. Beyin, bütün organlara yön vererek organlar›n hareket etmesini sa¤layand›r. Beyin ile organlar aras›ndaki iliflki diyalekti¤i önderlik ile komiteler aras›ndaki iliflki diyalekti¤i iç içedir. Beyin, d›fl dünyay› do¤ru alg›lay›p kavrad›¤› ölçüde kendi hareketine yön verebilir. Kendine yönelen tehlikeleri an›nda görüp bertaraf etmesini sa¤lar. Kendini sürekli yeniden üreterek yenileyen insan, ancak d›fl dünyay› da yeniden üreterek dönüfltürür. Üreterek kendini yenilemeyen bir insan›n d›fl dünyay› de¤iflim ve dönüflüm sürecine sokmas› beklenemez. Sorunlar›n derinlemesine, çok yönlü ve ayr›nt›l› incelenmesi, do¤ru politikalar›n belirlenerek yaflama geçirilmesi kolektif çal›flmayla mümkündür. Kolektif faaliyet bireylerin çok yönlü olarak geliflmesini, yetkinleflmesini a盤a ç›kart›r. Geliflimini besler. Yöntem olarak dogmatizmden, öznelcilikle biçimlenen subjektivizmden kurtuldukça politikleflmenin, geliflim ve ilerlemenin önü aç›l›r. Bilgilenme ve politika yapma gücü ortaya ç›kar; etkileme, de¤ifltirme, dönüfltürme kapasitesi artar. Dar pratik içinde bo¤ulmadan, s›n›f mücadelesinin prati¤inden kopmadan, s›n›f mücadelesinin sorunlar› toplumun geliflim yasalar› üzerinde yo¤unlaflarak politikleflme yarat›l›r. Kadrolar yoku var eden, olmaz› olur k›land›r. Bütünüyle kendini ortaya koyan, kararl›, insiyatif sahibi, gönüllü, bafllad›¤› ifli bitiren, görev ve sorumlulu¤unu lay›k›yla yerine getirendir. Devrimci morali yüksek oland›r. Devrimci irade denilen güç yukar›da say›lanlar›n sentezidir. ‹deolojik-politik-örgütsel olarak sa¤lamlaflm›fl, s›n›f mücadelesinin sorunlar›na yan›t vererek, önderlik eden

korktu¤u için fliddete baflvurur, t›pk› zalimin korkup uygulamak zorunda oldu¤u zulüm gibi. Burjuva-feodal devlet zay›f ve c›l›z oldu¤u için, korktu¤u için fliddeti vazgeçilmez yönetim ve “e¤itim” biçimi olarak kullan›r. Ve bir kez daha bu konuda s›n›f bilinçli proleterler yap›lmas› gerekenlerin neler oldu¤unu ve nas›l yap›lmas› gerekti¤ini ö¤renmek için devrimin usta önderi Lenin yoldafla kulak vermelidir. “Zaferi sa¤lam›fl bir devrimi gerçeklefltirmedikçe Rusya’da özgürlük olmayacakt›r.” Devrimi örgütleme yolunda at›lacak her ileri ad›m özgürlü¤e var›lacak yolun k›salmas› demektir. Bu yol zorluklarla dolu olsa bile at›lmak zorundad›r. Korku ve bask› devletine karfl› cesaretli her durufl ve militan her karfl› ç›k›fl, devrim yolunu döfleyen güçlü özgürlük tafllar› olacakt›r. en genifl kitleleri etraf›nda birlefltirerek harekete geçiren bir parti yaratma sorunu ayn› zamanda kadrolar›n yarat›lmas› sorunudur. Bu sorun da s›n›f mücadelesinin do¤ru kavranmas›yla çözülür. Bir KP’yi KP yapan onun MarksistLeninist-Maoist ideolojik flekillenifli, Bolflevik örgüt yap›s› ve do¤ru politik çizgisidir. ‹deolojik olarak zay›flayan do¤ru politik hatta olamayaca¤› gibi, örgütsel olarak Bolflevik özelliklere de sahip olamaz. Gerçekli¤e bilime dogmatik ve öznelci her yaklafl›m araflt›rma ve inceleme yönteminde yanl›fll›¤a, analiz gücünde zay›fl›¤a ve çözümlemede yanl›fll›¤a düflecektir. Bu zay›fl›k ideolojik zay›flamay›, politikada oportünizmi, örgütsel yap›lanmada Menflevizmi getirecektir. ‹deolojik–politik olumsuzluk ve zay›flama sadece orayla s›n›rl› kalamaz. Politik hatt› ve örgütsel yap›y› ve kadrolar› olumsuz etkilemekten gecikmez. Di¤er alanlar› etkilemek gibi olumsuz süreci yaflat›r. S›n›f savafl›m›nda ideolojik mücadele tayin edici özelliktedir. Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimi proletaryan›n devrim ideolojisi ise devrim bilimi araflt›rma ve incelemeye, de¤erlendirme ve çözümlemeye; politikan›n belirlenip, örgütsel olarak uygulanmas›na hizmet eder. Kadrolar proletaryan›n en yüksek örgütlenifl biçimi olan KP’nin profesyonel devrimcileridir. Profesyonellik, yaflam›n› devrime adayan devrimin ideolojik, politik ve örgütsel sorunlar› üzerinde ciddiyetle kafa yoran, araflt›ran inceleyen, çözüm üreten, örgütleyen niteli¤e sahip oland›r. Düflünen, üreten ve uygulayand›r. S›k› ve sürekli bir politik çal›flma içinde oland›r. Kitlelerin tayin edici rolünü ve Partinin önder rolünü daima savunan s›n›f mücadelesinin her bir prati¤inde uygulamay› baflarand›r.


23 Şubat-8 Mart 2007

22

68

Emperyalistler aras› dalafl k›z›fl›yor Dünyan›n bütün zenginliklerini tek elde toplama yar›fl›na giren emperyalistler aras› dalafl giderek k›z›fl›yor. Birinci ve ‹kinci Emperyalist Paylafl›m Savafllar› sonucu kendi aralar›nda dünyan›n yeralt› ve yerüstü zenginliklerini bölüflen emperyalistler; günümüzde içine girmifl olduklar› ekonomik krizlerden ç›kabilmek için, yeniden pastay› bölüflme, daha do¤rusu pastan›n büyük dilimini kapma yar›fl›n› h›zland›rd›lar. 1990’l› y›llar›n bafl›nda Rus Sosyal Emperyalizminin çöküflünden sonra dünyan›n jandarmal›¤›na soyunarak hâkimiyetini ilan etme çabas› içinde olan ABD emperyalizmi, ekonomik krizinin derinleflmesiyle birlikte, dünyadaki güç dengelerini kendi lehine de¤ifltirmek için bir dizi sald›r› harekat› bafllatt›. Büyük Ortado¤u Projesi’ni hayata geçirmeye çal›flan ABD, bir yandan da kendisine güçlü bir rakip olarak ortaya ç›kan fianghay Toplulu¤u’nu kontrol alt›na almak istemektedir. (Zira, Afganistan bu toplulu¤u oluflturan ülkelerin ortas›nda bir yerde durmaktad›r.) Pastay› tek bafl›na ABD’ye kapt›rmamak isteyen di¤er emperyalistler ise, bu sald›r›lar karfl›s›nda memnuniyetsizliklerini homurdanmaya bafllad›lar. Özellikle Irak iflgali döneminde, yapt›klar› anlaflmalar› ve enerji ihtiyac›n› tehlikeye düflece¤ini gören di¤er emperyalistler baflta karfl› ç›ksalar da, sonra tamamen kaybetmemek ve petrol pastas›ndan pay almak için destek vermeye bafllad›lar. Buna ra¤men önemli derecede “kay›plar›” olmufltur. Bir kez daha bu meseleye de¤inmemizin nedeni, 10 fiubat 2007 tarihinde Al-

manya’n›n Münih kentinde düzenlenen “43. Münih Güvenlik Zirvesi”nde, Rusya Devlet Baflkan› Putin’in yapt›¤› konuflman›n ard›ndan yaflanan tart›flmalar ve emperyalistler aras› çat›flman›n yüksek sesle dile getirilmesidir. Gazetelerde, televizyonlarda “So¤uk Savafl dönemi”ni and›ran aç›klamalar olarak yans›t›lan konuflmada, Putin aç›k bir flekilde ABD’nin politikalar›ndan ve NATO’nun geniflletilmek istenmesinden duydu¤u rahats›zl›¤› dile getirdi. Bunun üzerinden ise ABD yetkilileriyle “sert” tart›flmalar yafland›. ABD’nin “süper güç” olarak varl›¤›n› devam ettirmesi di¤er emperyalistler ülkeler gibi Rusya’y› da rahats›z etmektedir. Putin bu rahats›zl›¤›n› Zirvede flu sözlerle ifade etmektedir. “NATO’nun genifllemesi bar›fl›n korunmas›na katk› sa¤lamamaktad›r. Dünyada tek bir güç olmas› faydal› de¤ildir, tek bir ülkenin tek bafl›na hareket etmesi dünyada her zaman daha

fazla ac›ya neden olmaktad›r. Tek kutuplu dünya ne demek? Bu kavram› ne kadar süslerseniz süsleyin, bu dünyada tek bir güç merkezinin, tek bir kuvvetin, tek bir patron olmas› demek. Bu demokratik de¤il, baz›lar› bize demokrasi dersi veriyor. Ancak demokrasiyi kendileri ö¤renmek istemiyor.” Bu sözlerin arkas›nda Rusya’n›n zarar gören ç›karlar›n›n oldu¤u su götürmez bir gerçek olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Birbirine demokrasi dersi vererek, yapt›klar›n› gizleme yoluna gitmenin bir baflka yöntemi olarak Putin’in aç›klamalar› gündeme oturmaktad›r. Yoksa Rusya’n›n dünya halklar›n› düflündü¤ünden, ac›, katliam, yoksulluk gibi dünya halklar›na emperyalistler taraf›ndan reva görülen uygulamalara karfl› ç›kt›¤›ndan de¤ildir “iyi niyet” gösterileri. Y›llard›r örne¤in Çeçenistan’da Rusya’n›n yapt›¤› zulüm ve katliamlar› bütün dünya yak›ndan takip etmektedir. Yine ç›karlar› söz konusu oldu¤unda 22 Kas›m 2002 tarihinde ABD Baflkan› Bush’la birlikte kameralar›n karfl›s›na geçerek Irak yönetimini flöyle tehdit etmekteydi Putin; “Ba¤dat hükümetinin Birleflmifl Milletler kararlar›na uymas› gerekmektedir, aksi takdirde sonuçlar›na katlanmas› gerekir...” Yine ABD’nin, Irak’a sald›r›s›nda kendilerinin de görev alabileceklerini vurgulamak isterken de, ABD’nin Irak’a karfl› tek bafl›na hareket etmemesini belirtiyordu. Putin konuflmas›nda Bush’un Orta Avrupa (Çek Cumhuriyeti) ve özellikle Polonya’da kurmay› plânlad›¤› füze kalkan› projesine dair kriz konusunda da taviz vermeyece¤ini belirtti: “Füze kalkan› kurma nedenleri ikna edici de¤il. Biz de kendi güvenli¤imiz için önlem al›r›z.

Bu da silahlanma yar›fl›n› bafllat›r” fleklinde Putin’in yapt›¤› konuflmaya karfl›l›kl› olarak “sen üretiyorsun biz biliyoruz”, “sen de üretiyorsun biz de biliyoruz” fleklinde at›flmalarla kimin ne kadar kimyasal silah üretti¤ini deflifre etmekteydiler. 90’da Rus Sosyal Emperyalizminin da¤›lmas›n›n ard›ndan ABD “tek kutuplu” dünya, “küreselleflme” vb. söylemlerle atak yaparken, Rusya’n›n bunlarla yar›flacak durumu yoktu. Ancak son y›llarda ekonomik olarak yapt›¤› ç›k›fllarla dikkat çekti. Bu ç›k›fl›yla birlikte bölgede ABD’nin karfl›s›na ciddi bir güç olarak ç›kan fianghay Befllisini de Çin ile birlikte kurunca, di¤er emperyalistlerin özellikle de ABD’nin dikkatini çekmeye bafllad›. ABD’nin baz› Avrupa ülkelerine füze kalkan› sistemini yerlefltirme program›na karfl›l›k; son teknoloji ürünü olan (ki, bunlar›n bir k›sm› ABD ordusunda bile yok) 185 milyar dolarl›k yeni silahlanma paketini uygulamaya koydu. Bununla birlikte uzun y›llard›r büyük bir çekiflmenin yafland›¤› Arap ülkelerine yönelik de Rusya’n›n belli giriflimleri olmaktad›r. Bu giriflimlerle de Ortado¤u’nun zenginliklerini tek bafl›na ABD’ye b›rakmayaca¤›n›n sinyallerini vermektedir Putin. Putin’in aç›klamalar›na cevap vermekte gecikmeyen ABD ise yeni krizler yaratman›n yararl› olmayaca¤›n› savunmaktad›r. Bugün özellikle Irak konusunda bir ç›k›fl yolu bulamayan ABD yeni “düflmanlar” edinmek istememektedir. Bu nedenle Rusya’ya daha temkinli yaklaflmaktad›r. Bunu fark›nda olan Rusya ise eline geçen kozu sonuna kadar kullanarak, paylafl›mdan pay alman›n yollar›n› zorlamaktad›r. Zira, olas› bir ‹ran sald›r›s›nda, Irak iflgalinde oldu¤u gibi eli bofl kalmak istememektedir.

Hamas ve El Fetih Ulusal Birlik Hükümeti’nde anlaflt› Emperyalistlerin ve onlar›n Ortado¤u’daki jandarmas› Siyonist ‹srail’in bölgeye dönük projelerinde önemli bir rol oynamay› sürdüren Filistin sorununda bir kez daha yeni bir evreye girildi. El Fetih ile Hamas aras›nda, Suudi Arabistan’›n Mekke kentinde yap›lan bir anlaflmayla Ulusal Birlik Hükümeti kurma karar› al›nd›. Bu anlaflman›n uzunca süredir devam eden kardefl kavgas›n› sonland›rmay› hedefledi¤i söylenmekte. Bunun ne kadar baflar›l› olaca¤›n› ise önümüzdeki günlerde görece¤iz. Çünkü bu anlaflman›n özde, emperyalistlerin Ortado¤u’ya dönük projeleri do¤rultusunda gerçekleflti¤i bilinmekte

ve hedeflerinden biri de Filistin direniflini bitirmektir. Anlaflman›n, Abbas’›n son süreçte Rice vd. ABD temsilcileri ile yapt›¤› görüflmelerin ard›ndan gelmesi ise, ar-

d›nda emperyalist projeler yatt›¤› düflüncesinin iyice güçlendiren bir faktör olmaktad›r. Abbas’›n, ABD’nin tam deste¤ini arkas›na alarak erken seçim ça¤r›s› yapmas›n›n ard›ndan El Fetih ile Hamas aras›ndaki çat›flmalar giderek artm›fl ve Filistin’de tam bir kardefl kavgas› hâkim olmaya bafllam›flt›. Çat›flmalar›n giderek t›rmand›¤› bu ortam ise, iflbirlikçi Abbas’›n tek bafl›na iktidara tafl›nmas› ve Filistin’in emperyalist ve Siyonist ç›karlara hizmet edecek biçimde yeniden flekillendirilmesini giderek zorlaflt›rmaya bafllam›flt›. Ancak, El Fetih’le birlikte Ha-

mas’›n da denetim alt›na al›nmas›n›, uzlaflmaya daha aç›k hale getirilmesini hedefleyen bu süreç, Siyonist ‹srail’in sald›r›lar›n› çeflitli biçimlerde sürdürmesini engellemifl de¤il. Anlaflman›n yap›ld›¤› günlerde, Filistinlilerce kutsal say›lan Haremüflflerif yak›n›nda hafriyat çal›flmalar›na bafllayan Siyonistler, zaten son bulmam›fl olan gerilimi tekrar t›rmand›rd›lar. Hafriyat çal›flmas›n› protesto etmek için gösteri düzenleyenlere karfl› çevreye binlerce polis y›¤an ‹srail’in Ulusal Birlik Hükümeti’ni tan›ma noktas›nda da eski tutumunu sürdürmesi bekleniyor. Anlaflmay› incelediklerini söyleyen Olmert ise, anlaflmay› ne tan›d›klar›n› ne de flimdilik ret ettiklerini aç›klayarak, yeni Filistin hükümetinden koparacaklar› tavizi art›rmaya çal›flt›klar›n›n sinyallerini veriyor.


23

68

23 Şubat-8 mart 2007

Vietnam

“Güvenlik Konferans›” karfl›t› eylemler Her y›l fiubat ay›nda oldu¤u gibi, Münih’in içinde güvenlik önlemleri al›nd›: tüm caddelere kapat›ld›, otobüslerin ve tramvaylar›n güzergahlar› epeyce uza¤a tafl›nd›. Metrolar›n girifl ç›k›fllar› kapat›ld›. Tüm bu güvenlik önlemlerinin nedeni ise, emperyalistlerin “Güvenlik Konferans›” ad› alt›nda gerçeklefltirecekleri toplant›yd›. Bu afl›r› önlemler sadece bu toplant›y› protesto etme haz›rl›¤›nda olanlar›n de¤il, kentin herkesimden tüm halk›n öfkesine neden olmufltu. Bu y›l 43.sü yap›lan bu toplant› yine “Bar›fl ve Diyalog” slogan›yla gerçeklefltiriliyordu. Ancak emperyalizm ne bar›flç›ld›r ne de sömürdü¤ü ülkelerle eflit koflullarda bir diyalog yürütür. Tüm çabalar› dünya hâkimiyeti içindir. Bu y›lki konferans ayn› zamanda ABD emperyalizminin Irak ve Afganistan iflgallerinde yaflad›¤› fiyaskonun, ‹ran’a karfl› giderek büyüyen sald›r› tehdidinin ve bununla birlikte savafl›n tüm Ortado¤u’yu içine alma olas›l›¤›n›n ve de emperyalistler aras›ndaki çeliflkilerin giderek derinleflmesinin gölgesinde gerçekleflti. Emperyalist-

ler aras›ndaki çeliflkiler büyürken, halklara karfl› sald›r›larda ortaklaflt›klar›n›n göstergesi ise, Almanya Baflbakan› Merkel ve Putin’in ‹ran sorununda ortak hareket edeceklerini aç›klamalar›yd›. “Güvenlik Konferans›” 2001 y›l›ndan

Evrensel Bak›fl ABD Irak’taki suçluyu buldu: Irak halk›! ABD emperyalizminin Irak’ta girdi¤i iflgal bata¤›na neden aray›fllar›, inand›r›c›l›ktan uzak oldu¤u gibi, ç›kmaz›n aczinden ne dedi¤ini bilmez olarak ifade edilebilecek argümanlara sar›lmas›n› da beraberinde getiriyor. ABD hükümet yetkilileri, demokrat parti milletvekilleri ve de bunlara ba¤l› baz› medya devleri son günlerde kamuoyuna ›srarla flu komik olmaktan da öte iddiay› kabul ettirme çabas›ndalar: Irak toplumunun kaosa ve bir iç savafla sürüklenmesinin suçlusu ABD iflgali de¤il, Irakl›lar›n kendileridir! Ki bu gerçekli¤i yani Irak’ta bugün hakim olan iç savafl görüntülerinin yegane sorumlusunun, bafl›n› ABD emperyalizminin çekti¤i iflgal güçleri oldu¤unu art›k bugün tüm dünya -en az›ndan ezilen halklar-, çok aç›k ve de net bir biçimde görmektedir. Kimilerinin düflündü¤ü veya öngördü¤ü gibi, “Bush hükümetinin Kongre yenilgisinin ard›ndan ABD emperyalizmi Irak politikas›nda geri ad›m atar, buna ba¤l› olarak da askerlerini geri çeker” anlay›fl› do¤rulanmad›. Aksine ABD emperyalizmi Irak iflgalini geniflletme prati¤ine yöneldi. Ayn› zamanda mezhep ve etnik çat›flmalar›n t›rmand›r›lmas› yönlü çabalar› da içeren bu son yönelimle birlikte Irak eskisinden daha fliddetli çat›flmalara sahne olurken, giderek artan kan banyosunda yaflam›n› yitirenlerin say›s› günde en az

100-300 aras› rakamlar› ulaflt›. ABD’nin on binlerce takviye askerini devreye sokarak, bölgedeki müttefiklerini de yan›na alarak kapsam›n› geniflletti¤i ve de haftalarca sürece¤i söylenen operasyonlar›n ortaya serdi¤i bu kanl› tablo sürerken, direnifl cephesi de ayn› günlerde kendi cephesinden süreci karfl›lamaya dönük haz›rl›klar içine girdi. Özellikle de iflgalcilerin bafll›ca hedefinde olan Sünni direnifl gruplar›n›n liderleri ortak savunmaya dönük bir toplant› gerçeklefltirdiler. Bu toplant›da, iflgal sald›r›s›ndan sadece ABD’nin de¤il, ayn› zamanda baz› fiii gruplar›n ve de Kürtlerin de sorumlu tutulmas›na iliflkin yaklafl›m, bu kesimler aras› çat›flmalar›n da artaca¤›n›n sinyallerini veriyordu. Bu durum ise bölgeye dönük bu yönlü emperyalist politikalar›n hedefine ulaflmaya bafllad›¤›n› gösteriyor. Bu toplant›n›n yap›lmas›ndan ve direnifle dönük ortak kararlar›n al›nmas›ndan sadece birkaç gün sonra yaflanan bir geliflme ise dikkatlerin tekrar Sünni direnifle çevrilmesine neden oldu. Bu direnifl gruplar›ndan birinin iflgalcilere müzakere önerisi getirdi¤i söyleniyordu. Sünni gruplar›n yapt›¤› toplant›da bu öneriye iliflkin bir yaklafl›m›n gündeme gelip gelmedi¤i, daha do¤rusu bunun -e¤er gerçeklik pay› varsa, bir spekülasyondan ibaret de¤ilse- ortak bir öneri olup olmad›¤› bilinmezken, sözü

beri BMW’ye ait olan Herbert-Quandt Vakf› taraf›ndan organize edilmekte. Vakf›n baflkan› ise Almanya’n›n eski muhafazakâr Baflbakan› Helmut Kohl’un dan›flmanl›¤›n› da yapm›fl olan Horst Teltschik. Teltschik konferans öncesi yap›lan bir röportajda flöyle diyordu: “Herkesin düflüncesini özgürce söyleyebildi¤i bir demokraside, siyasi sorumlular› korumak zorunda kalmak çok trajik. Diktatörlüklerde böyle bir fley mümkün olamazd›.” Herkesin düflüncesini ne kadar “özgürce” ifade edebildi¤i ise, polisin konferans› protesto etmek isteyenlere yönelik tutumunda net bir biçimde görüldü! Konferans, 100 civar›nda kurumun ortak organize etti¤i ve binlerce kiflinin kat›ld›¤› eylemlerle protesto edilmek istendi¤inde, çevrede konuflland›r›lm›fl olan 4 bin polisin sald›r›s›yla karfl›lafl›ld›. Sald›r›larda 17 kifli gözalt›na al›nd›. Yine ayn› günlerde Almanya’da yap›lan G-7 Zirvesi de binlerce kiflinin kat›ld›¤› eylemlere sahne oldu ve eylemciler burada da polisin sald›r›s›yla karfl›laflt›.

edilen önerinin “20. Devrim Tugay›” liderlerinden Ebu Salih El Cilani taraf›ndan ‹ngiltere’de yay›nlanan “The Independent” gazetesine gönderildi¤i aç›kland›. Müzakare önerisinin, iflgalcilerin Irak’› terk etmesi, Irak fiiilerine ve Kürtlerine ayr›cal›k tan›yan Irak Anayasas›’n›n feshedilmesi gibi taleplerin yan› s›ra, ABD’nin Maliki hükümetinden istedi¤i taleplerle örtüflen talepler içermesi ise meselenin düflündürücü yan›n› oluflturuyor. Örtüflen bu taleplerin bafl›nda ise, Ölüm Mangalar›’n›n da¤›t›lmas› ve militan gruplar›n yasad›fl› ilân edilmesi geliyor. E¤er bu öneri ve içerdi¤i talepler do¤ruysa, acaba gerici ‹slâmi önderlikler Irak’ta kendi hâkimiyetlerini sa¤lamak için iflgalcilere göz mü k›rpmaya bafllad› demek pekte yanl›fl olmaz. Bunun do¤rulanmas› durumunda ise, bu hareketlere iliflkin, emperyalizmin yaratt›¤› ve sömürü sisteminden beslendikleri bunun için de emperyalistlerle eninde sonunda uzlaflabilecekleri, iflgal karfl›t› olabilecekleri- o da ç›karlar› öngördü¤ü ölçüde ancak kesinlikle anti-emperyalist bir karakter tafl›mad›klar› yönlü tespitlerimizde yan›lmad›¤›m›zda bir kez daha ortaya ç›kacakt›r. Irak iflgali artan fliddete paralel olarak yaflanan bu yönlü geliflmelerle h›z kesmeden sürerken, ABD emperyalizmi ve müttefikleri de Ortado¤u’ya dönük hegemonya iddialar›n› korumaya ve ad›mlar›n› da bu hedefe uygun atmaya devam ediyorlar. Bunun içindir ki ‹ran’a dönük sald›r› olas›l›¤› da hala güncelli¤ini koruyor. Buraya dönük bir sald›r›n›n zeminin haz›rlama amaçl› ortaya at›lan “‹ran’›n Irakl› direniflçileri silah vb. teçhizatla donatt›¤› ve de Irak’›n iç ifllerine ka-

ietnam’›n Binh Duong Eyaleti’ndeki bir giyim firmas›nda çal›flan 4 bin tekstil iflçisi 1 fiubat’tan buyana grevdeler. Çal›flanlar daha yüksek ücret ve ifl koflullar›n›n iyilefltirilmesini talep ediyorlar. ‹flyeri yönetiminin hasta olan iflçileri zorla çal›flt›rd›¤› ifade ediliyor. Bu grev geçen y›l gerçekleflen grev dalgas›n›n ard›ndan yap›lan ilk en büyük grev niteli¤i tafl›yor. Geçen y›lk› grev dalgas›n›n sonucunda ücretlere % 40 zam yap›lm›flt›.

V

Kanada anada Ulusal Demiryollar›nda çal›flan 2.800 demiryolu çal›flan› greve gitti. Demiryolu iflçilerinin ba¤l› oldu¤u UTU Sendikas› yemek molalar›n›n uzat›lmas›n› ve ücretlerin art›r›lmas›n› talep ediyor. Demiryolu iflletmesi eylem süresince idari personelle iflleri yürütmeye çal›fl›yor. Bu durumdan en fazla etkilenen ise nakliyat olmakta.

K

r›flt›¤›” iddialar› ABD emperyalizminin hala sar›lmaya çal›flt›¤› argümanlarken olurken, ‹ran Körfezine deki askeri y›¤›na¤›n çap› da giderek art›yor. Ancak görünen o ki, ABD emperyalizmi ‹ran’a sadece askeri yapt›r›m ve tehditlerle de¤il, ekonomik olarak da diz çöktürmek istiyor. Avrupa ve Asya’daki birçok büyük banka, petrol flirketi ve daha birçok büyük tekel, ABD Ekonomi Bakanl›¤› ve ABD yetkililerince, Tahran’la tüm kredi, yat›r›m ve ekonomik iflbirli¤ini kesmeye ça¤r›l›yorlar. ABD bu yönlü bask›lar›n› ise giderek artan savafl tehdidine ve böyle bir tehdit karfl›s›nda yasalar›n, Amerikan ve yabanc› firmalara, savafl tehdidi oluflturan ülkeyle herhangi bir iliflkiye girmeleri durumunda ceza verilmesini öngörmesine dayand›r›yor. ‹ran’a dönük “ekonomik savafl” anlam›na da gelen bu durumun, iflgal bata¤›ndan kurtulmaya çal›flan ABD emperyalizminin zaman kazanmaya dönük bir manevras› m› yoksa ‹ran’la bir diyalog kap›s› aralama hamlesi mi oldu¤unu ise zaman gösterecek. Ahmedinejad’›n geçti¤imiz günlerde getirdi¤i diyalog önerisini de dikkate ald›¤›m›zda, ‹ran cephesinin de bu yönlü bir e¤ilime çok uzak olmad›¤›n› söyleyebiliriz. Tüm bunlardan daha önemli ve de¤erli olan ise özelde iflgal alt›ndaki halklar›n genelde ise tüm dünya ezilen halklar›n›n gerçek sorumlular›n kimler oldu¤unu giderek daha fazla bilince ç›karmalar›d›r. Bunun içindir ki, hem emperyalizmin sald›r›lar›na karfl› antiemperyalist mücadeleyi, hem de bu sald›r›lar›n bir parças› olan ›rkç›-floven sald›r›lara karfl› anti-faflist mücadeleyi yükseltme çabalar›na giderek h›z veriyorlar.


23 Şubat-8 Mart 2007

24

68

Kad›nlar, emperyalist sald›rganl›¤a, ezilmeye, sömürüye ve flovenizme karfl› birleflik mücadeleye!

4 Mart’ta Kad›köy’de alanlarday›z! 8 Mart s›n›f mücadelesinin ve emekçi kad›nlar›n mücadelesinin tarihsel kazan›mlar›ndan biridir. “Eflit ifle eflit ücret”, “8 saatlik iflgünü!”, “sendika hakk›”, “insanca yaflam” gibi talepler için aya¤a kalkan

Amerikal› tekstil iflçisi kad›nlar yolu açm›fl mücadeleyi bugüne tafl›m›fllard›r. Bizler, bu y›l da geçen y›llarda oldu¤u gibi 8 Mart’› tarihsel, s›n›fsal özüne uygun olarak alanlarda kutlayacak, sorunlar›m›z›, taleplerimizi, özlemlerimizi hayk›rarak bunlar için mücadele edece¤iz. Günümüzde emperyalist iflgal ve sald›r›lar›n, neoliberal politikalar›n karfl›s›nda Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da en a¤›r bedelleri kad›nlar ödüyor. Kürt ulusuna yönelik olarak sürdürülen imha ve inkâr politikalar›n›n en a¤›r sonuçlar›n› kad›nlar yafl›yor. Devlet eliyle k›flk›rt›lan milliyetçi floven dalga gene en çok kad›nlar› vuruyor; çocuklar›n› halklar›n katili olmaya itiyor. Emekçi kad›nlar, emperyalist neo-liberal y›k›m sald›r›s›n›n en a¤›r sonuçlar›n› yafl›yorlar. Kad›n ve çocuk eme¤i gitgide artan oranda ucuz ifl gücü olarak üretime çekiliyor, üretim evlere tafl›narak ev kad›nlar› da ücretli kölelik zincirine ba¤lan›yor. Kapitalist düzende emekçi kad›nlara düflen ya çok düflük ücretlerle çal›flmak ya da mutfak hapsini kabul etmektir. Ezilenlerin en ezileni kad›nlar›n kendilerini gelifltirebilmelerinin, vas›f ve beceri kazanabilmelerinin yollar› büyük oranda t›kal›d›r. Bu yüzden de üretimde yer alan kad›nlar›n ço¤u vas›fs›z olarak çal›flt›r›l›r ve

sözümona aile yaflam›n› pek seven burjuvazi onlar› rahatl›kla 12-14 saat çal›flt›r›p, çocuklar›na, sevdiklerine hasret b›rakabilir. Erkeklerden daha düflük ücret al›rken çifte sömürüye tabi tutulurlar. ‹fl yerlerinde u¤rad›klar› taciz ise neredeyse s›radan bir uygulama haline gelmifltir. Kapitalizm, kad›n› yedek ifl gücü defterine yazd›¤›ndan sermaye için gerekti¤inde kap›ya ilk konan da onlar olurlar. Kad›nl›klar›, annelikleri hem ifle al›nmalarda hem de iflten at›lmalarda kendilerine karfl› silah olarak kullan›ld›¤› gibi hamilelik ve do¤um izni gibi haklardan, emzirme odalar› ve krefl gibi olanaklardan yoksundurlar. Uzun ifl saatlerinde, mesailerde hayatlar› pahas›na çal›flmalar›na ra¤men en insani haklardan bile yoksundurlar. Daha dün Urfa’da kamyon kazas›nda, Türk Hava Yollar›nda uçufl s›ras›nda, geçen y›l Bursa’da tekstil fabrikas›nda... Onlarca emekçi kad›n yaflam›n› yitirdi. Dünyan›n her yerinde emekçi kad›n›n ev ifllerinde, çocuk bak›m›nda harcad›¤› zaman emekten say›lmaz ve kad›n›n görünmeyen eme¤ine el konulur. Seslerini ç›karmaya kalkt›klar›nda ise ön yarg›larla karfl›lafl›r, afla¤›lan›p horlan›rlar. Kad›nlar, yüzy›llard›r evde, sokakta, ifl yerinde toplumsal hayat›n her alan›nda, daha çocukluktan itibaren bask› alt›na al›narak sindirilip eziliyor, töre ve namus cinayetlerinde kurban ediliyor, intihara sürükleniyorlar. Ücretli kölelerinde kölesidir kad›n... Hem ulusal, hem s›n›fsal hem de cinsel sömürü ve bask› alt›ndad›r. Bafl›n› kald›rd›¤›nda burjuvaziden önce geleneklere, ön yarg›lara ve içsellefltirilen kölelik duvarlar›na çarp›yorlar. “Art›k yeter!” demek kad›nlar›n kendi ellerindedir. Dünya tarihinde bask›ya, sömürüye, ezilmiflli¤e, ikinci s›n›f olmaya hay›r deyip bafl kald›ran, mücadele eden onlarca kad›n direniflçi vard›r. Bizler, mücadele bayra¤›n›, dünyada; Clara Zetkin, Rosa Luxemburg, Aleksandra Kollantai, Leyla Kas›m ve nicelerinden, ülkemizde; Lale Çolak, Nilgün Gök, Sabahat Karatafl, Ayçe ‹dil Erkmen, Fatma Koyup›nar, Nergiz Gülmez, Hatice Yürekli, Berna Ünsal, Barbara Anna Kistler, Meral Yakar, fiengül Boran, Zeynep K›nac› (Zilan), Serpil Polat, Didar fiensoy ve daha nice ölümsüzleflenlerimizden

devrald›k. Bu bayra¤› daha da yükseltmek ve haklar›m›z› savunmak için 4 Mart’ta alanlarda olaca¤›z. Bizler, 8 Mart’lar› yaratanlar, baflta emekçi kad›nlar olmak üzere tüm iflçi ve emekçileri; Mücadele alanlar›n› özgürlefltirmeye, kavga bayra¤›n› yükseltmeye alanlara ça¤›r›yoruz. Ve bizler; emperyalist iflgal ve sald›rganl›¤a, sosyal y›k›m sald›r›lar›na, kölelik yasalar›na, sa¤l›kta, e¤itimde ve yaflam›n her alan›nda haklar›m›z›n gaspedilmesine, yükseltilen milliyetçi, floven dalgaya, Kürt ulusu üzerindeki imha ve inkâr politikalar›na, kad›nlar›n çifte sömürü ve ezilmiflli¤ine karfl› ç›kmak ve kurtuluflun s›n›fl› toplumlarda mümkün olmad›¤›n› hayk›rmak için mücadeleye ça¤›r›yoruz. YAfiASIN 8 MART DÜNYA

EMEKÇ‹ KADINLAR GÜNÜ! YAfiASIN HALKLARIN KARDEfiL‹⁄‹! C‹NSEL, ULUSAL, SINIFSAL SÖMÜRÜYE SON! KADIN OLMADAN DEVR‹M OLMAZ, DEVR‹M OLMADAN KADIN KURTULMAZ! HER GÜN 8 MART HERGÜN KAVGA! Al›nteri, Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu, Demokratik Haklar Platformu, Demokratik Kad›n Hareketi, Devrimci Hareket, Devrimci Parti Mücadelesinde Devrimci Komünistler, Divri¤i Kültür Derne¤i, Emekçi Kad›nlar Derne¤i, Emekçi Hareket Partili Kad›nlar, Ezilenlerin Sosyalist Platformu, Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Halk Kültür Merkezleri, Kald›raç, KÖZ, Odak, Partizan, Pir Sultan Abdal Derne¤i, Proleter Devrimci Durufl

Ankara’da da ortak 8 Mart Ankara’da da aralar›nda AKA-DER, Al›nteri, BDSP, ÇHD Ankara fiube, DHP, ESP, HÖC, Kald›raç, Odak, SGD ve Partizan’›n bulundu¤u kurumlar 8 Mart öncesinde biraraya gelerek herkesi emperyalizme, flovenizme, sömürüye ve ezilmeye karfl› birleflik mücadeleye ça¤›rd›lar. Mithatpafla Caddesi’nde toplanan ve buradan Yüksel Caddesi ‹nsan Haklar› önüne “Kad›nerkek el ele mücadeleye”, “Kad›na

yönelik fliddete son” sloganlar› atarak gelen kitle ad›na bas›n metnini Melek Günefl okudu. (H. Merkezi)

Ankara’da da ortak 8 Mart ÇAZ-DER (Çekerek Ayd›nc›k Zile ‹lçe Köyleri Sosyal Yard›mlaflma Derne¤i) Samand›ra fiubesi’nde, 11 fiubat Pazar günü 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü ile ilgili bir söylefli gerçeklefltirildi. Derne¤in gençlik kollar›ndan Sema Pala’n›n, aç›l›fl konuflmas›yla bafllayan etkinlik, “Kad›nlar›n yüzleri” bafll›kl› sinevizyon gösterimiyle devam etti. Sinevizyon gösteriminin ard›ndan söylefliye geçildi. Melek Alt›ntafl ve Av. Ceren Uslu’nun konuflmac› olarak kat›ld›¤› söyleflide ilk olarak Melek Alt›ntafl söz ald›. Alt›ntafl konuflmas›nda, sözde kad›n haklar› mücadelesi yürüten burjuva kad›nla, emekçi kad›nlar›n mücadelesi aras›ndaki fark› koydu. Daha sonra söz alan Av. Ceren Uslu ise, ge-

nel olarak kad›nlar›n sorunlar›na de¤indikten sonra, kad›n haklar›na iliflkin hukuksal düzenlemelerden söz etti ve bunlar›n bir aldatmaca oldu¤unu belirterek, haklar›n ancak özgürleflme mücadelesiyle elde edilebilece¤ini söyledi. ‹zleyicilerin en az % 80’lik bölümünü, ço¤unlu¤u derne¤in bulundu¤u mahalleden gelen kad›nlar›n oluflturdu¤u gözlemlenirken, dernek faaliyetçileri etkinli¤e kat›lan tüm kad›nlara birer kitap hediye etti ikramda bulundu. Söyleflinin ard›ndan bir fliir dinletisi gerçeklefltirildi ve etkinlik dernek bünyesinde çal›flmalar›n› yürüten Grup Göç’ün dinletisiyle son buldu. (Kartal)


68

25

23 Şubat-8 Mart 2007

Kurtlar Vadisi’nden operasyon vadisine! Emperyalist kapitalist sistemin ezilen halk y›¤›nlar›na dönük sald›r›lar› salt fiili sald›r›lardan ibaret de¤ildir. Siyasal-ideolojikkültürel sald›r›lar, sistemin, halklar› teslim alma çabalar›nda önemli bir yer tutar. Bu tarz sald›r›lar ayn› zamanda fiili sald›r›lar›n da alt yap›s›n› oluflturma ifllevi görür. Siyasal-ideolojik-kültürel sald›r›lar›n genifl kesimlere ulaflt›r›lmas› ise, çeflitli araçlar›n devreye sokulmas›yla gerçekleflir. Bu araçlar›n bafl›nda ise egemenlerin güdümündeki, onlar taraf›ndan finanse edilen burjuva medya kurulufllar› gelir. Bu medya kurulufllar›, sistemin halklara dönük tüm sald›r›lar›n› meflru göstermek için, gerçekleri çarp›tma ve dezenformasyon yayma gibi bir misyona sahiplerdir. Halklar›n hakl› mücadelelerinin “terör”, bu mücadeleyi yürütenlerin ise “terörist” ilan edilmesinde önemli bir paya sahiptirler. Eli kanl› katillerden birer “kahraman”, “vatansever” yarat›rlar. Hak alma mücadelelerine dönük sald›r›larda “bir grup provokatör” olanlar hep hak arayanlar, bu mücadelelere sald›ran, baflta güvenlik güçleri olmak üzere, çeflitli faflist güruhlar, hep “sabr› taflanlard›r!” Onlar, Ortado¤u’yu kan gölüne çeviren iflgallerin alt yap›s›n› haz›rlamada da büyük ölçüde etkili olmufllard›r. Tüm dünyadaki egemen güdümlü medya bu yönlü bir gayret içindeyken, t›rmand›r›lan bu emperyalist patentli ›rkç›- faflist dalgan›n, buna uygun bir zemine sahip olan ülkemiz özgülünde yükseltilmesindeki görevde haliyle “Mehmetçik medya”ya düflüyordu. Zaten onlar sadece bugün de¤il geçmiflten beri bu misyonlar›n› yerine getirme gayretlerini

KÜNYE “H›rs›z / Breaking and Entering” Yön / Sen: Anthony Minghella Oyn: Juliette Binoche (Amira), Jude Law (Will), Robin Wright Penn (Liv), Vera Farmiga (Oana), Martin Freeman (Sandy), Rafi Gavron (Miro) Gör: Benoit Delhomme Müz: Karl Hyde, Patrick Smith Kelly Londra’da yaflayan Will ve Sandy, yeni ofislerini yoksullar›n, fahiflelerin ve uyuflturucu sat›c›lar›n›n kol gezdi¤i King’s Cross’ta kiralarlar. Son y›llarda hepimizin sözlü¤üne giren “Kentsel dönüflüm” projesinin mimar›d›r onlar. Film boyunca herkes birilerinden bir fley çal›yorsa, onlar en baflta do¤adan sonra da bölgede yaflayan yoksullar›n, arazisinden, eme¤inden çalmaktad›rlar. Ancak iyi evlerde uyuyup, iyi arabalara binen Will ve Sandy duygusal ve “iyi” patronlard›r, karfl›laflt›klar› yoksullar›n dünyas› ve yaflad›klar› onlar için yabanc›d›r. Çünkü onlar, yaflad›klar› banliyö d›fl›nda geri kalan Londra için gözden uzak olanlard›r. Ofislerinde yaflanan art arda iki soygunun arkas›ndan ilk suçlananlar temizlik-

sürdürüyorlard›. 12 AFC’si sonras› yarat›lmak istenen apolitik bir toplum çabalar›nda, “düflündüren” de¤il “zaman geçirten” üretimlerle üzerlerine düfleni yapm›fllard›r. Emperyalist sald›rganl›¤›n askeri yönünün öne ç›kt›¤› 2000’li y›llardaki yay›nlar›n içeri¤ine da haliyle, medyan›n yaratt›¤› “vatansever” mafya, çete liderlerinin sergiledi¤i fliddet damgas›n› vurmaya bafllam›fl ve bu fliddet dalgas› ilkö¤retim okullar›na kadar yay›lm›flt›r. Yak›n zamanda gösterime giren Deli Yürek Bumerang Cehennemi, Son Osmanl› Yand›m Ali, Kurtlar Vadisi-Terör vb. filmlerde bu yönde örnek olarak verilebilir. Bu mafya tiplemelerinin en ünlüsü ise hiç kuflkusuz Polat Alemdar tiplemesi ve de bu tiplemenin yer ald›¤› “Kurtlar Vadisi” olmufltur. Her okulda, her sokakta yani her

köfle bafl›nda bir Polat Alemdar vard›r art›k! Bu y›lan bak›fll› “kahraman”, “bile¤i bükülmez yi¤it” her fleye muktedir bir zatt›r ayn› zamanda. Öyle ki Türk askerlerinin bafl›na geçirilen çuval›n intikam›n› bile O al›r! Tabii sanal alemde... Geçti¤imiz y›llarda “kendini bilmez ABD’lilere dersini veren” Polat’a bu defa “terör”ü ortadan kald›rma görevi verilmifltir! fiu süreçte haz›r zemini de vard›, yap›lacak fley sadece bu zemin üzerinden yükselmekti! Dört bir yan “terörist” kayn›yordu ve bunlar› arada bir linç etmeye çal›flmak fayda etmiyordu. Hatta kurflunlamak bile. Birini vuruyorlar, o bir yüz binler oluyordu. T›pk› Hrant’›n cenazesinde oldu¤u gibi.... Ve böylece haz›rl›klar› çok önceden yap›lan “Kurtlar Vadisi-Terör” dizisi yo¤un propagandalar eflli¤inde yay›na girdi. Dizi çok aç›k ki faflist TC’nin flu süreçte yine t›rman›fla geçen, Kürt halk›na dönük imha-inkar politikalar›n› meflrulaflt›rmaya hizmet etmesi için devreye sokulmufltu. Tabii sadece Kürt halk›n›n de¤il, bir bütün olarak halklar›n özgürlük mücadelelerini “terör” ilan etmekti amaç. Dizi de, ad› verilmeyen bir “örgüt” vatan evlatlar›n› kanl› ve vahfli bir biçimde katlediyor. ‹flte tam burada Polat giriyor devreye! Kand›r›lm›fl gençler, intikam yeminleri, parçalanan aileler ve de tüm bunlar›n intikam›n› almaya yemin eden, hatta intikam almakla kalmay›p (“yufka yüre¤i” dayanmad›¤› için olsa gerek), kand›r›lm›fl gençleri bu iflten vazgeçirmeye, k›sacas› “terörü” bitirmeye çal›flan bir Polat var

Londra’da s›n›f fark› çiler olur. Nedeni temizlikçilerin sevgililerinin iflyerlerine gelip gitmesidir. Böylelikle çeliflkiler a盤a ç›kmaya bafllar; kendi sevgililerinin gelmesi bir o kadar do¤alken, temizlikçilerin ayn› fleyi yapmas› onlar› “suçlu” pozisyonuna düflürmektedir. Ayn› pozisyon ofise bilgisayarlar› çalma için giren Saraybosnal› genç Mirsad (Miro) için de geçerlidir. Okuldaki sosyal hizmet görevlisi kendine “h›rs›zl›k yapmamas› gerekti¤i” üzerine bir söylev çekti¤inde, terzilik yapan annesinin de hergün eme¤inin çal›nd›¤›n› ama bunun suç olmad›¤›n› söyler! Cevab› yak›nda kendini hapishanede bulabilece¤idir. Saraybosnadaki kuflatmadan sa¤ kurtularak ‹ngiltere’ye yerleflen Amira ve o¤lu Miro göçmen olman›n zorluklar›yla bafl baflad›r. Babas› Saraybosna’da öldürülen Mirsad, Müslüman-Boflnak annesi Amira ile S›rp-Hristiyan babas›n›n tek çocu¤udur.Babas› orada kalm›fl ve öldürülmüfltür. Filmde son dönemlerde Avru-

pa’da artan ›rkç›l›k ve Müslümanl›k karfl›t› söylemler,Mirsad’da ismini Miro olarak kullanmas›yla yans›r. Miro, h›rs›zl›k yaparak kendini ispat etmeye çal›flmaktad›r,çetenin bafl›nda olan amcas›d›r oysa, as›l vurgunu yapan da odur. Mimar olan Will, ‹sveçli Liv ve otistik çocu¤u Bea ile birlikte yaflamaktad›r.Will’i baba olarak görmeyen anne-k›z oluflturduklar› çemberin d›fl›nda b›rak›rlar Onu. Ayn› evin içinde olmalar›na ra¤men aralar›nda görünmez bir uzakl›k vard›r. Ve Will, baflka sulara do¤ru yelken açar. ‹flyerinin önünde gece saatlerinde nöbet tutarken,bölgede çal›flan fahiflelerle tan›fl›r, onlardan pek çok fley ö¤renir, ancak onlarla birlikte olmaz, arad›¤› aflkt›r. Birgün Mirsad’› iflyerine soygun için geldi¤inde görür ve pefline düfler. Kap›ya geldi¤inde annesi Amira ile konuflmalar›n› duyar ve bir fley söyleyemeden uzaklafl›r. Sonras› terzi olan Amira ile Will’in yak›nlaflmas›d›r. Will,afl-

art›k karfl›m›zda. Ancak evdeki hesap çarfl›ya uymuyor bu defa ve Polat “iflini” tamamlayam›yor! Çünkü ›rkç›-floven politikalara, kardefl halklar› birbirine düflürme çabalar›na karfl›, özellikle de Hrant Dink’in cenazesiyle birlikte yükselifle geçen tepkiler üzerine Show TV de yay›nlanan dizi yay›ndan kald›r›l›yor. Dizinin kald›r›ld›¤› gün, dizinin oldu¤u saatte yay›nlanan bir program, egemen ideolojiye “hizmeti” kendine görev bilen “Mehmetçik” kanal›n diziyi kald›rmaya gönlünün raz› olmad›¤›n› da gösterdi. Dizinin yerine yay›nlanan program da, en az dizinin kendisi kadar sürece hizmet eder içerikteydi. Hem de gerçek görüntüler eflli¤inde. ‘90’l› y›llar›n bafl›nda yurtsever harekete dönük operasyonlar› içeren program, bu imhaya dönük operasyonlar›n “hakl›l›¤›n›”, “meflrulu¤unu” ve de “terör tehdidinin” boyutlar›yla birlikte, müdahalenin “zorunlulu¤unu” ispatlama üzerine oturtulmufltu. O dönem operasyonlara kat›lan çeflitli rütbelerden askerlerin aktar›mlar›yla süren programla birlikte, dizi sözde yay›ndan kalkm›flt›, ancak dizinin de amac› olan ›rkç›-floven propaganda sürdürülmüfltü. K›sacas›, Kurtlar Vadisi’nden, Operasyon Vadisi’ne inilmiflti! Kuflkusuz sorun bir tek dizi de¤ildir, kald›r›lmas› da çok fleyi de¤ifltirmeyecektir. Ülkemiz medyas›n›n % 85’inin tek bir holding tekelinin elinde oldu¤u ve egemenlerin medyay› kontrolü ve yönlendirmesi düflünüldü¤ünde, sinema ve TV’nin ideolojik propaganda arac› olmaya devam edece¤i görülecektir.

k› buldu¤unu san›r, ancak Amira o¤lunun h›rs›zl›k yapt›¤›n›,o kiflinin Will oldu¤unu ö¤rendikten sonra o¤lunu flikayet etmemesi için Will ile birlikte olur. Filmde hemen herkesin birbirine söyledi¤i bir yalan vard›r ve tüm bunlar ortaya serildi¤inde en büyük “suç”u kim ifllemifltir? Bir baflkas›n›n iflyerine girip eflyas›n› çalan m›,yaflam›na girip duygular›n› çalan m›? As›l suçlu savafllarla insanlar› yurtlar›ndan söküp, göçmenli¤e,yoksullu¤a ve alt üst olmufl bir kimli¤e mecbur b›rakanlar m›d›r,yoksa ofise girip h›rs›zl›k yapanlar m›? Çemberi oluflturan Liv de¤il midir, Will’i d›flar›da b›rakan? Yeterince çaba sarf etmeyip baflka sulara yelken açan Will daha m› az “suçlu”dur? “So¤uk Da¤” ve “‹ngiliz Hasta” filmleriyle baflar›s›n› ortaya koyan Minghella, her bir karakterinin penceresinden bakabildi¤i, kimseyi yarg›lamad›¤›,düflündüren bir film ç›karm›fl ortaya.Çözüm anlam›nda ortaya pek birfley koymasa da burjuva toplumu,yasalar›n› inceden elefltiren bir yap›t ç›km›fl sonuçta. Düflünmek isteyenlere tavsiye edilecek bir film…


26

23 Şubat-8 Mart 2007

68

8 Mart’› anlaml› k›lanlara selam olsun! Tokat’›n Ba¤deresi Köyü… Belki 30, belki 50 hanelik Karadeniz’in sarp yamaçlar›nda kurulmufl küçük ve sade bu köy her zaman oldu¤u gibi yine tüm cömertli¤i ve fedakarl›¤› ile Partizanlara kuca¤›n› aç›yordu. Köyün az ötesinde dik bir vadi yata¤› ve içinden ak›p giden dere tüm dinginli¤i ve güzelli¤iyle sessizce türkü söyler gibiydi… Etrafta öbek öbek yerleflmifl ormanl›klar›yla tabiat anan›n kuca¤›nda bir yer kapm›flt› bu alan da. Köyün etraf›nda yol boyunca uzanm›fl yak›n köyler, bakt›¤›nda sanki elini uzatsan ulaflacaks›n duygusunu veriyordu insana. Yol, köyün kenar›ndan gelip geçiyordu, yani köylere u¤ramak üzere uzay›p gidiyordu ufuk boyunca. fiu nazl› nazl› sallanan baflaklar az m› bar›nak olmufltu onlara, kaç gece, kaç gündüz orada öyle gizlenmifllerdi kimbilir… Bahar bir baflka güzeldi buralarda, yeflilin her tonu ve s›cakl›¤› ile k›p›rdan›rd› yaflam. A¤açlar›n rüzgarda nazl› sal›nt›lar›nda ans›z›n kufl sürüleri kalkar üzerlerinden, gökyüzünün sonsuzlu¤unda kanat ç›rparak süzülür kaybolurlard› uzaklarda. Kar›ncalar tüm günün yorgunlu¤u ve emekçili¤i ile yuvalar›na dönerken telafll› gölgeler düflerdi vadinin eteklerine. Buralar›n engelli uçurumlar› bile dosttu insanlara… 8 Mart günüydü. Sabahtan ya¤an ya¤mur do¤aya bir baflka anlam vermifl her fley suya doymufltu. Her yer ›fl›lt›l› bir ›slakl›¤›n alt›ndayd›. Her fley alabildi¤ine sessizdi, o an sessizli¤in bile bir sesi vard›. Gökyüzü tüm öfkesiyle gürlemifl, tanr›lar savaflm›fl ve dinginleflmifl, bar›fl çubuklar› yakm›flt›. ‹flte o an günefl bulutlar›n aras›ndan s›cak ve gülümseyen yüzünü göstererek yeryüzüne, insano¤luna bak›yordu. Köyde bir hareketlilik bafllam›flt› bile. Önce çocuklar gözüktü evler aras›nda, sonra a¤›r a¤›r yürüyen ve çok uzaklarda, kaybetti¤i bir fleyi ararcas›na ufka dikmifl gözleriyle sigaras›ndan derin bir nefes çeken ihtiyor köylü, ard›ndan kad›nlar… Zamanla yar›fl›rcas›na telafll› oradan oraya koflturan, gün do¤madan bafllayan maratonu gün bat›m›na ulaflt›rmaya çal›flan emekçi kad›nlar. Gözüpek, yürekli olan bu kad›nlar ana yüre¤inin en s›cak sevgisiyle ba¤land›klar› topraklar›na bugün daha da mertçe sar›lm›fllard› sanki… Bulunduklar› noktadan köyü göz-

yordu. Sonra birden hain namlular ölüm kusmaya bafllarlar.

Münire Sa¤d›ç

Kemal Tutufl

lemlemifl, düflman unsurlar›n›n olmad›¤›n› düflünerek ziyaret edecekleri eve do¤ru patikadan sessiz ad›mlarla yönelmifllerdi. Da¤lar›n komutan› Emine, flehirli ad›yla Ayfer Celep’ti en önde yürüyen. Öldürüldükten sonra düflman taraf›ndan bile "melek yüzlü" eklenecekti ad›n›n önüne s›fat olarak. Halk›n›n kurtuluflu için savaflt›¤› için bu s›fattan sonra "fleytan" da denilecekti arkas›ndan. Nas›l bir kad›nd› ki bu, kendine biçilen rolü reddetmekle kalmam›fl, devlete karfl› da¤a ç›km›fl ve da¤lar›n komutan› olmufltu! Komutan Emine’nin yoldafllar›na sevgiyle bakan, içi gülen gözleri, flimdi bir atmaca kadar dikkatli ve çakmak çakmak bak›yordu. "fiimdi alana inmifltir flehirdekiler, kat›l›m nas›l acaba?" diye sordu arkas›nda yürüyen Münire Sa¤d›ç (Meral) ve Kemal Tutufl (Polat)’a. Meral gülümsedi, her zamanki gibi sessiz ama kararl› görünüyordu. "Eh, biz olmad›¤›m›za göre üç kifli eksikler" dedi. Günlerden 8 Mart’t›, Emekçi Kad›nlar Günü’ydü. Köylü kad›nlar›n ezilmiflli¤i çok daha boyutluydu. Ço¤u çocuk yaflta evlendirilmiflti, e¤itimden, sa¤l›ktan, pek çok olanaktan yoksun, kapal› bir çevrede zor bir hayatt› yaflad›klar›. Amasya Tafloval›yd› Ayfer, bölgede kad›nlar›n yaflad›klar› yak›ndan biliyordu. Düflman›n arkalar›ndan "Onlar burada olmasa, biz de olmay›z. Yaflad›¤›n›z tüm zorluk onlar›n varl›¤›ndan kaynaklan›yor" dedi¤ini duymufltu gerilla ve köylüyü karfl› karfl›ya getirmek için. Yüzlerce y›ld›r, zulme baflkald›rman›n mekan› olmufltu oysa bu da¤lar, zulüm oldu¤u sürece isyan› seçenler olacakt›. Onlar o da¤larda olmasa, yokluk, yoksul-

Ayfer Celep

luk, sömürü, iflsizlik bitecek, ezilenlerin yüzü gülecek miydi? Merakla onlar› dinleyecek olan köylülere bunlar› anlatacakt› Ayfer, Münire ve Kemal. "Analar›m›z›n kaderini yaflamak zorunda de¤iliz art›k, hakk›m›z› kendimiz söke söke alaca¤›z, boyun e¤meyece¤iz bize biçilen role" mi diyecekti Komutan Emine? Bunlar m› geçmiflti akl›n›zdan, böyle mi konuflmufltunuz bilinmez ama kesin olan bir fley var ki o gün oraya tüm dünya kad›nlar›n›n, özgürlük savaflç›lar›n›n, binlerce isimsiz kad›n kahraman›n ve 8 Mart’›n yarat›c›lar›n›n mücadelelerini, isyan 盤l›¤›n› halk›m›za tafl›makt› amac›n›z… Emekçi halk›m›z yoksul kondular›n› açm›flt› yine size. Zaman, evde konuflma ve sohbetler aras›nda ilerli-

Yan›lm›fllard›, köyde düflman unsuru olmad›¤›n› düflündüklerinde. Düflman haindi, korkakt›, tek bir gerilla için bile yüzlerce askerle ç›karma yapacak kadar az güveniyordu gücüne. Bir yanda parayla "av" pefline düflenler, di¤er yanda özür bir gelecek yaratma u¤runa silah kuflananlar, can bedeli kavgaya girenler vard›. Düflman genel pusunun yan› s›ra, köydeki baz› evlere hücre pususu atm›flt›. Dörtbir yandan gelen kurflunlara karfl› çat›flarak, devrim sloganlar›n› hayk›rarak ölümsüzlefltiler. Biliyorlard›, bayrak yerde kalmayacak, kavga devrolunacak arkadan gelene. fiimdi arkan›zdan bu yaz›y› yazarken, kurgusal bir flekilde o günü yaz›p "Ne konuflmufllard›r acaba köye girerken?" diye fikir yürütsek de, söylediklerinizin, yapt›klar›n›z›n nereye hizmet etti¤ini iyi biliyoruz yoldafllar. Sizleri ve bizleri ayn› kavgan›n içinde yürüten umuttur paylaflt›¤›m›z. Münire’yi Erzincan’dan, Kemal’i Tokat’tan,Ayfer’i Amasya’dan mücadeleye ölümüne bafl koyma yoluna iten özgür gelece¤in yarat›laca¤›na olan inançt›r. ‹nanc›n›z inanc›m›zd›r yoldafllar, isimleriniz yaratt›¤›m›z kavga var oldukça yaflayacakt›r. Mevcut bask› ve sömürü düzeninin kad›n› toplumsal yaflamda her alanda edilgenlefltiren flekilendirifline karfl› Parti’nin kad›n partizanlar› mücadelenin her alan›nda öne ç›karma, aktiflefltirme politikalar›na güçlü bir yan›t olarak T‹KKO’nun kad›n komutanlar› aras›nda yer alan Ayfer, küçük yaflta tan›flt›¤› Proletarya Partisi’nin “zirveleri hedefleyen zorlu yürüyüfle haz›rlan” ça¤r›s›na yan›t olarak Halk Ordusuna kat›lan Münire ve Kemal birer birer düfltüler tunç renkli zamana. Yang›n hatt›na sürdüler bedenlerini, geride yar›m kalm›fl sevdalar›n› b›rakarak. Diren ey sevgili yurdum! Aflk›n ya¤murunda büyüyen çocuklar için, vurulup topra¤a düflenler için. Diren ey sevgili yurdum, özgürlük için.! Onlar ezilen halk›m›z›n bir parças› olarak emekçi kad›nlar›m›z›n da kurtuluflunu hedefleyen savafltaki yerleri ve bu u¤urda flehit düflüflleriyle 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nü daha anlaml› k›ld›lar... Unutmayaca¤›z...


27

68

‹flçi-köylü’den Stratejik uflakl›k bir kez daha testten geçti! Önce D›fliflleri Bakan› Abdullah Gül, hemen ard›ndan ise Genel Kurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t ABD’ye bir ziyaret gerçeklefltirdiler. Her iki ziyaret de her ne kadar ayn› temalar çerçevesinde olsa da, öyle görünüyor ki, emperyalistler aras› çeliflkilerin giderek su yüzüne ç›kmas› gibi, Türkiye egemenleri aras›ndaki çeliflkiler de a盤a ç›kmaya bafllam›fl bulunuyor. Yap›lan aç›klamalardan ç›kan sonuç, her iki ziyarette de ele al›nan konular›n içinde “Ermeni Sorunu” dillendirilse de, ziyaret sonras› yap›lan aç›klamalar, bunun hiç mi hiç gündeme gelmedi¤i, ziyaretin gündeminin a¤›rl›kl› olarak “Kürt sorunu” oldu¤u yönünde. Bu sorunun ele al›n›fl› ayn› zamanda Türkiye’nin Büyük Ortado¤u Projesi içindeki yerini, daha do¤rusu bu kapsamda biçilen rolün bundan sonraki aflamas›n›n ne olaca¤›, dahas› TC egemenlerinin kendilerine biçilen misyonu yerine getirirken, bundan hangi kazançlarla ç›kacaklar›n›n hesab› üzerine oturtulmakta bir kez daha. Irak iflgalinin genifllemesi, ‹ran’a sald›r› olas›l›¤›n›n hala geçerlili¤ini korumas›, bölge ülkelerinin bu süreçte oynayacaklar› rolü de art›rmaktad›r. Hem de bugüne kadar oynad›klar› rolden daha fazla. Ancak bugün bu rolün ayn› zamanda, ABD emperyalizminin ve di¤er müttefik emperyalist güçlerin bölgeyi yeniden flekillendirmesine, daha do¤rusu ç›karlar›na ba¤l› olarak art›p-azalmas› da söz konusu. Hükümet oldu¤undan bu yana ABD emperyalizmi patentli politikalar› kendinden önceki hükümetlerden daha kat› ve h›zl› bir biçimde hayata geçirme çabas›ndaki AKP hükümeti, seçim arifesine girildi¤i flu günlerde ABD’nin tam deste¤i olmadan tekrar

Pirelli iflçisi sendikas›n› sahiplendi!

iktidar olabilme flans›n›n zor oldu¤unun bilinciyle hareket etmeyi sürdürüyor. Bu yaklafl›m Gül’ün ABD ziyaretine ve de sonras›nda yapt›¤› aç›klamalara da yans›makta. Ziyaretin öncesi günlerde -büyük ölçüde muhalefetin bask›s›yla da olsa- Irak Kürdistan›’na operasyonu savunan, buradaki Kürt gruplar› topa tutan AKP, ziyaretin ard›ndan bu gruplarla diyalo¤a aç›k oldu¤unu söylemeye bafll›yor. Di¤er yandan ise Irak’›n bütünlü¤ünü savunduklar› yönlü aç›klamalar yapmay› da ihmal etmeyerek, ba¤›ms›z bir Kürt Devleti fikrinden hala ne kadar korktuklar›n› belli ediyorlar. Bölgedeki Irak, ‹ran, Türkiye, Suriye gibi ülkelerin deste¤ini almayan bir Kürt devletinin bölgede bar›namayaca¤›, sözde Irak’›n bütünlü¤ünden yana olduklar› yönlü getirdikleri düflüncelerini, belli ki ABD ziyareti s›ras›nda da dile getirmifller. Erdo¤an ve daha bir dizi hükümet yetkilisinin ve de ABD ziyaretinin hemen ard›ndan da Gül’ün, bölge ülkelerini bu yönlü iknaya çal›flt›¤› biliniyor. Anlafl›lan bu ziyaret s›ras›nda bunu ABD’ye de kabul ettirmeye çal›flm›fllar. Ancak ABD’nin bu yönlü tutumunun ne oldu¤u veya olaca¤› konusunda henüz somut bir aç›klama ya da pratik söz konusu de¤il. Gül’ün ziyaretinden hemen sonra, daha onun aya¤›n›n tozu bile kurumadan Büyükan›t düfltü ABD yollar›na. Bu kontr-gerillan›n önde gelen ismi, “iyi çocuklar›n” hamisi Genel Kurmay Baflkanl›¤›’na gelirken kim bilir hangi kanl› senaryolar› hayata geçirmeyi hedefliyordu ki, bunlar›n bir an evvel hayata geçirilmesi noktas›ndaki acelecili¤i bu ziyarete de damgas›n› vurdu. Ancak Büyükan›t’›n bu ziyareti ayn› zamanda Türkiye’deki egemen

Lastik-‹fl Kocaeli fiube yöneticisi Recep Ortaç ve Pirelli iflyeri temsilcisi Necati Pehlivan Radyal bölümde asistan olarak görev yapan Atilla Giderdi’yi darp ettikleri iddias›yla tazminats›z olarak iflten ç›kar›ld›. ‹flçiler bunun üzerine eyleme geçerek fabrikada üretimi durdurdu. Vardiya da olmamas›na ra¤men 100’e yak›n iflçi fabrikaya girerek eyleme destek verdi. ‹flçiler asistanlar›n kendilerini azarlad›¤›n›, hakaret etti¤ini

klikler aras›ndaki çeliflkilerin iyice d›fla vurmas›n› da beraberinde getirmifltir. Zihniyet, ayn› uflak zihniyet olsa da, rant›n paylafl›m›ndan do¤an bu kavga da yine Kürt sorunu üzerinden yükselmektedir. Hükümetin Irak’taki Kürt liderlerle görüflmeye- nedense birdenbire- s›cak bakmalar› üzerinden hükümete ve de bununla da yetinmeyip, Kürt sorunuyla ilgili tüm çevrelere veryans›n eden Büyükan›t hem Kuzey Irak’a bir operasyon hem de PKK’ye dönük kapsaml› bir sald›r› konusunda ›srar ediyor. Ya da en az›ndan öyle görünüyor... Bunu da Türkiye’nin “terör” konusunda bir oyunla karfl› karfl›ya oldu¤u biçiminde getiriyor ve “Türk milleti uyan›k olmal›d›r” diye de “uyar›yor.” Hem hükümete hem de kamuoyuna gözda¤› içeren konuflmalar›ndan Büyükan›t’›n kontra faaliyetlerine h›z vermek için ne kadar acele etti¤i de bir kez daha ortaya ç›k›yor. T›rmand›r›lan ›rkç›faflist dalgan›n buna uygun bir zemin oluflturdu¤undan emin olarak, herkese kafa tutuyor. Büyükan›t’›n ABD’li yetkililerle yapt›¤› görüflmelerde bu tutumunu ne kadar ortaya koydu¤u, koyduysa da bunda ne kadar ›srarc› oldu¤u, daha do¤rusu olabildi¤i konusunda net bir bilgi yok. Ancak ayn› uflakl›k pozisyonuna sahip birinin ABD’ye “ra¤men” bir politika izlemesi söz konusu olamayaca¤› kesin. ABD ise bölgede Büyükan›t gibi kontra kifliliklere duydu¤u ihtiyaçtan dolay›, eminiz ona da farkl› bir “ikna” yöntemi izlemifltir. Mesela “bekle, eski günlerde oldu¤u gibi, senin de s›ran gelecek” demifl olabilir. Çünkü Büyükan›t hükümete ve iç kamuoyuna dönük tehdit içeren aç›klamalar yaparken, ABD’ye dönük herhangi bir elefltiri getirmemekte daha do¤rusu getirememektedir. Aksine ABD’nin bölgedeki uygulamalar›n›n savunuculu¤una bile soyunmaktad›r. Hem de bir dönem Türkiye kamuoyunda belli kesimleri, özellikle de milliyetçi kesimleri aya¤a kald›ran çuval olay›ndaki generalin avukatl›¤›na soyunmufltur. “Eskiden beri tan›r›m”

23 Şubat-8 Mart 2007 dedi¤i General David Petraeus’un çuval olay›n›n sorumlusu olarak an›lmaktan duydu¤u “rahats›zl›¤›” ve “üzüntüyü” dile getiriyor, üzerine gidilmemesini ve bu konuda yard›mc› olunmas›n› “istirham” ediyor! Generalin “üzüntüsü” ve “rahats›zl›¤›” ile ilgilenmiyoruz, ama Büyükan›t’›n kendisini “iyi tan›mas›” konusuyla “ilgilenmemiz” gerekiyor! ABD’nin kontra askerlerinden biri olan bu generalle Büyükan›t’›n “tan›fl›kl›¤›” en iyi ihtimalle ayn› dönemde, ayn› CIA e¤itiminden geçmifl olmalar›d›r. Bugün gündemde olan “derin devlet” tart›flmalar›n›n da bir parças› olan bu iliflkinin temeli büyük olas›l›kla, ABD emperyalizminin, “So¤uk Savafl” y›llar›ndan bafllayarak, Türkiye de dahil olmak üzere, birçok bölge ülkesinde ve de dünyan›n dört bir yan›nda CIA arac›l›¤›yla oluflturdu¤u kontr-gerilla örgütlenmesiyle birlikte at›lm›flt›r. Kim bilir bölgedeki kaç kontra faaliyete ortak imza atm›fllard›r. Ve öyle görünüyor ki, ortakl›klar› henüz bitmemifl ve bu süreçte daha da yo¤un bir biçimde sürecek. Bu ziyaretlerin sonuçlar›n›n ne olaca¤›n›, emperyalistlere hangi de¤erlerin daha peflkefl çekildi¤ini ve de ülkemizin faflist egemenleri aras›ndaki iktidar çekiflmelerinin ne yönde geliflece¤ini önümüzdeki günlerde görece¤iz. Ancak bu geliflmeler hangi yönde olursa olsun, bölgemizde, giderek ülkemizi de içine alarak büyüyen s›cak çat›flmalar› azaltmayacakt›r. Aksine, iflgallere paralel olarak, iflgalden ç›k›fl›n, direnifli bitirmenin arac› olarak körüklenen mezhep ve etnik çat›flmalar, ›rkç›-faflist politikalar eflli¤inde t›rman›fl›n› sürdürecektir. Bu çok yönlü sald›r›lar› bofla ç›karman›n, süreci tersine, ezilen halklar›n lehine çevirmenin tek yolu ise, anti-emperyalist mücadelenin, anti-faflist mücadeleyle birlikte yükseltilmesi art›k zorunluluktan da öte, acil bir görevdir. S›n›fs›z bir toplum yaratma mücadelesinin gelece¤inin de, bu mücadelelerin yükseltilmesine ve baflar›ya ulaflmas›na ba¤l› oldu¤unu unutmayal›m!

makine ar›zalanmalar›n› bile iflçilerin üzerine att›¤›n› ve tart›flmalar›n sürekli yafland›¤›n› aktar›rken, tüm sald›r›lara ra¤men sendikaya sonuna kadar sahip ç›kacaklar›n› eylemleriyle gösterdiler. Yaklafl›k 3.5 saat süren eylem, Lastik-‹fl Genel Baflkan› Abdullah Karacan ve flube yöneticileri ile patron temsilcisi aras›nda yap›lan görüflmelerden sonra sona erdi. (‹stanbul)


28

23 Şubat-8 Mart 2007

68

YUNANİSTAN’DA BİR EYLEM VE EYLEMİN POLİTİKASI ÜZERİNE

ap›lan her eylemi halk›n mücadelesine sundu¤u katk› ile de¤erlendirmemiz durumunda gerçekçi sonuçlara ulaflabiliriz; aksi halde siyasi bir yaklafl›mdan öte, duygusal ve genellikle yanl›fl sonuçlara ulafl›r›z. At›lacak her ad›m, yap›lacak her eylem halk›n ve iflçi s›n›f›n›n mücadelesi cephesinden bak›l›p de¤erlendirildi¤inde ancak do¤ru sonuçlar ç›kar›labilir.

Y

2007 y›l›n›n ilk günlerinde ABD Atina Büyük Elçili¤i’ne yap›lan sald›r›, ülke iç gündeminin bir anda de¤iflmesine neden oldu. “Devrimci Mücadele” adl› örgüt daha önce de devleti hedefleyen sald›r›larda bulunmufltu. Bir önceki sald›r›n›n hedefi, eski Kamu Düzeni Bakan› (flu anki iktidar partisi Nea Demokratia) Y. Vulgarakis olmufltu. Ancak yaratt›¤› etki bu denli sars›c› olmam›flt›. Etki fark›n› yaratan ise hedefin bu sefer ABD olmas›yd›. ‹lk aflamada böylesi bir eylem, ABD karfl›tl›¤›n›n yüksek rak›mlarda seyretti¤i dünyam›zda sempatiyle karfl›lanabilir. Ancak eylemlerin niteli¤ini s›nayaca¤›m›z bir denek tafl›m›z›n olmamas› durumunda bu kadar rahat bir sonuca varabiliriz. Yap›lan her eylemi halk›n mücadelesine sundu¤u katk› ile de¤erlendirmemiz durumunda gerçekçi sonuçlara ulaflabiliriz; aksi halde siyasi bir yaklafl›mdan öte, duygusal ve genellikle yanl›fl sonuçlara ulafl›r›z. At›lacak her ad›m, yap›lacak her eylem halk›n ve iflçi s›n›f›n›n mücadelesi cephesinden bak›l›p de¤erlendirildi¤inde ancak do¤ru sonuçlar ç›kar›labilir. Bunun için bu eylemin Yunan halk›n›n mücadelesine ne ölçüde katk› sundu¤u sorusu sorulmal›d›r. Yunanistan’da yaflanan 17 Kas›m örgütü deneyimi göstermifltir ki, mistik tarzda örgütlenen, halktan ve kitle mücadelesinden kopuk mücadele tarz›, halk›n ve s›n›f›n genel

mücadelesine hiçbir fley katmam›flt›r. Ve yine 17 Kas›m örgütü deneyiminden ç›kan bir baflka sonuç da, Yunan halk›n›n bu tarz örgütlülüklere mesafeli durdu¤u gerçe¤idir. Emperyalizmden gerçek anlamda intikam, kitlesel devrim mücadelesi ile al›nabilir. Irak, Lübnan ve Nepal’de görüldü¤ü gibi kitlenin aktif rol ald›¤› mücadeleler ancak baflar›y› getirebilir. Halktan kopuk “profesyoneller” örgütü ile emperyalizme, kapitalizme karfl› mücadelenin baflar› flans› yoktur.

Eylemin ABD ve Yunan egemenleri aç›s›ndan etkileri Yunanistan ABD Büyükelçili¤i’ne roketatarl› sald›r›, beklenmeyen, zamanlamas› bak›m›ndan ilginç sonuçlar oluflturabilen ve oldukça da flüphe uyand›ran özelliklere sahiptir. Elbette bu eylemin bizzat ABD taraf›ndan ya da onun yönlendirmesiyle gerçekleflti¤ini iddia edecek verimiz bulunmamaktad›r. Ancak, böylesi durumlarda esas bak›lmas› gereken yanlar bunlar da olmaz; eylemin sonuçlar›na bak›ld›¤›nda diyebiliriz ki, eylem öncelikli olarak ABD’nin ifline yaram›flt›r. Ülkedeki s›n›f mücadelesine olumlu bir katk›s› olmad›¤› kuflkusuz aç›kt›r. Halk kitlesinin gündeminde epey de ilerlemifl halde kendi problemleri varken ve bu problemler önemli

bir gücü biraraya getiriyorken gerçekleflen roketli sald›r› herkese yabanc›, d›flta kalan bir olgu olarak gerçekleflmifltir. Bu tek bafl›na eylemin içeri¤i hakk›nda bilgi vermektedir. Yine ABD Büyükelçili¤i’ne yönelik sald›r› emperyalizmin Irak’a sald›r›s›n›n, bu ülkeyi iflgalinin art›k bir “terör önleyici” karakter tafl›mad›¤› da kabul edilmiflken, sald›rgan güç yandafllar›n› kaybederken ve de yeni destek kuvvetler ararken gerçekleflmifltir. Bir anlamda “terör”, bu sefer destek güç olmaya aday bir ülkede cereyan etmifltir! Üstelik herkes de fark›ndad›r ki, ABD ve müttefikleri sadece Irak’ta de¤il Afganistan’da ve Somali’de de kriz yaflamaktad›r. Özellikle Ortado¤u’da ABD’nin fazlas›yla deste¤e ihtiyac› vard›r. Ne Türkiye ne de Yunanistan ve de di¤erleri Ortado¤u plânlar›na uyum sa¤lamada, buna göre hareket etmede ABD’ye göre sorunsuz ülkelerdir. Herbirinde çeflitli

nedenlerle pürüzler söz konusudur. Yunanistan, Afganistan ve Somali iflgallerine yönelik destek taleplerine halk muhalefeti nedeniyle yan›t olamam›flt›. ABD bu sald›r›y› Yunan devletinin “terörle mücadele” plan›nda daha aktif rol almas› için bas›nç oluflturman›n arac› olarak kullanmay› hedefleyecektir. fiimdi, sald›r›yla birlikte Yunanistan “yanl›fl bir politika” uygulam›fl görünmektedir. “Teröre karfl› ABD’nin yan›nda olmaman›n ya da yeterince duyarl› davranmaman›n ne kadar hatal›” oldu¤u görülmektedir. Sald›r›ya u¤rayan bir devlet için her zaman daha fazla destek imkan› oldu¤unu unutmamak gerekir. Savunma içinde bulunmak sald›r› haline göre bu bak›mdan daha bir avantaj sa¤lar. Eylemin gerçekleflti¤i an, bu noktadan incelendi¤inde ABD’nin ifline yarar bir zamanlamaya iflaret etmektedir. ➬


68

29

23 Şubat-8 Mart 2007

lemlere aktif kat›l›m ve “ilerde” tehdit olacaklar ise benzer “kriterlerle” fifllenmeleri hedeflenmekte. - 2005 y›l›nda ‹ngiliz ve Yunan gizli servislerince yap›lan gizli operasyonda 28 Pakistanl› Londra’da sald›r›larla ba¤lant›l› kaç›r›l›p sorgulanm›flt›. Sald›r›da gündeme gelen, ülke gizli servislerinin operasyonel faaliyetlerini daha rahat yapabilme olana¤›n›n yarat›lmas› (hukuki-idari izin olmaks›z›n) da planlanan önlemler aras›nda yer almaktad›r.

1 Eylül sald›r›s›n›n ard›ndan baflta ABD olmak üzere anti-terör yasalar›n› çeflitli gerekçelerle uygulamaya koyan ülkeler halkas›na Yunanistan’da sald›r› bahane edilerek devlet terörü resmilefltirilmek istenmekte, halk hareketleri terörize edilerek bast›r›lmak istenmekte.

1

Aç›kt›r ki, Yunan devletinin hem gerçekli¤i halk›n, halklar›n bak›fl aç›s›yla irdeleyemeyecek olmas› hem de ba¤›ms›zl›k konusundaki yetmezlikleri onu “terör” umacas›na karfl› daha fazla harekete geçirecektir. Ancak bunlarla da kalm›yor eylemin niteli¤ini saptamam›za iliflkin durum tespitleri. Yunan egemen s›n›flar› aç›s›ndan ise durum çok daha çetrefillidir. Bir yandan ABD’nin bask›s›yla di¤er taraftan da halk›n tepkisiyle karfl› karfl›ya gelmek durumundad›r. Yunan devleti bu süreçte ABD’nin planlar› içinde yer almaya dünden raz›d›r. Zaten eylem sonras›nda egemenlerin politik sözcülerinin yapt›¤› tüm aç›klamalar teröre karfl› mücadelenin daha da güçlendirilece¤i ve bu mücadelede ABD’yle her türlü ifl birli¤ine haz›r olduklar› mahiyetindedir. Alt›n tepside sunulan f›rsat› de¤erlendiren hükümet, medya ve di¤er tüm araçlarla bafllatt›¤› “terör” karfl›t› propagandayla toplumu, bafllatt›¤› savafl›n yan›na çekmeye çal›flm›flt›r. Bu çerçevede, çekmecede haz›r bekletilen önlem paketleri bir anda piyasaya sürülmeye baflland›. Burada ilginç olan nota ise, bu eylemin halk ve ö¤renci hareketlerinin artt›¤› ve geliflti¤i bir dönemde yap›lmas›d›r. Zaten afla¤›da ele alaca¤›m›z önlemlere bak›ld›¤›nda da görülecektir ki, sald›r› “terör” bahanesiyle halka yöneliktir.

Hükümetin alaca¤› önlemler flunlar: - Sald›r› bahane edilerek Atina’n›n kameralarla donat›lmas›. Bunun için Olimpiyatlar sürecinde getirilip kurulan (CIA ile birlikte) kamera sistemlerinin daha yayg›n kullan›lmas›, böylece tüm halk›n gözetim alt›nda tutulmas› hedeflenmekte. - ‹letiflim araçlar›n›n (telefon, internet vs.) takibi ve takip sonucu elde edilen bilgilerin kaydedilip saklanmas›. 11 Eylül sonras› bafllat›lan “Teröre karfl› savafl” harekât›na ilk olarak AB ülkelerinden yedisi (Belçika, Almanya, ‹spanya, Fransa Lüksemburg, Hollanda ve Avusturya) Mart 2005’de kat›lan ülkeler olurken, Yunanistan süreci daha da geriden izliyordu. Sald›r›y› alt›n tepside sunulmufl f›rsat gibi de¤erlendiren egemen güçler çal›flmalar›na hemen bafllad›lar. Telefonlar›n dinlenmesi, ‹nternet kullan›m› takip edilmesi, kay›tlar›n saklanma süresinin 12 aydan, AB standartlar›na (2 y›l) ç›kar›lmas› planlan›yor. - Parmak izlerinin kay›t edilmesi, 10 AB ülkesinin üzerinde anlaflt›¤› ve tüm üye ülke güvenlik güçlerinin ortak yararlanabilece¤i parmak izi arflivi sistemine geçilmesi. - Yine tüm AB üye ülkelerinin ortak kullanabilece¤i suç veri bankas›n›n uygulanmas›. - Biyometrik pasaport a¤›n›n yayg›nlaflt›r›lmas› sistemine göçmenlerinde dahil edilmesi. - Bir di¤eri ise enternasyonal etkinlikler ve gösterilerle ilgili olan›d›r. Yap›lacak eylemlerde “kamu düzeni aç›s›ndan tehdit” teflkil eden eylemciler önceden gözalt›na al›n›p s›n›r d›fl› edilebilecek. Tehdit olgusunun hangi kriterlerce belirlenece¤i ise mu¤lak b›rak›lmakta. Ayr›ca ey-

- Yabanc› polis servisinin AB anlaflmas›na sonuncu (Yunanistan resmi olarak imza atm›fl de¤il, ancak gayr› resmi uygulamalarda yer almakta) inceleme yapma imkan›n›n resmilefltirilmesi. - “Terör örgütleriyle” iliflkili internet sayfalar›n›n kapat›lmas›. Sald›r› bahane edilerek bafllat›lan, devlet terörü konseptinin hedefinde halklar ve onlar›n mücadelelerinin yer ald›¤›, yukarda ki maddeler okundu¤unda çok rahat anlafl›lmakta.

Halk ve s›n›f hareketi aç›s›ndan etkileri 11 Eylül sald›r›s›n›n ard›ndan baflta ABD olmak üzere anti-terör yasalar›n› çeflitli gerekçelerle uygulamaya koyan ülkeler halkas›na Yunanistan’da sald›r› bahane edilerek devlet terörü resmilefltirilmek isten-

mekte, halk hareketleri terörize edilerek bast›r›lmak istenmekte. Sald›r›yla, hep bir a¤›zdan, polis teflkilât› içinde anti-terör biriminin güçlendirilmesini Atina’n›n kameralarla denetlenmesini vaat ettiler. Bu akl›evvellere göre ancak bu flekilde “terörün” ve her türlü suç önlenebilecek. Sormak laz›m, ‹ngiltere’de 4 milyon kamera ile, Londra sald›r›lar›n› önleyebildi mi? ‹ngiltere gibi 14 kifliye 1 kameran›n düfltü¤ü bir ülkede suç oranlar› azalmad›, tersine artt›. Yunanistan’da birkaç y›lda halk ve gençlik mücadeleleri art›fl göstermifltir. Ve bu mücadeleler ileriki y›llarda güçlenerek devam edecektir. Halk cephesinde mücadelenin geliflti¤i bir süreçte gündeme gelen bu önlemlerin amac› ve niyeti aç›kça ortadad›r. Egemen s›n›flar ellerine geçen f›rsat›n bofla harcamak niyetinde de¤iller. Ancak, Yunan emekçi halk›, dün oldu¤u gibi bugün de sermayenin ve egemenlerin sald›r›lar›na müsaade etmeyecektir. Bunun en önemli kan›t› gençlik eylemleri, ö¤retmen grevleri ve flu an güçlenerek devam eden 16. Madde karfl› mücadeleleridir. Emperyalist-kapitalistlerin korkular›n› anl›yoruz. Çünkü korktuklar› bafllar›na gelmekte, kâbuslar› olan kitleler aya¤a do¤rulmay›, bugünkü tepkileriyle mayalamakta. “Ne yaz›k” ki yapabilecek fazla da bir fleyleri yok

Ötekilerden kitlesel eylem Ötekiler, yerlerini, yurtlar›n› terk edip gelmifl, geldikleri ülkelerde de ötekiler olarak tan›mlananlar. Ekonomik, politik sosyal nedenlerden dolay› ülkelerini terk eden veya terk ettirilen, göçmenler aç›s›ndan nereye giderlerse gitsinler, hayat her zaman iki kat daha zor olmakta. 11 Eylül sonras› bafllat›lan f›rt›na belki de en çok göçmenleri vurdu. E¤er bu göçmen Arap ve Müslüman kökenli ise ifller daha da zorlaflmakta. Bir tarafta bu f›rt›naya direnmeye çal›flanlar, di¤er taraftan da göç ettikleri ülkelerde sömürünün en katmerlisini yaflamaktalar. AB üyesi olan Yunanistan’da da di¤er ülkelerdekine benzer sorunlar yaflanmakta ve her geçen gün artmakta. Ülkedeki sosyal ve siyasal haklardan yararlanmayan göçmenler, bir kez daha sokaklara ç›karak haklar›n› arad›lar. Eylem son günlerde ekonomik göçmen ve mültecileri yak›ndan ilgilendiren yasan›n Meclis Alt Komisyonu’nda tart›flmas› üzerine gerçeklefltirildi. Binlerce Yunanl› ve çeflitli ülkeden göç-

menin kat›ld›¤› eylem, 10 fiubat Cumartesi günü Atina Omonya Meydan›’nda bafllad›. Göçmen dernek ve topluluk temsilcileri yapt›klar› konuflmalarda, ekonomik ve siyasal alanda eflit hak, aile birlefliminin kolaylaflt›r›lmas›, oturum hakk› için talep edilen maddi mebla¤›n kald›r›lmas›, ülkede do¤an çocuklar›n do¤um kay›tlar›n›n yap›lmas›, s›n›r d›fl› etme olaylar›n›n sona erdirilmesi vb. talepleri dile getirirken, ›rkç›l›¤›n da engellenmesini istediler. Eyleme Türkiyeli politik mültecilerde kat›larak destek verdiler. Yürüyüfl boyunca "Irkç›l›¤a Hay›r-Sömürüye Hay›r, Herkese Eflit Hak, S›n›r D›fl› Etmelere Son" sloganlar› at›ld›. Eylem son y›llar›n en kitlesel eylemi olmas› bak›m›ndan dikkat çekiciydi. Son y›llarda özellikle ö¤renci hareketinin geliflmesiyle beraber, bunun toplumun her kesimine yans›d›¤› gibi, göçmen kitlesine de yans›yaca¤› ve bundan sonra daha kitlesel eylemler beklenebilir. (Yunanistan’dan bir ‹K okuru)


30

23 Şubat-8 Mart 2007 Gün geçtikçe, ö¤renci ve e¤itim emekçilerinin eylemlerinin de dozaj› artmakta. Hükümetin, medyan›n vb. güçlerin tüm sald›r›lar›na karfl› direniflten geri atmayan 16. Madde karfl›t› hareket, tam tersi bu güçlerin kendilerine geri ad›m att›rmakta. En son ana muhalefet partisinin yasa de¤iflikli¤i tart›flma sürecinden çekilmesi ile ilk zaferi kazanan ö¤renci ve e¤itim emekçileri, nihai zafere ad›m ad›m yaklaflmaktalar. Bu hedef do¤rultusunda, Atina’da 14 ve 15 fiubat günlerinde iki ayr› eylem gerçeklefltirildi. 14 fiubat eyleminde ö¤renciler Kamu Düzeni Bakanl›¤›’na yürüyerek hükümetin ve ona ba¤l› olarak polisin ve bakan›n sald›rgan tutumlar›n› protesto ettiler. 15 fiubat günü ise binlerce kiflinin kat›l›m› ile ikinci eylem gerçeklefltirildi. Saat 4:00’de Politeknik Üniversitesi önünde ö¤renci, e¤itim emekçisi ve halktan binlerce kifli kat›lmas› ile bafllayan eylemlerde, önce çeflitli konuflmalar yap›ld›. Ö¤renci ve ö¤retmen sendikalar›ndan temsilciler yapt›klar› konuflmalarda, “16. Maddenin, yeniden gündeme getirilen yasa tasar›s›n›n, hükümet ve polis taraf›ndan yap›lan tüm sald›r›lara karfl›, sonuna kadar direneceklerini, bu politikalar›n hayat bulmas›na asla izin vermeyeceklerini, üniversitelerini hükümete ve sermayeye karfl› savunacaklar›n›” ifade ettiler. Yap›lan konuflmalardan sonra baflta ö¤Geçen May›s-Haziran aylar›nda akmaya bafllayan ve “Nehir geriye akmaz” slogan› ile simgeleflen gençlik ve e¤itim emekçilerinin eylemleri, 16. Madde karfl›t› eylemlerle devam ediyor. Hükümetin, medyan›n ve polisin tüm provokatif giriflimlerine ra¤men eylemler, aral›ks›z her hafta devam etmekte. Baflta ö¤renciler

ZAFERE KADAR MÜCADELE

renci dernekleri, arkadan ise ö¤retmen sendikalar›, kurulmufl olan “16. Madde Karfl›t› Komiteler” fleklinde kortejler oluflturularak yürüyüfle geçildi. Polis bu eylemde de k›flk›rt›c› tutumunu devam ettirerek, yürüyüfl kolunun gerisinde bulunan insanlara sald›rarak bir kiflinin kafas›ndan cop darbesi ile yaralanmas›na neden oldu. Provokasyonlara ra¤men düzenini bozmayan kitle Meclis’in önüne geldikten sonra yar›m saat bekleyerek, o s›ra-

Nehir akmaya devam ediyor! olmak üzere üniversite ö¤retmenleri ve di¤er emek kesimleri yapt›klar› kitlesel eylemlerle en iyi cevab› vermekteler. Geçen haftalarda ç›kan çat›flmalar› bahane eden hükümet ve kol-

Ölüme befl kala! Demokrasi havarili¤ine soyunan bat› dünyas›nda yaflanan hak ihlallerinin vard›¤› boyut uç noktalara ulaflmakta. 2006 May›s ay›nda Atina’da gerçeklefltirilen Avrupa Sosyal Forumu yürüyüflünden hemen sonra gözalt›na al›nan Gerasimos Kiriakopoulos (bir Yunanistan vatandafl›) ve Tarasios Zandarozni (bir Bulgaristan vatandafl›) aradan geçen bu kadar zamana ra¤men hala mahkemeye dahi ç›kar›lm›fl de¤iller. Devletin iddias›na göre iki eylemci, yürüyüfl s›ras›nda yaflanan çat›flmalarda rol alm›fllar. Bu iddiay› kan›tlayan tek kan›t ise çevik kuvvet polislerinin flahitli¤i. Ki bu insanlar, eylem an›nda de¤il, tamamen anti-demokratik bir flekilde eylemden sonra, eylem alan›n›n çok uza¤›nda gözalt›na al›nd›lar. O günden itibaren mahkeme tarihinin belirlenmesini bekleyen tutsaklar, yaflanan hak gasp›n›n sona erdirilmesi ve serbest b›rak›lmalar› talebi ile G. Kiriakopoulos 15 Aral›k 2006; T. Zandarozni 29 Kas›m 2006’dan itibaren açl›k grevine bafllam›fllard›. Kiriakopoulos 52. günü,

da mecliste tart›fl›lan 16. madde de¤ifliklik tasar›s›n› protesto eden sloganlar att›lar. Daha sonra eylemlere son verilerek, 22 fiubat günü yeniden buluflma ça¤r›s› yap›ld›. Benzer eylemler baflta Selanik olmak üzere birçok flehirde de gerçeklefltirildi. Selanik’teki eyleme iflçi ve kamu sendikalar› 24 saatlik grev yaparak destek verdiler. Binlerce kiflinin kat›ld›¤› eylemde hükümet karfl›t› sloganlar at›ld›. Eylem s›ras›nda iki bankamatik molotof at›larak tahrip edildi. Atina’daki eylemde gazetemize demeç veren baz› eylemciler bizlere flunlar› ifade ettiler; Maria (‹lkokul ö¤retmeni): May›s-Haziran ö¤renci eylemleri ve sonras›ndaki ö¤retmen grevlerinden sonra bu süreçte de çok ciddi çabalar oldu. Bütün bu patlamalar, gerici ve halk karfl›t› politikalara karfl› olufltu. Bugün burada verilen mücadele, üniversite özerkli¤ine ve eflit ve paras›z e¤itim hakk›na karfl› yap›lan sald›r›ya karfl› verilmektedir. Verilen mücadele sonras›nda PASOK (Sosyal Demokrat Ana Muhalefet Partisi-çn)’un geri ad›m atmas› kesinlikle bir zaferdir. Hareketin bas›nc› sonras›nda bu parti içinde ciddi sorunlar oluflmufltur. Burada önemli olan, bu hareketin, iflçi s›n›f› hareketi ile bütünleflerek

Zandarozni ise 67. günü geride b›rakt›klar› bir süreçte daha önce bafllayan ve sonradan yo¤unlaflan eylemler sonras›, bugüne kadar yap›lan tüm ça¤r›lara kay›ts›z kalan hükümet ve onun Adalet Bakan› geri ad›m atmak zorunda kald›. Açl›k grevi süresinin uzamas› ve hayati olarak kritik bir noktada olmalar› ile birlikte, ölümlerinin durdurulmas› için baz› sendika ve parti temsilcileri ve G. Kiriakopoulos’un annesi de açl›k grevine bafllam›fllard›. 23 Ocak’tan beri hastanede yatan tutsaklar, mahkemenin ald›¤› karar sonras› flartl› tahliye edildiler. Devlet bu politikas› ile sadece bu iki kifliye de¤il, ayn› zamanda, mücadele eden halka ve devrimcilere karfl› da gözda¤› vermeye çal›flm›flt›r. Fakat, Faflizmi cuntay› yak›ndan tan›yan Yunan halk›n›n tepkisi sonucu devlet, cuntavari politikalar›ndan geri ad›m atmak zorunda kalm›flt›r. fiartl› tahliye karar›n›n ard›ndan tutsaklar, bulunduklar› mahkum ko¤uflundan normal hasta odalar›na al›narak tedavi edilmeye baflland›lar.

luk kuvvetleri, eylemleri baltalamaya çal›fl›p, kitleyi terörize etmeyi hedeflemifl, ama amaçlar›na ulaflamam›flt›. Bu hafta da, benzer bir giriflim Atina Emniyet Müdürlü¤ü taraf›ndan gündeme geldi. Emniyet, mitingin bafllamas›ndan birkaç saat önce yapt›¤› yaz›l› aç›klamada, üniversite ö¤retmenleri konfederasyonunu ve baflkan›n› hedeflemiflti. Aç›klamada özetle, “Konfederasyon baflkan›n›n (POSDEP) kitlenin Atina’daki eyleme tafl›nmas›nda sorumlu oldu¤u, gelenler aras›nda daha önceki çat›flmalarda aktif yer alan maskeli (anarflist çevreleri kastediyor) kiflilerinde oldu¤u” iddia edilerek, çat›flmalarda konfederasyonun sorumlu oldu¤u, kastedilmekte, sendikalar aç›kça hedef gösterilmektedir. Öyle görünüyor ki, son süreçte daha çok ö¤renciler taraf›ndan omuzlanan eylemlere üniversite ö¤retmenlerinin de daha aktif kat›lmas›, devleti hayli telâflland›rm›fl olmal›. POSDEP (Üniversite Ö¤retmenleri Konfederasyonu) 5 fiubat tarihi ile beraber süresiz genel grev karar› alm›fl, bu kararla ö¤rencilerin önünde bulunan s›nav engeli de ortadan kalkm›fl oldu. Grev karar› ile s›nav tarihleri ertelenmekte ve kat›l›m›n daha kitlesel geçmesi sa¤lanmakta. Polis provokasyonu atmosferinde 10 fiubat eylemi her zaman oldu¤u gibi yine Propilea Meydan›’nda bafllad›. Miting öncesi 3 kiflinin gözalt›na al›nmas› kitle taraf›ndan protesto edildi. Gözalt›ndakilerin serbest b›rak›lmas› ile bafllayan yürüyüfl her zamanki güzergâh› takip ederek, Meclis önüne ulaflt›. Burada k›sa bir gerginlik

68 kesin zafere ulaflmas›d›r. Ancak ifl birlikçi sendikal yönetimlerden dolay› s›n›f hareketi sürece yeterince kat›lamam›flt›r. Bugünkü sendikal anlay›fl günün ihtiyaçlar›na cevap verememektedir. Genel grev talebi olmas›na ra¤men, sendikalar cephesinden olumlu yan›t verilmemifltir. Buna karfl› ö¤rencilerde ve özellikle ö¤retmenler aras›nda ciddi bir öfke oluflmufl durumda. Dimitris (Pire Teknik Üniversite ö¤rencisi ve ‹flgal Koordinasyonu üyesi): Ö¤renci hareketi k›sa bir aradan sonra, anayasa de¤iflikli¤i maddesine, eflit-paras›z e¤itim hakk›na yönelik sald›r›lara karfl› daha direngen bir flekilde yeniden sokaklara ç›kt›. Hükümetin, bas›n›n tüm sald›r›lar›na ra¤men geri ad›m atmad›. Bugünkü hareket May›sHaziran hareketine oranla daha ileri bir noktada bulunmakta. Hükümet bu hareket karfl›s›nda t›kanm›fl ve yaln›z kalm›fl durumda. Çünkü ö¤rencilerin ve e¤itimcilerin mücadelesi halkla bütünleflmifl durumdad›r. Hükümet hareketin evine dönmeyece¤ini anlam›flt›r. Burada anlafl›lmas› gereken nokta, kesin zafere ulafl›lmas› için, iflçi s›n›f› ile birilikte olmak gerekiyor. Ancak ifl birlikçi sendikal önderlikler bunun önündeki en önemli engeldir. Sonuçta bu mücadele emperyalizme ve kapitalizme karfl› genel mücadelenin bir parças›d›r. Bunun için s›n›fla birlikte olmak zorunday›z. olmakla birlikte, fazla uzun sürmedi. Meclis önündeki bekleyiflten sonra kitle bafllang›ç noktas›na yönelip sonrada da¤›ld›. Üniversite ö¤rencileri Politeknik Üniversitesi’ne yönelerek koordinasyon toplant›s›n› gerçeklefltirdiler. Toplant›da, iflgallerin (iflgal edilen fakülte say›s› 350’i geçmifl durumda) ve eylemlerin devam etmesi yönünde karar al›nd›. Ayr›ca, yürüyüfl ve mitingler d›fl›nda, sembolik yol kesme vb. eylemlerle protestolar›n geniflletilmesi de onaylanan kararlar aras›nda bulunmakta. Binlerce kiflinin kat›ld›¤› bu haftaki eylem en kitlesel eylem oldu. Eylemlere Ö¤retim Elemanlar› Derne¤i (DEP) iki günlük grevle, Orta Ö¤retim Ö¤retmeleri Konfederasyonu da ifl durdurma eylemi yaparak destek verdiler. Eylemler önümüzdeki hafta (15 fiubat) tekrar yap›lacak. Son süreçte yaflanan en önemli geliflme ise, PASOK’un (Ana Muhalefet Partisi) anayasa de¤iflikli¤i sürecinden çekilmesi oldu. Ki PASOK, bafl›ndan beri 16. Madde de¤iflikli¤ini desteklemiflti ve hala da desteklemeye devam etmekte. Ancak hem toplumun genelinde, hem de PASOK içerisinde oluflan güçlü tepki ana muhalefet partisini çekilmek zorunda b›rakan gerçek neden oldu. PASOK’un çekilmesi ile tek kalan hükümet, mevcut yasalara göre de¤iflikli¤i yapacak güce sahip olmad›¤›ndan, de¤ifliklik flimdiden çöpe at›lm›fl durumda. Bundan hareketle söylenecek fley, ö¤renciler ilk zaferini kazanm›flt›r. Köfleye s›k›flan hükümet, düne kadar az›nl›k olarak de¤erlendirdiklerine flimdi diyalog ça¤r›s› yapmakta. fiimdi s›rada, son vurufl yap›larak kesin zaferin kazan›lmas›d›r. (Yunanistan’dan bir ‹K okuru


31

68 Di¤er önemli bir mesele de, bu üniversitelerin niteli¤idir. Bugün hali haz›rda kolej statüsünde kurulan ama tabelâlar›nda “üniversite” yazan pek çok iflletme bulunmakta. Bunlar birkaç bölümden oluflmakta ve bu bölümler, daha çok flirketlerin insan kayna¤› bölümlerinden ibarettir. Bu “üniversiteler” in diplomalar› standart üniversite diplomas› olarak tan›nmamakta. Üniversite niteli¤inden çok uzak olan bu kurumlar, bir tane dahi bilimsel araflt›rma yapm›fl de¤illerdir. Hükümet bu gerçeklere ra¤men, insanlar›n gözünün içine baka baka yalan söylemeye devam etmekte. Hükümetin propaganda etti¤i noktalardan biri de, “özel üniversitelerin kurulmas› ile, kamu üniversitelerinin niteli¤inin yükseltilmesidir”. Al›n size bir çeliflki daha. Bir tarafta e¤itime ayr›lan bütçeyi % 3’ün alt›na çekeceksiniz (2007 bütçesinde % 2.7’dir), di¤er taraftan da, ö¤renciye sunulan destekten k›s›tlamalara (yurt, ödenek, ders kitaplar› vb.) giderek nitelik gelifltirmeyi düflüneceksiniz. E¤itime yat›r›m yapmadan niteli¤in ve kalitenin yükselece¤ini iddia etmek toplumla dalga geçmekten baflka bir fley de¤ildir. Hükümet, de¤iflikli¤i yaparak, kurulmufl olan kolejleri yasal statüye kavuflturmaktan

baflka bir amaç gütmemektedir. Konuya iliflkin Atina ‹fl Adamlar› Derne¤i (SEV) temsilcisi, 2004 E¤itim fiuras›nda flunlar› ifade etmekte, “Sanayi s›n›f›, E¤itim fiuras›’nda yer alm›flt›r, çünkü e¤itim direk ilgi alan›m›zd›r.” Yine ayn› derne¤in baflkan› 6/12/2006 tarihinde, “Mesele halk›n ne istedi¤i de¤il, hükümetlerin halk›n iste¤inden ve tepkisinden ba¤›ms›z cesur ad›mlar atmalar›d›r” diyebilecek kadar ileri gitmiflti. Ayn› çizgide, Anonim fiirketler Birli¤i Baflkan› Anayasa De¤iflikli¤i Komisyonu Baflkan›’na gönderdi¤i yaz›da “Mevcut üniversiteler iflletmelerin insan kayna¤› birimleridir. Bundan dolay› yurtd›fl›ndan eleman transfer etmek zorunda kalmaktay›z. Küreselleflen dünyada nitelikli insan sorunu çözülmek zorundad›r” diyerek, 16. Madde’nin mutlaka de¤ifltirilmesini talep etmekte. Bütün bu al›nt›lardan ç›kar›labilecek tek sonuç var, hükümet sermaye çevreleri istedi¤i için bu de¤iflime gitmekte. Onun d›fl›nda öne sürdü¤ü tüm gerekçeler, hükümetin “yalan rüzgar›” dizisinin bölümlerinden baflka bir fley de¤ildir. Tabii bu ad›mlar› atarken hükümetin en büyük destekçisi ana muhalefet partisi PASOK (Sosyal Demokrat) olmufltur. PASOK, biçimde k›smi farkl›laflmalarla

beraber de¤ifliklikleri bafl›ndan itibaren desteklemifltir. Ancak, eylemlerle beraber geliflen halk muhalefeti partiye de yans›m›fl ve afla¤›da de¤inece¤imiz gibi, PASOK geri ad›m atmak zorunda kalm›flt›r.

Yeni mücadele y›l›n›z kutlu olsun Geçen yaz döneminde patlak veren ö¤renci eylemlerinde, zaferin kazan›lmas›ndan sonra verilen k›sa aran›n ard›ndan, 2007 Ocak ay›yla birlikte eski s›cak günlere dönüldü. Geri dönüldü desek de, asl›nda ö¤rencilerin, hem ö¤retmen grevlerindeki hem de iflçi s›n›f›n›n eylemlerindeki kitlesel destekleri göz önüne al›n›rsa, mücadeleye pek ara verilmedi¤i de söylenebilir. 16. Madde de¤ifliklik teklifinin meclis alt komisyonunda tart›fl›lmas› ile beraber eylemlere de start verildi. Yap›lan genifl ve kitlesel ö¤renci dernekleri toplant›lar›nda iflgal ve eylem kararlar› pefli s›ra bütün üniversitelerde al›nmaya baflland›. Üniversitelerde bu kararlar al›n›rken, d›flar›da da mücadelenin yay›lmas› amac›yla efl zamanl› çabalar bafllad›. YKP (ML)’nin önerisi ile onlarca parti, sendika, demokratik kurum ve kuruluflun kat›l›m› ile yap›lan aç›k toplant›larda mücadelenin güçlen-

dirilmesi çerçevesinde ülke çap›nda bir komitenin kurulmas› kararlaflt›r›ld›. 10 Ocak’ta bafllayan eylemlerden bugüne kadar tam alt› hafta geçti. Bu süreç boyunca iflgal edilen fakülte say›s› 300’ü geçmifl, her hafta yap›lan sald›r›lara (hükümet, medya, polis) ra¤men geri ad›m at›lmadan eylemlere ve yürüyüfllere devam edilmifl, destek aray›fl› mahallelere kadar yay›larak devam etmifltir. Verilen zorlu ve uzun soluklu mücadele tek bir amaç içindir: 16. Madde de¤iflikli¤i parlâmentodan geçmeyecek. Tüm eylemlerin ana temas› bu slogan oldu. Eylemlerde sadece halk karfl›t› politikalar›n fiili uygulay›c›s› olan Yeni Demokrasi partisi de¤il, onunla birlikte ana muhalefet partisi PASOK ve yönlendirici konumundaki AB de ö¤renciler ve halk taraf›ndan sorumlu olarak hedef tahtas›na konmufltur. Burada alt› çizilmesi gereken nokta, ö¤renci hareketinin ulaflt›¤› politik düzeyin önemidir. Gazetelerde yay›nlanan kamuoyu araflt›rmalar›nda halk›n büyük ço¤unlu¤unun AB’ye güvendi¤i ifade ediliyorken, asl›nda gerçe¤in hiç de öyle olamad›¤›n› ö¤renciler gösterdiler. Ö¤renci hareketinin geliflimi, toplumun tüm kesimlerini de etkilemekte ve onlar›n sürece aktif kat›l›mlar›n› sa¤layan bir unsur olmakta. Bunun en önemli yans›mas› ise üni-

23 Şubat-8 Mart 2007

versite ö¤retmenleri düzeyinde görüldü. Uzun bir zaman süreci geriden ve pasif eylemlerle takip eden ö¤retmen camias›, 4 ve 5. haftalarla birlikte, mücadelenin ç›tas›n› yükseltmeye bafllad›. Süresiz grev ilân eden POSDEP (Üniversite Ö¤retim Üyeleri Konfederasyonu), tutumu ile hareketin geliflmesi ve kitleselleflmesi yönünde ciddi bir katk› sunmufltur. S›nav endiflesi ile eylemlere kat›lamayan belli bir ö¤renci kitlesi, bu kararla birlikte sürecin içinde yer almaya bafllam›flt›r. Ö¤renci hareketinin yaratt›¤› etkinin di¤er bir yans›ma alan› ise, PASOK’dur. 16. Madde’ye karfl› olan PASOK taban›, partilerinin destekçi tutumuna karfl› ö¤renci eylemleri ile paralel harekete geçmifllerdir. Ülkenin hemen her flehrinde PASOK içinden 16. Madde karfl›t› komiteler kurulmufl, yap›lan toplant›lara binlerce kifli kat›lm›flt›r. Tepki sadece gençlikte de¤il, partinin üst düzey kadrolar›nda da cereyan etmifltir. Ö¤renci ve e¤itim emekçileri hareketinin yaratt›¤› bas›nç PASOK’u da etkilemifl ve parti yönetimi içeriden gelen tepkiye boyun e¤erek geri ad›m atm›fl, anayasa de¤iflikli¤i tart›flma sürecinden çekildi¤ini aç›klamak zorunda kalm›flt›r. Ama, geri çekilme taktik bir politikadan baflka bir fley de¤ildir. Çünkü, PASOK bafl›ndan beri hükümeti bu noktada desteklemifl, geri çekilirken dahi, 16. Madde’nin de¤ifltirilmesi gerekti¤ini ifade etmekten vazgeçmemifltir. Bu, ö¤renci hareketinin aç›k bir baflar›s›d›r. Hükümet tek bafl›na kalm›flt›r. Salt kendi gücü ise de¤iflikli¤e yetmemektedir. Yunanistan yasalar›na göre, böylesi bir de¤ifliklik ancak bir sonraki dönemde yap›labilir ve bunun için de bu dönemde en az 180 oy gerekmektedir. E¤er Nea Dimokratia bu oy oran›na eriflebilseydi ikinci dönemde sadece 151 oyla de¤iflikli¤i sa¤layabilecekti. Son geliflmelerden sonra, egemenler hiçbir ilerleme sa¤layamam›fl oldular. Yasa ancak iki dönem sonra meclise getirilebilecektir. Ö¤renci ve e¤itim emekçileri hareketi süreç boyunca, hükümet ve medya taraf›ndan sürekli sald›r›ya ve provokasyonlara maruz kalm›flt›r. Üniversiteler, uyuflturucu sat›fl yeri ve “kamu düzenini” bozan kimi kiflilerin bar›nma ve korunma alan› olarak gösterilerek özerklik hakk›na sald›r›lm›fl, ö¤retmen konfederasyonu POSDEP’e, çat›flmalarda yer alanlar› kollad›¤› iddia edilerek karaçal›nm›fl, polis yap›lan her eylemde k›flk›rt›c› bir tutum alm›fl olmas›na ra¤men hareket durdurulamam›flt›r. Karfl› duruflu ve eylemleri küçük bir az›nl›¤›n tepkisi olarak de¤erlendiren hükümet, bugün zorunlu olarak bu “küçük az›nl›¤a” diyalog ça¤r›s› yapmakta. Ancak ö¤renciler, geçen yaz oldu¤u gibi bu defa da ayn› kararl› tutumu tak›narak, “bizim için tek diyalog, 16. Madde de¤iflikli¤inin ve yeniden gündeme getirilmek istenen yasa tasar›s›n›n tamamen geri çekilmesidir” diyerek kendi cephelerinden son noktay› koymufllard›r. Ö¤renciler bu tutumlar›n› her hafta gerçekleflen eylemleri ile kararl› bir flekilde ifade etmekteler. Gönül rahatl›¤› ile ifade edebiliriz ki, hükümet sadece 16. Maddede de¤il di¤er tüm maddelerde de her fleyi yüzüne gözüne bulaflt›rm›flt›r. Hükümet tek bafl›na kalm›flt›r. Bunu sa¤layan güç ise, 10 ay boyunca ülkedeki mücadelelerin aktif unsuru olan ö¤renci hareketidir.

YKP (M-L)’nin oynad›¤› rol YKP (M-L), üstün öngörüsü ve belirle-

meleriyle, sundu¤u politikalarla süreçte aktif bir rol oynam›flt›r. Yasa toplumda ciddi olarak tart›fl›lmadan önce, 16. Maddenin önemini ortaya koyan YKP (M-L), bu do¤rultuda di¤er parti ve örgütlere ortak mücadele ça¤r›s›nda bulunmufltur. Fakat di¤er örgütler (reformist, Troçkist, küçük burjuva vb.) buna s›cak yaklaflmam›fl, “zaten e¤itim paral›, bu madde çerçevesinde ciddi bir hareket oluflmaz” diyerek tutumlar›n› gerekçelendirmeye çal›flm›fllard›r. YKP (M-L) buna ra¤men geri ad›m atmam›fl, çal›flmalar› sonucu tüm örgütlerin kat›l›m› ile aç›k toplant›lar yap›lm›fl, bu toplant›lardaki kitleselli¤i ve ilgiyi gören örgütler ancak bundan sonra tutumlar›n› de¤ifltirmeye bafllam›fllard›r. YKP (M-L), geçen yaz dönemine göre daha aktif bir tutum alarak, belirledi¤i politikalar›n kitlelerce uygulanmas›n› sa¤lam›flt›r. Bununla ilgili di¤er pek çok örgütün tersine, sundu¤u 16. Madde merkezli mücadele pratikte kitlelerce uygulanm›flt›r. Buradan kitlelerin YKP (ML)’li olduklar› anlam› ç›kar›lmamal›d›r. Önemli olan, sunulan politikalar›n, kitlelerce sahiplenilmesi ve uygulanmas›d›r. Sürecin ana halkas›n›n do¤ru belirlenmesi, buna paralel ortak mücadele anlay›fl›n›n güçlendirilmesi ve kitlelere duyulan güven YKP (ML)’yi di¤er örgütlerden ay›ran en önemli özellikler olmufltur. Hem üniversitelerde hem de d›flar›da komite çerçevesinde, belirlenen do¤ru politikalarla yürütülen çal›flma sonucu genifl bir kitleye ulafl›lmas› sa¤lanm›flt›r. Komünist Partiler, sunacaklar› do¤ru ve somut politikalarla süreci yönlendirebileceklerini, YKP (M-L) prati¤i ile göstermifltir. Ancak hala yolun bafl›nda olundu¤u da unutulmamal›d›r.

Son nokta… Vasilis Samaras’›n, Proletarya Bayra¤› (3 fiubat 07) gazetesindeki de¤erlendirme yaz›s›nda vurgulad›¤› flu noktalar hareketin niteli¤ini aç›kça ortaya koymaktad›r; “Ö¤renci hareketi, *Kendi gücünün fark›na varm›flt›r. *Mücadele ve hak talep etmedeki kararl›¤›n› keflfetmifltir. *Sorunlar›n nedenleri ile birlikte, dostunu ve düflman›n› tan›m›flt›r. *Tafl›d›¤› de¤erlerin fark›na varm›flt›r. *Yoldafll›k, dayan›flma, kolektivizm gibi de¤erleri yeniden yaratm›flt›r *Örgütlü ve politik mücadelenin de¤erini anlam›flt›r. Ki bu bafll› bafl›na bir zaferdir.” Ö¤renci hareketi verdi¤i uzun soluklu mücadelede, art›k son zafer vurufllar›n› yapmak üzere. Küçük az›nl›k hükümeti yaln›z b›rakm›fl, ana muhalefet partisine geri ad›m att›rm›fl ve toplumun ço¤unlu¤u olmufltur. Kendilerinin de ifade etti¤i gibi, ilk amaç, “16. Madde’nin ve yasa tasar›s›n›n tamamen geri çekilmesidir. Fakat bizler art›k sadece kendimizden ve okulumuzdan de¤il tüm topluma karfl› sorumluyuz. Ve bundan sonra da sorumlulu¤umuzun gere¤i olan mücadelemizi, halk›m›z›n ve emekçilerin yan›nda sürdürmeye devam edece¤iz.” San›r›z ki bu cümle anlatmak istedi¤imiz birçok fleyi anlatmaya yetmekte. Son noktay› koyman›n zaman› geldi. Ancak bu son nokta sadece bu mücadelenin son noktas› olacakt›r. Bu düzene son noktay› koyana kadar mücadeleye devam!..


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0538 299 35 52 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0 544 932 24 15 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Y U N A N İ S TA N ’ D A G E N Ç L İ K Z A F E R E YA K I N YENİ DALGANIN İLK DARBESİNE HERKES HAZIR unanistan’da AB direktifleri do¤rultusunda t e m e l h a k l a r a k a r fl › y a p › l a n s a l d › r › l a r , g e n çli¤in direnifline tak›lm›flt›r. Çünkü her fleyin s e r m a y e y e e n d e k s l e n m e y e ç a l › fl › l d › ¤ › Y u n a n i st a n ’ d a e ¤ i t i m d e b u s a l d › r › s ü r e c i n i n d › fl › n d a b › r ak›lamazd›.

Y

Yunanistan’da 2006 bahar›nda bafllayan h›zla geliflip güçlenen ö¤renci hareketi, bugün son vurufllar›n› yapacak noktaya ulaflm›fl durumda. ‹lk süreçte baflar›yla sonuçlanan hareketten sonra, ikinci süreçte zafere bu denli yaklafl›lmas›, gençlik ve halk hareketleri aç›s›ndan gelece¤e umutla bak›lmas›na yol açmakta. Yunan gençlerinin kazan›m› sadece e¤itim haklar› de¤il, onlar devrimci mücadelenin tüm gereklerini ve her fleye yeten gücünü hat›rlatarak gelece¤in yarat›lmas›nda da önemli bir de¤er elde ettiler. Bundan ders ç›karmak, bunu halklar›n bir kazan›m› olarak görmek yanl›fl olmayacakt›r. AB direktifleri do¤rultusunda Yunan egemen s›n›flar›n›n temel haklara karfl› yapt›klar› sald›r›lar, gençli¤in direnifline tak›lm›flt›r. ND (Yeni Demokrasi) Partisi 2004 seçim program›nda temel sorun olarak ortaya koydu¤u “devletin yeniden yap›land›r›lmas›” noktas›nda, emperyalistkapitalist sald›r› politikalar› çerçevesinde, devletin ekonominin tüm dallar›ndan çekilmesini, sosyal niteli¤inin sona erdirilmesini, bunlar›n yerine, sadece kolluk kuvveti (asker, polis, yarg› vb.) vasf›n› yerine getiren bir yap›ya büründürülmesini hedeflemekteydi. Bu hedef do¤rultusunda ilk sald›r› kamu kurulufllar›nda çal›flan emekçilere oldu. Özellefltirme politikalar›na start verilmesi ile telefon iflletmesi (OTE), hava yollar› (OL‹MP‹K), demir yollar› (OSE) ve daha birçok kamu teflebbüsü hedef tahtas›na kondu. Karfl›lafl›lan tepkiden kaynakl› baflar›l› olamasa da hedeften vazgeçilmifl de¤il. 2006 yerel seçimlerinden kay›p vermeden ç›kan hükümet partisi baflkan› Karamanlis, reformlar›n (özellefltirmeler) devam edece¤inin alt›n› bir kez daha çizmifltir. Kamu teflebbüsleri cephesinde geçici geri ad›m at›p süreci erteleyen hükümet, gözünü flimdi de e¤itime dikmifltir. Yunanistan’da e¤itim paras›z ve devlet güvencesindedir. E¤itim anayasal hak olarak kabul edilmifl ve bu 16. Madde ile de güvenceye al›nm›flt›r. Bu hak, devletin demokratik olmas›ndan de¤il, 60-70’li y›larda verilen zorlu ve bedelleri a¤›r mücadelelerle kazan›lm›flt›r. Ancak devam eden bir mücadelede hiçbir zaman kazan›mlar›n sonsuzlu¤undan söz edilemez/söz edilmemelidir. Karfl›l›kl› mücadele edenler oldu¤u sürece haklar nas›l kazan›l›yorsa kaybedilebilir de. Nitekim tüm dünyada devrimci hareketin yenilgiler almas› ve kapitalist-em-

peryalist sistemin girdi¤i krizlerden kurtulma reflekslerinin ürünü olan bütünlüklü ve derinlikli sald›r›lar›yla birlikte o zamana kadarki kazan›mlar parça parça gasp edilmeye bafllad›¤›nda e¤itimde de haklar yok edilmeye bafllad›. Her fleyin sermayeye endekslendi¤i dünyada e¤itim sürecin d›fl›nda b›rak›lamazd›. Bu çerçevede, devleti sermayenin kolluk gücüne indirgeyen yeni anlay›fla göre, e¤itim de özellefltirilmek zorundayd›. Türkiye’ye bak›ld›¤›nda, bu politika daha iyi kavranacaktad›r. Ancak Yunan egemenleri halk›n tepkisinden dolay› süreci geriden izlemifl, çeflitli giriflimlere ra¤men istedikleri baflar›y› elde edememifllerdir. ND (Yeni Demokrasi) Partisi’nin iktidara getirilmesi, PASOK (Tüm Yunanistan Sosyalist Hareketi) iktidar› dönemlerinde baflar›lamayan ya da tamamlanamayan halk karfl›t› politikalar›n uygulanmas› hedeflenmifltir. Sermaye seçiminde yan›lmam›fl, ND’nin iktidara gelmesi ile 25 y›ld›r bekleyen pek çok madde yasalaflm›fl, iflçi ve halk katmanlar›na karfl› sald›r›lar s›n›r tan›maz boyutlara ulaflm›flt›r. Yap›lan tüm sald›r›lar sosyo-ekonomik olarak emperyalistlere ba¤›ml› olan Yunanistan’›n “Yeni Dünya Düzenine” entegre edilmesi kapsam›nda yap›lmaktad›r.

De¤iflen koflullarda e¤itime biçilen rol Sosyalist hareketin yaflad›¤› yenilgi ve bu sürecin devam›nda revizyonist rejimlerin y›k›lmas› ile sermaye önündeki tüm engeller de ortadan kakm›fl oldu. Yenilgi beraberinde büyük bir hayal k›r›kl›¤› getirmifl, direnifl dinamiklerinin zay›flamas›na yol açm›flt›. Rüzgâr› arkas›na alan sermaye, s›n›rs›z sömürü arzusu ile haklara ve zenginliklere ininden ç›kan aç yarat›k misali sald›rmaya bafllad›. Sald›r› odaklar›ndan birisi de e¤itim oldu. Sosyalist sistemin yenilgisinden sonra e¤itim alan›nda kendini yeniden yap›land›rma ihtiyac› duyan emperyalist-kapitalist sistem, yeni düzenlemelere gitti. Bugüne kadar devletin kamuya hizmeti olarak kabul edilen ve güvence alt›na al›nan e¤itimin temel yap›s›nda da özellefltirme ile birlikte de¤iflimlere gidildi. Temel görevi kitleleri sisteme en uygun biçimde dahil etmek, mevcut egemenli¤i sürdürmek olan e¤itimin bu vasf› yal›nlaflt›r›ld› ve daha da güçlendirildi. Ezilenleri sistemin parças›na dönüfltürme vasf›, tamamen egemenlere hizmet eden bir araç olmakla

tamamlanmaya baflland›. Üniversiteler toplum için bilim üreten alanlar olmaktan tamamen ç›kar›larak, sermayeye bilim üreten kurumlara dönüfltürüldüler. Gene teknik okullar ayn› çizgide, kalifiye eleman yetifltiren okullardan öteye geçemediler. E¤itim art›k, küçük bir az›nl›¤›n ve seçilmifllerin kullanabilece¤i bir hak olmaya bafllamakta. Geride kalanlar ise sermayenin okumufl yedek ifl gücü olarak yedekte bekletilmekte. Ki bunlar›n d›fl›nda üniversitelere giremeyen veya engellenen devasa bir kitle de e¤itim hakk›ndan tamamen mahrum b›rak›lmakta. Dün de söylüyorduk “bu düzende e¤itim de, bilim de sermaye içindir”, bugün bunun tersini hiçbir demagog söyleyemez durumdad›r; flimdiki burjuva demagoglar her fleyin sermaye için olan›n›n daha kaliteli oldu¤u iddias›ndad›r. E¤itimin toplumsal özü dinamitlenmekte, “paran kadar oku” anlay›fl› hakim hale getirilmeye çal›fl›lmakta. Bu bozuk dünya düzeninde sadece bir çark olan Yunanistan egemenleri de bu politikan›n uygulanmas›nda, efendilerinin yolunda ilerlemekte. AB bask›s›yla hayata geçirilmeye çal›fl›lan politikalar, dünyan›n farkl› ülkelerinde oldu¤u gibi (Almanya, Fransa, fiili vb.) direniflle karfl›laflmaktad›r. fiunu rahatl›kla söyleyebiliriz ki, Fransa’dan sonra Avrupa’daki en uzun süreli ve kitlesel ö¤renci hareketi Yunanistan’da yaflanmakta.

May›s-Haziran Ö¤renci Hareketi’nden 16. Madde karfl›t› harekete May›s-Haziran (2006) sürecinde, yasatasar›s›na karfl› bafllayan ö¤renci hareketi, bir 盤 gibi büyüyerek, hükümete geri ad›m att›rm›fl, s›n›f hareketinin gerilemesinden sonra toplumda oluflan olumsuz havan›n k›r›lmas›n› sa¤lam›flt›. Ö¤renci hareketinin kazand›¤› baflar› devam›nda, ö¤retmenlere ilham kayna¤› olmufltu. Ve y›llard›r grev ve eylem yapmayan ö¤-

retmenler (ilk ve orta derece) alt› haftay› bulan grev ve eylemler gerçeklefltirmifllerdi (sonbahar sürecinde). Greve lise ö¤rencileri okul iflgalleri ile kat›l›rken, aileler de destek vererek sürecin gerisinde kalmam›fllard›r. E¤er bu grev bir kaç hafta daha sürdürülebilseydi hükümeti içinden ç›k›lamaz bir sürece sokabilirdi. Ancak sendikal önderliklerin ifl birlikçi tutumu sonucu zafer feda edilmifltir. Gerek May›s-Haziran ö¤renci eylemleri, gerekse ö¤retmen eylemleri, toplumda ciddi bir destek bulmufl, hükümetin politikalar›na karfl› güçlü bir direniflin yarat›lmas› sa¤lanm›flt›r. Bu atmosfer ve olumlu psikoloji ile 16. Madde sürecine girildi. 2006 Sonlar›ndan itibaren tart›fl›lmaya bafllanan Anayasa de¤ifliklik paketi sadece 16. Maddeyi de¤il, bunun d›fl›nda, birçok kesimi ilgilendiren anayasa de¤iflikliklerini içermekte. Ancak, tart›flma sürecinde, ilgilendirdi¤i toplumsal kesimler (üniversite ö¤rencileri, ö¤retim üyeleri, lise ö¤rencileri, aileler) bak›m›ndan daha genifl bir kesimi kapsamakta. Hükümet de¤ifliklik tasar›s›n› gündeme getirirken, oluflabilecek tepkiden dolay›, de¤ifliklikle beraber kurulacak özel üniversitelerin “kar gütmeyen ve s›k› bir kontrol alt›nda” olaca¤›n› ileri sürmüfltür. Ne ki buna ne kendisi ne de toplumu inand›rabilmifltir. Çünkü, e¤itim bafll› bafl›na pahal› bir yat›r›m oldu¤u gibi, üniversite bu alanda çok daha külfetli olmakta. Dünyada hiçbir büyük üniversite, gidip de baflka bir ülkede böylesi bir yat›r›m yapmam›flt›r. Kurulacak özel üniversitelerin kar amac› gütmeyece¤i iddias› bir aldatmacad›r: kapitalist yat›r›mc›n›n üstelik yüksek maliyetli bir alanda kar amac› gütmeden yat›r›m yapaca¤› iddias›na inanmak akl› yerinde olanlar için pek mümkün de¤ildir. E¤er öyle ise bugüne kadar kamuya hizmet etme hevesinde olanlar›n neden devletin sosyal harcamalar›na katk› yapmad›klar› önemlidir. Bu kapitalizmin ve kapitalistlerin do¤as›na ayk›r›d›r.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
OGYIK68 by sol yayin - Issuu