ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA
www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr
Say›: 2006-27
64
*Y›l:4 *29 Aral›k 2006-11 Ocak 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350
2007 zalimlerin korkusu olsun, Hiç bitmesin! 007 zalim ve zorbalar için zorlu bir gündemle yüklü. Sald›r›lar›n›n giderek yo¤unlaflmas› bundan kaynaklan›yor. fiimdiden daha fliddetli çat›flmalar için haz›rl›k yap›yorlar. Devrimcilere azg›nca bask›nlar düzenlemeleri, kalleflçe pusular kurmalar›, düzmece senaryo ve provokasyonlara giriflmeleri bu yüzden. Sivil faflistlerin iplerini bu nedenle çözdüler. Yarg›s›z
2
infazlara, kay›plara, iflkence ve kurfluna dizmelere s›kça baflvurmalar› bofluna de¤il. Devrimci tutsaklar› tecrit içinde tecrit cenderesinde imha etmek için zulümde s›n›r tan›may›fllar› bu yüzden. 2007’yi sa¤ salim, en az zararla atlatmak için bildikleri bütün dualar› ettiklerine flüphe yok! Onlara yaflad›klar› topraklar› dar edelim, 2007 kabuslar› olsun, hiç bitmesin!
Zam, zulüm, işkence işte AKP!
2006’y› geride b›rak›rken, 5. y›l›na giren AKP hükümetinin icraatlar› halk düflmanl›¤›n› tescilledi. 2002 seçimlerinde hükümet olan AKP, geçen süre içerisinde çok iyi bir grafik çizerek efendilerinin takdirini ald›. E¤itimden, sa¤l›¤a, altyap›dan yat›r›mlara, sosyal güvenli¤e kadar çok genifl bir yelpazede emperyalistlerin ç›karlar›n› birkaç yol kazas› d›fl›nda harfiyen yerine getirdi. Emperyalistlerin emrine amade olan Türk hâkim s›n›flar›n›n sözcüsü AKP, görevini büyük bir baflar› ve “özveri” ile sürdürüyor. Temiz, ilkeli siyaset, söylemleri ile hükümet koltu¤una oturan AKP uluslararas› flirketlerin, IMF ve DB’nin direktiflerini aynen yerine getirdi. Daha fazla kâr ve sömürü ilkelerinden taviz vermedi. Sayfa 16-17
IMF: KİT’leri özelleştirin, sağlıkta “tasarruf” yapın! 2007 y›l›nda ülkemiz hâkim s›n›flar›n›n uygulayaca¤› ekonomi politikalar›n› görüflmek üzere Türkiye’ye gelen IMF heyetinin temaslar› sona erdi. 5. gözden geçirmenin tamamlanmas› ile 1 milyar 132 milyon dolarl›k kredi dilimi serbest b›rak›ld›. Borç olarak verilen bu kredinin önemli bir bölümü yine borç ödemelerine gidecek. IMF, müdahale etti¤i ülkelere yüksek faizle borç vererek daha fazla borçlanmas›n› sa¤lamakta, ard›ndan da borcunu ödemesi için tekrar borç vererek bu k›s›r döngü içinde ülke ekonomilerini çökertmektedir. Sayfa 2
2
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
64
IMF: KİT’leri özelleştirin, sağlıkta “tasarruf” yap›n!
Tek G›da-‹fl Sendikas›’nda örgütlendikleri için patronun bask›, tehdit ve iflten ç›karma uygulamalar›na maruz kalan UNO iflçilerinin mücadelesi sürüyor. ‹flçilerinin mücadelesi, sendikalaflma faaliyetleri s›ras›nda iki iflçinin iflten ç›kar›lmas› ile bafllam›flt›. Bu eylemle birlikte daha da sald›rganlaflan patronun, iflçileri örgütsüzlefltirmek için yapt›¤› bir dizi sald›r›ya bir yenisi daha eklendi ve 20 Aral›k’ta iki iflçi daha iflten ç›kar›ld›. Bunun üzerine Tek G›da-‹fl Sendikas› taraf›ndan, 21 Aral›k’ta UNO önünde bir eylem örgütlendi. Fabrikan›n önünde gerçekleflen eyleme gece vardiyas›ndan ç›kan, ancak arkadafllar›yla dayan›flmak için direnifl önlükleriyle gelen UNO çal›flanlar› da kat›ld›. Eylem, içerde çal›flan iflçilerin yemek boykotunu ve bu boykot s›ras›nda kap› önüne ç›karak, burada yap›lan aç›klamaya kat›lmalar›n› kaps›yor. Yeme¤e vardiya halinde, dönüflümlü olarak ç›k›ld›¤›ndan, her gruba ayr› ayr› aç›klama yap›ld›. ‹lk grup, eylemin de bafllang›ç saati
yük hayaller kurmakta. Önümüzdeki y›l›n emperyalistler için mutlu bir y›l olmas›n› isteyen IMF, emekçiler için ayn› dileklerde bulunmuyor. IMF, hastanelerin ticaretha-
neye, hastalar›n müflteriye dönüfltü¤ü en temel insani ihtiyaçlar›n bile karfl›lanamad›¤› bir ülke düfllüyor. Elbette bu iflçiler, yoksullar için tam bir kâbus. IMF, bir yandan uflaklar›n›n sözcüsü AKP’ye ders notunu verirken öte yandan iflçilere açl›k s›n›r›n›n alt›nda bir ücret dayat›yor.
Tencereler bofl çocuklar aç! Asgari ücret tart›flmalar› sürerken iflçiler asgari ücretin, insanca yaflanacak bir düzeyde olmas›n› istiyor. Ald›klar› ücret ile ay›n sonunu getiremeyen iflçiler, emekçiler için asgari ücret her fley demek. Ne giyeceklerine de, ifle nas›l gideceklerine de çocuklar›n› hangi okula göndereceklerini de bu ücret belirleyecek.
Emekçilerin dikkat kesildi¤i ve Türk-‹fl ile Türkiye ‹flverenler Sendikas› aras›nda devam eden görüflmelerde Asgari Ücret Tespit Komisyonu ikinci kez topland›. Türkiye ‹statistik Kurumu, asgari ücretin net 543,560 YTL olmas›n› savunurken patronlar ise rekabet oldu¤unu “gerekçe” göstererek ücretin yükseltilmemesini tam aksine bölgesel asgari ücretin uygulanmas›n› istiyor. Türk-‹fl ad›na toplant›ya kat›lan Genel E¤itim Sekreteri Mustafa Türkel bir gazetecinin; Türk-‹fl 650 YTL’de ›srar ediyor mu sorusuna “Bugünün koflullar›nda bu art›fl› yapmak mümkün mü? Ekonomik göstergelere bak›ld›¤›nda mümkün de¤il, gerçekçi olmak gerekiyor” yan›t›n› veriyor. Türkel, bu aç›klama ile toplant›lara hangi zihniyetle ve kimin ç›karlar›n› gözeterek kat›ld›¤›n› da göstermifl oldu. Asgari ücrette flu anda 251 TL’lik sigorta ve vergi yükü bulunuyor. Asgari ücret bugün net 380 YTL iken devlet vergi gelirlerinin çok büyük bir k›sm›n› asgari ücretten yapt›¤› kesintilerle karfl›l›yor. Türk-‹fl’in yapt›¤› araflt›rmaya göre, asgari ücret 4 kiflilik bir ailenin dengeli ve sa¤l›kl› beslenebilmesine ancak 20 gün yetiyor. Türk-‹fl, 4 kiflilik bir ailenin dengeli ve sa¤l›kl› beslenebilmesi için yapmas› gereken asgari g›da harcamas›n› ifade eden ve “açl›k s›n›r›” olarak da adland›r›lan tutar›, geçen ay itibar›yla 558 YTL 33 YKR olarak hesaplad›. Yani patronlar milyonlarca emekçiye açl›k s›n›r›n› reva görüyor. ‹flçiler açl›k s›n›r›n›n alt›nda asgari bir yaflam
“Gemileri yaktık!”
olan 11:30’da d›flar› ç›k›yor ve fabrikan›n önüne geliyor. Tek G›da-‹fl Teflkilatland›rma Sekreteri Göksel fiengün d›flar› ç›kan iflçilere hitaben, hep bir a¤›zdan at›lan “Gemileri yakt›k, art›k dönüfl yok!” sloganlar› aras›nda, bir konuflma yapt›. Bir sonraki vardiyan›n ç›k›fl›n› beklerken, Göksel fiengün ve eylemdeki ve onlara
işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!
ABONEL‹K fiARTLARI
2007 y›l›nda ülkemiz hâkim s›n›flar›n›n uygulayaca¤› ekonomi politikalar›n› görüflmek üzere Türkiye’ye gelen IMF heyetinin temaslar› sona erdi. 5. gözden geçirmenin tamamlanmas› ile 1 milyar 132 milyon dolarl›k kredi dilimi serbest b›rak›ld›. Borç olarak verilen bu kredinin önemli bir bölümü yine borç ödemelerine gidecek. IMF, müdahale etti¤i ülkelere yüksek faizle borç vererek daha fazla borçlanmas›n› sa¤lamakta, ard›ndan da borcunu ödemesi için tekrar borç vererek bu k›s›r döngü içinde ülke ekonomilerini çökertmektedir. IMF’ye sunulan niyet mektubuna bak›ld›¤›nda “niyetin” hiç de iyi olmad›¤› anlafl›l›yor. IMF politikalar›n›n niyeti; özellefltirmeleri art›rmak, sa¤l›k harcamalar›n k›smakt›r. 2007’de Halk Bankas›, Milli Piyango ‹daresi, TEDAfi ve TEKEL’in gibi pek çok kurumunun sat›lmas›n› isteyen IMF, sa¤l›¤a ayr›lacak pay›n azalt›lmas›n›, sa¤l›¤›n piyasaya daha fazla aç›lmas›n› ve K‹T’lere yeni personel al›m›n›n azalt›lmas›n› istiyor. Personel say›s›n›n azalmas› özellefltirme sürecinin en önemli ad›mlar›ndan birini oluflturuyor. Böylece devlet hastaneleri vb. kurulufllar yeterli hizmeti veremeyecek ve hastalar özel sa¤l›k kurulufllar›na yönelecek; ayn› zamanda kitlelerin kafas›nda bu kurumlar hakk›nda olumsuz düflünceler oluflacak ve özellefltirmeye karfl› geliflebilecek tepkiler de engellenmifl olacak. IMF, 2007 bütçesinin tart›fl›ld›¤› bugünlerde gelecek için bü-
destek veren iflçilerle sohbet ediyoruz. fiengün; eylemlerine iflten at›lan iflçiler geri al›nana, sendikalaflma hakk›n› ve buna ba¤l› olarak da, T‹S hakk›n›n elde edene kadar sürdüreceklerini söylüyor. Ayr›ca, UNO’nun ülke pazar›n›n % 80’ine sahip oldu¤unu ve buna güvendiklerini, ancak kendilerinin de bu sektörün % 52’sinde ör-
6 AYLIK: 10.200.000
mücadelesi verirken refah vaatleriyle yola ç›kan AKP en son Y‹MPAfi örne¤inde oldu¤u gibi balonunu yolsuzluklarla flifliriyor. D‹SK’in 1-15 Aral›k tarihleri aras›nda bafllatt›¤› “Asgari Ücret=Kaç Simit” kampanyas›ndan rahats›z olan AKP, icraatlar›na haks›zl›k yap›ld›¤›n› düflünmüfl ve simit fiyatlar› ayn› kalmas›na ra¤men asgari ücretin yükseldi¤ini hesaplam›fl. AKP Genel Baflkan yard›mc›s› fiükrü Ayalan’a göre 2002 y›l›nda net asgari ücretle 736 adet simit ve 695 bardak çay al›n›rken 2006 y›l›nda 950 adet simit ve 1094 bardak çay al›nabiliyor. AKP bunun hizmetlerinin bir sonucu olarak refah seviyesindeki yükselmeye iflaret etti¤ine dikkat çekiyor. Milyonlarca emekçinin sadece simit yiyerek yaflad›¤›n› kabul edersek, AKP gerçekten de büyük bir ifl baflarm›fl olmal›. Hâkim s›n›flar›n bugünkü sözcüsü AKP’nin bakanlar› ülkenin yeralt› ve yer üstü kaynaklar›n› emperyalistlere peflkefl çekerek saltanat sürerken yoksul emekçiler insanl›k d›fl› koflullarda yafl›yor. ‹flçi ve emekçiler 2007 y›l›nda IMF’nin ve uflaklar›n›n yaflamlar›n› çekilmez hale getiren bütün uygulamalar›na, politikalar›na karfl› birleflerek hesaplar›n› bofla ç›karacakt›r. Mücadele ve direnifl oldukça iflçi s›n›f›n›n ezilenlerin öfkesi egemen s›n›flara elbet geri ad›m att›racakt›r. Egemenler uygulayacak sömürü ve zulüm politikalar› ile y›¤›nlar›n düflmanl›¤›n› daha çok kazanacak flimflekleri üzerlerine çekeceklerdir. Zulüm ve y›k›m direnifl ve örgütlenme ile karfl›l›k bulacakt›r.
gütlü bir sendika olarak, e¤er iflçilerin lehine bir anlaflma sa¤lanmazsa, üretimden gelen güçlerini kullanabileceklerinin alt›n› çiziyor. 13 y›ld›r UNO’da çal›flan fievket Bak›fl, 10 y›ll›k Hac› Kemiksiz, 3 y›ll›k Serdar Akbo¤a, 4 y›ll›k operatör Veysel Könük ve tüm di¤er iflçilerin dertleri ayn›. Hepsi de fazla mesaiden, mesai ücretlerini alamamaktan, cenazeleri oldu¤unda bile izin kullanamamaktan ve ücretlerinin asgari ücretin üzerine ç›kmamas›ndan flikâyetçiler. “Direnmekten baflka çare yok” diyorlar. Yeme¤e ç›kmas› gerekenlerin d›flar› ç›k›fl› uzay›nca, içeri telefon ediliyor ve flu haber geliyor: patron kap›lar› çal›flanlar›n üzerine kilitleyerek, yeme¤e ç›kanlar›n fabrika önüne gelmesini engellemifl! Bu durum karfl›s›nda ne yap›laca¤›na iliflkin k›sa bir de¤erlendirme yap›lmas›n›n ard›ndan, gece vardiyas›ndan ç›kan iflçilerin, so¤uk havada uykusuz bekleyifllerine son vermek, ancak daha baflka eylemler örgütlemek üzere, eyleme son veriliyor. (Kartal)
1 YILLIK: 20.400.000
NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.
3
64
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
Burjuva partilerin yeri halk›n sinesi de¤il, burjuvazinin kuca¤›d›r 2007 y›l›na bir kez daha seçim tart›flmalar›yla giriyoruz. 16 Nisan-16 May›s tarihlerinde yap›lmas› gereken cumhurbaflkanl›¤› seçimleri ve 3 Kas›m 2007’de yap›lacak olan genel seçimler vesilesiyle bir kez daha gündem seçimlere odaklanm›fl bulunuyor. 3 Kas›m 2002 seçimleriyle hükümete gelen AKP hükümetinin süresi Kas›m 2007’de dolacakken, bir y›ldan daha az bir süre kala yeniden erken seçim tart›flmalar› alevlendirilmifl bulunuyor. Ancak bu kez, % 34 oy oran›yla hükümete gelen AKP’nin y›pranm›fll›¤›n›n yan› s›ra –ezici- ço¤unlu¤una sahip oldu¤u Meclis’in Nisan-May›s 2007’de seçece¤i cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinde AKP’nin planlar›n› “bofla düflürme” çabalar›n›n bir ürünü olarak da gündeme geldi erken seçimler. Hatta tart›flmalar, tamamen bu çabalar ekseninde yürüyor denilebilir. Asl›nda bir süredir siyasi olarak AKP’yi y›pratma çabalar›, di¤er yan›yla AKP taraf›ndan temsil edilen sermaye kesimlerine yönelik olarak da sürdürülüyor. En son Cevahir Holding’e ondan önce Y‹MPAfi’a yönelik kampanyalar bunun en aç›k örnekleri. Bir çocu¤un öldüresiye dövülmesi ile sanki ilk kez Cevahir ‹fl Merkezi’nde karfl›lafl›l›yormufl gibi bir kampanya sürdürülüyor. Ayn› sermaye kesimleri McDonalds’›n Beylikdüzü flubesinde selpakç› küçük bir çocu¤un dondurucuya kilitlenmesi karfl›s›nda McDonalds’›n kapat›lmas› dillendirilmemiflti hat›rlanaca¤› üzere. Sermayenin hiçbir kesimi ve de bu kesimleri temsil eden hiçbir siyasi parti emekçilerin yaflam›yla ilgilenmez, onlara de¤er vermez. Olas› bir erken seçim için ya da zaman›nda yap›lacak bir seçim için belli öngörülerde bulunulabilir kuflkusuz. Ancak bu tart›flmadan önce cumhurbaflkanl›¤› seçimleri üzerine kopart›lan f›rt›na ve bunun üzerinden CHP’ye yönelik “sine-i millete dönme” bask›lar›na de¤inebiliriz.
Anayasa, kimin için? AKP, ismini aç›klamasa da görev süresi dolacak olan Ahmet Necdet Sezer yerine –haz›r mecliste ço¤unluk elindeyken- cumhurbaflkanl›¤› için kendi aday›n›n köflke ç›kmas›n› planl›yor. Di¤er yandan erken seçim
isteyen tüm di¤er kesimler ise olas› bir genel seçimde AKP’nin, ayn› ço¤unlu¤u elde edemeyece¤i hesaplar›na dayanarak seçim sonras› kurulacak olan yeni meclisin bu seçimi yapmas›n› istiyor. Ancak erken seçim karar› alacak esas gücün de AKP oldu¤u gerçe¤i bu isteklerinin önündeki en büyük engel durumunda. Birincisi cumhurbaflkan› olabilmenin ayr›nt›l› kriterleri anayasada ortaya
Sine-i millet ›srarlar› AKP’yi erken seçime zorlaman›n “sine-i millete dönme” takti¤i, Cumhuriyet Gazetesi çevresinin ça¤r›s›yla ortaya ç›ksa da DSP, ANAP, SHP ve A. Necdet Sezer taraf›ndan hemen sahiplenildi. Ancak bunlar›n bir kamuoyu yaratma çabas›ndan öteye geçmesi mümkün de¤ildir. Nitekim meclis d›fl›na ç›kma ça¤r›lar›na CHP’nin yan›t› “CHP’nin
ay›na kadar adaylar›n› aç›klamayacaklar›n› söylese de, “flahs›n›n” üzerine yap›lan “spekülasyonlar”›n objektif bir bak›fl›n yans›mas› olmad›¤›n› ifade etse de, gösterecekleri aday›n kendi görüflleri do¤rultusunda olaca¤› su götürmez bir gerçektir. Bu, kabul edilemez bir durum mu olacakt›r? Bir yan›yla evet, zira yukar›da bahsetti¤imiz gibi ‹slami sermaye denilen kesimi temsil eden bir cumhurbaflkan› istenmemektedir. Bunun bafl muhalifi ise ülkede en çok söz sahibi olan Ordunun kendisidir. Çeflitli yurtd›fl› gazetelerinde ve bizim köfle yazarlar›m›zca da ifade yada ima edilen “darbe” söylentilerinin temeli de buraya dayanmaktad›r. Demokles’in k›l›c› gibi halk›n üzerinde salland›r›lan darbe tehdidi bir kez daha bu kesimi ehlilefltirmek üzere kullan›lmaktad›r. Bu durumda, 28 fiubat benzeri bir “post-modern müdahale”nin sinyalleri verilmektedir. Bu flekilde AKP’nin “hofla gitmeyen” birkaç yönü törpülenir, ayaklar› yorgana göre k›salt›l›r ve yola devam edilebilir.
Halk bu oyunun neresinde? konmaktad›r. Ancak emekçi halk için onlar› ezme, bask› alt›nda tutma ve sömürme kriterlerini belirleyen ve düzenleyen bir anayasaya egemen s›n›flar›n kendisi dahi uymamakta ›srar etmektedir. Bu, en basitinden anayasan›n zaten güçlü/egemen olan›n da içinde en güçlü olan›n ç›karlar›n› temsil etti¤i, bu ç›karlara ters düfltü¤ü zaman rahatl›kla çi¤nenmek istenece¤i/çi¤nenece¤i gerçe¤idir. Örne¤in 1980 AFC’si ile ortadan kald›r›lan 1961 Anayasas› da yine egemen s›n›flar›n ç›karlar›na hizmet eden, halk› hiçe sayan bir anayasayd›, ancak egemenler bunu yeterli görmeyerek 1980 Cuntas› ile faflist yüzü daha bir aç›k görülen 1982 Anayasas›’n› haz›rlam›fl ve zorla kabul ettirmifltir. Meselenin özü, AKP taraf›ndan temsil edilen sermaye kesimlerinin siyasi mercilerde kurumsallaflmas›n›n ve bu flekilde daha da güçlenip palazlanmas›n›n önüne geçilmesi çabas›d›r. Bunun d›fl›ndaki tüm tart›flmalar “iflin” halka yans›t›l›fl biçimidir ve aldatma senaryosuna ortak etme amac›na dayanmaktad›r.
topyekûn bir muhalefet hareketi bu yönde geliflmeden böyle bir hareketi düflünemeyece¤i” yönünde oldu. CHP’nin topyekûn bir muhalefetten söz ederek halk› burjuva politikalar içinde yer almaya ça¤›rmas› bu tart›flmalar›n kimi kand›rmaya yönelik oldu¤unu da aç›k etmektedir. Nitekim, ABD’den gelir gelmez, aya¤›n›n tozuyla aç›klama yapan Erdo¤an da her zamanki üslubuyla bu gerçe¤i dile getiriyordu. “Sine-i millet ifadesini kullananlar hadi dön deyin dönemezler. Bunlar sadece sanal siyaset politik ifadeleridir. Kald› ki sine-i milletin flu andaki özü parlamentodur. Ve bu parlamento bu müracaatlar› kabul etmedi¤i sürece zaten dönemezsiniz.” Görüldü¤ü gibi mecliste bu ço¤unluk oldu¤u sürece bu öneri sahiplerinin ucuz kahramanl›k peflinde dahi olamayacaklar› aç›kt›r. Onlar›n sinesi milletin içi de¤il, temsil ettikleri sermaye kesimlerinin kuca¤› olabilir ancak.
Ya Erdo¤an cumhurbaflkan› olursa… R.T. Erdo¤an, her ne kadar Nisan
Tüm bu atmosfer içinde bizim için önemli olan mesele, halk›n bu oyunun neresinde yer alaca¤›d›r. Bu mesele üzerine daha birçok yorum yap›labilir, bir dizi öngörü yada tespit öne sürülebilir. Ancak halk› örgütleme meselesi üzerinden tart›flt›¤›m›zda tüm bunlar›n hiçbir önemi kalmamaktad›r. Halk›n dikkatle takip etti¤i bu süreçte bizlerin üzerine düflen görev, haz›r birbirlerini ve kendilerine en seviyesiz biçimlerde teflhir ederlerken, bu ortamdan yararlanmak ve bu flarlatanlar›n gerçek yüzlerini kitlelere göstermektir. Yapaca¤›m›z tespit ve öngörüler tamamen kitleleri örgütleme temeline dayanmal› ve bunun için yap›lmal›d›r.
Geleneksel erken seçim “Çok partili” siyasal yaflama geçilen 1950 y›l›ndan bugüne 22 seçim gerçeklefltirildi. Yani, bu ortalama 2,5 y›lda bir seçimin yap›ld›¤›n› gösteriyor bizlere. 1924 ve 1961 Anayasalar›na göre 4 y›lda, 1982 Cunta Anayasas›na göre ise 5 y›lda bir yap›lmas› öngörülen seçimler, özellikle 1987’den bu yana “gelenekselleflmifl” bir halde “erken” olarak gerçeklefltiriliyor.
4
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
S›n›fsal Yaklafl›m 2007 zalimlerin korkusu olsun, hiç bitmesin! Bu sefer gündeme gelen erken seçim –bununla beraber c.baflkanl›¤› seçimi- tart›flmalar›n›, öncekilerden farkl› bir mecrada ele alarak sistemin/rejimin açmaz›na ve krizine yormayanlar, “istikrar”dan ne anla(ma)d›klar›n› göstermekten baflka, süreci ve hem ülke hem bölge/dünyadaki geliflmeleri okumaktan yoksun olduklar›n› ispatlam›fl oluyorlar. AKP hükümetine “uzun ömürlülük” rekorunu da k›rd›ran bu yorumlar, ekonomik alanla ilgili yürütülen dezenformasyondan fena halde malul durumdad›r. Ha keza parlamentodaki say›sal pozisyonda yer kaymas› veya transfer furyas›n›n yaflanm›yor oluflu da önceki hükümet süreçlerine göre esasl› bir farkl›l›k olarak alg›lanmaktad›r. Ekonomik tablo ile bafllayacak olursak, 2007 bütçesine yans›yan yüzüyle kendisini çok aç›k biçimde ifade eden, y›k›m›n daha da derinleflti¤i ve derinleflece¤i bir ekonomik süreç yaflanmaktad›r. AKP’nin hükümete geldi¤i 2002’den günümüze kadar geçen süre içinde baflta asgari ücret olmak üzere iflçi ücretleri ile kamu emekçilerinin gelirleri ciddi oranda gerilemifltir. Açl›k ve yoksulluk endeksi olarak belirlenen miktar›n sürekli olarak artt›¤› koflullarda, enflasyon, “tek haneli rakamlara indirildi¤i” sahtekarl›¤› alt›nda halk›n belini k›rman›n en büyük arac› olmaya devam edegelmifltir. Devlete ait kurumlar›n (eski D‹E, yeni ad›yla TÜ‹K) bütün ayak oyunlar›na, rakamlardaki bütün çarp›tmalara karfl›n gizleyemedikleri gerçeklikler, yine onlar›n verilerine göre KESK ve D‹SK Birleflik Metal-‹fl’in 19.12.06’da bas›na yans›yan araflt›rmalar›yla sergilendi¤i üzere bu durumu kan›tlamaktad›r. Daha çarp›c› olan, patron kulüplerinden TOBB’un baflkan› Rifat Hisarc›kl›o¤lu’nun 18.12.06 tarihli demeciyle gelmiflti: “‹flte bu foto¤raf Türkiye’nin gerçe¤i. Yemek, art› sigorta, art› servis. Türkiye’de SSK’l› olmak bile bonus oldu. Oysa yasal zorunluluk. Türkiye’nin bütün sistemleri iflas etmifltir.” Ayn› konuflmada, Türkiye’nin temel sorununun “盤 gibi büyüyen iflsizlik” oldu¤unu söyleyen ve “Bu ileride müthifl bir sosyal patlama yaratabilir” diyen
Hisarc›kl›o¤lu’na Merkez Bankas› Baflkan› Süreyya Serdengeçti flu sözlerle destek veriyordu: “Büyümeyi k›sarak, kurlar› yükselterek bir yere varamay›z. Çözüm iflsizli¤e ve istihdam ortam›na bir çare bulmaktan geçer.” 22.12.06’daki deklarasyon ilan›nda TÜS‹AD Baflkan› Ömer Sabanc›’n›n da “Türkiye’nin en önemli sorunu” ilan etti¤i; yüzde 20’lerin üzerinde seyretti¤ini, baflka bir deyiflle 6 milyon dolaylar›nda oldu¤u inkar edilmez yo¤unluktaki iflsiz nüfus gerçe¤i; Türkiye ekonomisinin bütün verilere ait yeterince fikir verecek nitelikte bir a¤›rl›k tafl›maktad›r. TOBB Baflkan›’na “Türkiye’de bütün sistemler iflas etmifltir” fleklinde “a¤›r” sözler sarf ettiren Türkiye gerçekli¤i, tar›mdan sanayiye, sa¤l›ktan e¤itime bütün alan ve sektörler için geçerlilik arz etmektedir. Bu durumdan devletin di¤er kademelerini muaf tutmak isteyenler büyük bir yan›lg› içerisindedir. Buna karfl›n ifllerin bir biçimde “yolunda” gidiyor olmas›, ne bu saptaman›n yanl›fll›¤›n› ne de devletin/sistemin her fleye karfl›n güçlü ve ba¤›fl›kl› bir yap›ya sahip bulundu¤unu gösterir. Bu iflin s›rr›, emperyalist-kapitalist sistemden beslenilmekte oldu¤u kadar, halk›n alabildi¤ine sömürülmesi ve s›n›f mücadelesinin bast›r›lmas› ile birlikte inisiyatifin elde tutulmaya devam edilmesinde aranmal›d›r. Bu ba¤lamda, ayn› Hisarc›kl›o¤lu’nun di¤er s›n›f kardeflleri gibi bu konuflmas› vesilesiyle “sosyal patlama”dan bahsetmeden geçememesi rastlant› de¤ildir! AKP hükümeti kendinden öncekilere göre genel olarak çok farkl› bir performans sergilememifltir. Emperyalistleri ve ufla¤› Türk hakim s›n›flar›n› temsilen, kimi konularda eksiler, kimi konularda art›lar kaydederek yürüttü¤ü faaliyetinde, di¤er kliklerle girdi¤i mücadele içerisinde son sözü efendilerine b›rakma adab›ndan ayr›lmamay› geç de olsa yerine getirmekle de zevahiri kurtarmay› baflarabilmifltir. Bununla beraber, misyonuna uygun konumlan›fl›n›n devam›nda Çankaya ile taltif edilmeyi hak olarak talep eden yaklafl›m›, rejim krizini davet eden bir boyut al-
64
m›flt›r. Çankaya tart›flmalar›n› gerenler, baflka bir ifadeyle Tayyip’in Çankaya’ya ç›k›p ç›kmamas›n› abart›l› bir laikçi-fleriatç› çekiflmesine bulamak isteyenler, dahas› Cindoruk gibi “hilafetin intikam› olur” diye demeç verenler, meseleyi farkl› zemine çekmek istiyorlar. ABD’nin ve hatta AB’nin tam denetimi/yönetimi alt›ndaki bir Tayyip’in, de¤il Çankaya’da, çok daha genifl “yetkilere” ve meclisteki etkin ço¤unluk “gücüne” sahip bir durumda 4 y›l› aflk›n süredir bulundu¤u Baflbakanl›k koltu¤unda, en popüler seçim malzemelerinden türban konusunda bile ad›m atamad›¤› hat›rlanacak olursa, ülke/devlet gerçekli¤inin hangi parametreler üzerinden yürüdü¤ü daha iyi anlafl›lacakt›r. Çankaya ve bununla beraber erken seçim tart›flmalar›, meselenin sunuldu¤u gibi “rejimi tehdit eden” boyutta bir çekiflmesi olmamakla beraber, kendi aralar›ndaki dalaflta iyice olgunlaflan bir safhay› göstermektedir. A. Necdet Sezer’i bile aç›ktan içine çeken boyutta yaflanan bu kriz, Tayyip’i henüz bir y›ldan biraz fazla bir süre önce sarf etti¤i, “Kürt sorunu vard›r ve benim sorunumdur. Bu sorun, daha çok demokrasiyle çözülecektir” noktas›ndan, son ABD gezisinde söyledi¤i “Kürtlerin hak sorunu yoktur”’a getirmifl bulunmaktad›r. Parantezin daha genifl kuruldu¤u bölge ölçe¤inde ise Bush’u bile Vietnam benzetmesinden sonra nihayetinde “kazanamad›k, kaybetmedik” cinsinden de olsa batak/ç›kmaz ve aczi tescilleten aç›klamalara iten bir Irak gerçe¤inin merkezinde oturdu¤u –Filistin’den Kürt sorununa kadar bir dizi önemli konu bafll›¤›yla beraber- Ortado¤u yang›n› vard›r. Bu kapsamda, ABD’nin yeni hesaplar› içerisinde Türk devletinin çok yönlü kullan›m› için sürecin hassasiyetleri azalmam›fl, artm›flt›r. Bu konuyu da kapsayan bir boyut tafl›makla beraber AB ile iliflkiler ba¤lam›nda yaflanan sorunlar›n do¤urdu¤u krizlerin yönetilmesi için yeni bir vizyon ihtiyac› kendini dayatmaktad›r. AB riyas› ve rüyas› kitleler nezdinde revizyon gerektirir bir konum alm›flt›r. Di¤erleri bir yana, bafl aktörler Almanya ve Fransa ile yaflanan anlaflmazl›klar›n çözümü ve yol kazalar›n›n önlenmesi için, Blair’in son ziyaretinden de anlafl›ld›¤› üzere, Türk devletinden aranan ve beklenen istikrar ve güvenin tesisi, “de¤iflimi” dayat›r mahiyettedir. Bütün bu gerçekliklere karfl›n erken seçimin zorlanmas› için, önceki
bütün süreçlerde oldu¤u gibi emperyalistler ve dolay›s›yla hakim s›n›flar için en önemli sorun, alternatif bir oluflumun varl›¤›d›r. Bu konuda son bir y›l içerisinde gerçeklefltirilen çeflitli giriflimlerle belli mesafeler al›nm›fl olunmas›na karfl›n AKP’yi rahatl›kla aflabilecek bir bileflen henüz olgunlaflt›r›lamam›flt›r. “‹rticai tehdit” temelinde, laikçi propaganda sürekli önde tutulmakta, c.baflkanl›¤› seçimi vesile edilerek bu mesele ekseninde yelkenlerin daha da fliflirilmesi hedeflenmektedir. TÜS‹AD’›n erken seçime karfl› ç›kan bir deklarasyon yay›nlamakla beraber, c.baflkanl›¤› seçimi, AB ile iliflkiler, ekonomi ve Ortado¤u’daki geliflmeler konusundaki uyar›lar› dikkat çekicidir (22.12.06). 2007’nin sadece seçim/siyasal ve ekonomik tablo aç›s›ndan de¤il ayn› zamanda Ortado¤u’daki süreç ve AB ile iliflkiler aç›s›ndan da zorlu ve “sürprizli” geçece¤i aç›kt›r. Faflist Türk devletinin, “Kürt sorunu” ile ilgili çeflitli çevrelerin beklentileri aç›s›ndan önümüzdeki y›l içerisinde somut hamlelere zorlanma mecburiyeti, bir baflka kritik konu bafll›¤›n› oluflturmaktad›r. TMY, TCK, C‹K, CMK, Bas›n vd. yasalardaki de¤iflikliklerle birlikte baflta komünist ve devrimciler olmak üzere içeride-d›flar›da toplumsal muhalefete yönelen hakim s›n›flar›n, sivil faflistleri de devreye sokarak linçlerle bafllayan, üniversitelere yayg›nlaflt›r›lan sald›r›lar› kendili¤inden bir direnifl ve güç birli¤i örmektedir. Her biri kendi içerisinde henüz bir dizi handikap ve zaaf bar›nd›rsa da bu güç birli¤i, iflçi ve emekçilerin eylem hatt› ve Kürt halk›n›n mücadelesi ile birlefltirilebilirse, etkili bir direnifl cephesi kurulabilecektir. 2007 zalim ve zorbalar için zorlu bir gündemle yüklü. Sald›r›lar›n›n giderek yo¤unlaflmas› bundan kaynaklan›yor. fiimdiden daha fliddetli çat›flmalar için haz›rl›k yap›yorlar. Devrimcilere azg›nca bask›nlar düzenlemeleri, kalleflçe pusular kurmalar›, düzmece senaryo ve provokasyonlara giriflmeleri bu yüzden. Sivil faflistlerin iplerini bu nedenle çözdüler. Yarg›s›z infazlara, kay›plara, iflkence ve kurfluna dizmelere s›kça baflvurmalar› bofluna de¤il. Devrimci tutsaklar› tecrit içinde tecrit cenderesinde imha etmek için zulümde s›n›r tan›may›fllar› bu yüzden. 2007’yi sa¤ salim, en az zararla atlatmak için bildikleri bütün dualar› ettiklerine flüphe yok! Onlara yaflad›klar› topraklar› dar edelim, 2007 kabuslar› olsun, hiç bitmesin!
5
64
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
Asgari ücret = Kaç simit? 2007 Bütçe Komisyonu asgari ücret görüflmelerini Türk-‹fl ile yapt›. Türk-‹fl, “ekonomik gerçeklik” gerekçesiyle, kendi talebinin dahi alt›na inerek, emekçi halk›m›z› açl›¤a mahkûm eden sistemin sözcüsü olmaya devam etti¤ini de bir kere daha göstermifl oldu. Gerek devletin kendi kurumlar› gerekse de çeflitli yerel ve uluslararas› istatistik kurumlar›n›n açl›k s›n›r›nda 1000 YTL’nin alt›na düflmeyen aç›klamalar› yapmas› pek dikkate al›nm›yor. Bu gerçeklik ›fl›¤›nda bafllayan asgari ücret görüflmeleri sürecinde, baflta D‹SK olmak üzere çok say›da kitle örgütü eylemler yaparak tepkilerini gösterdi. D‹SK 13 Aral›k Çarflamba günü Kad›köy ‹skele Meydan›’nda “Say›n baflbakan›m asgari ücret=kaç simit? Bizi kuru simite muhtaç ettiniz” kampanyas› kapsam›nda bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Genel-‹fl Sendikas›’n›n yo¤un kat›l›m› olan aç›klaman›n ard›n-
Emekli-Sen Kartal fiubesi önünde toplanan sendika üyeleri, ‹stasyon Caddesi üzerinde bir süre yürüyüfl yapt›ktan sonra kurulu bulunan pazara girerek, halka bildiri da¤›t›m› ve sesli ajitasyonla, kampanyalar› do¤rultusunda bilgilendirmelerde bulundular. Üyeler daha sonras›nda Kartal Meydan›’na gelerek, bildiri da¤›t›m›na devam ettiler. Sesli ajitasyona ilginin yo¤unlaflmas› üzerine, polisin engelleme girifliminin bir süreli¤ine gerginli¤e yol açmas›na ra¤men, bir süre daha devam eden eylem, Emekli-Sen Kartal fiubesi Baflkan›’n›n yapt›¤› konuflma ile sonland›r›ld›. dan, D‹SK üyeleri, sloganlarla Alt›yol Bo¤a Heykeli’ne yürüdüler. D‹SK üyeleri yürüyüfl boyunca kampanya bildirilerinin da¤›t›m› yapt›lar.
D‹SK’ten “asgari ücret” eylemi D‹SK’e ba¤l› sendikalar›n, ‹stanbul flubeleri üyeleri, Kartal merkezde, asgari ücretin belirlenmesi ile ilgili olarak, yürüyüfllü bildiri da¤›t›m› ve bas›n aç›klamas› yapt›. 15 Aral›k Cuma günü
Emekçinin Gündemi SEND‹KAL ÖRGÜTLENMEN‹N ÖNEM‹ Son zamanlarda mevcut kazan›lm›fl haklar›m›z bir bir elimizden al›nmak isteniyor. Bunun neden böyle oldu¤u üzerinde çokça fley yaz›labilir, ama önemli olan bu sald›r›lar karfl›s›ndaki çabalar›n birlefltirilmesi ve pratik sürece dönüfltürülmesidir. “S›n›f›n ç›karlar› her fleyin üstündedir”i daha fazla dillendirmeli ve öne ç›karmal›y›z. Bu elbette ki dönem dönem uygulan›rken, dönem dönem de sendikal alanda inan›lmaz derecede geri noktalarda pratikler sergilenmekte ve faydac› yaklafl›lmaktad›r. Oysa ki, her birimiz büyük iddialarda bulunuyor ya da siyasal olarak kendimizi bir yerlere koyuyoruz. Önemli olan yukar›da da de¤indi¤imiz gibi sürecin ileri tafl›nmas›nda öne ç›k›p, katk› sunmakt›r. Sürecimiz bize bunu dayat›yor. Sendikal alandaki; benimki, bizimki, bize yak›n›nki vb. ifadelerden kurtulmal›y›z. Aç›kt›r ki bu tarz hepimize zarar vermekte, mücadeleyi daha geri noktalara itmektedir. Bu tarz, s›n›f içinde devrimcilere ve
komünistlere olan güveni azaltmakta ve yok etmektedir. Süratle bu durumdan kendimizi kurtarmal›y›z. 89’da iflçi sendikalar›nda bafllayan bu durum 1994-2000 döneminde KESK’te sürdü. Sadece yönetimlere gelebilmek için ilkesiz ittifaklar kuruldu. ‹flçi s›n›f› mücadelesini daha ileriye tafl›mak ad›na, en ileri kesimler tasfiye edildi, edilgen b›rak›ld›. Buna karfl›l›k ise ele geçen herhangi bir yönetim baflkas›yla paylafl›lmad›, “en iyisini biz yapar›z”, “biz s›n›f›n gerçek öncüsüyüz”le ben merkezce davran›ld›. Bu tutumun getirdi¤i nokta bugün, içerisinden geçti¤imiz daralm›fl, da¤›lm›fl ve en geri noktalarda bulunan seyirin kendisidir. Bu noktaya gelinmesinin nedeni 1993 y›l›nda iflçi s›n›f›n›n temel örgütlülükleri olan sendikalara yap›lan darbe ile ona paralel s›n›f›n öncülerine yönelik ideolojik darbelerdir. Geçmiflteki bu süreç do¤ru anlafl›lmaz ya da ele al›nmazsa, mevcut ç›k›fl yollar›n› da ortaya koyama-
‹nsanca bir asgari ücret istiyoruz! 13 Aral›k Çarflamba günü saat 13.00’de Galatasaray Postanesi önünde bir araya gelen Türk-‹fl’e ba¤l› sendikalar kitlesel bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Aralar›nda Tezkoop-‹fl, Yol-‹fl, Petrol-‹fl ve Belediye-‹fl ‹stanbul fiubelerinin bulundu¤u kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› Türk-‹fl Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak okudu. (Kartal/‹stanbul) y›z. Hele hele her fleyin daha karmafl›k oldu¤u bu süreçte, hiç hata yapma lüksümüz yoktur. Öyle bir süreç bafllat›lmal›d›r ki, hem d›fl örgütleri hem iç örgütlülüklerimizi gelifltirsin, sa¤lamlaflt›rs›n hem de iflçi ve emekçileri örgütleyebilsin. ‹çerisinden geçti¤imiz süreç herkese daha fazla sorumluluk yüklemektedir. Genifl emekçi y›¤›nlar›n›n örgütsüz oldu¤u co¤rafyam›zda s›n›f bilimine inananlar›n sorumluluklar› oldukça daha fazlad›r. ‹htiyaç duyulan herkesin mümkün olan en fazla çabay› sarf etmesi ve emek harcamas›d›r. Genifl emekçi kesimler örgütsüzlü¤ün yaratt›¤› durumdan kaynakl›, haklar› konusunda bilgisiz ve habersizdir. Bu durum, onlar› patronlar› karfl›s›nda daha ac›mas›z sömürüsü içinde b›rakmakta ve de patronlar›n daha rahat ve pervas›z davranmas›n› getirmektedir. Yine bu nedenle bugün iflçi s›n›f› içinde çal›flan ve örgütlenmeyi hedefleyen herkesin, öncelikle milyonlarca örgütsüzün örgütlenmesini sa¤layacak araçlar› do¤ru kullan›lmas› gerekmektedir. Bunu yaparken yaflanacak eksiklikler bu mücadele içinde afl›lmas› kolay olan fleylerdir. Bizce yap›lmas› gerekenleri bir kez daha flöyle s›ralayabiliriz: Bugün, sendikal yönetimler iflçi ve emekçilerin d›fl›nda sistem tara-
‹flten atmalara karfl› direnifl Dandy sak›z fabrikas›nda çal›flan iflçiler arkadafllar›n›n iflten at›lmas›na karfl› direnifl bafllatt›. ‹flçiler, insanca yaflanacak bir ücret için Tek-G›da ‹fl Sendikas›’na üye olurken patron sendikaya engel olamay›nca iki iflçiyi iflten att›. 17 Aral›k günü fabrika önünde toplanan iflçiler “At›lan iflçiler geri al›ns›n”, “‹fl ekmek özgürlük” sloganlar›n› hayk›rarak bir eylem yapt›lar. Sendikan›n anayasal haklar› oldu¤unu belirten iflçiler; Tek G›da ‹fl Sendikas›’nda örgütlenme faaliyetlerine devam edeceklerini ilan ettiler. Fabrikada toplam 800 iflçi çal›fl›rken patron bir grup iflçiye de sendikadan vazgeçmesi karfl›l›¤›nda para teklif etti. Sendikalaflma mücadelesinin devam etmesine karfl›l›k patron 10 iflçiyi daha iflten ç›kard›. (‹stanbul)
f›ndan kuflat›lm›fl durumdad›r. Son zamanlarda baflta D‹SK olmak üzere KESK de bu rotaya girmifl durumdad›r. D‹SK’in bölge temsilciliklerini oluflturmas›, en demokratik aç›l›m olan seçimler yerine atamalar yap›larak örgütlenmifl ve sendikal hareket içerisindeki demokratik iflleyiflin önü kapat›lm›flt›r. KESK’de ise grevli toplu sözleflmeli mücadele hakk› ile çözmek yerine siyasal iktidarlarla çözme yöntemine baflvurularak, mevcut mücadeleci çizgiden uzaklafl›larak, uzlafl›r bir çizgiye düflülmüfltür. Emekçilerin temsilcileri d›fl›nda iflgal edilmifl olan kurumlar›m›zda, iflgal edenler temizlenmedikçe kazan›mlar elde etmek oldukça zor görünüyor. O zaman önce bunu aflmak gerekmektedir. Bugün her bir DDSB’linin en önemli görevi, emekçilerin kendi öz örgütlerini, emekçilerin temsilcilerine teslim etmek yönünde mücadele etmektir. Bu iç mücadeleyi 2007 y›l› sendikal kongrelerde hayata geçirmek için bütün DDSB’li faaliyetçiler kendini görevli k›lmal›d›r. Bu mücadele, sistemin emekçilerin örgütlülü¤ünü teslim alma ile ona karfl› kendi temsilcilerini yaratma mücadelesidir. Bu mücadelede emekçilerin temsilcilerini yaratma görevi hepimizindir.
6
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
64
Köylü tar›mdan vazgeçiriliyor!
IMF-DB patentli program gere¤i, girdi ve kredi desteklemeleri kald›r›lan, ürününe taban fiyat uygulanmayan köylüler h›zla topra¤›n› terk ediyor. Öyle ki yap›lan araflt›rmalara göre 2006 May›s döneminde tar›m sektöründe çal›flan say›s› geçen y›l›n ayn› dönemine göre 778 bin kifli azald›. 2006 Y›l› Raporu’na göre; 1999 sonras› dönemde tar›mda uygulanan IMF-DB patentli politikalar ile tar›mdaki istihdam›n durumu birlikte de¤erlendirildi¤inde, Türkiye’deki mevcut tar›m politikalar›n›n sonucunda tar›ma yönelik desteklerin milli gelirin yüzde 3’ünden yüzde 0.7’sine geriletilmifl, tar›msal örgütlenmeleri, Tar›m Sat›fl Kooperatifleri birlikleri zay›flat›lm›fl, tar›m›n özellikle son üç y›lda net ithalatç› konumuna getirilmifl oldu¤u ortaya ç›k›yor. 2006 y›l› May›s döneminde 7 milyon 266 bin kifli olan tar›m sektöründe çal›flan say›s›, geçen y›l›n ayn› dönemine göre 778 bin kifli azalarak 6 milyon 488 bin kifliye, tar›msal istihdam oran› ise yüzde 32’den yüzde 28’e düflmüfl durumda. May›s 2006 döneminde ülke çap›nda istihdam edilenlerin yüzde 28.4’ü tar›m, yüzde 18,7’si sanayi, yüzde 5.8’i inflaat, yüzde 47.1’i ise hizmetler sektöründe bulunuyor. Önceki y›l›n ayn› dönemi ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda, tar›m sektöründeki istihdam›n 3.6 puan azald›¤›, buna karfl›l›k hizmetler sektörü istihdam›n›n ise 2.9 puan artt›¤› anlafl›l›yor. Alt› y›lda 1 milyon 800 bin köylü ise topra¤›ndan koptu. Bu kopuflunu esas nedenlerinin bafl›nda 80 sonras› uygulanan tar›m politikalar›d›r. Bu, meselenin bir yan›yken bunun köylüye yönelik yans›mas› ise tar›mda ‘80 öncesi uygulanan tar›msal sübvansiyonlar›n kald›r›lmas›yd›. Bu destekler tek bir elde toplanarak Do¤rudan Gelir Deste¤i’ne dönüfltürülmüfltür. Bu deste¤in özelli¤i ise, sahip olunan arazi büyüklü¤üne orant›l› olarak verilmesidir. Bugün bu deste¤in as›l kime yarad›¤› ortadad›r. Bu destek toprak a¤alar›na ve büyük tar›msal flirketlerin eline geçmektedir. Tar›msal sübvansiyonlar ise ürüne ve girdiye dayal› bir destektir. Özellikle bu destek, çok ciddi bir flekilde yararlanan küçük aile iflletmeleri için ciddi bir kaynak oluflturmufl ve tar›mda ayakta kalmalar›n› sa¤lam›flt›r. Bugün bu politikalar sonucu
desteklerini azalmas› ve kotalar›n art›fl›, köylülü¤ü tasfiye etmenin en önemli ayaklar› olmufltur. IMF ve DB Tar›m Sat›fl Kooperatifleri ve Birliklerine ba¤l› yan kurulufllar›n Afi.’lere dönüfltürülerek özellefltirilmesini dayatt›lar. Bu flekilde köylülerin üretimden pazarlamaya zinciri k›r›l›yor. Köylüler, tüccara ve yabanc› büyük tar›m tekellerine mahkûm ediliyor. Bugün birlikler ve kooperatifler ifllevsiz hale getirilerek köylü¤ün öz örgütlenme sahalar›n›n ve politikleflmelerinin önünde köstek olunmaya çal›fl›lmakt›r. Tabi ki do¤ru ifllev kazanm›fl bu yap›lanmalar belli oranda politik sahalar olufltururlar. Yine bu yap›lanmalar köylülü¤ün pazar, ürün iflleme, imece usulü çal›flmay› sa¤lad›klar›ndaki en büyük katk›s› Pazar sorununu çözüyor oluflu bu alanlar›n köylülük için ciddi bir önemi varken bu tip yerler art›k büyük toprak sahiplerinin elinde ya da özellefltirme çabalar›yla tamamen ifllevinin tersine faaliyet yapmaktad›r. Bugün bu gidiflat ise IMF ve DB’nin dayatmalar› ile ülkemiz köylüsü, yabanc› ülke çiftçileri ve ulus afl›r› flirketlerin yarar›na köylülükten de ç›kar›larak, marabac›l›¤a ve kendi topra¤›nda iflçili¤e geriletilmek istenmektedir. Bugün ülkedeki tar›m› bitirmek ya da tar›m› büyük flirketler tekeline sokmak için emperyalizmin ülkemizdeki uflaklar› efendilerinin önüne koydu¤u her türlü politikay› kabul etmektedir. Bir dönem dünya tah›l ambar› olan ülkemizin flimdi tah›l› ithal ediyor oluflu ‘80 sonras› tar›m politikalar›n›n sonucudur. AKP hükümeti sübvansiyonlar› kald›r›p deste¤i tekellefltirmifl, ard›ndan tar›msal kaynakl› yerleri özellefltirmifltir. ‹lk özellefltirilen tar›msal K‹T’lerden EBK, SEK, Yem Sanayi sonras›nda kendi kendimize yeterli oldu¤umuz et ve et mamullerinde de ithalatç› ülke konumuna geldik. Bu öyle bir durum ki silah al›m›ndan sonra en çok pay ay›rd›¤›m›z alan oldu. Tabi bu özellefltirme ülkeyi kaçak et zengini haline getirdi, hastal›klar›n artmas›na neden oldu. Bu durumun fark›na varan sistem yeniden et-bal›k kurumunu kamulaflt›rma yönünde ad›mlar atmak zorunda kald›. Köylü üretimindeki bu de¤iflimler ve alt›nda yatan nedenler çok aç›k bellidir.
Bir taraftan ifllenir tar›m arazi azal›rken AB emperyalizmi ise bu bakir topraklarda büyük tar›m flirketleri kurmaya, elindeki stoklar› tüketmeye ve köylü üretimini büyük flirket tekeline sokmaya çal›flmaktad›r. Yine ABD emperyalizminin de bu topraklardaki tar›ma etkisi büyüktür. Özelikle kendi ülkesinde tüketilmesine izin verilmeyen ürünlerin sokulmas› ve yine üredi¤i GDO’lu ürünlere Pazar oluflturmak için bu topraklara göz dikmifltir ve bu ürünlerin çok ciddi Pazar pay›na sahiptir. Ülke topraklar›nda tar›m yapmak üretimine izin verilmeyen tohumlar üretmek, ki yeni tohumculuk yasas› bunu zeminde yaratm›flt›r. Ülkemizdeki seçim propagandalar›n› inceledi¤imizde çok ciddi bir flekilde politikalar›n esas›n› köylünün ald›¤›n› ve onlar›n oyunu alma yönünde söylemlerde bulunuldu¤unu görmekteyiz. Her gelen hükümet tar›m politikalar›nda de¤ifliklik yapm›fl ve her de¤ifliklik asl›nda isimsel de¤ifliklik olmufltur. Çünkü IMF-DB patentli olan bu politikalar›n hepsinde de üreticiye sald›r› vard›r, ama özelikle bunun en katmerlisini küçük üretici görmektedir. “Ama benim köylüm iflini bilir” söylemi çok do¤rudur. Nas›l bu y›l f›nd›k üreticisi AKP hükümetine seçim sand›¤›na ça¤›rd›¤› gibi bundan önceki hükümetlere de ayn› tepkiyi vermifltir. Bu süreçte de¤iflen bir fley vard›r: Art›k köylülük var olan hükümete de¤il ayn› zamanda IMF-DB’ye tepki gösterirken sistemdeki çarp›kl›¤› da görmektedir. Karadeniz’deki mitingde aç›lan pankartlarda ya da halk›n “Art›k bizi de mi da¤lara zorluyorsunuz?” söylemeleri, bugün kitlerin çözümden yana bak›fl aç›lar›ndaki de¤iflim olarak görünmektedir. Tar›m›n tasfiyesine her türden sald›r›ya karfl› çözümün yolu bellidir. Bu çözüm yolunu köylü kitlelerine tafl›yacak olan ise bizleriz. Kelkit’ten bir ‹K okuru
Narenciye üreticisi dertli
Narenciye üreticileri sorunlar›n› sürekli dillendirmelerine ra¤men flu ana kadar devletin ilgili kurulufllar›ndan bir çözüm sunulmufl de¤il. Narenciye ürünlerinden portakal, mandalina, limon ve greyfurtun maliyetinin alt›nda al›c› buldu¤unu ya da dal›nda kald›¤›n› söyleyen köylüler, borçlar›n› ödeyemiyor. Devlet, narenciye üreticilerine teknik yard›m, ürün pazarlamas› ve desteklemelerde hiçbir yard›mda bulunmazken köylüler özellikle ürünlerinin piyasaya sunulmas›nda s›k›nt› yafl›yor. Ürünleri için gerekli ilaçlar› da ruhsatl› olmad›klar› için bulamayan köylüler zor durumda. Narenciye üreticilerinin örgütsüz olmas›, tar›mda yaflanan y›k›mdan daha fazla etkilenmelerine neden olmakta. Kooperatiflerin ve üretici birliklerinin çok az oldu¤u narenciyede emekçiler büyük flirketlerin insaf›na kalm›fl durumda. Köylüler, ürünlerini iç piyasa yerine yurtd›fl›nda de¤erlendirmekte. Ancak bunun içinde yap›lan teflvikler oldukça s›n›rl›. Bahçeden toplanan narenciye, arac›lar›n elinden geçerek marketlerde yerini almakta, fiyat› da alt› kat artmaktad›r. Erdemli Turunçgil Üreticileri Birli¤i Baflkan› Cemalettin Kurt, narenciye tüketimini artt›racak endüstriyel iflleme tesislerinin yetersiz oldu¤unu, pazarda talep görmedi¤i için fiyat›n 30-40 YKR’ye kadar düfltü¤ünü, birçok üreticinin dal›nda çürümeye b›rakt›¤›n› söyledi. Kurt; Narenciyeyi iflleyerek meyve suyu vb. elde edilebilecek tesislerinin say›s›n›n yurt genelinde 15’i geçmedi¤ini bu yüzden narenciye ürünlerinin de¤erlendirilemedi¤ini belirtti. (H. Merkezi)
7
64
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
Siyanüre karfl› bir ses de Kozak Yaylas›’ndan oza Alt›n ‹flletmeleri A.fi taraf›ndan Bergama’n›n Kozak Yaylas›nda kurulmak istenen siyanürlü alt›n arama madenine engel olmak için sonuna kadar mücadele edeceklerini bildiren köylüler Yukar›bey köyünde çeflitli sivil toplum kurulufllar› ve çevrecilerle bir araya gelerek toplant› düzenlediler.
K
Y›llard›r Bergama’n›n Ovac›k köyünde kurulu bulunan siyanürlü alt›n arama madenine karfl› verilen mücadele Uflak’›n Eflme ve Dersim Ovac›k’tan sonra flimdi de Bergama’n›n Kozak Yaylas›na tafl›nd›. Koza Alt›n ‹flletmeleri A.fi taraf›ndan Bergama’n›n Kozak Yaylas›nda kurulmak istenen siyanürlü alt›n arama madenine engel olmak için sonuna kadar mücadele edeceklerini bildiren köylüler Yukar›bey köyünde çeflitli sivil toplum kurulufllar› ve çevrecilerle bir araya gelerek toplant› düzenlediler. Yukar›bey Köyü kahvesinde yap›lan toplant›da ilk sözü alan Jeoloji Yüksek Uzman› Tahir Öngür Koza Yaylas›nda aç›lmak istenen siyanürlü
aramada ne tür ifllemlerin yap›laca¤›n›n bilinmedi¤ini, insanlara ve çevreye ne tür etkilerinin olaca¤›n›n haz›rlanacak raporlarla belirlenebilece¤ini söyledi. EÜ. Halk Sa¤l›¤› Ana Bilim Dal› Uzm. Dr. Raika Durusoy ise, madenin faaliyete geçmesinden sonra çevreye ve insana zarar veren tehlikeli maddeleri bertaraf etmemin mümkün olmad›¤›n›
‘‹flgale Karfl› Cephe Açaca¤›z’ Ovac›k alt›n madeninde verilen mücadelenin hukuk aç›s›ndan kazan›ld›¤›-
n› belirten Metalürji Odas› Genel Baflkan› Cemalettin Küçük bütün hukuki kazan›mlara ra¤men madenin iflletildi¤ine ve hukuk kararlar›n›n hiçe say›ld›¤›na dikkat çekti. Küçük “Bu nedenle bizler de iflgale karfl› cephe açaca¤›z” dedi Son olarak Yukar›bey Köyü Ö¤retmeni Savafl Turgut ise söz alarak “Madenin kurulmas›yla birlikte 20 y›l sonra bizler burada ne yiyip ne içece¤iz? Siyanürlü alt›n madeni konusunda bilgilenip mücadele edelim” diyerek bu topraklar›n yok olmamas› için mücadele edeceklerini belirttiler. (H. Merkezi)
Tar›m iflçilerine rahat yok!
Patates üreticisi feryat ediyor!
Y›l›n belli dönemlerinde çal›flan tar›m iflçileri geldikleri yerlerde çeflitli sorun ve zorluklarla karfl›lafl›yorlar. Bu sorunlar›n bafl›nda düzenli bar›nabilecekleri evler olmad›¤› için yakaland›klar› hastal›klar gelmektedir. Ayr›ca tam okul dönemlerinde ifl için de¤iflik illere gittikleri için çocuklar›n› okula gönderememektedirler. Günde yaklafl›k 14 saat çal›flan tar›m iflçileri emeklerinin karfl›l›¤›n› tam olarak alamamaktad›rlar. Bunun yan›nda tar›m iflinde çal›flan iflçilerin genelde Türkiye Kürdistan›’ndan gelen insanlar olmalar› nedeniyle devlet ve onun güdümündeki sivil faflistler taraf›ndan çeflitli bask›larla karfl›laflmaktad›rlar. Bunun son örne¤i geçti¤imiz günlerde Urfa’n›n Suruç ilçesinden Hatay’›n Erzin ve Dörtyol ilçesine narenciye ifli için gelen tar›m iflçilerine yönelik zab›ta ekiplerinin bask›s›yla yafland›. Kalacak düzenli bir evleri olmad›¤› için uygun yerlerde çad›rlar kurarak bar›nma ihtiyaçlar›n› kendi imkânlar›yla karfl›lamaya çal›flan tar›m iflçileri, her akflam zab›ta ekipleri taraf›ndan çad›rlar›nda rahats›z edilmektedir. Dörtyol’da yaklafl›k 30 ailenin bulundu¤unu belirten tar›m iflçisi Salih Polat zab›talar›n her gece çad›rlara gelerek kendilerini rahats›z etti¤ini belirtti ve “bize çad›rlarda bile yaflamay› çok görüyorlar” dedi. 13 çocu¤uyla Dörtyol’a geldi¤ini söyleyen Polat “Bu k›flta evimizi terk edip, birkaç kurufl para kazanmak umuduyla buralara kadar geldik. Geldi¤imiz günden beri Dörtyol Belediyesi zab›talar› her akflam çad›rlar›m›z› bas›yor” dedi. Bir baflka tar›m iflçisi olan Mahmut Güler ise “Bu a¤›r iflte 14 saat çal›fl›yoruz, 15 YTL al›yoruz. Buna da raz› olmam›za ra¤men geldi¤imiz günden beri, flehrin d›fl›nda olmam›za ra¤men çad›rlar›m›z› bile hazmedemeyen belediye zab›talar› her gece bizi rahats›z ediyorlar” dedi. (H. Merkezi)
Ülkemizin en önemli patates üretim merkezi olan Nevflehir’de patates üreticisi köylüler borç bata¤›nda. Meram Elektrik Da¤›t›m Afi. taraf›ndan borçlar›n› ödemeleri için mektup gönderilen köylüler borçlar›n› nas›l ödeyeceklerini düflünüyor. Köylüler, sulama için kulland›klar› elektrik borçlar›n› ödeyemez durumda. Konuya iliflkin bir aç›klama yapan Nevflehir Ziraat Odas› Baflkan› Recep Tunç, il genelinde 3 bin 600 civar›nda patates üreticisinin 1998-2006 y›llar› aras›nda tar›msal sulamadan kaynaklanan 1711 milyon YTL elektrik borcu oldu¤unu, bu miktar›n yasal faizler ile birlikte 230 milyon YTL’ye ulaflt›¤›n›, MEDAfi’›n borçlar›n ödenmesini istedi¤i aksi takdirde elektri¤in kesilece¤ini bildirdi¤ini ifade etti. Y›llard›r birikmifl borçlar› üreticilerin k›sa sürede taksitlendirip ödeme imkân›n›n olmad›¤›n› belirten Tunç, birikmifl borcun ana faizlerinin silinerek anaparan›n uzun vadelere yay›lmas› gerekti¤ini söyledi. (H. Merkezi)
Selle bo¤uflan köylü flimdi kurakl›k tehlikesiyle karfl› karfl›ya Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i Baflkan› ‹brahim Yetkin, tar›m alanlar›n› vuran sel felaketinin ard›ndan kurakl›k tehdidinin bafl gösterdi¤ine dikkat çekti. Yetkin, 2007 sezonu için tarlaya at›lan tohumlar›n çürümeye bafllad›¤›n› belirterek, acilen önlem al›nmas›n› istedi. TZD Baflkan› Yetkin, 17 Aral›k’ta düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda baflta Güneydo¤u Anadolu Bölgesi olmak üzere 30 il ve ilçeyi vuran sel felaketinin tar›mda ciddi kay›plara yol açt›¤›n› an›msatt›. Yetkin “Sel felaketinin yaralar› henüz sar›lmam›flken bu kez afl›r› s›cakl›k ve kurakl›ktan kaynaklanan yeni bir felaket kap›y› çald›. 2007 sezonu için tarlalara at›lan bu¤day, arpa, mercimek gibi ürünlerin tohumlar›, filizlenmeden çürümeye bafllad›” dedi. Kurakl›k bir süre daha devam etti¤i takdirde üreticinin bir kez daha tarlaya tohum atmak zorunda kalaca¤›n› kaydeden Yetkin, “Yüksek girdi fiyatlar› düflünülürse, birçok üretici yeniden tohumluk, gübre, mazot paras› veremeyece¤i için üretimden çekilecek. Yeni ekim yap›lsa bile yeni tohumluklardan ne ölçüde verim al›naca¤› bilinmiyor” diye konufltu. Yetkin, en büyük tehlikenin ise hububatta yaflanaca¤›n› belirterek, büyük olas›l›kla bu¤day rekoltesinin düflece¤ini kaydetti. Bu¤day fiyatlar›n›n % 25 artt›¤›n›, ancak bu art›fl›n her zaman oldu¤u gibi üreticiye de¤il tüccar ve un sanayicisine yarad›¤›n› ifade eden Yetkin bunlara ba¤l› olarak “ekmek zamlar› katlanacak ve bu¤day ithalat› artacak” dedi. Yetkin aç›klamas›n›, Türkiye’deki 12,5 milyon hektar sulanabilir arazinin 4,2 milyon hektar›n›n sulanabildi¤ine iflaret ederek, yeni su politikas› ve strateji oluflturulmas› gerekti¤ini söyleyerek bitirdi. (H.Merkezi)
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
8
64
Faşizmin barış talebine yanıtı; En iyi Kürt ölü olandır!
Ulusal hareket taraf›ndan ilan edilen ateflkesin üzerinden iki buçuk ay geçmiflken “bar›fl talebinin toplumsallaflt›r›lmas›” hedefiyle 1000’e yak›n seçilmifl, bir yürüyüfl gerçeklefltirildi. “Bar›fla bir flans daha tan›ns›n, ateflkes çift tarafl› k›l›ns›n, operasyonlar dursun” bafll›klar› alt›nda bafllat›lan Ankara Yürüyüflü, devletin bar›fltan ne anlad›¤›n› bir kez daha gösterdi. 16 Aral›k günü de¤iflik illerden yola ç›kan ve üç gün süren yürüyüfl boyunca devletin izledi¤i tutum bar›fl›n kimden istendi¤ini de ortaya koyuyordu. Demokratik kitle örgütü temsilcileri, muhtarlar ve seçilmifl DPT’lilerden oluflan bine yak›n kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflün duraklar›ndan biri olan Diyarbak›r’da yap›lan bas›n toplant›s›nda konuflan DTP Efl Baflkan› Ahmet Türk; “Ateflkesin kal›c›laflmas› için baflta TBMM olmak üzere yetkili kurumlar› güven artt›r›c› ad›mlar atmaya” ça¤›rd›. Türk; Baflbakan Erdo¤an’›n geçen y›l Diyarbak›r’da söyledi¤i “Geçmiflteki hatalar›m›z› kabul edip demokrasiyi derinlefltirerek Kürt sorunu çözülebilir” sözlerini hat›rlatt›. Yürüyüflün iki ay› aflk›n bir zamand›r ilan edilen tek tarafl› ateflkese ra¤men iyi niyet göstergesi say›labilecek hiçbir ad›m›n at›lmamas› nedeniyle giderek bar›fl umutlar›n›n yeniden karabulutlarla gölgelenmesine izin verilmeyece¤ini göstermek amac›yla yap›ld›¤›n› aç›klayan DPT’liler, çeflitli illerden binlerce Kürt emekçinin kat›ld›¤› eylemlerle yola ç›kt›lar. Birçok yerde devletin engellemeleriyle karfl›laflan DPT’liler, jandarman›n kimlik kontrolü dayatmas›na karfl› fi›rnak’ta, fi›rnakMardin, Diyarbak›r’da da Diyarbak›rUrfa otoyolunu trafi¤e kapatt›lar. Kendi-
kapsaml› operasyonlara son sürat devam ediyordu. Bar›fl balonlar› havalan›rken sa¤ yakalanan HPG gerillalar› Hüseyin Arslan ve Muhammet 1000’e yak›n Mustafa infaz ediliyordu. ‹flte faflizmin bar›fl›! Ulusal hareket, dünyan›n en büseçilmiflin yük ordular›ndan birine sahip olan ve Osmanl›’dan beri korkunç vahfleyürüyüflü ti ile ün salan bir devletten bar›fl yapmas›n› beklemektedir. Ulusal hareAnkara’da ketin tüm bar›fl söylemine devletin noktalan›rken, yan›t› her defas›nda kurflun olmaktad›r. Buna ra¤men yeniden bar›fl sürecine girilmektedir. Elbette bu güMeclis, zergâh›n nedeni ulusal hareketin s›n›fsal konumu ve bunu takip eden randevu çizgisidir. Ulusal hareket dönem dönem güçlense de faflizme önemli katalebini y›plar verdirse de bu çizgi nedeniyle bu k›s›r döngüyü yaflamaya mahreddetti. kûmdur. Faflizm bugün gerilla mücadelesini-silahl› mücadeleyi tasfiye etmek amac›yla özellikle tescilli katil Mehmet A¤ar’›n liderli¤inde yoni “Bar›fl Kervan›” ola¤un bir tasfiyecilik rüzgâr› estirmekterak tan›mlayan seçilmifller girdikleri her dir. ilde kimlik kontrolü ile karfl›laflt›lar. Önümüzdeki günlerde at›lacak ad›mBask›lara ra¤men Ankara’ya ulaflan DPT’liler Abdi ‹pekçi Park›’nda bir larla bu süreç daha da geliflecektir. Tam eylem gerçeklefltirdiler. DPT’liler Mec- da bu noktada ulusal harekete dair elefllis Baflkan› Bülent Ar›nç’tan randevu is- tirilerimizle birlikte onun demokratik taleplerini ve bunun için yürüttü¤ü gerilla tedi, ancak muhattap bulamad›. savafl›n› destekliyoruz. Ulusal hareketin gerilla savafl›n› yükseltmesi faflizme geBar›fl eline kurflun Devlet, ulusal hareketin tüm bar›fl ri ad›m att›rmas› ülkemizde baflta gerilla ça¤r›lar›na, çabalar›na ve giriflimlerine mücadelesi yürüten hareketler olmak gelenekselleflmifl inkâr ve imha yan›t›n› üzere devrimci hareketin moralini yükseltecektir. veriyor. Kürt ulusunun bin y›llard›r süren imRandevu istenen Meclis Baflkan› Bülent Ar›nç, ayn› gün ve saatte özel hare- ha, inkâr ve asimilasyon politikalar›na kâtç› kafatasç› ‹lker Baflbu¤ ile görüflü- karfl› da¤lar› mesken tutmaktan baflka yordu. Bar›fl Konvoyu Ar›nç’a do¤ru yol yol yoktur. Çünkü hiçbir özgürlük, u¤rual›rken ABD’de efendilerine Irak rapo- na bedel ödenmeden kazan›lmam›flt›r. runu veren Baflbakan Erdo¤an bir gaze- Kürt ulusunun bugün geldi¤i nokta vertecinin sorusu üzerine devletin Kürt po- di¤i 20 y›l› aflk›n onurlu savafl›n sonuculitikas›n› flöyle özetliyordu: “Türki- dur. Ulusal kimli¤ini, onurunu yeniden ye’de Kürtlerin hak isteme gibi bir so- infla eden, devlete karfl› yürüttü¤ü milirunu yoktur.” Erdo¤an’›n bu aç›klama- tan silahl› mücadeledir. Devletin inkâr s› “Kürt sorunu var derseniz elbette politikalar›na karfl› geçmiflin militan olur” demeçlerine nas›l da benziyor! mücadele hatt›na sahip ç›k›lmal›d›r. Ulusal hareketin bugünkü kitlesini Tek bafl›na bu “tesadüf” bile devletin Kürt politikas›n› yans›tmaya yetmekte- yaratan budur. Faflizmden bar›fl bekledir. Kürt ulusunun ba¤›ms›zl›¤› için sa- mek kuzuyu kurda teslim etmektir. Gervaflan binlerce gerillan›n kan›na eli bu- çek bar›fl, söylenen sahte bar›fl türküleri lanm›fl ‹lker Baflbu¤’la buluflma ile veri- ile de¤il ile sömürü ve zulüm uygulayan len mesaj net: Katliamlara, infazlara, fa- egemen s›n›flar›n y›k›lmas› ile gelecektir. Bunun gerçekleflmesi için yürünmesi ili meçhullere devam. Binlerce asker ve özel timle, yollar› gereken yol bar›fl de¤il savaflt›r. Kürt kapatan devlet, ad› isterse Bar›fl Kervan› emekçilerin yaflad›¤› tüm ac›lar ancak olsun en küçük demokratik eylemi bile böyle sona erecektir. Devlet at›lan her engellemeye çal›flarak faflist zihniyetini geri ad›m ile boflalan alanlar› faflist zihniyeti ile doldurmakta bu da Kürt halk›göstermektedir. Bar›fl Kervan› Ankara’ya do¤ru iler- na daha fazla açl›k, yoksulluk, zulüm lerken devletin yan›t› Diyarbak›r’›n Pi- getirmektedir/getirecektir. Devletin silahl› mücadeleyi tasfiye rinçlik köyünde Kürt gençlerini katletpolitikalar›na karfl› gerçek bar›fl için simek oldu. Bar›fl üzerine nutuklar at›l›rlahl› mücadele yükseltilmelidir! ken devlet Dersim ve Bingöl’de yapt›¤›
17 yaşında bir fidan…
12 Eylül Askeri Faflist Cunta’n›n hemen ard›ndan Ankara S›k›yönetim Mahkemesi taraf›ndan bir jandarmay› öldürdü¤ü iddias›yla yarg›lanan ve 17 yafl›nda olmas›na ra¤men mahkeme taraf›ndan yafl› büyütülerek idam edilen Erdal Eren için anma etkinlikleri yap›ld›. Cunta lideri Kenan Evren’in “asmayal›m da besleyelim mi” sözünün ilk uygulamas› olarak 26. y›l önce idam edilen Eren için 12 Aral›k günü Ankara’da Darbe Karfl›t› Platform taraf›ndan Yüksel Caddesi’nde bir anma yap›ld›. Eylemde 78’liler Derne¤i Baflkan› Ruflen Sümbülo¤lu Erdal Eren için bir konuflma yapt›. 13 Aral›k günü Karfl›yaka Mezarl›¤›’nda gerçeklefltirilen anman›n yan› s›ra 20 Aral›k günü de bir panel gerçeklefltirildi. Mersin 78’liler Derne¤i de, dernek binalar›nda yapt›klar› bir bas›n aç›klamas› ile Erdal Eren’i and›. Aç›klamay› okuyan Dernek Baflkan› Ethem Dinçer, “Erdal Eren bize 17 yafl›n çocuklu¤unu, gençli¤ini, asili¤ini ve devrimcili¤ini miras b›rakarak gitti” dedi. (H. Merkezi)
Baz istasyonuna çekiçli öfke Koca Mustafa Pafla Sancaktar Tekke Soka¤› sakinleri, mahallelerinde kurulu bulunan ve sa¤l›klar›n› tehdit eden baz istasyonuna karfl› toplad›klar› imzalar› verdikleri Kaymakaml›ktan bir sonuç ç›kmay›nca eylem yapt›lar. Mahalle halk› sorunlar›n› yine kendi yöntemleriyle çözerek baz istasyonunu çekiçle tahrip ettiler. Baz istasyonunun bölgedeki okul ve hastanelere olan yak›nl›¤›na dikkat çeken mahalle halk›, istasyonun kurulu bulundu¤u yap›n›n da kap›s›n› k›rd›lar. (H. Merkezi)
9
64
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
“‹flkence de¤il, kalp krizidir” müfllerdir. Ya fl a d › ¤ › m › z co¤rafyada gözalt›nda iflkence sonucu katledenler yeni olmad›¤› gibi son da olmayaca¤› hepimiz taraf›ndan bilinen gerçektir. Henüz geçen say›m›zda, Bingöl k›rsal›nda yaral› olarak ele Geçti¤imiz günlerde Diyarbak›r’›n Pirinçlik köyünde karakolun elektrik kablosunu çald›klar› iddias›yla askerlerin döverek gözalt›na ald›¤› dokuz çocuktan fiemsettin Yavuzkaplan (16) götürüldü¤ü karakolda iflkence sonucu öldürüldü. Darp edilerek gözalt›na al›nan ve karakolda dövülürken yaflam›n› yitiren Yavuzkaplan ile birlikte gözalt›na al›nan olay›n tan›¤› di¤er çocuklar Yavuzkaplan’›n karakola götürülürken bindirildi¤i araçta fenalaflt›¤›n›, karakolda askerler taraf›ndan dövüldü¤ü s›rada yere y›¤›larak öldü¤ünü aç›klad›. Her zamanki gibi iflledikleri cinayetlerin üstünü örtmek için çeflitli yalanlara baflvuran polisler, bu kez de Yavuzkaplan’›n kalp krizi geçirdi¤ini iddia etti. Oysa Yavuzkaplan’›n kalp hastas› oldu¤u ve fenalaflt›¤› arkadafllar› taraf›ndan defalarca dillendirilmesine ra¤men, kolluk güçleri bilinçli olarak müdahale etmemifl ve iflkenceye devam ederek Yavuzkaplan’› bilerek öldür-
geçirilen HPG gerillas›n›n götürüldü¤ü karakoldan sonra bir daha görülmedi¤i ve infaz haberini yay›nlam›flt›k. Üzerinden çok bir zaman geçmeden faflizmin kirli ve kinli yüzü bir kez daha izledi¤i yeni cinayetle kendini sergiledi. Yavuzkaplan’›n öldürülmesinden sorumlu, karakoldaki kolluk güçlerini aklamak için, her zamanki aymazl›¤›yla kollar› s›vayan devlet erkân›ndan Diyarbak›r Valisi, olay›n iflkence de¤il, kalp krizi oldu¤unu ve buna iliflkin bir soruflturman›n aç›lmas›na gerek olmad›¤›n› ifade etti. Yap›lan bu aç›klama gösteriyor ki, ifllenen cinayetler; kiflilerin de¤il anlay›fl›nd›r. Onu aklamak da “hak, hukuk ve demokrasi”yi dilinden düflürmeyen devlet erkân›n›n iflidir.
“Olay gözalt›nda ölüm ve iflkencedir” ‹HD Diyarbak›r fiubesi 16 yafl›ndaki fiemsettin Yavuzkaplan’›n ölümüne
Aciz devletin son sald›r›lar›
Çat›flmalarda yaflam›n› yitiren gerillalara yap›lan iflkenceleri, cenazelerinin ailelerine verilmedi¤ini, sa¤ ya-
kalananlar›n infaz edildi¤ini hemen her zaman gazetelerden, dergilerden okumaktay›z. Bunun yan›nda özellikle çocuklar› gerillada olan ailelere de faflizmin sald›r›lar› sürmektedir. Hemen her gün iflkencelere, hakaretlere, tehditlere maruz kalan ailelerden çocuklar›n› ikna ederek kendilerine teslim etmeleri istenmektedir. Bunda istediklerini elde edemeyince yeni sald›r›larla aileleri y›ld›rman›n çabas› içindedir faflizm. Faflizmin son sald›r›lar›ndan biri de 16 May›s 2003 günü Tokat’ta TC güçlerinin att›¤› pusuda flehit düflen TKP/ML-T‹KKO gerillas› Emel K›l›nç’›n ailesine aç›lan tazminat davas›d›r. Devletin Emel K›l›nç’›n flehit düfltü¤ü çat›flmada bir askerin yaralanmas›n› gerekçe göstererek aileye açt›¤› 10 milyarl›k tazminat davas›, asl›nda onun içine düfltü¤ü aczin ve pervas›zl›kta s›n›r tan›mad›¤›n›n bir göstergesidir.
iliflkin haz›rlad›¤› raporda, olay›n gözalt›nda ölüm ve iflkence oldu¤unu belirtti. Haz›rlad›klar› rapora iliflkin bir bas›n aç›klamas› düzenleyen ‹HD heyeti ad›na Mihdi Perinçek “gözalt›na al›nanlar›n yafl› 18’den küçüktür.” Yavukkaplan’›n, Pirinçlik ‹lkö¤retim Okulu 8. S›n›f Ö¤rencisi oldu¤unun alt›n› çizen Perinçek, Yavuzkaplan’›n yeflil kart›n›n ayn› karakol taraf›ndan imzaland›¤›na ve kalp rahats›zl›¤› nedeniyle tedavi gördü¤ünün bilindi¤ine dikkat çekti. Faflist zihniyet devrimci, demokrat, yurtsever yada iflçi, köylü, ö¤renci kendisiyle ayn› düflünmeyen, hakk›n› arayan herkesi ve kesimi kendine düflman görmekte. Bu nedenle de sürekli bildi¤i tek yolu zoru-bask›y› ve katletmeyi seçmektedir. Özellikle keyfi gözalt›lar›n, infazlar›n ve iflkencede katledilenlerin say›s›na bakt›¤›m›zda bunu net bir flekilde görürüz. Bu gerçekli¤e ra¤men iflkenceci oldu¤unu inkâra giden faflizm iflkencede katletti¤i insanlar›n ölümlerini ise tesadüflere ba¤lamakta. Türkiye’de iflkencenin sistemli bir flekilde devam etti¤ini hapishaneler gerçe¤inde de görmek mümkün. Siyasi tutsaklara tecrit içerisinde tecrit uygulanmakta, bu dünyayla ba¤lar› kesilerek mektup, ziyaret vb… yasaklar konulmaktad›r. ‹nsan›n sosyal bir varl›k oldu¤unu “unutan” faflizm bu flekilde suçlu gördüklerini ›slah etmeye çal›flmaktad›r. Al›flt›¤›m›z ancak kan›ksamad›¤›m›z/kan›ksamayaca¤›m›z infazlar, ifl-
kenceler, katliamlar kuruluflunda bugüne devletin resmi politikas›d›r. Henüz yeni kurulmuflken TKP’nin kurucusu Mustafa Suphi ve 14 yoldafl›n› Karadeniz’de katleden de, Denizleri idam eden de, ‹brahim Kaypakkaya yoldafl› 90 günlük iflkence sonucu katleden ancak “intihar etti” diyen de bu devletin kendisiydi. Kan›ksamayaca¤›m›z ve kanmayaca¤›m›z bir fley gözalt›nda iflkencenin devam etti¤i, sokak ortas›nda infazlar›n sürdü¤üdür. Geçti¤imiz y›llarda ‹stanbul TMfi iflkencehanelerinde katledildikten sonra “intihar etti, kendini ast›” denilen bir devrimci Yunus Güzel’i unutmad›k. Ayn› dönemde Bak›rköy’de kimlik kontrol için al›n›p ellerine ölüsü verilen genci de… Dur ihtar›na uymad›¤› için öldürülen yüzlerce insan› da biliyoruz. Daha geçen ay “terörist” diye öldürülen Hakkarili köylüleri de biliyoruz. Saymakla, bu sayfalara yazmakla bitmez TC’nin yarg›s›z infazlar›, faili belli cinayetleri… Bu nedenle fiemsettin Yavuzkaplan’›n infaz edilmesi sonras› devletin yetkili a¤›zlar›n›n yapt›¤› aç›klamalar, di¤er olaylar›n arkas›ndan yapt›klar› aç›klamalarla t›pa t›p ayn›d›r. Bu nedenle bizler, her ne kadar al›flsak da bu aç›klamalara, tekrar ederek söylüyoruz ki asla kan›ksamayaca¤›z. Asla unutmayaca¤›z. Gün gelip de devran döndü¤ünde hesab› sorulmak üzere haf›zalar›m›z›n en canl› yerine kal›n harflerle yaz›yoruz.
Irkç› sald›r›lar sürüyor!
‹HD ‹zmir fiubesi, ‹nsan Haklar› Haftas› kapsam›nda Türkiye ve dünyada yaflanan hak ihlalleri, iflkence vakalar› ve toplumsal sorunlar› konu alan bir sergi açt›. Sergide Mardin’in K›z›ltepe ‹lçesinde babas›yla birlikte katledilen U¤ur Kaymaz, Diyarbak›r’da geçti¤imiz Mart ay›nda katledilen 14 HPG gerillas›n›n cenaze töreni sonras› ç›kan olaylarda polisin açt›¤› atefl so-
nucu yaflam›n› yitiren Enes Ata’n›n foto¤raflar› yer ald›. Kürt gazeteci-yazar Musa Anter’in katledilmesinden, 1978’de Marafl’ta gerçeklefltirilen katliama, köy boflaltmalardan Filistin, Lübnan ve Irak’ta yaflanan hak ihlallerine, kad›nlara yönelik fliddete kadar onlarca foto¤raftan oluflan sergi 17 Aral›k’a kadar sergilendi. (‹zmir)
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
10
64
F Tipi zindanlarda hak işgalleri sürüyor
19 Aral›k 2000’de gerçeklefltirilen “Hayata dönüfl” adl› katliam operasyonlar›yla devrimci ve komünist tutsaklar F tipi hapishanelere konuldular. Tecrit ve tredman üzerine kurulu F tiplerinde devrimci tutsaklar›n Ölüm Orucu ve fiili direniflleriyle uzun ve zorlu bir mücadele yafland›/yaflan›yor. Devrim yürüyüflünün durdurulamayaca¤›, devrimci iradenin k›r›lamayaca¤› bir kez daha ama bu sefer çok daha kararl› bir flekilde düflmana gösterildi. Bu büyük direnifl sonuçlanm›fl de¤ildir, her geçen zaman yeni biçimler alarak devam etmektedir. Devletin katliam operasyonlar› sonras› her ad›mda yenilerini devreye soktu¤u sald›r›lar, devrimci ve komünist tutsaklardan da ayn› flekilde karfl›l›¤›n› bulmakta, yeni yeni çarp›flma ve direnifller yaflanmaktad›r. Devletin F tipi sald›r›s›n›n ilk süreçleriyle karfl›laflt›r›ld›¤›nda, gerçeklefltirilen direnifl birçok noktada düflman› geri püskürtmüfl, devrimcilerin bafl e¤mezli¤i kabul edilmifl ve bunlar›n bir sonucu olarak farkl› oranlarda da olsa zindanlarda kimi statüler kazan›labilmifltir. Tabi ki bunlar henüz çok yetersizdir. Di¤er yandan devletin sald›r›lar› da durmam›fl, stratejik yönelimler biçim ve bir oranda içerik de¤iflikliliklerine u¤rayarak aynen devam ettirilmifltir. C‹K, TMK, çeflitli yasa ve yönetmeliklere yap›lan ve yap›lacak olan sald›r›lar yasallaflt›r›lmakta, her bir aya¤›yla boflluk b›rakmayacak kapsaml› planlar hayata geçirilmektedir. Devletin oluflturdu¤u bu “boflluk b›rakmaz” planlarda gedikler açacak, bu planlar› ifllemez hale getirecek olan içeride ve d›flar›da devrimci ve komünistlerin bilinçli ve kararl› mücadelesinden baflkas› de¤ildir. Bunun için do¤ru politikalar temelinde gerekli araçlar› devreye sokabilmek, geliflmelerden bilgili olmak ve mücadeleyi elden geldi¤ince ortaklaflt›rmak flartt›r. Devletin en bafltan itibaren hapishanelerdeki devrimcileri halktan koparmak ve gözden uzak tutmak istedi¤i, bu amaçla yasalar ç›kard›¤›, koyu bir sansür uygulamaktan yap›lan eylemleri vahflice bast›rmaya kadar birçok yönteme baflvurdu¤u hepimizce biliniyor. ‹flte çeflitli hapishanelerde yaflanan baz›lar›:
‹zmir Hapishanelerinde süngerli hücre uygulamas› ‹zmir Ceza ve Tutukevi Ba¤›ms›z ‹zleme Grubu (TMMOB ‹zmir ‹l Koordinasyon Kurulu, T‹HV ‹zmir Temsilcili¤i, ‹HD ‹zmir fiubesi, ÇHD ‹zmir fiubesi) taraf›ndan aç›kla-
nan Kas›m 2005-Ekim 2006 aras› dönemleri kapsayan çal›flma hapishanelerde yaflanan gerçekleri gün yüzüne ç›kart›yor. K›r›klar Hapishanesi’ndeki tutsaklar bulunduklar› hücrelerden “Ani Müdahale Mangas›” ad› verilen birim taraf›ndan ve bir k›s›m idari personelin gözetimi alt›nda al›nmaktad›r. Zaman zaman bu götürme ifllemine 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde genel olarak 2. müdürlerden biri; 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde ise bizzat 1. müdür nezaret etmektedir. Kaba dayak ile bafllayan uygulama; hakaret, tehdit içeren sözlü sataflmalarla devam etmektedir. Tutsaklardan en az birine falaka uygulamas› da yap›lm›flt›r. Yine tutsaklardan birinin boynuna tak›lan iple nefessiz b›rak›larak direncinin k›r›ld›¤› belirtilmektedir. Tutsaklar›n “süngerli oda” olarak adland›rd›klar› yer; 8-10 m2 büyüklü¤ünde,
içinde bir adet tuvalet tafl› bulunan ve tüm duvarlar› süngerle kapl› bir hücredir. Tutsaklar belirtilen odada ayaklar›n›n birbirine ba¤land›¤›n›, her iki elin arkadan ba¤land›¤›n›, daha sonra el ve ayaklardaki ba¤›n vücudun arkas›ndan ba¤lanmas› ile oluflturulan pozisyonda yere yat›r›larak bekletildiklerini belirtmektedirler. Bu pozisyon tutsaklar taraf›ndan “domuz ba¤›” olarak nitelenmektedir. Kelepçe, bez, koli band›, yatak çarflaf› gibi materyaller ba¤ için kullan›lmaktad›r. Arkadan ba¤lama uygulamas›n›n tek istinas› ‹slami örgüt üyeli¤i isnad› ile tutulan tutsa¤a, namaz k›lmas›na olanak sa¤lamak için ellerin önden ba¤lanmas› fleklinde gerçekleflmifltir. Bu ifllem s›ras›nda tutsaklar uzun süre aç b›rak›ld›klar›n› belirtmektedirler. Yemek verilmesi s›ras›nda elleri aç›lmayan ve gardiyanlar taraf›ndan beslenenler de bulunmaktad›r. Ancak baz›lar› da, ekmek aras›na konan besinleri kendilerinin yedi¤ini ve bu s›rada yaln›zca ellerinin geçici çözüldü¤ünü aktarmaktad›r. Bu durumdayken tutsaklara günde 1-2 kere su verildi¤i de aç›klamada yer almaktad›r. Tutsaklar ayr›ca, hücrede bulunduklar› bu süre zarf›nda tuvalet ihtiyaçlar›n› da gideremediklerinin alt›n› çizmektedir. Aç›klamaya göre beraber tutulan iki mahpus birbirilerinin fermuar›n› a¤›zlar› ile açmak zorunda kald›klar›n›, bir baflka mahpus ise üzerine yapmak zorunda kald›¤›n› belirtmifltir. Bu durum kötü hijyen koflullar› yaratmas›, kiflilerin sa¤l›¤›n› tehdit etmesi yan›nda onur k›r›c› niteli¤i nedeniyle afla¤›lanma duygusu yaratmaktad›r. Tutsaklar pozisyon iflkencesine maruz
kalmalar›n›n yan› s›ra sürekli olarak sözlü hakaret ve tacize maruz kald›klar›n› da belirtmektedirler.
Hapishanelerde hak ihlalleri devam ediyor Malatya E Tipi Kapal› Hapishanesi’nde bulunan PKK’li tutsaklar, aileleri arac›l›¤›yla yapt›klar› aç›klamada keyfi ve insan haklar›na ayk›r› uygulamalar›n artt›¤›na dikkat çekerek gazete ve kitaplar›n verilmesinde, ziyaretlerde, mektup, telefon ve sosyal aktivitelerden yaralanmada sorunlar yaflad›klar›n› belirttiler. Yine bir örnek olarak 2006 y›l›nda gözalt›na al›n›rken 2 difli k›r›lan, 4 difli de zarar gören ve Van F Tipi Hapishanesi’nde bulunan Reflit Nanto’na tedavi için 2010 y›l›na gün verilmesidir. Kocaeli 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’ndeki PKK’li tutsaklar, aileleriyle telefon görüflmelerinin 10 dakika ile s›n›rland›r›ld›¤›n› ve Kürtçe konuflma yasa¤›n›n getirildi¤ini bildirdiler. Bask›lar›n artt›¤›n› belirten tutsaklar, kamuoyuna duyarl›l›k ça¤r›s›nda bulundu. Kocaeli 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden TKP/ML tutsa¤› Bar›fl Aç›kel, yaflanan sald›r› ve hak gasplar›n› protesto etmek için kap›lar› dövmekten kaynakl› 1’er ay mektup ve görüfl cezas› ald›. Yine Ceyhan Hapishanesi’nden Sincan’a sevk edilen TKP/ML dava tutsa¤› Halil fiahin’in hapishane giriflinde dövüldü¤ü, üzerindeki tüm k›yafetlerin al›nd›¤› ve tek kiflilik hücreye konuldu¤u da ö¤renildi.
Sincan’da tutsaklar›n direnifli Sincan’da, bugün yap›m› tamamlanm›fl ve faaliyete geçmifl toplam yedi tane hapishane bulunmaktad›r. Bunlar F1, F2, L1, L2, Kad›n Hapishanesi, Genç-Çocuk Hapishanesi ve Aç›k Hapishane’dir ve ayr›ca yap›m› süren baflka hapishaneler de vard›r. Ve burada da son dönem artan hak ihlalleri dikkat çekicidir. Bunun en çarp›c› örne¤i de aç›lmas›yla birlikte Kad›n Hapishanesi’nde yaflananlar olmufltur. Hat›rlanaca¤› gibi Kad›n Hapishanesi’nde ilk aç›l›fl›ndan bugüne idarenin sald›rgan tutumlar› sonucu çat›flmal› bir süreç yafland›. Devletin, daha en bafltan tutsaklar› teslim almaya ve onlara en geri statüyü kabul ettirmeye çal›flaca¤› tahmin ediliyordu. Sonuçta devrimci kad›n tutsaklar vajinal aramaya dek uzanan fiziki sald›r› ve iflkencelerle yeni yap›lan zindana sevk edildi, hücrelere at›ld›lar. ‹lk giriflteki bu afla¤›l›k uygulamaya tabi tutulan sadece devrimci kad›nlar de¤ildi. Sevk edilen di¤er tutuklu ve hükümlüler de bu ilk giriflte ve daha sonra da afla¤›l›k uygulama ve bask›larla karfl›laflt›lar. Keza bunun sonucunda adli bir kad›n tutuklu intihar etti ve yine birçok adli kad›n tutuklu intihar girifliminde bulundu. Devrimci kad›n tutsaklar ise yaflad›klar› bu ilk sald›r›dan itibaren direnifle geçtiler ve birçok yeni sald›r› ve hak gasp›y-
la karfl›laflt›lar. Kad›n tutsaklar F tipi sald›r›s›n›n ilk süreçlerini and›ran son süreçteki en azg›n ve yo¤un sald›r›larla karfl›laflt›lar ve buna karfl› fiili direnifli gelifltirdiler. Hücre d›fl›na ç›k›fllarda ayakkab›lar›n› ç›karmaya zorlanarak onursuz aramalara tabi tutulmalar›, uygulamaya ald›klar› tav›r bahane edilerek avukat, aile vb. ziyaretlerine, revir, hastane vb. yerlere götürülmeyerek hücre d›fl›na ç›k›fllar›n›n engellenmesi, yaflad›klar› sald›r›larla ilgili Adli T›p’a gitmelerinin engellenmesi, bask›c› ve keyfi uygulamalara karfl› tav›r ald›klar› için defalarca tek kiflilik hücrelere at›lmalar›, hapishane d›fl›na gidifl gelifllerde, hapishane giriflinde ç›plak arama dayatmalar›yla karfl›laflarak sald›r›lara u¤ramalar›, mektuplaflmalar›n›n sistemli bir flekilde engellenmesi, verilen birçok disiplin cezas›, hoparlörden sürekli olarak anons ve müzik dinletilmesi… Kad›n tutsaklar baflta ayakkab› aramas› dayatmas› olmak üzere tüm bask› ve sald›r›lara karfl› fiili direnifl takti¤iyle, slogan atma-kap› dövme gibi eylemleriyle direnifle geçtiler. Fiziki sald›r›lara u¤rayarak at›ld›klar› tek kiflilik hücrelerde, di¤er tutuklularla tüm ba¤lar› kopar›larak, sürdürdükleri süresiz Açl›k Grevi için zorunlu fleker, limon gibi en temel ihtiyaçlar›n›n bile karfl›lanmad›¤› koflullarda kararl› ve
bafl e¤mez tutumlar›yla hapishane idaresine geri ad›m att›rd›lar. Sadece kendilerine yönelik sald›r›y› püskürtmekle kalmay›p dayat›lmak istenen geri statüyü de parçalad›lar. Fiili direniflleri ve 36 gün süren SAG’lar› boyunca örnek bir direnifl ve dayan›flma sergileyerek devrimci harekete önemli bir deneyim daha kazand›rd›lar. Tüm talepleri kabul edilerek bir arada kalmaya, ihtiyaçlar› karfl›lanmaya baflland› ve ayakkab› ç›karma dayatmas› baflta olmak üzere onursuz ve bask›c› uygulamalara karfl› devrimci kad›nlar›n tav›rlar› ve talepleri kabul edildi. 1 Nolu F Tipi Hapishanesi’ndeki (DHKP-C dava tutsaklar› hariç) devrimci tutsaklar da fiili direnifl fleklinde slogan atma, kap› dövme eylemlerini art›rarak kad›n tutsaklara destek oldular. Tüm devrimci tutsaklar› ilgilendiren içeri¤i ve Sincan’daki ayr› ayr› zindanlar›n birbirini etkileyen iliflkilerinin do¤al bir sonucu olarak bu yönde de direnifl önemli bir örnek teflkil etti. Devletin tek tek parçalardan zindanlardan bafllayarak devrimci tutsaklar›n direnifllerini geriletmeye, geri bir statü kabul ettirerek yeni birçok uygulamay› hayata geçirmeye çal›flt›¤› böylesi bir süreçte gerçeklefltirilen direniflin önemi ve niceliksel çap›ndan öte bir anlam tafl›maktad›r.
11
64
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
İÇERDEKİ VE DIŞARIDAKİ PARTİZAN YÜREKLER BİR KEZ DAHA BULUŞTU! Tutsak Partizanlar bireycili¤in suskunlu¤un ve duyars›zl›¤›n, gerçek insan ve emek sevgisinin unutuldu¤u, eflit ve özgür bir dünya yaratma hedefinin bireyci ç›karlara feda edildi¤i koflullarda yaflam› ürettiler, üretmeye devam ediyorlar. Aylar öncesinde zorlu bir mücadele sonucunda Sincan T Tipi Hapishanesi’ne kabul ettirilen boncuklar tutsaklar›n emekleriyle birleflerek tutsaklar›n sesini ailelerle buluflturdu. Sayg› durufluyla bafllayan etkinli¤in aç›l›fl konuflmas›n› Sevim Kalman yapt›. Konuflmas›nda ailelerle ye-
teri kadar biraraya gelemediklerine ve bundan sonraki süreçte daha çok birliktelik yakalaman›n çabas›n› vereceklerine de¤indi. Sincan F Tipi’ndeki tutsak partizanlardan gelen mesaj okundu. Bayram Kama ve Zeki fiahin’in konuflmalar›yla devam eden etkinlik, ailelerin konuflmalar›yla ve müzik dinletisiyle son buldu. Tutsaklar ve aileleri bu ortak üretme ve paylaflma çabas›yla tecride bir darbe daha vurmufl oldular. Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri
M Tipi Hapishanede keyfi uygulamalar A¤r› M Tipi Hapishanesi’nden ‹C‹’ye mektup yazan TKP/ML dava tutsa¤› Fadime Özkan, daha önce kendisinin hem müdürden hem savc›dan adlîlerle kalmak istemedi¤i yönlü talebinin “yer yok” diye reddedildi¤ini, ancak bu kez de adlileri etkiledi¤i, örgütledi¤i bahanesi ile bulundu¤u yerden al›nd›¤›n› belirtti. Mektubunda kendisine gönderilen yay›nlarla ilgili “bahsetti¤im hücre de¤iflikli¤iyle arkas›ndan gelen baz› keyfi uygulama ve hak gasplar›yla karfl› karfl›ya kald›k. Bunlardan birincisi, sondan bir önceki gönderdi¤iniz dergi ve gazeteler önce uzun bir süre inceleniyor vs.. gerekçeleriyle uzun bir süre oyaland›m yaklafl›k bir ay. En son 24 Kas›m’da tebli¤ ettiler vermeyeceklerini. Gayri hukuki bir flekilde el koydular yay›nlara gerekçe ise bilinen hikâyeler ve hiçbir hukuki dayana¤› olmayan fleyler. Söz de ‘terör örgütünün yaz›l› bas›n›’ym›fl, ‘örgüt propagandas›’ yap›yormufl. Taraf›ma verildi¤i takdir-
de ‘devlet memuru marifetiyle propaganda’ yap›lm›fl olacakm›fl. Yine bu yay›nlar ‘kurum asayifl ve güvenli¤ini tehlikeye düflürecek’mifl vs.” diyen Özkan ayr›ca say›mlarda da sorun ç›kmaya bafllad›¤›n› belirtti. “Önceden ben neredeysem say›m orada al›n›yordu (örne¤in yukar›daysam yukar›da, mutfaktaysam mutfakta, havaland›rmadaysam havaland›rmada al›n›yordu). Yeni müdür ‘herkes mutfa¤a inecek’ dayatmas› getirdi. Yine ç›k›p bu müdürle de konuflarak çözmeye çal›flt›k, ama olmad›. Biz de böylesi bir keyfi dayatmay› kabul etmeyece¤imizi bildirdik. fiimdi (yaklafl›k 10 gündür) say›mda afla¤›ya inmiyoruz. Say›m verdi¤imizi ama afla¤›ya inmeyece¤imizi söylüyoruz. Tutanak tutup gidiyorlar flimdilik….” dedi. Özkan, yine di¤er baz› hapishanelerde oldu¤u gibi burada da tek tek ilâç uygulamas›ndan dolay› ilaç kullanamad›¤›n› sözlerine ekledi.
45 Hatfadır Konak’talar!
Direnifllerinin 45. haftas›nda TAYAD’l› Aileler yine tecritin kald›r›lmas› ve ölümlerin durdurulmas› istemleriyle saat 13:00’de Konak /Kemeralt› Girifli’ndeydiler. “Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun” yaz›l› pankart›n arkas›nda toplanan kitle ad›na yap›lan aç›klamada “Bugün 3 insan, 3 can ölüme yürüyor. Av. Behiç Aflç› ölüyor, iki çocuk annesi Gülcan Görüro¤lu ölüyor, tutsak Sevgi Saymaz ölüyor ve tecrit kalkmazsa bu insanlar ölecek. Çözümse kolay, tecritin kald›r›lmas›. Ama katliamc› iktidar istemiyor çözmeyi. O kan istiyor, daha fazla can istiyor. fiunu hiçbir zaman unutmamal›lar; sorun çözülmedikçe ölümler devam edecektir” dedikten sonra oturma eylemine geçildi. Oturma eylemi s›ras›nda cezaevinden gelen mektup okunarak devam edildi. Mektubun okunmas›ndan sonra Grup Gün›fl›¤›’n›n k›sa bir dinletisinin ard›ndan eylem sona erdi. (‹zmir)
TMY’ye karfl› dayan›flma eylemleri ‹stanbul Barosuna ba¤l› avukatlar, Taksim Tünelden Meydana kadar cüppeleriyle yürüyüfl gerçeklefltirerek F Tipi hapishanelerindeki tecrit uygulamalar›na son verilmesini istediler. “Tecrit ‹nsan Haklar› ‹hlalidir” pankart›n› açan avukatlar yürüyüfl boyunca s›k s›k “Ölüme hay›r, yaflama evet”, “Savunma hakk› k›s›tlanamaz” sloganlar›n› att›lar. “3 kap› 3 kilit aç›ls›n tecrit kald›r›ls›n”, “Tecridi kald›r›n ölümleri durdurun” dövizlerinin tafl›nd›¤› yürüyüfl boyunca çevredeki halk›n eyleme alk›fllarla destek
vermesi uzun süredir yaflanmayan görüntülerin yaflanmas›na sebep oldu. Yaklafl›k 700 kadar avukat›n Taksim Meydan›’na yaklaflt›¤›nda kolluk kuvvetlerinin barikat kurmas› “Hukuka de¤il, çetelere barikat” sloganlar›yla karfl›land›. K›sa bir gerginli¤in ard›ndan yürüyüfle devam eden kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› ‹stanbul Barosu Baflkan› Kaz›m Kolcuo¤lu okudu. Aç›klamada k›saca Türkiye’de yaklafl›k 6 y›ld›r F tipi hapishanelerde ‘özel bir model’ uyguland›¤› kaydedilerek, bu modelin insan›n temel vazgeçilmez haklar›n kulla-
n›lmas›na engel oldu¤u ifade edildi. Bu durumun ciddiyetinin kavranmas› için avukatlar›n ölüm orucuna yatt›klar›n› belirten Kolcuo¤lu, “tecrit bir insan haklar› ihlalidir, asla kabul edilemez. En k›sa zamanda tecride son verilmeli ve ölümler durdurulmal›d›r” dendi. Çeflitli illerin barolar›n›n temsilcilerinin kat›ld›¤› yürüyüflteki aç›klamada son olarak “‹stanbul Barosu olarak sorunun çözümü için her türlü katk›y› sunmaya haz›r›z” denildi. Eylem meydana siyah çelenk konularak sonland›r›ld›. (‹stanbul)
12
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
64
Emekçiler haklar›na sahip ç›kt›. Birileri çok ürktü! KP hükümeti KESK üyelerinin 14 Aral›k’ta tüm Türkiye’de ifl b›rakmamas› için bürokratik engelleri devreye soktu. Ancak emekçiler hakl›l›klar›ndan ve meflruluklar›ndan ald›klar› güçle, eyleme etkin bir kat›l›m gösterdiler. AKP’nin sosyal ve ekonomik y›k›m politikalar›n› protesto eden emekçiler grevli toplu sözleflme istediler.
A
KESK üyeleri, 14 Aral›k Perflembe günü tüm Türkiye’de AKP hükümetinin sosyal ve ekonomik y›k›m politikalar›n› protesto etmek ve baflta “grevli toplu sözleflme hakk›” olmak üzere, çeflitli taleplerle ifl b›rakt›. Emekçilerin hakl› ve meflru eylemleri birçok yerde bürokratik önlemlerle engellenmeye çal›fl›ld›. Bu yerlerden biri de Kartal’d›. E¤itim-Sen üyelerinin okullarda ifl b›rakarak greve gitmelerini hazmedemeyen, baflta ‹stanbul Valili¤i olmak üzere, il ve ilçe milli e¤itim müdürlükleri, eylemden önce okullara genelgeler gönderdi. Bununla yetinmeyen Müdürlük, ‹l Milli E¤itim Müdürlü¤ü’nün iste¤i üzerine, okullara haz›r listeler gönderip, ifl b›rakan veya yavafllatan personel isimlerinin listeye yaz›l›p, gönderilmesini istedi. Ancak tüm bunlara ra¤men E¤itimSen üyesi kamu emekçileri haklar›na sahip ç›karak alanlarda olmas›n› bildiler. Bu konu ile ilgili E¤itim Sen Kartal fiubesi Baflkan› Nizamettin Aktepe’nin görüflünü ald›k. Kendisi bize özetle flunlar› aktard›: “14 Aral›k’ta emekçileri gözeten
✍
Merhaba... Ülkenin ve mahallenin gidiflat›na bakt›¤›mda içimi müthifl ve karamsarl›k, korku kapl›yor. Yedi¤imiz ekmek, içti¤imiz su kadar kirlenmifl sokaklar ve insanlar… ‹nsanlar› bu denli kirleten fuhuflun, uyuflturucunun ve cinayetlerin bata¤›na bat›r›p, ahlak›n› çürütüp, yozlaflt›ran nedir, diye kendimce düflünürken, bir bak›yorum sokaklarda, her çetenin içinde, önünde, arkas›nda ve gölgelerde durup, o zavall›lar› soka¤a salan devletin rütbeli kolluk kuvvetleri var. Yani demek ki, soka¤›m›z›, gençlerimizi, bizleri, yedi¤imiz içti¤imiz her fleyimizi kirletip, bizi eroinman yapan, birer cinayet flebekesi durumuna getiren, kad›n al›flverifline kadar sürükleyip, ahlâks›zlaflt›ran, bizi yönetenler-
bütçe talebi ile birlikte grevli toplu sözleflme hakk›m›z için gerçeklefltirdi¤imiz eylem öncesi, E¤itim-Sen sevk eylemi gerçeklefltirmiflti. Bölgemizde ‹stanbul 5 No’lu flubeye ba¤l› 1640 ö¤retmen, bu eyleme kat›ld›. Bundan önce de bu eylemi duyurmufl ve 182 okulda referandum yapm›flt›k. Ve bu referandumdan da bütçeye “hay›r” ç›km›flt›. Bu eylemlerden sonra bizlere yönelik bask›lar artt›. Valili¤in çabas› tamamen bu eylemi sabote etmektir, eyleme kat›l›m› engellemektir. Ancak tüm bunlara ra¤men eyleme önemli bir kat›l›m oldu. Biz bu tür bask›lar› k›n›yoruz ve k›namakla da kalmayacak bu durumu yarg›ya tafl›yaca¤›z. Yani sonuç olarak diyoruz ki: Bizler sergilenen orta oyununa karfl› eme¤imize ve gelece¤imize sahip ç›kaca¤›z. ‘Grev’ silah›m›z› kazanana kadar mücadelemizi sürdürece¤iz. Tüm demokratik kitle örgütleri, partiler, KESK’i desteklemelidirler. E¤itim-Sen’i yeniden dirilterek, yetkili sendika olabilmesi için bu destek çok önemlidir.” (Kartal)
‹stanbul ‹stanbul Unkapan›’ndaki eski mifl. Hem yönetiyor, hem kirletiyor. Biliyor musunuz, batakl›kta beslenen sivrisinekler vard›r. E¤er batakl›k olmazsa sinekler beslenemez, aç kal›r, ölür. Onun için, bizim kolluk kuvvetlerimiz her zaman kendilerine batakl›klar yaratmak zorundalar. Eskiden çete, mafya, uyuflturucu gibi sesleri çok duymazd›k. Ve çok da takmazd›k, korkmazd›k. Çünkü ahlâk›yla, durufluyla, korkusuzlu¤uyla yanyana yürüyen bir halk›m›z ve o halka önderlik yapan devrimcilerimiz vard›. Kolay m›yd› biri bir kad›na kötü baks›n veya çeteleflip, birilerine bask› yaps›n! Karfl›s›nda halk›, devrimcileri bulurdu. Ve o batakl›k fareleri de aç kal›yordu, elindekilerle yetinmek zorundayd›lar. Gün geldi 12 Eylül denilen lanet darbe oldu. Ne halk›n beraber yürüyüflü kald› ne de o devrimcilerimiz kald›. fiimdi
KESK binas› önünde toplanan emekçiler “IMF’ye uflak halka Kas›mpaflal›”, “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar›yla yolun bir bölümünü trafi¤e kapatarak fiiflhane Park›’na geldi. E¤itim-Sen, Kültür Sanat-Sen, Tüm-Bel Sen, Haber Sen, TMMOB ve D‹SK’in de kat›ld›¤› eylemde; KESK MYK üyesi Sevgi Gökçe, ‹stanbul Tabip Odas› Genel Sekreteri Hüseyin Demir söz ald›. Nurettin Güleç ve Ferhat Tunç’un türküleriyle destek verdi¤i eylemde Ölüm Orucu eylemini sürdüren Avukat Behiç Aflc›’n›n resimleri de tafl›nd›.
Ankara Ulus, GMK ve Kolej yönünden kortejler oluflturup K›z›lay Ziya Gökalp Caddesi’ne yürüyen KESK üyesi kamu emekçileri, polis engeliyle karfl›laflt›. Yaflanan tart›flmalar›n ard›ndan polis kortejlerin önündeki barikat› kald›rd›. Ziya Gökalp Caddesi’nde buluflan emekçilere seslenen TTB Genel Sekreteri Altan Ayaz, KESK’in k›v›lc›m›n› yakt›¤› mücadele ile GSS’yi ve bütçeyi hükümetin bafl›na y›kacaklar›n› söyledi.
Mersin Devlet Hastanesi önünde toplanan KESK emekçileri “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz”, “Sa¤l›k hakt›r, sat›lamaz” sloganlar›yla AKP binas›na kadar yürüdü. Defterdarl›k önündeki bir baflka grubun da kat›ld›¤› eylem, KESK Mersin
biliyor musunuz, halk›m›z birbirlerinden bile korkar hale gelmifl. Ve devrimcilerimiz, yedi¤i tokat ve flamarlardan dolay› kendi bürolar›na kapan›p, k›rtasiye devrimcili¤ine bafllam›fllar. Ve ne onlar halk› ne de halk onlar› soruyor. Ve biliyor musunuz, ana babas› belli olmayan, yurtlarda büyüyen çocuklara benzemifl halk›m›z. Y›llar sonra, “ben baban›m, elini ver bana” diyen biri ç›ksa da, tereddüde düflüp, kuflkuyla bak›yordur. Sahibinin devlet oldu¤unu san›yor, ama ona da güvenmiyor. Kirlenece¤ini, h›rpalan›p ac› çekece¤ini bildi¤inden, halk›m›z san›r›m ufuklara gözünü dikmifl, babas›n› bekliyor. Ve ben diyorum ki, genelde tüm halk, özelinde ise Topselvi halk›, devlet destekli sokak çetelerine karfl› birilerine güvenmek zorunda, bu güveni sa¤layacak güç ç›k›p, bu halk› örgütlemeli ve kendini kan›tlamal›. Bedel
fiubeler Platformu sözcüsü Merdan Tafl’›n bas›n aç›klamas›n› okumas›n›n ard›ndan sona erdi.
Malatya Malatya Ö¤retmenevi önünde toplanan KESK Malatya fiubeler Platformu emekçileri sloganlarla eski Soykan Park›na kadar gerçeklefltirdikleri yürüyüflün ard›ndan yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla AKP’nin IMF direktifleri do¤rultusunda haz›rlad›¤› 2007 bütçesini protesto ettiler.
Bursa Bursa’da KESK Bursa fiubeler Platformu’nun düzenledi¤i eyleme iflçi sendika temsilcileri, devrimci ve demokrat kurumlar ve emekçi halk kat›l›m sundu. Sabah saatlerinden itibaren Ünlü Caddesi’nde toplanan kamu emekçileri, buradan Orhangazi Park›’na do¤ru yürüyüfle geçti. KESK Bursa fiubesi Platformu ad›na SES fiube Baflkan› Çetin Erdolu bas›n aç›klamas›n› okudu.
Erzincan 14 Aral›k günü saat 12:30’da E¤itim-Sen Erzincan fiube’den Cumhuriyet Meydan›’na yürüyen e¤itim emekçileri, ifl b›rakma eylemine iliflkin bir bas›n aç›klamas› yapt›. SES ve BES üyelerinin de destekledi¤i aç›klamay› E¤itim-Sen emekçileri ad›na Erzincan fiube Baflkan› Ergun Y›lmaz okudu. Aç›klama alk›fllarla son buldu.
ödeyerek, o çetelerin kulaklar›n› çekerek, hak ettikleri cezay› vererek, kendini kan›tlamal›. Yaz›lamalarla, bildirilerle afifllerle, mahalle toplant›lar›yla o güveni almak gerekmektedir. Bu bofllu¤u dolduracak tek güç ve çetelerin korkulu rüyas›, devrimcilerdir. Bu yap›lmal› ve mutlak yap›lmal›. Eskiden, yani bundan bir-iki ay önce polis Apo denilen biri vard›. Uyuflturucu ve kad›n ticaretinin koruyucu mele¤i. Topselvi’yi hayli bata¤a bat›r›p, tayin olup gitti. Yerine kimi b›rakt›¤› malum. Hasan Onay ve çocuklar›. Malatyal› üç-befl çakal, mahallenin hem uyuflturucu hem h›rs›z ekibi. Sivasl› üç befl cinayet flebekesi... Yani k›sacas›, zaten mahalleli hepsini iyi tan›r ve bilir. Bu devlet destekli çeteleri bir bir deflifre edip, tepesine binilmezse, Topselvi’de halk›n güvenini almak olas› de¤ildir. (Topselvi’den bir ‹K okuru)
13
64
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
Beyinlerin istilasına karşı, burjuva karargâhlara hücum!
‹nsanl›k tarihi, ba¤r›nda bir dizi ac›lar›, sanc›lar› tafl›d›¤› gibi, deneyim ve tecrübeleri de tafl›maktad›r. Korkunç katliamlara sahne oldu¤u gibi, soylu direnifllere de sahne olmufltur. Toplumda imtiyazl› s›n›flar›n oluflmas›yla bafllayan s›n›f savafl›m› birçok aflamadan geçerek günümüze dek süregelmifltir. Bugün dünyay› anlamak, insanl›¤›n içinde bulundu¤u durumu yorumlamak; bu savafla do¤ru bakmaktan, savafl›n yasalar›n› do¤ru alg›lamaktan geçti¤i gibi; savafl›n taraflar›n›n içinde bulunduklar› durumu da yani bunlar›n iç çeliflkilerini de do¤ru okumaktan geçer. Onun içindir ki, ustalar insanl›k tarihinin s›n›f savafl›mlar› tarihi oldu¤unun önemle alt›n› önemle çizerler. Bu savafl en genel anlam›yla politik ve ekonomik iktidar› alma savafl›d›r. Bu savafl›n en genel anlam›yla iki cephesi vard›r. Devrimci cephe ve karfl› devrimci cephe. Devrimci cephede proletarya baflta olmak üzere çeflitli milliyetlerden ezilen emekçi halklar; karfl› devrimci cephede büyük burjuvazi (ülkemiz özgülünde komprador burjuvazi) baflta olmak üzere tüm sömürücü s›n›flar bulunmaktad›r. Nas›l ki her düflünce bir ideolojiye dolay›s›yla bir s›n›fa dayan›yorsa; her s›n›f da kendine has kültür, ahlak, moral de-
¤er vb. özellikler tafl›r-yarat›r. Karfl› devrimci cephe savaflta her türlü çirkinli¤e, alçakl›¤a baflvurmaktan geri durmaz. Her türlü dezenformasyon araçlar›n› devreye sokar. Buna karfl›n devrimci cephe bu amans›z savaflta kulland›¤› tüm silahlar, baflvurdu¤u yol ve yöntemler temiz ve devrimcidir. Böyle olmak zorundad›r. Bu durum devrimci cephenin yürüttü¤ü savafl›n hakl›, meflru oluflunun zorunlu sonucudur. Hâkim s›n›flar kokuflmufl düzenlerinin y›k›lmas›n› geciktirmek, ömürlerini biraz daha uzatmak için her türlü kirli yola baflvuruyorlar. Tam da bu noktada, günümüzde karfl› devrimci cephenin en etkili silah› olan ideolojik bombard›man silah›n›n devreye girdi¤ini görüyoruz. Karfl› devrimci cephe bu kez fiziki sald›r›lardan daha çok ideolojik sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›rmaktad›r. Bedenlerin istilas›n›n yerine beyinlerin istilas›na yöneliyor. Bunu yaparken bilimi, teknolojiyi, insan eme¤ini ve hünerini seferber ederek yürüttü¤ü kirli savafltan zaferle ç›kmak istiyor. Bir yandan ince taktiklerle anti-MLM ak›mlar›n önünü açarken MLM’lere sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›r›yor. Bir yandan ekonomik ablukay› derinlefltirerek insanlar› ekmek paras›n› temin için kölelefltiriyor. Bir yandan bu iki kol-
dan sald›r›lar›n bileflkesi olan toplumda- fl›r›z. Diyalektik bak›fl aç›s› bize bunu ki çürüme diye ifadelendirdi¤imiz, her iflaret eder, meselelere yaklafl›mda olgutürlü de¤er yarg›lar›na yabanc›laflma, ya- lardan yola ç›karak, ç›plak gözle görüneni üretimden kopuk, asalak, kolektif mü- nin öte yan›n› da görme ve bunu bütüncadeleden kopmufl, kolektif düflünme lüklü ele almay›, tek yanl›l›¤a düflmemeyetisini kaybetmifl; bireyci, bencil, kor- yi ö¤retir. Bizler Proletarya Partisi’nin kak ve yar›nlara de¤in hiçbir umudu kal- faaliyetçileri olarak her konuda bu MLM mam›fl, düflünemeyen, üretemeyen; al- yönteme uygun hareket etmeyi esas alkolün, uyuflturucunun, kumar›n müptela- mal›y›z. O zaman görece¤iz ki, çözüms› olmufl, cinselli¤in kölesi haline gele- süzlükler-çözüme, umutsuzluklar-umurek fuhufl bata¤›n›n içinde debellenen bir da, güvensizlikler-güvene evrilmeye bafllayacakt›r. insan nesli yarat›lmak isteniyor. Bugün dünyadaki geliflmeleri ve çeHâkim s›n›flar yukar›da k›sa bafll›klar alt›nda aktarmaya çal›flt›¤›m›z kuflat- liflmeleri incelerken, keza ülkemizdeki ma ve çürütme sald›r›lar›n› genelde s›n›f mücadelesinin seyrini irdeledi¤idünyan›n ve ülkenin her bir yan›nda mizde gidiflat›n çok iç aç›c› olmad›¤›n› sürdürmekle birlikte; bu alçakça sal- söylemek yanl›fl olmaz san›r›z. Devrimd›r›lar›n› daha çok devrimin kalbinin ci hareketin da¤›n›kl›¤›, reformist-revizatt›¤› ülke ve bölgelerde yo¤unlaflt›r- yonist dalgan›n güçlülü¤ü, legalist anlamaktad›r. Bu alçakça halk düflman› fa- y›fl›n devrimci hareketin büyük bir bölüaliyetler devrimci mücadelenin alt›n›n münü sar›p sarmalamas›… K›sacas› devboflalt›lmas› ve tasfiyesine yönelik faali- rimci hareketin pusulas›zl›¤›, kitlelerin yetlerdir. Maalesef kabul etmek zorun- devrimci harekete yönelik derin güvenday›z ki, karfl› devrimci cephe bu alçak- sizli¤i vs. çizilecek karamsar tablonun ça yürüttü¤ü faaliyetlerinde geçici de ol- argümanlar› olarak s›ralanabilece¤i gibi, sa baflar› sa¤lam›fl durumdad›r. Bugün kitlelerin içinde bulundu¤u durum ve gençli¤in ezici ço¤unlu¤u uyuflturucu- karfl› devrimci cephenin sald›r› ataklanun, alkolün, metalaflt›r›lm›fl cinselli¤in r›… Ama tüm bunlar bizleri yan›ltmakölesi durumundad›r. Emperyalist tüke- mal›, korkutmamal›. Meflhur bir Çin atatim kültürü kelimenin tam anlam›yla sözü vard›r; “Karanl›¤›n en koyu nokgençli¤i teslim alm›fl, yüzlerce, binlerce tas›, ayd›nl›¤a en yak›n noktad›r ayn› yoksul emekçi çocuklar› bir ekmek para- zamanda.” Bugün birçok fley dibe vurs›na, bir paket sigara paras›na çetelere muflsa, çok fleyler yapman›n fevkalade tetikçilik yapmaktad›r. Yine binlerce koflullar› mevcut demektir. Devam edecek emekçi, yoksul çocuk uyuflturucu bata¤›(Sar›gazi ‹K okurlar›) na saplanm›fl, yaflamdan tamamen kopar›lm›fl, gelece¤e dair hiçbir güvencesi ve umudu kalmam›fl duruma sokulmufltur. Böylece bu insanlar›n devrimci mücadelede yerini almalar› bir yana devrimin önünde fiilen engel olma durumlar› Biz Samand›ra semtinde yaflayan Partizan söz konusudur. Bizler somut kookurlar› olarak yozlaflma ve yabanc›laflma karfl›flullar›n, somut tahlilinden yola t› mücadelemize bir yenisini daha ekledik. ç›karak fleyleri aç›klamaya çal›Emperyalizmin yoz kültürüne karfl› kendi kül-
Kartallar ve insan Kartal, kufl türleri içinde en uzun yaflayan›d›r. 70 y›la kadar yaflayan kartallar vard›r. Ancak bu yafla ulaflmak için, 40 yafl›ndayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundad›r. Kartal›n yafl› 40’a vard›¤›nda pençeleri sertleflir, esnekli¤ini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sa¤lad›¤› avlar›n› kavray›p tutamaz duruma gelir. Gagas› uzar ve gö¤süne do¤ru k›vr›l›r. Kanatlar› yafllan›r ve a¤›rlafl›r. Tüyleri kartlafl›r ve kal›nlafl›r. Art›k kartal›n uçmas› iyice zorlaflm›flt›r. Dolay›s›yla kartal burada bir seçim yapmak zorundad›r. Ya ölümü seçecektir, ya da yenide do¤uflun ac›l› ve zorlu süreci-
ni gö¤üsleyecektir. Bu yeniden do¤ufl süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal, bir da¤›n tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, art›k uçmas›na gerek olmayan bir yerde, yuvas›nda kal›r. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagas›n› sert bir flekilde kayaya vurmaya bafllar. En sonunda kartal›n gagas› yerinden sökülür ve düfler. Kartal bir süre yeni gagas›n›n ç›kmas›n› bekler. Gagas› ç›kt›ktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker
ç›kar›r. Yeni pençeleri ç›k›nca kartal bu kez eski kartlaflm›fl tüylerini yolmaya bafllar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 y›l veya daha uzun süreli bir yaflam ba¤›fllayan meflhur yeniden do¤ufl uçuflunu yapmaya haz›r duruma gelir. Kendi yaflam›m›zda s›k s›k bir yeniden do¤ufl süreci yaflamak zorunda kal›r›z. Zafer uçuflunu sürdürmek için, bize ac› veren eski al›flkanl›klar›m›zdan, geleneklerimizden ve an›lar›m›zdan kurtulmak zorunday›z. Ancak geçmiflin gereksiz safras›ndan kurtuldu¤umuzda, deneyimlerimizin yeniden do¤uflumuzun getirece¤i ola¤anüstü sonuçlar›ndan tam olarak yararlanabiliriz. Nurtepe Partizan okurlar›
Yozlaflmaya karfl› isyan atefli büyüyor
türümüz olan Yeni Demokrasi kültürünü ulaflt›rmak amac›yla derne¤imizde çeflitli etkinlikler yapmay› amaçl›yoruz. Bunlardan biri de film gösterimleri. Amac›m›z, çeflitli toplumsal içerikli filmler göstererek Samand›ra halk›yla buluflmak. ‹lk olarak 3 Aral›k tarihinde devrimci sanatç› Y›lmaz Güney’in “Yol” adl› filmini gösterdik. Daha sonra 9 ve 16 Aral›k tarihlerinde de “Babam ve O¤lum”, “Büyük Adam Küçük Aflk” adl› filmleri gösterdik. Sinema ücretlerinin çok yüksek oldu¤u ve sinemalar›n emekçi halktan uzak oldu¤u günümüzde halk›m›z› sinemayla buluflturmak halk›n yo¤un ilgisiyle karfl›land›. Etkinliklerimize kat›l›m›n yo¤un olmas›, bizim aç›m›zdan bir olumluluktu. Film gösteriminden sonraki sohbetlerimizde yozlaflma ve yabanc›laflma üzerine vurgular yaparak düzenin yaratm›fl oldu¤u bu batakl›¤› kurutup yeni demokrasi kültürünün zeminini haz›rlamak için üzerimizdeki ölü topra¤› atma üzerine vurgular yapt›k. Sistemin her türlü sald›r›lar›na karfl› her alanda direniflimizi hep birlikte büyütelim. (Samand›ra ‹flçi Köylü okurlar›)
14
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
64
Nepal’de Maoistlerden ültimatom Nepal’de hükümetin Maoistlerden habersiz bir flekilde ABD, Hindistan, ‹ngiltere, Çin ve ‹talya gibi 14 ülkenin büyükelçilerini atamas› ve Ulusal ‹nsan Haklar› Komisyonu’nun üyelerini belirlemesi üzerine Maoistler hükümete karfl› protesto eylemleri bafllatma karar› ald›. Karar›n duyulmas›na ilk tepki Halk Kurtulufl Ordusu’ndan geldi. Kald›klar› kamplardan silahlar›yla ç›kan gerillalar flehir merkezlerinde yürüyüfl yapt›ktan sonra köylere çekildiler ve karar geri al›nana kadar protestolar›n› sürdüreceklerini aç›klad›lar. 18 Aral›k tarihinde Chulachali kamp›yla birlikte çeflitli alt kamplardan 3500 gerillan›n yer ald›¤› ilk tümenin sekreteri Naresh yoldafl talepleri kabul edilene kadar halk›n evlerinde kalacaklar›n› aç›klad›. Biratnagar’daki kamptaki 1900 gerilla, silahlar›yla kamplar›n› terk ettiler. Rolpa’daki kampta kalan 2500 gerilla da flehir merkezinde hükümeti protesto ettikten sonra kamplar›na geri döndüler. Dhangadhi’deki kampta kalan 3 bin gerilla ise 7. Tugay Komutan› Prajjwal’in komutas›nda eylem yapt›ktan sonra kamplar›na geri döndü. Surkhet’te de 6 bin gerilla yürüyüfl yapt›. Bununla birlikte Maoistler hükümete 10 günlük bir ültimatom vererek hükümeti anlaflmaya uymaya ve ald›¤› kararlardan vazgeçmeye ça¤›rd›. Buna uygun olarak 20-30 Aral›k tarihlerinde ülke çap›nda büyük protesto eylemleri ve 31 Aral›k-1 Ocak tarihlerinde de ülke genelinde genel grev örgütleme ça¤r›s›nda bulundu.
Baflkentte grev Maoist Parti, hükümetin bu karar›na karfl› ayr›ca 19 Aral›k tarihinde Kathmandu’da sabah 10’dan 16’ya kadar grev ilan etti. Ayn› gün trafik de bloke edildi. Grevle birlikte Baflkent Kathmandu’da normal yaflam›n durdu¤u bas›na yans›d›. fiehre araç girifl ç›k›fl› durdu. Tüm okullar, fabrikalar ve ma¤azalar kapand›. Grev s›ras›nda kitleler de Maoistlerin önderli¤inde hükümeti protesto eylemleri gerçeklefltirdi. Yine farkl› flehirlerde de protesto eylemleri ve k›sa süreli grevler gerçeklefltirildi. NKP (Maoist)’in sözcüsü Krishna Bahadur Mahara 19 Aral›k’ta aç›klama yaparak hükümetin ald›¤› bu kararlar›n bar›fl sürecini ciddi bir flekilde etkiledi¤ini belirtti. Hükümetin bu tav›rlar›ndan kayg› duyduklar›n› belirten Mahara yoldafl, bu tür kararlar›n büyük bir kaza ile sonuçlanaca¤›n› vurgulayarak hükümeti uyard›. Mahara ayn› zamanda k›rsalda polis karakollar›n›n yeniden kurulma çabalar›n› da mahkum ederek bu eylemlerin bar›fl anlaflmas›n› bozmak anlam›na geldi¤ini aç›klad›.
Karakollara izin yok 19 Aral›k’ta konuyla ilgili aç›klama yapan Baflkan Prachanda ise hükümetin karar›n› fliddetli bir flekilde elefltirdi¤ini belirte-
rek hükümeti gizli çal›flmalar yapmamas› için uyard›. Prachanda bu tür kararlar›n ard›nda gerici güçlerin oyunlar›n›n yatt›¤›n› da sözlerine ekledi. Prachanda yoldafl ayn› aç›klamada hükümetin iç savafl s›ras›nda y›k›lan ve kovulan polis karakollar›n› yeniden kurma karar›n› da elefltirerek buna izin vermeyeceklerini aç›klad›. Halk hükümetinin çal›flmaya devam etti¤ini belirten Prachanda yoldafl geçici hükümet kurulunca parlamento ile birlikte halk hükümetinin çal›flmalar›na son verece¤ini aç›klad›. O tarihe kadar Halk Hükümetinin k›z›l iktidar bölgelerinde hükümetin müdahalelerine izin vermeyeceklerini de vurgulad›. Ülkenin farkl› yerlerinde kurulmaya çal›fl›lan polis karakollar›na karfl› Maoistlerin müdahaleleri de devam ediyor. 15 Aral›k’tan bu yana Beltari’de, Rupandehi’de, Dhakdhai’de ve yüzlerce ilçe ve köyde kurulan polis karakollar› Maoistler ve halk taraf›ndan da¤›t›ld›, getirilen malzemelere el konuldu, polisler kovuldu. Yap›lan eylemlere her yafltan genifl kitlelerin kat›ld›¤› bas›na yans›d›. 18 Aral›k’ta ise Ilaka’da polis karakoluna izin vermek istemeyen Maoistlerle polis aras›nda ç›kan çat›flmada 12 kifli yaraland›. Maoistler, Halk Savafl› s›ras›nda bölgelerden kovulan polis ve askerin bar›fl anlaflmas›na ayk›r› bir flekilde K›z›l ‹ktidar bölgelerinde tekrar oluflturulmas›na izin vermezken, ‹çiflleri Bakan› Sitaula Oca¤›n ortas›na kadar tüm karakollar› yeniden kurmay› hedeflediklerini aç›klad›. 50 ilden 27’sinde polisin faaliyet yürütebildi¤ini belirten Sitaula amaçlar›n›n bar›fl› korumak oldu¤unu iddia etti.
Gericilerin korkusu: Maoist silahlar Silahlar›n denetimi meselesi gündemdeki ilk yerini korumaya devam ediyor. ‹mzalanan anlaflmalara ra¤men silahlar›n yönetimi üzerine tart›flmalar son bulmuyor. Baflta ABD emperyalizmi olmak üzere d›fl gerici güçler Maoistlere silah b›rakma ça¤r›s› yaparken hükümet de imzalad›¤› anlaflmalara ayk›r› flekilde benzer ça¤r›larda bulunmaya devam ediyor. 10 Aral›k’ta aç›klama yapan Baflbakan Koirala, geçici anayasa ve hükümetin ancak Maoistlerin silahlar›n›n denetiminin ard›ndan mümkün olaca¤›n› belirtti. Yine 18 Aral›k’ta aç›klama yapan Kongre Partisi (Demokratik) MK üyesi Mahat ile Kongre Partisi Genel Sekreteri Poudel de Maoistlerin silahlar›n›n denetiminin öncelikli oldu¤unu aç›klayarak as›l korkular›n› da göstermifl oldular. Konuyla ilgili olarak 11 Aral›k’ta aç›klama yapan Baburam Bhattarai yoldafl ise anlaflmada kararlaflt›r›lan sürecin bu tür aç›klamalarla geciktirildi¤ini vurgulayarak bunun bar›fl sürecini tehlikeye sokaca¤›n› belirtti.
NKP (Maoist)
Merkez Komitesi topland› 15 Aral›k tarihinde ise Geçici Anayasa, hükümetle Maoistler aras›nda imzalanan anlaflmayla kabul edildi. 168 maddelik belgede Kurucu Meclis seçimlerinin nas›l gerçeklefltirilece¤i de ayr›nt›l› bir flekilde aç›kland›. Mahara yoldafl konuyla ilgili olarak yapt›¤› aç›klamada anayasan›n tarihsel halk hareketinin temel kazan›m› oldu¤unu vurgulad›. 15 Aral›k tarihinde NKP (Maoist) Merkez Komitesi toplant›s›n› tamamlayarak önümüzdeki süreç üzerine yönelimini belirledi. 21 Aral›k’ta MK toplant›s› ile ilgili aç›klama yapan Maoistler, toplant›da Prachanda yoldafl taraf›ndan sunulan siyasi raporun tart›fl›larak kabul edildi¤ini, ülkedeki son sürecin de¤erlendirildi¤ini ve Kurucu Meclis seçimlerine kadarki kampanyan›n planland›¤›n› belirttiler. Bar›fl görüflmeleriyle birlikte partinin savafl dönemindeki yap›s›nda de¤iflikliklere gittiklerini aç›klayan NKP (Maoist), 11 yoldafltan oluflan partinin merkezi sekreterli¤inin kuruldu¤unu ilan etti. Prachanda yoldafl›n baflkanl›¤›ndaki sekreterlikte ülkenin befl bölgesinin sorumlular›yla birlikte Bhattarai, Kiran, Dev Gurung, Mahara ve Baidya yoldafllar›n yer ald›¤› aç›kland›. Yine 14 bölgesel büronun yan› s›ra bir uluslararas› büronun kuruldu¤u da ilan edildi. Aç›klamada gizli çal›flmalar yapan hükümete karfl› protesto eylemlerinin gerçeklefltirilece¤i belirtilirken hükümete Aral›¤›n son gününe kadar 10 günlük süre verdikleri de vurguland›.
Hindistanl› Maoistlerden elefltiri 13 Kas›m’da Hindistan Komünist Partisi (Maoist) Merkez Komitesi ad›na aç›klama yapan Azad yoldafl, NKP (M)’yi son taktikleri üzerine elefltirdi. “Yeni Nepal ancak gerici devletin y›k›lmas›yla kurulabilir. PLA’n›n silahlar›n›n BM gözetiminde saklanmas› kitlelerin silahs›zland›r›lmas› anlam›na gelir” bafll›¤›n› tafl›yan 2 sayfal›k bildiride bar›fl anlaflmas›n›n süreci özetlendikten sonra anlaflman›n baz› k›s›mlar› elefltirildi. Silahlar›n belirli yerlerde saklanmas›n›n tehlikeli sonuçlar do¤urabilece¤ini vurgulayan Azad yoldafl, bunun on y›l› aflk›n süredir büyük bedeller ödenerek sürdürülen Halk Savafl› ile Nepal halk›n›n kazan›mlar›n›n tehlikeye girebilece¤ini ve ezilen kitlelerin silahs›zland›r›lmas›na yol
açabilece¤ini belirtti. Aç›klamada Maoistlerin geçici hükümete girerek devlet arac›n›n gerici karakterini de¤ifltiremeyece¤i ve yürürlükteki mekanizman›n sömürücü egemen s›n›flarla emperyalistlere hizmet etti¤i vurguland›. Azad yoldafl aç›klamas›nda anlaflman›n yaratt›¤› bir di¤er yan›lsaman›n ise Birleflmifl Milletler’e verilen tarafs›zl›k rolü oldu¤unu belirtti. BM’nin emperyalistlerin, özellikle de ABD emperyalizminin elinde bir araç oldu¤unu ve rolünün emperyalist müdahaleyi meflrulaflt›rmak oldu¤unu vurgulayan HKP (Maoist), BM’yi, silahlar›n denetimi, seçimlerin ve bar›fl sürecinin gözetimi için davet etmenin ABD emperyalizmini müdahaleye davet etmekle ayn› anlama geldi¤ini aç›klad›. Yine yap›lan aç›klamalarda Güney Asya halklar›n›n en önemli düflman› olan ABD emperyalizminin ç›karlar› do¤rultusunda bölge ülkelerine müdahale eden Hint yay›lmac›l›¤›na karfl› da yan›lsamalar›n yarat›ld›¤›, Hindistan’›n Nepal’in iç ifllerine müdahale etmesine karfl› ç›k›lmad›¤› için de Nepalli Maoistler elefltirildi. Aç›klamada son olarak NKP (Maoist)’in bu taktikleri Güney Asya’daki di¤er Komünist Partilere önermesi de elefltirerek flöyle denildi: “Merkez Komitemiz kristal netli¤indedir ki, proletarya, devlet iktidar›n› ele geçirmeden gerçek demokrasinin yaflanmas› mümkün de¤ildir. Partimiz Güney Asya halklar›n› ve Maoist Partileri, Baflkan Mao taraf›ndan gösterilen uzun süreli Halk Savafl› yolunda ›srarl› olmaya ça¤›rmaktad›r.” Aç›klama NKP (Maoist)’in devrimin tarihsel derslerin ›fl›¤›nda güncel taktiklerini yeniden gözden geçirmeye davet ederek sona erdi.
Maoistler, k›z›l iktidar bölgelerinde y›k›lan karakollar›n tekrar kurulmas›na izin vermezken, Nepal hükümeti bunlar› yeniden infla etmek istiyor.
64
15
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
Hesabı sorulamadan ölen bir diktatör: PİNOCHET
fiili’yi, 17 y›l boyunca kan ve vahfletle yöneten faflist diktatör Augusto Pinochet’nin geçti¤imiz günlerdeki ölümü, fiili halk›n›n büyük ço¤unlu¤unu sokaklara döktü. Bu soka¤a dökülme, Pinochet’nin ölüm haberinin halk y›¤›nlar›nda keder ve yasa neden olmas› de¤ildi. Aksine, fiili halk›n›n, Pinochet’ye karfl›, diktatörlü¤ü boyunca gerçeklefltirdi¤i katliamlardan, yarg›s›z infazlardan ve gözalt›nda kay›plardan dolay› öfkenin ürünüydü. fiili halk› bu ölüm haberiyle birlikte, sevincinden ve de kendili¤inden sokaklara dökülmüfltü! ABD destekli eski diktatör 11 Eylül 1973’de fiili Devlet Baflkan› Allende’yi, CIA destekli kanl› bir darbeyle devirdikten sonra, tam 17 y›l boyunca ülkesinde vahfli bir terör estirmiflti. Birkaç y›l önce ortaya ç›kan belgeler, Pinochet’nin bu kanl› darbenin ABD emperyalizmi taraf›ndan planland›¤›n› ve her ad›m›yla ilgili bilgi sahibi oldu¤unu bir kez daha gözler önüne sermiflti. ‹flte bunun içindir ki, O’nun ölümü Margaret Thatcher gibi “Demir Leydi” lakapl› Avrupal› emperyalist temsilcileri taraf›ndan “büyük bir üzüntü” ile karfl›lanmakla birlikte, en fazla da ABD emperyalistlerini yasa bo¤du. fiu süreçte ABD’nin belli bafll› burjuva bas›n›nda Pinochet’in ölümüne iliflkin birbiri ard›na yay›nlanan yaz›lar da kaç›n›lmaz olarak, Pinochet’yi aklamaya, bunu yaparken de tarihi çarp›tmaya dönük oldu. Bu çarp›tmalar daha çok da darbeyi hakl› ç›karma çabalar›n› içermekte. Ancak tarih ne kadar çarp›t›lmaya çal›fl›l›rsa çal›fl›ls›n, fiili halk›n›n 17 y›l boyunca yaflad›¤› zulmü ve vahfleti unutturamaz, hakl› ç›karamaz. Emperyalist güdümlü medya Pinochet’nin ard›ndan yakt›¤› a¤›tla birlikte, O’nun diktatörlü¤ü boyunca gerçeklefltirdi¤i ekonomik-siyasal icraatlar›n›, O’nun ülkede yaratt›¤› “mucizeler” olarak sunma yar›fl›na girmifl bulunuyor. Örne¤in bu yaz›lardan birinde, “Pinochet’nin çifte ahlak›” üst bafll›¤›n›n alt›na küçük harflerle flöyle bir alt bafll›k eklenmifl: “Pinochet öldürdü ve iflkence etti. Ancak Latin Ameri-
ka’n›n en baflar›l› ülkesini miras b›rakt›.” Bu yaklafl›m çok aç›k ki, baflar› için öldürme ve iflkence kaç›n›lmaz gibi bir yaklafl›m› da içeriyor ve bunlar› baflar›n›n do¤al bir parças› göstermeye çal›fl›yor. Ancak biz Pinochet’nin gerçek “miras›n›n” ne oldu¤unu çok iyi biliyoruz: 10 Aral›k 2006’da bir askeri hastanede kalp krizinden ölen eski diktatörün, 1973 y›l›nda hükümet binas›n›n havadan bombalanmas› da dâhil, kapsaml› bir askeri güç kullanarak gerçeklefltirdi¤i darbenin hemen ard›ndan parlamento feshedilmifl ve tüm ülkedeki politik yaflam “susturulmufltu”. Parlamentoya yap›lan silahl› sald›r› s›ras›nda yaflam›n› yitiren ve “intihar etti¤i” aç›klanan fiili devlet baflkan› Allende’nin tüm yandafllar› darbenin ertesinde “illegal” ilan edilmifl, ülke çap›nda ciddi bir silahl› karfl› koyufl yaflanmad›¤›ndan, darbeciler çok k›sa sürede tüm ülkede iktidar› ele geçirmifllerdi. Arkas›nda CIA’n›n oldu¤u gün gibi aç›k olan bu kanl› darbenin alt yap›s› ise, darbe öncesinde, yine ABD emperyalizmi taraf›ndan gelifltirilen bir dizi provokasyonla haz›rlanm›flt›. Dönemin Nixon hükümeti iç kargafla yaratacak bir dizi faaliyetin propagandas›n›, büyük paralar ak›tt›¤›, fiili’nin sa¤c› medyas› arac›l›¤›yla yapm›flt›. Bir dizi ekonomik ambargo ve CIA’n›n kimi ifl sektörlerinde iflçileri k›flk›rtan pratikleri ile, ülke halk›nda bir hoflnutsuzluk havas› yarat›lm›fl, yine CIA arac›l›¤›yla bir dizi sözde grev, eylem vb. faaliyetler örgütlenmiflti. Ekonomik ambargolarla, ülke ekonomisi zora sokularak, halk›n yaflam› a¤›rlaflt›r›lmaya çal›fl›lm›fl ve böylelikle ad›m ad›m darbenin haz›rl›klar› yap›lm›flt›. Darbenin daha ilk y›l›nda sol güçlere dönük say›s›z katliamlar, iflkenceler, sürgünler, gözalt›lar, yarg›s›z infazlar gerçeklefltirilmifl, çok say›da insan ise “kay›p” edilmiflti. Resmi rakamlar toplam 3.197 ölüm oldu¤unu söylese de, gerçek say›n›n verilen rakam›n çok üzerinde oldu¤u biliniyor. Askeri diktatörlük boyunca neredeyse tüm sol e¤ilimli önder unsurlar tutuklanm›fl ve a¤›r iflkencelerden geçirilmiflti. Elektrik verme, kaba dayak, tecavüz, en basit iflkencelerdi. Sola dönük bu cad› av› sadece fiili ile de s›n›rl› kalmam›fl, askeri diktatörlük “Cordor Operasyonu” ad› verilen uluslararas› bir operasyon da örgütleyerek, sola dönük takibatlar› Latin Amerika’n›n tüm güney bölgelerinde de hayata geçirmiflti. Bu operasyon, benzer rejimlerle yönetilen, Paraguay, Bolivya, Arjantin ve Uruguay gibi ABD destekli rejimler taraf›ndan da tam desteklenmifl, say›s›z devrimci önder bu süreçte katledilmiflti. Pinochet diktatörlü¤ünün ekonomi politikas› ise “liberal pazar ekonomi-
si” üzerine oturmufltu. Zenginlerin vergileri düflürülmüfl, özellefltirmelere h›z verilmifl, asgari ücret ortadan kald›r›larak, ücretler tamamen iflverenin keyfiyetine b›rak›lm›fl, sendikalar yasaklanm›fl ve sosyal düzenlemeler tamamen ortadan kald›r›lm›flt›.
Ülke zenginlikleri “dost”lara peflkefl çekildi Pinochet’nin ekonomik-siyasal yaflamda yaratt›¤› söylenen “mucize”, fiili emekçilerini ve yoksul halk›n› giderek daha da büyük bir sefalete sürüklemiflti. Ülke çap›ndaki yoksulluk ve açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflayanlar›n oran› % 40’lar›n üzerine ç›km›fl, ülke, dünyadaki gelir da¤›l›m›n›n en eflitsiz oldu¤u ülkeler içinde bafl s›ralara oturmufltu. ‹flsizlik oran› 1974-75 y›llar› aras›nda, % 9.1’den, % 18,7’ye ç›karak, sadece bir y›l gibi bir sürede iki kat› art›fl göstermiflti. Bu oran 1983’e gelindi¤inde % 35’lere ç›km›fl, endüstrideki üretim % 28 gerilemiflti. Bu üst boyuttaki y›k›m militan bir iflçi hareketini ortaya ç›kar›nca, on binlerce kifli iflkencelerden geçirilerek, tutuklanm›flt›. K›sacas›, Pinochet askeri diktatörlü¤ü emekçi halk y›¤›nlar›n› 1930’lardaki ekonomik bunal›m koflullar›na sürüklemiflti. Özellefltirmeler çok kapsaml› ve kurals›z bir biçimde hayata geçiriliyor ve ya¤ma art›k tüm toplumsal zenginliklerin yo¤un ve kapsaml› bir ya¤mas›na dönüflüyordu. Bu ya¤madan en büyük pay› alanlardan biri de, sonraki y›llarda gizli hesaplarda 27 milyon dolardan fazla paras› oldu¤u ortaya ç›kan Pinochet’ydi. Krizi giderek derinleflen ve krizden ç›k›fl›n yolunu askeri-ekonomik-siyasal sald›rganl›¤› üst boyutlara ç›kararak aflmaya çal›flan emperyalistler, emekçi halklardaki k›p›rdan›fllara karfl› duyduklar› korkuyu, Pinochet vb. diktatörlerin ard›ndan yakt›klar› a¤›tlara yans›tmaktalar. Ve bu k›p›rdan›fllar› yine Pinochet benzeri diktatörlerle bast›rmaya çal›flmaktan kaç›nmayacaklar›n›n mesaj›n› da vermekteler.
“Arka bahçe” darbelere yabanc› de¤il ABD emperyalizminin, tüm dünya halklar›n›n yan› s›ra, özellikle de Latin Amerika halklar›na dönük bir tehdidi olarak da alg›lanmas› gereken bu çabalar›n›n ard›nda, hiç kuflkusuz buralardaki, en az›ndan bugün için antiABD’ci olarak görünen sürecin de rolü var. Reformist önderliklerle geliflen bu süreç, yine bir reformist önder olan Salvador Allende dönemiyle benzerlikler de içermekte. Allende de anti-Amerikanc› bir tutum izlemekle birlikte, sosyalist bir durufla sahip de¤ildi. fiili’deki yönelime damgas›n› vuran da yine bu durufltu. Allende’nin burjuvaziyle uzlaflan tutumu, Pinochet gibi faflist kifliliklerin ordu içinde üst rütbelerle konumlanmas›n› getirmifl, fiili burjuvazisi k›smi reformlar karfl›s›nda bile tahammülsüzlü¤ünü göstererek, kaybetmedi¤i gücünün de etkisiyle, ABD emperyalizminin CIA arac›l›¤›yla ülkede faflist bir askeri darbe haz›rlamas› noktas›nda iflbirli¤i içine girmiflti. Yine CIA’n›n bizzat devreye girmesiyle ortaya ç›kan ve halk›n tepkisi olarak gösterilen karfl› –devrimci örgütlenmelerin yaratt›¤› ve faflist darbenin ayak sesleri olan, sözde ayaklanmalara karfl› silahlanmak isteyen iflçi s›n›f›n›n militan kesimlerine, Allende taraf›ndan, “bar›flç›l” olma ad›na izin verilmemiflti. Bunun içindir ki, faflist darbe, her hangibir silahl› direniflle karfl›laflmadan, çok k›sa sürede tüm ülkede büyük bir “suskunluk” yaratabilmiflti. Allende’nin iktidar› süresince izledi¤i bu reformist yönelim, darbe s›ras›nda, bombalara alt›ndaki hükümet saray›nda bulunan ve faflist darbecilere teslim olmayan Allende’nin bir gerçekli¤i ve de yenilginin de bafll›ca nedenidir maalesef. O’nun reformist yönelimindeki yanl›fllardan ç›kar›lacak dersler, Latin Amerika’n›n birçok ülkesinde geliflen bugünkü sürece de ›fl›k tutacakt›r. Bunun içindir ki, fiili deneyimi iyi incelenmelidir.
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
16
64
Zam, zulüm, iflkence iflte AKP!
2002 y›l›nda 130.2 milyar dolar olan d›fl borç, 2005 y›l› Haziran ay› itibariyle 161.8 milyar dolara yükselmifl durumda. Buna göre, hükümetin göreve geldi¤i günden bu yana iç ve d›fl borç stoku 116.9 milyar dolarl›k art›fl gösterdi. 2002 y›l›nda 3 bin 214 dolar olan kifli bafl›na düflen borç miktar› ise 4 bin 666 dolara ç›kt›. AKP’nin IMF ile imzalad›¤› Standby anlaflmalar› ve gönderdi¤i niyet mektuplar›yla bu oran›n daha da artaca¤› ortada.
2006’y› geride b›rak›rken, 5. y›l›na giren AKP hükümetinin icraatlar› halk düflmanl›¤›n› tescilledi. 2002 seçimlerinde hükümet olan AKP, geçen süre içerisinde çok iyi bir grafik çizerek efendilerinin takdirini ald›. E¤itimden, sa¤l›¤a, altyap›dan yat›r›mlara, sosyal güvenli¤e kadar çok genifl bir yelpazede emperyalistlerin ç›karlar›n› birkaç yol kazas› d›fl›nda harfiyen yerine getirdi. Emperyalistlerin emrine amade olan Türk hâkim s›n›flar›n›n sözcüsü AKP, görevini büyük bir baflar› ve “özveri” ile sürdürüyor. Temiz, ilkeli siyaset, söylemleri ile hükümet koltu¤una oturan AKP uluslararas› flirketlerin, IMF ve DB’nin direktiflerini aynen yerine getirdi. Daha fazla kâr ve sömürü ilkelerinden taviz vermedi. Tarihin en büyük özellefltirmelerini yapt›. Irak halk›n›n katledilmesine ortak olan ülkemiz hakim s›n›flar›n›n isteklerini tam olarak yerine getiremese de büyük bir efor sarf etti. Filistin ve Lübnan halk›n›n bombalanmas›nda ABD ve Siyonist ‹srail ile iflbirli¤i yapt›. Binlerce masum insan›n evleri bafllar›na y›k›ld›, sokaklar çocuk bebek cesetleriyle doldu. AKP iflçi s›n›f› ve halk›m›z›n öncülerine karfl› da “temiz siyaset”i uygulamada büyük bir dirayet gösterdi. 17 Haziran 2005 tarihinde Mercan’da 17 MKP gerillas› katledildi. Haklar ve Özgürlükler Federasyonu’na “Disketten ad›n
ç›kt›” iddias› ile yap›lan sald›r›larda yüzlerce insan gözalt›na al›nd›. Ezilenlerin Sosyalist Platformu ve çizgisindeki kurumlara yap›lan bask›nlarda onlarca insan tutukland›. TKP/ML’ye yönelik yap›lan operasyonda birçok devrimci tutukland›. Egemen s›n›flar Terörle Mücadele Kanununu yasalaflt›rarak terör estirdi.
Borç stoku 盤 gibi büyüyor! AKP, ülke refah›n›n yükseldi¤ini söyleye dursun rakamlar tüm gerçekleri ortaya koyuyor. 2002 y›l›nda 130.2 milyar dolar olan d›fl borç, 2005 y›l› Haziran ay› itibariyle 161.8 milyar dolara yükselmifl durumda. Buna göre, hükümetin göreve geldi¤i günden bu yana iç ve d›fl borç stoku 116.9 milyar dolarl›k art›fl gösterdi. 2002 y›l›nda 3 bin 214 dolar olan kifli bafl›na düflen borç miktar› ise 4 bin 666 dolara ç›kt›. AKP’nin IMF ile imzalad›¤› Standby anlaflmalar› ve gönderdi¤i niyet mektuplar›yla bu oran›n daha da artaca¤› ortada. Komprador burjuvazi ve toprak a¤alar› emekçi halk›m›z› sömürmek için çeflitli yöntemler kullan›l›yor. Bunlardan biri de vergi. Özellikle dolayl› vergiler egemenler için büyük bir gelir kayna¤›. Dolayl› vergilerin yüksekli¤ine en güzel örnek olarak akaryak›t üzerindeki vergi yükü gösterilebilir. Türkiye’de rafineri fiyat› üzerinden yap›lan hesaplamaya göre, akaryak›t için ödenen her 100 milyon liran›n yaklafl›k 65 milyon liras› devlete KDV ve ÖTV olarak ödeniyor. Bu yüzden bugünlerde baz› sürücüler protesto amaçl› “Bu araçta dünyan›n en pahal› yak›t› kullan›l›yor” yaz›l› stickerlar› araç camlar›na yap›flt›r›yorlar. AKP 2006 y›l›nda ekonomik tablonun iyiye gitti¤ini, ekonominin büyüdü¤ünü söylese de sermayenin sesleri öyle demiyor. Ankara Ticaret Odas› Baflkan› Sinan Aygün’ün; “Ekonomide baz› göstergelerde yalanc› bahar yaflan›yor olabilir. Ancak çarfl› pazarda hava mevsim normallerinde seyretmiyor. Tüccar›n, esnaf›n kafas›na protestolu senet ve karfl›l›ks›z çek ya¤›yor. AKP hükümetinin 3 y›ll›k icraat› piyasalarda havay› mevsim normallerine çeviremedi. Hala, ekonomik sorunlar h›z kulvar›nda, hala reel sektör sisler bulvar›nda” ifadeleri ile AKP’nin bindi¤i dala fazla güvenmemesi gerekti¤ini gösteriyor.
Özellefltirme fiampiyonu; AKP AKP hükümeti Türk hâkim s›n›flar›n›n emperyalistler karfl›s›ndaki konumlan›fllar› ve talimatlar› do¤rultusunda önemli özellefltirmelerin alt›na imza att›. “Yap›sal Ekonomik Reform” ad› alt›nda kamu kurulufllar›n› emperyalist flirketlerin talan›na açt›. AKP’nin tüccar Maliye Bakan› Kemal Unak›tan’›n 2003–2006 döneminde “46 flirketteki kamu hisselerinin tamam›, 3 kurulufltaki kamu hisselerinin bir bölümü, 37 iflletme, 6 liman, 3 binin üzerinde varl›k ve gayr› menkul sat›fl› ve iflletme hakk› devrinin gerçeklefltirildi¤ini’’ bildiren aç›klamalar› AKP’nin özellefltirmelerdeki zaferini de anlat›yor. Son 4 y›lda yap›lmas› öngörülen özellefltirme ihalelerinin tamam›na yak›n› sonuçlanm›fl. Unak›tan’›n aç›klamalar›na göre, 2006 y›l›n›n 9 ayl›k döneminde, Baflak Sigorta A.fi, Baflak Emeklilik A.fi, TÜPRAfi ve ERDEM‹R’deki kamu hisselerinin blok sat›fl› ile Türk Hava Yollar› A.O’daki kamu hisselerinin bir bölümünün halka arz› gerçeklefltirilmifl. Bunlar›n yan›s›ra TEKEL’e ait ‹kiz Kuleler, Büyük Ankara Oteli, Büyük Efes Oteli, Büyük Tarabya Oteli ile yine TEKEL’e ait Kald›r›m, Kayac›k ve Yavflan Tuzlalar› ve Emekli Sand›¤›’na ait K›z›lay Emek ‹flhan›’n›n sat›fl/devir ifllemleri tamamlanm›fl. Halen TCDD’ye ait ‹zmir Liman›’n›n, Sümer Holding’e ait Bor, Ere¤li, Ilg›n, Kayseri fleker fabrikalar›, Baflkent, Sakarya ve ‹stanbul Anadolu Yakas› Elektrik Da¤›t›m A.fi’lerinin özellefltirilmelerine iliflkin sürecin devam etti¤ini söyleyen Unak›tan, özellefltirme portföyünde yer alan ve önümüzdeki dönemde özellefltirilmesi hedeflenen baz› kurulufl ve varl›klar› da flöyle s›ralad›: ‘‘Türkiye fieker Fabrikalar› A.fi’ye ait fleker fabrikalar›ndan oluflacak portföy gruplar›, TEDAfi’a ait da¤›t›m bölgeleri, Sümer Holding A.fi, T. Demir Çelik ‹flletmeleri A.fi, T. Denizcilik ‹flletmeleri A.fi, TEKEL, PETK‹M, Karadeniz Bak›r ‹flletmeleri A.fi, Türk Hava Yollar› A.O, Mardin Maz›da¤ Fosfat Tesisleri, T. Halkbank A.fi, Karayollar› Zincirlikuyu arsas›.’’ Bu özellefltirmelerin sonunda binlerce iflçi iflsizler ordusuna kat›ld›. ‹stihdam olanaklar›n›n yarat›laca¤›n› iddia eden AKP, özellefltirilen kurumlar›n iflçilerinin eylemlerine gözlerini kapat›yor. Büyük bir iki yüzlülükle iflçilerin iflsiz kalmad›¤›n› savunuyor.
17
64 AKP’nin sa¤l›k politikas›: Y›k›m AKP’nin belki de emekçilerin can›n› en çok yakacak uygulamalar› sa¤l›k alan›nda yafland›. AKP “paran kadar sa¤l›k” anlay›fl› ile yoksul emekçilere s›rt›n› döndü. “Aile Hekimli¤i Türkiye’de sa¤l›k hizmetlerinin özellefltirilmesinin en önemli ad›m›d›r. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti (AKP) hükümetine 2004 y›l›nda 40,6 milyon Euro kredi verilmifltir.” Bu sözler Dünya Bankas›n›n Aile Hekimli¤i uygulamas›na iliflkin düflüncelerini yans›tmaktad›r. Yeterince aç›k: “Aile Hekimli¤i” ile “koruyucu sa¤l›k hizmetleri” alan› tasfiye edilirken hekimler tüccar, hastalar müflteri olarak görülmektedir. AKP hükümetinin 4 y›ll›k iktidar› döneminde, sa¤l›k alan›na aktar›lan kaynaklar yaklafl›k iki-üç kat›na ç›km›flt›r. Sa¤l›k harcamalar› 2003 y›l›nda yaklafl›k 9–10 milyar dolardan, 2005 y›l› itibar›yla 19–20, 2006 y›l›nda yaklafl›k 23–24 milyar dolara ç›km›flt›r. Ancak bu art›fl de¤iflik yöntemlerle sermayeye aktar›lm›flt›r. Hükümetin yo¤un bir propaganda ile piyasaya sürdü¤ü “Sa¤l›kta dönüflüm” toplumun büyük ço¤unlu¤unu oluflturan yoksul, yoksun ve dar gelirli emekçiler ve sa¤l›k çal›flanlar›n›n büyük ço¤unlu¤u için felaket demektir. Emperyalistlerin uflaklar› sermaye ihraç ederken flimdi art›k doktor ihraç etmeye bafllad›lar. Yasa tasar›s› olarak Meclis Genel Kurulu’na sunmaya haz›rlan›lan düzenlemede yabanc› hekimlerin çal›flmas›n›n önü aç›lmaktad›r. Uluslararas› sermayenin istekleri do¤rultusunda ithal ve ucuz hekim çal›flt›r›lmas› için ülkemizde hekimlik yapabilmenin koflullar› zorlaflt›r›lacak, emekçiler için bir yaflam alan› daha kapanacak. Sa¤l›k harcamalar›nda yap›lacak s›n›rlamalar ile sa¤l›k hizmetlerine, özellikle de ilaca ulaflmak zorlaflacak; bu hizmetleri alabilmek için daha fazla cepten harcama yap›lacak. Bu koflullarda Emekli Sand›¤›, SSK, Ba¤Kur ve Yeflil Kartl› hastalar hastane ve eczane kap›lar›ndan geri dönmek zorunda kalabilecektir.
“Pamukçu öldü, domatesçi hasta, m›s›rc› yasta, AKP hâlâ baflta! AKP hükümetinin uygulamalar›ndan en büyük zarar› gören köylüler oldu. IMF’nin “tar›m alan›ndaki istihdam› yüzde 5’e indireceksiniz” emirleriyle tar›m alan›na yönelen
egemenler binlerce köylünün topraklar›n› satmas›na, büyük flehirlere göç etmesine neden oldu. AKP’nin tafleronlu¤unu yapt›¤› tar›m politikalar›-
Bu özellefltirmelerin sonunda binlerce iflçi iflsizler ordusuna kat›ld›. ‹stihdam olanaklar›n›n yarat›laca¤›n› iddia eden AKP, özellefltirilen kurumlar›n iflçilerinin eylemlerine gözlerini kapat›yor.
na karfl› köylüler TC tarihinin en büyük eylemlerini yapt›lar. De¤iflik yerlerde gerçekleflen lokal protestolar bir yana Manisa’da yap›lan eyleme 100 bine yak›n köylü kat›ld›. Ordu’da yap›lan ve iki gün süren f›nd›k üreticilerinin eylemine ise 80 bine
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007 yak›n insan kat›ld›. Bu rakamlar ayn› zamanda AKP hükümetinin tar›m alan›nda yaflama geçirdi¤i IMF politikalar›n›n baflar›s›n› da gösteriyor. AKP, halka flirin görünmek için tan›t›m kampanyalar› düzenlese de bakanlar›n›n beyanlar› gerçek kimliklerini ele veriyor. Manisa’da köylülerin eylemine iliflkin, “çiftçiye ait olmayan siyasi bir miting” de¤erlendirmesi yapan Tar›m ve Köyiflleri Bakan› Mehmet Mehdi Eker kimin yan›nda olmad›¤›n› göstermifl oluyordu. Bakana göre miting siyasi bir angajmandan öte bir anlam ifade etmiyordu. AKP köylünün yaflam standard›n›n, al›m gücünün artt›¤›n› söylese de rakamlar hiç de öyle demiyor. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin; 2004–2005 sezonunda m›s›r al›m fiyat› 330 bin lira iken, 2005–2006 sezonunda m›s›r al›m fiyat› 260 bin liraya düflmüfl. Bu¤day geçen y›l 340 bin liradan sat›labildi, flimdi 280 bin liradan ifllem görüyor. Bunlar ayn› durumun yafland›¤› yüzlerce üründen sadece birkaç tanesi.
Sosyal Güvenlik Yasas› yürürlü¤e girmeden çöktü IMF’nin uzun bir süredir üzerinde durdu¤u ve gerçek anlam› sa¤l›k hizmetlerinin serbest piyasaya aç›larak özellefltirilmesi olan Sosyal Güvenlik Yasas›, iflçi ve kamu emekçilerinin tüm tepkilerine karfl›n emperyalizmin yeminli ufla¤› AKP Hükümetinin kararl› tutumu sonucu 1 Ocak 2007’de yürürlü¤e girecekti. ‹flçi, esnaf ve kamu çal›flanlar›n›n (sosyal haklar› en kötü durumdaki) tek bir çat›da birlefltirilmesini öngören ve tüm ezilen emekçilerin sosyal haklar›n› gasp eden bu yasaya karfl› Anayasa Mahkemesi’ne Cumhurbaflkan› A. Necdet Sezer ve CHP taraf›ndan 23 maddesinin iptali için dava aç›lm›flt›. Aç›lan davalar› sonuçland›ran Anayasa Mahkemesi’nin iptal edilmesi istenen
maddelerin sadece kamu çal›flanlar› ile ilgili olanlar›n› iptal etme karar› almas› bir yandan çal›flanlar›n eflitli¤i yada eflitsizli¤i konusunu gündeme getirirken, di¤er yandan daha iki hafta önce ülkemize gelerek ufla¤›n›n çal›flmalar›n› denetleyen IMF ile hükümetin aras›n› da açt›. Sözde tüm çal›flanlar için standart bir düzenleme getiren yasa esasta ise emekçilerin kazan›lm›fl haklar›n› ortadan kald›rmaya yönelikti. Memurlar›n ayr› bir yasal düzenlemeye tabi oldu¤u gerekçesiyle yasan›n memurlarla ilgili bölümlerinin iptal edilmesi sosyal hak ve ücret bak›m›ndan iflçi, Ba¤kur’lu ve kamu emekçileri aras›ndaki uçurumu derinlefltirecektir. Üst düzey bürokratlardan milletvekillerine ve karar› alan
Ülke köylüsü destekleniyor diyen AKP Hükümeti’nin yetkilileri bu durumdan bir sonuç ç›kar›yor mu acaba? Dünyan›n en pahal› mazotunu, en pahal› gübresini, en pahal› suyunu, en pahal› elektri¤ini, en pahal› tar›m ilac›n› k›sacas› tüm girdileri en üst fiyattan kullanan köylüler isyan ediyor. AKP bununla da yetinmiyor; K‹T’leri, birlikleri özellefltirmelerle, yasa de¤ifliklikleriyle devre d›fl› b›rak›p üreticileri sermayeye karfl› iyice savunmas›z hale getiriyor. AKP’nin tüm söylemlerine karfl›l›k raporlar tar›m alanlar›n›n azald›¤›n›, tar›msal üretimin düfltü¤ünü, ihracat›n geriledi¤ini, ithalat›n artt›¤›n›, hayvanc›l›¤›n çöküfle do¤ru yol ald›¤›n› ortaya koyuyor. ‹flçiler, memurlar, gençler… Bu gidiflata yapt›klar› mitinglerle nas›l dur denilece¤inin iflaretini verdiler. IMF politikalar› uyguland›kça alanlar emekçi halk›n ayak sesleriyle inlemeye devam edecek!
Anayasa Mahkemesi üyelerine kadar tüm memurlar› kapsayan iptal karar›n›n ezilen kamu emekçilerinin haklar›n› koruma amac› tafl›mad›¤› aç›kt›r. ‹ptal karar›n›n, ezilen bu kesimi de içermekle birlikte Yasan›n öngördü¤ü hak gasplar›na bir yan›t olmas› ise mümkün de¤ildir. Karar karfl›s›nda TÜS‹AD gibi patron örgütlerinin “ayr›mc›l›k yarat›lmas›ndan” söz etmesi ise “eflitli¤e” verdikleri önemden kaynaklanm›yor pek tabi ki. ‹ptal karar› kuflkusuz en baflta da IMF ve Dünya Bankas›’nda kayg› yaratt›. IMF Türkiye temsilcisi Hugh Bredenkamp ile iki hafta önce göreve bafllayan Dünya Bankas› Türkiye Temsilcisi Ulrich Zachau derhal harekete geçerek hükümetle görüfltü. Bu görüflmede hükümetin sosyal güvenlik “reformu”ndan vazgeçmemesi konusunda uyar› yap›ld›¤› ö¤renildi. Emperyalist bir kurum olan IMF ve Dünya Bankas› ülkemiz emekçilerinin daha fazla sömürülmesi ve emperyalizme daha fazla ba¤›ml› hale getirilmesi konusundaki çabalar›na karfl›l›k onlar›n ufla¤› olan AKP hükümetinin seçimlere aylar kalm›flken yasan›n bu haliyle yürürlü¤e girmesini tart›flacak durumda olmamas› hükümeti daha bir zor durumda b›rakt› ve yasay› bir y›l süreyle ertelemek zorunda kald›. Ancak alaca¤› karar her ne olursa olsun, yukar›da sayd›¤›m›z emekçi düflman› icraatlar›na bak›larak AKP’nin kamu emekçilerine, iflçilere ve küçük esnafa olanaklar yaratan bir pozisyonda olmayaca¤›n› bafltan söylememizde bir sak›nca yoktur.
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
18
Dilovası halkı sindirilmek ve yerinden sürülmek isteniyor! Emperyalizm, daha fazla kâr h›rs› ve ihtiyaçtan fazla aflar› üretim ile, iflgal ve savafllarla, do¤al dengeyi ve canl› yaflam›n› de¤il elde edece¤i rant› düflündü¤ü üretim flekliyle ekolojik dengeyi alt-üst ediyor. ‹stanbul’un ç›k›fl›nda Gebze ve ‹zmit aras›nda bir yere s›k›fl›p kalm›fl bir sanayi bölgesi Dilovas›. “Tafl› topra¤› alt›n” ‹stanbul’un, havas› radyasyon olan çevre ilçelerinden Gebze’ye ba¤l› bir kasaba. 50 bin civar›nda insan›n yaflad›¤› bu kasaba, 30 y›l içinde geçirdi¤i sanayileflmenin kurbanlar›n› bu günlerde daha yo¤un olarak veriyor. Da¤dan denize do¤ru uzanan ova, dil’i and›rd›¤› için ismi Dilovas› olmufl, her ne kadar flu s›ralarda birileri halk› kaç›rmak için “kanser ovas›” dese de. Çevre kirlili¤inin insanlar üzerin de yaratt›¤› etkilerin geç görülmesinden dolay› Dilovas› halk› geliflmelere karfl› henüz yeni
- Dilovas›’ndaki sorunlar ilk olarak ne zaman güncelleflti? Yani sanayileflmeyle birlikte tepkiler var m›yd›, yoksa kanser vakalar›yla birlikte mi artt›? E. Teker: Dilovas›’nda 167 tane fabrika var, bunlar 3 ila 5 km çap›nda alanlara yay›lm›fl, çok büyük fabrikalar ve bu fabrikalar›n büyük ço¤unlu¤u a¤›r metal ve a¤›r kimya üzerine kurulu. A¤›r metal fabrikalar› temiz üretim yapm›yorlar, yani hurda demir iflliyorlar, demiri hammadde olarak alm›yorlar. Adana milletvekilinin raporuna göre, Türkiye’de her y›l 12 milyon ton hurda demire dönüfltürülüyor, bunun 8 milyon ton’u ithal ediliyor. Bu 8 milyon ton demir Irak ve Rusya’dan getiriliyor, bu hurdalar›n hepsi silah malzemesi. Silah malzemesi olmas›ndan dolay› bu hurdalar›n içinde Aspest gibi son derece zehirli gazlar ve radyasyon mevcut. ‹flleme durumunda atmosfere son derece zararl› bunlar. Çarp›k sanayileflme, yanl›fl üretim sonucu ortaya ç›kan bu kirlilik asl›nda 20 y›ld›r var, ancak etkileri son 5 y›l içinde ortaya ç›kmaya bafllad›. Halk›n sa¤l›¤›nda ciddi rahats›zl›klar olufltu ve halk “Ne oluyor? Biz niye hastalan›yoruz?” diye sormaya bafllad› ve bu tepkiler gittikçe büyüdü. Bizler de bu soruna karfl› var olan tepkileri daha örgütlü, daha etkili bir flekilde ortaya koyman›n yollar›n› aramak için dernek kurduk ve faaliyet yürütmeye bafllad›k. 1,5 y›l önce bu dernek kuruldu. - Buradaki fabrikalarda filtre vb. ar›tma sistemleri var m›? E. Teker: Türkiye’de Çevre ba-
kanl›¤› 1990 y›l›nda kuruldu. Çevre Etki De¤erlendirme Raporu (ÇET), yani fabrika kurulurken çevreye ne kadar uygun olup olmad›¤›n› de¤erlendiren rapor, 1993 y›l›ndan itibaren yürürlü¤e girdi. 93 y›l›nda önce kurulan fabrikalar›n hiç birisinde bu rapor yok, bunlar rast gele, gelifli güzel kurulmufl, hiçbir çevre alt yap›s› olmayan hiçbir filtre sistemi olmayan fabrikalar. Meclis Araflt›rma Komisyonu’nun, meclisteki Ankara il toplant›s›na dernek olarak bizde kat›ld›k. Orada, Kanserle Savaflanlar Dairesi Baflkan› Pro. Dr. Murat Tuncer’in çok ciddi bir iddias› vard›, Dilovas›’ndaki fabrikalar›n %73’ünün emisyon ölçüm sistemi yok. Var olanlar›nda kullan›lmad›¤›n› düflünüyoruz, çünkü bunlar çok külfet gerektiren sistemler, o külfete katlanmamak için kullanm›yorlar. Çünkü ‘dünya gittikçe küresellefliyor, gittikçe sertleflen rekabet ortam› var, rekabet edebilmek için de üretim faktör maliyetini düflürmek gerekiyor, bu sistemlerin bize bir getirisi yok olsa da olur olmasa da olur” gözüyle bak›l›yor ve onlar aç›s›ndan zaten halk›n sa¤l›¤›n›n hiçbir önemi de yok! Ama onlara flunu söylemek gerekir her insan›n yaflama hakk›/temiz bir çevrede yaflama hakk› vard›r, anayasada da bu vard›r. - Kanser belirtileri ilk olarak ne zaman ortaya ç›kt›? E. Teker: Gözle görülür bir kirlilik vard› zaten, insanlar y›llarca fabrikadan ç›kan siyah duman› gördüler, sulara at›lan sar›mt›rak kimyasal maddeleri gördüler, ancak ne zaman sonuçlar› ortaya ç›kmaya bafllad›, iflte o za-
man tart›flmaya bafllad›lar. Kanser virüsü birden de¤il, 10 y›l sonra etkisini gösteriyor, dolay›s›yla asl›nda bafl›ndan beri insanlar etkileniyorlard›, ama sonuçlar› yeni ortaya ç›kt›. - Bu sorun karfl›s›nda devlet yetkililerinin, belediyenin ve patronlar›n tutumu ne oldu? E. Teker: Biz bu sorunlar›n merkezi ve yerel yönetimlerin gerekli denetimi yapmamas›ndan, gerekli kontrol mekanizmalar›n› hareket geçirmemesinden kaynakland›¤›n› düflünüyoruz. Çünkü iflveren her zaman kendi menfaatini düflünür. Dedi¤im gibi üretim maliyetini en aza indirgemeyi, kar elde etmeyi düflünür vs. iflverenin de bir tak›m sorumluluklar› vard›r, bunu da dayatt›ran ve uygulatanda merkezi yönetimlerdir. ‹flleyiflin çarp›kl›¤›ndan dolay› do¤an sorunlard›r bunlar. Birçok fleye göz yumuluyor, ahbap çavufl iliflkilerinden do¤an du rumlar var. Buras› OSB (Organize Sanayi Böl gesi) oldu¤u için Büyükflehir Belediyesi buralara müdahale edemiyor, çünkü kendi içlerinde özerk bir yönetimleri var. - Belediyenin patronlar›n aleyhine bir fleyler yapmas› beklenemez zaten. Ama halka ne dediler? E. Teker: Belediye herkesi hakl› görüyor, halkada patrona da hakl›s›n›z diyor. Bizim amac›m›z hakl›y› övmek, haks›z› tafllamak de¤il, bizim niyetimiz var olan bu soruna çözüm sa¤lamak. Bu sorun yaln›zca Dilovas›’n›n sorunu de¤il. O ç›kan maddeler, Aspest, Katminyum gibi partikül maddeler, bulutlar ve rüzgarlar vesilesiyle tüm Marmara’y› etkiliyor, ozon taba-
64 yeni harekete geçmifl durumda. Bilinçsizlik beraberinde hak alma mücadelesindeki örgütlülü¤ü de zorlaflt›r›yor. Ancak tüm olumlu-olumsuz koflullara ra¤men sermayenin bu ya¤mas›na dur demek için bir fleyler yapmaya çal›flan insanlar var Dilovas›’nda da. Yaklafl›k 2 y›l önce kurulan Ekos-Der, fabrikalar›n yaratt›¤› çevre tahribat›na karfl› kurulmufl bir dernek. Bizde Dilovas› halk›n›n sorunlar› do¤rultusunda kamuoyu yaratmak, sermayenin yay›lmac› oyunlar›n› teflhir etmek, halk›n tepkisini ölçmek için Dilovas›’na giderek Ekos-Der Baflkan› Erden Teker ve halktan insanlarla görüfltük. Yaklafl›k 1 saat süren yolculu¤un sonuna do¤ru sa¤l› sollu fabrikalar›n doldurdu¤u, birde bu tabloya hiç uymayan yol kenar›nda otlayan küçük bir koyun sürüsünün yan›ndan geçip, Dilovas› Belediyesi’nin önüne geliyoruz. Belediye önünden bizi alan Ekos-Der baflkan› Erden Teker ile sohbet etmek için, yak›ndaki derne¤e yol al›yoruz. Ayn› zamanda Kocaeli Üniversitesi’nde ö¤renci olan Erden Teker’den, k›saca kasaban›n tarihinden bahsetmesini rica ediyoruz ve karfl›l›kl› soru- cevap biçiminde gerçekleflen söyleflimiz bafll›yor:
kas›n› etkiliyor. Hatta Yalova’da çok ciddi bir kanser art›fl› ortaya ç›km›fl, ald›¤›m›z duyumlara göre. Gebze’deki kanserden ölüm oran› neredeyse Dilovas›’na yaklaflt›. - ‹lk tepkiler nas›l örgütlülü¤e dönüfltü? Yapt›¤›n›z eylemler nelerdir? E. Teker: Kuruldu¤umuz andan itibaren özellikle halk›n bilinçlendirilmesi yönünde faaliyet gösterdik. Çok ciddi bir panel düzenledik, ‹stanbul Teknik Üniversitesi’nden Pro. Dr. ‹lhan Tan›l›, GreenPeace, flu anda Mecliste kurulan komisyonun baflkan›, Bumerang Çevre Örgütü, Bilecikliler Derne¤i Baflkan› konuflmac› olarak kat›ld› ve 1000 kiflilik bir halk deste¤iyle gerçekleflti, panelden sonra sorun gündeme geldi. Daha sonra 2000 kiflinin kat›ld›¤› 21 A¤ustos tarihinde bir miting yapt›k Belediye binas›n›n önünde. Sa¤l›k Emekçileri Sendikas› “Sa¤l›kta y›k›m› durdural›m” ad›yla bafllatt›klar› yürüyüfl kapsam›nda derne¤imizi ziyaret ettiler ve dernekten belediye binas›na kadar yürüdük orada bir bas›n aç›klamas› yapt›k. Sürekli üyelerimize yönelik bilgilendirme, e¤itim çal›flmalar› yap›yoruz, sorunu sürekli gündeme getirmeye çal›fl›yoruz. Buradaki 167 tane fabrikan›n 33 tanesi çok ciddi olarak çevreyi kirletiyor. Bu 33 fabrikada 500 milyon dolar civar›nda bir çevre yat›r›m› yap›ld›¤›n› biz biliyoruz. Ancak bu tepkilerin sürekli olmas› gerekir ki, birileri sürekli rahats›z edilmeli ki, bu tart›flmalar saman alevi gibi yan›p yan›p sönmesin. - Bundan sonras› için bir eylem program›n›z var m›?
19
64 E. Teker: Bizim en büyük amac›m›z flu, bu sorunu Marmara bölgesinin sorunu olarak gündeme getirmek istiyoruz. Sadece Dilovas› sorunu de¤il bu, burada çok güçlü bir sermaye birikimi var. Dolay›s›yla da Dilovas›’n›n kendi iç dinamikleriyle çöze bilece¤i bir sorun de¤il. Bu konuda ciddi giriflimlerimiz var, Türkiye Çevre Platformu, Bat› Karadeniz Çevre Platformu gibi inisiyatiflere üye olduk. Biz bu Platformlarla Dilovas›’n› Türkiye’nin gündemi haline getirip, Türkiye’deki duyarl› insanlar›nda katk›lar›yla, bu sorunu çözmek istiyoruz. fiu an E¤itim-Sen, Halkevleri, Çevre Mühendisleri Odas› gibi çeflitli sendika ve odalarla iliflkilerimiz var. - Belediye Dilovas›’nda çöplük kurmak istiyormufl. Bu konuda neler söylemek istersiniz? E. Teker: Buradaki kirlilik yetmezmifl gibi birde tepemize çöplük kurmak istiyorlar. ‹mza kampanyas› bafllatt›k, belediye baflkan›na binlerce imza götürdük. Önce “ben bu imzalar› ciddiye alm›yorum” dedi. Biz de “seçilmifl birisi olarak sizi seçen insanlar›n imzas›n› ciddiye almak durumundas›n›z” dedik. fiimdi biz neden karfl›y›z çöplü¤e? Birincisi yeterince kirletilmifl bir bölge daha fazla kirlilik istemiyoruz. ‹kincisi, Dilovas› çanak fleklinde olan bir bölge, nefes
ald›¤› tek yer bu kurulmak istenen yer. Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü profesörlerinden Mehmet Karpuzcu’nun bu çöplük yerinin yanl›fl
oldu¤una dair raporu var. Bu raporu belediyeye verdik, ama hala oraya kurmakta ›srar ediyorlar. Çöplü¤ün yap›m›na flu an bafllanm›fl durumda, biz yürütmenin durdurulmas› için Kocaeli il daire mahkemesine dava açt›k, o mahkemeden bir sonuç bekliyoruz. Belediye aç›klama olarak, en uygun yerin buras› oldu¤unu söylüyor. Ama biz bunun buradaki halk› sindirmek, buradan sürmek için oldu¤unu biliyoruz. Buras› co¤rafi konumu itibariyle çok önemli bir yerde duruyor, limana yak›n E5’e yak›n, komple bir sanayi bölgesi yap›lmak isteniyor, hatta çevre bakan›n›n böyle bir aç›klamas› var, “keflke imkân olsayd› da Dilovas›’n› komple kald›r›p, yerine sanayi bölgesi yapsak” diye. fiimdilik geri ad›m
atm›yorlar, ama biz mahkemeden ümitliyiz. - Buradan ça¤r›n›z nedir? E. Teker: Öncelikle flunu belirtmek isteriz çevre kirlili¤i evrensel bir sorundur. Buradan ç›kan gazlar kuzey kutbundaki buzullar› eritiyor, yani ülkenin ve dünyan›n her neresinde olursa olsun kimse bana ne diyemez. Böyle gitmeye devam ederse Türkiye 10 y›l sonra nükleer çöplük haline gelecek. Bilim insanlar›n›n, teknik bilgisi olanlar›n, ayd›nlar›n, siz gazetecilerin hep birlikte yarataca¤› bir kamuoyu ile, toplumsal bir ak›m ile çözülecektir bu sorun. Bilim adamlar› 10 y›l sonra dünyan›n geri dönülemez bir duruma gelece¤ini söylüyorlar. Dilovas› üzerine gerçekten çok ciddi oyunlar oynan›yor, buradan halk› kaç›rmak istiyorlar ve buray› “kanser ovas›” olarak ilan ettiler. Kanser bir sonuçtur neden de¤il, ama bir tak›m reyting kayg›lar›yla kanser üzerinde duruluyor. Baz› TV kanallar›n›n “bizi kanserlilerle görüfltürün”, “hepiniz kanser misiniz?” gibi yaklafl›mlar›ndan dolay› derne¤imiz kanseri çok dillendirmeme gibi bir prensip karar ald›. Genel çal›flmalar› lokal çal›flmalarla birlikte örmeliyiz ki, bu sorunlarla bafla ç›kabilelim. Bütün duyarl› insanlar› buradaki bizim mücadelemize emek vermeye ça¤›r›yoruz. (Kartal)
“Denetime gelenler, yemek yiyip, geri dönüyor” Sohbetimizin ard›ndan yerel halktan insanlarla görüflmek istedi¤imizi söylüyoruz. Önce bir esnaf› ziyaret ediyoruz, 17 y›ld›r burada yafl›yorum diyor. Ve anlatmaya bafll›yor Adil Kaya; - “A¤r›’dan göç ettik buraya, 96’dan beri esnafl›k yap›yoruz. Burada bilinçli bir flekilde insanlar› sürmenin politikas›n› yap›yorlar, flimdilerde de bunun alt yap›s›n› oluflturma çabalar› var. Burada gencecik yaflta arkadafllar›m›z› kaybettik ve gelecek nesil çok büyük bir tehlike alt›ndad›r. Bizler her zaman demokratik tepkilerimiz gösterdik ama bunlar yeterli de¤ildir, burada siyasi partilerin aras›ndaki çekiflmenin sonucu olarak, “ben gider çöpümü onun kafas›na dökerim” gibi bir mant›k da var. Tabii zarar gören gene halk oluyor, bu halk gözden ç›kar›lm›fl, gelen söz veriyor ama kasaba s›n›r›n› geçince hiçbir pratik yok. ÇET raporuna göre sanayi ve yerleflim yerleri aras›nda en az 10 km olmas› gerekirken bizim fabrikalarla aram›zda 200 m var. Hatta baz› sanayilerin içinde de yerleflim yeri var, onlar› da tasfiyeye çal›fl›yorlar flimdi. Büfe iflleten Sinan Peker ise flunlar› söylüyor: - “92 y›l›ndan bu yana burada yafl›yorum. Dilovas›’nda çevre kirlili¤i en büyük sorunlar aras›nda, iflsizlik de var ayn› zamanda. Burada yaflayan binlerce insan›n sözünü dikkate almadan ›srarla çöpü getirmek istiyorlar. ‹nsanlar›n mülklerini ucuza al›p kendileri yerleflmek istiyorlar. Burada birlik yok. Belki birlik olsayd›, yetkililer ne yaparlarsa yaps›nlar sorunlar daha kolay çözülmüfl olacakt›. Tabi ki hava kirlili¤ine karfl›y›z, istiyoruz ki temiz bir hava olsun ama arkam›za bak›yoruz yaln›z›z, burada bir eylem oluyor 500 kifli kat›l›yor, oysa 60
bin insan yafl›yor burada, insanlar duyars›z”. Esnaf›n ard›ndan sokaktaki insana tutuyoruz kay›t cihaz›n›: - Yaflar Tafldemir: “Ben 22 yafl›nday›m, burada do¤dum. 30–35 senedir de ailem burada. Bende flu an nefes darl›¤› var, hem sigara kulland›¤›m içi hem de hava kirlili¤inden dolay›, genç yaflta tüp kullan›yorum ben. Benim yengem de kanser fluan. ‹nsanlar› elinden geleni yap›yor ama herkes de laf çok ama icraat yok, belediye bir sürü fley söylüyor ama bir fley yapt›¤› yok.” - Hamit Ad›güzel: “Çevre kirlili¤ini görüyorsunuz, bak›n buran›n %70’i kanser, ölenlerin ço¤unlu¤u kanser hastas›, baflka bir hastal›k nedeniyle ölmüyor. Benim amcamda da flu an yatakda kanser. Biz buraya 1972’de geldik, o zaman sanayi falan yoktu, Marshall boya vard› o da atölye fleklindeydi. Biz sanayileflmeye karfl› de¤iliz, sanayileflmeyle kentleflme bir olmal›d›r, sanayileflme olurken bunun alt yap›s› da olmal›d›r, filtreleri, ar›tmalar› vs. olmal›d›r. Buna bir çözüm bulunmas› laz›md›r, ama çözüm bulmuyorlar. Devletle iflveren birlikte hareket ediyor çünkü. Ankara’dan heyet gelece¤i zaman, hemen buralar› p›r›l p›r›l yap›yorlar, bir tane sanayi çal›flm›yor. Sanayiciler bunlar› al›p çiftli¤e götürüyorlar, yemek yediriyorlar. Yak›nlar›m›n % 5’ini burada kaybettim. Bizi Kürt oldu¤umuz için burada hor görüyorlar, ‘keflke Kürt olaca¤›m›za tafl olsayd›k daha iyi olurdu’ dedirtmek istiyorlar. Biz burada bir fley yapmaya kalksak, bize hemen bunlar PKK derler. Bizim Kürt oldu¤umuz için hakk›m›z› arama hakk›m›z yok.”
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007 TC yargısından “zehirli varil mi o da ne!” beraatı!
Devletin tan›m› yap›l›rken bir s›n›f›n, bir baflka s›n›f üzerindeki sömürü, bask› ve zor ayg›t›-örgütüdür denir. Günümüz burjuva devleti, bu tan›m ekseninde sömüren-ezen, asalak egemen s›n›f›n, ezilen-sömürülen emekçi s›n›f üzerindeki sömürü-zor ve bask› ayg›t›d›r… Ancak flu süreçte “burjuva devlet” tan›m› bir de “do¤a-çevre üzerindeki sömürü-talan ve aklama ayg›t›d›r” diyerek geniflletmek san›r›z bu devletin niteli¤ini “gölgelemez”… Burada bu sonuca nas›l ve nereden ulaflt›¤›m›z› belirtmekte yarar var. Çünkü ülkemizin patron-a¤a devleti, flu süreçte öyle icraatlara imza at›yor ki bizler bu vurgulamaya ihtiyaç duyduk… En son ‹stanbul-Tuzla’da çevreye zehirli varil b›rakarak çevreyi kirleten flirket (7 flirket yöneticisi yarg›lan›yordu) TC yarg›s› taraf›ndan akland›. 2006 Nisan ay›nda Tuzla’n›n Orhanl› beldesinde bir ihbar üzerine bafllat›lan kaz›larda, yaklafl›k 640 varille, at›k pofletleri bulunmufl ve bu çevre katliam› yarg›ya tafl›nm›flt›. Konu uzun süre kamuoyunda tart›fl›l›rken yetkililer, sorumlular›n cezaland›r›laca¤›n› vurgulamaktayd›lar. Ancak gelin görün ki, varilleri bölgeye b›rakt›klar› belirtilen iki kamyoncu “a¤›r para cezas›” ile cezaland›r›l›rken, çevre katliam›na neden olan kimyasal at›k varillerinin sahipleri olan Unifar flirketi ve yetkilileri hiçbir cezai yapt›r›ma tabi tutulmad›. TC yarg›s›n›n “fiilin yasada suç olarak tan›mlanmad›¤›” gerekçeli karar› ile beraat etti. Gerçi, bu karar bizi flafl›rtmad›. Bizler, bu tür kararlara yabanc› say›lmay›z ülkemizde… Mu¤la-Yata¤an’da, Bergama’da, Dersim’de, Acar kent’te vb. birçok yerde ve olayda devletin tüm kurumlar›yla egemenlerin çevre ve insanlar üzerinde katliam derecesindeki zararl› icraatlar›n›, onaylama-destekleme ve aklama çabalar›n› görebiliyoruz. Bunu devam ettirmek isteyecekleri çok aç›k, tabi halk›n duvar› karfl›lar›na ç›kmazsa!
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
20
64
Devrimci teori ve pratik arasındaki ilişkiyi iyi kavrayalım! S›n›f mücadelesinin temel alanlar›nda devrimci prati¤in yetersiz örgütleniflinde “devrimci bilginin do¤rulu¤unun tek ölçütünün” toplumsal pratik oldu¤u gerçekli¤ini kabul etmekle sorunun çözümüne bafllamal›y›z. Aç›kt›r ki, tek do¤ru ölçüt toplumsal pratik ise, yaflanan baflar›s›zl›k ve yetersizliklerin bafl›nda yetersiz ve eksik bilginin oldu¤u aç›k de¤il midir? Keza istenilen sonuca var›lamayan durumda bu duruma yol açan›n yüzeysel ve tek yanl› araflt›rma ve incelemenin oldu¤u aç›k de¤il midir? E¤er devrimci teoride ve somutu araflt›rma ve incelemede “bilimsel do¤ruya” sahip isek, bu iddian›n savunuculu¤unu yap›yorsak, pratikte baflar›s›zl›¤›n ve keza pratikte yeterince devrimci olamaman›n nedenlerini nas›l aç›klayabiliriz? S›n›f düflmanlar›ndan bahsedilip bu do¤runun toplumsal pratikte s›nanmas›nda hatalar yap›l›yorsa düflman kavram›n›n kafalarda yeterince yank›lanmad›¤›, gerçekli¤ine uygun bir yer kaplamad›¤› bilinmelidir. Parti örgütlenmesinin, silahl› mücadelenin, illegal faaliyetin esasl›¤›ndan olmazsa olmaz do¤rular›ndan bahsedip bu do¤rulara uygun devrimci pratik örgütlenemiyorsa burada kafalarda savunulan “do¤rular›n” yetersiz ve eksik oldu¤u için devrimci prati¤i eksik ve zay›f örgütledi¤imiz aç›k de¤il midir? fiayet devrimci bilginin do¤rulu¤u toplumsal pratikte beklenilen sonuca ulaflam›yorsa düflüncenin kendisini çevreleyen nesnel dünyan›n yasalar›na gerekti¤i gibi uymad›¤› aç›k de¤il midir? Yani tam s›n›f bilincine sahip olamad›¤›m›z, yetersiz ve eksik bilince sahip oldu¤umuz aç›k de¤il midir? ‹flçi s›n›f› içindeki örgütlenmede semt, DKÖ, gerilla faaliyet alan›ndaki örgütlenme çal›flmalar›nda beklenen sonuca ulafl›lam›yorsa, hedef alanlar›nda en ileri kitle baflta olmak üzere iflçiler, köylüler, emekçiler, kad›nlar, gençler örgütlenemiyorsa ya da çok dar ve s›n›rl› bir kesim örgütlenmeye çal›fl›l›yorsa, Proletarya Partisi savaflç› çizgisini oturtam›yorsa, illegal mücadele anlay›fl›ndan uzaklaflma yaflan›yorsa, kitlelerle iliflkide politik ba¤ zay›f kal›yorsa teoride savunulan bilimsel do¤rular ile prati¤e uygulanan “do¤rular” aras›nda sorun vard›r. Devrim biliminin en temel do¤rular› ile kafalarda var olan ve uygulanan do¤rular aras›nda ciddi bir uzakl›k oldu¤u aç›kt›r. Düzelmeye ve düzeltmeye bu gerçekli¤in kabulüyle bafllayaca¤›z. Bugün “karanl›kta” el yordam›yla yürümekten kurtulmak, pratikte istenen ve beklenen baflar›lar elde etmek için yolumuzun devrimci teoriyle ayd›nlat›lmas›na ihtiyaç oldu¤u aç›kt›r. Karanl›ktan kurtulup ayd›nl›kta yürümek, bilinçli ve planl› ad›mlar atmak, uygun ad›mda yürümek için devrimci feneri kullanmay› ö¤renmek zo-
runday›z. Devrimci teoriyi ö¤renmeyi ö¤renmeliyiz. S›n›f savafl›m›n›n temel konular›na iliflkin devrimci teorinin somut pratikle birlefltirilmesi meselesi MLM ve ülke devriminin yeterli düzeyde kavran›fl›yla iliflkilidir. Devrimci teorinin yeterli ve derin kavran›fl› somut prati¤in kavran›fl sorununu çözece¤i gibi pratikte devrimci politikan›n egemen k›l›nmas›n› da yaratacakt›r. Aksi her durum baflar›s›zl›¤a yol açar ve kay›plar› yarat›r.
Devrimci teori ve pratik aras›ndaki kopukluk sorununu do¤ru tespit edelim Devrimci teori ile pratik aras›ndaki kopukluk sorununu sadece ülkemizin s›n›f bilinçli proleterleri yaflamam›flt›r. Devrimci savafl›n ve kitlelerin örgütlenmesi sorunun-
da önemli düzeyde geliflme ve ilerleme kaydetmifl Çinli komünistler de bu sorunu farkl› düzeylerde uzun bir dönem yaflam›fllard›r. Korkulacak olan düflünsel ve örgütsel herhangi bir sorun yaflamak de¤ildir. As›l korkulacak olan böyle bir sorunun varl›¤›n› kabul etmemek ve çözümü konusunda yanl›fl yaklafl›m göstermekte ›srar etmektir. Bak›n›z devrimci teori ve pratik aras›ndaki kopukluk sorununun görünenden daha kapsaml› ve bütünlüklü oldu¤u gerçekli¤ini belirten Baflkan Mao’nun de¤erlendirmesine! O sorunun nas›l ele al›n›p, çözülmesi gerekti¤inin yolunu bizlere göstermektedir. “Marks, Engels, Lenin ve Stalin, bizim teorimizin bir dogma de¤il, bir eylem k›lavuzu oldu¤unu defalarca aç›klam›fllard›r. Ama bu kifliler, bu en önemli, gerçekten en önemli aç›klamay› göz ard› etmeyi ye¤ tutmaktad›rlar. Çin komünistleri; ancak Marksist-Leninist tutum, bak›fl aç›s› ve yöntemi ile Lenin ye Stalin’in Çin devrimine iliflkin ö¤retilerini ustal›kla uygulad›klar› ve dahas›, Çin tarihinin ve Çin devrimi-
nin gerçeklerini ciddi bir biçimde araflt›rarak, Çin’in çeflitli alanlardaki ihtiyaçlar›n› karfl›layan yarat›c› teorik çal›flmalar yapt›klar› zaman, teori ile prati¤i birlefltirmifl say›labilirler.” Görüldü¤ü gibi teori ile pratik aras›nda kopukluk sorunu kapsaml› ve bütünlüklü bir sorundur. Bu soruna yüzeysel ve tek yanl› ve birbirinden kopuk yal›t›lm›fl bir tutumla da yaklafl›lamaz. Teori ve prati¤in birlefltirilmesi sorununda öncelikle devrimci teoriye do¤ru ve bilinçli bir tarzda yaklafl›lmal›d›r. Devimci teori sorununa do¤ru bir tarzda yaklafl›lmazsa pratik sorununa ve prati¤in örgütlenmesi sorununa da do¤ru tarzda yaklafl›lamaz. fiayet devrimci teori bir dogma ve bir “ö¤reti binas›” olarak yaflamdan kopuk, gerçeklikten soyut olarak ele al›n›rsa sürekli ve sistematik bir çal›flma içinde kavran-
rarl› öncüleri taraf›ndan bir bilim olarak ele al›n›r ve uygulan›r. Geliflimi ve ilerlemesi için araflt›r›l›p incelenir. Bu s›n›f›n d›fl›nda hiçbir s›n›f›n temsilcisi ve savunucusu devrim bilimini bir kurtulufl silah› olarak ele alamaz ve kullanamaz. Bu, istem ve niyetlerden ba¤›ms›z, tamamen s›n›fsal gerçekli¤e dayanan bir olgu oldu¤u için böyledir. Devrim bilimi küçük burjuva s›n›f temsilcileri ve savunucular›n›n elinde ya dogma olarak ya da soyut bir bilgi ö¤retisi olarak kal›r. Teori ile prati¤i birlefltirme sorununa do¤ru bak›fl aç›s›yla yaklaflmak kadar bulan›k ve net olmayan her türlü fikre karfl› mücadele etmek gibi önemli bir görev oldu¤u da bilinmelidir. Özellikle küçük burjuvazinin ülkemizin toplumsal dokusundaki yo¤unlu¤undan kaynakl› olarak önemli bir nicel yer iflgal etmesinden dolay› bu temelden beslenen düflüncelere karfl› daha dikkatli ve bilinçli olunmal› ve onlara karfl› mücadeleden asla ödün verilmemelidir. Bugün “karanl›kta” el yorBugün s›n›f savafl›m›n›n her aladam›yla yürümekten kurn›nda istenilen sonuçlara yeterince vatulmak, pratikte istenen ve r›lam›yorsa, karanl›kta el yordam›yla beklenen baflar›lar elde etaksak bir flekilde yürünmeye devam mek için yolumuzun devediliyorsa sorunu yanl›fl yerde aramarimci teoriyle ayd›nlat›lmamak gerekir. “Marksizm-Leninizm’in s›na ihtiyaç oldu¤u aç›kt›r. evrensel gerçe¤i Çin devriminin somut Karanl›ktan kurtulup ayprati¤iyle kaynafl›r kaynaflmaz, Çin d›nl›kta yürümek, bilinçli devrimine yepyeni bir görünüm kazanve planl› ad›mlar atmak, d›rd›” der baflkan Mao. uygun ad›mda yürümek fiayet bugün s›n›f savafl›m›n›n teiçin devrimci feneri kullanmel mücadele alanlar›nda “yepyeni may› ö¤renmek zorunday›z. bir görünüm” kazand›r›lam›yorsa evDevrimci teoriyi ö¤renmeyi rensel do¤rular›n (devrim biliminin) ö¤renmeliyiz. ülke somutuna uygulan›fl›nda sorun oldu¤u ortaya ç›kmaz m›? maya çal›fl›lmazsa k›saca S›n›f savafl›m›nda devrimci teorinin bir bilim gibi yaklafl›lmazsa gelece¤i bi- devrimci prati¤e uygulan›fl›nda en yetkin çimlendirme sanat›na dönüflemez. Devrim- ve geliflkin pratik örnekler sunan baflkan ci teorinin bir bilim gibi ele al›n›p incelenip Mao hemen her f›rsatta Çinli komünistlerin araflt›r›lmas› s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›yla bilinç yetersizli¤inden ve onlar›n düflünsel iliflkilendirmesiyle, onunla devrimci ba¤ ve yaklafl›m eksikli¤inden bahsederek sokurma sorununu do¤ru tarzda çözmesiyle, runun daha ileri düzeyde anlafl›l›p kavrangünün ve an›n devrimci görevlerini yerine mas› için büyük bir çaba sarf etmeye çal›flgetirme göreviyle s›k› s›k›ya birlefltirilme- m›flt›r. Bak›n›z bu konuya iliflkin ne desiyle gerçek bir devrim ö¤retisi olarak ifllev mektedir. “Ama hâlâ eksiklerimiz, hem de görece¤i bilinmelidir. Ö¤renmede istekli çok büyük eksiklerimiz var. Kan›mca, bu olunup s›n›f savafl›m›n›n çeflitli alanlar›n- eksiklerimizi gidermezsek çal›flmalar›m›zdaki ihtiyaçlar› karfl›layan yarat›c› teorik da ve Marksizm-Leninizm’in evrensel gerçal›flmalar yap›l›rsa k›saca devrim bilimi çe¤ini Çin devriminin somut prati¤iyle kaybir bilim gibi ö¤renilmeye çal›fl›l›rsa o za- naflt›rma davam›zda, bu büyük davam›zda man gerçek anlamda s›n›f savafl›m› ö¤retisi bir ad›m bile ilerleyemeyiz.” bir silah rolünü oynayabilir. Eksikliklerin giderilmesi için bugünkü Devrim bilimi MLM, aç›kça modern durumun ve an›n iç ve d›fl koflullar›n›n intoplumun en ileri ve devrimci s›n›f› olan celenmesinin ekonomik-politik-askeri ve zincirlerinden kurtulmak isteyen proletarya kültürel yönleriyle ilgili araflt›rman›n siss›n›f›na ait oldu¤unu aç›k bir flekilde dekla- temli hale getirilmesi gerekti¤ini belirtir. re eder. Ve bu s›n›f d›fl›nda hiçbir s›n›f›n MLM biliminin yarat›c› ruhuna uygun olatemsilcileri bu bilimi özüne uygun bir fle- rak bir çal›flma tarz›na girilip nesnel gerkilde ele al›p lay›k›yla uygulayamaz. Dev- çekli¤in incelenmesi gerekti¤inin alt›n› çirimci teori ancak proletaryan›n s›n›f temsil- zer. Öznel istemlerimizden de¤il nesnel cilerinin ve onun y›lmaz savunucular› ka- gerçeklikten hareket etmemizi emreder.
21
64 Her düflünsel yetersizlik ve eksiklik devrimci teorinin pratikle birlefltirilmesini engeller. Onu amaçs›z k›lar. Dolay›s›yla devrimci teori ile pratik aras›ndaki her kopukluk kaç›n›lmaz olarak karfl›m›za oportünizmi ç›kar›r. Do¤ru politikan›n uygulanamamas› sorunu bilimsel kavray›fl ve devrimci tutum sorunudur. Öznel niyet sorunu de¤ildir. ‹kinci olarak, ülke tarihimizin son yüzy›ll›k geçmifli incelenmelidir. Bugün dünden daha fazla bilgiye sahip olman›n, düflünce üretmenin yolunu açacak yaz›l› belge ve araflt›rman›n oldu¤u aç›kt›r. Sorun yo¤unlaflmada ve incelemenin sistemli hale getirilmesindedir. Üçüncü olarak, uluslararas› devrimci
hareketin tecrübesi incelenmelidir. Marksizm-Leninizm-Maoizm’in evrensel gerçe¤i incelenmelidir. Bu inceleme s›n›f savafl›m›n yaflad›¤› sorunlar›na yan›t olmay› amaçlamal› ve devrimci prati¤in ihtiyac›n› karfl›lamal›d›r. Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao yoldafl›n devrimin sorunlar› hakk›ndaki tutumlar›n›n, bak›fl aç›lar›n›n, izledikleri devrimci yöntemin neler oldu¤unun kavranmas› için incelenmelidir. Bütün bu inceleme çal›flmas› ülke devrimimizin ihtiyac› olan sorunlara çözüm kazand›rmay› amaçlamal›d›r. Devrimci çal›flmada bu üç konunun incelenmesi göz ard› edilemez. Devrimci teorinin prati¤e uygulanmas› sorununun bu üç temel konudaki sorunlar›n çözü-
PUSULA Hatalar›m›z› nerede arayaca¤›z, nas›l düzeltece¤iz? Devrim biliminin temel yasalar› ve ilkeleri ›fl›¤›nda s›n›f savafl›m›n sorunlar› ele al›nd›kça politik önderlik görevi yerine getirilir. Nas›l ki maddenin çözümlenme süreci sonsuz ve s›n›rs›zsa kitlelerin mücadele biçimleri de ayn› ölçüde sonsuzdur. Devrime bir bilim gibi yaklafl›l›rsa yasalar›na ve ilkelerine bir bilimin yasalar› ve ilkeleri düzeyinde ciddiyetle yaklafl›p, ele al›n›rsa ve yarat›c› bir tarzda uygulan›rsa sonuç al›n›r ve baflar› elde edilir. Aksi her tutum ve davran›fl baflar›s›zl›¤a yol açar. Bilim somutluk ise devrim bilimi de toplumsal olgular›n somutlu¤u üzerinde bilimsel rolünü oynar. S›n›f mücadelesini izlemede, incelemede ve kavramada, sorunlar›n› çözmede ve ona hükmetmede somut gerçekli¤in yasalar› kavrand›kça politikada baflar› elde edilir ve beklenen sonuca var›l›r. Gerçeklikten her kopufl, pratikte politik ve örgütsel hatalara yol açar. Politik-örgütsel her hatan›n temelinde gerçeklikten kopufl vard›r. Bilime yaklafl›m sürecinde oldu¤u gibi uygulama sürecinde de gerçekli¤e yaklafl›m temel bir sorundur. Somut sürece uyarlanmad›kça her bilim gibi MLM de bir dogma halini al›r ve devrimci özünü yitirerek bilim olmaktan ç›kar. Toplumsal olaylara ve politik geliflmelere bak›fl aç›m›z bu derece aç›k, net olmal›d›r. Devrim bilimi MLM olsun, bir savafl teorisi olan Halk Savafl› stratejisi olsun ve bu temel üzerinde ortaya ç›kan sorunlar olsun somut analizler üzerinden yan›tlanmaya çal›fl›ld›kça bir dogma olmaktan kurtulur çözüm gücü olur. Soyut düflüncelerle, bilinen ve de¤iflmeyen genellemelerle, yan›tlar› ayn› olan yaklafl›mlarla ne bilim ne de gerçeklik kavran›p aç›klanamaz. Burada aç›klamaya çal›flt›¤›m›z, bilimi-toplumsal gerçekli¤i ve s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›n› do¤ru ele alma, onlara do¤ru yaklaflma ve çözüm yöntemini ve bü-
tünlüklü kavran›fl› aç›klamaya çal›flmakt›r. Sorun kapasite, deneyimsizlik sorunu de¤ildir. Sorun tamamen bak›fl aç›s›, ele al›fl tarz› ve çözüm yönteminin devrimcileflmesidir. Sorun daha çok mücadele yönteminin devrimcileflmesi, Halk Savafl›’n› kavrama, s›n›f mücadelesine bak›fl aç›s›n›n devrimcileflmesidir. S›n›f bilinçli proleterler her sürecin ayr›nt›l› bir analizini yapmal›d›r. Her seferinde, s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›n› ortaya ç›karmak ve yan›tlar bulmaya çal›flmak bir görevdir. S›n›f savafl›m› aç›s›ndan ihtiyaç olan zorunlu ve gerekli çal›flman›n yap›lmas›yla politik önderlik görevi yerine getirilir. Bu analizler olmad›kça gerçekte politik hatalar›n örgütsel yetersizliklerin nerelerde oldu¤unu keflfetmek mümkün olmaz. Keza devrim program›n›n kavranmas›, ideolojinin parti bünyesine yerleflmesi, özenli kitle çal›flmas›n›n benimsenmesi gibi temel sorunlar›n çözümü s›n›f mücadelesinin do¤rudan kavranmas›yla iliflkilidir. Halk Savafl›’n›n, devrimci politikan›n dayand›¤› zemin s›n›f mücadelesi ise s›n›f mücadelesini kapsayan koflullard›r, bu koflullar kavrand›kça devrimci savafl ve devrimci politikada kazan›mlar elde edilerek geliflim ve ilerleme sa¤lan›r. Bundan dolay›d›r ki s›n›f mücadelesinin nesnel gelifliminin incelenmesine, koflullar›n kavranmas›na önem verilmelidir. Halk Savafl› ancak s›n›f savafl›m›n›n farkl› alanlar›nda (iflçi-semt-DKÖ-gençlik-kad›n-enternasyonal) nas›l somutluk kazanmas› nas›l bir politik çizgi izlemesi gerekti¤i sorununun çözüme kavuflmas›yla gerçek anlamda somutlu¤a kavuflur. Kitlelerin elinde bir örgütlenme, mücadele etme, özgürleflme, kendi yaflam›na ve gelece¤ine sahip ç›kma silah›na dönüflür. Ancak o zaman Halk Savafl› teorisi gerçek anlamda bir eylem k›lavuzu rolünü oynayarak maddi bir güce dönüflür. Maddi süreçten yal›t›larak, toplumsal geliflim sürecini
29 Aralık-11 Ocak 2006 müyle, ileri bir kavray›fl›n gelifltirilmesiyle dolays›z ilintili oludu¤u bilinmelidir. Günümüzün koflullar›n› incelemeyi, tarihi incelemeyi gözard› etmek ve MarksizmLeninizm’i uygulamay› göz ard› etmek, çok kötü bir çal›flma tarz›n› do¤urur. Devrimci çal›flma tarz›n›n yayg›nlaflmas› s›n›f savafl›m›nda istenilen ve beklenen sonuçlar›n elde edilmesini sa¤layaca¤› gibi devrimci teori ile pratik aras›ndaki kopuklu¤u da ortadan kald›r›r. Her konudaki kavray›fls›zl›k sadece s›n›f bilinçli proleterlere de¤il devrimci geliflime de ciddi zarar verir. Eksikliklerin giderilmesi için bugünkü durumun ve an›n iç ve d›fl koflullar›n›n incelenmesinin ekonomik-politik-askeri
izlemeyi, incelemeyi ihmal ederek, kitlelerin s›n›f mücadelesindeki konumunu unutarak, ekonomik geliflmeleri dikkate almayarak, salt gerilla savafl› derekesine düflürülerek savunulmaya ve uygulanmaya çal›fl›lan bir Halk Savafl› teorisi özünden sapt›r›lm›fl, güdük b›rakt›r›lm›fl bir savunuya dönüflür. S›n›f bilinçli proleterler ancak pratikte de¤iflimin bir gere¤i olarak devrimci teoriye ihtiyaç duyarlar. Prati¤i örgütlemeyi baflaramayan teori süreç içinde soyut bir dogmaya dönüflür. Marksizm-Leninizm-Maoizm evrensel geçerlili¤e sahiptir, somut koflullara uyarlanabilirdir. Somut koflullara uyarlanmad›¤›nda, buna ra¤men savunulmaya çal›fl›ld›¤›nda o da bir burjuva düflüncesi haline dönüflür. Yani temel sorunumuz günümüzde, her gün ve hatta gün içinde dahi de¤iflikli¤e u¤ramakta olan s›n›f mücadelesinin s›k› bir tahlilini yapmak ve evrensel geçerlili¤e sahip Marksist-Leninist-Maoist teoriyi somut koflullara uyarlamakt›r; her fleyi maddi sürece tabi olarak ve onu, içindeki çeliflkilerin ana yönüne göre de¤ifltirmek üzere ele almakt›r. Hatalar›m›z› derinlemesine, s›n›f mücadelesini tahlil ederek, onu aç›klayarak düzeltmemiz ancak bu sayede mümkün olabilecektir. S›n›f mücadelesinin bir parças› olarak de¤erlendirilmesi gereken s›n›f bilinçli proleterlerin durumu, s›n›f mücadelesi koflullar›n› belirleyen güçleri ele almay› ihmal etti¤imizde baflar›s›zl›¤›n maddi zemini yarat›lm›fl olunur. Örne¤in gerilla savafl›n›n baflar›s›n›n sadece gerilla birliklerinin kapasitesiyle, ideolojik yeterlili¤i, siyasal seviyesi ile aç›klanmaya çal›fl›lmas› olgunun bir tek yönünü ortaya koymak, anlamak aç›s›ndan önemlidir. Ancak bununla yetinmek olguyu kavramamay› da ve de¤ifltirememeyi de beraberinde getirmektedir. Oysa gerilla savafl›n›n gelifltirilip ilerletilmesi s›n›f mücadelesinin bütünlüklü kavranmas›na ba¤l›d›r. ‹flçi s›n›f›n›n ve di¤er halk kesimlerinin gerilla savafl›na kat›l›m›n› sa¤layacak olan onlar›n yaflad›klar› sorunlara, kafalar›ndaki sorulara yan›t olacak politikalar›n belirlenmesi ve uygulanmas›yla mümkün hale gelir. S›n›f mücadelesinin sorunlar›na iliflkin
ve kültürel yönleriyle ilgili araflt›rman›n sistemli hale getirilmesi gerekti¤ini belirtir. MLM biliminin yarat›c› ruhuna uygun olarak bir çal›flma tarz›na girilip nesnel gerçekli¤in incelenmesi gerekti¤inin alt›n› çizer. Öznel istemlerimizden de¤il nesnel gerçeklikten hareket etmemizi emreder. Her düflünsel yetersizlik ve eksiklik devrimci teorinin pratikle birlefltirilmesini engeller. Onu amaçs›z k›lar. Dolay›s›yla devrimci teori ile pratik aras›ndaki her kopukluk kaç›n›lmaz olarak karfl›m›za oportünizmi ç›kar›r. Do¤ru politikan›n uygulanamamas› sorunu bilimsel kavray›fl ve devrimci tutum sorunudur. Öznel niyet sorunu de¤ildir.
gelifltirilen her tart›flma, çözümü aranan her sorun parti çizgisinin, parti program›n›n somutlanmas›na hizmet etmeyi amaçlamal›d›r. S›n›f mücadelesinin sorunlar›na dönük yürütülen derinlikli ve kapsaml› her politik tart›flma, her çözüm bulma ad›mlar› ayn› zamanda sa¤l›kl› bir metot izlenmesinin yolunu açaca¤› gibi bir bilinç s›çramas› da yaratacakt›r. Proletarya Partisi’nin politik çizgisinin somutlaflmas›, ideolojinin parti bünyesine yerleflmesi s›n›f mücadelesi sürecinde ortay ç›kan her sorunun çözümüyle birlikte sa¤lanacakt›r. Ayn› yönde ortak hareket eden sa¤lam bir partinin yarat›lmas› pratik süreç içinde ortaya ç›kan sorunlar›n-t›kan›kl›klar›n çözülmesiyle mümkün olur. Hem demokrasi aflamas›nda hem de politik kararlar›n uygulanmas› aflamas›nda ideolojik-politik birliktelik yakalaman›n temel kriteri s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›na do¤ru bakabilmektir. Proletarya Partisi içinde sorunlar›n tart›fl›lmas›, sorgulanmas›, de¤erlendirilmesi ne kadar sa¤l›kl› iflletilirse, de¤erlendirme ve sorgulanmas› yap›lan konular hakk›nda ne kadar farkl› fikirler çat›fl›p, do¤ru ve bilinçli tarzda mücadele edilirse o kadar sa¤l›kl› karar alma, sahiplenme ve uygulama gücü ortaya ç›kar. Bugün var olan önderlik ve örgütsel sorunlar›n›n ve ayn› zamanda teori ve pratik aras›ndaki uyum sorununun çözüm zemini s›n›f mücadelesi gerçekli¤i içindedir. Bu kavranmak zorundad›r. Devrim bilimine s›n›f mücadelesi gerçekli¤ine yak›nlafl›p, inceledikçe ona hükmeden yasalar kavrand›kça teori ve pratik aras›ndaki uyumsuzluk sorunu pratikte devrimci olma sorunu, örgütsel alanda yönetme yönlendirme ve düzenleme sorunlar› baflta olmak üzere örgütsel ve önderlik sorunlar›na ait bütün sorunlar ad›m ad›m çözüme kavuflur. S›n›f mücadelesi ve Proletarya Partisi gerçekli¤ine uygun olmayan, gereksiz, anlams›z, gelifltirici olmayan soyut sorunlar, yerini parti çizgisinin, program›n›n somutlanmas›na hizmet eden sorunlara ve bunlar›n derinlikli analizine b›rakt›kça geliflimin, ilerlemenin ve politikleflmenin kap›s› zorlan›r. S›n›f bilinçli proleterler bunu yapmak zorundad›rlar, bunu yapacak güç ve kapasitedirler.
22
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
64
Güçlü grev, zay›f miting
Mart ay›nda iflçi konfederasyonu, GSEE’nin hükümet ve sermaye çevreleriyle imzalad›¤› toplu sözleflmelerin ard›ndan, yap›lan ilk greve kat›l›m yüksek olurken, gerçekleflen miting ve yürüyüfle kat›l›m ise son zamanlar›n en düflük düzeyinde kald›. Ö¤renci ve ö¤retmenlerin kahramanca direnifllerinin ard›ndan, kat›l›m›n bu denli düflük olmas›, iflçi s›n›f›n›n art›k sendika a¤alar›na güvenmedi¤ini, onlar› içlerindeki Truva At› olarak gördü¤ünü göstermekte. Bir tarafta, greve kat›l›m, iflçi ve memur konfederasyonlar›n›n aç›klamalar›na göre oldukça yüksek yüzdelerde olmas›, di¤er taraftan da mitinge kat›l›m›n 5000’lerde seyretmesi, sendika bürokrasisi aç›s›ndan trajikomik bir tablo oluflturmakta. Ö¤retmen ve ö¤renci eylemlerinde oldu¤u gibi, iflçi s›n›f›n›n ve di¤er halk katmanlar›n›n yukar›dan de¤il, afla¤›dan harekete geçmesi gerekmekte. 13 Aral›k Çarflamba günü iflçi ve memur konfederasyonlar› GSEE ve ADED‹’nin, ilan etti¤i greve; hastane çal›flanlar›, ‹KA (Sosyal Sigortalar Kurumu), OTE (Yunanistan Telefon ‹flletmeleri), toplu tafl›ma metro, flehirleraras› tren çal›flanlar›,
Hindistan’da 5 milyon kifli genel grev yapt› Hindistan’da, 14 Aral›k’ta ülke genelinde 24 saatlik bir genel grev gerçekleflti. Genel grev ça¤r›s›n› 56 sendika ve birlik, Tüm Hindistan Sendikalar Kongresi ve Hindistan Sendikalar Merkezi çat›s› alt›nda toplanarak yapm›flt›. Genel grevin nedeni, ülkedeki özellefltirmelere, kontratl› çal›flmaya, ifl yasalar›ndaki kötüleflmelere karfl› tepki olarak aç›klan›yor. Grev Bat›-Bengal, Kerala ve Tipa bölgeleri ile Bangalore, Cpennai ve Haydarabad gibi uluslararas› tekellerin bulundu¤u bölgede yaflam› felç etti. Andra Pradesh’de say›s›z maden atölyesi de greve destek verdi. Tamil Nadu eyaletinin 200 flehrinde ise sokak barikatlar› kuruldu ve 75 bin kifli gözalt›na al›nd›, Mumbai’de demiryolunun ana hatt› bloke edildi. Eylemi örgütleyen sendikalar›n verdi¤i rakamlara göre, endüstrideki kat›l›m % 100’e ulafl›rken, devlet memurlar›n›n kat›l›m› da % 85 civar›nda olmufl. Eylemlere kat›l›m›n bu kadar yüksek olmas› ise, eylem sonras› yap›lan aç›klamalarda, iflçi s›n›f›n›n kendi haklar› için mücadeleye haz›r oldu¤u ve do¤rudan emperyalistlere karfl› savaflmak için de f›rsat yakalamaya çal›flt›¤› ve iflçilerin art›k mevcut sistemde köklü bir de¤iflimden yana olduklar› biçiminde yorumlan›yor.
belediyeler, ö¤retmenler, Olimpik Havayollar›, kamu sektörü ve bankalar, eczaneler, deniz tafl›mac›l›¤› çeflitli saatlerde ifl durdurarak destek verdiler. Yap›lan grev sonucu ülkede hayat bir anlamda durma noktas›na geldi. Grevin yap›lmas›n›n as›l nedeni ise, meclise sunulan 2007 Bütçesi. 2007 Bütçesi, ülkede yap›lan yerel seçimler sonras› fazla kan kayb›na u¤ramayan ND (Yeni Demokrasi) partisinin, halk karfl›t› politikalar›n›n daha da sertleflti¤i bir bütçe oldu. Bütçede sermaye kesimine yönelik herhangi bir k›s›tlamaya gidilmezken, iflçi s›n›f› ve halk katmanlar›na yüklenilmekte. Halka yüklenen vergi oran›n›n y›ll›k 20.000 Euro’ya ç›kar›lmas›, e¤itime ayr›lan pay›n % 3,7’nin alt›nda olmas›, sa¤l›k harcamalar›n›n k›s›tlanmas›, 250.000 sözleflmeli kamu iflçisinin ma¤duriyetinin devam etmesi ve her an iflsiz kalmalar› tehlikesi, çal›flma güvencesinin kald›r›lmas›, iflten ç›karmalar, sosyal sigortalar sisteminin de¤iflmesi, ülkenin en önemli kamu ku-
rumu olan telefon iflletmesinin (OTE) özellefltirilmesi, 2007 bütçesinde yer alan temel konular› oluflturmakta. Yap›lan mitinge 5.000 dolay›nda kifli kat›ld›. Sendikalar içinde en yüksek kat›l›m OTE iflçilerinden olurken, üniversite ö¤rencileri en kitlesel ve canl› grubu oluflturdular. Saat 12.00’de Atina Ped›o Arios Meydan›’nda konuflmalarla bafllayan mitingin ard›ndan, kitle meclise do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüfl boyunca, “Özellefltirmelere hay›r”, “OTE sat›lamaz”, “PASOK-ND ayn› sömürü ayn› terör” sloganlar› at›ld›. Kardefl parti YKP(M-L) taraftarlar› da, Taksiki Poria-S›n›f Yürüyüflü pankart› ile mitingde yerlerini ald›lar. Meclisin önüne ulafl›lmas›yla, bir süre bekleyen kitle, Akademiye Meydan›’na do¤ru yürüyüfle devam etti. Buraya ulafl›lmas›ndan sonra eyleme son verildi. Ayn› gün YKP’nin sendikal örgütlenmesi olan PAME de ayr› bir eylem gerçeklefltirdi. (Yunanistan’dan bir ‹K okuru)
Emperyalist sald›rganl›¤a ve faflizme karfl› ortak mücadele Partizan, Devrimci Demokrasi Gazetesi, At›l›m Gazetesi, Bilinç ve Eylem Dergisi Yunanistan Temsilcilikleri 19 Aral›k katliam› vesilesiyle ortak bir aç›klama yapt›. Aç›klamada “Bu katliam, sadece hapishaneleri ‘hizaya’ getirmek için de¤il, gerçek anlamda tüm toplumu ‘hizaya’ getirmek için yap›lm›flt›r. Katliam hükümeti bafl›nda bulunan ‘solcu-güvercin’ Ecevit yapt›¤› aç›klamada; ‘bu operasyon olmasayd›, yeni ekonomik politikalar› uygulayamazd›k’ diyerek, devlet katliam›n› aç›ktan savunmufl, katliam›n nedenini de itiraf etmifltir. Katliama, demokrasi savunucusu kesilen AB ve ABD emperyalistleri de aç›ktan destek vermifllerdir” denildi. Aç›klamada ayr›ca 19 Aral›k ve sonras›nda gerçekleflen tüm sald›r›lar›n herkese karfl› oldu¤u vurgulan›rken “19 Aral›k’ta verilen ortak direnifl ve siper yoldafll›¤›, bugünkü mücadelemizde k›lavuzumuz olmal›d›r. Bugün her zamankinden daha fazla ortaklaflmaya, güçleri birlefltirmeye ihtiyac›m›z var” denildi.
Londra’da devrimci dayan›flma
Londra’da Eylül ay›nda ESP çevresinden devrimci dostlar›m›za yap›lan anti-demokratik sald›r› sonras›nda içinde At›l›m, Devrimci Demokrasi, ILPS ve Partizan’›n da bulundu¤u bir acil eylem ve dayan›flma platformu kurulmufltu. Türkiye’de ve dünyada yaflanan geliflmeler karfl›s›nda sistemli ve organizeli bir tav›r tak›nma gayesiyle kurulan bu Platform, 10 Aral›k Pazar günü Emperyalist Sald›rganl›k ve Devrimci Durufl fliar›yla bir panel gerçeklefltirdi. Panele Devrimci Demokrasi, Partizan ve At›l›m’dan birer konuflmac› kat›ld›. Genel olarak dünyada geliflen emperyalist sald›rganl›k, kökleri ve
bunun ülkemiz üzerine yans›malar›n›n tart›fl›ld›¤› panelde ayr›ca bu sald›rganl›¤a karfl› Avrupa ve Türkiye’de gelifltirilmesi gereken inisiyatiflerle ilgili aç›l›mlar da tart›fl›ld›. Yine Platformun ça¤r›s›yla Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’ne yap›lan operasyonlar› protesto etmek için 11 Aral›k Pazartesi günü Türkiyelilerin yo¤un olarak yaflad›¤› Wood Green’de merkezi kütüphanenin önünde bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. 19 Aral›k 2000 y›l›nda devlet taraf›ndan hapishanelere yap›lan operasyonda katledilen devrimci tutsaklar› anma amac›yla IMSC de (Uluslararas› Göçmenlerin Dayan›flma Merkezi) bir etkinlik düzenlendi. Bu operasyonun hangi ortamda ne amaçla gerçeklefltirildi¤ini anlatan ortak yaz›n›n okunmas›yla bafllayan etkinlik, fliir dinletisiyle devam etti. Tohum Kültür Merkezi taraf›ndan haz›rlanan Su Damlas›na S›¤d›r›lan Yaflam isimli belgeselin izlenmesiyle devam eden etkinlik Grup Nehir’in verdi¤i müzik dinletisiyle sona erdi. (Londra ‹K okurlar›)
Dünyadan k›sa k›sa... ✗ BUTAN Butan Komünist Partisi (MarksistLeninist-Maoist) Genel Sekreteri Vikalpa taraf›ndan yap›lan aç›klamada partinin ilk ulusal konferans›n›n 31 Ocak-3 fiubat 2006 tarihlerinde gerçeklefltirdi¤i ilan edildi. Aç›klamada bu konferans›n özgürlük sevdal›s› Butan halk›n›n kurtulufl mücadelesinde önemli bir kilometre tafl› oldu¤u vurguland›. Konferansta partinin kuruluflundan bu yana önemli kazan›mlar ve büyük kay›plar verdi¤i vurgulanarak Partinin görevlerini yerine getirmek için daha büyük bir azimle faaliyet yürütece¤i aç›kland›. Parti içi iki çizgi mücadelesinin partinin yaflam› oldu¤unun vurguland›¤› aç›klamada partiyi askeri merkezli bir flekilde örgütlemenin önemine de¤inildi. Otokratik feodal monarfliye karfl› savaflta kararl›l›¤›n vurguland›¤› konferans “Yaflas›n BKP (MLM)”, “Kahrolsun dünya emperyalizmi ve Hint yay›lmac›l›¤›!”, “Yaflas›n Yeni Demokratik Devrim!” sloganlar› ile son buldu.
✗ ABD/KANADA 5 Ekim’den bu yana direniflte olan 15 bin Goodyear iflçisiyle dayan›flma giderek büyüyor. Bu dayan›flma çerçevesinde, 16 Aral›k’ta ABD ve Kanada’n›n 100 flehrinde dayan›flma eylemleri gerçekleflti.
✗ Ç‹N Güney Çin’deki 200 kad›n iflçi, yüksek dozda Cadmium maddesi solumaya maruz b›rak›ld›klar› gerekçesiyle, üç Pilfabrikas›na karfl› toplu dava açt›lar. Kad›nlar kifli bafl›na 24 bin Euro tazminat talep ediyorlar. Bugüne kadar Cadmium zehirlenmesinden üç kifli yaflam›n› yitirmifl bulunmakta.
✗DAN‹MARKA Danimarka’n›n baflkenti Kopenhag’da bulunan 25 y›ll›k Ungdomhuset gençlik evinin kapat›lmas›na karfl›, 16 Aral›k Cumartesi günü gerçeklefltirilen eylemlerde ç›kan çat›flmalar, Kopenhagen sokaklar›n› savafl alan›na çevirdi.
✗ MISIR M›s›r-Mahala El Kobra’da, 1/4’ü kad›n olan, 20 binden fazla tekstil iflçisi önemli bir kazan›m elde etti. ‹flçiler maafllar›nda kesinti yapmak isteyen devlet iflletmesine ve iflkolunda özellefltirme çabalar›na karfl› greve giderek, tepki gösterdiler. ‹flçilerin befl gün boyunca yapt›¤› eylemler s›ras›nda, iki gün boyunca tamamen ifl b›rak›ld›. ‹flçilerin zaferiyle sonuçlanan bu eylem ayn› zamanda, M›s›r’da on y›llard›r gerçeklefltirilen en büyük eylem olma niteli¤i tafl›yor.
23
64
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
Filistin intifadas›, kardefl kavgas›na dönüfltürülmek isteniyor Filistin Baflkan› Abbas birkaç gün önce yapt›¤› aç›klamada, k›sa süre önce seçilen Filistin parlamentosunu feshedece¤ini ve yeni bir parlamento ve baflkanl›k seçimine gidilece¤ini aç›klad›. Gelen haberler, Abbas’›n önümüzdeki haftalarda bir seçim tarihi belirleyece¤i ve seçimlerin ise en geç üç ay önce yap›lmas›n›n planland›¤› yönünde. Abbas’›n bu ç›k›fl›n›n ABD’nin istemleri ve ç›karlar› do¤rultusunda gerçekleflti¤ine ve son geliflmelerin Rice’in Ortado¤u ziyaretiyle ba¤lant›l› oldu¤una hiç flüphe yoktur. Bu hamle ile yap›lmak istenen fley çok aç›kt›r ki, Hamas hükümetini devirmek ve tamamen emperyalistlerin ve Siyonistlerin ç›karlar›na hizmet eden bir hükümeti iflbafl›na getirmek. Ortado¤u politikalar›nda, iflgallerle birlikte, böl-parçala-yönet yönelimine da flu süreçte iyice a¤›rl›k veren ABD emperyalizmi, bugün AB ülkelerinin neredeyse tamam›n›n da deste¤ini arkas›na alarak, iflgallerle hâkimiyet kuramad›¤› Ortado¤u’da dini-etnik karfl›tl›klar› k›flk›rtarak, bölgedeki birçok ülkeyi iç savafl›n efli¤ine getirerek, bölgede hâkimiyetini sa¤lama çabas›nda. Filistin’de son dönemde Hamas ve El Fetih aras›nda süren çat›flmalar da, yine ayn› çabalar kapsam›nda gerçekleflen “Ortado¤u gezileri”ndeki telkinlerin sonucu olarak art-
m›fl durumda. Emperyalistlerin ve Siyonistlerin bu politikalar›, emperyalistlerin öteden beri sad›k iflbirlikçileri olan Suudi Arabistan, Ürdün, M›s›r ve Körfez Devletleri taraf›ndan da tam destek al›yor. ABD ve AB’nin Hamas’a iliflkin tutumunu art›k bütünüyle destekleyen duruflunu saklamaya gerek duymayan Abbas, t›pk› bu güçler gibi Hamas’›, ‹srail’i tan›mamakla, tan›yan bir hükümette de yer almak istememekle ve böylece de Filistin sorununun çözümünü ç›kmaza sokmakla suçluyor. Filistin halk›n›n giderek kötüleflen sosyal-ekonomik koflullar›ndan da Hamas’› sorumlu tutan Abbas, en iyi çözümün ABD, AB, BM ve Rusya’n›n deste¤ini arkas›na alacak bir ulusal birlik hükümeti kurmakta oldu¤unu iddia ediyor. Böyle bir hükümetin kurulmas› durumunda Filistin’e ekonomik yard›m akabilirmifl! Abbas’›n Hamas’la görüflmelerde dile getirdi¤i ve ard›nda emperyalist projelerin yatt›¤› kesin olan bu yaklafl›m üzerinde bir mutabakat sa¤lanamamas›, Hamas’›n tamamen devreden ç›kar›lmas› için emperyalistler ve Siyonistler dü¤meye bas›lmas›n› da beraberinde getirmifl olmal›. Abbas’›n seçim ça¤r›s› Hamas taraf›ndan
Evrensel Bak›fl YANGINDAN NE KURTARILIRSA KÂRDIR! 11 Eylül sald›r›lar›n›n ard›ndan bafllayan iflgal sald›r›lar›n›n ilk hedefine Afganistan oturtularak, “demokrasi” ve “özgürlük” götürülme iddias›yla o süreçte ilk iflgal edilen ülke olmufltu. Buradaki, özde bir zamanlar bizzat ABD emperyalizmi taraf›ndan iflbafl›na getirilmifl olan, gerici Taliban rejimini devirmek ve yine Afganistan’da üslendi¤i söylenen ve 11 Eylül sald›r›lar›ndan sorumlu tutulan El Kaide’yi “bitirmek”ti. Bu gibi bir yalan gerekçeyle gerçeklefltirilen iflgal sald›r›s›ndan k›sa bir süre sonra ortaya ç›kan, bir dizi gerçeklikten (veya yalandan) biri de, Afganistan iflgalinin en az bir y›l önce planland›¤› yönündeydi. Gerçek amaç, Ortado¤u’nun di¤er bölgelerinde oldu¤u gibi, burada da petrol vb. zenginliklere el koymakt›. ‹flgalin mimarlar›ndan Rice’›n, iflgalden önceki uzunca y›llar, özellikle de Afganistan bölgesindeki petrollerle ilgili oldu¤u da, yine ayn› süreçte ortaya ç›km›flt›. ‹flgalin ard›ndan iflbafl›na getirilen emperyalist yetifltirmesi Karzai’nin, sadece Kabul’le s›n›rl› kalan kukla rejimi, bugün art›k ülkenin bir dizi de¤erinin yan› s›ra, bölgede yo¤un olan uyuflturucu ticaretini de bizzat yönetmeye bafllayarak, emperyalist ç›karlar›n hizmetine sunmufl durumda. Böylece, Irak’ta oldu¤u gibi, Afganistan’da da giderek bata¤a sürüklenen iflgal güçleri, bir yandan takviye güçlerle iflgal karfl›t› direnifli bitirmeye çal›fl›rken, di¤er yandan da talanlar›n› sürdür-
mekteler. Özellikle de buradaki madenler üzerinden k›z›flan bu talan, art›k iflgal savafl›ndan “maden savafllar›”na dönüflmeye bafllam›fl durumda. Anlafl›lan emperyalist iflgalciler giderek büyüyen direnifl yang›n›ndan kaçarken, ne kurtar›rsak kârd›r diye düflünüyorlar. Afganistan’daki “maden savafllar›”n›n merkezinde bugün bak›r madeni var. ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerinin bölgede yapt›¤› araflt›rmaya göre, Kabul kentine 35 km. mesafede bulunan Aynak’da 240 milyon ton bak›r rezervleri bulunuyormufl. Bak›r›n dünya piyasas›ndaki fiyat›n›n ton bafl›na 6.800 Dolar oldu¤u düflünülecek olursa, 240 milyon ton bak›rdan elde edilecek kazanç 1.632 milyon Dolar etmekte. Korkunç büyüklükteki bu miktar haliyle emperyalistlerin ifltah›n› iyice kabartm›fl anlafl›lan. Ancak bu maden rezervinin varl›¤›, t›pk› di¤er zenginliklerin varl›¤› gibi, bölgeye iliflkin iflgalden çok önce yap›lan biri dizi araflt›rma kapsam›nda ortaya ç›km›fl olmal›. Madenin ifllenerek, piyasaya sürülebilir hale gelmesi befl y›ll›k bir süre gerektiriyormufl. Bu kadar büyük miktarlarda bak›r›n piyasaya sürülmesi ise, dünyadaki bak›r piyasas›nda fiyatlar›n büyük ölçüde düflüflünü getirebilirmifl. Piyasaya sürülecek olan bak›ra ve bunun getirece¤i düflüfle iliflkin bugünden yap›lan aç›klama ise, tekeller aras› rekabeti k›z›flt›rmak ve piyasan›n flimdiden spekülatif yolla düflmesini
ret ediliyor. Çünkü Hamas bunu Filistin hükümetine ve Filistin halk›n›n özgür iradesine karfl› yap›lm›fl bir darbe olarak görüyor. Birçok Filistinli grup bu süreçte Suriye’nin baflkenti Damaskus’ta biraraya gelerek, seçim karar›na karfl› olduklar›n› ilan ettiler. Filistin’in ba¤›ms›zl›¤› için mücadele eden Halk Cephesi de Hamas’›n bu duruflunu destekledi¤ini ilan etti. Hamas’›n iktidara geliflinin ABD ve ‹srail’de yaratt›¤› hoflnutsuzluk, Hamas ve El Fetih aras›ndaki gerilimi t›rmand›rma çabalar›na yans›m›flt›. Bu çabalar, bugünkü geliflmelere bakt›¤›m›zda, çok aç›kt›r ki Filistin’de
bir iç savafl ç›karma arzusunun yans›mas›yd›. Yap›lmak istenen özetle, Filistin ‹ntifadas›n›n kardefl kavgas›na dönüfltürülmek istenmesidir. Tüm geliflmeler, ABD’nin iç savafl› and›ran çat›flmalar› k›z›flt›rmak için uzunca süredir haz›rl›k yapt›¤›n› göstermektedir. ABD’nin ve ‹srail’in tam deste¤ini arkas›na alan Abbas’›n seçim ilan› ayn› zamanda, Irak’taki geliflmelere iliflkin aç›klanan Baker Raporu ile de ba¤lant›l›d›r. Raporda, Ortado¤u’da istikrar› sa¤laman›n koflullar›ndan birinin de, Filistinlilere baz› tavizler vermekte yatt›¤› belirtilmekte. Filistinlilere taviz verme noktas›ndaki yaklafl›m ve bu yaklafl›mla hedeflenenin ne oldu¤u ise son günlerde yaflanan geliflmelerde görülmektedir: Filistin direniflini, iç savafla sürüklemek de dâhil, her türden fliddeti körükleyerek bast›rmak ve Abbas vb. uflaklar arac›l›¤›yla, tamamen emperyalistlerin ve Siyonistlerin ç›karlar›na hizmet eden bir Filistin yaratmak. Tabii ki onlarca y›ld›r Siyonistlere ve emperyalistlere karfl› yi¤itçe sürdürdü¤ü intifaday›, bugün daha da üst boyutlara tafl›yan Filistin halk› buna izin verirse!
sa¤lamaya çal›flmak olarak da yorumlan›yor. Kukla Afganistan hükümeti -esasta ise iflgal güçleri- bu bak›r rezervlerine iliflkin ABD’li firma Gustavson Associates, LLC ile görüflmeleri sürdürüyormufl ve büyük olas›l›kla da anlaflma sa¤lanacakm›fl. Ne tesadüftür ki, ayn› firma Afganistan’›n yan› s›ra, Azerbaycan, Pakistan, Lübnan, Irak daha bir dizi, ya iflgal edilmifl ya da iflgalin hedefinde olan bölge ülkesinde bu tür “faaliyetlerini” sürdürmekte. Ancak bölgedeki ya¤maya kat›lan daha bir dizi tekel var. Bas›nda ç›kan haberlere göre, Kanadal› “Hunter Dickinson”, Çin firmas› “China Metallurgical Group”, ABD’li “Phelps Dodge Corporation” bu tekellerden sadece bir kaç›. Bunlar›n yan› s›ra Hindistan, Avustralya gibi ülkelerin maden, petrol gaz vb. tekelleri de Afganistan’daki madenlerin ve di¤er do¤al kaynaklar›n iflletmesi için girilen yar›fl›n içinde yer almaktalar. Bu durum ayn› zamanda Afganistan’a asker gönderme yönündeki e¤ilimleri giderek öne ç›kan, Almanya gibi Avrupal› emperyalist güçlerin -bizce zaten malum olan- gerçek niyetlerini de dünya kamuoyunda art›k iyice a盤a ç›karmakta. Onlar da çok aç›k ki bu süreçte öne ç›kan “maden savafllar›”n›n d›fl›nda kalmak istemiyorlar. Son 6 y›lda artan iflgal savafllar›n›n ard›nda emperyalist silah, petrol vb. büyük tekellerin oldu¤u Afganistan örne¤inde oldu¤u gibi, art›k gizlenemez bir hal alm›flt›r. Ayn› durum, iflgal ettikleri ülkelerin içinde, sapland›klar› en büyük batak olan Irak özgülünde de geçerlidir. Hat›rlanaca¤› gibi, bir süre önce aç›klanan Irak Raporundaki “tavsiye”lerden biri de Irak petrolünün özellefltirilmesine ve büyük tekellere sat›lmas›na, daha do¤rusu bunlar tara-
f›ndan ya¤malanmas›na iliflkindir. Afganistan ve Irak üzerinde yap›lan hesaplar›n benzeri, uzunca süredir hedef tahtas›na oturtulmufl olan ‹ran aç›s›ndan da geçerlidir. Ancak, bir yandan diyalog ça¤r›lar›yla, di¤er yandan ise daha çok da ‹srail üzerinden, sald›r› tehditleriyle gündemde tutulan ‹ran sorununda, yeni bir evreye girildi gibi. Geçti¤imiz Cuma yap›lan ‹ran seçimlerinden büyük bir yenilgiyle ç›kan Ahmedinecat’›n yerini alacak olan hükümetin emperyalistlerle iliflkilerde daha “›l›ml›” olmas› bekleniyor. Zaten Ahmedinecat’a ‹ran içinden gelen elefltiriler, d›flar›da iliflkileri gerdi¤i, içerde ise ülke sorunlar›na duyars›z kald›¤› yönlü. Ahmedinecat bilindi¤i gibi, düflünceleri, anti-Amerikanc› bir ‹slami devrimle iktidara gelen Humeyni’ye çok yak›n biri. ‹ran’da, ABD güdümlü fiah R›za Pehlevi dönemindeki ABD politikalar›ndan kaynakl› yükselen anti-Amerikanc› hareket ve devrimden sonra iflbafl›na gelen hükümetler, hiçbir zaman anti-emperyalist bir öze sahip olmam›flt›r. fiu süreçte de yine ABD karfl›t› bir tav›r sürdürülürken, Avrupal› emperyalistlerle, devrim s›ras›nda ve sonras›nda sürdürülen iliflkiler, biraz gerilse de, tam olarak kopar›lmam›flt›r. Bu son seçimler ‹ran içindeki ›l›ml› ‹slami çevrelerin iktidara gelmesi anlam› tafl›yor. ‹ran burjuvazisinin belli bir kesimini temsil etti¤i kesin olan bu çevreler, bat›l› emperyalistlerle olan sorunlar› “diyalog” yoluyla çözmeyi tercih edebilirler. ‹ran seçimlerinin hemen öncesinde hem ‹ran’a hem de bölgedeki birçok ülkeye, gerek emperyalistlerin temsilcileri, gerekse onlar›n uzant›lar› taraf›ndan yap›lan ziyaretlerin, bu seçim sonuçlar›nda ne kadar etkili olaca¤›n› ise önümüzdeki günlerde görece¤iz.
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
24
64
Alternatif sanat çal›flmalar›nda bir ad›m: TOHUM KISA F‹LM FEST‹VAL‹ Tohum Kültür Merkezi olarak film karelerinde hayat bulan öyküleri izleyiciyle kavuflturmak için ikincisini gerçeklefltirdi¤imiz Tohum K›sa Film Festivali’ni geleneksellefltirme yolunda çal›flmalar›m›z› sürdürüyoruz. Biliyoruz ki gerçek sanat gücünü yeflerdi¤i topraktan, halktan al›r ve halktan kopan, do¤du¤u topra¤a tekrar tohum b›rakmayan hiçbir ürün gerçekten var olmufl say›lmaz. Bu bilinçle düzenledi¤imiz festivalimizin fliar› “K›sa Filmler Halkla Bulufluyor” oldu ve filmleri de¤erlendirecek olan jürimiz de izleyiciler yani halktan olufltu. Bu halk jürisinin 24–25 Kas›m tarihlerinde gerçekleflen festival sürecinde verdi¤i kararlarla ödül almaya hak kazanan filmlerin yönetmenlerinden baz›lar›yla görüfltük. Halk jürisi taraf›ndan Ortado¤u Halk›yla Dayan›flma Ödülü’nü almaya hak kazanan Bar›fl&Savafl filminin yönetmeni Murat Ç›nar festivalimiz ve filmi hakk›nda görüfllerini flöyle dile getirdi: “Öncelikle Türkiye’de yap›lan bir festivalde Ortado¤u Halk› ile Dayan›flma adl› bir ödülün bulunmas›n› anlaml› bir ad›m olarak buldu¤umu ifade etmek isterim. Öte yandan bu ödülü kazanan bir sinema iflçisi olmaktan dolay› da mutlulu¤umu bildirmekte yarar görüyorum. Festival’e bizzat kat›lamam›fl olsam da annemin anlatt›klar›na göre birçok kiflinin ilgisini çekmeyi becerebilmifl, bir iletiflim ön haz›rl›¤› gerçeklefltirilmifl ki bu da bu tarz organizasyonlar için önemli bir geliflme. Öte yandan benim gibi ba¤›ms›z çal›flan kifliler için ise ciddi bir olanak. Bilindi¤i gibi ba¤›ms›z sinema, öncelikle üretim yöntemi ve birimi ancak hemen ard›nda da¤›t›m aç›s›ndan engellerle karfl›laflmaktad›r. Bu noktada ba¤›ms›z sinemaya yapt›¤›n›z katk›dan dolay› hem sizlere hem de sizin ad›n›za izleyicilere tebriklerimi bir borç bilirim. Pare&Guerra (Bar›fl ve Savafl) filmini Türkiye gazetelerinde Irak savafl›n›n bafl›ndan beri gördü¤üm kamyon floförü öldürmeleri üzerine yapma karar› ald›m. Bilindi¤i gibi Türkiye savafla askeri olarak girmedi ancak iktisadi olarak bu savafl›n içinde bulunmak istedi. Bu sebeple yeni ve bar›fl dolu bir Irak kurma iste¤inde olan Türkiyeli inflaat flirketleri kamyonlarla yük tafl›rken yalan bir savafl›n bitti¤i haberinin içinde, savafl›n içinde bu filmi yapt›¤›m s›rada 64 floförün ölümüne sebep oldular. (...) Çal›flma tamamen bireysel finansman ile gerçeklefltirildi. Milano, Torino, Ankara ve ‹stanbul’da toplam 6 gösterimde yer ald› ve 2 ödül kazand›.” Halk jürisi taraf›ndan Sevgi ve Dostluk Ödülü’nü almaya hak kazanan Son Oyun filminin yönetmeni Müjde Arslan flunlar› söyledi: “Tohum K›sa Film Festivali, k›sa film gibi zor bir mecrada sinema yapan bizler
için bir flans. Çok say›da festival aras›nda, film yapmaya devam etmek için iyi bir neden. Birçok festival bankalar›n ya da ser-
emekarastirma@gmail.com’dan ayr›nt› bilgi alabilirsiniz.” Halk jürisi taraf›nda En ‹yi Senaryo
mayedarlar›n bünyesinde gerçeklefliyor, bu ayn› zamanda festivalin içeri¤ini, sinemaya yaklafl›m›n› da ortaya koyuyor. Bu aç›dan alternatif oluflturmas› ve gerçek sanat› desteklemesi aç›s›ndan önemli. Festivalde derecelendirmeye gitmemesi sanat›n s›n›fland›r›lamamas› aç›s›ndan anlaml›. Belli kategoriler tafl›mas› yapt›¤›m›z ifli biraz daha anlamland›r›yor. Son Oyun’un ald›¤› Sevgi ve Dostluk Ödülü flimdiye kadar ald›¤›m, alaca¤›m en güzel ödül. Film bunun için yap›ld›, sevgi ve dostlu¤a ne kadar ihtiyac›m›z oldu¤unu anlatmak için. Tek bafl›m›za bu oyunu oynayamay›z, yaflad›¤›m›z flu sisteme karfl› ancak yan yana durarak direnebiliriz. Festival bu yolda yaln›z olmad›¤›m›z› gösteriyor. Biz film yapmaya devam edece¤iz, festivalin de yan›m›zda olmas›n› dilerim...” Halk jürisi taraf›ndan Gençlik ve Gelecek Ödülü’ne lay›k görülen Yemezler adl› çal›flman›n yönetmeni Sinem Uluda¤ görüfllerini flöyle dile getirdi: “S›n›f mücadelesini temel alarak bulundu¤umuz alanlarda mücadele etmek, her emekçi ve emek dostu için bir gerekliliktir. Emek Araflt›rmalar› ve Dayan›flma Toplulu¤u emek mücadelesine dair araflt›rmalar yapmak, dayan›flma faaliyetlerinde bulunmak ve mücadele sürecinde kullan›labilecek propaganda araçlar› gelifltirmek amac›yla Nisan ay›nda kuruldu. Henüz yolun bafl›nda bir grup olarak kendimizi emek mücadelesinin merkezi olarak görmüyoruz ve böyle olmak gibi bir amac›m›z da yok. Emek mücadelesinin ona ne yapaca¤›n› söyleyecek liderlere de¤il yan yana yürüyece¤i yoldafllara ihtiyac› oldu¤unu düflünüyoruz. Bugün yapt›klar›m›z› koca bir s›n›f mücadeleleri tarihinde ufak bir kum tanesi kadar oldu¤unun da fark›nday›z. (...) Çal›flmalar›m›zla ilgili http://www.emekarastirmalari.org adresini ziyaret edebilir, iletisim@emekarastirmalari.org veya
Ödülü’nü almaya hak kazanan Annem Neden Ölmek ‹stiyor? filminin yönetmeni Nihan Baykal da bizimle görüfllerini flu flekilde paylaflt›: “‘Annem neden ölmek istiyor?’ adl› k›sa metrajl› filmi; ensest iliflkisini ifllemifl ve bir annenin dünyas›nda bu konuyu ne derece a¤›r atlatt›¤›n› gözler önüne sermeye çal›flm›flt›r. Ve ensest durumunu kabullenen annele-
re karfl› bir tafl ya¤malamas› vard›r asl›nda. Bir anne bu durum karfl›s›nda bu suçu iflleyen babay› mutlaka cezaland›rmal› mesaj› vard›r. Fakat elbette filmin ilk ö¤renci filmi olmas›, karfl›laflt›¤› maddi manevi güçlükler, filmi sinematik doruklara ulaflt›rabilecek güçte de¤ildi. Ama senaryonun iyi oldu¤unun düflünülmesi ve halk›n bu filmi anlamas› beni inan›lmaz mutlu etti ve gelecekte daha baflar›l› ifller yapmam› sa¤layacak bir umut kap›s› oldu. Ve ben bu coflkuyu bana, ekibime yaflatan de¤erli hocam Y›ld›r›m Yan›lmaz’a, Tohum Kültür Merkezi ailesine ve izleyen herkese çok teflekkür ediyorum.” Bir e¤lence, hatta bazen anlams›z karelerden oluflmufl bir bilinç buland›rma arac›na dönüfltürülen k›sa film çal›flmalar›na alternatif olma, bu yönde çal›flmalar yürüten sanatç›lara kendilerini ifade etme ve halka ulaflma olana¤› sa¤lama amaçl› geleneksellefltirmeye çal›flt›¤›m›z festivalimizin bu sanatç›lar taraf›ndan da sahiplenildi¤ini görmek çal›flmalar›m›z› ilerletme yönünde bize güç kazand›r›yor. Aslen muhalif sanatç›lar›n elinden ç›kan “k›sa-film” sinema sanat›n›n de¤ifltirici, sorgulat›c›, kavrat›c› gücünün fark›na varmak onu sistemin aleti olmaktan kurtarmak için çal›flmalar›m›z› bu yönde ilerletmeye devam ediyoruz. Tohum Kültür Merkezi
24 Aralık Pazar günü Sadık Gürbüz konseri gerçekleşti! Konser etkinli¤i Marafl katliam›yla ilgili konuflma ve sinevizyon gösterimi ile aç›ld›. Sunumda di¤erlerinde oldu¤u gibi bu katliamda da devletin bafl rolü oynad›¤›n›n alt› çizildi. Dönemin baflbakan› Ecevit’in elindeki devleti suçüstü yapan belgeleri saklad›¤›, bunun alt›nda yatan nedenin onun halk düflmanl›¤›nda aranmas› gerekti¤i belirtildi. Devamla “bu katliamda ço¤u çocuk ve yafll› 109 insan›m›z›n katledilmesi faflizmin halka duydu¤u kini ve nefretin s›n›fsal boyutunu göstermektedir” denildi. Ayr›ca ayn› Ecevit’in bir baflka baflbakanl›¤› dönemindeki hapishaneler tarihinin en büyük katliam›n›n gerçekleflti¤i belirtilerek “Dünya; beton y›¤›nlar›n›n ve beton kap›lar›n ard›nda, ellerinde sadece yürekleri ve umutlar› d›fl›nda baflka hiçbir silâhlar› olmayan devrimci tutsaklara karfl›, asker ve polislerin tank, bomba ve kimyasal silâhlarla sald›rmas›n›n kalleflli¤ine de tan›k olmufltur. Gerek Marafl olaylar›nda ve gerekse
hapishanelerde yaflanan katliamlarda görüldü¤ü gibi saflar›n bir yan›nda faflizmi oluflturan eli kanl› güçler, di¤er taraf›nda ise sadece halklar ve onlar›n devrimci dinamikleri vard›r” denildi. Devamla “insan olman›n sorumlulu¤u bu katliamlara sessiz kalmamay› gerektirir. Dirilmenin, insan olman›n ve çürümüfllükten kurtulman›n biricik yolu budur” denildi. Konuflman›n bitiminde Sad›k Gürbüz sahne ald›, Ruhi Su ve kendi ezgilerinden seslendirdi¤i parçalarla coflkulu anlar yaflatt›. ‹ki saatlik konser sonunda etkinlik sona erdi. Tohum Kültür Merkezi
25
64
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
Sanat dünyası bir emekçisini daha kaybetti Altm›fl y›ll›k yaflam›na birçok üretimi s›¤d›rmay› bilmifl usta tiyatrocu Zeki GÖKER uzun süredir tedavi gördü¤ü kansere yenik düfltü. 20 Aral›k 2006 Çarflamba günü yaflam›n› yitiren sanatç› son yolculu¤una ailesi ve dostlar› taraf›ndan u¤urland›. 21 Aral›k 2006 Perflembe günü ailesi taraf›ndan düzenlenen Teflvikiye Camisinde k›l›nan cenaze namaz›n›n ard›ndan Küçükçekmece Kanarya mezarl›¤›nda topra¤a verildi. 1970’li y›llar›n bafllar›nda kurdu¤u Ankara Birlik Tiyatrosu’yla politik tiyatro alan›nda halktan ve emekten yana eserleri ile tan›nan sanatç› pek çok yap›ma imza atm›flt›. Emekten, halktan yana yap›lan sanata oldu¤u gibi Zeki GÖKER’in sanat›na ve kendisine de sistem tahammülsüzlü¤ünü ac›mas›zca göstermifltir. Ankara Birlik Tiyatrosunun tüm oyunlar›, kuruldu¤u günden bu yana yasaklarla karfl›laflm›flt›r. Devlet taraf›nda oyunlar› yasaklanan ama bu durum karfl›s›nda y›lmadan mücadele yürüten sanatç› bir röportaj›nda bu konuya yaklafl›m›n› flu flekilde ortaya koyuyor; “34 y›ld›r politik-muhalif tiyatro yap›yoruz. Bu yüzden de her
r›n ehlilefltirildi¤ini bilmektedir. Muhalif sanat dallar› içerisinde en önemli yerde duran tiyatroyu bask›larla kontrol alt›na alamayan devlet bu yolla tiyatrolar› kontrol alt›nda tutmay› hedeflemifltir. Bunun en somut göstergesi ise; 12 Eylül AFC’s›nca 1982’de ç›kar›lan özel tiyatrolara devlet deste¤i yasas›d›r. Bu tuza¤› göremeyen birçok politik tiyatronun oyunlar› giderek “yumuflam›fl” ve bu özelliklerini kaybetmifllerdir.
türlü bedeli ödedik. Yasakland›k, gözalt›na al›nd›k, mahkemelere ç›kt›k. Ankara’da dört, ‹stanbul’da üç kez yeniden kurulduk. Kimi zaman mahkeme karar›yla, kimi zaman ekonomik nedenlerle perdeleri indirdik, ama hiçbir zaman sanat›m›z› yapmaktan vazgeçmedik”. Tiyatro yapman›n güçlüklerini en çok yaflayan sanatç›lardan biri olan GÖKER, bu s›k›nt›larla bafla ç›kman›n
yolunu bilmifltir. Özellikle özel tiyatrolar›n yaflad›¤› s›k›nt›lardan biri olan maddi s›k›nt›lar karfl›s›nda hiçbir taviz vermemifltir. Bu süreçlerde s›k s›k gündeme gelen “devlet yard›m›” önerilerini hiçbir koflulda kabul etmemifltir. Gerekti¤inde tiyatronun kap›s›na kilit vurmufltur. Ama özgür sanat›n› yapmaktan vazgeçmemifltir. Çünkü 34 y›ll›k sanat yaflam›nda birçok bask›yla karfl›laflan sanatç› asl›nda bu yard›mlarla tiyatrola-
Sanatç›n›n sahneledi¤i Bir Güzel Çirkin Kral, Muzaffer ‹zgü’nün Kara Düzen’ini Aziz Nesin’in “Yaflar Ne Yaflar ne Yaflamaz” Erol Toy’un Pir Sultan Abdal oyunu 14 vali taraf›ndan yasaklan›rken, 17 kentte de mahkeme karar›yla oynanabildi. ‹lyas Salman’la baflrolü paylaflt›¤› “Gurbet Kufllar›” adl› oyunlar› bulunmaktad›r. Ayr›ca Grup KIZILIRMAK’›n Pir Sultan Abdal albümü ile Tohum Kültür Merkezi’nce yap›lan hapishane ve son Ölüm Oruçlar› sürecinin anlat›ld›¤› Su Damlas›na S›¤d›r›lan Yaflam’a seslendirmeleriyle hayat vermifltir. Göker ayn› zamanda birçok oyunun yönetmeni ve senaristidir. Tohum Kültür Merkezi
ACILI BİR ÖYKÜDÜR SÜRGÜN
Cafer Demir’in Dersim 1938’i anlatan ve Dersim üçlemesi diyebilece¤imiz kitaplardan sonuncusu “Sürgün” Umut Yay›mc›l›k’tan ç›kt›. Yazar Ç›ban ve Qopo’da süngünün yaflatt›¤› ac›lar› anlat›rken bu kitab›nda ise sürgünün o iç burkan ve süngüyü aratmayan ac›mas›zl›¤›n› kaleme al›yor. ‹mha ve asimilasyonun ölüm gibi insanl›¤› nas›l bitirebildi¤ini anlat›yor. Dersim’de okur yazar olmayanlar›n, hiç rakam bilmeyenlerin bile istisnas›z bildi¤i bir tarihtir 1938. Kimileri 1938’i bir tarih olarak de¤il bir ac›n›n ismi olarak bellemifltir. Zaten onlar tarihe ihtiyaç duymadan ve tüm yoksulluklar›na ra¤men o büyülü co¤-
rafyan›n kendilerine sunulmufl bir arma¤an oldu¤unun fark›nda, uzunca olmayan ömürlerini, flikâyetsiz yaflar giderlerdi. Kendi ritüellerinde hesap, tarih yoktu. Bunlarla birlikte kay›rmay›, yok saymay› ya da yok etmeyi de bilmezlerdi. Bildikleri tek fley ise özgürlü¤ün birilerinin buyru¤u alt›na girilmesiyle kaybolaca¤›yd›. Beyaz adamlar›n topraklar›na göz koydu¤u tarihlerden önceydi bu söylediklerimiz. Ritüellerinde kad›n›n ve çocu¤un önemsendi¤i her konuda görüfllerinin al›nd›¤›, yani üzerinde yaflad›¤›m›z dünyaya uzak farkl› bir diyard›. Dilleriyle bu ritüeller bir bütündü, onu yitirdiklerinde ritüellerini de yitireceklerdi sanki, en büyük korkular› da buydu, ne var ki yaflam onlar›n bu tespitini ac›mas›zca do¤ruluyordu. Sürgün belgesel bir romand›r. Dersim’e yap›lan seferlerin alt›nda yatan ince hesaplar›n, devletin ›rkç› yaklafl›m›n›n, devlet belgelerinin, hepsinden önemlisi sürgünün iç ac›t›c› serüvenidir bu roman. Sürgün bir an› romand›r, evet o melun tarihten oldukça az say›da kalan
birkaç kiflinin anlat›m›d›r. Yine de dün kadar yak›n olan bu tarihin bilinmeyen sayfalar› öyle çoktur ki en az yaflananlar kadar, yaflananlar›n bilinmiyor olmas› da o kadar ac› vericidir. Örne¤in bu k›y›mda kaç çocuk kaç kad›n kaç yafll› öldürüldü? Ayr›ca Seyit R›za’n›n mezar› nerede? Bunun gibi daha birçok bilinmeyen vard›r. fieceresi devletçe tutulmuflsa da bunu en az›ndan flimdilik bilmek olanaks›zd›r. Sürgünün en yürek burkan yan›, gidenlerin ve dönemeyenlerin, ölmeden önce “Beni vatan›m Dersim’e gömün” son sözlerine karfl›n o yabanc› ellerde tek bafllar›na yapayaln›z yat›yor olanlar›n öyküsünde sakl›d›r. Ayr›ca yeni kuflak sürgün çocuklar› ise kimliklerini unutmufl, anadillerini unutmufl, kökenini unutmufl bir flekilde “Duydu¤umuza göre biz asl›nda Dersim’den sürgün gelmifliz” diyerek sanki uzak bir efsaneden bahsediyor olmalar›d›r. Tüm bu ac›lara karfl›n “Sürgün” halklar aras›ndaki o hesaps›z s›cakl›¤›n da anlat›ld›¤› bir an› romand›r. Devletin Dersim’de katletti¤i bin-
lerce insandan geriye kalanlar› gönderirken sürgüne, daha önceden haber ulaflt›r›r Ege köylülerine “bu gelenler eflk›yad›r, hayduttur ona göre davran›n” diyerek halklar aras›nda düflmanl›k tohumu ekmeye çal›flm›flt›r. Ne var ki halklar, birbirlerini tan›d›kça aralar›na sistemce sokulmufl nifak tohumunu birlikte etkisiz hale getirmifllerdir. O sürgün y›llar›nda yaflanan onca ac›lara karfl›n, iki yoksul halk›n insanlar›n›n birbirlerini tan›malar›na da neden olmufltur. Belki elde kalan tek teselli de budur. O dar günlerde birbirlerine dayanak olan insanlar›n bugün hala dostluklar›n› koruyor olmalar›, devletin böl-parçala ve yönet politikas›n›n halklar cephesinde deflifre oldu¤unun da kan›t›d›r. Devletin hiç istemedi¤i bir fley olmufl. Sürgün, Dersim’de bar›fl›n sembolü olan mefle ile Ege’de bar›fl›n sembolü olan zeytinin buluflmas›n› sa¤lam›flt›r. Sürgün’ü okurken yan›k mefle kokular› burnunuzdan gitmeyecek, sinecek uzun zaman üstünüze. Ne var ki Dersim hala o eski ac›lar›n yurdu olmaya devam ediyor!
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
26
64
Tanrılar için şanssızlık, insanlık için büyük biri: Galileo Galilei
Kim mi sizi k›zd›ran? Söyleyeyim: Siz insan akl›na k›z›yorsunuz! Çünkü o, ipli¤inizi pazara ç›kar›yor! (15 Ocak 1850, Victor Hugo’nun Yasama Meclisi’nde verdi¤i ünlü söylevinde din adamlar›n›n mahkemesine seslenerek onlara gönderdi¤i k›ta.) Bilimin ve akl›n dogmalara karfl› verdi¤i savaflta kimi dönem baz› insanlar vard›r, ortaya koyduklar› kan›tlarla 盤›r açarlar, bir devrin bitti¤inin göstergesidir ortaya koyduklar› görüfller. Her ne kadar kimi dönemler bu gerçeklerin anlafl›lmas› yüzy›llar sonras›n› bulsa da, bilim ona inanmay› gerektirir. Ancak bu inan›fl, dogmalara inanmak gibi mutlak ve de¤iflmez de¤ildir. Bugün gerçe¤i tam anlam›yla ortaya ç›karamasa bile, yar›n o bilgiyi elde edece¤ine olan inançt›r. Dolay›s›yla bilimsel bilgi de¤iflir, geliflir, kendinden önceki bilginin üstüne eklemeler yaparak, ama yanl›fllar›n› eleyerek ilerler. Bilimin ortaya ç›kard›¤› gerçe¤i dogmalar›n, tutuculu¤un hakim oldu¤u bir dönemde dile getirmek, hiç kuflkusuz bir silahl› çat›flmada son mermisine kadar savaflmak ve teslim olmamak gibi bir cesaret gerektirir. Çünkü karanl›¤›n ayd›nl›¤a dönüflmesini kendi ç›karlar› gere¤i isteyenler, böyle bir uyan›fl› engellemek için en karanl›k, en vahfli yöntemlere baflvurmaktan geri durmam›fllard›r/durmayacaklard›r. ‹flte Ortaça¤’›n karanl›¤›nda Engizisyon’a karfl› bilimsel düflünceyi savunmufl bir bilim adam›d›r Galileo. Her ne kadar yarg›land›¤› mahkemede Engizisyon’un söylediklerini kabul etse de ç›karken “Yine de dünya dönüyor” dedi¤i iddia edilir. Onu yarg›layan Vatikan 1992’de Galileo’nun “do¤ruyu söyledi¤ini” kabul etmifltir! Galileo, 330 y›l önceden bilimsel düflüncenin bir gün ayd›nl›¤a ç›kaca¤›n› bilerek ve buna inanarak sürdürmüfltü çal›flmalar›n›. O, bilim tarihi içerisinde Kopernik’in, Kepler’in, Newton’un, Bruno’nun yolunda yürüyenlerden oldu, iflte bu yüzden bugün ismi hala yafl›yor. Geliflen bilimsel düflünce karfl›s›nda günümüzde Ortaça¤daki gibi bir karanl›k yarat›lamasa da egemenler taraf›ndan din halen daha dünya halklar›n› ç›karlar› için birbirine düflürmenin bir arac› olarak kullan›l›yor. Devrimciler ve sosyalistler bilim tarihinden, düflünce tarihinden ö¤renmeli ve geçmiflten ald›¤› ›fl›¤›, gelece¤e yöneltmelidirler. Hiç kuflkusuz bu durum, okuma, araflt›rma ve derinleflme ile mümkün olacakt›r. Afla¤›daki yaz› yetersiz olsa da Galileo’nun yapt›¤› çal›flmalar›n önemini k›saca aktarmay› amaçlamaktad›r.
Galileo Galilei, (1564-1642) mercekleri efl eksende karfl› karfl›ya getirmeyi düflünerek bir teleskop yapan ilk kifli de¤ildi. Ancak, 17. yüzy›l›n bu optik sihirbazl›k aletleri Galileo’nun elinde gerçek anlamda bir “sihirli” de¤ne¤e dönüflmüfltü. Kendi eliyle yapt›¤› ilk teleskoplar›n› gökyüzüne çeviren Galileo, gördüklerinden yola ç›karak gökcisimleri hakk›nda o güne de¤in bilinenleri temelinden sarsmay› baflarm›flt›. Galileo, Copernicus’un da aralar›nda yer ald›¤› selefleri ve Kepler gibi ça¤dafllar›n›n da katk›lar›yla, mekanik, astrofizik, kütle çekimi türünden birçok alanda birçok bulufla imza atm›flt›. Ancak bu yaz›da sözü edilenler, hummal› çal›flmalar›n meyvesi olan bulgular›yla ilgili olmaktan çok, teleskopla gökyüzüne bakt›¤›nda baz› cisimlerin somut varl›¤›n› apaç›k görüp dile getiriflinin bafl›na açt›klar›yla ilgili. Dünyay› sarmalayan gök küre, Galileo’nun teleskopunu gökyüzüne çevirdi¤i o gece, insano¤lunun yeryüzünde gezindi¤i 1 milyar 700 milyon gecenin herhangi birinde oldu¤undan çok farkl› de¤ildi. Galileo’nun gözleri, o ana de¤in yaflam›fl insan say›s› kadar çift gözün bakt›¤› ve tanr›lar, gelecekten haberler, cennet ve cehennemler gördü¤ü ayn› ›fl›lt›l› büyük bofllu¤a yönelmiflti. Farkl› olarak o, küçük bir az›nl›¤›n savlad›¤› gibi, Günefl’in çevresinde dolanan gezegenler, bunlar›n çevresinde dolanan uydular ve Ay yüzeyindeki kraterler ve vadileri görmüfltü; hem de herkesten daha kesin olarak, daha yak›ndan... Tanr›lar için ne kadar flanss›z, insanl›k için ne kadar büyük bir gece!.. Galileo o ve onu izleyen gecelerde somut olarak ne görmüfltü? Bunu yazd›klar›ndan ö¤reniyoruz. Teleskopunun merce¤inden ilk gördüklerini, 29 A¤ustos 1609’da kay›nbiraderine yollad›¤› mektupta flöyle kaleme al›yordu: “... Sana bir haberim var; ama duydu¤una sevinecek misin, yoksa üzülecek misin, bilemiyorum. Çünkü, art›k ülkeme (Toskana’ya) dönme umudum kalmad›. Ancak, bu umudu yok eden olay›n hem onurlu hem de yararl› sonuçlar› var. Flanders’de Prens Maurice’e ufak bir teleskopun hediye edildi¤i yolunda iki ay kadar önce burada ç›kan söylentileri duymufl olmal›s›n. Bu alet öyle zekice yap›lm›fl ki en uzak cisimleri yak›ndaym›fl gibi gösteriyor. Örne¤in, üç kilometre uzaktaki bir insan aç›k seçik görülebiliyor. Bu sonuç bana öylesine ola¤anüstü geldi ki düflünmeye koyuldum; bana perspektif yasalar›yla ilgili gibi geldi. Sonuç o kadar baflar›l› oldu ki, Flanders’de oldu¤u söylenenden çok daha üstün bir teleskop yapt›m. Böyle bir araç yapt›¤›m haberi Venedik’te duyulunca Senyör Cenaplar›’n›n huzuruna ça¤r›ld›m ve bütün senatonun flaflk›n bak›fllar› alt›nda arac› onlara gösterdim. Soylular›n ve senatörlerin birço¤u da uzaklardaki yelkenlileri görmek için, yafll›l›klar›na bakmadan, Venedik’teki en yüksek kilise kulesine defalarca ç›kt›lar. Gemiler o kadar uzaktalard› ki, limana giriflleri ancak iki saat sonra görülebiliyordu.” Galileo, bir ç›rp›da elde etti¤i bu baflar›yla
yetinmedi. Kendini daha uzaklar›, daha büyüterek gösterecek teleskoplar yapmaya adad›. ‹lk teleskopuyla karfl›laflt›r›ld›¤›nda, cisimleri yüzlerce kat daha büyük gösteren teleskoplar yapt›. Bunu baflard›¤›nda art›k sihirli de¤ne¤inin ucunu gö¤e çevirmesinin zaman› gelmiflti. Niflan ald›¤› ilk gökcismi beklenece¤i gibi uydumuz Ay olmufltu. Gelin bu ilk gözlemlerini 1610 y›l›na giderek Galileo’nun kendi kaleminden okuyal›m: “Durumu daha anlafl›l›r k›lmak aç›s›ndan, Ay yüzeyinde biri lofl öteki ayd›nl›k olmak üzere iki farkl› tipte bölgeler ay›rt edebildi¤ini söylemeliyim. Ayd›nl›k k›s›mlar tüm yar›mküreyi sarmalay›p yüzeyi kaplarken, lofl k›s›mlar, birer bulut kümesiymiflçesine yüzeyi gölgelendiriyor; Ay’›n yüzeyini de beneklerle kapl›ym›fl gibi gösteriyor. (...) Benden önce kimsenin gerçeklefltirmedi¤i ve defalarca yineledi¤im gözlemlerime dayanarak kendimi, büyük bir filozof okulunun savlad›¤›n›n aksine, gök cisimlerinin “pürüzsüz, kusursuz, mutlak anlamda küresel” olmad›klar›ndan emin hissediyorum. Tersine bu yüzeyler, eflitsizlikler, kusurlar, çukurlar ve tümseklerle dolu; cüsseli da¤lar ve derin vadilerden geçilmeyen dünyada oldu¤u gibi... Galileo’nun bu sözleri, dünya ve evrenin kalan›n›n bambaflka alemlere ait oldu¤u sav›n› çürütmüfl, gök cisimlerini tarihte ilk kez “yere” indirmiflti.
“Bir üçgenin iç aç›lar›n›n toplam›, Vatikan’›n arzular›na göre de¤iflemez” Galileo’nun dikkati k›sa sürede Ay’› ve tüm gök cisimlerini kucaklayan y›ld›z denizine yöneldi. Ufuklar aras›nda bir sis perdesi gibi uzanan Samanyolu yüzy›llar boyunca astronomlar›n merak oda¤› olmufltu. Galileo’nun incelemeleri Samanyolu’nun bir sis de¤il, say›s›z y›ld›zdan oluflan çok genifl ve çok uzak bir kuflak oldu¤unu ortaya ç›kard›. Galileo’nun gördükleri kendisine aç›k ve kesin görünse de, bunlar› hemen, aç›kça dile getirmekte s›k›nt›lar yafl›yordu. Yüzy›llar boyu tart›fl›l›p gelifltirilecek keflifleri bir ç›rp›da gerçeklefltirmifl oldu¤undan tehlike sinyalleri çal›yordu. Din çevrelerini ve Aristocu seçkinleri çoktan karfl›s›na alm›flt› bile. Copernicus ve Kepler gibi o da Günefl merkezli bir sistemi do¤rulayan gözlemler yap›yordu. Bu durum elbette o dönemin egemen çevreleri için yutulur lokma de¤ildi. Tam da 1609’da Galileo’nun teleskopla yeni yeni tan›flt›¤› s›ralarda, meslektafl› Kepler’in yollad›¤› bir mektup, bu konularda yaz›p çizmenin ne denli tehlikeli oldu¤unun uyar›s›n› veriyordu: “Geleneksel kuramlar› çürütecek birçok kan›t toplad›m. Ancak, baz› kimselerin gözünde ölümsüz bir ün kazanm›fl olan, ama birçok kifli için de alay ve afla¤›lama konusu olan üstad›n›z Copernicus’un yazg›s›n› paylaflmaktan korkuyorum. Bunun için bunlar› gün›fl›¤›na ç›karam›yorum.” Galileo da benzer kayg›lar› tafl›yordu. Bu yüzden kefliflerini hemen duyuram›yordu.
KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Mevlüt Ç›nar: TKP/ML T‹KKO savaflç›s› olan Mevlüt Ç›nar 9 Ocak 1980 tarihinde ‹stanbul’da çat›flmada flehit düfltü. Haydar Do¤an: 1958 do¤umlu olan Nedim kod adl› Haydar Do¤an, küçük y a fl l a r d a TKP/ML’nin düflünceleri ile tan›flt›. Askeri alanda birçok görev alan Do¤an, Ulafl Bardakç›’n›n katili az›l› faflist U¤ur Gür’ün cezaland›r›lmas› eyleminde ç›kan çat›flmada 10 Ocak 1991 tarihinde ‹stanbul’da flehit düfltü. Orhan Keskin: Devrimci Yol Diyarbak›r ‹l Komitesi içerisinde yer alan Orhan Keskin, 1980 May›s’›nda polisle girdi¤i silahl› çat›flmada yaral› olarak tutsak düfltü. Hapishanede 14 Ocak 1984’te bafllatt›¤› ÖO’nun 48. gününde 3 Mart 1984’te flehit düfltü. Ümraniye Katliam›: 4 Ocak 1994 tarihinde Ümraniye Hapishanesi’ne katliam operasyonu düzenleyen devlet, Abdülmecit Seçkin, R›za Boybafl, Gültekin Beyhan ve Orhan Özen adl› DHKP/C tutsaklar›n› demir kalaslar ve sopalarla döverek katletti. Gültekin Koç: F Tipi hapishaneleri protesto etmek için ‹stanbul fiiflli’de yapt›¤› feda eyleminde 3 Ocak 2001’de flehit düfltü.
ÖO flehitleri Ali Çamyar: 2 Ocak 2002 (T‹KB)
Zeynel Karatafl: 5 Ocak 2002 (MKP)
Lale Çolak: 8 Ocak 2002 (T‹KB)
27
64 Galileo izleyen iki ay içinde çeflitli geceler ayn› noktay› gözlemleyip sonuçlar› not edecek ve bu cisimlerin y›ld›z de¤il, Jüpiter’in uydular› olduklar›n› say›lar›n›n da 3 de¤il 4 oldu¤unu bulacakt›. “Galileo’nun teleskopun göz deli¤inden bakmas›, tüm gerçe¤i apaç›k görmesi için yeterli oldu¤u kadar, aforoz edilmesi için de yeterli sebep olmufltu. Galileo insan gözünün ilk kez tan›flt›¤› nesneleri görmüfl, bunlar› inatla görmezlikten gelenlerce yarg›lanm›flt›. Kilise, gökyüzünü tan›mak için kutsal metinlerden baflka yere bak›lmayaca¤›n› söylüyordu. Sözde meslektafl›, kabul görmüfl bilimcilerden Pisa’j› profesör Julius Libri, ölünceye de¤in te-
leskoptan bakmay› reddetmiflti. 1609’da patlak verip izleyen y›llarda geliflen ve bugün bile s›kça at›fta bulunulan “Galileo vakas›”n› Kepler’e gönderdi¤i ilk mektubunda yine Galileo özetliyor: “San›yorum ki aziz Kepler, ço¤unlu¤un ak›l almaz budalal›¤›na gülmekten baflka yapacak bir fley yok. Çal›flmalar›m› göstermeyi önerdi¤im fakat t›ka basa karn›n› doyurmufl bir y›lan›n tembel inatç›l›¤›yla, gezegenlere, Ay’a teleskopla bakmaya yanaflmayan bu ünlü filozoflar için ne dersin? T›pk› y›lanlar›n kulaklar›n› t›kad›klar› gibi, insanlar da gözlerini gerçe¤in ›fl›¤›na kap›yorlar.” Her ça¤da din, egemenler taraf›ndan bi-
limsel düflünce üzerinde bask› oluflturmak için kullan›ld›. Atina’n›n puta tapanlar› Sokrates’e bald›ran zehiri içirdiler, çünkü o tanr›lara inanm›yordu. Filozof Demokrites Abdere’den kovuldu, Heraklites Ephese’den sürgün edildi. Kampenella’ya Katolik kilisesi olmad›k iflkenceler yapt›. Girdano Bruno’yu Roma’da, Vanini’yi Toulouse’da diri diri yakt›. Engizisyon befl milyon insan› zindanlarda çürüttü, atefle verilen odun y›¤›nlar›n›n içinde kül etti. Cenevre’nin Protestanlar› tanr›bilimci hekim Michel Servet’i diri diri yakt›lar. Yahudi hahamlar› Spinoza’y› tafla tutmaya kalkt›lar. Çünkü o kutsal kitab› özgün bir an-
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007 lay›flla yorumlam›flt›. Descartes, özgür olabilmek için Fransa’dan ayr›ld›, kilisenin takibinden kurtulabilmek için 20 y›l Hollanda Cumhuriyeti’nde s›¤›nmac› olarak yaflad›. Darwin ve Darwinciler ABD’nin Protestan kilisesinin çömezleri mahkemeye vererek mahkum ettirdiler. Bilim alan›nda görülen her ilerleme dini geriletti. Gök mekani¤i ile ilgili çal›flmalar›n› kutlamak üzere Napolyon, Laplace’i huzuruna kabul etti¤i zaman, ondan yap›t›nda Tanr›’dan niçin söz açmad›¤›n› sordu. Büyük matematikçi imparatora flöyle yan›t verdi: “Böyle bir varsay›ma hiç ihtiyaç duymad›m da ondan haflmetmeap…”
Stalingrad direnişi yol göstermeye devam ediyor!
‹nsanl›k tarihinin tan›k oldu¤u en kanl› ve en tahrip edici savafl oldu II. Emperyalist Paylafl›m Savafl›. Emperyalizmin yol açt›¤› ak›l almaz bir k›y›m savafl›yd› bu. 60 ülkeyi içine alan bu savaflta 50 milyon insan yaflam›n› yitirmifl, 55 milyon insan sakat kalm›flt›. Bunal›m içinde debelenen kapitalizmin özbe öz çocu¤u olarak yükseldi Hitler... Sosyalizmi kurma yolunda önemli mesafeler alan Sovyetler Birli¤i’ne karfl› kapitalizmin sald›r› üssü olarak kullan›ld› Alman faflizmi... Hitler Almanyas› önce Avusturya’y› ilhak etti. Emperyalistlerden ald›¤› güçle hemen ard›ndan Çekoslavakya’y› iflgal etti. Ve Polonya’ya sald›r›s›yla savafl resmen bafllam›fl oldu. Alman ordular› 8 ay gibi k›sa bir süre içinde Bat› Avrupa’n›n önemli bir bölümünü ele geçirdiler. Böylece Bat›’y› sa¤lam bir cephe gerisi haline getiren Hitler, bu iflgal sayesinde daha da güçlendirdi¤i savafl makinas›n› Sovyetler Birli¤i üzerine sürdü. Bütün güçlerini seferber eden, son derece donan›ml› ve deneyimli bir orduya sahip olan Alman faflizmi, birkaç ay içinde Sovyet topraklar›n›n önemli bir bölümünü ele geçirdi. Alman tümenleri art›k Leningrad, Moskova ve Stalingrad’a dayanm›flt›. Sovyet vatandafllar›n›n önlerinde iki seçenek vard›; ya Hitler faflizmine boyun e¤ecek ve tüm Avrupa Hitler faflizmine boyun e¤mek zorunda kalacak ya da Sovyet halk› binlerce can verip kazand›¤› iktidar›, can bedeli, kan›n›n son damlas›na kadar savunacakt›. Öyle de oldu. Sovyet halk› “Alman çapulcular, SSCB halklar›n› yok edecek bir savafl istiyorlar. Peki öyleyse, Almanlar birilerinin yok edilece¤i bir savafl istiyorlarsa, bunu onlardan esirgemeyece¤iz” diyen Stalin’in önderli¤inde kan›n›n son damlas›n› kadar savaflt›. Sosyalizmin ilk ciddi s›nav›yd› bu savafl. Emperyalistler, sosyalizmin bu ilk devletinin savafl›n y›k›nt›lar› alt›nda kalaca¤› beklentisi içindeydiler. Faflist Hitler, Stalingrad’a sald›rmadan önce en fazla bir gün içinde teslim alaca¤›n› düflünüyordu. Ancak Hitler’in faflist sürüleri Volga’dan öteye geçmeyi baflaramad›lar. K›z›l Ordu ile birlikte difliyle t›rna¤›yla savaflan özveri-
li ve kararl› bir halk›n topyekûn direnifliyle karfl› karfl›ya kald›lar. Stalingrad’da sokak sokak, ev ev verilen inan›lmaz bir direnifl ortaya konuldu; taflla, b›çakla, s›cak suyla savafl›ld›. Almanlar kenti karadan ve havadan bombalad›lar. Kuflatma süresince Sovyet birliklerinin elinde olan kesimin her kilometresi için 100 bin havan ya da top mermisi harcanm›flt›. Bu kadar fliddetli bombard›man alt›nda ve bu y›k›nt›lar›n aras›nda yaflayan insanlar›n olmas› inan›lmaz gibi görünüyordu. Ancak, Stalingrad savunmac›lar› y›k›nt›lar›n aras›nda hem yafl›yor hem de savafl›yorlard›. 182 gün büyük olanaks›zl›klar içinde sürdürülen böylesine özverili bir direnifl sayesindedir ki, Stalingrad düflmana geçit vermedi. Moskova’da ve Leningrad’da emekçiler taraf›ndan halk alaylar› kuruldu. Leningrad tam 900 gün faflist kuflatmaya direndi. ‹flçiler, kolhozcu köylüler ve ayd›nlardan oluflan savaflç› birlikler K›z›l Ordu ile kenetlenerek bu faflist sürüleri geri püskürttüler. ‹flgal bölgelerinde de yo¤un bir partizan savafl› yürütülerek Alman ordusuna a¤›r kay›plar verdirildi. Stalingrad’› sadece Sovyet vatandafllar› de¤il, dünyan›n tüm emekçi halklar› savunuyordu. Bulgaristan’daki, Arnavutluk’taki, Yunanistan’daki tüm partizanlar da savunuyordu. Stalingrad’› Paris sokaklar›nda, bir molotofla Alman tanklar›n›n karfl›s›na dikilip, binlerce kurflunla delik deflik olan bir genç k›z da savunuyordu. Stalingrad’›, Bulgaristan’da as›lmadan önce “Dara¤ac›n› do¤uya çevirin, çünkü bize özgürlük oradan do¤acak” diyen partizan da savunuyordu. Almanlar flaflk›nl›k içindeydi, tüm dünya flaflk›nl›k içindeydi. Almanlar binlerce tank, top, uçak ve bir y›¤›n ölüm kusan makinalar›n›, Stalingrad’› almak için sal›yorlard› flehrin üstüne. Ama Stalingrad direniyordu. Tüm Stalingrad savunucular› kazanacaklar›na inan›yorlard›. Ve bu inanç bir Alman subay›n›n mektubuna flu sat›rlar› yazd›r›yordu: “13 Eylül. Kötü bir gün. Taburumuzun flans› yoktu. Sabahleyin, katyuflalar›n açt›¤› ateflte 24 kifli öldü, 50 kifli yaraland›. Ruslar köfleye s›k›flt›r›lm›fl vahfli hayvanlar›n umutsuzlu¤uyla dövüflüyorlar ve teslim olmuyorlar. Yaklaflmam›za izin veriyorlar ve üzerimize el bombas› ya¤d›r›yorlar. Bölük bafls›z kald›. 18 Eylül. Çarp›flma üç günden beri bir bu¤day silosunun içinde devam ediyor. Tabur komutan› bize: “Siyasi komiserler binay› savunanlara ölene kadar direnme emri vermifl” dedi. Stalingrad’›n tüm evlerini böyle savunur-
larsa, askerlerimizden hiçbiri içeri giremez. 22 Ekim. Alay›m›z üç haftad›r sald›rd›¤›m›z fabrikaya girmeyi baflaramad›… Çok adam kaybettik. Her ad›mda cesetlere çarp›yoruz. [...] 27 Ekim. Birliklerimiz sonunda “barikat” fabrikan›n tamam›n› ele geçirdi, ama Volga’ya bir türlü ulaflam›yoruz. Ruslar insan de¤il, sanki metalden birer otomat. Yorulmak bilmiyorlar ve ateflten korkmuyorlar. [...] 10 Kas›m. [...] Almanya’da, Stalingrad kentinin tümüyle elimize geçti¤ini san›yorlar. Ne korkunç yan›lg›! Stalingrad’›n ordumuza yapt›klar›n› bir görebilseler! 29 Kas›m. Kuflat›ld›k. [...] 14 Aral›k. Hepimiz açl›ktan k›vran›yoruz. En iyi yeme¤imiz donmufl patates, ama Ruslar›n kurflunlar› alt›nda, onlar› da so¤uktan sertleflmifl topraktan ç›karmak kolay olmuyor. 28 Aral›k. Bütün atlar› yedik. fiimdi kedi eti bile yeme¤e raz›y›m. [...] Askerler cesetlere ya da delilere benziyorlar. Yaln›zca a¤›zlar›na atacak herhangi bir yiyecek ar›yorlar. Art›k Rus mermilerinin önünde yere de yatm›yorlar. Yürüyecek, yatacak gücümüz kalmad›. Kahrolsun bu savafl!” Evet büyük ac›lara ve yoksulluklara katlanarak yepyeni bir toplumu kurman›n mücadelesine giriflmifl ve bunda önemli mesafeler elde etmifl olan Sovyet halk›, davas›n›n hakl›l›¤›na derinden inan›yordu. U¤runa savaflaca¤› sa¤lam de¤erlere sahipti. Bunun sa¤lad›¤› moral üstünlügüyle ola¤anüstü bir savaflma gücü ortaya koyabildi. Bütün bir ülke adeta tek bir savafl karargah› haline getirildi. Örgütlü ve sa¤lam bir cephe gerisine, dinamik yedek güçlere sahip olan K›z›l Ordu ile, onunla omuz omuza savaflan bir halk›n zaferiydi elde edilen... Sovyet halk› yaln›zca kendisine yönelen bu tehlikeyi ezip geçmekle kalmad›. Savafl›n en büyük yükünü omuzlayarak, en a¤›r bedelleri ödeyerek bütün Avrupa halklar›n› da Hitler belas›ndan kurtard›. Savafl Avrupa halklar› için de tam bir y›k›m olmufltu. Binlerce insan kurfluna dizilmifl, hapishanelere ve toplama kamplar›na doldurulmufltu. Avrupa’n›n çeflitli ülkelerinden toplanan 12 milyon iflçi, bu k›y›m makinas›n›n emrinde en a¤›r koflullarda çal›flmaya zorlanm›flt›. ‹¤renç ve insanl›k d›fl› bir imha hareketi ile milyonlarca Yahudi katledilmiflti. Avrupa adeta bir hapishane görünümü alm›flt›. Sovyet halk›n›n ortaya koydu¤u bu görkemli direnifl iflgal alt›nda bulunan halklara da büyük bir moral verdi. 1942’de Sovyetler’de kazan›lan zafer tüm dünya emekçi halklar›n›n kazand›¤› bir zaferdi. Ve bu zafer tüm emekçi halklara o gün oldu¤u gibi 64 y›l sonra bugün de ilham kayna¤› olmaya devam ediyor.
GÜNDE DÜN… 1 Ocak 1959. Küba’da devrimin zaferi. Diktatör Fulgenico Batista yeni y›l›n ilk saatlerinde Havana’dan kaçt›. Camilo Cienfuegos ve Che Guevara önderli¤indeki gerilla kollar› Havana’ya girmeye bafllad›. Bütün Küba’da iflçiler ve köylüler Fidel Castro’nun ça¤r›s›na uyarak genel greve bafllad›. 1971. Zonguldak’ta ücretleri ödenmeyen 600 maden iflçisi ocaklara inmedi. 1987. Çin’in Tiananmen Meydan›’nda on binlerce ö¤rencinin kat›ld›¤› büyük bir gösteri düzenlendi. 2 Ocak 1962. ‹stanbul’da liman iflçileri greve bafllad›. ‹flçiler, patronlar›n Denizcilik Bankas›’n›n ifl sözleflmesini bozmas› üzerine ifllerini b›rakt›lar. 4 Ocak 1991. Grevleri 36. gününü dolduran binlerce maden iflçisi Zonguldak’tan Ankara’ya yürüyüfle geçti. 6 Ocak 1969. Ortado¤u Teknik Üniversitesi’ni (ODTÜ) ziyaret eden Amerikan Büyükelçisi Robert Kommer’in makam otomobili devrimci ö¤renciler taraf›ndan yak›ld›. 7 Ocak 1963. Cibali Tütün Fabrikas›’nda 3500 iflçi yemek boykotu yapt›. 9 Ocak 1905. Moskova’da K›fll›k Saray’a yürüyen iflçilerin üzerine atefl aç›ld›. 1996. Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe Ümraniye Hapishanesi’nde katledilenlerin cenaze töreninde polis taraf›ndan gözalt›na al›narak öldürüldü. 11 Ocak 1969. Singer Fabrikas›’nda polis iflçilere sald›rd›. 10 Ocak’ta fabrikay› eden iflçilere ertesi gün sald›ran polis 14 iflçiyi yaralarken 9 polis iflçilerin direnifli sonucu yaraland›. 1973. ‹stanbul Türk Demirdöküm fabrikalar›nda 99 gün süren grev sona erdi.
28
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
64
Kamuoyuna ça¤r›;
Tecriti k›rman›n parças› olarak Savafl Kör’ü sahiplenelim!
Onlar ezen ve ezileni gördüler, sömürüyü ve zulmü gördüler pekço¤umuz gibi. Okudular, araflt›rd›lar, bilinçlendirdiler, insan›n insanca yaflamas› için “Bu böyle gitmemeli, bu düzen de¤iflmeli” dediler. Tek bafl›na bir fleyin de¤iflmeyece¤i gerçe¤inden hareketle örgütlendiler, devrimci oldular. Her fleyin bir bedeli oldu¤unu biliyorlard›, mücadele eden herkesin bafl›na gelebilece¤i gibi, tutukland›lar yollar› hapishaneye düfltü. F Tipi tecrit sald›r›s› karfl›s›nda direndiler. Ölüm Orucu sonras› hasta düflen bedenlerinden intikam alman›n pefline düfltü devlet. Tahliye etmedi, tedavilerini engelledi. ‹simleri ister Savafl Kör, ister Erol Zavar, ister Mesut Deniz olsun flu gerçek karfl›m›zda duruyor: “Onlar› sahiplenmek, insanl›¤›n utanc›n› yaratanlara karfl›, insanl›k onurunu sahiplenmektir.”
Tecrit ve izolasyonun hasta tutsaklar üzerindeki etkisi a¤›rlaflarak geri dönülmez sonuçlara yol açmaktad›r. Onlarca hasta tutsak tedavileri yap›lmayarak, yaflamsal ihtiyaçlar›n› karfl›layamayacak durumda tecrit alt›nda tutulmaktad›r. Hapishanelerdeki sald›r›lara karfl› direniflte sa¤l›¤›n› yitiren, sakat kalan, yüzlerce devrimci komünist tutsaktan durumu en kritik aflamada olanlardan biri de TKP/ML dava tutsa¤› Savafl Kör’dür. F tipi provas› olarak gerçeklefltirilen Ulucanlar katliam›’nda üç el parma¤›n› kaybeden Savafl Kör; toplumun bütününe dönük gelifltirilen sald›r› dalgas›na karfl› hapishane direnifllerinde bedenini Ölüm Orucu’na yat›rd› ve uzun süreli açl›k nedeniyle Wernicke Korsakof (haf›za kayb›) hastal›¤›na yakaland›. Hastal›¤› nedeniyle tahliye edilen ancak yarg›lanmas› devam etti¤i s›rada hüküm giyerek yeniden tutuklanan Savafl Kör’ün, geçen süre içerisinde hastal›¤› ilerlemifl, kritik bir aflamaya ulaflm›flt›r. Sa¤l›k sorunlar› kritik aflamaya ulaflmas›na karfl›n cezas›n› tamamlamadan Savafl Kör’ü serbest b›rakmayan devletin durumu a¤›r onlarca hasta tutsa¤a yaklafl›m› da farkl› de¤ildir.
Sa¤l›k durumu kritik aflamada Kas›m ay› içerisinde Kand›ra F Tipi Hapishanesi’nden tahliye olan Savafl Kör tecridin bütün a¤›r sonuçlar›n› bedeninde tafl›maktayd›. Ölüm Orucu sonucu yakaland›¤› Wernicke Korsakof hastal›¤› nedeniyle hala o süreci yaflad›¤› psikolojisiyle hareket eden Savafl Kör hapishanede de d›flar› ç›kt›ktan sonra da sadece kuru ekmek yemekte ve musluk suyu içmekteydi. Vitaminsizli¤in ve kapt›¤› enfeksiyonun gözlerinin kör olmas›na yol açt›¤› Savafl Kör’ün ayn› zamanda gözlerinde oluflan iltihapl› hastal›k da ilerlemektedir. Beyine s›çrama tehlikesi bulunan bu iltihapl› durum gözlerinde ak›nt›ya neden olmakta, yaralar oluflturmaktad›r. Son günlerde durumu gittikçe a¤›rlaflan Savafl Kör yerinden kalkamamakta, hareket edememekte-
dir. S›k s›k geçirdi¤i kalp spazm› nedeniyle vücudunun çeflitli yerleri ve bacaklar› morarm›fl, siyahlaflm›flt›r. Kas›m ay›ndan bu yana tedavi amaçl› yap›lan bütün giriflimler tedavisinin oldukça masrafl› ve kritik bir durumda olmas›ndan kaynakl› yeterince sonuç vermedi. Birçok hastane çeflitli gerekçeler göstererek Savafl Kör’ün tedavisine mesafeli yaklaflt›. Son olarak Acil Dahiliye’ye götürdü¤ümüz Çapa Hastanesi’nde de durum farkl› olmad›.
S›n›r tan›mayan doktorlar: tedaviye bafllanmazsa her an ölüm riski var Geçen hafta içerisinde ülkeye gelen ve Cuma günü Savafl’› evinde görerek muayene eden S›n›r Tan›mayan Doktorlar örgütlü tedaviye bafllanmazsa her an ölümün gerçekleflebilece¤ini söylediler. Bunun üzerine daha önce götürüldü¤ü Çapa Hastanesi’nin acil bölümüne tekrar götürülen Savafl Kör, ayakta hasta kabul edilerek büyük bir vurdumduymazl›kla bir dizi tahlil ve tetkik yap›larak tekrar geri gönderilmek istendi. Serum verilmesinin ötesinde tedavi için ad›m atmak istemeyen Çapa Hastanesi Savafl’tan bir an önce kurtulman›n telafl› içerisinde hareket etti.
Savafl, Zeytinburnu Bal›kl› Rum Hastanesi’nde Acilen yo¤un bak›ma al›nmas› gereken Savafl Kör’ün tedavisi karfl›s›ndaki bu kay›ts›zl›k nedeniyle bu hastaneden ç›kar›larak Zeytinburnu Bal›k-
l› Rum Hastanesi’ne kald›r›lan Savafl Kör burada tedavi alt›na al›nm›flt›r.
Savafl Kör’le dayan›flmay› büyütelim! Tecride karfl› mücadelede kal›c› hastal›klara yakalanan, haf›zas›n› yitiren onlarca tutsaktan biri olan Savafl Kör’ün durumu tecride karfl› mücadelenin, tecridi geriletip k›rman›n bir arac› olarak görülmelidir. Hapishanelerde devam eden fiili direnifl ve Avukat Behiç Aflç›, Gülcan Görüro¤lu ve Sevgi Saymaz’›n direnifli tecride karfl› mücadelenin önemli bir halkas› durumundad›r. Savafl Kör’ün sahiplenilmesi tecride karfl› mücadele anlay›fl›yla bütünleflebildi¤i oranda anlam kazanacak ve hedefine ulaflacakt›r. Bu nedenle Savafl Kör’le maddi manevi dayan›flmam›z› yükseltelim. Ziyaretler gerçeklefltirerek bu ziyaretleri; tecridi ve sonuçlar›n› kavraman›n ve ona karfl› mücadele etmede kendimizi gelifltirmenin, seferber olman›n arac› olarak görelim. Ayd›n ve yazarlara, görsel ve yaz›l› bas›na Savafl Kör’ün durumunu, tecridi anlatman›n bir yolu olarak tafl›yal›m. Oldukça masrafl› olan tedavisinin olanakl› k›l›nabilmesi için mali kaynak oluflturulmas›na katk›da bulunal›m. Özellikle Savafl Kör’ün a¤›r sa¤l›k sorunlar›n›n tedavisi bu bilinçli sahiplenmenin ve ortaya konulacak bilinçli iradi çaban›n üzerinden yükselecektir. PART‹ZAN fiEH‹T VE TUTSAK A‹LELER‹
64 Merhaba… Alt› senedir faaliyette olan F tiplerini ve buralarda yaflanan insanl›k d›fl› uygulamalar›n çok k›sa bir kesitini, bu kesit içinde de bir insan›, Savafl’› anlatmak istiyorum size. Hem de yüre¤im onunla dolu doluyken, hem de baz› kalemi keskinler kamuoyuna, oralar›n güllük gülistanl›k oldu¤unu anlat›rken. Neler mi oluyor F tipi dedikleri tipsiz yerlerde… ‹flte birkaç örnek. Unutmay›n ki bunlar› bir gün siz de yaflayabilirsiniz. Mesela; bisküvilerden yafl pasta yaparsan›z bisküvileri amaç d›fl› kulland›n›z diye görüflten men cezas› alabilirsiniz, bofl kovalar› ters çevirip üzerine örtü örterek televizyon sehpas› yaparsan›z bundan da görüfl ve mektup yasa¤› cezas› al›rs›n›z. Havaland›rmadaki güvercinlere ekmek içi atarsan›z birkaç gün hücrenin de hücresine at›l›rs›n›z. Gerekçe ekmekleri amaç d›fl› kullanmak olur. Kald› ki bunlar yaflananlar›n pek az›. Sa¤lam al›n›p sakat b›rak›lanlar, tedavi edilmeyenler, intihar ederek yaflam›na son verenler, ruh sa¤l›¤› bozulup y›llarca hapishanede bu flekilde tutulanlar. E¤er bu yazd›klar›m inand›r›c› gelmiyorsa buyurun, Savafl’› görmeye davet ediyorum sizi. Herkesin eme¤inin karfl›l›¤›n› almas›n›, her ailenin bafl›n› sokacak bir evi olmas›n›, insan›n insan› sömürmedi¤i bir dünya düzeni istedi¤i için tutukland› Savafl. 19 Aral›k 2000’de hapisteydi ve sald›r› oldu¤u zaman birçok arkadafl› yaraland›. Bir kaç› “hayata dönüfl operasyonunda” ha-
Sincan Kadın Hapishanesi’nde hak gaspları
29
“Savaş kazanacak” yat›n› kaybetti. O da di¤erleri gibi F tipine konuldu ve burada yap›lan hak ihlallerini protesto etmek, sesini d›flar›ya duyurmak için bedenini Ölüm Orucu’na yat›rd›. Çünkü elinde kalan bir tek buydu, bir de insanl›k onuru. 2001 y›l›n›n ortalar›nda tahliye edildi¤i zaman zorla tedavi sald›r›s›na maruz kalm›fl, yanl›fl müdahale edildi¤i için k›smi haf›za yitimine u¤ram›fl, ruh sa¤l›¤› bozulmufl bir haldeydi. Arkadafllar›n›n, ailesinin yo¤un ilgileri u¤rafl›lar› sonucu biraz düzeldi süreç içinde. Fakat tam olarak düzelmeden davas› sonuçland› ve tutukland›. Tekrar duvarlar›n ard›na konulmas› olumluya giden sa¤l›¤›n› olumsuz etkiledi ve d›fl dünyaya kendini kapatt›. ‹flte o zamandan beri gök nas›l ›s›n›r, toprak ne zaman yeflerir, karlar ne zaman erir de toprakla buluflur bilmiyor Savafl. Kaç bahard›r ne yaz› düflünüyor ne de baharla topra¤›n gökten bekledi¤i bereketi… Ne k›fl› düflünüyor ne de lapa lapa ya¤an kar›n yumuflac›k tanelerinde gizlenen o eflsiz güzelli¤i… Kald› ki bunlar› düflünse bile ne kalk›p yürüyecek mecali var, ne de bu güzellikleri görecek gözleri… Görmüyor Savafl… Yürümüyor… Yemiyor… Oysa o da bizler gibiydi, hayattan beklentileri vard›. Yiyor, geziyor, o zaman küçük olan k›z›yla ilgileniyor-
Sincan Kad›n Hapishanesi’nden mektupla yaflad›klar›n› anlatan TKP/ML dava tutsa¤› Deniz Tepeli, 4 Kas›m’da, kimi taleplerinin kabul edilmesinin ard›ndan 36. gününde açl›k grevini sonland›rd›klar›n›, art›k ayakkab› aramas›n› gardiyanlar›n yapt›¤›n› belirtti. Açl›k grevinin ard›ndan çok ciddî sa¤l›k sorunlar›n› yaflamad›klar›n›, ancak kendilerine diyet verilmedi¤ini, kuru fasulye, turflu ve mercimek verildi¤ini, ayr›ca yemeklerin yan›k ve ac›l› ç›kt›¤›n›, hastaneye gittiklerinde askerlerin muayene odas›n› terk etmediklerini de sözlerine ekledi. “Bu arada bugün ‘skandal’ denilebilecek bir sa¤l›k meselesiyle karfl›laflt›m. Ba¤›rsaklar›mda tenya olabilece¤i ihtimaliyle tahlil yapt›rm›flt›m hastanede, 2 gün sonra bana bununla ilgili bir ilâç getirdiler. Bu da ba¤›rsaklar›mda tenya oldu¤u anlam›na geliyor. Ama dün sa¤l›k
du. fiimdi k›z›n› tan›m›yor; “onun k›z›m oldu¤una inanm›yorum” diyor. Neden inanm›yorsun diye sorunca “bir k›z›m oldu¤unu biliyorum ama o küçüktü tam konuflam›yordu, sesinden anl›yorum ki o büyük bir k›z, o yüzden o benim k›z›m de¤il” diyor. Üç sene önce tekrar tutukland›¤›nda d›flar›dan hapishane idaresine, Adalet Bakanl›¤›’na, Ceza ve Tevkif evleri Müdürlü¤ü’ne Adli T›p’a defalarca dilekçe verildi. Ne karar verilse be¤enirsiniz: “Hapishanede kalabilir.” Üstelik bu karar verildi¤inde Savafl ç›r›lç›plak geziyor, yerde yat›yor, verilen yemekleri reddedip sadece yavan ekmek yiyor, içme suyunda zehir var diyerek suyu çeflmeden içiyordu. O zamana kadar arkadafllar›n›n yan›nda kal›yor, temizlik vs. ihtiyaçlar› yan›ndaki insanlar taraf›ndan karfl›lan›yordu. Son olarak A‹HM’e baflvuruldu. Verilen karar›n yanl›fl ve tarafl› oldu¤u söylendi ve tahliyesi talep edildi. A‹HM doktorlar› Savafl’› bu koflullar içinde gördü, ne yaz›k ki sonuç yine de¤iflmedi. Tek bir fley d›fl›nda; Savafl hücreden al›narak Kand›ra F tipi revirine al›narak yaln›zl›¤a mahkûm edildi. Böylece aral›k olan bütün kap›lar Savafl’›n üzerine s›k› s›k›ya örtüldü. Düzenin sürdürücüleri kendi beyinleri etraf›ndaki duvarlar›n içine, Savafl’› hapsetmeye çal›flt›lar. Bu se-
tahlil sonuçlar›n› ö¤renmek için sa¤l›k dosyama bakt›¤›mda, ba¤›rsaklar›mla ilgili yapt›rd›¤›m tahlillerde herhangi bir tenya vs… olmad›¤› yaz›yordu” diyen Tepeli, ayr›ca 37 günlük keyfi, hücre cezas›n›n da son buldu¤unu ekledi. S›cak sular›n›n son 10 gündür hiç akmad›¤›n›n, ilaçlar›n teker teker verildi¤inin, kitaplar›n hala 5 tane verildi¤inin, mektuplar›n kimilerinin hiçbir yasal gerekçe olmad›¤› halde verilmedi¤inin alt›n› çizen Tepeli mektubunu “so¤uk oldu¤u halde gündüz kaloriferler yanm›yor. Ayr›ca burada 1 No’lu F Tipi’nde ölümcül olabilecek bir rahats›zl›¤› oldu¤u halde ‘ring arac› yok’ 2 ayd›r hastaneye götürülmeyenleri biliyoruz. Ya da sa¤l›k durumlar› hapishanede yaflamaya uygun olmayan devrimcilerin hala bilinçli olarak hapishanede tutuldu¤unu…” fleklinde noktalad›.
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007 fer de bilincini tamamen alamad›lar, ama ruh sa¤l›¤›n› elinden ald›lar. F tipindeki revirin yaln›zl›¤›nda Savafl hayata tamamen s›rt›n› çevirdi. Temizli¤ini yapamad›¤› için vücudunu yaralar kaplad›. K›smi olan yaralar süreç içerisinde geniflledi ve gözlerini de kaplad›. Tedavisi yap›lmad›¤› ve kald›¤› yer temiz olmad›¤› için her iki gözü enfeksiyon kapt›. fiu anda görmüyor. Bir gün tuvalet ihtiyac› için yerinden do¤rulmaya çal›fl›rken görmedi¤i için s›rt üstü düfltü ve yine tedavisi yap›lmad›. Kaburga kemiklerinde yo¤un a¤r›lar› var. 1 ay oldu d›flar› ç›kal› fakat onun cephesinde çok fazla de¤iflen bir fley yok. Vücudundaki hasarlar› düzeltmeye çal›fl›yoruz. Çok zor olacak biliyorum. Hapishanede zaman›nda tedavisi yap›lmad›¤› için Savafl’› kaybedebiliriz. Çünkü bu kadar insanl›k d›fl› uygulamalardan sonra kalbi de tekliyor. Yine de umutlar›m›z› yitirmifl de¤iliz. Çok çok uzun bir tedavi süreci bizi beklese de Savafl’›n bundan da galip ç›kaca¤›n› umuyorum. Onu bu flekilde bize teslim eden, sakat b›rakan, insanl›klar›n› kaybetmifl mahlûklara inat hayat kazanacak. Savafl kazanacak. Savafl yine bahar›n geldi¤ini, karlar›n da¤lardan eriyip ovalara ulaflt›¤›n›, ya¤murun ya¤d›¤›n›, k›z›n›n büyüdü¤ünü görecek, yaflama tutunacak. Ya insanl›¤›n› kaybedenler? Tutunacak bir dal bulabilecekler mi insanl›k ad›na… TUYAB emekçisi Semiha Köz
30
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
‹flçi-köylü’den Politik kriz derinlefliyor Egemen s›n›flar›n kendi içlerindeki klik çat›flmalar› gün geçtikçe daha bariz bir flekilde kendisini göstermektedir. TC’nin devlet gelene¤ine yak›fl›r bir seviyesizlikle süren polemiklerin cumhurbaflkanl›¤› ve genel seçimler yaklaflt›kça daha da çirkefleflece¤ini tahmin etmek güç olmamakta. Hemen her gün ulusal ve uluslararas› düzeyde farkl› bir gündemle birbirlerine giren klikler her meseleyi 2007 y›l›nda gerçekleflecek seçimlere ba¤lamakta ve bu do¤rultuda halk kitlelerini yanlar›na çekmeyi hedeflemektedir. Ç›kar çat›flmalar›n› keskinlefltiren di¤er önemli gündemlere ekonominin giderek bozulmas› (cari aç›k, iç-d›fl borçlar vb) ve ekonomik krizin kap›da olmas› ve özellikle bölgede ABD emperyalizminin yaflad›¤› krizin sonucunda TC’den beklentilerinin artmas› da eklenebilir. Egemen s›n›flar›n derinleflen ekonomik ve politik kriziyle birlikte baflta Kürt ulusu olmak üzere çeflitli milliyetlerden emekçi halk›m›z›n hoflnutsuzlu¤unun artmas› da 2007 y›l›n›n s›cak geçece¤ini bizlere göstermektedir. 2007 y›l›ndaki olas› geliflmeleri özetleyen Murat Yetkin flöyle yaz›yor: “(2007 bütçesinde) D›fl ticaret a盤› yüzde 6 art›flla 54.7 milyar dolar öngörülüyor. Ekonominin en kritik dengelerinden biri olarak gösterilen cari aç›k ise kapat›lam›yor; hafif bir art›flla 30.4 milyar YTL olarak tahmin ediliyor. Türkiye’nin nereye gidece¤i sorusuna yan›t ise yaln›zca ekonomik göstergelerde de¤il. Özellikle 2007 y›l› için geçerli olmak üzere, siyasi göstergelerde, geliflmelerde. D›fl siyasi unsurlar›n bafl›nda, dünyadaki en ciddi siyasi istikrars›zl›k unsuru olan Irak geliyor. Hemen ard›ndan ‹ran, hemen ard›ndan Filistin-‹srail anlaflmazl›¤› ve LübnanSuriye gerilimi. Tamam› do¤u ve güney s›n›rlar›m›zda. Irak sorununa ba¤l› olarak PKK meselesi bahar aylar›ndan itibaren yeniden can yak›c› boyutlara s›çrayabilir. Bahar aylar›nda, ABD ile Ermeni meselesinde karfl› karfl›ya gelme ihtimali çok fazla.
Ocak ay›ndan itibaren, K›br›s Türkleri üzerindeki izolasyonun kald›r›lmas› sorununda AB ile yeniden gerilim yaflanabilir. May›staki Frans›z cumhurbaflkanl›¤› seçimleri ve ard›ndan Frans›z parlamento seçimleri Avrupa’daki Türk karfl›tl›¤›n› yükseltmeye aday. Sonbahar aylar›nda Irak’ta Kerkük tart›flmas› yükselmeye bafllayacak. Bu d›fl siyaset tablosu içinde Türkiye, tarihinde nadir görülecek flekilde, cumhurbaflkanl›¤› ve milletvekili seçimlerini befl ay arayla ayn› y›l içinde yaflayacak.” Emperyalizmin kendi içinde yaflad›¤› krizlerin ve ç›kar çat›flmalar›n›n ülkemize yans›malar›na ek olarak ülkemizdeki egemen s›n›flar›n yaflad›klar› ekonomik ve politik kriz gerici s›n›flar aç›s›ndan belirsizli¤i artt›rmakta, çat›flmalar› daha da keskinlefltirmektedir. Bu krizin en bariz yans›mas› da Aral›k ay›nda AB ile iliflkiler konusunda yafland›. Türkiye’nin 100 y›ldan fazlad›r devam eden “Bat›l›laflma” rüyas›n›n bir sonucu olarak gösterilen Avrupa Birli¤i’ne üyelik mevzusu Aral›k ay›nda gündemde yine üst s›ralarda yerini ald› ve egemen s›n›flar›n kendi içlerindeki çat›flmay› daha bariz bir flekilde ortaya koydu. AB’ye üye ülkelerin büyükelçilerini bir araya getiren COREPER toplant›s› öncesinde hükümet ile D›fliflleri Bakan› AB’ye bir öneride bulundu. Öneri, 2007 sonuna kadar sonuçland›r›lmak üzere, K›br›s için Birleflmifl Milletler flemsiyesi alt›nda bir çözüm giriflimi bafllat›lmas›n›, bu bir y›ll›k süre için bir liman ve havaalan›n›n Rumlara aç›lmas›n›, buna karfl›l›k KKTC’deki Magosa Liman› ile Ercan Havaalan›’ndan do¤rudan ticaret ve uçufllar›n yap›labilmesini öngörüyor. Ancak TC bu öneriyi yaz›l› olarak iletmedi¤i gerekçesiyle AB üyelerince “olumlu” bulunsa da yeterli görülmedi ve TC’nin, kendi üyesi olan K›br›s’› tan›mamas› nedeniyle 8 bafll›ktaki müzakereleri ask›ya ald›¤›n› 16 Aral›k’taki AB Liderler Zirvesi’nde karar alt›na ald›. AB,
TC ile di¤er müzakere bafll›klar›nda görüflmelere devam edebilece¤ini belirterek sert bir ceza vermekten kaç›nd›. AB ile müzakerelerde, bu y›l sona ermeden yeni bir bafll›k aç›l›p aç›lmayaca¤› konusunun ele al›nd›¤› 21 Aral›k’taki Daimi Temsilciler Toplant›s›nda da karar›n Ocak ay›nda al›nmas› kararlaflt›r›ld›. TC’nin AB’ye üyelik mevzusu emperyalist bir proje olan Avrupa Birli¤i içindeki farkl› ç›karlara sahip olan emperyalist devletler aç›s›ndan da bir ihtilaf konusu. ABD emperyalizminin yar›-sömürgesi olan TC’nin ABD, ‹ngiltere gibi emperyalistlerce desteklenmesi karfl›t ç›karlara sahip olan Frans›z ve Alman emperyalizminin muhalefetine neden olmaktad›r. Konuyla ilgili olarak ‹ngiliz Guardian gazetesinde yorum yapan Geoffrey Wheatcroft’›n yaz›s› “Olmayacak duaya koro halinde âmin diyenler olsa da Türkiye AB’ye üye olmayacak” bafll›¤›n› tafl›yor. Wheatcroft, “Türklerin en büyük hatas›, bundan bir y›l önce Ankara ve Brüksel aras›nda cereyan eden bir krizde, Baflbakan Erdo¤an’›n Condoleezza Rice’› arayarak Türkiye’nin üyeli¤ine destek istemesi oldu. Washington’un deste¤ini yinelemesi tahmin edildi¤i üzere Avrupal›lar› k›zd›rd›. Blair’in ABD’ninkine benzer bir stratejik mant›kla “‘Bat› ve ‹slam dünyas› aras›nda köprü kurma fikri’, Avrupa’da Türkiye üyeli¤inin ABD ç›kar›na hizmet edece¤i fikrini de uyand›rd›. Bu yüzden Türklerin sand›¤›n›n aksine sorunun kökeninde Avrupa’n›n bir ‘H›ristiyan kulübü’ olmas› de¤il, ABD’nin deste¤i faktörü yat›yor” diyerek meselenin esas›nda emperyalistler aras› çat›flmalardan kaynakland›¤›n› göstermektedir. Ancak TC’nin önerisi yaln›zca AB ile iliflkilerle s›n›rl› kalmad›. Ülke içinde de devletin farkl› kurumlar› aras›ndaki çat›flmalar net bir flekilde a盤a ç›kt›. Bu çat›flma s›ras›nda kimsenin TC’nin önerisini tart›flmamas› ve bunu cumhurbaflkanl›¤› seçimine dönük bir koz olarak kullanmakla yetinmesi de tüm kliklerin emperyalist projeler karfl›s›nda ses ç›karamayacaklar›n› göstermesi aç›s›ndan anlaml›d›r. Ç›kar çat›flmas› medyada “yönetim krizi”, “kapal› kap›lar ard›ndaki muhalefetin art›k aç›ktan yap›lmaya baflland›¤›”, “devletin farkl› kurumlar›n›n bir-
64 birlerine güvenmedi¤i”, “art›k kartlar›n aç›k oynand›¤›”, “ara rejim, darbe veya Ukrayna’da, Gürcistan’da oldu¤u gibi kitle hareketi ile hükümeti y›kma senaryolar›” vb. flekillerde yans›d›. AB’ye önerinin yap›l›fl›n›n ard›ndan aç›klama yapan Genelkurmay Baflkan› Büyükan›t öneriyle ilgili olarak kendilerine dan›fl›lmad›¤›n›, flayet dan›fl›lsayd› karfl› ç›kacaklar›n› ve bu önerinin devlet politikas›ndan sapma oldu¤unu söyledi. Yine Cumhurbaflkanl›¤› taraf›ndan yap›lan aç›klamada “Türkiye’nin AB’ye yapt›¤› liman önerisiyle ilgili Cumhurbaflkan› Ahmet Necdet Sezer’in do¤rudan ya da dolayl› hiçbir biçimde bilgilendirilmedi¤i” belirtildi. Bunun üzerine bildik üslubuyla cevap veren Erdo¤an da “Öneriyi yaparken size mi soraca¤›z?” diyerek çeliflkinin boyutunu da ortaya sermifl oldu. Konuyla ilgili olarak CHP, MHP gibi partiler de sert ç›k›fllar yapt›lar. Özellikle AB’ye sunulan önerinin ard›ndan bütçe tart›flmalar›n›n bafllamas› üzerine meclis ah›r›ndaki kavgalar da artt›. Sine-i millet tart›flmalar›ndan karfl›l›kl› yolsuzluk iddialar›na kadar birbirlerinin kirli yüzlerini sergilemeye bafllad›lar. Halk›n gerçek sorunlar›n›n haricinde her fleyin tart›fl›ld›¤› bu toplant›larda tüm taraflar seçimleri ön plana ç›kararak gerçek amaçlar›n› da göstermektedir. Bu tart›flmalar aras›nda s›kça tekrarlanan piyasalar›n rahats›z edilmemesi uyar›s› da, bulunduklar› güç durumu göstermektedir. AB’ye sunulan önerinin ard›ndan Erdo¤an’›n “Piyasalar› rahats›z etmeyelim. Vatandafl›n cebinden gider” aç›klamalar› da ekonomik krizin vuraca¤› emekçilerin artan öfkesinin kendileri ile birlikte tüm egemen s›n›flar›n ç›karlar›n› zedeleyece¤ini ifade etmektedir. Egemen s›n›flar kendi gerçek yüzlerini sergiledikçe ve emperyalist sistemin krizi derinlefltikçe devrimci ve komünist güçlere önemli f›rsatlar ve görevler ç›kmaktad›r. Bulundu¤umuz her alanda güncel geliflmelere yönelik duyarl›l›¤›m›z› art›rmak ve kitleleri gerçekler hakk›nda bilinçlendirerek seferber etmek büyük öneme sahiptir. S›cak geçece¤i görünen 2007 y›l›n› devrimci mücadeleyi yükseltmek amac›yla iyi de¤erlendirmek için devrimi daha fazla sahiplenelim!
31
64
Katliam her yerde lanetlendi! ‹ZM‹R
kinli¤i, Partizan, ESP ve DHP taraf›ndan örgütlenirken, Gençlik Derne¤i ve YÖGEH de destek verdi. *18 Aral›k günü yine Partizan, DHP ve ESP taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Saat 12:00’de Ordu Caddesi’nde yap›lan aç›klama sloganlarla son buldu.
giriflimlerini, birleflik devrimci iradeyle bofla ç›kard›. “19 Aral›k katliam›n›n hesab›n› sorduk, soraca¤›z” pankart› açan Partizan alanda yerini ald›.
MALATYA *11 Aral›k’ta Kemeralt› giriflinde biraraya gelen aralar›nda Partizan, Al›nteri, ÇHD, ESP, ‹C‹ gibi kurumlar›n yer ald›¤› bileflen katliam›n y›ldönümü nedeniyle bir bas›n aç›klamas› yapt›. Nisan Günefli Tiyatro Toplulu¤u ve okunan fliirlerin ard›ndan aç›klama sona erdi. Ayr›ca Kemeralt› giriflinde 19 Aral›k gününe kadar aç›k kalan tecrit ile ilgili anket masas› da aç›ld›. * 11-16 Aral›k tarihleri aras› halk›n yo¤un oldu¤u Kemeralt› giriflinde katliam resimlerinin sergilendi¤i masada yerimizi biz de 13-16 Aral›k tarihleri aras› ald›k. Masaya halk›m›z›n ilgisi görülmeye de¤erdi. Burjuva medyan›n etkisiyle kimileri operasyondan habersiz kimileri ise aldatmacalarla dolu haberlere inanm›flt›. Fakat gördükleri resimlerin ard›ndan birço¤u operasyonun “hayata döndürme” amaçl› olmad›¤›n› anlad›klar›n› dile getirdi. *17 Aral›k Pazar günü ayn› bileflen taraf›ndan bir miting düzenlendi. Partizan kitlesi alandaki yerini “19 Aral›k’› Unutturmayaca¤›z” yaz›l› pankart ile ald›. Cumhuriyet Meydan›’na kadar olan yürüyüfl boyunca sloganlarla katliam lânetlendi. Yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan bas›n metni okundu ve Gülnaz Ana bir konuflma yapt›. Daha sonra Nisan Günefli Tiyatro Toplulu¤u’ndan bir arkadafl Naz›m Hikmet’ten “Bir Cezaevinde Tecritteki Adam›n Mektuplar›” isimli fliiri okudu. 19 Aral›k katliam›n› yaflayan Münire Demirel’den gelen bir mektup okundu ve arkas›ndan s›ray› Yenikap› Tiyatro Toplulu¤u ald›. Oynanan oyununun ard›ndan eylem halay ve sloganlar eflli¤inde sona erdi. * 19 Aral›k Sal› günü saat 11:00’de Bayrakl› Adliye önünde TTB, TMMOB ‹zmir ‹l Koordinasyon Kurulu, D‹SK Ege Bölge Temsilcili¤i, KESK ‹zmir fiubeler Platformu, ÇHD ‹zmir fiubesi taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. Bas›n aç›klamas›na ayr›ca ÖDP ve ‹C‹ de destek verdi.
ERZ‹NCAN *16 Aral›k Cumartesi günü DTP binas›nda bir etkinlik gerçeklefltirildi. Bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllayan etkinlik, katliam› anlatan konuflmalar, fliirler ve bir belgeselle devam etti. Anma et-
* Katliam Partizan, DHP, HÖC ve ESP taraf›ndan örgütlenen bir dizi etkinlikle lanetlendi. 18 Aral›k 2006 günü Munzur Kafe’de bir panel örgütlendi. Sayg› durufluyla bafllayan panelden sonra katliam› anlatan sinevizyon gösterimi yap›ld›. Gösterimin ard›ndan katliam› yaflayan bir devrimcinin anlat›mlar›n› kitle ilgiyle dinledi. ‹kinci olarak sözü alan Ölüm Orucu flehidi Feride Harman’›n babas› Asaf Harman aileler cephesinden yaflananlar› anlatt›. * 19 Aral›k günü saat 12:00’de Malatya Merkez Postanesi önünde ayn› bileflen taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Akflam› saat 18:00’de Paflaköflkü Mahallesi Kemal Özalper ‹lkö¤retim Okulu önünde biraraya gelen bileflen meflaleleri tutuflturarak caddeyi tek yönlü trafi¤e kapatt› ve sloganlar atarak yürüyüfle geçti. Yürüyüfl boyunca katliam› anlatan fliirler kitle taraf›ndan okundu. Yürüyüfl sonunda halaylar çeken kitle eyleme son verdi.
ARTV‹N YDG 16 Aral›k’ta saat 12:30’da, Artvin’de Halkevi Caddesi üzerinde 19 Aral›k Katliam› ile ilgili bas›n aç›klamas› yapt›. “Yaflas›n 19 Aral›k Direniflimiz, Yeni Demokrat Gençlik” yaz›l› pankart aç›larak bas›n metni okundu. Pankart›m›za “Yaflas›n 19 Aral›k direniflimiz” yazd›k, çünkü 19-22 Aral›k 2000’in tarihe büyük bir direnifl sayfas› olarak geçti¤ini düflünüyoruz. Bas›n aç›klamas›na Artvin Gençlik Derne¤i ve Halkevi de destek verdi. (Artvin YDG)
BURSA
Sanat Soka¤›’nda biraraya gelen YDG, ESP, Gençlik Federasyonu ve DHP meflaleli bir yürüyüflle katliam› protesto etti. “19 Aral›k katliam›n› unutmad›k unutturmayaca¤›z” pankart› tafl›yan kitle ad›na yap›lan aç›klamada devletin halen kan dökmeye devam etti¤i vurgunlad›. Kitle, sloganlarla eyleme son verdi.
Bursa’da birçok devrimci kurum biraraya gelerek katliam› ve faflist yasalar› yapt›klar› eylemle protesto etti. 17 Aral›k günü Osmangazi metro istasyonundan Santral Garaj önüne kadar meflaleli eylem gerçeklefltirildi. Eylem “Katil devlet hesap verecek”, “Bedel ödedik, bedel ödetece¤iz” sloganlar›yla son buldu. Al›nteri, BDSP, DHP, ESP, Halk›n Kurtulufl Partisi ve Partizan’›n örgütledi¤i eyleme; SDP, KESK, ‹HD, Halkevleri, DTP ve Tunceliler Derne¤i de destek verdi.
ADANA
Hapishane önünde anma
17 Aral›k Pazar günü aralar›nda ESP, ‹HD, KESK, DHP, Partizan, BDSP gibi kurumlar›n da bulundu¤u bileflenler taraf›ndan örgütlenen mitinge yaklafl›k 400 kifli kat›ld›. Kitle sloganlarla, U¤ur Mumcu Meydan›’na kadar yürüdü. Polisin yürüyüfl esnas›nda ve alana girerken yapmaya çal›flt›¤› provokasyon
19 Aral›k günü ise Bursa Hapishanesi önünde toplanan Partizan, ESP, Al›nteri ve BDSP katliamda katledilen Ali ‹hsan Özkan ve Murat Özdemir flahs›nda tüm flehitleri için bir anma gerçeklefltirdi. Çeflitli sloganlar›n›n at›ld›¤› eyleme hapishane önüne karanfiller b›rak›larak son verildi.
D‹YARBAKIR
29 Aralık 2006-11 Ocak 2007
TKP/ML YDB’den aç›klama TKP/ML YDB taraf›ndan da “19 Aral›k Katliam›; burjuva-feodal faflist devletin barbarl›k tarihinde kara bir leke, direniflin kendisi ise devrim yürüyüflümüzü onurland›ran meflaledir” bafll›¤›yla bir aç›klama yap›ld›. “19 Aral›k 2000, ‘F T‹P‹’ hapishaneler üzerinden en örgütlü, en dinamik alan›n, yani hapishanelerdeki devrimci örgütlülü¤ünün tasfiye edilerek devrimcilerin teslim al›nmas› ve bu tasfiye ve teslim üzerinden tüm toplumsal muhalefetin sindirilmesi, korkutulmas› ve ‘düzene sokulmas›’ için giriflilmifl en kapsaml› sald›r›yd›” denilen aç›klamada, katliam›n neo-liberal politikalar›n engelsiz hayata geçirilmesi için bir ad›m oldu¤u belirtiliyor. Devletin 28 devrimciyi katletmesine ra¤men teslim almay› baflaramad›¤›n›n ifade edildi¤i aç›klama “devrimci iradenin ve davaya olan ba¤l›l›¤›n nelere muktedir oldu¤unu tüm dünyaya göstererek, kazand›klar› mevzilerden geri püskürtüldüler, ama kahramanca devrimci direniflleri ile ayd›nl›ktan yana herkesin sayg›s›n› kazand›lar” denilerek direniflin tarihsel misyonunu gözler önüne seriyor. Bugünkü görevin “›srarla yinelenen bir mücadele ile kanla yaz›lm›fl tarihe bir devrimci, bir komünist gibi sahip ç›kmak ve toplumu, bu tarihe, an›n koflullar›nda ortak etmede ›srar” oldu¤u vurgulanan aç›klama, “Tüm toplumun emek günefli çevresinde dönece¤i güneflli günler mutlak biçimde gelecektir; bunu yak›nlaflt›rmak bize ba¤l›d›r. Bundan bir an dahi kuflku duyulmas›n!” denilerek son buluyor.
Hapishanelerde 19 Aral›k anmalar› Tüm hapishanelerde bulunan devrimci ve komünist tutsaklar 19 Aral›k katliam›n›n y›ldönümünde o tarihte bafllatt›klar› üç günlük açl›k grevi ile katliam› lanetlediler. 3 günlük açl›k grevi yapan tutsaklar, tecritin kald›r›lmas› ve hapishanelerdeki hak ihlallerinin son bulmas›n› talep ediyor. Tutsaklar, anma etkinliklerini bir hafta olarak ele alacaklar›n›, açl›k grevinin yan› s›ra slogan atma, kap› dövme, marfl söyleme gibi etkinlikler yapacaklar›n› da duyurdular.
ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA
işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R
UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr
BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0538 299 35 52 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0 544 932 24 15 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959
S İ Z U TA N C I , B İ Z D İ R E N İ Ş İ YA Z D I K TA R İ H E !
‹STANBUL 17 Aral›k Pazar günü Kad›köy’de Tepe Natulius önünde toplanan devrimci kurum ve demokratik kitle örgütleri, Kad›köy Meydan›’na kadar sloganlarla yürüyerek, burada bir miting düzenledi. Mitinge Partizan, TUYAB, ESP, BDSP, ÖMP gibi kurumlar kat›ld›. Mitingin en kitlesel kortejini oluflturan Partizan, ayr›ca tüm kortejde tafl›nan k›z›l Mao ve ‹brahim flamalar› ve coflkusu ile dikkat çekti. Partizan kortejinde aç›lan Partizan ve YDG imzal› pankartlarda ise “19 Aral›k Katliam›n› Unutmad›k, Unutturmayaca¤›z!”, “Yaflas›n 19 Aral›k Direniflimiz!” ve “Yozlaflmaya, çeteleflmeye, y›k›mlara geçit vermeyece¤iz!” sloganlar› yer ald›. 19 Aral›k katliam›na duyulan öfkenin yan›s›ra, flehitleri ve onlar›n mücadelesini sahiplenmenin ve sürdürmenin coflkusunu yans›tan yürüyüfl, Kad›köy Meydan›’ndaki miting alan›na kadar sürdü. Tüm kortejler alana girdikten sonra bafllayan miting program›nda önce, sayg› duruflunda bulunuldu. ‹lk konuflma, mitingi örgütleyen kurumlar ad›na yap›ld›. Aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan, ‹HD ‹stanbul fiubesi’nin gönderdi¤i mesaj okundu. TUYAB’l› aileler ad›na ‹smail Karagöz konuflurken, Semiha Köz; Savafl Kör’ün durumu hakk›nda bir konuflma yaparak, duyarl›l›k ça¤r›s›nda bulundu. Erol Zavar’a Özgürlük Komitesi ad›na Turan Y›ld›r›m’›n da bir konuflma yapt›¤› miting ‹lkay Akkaya, Grup Vardiya, Grup Diyar ve Yap› Sanat Evi ‹flçi Korosu’nun dinletileri ile devam etti. Miting, bu dinletilerin ard›ndan at›lan ortak sloganlarla son buldu.
1 MAYIS MAHALLES‹
* Ümraniye 1 May›s Mahallesi’nde, 12 Aral›k Çarflamba günü 19 Aral›k hapishane katliam› ve direniflini konu alan bir panel yap›ld›. Pir Sultan Abdal Derne¤i’ne ait binada yap›lan etkinlikte k›sa bir sinevizyon gösteriminden sonra panele geçildi. Panele konuflmac› olarak TUYAB üyesi ‹smail Karagöz, 14 y›l süreyle TKP-ML T‹KKO davas›ndan hapishanelerde kalm›fl olan Bayram Kama ve yine TUYAB üyesi olan Ölüm Orucu gazisi Esma Ekinci kat›ld›. Panel, F tiplerindeki tecride ve direnifllere karfl› duyarl› olunmas› ça¤r›s› ile son buldu. * 18 Aral›k günü katliam ve direnifl görüntülerinin oldu¤u bir sinevizyon gösterimi yap›ld›. Saat 17:30’da Son Durak’ta yap›lmak istenen sinevizyon, polisin provokatif tutumu sonucu M. Kemal Mahallesi Kültür Sanat Derne¤inin bahçesinde yap›ld›. Etkinlikte önce katliama iliflkin bir konuflma yap›ld›. Sinevizyon gösterimiyle devam eden etkinlik sloganlarla son buldu. Yine 19 Aral›k’ta yap›lacak meflaleli eylemin duyurusunu yapmak ve katliam› anlatmak için ortak ç›kar›lan bildiriler sesli ajitasyon eflli¤inde cadde üzerinde ve pazarda da¤›t›ld›. Ve mahallenin de¤iflik noktalar›na katliam› ve direnifli yans›tan panolar as›ld›. Bu eylem ve etkinlikleri Partizan, ESP, Al›nteri, SDP ve SODAP yapt›. *19 Aral›k katliam›n› protesto etmek için Partizan, ESP, HÖC, Al›nteri, SDP ve SODAP taraf›ndan meflaleli yürüyüfl düzenlendi. Devlet provokasyonu eylemden önce elektriklerin 3 defa aral›kl› olarak kesilmesiyle bafllad›. Halkta bir tedirginlik ve korkutma amac› tafl›yan bu giriflimlere ra¤men 100 aflk›n kifli Karakol Dura¤›’nda toplanarak yürüyüfle bafllad›. Yürüyüfl devam ederken polis, bas›n aç›klamas›n›n yap›laca¤› yere gelmeden hiçbir uyar›ya dahi gerek görmeden gaz bombalar›, plastik mermi ve panzerleriyle sald›r›ya geçti. Sald›r› sonras› devrimciler de ara sokaklara girerek barikatlar kurdu. Çat›flmalara TKP/ML, MLKP, DHKP-C ve T‹KB militanlar› da kat›lm›flt›r. TKP/ML militanlar› yapt›klar› aç›klamada düflman›n kitleye sald›rmas› üzerine çat›flmalara aktif flekilde kat›larak belirli bir noktada s›k›flma-
Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun katliamc› devlet gelene¤ini alan TC devleti, kuruldu¤u günden itibaren emekçi halk kitlelerinin üzerinden sopas›n› eksik etmemifl, onaylamayan, kabul etmeyen, kafa sallamayanlar› ya dara¤ac›nda salland›rm›fl, ya toplu katliamlara maruz b›rakm›fl yahut da sürgün yollar›na düflürmüfltür. “Y›lan›n bafl›n› ezme” anlay›fl›yla hareket eden devlet, her dönemde halk› bilinçlendirme çabas›na girenleri, zulme karfl› mücadele ça¤r›s› yapanlar› öncelikli hedefine alm›fl, böylelikle “en öndekileri” cezaland›rarak arkada korku da¤lar›n› büyütmeye çal›flm›flt›r. Mücadele eden her insan›n yolunun düflebilece¤i hapishaneler de, sistemin halk›n gözünü korkutmak, örgütlü gücü teslim almak için her zaman k›yas›ya savafl verdi¤i alanlardan biri oldu.
Devlet, F Tipi Hapishaneleri de bu amaçla gündeme getirdi. Kuflkusuz F Tipleri AB’den onay alm›fl, emperyalist patentli bir projeydi. F tiplerine karfl› bafllat›lan Ölüm Oruçlar› devam ederken “F tiplerini açmayaca¤›z” sözü veren devlet, ironik bir flekilde ad›n› “Hayata Dönüfl” koydu¤u sald›r›yla 19 Aral›k 2000’de hapishanelere sald›rd› ve 28 devrimciyi katletti. Her fleyin iki yan›n›n olmas› gerçekli¤iyle örtüflen bir flekilde katliam›n yan› s›ra devrimci tutsaklar›n eflit olmayan koflullarda can bedeli yaratt›klar› büyük destans› bir direnifl de not düflüldü tarihe. 19 Aral›k Katliam›n›n y›ldönümünde yurt içi ve yurt d›fl›nda çeflitli anma, miting ve etkinlikler yap›l›rken, bu y›la damgas›n› tecride karfl› içerde ve d›flar›da yap›lan mücadele ve talepler vurdu.
dan caddenin her iki taraf›ndan çeflitli ara sokaklardan düflmana yönelik molotoflu ve sapanl› sald›r›lar gerçeklefltirdiklerini ve birçok noktaya da TKP/ML T‹KKO imzal› yaz›lamalar yap›ld›¤›n› bildirdi. (1 May›s Mahallesi ‹K okurlar›)
da Jandarma “sizi avukat›n›z m› kurtaracak?” diyerek sald›rd›. Ertesi gün aileler karakol önünde toplanarak sald›r›y› protesto etti.
BAYRAMPAfiA GÜLSUYU MAHALLES‹ 19 Aral›k günü Gülsuyu son durakta biraraya gelen Partizan, Al›nteri, BDSP, DHP, ESP, HKM, PDD ve SDP üyeleri sloganlarla yürüyüfle geçti. Yürüyüfl s›ras›nda “‹çerde d›flar›da hücreleri parçala” vb. sloganlar at›l›rken, ayn› zamanda halk›n eyleme kat›lmas›na yönelik ajitasyon konuflmalar› yap›ld›. Yürüyüfl Gülsuyu-Heykel Meydan›’nda son bulurken, burada bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›klamadan önce Gülsuyu halk›na yönelik ajitatif bir konuflma ve daha sonras›nda, devrim flehitleri için sayg› duruflunda bulunuldu.
SARIGAZ‹ Sar›gazi Demokrasi Caddesi’nde biraraya gelen ESP, DHP, Partizan, Odak ve Kald›raç, meflalelerle yürüyüfle geçti. Eylem bafllar bafllamaz sald›r›ya geçen polis, 30 kifliyi gözalt›na ald›. Jandarma sald›r›s›na barikat kurarak yan›t veren devrimciler, saatlerce jandarma ile çat›flt›. Ara sokaklarda devam eden çat›flmalarda her caddeye barikat kuran devrimciler, jandarmaya zor anlar yaflatt›. Yaklafl›k 3 saat süren çat›flma, Sultançifli¤i ve Yenido¤an Mahallelerine kadar yay›ld›. Çat›flma esnas›nda jandarma araçlar› tahrip edildi. DTP, TKP VE EMEP üyelerinin destek verdi¤i eylemde “Katil devlet hesap verecek” ve “Jandarma Sar›gazi’den defol” sloganlar› at›ld›. Gözalt›na al›nanlarla görüflme yapan avukatlar›n›n ard›n-
Katliam› protesto etmek amac›yla 19 Aral›k günü saat 12.00’de Bayrampafla Hapishanesinde önünde TUYAB, BDSP, DHP, EKD, ESP, HKM, Odak, ÖMP ve Partizan’›n örgütledi¤i ve Tekstil-Sen’in destek verdi¤i eylemde katledilen devrimcilerin resimleri tafl›nd›. “Yaflas›n 19 Aral›k Direniflimiz, 19 Aral›k Katliam›n› Unutmad›k Unutturmayaca¤›z!” yaz›l› pankart›n aç›ld›¤› eylemde katliam› lanetleyen sloganlarla birlikte ortak bir aç›klama okundu. Aç›klamada; Bayrampafla Hapishanesinde 6 devrimci kad›n tutsa¤›n diri diri yak›ld›¤› 20 hapishaneye birden yap›lan sald›r›da 8500 kiflilik silahl› gücün kullan›ld›¤› tüm bunlar›n IMF politikalar›n›n daha rahat uygulanmas› için yap›ld›¤›n›n alt› çizildi. *TAYAD’l› aileler de 19 Aral›k katliam›n› protesto etmek amac›yla Bayrampafla Hapishanesinin önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Saat 13:00’te toplanan kitle; Ölüm Orucunda ve katliamda flehit düflen devrimcilerin resimlerini tafl›d›. “Diri diri yakt›lar hesab›n› soraca¤›z” yaz›l› dövizler de tafl›yan TAYAD’l› aileler “19 Aral›k katillerinden hesap sorulsun” yaz›l› bir pankart açt›lar. TAYAD ad›na yap›lan aç›klaman›n ard›ndan Bayrampafla Hapishanesinde diri diri yak›lan 6 kad›n devrimci tutsa¤› anlatan bir tiyatro gösterimi yap›ld›. Bas›n aç›klamas›, Grup Yorum korosunun türküleri ile sona erdi. (Kartal/‹stanbul)