Skip to main content

OGYIK61

Page 1

Say›: 2006-24

61

*Y›l:2 *17-30 Kas›m 2006 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

Bunlar m› abart›?

e yaz›k ki yabanc›s› olmad›¤›m›z görüntüler kaz›n›yor birkez daha haf›zalar›m›za. T›pk› deprem felaketinde oldu¤u gibi insanlar›m›z do¤al afetlerden daha çok al›nmayan önlemler ve götürülmeyen destek yüzünden yaflam›n› kaybediyor. Yaflanan sel felaketinde ac›n›n ço¤u yaln›zl›¤a terk edilen Kürt halk›n›n pay›na düflüyor yine. fiimdi egemenlerin onlara çok gördü¤ü deste¤i sunman›n, yaralar› birlikte sarman›n zaman›. Ayn› zamanda halka bunu reva görenlerin pefline düflmenin, yakas›na yap›flman›n da zaman›.

N

at› bölgelerindeki illerde ise sel, flehrin kenar›nda kalm›fl, alt yap› hizmetlerinden yoksun gecekondu mahallelerini vurdu. Y›llard›r alt yap› hizmeti olmayan semtlerde sahipsiz kalan yine emekçilerdi. Özellikle ‹stanbul’da “Kentsel Dönüflüm Projesi” ad› alt›nda paylaflt›r›lmas› planlanan gecekondu semtlerindeki tahribat “biz demifltik” söylemleriyle y›k›mlar için zemin oluflturulmaya çal›fl›ld›. Selden en fazla zarar gören semtlerin halk› ise çoktand›r bildikleri gerçe¤i “bu bizim devletimiz de¤il” diyerek belirtiyorlar.

B

ar›mda yoksul köylüyü, çiftçiyi ve küçük

T

üreticiyi ortadan kald›rarak tar›m ürünlerinin piyasas›n› büyük tekellere peflkefl

çeken devlet, her geçen gün tar›mda tasfiyeyi art›ran yeni bir uygulamay› sahneye koyuyor. Devletin bu emperyalist güdümlü politikalar›na ek olarak, T. Kürdistan›’nda selin vurdu¤u kesimlerde halk›n tek geçim kayna¤› olan tar›m ve hayvanc›l›k büyük zarar gördü. “Eme¤imiz zay oldu, ürünümüzü sel ald›” diyen üreticilerin yoksullu¤una bir halka daha eklendi.

‹nsanl›k neredesin? Siyonist ‹sral’in Filistin halk›na dönük katliam sald›r›lar› olanca h›z›yla sürüyor. Bu hunharca sald›r›lardan en sonuncusu 8 Kas›m’da Beyt Hanun’da gerçekleflen ve ço¤unlu¤unu küçük çocuklar›n oluflturdu¤u 18 kiflinin, uykudayken yaflam›n› yitirdi¤i roketli-bombal› katliam sald›r›s›d›r. ‹srail Ordusu, yaklafl›k bir hafta süren “Güz Bulutlar› Operasyonu”nun amaçlar›na büyük ölçüde ulaflt›¤› gerekçesiyle “çekildik” dedi¤i Beyt Hanun’a, 8 Kas›m sabah› saat 05.00 s›ralar›nda bir anda tanklardan top atefli ve Apachi helikopterlerinden f›rlat›lan füzelerle yeniden sald›rd›. Kan gölüne dönen Beyt Hanun’daki enkazlardan ç›kar›lan 18 ölü ve çok say›da yaral›n›n büyük bölümü çocuk ve kad›nlardan olufluyor. Sayfa 23

Derin sularda dönen hesaplar; Y‹MPAfi Kendini ak, temiz olarak tan›mlayan hükümetin iddia etti¤i kadar masum olmad›¤› Y‹MPAfi tart›flmalar› ile genifl halk kitlelerinin bilincinde daha fazla a盤a ç›kt›. Erdo¤an ve ekibinin gerçek yüzleri öylesine a盤a ç›kt› ki, yapt›klar›n›n ve söylediklerinin hiçbirini savunamad›lar. Özellikle Do¤an Holding’in bünyesindeki burjuva sat›l›k medya, AKP’ye karfl› bir linç kampanyas› bafllatt›. Manfletlerden hükümet üyelerinin Y‹MPAfi yetkilileri ile çekilmifl samimi pozlar›n› yay›nland›, flirketin AKP ile iliflkilerini deflifre etti. Sayfa 3


2

17-30 Kasım 2006

61

“Tencerenizde tafl kaynat›rs›n›z!”

dileri kullanmad›klar› için olsa gerek yollara dokunmam›fllar. Gitti¤imiz yer DS S‹MITH isimli oluklu mukavva üretimi yapan bir fabrika. ‹ngiliz kökenli flirketin de¤iflik illerde kurulu dört fabrikas›ndan biri. ‹flçiler burada çal›flma koflullar›na ve ald›klar› ücrete karfl› sendikada örgütlenmenin bilincine vararak harekete geçmifller. Fabrikada çal›flan 90 iflçiden 54’ü TÜMKA sendikas›na üye olarak sendikalaflm›fllar, ancak buna tahammül edemeyen flirket patronu iflçiler üzerinde bask› kurmaya bafllam›fl.

Sar› sendikal anlay›fl iflçilerin düflman›d›r! Sendikalar iflçilerin ekonomik, demokratik talepleri için mücadele ettikleri ve s›n›f bilinci ile yo¤rulduklar› birer örgütlenme arac›d›r. ‹flçi s›n›f› sendikal mücadele ile hak alma ve mücadele bilincini gelifltirerek ortak hareket etmeyi ö¤renir, dayan›flma duygular›n› gelifltirir, sistemin gerçekli¤ini bu süreç boyunca daha aç›k görmeye bafllar. Sendikalar sosyalizm okullar›d›r. ‹flçi s›n›f›n›n bu mücadele araçlar›n›n gücünü çok iyi bilen egemenler, iflçilerin kazan›lm›fl bir hakk› olan sendikalar›n içindeki öfkeyi sistem içine kanalize etmek için bu örgütlerin yöneticileri ile “s›cak” iliflkiler gelifltirir. Hâkim s›n›flar “sendika olacaksa, onu da ben getiririm” mant›¤› ile hareket ederek burjuvazinin ç›karlar›n› iflçi s›n›f›na karfl› koruyan sendikal çizgiyi yaflama geçirirler. Amaçlar›; dinamik unsurlar› pasifize ederek iflçilerin sendikal örgütlenmeye uzak durmas›n› sa¤lamak ve sömürüyü garanti alt›na almakt›r. Böylece s›n›f›n kabaran hoflnutsuzlu¤u dizginlenmifl olur. Sözünü etti¤imiz anlay›fl DS SIMITH fabrikas›nda da yaflam bulmufltur. Patron iflçilerin TÜMKA’da örgütlenmesi üzerine Çorum’daki fabrikas›nda da örgütlü olan Selüloz-‹fl Sendikas›n› ça¤›rm›fl ve iflçileri tehdit ederek üye olmalar›n› istemifltir. Selüloz-‹fl Sendikas› Çorum’daki fabrikada iflçilerin yaflam koflullar›n›n düzeltilece¤i, ücretlerin yükseltile-

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Sendikac› bir dostumuzun telefonu ile Çorlu’da bir hareketlilik oldu¤u haberini ald›k. Konu hakk›nda yeterli bilgiye sahip olmasak da yaflanan bir eylem, bir direniflti. Biz de haberi izlemek amac›yla koflturmaya bafllad›k. Çorlu’nun girifline do¤ru yolun sa¤›nda ve solunda uzanan fabrikalar› görüyoruz. Fabrika say›s›n› tespit etmek mümkün de¤il, göz alabildi¤ine genifl bir alan fabrikalarla çevrili durumda. Bölgede 50 bine yak›n iflçinin çal›flt›¤› tahmin ediliyor. Deri ve tekstil sektörünün yo¤un oldu¤u havza, suyun bol olmas› ve ucuz iflgücünün varl›¤›ndan dolay› patronlar taraf›ndan tercih ediliyor. Bölge iflçiler için tam bir cehennem iken, patronlar için bir sömürü cenneti. Fabrikalardaki çal›flma koflullar› çok kötü, iflçiler çamur içinde. ‹flletmelerin büyük bir ço¤unlu¤unda yeterli teçhizat yok ve gerekli güvenlik önlemleri al›nmam›fl durumda. Binlerce iflçinin çal›flt›¤› bölgede sendikal› iflçi say›s› yok denecek kadar az. Patronlar, iflçilerle bütünleflme potansiyeli tafl›yan, s›n›f sendikac›l›¤› ilkelerini uygulayan sendikalara karfl› güçlerini birlefltirerek terör estiriyor. Patronlar›n kasas›ndaki dolarlar›n adaletin ölçüsü oldu¤u bölgede, Jandarma iflçilere azg›nca sald›r›yor. Havzadaki her geliflmeyi yak›ndan takip ediyorlar. Çünkü biliyorlar ki “tek bir k›v›lc›m bütün bozk›r› tutuflturabilir.” Geçmiflte yaflad›klar› kâbus dolu geceler patronlar için birer deneyime dönüflmüfl. Tekstil ve Deri sektörü baflta olmak üzere yo¤un emek sömürüsüne dayal› iflletmeler ülkemizde çok yayg›n. ‹flçiler asgari ücretle sosyal güvenceden yoksun, insanl›k d›fl› koflullarda çal›flmak zorunda b›rak›l›yor. Sözünü etti¤imiz tablo için Çorlu çok iyi bir örnek. ‹flçilerin sendikal haklar› için mücadele ettiklerini söyleyerek bizi direniflten haberdar eden, bölgeye ça¤›ran dostumuzla buluflup vakit kaybetmeden direniflin oldu¤u fabrikaya gidiyoruz. Fabrikan›n kurulu oldu¤u yer Türkücü köyü. Köyde kurulu pek çok fabrika var ancak yollar çamur içinde. Patronlar ken-

ce¤i vaadi ile iflçileri üye yapm›fl. Ancak örgütlenmeden önce iflçiler asgari ücretle çal›fl›rken sendika örgütlendikten sonra asgari ücretin alt›nda ücret almaya bafllam›fllard›r. Çünkü ücretin bir k›sm› da sendika aidat› olarak kesilmeye bafllanm›flt›r. “Sendika” patronun emrinde iflçi düflman› bir pratik izleyerek sahibinin övgüsünü kazanm›flt›r. ‹flte bu “sendika” Çorum’dan sonra patronunun ça¤r›s› ile hiç vakit kaybetmeden Çorlu’ya gelmifl ve iflçileri zorla üye yapm›flt›r. Patronun ufla¤› Genel Müdür, iflçileri teker teker toplant› odas›na ça¤›rarak “E¤er evinizde tencerenizin kaynamas›n› istiyorsan›z Selüloz-‹fl’e üye olursunuz. Üye olmazsan›z tencerenizde tafl kaynat›rs›n›z” diyerek tehdit etmifltir. Bask›lar sonucu önce örgütsüz iflçiler ard›ndan TÜMKA’ya üye olan iflçiler istifa etmeye bafllam›fl, istifa etmeyen iflçiler ise iflten at›lm›flt›r. At›lan 18 iflçi fabrika önünde beklemeye bafllam›fl ancak patron jandarmaya haber vermifl, iflçileri hiçbir gerekçe yokken gözalt›na ald›rm›flt›r. Fabrika önünde görüfltü¤ümüz iflçilerden iki çocuk babas› Cemil Pekmez, hasta oldu¤u halde rapor alamad›¤›n› dile getirirken, Abdullah Özer de fabrikada kendilerine istifa etmeleri için sürekli bask› yap›ld›¤›n› söylemektedir.

‹flçilerin gözalt›na al›nd›¤› 2 Kas›m günü fabrika önünde eylem yapan TÜMKA Sendikas› ve D‹SK Genel Merkezi, patronun bu uygulamalar›na karfl› geri ad›m atmayacaklar›n› belirttiler. ‹ddialar›na karfl›l›k her iki sendika da bu süreçte iflçilere önderlik yapabilmifl de¤il. Yap›lan bas›n aç›klamas› da “komflular al›flveriflte görsün” türünden bir eylemdi. Görünüfle bak›l›rsa iflçiler tazminats›z bir flekilde iflten at›lacaklar. Bundan sonra iflçilerin mücadelesi en az›ndan tazminatlar› almak fleklinde devam edecektir. ‹flçilerin direnci ve mücadelesi s›n›f bilinci ile buluflup örgütlü bir güce dönüflemedi¤i için iflçiler hem sar› iflbirlikçi sendikal anlay›fla hem de D‹SK’in “devrimcili¤ine” mahkûm kalm›fllard›r. ‹flçi s›n›f› pek çok yerde yaflam koflullar›n› düzeltmek ve insanca yaflanacak bir ücret için isyan etmekte ancak do¤ru bir önderlikle buluflamad›¤› için bir süre sonra yenilgiye u¤ramaktad›r. ‹flçi s›n›f› de¤iflik bölgelerde ortaya koydu¤u direnifller ile s›n›f bilinçli iflçilere olan ihtiyac›n› her defas›nda daha fazla hissettirmektedir. Üzerimize düflen bu ça¤r›ya yan›t olmak ve iflçi s›n›f›n›n gelece¤i için verdi¤i bu onurlu mücadelesinde ona önderlik etmektir. (‹stanbul)

ÇIKTI Yay›nevimizden daha önce “Ç›ban” ve “Qopo” kitaplar› ç›kan Cafer Demir’in Dersim isyan› sonras› yaflanan büyük sürgünü anlatt›¤› son kitab› “Sürgün” ç›kt›.

6 AYLIK: 10.200.000

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

61

17-30 Kasım 2006

Derin sularda dönen hesaplar; Y‹MPAfi “Medyan›n patronlar›na sesleniyorum, elinizde belge varsa al›n bana gelin. Bizzat ben takip edece¤im. Bu bizim için çok hassas bir konu. Buradan bizi vuramazs›n›z. Olmayan bir fley yüzünden partimi karalayamazs›n›z.” (5 Kas›m 2006)

“muhalefet” yapmaya bafllad›.

Erdo¤an, kamuoyunda yo¤un bir flekilde tart›flt›r›lan ve bilinçli bir flekilde gündeme sokulan Y‹MPAfi konusunda AKP’yi köfleye s›k›flt›rmak isteyenlere partisinin kürsüsünden böyle “meydan okuyordu.” Ancak Erdo¤an’›n bu efelenmeleri k›sa sürdü. Çünkü ça¤r› yapt›¤› patronlar, AKP ile Y‹MPAfi aras›ndaki yak›n iliflkileri gazete sütunlar›na tafl›makta gecikmediler. Kendini ak, temiz olarak tan›mlayan hükümetin iddia etti¤i kadar masum olmad›¤› Y‹MPAfi tart›flmalar› ile genifl halk kitlelerinin bilincinde daha fazla a盤a ç›kt›. Erdo¤an ve ekibinin gerçek yüzleri öylesine a盤a ç›kt› ki yapt›klar›n›n ve söylediklerinin hiçbirini savunamad›. Özellikle Do¤an Holding’in bünyesindeki burjuva sat›l›k medya, AKP’ye karfl› bir linç kampanyas› bafllatt›. Manfletlerden hükümet üyelerinin Y‹MPAfi yetkilileri ile çekilmifl samimi pozlar›n› yay›nland›, flirketin AKP ile iliflkilerini deflifre etti. Erdo¤an’la a¤›z dalafl›na girdi, iddialar›n› kan›tlamak için yo¤un bir emek harcad›. Dolarlarla beslenen köfle yazarlar› iflareti görmüfltü, aniden AKP’nin yolsuzluklar›n›n üzerine gitmeye bafllad›. Her yaz›da sanki flimdiye kadar bilinmiyormuflças›na büyük bir flaflk›nl›k komedisi ile AKP’ye fleffafl›k ça¤r›s› yap›ld›. “Hayretler içinde” AKP’nin böyle iliflkileri nas›l gelifltirdi¤i sorular› soruldu ve AKP’ye kendisini aklama önerileri getirildi. Erdo¤an’›n her söyledi¤ini esas olarak alk›fllayanlar bu defa gerçekten

Sahibinin sesi bu zatlar birdenbire “gerçe¤in” pefline düfltü. Oysa Maliye Bakan› Kemal Unak›tan ve hükümetin di¤er üyeleri saltanat sürerken ve milyonlarca YTL’lik vurgunlara imza atarken onlar›n sesini duymuyorduk. AKP hükümeti tarihin en büyük özellefltirmelerini yaflama geçirirken bunun zorunlu oldu¤unu söyleyenler flimdi do¤ruluk abidesi kesildi. AKP’ye yönelik bafllat›lan bu elefltiri rüzgâr›n› muhalif gazetecilikle aç›klamak yeterli olmasa gerek. Elbette yaflananlar, diplerde yaflanan kavgalar›n su yüzeyine yans›yan k›sm›. As›l kavga-k›yamet perde arkas›nda milyonlarca emekçiden gizli, kapal› kap›lar ard›nda yap›lmaktad›r.

Dipte yaflanan kavgalar AKP, IMF ve DB’nin direktifleri ile zam furyas› bafllat›rken, Lübnan’a asker gönderilirken, Tohumculuk Yasas› ç›kar›l›rken ve asgari ücret belirlenirken muhalif sesleri ç›kmayan sözde ayd›nlar›m›z birden aflka geldi. Kendini ülkeyi pazarlamakla mükellef gören AKP’nin, bu tüccar anlay›fl› ile uluslararas› flirketler ve ülkemizdeki kompradorlarla dirsek temas›n› daha önce görmediler mi?

Kimdir bu Y‹MPAfi patronlar›? Y‹MPAfi; Yozgat ‹htiyaç Maddeleri Pazarlama Anonim fiirketi, yaklafl›k 17 y›l önce befl ö¤retmen taraf›ndan Yozgat’ta kurulmufl bir iflletme. Tart›fl›lan isim Dursun Uyar da iflte bu s›rada Y‹MPAfi’›n baflkanl›k koltu¤una oturmufl. “Banka faizi haramd›r”, “Kâr pay› ortakl›¤›” sloganlar› ile “Faizsiz bankac›l›k, huzurlu kazanç” sa¤layan Y‹MPAfi’›n bunlardan ne anlad›¤› ortaya ç›kt›. Y‹MPAfi’›n y›ld›z› Refah Partisi’nin 1994 yerel seçimlerinde ‹stanbul, Ankara, Kayseri, Konya gibi flehirleri almas› ile parlamaya bafllad›. Ard›ndan 1997’de ‹stanbul Büyükflehir Belediye Baflkan› Erdo¤an’la yak›n iliflkiler gelifltirmeye

bafllad›. Bu y›llarda AYTAÇ (et ürünleri), Sürtafl (inflaat flirketi) ile Yozgat’ta Bayrak TV, RTV 36, Nehir FM de flirket bünyesinde faaliyet yürütmekteydi. fiirketin en önemli ve etkin medya yay›n organ› ise Kanal 7 oldu. Kanal 7, 24 kilo alt›nla Esenbo¤a Havaalan›’nda yakalanan Y‹MPAfi Yönetim Kurulu Üyesi Kadir fiöhret’e arka ç›km›fl, savunmufltu. Almanya’da gurbetçilerin paralar›n› “faizsiz kazanç” ortakl›¤› ad› alt›nda toplayarak binlerce insan› doland›ran ve ‹nterpol taraf›ndan k›rm›z› bültenle aranan Uyar’›n ma¤durlar› Sivas’ta, Yimpafl Ma¤durlar› Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i bile kurmufl. Yeflil sermaye olarak adland›r›lan KOMBASSAN, Y‹MPAfi örnekleri ile ad›ndan söz ettiren bu kesimin esas›nda piyasa ekonomisi ile çal›flt›¤› art arda patlak veren skandallarla halk›m›z taraf›ndan da daha iyi anlafl›lm›fl oldu. AKP, Y‹MPAfi ile iliflkilerini kabul etmese de AKP milletvekili ‹lyas Arslan’›n cenaze töreninde Dursun Uyar’la birlikte dört bakan›n da oldu¤unu gösteren görüntüler karfl›s›nda köfleye s›k›flt›. Afyon Y‹MPAfi’›n aç›l›fl›nda Uyar’›n; “önümüzü aç›n” talebine Sanayi Bakan› Ali Coflkun; “Ülkenin zor dönemden geçti¤i flu günlerde yat›r›mlar›n› devam ettiren ve onlarca gence iflveren Y‹MPAfi’a hükümetimiz müteflekkirdir” sözleri ile yan›t veriyordu. AKP her ne kadar kabul etmese de kuruluflundan beri ülkemizin kaynaklar›n› talan edenlerin sözcüsüdür. Kuruluflundan bugüne kadar geçen sürede AKP düzenin ihtiyaçlar›n› karfl›lamak için üzerine düfleni yapmaktad›r. Erdo¤an daha önce; “Hükümet olduk ama iktidar olamad›k” demeçleri ile efendilerinden söz ediyordu. AKP t›pk› kendisinden önceki hükümetlerin yapt›¤› gibi ülkenin IMF ve DB arac›l›¤› ile borçland›r›lmas›nda komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n saltanat›n›n devam›nda sadece bir piyondur. Baflbakan›n dan›flman› Cüneyt Zapsu’nun dedi¤i gibi “kullan›labilir” oldu¤u sürece yaflayacakt›r.

Cumhuriyet yoksulluktan baflka ne verdi? Cumhurbaflkanl›¤› ve genel seçimlerin yaklaflmas› ile birlikte karfl›-devrim cephesinde de bir hareketlilik bafllad›. Önümüzdeki dönemde ülkeyi kimin “yönetece¤ine” ve Cumhurbaflkan›n›n kim olaca¤›na iliflkin hesaplar yap›lmaya baflland›. Özellikle Y‹MPAfi’la AKP’ye karfl› bafllat›lan y›pratma çal›flmalar›, CHP muhalefetinin daha fazla gündemi iflgal etmesi ve DYP lideri A¤ar’›n son ç›k›fl› hâkim egemen klikle-

rin son günlerdeki karfl›l›kl› hamleleri olarak görülmelidir. Linç sald›r›lar› ile t›rmand›r›lan milliyetçilik furyas›ndan sonra A¤ar’›n ç›k›fl› düflünüldü¤ünde, Laik-irtica tart›flmalar› ile AKP’ye yönelik CHP üzerinden planlar›n oldu¤unu söylemek mümkün. Birdenbire ortaya ç›kart›lan Y‹MPAfi iliflkileri ile AKP’nin imaj›n› y›pratma hedefinin güdüldü¤ü, bunun da toplumda laik-irtica kutuplaflmas›n› hedefledi¤i söylenebilir. Egemen s›n›flar uygulamaya sokacaklar› planlar› için önce toplumsal atmosferi haz›rlar, ard›ndan da bunun üzerinden birilerini sahneye sürer. T›pk› A¤ar örne¤inde oldu¤u gibi. AKP özellikle ulusal hareketin eylem sürecine girdi¤i ve devlete a¤›r kay›plar verdirdi¤i dönemde Erdo¤an’›n asker ailelerini azarlamas› ile ciddi flekilde y›prand›. AKP bunu fark etmifl olacak ki, ailelerden özür dileyerek plaket göndermifltir. Ancak buna ra¤men geçen seçime göre oy kaybetmifl olsa da AKP genifl halk kesimleri aç›s›ndan ciddi anlamda bir muhalefetle karfl›laflm›fl de¤il. Emperyalistlerin önümüzdeki y›llarda AKP’yi kullan›p kullanmayaca¤› veya di¤er partilere yükleyece¤i görevleri tahmin etmek için ise çok erken. Bunu emperyalistlerin ihtiyaçlar› belirleyecek, ülkemiz politik arenas› da buna göre flekillenecek. Cumhuriyet Yürüyüflü ile Atatürkçüleri görev bafl›na ça¤›ran Kemalistler, Cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinde Erdo¤an’›n önünü kesmenin hesaplar›n› yapmakta. Bu konuda belli oranda baflar›l› olduklar› da görülmelidir. AKP; Erdo¤an’›n yerine kendini laik olarak tan›mlayan kesimin daha ›l›ml› yaklaflabilece¤ini hesaplad›¤› Abdullah Gül’ü düflünmüfltü, ancak Y‹MPAfi ile Gül seçene¤i de ortadan kalkm›fl oldu. Bu yürüyüflün birçok yerde ö¤retmenlerin ve ö¤rencilerin zorunlu kat›l›m› ile gerçekleflti¤ini ve iddia edildi¤i gibi büyük bir coflku ile geçmedi¤ini görmeli. Y›¤›nlar, iddia edildi¤i gibi kendisine yoksulluktan baflka bir fley vermeyen Cumhuriyet’i ba¤r›na basmad›. 29 Ekim vesilesi ile Kemalizm’in yeniden parlat›lmas› bu konudaki y›pranman›n da bir göstergesi ayn› zamanda. Tüm bunlarla beraber egemenlerin ciddi bir politik t›kan›kl›k içinde gündeme soktuklar› kampanyalara halk›n ilgisi çok zay›f, bu da ifllerini zorlaflt›r›yor. Yürüyüfl komedisi ve linç sald›r›lar› ne halk›n tepkisi ne de halk›n duyarl›l›¤›yd›. Hâkim s›n›flar, kitlelerin sistemden kopan umutlar›n› tesis etmek için yeni yol haritalar›n›n peflinde. Yolcular, kendilerini kurtulufla götürecek yolu seçtiklerinde ise hallerini görmek en güzeli olacak...


4

17-30 Kasım 2006

S›n›fsal Yaklafl›m GERÇEK B‹R KEMAL‹ST ECEV‹T ‹Ç‹N SOLCULARIN BAfiI SA⁄OLSUN! Ecevit, yar›m as›rl›k politik yaflam›n›n ard›ndan, lay›k oldu¤u üzere devlet töreni ve ona efllik eden küçümsenmeyecek bir kitlesel –yüzbinleri bulan- kat›l›m ile yolculan›rken verilmek istenilen mesaja, hakim s›n›flar›n flu günlerde son derece ihtiyaçlar› bulunmaktayd›. Mesaj esas olarak, devletin bütün faflist flefler kiflili¤inde birlik ve beraberlik tavr› sergiledi¤inin ve üst düzeyde sahiplenme ruhu ile hareket etti¤inin gösterilmesiydi. Bir anlamda gövde gösterisi olarak da okunabilecek bu tutum, içinden geçilen süreçte, klikler aras›ndaki çat›flma ve çeliflkilerin önüne geçecek denli önem arz ediyordu. Her ne kadar Ecevit’in daha fazla lanse edilen yönlerinden ya da ak›lda daha çok kald›¤› düflünülen maskelerinden yararlanmak isteyen kimi kesimler, cenaze merasiminden kendine pay ç›karmak amaçl› çeflitli giriflimlerde bulunup sloganlar att›larsa –“Türkiye/Çankaya Laiktir Laik Kalacak”- da, Ankara’daki törene esas damgas›n› vuran, devlet erkan›n›n yak›n tarihteki kadrolar itibar›yla neredeyse eksiksiz kat›l›m›yd›. Ecevit’in halka döne döne yutturulmaya çal›fl›lan “halkç›”, “ulusalc›”, “dürüst”, “ba¤›ms›zl›kç›”, “demokrat” özellikleri, cenaze töreni vesilesiyle devletin de vas›flar› olarak sunulmaya çal›fl›l›yor, tüm eski ve yeni zevat›n gelmifli ve geçmifli ortak paydada temize çekilmifl oluyordu. Ecevit bütün klikler aç›s›ndan gönül rahatl›¤›yla sahiplenebilir bir kiflilik olmas›n› elbette ki öncelikle devlet adam› olmas›na yani faflist kimli¤ine borçludur. ‹kincisi, önceleri CHP’nin “ortan›n solu” olarak adland›r›lan “halkç›”, “solcu” hatta “sosyal demokrat” fleklinde tan›mlanan sahte reformist çizgisinin önderli¤inde yer al›rken, 80’li y›llar›n ard›ndan gelifltirdi¤i “ulusalc› sol” kavram› ile dolays›z flovenist bir çizgiye demirlemifl olmas›na borçludur. MHP ile koalisyon ve Fettullah ile iliflkileri bu çerçevede resmileflmifltir. Ecevit denilince bizi tarihsel süreçte ve ne yaz›k ki günümüzde dahi ilgilendiren esas mesele halk›n belli bir kesimi üzerinde b›rakt›¤› “olumlu” etkiler, yan›lsamalard›r. Bunun bir dizi burjuva politikac› için geçerli oldu¤unu söylemek mümkün ise de, en büyük oranlardan birisine her fleye ra¤men Ecevit’in sahip bulundu¤unu söylemek pek de yanl›fl say›lmaz. Her ne kadar son seçimlerde yüzde 1’lere düflecek denli diplere vuran bir çöküfl içerisine girmiflse de Ecevit, son cenaze töreninde de görüldü¤ü üzere, “dürüst”, “halkç›”, “ba¤›ms›zl›kç›”, “iflçi dostu” vb. kavramlarla an›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Bu yan›lsamada kitlelerin maniple edilme faaliyetinin rolü belli bir dereceye kadar etkili olmaktad›r. Hiç kuflkusuz, bunu besleyen nedenler vard›r. Kiflisel olarak di¤er politikac›lardan ayr›lan -“aile foto¤raf›” denilen- bireysel yolsuzluklar›n›n olmay›fl›, K›br›s gibi ›rkç›-milliyetçi duygular›n flahland›r›ld›¤› iflgal olay›nda rol oynamas›, özel ve öznel hiçbir rolü olmad›¤› halde Çal›flma Bakanl›¤› döneminde Grevli Toplu Sözleflmeli Sendika Hakk› düzenlemesinin getirilmesi, bir dizi popülist ve vurucu sloganla meydanlara ç›k-

mas› vb. Bütün bunlar faflist bir hakim s›n›f partisi olan CHP’nin bafl›na getirilen kiflinin kitlelere, o partinin döneme ait vizyonu çerçevesinde “halkç›”, “ilerici”, “solcu” olarak pazarlanmas›ndan ibaret geliflmeler sonucu cereyan etmifltir. Bu dönemde, 1961 Anayasas› ile k›smi olarak tan›nan hak ve özgürlükler ile aç›lan koridordan T‹P ilerleme kaydetmifl, bu geliflme genel olarak “sol”un önünü açm›fl, CHP’deki de¤iflim rüzgarlar›n› ciddi olarak etkilemifltir. Ayr›ca, yaflant› tarz›ndan ve kiflisel özelliklerinden ileri gelen durumlarla beslenen Ecevit portresi (flairli¤i, giyimi, tipi, efliyle iliflkileri, özel yaflam›) halkla iletiflimini daha da güçlendirmifltir. Ancak Ecevit denilince ele al›nmas› gereken en önemli meselelerin bafl›nda, Türkiye’deki her renkten “sol” hareketin, baflka bir deyiflle oportünist ve revizyonistlerin düfltü¤ü açmazlar silsilesi gelmektedir. Daha vahim olan› ise bu durumun Ecevit’in kör gözüm parma¤›na pratiklerine karfl›n sürdürülüyor olmas›d›r. Ölümünün ard›ndan yap›lan aç›klamalar ve yaz›lanlar, parmak ›s›rtmak bir yana ibretlik vesikalara dönüflmüfl durumdad›r. Açmazlar›n özünde Türkiye’deki sosyoekonomi ve devlet yap›s›n›n tahlili ba¤lam›nda; s›n›flar, partiler, resmi ideoloji/Kemalizm olgusunun analizindeki sakatl›k yatmaktad›r. Faflist devlet yap›s›n›n tesisini ve Kemalizmin niteli¤ini do¤ru tespit edemedi¤iniz takdirde CHP’yi pekala halkç›, ilerici hatta solcu bir parti olarak tan›mlayaca¤›n›z gibi, onun bafl›na geçen Ecevit’i de sadece söylemlerine bak›p bu niteliklere sahip birisi olarak de¤erlendirebilirsiniz. Nitekim Mustafa Suphi sonras›ndaki TKP’den bafllayarak ülkemizdeki bütün “sosyalist”, “komünist”, “devrimci” etiketli ak›mlar –‹. Kaypakkaya yoldafl devreye girene kadar-, Mustafa Kemal konusunda büyük bir aymazl›k içerisinde tav›r gelifltirmifller ve ülkemiz gerçekliklerine resmi ideolojinin gözlükleriyle bakmakta ›srar etmifllerdi. Ecevit gerçek bir Kemalistti. T›pk› Peker, Bayar, ‹nönü, Menderes, Demirel, Türkefl, Evren, Sezer, Özal, Y›lmaz, Gürefl, Özkök, Büyükan›t, Çiller, A¤ar, Erbakan, Erdo¤an vb. vb. gibi. Onu gerçek Kemalist yapan; bu düzen ve devletin bekas› için, emperyalistlere uflakl›kta s›n›r tan›maz ölçüde hizmet eden bir görev aflk›na sahip olmas› ve halka karfl› düflmanl›kta hakim s›n›flar›n temsilcili¤ini sonuna kadar baflar›yla yerine getirmesiydi. Kemalizm, her fleyden önce bu devletin “ilelebet payidar” kalmas› esas›na dayan›yordu ve Ecevit de bunun için elinden geleni ard›na koymad›. 1960’lar›n ikinci yar›s›na do¤ru halk muhalefeti örgütlenme hamlesine haz›r durumdayd›. Bunu, DP hükümetini deviren rüzgar›n gelifltirdi¤i s›n›f mücadelesinin koflullar› haz›rlam›flt›. Ecevit’in köhnemifl ‹nönü’yü öteledi¤i ve 12 Mart hükümetine bakan vermeye karfl› ç›karak prim yapt›¤› sürecin ad›mlar› böyle at›ld›. De¤il “Toprak ‹flleyenin, Su Kullanan›n”, ya da “De¤iflmeli Bu Düzen, ‹nsanca Hakça Bir Düzen”; “Demokratik Halk Devrimi”, “Faflistlerden Hesap Sora-

61 ca¤›z” sloganlar› ile iktidara talip olan Ecevit önderli¤indeki CHP; halk›n faflizme karfl› öfkesini kald›raç olarak kullanarak yüzde 42’leri bulan oy oran›na dahi ulaflabildi. Ancak bu oy oran› ile olmasa da alt›n a¤›rl›¤› hesab› Günefl Motel’deki 11 milletvekilini bakan yapt›¤› transfer pazarl›¤›n›n ard›ndan MC hükümetini devirerek baflbakan olduktan sonrad›r ki ilk icraatlar›n› sergilemeye bafllayabildi. Ekonomik, sosyal ve siyasal bak›mdan halka yönelik icraatlarla dolu bu dönem tarihe, faflistlerin katliamlar›na daha pervas›zca gaz verdikleri Marafl baflta olmak üzere dört bir köflede yüzlerce devrimci ve yurtseveri katlettikleri bir süreç olarak geçti. Tümü önceden eline geçen istihbaratlarla belgeli, devletin eliyle örgütlenen katliamlar›n ard›ndan getirilen s›k›yönetim, yükselen devrimci mücadelenin bast›r›lmas›n› hedefliyordu. Ecevit’in 12 Eylül’e giden dönemin son evresinde Demirel ile beraber uzlaflmaz bir siyasi figür rolünü baflar›yla oynad›¤› görülmektedir. Askeri diktatörlü¤e direndi¤ine dair masallar ve Aray›fl dergisi etraf›nda anlat›lan kahramanl›k öyküleri ise son derece ucuz senaryolard›r. Zira o dönemde Ecevit’in yapmaya çal›flt›¤›, cuntan›n tavsiyesine uyarak kendisini CHP’den soyutlamak ve prestijini sürdürmek için de bir dergi ile tutunmak idi. Nitekim flartlar›n daha elveriflli hale geldi¤i çok sonraki y›llarda bu döneme iliflkin hiçbir hesaplaflmaya giriflmemesi, esasl› bir sorun yaflamad›¤›n›n en önemli delilidir. Ecevit’e iliflkin san›ld›¤›n›n aksine ABD ve ‹ngiltere’den ba¤›ms›z yapmad›¤› ancak TSK’n›n öngörülen s›n›rlardan öteye giderek ölçüyü kaç›rd›¤› K›br›s iflgali, anti-emperyalistli¤ine/ba¤›ms›zl›kç›l›¤›na kan›tlardan birisi olarak gösterilmektedir. Di¤er bir kan›t olarak zikredilen haflhafl ekimini serbest b›rakma tavr› ise uygulama etkinli¤i kalmayan bir kararla ilgiliydi ve nitekim ABD’nin süreçle ilgili tepkisi de bu nedenle belli bir a¤›rl›kta olmad›. 1990’l› y›llar›n sonundaki –ve 2000 bafllar›ndaki- prati¤i ise herhalde en az tart›flma konusu yap›lsa gerektir. IMF politikalar›n›n ac›mas›z biçimde uyguland›¤›, yasal düzenlemelerde (AB ve IMF-DB iste¤i do¤rultusunda) rekor k›r›ld›¤›, hapishanelerde TC tarihinin en kanl› sald›r› ve katliamlar›na imza at›larak F tiplerinin aç›ld›¤› MHP’li koalisyon dönemi üzerine fazla ayr›nt›ya girmek gereksiz görünmektedir. Bu vesileyle flundan da söz etmek gerekir ki, Ecevit’in en çok sözü edilen “yolsuzlu¤a bulaflmam›fl”, “dürüst” bir kiflili¤e sahip oldu¤u iddialar› da büyük bir aldatmacad›r. Bir kiflinin bu s›fatlar› hak edebilmesi için illa kendi bireysel yaflam›nda veya kiflisel iliflkilerinde “özel” manada herhangi bir suçunun olmas› gerekmez. Yetkisi ve sorumlulu¤u alt›nda meydana gelen bütün olaylar ve tasarruflar derece derece ayn› zamanda o kifliyi de ba¤lar. Kald› ki Ecevit iflgal etti¤i makamlar itibar›yla bilerek ve isteyerek say›s›z karar›n alt›na imza atm›fl, emir vermifl, gözetimi ve tan›kl›¤›nda, denetimi ve bilgisi dahilinde devletin y›llarca fonksiyonlar› icra edilmifltir. Bunlar içerisinde iflkence ve zulümlerden, katliam ve faili meçhullere, baflta yak›n çal›flma arkadafllar›n›n yapt›klar› olmak üzere her türlü yolsuzluktan soygun ve sömürüye, bin bir çeflit haks›zl›k ve hak gasp› bulunmaktad›r. Burada bir örnek vermek ilginç olacak; D‹SK baflkan› Süleyman Çelebi’nin gözü o kadar kararm›flt›r ki, Ecevit için verdi¤i de-

meçte, “‹fl güvencesi Yasas›’n›n imzalanmas› için sa¤l›¤›ndaki olumsuzluklara ra¤men Meclis’i geç saatlere kadar çal›flt›rd›.” (Radikal, 07.11.06) diyebilmektedir. Bu tür sözler ak›llara durgunluk veriyor. Birincisi, yasan›n kendisi zaten kölelik yasas›, ikincisi meclisi geç saatlere kadar çal›flt›rtan Ecevit de¤il “yasalar› bir an önce ç›kart›n” talimat› gönderen emperyalistler. Çelebi bütün bunlar› bilmiyor olamaz, belki de arflivler taransa bu yönde demeçler bile vermifl olabilir. O zaman böyle cümleleri neden yazd›¤›n› sorgulamaya kalkt›¤›n›zda, Çelebi vb.lerinin genel olarak niyetinden ba¤›ms›z olmayan bir tablo flekillenmifl oluyor. Bu örnek aç›s›ndan önemli olan 1970’li y›llarda gerek yasal parti formunda gerekse de sendikal platformda “sol”, “sosyalist” bir tak›m oluflumlar, Ecevit, CHP vb. faflistleri, faflist partileri ilerici, solcu, demokrat, halkç› diye lanse etmeye çal›fl›rlar, onlarla iflbirli¤ine giderlerdi. Bu durum yak›n geçmiflte ve günümüzde de sürmektedir. EMEP, ÖDP, vd. çevrelerin Evrensel, Birgün, Gündem vd. gazetelerdeki haber ve köfle yaz›lar›n›n baflsa¤l›¤› temennisi ile biten neredeyse tamam›na yak›n de¤erlendirmelerinde, Ecevit’e iliflkin yaklafl›m Kemalist perspektifle örülü, devletçi ve rejim esasl› bir yaklafl›md›r. Daha kapsaml› bir yaz›n›n konusu olan flu konuyu vurgulamak gerekir ki, bu çevrelerin ulusal sorun –Kürt sorunu- ile ilgili sakatl›klar› da konuyla ilgili azg›n bir ›rkç›-flovenist olan Ecevit’e karfl› dahi liberal kalmalar›na neden olabilmektedir. Bu durumda anlafl›lmaz gibi görünen Öcalan ve KKK’n›n tavr›d›r. KKK yay›nlad›¤› baflsa¤l›¤› mesaj›nda, “Yeri geldi¤inde sa¤duyuyu elden b›rakmayan, krizi derinlefltirmeyerek Önderli¤imiz flahs›nda Türkiye’ye karfl› gelifltirilen uluslararas› komployu anlamaya çal›flan bir siyasi tutum gelifltirmeye çal›flm›flt›r. Türkiye’nin yetifltirdi¤i önemli bir siyaset adam› olarak Bülent Ecevit’in vefat›, sa¤duyuya en fazla ihtiyaç duyulan bir dönemde önemli bir kay›p olmufltur.” (09.11.06) denmektedir. Konuya daha fazla aç›kl›k getirme ad›na, Selahattin Erdem’in “Tarihin Ecevit’i idama karfl› ve idam› yasalardan ç›karan lider olarak anma olas›l›¤› daha güçlüdür.” (Ülkede Özgür Gündem, 13.11.06) sözleriyle yapt›¤› belirleme ise en hafifinden irkilticidir. Denizlerin idam›na karfl› k›l›n› k›p›rdatmayan, dahas›, sonraki siyasal yaflam›nda da bu yönde hiçbir faaliyet göstermeyen Ecevit, herkesçe bilindi¤i gibi tamamen AB ve ABD dayatmas› sonucu gerçekleflen, idam›n yasalardan ç›kar›lmas› konusunda hiçbir role sahip de¤ildir. Bunun S. Erdem taraf›ndan bilinmiyor olmas› da “tuhaf” bir durumdur! Ecevit, önderi M. Kemal’in yolundan pragmatizmin usta bir temsilcisi olarak gitmeyi baflard›. Faflist diktatörlü¤ün has bir adam› olarak üstün hizmetlerde bulundu. ‹lerlemifl yafl›na ra¤men kendisine ihtiyaç duyulan her koflulda görev almaktan kaç›nmad›. Faflist Türk devleti onun ölüsünden bile azami oranda yararlanabiliyorsa Ecevit görevini fazlas›yla yapm›fl demektir. Ecevit aç›s›ndan yeterli olamayan teflhir faaliyetinin di¤er Ecevitler özelinde baflar›lmas› için gayret gösterilmesi önemlidir. Ama daha önemlisi ona da kaynakl›k teflkil eden Kemalizm virüsünün kitlelerin kan›ndan temizlenmesi için çaba gösterilmesidir. Zira görülüyor ki zehirin Türk, Kürt, kan›na girmedi¤i çok az kimse kalm›flt›r.


5

61

Ek-ders ücretlerinden rant elde edilmesine protesto E¤itim-Sen ‹stanbul 2 No’lu fiube üyesi ö¤retmenler, okullar›n ve ilçe milli e¤itim müdürlüklerinin ö¤retmenlere ödenmesi gereken ek-ders ücretlerini zaman›nda ödemeyerek, bankalara yat›rd›¤›, bunun üzerinden rant sa¤lad›¤› ve kendilerini ma¤dur etti¤i gerekçesiyle 10 Kas›m Cuma günü Beykoz Belediyesi önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. “Ek ders ücretlerini zaman›nda almak istiyoruz!” yaz›l› pankart açan ö¤retmenler ad›na aç›klamay› Mert Büyükkarabacak okudu. Ekders ücretleri ödemelerinin gecikmesinin art›k gelenek halini ald›¤›n› ve bankalarla yap›lan anlaflmalar sonucu ek-ders ücretlerinin iki gün bankalarda bekletildi¤ini söyledi. Bankalar›n ek-ders ücretlerinden faiz geliri elde etti¤ini ifade eden Büyükkarabacak, “Ma¤dur edilen ise her durumda e¤itim emekçileri olmaktad›r. Okullar, il-

çe milli e¤itim müdürlükleri bizlerin maafllar›n› ve ek-ders ücretlerini pazarlamaktad›r. Bizim maafl ve ek-ders ücretlerinden gelir elde edilirken; ço¤u yerde bu gelirleri çal›flanlara yans›tm›yorlar” dedi. Büyükkarabacak ayr›ca kamu sendikalar›n›n grev ve toplu sözleflme hakk›na sahip olmamas›ndan dolay› yapt›r›m gücüne sahip olamad›klar›n› ve bu sebepten dolay› sürekli ma¤dur edildiklerini söyleyerek “Amirlerimiz ödemelerde yaflanan sorunlar› gidermek durumundad›r. Bizlerin onay› olmayan banka sözleflmelerinin iptalini istiyoruz. Bankalardan al›nan promosyonlar›n da emekçilerin karar› do¤rultusunda kullan›lmas› gerekti¤ini düflünüyoruz” dedi. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan, ö¤retmenler alk›fllarla bafllatt›klar› eylemlerini yine alk›fllarla bitirdiler. (Kartal)

Emekçinin Gündemi SEMT FAAL‹YET‹NDE ‹fiÇ‹ SINIFINI ÖRGÜTLEMEY‹ DAHA FAZLA ÖNEMSEYEL‹M! ‹flçi s›n›f›n› örgütlemenin alanlar›ndan biri de semtlerdir. Türkiye’deki iflletmelerin küçük ve da¤›n›k olmas› ve ço¤unun emekçi semtlerin içinde olmas› bir yan›yla olumluyken di¤er yan›yla da olumsuzdur. Küçük ve da¤›n›k iflletmelerde iflçileri örgütlemenin olanaklar› s›n›rl›d›r. Zira bunun yan›nda bu tür iflletmelerde akrabalar›n ya da ayn› flehirden gelenlerin çal›fl›yor olmas›, iflçiyle patron aras›ndaki çeliflkilerin daha gizli kalmas›na ve iflçi-patron iliflkisinin daha geri plana düflmesine neden olmaktad›r. Bu tür iflletmelerde yine bu özellikler patronlar taraf›ndan kullan›lmakta, iflçiler en do¤al haklar›n›; sigortal› olma, daha fazla maafl, sendika talebi gibi istemlerde bulunamamaktad›r. Bunun da ötesinde bu tür küçük iflletmelerin ayakta kalmas› esasta iflçilere vermesi gereken en do¤al haklar›n› vermemesi üzerine kuruludur. Bu anlamda bu yerlerde emek, en yo¤un flekilde sömürülür. Bu tür yerlerde çal›flan iflçiler y›llarca çal›flmas›na ra¤men sosyal güvenlik sisteminden dahi yararlanamamaktad›r. Elbette bunun iki aya¤› vard›r. Birincisi ve esas olan› devletin bu yo¤un emek sömürüsüne göz yummas›, ikin-

cisi ise bu tür küçük iflletme patronlar›n›n iflçilerin içinde oldu¤u zor durumu -iflsizli¤in yo¤un olmas› gibi- kullanmas›d›r. Buna paralel olarak bu tür alanlarda çal›flan iflçilerin “eli zay›ft›r”. Zira birço¤u vas›fs›z olmas›n›n ötesinde ayn› ifli yapabilecek iflçi say›s›n›n çoklu¤u iflçileri yo¤un emek sömürüsüne mahkûm etmektedir. ‹flçilerin di¤er ve en önemli dezavantaj› ise bilinçsiz ve örgütsüz olmalar›d›r. Bunun fark›nda olan devlet ve patronlar bu durumu ç›karlar›na en fazla fayda sa¤layacak flekilde kullanmaktad›r. Bu tür iflletmelerde çal›flan iflçilerin yaflad›¤› emek sömürüsünün yo¤unlu¤u onlar›n içten içe tepki gelifltirmesine yol açsa da, ortaya ç›kan bireysel tepkilerin, do¤all›¤›nda baflar›s›z olmas› onlar›n tepkilerini içe gömmelerine yol açmaktad›r. Bu tepkilerin do¤ru temelde, do¤ru zamanda ve do¤ru yöntemle ortaya ç›kar›lmas› örgütlenme ve bilinçlenme sorunudur. Buna öncülük edecek olanlar ise iflçi s›n›f› partisinin faaliyetçileridir. Bu alanlar› do¤ru çözümlemek, bu çözümlemeler üzerinden do¤ru politikalar belirlemek ve yo¤unlaflt›r›lm›fl örgütlenme çal›flmas›yla iflçilerin tepkileri do¤ru tarzda aç›-

17-30 Kasım 2006

‹stanbul ‹flçi Kurultay› Yap›ld› ‹stanbul ‹flçi Kurultay› Haz›rl›k Komitesi taraf›ndan örgütlenen “S›n›fa Karfl› S›n›f” Kurultay› 12 Kas›m Pazar günü Salon Figaro’da gerçeklefltirildi. “Bütün Ülkelerin ‹flçileri Birleflin”, “‹flçi s›n›f›n›n kurtuluflu kendi eseri olacakt›r”, “Tersaneler cehennem iflçiler köle olmayacak/Tersane ‹flçileri Birli¤i” yaz›l› pankartlar›n as›l› oldu¤u salonda iflçi s›n›f›n›n tarihsel geliflimini anlatan dövizler de dikkat çekti. Çal›flmalar› uzun bir süredir yerellerdeki haz›rl›k kurultaylar› ile yap›lan ve “‹nsanca bir yaflam ve özgür bir gelecek için” slogan› ile düzenlenen Kurultay iflçi s›n›f›na öncü bir müdahaleyi hedefliyor. ‹flçi s›n›f›n›n mücadele tarihinden kesitlerin yer ald›¤› sinevizyon gösterimi ile Kurultay Haz›rl›k Komitesi ve Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu ad›na yap›lan konuflmalarla birlikte bir dakikal›k sayg› duruflundan sonra tebli¤ler ve konuflmalara geçildi. Haluk Gerger’in Kurultaya gön¤a ç›kar›labilir. ‹flçilere bilinç tafl›mak görevi en baflta Proletarya Partisi’nin faaliyetçilerine düflmektedir. Her alan›n kendi özgünlü¤üne uygun araç ve yöntemler belirlenerek bu sa¤lanabilir. Yeter ki, kafalar›m›za bu alanlarda çal›flan iflçilerin örgütlenmesinin zorunlulu¤u yerleflsin. Küçük iflletmelerin oldu¤u semtlerde yürütülen faaliyetin esas›n› bu tür iflletmelerde çal›flan iflçilerin örgütlenmesi teflkil etmelidir. Yap›lacak ajitasyon ve propaganda faaliyeti sadece semt sorunlar›n› de¤il hatta esas olarak iflçilerin içinde bulunduklar› sömürüyü, bask›y› ve örgütsüzlü¤ü içermelidir. Süreklili¤i sa¤lanm›fl ve yo¤unlafl›lm›fl bir faaliyet bu ifl yerlerinde çal›flan iflçilerin bilinçlenmesinin ve örgütlenmesinin zeminini daha fazla yaratacakt›r. Küçük iflletmelerin oldu¤u semtlerde iyi örgütlenmifl bildiri ve yay›n da¤›t›m›, sesli ajitasyon propaganda faaliyeti ve semtte faaliyet yürütenlerin bu iflletmelerde özellikle ifle girerek iflçilerin içinden ajitasyon ve propaganda ve örgütlenme faaliyeti sürdürmesi önemlidir. Bu alandaki ajitasyon ve propaganda faaliyeti somut koflullar›na uygun olarak ele al›nd›¤› ölçüde baflar›l› olabilir. Örne¤in hiçbir do¤ru düzgün çal›flma yap›lmam›flken ifl b›rakma, ya da daha genel ve siyasal söylemlerden kaç›nmak gerekir. Ajitasyon ve propaganda faaliyeti somuta ve iflçilerin içinde bulunduklar› sorunlara uygun bir flekilde ele al›nmal›d›r. ‹flçilerle yap›lacak tart›flmalarda onlar›n somut gerçekli¤ini aflan konuflmalardan kaç›n›lmal›d›r. De¤ifltirmek

derdi¤i tebli¤in okunmas›n›n ard›ndan sözü Prof Dr. Fuat Ercan ald›. Sermayenin krizlerine de¤inen Ercan; Türkiye’de 2001 y›l›nda yaflanan krize dikkat çekerek bunun yükünü iflçi s›n›f›n›n çekti¤ini söyledi. Ard›ndan yerel haz›rl›k Kurultaylar›n›n tebli¤lerine geçildi. Gaziosmanpafla, B. Çekmece ve Ümraniye Haz›rl›k Komiteleri ad›na sunumlar yap›ld›. Konuflmalar›n bitiminde s›k s›k “Tek yol devrim kurtulufl sosyalizm” sloganlar› at›ld›. Castleblair direniflinde yer alan ve Lübnan’a asker gönderilmesine karfl› Ankara’da yap›lan eylemde tutuklanarak Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesi’ne sevk edilen Ayten Özdo¤an’›n gönderdi¤i mesaj “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganlar› eflli¤inde okundu. Kurultay›n ikinci bölümü iflçilerin konuflmas›, müzik dinletisi ve serbest kürsü ile devam etti. Coflkulu geçen Kurultay iflçi s›n›f›n›n büyük oranda örgütsüz oldu¤u günümüzde bunu aflmaya dönük at›lan önemli bir ad›m. için bir ad›m önde olmam›z zorunludur. Onlarla kurulacak iliflki kafa-kol iliflkisi olmamal›d›r. Öncelikle onlar›n güvenini kazan›c› yaklafl›mlar içinde olunmas›, süreklili¤i sa¤lanm›fl ve hedefe var›lacak bir çal›flma için zorunludur. Kaba, mekanik ve sekter de¤il, somutu gözeten, diyalektik ve MLM çizgide politikalar ve müdahalelerle örgütlenme hedefine ulafl›labilir. Bu alanlarda örgütlenmenin ilk tafl›naca¤› nokta dernek süreci olabilir. Zira bu küçük iflletmelere sendikalar›n girmesi bugünün koflullar›nda çok zordur. Onun yerine iflçilere daha fazla bilinç tafl›ma ve bir arada tutma, di¤er bir deyiflle birli¤ini güçlendirme hedefi do¤rultusunda dernekler oluflturulmal›d›r. Dernek örgütlenmesinin baflar›l› olmas›n›n ilk koflulu da bu örgütlenmeyi sa¤layacak zeminin yarat›lmas› ve gelifltirilmesiyle mümkündür. Burada genel olarak iflçi faaliyetiyle semt faaliyetinin kopuklu¤una da k›saca de¤inmek gerekir. Sadece yukar›da de¤indi¤imiz küçük iflletmelerin bulundu¤u semtler de¤il, ezilen ve sömürülen emekçilerin yaflad›¤› tüm semtlerde iflçi ve emekçilerin sorunlar›na yönelik ajitasyon ve propaganda yapmak zorunludur. Son dönemlerde semt faaliyetinde ortaya ç›kan sadece semt sorunlar›yla ilgili ajitasyon propaganda ve örgütlenme çal›flmas› yapmak yetersizdir. Semtlerde iflçi ve emekçiler yaflamaktad›r. ‹fl yerlerinde ulaflma imkân› bulamad›¤›m›z iflçi ve emekçilere semtlerde ulaflarak onlar›n kendi ifl yerlerinde çal›flma örgütlemesini sa¤lamaya dönük ad›mlar atmal›y›z.


6

17-30 Kasım 2006

61

EME⁄‹ ZAY, ÜRÜNÜ SEL ALDI Özellikle tar›m alanlar›n› vuran su bask›nlar›ndan dolay› yüzlerce hektar ekili alan sel sular› alt›nda kald›. Köylerde sel sular› tah›l ambarlar›na doldu¤u için tohumluk tonlarca tah›l, tütün kullan›lamaz hale gelirken, pamuk da tarlalarda kald›. Yine çöken ah›rlar›n alt›nda kalan yüzlerce büyük ve küçükbafl hayvan telef oldu. Türkiye Kürdistan›’n›n yaflanan selden dolay›, tar›ma ve hayvanc›l›¤a dayal› ekonomisi de büyük darbe ald›. Özellikle tar›m alanlar›n› vuran su bask›nlar›ndan dolay› yüzlerce hektar ekili alan sel sular› alt›nda kald›. Köylerde sel sular› tah›l ambarlar›na doldu¤u için tohumluk tonlarca tah›l, tütün kullan›lamaz hale gelirken, pamuk da tarlalarda kald›. Yine çöken ah›rlar›n alt›nda kalan yüzlerce büyük ve küçükbafl hayvan telef oldu. Sel tüm felaketlerde oldu¤u gibi yoksul halk›m›z› vurdu. 90’l› y›llarda köylerinden zorla göç ettirilerek yoksul kentlerin varofllar›na yerleflmek zorunda kalan Kürt halk› geçinebilmek için toprak a¤alar›n›n tarlalar›nda kâh icarl›k yapm›fl, kâh ›rgatl›k… “Ekme¤imi sel ald›” diyor Mazlum Amca… “92’de köyümü terk ederek 8 çocu¤umla Bismil’e yerlefltim, icar olarak tarlada tütün ektim, icar oldu¤um için kotam yetersiz, 200 YTL verip kota sat›n al›yorum, kota paras›n› ç›kartmak için çoluk-çocuk baflka tarlalarda ›rgatl›k ediyoruz. Pamukta çal›fl›yoruz. Pamuk iflçili¤i zordur, belimizi büküyor, ama ne yapa-

Narenciye üreticileri tehdit alt›nda

l›m? Yapacak baflka bir fley yok. Ekme¤imi sel götürdü daha ne diyeyim.” Bölgede söz konusu tar›m ve geçim olunca halk kota uygulamas›na veryans›n ediyor. Baba mesle¤i olan tütün ekicili¤i art›k halk›n karn›n› doyurmuyor. Bölgede topra¤›n verimli oldu¤unu ekili alanlardan anlayabiliyoruz. “Bunca verimli topraklarda halk nas›l bu kadar yoksulluk yaflar?” sorusunun cevab›n› çok aram›yoruz. Çünkü a¤al›k sistemi adeta insanlar› iliklerine kadar sömürüyor. Bunu Hidayet Amca’n›n söylemlerinde somutlayacak olursak; “Bu gördü¤ünüz topraklar bizim de¤il, buran›n yerli adamlar›n›n (a¤alar›n). Biz köylerimizde tütün ekerdik, ama kendi a¤am›zd›k. Evimiz hayvanlar›m›z vard›. Bismil’e köylerden 75 bin insan gelmifl. Bu gelen köylüler toprak sahiplerine kölelik yapmaktad›r. Tarlalar› eken de biçen de biziz. Hepimiz icarl›k yapar›z. A¤an›n ald›¤›n›n yan›nda noktad›r ald›¤›m›z. Benim ufak bir arazim var, ondan da bir fley alam›yorum. Bafl›m›za kotay› musallat ettiler; tarlam küçük kotay› dolduram›yorum. Mecburen evinde pafla pafla oturan

adam›n kotas›n› sat›n al›yorum ki, çocuklar›m aç kalmas›n. Bizim yaflad›klar›m›z bu da de¤il; bizler büyük aileleriz, kardefller birlikte kal›r›z. Benim bildi¤im insanlar oturduklar› evleri (gecekondular›) bir defa sat›n al›rlar, ama biz oturdu¤umuz evleri defalarca sat›n al›yoruz. A¤a afliret korkusu, bir de buralardan sürülürsek nerelere gideriz derdi sesimizi ç›karmam›z› engelliyor. Halimizi görüyorsunuz onca yaflad›klar›m›zdan sonra bir de eme¤imiz zay oldu, ürünümüzü sel ald›.” Yine geçimini y›llard›r tütüncülükle yapt›¤›n› söyleyen 10 nüfuslu aileye sahip Harun Çak›r, flöyle konufltu: “Köyde de ailemin geçimini tütüncülükle yap›yordum. Batman’da da tütün ve pamuk ekiyordum. ‹ki katl› tütün ambar›m›n içinde bir tonu aflk›n tütün vard›. Sel sular›n›n kalkt›¤› gece de can›m›z› zor kurtard›k. Tütün ambar›nda ne varsa sel sular›na gitti¤i gibi iki katl› ambar binas› da çöktü. Periflan vaziyetteyiz. Hasar Tespit Komisyonu’na ambar›m›n y›k›ld›¤›n› söyledim. Ev eflyalar›m› da tamamen sel sular›na kapt›rd›m. Y›llar önce büyük umutlarla geldi¤imiz Batman’da böyle bir felaketle karfl›laflaca¤›m›z› akl›m›z›n ucundan geçirmiyorduk. Bir haftad›r sel sular› çekildi, halen çamur deryas›ndan kurtulmufl de¤iliz. Buraya gönderilen iki ifl makinesi çamuru görünce baflka yere gitti. Yetkililerden yard›m bekliyoruz. Çok zor durumday›z.” Y›lard›r a¤a-patron devletinin sömürüsünü iliklerine kadar yaflayan Kürt halk› zaten tar›m› tasfiye politikalar› nedeniyle üretemez hale getirilmiflti. Tüm gelece¤ini y›lda ald›¤› bir ton tütün üzerinden kurmaya çal›flan yoksul Kürt halk›n›n son umutlar› da selin alt›nda kald›. (Erzincan)

Ülkenin dört bir yan›ndaki sel felaketinden Antalya narenciye üretimi de nasibini alm›fl durumda. Üreticiler baflbakan›n “abart›l›yor” fleklindeki düflüncelerini de¤ifltirip, yönünü köylüye dönmesini bekliyor. Bas›n toplant›s› düzenleyen Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i Baflkan› ‹brahim Yetkin; birçok ilde destek gelmezse köylünün tar›m yapamaz hale gelece¤ini ve göç edece¤ini belirtirken “Afet bölgesi ilan edilmeli, yasa ç›kar›lmal›, üreticinin borçlar› faizsiz ertelenmeli, zarar› karfl›lanmal› ve üreticiye destek verilmelidir” ça¤r›s›nda bulundu. Yetkin; Tar›m Sigortalar› Yasas› uyar›nca 2006 bütçesine do¤al afetler için 200 milyon YTL kaynak konuldu¤unu ancak bunun 150 milyon YTL’sinin baflka destek kalemlerine aktar›ld›¤›n› iddia etti. Antalya Pamuk ve Narenciye Tar›m Sat›fl Kooperatifleri Birli¤i (ANTB‹RL‹K) Genel Müdürlü¤ü’nce, Antalya’da etkili olan ya¤›fllar nedeniyle üreticinin ve birli¤in u¤rad›¤› ma¤duriyetin giderilmesi ça¤r›s›nda bulundu. Devletin Köy Hizmetleri Genel Müdürlü¤ü’nü kapatarak köy hizmetlerini yerellere devretti¤i için flimdi köylere ulaflmakta güçlük çekiliyor ve köylere sa¤l›kl› hizmet verilemiyor. Tar›m Bakanl›¤› ve DS‹’nin mevcut bütçe ve personelle sa¤l›kl› bir hasar tespiti bile yapabilece¤i pek mümkün gözükmüyor. (‹zmir)

Maden oca¤›na hay›r! Köylüler tar›m› tasfiye politikalar›, yoksulluk, sel yetmiyormufl gibi bir de bölgelerine aç›lan veya aç›lmas› düflünülen maden veya tafl ocaklar›yla mücadele etmek zorunda kal›yorlar. Aç›ld›klar› yerlerdeki bitki örtülerini yok eden, havay› kirleten veya kanserojen madde yayan bu ocaklarla mücadeleye bir yenisi daha eklendi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanl›¤›’n›n Antalya’n›n Serik ilçesine ba¤l› Yumaklar ve Tongüçlü köylerinde 38 adet maden arama ruhsat› verdi¤i ve bunlardan 5’inin kurulmaya baflland›¤› ö¤renildi. Yumaklar ve Tongüçlü köylüleri 4 Kas›m’da biraraya gelerek daha önce Bergama köylüsünün yapt›¤› gibi maden oca¤›n›n önünde soyunarak bu ocaklar› protesto ettiler. Köylüler bu ocaklar›n faaliyete geçmesi halinde bölgenin temel geçim kayna¤› olan zeytincili¤in bitece¤ini belirterek buna izin vermeyeceklerini belirttiler. (‹zmir)


7

61

17-30 Kasım 2006

Zeytin üreticisi köylüler isyan etti!

Marmara Birlik’in zeytin al›mlar›nda kotay› düflürmesi ve avans fiyat uygulanaca¤›n› aç›klamas›, bu fiyat›n da düflük olmas› ve zeytin taban fiyat›n›n aç›klanmamas› zeytin üreticisini tefeci-tüccar›n kuca¤›na itmesinden dolay› isyan ettirdi. Mudanya, Gemlik ve ‹znik’ten gelen binlerce zeytin üreticisi Bursa’da son y›llar›n en büyük eylemini gerçeklefltirdi. 8 Kas›m günü Marmara Birlik (Marmara Zeytin Tar›m Sat›fl Kooperatifleri Birli¤i)’in bulundu¤u Baflköy tesislerinin arka bahçesinin Konakl› Köyü ç›k›fl›nda toplanan zeytin üreticileri, buradan yönetimi istifaya ça¤›ran sloganlarla ve “Üreticiyle tüketiciyi aldatmay›n”, “Yeter söz üreticinin” pankartlar›n› açarak yürüdüler. Üreticiler, Bursa-‹z-

Yaflad›¤›m›z topraklar›n emperyalizmin iflgali alt›nda oldu¤u, emperyalistlerin uflaklar› arac›l›¤›yla halk›m›z› azg›nca sömürdü¤ü, vahflice zulmetti¤i, yeralt› ve yerüstü de¤erlerimizi ya¤malad›¤› en aç›k gerçeklerdir. Bu gerçeklerden biri de ABD emperyalist flirketlerinden Cargill’dir. Cargill 40 y›l› aflk›n süredir ülkemizde g›da sektöründen finans sektörüne, hububat ve ya¤l› tohum ticaretinden çelik ticaretine dört farkl› alanda sömürüsünü devam ettirmektedir. Emperyalist Cargill, Bursa Orhangazi ve ‹znik Gölü k›y›s›nda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni plan›nda yap›laflma izni bulunmayan birinci s›n›f tar›m arazisine 1997 y›l›nda niflasta ve tatland›r›c› (m›s›r) iflletme fabrikas› kurmufltur. Ve 2000 y›l›nda üretime bafllam›flt›r. At›k Sular› Gölyata¤› ve Karsak Deresi yoluyla Gemlik körfezine ulafl›p Marmara Denizi’nin do¤al dengesini etkilemektedir. Tesiste kullan›lacak yeralt› suyunu Karsak Köyü s›n›rlar› içinde ve Cargill tesislerine 3 km uzakl›kta aç›lan 3 adet derin kuyu ile sa¤lamas›yla gölde ve Karsak derelerinde ciddi miktarda su azalmas› yaratmaktad›r. Bölgedeki zeytincilik daha önce y›lda 2 kere ilaçlan›rken flimdi 8 kez ilaçlanmaktad›r. Bu da zeytincili¤i tehdit etmesinin yan› s›ra tar›m arazileri ve sulama kanallar› aç›s›ndan da risk tafl›maktad›r. Cargill’in bafl-

nik Karayolu’nu 1.5 saat kapat›rken, 6 km araç konvoyu olufltu. Jandarma ve üreticiler aras›nda zaman zaman çat›flma yaflanan yürüyüfl esnas›nda Jandarma, zeytin üreticilerine biber gaz› s›kt› ve jandarman›n kimin jandarmas› oldu¤unu üretici köylüler daha iyi gördü. Ancak zeytin üreticileri jandarman›n tüm engellemelerine ra¤men kararl› bir biçimde tesisin kap›s›na siyah çelenk b›rakt›. Eylemi örgütleyip destek verdi¤i için Sanayi Bakan› bir Genelge ile “Kooperatif baflkanlar› üreticiye kefil olmayaca¤›z” diyerek Mudanya Zeytin Tar›m Sat›fl Kooperatifi Baflkan› Osman Nuri Do¤ru’yu görevinden ald›. Osman Nuri Do¤ru burada bas›na yapt›¤› aç›klamada 2001’den bu yana Marmara Birlik Baflkanl›¤›n› yürüten Refi Tavilo¤lu’nun zeytin üreticisini sürekli ma¤dur etti¤ini vurgulayarak, tepkisini flu sözlerle dile getirdi; “Tüccar zihniyetini güden Tavilo¤lu’na Marmara Birlik’i babas›n›n çiftli¤i gibi kullanamayaca¤›n›, 8 kooperatifimizle birlikte hat›rlat›yoruz. Birlik yöneticileri yeniden yap›lanma sürecini bahane ederek, avans fiyat uygulamas›yla karfl›m›za ç›kt› ve bizi sarst›. Daha sonra büyük bir h›zla rekolte beyannamelerimizi merkeze bildirdik. Ancak takdirle karfl›lanmay› beklerken, birli¤imiz ilçelere kota uygulayacaklar›n› aç›klad›. Madem ki kota koyacaks›n›z neden rekolte beyannamesi ald›n›z, avans fiyatlar›n› da neden 2.5 YTL’ye kadar düflük tutarak üre-

ticiyi tüccara ezdirdiniz?” Yap›lan aç›klaman›n ard›ndan kooperatif baflkanlar› ve üretici temsilcilerinden oluflan heyet, Tavio¤lu ile görüflmek için Marmara Birlik merkezine girdi. Birlik yönetimi heyetin kalabal›k oldu¤unu 5 kifliyi alaca¤›n› söyleyince, üreticiler kap›y› yumruklamaya bafllad›lar, Özel Güvenlikle yumruklaflt›lar. Ancak bu arbededen sonra 8 kooperatif baflkan› içeri al›nd›. Görüflmeden sonra kooperatif baflkanlar› taleplerini bildirdiklerini, bununla ilgili 10 Kas›m günü Marmara Birlik’in aç›klama yapaca¤›n› söyledi. E¤er talepleri kabul edilmezse baflka eylemler düzenleyeceklerini de ifade ettiler. -Tahir Özer (üretici): Biz bir zeytin üreticisi olarak ma¤dur durumday›z. Üretiyoruz, zeytini verecek yer bulam›yoruz. Biz bu birli¤in yönetiminin de¤iflmesini istiyoruz. Bizi tüccara b›rakt›lar. Tüccar da f›rsat bu f›rsat bedavaya almaya çal›fl›yor. Depodaki zeytini de satam›yoruz. En kaliteli zeytini 2 YTL’ye almak istiyorlar. -Hasan Sa¤›r (üretici): Marmara Birlik bölgecilik yap›yor. Ben 16 ton rekolte verdim, ancak Marmara Birlik 1300 kiloya benim mal›m› al›yor. Ben banka kredisini vermek için, 48 milyara ald›¤›m traktörü 23 milyara satt›m. Marmara Birlik’in ve sistemin politikas› bu, her fleye zam geliyor, ama üretti¤imiz zeytini hem satam›yoruz hem de ucuza almaya çal›fl›yorlar. Yani bizi yönetenler Koç’un, Sabanc›’n›n adam›n› getirip yönetici yaparlarsa bunlar da böyle yönetirler. (Bursa)

Emperyalist sömürünün gerçek yüzü CARGILL! ka bir özelli¤i de biyoteknoloji flirketleriyle iç içe olmas› ve Geneti¤i De¤ifltirilmifl ürünlerin ekim, dikim, ticaret ve yayg››nlaflt›r›lmalar› için gerek kendi ülkesinde gerekse di¤er ülkelerde faaliyet yürütmesidir. Niflasta bazl› flekerlerin üretimi için ithal edilen m›s›rlar›n GDO’lu olma riskleri de bu nedenle çok fazlad›r. Emperyalistler ve uflaklar›n›n insan ve do¤aya bu kadar zarar vermeleri kendi sermayelerine yeni kârlar katmalar›ndand›r. Bursa Barosu ve TMMOB ‹KK ve çeflitli demokratik kurumlar›n dava açmas› sonucu 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Plan› de¤iflikli¤ine dayanarak, Dan›fltay 6. Dairesi taraf›ndan yürütmenin durdurulmas› yönünde karar al›nm›flt›r. Karar›n ard›ndan Bursa Valili¤i’nin 20 Ekim’de tesisin faaliyetinin durdurulmas›n› istemesi üzerine Orhangazi Sa¤l›k Grup Baflkanl›¤› ve Çevre Sa¤l›k teknisyenlerinden oluflan komisyon üretimle ilgili bölümlerini mühürledi. Mühürleme iflleminin ard›ndan Cargill Türkiye Yönetim Kurulu Baflkan› ve Genel

Müdürü Murat Tarakç›o¤lu, Yönetim Kurulu üyesi Murat Has, Azas› Mustafa Say›nataç ve Türkiye Proje ve Yat›r›mlar Müdürü Kemal Özbelli bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Aç›klamada “Ülkemizdeki tüm Sanayi ‹flletmeleri Cargill Orhangazi Tesisleri gibi izinleri al›nm›fl ve tamamen yasal zeminde faaliyet gösterseydi çevre kirlili¤i söz konusu olmazd›. Kay›td›fl› ekonomi önlenir, vergileri toplard›. Sa¤l›ks›z ve denetimsiz üretim söz konusu olmazd›. ‹fl güvenli¤i büyük ölçüde sa¤lanm›fl ve kalitesi yükselmifl olurdu. G›da sektöründe hijyen standart› AB normlar›na uygun olurdu” denilen aç›klamada, en verimli tar›m arazisi üzerinde, imar plan›na uygun olmayan yerde, fabrika inflaat›n› yapmak, yukar›da söylenenlerle ne kadar çeliflti¤ini göstermektedir. Proje ve yat›r›mlar müdürü Kemal Özbelli tepkisini bas›n aç›klamas›nda “Bu bölgede 25 sektör daha imar izni olmadan üretimini sürdürmektedirler, neden biz” sözleriyle ifade etmektedir. Bu da emperyalistler ve uflaklar›n›n insan ve do¤ay› nas›l katlettiklerinin itiraf›d›r. Zaten Tayyip

Çay bitkisinin ömrü tehlike alt›nda! Rize Ziraat Odas› Baflkan› Nevzat Paliç Türkiye’deki çay bitkilerinin en fazla 30 y›ll›k ekonomik ömrünün kald›¤›n› söyledi. Paliç, yapt›¤› aç›klamada; Türkiye’de geçmifli 1927 y›l›ndaki denemeye kadar uzanan çay tar›m›nda, resmi rakamlarla 767 bin, gayri resmi rakamlarla 850 bin dekar alanda 204 binin üzerinde üreticinin çay tar›m› yapt›¤›n› belirtti. Son y›llarda yafl çay üretiminin 1 milyon ile 1 milyon 200 bin ton aras›nda oldu¤unu ifade eden Paliç, “bundan da 200-220 bin ton civar›nda kuru çay elde edilmektedir. Türkiye’de çay›n yurtiçi tüketimi ise 250 bin ton civar›ndad›r. Türkiye dünyada çay alanlar›n›n geniflli¤i bak›m›ndan alt›nc›, kifli bafl›na çay tüketimi bak›m›ndan da dördüncü s›rada bulunmaktad›r” dedi. Paliç, çay bitkisinin ömrünün ortalama 60-70 y›l oldu¤unu söylerken 20-30 y›ll›k ekonomik ömrü kalan çay bitkisinin bu sorununun çözümünün bitkilerin sökülüp yeniden dikilmesi oldu¤unu da vurgulad›. (H.Merkezi)

Erdo¤an’›n ABD’yi ziyareti s›ras›nda Bush Cargill’i gündeme getirmifl, Cargill ve benzeri tüm iflletmeleri yasallaflt›rmak için AKP Bursa Milletvekili Altan Karapasolo¤lu taraf›ndan verilen önerge Tar›m, Orman ve Köyiflleri Komisyonu’nda kabul edilmifl ve meclis onay›n› beklemektedir. “Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasas›”na geçici bir madde eklenmesi hakk›nda kanun teklifinde “Gerekli izinler al›nmadan tar›m d›fl›, amaçl› kullan›ma aç›lm›fl bulunan ve tar›msal bütünlü¤ü bozmayan arazilerin istenilen amaçla kullan›m›na baz› flartlarla izin verilmesi için belirlenen son tarihin uzat›lmas› amaçlanmaktad›r” denilmektedir. Bu, Cargill firmas›n›n yasallaflm›fl olarak en k›sa zamanda yeniden çal›flmaya bafllamas› demektir. Cargill Proje ve Yat›r›mlar Müdürü Kemal Özbelli’nin bir baflka itiraf› da “Biz buradaki çevre köyleri ziyaret ediyoruz, fabrikan›n insana ve çevreye herhangi bir zarar› olmad›¤› gibi, bunun yan›nda onlar›n ekonomik sorunlar›n› da çözüyoruz. Orhangazi’de en modern sa¤l›k oca¤›n› ve okulu yapt›k. Biz kazand›¤›m›z› yöre insanlar› ile paylafl›yoruz” dedi. Bu da köylülerin nas›l bir insan ve do¤a katliam› ile karfl› karfl›ya oldu¤unun fark›nda olmad›¤›n›n göstergesidir. (Erzincan)


8

17-30 Kasım 2006

61

P o l i s haber peflinde!

Burjuva medya, egemenlerin devrimci ve komünistlere karfl› yürüttü¤ü savaflta, suni gündemler yaratmada ve halk› manipüle etmede “psikolojik savafl ayg›t›n›n” önemli bir aya¤›n› oluflturmaktad›r. Özellikle teknolojik geliflimle birlikte görsel ve yaz›l› bas›n›n çok genifl halk kesimlerine ulaflt›¤› günümüzde, egemenlerin bundan çokça yararland›klar› gözden kaç›r›lamaz bir gerçekliktir. Kuflkusuz devrimci ve komünistler de olanaklar› çerçevesinde bas›n-yay›n kullanarak kendi propagandalar›n› yapabilme ve en genifl kesimlere ulaflabilme çabas› içerisindedirler. Ancak bugünkü güç dengeleri gözönünde tutuldu¤unda egemenlerin bu alan› daha iyi kulland›klar› bir gerçekliktir. Bunu yaparken elbette tam anlam›yla “görünürde” medyay› kafes içerisinde tutmamaktad›r. Ancak kendi ç›karlar›na uygun hareket etmedi¤inde kafesin kapa¤›n› da kapatmay› ihmal etmemektedirler. Bunun için

Ateflkese ateflle yan›t!

oluflturdu¤u Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)’yla bu alan› denetim alt›nda tutma gayreti içerisindedir. Görsel ve yaz›l› medya olarak ayr› ayr› de¤erlendirebilecek bu psikolojik savafl ayg›t›nda, görsel medya daha genifl bir etki alan›n› olufltursa da konumuzun esas›n› yaz›l› medya oluflturdu¤u için son süreçte yaz›l› medya üzerinde uygulanan devlet politikas›na de¤inece¤iz. YER: Polis Akademisi Baflkanl›¤› Konu: “‹yi Haber Nas›l Yap›l›r?” 6–7 Kas›m tarihlerinde Polis Akademisi Baflkanl›¤›’nda gazetecilere yönelik verilen “‹yi Haber Nas›l Yap›l›r Semineri” polisin (devletin) gazetecilere müdahalesi olarak gündeme oturdu. Egemenlerin ç›karlar›na ters düflen haber ve yaz›lar nedeniyle verilen kapatma ve toplatma cezalar› art›k yetmiyor olmal› ki ifli garantiye al›p haber yapma tekni¤inin ve içeri¤inin belirlenmesine de müdahale etmeye KKK’nin 1 Ekim 2006’dan bafllayarak ilan etti¤i tek tarafl› ateflkes karar›na, TC devletinden gelen yan›t, operasyonlar ve atefl alt›nda imhaya yönelik süren sald›r›lar oldu. Geçti¤imiz günlerde HPG Bas›n ve ‹rtibat Merkezi (B‹M) taraf›ndan yap›lan aç›klamada ateflkes sonras› yap›lan operasyonlar, yaflanan çat›flmalar ve kay›plar hakk›nda bilgiler verildi. Buna göre; Ekim ay› boyunca TSK 42 operasyon gerçeklefltirdi. Bu operasyonlar s›ras›nda 23 kez çat›flma yafland›. Bu çat›flmalarda 12 asker yaflam›n› yitirdi ve 8 HPG gerillas› flehit düfltü. Türkiye Kürdistan›’n›n neredeyse tamam›nda aral›ks›z operasyonlar›n› sürdüren TSK, ateflkes karar›na ra¤men önemli kay›plar vermeye de devam edi-

bafllad›lar. Egemenler özellikle uluslararas› anlamda teröre karfl› topyekûn savafl ad› alt›nda emekçi halklara yönelik bafllatm›fl olduklar› sald›r› furyas› çerçevesinde çeflitli hak ve özgürlüklere de sald›rmay› ihmal etmiyorlar. En küçük demokratik taleplerle yap›lan eylemlere “yasad›fl›” yaftas› biçen egemenler bu eylemlere azg›nca sald›rmakta ve emekçilere “hakk›n› ararsan böyle olur” mesaj›n› vermektedir. Ekonomik-siyasi ve askeri krize paralel olarak ortaya koyduklar› “terörizme karfl› savafl” politikas›n›n hem fiziki, hem de psikolojik aya¤›n› en ç›plak boyutuyla Irak’ta görmekteyiz. Her gün onlarca Irakl›y› katleden emperyalistler medya arac›l›¤›yla ölen insanlar›n/direniflçilerin say›s›n› abart›p halklara umutsuzluk ve karamsarl›k yayarken, kendi ölülerini de gizleyerek güç gösterisi yapmaktad›rlar. Irak’ta iflgalin ilk bafllad›¤› günlerde ABD ordusuyla birlikte hareket eden ilifltirilmifl gazeteciler de çokça tart›fl›lm›fl ve bunun ne kadar “tarafs›z” olabilece¤i sorulmufltu. K›sacas› egemenler genifl halk kesimlerine ulaflmada önemli bir araç olan bas›n› kendi ç›karlar› için kullanmada çeflitli politikalar uygulamaktad›r. Bugün en çok satan gazetelerin patron-a¤a devletinin temsilcilerinin patentinde oldu¤u bir gerçektir. Ancak buna ra¤men burjuva bas›nda çal›flan duyarl›, demokrat gazetecilerin yapt›klar› haberler tepki toplamaktad›r. Hal böyle olunca hele bir de devrimci ve sosyalist bas›n› da hesaba katt›klar›nda bunun önüne önceden yor. 1 ay içinde 12 asker öldürülürken, onlarcas› da yaralanm›flt›r. TSK, operasyonlar›nda özellikle Hakkari, Çukurca, Yüksekova, Dersim, Bingöl, Mardin, Diyarbak›r, fi›rnak ve Batman’da yo¤unlaflmaktad›r.

Emniyetten yeni bir oyun TC devletinin yürüttü¤ü tüm kirli savafl stratejilerine ra¤men bir türlü istedi¤i sonucu alamay›nca, her seferinde yeni senaryolarla özellikle silahl› mücadeleyi bitirmeyi amaçlamaktad›r. Ancak planlar› her defas›nda geri tepmektedir. Geçti¤imiz günlerde gazetelerde yeni bir haber yay›nland›. Habere göre “PKK’lilerin yeniden topluma kazand›r›lmas› kapsam›nda, suça kar›flmad›¤› tespit edilen PKK’liler serbest b›-

geçmeleri gerekmektedir. ‹flte 6-7 Kas›m tarihlerinde Polis Akademisi’nde verilen “Haber nas›l yap›l›r?” semineri bu çerçevede de¤erlendirilebilir.

“Gazetecilere sansür ve otosansür semineri(!) Baflta ÇGD Genel Merkezi olmak üzere aralar›nda çeflitli ayd›n sanatç› ve yazarlarla, devrimci ve sosyalist bas›n temsilcilerinin de oldu¤u çevrelerden konuyla ilgili çeflitli aç›klamalar ve tepkiler oldu. Konuyla ilgili olarak bir aç›klama yapan ÇGD Genel Baflkan› Ahmet Abakay “Böyle bir uygulama asla kabul edilemez. Emniyet Genel Müdürlü¤ü gazetecileri kendi personeli san›p hizmet içi e¤itime sokmas› gibi bir garabetin, flaflk›nl›¤›n örne¤ini veriyor. Herkes kendi ifline baks›n” dedi. TGS Genel Baflkan› Ercan ‹pekçi de Emniyet Genel Müdürlü¤ü’nün düzenledi¤i semineri “Gazetecilere sansür ve otosansür ö¤retme semineri” olarak de¤erlendirdi. ‹pekçi, ayr›ca “gazeteci e¤itimi konusunda hiç devrede olmamas› gereken bir kurulufl varsa o da emniyettir” dedi. Bu tepkilerin yan›s›ra aralar›nda Gazetemiz ‹flçi-köylü Ankara temsilcili¤i, Al›nteri, At›l›m, Devrimci Demokrasi, Kald›raç, Halk›n Sesi, Sendika.Org, Sibel Özbudun, Temel Demirer, Evrensel Ankara Temsilcili¤i, Ayfle Karabat (NTV), Ekrem Meral gibi gazeteciler, devrimci-sosyalist bas›n ve ayd›n yazarlar da tepki gösterdi. 6-7 Kas›m tarihlerinde gerçekleflen seminer ise yeterli ilgiyi görmedi. rak›lacak” aç›klamas› yapan Emniyet Genel Müdürlü¤ü sözcüsü ‹smail Çal›flkan’d›r. Haftal›k bas›n bilgilendirme toplant›s›nda ‹smail Çal›flkan’a Jandarma Komutan› Orgeneral Ifl›k Koflaner’in “Da¤daki teröristlerin teslim olmalar› için aileleriyle görüflüyoruz” fleklindeki aç›klamas›n›n hat›rlat›lmas› üzerine bu sav› destekleyici flekilde yukar›daki aç›klamay› yapm›flt›r. Daha önceki y›llarda biz bu tür aç›klamalar›n s›kça yap›ld›¤›n› ancak bir sonuç al›nmad›¤›n› biliyoruz. Son örne¤i geçti¤imiz y›l ç›kar›lan Piflmanl›k Yasas›’d›r. Günlerce TV’lerden, gazetelerden propaganda edilen yasa tam bir fiyaskoyla sonuçland›. Bu uygulamada ayn› flekilde sonuçlanacakt›r. (Erzincan)


9

61

17-30 Kasım 2006

Devletin silah› kendisini vurdu

Y›llard›r Gazi Üniversitesi’nde devrimci ve demokrat ö¤rencilere kesimine karfl› çete tarz›nda örgütlenen sivil faflistleri kullanan devlet, bu kez kendi çetesi taraf›ndan vuruldu. Gazi üniversitesi’nde 2 Kas›m günü bir yurtsever ö¤renciyi yaralayan, daha öncesinden defalarca bu tarz olaylar›n tetikçili¤ini yapm›fl, 2005 y›l›nda EMEP’in binas›n› kurflunlam›fl olan Tolunay Bostanc›, bu sefer devletin komiserini vurdu.

7 Kas›m Sal› günü Ankara Gazi Mahallesi’nde bir kahvehanede oyun oynayan Bostanc›, içeri giren Erhan Ataman adl› polis komiserini, Gazi sald›r›s›ndan ötürü arand›¤› için, yakalanma kayg›s›yla vurdu. Geliflen olaylar, devletin gerçek yüzünü ortaya koymaya yetti. Kendi içindeki klik dalafllar›nda bir türlü tetikçilerini harcayamayan veya dalafl› çözdü mü tetikçiyi serbest b›rakan devlet, bu olayda daha öncesinden silahl› sald›r›da tutuklanan, 6 ay yatan, mahkemede “›rkç›y›m, onlar Kürtçü oldu¤u için vurdum” fleklinde ifadelere imza atan Bostanc›’ya göz yummufltu. Lakin 7 Kas›m günü bir polisin ölümüne sebep olan Bostanc›, olaydan 1 gün sonra TMfi ve emniyet flube polislerince yakaland›. Halk›m›z›n meflhur bir sözü vard›r; “it itin kuyru¤unu ›s›rmaz.” Ancak

bu olayda öyle olmad›. Geçmiflte de komiser Ataman’› tan›yan Bostanc›, yakalanaca¤› endiflesi ile Ataman’› gö¤sünden vurdu. Komiser, kald›r›ld›¤› hastanede ölünce Bostanc›’da yakalan›verdi.

Çete devleti mi, devlet çetesi mi? Y›llard›r sorulan ve tart›fl›lan bu soruya ise tam bu olayda net bir cevap gelmektedir. Devlet çetelerin de¤ildir. Devlet bunlar› do¤uran mekanizmad›r, çete onun örgütlenmesinin bir parças›d›r. Devletin polis ve askeriye gibi örgütlenmelerinin yan›ndaki yedekler listesinde iflte bu ve bunun gibilerden oluflan “Kontrgerillaya mensup veya adaylar” listesi vard›r. “Halk›n tepkisi” olarak adland›r›lacak eylemleri gerçeklefltiren bu “sivil güçler” devletin kendi kurdu¤u tuza¤a kendisinin düflmesini de sa¤lam›flt›r. (Ankara)

Bu sald›r› herkese, direnifl de herkesin “Özgürlük ‹stiyoruz” slogan›yla yola ç›kan ESP, kampanyas› çerçevesinde her hafta Cumartesi günü ‹stanbul’da Galatasaray Postanesi önünde bas›n aç›klamalar› yapma karar› ald›. 11 Kas›m Cumartesi günü Kad›köy ‹skele Meydan›’nda bir araya gelen ESP, DTP, ODAK, EHP, ÖMP, SDP, HKM, yeni TMY yasas›n›n kabulü ile artarak devam eden devlet terörünü protesto etmek için bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. “Toplumla mücadele yasas› (TMY) iptal edilsin! Demokratik kurumlara yönelik bask›lara son!” pan-

kart› açan kitle, ad›na aç›klamay› okuyan Ersin Sedefo¤lu, sald›r›lar›n devam etti¤ine vurgu yapt›. (‹stanbul)

‹zmir ESP’ye yönelik sald›r›lar›n arkas›ndan bafllat›lan kampanya ile yap›lan oturma eylemlerinin dördüncüsü 28 Kas›m Cumartesi günü saat 12:00’de SGD ve YDG deste¤i ile Kemeralt› giriflinde gerçeklefltirildi. “TMY iptal edilsin, ESP susmad› susmayacak” sloganlar›n›n at›lmas›n›n ard›ndan okunan bas›n metninin ard›ndan oturma eylemine geçildi.

Oturma eylemi s›ras›nda “Söz, eylem, örgütlenme özgürlü¤ü istiyoruz”, “Sosyalist bas›n susturulamaz” vb. sloganlar at›ld› ve topluca At›l›m gazetesi sat›fl› yap›ld›.

Mersin 11 Kas›m Cumartesi günü saat 13:00’de TMY’ye karfl› Partizan, ESP ve DHP’nin örgütledi¤i bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Bas›n aç›klamas›nda “TMY çöpe, halklara özgürlük” pankart› aç›ld›. Yap›lan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan her hafta eylem yap›laca¤› duyuruldu.

Dikmen Vadisi halk› Gökçek’e boyun e¤memeye kararl› Ankara’da Dikmen Vadisi’nde oturan gecekondu sahipleri Ankara Büyükflehir Belediyesi’nin 7 gecekonduyu y›kma karar› almas› üzerine meflaleli yürüyüfl yaparak Büyükflehir Belediyesi’ni uyard›. Kentsel Dönüflüm Projesi’nin hayata geçirilmeye çal›fl›ld›¤› 2005 yaz›nda Dikmen Vadisi halk›, aylarca eylem yaparak, bar›nma haklar›n›n ellerinden al›nmas›na karfl› ç›km›flt›. Bu süreçte y›k›mlara karfl› ön saflarda mücadele eden Vadi halk›ndan 7 kifli Ankara Büyükflehir Belediye

Baflkan› Melih Gökçek’in hedefi haline geldi. Vadiyi gecekondulardan “temizleyece¤ini” söyleyen Gökçek, böl-parçala-yönet politikas›n› uygulayarak y›k›mlara karfl› aktif mücadele eden 7 kiflinin evlerinin y›k›lmas› emrini verdi. Karar› ö¤renen Dikmen Vadisi halk› ise 5 Kas›m akflam› Vadideki Bar›nma Hakk› Bürosu önünde toplanarak meflaleli yürüyüfl yapt›. Biraraya gelen 200’ü aflk›n mahalleli Ankara Emniyet Müdürlü¤ü’nün etraf› kuflatma alt›na almas›na ra¤men

meflalelerle Or-an Sitesine do¤ru yürüyüfle bafllad›. Mahallelinin Or-an Sitesi’ne gitmesini engellemek isteyen Çevik Kuvvet, 2 ayr› noktada barikat kurdu. Mahalle halk› ise 2 barikat aras›nda “Evimize karfl›l›k ev istiyoruz”, “Gökçek flafl›rma sabr›m›z› tafl›rma” vb. sloganlarla düdük çalarak yürüdüler. Bar›nma Hakk› Bürosu önünde toplanan mahalleliler ad›na aç›klama yapan Tar›k Çal›flkan, belediyenin bu karar›na mahalle halk› olarak izin vermeyeceklerini söyledi. (Ankara)

TMK sald›r›lar› sürüyor! DTP’nin 5 Kas›m günü ‹stanbul’da düzenledi¤i bölge toplant›s›, ‹stanbul polisi taraf›ndan bas›larak toplant›ya kat›lan yaklafl›k 200 kiflinin kimlik ve üst aramas› yap›ld›. Bask›nda 9 kifli gözalt›na al›n›rken, DTP Baflkan› olaya sert tepki gösterdi. “PKK yöneticileri toplant› yap›yor” iddias›n›n ortaya at›ld›¤› bask›nda, DTP binas› kordon içine al›nd›. Bask›na iliflkin aç›klama yapan DTP ‹stanbul ‹l Baflkan› Do¤an Erbafl ‹stanbul 9. A¤›r Ceza Mahkemesi’nin ald›¤› hukuk d›fl› kararla parti çal›flmalar›na müdahale edildi¤ini söyledi. DTP Genel Merkez Yöneticisi Mustafa Sar›kaya ise karar›n hukuk d›fl› oldu¤unu, yasal bir toplant› yapt›klar›n› ve ateflkesin gündemde oldu¤u bir dönemde böyle bir arama yap›lmas›n›n kayg› verici oldu¤unu belirtti. (H.Merkezi)

Kürt iflçilere flovenist sald›r›! Ankara’n›n Beypazar› ilçesinde gündelikçi olarak çal›flan Kürt iflçiler, 2 Kas›m Perflembe günü akflamüzeri ilçe pazar›na al›flverifl yapmak için indikleri s›rada MHP’lilerin linç giriflimine maruz kald›. T. Kürdistan›’ndan mevsimlik iflçi olarak geldikleri Ankara’n›n Beypazar› ilçesinde gündelikçi iflçi olarak çal›flan Mehmet Alan, Veli Alan ve Mehmet Öner isimli iflçiler ilçe pazar›nda al›flverifl yapt›klar› esnada pazar›n karfl›s›nda bulunan MHP ilçe binas›ndan inen bir grubun kendilerine sald›rd›klar›n› belirtti. Kald›r›ld›klar› hastanede ifl göremez raporu verilen iflçiler sonras›nda karakolda ifade vererek sald›rganlardan flikâyetçi olduklar›, ancak olay› gerçeklefltirenlerin gözalt›na al›nmad›¤› bildirildi. Yaflanan tüm bu geliflmeler sonras›nda ilçede çal›flan yaklafl›k 2 bin kadar Kürt iflçi biraraya gelip, sald›r›y› protesto etmek için ifle gitmeme karar› ald›lar. (H. Merkezi)


17-30 Kasım 2006

10

61

Ölüm Orucu ve “duyarl›”Adalet Bakan› er geçen gün bask›lar›n›, katliamlar›n› art›rmalar›n›n sebebi; halk›n kopartacak oldu¤u kurtulufl f›rt›nas›n›n önünü kesmek içindir. Bask›n›n oldu¤u yerde baflkald›r›n›n olaca¤›n› bizler kadar onlar›n da iyi bildikleri içindir.

H

F Tipi hapishanelerdeki tecridin kald›r›lmas› ve eyleminin insanl›k d›fl› uygulamalar›n durdurulmas› için 5 Nisan 2006’da ölüm orucuna bafllayan ve 220. günlerinde olan Avukat Behiç Aflc›’n›n eylemi devam ediyor. Geçen 220 gün içerisinde birçok demokratik kitle örgütünün, ayd›nlar›n, sanatç›lar›n, baro ve tabip odalar›n›n ölümü durdurma ça¤r›lar›na karfl› Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in duyars›zl›¤› devam ediyordu. Son olarak Bakanlar Kurulu toplant›s› ç›k›fl›nda bir gazetecinin “Hapishanelerdeki sorunlar nedeniyle açl›k grevi yapan avukat›n durumuyla ilgili kendisiyle görüflmek isteyen ayd›nlara randevu verilmedi¤ini” belirtmesi üzerine Cemil Çiçek flu aç›klamalar› yapt›; “Ne var cezaevlerinde? Evvela bu kifli cezaevinde de¤il. ‹kincisi hak araman›n yolu hukuk çerçevesinde olmas› gerekir. Biz hiçbir insan›n normal eceli d›fl›nda hayat›n› kaybetmesini istemiyoruz. Cezaevi sistemlerimiz Avrupa standartlar›na uygun. Son derece modern infaz sistemlerini uyguluyoruz ve bunun için de birçok ülkeden takdir al›yoruz. Bunca yat›r›m s›k›nt›s› içerisinde trilyonlar harcayarak bu cezaevlerinde daha insanca yaflama flartlar›n› ortaya koyabilmek, oradaki insanlar›n her ne sebep olursa olsun, suç ifllenmifl dahi olsa, insan haklar›na yak›fl›r bir flekilde infazlar› yap›ls›n diye, biz elimizden geleni çabay› gösteriyoruz. ‹ntihar bir suçtur Ceza Kanunu’nda, kimse intihar etmemelidir.” “Ne var cezaevlerinde?” diyor Adalet Bakan› sanki hapishanedekilerin ve d›flar›daki birçok demokratik kurumlar›n yazd›¤› flikâyet dilekçelerinden, F Tipleri yürürlü¤e girdi¤inden beri ölen 122 kifliden ve sakatlanan 600’ü aflk›n insandan haberi yokmufl gibi. ‹nsan hayat›n› 8 metre kareyle s›n›rland›rman›n nas›l bir insanl›k suçu oldu¤undan, iflkencenin

bununla da s›n›rl› kalmay›p oradakilerin mektup, görüfl, havaland›rma gibi insani haklar›na sürekli sald›r›ld›¤›ndan, fiziki iflkenceye maruz kald›klar›ndan haberi yoksa e¤er; bu devlet gerçekten ne yapt›¤›n› bilmiyor fluursuzca hareket ediyor demektir. Behiç Aflc› için o içeride de¤il diyor. “Her koyun kendi baca¤›ndan as›l›r, sen sadece kendini düflün” mant›¤› sadece kendilerinde yani egemenlerin kültüründe vard›r, devrimcilerin kültüründe yoktur ve Behiç Aflc› da bir devrimcidir. Devrimciler kendileriyle birlikte bütün insanl›k için düflünür ve hareket ederler. Devrimcilerde bireyci düflüncelerin olmad›¤›n› emperyalist efendileri de, kendileri de çok iyi biliyor olacaklar

ki toplum için çal›flanlara bu kadar zulüm uyguluyorlar, zihinlerine müdahale edemeseler de bedenlerini insanlardan tecrit ediyorlar. Bu “baflar›l›” çal›flmalar›ndan dolay› da tecrit politikas›n›n gerçek üreticileri olan ve devrimcilerden en çok korkan emperyalist efendilerinden takdirler al›yorlar. Ülkede bu kadar iflsizlik, yat›r›m s›k›nt›s› varken F tipleri yapmak için milyarlar harcand›¤›n› söylüyor bakan. Bu onlar›n devrimcilerden ne kadar korktuklar›n› gösteriyor. Çünkü o da biliyor korumaya çal›flt›klar› sistemin ne kadar köhnemifl, sömürüye zulme dayal› oldu¤unu ve bunun karfl›s›nda duran en önemli tehlikenin devrimciler oldu¤unu. Bakan, hak araman›n hukuk çerçevesi içinde olmas› gerekti¤inden bahsediyor. Behiç Aflc› avukatl›¤a bafllad›¤› 1994 y›l›ndan beri -özellikle F tipi süreci bafllad›¤›ndan beri- y›llard›r bu sorunla mücadele etmifl ve en son olarak da kendisi ölüm orucuna bafllam›flt›r. Asl›nda onlar bunu da biliyor olmal›lar ki çal›flt›¤› zamanlarda görevinden uzaklaflt›rma verdiler, defalarca gözalt›na ald›lar. Halk› kand›rmada s›n›r tan›mayanlar, sanki ülkede demokrasi varm›fl da

devrimciler kullanm›yormufl gibi tablolar çizmeye devam ediyorlar. Bir taraftan da en küçük bir hak alma mücadelesinde karfl›m›za copuyla, gaz bombas›, hücre ve iflkencesiyle ç›k›yorlar. Ve insan hayat›na önem verdiklerinden bahsediyorlar, ama birçok kurumun bu konuyla ilgili görüflme talebini Behiç Aflc› her geçen gün ölüme yaklaflmas›na ra¤men ret ediyorlar. Kimsenin eceli d›fl›nda ölmesini istemiyorlarm›fl, 19 Aral›k’ta, Ulucanlar’da, Dersim’de, Sivas’ta, Urfa’da ve ülkenin dört bir yan›nda çeflitli katliamlara imza atan da ayn› devlet ve ayn› devletin farkl› veya ayn› kurumlar›yd›. Geçmiflte de oldu¤u gibi devlet Adalet Bakan› üzerinden gene ayn› mesaj› veriyor, “görmezseniz yoktur”, t›pk› Kürt Ulusal Hareketi’nde, ülkede her geçen gün artan yoksullaflmada, muhalif ak›mlarda, iflkence konusunda ve di¤er birçok konuda oldu¤u gibi. Ancak bizler de flunu biliyoruz; her geçen gün bask›lar›n›, katliamlar›n› art›rmalar›n›n sebebi; halk›n kopartacak oldu¤u kurtulufl f›rt›nas›n›n önünü kesmek içindir. Bask›n›n oldu¤u yerde baflkald›r›n›n olaca¤›n› bizler kadar onlar›n da iyi bildikleri içindir.

Av. Behiç Aflc›; “Adalet Bakan› üzülmeyi b›rak›p çözüme yönelsin”

Ölüm Orucu’nun 220. gününde Avukat Behiç Aflc›’y› ziyaret ederek hem sa¤l›k durumunu ö¤rendik, hem de Adalet bakan›n›n aç›klamalar›na yönelik düflüncelerini sorduk. Av. Behiç Aflc›: Adalet Bakan› “hakk›n› hukuksal çerçevede aras›n” dedi. Biz onlarca kez bas›n aç›klamalar› düzenledik, davalar açt›k, dilekçeler verdik yani hukuksal anlamda her türlü mücadeleyi verdik, ad›mlar att›k ama tecrit çözülmedi. En son olarak ölüm orucuna bafllad›m. Dolay›s›yla bakan›n söyledi¤i çok gerçek-

çi de¤il. “Üzülüyorum, ölmesini istemiyorum” dedi. E¤er bu konuda samimiyse yapaca¤› fley çok basit; tecridi çözmek. Onlarca, yüzlerce kifliyi yaflatacak olan fley tecridin çözülmesidir. Biz bu mücadeleye tecridin kald›r›lmas› için bafllad›k ve çözüm noktas›nda somut ad›mlar at›l›rsa b›rak›r›z, niye b›rakmayal›m? Bakan e¤er gerçekten samimiyse tecridi çözmelidir. Bugün Uflak E Tipi Hapishanesi’nde ve Adana’da 3 k›z annesi bir bayan var, ölüm orucunun 200. günlerinde. Durumu a¤›r, her an birimiz ölebilir. Bakan bu konuda üzülmeyi b›rak›p çözmeye yönelmelidir, top ondad›r ve çözecek olan da odur. Ve devam ediyor Aflc›; art›k herkese çok daha fazla sorumluluk düflü-

yor. Ölüm orucunun kendisi bir sorunu çözmez. Behiç Aflc›’n›n ölüm orucuna bafllamas› tek bafl›na tecridi çözmez. Tecridin kald›r›lmas› noktas›nda bir zemin yaratt›k, bence herkes bu zemini kullanmal› ve tecridi kald›rma noktas›nda yapt›klar›n›n iki kat daha fazlas›n› yapmal›d›r. Çünkü art›k daha umutluyuz, bu çabay› eme¤i harcamal›y›z, bunu yapal›m. Daha sonra sa¤l›k durumunu sorduk. Yorgunluk, enerji kayb›, ani tansiyon de¤ifliklikleri, hafif böbrek a¤r›s›, kalp at›mlar›nda düzensizlik, ellerde ve ayaklarda yanma, k›sa süreli ba¤›rsak sorunlar› oldu¤unu ve ölüm orucuna 88 kiloyla bafllad›¤› flimdi ise 54 kiloya düfltü¤ünü ö¤rendik. (‹stanbul)


11

61

17-30 Kasım 2006

‹nsan hücreye s›¤ar m›?

TUYAB’›n uzun zaman önce bafllatm›fl oldu¤u kampanya ve tecrit üzerine TUYAB faaliyetçilerinden Semiha K›rkoç ile görüfltük. Semiha K›rkoç: Toplumumuzun % 70’i insan iliflkilerinden kopuk, karamsar ve gelecekten umutsuz bir halde yafl›yor. ‹statistiklere bakt›¤›m›zda, hastanelerin psikiyatri bölümünde depresyon tan›s›yla tedavi görenlerin say›s›n›n oldukça artm›fl durumda oldu¤unu görürüz. Sosyal bir varl›k olan insan›n sa¤l›k durumunu etkileyen faktörlerden birisi de çevresindeki insanlarla kurdu¤u iliflkilerdir. Tam da burada TUYAB’›n kampanyas›n› ele almak, çok yönlü de¤erlendirmek gerekiyor. Amac›m›z sadece tutsaklar›n üzerindeki tecridi k›rmak de¤il toplumdaki tecridin de k›r›lmas›d›r, çünkü ikisi birbirine geçmifl durumdad›r.

- Bu konuda ne gibi giriflimlerde bulundunuz? - 2006’n›n Mart sonunda “‹nsan hücreye s›¤ar m›?” fliar›yla bu kampanyay› bafllatt›k. ‹lk önce tecride karfl› oldu¤u bilinen bütün demokratik kitle örgütlerini dolaflarak kampanyay› ortaklaflt›rmak istedik. Ama gerek dar grupçu yaklafl›mlardan, gerekse de farkl› gündemleri olmas›ndan kaynakl› biz kampanyay› kendi öz gücümüzle bafllatt›k. ‹lk önce dört ana talep belirleyerek bir dosya haz›rlad›k. Bunlar da gayet insani ve ortaklafl›labilecek taleplerdir. Kurumlar› ve gazeteleri tekrar dolaflarak kamuoyuna sesimizi duyurmaya çal›flt›k. Di¤er yandan bas›n aç›klamalar› ve çeflitli etkinliklerle birlikte aileleri toparlamak için, yo¤un aile ziyaretleri ve bir piknik gerçeklefltirdik. Ailelerle birlikte efl zamanl› olarak semtlerde film gösterimleri düzenledik. Yap›lan her mitinge, yöre pikniklerine, toplant›lara kat›larak yine baz› semtlerdeki esnaflar›, pazarlar›, evleri dolaflarak bülten sat›fl›yla birlikte kampanyay› anlatt›k ve insanlara flunu sorduk; “‹nsan hücreye s›¤ar m›?” Özellikle di¤er aile kurumlar›na ›srarla gittik. Eylem birlikteli¤i önerisi sunduk. TUAD göreceli olarak olumlu baksa da, pratikte harekete geçemedi. TAYAD ise kendi politikalar›n›n ayr› oldu¤unu, ölüm orucu

Tekirda¤ F Tipi’nde tedavi engeli TCK’nin 125. maddesinden a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet hapis cezas›ndan hüküm giyen Hakan Ad›güzel sekiz ayd›r bel f›t›¤› olmas›na ra¤men tedavisi engelleniyor. Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Hakan Ad›güzel’in A¤abeyi Nevzat Ad›güzel kardeflinin sekiz ayd›r bel f›t›¤› olmas›na ra¤men herhangi bir tedavisinin yap›lmad›¤›n› belirtti. Hastal›¤›n›n bafllamas›ndan itibaren üç ay doktora götürülmedi¤ini belirten Nevzat Ad›güzel, “Adalet Bakanl›¤›’ndan dilekçe bekliyoruz. Gelinen aflamada fizik tedavisi ile hastal›¤›n›n geçece¤ini söylüyorlar. Ama ‘doktor yok’ diye de bizi oyal›yorlar. ‹çerde ilaç bile vermiyorlar” dedi. Görüfltü¤ü Hapishane Müdür Yard›mc›s›n›n kendisine “burada herkes hasta senin kardeflin de hasta olmufl

çok mu” dedi¤ini belirten Nevzat Ad›güzel “kardeflimin sakat kalmas›ndan korkuyorum. Ve tedavi edilmemesi durumunda sakat kalacak. Ben bir an önce tedavisinin yap›lmas›n› istiyorum. Durumu her geçen gün kötüye gidiyor. fiu ana kadar tedavisini yapaca¤›z dedikleri için her hangi bir hukuki iflleme baflvurmad›k. Ama bundan sonra Cezaevi yönetimi hakk›nda suç duyurusunda bulunaca¤›z” dedi. Sa¤l›k sorunlar›n›n yan›nda ayr›ca yasaklara ve hak gasplar›na da de¤inen Ad›güzel “son iki y›lda bask›lar ciddi oranda artt›. Bu nedenle kardeflimle bir buçuk y›ld›r aç›k görüfl yapam›yorum. Televizyon, telefon ve mektup gibi haklar›n› da verilen yasaklardan dolay› kullanam›yorlar” dedi. (H. Merkezi)

ya olan inanc›yla insan hücreye s›¤sürecini bitirmedikleri gibi gerekçemaz”. Ya sizce? E¤er s›¤maz diyorler sundular. fiu bir gerçek ki, herkesan›z harekete geçmek için daha ne sin sürece dair bir politikas› olmak bekliyorsunuz? zorundad›r. Ama aile kurumu olarak (‹stanbul) hepimizin ana gündemi tecrit ve izolasyondur. Bunun yan›nda il d›fl›nda görüflmelerimiz oldu. Meclis ve Ankara’daki kurumlara gittik. May›s ay›nda bir kez daha gittik. DKÖ’lerle tecrit noktas›nda ›srarc› olursak ortaklaflabilece¤imizi gördük. Ankara Tecride karfl› avukatlar›n mücadele78’liler, TUAD-DER, Ankara si ve mücadele edenleri durdurmak DTP yan›m›zda olduklar›n› içinde polisin çabalar› sürüyor. 1 Kaaç›klad›lar ve orada bir bas›n s›m Çarflamba günü Tecride Karfl› aç›klamas› örgütledik. Geçen Behiç Aflc›’yla Dayan›flma Komitesi ay kampanya çerçevesinde bir avukatlar› Adalet Bakan› Cemil Çiçek kez daha Ankara’ya aile heyeti hakk›nda F tipi hapishanelerde yürütügönderdik. Bu kez sadece Meclen tecrit politikalar›na karfl›, demokralis görüflmeleri yap›ld›. AKP tik kitle örgütlerinin, ayd›nlar›n, sanatManisa Milletvekili Hakan ç›lar›n, barolar›n ve tabip odalar›n›n Taflç› Meclis’e soru önergesi ça¤r›lar›na duyars›z kald›¤› için maneverdi. Ceza Tevkif Evleri Daire vi tazminat davas› açmak istediler. DaBaflkan› Türker Tok’la görüflva açmak için sabah saatlerinde Sirketük. Türker Tok, umut vermesici Adliyesi’ne gelen avukatlara polisin ne karfl›n biz onu samimi bulsald›r›s› sonucu arbede yafland›. Polis muyoruz. Çünkü daha önceki avukatlar› zorla d›flar›ya ç›kartt›, ancak pratiklerine bakt›¤›m›zda ailebir süre sonra avukatlar tekrar gelerek leri oyalama, bafl›ndan savma dava açt›lar. (H. Merkezi) politikalar› uygulad›¤›n› düflünüyoruz. Sürekli umut vermesine ra¤men pratikte at›lan bir ad›m yok. ‹zmir’de ise di¤er kurumlar›n yan› s›ra ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi (‹C‹) ile görüfltük flu anda koordineli olarak çal›fl›yoruz. - Kampanya ile ilgili bunTecrite karfl› 220 gündür bedenini dan sonra neler yapacaks›n›z? açl›¤a yat›ran Av. Behiç Aflc›’ya destek - Önümüzdeki süreçte 19 amaçl› eylem yapan ‹C‹, Partizan, Aral›k mitingi düzenleyece¤iz. Al›nteri, BDSP, DHP, ESP, Devrimci Bu mitingi di¤er kurumlarla orHareket, SDP, HÖC, HKP, Ege 78’litak yapmak istiyoruz. Bu hafta ler Derne¤i, YEKAT 11 Kas›m 2006 böyle bir ça¤r›m›z olacak. Bir Cumartesi günü Konak Sümerbank yandan da imza topluyoruz, onönünde toplanarak “Hapishanelerde lar› da Meclis’e götürece¤iz. tecrit iflkencesi sürüyor. Tecriti kalAyr›ca ailelerin Adalet Bakanl›d›r›n ölümleri durdurun” yaz›l› pan¤›’na ve Cezaevleri Tevkif Baflkart açt›. Mihriban Karakaya taraf›nkanl›¤›’na yazd›¤› dilekçeler dan okunan aç›klamada “F tipi tecriti var, onlar› gönderece¤iz. 19 anlatmaya çal›flan-insani çözüm için Aral›k mitingiyle birlikte kamdiyalog kurulmas›, toplumun sesinin panya çal›flmalar›m›z devam dinlenmesi için bedenini açl›¤a yat›raedecektir. Biz bu konuda ›srarl›rak ça¤r›c› olan Behiç Aflc›’n›n bu çay›z. Kas›m’›n son haftas› veya bas› da bu mücadeleye hukuk cepheAral›k ay›n›n bafl›nda bir kez sinden bir destektir. 220 gündür tecritin daha Ankara’ya gidece¤iz ve eritti¤i bir beden de¤il, tecrite karfl› yayine hayk›raca¤›z; “‹nsan hücflayan bir bedendir ayn› zamanda” dereye s›¤ar m›?” diye. Bizim cenildi. Ard›ndan YEKAT taraf›ndan vab›m›z tek ve net; “Mücadele“Tecrit” adl› oyun oynanarak eylem siyle, bilinciyle, sevdas›yla, sona erdi. (‹zmir) sevgisiyle, iyiye güzele do¤ru-

Tecrit karfl›t› avukatlara polis sald›r›s›

Tecrite karfl› tiyatrolu eylem


12

17-30 Kasım 2006

‹flçi-köylü’den SÜREC‹N KADRO VE M‹L‹TANLARI Emperyalizm ve uflaklar› komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n faflist diktatörlü¤ü her geçen gün sömürü ve bask›lar›n› art›r›rken di¤er yandan ideolojik sald›r›lar›n› da yo¤unlaflt›rmaktad›r. Sömürü ve hegemonya politikalar›n› daha az problemle ve daha az engelle karfl›laflarak yaflam›n her alan›nda egemen k›lmaya çal›flmaktad›r. Bunun için öncelikli hedefi toplumsal muhalefetin en canl› en diri ve en örgütlü olan kesimini etkisiz hale getirmektir. ‹flçi s›n›f› baflta olmak üzere kamu emekçilerine, köylülere, ö¤renci gençli¤e, emekçi kad›nlara, Kürt ulusuna ve ulusal az›nl›klara, demokrasi ve bar›fl güçlerine, ayd›n ve gazetecilere yönelik kapsaml› bütünlüklü ve süre¤en bir sald›r› konsepti gelifltirmektedir. ‹flçi ve emekçilerin ezilenlerin sosyal yaflam› her geçen gün daha fazla zorluklar ve s›k›nt›lar içinde dayan›lmaz hale gelirken di¤er tarafta y›llar süren mücadele ve direnifl sonucu elde ettikleri kazan›mlar› gasp edilmekte, yaratt›klar› mevziler da¤›t›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Maddi ve manevi kölelik zincirleri daha a¤›r daha dayan›lmaz hale getirilmektedir. Buna karfl›l›k bugün iflçilerin emekçilerin, ezilenlerin direnifl ve tepkisi zay›f ve da¤›n›kt›r, kendili¤inden mücadele ve direnifl devam etmektedir. Kendili¤inden tepkinin devrimci ve komünist yap›lar›n önderli¤i alt›nda geliflmesini engellemek, toplumsal muhalefeti sindirmek için hakim s›n›flar devrimci yap›lar›n önderlik ve yönetici kademesine yönelik sald›r›lar›n› art›rarak devrimci muhalefetin daha da büyüyüp geliflmesini engellemek daha genifl alanlara yay›larak ciddi boyutlara varmas›na

f›rsat tan›mak istemiyor. fiimdiden toplumsal geliflim ve ilerlemeyi etkisiz k›lmaya çal›fl›yor. Bundand›r ki görece bir geliflim gösteren, toparlanmaya çal›flan devrimci hareketin, önderlik ve yönetici kademesine topyekün bir flekilde pervas›zca sald›r›yor. Hakim s›n›flar, 12 Eylül 1980 AFC sürecinde, 1990 bafllar›nda ve günümüzde devrimci hareketlere yönelik imha ve engelleme sald›r›lar›n› art›rarak daha kapsaml› ve bütünlüklü hale getirdi. Sald›r› yöntem ve biçimleri, kullan›lan araçlar› gelifltirildi, daha s›k› bir koordinasyon içinde sald›r› ele al›n›p tek bir merkezden yürütülmeye, yönetilmeye çal›fl›lan bir süreç geliflti. Sald›r›lar en ileri düzeye ç›kar›ld›, kapsam alan› geniflletildi her türlü teknolojik imkân ve istihbarat olanaklar› bu sald›r›lar›n somutlaflmas›na sunuldu. S›n›f düflmanlar› sald›r›lar›n› daha da büyütüp daha bir ciddiyet ve dikkatle ele almaya bafllad›. Bundand›r ki bugün düflman cephesinde örgütlenen topyekün sald›r› süreci, s›n›f düflmanlar›n›n s›n›f mücadelesine verdi¤i önem ve ciddiyete uygun tarzda ele al›nmal›d›r. Düflman›n devrimci hareketi önemseyip ciddiye ald›¤› boyuttan daha ileri düzeyde sorun ele al›n›rsa çözüm ad›mlar›n›n at›lmas›na bafllanm›fl olunacakt›r. Bu gerçeklik ›fl›¤›nda günümüzde s›n›f savafl›m›n›n mevcut sorunlar› ele al›n›p çözümleri ve önlemleri konusunda yo¤unlafl›lmal›d›r. En ileri düzeyde dikkat, çok yönlü devrimci uyan›kl›k ve bilinçle s›n›f mücadelesinin bu sorunlar›na yaklaflmak gerekir. Devrimci ilke ve kurallar en küçük bir ihmal ve gevflekli¤e yer verilmeyecek düzeyde ele al›n›p uygulanmal›d›r.

Günümüzde s›n›f bilinçli proleterler s›n›f mücadelesini kavray›fl›n› daha da gelifltirip derinlefltirerek görev ve sorumluluklar›n› yerine getirerek düflman darbelerini bofla ç›kartabilir. Kitle faaliyetine daha fazla önem verip çal›flmalara özen göstererek “kendini koruma” ilkesine uygun hareket edebilir. Kitle çal›flmas›na daha ciddi yo¤unlafl›p bu çal›flmay› verimli ve üretken k›l›p, süreklilefltirmelidir. Kitleler içinde gevflek, hantal, bürokrat çal›flma tarz›yla kitlelerden kopuk dar bir çevre ve kesim içinde hareket eden bir anlay›fl “kendini koruma” ilkesini somutlayamaz, Menflevik anlay›flla, sakat illegalite kurallar›yla, kitleleri örgütlemeye çal›flan tarz dar bir kesim içinde s›k›fl›p kalmaktan kurtulamaz. S›n›f savafl›m›n›n yasalar› ve çok yönlü özellikleri iyi kavranarak, devrimci mevziler kazan›l›r. Bu yasalar› ve özellikleri kavrayacak devrimci savafl›m› geliflkin ve ileri düzeyde yürütecek devrimin bilinç ve ›fl›k tafl›y›c›lar›, cesaret ve umut tafl›y›c›lar› kadro ve militanlar›, “yeni insan” tipini yaratmakla s›n›f savafl›m›nda güçlü ve kal›c› mevziler yarat›l›r. MLM ideolojisinin yön verdi¤i devrimci politika, ekonomik-politik koflullar›n toplumsal sürecin, s›n›fsal analizi üzerinde belirlenir. Devrimci politikan›n belirlenmesi ilk ad›md›r. Ancak bu ilk ad›m kadar önemli olan ikinci ad›m›n at›lmas›n›n örgütlenmesidir. Yani devrimci politikan›n prati¤e uygulanmas›n› baflaracak bilinç ve kavray›fl, yetenek ve cesaret sahip olan “yeni insan”› yaratmakt›r. Devrimci teori olmadan nas›l ki karanl›kta el yordam›yla yürünmeye mahkûm olunuyorsa, devrimci politikay› prati¤e ustal›kla geçirecek, bu yüksek s›n›f görevini lay›k›yla yerine getirecek kadrolar yarat›lmadan s›n›f mücadelesinde tayin edici de¤iflim ve dönüflüm yarat›lmaz. Toplumsal geliflmelere, kendili¤inden oluflan da¤›n›k ve zay›f tepkilere do¤ru ve etkili tarzda yön verecek onu politik iktidar hedefine yöneltecek güç ve irade s›n›f bilinçli kadrolar›n önderli-

61 ¤iyle ortaya konabilir. Toplumsal tarihin ve bugünkü ekonomik-politik-kültürel durumun ayr›nt›l› ve genifl bir incelenmesine dayanarak, iflçilerin ve emekçilerin sorduklar› sorulara ikna edici do¤ru yan›t vermeyi anlafl›l›r bir flekilde baflarabilecek olan s›n›f bilinçli proleterlerdir. Ancak o zaman devrimci düflünce ve politikalar kitlelerin çekim merkezi olur, ancak kitlelerin her türlü sorununa do¤ru ve yeterli görüflleriyle yan›t veren kadrolar kitleleri örgütleyebilir. Bu kadrolar derin ve ileri bir teorik kavray›flla s›n›f savafl›m›n temel sorunlar›na yan›t olmay› baflarabilir. Engin bir s›n›f mücadelesi deneyimine sahip kadrolar yan›t olabilir. Bu kadrolard›r kitleler aras›nda demokratik devrimin çizgisini politikas›n› program›n› rahatl›kla savunacak ve onlar› örgütlemeyi baflarabilecek. S›n›f bilinçli proleterler, iflçi s›n›f›n›n ve emekçilerin çeflitli tepkilerine ve sorduklar› sorulara do¤ru yan›t verebilir. Bu temel nedenden dolay› kadrolar›n e¤itilmesi “yeni insan” yarat›lmas› ve korunmas› yaflamsal önemdedir. Devrimci politika belirlendikten sonra “Her fleyi kadrolar belirler” ilkesinin somutluk kazanmas› aç›s›ndan kadrolar önemlidir. Devrimin büyütülüp gelifltirilmesi, kitlelerin örgütlenip, devrimci savafl›m›n derinlefltirilmesi aç›s›ndan kadrolar›n niteli¤i önemlidir. ‹kinci önemli neden ise s›n›f düflmanlar›n›n sald›r› ve imhas›n›n, engelleme ve etkisiz k›lma politikas›n›n ilk hedefinde devrimci hareketin örgütleme ve yönetme kademesinde olan önder ve yönetici kadrolar›n›n gelmesidir. Onlar›n hedef al›nmas›d›r. S›n›f savafl›m›nda say›s›z devrimci kadro ve yöneticinin, militan ve savaflç›n›n s›n›f düflmanlar› taraf›ndan sürekli katledilerek, engellenerek “süreç d›fl›na” ç›kar›lmas› karfl›s›nda, çok say›da yeni kadro ve militan›n yarat›lmas›na yetifltirilmesine ve düflman darbeleri karfl›s›nda korunmas› yaflamsal ihtiyaç durumundad›r. Bunun için önce do¤ru bir kadro politikas›na ve bu anlay›fla uygun devrimci prati¤in örgütlenmesine ihtiyaç vard›r.

Beyt Hanun ve niceleri için... Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i (FHDD), EHP, Partizan, ESP, SGD, Mücadele Birli¤i, Halk Kültür Merkezleri ve Kald›raç; 8 Kas›m’da Beyt Hanun kentine yo¤unlaflan ‹srail operasyonlar›n› k›namak için 11 Kas›m Cumartesi günü Taksim’de eylem yapt›. Saat 12.00’de Galatasaray Postanesi önünde toplanan kitle, buradan ‹srail Siyonizmini k›nayan pankartlar› ve dövizleriyle yürüyüfle geçti. Taksim tramvay dura¤›na kadar sesli ajitasyonla ve “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “Savra, savra hatta nasr (Diren, diren zafere kadar)” sloganlar›yla yürüdü.

Taksim tramvay dura¤›na gelindi¤inde k›sa bir konuflma ile ‹srail’in 3 gündür Beyt Hanun’da halk›n üstüne bomba ya¤d›rd›¤›, flu ana kadar ço¤u çocuk ve kad›n 30’u aflk›n insan›n katledildi¤i aç›kland›. Ard›ndan kitle ad›na bas›n metnini okuyan Füsun Band›r; Haziran ay›nda Beyt Lahiya plaj›nda piknik yapan 8 Filistinli’nin ‹srail uçaklar›ndan at›lan füzelerle vuruldu¤unu, son olarak da 4 binan›n füzelerle yerle bir edildi¤ini vurgulayarak son bir hafta içinde katledilen 83 Filistinli’nin 7’sinin çocuk, 36’s›n›n da kad›n oldu¤unu kaydetti. Tüm bu vahfletin karfl›s›nda uluslararas› kurumlar›n ‹srail’i sadece “orant›s›z güç kullanmakla” elefltirdi¤ini hat›rlatan Band›r; iflgalci ‹srail’in ise Filistinlilere

topraklar›n› terketmeleri ve baflka ülkelere gitmeleri karfl›l›¤›nda 100 bin dolar teklif ettiklerini sözlerine ekledi. Hat›rlanaca¤› gibi Beyt Hanun burjuva medyaya; Filistinli erkek direniflçilerin camiye s›¤›nd›klar› ve burada ‹srail askerlerince katledilmek istendikleri için kad›nlar›n ölümleri pahas›na yürüyüflü ile ç›km›flt›. Bu yürüyüflte ‹srail askerlerinin açt›¤› atefl sonucu üç kad›n yaflam›n› yitirmifl, 6 kad›n da yaralanm›flt›. Direniflçi erkekler; ‹srail’in bu yenilgi an›nda daha azg›n bir sald›r› yapaca¤›n› bildi¤i için evlerini terketmiflti. Beyt Hanun’da vurulan evlerde ise sadece çocuk ve kad›nlar vard›. Band›r, konuflmas›n›n ard›ndan herkesi Filistin halk›yla dayan›flmay› büyütmeye ça¤›rd›. (‹stanbul)


13

61

17-30 Kasım 2006

“Kel ölür s›rma saçl›; kör ölür badem gözlü olur” cevit kimin kahraman›d›r? E¤itimde, sa¤l›kta özellefltirmelerin yolunu aç›p, IMF ile anlaflmalar imzalay›p, yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin bir lider halk›n “Karao¤lan”› olabilir mi?

E

tuklan›r ve devleti için hapiste “pafla pafla yatmay›” da bilir. O dönem Ecevit’e göre düflman say›lacak MCP ile de yollar› k›sa sürede kesiflecektir. 1999 seçimlerinde tekrar hükümet kurma görevi verilen Ecevit; ANAP ve MHP’nin de içinde oldu¤u bir koalisyon kurar.

Güvercin maskeli y›lan, ›s›rmaya bafllar

1970’li y›llar›n Karao¤lan’› Bülent Ecevit geçti¤imiz hafta 30 y›l› aflk›n bir siyaset yaflam›ndan sonra öldü. Türkiye tarihinde birçok icraat›n sahibi ve uygulay›c›s› olan Ecevit’in ölümünün ard›ndan, onu geçmiflte elefltiren, sözde halkç› burjuva medya ise bir hafta içersinde kahramanlaflt›rd›. Ölümüyle ayn› gün ad›na bir defter aç›larak yaz›lan yaz›lardan abart›l› olanlar›, sanki bir halk kahraman› ölmüfl gibi, gazete manfletlerine yaz›ld›. 11 Kas›m Cumartesi günü devlet erkan›, askeriye ve kendi partisinden de çok say›da görevlinin kat›l›m›yla gayet gösteriflli bir törenle topra¤a verildi. Kendisi toprak olurken arkas›nda tarihe imza koyan icraatlar b›rakan Ecevit ise bu gün “halk kahraman›” Karao¤lan olarak an›lmak isteniyor. Lakin “olan” ve “gösterilmek istenen” bir de¤il. “Olan” Ecevit’in icraatlar›n› saymaya bafllarsak... Köfle yazarl›¤› ile siyasete bafllayan Ecevit, k›sa süre sonra kendisine bir düzen partisi kurdu. Özellikle siyaset arenas›na ç›k›fl› 1970’li y›llar› bulan Ecevit halk›n muhalefetinin geliflti¤ini ve bunun mevcut düzen için bir tehdit oldu¤unun fark›na da vararak kendine yol olarak “ortan›n solu”nu belirler. Bu söylem gerçekte halkç› gibi gözükse de asl›nda muhalif kesimi sistemin çevresine toplamay›, sistemi y›kmadan basit iyilefltirmelerle muhalefeti eritmeyi önermektedir. Özellikle bu söylemin politik aç›dan geri ama tepki aç›s›ndan ise boyutlanm›fl halka yans›mas› ise “namussuzdan, h›rs›zdan, halk› soyandan

ve zulüm edenden hesap soraca¤›z” sözleriyle alanlarda kendini gösterir.

“Köy-kent”i uygulayamasa da köylüyü yoksullaflt›rd› Bu söylemlerle birçok kez patrona¤a meclisine seçilen Ecevit, tüm bunlar›n yan›nda halk›n fakirli¤ini çözmek için yoksul köylüye toprak da¤›taca¤›ndan tutun da memura T‹S hakk› vermeye kadar her yalana baflvurur. Ancak “halkç›” söylemlerle bir yere gelen Ecevit çok geçmeden söylemleri ve icraatlar›nda da dümeni sistemin, emperyalist efendilerinin istemlerinin yönüne k›rar. “Halka toprak da¤›t›yoruz” denilerek sözde bir Toprak Devrimi tasarlar. Köylünün topra¤› al›rsa onun yedek gücü olaca¤›n› düflünen Ecevit, çok geçmeden yoksul köylünün çok küçük bir kesimine k›r›nt› say›lacak ve tar›m için elveriflsiz topraklar verirken, tar›ma elveriflli topraklar› da sermayenin ya¤mas›na çeflitli yollarla açar. “Köyleri gelifltirece¤iz, okulsuz ve sa¤l›k ocaks›z köy olamaz. Türkiye böyle kalk›nmaz” diyerek bafllatt›¤› “Köy-Kent” projesi ile de tarihe iz düflüren Ecevit, bunun üstünden emperyalist flirketlere, bugün Cargill’de de oldu¤u gibi, ilk ya¤ma olana¤›n› açar. Yap›lan okul ve sa¤l›k oca¤› binalar›n›n pek ço¤u devreye girmezken yap›lar ise çürür. Ancak Ecevit’in bu sözde muhalifli¤i, 1980 AFC’sinde de kendini gösterir. Silahl› mücadele ile gelece¤i ören gençlere “anarflist, devlet düflman›” diyen Ecevit çok geçmeden tu-

Uflak devletin sözcülü¤ünü yapma ve pastadan pay kapma imkân› bulan Ecevit ise seçildi¤i(!) sürecin öneminin fark›ndad›r. Türkiye tekrardan ekonomik krizlere girmifl ve halk muhalefeti yükselmifltir. “Ortan›n solu” deyiflini gerçekte devletin örgütlü faflist çetesi MHP ile girdi¤i koalisyonda gösteren Ecevit, çok geçmeden egemenler için sorun olan hapishanelere el atar. 2000 y›l› Ölüm Oruçlar› ile bafllayan direnifle 19 Aral›k katliam› ile karfl›l›k verilir. 19 Aral›k’ta 20’yi aflk›n hapishaneye özel timler, dozerler, halen ne oldu¤u bilinmeyen

kimyasallar ve bombalarla girilir. Katliamda pek çok devrimci ölümsüzleflir, Ecevit ellerine gene devrimcilerin kan›n› bulaflt›r›r. Operasyonun ard›ndan kameralar›n bafl›na geçen Ecevit; “Arkadafllar›n ellerine sa¤l›k, baflar›l› bir operasyon olmufl. Vatana ve millete hay›rl› olsun” sözlerini rahatça söyler. Mevcut tart›flmalarda F tiplerinin hayata geçmesi ertelenirken “Hayata Dönüfl” operasyonuyla F tipleri hayata döndürülür. Ayn› gün televizyona aç›klama yapan bir milletvekili flunu söyler; “Hükümet bizi aldatt›. Bu ‘Hayata Dönüfl’ operasyonu olamaz. Devletin hapishanesine dozerlerle, orduyla girildi. Bu ancak bir katliam olur”. Devlet a¤z›yla itiraf böyle gelir. fiimdi flunu düflünmek laz›md›r; Ecevit kimin kahraman›d›r? E¤itimde, sa¤l›kta özellefltirmelerin yolunu aç›p, IMF ile anlaflmalar imzalay›p, yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin bir lider halk›n “Karao¤lan”› olabilir mi?


14

17-30 Kasım 2006

61

“Arka bahçe”den isyan türküleri yükseliyor!

Devlet terörü, Oaxaca halk›n›n direniflini durduram›yor! üm Oaxaca Eyaleti’ni içine alan ve de halk›n genifl kesimlerini kucaklayan bu eylem süreci henüz bitmifl de¤il. Hükümet güçlerinin provokasyonlar› sürüyor. APPO ise kitlelere provokasyonlara gelmeme ça¤r›s› yaparak, yeni eylemler örgütlüyor. Bir çok örgütlenme eyleme ülke çap›nda destek verilmesi ça¤r›lar›n› yinelerken, Oaxacal› emekçilerin eylemi bugün art›k tüm dünya çap›nda destek almay› sürdürüyor.

T

Dünya iflçi ve emekçilerinin emperyalizmin her türden sald›r›lar›na karfl› gelifltirdikleri direnifller giderek büyüyor. Özellikle de uzun y›llar boyu hayata geçirilmeye çal›fl›lan neo-liberal politikalar›n yaratt›¤› yoksullaflma, iflsizlik, sosyal güvencesizlik vb. y›k›m›n en fazla hissedildi¤i Latin-Orta Amerika ülkeleri, genifl emekçi y›¤›nlar›n eylemleriyle sars›lmaya devam ediyor… Bu ülkelerden biri de Meksika. Meksika’da giderek yükselen s›n›f çat›flmalar›n›n ard›nda yatan bafll›ca neden, elbette emperyalist politikalar ve bu politikalar›n ülkenin iflbirlikçi-uflak rejimleri taraf›ndan Meksika halk›na dayat›lmas› sonucu ortaya ç›kan ekonomik-sosyal-siyasal y›k›md›r. Meksika ayn› zamanda ABD emperyalizmine komflu bir ülke ve aralar›nda uzunca bir s›n›r bulunmakta. Kolayca geçilebilir olan bu s›n›rdan her y›l binlerce insan ABD’ye geçerek, yoksulluk ve sefaletten kurtulmaya çal›flmaktad›r. ABD’deki Meksikal› göçmen say›s›n›n 10 milyonun üzerinde oldu¤u tahmin edilmekte. Göçmenlere dönük hemen tüm emperyalist ülkelerde art›r›lan “önlemler”, en baflta da ABD’de yaflayan göçmenleri, özellikle de Meksikal› göçmenleri etkilemekte. ABD emperyalizmi ülke içinde ç›kard›¤› bir dizi yasayla göçmenlerin yaflam›n› daha da a¤›rlaflt›r›p, s›n›r d›fl› etmeyi kolaylaflt›r›rken, Meksika s›n›r›na dönük de yeni projeler üretiyor. En son gündeme gelen ve büyük bir tepki toplayan proje ise, ABD’nin iki s›n›r

aras›na çekmeye çal›flt›¤› ve Siyonist ‹srail’in Filistin halk›na karfl› gelifltirdi¤i “utanç duvar›” benzeri, s›n›r boyu uzanan bir duvar. Ancak ne ABD emperyalizminin dolayl› ve do¤rudan bask›lar› ne de emperyalist güdümlü Meksika hükümetinin en küçük bir k›p›rdan›fl› kanl› bir vahfletle sindirme çabalar›, Meksikal› emekçi y›¤›nlar›n öfkesinin, aylar boyu süren eylemlerle soka¤a taflmas›n› engelleyemiyor. T›pk› Meksika’n›n Oaxaca eyaletinin ayn› adl› baflkenti Oaxaca’daki emekçilerin 5 ayd›r süren eylemleri gibi. Bugün art›k bir halk hareketine dönüflmüfl olan eylem sürecinde, kent ve çevresindeki birçok kasaba 5 ayd›r emekçilerin iflgaline sahne oluyor ve kelimenin tam anlam›yla art›k halk taraf›ndan yönetiliyor. 70 bin ö¤retmen grevde ve 350 sosyal ve siyasal örgütlenmenin bileflimi olan halk hareketi APPO (Asamblea Popular de los Pueblos de Oaxaca), Vali Ulies Ruiz’in istifas›n›, demokratik reformlar ve anayasan›n iflletilmesini ve daha bir dizi ekonomik-demokratik hak talep ediyor. Meksika hükümeti ise, e¤itim emekçilerinin bafllatt›¤›, ancak bugün genifl emekçi kesimleri içine grev-iflgal sürecini daha ilk günlerden itibaren ordu-polis güçlerini devreye sokarak bast›rma giriflimlerini sürdürdü. 27 Ekim gününe gelindi¤inde, giderek yükselen ve de kitleselleflen eylemler, polisin eylemcilerin üzerine sald›rtt›¤› provokatörlerin 4 eylemciyi silahla öldürmesinin ard›ndan kan banyosuna dönüfltü. Bu sald›r› da ayr›ca 11 kifli de a¤›r yaraland›. Ancak Meksika hükümetinin 22 May›s 2006’dan bu yana süren eylemlere dönük ilk kanl› sald›r›s› de-

¤ildi bu. Polisin gaz bombalar› ve çeflitli silahlarla gerçeklefltirdi¤i çok say›da sald›r›ya maruz kalan eylemcilere dönük 14 Haziran’da gerçekleflen silahl› bir sald›r›da da yine iki e¤itimci ve bir çocuk yaflam›n› yitirmiflti. 70 bin e¤itimcinin, ilk bafllarda, daha yüksek ücret, ö¤rencilere dönük kahvalt› vb. sosyal hizmetler, okullarda daha iyi bir donan›m vb. ekonomik-sosyal taleplerle bafllatt›¤› ve gelinen aflamada genifl emekçi kesimleri kucaklamay› baflaran eylemlere dönük en sald›rgan tutumu sergileyenlerden biri de bölge valisi olmufltu. Eylemcilerle herhangi bir görüflme yapmayaca¤›n› ilan eden vali bununla da yetinmeyerek, medya arac›l›¤› ile e¤itimcilere dönük bir “Ölüm Kampanyas›” bafllatm›flt›. Ancak 14 Haziran’da gerçekleflen bu kanl› sald›r› ayn› zamanda genifl bir dayan›flma a¤› örülmesini de beraberinde getirmiflti. Kanl› eylemden hemen birkaç gün sonra 300’den fazla örgütlenme bir araya gelerek APPO’nun, yani “Oaxaca Halk›n›n Birli¤i”nin altyap›s›n› oluflturdular. APPO’nun içinde, reformistlerden devrimcilere kadar birçok anlay›fl›n yan›s›ra, 600 köyden yerliler de, Meksika’n›n en ezilen kesimleri olarak yer al›yorlar. Birli¤in yapt›¤› ça¤r› ile 16 Haziran’da 800 bin kiflinin kat›ld›¤› bir eylem gerçeklefltirildi. Bu say› Oaxaca nüfusunun 1/4’üne eflitti. Eylem polisle yaflanan fliddetli çat›flmalara sahne oldu ve polis karfl›s›nda zafer kazanan kitleler Oaxaca’y› ele geçirdiler. K›sa süre içinde tüm Oaxaca eyaleti aya¤a kalkm›flt›. Oaxaca’n›n da¤l›k bölgesi Zoogocho’da yaflayan yerliler uzunca bir yürüyüfl gerçeklefltirerek e¤itim emekçilerinin eylemini desteklemeye geldiler. Tüm Oaxaca’da barikatlar kurulmufl ve tüm bölge eylemciler taraf›ndan bloke edilmiflti. Eyalet hükümetine ve devlete ait çok say›da binan›n yan› s›ra, parlamento ve Yarg›tay binas› da yine eylemciler taraf›ndan iflgal edilmiflti. Eylemler ve iflgal aylar boyu sürmüfl ve Ekim ay›na gelinmiflti. Ancak ayn› zamanda bu süreç içerisinde paramiliter güçler ve yerel polis taraf›ndan gerçeklefltirilen ve son

haftalarda dozu giderek artan provokasyonlar ve bunlara ba¤l› sald›r›lar, Meksika hükümetinin yaratmaya çal›flt›¤› korku ve terör ortam›n› haz›rlam›fl ve bölgeye binlerce takviye gücün yan› s›ra, çok say›da helikopter ve uçak gönderilmiflti. Ordunun da arka planda destek sundu¤u polis güçleri haftalard›r halk›n iflgali alt›nda olan Oaxaca sokaklar›na da¤›lm›flt›. Meksika hükümeti eylemlere önderlik eden ve çok say›da siyasal ve sosyal yap›n›n bir araya gelmesinden oluflan halk hareketi APPO’dan, iflgalcilerin hükümet binalar›n›, caddeleri ve meydanlar› hemen boflaltmalar›n› istiyordu. APPO ise hükümetin bu talebini ret ediyor ve daha büyük eylemler organize edilece¤ini ve hareketin tüm halk kesimlerine yay›lmas›n›n hedeflendi¤ini ilan ediyordu. Eyalet hükümeti e¤itimcilerin ücretlerinde art›fl yapmay› kabul etmifl ve ö¤retmen sendikas›n›n Oaxaca Kenti Seksiyonu Baflkan› ise eyalet iç iflleri bakan› ile görüflerek, eylemi ayn› günlerde bitireceklerini aç›klam›flt›. Bu anlaflma tüm medyada yer almas›na karfl›n, 700 delege 2 Ekim’de bir araya gelerek grevi sürdürme ve eyalet valisinin geri çekilme talebinde ›srar etme karar› alm›flt›. APPO da bu karara paralel olarak, 1 Aral›k’ta Oaxaca eyaletinde genel grev yap›lmas›na karar vermiflti. ‹flte bu tablo alt›nda 27 Ekim’e gelinmifl ve APPO’nun ald›¤› karar do¤rultusunda sokaklardaki barikatlar güçlendirilmifl, ana caddelerdeki trafik, otobüs floförlerinin de deste¤iyle, bloke edilmiflti. Bu haz›rl›klar paramiliter güçlerin ve polisin, ayn› gece gerçeklefltirdi¤i ve 4 kiflinin yaflam›n› yitirdi¤i kanl› sald›r›yla bast›r›lmaya çal›fl›lm›flt›. A¤›rl›kl› olarak paramiliter güçlerin yer ald›¤› bu silahl› sald›r› çok aç›k ki, Meksika hükümetinin haftalard›r haz›rl›¤›n› yapt›¤› “Büyük Temizlik” operasyonunun bir parças›yd›! Bu operasyon 27 Ekim gecesi 4 kiflinin yaflam›n› yitirdi¤i sald›r›larla s›n›rl› kalmad› elbette. Hedef eylemciler taraf›ndan iflgal edilmifl resmi-gayri resmi bina ve kurumlar›n tekrar hükümet güçlerince ele geçirilmesini de kaps›yordu.


15

61 ‹flgalcilerin elinden geri al›nmaya çal›fl›lan yerlerden biri de, ayn› zamanda APPO’nun radyo istasyonunun merkezi olan ve de ö¤rencilerin iflgali alt›nda bulunan Benito Üniversitesi’ydi. Ancak a¤›r silahlarla donanm›fl polis güçleri burada a¤›r bir yenilgi alm›fl ve bu yenilgi beraberinde tüm flehri terk etmek zorunda kalmalar›n› da getirmiflti. Üniversite ö¤rencilerinin, APPO’ya ba¤l› eylemcilerin ve de ö¤rencileri desteklemek için sokaklara dökülen halk›n birlikte gerçeklefltirdi¤i direnifl 9 saat sürmüfl ve çok say›da eylemcinin yaralanmas›na, birçok insan›n da tutuklanmas›na ra¤men ne barikatlar› aflmay› ne de üniversiteye girmeyi baflaran polis güçleri, bölgeyi son kez göz yaflart›c› bomba ya¤muruna tuttuktan sonra, -geçici de olsa- geri çekilmek zorunda kalm›flt›. Tüm Oaxaca Eyaleti’ni içine alan ve de halk›n genifl kesimlerini kucaklayan bu eylem süreci henüz bitmifl de¤il. Hü-

kümet güçlerinin provokasyonlar› sürüyor. APPO ise kitlelere provokasyonlara gelmeme ça¤r›s› yaparak, yeni eylemler örgütlüyor. Birçok örgütlenme eyleme ülke çap›nda destek verilmesi ça¤r›lar›n› yinelerken, Oaxacal› emekçilerin eylemi bugün art›k tüm dünya çap›nda dayan›flma almay› sürdürüyor. Birçok ülkede Meksika konsolosluklar› önünde destek amaçl› protesto gösterileri, yürüyüfller düzenleniyor.

“Akl›ma tek kelime geliyor: Zafer!” Özellikle de Latin Amerika ülkelerinde say›s›z destek eylemleri gerçekleflti, Nikaragua’da, Ekvador’da, Guatemala’da destek mitingleri oldu. ABD’de de benzer eylemlilikler oldu, Kanada’da forumlar ve yürüyüfller yap›ld›. Meksika polisinin sald›r›lar›nda gözalt›na al›nan ve daha sonra serbest b›rak›lan bir grup insandan biri bu eylemlerden birinde,

17-30 Kasım 2006 kitlelere flöyle sesleniyordu: “Tüm bu günleri de¤erlendirdi¤imde, yaflad›¤›m›z tüm iflkenceleri, gözalt›lar› ve ölümleri; akl›ma sadece bir kelime geliyor: ZAFER!” Ve 6 Kas›m’da Oaxaca’da yap›lan gösteri ise, Oxaca halk›n›n gerçekten de yaln›z olmad›¤›n› gösteriyor. 6 Kas›m’da, tam 1 milyon 300 bin kiflinin kat›ld›¤› bir protesto eylemi gerçeklefliyor. Meksikal› emekçi y›¤›nlar›n, tüm devlet terörüne ra¤men durdurulamayan isyan› asl›nda dünyan›n birçok yoksul ülkesinde oldu¤u gibi, Meksika’da da s›n›f çeliflkilerinin giderek artmas›n›n ürünüdür. Meksika’da Mart ay›nda bir maden oca¤›nda gerçekleflen kazada 65 maden iflçisi yaflam›n› yitirmifl ve bunu takip eden günlerde yap›lan protesto gösterilerine yine polis ve paramiliter güçler taraf›ndan gerçeklefltirilen sald›r›da iki

OAXACA HALKININ MÜCADELES‹ ENTERNASYONAL MÜCADELEN‹N B‹R PARÇASIDIR (APPO* temsilcisi, Fiyorentino Lopez Martinez ile yap›lan röportaj. Martinez Oaxaca’n›n en eski ulusal gruplar›ndan biri olan Mixteek’ lerden, bir Mixteek köyündenim ve Mixteek dilini konufluyor.) - APPO nedir ve nas›l örgütlenmifltir? -APPO 17 Haziran 2006’da mücadelesine bafllam›flt›r. APPO, iflçi sendikalar›n›, köylü örgütlerini, semt komitelerini, yerli örgütlenmelerini, kad›n örgütlerini, yerel gruplar› ve kiflileri içinde bar›nd›ran bir flemsiye örgütüdür. Toplant›larda her örgütün temsilcisi bulunmaktad›r. Kararlar oy çoklu¤u ile de¤il, oy birli¤iyle al›nmaktad›r. APPO’nun temel hak taleplerini ve hedefleri içeren bir program› vard›r. Örne¤in, gerçek bir demokratik sistem aray›fl› ve emperyalizme, kapitalizme ve faflizme karfl› mücadele gibi. Temel sorun kapitalizmdir. Kapitalizmden dolay›, Oaxaca’da zorba Ulises Ruis Ortis hükümeti vard›r. APPO herkesin kat›labilece¤i bir demokrasi istemektedir. - APPO’nu ilk talebi olan, Ulises Ruis Ortis’in istifas› kabul edildi¤inde ne olacak? - Amac›m›z, halk› bugünkü hükümetten daha fazla dinleyecek, daha demokratik bir hükümettir. Eflitlik ve insan haklar›n›n geliflimi için ve bask›ya karfl› mücadele etmeye devam edece¤iz. APPO örgütleri bir bak›ma Zapatistalara benzemektedir, ancak onlara göre kendi aralar›nda çok daha fazla farkl›l›k göstermekteler. APPO bir flube de¤ildir, ne de herhangi bir politik partiyle ba¤lant›l›d›r. Oaxaca’daki mücadeleden çok daha genifl bir mü-

cadelede odaklanmaktad›r. Yerel mücadelenin d›fl›nda, hem ulusald›r hem de yeni bir dünya için evrenseldir. - “Demokrasi” ile neyi ifade ediyorsunuz? - Birkaç y›lda bir yap›lan seçimlerle ba¤l› olmayan, sistemin tam ifllemesini. Bugün Meksika’da güçlü ve zenginin çok büyük bir farkl›l›¤› vard›r. Demokrasi sadece politik de¤il ayn› zamanda ekonomik ve sosyal bir kofluldur. Örne¤in, Meksika’da halk›n, haklar› yoktur ve insanlar durup dururken ortadan kaybolmaktad›r. Eflitlik yoktur. - APPO yemek, su para da¤›t›m›n› nas›l örgütlüyor ki, bu eylem aylarca sürebildi? - fiehir merkezinin iflgali, bir fleyler de¤ifltirebilmek için tek yoldu. 14 Haziran’da halk flehir merkezini ele geçirdikten sonra, destekçiler geldiler ve bizlere su ve yemek getirdiler. Bu, bugüne kadar sürmekte. Meksika’n›n farkl› yerlerinden ve yurt d›fl›ndan büyük bir dayan›flma ve yard›mlaflma var. - Oaxaca’da pek çok insan dört ayd›r süren eylemlerden dolay› gelirlerini ve ifllerini kaybetti. APPO bu sorunu nas›l karfl›lamakta? - Bu eylemimizin bir sonucudur. Ancak büyük bir dayan›flma var. Bu durumdan sorumlu APPO de¤il yerel iktidard›r. Bast›rma y›llard›r var ve zenginler ile fakirler ars›ndaki fark son y›llarda korkunç derecelerde aç›lm›flt›r. Bütün bunlara ra¤men halk, geliri az veya hiç olmasa da APPO’yu desteklemektedir. - Gelece¤i nas›l görüyorsunuz, mesela bir on y›l sonras›?

- Oaxaca’daki mücadele uluslararas› mücadeleye bir katk›d›r. Hem yerelde hem de uluslararas› alanda halklar, sistemin de¤iflmesi için, bask›ya karfl› ve özgürlü¤e kavuflmak için mücadele ediyorlar. Mücadelemizin meyvelerini sonraki y›llarda toplayabilece¤iz. Halklar flanslar›n› ellerine alarak, daha iyi yaflamak için yeni yöntemler ar›yorlar. Di¤er örgütlerin fikirleri ve mücadeleleri, Oaxaca’daki mücadeleyi ve APPO’nun temel anlay›fllar›n› etkilemifltir. Neo-liberalizmin kabul ettirmek istedi¤i yeni bask› yöntemlerine karfl› durabilmemiz için mücadeleye devam etmemiz gerekiyor. - APPO’da kad›nlar›n yeri nedir? - Çok önemli yerleri var. A¤ustos’tan itibaren, Kad›n Koordinasyonu olarak farkl› bir platformlar› var. Kitlesel kat›l›ml› bir kad›n eylemi oldu. Oaxaca’da kad›nlar›n okuma yazma bilmeme oran› erkeklerinkinden çok daha

maden iflçisi ölmüfl, say›s›z iflçi de yaralanm›flt›. 4 May›s’ta Atenco flehrini basan 3500 polis, “yasad›fl›” pazar tezgahlar›n› kald›rma ad› alt›nda, buradaki sat›c›lara ve küçük esnafa dönük kapsaml› bir sald›r› gerçeklefltirmiflti. Gün boyu süren sokak çat›flmalar›nda 2 kifli yaflam›n› yitirmifl, 200’den fazla insan da tutuklanm›flt›. Ekim 2006, Meksikal› 70 bin e¤itim emekçisinin bafllatt›¤› ve bugün genifl bir halk hareketine dönüflmüfl olan eylemlilik sürecinin zirvesi niteli¤i tafl›man›n yan› s›ra, s›n›f mücadelesi ad›na ç›kar›lacak derslerle dolu. Buradan al›nacak nice ders, sadece Meksika’daki emek hareketinin de¤il, tüm dünya emek hareketinin örnek alabilece¤i geliflmelerle doludur. Bu f›rsatlar de¤erlendirildi¤inde egemenler korkular›n›n yersiz olmad›¤›n› anlayacaklar!

yüksektir. APPO kad›nlar için özel bir manifesto ifllemifltir. - Yerlilerin mücadelesi ile ilgili birfleyler söyleyebilir misiniz? - Ülke halk›n›n ço¤unlu¤unun mücadelesidir. Pek çok yerli halk vard›r ve her birinin kendi dili vard›r. APPO’da pek çok yerli halk temsil edilmektedir. Yerli halklar›n örgütlenme biçimi di¤er gruplara göre çok daha demokratiktir. Bundan dolay›, APPO’da model olarak kullan›lm›flt›r. Oaxaca’daki yerli halklarda oybirli¤i gelenektir. APPO’daki toplant›lar› bu modelle ifllemekteyiz. Yerli halklar›n, bütün iyi gelenek ve görenekleri demokratiklefltirme sürecinde kullan›lmaktad›r. *APPO (Oaxaca Halk›n›n Halk Toplant›s›); Meksika’da gerçekleflen eylemlerde önderlik eden genifl kat›l›ml› örgütlenmedir. (Bu röportaj Yunanistan’da YKP/ML’nin yay›n organ› “Proletarya Bayra¤›” taraf›ndan al›narak çevrilmifltir. “Proletarya Bayra¤›”’dan da ‹flçi-köylü gazetesi için Türkçe’ye çevrilmifltir.)

EZLN’nin Oaxaca’ya deste¤i Meksika içindeki destek de genifl boyutlara ulaflm›fl durumda. Ülke çap›nda deste¤ini aç›klayan örgütlerden biri de EZLN (Ulusal Kurutulufl Hareketi Zapatista Ordusu). EZLN, 30 Ekim 2006’da, Meksika ve Dünya Halklar›na hitaben yapt›¤› aç›klamada, Oaxaca halk›yla destek amac›yla genel grev ça¤r›s› yap›yor, dünya çap›nda protesto eylemleri örgütlenmesini talep ediyor. Subcomandante Markos imzal› aç›klamada Oxaca halk›na, “Yaln›z de¤ilsiniz! Yaln›z De¤ilsiniz!” diye

sesleniliyor ve EZLN’nin sürece iliflkin yaklafl›m› ve bu yönlü ald›¤› kararlar özetle flöyle konuyor: “Oaxaca halk› direniyor! Hiçbir namuslu insan, ço¤unlu¤unu yerli halk›n oluflturdu¤u insanlar›n öldürülmesi, dövülmesi ve hapsedilmesi karfl›s›nda sessiz ve tepkisiz kalamaz. Bizler, Zapatistal› kad›nlar ve erkekler, susmayaca¤›z, bilakis Oaxacal› kardefllerimizle dayan›flma örgütleyece¤iz. (…)”


16

17-30 Kasım 2006

61

Yeni Demokratik Devrim’e do¤ru Nepal’den gözlemler

KATHMANDU’DA MAO‹STLER‹N AYAK SESLER‹-4 Nepal’deki son günlerimiz yaklafl›yor. 2 haftaya yak›n bir zamand›r Nepal Devrimi hakk›nda önemli gözlemlerde bulunduk. Çok say›da etkinli¤e, eyleme kat›ld›k, çok say›da yoldaflla ve farkl› görüfllerden insanlarla tan›flt›k. Ancak en büyük arzumuz olan K›z›l ‹ktidara gitmek ve Halk Kurtulufl Ordusu’ndan yoldafllarla tan›flmak son günlere kadar mümkün olmam›flt›. Hava flartlar› ve yoldafllar›n uzak bölgelerde konumlanm›fl olmalar› engel ç›kart›yordu. Fakat son günler yaklafl›rken flans›m›z tekrar bizden yana döndü ve kendimizi Kathmandu’dan ayr›l›fl haz›rl›klar› içinde bulduk. ‹lk planlanana göre daha k›sa olsa da böylesi bir f›rsat› yakalamak bizi çok mutlu etmiflti. Gidece¤imiz yer Hindistan s›n›r›nda oval›k bölgeye giren Terai’deki Chitwan flehriydi. Baflkentten 4 saat uzakl›kta olan Chitwan gür ormanlar› ve ormanlar›nda yaflayan vahfli hayvanlar›yla ünlü. Buraya safari için gelen turistlerden kaynakl› da turistik bir flehir. Ülkenin deniz seviyesine en yak›n yeri olan Terai’de tropikal iklim hüküm sürmekte. Bu nedenle çok s›cak. Nepal’in bir bölgesinde (Terai’de) hava 50 dereceyken ayn› anda di¤er bir bölgesinde hava – 50 derece (Everest’te) olabiliyor. Chitwan’a ülkenin en büyük anayolundan gidiyoruz. Nepal’in do¤usundan bat›s›na uzanan ve flehirleri birbirine ba¤layan esas olarak tek bir anayol var. Ancak anayol dedi¤imizde ülkemizde büyük flehirleri birbirine ba¤layan, gidifl ve dönüflte 3’er

Köylü örgütü sekreteriyle buluflma Chitwan’a gece geç saatte varabildi¤imiz için o akflam bir flehir otelinde geceliyoruz. Ertesi gün, ö¤len saatlerinde yoldafllar›n köylü örgütlülü¤ünün sekreterinin evine gitmek için yak›n bir köye gidiyoruz. Chitwan’daki köyler Akdeniz, Ege köylerine benziyor. Her tarafta meyve a¤açlar› var ve çok yeflil. Ziyaretine gitti¤imiz yoldafl Tüm Nepal Köylüler Birli¤i (Devrimci)’nin Genel Sekreteri Chitra Bahadur Shrestha yoldafl. Yoldafl 10 y›l önce illegal faaliyete geçmek zorunda kalm›fl. Daha sonras›nda Hindistan’da yakalanm›fl ve 26 ay Bihar’da Hint hapishanelerinde kalm›fl. Temmuz ay›nda bar›fl görüflmeleri sayesinde serbest b›rak›lm›fl. Yoldafl ayn› zamanda Nepal Komünist Partisi (Maoist) Merkez Komitesi dan›flman›. Yoldafl bizi s›cak bir flekilde karfl›l›yor. Dil sorunu nedeniyle anlaflmakta zorluk çekiyoruz. Ancak sorular›m›z üzerine ülkedeki köylülerin durumunu k›saca özetliyor:

“Toprak, üzerinde çal›flan köylünündür”

4’er fleridin oldu¤u büyük yollar› akla getirmek do¤ru olmaz. Daha çok ErzurumDiyarbak›r, Dersim-Ovac›k, MalatyaHekimhan aras› yollar gibi de¤erlendirilebilir. Gidifl ve dönüflte karfl›l›kl› 1’er arac›n gidebildi¤i bir yol. Hele karfl›m›zdan bir kamyon geliyorsa bizim arac›m›z kendini olabildi¤ince yolun kenar›na atmak zorunda. Ülke çok da¤l›k oldu¤u için yolun bir taraf›nda sarp da¤lar öte taraf›nda ise uçurum veya nehir bulunmakta. Bu anlamda gördü¤ümüz manzara oldukça büyüleyiciyken –bir yanda ormanl›k, sarp da¤lar, öte yanda akan nehir- ayn› zamanda ald›¤›m›z yol da çok tehlikeliydi. Çünkü yollar genellikle dik ve virajl›. Nepal’in anayolunu anlatmam›z›n bir nedeni de ülkede gerilla savafl› vermenin avantajlar›n› göstermektir. Bu yolda giderken gerillalar›n baflkenti ablukaya nas›l ald›¤›n› da anlam›fl olduk. Türkiye’de Katmandu’nun PLA (Halk Kurtulufl Ordusu) taraf›ndan ablukaya al›nd›¤› haberlerini okudu¤umuzda bu yollar›n konumunu bilmedi¤imiz için farkl› beklentilere sahip olabiliriz. Ancak Nepal’de baflkente giden anayolu tutmak, trafi¤i kesmek gerillalar için çok güç bir mesele de de¤il. Çünkü co¤rafyan›n özellikleri hesaba kat›ld›¤›nda, stratejik baz› tepeleri tutmak ve yoldaki birkaç köprüyü uçurmak trafi¤i kesmek için yeterli. Zaten trafik bir kez karfl›l›kl› olarak araçlarla kilitlendi¤inde gerici ordunun kalk›p gerillayla savaflmaya gelmesi de çok güç.

Köylülü¤ün devrimci program›: “Köylülerin % 80’i topraks›z. Örgütümüzün fliar› ‘toprak, üzerinde çal›flan köylünün olmal›d›r.’ Çünkü % 20 çal›flmad›¤› halde kalan % 80’i sömürüyor.” “Bizim devrimci program›m›z k›saca flöyle özetlenebilir: gerici güçlerle ba¤› olan köylülerin topraklar›na koflulsuz el konulacak. Ulusal sermayeli köylüler için ise toprak limiti konulacak ve anlaflmak için çaba harcanacak. 10 hektara kadar topra¤› olanlar ise topraklar›n› koruyacak. Örgütümüz flimdiye kadar gerici güçlerle ba¤› olanlar›n 50 bin hektar topra¤›na el koydu. Bu topraklar topraks›z köylülere da¤›t›ld›. Bu topraklarda genellikle komünal tar›msal üretim sistemini uyguluyoruz. Parti tar›msal üretimi topluyor ve Halk Savafl›n›n ihtiyaçlar› do¤rultusunda kullan›yor.” “Devletin köylüyü koruyan bir politikas› yok. Var olan politikas› tar›msal üretimin yönetimi üzerine. Köylüler ürettiklerinin % 90’›n› kendi ihtiyaçlar› için kullan›yorlar. Kalan % 10’unu da tüccara sat›yorlar. Bu tüccarlar›n ço¤u Hintli. Bizden ald›klar› ürünleri bize daha pahal›ya sat›yorlar, köylüyü sömürüyorlar. Tar›mda Hintli tüccarlar›n haki-

miyeti, var olan k›s›tl› sanayi için de geçerli. ‹malat yerlerinin ve fabrikalar›n % 90 kadar› da Hint burjuvazisinin elinde.” “Ülkemizde halk›n % 81’inden fazlas› tar›ma ba¤l›. Bu nedenle Halk Savafl›n›n köylülerle s›k› bir iliflkisi bulunmaktad›r. Halk Savafl› zaten bir köylü savafl›d›r. Partimiz Halk Savafl› ile köylülükle iliflkilerini gelifltirmifltir. Devrimimiz köylü mücadelesinden ayr› düflünülemez. Zaten baflta Prachanda olmak üzere önderlerimizin önemli bir k›sm› da köylü çocuklar›d›r.” “Partimiz köylünün gerçekli¤ini do¤ru bir flekilde analiz etti¤i ve do¤ru politikalar belirledi¤i için Halk Savafl› geliflti. Örgütümüz Maoist partinin politikalar› ve stratejisinden memnundur. Bu nedenle bu politikalar› uygulamak için çaba harc›yoruz.” “Halk Savafl›na köylülerin önemli bir bölümü kat›ld› ve büyük roller oynad›lar. Köylülerin örgütümüze kat›l›m› da yüksek. Örgütümüzün yaklafl›k 3.1 milyon üyesi var.”

Zengin köylü politikas› “Kurtar›lm›fl bölgelerden a¤alar kovuluyor. A¤alar ve tüm gerici güçler flehirlerde merkezilefliyor. Zengin köylüler bizim ittifak yapt›¤›m›z bir güç. Birbirimizi koruyor, birlikte çal›fl›yoruz. Halk Savafl› bafllad›¤›nda a¤alar bize karfl› mücadele ettiler ancak zengin köylüler böylesi bir harekete geçmedi, bize yard›mc› oldular. Harekete do¤rudan kat›lmad›lar ama karfl›t bir plan da yapmad›lar. Bizler zengin köylülere siyasi e¤itim vererek ideolojilerini ve bak›fl aç›lar›n›

de¤ifltirmeye çal›fl›yoruz. Zengin köylüler öz olarak oportünistler. Hareketimiz güçlendi¤inde etraf›m›zdalar, zay›flay›nca da uzaklafl›rlar. Ancak bizim esas düflman›m›z toprak a¤alar›d›r. Toprak a¤alar› kral›n ve Kraliyet Ordusu’nun gerçek temsilcileridir.”

Bar›fl görüflmeleri sonucunda a¤alara toprak lar› geri verilecek mi? “Bar›fl görüflmeleri baflar›l› olursa ideolojimizi, hareketimizi kabul eden, hareketimize kat›lan a¤alara topraklar›n› geri verece¤iz. Ve elbette üretime de kat›lmak zorundalar. Halk› katleden, suç iflleyen, iflkence yapan, Kraliyet Ordusu’na yard›m eden a¤alara topraklar›n› vermeyece¤iz. Bar›fl görüflmelerinde topraklar› geri verece¤imizi söyledik ancak bu kriterleri de kabul ettirdik. Köylülerin gerçek taleplerini kabul etmek flart›yla topraklar geri iade edilecek. Yine bu topraklarda üretilen ürünün üçte biri toprak sahibine üçte ikisi de köylüye kalacak.”

‹fladamlar› örgütünden yoldafllar Köylü örgütünden sekreter yoldaflla sohbetimizin sonlar›na do¤ru 2 yoldafl geliyor. Zaman›m›z s›n›rl› oldu¤u için Shrestha yoldaflla daha fazla sohbet edemiyoruz. Gelen yoldafllar›n isimleri Kapil Babu Khanal ve Tika Ram Pokhorel. Bu yoldafllar Chitwan’da kald›¤›m›z sürece bizimle ilgilendiler. Kendileri ifladamlar› örgütünün yönetimindeler. Pokhorel yoldafl örgütün baflkan›. Bu yoldafllar s›n›fsal olarak ulusal


17

61

17-30 Kasım 2006

burjuvaziye ba¤l›lar ve en üst kast olan Brahmanlardan. Ancak ö¤rencilik y›llar›nda devrimci düflüncelerle tan›flm›fllar ve Halk Savafl› sürecinde de örgütlü faaliyet yürütmüfller. Ba¤l› bulunduklar› örgüt Halk Savafl›n› destekleyen bir örgüt. Amaçlar› ifl adamlar›n› yeni demokratik iktidar için örgütlemek. Bu yoldafllar savafl esnas›nda kendilerini aç›ktan ifade etmiyorlarm›fl. Gizli çal›fl›yorlarm›fl. Yoksa Maoist olduklar› bilinse ifllerini de sürdürmeleri mümkün olamazd›. Savafl döneminde lojistik destekte bulunuyorlarm›fl. Para yard›m›, eflya ve insan tafl›ma, yoldafllar› ifle alma vb. görevleri yap›yorlarm›fl. Bir di¤er önemli görevleri de iletiflim sa¤lamakm›fl.

MK SB üyesi yoldafl›n ailesiyle tan›fl›yoruz Khanal ve Pokharel yoldafllar bizleri ilk olarak PMK SB üyesi Bahadur yoldafl›n ailesinin evine götürüyor. Burada yafll› anne ve babas›yla k›sa bir sohbet yap›yoruz. Baba çok yafll› oldu¤u için konuflam›yor. 32 y›l Gurkha askeri olarak ‹ngiliz ordusunda savaflm›fl. Gurkhalar›n çok ilginç öyküleri var. Gurkhalar ‹ngiliz ordusuna zorla al›nan ve dünyan›n dört bir yan›nda ‹ngiliz sömürgecili¤i için ön saflarda savaflt›r›lan Nepalli gençler. Özellikle 1960’l› y›llara kadar oldukça yayg›nm›fl Nepalli gençlerin zorla ‹ngiliz ordusuna al›nmalar›. Nepal’de yüz binlerce Gurkha bulunmakta. Bu uygulama yüzünden Nepal halk› büyük ac›lar çekmifl. Zorla askere al›nan gençlerin birço¤undan haber al›namam›fl. Gurkha askerlerinin eflleri, çocuklar›, aileleri ac›lar içinde y›llarca efllerinin, çocuklar›n›n yolunu beklemifller. Bugün Nepal’de eski Gurkhalar›n ve Gurkha efllerinin güçlü kitle örgütleri mevcut ve bu örgütler halk hareketinin içindeler. Dayan›flma Konferans›nda tan›flt›¤›m›z eski Gurkha askerlerinin örgütünün baflkan›, kendileri askere zorla al›nmasayd› güçlerini kendi ülkeleri için kullanabileceklerini ve kral›n zulmü alt›nda bu kadar ezilmeyebileceklerini belirtmiflti. Gurkhalar›n kendilerine özgü ünlü b›çaklar› var. Yoldafllar Halk Savafl›n›n bu Gurkha b›çaklar›yla bafllad›¤›n›, bu b›çaklarla silahlara el koyup silahland›klar›n› belirtiyorlar. Yeni ö¤rendi¤imiz bu gerçeklik de emperyalizmin halk düflman› yüzünü gösteren bir baflka uygulama olarak öfkemizi büyütüyor. Bahadur yoldafl ailenin 7 çocu¤unun en büyü¤ü. Kendisi Moskova’ya tar›msal üretim üzerine e¤itim almaya gidiyor. 27 y›l önce 3. s›n›ftayken okulu b›rak›p mücadeleye kat›lmak için ülkeye geri dönüyor. O dönem ailenin buna tepkisi çok büyük olmufl. Ancak flimdi tüm ailenin devrimi destekledi¤ini söylüyor anne. Geçmifle göre bilinçlendik-

lerini belirtiyor. Bahadur yoldafl›n partide etkili bir yere gelmesi nedeniyle devletin aile üzerindeki bask›s› art›yor. Yoldafl›n orada olmad›¤›n› bildikleri halde s›kça gelip aileyi sorguya çekiyorlarm›fl. Yoldafl›n foto¤raflar›na el koyuyorlarm›fl. Baba asker oldu¤undan kaynakl› evde olmad›¤› için bask›lara maruz kalan, direnen, çocuklar› koruyan hep anne olmufl. Gece bask›nlar›na al›flt›¤›n›, askerle, ajanlarla nas›l muhatap olunaca¤›n› bildi¤ini söylüyor. Anneyle babay› fazla rahats›z etmemek için program›m›z›n yo¤unlu¤unu gerekçe göstererek yanlar›ndan ayr›l›yoruz.

K›z›l iktidara k›sa bir ziyaret Bahadur yoldafl›n ailesinden sonra hedefimiz K›z›l ‹ktidar bölgesine gitmek. Yaklafl›k 20 dakikal›k bir yoldan sonra ordunun k›fllas›n› geçiyoruz ve yoldafllar art›k K›z›l Bölgede oldu¤umuzu söylüyorlar. Oval›k bölge olmas›na ra¤men düflman k›fllas›ndan ileriye gidemiyormufl. Savafl döneminde ayda bir askeri operasyon için giriyorlarm›fl ancak fazla tutunam›yorlarm›fl. Köylerin, evlerin içinde yolumuza devam ediyoruz. Temiz, düzenli, güzel evler, herkes iflinde gücünde. Bazen toplanm›fl, bir fleyler konuflan kad›nlar›n, gençlerin yan›ndan geçiyoruz. Yol boyunca köyde flehitler için yap›lm›fl yerleri ziyaret ediyoruz. Önce bir okula geliyoruz. Hafta sonu oldu¤u için okul kapal›. Okulun içinde bir binay› yoldafllar kütüphaneye çevirmifller. Yoldafl›n ismi Mitra Mani Acharya. Yoldafl o bölgenin insan›ym›fl ve bölgede önemli faaliyetler yürütmüfl. Faaliyete söz konusu okulda bafllam›fl. 22 y›l önce flehit düflmüfl. ANNISU-R’dan genç yoldafllar onun an›s›na kütüphaneyi oluflturmufllar ve binan›n önüne yoldafl› anlatan bir yaz› koymufllar. Ard›ndan küçük bir park› ziyaret ediyoruz. Bu park› da yine o köyde faaliyet yürütürken 2 y›l önce flehit düflen Ram Bahadur Khadka’n›n an›s›na yap-

m›fllar. Park› ziyaret ettikten sonra bir flehit yoldafl›n evine u¤ruyoruz. Ancak ailesinin evde olmad›¤›n› ö¤reniyoruz. fiehit yoldafl›n kardeflinin efli bizi karfl›l›yor, k›sa bir sohbetin ard›ndan yan›ndan ayr›l›yoruz. fiehit yoldafl›n ismini ise hemen evin yan›ndaki komün tarlas›na vermifller. Büyük bir pirinç tarlas› buras› ve yoldafl›n ismiyle an›l›yor. Tarlan›n yan›nda geçtikten sonra baflka bir flehit yoldafl›n ailesini ziyaret ediyoruz. Yoldafl›n annesi ve kardefliyle tan›fl›yoruz. K›saca neden geldi¤imizi anlat›yoruz ve yoldafllar› selaml›yoruz. fiehit yoldafl›n ismi Sharada Shrestha. Yoldafl bölgede sevilen ve bilinen bir yoldaflm›fl. Tan›nan bir gençlik önderiymifl. Ard›ndan bölgede kad›n hareketinin yarat›lmas›nda etkin bir rol oynam›fl ve alkol karfl›t› harekete önderlik etmifl. Ayr›ca güzel sesi nedeniyle kültürel çal›flmalarda da yer al›yormufl. Yoldafl›n esas görevi ise Chitwan flehrinin parti komitesi sekreterli¤iymifl. Yoldafl parti toplant›s› için flehirden ayr›l›rken yakalan›yor ve düflman taraf›ndan katlediliyor. Yoldafl›n an›s›na köyün meydan›na plaket asm›fl yoldafllar›. fiehit yoldafllar›n bu flekilde u¤runa mücadele ettikleri K›z›l ‹ktidarda an›lmalar› bizleri de çok etkiledi. Biz de yoldafllar›n an›lar›n›n önünde sayg›yla e¤ildi¤imizi, u¤runa canlar›n› verdikleri mücadeleyi yükseltece¤imizi yoldafllar›na ilettik.

Halk sanatç›s›yla sohbet Ard›ndan Nepal devriminin en ünlü sanatç›lar›ndan birinin evini ziyaret ediyoruz. Yoldafl›n ismi Khusiram Pakhrin. fians›m›za yoldafl uzun bir yolculu¤un ard›ndan evine yeni dönmüfl. Yoldafl 30 y›ld›r devrim saflar›nda sanat›n› gerçeklefltiriyor. fiark› söylüyor, beste yap›yor, fliir yaz›yor, dans ediyor. Birçok enternasyonal marfl› Nepalceye kazand›rm›fl. Yoldafl eski, küçük bir kulübede oturuyor. “Ben 30 senedir bu kulübedeyim. Ben sanat›m› maddi getiriler için de¤il devrim için yap›yorum. Baflka hiçbir iste¤im yok. Çünkü ya-

flamda her fley feda edilebilir” diyor. Yoldafl bugüne kadar 500 flark› haz›rlam›fl. 5 de kaset ç›karm›fl. Partinin aç›k ve kapal› etkinliklerinde ve Hindistan’da binden fazla konser vermifl. “Emperyalist, gerici kültür yay›lmaya çal›fl›yor. ‹ngilizce flark›lar, Hollywood flark› ve filmleri, Hint film ve flark›lar›, ülke egemenlerini öven flark›lar, toplumsal de¤eri olmayan aflk flark›lar› ve anlams›z flark›lar gerici kültüre dahildir. Ülkemizde birçok ilerici sanatç› buna karfl› mücadele ediyor. Ulusal, devrimci, halk›n özlem, sorun ve taleplerini yans›tan bir sanat anlay›fl›n› savunuyorum.” “Silahl› mücadele bafllad›¤›nda halk›n kültürel gruplar› üzerinde büyük bask› vard›. 8 y›l önce Kathmandu’da 7 halk sanatç›s›, Rolpa’da 11 halk sanatç›s› öldürüldü. Partiyle birlikte hareket eden çok say›da kültürel grup var. Halk sanatç›lar› Tüm Nepal Halk Kültür Örgütü’nde örgütlüler. Baflkan›m›z iflkence ile katledilen Krishna Sen’dir. fiu ana kadar 160 halk sanatç›s› katledildi.” “Gerici hükümet kültür gruplar›n› bast›rmaya önem veriyor. Çünkü bunlar kendilerini tehdit ediyor. Ancak bask› yapt›kça kültürel çal›flma yapanlar›n say›s› art›yor. fiu an örgütümüzde 15 binden fazla halk sanatç›s› bulunmakta.” “Halk›m›z çok yoksul ve kültürel çal›flmalara çok ilgi gösteriyorlar. Partinin düflünceleri/politikalar› bu flekilde yay›l›yor. Bu sayede parti güçleniyor. 10 sayfa bildirinin, 1 saatlik konuflman›n veremedi¤ini 1 flark› verebiliyor.” Yoldafl›n ailesi de mücadele içinde. Bir o¤lu 3 y›l önce flehit düflüyor. K›z› ve efli de tam zamanl› parti çal›flan›. Yoldafl 30 y›ll›k mücadelenin ve onca bedelin ard›ndan zafere bu kadar yaklaflt›klar› için gurur duyuyor. “Dünyadaki hiçbir de¤iflim basit bir flekilde gerçekleflmez. Zorla olur. Devrim de kolay bir ifl de¤ildir ve ço¤unlu¤un kurtuluflu için küçük bir grubu feda etmek gerekmektedir. fiansl›y›z ki bizler o küçük gruba dahil olmad›k. Geçmifle bakt›¤›mda sadece gurur duyuyorum.” Pakhrin yoldafl bize devrimci sanatç›n›n nas›l olmas› gerekti¤ini gösteriyor. Güzel sesiyle bizim için ufak bir flark›y› da seslendiriyor. Mütevazili¤iyle, bilinciyle tam bir halk ozan› oldu¤unu anl›yoruz. Yoldafl›n ismini daha sonras›nda çok duyuyoruz. Yoldafl›n devrimci hareket içindeki önemini ve ününü daha iyi anl›yoruz ve onun sadeli¤ine ve inanc›na olan sayg›m›z katlan›yor.

Halk Kurtulufl Ordusu’nu ziyaret 29 Eylül sabah› Halk Kurtulufl Ordusu’nu (PLA) ziyaret için erkenden yola ç›k›yoruz. Ziyaret günü yoldafllar da eski bir özel okula yerleflmekle meflgullermifl. Gerillalar esas olarak köylerde kal›yorlarm›fl. Ancak gitti¤imiz dö-


18

17-30 Kasım 2006 nem festival dönemi oldu¤u için yoldafllar bir haftal›¤›na okula yerleflmeyi tercih etmifller. Festival esnas›nda silahlarla köyde kalmay› do¤ru bulmam›fllar. Ziyaretimizden bir gün önce yaklafl›k 500 gerilla okula gelmifl. Görevleri 2 gün içinde okulu yaflanabilir bir ortama dönüfltürmek. Yerleri temizliyorlar, elektrik hatt› çekiyorlar, yemekhane ve y›kanma yerlerini ayarl›yorlar. Çünkü 3 gün sonra yaklafl›k 1000 gerilla daha okula gelip yerleflecekmifl. Belli bir yere kadar arabayla gittikten sonra yoldafllar bizi motosikletle gerillalar›n kald›¤› okula götürdüler. Bizi komutanl›k düzeyindeki yoldafllar kap›da karfl›l›yorlar. Ziyaret etti¤imiz birlik Üçüncü Tugaya ba¤l› Basu Tümeni. Basu yoldafl MK-SB üyesiyken 7 y›l önce flehit düflmüfl. Yoldafl›n ismini tümene vermifller. Biz vard›¤›m›zda yoldafllar da e¤itim yap›yorlard›. K›sa bir süre onlar› izledikten sonra sohbet için bizi bir salona ald›lar. Salonda 4 y›l önce PLA’ya kat›lan müfreze komutan› Roshani yoldafl, 5 y›l önce PLA’ya kat›lan müfreze komutan› Rashana yoldafl, PLA gazetecisi Basanda yoldafl, 4 y›l önce kat›lan birim komutan› Komala yoldafl, 6 y›l önce PLA’ya kat›lan bölük komutan› Pralok yoldafl, bölük siyasi komiseri Sanc›n yoldafl, 7 y›l önce PLA’ya kat›lan bölük siyasi komiseri Jayanta yoldafl, 9 y›l önce PLA’ya kat›lan bölük siyasi komiseri Navin yoldafl, 9 y›l önce PLA’ya kat›lan tabur komutan› Simon yoldafl, 8 y›l önce PLA’ya kat›lan tümen komutan yard›mc›s› Sarad yoldafl ve 11 y›l önce PLA’ya kat›lan tümen komutan› Ashok yoldafl bulunmaktayd›. PLA’n›n yap›s›n› anlatmak gerekirse;

Halk Kurtulufl Ordusu’nun yap›s› Tüm ülkede 7 tugay (5000-8000 üye) bulunmakta. Her tugayda 3-5 tümen (1500-1700 üye), her tümende 3-5 tabur (450-500 üye), her taburda 3-5 bölük (150-170 üye), her bölükte 3-4 müfreze (35-45 üye), her müfrezede 3-5 birim bulunmakta. Her birimde 11-13 kifli üye mevcut. Kathmandu’nun çevresinde 3. tugay bulunmakta ve bu tugaya ba¤l› 5 tümen var. Biz de bu tümenlerden birindeyiz. PLA’n›n baflkomutan› Prachanda yoldafl. Prachanda yoldafla ba¤l› ise 4 yard›mc› komutan yer almakta. Bunlar Pasang yoldafl, Anamta yoldafl, Prabhakar yoldafl ve Baldev yoldafl. Yoldafllar genellikle köylerde kal›yorlar. Kald›klar› yerlerde mevsimlik çal›flmalara kat›l›yorlar. Köylülerle birlikte yol yap›yorlar, suyollar›, köprüler, flehitler için an›tlar infla ediyorlar. Rolpa’da yaral› gerillalara bakan bir hastaneleri var. En son Rolpa’da 91 kmlik fiehitler Yolu (Shahid Marge) anayolunu infla et-

mifller. Filistin ve Irak halklar›n›n direniflini inceleyip incelemediklerini ve buradaki mücadele hakk›ndaki görüfllerini sordu¤umuzda ise onlardan ö¤rendiklerini söylüyorlar. “Filistin ve Irak halklar› ABD emperyalizmine karfl› militanca mücadele ediyor ama siyasi kumandanl›k bulunmamakta. Bu da siyasi hedefine ulaflmas›n› engelliyor. Bu ülkelerdeki en büyük ihtiyaç siyasi-komünist önderliktir. Salt askeri mücadele yetmeyecektir.” Yoldafllar emperyalist iflgale karfl› haz›rl›klar›n› sürdürdüklerini de belirtiyorlar. Prachanda yoldafl bir röportaj›nda tünel savafl›ndan bahsetmiflti. Yoldafllar bu tünel savafl›n›n Hizbullah’›n kulland›¤› fleklin kopyas› olmayaca¤›n›, Nepal’e özgü olaca¤›n› ifade ediyorlar. “Kraliyet Ordusu’ndan PLA’ya çok say›da asker silahlar›yla birlikte kat›l›yor. Alt düzeydeki askerler daha yo¤un olsa da komutanlardan da dahil olanlar bulunmakta. Çat›flma s›ras›nda yakalad›¤›m›z askerler suç ifllemediyse onlar› e¤itiyoruz ve aç›k bir kitle toplant›s›nda bu askerleri halka veriyoruz. Yaral›lara ise aynen PLA üyeleri gibi t›bbi bak›m yap›yoruz.” “PLA’dan gönüllü bir flekilde ayr›lanlara herhangi bir yapt›r›mda bulunmuyoruz. fiayet çat›flmadan kaçt›ysa politik e¤itim veriyoruz. Fakat suçu büyükse tutukluyor ve üretime gönderiyoruz.” PLA’n›n % 40’› kad›n gerillalardan olufluyor. Komiserlikler ve komutanl›klar aras›nda ise kad›n yoldafllar›n oran› % 25-30 aras›. “Halk Savafl›ndan önce kad›n bask› alt›ndayd›. Erke¤e ba¤l›yd›. KP’nin önderli¤inde kad›n ilerledi. Çünkü KP kad›na öncelik verdi. Kad›n›n bilinçlenmesi ve geliflmesi için çal›flt›. Bu nedenle kad›nla erkek flimdi eflit durumda. Ancak 10 y›l önce böyle de¤ildi” diye anlat›yor kad›n yoldafllar. Parti içinde erkek egemen bir anlay›fl olmad›¤›n›, ye-

Ateflkes dönemi gerilla için en zorlu dönemdir

61

rel hükümetlerde de eflit da¤›l›m oldu¤unu belirtiyorlar. Devrimci hareketin kad›n aç›s›ndan öneminden bahsediyorlar. Düflman eline geçenlerden kad›n yoldafllar›n iflkencelerden daha dayan›kl› ç›kt›¤›n› vurguluyorlar. Biz de ülkemiz hakk›nda sorduklar› sorular› cevaplad›ktan sonra kendilerine Partizan ve Yeni Demokrat Gençlik bayraklar›n› hediye ediyoruz. Yoldafllar da PLA’y› anlatan çeflitli cd’leri bizlere hediye ediyorlar. Gerilla yeme¤inden yedikten sonra kamp› gezmeye ç›k›yoruz. Kampta gerillalar›n program› flöyle. Gerillalar sabah 4.30’da kalk›yorlar. 7’ye kadar fiziksel ve askeri e¤itim ald›ktan sonra kahvalt› ediyorlar. Ö¤lene kadar kamp›n iflleri için çal›fl›yorlar. Ö¤leden sonras›n› ise siyasi çal›flmaya ay›r›yorlar. Akflam saatlerinde de spor yap›p, oyunlar oynuyorlar. Gece de kültürel çal›flmalar yap›yorlar, film, tiyatro izliyorlar. Gece 10’da da yat›yorlar. PLA’n›n görevleri olarak örgütlenme, mücadele, Ajitasyon/propaganda ve üretimi say›yor yoldafllar. Ateflkes döneminde mücadeleden çok örgütlenme çal›flmalar› yap›yorlar. Kamp yerini gezdikçe yüzlerce gerillayla karfl›lafl›yoruz. Kimi askeri k›yafetleriyle kimileri de sivil. Silahlar›n› bir köfleye koymufllar, küçük gruplar halinde kitap okuyup yaz› yaz›yorlar. Gerillalar›n % 20’sinin yeni kat›ld›¤›n› anlat›yor yoldafllar. Komutan Ashok yoldafl 32 yafl›nda. Onlarca kez çat›flmaya girip ç›km›fl. Tan›nan, popüler komutanlardan birisiymifl. Ashok yoldaflla Sarad yoldafl›n gerillalarla iliflkilerinin s›cak oldu¤unu gözlemliyoruz. Gerillalarla sohbetleri, flakalaflmalar› bu iliflkiyi gösteriyor. Yol boyunca tümenin kültür grubundan sa¤l›k grubuna kadar çeflitli birimlerinden yoldafllarla tan›fl›yoruz. Ayr›lma zaman› çok çabuk geliyor.

Yoldafllar ateflkes döneminin gerilla için en zorlu dönemler oldu¤unu vurguluyorlar. “Gerilla, savafl içinde geliflir ve canl› kal›r. fiu an düzenli e¤itim yap›yoruz. Morali korumak için siyasal e¤itime yo¤unlafl›yoruz.” Yine fiziksel e¤itim de öne ç›k›yor. Ancak ateflkes süreci oldu¤u için at›fl talimi yapm›yorlar. “Halk Savafl› çok h›zl› geliflti. Bunda en önemli etkenlerden biri de savafla ilk bafllad›¤›m›zda orduyla de¤il de polisle savaflmam›zd›” diyor yoldafllar. O dönem egemen s›n›flar›n kendi içindeki mücadeleden kaynakl› kral orduyu harekete geçirmiyor. Hükümetin denetimindeki polis, gerillan›n karfl›s›na ç›k›yor. Kral durumun ciddiyetini anlay›p orduyu seferber edene kadar gerilla kuvvetleri gelifliyor, güçleniyor, kitle deste¤ini artt›r›yor, silahlan›yor ve savafl dene-

Hiç istemedi¤imiz halde, sormak istedi¤imiz çok fazla konu olmas›na ra¤men farkl› programlar›m›z›n olmas› nedeniyle sadece 1 gün geçirebiliyoruz yoldafllar›n yan›nda. Komutan yard›mc›s› yoldafl ve gazeteci yoldafl iyi ‹ngilizce bildikleri için sürekli yan›m›zdayd›lar. Komutan yoldafl da büyük oranda bize efllik etti. Yoldafllara bu kadar ifl güç içinde bize zaman ay›rd›klar› için çok teflekkür ediyoruz. Kahraman PLA savaflç›lar›na k›z›l selamlar›m›z› iletti¤imizi, zafere ulaflacaklar›ndan emin oldu¤umuzu, devrimin zaferinden sonra ülkemizde onlar› misafir etmekten çok memnun olaca¤›m›z› söylüyoruz. Yoldafllar da ülkemizdeki yoldafllar›m›za k›z›l selamlar›n› gönderiyorlar ve bizi u¤urluyorlar.

Devrimcilerin yaflad›¤› sorunlar Yaz›y› sonland›rmadan önce k›saca yoldafllar›n yaflad›klar› baz› s›k›nt›lar› paylaflmak istiyoruz. Birçok görüflmede yoldafllar devrimin çok h›zl› geliflti¤ini, bunun olumlu yanlar›n›n yan›nda çok say›da olumsuz yanlar›n›n da bulundu¤undan bahsediyorlar. Özellikle ö¤renci yoldafllar örgütlendiklerinde devrim zaten çok güçlü bir aflamaya gelmifl bulunuyordu. Bu nedenle yoldafllar›n önemli bir k›sm›n›n çok fazla bedel ödemeden, devrimci faaliyet içinde geliflmeden, zorluklarla karfl›laflmadan sorumluluklar ald›klar›n› belirtiyorlar. Bu nedenle proleter devrimci dönüflümü sa¤lamayan çok say›da faaliyetçinin halka küçük burjuva tav›rlarla yaklaflt›¤›n› ve bunun halk nezdinde güvensizlik yaratt›¤›n› vurguluyorlar. Yoldafllar›n ‹ngilizce yay›n organ› Worker (‹flçi) dergisinin son say›s›nda bu konuda yay›nlanan MK çözümlemesi de bu konuda çeflitli aç›l›mlar yapmaktad›r. “Ancak bugün partimizde proleter ruhtan ve amaçlardan sapmalar görülebilmektedir. ‹deolojik alanda kiflisel kü-

yimi kazan›yor. Halk Savafl›na neden Rolpa’da bafllad›klar›n› sordu¤umuzda yaln›zca Rolpa’da de¤il ancak Rolpa merkezli olmak üzere birkaç alanda bafllad›klar›n›, ülkenin dört bir yan›ndaki kadrolar›n› buralara toplad›klar›n› belirtiyorlar. Rolpa’n›n en önemli özelli¤i bu bölgede faflist bask›lar›n›n, polisin katliamlar›n›n zaten mevcut oldu¤uydu. Halkta direnifl potansiyeli fazlayd›. Bu nedenle Rolpa’y› seçtik diyorlar. “Halk Savafl›na bafllarken Çin, Vietnam deneyimleri ile di¤er ülkelerdeki Komünist Partilerin pratiklerinden ö¤renmeye çal›flt›k. Konuyla ilgili filmleri izledik, kitap ve belgeleri okuduk. Ama Halk Savafl›n› yaln›zca bunlarla de¤il onu Nepal özgünlü¤üyle ele alarak gelifltirebildik.”


19

61

17-30 Kasım 2006

dan kaçmak için ya sahte çabalar harc›yorlar ya da soruna dokunmadan çözümü önderli¤e havale ediyorlar. Elbette ki bu düflünce tarz› s›n›f mücadelesi teorisini ve diyalektik ve tarihsel materyalizmi kavramaman›n bir sonucudur. Aç›kt›r ki bu sorunlar yar›n Kathmandu’yu askeri olarak ele geçirdikten sonra da azalmayacak, tersine artacakt›r. (…)

Çözüm nedir?

çük burjuva tav›rlar; örgütlenme alan›nda anarflinin geliflmesi, bölgecilik, sekterlik, grupçuluk, bürokrasi; halkla resmi ve mekanik iliflkilerin kurulmas›, halka hizmet yerine güç kullanma vb. tav›rlar halkta ezildikleri ve sömürüldükleri hissini uyand›rmaktad›r. (…) Geliflmek için birbirine yard›m etmek, aç›kça ve samimi bir flekilde tart›flmak ve elefltiri- özelefltiri yerine tafllamaya ve teflhire dayal› zarar verici küçük burjuva düflünceler ve çal›flma tarz› yükselmektedir.(…)

Geliflen küçük burjuva e¤ilimler Parti ve halk için çal›flma sabr›n›n tükenip daha yüksek konum iflgal etme çabas› artmaktad›r. “Tüm iyi siyasi ve askeri çal›flmalar yaln›zca benim önderli¤im alt›nda olsun ve bu baflar›lar yükselmemi sa¤las›n ya da yanl›fllar di¤erlerinin konumunu düflürtsün” düflünce tarz› genel bir tehlikedir. Benmerkezci bireycilik o derece artm›flt›r ki kendisinden baflkas›n› görmeyen insanlar yarat›lm›flt›r. Daha üst konum elde etmek için ekonomik anarflizm, bozulma ve oportünizm geliflmektedir. ‹stedi¤i yerde ba¤›fl toplama ve vermek istemeyene zor kullanma e¤ilimi görülmektedir. ‹deolojimizi ve siyasetimizi anlatarak halk› dönüfltürme ve bilinçlendirme ve halk›n kalbini hizmet ederek kazanma a¤›r görevi yerine kiflinin iste¤ine göre zor kullanma, tehdit etme e¤ilimi geliflmektedir. (…) 21. yüzy›l›n büyük devrimci proleter partisinde ve onun önderli¤indeki büyük Halk Savafl›nda bu tarz sorunlar nas›l geliflmektedir? Bu sorunlar hangi yöntemlerle çözülebilir ve nereden ve nas›l bafllamal›y›z? ÇKP’de merkezi iktidar› ele geçirdikten sonra ortaya ç›kan 3 afl›r›l›k ve 5 afl›r›l›ktan daha kötüsü partimizde merkezi iktidar› ele geçiremeden nas›l ortaya ç›kabilmifltir? Bunlara do¤ru cevaplar veremez ve do¤ru çözümler ortaya koyamazsak, eminiz ki partimiz ve hareketimiz ABD emperyalizminin ve kral›n karfl›s›ndaki güçsüzlü¤ünden kaynakl› tasfiye olacakt›r. (…)

Parti inflas› konusunda büyük Lenin’in de dedi¤i gibi proletaryan›n devrimci partisi burjuva partilerinden farkl›d›r çünkü kendi eksik ve hatalar›n›, zay›fl›klar›n› aç›kça ortaya koymaktan çekinmez. Proletarya partisinin güvenilirli¤i kendi zay›fl›klar›n› aç›kça kabul etmekten ve bunlardan dersler edinerek geliflmekten kazanmaktad›r. Ancak bu flekilde partimiz çelikleflecek ve yenilmez olacakt›r. (…)

Dikkat edilmesi gereken 3 yanl›fl anlay›fl Bu durumda parti 3 yanl›fl anlay›fla dikkat etmelidir. Birincisi küçük burjuva sa¤ tasfiyeciliktir. Bunlar her yeri karanl›k görürler ve kötümserlik (tasfiyecilik) yolunu tutarlar ve partinin dönüflümünün imkans›z oldu¤unu söylerler. Bu anlay›fl› savunanlar kendini tatmin eden idealistlerdir ve sadece kendisinin en iyisini bildi¤ini düflünen ve mücadele yerine sorunlardan kaçan bir hat izlerler. ‹kinci bak›fl aç›s› küçük burjuva dar sol-macerac›l›kt›r. Bunlar sorunlar› do¤ru bir flekilde ele almazlar ve her fleyin iyi gitti¤ini, partinin zaferler kazand›¤›n› düflünürler. Bunlar sa¤lar›na ve sollar›na bakmadan ilerlemeye çal›fl›rlar. Bu e¤ilimdekiler en sonunda kafalar›n› kayaya çarparlar. Üçüncü bak›fl aç›s› ise hiçbir görüfle sahip olmamakt›r. Bunlar hiçbir sonuca ulaflamazlar ve neyin do¤ru neyin yanl›fl oldu¤una karar veremez ve ne yapaca¤›n› bilemez. Ancak partimiz ve hareketimiz için esas tehlike birinci yanl›fl bak›fl aç›s›d›r. (…) Eski devletin y›k›l›fl›n›n ard›ndan yeni devlet kuruldu¤unda do¤al olarak toplumun tüm kesimleri partiye ve harekete kat›lmak isteyecektir. Çünkü devlette statü, prestij, ekonomik ve maddi araçlar ve kaynaklar mevcuttur. Bu nesnel gerçeklik proleter dönüflüme önderlik edenleri dahi bürokrat kapitalist yöne döndürebilir. Bu sorunlar Rusya’da ve Çin’de merkezi iktidar ele geçtikten sonra çok kez görülmüfl ve sonuçta karfl›-devrime yol açm›flt›r. S›n›f ve ideolojik sorunlar›n derinli¤ini kavramayan baz› insanlar sorunlar-

Çözüm için proleter devrimci metodoloji nedir? Yaln›zca kültür devriminin ruhu ile yeni devrimi yükselterek uzun süreli, gerçek ve dinamik bir çözüme ulaflabiliriz. Parti ve hareket içinde gerçekleflecek olan bu ideolojik devrim, ideolojik, politik, kültürel ve örgütsel alanlarda büyük tart›flmalarla gerçekleflecektir. Bu tart›flman›n amac› partinin daha yüksek bir senteze ve merkezileflmeye ulaflmas›, partinin örgütsel olarak dinamik, enerjik olmas› ve kitle çizgisinin gelifltirilerek halkla iliflkilerin sa¤lamlaflt›r›lmas›d›r.” Bu al›nt›lar dahi yoldafllar›n kitlelerini dönüfltürmede yaflad›¤› s›k›nt›lar› göstermektedir. Nepal’in geri kalm›fll›¤›, yar›-feodal yap›s›, e¤itimli insan›n az oluflu gibi nedenler küçük burjuvazinin boy göstermesine de sebep olmaktad›r. Bunun sonucunda bir K›z›l ‹ktidar bölgesindeki seçimlerde partinin adaylar› hezimete dahi u¤ram›fl. Bu durumu de¤erlendiren yoldafllar halk›n eski Maoistlerle yeni Maoistler aras›ndaki fark› gördü¤ü yorumunu yapmaktalar. Yar›-feodal ülkelerde devrim do¤ru bir hat tutturdu¤unda h›zl› bir flekilde geliflmekte, as›l zorluk ise devrimden sonra yaflanmaktad›r. Yukar›daki yaz› yoldafllar›n sorunlara vak›f olduklar›n› ve müdahale etmeye çal›flt›klar›n› da göstermektedir. Genç yoldafllar›n zafer sarhofllu¤una düflmemesi için yaz›n›n bilinçli olarak sert tutuldu¤u da düflünülebilir. Ancak 10 y›lda baflkentin kap›lar›na gelen Maoist Partinin sosyalizme giden yolda çok daha ciddi sorunlarla kar-

fl›laflaca¤› aç›kt›r. Yoldafllar›n ideolojiyi gelifltirme, yeni örgütlenme modelleri yaratma, devrim içinde devrim gibi baz› tespitlerini de¤erlendirirken bu koflullar› da göz önüne almak gerekmektedir.

Sonuç Nepal gezimiz art›k sonuna geldi. Nepal devrimi 21. yüzy›l›n bafl›nda umutlar›m›z› büyüten, emperyalizmin ideolojik, siyasi sald›r›lar›n› tuzla buz eden bir içeri¤e sahip. Yoksul Nepal halk› emperyalizmin ka¤›ttan kaplan oldu¤unu bizlere göstermekte, devrimin olanakl›l›¤›n› kan›tlamaktad›r. Nepal devrimi yüz binlerin, milyonlar›n kaderlerini kendi ellerine almak için aya¤a nas›l kalkt›¤›n› göstermektedir. Nepal devrimi stratejiyle taktik aras›ndaki uyumu, s›n›f mücadelesinin nas›l bir taktik savafl›m› haline geldi¤ini bizlere ö¤retmektedir. Nepal devrimi ayn› zamanda eski devleti y›kmada ve halk› aya¤a kald›rmada silahl› mücadelenin belirleyicili¤ini, iktidar›n ancak namlunun ucundan görülebildi¤ini bizlere canl› bir deney olarak da kan›tlamaktad›r. Bugün Nepal devrimi çok ciddi zorluklarla karfl›laflmakta. Tüm dünya gericili¤i Nepal devriminin yenilmesi için birleflmifl durumda. Dünyan›n tüm ilerici güçlerinin de bu onurlu direnifli sahiplenmek için birleflmesi gerekmektedir. Yoldafllar›n bizim moral deste¤imizin d›fl›nda tek güvenecekleri güç kitlelerdir. Yoldafllar kitleleri seferber ettikçe, onlar› sürece dahil ettikçe kendilerini ve devrimi koruyabileceklerini biliyorlar. Yoldafllar çok ciddi hatalar da yapsalar, yüzlerce y›ll›k sorunlar›n› çözmek için aya¤a kalkan Nepal halk› son sözü kendisinin söyleyece¤ini bizlere kan›tlayacakt›r. Bu yoksul ama onurlu ülke dünyan›n çat›s›nda bize umudun yolunu göstermektedir. O yolu sahiplenmek, o yolu takip etmek sömürüden, bask›dan azade bir toplumu hayal eden herkesin görevidir. fian olsun Nepal Devrimine! fian olsun onurlu Nepal halk›na!


17-30 Kasım 2006

20

61

Devrimci teori, prati¤in de¤iflimi için vard›r! S›n›f bilinçli proleterler, prati¤in geliflmesine hizmet etmek amac›yla devrimci teoriyi gelifltirir. Bunu gerçeklefltirmek için devrim prati¤ini örgütlemeye giriflir. Bunun için s›n›f bilinçli proleterler devrimci teoriye yaflamsal ihtiyaç duyar ve gerekli önemi verir. Somut teoriyle proleter devrimciler ilgilenirken, soyut teoriyle ancak burjuva çerçevelerde hareket edenler yetinir. Marksizm-Leninizm-Maoizm evrensel geçerlili¤e sahiptir, somut koflullara uyarlanabilir özelliktedir. Teori somut koflullara uyarlanmad›¤›nda, buna ra¤men savunulmaya çal›fl›ld›¤›nda bir burjuva düflüncesi haline dönüflür. Bu gerçeklik Halk Savafl› teorisi için de geçerlidir. Halk Savafl› teorisi prati¤in de¤iflimi için vard›r. Demokratik Halk Devrimi’ni gerçeklefltirmenin stratejisi olarak devrimci savafl ve kitleler örgütlenir. Prati¤in de¤iflimini gerçeklefltirmeyen teori güçsüz bir teori durumuna dönüflür. Halk Savafl› teorisinin mevcut uygulama haliyle prati¤in de¤iflimi gerçeklefltirilmiyorsa orada teorinin kavran›fl ve uygulan›fl›nda ciddi bir yanl›fll›k var demektir. Devrimci teori özüne uygun flekilde savunulup, uygulanm›yor demektir. Keza silahl› mücadelenin süreklilik sa¤lanmad›¤›, kitlelerin örgütlenmedi¤i yerde gerçek anlamda Halk Savafl› teorisinden bahsedilemez. Halk Savafl›’n› teorik düzeyde savunup bunun say›s›z canl› zengin pratik örne¤ini veren sadece Çin devrim prati¤i olmam›flt›r, ayn› zamanda Vietnam devrim prati¤i de benzer flekilde zengin ve canl› devrimci pratik örnekler vermifltir. Vietnam örne¤i incelendi¤inde görülecektir ki, silahl› mücadele ile politik mücadele, silahl› mücadele ile kitle mücadelesi, flehirle k›r mücadelesi diyalektik ve dolays›z canl› bir ba¤ içinde birbirini besleyip gelifltiren, ilerleten örgütleme biçimleri ve araçlar›d›r. Bu temel kavray›fltan her sapma, örgütleme biçimlerini ve kullan›lan araçlar›n rol ve misyonunu da kar›flt›r›r. Ve orada Halk Savafl› gerçek anlamda örgütlenemez. Halk Savafl›’n›n yanl›fl her kavran›fl›, kitle çal›flmas›n› özenli bir çal›flmaya da dönüfltüremez. Bunu do¤ru bir kitle çizgisi haline de getiremez. Oysa kitleler kazan›lmadan devrimin gerçekleflemeyece¤i “bilinmesine” karfl›n, pratikte yanl›fl hatt›n devam etmesinin bir aç›klamas› vard›r o da fludur: Yanl›fl kavray›fla yön veren, onu besleyen küçük burjuva örgütlenme anlay›fl› ve bu anlay›fl›n flekillendirdi¤i küçük burjuva örgütsel al›flkanl›klard›r. Küçük burjuva anlay›fl üzerinde yükselen küçük burjuva kitle ve örgütlenme çizgisi kendine özgü düflünsel ve pratik al›flkanl›klar› da yarat›r. Nedir bu küçük burjuva al›flkanl›klar? Kolektif eme¤i, uzun erimli, zahmetli ve zor mücadeleyi esas almayan, itimini kolayc›l›ktan ve rahatl›ktan alan k›sa, zahmetsiz bir çal›flma ile sonuca ulaflmay› hedefleyen al›flkanl›klard›r. Bu

tarz “ifl yapma” küçük burjuva çal›flma tarz›d›r. Bu tarz kitle çizgisi ve çal›flma tarz› çok aç›kt›r ki kitleleri örgütleyemez ve kazanamaz. Özellikle devrim ve örgütleme bilimi hakk›nda do¤ru bir temele sahip olmayan, yeterince örgütleme deneyimi olmayan devrimcilerin savundu¤u baflka bir yanl›fl anlay›fl da legal mücadele araçlar›n› kullanman›n devrimci çal›flma olamayaca¤›, sadece illegal savafl›m araçlar›n› kullanman›n devrimci çal›flma oldu¤u sakat anlay›fl›d›r. Oysa devrimin usta önderi Lenin “illegal savafl›m biçimlerini legal tüm biçimlerle birlefltirmeyi bilmeyen devrimciler çok kötü devrimcilerdir” der. Kitleleri örgütlemek bir siyaset ise do¤ru örgütleme biçimleri ve araçlar› kullan›larak kitleler örgütlenir. Legal mücadele biçimlerini kullanmay› bilmeden bu alandaki kitlelerin örgütlenme görevinin yerine getirilemeyece¤i aç›kt›r. Bundand›r ki mücadele biçimleri kadar örgütleme biçimleri ve araçlar›n›

devrimcilefltirmek de bir o kadar önemlidir. fiehirlerde yürütülen devrimci çal›flmada yanl›fl prati¤in bafl›nda kitleleri örgütlemeyi esas almayan dar “örgüt çal›flmas›” gelmektedir. Merkezinde kitlelerin örgütlenmesi olmayan bu çal›flmada, çok belirgin bir flekilde her türlü bürokrasi ve k›rtasiye çal›flmas› görülür. Küçük burjuva çal›flma tarz›nda “her fley” vard›r, ancak bu her fleyin içinde olmayan sadece kitlelerdir. Hedefinde kitleleri kazanmay› amaçlamayan örgütsel hiçbir çal›flma Bolflevik-Maoist çal›flma olamaz. Bu oportünist çal›flma tarz› a¤›rl›kl› bir çal›flma al›flkanl›¤› olarak pratikte kendisini göstermektedir. Dönem dönem öne ç›k›p önemsenen ancak sistemli ve düzenli bir çizgi haline getirilemeyen devrimci kitle çal›flmas› sürekli hale gelmeyince kitlelerin kazan›lamayaca¤› bilinmelidir. Baz› dönemlerde gerek devrimci yay›nlar›n da¤›t›m› prati¤inde olsun gerekse flehirlerde örgütlenen kampanya pratiklerinde olsun “kitlelere gitme” öne ç›kmaktad›r. Ancak bu pratiklerde kal›c›l›k sa¤lanamad›¤› sürece kitleler hâkim s›n›flar›n ideolojik-politik sald›r›s›na, manevi köleli¤ine terk ediliyor demektir.

Kitlelere gitmiyorsan, kitleleri düflman sald›r›s›na terk ediyorsun demektir! Neden flehirlerde devrimci çal›flman›n can damarlar›ndan biri olan özenli kitle çal›flmas›n›n yürütülmesi gerekti¤i ve bunun için en genifl yasal olanaklardan yararlanmak, mevcut sendikalarda, kooperatif ve birliklerde, demokratik kitle örgütlerinde örgütlenmek gerekti¤i sorusuna do¤ru yan›t ancak Demokratik Halk Devrimi’ni do¤ru tarzda kavray›fl ve bunu gerçeklefltirecek olan Halk Savafl› stratejisine do¤ru yan›tlar verildi¤i oranda verilir. Ve do¤ru bir kitle çizgisi yarat›l›r, ve mevcut bütün çal›flmalar bu amaca uygun biçimlenip flekillenir. Demokratik Halk Devrimi’nin ve Halk Savafl› stratejisinin küçük burjuva tarzda yüzeysel s›¤ kavran›fl› ve bu s›¤ kavray›fl sonucunda oportünist tarzda uygulan›fl› ile flehir çal›flmas›nda devrimci kitle hareketi yaratma perspektifi de do¤ru bir

temele oturtulamaz. Bunun ilk önemli ad›m› s›n›f bilinçli proleterlerin kendilerinin Proletarya Partisi’nin örgütlü neferi oldu¤u gerçe¤ini düflmana karfl› gizlemektir. Halk Savafl›’n›n en geliflkin ve en ileri örgütlenme prati¤inin topra¤› olan Çin’de komünistler genifl ve yayg›n bir kitle çal›flmas› yürütürken bu çal›flmay› özenle ve dikkatle ele al›p yürütmüfltür. Düflmana karfl› kendini gizleme anlay›fl›yla hareket edilmezse siyasal sistemin her yönüyle teflhiri yap›lma süreci kesintiye u¤rar; bu sürecin kesintiye u¤ramas› demek kitlelerin ayd›nlat›lmas›, bilinçlendirilmesi çal›flmas›n›n kesintiye u¤ramas› demektir. Bu çal›flma sürekli hale getirilmeden örgütleme baflar›lamaz. Bunun için de somut koflullar›n do¤ru tahlilini yaparak devrimci görevler yerine getirilmifl olur. Ancak somut koflullar›n objektif tahlili sonucu etkili propaganda ve ajitasyon çal›flmas› görevi yerine getirilir ve do¤ru mücadele biçimleri ortaya ç›kar›larak gelifltirilir. Bir yandan halk›n ekonomik-demokratik-sosyal yaflam›n› iyilefltirme mücadelesi örgütlenirken di¤er taraftan onlara politik s›n›f bilinci verilecektir. Bu dev-

rimci çal›flma yürütülürken s›n›f bilinçli proleterler Proletarya Partisi’nin örgütlü neferleri oldu¤unu gizleyerek, kendisini a盤a ç›kartmayacak tarzda hareket etmelidir. “Politik düflüncelerini aç›kla örgütlü oldu¤unu gizle” ilkesine uygun tarzda bir çal›flmayla düflman denetimi asgariye indirilerek, kontrol ve denetimi zay›flat›l›r ve uzun vadeli bir çal›flma örgütlenebilir. Devrimci hareketin kitle taban›n›n zay›f, devrimci çal›flmalar›n s›n›rl› bir kesim içinde yürütüldü¤ü bu süreçte çal›flmalar› a盤a ç›kartacak, düflman denetim ve gözetimini art›racak her türlü çal›flma ve davran›fl, devrimci hareketin geliflim ve ilerlemesini sekteye u¤ratan davran›fllar olarak görülmelidir. S›n›f savafl›m›nda temel ilke “kendini korumak, düflman› yok etmektir.” Ancak kitleler içinde sa¤lam örgütlülükler, sa¤lam devrimci iliflkiler yaratmadan gerçek anlamda “kendini koruma”dan, devrimi savunmadan bahsedilemez. Bu ilke uygulanmadan düflman yok edilemez. Düflman sald›r›lar›na karfl› koyacak, onun politik ve yönetsel gücünü, denetim ve kontrolünü zay›flatarak düflman içine s›zacak çal›flma, özenli kitle çal›flmas›d›r. Kendini koruman›n düflman› yok etmenin vazgeçilmez do¤ru ve güvenilir yolu kitlelerin ve devrimci savafl›n ustaca örgütlenmesidir. fiehirlerde düflmandan korunman›n bir yolu, düflman›n kolay ulaflamayaca¤› alanda bulunmakt›r. Bu alan, kitlelerin oldu¤u, onlar›n örgütlü oldu¤u alanlard›r. Devrimci mücadelenin bafl›nda ve sürekli olarak gizlilik ve disiplin kurallar›na tam ve eksiksiz olarak uyularak kitleler kendi öz örgütlülükleri etraf›nda örgütlendi¤i oranda düflmandan gizlenir. Hem devrimci çal›flma yürütülüp, hem de düflmandan gizlenmek ilkesi görünüflte bir çeliflki olarak görülebilir. Ancak do¤ru bir çal›flma ve örgütleme anlay›fl›yla bu çeliflkili durum çözülmüfl olur. Örgütleme biliminin ilkelerine ve gizlilik kurallar›na uyuldu¤u sürece bu çeliflki kendi içinde do¤ru bir zeminde çözülmüfl olacakt›r. Özenli kitle çal›flmas› devrimci çal›flman›n temel ilke ve kurallar›na uygun davranmak ve onun geliflim ve ilerleme yasalar›na uygun hareket etmek demektir. Sadece bir kural ve ilkeye uyularak, sadece bir görev ve sorumluluk yerine getirilerek devrimci görev ve sorumluluk tamamlanm›fl olamaz. Özenli kitle çal›flmas› yürütmede dikkat edilmesi gereken kural ve ilkelerden birinin öze-içeri¤e yani MLM ideolojiye ve politikaya uygun hareket edilmesidir. Yani devrimci politikan›n, alanlar›n özgünlü¤ünü dikkate alarak uygulanmas›d›r. Biçim ve slogandan çok öze uygun olarak davran›lmas›d›r. Daha az biçim daha çok öz. Daha az MLM söylem daha çok MLM öz ve içerik. Daha az parti ve örgüt ismi daha çok parti ve örgüt politikas›n›n öze uygun olarak uygulanmas›. Baflar›lmas› gereken bunlard›r.


21

61 Kitle çal›flmas›nda unutulmamas› gereken örgütsel temel ilkelerin bafl›nda illegal parti örgütlenmesinin esas al›nmas›, ihmal edilip unutulmamas›d›r. Kitle çal›flmas› yürütülen alan ve kurumlarda halk›n ekonomik-sosyal yaflam›n›n iyilefltirilmesi mücadelesine kat›larak politik bilinç verilir. Sadece ekonomik ve sosyal haklar›n al›nmas›yla s›n›rlanan, politik iktidar perspektifini amaçlamayan her çal›flma nas›l ki reformizmden g›das›n› al›yorsa ayn› flekilde kitlelerin ekonomik-demokratiksosyal yaflam›n› iyilefltirmeyi küçümseyen, önemsemeyip bu talebi atlayarak “politik bilinç” vermeyi amaçlayan çal›flma da bir o kadar proletaryan›n devrim perspektifine hizmet etmeyen çal›flma olarak anlafl›lmal›d›r. Özellikle ifl güvencesinin önemli oranda ortadan kald›r›lmaya çal›fl›ld›¤›, çal›flan iflçi ve emekçilerin her an kap› d›fl›na konulma, iflsiz kalma tehdidinin önemli düzeyde tehlike teflkil etti¤i, kazan›lm›fl sosyal haklar›n birer birer gasp edilmeye çal›fl›ld›¤› bir süreçte yaflanan bu sorunlara s›rt›n› dönerek “politik çal›flma”, “politik bilinç” verme çal›flmas› baflar›l› olamaz. ‹flçilerin, emekçilerin, köy-

lülerin yaflad›klar› sorunlara çözüm olacak, karfl›laflt›klar› s›k›nt›lara yan›t olacak, yaflamlar›n› iyilefltirici, kafalar›ndaki sorulara yan›t olacak, çeliflkilerine çözüm bulacak politikalar› içeren çal›flma etkili ve güçlü bir politik bilinç sunabilir. Kitle çal›flmas›nda devrimin amaçlar› anlat›lmal›, MLM ideolojinin yön verdi¤i politik bilinç kazand›r›lmal›d›r. Bu bilinç güçlendirilmelidir ki her türden reformist ve revizyonist anlay›fllar karfl›s›nda kitleler güçlü bir silaha sahip olsunlar ve oportünist anlay›fllar›n etkisi alt›nda kalmaktan kurtulsunlar. Kitle çal›flmas›nda partiyi infla etme unutulmadan, “parti örgütlenmesi esast›r” ilkesinden asla ödün vermeden, genifl ve gevflek bir kitle çal›flmas› rahatl›¤›na düflmeden çal›flma yürütülmelidir. Kitle örgütlerinin ve kitle hareketinin çekirde¤ini oluflturan parti örgütleri kitle çal›flmas›na ve kitle hareketine do¤ru bir politik yön verirken ayn› zamanda sa¤lam bir kitle örgütü yaratmaya çal›fl›r. Çal›flma yap›lan alanlarda yaflanan sorunlar, çeliflkiler kavranmadan, alan›n somut gerçekli¤i bütünüyle bilinmeden etkili ve güçlü propaganda ve ajitasyon çal›fl-

PUSULA Özenli kitle çal›flmas›, yo¤un gerilla savafl› Devrimci mücadelenin birbirini gelifltirip ilerleten, bütünleyip tamamlayan iki temel sacaya¤› vard›r. Bunlardan biri; flehir merkezli devrimci kitle hareketi yaratmak, di¤eri ise; k›rsal merkezli silahl› devrimci savafl› yaratmakt›r. Süreklili¤inin sa¤lanmas› gereken bu iki temel mücadele birbirinin karfl›t› olmad›¤› gibi birbirinin varl›¤›n› ve geliflimini yok sayan, di¤erini d›fltalayan mücadele de de¤ildir. K›rsal merkezli çal›flman›n esasl›¤›ndan vazgeçmeden her iki devrimci çal›flman›n sürekli geniflleyen ve derinleflen bir kitle mücadelesi temeli üzerinde yürütülmesi perspektifiyle ele al›nd›¤›nda temel yönelime uygun bir geliflim ve ilerleme sa¤lanm›fl olur. fiehir merkezli devrimci çal›flmada olsun k›rsal merkezli devrimci faaliyette olsun unutulmamas› gereken en büyük ilke, kitlelerin kazan›lmas›n› amaçlayan çal›flmadan asla vazgeçmemektir. Bütün örgütleme biçimleri (illegal/legal) ve kullan›lan araçlar›n (silahl› /silahs›z) hedefinde kitlelerin kazan›lmas› vard›r. Bu temel mücadele anlay›fl›ndan asla vazgeçmeden sürecin geliflim ve ilerlemesine uygun dönemsel ve güncel politikalar örgütlenir. Örgütleme biçimleri ve kullan›lan araçlar, devrimin temel sorunu olan kitleleri kazanma meselesini çözmek için gelifltirilip, zenginlefltirilmelidir. Bu perspektife uygun devrimci çal›flma örgütlendi¤inde Proletarya Partisi gerçek anlamda örgütlenmifl olur. Örgütleme biçimleri ve kullan›lan araçlar devrimci teoriye, parti program›na, Demokratik Halk Devrimi’nin gerçek-

leflmesine uygun ele al›n›p yürütüldü¤ü oranda temel yönelim somut bir güce dönüflür. Bilinmelidir ki “Devrimci çal›flman›n a¤›rl›¤› kitle çal›flmas›d›r”, “Örgüt çal›flmas› a¤›rl›kl› olarak kitle çal›flmas›d›r” ilkesi proletarya önderli¤inde örgütlenen Demokratik Halk Devrimi’nin temel anlay›fl›d›r. Keza özenli kitle çal›flmas› “mümkün olan bütün yasal olanaklar› kullanmak (yasall›¤›n kullan›lmas›n› reddetmemek) öyle ki parti örgütleri kitleler aras›na girebilsinler üstü kapal› olarak uzun süre çal›flabilsinler. Ve güç toplas›nlar ve köylük bölgelerde silahl› mücadele bafllatmak için adam göndermeye her zaman haz›r olabilsinler ve böylece k›rsal alanlarda mücadeleyle ba¤ kurup devrimci durumun geliflmesini ilerletebilsinler” (MaoSeçme Eserler, Cilt. 3, Syf 231) tarz›nda ele al›nmak zorundad›r. Demokratik Halk Devrimi’ni esas alan Çin Devrimi ve sosyalist devrimi esas alan Ekim Devrimi prati¤indeki iki ayr› farkl› devrim perspektifinin temel ortak özelli¤i, kitlelerin kazan›lmas› ve örgütlenmesi olmufltur. Farkl› iki devrim örne¤inde de flehirlerde kitlelerin örgütlenmesi prati¤inde izlenen yol ve yöntemler benzer nitelikte ve özellikte olmufltur. Bu iki farkl› devrim prati¤inde flehir çal›flmas›nda izlenen örgütlenme “mümkün olan bütün yasal olanaklar› kullanmak” (Çin) yöntemiyle “Yasal olanaklar› kullanmay› ö¤renmeliyiz. Bu ifli yasa d›fl› yöntemleri kullanmay› ö¤renmeye gösterdi¤imiz ölçüde coflku göstererek ö¤renmeliyiz” (Sovyet) yöntemi ayn›d›r. Ve benzer

17-30 Kasım 2006 mas› ve bunun üzerinden kal›c› örgütlenme faaliyeti yürütülemez. Bu alanlarda kitlelerin farkl› görüfllere sahip olmalar› normal bir fleydir. Farkl› görüfller aras›nda çat›flma ç›kmas› kaç›n›lmazd›r ve ayn› zamanda da gerekli, yararl› olan bir fleydir. Normal ve yo¤un bir tart›flma içinde kitleler hangisinin do¤ru, hangisinin yanl›fl oldu¤unu tespit edecek ve giderek kendi aralar›nda görüfl birli¤ine varacaklard›r. Kitleler içinde yürütülecek tart›flmalarda kullan›lacak metod; gerçekleri anlatmak, olaylar› geliflmeleri mant›ki bir biçimde aç›klamak ve mant›¤›n kullan›lmas›nda ›srar etmektir. Bir tart›flma oldu¤unda mant›k yürütülerek tart›flma yönetilmeli. Bask› ya da zor yoluna gidilmemelidir. Kitleler ilk bafllang›çta devrimci görüflleri benimseyip, kabul etmeyebilirler ancak iki fleyden asla vazgeçilmemelidir:

Israr ve ikna yöntemini kullanmak Kitleler aras›ndaki çal›flmada uzun erimli bir perspektifle çal›flma ele al›nma-

örgütleme biçimlerinden faydalanarak, benzer örgütleme araçlar› kullan›lm›flt›r. Keza devrim perspektifinden ve illegal örgütlenme biçimini esas alma çizgisinden asla ödün vermeden “Legal örgütler illegal çekirdeklerin fikirlerini kitleler aras›nda yaymak için dayanak noktalar›d›r.” Mümkün olan bütün yasal olanaklar kullan›lm›fl ve bu olanaklardan ustaca faydalanm›flt›r. Kald› ki günümüzde Nepal, Filipinler, Hindistan, Peru devrim pratikleri de benzer örgütleme biçimlerini ve araçlar›n› kullanmaktad›r. “Legal demokratik kitle hareketinin ilerlemesi devrimci hareketin tümünün ilerlemesi için temel bir gerekliliktir” temel anlay›fl› üzerinde devrimci çal›flmas›n› örgütlemektedir. Demokratik Halk Devrimi’ni esas alan devrim prati¤inde flehirler güç toplaman›n, f›rsat kollaman›n esas, ayaklanmalar düzenlemenin tali oldu¤u ilkesine uygun olarak, köylük bölgelerde yürütülen silahl› mücadeleyle s›k› ba¤ içinde, onun geliflimine ve ilerlemesine ba¤l› hale gelip bu savafl›ma destek sunarken, sosyalist devrimi esas alan devrim prati¤inde ise flehirler uzun süreli güç toplama ve silahl› ayaklanman›n haz›rl›¤›n› esas alma temelinde bir pratikte yo¤unlafl›lm›flt›r. Devrimin kazanamad›¤› iflçiler, köylüler, emekçiler egemen s›n›flar›n sald›r›lar›na karfl› güçlü bir durufl sergileyemez ve kal›c› bir mücadele ve direnifl gelene¤i yaratamaz. Her iki farkl› devrim stratejisinin kendine özgün farkl› askeri stratejileri ve bunu gerçeklefltirecek devrim pratikleri oldu¤u gerçekli¤i unutulmadan “kitleleri kazanmak devrimin temel sorunu” olmufltur. Bu ilke evrensel bir ilkedir. Bu ilke Ekim ve Çin devrim pratiklerinden ç›kar›lan ve kazan›lan evrensel bir ilkedir. Devrim kitlelerin eseridir ilkesi uzun y›llar›n devrimci prati¤i sonucunda kazan›lm›fl bir ilkedir. Bu ilke do¤ru kavrand›kça örgütleme yöntem ve biçimleri ve

l›d›r. Unutulmamal›d›r ki kitleler “donmufl” bir da¤ gerçekli¤idir. Y›llarca ezilen, sindirilip dinsel önyarg›lar ve burjuva-feodal gerici de¤erlerle uyuflturulup, kölelefltirilen bir da¤ gerçekli¤ine sahiptirler. Bu asla ak›ldan ç›kar›lmamal›d›r. K›sa bir propaganda ve ajitasyon çal›flmas› sonucu kitlelerin ikna olmamas› durumunda ne “bu halk adam olmaz” sonucuna gidilmeli, ne de ›srar ve ikna yönteminden vazgeçilmelidir. S›n›f mücadelesinin sorunlar›n› bütünlüklü kavramak, kitlelerin içinde bulundu¤u genel koflullar› tart›flmak ve olabildi¤ince do¤ru saptamak, ezenlerin politikalar›n› her düzeyde izlemek ve yine olabildi¤ince do¤ru de¤erlendirmek; devrimci politikan›n belirlenmesi aç›s›ndan, kitlelerle do¤ru iliflkiler kurabilmek, onlar›n talep ve yönelimlerine uygun davranmak ve geliflim göstermek aç›s›ndan flartt›r. Bunun için somut inceleme ö¤renilmelidir. Somut incelemenin ve somut yaklafl›m›n olmad›¤› yerde hatalar kaç›n›lmazd›r. Politikalar, nesnel koflullara dayand›¤› ve ancak koflullar› kavrad›¤› durumunda de¤ifltiren, örgütleyen, savaflt›ran güç olur.

kullan›lan araçlar do¤ru tarzda ele al›nm›fl olunur. Oysa günümüzde bu ilke s›n›rl› ve dar bir kesimin d›fl›na ç›kmayan çal›flma olarak ele al›n›p yürütülmektedir. ‹flçi s›n›f›, kamu emekçileri, DKÖ’ler, semtlerde yürütülen çal›flman›n temelinde genifl kitleler de¤il, dar s›n›rl› bir devrim sempatizan› kitle vard›r. Halk Savafl› stratejisinin dogmatik tarzda kavran›fl›, do¤ru bir kitle çizgisini yaratamayaca¤› gibi do¤ru bir kadro anlay›fl›n› da yaratamaz. Profesyonellik kavram› kitlelerden kopma, verimsiz, üretken olmayan, dar bürokratik çal›flma olarak anlafl›lmamal›d›r. Örgütleme biliminin en temel ilkesine uygun hareket edilmedikçe özenli bir kitle çal›flmas›n›n yürütülmesinden, kitlelerin kazan›lmas›ndan bahsedilemez. Özenli bir kitle çal›flmas› yürütülmedi¤i takdirde devrimci çal›flman›n kendisinden de bahsedilemez. Öyleyse devrimci çal›flmadan bahsederken anlafl›lmas› gereken ilk çal›flman›n özenli bir kitle çal›flmas› oldu¤u gerçe¤idir. Gerek silahl› mücadelenin örgütlenme sürecinde olsun gerek kitle çal›flmas›nda olsun her fley kitlelerin kazan›lmas› ilkesine uygun olmak zorundad›r. Unutulmamal›d›r ki Proletarya Partisi’nin örgütlenmesi demek kitlelerin örgütlenmesi demektir. Devrimci çal›flman›n a¤›rl›¤› kitle çal›flmas›ndan anlafl›lmas› gereken bu çal›flman›n gizlilik kurallar› içinde yürütülmesidir. Devrimin tek umudu yoksulluk ve cehalet içinde yaflamak zorunda b›rak›lan “kalabal›k”sa; ancak bu kalabal›¤a önderlik edebilen devrimci bir örgüt devlete karfl› savaflabilir. Gerek Sovyet devriminde gerekse Çin devrim prati¤inde görülmüfltür ki, binlerin on binlerin oldu¤u “kalabal›k” örgütlenerek devrim gerçek bir olgu haline gelmifltir. Binleri, on binleri örgütlemek için önce onlar›n, yüzlerin örgütlenmesinin baflar›lmas› gerekir. Bunun için özenli bir kitle çal›flmas› yürütülmelidir.


22

17-30 Kasım 2006

61

SAND‹NO’NUN ‘EVLATLARI’- NERDEN NEREYE! bayle düflürüldü. Ard›ndan yönü Küba’ya bakan ve Varflova Pakt›’n› benimseyen bir hükümet kuruldu. Ortega ve Sandinistler genifl çapl› ‘halkç›’ bir program izlediler. Bu durum hem ülkedeki kitlelerde hem de uluslararas› çapta sempati uyand›rd›.

‹çinden geçti¤imiz süreçte s›n›f mücadeleleri aç›s›ndan birçok tarihsel olaya tan›kl›k ediyoruz. Emperyalizm, özellikle de ABD emperyalizmi ezilen halk y›¤›nlar›n›n mücadelelerini çeflitli yöntem ve politikalarla durdurmak ve de frenlemek istiyor. Bu yönlü politika ve yöntemlerin hayata geçirildi¤i yerlerden biri de Latin Amerika. ABD emperyalizmi burada geliflen toplumsal muhalefetin, s›n›fsal temeldeki bir yükselifle dönüflmemesi için özel bir siyaset uygulamaktad›r. Latin Amerika’da, Lula, Chavez, Morales, Otega vd. “sol” maskeli liderlerin iktidara gelmesi de yine bu politikalar sonucudur. Geçti¤imiz günlerde Nikaragua’da seçimler vard›. Bu seçimlerle birlikte, Latin Amerika’daki kitleleri aldatan ve bofl hayallere sürükleyen önderlere bir yenisi daha eklendi. Seçimlerde kazanan FSLN (Sandinist Ulusal Kurtulufl Cephesi) oldu. Yeni devlet baflkan› ise

Daniel Ortega. Sandinist Ortega, bir zamanlar “Yankeelerin” bu k›tadaki en büyük kabuslar›ndand›. Çünkü Sandinistlerin silahlar› ve kurflunlar› gerçekti, kitle destekleri büyüktü; NO PASSARAN hayk›r›fllar›yla düflman›n üstüne yürümüfllerdi. Sandinistler 60’lar›n bafllar›nda yürüttükleri silahl› mücadele sonucu, 1980 y›l›nda “devrim’i” gerçeklefltirdiler. Daniel Ortega ise onlara önderlik eden komutanlardan biriydi.

Daniel Ortega kimdir? Daniel Ortega, 1945 y›l›nda do¤du ve 1963 y›l›nda FSLN’a kat›ld›. Bu süreçte yakalanarak, 1967-1974 y›llar› aras›nda tutuklu kald› ve daha sonra Küba’ya gitti. 1979 y›l›nda Nikaragua’ya geri döndü. K›sa bir süre sonra gerçeklefltirilen devrim ile o dönemin kanl› faflist diktatörü Anastasio Somoza De-

KMU 16 Kas›m’› uluslararas› protesto günü ilan etti ilipinler’in, ABD emperyalizmi güdümlü faflist Arroyo Rejimi, iflbafl›na geldi¤i 2001 y›l›ndan bu yana ülkedeki devrimci harekete dönük imha sald›r›lar›n› sürdürmektedir. Bu süreç içinde resmi rakamlara göre, aralar›nda çok say›da sendikac›n›n da bulundu¤u yaklafl›k 750 devrimci-ilerici aktivist, Arroyo rejimi taraf›ndan çeflitli biçimlerde ve hunharca katledilmifltir. Say›lar› ve de kapsam› giderek artan bu politik cinayetler, öne ç›km›fl kiflilerin yan› s›ra, eylem yapan iflçileri de kapsamakta. Özellikle de hak arama mücadelesi içinde öne ç›kan iflçileri. Arroyo rejiminin iflçilere dönük kapsaml› imha sald›r›lar›ndan biri de 16.11.2004’de gerçekleflmifl, direniflteki iflçilere sald›ran polis 7 iflçiyi katletmiflti. Geçti¤imiz Mart ay›nda ise

F

tüm ülkede s›k› yönetim ilan eden Filipinler hükümeti, çok say›da devrimciyi tutuklaman›n yan› s›ra, katliamlara da h›z vermiflti. Çok aç›k ki, FKP önderli¤inde uzunca y›llard›r süren sosyal kurtulufl mücadelesini ortadan kald›rmaya dönük olan bu sald›r›lar bugün olanca h›z›yla sürmektedir. Bu sald›r›lar›n bafll›ca hedefinde olan ve de bu süreçte birçok sendikac› ile birlikte, Baflkanlar› Crispin Beltran’›n tutuklanmas›n›n yan› s›ra, çok say›da üyesi de Arroyo rejimi taraf›ndan katledilen Filipinler KMU Sendikas› ise iflte ülkedeki bu duruma dikkat çekmek ve de uluslararas› dayan›flmay› yükseltmek amac›yla, iki y›l önce 7 iflçinin katledildi¤i gün olan 16 Kas›m’da tüm dünya çap›nda efl zamanl› protesto eylemleri örgütlenmesi ça¤r›s› yap›yor.

Ortega, Kas›m 1986’da yeni anayasa kabul edildikten sonra % 63 oyla cumhurbaflkanl›¤›na seçildi. Fakat ABD emperyalizmi seçimleri geçersiz ilan etti ve ‘savafl›n as›l flimdi bafllad›¤›n›’ aç›klad›. ABD emperyalizminin bu tarihten sonra Nikaragua’da yürüttü¤ü ‘kontra’ savafl›, oluflturdu¤u “imha birlikleri” ve “halk› y›pratma” politikalar› sonucu, 1990 y›l›ndaki seçimlerde FSLN ve de böylelikle Ortega kaybetti. ‹ktidara ise Violetta de Chamorro geldi Ortega ve FSLN’nin göremedi¤i ve karfl›s›nda politika gelifltiremedi¤i nokta; seçimler s›ras›nda 14 siyasi parti taraf›ndan “Sandinist karfl›t› koalisyon birli¤inin” kurulmas› idi. Böylece, iktidara geldi¤inde silahl› mücadelede ›srar etmeyen, ABD emperyalizminin veya herhangi bir emperyalist gücün çok net olarak verdi¤i bir savaflta; net bir ideolojik çizgi izlemeyen Ortega iktidar›n›n, ne nice flehide, ne de y›llarca sömürgecili¤in alt›nda ezilen Nikaragua halk›na faydas› oldu. 5 Kas›m’daki seçimlere gelecek olursak; öncelikle flunu vurgulamak gerekir ki; FSLN seçimlere kat›laca¤›n› ilan etti¤i zaman büyük tehditlere maruz kald›, seçim faaliyeti yürüten insanlar ölümle tehdit edildi. Ancak, Ortega’n›n seçimlerdeki ana slogan› “eski düflmanlarla bar›flmak” oldu. ‹flte Nikaragua’n›n yeni devlet baflkan›! Hugo Chavez’in ve Fidel Kastro’nun bafl›ndan itibaren destekledikleri “yeni sol lider”! Ortega geçen hafta NTV ile yapt›¤› bir görüflmede ‘eskisi gibi radikal’ olmad›¤›n› ‘birçok sorunun oturup konuflularak çözülebilece¤ini’ ifade etti. Somoza, Sandino’yu 1934 y›l›nda hunharca katletti. Ama A. C. Sandino ölürken flunlar› söyledi “Bugün ölebilirim, ama arkam›zdan bir gün mutlaka gelenler olacak. Onlar ise Nikaragua’n›n gerçek evlatlar›d›r.” Do¤rudur, arkas›ndan birçok ‘evlat’ kendisini ülkenin ba¤›ms›zl›¤›na, özgürlü¤üne adad› ve bu u¤urda öldü. Ortega da o saflardan geldi, ancak dünyadaki birçok ak›m ve bu tür küçük-burjuva hareketler ve de bu hareketlere önderlik eden birçok kifli gibi, O da dünyada estirilen tasfiyecilik rüzgar›ndan fazlas›yla etkilendi ve devrimin yolunu kaybetti. Hepsi modern-revizyonizmin kuca¤›na düfltüler ve Kruflçev revizyonizminin “Marksizmin karakteri de¤iflti” teorisini özümsediler. Bunun için, “evlat” Ortega’ya sormak laz›m: Yolun nerden nereye?

Yeni ifl yasas› protestosu Roma’da, 4 Kas›m günü bir araya gelen on binlerce kifli, çal›flma koflullar›na dönük hak gasplar›n› protesto ederek, Berlusconi döneminde ç›kar›lan ifl yasas›n›n kald›r›lmas›n› istedi. Birçok sendikan›n, siyasi partinin ve de çeflitli inisiyatiflerin ça¤r›s›yla gerçekleflen eylemde ayr›ca, göçmenlere getirilen s›n›rlamalar›n ve e¤itim-araflt›rma bütçesindeki k›s›tlamalar›n kald›r›lmas› talepleri ve daha bir dizi ekonomik-demokratik talep dile getirildi.

Faflizme geçit yok! ABD’li siyahi gazeteci ve eski KaraPanter-Hareketi sözcüsü Mumia Abu Jamal 24 y›ld›r ABD hapishanelerinde, ölüm hücresinde tutulmaktad›r. Kendisine yüklenen ve de idam cezas› almas›na neden olan “bir polisi öldürme suçu” ise, defalarca da kan›tland›¤› üzere, tamamen düzmece ifade ve tan›kl›klara dayanmaktad›r. Abu Jamal’›n infaz›n› engellemeye dönük bugüne kadar ve hem de dünya çap›nda çok genifl kapsaml› eylemler düzenlenmifl, kampanyalar örgütlenmifltir. 1995 y›l›nda ise bu uluslararas› protesto kampanyalar› bir sonuç vermifl, idam cezas›n›n infaz› 10 y›l ertelenmiflti. Ancak bu on y›ll›k süre bu y›l›n sonunda doluyor. E¤er Abu Jamal’›n infaz›n› engellemeye dönük geçmiflte oldu¤u gibi güçlü ve etkili uluslararas› eylem, kampanya vb. faaliyetler örgütlenmezse, y›l sonunda Abu Jamal’›n infaz edilmesi gündeme gelebilir.

Buenaos Airesli sa¤l›k iflçileri 5 ayd›r direniflte Buenos Aires Hastanesi’nde çal›flan çok say›da iflçi, hasta bak›c› ve temizlik görevlisi sa¤l›k çal›flma koflullar›n›n iyilefltirilmesi, ifl saatlerinin azalt›larak, 35 saate indirilmesi ve de daha yüksek ücret talebiyle befl ayd›r grevdeler. Eylem süreci asl›nda geçen y›l bafllam›flt›. Hastaneyi devralan özel bir flirket, çal›flanlar›n tek sosyal güvencesi olan yafll›l›k sigortas› primini ödemeyi kesmiflti. Buna karfl› itirazlar›n› yükselten 1.340 kiflilik hastane personeli ise, en az›ndan bu kesintiye karfl›l›k, ayl›klar›na % 20 zam yap›lmas›n› talep etmiflti. Hak gasplar›n›n devam etmesi üzerine uzun soluklu bir direnifle geçen hastane personelinin direnifli bugün çok say›da hastane doktoru taraf›ndan da desteklenmekte.


23

61

17-30 Kasım 2006

Filistinli çocuklar yine fleker yiyemedi....

Siyonist ‹sral’in Filistin halk›na dönük katliam sald›r›lar› olanca h›z›yla sürüyor. Bu hunharca sald›r›lardan en sonuncusu 8 Kas›m’da Beyt Hanun’da gerçekleflen ve de ço¤unlu¤unu küçük çocuklar›n oluflturdu¤u 18 kiflinin, uykudayken yaflam›n› yitirdi¤i roketlibombal› katliam sald›r›s›d›r. ‹srail Ordusu, yaklafl›k bir hafta süren “Güz Bulutlar› Operasyonu”nun amaçlar›na büyük ölçüde ulaflt›¤› gerekçesiyle “çekildik” dedi¤i Beyt Hanun’a, 8 Kas›m sabah› saat

05.00 s›ralar›nda bir anda tanklardan top atefli ve Apachi helikopterlerinden f›rlat›lan füzelerle yeniden sald›rd›. Kan gölüne dönen Beyt Hanun’daki enkazlardan ç›kar›lan 18 ölü ve çok say›da yaral›n›n büyük bölümü çocuk ve kad›nlardan olufluyor. Ölü ve yaral›lar Beyt Hanun’daki hastanelere s›¤mad›¤›ndan, bir k›sm› da Gazze kentindeki fiifa Hastanesi’ne gönderildi. ‹srail bombalar› alt›nda vahflice can veren 18 kiflinin cenazesi on binlerce Filistinlinin kat›ld›¤› bir törenle kald›r›ld›. Ne ilk ne de son olmayan bu katliamda yaflamlar›n› yitirenleri son yolculuklar›na u¤urlamak üzere törene kat›lan öfkeli ve de birço¤u silahl› olan Filistinli kitleler, katliamda yaflam›n› yitiren 3 yafl›ndaki Maysa El Athamna’n›n cans›z bedenini havaya kald›rarak, bir kez daha ‹srail Siyonizmini lanetleyip, intikam yeminleri ederek, havaya atefl ettiler. Siyonist ‹srail yetkilileri ise, sald›r›n›n ard›ndan dünyan›n her yan›ndan tepki ya¤mas› üzerine, bir kez daha “çok üzüldük, ama bunlar sivil kalkand›” gerekçesinin ard›na s›¤›nd›lar. ‹srail Ordusu’nun bu son katliam› tüm dünyada tepkilerle karfl›lanmay› sürdürürken, yine ‹srail Ordusu taraf›ndan yap›lan aç›klama-

Evrensel Bak›fl ESK‹ UfiAKLARINA VERD‹KLER‹ CEZA, EMPERYAL‹STLER‹ HALKLARIN GAZABINDAN KURTARAMAYACAK! Emperyalistlerin dünya hegemonyas›n› ele geçirme amaçl› sald›r›lar›n›n merkezinde bugün hiç kuflkusuz Ortado¤u bulunmaktad›r. Emperyalist projelerin hayata geçirilmesi ayn› zamanda emperyalizme ba¤›ml› iktidarlar› gerektirmektedir. ABD emperyalizmi Ortado¤u’ya dönük politikalar›nda bu esasa dayal› bir hat izleyerek, burada say›s›z kukla-uflak-iflbirlikçi hükümetleri iktidara tafl›m›flt›r. Saddam Hüseyin önderli¤indeki, Arap milliyetçili¤ine dayal› Baas rejimi de iflte bu emperyalist politikalar sonucu ve de ABD emperyalizmi taraf›ndan bizzat iktidara tafl›narak, y›llar boyu sürdürdü¤ü demir yumruk yönetimi alt›nda Irak halk›na büyük ac›lar yaflatm›flt›r. ABD emperyalizmi her türden geliflmifl silahlarla donatt›¤› Saddam rejimini, kendi güdümünden ç›kan ‹ran’a sald›rtarak, iki halk› 1980-88 y›llar› aras›nda birbirine k›rd›rm›flt›r. Halepçe’de Kürt halk›n›n bafl›na kimyasal bombalar ya¤d›rmas›n›, binlerce Kürdü katletmesini sa¤lam›fl, bu katliam›n dünya kamuoyunun gündeminden gizlenmesi için özel çaba harcam›flt›r. Saddam’›n, kendisine muhalefet eden yüz binlerce kifliyi idam etmesini, iflkencelerden geçirmesini, y›llar boyu zindanlarda çürütmesini ve de Irak halk›na karfl› daha sa-

y›s›z birçok vahfli suçlar ifllemesini, teflvik etmifl, onay vermifl ve özde ise Saddam’›n tüm bu insanl›k d›fl› pratiklerini bizzat planlayarak, ifllemesi için yol göstermifltir. 90’lar›n bafl›nda dünya dengelerinde ortaya ç›kan yeni geliflmeler, Ortado¤u’daki dengelerde de de¤iflimleri getirmifl, bu de¤iflimlerin yans›mas› olarak, Saddam ABD rejiminin ç›karlar›na ters düflmeye bafllam›fl, “istenmeyen adam” ilan edilmifltir. Baba Bush’un 1. Körfez Savafl› denilen dönemde Irak’a sald›rmas›n› getiren bu süreç, 2003 Mart’›nda gerçekleflen Irak iflgali ile sonuçlanm›flt›r. ‹flgalden bir süre sonra iflgal güçleri taraf›ndan ele geçirilen Saddam, iflgal güçleri taraf›ndan iflbafl›na getirilen kukla hükümetin mahkemelerinde, “halk›na karfl› suç ifllemek” suçlar›yla yarg›lanmaktad›r. Aç›lan davalardan biri geçti¤imiz günlerde sonuçland› ve Saddam Hüseyin’e 1982 y›l›nda 148 fiii muhalifi idam ettirmek suçundan idam cezas› verildi. Bu karar›n ard›ndan daha henüz 24 saat bile geçmemiflti ki, ABD emperyalistleri taraf›ndan oluflturulan ‘Baas’dan Ar›nd›rma’ komisyonu 28 bin orta dereceli Baas faaliyetçisinin Irak rejimi içindeki eski görevlerine dönebilmelerine izin verilmesi önerisini getirdi. Komisyon baflkan› fiii politikac› Ali el-Lami bu konuyu önümüzdeki günlerde parlamentoya getireceklerini aç›klad›.

da -defalarca oldu¤u gibi- bunun bir “teknik hata” oldu¤u söylendi. ‹srail Baflbakan› Olmert ise bu türden “trajik” olaylar›n ilerde de yaflanabilece¤ini belirterek, daha “gerçekçi” bir yaklafl›m sergiledi. Çünkü bu tür “teknik hatalar›” ‹srail Ordusu zaten hep yap›yor! Baflta ABD emperyalizmi olmak üzere, emperyalistlerin tam deste¤ini arkas›na alan, onlar›n bölgedeki jandarmas› olma pozisyonunu kuruluflundan bu yana sürdüren Siyonist ‹srail’in bu kanl› sald›r›s›, daha önce de vurgulad›¤›m›z gibi, ne ilktir ne de son olacakt›r. ‹lk de¤ildir, çünkü Siyonistlerin Filistin topraklar›na yerleflme çabalar› bafllad›¤› y›llardan itibaren Filistin halk› bu ve benzeri katliam sald›r›lar›yla kendi topraklar›ndan sökülüp at›lmaya, yaflam haklar› ortadan kald›r›lmaya çal›fl›lm›flt›r. K›sacas›, bugün tüm Ortado¤u emperyalistler ve Siyonistlerce kan gölüne çevrilirken, sald›r›lar›n ilk hedefindeki Filistin Ortado¤u’nun kanayan yaras› olmay› sürdürüyor. Ve Ortado¤u sorunu denilince de akla hala ilk Filistin sorunu geliyor… Ama ayn› zamanda da Filistin halk›n›n bu sald›r›lar karfl›s›nda gelifltirdi¤i yi¤itçe direnifl: ‹ntifada! Yaflanan katliam sonras› Hamas, Filistinli

gruplara, ‹srail’de intihar eylemlerinin yeniden bafllat›lmas› ça¤r›s›nda bulundu. Filistin’de iktidarda bulunan Hamas’›n siyasi flefi Halid Meflal, ‹srail’in Beyt Hanun sald›r›s›na “sözle de¤il eylemle” yan›t vereceklerini söylerken Filistin Devlet Baflkan› Mahmud Abbas da ‹srail’in “bar›fl olanaklar›n› imha etti¤ini” söyledi. Baflta BM, AB ve Türkiye olmak üzere, Do¤ulu ve Bat›l› birçok ülke lideri de “k›nama” mesajlar› yay›nlad›. ABD itidal ça¤r›s› yapmakla yetinirken, ABD D›fl›flleri Bakan› Condolezza Rice, Filistin Devlet Baflkan› Mahmud Abbas’a taziyelerini iletti: “ÜZGÜNÜZ!” ‹srail Baflbakan› Ehud Olmert ve Savunma Bakan› Amir Peretz, olaydan “üzüntü” duyduklar›n› söyleyerek acil insani yard›m önerisinde bulundular. ‹srail D›fliflleri Bakan› Tzipi Livni de, ‹srail’in sivillere zarar vermek niyetinde olmad›¤›n› ancak “ne yaz›k ki” savafl s›ras›nda, böyle üzücü olaylar oldu¤unu söyledi. Likud partili milletvekili Yuval Steinitz ise, “Bu trajedinin tüm sorumlulu¤u, Sderot’a roket sald›r›lar›nda, Beyt Hanun’daki sivilleri kalkan olarak kullanan teröristlerin omuzlar›nda” dedi.

Bu öneri hiç kuflkusuz giderek daha fazla bata¤a saplanan iflgali, iflgalcilerin lehine çevirme manevralar›ndan biridir. Ayr›ca iç savafl›n efli¤ine getirilen Irak’taki iç güçleri biraz daha karfl› karfl›ya getirme, bunlar aras›ndaki çeliflkileri daha da körükleme amac› tafl›maktad›r. Saddam’›n diktatörlük rejiminden kalan adamlara iliflkin böyle bir önerinin, Saddam’a verilen idam cezas›n›n hemen ard›ndan getirilmesinin bir di¤er önemli nedeni ise; emperyalistlerin Irak’taki hakimiyetlerine karfl› geliflen toplumsal muhalefetin, Saddam dönemindeki gibi ayn› vahfli yöntemlerle bast›r›lmak istenmesindendir. Uzunca bir süredir ABD emperyalizminin Maliki yönetiminden memnun olmad›¤› ve askeri bir rejimi iflbafl›na getirmeye çal›flt›¤› duyumlar› al›nmaktad›r. Irak’taki çat›flmalar›n denetim alt›na al›nmas› için gelifltirilen politika, emperyalistler aç›s›ndan Saddam benzeri ve ayn› bask›c› görevlerle donat›lm›fl yeni bir demir yumruk yönetimini gerekli k›lmaktad›r; Ama Saddam’s›z! 22 fiubat 2006’da fiiilere ait El-Askarya Camii’nin bombalanmas›yla birlikte giderek artan iç savafl tehlikesi, bu durumu k›flk›rtan iflgal güçlerince kendi lehlerine çevrilmeye çal›fl›lmaktad›r. Ancak iflgal güçleri Irak’ta o kadar s›k›flm›fl durumdalar ki, “rota de¤iflikli¤i” ça¤r›lar›, özellikle de ABD rejimi içinden giderek daha da yüksek bir sesle dillendirilmektedir. ABD’deki kongre seçimleri de iflte bu atmosferde gerçekleflmifltir. Bush hükümeti son y›llarda izledi¤i iflgallere dayal› sald›rgan politikas›n›n ve de bu politika sonucu ortaya ç›kan Irak’taki s›k›flm›fll›¤›n faturas›n›, kongre seçimlerinde ald›¤› a¤›r bir yenilgiyle ödedi. Seçimlerin galibi Demokrat Parti oldu. Senatodaki 435 koltu¤un 227’si 12 y›l sonra ilk kez Demokrat Parti’ye geçti. Se-

çim sürecinde yap›lan bir kamuoyu yoklamas›, halk›n % 57’lik bir bölümünün Bush’un Irak politikas›n› onaylamad›¤›n› göstermifl. Irak’ta girilen ç›kmaz, iflgal bölgesindeki ABD askerlerinde giderek artan ölü say›s› ve bu iflgallerin ABD ekonomisine, dolay›s› ile de halka yans›mas›, Bush hükümetine bu seçim yenilgisine mal olmufltur. Demokrat Parti’nin seçimleri kazanmas›, mevcut ABD politikalar›nda bir de¤iflim olaca¤› anlam›na gelmiyor tabii ki… Bir süre önce Irak’›n üçe bölünmesi önerisini getiren ve de Amerikan tekelci sermayesinin bir kesimini temsil eden Demokrat Parti, alternatif aray›fl› içindeki ABD halk›n›n tepki oylar›n› alm›flt›r sadece. Tekrar bafla, Saddam’›n idam karar›na dönecek olursak; burada Saddam’›n idam edilip-edilmemesi gerekti¤ini, ölümü hak edip etmedi¤ini tart›flm›yoruz bile. Saddam halk›na karfl› büyük suçlar iflleyen her eli kanl› diktatör gibi, iflledi¤i suçlar›n hesab›n› vermek ve bunun cezas›n› çekmek zorundad›r. Ancak bu hesab› soracak olan ve de buna uygun cezaland›racak olan da, yine onun diktatörlü¤ü alt›nda ezilen, iflkencelere, katliamlara u¤rayan Irak halk›n›n özgür iradesi olabilseydi keflke. fiu an söz konusu olan, ufla¤›n efendi taraf›ndan ve de ortak suçlar nedeniyle cezaland›r›lmak istenmesidir. Kendi aralar›ndaki dalafl›n kaç›n›lmaz sonucudur bu. K›sacas›, Saddam tüm uflaklar›n eninde sonunda yaflayaca¤› sonu yaflamaktad›r. Uflaklar efendiler taraf›ndan cezaland›r›ladursun, gerek dünyan›n efendili¤ine soyunan emperyalistlerin gerek onlar›n jandarmal›¤›na soyunan ve de Filistinli bebeleri uykusunda katletmeyi sürdüren Siyonistlerin gerekse tüm uflak-iflbirlikçilerin hak ettikleri cezay›, eninde sonunda direnen halklar›n özgür iradesi verecektir.


17-30 Kasım 2006

24

61

Co¤rafyalar, yazg›lar, kad›nlar... azze’nin kuzeyinde bir kasabada Beyt Hanun’das›n. Camideki direniflçileri kuflatm›fl ‹srail. Ölüm kusan tanklara, kurflunlara ald›rmay›p yürüyorsun. Vuruluyor, düflüyor ama ölmüyorsun. Kin kusuyor silahlar bu kafa tutmaya, Filistinli kad›ns›n sen, kuca¤›nda çocuklar›nla katillerine gülüyorsun. Batman’das›n, “art›k oynam›yorum” deyip çekiyorsun yaflam›n pimini, Van’das›n, bedenine yap›lan sald›r›n›n “suçlu”susun, aileden birine düflüyor senin can›n› almak. Van’das›n, tecavüz eden abinin diyetisin, “namus” seninle temizlenecek. Kan gölüne çevrilen dünyada farkl› co¤rafyalarda, benzer yazglar› yafl›yor onlar; kad›nlar...

G

Kad›n yaflam›na dair izledi¤imiz bir belgesel, as›rlardan bu yana ellerinden al›nm›fl yaflamlar› anlat›yor bize. S›r olmayan gerçekleri “sanatç› ustal›¤›yla” resmetmifl araflt›rmac›. Konusu Berdel olan belgeselde “Ben, berdel edildim” diyor ismi meçhul bir kad›n. “Kaç yafl›nda berdel edildin” sorusuna “10 yafl›nda” diye cevap veriyor. “Afl›k m›yd›n evlendirildi¤in kifliye?” sorusuna “nas›l olabilirim” diyor, “Aflk ne demektir, sevgi ne demektir bilmiyordum ki, hem ben oyun ça¤›ndayd›m, evlilik nedir bilmiyordum ki. Bana sormad›lar büyükler öyle karar verdi. Yengemi abim ald›, beni de amcao¤luna verdiler.” “‹stiyor muydun?” sorusuna ise yan›t› “Bunu söyleyemem!” oluyor. “Peki, k›z›n› berdel verir misin?” sorusuna birden söz hakk› olmad›¤›n› unutarak “Asla!” diyor. Ard›ndan ise “Büyüklerimiz bilir” diyor. Her üç cümlesinden ikisi “Büyükler bilir” oluyor. Bir baflka berdel Amed’de yaflan›yordu. (CNN TÜRK 19.10.2006) ‹ki çocuk evlendiriliyor nedeni, k›z› kaç›r›lan taraf›n “siz de bize k›z vermezseniz kan davas› bafllat›r›z” demesi. Sonuçta ilkö¤retimde okuyan erkek çocu¤uyla 17 yafl›ndaki k›z çocu¤u evlendiriliyor. “Hayallerim vard›” diyor ö¤renci, “Okuyup ö¤retmen olmak, sevdi¤im k›zla evlenmek isterdim.” “Hayallerimi ald›lar” diyor on yedisinde genç k›z. Bir baflka diyardan Van’dan bir 盤l›k, ilk ve son kez y›rt›yor sokaklar›, 15 yafl›nda bir 盤l›k geride bedeninden bir parça b›rakarak… Tecavüz edildi önce, ard›ndan can› al›nd›. Yaflam› kendisinin de¤ildi hem tecavüz edilirken, hem de can› teninden al›n›rken. Teti¤i çeken de, tecavüz eden de, yaflam› sonland›r›lan da de¤ildi bu ya-

flananlar›n sorumlusu. Kimdi bunlar›n sorumlusu, bu kültürü kim yaratt›? Hukuk devleti oldu¤unu iddia eden Türkiye Cumhuriyeti niçin çözüm üretmiyor? Ortado¤u’nun “bar›fl” ve “adaletini” emperyalist sahipleriyle sa¤lamaya gönüllü olan, istedi¤inde Van’a, Amed’e, Dersim’e, Bingöl’e on binlerce askeri havadan karadan y›¤abilen, yönetim ve denetimini sa¤layabilen bu devlet niçin buralara hukuku adaleti götürmüyor? Ayr›mc›l›k m›? Ülkemizde bir sistem sorunudur bu ve benzeri sorunlar. Kökeni tek dil, tek din, tek ›rk, ideolojisi ve sistemine dayanmaktad›r. Dünyan›n bizimki gibi birçok ülkesinde bu ve benzeri ilkel kültürler yaflanmaktad›r. Hatta kimi Ortado¤u ve Asya ülkelerindeki kültürlerle k›yasland›¤›nda, bizim kültürümüzün toplumsal yap›m›z›n tafleron da olsa bir geliflmiflli¤i mevcut. Dünyada ve ülkede yaflanan kad›n sorununun sadece okyanusta damla diyebilece¤imiz yeridir bahsini etti¤imiz berdel, namus ve tecavüzler. Kad›n›n insan olma, birey cins olma hakk› ellerinden as›rlar önce al›nm›flt›r. Kad›n›n ad› yaflamda ac›d›r, sömürüdür. Toplumun bir bütününün yaras›d›r cinsiyetçilik, cins ayr›mc›l›¤›. Dünyan›n en “demokratik” insan haklar› kanunlar›na sahip “burjuva demokrasilerinde” (‹sveç, ‹sviçre gibi) bile kad›nlar insan olma haklar›na cins eflitli¤i itibari ile sahip de¤iller. Toplumsal yaflam›n hiçbir alan›nda eflit olabilmifl de¤iller. Fiziki fliddet, tecavüz ve taciz en “geliflmifl” burjuva demokrasilerde bile yo¤un yaflanmaktad›r. Burjuva s›n›f›n kad›nlar› kendilerinin toplumdaki yerlerini sorgulayacak bilinçten dahi yoksun b›rakt›r›lm›flt›r. Kendilerinin yaflamda erkek cinsinin

yaflam›n› kolaylaflt›rmak için var olduklar›na inanmakta, “gere¤i gibi” yaflamaya çal›flmaktad›rlar. “Bilim kad›nlar›n›n” burjuva kanad›n› temsil eden kad›nlar› ekonomik kültürel ba¤›ml›l›¤›n› dahi y›kamam›flt›r. Bu gerçekli¤in elbette ki siyasi, ideolojik nedenleri vard›r. Burjuvazinin kad›nlar› hakim s›n›f ideolojisi ile düflündü¤ünden ve yaflad›¤›ndan sorunun çözüm ihtiyac›n› kabullenmemektedir. Sosyalist düflünen kad›nlar olarak kad›na yap›lan bütün haks›zl›klar›n karfl›s›nda durma refleksi üst boyutta benli¤imizde geliflim göstermektedir. Ancak erkek egemen kültürün ve yaflam›n sonucu benli¤imizde giriflimci olamama ve kendimizi yeteri kadar meflru görememe eksikli¤i de tedavisini baflaramad›¤›m›z hastal›¤›m›zd›r. Bu hastal›¤›m›z erkek egemen sistemin kad›n sömürüsünü derinlefltirmesinde az›msanmayacak role sahiptir. Kad›n bilincinin geliflim seyrinin çok zay›f oldu¤u toplumumuzda, cinsel, s›n›fsal sömürüsünün derinleflmesinde; s›n›f›n, sosyalistlerin, komünistlerin kad›na bak›fllar›n›n da büyük pay› vard›r. Öyle ki devrim-

ci sosyalist, militan kad›nlar›m›z bile çoklukla erkek egemen zihniyetin sürdürücüsü olmufl bunu bir ayr›cal›k saym›fllard›r. ‹flçi s›n›f› mücadelesinde erkek egemen bak›fl aç›s›n›n hükmü dünden bugüne etkinli¤ini devam ettirmifltir. Ad›, sesi, hisleri, görüntüleri, dünyan›n her yerinde ayn› olanlar kad›nlar. Ad›m›za, sesimize kendimiz olan görüntümüze, farkl›l›k ve benzerliklerimize sahip ç›kman›n ad› olsun ad›m›z, mücadele olsun, direnifl olsun, kendimize ait olan› almak olsun ad›m›z. Kad›n sünneti de¤il, berdel de¤il, recm, namus, töre cinayeti de¤il, tecavüz, intihar de¤il, örgütlenme olsun ad›m›z. Yaflama ve insana dair ne varsa birey olma, cins olma bilincini kuflanarak iflçi s›n›f›n›n MLM ideolojisiyle yo¤urup kad›n sorununun kapitalist emperyalist sistemlerin getirdi¤i, derinlefltirdi¤i bir sistemler sorunu oldu¤unu hayk›ral›m ve bu sistemlerin ortadan kald›r›lmas›yla kad›n sorununun gerçek ve kal›c› çözüme ulafl›labilece¤ini savunal›m ve mücadelesini yürütelim. (ÇUKUROVA DDSB)


25

61

17-30 Kasım 2006

B‹R GER‹LLA F‹LM‹: BER‹TAN YA DA UÇURUMLARIN KIYISINDA ÖZGÜRLÜ⁄Ü KUfiANMAK Bedellerin tarihini ö¤renmek ilerlemenin ve özgürlü¤ün tarihini ö¤renmekle efl anlaml›d›r belki de. Ve mutlak olan›n; verilen bedellerin, tarihin o belirli dönemeçlerindeki ihanetleri de unutulmaz k›lmas›d›r. Yani tarihin belle¤ine bir destan güzelli¤inde ifllenmiflse feda ruhu, buna neden olmufl ihanetlerde bu belle¤e kaydolmufltur. Bir fley ancak z›dd›yla anlam›na kavuflabilir çünkü. Direnifller ne kadar hat›ralar›m›za u¤rarsa buna neden olan hainlerin de o oranda lanetle an›lmas› kaç›n›lmazd›r. Yani; günefl ne kadar ayd›nl›k yayarsa, gölgeler de o oranda netleflmektedir. Beritan: ‹hanetler ve direnmeler ça¤›nda bir Kürt savaflç›s›n›n sars›c› yaflanm›fll›¤›d›r, belgeselidir, bir gerilla filmidir. Sinemalarda izledi¤imiz filmlerin yap›mc›lar› ve oyuncular›, anlat›lan öykülerin d›fl›ndad›rlar.

Yaflanm›fll›klarla ilgileri yoktur, Beritan’›n önemli fark› yönetenlerin ve oynayanlar›n hepsinin bu yaflanm›fll›klar içerisinde olmalar›d›r. Bu nedenle film bir belgesel gibi izlenmektedir. Yaflad›¤› o büyük metropolün kendine sundu¤u vaadlerdeki yapayl›¤›na ve yalanc›l›¤›na kanmam›fl, tersine bu vaadlerin özündeki, insan› yaln›zlaflt›ran ve yabanc›laflt›ran sahte yaflamlar› da elinin tersiyle itmifltir Beritan. Ayr›ca kad›nlara verildi¤i iddia edilen özgürlüklerin ne kadar yapay ve ne kadar göreceli oldu¤una, kad›n›n as›l özgürlü¤ünü mücadelenin k›zg›n ateflinde kazanaca¤›na bir tan›kl›kt›r Beritan. Da¤lar›n gerçek özgürlü¤ünde bulmufltur benli¤ini ve da¤lar da-

ha bir ço¤altm›flt›r onu. Coflkunun, hevalli¤in, atefl çemberinden geçmelerin yeni tan›mlar›n› ve maharetlerini ö¤retmifltir ona. Hayat›n en derin anlamlar›n› keflfeden bir kâfliftir art›k o, di¤er pek çok gerilla gibi. Ve de en do¤ru biçimiyle özgür yar›nlar› yaratman›n yolunu ve yordam›n› ö¤retmifltir art›k. Gerillan›n zor koflullarda ve teknik olanaks›zl›¤a karfl›n üretti¤i film Kürt halk›n›n özgürlük ve ba¤›ms›zl›k mücadelesinin gerilla cephesinden bir kesitini sunmaktad›r. Bask›nlar, bombalar ve silahlarla iç içe bir yaflamd›r anlat›lan. Özgürlük ve ba¤›ms›zl›k tutkusunun yön verdi¤i bu savaflta inanc›n ve kararl›l›¤›n teslimiyet ve ihanetle s›k s›k karfl› karfl›ya geldi¤i gerçe¤inin alt› çizilmektedir. Bir yandan TC güçleri bir yandan onlarla iflbirli¤i içinde olan KDP güçlerinin PKK gerillalar›na karfl› yürüttükleri kirli ittifak›n ve bu kirli ittifaka karfl› son ana kadar direnenlerin öyküsüdür. Ateflin ve ihanetin uçurumlardaki karfl›laflmas›d›r yani. Ya uzat›lan kirli eli tutacakt›r Beritan, ya da z›lg›tlarla birlikte bafl e¤mez-

li¤in coflkun enginli¤inde kanatlanacakt›r, da¤lar›n uçurumlar›n› baflka bir deyiflle özgürlü¤ü ve y›ld›zlar› tercih edecektir, baflka yol yoktur. Berivan bu ihanet ve teslimiyeti temsil eden kirli elle ve o elin arkas›ndakilerle ‘teslimiyeti’ reddetmifltir. Bilir ki bu ‘bar›flma’ özgürlük ve ba¤›ms›zl›k düflüne ihanet demektir. Bilir ki bu ‘bar›flma’ yüz y›ll›k asimilasyonun, inkâr›n devam etmesine evet demektir. Beritan, yüz y›llard›r düflmana teslim olmaktansa da¤lar›n doruklar›ndan uçurumlara kendilerini atan say›s›z Kürt kad›nlar›n›n günümüzdeki örne¤idir. Onlar›n 盤l›klar›n› ço¤altmak ve bu 盤l›klar›n unutulmas›na engel olmak istemifltir. Zalimlerin ve iflbirlikçilerin uzatt›¤› kara ve kirli ele tutunmak onlarla bar›flmak, o say›s›z kad›nlar›n 盤l›klar›na ve onlar›n an›s›na ihanet olacakt›r. Film bu anlay›flla izlemeye zorlar bizleri. Gerilla savafl› ve bu savaflta kad›n›n, özgürlü¤ün renklerini görmek isteyenler; izleyin ve unutmay›n uçurumlardaki kad›nlar›n 盤l›klar›n›...

K›sa filmlerle uzun bir yolculu¤a davetlisiniz... “Sanat toplum içindir” anlay›fl›yla ele ald›¤›m›z festivalimiz 25-26 Kas›m tarihleri aras›nda Tohum Kültür Merkezi’nde gerçeklefliyor. “Her kültür belli bir toplumun siyaset ve ekonomisinin ideolojik bir yans›mas›d›r” diyen Baflkan Mao’nun da belirlemesinden yola ç›karak egemen s›n›flar›n kendi kölelefltirici kültürlerini halka nas›l dayatt›klar›n› anlayabiliriz. Sanat özellikle de görsel sanat dal› sinema, genifl halk y›¤›nlar›na hitap edebilmesi bak›m›ndan büyük öneme sahiptir. Egemen ideoloji bu önemi kavrayarak, her alanda oldu¤u gibi kültür-sanat alan›nda da kendi hâkimiyetini kurmaya çal›flmaktad›r. Bu y›l ikincisini düzenledi¤imiz k›sa film festivalimizi de, bu alandaki egemenlerin tahakkümünü parçalaman›n araçlar›ndan biri olarak görmekteyiz. Festivalin aç›l›fl›n›, festivalimizi atfetti¤imiz devrimci sanatç› Y›lmaz Güney özel gösterimiyle gerçek-

lefltirece¤iz. Ard›ndan sinema ve k›sa film üzerine bu alanda y›llarca emek vermifl çeflitli sinemac› dostlar›m›z›n kat›laca¤› söylefli ile devam edilecek. Yine sinemada örgütlenme çal›flmas› içerisinde bulunan S‹NE-SEN baflkan› Yusuf Çetin’in çekmifl oldu¤u; Cumartesi Annelerinin ve gözalt›nda kay›plar›n anlat›ld›¤› “Kay›p” filmi, 12 yafl›nda bedeninde 13 kurflun ç›kan U¤ur Kaymaz ve babas› Ahmet Kaymaz’›n an›s›na haz›rlanan belgeselin (Guandi’nin Dü¤ünü) gösterimiyle devam edecek. ‹ki gün sürecek festivalde k›sa film gösterimlerinin ard›ndan halk jürisinin de¤erlendirmeleri ile çeflitli dallarda ödüllendirmeler olacak. Her sanat ürünü belli bir özveri, emek ve duygusal yo¤unlu¤un ürünüdür. Biz bu nedenle sanat ürünlerini yar›flt›rman›n do¤ru olmad›¤›n› düflünüyoruz. Bu nedenle ödülleri birincilik, ikincilik fleklinde de-

¤il verdikleri sosyal mesaj›n içeri¤ine göre izleyiciler ödüllendirecektir. PROGRAM 1. GÜN -Aç›l›fl (15.00) . -Özel Gösterim (Y›lmaz Güney) -Söylefli: Yusuf Çetin, Oktap Güzelo¤lu -Özel Gösterim: Kay›p -Özel Gösterim: Guan-di’nin Dü¤ünü 2. GÜN -Film Gösterimleri -Müzik Dinletisi (Grup Yel) -Ödül Töreni -Kapan›fl

Tohum Kültür Merkezi


17-30 Kasım 2006

26

61

YARATTI⁄INIZ DE⁄ERLERLE YÜRÜYORUZ… Dersim’den Tokat’a 1986’dan 1997’ye uzanan köprüde, gelecek güzel günleri düflleyenlerin, Proletarya Partisi’nin 34 y›ll›k zorlu yolculu¤un ad›mlay›c›lar›n›n eme¤i vard›r. Büyük emeklere karfl›l›k yarat›lan büyük de¤erler ve ödenen büyük bedeller vard›r. Tüm zorlu süreçlerde oldu¤u gibi Onlar, özveriyle dünü bugüne tafl›yan, bayra¤› yükseltenler olmufllard›r. 1986 y›l› Kas›m ay› sonlar›nda 3. Konferans›n› yapacak olan TKP/ML’li militanlar konferans haz›rl›klar›n› bafllatmak için umudun tohumlar›n›n at›ld›¤› Dersim’e giderler. Partizanlar›n bölgede oldu¤unun ihbar›n› alan devlet güçleri, bölgeye askeri y›¤›nak yaparak, operasyona geçerler. Ald›klar› ihbarlarla Husun’da ve özellikle de Mercanlar bölgesinde operasyonlar›n› yo¤unlaflt›r›rlar. 21 Kas›m’da bölge tamamen kuflat›l›r. Kuflatmay› fark eden delegeler bölgeyi terk etme çabas›na girerler. Gece boyunca seyir halindeki birlik, acil ihtiyaçlar›n›n temini için yollar› üzerindeki bir eve girerler. Ayn› anda bölge üzerinde helikopterin dolaflmas› ve gittikçe yaklaflan düflman birliklerini fark etmeleri üzerine evi terk ederler. Belli bir mesafeye çekildikten sonra arazinin kuytuluk bir yerinde mevzilenirler. Evi bas›p arayan düflman, boflalt›lm›fl oldu¤unu görünce arama ve operasyonlar›n› o çevrede sürdürür. Askerlerin Partizanlar› fark etmesiyle çat›flma bafllar. Tüm güçleriyle operasyona ç›kan devlet güçleri, hemen çat›flma alan›nda yo¤unlaflarak gerilla mevzisini dört bir yandan yo¤un bir bomba ve atefl çemberine al›rlar. Mevzideki gerillalar›n çemberi yaracak yeterli silah ve cephanesi yoktur. Birço¤unda av k›rmalar› vard›r. Güçler bak›m›ndan bu dengesizli¤e karfl›n, sabah erkenden bafllayan çat›flma genifl bir alana yay›larak saatlerce sürer. 22 Kas›m’da yaflanan bu çat›flmada Konferans delegeleri; Hüseyin Tosun, R›za Sökmen, Zeki Uygun, ‹brahim Polat, Ünal Küçükbayrak, A. R›za Boyo¤lu, M. Kemal Y›lmaz ve savaflç›lar Kamile Öztürk ve ‹smail Do¤an flehit düflerler. Zeki Uygun, Sivas Hafik Kervansaray do¤umludur. 3. Konferans Yurtd›fl› Delegesi olarak Dersim’de flehit düflmüfltür. Bir süre ö¤retmenlik yapm›fl, sonras›nda görevi b›rakarak kendini devrim davas›na adam›flt›r.

Ünal Küçükbayrak, Urfa Viranflehir do¤umludur. Tutsak düfltü¤ünde komünist tavr›n› devam ettirmifl ve coflkuyla mücadeleye sar›lm›flt›r. Çok zorlu koflullarda bir dizi görevi lay›k›yla yerine getirmifltir. En son 3. Konferans Hapishane Delegesi olarak Dersim’de ölümsüzleflmifltir. Hüseyin Tosun, 1956 Dersim Pertek Pilvenk köyü Kevilkan mezras› do¤umludur. 6 y›ll›k gerilla yaflam› boyunca sevginin ve nefretin, flefkatin ve öfkenin, ac›mas›zl›¤›n ve duygusall›¤›n bariz bir kar›fl›m› olarak gerilladaki yerini alm›flt›r. 22 Kas›m’da 3. Konferans’›n Do¤u Anadolu Bölgesi Delegesi ve T‹KKO Genel Komutan› olarak flehit düflmüfltür. M. Kemal Y›lmaz, Zonguldak Karabüklüdür. Metris zindan›nda sorumlu komitede yer alanlardan biriydi. Ç›kt›ktan sonra 3. Konferans’ta Bat› Anadolu Bölgesi Delegesi olarak flehit düfltü. Ali R›za Boyo¤lu, 1956 Erzincan Refahiye Odunlu köyü do¤umludur. Daha sonra yerlefltikleri ‹stanbul Tuzla’da iflçilik yapar. Bölgedeki iflçiler ve halk aras›nda do¤al bir önderli¤e sahiptir. Faaliyetini engellemek amac›yla gözalt›na al›n›r ve tutuklan›r. 7 y›ll›k hapishane yaflant›s›ndan sonra kavgaya at›lmakta tereddüt etmez. 3. Konferans’ta Bat› Anadolu Bölgesi Delegesi olarak ölümsüzleflir. R›za Sökmen, 1955 Elaz›¤ do¤umludur. 1980 öncesi mücadeleye kat›lm›flt›r. 3. Konferans Do¤u Anadolu Bölgesi Delegesi ve T‹KKO komutan› olarak flehit düflmüfltür. ‹brahim Polat, 1950 Malatya Kürecik Çevirme köyü do¤umludur. Partinin kuruluflundan itibaren içerisinde yer ald›, ‹brahim Kaypakkaya ile birlikte Sinan Cemgil’i ihbar eden muhtar›n cezaland›r›lmas›nda görev ald›. Bir süre Avrupa’da faaliyet yürüttü. AT‹F’in kurucu üyeleri aras›nda yer ald›. 3. Konferans’a Yurtd›fl› Delegesi olarak kat›lmak üzere geldi¤i Dersim’de flehit düfltü. Kamile Öztürk, 28 fiubat 1956’da Çorum Alaca Eskiyapar köyünde dünyaya

geldi. Çukurova Bölgesinde iflçiler aras›nda faaliyet yürütmekle görevlendirildi. Bir düflman pususunda ele geçti ve iflkencelerden bafl› dik ç›kt›. Tahliye edildikten sonra özlemini duydu¤u gerillada yerini alm›flt›. Konferans haz›rl›klar›ndan dolay› delege yoldafllar›n›n yan›na gitti¤inde ölümsüzleflti. ‹smail Do¤an, Dersim do¤umludur. T‹KKO savaflç›s› olarak 22 Kas›m’da 8 yoldafl›yla birlikte flehit düfltü.

Ese’den yükselen zafer sloganlar›yd›! 22 Kas›m 1986’da Proletarya Partisi a¤›r bir bedel ödemifltir. Dokuz özgürlü¤e sevdal› yürek ölümsüzleflirken, b›rakt›klar› bayrak ard›llar› taraf›ndan devral›nm›fl ve her türlü zorluk alt›nda tafl›nm›flt›r. Parti en zor koflullardan süzülüp gelerek varl›¤›n› devam ettirmifl ve savaflç› çizgisinden ödün vermemifltir. ‹flte Proletarya Partisi tarihinde a¤›r bedellerden birinin ödendi¤i tarihlerden biri de 23 Kas›m 1997’dir. Tarihimize Ese Yaylas› fiehitleri olarak not düflülen çat›flma sonras›nda TKP/ML’nin flehit düflen 4. Genel Sekreteri Mehmet DEM‹RDA⁄, T‹KKO gerillalar› Ümit D‹NLER, Duran SALMAN, Dilek KONUK ve Ümit Ça¤layan SAN flehit düfltüler. Umudun tohumlar›n›n Karadeniz’de serpilmesi yoksul Karadeniz halk›n›n gerillayla buluflmas› devletin korkusunu deprefltirmifl ve her zamanki azg›nl›¤›yla gerillay› yok etmek için dört koldan sald›rm›flt›r. Ancak tarih bugüne kadar göstermifltir ki, gerilla yok edilemez, ÇÜNKÜ GER‹LLA HALKTIR, HALKIN BA⁄RINDAN ÇIKMIfiTIR.5 Mart 1999’da Proletarya Partisi taraf›ndan bombal› suikast düzenlenen dönemin Çank›r› Valisi Ayhan Çevik daha sonra verdi¤i bir röportajda Karadeniz’de verilen gerilla savafl›n›n nas›l bir korku yaratt›¤›n› da gözler önüne sermifltir: “Gümüflhane’den, Tokat’a atand›¤›mda ummad›¤›m bir terörle karfl›laflt›m. Genelkurmay Baflkan› Karaday› Pafla idi.

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER R›za AKDEM‹R: Erzincan Çay›rl› do¤umludur. Abisi Hüseyin Akdemir ile birlikte ÜGD üyesi faflistlerin sald›r›s›na u¤rar. Abisi flehit düflerken kendisi kald›r›ld›¤› hastanede 17 Kas›m 1976’da yaflam›n› yitirir. Zülfikar URALÇ‹N: 1956 do¤umludur. Gençlik Örgütü’nün önderlerinden biri olarak Trakya bölgesinde faaliyet yürütür. 19 Kas›m 1977’de ‹stanbul Halkal›’da sivil faflistlerce katledilir. Parti 1. Konferans›’nda Onur Üyeli¤i ile taçland›r›lm›flt›r. Mehmet Zeki fiER‹T: Kayseri Uzunyayla do¤umludur, Çerkez milliyetine mensuptur. Üniversite ö¤rencilerinin akademik-demokratik mücadelesinde yer ald›. Kald›¤› eve yap›lan operasyonda saatler sonra ancak ele geçirilebildi. ‹lk al›nd›¤›nda komünist tavr› tak›namasa da, sonras›nda iflkencede direnifl destan› yaratanlardan oldu. Müebbet hapse mahkumken Ulucanlar Hapishanesi duvarlar›na “o duvar duvar›n›z, v›z gelir bize v›z” yazarak firar etti. ‹stanbul Alt›yol’da kald›¤› evin bas›lmas›nda ç›kan çat›flmada yaral› olarak tutsak düfltü. 24 Kas›m 1977’de iflkencede katledildi. Ramazan CAN: Urfa Siverek’te sosyal faflistler taraf›ndan 20 Kas›m 1978’de katledildi. ‹sa DEM‹RBAfi: 1955 Samsun do¤umludur. 23 Kas›m 1979’da Samsun’da polisin kurdu¤u tuzakta yaralan›r ve tutsak düfler. Götürüldü¤ü karakolda iflkence sonucu flehit düfler. Mustafa SARITAfi: 1960 Mufl Varto Taflç› köyü do¤umludur. 24 Kas›m 1979’da Ankara’da Yenimahalle’de M. Zeki fierit’in ölüm y›ldönümü nedeniyle yapacaklar› anma için haz›rlad›klar› bombal› pankart›n patlamas›yla yaralan›r. Olay yerine gelen bekçilerin açt›¤› ateflle flehit düfler. fienol YOL: Çorum do¤umludur. 24 Kas›m 1979’da Mustafa Sar›tafl’la birlikte flehit düflmüfltür. Ali SARIBAL: 1961 Akba¤ köyü do¤umludur. Görev alan› olan Diyarbak›r’da 22 Eylül 1980’de gözalt›na al›n›r. ‹flkencede komünist tavr› tak›namaz ancak sonras›nda hapishanede yoldafllar›n›n da yard›m›yla kendini yeniler ve düflman ondan bilgi istedi¤inde tek kelime dahi etmez. Diyarbak›r Hapishanesi’nde kald›¤› ko¤uflta a¤›r bir flekilde dövülerek komaya girer. Gördü¤ü yo¤un iflkenceler sonucunda 19 Kas›m 1981’de flehit düfler. H›d›r UTAN: 1956 Dersim Ovac›k Çakperi do¤umludur. ‹stanbul faaliyetinde görev ald›. 1977’de tutuklanarak hapise girdi. 1978 y›l›n›n sonunda yurtd›fl›na ç›kmak zorunda kald›. Almanya’n›n Bremen kentinde de faaliyet yürüttü.18 Kas›m 1983’de geçirdi¤i bir trafik kazas›nda hayat›n› kaybetti.


27

61 Genelkurmay Genel Sekreteri ise Ertu¤rul Özkasnak. Özkasnak Pafla ile zaman zaman konufluyordum. Durumu telefonla aktard›m. Daha sonra Karaday› Pafla’ya mektup yazd›m. 3 gün sonra Tatvan’daki komando taburu Tokat’a görevlendirildi. Tecrübeli bir birlikti. ‹mkan sa¤lad›k. Teröristlerin beklemedi¤i bir geliflmeydi. Polis ve jandarmaya da moral geldi. Topçam diye bir yer var. Örgüt buray› e¤itim kamp› olarak kullan›yordu. Bir defas›nda 6 kifli öldürüldü. Bunlar›n aras›nda T‹KKO Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤ isimli terörist de vard›” diyerek T‹KKO’nun Karadeniz’deki faaliyetinin oluflturdu¤u endifleyi anlatm›flt›r. Öldürüldü¤ünde düflman›n burjuva medyada günlerce yazd›rd›¤› kimdir Mehmet Demirda¤? TKP/ML’nin flehit düflen 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤, 1970 Dersim do¤umludur. Yaflam›n›n birçok alan›na damgas›n› vuran baflarma azmi, okul y›llar›nda da kendisini gösteriyordu. Liseyi üçüncülükle bitirip ‹TÜ Elektrik-Elektronik Mühendisli¤i’ni kazand›. Proletarya Partisiyle örgütsel iliflkiye üniversitede geçti. 1987’de gerçeklefltirilen 3. Konferans sonras› Gençlik Örgütü TMLGB’nin yarat›lmas›nda ö¤renci gençlik alan›nda önemli rol oynayan ve tarihimizde Yel Da¤› fiehitleri aras›nda yer alan abisi Ali Demirda¤’›n onun örgütlenmesinde önemli katk›s› oldu. 1 May›s Harbiye Direnifli’nde tutukland› ve bir süre Bayrampafla Özel

Tip Hapishanesi’nde kald›. Daha sonra TMLGB önderli¤i içerisinde yer ald›. Yaflam›n›n sonuna dek tüm süreçlerde en zorlu görevleri üstlendi ve bunlar›n alt›ndan kalkmada, partiyi en zor günlerde her türlü kavga kaçk›nl›¤›na ve tasfiyecili¤e karfl› korumada aktif tav›r alanlardan oldu. Onun k›sa yaflam› bafltan sona ö¤renilmesi gereken nice derslerle doludur. Kuflkusuz O, her devrimcide olmayan baz› özelliklere sahipti. Bu özelliklerin bafl›ndaysa zekas›n›, yeteneklerini ve birikimini en iyi flekilde kulland›¤› politik önderlik geliyordu. Partiyi en zor süreçlerde yönetme, yönlendirme ve sorunlar›n çözülmesinde gösterdi¤i inisiyatif, O’nda MLM biliminin bu topraklara uyarlanmas›nda etkili taktiklerin uygulanmas›n› da beraberinde getirmifltir. Mehmet Demirda¤ , Proletarya Partisi’nin önderi olarak, kavgaya tüm gücü ve bilincini vermifl, yolu ölene kadar proletaryan›n yolu olmufltur. Ümit Ça¤layan San, Sivas fiark›flla ilçesi Emlakhüyük köyünde 1974 y›l›nda dünyaya geldi. Sar›yer’de TMLGB’nin aktif bir militan› olarak yer ald›. 1996’da Bayrampafla Hapishanesi’nde 96 Ölüm Orucu ve SAG eyleminde yer ald›. Sa¤l›k problemlerine ra¤men gerilla içerisinde yer alarak burada ölümsüzleflti. Dilek Konuk, Tokat merkeze ba¤l› Dive (Günevi) köyünde do¤du. Bulundu¤u lisede örgütsel faaliyetlerde bulundu, sonras›nda çok istedi¤i da¤larda gerilla olma iste¤ine kavuflmufltu. Küçük yaflta

17-30 Kasım 2006

silah elde flehit düfltü¤ünde dosta düflmana devrime ba¤l›l›¤›n›n mesaj›n› veriyordu. Ümit Dinler, 1974 Dersim Ovac›k Yeflilyaz› do¤umludur. 1991’de Artvin’de faaliyet yürütürken ihbar sonucu yakaland›. K›sa bir tutukluluktan sonra kuryelik faaliyetini sürdürürken gerillaya kat›lma ça¤r›s›na olumlu yan›t vererek da¤lardaki yerini ald›. Onun ›srar› gerilla olmakt› ve bu iste¤ine kavufltu. fiehit düfltü¤ünde T‹KKO’nun komutanlar›ndand›. Duran Salman, Tokat Almus’a ba¤l› Çambulak (Dadukta) köyü do¤umludur. Partinin düflünceleriyle T‹KKO gerillalar› arac›l›¤›yla tan›flt›. Çobanl›k yaparken askere ça¤r› pusulas›n› y›rtarak T‹KKO’ya kat›ld›. Verilen a¤›r kay›plar, geçilen zorlu süreçler göstermifltir ki, Proletarya Partisi ezilen kitleler varoldu¤u ve ezilenler do¤ru strateji, üretken taktik ve politikalarla örgütlendi¤i sürece devrim yolunda h›zla ilerleyecektir. Sistemin yapt›¤› tüm hamleler bofla ç›kar›lmak zorundad›r, parti ve kitleler varoldukça Demokratik Halk Devrimi mücadelesi zafere kadar ilerleyecektir. Bugün gerekli olan Parti politikas›n›n kitlelere tafl›narak, örgütlülü¤ün büyütülmesidir. Zorlu yürüyüflümüzde topra¤›n koynuna verdiklerimiz her daim bilincimizde, yüre¤imizde yer almaya devam edecektir. fian olsun f›rt›nalar içinde b›çak s›rt›nda ilmek ilmek gelece¤i örenlere!

Gelecek, onun için savaflan›nd›r PER‹HAN ÇOLAK

HASAN ALTINTAfi

GÜNDE DÜN… 18 Kas›m 1986. 12 Eylül sonras› en büyük grev NETAfi’da bafllad›. 2650 iflçi grevde. 20 Kas›m 1975. Diyarbak›r Lice depreminde evsiz kalanlar resmi daireleri iflgal eylemi sonras› Diyarbak›r’a do¤ru yürüyüfle geçtiler. 2000. 20 Ekim’de 18 hapishanede 865 tutuklu ve hükümlü açl›k grevine bafllam›flt›. F Tipi hapishanelere karfl› bafllat›lan açl›k grevleri ölüm orucuna dönüfltürüldü. 21 Kas›m 1831. Fransa, Lyon’da dokuma iflçileri ayakland›. 26 Kas›m 1926. Sovyet K›z›lordusu Stalingrad’› kuflatan Alman Nazi ordular›na karfl› sald›r›ya geçti. II. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’n›n gidiflinde Nazi askeri üstünlü¤üne son verildi. 28 Kas›m 1968. eski CIA istasyon flefi, Amerika’n›n yeni Türkiye Büyükelçisi Robert Komer’in Türkiye’ye gelifli ‹stanbul Yeflilköy’de protesto edildi. Protestoculardan Deniz Gezmifl, Rahmi Ayd›n, Mustafa Zülkadiro¤lu, Toygun Erarslan ve Mustafa Gürkan tutukland›.

FAZLI KAYA 29 Kas›m Filistin için Özgürlük ve Dayan›flma Günü 1971. Türkiye Halk Kurtulufl Partisi ve Cephesi, THKP-C liderlerinden Mahir Çayan, Ziya Y›lmaz ve Ulafl Bardakç› ile Türkiye Halk Kurtulufl Ordusu (THKO) liderlerinden Cihan Alptekin ve Ömer Ayna ‹stanbul Kartal- Maltepe Askeri Hapishanesi’nden kaçt›lar.

19 Kas›m 1990’da Dersim’de TC güçleriyle TKP/ML T‹KKO gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada Hasan ALTINTAfi, Perihan ÇOLAK, Fazl› KAYA ve Süleyman KÖR flehit düfltü. Perihan ÇOLAK, 1960 Sivas Zara do¤umludur. Sonras›nda ailesiyle birlikte Gülsuyu’na yerleflirler. Faaliyetleri sonucu tutuklanarak Metris Zindan›na at›ld›. Orda da ayn› coflkusunu kaybetmedi. Zindandan sonra Dersim da¤lar›n›n Berivan’› olarak yerini alm›flt›. Hasan ALTINTAfi, Bingöl do¤umludur. Yurtd›fl›nda iflçi olarak çal›fl›rken

faaliyete bafllad›. Pek çok alanda görev ald›, gözalt›na al›nd›¤›nda düflman ondan hiçbir fley ö¤renemedi¤inden serbest b›rakmak zorunda kalm›flt›. Fazl› KAYA, 1967 Gümüflhane do¤umludur. ‹sviçre’de iflçi olarak çal›fl›r. Mücadeleyi ülkesinde sürdürmek isteyerek, da¤lar› mesken tutmufl, bu tavr›yla örnek olmufltur. Süleyman KÖR, Trabzon Çay›rba¤› beldesi do¤umludur. Hukuk fakültesini b›rakarak sevdal›s› oldu¤u da¤larda yerini alm›flt›r. Onlar ki, Trabzon’dan, Bingöl’den,

Sivas’tan, Gümüflhane’den, farkl› co¤rafyalardan, farkl› milliyetlerden, farkl› kültürlerden gelmifl proletaryan›n k›z›l bayra¤› alt›nda birleflmifllerdi. fiairin dedi¤i gibi “Ayn› aflka dövüflmüfl”lerdi. Ayn› türküyü söylemifl, ayn› kaptan yemek yemifl, her biri ayr› ayr› kendi rengini vermiflti kavgaya. Ayn› gö¤ün alt›nda düfltüler, yine dövüflürken…Yine flairin dedi¤i gibi “Dövüflen anlatacakt›r” art›k bundan sonras›n›, vars›n istedi¤ini yazs›n tozlu tarih sayfalar›. Gelecek, özgür yar›nlar için savaflanlar›n olacakt›r!

30 Kas›m 1988. Tek tip elbise giyilmesine karfl› hapishanelerde yap›lan açl›k grevleri befl hapishanede anlaflmaya var›lmas› üzerine sona erdi. 1990. Zonguldak maden iflçileri greve ç›kt›lar. 48 bin iflçinin grevi çeflitli siyasi partiler, meslek kurulufllar› ve kitle örgütlerinin deste¤iyle bafllad›. Zonguldakl›lar ilk günden itibaren greve aktif bir flekilde kat›ld›lar.


28

17-30 Kasım 2006

61

Direnen halklar kazanacakt›r! E¤er silahla kazan›lan masalara koz olarak sürülüp; diplomas› koridorlar›nda tüketilme sürecine girildiyse art›k kendimizi ve taban›n istemi diye lanse ettiklerimizi sorgulamam›z gerekir. aç›klamalar› yeni say›l›r. Böylesine tescilli bir katilin bunlar› söylemesi ilginç, kesinlikle samimi bulmuyoruz. E¤er ki bu ateflkese de devlet olumlu cevap vermezse korkunç bir tablo oluflacakt›r. Çünkü Kürt halk› daha fazla beklemek istemiyor.

Bildi¤imiz üzere Kürt Ulusal Hareketi 1 Ekim 2006 tarihi itibar› ile do¤al duraklar›ndan olan tek tarafl› ateflkes sürecine demir atm›fl bulunuyor. Durdu¤u s›n›fsal zeminden kaynakl› t›kanma sürecine giren KUH son yönelimini “tabandan siyaset” olarak adland›rmaktad›r. Her ne kadar KKK’n›n 1 Ekim 2006 tarihli bildirisinde ateflkes karar›nda etkili olan esas unsur kitle talebi olarak gösterilse de, DTP ve ayd›nlar›n AB ve ABD’nin bu yönlü istemlerine de vurgu yap›lmaktad›r. Ulusal Hareket’in silahl› mücadele vermesi ne kadar meflru ise legal mücadele vermesi de o kadar meflrudur. Ancak faflizm koflullar›nda bu meflruluk durumuna pratik bir zemin sa¤lam›yor/sa¤layamaz. T. Kürdistan›’nda gerillay› imhaya dönük operasyonlar›n ivme kaybetmeden sürmesi; Silopi’de yakalanan J‹TEM elemanlar› ve Kas›m bafl›nda bölgede yaflanan sel felaketinde devletin tutumu Kürtlere bak›fl aç›s›nda hiçbir de¤iflikli¤in olmad›¤›n›n aç›k ifadesidir. Kürt halk› TC faflizmine aflinad›r; seli felaket olarak de¤erlendirmeyenler, as›l felaketin TC oldu¤unu ifade edenler; iflkenceden geçirilen, babas› kardefli katledilen, köyleri atefle verilen Kürt halk› gerçe¤in ç›plakl›¤›n› çok iyi görüyor.

“Görünen köy k›lavuz istemez” Kürtler, geçmifline tezat aç›klamalar yapan tescilli katillere, s›radanlaflan ve aç›klama olarak kalan “yumuflak” söylemlere prim vermiyor. T. Kürdistan›’nda ateflkes özgülünde kitledeki son atmosferi gözlemledik. Sel, sisteme tepkiyi bir kat daha derinlefltirmifl. Ateflkes kitlelerle çok da buluflabilmifl de¤il. Kürt halk› “ateflkes” söylemini sahipleniyor, ancak bu sahiplenifl “hareketi sahipleniflten” öteye gitmiyor. Evet, Kürt halk› bir yan›yla yorgun, bir

yan›yla yaral›, bir yan›yla, direngen, öfkeli… Biz bu gerçe¤i Batman’da, Bismil’de, Ç›nar’da gördük. Selden 10 gün sonra kurulan askeriye çad›rlar›n›n bofl olmas› bu gerçe¤in iddial› bir foto¤raf›. Yaralar›n› kendi bafl›na saran Kürt halk›, dostlar›n› ve düflmanlar›n› iyi tan›yor. Bir sel ma¤duruyla yapt›¤›m›z röportajda bizden “görünen köy k›lavuz istemez” sözünü bafll›k olarak kullanmam›z› istiyor. Biz görünen köyün köylüleriyle ateflkes ve devletin tutumu üzerine bir söylefli yapt›k.

“Onurlu bir bar›fl herkesin temennisi” - Bize kendinizi tan›t›r m›s›n›z? - Ad›m Ramazan Dengiz. DTP Ç›nar ‹lçe Baflkan›’y›m. - Ateflkes ve buna yönelik devletin tutumuna iliflkin düflüncelerinizi alabilir miyiz? - fiimdiye kadar baz› yumuflak aç›klamalar yap›ld›. Bunun d›fl›nda olumlu bir cevap al›nm›fl de¤il. Halk ölümlerin eskisi kadar olmamas›ndan memnun. Emin olun ki, burada gerilla anneleri bir askerin ölümüne çok üzülüyor. Bu durumu asker annelerinde gerillalar flehit düflünce göremiyoruz. Bu ateflkes özellikle anneleri rahatlatm›fl durumda, ancak hala operasyonlar devam ediyor ve kay›plar yaflan›yor. Henüz herfley bitmifl de¤il. Ayd›nlar›n görüflmeleri ve çabalar› var m› bilmiyoruz. ABD ve AB’nin tutumlar› nedir, tam olarak onu da bilmiyoruz. ‹lerleyen aylarda foto¤raf netleflecek. fiimdilik hepimizde bir beklenti hakim. Onurlu bir bar›fl herkesin temennisi. Son süreçte Mehmet A¤ar bir fleyler söylüyor. Biz bunlar› onun kendi inisiyatifi do¤rultusunda söyledi¤inden kuflku duyuyoruz. Türk siyasetinde her dönem kan ve ölüm söylemi hakim olmufltur. Bu yönüyle A¤ar’›n

“Halk›m›z›n kaybedecek birfleyi kalmad›” - Ateflkes hakk›ndaki görüfllerinizi alabilir miyiz? - Batman’dan bir Kürt kad›n›: Kürt halk›nda y›llar›n yorgunlu¤u var deniyor. Ben buna kat›lm›yorum. fiu anda bir ateflkes var, ama bu bir taktik. Sürecin a¤›rl›¤› ateflkesi do¤urmufltur. Ateflkes karar› Kürt halk›n›n istemlerinin bir ürünüdür. Ben bunun sisteme yöneltilen son flans oldu¤unu düflünüyorum. Ancak, her zamanki gibi devlet kimli¤imizi tan›m›yor ve yaklafl›m› samimi de¤il. M. A¤ar’›n tüm derdi önümüzdeki seçime bir yat›r›m yapmakt›r. Çünkü AKP taban›nda ciddi bir kayma vard›r. Ateflkesle yap›lmak istenen demokratik mücadeledir. Ve biz biliyoruz ki böylesi ülkelerde demokratik mücadele daha zordur. Ateflkesten çok büyük bir beklentimiz yok. Halk›m›z›n da kaybedecek bir fleyi kalmad›. Biz onurlu bir bar›fl, onurlu bir yaflam istiyoruz. Ben bir Kürt kad›n›y›m ve flundan eminim bundan sonra bir süreç geliflecek, ben de sessiz kalmayaca¤›m. Her ateflkes sürecinde devlet f›rsat bilip sald›r›lar›n› t›rmand›r›yor. Operasyonlar, kay›plar, bask›lar vb. her gün art›yor. Ama biz fluna eminiz ki halk›m›z kazanacak. T›pk› Filistin’de oldu¤u gibi elinde tafllarla savaflacak.

“Devlet samimi de¤il” Dicle Üniversitesi’nden bir Kürt genci: Y›llardan beri tek tarafl› ateflkes ilan ediliyor. Ancak bu hiç yan›t bulamad›. Umar›m bu defa olumlu geçer. Ve co¤rafya halk› huzur bulabilir. Biz üniversite ö¤rencileri olarak ileride burada yaflamay›, burada mesle¤imizi icra etmeyi istiyoruz. Ancak devletin tutumu bu karar›m›zda tereddüde yol aç›yor.

Devleti samimi bulmuyoruz. T‹T denilen örgüt burada 12 Eylül’de bir katliam gerçeklefltirdi. Bomban›n foto¤raflar›n› internette yay›nlad›. Devlet istedi¤i zaman internette bir MP3 yay›mlayan› tespit edebiliyor, bunlar› ise tespit etmiyor. Bu yüzden kesinlikle devlet samimi de¤il. M. A¤ar’›n söylemleri seçimde oy kapmaya yöneliktir. Ayn› aç›klamalar› DTP yapsa soruflturmal›k olur. A¤ar yap›nca ise gündem oluyor. Bunun son flans oldu¤unu düflünüyorum. Çünkü DTP’nin bar›fl ça¤r›s› yapt›¤› gün T‹T Diyarbak›r’da bomba patlat›yor. Bu asl›nda devletin bar›fl talebine verdi¤i bir yan›tt›r. Bu süreç devlet taraf›ndan olumlanmazsa kötü geliflmeler olacakt›r. PKK’nin ilan etti¤i son ateflkes esasta halk›n talebi ile gündemleflti. ABD ve AB’nin de bu kararda etkili oldu¤unu düflünüyorum. Her fleye ra¤men halk art›k kan görmek istemiyor. Sonuç olarak; ateflkes her ne kadar “halk›n istemi ve gerekli” idi olarak yans›t›lsa da, sorunlara nas›l yaklaflt›¤›m›z ve durdu¤umuz zemin bu noktada kendini ele vermekte. E¤er silahla kazan›lan masalara koz olarak sürülüp; diplomas› koridorlar›nda tüketilme sürecine girildiyse art›k kendimizi ve taban›n istemi diye lanse ettiklerimizi sorgulamam›z gerekir. Çünkü art›k “halk ve taktik” dedi¤imiz kavramlar birbirinden kopmufltur.


29

61

17-30 Kasım 2006

Abartm›yoruz! aflanan sel sonucunda toplam 43 kifli yaflam›n› yitirdi. Yüzlerce insan yaraland›. Binlerce insan evsiz kald›. Sadece Batman’da 13 bin ev ve 63 bin kifli zarar gördü. 200 bin ton pamuk telef oldu. fi›rnak’ta ar›c›l›k ve hayvanc›l›k bitti. Sel sular›n›n yaratt›¤› tahribat sonucunda milyonlarca YTL’lik zarar olufltu.

Y

Ekim ay›n›n son günlerinde bafllayan ve yaklafl›k 10 gün süren ya¤›fllar, emekçi halk›m›z için daha önce yaflanan manzaralar› tekrar gündeme getirdi. Ya¤›fllar sonucunda baflta Batman ve Diyarbak›r olmak üzere T. Kürdistan›’nda birçok bölge ile ‹stanbul sular alt›nda kald›. Yaflanan sel sonucunda toplam 43 kifli yaflam›n› yitirdi. Yüzlerce insan yaraland›. Binlerce insan evsiz kald›. Sadece Batman’da 13 bin ev ve 63 bin kifli zarar gördü. 200 bin ton pamuk telef oldu. fi›rnak’ta ar›c›l›k ve hayvanc›l›k bitti. Sel sular›n›n yaratt›¤› tahribat sonucunda milyonlarca YTL’lik zarar olufltu. Tüm bunlar yine her zamanki gibi toplumun en yoksul kesiminin bafl›na geldi. Maddi kay›plar, ölümler yine emekçilerin pay›na düfltü. Ya¤›fllardan en fazla etkilenen yerler altyap›n›n en kötü oldu¤u, devletin unuttu¤u yoksul emekçi mahalleri ile bölgeler oldu. Yaflanan her do¤a olay›nda oldu¤u gibi afetin faturas›n› yine emekçiler ödedi. Ezilen yoksul Kürt, Türk emekçiler çocuklar›n› kaybetti, y›llarca büyük emeklerle biriktirdi¤i de¤erleri kayboldu, borç-harç yapt›¤› evleri y›k›ld›. K›sacas› emekçilerin hayalleri ve gelecek umutlar› sel sular› ile gözlerinin önünden ak›p gitti. Daha önce depremde enkaz alt›nda kalan umut, bu kez sel sular›na kap›ld›. Her defas›nda hayallerini ve yaflama tutkular›n› tekrar canland›rarak yaflam› üreten emekçiler, bir kez daha a¤›r bir darbe yedi. “Vergiler elektrik, yol, su olarak geri dönecek!” Ödedikleri vergiler emekçilere yol, su, elektrik olarak dönmedi. Yollar›n›, köprülerini kendi olanaklar› ile yapm›fl, sular›n› bulmufllard›. fiimdi yine y›k›lan köprüleri kendileri yapacak, sel sular› ile taflan yollar› onaracak, taflan dereleri ›slah edecekler. Ödedikleri ve “kutsal” olan vergiler onlar›n her defas›nda tüm bunlar› tekrar yaflamas›n› garantilemekten baflka bir ifle yaramad›/yaramayacak. Sel felaketi yaflanmadan önce mete-

oroloji böylesine fliddetli bir ya¤murun gelece¤ini bilmesine ra¤men, devlet ne gerekli uyar›larda bulundu ne de gerekli önlemleri ald›. Bunun sonucunda ortaya ç›kan manzara da “Allah’›n emriydi.”

“Sözde Vatandafl” sular alt›nda! Sel felaketi en çok da T. Kürdistan›’nda yaflayan yoksul Kürt halk›n› vurdu. Altyap› bir yana yollar›n, köprülerin olmad›¤› bölge di¤er ülkelerde gündeme bile gelmeyecek do¤a olayla-

r›nda birer felaket yafl›yor. Kürt ulusu sadece milli zulme u¤ram›yor ayn› zamanda yo¤un bir emek sömürüsüne ve gelir da¤›l›m›nda büyük bir adaletsizli¤e de maruz kal›yor. Yat›r›mlar›n yok denecek kadar az oldu¤u bölgede devlet, iktidar›n› ç›plak bir zor ve fliddet ile uyguluyor. Devlet tarihi boyunca imha etmeye çal›flt›¤›, inkâr etti¤i Kürt ulusunu her türlü ekonomik haktan da mahrum b›rak›yor. Devletin bütçesinden belediyelere ayr›lan paylarda kor-

kunç bir dengesizlik yaflanmakta. Özellikle DTP’li olan belediyeleri çok aç›k bir flekilde yok saymaktad›r. Operasyonlar için helikopterleri, savafl uçaklar›n› havaland›ran, tanklar› yürüten, Özel Timlerine kesenin a¤z›na açan devlet; sular alt›nda kalan “sözde vatandafl” olunca ayn› “hassasiyeti” göstermemifltir. Örne¤in 12 milyar dolar› F-35 savafl uçaklar› için harcayan devlet, sel felaketi karfl›s›nda halk› kendi “kaderi” ile baflbafla b›rakm›flt›r. Yollar›n sel sular› ile kapanmas› üzerine Batman Valili¤i’nden helikopter isteyen belediyelerin bu talebi reddedilmifltir. Bu yetmezmifl gibi devletin ilgisizli¤ini protesto ederek Diyarbak›r Ç›nar Kaymakaml›¤› önünde toplanan halk›n üzerine kurflun ya¤d›r›lm›flt›r. AKP’li vekillerin helikopterle bölgeye inerek halk› afla¤›lamas›n› ve hakaret etmesini de unutmamal›.

“Abartmay›n! Susun ve ölün!” Kürt halk› yaflad›klar›n› çok mu abart›-

yor? Diyarbak›r Serhildan›nda günlerce süren çat›flmada çocuklar› katledilirken, fiemdinli’de devleti suçüstü yakalad›klar›nda, 2003’te Bingöl’de, 2005’te Hakkâri’de moloz y›¤›nlar› alt›nda can verdiklerinde de çok abartm›fllard› o zaman! Oysa emperyalistlerin ufla¤› Erdo¤an ve çetesi kol kola Kürt halk›n› katlederken abartm›yorlard›, çünkü bu onlar›n ifliydi. Emperyalist efendileri ile birlikte kardefl Filistin ve Lübnan halk›n› katlederken, Irak halk›n›n üstüne bombalar ya¤d›r›l›rken, bankalar hortumlan›rken, emekçilerin gelece¤i vampirlere ipoteklenirken egemenler abartm›yordu! Çünkü bu onlar›n ifliydi. Yalan, dolan, sahtekârl›k ile binbir hile ile emekçileri kand›r›rken abartm›yorlard›! Çünkü onlar bunun için vard›. Milyonlarca insan› özgürlü¤ünden mahrum esaret alt›nda tutarken de abartm›yorlard›! Çünkü iktidarlar›n› ayakta tutman›n baflka yolu yoktu. Oysa as›l felaket halk›n kan›n› emerek, onlar› katlederek yaflayanlard›r. As›l felaket Kürt halk›n› yok sayma ahmakl›¤›n› gösterenlerin ta kendisidir! As›l felaket sürekli kriz üreten, insana giderek yabanc›laflan do¤ay› tahrip edenlerdir. Felaket kendi ç›karlar›n› milyonlarca insan›n can› pahas›na yaflama geçirmektir. Kürt, Türk çeflitli milliyetlerden emekçi halk›m›za sonsuz ac›lar› yaflatan bir avuç asalakt›r as›l felaket. AKP’li bir milletvekilinin afet bölgesini gezerken gazetecilere “çamurlu ayaklar›m› çekin” sözleri ile yapmak istedi¤idir. Kürt halk›n› yok edebilece¤ini düflünenler Kürt halk›n›n isyanc› gelene¤ini görmek istemeyenler ve felaketi faciaya dönüfltürenlerdir. Kürt halk›n›n onurlu mücadelesinden bir ders ç›karamayanlardan korkmal›! Felaket halk›n örgütlü gücünü görmemek, volkan›n patlad›¤›nda neler yapabilece¤ini bilmemektir. As›l felaket Kürt halk›na düflman olan ve onlar›n nefretini kazananlard›r!


30

17-30 Kasım 2006

61

Zenginlikle fakirlik aras›ndaki s›n›r: bir ç›ta!

Geçti¤imiz günlerde Türkiye’nin dört yan›nda etkili olan ya¤murlar sonucu yaflanan selden etkilenen bölgelerden biri de bir yan› villa bir yan› ise gecekondu olan Sar›yer oldu. Biz de okurlar›m›z›n da yard›mlar› ile Sar›yer’e giderek bu semtte yaflananlar› gazetemize yans›tmak istedik. Beraber gitti¤imiz arkadafl›m›z buran›n birçok ilden göç ald›¤›n› anlat›yor bize. Yolun afla¤›s›ndaki evlere do¤ru gitmek istedi¤imizde de köyü bile geride b›rakan manzaralarla karfl›lafl›yoruz. Birden asfalt yol içerisinden patika bile diyemeyece¤imiz bir yola girerek alt yola iniyoruz. Tekrar “asfalt” yolda yürürken birden kocaman bir toprak kütlesinin yolu kapad›¤›n› görüyoruz. Bu s›rada orada olan yafll› bir teyzeden al›yoruz bilgileri; “Bu göçük ta geçen k›fl oldu. Halen durumu bu. Koca bir yaz gelip geçti, çocuklar›m›z okula gidip gelemiyor, s›rt›m›zda getiriyoruz. ‹çme suyu uçurumun alt›nda, oraya inemiyoruz, su alam›yoruz. Bir an önce yolumuzun aç›lmas›n› istiyoruz.” ‹çme suyunun üstü uçurumdu ve buradan yolu kapatan miktarda toprak kaym›flt›. Birçok gecekondu(!)nun alt›nda da toprak kaymas›n› engellemek için istimlak duvar› vard›. ‹stimlak duvar›n› dahi halk›n kendisi yapm›fl burada.

Gelir yok, çile çok Yap›lan tek duvar anayolun duvar›, onu da Anakent Belediyesi yani villalar›n ba¤l› oldu¤u belediye yapm›fl. Oradan bir eve gidiyoruz. Kap›y› açan kad›n hemen s›k›nt›lar›n› anlatmaya bafll›yor; “Bizim buras› çukurdur. Bak, karfl›da duvar var ama o da çok iyi de¤il. Ya¤mur ya¤d› m›; benim bu yandan resmen sel ak›yor. ‹nan gidip içerde yatmak var, ora buradan daha sa¤l›kl›. Bize yaz›k de¤il mi, akflama kadar çöp topluyoruz, eflimin bir emekli maafl› var, o da hasta. Geçende hastaland›, yol yok. Battaniyeye sar›p fluradaki yoldan ç›kard›k. Bir yandan da fl›p›r fl›p›r ya¤mur yay›yor.” K›sa bir sohbetten sonra ablaya neden bir fley yap›lmad›¤›n› soruyoruz; cevab› flu oluyor; “Herkes bu sorunun kendi

sorunu oldu¤unu düflünmüyor. Ne olur yani, kaç senedir bütün varl›¤›m›z› buraya verdik. Eski meski milletten al›p giyiniyoruz. Eflimin 450 YTL maafl› var. Bu tüm mahallede ayn›.” Oradan geçen ya¤murlarda evi çöken ve burjuva medyada yalan yanl›fl da olsa hiç de¤ilse bir sözle aktar›lan kiflileri bulmak üzere ç›k›yoruz.

“Y›llard›r böyle; zengini zengin, yoksulu ölü” Göçen evin yan›na gitti¤imizde bir amcaya yolu soruyoruz. Bizi bir süzüyor, “ne ilgileniyorsunuz, kap›m›z› ne zaman çald›n›z” diyerek inceden bir sitemde bulunarak evi gösteriyor. Evde oturanlarla yapt›¤›m›z k›sa sohbette onlar›n da çok fazla bir fley bilmedi¤ini, lakin bu yaflam flekline mahkûm olduklar›n› anl›yoruz. Geri dönüflte adres sordu¤umuz amca gene karfl›m›za ç›k›yor ve anlatmaya bafll›yor; “Geçende buraya yafll› bir kad›n gelmiflti. Kad›n›n gençli¤inde buralar› ba¤-bahçeymifl. Oturdu tek tek anlatt›. Benzer flekilde flu karfl› tepedeki (gösterdi¤i yer semt halk›nca “Kars Mahallesi” diye bilinir) arsan›n sahibi gelmiflti. Her eve ‘Siz hesaplay›n bana getirin’ diyerek para istedi, peflinden de tapuyu verdi.” Tapu sözünü duyunca birden irkiliyoruz, sordu¤umuzda ise buradaki pek çok insan›n ne tapusunun ne de do¤ru düzgün bir mal›n›n olmad›¤›n› ö¤reniyoruz. “Biz buraya geldik, gidecek yerimiz yoktu. Bize buray› gösterdiler tan›d›klar›m›z, biz de ev yapt›k. Kimsede tapu yok. Aha flu afla¤›daki ana yol bile normalde dereydi. Belediye döktü asfalt› yol oldu. Her sene oray› su basar.” Bu sözlerden sonra amcan›n evinin ilerisine bak›yoruz ve villalar› görüyoruz. Ne düflündü¤ünü sormak ise insan olman›n bir borcu; amca bafl›ndan geçenlerle cevap veriyor; “Geçende evdeydim, ses geliyordu. Bi ç›kt›m, adam›n teki nas›l yapt›ysa evimin çat›s›na ç›km›fl bi ifller yap›yor. Ne yapt›¤›n› sordum, dalga geçerek “Yak›nda görürsün” dedi. Küfür ettim, sonra tekrar-

dan sordum, elimde de nacak. Ölçüm ald›klar›n› ve buraya viyadüklü yol yap›laca¤›n› anlatt›. Viyadük fluraya (gösterdi¤i yer evinin bahçesi) konacakm›fl. Yan›ndaki adam villay› gösterip bunun ne olaca¤›n› sordu. “O arada kal›yor” diyerek cevap verdi. Sonradan Kadastro Müdürlü¤ü’ne gittim. Orada ö¤rendim, arada kal›yor demek, viyadüklerin aras›nda kal›yor, y›k›lmayacak demek. Orayla bura aras›nda çok k›sa bir mesafe var, nas›l kurtard›n adam›? Bana harita ç›kard›lar. Bak›yorsun, her yer çizik. Yolun doksan sefer rotas› de¤iflmifl. Ama çok isteyen gelsin y›ks›n bakal›m ne yap›yorum.” Amcayla sohbetten sonra zaman›n da geç olmas› itibariyle yola ç›k›yoruz, pati-

ka yoldan karfl›m›za ç›kan ve genelde köylerde büyük ve küçükbafllar› tutmak için olan küçük bir çit görüyoruz. Çitin bir yan› beton, di¤eri döfleme tafltan flahane bir yol. Anl›yoruz ki buras› villalar›n alan›. Her sokak bafl›nda özel güvenlik, yollarda çamur bile yok. Arabalar gayet lüks…vb. Bir ad›m›m›z halk›m›z, di¤er ad›m›m›z bu açl›¤a ra¤men uç noktada bir zenginlik.Akla romanlar›n hayal kahramanlar› ve tasvirleri geliyor. Yan›m›zdaki arkadafl kah›r ederek flunu söylüyor; “Biz hizmet alam›yoruz tabi, çünkü bizden, bunlardan alabildikleri paray› alam›yorlar. Bizi hayvan, bunlar› zengin olduklar› için insan yerine koyuyorlar.” (‹stanbul)

TMLGB MK dayan›flmaya ça¤›rd› T. Kürdistan›’ndaki sel felaketi ile ilgili olarak aç›klama yapan TKP/ML’nin gençlik örgütü TMLGB (Türkiye Marksist-Leninist Gençlik Birli¤i) Merkez Komitesi, halk gençli¤ini, sel felaketinden zarar gören Kürt emekçileri ile dayan›flmay› yükseltmeye ça¤›rd›. Aç›klamada sel felaketinin ard›ndan faflist Türk devletinin sözcülerinin vurdumduymaz aç›klamalar›n›n flafl›rt›c› olmad›¤› belirtilirken bunun nedeni olarak da faflist devletin kuruluflundan bu yana sürdürdü¤ü ›rkç›-flovenist politikalar oldu¤u vurguland›. “Faflist devletin Türk, Kürt ve çeflitli milliyetlerden yoksul halk›m›z›n yaflam düzeyini gelifltirme gibi bir derdi yoktur. Egemen s›n›flar emperyalizmin ç›karlar› do¤rultusunda ülkemizde sömürü ve bask›y› artt›rmakla, Ortado¤u’da ise ABD’nin jandarmal›¤›n› yapmakla meflguldür. Halk›m›z›n eme¤ine el koyan devlet bütçesini insanca bir yaflam için de¤il, ileride gerçeklefltirece¤i yeni katliamlarda kullanmak üzere silah, uçak al›m›na ay›rmaktad›r.” Aç›klamada ayr›ca son dönemde devlet eliyle yükseltilen flovenist kampanyaya cevap olarak emekçilerin ç›karlar›n›n bir oldu¤unu göstermek için çeflitli milli-

yetlerden halk›m›z›n ve halk gençli¤inin selden zarar gören yoksul Kürt halk›yla dayan›flmas›n›n anlaml› olaca¤› belirtildi. Aç›klamada suni gündemlerle birbirine düflman edilmeye çal›flan emekçilerin dostlu¤unun zor günde anlafl›ld›¤› da vurguland›. Selden büyük zarar gören bölgeye destek vermeyen devletin bununla yetinmedi¤i, ayn› zamanda halka yard›m etmek isteyen devrimci, demokrat, duyarl› kesimlerin önüne de engel ç›kard›¤›n›n vurguland›¤› aç›klamada bölgedeki ilerici belediye baflkanlar›n› selin sorumlusu olarak göstermenin de devletin al›flagelmifl politikalar›n›n bir sonucu oldu¤u belirtildi. “Emekçi halk›m›z›n, özellikle de Kürt halk›n›n faflist devletten bir beklentisi kalmam›flt›r. Emperyalist efendilerinin önünde boynu k›ldan ince olan bu devlet halka karfl› cellat kesilmekten çekinmemektedir. Çünkü bu devlet halk›na düflmand›r. Halk›m›z insanca yaflam koflullar›na ancak bu devleti y›karak ve Demokratik Halk ‹ktidar›n› kurarak kavuflacakt›r.” Aç›klama bu düzenden hiçbir beklentisi kalmayan halk gençli¤ini düzeni y›kmak için devrim saflar›nda savaflmaya ça¤r› yaparak son buldu.


31

61

Bafltaraf› sayfa 32’de

B‹SM‹L “Bu afet de¤ilse nedir?” Bismil’i birço¤umuz Sinan köylülerinin a¤aya baflkald›r›s›ndan biliriz. A¤al›k ve afliretçili¤in hakim oldu¤u ilçelerin bafl›nda gelen Bismil bugün itibar›yla 100 bin nüfusa sahip bir ilçedir. Nüfusunun % 80’i bölgede 1990’larda dayat›lan zorunlu göçün sonucu yoksuldur. Türkiye Kürdistan›’n›n di¤er yerleflim merkezlerinde oldu¤u gibi Bismil’de de yaflam gecekondular üzerine örülmüfltür. Bu felaket ilçe halk› taraf›ndan adeta y›llard›r beklenmekte. Halk›n onca u¤rafl›na ra¤men, ilçedeki su kanallar›n›n yetersizli¤ine ra¤men halk›n sesine kulak t›kayan DS‹’nin köprü yap›m›na ödenek ay›rmayan, Karayollar› Müdürlü¤ü’nün ald›rmayan tav›rlar› Bismil’de de seli felakete çeviren nedenleri oluflturuyor. - Yaflananlar› ve devletin tutumunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Mümtaz Çerçel: Bismil’de meydana gelen selin felakete dönüflmesindeki en büyük neden, bölgenin ihmal edilmesidir. Elbette do¤al afetler her yerde görülür ancak mesele bu gibi durumlarda halk›n ve hükümetin olaya bak›fl› ve durufludur. Devlet erkân› a¤›z birli¤i yapm›fl “afet yok” diyor “abart›yorsunuz” diyor. Bizce Baflbakan’›n yapt›¤› aç›klama onun aç›s›ndan talihsizliktir ve halktan büyük tepki alm›flt›r. Gelmeden görmeden durumu abart› olarak de¤erlendiriyor. “‹mars›z yap›laflmaya girmeseydiniz” deniliyor. O zaman soruyoruz “bizi evimizden atanlar, buna zorlayanlar kimdi?” Bugün bize sahip ç›kan yine kendi insan›m›z-insanlar›m›z. Büyükflehir Belediyesi’nin ve GDABB (Güneydo¤u Anadolu Belediyeler Birli¤i)’nin destekleriyle bir fleyler yapmaya çal›fl›yoruz. Halk gönüllü olarak çal›fl›yor. Bismil’de 10 mahalle var 6’s› a¤›r hasarl›, 30 köy selden etkilenmifltir. Binlerce dekar ekili arazi sular alt›nda kald›. Bunun en büyük nedeni bölgedeki altyap› eksikli¤idir. Örne¤in Meydanl›k (Melamuz) ve ‹flgören (Kawsan) köyleri aras›nda köprü olsayd› minibüs sele kap›lmaz, 13 kifli ölmezdi. Bismil’de flu ana kadar selden 17 cenaze ç›kar›ld› hala çok say›da kay›p insan›m›z var. Önümüz k›fl bu insanlar ne yapacak sokaklarda? Bu afet de¤ilse nedir? Soruyoruz? Kaç insan›n ölmesi laz›m daha… Murat Demir: DS‹ kanallar› bu mahalleden geçiyor, bunun olaca¤› belliydi. Her sene dilekçe vermemize ra¤men

devlet buna ald›rmad›. Evimize 1.5 metre su girdi. Çocuklar›m›z› zor kurtard›k. Çamur bo¤az›m›za kadard›. Evimiz tamamen çöktü. fiimdi K›z›lay çad›r göndermifl, att›lar bizi kupkuru çad›ra ne yemek, ne su, ne üstünde oturacak çul ne de bir battaniyemiz var, havalar so¤uk üstelik küçük bebelerimiz var. 6 kifli burada nas›l yaflayal›m? Ben 15 y›ld›r bu mahallede yafl›yorum. Böyle bir su görmedim. Daha önce, burada sa¤lam bir kanal aç›lsayd› bu felaket yaflanmazd›. Hepimiz ›rgat›z, ne ifl bulsak orada çal›fl›yoruz, param›zda yok ki çocuklar›m›z›n karn›n› doyural›m. Valili¤e gidiyorum kriz masas›na gönderiyorlar, onlar baflka yere. 10 gündür çaresizlik içinde dönüp duruyorum. Acil olarak bu devlet bize el ats›n yoksa bütün k›fl mahvoluruz hepimiz. Veysel Balkan: Halimiz ortada, suyumuz bile yok, di¤er mahallelerden tafl›yoruz. Bismil’de DS‹ kanallar› yetersiz, mahallelerimiz kanallara su dolup tafl›nca sel alt›nda kald›. Biz göç edip buralara geldik flimdi nereye gidelim. Bu çad›rlarda aç-ç›plak 15-20 kifli nas›l yaflayal›m? Biz de bu devletin vatandafl› de¤il miyiz? Neden o zaman kimlik verip, dilimizden vazgeçirmeye çal›fl›yorlar bizi. Diyorlar ki “abartmay›n.” Diyoruz ki “gelin kendi gözünüzle görün.” Baflbakan koltu¤unda konufluyor ancak. Temel Darun’un efli (Selde yaflam›n› yitiren): Eflim iki y›ld›r Kurmufllu köyünde çobanl›k yap›yordu. O gün çok dolu ya¤d›. Telefonla arad›k ulaflamad›k, arkadafllar›n› arad›m onlara da ulaflamad›m. Koyunlar›n sahibini arad›m “koyunlar da iyi kendisi de” dedi. Dayanamad›m sürü sahibi Hac› Hamd›n’›n yan›na gittim. “Çobanlar nerede” dedim, “yok” dediler. Selde kaybolmufl, koyunlar kurtulmufl, sadece üç keçi sele kap›lm›fl. Komutanl›¤a gittim, ifade verdim. 3 gün sonra aramalar bafllad›. Dicle Çay›’nda bulundu. ‹ki çocu¤um var, biri özürlü.

BATMAN Devlet gelen yard›mlara el koyuyor! Sel felaketinin vurdu¤u Batman’da yaflam felç olmufl durumda. Sokaklarda çaresizlik ve balç›k diz boyu. Selin 11 can ald›¤› kay›plar›n halen bulunmad›¤›, binlerce evin kullan›lmaz hale geliflinin 13. gününde insanlar›n yüzlerinde ve gözlerinde hala kayg› hakim. Batman sokaklar›nda halk yaralar›n› sarmaya çal›fl›yor. ‹fl makineleri sokaklardaki çamuru, çamura bulanm›fl eflyalar› kamyonlara yüklüyor. Halk belki birkaç bir fley kurtar›r›m diye y›k›k evlerine koflsa da yürekleri ac›l›, gözleri yafll›, elleri bofl geri dönmek zorunda ka-

l›yor… Devlet erkan›n›n yaflananlar› direkt yerinde görmelerine ra¤men “afet bölgesi ilan edilmeyecek” demesi halk›n sisteme karfl› olan tepkisini derinlefltirmekte. Trilyonlarca lira zarar tespitinin yap›ld›¤› Batman’da halk “bize yard›m etmiyorlar, bari edenleri engellemesinler” diyor. fiu ana kadar 12 trilyon hasar›n tespit edildi¤i Batman’a devletin biçti¤i fiyat ise sadece 1 trilyon… Yaflanan olaylar› bir de Batman’da yaflayan selzedelerin a¤z›ndan dinleyelim; Emine Günefl: Halimizi görüyorsunuz. Bu çad›rda üç aile kal›yoruz. 16 kifliyiz, çok periflan›z. Baflbakan dedi ki “ne olmufl Güneydo¤u’da.” Felaket olmufl ama kimse bizim halimizi görmüyor. Erdo¤an diyor ki; “Güneydo¤u’ya yard›m gönderiyoruz” ama hiçbir fley gelmiyor. Bize yeflil kart vermiyorlar, kömür vermiyorlar. “Siz teröristsiniz” diyorlar. “Batman’da afet yok” diyorlar, gelen yard›mlara el koyuyorlar. Çocuklar okula gitmiyor. Evlere girilmiyor, yüzlerce ev suyun ve çamurun içinde y›k›ld›. Diyarbak›r bize el uzatt›. fiu an çad›rlarda 500 kifli kal›yor. Çok flükür Diyarbak›r Büyükflehir Belediyesi bize sahip ç›kt›. Devlet bize el uzatmad›. Çünkü biz Kürdüz, bu devletin halk› de¤iliz. Bugün bunu bir kez daha gördük… Sevgi Çeltik: Hepimizin hali ortada, periflan›z. Bizler bilinçsiziz, okumam›fl›z. O yüzden kimse bizi dinlemiyor. Evimiz y›k›ld›, suyun içinden can›m›z› zor kurtard›k. Diyorlar ki, “Tüprafl kenar duvarlar›n› mahalle halk› kurtulsun diye y›kt›”, duvarlar y›k›l›nca üç mahalleyi su bast›. Bilmiyorum gerçekten bizi mi düflündü? Biz zaten yoksuluz, 17 yafl›nday›m, senelerdir pamuk tarlalar›nda çal›fl›yorum 3 kardeflimle beraber. Biz önceleri Tayyip Erdo¤an’› çok seviyorduk. Art›k onun gerçek yüzünü gördük. O diyor ki “abart›yorlar.” Neyi abart›yoruz, halimizi görmüyorlar m›? Bize flu anda Diyarbak›r Büyük fiehir Belediyesi sahip ç›kt›. Ama utan›p çad›rlara gelmeyenler ve y›k›k evlerinden ç›kmayanlar var. Bize kim sahip ç›kacak? Kürdüz diye bizi cezaland›r›yorlar. Biz onlara ne yapt›k, Kürt olmak neden bu kadar kötü bir fley akl›m alm›yor. - Selle ilgili gördüklerini-yaflad›kla-

17-30 Kasım 2006 r›n› anlatabilir misin? Bir genç: Ben buraya Amed’den yard›m için gönüllü olarak geldim. Geldi¤imde gördüm ki; görsellikle, söylem aras›nda çok fark var. Televizyondan izledi¤imde çok da etkilenmedim. Oysa burada her fley çok farkl›, insanlar birbirine tutunarak yeni bir yaflam kurma u¤rafl› veriyorlar. Kötü bir psikoloji de var. Çad›rlar kurulduktan sonra birçok kimse buraya gelerek yard›m talebinde bulundu. Bu yanl›fl. Yard›mc› olacaklar›n bir fley söylemelerine gerek yok. Yard›m edilecekse insanlar çaresiz, gelip etsinler. Burada halk›n zorunlu ihtiyaçlar› Diyarbak›r Büyükflehir Belediyesi taraf›ndan sa¤lan›yor. Biz de elimizden geleni yapmaya çal›fl›yoruz. Burada yaflam farkl›, halk›m›z periflan. Gördü¤ünüz gibi insanlar tafllar üzerinde oturuyor. Gel-

di¤imiz ilk gün çocuklar iki büklümdü, ölmek üzere idi… Mehmet Kocadurmufl: Benim kar›m 8 ayl›k hamile. Selden sonra üflüttü ve durumu a¤›r. Valili¤e gittim, “bize yard›m edin” dedim, “doktora git” diyorlar. Oraya gidiyorum “kar›na ilaç veremeyiz, durumu riskli” diyor. Hastaneden içeri alm›yorlar. “Benim sa¤l›k karnem var” dedim, “kar›m› hastaneye yat›r›n, çocu¤umu kurtar›n” dememe ra¤men kimse ald›r›fl etmedi. Karnemi y›rt›p suratlar›na att›m. Valili¤e dedim “bize sahip ç›kmazsan›z, kendimi öldürürüm.” Bu devletin anlad›¤› tek dil bu. Ama nafile, kar›m› sadece birkaç saat hastanede tuttular. fiimdi yine sokaktay›z. ‹nsanlar ölüme böyle terk ediliyor. Selden kurtard›m ama herhalde so¤uktan kurtaramayaca¤›m. Sonuç olarak; Bunlar bizim Türkiye Kürdistan›’nda yaflanan selde Diyarbak›r ve Batman’da yaflanan manzaralara tan›k olup ve dinlediklerimiz. Ve biliyoruz ki Urfa’da, fiemdinli’de, Mardin’de vb. illerde yaflanan ac›lar daha az de¤ildir. Ve bir kez daha vurgulama ihtiyac› hissediyoruz. Yakarak, y›karak, katlederek bitirilemeyen halk “do¤al afet”lerle de bitirilemeyecektir. Bizler kendi yaralar›m›z› her zamanki gibi kendimiz saral›m. Yaflad›klar›m›z, ac›lar›m›z› sarmay› bizlere ö¤retti. Ve bir kez daha birlik ve dayan›flma içerisinde bulundu¤umuz co¤rafyan›n neresinde olursak olal›m, yaralar›m›z› yine biz saral›m. Bafllat›lan kampanyalara destek olal›m. (Erzincan)


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0538 299 35 52 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0 544 932 24 15 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Kürt halk› kendi yaralar›n› sar›yor... Türkiye Kürdistan› illerinde 1 Kas›m’da bafllayan ya¤›fllar ve sel nedeniyle yaflam felç oldu. Özellikle Diyarbak›r’›n Bismil, Ç›nar ilçeleri ve köyleri, Batman Merkez, Mardin, fiemdinli, Urfa vs. can kay›plar›n›n yafland›¤›, evlerin kullan›lmaz hale geldi¤i illerin bafl›nda geliyor. Bölge nüfusunun büyük ço¤unlu¤unun zorunlu göç nedeniyle buralara yönelmesi ve yoksullu¤un dayatt›¤› mecburiyetten kaynakl› gecekondulaflman›n yo¤unlaflt›¤› bu kentlerde, sel de t›pk› di¤er felaketlerde oldu¤u gibi yoksul halk› vurdu. Bölgenin bilinçli olarak geri b›rakt›r›lmas›, devletin sorumluluklar›n› yerine getirmemesi nedeniyle Türkiye Kürdistan› illerinde, yaflanan birçok s›k›nt›n›n yan› s›ra, yaflamsal öneme sahip olan yol, su, elektrik yetersizli¤i ve yoklu¤u hepimiz taraf›ndan bilinen gerçeklerdir. Kürt halk›na yönelik imha ve inkâr sald›r›lar›ndaki kararl›l›¤›n› sürdüren faflist zihniyet, bir halk› yok etmek için her yolu mübah görmekte. Öyle ki, bölgede onlarca insan›n ölmesi, yüzlerce ev ve arazinin kullan›lmaz hale gelmesi, binlerce insan›n so¤uk ve açl›kla cebelleflmesi dahi görmezlikten gelinmektedir. Devletin tüm resmi kurumlar› adeta kör, sa¤›r ve dilsizi oynamaktad›r… Selin ard›ndan yüzlerce insan›n 盤l›klar›na ald›rmayan Erdo¤an olaya “tak-

ÇINAR “Devlet Kürt oldu¤umuz için bize el uzatm›yor!” Diyarbak›r’a yar›m saat (40 km) mesafede olan Ç›nar’da yaflam yoksulluk üzerine kurulmufl. Tek geçim kaynaklar› iki üç keçi, üç-befl tavuk ve tarlada ak›tt›klar› al›nterleri olan Ç›nar halk›n›n da evi, afl› selin tafl›d›¤› sular›n alt›nda kalm›fl durumda. Su boyunun metreleri buldu¤u Ç›nar’da üç can sular›n alt›nda kaybolurken insanlar yaflad›klar›n›n flokunu hala atamam›fl… Yaflamlar›n› kurtarmak için evlerinin çat›s›na ç›kan Ç›nar halk›, saatlerce kendilerine uzanacak yard›m elini

dir-i ilahi” olarak yaklaflm›fl ve “en geliflmifl ülkelerde de bu tür do¤al afetlerin önüne geçilemiyor, durumu abartmay›n” deme piflkinli¤inde bulunmufltu. Evet, t›pk› ABD’nin New Orleans eyaletinde siyah halk›n Katrina f›rt›nas› karfl›s›nda yapayaln›z kalmas› gibi... Siyah halka ABD emperyalizminin reva gördü¤ü sonla TC devletinin Kürt halk›na reva gördü¤ü son ne kadar da benzer... Türkiye Kürdistan›’nda yaflanan selin felakete dönüflmesindeki en büyük etken yukar›da da belirtti¤imiz gibi alt yap› eksikli¤idir. Bölgede yaflananlar›n ard›ndan harekete geçmeyen devlet, harekete geçenleri de her zaman oldu¤u gibi engellemektedir. Birçok ilden halk›n kendi çabalar› ile gönderilen yard›mlar “biz gerekenleri yap›yoruz buras› afet bölgesi de¤ildir” gerekçesi ile selzedelere ulaflt›r›lm›yor. Kürt halk› dün oldu¤u gibi bugün de yaralar›n› kendi sarmaktad›r. Elbette bu Kürt halk›n›n yaflad›¤› ilk afet de¤ildir. Onlar ac›lar›n› yaralar›na merhem ederek bugüne kadar geldiler. Onlar evleri, eflyalar›, canlar› yak›larak kentlere sürüldüler. Bir kez daha yaflad›klar›n› bize yine onlar anlat›yorlar. “Devlet bize ne zaman sahip ç›kt› ki…” Ç›nar’dan, Bismil’den, Batman’dan sel sular› alt›nda kalan yaflamlardan arta kalanlar› dinliyoruz ac›l› halktan…

beklerken yaflad›klar›n› flöyle anlat›yor bir anam›z; “flu an buraya bir gerillan›n indi¤i duyulsa devlet seferber olurdu, buraya on tane helikopter inerdi, flimdi neredeler? Büyükflehir Belediyesi’nin gönderdi¤i botlarla can›m›z› zor kurtard›k…” Halk›n yetkililerin duyars›zl›¤›na tepki göstererek Kaymakaml›k önüne yürüyünce karfl›s›na ç›kan da Çevik Kuvvet’in coplar›ndan baflka bir fley de¤ildi. - Yaflad›klar›n›z› sizden dinleyebilir miyiz? Ramazan Dengiz: Selin yaflanmas› ile beraber ilk önce karfl›laflt›¤›m›z manzara karfl›s›nda hepimiz flok olduk.

Ne yapaca¤›m›z› bilemez durumdayd›k. Evler ve insanlar sular›n alt›nda kalm›flt›. Herkes can›n› kurtarmaya çal›fl›yordu. Halk çaresizlik içindeydi. ‹ki helikopter yard›ma geldi. Ama sadece ›fl›kland›rma yapt›lar. Sel felaketinde bir anne ve iki çocu¤u bo¤uldu. E¤er Büyükflehir Belediyesi’nin botlar› olmasayd› ölenlerin say›s› 30’un üzerinde olurdu. O gün büyük bir tepki geliflti. ‹lçeye gelen Vali Yard›mc›s› tepkiden kaçt› gitti. ‹nsanlar sokakta kalm›flt›. Balç›k ve çaresizlik diz boyuydu. “Sular› içmeyin kirlidir” diye durmadan anons yap›l›yordu, ancak ne içece¤imize kimse kar›flm›yordu. Diyarbak›r Büyükflehir Belediyesi ile irtibata geçtik, ikinci gün su ve s›cak yemek gönderebildiler. Olay›n ikinci günü 200 kiflilik kitle felakette yan›nda görmedi¤i devlete karfl› toplan›p Kaymakaml›k’a yürümeye bafllad›. Çevik Kuvvet müdahale ederek coplar›n› ve gaz bombalar›n› kulland›. Oysa flunu görmüyorlard›. Bizim art›k reflekslerimizden baflka kaybedecek bir fleyimiz kalmam›flt›. Halk çad›rlarda ve insanlar›n kafalar›nda “flimdi ne yapaca¤›z?” sorusu var. Burada herkesin akrabas› var, ama biz kalabal›k aileler fleklinde yafl›yoruz. K›fl›n iki ailenin -bu 30-40 insan demek- tek evde yaflamas› gerçekten zor. Devlet bize yard›m etmiyor, bölgeyi afet kapsam›na alm›yor. Çünkü bu halka kuflkuyla bak›yor. Erdo¤an’›n

“abartmay›n” söylemi bundan baflka bir fley de¤ildir. Bunlar bölgeyi bofl vermiflli¤in ifadesidir. Bu yetmiyor kendi olanaklar›m›zdan yararlanmam›z› da engelliyorlar. Evlere gerekli servisi yaparken sivil polis peflimizden ayr›lm›yor. Nebiye teyze: Evimiz kullan›lmaz hale geldi. Periflan olduk. Kaç hayvan›m›z telef oldu onu da bilmiyoruz. Yedi çocu¤um var, 9 kifli ayn› çad›rda kal›yoruz. Suyumuz yok, çocuklar›m›z hasta, yemekler yenilmiyor. Evimize gitmek istiyoruz. Hasar tespiti yap›p bize yard›m etsinler. Yüre¤imiz yan›yor, gözümüze uyku girmiyor. Devlet Kürt oldu¤umuz için bize el uzatm›yor. - Devlet neden size yard›m etmiyor? Nebahat Tek: Devlet bize ne zaman el uzatt› flimdi uzats›n. Ç›nar’›n Belediye Baflkan› AKP’lidir. 10 gündür sokaktay›z. Her gün geliyor “geçmifl olsun” diyor. Sanki bizimle dalga geçiyor. “Geçmifl olsun” demekle geçmiyor iflte. Dediler ki “zarar›n›z› ödeyece¤iz”, flimdi diyorlar “size tamir paras› veririz”, tamir edecek ne kald›ysa. Bu topraklar Belediye Baflkan›’n›n afliretinindir. ‹stese tek bafl›na hepimize sahip ç›kar. Ama a¤a ›rgata bedava bir fley vermez. 6 kifli sokakta çaresiz kald›k. Çad›rda k›fl› nas›l geçirelim? Üstümüze örtecek bir fley yok. Devam› sayfa 31’de


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
OGYIK61 by sol yayin - Issuu