Skip to main content

OGYIK60

Page 1

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2006-23

60

*Y›l:2 *3-16 Kas›m 2006 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

‹ n s a n c a ya fl a m i s t i yo r u z

Uluslararas› sermayenin sözcüsü Senaryo ayn›, roller ayn› IMF önümüzdeki y›l uygulanacak ekonomi politikalar›na dair direktiflerini vererek yol haritas›n› çizdi. Senaryoyu haz›rlayan, oyunculara rollerini da¤›tan IMF, sahnelenecek oyunu yönetmek için perde arkas›na çekildi. 2007 bütçesini IMF’nin icazeti ile haz›rlayan egemen s›n›flar önümüzdeki y›ldan çok umutlu görünüyor. Bo¤az s›rtlar›ndaki lüks villalar›nda k›rm›z› flaraplar›n› yudumlarken IMF’nin telkinleri ile haz›rlad›klar› 2007 bütçesi, flimdiden yeni saraylar›n, köflklerin, katlar›n, yatlar›n müjdesini veriyor.

Çanlar kimin için çal›yor? AKP hükümeti kay›ts›z flarts›z uygulad›¤› IMF politikalar› ile palazlan›rken halktan ald›¤› vergilerin oran›n› bir önceki y›la göre yüzde 18 artt›rmay› hedefliyor. Gelir vergisinden 31.2 milyar YTL toplamay› öngören hükümetin bunu vekillerinin harçl›klar› ile yapmayaca¤›n› görmek için kuflkusuz kahin olmak gerekmiyor! Sayfa 3

Dünyan›n zenginliklerini elinde tutan Yük yine emekçilerin s›rt›nda bir avuç vampir, milyarlarca insan›n öfkesini her gün üzerine daha fazla çekmekte. Ülkemizde egemenler emperyalistlerle birlikte halk›m›za cehennemi yaflat›rken, yaratt›klar› bu korkunç tablonun sonuçlar› karfl›s›nda çaresiz kalmaktalar. Milyonlarca emekçi bu sömürü çark›na duydu¤u öfkeyi harmanlamakta. Patlamaya haz›r volkan misali usulca saatine do¤ru yol almakta. Bütçede savunmaya ve askeri harcamalara ayr›lan pay›n sürekli artmas› bofluna m›?

En iyi ihracat›m›z TBMM’den ç›kan “BM ile Lübnan’a asker göndermek ülkemiz ç›karlar›na uygundur” karar› ile Lübnan’a 1000 asker gönderme karar› al›nd›; tezkere, oluflan kamuoyuna karfl›l›k kabul edildi. Gönderilecek birli¤in bir k›sm› olan ve askeri alt yap›y› haz›rlamak üzere gönderilen 261 askerlik ilk tak›m ise 20 Ekim Cuma günü Lübnan’a vard›. Sayfa 28

Kelepir olsa mezara girerler

Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizmalar (GDO) ile duyduk ilk Cargill ad›n›. Kapat›lmas› ve Türkiye’deki faaliyetinin son bulmas› için defalarca eylemler yap›ld›, birçok DKÖ bunun için dava açt›. Sayfa 7


2

3-16 Kasım 2006

60

“Herkes hakk›n› aras›n, patrona kölelik yapmas›n!”

rak birkaç arkadafl› ile birlikte fabrikadaki çal›flma flartlar›n› de¤ifltirmek için mücadeleye at›lm›fl. Onun deyimi ile “ifle ilk bafllad›klar›nda” hiçbir fley bilmiyordur. Tek bildi¤i bunun böyle devam edemeyece¤idir. 3-4 kifli ile bafllayan örgütlenme çal›flmas› mesai ç›k›fllar›nda iflçilerle yap›lan sohbetlerle, evlere yap›lan ziyaretlerle ve yapt›klar› e¤itim çal›flmalar› ile geliflerek büyüdü. Uzun bir u¤rafltan sonra “bu milletten bir fley ç›kmaz” diyenleri utand›r›rcas›na 375 iflçiyi örgütlemeyi baflard›lar. ‹flçiler politik bir önderlikten yoksun olmalar›na ra¤men kendi çabalar› ile sendikaya giderek yetki için baflvurdu. ‹flçilerin üretim içindeki iliflkileri onlar›n do¤al ö¤retmenleri oldu asl›nda. Ustalar›n sürekli hakaretlerine maruz kalan iflçiler için örgütlülük do¤al bir hale geliyor. Çünkü yaflam›n insanca sürdürülebilmesi için bu bir zorunluluk. Patron iflçilerin ördü¤ü bu çal›flmay› fark etmifl ancak “En çok 20- 30 kiflidir, onlar› da iflten ç›kart›r›m” anlay›fl› ile hareket etmifl. At›lan tohumlar›n filizlendi¤ini görünce aralar›nda Ersoy’un da bulundu¤u öncü iflçileri iflten ç›karm›fl. ‹flçiler direnifle son noktay› koymak için sendikaya baflvurmufl, ancak sendikalara hâkim olan sar› sendikal çizginin yeterince bilincinde olmad›klar› için gevflek davranm›fllar. Sonunda sendika iflten at›lan iflçileri tazminatlar› almalar› için ikna etmifl. Öncü iflçiler, sendika ve mücadelenin geneline dair yeterli haz›rl›klar› yapamad›klar›n› dile getirerek; “En büyük eksikli¤imiz haz›rl›ks›zl›¤›m›zd›” diyor.

gücü dayan›flmas› ve birlikteli¤idir. Patronlar kendi ç›karlar› için binlerce, milyonlarca iflçinin hayat›n› zehir ederek onlar› açl›kla terbiye ediyor. ‹flçilerin de buna karfl›l›k yapmas› gereken; S›n›f›n ç›karlar›n› dikkate alarak birlik olmakt›r. Sendikalar›na sahip ç›kmakt›r. Sendikalara çöreklenen gerici anlay›fllar› alafla¤› ederek yönetimleri ellerine almakt›r. BJ Tekstil özgülünde yaflananlar bize, tüm karalamaya ra¤men en dinamik ve kavgaya haz›r kesimin iflçi s›n›f› oldu¤unu bir kez daha göstermektedir. BJ’den at›lan iflçiler flimdi yeni iflyerlerinde, edindikleri tecrübeler ile yeni k›v›lc›mlar çakacak, iflçi s›n›f›n›n ayd›nlat›lmas›nda, bilinçlendirilmesinde do¤al bir faaliyetçi olacaklar. ‹flçi s›n›f›na dönük esnek çal›flma, tafleronlaflma sald›r›lar›, iflçilerin örgütlenmesine set çekmek amac›yla ç›kar›lan yeni yasalar önümüzdeki günlerin s›cak geçece¤ine iflaret ediyor. ‹flçi s›n›f›n›n kendili¤inden geliflen direnifllerine yön vererek önderlik etmek için ileri ç›kmal›, iflçilerle daha fazla kaynaflmal›y›z! ‹flçi s›n›f›n›n diri yan›n› görmeli ve mücadeleye buradan yüklenmeliyiz. ‹flçi s›n›f› bitmifl diyenler yaflanan direnifllere gözlerini kapatanlard›r. ‹flçi s›n›f›ndan ö¤renmek isteyenler için bugün yeterince “neden” vard›r. ‹flçiler insanca bir yaflam için kardeflleriyle yumruklar›n› birlefltirmelidir! (‹stanbul)

‹LAN

“Kazananlar hep mücadele edenlerdir!” BJ Tekstil’de yaflananlar iflçi s›n›f›n›n s›n›f bilinçli öncü iflçilere olan ihtiyac›na ve örgütlenmeye verilmesi gereken öneme iflaret ediyor. ‹flçi s›n›f›n›n son y›llarda pek çok yerde geliflen ancak s›n›f bilinçli bir önderlikle buluflamayan pek çok direnifli bu noktadaki bofllu¤u da gösteriyor. Yaflanan direnifller di¤erleriyle birlefltirilemedi¤i ve do¤ru bir

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

“‹flçi arkadafllar› bilinçlendirdi¤imiz için iflten at›ld›k. Biz fabrikadaki çal›flma koflullar›n› de¤ifltirmek amac›yla önce ütü paketten 3 kifliyi örgütledik, ard›ndan y›kamadaki iflçi arkadafllar› örgütledik. Daha sonra kendi aram›zda e¤itim almaya bafllad›k. Patron bunu fark etti. Bizim çal›flmalar›m›z da geliflmiflti. Yetki aflamas›na gelmifltik. Amac›m›z sendikalaflmakt›. 187 kifliyi bulduk. Patron da bunu engellemek için iflçi arkadafllar› iflten ç›kard›. Ard›ndan fabrikay› kapataca¤›n› söyleyerek tüm iflçileri iflten ç›kard›. Biz öncü iflçileri tazminats›z, di¤erlerini tazminatl› olarak ç›kard›. Tazminat alamad›¤›m›z için dava açt›k, 10 Kas›m’da duruflmam›z var. Biz sadece tazminat davas›n› kazanmak de¤il ayr›ca ifle geri dönmek de istiyoruz. Sendika ile konufltuk anlaflt›k. ‹flçi isteyecek, sendika yapacakt›. 15–20 kifli kendi aram›zda konuflup sendikaya gittik. Sendika ‘yetkinizi al›p, gelin’ dedi. Evliyim ve iki çocu¤um var. Baykanlar’da kot üzerine çal›fl›yorum. Oradan ç›kmay› düflünüyorum. Sigorta yapm›yor, çal›flma koflullar› kötü. 423 kifli çal›fl›yor, 30 kifliye sigorta yapm›fl. Di¤er ifl yerleri de böyle, patron 600–650 milyon para veriyor, ama sigorta yapm›yor, çok fazla çal›flt›r›yor. Benim amac›m iflçi arkadafllarla birlik olmak, bilinçlendirmek belli bir deneyimim de oldu. Birlik olunursa, madem ki biz üretiyoruz biz çal›fl›yoruz yöneten de biz oluruz. ‹fl yerlerindeki çal›flma koflullar›n› iflçi sa¤lar. BJ’de iflçi arkadafllarla konufluyorduk, tart›fl›yorduk 1–2 kifliyle bafllad›k 375 kifliye ulaflt›k; demek ki iflçi hakk›n› arad›ktan sonra her fley olur. Sendikalaflma iyi bir fleydir. Sendikalaflma demek iflçi haklar› demektir. Herkes hakk›n› aras›n, patrona kölelik yapmas›n.” Bu sözler BJ Tekstil’de yaflad›klar› çal›flma koflullar›n› de¤ifltirmek için mücadelenin fitilini ateflleyen iflçilerden biri olan Ersoy Nah›rc›’ya ait. Ülkemizde asgari ücret alarak geçinmeye çal›flan, insanl›k d›fl› çal›flma koflullar›nda eme¤ini satan milyonlarca iflçiden sadece biri Ersoy. Patronun iflçiler üzerindeki saltanat›na sessiz kalmaya-

önderli¤e sahip olamad›¤› için bir süre sonra yenilgiye u¤ramakta. ‹flçiler BJ’de sendikal› olarak ifle devam etme mücadelesini “kaybetmifl” olabilirler ancak kazananlar hep mücadele edenler olmufltur. BJ’den at›lan iflçilerden biri olan Özer Çoban’›n; “Arkadaflla beraberdik. Ayn› fleyleri bende yaflad›m. Ayn› günler iflten at›ld›k. fiimdi baflka bir iflyerinde çal›fl›yorum. Çok s›k›nt› çekiyorum. Yemek olsun temizlik olsun sigorta olsun çal›flma flartlar› çok zor. Hiçbir fley yapm›yorlar. Birlik olmak laz›m, iflçilerle birlik olmak gerekiyor. ‹flçilerin hakk›n› aramas› laz›m. Ancak böyle çözülür, iflçiler birlik olmad›¤› sürece hiçbir fley çözülmez. BJ’de kazanmak istiyorduk, kaybettik, mücadelemizi di¤er iflyerlerinde devam ettirece¤iz. Tüm iflçiler birlik olsun. Ben ald›¤›m ücretle ancak kendim geçiniyorum” sözleriyle dile getirdi¤i gibi iflçiler bu çal›flma koflullar›yla her yerde her an karfl›laflacaklar. Öyleyse iflçilere düflen bu mücadeleyi her yerde sürdürmek olmal›d›r. Özer’in alt›n› çizdi¤i gibi iflçiler biraraya gelmeden hiçbir fley olmaz. Patron, iflçiler izin verdi¤i için bask› yapmakta, düflük ücret vermekte ve istedi¤i zaman iflten atmaktad›r. Burjuvazi iflçi s›n›f› üzerindeki iktidar›n› kurumsallaflt›rmak için nas›l örgütleniyor ve en küçük bir direniflle karfl›laflt›¤›nda birbirine destek oluyorsa iflçi s›n›f›n›n da örgütlenmekten baflka yolu yok. ‹flçilerin en büyük

S›n›rs›z ve sömürüsüz bir dünya yaratma u¤runa 2 ve 9 Kas›m gönlerinde, Dersim da¤lar›nda silah elde topra¤a düflen üç k›z›l Partizan´›n özgürlük 盤l›¤› fliar›m›zd›r.

ULM TKP/ML Taraftarlar› 6 AYLIK: 10.200.000

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

60

3-16 Kasım 2006

Çanlar kimin için çal›yor? Uluslararas› sermayenin sözcüsü IMF önümüzdeki y›l uygulanacak ekonomi politikalar›na dair direktiflerini vererek yol haritas›n› çizdi. Senaryoyu haz›rlayan, oyunculara rollerini da¤›tan IMF, sahnelenecek oyunu yönetmek için perde arkas›na çekildi. 2007 bütçesini IMF’nin icazeti ile haz›rlayan egemen s›n›flar önümüzdeki y›ldan çok umutlu görünüyor. Bo¤az s›rtlar›ndaki lüks villalar›nda k›rm›z› flaraplar›n› yudumlarken IMF’nin telkinleri ile haz›rlad›klar› 2007 bütçesi, flimdiden yeni saraylar›n, köflklerin, katlar›n,

yor. Sak›p Sabanc› (52.), Rahmi Koç (82.) ve Ayhan fiayenk (132.) dolar milyarderleri listesinin ön s›ralar›na do¤ru t›rmanmaktad›r. Kifli bafl›na düflen milli gelirin 5 bin dolar oldu¤u ülkemizde bu rakam köylülükte 1500 dolara kadar düflmektedir. Baflka bir deyiflle yoksulluk k›rsal alanda 3 kat daha fazlad›r. 1990 y›l›ndan bugüne tar›m alan› 27.3 milyon hektardan 26 milyon hektara düflmüfl durumda. IMF’nin yaflama geçirdi¤i emperyalist politikalar sonucunda 2005-2006 y›l›nda

eme¤i yine emperyalistlerin kasas›na akacak ve yine büyük vurgunlar yaflanacak. Borçlar›n ödenmesi için IMF ve DB’den yine faizle borç alacak olan egemenler bu k›s›r döngü içinde ülkemizin ekonomik ve siyasal olarak ba¤›ml› olmas›n› da garantilemektedir. 2007 y›l› için IMF’ye 53 milyar YTL ödeme taahhüdü verilmifl durumda. Sa¤l›ktan sonra en büyük kalem ise e¤itime ayr›lacak. Ancak san›lmas›n ki okulu olmayan köylere okul yap›lacak, ö¤retmeni olmayan okullara ö¤retmen

Toplumun yüzde 1’lik k›sm›n› oluflturan ve iktidar› elinde tutan kesimin geliri toplumun yüzde 45’inin gelirine karfl›l›k gelirken toplumun yüzde 30’unu oluflturan en düflük gelir grubundaki iflçiler, yoksul köylüler, emekçiler gelirin ancak yüzde 9.2’sini al›yor.

yatlar›n müjdesini veriyor. Milyonlarca emekçinin eme¤ini sömürerek kasalar›n› flifliren egemen s›n›flar, baflka vaatlerde bulunsalar da emekçilere açl›k ve sefaletten baflka bir fley vermiyorlar. Yaflam› üreten, ter döken, al›nteri ak›tan, fabrikalarda sabahlayan, tarlalarda çapa sallayan emekçiler, yaratt›klar› de¤erlere yabanc›laflarak mahrum kal›yor. Çal›flan milyonlarca insan iken yöneten, iktidar› elinde tutan bir avuç sömürücü asalak oluyor. Egemenler ile emekçiler aras›ndaki uçurum, eflitsizlik her gün daha fazla derinlefliyor. Zenginlerin, para babalar›n›n, uflaklar›n cüzdanlar› büyürken yoksullar›n, iflçilerin, köylülerin cepleri boflal›yor. Toplumun yüzde 1’lik k›sm›n› oluflturan ve iktidar› elinde tutan kesimin geliri toplumun yüzde 45’inin gelirine karfl›l›k gelirken toplumun yüzde 30’unu oluflturan en düflük gelir grubundaki iflçiler, yoksul köylüler, emekçiler gelirin ancak yüzde 9.2’sini al›yor. Ülkemizde en zengin 650 bin kiflinin geliri 30 milyon kiflinin gelirinin toplam›ndan daha fazla iken nüfusun en alttaki yüzde 20’lik bölümünün toplam gelirden ald›¤› pay yüzde 4.9’dur. Buna karfl›l›k en üstteki yüzde 20’lik bölümün pay› ise yüzde 59’dur. 20 y›l önce s›radan bir zengin olan Mehmet Emin Karamehmet (Çukurova Holding, Yap› Kredi ve Turkcell’in sahibi) bugün dünyan›n en zengin 29. kiflisi olarak Bill Gates ile yar›fl›-

Vergilerde planlanan bu art›fl, yak›n zamanda bir zam kas›rgas›n›n da iflaretlerini vermekte. Önümüzdeki günlerde yap›lacak yeni düzenlemeler ile bina vergisi yüzde 50, çevre temizlik vergisi yüzde 25 oran›nda artacak. Do¤algaza zam gelirken elektrikte yüzde 23.9 oran›nda art›fl olacak. Ayr›ca gayri-menkul sat›fllar›ndan daha fazla vergi al›nacak. 2007 bütçesinde bir baflka küçük ayr›nt› da Cumhurbaflkan›n›n “yoksullu¤unun” fark›na var›lmas› oldu! Cumhurbaflkan›n›n geçinemedi¤ini gören emperyalistler maafl›na zam yapmaya karar vermifle benziyor. 2007 y›l›nda 15 bin YTL maafl alacak olan Cumhurbaflkan› acaba bu para ile geçinebilecek mi? Malum hayat zor, her fley atefl pahas›!

“‹flçi! 6 gün yeter sana!..”

bir milyon köylü iflsiz kald›. Sübvansiyonlar›n kesilmesi, desteklemelerin kald›r›lmas›, girdi fiyatlar›n›n yükselmesi ve kotalar sonucunda üretimden çekilen emekçiler, iflsizler ordusunun birer s›ra neferi olacak. K›rsal alanda yaflayan kesim, nüfusun üçte birini olufltururken bütçeden ald›¤› pay ise yüzde 2.5. Uluslararas› flirketlere yap›lan borç ödemelerine bunun 12 kat›ndan fazla pay ayr›ld›¤› dikkate al›nd›¤›nda devletin kimin hizmetinde oldu¤u daha iyi anlafl›lacakt›r. Köylülü¤ün milli gelirden ald›¤› pay son 8 y›lda periyodik olarak azal›rken AKP hükümeti döneminde bu durum daha da h›zland›.

Aslan pay› faize!.. IMF Türkiye masas› flefi Lorenzo Giorgianni baflkanl›¤›ndaki heyetin 921 Ekim tarihleri aras›nda yapt›¤› görüflmeler bas›nda kendine ancak küçük bafll›klarda yer bulabildi. Egemenler milyonlarca emekçiyi ilgilendiren böyle bir konuyu kapal› kap›lar ard›nda, 3 y›ll›k Stand-by anlaflmas› çerçevesinde sessiz sedas›z geçifltirmeyi amaçl›yor. 204.9 milyar YTL büyüklü¤ündeki bütçenin önemli bir bölümü faize ayr›lmakta. Bir y›l önce yüzde 14.8 olan faiz oranlar› bu y›l yüzde 21.1 oran›na yükselirken haz›rlanan 2007 bütçesinde bu oran 2006 y›l›na göre yüzde 14.4 oran›nda yükselecek. Uluslararas› sermayeden faizle al›nan borçlar›n ödenmesi için ayr›lan bu kalemde iflçilerin memurlar›n

gönderilecek, yeni okul binalar› yap›lacak! IMF ile yap›lan ve 2001 y›l›ndan beri daha h›zl› bir flekilde yaflama geçirilen ve ad›na “E¤itimde reform” denilen özellefltirmelerin uygulanmas›d›r bunlar. E¤itime ayr›lan 26.7 milyon YTL özel okullar›n finansman›, özel üniversitelerin büyümesi, kolejlerin mantar gibi türemesi için kullan›lacak. Yani emekçiler için okumak bir hayal olarak kalmaya devam edecek.

Vergiler emekçilerin s›rt›na! “Biz vergi art›fl› düflünmüyoruz. Merkezi yönetim bütçesiyle ilgili olarak yeni vergi getirmiyoruz. Vergileri de artt›rm›yoruz. Bütçemizde onu öngörmüyoruz” (18/10/2006) fleklinde aç›klama yapan Maliye Bakan› Kemal Unak›tan’›n aksine Giorgianni’nin ziyaretine mazhar olan TOBB Baflkan› R›fat Hisarc›kl›o¤lu geçen y›la oranla bütçedeki yüzde 20’lik art›fl›n vergilerle tafl›naca¤›n› söyledi. Hisarc›kl›o¤lu bu paray› e¤er cebinden vermeyecekse halk›n kesesinden ödemenin hesaplar›n› yap›yor demektir!. AKP hükümeti kay›ts›z flarts›z uygulad›¤› IMF politikalar› ile palazlan›rken halktan ald›¤› vergilerin oran›n› bir önceki y›la göre yüzde 18 artt›rmay› hedefliyor. Gelir vergisinden 31.2 milyar YTL toplamay› öngören hükümetin bunu vekillerinin harçl›klar› ile yapmayaca¤›n› görmek için kuflkusuz kahin olmak gerekmiyor!

Türk-‹fl’in yapt›rd›¤› son araflt›rma yoksullu¤un ulaflt›¤› boyutlara iflaret etmekte. Araflt›rmaya göre; 4 kiflilik bir ailenin dengeli ve sa¤l›kl› beslenebilmesi için ayl›k zorunlu g›da harcamas› tutar› bir ay öncekine göre 1.66 oran›nda artarak 593 YTL 55 YKR’ye yükseldi. Geçen y›la göre bugün g›da için 511, temel ihtiyaç maddeleri için 165 YTL daha fazla harcama yap›lmas›na ra¤men tüm bir y›l boyunca asgari ücrete yap›lan art›fl 30 YTL. Türk-‹fl’in araflt›rmas› açl›k ve yoksullu¤un emekçiler için çekilmez hale geldi¤ini gösteriyor. Araflt›rmaya göre; Asgari ücret açl›k s›n›r›n›n yüzde 64’ünü, yoksulluk s›n›r›n›n ancak yüzde 20’sini karfl›l›yor. Asgari ücretle bir aile ancak 19 gün dengeli beslenirken insan onurunun gerektirdi¤i yaflam düzeyini ise sadece 6 gün karfl›layabilmekte. Emperyalistler ve onlar›n yerli uflaklar› halk›m›za açl›k, yoksulluk ve ac›y› reva görürken ve gelir da¤›l›m›nda böylesi bir dengesizlik varken gelecek onlar için güvenli olabilir mi? Dünyan›n zenginliklerini elinde tutan bir avuç vampir, milyarlarca insan›n öfkesini her gün üzerine daha fazla çekmekte. Ülkemizde egemenler emperyalistlerle birlikte halk›m›za cehennemi yaflat›rken, yaratt›klar› bu korkunç tablonun sonuçlar› karfl›s›nda çaresiz kalmaktalar. Milyonlarca emekçi bu sömürü çark›na duydu¤u öfkeyi harmanlamakta. Patlamaya haz›r volkan misali usulca saatine do¤ru yol almakta. Bütçede savunmaya ve askeri harcamalara ayr›lan pay›n sürekli artmas› bofluna m›? En küçük bir sars›nt›da “sosyal patlama” nöbetleri geçirmeleri bofluna m›? Sömürücüler emekçilere giderek yabanc›laflmakta ve sonlar›na yaklaflmakta. Çizdikleri yol haritalar› menzilin sonuna varmakta. Ezenler ile ezilenler aras›ndaki çeliflki böylesine derinleflirken bald›r› ç›plaklar sormakta hakl›; Çanlar kimin için çal›yor!


4

3-16 Kasım 2006

S›n›fsal Yaklafl›m A¤›r a¤ar ilerleyen süreç ve atefl-kes ‹lk olarak Sabah gazetesinde haber yap›lan senaryo, Türkiye’deki Kürt sorununa “siyasi çözüm” konusunda, taraflar›n ABD önderli¤inde esas olarak belli bir mutabakat sa¤lad›¤›n› ima ediyordu. Türk devletinin kula¤› kesik kalemlerinden Avni Özgürel’in Radikal’deki seri makaleleriyle aç›k biçimde dile getirilen “çözüm”ü iflletme formülasyonu ise meseleyi spekülatif boyuttan kopar›p alma ifllevi görüyordu (16.08.06). O Avni Özgürel ki, ateflkes ça¤r›s› yapt›¤› 27 Eylül tarihli avukat görüflmesinde, Öcalan taraf›ndan özel olarak selamlanm›flt›. Süreç bundan sonra da farkl› aktörlerin sahne almas›yla kendi mecras›nda ak›t›lmaya devam etti. Devrede bu kez koordinatörler vard›. ABD, Türkiye ve Irak’›n asker eskisi “koordinatörleri” pefli s›ra atand›lar, topland›lar, ayr› ve toplu demeçler verdiler. Her ne kadar “malum senaryo”yu aç›ktan reddeder bir tutum tak›nd›larsa da sat›r aras›nda ve özel aç›klamalar›nda esas ifllev ve dertlerine dair “aç›k” vermekte sak›nca görmediler. Hamle s›ras› taraflar›n do¤rudan aktörlerine gelmiflti. Bunlardan KKK, demokratik, legal çevrelerin ve nihayet önderleri Öcalan’›n talebi, tavsiyesinin ard›ndan, tek tarafl› ateflkes ilan etti (tarihinde 5. kez). Kendisine göre s›ralad›¤› gerekçeler aras›nda hiç kuflkusuz, gönüllü birlik için iyiniyet gösterisi, bar›fl iste¤i, samimiyet, vb. nedenler bulunuyordu. Ancak esas dikkat çekici olan KKK Yürütme Konseyi Baflkan› olarak bas›n aç›klamas›n› yapan Murat Karay›lan’›n ateflkes sürecine giden yol ile ilgili flu sözleri idi: “Baflta ABD’nin 15 A¤ustos’ta yapt›¤› yaz›l› aç›klamas›, çeflitli uluslararas› güçler ve kurumlar ile Federal Irak Cumhuriyeti, Güney Kürdistan Bölge Hükümeti ve de¤iflik çevrelerin ateflkes ve silah b›rakma ça¤r›lar› oldu.” (30.09.06) Ateflkes ilan edilece¤ini 5 gün önce aç›klayan Talabani’nin ard›ndan KYB’nin Ankara temsilcisi Behruz Galali, Türk devletinin

PKK ile temas kurmalar› konusunda kendilerinden talepte bulunduklar›n› da aç›kl›yordu: “Bizden bunu yapmam›z› isteyenler flimdi a¤›zlar›n› açm›yorlar. Böyle devam ederse ç›k›p herkesi isim isim aç›klayaca¤›m. Biz bu ifli kendi bafl›m›za yapmad›k. PKK bugün toplan›yor; ateflkes karar›n› ilan edecek. ‹fl, Türk yetkililerle kararlaflt›r›ld›¤› gibi aynen ve ad›m ad›m ilerliyor.” (30.09.06). Türk devletinin tek tarafl› ateflkes karfl›s›ndaki resmi tavr›n›n klasik biçimde sergilenmesi hiç kimseyi flafl›rtmad›. Bununla beraber, Tayyip Erdo¤an’›n “güvenlik güçleri durup dururken operasyon yapmaz” fleklinde örtülü bir karfl›l›kl› ateflkes imas›nda bulunmas›ndan da anlamlar ç›kar›lmaya çal›fl›lan süreç, esasta devletin “ateflkes yetmez, silah b›rak›lmal›d›r” refleksi ile beraber yürütüldü. Yeni bir sayfa aç›lmas›na neden olacak hamle için Türk devleti ad›na piyasaya sürülen isim Mehmet A¤ar’d›. Ancak Baykal gibi yeni misyonlar yüklenme hevesinde olanlar taraf›ndan mizanseni canl› k›lma ad›na karfl› ç›k›labilecek bir öneriyle ortaya at›lan Mehmet A¤ar, “siyasal çözüm” senaryosunun siyasetçiler arenas›ndaki pazarlamac›l›¤›yla görevlendirildi. ‹mha ve inkâr politikas›n›n üst düzeyde pratiklefltirildi¤i y›llar›n bafl aktörlerinden birisi olmas› hasebiyle biçilmifl kaftan olarak devreye sokulan A¤ar’›n seçimi, geleneksel bir takti¤in ürünüydü. Kitlelerin olas› reaksiyonunu en alt düzeyde elimine edebilmenin yolunun gerek öneri gerekse uygulama aç›s›ndan- herhangi bir politikan›n en aksi yönden getirilmesiyle bulunabilmesi, Osmanl›’n›n geleneksel takti¤i olagelmifltir. Yak›n döneme göz att›¤›m›zda, bu taktik, bir dizi kritik efli¤in afl›lmas› ve kararlar›n uygulanmas›nda, Ecevit’ten ‹nönü ve Karayalç›n’a, Erbakan’dan Bahçeli’ye bütün hakim s›n›f aktörler, kufland›klar› maskeler uygun biçimde kullan›larak iflletilmiflti. Marafl vd. katliamlar, 1990’l› y›llardaki katliamlar, 28

60 fiubat kararlar›, ‹srail ile kritik anlaflmalar, Öcalan’›n idam›n›n durdurulmas› vb. A¤ar’›n esasen bir baflkas› taraf›ndan söylenmesi halinde ortal›¤› fena halde kar›flt›racak sözleri beklenenden daha farkl› çevrelerden ve daha farkl› dozlarda tepkiler almakta gecikmedi. Nihayetinde, içinde belli oranda aff› ve kültürel ve siyasal hak k›r›nt›lar›n› bar›nd›ran “siyasal çözüm” paketini cepheden reddeden TSK’n›n sert ve kesin görünen tutumu, A¤ar’›n bireysel bir ç›k›fl yapt›¤›na delil olarak gösterilemez. Nitekim, TSK ile yürüttü¤ü polemikteki geri ad›m att›¤› kimi söylemleri de meselenin özüne iliflkin de¤il, askerlerin konuflmas› ve af meselesinin boyutlar› ile ilgilidir. Kald› ki esas sorun, konuyu kamuoyu aç›s›ndan bu kimlikteki bir kifli arac›l›¤›yla tart›fl›labilir, de¤erlendirilebilir bir platforma yat›rabilmektir. Mehmet A¤ar, Diyarbak›r, Mardin gezileri esnas›nda ortam›n etkisiyle, rast gele sözler sarf etmemifltir. Sonraki haftalarda çeflitli yörelerde ve televizyonlarda devam eden konuflmalar›nda belli bir bütünlük vard›r. Özellikle “toplumsal iklim” den dem vurmakta, “vatanseverli¤inin” alt›n› çizmekte, t›kan›kl›k ve ç›kmaz› aflmak ad›na “çözüm” üretmekten bahsetmektedir. A¤ar’›n ç›k›fl›n›, seçim yat›r›m› ve/veya vicdan muhasebesine paralel bir “de¤iflim” in ürünü olarak yorumlamak, gerek A¤ar gibi bir kiflili¤i do¤ru tahlil edebilmek gerekse de Kürt sorunu ile ilgili yak›n süreci sa¤l›kl› de¤erlendirebilmek aç›s›ndan yanl›fl sonuçlar üretir. Faflist Türk devletinin, temelli konulara iliflkin çeflitli aktörleri devreye sokarak uygulamaya geçirdi¤i yeni ve de¤iflim içeren politikalar›n, halka pazarlanma/sunulma aflamas›, en az haz›rlanma safhas› kadar önemlidir. Bu sürecin iyi bir mizansen çerçevesinde bütün etkin araçlar kullan›larak iflletilmesi, devletin “güvenli¤i” ve dengeler ile do¤rudan ilgilidir. Kürt sorununun tam da böyle bir hassasiyete sahip oldu¤u son derece aç›kt›r. Büyükan›t’tan Baykal’a uzanan karfl› ç›kanlar cephesinden, yar›m a¤›zla destek verenler ve yandafl tutum tak›nanlara kadar A¤ar’›n aç›klamalar›na yönelik tepkiler, bu geliflmeler ve gerçekler ›fl›¤›nda okunmal›d›r. Bir anda ölüm zebanili¤inden bar›fl melekli¤ine terfi ettirilen A¤ar’›n kiflisel tasarrufu ol-

mad›¤› görülmesi gereken ç›k›fl›, Büyükan›t, Baykal, Mumcu vd. ile laf dalafl›na bo¤ulacak ya da hidayete erifline ve dize gelifline ba¤lanacak kadar basite indirgenirse, tarihten hiçbir ders ç›kar›lamam›fl, düflman›n/gerici s›n›flar›n politika yapma ve yönetme tarz› hiç ö¤renilememifl demektir. Meselenin bizi esas ilgilendiren yan›, hiç kuflkusuz, Kürt Ulusal Hareketi’nin izledi¤i politikalard›r. Süreçte nas›l bir konumlan›fl içinde bulundu¤una yaz›n›n bafl›nda de¤indi¤imiz Ulusal Hareket’in A¤ar’›n demeçlerine yaklafl›m› da beklendi¤i üzere oldukça müspet yönde olmufltur. Ekim’in son haftas›ndaki görüflmesinde Öcalan’›n ve bas›ndaki röportaj›nda Duran Kalkan’›n aç›klamalar›yla en az 6 ayl›k bekleme sürecinden söz eden –taban›na yönelik politika- Ulusal Hareket’in ateflkes jestinden sonra hangi hamlelerle “ilerlemeler” de bulunaca¤›, herkesin ipleri(ni) elinde bulundurdu¤una dair gerçe¤i aç›kça dile getirmekten çekinmedi¤i ABD emperyalizminin verece¤i direktiflere ba¤l› olacakt›r. Silahl› mücadele yürüten ulusal ve sosyal kurtulufl hareketleri aç›s›ndan, kimi zaman soluklanma, kimi zaman ittifak politikalar›na ba¤l› olarak politik manevra alan› yaratma, kimi kez güç gösterisinde bulunarak farkl› kesimler/s›n›flar üzerinde etkili olma, kimi kez de düflman›n talebine karfl›l›k mevzi elde etme amaçl› taktik bir yöntem biçiminde gündeme sokulabilen ateflkes kararlar› ve bunun pefli s›ra gelen bar›fl görüflmeleri, yak›n tarihin en çok tart›fl›lan konular›ndan biridir. Bir dizi örnekte, silahla elde edilenin masada kazanca çevrilmesi hesab›yla pazarl›k ve iflbirli¤i arac› k›l›nan bu süreçler, ancak MLM önderlikler alt›nda savafla tabi bir taktik olarak iktidar mücadelesinin arac› k›l›nabilirler. Aksi durumda, küçük veya milli burjuva önderlikli hareketlerin ateflkes süreçleri ve bar›fl görüflmelerinden devrim ya da kurtulufl mücadelesinin lehine ilerletici sonuçlar üretti¤i örneklerin say›s› son derece s›n›rl›d›r. Bunlar›n da do¤ru perspektif tafl›mad›¤› için ancak geçici aflamalar kaydetti¤i bilinmektedir. Nitekim yak›n tarihteki bir dizi ülke örne¤inde devreye çeflitli emperyalist güçlerin girdi¤i, süreçlerin arka plandaki gizli görüflmelerle noktaland›¤› iyi bilinmektedir.


5

60

3-16 Kasım 2006

D›smen karkére tersanera zafterseno! (Düflman tersane iflçisinden çok korkuyor)

Tersanelerde iflçiyle karfl› karfl›ya gelmekten korkan patronlar her geçen gün daha da palazlanan tafleronlaflt›rmaya tam gaz yol vermekte. Kârlar›na dokundurmamak kayd›yla her önüne gelene ifl vermekteler. Bu da iflçi s›n›f›n›n hakl› mücadelesinin önündeki en büyük engeldir. Ne yaz›k ki iflçiler aras›nda yine iflçilerin birço¤unda “3-5 y›l diflimi s›k›p para biriktireyim, sonra farkl› bir sektörde kendi iflimi kuray›m” mant›¤› da hakim. Genellikle sabah 8’de bafllayan çal›flmalar inan›lmaz bir yo¤unluk ve h›zda akmaktad›r. Ya¤mur-kar, so¤uk-s›cak, gece-gündüz gibi kavramlar iflçinin da¤arc›¤›ndan ç›kar›lmak istenmekte, iflçiye köle gibi muamele edilmektedir. Baretsiz, emniyet kemersiz, çelik burunlu ayakkab›s›z, eldivensiz, gözlüksüz ve h›nca h›nç çal›flt›r›lan iflçiler kendilerini

akflamlar› eve zor yetifltirmektedir. Tabii ki a¤›zlar›ndan ç›kan her sözü kanun olan patronlar “mesaiye kalmal›s›n” demezse. Paydos saati 17:00 olan tek tersane Türkter’dir. Birço¤u ilerde meslek hastal›klar›na yakalanacak olan tersane iflçilerinden ayda ortalama ikisi de yaflanan ifl cinayetleri sonucu yaflam›n› yitirmektedir. Zaten bir ölüyü and›ran iflçiler, her sabah evden d›flar› ad›mlar›n› atarken mutlaka sessizce (belli etmeden) aileleriyle vedalaflmaktad›r. ‹ki kiflinin bir dolapta soyundu¤u tersanelerde birçok iflçi soyunacak yer bulamamaktad›r. Yemekhaneler ve tuvaletler iç içe veya yan yanad›r. Yemekler genellikle bozuk, bayat ve kalitesiz oldu¤undan gastrit ve ülsere yol açmaktad›r. Son zamanlarda baz› tersanelerde ö¤len yemeklerinde kahvalt›l›k verilmeye bafl-

Emekçinin Gündemi 2821 ve 2822 Say›l› Sendikalar ve Grev ve Lokavt Kanun Tasar›s› üzerine 2821 ve 2822 Say›l› Grev ve Lokavt Yasas› ile Sendikalar Yasas›’n›n taslak çal›flmalar› tamamland›. Sendika konfederasyonlar›n›n büyük bölümünün onaylad›¤› tasar›n›n y›l sonunda Meclis’e getirilmesi bekleniyor. S›n›f mücadelesinde bir s›n›f›n ç›kar›na olan di¤erinin karfl›t›d›r, anlay›fl›yla bak›ld›¤›nda yasay› de¤ifltirmek isteyen siyasal iktidar›n bunu, iflçi s›n›f›n›n ç›kar›na yapamayaca¤› aç›kt›r. AB yandafl› baz› “sol” çevreler, AB’den iflçi haklar› için baz› fleyleri ummaktalar. Bu umutlar›n›n zerrece do¤ru olmad›¤› gibi bu umudu iflçilere bulaflt›rarak onlar›n mücadele hedefleri flafl›rt›lmaya çal›fl›yor. Bu tasar› bize “önce eylem gelir, sonra yasa” ifadesini sürekli söyletecektir. Bugün AB kap›s›nda iflçiler için yasa dilenmek en iyi ihtimalle iflçi s›n›f›n›n bafl›na inecek darbenin fliddetini bek-

lemekten baflka bir fley de¤ildir. 2003 y›l›nda ç›kar›lan ‹fl Yasas› (Kölelik Yasas›) çal›flma yaflam›nda esnekli¤i kurallaflt›rd›¤›n› biliyoruz. Sistem bu sürecin son aya¤›n› da tamamlamak istiyor. Bunu yaparken özellikle AB’den gelen ve de¤iflmesini istedi¤i bu yasay› da de¤ifltirerek ödevini yapm›fl olacakt›r. Bizim dikkat etmemiz gereken yasayla de¤ifltirilmek istenen nedir, sonuçlar› bizi, iflçi ve emekçileri nas›l etkileyecek, sorular›na verilecek yan›tt›r. Yasada baz› noktalara dikkat edilmelidir. Tasar›yla % 10 baraj›n›n kald›r›larak, % 5’e düflürülmek istenmesi, iflkolundaki 28’in de 16’ya inmesi yani iflkollar›n›n birlefliyor olmas›d›r. Bugün yetkili bulunan ve T‹S imzalayan baz› sendikalar bu tasar› ile birlefltirilerek ço¤u sendika örgütsüz olmaktan dolay› ve

lanm›fl. ‹flçilerin günlük yevmiyeleri ortalama olarak kaynakç›larda 50 YTL, montaj ustalar› için 45 YTL, montajc› yard›mc›s› için 25 YTL, taflç›lar için 20 YTL. Ancak ücretler çeflitli hileler kullan›larak ya geç verilmekte, ya da eksik verilmektedir. Birkaç tafleron firma haricinde sigortalar girifl-ç›k›fl yap›larak yani asgari ücret üzerinden 1 gün yat›r›lmaktad›r. Bu da iflçiler aras›nda “sa¤lam tafleron” arama e¤ilimini yaratmaktad›r. Sa¤lam tafleronlarsa malum “eski solcular”! Ama en h›zl›, en yo¤un ve çal›flma saati en uzun olanlarsa bu tafleronlar. S›n›f mücadelesinin önünde az›l› bir bela olarak dikilenler de yine bunlar. Yaflanan ölüm ve kazalar, yap›lan araflt›rmalara göre, sabah 9-10 ile akflam 15-17 aras› ve genellikle pazartesi ve cumartesi günleri yo¤unluk kazan›yor. Ayr›ca kaza ve ölümler Torgem, Torlak, Dersan, RMK, Çiçek, Türkter, Anadolu ve Yard›mc› Tersanelerinde yo¤unlafl›yor. Bunun nedeni ise emniyet önlemlerinin az ve çal›flma koflullar›n›n kötü olmas›. Bu genel görünümü de¤ifltirmek, iyilefltirmek veya kökünden silip atmak için çaba harcayan Limter-‹fl Sendikas› y›llardan beri kan can bedeli bir mücadele vermektedir. Halen genel baflkan› ve genel sekreteri tutuklu oldu¤u halde yoluna devam etmektedir. Son zamanlarda yo¤unlaflan tersane patronu-polis-mafya iliflkisi devrimci, demokrat ve duyarl› iflçilere gözda¤› vermek amaçl›d›r. Buna bir ör-

yükselecek örgütsüz iflçi oran›n›n artmas›yla % 5 baraj›n› geçemeyecektir. Bu tasar› ile bugün mücadele eden iflkollar›ndaki sendikalar geri ve örgütsüz olan iflkollar› ile birlefltirilerek mevcut mücadeleci sendikalar da etkisizlefltiriliyor. % 51 iflyeri sendikac›l›¤› ile güçlü ve ortak davran›fl ve hareketi k›rman›n arac› olarak kullanmak istiyorlar. fiöyle ki bugüne kadar % 10’u savunanlar›n bugün birden bundan vazgeçmeleri deyim yerinde ise biz emekçileri sevmediklerini gösteriyor. Öyleyse sevdikleri bizim da¤›t›lmam›z ve küçültülerek kontrol edilmemizi sa¤lamalar›d›r. Bu tasar›da örgütlenmeye dair hiçbir olumluluk yoktur. Tasar›n›n ana kayna¤› 2003 y›l›nda ç›kar›lan ifl yasas›d›r. Bu yasan›n kölelik yasas› oldu¤unu hepimiz biliyoruz. Ana temas› esneklik olan yasa da ç›kar›lacak tasar› da buradan beslenmektedir. ‹fl yasas›nda örgütlenmeye ait hiçbir hak olmad›¤›ndan böyle bir yasada da sendikalara ait olumluluk olmayacakt›r. Tasar›da tart›fl›lan noter üyeli¤i ise sadece göz boyamad›r. Burada hangi iflçinin hangi sendikaya nas›l ve ne zaman üye olaca¤›n› belirleyen bir kurumun olmas› yönlü tart›flma oldukça dar bir bak›fl ve örgütlen-

nek verirsek; Ça¤dafl isimli bir iflçi s›n›f mücadelesine sundu¤u katk›lardan dolay›, defalarca polis taraf›ndan taciz edilmifl, gece geç vakitlerde eli b›çakl›, sarhofl insanlarca evi bas›lmaya çal›fl›lm›fl, polis taraf›ndan evinin kap›s› k›r›larak içeri girilmifl, eflyalar› da¤›t›lm›flt›r. Bu yetmiyor, tersaneler bölgesinde mafyan›n adamlar› taraf›ndan öldüresiye dövülmüfltür. Ard›ndan beyin kanamas› geçirmifl ve hala da tehditlerle karfl› karfl›yad›r. ‹flçilere flimdilerde bir de kukla bir sendika dayatmas› var. Dok Gemi-‹fl ad›ndaki bu iflbirlikçi sendika, birkaç tersanede kadrolu iflçileri temsil etmektedir. Limter-‹fl’in önünü kesmek amac›yla tafleron firmalarda çal›flan iflçileri bünyesine almak için çal›flmalara bafllad›¤› bilinmektedir. Önümüzdeki süreç daha sanc›l› olacakt›r. Do¤ru ve inatç› bir mücadele verilirse kazan›mlar›n çok büyük olaca¤› aç›kt›r. Tersi durumda ise devrimcilerin gittikçe daralan faaliyetleri bitecektir ve s›n›f önderliksiz kalacakt›r… Bugün düflman, ne kadar h›rç›nlafl›p sald›r›yorsa polis ve mafyac› uflaklar›yla, gaz bombalar›, coplar› ve tutuklama terörleriyle biz biliyoruz ki tersaneler onlar için art›k bir batakl›k oldu. Bu batakl›¤› kurutaca¤›z ve tafleron sineklerinin tersanelerde kökünü kaz›yaca¤›z! Patronlar dize gelecek er yada geç! Proleter bir öfke ve devrime olan sonsuz inanc›mla hepinizi selaml›yorum… Tuzla Tersanesinden bir ‹flçi Köylü okuru

meyi daralt›yor. Aslolan, iflçinin günün her saatinde sendikaya üye olma koflulu yarat›lmas›d›r. Saat 08.00-17.00 d›fl›na ç›kar›lmal›d›r. Bu saatlerde üye olma flans› yok “çünkü patronlar iflçileri çok seviyor.” Tasar›da Sendikac›lara hiç dokunulmuyor. Tasar›n›n esas›ndaki de¤ifliklikler sendikac›lar›n kendini koruma garantisiyle karfl›l›kl› anlaflmal› olarak yap›lm›flt›r. Sendikalar denetlenmiyor, ald›klar› tazminatlar›n ölçüsü yok. Sendika içi demokrasi ifllemeyecektir. Öyle ki mevcut durumu korudu¤u gibi onlar için müteahhitlik yasallaflt›r›l›yor. Zaten önemli bir k›sm› bunu flu an yap›yor. Baflka alanlarda iflçiler ad›na iflletme yetkisi verilerek mevcut nakitlerin aklama alanlar› aç›l›yor. Her sendikan›n önemli birikimleri bulunuyor. Bu nakitlerin bugün iflçiler için kullan›lmad›¤›n› biliyoruz. Bu yasayla bu nakitler de eritilecektir. Bu nedenle yasa tasar›s› konfederasyonlar›n onay›n› alm›fl, yasallaflmay› bekliyor. Tüm emekçiler bu tasar›ya karfl› ortak bir ç›k›flla bu durum teflhir ederek a盤a ç›karmal›d›r. Bugün DDSB’liler bunu öncelikle bulunduklar› alanlarda hayata geçirmeyi görev bilmelidir.


6

3-16 Kasım 2006

60

fi‹MD‹ DE SÜTTE KOTA Egemen s›n›flar›n son süreçte köylüye uygulad›¤› bitirme, yok etme politikas› gün geçtikçe perçinleniyor. AB müzakereleriyle bafllayan süreçte hububat, fleker ve tütün üretimine ardarda getirilen kotalar ve bu ürünleri iflleyen fabrikalar›n zarar ediyormufl gibi gösterilip özellefltirilmesiyle köylü gittikçe yoksullu¤a ve göçe zorlanmaktad›r. Bundan önce de gazetemizde belirtilen yaz›larda oldu¤u gibi köylü nüfusunu % 5’lere indirmek, AB’nin elindeki stoklar› Türkiye’de eritmek birinci hedeftir. AB bunlar› yaparken köylüye de “destek” sunmakta, yaln›z bu destek küçük üretici için çok ciddi bir gelir ya da rahatl›k sa¤lamamakta, pastan›n as›l pay›n› yiyen büyük üretici ve çiftlikler olmaktad›r. AB bundan önceki ve flimdi de bizim ülkemize uygulad›¤› tar›m politikalar›yla ülkelerin kendi öz kaynaklar›n› yok etmek ve d›fl al›m› art›rmak istemektedir. Bu da cari a盤›n gittikçe büyümesine neden olacakt›r. Bugün Et Bal›k Kurumu’nun özellefltirilmesi buna bir örnektir. Yine Polonya’daki fleker üreticisinin bitirilip, bu ülkenin cari a盤›n›n büyütülmesi de buna bir örnektir.

Amaç; AB ürünlerine yer açmakt›r Yaz›n›n bafl›nda da belirtti¤imiz gibi fleker ve tütüne konulan kotalar›n ard›ndan flimdi de süte konulan kota hayvan yetifltiricilerini de yeni sald›r›lar›n bekledi¤ini ortaya koyuyor. Bu kotalar belirlenirken AB’nin standartlar› esas al›nacakt›r. Bugün Türkiye AB emperyalizmine tam üyelik kazand›¤› takdirde konmak istenen ve düflünülen kota miktar› 3 milyon tondur. Buna karfl› Türkiye’nin y›ll›k üretti¤i miktar ise 10.5 milyon tondur. Bu durumda, y›ll›k 7.5 milyon ton süt fazlal›¤› ortaya ç›kacakt›r. Peki bu kadar çok sütü üretici ne yapacak? Asl›nda köylü art›k bunun yo-

lunu ne yaz›k ki bulmufl! Evet, ayn› domates ve yine bu y›l üzüm üreticilerinin ellerinde kalan üzümü yollara döktü¤ü gibi 7.5 milyon ton yollara savrulacakt›r. Yine köylü elindeki süt s›¤›rlar›n› kesmek zorunda kalacakt›r. Yani bu kotan›n konmas› durumunda buna ba¤l› olarak milyonlarca s›¤›r, keçi, koyun kesilmek zorunda kalacakt›r ve binlerce köylünün yoksullu¤u katmerleflecektir. Asl›nda di¤er kotalarda oldu¤u gibi bunun alt›nda yatan nedeni tespit etmek hiç de zor de¤ildir. AB’nin elindeki stok ürünleri eritmek ve AB emperyalizminin flirketlerinin ülkemizin tar›m ve hayvanc›l›¤›ndaki bereketli topraklar›na girmesidir. Bu kotalar›n amac› ellerindeki stoklar› eritmektir. Bu stoklar süt gölleri, tereya¤› da¤lar› ve et buzlar›d›r ve amaç Türkiye’nin iç pazar›nda bu stoklar› eritmektir.

Tar›m piyasas› tekellefliyor Di¤er bir amaç ise büyük bafl hayvanlar› satmakt›r. Zaten uzun bir süredir büyük iflletmeler ya da küçük iflletme ve aile tipi iflletmeler d›fl pazardan gelen hayvan ›rklar›n› almakta ve devletin destekleme politikas›yla da al›m kolaylaflt›-

r›lmaktad›r. Bu amaçla AB ile müzakerelerde 2000-3000 bafll›k dev büyük bafl hayvan iflletmeleri kurulmas› istenmektedir. Bu do¤rultuda ciddi destekler sunulmaktad›r. Bu iflletmelerin kurulumundan hayvanlar›na kadar hep d›fl pazardan sokulmak istenmektedir. Böylece hayvanc›l›k ve tar›m da tekelleflecek, piyasa küçük üreticilerin yaflamas›na izin vermeyecektir. AB’nin büyük flirketleri gibi emperyalizmin ülkemizdeki uflaklar› olan KOÇ, DO⁄AN HOLD‹NG, KOMBASSAN gibi büyük iflletmeler Do¤u Anadolu’da çok büyük arazilerde dev iflletmeler kurma yönünde çal›flmalara bafllam›fl ve kurulan yerler de vard›r. Türkiye’de iflletmelere bakt›¤›m›zda % 90’›nda s›¤›r say›s› 20 bafl› geçmemektedir. Ortalama 6 bafl hayvan bulunmakta ve süt üretimini büyük ölçüde küçük ve orta ölçekli üreticiler yapmaktad›r. Yani aile tipi olmakla beraber geleneksel tar›m uygulanmaktad›r. Asl›nda flu gerçe¤i görmek gerekir; Türkiye’de tar›m›n büyük bir bölümünde geleneksel tar›m tipi uygulanmaktad›r. Ülke tar›m›n›n büyük bir bölümü geleneksel tar›m ve köylünün emek gücü-

Pamuk üreticisi zor günler geçiriyor! Ayd›n’›n Söke ilçesin de pamuk üreticileri pamuk fiyatlar›n›n düflüklü¤ünden dolay› s›k›nt›l› günler geçiriyor. Pamuk sezonunun bafl›nda Söke’de adeta bir biriyle yar›flan tüccar borsadaki dalgalanma ve ya¤an ya¤murlar› gerekçe göstererek fiyat düflürürken, TAR‹fi’in aç›klad›¤› 92 Ykr al›m fiyat›n›n istikrar›na güvenen üreticilerin kooperatif önünde uzun kuyruklar oluflturmaya bafllad›. Ancak tüccar zaman zaman pamuk al›m fiyat›n› rand›man›na göre düflürerek kiloda ortalama 70

Ykr ödüyor. Acil nakit para ihtiyac› olanlar bu tüccarlara yöneliyor. Bunun yan› s›ra Hatay’›n Reyhanl› ilçe Tar›m Müdürü Hamza Sapar Amik ovas›n da 200 bin dönümlük araziye ekilen pamu¤un sadece yüzde 30’unun topland›¤›n› belirterek ya¤›fllar nedeniyle tarlada kalan pamu¤un kirlendi¤ini ifade etti. Fiyata da de¤inen Sapar “Pamuk üreticisi bu y›l ürünü tüccara 50 Ykr’ye satmak zorunda kald›” dedi. (H.Merkezi)

nün esas oldu¤u tar›m tipidir ve özellikle de hayvanc›l›¤›n ciddi bir yeri vard›r. Bugün köylüye yönelik sald›rganl›ktan en çok etkilenen kesimlerden biri de hayvanc›l›kt›r. Yani dam alt› dedi¤imiz evin alt›ndaki ah›rda birkaç hayvan›yla yap›lan hayvanc›l›k çok ciddi bir flekilde etkilenecektir. Köylü sütünden, peynirinden, ya¤›ndan, etine ve gübresine kadar birçok ihtiyac›n› hayvanc›l›ktan sa¤lanmaktad›r. Bugün elde etti¤i hayvansal ürünleri pazara gönderirken ço¤uyla da k›fl için kendi ihtiyac›n› karfl›lamaktad›r. ‹flte hayvanc›l›¤›n bu kadar önemli oldu¤u ülkemizde, bugün süt kotas›n›n da konmas› durumunda üreticiyi bekleyen sorunlar ne olacakt›r: Sütü elinde kalan üretici üretimden çekilmek zorunda kalacak, süt s›¤›rlar›n› kesecek, iflsiz kalan köylü göç etmek zorunda kalacak ve flehirdeki y›¤›lmay› art›racak. Köy yaflant›s›n› flehirlere tafl›y›p yaflad›¤› yerde birkaç hayvanla üretim iliflkisini koruyacak, fakat daha da yoksullaflacak, küçük iflletmeler kapanacakt›r. Mand›ralar kapanmak zorunda kalacakt›r. AB emperyalizminin ülke pazar›na hâkim olmas› sa¤lanacak ve d›fl al›m a盤› gittikçe artacakt›r. Bu y›k›m politikas›yla hayvanc›l›k büyük flirketlerin kontrolü alt›na girecektir, çünkü kotalardan en az etkilenen büyük iflletmelerdir. Bunlar›n karfl›s›nda durman›n tek bir yolu vard›r, elindeki ürünü birlefltirmek ve pazara beraber sunmakt›r. Bunun baflka bir yolu yoktur. Büyük flirketler karfl›nda kooperatiflerle durmak önemlidir. fiunu görmek laz›m; bugün hayvanc›l›¤›n karfl›s›nda di¤er bir sorun da tüccarlard›r. Bugün pazar› kendimiz oluflturdu¤umuz kuraca¤›m›z kooperatifle beraber hayvanlar› iflletmesini sa¤lay›p mand›rac›l›k yapt›¤›m›z takdirde piyasada kalabiliriz. Büyük ölçekli firmalar karfl›nda durabiliriz. (Kelkit ‹K okuru)

Denizli’de Baflbakan protesto edildi Tar›m deste¤inin kesilmesi, kotalar ve tar›m› tasfiyeye götüren politikalar nedeniyle köylülerinin sab›rlar›n›n iyice zorland›¤› son zamanlarda köylü protestolar›na bir yenisi daha eklendi. Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an Denizli program› çerçevesinde gitti¤i Denizli Çivril Belediyesi’nde Cuma namaz› ç›k›fl›nda iki bin kifliye IMF’yle kimin aras›n›n daha iyi oldu¤unu aç›klayan bir konuflma yapt›. Konuflma s›ra-

s›nda ayçiçe¤i üreticisi ayn› zamanda da dolmufl floförü oldu¤unu söyleyen Halil Tak; “Mazot bitti cipte, boynumuz ipte, oylar› sana verdik emme?” ve “Çekirdek kald› harmanda, unumuz kald› dermanda, umudumuz sizin, fermanda baflkan›n” yaz›l› döviz açt›. Halil Tak çevrede bulunan insanlar taraf›ndan alk›fllan›rken çevik kuvvet ekiplerince çevreden uzaklaflt›r›ld›. (H. Merkezi)


7

60

3-16 Kasım 2006

“Kelepir olsa mezara girerler”

Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizmalar (GDO) ile duyduk ilk Cargill ad›n›. Kapat›lmas› ve Türkiye’deki faaliyetinin son bulmas› için defalarca eylemler yap›ld›, birçok DKÖ bunun için dava açt›. 1997 y›l›nda Bursa Osmangazi ilçesinde yap›m› bafllayan ve nitelikli tar›m arazisi üstüne kurulan, bunun için izinleri asla tam olmayan ve buna ra¤men 2000 y›l›nda faaliyete bafllay›p bu y›la kadar korunan “KÂR”gill en sonunda kapat›ld›. Yarg›n›n 10 Ekim 2006 tarihinde ald›¤› kararla, tesis izinleri tam olmayan Cargill tesisinin kapat›lmas›na karar verildi. 19 Ekim’de tesisini boflaltmas› gereken Cargill ise bu tarihte “Malzemelerinin halen içeride olmas› ve boflaltma iflleminin tamamlanamamas›” gerekçesiyle kapatma ifllemini 20 Ekim Cuma gününe att›. 20 Ekim Cuma günü ise bas›n›n karfl›s›na kapatmaya gelen memurlarla beraber geçen Cargill yetkilileri bas›n›n sorular›n› cevaplamazken, kapat›lm›fl bir tesise çal›flmak için saat 16.00’da giren gece vardiyas› iflçileri ise gözlerden kaçamad›.

Göstermelik olarak k⤛t üzerinde kapatma gelene¤i, genelde ülkemizde “tefeci” nitelikli baz› orta düzey üreticilerin klasik takti¤i iken karfl›m›za burada da ç›kt›. Di¤er yandan DKÖ’ler ise Cargill’in gerçekten mühürlenip kapat›l›p kapat›lmad›¤›na iliflkin cevab› almak için Osmangazi Savc›l›¤›’ndan kapat›lmaya iliflkin tutana¤› görmek istiyor. Cargill’in kapat›lmas› için verilen mücadeleyi ise ancak ve ancak Cargill’in kimli¤inin alt›ndakileri ö¤renerek anlayabiliriz.

Ülker grubu ile ortak Cargill Niflasta ve Tatland›r›c› Sanayisi, aslen bir ABD flirketi, 1997 y›l›nda mevcut hükümetin verdi¤i izin ile Bursa’n›n Osmangazi ilçesinde tesis kurmaya bafll›yor. Mevcut olan tesis ise 2000 y›l›nda faaliyete geçiyor. Bu zamana kadar da ‹stanbul’un Pendik ilçesindeki Cerestar flirketini sat›n al›yor ve bu sayede bu ilçede bulunan fleker iflleme fabrikas›n›n % 50 orta¤› oluyor. Bu kanal üzerin-

Hayvanc›l›kta ithalat lobisi Deli Dana (BSE) hastal›¤› nedeniyle canl› hayvan ve et ürünleri ithalat›n›n yasaklanmas›na ra¤men, son 5 y›lda büyük iflletmeler için yaklafl›k 2.500 dam›zl›k hayvan›n ithalat›na izin verildi. Özellikle tekstil ve inflaat gibi alanlarda yat›r›mlar› olan flirketlerin de hayvanc›l›¤a yönelmesi canl› hayvan ithaline getirilmifl olan yasa¤› yeniden gündeme getirdi. Türkiye’de 1986–96 aras›ndaki 10 y›ll›k sürede canl› hayvan ithalat› için her türlü deste¤i sunan hükümetler, 300 bine yak›n dam›zl›k hayvan›n ithal edilmesini sa¤lad›. Bu ise hayvanc›l›¤›n büyük oranda gerilemesine sebep oldu. Deli Dana hastal›¤› nedeniyle 1996 y›l›nda 26 ülkeden canl› hayvan ithalat› yasaklanm›flt›. Son 3 y›ldan bu yana ise yaln›zca Avustralya, Yeni Zelanda, Uruguay’dan dam›zl›k hayvan ithaline izin veriliyor. Ancak son dönemlerde büyük çiftlik sahipleri lobi faaliyetleri yürüterek dam›zl›k hayvan ithalat›na getirilen yasa¤›n kald›r›lmas›n› istiyor.

Konuyla ilgili Tüm Süt, Et ve Dam›zl›k S›¤›r Yetifltiricileri Derne¤i Baflkan› Nizam Ka¤›tç›bafl›; “‹thalata izin verilmesiyle küçük ve orta ölçekli üreticinin et ve süt konusunda rekabet edemeyece¤ini ve sonuçta iflletmeleri kapatmay› gündemlerine alacaklar›n› belirtirken, isteyen kendi çiftli¤ine Avustralya’dan, Yeni Zelanda’dan, Uruguay’dan düve getirebiliyor. S›k›nt› burada nedir biliyor musunuz? Geçmiflte oldu¤u gibi Tar›msal ‹flletmeler Genel Müdürlü¤ü’ne (T‹GEM) 5–10 bin tane düve ald›racaklar; T‹GEM bunu finanse edecek, büyük çiftliklere de bu düveler düflük faizli ve uzun vadeli kredi kulland›r›larak bir flekilde da¤›t›lacak. Biz diyoruz ki isteyen kendi paras›yla, kendi kaynaklar›yla bu düveleri als›n. Geçmifl y›llarda afla¤› yukar› 300 bin ithal hayvan geldi. Elin ne kadar çürük, çar›k hayvan› varsa hepsi Türkiye’ye tafl›nd›. Sonuçta milletin paras› buharlaflt›, hayvanc›l›¤›m›z da çöktü” dedi.

den ise bugün AKP ile olan iliflkisi gün gibi aç›k olan Ülker Grubu ile eflit hisseli bir ortakl›¤a bafllam›fl oluyor. Ancak Cargill’in tan›nmas› onun kurulmas› ve kapat›lmas›na karfl› müdahaleler yapan IMF’den veya bafll›ca müflterisi Bakan Unak›tan’dan gelmiyor. Haberimizin bafl›nda da dedi¤imiz gibi biz onu GDO’larla tan›d›k. Cargill girdi¤i pek çok ülkede GDO’nun piyasaya yay›lmas›nda ve bunlar›n ifllenerek pazara aktar›lmas›nda rol oynam›fl. GDO’lar, geneti¤ine müdahale edilerek hormonal dengesi bozulan, seneye tohumluk veremeyen, tat oranlar› geneti¤in yan›nda kimyasal müdahaleler ile de de¤ifltirilmifl olan bitkilere verilen bir ad. Bu bitkiler ise köylüyü k›sa süre içersinde mal›n pazara tafl›nmas›nda rol alan di¤er esnaf ve fabrikalara ba¤›ml› k›l›yor. Bu fabrikalar›n da pek ço¤u emperyalistlere yani yabanc› sermayelere ait. Velhas›l, Cargill, emperyalistlerin benzer pek çok flirketinde oldu¤u gibi, tar›m ekonomisinde Truva at› rolü oynuyor. Kaleyi içten fethediyor. Fakat bu “içten fethetme hareketleri” s›ras›nda ise ülkedeki pek çok bürokrat ve komprador çevrelere para yediriyor. Bugün Cargill’in en büyük iki al›c›s› bunlar›n aç›k delili say›l›r; Bakan Unak›tan ve R. T. Erdo¤an’›n o¤lunun ço¤unluk hissesine sahip oldu¤u Ülker Grubu.

Arkas› sa¤lam olunca yasa bofla Cargill’in arkas› bu kadar sa¤lamken, IMF’nin bir ülkenin içifllerine ve hukuku-

na kar›flmas›n› da kaç›n›lmaz yap›yor, çünkü bu flirket zaten IMF’nin efendilerini temsil ediyor. ‹flte bu yüzden olacak ki; AKP Bursa Milletvekili Altan Karapaflao¤lu’nun Tar›m Orman ve Köy ‹flleri Komisyonu’na Cargill için “Af” niteli¤indeki öneriyi vermesi de kaç›n›lmaz olarak karfl›m›za ç›k›yor. Öneri flu s›ralar TBMM’de onay bekliyor. Peki öneri ne diyor; “…gerekli izinler al›nmadan tar›m d›fl› amaçl› aç›lm›fl bulunan ve tar›msal bütünlü¤ü bozmayan arazilerin istenilen amaçla kullan›m›na baz› flartlarla izin verilmesi için belirlenen son tarihin uzat›lmas›” için Cargill’e avantaj vermek gerekir diyor. ‹flin önemli yönü ise flu; Bursa’da bunun gibi kurulan 20’den fazla iflletme var. Karapaflao¤lu; sadece Cargill’i de¤il, bunlar› da kurtarmak istiyor, çünkü kendi koltu¤unu bunlar sayesinde koruyor. 2004’te bu tarz bir “Af” yasas› daha ç›kar›lm›flt› lakin Cargill bunun d›fl›nda kalm›flt›. Haliyle Cargill’in hak savunucusu babas› George Bush da dünyada döktü¤ü kanlar›n aras›ndan ç›k›p da bunun için bu meseleyle ilgili bir çift söz sarf etti. Lakin tüm bunlar ak›llara ister istemez flöyle bir soru getiriyor; “Bir ülke düflünün, yarg›s›na IMF kar›fl›yor, milletvekili oyunu ald›¤› halk›n de¤il o bölgedeki flirketlerin ç›kar›n› düflünüyor, yasad›fl› bir tesisin bafll›ca müflterileri bir bakan ve baflbakan›n o¤lunun flirketi oluyor. Devleti tesis eden kurumlar adeta bunlardan emir al›yor. O zaman bu devlet kimin? Peki bunlar› kime flikayet edersiniz?” (H. Merkezi)

‹hracatç›lar›n zeytinya¤› oyunu Y›lda 750 bin ton s›v›, 450 bin ton margarin, 150 bin ton di¤er kullan›m alanlar› olmak üzere toplam 1.350 bin ton bitkisel ya¤ tüketen Türkiye’nin bitkisel ya¤ üretimi sadece 415 bin ton. Zeytinya¤› üretiminde 1950’lerde 3. s›rada yer alan Türkiye bugün 5. s›rada. Ancak zeytinya¤›na artan ilginin yan›nda üretim art›fl›na gidebilecek olan Türkiye için üretim art›fl›na dair herhangi bir giriflim söz konusu de¤il. Baflta ihracatç›lar olmak üzere bitkisel ya¤ sektöründe tekelleflmifl flirketler rafine edilmemifl ham dökme zeytinya¤› ihracat›n›n serbest b›rak›lmas› için lobi faaliyeti yürütüyor. TAR‹fi, Marmara Birlik gibi üretici kurulufllar›n ihracat›n serbest b›rak›lmas›na yönelik karfl› ç›k›fllar›na ra¤men gerek Sa¤l›k Bakanl›¤› gerekse de Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤› harekete geçmekten çok uzak. Zeytinya¤› üreticileri de ham dökme zeytinya¤›n› alan ülkenin zeytinya¤›n› iflledikten sonra kaynak ülkeyi belirtmek zorun-

da olmad›¤›n›, bu yüzden di¤er ülkelerin Türkiye’den ald›klar› zeytinya¤›n› ambalajlayarak kendi ürünleri gibi satabilece¤ini söylüyor. Bu yüzden zeytinya¤› ihracat›yla Türkiye’nin ürünü iflleyerek elde edebilece¤i katma de¤erin yurtd›fl›na gidecek olmas›ndan rahats›zl›k duyan üreticilerin s›k›nt›lar›yla ilgili Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i Baflkan› ‹brahim Yetkin zeytinya¤›nda yeni bir oyun tezgâhland›¤›n› ifade ediyor. ‹hracatç›lar›n, üretici kurulufllar›n›n karfl› ç›k›fllar›ndan oldukça rahats›z olduklar›n› söyleyen Yetkin “Baz› geliflmeler f›nd›kta oynanan oyunun zeytinya¤›nda da oynanaca¤›n› gösteriyor” diyerek “üretici ve çiftçi örgütleri tüm güçleriyle mücadeleye kararl›d›r. Bu tür giriflimler üreticiye oldu¤u kadar, uzun vadede ihracatç›ya da zarar verir” diyor. Tar›mda yeni oyunlara izin vermemek için hükümetin duyarl› davranmas› gerekti¤ini de söyleyen Yetkin, zeytinya¤› üretimindeki olas› art›fllar› Türkiye’nin bir f›rsat olarak de¤erlendirmesi gerekti¤ini de belirtti. (Ankara)


8

3-16 Kasım 2006

60

Gebze’de çeteden geçilmiyor! Son süreçte devrimcilerin emekçi mahallerde sürdürdü¤ü kumar, uyuflturucu, h›rs›zl›k gibi suçlarla mücadelenin sonucunda çeteleflme ve yozlaflma konusu burjuva bas›n›n dahi gündemine girmifl bulunuyor. Patron-a¤a devletinin y›llard›r planl› olarak devrimcilerin güçlü oldu¤u emekçi mahallelerde sürdürdü¤ü “yozlaflt›rma ve çürütme” eksenli sald›r› politikas› karfl›s›nda baz› mahallelerde halk harekete geçebilirken, baz› bölgelerde devrimci faaliyetin zay›fl›¤› nedeniyle inisiyatif tamamen çetelerin eline geçmifl durumda. Gasp, h›rs›zl›k, uyuflturucu ve fuhufl ifli yapan çeteler yoksul emekçi semtlerde cirit at›yorlar ve yay›l›yorlar. Göç, iflsizlik, yoksulluk ve e¤itimsizlik gibi etkenlerin yan›nda devrimci hareketin zay›fl›¤› da çetelerin önünü aç›yor. Biz de ‹flçi-Köylü gazetesi olarak Gebze’ye giderek Güzeltepe, Mudurnutepe, Ulafltepe gibi mahallelerde yaflanan yozlaflma ve çeteleflme ile ilgili bilgi ald›k. Görüfltü¤ümüz arkadafllardan öncelikle mahallenin tarihi sürecinden bahsetmelerini istiyoruz. Güzeltepe, Mudurnutepe, Yeni Mahalle, Ulafltepe gibi mahallelerin yerleflimleri 70’li y›llar›n ortalar›nda bafll›yor. Gecekondulardan oluflan mahallerin kuruluflunda devrimcilerin yard›mlar› da olmufl. Orta yafll› insanlar›n önemli bir k›sm› Partizanc›lar› tan›yorlar ve onlardan söz ediyorlar. 90’dan sonra h›zl› bir flekilde göç alan bu mahalleler Sivas, Tokat, Giresun, Kars, Erzincan, Dersim ve Elaz›¤’dan göç eden emekçilerin yerleflim yeri olmufl. 2000’li y›llar›n bafllar›nda tapu al›nmam›fl olmas›na ra¤men kentleflme h›zlanm›fl. Yo¤un göçle birlikte mahallelerin büyümesi sonucu daha öncesine kadar s›cak insani iliflkiler darbe alm›fl, dayan›flma duygular› zay›flam›fl. Daha sonras›nda mahallelerdeki çeteleflmeyi, çetelerin faaliyetlerini soruyoruz kendilerine… Suç flebekeleri, çeteler daha çok oto h›rs›zl›¤›, uyuflturucu sat›c›l›¤› yap›yor. Mahallelerde arabalar, motosikletler sokakta b›rak›lmamaya çal›fl›l›yor, çünkü her an çal›nabilir. Çeteler bir gecede 8 eve girebilecek kadar güçlü ve örgütlüler. Yine belli yerlerde (örne¤in Yeni Mahalle, Fatih Caddesi üzerindeki dükkânlarda) esrar, hap bulundurulup sat›labiliyor. Ya da sokak bafllar›nda, okul önlerinde görülebiliyorlar. Öyle pervas›zlar ki müdahale eden mahalle halk›na

lkenin pekçok yerinde yaflanan “yozlaflma ve çeteleflme” Gebze’de de kendini hissettiriyor. Eme¤iyle çal›flarak sadece karn›n› doyurabilece¤ini görenlerin bir k›sm› çözümü “kolay yoldan para kazanmada” çetecilikte, uyuflturucu sat›fl›nda görüyorlar.

Ü

silah çekip atefl edebiliyorlar. Özellikle Beylerba¤› Mahallesi çetelerin meskeni olmufl. Bu mahalle çevresinde bali çeken, tiner koklayan ya da esrar içen insanlarla karfl›laflmak s›radan bir olay. Osmangazi, Beylerba¤›, Yeni Mahalle gibi yerlerde uyuflturucu ve h›rs›zl›k çeteleri yo¤unken, Gebze merkezde kahve, dernek, lokal ad› alt›nda kumar oynat›l›yor. Yine Gebze’de, Mutlukent ve Nenehatun taraflar›nda fuhufl yayg›n… Çeteler esasta iflsiz gençlerle liselerdeki ö¤renciler üzerinden mahallelere aç›l›p yay›l›yorlar. Osmangazi’deki liselerde hap, esrar türü uyuflturucu kullan›m› görülüyor. Liselerde çeteleflme e¤ilimi yayg›n. Yine çocuk kaç›rmalar da ara s›ra yaflan›yor. Y›llar önce organ mafyas› veya dilenci çeteleri taraf›ndan çocuklar›n kaç›r›lmas› yaflanm›fl bu mahallelerde. 25 Ekim’de de buna benzer bir flekilde 10 yafl›nda bir k›z çocu¤u yan›nda ablas› olmas›na ra¤men kaç›r›l›yor. Birkaç saat sonra Gebze Mezarl›¤›n›n yak›n›nda b›rak›l›yor. Son olarak da minibüs hatlar›ndaki cepçi denilen h›rs›z çetelerinden bahsediliyor. Bu çeteler Gebze-Harem ve Gebze-Beylikba¤› hatlar›nda sistemli ve

vardiyal› olarak çal›fl›yorlarm›fl. Yakaland›¤›nda ya Mersin’de da biri taraf›ndan görüldüTMY’nin kald›r›lmas› ¤ünde tehdit edip sald›rabiliyorlarm›fl. ‹nsanlar da istendi bundan kaynakl› korkuyorMersin Demokratik Haklar lar ve karfl› ç›kam›yorlar. AnPlatformu (DHP), Partizan ve Ezicak Güzeltepe-Gebze minibüslenlerin Sosyalist Platformu’nun lerinde cepçilik yapam›yorlarTafl Bina önünde 28 Ekim günü bim›fl. Çünkü baz› yap›lar bu raraya gelen kitleye ‹HD Mersin fiubölgede örgütlü olduklar› için be yöneticileri de kat›larak destek toplu cezaland›rma yapm›fllar verdi. “TMY çöpe halklara özgürve çetelere izin vermemifller. lük” pankart› tafl›yan kitle ad›na Bu çetelere karfl› polisin aç›klama yapan Esra Yang›n, 10-21 tavr›n›, mahallelinin tepkisini Eylül tarihlerinde yap›lan bask›nlarve devrimcilerin müdahalelerida 150 kiflinin gözalt›na al›nd›¤›n› ni soruyoruz. Bir arkadafl duruhat›rlatarak, ayn› süreçte ilan edilen mu flöyle özetliyor: “Beylikbaateflkese ra¤men PKK’ye karfl› da ¤›’nda ve Yeni Mahalle’de bioperasyonlar›n sürdürüldü¤ünü kayrer karakol var. Ancak etkin detti. Yang›n, toplumun tüm kesimlede¤iller. Herhangi bir olay olrini TMY ve di¤er bask› yasalar›na du¤unda müdahale etmiyorkarfl› ortak mücadele etmeye ça¤›rd›. lar. D›flar›dan ekipler geldi¤inde müKitle aç›klaman›n ard›ndan 5 dakikadahale ediliyor. Genel olarak polisin l›k oturma eylemi gerçeklefltirdi ve olaylar karfl›s›nda sessiz ve izleyici daha sonra sessiz bir flekilde da¤›ld›. bir duruflu var.” Yaflanan olaylardaki Polisin aç›klamay› okuyan Esra Yanbaz› tan›kl›klar çetelerin içinde polisleg›n’›n kimlik bilgilerini almas› ise rin de oldu¤unu ve birlikte hareket etdikkat çekti. (H. Merkezi) tiklerini gösteriyor. Mahalle halk› uyuflturucu ve h›rs›zl›k çetelerine karfl› büyük tepki duyuyor. Ancak harekete geçmekten öte s›zlanma öne ç›k›yor. Güçlü bir önderlik halk› harekete geçirir. Bu 19 Ekim 2006 tarihinde Mermahallelerde Partizan, ESP, HÖC, SOsin’den Lübnan’a asker sevkiyat›n›n DAP, DTP gibi yap›lar›n faaliyetleri bafllamas›, Mersin Demokrasi Platvar. Bu kesimlerin ortak hareket etmesi formu taraf›ndan düzenlenen bir bade önemli. s›n aç›klamas›yla protesto edildi. MerSon süreçte bir devrimci örgütün sin Liman› A Kap›s› önünde yap›lan uyuflturucu kullananlara, kumar oynabas›n aç›klamas›nda Türkiye’den gitanlara ve fuhufl yapt›ranlara yönelik den askerlerin ABD’nin tetikçili¤ini yapt›¤› eylemler halk nezdinde olumlu üstlendi¤i vurgulanarak, sevk›yat›n karfl›lanarak önemli bir etki uyand›rd›. durdurulmas› talebinde bulunuldu. 15 Devrimci fliddetin bu suç örgütlerine kiflilik kitlenin coflkulu olmad›¤›, slokarfl› uygulanmas› halk›n deste¤ini kaganlara dahi yeterince kat›lmad›¤› zan›yor. gözlendi. (Mersin) Birçok emekçi semtte devrimcilerin

Asker gönderme karfl›t› eylem

önderli¤inde halk “yozlaflmaya ve çürümeye karfl› birleflelim-örgütlenelim” fliar›yla gelece¤ine sahip ç›kmaktad›r. Gazi Mahallesinde, Sar›gazi’de, Gülsuyu’nda, Alibeyköy’de bu amaçl› at›lan ad›mlar mevcuttur. Bu yönlü ad›mlar›n Gebze’de de at›lmas›na büyük bir ihtiyac›n oldu¤u görülmektedir. Bu mahallelerdeki ileri, örgütlü kesimlerin, devrimci yay›nlar›n okurlar›n›n ilk elden birleflmesi ve harekete geçmesi mümkündür. Bu gerçekleflti¤i oranda genifl kitlelerin de sürece kat›lmas›n›n önü aç›lacakt›r. Çözüm “sihirli de¤nekle” de¤il küçük ama sa¤lam ad›mlar›n at›lmas›yla ve bunlar›n büyütülmesiyle mümkün olacakt›r. (Kartal)

Sald›r› yasalar›na karfl› mücadeleye! ESP 21 Ekim günü “Özgürlük ‹stiyoruz” kampanyas› çerçevesinde birçok ilde oldu¤u gibi Bursa’da da Fomara Meydan›’ndan AKP Bursa ‹l binas›na kadar yürüdü. ESP Bursa Temsilcisi Serpil Aslan yapt›¤› aç›klamada “Bafllatm›fl oldu¤umuz ‘özgürlük istiyoruz’ kampanyas› ile her zaman her yerde karfl›n›zda olamaya devam edece¤iz” dedi. Eyleme Partizan, DPG, Halkevleri de destek verdi. (Bursa)


9

60

3-16 Kasım 2006

Devletin birli¤i için adam öldür

Geçti¤imiz y›l Hakkâri’nin fiemdinli ilçesinde Seferi Y›lmaz’a ait olan Umut Kitapevi’ne bomba koyduklar› s›rada halk taraf›ndan suçüstü yakalanan J‹TEM elemanlar›na verilen 39 y›l 5 ay 10’ar gün hapis cezas›na yönelik Yarg›tay Cumhuriyet Baflsavc›l›¤› taraf›ndan verilen karar bozma istemi, oynanacak yeni oyunlar› gün yüzüne ç›kard›. Bilindi¤i gibi Umut Kitapevi’ne bomba koyduktan sonra kaçmak isteyen J‹TEM’cileri halk yakalam›fl, silah ve patlay›c› madde dolu araca el koymufltu. O esnada orada bulunan CHP milletvekili ve Savc›l›k inceleme yaparken, bir polis arac›ndan halk›n üzerine atefl aç›lm›fl, aç›lan atefl sonucu 1 kifli yaflam›n› yitirirken, 5 kifli de yaralanm›flt›. Bunun üzerine keflif yap›lamam›flt›. Esat Canan daha sonra yapt›¤› aç›klamalarda ve savc›l›¤a verdi¤i ifadede halk›n üze-

rine atefl açan›n Uzman Çavufl Tanju Çavufl oldu¤unu belirtmiflti. Ancak Tanju Çavufl ilk duruflmada tahliye edildi. Kamuoyunda 2. Susurluk olay› olarak büyük tepki gören fiemdinli faillerini o gün Genel Kurmay Baflkan› olan Yaflar Büyükan›t “Kendilerini tan›r›m iyi çocuklar” diyerek ba¤r›na basm›flt›. Daha sonra ortaya ç›kan ise Büyükan›t’›n bizzat iflin içinde oldu¤uydu. Ancak soruflturma dosyas›n› haz›rlayan savc› Ferhat Sar›kaya görevden al›nd›. Gerekçe “flerefli” bir komutan›n bu olaya ad›n›n kar›flmas›yd›. “‹yi çocuk”lar›n ilk arad›klar›, yard›ma ça¤›rd›klar› kifli de ad› böyle olaylara s›kça kar›flm›fl Mehmet A¤ar’d›. “Ucu nereye dokunursa dokunsun sonuna kadar gidece¤iz” söylemlerini tekrarlayan AKP hükümeti de, ucunun nereye dokunaca¤›n›

çok iyi bildi¤i için savc›y› alel acele görevden alarak, olay›n üzerini kapatmaya çal›flt›. Sonuçta Van 3. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görülen davada J‹TEM’ci astsubaylar Ali Kaya ve Özcan ‹ldeniz “adam öldürmek, çete kurmak, adam öldürmeye teflebbüs” suçlar›ndan 39 y›l 5 ay 10’ar gün hapis cezas›na çarpt›r›ld›lar. Bu cezayla asl›nda olay “münferit” gösterilmeye çal›fl›lm›fl, olay›n arkas›nda kimlerin oldu¤u gizlenmiflti. Ancak bu da yeterli gelmedi. Hiç “teröristlere” karfl› savaflanlar devlet haini olabilir miydi? Olamazd› elbette… Yarg›tay Cumhuriyet Baflsavc›l›¤› da aynen böyle düflünerek, verilen hapis cezas›n›n esastan ve usulen bozulmas›n› istedi. Gerekçe ise yukar›da vurgulad›¤›m›z gibi “silahl› terörü sürdüren örgüte karfl› güvenlik güçlerinin yürüttü¤ü mücadelenin devletin birli¤ini korumaya yönelik oldu¤una kuflku yoktur” fleklinde oldu. Yarg›tay Baflsavc›l›¤›’n›n haz›rlad›¤› tebli¤namede ayr›ca flunlara yer verildi “… Astsubaylar›n olayda kulland›klar› arac›n 4.5 saat emniyet ve askeri kuvvetlerin denetimi d›fl›nda kald›, bu sürede nelerin yafland›¤› belli de¤ildir. Olay yerinin ilk görüntülerinde bagajda görülen silahlar, daha sonra bagajda bulunmayan beyaz bir torbadan ç›kar›l›rken görülmüfltür. Seferi Y›lmaz’la örgüt üyelerinin telefon konuflmalar› dikkate al›nmad›. Eylemi PKK’nin yapt›¤›n› söyleyen itirafç›n›n ifadesi al›nmad›…” bu fle-

kilde komik gerekçelere dayand›r›lan birçok madde s›ralanmaktad›r. Yaflananlara tepki gösteren müdahil avukatlardan Cüneyt Canifl tebli¤namenin bask›lar sonucu haz›rland›¤›na inand›¤›n› belirterek Baflsavc› Nuri Ok’un farkl› farkl› suç ba¤lant›ar› olan bir çeteyi eklemeye çal›flt›¤›n› söyledi. Yüksekova Belediye Baflkan› Salih Y›ld›z ise savc›l›¤›n bütün delilleri ortada olan bir suç örgütünün çete olmad›¤› yönünde görüfl belirtmesinin düflündürücü oldu¤unu söyledi. Verilen cezalar›n alt›nda kalmayan devlet, kitapevi bombalanan Seferi Y›lmaz’› da olaydan bir süre sonra tutuklad›. Seferi Y›lmaz halen hepishanede bulunmaktad›r. Duruflmalara kat›lmak isteyen halk› engelleyen devlet, olaya kar›flanlar› da aklaman›n, serbest b›rakman›n u¤rafl› içindedir. Tebli¤namede de aç›kça yer alan “silahl› terör örgütüne karfl› yürütülen mücadelenin devletin birli¤ini korumaya yönelik oldu¤una kuflku yoktur” ifadesi y›llard›r ifllenen “faili meçhul” cinayetlere, A¤ar’›n övgüyle bahsetti¤i 1000 operasyona, evlerin yak›l›p y›k›lmas›na, iflkencelere, tecavüzlere devam edin mesaj›d›r. “Vatan için kurflun atan da, yiyen de flereflidir” diyen dönemin baflbakan› Tansu Çiller’e bu sözleri söyleten de, Umut Kitapevi’ne bomba koyan da, Diyarbak›r Kofluyolu Park›’na bomba koyarak ço¤u çocuk 10 kiflinin ölümüne neden olan da ayn› zihniyettir. (Erzincan)

Bölgeye barajlarla kelepçe vuruluyor! Y›llard›r faflizmin her türlü bask›s›yla karfl› karfl›ya kalan Dersim halk›n›n kelepçelendi¤i yetmiyor, devlet flimdi de Dersim’in kalbi Munzur’a ve Munzur’a can tafl›yan sulara kelepçe takmaya kararl›. Munzur’da yap›lmas› planlanan 8 baraja halk›n gösterdi¤i tepki görmezlikten gelinerek bu proje kapsam›na 5 yeni baraj daha eklendi. Elaz›¤ Karakoçan Peri Suyu Vadisi’nde 5 baraj›n daha yap›lmas› kararlaflt›r›ld›. Planlad›¤› projeyi hemen yaflama geçiren devlet Özlüce Baraj› faaliyetine bafllad›. K›sa mesafelerle yap›lmas› planlanan barajlarla beraber yaln›zca do¤a de¤il ayn› zamanda

köylerde suyun alt›nda kalarak köylüler göçle ma¤dur edilecek. Y›llard›r yakarak, y›karak, katlederek tamamen boflaltmay› baflaramad›¤› bölgeyi sular›n alt›na gömerek boflaltmay› hedefliyor. Devletin amac›n›n barajlarla elektrik tasarrufu yapmak olmad›¤›, hepimizin bildi¤i aflikâr bir gerçektir. Bunu yap›lacak olan barajlar özgülünde somutlayacak olursak… Peri Suyu üzerinde yap›lmas› planlanan Özlüce baraj› faaliyeti bafllad›. Çelokafl köyü yak›n›nda kurulan Seyrantepe Baraj›’n›n yap›m› ise sürüyor. Seyrantepe Baraj›’n›n 5 km yukar›s›nda bulunan Pofl (Ak-

kufl) köyünde yap›lmas› planlanan Pembelik baraj›n›n ihalesi de tamamland›. Ayr›ca Seyrantepe Baraj›’n›n 3 km afla¤›s›nda Golan ve Tatar barajlar› ise proje aflamas›nda. Pembelik Baraj›’n›n yap›lmas› ile ayn› zamanda Elaz›¤, Bingöl, Dersim illerinin ba¤lant›s› kesilmifl olacak! Çünkü Pafl köprüsü üç ilin ba¤lant›s›n› sa¤layan tek geçifl noktas›! Yine 95 y›l›nda askerler taraf›ndan yak›larak boflalt›lan Pafl, Seymamut ve Naz›miye’ye ba¤l› Xalik (afla¤› Doluca) köyleri baraj alt›nda kalacak. Bu örnekleri ço¤altmam›z mümkün ancak bunlar bile barajlar›n as›l amaçlar›n› ortaya koymakta yeterli. (Erzincan)


10

3-16 Kasım 2006

60

TUYAB’›n Ankara ziyareti

Tutuklu ve Hükümlü Yak›nlar› Birli¤i (TUYAB)’dan aileler 17 Ekim’de önemli gördükleri ve öncelik verdikleri üç sorunu devlet yetkilileri ile görüflmek ve çözüm talep etmek için Ankara’ya gitmifllerdi. Ankara’da edinilen bilgileri ve giriflimleri kamuoyuna duyurmak için 28 Ekim’de ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. TUYAB’›n acil olarak belirledi¤i üç sorun afla¤›daki gibidir; —Sincan L Tipi Kad›n Hapishanesi’ndeki kad›n tutsaklara yönelik bask›, fliddet ve cinsel tacizlerin son

bulmas›, —Son günlerde bütün F Tiplerinde ardarda verilen disiplin cezalar›yla bir y›la var›lan aç›k-kapal› görüfl ve mektup yasaklar›yla karfl› karfl›ya kal›nmas›, —A¤›r hasta olan ve sa¤l›k sorunu yaflayan tutsaklar›n tedavilerinin yap›lmamas› ya da engellenmesiyle sonu sakat kalma veya ölüme varabilecek tehlikelerle karfl› karfl›ya kal›nmas›. Ailelerin anlat›mlar›na göre bu sorunlar ekseninde görüflülen Sincan Hapishane savc›s› ve ayn› zamanda Bafl-

savc› Vekili olan Bekir Selçuk, Meclis ‹nsan Haklar› Komisyonu’ndan uzman iki kifli, AKP Ad›yaman Vekili Faruk Ünsal, AKP Manisa TAYAD’dan eylemler Milletvekili Hakan Taflç› sorunlaTAYAD’l› aileler Abdi ‹pekçi r› toplant›lara tafl›yacaklar›n›, Sincan Park›’nda sürdürdükleri mektup okuSavc›s› e¤er aileler gelirse görüfl yapt›ma eylemlerinin 23. haftas›nda tecriti rabilece¤ini söyledi. En son olarak göanlatan mektuplar› okumaya devam rüflülen Tevkif Evleri Daire Baflkan› etti. Aç›klama yapan TAYAD üyesi Türker Tok; hapishanelerde bulunan Ayfle Arapgirli, 7. y›l›na giren ölüm 70 bin kifliden sorumlu oldu¤unu, F oruçlar› eylemlerinde yaflanan 122 Tiplerinin Avrupa ve Amerika’da uyölüme ra¤men Adalet Bakanl›¤›’n›n gulanan ileri bir sistem oldu¤unu söyumursamaz tav›r sergiledi¤ini söyledi. ledi. 6 y›ld›r yaflananlar›n bilânçosu orBu aç›klaman›n ard›ndan konuflan taya koyuldu¤unda ise hiçbir sistemin TAYAD Baflkan› Mehmet Güvel, tecmükemmel olmad›¤›n›, aksayan yanlarit koflullar›nda yaflayan çocuklar›yla r›n›n düzeltilebilece¤ini, bununla ilgili birlikte direnifli sürdüreceklerini dile çal›flma yap›ld›¤›n›, her fleyin yarg›ya getirdi. ba¤land›¤›n›, yarg›n›n verdi¤i cezaya 20 Ekim’de de TAYAD, ÖO eylecumhurbaflkan›n›n bile kar›flamayacaminin 7. y›ldönümü vesilesiyle Sul¤›n›, kimi kötü uygulamalar›n ise cezatan Ahmet Park›’nda bir eylem yapevi yönetiminden kaynakland›¤›n› söyt›. TAYAD’l›lar, 7 y›ld›r F tiplerindeki ledi. Bas›n aç›klamas›n› okuyan Kader tecridi protesto etmek için ölüm oruÖzdemir ise; F Tiplerinde yaflananlara cunda 122 kiflinin yaflam›n› yitirdi¤ikarfl› toplumun her kesimini duyarl› olni, 600’ü aflk›n kiflinin de sakat kald›maya ça¤›rd›. Özdemir, bu sorunlar ek¤›n› hat›rlat›rlarken, suskunlu¤unu seninde gerekli evraklar› tamamlayasürdüren Adalet Bakan›’n›n tecrit sorak Ankara’ya yeniden gideceklerini rununu yok sayamayaca¤›n› söyledive kad›n hapishanesi önünde bas›n ler. aç›klamas› yapacaklar›n› belirttiler. Fatih Sultan Mehmet Köprü(‹stanbul) sü’ne dev pankart 23 Ekim’de TAYAD üyeleri Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü 15 dakika trafi¤e kapatarak F tipi hapishanelerde yaflanan tecrit sorununa dikkat çekti. Köprüye, üzerinde “F tipi hapishanelerde tecride son” yaz›l› dev bir pankart ast›lar. Eyleme polisler biber gaz› ve coplarla sald›rarak 29 TAYAD üyesini gözalt›na ald›. (‹stanbul)

Tecritten mektup var F Tipi Hapishanelerde gerek uygulanan sansür gerekse “disiplin cezalar›” nedeniyle engellenen görüfl ve mektup hakk›, içeride uygulanan hak ihlallerinin ancak uzun zaman sonra tutsak mektuplar›n›n ulaflmas›yla gün yüzüne ç›kabiliyor. Devrimci tutsaklar›n avukatlar›na ve ailelerine yazd›¤› mektuplardan edinilen bilgiler flöyle: * Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi’nde verilen 5 günlük hücre cezas› Disiplin Kurulu’nun tebli¤inden sonra itiraz için verilen 15 günlük sürenin bitmesine gerek görülmeden uyguland›. Yasaya ve usule ayk›r› yap›lan bu uygulama bir kez daha hukuksuzlu¤un örneklerinden biri oldu. Yine ayn› hapishanede ayda bir kez toplanmas› gereken E¤itim Kurulu’nun 4 ay sonra toplanarak aylar önce verilmeyen yay›nlar hakk›nda karar ald›¤› ö¤renildi. Gazetemiz ‹flçi-Köylü’nün yan›s›ra pek çok sosyalist bas›n›n “TC devletine karfl› isyanlar› özendirici” gibi nedenlerle uzun süredir tutsaklara verilmedi¤i belirtildi. Ailelerin baflka tutsakla-

ra kitap ve giysi yat›rmas›na izin verilmezken daha önce Erdener Demirel isimli tutsa¤a yap›lan sald›r› ile ilgili suç duyurusuna “Sadece astsubay›n tekme ile bacaklar›na vurdu¤u copla vurulmad›¤›!” belirtilerek kovuflturmaya yer olmad›¤›na karar verildi¤i ö¤renildi! *Sincan F Tipi Hapishanesi’nde bulunan Kenan Özyürek, disiplin cezalar›n›n Disiplin Kurulu karar› ile uyguland›¤›n›, ‹nfaz Hakimli¤i’ne gerek bile duyulmad›¤›n› belirtti. Yine “terör” yaftal› kimlik kart›n› almad›¤› için disiplin cezas› alm›flt›r. Amaç, heryere gidiflte tekmil vermeyi zorunlu hale getirmektir. *Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde bulanan Berkant K›z›lgül, 12 Eylül tarihinde hastaneye götürülürken ringin kameral› oldu¤unu ö¤renmesi üzerine tutsaklar›n buna tavr› oldu¤unu söylemifl, slogan atmadan önce “Normal bineceksen götürelim” denilmifl daha sonra “Mahkeme karar› ç›kt›, bundan sonra götürmeyece¤iz”

K›r›klar’da görüfl engeli

denilerek götürülmemifl, keyfi bir flekilde tedavisi engellenmifltir. Oysa daha önce de pek çok tutsak bu ringleri protesto ederek hastaneye gidip gelmifltir. Yine ayn› hapishanede mektuplar›n geç verilmesi tutsaklar taraf›ndan protesto edilmifl, idare “görevli memurun tatilinin bitmesini beklediklerini” aç›klam›flt›r!

Aileleri arac›l›¤› ile ‹HD ‹zmir fiubesi ile Tutuklu Aileleri ile Yard›mlaflma Derne¤i’ne (TAYDDER) baflvuran ‹zmir K›r›klar 1 ve 2 No’lu hapishanelerindeki tutsaklar, aileleri ile Ramazan Bayram›’nda kapal› görüfl yapmalar›n›n dahi engellendi¤ini belirttiler. Abdullah Öcalan üzerindeki uygulamalar› protesto etmek amac›yla 20 Eylül’de bafllatt›klar› 2 günlük açl›k grevinden dolay› 45 gün disiplin cezas› ald›klar›n› belirten tutsaklar, bu nedenle aç›k görüfl yapamad›klar›n› ifade etti. Hiçbir genelge bulunmamas›na ra¤men Ramazan Bayram› boyunca aileleri ile kapal› görüfl yapmalar›n›n da engellendi¤ini, telefon görüflmelerinde ise ana dillerini konuflmalar›na izin verilmedi¤ini kamuoyuna duyurdular. (‹zmir)


11

60

3-16 Kasım 2006

Sincan Kapal› Kad›n Hapishanesi’nde bask›lara karfl› açl›k grevindeyiz!

fiu anda hücredeyim. 29 Eylül’de keyfi bir flekilde hücreye at›ld›m. Bundan dolay› 30 Eylül’de ben ve 2 arkadafl süresiz açl›k grevine bafllad›k. Açl›k grevimiz hala devam ediyor. O iki arkadafl da hücreye at›ld› keyfi bir flekilde; 29 Eylül’de avukat görüflü için ko¤ufltan ç›km›flt›m. Ayakkab› aramas›

dayatmas›n› kabul etmedi¤imiz kat görüflüne. Avukat, bu arada için epey bir tart›flma yaflad›k, müdürle görüflmek istemifl ama, ko¤ufl kap›s› önünde gardiyanlar“Müdür burada yok” demifller. la. “Ya ayakkab›n› aratacaks›n, Oysa müdür oradayd›. Avukat göya da ç›kartmay›z avukat görüflürüflü dönüflü arkadafllar›mla kald›ne” dediler. En sonunda kendim ¤›m ko¤uflun (daha do¤rusu 3 kiç›kart›p gittim avukat görüflüne. flilik hücrenin) koridoruna geldi¤i(Çünkü 3 Ekim’de mahkemem mizde, “Beni hücreye atamazs›vard›.) Daha avukat görüflü yerin›z, arkadafllar›m›n yan›na gidene gelmeden slogan atarken, yolce¤im” diye direttim. Bunun üzerida ikinci müdürü gördüm, “Yapne yine 15–20 gardiyan ayn› flekilt›¤›n›z bu, siz busunuz, bizi de beni zorla hücreye att›lar. yal›n ayak ç›kar›yorsu‹flte o günden beri hücrede“Art›k nuz” dedim ona. Bunu yim. O günden bir önceaçl›k yap›nca beni hücreye ki gün, yine revire ç›kgrevlerine att›rma talimat› verdi mak isteyen iki arkafleker ve limon dafl, ayakkab› aramas›gardiyanlara. Ben divermiyoruz, na karfl› ç›k›nca epey rendim ve slogan att›m. doktor Tabi bu arada di¤er arbir arbede yaflan›yor ve kontrolü kadafllar da kap› dövüyor onlar› revire götürmelaz›m” ve slogan at›yorlard›. Beni den, zorla geri içeri ko¤uflepey h›rpalayarak, karga tulumlar›na at›yorlar. Daha sonra ba 15–20 gardiyan zorla bir hücreda kalabal›k bir gardiyan grubu ve ye att›lar. Avukat›ma da “Deniz simüdürler gelip arkadafllar›n ikisini zinle görüflmek istemiyor” demiflzorla alarak, epeyce bir “h›rpalaler. Avukat›m daha sonra Zeliha ile mayla” ayr› ayr› hücrelere at›yorgörüflünce durumu ö¤renmifl ve belar. Biz de o esnada kap› dövüp ni geri ça¤›rm›fl. Bu defa zaten yaslogan att›k. Sonuç olarak o iki arl›n ayak oldu¤um için ayakkab› kadafl ve ben 30 Eylül’de arkadaflmeselesi olmad›¤›ndan ç›kt›m avular›m›z›n yan›n geri dönebilmek ve bize yap›lanlar› protesto etmek için, talebimiz kabul edilene kadar süresiz açl›k grevine bafllad›k. Üstelik ilk üç gün sadece su içtik. fiekerimiz yoktu. ‹dareden fleker ve limon istedik. “Art›k açl›k grevlerine fleker ve limon vermiyobelirten Aytaç, savc›n›n bir hafta ruz, doktor kontrolü laz›m” vs. sonra konu ile ilgili inceleme yapdediler. Biz onlara doktor kontrot›¤›n›, ancak bu süre içerisinde de lüne ihtiyac›m›z olmad›¤›n›, bunu darp izlerinin geçti¤ini söyledi. kabul etmedi¤imizi söyledik. 3. Aytaç, konu hakk›ndaki suç duyugünün akflam› di¤er arkadafllar›n rusunun da sonuçsuz kald›¤›n› u¤rafllar› sonucu, zor da olsa kansöyledi. tinden fleker, tuz, su ald›rt›p, bize Ailelerin de iç çamafl›rlar›na yollamalar›yla art›k fleker ve tuz kadar arand›¤›na dikkat çeken Ayalabiliyoruz/kullanabiliyoruz. 3 taç, Gebze Hapishanesi’nde buEkim’de 6 arkadafl›n da dâhil ollunan kad›n tutsaklar›n da Sinmas›yla taleplerimizi geniflleterek, can’da bafllat›lan açl›k grevine A.G.’miz devam ediyor. Talepler; destek vermek için 5 günlük açl›k hep beraber 12 kiflilik ko¤ufllarda grevine bafllad›¤›n› söyledi. Sinkalmak, zorla hücreye at›lmaya son can’da bulunan Arzu Ceylan fiaverilmesi, bizlere fliddet uygulanbo’nun annesi Süheyla fiabo ise mamas›, ayakkab› aramas›na son k›z›n›n böbreklerinden rahats›z verilerek avukat, ziyaret, revir vs. oldu¤unu belirterek, görüfle gityararlanmam›z›n sa¤lanmas›, tiklerinde kendisinin de ç›plak (ayakkab› aramas› dayatmas›ndan aramaya maruz kald›¤›n›, k›z› yadolay› hiçbir yere görüfl, avukat, refl›nda insanlar›n bu uygulamas› vir vs. ç›kart›lm›yoruz) giysi s›n›rkarfl›s›nda rencide oldu¤unu ifade lamas›n›n kald›r›lmas›. etti. (Ankara) (Deniz Tepeli/Sincan Kapal› Kad›n Hapishanesi)

Sincan’a Gebze’den destek açl›k grevi Sincan 2 No’lu L Tipi Kad›n Hapishanesi’nde kad›n tutsaklar›n bafllatt›klar› açl›k grevine destek için Gebze Hapishanesi’ndeki kad›n tutsaklar da, 5 günlük açl›k grevi yapt›. ‹HD Ankara fiubesi’nde bas›n toplant›s› düzenleyen avukatlar Rahflan Aytaç ve Halil ‹brahim Ak, Haziran ay› bafl›nda kad›n tutsaklar›n Ulucanlar Hapishanesi’nden Sincan 2 No’lu L Tipi Hapishanesi’ne sevki ve sonras›nda yaflanan ihlallere iliflkin bilgi verdi. Tutsaklar›n 30 Eylül günü açl›k grevine bafllad›¤›n› aktaran Aytaç, müvekkilleri ile ayakkab›lar›n› ç›karmad›klar› gerekçesiyle 2 ayd›r görüflemediklerini, aile görüflünün de ayn› gerekçe ile engellendi¤ini kaydetti. Hücrelerin çeflitli gerekçelerle bas›larak, tutsaklar›n darp edildi¤ini

Ölüme davetiye ç›kar›ld› ‹znik Hapishanesi’nde bir hükümlü hastaneye geç ulaflt›r›lmas› sebebiyle yaflam›n› yitirdi. 59 yafl›ndaki Hikmet Can, yaflad›¤› ekonomik kriz sebebiyle kesti¤i çekleri ödeyemedi¤i için hapishaneye girmiflti. Geçti¤imiz hafta saat 22:50’de Can, tansiyonu ç›karak rahats›zland›. Durumu idareye bildirilmesine ra¤men yar›m saat boyunca ambulans gelmedi. Can, kusmaya bafllay›nca Jandarma ekip otosuyla hastaneye götürüldü. ‹znik Devlet Hastanesi’nde yap›lan müdahalenin ard›ndan Can, ambulânsla Bursa’ya sevk edilirken yolda hayat›n› kaybetti. Hapishane idaresi olayla ilgili haz›rlanan tutana¤a “ambulâns istendi¤i, fakat yeterli ambulâns yok denilerek gönderilmedi¤ini” yazd›. (Haber Merkezi)

Kimlik dayatmas›na SON! Kocaeli 2 Nolu F Tipi’nde mahkemeye veya hastaneye giden tutsaklar›n linç giriflimlerine maruz kald›klar› bildirildi. Hapishane idaresinin “devlet de, yasa da benim” diyerek tutsaklar› öldürmekle tehdit etti¤i, siyasi kimlik ve önderliklerine sald›r›larda bulunuldu¤u ö¤renildi. Ayr›ca idarenin baz› hücreleri boflaltarak buraya faflist çeteleri yerlefltirdi¤i ö¤renildi. Yine Kürkçüler E Tipi Hapishanesi’nde bulunan kad›n tutsaklar›n ziyaretçi görüfllerine terör yaz›l› kimliklerle ç›kma zorunlulu¤una karfl› görüfle ç›kmama karar› ald›klar› ö¤renildi. Tutsaklar bu uygulamalar›n keyfi oldu¤unu ve kald›r›lana kadar hiçbir görüfle ç›kmayacaklar›n› belirttiler. (H. Merkezi)


12

3-16 Kasım 2006

60

Yoldafl, dost Adil abiye…

Seni nas›l anlatmal› bilemiyorum. Nereden bafllamal›, ne demeli? 1 May›s eylemi için pankart açm›fl bekliyorduk karfl›dan birinin “kirvem nerdesiniz?” sözlerini duyduk önce. Bu cümlenin ard›ndaki anlam› çok sonra anlayacakt›m. Seninle so¤uk k›fl gecelerini paylaflt›kça ne demek istedi¤ini ö¤renecektim. 80 öncesinde askeri komitede görev ald›¤›n›, bütün hayat›n boyunca yüre¤ini dolduracak Partizan sevgini, iflkencede katledilen Süleyman Cihan için ast›¤›n›z afiflleri, cunta koflullar›nda da¤›tt›¤›n›z illegal bildirileri çok sonralar› ö¤renecektim. Sen bir iflçiydin ve bütün hayat›na yön veren bu bilincin oldu. Cunta ile beraber Proletarya Partisinin ald›¤› darbeler ile ba¤›n›n koptu¤unu ve seni gördü¤ümüz ana kadar böyle oldu¤unu inflaatlarda beraber kireç tafl›rken ö¤renecektim. Aradan geçen 22 y›l boyunca umudunu hiç yitirmedi¤ini, gözünün

kula¤›n›n Proletarya Partisinde oldu¤unu, iliflkinin olmamas›na ra¤men Partizan›n bütün eylemlerine kat›ld›¤›n› ve çat›flmalarda en önde dövüfltü¤ünü ö¤rendikçe sana olan sayg›m art›yordu. Kavga ve mücadele prati¤imizin yaratt›¤› de¤erlerle tekrar buluflman senin hayat›na yeni bir anlam vermiflti. Tüm bunlara paralel olarak örgütsüz kalman›n getirdi¤i pek çok olumsuz özelli¤e karfl› da mücadele etmeye bafllam›flt›n. Saatler boyunca yapt›¤›m›z hararetli tart›flmalar› ve senin bana katt›klar›n› nas›l unutabilirim? Düflüncelerimizin, kültürümüzün halk›m›z›n derinliklerine sald›¤› kökleri halk› kazanman›n ne demek oldu¤unu senin deneyimlerinde ve yaflam›nda daha iyi kavrad›m. Sen yoksulluktan k›vranan, düzenin zulmü alt›nda inleyen ve kurtulufl umudu arayan milyonlarca emekçiden sadece biriydin. Ancak büyük okyanustaki bir damla misali bize halk›n gerçekli¤ini daha iyi kavratt›n. Senin direncin ve örgüte güvenin bize güç ve cesaret verdi. Hasta olmana ra¤men eylemlerde pankart› kimseye b›rakmaz, insanlar›n “say›m›z çok az” dedi¤i zamanlarda “tek bafl›na da olsam, ben bu pankarta sahip ç›kar›m” diyendin. Seninki bir iflçi tutumuydu. Bilinci prangalayarak karanl›klara mahkûm edilmek istenen bir iflçinin kurtuluflunun bi-

Faflizm yenilecek, biz kazanaca¤›z! Üniversiteler aç›ld› ve birçok sorunu da beraberinde getirdi. Bu aç›l›flla birlikte bizim de sorumluluklar›m›z› yerine getirmek, gençli¤e ulaflmak, onlara anlay›fl›m›z kavratmak, örgütlü bir duruflun önemini anlatmak için üniversitedeki faaliyetimize bafllad›k. ‹lk olarak Ege Üniversitesi’nde YDG stand›m›z› açarak gençli¤e ulaflmaya çal›fl›yoruz. Ö¤rencilerle tan›flarak, dergimizi onlara vererek, onlarla sohbet ediyoruz. Bunun d›fl›nda yine Ege Üniversitesi’nde 17 Ekim günü sivil-faflist güruhlar üniversitenin belli yerlerine “Ege Üniversitesi Ülkücüleri” olarak afiflleme yapm›fllar. Bu olay üzerine üniversitedeki devrimciler olarak müdahale edip, afiflleri söktük. Olay›n duyulmas›yla birlikte toplanan ö¤rencilerle afifllerin yap›ld›¤› bölümleri gezerek faflistleri arad›k. Daha sonra ayn› akflam üniversite içerisinde G›da Kafe’de toplan›p iftar yeme¤i örgütlemeye çal›flan faflistlere cevap gecikmemifl, kafe erkenden kapat›lm›fl ve teflhiri yap›lm›flt›r. Kafenin kapat›lmas›yla birlikte toplanan devrimci ve demokrat ö¤renciler olarak iftar saatini bekleyip geliflebilecek faflist sald›r›lara, faflizmin y›llard›r bu üniversitede faaliyet yürütememesinin de verdi¤i acizlikten kaynakl› olarak d›flar›dan da getirecekleri güruhlara karfl› örgütlü bir yan›t olabilmek için

kafenin önünde beklemeye bafllad›k. ‹ftar yeme¤i veremeyen faflistlere en iyi cevab›n örgütlü militan bir durufl oldu¤unu gösterdik. Dün yapt›k, bugün yap›yoruz ve yar›n da yapmaya devam edece¤iz. 6 Kas›m çal›flmalar›n›n tart›flmalar›n›n sürdü¤ü bir süreçte yap›lmaya çal›fl›lan bu provokasyona olaya Ege Üniversitesi ö¤rencileri olarak en iyi cevab› üniversitemizde alanlarda devrimci eylem birliktelikleri oluflturarak kararl›militan bir duruflla sergileyece¤iz. Bu olaydan bir gün önce de 16 Ekim günü DEÜ ö¤rencisi SDG’li Deniz Öztürk Gümrük dura¤›nda otobüs beklerken sivil faflistlerin sald›r›s›na u¤rad›. Kafas›ndan ve çeflitli yerlerinden yaralanan Öztürk, ‹HD çal›flanlar› taraf›ndan Alsancak Devlet Hastanesi’ne kald›r›lm›flt›r. Olay›n duyulmas›yla birlikte Hoca Ahmet Yesevi Yurdu’nda toplanan devrimci ve demokrat ö¤renciler, faflistlerle k›sa süreli bir arbede yaflayarak geç saatlere kadar faflistlerin kaçt›klar› dükkân› kuflatma alt›na alarak en iyi cevab› vermifllerdir. Sabah saatlerinde sivil polisler yurdun önüne birikip faflistlere tekrar bir zemin haz›rlamaya çal›flm›fllard›r. Faflizme karfl› omuz omuza! Kahrolsun faflizm, yaflas›n mücadelemiz! (‹zmir YDG)

lincine varmakt› sende yaflanan. Bir süre sonra kendi yaflam›n› faaliyete göre düzenlemeye bafllam›fl, duydu¤un ihtiyaçlar› kafana not etmifltin. Tart›fl›lan bir ihtiyac› ertesi gün senin elinde görmek mümkündü. Bunu sessiz sedas›z gürültüsüz yapar ve baflkalar› için dikkat kesilirdin. Senin tüm devrimcilere kap›n aç›kt›. Kap›n› çalan her devrimciyi kucaklar içeri al›rd›n. Partizanc› oldu¤unu gururla söylemeyi ihmal etmeden. ‹brahim yoldafla ayr› bir sevgin vard›. Evinde onun defne dallar› içindeki resmini asm›flt›n. Ruhun gençti bu yüzden tükenmifllerin, nostalji tak›lanlar›n yan›nda durmaz onlarla iliflki gelifltirmezdin. Gençler için senin yan›na gelmek bafll› bafl›na bir sevinç kayna¤› idi. Morallerin bozuk oldu¤u bir gün genç yoldafllardan biri senin yan›na gitmeyi teklif etti¤inde kabul edilmesi uzun sürmemiflti. Çünkü biliyorlard› ki onlar› gülen bir yüz, zekice yap›lm›fl espriler ve saran kucaklayan bir yürek karfl›layacakt›. Ankara’daki birçok yoldafla ifl olana¤› yaratm›fl ve onlar›n hem flekillenmelerine hem de ihtiyaçlar›n› karfl›lamalar›na yard›m etmifltin. Geçen zaman içinde sen de geliflmifl ve beraber kitle faaliyetine ç›kmaya bafllam›flt›k. Çald›¤›m›z her kap›da sen, bizi, Partizan’›

büyük bir gururla anlat›yordun. Proletarya Partisi halk›m›zla bütünlefltikçe ve onlara mal oldukça senin gibi nice emekçiyi de keflfedece¤iz. Bizim, senin gibi emekçilerle yarataca¤›m›z dünyada insanlar tedavi olamad›¤› için ölmeyecek. Bizim kuraca¤›m›z dünyada iflçiler karanl›k içinde yaflamayacak. Bizim, senin gibi emekçilerle infla edece¤imiz yaflamda ac› do¤an›n sadece küçük bir yans›mas› olacak. Senin için yazd›klar›m›n seni yeterince anlatamad›¤›n› biliyorum ve beceriksizli¤imi affetmeni diliyorum. Sen kalbimizin en temiz yerinde, umutsuzlu¤un geliflti¤i yerde halka güven için onlardan biri olarak bizim itici gücümüz olacaks›n. Aram›zdan erken ayr›ld›n, seni son gördü¤ümde ikimiz de bunun son oldu¤unu anlam›flt›k, ama ikimizde birbirimize belli etmedik. Sen de, ben de yenik düfltü¤ün kanserin ölümcül oldu¤unu biliyorduk. Yoldafllar seni son yolculu¤unda yaln›z b›rakmad›lar, istedi¤in gibi olmad› ama mezar›n›n bafl›nda Partizan ad›na bir konuflma yap›ld›. Sen nas›l bizi yaln›z b›rakmad›ysan yoldafllar da senin eme¤ine lay›k olmaya çal›flt›. Paylaflt›klar›m›zla birbirimizi konuflmadan anlayabiliyorduk. Bakmak ve görmek yeterliydi. Yoldafll›k da böyle de¤il mi zaten? (Ankara’dan bir yoldafl›)

Baz istasyonuna izin vermeyece¤iz!

27 Eylül’de Sar›gazi ‹nönü Mahallesi baz istasyonu kurulmufltu. Bu istasyonu 28 Eylül akflam› TKP/ML militanlar› imha ederek kullan›lmaz hale getirmifltir. Baz istasyonu onar›larak yeniden devreye sokulmufltu. Hemen akabinde TKP/ML militanlar›n›n aç›klamas› gelmiflti. O aç›klamada 28 Eylül akflam› gerçeklefltirilen eylemin bir uyar› eylemi oldu¤u, halk›n itirazlar›na ra¤men, baz istasyonunun faaliyetine devam etmesi halinde yan›t›n çok daha sert olaca¤›belirtilerek bina sahibi, ilgili firma ve devletin ilgili kurumlar› uyar›lm›flt›. Daha sonra da halk toplant›lar› düzenleyerek bu halk düflman› faaliyete karfl› mücadele etmenin gereklili¤i halka anlat›lm›fl ve çeflitli eylem-etkinlikler programlanmaya bafllanm›flt›. Önce mahalledeki

devrimci-demokratik kurumlar›n ortaklafla mücadele noktas›nda birlikteli¤i sa¤lanmaya çal›fl›ld›. Bu ölçekte toplant›lar düzenlenmifl, imza kampanyas› bafllat›lm›flt›. Gelinen aflamada baz istasyonu bina sahibi taraf›ndan kald›r›lm›flt›r. Baz istasyonu fiilen ortadan kalkmakla birlikte, sözleflme tek tarafl› bina sahibi taraf›ndan iptal edilmesinden kaynakl› flirketin durumu mahkemeye götürmesi söz konusudur. Bizler devrimci-demokrat mahalle sakinleri ve ‹flçi-köylü okurlar› olarak burada bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki, baz istasyonu insan sa¤l›¤›n› tehdit eden ve mahalle insan›m›z taraf›ndan istenmeyen bir olgudur. Baz istasyonunun mahallemizde kurulmas›na izin vermeyece¤iz. Her türlü meflru, demokratik hakk›m›z› kullanarak bu halk düflman› faaliyetlere karfl› mücadele edece¤iz. Bizler ‹flçi-köylü okurlar› olarak bir fleyin daha alt›n› çizmek istiyoruz. Do¤ru zamanda, do¤ru fleyler yap›ld›¤› zaman sonuç al›nabildi¤i ve grupsal ç›karlardan uzak ortaklafla mücadelenin do¤rulu¤u ve verimlili¤i çok aç›k bir flekilde gözlenmektedir. Tüm devrimci-demokrat kurumlar bu ve buna benzer do¤ru örneklerden gerekli dersleri ç›karmal› ve bu tür faaliyetleri sürekli k›lmal›d›r. Bizler ‹flçi-köylü okurlar› olarak böylesi do¤ru ve yerinde eylemliliklerin içinde olaca¤›z, destekleyece¤iz. Sar›gazi ‹flçi-köylü okurlar›


13

60

3-16 Kasım 2006

Umudun bizlere miras…

Hani bir fliir vard› “Bilmem ne demeli nas›l bafllamal›...” diye bafllayan ve “Gulasor” diye devam eden. ‹flte tam da o fliirin o m›sras›nday›m. O’nu nas›l anlatmal› nas›l yaflatmal›y›m... En zor olan› da O’nu anlat›rken hep bir fleyleri eksik b›rakman›n korkusu. Her devrimcinin yaflamak istedi¤i gibi bir yaflamd› O’nunki. 11 Temmuz 1983’te bafllad› k›sa ama yaflam dolu hikâyesi. Kanser illeti ile daha 9 yafl›nda tan›flt›. “Bozuk düzende sa¤lam çark olmaz” sözünün do¤rulu¤unu bir kez daha onayl›yordu tedavi süreci. 1992’den 2002’ye kadar teflhis edilemedi hastal›¤›. Bu süre içinde düzenin “yeminli” doktorlar› romatizma, kas zay›fl›¤› gibi teflhisler koyarak geri çevirdiler O’nu. Çünkü O’nun ne Ankara’da bir yak›n› ne de “özel hastaneye” gidecek paras› vard›. O da tüm halk›m›z gibi s›radan bir “vatandaflt›” ve kanser denen illet teflhis edildi¤inde art›k çok geçti... K›sac›k yaflam›nda bizlere ve tüm mahalle halk›na çok fley ö¤retti. Sevmeyi, sevilmeyi, paylaflmay›, do¤ru olan› savunmay›... Mahallede çalamayaca¤› kap›, giremedi¤i ev yoktu. Hep baflkalar›n› düflünürdü. En önemlisi de paylaflmay› yaflam felsefesi haline getirmiflti. Hastal›¤›n›n son anlar›nda hastanedeyken bile bir gece a¤r›lar› artt›¤› anda ayn› odada kalan di¤er hastalar rahats›z olmas›n diye metal kutudaki a¤r› kesici

ilac› almam›flt›. Kendini tan›yan herkeste bir hayranl›k uyand›r›yordu. Doktorlar› bile son an›nda bu kadar hayat için direnen birini görmediklerini söylüyordu. Devrimci yaflam› son an›na kadar savundu. Hiçbir zaman hiçbir yerde hangi fraksiyonu benimsedi¤ini sezdirmedi. Kimi zaman ‹flçi-köylü, kimi zaman Yürüyüfl, kimi zaman At›l›m okuru idi... Bildi¤i ve savundu¤u tek fley devrimin kendi yarar›na, yani halk için oldu¤uydu. Seçim döneminde mahallede oluflan sözde “Yeni Reform Hareketi” diye kendini ifade eden çeteye direnen devrimcilerle birlikte mücadele etti. Faflizmin ve düzenin silahflörlerine karfl› (ço¤u zaman) yaln›z kald›¤›nda bile tavr›ndan ödün vermeyerek yenilgilerini sa¤lad›. Kavgadan kaçan, y›lg›nl›¤a kap›lan birçok kifliye inat her eylem ve mitingde yerini ald›. 8 Mart’ta ufac›k bir müdahalede korkup kaçan “devrimcilere” ders verircesine 4 gün önce geçirdi¤i a¤›r ameliyata ra¤men alandaki yerini alm›flt›. Düflman›n Mersin’de HÖC kortejine müdahalesine ilk karfl› koyanlardand›. Arkadafl›n›n tefeciye olan borcunu ödeyebilmek için tüm arkadafllar›n› seferber eden, senedi vermemekte direnen tefeciye “Bir kolumu kansere verdim di¤erini de senin gibileri temizlemeye feda ederim” diyebilecek kadar cesurdu... Ölümüne kadar bir kere bile durumundan flikâyet etmedi. Ölümü bekleyerek geçen günlerinde hiç ölmeyecekmifl gibi yaflad›. 23 y›ll›k yaflam› sivrisinek ›s›r›¤›ndan flikâyet eden bizlere örnek oldu. Kendi deyimiyle 5/5’lik onurlu bir hayat yaflad›. Son an›nda bile baflucunda hastanede bekleyen arkadafllar›na “Gidin gezip dolafl›n aç›l›n biraz” diyebilen bir insand›... Seni çok özleyece¤iz ERDO. Cesaretin, devrimcili¤in, insan sevgin ve UMUDUN bizlere miras›n. Özlemini çekti¤i(miz)n insan›n insan gibi yaflad›¤› ERDO’lar›n yanl›fl teflhisler ve maddi s›k›nt›lar yüzünden ölmedi¤i o düzen kurulana kadar savafl›m›z devam edecek... (Mersin’den bir yoldafl›n)

Seni hep gülen yüzünle hat›rlayaca¤›m sevgili dostum. Hastal›¤›n› ö¤rendikten sonra bile yaflama olan sevgi dolu bak›fllar›n canlanacak her akl›ma geldi¤inde. Herkesin de öyle anaca¤›n› biliyorum. Sevgili dostum. Bir gün hepimiz yaflayaca¤›z ölümü. Ama baz› ölümler var ki kabullenilmesi zor. ‹flte böylesi bir ölüm seninkisi. Daha yaflanacak çok fley vard›. Devrimi görecektik. Mahalledeki mafyalar› temizleyecektik. Özgür güzel günlerde hep beraber halaylar kuracakt›k. Çeflitli devrimci bas›nda da ç›kt› ölüm haberin. Oralarda da en çok vurgu yap›lan yönün hep devrimcilerin yan›nda, onlara yard›m eden taraf›nd›. Bu senin do¤rulardan yana tav›r koymanla ilgiliydi. Bunu biliyoruz. Seni bunun için çok seviyoruz ve özlüyoruz dostum… Seninle çal›flt›¤›m›z tiyatro oyunu geliyor akl›ma. Oyunumuz devlet taraf›ndan yasaklan›nca en çok sen sevinmifltin, çünkü sahneden çok korkuyordun ve ç›kmak istemiyordun. Ama sonraki süreçte inanc›n neler yaratt›¤›n› gördük hep birlikte. O yasaklanan oyunu tüm engellere ra¤men ç›kartt›k. Hem de oyunun bafllamas›na on dakika kala senin “Ben her fleyi unuttum” demene ra¤men. Tabi biz senin rolünü baflar›yla yerine getirece¤ini biliyorduk. Öyle de oldu. Sonunda 1500 kifliye yak›n bir izleyicinin be¤endi¤i bir oyun ç›kard›k, kolektif çal›flmayla. Sevgili dostum, sen güneflin sofras›nda yerini ald›n. Ama senin de o hayalini kurdu¤un güzellikler gerçekleflecek. Bunun sözünü veriyoruz. (Tarsus’tan bir ‹K okuru)

Paras›z e¤itim talebine gözalt› “Üniversitelerde, e¤itimde müflterilefltirilmeye ve piyasalaflt›r›lmaya karfl› 3 talep (MP3)” ad› alt›nda Türkiye genelinde toplad›klar› 150 bin dilekçeyi TBMM’ye sunmak isteyen Ö¤renci Kolektifleri üyeleri 18 Ekim’de polis sald›r›s›na u¤rad›. Paras›z ve demokratik e¤itim isteyen ö¤renciler sabah saatlerinde Cebeci Kampüsü’nde toplanarak TBMM’ye do¤ru yürüyüfle geçti. Çevik Kuvvet’in yürüyüfle izin vermemesi üzerine “Yolunacak kaz de¤il, ö¤renciyiz”, “Herkese paras›z e¤itim” vb. sloganlar› atan ö¤renciler Cemal Gürsel Caddesi’ni trafi¤e kapatt›. Uzun süre yol üzerinde ajitasyon çeken ö¤renciler, aralar›ndan

seçtikleri 8 kifliyi Meclis’e göndererek dilekçeleri teslim etti. Üzerlerindeki “Paras›z e¤itim istiyoruz, alaca¤›z”, “Müflteri de¤il, ö¤renciyiz” yaz›l› önlükleri ç›karmayan 8 kifli Meclis Dikmen kap›s› önünde gözalt›na al›nd›. Ayn› saatlerde “Paras›z e¤itim” yaz›l› pankart› Mithatpafla Köprüsü’ne asmak isteyen 4 kifli de gözalt›na al›nd›. Cebeci kampusu önünde oturma eylemi yapan ö¤renciler ise arkadafllar›n›n gözalt›ndan ç›kmalar›n› 3 saat boyunca beklediler. Akflam saatlerinde de Yüksel Caddesi’nde SES, BES, Halkevleri ve Mehmet Özer’le birlikte sald›r›lar› protesto ederek arkadafllar›n›n bir an önce serbest b›rak›lmas›n› istediler. (Ankara)

“Kimlik har(a)c›na karfl› biz kazand›k!” Üniversitede ödenen har(a)çlar›n yan› s›ra üniversitelerde ö¤renci kimlik belgesi bedeli olarak al›nan paralara DEÜ ö¤rencileri vermeyerek dönen ranta en iyi cevab› vermifllerdir. Ö¤renci kimlik bedelini 60 YTL olarak isteyen Dekan Yard›mc›s› Prof. Dr. fieref Ertafl ö¤rencilerin örgütlü durufluna karfl› “ülkemizi bölmeye çal›flanlara bir f›rsat yaratmayacak flekilde de¤erlendirece¤imize inan›yorum” ilan›n› asarak faflistlere hedef göstermifltir. Daha önce de DEÜ Buca E¤itim Fakültesi’nde okuyan Mesut Averberk geçen y›l kay›t yenileme döneminde 60 milyon al›nmas› üzerine idari mahkemeye baflvurarak faiziyle alm›flt›r. Yaflanan bu olumlu pratik rektörlü¤ün kimlik paras› ad› alt›nda toplanan haraca iyi bir cevap olmufltur. Bunu sürekli hale getirdi¤imizde önümüzdeki senelerde de verilmeyecektir. Bununla birlikte di¤er üniversitedeki arkadafllara da olumlu bir örnek olacakt›r. Bu kazan›mlar› süreklilefltirmek örgütlü, bilinçli k›lmak gerekir. Bugün alaca¤›m›z her kazan›m yar›n›n geliflimini sa¤lar. Yine DEÜ Rektörlü¤ü üniversitelerimizde ÖGB ad› alt›nda bulunan sözde güvenliklerin bu sene art›r›lmas›n› istemifl ve 500 yeni al›m›n olaca¤›n› duyurmufltur. Geliflen örgütlülü¤ün önünü almak, sindirmek için gelifltirmeye çal›fl›ld›¤› bu istem yar›n da yine üniversitelerde polis, ÖGB, sivil-faflist iflbirli¤iyle yaflanabilecek sald›r›lar›n ad›d›r. (‹zmir YDG)

“Nükleer enerji istemiyoruz!” Meclis’ten geçirilmek istenen Nükleer Enerji Yasas›’na karfl› haftalard›r Meclis etraf›nda yürüme eylemi gerçeklefltiren Timur Dan›fl’a destek vermek için Elektrik Mühendisleri Odas›, Çevre Mühendisleri Odas› Ankara fiubeleri ve Greenpeace üyeleri 20 Ekim’de Akay Kavfla¤›’nda toplanarak bas›n aç›klamas› yapt›. Nükleer santrallerin ihtiyaç de¤il siyasi bir tercih oldu¤unu söyleyen çevreciler AKP hükümetinin nükleer lobilerin direktifleri do¤rultusunda kararlar ald›¤›n› ifade ettiler. Ç›kar›lmak istenen yasayla yeni Çernobillere, kanser vakalar›na, sa¤l›ks›z nesillere zemin haz›rland›¤›n› söyleyen Çevre Mühendisleri Odas› üyesi Atilla Ifl›r yeni Çernobiller istemediklerini dile getirdi. Greenpeace gönüllülerinden Bilge Öztürk ve Elif Gündüzyeli ise Türkiye’nin rüzgâr, günefl ve su potansiyeli oldu¤una ancak Enerji Bakanl›¤›’n›n ›srarla bu kaynaklar› kullanmaya yanaflmad›¤›na dikkat çektiler. Kitle ad›na yap›lan aç›klamalar›n ard›ndan Akay Kavfla¤›’nda yürüyüfle geçildi. Meclis önüne kadar yap›lmak istenen yürüyüfle polisin izin vermemesi üzerine grup, eylemi sonland›rd›. (Ankara)


14

3-16 Kasım 2006

60

Irak’taki ABD iflgalinin derinleflen krizi Irak’ta ABD için ç›k›fl yok! adece Ekim ay› içerisinde Irakl› direniflçilerin sald›r›s›nda 98 ABD askerinin ölmesi, ABD emperyalizminin sadece askeri aç›dan bile ald›¤› yenilgiyi ortaya koymaktad›r. “Askerlerin çekilmesi” ABD bas›n›nda daha s›k dillendirilir hale gelse de Ortado¤u’nun anahtar› olarak görülen Irak’tan çekilme gerçeklefltirilebilir mi?

S

Baflkan Bush’un Sal› günkü (24 Ekim) bas›n konferans›, kongre ara seçimlerinden sadece birkaç hafta önce Irak’taki ABD iflgal rejiminin kötüleflen pozisyonu ve bu durumun ABD politikalar› üzerindeki etkisinin hâkimiyeti alt›ndayd›. Bush, normal zamanlarda uysal bas›n flirketlerinden ve kendi partisinden yap›lan her zamanki elefltirilerden daha keskin sorularla yüz yüze geldi. Beyaz Saray’daki bas›n›n önüne ç›kmadan sadece saatler öncesinde, Irak Baflbakan› Nuri el Maliki, Bush yönetiminin kendisi hakk›ndaki Irakl› polis ve askerin çal›flmas› için “anlaflma noktalar›” kabul etti¤i ve ABD askerini do¤u Ba¤dat’taki Sadr Kentinin fiii kalesine sald›r› düzenlemekle suçlad›¤› yönündeki iddialar›n› kamuoyu önünde inkâr etmiflti. Bas›n konferans› iki hafta içinde ikinci kez yap›l›yordu, ki bu haz›rl›ks›z bir ayarlama olarak Bush’u zorlamaya genel olarak isteksiz olan bir yönetim için ola¤and›fl›yd›. Bu konferans, Cumhuriyetçi Partinin Temsilciler Meclisinin kontrolünü ve yine Senato’yu kaybedebilece¤ini gösteren kamuoyu yoklamalar›yla ilgili politik konular nedeniyle düzenlenmiflti aç›kça. Irak’taki büyüyen savafl karfl›tl›¤›n› yans›tan karfl›t oylar›n say›s› üzerine Cumhuriyetçilerde panik artmaktad›r. Geçti¤imiz hafta içinde, Teksas’tan muhafazakâr Cumhuriyetçi Senatör Kay Bailey Hutchison Irak’›n etnik-dini çizgilerle bölünmesi plan›n› destekledi¤ini aç›klarken seçim bölgesi olan Louisville-Kentucky’deki oylar›n peflinde olan Cumhuriyetçi Kongre üyesi Anne Northup Savunma Bakan› Donald Rumsfeld’in istifas›n› istedi.

Bush, bas›n konferans›n›n ilk 16 dakikas›n› yönetimin Irak’taki raporlar›n› savunmaya ay›r›rken, her ne kadar kamuoyundaki büyüyen hoflnutsuzlu¤un sadece ABD askeri aras›ndaki yüksek ölümlere bir yan›t oldu¤unu, savafl›n hedefleri ile ilgili herhangi bir sorun olmad›¤›n› ifade etse de hoflnutsuzlu¤un varl›¤›n› kabullendi. “Amerikan halk›n›n Irak’taki menfaatleri anlad›¤›n› biliyorum”, “Biz kazanmak istiyoruz. Onlar zafere giden yolu gördü¤ü sürece savafl› destekleyeceklerdir” diyordu Bush. Gerçekte, son kamuoyu yoklamalar›na göre Amerikal›lar›n üçte ikiye yak›n› Bush’un Irak’a sald›r› ve iflgal karar›n›n bir hata ve daha da fazlas›, yaklafl›k % 80’i, Bush’un iflgali meflrulaflt›rmak için kulland›¤› argümanlar›n yalan oldu¤una inan›yor. Bush, aç›l›fl demecinde, Irak için uzun vadeli ABD stratejisini gözden geçirmek için kongre onay›yla kurulan ve iki taraf› da destekleyen bir heyet olan Baker/Hamilton komisyonunun aleni onay› d›fl›nda çok küçük fleyler kazand›. Komisyona, Bush’un uzun süre aile dan›flmanl›¤›n› yapan eski D›fliflleri Bakan› James Baker ve Bush yönetimini aklayan 9/11 Komisyonunun efl-baflkan› da olan eski Demokrat Kongre üyesi Lee Hamilton baflkanl›k ediyordu. Baker/Hamilton komisyonu, flirketlerin kontrolündeki medyan›n deste¤iyle ABD’nin Irak’taki politikas›nda taktik de¤ifliklikler yapman›n bir arac› olarak hizmet etmek üzere hem Bush yönetimi ve hem de Kongredeki Demokratlar taraf›ndan yetkilendirilmiflti. Komisyon, daha çok ABD askerini Kuveyt’ten çekilmesi, Irak petrol yataklar›n›n yak›nlar›na a¤›r bir flekilde desteklenmifl üsler ve Suriye ve ‹ran’a yönelik direkt yaklafl›m da dâhil daha sald›rgan diplomatik çaba içinde olma fleklindeki kuflatma stratejisini sözde benimsedi. Bush’un aç›l›fl konuflmas›ndan sonra, aç›kça düflmanca birçok soru geldi. Bir muhabir, “anlaflma noktalar›” konusundaki konuflmas›n›n Beyaz Saray’›n suçlad›¤› Demokratlar›n yorumuna çok benzedi¤ine iflaret ederek Bush’a sorusunu sordu: “Amerikan halk›, ara seçimlerden iki hafta önce neden sizin anlam bilim ve hitabet oyunlar›ndan ve politikadan baflka bir fley olmayan söylemlerinizden bir neticeye varmak zorunda?” Di¤er sorular da, iflgalin nas›l yürüdü¤ü ve ABD askerlerinin ne zaman ve hangi flart-

lar alt›nda çekilmeye bafllayaca¤›na dair kuflkular› ifade ediyordu. Ancak savafl›n meflrulu¤una, ABD yönetici eliti olan Demokratlar ve Cumhuriyetçilerin ortaya koydu¤u gibi uzun vadede Ortado¤u ve Merkez Asya’n›n enerji kaynaklar›n›n hâkimiyeti hedefine bir meydan okuma yoktu. Bush, Rumsfeld ve di¤erlerini sald›r› ve iflgalin gerçeklefltirilmesinde yetersiz ve öngörüsüzlükle suçlayan Kongredeki Demokratlar›n önderli¤i taraf›ndan yap›lan elefltiriler üzerine bas›n flirketleri tek bir soru yöneltmediler. Savafl›n temelden bir elefltirisinin imas› bile yoktu, uygulanan ya¤mac› amaçlar, stratejik iddialar›n boyutu ve Amerikan sald›rganl›¤›n›n gerçek nedeni olan petrol bölgeleri bak›fl aç›s› yoktu. Bush tipik tarz›yla, defalarca kez kendisiyle çeliflkiye düflerek tüm konferans boyunca k›v›rd›. Bir noktada, dinleyicilerinden “‹fli bitirmeden b›rakt›¤›m›z durumda 2030 y›l sonra senaryonun nas›l bir fleye benzeyece¤ini” düflünmelerini isteyerek, süren ABD iflgalini meflrulaflt›r›rken; sadece bir dakika sonra, Irak’taki kal›c› ABD üslerinin sa¤lamlaflt›r›lmas› ile ilgili bir soruya yan›t olarak ise, devam eden krizin bask›s› alt›nda “5-10 y›l sonra dünyan›n neye benzeyece¤i konusunda düflünmenin” ne kadar da zor oldu¤unu söylüyordu. Ayn› flekilde saçma olan bir di¤er fley de, Bush’un ‹ran’› Irak’›n “ba¤›ms›z bir hükümet” oldu¤u ve Tahran’›n komflu bir ülkenin “iç ifllerine kar›flmamas›” gerekti¤i yönündeki uyar›s›yd›. Bu aç›klama, sadece ABD büyükelçisi Halil Zad ve genel komutan George Casey’in kat›ld›¤›, Irak hükümetinden tek bir temsilcinin dahi yer almad›¤› Ba¤dat’taki bir bas›n toplant›s›nda Irak hükümetinin bir bölümü üzerine yeni bir ABD resmi politikas›n›n (polis ve ordu için bir “sabit anlaflma” yap›lmas›) ilan›ndan bir gün sonra geldi. Sabah›n erken saatlerinde fiii bölgesine karfl› ABD bombard›man uçaklar›n›n da kat›ld›¤› Sadr Kentine yönelik hava sald›r›s›n›n takip etti¤i bu aç›klamada iflaret edilen gürültülü sömürgeci tav›r Maliki için bile çok fazlayd›. Öyle ki Maliki Irak’taki ulusal televizyona ç›karak Sadr Kenti sald›r›s›n› k›nad› ve hiçbir d›fl gücün (ABD ve müttefikleri anlam›nda) Ba¤dat’taki ba¤›ms›z bir rejime anlaflmalar dikte ettirme hakk›n›n olmad›¤›n› söyledi. “Bu hükümetin halk›n iradesini temsil etti¤ini teyit ediyorum ve hiç kimsenin ona bir program› zorla kabul ettirme hakk› yoktur” dedi Maliki. Bir gün önce Halil Zad ve Casey taraf›ndan yap›lan aç›klaman›n ABD ara seçimlerine gönderme yaparak “bizimle ilgisi olmayan seçimlerin sonucu” oldu¤unu söyledi. Maliki ayr›ca, bu sald›r›y› ABD’li yetkililerle tart›flaca¤›n› ve “bunun

bir daha tekrarlanmamas›n›” sa¤layaca¤›n› ifade etti. Bu belki de Irak’taki “zaferin” anlam›n› yeniden tan›mlayarak, Bush’un bas›n konferans›n›n en ba¤›ms›z yorumunu yapt›¤› feverana bir yan›tt›. Bush, ABD politikalar›n›n hedefinin demokratik bir Irak oldu¤u iddias› yerine zaferi “kendi gücüne dayanan, kendi kendisini yöneten ve savunan bir hükümet”in varl›¤›na indirgedi. Bu tan›mlamayla, pek tabi ki, Saddam Hüseyin’in bafl›nda bulundu¤u bir hükümet de zaferi temsil edecektir. Bu ima, Irak halk› için korkutucudur. Aylard›r süren bas›n spekülasyonlar›n› takiben geldi bu ima. Ba¤dat ve Washington’daki ABD’li ordu ve hükümet kaynaklar›na dayan›larak yap›lan bu spekülasyonlara göre, Bush yönetimi, e¤er Maliki hükümeti Mukteda el Sadr gibi fiii radikallerinin direniflini k›rmaz ve Mehdi Ordusu ve di¤er fiii milislere karfl› fliddetli bir ezme hareketine giriflmezse ABD seçimlerinin ard›ndan gelecek süreçte bir askeri darbe haz›rl›¤› yap›yor. Böylesi bir darbe, hem Sünni hem de fiii iflgal karfl›t› güçlere karfl› bir kan banyosuna baflkanl›k edecek ve ABD’nin sözcüsü olacak bir Irak ordusu kuracakt›r. Maliki’nin bas›n konferans› öncesinde sarf etti¤i sözlerin de gösterdi¤i gibi Bush yönetimi ve onun Ba¤dat’ta kurdu¤u kukla rejim aras›ndaki tansiyon yükselmektedir. New York Times’teki Çarflamba raporuna göre, Maliki hükümetindeki anahtar unsurlar Irak’taki ABD iflgalini geriye dönük olarak düflünmeden onaylayan ve Irak topraklar›nda ABD ve di¤er yabanc› askerlerin varl›¤› için yasal zemin sa¤layan Birleflmifl Milletler’in karar›n›n flartlar›n› düzeltmeye zorluyor. Maliki’nin zorla görevden al›nmas›, kesinlikle tüm ülke çap›nda politik bir çalkant›y› tetikleyecek ve iflgal güçlerine yönelik genifl çapl› fiii sald›r›lara neden olacakt›r. Zaten, Ba¤dat’ta çal›flan bir bas›na göre ABD iflgal rejiminin karargâh›n›n bulundu¤u Yeflil Bölgedeki havan topu ve roket sald›r›lar›n›n yüzde 92’si Sadr Kentinden gelmektedir, Sünni bölgelerinden ise bu tür sald›r›lar olmamaktad›r. Bush’un bas›n konferans›n› izleyen 24 saat içinde 5 ABD’li askerin daha öldürülmesiyle Ekim ay› içinde ölen asker say›s› 96’ya ç›kt›. Bu rekor rakam, neredeyse iki y›l içinde toplamda ölen ABD askeri say›s›d›r. Bu durumla birlikte Irak’taki askeri durum gittikçe kötüleflmektedir. En son ölümlerin befli de bat› Irak’›n Sünni nüfuslu bölgesi olan Anbar’da gerçekleflmifltir. Böylece Ba¤dat çevresindeki bölgede konufllanma ihtiyac›ndan kaynakl› ABD güçleri için her yer “ç›k›fl› olmayan” bir bölge haline gelmifltir. Patrick Martin 27 Ekim 2006


15

60

S O R U L A R

❶ ❷ ❸ ❹ ❺ ❻

3-16 Kasım 2006

ABD, Ekim ay›nda tüm iflgal süresinin en büyük kay›plar›n› verdi. ABD’nin ve ‹ngiltere’nin hükümet ve ordu çevreleri Birliklerin ‘en k›sa sürede’ geri çekilmesi ça¤r›lar›n› daha güçlü seslendirmekteler. Bundan anlafl›lmas› gereken size göre nedir? ‹ngiltere ve ABD’nin hükümet ve askeri çevrelerinde Irak’tan çekilme arzusu çok yüksek. Yak›nda kongre seçimleri var ve büyük ihtimalle Bush’un partisi kaybedecek.

fiu s›ralar sözü edilen, Irak’›n üçe bölünme planlar›na iliflkin ne diyorsunuz?

Irakl› direnifl örgütleri bu üçe bölünme plan›na ne diyorlar?

ABD ve ‹ngiltere a¤›r yenilgiler almad›lar m›?

ABD’nin Irak stratejisinde hala ›srar etmesinin nedeni nedir?

“ABD, Irak’a kalmak için geldi, çekilmek için de¤il” lmanya Marksist Leninist Partisi’nin yay›n organ› Rote Fahne’nin (K›z›l Bayrak) internet haber sitesi Rote Fahne News’in (RFN) Irak Yurtsever Cephesi sözcüsü Avni el- Kalemji ile yapt›¤› röportaj

A

1. Ben bunu gerçekçi görmüyorum. Çünkü Bush daha dün yapt›¤› aç›klamada ABD’nin Irak stratejisinde bir de¤iflikli¤in söz konusu olmad›¤›n› söyledi. Taktiksel bir de¤ifliklik söz konusu, ancak ABD tam zafer elde etmeden birliklerin çekilmesi söz konusu de¤il. Bush çeflitli vesilelerle bunu tekrarlad›. Birliklerin Irak’tan çekilmesi 2010’dan önce söz konusu de¤il diyor, yani dört y›ldan önce de¤il. Yani bir çekilme söz konusu de¤il. Çünkü ABD Irak’a kalmak için geldi, çekilmek için de¤il. ABD’nin çok zor bir durumda oldu¤u do¤rudur. Irak direniflinden dolay› kritik bir durumdalar. Örne¤in 10 Ekim’de Ba¤dat yak›n›ndaki en büyük askeri üsleri tamamen yerle bir edildi. Bu üste 5 bin asker bulunuyordu. Tüm silahlar, askerlere ait 104 ev tamamen tahrip edildi. Direniflin bir tek bu sald›r›s› bile 1 milyon dolara mal oldu onlara. Yang›n› yedi saat boyunca söndüremediler. Bu s›rada ayr›ca befl uçak da paramparça oldu. Bu sald›r› Irak direniflinin bugüne kadarki en bü-

yük operasyonuydu. Ancak Bush buna ra¤men Irak’ta kalacaklar›n› aç›klad›. Baflka yolu yokmufl. 2. Evet. Ama ABD çevrelerindekilerin ne söyledikleri önemli de¤il. Esas belirleyici olanlar, Bush, Cheney, Rumsfeld ve Rice’d›r. Bunlar›n hiçbiri de çekilmeden söz etmiyor. 3. Üç ay önce Irak’taki Demokratik ve Cumhuriyetçi partiler Bush’a giderek, Irak’›n üçe bölünmesini önerdiler. Irak’ta kalman›n en iyi yolu buymufl. Irak parlamentosu, Demokratik partili Baker’›n 8 Ekim’de BBC’ye verdi¤i demeçte, üçe bölünmenin en iyi yol oldu¤unu söylemesinin ard›ndan, yani üç gün sonra, 11 Ekim’de bu üçe bölme karar› al›nd›. 4. Sadece Irak direnifli de¤il, tüm Irak halk› Irak’›n bölünmesine karfl›. ‹ster üçe, isterse ikiye veya dörde. Onlar bu emperyalist paylafl›ma karfl›lar. Irak’›n bütünlü¤ünde ›srar ediyor-

lar. Parlamentonun ya da ABD politikac›lar›n›n bölünmeye iliflkin ne düflündükleri, ne karar ald›klar›, sadece Irak direniflinin de¤il, tüm halk›n umurunda de¤il. Biz t›pk› Irak iflgali gibi, bunun da geçici oldu¤unu düflünüyoruz. ‹flgal bitti¤inde Irak yine bir bütün olacak. Irak’taki bu durum normal de¤il. Parlamento bu karar› iflgal birliklerinin varl›¤›ndan dolay› alabildi. 5. Elbette. ‹lk yenilgileri, Irak’› bütünüyle denetleme hedefine ulaflamamalar›d›r. ‹kinci planlar›, Irak direnifline karfl› zafer kazanmakt›. Irak direniflini yenemediklerini ve bu hedeflerine 20-30 y›ldan önce ulaflamayacaklar›n› itiraf ediyorlar. Üçüncü planlar› ise, Irak üzerindeki denetimi, tüm Ortado¤u’ya hâkim olabilmenin ad›m› yapmakt›. Bu plan da %100 baflar›s›z oldu. ABD’nin Irak’a dönük planlar›, burada birlikleri olmas›na karfl›n yenilgiye u¤rad›. Halka hiçbir fley sunamad›lar, durumu düzeltemediler. Irak kuzeyden güneye kadar yerle bir edildi. G›da yok,

elektrik yok, su yok, ifl yok. Vaat edilen "Demokratik Cumhuriyet" hani? ‹flgalden sonra vaat edilen "cennet" nerede? Tüm bunlar›n hepsinde baflar›s›z oldular. 6. ABD Vietnam’› terk etti¤inde sadece Vietnam’› kaybetti. Somali’den çekildi¤inde ise sadece Somali’yi kaybetti. Ama e¤er Irak’tan çekilirse, o zaman sadece Irak’› de¤il, dünyaya hâkim olma planlar›n›n anahtar› olan Ortado¤u’yu da kaybetmifl olacak. Bundan dolay›d›r ki, kalmak için b›k›p usanmadan mücadele edecekler. Gerçi Irak’ta bugüne kadarki planlar› iflas etmifl olabilir. Ancak hala Irak’talar. Henüz tam olarak yenilmifl de¤iller. Bu çat›flma daha ne kadar sürer belli de¤il. Bu, çok büyük bir çat›flma ve hala sürüyor, kim bilir daha bir, iki veya üç y›l sürebilir. ABD çekilmeyi düflünmüyor, aksine daha fazla birlik göndermek istiyor. Madem daha fazla birli¤e ihtiyac›m›z var, o zaman yollar›z diyorlar.


16

3-16 Kasım 2006

60

Yeni Demokratik Devrim’e do¤ru Nepal’den gözlemler

KATHMANDU’DA MAO‹STLER‹N AYAK SESLER‹-3 22 Eylül günü Nepal Politika Enstitüsü ile Uluslararas› Nepal Dayan›flma A¤› taraf›ndan örgütlenen “Nepal Halk›n›n Demokrasi ve Bar›fl Mücadelesiyle Uluslararas› Dayan›flma Konferans›”na kat›l›yoruz. Bu konferansa ILPS, UHAB, Asya-Pasifik Araflt›rma A¤› vb. çeflitli örgütler de destek sunuyor. Konferans› düzenleyen ev sahibi kurulufllar Maoistler’in önderlik etmedi¤i ancak Demokratik Cumhuriyet talebini savunan ve bu do¤rultuda Halk Hareketine kat›lan ba¤›ms›z örgütler. Bu örgütler içinde Maoistleri do¤rudan destekleyen kifliler de mevcut. Konferansa Hindistan, Butan, Sri Lanka, Bangladefl, Fransa, ABD, Brezilya, Finlandiya, Yunanistan, Filipinler, Danimarka, Hong Kong gibi çok say›da ülkeden çeflitli örgütleri temsilen ilerici, demokratik insanlar kat›l›yor.

Nepal halk›yla dayan›flma konferans› Konferans›n ilk günü ülkedeki genel durum üzerine hükümetteki yedi partinin her birinin temsilcileri, NKP (Maoist) Merkez Komitesi ad›na Dinanath Sharma ve çeflitli demokratik kitle örgütleri temsilcileri birer konuflma yap›yorlar. Bunlar› örneklemek gerekirse; Kürsüye gelen ‹nsan Haklar› Koruma Forumu Baflkan› Padma Ratna Tuladhar. “Nepal halk› toptan, devrimci bir de¤iflim istiyor. Devrimi bar›flç›l güçlerle gerçeklefltirmek istiyor. Monarfli en sonunda y›k›lacak ve demokratik bir cumhuriyet kurulacak. Bu bizim ulusal hedefimiz. Nas›l bir demokrasi istiyoruz? Kore’deki gibi mi? Ama orada Maoist bir partiye izin yok ki. Maoist hareketi destekleyen tek bir d›fl ülke var m›? Hay›r. Maoistler yaln›zca halk› savunuyor ve halka dayan›yor. Belki baflka bir ülke taraf›ndan desteklenmiyor fakat dünyan›n dört bir yan›ndaki devrimcilerin deste¤ini ve sevgisini kazanm›fl durumda. Üçüncü olarak konferansta Asya-Pasifik Araflt›rma A¤› ad›na Filipinler’den gelen Tony Tujan söz al›yor. Tujan devrimci dönüflüm ve ulusal kurtulufl için mücadele eden Nepal halk›yla dayan›flmak için bu konferansa kat›ld›klar›n›, hem ulusal hem de uluslararas› alanda kitle örgütlerinin görevinin Nepal halk›n›n taleplerini desteklemek olmas› gerekti¤ini vurgulayarak sözünü bitiriyor.

“Bar›fl› ve haklar›m›z› alana kadar savaflaca¤›z!” Tujan’›n ard›ndan Tüm Nepal Ulu-

Konferans›n ilk günü ülkedeki genel durum üzerine hükümetteki yedi partinin her birinin temsilcileri, NKP (Maoist) Merkez Komitesi ad›na Dinanath Sharma ve çeflitli demokratik kitle örgütleri temsilcileri birer konuflma yap›yorlar.

sal Kad›n Birli¤i-Devrimci ad›na bir yoldafl kürsüye geliyor. Yoldafl 10 y›l› aflk›n süredir devam eden devrim sürecinde kad›nlar›n kurtulufllar› için aya¤a kalkt›¤›n›, büyük bedeller ödemelerine, efllerini, çocuklar›n› kaybetmelerine ra¤men savaflmaya devam ettiklerini, bar›fl› ve haklar›n› ele geçirene kadar da savaflmaya devam edeceklerini belirtiyor. Ard›ndan ILPS Genel Sekreterli¤i ad›na ILPS Baflkan› Sison taraf›ndan konferansa hitaben yaz›lan yaz›y› Filipinler’den gelen Ramon Bultron özetliyor. Emperyalizmin ekonomik krizine, Irak ve Filistin’deki direnifle de¤iniliyor konuflmada. ILPS’nin ard›ndan kendisini Dünya Halklar› Direnifl Hareketi’nin destekçisi olarak tan›tan Peter Grant söz al›yor. Grant, flansl› bir insan›n hayat›nda bir kere devrimi gören insan oldu¤unu vurgulayarak sözlerine bafll›yor ve flöyle devam ediyor: “Burada çok say›da insanla görüfltüm. Ç›kard›¤›m sonuçlar› sizlerle paylaflmak istiyorum. Birincisi halk monarfliden nefret ediyor. Kurucu meclis seçimlerinin en k›sa sürede gerçekleflmesini bekliyor. Halk hükümetin ABD ile ve di¤er yabanc› güçlerle iliflkilerini gelifltirmesini do¤ru bulmuyor. Ancak ABD bu sürece burnunu sokmaktan çekinmiyor. Halk›n Maoistleri desteklemesinden büyük bir rahats›zl›k duyuyor.”

“Direnifl en temel insan hakk›d›r!” Grant’›n ard›ndan kürsüye Dünya Sendikalar Federasyonu ad›na Fransa’dan gelen, ayn› zamanda Fransa Komünist Partisi üyesi olan Jean Pierra Page geliyor. Page Nepal’in tarihsel bir süreçten geçti¤ini belirtiyor ve haklar›n› isteyen ve bunun için mücadele eden Nepal halk›n›n mücadelesini destekledi-

¤ini aç›kl›yor. Ba¤›ms›zl›k ve halk egemenli¤i için mücadelenin meflru oldu¤unu, direniflin en temel insan hakk› oldu¤unu vurgulayan Page, de¤iflimi isteyen tüm taraflar›n ortak hareket etmesinin önemli oldu¤unu belirtiyor. Daha sonra ittifak halinde mevcut düzenin bekçili¤ine soyunan 7 partinin temsilcilerine s›ra geliyor. Büyük bir piflkinlikle, monarfliye karfl› geliflen halk hareketi ve demokratikleflme hamlesinden pay ç›kard›klar› konuflmalar›nda gerçek yüzlerini gizlemeye özen gösteriyor, k›saca flunlar› ifade ediyorlar: NKP (ML) temsilcisi Mainali, gerici güçleri yendiklerini ama daha yapacak ifllerin oldu¤unu vurgularken, Sadbhabana Partisi temsilcisi Mahoto az›nl›klar›n haklar›n› almas› gerekti¤ini, herkesin kendi anadilinde özgürce konuflmas›n›n önemini anlat›yor. Konferansa kat›lan Baflbakan Yard›mc›s› Amik Serchan ise hükümeti ad›na bizleri selamlad›ktan sonra kral›n terörüne karfl› mücadele eden halk hareketinin baflar›s›n›n ard›ndan önemli geliflmeler oldu¤unu vurgulayarak flöyle devam ediyor: “Nisan devriminden sonra bar›fl ve demokrasinin önü aç›ld›. Ama ciddi sorunlar varl›¤›n› koruyor. Bar›fl süreci ile umar›m birkaç sene içinde çok daha güzel bir ülkede yaflayabilece¤iz. Son 6 ayda ateflkes yapt›k. Hapishanedeki politik önderleri serbest b›rakt›k. Bu dönemde her iki taraf›n da hatalar› olmufltur. Fakat hükümetimiz bar›fl sürecini tamamlamaya kararl›d›r. 10 y›l içinde çok büyük kay›plar yaflad›k. Bu nedenle süreç hassas ve karmafl›kt›r. Buna özen göstererek demokratik cumhuriyet için att›¤›m›z ad›mlar› sürdürmeliyiz.” Baflbakan yard›mc›s›n›n ard›ndan Nepal ‹flçi Köylü Partisi temsilcisi söz al›yor ve halk hareketini bast›ranlar›n halen ayakta oldu¤undan, önlem al›n-

mazsa sürecin tehlikeye girece¤inden, insan haklar›na özen göstermenin öneminden bahsediyor. Ard›ndan Maoistlere parlamentodaki sandalye say›s›n›n % 25’inin verilmesinin uygun olaca¤›n› iddia ediyor. Nepal Kongre Partisi (Demokratik) temsilcisi Pradeep Giri ise “Umar›m Maoistler Çin tarz›, hükümet de Hindistan tarz› bir demokrasiyi ülkeye dayatmaz. Nepal’e uygun bir yöntem bulurlar” derken Nepal Kongre Partisi ad›na kat›lan parlamenter Asta Laxmi Sakya ise parlamentonun çal›flt›¤›n›, demokrasinin uyguland›¤›n› anlatarak parlamentonun kapat›lmas›na karfl› oldu¤unu belirtiyor. En son sözü Nepal Komünist Partisi (Maoist) ad›na MK üyesi Dinanath Sharma ald›. Sharma devrimin halka karfl› olmad›¤›n›, mücadelenin kralla feodalizme karfl› verildi¤ini vurgulad›. Sharma YP‹ ile Maoistlerin 12 maddelik anlaflmay› imzalad›¤› flartlarda kral›n otokratik rejiminin sürdü¤ünü ve bu yedi partinin hiçbir fley yapamad›¤›n›, sesini dahi yükseltemeyecek bir durumda oldu¤unu aç›klayarak partisinin demokrasi mücadelesindeki yerini gösterdi. Kad›nlar›n, dalitlerin, az›nl›klar›n ve tüm ezilenlerin haklar›n›n verilmesi gerekti¤ini belirten Sharma, aksi takdirde Hindistan tarz› bir yönetimin oluflaca¤›n› ve böylesi bir durumu kabul etmeyeceklerini, tek çözümün ilerici bir bar›fl politikas› oldu¤unu aç›klad›.

“Silah›m›zdan, ideolojimizden ve s›n›f›m›zdan vazgeçmeyiz!” Konferansta tüm konuflmac›lar sözlerini söyledikten sonra Sharma yoldafl ile tan›fl›yoruz. Yoldafl ayn› zamanda bar›fl görüflmeleri ekibinde de yer al›yor. Yoldafl bizleri Parti ‹rtibat Bürolar›na davet ediyor. Akflam saatlerinde Kath-


17

60

3-16 Kasım 2006 MLM’ye katk› meselesi

Nepal ordusunun silah›, askeri, arac› daha fazla. Ancak PLA’nin siyasal bir hedefi var. ‹deolojisi var. Kraliyet ordusunun politik bir davas› yok. Biz yenildi¤imiz için ateflkes yapm›yoruz. Onlar› kovmasak ve kovalamasak baflkentin bu kadar yan›na nas›l gelebilirdik ki? mandu’daki bürolar›na gidiyoruz. Kendimizi ve temsil etti¤imiz kuruluflu tan›tt›ktan ve Nepal’deki gözlemlerimiz hakk›nda yorumlar›m›z› aktard›ktan sonra yoldafl bizlere flunlar› söylüyor: “10 y›ll›k Halk Savafl› sürecinde stratejik sald›r› aflamas›na ulaflt›k. Bizler bundan sonra da 3 fleyden vazgeçemeyiz: S›n›f›m›zdan, silah›m›zdan ve ideolojimizden. Aç›kt›r ki bunlar Halk Savafl›na önderlik etme göreviyle diyalektik bir iliflkiye sahip. Görüflmelerde emperyalistler ve gericiler silah›m›z› b›rakmam›z› ve ideolojimizden vazgeçmemizi yani kitlelerle iliflkilerimizi kesmemizi istiyorlar. Fakat silah›m›z da var, kitle deste¤imiz de. fiu an bir süreli¤ine, taktik olarak, silahlar›m›z hareketsiz.” “Bizler MLM’yi gelifltirmek istiyoruz. MLM’yi bir bilim olarak toplumumuza uygulamal›y›z. MLM’yi Halk Savafl› içerisinde ç›kard›¤›m›z deneyimleri kaynak alarak gelifltirmeye çal›fl›yoruz.” “ABD emperyalizmi en önemli tehlike. Büyükelçisi Moriarty ülkeyi geziyor, provokasyon yaratmaya çal›fl›yor. Biz bu tehlikeyi görüyoruz fakat halk›n gücü en büyük güçtür ve emperyalistlerin ve tüm gericilerin gücü daha zay›ft›r. Di¤er ülkelerle diplomatik iliflkilerde bulunuyoruz. ABD emperyalizminin ç›kar› Nepal’de kalmak ve Hindistan’la Çin’i denetlemektir. Çin ise ABD em-

peryalizminin varl›¤›na karfl›. Bu çeliflkilerden yararlanmaya çal›fl›yoruz.”

“Ekim Devrimi’ne Haz›rlan›yoruz!” “Halk Savafl› ile kitle isyan›n› birlefltirerek Ekim Devrimi’ne haz›rlan›yoruz. Kitleyi Nepal tarz› bir Ekim Devrimi’ne haz›rl›yoruz. Bar›flç›l yollarla elimizden geleni yapaca¤›z. Bar›flç›l yollar yetersiz kald›¤›nda ise devreye silahlar›m›z girecektir. Ülkemizde demokratik devrimin yeni bir flekli gerçekleflecek.” “Bar›fl görüflmelerinden umudumuz çok az. Hedefimiz flehirlerde gücümüzü sa¤lamlaflt›rmakt›r. K›rsal› ele geçirdik. fiehirleri ve baflkenti kazanmal›y›z. Orta burjuvazi ve di¤er s›n›flar› yan›m›za ça¤›r›yoruz.” “YP‹ (Yedi Parti ‹ttifak›) hükümeti ülkenin dönüflümünü istemiyor. Mevcut sistemi korumak istiyor. S›n›f karakterleri gere¤i, emperyalistlerin yönlendirmesi alt›nda gizli ifller çeviriyor. Böylece hareketi bast›rmak istiyor. YP‹’nin kötü bir tarihi var. Halkta olumsuz tepkiler uyand›r›yorlar. Bu bar›fl görüflmeleri sürecinde de YP‹’nin tav›rlar› halkta öfke uyand›r›yor. Kitlelerden tecrit oluyorlar ve bu bizim için olumlu bir durum. Devrim için tehlikeli olan bu partilerden öte ABD emperyalizmi ve Hint yay›lmac›l›¤›d›r. Bu partiler de zaten onlarca destekleniyor. Mücadelemiz sadece ülkemizdeki gericilerle de¤il tüm emperyalizme karfl›.” “Biz öncelikle bu rejimi y›kmak istiyoruz. Bu rejime karfl› ç›kan herkesi bir cephede buluflturuyoruz. Bar›fl görüflmelerinde kral›n tasfiyesinin ard›ndan Kurucu Meclis için flu öneride bulunduk. Yeni meclisin % 33’ü partimizin, % 33’ü YP‹’nin, % 33’ü ise sivil toplumun. YP‹ biliyor ki ezilenleri temsil eden sivil toplum bizim yan›m›zda. Bu nedenle YP‹ bu süreci kabul edemiyor. Biz bu öneri ile onlar› teflhir ediyoruz. Önerimizi kabul etmezlerse silahl› mücadele tekrar bafllar.”

Nepal’de en çok duydu¤umuz yorumlardan biri de MLM’yi gelifltirme meselesi. Bu meseleyi Prachanda Yolu kavram›yla birlikte ele al›yor yoldafllar. Ancak gerek yoldafllar›n yay›nlad›¤› ‹ngilizce belgelerin oldukça az olmas› gerekse de ülkemizde çeviri konusunda yaflan›lan s›k›nt›lar nedeniyle Prachanda Yolu ile ilgili fazla bir bilgiye sahip de¤iliz. Aç›kt›r ki Prachanda Yolu üzerine de¤erlendirmelerde bulunmak bu yaz›n›n kapsam›n› oldukça aflar. Ancak genel hatlar›yla gerek önder yoldafllardan gerekse de baflta Worker dergisi olmak üzere parti belgelerinden anlad›¤›m›z kadar›yla ö¤rendiklerimizi paylaflman›n yararl› olaca¤› düflüncesindeyiz. Prachanda Yolu en genel anlam›yla MLM’nin Nepal özgünlü¤üne uyarlanm›fl hali olarak ele al›nabilir. Bir önceki say›m›zda baflta sosyoloji profesörü olmak üzere ayd›nlarla ve farkl› yoldafllarla yapt›¤›m›z görüflmelerde Nepal’in özgünlü¤ü hakk›nda genel bir bilgi vermifltik. Yüzden fazla milliyetin bulundu¤u, yüzy›llard›r varl›¤›n› koruyan kast sisteminin yafland›¤›, farkl› dinlere inan›lan, farkl› uygarl›k aflamalar›n›n gözlemlendi¤i, koyu bir ataerkilli¤in hakim oldu¤u yoksul Nepal, yüzy›llard›r despot, feodal krallar›n yönetiminde bulunuyor. Yine ülkenin co¤rafi flartlar› –yeryüzü flekilleri, iklimsel farkl›l›klar- da dikkate al›nmal›d›r. Bunlarla birlikte ülkede Hindistan ile ‹ngiliz ve ABD emperyalizminin hakimiyeti ve ç›karlar› da hesaba kat›lmal›d›r. Nepalli Maoistler bu ülke gerçekli¤ini do¤ru tarzda çözümledikleri ve farkl› çeliflkiler aras›ndaki iliflkileri do¤ru ele alabildikleri için 10 y›l gibi k›sa bir sürede baflkentin kap›lar›na dayand›lar, baflkentin içine “s›zd›lar”. Yine Halk Savafl›n›n temel ilkelerine uygun hareket etse de k›r-kent iliflkileri, Birleflik Cephe prati¤i, ateflkes taktikleri ile çok say›da özgünlü¤e de Nepal Halk Savafl› sahip durumda. Tüm bunlar dahi Prachanda Yolu olarak formüle edilen teorinin Nepal özgünlü¤ü içindeki bütünselli¤ini ve karmafl›kl›¤›n› bizlere göstermektedir. Bu anlamda Prachanda Yolu’nu sorgularken de yoldafllar›n en temel dayana¤› 10 y›ll›k baflar›l› devrim sürecidir. “Do¤ru politika belirledik ki ilerleyebildik” diyorlar ve hakl›l›klar›na kaynak olarak Halk Savafl› prati¤ine bakmam›z› istiyorlar. Aç›kt›r ki bunlar ayr›nt›l› bir flekilde incelenmeli ve yoldafllar›n deneyimlerinden yararlan›lmal›d›r. Bununla birlikte evrensel düzeyde MLM’nin gelifltirilmesi mevzusunda da baz› teorileri ortaya koyuyorlar. Yoldafllar bu teorileri daha yeterince Uluslararas› Komünist Hareket’e sunamad›klar›n› ancak mümkün olan en yak›n zamanda teorilerini ve önerilerini kapsaml› bir flekilde suna-

caklar›n› belirtiyorlar. Yoldafllar düflüncelerinin ciddi biçimde tart›fl›lmas› gerekti¤ini, 2 çizgi mücadelesinin vazgeçilmez oldu¤unu, bu mücadele içinde do¤ru ile yanl›fl›n ay›rt edilip MLM’nin güçlenece¤ini vurguluyorlar. Nepalli yoldafllar›n baz› temel görüfllerini yorumsuz bir flekilde özetlemek gerekirse; Yoldafllar Mao yoldafl›n 20 y›l önce ölümünün ard›ndan Uluslararas› Komünist Hareketin önderlik sorunu yaflad›¤›n› ve bu sorunun MLM güçlerin iliflkilerini gelifltirerek afl›labilece¤ini belirtiyorlar. Bu süre zarf›nda DEH’in kurulufl döneminde önemli ifller baflard›¤›n›, ciddi ad›mlar att›¤›n› ancak günümüzde MLM’nin gelifltirilmesi ve MLM güçlerin birlefltirilmesi konular›nda yetersiz kald›¤›n› vurguluyorlar. Dünyada her fley hareket içindedir, hiçbir fley statik de¤ildir. Dolay›s›yla emperyalizm de de¤iflmektedir, MLM de gelifltirilmeye ihtiyaç duymaktad›r. Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin ard›ndan 40 y›l, Baflkan Mao’nun ölümünün ard›ndan 30 y›l geçti. Bu sürede dünyada çok önemli de¤iflimler oldu. Bunlar› incelemeli ve sentezlemeliyiz diyorlar.

Sosyalizmde çok partili proleter demokrasi Yoldafllara göre bizim neslimizin çözmesi gereken en önemli sorun sosyalizmde geriye dönüfllerin nas›l engellenece¤i, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devrimlerin nas›l sürdürülece¤i meselesidir. Milyonlar›n kan ve can bedeli mücadelesiyle elde edilen sosyalizmden geriye dönüfllerin yaflanmas› mevzusuna Baflkan Mao e¤ilmifl ve Sovyet modern revizyonizmiyle mücadele içerisinde MLM’yi gelifltirmifltir. Sosyalizmde s›n›f mücadelesinin varl›¤›n› ve niteli¤ini göstermifl, yeni burjuvazinin hangi maddi koflullardan do¤du¤unu, yeni burjuvaziyi nerede aramak gerekti¤ini ve sosyalizmi korumak, parti, devlet ve ordu üzerinde halk›n denetimini sa¤lamak için hangi yollara baflvurmak gerekti¤ini Baflkan Mao aç›klam›flt›r. Bu do¤rultuda sosyalizm koflullar›nda Kültür Devrimleri ile halk›n devrimi sürdürmesi gerekti¤ini vurgulam›fl ve Büyük Proleter Kültür Devrimi ile halk› revizyonizme karfl› seferber etmifltir. Yoldafllar Büyük Proleter Kültür Devriminin tamamlanmam›fl bir devrim oldu¤unu, çünkü Baflkan Mao’nun yaflam›n› kaybetti¤ini, Mao yoldafl›n ölümünün ard›ndan proleter devrimcilerin yeterince örgütlü olamamas› nedeniyle revizyonistlerin iktidar› gasp edebildi¤ini belirtiyorlar. Baflkan Mao’nun devrimi sürdürmek için gerekli ideolojik ve politik altyap›y› belirledi¤ini fakat Kültür Devriminin süreklili¤ini sa¤layacak ve halk›n


18

3-16 Kasım 2006 denetimini garanti edecek kurumsal bir mekanizmay› yaratamadan aram›zdan ayr›ld›¤›n› vurguluyorlar. Bu nedenle bu eksikli¤i tamamlamam›z gerekmektedir. Yoldafllar buna çözüm olarak proletarya diktatörlü¤ü alt›nda proletaryan›n farkl› partilerde örgütlenebilece¤ini öneriyorlar. Sosyalizmde tek parti yönetiminin bir zorunluluk olmad›¤›n› vurguluyorlar. Bu partiler sosyalizmi kabul eden partiler olacakt›r. Böylece farkl› devrimci partilerin birbirlerini, devlet mekanizmas›n›, orduyu denetlemesi ve halk› yozlaflmaya, revizyonizme karfl› seferber edebilmesi mümkün olabilir diyorlar. Bu flekilde halk›n sosyalizme kat›l›m› ve sosyalizmi korumak için bilinçlenmesi ve seferber olmas› daha fazla mümkün olur diyorlar. Yoldafllar bu konuda Lenin’in de benzer düflüncelere sahip oldu¤unu iddia ediyorlar. Lenin’in sosyalizmde tek parti yönetimini zorunlu bulmad›¤›n›, Büyük Ekim Sosyalist Devrimi’nin ard›ndan Sosyalist Devrimcilerin ayr› bir parti olarak faaliyetlerine devam etti¤ini, ancak karfl›-devrimcilefltikten –ihanetçi pratikten- sonra kapat›ld›¤›n› aç›kl›yorlar. Yoldafllara göre belki Lenin yaflasayd› daha farkl› partilere izin verebilecek ve bu partiler karfl›-devrimcileflmeden, devrim saflar›nda yerlerini koruyabilecekti. Yoldafllar›n bu önerilerini k›saca bu flekilde özetlemek yeterlidir. Aç›kt›r ki bu öneriler tart›fl›lmaya ihtiyaç duymaktad›r. BPKD’yi incelemek ve onun evrensel ilkelerini günümüz dünyas›na ve her bir ülkeye uyarlamak aç›kt›r ki komünistlerin en önemli görevleri aras›ndad›r.

Emperyalizm meselesi Yoldafllar emperyalizmdeki de¤iflimi incelememiz gerekti¤ini söylüyorlar. Baflkan Mao’nun ölümünün ard›ndan ve Rus Sosyal Emperyalizminin y›k›l›fl›yla birlikte dünyada flartlar›n de¤iflti¤ini, ABD emperyalizminin tek bir süper güç olarak varl›¤›n› sürdürdü¤ünü anlat›yorlar. Bu dönemde teknolojik olarak da büyük geliflmelerin yafland›¤›n›, özellikle bilgi ve askeri teknolojide muazzam geliflmelerin yafland›¤›n› ve bunlar›n emperyalizme avantajlar sa¤lad›¤›n› vurguluyorlar. Emperyalizm, tek bir küresel devlet gibi dünya halklar›na sald›rmaktad›r diyorlar. Küreselleflmifl emperyalizm terimini bu anlamda kullan›yorlar. Günümüzün devrimcilerinin bu de¤iflimlere uygun yeni taktikler belirlemesinin önemli oldu¤unu savunuyorlar. Yoldafllara göre emperyalizmin özü de¤iflmemifltir. Temel niteliklerini korumaktad›r. Bu süreçte de¤iflen tek konu sömürü ve bask› anlam›nda olmufltur. Emperyalizm daha fazla sömürmekte ve daha fazla bask› yapmaktad›r. Emperyalistler aras› çeliflkiler varl›¤›n› korumaktad›r. Ancak So¤uk Savafl dönemine nazaran bu çeliflkilerin etkisi azal-

m›flt›r. Bugün ABD emperyalizmi di¤er emperyalist güçleri göz ard› ederek dünya halklar›na sald›rabilmektedir. ABD emperyalizminin politikalar›n›, planlar›n› sekteye u¤ratan tek güç dünya halklar›n›n direnifli olmaktad›r. Bu nedenle devrimci mücadelenin geliflmesi, emperyalizme direnilmesi ve devrimin yaflayabilmesi için dünya halklar›n›n deste¤inin, enternasyonal dayan›flman›n öneminin çok daha fazla artt›¤›na dikkat çekiyorlar.

Kay›p yak›nlar›n›n eylemi 22 Eylül günü, konferanstaki ilk bölümün bitiflinin ard›ndan, devrim mücadelesinde kaybedilen devrimcilerin ailelerinin örgütledi¤i eyleme gidiyoruz. Kay›p yak›nlar› gençlik konferans›ndan bir hafta önce büyük bir konferans düzenlemifller ve taleplerini kamuoyuna aç›klam›fllar. Yoldafllar savafl s›ras›nda kaybedilen devrimcilerin ak›betlerinin ö¤renilmesini ve kaybedenlerden hesap sorulmas›n› talep ediyorlar. Bu talep Maoistlerle YP‹ Hükümeti aras›nda gerçekleflen bar›fl görüflmelerinde de önemli bir gündem maddesi. Bu nedenle hükümet konuyla ilgili bir komisyon kurmufl ve flimdiye kadar yüzlerce kay›p devrimcinin ak›betini aç›klam›fl. Bunlar içerisinde çat›flmada öldü¤ü iddia edilenlerin say›s› oldukça fazlayken, baz› devrimcilerin halen yaflad›¤› ve ordu kamplar›nda tutsak tutuldu¤u da bu flekilde ortaya ç›kar›lm›fl. Ancak ordu, hükümetin bu karar›na uymamakta direniyor. Kay›plar› araflt›ran komisyonun çal›flmalar›na engeller ç›kartan ordu, komutanlar›n›n yarg›lanmas›n› da reddediyor. Bu nedenle kay›p yak›nlar› ordu k›fllalar› önünde eylemler örgütleyerek konuyu gündemde tutmaya ve ordu üzerinde bask› oluflturmaya çal›fl›yor. Bizim kat›ld›¤›m›z eylem de Kathmandu’daki bir k›fllan›n önünde gerçekleflti. Kay›p yak›nlar› örgütünün ve NKP (Maoist)’in bayraklar›n› tafl›yan kitleye örgütün temsilcileri çeflitli konuflmalar yapt›. Yine eyleme destek için NKP (Maoist) MK üyesi Dev Gurung ile YP‹ ittifak› içinde yer alan küçük bir partinin baflkan› da konuflma yapt›lar. Eyleme ANNISU-R üyesi yoldafllar da kat›larak destek verdiler.

Demokrasi ancak mücadeleyle gelecektir! Dayan›flma Konferans› 23 Eylül günü de devam etti. ‹kinci gün de çeflitli kitle örgütlerini ve partileri temsilen kifliler konuflmalar yapt›. Uluslararas› Halk›n Avukatlar› Birli¤i (UHAB) da konferansta bir sunumda bulundu. UHAB’›n sunumunda tüm haklar›n, özgürlüklerin ve demokrasinin halklar›n mücadelesi sonucu elde edilebildi¤i, bunun en somut biçiminin devrim oldu¤u ve hiçbir devrimin fliddet içermeden gerçekleflmedi¤i,

çünkü sömürüye ve bask›ya dayanan egemenlerin yok olmay› bar›flç›l biçimde kabul etmeyece¤i aç›kland›. “Nepal, nüfus ve co¤rafi aç›lardan ufak bir ülke olarak görünse de devrime önderlik eden gücün niteli¤inden kaynakl› olarak stratejik aç›dan kritik bir konumda yer almaktad›r. Irak’ta da, Nepal’de de halklar direniyor ve ABD emperyalizminin güçsüzlü¤ünü gösteriyor. Ancak Nepal’deki önder gücün niteli¤i Nepal’e farkl› bir de¤er kat›yor. Çünkü ancak MLM güçler emperyalizme karfl› mücadeleyi sonuna kadar götürme potansiyeline sahiptir. 20. yüzy›l Büyük Ekim Devrimi ile aç›l›fl›n› yapm›fl ve çok say›da devrimle devam etmifl fakat yenilgiyle sonlanm›flt›. 21. yüzy›l›n bafl›nda Nepal Devrimi bu nedenle çok önemlidir. ‹nan›yoruz ki 21. yüzy›l bizim olacakt›r.” “Demokrasi tamamland› m›?” bafll›¤› alt›nda konferans›n ikinci gününde de çeflitli konuflmalar yap›ld›. Ancak bu konuflmalardan bizim ç›kard›¤›m›z baz› dersler var. Öncelikle gerek bu konuflmalar gerek TV’siyle, gazetesiyle medya; gerekse de kat›ld›¤›m›z eylemler ve etkinlikler Nepal’deki gerici devletin çöküflünü bizlere göstermektedir. Konuflmalarda karfl›-devrim saflar›nda yer alan partilerin temsilcileri dahi oldukça ›l›ml›, halktan yana, genel ve her tarafa çekilir cümleler kurmaya özen göstermektedir. Geçti¤imiz y›la kadar “Maoist isyan› bast›rmak” için seferber olan, katliamlar›n, sald›r›lar›n emirlerini veren bu partilerin temsilcileri bugün “Maoist arkadafllardan” bahsetmek zorunda kal›yorlar. Geçti¤imiz y›la kadar bafllar›na milyonlarca rupi ödül koyduklar› Maoist önderlerle flimdi konferanslarda samimi pozlar vermeye mecburlar. Art›k onlar da ilerlemeden, devrimden bahsetmek zorunda kal›yorlar, tabii bu kavramlar›n anlamlar›n› bulan›klaflt›rmak için de ellerinden geleni yap›yorlar. TV kanallar›nda, gazetelerde her 10 haberden 8’i Maoistlerle ilgili oluyor. Maoistler ülke gündemini aç›k bir flekilde belirliyor. Elbette aç›ktan olmasa da bas›nda Maoistleri karalar tarzda yaz›lara da yer veriyorlar. Ancak bunlar›n fazla bir k›ymeti bulunmamakta. Baflta Kathmandu olmak üzere flehirlerin her taraf›nda

60 Maoistlerin pankartlar›, yaz›lamalar› var. Halk›n yükselen deste¤i rahatl›kla hissedilebiliyor. Maoistlerin ça¤r›da bulundu¤u eylemlere karfl›-devrimin baflkentinde 100 binler kat›l›yor. Özcesi Maoistler yo¤un kitle çal›flmas›yla gerici devleti kendisinin en güçlü bulundu¤u yerde, içerisinden çökertiyor. Kathmandu’da Maoistlerin ayak sesleri tüm gericileri yerlerinden s›çratacak fliddette hissediliyor. Bu anlamda Kathmandu aç›s›ndan bir geçifl döneminin yafland›¤› söylenebilir. Devlet baflkentini dahi yönetemeyecek kadar zay›f, devrimcilerin ise son darbeyi vuracak gücü daha haz›r de¤il. Gericiler halka hofl gözükerek gizli çal›flmalarla kendilerini toparlamaya çal›fl›rken Maoistler ise son darbe için haz›rl›klar›n› tamaml›yor.

Nepal devriminin gelece¤i için enternasyonal dayan›flmay› yükselt! Ancak bu süreç oldukça ciddi ve a¤›r bir süreç. Her iki taraf da yo¤un bir taktik savafl› veriyor. Bu anlamda devrimin zafere ulaflmas› ve yaflamas› için Maoistlerin kitlelerden baflka bir güvencesi bulunmamakta ve kitle deste¤indeki herhangi bir gerileme devrimin gelece¤ini de etkilemektedir. Saray, YP‹, Hindistan ve emperyalist güçler muazzam olanaklar›n› iflte bu deste¤i düflürmek için kullanmaktad›r. Bu nedenle yoldafllar›n büyük bir h›zla iktidara yürüdü¤ü, engelleri rahatl›kla aflt›¤› vb. söylemler gericilerin gücü ve emperyalistlerin tehditleri göz önüne al›nd›¤›n-

Yoldafltan uygulad›klar› toprak devrimi hakk›nda bilgi vermesi isteniyor. Madan yoldafl ülkelerinde bölgelere göre farkl› uygulamalar yapt›klar›n› anlat›yor. Örne¤in tepelik bölgelerde tarlalar küçük ve parçal›. Küçük toprak sahipleri bulunmakta.


19

60 da yetersiz kalmaktad›r. Yoldafllar›n flimdiye kadar baflar›l› bir çizgi izlemeleri devrimi son aflamas›na ulaflt›rd›. Ancak yine de tayin edici vurufl gerçekleflmedi. Bu nedenle Nepal’deki süreci dikkatle incelemek gerekmektedir. Tüm bu gerçeklik göz önüne al›nd›¤›nda enternasyonal dayan›flman›n önemi de anlafl›lmaktad›r. Emperyalizmin ve dünya gericili¤inin tehditleri alt›nda onurlu, özgür bir yaflam için, devrim ve sosyalizm için direnen Nepal halk›n›n mücadelesini anlatmak, Nepal devrimiyle dayan›flma amaçl› pratiklere girmek, anti-emperyalist bilinci gelifltirme oldukça önem kazanmaktad›r. Yoldafllar enternasyonal deste¤e çok büyük önem veriyorlar. Farkl› ülkelerde Nepal devrimiyle dayan›flma eylemlerini ilgiyle takip ediyorlar. Konferans esnas›nda Halk Hareketi 2 s›ras›nda ünlenen genç bir sanatç› yoldafl da bir müzik dinletisi veriyor. 16 yafl›ndaki yoldafl, Prachanda’n›n en sevdi¤i arkadafl› olarak bizlerle tan›flt›r›l›yor. Yoldafl da bizi sol yumru¤unu s›kt›ktan sonra tokalaflarak karfl›l›yor. Yoldafl Nepal’e özgü, kemençeye benzeyen bir müzik aleti ile flark›s›n› söylüyor. fiark›s› YP‹ hükümetini elefltiren bir tafllama. Dinleyiciler gülerek ve alk›fllarla flark›ya efllik ediyorlar. Genç yoldafl›m›z YP‹ hükümetine flayet halk›n taleplerine cevap vermezlerse ezileceklerini söyleyip gözda¤› veriyor. Müzik dinletisinin ard›ndan ise ilginç bir olay gerçeklefliyor. Yafll›, flapkal› bir adam zorla mikrofona el koyuyor ve bizlere bir fleyler anlatmaya çal›fl›yor. Bu s›rada konferans› örgütleyenler aya¤a f›rlay›p adama ba¤›rmaya bafll›yorlar ve kovuyorlar. Ama adam ›srar ediyor. Bizlere dönüp “Uluslararas› delegeler, bas›n mensuplar›, sizlere anlat›lanlar yalan” diyerek kral› övmeye bafll›yor. Bu adam böyle toplant›lara gizlice girerek provoke etmeye çal›flmas›yla ünlüymüfl. Bak›yorlar ki adam salonu terk etmeye raz› olmuyor, Politika Enstitüsü’nde çal›flan bir kad›n yoldafl zor kullanarak adam› kap› d›flar› ediyor. Bu da bizim için ilginç bir an› oluyor. En sonunda kral› destekleyen bir Nepalliyi de görmüfl oluyoruz bu vesileyle! Konferans›n sonunda kat›l›mc›lar bir araya gelerek Kathmandu Deklarasyonu üzerinde görüfl al›flverifli yap›yorlar. Deklarasyonda hangi konulara yer verilmesi gerekti¤inin üzerinde duruluyor. Dünyan›n farkl› ülkelerinden gelen uluslararas› delegeler olarak Nepal halk›n›n bar›fl ve demokrasi mücadelesini destekledi¤imizi ve imzalanan anlaflmalara uyulmas›n› önemli buldu¤umuzu belirtiyoruz. ABD emperyalizmi, Hindistan yay›lmac›l›¤› baflta olmak üzere d›fl güçlerin Nepal’in iç ifllerine kesinlikle kar›flmamas› gerekti¤ini, bu yönlü yap›lan tüm müdahaleleri protesto etti¤imizi, Nepal halk›n›n karar›na

herkesin sayg› göstermesi gerekti¤ini vurgulad›ktan sonra bu müdahalelere karfl› ç›kmayan, sürecin uzamas›na neden olan YP‹ hükümetini elefltiriyoruz. YP‹ hükümetinin imzalad›¤› askeri, ekonomik tüm anlaflmalar› kayg› verici buldu¤umuzu, bunlar›n iptali için harekete geçmeye ça¤›r›yoruz. Bununla birlikte ülke içindeki Butanl› göçmenler gibi çeflitli sorunlar›n da demokratik çözümü için ça¤r› yap›yoruz. Toplant›n›n ard›ndan deklarasyonu yaz›ya dökecek bir komite belirliyoruz ve toplu foto¤raf çekimi ile bu konferans› noktal›yoruz.

Konferans›n sonlar›na do¤ru Nepal Politika Enstitüsü’nde çal›flan bir yoldafl flayet istersek bizi Kathmandu’yu çevreleyen gerillalarla tan›flt›rabilece¤ini söylüyor. Bar›fl sürecinde oldu¤u için gerilla alanlar›na gidip gelmek serbest. En az›ndan sorun yarat›lm›yor. Biz de elbette kabul ediyoruz.

komutan ve siyasi komiserin sivil k›yafet içinde gelip bizle görüflece¤ini belirtince biraz da olsa rahatl›yoruz. 10-15 dakika geçmeden bizi bir okulun s›n›f›na götürüyorlar. Bir bak›yoruz ki yolda ald›¤›m›z Nepalliler bizim yoldafllar›m›zm›fl. Sa¤da duran 1.5 metre boyunda, esmer kad›n yoldafl, Susma, me¤er Kathmandu’yu çeviren 3. tugaya ba¤l› 13. taburun komutan›ym›fl. Ortadaki Madan yoldafl ise tümenin siyasi komiseri. Soldaki Neruda yoldafl ise PLA (Halk Kurtulufl Ordusu) üyesi bir gerilla. Taburda yaklafl›k 250 gerilla bulunmakta. Yan›m›zda sessiz sakin oturan 24 yafl›ndaki Susma yoldafl 25 savafltan ç›kan ünlü bir komutanm›fl. Omzundan 2 kez ve bafl›ndan 1 kez yaralanm›fl. Susma yoldafl 1997’de PLA’ya kat›l›yor ve o sene Parti taraf›ndan oldukça cüretli ve kahramanca bir eylem olarak de¤erlendirilen ve Halk Savafl›nda bir dönüm noktas›n› simgeleyen Ramechap flehrindeki Bethan Polis Karakolu bask›n›nda yer

24 Eylül sabah› saat 5’de kalk›p yola ç›k›yoruz. Arabayla 2 saatlik bir mesafe gidece¤iz. Kontrol noktalar›n› aflt›ktan sonra sapa bir yola bükülüyoruz. Yolda ya¤mur bafll›yor ve sa¤anak bir flekilde ya¤›yor. Bu s›rada 2’si kad›n 3 Nepalliyi arac›m›za al›yoruz. Biri bize yol gösteriyor. Çok dik ve bükümlü yollardan gitmeye çal›fl›yoruz. En sonunda tepedeki köye var›yoruz. Ya¤mura ra¤men çok güzel bir manzara bizi bekliyor. O gün köyde festival oldu¤unu ö¤reniyoruz. Köy kalabal›k, özellikle tap›nakta çok say›da insan var. Bu köy beyaz bölgenin s›n›r›nda. Ard›ndan toprak yolu takip etmemiz gerekecek. Asl›nda gerillalar›n konaklad›klar› kampa yol yok, ç›kmak da zormufl. Bu nedenle yaklafl›k 50 kiflilik bir gerilla grubunun bizim için ovaya inmesi ve bizlerle görüflmesi planlanm›fl. Ancak sa¤anak ya¤mur nedeniyle toprak yol çamura dönüflüyor ve araban›n gidemeyece¤i anlafl›l›yor. Gidece¤imiz yer ise gerilla yürüyüflüyle 2 saat mesafede. Israrlar›m›za karfl›n grubun geneli de isteksiz oldu¤u için görüflmeyi bu flekilde iptal etmek zorunda kal›yoruz. Yoldafl,

alan 27 gerilladan biri. Bu bask›nda 4 polis öldürülüyor, içinde Komutan yoldafl Tirtha Gautam’›n da bulundu¤u 1’i kad›n 3 yoldafl flehit düflüyor. Bu bask›nda yüzlerce tüfek ve çok say›da kurflun ele geçiriliyor. Görüflmenin bafl›nda, Fransa’dan gelen FKP ve Dünya Sendikalar Federasyonu yetkilisi, yoldafllara Maoistlerin neden kendilerini ayr›ca komünist olarak adland›rd›¤›n› soruyor. Siyasi komiser Madan yoldafl ise gerçek bir komünist olmak için Maoist olmak gerekti¤ini belirtiyor. “Dünyada çok say›da farkl› Komünist Partiler bulunmakta. Ancak bu partiler içinde yaln›zca Maoistler komünist ilkeleri uygular. Çünkü komünistler halk›n gerçek talepleri u¤runda savafl›rlar. Biz de gördü¤ünüz gibi savafl›yoruz.” Yoldafltan uygulad›klar› toprak devrimi hakk›nda bilgi vermesi isteniyor. Madan yoldafl ülkelerinde bölgelere göre farkl› uygulamalar yapt›klar›n› anlat›yor. Örne¤in tepelik bölgelerde tarlalar küçük ve parçal›. Küçük toprak sahipleri bulunmakta. Buralarda kooperatif çal›fl-

Gerilla komutan›yla sohbet

3-16 Kasım 2006 malar› yap›l›yor. Oval›k olan Terai’de ise durum daha farkl›. A¤al›k mevcut. Orada ise “Toprak üretenindir”, “Topra¤› iflleyen onun sahibidir” fliarlar›na hayat verdiklerini söylüyorlar. Yoldafl da di¤erleri gibi bar›flç›l yollar› denediklerini ancak bu yollar t›kand›¤›nda silaha baflvuracaklar›n› söylüyor. Madan, dünyadaki emperyalist güçlerin ve gericilerin kendilerine karfl› oldu¤unu, Moriarty’nin diplomatik haklar›n› aflarak emirler ya¤d›rd›¤›n› söylüyor ve bu süreçte halkla PLA aras›ndaki iliflkileri daha fazla gelifltirmeyi hedeflediklerini belirtiyor. “Elbette ki bu bar›fl süreci riskli bir seçenektir. Ancak zafere yaklafl›rken risklerle oynamak zorundas›n›z. Risklerin büyümesi zaferin de yaklaflt›¤›n› bizlere göstermektedir. Bu süreçte ovada ve flehir merkezlerindeki gücümüz büyük oranda artm›flt›r.” “Nepal ordusunun silah›, askeri, arac› daha fazla. Ancak PLA’nin siyasal bir hedefi var. ‹deolojisi var. Kraliyet ordusunun politik bir davas› yok. Biz yenildi¤imiz için ateflkes yapm›yoruz. Onlar› kovmasak ve kovalamasak baflkentin bu kadar yan›na nas›l gelebilirdik ki?” “Bafltaki planlar›m›z› gerçeklefltiremedi¤imiz, taburu gösteremedi¤imiz için özür dileriz. Bu tehlikeli koflullarda buraya geldi¤iniz için ve Nepal devriminden ald›¤›n›z mesaj› ülkenize götürece¤iniz için teflekkür ederiz” diyerek sözlerini bitiriyor. Ard›ndan Kathmandu merkezinde farkl› programlar›m›z oldu¤u gerekçesi ile toplant› sonland›r›l›yor. Biz de yoldafllara sar›l›p vedalafl›yor ve selamlar›n› yoldafllar›m›za iletece¤imize söz veriyoruz.

Ayd›nlar Konferans› Yaz› dizisinin bafl›nda da belirtti¤imiz gibi yoldafllar bar›fl sürecini toplumun her kesimi içinde yo¤un bir kitle faaliyeti olarak ele al›yorlar. Bu faaliyetler içinde demokratik kitle örgütlerinin konferanslar› önemli bir yer tutuyor. ‹flçi, kad›n, köylü, ö¤renci vd. alanlarda konferanslar düzenliyorlar. Böylece hem genifl kitlelere politikalar›n› derli toplu iletebiliyor, hem kendi güçlerini gösteriyor, hem de kendi kitlelerine süreci ve politikalar› birinci elden aktarabiliyorlar. Bu konferanslardan bir di¤eri ise 24 Eylül’de gerçekleflen Ayd›nlar Konferans›. Bu konferansta ülkenin dört bir yan›ndan gelen ayd›nlar –yazarlar, profesörler, sanatç›lar vb- devrim sürecinde kendilerine düflen görevleri tart›fl›yorlar. Zaman s›n›rlamas›ndan kaynakl› konferansa k›sa süreli kat›lmakla yetinebiliyoruz. Filipinli yoldafl ILPS ve Uluslararas› Dayan›flma Konferans› ad›na kitleyi selamlayan bir konuflma yapt› ve NKP (Maoist) önderli¤inde yeni demokratik devrime yürüyen Nepal halk›n›n yan›nda oldu¤umuzu, mücadelelerini destekledi¤imizi belirtti. Devam edecek


20

3-16 Kasım 2006

60

Kitlelere devrimin amaçlar›n› iyi anlatmal›y›z! -4Bugün h›zla artan, giderek yayg›nl›k kazanan ›rkç›-floven sald›r›larla, Türk milliyetçili¤iyle çeflitli milliyetlerden emekçilerin bilinçleri ve düflünsel dünyalar› zehirlenmekte, Kürt ve Türk halk› aras›nda kal›n çitler örülmeye çal›fl›lmaktad›r. Ezilen ba¤›ml› ulustan ve di¤er az›nl›k milliyetlerden emekçilere karfl› düflmanl›k, kin ve imha duygular› h›zla geliflmektedir, öyle ki toplumun en ileri kesimi denilebilecek çevrelerde bile Kemalizm hayranl›¤› ve hâkim ulus milliyetçili¤i küçümsenmeyecek bir düzeydedir. Ülkemizde kendisine “ayd›n” diyen önemli bir kesimde bile Kemalizm ve Atatürk hayranl›¤›, koyu bir Türk milliyetçili¤inin etkisi vard›r. Her gün ›rkç›-floven-kafatasç› gerici faflist ideolojiyle bilinçleri karart›lan emekçiler egemen-sömürücü s›n›flar›n etkisi alt›nda kalmakta, manevi kölelik dünyas›na mahkûm olmaktad›r. Türk iflçi ve köylülerinin bilinç ve duygu dünyalar›nda Türk milliyetçili¤inin derin izleri görmezlikten gelinemez. Bu izler her geçen gün daha da koyulafl›p gericileflmektedir. Bundand›r ki s›n›f bilinçli proleterler vakit kaybetmeksizin her alanda vazgeçilmez bir flekilde Türk milliyetçili¤ine, ›rkç›l›¤a ve flovenizme karfl› iflçiler ve köylüler aras›nda bilinçlendirme çal›flmas›n› örgütlemelidir. Onlar› e¤iten, ayd›nlatan bir çal›flma yürütülmelidir. Kabul etmek gerekir ki bugün Türk hâkim s›n›flar› Türk iflçi ve köylüleri aras›nda küçümsenmeyecek düzeyde bir Türk flovenizmi yaratm›flt›r. ‹flçilere, köylülere, kamu emekçilerine, ö¤renci gençli¤e, emekçi kad›nlara, inançlar› nedeniyle bask› alt›nda olan herkese yoksullu¤un, iflsizli¤in, e¤itimsizli¤in, evsizli¤in, maddi ve manevi köleli¤in nedenleri aç›k ve anlafl›l›r bir flekilde somut ve canl› örneklerle anlat›lmal›d›r. Devrimin amaçlar›, iflçi s›n›f›n›n emekçilerin ve ezilenlerin kazan›mlar› yal›n ve anlafl›l›r bir dille anlat›lmal›d›r. Sömürü ve zulüm düzeninin ›rkç› floven militarist politikalar›, çeflitli milliyetlerden emekçi halk›n aras›nda yarat›lan düflmanl›k tohumlar› anlat›lmal›d›r. Toplumun her farkl› kesiminin yaflad›¤› farkl› sorunlar› ve politik hedefleri gösterecek sloganlar tespit edilmelidir. Bu somut slogan ve devrimci fliarlarla propaganda ve ajitasyon çal›flmas› yap›l›p, örgütlemeye gidilmelidir.

Gizli çal›flma, Partinin güçlenmesine ve geliflmesine uygun bir flekilde yürütülmelidir! “Gizlilik, polisin çal›flmas›n› ve burjuva devletinin bask› makinesini aldatmak ve ondan kurtulmak sanat›d›r.” S›n›f bilinçli proleterlerin gizlilik kurallar›n› hiçbir zaman ihlal etme gevfletme, yumuflatma, ciddiye almama hakk› yoktur. S›n›f savafl›m›n ac›mas›z, imha edici yasalar›n›, kan ve can pahas›na uzun mücadeleler sonucu elde edilen ilkelerini ihmal ederek, yok sa-

yarak, yaflanmam›fl kabul ederek, özü zay›flat›lm›fl haliyle uygulama hakk› s›n›f bilinçli proleterlerin elinden alm›flt›r. Gizlilik kurallar›n›n her bir ihlali demek, devrimci mücadelenin kesintiye u¤ramas›, yenilgi al›p gerilemesi s›n›f düflmanlar›n›n güçlenmesi demektir. S›n›f bilinçli proleterler gizlili¤i hiçbir zaman bir oyun olarak kabul edemez. Neden gizli çal›flma yürütmek ve gizlilik kurallar›n› uygulamak zorunday›z? Çünkü burjuva-feodal sistemin despotik y›k›c› darbelerinden korunmak, düflman›n sinsi, gizli takibinden kurtulmak, denetimine ve kontrolüne girmemek, devrimci çal›flmay› kesintiye u¤ratmadan yürütmek, devrimin ve partinin yüksek s›n›f ç›karlar›n› korumak, proletaryan›n devrim bilimini, kazan›mlar›n›, de¤erlerini sahiplenmek içindir. II. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’n› izleyen günlerden günümüze dek em-

peryalist-kapitalist ülkelerin ve yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerin casusluk teflkilatlar›n›n birbirlerine yard›m ettiklerinin, dayan›flma içinde olduklar›n›n, ihtiyaç halinde birlikte hareket ettiklerinin say›s›z örnekleri süreç içinde görüldü. Tam ve gerçek bir gizlilik uygulanmadan, do¤ru bir örgütleme için vazgeçilmez önemde olan MLM kitle çizgisi ve çal›flmas› uygulanmadan devrimci mücadelenin do¤ru bir zemine oturmas› ve süreklilik kazanmas› mümkün de¤ildir. S›n›f düflmanlar›n›n gerçek niteli¤ini, uygulad›klar› yöntemleri, kullan-

Gizlilik kurallar›na bir veya birden fazla militan›n ya da bir komitenin de¤il, kolektifin tümünün kay›ts›z flarts›z uymas› gerekir. Bu ilke asla unutulmamal›d›r. Unutulmamal›d›r çünkü bugün s›n›f bilinçli proleterlerin zindanda de¤il, d›flar›da s›n›f savafl›m›n s›cak prati¤i içinde olmas›na devrimin, partinin daha fazla ihtiyac› vard›r. D›flar›da devrimci çal›flma için hizmet etmek, zindanda devrimci çal›flmaya hizmet etmekten daha fazla anlaml›d›r. Buna devrimin, partinin ve halk›n daha fazla ihtiyac› vard›r. d›klar› araçlar› kavrad›¤›m›z oranda onun bask› ve polis metotlar›na karfl› gerçek ve esasl› bir karfl› durufl sergilenebilir. Böyle kapsaml› ve ileri bir bilinç sayesinde, s›n›f bilinçli proleterleri baflar›s›zl›klara iten ilkel “gizli çal›flma” amatör ve esnafça metotlardan kendilerini kurtarabilir. Devrimin bize kazand›rd›¤› yenilmez silahlar› prati¤e uygulad›¤›m›zda düflman›n denetim ve takibinden kurtulabilir ve hatta bütün bu gizlilik kurallar›n› pratik içerisinde ustaca ve bilinçle uygularsak onu yok etmek imkân›na sahip olabiliriz. S›n›f savafl›m›nda baflar›l› olman›n ad›m› sadece bir fley (gizlilik kurallar›) ö¤renilerek, uygulanmaya çal›fl›larak mümkün olmaz. Devrimci savafl›mda birçok fley do¤ru ve iyi ö¤renilip uyguland›¤›nda ve bu bilinç kolektife mal oldu¤unda kapsaml› ve bütünlüklü bir s›n›f bilinci, örgüt ve önderlik bilincine sahip olunarak hareket edildi¤inde, s›n›f savafl›m›nda yenilmez olunur.

Gizlilik kurallar›, içinde bulundu¤umuz devrimci çal›flman›n özgünlü¤üne, faaliyet yürüttü¤ümüz alan›n koflullar›na, devrimci faaliyetin biçimine göre uygulanmal›d›r. Ayn› zamanda bu kurallar legal koflullara, özgün ve yarat›c› bir flekilde uyarlanmal›d›r. Devrimci çal›flmada ne kadar yarat›c›, ilkeli olunursa, gizli çal›flma kurallar›n› uygulamada ne kadar ustaca davran›l›rsa ve mümkün oldu¤u kadar en genifl kitleler taraf›ndan çevrelenirse düflman taraf›ndan ele geçirilme o kadar zorlafl›r. Bu çal›flma ve hareket tarz› kolektif taraf›ndan ne kadar güçlü benimsenirse, özüne uygun illegal bir örgüt yaratma o kadar gerçek olur ve düflman›n s›zmas›n› engelleyen sa¤lam çelikten disiplinli bir z›rh örme görevi o kadar baflar›lm›fl olunur. Her türlü profesyonellikten uzak, amatör, esnafça çal›flma tarz› yerle bir edildi¤i zaman, profesyonel devrimci bir örgüt yaratma ad›mlar› o kadar güçlendirilmifl olunur. O zaman legal tasfiyeci hiçbir rüzgâr, hiçbir gizli, sinsi, takip ve denetleme, düflman darbesi devrimci örgütü y›kamaz. O zaman gözü pek, kahraman savaflç›lar›n say›s› ço¤alarak, devrim denen altüst oluflun korkusuz s›ra neferleri ço¤alarak, güçlü bir halk ordusu yarat›lm›fl olunur.

Sonuç Gizlilik kurallar›n› tam ve eksiksiz bir flekilde uygulamayan bir militan, yoldafllar› için de ciddi bir tehlike yarat›yor demektir. Gizlilik kurallar›na bir veya birden fazla militan›n ya da bir komitenin de¤il, kolektifin tümünün kay›ts›z flarts›z uymas› gerekir. Bu ilke asla unutulmamal›d›r. Unutulmamal›d›r çünkü bugün s›n›f bilinçli proleterlerin zindanda de¤il, d›flar›da s›n›f savafl›m›n s›cak prati¤i içinde olmas›na devrimin, partinin daha fazla ihtiyac› vard›r. D›flar›da devrimci çal›flma için hizmet etmek, zindanda devrimci çal›flmaya hizmet etmekten daha fazla anlaml›d›r. Buna devrimin, partinin ve halk›n daha fazla ihtiyac› vard›r. Önemli olan düflman eline düflmemektir, ancak düflman elline geçince elbette ki s›n›f bilinçli proleterlerin tavr›n›n nas›l olaca¤› bellidir. Tav›r: Her koflulda ve her yerde devrimi savunmak, korumak, sahiplenmek, ser verip, s›r vermeme ilkesiyle düflman› yenilgiye u¤ratmakt›r. Devrimci çal›flmada en küçük bir ilkesizli¤in unutkanl›k, ihmalkârl›k ya da gevflekli¤in tek bafl›na bir militan› de¤il, örgütü de tehlikeye sokaca¤› bilinmelidir. S›n›f bilinçli hiçbir militan›n gizlilik kurallar›n› yumuflatmaya, gevfletmeye, keyfine göre “uygulamaya”, bozmaya, de¤ifltirmeye hakk› yoktur.


21

60 Bu bir devrim sorunudur. Devrimi koruma, savunma ve güçlendirme sorunudur. Kim ki gizlilik kurallar›na tam ve kusursuz bir flekilde uymuyorsa o kifli objektif olarak düflmana hizmet ediyor demektir. Yap›lan en küçük bir ilkesizlik, kurals›zl›k hemen an›nda yoldafllara bildirilmelidir. Bu bilginin an›nda örgüte iletilmesi durumunda tehlikenin daha aza indirilme flans› oluflur. Özellikle günümüzde devrimci hareketin yaflad›¤› en ciddi ilkesizliklerin bafl›nda telefon ve interneti bilinçsiz, dikkatsiz, sorumsuz bir flekilde rahatl›kla kullanma gelmektedir. Devrimci hareketin illegalite kurallar›n-

daki en ciddi k›r›lma noktas› buras›d›r. Gizlilik kurallar› konusunda disiplinli, kat› ve müsamahas›z olmal›y›z. Gevflek zay›f, ilkesiz ve disiplinsiz davran›fllar› ac›mas›zca mahkûm etmakten çekinmemeliyiz. Gizlilik kurallar› karfl›s›ndaki durufl, devrimi alg›lama, kavrama durufludur. Gizlilik kurallar›na tam ve eksiksiz olarak uymayanlar, örgütü tehlikeye düflürerek, devrimi zay›flatt›klar›n› bilmelidir. Devrimin en büyük gücü gerçeklerdir. Çünkü gerçeklere sahip oldukça onun geliflim yasalar›n› kavrad›kça kitleleri örgütleme gücü artacak, y›k›lmaz ve yenilmez bir parti yarat›lm›fl

PUSULA TEK BAfiINA HER ALANDA KAZANMAK S›n›f savafl›m› birçok alanda farkl› biçimlerde sürmektedir. S›n›f bilinçli proleterler görev ve sorumluluklar›n› bu gerçekli¤in bilinciyle yerine getirmelidir. S›n›f düflmanlar› sald›r› ve kuflatmas›n› her alanda art›rarak sürdürdükçe her alanda örgütlü bir durufl ve devrimci bir karfl› koyufl yaratma, sald›r›lara karfl› yan›t olma görevi s›n›f bilinçli proleterlerin omuzlar›nda olmaya devam edecektir. Bugün iflçi s›n›f›, köylülük ve emekçi saflarda devam eden da¤›n›kl›k, örgütsüzlük direnifl ve mücadeleyi zay›flatmakta, birbirinden kopuk ve parçal› direnifl durumunun devam etmesine neden olmaktad›r. Her alanda direnifl ve mücadele gelene¤i yaratman›n ilk ad›m› var olan mevcut örgütsüzlük ve da¤›n›kl›¤› ortadan kald›rman›n güçlü ad›mlar›n› döflemektir. Bunun kolay olmayaca¤› bu görev ve sorumlulu¤un k›sa sürede baflar›lamayaca¤›, birkaç direnifl ve birkaç mücadele hamlesiyle hemen baflar› elde edilmeyece¤i bilinmelidir. Zorluklar ve engellerle dolu bir sürecin yaflanaca¤›, düflman darbelerinin devam edece¤i, dönem dönem baflar›s›zl›klar›n da yaflanaca¤› bilinmelidir. Ancak süreç devrim bilinci ve devrimci politika ile ele al›nd›¤›nda zorlu bir sürecin sonucunda örgütsüzlükten yar› örgütlülü¤e ekonomik-demokratik talepli mücadeleden politik iktidar hedefli mücadeleye do¤ru ad›m ad›m mücadelenin geliflece¤i bilinmelidir. Bu bilinçle hareket edildi¤i oranda görev ve sorumluklar anlafl›l›r olur, devrimci durufl ve mücadele nitelikli hale dönüflür. Sürecin ve s›n›f mücadelesinin

sorunlar›, yasalar› kavrand›kça devrimci hareketin geliflim ve ilerleme yönü ve niteli¤i anlafl›l›r hale gelecektir. Süreç ve mücadele gerçekli¤i kavrand›kça tek tek alanda bulunan yeterince güçlü ve örgütlü olmayan ilericiler, devrimciler zay›ftan güçlüye, da¤›n›kl›ktan toparlanmaya do¤ru bir yönelim içine girecek ve kitleleri örgütlemeye do¤ru bir baflar› grafi¤i çizmeye bafllayacakt›r. Her türlü sömürü ve zulüm merkezli karfl› devrimci sald›r›ya karfl› güçlü direnifl ve mücadele barikatlar› oluflturulacakt›r. Kitleler örgütlendi¤i oranda gerçek anlamda Proletarya Partisi öncü ve önder güç durumuna gelecektir. Kitlelerin örgütlenemedi¤i yerde Proletarya Partisi’nin gücünden bahsedilemez. Keza ideolojik-politik düzeyde örgütlenme baflar›lamad›¤› sürece kitlelerin örgütlenme prati¤i de baflar›lamaz. Örgütsüz kitle güçsüzdür. Ekonomik-politik-ideolojik sald›r›lara karfl› koyma gücü zay›ft›r. Egemen sömürücü s›n›flar gücünü emekçilerin örgütsüz olma durumundan almaktad›r. ‹flçilerin, köylülerin, emekçilerin kendi öz örgütlülükleri etraf›nda yeterince örgütlü olamama durumu sonucunda egemen s›n›flar› sald›r›lar›n› art›rmada pervas›zlaflmakta, daha cüretli bir flekilde y›k›m ve imha politikalar›n› uygulamaktad›r. Bu gerçeklik s›n›fl› toplumlar›n temel özelli¤idir. ‹flçiler, köylüler, emekçiler örgütlendi¤i oranda güçlenecek; sömürücü egemen s›n›flar örgütleme ve yönetme güçlerini ad›m ad›m kaybederek, zay›flayacakt›r. Mevcut sürecin bu niteli¤i ve

3-16 Kasım 2006 olacakt›r. S›n›f bilinçli proleterlerin gücü davan›n hakl›l›¤›ndan, kitlelerin deste¤inden, dünya devrimci hareketinden ve zafere olan kesin inançtan gelir. Bunun için de bütün mücadele alanlar›nda çaba artt›r›lmal›d›r. Bu konuda s›n›f bilinçli proleterlere a¤›r ve önemli görevler düflmektedir. Yönetici olarak, s›n›f savafl›m›na ait bütün teorik sorunlar› baflta olmak üzere basit gibi görünen ayr›nt›lar› durmadan ö¤renmelidir. Her bilim gibi s›n›f savafl›m› ö¤retisi olan MLM de incelendi¤i, araflt›r›l›p ö¤renildi¤i oranda devrimci prati¤in rotas› do¤ru yola sokulur. Böylelikle kazan›lan s›n›f bilinci her

özelli¤i devrimci hareketin örgütleme ve yönetme kapasitesinin zay›f olufl gerçekli¤ini, yeterince güçlü mücadele ve direnifl gelene¤i yaratamama durumunu ortaya ç›karmaktad›r. Devrimci hareketin görece zay›f oldu¤u gerçe¤i korkulacak panikleyecek, zorluklar›n alt›nda ezilecek bir durum olarak görülmemelidir. Bu süreç tam da “durum iyidir” tespitini do¤rular temelde geliflmektedir. Çünkü gerçekler devrimcidir. Kötü ve korkulacak olan durum, mevcut gerçekli¤in aleyhimize olmas› de¤ildir. Korkulacak olan kötü durum, var olan gerçekli¤i kabul etmemek ve bu gerçekli¤in içindeki yasalar›, hareketin geliflim yönünü kavramamakt›r. Bugün ihtiyaç olunan devrime inançt›r. Devrimin toplumsal bir zorunluluk oldu¤u gerçekli¤ine inanmakt›r. As›l sorun yeterli bir devrim bilincine sahip olmay› baflarmakt›r. As›l sorun yeterlilik düzeyinde bir örgütleme ve yönetme kapasitesine sahip olmamak de¤ildir. Bu durum s›n›f savafl›m›n›n tüm bafllang›ç süreçlerinde ve baz› dönemlerinde yaflanm›flt›r. S›n›f mücadelesinde bütün olanaklar devrimin lehine olsayd›, devrim yapmak çok kolay olurdu. Dünya devrim tarihinde bu gerçekli¤i ispatlayan say›s›z örnekler mevcuttur. Objektif koflullar devrim için yeterli olgunlu¤a sahipken, subjektif öznel güç haz›r ve yeterli düzeyde olamayabilir. Devrim bilinci, devrimci politika bu dengesizli¤i giderecek, ortaya ç›kan sorunlar› çözecek güç ve yeterliliktedir. Mevcut süreç afl›labilir bir niteliktedir. Zorluklar ve olumsuzluklar geçicidir. As›l mesele devrimin zorunlulu¤una ve devrim mücadelesinin hakl›l›¤›na ve meflrulu¤una inanmakt›r. Bu hakl›l›¤› ortaya koyacak devrimci politikayla sürecin de¤iflimine yo¤unlaflmakt›r. As›l mesele sömürü ve zulüm oldukça emekçilerin ezilenlerin dev-

gün biraz daha uyan›kl›k ve aç›k görüfllülükle iflçilere emekçilere afl›lay›p yayma prati¤i içinde derinlefltirilip, ilerletilebilir. Bunun için de bitip tükenmek bilmeyen bir flevkle çal›flmak, mücadele etmek ve yorulmadan ö¤renmek; sürecin her ad›m›n› sorgulayarak, geliflmeleri en ince ayr›nt›s›na kadar analiz etmek gerekir. Sürecin, devrimci savafl›n, savaflç› partinin kapsaml› ve en ileri devrim bilgisiyle donanm›fl, üretken, yarat›c›, ufku aç›k, bilinci berrak, cesaretli, her zaman ve her yerde bedel ödemeye, ödetmeye haz›r militan kadrolara ihtiyac› vard›r. Bitti

rim yapma, isyan edip baflkald›rma hakk› oldu¤u bilincine varmakt›r. ‹flsizli¤in ve yoksullu¤un do¤urdu¤u kötülüklerin, açl›¤›n bo¤ucu s›k›nt›lar›n›n nedenlerini kavramakt›r. Bu gerçekli¤i kitlelere anlatmakt›r. Kurtuluflun proletarya önderli¤inde demokratik halk devrimini örgütlemekte oldu¤unu aç›k seçik olarak halk y›¤›nlar›na göstermektir. Aleyhte olan durumun, olumsuz koflullar›n tersine çevrilme mücadelesinin ç›k›fl noktas›, sorunlara çözüm bulman›n bafllang›ç noktas› budur! Hakl›l›¤›n ve meflrulu¤un bilincinde olmak! Bu bilince sahip olundukça yetersiz s›n›f bilinci yeterli s›n›f bilincine dönüflür. Örgütleme düzeyinde yeterli ve yetkin olmayan durum mücadele içinde yeterli ve yetkin düzeye dönüflür. “Tek bafl›na” olma durumu yaln›z bafl›na kalman›n yönü tersine çevrilir. Bir iken iki, iki iken befl, on, yüz, bin olunur. Örgütlülü¤ün olmad›¤› alanlarda sa¤lam örgütlenme yarat›l›r. Kazanmak önce bilinçte bafllar. Bilinçte kazanmayan bulundu¤u ifl kolunda, iflyerinde, okulda, sendikada, DKÖ’de kazanamaz! Yaln›z olma tek bafl›na olma durumu tersine çevrilemez. Ancak devrim bilinci burjuva toplumunun en i¤renç çizgisini oluflturan teoripratik aras›ndaki kopukluk sorununu giderebilir. Örgütlenme ve örgütleme sorununu çözebilir. Komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n yüz y›ld›r ezdi¤i sindirdi¤i iflçi ve köylülerle devrimin örgütlenece¤i bilinciyle hareket edilmesi gerekti¤i kavranmal›d›r. Onlar›n bu alçakgönüllü gizli kalm›fl “örgütleme ve yönetme yeteneklerinin” a盤a ç›kar›lmas› görevini baflarmak için “gerekti¤i gibi e¤itimden geçmek” gerekti¤i unutulmamal›d›r. Bu büyük dönüflümü sa¤lamak için iflçi, köylü, emekçi olman›n yan› s›ra saf›n› proletaryadan yana belirlemifl olmak ve buna tüm varl›¤›yla inanmak gerekir.


22

3-16 Kasım 2006

60

Nepal’de bar›fl görüflmeleri t›kan›yor! Nepal’de NKP(Maoist) önderli¤indeki Yeni Demokratik Devrim mücadelesi kendi özgünlükleri içinde ilerlemeye devam ediyor. YP‹ (Yedi Parti ‹ttifak›) hükümeti ile Maoistler aras›nda devam eden bar›fl süreci karfl›l›kl› taktiklerle Ekim ay› boyunca oldukça çetin bir flekilde geçti. Ekim ay›n›n bafl›ndan bu yana NKP(Maoist) Baflkan› Prachanda ile Baflbakan Koeirela aras›nda Zirve Toplant›lar› düzenlenmekte. Halen bir anlaflmaya var›lamam›fl durumda. 12 Ekim’deki 2. toplant›da Maoistlerin 9 maddelik önerisine karfl› parlamenter partiler 13 maddelik bir paket ç›kard›. Bu pakette Nisan ay›ndaki halk hareketine ihanet niteli¤inde maddeler mevcut. YP‹, kral›n mülkünün ulusallaflt›r›lmas› yerine vergi al›nmas›n› isterken monarflinin derhal kald›r›lmas›na karfl› ç›k›yor. YP‹ Hükümeti kraliyetin gelece¤inin Kurucu Meclis seçimleri sonras›nda meclisin ilk oturumunda ele al›nmas›n› ya da yine seçimlerden sonra bir referandumun yap›lmas›n› öneriyor. Maoistlerin ise silahlar›n› derhal denetime açmas›n› talep ediyor. Özcesi Maoistleri silahs›zland›rarak ve kraliyeti koruyarak Kurucu Meclis’e gerek kalmadan var olan sistemin korunmas› amaçl› bir plan ortaya konuluyor. Maoistler ise bu durumu kabul etmiyorlar. NKP (Maoist)’in talepleri flunlar: Yar›-feodal yar›-sömürge yap›ya son verilmesi, monarflinin derhal kald›r›lmas›, kral›n mülklerinin ulusallaflt›r›lmas›, kraliyet ordusunun ve parlamentonun da¤›t›lmas› ve Halk Kurtulufl Ordusu üzerinden ulusal ordunun kurulmas›. Ard›ndan ulusal, demokratik ve yaflamsal talepler öne sürülüyor: Uluslar›n kendi kaderlerini tayin hakk› do¤rultusunda özerk cumhuriyetlerin oluflmas›, baflta

Ekim ay›n›n bafl›ndan bu yana NKP(Maoist) Baflkan› Prachanda ile Baflbakan Koeirela aras›nda Zirve Toplant›lar› düzenlenmekte. Ve halen bir anlaflmaya var›lamad›.

Hindistan olmak üzere di¤er devletlerle yap›lan adaletsiz anlaflmalar›n la¤vedilmesi, tar›m›n makineleflmesi ve ulusal sanayi hareketinin bafllat›lmas› ve kolektif-sosyal bir toplumun kurulmas›. 12 Ekim’deki 2. toplant›da anlaflmaya var›lmamas› üzerine 15 Ekim’de yeni bir toplant› karar› al›nd›. Ancak 15 Ekim’de yaklafl›k yar›m saat süren toplant›da da anlaflma sa¤lanamay›nca taraflar masadan çekildiler ve ülkede politik bir kriz ortam› olufltu. Yeni görüflme tarihinin saptanmam›fl olmas› da bu krizi derinlefltiren bir etkendi. 15 Ekim’den sonra 4. toplant› ise ancak 29 Ekim’de örgütlenebildi. NKP(Maoist) 14 Ekim’deki MK toplant›s›nda YP‹’ye yönelik 5 maddelik bir flart sunuldu. Maoistler flayet kral›n mülkiyetine derhal el konulmaz, demokratik cumhuriyet ilan edilmez ve kurucu meclis seçimleri belirlenmezse geçifl hükümetine girmeyi kabul etmeyeceklerini, monarflinin gelece¤i konusunda halk›n karar vermesi için harekete geçeceklerini aç›klad›. Ayr›ca parlamentonun

derhal da¤›t›lmas› da talep edildi. Baburam ise yapt›¤› aç›klamada partilerinin süreçten umutlu oldu¤unu ancak görüflmeleri yeterli bulmad›klar›n› belirtti. Kral ve feodalizm yanl›s› unsurlar›n halen devrede oldu¤unu belirten Baburam, silahlar›n denetiminin bugünün temel sorunu olmad›¤›n›, bu meselenin devletin yeniden kuruluflu ve örgütlenifli esnas›nda düzenlenece¤ini vurgulad›. Prachanda ise 6 Ekim’deki aç›klamas›nda yeni bir flehir isyan›n›n yak›nda ihtiyaç olabilece¤ini belirtince ülkedeki kitle örgütleri büyük bir kampanya ile ajitasyon çal›flmalar›na bafllad›lar. Gerici partiler ise bunun anlaflmalara uygun olmad›¤›n›, provokatif aç›klamalar›n yap›lmamas› gerekti¤ini öne sürüyorlar. Gözlemciler Halk Kurtulufl Ordusu’nun baflkentin çok yak›nlar›nda oldu¤unu, kitle örgütlerinin büyük bir h›zla faaliyetlerini sürdürdü¤ünü, bu nedenle yeni bir flehir isyan›n›n gerçekleflmesinin oldukça mümkün oldu¤unu vurgulamaktalar.

Politik tutsaklar›n onurlu mücadeleleri Londra’da gerçeklefltirilen uluslararas› etkinlikle bir kez daha selamland› 7 Ekim tarihinde ‹ran’dan, Türkiye’den, Filipinler’den, Hindistan’dan göçmen emekçiler bu kez tüm dünyadaki, politik tutsaklarla dayan›flma amaçl› biraraya geldi. AT‹K ‹ngiltere Komitesi, Indian Workers Association (Hindistanl› ‹flçiler Birli¤i), Migrante ‹nternational (Filipinler Göçmen Örgütlülü¤ü), Halk›n Fedaileri (‹ran), Özgür Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi ve ‹ranl›lar›n anti-emperyalist örgütlülü¤ü taraf›ndan organize edilen geceye ILPS ve Uluslararas› Göçmenlerle Dayan›flma Merkezi (International Migrant Solidarity Centre) de destek sundu. Ayr›ca Etiyopya’dan göçmenler de kendi ülkelerindeki politik tutsaklar› anlatan bir stant ve resim sergisi açt›lar. Etkinlik bir dakikal›k alk›fllama ile bafllad›. Sonras›nda Göçmen ‹flçiler

Kültür Derne¤i gençleri taraf›ndan Artvin yöresi halk oyunlar› gösterisi sergilendi. Gece 1988 y›l›nda ‹rlanda’da 18.000 politik tutsa¤›n katledilmesine, Türkiye’de gerçeklefltirilen Ulucanlar ve 19 Aral›k katliamlar›na, Filipinler’de yaklafl›k 700 insan haklar› savunucusunun ve politik faaliyetçinin katledilmesine ve bu katliamlar karfl›s›nda gerçeklefltirilen direnifllere de¤inilen aç›l›fl konuflmas› ile devam etti. Ayr›ca gecede yer alan ‹ranl› bir politik tutsak kendi yaflad›klar›n› ve ‹ran’daki politik tutsaklar›n maruz kald›¤› insanl›k d›fl› uygulamalar› anlatt›. Özellikle kad›n tutsaklar›n bu uygulamalar›n onlarca kat daha fliddetlisi ile karfl› karfl›ya kald›¤›n›, tecavüzün sürekli kullan›lan bir yöntem oldu¤una de¤indi. Azeri kökenli di¤er iki ‹ranl› flairden biri Türkçe ve Farsça fliirlerini

kitleyle paylafl›rken, di¤er bir flair ise Naz›m Hikmet’in bir fliirini seslendirdi. Filipinli arkadafllar ise tiyatro gösterimi ve müzik dinletisi ile kitleye mesajlar›n› ilettiler. Özellikle ‹ran’la ilgili döviz ve sloganlar›n Filipinli tiyatrocu taraf›ndan gösterinin bir parças› haline getirilmesi kitleye uluslararas› dayan›flman›n bir gösterisi olarak duygulu anlar yaflatt›. Türkiyeli gruplar olarak bizler ise Türkiye’deki politik tutsaklar›n direnifllerinin anlat›ld›¤› bir sinevizyon gösterimi ile etkinlikte yer ald›k. Gece son olarak Serhat Tunç Ar›can’›n seslendirdi¤i Kürtçe ve Türkçe türkülerle çekilen halaylarla son buldu. Gecede s›k s›k “Yaflas›n enternasyonal dayan›flma”, “Politik tutsaklara özgürlük” sloganlar› tüm kitle taraf›ndan coflkuyla at›ld›. (AT‹K ‹ngiltere Komitesi)

Bu süreçte Maoistler monarflinin tamamen y›k›lmas› için Cumhuriyetçi Cephe kurmaya da h›z vermifl durumda. Bu cepheye ülkedeki monarfli karfl›t› tüm güçlerin kat›lmas› bekleniyor. Cepheye Baflbakan Koeirela karfl› ç›k›yor. Ancak YP‹ içinde de görüfl ayr›l›klar› görülüyor. Baflbakan yard›mc›s› Sherchan, Koeirela’n›n karfl› ç›kmak yerine bu cepheye önderlik etmesi gerekti¤i yönlü bir uyar›da bulunarak monarfli karfl›t› tüm güçlerin kendi denetimlerinden ç›kmas›na izin verilmemesi gerekti¤ini düflünüyor. Bununla birlikte polisin hükmünü ve etkinli¤ini yitirdi¤i baflkentte adaleti Maoist milisler sa¤lamaya bafllad›. ‹flçilerin ayl›klar›n› ödemeyen, h›rs›zl›k yapan, suç iflleyen insanlar Maoist milisler taraf›ndan yakalan›p sorgulanmakta. Gerici devletin iyice etkisizleflti¤ini gösteren bu durum gerici bas›n taraf›ndan protesto ediliyor. Newa Kurtulufl Cephesi ise bir acil telefon hatt› oluflturarak halk›n suçlar› ihbar etmesini, Halk Kurtulufl Ordusu’nun sorunu çözmek için harekete geçece¤ini ilan etti.

Londra’da Uluslararas› Göçmenler Dayan›flma Merkezi aç›ld› ILPS Avrupa Seksiyonu’nun projesi do¤rultusunda farkl› ülkelerden göçmen örgütlenmelerinin bir araya gelerek çal›flmalar›n› ortak paydada birlefltirmeleri için AT‹K’in de önerisiyle ortak toplum merkezleri iflletme yönlü ad›mlardan biri de Londra’da at›ld›. ‹ngiltere’nin baskenti Londra’da 1 Ekim 2006 tarihinde Türkiyeli, ‹ranl›, Filipinli, Hindistanl› göçmenlerin yo¤un olarak kat›ld›¤› bir aç›l›fl etkinli¤i ile Uluslararas› Göçmenler Dayan›flma Merkezi aç›ld›. Yap›lan aç›l›fl konuflmas›nda göçmenlik olgusuna, emperyalizmin sald›r›lar› ve bunun göçmenler üzerindeki yans›malar›na de¤inildi, bu noktada bir araya gelmenin ortak mücadele etmenin önemi bir kez daha vurguland›. Pek çok sanatç› ve müzik grubunun destek sundu¤u etkinlikte, ‹ranl› bir fiair Kürtçe dille getirdi¤i bir fliirini kitleyle paylaflt›. Etkinlikte Göçmen ‹flçiler Kültür Derne¤i, YÇKM, Migrante International mesajlar› ile yer ald›. (AT‹K ‹ngiltere Komitesi)


23

60

3-16 Kasım 2006

Hindistan’da Maoistlerden eylemler

Hindistan’da 18 Ekim’de Maoist kad›n gerillalar taraf›ndan Bastar flehrinde yap›lan eylemde 4 hükümet binas› bombaland›. 10’dan fazla kad›n gerillan›n kat›ld›¤› eylemde ayr›ca flehirleraras› yol da bir süreli¤ine kapat›ld›. 24 Ekim tarihinde Rayagada flehrine ba¤l› Bhubaneswar’da devletin üst düzey polis flefi Jaswindar Singh Maoistler taraf›ndan cezaland›r›ld›. HKP (Maoist)’e ba¤l› geril-

lalar›n ilk kez böylesi bir eylem düzenledi¤i aç›kland›. Halka karfl› sald›rgan tutumlar›yla bilinen ve bölgede Maoist gerillalara karfl› yap›lan operasyonlar› yöneten polis flefi, en son Maoist önderlerden Santosh yoldafl›n tutuklanmas›nda yer alm›flt›. Yine 24 Ekim’de Jharkhand’da polisle iflbirli¤i yapan 2 kifli de cezaland›r›ld›. Hindistan’daki 22 eyaletin 16’s›nda faaliyet yürüten Maoist gerillalar geçti¤i-

miz sene polisle iflbirli¤i yapan 16 kifliyi cezaland›rm›flt›. 24 Ekim tarihinde aç›klama yapan HKP (Maoist) Merkez Komitesi, Afzal Guru hakk›ndaki ölüm cezas›n›n kald›r›lmas› için halk hareketini yükseltme ça¤r›s›nda bulundu. Afzal Guru 13 Aral›k 2001’de parlamentoya yönelik sald›r›dan sorumlu tutularak tutuklanm›flt›. HKP (Maoist) bu idam karar›n›n yaln›zca haks›z ve adaletsiz olmad›¤›n›, ayn› zamanda Hint devletinin Müslümanlara olan nefretinin de göstergesi oldu¤unu aç›klad›. Bu karar›n sadece bir insan›n cezaland›r›lmas› olarak alg›lanmamas› gerekti¤ini, karar›n faflist Hint devletinin Kaflmir’deki ulusal kurtulufl savaflç›lar›na karfl› devam eden savafl›n bir parças› oldu¤u belirtildi.

Evrensel Bak›fl ‹MPARATORLU⁄UN BEfi YILI: HEZ‹MET Her türlü spekülasyonu bir kenara b›rakarak 11 Eylül sald›r›lar› hem “süper güç” ABD emperyalizmi, hem di¤er rakip emperyalist güçler ve hem de dünya ezilen halklar› ve uluslar› için bir döneme girilmesinin iflareti olmufltu. Bu dönemi yeni diye adland›rmak mümkün olmasa da (zira ard›ndan geliflen ne sald›rganl›k, ne hegemonya mücadelesi ne projeler ne de direnifller yeni de¤ildir) emperyalizm ile dünya halklar› aras›ndaki çeliflkinin yo¤unlaflt›¤›n›, çat›flman›n k›z›flt›¤›n› söylemek gerekir. ABD emperyalizminin bu dönem sözcüleri neo-con’lar (yeni-muhafazakarlar) büyük bir küstahl›k ve meydan okuma tarz›yla “daha savafl yeni bafllarken” sözde zaferini ilan etmiflti bile. Irak’ta Ba¤dat’›n düflmesiyle W. Bush’un ilan etti¤i zaferden bile önce ilan edilmiflti bu “zafer”. Plan ve projeler (çok daha öncesinden) haz›rd›; önce fler ekseni da¤›t›lacak, bu gücü gören di¤erleri ya derhal biat edecekler yada onlar için de bir “çare” düflünülecekti. Derslerine iyi çal›flm›fllar, harita üzerinde mavi ve k›rm›z› bayrakç›klarla tüm dünya ele geçmiflti bile. Yeni bir bin y›la girerken ABD emperyalizminin projelerinde aksayan bir yan yoktu k›sacas›… Ama haritalarda halklar yoktu, direnifl yoktu, kendine meydan okuyan bir güç yoktu… Bugün, tüm di¤er geliflmeleri bir yana b›rak›p sadece ABD’nin “El Kaide yuvas›” Afganistan’la birlikte üç fler oda¤› Irak, ‹ran ve K. Kore’ye bakmak, bu “karfl› konulmaz”, “vazgeçilmez”, “küresel ç›karlar›

olan tek ülke” ABD emperyalizminin ne duruma geldi¤ini görmek için yeterlidir. Afganistan: Her fley çok kolay olmufltu; NATO’nun ald›¤› karar ve tüm iflbirlikçiuflak güçlerle sald›r› ve iflgal gerçekleflmifl, Kabil’deki Taliban hükümeti devrilmiflti. Yerine kukla Karzai hükümeti konduruluvermiflti. Ancak ‹ngiliz emperyalizmi öncülü¤ünde ve 18 ülkenin kat›l›m›yla oluflturulan “Bar›fl” Gücü ISAF, Kabil’de s›k›flm›fl kalm›fl, ülkenin baflta güneyi olmak üzere di¤er kesimleri direnifl güçlerinin elinde kalmaya devam ediyordu. En son geliflmelerde, BMGüvenlik Konseyi, ISAF’›n sorumluluk alan›n› Kabil ve çevresi baflta olmak üzere tüm Afganistan’›n kapsayacak flekilde de¤ifltirdi. Daha önce buralarda görev yapan Amerikan güçleri ülkenin güney kesimlerindeki görevi ISAF komutas›na devretti. Son haftalarda çat›flmalar öylesine yo¤unlaflt› ki, NATO tarihinde ilk kez tugay düzeyinde çat›flma oldu¤u aç›klanan harekat gündeme geldi. ISAF’ta bunca ülkenin askeri olmas›na karfl›n, bu ülkeler askerlerinin kullan›m›nda çeflitli s›n›rlamalar getiriyor. Örne¤in Türkiye sadece Kabil’de görev almaya izin veriyor. Afganistan’da durum öylesi bir boyuta gelmifltir ki, NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Baflkomutan› Org. James Jones baflta Türkiye olmaz üzere ek asker istemenin yan›s›ra Afganistan’daki askerlerin Kabil d›fl›nda da görev yapmas›n›n kabul edilmesini istedi. Bunun nedeni tabi ki son zamanlarda a¤›rl›kla ‹ngiliz, Kanada ve ABD askerlerinin görev yapt›¤› bölgelerde çok say›da NATO askeri-

Indymedia muhabiri öldürüldü

M E K S ‹K A

Federal polis ve para-militer güçler 27 Ekim günü Oaxaca’da, Calicante mevkiinde bir barikata sald›rd›. Dört kifli öldü, çok say›da yaral› var. Bu sald›r›da New York Indymedia muhabiri Will Bradley Roland da hayat›n› kaybetti. Bradley katledildi¤inde Santa Lucia barikat›ndayd› ve sivil giyimli para-militerler taraf›ndan midesinden vurularak katledildi.

F ra n s a

Paris’te isyan›n y›ldönümü

nin ölmesi… Irak: Ülkedeki durum emperyalist iflgal güçleri için tam bir handikaba dönüflmüfl durumda. Direniflin boyutu öyle bir noktaya gelmifltir ki, Ekim ay› boyunca ABD, 96 askerini kaybetmifltir. Bu say› neredeyse iflgalin iki y›l›nda ölen ABD askeri say›s›na eflittir. Kuflkusuz bu rakam da flaibelidir; zira Irak’la dünya aras›ndaki iletiflim esasta iflgal güçlerinin tekelindedir. Buna en son örnek ise 10 Ekim günü Direnifl Güçlerinin Ba¤dat’taki Yeflil Bölge’nin 13 km güneyindeki ABD’nin Irak’taki en büyük karargâhlar›ndan birine yönelik sald›r›s›d›r. Grad, Katyufla ve roketlerle düzenlenen sald›r›da üsteki maddi zarar›n en az bir milyar dolar oldu¤u aç›klan›yor. Ölü ve yaral› toplam say›s› ise 300’ü buluyor. Ancak Irak’taki sansür böylesi bir sald›r›n›n dünyaya yans›mas›na izin vermiyor. ABD’nin kay›plar›n›n artmas›, geri çekilme tart›flmalar›n› da alevlendiriyor. Ancak ABD’nin Irak’tan çekilmesine imkan yok. Batakl›kta ç›rp›nmaya ve ç›rp›nd›kça batmaya mahkum durumda. ‹ran, K. Kore: fier üçgeninin bu iki sivri köflesi, tüm tehditlere, izole edilmeye karfl› ABD’ye meydan okumaya ve nükleer çal›flmalar›na devam ediyor. Hatta K. Kore bir ad›m daha atarak bu ay›n bafllar›nda nükleer deneme dahi yapt›. ABD’nin bu hamle karfl›s›ndaki tavr› ise “uyar›dan”, “k›zg›nl›kla edilen sözlerden” ve BM’ye bask› yapmaktan öteye gidemedi. Bugüne kadar 1050 nükleer deneme yapan ABD emperyalizminin inand›r›c›l›¤› da kalmam›fl ve Irak’a saplan›p kalm›flken Asya’da yeni bir cephe açmay› düflünmesi bile imkans›z durumda. Kuflkusuz ‹ran ve K. Kore’yi rahatlatan en önemli etken ABD’nin hem askeri hem ekonomik ve hem de destek bak›m›ndan gücünü Irak ve Afganistan’da tüketmesidir. ‹ran konusu daha da karmafl›kt›r, zira Irak’ta kendi kurdu¤u kukla hükümetle ‹ran aras›ndaki iliflkiler ge-

Fransa’da geçen y›lki banliyö isyan›n›n birinci y›l dönümünde, ülke genelinde iki otobüs kundaklan›rken, 25 genç gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlardan 21’inin Paris bölgesinde yaflad›¤› bildirilirken, ç›kan olaylarda alt› polisin hafif yaraland›¤› belirtildi. ‹çiflleri Bakanl›¤›, 28 Ekim gecesi Fransa genelinde banliyölerdeki durumunun “göreceli olarak sakin oldu¤unu” aç›klad›. liflmektedir. Irak’taki fiii direnifliyle de ba¤lar› oldu¤u iddia edilen ‹ran’la savafl zaten bafllam›fl durumdad›r da diyebiliriz. Bunun yan›nda Temmuz-A¤ustos aylar›nda ABD’ye vekaleten ‹srail ve Lübnan’daki Suriye/‹ran’la iliflkili Hizbullah güçleri aras›ndaki savafltan al›nan sonuç(suzluk) ABD emperyalizmi için yeni bir hezimet olmufltur. Hamas, Hizbullah, El Kaide vb: ABD’nin düflman belirledi¤i bu örgütler de özellikle 11 Eylül sonras› süreçte güçlenmifl, halkla ba¤lar› artm›flt›r. Yeflil Kuflak Projesinin ürünleri olan tüm bu güçler Filistin, Irak, Afganistan, Lübnan iflgallerine karfl› direnifllerde önemli roller oynayarak ABD’nin silahlar›n›n yine kendisine dönmesini sa¤lam›flt›r. Özellikle Lübnan’›n iflgaliyle direniflin bafl›n› çeken Hizbullah’›n prestiji s›n›rlar› aflm›flt›r. ‹flte “süper güç” ABD’nin 2001’den 2006’ya befl y›ll›k dönemin sonundaki hali budur. Buna büyüyen ve Asya’y› ekonomik kontrolü alt›nda tutan Çin’i, bölgede gücünü yeniden kazanan Rusya’y›, art›k ABD eksenli politika uygulamak istemeyen Avrupa’y› ve emperyalizme öfke duyan milyonlar› ekledi¤imizde flunu söyleyebiliriz ki; ABD “ya bendensiniz ya da karfl›mda” dedi¤i 2001 y›l›ndaki siyasi, ekonomik ve askeri bak›mdan çok daha kötü bir durumdad›r. Tüm bunlara ra¤men ne ABD emperyalizmi y›k›lm›flt›r ne de emperyalizm ortadan kald›r›lm›flt›r. Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de vd. iflgal sürmektedir. Irak, Vietnam’a benzetilmektedir ama Vietnam’da direnen güçler Vietnam Komünist Partisinin öncülü¤ünde savafl›yordu. Özellikle Afganistan’da, Irak’ta, Lübnan’da direniflte bedeller ödeyen devrimciler olmakla birlikte Ortado¤u ba¤lam›nda ortaya konulan direnifllerin temel gücünü hala ‹slami hareketler oluflturmaktad›r. Ama yine de yenilmez denilenin nas›l yenilebilece¤ini gösteren tarihsel günler yafl›yoruz.


24

3-16 Kasım 2006

60

Bu kader de¤ildir, aln›m›za yaz›lm›fl... “

Baflar›l› her erke¤in arkas›nda mutlaka onlar vard›, ayaklar›n›n alt›na cennetin reva görüldü¤ü “seçkinlerdi”, bazen erke¤i rezil, bazen vezir edendi, bazen gül oldular bazen hayat. Ancak istisnas›z sürekli (neolitik toplum dedi¤imiz toplay›c›l›k dönemleri hariç) sömürülen, afla¤›lanan, ikinci insan oldular. fiiddetin, istismar›n, haks›zl›¤›n her an her yerde muhatab› oldular. Kamusal alan-özel alan ay›rt edilmeden cinsel, s›n›fsal, bireysel sömürü ve fliddetin sorgusuz, flaflmaz adresi oldular. Kimler mi onlar “eksik etekler”, “yarad›l›fl nedenleri erkeklerin ifllerini kolaylaflt›rmak”, “saç› uzun akl› k›sa olanlar”, kad›nlar.

“

Erkek egemen sistemin iki kez, üç kez ezilenleri. Söylenmemifl sözün sahipleri, adressiz bak›fllar›n sahipleri. Yaflama niçin tutunduklar›n›, soluk almalar›n›n bedelini neden bu kadar zalimce ödemek zorunda olduklar›n› anlamaya çal›flanlard› onlar, yani sofram›zdaki yeri öküzümüzden (inekten de¤il) sonra gelenler. Kad›n olmak zordu; dünyan›n her yerinde ama yaflam›n her yönüyle en zor oldu¤u yerlerde kad›n olmak tarifi imkans›zlar›n zincirine halkalar eklemek ve zay›f halka bulamamakt›r. Yaflamda tarifi imkans›zlar nelerdi ac›lar m›? Ac›n›n rengini en iyi kimler bilir onlar, kad›nlar. Ac›lar kimli¤iydi onlar›n; ancak ifadelendirilemedi. Çünkü ac›n›n sahipleri ac›y› kendileriyle gömdü ya da yaflamda kalan ac› kimse taraf›ndan sahiplenilmedi.Birileri uykuya yat›r›yor körpe bedenlerini bir daha uyanmamak üzere, birileri ölüm uykusunun sebeplerini de¤il sonucunu yorumluyor. Bu k›s›r döngü dünden bu güne devam ediyor, yar›nlarda devam edece¤i kaç›n›lmaz gözüküyor. ‹flte gencecik kad›nlar›m›z›n ölüm uykusunu seçmekten baflka çarelerinin kalmad›¤› lanetlenmifl kent. Dünyada kad›n intiharlar›n›n, namus cinayetlerinin en çok yafland›¤› illerden biri Batman.Yaflanan bu gerçeklik TC devleti taraf›ndan “Bizim sorunumuz de¤il Kürtlerin sorunudur” denilerek de¤erlendiriliyor. Bu realite Türkiye’nin, resmi ideologlu¤una soyunmufl Ertu¤rul Özkök’ün köflesinde yaflam buluyor. Bu co¤rafyada ›rkç›l›k, düflünceleri o kadar k›s›rlaflt›rm›fl ki; bilimsel düflünce art›k yerini kafatasç›l›¤a, sosyoloji, kültür yerini üstün ulus, üstün kimlik, üstün kültüre devretmifltir. Devletin yaflanan kad›n sorununa yaklafl›m› senin ›rk›n benim ›rk›m üzerinden devam ede dursun. Taha AKYOL’UN CNN Türk’deki program›na konuk olan Ayfle BÖHÜRLER’in “Duvarlar›n arkas›nda” isimli belgeselinden ö¤reniyoruz ki Endonezya’da kad›n›n öne ç›kar›ld›¤› bir hayat yaflam buluyormufl. Önce inanmak güç geliyor, ancak belgelerle kan›tlan›nca flaflk›nl›kla bu da olabiliyormufl

Kad›n›n sosyalist bilinçle e¤itilmesi ile gelecek toplumun yat›r›m› olan cinslerin eflit yaflam haklar›na sahip bireyleri yetiflmifl olur. Kad›nlar›n bilinçlenmelerinin ihtiyaç oldu¤u kad›nlarca zorunluluk olarak bilince ç›kar›lmadan cins ve birey olma hakk› talep edilemez. Kad›n›n mücadelesini erkek olan s›n›fdafllar›m›zla ortak mücadele gelifltirerek çözebiliriz. diyoruz. Kad›nlar›n sözünün geçti¤i, miras devrinin kad›nlar üzerinden iflletildi¤i, kad›n›n söz önceli¤inin bulundu¤u bir toplum, “ana erkil” toplumun halen hüküm sürdü¤ü Endonezya sosyolojik ve felsefe bak›m›ndan incelenmesi gereken bir ülke. Ayr›nt›ya girmeden flu ilkemize dikkat çekmek isteriz; sosyalist kad›nlar erkek egemenli¤ine karfl› olduklar› gibi kad›n egemenli¤ine de karfl›d›rlar. Onlar›n amaçlad›klar› eflit cins, eflit haklara ve paylafl›ma dayal› olan s›n›fs›z toplumdur. Bu bak›fl aç›s›ndan hareketle Batman’da yaflananlar›n dünyan›n en geliflmifl olan Avrupa ve di¤er emperyalist ülkelerde de yafland›¤›n›, bütün bu sömürü fliddet politikalar›n›n kayna¤›nda erkek egemen sistemin sömürü, art› de¤er ve yay›lma politikalar›n›n bulundu¤unu bir an bile hat›rdan ç›kartmamak laz›m. Endonezya’da yaflanan toplumsal kültür de erkek egemen bir sistem k›skac›ndan kurtulamad›¤›ndan ifade edilmesi güç bir duruma dönüflmüfltür. Kad›n›n manevi olarak öne ç›kar›ld›¤› ancak karar alma ve yaflam üzerinde söz sahibi olamad›¤› bir ülke. Endonezya’n›n flu anki realitesi mevcut yap›y› ortaya koymaktad›r. Bir toplumda belirleyici olan alt yap› ve onun belirledi¤i üst yap›d›r (ekonomi ve sosyal, kültürel, siyasi yap›) alt yap›ya hangi s›n›f hâkimse üst yap›ya da o s›n›f yön verir. Bu realiteden hareketle kad›n›n sömürüsü ve ikinci

cins olma gerçekli¤i direkt erkek egemen sistemle aç›klanabilir. fiu halde bütün dünyada muhtelif derecelerde yaflanmakta olan kad›n sorununun adresi emperyalist-kapitalist erkek egemen sistemdir. Kad›n sorunu iddia edildi¤i gibi siyasetten ba¤›ms›z olarak erkek cinsini karfl›s›na alarak kad›n egemen toplum idealizm’i ile çözemeyece¤imizi bilmemiz gerekir. Kad›n sorununun kad›n egemenli¤i ile çözülebilece¤ine inanmak isteyenlere bir hat›rlatma yapmak isteriz. fiu an Yunanistan, ABD d›fliflleri bakanlar› ile fiili ve Almanya baflbakanlar›n›n neden kad›n sorununu çözmediklerini nas›l aç›klarlar? B›rak›n çözmeyi çözmek için sorun olarak görmek, sorunu kabul etmek gerekir; bahsi geçen sistemlerinin çeflitli yönetim ve yürütmelerinde bulunan sömürgeci emperyalist sistem sürdürücüleri “Güçlü kad›n unvanlar› kazananlar” kad›n›n toplumdaki konumlar›n› sorun olarak görmemektedirler. Kendilerini feminist olarak tan›mlayan, her sorunun kayna¤›na evdeki erkek kardeflini, erkek çocu¤unu, erkek babas›n›, erkek eflini, sevgilisini koyan hedefinden sapm›fl ve hedef sapt›ran kad›nlar bu realiteye karfl› kör ve sa¤›r olmaktad›rlar. Bizce bunun cevab› nettir soruna ideolojik bakt›klar›ndand›r, egemen sistemin kad›nlar› olarak düflündüklerindendir. Biz Maoistlerce toplumsal her olgunun kayna¤›nda emek-sermaye çeliflkisi vard›r. Bu ilkenin çözüm yöntemini de materyalist bak›fl aç›s› ile yorumlar, do¤an›n diyalekti¤i ilkesinden yola ç›karak her fley birbirine ba¤l›d›r ilkesi ile yöntem gelifltirir, analiz-sentez-tez metoduyla aç›klar›z. Ezilen s›n›f›n kad›nlar› egemen sistemin kad›nlar› ile ayn› toplumsal gerçekli¤e mahkûm edildiklerini, ancak egemen olmalar›ndan kaynakl› sömürünün yöntem ve metotlar›n›n farkl›laflt›r›ld›¤›n›, bilinçlerinin dumura u¤rat›ld›¤›n› bilirler. Bu bilinçle sorunun çözümüne ortak örgütlenmenin koflullar›n› oluflturmakla daha güçlü müdahil olabileceklerini savunurlar ve yöntemlerini oluflturmaya çabalarlar. Ama bu çaban›n mütevaz› ad›mlar›n› örerken asla vazgeçmedikleri

ilkeleri vard›r. Bu ilkelerinde esneklikte s›n›rs›z olsalar da ilkelerden ödün vermezler. Kad›n mücadelesine ve s›n›f bak›fl aç›s›na cepheden sald›ran hemcinslerine karfl› mücadeleyi görev bilirler. Biz sosyalist bak›fl aç›s›yla hayata bakan kad›nlar Frans›z Komünü döneminde, 17 Ekim devrimi sürecinde egemen sistem kad›nlar›n›n mücadele eden ezilen s›n›f›n kad›nlar›na karfl› sald›r› savafllar›n› asla unutmad›k. Kad›n sorunu yüzy›llard›r yaflan›yor, yaflanacak. Ülkemizde devrim mücadelesi tarihini yazanlar ML bilimin kad›n gerçekli¤ine dair ö¤retisini iyi kavrayamam›flt›r. Kad›n meselesi hep ileri tarihlere ertelenmifl, feodal kültür ve dinin bask›s›n› aflamam›fl bir perspektifle kad›n›n toplumsal prati¤ine yön verilmifltir. Öyle ki Türkiye Devrimci Hareketi mücadelesine yaflam›n› adayan ve adamaktan çekinmeyen kad›nlar›m›zdan baz›lar› kad›n olman›n bilincinden yoksun, özgür iradenin üretken kolektif geliflimine dahil olamam›fllard›r. Devrimci, sosyalist kad›nlar›n henüz kendilerine dair politikalar› yok denebilecek düzeydedir. MLM bilimiyle devrim mücadelesi yürüten yap›lar›n halen kad›n›n geliflimine dönük net politikalar› yoktur. Ya da pratikten anlafl›lan budur halen kad›nlara bak›fl aç›s› feodal ve bilim d›fl›d›r. Kad›n›n mücadeledeki yeri halen edilgendir. Biz MLM bilimiyle yo¤rulmufl iflçi s›n›f› bilimiyle hayat›m›za yön vermeye çal›flan kad›nlar; dünyan›n her yerinde farkl› aflamalarda yaflanan ancak ülkemiz gibi yarar› feodal- yar› sömürge emperyalist tekellere ba¤›ml› ülkelerde katmerli yaflanan kad›n sorununa köklü, kayna¤›ndan çözümler gelifltirip, güncel kad›n mücadelelerine de dayan›flma sunmal› s›n›f dostlar›yla ortak örgütlenmenin koflullar›n› hayata geçirmenin y›lmaz yorulmaz militanlar› olmal›y›z. Kad›n bilinçlenmesini günümüzün yaflam›m›z›n her an›nda, sürdürmeliyiz. Marksist ö¤reti “Kad›n özgürleflmeden toplum özgürleflmez” der. Evet, kad›nd›r toplumun bireylerini, kad›n ve erkeklerini yetifltiren. Kad›n›n sosyalist bilinçle e¤itilmesi ile gelecek toplumun yat›r›m› olan cinslerin eflit yaflam haklar›na sahip bireyleri yetiflmifl olur. Kad›nlar›n bilinçlenmelerinin ihtiyaç oldu¤u kad›nlarca zorunluluk olarak bilince ç›kar›lmadan cins ve birey olma hakk› talep edilemez. Kad›n›n mücadelesini erkek olan s›n›fdafllar›m›zla ortak mücadele gelifltirerek çözebiliriz. Erkekler karfl›m›zda de¤il saflar›m›zda olursa mücadelemiz nihai kurtulufla giden yola hizmet eder, aksi politika ve pratikler kad›n sorununu do¤uran erkek egemen emperyalist sisteme hizmetten öteye gitmez. “GÖ⁄ÜN YARISI KADINLAR” gökyüzüne sahip ç›kal›m; gö¤ü hemcinslerimizle, mücadele dostlar›m›z erkeklerimizle paylaflal›m. Paylaflt›kça ço¤ald›k, paylaflt›kça ço¤alaca¤›z. ÇUKUROVA DDSB


25

60

3-16 Kasım 2006

“Halka yön gösterici olam›yorsak, o zaman sinema yap›yoruz diyemeyiz“ Türkiye’de ilk k›sa film festivali Türk Sinematek Derne¤i (TSD) ve Robert Koleji Sinema Kulübü’nün öncülü¤ünde “Hisar K›sa Film Yar›flmas›” ad›yla 1967 y›l›nda ‹stanbul Hisar’da yap›lmaya baflland›. 1968 y›l›nda yap›lan 2. Hisar K›sa Film Festivali’nden 3 ay sonra yeni bir sinema dergisi yay›na giriyor. “Genç Sinema/Devrimci Sinema Dergisi” ad›yla. Dergi, ilk say›s›nda yay›nlad›¤› bildiriyle yay›n ilkelerini kamuoyuna flöyle aç›kl›yor; “Genç Sinema/Devrimci Sinema dergisi, bir sanat dergisi de¤ildir, bu amaçta olmayacakt›r. Genç sinemac›lar›n seslerini duyurmalar›, yetiflmeleri ve birleflmeleri için bir ortamd›r sadece, örgütlenmeye do¤ru bir ad›md›r. Dergideki adlar›n hemen hiçbirinin amac› sinema yazar› olmak de¤il, do¤rudan do¤ruya film yapmak, sinema sanatç›s› olmakt›r. Genç Sinema/Devrimci Sinema dergisi; bütün öncü, özgür, devrimci ba¤›ms›z sinemalara aç›kt›r. Genç Sinema yeryüzündeki bütün Yeflilçam’lara ve Hollywood’lara kesinlikle karfl›d›r. Genç Sinema varolan bu sinema düflüncesine karfl› ç›kar, onun içinde bulundu¤u toplumsal düzene karfl› ç›kt›¤› gibi. Çünkü her iki düzen de insan› aç›klamaktan ›rak düflmüfltür. Halk› hem maddi, hem de manevi yan›yla sömürmekten baflka bir amac› yoktur. Devrimci olabilmek için önce sinema alan›ndaki “bar›fl içinde beraber yaflamaya” hay›r demeli, Hollywood’lara, Yeflilçam’lara savafl açmal›d›r. Yeni Sineman›n özü de, biçimi de bu savaflta sakl›d›r, bu savaflta geliflecektir!” Genç Sinema’n›n amaç edindi¤i “Devrimci Yeni Sinema” bir yerden sonra ve kesin çizgilerle TSD’nin Yeni Sinema anlay›fl›ndan ayr›lmaya bafll›yor. Art›k Devrimci Genç Sinemac›lar kameralar›yla eyleme geçiyorlar. TSD’nin Yeni Sinema anlay›fl›yla Devrimci Genç Sinemac›lara karfl›t tart›flmalar› 25/29 Haziran 1969 tarihleri aras›nda yer alan 3. Hisar K›sa Film Festivali, Devrimci Genç Sinemac›lar›n sürekli bildirileri ve protesto gösterileri ile oldukça tart›flmal› bir flekilde son buluyor. Yar›flma süresince Devrimci Genç Sinemac›lar befl bildiri yay›nl›yorlar: Birinci Bildiri: Hisar K›sa Film Yar›flmas› daha bafllang›çta seçimini yapmam›fl, seyircisini belirleyememifl, giderek bugün bocalad›¤› ç›kmaza girmifltir. Bu yüzden Shell’e taviz vermifl (festivalin ana raporu) bu yüzden “Kuyu” filmini örnek film olarak göstermifl, bu yüzden Yeflilçam’›n borusunu öttürür olmufltur. ‹kinci Bildiri: Jürinin ölçüsü biçim denemesi yapan, ayaklar› havada, anlatmak istedi¤ini arapsaç›na çeviren, gündelikten uzak, soyutu somutlamaya çal›flan filmlerse; bu ölçünün, film çekmeye yeni bafllayanlarla Yeflilçam ve Emperyalist Sinemaya karfl›

savaflan sinemac›lara yarar› olmaz. Üstelik Devrim Sinemas›n› baltalar ve devrime karfl› olanlar›n ekme¤ine ya¤ sürer. ‹flte bu durum sömürücülerin ve yerli iflbirlikçilerinin ifllerine yaramakta, onlara hizmet etmektedir. Üçüncü Bildiri: Ey jüri, sinemac› olmad›¤›n› biliyoruz. Dünkü bildiride dürüstlükten ve sol duyudan bahsetmifltik. Hala istifa etmediniz mi? Ey Robert Koleji Sinema Kulübü Yöneticileri, meydan› terk etmenizi söylemifltik. Sizler direndikçe emperyalizm, Robert Koleji kolonisinde misyonerlik ve ajanl›k oyununu oynamaya devam ediyor demektir... Dördüncü Bildiri: Üç y›ld›r yap›lan Hisar Festivali art›k burada bitmifltir. E¤er sürdürülmek istense bile kendi kolej ö¤rencilerinden baflka kat›lacak yar›flmac› bulamayacakt›r. Ve yine bir müddet sonra Devrimci Genç Sinemac›lar yeni bir bildiriyi TSD üyelerine da¤›t›yor, TSD’yi Amerikan Haberler Merkezi ile iflbirli¤i gerçeklefltirdi¤i “Amerikan Sinemas› Toplu Gösterisi” yüzünden elefltirerek; “Resmi Amerikan kültürü paralelindeki filmleri, geri b›rakt›r›lm›fl ülkelerdeki Devrimci Sinema eylemini tan›mad›¤› herkesçe bilinen Genç Sinema ad› alt›nda dünyadaki ve bu arada Türkiye’deki Devrimci Genç Sinemac›lar› da ad benzerli¤ine getirip verilebilece¤ini hesaplayan TSD’nin tezgahlad›¤› bu oyunu, kamuoyuna aç›klamay› ve bu gidifl sürdürüldü¤ü taktirde eylemimizin uyar›c› biçimler alaca¤›n› bildiririz.”!... Devrimci Genç Sinemac›lar Hareketini Hisar K›sa Film Festivali do¤urmufltur denilebilir. Genç Sinemac›lar Hisar Festivali’ni elefltirmifl, sponsor Shell flirketi oldu¤u için yar›flmay› protesto etmifl ve kat›lmama karar› alm›fllard›r. Hisar’a alternatif olacak bir etkinlik yapmak düflüncesiyle 1970 y›l›nda “Devrim Sinemas› Festivali” düzenlenmifllerdir. ‹stanbul’da iki salondan birden (Gümüflsuyu ‹TÜ ve Aksaray TÖS) k›sa film festivali düzenlemifllerdir. 22-25 May›s 1970’de dört gün sürmüfltür. Hemen ertesi gün festival Ankara’ya tafl›nm›fl, Ankara Birlik Tiyatrosu’nun Çankaya’daki salonunda 26-28 May›s’ta üç gün, üç gece olarak yap›lm›flt›r. 4 Haziran’da Antalya TÖS salonunda, daha sonra Adana ve Mersin’e götürülmüfltür. K›sa Filmler Devrim Sinema Festivali ad›yla festivalde seçkin jüri yoktur. ‹flçiler, emekçiler, iflsizler, ö¤renciler, izleyiciler anket yoluyla be¤endikleri k›sa filmleri seçiyorlard›. 1970 yaz›nda “1. Devrim Sinema Film Festivali” ça¤r› duyurusunda: “Ö¤renci örgütlerine, iflçi kurulufllar›na, derneklere, sol bas›na ve bütün devrimcilere ça¤r›m›zd›r...” diye bafllayan festival büyük baflar›yla gerçeklefltirilmifltir. 1971 Askeri Darbesi’nden sonra festivalin ikincisi yap›lamad›... Genç Sinemac›lar sinemay› bir eylem arac› olarak görmektedirler. Sanat toplum

içindir anlay›fl›yla, o günün koflullar›nda statükoyu parçalayarak sinemada devrimci bak›fl aç›s›n› kabul etmifllerdir. Bu noktada anlafl›lmas› aç›s›ndan Genç Sinema dergisinde yay›nlanan yönetmen Mehmet Gönenç’ten bir al›nt› yapmakta fayda olaca¤›n› düflünüyoruz. “Sanat› halka götürmek” bafll›kl›

yaz›s›nda flunlar› söylüyor; “Bu savafl, Anadolu’nun en uzak köflelerinde haks›z olarak uykuya yat›r›lm›fl olan halk›n sanat›n› ortaya ç›karacakt›r”... (Say› 2-Kas›m 1968-sayfa 14) Yine halktan yana sinemay› flöyle tan›ml›yor Mehmet Gönenç: Halk› afyonlamayan, halk› karanl›k salonlarda toplumsal gerçeklerden uzaklaflt›rmayan, tam tersi onu, yap›t-seyirci diyalekti¤inin kald›rac›nda devrim ve s›n›f bilincine götüren sinema, halktan yana bir sinemad›r. Taviz vermeyen, do¤rular› en etkili bir biçimde anlatan bir film halktan yana sineman›n içine girer. Yönetmeninin kendi kiflisel deneyini, toplumsal çeliflkilere devrimci bir perspektif içinde baflkald›r›fl›n› önerir halktan yana bir film. (Say› 6-Mart 1969-Sayfa 23) Genç sinemac›lar›n bu ç›k›fllar›n› o dönemin düflünsel ve toplumsal anlamlardaki geliflmelerden ayr› düflünmemek gerekiyor. Bilindi¤i gibi 68 kufla¤› denilen ve içerisinden; Deniz’lerin, Mahir’lerin, ‹brahim’lerin ç›kt›¤› o y›llar toplumsal muhalefetin dünyada ve ba¤l› olarak ülkemizde ivme kazand›¤› y›llard›. Buna paralel olarak kazan›lan bu ivme toplumsal yaflam›n de¤iflik alanlar›nda yans›mas›n› bulmufltur. Bu alanlardan birisi de sinemad›r. Genç sinemac›lar›n buradaki misyonlar› da tam bu noktada a盤a ç›kmaktad›r. Varolan toplumsal hareketlilik sistem cephesinden yan›t›n› 12 Mart 1971 askeri faflist darbesiyle bulmufltur. Ard›ndan yüzlerce

insan›n katledilmesi, sürgünler, kaybedilenler.... Genç sineman›n sinema sanat›na özelde de k›sa filme getirdi¤i bu yeni soluk 1971 askeri darbesiyle sekteye u¤rat›lm›flt›r. Hat›rlanaca¤› gibi hak ve özgürlükleri silip süpüren askeri darbe genç sinemac›lar›n faaliyetlerini de durdurmufltur. Halktan yana olan herfley özellikle de bizim ülkemiz gibi yar› sömürge-yar› feodal ülkelerde her zaman bask›larla karfl›laflm›flt›r. Bu gün için bak›ld›¤›nda mevcut durum bu gerçe¤in de¤iflmedi¤i ancak katlanarak artt›¤› yönündedir. Sistemin sanat› bir yönlendirme arac› olarak kendi ç›karlar› do¤rultusunda kulland›¤› bilindik bir fleydir. Son dönemde ise en revaçta olan dallardan biri sinema sanat›d›r. Sinema sanat›n›n insanlar üzerindeki etkisini iyi kullanan sistem, alternatif bir sanat biçimi olan k›sa filmin önemini de gözden kaç›rmam›flt›r. Burjuvazinin, tekellerin elinde istedi¤i biçime bükülen pek çok k›sa film festivali düzenlenmifl hatta son olarak AKP Gençlik Kollar› bile bu iflin önemini görüp kendi ideolojisinin yans›mas› olan k›sa film festivali düzenlemifltir. Bu geliflme elbette ki bofla de¤ildir, y›llarca heykellere tüküren, resimleri yakan, hükümet olur olmaz belediyelerdeki güzel sanatlar mezunlar›n› temizlik hizmetlerine aktaran AKP gerici kli¤i bile sanat›n de¤ifltirici-dönüfltürü gücü karfl›s›nda aciz kalm›fl ve bu gücü kendi kontrolüne alma çabas›na giriflmifltir. K›sa film ve sinema sanat› pek çok devrimci ve ilerici sanatç›n›n ellerinde geliflmifltir. Charlie Chaplin sineman›n temellerini atan ürünler vermifltir, ama devrimci yönü arka planda tutulmaya çal›fl›lm›flt›r, Ülkemizde de Y›lmaz Güney filmleriyle görsel bir flölen verirken hep s›n›f›n›n ç›karlar›n› savunmufltur. Sistemin hiç bir ürünü, çal›flma tekni¤i, malzeme kalitesi, olanak s›n›rs›zl›¤› ne kadar bol ve pahal› olursa olsun içeri¤inde yoksunlukla kalm›fl ve bu sanatç›lar›n ürünlerine asla yetiflememifltir. Çünkü sanat gücünü yeflerdi¤i topraktan; halktan al›r. TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹

“Tohum Kültür Merkezi olarak bizler de film karelerinde hayat bulan öyküleri izleyiciye kavuflturmak için 2. K›sa Film Festivalimizin çal›flmalar›na devam ediyoruz. Halktan kopan, do¤du¤u topra¤a tekrar tohum b›rakmayan hiçbir ürün gerçekten var olmufl say›lmaz. Bu bilinçle k›sa film çal›flmalar›n› ve halk›m›z› festivalimize kat›lmaya davet ediyoruz.”


26

3-16 Kasım 2006

60

“Muharremce yaflay›p, Muharremce ölece¤iz” Sen ki kararl›, sen ki cesur, sen ki y›lg›nl›k bilmeyen yoldafl›m Senin o kararl›l›¤›n, senin o cesurlu¤un ve de senin Partizanl›¤›n bize kucak dolusu mutluluklar iletiyor yoldafl›m. (Ozan Rençber) Y›llar önce bu fliiri Ak›ner Ça¤lar yoldafl için yine yazm›flt›m. Çünkü O, her yerde her koflulda kararl› ve cesurdu düflmana karfl›. Ak›ner yoldafl› kaybetmenin ac›s›n› hala içimizde hissederken bir yandan da yaz sezonu köyde oldu¤umuz için büronun ne oldu¤unu kimin geldi¤ini k›sa süre de olsa bilmiyor ve merak ediyorduk. Günler sonra büroya gitti¤imizde upuzun boyu ve s›ms›cak gülüflüyle Muharrem yoldaflla karfl›laflm›flt›k. Uzun süre sonra ilk kez Ak›ner’in ölümünden sonra büroya gitmifltik, gözlerimiz hep Ak›ner’i aram›flt›, sanki bir yere kadar gitmifl ve biraz sonra gelecek diye düfllüyorduk. Çok k›sa sürede Muharrem yoldaflla da iyi iliflkiler kurmufltuk. O’na köyden köydeki insanlardan bahsetmifltik. Ak›ner’in hep gitmek istedi¤i köyü ve insanlar› çok merak etmiflti Muharrem. Bir gün köye gitme zaman› gelmiflti. Oradaki yoldafllar› tan›yacak köylülerle tan›flacak onlar›n devrimcileri sahiplendi¤ine tan›k olacakt›. Köy yolunda otobüsten inince sohbetlerle yola devam ediyorduk. Onun yüzündeki umut ve mutluluk görülmeye de¤erdi. ‹nsanlar›n flaflk›n bak›fllar› alt›nda yavafl yavafl köye yaklaflm›flt›k. Köylüler merak ediyordu bu adam kimdir nedir diye. “Gardafl sen kimlerdensin, kimin o¤lusun” diye sorarlard›. O da “Arguvanl›y›m, Akçada¤l›y›m” diye geçifltirirdi. Köye tam girmifltik ki, köyün en merakl› adam› “beri ba¤ hele gardafl, ben seni 盤aramad›m sen kimlerdensin?” dedi. Muharrem’se “ben bural› de¤ilim baflka yerliyim, mühendisim” dedi. Köylü m›r›ldanarak “La babam mohendiz adam›n burada da¤›n bafl›nda ne ifli var ne gezin deli misin nesin” dedi. Eve geldi¤imizde yeme¤imizi yiyip dinlenmifltik. Eve köydeki okurlar›m›z geliyor onun d›fl›nda komflular, akrabalar misafiri görmeye geliyordu. Onun mühendis oldu¤unu duyanlar daha dikkatli konufluyor, iflleri hakk›nda sorular soruyorlard›. 80 öncesi ve sonras› bu köye devrimciler do¤ru dürüst gelmemiflti. ‹lk kez Muharrem gelmiflti, ilk kez bu kadar yak›ndan tan›yacaklard› devrimcileri ve öyle de olmufltu. O geceyi küçük sohbetlerle, tan›flmalarla geçirmifltik. Ertesi gün yoldafllarla tan›flm›fl gazete da¤›t›lm›flt›, gazetenize sempati duyan köylülerle sohbet edilmiflti. Muharrem bu durumdan hoflnuttu. Kendisinin devrimci oldu¤unu bilen köylülerin kendisine olan ilgisi ve s›cakl›¤› davran›fllar› yoldafl› umutland›rm›flt›. Di¤er köylülerse onu tan›masalar da her zaman misafire karfl› çok s›cak ve ilgiliydiler. Köy meydan›nda sohbetler edilir s›cak iliflkiler kurulurdu. Akflam olunca köylülerin “haydi Muharrem gardafl bugün de bizde kal, bizde yemek ye” demesi hem bizi hem de Muharrem’i çok sevindirirdi. Akflam yoldafllarla vedalaflm›fl sabah büroya gitmesi gerekiyordu. Sabah

erkeden Muharrem’i yollam›flt›m. Günler sonra köyün giriflinden omzunda s›rt çantas› upuzun boyuyla biri geliyordu. Köyün meydan›nda büyük bir kalabal›k herkes bu gelen kifli hakk›nda yorum yap›yordu, yaz sezonu flehirden köylüler gelirdi o yüzden buradakiler “aha bir turist daha geliy” deyip gelen kifliyi tan›maya çal›fl›yordu. Mesafe yaklafl›nca bu kiflinin Muharrem oldu¤unu anlam›flt›k, tan›mayanlar bu kim diye sorular soruyordu, gelece¤inden kimsenin haberi yoktu, biz de flafl›rm›flt›k. Yoldafl, köy meydan›na geldi¤inde sanki k›rk y›ll›k bu köyün insan›ym›fl gibi daha önce tan›flt›¤› köylüleri selamlad›. Tan›mad›klar›yla selamlaflt›, sonra bizimle kucaklaflt›… Oradan ayr›l›p eve gitti¤imizde Muharrem yoldafl›n s›rt çantas›ndan ç›kan dergi ve kitaplara sar›lm›flt› herkes. Dergi ve kitaplara k›sa k›sa göz at›l›yor arada bir küçük sohbetler ediliyordu. Ama Muharrem yoldafl›n iste¤i daha programl› ve kapsaml› sohbetler etmek, arkadafllar› daha iyi tan›mak ve kimlerin ne yapaca¤›n› bilmekti. Bunun için de fazla zaman geçirmeden yeni konular ortaya atm›fl, soru-cevap fleklinde geriye ve ileriye dönük sohbetlere dalm›flt›k. Onun partiyi ve halk ordusunu anlat›rken gözleri parl›yor, büyük bir mutluluk duyuyor ve daha o günlerde hayalini kurdu¤u gerilla olma özlemini bizlere yans›t›yordu. Gazetemize daha da sahip ç›k›lmas›n› istiyor, di¤er köylü gençli¤iyle iliflkiye geçilmesi konular›na de¤iniyor, onlarla daha yak›ndan ilgilenmemizi onlar› kazanmam›z gerekti¤ini örnekler vererek bizlere anlat›yordu. Ertesi gün kahvalt›m›z› yapm›fl Muharrem’le köyü geziyorduk. Yoldafl gördü¤ü herkesle kad›n-erkek, genç-yafll› demeden selamlafl›yor, hal-hat›r soruyor, bazen sohbete dal›yordu. Konufltu¤u insana insanlar›n›n ezilmiflli¤inden, sömürüldü¤ünden bahseder, onlara devrimi ve devrimcileri anlat›rd›. Tabi yak›n gördü¤ü insanlara Proletarya Partisi’nden bahseder, bundan da büyük bir mutluluk duyard›. Ve art›k anlam›flt›k; bu köy art›k onun da köyüydü. Daha sonraki geliflleri daha rahat ve daha güzel geçecekti. Köyün giriflinden

upuzun boyuyla omzunda s›rt çantas›yla biri geliyorsa bilin ki, o Muharrem yoldaflt›. Çocuklar›n “Muharrem abim geliyor” demesi; kad›nlar›n, yafll›lar›n “aha uzun o¤lan geliy” deyip onu kucaklamalar›, selamlamalar› bizleri ve yoldafl› çok sevindirir ve çok umutland›r›rd›. Art›k çocuklar›n Muharrem abisi, kad›nlar›n-genç k›zlar›n-gelinlerin kardefli, yafll›lar›n o¤lu-torunuydu O. Köylüler ayr›ca devrimcilerin kim oldu¤unu Muharrem’in kiflili¤iyle ve yaflam›yla daha da tan›m›fl ve devrimcilere olan güvenleri artm›fl devrimcilerin kendilerine dost oldu¤unu bizzat Muharrem’in yaflam prati¤inde görmüfl ve inanm›fllard›. Köydeki insanlar›n kim oldu¤unu, ne yapt›¤›n› k›sacas› kifliler hakk›nda en k›sa ayr›nt›ya kadar herkesi tan›rd›. Onun için ö¤renmek, bilmek ve araflt›rmak çok önemliydi. Bu yüzden her fleye çok dikkat eder, dostunu düflman›n› iyi tahlil ederdi. Köydeki dü¤ünlere, cenazelere gelir, insanlar›n iyi kötü günlerinde onlarla olur, onlar›n sevinçlerine ve ac›lar›na ortak olurdu. Bu yüzden köylülerden olumlu tepkiler al›r, onlar›n aras›na daha rahat girer ve daha s›cak sohbetler kurmay› baflar›rd›… O köylülerin yaflam›nda öyle yer etmiflti ki onlar›n çocuklar› gibiydi. ‹stedi¤i evde kalabiliyordu. Onunla ilgili köylülerden birinin “Muharrem çok temiz ve iyi bir insand›. O’nun gibi bir devrimci buralara ne geldi ne de gelir. ‹yi ki onu tan›m›fl›m, hayat›m›zda ayr› bir yeri vard›, yerini ve O’nu hiç unutmayaca¤›z. Onun flehit oldu¤unu duydu¤umuzda çocuklar da ben de çok üzüldük. Keflke biraz daha yaflasayd›, keflke ben hiç duymasayd›m” sözleri O’nun ne kadar sevildi¤inin bir örne¤idir. Her fleyden ayr› bir mutluluk ve heyecan duyard›. Çok mutlu bir insand›, ne koflulda olursa olsun karars›zl›k ve karamsarl›k yoktu O’nun yaflam›nda. Uzun zaman sonra gitmesi gerekti¤ini söylemifl, birço¤umuzla vedalaflm›flt›. Biz onu geri gelir diye bekliyorduk, ama nafile o art›k kavgan›n k›z›ll›¤›nda ve y›llard›r hayalini kurdu¤u da¤lar› çoktan mesken tutmufltu. fiehit düfltü¤ünde çok üzülmüfltü herkes ama, onun ad›na da sevinmifltik. Çünkü o bunu çok istiyordu. Y›llarca hayalini kurmufltu. Her insan›n yaflam›nda bir ideali vard›r onunki gerilla olmakt› hiç kuflkusuz. Ve bu iste¤ini yerine getirmifl, flehit düflmüfltü. Ne kadar üzülsek de onun u¤runa ölümü bile göze ald›¤› gerilla olma özlemi, partiye olan sonsuz ba¤l›l›¤› ve bu u¤urda flehit düflmesi bizlerin yaflam›nda ›fl›k tutuyor umudumuza, inanc›m›za, de¤erlerimize ve partimize s›k› s›k›ya sahip ç›kmam›z› ve s›k› s›k›ya kavgaya sar›lmam›z›, onlar›n b›rakt›¤› yerden onlar› bilincimizden, yüre¤imizden bir saniye bile ç›kartmadan onlar›n yaflam›n her yerinde anarak yolumuza devam etmeliyiz. Ne mutlu ki bize, onu tan›m›fl›z. Ne mutlu ki hepimize Muharrem gibi bir yoldafla sahibiz ve ne mutlu ki bizlere her zaman Muharremce yaflay›p Muharremce ölece¤iz. (Bir yoldafl›)

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Veli KARASU: 1962 Dersim do¤umludur. 1976’ da Ankara’ya a¤abeyinin yan›na yerleflir. Adana’da ö¤renciyken Proletarya Partisi’nin düflünceleriyle tan›fl›r. 8 Kas›m 1979’da Eflref fiahlar ile birlikte sosyal faflistlerin ortaklafla kurduklar› bir tuzakla katledilir. Sosyal faflistlerin elebafl› daha sonra TKP/ML Adana Parti örgütü taraf›ndan cezaland›r›lm›flt›r. Eflref fiAHLAR: 1962 do¤umludur, Proletarya Partisi’nin düflünceleriyle ö¤rencilik y›llar›nda tan›flm›flt›r. 8 Kas›m 1979’da sosyal faflistlerin sald›r›s›yla katledilmifltir. Nubar YALIMYAN: Ermeni milliyetine mensuptur. 1957 Mardin Silopi do¤umludur. Ailesinin ‹stanbul’a tafl›nmas›yla birlikte Surpraç Ermeni Lisesi’ne yaz›l›r. Daha sonra Dericiyan Lisesi’nde ö¤renim hayat›na devam eder. 1976 y›l›nda TKP/ML’nin düflünceleriyle tan›fl›r ve savunmaya bafllar. Hollanda’da aktif faaliyetine devam eden Yal›myan, 5 Kas›m 1982’de Utrecht kentinde M‹T taraf›ndan katledilir. Ali Haydar ASLAN: 1957 Dersim Mazgirt Sindam köyü do¤umludur. 8 Kas›m 1983’te Nazimiye merkezine bombal› pankart asmak isterken, bomban›n elinde patlamas›yla flehit düfltü. H›d›r UTAN: 1956 Dersim Ovac›k Çakperi do¤umludur. ‹stanbul’da faaliyet yürüttü. 1977’de tutukland›, ç›kt›ktan sonra da faaliyetine devam etti. 1978’de Almanya’ya gitmek zorunda kald›. Bremen’de 18 Kas›m 1983’de geçirdi¤i trafik kazas›nda yaflam›n› yitirdi. Fethiye BATMAZ: Dersim Ovac›k Ada köyü do¤umludur. 7 Kas›m 1993’te Dersim Hozat’ta ç›kan bir çat›flmada flehit düfltü.

1976


27

60

Büyük nehri besleyen da¤ akarsular›na… Her nehrin beslendi¤i bir kaynak vard›r. Nehrin ak›fl›n› ve varl›¤›n› devam ettirmesi pek çok faktörün yan› s›ra kayna¤›n›n ne kadar güçlü oldu¤una ba¤l›d›r. Beslenilen yer güçlüyse hiçbir kurakl›k nehrin suyunu kurutmaz, ak›fl›n› engellemez. Belki kimi dönem daha coflkulu, kimi zaman daha usul akar ama aslolan ak›fl›n sürekli olmas› de¤il midir? Da¤lardan beslenir bizim nehrimiz, can suyumuz da¤lardan gelir. Ovalardan da geçer elbet, içine kendini katmak isteyen tüm dereleri, ›rmaklar›, akarsular› katarak denize do¤ru ilerler. Ama “Dost, dost ille de kavga” diyen flaire “Benim meskenim da¤lard›r, da¤lar” diyerek seslenir türküleriyle. Kimi krala, kimi padiflaha, a¤aya beye diz k›rmad›¤› için mesken seçmifltir da¤lar›, kimi sevdas›na kavuflmak için… Her kim olursa olsun, yurtsuzlar›n yurdu, ezilenin ba¤r›, sesi bast›r›lan›n sözü olmufltur da¤lar ça¤lar boyu. Akarsu kar›fl›nca art›k nehrin içine, “ben”den ç›km›fl, “biz”e dönmüfltür. Denize ulaflma iste¤inde ortaklafl›lm›flt›r flimdi. Kavgan›n denizinde kar›flm›flt›r tüm akarsular, herkes bir parça ben olmufltur, ben herkesten bir parça. Onlar ki, da¤lardan, koyaklardan, gözelerden, kayabafllar›ndan ak›p gitmifllerdir nehre. ‹kirciksiz. Hesaps›z. Umutla. Nehrin içinde bir damla olunsa da, her damla kendi rengini vermifltir ona. Sen, gençli¤inin coflkusunu, yafl›ndan bek-

Derim ki sana: Denize varmakt›r amac› nehrin, denize varmak, ey yolcu Büyükse da¤, aflam›yorsa üstünden nehir, dolan›r çevresini da¤›n. Büyükse kaya, söküp atam›yorsa nehir, birikip birikip taflar üstünden, dolan›r yan›n› yöresini. Yokuflsa yolu, koflam›yorsa menderesler çizer nehir. uçurum ç›karsa önüne, kap›p b›rak›r kendini nehir, açar kanatlar›n›; var›r varaca¤› yere, oraya denize Derim ki sana: Nehirler boyu git ve gör nehirlerin nas›l yol ald›klar›n›

sini ald›¤› gibi ald› seni de bast› ba¤r›na… En güzel yanlar›m›z›, en coflkulular›m›z›, en kararl›lar›m›z›, en ba¤lanm›fllar›m›z› katt›k nehre, kavga denizinde. fiimdi hangi bask›, hangi korku, hangi zulüm unutturabilir onlar› bize? Hangi parmakl›k silebilir akl›m›zdan can bedeli kavgam›za katt›klar› rengi, s›n›rs›zca harcad›klar› eme¤i? Hangi ölüm yok edebilir flimdi gürül gürül akan hayat›? O hayat ki, her gidenle flekilleniyor avuçlar›m›zda. Özgür yar›nlar› oluflturma mücadelemizde, sonsuza dek yaflan›lacak, sonsuza dek yaflat›lacaks›n›z! fian olsun kendini devrimin yap›tafl› edenlere!

GÜNDE DÜN…

lenmeyecek olgunlukla, da¤lar› fetheden cesaretinle, zorluklar› aflma kararl›l›¤›nla verdin rengini çocuk! Aflk›n Günel ad› küçük yafllarda bile çok fley yap›labilece¤inden bahsedilen sohbetlerde ilk s›ralarda örnek olacak hep. Aflk›n, büyük bir “aflk” ›n içinde eriyen, onda kendini bulan, varl›¤›yla kavgay› anlamland›ran imrenilesi kifliliklerden biri olacak yer etti haf›zalarda. Seni tan›yanlar da yapt›klar›ndan bahsediyor, tan›mayanlarda. Aynan iflin olmufltu

YOLCU Görüyorum ki, bir an önce varmak istiyorsun oraya. Gerginsin k›p›r k›p›rs›n, soluk solu¤as›n, yay gibisin ey yolcu coflkunlu¤un ne güzel, öfken ne güzel Sana selam, sana sayg› ey yolcu (…) Derim ki sana: Nehirler boyu git Nerelerde ve niçin durgundur nehirler, nerelerde ve niçin h›rç›nd›r nehirler, nerelerde ve niçin mendereslidir, nerelerde ve niçin ça¤layanl› ve de çavlanl›d›r nehirler, gözlerinle gör, duy kulaklar›nla Gör ve duy ki, nas›l var›r nehirler denizlere

3-16 Kasım 2006

sen de bir nehirsin ey yolcu Senin de varmak istedi¤in bir yer var Gerçekten varmak istiyorsan oraya, nehirlere iyi bak Engeller nas›l afl›l›r, ö¤ren nehirlerden Yar› yolda yokolup gitmek de¤ildir amaç, nehirler gibi ak›p, nehirler gibi ulaflmakt›r oraya Varmakt›r oraya, ey yolcu (…) flark›lar söylemeliyim nehirler gibi uzun nehirler gibi kollu nehirler gibi h›rç›n ve yumuflak ve nehirler gibi dur durak bilmeyen flark›lar söylemeliyim gitmek nehirlerle yanyana gitmek nehirler gibi zor nehirler gibi çetin nehirler gibi umutlu gitmek nehirlerden de öteye oraya taaa oraya o büyük kurtulufla yüre¤im yaral› kuflum topla ve aç kanatlar›n› Hasan Hüseyin Korkmazgil!

çünkü senin. Tokat Almus Dadukta köyünden olmak demek, özel timin bask›s›n›, kendini bekleyen bedelleri iyi bilmek demekti. Ay bulutlar›n arkas›na girdi¤inde kap›y› çalanlara aç›kt› çünkü sizin kap›n›z. Ayn› aileden kavgaya can bedeli girenler, topra¤a düflenler sende uzaklaflma etkisi de¤il, da¤lar› kucaklama arzusunu oluflturmufltu çünkü. Senin k›sa süren yaflam›n ortaya koydu¤un iddialar›n büyüklü¤üne paraleldi. Karadeniz’den Dersim’e uzanan yolculukta nehre yüzlerce akarsu katm›fl bir co¤rafyaya giderken bunun öneminin fark›ndayd›n, daha önce att›¤›n ad›mlar›n›n fark›nda oldu¤un gibi. “Da¤a ç›kmak”, 16 yafl›nda bir çocuk için ne anlam ifade ediyordu? Ç›kanlar› da, düflenleri de, dönenleri de görmüfltün yak›n çevrende. Kendine örnek seçti¤in can bedeli kavgaya akanlard›. ‹lk gitti¤in günden düfltü¤ün güne kadar yapacaklar›n gayet netti senin kafanda. “Erken büyüyor çocuklar›m›z…” fliirin dedi¤i gibi. Oysa sen daha ortaokul ikide okulu b›rak›p “aileme yard›mc› olaca¤›m” dedi¤inde fark›ndayd› herkes, senin çok çok daha önce büyümek zorunda b›rak›ld›¤›n›n… Çocuklar çocuk kalma hakk›n› kullanabilsin, insanlar insan gibi yaflayabilsin diyeydi tüm kavgan. Temiz bir sayfa gibi yaflad›n, insanlar yaflad›kça kapanmayacak bir sayfa b›rakt›n geride. Yazd›klar›n, inand›klar›nd›. Sözcüklerini kufland› geride kalan yoldafllar›n, ayak izlerinin üzerinde seni ad›ml›yor ard›llar›n. Cafer yoldafl… Aflk›nla birlikte teslim olmay›p yaral› halde ölümüne dek çat›fl›rken, neydi seni Almanya’dan ülkenin da¤lar›na sürükleyen? Pek çoklar›n›n “yurtd›fl›na kapa¤› atmak” için elinden geleni ard›na koymad›¤› bir ülkede, sen sahip oldu¤un tüm olanaklar› rahat yaflama imkan›n› elinin tersiyle itmifltin. Ülkeye gelirken, bunu en zor en çetin flartlarda devam ettirme karar› alarak gelmifltin üstelik. Dik yokufllarda ülke tahlili de¤ifltirenleri örnek al›p zorland›¤›nda “yapam›yorum” diyebilirdin. Ancak sen tüm zorluklar›na karfl›n da¤lar› mesken tuttun. Elbistan’da do¤du¤un köyde defnedilirken köydeki yafll› bir anan›n havaya kalkan yumru¤unu yaratan coflkuydun sen. Bar›fl Aslan’›n, Hakan Karabulut’un yapt›¤›n› yapm›fl, onlar gibi ölene dek vazgeçmemifltin inand›¤›n do¤rulardan. Yurtd›fl›ndan bir yoldafl›n ülkeye geldikten sonra yapt›¤› konuflmada “Niflanl›mla bulufltuk, dü¤ünümüz yak›nda” demiflti. Dü¤ünün da¤larla oldu yoldafl, da¤lar binlerce-

5 Kas›m 1966. Üniversiteye giremeyen 300 ö¤renci ‹stanbul Üniversitesi rektörlü¤ünü iflgal etti. 6 Kas›m 1981. Yüksekö¤retim Kurulu (YÖK) kuruldu. 1992. Kuzey Irak’taki PKK kamplar›na düzenlenen askeri harekât›n maliyetinin 2 trilyon lira oldu¤u aç›kland›. 7 Kas›m 1917. Ekim Devrimi; Bolflevikler öncülü¤ünde ayaklanan iflçi, köylü ve askerler Rusya’da iktidar› ele geçirdiler. 1988. Hapishanelerde bin kiflinin bir süredir açl›k grevi yapt›klar› aç›kland›. Grev tek tip elbise ve sevk zinciri tak›lmas› uygulamalar›na karfl› yap›l›yordu. 8 Kas›m 1941. Arnavutluk Komünist Partisi kuruldu. 9 Kas›m 1938. Berlin’de 7 bin Yahudi dükkan› ya¤maland›, yüzlerce sinagog atefle verildi, çok say›da Yahudi öldürüldü. 10 Kas›m 1961. Sovyetler Birli¤i’nde Stalingrad’›n ismi Volgograd olarak de¤ifltirildi. 1965. Çin’de Kültür Devrimi bafllad›. 11 Kas›m 1942. Varl›k Vergisi yasas› kabul edildi. 1975. Angola Halk Cumhuriyeti kuruldu. Angola, Portekiz sömürgesiydi. 13 Kas›m 1990. Metal iflkolunda örgütlü 50 bin iflçi Madeni Eflya Sanayicileri Sendikas› MESS’i protesto için iflyerlerinde yürüyüfl yapt›. 14 Kas›m 1969. Muammer Kaddafi Libya’daki bütün yabanc› bankalar› kamulaflt›rd›. 15 Kas›m 1938. ‹spanya ‹ç Savafl›’nda dayan›flma amac›yla Cumhuriyetçiler saf›nda çarp›flan, bütün ülkelerden gelen gönüllülerin oluflturdu¤u Uluslararas› Tugaylar ‹spanya’y› terk etmeye bafllad›. 1990. ‹stanbul Metafl fabrikas›nda çal›flan 950 iflçi üretimi durdurdu. ‹flçiler efl ve çocuklar›yla birlikte açl›k grevine bafllad›lar. 18 Kas›m 1976. Zonguldak maden iflçileri direnifle geçtiler. 1986. 12 Eylül sonras› en büyük grev NETAfi’da bafllad›. 2650 iflçi greve kat›ld›.


3-16 Kasım 2006

28

60

En iyi ihracat›m›z: Mehmetçik! Osmanl›’dan TC’ye, K›r›m’dan Kore’ye ilk akla gelenler onlar... yüne tafl›n›rken 132 asker de uçakla Lübnan’a ayak basm›fl oldu.

“Olanlar izi gösterir, ileri bakarsan olacaklar karfl›ndad›r”

y›llard›r gerilla savafl›n› bast›rmaya çal›flan bir ülke oldu¤undan ötürü ABD ve AB emperyalistlerinin en gözde ufla¤›d›r, çünkü askeri anlamda en harika nefer odur. Ve flimdi direniflin oldu¤u Afganistan, Irak, Lübnan gibi ülkelerin yan›nda emperyalizmin kan gölüne çevirdi¤i lakin s›n›f çeliflkileri keskinleflmesin diye kendi ad› ile girmedi¤i Somali, Bosna-Hersek gibi birçok ülkede de yine TC askeri görev yapmaktad›r.

TC

Y›llard›r Ortado¤u halk›na emperyalizmin tasmal› iflbirlikçisi olarak zulüm eden ‹srail, 12 Temmuz 2006 tarihinde de gerçekte ABD-‹ran savafl›n›n provas› olarak Lübnan’› kendine hedef seçti. Sözde “anti-terör” hegemonyas› için k›yas›ya rekabet eden ve bugüne kadar yapt›¤› her iflgalde kendini daha beter bata¤a saplayan ABD emperyalizmi ise, son tahlilde “Ab-› hayat›” BOP ve GOP projeleriyle art›k bata¤a yaln›z kendini de¤il, ekonomisi kendine ba¤l› pek çok uflak iktidar› da bat›rmaya kararl›. Bunun örnekleri bizim ülkemizde Kore Savafl›’ndan bu yana s›k s›k yafland›. ABD, “mükemmel uflak” TC’den asker istemifl ve o dönemin para de¤erleriyle TC ekonomisine 10 bin dolar hibe etmiflti. fiimdi iflleyifl de¤iflse de amaçlar ve öne konan hedefler yine ayn›. TBMM’den ç›kan “BM ile Lübnan’a asker göndermek ülkemiz ç›karlar›na uygundur” karar› ile Lübnan’a 1000 asker gönderme karar› al›nd›; tezkere, oluflan kamuoyuna karfl›l›k kabul edildi. Gönderilecek birli¤in bir k›sm› olan ve askeri alt yap›y› haz›rlamak üzere gönderilen 261 askerlik ilk tak›m ise 20 Ekim Cuma günü Lübnan’a vard›. Ülkemizdeki NATO limanlar›ndan hareket eden Türk ‹stihkâm ‹nflaat Bölü¤ü’nden 95 kiflilik personel ve 63 ifl makinesi ve araç Sur kentinin güneydo¤usundaki fiaitiye kö-

‹srail Bakan› Jacob Edery’nin söylemleriyle “Fosfor bombas› kullan›lan ancak bunun uluslararas› sözleflmelere (herhalde BOP’u kastetti) ayk›r› olmad›¤›”, 35 gün süren s›cak çat›flmada ço¤u çocuk binden fazla insan›n katledildi¤i bir ülkede aç›kt›r ki bu iflgalin planlay›c›lar›n›n emirleriyle gelen hiçbir asker de anlay›flla karfl›lanmayacakt›r. TC y›llard›r gerilla savafl›n› bast›rmaya çal›flan bir ülke oldu¤undan ötürü ABD ve AB emperyalistlerinin en gözde ufla¤›d›r, çünkü askeri anlamda en harika nefer odur. Ve flimdi direniflin oldu¤u Afganistan, Irak, Lübnan gibi ülkelerin yan›nda emperyalizmin kan gölüne çevirdi¤i lakin s›n›f çeliflkileri keskinleflmesin diye kendi ad› ile girmedi¤i Somali, Bosna-Hersek gibi birçok ülkede de yine TC askeri görev yapmaktad›r. R. Tayyip Erdo¤an bu durumu “…asker göndermek bizim terörizme karfl› savafl›m›z› engellemez, y›llard›r biz bunu yap›yorduk, pek çok yere asker gönderdik” sözleriyle gayet güzel anlatm›flt›r. Di¤er yandan ise Lübnan’a ayak bas›ld›¤› ilk hafta içersinde TC’nin planlardaki rolü tekrardan hat›rlat›l›rcas›na baz› aç›klamalar da gelmifltir. Irak’ta iflgalden sorumlu ABD komutan› James Jo-

nes; Türkiye’nin askeri olarak iyi bir müttefik oldu¤unu ve TC askerinin Afganistan’da Kabil’den de ç›karak s›cak çat›flman›n oldu¤u yerlerde görev almas› gerekti¤ini söylemifltir.

Gözleri kapat›lanlara ve körlere göstermek görevimizdir Peki, neden flimdi böyle bir aç›klama yap›lm›flt›r, TC askeri anlamda neden alakas›n›n bile olmad›¤›, bugüne kadar kendi ç›karlar›na ters düflmeyen Lübnan’a bu flekilde asker göndermifl lakin bunun bar›flç›l amaçlar için oldu¤unu söylemifltir? Aç›kt›r ki faflizmin her zaman için cebinde demagoji vard›r. TC iflin bafl›nda sözcüsü R. T. Erdo¤an ile “Böyle olursa BOP’tan çekiliriz” aç›klamas›n› yapm›fl ve çeliflkilerin keskinleflmemesi gerekti¤ini efendisine hat›rlatmak istemifltir. Lakin silah›n namlusuna ve namlunun gerisindeki önderli¤e bu kadar s›k› s›k› sar›lm›fl bir halk› ancak “yalanc› bir dost” kand›rabilirdi, kand›ramazsa da elbette bu insanlar Filistin’de oldu¤u gibi emperyalizme karfl› olan savaflta namluyu tutanlar›n saf›nda yer alacakt›r. fiimdi ise “BARIfi!” gücü olarak TC askerleri gerekli askeri alt zemini de kurmak için ‹stihkâm Birli¤i ile gitti, belli ki gidici de¤il kal›c› olarak gitti. Velhas›l, haz›rlanacak bu alt yap› k›sa süreli bir askeri sevk›yata zaten uygun de¤ildir. Burjuva medya daha flimdiden “‹flte asker ilk kucaklaflmay› yapt›” diyerek çocuklara sar›lan askerlerin foto¤raflar›n› boy boy yay›nlad›. Düflünmek için bu kadar soru soran ve cevaplar› insanlardan isteyen bizlere ise tek bir soruyu sormak kald›; “Emperyalistler ve uflak iktidarlar›n›n medyalar› fosfor bombalar› ile yanm›fl insanlar›n kefene sar›l› foto¤raflar›n› ne zaman yay›nlayacak?”


29

60

3-16 Kasım 2006

Okullardaki fliddet: Geleceksizli¤in ve öfkenin ürünü Okullar aç›lmaya yak›n ö¤rencileri tatl› bir telafl al›r. Okuluna yeni kay›t olacak olan ve belki de ailesinden ilk defa uzaklaflacak ö¤rencilerde bu heyecan daha belirgindir. Ama ne yaz›k ki o heyecan› veliler ayn› flekilde yaflayamamaktad›r. Veliler, çocuklar›n›n ihtiyaçlar›n› ucuz halk pazarlar›ndan temin etmek için çaba harcarken, burjuva medya için de sadece bu yönüyle haber de¤eri tafl›rlar ve TV ekranlar›n› süslerler. Bunun yan› s›ra siyasetçilerin her okul döneminde tekrarlanan “kay›t paras› verilmeyecek” nutuklar› kamuoyunu meflgul ederken, bu haraç isim ve nitelik de¤iflerek ailelerden temin edilmektedir. Okul dönemi boyunca çeflitli isimler ad› alt›nda çeflitli ödemelerin velilerden talep edildi¤i yaflanan bir gerçektir. Ö¤rencilerin günlük yaflant›s›nda önemli bir bölümü kaplayan ö¤renim zamanlar› yani ailelerinden ayr› geçirdikleri bu zaman dilimi, kiflili¤in flekillenmesinde gerçek anlamda önemlidir. Bu zaman içerisinde çeflitli kötü al›flkanl›klarla karfl›laflma ve edinme riski yüksektir. Nitekim Milli E¤itim Bakanl›¤›’n›n yapt›¤› istatistiklere göre 26 Nisan 2006 tarihinden bu zamana kadar okullarda toplam 6 bin 224 ö¤rencinin kar›flt›¤› 2 bin 474 olay meydana gelmifltir. Sigara ve uyuflturucu kullanan, fuhufla yönelen, çeteler oluflturan, kesici delici aletler edinen ö¤renciler giderek artmaktad›r. Bununla beraber ö¤renciler aras›nda yaflanan kimi geliflmeler medya taraf›ndan boy boy gösterilmekte ve bu yaflanan olaylara karfl› ise sistem komik denilecek önlemler almaktad›r. Yaflanan

“Büyüklerinin yoksulluk, iflsizlik, sefaletle bo¤ufltu¤u, eme¤inin de¤erini almaktan, insanca bir yaflam sürme koflulunun var edilmedi¤i bir yaflamda çocuklar ve gençler gelecekten ne kadar umutlu olabilir? Bu ç›k›fls›z ve çözümsüz gösterilen tabloda içte biriken öfke ve tepki nereye yönelebilmektedir? Herhalde talebine fliddetle yan›t veren bir devlet, okullardaki fliddet sorununu çözebilir mi?”

poze etmeye çal›flt›¤› linç kültürünün farkl› yans›malar› olarak de¤erlendirebiliriz. Tabi burada aile ile e¤itim sistemini de göz ard› etmemek gerek. Genel e¤itim müfredat eksenli, ezberci bir e¤itim veriliyor. Müfredat d›fl›na ç›kamayan e¤itim emekçileri de fazla bir fley yapam›yor” diyor. Bir baflka e¤itim emekçisi de gençlerin kendine ve gelece¤e güvensiz, marka düflkünü olarak yetifltirildi¤inin alt›n› çizerek; “Gençlik güçlü olabilmek, lider görünmek ad›na fliddetin arkas›na s›¤›n›yor. Linç politikas› da bunu körüklüyor. Ergenlik dönemi gençlerde önemli ve bir o kadar da tehlikeli bir evre. Gençlik sosyal ve ekonomik yönden eksik yetiflti¤i için aray›fl içerisinde savrulabilmekte” diyor. bu olaylar› ekranlara tafl›yan, sanki daha önce benzeri olaylar yaflanm›yormufl gibi gösteren ikiyüzlü medyan›n yaklafl›m› misyonlar› gere¤i do¤ald›r. Asl›nda bu olaylar her zaman olmakta, de¤iflen ise olaylar›n say›s›ndaki yükselmedir. fiekillenmek üzere olan ve toplumun gelece¤ini oluflturan bu gençlik kesiminin içinde bulundu¤u bofllu¤u, yay›nlanan fliddet içerikli diziler, çabuk köfleyi dönmenin yollar›n› sunan yar›flma programlar›, meflhur olmak ümidiyle gidilen popstar yar›flmalar› ve çürümüfl e¤itim sistemi doldurmaktad›r. F tiplerinden al›flm›fl olacaklar ki, okullar› kameralarla donatan, ö¤rencileri koyun yerine koyarak bafllar›na bir çoban ifllevi görecek güvenlik elemanlar› koyarak yaflananlara çözüm bulaca¤›n› ortaya atan zihniyetin derdinin bu olmad›¤› ortadad›r. Bu nedenle e¤itim sistemindeki bu sorunlar› ele al›rken, bunlardan ba¤›ms›z düflünmek hatal› davran›fllara, yönelimlere sebebiyet verir. Kuflkusuz okullarda yaflanan fliddet ve yozlaflma genelin yans›mas›ndan, bütünün bir parças› olmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. O halde okullardaki fliddete karfl› uygulanacak çözüm genelde yaflanan yozlaflma ve çeteleflmeye yönelik çözüme paralel olmal›d›r. Bu durumun bizzat yarat›c›s› olan sistemin bu sorunu “kökten” çözmesinin mümkün olmad›¤› ortadad›r.

Yaflananlar sürpriz mi? K›saca söylemek gerekirse, yaflanan tüm bu sorunlar sürpriz de¤ildir. “Rüzgâr eken, f›rt›na biçer”, yani bu fliddet olaylar›n›n artaca¤› uzun zamandan beri söylenmekteydi. Ö¤rencileri bu flekilde yetifltiren, çeflitli kurum ve kurulufllar›yla gençlerin böyle flekillenmesine sebebiyet veren, bu sistemin kendisi, yani “e¤itim” kurumlar›d›r. Okullarda yaflanan fliddet olaylar›n› de¤erlendirmesi için E¤itim-Sen 5 No’lu fiube yönetici-

leri ve E¤itim Sekreteri Feyzullah Coflkun ile görüfltük. Coflkun konuflmas›nda “Asl›nda bakmam›z gereken yer fliddeti do¤uran nedenlerdir. Gerek ö¤retmenlerin yani idarecilerin kulland›¤›, gerekse ö¤rencilerin kendi kulland›¤› ve ö¤retmenlere karfl› kulland›¤› fliddet söz konusu. Son 20–30 y›lda topluma enjekte edilen, medya ile desteklenen bir yaklafl›m var. Çocuk yay›nlar›na, çocu¤a dönük programlara bakarsan›z önemli bir k›sm›n›n fliddet içerdi¤ini görürsünüz. Örne¤in “Kurtlar Vadisi” dizisinin gençler üzerinde mafya özentisi oluflturan etkileri var. Çocuk e¤itim sistemine gelmeden fliddetle, aile içi ve sokaktaki fliddetle tan›fl›yor. fiiddet ortam›nda yetiflen çocuk, do¤al olarak okula geldi¤inde de sorunlar›n› fliddetle çözüyor. Bir baflka nokta da, e¤itim sisteminin kendisi ile ilgilidir. Yani yoksul kesimler gittikçe gelece¤i görmüyor art›k. Eskiden e¤itim bir biçimde yoksul aileler için kurtulufl umuduydu. Art›k gençler de, aileler de e¤itimin bir kurtulufl olmad›¤› görüyorlar. Kendi geleceklerini kurgulamak için belli yollara baflvurmak zorundalar. En yak›n yöntem de fliddettir bu koflullarda” diyerek önemli noktalara vurgu yap›yor. Sözlerini “fliddet çok geride bafll›yor, toplumun en alt›ndan en üstüne kadar uzan›yor. Bunun sosyal, ekonomik, siyasal nedenleri var. Devlet hak arayan memura fliddet uyguluyor, üniversitelerdeki ö¤rencilere fliddet uyguluyor. fiiddet devletin de bir çözüm arac› oluyor. Son dönemlerde yarat›lan linç olaylar› da önemlidir. Ayr›ca yoksulluk ve geleceksizlik art›yor” fleklinde noktal›yor. Yine Erzincan’da görev yapan e¤itimcilerle, son y›llarda okullarda yaflanan fliddet olaylar› üzerine görüfltük. Bir e¤itim emekçisi televizyon dizilerinin önemli oldu¤unu düflündü¤ünü vurgulayarak “Yine devlet görevlilerinin em-

Halk›n çocuklar› halk›n yönetti¤i sistemle eflitli¤e kavuflur! Sermayenin doymayan çark›n› biraz daha h›zland›rmak için ülkenin bel kemi¤i e¤itim ve sa¤l›k iflte egemenler taraf›ndan bu hale getirilmektedir. 7 Ekim 2006 tarihli Milliyet gazetesinin manfletini aynen aktar›yoruz. “Devlet okulunda VIP tart›flmas›.” Altta farkl› iki bafll›k ve farkl› iki görüntü var. “Kolejleri and›ran 1. mevki”, “Kalabal›k ve bak›ms›z 2. mevki.” Haberin devam›n› da aynen aktaral›m; “‹stanbul Esentepe ‹lkö¤retim Okulu’ndaki veliler, 150 YTL ve üzerinde ba¤›fl yapanlar›n özel s›n›flara yerlefltirildi¤ini söyleyerek isyan ettiler.” Yani okul müdürü ba¤›fl yapan ailelerin çocuklar›n› 1. mevki s›n›flara; ba¤›fl yapmayan, yapamayan ailelerin çocuklar›n› ise 2. mevki s›n›flara yerlefltirmifl. Serbest piyasa koflullar›! Olay bas›na bu kadar yans›d›ktan sonra yap›lacak tek fley vard›r, o da an›nda yap›l›yor. Esentepe ‹lçe Milli E¤itim Müdürü devletin itibar›n› kurtarman›n çarelerini ar›yor ve “E¤er böyle bir uygulama var ise, soruflturma bafllataca¤›m” diyor. Sonras›ndaki geliflmelerden Türkiye kamuoyu ve bizler bihaberiz. Ancak haberdar oldu¤umuz bir fley var; o da bu okulda yaflananlar Türkiye’nin hemen her okulunda yaflanmakta, ancak bas›na yans›t›lmamaktad›r. TC’nin bütün okullar›nda “paran kadar oku! Ya da paran varsa oku!” uygulamas› art›k üstü kapat›lamaz bir boyuta ulaflm›flt›r. Yani Esentepe ‹lkö¤retim Okulu buz da¤›n›n görünen k›sm› bile de¤il. Tüm Türkiye kamuoyu biliyor ki bu ülkede e¤itim art›k halk çocuklar› için bir lüks olmufltur. Onbinlerin e¤itimden faydalanamad›¤›, faydalananlar›n “e¤itilmekten” bihaber oldu¤u varolan düzende “eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim” fliar›yla gelece¤imizi kurmaya!


30

3-16 Kasım 2006

‹flçi-köylü’den Eflitlik ve adalet yoksa, bar›fl da yok! KKK’n›n 1 Ekim’de ateflkes ilan etmesinin ard›ndan tart›flmalar devam ediyor. Dünyadaki en büyük gerilla güçlerinden birine sahip olan ve büyük bedeller ödeyen PKK’nin ateflkes karar› almas› ve öne sürdü¤ü sistem içi taleplerin karfl›l›¤›nda silahlar› b›rakaca¤›n› ilan etmesi, aç›kt›r ki en çok emperyalistlerin ve bölgedeki gericilerin ilgisini çekmektedir. KKK’nin çözüm için uluslararas› ve bölgesel güçlere seslenmesi ve onlar›n devreye girmesini istemesi (Karay›lan, 24 Ekim, Gündem), özcesi yüzünü halk›n gücüne ve tabandan gelen direnifline de¤il de diplomatik iliflkilerin sürdü¤ü masaya dönmesi de bu ilerici oda¤›n silahs›zland›r›larak etkisizleflmesini sa¤lamak aç›s›ndan gerici güçlerin yeni planlar oluflturmas›na neden olmaktad›r. Bu do¤rultuda ateflkese olumlu cevap vererek diyalogun önünü açacak yollar bulmak yerine koflulsuz silahlar›n b›rakt›r›lmas› talebi daha fazla öne ç›kmaktad›r. Bu anlamda “Diplomatik toplant›larda k⤛t üzerine imzalanan anlaflmalar, sadece daha önce muharebe meydan›nda kesinlefltirilmifl olan› yans›t›r. Çünkü hiç kimse aç›k bir flekilde kaybetmemifl oldu¤u fleyden vazgeçmez” anlay›fl› emperyalistler ve bölgedeki gerici, faflist, iflbirlikçi güçler aç›s›ndan somuta dökülmektedir. 20 y›l› aflk›n bir süredir devam eden ve Kürt halk›n›n bilinçlenmesinde ve aya¤a kalkmas›nda belirleyici bir rol oynayan, ulusal-devrimci kurtuluflu hedefleyen gerilla savafl›n›n önderli¤inin daha savunma aflamas›ndayken ç›k›fl nedenlerinden vazgeçmesi (DTP Genel Baflkan› Ahmet Türk, PKK’nin ald›¤› son kararla Kürtler’in çözümü silahta aramad›¤›n› ortaya koydu¤unu belirtti) ve silahlar› b›rakmay› herhangi bir pazarl›k resmileflmeden telaffuz etmesi, ulusal hareketin emperyalistler üzerindeki etkisini de do¤al olarak azaltmaktad›r. Aç›kt›r ki ulusal hareketin bu güce ulaflmas›nda her ulusun en meflru hakk› olan Kendi Kaderini Tayin Hakk› ilkesi ve bu do¤rultuda silah elde verilen mücadele belirleyici olmufltur. Ancak son y›llarda yönelimin de¤iflmesi, ayr› devlet kurma hakk›ndan vazgeçilmesi, silahl› mücadelenin çözüm olmayaca¤›n›n ilan› ve devlet gelene¤ini Osmanl›’dan alan TC’nin demokratikleflmesi ütopyas›n›n hedef olarak konulmas› bu büyük gücün etkili bir flekilde

bölge gericili¤i ve emperyalistlerin karfl›s›nda kullan›lmas›na da engel olmaktad›r. Ateflkes karar›na Türk egemen s›n›flar›ndan pratikte verilen cevap ise 83 y›ll›k inkârc›-asimilasyoncu Kemalist devlet gelene¤inin de¤iflmedi¤i yönündedir. Sabah gazetesinde ç›kan habere göre ABD’nin koordinatör olarak atad›¤› Ralston’a devletin mesaj› “Ciddi anlamda silah› b›rak›p, Türkiye’ye teslim olmalar› gerekir. Ancak o zaman bu geliflmeyi ciddiye al›r›z” fleklinde olmufltur. Yine Baflbakan›ndan, Genelkurmay Baflkan›na, Meclis Baflkan›ndan devleti temsil eden kurumlar›n di¤er temsilcilerine kadar benzeri ifadeler kullan›lmaktad›r. Bu inkârc› tutumun pratikteki yans›mas› ise operasyonlar›n artarak ve yayg›nlaflarak devam etmesidir. HPG’nin aç›klamas›na göre 1–15 Ekim tarihleri aras›nda TSK taraf›ndan 34 operasyon düzenlendi. Bu operasyonlar esnas›nda 19 çat›flma ç›kt›. Çat›flmalarda 9 asker ölürken 5 gerilla da flehit düfltü. Operasyonlarda Dersim da¤lar› bombalan›p ormanlar atefle verilirken, Amed, Siirt, Bingöl k›rsal›nda da operasyonlar devam etmektedir. Yine ‹mral›’da tecrit koflullar›nda esir tutulan Öcalan da, ateflkes ça¤r›s› yapt›¤› 27 Eylül’den bu haftaya kadar avukatlar›yla görüfltürülmüyordu. KKK Yürütme Konseyi Baflkanl›¤› ise bu tutumu kardeflli¤e ve bar›fla karfl› bir tutum olarak de¤erlendirdi. Faflist TC devletinin kardefllik ve bar›fl yönünde att›¤› herhangi bir ad›m varm›fl gibi böylesi bir protestoda bulunmak da at›lan oklar›n hedefine varamad›¤›n› göstermektedir. Bu flartlarda Mehmet A¤ar’›n sözlerine ulusal hareketin üst düzeyde destek sunmas› ve bunu politika yapman›n gerekleri olarak ele almas› da tehlikeli bir yaklafl›md›r. Türk egemen s›n›flar› kendi içlerinde yo¤un klik çat›flmalar› yaflasalar da, kendilerinin saltanat›n› tehdit eden tüm mücadeleleri bast›rmak için birleflmekten çekinmemektedirler. Bu do¤rultuda bugüne kadar çok kez faflist partilerin liderlerinden gelen “flafl›rt›c›” tespitleri halk›m›z duymufltur. Ancak “Türk devletinin anayasal kurulufl ilkeleri”nin d›fl›nda bir resmi politika de¤iflikli¤i olmam›flt›r. 70’li y›llarda toprak reformu talebini dillendirerek hükümete gelen Ecevit’ten, Kürt sorununu kabul eden

Özal ve Demirel’e, AB’nin yolunu Diyarbak›r’da arayan Y›lmaz’dan Erdo¤an’›n çeflitli dönemlerde yapt›¤› aç›klamalara A¤ar’›n katk›s› hem biçimsel hem de öz olarak bir farkl›l›k tafl›mamaktad›r. Bizler olaylara s›n›fsal yaklaflmak zorunday›z. Ba¤›ms›z bir s›n›f tavr› ile süreci de¤erlendirdi¤imizde kendi politikalar›m›z do¤rultusunda kitleleri seferber etmek için harekete geçmemiz do¤ru oland›r. Aksi takdirde kurulu düzen içinde farkl› kliklerin arkas›nda yedeklenmemek mümkün olamaz. Bu nedenle ulusal hareketin s›n›fsal yaklafl›m›, ba¤›ms›z bir politika belirleyerek serh›ldanlarla bask› yapmak, haklar› zorla koparmak fleklinde olmamakta, çözüm ABD’nin, AB’nin müdahalelerinde ve A¤ar’›n çabalar›nda aranmaktad›r. Söylemlerde her ne kadar bar›fl›n elde edilmesi için halk›n harekete geçmesinden bahsedilse de prati¤e bak›ld›¤›nda ateflkesin ard›ndan bar›fl talepli büyük, kitlesel eylemler görülmemektedir. Bunun yerine A¤ar’›n dürüstlü¤ünü sorgulayan ve A¤ar üzerinden “derin devlet” olarak adland›r›lan ve herkesin kendine göre yorumlad›¤› kesim üzerinde bask› kurmay› hedefleyen/tasarlayan fikirler ortaya konulmaktad›r. Bar›fl ve ateflkes politikalar›n› sahiplenmede Kürt halk›n›n Ulusal Hareketin önderli¤i ile buluflabildi¤i pratikte görülmemektedir. Buna yukar›da da bahsini etti¤imiz gibi gerilla cenazelerine, faflist bask› ve sald›r›lara karfl› kitlesel, militan eylemler örgütleyen Kürt halk›n›n ve gençli¤inin bar›fl için sokaklar› doldurmamas›n› örnek olarak gösterebiliriz. Bu devletin bar›flla, iknayla, diyalogla yola gelece¤ini, faflistlikten vazgeçece¤ini, bask›lara, katliamlara son verece¤ini, ciddi bir iç mücadeleyle halktan yana bir düzene evrilece¤ini tasavvur etmek nesnel gerçekli¤in yerine öznel dileklerimizi koymaktan baflka bir anlama gelmemektedir. Ekonomik, politik kriz içinde debelenen, a¤z›na kadar borçlu bulunan, halen bütçesini uçak, helikopter almaya ay›ran, emperyalizmin alenen müdahalelerle yönlendirdi¤i bu devletin hem de A¤ar gibi katilli¤i tescilli olan faflistler sayesinde iç mücadele ile de¤iflece¤ine ve demokratik reformlar uygulayaca¤›na kim inanabilir ki? Böylesi bir beklentinin maddi bir temeli aç›kt›r ki bulunmamaktad›r. Bu gerçekli¤i, 17 Ekim tarihli Gündem gazetesinde ateflkesle ilgili ç›kan okur mektuplar›ndan da anlamak mümkündür. “Devlet ateflkese cevap vermezse ne olur?” bafll›kl› Delil Karakoçan’›n haz›rlad›¤› yaz› dizisinde yay›nlanan flu okur mektuplar› özellikle Kürt gençli¤i içinde ateflkese kuflkuyla yaklaflan ciddi bir e¤ilim oldu¤unu belli etmektedir: Ali Beritan adl› okuyucu flöyle diyor: “Devlet taraf›ndan gelen aç›kla-

60 malar gösteriyor ki bu ateflkes de karfl›l›ks›z kalacak.(…) Bu süreç son flans olabilir. Bu sürece cevap verilmezse, yeniden savafl bafllarsa art›k sivil toplum örgütleri de bir ça¤r› yapamazlar ve savafl t›rman›r. Çünkü art›k halk›n sabr› da kalmad›. Ne kadar bar›fl desek de art›k bir gerçeklik ortaya ç›kacak: ya teslim ya ölümüne direnifl. (…) Ve gençlerin akl›na flu düflünce yerleflecek: Bu devlet bar›fla yanaflm›yor. Biz de savaflaca¤›z. Böyle bir sürece art›k kimsenin dur demeye hakk› olmaz. Ancak devleti durdurma olabilir. Art›k on binlerce genç sadece da¤lara ç›kmaz, flehirlerde savafl bafllar. Bu da ülkeyi bir Filistin’den ve Irak’tan beter eder. Ülke kan deryas› olur.” Mehmet Duru adl› okuyucu ise “K›sacas› bu saatten sonra devletten Kürtlere insanc›l-kardefllik temelinde bir çözüm beklenmesi son derece yanl›flt›r.” Mehmet Ali Aksoy adl› okuyucu ise “Ama as›l kayg›lan›lmas› gereken ABD’nin tavr›d›r. Y›llard›r karfl›t durumdaki güç birdenbire dost gibi görünmeye, görülmeye ve alg›lanmaya bafllam›flt›r. Oysaki ABD’nin dostlar› yok, ç›karlar› vard›r.” Veysi Kaya adl› okuyucu ise “93’ten bugüne alt›nc› kezdir ateflkes ilan ediliyor. 93’ten bugüne ne de¤iflti? (…) Basit, tali, sorunun özünden uzak, suni bir gündemden öteye gitmeyecek olgular geliflti. Oysa koruculuk la¤vedilmedi. Köye dönüfller için teflvikler gelifltirilmedi. Oysa dilimiz, kültürümüz halen yasak, kimli¤imiz halen yok: oysa halen bar›fl› b›rakal›m, ateflkesin a’s› a¤za al›nm›yor. Operasyonlar tüm h›z›yla geniflleyerek devam ediyor. Ve Demokratik Konfederalizmin Önderi Apo hala a¤›r tecrit ile esaret alt›nda. Bunun neresinde ateflkese yarafl›r bir durum var? Bunun neresinde 21. yy demokratik uygarl›k ça¤›n›n gerekliliklerine göre yaklafl›m var? (…) Devletin samimi oldu¤una, diyalog gelifltirece¤ine, uzlaflaca¤›na inanc›m çok zay›f. Bence olmas› gereken HPG’nin üstün savafl tecrübesi ve yetene¤i ile meflru savunmadan ç›k›p sonuna kadar direnmesidir. Bölgede de Halk Serh›ldanlar› gelifltirmektir. Ya onurlu bir bar›fl ya da görkemli bir direnifl olmal›. Veya onurlu bir yaflam ya da flerefli bir ölüm tercih edilmelidir.” Bizim aç›m›zdan da günümüzün ihtiyaçlar› hiçbir demokratik hak talebine tahammül edemeyen, baflta Kürt ulusu olmak üzere çeflitli milliyetlerden emekçi halk›m›z›n kendi kültürünü yaflamas›na izin vermeyen, halk›m›z›n en yi¤it o¤ul ve k›zlar›n› da¤ bafllar›nda, sokak ortalar›nda, zindanlarda katleden, halk›m›z› her geçen gün daha da yoksullu¤a iten bu faflist düzenden hesap sormak için da¤ bafllar›ndaki isyan atefllerini ço¤altmak ve direnmektir.


60

31

3-16 Kasım 2006

12 Eylül ürünü olan YÖK, üniversitelerde mücadeleyi bitirebilmek için okuldan atma ve uzaklaflt›rmalardan çare umuyor. Halk gençli¤inin paral› e¤itim nedeniyle e¤itim hakk›ndan yoksun b›rak›lmas›na, üniversitelerdeki bask› ve at›lmalar efllik ediyor. Mezun olanlar›n büyük k›sm›n›n sürüklendi¤i iflsizlik, bu ülkedeki pekçok emekçinin “kader”i gibi gösteriyor. Tüm bunlara karfl› gençli¤in öfkesini alanlara tafl›mak için 4 Kas›m’da Kad›köy’de buluflmaya!

Soruflturmalar, at›lmalar mücadeleyi bitiremez! Devrimci demokratik ö¤renci hareketi ise bu sald›r›lara karfl› toplumsal duyarl›l›¤› artt›rmak amac›yla çeflitli eylemler ve etkinlikler düzenlemekte, seslerini duyurmaya çal›flmaktad›r. 12 Ekim tarihinde ‹stanbul Üniversitesi’nde yap›lan bas›n aç›klamas›nda okunan metinde flunlara vurgu yap›lm›flt›r: “YÖK ile parmakl›klar arkas›na al›nmaya çal›fl›lan gerçekler su yüzüne ç›kt›kça sermaye cephesinden sald›r›lar daha azg›n bir biçim almaktad›r. Herkes bilmektedir ki yüksek ö¤retim büyük bir ç›kmaz içindedir, üniversiteler tüm toplumun gözünde sayg›nl›¤›n› yitirmifl durumdad›r. Üniversite-sanayi iflbirli¤i ad› alt›nda üniversitelerin insanl›¤a karfl› sorumluluk tafl›ma bilinci yok edilmifl, paral› e¤itim uygulamalar› ile de ö¤renciler müflteri ilan edilmifltir. Tüm bu soruflturma terörünün alt›nda yatan da bu gerçektir. Tüm bunlara karfl› ç›kman›n YÖK’ün keyfi disiplin yönetmeli¤inde yeri vard›r ve karfl›l›¤› cezad›r. Utanmas› gereken, 12 Eylül art›¤› bir yasay› uygulamakta ve akademik onurlar›n› ayaklar alt›na almakta bir çekince görmeyen ö¤retim üyelerdir. Zira biz utanm›yoruz ve hala okullar›m›z›n önündeyiz. Utananlar kapal› kap›lar ard›nda polisle görüflmekte ve bu sözde baflar›lar›n› hep birlikte kutlamakta, askerin karfl›s›nda haz›r ola geçmektedir. Tablo ortadad›r ve üzerine söylenecek hiçbir söze yer b›rakmayacak kadar aç›kt›r. Hiçbir akl› bafl›nda insan, bir

insan›n ‘flüpheli bir flekilde karn›n› tutarak medikoya’ gitmesinin suç oldu¤u veya ölmüfl ö¤renciye soruflturma açan bir üniversiteye sahip bir ülkede yaflamay› kabul edemez. Tek bafl›na üniversite ö¤rencilerine de¤il, ayn› zamanda ö¤retim görevlilerine aç›lan soruflturmalar ve verilen cezalar söz konusudur. Dokuz Eylül Üniversitesi ö¤retim görevlisi Prof. Dr. ‹zge Günal üniversiteden at›lan iflçilerin geri dönmesini talep eden 4000 dilekçeyi rektörlü¤e götürdü¤ü için üniversite yönetimince üniversiteden at›lm›flt›r. Ayr›ca ‹stanbul Üniversitesi’nde iki E¤itim-Sen üyesi ö¤retim görevlisi 3 y›l kademe yükseltememe cezas› alm›flt›r. Üniversiteler bu yönetmeliklerle y›l-

lard›r yönetilmektedir ancak hiçbir dönemde ö¤renciler bu kadar hukuksuz ve mant›k d›fl› soruflturmalarla karfl› karfl›ya kalmam›flt›r. ‹stanbul Üniversitesi’nde 12 ö¤renci YÖK’ten ç›kar›lma cezas› alm›fl, 40’a yak›n ö¤renci uzaklaflt›rma cezalar› alm›flt›r. Yine Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde 1 ö¤renci YÖK’ten ç›karma cezas›, 720’nin

Üniversitelerde özgür düflünce zeminini ortadan kald›ran disiplin cezalar› sadece ö¤rencileri de¤il, üniversitedeki tüm kesimleri; akademisyenleri ve üniversite çal›flanlar›n› da hedef al›yor. üzerinde ö¤renci ise uzaklaflt›rma cezalar› alm›fllard›r. Kelle al›r gibi ö¤rencileri okuldan atanlar bilmedirler ki üniversitelerde y›llard›r süren mücadele hiçbir zaman kesintiye u¤ramam›flt›r, zay›flam›flt›r ama kesilmemifltir. Bu gün bu bayra¤› tafl›yan bizler de bu güçlü gelene¤i lay›k›yla tafl›yaca¤›z. Onlar›n rüyalar›n› karabasana çevirmeye devam edece¤iz.” Ö¤rencilerin mücadelesine ayd›nlardan da destek gelmekte, sorunun gündemleflmesinde bu giriflimlerin de önemli bir etkisi bulunmaktad›r. Ayd›nlar›n bu amaçla imzaya açt›klar› deklarasyonda flu ifadelere yer verilmektedir: “Üniversitelerde özgür düflünce zeminini ortadan kald›ran disiplin cezalar› sadece ö¤rencileri de¤il, üniversitedeki tüm kesimleri; aka-

demisyenleri ve üniversite çal›flanlar›n› da hedef al›yor. Soruflturma uygulamalar›n›n bu ölçüde yo¤unlaflmas› üniversitelerin toplumsall›ktan ve bu alanlarda egemen olmas› gereken demokratik ve özgür ortamdan ne ölçüde uzaklaflt›¤›n›n bir göstergesidir. Bizler, üniversitelerin bilimsel, özgür düflüncenin egemen oldu¤u kurumlar olmalar› gerekti¤ini düflünüyoruz. Üniversite ö¤rencilerinin mutlak surette düflünen, üreten, elefltiren, hakk›n› arayan bir kimli¤e sahip olmalar›n›n toplumsal bir ihtiyaç oldu¤unun alt›n› çizmek istiyoruz.”

Gençlik, sözünü alanlarda söylemeye! Bu sald›r›lar özelde tüm devrimci demokratik muhalefete genelde ise tüm halka dönük bir sald›r›d›r. Emekçi çocuklar›n›n üniversitede okumas›n›n önünün nihai olarak kesilmesi, canl› bir muhalefet alan›n›n devre d›fl› b›rak›lmas› faflizmin ve emperyalizmin politikalar›na daha sorunsuz bir flekilde hayat vermesinin önünü açacakt›r. Bu anlamda askeri operasyonlara, hapishanelerdeki hak gasplar›na, devrimci demokratik kurum çal›flanlar›na yönelik tutuklama terörüne, emperyalizmin askeri, siyasi ve ekonomik sald›r›lar›na karfl› devrimci demokratik güçler nas›l birleflebiliyorsa YÖK karfl›t› eylemlerde de farkl› toplumsal kesimlerden demokratik güçlerin ortak hareket etmesi büyük bir ihtiyaçt›r. Bu nedenle 6 Kas›m YÖK karfl›t› protestolar› demokratik üniversite talebiyle birlikte esas olarak anti-emperyalist, anti-faflist, militan bir kitle eylemi olarak ele almal› ve emperyalizme ve faflizme karfl› demokratik halk iktidar› fliar›n› hayk›rmak için alanlarda buluflmal›y›z! (Yeni Demokrat Gençlik)


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

›lar k s a b Faflist areketini ci h n e ek! r c ¤ e ö y e em y e l l e eng Toplumun tüm kesimlerine yönelik artan sald›r›lardan üniversite ö¤rencileri de pay›n› almaktad›r. Derinleflen ekonomik ve politik kriz karfl›s›nda kendisine muhalif güçleri zorla susturmaktan baflka çare bulamayan faflist sistem, ulusal ve sosyal kurtulufl taleplerini yükselten gerillalara on binlerce askerle operasyonlar düzenlemekte, hapishanelerdeki devrimci tutsaklar›n haklar›n› gasp ederek tecridi katmerlefltirmekte, direngen yan› törpülenemeyen Kürt halk›n› kontra sald›r›larla, linç kampanyalar› ile diz çöktürmeye çal›flmakta, devrimci ve demokratik kurum ve örgütlerde çal›flan devrimcilere yönelik gözalt› ve tutuklama sald›r›lar›na h›z vermektedir. Bununla birlikte toplumun görece en dinamik ve toplumsal sorunlara en duyarl› kesimlerinden biri olan üniversite gençli¤ini ise YÖK’ün faflist yönetimi alt›nda sindirmeye çal›flmaktad›r.

Gençlik kiminse, gelecek onundur! Tüm dünyada oldu¤u gibi ülkemizde de yar›-ayd›n karakterinden kaynakl› üniversite gençli¤i toplumsal muhalefet içinde canl›l›¤› ve duyarl›l›¤› ile özel bir yere sahiptir. Türkiye Devrimci Hareketi’nin ortaya ç›k›fl›ndan günümüze kadar üniversite gençli¤inden ç›kan dev-

Özellikle bu y›l ‹stanbul üniversitelerinde onlarca ö¤renci soruflturmalarla okuldan at›lm›fl veya uzaklaflt›rma cezas› alm›flt›r. Ö¤rencilerin en temel hakk› olan söz ve ifade özgürlü¤ü faflist yönetmeliklerle gasp edilmektedir.

rimciler önemli roller oynamaktad›r. Bununla birlikte ö¤renci hareketinin iflçi ve köylü hareketi ile birleflti¤inde devlet için nas›l bir tehlikenin ortaya ç›kt›¤› da tarihsel deneyimlerle bilinmektedir.

Gençli¤in dinamizmi egemenleri korkutuyor! Bu gerçekli¤in fark›nda olan faflist düzen aç›s›ndan üniversite gençli¤i-

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

6 Kas›m’da anti-faflist sloganlar›m›zla alanlarda buluflal›m!

nin zapt u rapt alt›na al›nmas›, apolitiklefltirilerek toplumsal sorunlara duyarl›l›¤›n›n köreltilmesi, emperyalizmin taleplerine uygun ucuz ifl gücü olarak yetifltirilmesi büyük önem kazanmaktad›r. ‹flte bu nedenledir ki egemen s›n›flar 12 Eylül Askeri Faflist Cuntas›’n›n ürünü olan Yüksek Ö¤retim Kurulu’na büyük de¤er vermektedir. Bu nedenledir ki egemen s›n›f klikleri aras›ndaki mücadelede YÖK önemli bir konu malzemesi haline gelmektedir. Yine bu nedenledir ki, üniversitelerdeki devrimci ve demokratik muhalefetin mücadelesinin önündeki en büyük engel ve bu muhalefetin en önemli teflhir kayna¤› YÖK’ün kendisidir. K›saca bahsini etti¤imiz bu özelliklerinden kaynakl› YÖK karfl›t› çal›flmalar üniversiteli ö¤renci hareketi aç›s›ndan gündemin en bafl›ndaki yerini almaktad›r. Bu çal›flmalar içinde de 6 Kas›m, gelenekselleflmesi aç›s›ndan ö¤renci gençli¤in YÖK’e öfkesini gösteren en kitlesel ve en militan eylem günü olmaktad›r. Günümüzde egemen s›n›flar›n üniversiteli gençlik üzerindeki planlar› oldukça ciddidir. Emperyalizmin talepleri do¤rultusunda e¤itimin paral› hale getirilmesi, verilen hizmetlerin özellefltirilmesi, ö¤rencilerin ö¤rencilik y›llar›nda ve mezun olduktan sonra ucuz ifl gücü olarak çal›flmaya zorlan›lmas› vb. politikalar en baflta yoksul halk çocuklar›n› etkilemektedir. YÖK’ün haz›rlad›¤› Yüksekö¤renim Stratejisi Taslak Raporu’nda da buna de¤inilerek itiraflarda bulunulmaktad›r: “Düflük gelir gruplar›n›n e¤itime ay›rabildikleri e¤itim harcamalar›n›n milli gelirdeki paylar›ndan da düflük oldu¤u ve iki araflt›rma aras›ndaki on y›lda durumun daha kötüleflti¤i görülmektedir. Böyle bir durumda, e¤itimin f›rsat eflitli¤ini sa¤lamas› de¤il, tersine daha da kötülefltirmesi söz konusudur.

Kaç kifli üniversiteye gidebiliyor? Yüksekö¤retim harcamalar›n›n % 20’lik gelir gruplar›na göre da¤›l›mlar›na bakt›¤›m›zda en düflük % 20’lik grubun çocuklar›n›n yüksekö¤retim kurumlar›na ulaflamad›klar› anlafl›lmaktad›r. Yüksekö¤retim harcamalar› alttan ikinci ve üçüncü % 20’lik dilimde bafllamaktad›r.” F›rsat eflitsizli¤inin en büyük örne¤i olan ÖSS’yi geçerek üniversite-

y e giren ö¤rencilere üniversitenin ard›ndan dahi iyi bir gelecek vaat edilemem e k t e d i r. E¤itim fakültelerinden mezun olanlar bir süre stajyer olarak çal›flt›r›lmakta, kadrolu çal›flma imkânlar› ellerinden al›nmaktad›r. Mimar-mühendislik fakültesi ö¤rencileri yetkin mühendislik ad› alt›nda ucuz ifl gücü olarak çal›flt›r›lmaya mecbur b›rak›lmak istenmektedir. Üniversite ö¤rencileri teknokentlerde özel flirketler için çal›flt›r›lmakta, üniversitede hizmet veren iflçiler ifllerinden at›l›p yerlerine ö¤renciler çal›flt›r›lmak istenmektedir. Bilimsel üretim ad›na hiçbir emarenin bulunamad›¤›, Kürt ulusundan ve çeflitli milliyetlerden ö¤renciler için kendi anadillerinde e¤itimi bir yana b›rakal›m Türkçe e¤itim yerine ‹ngilizcenin yayg›nlaflt›r›ld›¤› üniversitelere maddi kaynaklar giderek azalt›l›rken özel üniversitelere devlet bütçesinden paylar›n ayr›ld›¤›/artt›r›ld›¤› bu dönemde egemen-

ler bu politikalara herhangi bir muhalefete de tahammül gösterememektedir. Bunun örnekleri son y›llarda soruflturmalarla, sivil faflist sald›r›larla ö¤renci hareketinin sindirilmeye çal›fl›lmas›nda görülmektedir. En ufak hak talebinin üzerine büyük bir sald›r› dalgas› ile yönelinmektedir. Özellikle bu y›l ‹stanbul üniversitelerinde onlarca ö¤renci soruflturmalarla okuldan at›lm›fl veya uzaklaflt›rma cezas› alm›flt›r. Ö¤rencilerin en temel hakk› olan söz ve ifade özgürlü¤ü faflist yönetmeliklerle gasp edilmektedir. ABD iflgaline, yemekhanenin özellefltirilmesine karfl› ç›kmak, daha nitelikli bir e¤itim sistemi talep etmek, daha iyi bir gelecek istemek üniversitelerin faflist yönetimlerince suç kabul edilmekt e d i r. Aç›kt›r

ki ö¤renci hareketini bast›rmaya/sindirmeye yönelik bu sald›r›lar egemenlerin e¤itimin ticarilefltirmesi yolunda atacaklar› daha büyük ad›mlar›n önündeki engelleri temizleme amac›n› tafl›maktad›r. Devam› sayfa 31’de

6 Kas›m YÖK karfl›t› protestolar› demokratik üniversite talebiyle birlikte esas olarak anti-emperyalist, anti-faflist, militan bir kitle eylemi olarak ele almal› ve emperyalizme ve faflizme karfl› demokratik halk iktidar› fliar›n› hayk›rmak için alanlarda buluflmal›y›z!


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook