www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr
Say›: 2006-21
59
*Y›l:2 *20 Ekim-2 Kas›m 2006 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350
Halk›n ekonomik ve sosyal haklar›n› gaspediyorlar
“Da¤da silahla dolaflacaklar›na inip ovada siyaset yaps›nlar” diyerek gündeme düflen eli kanl› DYP lideri Mehmet A¤ar’›n hemen ard›ndan “Benim dönemimde asker konuflamaz, asker konuflursa hükümet yok demektir” diye yapt›¤› ekleme, ordudan yank›s›n› bulmakta gecikmedi. Orgeneral Y. Büyükan›t cevap verdi: “Biz, o flahs›n döneminde de konufluruz!” ‹flin asl› A¤ar’›n derdi ne Kürt Sorunu konusunda imha ve inkar siyasetinde bir de¤ifliklik yapmak ne de “Analar a¤lamas›n” derken bu ülkede dökülen gözyafllar›n›n sözcüsü olmakt›. Bu sözler, 1 Ekim tarihinde PKK taraf›ndan ilan edilen ateflkesle birlikte “Bar›fl süreci”nin güçlenece¤ini umanlara yeflil ›fl›k yaksa da, Kürt halk›na yönelik zihniyette herhangi bir de¤ifliklik söz konusu de¤ildir. Yani bu ateflkes de di¤erleri gibi “muhatabs›z”
Guantanamo’dan F Tipi’ne
“TECR‹TE SON!”
Özellikle son dönemlerde art›fl gösteren “disiplin cezalar›” ve sevkler esnas›ndaki iflkence uygulamalar›n› protesto etmek için 15 Ekim tarihinde Taksim Mis Sokak’ta toplanan TUYAB (Tutuklu ve Hükümlü Yak›nlar› Birli¤i) üyeleri buradan alk›fl, z›lg›t ve sloganlarla Tramvay Dura¤›’na yürüyerek “Guantanamo’dan F Tipine tecrite son!” yaz›l› pankart açt›lar. Sayfa 10
kalacak ve gerillaya yönelik sald›r›lar h›z kazanacakt›r. AKP hükümeti IMF ile yeni bir stand-by(Borçlanma) antlaflmas› imzalayarak var olan ekonomik krizin daha da derinleflece¤inin garantisini vermifltir. Bu durum iflçi ve emekçilere daha fazla zam, vergi ve do¤all›¤›nda kuflkusuz bask› olarak geri dönecektir. K›rda ve kentte yoksullu¤un alabildi¤ine artaca¤› önümüzdeki süreçte, devletin de sald›r› ve bask›lar›n›n artaca¤› su götürmez bir gerçektir. Yoksullu¤un pençesindeki iflçilerin, üretemeyen köylülerin, okuyamayan ö¤rencilerin, çal›flamayan iflsizlerin, geçinemeyen memurlar›n ortaklafla mücadelesinin yükseltilmesi gelece¤in kimin olaca¤›n› da belirleyecektir. Zulme, bask›ya, yoksullu¤a karfl› insanca bir yaflam için mücadeleye!
Irak’ta direnifl bitti mi? 3 Ekim’de Suudi Arabistan D›fliflleri Bakan› Prens Suud El Faysal ile görüflmesinden sonra gazetelere; “‹ran nükleer faaliyetlerini ask›ya almad›¤› takdirde uluslararas› toplumun tek seçene¤i BM’nin 1696 say›l› karar›na baflvurarak yapt›r›m getirilmesi olacakt›r” demeçleri veren ABD D›fliflleri Bakan› Condoleezza Rice bu oyunun bafl aktörlü¤üne soyunuyor.
Ölüm mele¤i Irak’ta! Türkiye, Yunanistan, ‹srail ve Lübnan olmak üzere birçok ülkeyi ziyaret eden Rice bu aralar fazla mesai yapmakta.Giriflecekleri yeni katliamlar öncesi son haz›rl›klar›n› yapan emperyalistlerin sözcüsü Rice ve onun haydut çetesi tüm enerjilerini efendileri için kullanmakta ve canla baflla çal›flmaktad›r. Sayfa 28
2
20 Ekim-2 Kasım 2006
59 ✓Seyhan’da sular durulmuyor!
Pirelli “verimsiz makine” olarak gördü¤ü iflçileri iflten att›! Sa¤l›ks›z çal›flma koflullar› nedeniyle sürekli hastalanan iflçiler, tedavi edilmek yerine “verimsiz” denilerek iflten at›l›yor. ‹nsan olarak görülmeyen iflçiler adeta birer ifl makinesi olarak görüldükleri için istenildi¤inde “bozuldu, hastaland›” denilerek iflten at›lma hakk› oldu¤u düflünülüyor patronlar taraf›ndan. Kocaeli’nin ikinci büyük lastik fabrikas› olan Pirelli’den, “S›k s›k istirahat almalar› ve verimsizlik” bahanesiyle, 4’ü istirahatli alt› iflçi iflten at›ld›. Fabrika-
da örgütlü Lastik-‹fl Sendikas› yöneti-
cileri ve iflten at›lan iflçiler ise patrona öfkeli. ‹flçiler a¤›r çal›flma flartlar› nedeniyle rahats›zlan›p, izin almak zorunda kal›yor. ‹flten at›lmalar üzerine iflçiler mesai saatinden saat 13.30’a kadar üretimi durdurdu. Gece vardiyas›ndaki iflçiler de fabrikay› terk etmedi. Lastik-‹fl Genel Baflkan› Abdullah Karacan, genel merkez yöneticileri ve Lastik-‹fl Kocaeli fiube yöneticileri de Pirelli’ye gelerek iflveren temsilcileriyle görüfltü. Görüflmede ilk etapta iflten at›lacak iflçi say›s›n›n 25 oldu¤u, bu rakam›n 75’e yükselece¤i söy-
lendi. Yap›lan görüflme sonucu 6 iflçinin ifline son verilirken, 19 kiflinin ç›k›fl› ise durduruldu. Yap›lan görüflmede iflten atmalar›n gerekçesinin “sa¤l›k problemlerine ba¤l› olarak al›nan uzun süreli istirahatlar›n” ve “en fazla devams›zl›¤›n oldu¤u verimsiz fabrikan›n” Pirelli oldu¤u gerekçe gösterildi¤i ö¤renildi. Sendika, at›lan iflçiler için ifle iade davas› açacaklar›n› belirtiyor. ‹flten at›lan iflçilerin içlerinde 12 y›ld›r Pirelli’ye emek vermifl iflçiler de var. ‹flçiler gösterilen bahanelerin as›ls›z oldu¤u ve has›z yere iflten at›ld›klar›n› söylüyorlar. (Kartal)
“Siz ancak kap›lar› y›ld›r›rs›n›z”
3 kere sald›r›s›na u¤rad›¤›n› kaydetti. Bas›n aç›klamas› için sözü alan dernek baflkan› Füsun Band›r da derne¤in geçmiflinden k›saca söz ederek derne¤in 30 Aral›k 2005 ve 22 Haziran 2006 tarihinde iki kez sald›r›ya u¤rad›¤›n›, ilkinde kap›n›n k›r›larak evraklar›n kar›flt›r›ld›¤›n›, ikincisinde ise hem kap›n›n k›r›ld›¤›n› hem de içerinin ve evraklar›n darmada¤›n edildi¤ini söyledi. En son sald›r›n›n 7 Ekim Cuma gü-
işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!
ABONEL‹K fiARTLARI
Daha önceden iki kere sald›r›ya u¤rayan Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i (FHDD); 7 Ekim Cumartesi günü tekrar bir sald›r›ya maruz kald›. Her seferinde kap›s› k›r›lan, içerdeki eflyalar da¤›t›lan FHDD’de kaç kez parmak izi al›nsa, tutanaklar tutulsa da bugüne kadar bu sald›r›n›n failleri bulunamam›flt›. FHDD, bu sald›r›lara Filistin halk›n›n direnifl ruhuyla cevap verece¤ini belirtti. 13 Ekim Cuma günü Beyo¤lu Hükümet Kona¤› önünde bas›n aç›klamas› yapan FHDD üyeleri; derne¤e yap›lan sald›r›y› bir kez daha k›nayarak, bu ve benzer sald›r›lar›n kendilerini mücadelelerinden y›ld›ramayaca¤›n› söylediler. Aç›klama öncesinden k›sa bir konuflma yapan Emriye Demirk›r, derneklerinin daha 1 y›l önce kuruldu¤unu ancak bu süre zarf›nda derne¤in misyonunu hazmedemeyenlerin
nü oldu¤unu kaydeden Band›r, sald›rgan/sald›rganlar›n gündüz vakti kap›y› k›rarak içeri girdiklerini ve bilgisayar kasas›n› alarak ç›kt›klar›n› belirtti. Tüm bu sald›r›larda bir fley al›nmadan sadece evraklar›n kar›flt›r›ld›¤›n› ve en sonuncuda da bilgisayar kasas›n›n al›nd›¤›na dikkat çeken Band›r, bunlar›n olay›n h›rs›zl›k de¤il, derne¤in faaliyetini hazmedemeyen, rahats›zl›k duyan kifli veya çevrelerce yap›lan sald›r›lar
oldu¤unu düflündürdü¤ünü de sözlerine ekledi. Halen devam eden “Filistin’de Bir Kardeflim Var” kampanyas› çerçevesinde Filistin halk›yla dayan›flmak için ilaç, elbise, çocuklar için okul malzemesi toplad›klar›n› kaydeden Band›r, ayr›ca mülteci kamplar›ndaki Filistinli çocuklarla Türkiyeli çocuklar› kardefl edindirerek bu kampanyay› daha da yükselteceklerini söyledi. Band›r, son dönemde demokratik kurumlara yönelik sald›r›lar›n artt›¤›n› belirterek, bu bask› ve engellemelere karfl› herkesi mücadeleyi yükseltmeye ve dayan›flmay› en genifl taban ve kapsamda ço¤altmaya ça¤›rd›. Aç›klaman›n ard›ndan Band›r, polisin bir türlü bulamad›¤› “meçhul faillere” iliflkin suç duyurusunda bulunmak için Savc›l›¤a baflvuruda bulunacaklar›n› belirtti. (‹stanbul)
6 AYLIK: 10.200.000
Seyhan Belediyesi’nden, insanca çal›flma koflullar› ve insanca yaflanacak bir ücret istedikleri ve bunun u¤runa mücadele etme “cüreti” gösterdikleri için iflten at›lan temizlik iflçilerinin direnifli, takvim yapraklar›n› tüketmeye devam ediyor. Bir önceki say›m›zda da yans›tt›¤›m›z gibi, iflçiler haklar›n› almakta kararl›. Bu kararl›l›k devam ediyor. 11 Ekim Çarflamba günü ‹nönü Park›’na çocuklar› ve eflleri ile birlikte gelen iflçiler, direnifllerinin 163. gününde fliarlar› olan “Hakl›y›z kazanaca¤›z” sloganlar›n› tekrar hayk›rd›lar ve bir daha buluflmak üzere aç›klamay› bitirdiler. ‹flçiler flöyle diyor; “Hakk›m›z› alana kadar her Çarflamba buraday›z…” (Mersin)
✓Hal iflçileri ifl b›rakt› Türkiye’nin en yo¤un hallerinden olan Mersin Hali’nde çal›flan ambalaj, istif ve yükleme iflçileri ifl b›rakt›. Halde çal›flan yaklafl›k 400 iflçi iki y›ld›r günlük 25 YTL ücret karfl›l›¤›nda çal›fl›yor. Bu süre içinde pek çok ürünün fiyat› artarken iflçilerin yevmiyeleri yerinde sayd›. Kürt iflçiler çal›flma koflullar›n›n ve düflük ücretin d›fl›nda anadillerinde konuflam›yor. ‹flçilerin Kürtçe konufltu¤unu duyan, patronlar iflçileri iflten ç›karmakla tehdit ediyor. ‹flçiler 10 Ekim günü ifl b›rakarak evlerine da¤›ld›. Bunun üzerine pani¤e kap›lan Sevkiyatç› Tüccarlar Derne¤i anons yaparak ücretlerin 35 YTL oldu¤unu aç›klad›. Ancak iflçiler sözü edilen ücretlerin de düflük oldu¤unu söyleyerek ifl b›rakma eylemini sürdürdü. (Mersin)
✓Sa¤l›kta Dönüflüm’e SES’ten protesto AKP hükümetinin sa¤l›kta y›k›m anlam›na gelen “Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi”ni protesto eden SES Mersin fiubesi AKP binas›na yürüdü. 7 Ekim Cumartesi günü flube binas› önünde toplanan sa¤l›k emekçileri sloganlar eflli¤inde AKP’ye yürüdü. Burada bir konuflma yapan fiube Baflkan› Y›lmaz Bozkurt, sa¤l›k alan›nda büyük tahribatlar›n yafland›¤›n›, buna karfl› mücadele edeceklerini, proje geri çekilmezse ifl b›rakma eylemleri yapacaklar›n› söyledi. (Mersin)
1 YILLIK: 20.400.000
NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.
3
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
Büyükan›t “kakafoni” gündemlerle ilgili konufltu Zulmün korku duvarlar› çatl›yor 2006 y›l›n›n son dönemlerini geçirdi¤imiz ve çok daha s›cak geliflmelere gebe oldu¤u bugünden belli olan 2007’ye az bir zaman kala, Koma Komelen Kürdistan (KKK) taraf›ndan gündeme getirilen ateflkes ça¤r›lar› ve devlet cephesinden buna paralel yaflanan geliflmeler; Fransa Parlamentosu’nda “Ermeni Soyk›r›m› yok” diyenlere ceza öngören yasa tasar›s› tart›flmalar›, TSK komuta kademesi taraf›ndan yap›lan aç›klamalar (uyar›lar), 301. madde ve Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri tart›flmalar› vb. ile birlikte bakt›¤›m›zda oldukça genifl bir yelpazeyi içine alan bir sald›r› dalgas›n› görüyoruz. Ancak bu geliflmelerin tümünün ana yönünü ve eksenini, egemenlerin art›k gizlemeyi baflaramad›klar› ekonomik krizin neden oldu¤u toplumsal rahats›zl›klar ve bunun s›n›f mücadelesi ile olan iliflkisinin ortadan kald›r›lmas›na yönelik müdahaleler oluflturmaktad›r. Erdo¤an-Bush ikilisinin görüflmesinin ana temas›n› oluflturan konunun Ortado¤u ve “terör” olmas› ise içinden geçilen sürecin kritikli¤i göz önünde bulunduruldu¤unda oldukça isabetli seçimler olarak görülmelidir. Ülkedeki “irtica” tehditlerine yönelik belirleme ve saptamalar›n yan› s›ra, PKK’nin silah b›rakma ve ilan edilen ateflkes sürecinin devlet aç›s›ndan devam› “Önce PKK’y› bitirmek flart” aç›klamalar›n›, Y. Büyükan›t’›n Harp Akademilerinin aç›l›fl›ndaki konuflmas›nda “TSK silahl› tek terörist kalmayana kadar mücadeleye devam edecek, terör örgütü için tek kurtulufl silah›n› kay›ts›z flarts›z b›rakmak” olmufl ve devlet bir bütün olarak bu konuda ortak bir tutum ortaya koymufltur. ABD’lilerin bu konuda Türkiye’ye önerdikleri “askeri imha ile de¤il, örgüt üyelerinin ço¤unlu¤unun Türkiye’ye dönmeye teflvik edilmesi, baz›lar›n›n da Bat›’ya s›¤›nmas› yoluyla” bu sürecin afl›labilece¤i önerisi, bir anlamda yaflanan sürecin kendileri aç›s›ndan belli boyutlarda “yeterli” noktaya geldi¤inin de iflaretini vermektedir. Son günlerde yo¤unlaflan af tart›flmalar› da bu önerilerin bir parças› olarak görülebilir. Ancak bugüne kadar devlet taraf›ndan gösterilen tutum, mevcut ortam ve tabloda buna yönelik ad›mlar›n at›lmas›n›n henüz mümkün olmad›¤› sonucunu göstermektedir. Günler öncesinden reklâm› yap›lan ve tart›fl›lmaya bafllanan Büyükan›t’›n Harp Akademilerinin aç›l›fl›ndaki konuflmas› beklenildi¤i gibi oldukça “zehir” ve de “zemberek” bir içerikte oldu. Erdo¤an’›n ABD ziyareti öncesi “gerilime neden olacak aç›klamalardan kaç›nmak gerekti¤ini, gerilim yaratacak aç›klamalar›n ekonomiyi etkileyece¤i, hatta bat›rabilece¤i” telkin ve önerilerini dikkate almayan Büyükan›t, “terör”, “irtica”, “TESEV” vb. konulardaki görüfllerini aç›klayarak, ordunun “siyasetteki belirleyicili¤i” konusunu bir kez daha kan›tlad›. Orduya yönelik son dönem artan “teflhir” kampanyalar›n›n da tart›fl›ld›¤› aç›l›fl konuflmas›, ayn› zamanda ABD’ye de çeflitli biçimlerde mesajlar tafl›r nitelikteydi. “‹rticai” tehlikeye karfl› gerekli önlemi alamam›fl olan AKP hükümetinin dikkate al›n-
mamas› uyar›s›yd› bu. Ancak ABD’nin bekleme lobisinden meflhur Oval Ofis’e terfi eden Erdo¤an için yap›lan bu uyar› pek dikkate al›nmad›. Zira AKP hükümeti Lübnan sürecindeki görevini yerine getirmifl, asker gönderme konusunda ABD’nin bafl›n› a¤r›tmam›flt›. Bunlar AKP’nin kullan›m süresinin uzat›lmas› aç›s›ndan oldukça önemli geliflmelerdi. Bu tabloyu tamamlayan di¤er bir gösterge ise ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wil-
son’›n, “Türkiye’de irtica tehlikesi yok. ‹rtica tart›flmalar› kakafoniden baflka bir fley de¤il” yönlü beyan›n›, ordunun bu yöndeki uyar›lar›n›n ABD aç›s›ndan yan›tlanmas› olarak görmek gerekir. Di¤er bir ifadeyle Türk hâkim s›n›flar› aras›ndaki çat›flman›n emperyalist efendilerinden ba¤›ms›z geliflti¤i gibi bir yan›lg›ya düflmemek gerekti¤i de bir biçimde görülmektedir. Erdo¤an görüflmesinin ard›ndan Büyükan›t’›n ABD’ye yapaca¤› ziyaret ve gerçekleflecek olan görüflmeler, geliflmelerin emperyalist efendiler taraf›ndan kontrol alt›nda tutuldu¤una da iflaret etmektedir. Hükümete yap›lan irtica uyar›s› ve bu konuda gerekli tedbirlerin al›naca¤› aç›klamas›n›n yan› s›ra üzerinde durulan di¤er bir nokta da TESEV taraf›ndan haz›rlanan ve k›sa bir süre önce tan›t›m› yap›lan “Türkiye’de Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim Almanak”›na yönelik de¤erlendirmesi oldu. “Bu belgede dikkat çeken en önemli konu doküman› oluflturan 22 bölümden 9’unun polis akademisi taraf›ndan yaz›lm›fl olmas›d›r” aç›klamas›n› yapan Büyükan›t, gerek hükümete gerekse de polis teflkilat›na yönelik tepkisini ortaya koydu. “Ordunun y›prat›lmas›” yönlü kampanyan›n bir parças› olarak alg›lanan bu çal›flmaya yönelik yap›lan aç›klamada ayn› zamanda AB’ye girilmesi yönlü tart›flma yürütenlere yönelik de bir içerik tafl›maktad›r.
Bütün hesaplar seçime mi ç›k›yor! Bu tart›flmalar›n gölgesinde gündeme getirilen di¤er bir konu da yine k›sa bir süre önce gündemde tutulan darbe tart›flmalar› oldu.
ABD görüflmeleri sürecinde konuyla ilgili aç›klama yapan Erdo¤an “darbe olmaz çünkü piyasalar bunu istemiyor” tespitini tamamlayan düzenin kalemflörleri “bu koflullarda darbe olmaz” beyan›nda bulundular. ‹rtica tehditleri ile birlikte tart›fl›lan darbe gündemine ABD’nin yaklafl›m›n›n ne oldu¤unu ise bu tart›flmalar›n “kakafoni” olarak de¤erlendirmesinde görebiliyoruz. Her gün biraz daha büyüyen ekonomik krizin emekçilere dönük a¤›r faturas›na ra¤men, bugünkü koflullarda sistemi zorlayan toplumsal muhalefetin zay›f oluflu, egemenlerin sald›r› yasalar› ile süreci kontrol alt›nda tutmada flimdilik zorlanmay›fllar› bu tart›flmalar›n yapayl›¤›n› gösteren bir olgudur. Onlar mevcut sistemlerini ayakta daha fazla tutabilmenin telafl› içindeler. A¤›zlar›n› her açt›klar›nda sald›r› dalgalar›ndan söz etmeleri bu korkular›n›n bir sonucudur. “Durum iyidir” yalanlar›n›n yoksulemekçi halk aç›s›ndan art›k inand›r›c›l›¤› kalmam›flt›r. Yap›lan son anketler gündemde olan seçim tart›flmalar›na AKP cephesinden durumu yans›tmas› aç›s›ndan oldukça çarp›c› veriler sunmaktad›r. Önemli oranda oy kaybeden AKP’nin tablosu flu verilerle tarif edilmektedir: “Karars›z oylar› yüzde 32’ye yükselmifl. Karars›zlar da¤›lmadan bizim oyumuz yüzde 26.2 civar›nda görünüyor. Bu, bugüne kadar anketlerde ald›¤›m›z en düflük düzey. Evvelden bu yüzde 40 idi. Ama son ankete göre baraj› yine 2 parti afl›yor. Bir de flöyle düflünmek laz›m: Seçime kat›lma oran› yüzde 75. Yani yüzde 25 seçime kat›lm›yor.”
Yeni “bar›fl güvercini”; Mehmet A¤ar! Yaflanan bu geliflmelerin yan›s›ra KKK Yürütme Konseyi Baflkan› Murat Karay›lan’›n, 1 Ekim’den itibaren ateflkes ilan ettiklerini duyurmas›n›n ard›ndan “hiç beklenmeyen” isimlerin “bar›fl elçili¤i”ne soyunmas› da, en az ateflkes ça¤r›s› kadar dikkat çeken bir konu oldu. DYP’nin hükümet oldu¤u 19931994 döneminde yo¤unlaflan PKK faaliyetine karfl› Özel Harekat Ordusu ile verilen silahl› mücadelenin bafl aktörlerinden flimdinin DYP Genel Baflkan› Mehmet A¤ar, yaflanan tarihi sürecin bir cilvesi olarak flimdi bir “bar›fl elçisi” olarak karfl›m›za ç›km›fl durumda. Uzunca bir dönemdir Türkiye Kürdistan›’ndaki “gezi”lerine ara vermeden devam eden A¤ar, Nisan ay›nda Van’da yapt›¤› bir konuflma s›ras›nda da “Da¤lar›nda silah sesi de¤il kufl sesi duyulsun” sözlerini sarfetmiflti. Hat›rlanaca¤› gibi A¤ar, daha öncesinde de, Kongre konuflmas›nda “Kürt sorununu ben çözece¤im” biçiminde iddial› aç›klamalarda bulunmufltu. Ard›ndan, Genel Baflkan seçildikten sonra ABD’nin Irak iflgaliyle birlikte Türkiye’nin Kürt sorunu politikas›nda “paranoyalardan kurtulmas› gerekti¤i” yönünde ç›k›fllar yaparak dikkat çekmiflti. Kendisi de
Kürt olan A¤ar, son dönemlerde zaman zaman bölge gezilerinde halkla Kürtçe konuflarak, Kürtçe parçalar söyleyerek hakl› olarak zihinlerde b›rakt›¤› katil kimli¤inden kurtulma çabas›na girmiflti. Geçti¤imiz hafta içinde de Diyarbak›r, Mardin ve fianl›urfa gibi illerde “iftar yemek”leri düzenleyen A¤ar, “kufl sesleri” söylemini bir ad›m ileri götürerek, “Da¤da elde silah dolaflaca¤›na, ovada siyaset yaps›n” ça¤r›s›nda bulundu. A¤ar Diyarbak›r’da çeflitli kurum temsilcileriyle yapt›¤› görüflmenin ard›ndan, af mesaj› vererek, “Riskini üstlenmeye haz›r›m” diye de ekledi. Tescilli katil Mehmet A¤ar’›n “Da¤da silahla gezece¤ine ovada siyaset yaps›n” sözlerinin öylesine söylenmifl, s›radan sözler olarak alg›lanmamas› gerekir. Akflam gazetesi yazar› Serdar Turgut’un deyimiyle “Milliyetçi çevrelerde sayg›nl›¤› bulunan A¤ar, bu sayg›nl›¤›n› bofl yere tehlikeye atmayacak kadar ak›ll› ve tedbirli bir siyasetçi oldu¤una göre, bu fiilen affa yol açabilecek ça¤r›y› neden flu anda yapt›¤›n› so¤ukkanl› olarak düflünmek ve anlamak gerekiyor.” fiu bir gerçek ki aylar önce “PKK ile mücadelenin” en yo¤un oldu¤u bölgelere yapt›¤› geziler s›ras›nda A¤ar’›n yan›nda bulunan tek gazete olan Akflam gazetesi yazarlar›n›n vermek istedikleri mesaj, kendilerinin de aç›ktan ilan ettikleri gibi “A¤ar’›n hayat› risk alt›nda geçmifltir. Bunun içinde kendi hayat› ile ilgili risk almak da dâhildir. Onun af ça¤r›s› yapmas› kimseyi rahats›z edemez, çünkü Türkiye’de bu ça¤r›y› yapmay› en fazla hak eden siyasetçi odur” düflüncesine dayanmaktad›r. Yine ayn› gazeteden al›nt›larla devam edersek; “Savaflan insan savaflt›¤›na af ça¤r›s› da yapabilir tabi ki… Hayat›n›n her döneminde devletin ç›karlar›n› ön planda tutmay› bilmifl olan A¤ar, e¤er bu dönemde bir af ça¤r›s›nda bulunuyorsa devletin bunda bir ç›kar› oldu¤unu düflündü¤ündendir.” Burada önemli ve kilit noktan›n AKP hükümetinin gelinen noktada yaflad›¤› t›kan›kl›k, teflhir olmuflluk ve iktidars›zl›k oldu¤unu ve yine özellikle Kürt sorunu noktas›nda en “radikal” ad›mlar› atabilecek olan›n tercih edilmek istendi¤inin görülmesidir. Burjuva-feodal köfle yazarlar›n›n birço¤u da bu nokta üzerinde; yani, A¤ar’›n geçmiflte PKK’ye karfl› “mücadele eden” bir siyasetçi olmas›ndan dolay› yapt›¤› aç›klamalar›n siyasi riski azaltt›¤› yönlü de¤erlendirmeler yapmaktad›r. Yukar›da da verdi¤imiz rakamlarla birlikte ele al›nd›¤›nda, AK-YOL teorilerinin alt›n›n çok da bofl olmad›¤›n› görmek gerekmektedir. Oynad›¤› misyonda kendine oldukça güvenen A¤ar, “Bir kere ortam›n stabil hale gelmesi gerekir, sonra kal›c› çözümler üretilir. Terör sorununu yabanc›lara ihale edemezsin. ABD, Irak’ta her gün 30 kay›p veriyor, ona m› güveneceksin? Halk huzur istiyor. Art›k herkes bölünme korkusunu aflmal›” sözleriyle de sözde ABD’yi küçümseyen bir tavra girmekten geri kalmamaktad›r. Ancak AKP hükümeti ile ordu aras›nda yaflanan klik çat›flmalar› A¤ar’›n aç›klamalar›nda da kendini göstermektedir.
4
20 Ekim-2 Kasım 2006 Nitekim A¤ar’›n “Benim dönemimde asker konuflamaz. Asker konuflursa hükümet yok demektir” sözlerini Büyükan›t “talihsiz bir konuflma” olarak nitelendirerek “O zat iktidarda olsa da biz bu konular› konufluruz” fleklinde yan›t vermifltir. Devlet cephesinde ilan edilen ateflkes sürecine bak›fl› özetleyen bir baflka geliflme de yaflanan operasyonlar›n giderek genifllemesidir. ‹lan edilen tek tarafl› ateflkese ra¤men faflist Türk ordusunun s›n›r hatt›na askeri sevkiyat sürerken, bölgedeki operasyonlarda çat›flmalar da yaflanmaktad›r. Özellikle Hakkâri, Bingöl, Mardin ve Diyarbak›r k›rsal›nda yo¤unlaflan operasyonlar devletin Kürt sorununa en uygun gördü¤ü çözümü sunmas› anlam›nda önemli örneklerdir.
“Bu kez devlet ad›m atmak zorunda, çünkü Kürt sorunu uluslararas› bir boyut ald›” söylemlerindeki “gerçeklik” pay› bir kenara “PKK koordinatörü” atamas›yla Kürt sorununu “çözme” çabas› içinde olan ABD’nin Irak’ta her gün onlarca insan› katletti¤i ortadad›r. Tam da bugünlerde yap›lan bir araflt›rmaya göre Irak’ta üç y›ll›k iflgal flartlar› alt›nda ölen insan say›s› 655 bine ulaflm›fl durumdad›r. Kürt sorunun demokratik yollardan çözümü noktas›nda mangalda kül b›rakmayan ABD ve iflbirlikçilerinin Irak’taki tablosu iflte budur. A¤ar’›n vurgu yapt›¤› “ABD, Irak’ta her gün 30 kay›p veriyor, ona m› güveneceksin?” sözleri yukar›daki rakamlar birlikte ele al›nd›¤›nda belki bir anlam kazanmaktad›r.
S›n›fsal Yaklafl›m KORKU fiATOLARININ NAF‹LE RÜZGÂRLARINI ALT EDECE⁄‹Z! 2006 tükenmeye yüz tutarken, çok daha s›cak geliflmelere gebe oldu¤u bilinen 2007 için yap›lan yak›n-orta vadeli hesaplarla birlikte an’a müdahale amaçl› hamlelerin pefli s›ra geldi¤i s›cak günlerden geçiliyor. Kimilerinin 30 A¤ustos-1 Ekim diye dönemlefltirdi¤i süreçte; TSK komuta kademesinden seri salvolarla gelen anti-fleriatç› “uyar›lar”, ateflkes tart›flmalar›, Tayyip’in ABD seyahati ve TCK 301 md. çerçevesinde yeniden konu edilen AB meselesi ile birlikte cumhurbaflkanl›¤› ve genel seçim hesaplar› gündemlefltirildi. Bütün bu konu bafll›klar› kimi zaman ba¤›ms›z kimi zaman ikili üçlü kombinasyonlar içinde ele al›nsa da tümünün ayn› zaman dilimine s›k›flmas›, atlan›lmakta olunan efli¤in kritikli¤ine yeterince iflaret edici mahiyettedir. Bu eflikte, emperyalist projelerin dayatt›¤› görevler do¤rultusunda rejimin tahkimat› konusunda bir rekabet oldu¤u kadar, elbirli¤iyle s›n›f mücadelesine yönelik müdahale bulunmaktad›r. Geliflmeleri sürekli biçimde hâkim s›n›f klikleri aras›nda mücadele olarak okuyanlar büyük bir yan›lg›ya düflmektedir. Bunda nesnel bak›mdan bir kli¤in yede¤ine düflme politikalar› üretme riskinden öte, rejimin bütünlüklü ve esasl› sald›r›lar›n› kavrayamama/görememe tehlikesi bulunmaktad›r. Sansasyonel vurgulardan öte sat›r aralar›ndaki gerçek/as›l vurgular okundu¤unda verilmek istenilen mesajlar daha iyi anlafl›lacakt›r. Kimi zaman, söylenenlerden çok söylenmeyenlere bakmak, durumu anlayabilmek için daha do¤ru bir yöntem olabilmektedir. Türk hâkim s›n›f klikleri içerisinde son süreçte saz› eline al›p da birbirlerine do¤rudan ya da dolayl› biçimde yüklenenlerin –hepsinin- s›ra ABD emperyalizmine geldi¤inde boynu k›ldan ince bir pozisyon tak›nmas› tesadüf müdür? AB’ye yönelik -halk genelinde tansiyonun düflüflüne paralel- bütün kliklerde horozlanmac› bir tavr›n nüksetmesi rastlant› m›d›r? Bunda dahi ölçünün kaçma-
mas›na özen gösterilifli ayr›ca dikkat çekicidir. Yine hemen tümü aç›s›ndan TCK 301. md. ile ilgili tart›flmalarda ciddi say›labilecek hiç bir yorum fark›n›n sergilenmiyor oluflu flafl›rt›c› m›d›r? PKK’nin ateflkesi ya da Talabani’nin aç›klamalar›na iliflkin gösterilen “fluurlu ortak milli refleksten” söz etmeye bile gerek yok! Bir zamanlar›n katliamc›s› oldu¤u bir ç›rp›da unutulup demokratik güç birliklerinin flefli¤ine atanan Karayalç›n’›n azg›n bir rejim bekçili¤i vizyonu ile sahne ald›¤› son dönemde, seçim sistemi ile ilgili de klikler aras›nda tam bir mutabakat vard›r. Çeflitli ittifaklar ve koalisyon planlar› flimdiden kotar›lmakta, önceki seçim süreçlerine göre daha h›zl› hareket edilmektedir. Bunun, emperyalist karargâhlardan gelen alternatifleri görme iste¤ine yan›t olarak geliflti¤ini anlamak gerekiyor. Geliflmeler zemininin yönünü belirleyecek olan esas hareket tarz›, faflist diktatörlü¤ün daha azg›n bir sald›rganl›k içerisinde olaca¤›d›r. Bütün geçici ve suni gündemler sürecin ana ak›fl yönünün yan›nda tali bir pozisyonda kalmaya mahkûmdur. Ülkedeki ekonomik kriz, hâkim s›n›flar›n bütün perdeleme çabalar›na karfl›n ileri bir noktada seyretmektedir. Özellikle gelir da¤›l›m›ndaki adaletsizli¤in daha da bozulmas›n› engellemeye yönelik hiçbir tedbir etkili olamamaktad›r. Buna yap›sall›ktan –tercihöte güç de yetmemektedir. ‹flsizlik, dev ad›mlarla bu durumu kamç›lamaktad›r. AKP ile kurulan tek parti hükümeti ve CHP “muhalefeti” ile oluflturulan iki partili parlamentodan beklenen “ideal” istikrar ortam› yarat›lamam›fl, siyasal tablo yine 4 y›ll›k “klasik” zafiyeti yans›tmaya bafllam›flt›r. Kitlelerin hükümet ve ana muhalefet kadar di¤er muhalefet partileri, k›sacas› hâkim s›n›f partilerinden “iktidar” beklentisi bulunmamaktad›r. Bunun her alandaki yans›mas›, bütün engellere ve manipülasyonlara karfl›n aç›k biçimde görülebilmektedir. Hapishanelerdeki tecrit zulmünün
59 Devlet cephesinden ateflkes sürecinde yaflanan geliflmeler bunlarken; gözlerin çevrilmesi gereken bir de “karfl› taraf›n” aç›klamalar›d›r. KKK Yürütme Konseyi Baflkan› Murat Karay›lan yapt›¤› bir aç›klamada, bu ateflkes sürecinde di¤erlerine göre daha umutlu olduklar›n›n alt›n› çizerek bunun nedenini de “d›fl ve iç kamuoyunun deste¤inin daha fazla olmas›na” ba¤l›yor. Ve ateflkes sürecini kastederek “Bu olmam›fl olsayd› Kürt sorununun uluslararas› bir soruna dönüfltü¤ü günümüzde Kürtlerin farkl› tutumlar› olabilirdi. Ayr› bir devletleflme daha fazla gündeme gelebilirdi” demektedir. Anlafl›lan o ki, Kürtlerin “daha farkl›” taleplerinin gündeme gelmesi sadece devleti rahats›z edecek bir geliflme
yeni C‹K’in “disiplin fonksiyonu” alabildi¤ine iflletilerek azg›n biçimde koyulaflt›r›lmas› ve fiziki iflkenceyle beraber giderek yayg›nlaflt›r›lmaya çal›fl›lmas›, son derece önemlidir. Düzenin/sistemin iyice zorland›¤› bütün anlarda ilk renk verdi¤i yerlerin bafl›nda hapishanelerin gelmesi gerçe¤i, son sürecin do¤ru okunmas› aç›s›ndan anahtar ifllevindedir. Büyükan›t’›n, “Türkiye Cumhuriyeti kuruldu¤undan bugüne kadar hiçbir zaman bu kadar farkl› iç ve d›fl tehditlerle ayn› anda karfl› karfl›ya gelmemifltir” sözleriyle alg› ve sald›r›lar›n›n çap›n› iffla etti¤i üzere, komprador patron-a¤a devleti, demokratik halk devrimi mücadelesine bütün gücüyle yönelme kararl›l›¤›ndad›r. Bu konudaki tahkimat›n›, son 1.5 y›lda kampanyalar yürüterek ve yasalar ç›kararak tamamlam›flt›r. fiimdi giderek dozunu art›racaklar› bir aflamaya geçmenin hesaplar›n› yapmaktad›rlar. Bu aflamada efendilerinden ö¤rendikleri kavramlarla hareket edeceklerini söylemekten de imtina etmemektedirler: “fiuras› aç›kt›r ki, Anayasal hak talep etmek için evvela o Anayasay› tan›mak ve kabul etmek gerekmektedir. Anayasay› de¤ifltirmek için eline silah alm›fl veya silah alanlar› desteklemifl olanlar de¤ifltirmeye çal›flt›klar› Anayasadaki haklar› talep edemezler. Ayn› flekilde y›kmaya çal›flt›klar› demokratik düzenin sa¤layaca¤› imkânlardan istifade etme haklar› da kesinlikle yoktur.” (Büyükan›t, Harp Akademilerindeki Konuflmas›) Büyükan›t’›n sözlerinin aç›k tercümesi; ABD emperyalizminin Guantanamo’dan bafllayarak dünyan›n dört bir taraf›ndan gizli biçimde kurdu¤u X hapishanelerindeki 10 binlerce tutsa¤a uygulad›¤›, ama daha önemlisi dünyaya karfl› aç›ktan meflrulaflt›rmaya çal›flt›¤› “düflman ceza hukuku”nun içeri¤inde karfl›l›k bulmaktad›r. Buna göre; emperyalistlerin düzenine/otoritesine –Büyükan›t örne¤inde TC Anayasas›na- karfl› gelenler, yani düflmanlar, “kifli” statüsünde say›lmazlar, bu nedenle “özne” olarak kabul edilemezler dolay›s›yla onlar›n baflka kifli veya insanlar gibi herhangi bir hak veya özgürlü¤ünden söz edilemez. Yine bu “düflman ceza hukuku”na göre, asli veya yar-
de¤ildir. Nitekim 15 Ekim tarihli Gündem gazetesinin Analiz köflesinde yay›nlanan yaz›da yer alan A¤ar’›n Kürt sorununu çözme ad›na ileri bir ç›k›fl yapt›¤› imalar› ve “Bu temel saik karfl›s›nda tercihimiz A¤ar’›n üye olma sinyalleri verdi¤i (Ordu’dan z›lg›t› yiyince geri ad›m atm›fl olmas› tercihimizi etkilemez) kulüpten ve Türkiye’den yanad›r” sözleri medet umulan›n kimler ve neresi oldu¤unu aç›kça ortaya koymaktad›r. Devletin önümüzdeki dönem t›rmand›raca¤› sald›r›lar›na karfl›l›k kendimizi konumland›rmak, sürece do¤ru taktik politikalarla müdahale etmek durumunday›z. Zulmün korku duvarlar› her gün biraz daha çat›rd›yor. Ezilenleri son darbe için haz›rlayal›m.
d›mc› diye unsur ayr›m› da yoktur ve t›pk› Büyükan›t’›n dedi¤i gibi “destekçiler” de ayn› “muamele” yi göreceklerdir. “Silahs›z terörist” esprisi de bir bak›ma buradan türemektedir. 11 Eylül ile start alan ABD emperyalizmi önderlikli sald›rganl›¤›n dünya halklar›n›n direnifl duvar›na çarpmas›yla daha da fliddetlenen s›n›f mücadelesi, a¤lar›n› yeni sald›r› ve direnifl biçimleriyle örüyor. Bu a¤lar›n en s›k› örüldü¤ü bölgemizde, kontrgerillan›n naml› ve en pervas›z fleflerinden birisinin, fiemdinli’deki suçüstü teflhirine karfl›n göstere göstere TSK’n›n bafl›na gelmesinin ard›ndan, aç›k savafl ilan›yla birlikte “imha” 盤l›klar› atmas› anlafl›l›rd›r. Anlafl›lmas› gereken husus, her fleyin lehlerine gibi gözüktü¤ü, çok güçlü olduklar›n›n gösterildi¤i flu “sanal” tabloda, iflin asl›n›n hiç de öyle olmad›¤›d›r. Olgular halka büyük bir yan›lsama ile sunulmaya çal›fl›lmaktad›r. Ne bast›klar› zemin sa¤lamd›r ne de tutunduklar› dal. Ne ayakta durabiliyor, ne de sars›nt›y› giderebiliyorlar. Bunu kendileri de iyi bildikleri için bu kadar panik yap›yor ve bu kadar sald›rganlafl›yorlar. Efendilerinden kendilerine sirayet eden büyük korku dalgas›, sistemin sadece geleneksel de¤il bütün alanlardaki reflekslerini daha diri hale getirmifltir. Bunun kendileri aç›s›ndan daha dar bir hareket alan› yarataca¤›n› kestirebilme flanslar› dahi kalmam›flt›r. Sistemin fasit daireye hapsolan kendini yeniden üretme kapasitesi böylelikle yetenek kayb›na u¤ramaktad›r. Ancak bunun s›n›f mücadelesi aç›s›ndan gerçek manada bir ilerlemeye karfl›l›k gelmesi, yani devrim için kal›c› mevziler elde edilebilmesi için, sürece do¤ru politikalarla müdahale edilmesi gerekmektedir. Bunu gerçeklefltirebilmek, her fleyden önce do¤ru politikalar› belirleyebilecek ve yürütecek önderliklere ihtiyaç gösterir. Sonras›, bu do¤rultuda kitlelerin seferber edilmesine ba¤l›d›r. Savafla iliflkin at›lacak küçük ama yerinde ve isabetli ad›mlar›n k›sa zamanda büyüyece¤i ve h›zlanaca¤› s›n›f mücadelesinin kan›tlanm›fl bir gerçe¤idir. Bu gerçe¤i kendi prati¤imizde s›namak ad›na, asgari program ile harekete geçmenin koflullar›, bizim ülkemizde genel olarak vard›r.
5
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
“ ‹ fl ç i s › n › f › b i tmifl diyenler; Ak Mercan’› görsün!”
Direniflteki bir iflçinin duygular›n› yans›t›yor yukar›daki sözcükler. Haklar› için direnen ve “Bir k›v›lc›m da burada çakal›m” diyen Ak Mercan iflçileri ile onurlu direniflleri üzerine konufltuk. - Bize AK Mercan’daki çal›flma koflullar›ndan söz eder misiniz? Abidin Ateflo¤lu: Her tafleron firmada oldu¤u gibi biz de çok zor flartlarda çal›fl›yoruz. Yapt›¤›m›z sözleflmelerde iflçinin 8 saat çal›flaca¤› belirtilirken, biz sekiz saatin üzerinde çal›fl›yoruz. Ço¤u zaman günde 12-13 saat çal›fl›yoruz. Yemek hakk›m›z yok. Günde 13 saat çal›flan ve 30 ton çöp atan bir iflçinin koflullar›n› düflünün. Ayda bir kere verdikleri bir milyonluk eldivenlerle kendimizi korumaya çal›fl›yoruz. Geceleri çal›fl›yoruz, pislik ve mikropla u¤rafl›yoruz. ‹flçiler kendi sa¤l›k koflullar› ile ilgilenmezler, onlar için önemli olan alacaklar› 450 YTL’dir. Ak Mercan iflçisinin yapaca¤› maafl›n› al›p flükretmekti. Çünkü iflçiler yaflamak için ne koflulda olursa olsun çal›flmak zorunda. ‹flçilerin homurdanmalar› oluyordu “Ya bir eldiven bile vermiyorlar kendi cebimizden al›yoruz” diye. Ç›plak elle çal›fl›yorlard›. ‹ki iflte çal›flanlar vard›. ‹flçiler herhangi bir sosyal güvenceden yoksun, sa¤l›ks›z koflullarda en önemlisi de örgütsüz çal›fl›yorlard›. Özellikle sa¤l›k koflullar› patronun umurunda de¤ildi. ‹flçilerin birço¤u çocu¤unu görmemek pa-
has›na ikinci bir iflte çal›fl›yorlard›. Satmak için hurda topluyorlard›. ‹flçiler dilenci gibi olmufltu. Çal›flma koflullar›ndan dolay› birbirimizi ancak 10 dakika görebiliyorduk. - Örgütlenme çal›flmalar›na nas›l bafllad›n›z? A. Ateflo¤lu: Ak Mercan AKP ile yak›n iliflkileri olan Albayrak fiirketler Grubu’nun bir akrabas›na ait. Vurguncu, iflçinin eme¤ini emen trilyonluk bir sermayeye sahip para babas› adamlar. ‹stanbul’un birçok belediyesinin temizlik iflini alm›fl binlerce çal›flan› var. S›f›rdan k›sa sürede bu servete ulaflm›fl. Di¤er yerlerde oldu¤u gibi bu iflyerinde de iflçiler örgütlülü¤ün fark›nda de¤ildi, örgütlenip haklar›n› aramak yerine uykusundan, çoluk çocu¤undan feragat ederken biz de dedik ki “iki iflte de¤il bir iflte çal›flmal›s›n!” “Nas›l yani?” dediler. “Her gün çocu¤unu görebileceksin” dedik. Bu imkans›z de¤il. ‹flçiler bunun olabilece¤ine inanm›yordu. “Daha sa¤l›kl› bir ortamda insanca bir ücrete çal›flmak mümkün” dedik. Sorunlar›m›z› bir y›l boyunca tart›flt›k ve y›l›n sonunda toplant›lar düzenlemeye bafllad›k. Bizim örgütlenmemiz, mücadeleye kat›lmam›z çok zor oldu. Bu ifl kolunda örgütlenmek gerçekten çok zor. ‹flçilerle 10 dakika konuflmak için f›rsat kolluyorduk. ‹lk toplant›ya 70 iflçi sonrakine 100 iflçi kat›ld›. Son toplant›ya 150 iflçi kat›l-
Emekçinin Gündemi 2007 y›l› bütçesini aç›klayan hükümet, IMF’nin müdahalesi ile Meclis’e gitmeden önce de¤ifltirdi! IMF, 2007 y›l› bütçesinde bütçe d›fl› ödenmesi gereken % 6.5’lik oran›n, bütçenin di¤er kalemlerinde azalt›lmas›n› önerdi. Baflta kamu çal›flanlar› olmak üzere, emekçilere bütçeden ayr›lan pay oldukça düflük durumda. Kendilerinin koyduklar› yasalar› bile hiçe sayan egemenler ve onlar›n dönem sözcüsü AKP hükümeti, enflasyon fark›n› ise 3 ay geçmesine ra¤men Ekim ay›nda ödeyecek. Kamu çal›flanlar›na verilecek zamm› aç›klayan hükümet, adeta emekçilerle dalga geçiyor. E¤itim ve sa¤l›¤›n ifllevsizleflti¤i ve özelleflti¤i bu süreçte en demokratik tepkilere yönelik yeni yasal düzenlemelerle, toplum zabt›-rapt alt›na al›nmaya çal›fl›l›yor. Her-
kesin suçlu ya da herkesin suç iflleyece¤i anlay›fl› ile ç›kar›lan TMY, kitlelerin düflüncelerini ifade etmesinin de yasaklanmas› için ç›kan 301. madde bask›lama ve sindirme araçlar› olarak araçlar› devreye sokuluyor. Bunun yan›nda meflru ve demokratik hakk›n› kullananlar ise gözalt›na al›nmakta, iflkenceye u¤ramakta ve tutuklanmaktad›r. Son haftalarda çeflitli devrimci-demokrat kurumlara yönelen sald›r›lar buna bir örnektir. Devlet sendikalara ve çeflitli devrimci-demokratik kurumlara bu kadar pervas›zca sald›rma cesaretini devrimci hareketteki da¤›n›k, daralan durufltan almaktad›r.
d›. Önceleri patronun bundan haberi yoktu. Durumu ö¤rendi¤inde iflçileri tehdit etmeye bafllad›. ‹flçilerde buna karfl›l›k aralar›ndaki birlikteli¤i daha da gelifltirdiler. Temmuz’un 10’nun da direnifle bafllad›k ve çöp kamyonlar›n›n park edildi¤i park›n kap›s›n› 6 saat boyunca kapatt›k. ‹çeri hiçbir arac› almad›k. - Direnifle gündüz iflçileri destek verdi mi? Somut olarak neler talep ediyorsunuz, direnifliniz bugüne nas›l geldi? A. Ateflo¤lu: Biz gündüz iflçilerinin de deste¤ini almaya çal›flt›k. Ancak iliflkilerimiz zay›f. Onlara ulaflmak için duvarlara yaz›lamalar yapt›k. Direniflimize onlar›n da bir flekilde katk› sunmas›n› sa¤lad›k. Somut talebimiz 450 YTL maafl, 100 YTL zam 100 milyon da yemek paras›, Pazar mesailerinin kald›r›lmas›n› istedik. Biz bu kazan›mlarla iflçilerin derne¤ini kurmay› düflünüyorduk. Böylece patron iflçileri kolay kolay sömüremeyecek. Belediyelerdeki tafleronlaflmay› burada engellemeyi hedefliyorduk. Yeni yasalara göre burada sendikalaflam›yoruz. % 50 baraj› gerekiyor. Ak Mercan’›n bu ifl kolunda binlerce iflçisi var yani ‹stanbul’daki tüm iflyerlerinde % 50’yi sa¤lamal›y›z ki, sendika girsin bu da flu an için imkâns›z. Temmuz’un 10’nunda 300 iflçi “Hakl›y›z Kazanca¤›z” pankart› ile kap›y› kapatt›ktan sonra özel tim ve polis Ak Mercan’›n etraf›n› kuflatt›. Polis bizi sürekli tehdit etti, bize hakaret etti. Kar maskeli timler, sanki savafla gider gibi üzerimize geldiler, ama biz geri ad›m atmad›k ve buradan Gaziosmanpafla Belediyesi’ne yürüdük. 10 günlük alacaklar›m›z için de belediyeye yürüdük ve ayn› gün paralar›m›z hesaplar›m›za yatt›. Patron buna tahammül edemedi ve 300 iflçiyi ayn› gün
iflten ç›kard›. Biz de buraya çad›r kurduk. ‹ki defa Çal›flma Bölge Müdürlü¤ü’ne yürüdük. ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’nin önünde eylem yapt›k. Çad›r› kurduktan hemen sonra 4 A¤ustos’ta çad›r›m›za polis-özel tim sald›rd›. Bizi gözalt›na ald›lar. 95 gündür çad›rda direniyoruz. Patron bizi tecrit etmeye çal›fl›yor. Biz de buna karfl› sorunumuzu halka tafl›mak amac›yla mahallede çal›flma bafllatt›k. Devlet bizim bu çal›flmalar›m›zdan rahats›z oldu ve bize burada da sald›rd›, ancak mahalle halk›n›n bizi sahiplenmesi karfl›s›nda geri ad›m atmak zorunda kald›. ‹flçileri korkutmak istediler, ancak baflar›l› olamad›lar. Son sald›r› 5 gün önce oldu. Mahallede direnifli anlatmak amac›yla çal›flma yapt›k, patron bundan rahats›z oldu ve biz çad›ra döndükten sonra çad›ra sald›r› oldu. Bizi, iflçileri isyana teflvik etmekle suçlad›lar. Kas›m’›n 7’sinde mahkememiz var. Ya patron tazminatlar›m›z› verecek ya da ifle geri dönece¤iz. O zamana kadar eylemlerimiz devam edecek. - Üç ay› aflk›nd›r direnifltesiniz, direnifl iflçileri nas›l etkiledi? A. Ateflo¤lu: Direnifl iflçilerin bilincini gelifltirdi. ‹flçileri gözalt›na ald›lar tehdit ettiler, ancak tüm bunlara ra¤men iflçiler direnifli sahiplendi. Son sald›r›da çevredeki iflçiler de polise tepki göstererek bize sahip ç›kt›. Çad›r› ziyaret eden iflçilerle konufluyoruz, direnifl boyunca gerçekleri gördüler düzeni tan›d›lar. Bir arkadafl›m›z eskiden Gazi gibi bir mahallede MHP bayra¤›n› sallayarak gezerken, MHP’ye oy verirken direniflten sonra devletin gerçek yüzünü gördü ve MHP bayra¤›n› yakt›. ‹flçi s›n›f› bitmifl diyenler AK Mercan’› görsün! (‹stanbul)
Bizler sald›r›n›n nedenlerini bu da¤›n›kl›k ve daralma olarak görüyor ve anl›yorsak -ki öyledir- baflta DDSB’liler olarak bu da¤›n›kl›¤›n oldu¤u ve bulundu¤u yerden sald›r›lara karfl› mücadeleyi yükseltmeliyiz. Her birimiz bulundu¤umuz yerden sald›r›ya maruz kalan kurumlar› sahiplenmeliyiz. Limter-‹fl ve Tekstil-Sen’e yönelik bu sald›r›lar iflçi s›n›f›n›n mücadelesine yönelik sald›r›lard›r. Sald›r› iflçi ve emekçilerin özgürlük, demokrasi ve ba¤›ms›zl›k mücadelesinedir. Anlamam›z ve kavramam›z gereken tam da budur. Toplumun dinamik ve muhalif kanad›na sald›ran devlet, genifl emekçi kitlelerine yönelik sald›r› paketlerini de bir bir hayata geçiriyor. Yani devrimci ve demokrat kurumlara yönelik bu sald›r›lar asl›nda iflçi s›n›f›na yönelik sald›r›lardan ba¤›ms›z de¤ildir. Örne¤in, Meclis’te bulunan Sendikalar Yasas› ile iflçi ve emekçilerin bugün tek kazan›m› olan K›dem Tazminat›’n›n Fon’a devredilmesi ya da 15 güne indirilmesi planlan›yor. Sendikalar›n iflçilere ait olmad›¤›
günümüzde, bütün DDSB’liler bu sald›r›lara karfl› en genifl muhalefeti örmeye çal›flmal› ve mücadeleyi büyütmeye odaklanmal›d›r. Bu haz›rl›¤› sokaklara ç›kacak olan kamu çal›flanlar› ile bafllatmak ve ortak mücadele yürütmek için olanca çabam›z› sarf etmeliyiz. Yap›lan sald›r›lar tam da bunlarla örtüflmektedir. Kamu çal›flanlar›na yönelik sald›r›ya her iflçi ve emekçi de sahiplenmelidir. Öyle ki, kamu emekçilerine yönelik sald›r›da iflçiler, “bize de¤il” anlay›fl› ile bakt›r›ld›¤›nda yar›n k›dem tazminatlar›nda da kamu emekçilerini ilgilendirmeyen anlay›flla sald›r›ya karfl› ortak durufl sergilenmemifl oluyor. Böylece egemenler, yaflama geçirmek istediklerini tek tek yapmaktad›r. Bugün çeflitli sendikalara, devrimci gazetelere ve radyolara yap›lan sald›r› tam da böyle anlafl›lmamal›d›r. Ki güçlü bir karfl› koyuflun ad›mlar› at›labilsin. Sürecimiz genifl emekçilere yönelik bu sald›r›da mücadele ile örgütlenilecek süreçtir. Bütün DDSB’liler bu gündemlerle görev bafl›na!
6
20 Ekim-2 Kasım 2006
59
Köylü kaderine terk edildi! Türkiye’nin önemli bölümünde üretimi yap›lan fleker pancar›n›n al›m kampanyalar› Eylül bafllar›nda fleker fabrikalar›nda aç›l›fl törenleri ile bafllad›. 15 Eylül’den itibaren pancar üreticisi pancar al›m sezonunun aç›l›fl›yla birlikte pancar sökümüne bafllad›. Her y›l getirilen kotalarla yüksek girdi (mazot, gübre, ilaç, sulama vb.) fiyatlar›yla pancar üreticisinin beli daha fazla bükülürken aç kalmamak için, son bir umut belki bir fleyler kazan›r›z deyip, ekmifltir baharla tohumunu… Tekleme, meyil, sulama derken flimdi s›ra söküme gelmifltir. Art›k eme¤in son bölümü de ak›t›lan terle somutlaflacak ve pancar fabrikaya teslim edilecektir. Bizler de önce Erzincan fieker Fabrikas›’na giderek ilk pancar teslimi yapan pancar üreticileri ile görüfltük. Fabrikaya giderken yol üstünde küspe (pancar›n kullan›lmayan k›s›mlar›, yem olarak kullan›l›r) s›ras› için bekleyen onlarca traktör ve kamyonla karfl›laflt›k. Hala pancar verilirken herhangi bir s›ra yok, onunda 5–10 gün içinde oluflmaya bafllayaca¤›n› söylüyorlar. Bir çay oca¤›na u¤ruyoruz. Çay oca¤›nda oturanlar›n tümü pancar üreticisi… Selam verip kendileriyle sorunlar› eksenli görüflmek istedi¤imizi söylüyoruz. Bunun üzerine bizi masalar›na davet ediyorlar ve yavafl yavafl toplan›yorlar. Bafll›yoruz sohbetimize… ‹lk sorumuz kotalar… Kota uygulamas›n›n kendilerine ne getirdi¤ini soruyoruz, herkesin buna diyecekleri var. ‹lk sözü y›llard›r pancar üreten Ali Irmak al›yor. “1998’de kota uygulamas› bafllad›¤› zaman sadece bir kez ekmifl olana da y›llard›r ekene de kota uygulamas› ç›kt›. Bu uygulama ile adaletsiz bir da¤›l›m yap›ld›. Kota kara borsaya düfltü. Ekmeyenin elinde yüzlerce kota var ama eken kota bulam›yor. Birileri sadece kota satarak veya kotas› oldu¤undan kotas› olmayan üreticiden pancar sat›n alarak para kazan›yor. Bunun görülmesi gerekiyor. Bunun için ziraat odas› ve fleker fabrikas› kay›tlar› incelenerek, yolsuzluk yapanlar tespit edilip, bunlar›n elinden kotalar al›narak ihtiyac› olan üreticiye verilmelidir” diyerek sözlerini noktalad›. Daha sonra sözü Kamber day› al›yor. K›saca kotalardan
“Ad›m Mehmet. Ulalar beldesinde çiftçilik yapmaktay›m. 30 dönüm arazim var. Pancar haricinde bu¤day-arpa ve fasulye ekiyorum. Bir kere kota uygulamas›yla ma¤dur edildik. Gübre, tohum, mazot fiyatlar› yüksek iken, bizim ürünümüze düflük fiyat veriliyor. Bir de kota vermifl, bu kotay› doldurmazsan, belli bir yüzdeyi kesiyor. Pancar› fabrikaya verdikten 6-7 ay sonra ancak param›z› veriyorlar. Yine bu bölgede suya çok para veriyoruz. fiu an suyun saati 22 YTL. 10 dönümlük tarla 5 saatte sulanabilir. Düflünün, pancar sökümüne kadar 10’a ya-
bahsettikten sonra sözü ekim alanlar›na ve pancar al›m fiyatlar›na getiriyor. “98’den itibaren pancar ekim alanlar› gitgide daralt›ld›. Pancar taban fiyat›ndan köylünün haberi yok. Kotalar % 22 düfltü, fiyat›n da düfltü¤ü söyleniyor. Kilo bafl› 98’den 89 krfl’ye düfltü. Türkiye’de bu¤day üreticisi bitirildi, s›rada pancar üreticisi var. Pancar taban fiyat› sürekli afla¤›ya iniyor, gider ço¤al›yor, kazanc›m›z düflüyor” dedi ve iflçi paras›, su paras›, nakliye, ilaç, gübre ekimdi derken 140–150 taban fiyat›n›n belirlenmesi gerekti¤ini söylüyor. Ve ekliyor, “pancar üreticisinin fabrika ile yapt›¤› sözleflme ile y›l›n belli aylar›nda avans verilir. Meyil zaman›, teklemede ve sökümden önce bunlar bize verilir. Ancak köylünün masraf› 3 y›l önce tonda 7 lira iken, bunun için 7 lira verilirken, bugün masraf›m›z tonda 10–15 liraya ç›km›fl yine 7 lira avans paras› veriliyor. Bir de avans› kesip köylüye fleker (toz) veriyor. Köylü de paraya ihtiyac› oldu¤undan kaynakl› flekeri tüccara düflük fiyata vermek zorunda kal›yor. Avanslar›m›z nakit olarak verilsin. E¤er fleker verilecekse de daha iyi para yapan kesme fleker verilsin. Böylece ma¤dur olmay›z.” Bu cevaplar üzerine pancar ekimi ve bu zamana kadar geçen sürede yaflad›klar› s›k›nt›lar› sorduk. ‹smail adl› genç bir köylü sözü alarak, fleker pancar› üretiminin bafl›ndan sonuna kadar çok büyük emek istedi¤ini belirterek flunlar› dile gek›n su veriliyor. Yani 50 saat, bu ne yapar 1.250 YTL tutmakta. ‹flte bu fiyat bizim belimizi büküyor. Sökümde iflçi çal›flt›rmam›z da gerekiyor. Verilen avanslarla iflçi fiyatlar›n› karfl›layam›yoruz. Biz de onlar› bekletiyoruz, bu arada s›k›nt› yafl›yoruz. Yine pancar tesliminde e¤er fabrikaya gitmiflseniz görmüflsünüzdür. Uzun kuyruklar olufluyor. Bazen oluyor ki 5-6 saat kuyrukta bekliyoruz. Günde 1 veya 2 sefer yapabiliyoruz. Bu da bizleri y›ld›rmaktad›r. fiu ana kadar y›llard›r bu böyle devam ediyor. Cebimizdeki delik her geçen gün büyüyor.”
tirdi; “Önceden 100 ton pancar verdi¤imizde bizlere 30 ton küspe ücretsiz verilirdi, daha sonra 25 tona son 2–3 senedir de 20 tona düflürüldü. Kotaya gelirsek, Erzincan fieker Fabrikas›’nda çal›fl›p da tarlas› olmayan ancak kota sahibi onlarca iflçi çal›fl›yor. Yine fabrika genel müdürlü¤ü gazilere, mahkûmlara, flehit ailelerine köylünün hakk› olan kotalar› yard›m amaçl› veriyor, onlar da ekemediklerinden kotalar›n› kara borsada sat›yor ve kazanç sa¤l›yorlar. Biz yard›m edilmesin demiyoruz ama biz kota s›k›nt›s› çekerken onlara kota da¤›t›lmas›n› do¤ru bulmuyoruz.” “En önemli sorun su sorunu flöyle ki; DS‹ sulamay› özellefltirmeden önce sulaman›n saati 5 YTL’ye geliyordu flimdi 22 YTL. % 51 hissesi DS‹’ye ait olan sulama birlikleri sulama fiyatlar›n› yüksek tutuyorlar. Düflünün ki barajdan (Mertekli köyünün yan›ndaki) gelen tam pompa ile bas›lan su da 22 YTL çift pompa ile bas›larak da¤›t›lan su da ayn› fiyat. Dolay›s›yla bir kesim ma¤dur oluyor. Fazla para ödüyor. Bu haliyle su sorunu yani suyun pahal›ya verilmesi bizim belimizi büküyor” diyerek sözü baflkas›na b›rak›yor. Ali Irmak tekrar söz alarak bu soru ile ilgili flu cevab› veriyor: “fieker fabrikas› on sene evvel 3 çeflit gübre (dap, üre ve kompese) verirdi. fiimdi ise taban gübresi olan Dap verilmiyor. Paras› olan al›p serpiyor, paras› olmayan ise serpemiyor. Serpemedi¤i için tarlas›nda verim düflüyor. Tarla, köylü kaderine terk “Benim ad›m Celal. Küçük Kada¤an köyünde oturuyorum. 10 y›ld›r çiftçilik yap›yorum. Bu sene % 50’lere varan verim düflümü var. S›cakl›k ve hastal›k etkili oldu. Yine 4 senedir fabrika taraf›ndan bize de¤iflik de¤iflik tohum veriliyor. Bunlar› kulland›¤›m›zdan bu yana bir faydas›n› görmedik. Yine gübre verilmiflti, inan›r m›s›n›z bir hafta tarlada erimedi tafl sanki. Köylüye do¤rudan gelir deste¤i ödemesi var ancak tarlas›, tapusu olana veriliyor. Adam›n çiftlikle ilgisi yok ama tapusu oldu¤undan paray› al›yor. Köylüye kimsenin esasta bir fley verdi¤i
edilmifltir günümüzde. Bundan on befl sene evvel hastal›k olmadan bölge (fleker fabrikas› Ziraat Müdürlü¤ü için kullan›l›yordu) önceden gelir tüm tarlalar› ilaçlard›. fiimdi ise bölge flefi, Fen Memuru, bölge çavufllar› pancar hasta olmadan pancarlar› kontrol etmemektedir. Hastal›k ç›kt›ktan, böcek kestikten sonra, köylü bölgeye bildirdikten sonra geliyorlar. Adamlar mühendis ama her ne hikmetse bir fley bilmiyorlar. Bu gün Erzincan genelinde 2006 pancar sezonunda, pancarlarda % 20 ile % 60 oran›nda çürüme var.” Son olarak “baflka söylemek istedikleriniz var m› diyoruz” diye soruyoruz. Pancar üreticisi oldu¤unu ayn› zamanda köylü korumada oldu¤u söyleyen bir üretici flunlar› belirtiyor: “fiu an için köylülerimizde birlik yok. Bizim köylümüz korkak. Ekme¤ini elinden parça parça al›yorlar ama g›klar› bile ç›km›yor. Panko Birli¤imiz var ama O köylüsüne sahip ç›km›yor. Ziraat Odas› da ayn›. Hepsi hükümet yanl›s›. Tar›m ‹l Müdürlü¤ü ne için var onu bilmiyoruz. Oysa bu köylüye bir fleyler ö¤retmeli. E¤itim çal›flmas› vermeli.” Köylü üretimden vazgeçiyor! Ziraat Odas›’n›n yapt›¤› aç›klamalarda bu¤day üretiminin bu y›l 2-3 milyon ton azalarak 18-19 milyon tona düfltü¤ü belirtilirken bu¤day üretiminden çekilen üretici say›s›n›n da 1 milyon civar›nda oldu¤u kaydedilmifltir. IMF ve DB denetimli, güdümlü tar›m politikas›yla kaliteli tohum, ucuz mazot, gübre ve ilaç destekleme, fiyat ve pazarlama s›k›nt›s› yaflayan bu¤day üreticisi art›k üretimi büyük oranda terkediyor. Pancar üreticisi için de durum farkl› de¤il. Binlerce hatta on binlerce pancar üreticisi art›k pancar ekmiyor. Patrona¤a devleti bin bir yalan ve hile ile halk›m›z›n gözünü boyayarak ç›kartt›¤› ve her fleye deva olarak sundu¤u fleker yasas› ile fleker ve pancar sektöründeki sorunlar› b›rak›n çözmeyi, tersine iflleri tam bir kördü¤üme soktu. Üreticiyi üretemezli¤e mahkûm k›lan bu yasayla tatland›r›c› ithalat› ve üretimi artarak yasan›n kimler için, kimlerin ç›karlar› hesaba kat›larak ç›kar›ld›¤› çok net görüldü k›sa zamanda. (Erzincan )
yok. Kota uygulamas› getirilirken afl›r› üretimden ve stoklardan bahsedilmiflti. Böyle bir fley hiç olur mu? Yalan. fieker her zaman pazar bulabilir. Gidip IMF’den, DB’den borç ald›lar. Bunun karfl›l›¤›nda da onlar›n tatland›r›c› üreten firmalar›n›n ülke pancar›na girmesine izin verdiler. Ancak bu sene art›k son, üretmeyece¤iz. Onlar da muratlar›na erecekler. fiimdi bize alternatif ürün olarak kanola denilen bitkiyi yetifltirmemiz söyleniyor. 2-3 sene önce m›s›r için de böyle demifllerdi, zarar ettim. Ben ne diyeyim iflte bu kota bizi mahvetti.”
7
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
Tar›msal üretimin temeline barut koyuldu!
26 Eylül tarihinde TBMM’de görüflülen “Tohumculuk Yasas›” üzerine çokça fley söylenmesine ve yaz›lmas›na ra¤men yasalaflt›. Çok uluslu flirketlerin piyasada tekelleflmesini h›zland›racak olan bu yasa ile “tar›msal üretimin temeli” olarak adland›r›lan tohumun elde edilmesi, sat›fl› ve kullan›m› büyük tekellerin denetimine verilerek, d›fla ba¤›ml›l›k art›r›l›rken ayn› zamanda halen daha ülkemizde kullan›m› yasal olmayan GDO (Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizma)’lar›n da kullan›m›n›n yasallaflt›r›l›p yayg›nlaflt›r›lmas› söz konusu olacak. Yerleflik hayat›n bafllamas›ndan bugüne kadar olan sürede tar›mla u¤raflan insano¤lu, yüz binlerce tohum türü gelifltirdi, zaman içerisinde iklime ve toprak tipine en uygun tohum türleri oluflturularak verimli üretim sa¤land›. Ancak bu bilgi toplumlar aras›nda paylafl›ld›. Köylüler bu türleri de¤ifltirdiler, satt›lar ancak kimse bu türlerin üzerinde hak iddia etmedi. 1950’li y›llardan sonra dünyada “yeflil
Pancar üreticilerinin kantar çilesi Pancar üreticilerini, kota, düflük al›m ücreti, kotan›n kara borsaya düflmesi, tar›ma destek verilmemesi gibi sorunlar›n›n yan› s›ra bir de günlerce kantar kuyru¤unda beklemek çileden ç›kart›yor. Mufl’un Bulan›k ilçesinde pancar teslimi s›ras›nda tek kantar kullan›lmas› ve bölgede 5 bin üreticinin bulunmas› köylüyü günlerce kantar s›ras›nda beklemek zorunda b›rak›yor. Pancar üreticileri bir y›ld›r tek kantar çal›flmas›n› protesto etmek için 2 gün pancar teslimi yapmad›lar. Öte yandan Mufl fieker Fabrikas› Müdürü Fethi Bayülken ise bölgede iki kantarlar›n›n bulundu¤unu ancak birinin ar›zal› olmas› nedeniyle çal›flmad›¤›n› belirtirken teknik elemanlar›n›n ar›zay› gidererek kantar› faaliyete geçirdiklerini belirtti. (H. Merkezi)
devrim” olarak adland›r›lan ürünlerin geneti¤i ile oynama, kimyasal maddelerin ve hormonlar›n kullan›m› ile ise bu durum de¤ifltirilmeye baflland›. Dünyadaki açl›¤›n sebebi, zenginliklerin eflit da¤›lmamas›ndan kaynaklanm›yormufl gibi, bu de¤iflikliklerin açl›¤a çare olaca¤› yaz›ld›. Oysa do¤al dengede yaflanan her bozulman›n baflka bir bozulmaya neden olaca¤› gerçe¤i ortaya ç›kt›. Tar›mda zararl› böceklere karfl› kullan›lan DDT benzeri tar›m ilaçlar›n›n, tar›m ürünlerine nüfus etti¤i, sadece görüntüyü güzel k›lan hormonlar›n tar›m ürünlerindeki besin de¤erini düflürdü¤ü ortaya ç›kt›. GDO pazar›n› gelifltirmek, pazarda kendine daha fazla yer açmak isteyen çokuluslu flirketler flimdi özellikle az geliflmifl ülkelerdeki tohumculu¤u kontrol alt›na almak ve kendilerine ba¤›ml› k›lmak istiyorlar. Meclis’ten geçirilen Tohumculuk Yasas›, 1980 sonras› yo¤un bir flekilde uygulanan neoliberal politikalar›n tar›m alan›ndaki uygulamas›ndan baflka bir fley de¤il. Sa¤l›¤›, e¤itimi, ulafl›m› kamu denetiminden ç›kar›p özellefltirmeye çal›flanlar, tohumculu¤un da piyasadaki çokuluslu flirketlerin denetimine b›rak›lmas›n› k›sa anlat›mla kârlar›na kâr katmas›n› istiyorlar. Bu durumu “Patentlenen Hayat” yaz›s›nda Cengiz Baflkaya flöyle aç›kl›yor: “Bugün flirketler tohum türlerini patent alt›na al›yorlar, onlar›n sahibi olduklar›n› iddia ediyorlar. Buna gerekçe olarak tohumlar üzerinde yapt›klar› gelifltirme ve de¤ifltirme faaliyetlerinin maliyetlerini gösteriyorlar. Tohum genlerine yap›lan küçük müdahaleleri icat olarak gösterip, sanki yeni bir endüstri ürünü ortaya ç›karm›fl gibi patent al›yorlar. Asl›nda yap›lan do¤ada zaten var olan bir yap›ya küçük ve ço¤u kez zararl› bir de¤iflim uygulamak. (... ) Tohuma büyük bedeller ödeyerek sat›n almak yetmez. Verim için yine ayn› firman›n üretti¤i geliflme tetikleyici kimyasallara da para vermek gerekir. Zararl›lara karfl› kullan›lacak ilaçlar da firmadan sa¤lanabilir. Ürün öngörüldü¤ü gibi yüksek verim sa¤lamazsa firma bundan sorumlu tutulamaz. Çiftçi mutlaka bir yerde yanl›fl uygulama yapm›flt›r.” Böylelikle büyük firmalar tohumlar›n patentlerini al›p köylüye parayla satt›klar› gibi, ayn› zamanda hiçbir garanti ya da oluflacak zarar nedeniyle herhangi bir tazminat da vermiyorlar. Tar›m flirketleri tohumculuk üzerinde oynad›¤› oyunlar› IMF ve Dünya Bankas› arac›l›¤›yla gerçeklefltirirken, “AB Uyum Paketi” kapsam›nda masaya getirilen bu yasa, AKP Hükümeti taraf›ndan jet h›z›yla Meclisten geçirildi. Ancak geriye dönüflü olmayan bu uygulama ülke
tar›m›n› tamamen emperyalist tekellerin cirit alan› haline getiriyor. Yasada üçüncü kifliler de dâhil olmak üzere ortaya ç›kacak uzlaflmazl›kta hakemlik görevi de “Tohumcular Birli¤i”ne verilmektedir! Tahmin edildi¤i gibi bu “Birlik” büyük tar›m tekellerinin birli¤inden baflka bir fley de¤ildir, böylelikle köylünün hak aramas› da bir sonuç vermeyecektir. Böylelikle, tohum firmalar›n›n çat› örgütünün yetki alan› yarg›lamay› da kapsayacak flekilde geniflletilmektedir. Örgüte, yani Tohumcular Birli¤i’ne kamu kuruluflu statüsü kazand›r›lmaktad›r. Konunun uzmanlar› bu yasaya fliddetle karfl› ç›karken flunu ›srarla vurguluyorlar: “3 bini endemik (yaln›zca ülkemizde bulunan) toplam 13 bin bitki çeflidine sahip olan Anadolu co¤rafyas›, gen bankas› niteli¤inde. fiirketler, gen kayna¤› olan Türkiye’de, herhangi bir tohumu, biyoteknolojik yöntemlerle kazand›rd›klar› bir özelli¤i gerekçe göstererek patentleyebilecek. Yasayla GDO’lu tohumlar›n ülkeye giriflinin serbest b›rak›lmas› ve ticarileflmesi hukuksal güvenceye kavufluyor.” Türkiye’e halen daha bir biyogüvenlik yasas› yok. GDO’lu tüm maddeler insan ve çevre sa¤l›¤› aç›s›ndan riskler tafl›yor ve son 20 y›ld›r uyguland›¤›ndan etkileri tam olarak bilinemiyor. Oysa TEMA taraf›ndan yap›lan aç›klamada “Her y›l 2 milyona yak›n GDO’lu m›s›r, soya, pamuk ve kolza kaçak olarak Türkiye’ye sokuluyor, bilmeden sat›n al›nan ürünlerle evlere, sofralara geliyor” deniliyor. Konunun uzmanlar› Tohumculuk Yasas› ç›kar›lmadan Biyogüvenlik Yasas› ç›kart›larak GDO’nun yasaklanmas› gerekti¤ini vurguluyorlar, ancak AKP hükümetinin s›rf Cargill dosyas›na bakmak bile çokuluslu flirketlerin nas›l istedikleri gibi at
koflturduklar›n› gözler önüne seriyor: Cargill, geneti¤i de¤ifltirilmifl m›s›rdan tatland›r›c› üretiyor. Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizma (GDO)’lar›n de¤il ifllenmesi, Türkiye’ye girifli bile yasak! Ancak mahkemelerce verilmifl iki kapatma ve bir yürütmeyi durdurma karar›na ra¤men bugüne kadar birgün bile kapat›lm›fl de¤il, kuflkusuz bunda Kemal Unak›tan’›n o¤lunun bu firmaya ortak olmas› da etkili. Cargill, GDO’lu m›s›rdan üretti¤i tatland›r›c›s›yla Anadolulu pancar üreticisine karfl› haks›z rekabet yap›yor. Cargill, AKP hükümetinin deste¤iyle, Haziran 2006’da fleker piyasas›n› denetleyen “fieker Kurulu”na da girmeyi baflard›. Tüm bunlarla birlikte son olarak uluslararas› tar›m tekeli Cargill’in geneti¤i de¤ifltirilmifl tohumlar›n girifl yollar›n› yasallaflt›rmak, tohumlar›m›z›n uluslararas› tar›m kartellerinin eline geçmesine arac› olacak yeni “Tohum Yasas›” için, milletvekillerine yo¤un kulis yapt›¤›n› söylersek yeni Tohumculuk Yasas›’n›n kimlerin kesesini zenginlefltirece¤i apaç›k flekilde görülecektir. Emperyalizm, sadece askeri iflgalle de¤il ayn› zamanda ekonomik, kültürel ve sosyal pek çok alanda talan ediyor ezilen halklar›. Önümüzdeki y›llarda k›rdaki yoksullu¤un giderek artaca¤›n›, bunun kentlerdeki iflsiz say›s›n› daha da art›raca¤›n› düflünürsek, küçük üreticinin ve yoksul köylülü¤ün örgütlenmesinin ne kadar zorunlu oldu¤u ortadad›r. fiehirde kamu iflletmelerini özellefltiren halk› yoksullaflt›ranla, köyde köylüyü üretemez hale getiren ayn› ortak düflman; emperyalizm ve onun yerli uflaklar›d›r. Bu yüzden bu düflman ikiliye karfl› iflçi-köylü ittifak›n›n güçlü bir flekilde örülmesi gelece¤in kimin olaca¤›n› da belirleyecektir.
“3. Dünya Savafl› tarlada bafllad›!”
Son dönem ya¤›fllar›n bol olmas› ve Tarifl Firmas›n›n yaflad›¤› finans sorunlar›n›n faturas› üzüm üreticilerine ç›kt›. Yaflanan sorunlar›n üreticilerin zor günler geçirmesine neden oldu¤u bildirildi. Al›nan bilgilere göre Manisa/Alaflehir ilçesindeki Suma Fabrikas›’n›n üzüm al›mlar›n› s›n›rland›rmas›, Tarifl’in de kendi olanaklar›yla 30 bin ton üzüm olarak aç›klad›¤› kampanyay› durdurmas› ve Tarifl-Tat’›n ortaklar›ndan al›ma gitmesi üzüm üreticileri için sorun yaratt›. Alaflehir Ziraat Odas› Baflkan› Mehmet Musal, hükümetin tar›m› b›rakt›¤›n› belirterek “3. Dünya sa-
vafl› tarlada bafllad›” dedi ve “Alaflehirli ba¤c›lar›n sigortas› olarak yap›lan Suma Alkol Fabrikas›, ABD’lilere sat›ld›. Özelleflme aflamas›nda dedik, dinletemedik ve alamad›k. fiimdiyse a¤lama zaman›m›z. Özel sektör ister al›r, ister almaz ya da istedi¤i kadar al›r. Hesap soramay›z. fiimdi tüccarla anlaflt›lar, üreticiyi tüccar›n insaf›na b›rakt›lar” fleklinde konufltu. Özellefltirme kurban› olan ba¤c›lar, söz konusu sorunlar›yla ilgili olarak Alaflehir Ziraat Odas› taraf›ndan ilçe, mahalle ve köy muhtarlar›yla belde belediye baflkanlar›, Alaflehir Belediye Baflkan› Kadir Dafl, Tarifl Üzüm Birli¤i Baflkan› Türker ve Ticaret Borsas› Hüseyin Songur’un da kat›ld›¤› bir toplant› düzenlendi. Yap›lan toplant›da üzümünün sorunlar› ve çözüm yollar› ve üreticinin s›k›nt›lar› konusunda Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’a bir mektup yaz›l›p sorunlar›n iletilmesine karar verildi. (‹zmir)
8
20 Ekim-2 Kasım 2006
59
5 Ekim Dünya Ö¤retmenler Günü 5 Ekim Birleflmifl Milletlerin E¤itim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) taraf›ndan 1994’ten beri Dünya Ö¤retmenler Günü ilan edilmifltir ve 100’den fazla ülkede her y›l kutlanmaktad›r. Ayr›ca e¤itimin ve ö¤retmenlerin daha kaliteli hale getirilmesi için öneri belgeleri haz›rlanarak devletlere sunulmaktad›r. Bu seneki belgelerde ö¤retmenin toplum içindeki yerine dikkat çeken ve daha nitelikli e¤itim ve ö¤retmen dolay›s›yla da daha nitelikli bir gelecek için e¤itime daha fazla pay ayr›lmas› gerekti¤ini önermektedir. Sendikalar›n kapat›ld›¤›, hakk›n› arayanlar›n terörist ilan edildi¤i, halk›n aç›ktan tehdit edildi¤i, e¤itimin sa¤l›¤›n h›zla paral› hale getirildi¤i ülkemizde bu önerilerin ne kadar önemsenece¤i bellidir. Her iktidar›n kendi kadrolaflmas›n› yaratmaya çal›fl›ld›¤›, ö¤retmenlerin ek ifl yapmak zorunda kald›¤›, sürgünlerin ayyuka ç›kt›¤›, paran kadar e¤itim verildi¤i ülkemizde dünya ö¤retmenler günü kutla-
BURSA
malar› do¤all›¤›nda kutlamadan çok sorunlar›n dile getirildi¤i bir gün olarak geçirildi. E¤itim-Sen Genel Baflkan› Alaaddin Dinçer sendikan›n genel merkezinde bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Dinçer ö¤retmenlerin en büyük sorununun iflsizlik oldu¤unu ayr›ca ö¤retmenlerin yoksulluk k›skac›nda oldu¤unu belirtirken Avrupa ülkelerinin birço¤uyla k›yasland›¤›nda Türkiye’deki ö¤retmenlerin daha fazla saat çal›flt›¤›n› ama en az ücret ald›klar›n› belirtti. Dinçer ayr›ca iflsizlik sorununa dikkat çekerek MEB’de kadrosuz olarak 50 bin ö¤retmenin oldu¤unu bunun yan› s›ra son KPSS s›nav›na giren 165 bin ö¤retmenin iflsiz oldu¤unu söyledi.
Diyarbak›r’da kalem b›rakma eylemi Bunun yan› s›ra Diyarbak›r, Ankara, Adana, Urfa, Hatay ve Tunceli’de de ö¤retmenler günü “kutlamalar›” yap›ld›. Diyarbak›r’da e¤itim-sen üyeleri ve ö¤-
E¤itim-Sen kampanyas›na yasak!
E¤itim-Sen Bursa fiubesi’nin “Okullar›n tüm giderleri devlet taraf›ndan karfl›lans›n, e¤itime yeterli bütçe okuluma ödenek istiyorum!” kampanyas› çerçevesinde yürüttü¤ü çal›flma, Bursa Emniyeti ve AKP’li Büyükflehir Belediyesi’nin yasaklama ve bask›lar›na maruz kal›yor. 1 Ekim günü Setbafl› Mafel Kafe önünde bir araya gelen E¤itim-Sen Bursa fiubesi emekçileri, Emniyet’in ve Belediye’nin bu uygulamalar›n› bir bas›n aç›klamas› ile protesto etti. Aç›klamay› okuyan E¤itim-Sen fiube Baflkan› Kemalettin Y›ld›z, katk› pay› ve kay›t paras› uygulamalar›n›n devam etti¤ini belirterek, “tüm ö¤renci-
Savunma amaçl› mektuba yasak!
lerin y›lda iki kez sa¤l›k taramas›ndan geçirilmesini, anaokulu ve ilkö¤retim okulu ö¤rencilerinin beslenme ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas›n›n oluflturulmas›n›, çocuklar›n her türlü zararl› al›flkanl›klardan korunmas› için önlem al›nmas›n› ve e¤itime yeterli bütçe okullar›m›za ödenek ayr›lmas›n› istiyoruz” dedi. Osmangazi Metro ‹stasyonu önündeki stantda Büyükflehir Belediyesi yetkililerinin tacizde bulundu¤unu söyleyerek, “Bursa’n›n her yerinde afifl ve pankartlar as›l›rken bize uygulanan tav›r baflka fleyleri ça¤r›flt›rmaktad›r” dedi. Kitle “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” slogan›yla eyleme destek verdi. (Bursa)
Sincan F Tipi Hapishanesi’nde de tutsaklar›n mektuplar›na el konuluyor. Bas›na bir aç›klama yapan Av. Gül Altay, müvekkili Ali Gülmez’in savunma amaçl› olarak kendisine yazd›¤› mektuba, “flüpheli” bulundu¤u gerekçesiyle el konuldu¤unu aç›klad›. Altay, ayr›ca Cezaevi Disiplin Kurulu taraf›ndan verilen karar›n geri al›nmas› için açt›klar› davadan da olumlu bir sonuç ç›kmamas› üzerine A‹HM’e baflvurduklar›n› da belirtti. Olay›n geliflimini özetleyen Altay, itiraz› üzerine Ankara ‹nfaz Hâkimli¤i, avukat›n müvekkili ile görüflmesi s›ras›nda ve-
renci velileri e¤itim politikalar›n› protesto etmek için Faik Ali ‹lkö¤retim Okulu önünde bas›n aç›klamas› yapt› ve tek silahlar› olan kalemlerini kalabal›k s›n›flar› protesto için okul önüne b›rakt›lar.
Ankara’da yürüyüfl E¤itim-Sen üyeleri E¤itim-Sen 2 nolu flube önünden milli e¤itim bakanl›¤›na yürüdüler. E¤itim-Sen üyeleri 5 Ekim’i e¤itimin paral› hale getirilmesine, özellefltirilmesine, gericilefltirilmesine karfl› tüm e¤itim ve bilim emekçileri aç›s›ndan birlik ve mücadele günü olarak gördüklerini belirttiler. Ayr›ca Adana e¤itim-sen üyeleri kuzey ve güney Adana’daki okullar aras›nda çok farkl›l›klar oldu¤unu vurgularlarken, Urfa E¤itim-Sen üyeleri ö¤retmenlerin her geçen gün yoksullaflt›klar›n› belirttiler.
Tunceli’de sürgün e¤itimciye destek Tunceli’de demokrasi ve emek platformu görev yeri de¤ifltirilerek Kütahya’n›n fiaphane ilçesine gönderilen e¤itim-sen flube baflkan› Hanifi Bekmezci’ye destek eylemi gerçeklefltirdiler. Sanat soka¤›nda bir araya gelen yaklafl›k 300 kifli “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Gün gelecek devran dönecek sürenler halka hesap verecek” sloganlar›yla Yeralt› çarfl›s›na yürüdüler. Çarfl›n›n üstünde aç›klama yaparak Bekmezci’nin eflit paras›z bilimsel anadilde e¤itimi savundu¤u için sürüldü¤ünü ayr›ca hakk›nda 17 adli ve idari dava aç›ld›¤›n› belirtirlerken sürgünlerle ifade ve örgütlenme haklar›n›n engellenmeye çal›fl›ld›¤›n› belirttiler. Kitle Bekmezci’nin atama karar›n›n geri al›nmas›n› istedi. Yo¤un güvenlik önlemlerinin al›nd›¤› aç›klamaya Dersim belediye baflkan› Songül Erol Abdil de kat›larak destek verdi. (H. Merkezi)
MERS‹N
E¤itim-Sen sürgünlere karfl› AKP’ye yürüdü
“Özgürlüklerin önündeki engellerin ortadan kald›r›lmas› için mücadele etmeye devam edece¤iz.” E¤itim-Sen Adana flubesi, Tunceli flube baflkan› ve yönetim kurulu üyelerinin sürgün edilmesini protesto etmek amac›yla AKP Adana il örgütüne yürüdü. 7 Ekim Cumartesi günü “Sürgünler geri al›ns›n, bask›lar bizi y›ld›ramaz” pankart› açan E¤itimSen’liler AKP hükümetinin e¤itimi özellefltirmeye dönük sald›r›lar›n›, kadrolaflma ve bask›lar› protesto ettiler.
rilen ve al›nan belgelerde “flüphe duyuldu¤unda”, Cumhuriyet Savc›l›¤›’n›n istemi ile belge ya da mektubun incelenebilece¤ini savundu. Mektubun savunma amaçl› olup olmad›¤›n›n tespiti için ilk önce disiplin kurulunun karar›n›n de¤erlendirilmesi gerekti¤ini kaydeden ‹nfaz Hâkimli¤i, Cezaevi Disiplin Kurulu’na yazd›¤› yaz›da, Ali Gülmez’in mektubunun, “flüpheli” görüldü¤ü takdirde denetime tabi tutulabilece¤ine karar verdi. Gülmez ve avukat› Altay ise Ankara ‹nfaz Hakimli¤i’nin karar›na karfl› itiraz›n› yapt›. Ancak Ankara 2. A¤›r Ceza Mahkemesi Baflkanl›¤›, “usul
“Sürgüne hay›r” ve “Hak verilmez al›n›r zafer sokakta kazan›l›r” sloganlar›n› hayk›ran e¤itim emekçileri, meslektafllar›na sahip ç›kacaklar›n› dile getirdiler. AKP önünde konuflan E¤itim-Sen Adana fiube Baflkan› Güven Bo¤a özgürlüklerin önündeki engellerin ortadan kald›r›lmas› için mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi. (Mersin)
ve yasaya ayk›r›l›k görülmedi¤i” gerekçesi ile itiraz› reddetti. Müvekkili taraf›ndan kendisine gönderilmek istenen mektubun Cezaevi Disiplin Kurulu’nca aç›lm›fl olmas›n›n vekil-müvekkil aras›ndaki iletiflimin gizlili¤ini ihlal etti¤ini belirten Altay, “Yarg› organlar› da verdikleri kararlarla ayn› ihlali onaylam›fllard›r” dedi. F Tipi hapishanelerde hak ihlallerinin bitmek bilme¤ini sözlerine ekleyen Altay, müvekkili Gülmez’in karfl›laflt›¤› engelin, hapishanelerdeki keyfi uygulamalardan sadece biri oldu¤unu söyledi. (Ankara)
9
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
ÇÜ’lü ö¤renciler: “Gözalt›na al›nanlar serbest b›rak›ls›n!”
12 Ekim Perflembe günü Çukurova Üniversitesi’nde yemeklere yap›lan zamlar› protesto eden ö¤rencilere sald›ran polis, 22 ö¤renciyi gözalt›na ald›. Yap›lan sald›r›y› protesto eden ö¤renciler bir aç›klama yaparak, arkadafllar›n›n serbest b›rak›lmas›n› istedi. Merkez Kafeterya önünde kurulan imza standlar›na azg›nca sald›ran polisler, 21 ö¤renciyi gözalt›na alarak ÇÜ Polis Karakolu’na götürdü. Kafeteryan›n merdivenlerine oturan ö¤rencilere tekrar sald›ran çevik kuvvet polisleri, ismi ö¤renilemeyen 1 kifliyi gözalt›na ald›. Sald›r› esnas›nda “YÖK, polis, medya bu abluka da¤›t›lacak”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” ve “Gözalt›lar serbest b›rak›ls›n” fleklinde slogan atan kitle ad›na konuflan Oktay Türk, sald›r›lar›n ve gözalt›lar›n keyfi oldu¤unu belirtti. Çukurova Üniversitesi ö¤rencileri 1.5 YTL olan yemek ücretlerinin 2 YTL olmas› nedeniyle yaklafl›k 1 haftad›r eylem düzenliyor. Toplad›klar› 2 bin 100 imzay› rektörlü¤e veren ö¤renciler, yemeklerin kaliteli ve ucuz olmas›n› talep etmiflti.
“Bu sald›r› hepimize, Bu sorun hepimizin” Çukurova Üniversitesi ö¤rencileri ve E¤itim-Sen Adana fiubesi, polisin ö¤rencilere sald›rmas› ve 21 kifliyi gözalt›na almas›n› k›nayarak, ö¤rencilerin hakl› taleplerine kulak verilmesini istedi. 13 Ekim Cuma günü Çukurova Üniversitesi Merkezi Kafeterya önünde biraraya gelen ö¤renciler, “Üniversiteler bizim bizimle özgürleflecek” yaz›l› pankart› açarak, “Gözalt›lar bizi y›ld›ramaz”, “Tüccar rektör” ve “YÖK, polis, medya bu abluka da¤›t›lacak” sloganlar›n› att›. Kitle ad›na aç›klama yapan Sema
Barbaros, tek amaçlar› ucuz ve kaliteli yemek olan ö¤rencilerin polis sald›r›s›na u¤ramas›n› k›nad›klar›n› belirterek, herfleye ra¤men taleplerinde ›srarl› olacaklar›n› söyledi. Kitle aç›klama sonras›nda sloganlarla da¤›ld›. E¤itim-Sen Adana fiubesi önünde bir araya gelen ö¤renci ve E¤itim-Sen üyeleri de bas›n aç›klamas› yaparak, sald›r›y› k›nad›. (Mersin)
At›lmalara, soruflturmalara karfl› eylemler devam ediyor! Okuldan at›lan ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencileri, okul önündeki eylemlerine devam ediyor. Okuldan at›ld›klar›n› ö¤rendiklerinden beri at›lmalara, soruflturmalara ve özellefltirmelere karfl› eylem yapmaya bafllayan ö¤rencilerin eylemleri, ÖGB ve Çevik Kuvvet’in sald›r›lar›na ra¤men devam ediyor. Ö¤renciler, rektörlü¤e atand›¤›ndan beri 12 kifliyi atan, 50’den fazla ö¤renciye 800’ü aflk›n soruflturma açan ve yemekhaneyi özellefltiren Mesut Parlak’›n flimdi de 10 Ekim’de kantini özellefltirece¤ini duyurdular. Ö¤renciler okulun ö¤rencilere ait oldu¤unu ve kendilerine ait olan fleylere sahip ç›kacaklar›n›, ya¤mur çamur demeden tüm sald›r›lara ra¤men okuldan ayr›lmayacaklar›n› bildirdiler. Ö¤renciler ayr›ca sürekli kendilerine sald›ran ÖGB’lilerin iki ayd›r maafl›n› alamamas›na ra¤men kraldan da kralc› tav›rlarla kendilerine sald›rd›klar›n› aç›klad›lar. 4 Ekim Çarflamba günü eylemlerine devam eden ö¤rencilere E¤itimSen, daha sonraki gün de ayn› gündemler üzerinden eylemler yapan ‹stanbul Teknik Üniversitesi ö¤rencileri deste¤e geldiler. 10 Ekim’de okuldaki at›lmalara, soruflturmalara, okul yönetiminin hu-
kuksuz ve keyfi tutumlar›na karfl› eylemlerini sürdüren ö¤rencilere, sendikalaflmalar›n›n önüne koyulan engellere karfl› aylard›r direnen Al-Co iflçileri deste¤e geldi. ‹flçiler, “söz örgütlenme, eylem hakk›m›z engellenemez” dedikleri için okuldan at›lan, haklar›nda soruflturma aç›lan ö¤rencilere kendilerinin de benzer sald›r›lara maruz kald›klar› ve bu sald›r›lara karfl› hala direniflte olduklar› için destek verdiklerini belirtirlerken, bu ülkede hak alma mücadelesi veren tüm kesimlerin ortak tav›r göstermesi gerekti¤ini vurgulad›lar. 12 Ekim’de de eylemlerine devam eden ö¤rencilere bu kez çok say›da demokratik kitle örgütünün yan› s›ra pankart›yla Sakarya Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i ve ayd›n ve sanatç›lar da destek verdi. Beyaz›t otobüs duraklar›ndan ö¤renciler ve destekçilerle yaklafl›k 300 kifli “Söz, eylem, örgütlenme hakk›m›z engellenemez”, “Soruflturmalar geri çekilsin, e¤itim hakk›m›z engellenemez” pankartlar› ve sloganlar›yla Beyaz›t Meydan›’na yürüdü ve burada aç›klama gerçeklefltirdiler. ‹stanbul Üniversitesi’nde okumufl olan bir k›s›m ayd›n ve sanatç› eski günlerini yâd etmek için okula girerken ö¤renciler de marfl, slogan ve halaylarla okulun kap›s›nda beklediler. (‹stanbul)
Uluda¤ Üniversitesi’nde zam protestosu 25 Eylül’den beri ulafl›m zamm›n› protesto eden Uluda¤ Üniversitesi ö¤rencileri, 12 Ekim günü yap›lan Büyükflehir Belediyesi’nin Meclis toplant›s›na girmeye çal›flt›. Ulafl›m zamm›n› protesto eden ö¤renciler yüzlerine “Belediyenin yüz karas›” diye nitelendirdikleri siyah boya sürerek, Belediye binas›na girmek istedi. Polis taraf›ndan önü kesilen ö¤renciler, bunun üzerine bina önünde oturmaya bafllad›lar. Ö¤rencilerin getirdikleri at arabas› da burada polis taraf›ndan “gözalt›na” al›nd›. Ö¤rencilerin kararl› tutumu sonucu belediye yetkilileri iki ö¤renciyi içeri alacaklar›n› söyledi. Ancak ö¤renciler bunu yeterli görmeyerek, 5 kiflinin içeri girmesini istediler. Sonuçta Belediye yetkilileri 5 ö¤renciyle görüflmeyi kabul etti. Ancak içeride Belediye Meclisi ile görüfltürülmeyen ö¤renciler, Büyükflehir Belediyesi Genel Sekreteri ile görüflmelerinden tatmin edici bir söz alamad›klar›n› ifade ettiler. (Bursa)
9 Ekim eylemlerle protesto edildi Abdullah Öcalan’›n 9 Ekim 1998 tarihinde Suriye’den ç›k›fl› çeflitli illerde protesto edildi. ‹stanbul’da Okmeydan› merkez caddesi üzerinde bir araya gelen kalabal›k bir grup, protesto yürüyüflü yapmak istedi. Bunun üzerine polis, kitleye gaz bombalar› ve panzerlerle sald›rd›. Ara sokaklara da¤›lan ve meflru savunma hakk›n› kullanan kitle, kolluk güçlerine molotof kokteylleriyle karfl›l›k verdi. Kolluk güçlerinin terör estirdi¤i sald›r› nedeniyle birçok esnaf iflyerini kapat›rken, mahalle halk› da yo¤un gaz bombas›ndan etkilendi. Ayn› gündem üzerinden Mardin, fi›rnak, Van ve Hakkâri’de demokratik kurumlar›n destek verdi¤i “Komployu protesto ateflkese destek” fliarl› yürüyüfller yap›l›rken; Mersin ve Siirt’te bu konuyla ilgili panel örgütlendi. Öcalan’›n 1998 y›l›nda ateflkes ilan etmesiyle birlikte yaflanan bu süreç faflist TC’nin Kürt halk›na yönelik niyetinin bir göstergesi olarak Kürt halk›n›n haf›zas›nda tazeli¤ini korumaktad›r. Keza son süreçte KKK’n›n yine Öcalan’›n ça¤r›s›yla beraber ilan etti¤i ateflkese ayn› gün faflist TC Diyarbak›r’da 8’i çocuk 17 kifliyi katlederek ateflkese kendinden beklenen cevab› vermifltir. Faflist TC’nin Kürt halk›na yönelik politikalar› bu tür katliamlarla doludur. Kurallar› egemenler taraf›ndan belirlenen bu oyunda, TC’nin oyunbozanl›k yapt›¤› dönemler ço¤unlukta olmufltur. Kürt halk› ancak kurallar› kendisi belirledi¤i oranda bu oyunda varl›¤›n› korur. Kürt halk›n›n asimile edilme, ezilme ve imhas›na yönelik politikalara karfl›; yine Kürt halk›n›n yi¤it evlatlar›n›n yürüttü¤ü onurlu bir mücadele olan gerilla savafl› yan›t olacakt›r. Kürt halk›n›n siyasi arenadaki partilerinin kapat›l›p milletvekillerinin tutuklanmas›na ve son süreçte Kürt halk›n›n sesi olan yay›n organlar›n›n bürolar›n›n bas›larak ve kapatma cezalar› verilerek susturulmaya çal›fl›lmas›, faflist TC’nin gerçek yüzünü göstermektedir. Kürt halk› reformist ve teslimiyetçi politikalarla sorunun çözülmeyece¤ini gerillalar› katledilerek, çocuklar› vurularak köyleri yak›larak yeterince bedel ödeyerek ö¤renmifltir. Bu nedenle yap›lan eylemlerde yükseltilen “komployu protesto, ateflkese destek” fliar›n›n peflinden koflmamal›d›r. Kürt halk›n›n varl›¤›n›n teminat› olan gerilla savafl›na s›rt›n› dönmemelidir. (H. Merkezi)
10
20 Ekim-2 Kasım 2006
59
“Guantonamo’dan F Tipi’ne TECR‹TE SON!”
Hapishaneler ve hapsetme biçimleri ça¤dan ça¤a de¤iflti; ancak egemen s›n›f›n ezilenler üzerindeki bask› arac› olarak hapishanelerin mant›¤› de¤iflmedi; ›slah etme, inanç ve düflüncelerinden vazgeçirme. ‹fllenilen “suç” un niteli¤ine göre verilen “ceza”n›n mahiyeti de de¤iflti. ‹lkça¤’da topluluktan kovma, klanlara almama fleklinde verilen cezalar, Ortaça¤’da daha çok din adamlar›n›n ve feodal beylerin elinde kimi zaman en kat› biçimde Engizisyon mahkemeleri taraf›ndan yak›lma karar› verilmesi olurken, kimi zaman y›llarca süren kürek mahkûmiyeti fleklinde oldu. Burjuva
demokratik devrimlerinin ard›ndan infla edilen burjuva hukuku ise “yarg› ba¤›ms›zl›¤›” kavram›n› ortaya atarak, bu görevi mahkemelere verdi. Ancak hakim s›n›f›n elinde olan mahkemelerin tarafs›z olmas› düflünülemezdi. Nitekim bugün en fazla cezan›n kime verildi¤ine bak›lacak olursa, bunun politik tutsaklar oldu¤u görülecektir. Özel mülkiyetin ortaya ç›k›fl›yla birlikte ezen ve ezilen olarak ikiye bölünen s›n›fl› toplumda, hapishaneler her zaman bir cayd›rma arac› olarak kullan›ld› ancak tutsaklara uygulanan yöntemler d›flar›da olu-
Malatya E Tipi’nde iletiflim hakk›na engelleme 2.5 ayd›r Malatya E Tipi Kapal› Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Malatya Muhabirimiz Erdinç Özbay, d›flar›ya gönderdi¤i 9 Ekim tarihli mektubunda, mahkeme tarihinin henüz belli olmad›¤›n› söylerken; Savc›l›¤›n halen dosyay› inceledi¤ini belirtti. “Demokratik bir flekilde aç›lan standa sald›r› var, sonras›nda ise binbir türlü iflkenceyle, sald›r›yla tutuklan›p ma¤dur edilenler söz konusuyken bir de delil ar›yorlar” diyen Özbay, ayr›ca yaflanan hak gasplar›na da de¤indi. Erdinç Özbay’›n Sincan F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Zeliha Bulut’a yazd›¤› mektubun hapishane idaresi taraf›ndan gönderilmeme sebebi flöyle
aç›klan›yor: “Ceza ‹nfaz Kurumumuz tutuklusu Erdinç Özbay taraf›ndan Zeliha Bulut isimli Sincan F Tipi adresine gönderilmifl olan faksta, yasad›fl› terör örgütü ile haberleflmeye çal›flt›¤›, bilgi al›flveriflinde bulundu¤u gibi ifadeler kullan›ld›¤›ndan… faks›n gönderilmemesine oy birli¤i ile karar verilmifltir.” S›tk› Güngör ve Veysel Kaplan’›n da d›flar›ya göndermek istedi¤i fakslar ayn› gerekçeyle engellenmifl. Devrimci bas›n da ya çok geç verilip, iletiflim hakk› keyfi gerekçelerle tamamen engellenirken; tutsaklar taraf›ndan yap›lan itirazlar da sonuçsuz kal›yor. (H. Merkezi)
Hapishanelerde kitap ve dergi yasak! Toplat›lmas› olmad›¤› halde tutsaklara verilmeyen gazete ve dergilerden baz›lar› flunlard›r; * Devrimci Demokrasi Gazetesi’nin 90., 91., 92., 93., 94. ve 95. say›lar› sak›ncal› denilerek, *‹flçi-Köylü Gazetesi’nin 52., 53 ve 54. say›lar› ve Yeni Demokrat Gençlik dergisinin A¤ustos say›s› “e¤itim kurulunca sak›ncal›” bulunarak verilmedi. *Yürüyüfl dergisinin 5 say›s› “yasak”
denilerek verilmedi. * Ve ayr›ca 29–30 A¤ustos 2006 tarihli Özgür Gündem gazetesi tutsaklara verilmedi. -Ulvi Yalç›n’›n ziyaretçisi taraf›ndan ad›na yat›r›lan 2 kitap “yasak yay›n listesinde” denerek kendisine verilmemifltir. Sadece kitap ve dergiler de¤il ayn› zamanda tutsaklar›n yazd›klar› mektuplar da çeflitli bahanelerle gönderilmemektedir. (H. Merkezi)
flan sahiplenmeye göre yön de¤ifltirdi. ‹çerisi ve d›flar›s›n›n birlikteli¤inin sa¤land›¤›, güçlü tepkinin verildi¤i dönemlerde kullan›lan yöntemler halk›n zoruyla de¤ifltirilirken, içeriye deste¤in azald›¤› durumlarda egemenler bask›y› alabildi¤ine art›rd›. Bafl›n› ABD emperyalizminin çekti¤i “küresel terör” safsatalar›n›n uyduranlar, bu amaçla dünyan›n her yerinde haks›z iflgallere ve bask›c› uygulamalara karfl› ç›kanlar› “terörist” ilan ederek hapsettiler. Emperyalistler ve yerli iflbirlikçileri adeta dünyay› bir aç›khava hapishanesine çevirmeye çal›fl›yorlar, gizli iflkence merkezleri, ülke topraklar› d›fl›nda oluflturulan hapishanelerle flimdi hapishaneler ve tutsaklar cephesinin savunulmas› her zamankinden daha fazla enternasyonalist olmak zorunda. Emperyalistler ve yerli uflaklar› ezilenlere karfl› iflbirli¤ini güçlendirirken, ezilenler cephesinin de her alanda olmas› gerekti¤i gibi politik tutsaklar› sahiplenmesi ve dayan›flmay› büyütmesi gerekiyor. Bugün dünyada hapishaneler deyince insan haklar› ihlalinde ilk akla gelen örnekler ABD emperyalizminin Guantanamo Üssü ile, Irak’ta bulunan Ebu Garib Hapishanesi. Ülkemizdeyse 19 Aral›k 2000 tarihinin ard›ndan hayata geçirilen F Tipi Hapishaneler tutsaklar taraf›ndan yaz›lan mektuplarda Ebu Garib ve Guantanamo Hapishanesine benzetiliyor. Bugüne kadar 120’yi aflk›n devrimcinin yaflam›n› yitirdi¤i ölüm oruçlar›nda, yüzlerce tutsak sakat kald›. Halen ölüm orucunu devam ettiren Avukat Behiç Aflç›’n›n durumu giderek kötüleflirken, Gülcan Görüro¤lu’nun da sa¤l›k durumunun iyi olmad›¤› belirtiliyor. Adalet Bakanl›¤› ise “yokmufl gibi” yapmaya devam ediyor. Yap›lan uygulamalara bak›ld›¤›nda F Tipi Hapishanelerde devam eden tecridin uzun vadede fiziksel fliddetten daha kal›c› yaralar b›rakt›¤› bugün uzmanlar taraf›ndan dile getiriliyor. Böyle söylenince F Tiplerinde fiziki fliddet uygulanmad›¤› anlafl›lmas›n, ancak bu çok daha inceltilmifl yöntemlerle yap›l›yor. Göz önünde olmaktan ziyade sevk ifllemleri esnas›nda, doktora, revire ç›karken, avukat görüflü ya da ziyaretçi görüflüne giderken, mahkemeye gidifl gelifllerde tutsaklar çeflitli bahanelerle dövülüyor. Bas›na ilk defa tan›t›l›rken “Bir kufl sütü eksik” denilen F Tiplerine bugün bir kuru çiçek sokmaya bile izin verilmiyor, hasta tutsaklar›n tedavisi engelleniyor. “Disiplin cezalar›” ile aç›k görüfl, kapal› görüfl ve mektup yasa¤› veriliyor, tutsa¤›n bu haklar›ndan mahrum kalmamas› için “uslu durmas›” yani hakk›n› aramamas› ve ses ç›karmamas› gerekiyor. Toplatmas› olmayan yay›nlar içeri al›nm›yor, mektup ve fakslar imha ediliyor… Özellikle son dönemlerde art›fl gösteren “disiplin cezalar›” ve sevkler esnas›ndaki iflkence uygulamalar›n› protesto etmek için 15 Ekim tarihinde Taksim Mis Sokak’ta toplanan TUYAB (Tutuklu ve Hükümlü Yak›nlar› Birli¤i) üyeleri ve buradan alk›fl, z›lg›t ve sloganlarla Tramvay Dura¤›’na yürüdüler. “Guantanamo’dan F Tipine tecrite son!” yaz›l› pankart açan TUYAB üyeleri Guantanamo’da
tutsaklara zorla giydirilen turuncu renkli tiflörtler giyerek, üzerinde “Disiplin cezalar›na hay›r” imzal› dövizler tafl›d›lar. Daha önce yürüyüfl güzergah› olarak Galatasaray Meydan› belirlenmiflse de, burada Orhan Pamuk’u protesto için toplanan BBP’li sivil faflistlerin olas› bir provokasyonunu engellemek için Tramvay dura¤›na yüründü. Yürüyüfl esnas›nda “Devrimci tutsaklar teslim al›namaz”, “Devrimci tutsaklar yaln›z de¤ildir” ve “Tecrit kald›r›ls›n, talepler kabul edilsin” sloganlar› at›l›rken, çevredekilerin ilgisinin yo¤un oldu¤u görüldü. Bas›n aç›klamas›n› okuyan Semiha K›rkoç, Tekirda¤ 1 No’lu Hapishanesi’ndeki soruflturma terörüne dikkat çekerken, yeni tutuklanan pek çok kiflinin Bayrampafla Hapishanesi’nden Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi’ne götürülürken iflkenceye maruz kald›¤›n› belirtti. Sincan F Tipi Hapishanesi’nde bulunan kad›n tutsaklar›n 30 Eylül’de açl›k grevine bafllad›¤›n› belirten K›rkoç, ailelerin tutsaklar›n yan›nda yer almaya devam edece¤ini belirterek, herkese duyarl›l›k ça¤r›s›nda bulundu. Ard›ndan söz alan Sevim Kalman ise TUYAB’l› ailelerin bu akflam Ankara’ya hareket edece¤ini, tecride karfl› toplanan imzalar› götürerek Adalet Bakanl›¤› ve Meclis ‹nsan Haklar› Komisyonu ile görüflmeye çal›flaca¤›n› belirtti. (‹stanbul)
Keyfi disiplin cezalar› Daha önceki say›m›zda da belirtti¤imiz gibi devrimci tutsaklar birçok hapishanede Diyarbak›r’da yaflanan patlama ve ‹srail’in Lübnan ve Filistin’deki katliamlar› ile ilgili açl›k grevi, kap› dövme, mahkemelerde slogan atma, sembolik para yard›mlar›nda bulunma ve slogan atma gibi çeflitli eylemler gerçeklefltirmifl ve idare bu eylemler sonucunda neredeyse tüm tutsaklara haberleflme, aç›k ve kapal› görüfl cezalar› vermiflti. Son olarak Tekirda¤ 1 Nolu F Tipi Hapishanesi’nde tutsaklara sald›r› s›ras›nda kendi arkadafllar› taraf›ndan kolu k›r›lan bir gardiyan›n suç duyurusu üzerine baz› tutsaklar hakk›nda yarg›lama süreci bafllat›lm›flt›r. Tutsaklar›n ald›klar› cezalar karfl›s›nda geri ad›m atmayarak eylemlerine devam etmeleri idarenin uygulad›¤› keyfi sald›r›lar›n geri tepmesine neden olmufltur. Geçti¤imiz haftalarda hastane dönüflünde fiili sald›r›ya u¤rayan tutsaklara yönelik bu sald›r›y› protesto etmek için tüm tutsaklar olarak slogan at›p kap›lar› dövmüfltü. Bunun üzerine hapishane idaresi tutsaklar hakk›nda keyfi ceza furyas› bafllatt›. 7. aydan itibaren verilen ceza toplam olarak 1 y›l 2 ay› buldu. Verilen bu “ceza”n›n 13 ay› kapal› görüfl; 1 (bir) ay› ise mektup yasa¤›d›r. Yine ayn› flekilde idare tutsaklara 7 ayr› disiplin cezas›n› vermifltir. Bir y›l› aflk›n ziyaret ve mektup hakk› gasp edilmifltir.
11
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
Hasta tutsaklar ölüme terk edildi
Ailelerin bulundu¤u yere yak›n olmak ve hastal›klar›n›n tedavisi nedenleriyle daha önce, K›r›klar F Tipi Hapishanesi’ne sevk paralar›n› da kendileri ödeyerek nakledilen 60 PKK’li tutsak, “güvenlik” gerekçesiyle Bolu F Tipi Hapishanesi’ne sevk edildi. Tutsaklar aras›nda akci¤erinin üçte ikisi al›nm›fl olan Memduh K›l›ç ve beynine çok yak›n bir yerde 10 y›ld›r flarapnel parças› ile yaflayan Abdurrahman Y›ld›r›m da yer al›yor.
Bolu’da tedavilerine devam edilmeyen tutsaklar›n aileleri ve THAYDER Hukuk Komisyonu Üyeleri, K›l›ç ve Y›ld›r›m’›n sa¤l›k durumlar›n›n hayati derecede kötü oldu¤unu kaydettiler. Avukatlar K›l›ç’›n kötü koflullar nedeniyle tüberküloz geçirdi¤ini, sol akci¤erinin üçte ikisinin ameliyatla al›nd›¤›n›, sa¤ akci¤erinin de kötüleflti¤ini, onun da yar›s›n›n al›nmas›n›n söz konusu oldu¤unu, hastal›¤›n tedavi edilmemesi nedeniyle, ast›m, kalp
ve damar hastal›klar›n›n nüksetti¤ini belirttiler. Bolu Devlet Hastanesi taraf›ndan “Ankara, ‹stanbul ya da ‹zmir’de bulunan tam teflekküllü hastanelerin birinde tedavi edilmesi gerekti¤i”ne dair rapor verilmesine ra¤men Adalet Bakanl›¤›’n›n K›l›ç’›n hayat›n› hiçe sayarak Bolu’ya sevk etti¤ini belirten avukatlar, sa¤l›k durumunun hapishanede kalmaya elveriflli olmamas› nedeniyle infaz›n›n ertelenmesi yönündeki çabalar›n da sonuçsuz kald›¤›n› belirttiler. Abdurrahman Y›ld›r›m’›n ise 10 y›ld›r beyninin çok yak›n›na saplanm›fl bir flarapnel parças›yla yaflad›¤›n› belirten avukatlar, iki y›ld›r bu durumun korkunç a¤r›lara ve rahats›zl›klara neden oldu¤unu, ‹zmir’de bulundu¤u süreçte uzun süre tedavi edildi¤ini, hiçbir sonuç al›namad›¤›n› ifade ettiler. Doktor raporlar›na göre flarapnelin beyine yaklaflmas› halinde felç ya da ölüme sebebiyet verebilece¤ini belirten Avukatlar, Y›lmaz hakk›ndaki infaz ertelemesi baflvurular›n›n da sonuçsuz kald›¤›n› ve ölüme terk edildi¤ini kaydettiler. (H. Merkezi)
Sald›r›lar süreklileflti
13 Eylül 2006 tarihinde ‹stanbul 2. A¤›r Ceza Mahkemesi’ndeki duruflma için ‹stanbul’a götürülen Mehmet Sarar adl› tutsak askerlerin sald›r›s›na u¤ram›flt›r. Duruflma salonundan ç›karken tutuksuz yarg›lanan arkadafllar›yla vedalaflmak amac›yla tokalaflmak isteyen, fakat askerlerden biri taraf›ndan
“haydi devam et, yasak!” fleklinde uyar›lan Sarar’›n kelepçesi iyice s›k›larak iflkenceye maruz kalm›flt›r. Sarar’› 6–7 asker zorla, karga tulumba geri çekerek mahkeme binas›n›n koridorundan d›fl bir noktaya getirmifllerdir. Ve burada bir komutan ve erler Sarar’a sald›rm›flt›r. Sald›r› karfl›s›nda Sarar, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” slogan›n› atm›flt›r. Askerler taraf›ndan tekmelerle bacaklar›na, rütbeli asker taraf›ndan ise kafas›na yumruk ve tekmelerle vurulan Sarar, ring arac›na bindirildikten sonra erlerin kendi aralar›nda, “Savc›ya ç›k›nca flöyle flöyle deyin, bir yerleriniz
“Vatandafl, Türkçe konufl!” Hapishanelerde uygulanan hak gasp› ve dayatmalara bir yenisi de ana dilde konuflma yasa¤› olarak eklendi. K›r›klar 2 No’lu F Tipi Kapal› Hapishanesi’nde telefonda Kürtçe konuflan tutsaklar›n görüflmeleri kesilmifltir. Konuyla ilgili 6 Ekim Cuma günü saat 12:30’da ‹HD Cezaevi Komisyonu ve THAY-DER taraf›ndan yap›lan aç›klamada “Tutuklu
olan Hüseyin Eksik ve Hüseyin Tunç’un ‹HD’ye bizzat baflvurusu ve Abdülvahap Narin, Zana Yatk›n ile Serdar Taflk›n’›n aileleri arac›l›¤›yla ile yapt›klar› baflvuruda, K›r›klar 1 ve 2 No’lu F Tipi Kapal› Hapishanesi’nde bulunan haftal›k telefon görüflmelerinde Kürtçe konuflmalar›n›n yasakland›¤›n› belirtmifl ve derne¤imizin gerekli giriflimlerde bulunmas›n›
k›zars›n morars›n” fleklindeki konuflmalar›na tan›kl›k etmifltir. Tutsaklara yönelik yeni bir uygulama da ayakkab› aramas› noktas›nda olmaktad›r. Örne¤in Erdal Süsem hastane sevki s›ras›nda X-Ray cihaz›n›n önünde zorla ç›kart›lan ayakkab›lar›n› kendisi kutuya koymad›¤› için hastaneye götürülmemifltir. Yine Erkan Saldun ve Turaç Solak Bayrampafla Hapishanesi’nden sevkle Tekirda¤’a getirilmifllerdir. Giriflte gardiyanlar taraf›ndan “üst aramas› yapaca¤›z” diye soyulup onursuzca bir arama yap›lm›flt›r. (‹stanbul)
istemifllerdir” denildi. Aç›klamada ayr›ca, aramalarda dayat›lan ve maruz b›rak›lan kaba dayak ve sevklerin devam etti¤i vurguland›ktan sonra, salonda bulunan tutuklu ailelerinden bir baba “Her hafta 10:00 ile 11:00 aras› telefon görüflmemiz var. Görüflme s›ras›nda o¤lumla Kürtçe daha 1-2 kelime konuflmuflken telefon hemen kesilmifltir. Tutsaklar›n F tipinden baflka bir yere gönderilmesi bile, onlar için bir bask› unsuru yaratmaktad›r. 65 kiflinin Bolu-Tekirda¤-Edirne’ye sevk edilmesi biz tutuklu ailelerini üzmüfltür ” dedi. (‹zmir)
‹çerde d›flarda hücreleri parçala! Hapishanelerde insan haklar› ihlalleri y›llard›r her flekilde sürdürülmekte ve bu konuda yap›lan ça¤r›lar çözümsüzlükle yan›tlanmaktad›r. Son dönemde hapishanelerde yaflanan sorunlara iliflkin 14 Ekim 2006 Cumartesi günü saat 13:00’de Eski Sümerbank önünde ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi taraf›ndan bas›n aç›klamas› düzenlendi. “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Tecrit ölümdür istemiyoruz”, “Devrimci irade teslim al›namaz” sloganlar›n›n at›lmas›yla yap›lan aç›klamada hapishanelerde arama ad›na yap›lan onur k›r›c› dayatmalara tav›r ald›klar›ndan dolay› tüm haklar›n›n engellendi¤i ve tedavileri-revire ç›kmalar›n›n sorun oldu¤u, dinletilen yüksek sesle marfl ve anons gibi psikoljik bask›lar›n yap›ld›¤› duyuruldu. Ayr›ca Sincan’dan gelen ve “üstüme ç›k›p-kafam› ayaklar› ile ezip, o haldeyken...” diye bafllayan mektubun tüm sayfalar›n›n karaland›¤›ndan dolay› tutsaklar›n içeride uygulanan her türlü fliddet ve dayatmalar›n d›flar›ya iletilmesinin engellendi¤inden bahsedilerek son söz olarak da söyleyecek sözümüz bitmedi daha ve özgür yar›nlara umudumuz dedikten sonra aç›klama sloganlarla sona erdi. (‹zmir)
Devlet göz yumuyor! “Tecrit; yaln›zlaflt›rmakt›r, yok saymad›r, bananeciliktir, F Tipi hapishanedir, sessiz ölümdür, zulümdür” diyerek saat 18:00’de Konak/Kemeralt› giriflinde biraraya gelen TAYAD’l› aileler “F Tipi Hapishanelerde Tecrite Son” yaz›l› pankart arkas›nda biraraya gelerek “Tecriti kald›r›n ölümleri durdurun”, “Tecrite Son” gibi sloganlar att›. Burada yap›lan aç›klamada tecrite karfl› yap›lan mücadelenin halen devam etti¤i, 6 y›ld›r 122 insan gibi flu anda 3 kiflinin tecrite karfl› mücadelede ellerindeki bayra¤› zafere tafl›d›¤› belirtildi. Ayr›ca bugün ölüm orucunun 192. gününde olan avukat Behiç Aflc›’n›n sa¤l›k durumunun iyi olmad›¤›, göz kaslar›n›n zay›flad›¤›, ayak bileklerinin a¤r›s›n›n artt›¤› ve gözler önünde eridi¤i belirtildi. Aç›klamadan sonra yap›lan oturma eyleminde hapishaneden gelen mektup okunarak eylem sona erdi. (‹zmir)
12
20 Ekim-2 Kasım 2006
59
Gençlik gelecek, gelecek ellerimizde!
TMMOB mitingine üniversiteliler damgas›n› vurdu! ün boyunca ya¤an sa¤anak ya¤mura karfl›n 12 bini aflk›n kiflinin kat›ld›¤› miting canl› geçti. Canl›l›¤› sa¤layan esas etken ise mitinge 5 binin üzerinde üniversite ö¤rencisinin kat›lmas› idi.
G
14 Ekim’de Ankara’da gerçeklefltirilen TMMOB mitingine biz de farkl› illerden gelen YDG’liler olarak kat›ld›k. Mitingde di¤er demokratik kitle örgütlerinin pankart açmas›na izin verilmemesi nedeniyle, toplumun farkl› kesimlerinin kendilerini ifade etmeleri mümkün olmad›. Buna ra¤men bizler ülkemizde ilerici, demokratik bir durufl sergileyen TMMOB’un ve üyelerinin taleplerine destek vermek için mitingde yerimizi ald›k. Sabah saatlerinde farkl› flehirlerden gelen YDG’liler olarak buluflup mimarl›k ve mühendislik ö¤rencileriyle birlikte yürüyüfle bafllad›k. Gün boyunca ya¤an sa¤anak ya¤mura karfl›n 12 bini aflk›n kiflinin kat›ld›¤› miting canl› geçti. Canl›l›¤› sa¤layan esas etken ise mitinge 5 binin üzerinde üniversite ö¤rencisinin kat›lmas› idi. Son y›llardaki ö¤renci eylemlerini ele ald›¤›m›zda bunlar›n kitlesellikten yoksun oldu¤u, ö¤renci kitlelerinin kendilerini ifade edemedikleri görülmektedir. Bununla beraber artan soruflturma terörüyle birlikte üniversitelerdeki devrimci ve demokratik hareketin de süreci karfl›lamada ve ö¤renci kitleleriyle bütünleflmede s›k›nt›lar yaflad›¤› bilinmektedir. ‹flte böylesi bir süreçte, gelece¤in mühendislerinin mesleklerine, e¤itim haklar›na sahip ç›kmas› oldukça önemlidir ve bunun nedenleri baflta YDG’liler olmak üzere ö¤renci gençli¤in ileri kesimleri aç›s›ndan de¤erlendirilmesi gereken bir meseledir. TMMOB üyeleri ile üniversitede okuyan mimarl›k ve mühendislik fakülteleri ö¤rencilerini bu sa¤anak ya¤murda alanlara ç›kartan nedenlere k›saca de¤inmek gerekirse; bunun arkas›nda emperyalist politikalar› görmek flafl›rt›c› olmayacakt›r. GATTS anlaflmalar›na uygun olarak son y›llarda emperyalizmin dayatt›¤› sald›r›lar›n bafl›nda e¤itim ve sa¤l›k gibi kamu hizmetlerinin özellefltirilmesi gelmektedir. Buna ba¤l› olarak mimar ve mühendislerin hizmetlerinin de emperyalist politikalar do¤rultusunda düzenlenmesine egemen s›n›flar ihtiyaç duymaktad›r. Bu temelde iki yasa mühendislerin ve mühendis aday› ö¤rencilerin geleceklerini do¤rudan etkilemekte ve binleri sokaklara ç›karmaktad›r.
Bunlar›n ilki Yabanc›lar Yasas› olarak bilinmektedir. Bu yasaya uygun olarak yabanc› mühendislerin ülkemizde çal›flmas›n›n önündeki k›staslar kald›r›lacak ve yabanc› mühendisler ülkemizde istedikleri gibi faaliyet yürütebileceklerdir. Aç›kt›r ki bu, emperyalist flirketlerin ülkemizdeki yat›r›mlar›n›n devam› ve ülkemizin yeralt› ve yerüstü kaynaklar›n›n bizzat yabanc› mühendislerin denetiminde daha fazla ya¤malanmas› anlam›na gelmektedir. TMMOB öncelikle bu yasay› engellemek istemektedir. Bununla ba¤lant›l› olarak emperyalist flirketler kendi mühendislerinin yan›nda Türkiyeli mühendislerin ucuz iflgücü olarak çal›flt›r›lmas›n› talep etmektedir. Bunu gerçeklefltirmek için de “Yetkin Mühendislik Yasas›” gündeme getirildi. Bu yasaya göre üniversitelerde mimarl›k ve mühendislik fakültelerinden mezun olan ö¤rencilerin diplomalar›nda mühendis veya mimar yazmayacak. Yaln›zca “mühendislik fakültesini bitirmifltir” ibaresi yer alacak. Yani 4 y›ll›k üniversite e¤itiminin ard›ndan ö¤renci mühendis olamayacak. Mühendis olabilmesi için, üniversitenin ard›ndan, bölümüne göre 3 ya da 5 y›l boyunca bir mühendisin yan›nda, bir nevi stajyer olarak, çal›flmas› gerekmekte. Yani bu süre boyunca ucuz ifl gücü olarak, çok az bir para karfl›l›¤›nda ö¤renciler staj yapacaklar. Yine bu süre boyunca mesleki seminerlere de kat›lmak zorundalar. Bu yasa flu ana kadar ‹nflaat Mühendisleri aç›s›ndan yasallaflt›. Di¤er branfllar aç›s›ndan da teker teker yasalaflmas› bekleniyor. Bu noktada iflin ilginç yan› TMMOB yönetiminin yetkin mühendislik yasas›n› desteklemesi ve hatta düzenlemesini yapmas›d›r. TMMOB’un amac› bu staj döneminin kendi denetiminde olmas›, seminerlerin ve s›nav›n kendisi taraf›ndan gerçeklefltirilmesidir. Özcesi ranttan pay kapmak istemesidir. Hükümet ilk baflta TMMOB’un bu beklentisine karfl› ç›kmasa da süreçle birlikte TMMOB’un bu istemlerine ayk›r› gelen yeni yöntemleri de gündemlefltiriyor. Ancak bu noktada görüflüne baflvurulmayan fakat sesini yükselten bir kesim var. O da ö¤renciler. Ö¤renciler binbir emekle bitirdikleri üniversitenin ard›ndan
mühendis olmalar›n› engelleyen ve 4 y›ll›k üniversite ö¤reniminin bofla ç›kmas› tehlikesini içeren bu yasaya karfl› ç›k›yorlar. Yürüyüfl boyunca ö¤renciler s›k s›k “Diplomal› iflsiz olmayaca¤›z”, “Yetkinlik yasas›na hay›r!”, “IMF defol, bu memleket bizim!”, “Gençlik gelecek, gelecek ellerimizde!”, “YÖK, Polis, Medya, bu abluka da¤›t›lacak!”, “‹srail askeri olmayaca¤›z!”, “Ortado¤u halklar› yaln›z de¤ildir”, “Madenler halk›nd›r, sat›lamaz!” vb. sloganlar› coflkuyla att›. Ö¤rencilerin önemli bir kesimi ilk kez eyleme kat›lm›fllard›. Bu nedenle kortej oluflturma ve korteje uyma, sloganlar› 2 kez tekrarlama ve do¤ru bir flekilde atma vb. noktalarda mitingin bafl›nda baz› s›k›nt›lar yaflasak da yürüyüflün devam›nda bu konularda da bir ortakl›k sa¤layabildik. Eylemin ard›ndan YDG’liler olarak Maden Mühendisli¤i ö¤rencilerinin Maden Mühendisleri Odas›’nda gerçeklefltirdikleri toplant›ya kat›ld›k. Burada farkl› illerden gelen ö¤renciler eylemi ve süreci de¤erlendirdiler. Ortaklafl›lan baz› noktalar› aç›klamak gerekirse; öncelikle herkesin bu mitinge 2 haftal›k bir süreçte haz›rland›¤› bir gerçektir. Eylem için 10–15 gün öncesinden üniversitelerdeki ö¤rencilere ulafl›ld› ve Oda ile ba¤lant› yaln›zca telefon ve mail üzerinden gerçeklefltirildi. Her üniversitede Oda’yla ba¤› olan ö¤rencilerin çabas›yla bu eylem örgütlendi. Bu kadar k›sa süre içinde 5 binden fazla ö¤rencinin Ankara’ya tafl›nmas› bu nedenle baflar›l› bulundu. ‹kinci olarak, ö¤rencilerin büyük ço¤unlu¤u ilk kez mitinge kat›ld›klar› için, mitingi tan›tan arkadafllar, ö¤rencileri ikna etmede sorunlar yaflad›klar›n›, mitingden korkan ö¤rencilere dertlerini anlatmada zorluklarla karfl›laflt›klar›n›, asl›nda kendilerinin dahi benzeri korku ve kayg›lara sahip olduklar›n›, eylemin çal›flmas›n›n nas›l yap›laca¤›n› bilmediklerini belirttiler. Ard›ndan ö¤retim üyelerinin de zorluk ç›kard›¤›ndan, kendilerine destek olmad›¤›ndan yak›nd›lar. Ayr›ca Oda’n›n ö¤rencilere ulaflmada etkisiz kald›¤›, kendilerinin dahi bu sorunlardan çok yak›n zamanda haberdar olduklar›n›, bu nedenle Oda’n›n üniversitelerde temsilcilikler açmas› gerekti¤i vurguland›. Biz YDG’liler aç›s›ndan bu eylem oldukça ö¤reticiydi. Özellikle 6 Kas›m öncesinde TMMOB’un ça¤r›s›yla, y›llar sonra ilk kez 5 binden fazla ö¤rencinin alana ç›kmas› ve akademik-demokratik haklar›n› savunmas› ö¤renci gençlik hareketinin kitlesellik s›k›nt›s› yaflad›¤› ve devletin sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›rd›¤› bu süreçte bizlere moral oldu. ‹kincisi Fransa’daki ve Yunanistan’daki büyük ö¤renci eylemlerindeki
taleplerle bu mitingdeki ö¤rencilerin talep ve sorunlar›n›n benzer oldu¤unu gördük. Fransa’da da ö¤rencilerin mezun olduktan sonra sahip olacaklar› haklar›n al›nmas› ve ö¤rencilerin ucuz ifl gücü olarak çal›flt›r›lmak istenmesi üzerine ö¤renciler büyük eylemler gerçeklefltirmifl, iflgaller düzenlemiflti. Fransa’da da bu eylemler daha küçük eylemlerin büyümesiyle ve demokratik bir ortamda ö¤rencilerin süreci tart›flmas›yla geliflmiflti. Bu deneyimi ülkemiz için de incelemek gerekmektedir. Üçüncüsü özörgütlülüklerin önemini daha iyi anlad›k. Do¤rudan ö¤rencilerin özörgütlülü¤ü olmasa da 2-3 y›l sonra dahil olacaklar› TMMOB’un ça¤r›s›na farkl› görüfllerden genifl bir ö¤renci kesimi olumlu cevap verdi. Bu anlamda gelifltirmeye çal›flt›¤›m›z ö¤renci derneklerinin gereklili¤ini daha iyi gördük. Yine ö¤renci derneklerinde yetkin mühendislik üzerine planl›, kapsaml› çal›flma yapman›n mecburiyetini ve bu sorunun ö¤renciler aç›s›ndan yak›c›l›¤›n› daha iyi kavrad›k. (Bir YDG’li)
BAfiSA⁄LI⁄I Yüre¤i umut dolu, gelece¤e sevdal› özgürlük mücadelesinde devrimcilerin-Partizanlar›n dostu olan Erdinç Yaflot yaklafl›k dört y›ld›r yakaland›¤› amans›z hastal›kla mücadele eden bedeninin yorgun düflmesi sonucu yaflam›n› yitirdi. Hastal›¤›na ra¤men hayata s›k› s›k›ya ba¤l› olan, yüzünden gülücükler eksik olmayan dostumuzu hiçbir zaman unutmayaca¤›z. Ailesine ve dostlar›na baflsa¤l›¤› diliyor, ac›lar›n› paylafl›yoruz. Tarsus’tan Partizan-YDG-‹flçi köylü okurlar›
BAfiSA⁄LI⁄I Yakaland›¤› akci¤er kanseri nedeniyle uzun süredir tedavi gören gazetemiz okuru Adil Cingöz, hastal›¤a karfl› verdi¤i mücadeleye 11 Ekim 2006 tarihinde yenik düflerek aram›zdan ayr›ld›. Y›llarca Partizanla ve devrimcilerle iliflkisini sürdüren Ankaral›lar›n Adil abisinin ölümü tüm Partizan ailesini derinden üzmüfltür. Ailesine ve dostlar›na baflsa¤l›¤› diliyoruz. Ankara’dan bir Partizan okuru
13
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
Ateflkes süreci üzerine...!
Son süreçte gerek yaz›l›, gerekse de görsel medyada çok s›k karfl›laflt›¤›m›z bir ifade oldu “art›k askerin de gerillan›n da ölmesini istemiyoruz!” fliar›. Burada bir noktan›n alt›n› çizmek gerekir bunlar asl›nda insan yaflam›n› savunma ad› alt›nda devrimci ve komünistlerin verdi¤i silahl› mücadeleye “sol(!) camia” içerisinden yap›lan sald›r›lard›r. Devletin gerillay› imhaya yönelik sald›r›lar›n›n artt›¤› bir süreçte 150 ayd›n-sanatç› ve çeflitli DKÖ ve sendikalar›n ortak aç›klamalar›yla PKK’ye yap›lan tek tarafl› ateflkes ça¤r›s›nda bu-
nun en somut örne¤ini görmekteyiz. Burada aslolan silahl› mücadele ve bunun meflrulu¤u meselesidir. Yoksa mesele, tek bafl›na insanlar›n ölmesinin önüne geçmek de¤ildir. Kuflkusuz silahl› mücadeleyi savunan, hatta bu yol olmadan halklar›n kurtuluflunun imkâns›z oldu¤unu savunan bir örgütlenme olarak bizler de, insanlar›n ölmesini istemiyoruz/istemeyiz. Ama sorun bunu istemekle bitmiyor. Sorun insanlar›n ölmesinin arkas›ndaki nedenlere ve bu nedenlerin çözümlerine yönelik at›lan/at›lacak olan ad›mlard›r. Ekonomik-siyasi ve askeri kriz içerisinde olan egemenlerin emekçi halklar üzerindeki yüzy›llar› bulan bask›s› ve sömürüsü, özellikle son süreçte daha da azg›nlaflan sald›r›lar› iki s›n›f aras›ndaki uçurumun her gün daha da artmas› her daim iki gücü karfl› karfl›ya getirmifltir. Bir tarafta zulmeden, di¤er tarafta zulme maruz kalan. O zaman flunu sormak gerekir; “zulmün oldu¤u yerde isyan etmek meflru de¤il mi?” Bizce evet. Direnen Irak halk› bunu gösteriyor, Lübnan ve Filistin halklar› bunu yap›yor. Sovyet ve Çin halklar› kurtulufllar›n› bu yolla kazanmad›lar m›? fiuras› kesin ki, devrimci fliddetin oldu¤u yerde de ölümler kaç›n›lmazd›r.
Baraja neden karfl›y›z! Elaz›¤ Karakoçan Akkufl Köyü Sosyal Yard›mlaflma ve Dayan›flma Kültür Derne¤i 8 Ekim’de ‹HD’de bir aç›klama yaparak Akkufl (Pafl) köyüne yap›lmas› planlanan baraja neden karfl› olduklar›n› anlatt›. Aç›klamay› dernek baflkan› Eren Akyol yapt›. Akyol, Munzur ve Pülümür çaylar› üzerine 8, Peri Vadisi’ne 5 ve Akkufl köyüne barajlar yap›lmaya baflland›¤›n›, baz›lar›n›n da projeler aflamas›nda oldu¤unu bildirdi. Bu barajlardan Tunceli, Elaz›¤ ve Bingöl illerinden birçok yerleflim alan›n›n etkilenece¤ini topraklar›n› tarihlerini terk etmek zorunda kalacaklar›n› söyledi ve karfl› olmalar›n›n nedenlerini flöyle s›ralad›; * Efsaneleri, deyiflleri, türküleri ve do¤al güzellikleriyle yörenin can damar›
Çünkü iki silahl› güç karfl› karfl›yad›r. Uza¤a gitmeye gerek yok! Yak›n tarihimize bakal›m yeter! PKK’nin daha önce 4 kez uygulad›¤› tek tarafl› ateflkes ça¤r›s›nda devlet b›rak›n ad›m atmay›, bunu f›rsat bilip gerillay› imhaya yöneldi. Son süreçte de benzer pratikler yaflanmakta. 5. kez tek tarafl› ateflkes yapan PKK gerillalar›n›n bu ad›m›na karfl› devlet baflta Cudi, Dersim ve Amed olmak üzere gerillan›n oldu¤u yerlere yönelik çok kapsaml› operasyonlar gerçeklefltirmektedir. Mevcut sistem varoldukça sömürü de devam edecektir. Sömürünün ve zulmün hüküm sürdü¤ü bir düzende de ezilen halklar›n sisteme olan tepkisi olacakt›r. Bizler bu tepkileri do¤ru noktalara kanalize etmeliyiz. Silahlar› susturma 盤l›klar›n›n at›ld›¤› bir süreçte silahlar›n de¤ifltirici-dönüfltürücü gücünü kitlelere daha fazla anlatmal›, bunu pratikte ifade etmeliyiz. Hiç kimse bugün kazan›lm›fl k›smi haklar›n dahi ülkemiz topraklar›nda on y›llard›r verilen silahl› mücadeleden ba¤›ms›z oldu¤unu savunamaz. Bizlere düflen en büyük görev tasfiyeci-reformist sald›r›lar›n artt›¤› günümüzde devrimci savafl› ve meflrulu¤unu kitlelere anlatmakt›r. Bunu yaparken kitlelerin somut taleplerinin ve bugünkü yaflad›klar› sorunlar›n›n çözümünü do¤ru iflaret etmeliyiz. (‹stanbul’dan bir ‹K Okuru)
ABD askeri olma!
Munzur Vadisi ve Peri Suyu Vadisi ve o vadiyi kaplayan bölgede ziyaret yerleri ve ibadet haneler bulunmaktad›r. (Düzgün Baba, Kureflan Köyü, Gole H›z›r vs…) * Peri Vadisi’nde ve Munzur bölgesinde flu ana kadar 1518 bitki türü saptanm›flt›r. Ayr›ca Türkiye’de bulunan 277 endemik türden 43’ü sadece bu bölgede bulunmaktad›r. Projenin hayata geçirilmesi halinde ekolojik denge etkilenecek bahsedilen bitki ve hayvan türleri yok olacakt›r. * Ayr›ca 1979 Bern Sözleflmesi ile kesin koruma alt›na al›nan Fauna ve Flora türlerinin birço¤u bu bölgede yetiflmekte ve barajla birlikte yok olacak, Türkiye de sözleflmeyi çi¤nemifl olacakt›r. (‹stanbul)
Ankara’da emek örgütleri, siyasi partiler ve devrimciler 12 Ekim’de Lübnan’a asker gönderilmesini protesto etmek için ABD Büyükelçili¤i’ne yürüdü. Saat 12:30’da Yüksel Caddesi’nde toplanan KESK, D‹SK, TMMOB, ATO, BAK, PSAKD, 78’liler Derne¤i, EMEP, ÖDP, DTP Emperyalizme ve Siyonizme Karfl› Ankara Platformu “Lübnan halk› yaln›z de¤ildir”, “Emperyalistler yenilecek, direnen halklar kazanacak”, “Filistin’de intifada, Irak’ta direnifl kazanacak” vb. sloganlarla
yürüyüfle geçtiler. Büyükelçilik önüne kadar sloganlarla yürüyen 1000 kifli ad›na Büyükelçilik önünde aç›klama yapan KESK Ankara fiubeler Platformu Sözcüsü Özgür Bozdo¤an, savafl›n günlük yaflam›n bir parças› haline gelmesinin, bas›nda yer alan katliam ve iflkence görüntülerinin sessizce kabul edilmesinin mümkün olmad›¤›n› söyledi. Bozdo¤an, 5 Eylül’de tezkere hay›r seslerine kulak vermeyen AKP hükümetinin ABD emperyalizmine boyun e¤erek tezkereyi ç›kard›¤›n› ve halka ihanet etti¤ini söyledi. Aç›klaman›n ard›ndan kurum temsilcilerinden oluflan bir heyet Büyükelçilik önüne, üzerinde “ABD askeri olma” yazan siyah çelenk b›rakt›lar. (Ankara)
Merhaba…
✍
Ben Okmeydan›’nda oturan bir ‹flçiköylü okuru olarak duygu ve düflüncelerimi sizinle paylaflmak istiyorum. Egemenlerin ve sistemin emekçi semtlerine yönelik sald›r›lar›n›n artt›¤› bu süreçte devrimcilerin bu sald›r›lar› bofla ç›kartma çabalar› var, ancak bunu nas›l ve ne kadar yapabiliyoruz? Devrimcilerin bu semtlerde yay›n da¤›t›m› yaparak insanlar›n yaflad›¤› ve karfl›laflacak oldu¤u sorunlar› ve çözüm yollar›n› kitlelere aktar›yorlar. Eylemler düzenleyerek bu mücadeleyi kitlesellefltirmeye çal›fl›yorlar. Yozlaflman›n, uyuflturucunun, fuhuflun, kumar›n, gericili¤in artt›¤› bu süreçte devrimcilerin daha fazla çal›fl›p, daha fazla mücadele ederek insanlarla iç içe olup, onlar›n sorunlar›na müdahale etmeleri gerekiyor. Halk›n sorunlar›n› dertlerini sevinçlerini paylaflmas› gerekiyor. Her zaman halk›n yan›nda oldu¤umuzu, halk için mücadele etti¤imizi göstermek gerekiyor. Sistemin emekçi semtlerine sald›r›lar›n› onlarla birlikte yaflayarak görmek ve tedavi etmek, çözüm yollar›n› göstermek gerekiyor. ‹nsanlara flunu iyi afl›lamak gerekiyor; “bugün benim çocu¤um zarar görüyorsa yar›n senin çocu¤un görür, bugün benim evimse yar›n da senin evin.” Biz bunu halka afl›lad›¤›m›z oranda, sald›r›lar›n bireye yönelik de¤il tüm topluma yönelik oldu¤unu gösterdi¤imiz oranda halk›n bu sald›r›lara duyars›zl›¤› azalacakt›r. Devrimciler halk›n sorunlar›na, ihtiyaçlar›na yaklaflt›¤› oranda halk da devrimcileri sahiplenecektir. Halk›n ne tür bir s›k›nt›s› olursa olsun devrimcilerin halk›n yan›nda oldu¤unu onlara yans›tmas› gerekir. Halktan durumu kötü olanlara yard›m toplayarak, iflsiz olan› halka bildirerek ona ifl bularak, onlar› s›k s›k ziyaret ederek, yani halk›n ihtiyac› oldu¤u her soruna, her derde, her sevince halkla beraber yaflay›p çözüm bulmaya çal›flt›¤›m›z oranda, bunlar› gerçekten yap›p halka aktard›¤›m›z oranda, bu halk duyars›z kalmayacak, devrimcileri savunacakt›r. Devrimcilerin halka bu flekilde yaklaflmalar› sonucu devrimcileri gözünde kendi can› kendi mal› gibi koruyacak ve sahiplenecektir. Yani devrimcilerin esas yapmas› gereken halk aras›nda paylafl›m› sa¤lamakt›r. Bizler bunu baflard›¤›m›z oranda kitleselleflece¤iz. Sistemin ve egemenlerin tüm sald›r›lar›n› bofla ç›kartaca¤›z. (Bir ‹K okuru)
20 Ekim-2 Kasım 2006
14
59
“Türkiye’de ifade özgürlü¤ü resmi tezlere uygunlukla s›n›rl›”
Düflünce özgürlü¤ü TC’nin kuruluflundan bu yana tart›flmalar yarat›yor/yaratmaya da devam edecek. Ülkemiz egemenleri bir taraftan demokrasi, insan haklar› ve özgürlüklerden söz ederken öte yandan gazeteler kapat›l›yor, “Türklü¤e hakaret”ten yazarlara davalar aç›l›yor. Son günlerde yeniden ›s›nan bu gündemde, Nobel edebiyat ödülünün Orhan Pamuk’a verilmesi ve Fransa’da kabul edilen Ermeni soyk›r›m›na iliflkin yasa üzerinden tart›fl›lmaya bafllanan “ifade özgürlü¤ü”nü Avukat Gülseren Yoleri ve gazeteci yazar Celal Bafllang›ç ile konufltuk... ‹K: 301. maddenin “Türklü¤e hakaret” üzerinden ayd›n ve yazarlara yönelik uygulamalar› ile gündeme gelmesi düflünceye özgürlük tart›flmalar›n› yeniden alevlendirdi. Sizce Türkiye de nas›l bir “ifade özgürlü¤ü” anlay›fl› var? Celal Bafllang›ç: Orhan Pamuk tart›flmalar›nda gördük ki, me¤er Türkler düflünce özgürlü¤üne çok düflkün bir milletmifl. Fransa’da düflünce özgürlü¤ünün k›s›tlanmas›na fliddetle tepki gösterdiler. Türklerin düflünce özgürlü¤üne bu kadar düflkün oldu¤unu bilmiyordum. Sadece bu çerçevede bile Taksim Meydan› ile Galatasaray Lisesi aras›nda yaflanan olaylar› gözleyecek olursak ortada nas›l bir sahtekârl›¤›n döndü¤ünü çok net görebiliriz. Geçen hafta burada düflünceye özgürlük yürüyüflü yap›lacakt›. A¤›rl›kl› olarak 301. madde gündemliydi. Polis yürütmedi, yolu kesti yürüyüfle kat›lmak isteyenler aç›klamay› orada yaparak da¤›lmak zorunda kald›. Ama bir hafta sonra Frans›z Konsoloslu¤u’nun protestosunda istedikleri kadar yumurta att›lar, istedikleri kadar yo¤urt att›lar, istedikleri yürüyüflü yapt›lar ve istedikleri aç›klamada bulundular. Ne için? Fransa’daki düflünce özgürlü¤ü içindi. Ama ayn› duyarl›l›¤› bizim 301. maddede göremedik, ne Türkiye toplumunda ne egemen anlay›flta. Düflünce özgürlü¤ü niye gündeme geldi buna bakmak laz›m önce. Çünkü Türkiye’de Ermeni soyk›r›m› vard›r diyenlere 301. maddeden dava aç›ld›. Fransa’da yoktur diyenlere aç›lma ihtimali var. fiimdi biz buna bakarak düflünce özgürlü¤ü elden gidiyor, Frans›zlar düflünce özgürlü¤ünü katletti diyoruz. 301’i getirerek
bafltan zaten Türkiye düflünce özgürlü¤ünü katletmifl. Var demeyi suç saymak düflünce özgürlü¤üne ne kadar bir darbe ise yok demeyi suç saymak da düflünce özgürlü¤üne vurulan bir darbedir. Soyk›r›m gündeme al›nd›¤›nda, asl›nda yok demenin de var demenin de suç olmad›¤›n› anlamal›y›z. ‹nsanlar›n özgürce tart›flabildi¤i bir ortam› yaratmal›y›z. Bu anlamda bir kere Türkiye’den bakarak Fransa’n›n özgürlükleri yok etti¤ini söyleyenlerin yalanc› ve sahtekâr oldu¤unu çok net söyleyebiliriz. Bunlar düflünce özgürlü¤ü konusunda samimi de¤iller. Bunlar tek bir konuda samimiler. Benim resmi tezimi söyleme özgürlü¤üm elimden al›n›rsa ancak düflünce özgürlü¤ü ortadan kalkar. Bunlar için düflünce özgürlü¤ü resmi tezlerin söyleyebilece¤i kadar var. Onun ötesinde yok. Zaten buradan bakarak da biz 301. maddenin Türkiye’ye niye geldi¤ini görürüz. Sorun 301 sorunu da de¤il. Belirlenen yasa maddeleri yeni TCK’da vard›r. Yar›n 301 gider, yerine 201 gelir, 201 gider 206 gelir. Hiç fark etmiyor. Dün 141, 142 ile u¤rafl›rken onu kald›rd›lar yerine a¤›rlaflt›r›lm›fl Terörle Mücadele Yasas›’n›n 7 ve 8’nci maddelerini getirdiler. Sonra 159’u uygulamaya bafllad›lar. Türkiye Cumhuriyeti vatandafl› bir Ermeni’ye bir Rum’a istedi¤iniz kadar hakaret edebilirsiniz. Bunlar için dava aç›lmaz yani bu yurttafll›¤› koruyan bir yasa de¤il Türklü¤ü koruyan bir yasa. Turanc› bir yasad›r. Türkiye’de çok k›s›tl› bir düflünce hayat›, çok k›s›tl› bir tart›flma hayat› var. Bu yasalar zaten dar olan özgürlükleri biraz daha bo¤uyor. Bunun alt›nda yatan temel amaç ise Türkiye devletinin resmi tezlerinin d›fl›nda hiçbir tezin tart›fl›lmaz hale getirilmesidir. Bir yandan AB süreci ile uyumda demokratikleflme yasalar› ç›kart›l›rken di¤er taraftan demokratikleflme ad›na ç›kart›lan yasalar hak ve özgürlükleri daha çok s›n›rl›yor. Çünkü AB sürecine do¤ru gidildikçe, baz› yasalar ç›kt›kça baz› fleyler daha tart›fl›labilir hale geliyor. Bu yüzden daha fazla s›n›rland›rmak gerekiyor çünkü resmi rejimin temelleri sars›l›yor. Bu bozulsun istemiyorlar, bu konuflulsun istemiyorlar. Kendi tarih tezlerini tart›fl›lmaz hale getirmenin arac› olarak 301’i kullan›yorlar. Soyk›r›m var demek niye suç? Çünkü Türklü¤e hakaret. Niye Türklü¤e hakaret olsun? Türklük deyince de nereye kadar gidecek bu da belli de¤il. Viyana kuflatmas›n› elefltirseniz bile bundan mahkûm olabilirsiniz. Bir süre sonra yay›nevleri matbaa bulamayacak, yaz› iflleri müdürü bulamayacak. Türkiye’de bir Türk olacaks›n, iki Sünni olacaks›n, Sünnili¤in Hanefi mezhebinden olacaks›n ki bu ülkede muteber vatandafl olas›n. De¤ilsen yand›n. Laikli¤i tart›fl›lmaz k›lmak istiyorlar. Laikli¤in tarifini yapal›m diyenlerden çok rahats›z oluyorlar. Laikli¤in tarifini yap›nca bir devletin kendi kadrosunda 100 bin tane imam beslemesini aç›klamak zorunda kalacaklar. Çünkü laik bir devlette böyle bir din adam› kadrosu yoktur. Din ve ›rk olarak tek tip bir düflünce yaratma ideali hala devam ediyor. Farkl› seslere, tonlara tahammülleri yoktur. Öylesine ayr›mc›l›k uygulan›yor ki camilerden elektrik su paras› al-
m›yorsun, kilise ve havralardan al›yorsun. Türkoloji bölümünü de bitirse bile sen bunu hiçbir okulda ö¤retmen yapm›yorsun. Hiçbir okulda Ermeni ve Rum kökenliler Yurttafll›k ö¤retmeni olam›yor. Bunlar ne zaman koyuldu¤u belli olmayan yasaklar. Sonra diyorsun ki buras› ›rkç›l›k cumhuriyeti de¤il. Göster o zaman. - Yazarlar›n duruflmalar› s›ras›nda yaflanan geliflmelere bakt›¤›m›zda milliyetçilerin gövde gösterisi yapt›¤›n› görüyoruz. 301 Türkiye’de milliyetçili¤in yükseldi¤ini mi gösteriyor? - Evvelden devlet bu tür bask›lar› kendi eli ile yapard›. Bir flekilde yolunu bulup, gözalt›na al›rd›, iflkence yapard›. AB sürecinde bu biraz zorlaflt› sonra bakt›lar ki AB’nin önem verdi¤i unsurlardan biri sivil toplum, onlar da kendi yandafl› olan gerçekte sivil olmayan, nerdeyse fliddet çetesi olan bir tak›m örgütleri sivil toplum görüntüsü alt›nda harekete geçirdiler. Sonra da halk bunu istedi dediler Bu yeni de¤ildir. 6-7 Eylül olaylar›nda az›nl›klar›n evlerini ya¤malayan Atatürk’ün evinin bombalanmas›na tepki gösteren bu “sivil halkt›r.” Kontr-gerillan›n ilk uygulamas› oldu¤u, iflin bafl›ndaki paflalar taraf›ndan aç›klanm›flt›r. Sivil güçlerin karfl›s›na sözde sivil güçleri ç›kart›yorlar. Devletin belli güçleri kendisinin yapamad›¤›n› sivil görüntüsü alt›nda bir tak›m çetelere yapt›r›yorlar. Gidin bü-
tün duruflmalara 50 kifliyi geçmez. Her yerde ayn› adamlard›r. -301. madde ve genel olarak hak ve özgürlükler önündeki engeller nas›l afl›l›r? - 301. toplumsal muhalefet daha da fliddetlendi¤inde kullan›lmak üzere saklanan bir yasayd›. Geçmiflteki di¤er maddelerde de gördük. Uykuya yat›racaklar ve di¤er maddelerde oldu¤u gibi gerekti¤inde ortaya ç›karacaklard›. Bu tür yasalara tepki gösterecek olan sol güçlerdir. Bunlar›n da örgütsel anlamda ciddi bir da¤›lm›fll›¤›, güç kayb›, organize olamamas› söz konusu. 12 Eylül’den önce 141142’ye karfl› çok kitlesel eylemler yap›labiliyordu. Toplumda karfl› ç›kma bilincinin çok geriledi¤ini kabul etmek gerekiyor. fiu anda ciddi bir örgütsel da¤›n›kl›k var. fiu anda bir muhalefet merkezi yok. Tarih boyunca sosyal demokrat partiler tüm devletçi geleneklerine ra¤men toplumun bas›nc› ile özgürlüklerden yana tav›r alm›fllard›r. Ancak bugün CHP’ye bakt›¤›m›zda MHP’den bir fark› kalmam›flt›r. Milliyetçilik birçok kaleyi fethetmifl durumda. 301. madde ancak toplumsal dinamiklerin bas›nc› ile afl›labilir. Bu olmay›nca AB’nin bast›rmas› ile gündeme gelebilir ama hiçbir zaman gerçek bir düflünce özgürlü¤ü olmaz. Bunlar 301’i kald›r›p yerine baflka bir madde koyabilirler. AB uzun süre Terörle Mücadele Yasas›n›n 8. maddesinin kald›r›lmas›n› istedi o kalkt› yerine baflkas› geldi.
“Ben Fransa’y› samimi bulmuyorum” -Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülünü almas› de¤iflik tepkilere neden oldu. Kamuoyu Nobel’e sevinip sevinemeyece¤ine bir türlü karar veremedi. Nobel ödülü neden bu kadar tart›flma yaratt›? - Benim kiflisel fikrim; Orhan Pamuk’a Nobel ödülü veren ‹sveç Bilimler Akademisi üyelerini ve jürisini Türklü¤e hakaretten mahkemeye vermek laz›m! Çünkü bize bir Nobel verdiler nereye koyaca¤›m›z› bilemedik! Nobel almaya çok al›flk›n bir millet de¤ilmifliz. Bir taraftan düflünce özgürlü¤ü diye Fransa’n›n yapt›¤›na ba¤›racaks›n›z, bir taraftan düflüncesini söyleyen yazar› Nobel ald› diye k›nayacaks›n. Hatta geri verilmesi gerekti¤ini, vermez ise yurttafll›ktan at›lmas› gerekti¤ini söyleyecek kadar kör bir milliyetçili¤e bir cehalete geleceksin. Milliyetçilerin gözünde Naz›m komünist ve vatan haini idi; bir gün Türkefl ç›kt› Naz›m’›n fliirlerini okuyuverdi. Bunlar biraz geç anlarlar. Üzerinden 50-100 yüzy›l geçmesi gerekir. Orhan Pamuk’un dört cümlelik laf›n› söyleyenler, Orhan Pamuk’un Nobel’e uygun olmad›¤›n› söyleyenler Orhan Pamuk’u okusalard› gam yemezdim. O zaman tart›flmaya de¤er bir fleyler bulabilirdim. Tek sat›r Orhan Pamuk okuyamayanlarla neyi tart›flabiliriz? Orhan Pamuk soyk›r›m laf›n› edene kadar Orhan Pamuk’un kitaplar› yüz binler satm›flt›r. Bu laf› edene kadar Orhan Pamuk bir y›¤›n ödül alm›flt›r. Orhan Pamuk bu laf› etti
ben Orhan Pamuk okumam diyenler, Orhan Pamuk’un bundan sonra hiç kitab› ç›kmad› ki. Ödül ald›¤› kitap 1979 Cevdet Bey ve O¤ullar›, Milliyet roman yar›flmas›d›r. Zaten bunlar›n okumaya niyeti yok. Nobel neyine bunlar›n. - Sizce Fransa Ermeni Soyk›r›m› ile ilgili ç›kard›¤› yasada samimi mi? Türkiye Frans›z mallar›n› boykot edebilir mi? - Fransa Ermeni soyk›r›m›n› 2001’de kabul etti. Milliyetçiler yasa kabul edilecek diye eylem yap›yor, ama zaten Ermeni soyk›r›m› Fransa’da kabul gören bir vakad›r. fiimdi ise senatodan geçen soyk›r›m› reddeden yasan›n onaylanmas›. ‹kisinin zamanlamas›na bakarsak biri 2001 öncesi biri 2006 öncesi. Yani seçim öncesi. Ben Fransa’y› samimi bulmuyorum. Kendi Ermeni lobisine flirin görünmeye çal›fl›yor. Fransa kendi vicdan›n› temizliyor. Ermeni lobisine; onlar›n gönlünü çelmeye dönük bir karard›r. Boykot karar› etkili olmaz. Bunlar göstermelik fleyler. Öcalan ‹talya’da iken ‹talya’dan gelen ayakkab›lar, meyve kasalar› üzerinde milliyetçilerimizi tepinirken gördük. fiimdi Frans›z konsoloslu¤una yumurta at›yorlar. Türkiye kendi gerçekli¤i ile yüzleflmedi¤i sürece böyle fleyler Türkiye’nin bafl›na çok gelecek. Bütün dünyan›n mallar›n› da boykot edecek halimiz yok. Ermeni soyk›r›m›n› meclisten geçiren 16-17 tane ülke var. Arjantin’den Yunanistan’a kadar. Hepsini boykot mu edeceksin?
15
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
“Devletin kuruluflundan beri ›rkç›l›k hakim”
- 301. madde son günlerde çokça tart›fl›ld›. Hrant Dink, Orhan Pamuk ve Elif fiafak’a aç›lan davalarla madde gündemimize daha fazla girdi. 301. maddenin kapsam› nedir? Gülseren Yoleri: TCK’n›n 301. maddesi için eski 159. maddenin yeni hali diyebiliriz. 159 ile ayn› flekilde tarif edilmifl bir yasa. Ancak siyasal konjonktürün de¤iflmesi ile birlikte farkl› yönleri ile ön plana ç›kan bir düzenleme. Türklü¤ü, yarg› organlar›n›, orduyu afla¤›lamay› cezaland›rmay› öngören bir maddedir. 159’un uygulamalar›nda Türklü¤ü de¤il de orduyu, askeri kurumlar› afla¤›lamay› ön plana ç›kar›yordu. 301’de durum de¤iflti. Türklükle ilgili maddeler uygulamada daha yo¤un iflleniyor. Orhan Pamuk, Hrant Dink, Elif fiafak örneklerinde görüldü¤ü gibi Türklü¤ü afla¤›lama iddias› var. Türklük sadece bu ülkedeki Türkleri kapsam›yor. Dünyadaki bütün Türkleri kapsayan flekilde, Alman Nazileri kendini üstün ›rk olarak nas›l tan›ml›yorsa Türk devleti de ayn› fleyi yap›yor. Örne¤in; 301. maddede hükümeti elefltirmek suç. Devletin zihniyeti içinde devlet kutsal anlad›k, ordu kutsal onu da anlad›k ancak hükümetler gelir geçer, hükümetlerin icraatlar› her zaman tart›fl›l›r. Seçildi¤ine göre bunun taraftarlar› vard›r karfl›s›nda olan kesimler vard›r. Üç gün sonra bu hükümet alafla¤› olur. Hayat›n do¤all›¤› böyle iken hükümeti afla¤›lama diye bir kavram ç›kart›l›yor. Bunun da s›n›rlar› do¤ru dürüst çizilmedi¤i için dönemsel siyasal kurumlar› da tart›flam›yorsunuz. Bu madde ve di¤er yasa maddelerinin birço¤unda kavramlar çok genifl kullan›lm›fl. Mesela Türklü¤ü afla¤›lamak ne demektir, alt› nas›l doldurulacak belli de¤il. Cumhuriyeti afla¤›lamak ne demektir, bunu anlayam›yorsunuz. Nerede elefltiri nerede afla¤›lama vard›r? Elefltiri s›n›r› nedir? Bu belli de¤il. Bu yasalar› uygularken neyi elefltiri s›n›r›nda alaca¤›z, neyi hakaret s›n›r›nda alaca¤›z bunlar hiç belirtilmedi¤i için sizin söyledi¤iniz her fley bu madde kapsam›nda yarg›lanman›z için yeterli olabiliyor. 301. madde bu yaklafl›mlar›yla düflünce özgürlü¤ünün önünde çok önemli bir
engel olarak durmaktad›r. Toplumdaki düflünce ve fikir alan›n› daraltmay› hedefleyen bir maddedir. - ‹çeri¤i ayn› kalmas›na ra¤men 159’a göre 301’de Türklük kavram›n›n daha fazla ön plana ç›kmas›n› nas›l yorumluyorsunuz? Bu madde devletin bu ülkede yaflayan çeflitli milliyetlerden emekçilere yaklafl›m›n› göstermiyor mu? - Devletin varl›¤›n› devam ettirebilmesi için devam eden pazarl›klar, AB tart›flmalar›n›n yaratt›¤› baz› sonuçlar var. Milliyetçilerin samimi olmasalar da görüntüde AB’ye bir muhalifli¤i var. Sosyalistlerin bir muhalifli¤i mevcut. AB ile beraber Kürtlerle bar›fl yap›labilece¤i tart›flmalar›ndan rahats›z olan kesimler var. ABD iliflkileri, Ortado¤u’da ve PKK ile yaflanan geliflmeler yasalar›n uygulanmas›nda önemli bir etken olmaktad›r. Dolay›s›yla bu tart›flmalar Türkiye’de milliyetçili¤in daha fazla ön plana ç›kmas›na neden oldu. Türkiye’nin “demokratikleflmesi” ad› ile bafllatt›klar› süreçte ayn› yasal düzenlemeleri farkl› flekillerde doldurma ihtiyac› hissediyorlar. Bu dönemde Türklü¤ü daha fazla iflliyorlar. Ayn› yasalar de¤iflik dönemlerde farkl› uygulanabiliyor. Öyle ki TMY’nin 7. maddesindeki cezalar›n paraya çevrilmesi yasakt›. Ancak bu yasadan dolay› tutuklanan kimse yok. Burada hukuki de¤il siyasi bir tasarruf ile karfl› karfl›yay›z. Yarg›laman›n sonucunda bu maddeden ceza verirsek alaca¤›m›z tepkiler mi daha önemlidir, yoksa ceza vermedi¤imizde alaca¤›m›z tepkiler mi? Bütün bunlar›n hesab› yap›larak yasa uygulanmakta. Buradan yarg›n›n ba¤›ms›zl›¤›na dair de bir soru iflareti oluflmaktad›r. Durum sadece 301. madde için de¤il benzer maddeler için de geçerli. Gerek içerden gerek d›flardan gelen bask›lar yasalar›n uygulanmas›n› belirliyor. Bugün Türkiye’de devlet eliyle yükseltilmeye çal›fl›lan bir milliyetçilik var.
Genelkurmay Baflkanl›¤› taraf›ndan Newroz olaylar› sonras›nda yap›lan bas›n aç›klamas›nda “sözde vatandafll›k” kavram› ortaya at›lm›fl, aç›klamaya “Büyük Türk milleti” diye bafllanarak, kimin vatandafl say›l›p kimin say›lmayaca¤›, kimin “büyük” say›laca¤› bu tamlamayla bir kez daha ilan edilmifltir. Çok aç›kt›r ki, varolan sistem farkl› uluslara ayn› muameleyi yapmamakta, “Türk” lü¤ü kutsamakta, bu yönlü elefltiri getiren herkesi de “sözde” kategorisine sokmaktad›r.
Türk devletinin 301’de Türkçülü¤ü böyle gündeme getirmesi, devletin zihniyetinin ne oldu¤unu gösteriyor. Yüzy›llard›r ülkemizde de¤iflik uluslardan insanlar beraber yafl›yor. Söylemde devlet farkl›l›klar› kabul ediyor ancak uygulamada ›rkç›l›k devletin kuruluflundan beri hâkimdir. Kendi d›fl›ndakileri red etmifltir. Hiçbir zaman demokratik, özgürlükçü, eflitlikçi olmam›flt›r. Devlet kendini ›rkç› düflünceleri ile ifade ediyor. Devlet Türk ulusu d›fl›ndaki uluslar› yok saymakla onlar›n düflüncelerini de kültürlerini de kabul etmemifl oluyor. 301. maddenin son uygulamalar› bunu daha görünür k›lmaktad›r. Devlet tepkiler yo¤unlaflt›¤›nda 301’e yeni bir biçim verecek ancak devletin öz itibari ile bu konuya bak›fl› de¤iflmeyecek. Türküm, do¤ruyum diyenlerin aras›nda Kürdü, Ermenisi, Arab› varsa sizin ne yapmak istedi¤iniz aç›kt›r. 6 yafl›ndaki çocu¤u Türküm, do¤ruyum diye yetifltirirseniz elbette milliyetçili¤in zemini oluflur. Devlet bunu da ihtiyac›na uygun bir flekilde kullan›yor. - Son 4-5 y›ld›r demokratikleflme ad› ile bafllat›lan ve devam eden bir tart›flma var. 301’den yola ç›karak AB süreci ile birlikte Türkiye de bir demokratikleflmenin oldu¤u söylenebilir mi? - Ben 15 y›ld›r insan haklar› mücadelesi ile yak›n bir iliflkideyim. AB ile bafllad›¤› iddia edilen bir “demokratikleflmenin” söz konusu olmad›¤›n› düflünüyorum. Devletin var olma zihniyeti de¤iflmeden demokratikleflmeden bahsedilemez. Türkiye’de özgürlük ve eflitlik anlam›nda bir geliflmeden söz edilemez. Söylemlerde bile sorun yaflan›rken nas›l demokratikleflebiliriz? Uygulamada, devletin kimli¤inde demokratikleflme anlam›nda herhangi bir de¤ifliklik olmad›. Bu tür maddelerin yasalardan ç›kar›lmas› gerekiyor ki, insanlar düflüncelerini aç›klayabilsinler. Toplumun daha ileri gidebilmesi için, demok-
ratik bir yaflama kavuflabilmesi için tüm uluslar›n, tüm kültürlerin daha özgür olabilmesi için bu yasa kald›r›lmal›. Eskiden 159 vard›, flimdi 301 bu yasa gider yerine baflkas› gelir bu sorun de¤il. Sistemin temelindeki bu zihniyete yönelmek laz›m. Sistemi hedef almay› unutmadan 301 ile de mücadele etmek laz›m. 301 sadece iddia edilen suçu iflleyeni cezaland›rm›yor ayn› zamanda haberi yay›nlayan yay›n organlar›na, yazarlara, matbaaya kadar genifl bir kesimi de kaps›yor. Amaç, inat edenin kap›s›na kilit vurmak ve devletle ayn› dili konuflmas›n› sa¤lamak. Bunlara karfl› öncelikle toplumun bilgilenmeye ihtiyac› var. Toplum 301. maddeyi “‹hanet etmifl” Orhan Pamuk’tan, Ermeni soyk›r›m›ndan biliyor hepsi o kadar. Özellikle de kendi yaflam›na iliflkin yans›mas› hakk›nda hiçbir fikri yok. Bu noktada topluma bu bilinci demokratik siyasal örgütlenmelerin vermesi gerekiyor. Ortaya ç›kan bu bilincin de do¤ru bir önderlik ile birleflerek bu tür uygulamalara karfl› muhalefeti gelifltirmesi gerekiyor. Ancak o zaman toplumda özgürlük ve hak arama mücadelesi geliflebilir, bilinç artabilir ve toplum enerjisini yapt›r›m gücüne dönüfltürülebilir. Düflünce özgürlü¤ü ayn› zamanda örgütlenme özgürlü¤üdür. Sendika kurma, siyasal parti kurma özgürlü¤üdür. Oluflturulacak tepki, düflünce özgürlü¤ünün önündeki maddeleri kapsayacak flekilde ancak daha genifl perspektifte buna neden olan sistemin zihniyetine yöneltilmelidir. Devlet 301. maddede milliyetçili¤i kendisi örgütlüyor, baz› kifliler arac›l›¤›yla harekete geçiriyor ve bize diyor ki siz bunu tart›fl›n. Bu oyuna da gelmemek laz›m. Yaflam›m›z› ilgilendiren her türlü yasal düzenlemeye karfl› duyarl› olmal›y›z. Muhalefeti oluflturan kesimlerin, bu konuda oluflan bilinci topluma aktarmas› ve örgütlü bir güce dönüfltürecek bir mücadele hatt› gelifltirmesi gerekiyor.
16
20 Ekim-2 Kasım 2006
59
Yeni Demokratik Devrim’e do¤ru Nepal’den gözlemler
K A T H M A N D U ’DA MAO‹STLER‹N AYAK SESLER‹-2
20 Eylül günü ANNISU-R Konferans› s›ras›nda buldu¤umuz f›rsat› kullanarak Nepal’deki son süreçte aktif rol oynayan 2 ayd›nla görüflme gerçeklefltiriyoruz. Bu ayd›nlar Maoistleri destekleyen ve Nepal’deki politik sürece hakim olan, çal›flmalar› ile kendilerini kan›tlayan kifliler. Bu nedenle bu ayd›nlar›n birazdan aktaraca¤›m›z görüflleri Nepal Devrimi’ni anlamada bize önemli bilgiler verecektir.
“6 ay içinde durum çok de¤iflti…” ‹lk olarak Prof. Dr. Ram Man Shreshtha’n›n konu¤u oluyoruz. Kendisi flu an “Ateflkes Anlaflmas›n› Gözlem Ulusal Komitesi”nin de üyeli¤ini yap›yor. Bu komite Maoistler ve YP‹ (Yedi Parti ‹ttifak›) taraf›ndan seçilen kiflilerden olufluyor ve bar›fl sürecinin anlaflmalara uygun gidip gitmedi¤ini gözlemliyor. Herhangi bir yapt›r›m› bulunmamakla birlikte kitlelerin ve sürecin tüm taraflar›n›n dikkate ald›¤› bir komite. Shreshtha ayn› zamanda uzun y›llar revizyonist NKP- BML’nin (Nepal Komünist Partisi- Birleflik Marksist-Leninist), k›saca BML’nin de yöneticili¤ini yapm›fl ve ‘90’l› y›llar›n bafl›nda 6 sene parlamentoda yer alm›fl. 6 y›l önce partisinden ayr›l›yor ve bugün Maoistleri destekleyen en önemli ayd›nlardan biri. Shreshtha bugün ülkede herkesin Maoistleri konufltu¤unu, büyük eylemlerin, grevlerin gerçeklefltirildi¤ini belirtiyor. Ancak bu durumun yeni oldu¤unu, 6 ay önce Nepal’e gelseydik bunlar›n hiç birini göremeyece¤imizi, 6 ay içinde büyük de¤iflimlerin oldu¤unu, en büyük de¤ifliminse flehirlerde Maoistlere artan destek oldu¤unu vurguluyor. Ancak egemen s›n›flar›n temsilcilerinin çok güçsüz oldu¤unu düflünmemek gerekti¤ini de anlat›yor. “Kral yal›t›lm›fl, devre d›fl› b›rak›lm›fl de¤il. Çok ciddi maddi gücü, sermayesi, yat›r›mlar› mevcut. Ordu ve bürokrasi içinde büyük bir deste¤i var. Ayr›ca kitleler içinde de kendisine inanan taban› bulunmakta. Politik alanda flu an pek görünmese de teslim olmufl de¤il ve faaliyetlerini sürdürüyor.
YP‹ içinde en büyük partiler Kongre Partisi ve BML. Ancak ittifaka damgas›n› vuran parti Kongre Partisi. BML çeflitli bakanl›klara sahip fakat fazla bir etkisi yok. Örne¤in D›fliflleri Bakan› BML üyesi, ama Büyükelçilere sözü geçmiyor. E¤itim Bakan› ve Sanayi Bakan› BML üyeleri ancak koflullar› de¤ifltiren bir ad›m at(a)m›yorlar. Özcesi hükümet uyumlu bir flekilde çal›flam›yor. ABD’nin YP‹ üzerindeki politik etkisi çok önemli. Ekonomik, politik, sosyal, her aç›ndan ülkemizde Amerikan hâkimiyeti mevcut. ABD emperyalizmi müdahale ediyor ve yönetiyor. “Önceden Hindistan’›n ç›karlar› ile ABD’ninki çeliflirdi. Fakat günümüzde devrime karfl› bu iki güç de ortak hareket ediyor.”
“ABD devleti kontrol e debiliyor, ama halk› denetleyemiyor!” “ABD Büyükelçisi Moriarty ülke çap›nda gezilere ç›k›p sürece müdahale ediyor. Ancak partileri, demokratik kurumlar› de¤il, k›fllalar›, ordu karargâhlar›n› ziyaret ediyor. Biz Gözlem Komitesi olarak bu k›fllalara giremezken ABD büyükelçisi rahatl›kla buralar› gezebiliyor. Ve YP‹ bu duruma karfl› ç›kam›yor. Bu tüm gerçekli¤i ortaya koyuyor. YP‹’yi ABD yönetiyor ve denetliyor. Ama yine de gurur duyuyorum. Çünkü ABD Büyükelçisi 6 ay öncesine kadar bir telefonla ya da YP‹ liderlerini aya¤›na ça¤›rarak talimatlar›n› verir, ülkeyi böyle yönetirdi. fiimdi en az›ndan ofisinden ç›k›p kendisi ziyaret etmek zorunda kal›yor. Bu onun için durumun ne kadar ciddi oldu¤unu göstermektedir.
‹lk kez 10 y›l önce NKP(Maoist) Nepal’in 2 büyük kaya aras›nda bir dinamit oldu¤unu ilan ederek savafla bafllad› ve Nepal halk›n›n bilinçlenmesinde ve aya¤a kalkmas›nda büyük rol oynad›.
Maoist hareket ve onun önderli¤indeki halk hareketi ile koflullar çok de¤iflti. Bizler de sizler gibi yeni ö¤reniyoruz, dersler ç›kar›yoruz. Böylesi bir hareketi biz de ilk kez görüyoruz. Tüm halk soka¤a ç›k›yor ve devrime kat›l›yor. K›rsaldan halk hareketine kat›l›m % 50’nin üzerindeydi. Bu oranda kat›l›m büyük flehirlerde bile çok nadir görülürken, ülkemizde k›rsaldaki halk bu kat›l›m› baflard›. ABD ve ‹ngiliz Büyükelçileri partileri, devleti kontrol edebiliyor, ancak halk› kontrol edemiyor. Bu nedenle art›k telefondan verilen talimatlar ifle yaram›yor. Bununla birlikte ABD neden Kathmandu’da 2 devasa karargâh infla ediyor? Neden bu binalar›n 60 m alt›na s›¤›nak haz›rl›yorlar? Neden tek bir Nepalli iflçinin çal›flmas›na izin vermiyorlar? Bu inflaatlar sürerken çevre mahalleler sallan›yor. Tüm bunlar ABD’lilerin farkl› planlar›n›n oldu¤unu göstermektedir.”
“Yedi partiyi birlefltiren tek nokta Maoistlere karfl› olmalar›…” “Bu bar›fl süreci neden uzuyor? Öncelikle taraflar› ele almak gerekiyor. Bir tarafta feodaller ve kral var. fiu an iktidarda de¤iller, ama tamamen de yok edilemediler. Kral›n ve destekleyicilerinin inan›lamayacak derecede paras› var. Kral kolayl›kla pes etmeyecek ve halk hareketini bast›rmak için çaba harcayacak. Her fley anlaflmalara uygun gitse ve hükümet kurulup yeni anayasa belirlense dahi, kral sadece kendi paras›yla bile temsilcileri sat›n alabilir. Bu nedenle kral›n maddi temeli yok edilmelidir. Maddi gücüyle, medyas›yla, sat›lm›fl temsilcilerle, bürokrasideki ve ordudaki gücüyle geri gelebilir. Bu
nedenle halk hareketi büyük bir zorluk içinde. Bu sorunu çözmek zorunday›z. Bir di¤er taraf ise YP‹ (Yedi Parti ‹ttifak›). Bu partileri birlefltiren tek ortak nokta hepsinin Maoistlere karfl› olmas›d›r. Yoksa aralar›nda y›llara varan büyük kavgalar ve sürtüflmeler bulunmakta. Onlar uzun süre Maoistleri diktatörlük istemekle, tek parti iktidar› kurmay› hedeflemekle suçluyorlard›. Ve bu propaganda orta s›n›flar›, e¤itimli kitleleri etkiliyordu. Ancak Maoistler çok partili sisteme haz›r olduklar›n›, bunu kabul ettiklerini aç›klad›lar. Ve Demokratik Cumhuriyet için gereken ad›mlar› atacaklar›n› ilan ettiler. Böylece Maoistlere karfl› kullan›lan en önemli koz da ortadan kalkt›. Bu elefltirileri ‘çözüldü¤ü’ halde YP‹ anlaflmaya raz› olmuyor ve Demokratik Cumhuriyete, halk hareketine ihanet ediyor, gerçek amaçlar›n› aç›k ediyor. Maoistler tutarl› durufllar› ile daha öncesinde etkili olmad›klar› orta s›n›flar›n, e¤itimli kitlelerin (profesörler, ö¤retmenler, uzmanlar, ayd›nlar, ifl adamlar› vb.) deste¤ini kazan›yor. Baflbakan Maoistlerle anlaflmay› imzalad›ktan bir gün sonra Maoistleri siyasi bir parti olarak tan›mad›klar›n› aç›kl›yor. O zaman niye anlaflmaya imza at›yorsun? Ya da BML gerçekten komünistse neden Demokratik Cumhuriyet için Maoistlerle birleflmiyor da gidip Amerika’n›n temsilcisi partilerle ittifak yap›yor? Bu durum Maoistler için büyük bir avantaj. Bir tarafta 7 parti. Di¤er tarafta ise tek bafl›na NKP(Maoist). O zaman halk bu partilerin toplam›na alternatifin tek bafl›na Maoist parti oldu¤unu anl›yor. ‹flte bu durum ABD Büyükelçisini yollara vuruyor. YP‹’nin önderleri halk›n güvenini tamamen kaybetti. Halk›m›z e¤itimli olmamas›na karfl›n gerçek ko-
59 münistlerin hakl› oldu¤unu pratikten ç›karabiliyor. BML’nin iyi bir örgütlülü¤ü ve taban› var. fiehirlerde kitle deste¤i olarak Maoistler güçlü ama örgütsel güç olarak BML daha iyi. Örgütsel seviyesi yüksek, kurulu bir düzeni var. Kathmandu’da Maoistlere ciddi bir destek var ama NKP(Maoist)’in örgütlülü¤ü zay›f. Yürekten destek var ama bu daha resmileflememifl. Bu nedenle gizli servis Maoistler ad›na karalama amaçl› bildiriler ç›kartabiliyor ve bunlar› engellemek çok güç oluyor. Ancak halk›n güçlü deste¤i ve inanc› bu sorunlar›n çözülebilece¤ini gösteriyor. Maoistler gelecek vaat ediyor. Ancak belirli bir zamana da ihtiyaç var. Günümüzde BML ile Maoistler aras›ndaki mücadele önem kazan›yor. Çünkü Maoistlerin güçlenmesi BML’nin güçsüzleflmesi anlam›na gelmektedir. En baflta BML’nin üye ve kadrolar› Maoistlere geçiyor. Maoist önderler çok ak›ll›, çok çal›flkan ve e¤itimli devrimcilerden olufluyor. Bu nitelik di¤er partilerde yok. Halk e¤itimsiz ama Maoistleri destekliyor. E¤itimli kitleler de aradaki bu nitelik fark›n› görerek Maoistlere daha fazla destek veriyor.”
17 sen Maoistlere karfl› bir durum oluflturuyor. Maoistler örgütlülüklerini sa¤lamlaflt›rd›ktan sonra isyan etmezse ve sürecin uzamas›na engel olamazlarsa güçlerini korumalar› mümkün de¤il. Çünkü YP‹ ve kral› yabanc›lar destekliyor. Maddi destekleri fazla. Ama bu maddi güç Maoistlerde yok. Bu nedenle NKP(Maoist) son darbeyi vuracak yeni bir isyan için, Halk Hareketi 3 için kitleleri haz›rlamaya çal›fl›yor, bu isyan› örgütlemek istiyor. Bu hareketin sonucuna göre yeni süreç belirlenmifl olacak. Bugün ülkemizde Maoistlerin ve kraliyetin ordular› bulunmakta. Kral›n resmi olarak ordusu yok ama ordu krala ba¤l›. Son aylardaki birçok örnek YP‹’nin ordu üzerinde sözünün geçmedi¤ini kan›tlam›flt›r. Ordunun yapt›¤› birçok hareketten hükümetin bilgisinin olmad›¤› ortaya ç›km›flt›r. Bunu
20 Ekim-2 Kasım 2006 bafla geçecek ve hepsini siyasi arenadan silecek. ABD ülkemize sald›r›rsa tüm halk buna karfl› ç›kacak ve zaferi kazanacakt›r. Çünkü Maoist hareket sayesinde halk›m›z bilinçlenmekte ve kendisine güveni artmakta. Örgütlülük ve hak alma bilinci geliflmekte.”
“Halk Hareketi 3’e haz›rlan›yoruz!” “Özetlersem Nepal bir dönüm noktas›nda ve siyasi sistem belirsiz, ak›flkan ve dengesiz. Feodal sistem tamam›yla yok edilemedi. Kafas›n› herhangi bir zamanda ç›karabilir. Uygun bir an›, f›rsat› bekliyor. YP‹ hükümeti ilerici oldu¤unu iddia etse ve yeni Nepal’i yaratmak istedi¤ini söylese de statükoyu koruma çabas›nda. Ancak Maoistler ilerlemek istiyor. Maoist
Nepal haritada küçük bir ülke olarak görülür. Ancak asl›nda öyle de¤ildir. Ülkemiz 300 metreden 8.800 metreye kadar çok h›zl› yükselir. Bu anlamda hem insan topluluklar› aç›s›ndan hem de bitki ve hayvan türleri aç›s›ndan büyük bir çeflitlilik vard›r. Ve bu bak›fl aç›s›yla ele ald›¤›m›zda Nepal’in ABD’den dahi büyük oldu¤unu iddia edebiliriz.
“ABD, Hindistan tipi demokrasi istemiyoruz!” “Demokratik Cumhuriyetin nas›l kurulaca¤› çok önemli bir mesele. Bizim Demokratik Cumhuriyetten anlad›¤›m›z öncelikle krals›z bir ülkedir. Kral›n takipçileri ve Kongre Partisi de demokrasi istedi¤ini, hatta bu sistemin demokratik oldu¤unu iddia ediyor. Hatta Kongre Partisi sosyal demokrat oldu¤unu iddia ediyor ve Sosyalist Enternasyonal üyesi. Ama “törensel krall›k” ad› alt›nda monarfliyi de korumak istiyorlar. Parlamentoyu açal›m diyorlar ama parlamentoya kral› da yerlefltirmek istiyorlar. Bu nedenle flaibeli aç›klamalar yap›yorlar. Bizim için KP’nin, devrimci partinin yer almad›¤› bir Demokratik Cumhuriyet kabul edilemez. Bizler ABD, Kore, Hindistan tarz› bir demokrasi istemiyoruz. Yeni tipte bir demokratik cumhuriyet istiyoruz. Kongre Partisi, BML ve Maoistler Demokratik Cumhuriyet konusunda ortak hareket edebileceklerini düflünüyorsa öncelikle bu partilerin çevrelerindeki ayd›nlar›n birleflebilmesi ve süreci h›zland›rmak için çaba harcamas› gerekmektedir. Ayd›nlar ortaklaflam›yorken partilerin ortaklaflmas› mümkün de¤ildir. Bu nedenle süreç uzuyor, ilerleme olmuyor. Çünkü YP‹ biliyor ki, ileri gidersek Maoistler kazanacak. Geri gidersek ise feodaller ve kral bafla geçecek. Bu nedenle YP‹ statükoyu korumak istiyor. Ve bu esa-
bilgilerden ve net aç›klamalar›ndan dolay› teflekkür ediyoruz ve yan›ndan ayr›l›yoruz. Ard›ndan Kathmandu Tribhuvan Üniversitesinde sosyoloji profesörü olan Krishna Bhattachan’› ziyaret ediyoruz. Bhattachan ABD’de Berkeley Üniversitesi’nde okumufl ve alan›nda yazd›¤› kitaplarla oldukça bilinen bir ayd›n. Bhattachan da bu süreçte Maoistlere destek veriyor. Konuflmas›nda Prachanda ve Baburam yoldafllar›n da evini s›kça ziyaret etti¤ini ve süreç üzerine sohbet etti¤ini belirtiyor. Yoldafl bizlere Nepal halk› üzerine genel bir aç›klama yapmak istedi¤ini, bu flekilde ülkedeki siyasal durumun daha iyi anlafl›labilece¤ini vurguluyor. “Ülkeyi yüzy›llard›r yöneten gericiler s›kça Nepal’in 2 büyük kaya (Hindistan ve Çin) aras›nda s›k›flm›fl bir vaziyette bulundu¤unu dile getir-
YP‹ kabul etmeli. fiayet Demokratik Cumhuriyet istiyorlarsa neden krala ba¤l› oldu¤u herkesçe bilinen kraliyet ordusuna güveniyorlar? Demokratik Cumhuriyet kurulduktan sonra zaten yeni bir ordu kurulacak. Bu ordu halk yanl›s›, demokratik ve anayasa taraf›ndan denetlenen bir ordu olacak. Böylesi bir ordunun ülkedeki iç sorunlara müdahalesi mümkün olamayaca¤›na göre kurulacak yeni ordu yaln›zca s›n›rlar›n ve do¤al kaynaklar›n korunmas› görevini üstlenecektir. Zaten Çin veya Hindistan ülkemizi istila ederse ne kadar güçlü ve büyük bir ordu kursak da direnmemiz mümkün olamaz. Böyle bir iflgale karfl› tüm halk›n savaflmas› gerekmektedir. Bununla birlikte flehirlerdeki güvenli¤i, trafi¤i vb. de milisler sa¤layabilir. Ve hem milisler hem de ordu üretim içinde olaca¤› için çok büyük bir maddi kaynak ordu için de¤il, halk›n temel ihtiyaçlar› için kullan›labilir. Gayr› resmi görüflmelerimizde yedi partinin üyeleri ve alt düzey kadrolar› da aç›kça belirtiyor ki, Maoistler silahlar›n› b›rak›rsa hemen ertesinde kral
parti Halk Hareketi 3 yoluyla flehir merkezli bir hareketle devam edece¤ini ve güçleri fliddetle bast›r›lmad›¤› takdirde bar›flç›l mücadeleyle amaçlar›na ulaflacaklar›n› ilan ettiler. Siyasi ve ideolojik aç›dan Nepal yeni tipte bir Demokratik Cumhuriyete do¤ru ilerliyor. Nepal Kongresi gibi birçok partinin kadro ve üyeleri de parti önderlerinin politikalar›n›n aleyhine bir flekilde demokratik cumhuriyet için çaba harc›yor. ‹ç politika gün geçtikçe demokratik cumhuriyet aç›s›ndan uygun bir hale geliyor. Fakat bu süreç ABD Büyükelçisinin temsil etti¤i ABD hükümeti ve ABD’nin ittifak› olan Hindistan hükümeti taraf›ndan aç›k bir flekilde zehirleniyor. Ancak ne olursa olsun, ülkemizin ilerici insanlar› er ya da geç yeni tipte demokratik cumhuriyet kurulaca¤› konusunda iyimserdir. Bizim deneyimimiz dünya çap›ndaki halk hareketine eklenen bir katk›d›r.”
Nepal iki büyük kaya aras›nda dinamittir! Shresthta yoldafla verdi¤i de¤erli
mektedir. Ancak ilk kez 10 y›l önce NKP(Maoist) Nepal’in 2 büyük kaya aras›nda bir dinamit oldu¤unu ilan ederek savafla bafllad› ve Nepal halk›n›n bilinçlenmesinde ve aya¤a kalkmas›nda büyük rol oynad›. Nepal haritada küçük bir ülke olarak görülür. Ancak asl›nda öyle de¤ildir. Ülkemiz 300 metreden 8.800 metreye kadar çok h›zl› yükselir. Bu anlamda hem insan topluluklar› aç›s›ndan hem de bitki ve hayvan türleri aç›s›ndan büyük bir çeflitlilik vard›r. Ve bu bak›fl aç›s›yla ele ald›¤›m›zda Nepal’in ABD’den dahi büyük oldu¤unu iddia edebiliriz. Çünkü ABD’de bizim ülkemizdeki kadar fazla say›da bitki, hayvan ve insan toplulu¤u bulunmamaktad›r. Ülkemizde co¤rafi aç›dan 3 bölge var. Da¤l›k bölgeler, tepelik bölgeler ve Terai denilen oval›k bölge. 2 temel insan grubu mevcut. Kuzeyde Mongollar, güneyde ise Indo aryanlar. Ülkemizde halk› birbirinden ay›ran kast sistemi mevcuttur. Herkes bir kasta mensuptur ve kastlar aras›nda hiye-
18
20 Ekim-2 Kasım 2006
59
Maoistler olmasayd› bu çeliflkilerin hiçbirini YP‹ ile konuflamazd›k. ‹nsanlar kurtulufllar›n› rüyalar›nda dahi göremezlerdi. ‹nsanlar kurtulufllar›n› rüyalar›nda dahi göremezlerdi. 10 y›l öncesine kadar hiçbir zaman politik olarak örgütlenemeyen bu insanlar seferber edilemezdi. rarflik bir s›n›r bulunmaktad›r. Kastlar aras› iliflkiler çok k›s›tl›d›r ve kastlar aileden çocu¤a geçmektedir. Kastlar aras› geçifller ise çok zordur. En üstte Brahmanlar en altta ise Dalitler mevcuttur. Brahmanlar›n evinde bir köpek istedi¤i gibi dolaflabilir. Mutfa¤a, banyoya girebilir, hatta yata¤›na dahi ç›kabilir. Bu Brahman için sorun olmayabilir. Ancak bir Dalit bir su kayna¤›na 50 metre yaklafl›rsa Brahman o su kayna¤›n› kirlenmifl kabul eder ve oradan su içmez. Ülkemizde flu ana kadar belirlenen 101 de¤iflik etnik grup yaflamakta ve bu say› daha da yükselebilir. Bunlar›n 44 tanesi resmi olarak kay›t alt›nda. Bununla birlikte halk›m›z dini aç›dan da bölünmüfltür. Çok eski bir din olan Kirati dini, çok eski bir Tibet dini olan Bom, Animizm, Budizm, Hinduizm, ‹slam ve az say›da H›ristiyan dinine inananlar bulunmakta. Yine cinsiyet farkl›l›¤› da önemli bir konudur. Örne¤in Hindu dininde kad›n erke¤e ba¤›ml›d›r. Önce babas›na, sonra kocas›na, daha sonra da o¤luna ba¤›ml›d›r. Ancak baz› yerli kabilelerde ise kad›n, topluluk içinde güçlü bir konuma sahiptir.”
“Nepal’de yaflayan bizler de yabanc›y›z…” “K›sacas› halk›m›z her konuda bölünmüfl durumda. Kültürel farkl›l›klar, co¤rafi farkl›l›klar, cinsiyet farkl›l›klar›… Bu nedenle aç›kça söylemek gerekirse Nepal’de yaflayan bizler de yabanc›y›z. Siz dünyan›n farkl› yerlerinden geldi¤iniz halde çay içece¤inizi tahmin etti¤imden ona göre haz›rl›k yapm›flt›m. Ancak Nepal’in da¤l›k bölgesinden gelen bir yerlinin çay m› yoksa baflka bir içecek mi içece¤ini bilmedi¤im oluyor. Ülkemizde politika da bu farkl›l›klar›n bariz bir flekilde yans›d›¤› bir aland›r. 18. yüzy›lda egemenlerin ‘ülkenin birleflmesi’ ve benimse ‘yay›lmac›l›kemperyalizm’ veya ‘iç sömürgelefltir-
me’ diye tan›mlad›¤›m bir süreçle Nepal’in s›n›rlar› olufltu. 200 y›ld›r devam eden feodal egemenlik alt›nda ülkenin homojenlefltirilmesi çal›flmas› hiç durmadan devam etti. Az›nl›k milliyetler büyük bask›larla karfl›laflt›lar, katliamlara u¤rad›lar, topraklar›n› kaybettiler. Ülkemizde tek resmi dil Nepalce. Di¤er etnik gruplar›n dilleri yasak. Ben rahatl›kla ‹ngilizce konuflabilirim ama kendi anadilimi konuflmama izin yok. Yaln›zca 2 düzine dil için radyoda verilen 5’er dakikal›k haberlerin de hiçbir anlam› yok. Bugüne kadar ülkeyi yönetenlerin hepsi ayn› kasttan, ayn› dinden, ayn› etnik gruptan ve ayn› cinsiyetten geliyor. Yöneticilerin içinde bu özelliklere sahip olanlar›n oran› son 120 y›l içinde % 98’den yaln›zca % 92’ye düfltü. Bunlar göz önüne al›nd›¤›nda isyan›n temelleri anlafl›labilir. Hindu, otoriter, sömürücü, feodal kral tamamen yok edilemedi. Halk Hareketi 2 sonras›nda kral varl›¤›n› halen sürdürüyor. Kral gitmeden gerçek kurtulufla ulaflamay›z. Ancak bu kadar da yetmez. Brahmanl›k günümüzde yasal olarak kald›r›lm›fl durumda. Fakat ideoloji ve anlay›fl olarak varl›¤›n› sürdürmeye devam ediyor. Ve bu yaln›zca sarayla s›n›rl› de¤il, kast sistemi toplumun geneline, köklerine yay›lm›fl bir düzendir. Ayn› durum ataerkillik için de geçerlidir. Ataerkillik y›k›lmadan kad›n›n kurtuluflu mümkün de¤ildir. Yine dinsel ve s›n›fsal farkl›l›klar da çözümü beklemektedir. Bunlar çözüldü¤ü zaman halk›m›z gerçek kurtulufla ulaflabilecektir.”
“Maoistler farkl› çeliflkiler aras›ndaki iliflkiyi do¤ru kavrad›klar› için ilerlediler!” “BML bu gerçekli¤i göremedi¤i için halka önderlik edemedi. Halk›m›z yaflad›¤› çeliflkileri, ülkenin geniflli¤ini fark
edemedi. S›n›fsal mücadele verdi¤ini söyledi fakat di¤er çeliflkilerle s›n›fsal çeliflkiler aras›ndaki ba¤› kuramad›. Maoistler ise s›n›f› esasa ald›lar. Ancak kast, din, dil, cinsiyet, ulusal çeliflkileri de gördüler ve s›n›f mücadelesi ile aras›ndaki ba¤› kurabildiler. Bunun sayesinde halka önderlik edebilecek niteli¤e ulaflt›lar. Prachanda bana Halk Savafl›’n›n ilk döneminde, 1996–98 aras›ndaki dönemde bu gerçekli¤i göremediklerini, bu nedenle isyan›n ilerleyemedi¤ini, ancak bu çeliflkileri fark ettikten sonra çok h›zl› bir flekilde ilerlediklerini söylemiflti. Örne¤in yaln›zca bir insan›n s›n›fsal konumu üzerinden hareket edersen onun kast sistemi içindeki konumunu anlayamazs›n. ‹nsan gibi davran›lmayan dalitlerin üzerindeki yüzlerce y›ll›k bask›y› fark edemezsin. Ya da salt kad›n sorununu ele al›rsan bu da ifle yaramaz. Çünkü her bir kad›n›n s›n›f›n›, kast›n›, dinini, etnik kökenini de ö¤renmek zorundas›n. Maoistler olmasayd› bu çeliflkilerin hiçbirini YP‹ ile konuflamazd›k. ‹nsanlar kurtulufllar›n› rüyalar›nda dahi göremezlerdi. 10 y›l öncesine kadar hiçbir zaman politik olarak örgütlenemeyen bu insanlar seferber edilemezdi. Halk Savafl› sayesinde, 238 y›l sonra ilk kez halk›m›z kral› sorgulama ve y›kma, kasta, ataerkilli¤e, s›n›f düflmanlar›na karfl› savaflma imkân›na kavufltu. Bununla birlikte kuraca¤›m›z yeni sistem üniter de¤il federal bir yap›ya sahip olmal›. Uluslar›n Kendi Kaderini Tayin Hakk› (UKKTH) tan›nmal› ve özerk bölgeler oluflturulmal›. UKKTH ilk kez Maoistler sayesinde talep edilebildi. Bat›l›lar Maoistlerin iktidara gelmesini istemiyor. Peki, Maoistler iktidara gelmezse halk›n, çözülmesi için aya¤a kalkt›¤› bunca sorun ne olacak? Bu sorunlar› kim çözecek veya kim çözebilir? Kongre Partisi ve BML UKKTH’yi reddediyor. Bat› istemiyor. Bu nedenle
ABD Büyükelçisi yerinden kalk›p koku almak için gezilere ç›k›yor. Maoistlerle YP‹ aras›ndaki bar›fl görüflmelerindeki heyetlerde dahi bu fark görülüyordu. YP‹ ad›na kat›lanlar s›n›fsal, kastsal, cinsiyet ve dini olarak demin bahsini etti¤im yöneticilerin özelliklerini tafl›rken Maoist heyette az›nl›k milliyetleri, kastlar›, kad›nlar› ve emekçileri temsil eden yoldafllar bulunuyor. Bu dahi ezilen kitlelere kimin kendi ç›karlar›n› savundu¤unu göstermesi aç›s›ndan önemli. Çok ciddi bir süreçteyiz. Halk Hareketi 2 hedefine ulaflamadan sona erdi. Hareketin bitiflinin ertesi gün gazeteciler bana düflüncelerimi sordu. Ben de sürecin daha bitmedi¤ini, Halk Hareketi 3’e ihtiyac›n oldu¤unu ve bu hareketin Halk hareketi 2 bitti¤i anda bafllad›¤›n› söylemifltim. Ve flimdi bunun do¤ru oldu¤u anlafl›l›yor.
“Köylüleri ilk kez Maoistler politik olarak seferber ettiler ve feodalizmin omurgas›n› k›rd›lar!” “Biz 18. yüzy›ldan bu yana savafl ve fliddet içindeyiz. Ancak ilk kez 10 y›ld›r kurtulufl için, ilerlemek için savafl›yoruz. Halk Hareketi 2’nin en önemli özelli¤i k›rsaldaki halk›n yo¤un kat›l›m›yd›. fiehirdekilerin aptal, bilgisiz, düflüncesiz olarak tan›mlad›klar› köylü kitleler ilk kez Maoistler taraf›ndan politik olarak seferber edildiler ve bu düflüncelerin tutars›zl›¤›n› kan›tlad›lar ve feodalizmin omurgas›n› k›rd›lar. Samir Amin’in devrimde k›r-kent iliflkisi üzerine güzel yaz›lar› var. Keflke Nepal’e gelse de teorilerini gerçek hayatta yeniden gözden geçirse, daha da derinlefltirse. K›rsal›n ülkemizde devletle yo¤un bir iliflkisi bulunmaktad›r. Ancak Maoistlerden önce kimse köylüleri politik aç›dan seferber etmemifl. Çünkü ezilenler, yerli halklar, dalitler genellikle k›rsalda yafl›yorlar. Tarihsel
19
59 çeliflkiler çok yo¤un. K›rsal mücadeleye kat›lmasayd› flehir hareketinin bu derece yükselmesi mümkün olamazd›. Halk Savafl› sayesinde k›rsalda Dalitler üzerindeki bask›lar›n % 90’›n›n sona erdi¤i söyleniyor. Bu özgürlü¤ü yaflayan insanlar›n baflaramayaca¤› fley yoktur. Ülkemizde yerinden yurdundan sürgün edilen Taurus adl› bir milliyet var. Çok ac› çektiler, çok ezildiler. Ancak bugün Taurus halk› çok bilinçli. Maoistlerin önderli¤inde özerk bir cumhuriyette yafl›yorlar. Ben 30 bin Taurusun yaflad›¤› bir kurtar›lm›fl bölgeye gitmifltim. Bana öyle sorular sordular ki ben bu sorular› akademik ortamda dahi duymam›flt›m. Çünkü politik olarak uyanm›fllar. “Sömüren kim, sömürücü kim, çözüm nerede?” vb. sorulara cevap verebilmifller. Ancak k›rsaldaki bu siyasi bilinç kentlerde yok. Maoistler bu sorunu çözmek zorunda”.
Devrimin uluslararas› sorunlar› “Hindistan Nepal’de Maoistlerin iktidara gelmesine kesinlikle karfl›. Çünkü birincisi, su sorununu Nepal’den çözüyor. Su sorunu yaflamak istemiyor. ‹kincisi bölgede kendisini süper güç olarak görüyor ve muhalefet istemiyor. Üçüncüsü ise kendisinde de Maoist isyan geliflmekte ve bunun yay›lmamas› için çaba harc›yor. Çin’in ise flu an Nepal’e ay›racak zaman›n›n olmad›¤› düflüncesindeyim. fiu an daha çok Bat›’ya yo¤unlaflm›fl durumda. Yeni Nepal, Çin’in en önemli bafl a¤r›s› olan Tibet sorununun çözümü noktas›nda ad›m atar ve Tayvan meselesinde Çin’i rahats›z etmezse Çin Yeni Nepal’i kabul edebilir. Farkl›l›klar›m›z bizim için sorun de¤il zenginliktir. Do¤ru politikaya sahip oldu¤unda ilerlemek, bu zenginlikten yararlanmak mümkündür. Zaten esas mesele do¤ru politikay› bulabilmektir. Ancak halklar›n enternasyonal dayan›flmas› çok daha önemli. Halklar›n Nepal devrimiyle ve halk›yla dayan›flmas›n› yükseltmeye ihtiyac›m›z var.
Süreç bar›flç›l bir flekilde sonlanmayacak! Ben bu sürecin bar›flç›l bir flekilde sonlanabilece¤ini düflünmüyorum. Ben seni sömürüyorsam gönüllü olarak bundan vazgeçebilir miyim? Tarihin hareketini sa¤layan fliddettir. Bu nedenle bu sorun da fliddetle çözülecektir. Bir araflt›rmada flöyle bir örnek anlat›l›yor. Son 200 y›lda ABD’de taleplerde bulunan hareketleri incelemifller. Diyelim ki 10 talebimiz var. Bar›flç›l mücadeleyi savunanlar devletin bask›s› karfl›s›nda hiçbir hak elde edemeden da¤›lm›fllar. Bar›flç›l ve fliddet içeren yöntemlere ayn› de¤eri verenler fliddet sayesinde dev-
lete geri ad›m att›rarak 10 haktan 3’ünü koparm›fllar. Ancak bununla yetinerek di¤er 7 hak için mücadele etmemifller. fiiddete dayanan mücadeleyi savunan ve tüm talepleri elde edene kadar fliddeti esasa alan hareketler ise genellikle taleplerini elde edebilmifller.”
BM, ancak silahlar›na el konulursa ifle yarar! “Birleflmifl Milletler’in gitti¤i hiçbir yerde sorun çözülmemifltir. Bu yönlü araflt›rmalar da mevcuttur. Yaln›zca bir yerde BM askeri çözüme neden olmufltur. Orada da isyanc›lar BM’nin silahlar›na el koyup onlar› kovarak bunu baflarm›flt›r. Biz de bu nedenle bu yönlü espriler yap›yoruz. BM’yi sadece sivil olarak de¤il askeri olarak da ça¤›ral›m. Sonra da silahlar›na el koyal›m. Ne de olsa devrimden sonra modern silaha daha fazla ihtiyac›m›z olacak. Ben Maoistler büyük bir yenilgi alsalar dahi halk›n toparlanabilece¤ini düflünüyorum. Çünkü halk›m›z bir kez bilinçlendi, politik olarak uyand›,
var. Nepal’de devrim stratejik sald›r› aflamas›na ulaflm›fl olsa da bar›fl görüflmelerine kadar tüm ulusu bünyesine katan bir bileflime sahip de¤ildi. Özellikle flehir merkezlerinde NKP(Maoist)’in örgütlülükleri zay›ft›. Orta s›n›flar›n deste¤i azd›. fiehirlerdeki halk›n gönlünü kazanmadan, kitleleri örgütlemeden salt askeri zorla flehirler al›nsa dahi devrimin uzun süre yaflamas›, yeni devlet mekanizmas›n›n oluflturulmas› ve d›fl iflgale dayan›lmas› çok güç olacakt›. ‹kinci bir konu ise ülkenin % 80’ine sahip olunmas› mevzusu. NKP(Maoist) ülkenin % 80’ine hakim ama bunda k›rsal›n çok yayg›n olmas› ve ülkenin çok da¤l›k olmas› oldukça etkili. % 80 derken Kathmandu’nun çevresini bir daireye alarak gericilerin devleti, dairenin d›fl›n› ise halk›n devleti olarak düflünmek do¤ru de¤il. Ülkenin uzak köflelerindeki flehirlerin büyük ço¤unlu¤u ve bunlar› ba¤layan yollar gerici devletin elinde. Maoistler zaman zaman bu flehirlerin baz›lar›n› zapt etse de bir süre sonra geri çekilebiliyor. Ama
20 Ekim-2 Kasım 2006 konumlar›n› koruduklar› da vurgulan›yor. A盤a ç›kanlar, devletle görüflenler, kitle faaliyetlerine kat›lanlar tüm partinin küçük bir bölümünü oluflturuyor. Görüfltü¤ümüz partililer süreci flöyle özetliyor: “Kral darbe yap›p parlamenter partileri kapat›nca Merkez Komitemiz topland› ve yeni bir taktik belirledi. ‹lk plan›m›z flöyleydi. Düflman saflar›ndaki çat›flman›n etkisiyle öncelikle YP‹ ile birleflerek kral› ülkeden kovacakt›k. Ard›ndan ikinci safhaya geçecektik ve Halk Kurtulufl Ordumuzun silahlar› ve büyük kitle deste¤i ile de yedi partiyi ve onun temsil etti¤i kesimleri kovacakt›k. YP‹ ile ittifak plan› ilk baflta ifle yarad›. Ancak Halk Hareketi 2 esnas›nda ABD’nin ve Hindistan’›n müdahalesiyle YP‹ kralla anlaflt› ve hükümeti kurdu. Biz de takti¤imizi yeniledik ve gelifltirdik. Bar›fl sürecini kullanarak flehirlere geldik ve örgütlülü¤ümüzü gelifltirerek kral› ve YP‹’yi kovacak yeni bir isyana haz›rlanmaya bafllad›k. Bu isyan› flehirlerde gerçeklefltirece¤iz. Demokratik cumhuriyet slogan›n›
Demokratik cumhuriyet slogan›n› at›yoruz. Ancak bu cumhuriyet öz olarak yeni demokratik cumhuriyettir. Her fley planland›¤› gibi gitse ve kral›, YP‹ ile kovsak dahi yeni kuraca¤›m›z devlet yeni demokratik iktidar olacakt›r.
kurtuluflunun yolunu gördü, düflman›n›dostunu tan›d›. Maoistler darbe alsa da bu halk özgürlük için harekete geçmekten çekinmeyecektir.”
Maoistler masaya de¤il, halka ve silaha güveniyor! Nepal’deki sürecin birebir içinde yer alan bu iki ayd›n›n anlat›mlar› Nepal’deki tabloyu daha iyi anlamam›z› sa¤lamaktad›r. Gerek bu bütünlüklü ve genel fikirler gerek sohbet etme imkân› buldu¤umuz NKP (Maoist) temsilcileri gerekse de kendi gözlemlerimiz baz› konularda netleflmemize yard›mc› oldu. Nepal’e gelmeden önce baz› soru iflaretlerine sahiptik. Örne¤in bar›fl görüflmeleri politikas›n› ve son darbeyi flehir hareketiyle vurmaya verilen önemi yorumlarken baz› eksik halkalar olufluyordu. Ülkenin % 80’i ellerindeyken ve baflkenti çevirmiflken son müdahalenin neden erken vurulmad›¤›n› uzaktan anlamak çok zor. Ancak ayd›nlar›n da vurgulad›¤› gibi iki nokta
devlet de k›rsal›n derinliklerine giremiyor. Bu da son darbenin askeri aç›dan da bir flehri kuflatmaktan daha kapsaml› bir hal ald›¤›n› gösteriyor. ‹flte NKP(Maoist) bu gerçekli¤e iflaret ediyor. Nepal’in özgünlü¤ü derken bu durumu vurguluyor. Komünistler bar›fl süreci ile flehirlere ak›n ediyor ve yo¤un kitle çal›flmas›, somut politikalar ve net bir duruflla flehirdeki kitlelerin, ayd›nlar›n, orta s›n›flar›n deste¤ini kazan›yor. 8 Ekim’de gerici, kral yanl›s› bir gazetenin internet sitesindeki seçim anketinde dahi NKP(Maoist) birinci gözüküyor. Ancak temel sorun bu kitlelerin örgütlenmesi ve kitleler içinde öne ç›kan bireylerin devrimci dönüflümünün sa¤lanmas›d›r. ‹flte Maoistler bar›fl görüflmeleri takti¤ini bu flekilde kullan›yorlar ve yeni bir isyana haz›rlan›yorlar. NKP(Maoist)’in birçok kadro ve üyesi bar›fl görüflmeleri süreci ile a盤a ç›km›fl durumda. Ancak partinin önemli bir bölümünün halen illegal
at›yoruz. Ancak bu cumhuriyet öz olarak yeni demokratik cumhuriyettir. Her fley planland›¤› gibi gitse ve kral›, YP‹ ile kovsak dahi yeni kuraca¤›m›z devlet yeni demokratik iktidar olacakt›r. Çünkü son halk hareketinin ard›ndan kral›n ordusunun morali çökmüfl vaziyette. Kral› kovdu¤umuzda bu ordu da yok edilecek. Ard›ndan zaten silahlar bizim elimizde. Halk da arkam›zda. YP‹’yi tasfiye etmek zor olmayacak. Ayr›ca flöyle bir durum da var. Biz baflkenti asker zoruyla iflgal etti¤imizde ABD emperyalizminin ve Hindistan yay›lmac›l›¤›n›n do¤rudan iflgaline u¤ramam›z yüksek bir olas›l›k. Biz bu sürecin sonucunda bar›flç›l bir hareketle iktidara gelirsek de bu güçler ülkemizi iflgal edebilir. Ancak o zaman hem ulusu birlefltirerek iflgale direnmek mümkün olur hem de yaln›zca partinin olanaklar›yla de¤il devlet iktidar›n›n tüm olanaklar›na ve kaynaklar›na sahip olarak savaflabiliriz.” Devam Edecek
20 Ekim-2 Kasım 2006
20
59
Kitle örgütlerinde çal›flma anlay›fl›m›z ve tarz›m›z nas›l olmal›d›r? -3S›n›f bilinçli proleterler bir yandan “ge- sinin önündeki en büyük engeldir. nel olarak halk›n, özel olarak iflçi s›n›f›n›n Ülkemizde ›rkç›l›k politikas›n›n da gelip flartlar›n› iyi hale getirmeye yarayan talep- geçici bir olgu olmamas› egemen s›n›flar›n leri” savunup, desteklerken ve bunun müca- kal›c› ve sürekli bir devlet politikas› olmas›, delesini devrimin politik talepleriyle birlefltir- komprador burjuvazinin emperyalizme bameye, ona tabi hale getirme mücadelesi ola- ¤›ml› ve siyasi bak›m›ndan geri olmas› ve ferak örgütlerken; di¤er yandan demokrasi için odalizmin varl›¤›ndan kaynakl›d›r. Tutarl› bir mücadeleyi de örgütlemekten geri durmaz. burjuva demokrasisi olmufl olsa Türk ›rkç›l›Bizim gibi Burjuva Demokratik Devri- ¤›na sürekli ve kal›c› bir flekilde baflvurulmi’ni tamamlamam›fl emperyalizme ba¤›ml›, mazd›. yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde, s›n›f biDolay›s›yla gerek demokrasi mücadelelinçli proleterler kitleleri demokrasi mücade- sinde olsun, gerekse ›rkç›l›¤a karfl› verilen lesine aktif olarak katmak için her türlü çaba- mücadelede olsun at›lacak her ad›m, örgütley› gösterir. Burjuva-feodal sistemin sömürü necek her eylemlikte demokrasi mücadelesini ve bask› sistemine karfl› daha ileri düzeyde devrim mücadelesinin güçlü bir bilefleni halisavaflmak için kitleleri demokrasi mücadelesi içinde e¤itmeye, uyand›rmaya çal›flarak, bu S›n›f bilinçli promücadeleyi devrim leterler demokrasi mücadelesinin bir parsorununu her ças› haline getirmeye zaman politik çal›fl›r. mücadelenin ve S›n›f bilinçli proledevrim sorununun terler demokrasi sorununu her zaman politik bir parças› olarak mücadelenin ve devele al›r. Ve belirtir rim sorununun bir parki, Marksizmças› olarak ele al›r. Ve Leninizm-Maoizm belirtir ki, Marksizmbiliminde s›n›flarLeninizm-Maoizm bidan ve s›n›fl› toplum liminde s›n›flardan ve s›n›fl› toplum gerçekligerçekli¤inden ¤inden “soyut-genel” “soyut-genel” bir bir demokrasi yoktur, demokrasi yoktur, olamaz da. “Kimin olamaz da. için nas›l bir demokrasi?” temel sorusunu sorarak demokrasi sorununa yaklafl›r. Nas›l ki soyut insan haklar›, soyut özgürlük yoksa; ne getirme perspektifiyle hareket edilmelidir. ayn› zamanda soyut ve herkes için, bütün s›- Kürt ulusuna yönelik milli bask› politikas›nn›flar için tek bir demokrasi yoktur. Burjuva da -keza baflta Kürt ulusuna yönelik olmak demokrasisi oldu¤u gibi proleter demokrasisi üzere az›nl›k milliyet ve inançlara yönelik de vard›r. Her demokrasinin ayn› zamanda bi- ›rkç›l›k politikas›nda- demokratik haklar elde rer diktatörlük oldu¤u gerçekli¤ini asla göz- etme, var olan haklar› koruma mücadelesinden uzak tutmadan soruna yaklafl›lmal›d›r. de, katliamc›lara, çete bafllar›na, katillere yöSömürücü s›n›flar y›llard›r iflçi s›n›f›n› ve nelik protesto eylemliliklerinde her türlü özhalk› aldatmak için hemen her toplumsal so- gürlük ve demokrasi talebini devrim talebine run karfl›s›nda “Demokrasi ve insan hakla- ba¤›ml›, devrim sorununun çözümünün bir r›”ndan, “hukukun üstünlü¤ü”nden, “hu- parças› olarak ele almak gerekir. Bu anlay›fla kuk devleti”nden dem vurur. Onlar›n en faz- uygun propaganda ve ajitasyon çal›flmas›n› la ve en s›k kulland›¤› demokrasi, insan hak- örgütlemek, bu politikaya ve gerçekli¤e uylar›, hukukun üstünlü¤ü gibi kavramlar, halk› gun slogan ve fliarlar belirlenmek zorundad›r. azg›n sömürü içinde sefalete mahkûm etmek, Unutmamak gerekir ki bizim gibi yar›onlar› bask› alt›nda tutmak için kullan›l›r. Bu sömürge, yar›-feodal ülkelerde devrimi sözlerin kocaman bir yalan oldu¤unu yoksul- gerçeklefltirmeden, ne demokrasi, ne özlu¤u ve ac›y›, zulüm ve bask›y› yaflayan her- gürlük, ne de ›rkç›l›k sorunu gerçek ankes çok iyi bilir. lamda kal›c› olarak çözülemez. Bundand›r Çünkü bizim gibi ülkelerde “demokrasi- ki s›n›f bilinçli proleterler, faflist devletin gernin” komprador karakteri oldu¤u gibi feodal çekli¤ini, politik uygulamalar›n› teflhir ederbir karakteri de vard›r. Burjuva demokrasisiy- ler, bu teflhir politikas›n› kitleleri örgütlemek le feodalizmin k›rbac› daima kolkolad›r. Bu için kitlelere yönelik propaganda ve ajitasyon onun burjuva demokrasisini dahi uygulaya- çal›flmas›n›n birer parças› haline getirirler. mamas›na neden olmaktad›r. Bu gerçekli¤in Örgütlenen protesto eylemliklerinde en etkin di¤er bir yan› da burjuvazinin komprador ni- bir flekilde propaganda ve ajitasyon silah›yla teli¤idir, ki emperyalizmle olan göbek ba¤› yer al›rlar. ve geri b›rakt›r›lm›fl yap›s› burjuva demokraUnutmamak gerekir ki, s›n›f bilinçli pro-
leterlerin olmad›¤›, zay›f kald›¤›, yetersiz ve eksik hareket etti¤i her yerde ya egemen s›n›flar ya da reformcu burjuvazi ve küçük burjuvazi var olacak ve örgütlenecektir. Zaferi sa¤lanm›fl bir devrim gerçekleflmedikçe ne özgürlük ve demokrasi, ne de insanca bir yaflam olmayacakt›r. Kitle çal›flmas›nda “reformlar ve k›smi demokratik kazan›mlar için mücadele” anlay›fl›m›z nas›l olmal›d›r? S›n›f bilinçli proleterler her türlü ekonomik-demokratik hakk›n elde edilmesi, var olan haklar›n korunmas›, savunulmas›, çal›flma ve sosyal yaflam›n iyilefltirilmesi, k›saca her türlü reform talepli yürütülen, örgütlenen mücadeleden yararlanarak, bu mücadele içinde yer alarak, kitlelerin devrimci bilincini ve devrimci savafl›m›n› gelifltirmeyi de ö¤renmelidir. Kitlelere dayanmayan, kitlelerin kendili¤inden hareketine hiç önem vermeyen, kitlelerin kendili¤inden mücadelesinin uza¤›nda, d›fl›nda ve kitlelere ra¤men “devrimcilik yapanlar›n” kendili¤indencilik (kendili¤indencilik burjuva bak›fl aç›s›d›r) bak›fl aç›s›ndan kurtulamayaca¤› bir gerçektir. Kendili¤indencilik sadece kitle kuyrukçulu¤undan ileri gelmez, ayn› zamanda kitlelerin kendili¤inden hareketine önem vermeyerek, “devrimcilik” yapanlar›n bak›fl aç›s›d›r. Bu bak›fl aç›s› g›das›n› burjuva ideolojisinden almaktad›r. Reformistlerle s›n›f bilinçli devrimciler, keza oportünistlerle s›n›f bilinçli proleterler aras›nda önemli ayr›m konusu olan “kitle mücadelesi ve kitlelere önderlik sorunu”nda Marksist -Leninist- Maoist düflünce ve pratik durufl aç›k ve anlafl›l›r düzeyde reformizmden farkl›d›r. Kitle mücadelesinin niteli¤ini ve yönünü çözümleyerek mücadeleye önderlik etme görevi baflar›l›r. Bu konudaki her kavray›fls›zl›k devrimci görevin yerine getirilmesini sekteye u¤rat›r. ‹flçilerin ücret art›fl›, çal›flma ve yaflam koflullar›n›n iyilefltirilmesinde, grev ve toplu görüflme taleplerinde ortaya konan iradelerinde, sendikal haklar›n›n korunmas›nda, özellefltirme ve sendikas›zlaflt›rmaya karfl› ortaya konan küçük ve büyük çapl› mücadele içinde yer alarak, bu mücadelenin niteli¤i, özellikleri do¤ru tarzda kavran›r, kavrand›kça etkilemeye, örgütleme ad›mlar› at›lmaya, devrimci tarzda do¤ru bir yön vermeye çal›fl›l›r. ‹kinci olarak, s›n›f bilinçli proleterler görev ve sorumluluklar›n› salt destek, dayan›flma, protesto gibi dar eylem biçimleriyle s›n›rlayamazlar. Bunlar yap›lmaz, örgütlenmez
demiyoruz; ancak devrimci görev ve sorumluluk salt bu flekilde s›n›rland›r›lamaz. S›n›f bilinçli proleterler salt “destekçi-dayan›flmac›” olamazlar. Onlar s›n›f bilinçli proleterler olarak, önder ve öncü olmak gibi zor ve onurlu bir görevle yükümlenmifllerdir. ‹flçi s›n›f›n› örgütlemek, harekete geçirmek, politik iktidar mücadelesi u¤runda bilinç ve hareketle örgütlemek, do¤ru tarzda önderlik etmek gibi a¤›r ve ciddi görevleri vard›r. Uzun, sab›rl› ve zahmetli bir proleter çal›flma yürütmek asli görevi onun tayin edici görevidir. O görevini asla dayan›flmac›-destekçi gibi ikincil, üçüncül görevle darlaflt›ramaz. Bu tarzda mücadeleyi esas mücadele biçimi haline getirme gibi artç› bir pozisyona düflemez. Bugün kitleleri kendi sorunlar› etraf›nda örgütleme, onlar›n devrimci inisiyatifini a盤a ç›kar›p harekete geçirme yerine, küçük gruplar halinde salt protesto, destek ve dayan›flmayla s›n›rlayan ve giderek bu tarz mücadeleyi esas mücadele biçimi haline getirip kendi öncü görev ve sorumlulu¤unu destekçi-dayan›flmac›-protestocu derekesine düflüren reformist anlay›fltan öz itibariyle ayr›lmaktad›r. Gerek destek, dayan›flma ve protesto amaçl› görevler yerine getirilirken, gerekse toplumsal politik geliflmelere iliflkin ortaya konan protesto amaçl› eylemlikler örgütlenirken, as›l amaç ve görevden sapmadan, ondan uzaklaflmadan bu tür eylemlikler örgütlenmelidir. Yoksa bütün görev ve sorumlulu¤un bu türden destek-dayan›flma-protesto tarz› eylemliklerle örgütlenmesi olarak kavranmas› durumunda s›n›f bilinçli proleterler asli görevleri olan s›n›f› örgütlemekten, s›n›fa öncülük yapmaktan uzaklaflm›fl olurlar. Bu durumda, iflçi s›n›f› baflta olmak üzere emekçilerin, ezilenlerin örgütleme görevini unutmaya, ihmal etmeye dek varan, farkl› bir burjuva sapma içine girilmifl olunur. Oysa gerek Çin Devrim prati¤inde gerekse Rusya Devrim prati¤inde ve gerekse Kaypakkaya yoldaflta bu soruna iliflkin aç›k, berrak, devrimci bir bak›fl aç›s› ve proleter bir durufl ve tav›r vard›r. Reformistlerle proleter devimciler, ekonomistlerle proleter devrimciler aras›ndaki farkl›l›klar ve y›llara varan, uzun süre devam eden sert tart›flmalar tam da bu konuya iliflkin yaklafl›mla ele al›nm›fl ve örgütleme sorunu netlefltirilmifltir. Bak›n Lenin yoldafl tasfiyecilerle, ekonomistlerle, reformizmle proleter devrimci anlay›fl aras›ndaki bilinç ve görev farkl›l›¤›n› nas›l ortaya koymaktad›r. “Sözümüzü sürdürelim. Proletarya ekonomik savafl›m› sürdürmeli mi? Kesinlikle evet!” “Pravdac›lar, Rusya’n›n dönüflümü sorununda iflçi s›n›f›n›n ç›karlar›n› savunarak Marksist ve proleter bir siyaset izliyorlar. Pravdac›lar, reform olas›l›klar›n› ciddiye alm›yorlar, görmezlikten mi geliyorlar? Bu soru, gerçeklere de¤inilerek kolayl›kla yan›tlanabilir. Düfllenmeyen, bir gerçek olan sigorta reformunu al›n. Herkes görüyor ki Pravdac›lar, buna, tasfiyecilerden on kat daha güçle sar›lm›fllard›r…
21
59 Grevler s›ras›ndaki iktisadi savafl›m›n “k›smi istekleri”ni al›n. Herkes biliyor ki, Pravdac›lar, düfllenmeyen, gerçek bir kampanyay› bin kat daha güçlü ve bin kat daha yo¤un bir biçimde yürütüyorlar. E¤er reformlardan yararlan›lmas›n› ve k›smi iyilefltirmeleri yads›yan bir grup var olsayd›, biz o gruba kat›lamazd›k. Çünkü bu iflçilere zarar veren ve Marksist say›lamayacak bir siyaset olurdu.” (Lenin, Tasfiyecilik Üzerine, Syf. 285) Keza Çin Devrim prati¤ine bak›ld›¤›nda da devrim ve örgüt bilincimizi yükseltmek için muazzam derecede devrimci deneyimler mevcuttur. “Kitleleri siyasi ve iktisadi mücadelele-
rinde yönetirken, onlar›n ayn› zamanda siyasi bilinçlerini yükseltmeli, güven ve azimlerini gelifltirmeliyiz” “Tecrübelerimizden ç›kard›¤›m›z ders, her günkü iktisadi mücadeleyi siyasi mücadeleyle kaynaflt›rmakt›r. Kitlelerin günlük mücadeleleriyle ilgilenmezsek onlardan kopar›z. Kitlelerin bilincini, günlük iktisadi mücadelelerden hareket ederek gelifltirmeliyiz. Hayat flartlar›n›n düzeltilmesi mücadelenin sonucudur. Ancak emperyalizm ve Çan Kay-flek devrildi¤inde hayat flartlar›n›n de¤iflece¤ini kitlelere kavratmal›y›z.” (ÇKP belgelerinden) Yap›lan bu al›nt›lardan da anlafl›laca¤› gibi s›n›f savafl›m›nda en büyük gerilik ve en-
PUSULA Kitle içinde çal›flma yöntemlerimize dair… ‹lk olarak flunu belirtmek gerekir ki, örgütlemede izlenmesi gereken ilke; “en ileri bölgede en ileri kesim baflta olmak üzere örgütleme çal›flmas›na giriflilmelidir” olmal›d›r. Bu yüzden en ileri kesim baflta olmak üzere kitlelerle birleflilmelidir. Kitlelerin gerçek ihtiyaçlar›na ve sorunlar›na göre hareket edilmelidir. Kendi kafam›zdaki düflünce, öneri ve planlar› onlar ad›na, onlar için, onlar›n iste¤i, ihtiyac› ve sorunu olarak gösterip, onlar ad›na karar vererek de¤il, onlar›n gerçek sorunlar›na -karfl›laflt›klar› ve çözümsüz kald›klar› sorunlar›nave isteklerine uygun hareket edilmelidir. Bu ilke “kitlelerden kitlelere” fleklinde formüle edilen materyalist bilgi teorisidir. Bu ilke baflar›l› olarak kavran›l›p, uyguland›¤›nda materyalist bilgiye, karanl›klar› parçalayacak ayd›nl›¤a o kadar h›zl› ve do¤ru yaklafl›lm›fl olunur. Kitle çal›flmas›nda s›n›f bilinçli proleterler halk› sevmeli, onlar›n istem ve taleplerine dikkatle kulak vermelidir. Her yerde kendisini kitlelerin bir parças› oldu¤unu gösterecek tarzda çal›flmal› ve yaflamal›d›r. Onlar›n bir parças› gibi do¤al olunmal›d›r. Asla kendini halktan üstün tutmak gibi ahmakça bir küçük burjuva kibirlili¤e kap›l›nmamal›d›r. Kitlelere ba¤›r›p ça¤›rmak, azarlamak gibi küçük burjuva sekterizmine düflülmemelidir. Alçak gönüllülü¤ü proleter erdemin bir parças› olarak benimseyip hareket edilmelidir. Kitle örgütlerinde izlenmesi gereken ilke flu olmal›d›r. “Afla¤› tabakalarla birlik, orta tabakalar› kazanmak ve yüksek tabakalar› bölmek. Yüksek tabakalar› bölmek için, yüzde yüz gericilerle, daha az gerici olanlar› birbirinden ay›rmal›y›z.” Her devrimci çal›flma kendi yöntem ve araçlar› konusunda yarat›c› ve esnek olmal›d›r. “Sosyal tabakalar› teflkilatlamak için, mümkün olan legal flartlardan en genifl flekilde istifade edilmelidir. Bu çeflit legal teflkilatlar›n bafll›calar› flunlard›r: ‹flçiler için sendikalar, ö¤renci federasyonlar›, ö¤retmen federasyonlar›. Bütün bu teflkilatlar›n
içinde mümkün oldu¤u kadar yürütme kurullar›n› ele geçirmeliyiz.” (ÇKP belgelerinden) Kitle örgütlerindeki çal›flma sab›r, dikkat ve fedakârl›k ister. K›sa bir sürede, küçük çapl› bir emek sonucu her fleyin baflar›lamayaca¤›, amaçlananlara ulafl›lamayaca¤› kavranmal›d›r. Kitle örgütlerinde devrimci çal›flma birkaç devrim ve parti taraftar›yla yürütülen s›n›rl› dar bir grup çal›flmas› da de¤ildir. Yüzünü dar bir kesime çevirip, s›rt›n› kitleye dönen anlay›fl, kitle örgütlerinde devrimci çal›flma yürütmeyi bilmiyor demektir. Kitle örgütlerinin amac›na uygun tarzda kitlelere yönelik, onlar›n yaflad›klar› sorunlara yan›t olan, onlar› bilinçlendirmeyi, e¤itmeyi, birlefltirmeyi, ayd›nlatmay› amaçlayan, onlar›n anlayabilece¤i tarzda propaganda ve ajitasyon yap›lmal›d›r. Sempatizan kesime yap›lan propaganda ve ajitasyon gibi ele al›nmamal›d›r. Dil, anlat›m, vurgular, örnek ve benzetmeler tamamen somut yaflam›n içinden, onlar›n rahatl›kla anlayabilece¤i tarzda olmal›d›r. Kitle çal›flmas› sinirli, sab›rs›z, aceleci, sekter, hotzotçu, kibirli unsurlar›n çal›flma yapaca¤› bir alan de¤ildir. Bunlar iyi bir ö¤ütücü olur, da¤›t›c› olur, e¤itici olamaz. Bu unsurlar, ne do¤ru bir devrimci çal›flma yürütüp, Proletarya Partisi’nin kitle politikas›n› prati¤e uygulayabilir, ne de en ileri kesimi örgütleyip, toparlayabilir. Devrimi gerçeklefltirmifl ülkelerde s›n›f bilinçli proleterler birçok farkl› kurumlarda ve örgütlerde çal›fl›p, illegal örgütlenmelerini örtecek, onlar› gizleyecek, düflman taraf›ndan a盤a ç›kmas›n› engelleyecek, genifl ve güçlü bir kitle perdesi yarat›rlar. Çinli komünistler legal olanaklardan en iyi ve en genifl flekilde faydalanmak için bak›n ne tür yöntemlere baflvurmaktad›rlar. “Kuomintang yönetimi bilgi sahibi olmadan, sendika yöneticilerini tutuklad›. Kitleleri kand›rmak için tatl› yol kulland›lar. Bizlere komünist olup olmad›¤›m›z sordular. Buda heykelinin önünden geçerek, ÇKP’nin üyesi olmad›¤›m›za dair yemin ettik.” Kitlelerin ekonomik-demokratik müca-
20 Ekim-2 Kasım 2006
gel, kavray›fl›m›zda ve uygulamam›zda yaflanmaktad›r. Çin’de Demokratik Devrim savafl›m›nda bir yandan Halk Savafl›’n›n omurgas› olan gerilla savafl›nda muazzam düzeyde geliflme ve ilerleme sa¤lan›rken, ayn› zamanda flehir çal›flmas›nda gizlilik kurallar›ndan asla ödün vermeden, k›rdaki silahl› mücadeleye tabi olma perspektifinden bir an olsun bile sapmadan, baflta iflçi s›n›f olmak üzere en genifl kesimler içinde kitle çal›flmas› yürütülmüfltür. Halk›n yaflam›n› iyilefltirme mücadelesine (günlük yaflam›n birçok prati¤inde bu konuya iliflkin örnekler verilebilir) kat›lmayan, onlara politik bilinç tafl›may› hedeflemeyen bir düflünce ve çal›flma, proleter devrimci bir düflünce ve çal›flma ola-
maz. Gecekondu y›k›mlar› yaflanmaktad›r. Çeteleflme, mafyalaflma, fuhufl ve uyuflturucu ticareti ve bunun y›k›c›, yozlaflt›r›c› sonuçlar› soka¤›n, semtin ve emekçilerin günlük yaflam›nda önemli bir yer iflgal etmektedir. Gerek semtlerde, gerekse ifl ve çal›flma yaflam›nda örgütlenen eylemliklerde, büyük flehirlerde en yoksul yaflama mahkûm edilen yoksul Kürt emekçilerine yönelik ›rkç› faflist sald›r›lar karfl›s›nda gücümüz s›n›rl› olsa bile yerimizi almal›y›z. Kitlelerin irade ve düflüncesinin, inisiyatifinin yans›mad›¤› her çal›flma kitlelere ra¤men, kitleler ad›na yap›lan küçük burjuva çal›flmad›r. Kitleleri sorunun ve mücadelenin sahibi ve öznesi yapmay› amaçlayan çal›flma proleter devrimci çal›flma olur. Devam edecek
delelerinde onlar›n politik bilinçlerini yükseltmek, güven vermek, azimlerini gelifltirmek gerekir. Örgütlenecek mücadelenin amac›nda sadece ücret art›fllar›, k›smi baz› haklar›n elde edilmesini sa¤lamakla s›n›rl› hareket edilmez. S›n›f bilinçli proleterler, ekonomik haklar›n elde edilmesi, halk›n yaflam›n› iyilefltirici haklar için de mücadele ederler; ancak onlar›n politik bilinçlerini yükseltme hedefinden, devrim için bilinçlerini gelifltirme amac›ndan asla vazgeçmezler. S›n›f savafl›m›n›n tarihi ve güncel tecrübelerinden ç›kar›lan ders, her günkü ekonomik mücadeleyi siyasi mücadeleyle kaynaflt›rmakt›r. Kitlelerin günlük mücadeleleriyle, sorunlar›yla ilgilenilmezse onlardan kopulur. Kitlelerin görünüflte politik olmayan, ancak özünde politik olan günlük dönemsel her sorununa kafa yorup, ilgilenmek, mücadelelerine yan›t olmak için önderlik etmek s›n›f bilinçli proleterlerin görevidir. Kitlelerin bilincinin, günlük ekonomik-demokratik mücadelelerden hareket ederek gelifltirilece¤i asla ak›ldan ç›kar›lmamal›d›r. Oysa bu konuda farkl› düzeylerde yaflanan yanl›fl anlay›fllar mevcuttur. Bu konuda ileri bilinç ve çal›flman›n olufltu¤unu, yarat›ld›¤›n› söylemek mümkün de¤ildir. Halk›n yaflam koflullar›n›n düzeltilmesi mücadelesi onlar›n politik bilincini yükseltme mücadelesiyle birlefltirilmelidir. Ancak devrimci savafl›m›n örgütlenmesiyle, egemen s›n›flar›n alt edilmesiyle yaflam flartlar›n›n de¤iflece¤i, de¤iflimin kal›c›lafl›p, güvence alt›na al›naca¤› kitlelere kavrat›lmal›d›r. Koflullara, ortaya konan taleplere, kitle hareketinin geliflimine uygun bir flekilde ekonomik mücadeleyi politik mücadeleyle birlefltirmek, baz› zamanlarda ise politik mücadeleyi yeniden iktisadi mücadele haline dönüfltürmek gerekir. Bu konuda ak›ll›, öngörülü, geliflmeleri, koflullar› ve talepleri göz önüne alan bunlara dikkate eden bir yaklafl›m gelifltirilmelidir. fiiar›m›z “s›n›f mücadelesini sonuna kadar götürelim” olmal›d›r. Proletaryan›n devrim ö¤retisi, ücretlerin art›r›lmas›, yaflam ve çal›flma koflullar›n›n iyilefltirilmesiyle s›n›rl› bir ö¤reti de¤il, aksine Demokratik Devrimi gerçeklefltirme ö¤retisidir. Demokratik Halk Devrimi için çal›flmakt›r. Bugünkü mücadelemiz de en genifl halk›n deste¤ini kazanmak için sürekli bir flekilde, bask› ve sömürünün olmad›¤›, burjuva–feodal sistemin y›k›lmas› için propaganda ve ajitasyon çal›flmas› yürütül-
melidir. Nas›l ki ekonomik mücadelenin politik mücadele ile birlefltirilmesi önemliyse bunun baflar›lmas› için kafa yorup, sorunun üzerinde ciddiyetle durulmas› gerekiyorsa ayn› zamanda legal politik mücadele ile illegal politik mücadele, legal aç›k mücadele ile gizli mücadele de birlefltirilmelidir. Halk›n ekonomik ve politik mücadelesinin birbiriyle olan iliflkisi güçlendikçe politik mücadele için sa¤lam bir temel yarat›lm›fl olur. Bütün bunlara ulaflmak için ak›ll›, dikkatli, halk›n ve devrimin ç›karlar›n› gözetir bir flekilde hareket etmeliyiz. Sab›rs›z, anl›k, bütünü ve ileriyi düflünmeyen, kolektifle uyuflmayan hareketlerden kaç›nmal›y›z. Kitlelerin güvenini, destek ve sahiplenmesini kazanmak için çal›flmada halk›n ç›karlar›n› gözetecek, benimseyecek, herkes taraf›ndan kabul edilebilecek fliarlar ortaya at›lmal›d›r. Bu fliarlar etraf›nda propaganda ve ajitasyon çal›flmas› yürütülmelidir. Kitle örgütlerinde yanl›fl kavray›fl ve çal›flma tarz› sonucu k›sa sürede deflifre olunur, a盤a ç›k›larak, düflman›n dikkat ve ilgisi toplan›r. Ö¤renci derneklerinde, kampüs ve kafeteryalar›nda, iflçi sendikalar›nda, ifl yerlerinde, yöre ve çevre derneklerinde bir avuç, s›n›rl› say›da devrimcinin küçük gruplar halinde sohbet edip hareket ettiklerine, belli ve dar say›da insanlar›n bir araya gelip, “devrimci çal›flma” yapmas›na(!) s›kça rastlan›r. Halk›n yaflad›klar›, karfl› karfl›ya kald›klar› sorunlar onlar› ilgilendirmez. ‹flçilere, kamu emekçilerine, köylülere, ö¤rencilere s›rtlar›n› döndükleri gibi onlar›n sorunlar›na da s›rtlar›n› dönmektedirler. Yeni ö¤rencilerin varl›¤›, yeni iflçilerin varl›¤› onlar›n dikkat ve ilgisini çekmez. Onlar, belli say›da devrimcinin bir araya gelip, çal›flma (sohbet ve zaman geçirmek) yürütmesini yeterli ve do¤ru bulmaktad›r. Ne do¤ru bir kitle anlay›fl›na, do¤ru bir propaganda ve ajitasyon anlay›fl›na sahipler, ne do¤ru bir illegalite anlay›fl›na ve kavray›fl›na sahipler. Bu fukara ve zavall› esnaf çal›flma tarz› y›llard›r devrimci hareketin bafl›na bela olan geri, sekter ve gelifltirici, ilerletici olmayan k›s›r bir döngü içinde dönen bir çal›flma tarz› olarak görülmelidir. Okullarda, fabrikalarda, sendikalarda, derneklerde, kitle örgütlerinde do¤ru bir kitle çal›flmas› yürütmek, ayn› zamanda yeni militanlar›n kazan›lmas›, Proletarya Partisi’nin yeni genç, dinamik militanlarla güçlendirilmesi demektir.
22
20 Ekim-2 Kasım 2006
59
Güney Asyal› Maoistler 4. konferanslar›n› gerçeklefltirdiler Güney Asya Maoist Parti ve Örgütler Koordinasyon Komitesi (CCOMPOSA) 4. Konferans›n› A¤ustos ay›nda baflar›yla gerçeklefltirdi¤ini dünya halklar›na ilan etti. Güney Asya’daki silahl› devrim mücadelesine önderlik eden dokuz Maoist parti (Purba Bangla Proletarya Partisi-Bangladefl, Bat› Bengal Komünist Partisi (Marksist-Leninist) (K›z›l Bayrak)-Bangladefl, Bangladesher Samyobadi Dal (Marksist-Leninist)-Bangladefl, Butan Komünist Partisi (Marksist-Leninist-Maoist), Hindistan Komünist Partisi (Maoist), Hindistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist) Naksalbari, Hindistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist-Maoist), Nepal Komünist Partisi (Maoist), Seylan Komünist Partisi (Maoist)) CCOMPOSA üzerinden hem bölgedeki Maoistler aras›ndaki iliflkilerin geliflmesi hem de ABD emperyalizmine ve Hindistan yay›lmac›l›¤›na karfl› direniflin güçlenmesi için mücadele ediyor. 18 A¤ustos’ta yay›nlanan bildiride bu konferans›n dünya haklar›n›n en büyük düflman› ABD’nin ve onun uflaklar›n›n ezilen kitlelere sald›r›lar›n› dünya çap›nda yo¤unlaflt›rd›¤› bir dönemde gerçeklefltirdi¤i belirtilmekte. Buna ra¤men Irak ve Afganistan halklar›n›n kahramanca direnifli sayesinde ABD, bu ülkelerde batakl›¤a saplanmakta ve ABD taraf›ndan desteklenen Siyonist katillere karfl› Filistin ve Lübnan halk› savaflmaya devam etmektedir. Güney Asya’da ise ABD emperyalizmi ve Hint yay›lmac›l›¤›n›n bir yandan Nepal’de yeni zaferler kazanan Yeni Demokratik Devrimi bast›rmak için gizli çal›flmalar yapt›¤›, öte yandan ise Hindistan ve Bangladefl’te devrimin kahraman o¤ul ve k›zlar›n›n faflizm taraf›ndan katledildi¤i vurgulanmaktad›r. Bildiride CCOMPOSA’n›n 2 y›l önceki konferans›ndan bu yana bölgede 1300’den fazla Maoistin devrim u¤runa flehit düfltü¤ü belirtilerek bu flehitlerin önünde sayg›yla e¤ildi¤i de aç›klanmaktad›r. Konferans›n ard›ndan yay›nlanan siyasi önergede ise emperyalizmin dünya halklar›-
Güney Asya Maoist Parti ve Örgütler Koordinasyon Komitesi (CCOMPOSA) 4. Konferans›n› A¤ustos ay›nda baflar›yla gerçeklefltirdi¤ini dünya halklar›na ilan etti.
na yönelik askeri, siyasi, ekonomik, kültürel sald›r›lar›n›n yo¤unlaflt›¤› ve özellikle 11 Eylül’ün ard›ndan “teröre karfl› savafl” ad› alt›nda devletlerin faflizan yönlerinin koyulaflt›¤› belirtilirken bunun nedeninin emperyalizmin içinde bulundu¤u ekonomik kriz oldu¤u vurguland›. Ard›ndan geliflmemifl ülkelerde yoksullu¤un artt›¤› vurgulan›rken bunun nedeni olarak da emperyalist-komprador ya¤ma politikalar› gösterildi. Emperyalizme karfl› halk›n artan öfkesinin ancak Maoistler önderli¤inde devrime kanalize edilebildi¤inin vurguland›¤› aç›klamada aksi halde devrimin revizyonist ve burjuva önderlikler alt›nda geriledi¤i belirtildi. Emperyalizme karfl› direniflin en yo¤un verildi¤i iki bölge olarak Ortado¤u ve Güney Asya örnek verildi. Irak ve Afganistan’da ABD’nin, Lübnan ve Filistin’de ise ABD’nin deste¤inde ‹srail’e karfl› halklar›n direndi¤i, Güney Asya’da da Maoistlerin önderli¤inde devrimci mücadelenin yükseldi¤i vurguland›. Ortado¤u’da ‹srail’in, Güney Asya’da ise Hindistan’›n ABD emperyalizminin ç›karlar› do¤rultusunda halklara sald›rd›¤› belirtildi. Aç›klamada Nepal’de Halk Savafl›’n›n yeni bir aflamaya ulaflmas› ve güçlü Halk Kurtulufl Ordusu’nun ülkenin büyük bölümünü kurtarmas› karfl›s›nda ABD’nin do¤rudan siyasi ve askeri müdahalelerde bulundu-
‹ngiltere
Göçmen dayan›flmas› ILPS Avrupa Seksiyonu’nun projesi do¤rultusunda farkl› ülkelerden göçmen örgütlenmelerinin bir araya gelerek çal›flmalar›n› ortak paydada birlefltirmeleri için AT‹K’in de önerisiyle ortak toplum merkezleri iflletme yönlü ad›mlardan biri Londra’da at›ld›. 1 Ekim 2006 tarihinde Türkiyeli, ‹ranl›, Filipinli, Hindistanl› göçmenlerin yo¤un olarak kat›ld›¤› bir aç›l›fl etkinli¤i ile Uluslararas› Göçmenler Dayan›flma Merkezi aç›ld›. Aç›l›fl konuflmas›nda göçmenlik olgusuna, emperyalizmin sald›r›lar›na ve bunun göçmenler üzerindeki yans›malar›na de¤inildi, bu noktada bir araya gelmenin ortak mücadele etmenin önemi bir kez daha vurguland›. Pek çok sanatç› ve müzik grubunun destek sundu¤u etkinlikte, ‹ranl› bir fiair Kürtçe dile getirdi¤i bir fliirini kitleyle paylaflt›. Etkinlikte Göçmen ‹flçiler Kültür Derne¤i, YÇKM, Migrante International (Filipin) mesajlar› ile yer ald›. (AT‹K ‹ngiltere Komitesi)
¤u, Maoistler önderli¤indeki büyük kitle isyanlar›n›n monarfliyi sürekli geriletti¤i, Nepal devriminin bugün kritik bir noktada bulundu¤u ve Nepal halk›n›n parlak bir gelece¤e sahip olaca¤› vurguland›. Hindistan’da iki Maoist partinin birleflmesinin Hint devriminin ilerlemesinde ve Halk Savafl›n›n güçlenmesinde belirleyici oldu¤u, ülkedeki di¤er Maoist partilerin de birleflme konusunda haz›rl›klar yapt›¤›, bunun Hint egemen s›n›flar›nda ve baflta ABD olmak üzere emperyalist efendilerinde panik yaratt›¤› ve egemen haydutlarca Maoistlerin ilk kez bir numaral› iç düflman ilan edildi¤i belirtildi. Bangladefl’te ise Maoistlerin bölünmesine ve devletin yo¤unlaflan sald›r›lar›na karfl›n ülkede Halk Savafl›n›n yükselmesi için Maoistlerin büyük çaba harcad›¤› ve Maoistlerin bölünmelere karfl› birleflerek güçlü bir Maoist hareket olmak için mücadele ettikleri de belirtildi. Butan’da ise filizlenen Maoist hareketin feodal devletin büyük bask›s›na ve Hint devletinin yo¤un askeri y›¤›na¤›na ra¤men güçlendi¤ini ve genifl kitleleri seferber edebildi¤i aç›kland›. Aç›klamada, günümüzde gerçek devrimci güçlerin geliflmesi için koflullar›n oldukça uygun olmas›na karfl›n öznel güçlerin olduk-
ça zay›f oldu¤u belirtilirken buna ra¤men 1976’da Çin’deki geri dönüflün ard›ndan Maoist partilerin güçlerini yeniden art›rmaya bafllad›¤› ve MLM noktas›nda daha kararl› bir birli¤in mevcut oldu¤u vurguland›. Günümüzde dünya çap›nda komünist hareket aç›s›ndan revizyonizmin esas tehlike oldu¤unun vurguland›¤› aç›klamada revizyonizme karfl› kararl› ve uzun süreli bir mücadele yürütmeden devrimi ilerletmenin mümkün olmad›¤›, bununla birlikte dogmato-sekterli¤in de komünist harekette olumsuz etki yaratt›¤› belirtildi. Günümüzde gerçek komünistler aç›s›ndan her zamankinden daha önemli olan›n Marksizm-Leninizm-Maoizmi yarat›c› bir flekilde uygulamak oldu¤u, bunu yaparken de Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin derslerinden faydalanman›n ve iktidar›n silahl› güçle ele al›narak sosyalizme, oradan da komünizme geçmenin önemli oldu¤u vurguland›. Büyük tehditlere karfl›n günümüz dünyas›nda büyük devrimci f›rsatlar›n da mevcut oldu¤u ve bu f›rsatlar› yeni bir aflamaya tafl›yacak cüretin Maoistlerde bulundu¤u aç›kland›. Aç›klama dünya sosyalist devriminin bir parças› olarak CCOMPOSA’n›n Güney Asya’daki farkl› ülkelerde yeni demokratik devrimin geliflmesi ve derinleflmesi için mücadeleyi yükseltece¤i ve Güney Asya’y› devrimin alevden alanlar›na dönüfltürece¤i ilan edildi.
Yunanistan
E¤itimciler polisle çat›flt› Yunanistanl› e¤itim emekçilerinin, ç›kar›lmak istenen yeni e¤itim yasas›n› ve düflük maafllar› protesto etmek için bafllatt›klar› grevin üçüncü haftas›na girildi¤i günlerde, polis e¤itimcilere sald›rarak eylemi da¤›tmaya çal›flt›. ‹lkö¤retim okullar› kapal› kalmas› ve Yunanistan E¤itim Bakanl›¤› önünde protesto gösterisiyle devam eden grev s›ras›nda e¤itimciler Yunanistan meclisine yürümek ve seslerini bu flekilde de duyurmak istediler. Ancak e¤itimcilerin meclise yürüme çabas› polis engeline tak›larak, meclise girmeleri engellenmek istendi. E¤itimcilerin meclise girme konusunda kararl› bir tutum sergilemesi karfl›s›nda ise, polis e¤itimcilere gaz bombalar› ve gaz spreyleri ile sald›rarak, eylemi da¤›tmaya çal›flt›. Meclise giremeyen ö¤retmenler, Atina Politeknik Üniversitesi’ne do¤ru yürüyüfle geçti. Lise ve üniversite ö¤rencilerinin de destek verdi¤i yürüyüflün ard›ndan, Politeknik Üniversitesi önünde konuflmalar yapan ö¤retmenler, hükümetin taleplerini kabul etmemesi halinde greve süresiz devam edeceklerini aç›klad›lar.
Bolivya’da madenciler çat›flt›: 16 ölü
Bolivya’da özel sektöre ba¤l› madenciler 7 Ekim günü Huanuni’de devlete ait bir madenin kontrolünü ele geçirmek isteyince çat›flma ç›kt›. Dinamit ve patlay›c›lar›n kullan›ld›¤› çat›flmada 16 kifli öldü, 60’dan fazla yaral› var. Madenciler patlay›c› ve silahlarla birbirlerine sald›rd›. Çat›flmalar›n bilânçosu a¤›r oldu. 16 madenci öldü, 60’dan fazlas› ise yaraland›.
Geliflmeler üzerine bölgeye güvenlik güçlerini gönderen devlet baflkan› Evo Morales, madenlerden sorumlu bakan ile devlete ait madencilik flirketinin baflkan›n› görevinden ald›. Bölgede madenciler aras›nda flimdilik ateflkes sa¤lanm›fl gözüküyor ancak bölgeye konufllanan güvenlik güçleri her an yeni çat›flmalar olabilece¤i endiflesiyle tetikte bekliyor.
23
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
Politik tutsaklar›n mücadelesi selamland›! Baflkan Gonzalo’ya ömür boyu hapis PERU
Peru Komünist Partisi’nin kurucusu Baflkan Gonzalo (Abimael Guzman), “sivil” mahkeme taraf›ndan ömür boyu hapse mahkum edildi. 1992 y›l›nda yakaland›¤›nda flu anda yürürlükte olmayan “anti-terör” yasalar›na göre yarg›lanan Gonzalo ve yine PKP’nin 11 kadrosu bir y›ld›r sözde sivil mahkemede yarg›lan›yordu. 13 Ekim günü görülen karar duruflmas›nda Baflkan Gonzalo ve Elena Iparraguirre “terörü k›flk›rtmaktan” suçlu bulunarak ömür boyu hapse mahkum oldu. Di¤er san›klar ise 24 ila 35 y›l aras› hapis cezalar› ald›. Guzman’›n yeniden yarg›lanmas›na geçen y›l 26 Eylül’de bafllanm›flt›.
7 Ekim tarihinde ‹ran’dan, Türkiye’den, Filipinler’den ve Hindistan’dan gelen konuklarla tüm dünyadaki politik tutsaklarla dayan›flma amaçl› bir araya gelindi. AT‹K ‹ngiltere Komitesi, Indian Workers’ Association (Hindistanl› ‹flçiler Birli¤i), Migrante International (Filipinler Göçmen Örgütlülü¤ü), Halk›n Fedaileri (‹ran), Özgür Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi ve ‹ranl›lar›n Anti-emperyalist Örgütlülü¤ü taraf›ndan organize edilen geceye ILPS ve Uluslararas› Göçmenlerle Dayan›flma Merkezi (International Migrant Solidarity Centre) de destek sundu. Ayr›ca Etiyopya’dan göçmenler de kendi ülkelerindeki politik tutsaklar› anlatan bir stant ve resim sergisi açt›lar. Etkinlik bir dakikal›k alk›fl ile bafllad›. Sonras›nda Göçmen ‹flçiler Kültür Derne¤i gençleri taraf›ndan Artvin yöresi halk oyunlar› gösterisi sergilendi. Gece, 1988 y›l›nda ‹rlanda’da 18.000 politik tutsaklar›n katledilmesine, Türkiye’de gerçeklefltirilen Ulucanlar ve 19 Aral›k katliamlar›na, Filipinler’de yaklafl›k 700 insan haklar› savunucusunun ve faaliyetçisinin katledilmesine ve bu katliamlar karfl›s›nda gerçeklefltirilen direnifllere de¤inilen aç›l›fl konufl-
Evrensel Bak›fl HANG‹S‹N‹N ELLER‹ TEM‹Z? Soyk›r›m, bir ulusun ve kimli¤inin yok edilmesine, yeryüzünden silinip at›lmas›na yönelik ve uluslar aras› hukukta (burjuva hukukta) da insanl›¤a karfl› olarak kabul edilen siyasi bir suçtur. “‹nsanl›¤a karfl›” esprisi, onun tüm bir ulusu yok etmeye yönelmesinden gelir, ancak bu onun s›n›fsal karakterini/içeri¤ini ortadan kald›rmaz; aksine sömürücü s›n›flar›n ve onlar›n düzeninin s›n›fsal ç›karlar› söz konusu oldu¤unda nas›l en üst düzeyde, burjuva hukuku dahi ayaklar› alt›na alarak vahflileflti¤ini gösterir. Ve soyk›r›m, öylesine bir suçtur ki, ne bir gerekçesi, ne de bir savunusu mümkündür –t›pk› halka karfl› ifllenen tüm suçlarda oldu¤u gibi. Yeryüzündeki tüm de¤erler, zenginlikler bugün emperyalist haydutlar›n hedefine, yeniden ve yeniden paylafl›larak sömürülmesine aç›kt›r. Ancak belki de en ac› olan halk›n ac›lar›n›n, tarihlerinin en kara dönemlerinin sömürülmesi, istismar edilmesidir. Ki böylece hem dünyan›n en haks›z durumundaki emperyalistlerin (ve de onlar›n uflak ve iflbirlikçilerinin) “hakl› ve meflru” bir zeminde hareket ediyor fleklinde alg›lanmas›, hem de ezilen, soyk›r›ma u¤rayan halk kitlelerinin (bu kez baflka bir haydudun yan›nda) bu oyunda figüran rolüne soyundurulmas›, burjuvazinin saflar›na yedeklenmesi sa¤lanmaktad›r. Nitekim son tahlilde, ezenlerin ömrü, ezilenlerin izin verdi¤i kadar de¤il midir? ‹flte ülkemizde b›rakal›m savunulmas›n›, tart›flmaya aç›lmas› dahi tabu olan ve bu durumu yasalarla da sabitlenen Ermeni Soyk›-
r›m› meselesi de bugün TC devleti, Frans›z emperyalizmi ve Ermeni Diasporas› taraf›ndan bu flekilde istismar edilmekte, iç ve d›fl politikan›n bir yede¤i/aleti halinde tart›fl›lmaktad›r. Bu tart›flman›n Ermeni halk›na hiçbir faydas›, geçmiflte yaflad›klar› ac›lar› bir nebze dahi azaltacak bir getirisi yoktur/olamaz da. Zira bu tart›flma “Frans›zlar, Türkler ve Ermeniler aras› bir hesaplaflma de¤il(dir)…” (Nuray Mert–12/10/06) Bu tart›flman›n ikiyüzlülü¤ü, sahtekarl›¤› sürecin bafl›ndan itibaren küçük anekdotlarla hat›rland›¤›nda daha bir aç›kça ortaya ç›k›yor. Türkiye’de Orhan Pamuk, Hrant Dink ve en son Elif fiafak gibi bir dizi burjuva demokrat ayd›n›n “Türklü¤e hakaretin” cezaland›r›lmas›n› içeren 301. maddeyle yarg›lanmas› üzerine bu maddenin tart›flmas› bafllam›flt›. Ard›ndan baflta Fransa olmak üzere özellikle ülkelerinde güçlü Ermeni lobileri olan ülkelerin müdahalesi ve Fransa’da bir hamle ileri gidilerek Sosyalist Parti taraf›ndan Ermeni Soyk›r›m›n› inkar edenlere 5 y›l hapis ve 45 bin Euro para cezas› öngören yasa teklifi verilmesi gündeme geldi. Ve tart›flmalar ve manipülasyonlar da burada koptu… Ülkedeki 301. madde tart›flmalar›n› bir kenara koyarak Fransa’n›n bu tavr›n› iki ayr› zeminde tart›flmak gerekir. Birincisi soyk›r›m› inkar etmenin cezaland›r›lmas›n›n ifade özgürlü¤ü temelindeki tart›flmas›, ikincisi ise emperyalist bir ülke olan Fransa’n›n gerçek yüzü… Yasay› destekleyen Frans›z hukukçular taraf›ndan da ifade edildi¤i gibi; “Soyk›r›m,
mas› ile devam etti. Ayr›ca gecede yer alan ‹ranl› bir politik tutsak, kendi yaflad›klar›n› ve ‹ran’daki politik tutsaklar›n maruz kald›¤› insanl›k d›fl› uygulamalar› anlatt›. Özellikle kad›n tutsaklar›n bu uygulamalar›n onlarca kat daha fliddetlisi ile karfl› karfl›ya kald›¤›na, tecavüzün sürekli kullan›lan bir yöntem oldu¤una de¤indi. Azeri kökenli di¤er iki ‹ranl› flairden biri Türkçe ve Farsça fliirlerini kitleyle paylafl›rken flair bir dostumuz Naz›m Hikmet’in bir fliirini seslendirdi. Filipinli arkadafllar ise tiyatro gösterimi ve müzik dinletisi ile kitleye mesajlar›n› iletti. Özellikle ‹ran’la ilgili döviz ve sloganlar›n Filipinli tiyatrocu taraf›ndan gösterinin bir parças› haline getirilmesi kitleye uluslararas› dayan›flman›n bir gösterisi olarak duygulu anlar yaflatt›. Türkiyeli gruplar olarak bizler ise, Türkiye’deki politik tutsaklar›n direnifllerinin anlat›ld›¤› bir sinevizyon gösterimi ile etkinlikte yer ald›k. Gece son olarak Serhat Tunç Ar›can’›n seslendirdi¤i Kürtçe ve Türkçe türkülerle çekilen halaylarla son buldu. Gecede s›k s›k “Yaflas›n enternasyonal dayan›flma”, “Politik tutsaklara özgürlük” sloganlar› at›ld›. (AT‹K ‹ngiltere Komitesi) basit bir tarihi gerçek olman›n ötesindedir. Her fleyden önce, bir halk›n ve kimli¤inin yok edilmesinden oluflan siyasi bir suçtur. Dolay›s›yla inkar› da ayn› flekilde siyasi ve hukuki bir cevap gerektirir. ‹nkarc›l›¤› basit bir tarihi görüfl s›n›f›na indirgersek, onun soyk›r›m ifllendi¤i andan itibaren düflünülmüfl, haz›rlanm›fl ve yürütülmüfl oldu¤unu unuturuz.” Yani soyk›r›m gibi bir suçun inkar›n›, övülmesini burjuva hukuk aç›s›ndan dahi ifade özgürlü¤ü temelinde ele almak mümkün de¤ildir. Nitekim Fransa’da benzer bir yasa zaten mevcuttur. 1990 y›l›nda ç›kart›lan Gayssot Yasas› da Yahudi Soyk›r›m›n›n inkar›na benzer cezay› öngörüyor. 2001 y›l›nda kabul edilen bir yasayla da Fransa Ermeni Soyk›r›m› resmen tan›m›flt›. MLM aç›s›ndan de¤erlendirildi¤inde de demokrasi, ifade özgürlü¤ü, insan haklar› vb. kavramlar›n s›n›fsal özünü hat›rlamak gerekir. ‹fade özgürlü¤ü meselesinde hangi s›n›f için, hangi s›n›f›n ç›kar›na diye sormak, do¤ru yan›t› ve tak›n›lmas› gereken do¤ru tavr› ortaya koyacakt›r. S›n›fsal özünden kopart›lm›fl bir ifade özgürlü¤ü kavram› (di¤erleri özgülünde çokça yazd›¤›m›z gibi) burjuvaziye hizmet eder sadece. Soyk›r›m›n inkar› da böylesi bir suçun örtbas edilmesine ve hakl› ç›kar›lmas›na yönelik bir suçu do¤urmaktad›r. Ancak bu tart›flman›n ötesinde, Frans›z emperyalizminin niyeti ne bir halk›n ac›lar›n› hafifletmek ne de olas› soyk›r›mlar› engellemektir. Emperyalistlerin (burjuva demokrasisini en alâ uygulayanlar da dahil) –istinas›z- hiçbirinin elleri temiz de¤ildir; bu her fleyden önce do¤alar›na ayk›r›d›r. Buna uflak ve iflbirlikçileri de dahildir. Zira Frans›z emperyalizminin elindeki Cezayir halk›n›n kan›n› gündeme getirenlerin ayn› zamanda Cezayir’in ba¤›ms›zl›k oylamas›nda Fransa’n›n yan›nda oy kulland›¤›n› hat›rlamakta fayda vard›r. Bu çok basit bir gerçektir; bir taraf›n suçlar› di¤er taraf›n suçlar›-
Eyleme 4 bin gözalt› Hindistan hükümetinin; Bat› Bengal’deki tar›m topraklar›n› özel bir otomobil flirketine verece¤ini aç›klamas› üzerine 12 saatlik bir grev gerçekleflti. Muhalefet partilerinin ça¤r›s› ile gerçekleflen ve binlerce insan›n kat›ld›¤› grev s›ras›nda, eylemciler kara ve tren yollar›n› saatlerce trafi¤e kapatt›lar. Ancak eylemin sürdü¤ü saatlerde polis eylemcilere dönük bir sald›r› gerçeklefltirerek, 4 bin kifliyi gözalt›na ald›.
Tekstil iflçileri grevde Manila’daki serbest ticaret bölgesi Cavite’de bulunan iki tekstil firmas›n›n 300 kad›n iflçisi Toplu ‹fl Sözleflmesi için greve gitti. ‹fl yerlerinde yasal olarak tan›m›fl olan sendika bulunmas›na ra¤men, iflverenlerin sözleflme yapmay› ret ettikleri ifade edildi. Tekstil iflçisi kad›nlar›n eyleme devam etti¤i s›rada, Filipinler polisi de grevdeki iflçilere yiyecek getiren dayan›flma gruplar›na sald›rd›. n› hakl› ç›kartamaz. Kald› ki, Fransa sadece Cezayir’de de¤il benzer katliamlar›n› (tüm bunlara soyk›r›m denilip denilemeyece¤i ayr› bir konudur) Benin, Cibuti, Kamerun, Çad, Moritanya vb. birçok sömürgesinde gerçeklefltirmifltir. Bunun yan›nda baflta ABD olmak üzere di¤er emperyalistlerin de burjuva demokrasisini k›s›tlamaya yönelik sözde terörle mücadele yasalar›n› görmezden gelebilir miyiz? Bugün, (seçimlere birkaç ay kala) Fransa’n›n bir k›s›m “sosyalistle” göçmenlere karfl› faflist yöntemleriyle meflhur olan Sarkozy gibi faflistleri bir noktada birlefltiren Ermeni Soyk›r›m› ile ilgili böyle bir karar almas›n›n ise halklar›n yan›nda olmakla bir ilgisi yoktur. Öyle olsayd› bugün Irak’ta emperyalist iflgal sonucu yaflam›n› yitiren 665 bin Irakl›n›n katledilmesine karfl› koyard›, Kürtlerin TC devleti taraf›ndan katledilmesine seyirci kalmazd›. Ancak bunlar› Frans›z emperyalizminden bekledi¤imiz için ifade etmiyoruz, bu onlar›n ikiyüzlülü¤ünü teflhir eden sadece “küçük” örneklerdir. Fransa ülkesinde yaflayan 500 bin Ermeni’yi burjuvazisine yedeklemek için hamle yapm›flt›r, bu ayn› zamanda AB’ye girmek için taklalar atan TC devletine de bir gözda¤›d›r. Aralar›ndaki iliflkinin bozulmas› ise safsatadan öteye gitmeyecektir. Frans›z mallar›na boykot ilan edenler 37 y›ld›r ülkemizde faaliyetini sürdüren ve 17 bin kifliyi istihdam eden Frans›z flirketi OYAK-Renault’u da boykot edecekler mi acaba? Yada 8 May›s’›n Cezayir Soyk›r›m› günü ilan edilmesini, reddedenlerin cezaland›r›lmas›n›, Ermeni Soyk›r›m›n› kabul edenlere ceza verilmesini (sanki verilmiyormufl gibi), Cezayir Soyk›r›m›n› reddedenlerin cezaland›r›lmas›n› önerenler Frans›z emperyalizmi ile olan iliflkilerin eflit iki ülkenin iliflkisi olmad›¤›n› bilmiyorlar m›? Yoksa yine birileri bizi kand›rmaya, yanlar›nda/yedeklerinde saf tutmam›z için aldatmaya m› çal›fl›yor?
20 Ekim-2 Kasım 2006
24
59
Kad›n, kad›n olman›n bedelini ödemeye devam ediyor… BU BÖYLE G‹TMEMEL‹… “Berdel usulüyle evlendirildi, erkek do¤urmay›nca eziyet edildi, boflanmak isteyince eflinin akrabalar› yaralad›. Kaç›p evdeki çeyiz sand›¤›n›n içine sakland›. Ancak sald›rganlar bu kez kalaflnikofla tarad›.” “ME, 15 yafl›nda o¤lu fi’yi, üç ay önce a¤abeyinin k›z› L. ile evlendirdi. L. bir hafta sonra bakire olmad›¤› gerekçesiyle baba evine gönderildi. Baba-o¤ul E’ler, L’nin kendisine üç y›l önce tecavüz etti¤ni söyledi¤i E.B’den intikam almak için k›z kardefli B’yi kaç›rd›lar. B. 11 yafl›ndayd›, tecavüz edildikten sonra baba evine b›rak›ld›. Çözüm “fl›h”lardan geldi: fi, L’yi boflayacak, sonra B ile evlenecekti. B. eve kapat›ld›, L. iki kez intihara kalk›flt›. ‹ki kad›n da flimdi ailelerinin yan›nda. Bu haberde, bütün isimler bafl harfleriyle yaz›ld›, çünkü iki kad›n›n da yaflam› “tehdit” alt›nda…” Bu haberler son bir haftada bas›nda ç›kan “s›radan” töre haberlerinden sadece birkaç›. Hemen hepsinde al›fl›ld›k bir son ç›k›yor karfl›m›za. Ya “namus” ad›na evin en küçük çocu¤u katil yap›l›yor, ya da tecavüze u¤ram›fl kad›n›n namusu evlilikle aklan›yor! Bazen de kad›nlar bildik sonu kendi elleriyle getiriyor.
mus ad›na ifllenen cinayetlerde namus indirimi öngörülüyor. Kolluk kuvvetlerine, tecavüz suçunda ceza art›r›m› yap›lm›yor. Kad›nlar›n “tutumu”, cinsel sald›r›larda hafifletici neden olarak kabul ediliyor. Cinsel organ d›fl›ndaki nesne ve uzuvlarla uygulanan tecavüz, tecavüz say›lm›yor. Taciz, suç kapsam›na al›nm›yor. Yasalardaki saçmal›klar öyle bir boyuttaki, örne¤in; ‹zmir’de tecavüz sonucu hamile kalan ancak tecavüz s›ras›nda k›zl›k zar› y›rt›lmayan genç bir kad›n›n açt›¤› davada tecavüzcüsü, k›z sezeryanla do¤um yaparsa normal, normal do¤um yapmas› halinde iki kat› ceza alacak. Ama hiçbir önemi yoktur eflya kabul edilip de¤ifltiriliverilen kad›nlar›n… Ad› Ayfle, Fatma, Gülistan ne fark eder “kader” ayn› kader. Onlar›n “kaderleri” do¤duklar› anda belirlenmifl, kalem k›r›lm›fl, ne düflünülür, ne hissedilir hiç düflünülmemifl. Çünkü onlar daha do¤arken suçlu. Cinsiyeti k›z, getirece¤i bafll›ksa bütün de¤eri. Kendisi gibi hissettikleri ve hayalleri de de¤ersiz… “Münasip” biriyle evlenmeli, gündüz tarlada, gece yatakta, ayaklar› çamur, elleri hamur de¤ersizli¤inin bedelini ödemeli… Giydikleri ge-
linlik sanki kefendir birço¤u için. Yafll› gözlerle yürürler cehennemlerine, kimisi ise sevdi¤inin kollar›ym›flcas›na sarar boynuna urgan›, böyle öder töreye de¤ersiz can›n›. Birço¤u duvarlar› parça parça tenekelerle kaplanm›fl gecekondusunun pencerelerinde as›l› eski tüllerin ard›nda eskitir hayallerini. Kad›nlar “töre” ya da “namus” gerekçesiyle evde, sokakta, okulda hayatlar›n›n hemen her alan›nda fliddete ve cinsel sald›r›ya maruz kal›yorlar. Devletse bu sald›r›lar› “cezas›z b›rakarak” onayl›yor. TCK’da na-
“Bitmemifl bir öykünün ilk cümlesi…”
Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i’nin davetlisi olarak ‹stanbul’a gelen, Filistin’de çekti¤i foto¤raflar› “Bir gün Filistin’de…” ad›yla sergileyen Frans›z sanatç› Emilie Petit ile Filistin ve sergi üzerine konufltuk… Konu yol ve yolculuktan bafllay›nca ilk olarak yaflam yolculu¤unu soruyoruz Emilie Petit’e. 1998’de girdi¤i Bordeux Güzel Sanatlar Akademisini 3. s›n›fta hocalar›yla yaflad›¤› anlaflmazl›k nedeniyle terk etmifl. Fas’ta geleneksel hal› dokumac›l›¤›n› ö¤renirken, Moritanya’da çölde kald›¤› dönemde resme, Cezayir’de foto¤rafç›l›¤a yo¤unlaflm›fl. Burada gördüklerinin etkisiyle ilk defa foto¤raflar›nda politik gerçeklikleri dile getirmeye karar vermifl. “Fransa’n›n Cezayir halk›na yapt›klar› bütün Frans›zlar›n üzerinde tafl›d›¤› bir yüktür” diyerek aç›kl›yor bunu Emilie. Halen Marsilya’da La Fisch ad›nda bir kültür merkezinde çal›fl›yor. Marsilya, Kuzey Afrika’ya yak›nl›¤› nedeniyle pek çok Cezayirli, Fasl› ve Tunuslu göçmenin yaflad›¤› kozmopolit bir yer. Emilie, kültür merkezinde göçmenlerle birlikte ortaklafla hal› dokuduklar›n› ve dokuma bilmeyenlerin anlatt›klar›n› bu yolla ifade ettiklerini
anlat›yor. Bizdeki Anadolu’da kad›nlar›n dile dökemediklerini kilime ifllemesine benziyor bu durum. Bu yolculuklardan nas›l uzanm›fl peki yolculu¤u Filistin’e? “Filistin t›pk› Cezayir’de olanlar gibi öteden beri merak etti¤im ama oraya gitmeden önce soyut bir meseleydi benim için” diyor Emilie. Filistin’e gitmenin yollar›n› ararken kültürel de¤ifl-tokuflu sa¤lamaya çal›flan, Frans›z, Alman ve Filistinlilerden oluflan bir gençlik organizasyonu ile tan›flm›fl. Filistin’e dair medyadan ald›¤› bilgilerle yetinmek istemedi¤ini bu yüzden gitme ihtiyac› duydu¤unu belirtirken Mart 2006’da bu dile¤i gerçekleflmifl ve kendini Ramallah’ta bulmufl. Peki, bir foto¤rafç› gözüyle oraya gitmeden önce kafas›nda oluflan görüntülerle orada gördükleri aras›nda ne gibi benzerlik ya da ayr›l›klar vard›? “Tam olarak uymuyordu asl›nda gerçekte gördüklerim. Medyada gördüklerimizde sürekli kan, ac› ve fiziksel fliddet vard›. Oysa ben orada iflgalin görünmeyen yüzünü, Filistinlilerin nas›l afla¤›lanmaya çal›fl›ld›¤›n› gördüm. ‹nsanlar›n yaflamalar›n›, yer de¤ifltirmelerini neredeyse nefes almalar›n› engelleyen çok büyük bir bask› var. Gündelik yaflamdaki bu bask› medyaya yans›m›yor, ben bunu orada gördüm. O yüzden foto¤raflar›mda bu bask›y› anlatmak istedim, bunun iflgalin bir baflka yüzü oldu¤unu düflünüyorum. Çocuklar›n okula gidememesi, insanlar›n çal›flamamas›, bulunduklar› flehirden ç›kamamalar›… Ama özellikle de insanlar›n kimlik-
lerinin yok edilmeye çal›fl›ld›¤›n› gördüm” diyor ve bunun da askeri iflgal kadar kötü oldu¤unu söylüyor. Filistinliler burjuva medyada ya “terörist” olarak gösteriliyor, ya da “zavall› ma¤dur” olarak, oysa on y›llardan beri bitirilemeyen bir Filistin direnifli ve bafl e¤meyen bir halk gerçekli¤i var orada, foto¤raflar›nda bu direnifli yans›tabildi¤ini düflünüyor muydu? “Benim de yans›tmak istedi¤im bu asl›nda, ancak bunu tam olarak yapabildi¤imi sanm›yorum flimdilik. Çünkü bu çal›flma bitmemifl bir öykünün ilk cümlesi ve bunun devam› gelecek. ‹nsanlar›n direniflinin gücünü anlatmak için tekrar Filistin’e gitmek istiyorum. Ancak bak›fl aç›s› olarak istedi¤imi yapt›m.” Nas›l bulmufltu Taksim Meydan›ndaki sergiye tepkileri? “Bu sergiye verdikleri tepkilere bakarak halk›n›z› tan›maya çal›flt›m, bu beni önce flafl›rtt› sonra sevindirdi. ‹nsanlar hem yaz›lar› okudu, hem de foto¤raflar› incelediler. Oradaki yaz›lar› ben yazsam da onlar, Filistinlilerin sözcükleriydi ve onlar›n sözcüklerinin buralara ulaflmas› beni mutlu etti. Foto¤raflar belli bir mant›¤a göre s›ralan›yor, her foto¤raf bir kelime asl›nda ve bunlar benim Filistin’le ilgili söyledi¤im ilk cümlelerim…” diyor. Cümlelerinin devam›n› tekrar co¤rafyam›zda görmek umuduyla teflekkür ediyoruz ona, Filistin halk›n›n sesi solu¤u oldu¤u için. Gazetemizde serginin ilan›n›n ç›kt›¤› say›y› ona hat›ra olarak veriyoruz, biliyoruz yolumuz kesiflecek gene bir gün, bir yerde…
“Tecavüzde tahrik unsuru!” Türkiye’de cinsel suçlara maruz kal›p, flikayet etmek çok zor. Kad›nlar hem cinsel sald›r›ya maruz kal›p hem de kendileri suçlu duruma düflebiliyor. Örne¤in; fiile’de polislerce kaç›r›l›p, otele kapat›lan ve defalarca tecavüze u¤rayan Leyla Bozac›’n›n davas›nda, san›klar “kad›n k›rm›z› ceket giymiflti, beni tahrik etti” diye savunma yap›yorlar. Bu tart›fl›labiliyor ve yarg› sürecine giriyor. Namusun kirlenmesi duygusu o kadar büyük toplumsal bir bask› ki, kad›nlar bunu konuflam›yorlar, bu nedenle adliyeye yans›yan vakalar varolan›n binde biri. Özellikle Türkiye Kürdistan›’nda bu daha s›k karfl›lafl›lan bir durum. Öyle ya arada tüm bunlara çözüm getiren bir güç var: Ad› töre. Töre, zulmün maskesi! Nice canlar yakm›fl, nice umutlar› un ufak etmifltir. O konufltukça insanl›k susmufl.
“Ne kad›n›n, ne erke¤in; bu sorun herkesin” 13 Ekim Cuma günü Galatasaray Postanesi önünde toplanan Amargi, Demokratik Özgür Kad›n Hareketi, Gökkufla¤› Kad›n Derne¤i, EKD, E¤itim-Sen 3 No’lu fiube Kad›nlar›, Genel-‹fl’li Kad›nlar ve çeflitli DKÖ’lerden kad›nlar son dönemlerde artan “töre cinayetleri” ile ilgili bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klama s›ras›nda son süreçte yaflad›klar› fliddetten ötürü yaflam›n› kaybeden ve/veya uzun süre hastanede kalan kad›nlar›n foto¤raflar›n›n bulundu¤u bir pano ile küçük bir sergi yap›ld›. Kitle ad›na aç›klama yapan Zeynep Özdal, her gün televizyonlarda gördükleri, burjuva medyan›n üçüncü sayfalar›nda haberlerini okuduklar› ve adlar›n› bile bilmedikleri nice kad›nlar›n fliddete maruz kald›¤›n›; dövüldüklerini, öldürüldüklerini, kimilerinin bu yaflama tahammül edemeyerek intihar ettiklerini, vücutlar›n›n kesildi¤ini ve da¤land›¤›n› belirtti. Bu kad›nlardan biri olan ve patronu ve ailesi taraf›ndan sistematik iflkenceye maruz kalan Meryem Sak’›n ilk duruflmas›n›n bugün yap›ld›¤›n› ve kendilerinin de bu yüzden burada böyle bir eylem yapt›klar›n› söyledi. (‹stanbul)
25
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
“Halka yön gösterici olam›yorsak, o zaman sinema yap›yoruz diyemeyiz“
Biz sanat› dünyay› anlaman›n ve de¤ifltirmenin bir arac› olarak görüyoruz. Bu fliarla bu y›l ikincisini düzenledi¤imiz k›sa film festivali kapsam›nda bu alanda faaliyet yürüten kurum ve kiflilerle Tohum Kültür Merkezi olarak söyleflilerimize devam diyoruz. S‹NE-SEN Baflkan› Yusuf Çetin’le de sendikal çal›flmalar ve bu alandaki emek sömürüsü üzerine sohbet ettik. - ‹lk olarak sineman›n geçmiflten bugüne geldi¤i süreci bize k›saca anlatabilir misiniz? Bugün sineman›n içinde bulundu¤u durumu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? - Sinema zaman zaman alt›n y›llar›n› yaflad› diyebilirim. Her dönemin kendi içinde bir tak›m güzelliklerle beraber, bir dizi eksiklikleri de vard›. ‘78’lerde büyük bir hareketlenme yaflam›flt›k. Bu dönemde bütün branfllar aras›nda kurumlar oluflturmak, dernekleflmek vb. çal›flmalar›m›z olmufltu. Ama sonuçta yaflanan s›k›nt›lar›n bu flekilde çözülemeyece¤ini anlad›k. Sinemada çal›flanlar›n sigortal› (SSK) olmas› ad›na bir Ankara yürüyüflü gerçeklefltirdik. Bu yürüyüflten önceki süreçte SSK, Ba¤-Kur gibi haklardan yoksun b›rak›lm›flt›k. Ankara’ya yapt›¤›m›z bu yürüyüfl çok ses getirdi. Yap›lan bu yürüyüflten sonra SSK’l› olma karar› al›nd› ve Ankara’dan döner dönmez de sendikay› (S‹NE-SEN) kurduk. ‹çinde oldu¤um jüri yönetimiyle birlikte D‹SK’e kat›lma karar› ald›k. Bu karar D‹SK taraf›ndan da kabul edilince D‹SK’e ba¤l› olarak çal›flmalar›m›za bafllam›fl olduk. Bu flekilde bafllam›fl oldu¤umuz sendikal faaliyetimiz ne yaz›k ki 12 Eylül darbesi ile birlikte sekteye u¤rat›ld› ve faaliyetlerimiz durduruldu. 1992 y›l›n›n bafllar›nda sendikam›z tekrar faaliyetlerine bafllad›. Sendikay› yaflatmaya dönük çal›flmalar›m›z vard›. Sonuçta sendikada belli yönetimler el de¤ifltirdi. Bu süre zarf›nda sendika üzerinde belli istismarlar da yafland›. Alt› ay önce çal›flanlar›n bu iflin içinde olmam›z gerekti¤i noktas›nda bir talepleri olunca yeni yönetimle göreve geldik. Örgütlü bir sinema olmay›nca mümkün de¤il, hiçbir fleyin güzel oldu¤unu söyleyemem. ‹nsanlar›n emeklerine sahip ç›kmas› gerekiyor. Bunun yolu da örgüt-
lü-sendikal› mücadeleden geçiyor. Biz bu dönem için sineman›n alt›n y›l› olaca¤› inanc›yla göreve sar›ld›k ve çok hofl bir start verdi¤imizi düflünüyoruz. 2 bin civar›nda deklarasyon bast›rarak setlerde da¤›t›yor ve çekimlerin oldu¤u setlerde örgütlenmeye çal›fl›yoruz. Yani bu aflamada art›k tak›m sözleflmesiz, sendikas›z ve sigortas›z çal›flman›n önüne geçmeyi hedefliyoruz. Hem yap›mc›lardan hem sinema emekçilerinden bu giriflimimiz çok olumlu tepkiler ald›. Böylesi yo¤un bir çal›flmay› gerçeklefltiriyoruz ve en k›sa zamanda önümüzdeki y›l›n ortalar›na kadar bu çal›flmay› oturtmufl olaca¤›z. Her dönemde istismarlar olmufltur, bu dönemde de yaflan›yor. TV için dizi çekiliyor, 90 dakikaya tekabül etmesi ad›na h›zl› çekimler yap›l›yor. ‹nsanlar›n omzuna çok fazla yük biniyor. Bu çal›flmalar s›ras›nda fazla mesailer yapt›r›l›yor, 20 saate varan çal›flmalar›n karfl›l›¤› verilmiyor. Bunun önünü kesmeye çal›fl›yoruz. Tüm dünyada 54 ile 58 dakika aras› olan dizi bölümleri maalesef ülkemizde fazla reklâm alabilme; fazla reklâma yer verebilme amac›yla 90 dakikaya kadar ç›kar›lm›fl durumda. E¤er buna bir dur diyen olmazsa 100-110 dakikaya ç›kar›lacak. Bu bir sömürü ve istismar düzenidir. Yani insanlar mesai ücreti almadan çok fazla emek harcay›p eme¤inin karfl›l›¤›n› alam›yorsa bunun baflka bir ad› yok; bunun ad› sömürüdür. Sendikan›n görevi de tam bu noktada ortaya ç›k›yor. Sinema birilerinin ç›karlar›na uygun düflüyor. Yani “starlar›m›z” iyi paralar kazan›yor. Yani sinema yap›ld›¤› söylenemez art›k. Olay TV dizilerine dönüflmüfl durumda. Sinema derken de buraya vurgu yap›yoruz. Yoksa senede 10-15 tane yap›lan sinema filmi geçmiflle karfl›laflt›r›ld›¤›nda çok da sinema filmi çekiliyor denemez. Bugün 60’a yak›n TV dizisi çekiliyor ve bu say›n›n yüzü bulaca¤› söyleniyor. Çekilen TV dizisinin böylesi büyük kofluflturmalarla yüzyüze kal›fl› ve istismarlar›n yo¤un yafland›¤› sineman›n ve çal›flanlar›n›n, sanat emekçilerinin bu anlamda istismar edildi¤i çok kötü günler yafl›yoruz. “Hayal dünyas›nda insanlar› uyuflturuyorlar” - Dizilerin bu kadar çok ilgi görmesini neye ba¤l›yorsunuz? Türkiye’nin ekonomik sorunlar›ndan kaynakl› insanlar sinema filmi seyredemiyor. Sinemaya gitmeye vakitleri de yok. Fakat TV dizileri ve TV teknolojisinin evlere kadar girmesi izlenme saatlerinin 24 saat gibi uzun zaman dilimlerine yay›lm›fl olmas› ve art›k sinemay› TV dizilerine uyarlayabilecek kadar bu alanda uzmanlaflman›n olmas› ailelerin TV bafl›na kilitlenmesini beraberinde getiriyor. Do¤rumudur bu kadar›? Maalesef insanlar›
kendilerine yaratacak güzelliklerinden de yoksun b›rak›yor. Reklâm kuflaklar›n› dizi bölümlerinde göstermelerinden ötürü çok büyük paralar kazand›klar›n› söyleyebiliriz. Bundan dolay› istismarlar›n bafllad›¤›n› söylüyoruz. Bu istismarlar emek veren kiflilere dönük bir uygulama. Yap›mc› bundan büyük paralar kazan›yor. Bunun ötesinde halka çok yararl› fleyler de yap›l›yor. Antalya Film Festivali’nde izledi¤im Eve Dönüfl ve Takva ülkenin genelini ilgilendiren filmlerdir, bu iki film izlenmelidir. Bu ülkede bak›yorsunuz insanl›k dibe vurmufl durumda, insanlar haklar›n› aram›yor. Demokrasi ve özgürlükler ad›na çaba harcayan kurumlar gün geçtikçe azal›yor. Bu ülkede demokrasiden falan söz eden yok. ‹nsanlar sokaklara dökülüyor, kendi geleceklerine dönük güvenceler ar›yorlar; yaflayamad›klar›n›, aç kald›klar›n› söylüyorlar. Bunlara hep kulak t›kan›yor. E¤er biz bunlar› sinema esteti¤i içinde halka veremiyorsak, halka yön gösterici olam›yorsak o zaman sinema yap›yoruz diyemeyiz. - Buradan yola ç›karak sanat›n ve özelde de sineman›n toplumsal geliflmedeki rolü nedir? - Sinema ve sanat yol göstericidir, biz böyle bak›yoruz. Yani estetize edilerek insanlar› yormadan, insanlar› düflündürerek, yaflananlar› insanlar›n gündemine sokan, oradan do¤ru var olan eksiklikleri gidermenin yolunu gösteren bu anlamda da en güzel iletiflim arac›d›r sinema. Biz bunu maalesef ülkemizde yerine getiremiyoruz. - Biz de tam bu nokta da k›sa film festivali gerçeklefltirerek alternatif olma çabas› içerisindeyiz. Siz bu tür çal›flmalara ve festivalimize nas›l bak›yorsunuz? - Bu tür çal›flmalar› olumlu olarak de¤erlendiriyoruz ve destekliyoruz. Bu anlamda Tohum Kültür Merkezi’ni kutluyorum. Mutlaka k›sa filmler ilerde uzun metrajl› filmlere dönüflerek daha da güçlü bir flekilde kamuoyuyla buluflacakt›r, buluflmas› da gerekiyor. Bu anlamda dünyada ve ülkemizde k›sa metrajl› filmlerin, belgesel filmlerin önemi büyüktür. Sizin de böyle bir çal›flman›n içerisine girmeniz, bir sinema örgütü olarak bizleri sevindiriyor. Böyle güzel fleylerin yap›lmas›, geliflmesi bizleri mutlu ediyor. Baflta da söyledi¤im gibi bu tarz çal›flmalara katk› sunulmal›d›r. ‹mkânlar dâhilinde yan›n›zda oldu¤umuzu belirtmek isteriz. - S‹NE-SEN olarak son dönem de yeni bir yap›lanma içerisine girdiniz. Çal›flmalarda geldi¤iniz nokta ve bundan sonraki program›n›z hakk›nda bizi bilgilendirebilir misiniz? - Emek sanatç›lar› üzerinde çok büyük bir sömürü var. Bunun çözümü sendikal› olmaktan, örgütlü mücadeleden geçiyor. fiu an bizim 1.800’ü aflan üye say›m›z var. Sinema alan›nda çal›flan yaklafl›k 5.000
kifli var, kamera önü ve arkas›. Biz bu insanlar›n tamam›n› örgütlemeyi hedefliyoruz. Çal›flmalar›m›z bu yönde. Bunu bir bas›n aç›klamas› ile kamuoyuna deklare ettik. Setlerde sendikas›z kiflileri çal›flt›rmamak gibi bir çal›flmam›z var. Bu bizim yasal bir hakk›m›zd›r. Bu çat›n›n mutlaka yaflamas› gerekiyor ve bu çat›dan do¤ru bir tak›m ihlallerin önünü almam›z gerekiyor. Bizim önümüzdeki program›m›z bütün çal›flanlarla (dizi, film, reklâm vb.) tak›m sözleflmesi imzalamak. Çünkü sürekli ifl olmuyor. K›sa ifller olabilece¤i gibi befl-alt› y›ll›k ifller de olabiliyor. Çal›flt›¤› sürece çal›flanlar› sigortal› yapabilece¤imiz, onlar ad›na sözleflme yapabilece¤imiz, onlar ad›na bir tak›m taleplerimizin olabilece¤i, güvenceler alabilece¤imiz tak›m sözleflmeleri yapmay› hedefliyoruz. Bunun için ilk tak›m sözleflmesini yapt›k. fiimdi de sürekli dizi çeken firmalarla bu sözleflmeyi yapaca¤›z. Bu konuda bir tak›m olumluluklar da var. Hem yap›mc›lardan hem de oyunculardan hem de kamera arkas› çal›flanlar›ndan. Y›llarca çal›flm›fl fakat bunun karfl›l›¤›nda sigortas› tam olarak yat›r›lm›fl çok az insan›m›z ç›km›flt›r. Birçok insan›m›z belirli bir yafla geldikten sonra sigortaya baflvurmufl ve 100-200 gün gibi çok komik oranlarda sigortal› gün say›s› ç›km›flt›r. Bizim ayr›ca sinema ve sendika ba¤lam›nda e¤itim vermek gibi bir projemiz de var. 10 bin tane kitab›m›z var, bunlar› kütüphanemizde düzenleyerek arfliv araflt›rma merkezini oluflturarak hizmete sunmay› düflünüyoruz. Gelece¤e dönük y›lda bir iki tane S‹NE-SEN’e yak›fl›r yap›t yapmay› düflünüyoruz. Böyle bir iki tane film ile birlikte dayan›flmay› da artt›rarak, hem iflsizlere ifl hem gerçekten bizim de art›k bu alan›n sahibi oldu¤umuzu gösterecek bir çal›flma yapma projemiz var. Yine bizim AKM önünde hareket noktas› dedi¤imiz insanlar›n çal›flma yerlerine gidebilmek için bekledikleri küçük bir çay oca¤› var. Küçümsemek için söylemiyorum ama adeta amele pazar› gibi bir yer buras›. Onun içinde bir projemiz var. Bunu belediyeye sunduk. Gezi Park›’nda prefabrik bir kafeterya kurup bu çay oca¤›n› oraya tafl›may› düflünüyoruz. En az›ndan çal›flmaya gidifllerde ve dönüfllerde bir tak›m kolayl›klar sa¤layacakt›r. Ayr›ca vas›talar›n önünden kalkabildi¤i, sendikam›z›n da içinde küçük bir temsilcili¤inin oldu¤u üyelerimiz ve örgütlenmemizi oradan do¤ru denetleyebilece¤imiz bir çabam›z var. Biraz önce de belirtti¤im gibi bunlar ileriye dönük projeler. Baflaraca¤›m›za da inan›yoruz. -Teflekkür eder çal›flmalar›n›zda kolayl›klar dileriz. - Ben teflekkür ederim.
26
20 Ekim-2 Kasım 2006
“Vur eskiye y›k›ls›n, omuz ver yeniye yeflersin!” Bar›fl Aslan’›n kendi kaleminden ç›kan bu yaz› ‹flçi Köylü Kurtuluflu’nun Ekim 1999’da yay›nlanan 130. say›s›ndan al›nm›flt›r. *** Annem ve babam 12 Eylül 1980 öncesi çal›flmak üzere Avrupa’ya gitmifl ve Partiyle orada tan›flarak Parti taraftarlar› olmufllard›. Kendilerinin gidiflinden 10 y›l› aflan bir süre sonra beni de yanlar›na alm›fllard›. Beni yanlar›na alana kadarki zaman diliminde ne d›fl›mdaki dünyay› kavrayacak bilince sahiptim, ne de bu bilince sahip olabilecek olgunlu¤a. Ailemin beni yan›na almas›yla yaflam› anlaml› ve anlafl›l›r k›lan -benim aç›mdan- bir olguyla karfl›laflt›m. Partiyle ve do¤al olarak mücadeleyle... Partiyle tan›flmam, benim yeniden dünyaya geliflimden baflka bir fley de¤ildi. Bu dönem mücadelede yerimi alsam da bir Komünist Partisi’nin taraftar› olarak s›n›f mücadelesinin gereklerini yeterince kavram›fl de¤ildim. Bafllang›çta uzun bir süre çevremden gördüklerimin etkisiyle flekillenen bilincimle mücadele içindeki yerimin, pratiklerimin, çabam›n yeterli oldu¤unu san›yordum. Ancak bilincim gelifltikçe ve ülkede da¤ bafllar›nda, flehir varofllar›nda flehit düflen, iflkencelerden geçen, zindanlara t›k›lan, ölüm oruçlar›nda ölümün üzerine üzerine korkusuzca yürüyen yoldafllar›m›n ödedi¤i bedelleri düflündükçe flu korkunç gerçe¤i çok daha fazlas›yla hisseder oldum! Prati¤imiz, prati¤im iktidar için savaflan TKP/ML’nin savaflç› kiflili¤iyle uyumlu de¤il... Söylemle/söylemimle, pratik/prati¤im aras›nda korkunç bir uçurum vard›. Emperyalistlerin sundu¤u olanaklar fark›nda olal›m ya da olmayal›m bilincimizi flekillendiriyor ve çarp›k “devrimci” kiflilikler gelifliyordu. Çok düflündüm: Söylemdeki “sol”culukla pratikteki sa¤c›l›k; bedel ödemeyi göze alm›fl, s›n›f mücadelesinin gereklerini yerine getiren devrimcilikle, sözünü etti¤im iyi günlerin, rahat “devrimci”li¤i aras›ndaki çeliflkinin nedenleri üzerine... Çok aç›k ki, böylesi bir “devrimcilik” ideolojik olarak erozyona u¤ram›flt›r, proleter devrimcilikle alakas› yoktur.... Söylemimle prati¤im aras›ndaki çeliflkiyi gördü¤ümü düflündü¤üm koflullarda ülkede mücadele etme iste¤imi Partiye bildirmifltim. Bu arada babamla da kavray›fl›m oran›nda tart›fl›yordum bu çeliflkili durumu. Ülkeye gitme iste¤ime yönelik Partiden olumlu yan›t ald›¤›mda konuflmufltum bu durumu kendisiyle. “Gidece¤im” demifltim. “Gidemezsin.” “Neden?” Yan›t yok. Partiyle, mücadeleyle beni tan›flt›ran babam, bana “gidemezsin” diyor. Mücadele etmek kötü de¤il; hatta savafl› büyütmemek önemli bir eksiklik... Ama savafl› büyütmek için mücadelenin k›zg›n ateflinde yerini almak isteyen “benim o¤lum” olunca durum de¤ifliyor. “Gidemezsin”... Yani
mücadele edemezsin. Babamla yaflad›¤›m bu tart›flmadan k›sa bir süre sonra ülkeye gelifl haz›rl›klar› için evden ayr›ld›m. Telefon açt›m aileme... Annem hüngür hüngür a¤l›yordu. Babam... Babamsa beni aktif mücadeleden uzaklaflt›rabilmek için yüzyüze oldu¤umuzda ifade etmeye yüzü tutmayacak teklifler yap›yordu telefonda. T›pk› emperyalistlerin kendisine sundu¤u bir dizi olanakta ifadesini bulan “sus pay›”n› öneriyordu bana babam. Bilincimdeki de¤iflime, geliflime paralel, mücadele içindeki durufluma/duruflumuza iliflkin eksikliklerle dolu gerçekli¤imizi görme ve kendi aç›mdan bu eksiklikleri aflma yönlü prati¤e girmeme ra¤men babamla aram›zdaki iliflkinin niteli¤ini masaya yat›rmam›flt›m o dönemde... Feodal yönlerim engelliyordu böylesi bir muhasebeyi... Çünkü Partinin do¤rular›na göre kendimi aflma, yeniden yaratma çabalar›mla birlikte ondan uzaklaflt›¤›m› da hissediyordum. Geçifltiriyordum... Asl›nda yapmam gereken geçifltirmek de¤il, tüm ç›plakl›¤›yla bu noktadaki gerçekli¤imle yüzyüze gelmekti. Gerçeklik olumsuzlu¤umsa aflmak için en baflta olumsuzlu¤umu a盤a ç›karma bilinç ve cesaretini göstermekti. O gün bu noktada o bilinç ve cesareti göstersem flu gerçe¤e ulaflmam hiç de zor olmayacakt›: Sevgi, ba¤l›l›k taraflar›n karfl›l›kl› iliflkilerinde, emeklerinde anlam buluyordu. Partinin de¤erleriyle bütünleflti¤im oranda babamdan uzaklafl›yorsam; babam›n hangi yönlerinden uzaklafl›yordum? Bu yönlerden uzaklaflmak kötü müydü? Elbette ki babam›n geri yönlerinden uzaklafl›yordum ve bu durum hiç de kötü de¤ildi. Yak›nlaflma, ba¤lanma nerede oluyor ve nerede olmal›? Bütün mesele bu soruya do¤ru yan›tlar vermekte... Bizi ayn›laflt›ran, yak›nlaflt›ran geri yönlerimiz mi, ileri yönlerimiz mi? Geri yönlerimizse, o yak›nlaflmadan yana taraf olmamak, o ayn›laflmay› temellerinden dinamitlemek ge-
rek... Yak›nlaflmak, ayn›laflmak iyi ama ilerinin geriletilmesiyle de¤il, aksine gerinin ileriye tafl›nmas›yla. Ama yapmad›m... Feodal yönlerimden beslenen ve kendi gerçe¤imle yüzyüze gelmemi engelleyen geçifltirmelerim oldu. Yaflanan, mücadele ile aile aras›ndaki çeliflkinin tezahürüydü. Bu çeliflki en kaba haliyle, bir boyutuyla çözülmüfltü belki... Mücadele için ülkeye ulaflt›r›lmay› bekliyordum. Ancak bir sa¤l›k sorunum yeniden a盤a ç›km›flt›, k›rsala gidemeden. Bu sorunla k›rsalda zorlanaca¤›ma dair görüfller dile getirilmiflti. Gerçekte bu sorunun gerilla bölgesinde nas›l olumsuz etkileri olabilece¤ini bilemiyordum. Ama ortaya ç›kan bu sa¤l›k sorunuma ra¤men k›rsala gitme ile tedavi olduktan sonra gitme aras›ndaki çeliflkide hemen gitme yönünde ›srarc› olmad›m, olamad›m. Belki de olmas› gereken ile eksikliklerimden, zaaflar›mdan beslenen yönüm örtüflüyordu o anki kararda. O an içinde bulundu¤um durumu düflünüyorum da; kafamda yeterince çözümlenmemifl çeliflki, mücadelenin k›zg›n cephesinde yerimi almam› engellemezdi. Ama zaman›nda a盤a ç›kart›l›p do¤ru yöntemlerle çözümlenmeyen tüm çeliflkilerin çözümünün güçleflmesi gibi, bu çeliflki de zaman›nda çözümlenmedi¤inde zamana ve koflullara göre yarataca¤› tahribatlar da büyük olacakt›; niyetlerden ba¤›ms›z olarak böyleydi.... Ben ne yapm›flt›m? Sa¤l›k sorunumu çözdükten sonra, k›rsal alana gitmem yönündeki görüflü, kafamda çözümlemedi¤im çeliflkilerden de beslenen bir biçimde onaylam›flt›m. Tekrar ailemin yan›na dönmüfltüm. Onlar›n bana dair istemlerine uygun bir pratik içine girdi¤imi düflünüyorlard›. Bu durumu kabullenemiyordum. Ama öyle de¤il miydi; bir geri ad›m de¤il miydi benimki? Tedavi olmam›n ard›ndan büyük bir coflkuyla tekrar ülkeye geldim. Partinin yöneliminin kendimizi sarsmam›z› sa¤layan olumlulu¤unun etkisiyle baflka yoldafllar da vard›, ülkede görev almak üzere birlikte yola ç›kt›¤›m›z. ‹çlerinde Hakan Karabulut yoldafl da vard›. Bir an evvel varmak için sab›rs›zland›¤›m›z da¤lardan gelen bir ölüm haberiyle sars›ld›k. fiehit düflen yoldafllar›m›z; Hakan Karabulut... Bizimle birlikte gelmiflti ülkeye ve daha yeni kavuflmufltu gerillan›n zafer namlular›yla özgürleflen da¤lar›m›za.... Vakit kayb›na tahammülüm yoktu; bir an evvel ulaflmal›yd›m menzile, Hakan yoldafltan boflalan mevziyi ben doldurmal›yd›m. Bir Hakan da ben olmal›yd›m... Ve nihayet ulaflm›flt›m da¤lara, da¤lardaki gerilla yoldafllar›n yan›na. Mücadeleye girdi¤imden beri nice çeliflme/çat›flman›n ard›ndan var›lm›fl irili ufakl› hedeflerden sadece biriydi mücadelenin bu cephesinde yerimi al›fl›m... Ama sadece birisi.
59 KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Hasan Yaflar: Tunceli-Mazgirt do¤umlu Hasan Yaflar, Proletarya Partisi ile ‹zmit’te tan›flt›. fiantiye iflçisi olarak çal›flan Yaflar, ifl yerinde sürdürdü¤ü faaliyetin yan›nda Kocaeli’nde propaganda faaliyetlerinin içinde yer al›yordu. Hasan Yaflar çal›flt›¤› flantiyede maafl›n› almaya gitti¤inde, bafl›na vurulan darbelerle katledilmifltir. Yaflar Yi¤it: 1963 Erzincan Refahiye do¤umlu Yaflar Yi¤it Proletarya Partisi ile 1977 y›l›nda tan›flt›. Alçakgönüllülü¤ü, fedakârl›¤› ve çal›flkanl›¤›yla Gülsuyu halk›n›n yüre¤ine taht kuran Yaflar Yi¤it, 30 Ekim 1980’de ormanl›k alanda yoldafllar›yla birlikte bomba e¤itimi yapt›klar› bir s›rada elinde bomban›n patlamas› sonucu flehit düfltü. Halil ‹brahim Kater: Diyarbak›r’da dünyaya gelen Kater, daha çocuk say›labilecek yafltayken tan›flt› Proletarya Partisi ile. ‹zmir Buca Lisesi’nde liseli gençlik içinde faaliyet yürüttü. Armenak Bak›rc›yan’›n kaç›r›lmas› eyleminde de görev alan Kater, Siverek yöresindeki gerilla birimi içinde yer al›yordu. Halil ‹brahim Kater Siverek’te bir ev toplant›s›nda dikkatsizlik sonucu meydana gelen kaza kurflunuyla hayat›n› kaybetti. Tekin Çakmak: Dersim Hozat Tavuklar köyünde 1959’da do¤du. Alt›parmak kod adl› Tekin Çakmak, 30 Ekim 1993’te Hozat’ta girdi¤i çat›flmada flehit düfltü. Huriye Ç›tak: 1968 Çorum do¤umlu Huriye Ç›tak, örgütlülü¤e gençlik faaliyeti içinde bafllad›. “Bir gün ben de s›n›f mücadelemi halk›n yan›nda bir s›ra neferi olarak gerilla gibi savaflmay› hak edece¤im” dedi¤i arzusuna 1989 y›l›nda Dersim da¤lar›nda kavufltu. TMLGB üyesi T‹KKO savaflç›s› olan Huriye Ç›tak, köye inen gerilla grubunun köye indi¤i bir s›rada askerin açt›¤› atefl sonucu flehit düfltü. Tuncay Çar›kç›o¤lu: 1962’de Kastamonu’da dünyaya gelen Tuncay Çar›kç›o¤lu 1982 y›l›nda ‹stanbul’da Mühendislik Fakültesi’nde okurken kat›ld› Proletarya Partisi saflar›na. ‹smail Oral’la birlikte TMLGB’yi fiilen kuran ilk önderler aras›ndad›r. 1989’da gerillaya kat›lan Çar›kç›o¤lu, 1990’da KBK üyeli¤ine atanarak da¤lar›n Çetin’i oldu. Ard›ndan geçici MK üyeli¤ine getirildi. ’92 y›l›ndan sonra BABK sekreteri olarak görev yapmaya bafllad›. 2-3 Kas›m 1992’de Tokat Almus’da saatler süren çat›flma sonucu flehit düfltü. Mehmet Yeflil: 1960 Dersim do¤umlu Mehmet Yeflil 1980 y›l›nda Proletarya Partisi saflar›nda mücadeleye bafllam›flt›r. 1993 y›l›nda PKK gerillalar› taraf›ndan üç yak›n›yla birlikte kaç›r›lan Yeflil 24 Ekim 1993’de devrimci ahlak ve ilkelere s›¤mayan yöntemlerle iflkencede katledildi. Ercan Eser: 20 fiubat 1973 y›l›nda Dersim Mazgirt do¤umlu olan Ercan Eser 22 Ekim 1998 tarihinde ‹stanbul’da trafik kazas›nda hayat›n› kaybetti.
27
59 Bazen çat›flmalar, çeliflmeler sorunlarla dolu süreçlerde bunald›¤›m›z; “sorunsuz”, “dingin”, “huzurlu” ortamlar›n hayalini kurdu¤umuz zamanlar olmufltur. Sorunsuz çeliflmenin/çat›flman›n olmad›¤› koflullar olabilir mi insan için? Olabilir... Ancak ve ancak ölüm halinde. Kapsaml› toplumsal sorunlar›n, çeliflmelerin çözümü hedefiyle yola ç›km›fl bir Komünist Partisi’nin ve onun örgütlü bireyinin çat›flma/çeliflmenin olmad›¤› ortamlar›n aray›fl›na girmesi, hedefleriyle tezatl›k oluflturan ne kadar da apolitik bir yaklafl›m. ‹stesen de istemesen de yaflamda çeliflme var, olacak... Her çeliflme yerini yeni bir çeliflmeye b›rakaca¤›na göre çözümünün ard›ndan do¤al olarak geliflmenin bir ürünü olarak var›lm›fl her hedefin, her zirvenin ard›ndan yeni zirvelere gözünü dikmesi gerekir insan›n. Ve iflte var›lm›fl bir hedef olarak mücadelenin gerilla cephesinde yerimi al›fl›m bir son de¤il; yeni bir bafllang›çt› benim için. En son söylenecek olan› flimdi söyleyerek devam edecek olursam... Yaflam›mda hiç tan›k olmad›¤›m yo¤unlukta, geçirdi¤im bir y›ll›k gerilla saflar›ndaki mücadelem flunu gösterdi: Mücadelenin çevresinden merkezine do¤ru yak›nlaflt›kça insan›n geliflim h›z› da art›yor. Art›yor çünkü çeliflmeler etkileri boyutuyla çözümünü daha fazla yak›c› bir flekilde dayat›yor. En basitinden, yaflam ve ölüm aras›ndaki çeliflkinin çok daha yak›c› bir flekilde yafland›¤› bu savafl cephesinde, iyi ve kötü yönlerimiz, olmas› gereken ile olan aras›ndaki çeliflme de, olmas› gereken, iyi yönlerimizin belirleyici olmad›¤› koflullarda; hele ki bofl vermiflli¤in, olumsuzluklar›m›za gözlerimizi kapaman›n ürünü olarak çözümsüzlü¤ün, karars›zl›¤›n yafland›¤› koflullarda ortaya ç›kacak olumsuzluklar›n faturalar› çok daha a¤›r olacakt›r. Bir zaaf›m›z›n ürünü olarak ortaya ç›-
kan olumsuzlu¤umuzun savafl›n ac›mas›z yasalar› karfl›s›nda “ama”larla bafllayacak hiçbir gerekçesi olamaz. Savafl›n yasalar› izin vermez buna.... Dedi¤im gibi, mücadelenin gerilla cephesinde yerini al›fl›m bir bafllang›çt› benim aç›mdan. Yaflad›klar›m, yaflan›lanlara tan›kl›¤›m bir kez daha kan›tl›yordu bu gerçe¤i. Mücadelenin her bir aflamas›nda beklenilenlere yan›t olmak gerekiyordu. Bunun için de varolanla yetinmemek. Seyit yoldafl› gördü¤ümde, insan için en büyük engelin; hastal›klardan ideolojik olan› oldu¤unu yaflam›n canl› gerçe¤inde kavrama flans›m oldu. Mücadelenin beklentilerine yan›t olmaman›n gerekçesi haline getirilmifl sa¤l›k sorunlar›n› hat›rlad›m. ‹deolojik gerileyifllerle nas›l ki olmayan “sorun” bile sorun olabiliyorsa; ideolojik olarak her yönüyle sa¤lam bir durufl olan mevcut sorunlar›m›z›n, belki ortadan kald›rmasa bile, etkisini azaltabiliyordu..... Soyut gerçek yoktu; gerçek daima somuttu. Söylediklerimiz, yapt›klar›m›z gerçe¤in a盤a ç›kart›lmas›na ve olumsuzsa e¤er de¤ifltirilmesine hizmet etmeliydi. Küçük-burjuva kökenli yoldafllar›n bu do¤ru yaklafl›m karfl›s›nda yaflad›klar› çeliflkileri, de¤iflim sanc›lar›n› gözlemledim yaflam›n ayr›nt›lar›nda. Gerçekli¤e gözler kapanmad›¤› ve de¤iflme çabas› içinde olundu¤u oranda de¤ifliliyordu da. Ancak küçük-burjuva yaflam tarz›na duyulan derin özlemlerin, içinden gelinen bu s›n›fa ihanet edip etmeme noktas›nda yaflanan gerçek anlamda belirsizli¤in ürünü olarak gerçekli¤e gözler kapand›¤›nda, de¤iflme çabas› bir kenara b›rak›ld›¤›nda proleter durufla gelememe, ayak direme bafll›yordu. Bu durum insan› gelifltirmedi¤i gibi daha da geriletiyordu. Kifli aç›s›ndan böylesi en kötü durum dahi, saflar aç›s›ndan kötü say›lamazd›. “Ya d›fl›ndas›n çemberin ya da içinde...” içinde gözüküp d›fl›nda olmaktan ve kendini, baflka-
20 Ekim-2 Kasım 2006
lar›n› kand›rmaktansa b›rakal›m tüm ç›plakl›¤›yla a盤a ç›ks›n gerçeklik. ... Bana gelince... Yurtd›fl›ndan ülkeye gelme karar›n› verirken genel olarak yads›d›¤›m gerçekli¤imi, yaflam›n ayr›nt›lar›nda da yads›mam›n ne kadar gerekli oldu¤unu gördüm. Geçmifl maddi yaflam koflullar›n›n düflünce yaflam tarz›mdaki etkileri birer birer a盤a ç›kt›. Me¤er flimdiye kadar yads›d›¤›m aysbergin görünen yüzüymüfl. Yaflam, pratik gösterdi bu gerçekli-
¤imi; görmek istemedi¤imde gözüme soktu tüm ac›mas›zl›¤›yla, iyi de oldu. Ölümle yaflam çat›flt› k›yas›ya. S›rr›na erdim ölümsüzlü¤ün. Ve flimdi ben büyüyen kavgam›z›n ihtiyaçlar› artm›flken vard›¤›m aflamayla yetinmeyi akl›m›n ucundan bile geçiremem. Kesinlikle zorunludur yeni zirveleri hedeflemem. ‹deolojide derinleflmem, siyasette yetkinleflmem, örgütsel yaflamda ustalaflmam... Vur eskiye y›k›ls›n, omuz ver yeniye yeflersin!
Özgür’ümün an›s›na… Dokuz y›l bitti, ölümünün onuncu y›l›na giriyorsun. Ne kadar kötü yoklu¤un! Merhaba, Karadeniz da¤lar›nda açan k›rm›z› gül! Her ölüm y›ldönümün yaklaflt›¤›nda etraf›ma bakt›¤›mda tek bafl›na açm›fl bir gül görsem sen zannederim, derim ki bu Özgür, “merhaba Özgür” demek gelir içimden. Karadeniz da¤lar›na kara bulut gibi çöktü yoklu¤un. Girdin halk›n›n yüre¤ine, güzellefltirdin o insanlar›, zulme karfl› direnmeyi baflkald›r›y› ö¤rettin. “Yaflamak direnmektir” diyordun daha çok hizmet edecektin halk›na. Kim demifl ki onlar öldü diye, ölmedi onlar yafl›yor, dalga dalga köpük köpük Karadeniz’den Dersim’e mücadeleyi tafl›yorlar… Sabah›n yedisinde karanl›¤› y›rtarcas›na silah›nla selamlad›n Karadeniz da¤lar›n›, boyun e¤medin son mermine kadar çat›flt›n, “teslim ol” ça¤r›s›na “ben devrimciyim, devrimciler teslim olmaz” diyerek silah›nla cevap verdin. Silah›n elden ele dolafl›yorsa ve silah›nla intikam›n al›n›yorsa, k›z›l bayra¤›m›z dalgalan›yorsa devrim fliar›m›z da¤lar›nda yükseliyorsa bize ölüm yok. “Ölüm nereden gelirse gelsin, hofl geldi sefa geldi” diyordun. ‘96 Nisan ay›nda tah-
liye olmufltun, annenin yan›nda sadece 15 gün kalm›flt›n, solu¤u sevdal› oldu¤un da¤larda alm›flt›n. ‹brahimlerden, Kaz›m Çelik’lerden teslim ald›¤›n bayra¤› yükselterek devrim ateflini harlad›n. Korktu faflist köpekler bu heybetli yürüyüflünden, kararl› duruflundan uykular› kaçt› itlerin. Halka ihbarc›l›¤› onursuzlu¤u dayatt›lar, para karfl›l›¤› birkaç onursuz bir lokma ekmek için çocuklar›n›n gelece¤ine ihanet ettiler. Özgürler, çocuklar öldürülmesin; köle olmas›n diye gelecek güzel günler için, özgür bir dünya için mücadele verdiler. Vatan› parsel parsel Amerika’ya satanlar çarklar› bozuldu¤u için bunlar vatan haini dediler, kimisini F tiplerine koydular kimisini öldürdüler. Yok, yok onlar ölmedi yok! Halk›n›n yüre¤inde t›pk› Karadeniz gibi cofluyor, Dersim da¤lar›nda çiçek aç›p kekik kokuyorlar. Özgür’e kurflun s›kan köpekler bile inanm›yorlar öldü¤üne. Ölülerimizden bile korkuyorlar, 20 Ekim’de bizden önce diziliyorlar Karfl›yaka Mezarl›¤›’na. Devrim flehitleri yüre¤imizde yafl›yor yaflayacak! Selam olsun bin selam T‹KKO gerillas› Özgür Kemal Karabulut’a! (Ankara’dan bir ana)
“Eksilmeyiz tükenmeyiz dara¤ac›nda…”
H›d›r Aslan: (1958-25 Ekim 1984) 1958’de Tunceli Hozat Tafl›tl› köyünde do¤du. Ortaokuldaki baflar›s› üzerine ö¤retmenlerinin de ›srar›yla ailesi Ankara’daki a¤abeyinin yan›na lise için gönderdi. H›d›r Aslan politikayla Kurtulufl ve Etlik Liseleri’nde okurken tan›flt›. K›sa bir süre sonra L‹SE-DER’e gitmeye bafllad›. Bir olaya kar›flt›¤› gerekçesiyle tutuklanarak 7 ay hapishanede kald›. 1978 sonras› ‹zmir’e gitti. fiubat 1980’de yakalan›nca, tutuklanarak Buca Hapishanesi’ne gönderildi. Devrimci Yol’un Gültepe ve Karaba¤lar sorumlusu olmaktan yarg›land›. 4 y›l süren hapishane günlerinden sonra 25 Ekim 1984’de Burdur Kapal› Hapishanesi avlusunda idam edilerek ölümsüzleflti. “(...) Ça¤›n›n ileri görüfllü, ayd›n bir insan›
ol. Her fley apaç›k, aflikar, gözler önünde. Onlar› görebilen, e¤riye e¤ri, do¤ruya do¤ru hem de yüksek sesle diyebilen biri ol. Yaflam›n onurlu yanlar›na tutun, onlar› savun. Sizlerin böyle insanlar oldu¤unuzu, kendi saf›n›zda yer alm›fl, yaflam mücadelesine kat›lm›fl birer insan oldu¤unuzu bilmek kadar beni sevindirecek bir fley olamaz” (Ye¤eni Sultan’a yazd›¤› mektuptan) *** “Can›m Abim, Uzun uzun yazacak de¤ilim. Bu ana hep haz›rd›m. Son yolculu¤um yaflam›m kadar güzel olmal›. Üzmek mi? Bunu hiç istemiyorum canlar›m. Büyük sözler etmeyi gereksiz buluyorum. Herfley yaflam›m›z kadar aç›k ve sade olmal›. Yaflamak bir türküyse bunu, bu türküyü en güzel biçimiyle söylemeye çal›flt›m. Zafer flark›s›n›n söylendi¤i günler de gelecek. K›sa da olsa onurlu yaflaman›n yolunu seçti¤im için mutlu gidiyorum. ‹yi, güzel fleyler u¤runa yaflan›yorsa her fley, katlan›lmayacak fley yoktur. Ölüm bile basitlefliyor. Anlaml›ysa ölüm yaflamak kadar güzeldir. fiu mektubu yazarken bir yandan çay, siga-
ra içiyorum. A¤›r a¤›r. Tad›na vara vara. Neflesiz de¤ilim. Bir yandan yaflam›m›n film fleridini toplamaya çal›fl›yorum kafamda. K›sac›k zamanda bu anl›k, hemen her fleyi bafltan sona ayr›nt›lar›yla izlemek oldukça zor gibi. Vasiyet yazmam› istemifltin. Acele etmemifltim ama buna zaman›m›z oldu iflte. ‹yiden, güzelden yana olun. Budur iste¤im, hepinizden. Tüm dostlar›ma, dost yüreklilere sevgimin s›cakl›¤›n› iletin. Utançs›z, onurlu gidiflimi. Üzülmek, ac›mak hiç kimseden beklemedi¤im bir fleydir. Bana yap›lacak en büyük kötülük budur. ‹nsan ac›larla da yaflamas›n› bilir, bilmeli. Güç de olsa. Benim üzerimde büyük emekleriniz var, ödenmeyecek kadar büyük. Senin ve ötekilerin. Siz, eme¤in tüm temsilcilerine, dünyadaki tüm emekçi, onurlu güçlü insanlara lay›k olabilmenin yolunu seçtim. Yapabilece¤im her fleyi yapamam›fl olsam da, bu görevi yapacak yeni insanlar topraktan f›flk›r›yor. Ailedeki bana düflen tüm haklar›, sen ve Ayd›n’a b›rak›yorum. En yararl› biçimde kullanaca¤›n›za inan›yorum. Çok fley söylemek istiyorum ama zaman öyle k›sa ki. On dakikam›z var. Üzülmeyin,
ac›lara yenilmeyin, hayata karfl› güçlü olun, yaflam budur. Seçilmesi gereken yaflam. Sultan’a sevgilerimi yolluyorum. Herbirinize isim isim yazamayaca¤›m. Dostlara da. Bu hepsini karfl›las›n. Yüre¤imin tüm sevgisiyle, tüm onurlu güçlerimle seni, sizi, hepinizi kucaklar, doyas›ya öperim. Güçlü olun. Bafl› dik olun. O güzel günlerde tekrar yan›n›zda olaca¤›m. Amcan›z, kardefliniz, dostunuz.” H›d›r Aslan
GÜNDE DÜN… 20 Ekim 1935. Uzun Yürüyüfl sona erdi. Mao önderli¤indeki Birinci Öncü Ordu Yenan’a girdi. 26 Ekim 1972. Rasih Nuri ‹leri “Lenin Hayat› ve eserleri” kitab›n› Türkçe’ye çevirdi¤i gerekçesiyle 7.5 y›l hapse mahkum oldu.
28
20 Ekim-2 Kasım 2006
59
Irak’ta direnifl bitti mi? Ortado¤u’da son dönemde yaflanan geliflmeler önümüzdeki günlerde sular›n daha da ›s›naca¤›n› gösteriyor. ABD emperyalizminin son birkaç y›lda artan ve ivmesi daha da yükselecek olan sald›rganl›¤› dünya halklar›na ac› çektirmeye devam edecek. Ortado¤u halklar› yüzy›llard›r emperyalistlerin egemenlik savafllar›n›n içinde gözyafl› dökmektedir. Kendisini dünyan›n efendisi ilan eden ABD emperyalizminin giderek güçten düflmesi vahfletini ve sald›rganl›¤›n› da art›rmaktad›r. Ekonomik olarak tarihinin en kötü dönemini yaflayan ABD emperyalizmi, bu sorunu aflmak için her yolu mubah saymaktad›r. Ekonomiyi yavafllama sürecine giren ve sürekli krizlerle k›vranan ABD emperyalizmi, d›fl borçlar›n› kapatmak ve art›k ifllemez hale gelen ekonomisini harekete geçirmek için savafl makinesini devreye sokmaktad›r. Dünyan›n jandarmal›¤›na soyun a n ABD, dünyan›n herhangi bir yerindeki geliflmeye refleks göstererek küresel ç›karlar›n› koruman›n peflinde. Emperyalistlerin kurtlar sofras›nda art›k eskisi gibi difl gösteremeyen ABD, bunun ac›s›n› dünya halklar›ndan almaktad›r. Ekonomisinin esas itici gücünü oluflturan savafl sanayi ve içine girdi¤i darbo¤az, ABD emperyalizmini iflgale, bölgesel savafllar yaratmaya itmektedir. Bu gidiflat emperyalizmin do¤as› gere¤i olmaktad›r. Yaflad›¤› her ekonomik floktan sonra hayatta kalmak için daha fazla petrole, enerjiye, pazara, bunun için de daha çok kana, kitlesel katliamlara, iflgallere yönelmektedir. Can çekiflen ve dünya halklar›n›n eme¤i ve can› ile beslenen emperyalizm son hamlelerini yapmaktad›r. Bu anlam›yla önümüzdeki günler Ortado¤u halklar› aç›s›ndan s›cak geliflmelere gebedir. 11 Eylül sald›r›lar›ndan sonra vahflet ç›tas›n› yükselten emperyalizm kanl› tarihine yeni sayfalar eklemektedir. Özellikle Rus, AB ve Çin emperyalizmi karfl›s›nda manevra yapmakta giderek zorlanan ABD emperyalizmi tansiyonu yükseltmekte ve dalafl› derinlefltirmektedir. Emperyalistler için dünya hâkimiyetine giden yolda Ortado¤u önemli bir kavflak noktas›d›r. Dünyan›n efendili¤i için dövüflenlerin bu bölgedeki geliflmelere en üst noktada du-
yarl›l›k gösterecekleri kuflku götürmez bir gerçektir. ABD rakipleri ile aray› açmak ekonomisini düze ç›karmak ve yeni pazar alanlar›, nüfuz bölgeleri yaratmak için yeni hamlelerin haz›rl›¤›ndad›r. Birkaç y›ld›r bu amaçlar›n› gerçeklefltirmek amac›yla yeni projeler gelifltirmektedir.
rak’a demokrasi ve insan haklar› getirdi¤ini iddia eden ABD emperyalizminin aksine ‹ngiliz sa¤l›k dergisi The Lancaet; iflgalin bafllad›¤› Mart 2003’ten Temmuz 2006’ya kadar 655 bin Irakl›n›n öldü¤ünü aç›klad›. Bu kadar insan›n demokrasi ve insan haklar› kuyruklar›nda öldü¤üne mi inanmal›?
I
r›lmas› iddias›yla devam eden temaslar gerçekte yol haritas›n›n yaflama geçmesinden baflka bir fley de¤ildir. 3 Ekim’de Suudi Arabistan D›fliflleri Bakan› Prens Suud El Faysal ile görüflmesinden sonra gazetelere; “‹ran nükleer faaliyetlerini ask›ya almad›¤› takdirde uluslararas› toplumun tek seçene¤i BM’nin 1696 say›l› karar›na baflvurarak yapt›r›m getirilmesi olacakt›r” demeçleri veren ABD D›fliflleri Bakan› Condoleezza Rice bu oyunun bafl aktörlü¤üne soyunuyor.
Ölüm mele¤i Irak’ta!
Kaç›n! Ortado¤u’ya “özgürlük” geliyor! ABD emperyalizmi gelecekte izleyece¤i yeni yol haritas›n› GOP/BOP ile deklare etmiflti. Ortado¤u’ya “s›¤mayan” ABD, egemenlik alan›n› geniflletmenin peflinde. 11 Eylül’den sonra bu projeler kapsam›nda Irak’› iflgal eden, binlerce insan› katleden emperyalizm flimdi de gözünü ‹ran ve Suriye’ye dikmifltir. Ortado¤u’da izleyece¤i politikalar› ileri karakolu ‹srail arac›l›¤› ile uygulayarak yeni iflgallerin haz›rl›klar›n› yapmaktad›r. Son olarak Filistin ve Lübnan’› iflgal ederek tafl üstünde tafl b›rakmayan ABD emperyalizmi, Hizbullah-‹srail çat›flmas› üzeriden Ortado¤u’daki güç dengelerini yeniden düzenlemekte ve yeni müdahalelerde bulunmaktad›r. Binlerce insan› katlederek milyonlarcas›n› da evinden eden emperyalizm Ortado¤u’daki de¤iflimin ne kadar “sanc›l›” olaca¤›n› da gösteriyor. Lübnan iflgali ile ‹ran iflgalinin bir provas›n› yapan ABD emperyalizmi sald›r› için dünya kamuoyunu haz›rlamakta bölgedeki iflbirlikçi, uflaklar›n› yol haritas›na uygun bir hale getirmeye ve ‹ran’› tecrit etmeye çal›flmaktad›r. Bunun için Ortado¤u’daki ziyaret trafi¤ini art›rmaktad›r. ‹ran’›n nükleer silahlar›ndan ar›nd›-
Türkiye, Yunanistan, ‹srail ve Lübnan olmak üzere birçok ülkeyi ziyaret eden Rice bu aralar fazla mesai yapmakta. Giriflecekleri yeni katliamlar öncesi son haz›rl›klar›n› yapan emperyalistlerin sözcüsü Rice ve onun haydut çetesi tüm enerjilerini efendileri için kullanmakta ve canla baflla çal›flmaktad›r. Ortado¤u halklar›n›n kan› üzerinde entrikalar çeviren, katliam senaryolar› yapan “dünyan›n en güçlü kad›n›” tekrar Ortado¤u’da bir hayalet gibi dolaflmaya bafllad›. Rice ne zaman bir bölgeye gitse oraya da ölümün so¤uk nefesini tafl›makta, arkas›ndan flehirler bombalanmakta, bebek cesetleri televizyon ekranlar›n› doldurmaktad›r. Condi alt›na imza att›¤› ve aktif olarak görev ald›¤› Irak iflgalinden sonra ç›kt›¤› yurtd›fl› gezisinde Irak’› da unutmad›. Irak’ta ifllerin yolunda oldu¤u, endiflelenecek bir fley olmad›¤›n› etrafa gülücükler da¤›tarak aç›klayan Condi fena yan›ld›. Irak’a inmek için havada 3 saat gezmek zorunda kalan Condi, bir koruma ordusu eflli¤inde çelik yeleklerle uçaktan inebildi. E¤er bu bir tatbikat de¤ilse ifller hiçte yolunda gitmiyor demektir! Irak’ta denetimi sa¤lad›¤›n› iddia eden Pentagon sözcülerini, 7 Ekim günü Telafer’de bir kontrol noktas›na yap›lan ve 5 kiflinin öldü¤ü eylem bile yalanlamaktad›r. Irak’a demokrasi ve insan haklar› getirdi¤ini iddia eden ABD emperyalizminin aksine ‹ngiliz sa¤l›k dergisi The Lancaet; iflgalin bafllad›¤› Mart 2003’ten Temmuz 2006’ya kadar 655 bin Irakl›n›n öldü¤ünü aç›klad›. Bu kadar insan›n demokrasi ve insan haklar› kuyruklar›nda öldü¤üne mi inanmal›? ABD fena halde çuvallad›¤› ve bir türlü ç›kamad›¤› Irak batakl›¤›ndan ç›k-
man›n hesaplar›n yap›yor. Çünkü savafl arabas›n›n yoluna devam etmesi için bu zorunlu. Ancak bu hiçte kolay de¤il. 12 Ekim’de Savunma Bakan› Donaltd Rumsfeld’in de kat›ld›¤› Pentagon’da düzenlenen bas›n toplant›s›nda konuflan Kara Kuvvetleri Komutan› Orgeneral Peter Schoomaker; Irak’ta var olan 141 bin askerin 2010’a kadar korunaca¤›n› ve yak›n bir zamanda çekilmenin söz konusu olmad›¤›n› söyledi. Peter Schoomaker direniflçileri kastederek “‹stendi¤i kadar atefl edebilmem için yeterince cephanem olmal›” sözlerini sarf etti. Irak’ta kurulan kukla hükümetin polislerini e¤itmekle görevli Tümgeneral Joseph Peterson ise son iki y›l içinde 4000 polisin öldürüldü¤ünü 8000’den fazlas›n›n da yaraland›¤›n› aç›klad›. 13 Ekim tarihinde ‹ngiliz Daily Mirror gazetesine demeç veren ‹ngiltere Genelkurmay Baflkan› Orgeneral Sir Richartd Dannat “Bir yabanc› olarak bir ülkeye davet edildi¤iniz zaman memnuniyetle karfl›lafl›rs›n›z ancak biz bu ülkeye kesinlikle flu an Irak’ta bulunanlarca davet edilmedik” diyerek ‹ngiliz askerlerinin Irak’tan çekilmesi gerekti¤ini söyledi. ‹ngiltere’nin Irak’ta 7 bin askerle ABD’den sonra en büyük gücü oluflturdu¤unu da eklemeli. E¤er Genelkurmay Baflkan› ‹ngiliz askerlerinin can› s›k›ld›¤› için böyle bir aç›klama yapm›yorsa, bu sözler direniflin boyutunu göstermektedir. ABD emperyalizmi Irak’› denetleyemeyece¤inin fark›na varm›fl olacak ki, kurdu¤u kukla hükümeti arac›l›¤› ile Federalizm Yasas›’n› onaylad›. Ülkenin tamam› yerine petrol zengini bölgelere yo¤unlaflmay› ve buralara egemen olmay› hedeflemektedir. Irak Parlamentosu Baflkan› Mahmud Maflhadani isyanc›lar›n önü al›nmadan uygulanacak her düzenlemenin yang›na körükle gitmek anlam›na geldi¤ini söyleyerek direniflin gücüne bir kez daha iflaret etmektedir. ABD emperyalizmi Irak’ta oldu¤u gibi bir kez daha direnen halklar›n önünde bafl e¤mektedir. Tüm zafer naralar› direniflçilerin beyinlerinde patlatt›¤› mermilerle tuzla buz oldu. ABD emperyalizmi her fleye kadirdir diyenler gözlerini Irak’a çevirmeli! Direnifl, zulmün oldu¤u her yerde oldu¤u gibi Irak’ta da yafl›yor ve büyüyor!
29
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
fiovenist-›rkç› kampanyaya aldanmayal›m! Ermeni Soyk›r›m›n› lanetlemek her devrimcinin görevidir! Fransa’da Ermeni soyk›r›m›n›n inkâr›n›n cezaland›r›lmas›n› karar alt›na alan yasan›n gündemleflmesiyle birlikte ülkemizde ›rkç›-floven kampanya bir kez daha yükseltilmeye baflland›. Yasan›n 12 Ekim’de Frans›z Meclisi’nde kabul edilmesi de hükümetinden Genelkurmay’›na, D›fliflleri Bakanl›¤›’ndan gerici dernek ve kurumlar›na tüm Kemalist-›rkç› kesimlerin Ermeni düflmanl›¤›n›n dozaj›n› art›rmas›na sebep oldu. Son y›llarda Kürt halk›na yönelik artan ve linç eylemleri ile devam eden ›rkç›-floven sald›r›lar söz konusu yasa ile Ermeni halk›na çevriliyor. Böylece “Türk’ün Türk’ten baflka dostu yok!” faflist slogan› kitlelerin bilincine daha fazla fl›r›nga ediliyor. Ekonomik-siyasal ve sosyal kriz içinde daha da batan faflist sistem floven-faflist propaganda ile ç›karlar›-sorunlar› ortak olan farkl› milliyetlerden ezilenleri birbirine düflürmeyi ve geri kesimleri kendi saf›nda örgütlemeyi hedefliyor. Bu floven dalga içinde ‹flçi Partisi bayra¤› kimseye kapt›rmamaya kararl› bir durufl sergiliyor. Her gün faflizmin simgesi bayraklarla sokaklara ç›kan ‹flçi Partililer, Frans›z emperyalizmine karfl› olma ad› alt›nda Ermeni, Kürt ve di¤er az›nl›k milliyetler aleyhinde ›rkç› faaliyetlerini sürdürüyor. Ermeni soyk›r›m›n›n önde gelen sorumlular›ndan olan Talat Pafla’n›n ad›n›, kurduklar›n› komitelere utanmadan veren ‹flçi Partisi bu komiteler üzerinden kitleleri etkilemeyi hedefliyor. Sald›r›lar bununla da bitmiyor. Her gün farkl› kesimlerden zatlar medyada boy gösterip flovlar düzenliyor. Yasa kabul edilince Fransa’ya gidip “suç” iflleyece¤ini ilan eden ucuz kahramanlardan Cezayir soyk›r›m›n› kabul ederek “misilleme” yapt›klar›n› sananlara kadar kötü bir oyun sahneleniyor. Tabii “öneriler” bununla da sonlanm›yor. AKP’li Yaflar Yak›fl ile CHP’li fiükrü Elekda¤ ise Türkiye’de çal›flan 70 bin Ermeni’nin s›n›r d›fl› edilmesi ile yeni bir “tehcir” önerisinde bulunmufllar ve düzenin temsilcilerinin anlay›fllar›n›n 90 y›ld›r de¤iflmedi¤ini, bir baflka aç›dan göstermifl oldular. Baflbakan Erdo¤an da konuyla ilgili yapt›¤› konuflmada Fransa’ya hitaben “Sana ne kardeflim!” diyerek hiddetlenmifltir. Yine ANAP’l› ‹brahim Özdo¤an’›n Ermeni soyk›r›m›n› kabul edenlerin cezaland›r›lmas› önerisi de bu dönemde Meclis’e sunuldu. Sanki ülkemizde Ermeni soyk›r›m›n› kabul eden ayd›nlar, ilericiler hapsedilmiyormufl, DKÖ’ler kapat›lm›yormufl, herkes özgürce görüfllerini iletiyormufl gibi Fransa’ya bu flekilde misilleme yapmay› teklif etmek de ülkemizde siyasetin seviyesizli¤ini bizlere kan›tlamaktad›r. Ülkemizde farkl› milliyetlerden emekçilerin ç›karlar›n›n ve mücadelesinin ortakl›¤›n› savunan, bu anlamda Anadolu’nun kadim halklar›ndan biri olan Ermeni
milliyetinin soyk›r›ma u¤ramas›n›n hesab›n› bu devletten soraca¤›n› ilan eden devrimci ve komünistler bir yana, sistemle do¤rudan hesaplaflmaya girmeye cesaret edemeyen burjuva-liberal ayd›nlar dahi soyk›r›m› ima etti¤i iddias›yla cezaland›r›lmakta, hapse at›lmaktad›r. Ülkemiz edebiyat›n›n en tan›nan isimlerinden olan ve Nobel ödülünü alan Orhan Pamuk “1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt katledildi” dedi¤i için mahkemelere tafl›nd› ve sivil faflistlerin linç giriflimine maruz kald›. Yine Elif fiafak’›n “Baba ve Piç” roman›nda roman kahraman›n›n Ermeni soyk›r›m›n› savunmas› nedeniyle hem yazar Elif fiafak hem de roman kahramanlar› Armanufl ve Asya yarg›lanmaktad›r. Geçti¤imiz May›s ay›nda Proletarya Partisi’ne yönelik gerçeklefltirilen operasyonda ele geçen ve üzerinde “Ermeni Soyk›r›m›n›n Hesab›n› Soraca¤›z!-TKP/ML T‹KKO” yazan pankart da egemen s›n›flar›n medyas›n›n ve polis fleflerinin dikkatini ve tepkisini çekmiflti. Aç›kt›r ki tarihsel bir gerçek olan Ermeni soyk›r›m›n› lanetlemek biz devrimciler aç›s›ndan olmazsa olmazd›r. Özellikle 1. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’n›n hemen öncesinde ve savafl sürecince Anadolu’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da halklar emperyalistlerin politikalar› do¤rultusunda birbirlerine k›rd›r›lmaya çal›fl›lm›fl ve büyük oranda baflar›l› da olunmufltu. Lenin yoldafl›n önderli¤inde Rusya’da gerçekleflen Büyük Sosyalist Ekim Devrimi ile birlikte Kafkasya’daki ulusal sorunlar komünist önderlik alt›nda ve Uluslar›n Kendi Kaderini Tayin Hakk› ilkesi do¤rultusunda çözümlenmiflti. Yine Balkanlar’da da yüzy›llard›r k›flk›rt›lan ulusal ve dini farkl›l›klar da 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’n›n ard›ndan halk demokrasilerinin Balkanlar ve Do¤u Avrupa’da kurulmas›yla çözüme kavuflmufltu. Ancak gerek bu ülkelerde sosyalizmden geriye dönüfllerin yaflanmas› gerekse de Rus Sosyal Emperyalizmi’nin y›k›lmas›n›n ard›ndan Kafkaslar’da ve Balkanlar’da
emperyalistlerin k›flk›rtt›¤› etnik ve dini savafllar patlak vermifl ve halklar aras›na düflmanl›k tohumlar› yeniden at›lmaya bafllanm›flt›. Bu nedenle Ermeni soyk›r›m›n› incelerken emperyalizmin halk düflman› politikalar›n› hesaba katmaya da özen göstermeliyiz. Emperyalizmin sömürüye, bask›ya dayanan niteli¤i ve emperyalizmin ufla¤› faflist rejimlerin gerçekli¤i göz önüne al›nmadan Türk egemen s›n›flar›n›n örgütledi¤i bu katliamlar da anlafl›lamaz. Ermeni soyk›r›m›n›n tarihi bu yaz›n›n kapsam›n› aflmam›za neden olaca¤› için buna de¤inmeyece¤iz. Ancak gözden kaç›r›lmamas› gereken bir nokta var ki, o da, Türk egemen s›n›flar›n›n bu soyk›r›m› inkâr etmedeki direngenli¤inin nedenidir. Her ne kadar resmi tarih tezinde, Türkiye Cumhuriyeti moderniteyi ve bat›l›laflmay›, Osmanl› ise gerili¤i ve do¤ulu¤u temsil etti¤i ve TC’nin kurulufl felsefesinin Osmanl› gelene¤inden bir kopufl oldu¤u iddia edilse de gerçekte TC’nin bu soyk›r›mda sorumlulu¤u bulunmaktad›r. Her iki devletin egemen s›n›flar›n›n Türk komprador burjuvazisi ve toprak a¤alar› olmas›, TC’yi kuranlar›n Osmanl›n›n son döneminde iktidarda olan ‹ttihat ve Terakki anlay›fl›n› savunmas› ve Ermeni katliamlar›nda rol alanlar›n cumhuriyetin kurulufluna da aktif kat›lmas› bu ba¤› göstermektedir. Ancak ba¤› sa¤layan esas mesele Osmanl›n›n da TC’nin de emperyalizmin sömürgesi olmas› ve tüm katliamlar›, reformlar›, politikalar› emperyalizmin emirleri do¤rultusunda gerçeklefltirmeleridir. Zaten katliamlar, sürgünler TC’nin kuruluflundan sonra da ayn› politikalarla devam etmifltir. Osmanl›n›n son döneminde Ermenilerin tehcir yoluyla soyk›r›ma u¤ramas›n›n ard›ndan “genç” cumhuriyetin ilk y›llar›nda da Rumlar zorunlu göçe maruz kalm›flt›r. Yine Keldaniler, Asurîler, Yezidiler de ›rkç› politikalar›n kurban› olarak vatanlar›n› terk etmeye zorlanm›fllar, k›y›mlardan geçmifllerdir. Sonuç itibariyle bin y›llard›r Anadolu’da yaflayan,
bu topraklardaki tarihin yaz›lmas›nda, kültürün oluflumunda birebir etkili olan ve say›lar› milyonlarla ifade edilen bu kadim halklar –Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Yezidiler vd- ata topraklar›nda yok edilmifllerdir. Bugün ülkemizde bu milliyetleri temsilen çok az say›da insan kalm›flt›r. Bu milliyetlerin kovuluflunun ard›ndan ›rkç› devlet yüzünü Kürtlere çevirmifltir. Di¤er milliyetlerin bafl›na gelen katliamlara, zorunlu göçlere, sürgünlere Kürtler de maruz kalm›flt›r. 83 y›ll›k tarihinde Kürtler birçok sefer isyan etmifl ve ›rkç›-asimilasyoncu politikalara karfl› direnmifltir. Günümüzde de direnmeye devam etmektedir. On y›l öncesine kadar ülkemizde Kürt ulusunun varl›¤›n› inkar eden faflizm, mücadele sonucunda bu gerçekli¤i sözde de olsa kabul etmifl görünmekle birlikte flovenist sald›r›lar› sürdürmekten de geri durmamaktad›r. Frans›z emperyalizminin soyk›r›m› inkâra ceza veren yasas›n› ç›karmas›n›n ard›nda ise mazlum Ermeni halk›yla dayan›flma, onun ac›lar›n› paylaflma amac› bulunmamaktad›r. Kanl› bir tarihe sahip olan emperyalizmin en önemli temsilcilerinden biri olan Frans›z emperyalizminin tarihi de katliamlarla, sömürüyle, bask›yla doludur. Frans›z emperyalizminin temsilcileri iç ve d›fl ç›karlar›ndan dolay› böylesi bir tasar›ya destek ç›kmakta ve Ermeni halk›n›n ac›lar›n› kendi ç›karlar›na alet etmektedir. Bu aç›dan bakarsak Türk faflistlerinin “Bizle u¤raflaca¤›n›za, bizim suçlar›m›z› iffla edece¤inize kendinize bak›n, biz sizden ö¤rendik bu zulüm metotlar›n›” yönlü aç›klamalar› da belli bir “hakl›l›k” pay› içermekte gibi görünmektedir. Ancak hem Frans›z emperyalizminin Ermeni soyk›r›m› ile ilgili politikalar› hem de Türk egemen s›n›flar›n›n faflist sözcülerinin ›rkç› beyanatlar› ve politikalar› her iki taraf›n da gerici ç›karlar›n› aç›k etmekten baflka bir ifle yaramamaktad›r. Dünya halklar›na karfl› ayn› saflarda olan Frans›z emperyalizminin, faflist Türk devletinin ve gerici Ermenistan devletinin birbirinden hesap sormas› mümkün de¤ildir. Bugün ç›karlar› çat›flsa da herhangi birinde yükselecek devrime bast›rmak için birleflecekleri aflikârd›r. Çünkü özleri ayn›d›r. Emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda, emperyalizmin saf›nda olan tüm sömürücü, bask›c› s›n›flar›n ve bunlar›n çeflitli devletlerinin (ki hepsinin özü burjuva diktatörlü¤üdür) emekçi, mazlum halklara yönelik dünyan›n dört bir yan›nda iflledi¤i suçlar›n hesab› kesinlikle sorulacakt›r. Emperyalizmi kovmay› ve y›kmay› hedefleyen, sömürüye, zulme son vermeyi önüne koyan, farkl› uluslardan halklar›n birli¤ini savunan, her türlü milliyetçili¤e karfl› enternasyonalizm bayra¤›n› yükselten devrimler, suçlar›n hesab›n› bu suçlar› yaratan zorba düzeni yok ederek soracakt›r.
30
20 Ekim-2 Kasım 2006
‹flçi-köylü’den Düflman bitmeden savafl bitmez! “Bu kez devlet ad›m atmak zorunda, çünkü Kürt sorunu uluslararas› bir boyut ald›” söylemlerindeki “gerçeklik” pay› bir kenara “PKK koordinatörü” atamas›yla Kürt sorununu “çözme” çabas› içinde olan ABD’nin Irak’ta her gün onlarca insan› katletti¤i ortadad›r. Tam da bugünlerde yap›lan bir araflt›rmaya göre Irak’ta üç y›ll›k iflgal flartlar› alt›nda ölen insan say›s› 655 bine ulaflm›fl durumdad›r. Kürt sorunun demokratik yollardan çözümü noktas›nda mangalda kül b›rakmayan ABD ve ifl birlikçilerinin Irak’taki tablosu iflte budur. Devlet cephesinden ateflkes sürecinde yaflanan geliflmeler bunlarken; gözlerin çevrilmesi gereken bir de “karfl› taraf›n” aç›klamalar›d›r. KKK Yürütme Konseyi Baflkan› Murat Karay›lan yapt›¤› bir aç›klamada bu ateflkes sürecinde di¤erlerine göre daha umutlu olduklar›n›n alt›n› çizerek bunun nedenini de “d›fl ve iç kamuoyunun deste¤inin daha fazla olmas›na” ba¤l›yor. Ve ateflkes sürecini kastederek “Bu olmam›fl olsayd› Kürt sorununun uluslararas› bir soruna dönüfltü¤ü günümüzde Kürtlerin farkl› tutumlar› olabilirdi. Ayr› bir devletleflme daha fazla gündeme gelebilirdi” demektedir. Anlafl›lan o ki, Kürtlerin “daha farkl›” taleplerinin gündeme gelmesi sadece devleti rahats›z edecek bir geliflme de¤ildir. Nitekim 15 Ekim tarihli Gündem gazetesinin Analiz köflesinde yay›nlanan yaz›da yer alan A¤ar’›n Kürt sorununu çözme ad›na ileri bir ç›k›fl yapt›¤› imalar› ve “Bu temel saik karfl›s›nda tercihimiz A¤ar’›n üye olma sinyalleri verdi¤i (Ordu’dan z›lg›t› yiyince geri ad›m atm›fl olmas› tercihimizi etkilemez) kulüpten ve Türkiye’den yanad›r” sözleri medet umulan›n kimler ve neresi oldu¤unu aç›kça ortaya koymaktad›r. A¤ar kimdir sorusunu sordu¤umuzda ise karfl›m›za ç›kan yan›t bir halk düflman› aç›s›ndan hayli bildik bilgilerle dolu. 1951’de Elaz›¤’da do¤du. Emniyet Genel Müdürlü¤ü ad›na Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okuyan A¤ar, 1972’de mezun olduktan sonra, polisli¤e Emniyet Genel Müdürlü¤ü ve Cumhurbaflkanl›¤› korumalar›nda görev alarak bafllad›. ‹znik, Selçuk ve Torul Kaymakaml›klar› da yapan A¤ar, Derince
Kaymakaml›¤› görevinden sonra, ‹stanbul Siyasi fiube Müdür Muavinli¤i’ne getirildi. 5 y›l süren ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü Personel ve Asayifl fiube Müdürlü¤ü’nden sonra, fiükrü Balc›-Ahmet Ateflli-Ünal Erkan ve kendisi ile ilgili M‹T raporunu nedeniyle 1988 y›l› bafl›nda, Ankara Emniyet Müdürlü¤ü’ne getirildi. Bu dönemde siyasilerle yak›n iliflki kurmaya gayret etti. ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü görevinden sonra, 1992’de de Erzurum Valisi oldu. Bu görevi s›ras›nda 1 A¤ustos 1992’de g›yabi tutuklu olarak aranan Bahçelievler katliam› san›¤› Haluk K›rc›’n›n nikâh›nda, nikâh flahitli¤i yapt›. 1993 Temmuz ay›nda Emniyet Genel Müdürlü¤ü’ne getirildi. Bu göreve gelir gelmez, Milli Güvenlik Kurulu’na Özel Tim’in güçlendirilmesi ve PKK’nin büyük flehirlerdeki finans kaynaklar›n› kurutmak gibi önlemleri içeren “Terörü 1 y›lda yok edecek” bir plan haz›rlay›p sundu. Özel Harekât Timi’nin PKK’yi bir y›lda silece¤ini ileri sürdü. “PKK’ye karfl› ülkücü ordusu kuruldu¤u” iddialar›n› yalanlad›. Bu konuflmas›ndan 40 gün sonra ise “Özel ordu çok yak›nda haz›r” aç›klamas›n› yapt›. Polis örgütüne MHP yanl›lar›n›n hakim olmas›na göz yummakla suçland›. A¤ar yönetti¤i polis örgütü nedeniyle, iflkence iddialar›na ve yarg›s›z infaz suçlamalar›na da hedef oldu. ‹flkenceyi “münferit olaylar” olarak nitelendiren A¤ar, elefltirilerin t›rmanmas› üzerine “Polis hatas›z de¤il” demek zorunda kald›. A¤ar, Emniyet Genel Müdürlü¤ü döneminde artan faili meçhul cinayetler nedeniyle büyük elefltiri ald›. Çiller’e baflbakanl›¤› döneminde büyük destek veren A¤ar, onu yurtiçi, yurtd›fl› tüm gezilerinde yaln›z b›rakmad›. A¤ar, bu dönemde ‹stanbul Emniyet Müdürü olan Necdet Menzir ile büyük bir çekiflmenin de içinde oldu. Aral›k 1995 seçimlerinden sonra 28 ay sürdürdü¤ü Emniyet Genel Müdürlü¤ü görevinden ayr›ld› ve DYP milletvekili olarak Meclis’e girdi. Adalet Bakan› oldu¤u ANAYOL Hükümeti döneminde hapishanelerde 12 politik tutsak açl›k grevlerinde flehit düfltü. REFAHYOL Hükümeti’nin
kurulmas›ndan sonra ‹çiflleri Bakanl›¤› koltu¤una oturdu. A¤ar’›n Susurluk olay›ndan hemen sonra polis müdürü Hüseyin Kocada¤’› savunarak, Abdullah Çatl›’y› teslim olmaya götürdü¤ü yolundaki aç›klamas› herkesi flafl›rtt›. Bu sözlerinin hemen ard›ndan istifa etti. 1996 Eylül ay›nda Ayd›nl›k dergisi taraf›ndan aç›klanan ikinci M‹T raporunda bizzat A¤ar taraf›ndan verilen yeflil pasaportlar ve silah tafl›ma belgeleriyle özel bir örgüt kurdu¤u, bu örgütün adam kaç›rma, uyuflturucu kaçakç›l›¤› gibi ifllere bulaflt›¤› iddia edildi. Susurluk kazas›ndan sonra yap›lan incelemelerde Çatl›’n›n üzerinde ç›kan silah tafl›ma belgesindeki imzan›n A¤ar’a ait oldu¤u Jandarma Kriminal Laboratuvar› taraf›ndan tespit edilmifltir. Bu geçmifline güvenle “da¤dakilerle” ilgili konuflan A¤ar, dikkat edilirse herhangi bir “vatan hainli¤i” suçlamas› ile de karfl›laflmad›. Çünkü kendisinin ne kadar vatansever bir adam oldu¤u bugüne kadar sergiledi¤i prati¤inde oldukça aç›k bir durumda. Lübnan’a asker gönderilmesini istemeyenlerin dahi “vatan hainli¤i” ile suçland›¤› ülkemizde “teröristler” için “kap› açan” A¤ar’›n bu tart›flmalarda imaj yapmas› bir tesadüf olmasa gerek. Ülkemizde ki bu geliflmelerin ak›fl›n› belirleyen ve de tamamlayan dünyadaki s›cak geliflmeler ise tüm h›z›yla devam etmektedir. Irak’ta yaflanan katliam ve çat›flmalar, Siyonist ‹srail’in Filistin’e yönelik gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar, bu sald›r›lar›n ard›ndan ortaya ç›kan katliam bilançolar› kan gölüne dönen Ortado¤u’nun son tablosu. Ancak tüm bu sald›r›lara karfl› ABD’nin “önleyici savafl stratejisi”ne karfl› halk›n direnifl savafl›, her geçen gün iflgalcileri daha zor duruma sokmaktad›r. Direniflin süreklili¤i ve her geçen gün artan mücadele gücü karfl›s›nda, iflgalciler daha fazla zorlanmaktad›r. Ekonomik-politik-askeri ve moral kay›plar›n›n hesab› beklediklerinden ve tahmin ettiklerinden çok fazla olmaktad›r. Daha flimdiden kay›plar›n›n milyarlarca dolara vard›¤›n› gizleyememektedirler. ABD yönetiminin “Irak iflgaline ve ‹ran’›n bar›fl amaçl› olmayan nükleer enerjiye sahip olmas›na”, “terörizme” iliflkin söylemlerine daha az insan inanmaktad›r. Irak’ta ve belli ölçülerde Afganistan’da yaflananlar ve ortaya ç›kan gerçeklik, dün söylenenlerin yalan oldu¤unu ortaya koydu¤u gibi bugün ‹ran için söylenenlerin de yalan oldu¤u ve söylemlerin hiçbir inand›r›c› yan›n›n kalmad›¤›n› gözler önüne sermektedir. ‹flgal edilen
59 ama teslim al›namayan bu iki ülkede de direnifl birbirinden farkl› ve de¤iflik boyutlar› ile devam etmektedir. Özellikle Irak’ta yaflanan gerçeklikle birlikte ABD yönetiminin bugün her söylemine a¤›r bir yalan gölgesi düflmektedir. Direniflin hakl›l›¤›, davan›n meflrulu¤u Irak halk›n› iflgalcilere karfl› koymaya götürmektedir. Ülkelerini savunmak, iflgalcilerden kurtarmak için kararl›l›kla harekete geçmekten çekinmeyen Irak halk›n›n direniflçi evlatlar› dünya halklar›na k⤛ttan kaplanlara karfl› mücadeleyi ö¤retmektedir. Davan›n hakl›l›¤› ve kaydetti¤i baflar› tüm dünyadaki ilerici insanl›¤›n büyük deste¤ini ve dayan›flmas›n› sa¤l›yor. Emperyalist sald›rganlar, tarihin mahkûm etti¤i, eflitsizli¤in, adaletsizli¤in temsilcileri olarak yaln›zl›¤a ve y›k›ma do¤ru gidiyor. ABD ve ‹ngiliz iflgalci haydutlar› baflta Irak halk› olmak üzere Ortado¤u ve dünya halklar›n›n nefret ve öfkesini kazanmaktad›r. ‹ç çeliflkileri ve toplumsal sorunlar› artarak büyüyen ABD, “en tepe en yüksek geliflim noktas›na” vard›klar› dedikleri fleyin asl›nda h›zla çürüme, y›k›m ve yaln›zl›¤a do¤ru “nokta” oldu¤unu göremiyorlar t›pk› ondan önceki diktatörler ve iflgalciler gibi. Ancak ç›plakl›¤› her geçen gün daha aç›k bir flekilde gün yüzüne ç›kan iflgal ve hegemonya gerçekli¤i ABD yönetimi taraf›ndan görülüp kabul edilmemesi, emperyalist güçleri yeni baflar›s›zl›klar›n ve daha büyük kay›plar›n efli¤ine götürecektir. Afganistan’da baflar›s›z oldu¤u gibi Irak’taki savafl› kaybederek ikinci baflar›s›zl›¤› yaflamaktan kaç›namayacakt›r. ABD’nin flu an ad› geçen iki savafltaki baflar›s›zl›¤›n› örtmek için, ‹ran’a karfl› yeni bir sald›r›ya haz›rlanmas› onlar için daha büyük kayb›n ve baflar›s›zl›¤›n kap›s›n› çalmak olacakt›r. Her bir iflgal bir savafl ve bir direnifl demektir. BOP ABD’li ve ‹ngiliz emperyalist haydutlar›n y›k›m ve yaln›zl›k projesi olacakt›r. Bu projenin mezar kaz›c›lar› da baflta Irak, Afganistan olmak üzere Ortado¤u ve ezilen dünya halklar› olacakt›r. Bugün Kuzey Kore’nin nükleer denemeler yapmas› üzerine tekrar alevlenen tart›flmalar ve özellikle ABD emperyalizminin sinirli aç›klamalar› dünya halklar›na yabanc› de¤ildir. Ekonomik yapt›r›m dahil olmak üzere bir dizi tehtitkar aç›klaman›n yap›ld›¤› bugünlerde belli ki ABD kendisine yeni bir savafl cephesi açma iste¤inde. Ancak t›pk› di¤erlerinde oldu¤u gibi dünya halklar› nezdinde güvenilirli¤ini kaybeden ABD bu aç›klamalar›yla da dünya halklar›n› ikna edememektedir/edemeyecektir.
31
59
20 Ekim-2 Kasım 2006
6 Kas›m sürecinde T. Kürdistan›’nda çal›flmalar›m›za h›z verelim T. Kürdistan›’ndaki son geliflmelere ve yaflananlara bakt›¤›m›zda sald›r›lar›n ve operasyonlar›n giderek artt›¤›n› görüyoruz. Geçti¤imiz ay içerisinde egemenler taraf›ndan gerçeklefltirilen sald›r›lar› de¤erlendirecek olursak; egemenlerin halka yönelik sindirme ve bask› politikas›n›n her zamanki kararl›l›¤›yla ve artarak devam etti¤i görülmektedir. Öne ç›kan sald›r›lardan birkaç örnek verecek olursak; Batman’da bir arac›n taranarak biri çocuk üç kiflinin katledilmesi ve Diyarbak›r’da egemenlerin bizzat örgütledi¤i herkesçe bilinen T‹T adl› kontr-gerilla örgütünün sald›r›s› sonucu ayn› aileden yedisi çocuk, on kiflinin hayat›n› kaybetmesi ve birçok insan›n da yaralanmas›d›r. Eylemin yeri ve saatine bak›ld›¤›nda ise halka yönelik bilinçli bir katliam sald›r›s› oldu¤u aç›kça görülmektedir. Bir yandan ABD emperyalizminin emriyle PKK Koordinatörlü¤ü politikas›n› ortaya atan TC, bir yandan da halka sald›rarak gerçek yüzünü göstermektedir. Gerilla güçlerine karfl› sald›r›lar›n› aral›ks›z sürdüren egemenler, bir yandan da gerillan›n ayakta durabilmesinin tek dayana¤› olan kitlelerin deste¤ini k›rabilmek için hem emekçi halka sald›rmakta, hem de demokratik at›l›mlar gerçeklefltirdi¤ini iddia ederek, kitleleri kand›rmaya çal›flmaktad›r. Yine Amed ve Batman’daki sald›r›lar› PKK’nin üzerine atmaya çal›flarak, karalama kampanyas› yürütme u¤rafl›na girmifltir. Gerillan›n bu sald›r›lara cevab› ise sert olmufltur ve ardarda gerçeklefltirdi¤i sald›r›larla egemenlere önemli kay›plar verdirmifltir. Sürecin gösterdiklerinden birisi de sald›r›lar sonucu ölen TC askerlerinin cenazelerinde “vatan sa¤olsun” demeyen ailelerin ve akrabalar›n görülmesi ve tepkilerin direkt hükümete yönelmesidir. Sürecin geliflimini gören asker ise üst kademe komutanlar›n› cenazelerin en ön saflar›na iterek, kitlenin tepkisinin orduya yönelmesini engellemeye çal›flmaktad›r. Tüm bunlarla birlikte yurtsever, ilerici ve devrimci kurumlara yönelik bask›lar da artm›flt›r. Dergimizle birlikte yine birçok yay›n kuruluflu ve demokratik kurulufllara yönelik kapatma, yay›n durdurma ve bask›n olaylar› yaflanm›flt›r. Yine üzerinden uzun zaman geçmesine ra¤men Amed’de Nisan olaylar›ndan kaynakl› sendika yöneticileri ve ö¤rencilere soruflturmalar aç›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Di¤er bir dikkat çekici geliflme ise KKK ve HPG’nin “demokratik yollar›n” aç›lmas›na hizmet etmek için süresiz ateflkes ilan etmesi olmufltur. Demokratik kamuoyunun göreve ça¤r›larak bar›fl›n sa¤lanmas›na ihtiyaç oldu¤unu aç›klayan KKK, TC’nin sald›r›lar›na karfl› halk›n son süreçte geliflen hareketini sahiplenerek, bu tür hareketlerin gelifltirilmesine yönelik ça¤r›da bulundu. KKK cephesinde bunlar yaflan›rken, TC ordusu ise Gabar, Cudi ve Irak s›n›r›na y›¤›nak yaparak ateflkes ça¤r›s›na kendince en samimi cevab› vermifl oldu. ‹lker Baflbu¤ ve Yaflar Büyükan›t’›n “tek bir terörist kalmay›ncaya kadar terörle mücadelemiz sürecek” aç›klamas› TC’nin tutumunu aç›kça göstermektedir. Hiç kuflkusuz KKK’n›n bu tutumu Kürt halk› içerisindeki ileri kesimleri memnun etmeyecektir. Her geçen gün bask›n›n, sömü-
rünün ve zulmün alt›nda daha çok ezilen emekçi Kürt halk› y›llard›r “bask› ve sömürünün oldu¤u yerde direnmek meflrudur” ilkesinden hareketle y›llard›r gerilla mücadelesine destek sunmufl ve bu u¤urda flehit düflen her o¤ul ve k›z›n›n yerine yenilerini vermekte tereddüt etmemifltir. Bu, bizler için de böyledir ve böyle olmal›d›r.
Daha fazla cüret! Biz Yeni Demokrat Gençler ise gelinen süreçte yaflanan ve yaflanacak olan geliflmeleri iyi de¤erlendirmek ve müdahale etmek noktas›nda daha cüretkâr olmal›y›z. Süreci de¤erlendirdi¤imizde Amed’de yaflanan sald›r›ya karfl› ne k›nama ne destek türünden bir eylemimiz ne de böyle bir giriflimimiz olmufltur. Özellikle T. Kürdistan›’nda faaliyet gösteren yoldafllar›m›z bu süreçten dersler ç›karmal›d›r. Biz halk›m›za karfl› sorumluluklar›m›zda daha ciddi ve halk›m›za karfl› geliflen sald›r›lara karfl› cüretkâr karfl› koyufllar sergileme noktas›nda daha atak olmal›y›z. ‹flte bu ödevlerimizi yerine getirerek, var olan darlaflman›n ve dura¤anl›¤›n önüne geçebilir ve Kürt halk gençli¤i içerisindeki faaliyetimizde daha kitlesel bir hareket karakterine bürünebiliriz. Bu süreç, bizler için bir kez daha Kürt halk gençli¤ine umut olman›n ve onlar› örgütlemenin önemini göstermifltir. Bugün T. Kürdistan›’nda yaflanan bask›lar özellikle demokratik kurumlar› ve demokratik mücadele olanaklar›n› tehdit etmektedir. Geçmiflte yapt›¤›m›z hatalardan dersler ç›karmal› ve tek tek her alanda yapt›¤›m›z bu de¤erlendirmeler ›fl›¤›nda önümüzdeki süreci örgütlemeliyiz. Takvimsel eylemliliklerin d›fl›na ç›kmal› ve T. Kürdistan›’ndaki kitlenin demokratik, ekonomik ve akademik sorunlar›n›n üzerinden örgütlenebilece¤i bir hatta hareket etmeliyiz. Bulundu¤umuz alanlardaki DKÖ’lerin mücadelemiz için önemini kavrayarak özellikle DKÖ faaliyetlerimizi anlay›fl›m›za göre flekillendirerek harekete geçmeliyiz.
Yerellerde militan eylemler Faflizmin artan bask›lar› ile birlikte yeni bir yüksek ö¤renim sürecine girmifl bulunmaktay›z. T. Kürdistan›’ndaki faaliyetlerimizin de genel anlamda üniversite gençli¤i
üzerinden geliflti¤ini hesaba katarsak, bu alandaki faaliyetimiz daha bir önem kazanmaktad›r. Üniversiteli gençli¤in bölgedeki hareketlili¤ini ve kimi zaman sürece yön veren bir karakteri oldu¤unu düflündü¤ümüzde (Van, Amed, Erzincan ve Kars) üniversitelerdeki faaliyetimizin önemi anlafl›lacakt›r. Faflizmin 12 Eylül sonras› üniversiteler üzerindeki denetimini artt›rmak amaçl› kurdu¤u Yüksek Ö¤retim Kurumu (YÖK)’ün y›l dönümü olan 6 Kas›m süreci yaklaflmaktad›r. Bask›lar›n halk üzerinde artt›¤› bu dönemde üniversiteli halk gençli¤inin üzerindeki bask›lar da artacakt›r. Bölgemizde geçen y›l oldu¤u gibi soruflturma terörü yine bafllam›flt›r. Geçti¤imiz y›l hapishaneye giren birçok arkadafl›m›z okuldan uzaklaflt›rmalarla ve keyfi olarak s›nava al›nmama sald›r›lar›yla karfl› karfl›ya kald›. Bu sald›r›lar bu süreçte de kendini göstermektedir. YÖK
sürecini ele al›rken faflizmin sald›r›lar›ndan ba¤›ms›z davranamayaca¤›m›z aç›kt›r. Bu dönem T. Kürdistan›’ndaki YÖK protestolar›n› faflizmin teflhir edildi¤i protestolara dönüfltürme hedefi ile hareket etmeliyiz. Her y›l merkezi düzeyde ele ald›¤›m›z YÖK protestolar›n› bu dönem yerellerde de ayn› militanl›kla ele almal›y›z. Bilimsel, paras›z, anadilde e¤itim talebini yükseltmeli ve bulundu¤umuz alandaki ö¤renci derneklerinin gündemine tafl›mal›y›z. YÖK’ün üniversite gençli¤i üzerindeki devlet politikalar›n›n yürütücüsü oldu¤unu, halk› sindirmek için katletme ve bombalama yolunu seçen sistemin üniversiteli gençli¤i ise soruflturma, uzaklaflt›rma ve apolitiklefltirme araçlar›n› kullanarak sindirmeye çal›flt›¤›n› ve di¤er faflist kurumlarla ifllevsel bir farkl›l›k göstermedi¤ini teflhir etmeli ve YÖK’ün faflist bir kurum oldu¤unu kitlelere göstermeliyiz. Yeni Demokrat Gençler olarak T. Kürdistan›’ndaki üniversiteli halk gençli¤inin örgütlenmesinin temel araçlar›ndan birinin ö¤renci dernekleri oldu¤unun bilinciyle hareket etmeli, politikalar›m›z› bu do¤rultuda hayata geçirmeliyiz. Son y›llarda T. Kürdistan›’ndaki YÖK protestolar› c›l›z bir eylemlilikle geçmifltir. Gerek devrimci hareketin do¤ru ele al›nmamas›, gerekse bölgede egemen olan hareketin gereken önemi vermemesi sonucu YÖK protestolar› salt bas›n aç›klamalar› ile geçifltirilmifltir. Demokratik mücadeleye gereken önemin verilmemesi faaliyetimizi dar-sekter bir kal›ba sokacakt›r. Bu 6 Kas›m sürecinde YDG’nin bir DKÖ oldu¤undan yola ç›karak içe kapan›kl›l›¤› açmal› ve kitle faaliyetine yo¤unlaflmal›y›z. (Bir YDG’li)
Liseliler 6 Kas›m’da militan, kararl› bir duruflla alanlara! 12 Eylül Askeri Faflist Cuntas›’yla, toplumsal muhalefetin silah zoruyla ezilerek susturuldu¤u koflullarda toplumun en dinamik kesimlerinden olan ö¤renci gençli¤i kontrol alt›na almak ve yönetmek için 6 Kas›m 1981’de YÖK kuruldu. ‹çinden geçti¤imiz bu dönemde de 6 Kas›m YÖK protestosu yaklaflmaktad›r. Aç›kt›r ki, YÖK yaln›zca üniversiteli gençli¤in sorunu de¤ildir. Faflist sistemin önemli kurumlar›ndan biri olan YÖK, sadece üniversiteli gençli¤i bask› alt›nda tutmakla yetinmemekte, ayn› zamanda liseli gençli¤in üniversiteye giriflinin önündeki en önemli engel olmaktad›r. Yani üniversite s›nav›nda yap›lan ayr›mc›l›kta, adaletsizliklerde, meslek liselilerin önüne konulan engellerde YÖK’ün kararlar› etkili olmaktad›r. Üniversitede okuma hakk›nda karfl›laflt›¤›m›z bu eflitsiz durumu ve ö¤rencileri dershanelere mahkûm eden bu sistemi protesto etmek için 6 Kas›m’a haz›rlanmal›y›z. Bu anlamda bu seneki 6 Kas›m ça-
l›flmam›z› örgütlerken Liseli Ö¤renci Birlikleri’ni öne ç›karmal›, ö¤rencilerin genifl bir flekilde kat›laca¤› toplant›lar örgütlemeye çal›flmal›, bu toplant›larda somut sorunlar üzerinden sistemin genifl teflhirini yapmal›, çözüm önerileri üzerinde durmal›y›z. Yeni TMY ile bask›lar›n daha da artt›¤›, gözalt›lar›n, tutuklamalar›n toplumun en ileri kesimlerine dayat›ld›¤› bu süreçte faflist YÖK de ö¤rencileri sindirmeye, bask› alt›na almaya devam ediyor. Bu da bizlerin daha kararl›, ›srarl›, disiplinli bir flekilde faaliyetlerimize sar›larak daha güçlü karfl› koyufllar örgütlememizi sa¤lamal›d›r. Bu süreçte bizler liseliler olarak faflist YÖK’e karfl› 6 Kas›m’da alanlarda olmam›z anlaml›d›r. Her birimizin birer üniversiteli aday› olarak aflmam›z gereken ÖSS engeline ve YÖK’e karfl› öfkemizi göstermek ve militan bir duruflla anti-emperyalist, anti-faflist sloganlar›m›z› hayk›rmak için alanlarda buluflal›m! (‹stanbul So¤anl›’dan bir YDG’li)
ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA
işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R
UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr
BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959
Faflizmin sald›r›lar›na devrimci dayan›flmay› büyüterek yan›t verelim! Faflizm yeni “Terörle” Mücadele Yasas› ile birlikte sald›r›lar›n›n dozaj›n› her geçen gün art›rmaktad›r. Ancak son dönemdeki sald›r›lar› sadece bir yasaya ba¤lamak devletin faflist karakterini görmezden gelmek anlam›na gelir. TMY, sadece bu sald›r›lar›n faflizm taraf›ndan yasallaflt›r›lmas›d›r. Bu sald›r›lar dün yaflanm›fl, bugün yaflanan, yar›n da yaflanacak olan sald›r›lard›r. Burada önemli olan bunu bilince ç›kar›p devletin faflist karakterini kavray›p, sald›r›lar karfl›s›nda ortak direnifli örgütleyebilmektir. Hat›rlanaca¤› gibi 21 Eylül günü “MLKP operasyonu” ad› alt›nda ülke genelinde eflzamanl› olarak çeflitli devrimci kurumlara yönelik bask›nlar gerçekleflti. 100’ün üzerinde devrimci gözalt›na al›nd›, onlarcas› tutukland›. Bununla beraber faflizm, “bitirdik, çökerttik” yalanlar›yla psikolojik bir harp bafllatt›. Bu sald›r›larla ilgili eylemler birçok ilde ortak bir flekilde devam ediyor.
1 May›s Mahallesi’nde sald›r›lara ortak yan›t 21 Eylül günü yap›lan bask›nlardan biri de mahallemizde gerçekleflti. Yozlaflma ve çeteleflmeye karfl› faaliyet yürüten Mustafa Kemal Mahallesi Güzellefltirme Derne¤i yüzlerce polis eflli¤inde bas›larak, içeride saatlerce süren bir arama yap›ld›. Bu süre içerisinde d›flar›da da belirli bir say›da kitle topland›. Araman›n bitmesinden sonra yüzlerce polis, araçlar›na binip gitmek üzereyken içeride bulunanlar›n d›flar› ç›kmas›yla dernek baflkan› Sel Yoldafl Akar’›n gözalt›na al›nd›¤› ö¤renildi. Bunun üzerine sald›r›y› protesto etmek ve dernek baflkan›n›n serbest b›rak›lmas› için an›nda bir eylem örgütlendi. “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Bize gücünüz yetmez” sloganlar›n›n at›ld›¤› eyleme kat›l›m her geçen dakika artt›. Polis ise gitmeye haz›rlan›rken, tekrar araçlar›ndan inerek panzerler eflli¤inde gaz bombalar›yla kitleye sald›rd›. Kitle de an›nda tafllarla panzerlere cevap verdi. Çat›flma s›ras›nda 10’a yak›n polis yaraland›. Polis beklemedi¤i yan›t karfl›s›nda, 2 Eylül günü yap›lan eylemde oldu¤u gibi halka sald›rd›. Cadde üzerinde bulunan gençlerinden bir k›sm›n› gözalt›na ald›. Gaz bombalar›n› iflyerlerine ve evlere att›.
Bu sald›r›y› dayan›flma yan›tlar!
Ertesi gün ise sald›r›y› protesto için bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Bas›n aç›klamas›nda “Tutuklamalar Gözalt›lar Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz-Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” pankart› aç›ld›. Bas›n aç›klamas›nda devletin sald›r›lar› teflhir edilirken devrimcilerin bu sald›r›lar karfl›s›nda mücadeleyi büyütece¤i belirtildi. Ayr›ca mahallemizde sesli ajitasyon ve propaganda yap›larak ortak At›l›m gazetesi da¤›t›m› yap›ld›. Yine bu süre içerisinde ESP’ye yönelik sald›r›lar› teflhir eden ve polisin mahallemize yönelik sald›rgan tutumunu k›nayan ortak imzal› bir bildiri da¤›t›ld›. Da¤›t›m sonras›nda Sa¤l›k Oca¤› önünde bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. 13 Ekim günü ise sesli ajitasyon eflli¤inde At›l›m da¤›t›m› yap›ld›. Bir elimizde kendi gazetemiz, di¤er elimizde At›l›m gazetesi tafl›yarak yapt›¤›m›z da¤›t›m, mahalle halk›nda oldukça olumlu etki b›rakt›. Önümüzdeki dönemde de çeflitli etkinlikler yap›larak devrimci dayan›flma mahallemizde büyütülecektir. Bununla ilgili somut bir program ç›kararak faaliyete devam ediyoruz. (1 May›s Mahallesi ‹flçi köylü okurlar›)
Sald›r›lara karfl› devrimci dayan›flmay› yükseltme karar› alan kurumlar, 13 Ekim Cuma günü Galatasaray Postanesi önünde yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla sald›r›lara karfl› ald›klar› tavr› dosta-düflmana iletti. Aç›klamada imzas› olan birçok devrimci ve demokrat kitle örgütü ad›na aç›klama yapan Ali Eflki, emperyalizmin girdi¤i kriz sonucu Ortado¤u’da iflgallere bafllarken, uflak devletlerden de bu konuda yard›m istedi¤ini, bu yard›m›n ise bu ülkelerdeki halklar› ma¤dur edece¤inden ötürü, geliflen kamuoyuna karfl›n devlet terörünün t›rmand›r›ld›¤›n› söyledi. 12 Eylül’den bu yana s›n›rl› k›sa dönemlerin d›fl›nda neredeyse her gün de¤iflik bir bask› ve hukuksuzlukla karfl›lafl›ld›¤›n› belirten Eflki, bu durumdan devrimci ve demokrat insanlar›n y›lmad›¤›n› ve y›lmayacaklar›n›, bugüne kadar bunun baflar›lamad›¤›n› ve hiçbir flekilde devrimcilerin bitirilemedi¤ini söyledi. Kitlenin s›k s›k “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlar›n› att›¤› aç›klama Eflki’nin konuflmas›n›n ard›ndan sloganlar ve alk›fllar eflli¤inde sona erdi. (‹stanbul)
ESP özgürlük kampanyas› bafllatt›! ESP de, devam eden polis bask›lar›n› protesto etmek amac›yla “Özgürlük ‹stiyoruz” adl› bir kampanya bafllatt›. ESP üyeleri 8-21 Eylül tarihleri aras›nda çeflitli kentlerde birçok demokratik kuruma yap›lan bask›n ve yaflanan
tutuklamalara iliflkin Galatasaray Postanesi önünde bir aç›klama yapt›. “Polis terörüne son” sloganlar› atan ESP’liler ad›na aç›klama yapan Ersin Sedefo¤lu, önceki gün At›l›m Gazetesi çal›flan› Sonnur Sa¤lamer’in gazeteden ç›karken gözalt›na al›nd›¤›n› söyledi. 21 Eylül’de de onlarca kurumun bas›larak 125 kiflinin gözalt›na al›nd›¤›n› ve 45 kiflinin tutukland›¤›n› hat›rlatan Sedefo¤lu, MLKP hücre evinde bulundu¤u iddia edilen listede adlar› oldu¤u gerekçesiyle gözalt›na al›nanlar›n ve tutuklananlar›n hangi yasa gere¤i tutulduklar›n›n belirtilmedi¤ini de söyledi. Savc›l›¤›n aç›lan dava dosyas› hakk›nda “Gizlilik karar›” verdi¤ini dile getiren Sedefo¤lu, gizlilik karar›n›n aç›klanmas›n› istedi. ESP olarak “Özgürlük ‹stiyoruz” kampanyas› bafllatt›klar›n› belirten Sedefo¤lu, özgürlü¤ün sokakta kazan›laca¤›n› söyledi. (‹stanbul)
Bursa 7 Ekim günü yap›lan ESP, SGD, EKD’nin tutsak ESP’lilere kart gönderme eylemine Partizan, DHP, BDSP, Al›nteri ve TKP de destek verdi. Eylemde aç›klamay› okuyan Burcu Gümüfl, TMY’nin içeri¤ine vurgu yaparak; “Bize gücünüz yetmedi, yetmeyecek! At›l›m susmad› susmayacak” dedi. Aç›klamadan sonra çeflitli F Tipi Hapishanelerinde bulunan tutsaklara kart gönderildi.
L ‹STANBU
7 Ekim Cumartesi günü aralar›nda Partizan ve Tohum Kültür Merkezi’nin de bulundu¤u çeflitli demokratik kitle örgütleri ESP’yle dayan›flma eylemi yapt›. Taksim tramvay dura¤›nda bas›n aç›klamas› yapan ve çeflitli sloganlar atan kitle, aç›klaman›n ard›ndan ESP binas›na yürüdü. Bina önüne gelindi¤inde, çeflitli kurum temsilcileri söz alarak bu dönemdeki devrimci dayan›flman›n önemine ve bask›lar›n devrimcileri y›ld›ramayaca¤›na vurgu yapt›.