Issuu on Google+

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2006-14

51

*Y›l:2 *30 Haziran-13 Temmuz 2006 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1303-9350

‹flsizlik ve yoksullu¤un yok say›ld›¤› “pembe tablolar”›n rengi karard›

Kriz AKP’nin de¤il, sistemindir KR‹Z‹N FATURASI EMEKÇ‹LERE KES‹LECEK

“‹Y‹MSERL‹K” SÖYLEMLER‹ GERÇE⁄‹ G‹ZLEYEMED‹ Bir yandan ekonomik ve buna ba¤l› olarak siyasi kriz söylemleri yüksek sesle TÜS‹AD, AKP d›fl›ndaki siyasi partiler ve ABD emperyalistleri taraf›ndan dillendirilirken, Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an’›n, “Çok daha rahat›z, çok daha mutluyuz” söylemleri aras›ndaki uçurum, su yüzüne ç›kan klikler aras›ndaki çat›flman›n çok daha ötesini ifade etmektedir. Bir süre önceki “Ekonomi iyiye gidiyor, enflasyon düflüyor” söylemleri içinde de gerçekte var olan egemenlerin krizinin, yap›sal oldu¤u ve kontrolden ç›kt›¤› aç›ktan görülmektedir. Çeflitli yöntemlerle denetim alt›na al›nmaya çal›fl›lan bu gidiflat›n bu sistemde düzeltilemeyecek olmas› bir gerçeklikken, bizimki gibi ülkelerde bu müdahalelerin halk kitleleri aç›s›ndan yoksullu¤u ve açl›¤› daha fazla t›rmand›rmas› ise kaç›n›lmazd›r.

“F‹L‹ST‹N HALKININ SES‹ OLMAYA DEVAM EDECE⁄‹Z” Filistin halk›na kardefllik eli uzatmak amac›yla kurulan FHDD (Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i) hem son dönem artan ‹srail sald›r›lar›n›, hem de dernek binalar›na yap›lan sald›r›y› k›namak için 24 Haziran Cumartesi günü Taksim Tramvay Dura¤›’nda bas›n aç›klamas› yaparak; “Filistin Halk›na Kardefllik Elini Uzat” yaz›l› pankart açt› ve “Filistin halk› yaln›z de¤ildir” slogan›n› att›. Kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan FHDD Genel Sekreteri Emriye Demirk›r; derneklerinin ikinci kez sald›r›ya u¤rad›¤›n› belirterek aç›klamas›na bafllad›. Son süreçte ‹srail siyonizminin Filistin halk› üzerindeki katliam politikalar›n› azg›nlaflt›rd›¤›na dikkat çekti. Sayfa 10

Tuzla Havzas›’nda iflçilerin direnifli sürüyor

Bu süreç içinde, s›n›f mücadelesi çok çeflitli alanlarda genellikle kendili¤inden bir seyir izlemektedir. Kavgan›n sertleflece¤ine dair egemenlerin beklentisi, kendisini yeni TMY oluflturmaktan, bask›, terör ve iflkenceyi koyulaflt›rmaya de¤in bir dizi pratikte göstermektedir. T. Kürdistan›’nda 90’l› y›llar›n bilançosuna yak›n bir sald›r› prati¤ine girilmifl olmas›ndan, linç kudurganl›¤›n› “ola¤an refleks” k›lmaya çal›flan faflist diktatörlük büyük bir endifle ve panik yaflamaktad›r. Düzenden beklentisini kesmifl kitleler, önder ve rehber aray›fl› içindedir. Bu gerçe¤i görerek hakim s›n›flar›n beklentisine uygun bir hat çizmeli, endifle ve paniklerini büyüten bir kavgada ›srarl› olmal›y›z.

GB M‹L‹TANLARINDAN YAZILAMA EYLEM‹ Elimize e-posta kanal›yla geçen ve çeflitli eylemleri içeren habere göre TKP/ML TMLGB militanlar›n›n ‹stanbul ve Mersin’de çeflitli eylemler yapt›¤› ö¤renildi. Gönderilen haberde flu ifadelere yer verildi: “17 MKP kadro ve savaflç›s›n› selamlamak için biz TKP/ML-TMLGB militanlar› Çukurova’da çok say›da yaz›lama yapt›k. Devletin özellikle de son dönemde baflta Partimiz ve komsomolumuz olmak üzere tüm devrimcilere yönelik giriflti¤i katletme, tutuklama, iflkence ve tecrit sald›r›lar›na karfl› bizler TMLGB militanlar› olarak cevap olmaya devam edece¤iz. Bu anlay›flla 20 Haziran 2006 tarihinde Mersin’in Çilek Mahallesinde birli¤imize ba¤l› militanlar “17’ler ölümsüzdür”, “17’ler yafl›yor T‹KKO savafl›yor”, “Gerillalar ölmez, Yaflas›n Halk Savafl›” vb. sloganlar›n yan›s›ra çok say›da TKP/ML, T‹KKO ve TMLGB imzal› yaz›lamalar yapm›fllard›r. Ayr›ca 26 Haziran günü Bahçelievler Kocasinan Mahallesi Mehmet Akif Ersoy ‹lkö¤retim Okulu’nun demirlerine “17’ler ölümsüzdür” TKP/ML TMLGB imzal› bomba süsü verilmifl pankart as›ld›¤› ö¤renildi. Yine Kocasinan Mahallesi’nde bir iflyerinin kepenklerine ayn› sloganl› bir pankart›n as›ld›¤› gelen haberler aras›nda.


2

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

ABD-AB Zirvesi ve Bush’un Viyana ziyaretine karfl› alanlardayd›k! Haziran’da gerçeklefltirilen ABD-AB Zirvesi ve bu zirveye kat›lmak amac›yla Avusturya’n›n baflkenti Viyana’ya gelen halklar›n katili George Bush onbinlerin kat›ld›¤› eylemlerle protesto edildi. Bizler de Avusturya Partizan okurlar› olarak bu etkinliklerde yerimizi ald›k. Bu bilinçle 21 Haziran’da Viyana’da düzenlenen ve bizim de Partizan okurlar› olarak platform bilefleni içinde yer ald›¤›m›z Bush Go Home Yürüyüflü’ne ayr›ca AT‹GF ve ILPS de kat›ld›.

21

Kortejimizde önde befl ustan›n resimlerinin bulundu¤u “Yaflas›n proletarya enternasyonalizmi-PART‹ZAN” yaz›l› pankart aç›ld›. Yine mitingte “Emperyalizme Karfl› Halklar›n Kurtulufl Mücadelesini YükseltILPS” ve “Kahrolsun emperyalizm ve faflizm-AT‹GF” pankartlar› da aç›ld› ve AT‹GF bildirileri da¤›t›ld›. Genel olarak canl› ve görkemli geçen yürüyüfl boyunca s›k s›k “Kahrolsun emperyalizm”, “Yaflas›n Enternasyonal dayan›flma” Vb. sloganlar at›ld›. (Avusturya Partizan okurlar›)

Kolombiya’da maden iflçileri destek ar›yor

Kolombiya’daki Maden ‹flçileri ve Enerji sektörü Çal›flanlar› Sendikas›, 19 Haziran 2006 da hem Kolombiya ve hem de uluslararas› kamuoyuna yapt›¤› bir aç›klamayla, La Loma- Cesar maden iflçilerinin ve Magdalena’daki Cienaga liman iflçilerinin yaklafl›k bir ayd›r sürdürdü¤ü greve destek istedi. Say›lar› 3500 olan bu iki ifl-

Son söz direnenlerin!

Yunanistan

yerinin iflçilerinin tümü sendika üyesi. ‹flçileri kötü çal›flma koflullar›n›n yan› s›ra, ekonomik ve sosyal koflullar›n düzeltilmesi, “çal›flman›n insanileflmesi” için mücadele ediyorlar. Sosyal Koruma Bakanl›¤›’n›n iflveren ve iflçiler aras›nda diyalog bafllatma giriflimi ise, iflverenlerin tehdidi ile karfl›land›. ‹flverenler eylemler bitirilmeden hiçbir görüflme yapmayacaklar›n› söylüyorlar. Sendikan›n ve arac›lar›n bu tehdidi kabul etmemesi karfl›s›nda yeni bir tehditle gelen iflverenler, grev öncesi verilen haklar› geri almakla tehdit ettiler. Sendika destek istedi¤i aç›klamas›nda, iflverenlerin grevleri fliddetle bast›rma haz›rl›¤› yapt›¤›na ve de buna haz›rl›kl› olunmas› gerekti¤ine de dikkat çekerek, böyle bir durumda bafllar›n› e¤meyeceklerini ve de davalar›n›n hakl›l›¤›n› tüm dünyaya göstereceklerini vurgulad›.

Yunanistan’da ö¤renciler taraf›ndan bafllat›lan ve haftalard›r süren üniversite iflgalleri ve sokak eylemleri hükümete geri ad›m att›rd›. E¤itimi paral› hale getirmeye çal›flan hükümet çap› giderek geniflleyen ve de ö¤rencilerin d›fl›nda, çeflitli emekçi kesimlerini de içine almaya bafllayan eylemler karfl›s›nda e¤itimin özellefltirilmesini hedefleyen yasa tasar›s›n› geri çekmek zorunda kald›. Eylemler boyunca Yunanistan genelindeki üniversitelerde 397 bölüm ö¤renciler taraf›ndan iflgal edildi. ‹flgal edilen tüm bölgeler eylemciler taraf›ndan “katalipsi” (iflgal) yaz›lar› ile donat›ld›. 8 Haziran’da yap›lan mitinge 25 bin kifli kat›lm›fl ve hükümet eylemcilere karfl› tavr›n› iyice sertlefltirmiflti. ‹lk ve ortaö¤retim ö¤retmen sendikalar› da eylem günü (8 Haziran) 3 saatlik grev yaparak mitinge kat›lm›fllard›. Ö¤rencilerin eylemlerini bafl›ndan itibaren destekleyen Üniversite Profesörleri Sendikas› ise grev yaparak, ö¤rencilerle birlikte hareket etmeyi sürdürüyor. Hükümet yapt›¤› bir aç›klama ile yasa

Kongo

Kongo’da günefl k›z›llafl›yor

senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Kongo halk›, iflgal için geldiklerini söyledikleri ve de ço¤unlu¤unu Alman askerlerinin oluflturdu¤u BM askerlerine karfl› eylemlerini daha fazla yükseltmeye bafllad›. Geçti¤imiz günlerde binlerce kifli ülkenin çeflitli flehirlerinde protesto gösterileri gerçeklefltirdi. Protestocular, eylemlerinin Haziran sonuna kadar sürece¤ini ilan ettiler. Gelen haberlerde, protesto gösterilerinin hükümetin tepkisini çekti¤i ve güvenlik güçlerinin eylemcilerin üzerine “uyar›” atefli açt›¤› bildiriliyor. Eylemler sürerken, AB ülkelerinin askerlerinden oluflan bir askeri birlik Kongo’nun baflkentine ulaflm›fl durumda. Bu birlik, 1993/94’de Somali’de, 1995’de ise Kosova’da görev yapm›fl. Yak›n zamanda

işçi-köylü

tasar›s› görüflmelerini Ekim’e erteledi¤ini aç›klad›. Ö¤rencilerin üniversitelerin içinden yan›tlad›lar. “Ekim’de yine bekleriz. O zaman daha güçlü olaca¤›z.” Yunanistan’da bugünlerde bütün okullar, iflgalin ve hareketin gelece¤ini tart›flacak. ‹flgal alt›ndaki okullarda iflgal komiteleri taban demokrasisine dayal› genifl kat›l›ml› toplant›lar yapacak. ‹flgalin devam edip etmeyece¤i ve hükümete daha fazla bask› yapmak için hangi yollar›n izlenebilece¤i tart›fl›lacak. “‹flgal Komiteleri Ulusal Koordinasyonu”nun aç›klamas›na göre Yunan Ö¤renci Hareketi’nin talepleri flöyle: - Yasa Tasar›s› Geri Çekilsin! - Anayasa De¤iflikli¤ine Hay›r! E¤itim Hakt›r Sat›lamaz ! -Yeni yasalar geri çekilsin. Pazar De¤il Okul! - Herkese e¤itim, mezuna ifl hakk›! - Müflteri De¤il Ö¤renciyiz. Bütün ö¤renciler için ücretsiz bar›nma, g›da ve ulafl›m sa¤lanmas›!

6 AYLIK: 10.200.000

ise Afganistan iflgaline kat›lan birli¤in, iflgal konusunda deneyimli olmas› bu görev için seçilme nedenlerinden birini oluflturuyor. Ancak ayn› birlik tüm bu görevleri s›ras›nda gerçeklefltirdi¤i ihlaller ve de skandallarla da an›lmakta. ‹flgal etti¤i bölgelerde binlerce sivilin katliam›ndan da sorumlu olan birli¤in komutan›, daha flimdiden flu aç›klamay› yap›yor: “E¤er s›cak bir çat›flma söz konusu olursa, umar›m askerlerim atefl etme noktas›nda çocuk asker veya normal asker ayr›m› yapmazlar!” Kongo’da halen çeflitli BM üyesi ülkelerin askeri bulunmakta ve de bunlar›n say›s› art›r›lmaya çal›fl›lmakta. BM askerlerinin de Kongo’da s›kça katliamlar gerçeklefltirdi¤i biliniyor.

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

51

30 Haziran-13 Temmuz 2006

“AKP’nin hükmünü tarih verecek” ABD Savunma Bakanl›¤› (Pentagon) Müsteflar› ve eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, 20 Haziran günü Özal için düzenlenen bir konferansta yapt›¤› konuflmada “ABD, bugünün güvenlik tehditleriyle yüzleflirken, yüce uluslar›n›n ilerlemesi için tart›flmal› kararlar almaktan korkmayan, Atatürk, ‹nönü ve Özal gibi güçlü ortaklara ihtiyaç duyuyor” aç›klamas›nda bulunuyor ve AKP hükümeti için “AKP’nin hükmünü tarih verecek” diyerek, mevcut hükümetin ve ülkenin içinde bulundu¤u durumun kendileri aç›s›ndan izah›n› yap›yordu. Kuflkusuz bu laflar›n sarf edilmesi sadece Özal dönemine duyulan özlem de¤il, ayn› zamanda ülkemiz hakim s›n›flar›n›n içinden geçmekte oldu¤umuz süreçte yo¤un olarak yaflad›klar› ekonomik ve siyasi krize de iflaret etmektedir. Bu iflaret ayn› zamanda ABD taraf›ndan AKP yerine yeni aray›fllar›n gündemde oldu¤u gibi bir anlam tafl›maktad›r. Dan›fltay sald›r›s›n›n ard›ndan yap›lan de¤erlendirme ve saptamalar›m›zda AKP hükümeti aç›s›ndan yöneteme(me) sürecine art›k efendisi ABD taraf›ndan yeterlilik verildi¤ini vurgulam›flt›k. Sald›r›n›n ard›ndan yaflanan klik dalafl› ise bu siyasi istikrars›zl›¤›n yans›d›¤› baflka bir nokta olmufltur. Kuflkusuz bu kap›flma ve saflaflma efendisi ABD’den ba¤›ms›z yaflanmamaktad›r. Yani güç dengesini ve kap›flman›n boyutunu belirleyen emperyalist ülkeler olmaktad›r. Cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinden, erken seçim tart›flmalar›na, laik, anti-laik kamplaflmas›ndan, türban krizine ve Dan›fltay sald›r›s›n›n ard›ndaki “karanl›k” iliflki a¤›n›n “a盤a ç›kar›lmas›na” yönelik müdahalelerin tümünde hakim s›n›flar içinde farkl› kliklerin dalafl›n› izledik. Ekonomik kriz: Sistemin t›kand›¤› nokta ABD ekonomisindeki son dalgalanman›n etkisiyle ülkemiz ekonomisinde yaflanan krizin -kimileri bunu para piyasalar›n›n yeniden yap›land›r›lmas› olarak de¤erlendirse de- öz olarak emperyalist siste-

min yaflad›¤› ekonomik ve siyasi krizin kendisi oldu¤u aç›kt›r. Bunun emperyalizme ba¤›ml› ülkelerde daha fazla hissedilir olmas› ise oldukça anlafl›l›r bir durum olmakla birlikte, krizin etkisinin azalt›lmas›na yönelik çabalardan hiçbir sonuç al›namamas› da bir o kadar anlafl›l›rd›r. Yaflanan ekonomik geliflmelere Merkez Bankas›’n›n müdahalesi ile umutland›r›lanlar›n umutlar› bir süre sonra kalmam›fl, düzeltmeye yönelik kimi önlemlerden de bir sonuç al›namam›flt›r. Merkez Bankas›n›n bu müdahalesine ra¤men dolar 1.77’lik sat›flla tarihi bir zirve yapt›. Uygulaman›n ekonomideki dalgalanmaya gücü yetmeyince faiz art›r›m uygulamas›na son verilerek 26 Haziran günü Para Kurulu’nun ola¤anüstü toplanmas›na karar verildi. Ancak yap›lan aç›klama ve de¤erlendirmeler de bu müdahaleden bir sonuç al›namayaca¤› yönünde. Mevcut t›kanman›n afl›lmas› için gösterilen çözüm ise hükümet ve IMF’nin masaya oturarak yeni bir yol bulmas› yönünde. TÜS‹AD’›n neredeyse hergün yapt›¤› aç›klamalarda ülke ekonomisinin durumuna iliflkin saptama ve de¤erlendirmeleri yine klikler aras› dalafl›n ve AKP hükümetinin esas olarak ülkeyi yönetememe durumuna yönelik müdahaleler olarak alg›lamak ve de¤erlendirmek mümkün. “Ekonomide yaflanan geliflmelere müdahale edilmifltir ve kayg›lanacak bir durum yoktur” diyen Erdo¤an’›n aksine ülkenin “perde arkas›” yöneticileri durumun böyle olmad›¤›na ve Erdo¤an’›n gerçekleri ifade etmedi¤ine yönelik aç›klamalarda bulundular.

Türkiye, Avrupa’da yoksullukta 2. s›rada Ülkenin ekonomik tablosunu yaflanan bu dalgalanman›n ötesinde son üç ayl›k zaman dilimi için yap›lan bir dizi araflt›rma da ortaya koymaktad›r. Son yap›lan araflt›rmalara göre fakirlik s›ralamas›nda Avrupa ikincisi olan Türkiye, iflsizlik oran›nda ise üst s›ralara do¤ru yükselifl izlemeye devam ediyor. Türkiye ‹statistik Kurumu’nun (TÜ‹K) Hanehalk› ‹flgücü Anketi’nin fiubat-Mart-Nisan sonuçlar›na göre,

bu zaman diliminde iflgücüne kat›l›m 46.5 olarak hesaplanm›fl durumda. Yap›lan araflt›rmaya göre iflsiz say›s› geçen y›la oranla 17 bin kifli art›fl göstermifl durumda. 2005 Mart ay›nda 21 milyon 190 bin kifli olan çal›flan say›s› Mart 2006’da 21 milyon 272 bin kifliye ç›kt›. Çal›flan say›da gösterilen bu art›fla ra¤men iflsizlerin say›s› 2 milyon 594 bin kifliden 2 milyon 611bin kifliye yükselmifl durumda. Bu araflt›rman›n kamuoyuna yans›mas›n›n hemen ertesinde bir aç›klama da Avrupa Birli¤i ‹statistik Kurumu taraf›ndan yap›ld›. Türkiye, AB ve aday ülkeler ile 3 Avrupa Serbest Ticaret ‹flbirli¤i (EFTA) ülkesinin yer ald›¤› 33 ülke içinde yap›lan yoksulluk araflt›rmas›nda ikinci s›rada yer ald›. Makedonya listenin birinci s›ras›nda yer al›rken, Türkiye geçti¤imiz y›l yap›lan araflt›rmalarda listenin bir numaras›yd›. IMF’nin uygulamalar›n›n ülkemiz ezilenlerine dönük bilançosu olarak de¤erlendirilecek olan bu verilerin tümü gelinen aflamada AKP hükümetine yönelik güvenin zedelenmesini de beraberinde getirmifl durumda. May›s ay›ndan itibaren ekonomideki dalgalanmaya paralel olarak daha da geliflen bu durum, gelinen aflamada yükselifl göstermekte. Erdo¤an taraf›ndan son dönemde yap›lan aç›klamalara bakt›¤›m›zda da bu durumu görmek mümkün. Milliyetçilik dalgas› ile birlikte gelifltirilen sald›r› dalgas› ülkemizde flovenizmin daha da körüklenmesini beraberinde getirirken, bu durum ayn› zamanda “›l›ml› ‹slam” yönetiminin iflas›n› da içermekteydi. Kuflkusuz bu hareket ve hamlelerin tümünü belirleyen ise ABD’nin bölgedeki ç›karlar›d›r. Model olma yönünde istenilen ad›mlar› atmayan ve yeterli mesafeyi katedemeyen AKP, ABD aç›s›ndan kullan›m süresini doldurdu. Türban tart›flmalar› AKP’nin halk nezdinde y›pranma sürecini h›zland›rd› ve bu süreç Dan›fltay sald›r›s› ile birlikte dalgaland›r›lan laiklik tart›flmalar› ile birlikte t›rmand›. Ard arda patlak veren yolsuzluklar ise halk aç›s›ndan mevcut y›pranma sürecini belirleyen de¤il ancak etkileyen önemli geliflmeler oldu.

Ülkemizi 21 Haziran’da bir toplant› vesileyle ziyaret eden her renk devrimin sahibi Soros’un yapt›¤› aç›klama ülkemizin gelecek döneminin kaderinin çizildi¤ini gösteriyor. Soros; “Önce Cumhurbaflkanl›¤›, ard›ndan genel seçimler olacak. Belirsizlik var, piyasalar bozulmas›n diye seçim de gözden ç›kar›lamaz. Çeflitli belirsizlikler nedeniyle Türkiye’nin seçim süreci çok önemli” aç›klamas› önümüzdeki dönem yaflanacak geliflmelerin yönünü de göstermektedir. Bu aç›klaman›n yap›ld›¤› günlerde ne tesadüftür ki Erdo¤an, Bush’un Temmuz ay›na istenen randevuyu “yo¤un program›ndan” dolay› kabul etmedi¤ini aç›klayarak, Eylül ay›na bir randevu al›nmas› için gerekli görüflmelerin yürütüldü¤ünü ifade etti. Meclis alt komisyonundan onaylanarak meclise gönderilen TMY Tasar›s›yla gündeme gelen sald›r›lar önümüzdeki dönemde yaflanacak olan çat›flmalar› önemli ölçüde belirleyecek. Devrimci ve komünistlerle s›n›rl› olmayan bu sald›r› yasas› ile devlet bugüne kadar say›s›z örneklerle uygulad›¤› hak ihlallerini resmilefltirmifl olacak. Polis ve askere tan›nan yetkiler bugüne kadar ellerinde olmayan ve kullanmad›klar› bir yetki de¤ildi. Ülkemizin yarg›s›z infazlar bilançosu bunun en somut kan›t›d›r. Sald›r›n›n çerçevesinin geniflletildi¤i bu yasalar kuflkusuz güçlü toplumsal muhalefetin örgütlenmesi ile geri püskürtülecektir. Hakim s›n›flar›n halk kitleleri aç›s›ndan yaflad›¤› güven erozyonunun daha da derinlefltirilmesi için kitleler içinde yürütülecek propaganda çal›flmas› oldukça önemlidir. Bugün ülkemizin bir dizi yerinde as›lan grev kararlar›n›n lokal talep ve direnifllerle s›n›rl› kalmamas› ve egemenler üzerinde daha büyük bir etki gücü yaratabilmesi için hakim s›n›flar›n son dönem gelifltirdikleri sald›r›lar iflçi s›n›f›n›n direnifl gündemleri ile birlefltirilerek ifllenmeli ve bu talepler için harekete geçiflin koflullar› mutlaka yarat›lmal›d›r. Bu kavray›fl ve pratik Halk Savafl›n›n geliflimine hizmet edecektir.

“Ba¤›ms›z yarg›” kimi yarg›lad›? 9 Kas›m 2005’te fiemdinli’de Umut Kitapevi’ne at›lan bombalarla gerçek yüzü bir kez daha teflhir olan devlet, katliamc› yüzünü bu kez yarg›n›n ve hukukun ba¤›ms›z oldu¤u görüntüsünü çizerek gizlemeye çal›fl›yor. 9 Kas›m’da Seferi Y›lmaz’›n sahibi oldu¤u Umut Kitapevi’ne bomba atarak M. Zahir Korkmaz’› öldüren Astsubaylar Ali Kaya ve Özcan ‹ldeniz, itirafç› Veysel Atefl fiemdinli halk› taraf›ndan suçüstü yakalanm›fl ve “adalete” teslim edilmiflti. Beklenmedik bir anda kuyru¤undan yakalanan faflist TC devleti, hemen harekete geçerek uzman katillerini yine uzman bir katil olan Kara Kuvvetleri Komutan› Org. Yaflar Büyükan›t’›n a¤z›ndan “tan›r›m, iyi çocuktur” diyerek sahiplenmiflti. Bombalamalardan sonra kitapevi önünde toplanan fiemdinlilere atefl ederek Ali Y›lmaz’› öldüren Uzman Çavufl Tanju Çavufl’u da k›sa bir süre tutuklu kald›ktan sonra serbest b›rakm›flt›. “‹kinci Susurluk” olarak de¤erlendirilen fiemdinli olaylar› sonras›nda devlet olaylar› kendisinden ba¤›ms›z gibi göstermeye çal›flarak “lokal bir olay” oldu¤u yönünde aç›klamalar yapm›flt›. Ancak Kaya ve ‹ldeniz’in arac›ndan ç›kan belgelerde yer alan bir dizi eylem ve infaz plan›, hükümet ve ordu cephesinden yap›lan hedef yan›ltma yönlü aç›klamalar gözleri devletin istedi¤i noktaya çekememiflti. 9 Kas›m sonras› süreç bu flekilde geliflirken patlamalar s›ras›nda J‹TEM elemanlar›n› yakalayan halktan 6 kifli tutukland› ve Umut Kitapevi sahibi Seferi Y›lmaz yapt›¤› her aç›klama için soruflturmal›k oldu.

As›l sorumlular›n ad› dahi geçmedi! Ali Kaya, Özcan ‹ldeniz ve Veysel Atefl hakk›nda çete kurmak suçundan aç›lan dava ise 19 Haziran’da sonuçland›. Van 3. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde

görülen 4. duruflmada Kaya ve ‹ldeniz çete kurmaktan TCK’n›n 220. maddesi gere¤i 1 y›l 11 ay (yasan›n bu maddesi 2 ila 6 y›l aras› bir ceza öngörüyor), M. Zahir Korkmaz’› öldürmekten 25 y›l, Seferi Y›lmaz’› öldürmeye teflebbüsten 12 y›l ve Metin Korkmaz’› yaralamaktan 6 ay ceza alarak 39 y›l 5 ay 10 güne mahkûm oldular. Veysel Atefl’in dosyas› ise ayr›larak duruflmas› 3 A¤ustos’a ertelendi. “Derin devlet”e bugüne kadar indirilmifl en a¤›r darbe olarak nitelendirilen karar, olaylarda hayat›n› kaybedenlerin aileleri taraf›ndan büyük bir sevinçle karfl›land›. Bu sevinç sadece aileleri de¤il, olay›n üstünün kapat›laca¤›na inanan ve yarg›lamadan istedikleri sonucu alamayacaklar›n› düflünen birçok kesimi de sard›. Görünen yan›yla sorumlular›n cezas›n› buldu¤u inanc› kuvvetlenirken karar›n asl›nda olay›n üstünü kapatmak için verildi¤i görülmelidir. Öncelikle duruflman›n seyrine bak›lacak olursa davan›n gerçek niyeti ortaya ç›kacakt›r. J‹TEM elemanlar›na çete kurmak suçundan alt s›n›rdan ceza veriliyor üstelik iyi hal indirimi uygulan›yor. As›l ceza adam öldürmek, öldürmeye teflebbüs etmek ve yaralamaktan veriliyor. Astsubaylar›n karar› temyiz etme hakk› korunuyor. J‹TEM elemanlar›n›n avukatlar› davay› uzatmak için Özgür Gündem gazetesinde yay›nlanan mahkeme baflkan› ‹lhan Kaya’n›n tayininden önce dava hakk›nda karar verece¤i haberini gerekçe göstererek yarg›laman›n tarafs›zl›¤›n› yitirdi¤ini iddia ederek mahkeme baflkan›n›n davadan çekilmesini istiyor. (Ki verilen karardan memnun olmayanlardan biri olan Hürriyet Gazetesi Genel Yay›n Yönetmeni Ertu¤rul Özkök bu durumu gazetedeki köflesinde s›kça dile getirdi.) “Çete”yi yönlendiren ve bombal› eylemleri planlayan, J‹TEM elemanlar›na olanaklar›n› sunan Kara Kuvvetleri Komutan› Orgeneral Yaflar Büyükan›t, Hakkâri ‹l Jandarma Komutan›

Erhan Kubat, Hakkâri Da¤ ve Komando Tugay Komutan› Erdal Öztürk, Van Asayifl Kolordu Komutan› Selahattin U¤urlu, Hakkâri Valisi Erdo¤an Gürbüz, DYP Baflkan› Mehmet A¤ar vb. isimler birinci derecede sorumlu olduklar› halde iddianamede dahi yer almad›. K›sacas› bombalamalar 3 kiflinin üzerine y›k›larak olay basit bir çete davas› gibi karara ba¤land›. Yarg›tay’a tafl›nacak olan karar onand›¤› takdirde bu mesele de Susurluk benzeri ancak daha h›zl› bir flekilde kapat›lm›fl olacak.

Neden bugün, neden fiemdinli? Burada as›l önemli olan göstermelik de olsa kime ne kadar ceza verildi¤inden ziyade neden bugün ve neden fiemdinli davas› sorusudur. Çünkü bu dava devletin “namusu” durumuna gelmifl durumdad›r. Son dönemlerde Türkiye Kürdistan›’nda bask›lar›n, katliamlar›n, operasyonlar›n artmas›, Gazi, Sivas, Marafl, Çorum katliamlar› sonras› aç›lan davalarda sorumlular›n cezaland›r›lmayarak davalar›n zamanafl›m›na u¤rat›lmas›, son olarak U¤ur ve Ahmet Kaymaz’›n katledilmesi sonras› geliflen hukuksal süreçte yaflananlarla birlikte halk›n hukuka ve yarg›n›n ba¤›ms›zl›¤›na olan inanc›n›n ortadan kalkmas› ve en önemlisi devlete olan kinlerinin büyümesidir. fiemdinli’de de farkl› bir sonuç ç›kmayaca¤›n›n kabullenildi¤i bir ortamda devletten beklenmeyeni sunarak demokratik aç›l›mlar›n bir gere¤i olarak halka yönelik sald›r›larda “suçlu kim olursa olsun” cezas›n› çekece¤i ve TC’nin adaletinden kurtulamayaca¤› imaj›n› yaratmakt›r. Tabii bununla birlikte as›l suçlunun devlet olmad›¤› “devlet içinde yuvalanm›fl çeteler” oldu¤u görüntüsünü de çizmekti. Zira karar sonras› fiemdinli’de yak›nlar›n› kaybedenlerin ve bölgenin ileri gelenlerinin gazetecilere yapt›¤› aç›klamalar da bölge halk›n›n verilen kararla birlikte devlete olan güvenlerinin tazelen-

di¤i yönünde. Özellikle T. Kürdistan›’nda devletin her türlü zulmü ve zorbal›¤›yla yo¤rulan Kürt halk›n›n güvenini kazanmak sanki bu kadar kolaym›fl gibi... Yakalanan bu “olumlulu¤un” daha da büyütülmesi gerekti¤i belirtilerek Büyükan›t’a kadar varan “flebekenin” tamamen çökertilece¤i inanc›n›n bir nebze olsun artt›¤› ifade edilmektedir. K›sacas› kendi devaml›l›¤› için güven tesis etmesi bak›m›ndan her zaman oldu¤u gibi maflay› atefle tutarak elini korumak zorunlulu¤uyla hareket etti faflist TC devletinin “ba¤›ms›z” yarg›s›. Ancak bunu yaparken kan davas› güttü¤ü Seferi Y›lmaz’›n halk taraf›ndan sahiplenilmesi ve olaylar›n bu denli a盤a ç›karan biri olmas›n›n verdi¤i rahats›zl›kla hareket ederek flaibeli ifadelerle J‹TEM elemanlar› hakk›nda karar verildi¤i gün tutuklanmas› da aradaki dengeyi korumak aç›s›ndan devlet için önemlidir. Sözde PKK itirafç›s› H.S’nin verdi¤i ifadelere göre “örgüt üyesi oldu¤u yönünde kuvvetli flüphelerin bulundu¤u” kanaatine vararak hakk›nda tutuklama karar› veren hâkimin J‹TEM elemanlar›na 39 y›l ceza verilmesi için büyük “çaba” sarf eden Hâkim Sinan Sivri’nin olmas› da ilginçtir. Davan›n çabuk sonuçland›r›lmas›n›n nedenlerinden birisi de kamuoyunun gündeminden düflürülmek istenmesidir. Ayr›ca “Ordu’nun imaj›n›n zedelendi¤inden” s›k s›k bahseden birileri dava uzad›kça demokratik kamuoyunun, olay›n alt›n› daha fazla deflece¤ini düflünmüfl ve bunlar›n önünü kesmek istemifltir. Toplumsal muhalefetin etki gücü ne kadar az olsa da Ordu gibi ülkenin esas hakimi olan erkin sorgulanmas› istenmemifl, “tabu” devam ettirilmek istenmifltir. Büyükan›t 30 A¤ustos’ta emekli olaca¤›n› aç›klad›, hakk›ndaki yorumlar kendisini ne kadar “yordu” acaba? Ancak emekçi halk›m›z esas sorumlular› bilmektedir, yerine geleni de bekleyen “yorulmak” olacakt›r.


30 Haziran-13 Temmuz 2006

S›n›fsal Bak›fl B‹TMEYEN KR‹ZLER‹YLE BÜYÜYECEK KAVGA

4

51


5

51

30 Haziran-13 Temmuz 2006

“Eylemlerimiz haklar›m›z› alana kadar devam edecek!”

Seyhan Belediyesi’nde, Miray Temizlik fiirketi’nde çal›flan iflçiler, tafleron flirketin yöneticilerinin hakaretlerine, bask›lar›na, keyfi uygulamalar›na, sosyal güvencesiz, sigortas›z çal›flt›r›lmalar›na ve iflten atmalara karfl› 7 May›s’ta ifl b›rakm›flt›. Yaklafl›k 900 kiflinin çal›flt›¤› flirkette, iflçiler her gün hakarete u¤ruyor, maafllar›ndan kesinti yap›l›yor. fiirketin asker kökenli Genel Müdürü Zeki Genç iflçilere askeri disiplin uyguluyor. Emirler ya¤d›r›yor, küfür ediyor, dayak at›yor, sudan bahanelerle izinlerini kald›r›yor. ‹flçiler direnifli önce Belediye’ye ait flantiyede direnifl çad›rlar› kurarak sürdürdüler, ancak polisin bask›lar› ve Belediye Baflkan›’n›n “sorununuzu çözece¤im” sözleriyle buradaki çad›rlar söküldü. Belediye Baflkan› önce öne ç›kan 40 iflçinin d›fl›nda, tüm iflçileri ifle geri alaca¤› sözünü verdi. ‹flçileri ifle geri ald›ktan 3 gün sonra da direnifle geçen tüm iflçileri iflten ç›kard›. Böylelikle Seyhan Belediye Baflkan› Azim Öztürk, iflçiler aras›ndaki dayan›flmay› ve birlikteli¤i parçalamay› ve öncü iflçileri di¤erlerinden koparmay› baflararak, direniflin önemli oranda zay›flamas›n› sa¤lad›.

‹flçiler direnifle bafllamadan önce Genel‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube’ye giderek örgütlenmek istediklerini dile getiriyorlar, ancak sendika, belediye baflkan› ile karfl› karfl›ya gelmek yerine iflçilere s›rt çevirmeyi seçiyor. Böylece örgütsüz kalan iflçilerin ifli de zorlafl›yor. ‹flçiler flu anda bir komite kurmufl durumdalar. Seslerini kamuoyuna duyurmak amac›yla eylem ve etkinliklerine uzun bir süredir devam ediyorlar. Daha önce direniflin 3. gününde yapt›¤›m›z bir haber gazetemize yans›m›flt›. Direniflin 45. gününde iflçileri ziyaret ederek geliflmelere dair bilgi ald›k. fiu anda iflçiler sürekli bir arada durmaya çal›flsalar da say›lar› oldukça azalm›fl durumda. Sendikan›n iflçilere sahip ç›kmayan tutumu iflçilerin moralini de etkiliyor. Burada ülkemizdeki sendika gerçekli¤i bir kez daha karfl›m›za ç›k›yor. Sendikaya üye olmak için baflvuran iflçilere kap›lar kapat›l›yor. Sendikalar sar›-bürokrat, iflbirlikçi anlay›fllar›n elinde bu hale gelmifl durumda. ‹flçiler her Çarflamba günü bir eylem yaparak Adana ‹nönü Park›’nda bir araya geliyor ve “Çocuklar aç, babalar iflsiz. Bu zulüm ne zaman bitecek” pankart› açarak, bas›n aç›klamas› yap›yorlar. “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganlar›n› hayk›ran iflçiler, belediye baflkan›na seslenerek “hakk›m›z› alana kadar mücadelemizi sürdürece¤iz” diyorlar. ‹flçiler aç›klamada; belediyenin temizlik ifllerinde yolsuzluk yapt›¤›n› söyleyerek gerçeklerin ayd›nlat›lmas›n› ve ifle geri dönmek istediklerini belirttiler. Bas›n metninin okunmas›n›n ard›ndan sloganlarla belediye binas›na yürüyen iflçiler, eylemlerinin her Çarflamba devam edece¤ini ve mücadelenin sürece¤ini hayk›rd›lar. Biz de sürece iliflkin iflçilerin görüfllerini ald›k;

“‹flçi de¤il, askeriz” - Bize kendinizden bahsederek, direni-

Emekçinin Gündemi GELECE⁄‹M‹Z‹ ‹HANETÇ‹ SEND‹KA ÇETELER‹NE EMANET ETMEYEL‹M! Sendikalar›n, iflçi s›n›f›n›n siyasal, ekonomik ve demokratik taleplerini kazanmak ve çal›flma yaflam›nda karfl›lafl›lan sorunlar›n çözümü için kurulan örgütlülükler oldu¤unu hepimiz biliyoruz. Buraya kadar bir sorun yok, fakat bugün egemen sendikal anlay›fllara ve konfederasyonlara bakt›¤›m›zda tam tersi bir durumla karfl› karfl›ya oldu¤umuz gerçekli¤ini görüyoruz. Bugüne kadar ç›kart›lan ve bugün ç›kart›lmaya çal›fl›lan, baflta Mezarda Emeklilik ve Kölelik Yasalar› olmak üzere, biz iflçi ve emekçiler aç›s›ndan kabul edilmesi mümkün olmayan tüm sosyal y›k›m yasalar›; k›dem tazminat›n›n gasp›, esnek çal›flma, özellefltirmeler, tafleronlaflt›rma, norm kadro vb. yasalar sendikal ihanetin ne boyutta oldu¤unun göstergesi olmufltur.

Sermayenin kapal› kap›lar ard›nda dillendirmeye çal›flt›¤› TOBB, TÜS‹AD ve T‹SK gibi kurumlar›n “mikro ekonomik tedbirler almak gerekli” gibi söylemleri dikkate de¤erdir. Bugün IMF ve DB taraf›ndan eksik b›rak›ld›¤› söylenilen bir tak›m hususlar “iflçi s›n›f›n›n temsiline” soyunan Türk-‹fl, Hak-‹fl ve D‹SK taraf›ndan tamamlanmaktad›r. Sendikalar adeta sistemin ve sermayedarlar›n arka bahçesi konumuna gelmifl, iflçi ve emekçilerle sistem aras›nda bir tampon görevi görmeye bafllam›fllard›r. Nerede bir grev, direnifl ve geliflme varsa orada sendikal bürokrasinin ihanetini görmek art›k normal hale gelmifltir. SEKA iflçileri, TEKEL iflçileri -ki TEKEL iflçilerinde k›smi kazan›mlar olsa da ucu aç›k b›rak›lm›flt›r- ve yak›n zamanda Serna-Seral

flin nas›l geliflti¤ini anlat›r m›s›n›z? Cemal Kaplan: 20 yafl›nday›m. Adanal›y›m. Bir y›ld›r bu flirkette çal›fl›yorum. Kamyon arkas›nda çöp topluyorum. Biz haklar›m›z› alam›yorduk, sigortam›z yatm›yordu, bunlar›n hakaretleri de cabas›. Biz orda iflçiydik, ama onlara göre askerdik. 42 arkadafl›m›z›n iflten ç›kar›lmas› ile birlikte biz de direnifle bafllad›k. Direniflin üçüncü günü polis yan›m›za geldi. “Akflama kadar vaktiniz var. E¤er buradan ayr›lmazsan›z zor kullanaca¤›z” dedi. Çünkü onlara göre bizim yapt›¤›m›z suç. Genel-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube Baflkan› Kemal Aktan yan›m›za geldi, notere gitmemizi ve belgelerimizi vermemizi istedi. Biz de güvenerek oraya gittik, ancak bir süre sonra sendikan›n bizi oyalad›¤›n› fark ettik. Belediye Baflkan› “40 kifli d›fl›nda herkesi alaca¤›z” dedi. 40 kifli d›fl›nda herkes gitti. Kap›da Murat Akça’n›n hakaretlerine u¤rad›lar. Herkes geri döndü. Belediye ve flirket iflçilere düflmanca davran›yor. O günden beri direniflimiz devam ediyor. fiu anda çal›flmayan, iflten ç›kar›lan 400 iflçi var. Bizimle beraber bafllayan iflçilerden 50-60’› baflka yerle gönderildi. fiu anda flirketle de belediye baflkan›yla da görüflmüyoruz, çünkü ça¤r›lar›m›za yan›t vermiyor. Bizim yerimize 200 iflçi ifle al›nd›. Yeni iflçi olduklar› için ne yapacaklar›n› bilmiyorlar. Kaza yapanlar, kafas›, kolu k›r›lanlar olmufl. Sakatlanan çok insan var. Belediye daha fazla iflçi alacakt›, ancak bizim yapt›¤›m›z eylemlerden sonra iflçilerden vazgeçenler oldu. ‹çerdeki iflçilerden baz›lar› ile görüflüyoruz. Onlar da mecbur kald›klar› için çal›fl›yorlar. Biz her Sal› günü bir arkadafl›m›z›n yan›nda bir araya geliyoruz 30-35 kifli. Neler yapaca¤›m›z› konufluyoruz. Önümüzdeki günlerde bir piknik yapmay› düflünüyoruz. Hakk›m›z› alana kadar mücadelemiz devam edecek. Adana halk›ndan destek istiyoruz. Her Çarflamba saat 12:30’da ‹nönü Park›’nday›z. Son olarak sendikan›n tutumuiflçilerinin direniflleri sendikal bürokrasi ve ihanetin çemberine kurban gitmifltir. Bunlarla birlikte ‹stanbul Büyükflehir ve ilçe belediyeleri ve Belediye ‹ktisadi Teflekkülü’nde çal›flan ve yaklafl›k 30 bin iflçiyi kapsayan Toplu ‹fl Sözleflmeleri de bu ihanet çemberinin içerisinde devam etmektedir. Biten T‹S’lere bakt›¤›m›zda kazan›lan yeni hiçbir fleyin olmad›¤›n› ve hatta ekonomik anlamda ciddi kay›plar›n yafland›¤›n› söylemek mümkündür. Özellikle ‹SK‹ ve ‹GDAfi iflçilerinin T‹S’lerinde yetkiyi elinde bulunduran Tes-‹fl sendikas›n›n geçmifl y›llarda yapt›¤› ihaneti unutmadan (belediye iflçilerinin greve ç›kmaya haz›rland›¤› bir süreçte sözleflmeyi bitirerek patronlara çok büyük bir koz vermiflti ve di¤er sendikalar da sözleflmeleri imzalamak durumunda kalm›flt›) do¤ru ve kararl› bir flekilde gelece¤imize sahip ç›kmal›y›z. Süreci çok iyi de¤erlendirip, s›n›f sendikac›l›¤› ilkeleri do¤rultusunda bulundu¤umuz iflyerleri ve sendika flubelerinde devrimci, demokrat ve ilerici iflçilerle birlikte mevcut durumu tüm iflçilere kavratmal› ve

nu da k›n›yorum. Belediye Baflkan› ile pazarl›k yap›p iflçileri sendikaya üye yapmad›. - Siz iflçilerin temsilcisi olarak direnifli nas›l devam ediyor, bize aktar›r m›s›n›z? Do¤an Akarcal›: Ben de temizlik flirketinde bir y›ll›k flofördüm. Arkadafl geliflmeleri aktard›. Alacaklar›m›z verilmiyordu. Baz› arkadafllar›m›z iflten ç›kar›l›yordu. Bize 2025 günde girdi ç›kt› yap›l›yordu. Biz de sendikalaflma yoluna gittik. Sendika bizimle ilgilenmedi. 7 May›s’ta eylem yapt›¤›m›z için geldi gerginlik oldu. Ertesi gün 40 kifliye fesih gönderildi. Biz de ifli b›rakt›k. fiu anda 410 kifli iflten ç›kar›lm›fl durumda. Bugün 45. günümüz. Biz buradaki durumu Belediye Meclisi’ne tafl›d›k. Patron hakk›nda suç duyurusunda bulunduk. fiu ana kadar belediye baflkan› hiçbir aç›klama yapmad›. Yarg› aflamas› sürüyor. Bunun yan›nda Belediye’de dönen yolsuzluklar›n üzerine gidiyoruz. (Mersin)

“Toplu sözleflme hakk›m›z, grev silah›m›z!” 21 Haziran 2006 Çarflamba günü saat 12:30’da Bayrakl› Adliyesi önünde biraraya gelen BES’li emekçiler adliye çal›flanlar›n›n ücret art›fl›yla ilgili bir bas›n aç›klamas› yapt›. BES ‹l fiube Baflkan› Musa Sever’in okudu¤u metinde; “Sendikam›z, yarg› çal›flanlar›n aras›nda ücret farkl›l›¤›n› art›racak yeni düzenlemeye karfl›d›r. Hakim ve savc›lar›n ücretlerinin art›r›lmas›na karfl› de¤iliz, biz bu iyilefltirilmenin bütün yarg› çal›flanlar›n› kapsamas›n› istiyoruz” dedi. “‹nsanca bir yaflam istiyoruz”, “Sadaka de¤il toplu sözleflme”, “Toplu sözleflme hakk›m›z› grev silah›m›z” sloganlar›n›n at›ld›¤› aç›klamada PTT yönüne do¤ru yürüyüfle geçilerek eylem sona erdirildi. (‹zmir)

sendika flube ve genel merkezlerine bask› yapmal›, T‹S’leri ve gelece¤imizi ihanetçi sendikal çetelere teslim etmemeliyiz. Yerel yönetimlerin merkezi yönetimle ayn› siyasal anlay›flta olmas› nedeni ile dillendirilen; ekonomik istikrar, tek haneli enflasyon vb. söylemleri iflçi ve emekçiler aras›nda teflhir etmeli, son yaflanan % 20’lik devalüasyonu ve ya¤mur gibi ya¤an zamlar› ve söylenilen yalanlar› a盤a ç›kartmal›y›z. Süreci daha sa¤l›kl› de¤erlendirmeli ve Devrimci Demokratik Sendikal Birlik’in daha da güçlenmesini sa¤layacak flekilde çal›flmalar›m›za yön vermeliyiz. Bulundu¤umuz iflyerleri ve sendikalarda s›n›f sendikac›l›¤› ilkeleri ve program›m›z do¤rultusunda iflçi ve emekçileri sendikal birli¤imiz çat›s› alt›nda örgütlemeli ve sorunu yaln›zca T‹S’lere indirgememeliyiz. Çal›flma yaflam›na iliflkin di¤er sorunlar› gündeme getirirken ç›kart›lan ve ç›kart›lmaya çal›fl›lan di¤er tüm anti-demokratik yasalara ve uygulamalara da karfl› ç›k›lmal› ve bunlara karfl› yap›lan eylem ve etkinliklere kat›lmal› ve eylemlilikler örgütlemeliyiz.


6

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

Çukurova köylüleri; “AKP’nin tar›m politikas› yok; Amerika’n›n, AB’nin var!”

Yaz›n gelmesiyle beraber ülkemizin birçok yerinde tarlalar, ovalar hareketlenmeye bafllad›. K›fl aylar›n› daha çok yaz için haz›rl›k yaparak geçiren köylüler için art›k ifl, hasat mevsimi. Gün do¤umu ile birlikte tarlaya inen köylüler günbat›m›na kadar çal›flarak, mahsulü kald›r›yor. Bir yandan da havalar›n ›s›nmas› köylülerin iflini zorlaflt›r›yor. Çukuroval› köylüler sar› s›ca¤›n alt›nda gelecek umutlar› için biber çapal›yor, bu¤day biçiyor, fasulye topluyor. Ancak birçok üründe bekledikleri fiyat› alamayan köylüler, hayal k›r›kl›¤›na u¤ruyor. Geçmifle oranla daha çok çal›flmas›na ra¤men rekabetin artmas›ndan dolay› ürününü istedi¤i fiyata satam›yor. Piyasaya giren ve köylülerin üretimini önemli oranda etkileyen uluslararas› flirketler, köylüleri giderek daha fazla k›skaca al›yor. Eskiden kendi kendilerine karfl›lad›klar› ve para vermedikleri birçok girdiye art›k daha fazla para veriyorlar. Rekabetin artmas› köylülerin daha çok masraf yapmas›na neden oluyor. Ancak bu masraflar›n karfl›l›¤›ndaki kazanç, ürünün giderlerini dahi karfl›lam›yor.

Emperyalistler ve uflaklar› yalan söylüyor Ülkemizde uygulanan IMF patentli tar›m politikalar› sayesinde tar›m arazileri uluslararas› flirketlere sat›fl ad› alt›nda peflkefl çekiliyor. Köylülere uygulanan sübvansiyonlar kald›r›l›yor, destekleme, iflletme kredileri düflürülüyor; bunun karfl›l›¤›nda piyasaya uluslararas› flirketler sokuluyor. Hareket alanlar› geniflletiliyor ve köylünün bunlarla rekabet etmesi istenerek idam ferman› yaz›l›yor. Patron-a¤alar ise köylülerin yaflad›¤› bu y›k›m› açl›k ve yoksullu¤u büyük yalanlarla gizleme çal›fl›yor. Köylüleri üretemez hale getirecek, elindeki topra¤› satmak zorunda b›rakacak politikalar› uygularken pembe tablolar çiziyorlar. Türkiye’nin uzun bir süredir gündeminde olan ve emperyalistlerin ufla¤› olan hakim s›n›flar›n parlatarak her dönem önümüze sürdükleri Avrupa Birli¤i masallar› yine ekranlara tafl›n›yor. AB emperyalizminin ac›mas›z ve katliamc› gerçek yüzünü gizleyerek demokrasi ve refah vaatleriyle halk›m›za sunan hakim s›n›flar büyük bir yalan kampanyas›na tekrar start vermifl durumdalar. AB’ye üye olan ülkelerin 5-10 y›l içinde nas›l yoksullaflt›¤›n›, iflsizli¤in nas›l artt›¤›n› gözlerden uzak tutarak AB’ye girmenin iflçi ve

köylülerin kurtuluflu olaca¤›n› iddia ediyorlar. AB’nin emperyalistlerin bir ittifak› oldu¤unu bunlar›n da kan ve sömürü ile beslendiklerini, bu birli¤e giren ülkelerin uluslararas› tekellerin azg›nca istilas›na u¤rad›¤›n› köylülere emekçilere söylemiyorlar. Irak’ta binlerce insan›n kan›na nas›l girdiklerini, silah ticaretini nas›l finanse ettiklerini, köylülerin ihtiyac› olan tohumlara uluslararas› tekellerle nas›l el koyduklar›n› ve nas›l istedikleri fiyattan satt›klar›n› anlatm›yorlar. Yunanistan köylüsünün yaflad›¤› y›k›mdan söz etmiyorlar. AB emperyalistleri ülkemizi ekonomik olarak giderek daha fazla k›skaca al›yorlar ve AB normlar›, kriterleri, müzakere süreci ile ülkemiz egemenleriyle pazarl›klar›n› gelifltiriyorlar. AB emperyalistleri ülkemizdeki yer alt› ve yer üstü kaynaklar›n› daha fazla ve daha rahat sömürebilmek, dinginsizce talan edebilmek için görüflmeler yap›yor. AB üyesi ülkelerdeki köylülere uygulanan sübvansiyon, destekleme ve krediler dikkate al›nd›¤›nda ülkemizde köylülerin rekabeti zor görünüyor. Bu durum önümüzdeki birkaç y›l içinde daha çok köylünün piyasadan çekilmesine, yoksullaflmas›na ve topraklar›n› emperyalistlere satmas›na neden olacak. Eme¤ini topra¤a döken köylüler üretemez hale gelecek. Çukurova köylüleri, uçsuz bucaks›z ovalarda art›k topra¤› süremeyecek, su kanallar›ndan suyu topra¤a yediremeyecek. Çukurova köylüleri üreterek kazanamad›klar›n› görünce tar›msal üretimi b›rakmak zorunda kalacak ve yeni istihdam alan› da olmad›¤›ndan daha da yoksullaflacaklar.

Devletin tar›m politikas› köylüyü öldürüyor! Tar›m sektöründe bu geliflmeler yaflan›rken bizler de ülkemizin biber ihtiyac›n›n önemli bir bölümünü karfl›layan Mersin’in Adanal›o¤lu Beldesi’ne giderek köylülerin AB ile ilgili düflüncelerini ald›k. Yüksek sera yöntemi ile üretimin yap›ld›¤› bu bölgede bundan birkaç y›l öncesine kadar sadece birkaç yerde yüksek sera varm›fl. Bu yöntemle daha fazla ürün elde edilebildi¤i için piyasaya giren ürün miktar›nda art›fl olmufl, bu durum fiyatlar›n düflmesine, eski tarzda üretim yapanlar›n iflas etmesine neden olmufl. fiu anda bölgenin büyük bir ço¤unlu¤u yüksek sera üretimi yap›yor. Maliyeti çok yüksek olan bu yöntemde,

köylüler zorunlu olarak masraf› karfl›layabilmek için bankalardan milyarlarca liral›k iflletme kredisi al›yor. Ancak mahsul maliyetini kurtarmay›nca borcu ödemek için tarlas›n› sat›yor. Bölgede geçmiflte yüzlerce dönüm arazisi olanlar›n flu anda birkaç dönüm arazisi kalm›fl durumda. Köylüleri flimdi de daha büyük bir sorun bekliyor: “AB kriterlerine göre ve AB’nin verdi¤i fonlarla üretim ve bölgede bafllayan teknolojik sera.” Bu yöntemde amaç, en az alanda en fazla üretimi elde edebilmek. Örne¤in 5 dönümlük bir araziden bu yöntemle 20 dönümlük bir araziden eski yöntemle al›nd›¤›ndan fazla verim almak mümkün. Yöntemin maliyeti ise yüksek seran›n maliyetinden de yüksek. K›sacas› köylüleri önceki süreçlere benzer günler bekliyor. Piyasada art›k daha fazla ürün olacak, fiyatlar düflecek, köylü zarar edecek, borca girecek, tarlas›n› satacak ve teknolojik sera yapt›rabilenler tekrar piyasaya dahil olacak di¤erleri ise açl›kla bo¤uflacak. fiu anda bölgede milyarlarca liral›k sera kuran köylülerin durumu ise oldukça kötü, çünkü gelir giderleri karfl›lam›yor. Köyde dolaflarak bu sorunlar› yaflayan köylülerle sohbet ettik.

“Tar›m politikalar› tar›m› öldürüyor” - Bu y›l ne ektiniz? Ürün hakk›nda bilgi verir misiniz? Kemal Yatk›n: Benim 10 dönümlük arazim var. Bu y›l patl›can ve biber ektim. 2 sene önce de patl›can ve biber ekmifl, yine para kazanamam›flt›m. Geçen y›l ›spanak ektim, yine kazanamad›m. Biz de ›spana¤› tarlada b›rakt›k. Bu y›l patl›can 1.5 YTL’yi buldu. Patl›can az olunca fiyat› yükseldi. May›s-Haziran aylar›nda havalar serin gitti, patl›can rand›man vermedi. Dolay›s›yla hale mal girmedi. Biber fiyatlar› May›s-Haziran aylar›nda 100 bin liraya düfltü. Birkaç gün önce tekrar yükseldi. Fiyatlar›n bu de¤iflimi normal de¤il, bunun arkas›nda d›fl güçlerin oldu¤unu düflünüyorum. Biber fiyatlar› düflünce köylü kurtarmayaca¤›n› bildi¤i için bibere ilaç bile atmam›flt›r. Böyle olunca piyasada biber azald›, fiyat tekrar yükseldi, ama bu durum normal de¤il.

Bu bölgede aç›k ve sera olmak üzere iki tip ekim vard›r. Ben aç›k ekim yap›yorum. Mart 15’te karar verdim. Nisan 15’te tarlaya girdi biber. Benimki yazl›k ekim. Bir de Haziran ortas›nda ekim var, buna da güzlük ekim denir. Güzlük Ekim’de sonbaharda toplars›n. Yazl›k ekimde yaz ortas›nda. Ben buraya 3 bin YTL’ye damlama döfledim, tarlay› haz›rlad›m, ilaçla beraber 1000 YTL yapar. Tarla iki kere sürülüyor. Fide siparifli verdim 3 bin YTL’ye, toplam 7 bin YTL. Bunun otla mücadelesi var. Her gün 10-15 kifli ot çekiyor, o da 1000 YTL. S›v› gübreleri ilaçlar› da ekleyece¤iz. Befl günde bir ilaç ve gübre at›yoruz. Normalde 5 dönümden 5 ton almam›z gerekiyor. Biber ve patl›can yaz›n ortas›nda 1 YTL’ye giderse bafla bafl ç›kar ancak bu y›l biber 100 bine gitti. Yani zararday›z. - Son günlerde AB üzerinden tart›flmalar yürütülüyor. AB’nin tar›ma yönelik politikalar›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? 4 y›ld›r hükümette olan AKP’nin tar›m politikas›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? - Tar›mda uygulanan politikalar tar›m› öldürmeye dayal›. Avrupa Birli¤i’nin talimatlar›n› uyguluyorlar. AB’nin köylülere dayatmalar› var. fiu anda köylü yüksek serada borçlar›n› ödeyemez durumda. AB normlar› 2007’de kabul edilirse, yüksek sera yapan köylülerin sonu gelecek. Çünkü rekabet edemez hale gelecek. 5 y›l önce yüksek seras› olanlar zengindi flimdi fakirlefltiler. fiimdi yüksek seralar her yerde var, büyük paralara mal oluyor, ama sahipleri fakirleflti. Tüm bunlara karfl› köylülerin biraraya gelmeleri gerekiyor. Birlik kurmalar› gerekiyor. Bu iflin çözümü örgütlenmekten geçiyor. Bireysel tepkilerle bir yere var›lamaz. Bireysel hiçbir ç›k›fl çözüm getirmez. Köylüleri bilinçlendirmek gerekiyor. Çok flükürcü bir toplumuz. Bu en fazla köylüye yans›yor. K›smetle bafll›yor, “Allah utand›rmas›n”la devam ediyor, “inflallah kazan›r›z” diyor. fiu anda köylüler AB’nin tar›ma uygulayaca¤› politikalardan habersiz. 2007’de tüm desteklemeler, iflletme kredileri kesilecek. AKP’nin tar›ma yönelik bir politikas› yok. Bunlar sadece uygulay›c›d›r. Bunlar jandarma gibi emirleri yerine getirenlerdir. (Mersin)

üm bunlara karfl› köylülerin biraraya gelmeleri gerekiyor. Birlik kurmalar› gerekiyor. Bu iflin çözümü örgütlenmekten geçiyor. Bireysel tepkilerle bir yere var›lamaz. Bireysel hiçbir ç›k›fl çözüm getirmez.

T


7

51

30 Haziran-13 Temmuz 2006

“At›k havuzunda yetiflen zeytin a¤açlar›...”

Hat›rlanaca¤› üzere ‹zmir 4. ‹dare Mahkemesi, Bergama Ovac›k’taki alt›n madeninin imar planlar›n› iptal etmiflti. ‹ptal davas›n› açan ‹zmir Barosu avukatlar›ndan Senih Özay geliflmeler üzerine, ‹zmir Valili¤i’nin Koza Alt›n ‹flletmeleri A.fi.’nin iflletti¤i alt›n madenini bir an önce kapatmas› gerekti¤ini söylemiflti. Özay, bu karar›n Koza flirketine karfl› do¤rudan verilmifl ilk karar oldu¤unu da belirterek; “Madencilik flirketi, flimdiye kadar verilen bütün yarg› kararlar›n› ‘Bizimle ilgisi yok; daha önceki Newmont, Normandy, Eurogold flirketlerinin dönemini kapsayan kararlar, bizi ba¤lamaz’ diye karfl›l›yordu. Ama bu karar do¤rudan Koza’yla ilgili” demifl ve flirketin tüm yalanlar›n›n ortaya döküldü¤ünü eklemiflti. Ancak Bergama Ovac›k Alt›n Madeni’nde imar planlar›n›n iptaliyle ilgili mahkeme karar› halen uygulanmad›. Konuyla ilgili aç›klama yapan Elele Hareke-

ti Dönem Sözcüsü Avukat Berrin Esra Kaya, mahkeme kararlar›n› umursamayanlar hakk›nda suç duyurular›nda bulunacaklar›n› ve tazminat davalar› açacaklar›n› belirtti. Kaya, karar›n uygulanmamas› nedeniyle do¤an kamu zarar›n›n ilgili kamu görevlisine, yani Vali’ye rücu edilmesi için hukuksal mücadele yürüteceklerini aç›klad› ve “Kimsenin yapt›¤› yan›na kâr kalmayacakt›r” dedi. Avukat Kaya’n›n verdi¤e bilgiye göre, 20 Haziran tarihi itibar›yla mahkeme karar›n›n uygulanmas›, iflletmede ruhsats›z hale gelen yap›larda hiçbir faaliyete izin verilmemesi ve madenin mühürlenmesi gerekiyordu, ancak öyle olmad›.

“Vali’ye idari ve adli soruflturma aç›ls›n!” Kaya “Bergama Ovac›k Alt›n Madeni söz konusu oldu¤unda, çevre sa¤l›¤› ve canl› yaflam›n›n önceli¤i ilkesi yok; mahkeme kararlar›n›n hiçbir önemi yok; ‘hu-

Kömürle de¤il, kiraz üretimiyle geçiniyoruz! Bergama’dan Rize F›rt›na Vadisi’ne, Bursa’ya, Çanakkale’ye, Tekirda¤’a kadar uzanan genifl bir yelpazede çevreye zarar verecek enerji santralleri kurma çal›flmalar› devam ederken bu bölgelerin köylüleri de tepkilerini dile getirmeye devam ediyor. Bursa’da da Keles Kozaa¤ac› Vadisi’ne kurulmas› planlanan Termik Santral’e karfl› tepkiler her geçen gün 盤 gibi büyüyor. Do¤aDer taraf›ndan Keles Davutlar köyü Kayadibi Çaml›¤›’nda bölgedeki 7 köy halk›n›n kat›l›m›yla gerçekleflen flenli¤e Termik Santral tepkisi damgas›n› vurdu. Kozaa¤ac› bölgesinde bulunan Davutlar, H. Demirci, Durak, Karaard›ç, Denizler, Iss›z Ören ve Yunuslar köylerinin halk› Davutlar Köyü Kayadibi Çaml›¤›’nda toplanarak düzenlenen flenli¤e kat›ld›. Oyun oynayan, halay çeken ve türkülerle e¤lenen köylüler, flenli¤in ard›ndan Davutlar Kö-

yü’ne kadar yürüdüler. Aralar›nda çocuklar›n da bulundu¤u, kad›n, erkek, genç, yafll› bine yak›n köylü, yürüyüfl boyunca ellerinde pankartlarla ve sloganlarla Termik Santral kurulmas›na karfl› olduklar›n› dile getirdiler. Santralin kurulmas›n› kesinlikle istemediklerini söyleyen köylüler, Termik Santral’in bölgedeki kirazlar› ve do¤al hayat› mahvedece¤ini belirttiler. Tepkilerini sürdüreceklerini ifade eden köylüler, “Bölgemize termik santral istemiyoruz. Topraklar›m›z› korumak için sonuna kadar direnece¤iz. Gerekirse topraklar›m›z› asker gibi koruruz” diye konufltular. (Bursa)

kuk devleti’, Anayasa hiç yok. Orada, hiçbir kural tan›madan, ne pahas›na olursa olsun, alt›nc› flirketlerin ç›karlar›na iflletmenin sürdürülmesi var” dedi. Mahkeme karar›n› uygulamas› gerekenin ‹zmir Valili¤i oldu¤una dikkat çeken Kaya “Bu uygulamas›yla Vali suç ifllemifltir, hemen idari ve adli soruflturma aç›lmal›d›r” dedi ve Elele Hareketi’nin yetkililerce ça¤r›lar› dikkate al›nmad›¤› takdirde hukuki süreç bafllatacaklar›n› ifade etti. ‹zmir 4. ‹dare Mahkemesi, Bergama Ovac›k’taki alt›n madeninin imar planlar›n› iptal etmifl ve 16 May›s 2006 tarihinde karar ‹zmir Valili¤i’ne tebli¤ edilmiflti.

Enerji Bakan› yalan söylüyor! Koza Alt›n fiirketi’nin iflletti¤i Ovac›k Alt›n Madeni’ni gezen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan› Hilmi Güler, hükümetin alt›n arama çal›flmalar›n› destekledi¤ini söyledi. Asl›nda tüm bu yaflananlar ne Bergama köylüleri ne de bu direnifli yak›ndan takip edenler için flafl›rt›c› geliflmeler de¤il. Daha önce de defalarca al›nan mahkeme kararlar›na ra¤men, flirket madeni çal›flt›rmak için her türlü kirli yöntemi denemiflti. Hatta al›nan mahkeme kararlar›na ra¤men Enerji Bakan› Hilmi Güler, Türkiye’nin her y›l 250-300 ton alt›n ithal ederek, 4-5 milyar dolar dövizi yurtd›fl›na transfer etti¤ini, ülkenin 6 bin 500 ton bilinen alt›n rezervi bulundu¤unu; Ovac›k’ta bu y›l 6.5 ton alt›n üretilerek 120

milyon dolar ciro elde edildi¤ini aktararak para ile kamuoyunu sat›n almaya bile çal›flm›flt›. Hatta Koza fiirketi’nin baflar›l› çal›flmalar yapt›¤›n› söyleyen Güler, herkesin gözünün içine baka baka “P›r›l p›r›l bir çevre koruma sistemine sahip bu tesisin hiçbir problemi söz konusu de¤il. Buraya ikinci kez geliyorum. Çal›flmalar›n› çok baflar›l› görüyorum. fiimdiye kadar 21.5 ton alt›n üretilen madende Koza fiirketi, 6.5 ton üretim yapt›. Bu tip yat›r›mlar› sonuna kadar destekliyoruz. Alt›n› son gram›na kadar ç›karaca¤›z, bunda kararl›y›z” demiflti. Daha önce de madenin çal›flmalar› ile ilgili elefltirilere at›k havuzlar›nda yüzen ördekler örnek veriliyordu. Siyanüre en dayan›kl› hayvanlardan biri olan ördeklerden eskileri öldükçe yerine yenileri gizlice yerlefltiriliyordu. fiimdi ayn› fley zeytin a¤açlar› üzerinden yap›lmak isteniyor. Zeytin üretiminin bölge halk› için önemli bir geçim kayna¤› olmas›ndan hareketle at›k havuzlar›n›n yak›nlar›nda zeytin a¤açlar›n›n yetiflti¤i propagandas› yap›l›yor. Öyle ki Güler; “Buradaki madenin at›k havuzunda yetiflen zeytin a¤açlar›ndan zeytinya¤› yap›l›yor ve bu kalite ödülü al›yor. Çevreye duyarl› bir parasal zenginlikten bahsediyoruz. Bu bir ç›kar meselesi, bu ç›karlar baz› kiflileri etkileyebilir” diyebilmektedir. Çok aç›kt›r ki, Bergama’da uygulananlar sistemin do¤aya ve insana yönelik de¤il, ranta yönelik politikas›d›r. Ancak demokratik kitle örgütleri ve köylüler bu politikay› geçmiflte bofla ç›kard›¤› gibi yine ç›karacakt›r. (‹zmir)

Çöplükte yaflamak istemiyoruz! Kat›, zehirli, nükleer vb. tüm at›klar egemenlerin elinde halk›n sa¤l›¤›yla oynamak için bir vesile oluyor. Son süreçte özellikle nükleer ve zehirli at›klar üzerinde tart›flmalar yürütülürken, di¤er yandan flehir çöpleri de halk›n bafl›na bela oluyor. Çöplüklerin yak›nlar›nda yaflamak zorunda b›rak›lan emekçi halk, bir yandan kokusuyla bir yandan etrafa saçt›klar› hastal›k virüsleriyle di¤er yandan geçmiflte ‹stanbul Halkal›’da oldu¤u gibi gaz birikmesi sonucu yaflanan olas› patlama korkusuyla kentin çöplerinin büyük s›k›nt›s›n› çekiyorlar. Kahramanmarafl’ta da çöp sorunu hem halk›n sa¤l›¤›n› hem de tar›msal üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Kahramanmarafl Belediyesi ve ‹l Çevre Müdürlü¤ünün, Araplar Tepesi denilen bölgeye çöp fabrikas› kurmak istemesi bu nedenle halk›n

tepkisine neden oluyor. Marafl’a ba¤l› Maksutufla¤›, Sofluufla¤› köyleriyle Narl› Belediyesinin talebi üzerine 15 Haziran günü Araplar Tepesinde keflif yap›lmas› halk›n protestosu ile karfl›land›. Çöp fabrikas›n›n sa¤l›¤a, tar›msal alanlar›na ve içme sular›na zarar verece¤ini belirten iki bin befl yüz kiflilik kitle “Çöplükte yaflamak istemiyoruz”, “Narl› ovas›ndaki arazileri yok etmek ülkeye kötülüktür”, “Çocuklar›m›za karanl›k bir gelecek b›rakmak istemiyoruz”, “Kirletilmifl gelecek istemiyoruz” yaz›l› dövizler açan kitle keflif ekiplerini öfkeyle karfl›lad›. Protesto eyleminden ÇED raporunun alt›na imza atan Pazarc›k Belediye Baflkan› Memifl Özdal da nasibini ald›. Marafll›lar yaflamlar›n›, sa¤l›klar›n›, topraklar›n› ve çevreyi korumakta ›srarl› olacaklar›n› ifade ederek eylemlerine son verdiler. (H. Merkezi)


8

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

Devrimciler ölür, devrimler sürer gider!

Geçen y›l Haziran ay›nda yitirdi¤imiz 17 MKP kadro ve üyesi, sonsuzlu¤a u¤urlan›fl›n›n birinci y›l›nda, çeflitli eylem ve etkinliklerle an›ld›. Mercan Vadisi’nde devletin kimyasal bombalar›n›n karfl›s›nda direnifli seçen 17 k›z›l güldü onlar. 17’ler sadece MKP’nin de¤il irade, durufl ve cüretleriyle bütün devrimcilerin kayb›d›r. Türkiye’nin dört bir yan›nda oldu¤u gibi 17’ler ‹stanbul’da da kitlesel bir flekilde an›ld›. Gazi Mahallesi Eski Karakol Dura-

DERS‹M Geçti¤imiz y›l 17 Haziran tarihinde Dersim’in Mercan Vadisi’nde devletin kolluk güçleri taraf›ndan katledilen MKP’nin önder ve kadrolar›n›n da aralar›nda bulundu¤u 17 devrimci,

¤›’nda toplanan yaklafl›k 500 kifli önde “Halk savaflç›lar› ölümsüzdür”-DHP, “Vartinik’ten Mercan’a feda olsun can›m›z Halk Savafl›’na” ve 17’lerin resimlerinin oldu¤u pankartlar açarak s›k s›k “Katil devlet hesap verecek”, “Mercan’da bir ses 17’ler ölmez”, “Gerillalar ölmez yaflas›n Halk Savafl›”, “Mercan’da ölenler onurumuzdur”, “Vartinik’ten Mercan’a feda olsun can›m›z Halk Savafl›’na”, “Bedel ödedik bedel ödetece¤iz”, “Yaflas›n devrimci dayan›fl-

Türkiye’nin birçok yerinde oldu¤u gibi Dersim’de de an›ld›. 17’leri anmak için Sienk Mahallesi Devlet Hastanesi yak›n›nda bir araya gelen DHP, HÖC, ESP ve Partizan okurlar› mezarl›¤a kadar yürüyüp mezar

ma” sloganlar›n› atarak Cemevi önüne kadar yürüdü. Buradan otobüslere binerek Cebeci Mezarl›¤›’na gidildi. Kortej halinde Dursun Turgut, Ça¤dafl Can ve Ersin Kantar’›n mezar› bafl›na gelinerek burada anma gerçeklefltirildi. Ruhan Mavruk’un 17’ler için okudu¤u fliirin ard›ndan Grup Yel’in söyledi¤i marfllarla anmaya son verildi. Anmaya Partizan, ESP, HÖC ve birçok kurum da destek verdi. Mezar anmas›n›n ard›ndan akflam üzeri Okmeydan› Fatma Girik Park›’nda DHP taraf›ndan 17’ler için bir etkinlik düzenlendi. Sayg› duruflu ve DHP’nin konuflmas›yla bafllayan etkinlikte serbest kürsüde flehit analar›, Partizan, ESP, BDSP, HÖC ve birçok kurum söz ald›. Daha sonras›nda YÇKM taraf›ndan düzenlenen, içinde 17’lerin görüntü ve konuflmalar›n›n oldu¤u sinevizyon gösterimi izletildi. Etkinli¤e Grup Yel, Grup Gece Tutufltu, Grup May›s ve Grup Munzur’un marfllar›yla son verildi. (‹stanbul)

bafl›nda anma yapmak istedi. Kitlenin slogans›z ve pankarts›z yürümesini dayatan kolluk güçleri ile kitle aras›nda ç›kan çat›flma uzun saatler sürdü. Polisin sald›r›s›yla bafllayan çat›flmalar DersimElaz›¤ karayollar›nda ve sokak aralar›nda devam etti. Asker ve Özel Harekât Timlerinin de kat›ld›¤› gaz bombalar›, coplar ve panzerlerin kullan›ld›¤› çat›flmalar sonras›nda 64 kifli gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlar›n bir bölümü ayn› gece geç saatlerde serbest b›rak›l›rken 32 kiflinin gözalt› süresi uzat›ld›. Savc›l›¤a ç›kart›lan 32 kifliden 6’s› tutuklama karar›yla mahkemeye sevkedilirken aralar›nda okurumuz Ufuk Kalanç’›n da bulundu¤u üç kifli tutukland›.

Devletim için sustum!.. ‹stanbul Gazi Mahallesi’nde 12-13 Mart 1995 y›l›nda yaflanan katliamda kolluk güçleri halk›n üzerine atefl açm›fl, 22 kifli bu sald›r› s›ras›nda yaflam›n› yitirmiflti. Bir kahvehanenin kontralar taraf›ndan taranmas›yla bafllayan ve bu olay üzerine Gazi Cemevi önünde toplanan kitlenin üzerine panzerden atefl aç›lmas›yla katliama dönüflen olayda, 22 kifli katledilirken 400’ü aflk›n kifli yaralanm›fl, olay sonras› öldürülenlerin cesetlerinin incelenmesi üzerine hedef gözeterek tek mermi ile katledildikleri ortaya ç›km›flt›. Sald›r›n›n ard›ndan eflgalleri belirlenen polislerden Adem Albayrak ve Mehmet Gündo¤an tutuklanm›fl ve dava da “güvenlik” bahane edilerek Trabzon’a tafl›nm›flt›. K›sa süre sonra katillere en az üç y›l en çok 7 y›la varan cezalar verilmifl, ancak daha sonra yatt›klar› süre ve “fiartl› Sal›verilme

Yasas›” gözetilerek de sal›verilmifllerdi.

Katliam›n sorumlusu devlettir! Ancak b›rak›ld›ktan ve hatta suç tarihinden çok sonra katiller, polislikten ihraç edildi. K›yamet ise bu zaman koptu. 2 ay kadar önce polislikten ihraç edilen Albayrak; Adliye ç›k›fl›nda ise kendisini yakanlar› ve ayn› zamanda katliam›n as›l sorumlular›n› flöyle ifade etti; “Devletim için sustum ve hapis yatt›m!” Albayrak kendini tutan ellerle ilgili de flunlar› kaydetti; “Mehmet A¤ar, Necdet Menzir, Hayri Kozakç›o¤lu gibi isimler söz konusu dönemde operasyonun bafl›ndayd›. Emri onlar vermiflti. Hapse biz girdik! Kimileri kahraman ilan edildi. Onlar bakan ve milletvekilleri oldu, biz mahkum

“Feda olsun can›m›z Halk Savafl›’na!” 17’ler birçok ilde oldu¤u gibi Sar›gazi’de de eylemle an›ld›lar. 17 Haziran Cumartesi günü saat 12:30’da Sar›gazi Dünya Hastanesi önünde toplanan kitle, kortejler oluflturdu ve “Gündo¤du” marfl›n› söyledikten sonra yürüyüfle geçti. “Can›m›z halk savafl›na feda olsun” yaz›l› pankart açan DHP kitlesinin arkas›nda destek veren kurumlar da kendi pankart ve flamalar›yla kat›ld›lar. Anmaya, ESP, AKADER, BDSP, Al›nteri, HÖC destek verirken Partizan da “17’ler ölmedi kavgam›zda yafl›yor” pankart› ile kat›ld›. Yeni Demokrasi fiehit ve Tutsak Aileleri’nin çelenginin tafl›nd›¤› yürüyüflte s›k s›k, “17’ler ölmedi, yaflas›n Halk Savafl›”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak” ve “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› at›ld›. Mezarl›¤a gelen kitle, 17’ler flahs›nda tüm devrim ve komünizm flehitleri an›s›na bir dakikal›k sayg› duruflunda bulundu. Burada yap›lan konuflmada, “Aralar›nda MKP Genel Sekreteri Cafer Cangöz’ün de bulundu¤u 17 halk savaflç›s›n›, faflist devlet katletmifltir. Burada susmad›¤›m›z› duyurmak için 17’leri an›yoruz” denildi. DHP, BDSP ve ESP’nin iletti¤i mesajlarda devrimci dayan›flman›n önemi vurguland›. Yeni Demokrasi fiehit ve Tutsak Aileleri ad›na bir ana, “17’leri anmak onlar›n tafl›d›¤› bayra¤› Munzur’un tepelerine tafl›makla mümkündür. 17’lerin kan›n› yerde b›rakmayaca¤›z” fleklinde konufltu. Partizan fiehit Tutsak Aileleri ad›na yap›lan konuflmada da “Bedel ödedik bedelini ödetmesini de iyi biliriz. Faflizm dün cani bir flekilde öldürdü, bu gün de öldürmeye devam ediyor. Devrimciler öldü ama devrim ölmez. Analar oldu¤u sürece devrim olacak” denildi. Grup Munzur’un söyledi¤i marfllara hep birlikte efllik edilerek coflkulu bir flekilde söylenmesinin ard›ndan anma saat 13:30’da sona erdi. (Kartal)

San›k polisler

edildik. Yarg›lanmas› gerekenler bizler de¤il bafl›m›zdakilerdir.” fiemdinli’de san›klara verilen göstermelik cezalar›n ve Seferi Y›lmaz’›n tutuklanmas›n›n ard›ndan; erken seçim çal›flmalar› ile y›ld›z› parlat›lmak istenen Mehmet A¤ar’›n gerçek yüzünün görülmesi aç›s›ndan ve özellikle de devletin, uflaklar›n› kullan›m süreleri dolduktan sonra nas›l bir paçavra gibi att›¤›n›n göstergesi olan bu itiraflar bizler için yeni de¤ildir. Keza daha yarg›lama süreci devam da ederken katliamda evlatlar›n›, efllerini, kardefllerini yitiren birçok aile mahkemede defalarca katliam›n arkas›nda bunlar›n oldu¤unu, bu insanlar›n(!) yarg›lanmas› gerekti¤ini söylemiflti. O dönemde bu talep “yeterli delil olmamas› sebebi” ile red edilmifl, müdahil avukatlar›n›n bile bu talepleri ilk baflvuru-

lar gerekçe gösterilerek reddedilmiflti. Elbette ki bu geliflmelerin gösterdi¤i en önemli gerçeklerden birisi de devletin kimin devleti oldu¤u sorusuna verilen aç›k ve net yan›tt›r. Aç›kt›r ki devlet, katledilenlerin de¤il, katledenlerin devletidir. Bu olay s›ras›nda ise “yanan” di¤er bir deyiflle harcanan Adem Albayrak ve Mehmet Gündo¤an ise sadece katil ellerin tuttu¤u maflad›r ve maflalar›n kullan›m tarihi bitti¤inde gittikleri yer ise çöplüktür!


9

51

30 Haziran-13 Temmuz 2006

TC ordusu gürültüyle gitti¤i operasyondan sessizce döndü Kürt halk›na tahammülsüzlü¤ü her geçen gün derinleflen faflist TC’nin Türkiye Kürdistan›’nda halka yaflatt›¤›, yaflatmaya çal›flt›¤› vahflet kendi ç›kmaz›n›n aç›k bir göstergesidir. Devlet y›llard›r sürdürdü¤ü imha ve inkar sald›r›lar› ile, Kürt halk›n›n mücadelesini bitirememifl, aksine yaflananlar Kürt halk›nda meflruluk ve hakl›l›k bilinci yaratm›flt›r. Yaflananlar bu gerçe¤in aç›k ve net bir ifadesidir. Y›llarca evleri y›k›lan, köyleri yak›lan, yarg›s›z infaz, keyfi gözalt› ve tutuklamalara maruz b›rak›lan Kürt halk›, faflizmin tüm bask› ve dayatmac› politikalar›na karfl› da¤larda ve alanlarda serh›ldanlarla yan›t vermifltir. Türkiye Kürdistan›’n›n her metre karesine binlerce askeri topu ve tank›yla ç›kartma yapan faflist TSK, dün oldu¤u gibi bugün de hüsrana u¤ram›fl durumdad›r. Yaflad›¤› hezimetten kaynakl› ç›lg›na dönen kolluk kuvvetleri, ormanlar› atefle vererek, flehit gerilla cenazelerine iflkence yaparak, halktan insanlar› katlederek intikam almaya çal›fl›rken, bu durumu ise “teröre karfl› mücadele” ad› alt›nda meflrulaflt›r›yor ve yasallaflt›r›yorlar. Bunun en bariz örne¤ini, emekçi halk› kendilerine karfl› her daim tehlike olarak gören egemenlerin ortak ele alarak haz›rlad›klar› TMY tasar›s› ortaya koymaktad›r. Henüz resmileflmemesine ra¤men yasa özellikle Türkiye Kürdistan›’nda yürürlü¤e sokulmaya bafllanm›flt›r.

Savafl naralar› suskunlu¤a dönüfltü! Geçti¤imiz aylarda 240 bin kiflilik askeri kuvveti ve teknolojik araçlar›yla s›n›ra y›¤›nak yapan TSK, s›n›r ötesi yapaca¤› operasyonlarla topyekun imha sald›r›s›n› bafllatt›. Ancak efendilerinden izin alamamalar› üzerine s›n›r ötesine geçemeyen faflist TSK, bölgede yo¤unlaflt›rd›¤› operasyonlarda da ciddi

kay›plar almaya devam etmektedir. Günlerce burjuva-feodal medyada s›n›ra yap›lan operasyon flaflaal› haberler ve manfletlerle duyurulmufl, “terörün kökü kaz›nacak” söylemleri milliyetçi, kafatasç› bir mant›kla gündeme sokulmufltu. Ancak bu operasyonun fiyaskoyla sonuçlanmas›n›n ard›ndan ne yaz›k ki faflist medya, bozguna u¤ram›fl savafl komutan› misali kay›plar› gizlemeye çal›flm›fl, bu kez asker cenazeleri dakikalarca televizyon ekranlar›n› iflgal ederek flovenizm bir kez daha ›s›t›l›p önümüze sürülmüfltür. Tüm bunlar›n yan›nda TC ordusunun Türkiye Kürdistan›’nda yapt›¤› operasyonlarda ald›¤› kay›plar, üstü örtülmeye çal›fl›lsa da büyüktür. May›s ay›nda HPG Bas›n ‹rtibat Bürosu’nun yapt›¤› aç›klamada HPG gerillalar›n›n yapt›¤› eylemlerde 47 TC askerinin öldürüldü¤ü bilgisi verildi.

Bölgede OHAL geri getirildi 2001 y›l›nda bölgede resmi olarak kald›r›ld›¤› duyurulan, ancak fiili olarak varl›¤› devam eden OHAL dönemi uygulamalar› yeniden aç›ktan uygulamaya konuldu. Uzun

y›llar boyunca T. Kürdistan›’n›n birçok ilinde uygulanan ambargolar, köy yakmalar›, zorla göç, infaz ve kay›plar yeniden h›zl› bir flekilde uygulanmaya baflland›. Bu uygulamalar›n bir k›sm› geçti¤imiz günlerde bas›na da yans›d›. * Dersim’in Geyiksu Beldesi’nin Sin Köyü k›rsal›nda yaflanan çat›flman›n ard›ndan Özel Harekat Timleri ve J‹TEM elemanlar›n›n öldürülmesinin ard›ndan Geyiksuyu’na ba¤l› bir mezra boflalt›lm›fl, köylüler iflkencelerden geçirilmifltir. Bunun yan›nda çevrede bulunan birçok köy de abluka alt›na al›nm›flt›r. Ayn› gün ve ertesinde Dersim merkezde yap›lan dü¤ünler bas›lm›fl, “bizim flehitlerimiz var, e¤lence yapamazs›n›z” denilerek dü¤ünler engellenmeye çal›fl›lm›flt›r. * Öte yandan Van’›n Bostaniçi Beldesi’nde bir kifli özel timlerce takibe al›nm›fl, takibe al›nd›¤›n› fark eden kifli, fiafak Mahallesi’ndeki ‹kram Ayd›n’a ait bofl eve s›¤›nm›fl, Özel timlerin evi bombalamas› sonucu içeride bulunan bir kifli vücudu parçalanarak yaflam›n› yitirmifltir. * fi›rnak’›n Cudi Da¤› eteklerinde ‹kizce Komando Taburu’ndaki askerler taraf›ndan

fiakirpafla’da yozlaflma karfl›t› eylem Devletin Türkiye Kürdistan›’ndan göç eden kitlelerin yaflad›¤› mahallelere yönelik uygulamalar› birçok ilde karfl›m›za uyuflturucu, fuhufl, çeteleflme vb. olarak ç›kmaya devam ediyor. 19 May›s 2006 tarihinde Kartal Samand›ra’da gazetemiz okuru Hüseyin Özcan çete elemanlar› taraf›ndan vurularak katledilmiflti. Olay›n hemen ard›ndan mahalle halk› ve okurlar›m›z taraf›ndan örgütlenen yürüyüfller ise bu sald›r›lar karfl›s›nda izlenmesi gereken yolu göstermektedir. Adana’n›n fiakirpafla Ma-

hallesi de Türkiye Kürdistan›’ndan göç ettirilmifl Kürtlerin yo¤un yaflad›¤› ve bu yüzden de devletin sald›r›lar› ile yüz yüze kalan bir mahalle.

Uyuflturucu, çeteleflme, fuhufl ve h›rs›zl›k bizzat devlet eli ile mahallede yay›lmak isteniyor. Bu sald›r›lara karfl› 21 Haziran tarihinde Sal› Pazar› Caddesi’nde biraraya gelen mahalle halk› fuhufl yapt›r›ld›¤› iddia edilen bir eve do¤ru sloganlar atarak yürüdü. “Bu halk onurlu bir yaflam istiyor” yaz›l› pankart ve “‹nsan ticaretine hay›r”, “H›rs›zl›¤a, fuhufla ve çetelere son” dövizler tafl›yan mahalle halk›, s›k s›k “Çeteler halka hesap verecek” slogan›n› att›. Kitle sloganlar›n ard›ndan da¤›ld›. (Mersin)

bafllat›lan orman yang›n›, köylere ve ekili alanlara s›çrad›. Yang›n›n Hisar, Ça¤layan, Selmuk, Gavite, Bestabelega köylerine ve ekili arazilere yay›ld›¤› büyük maddi hasara neden olan yang›n› söndürmeye giden köylülerin ise askerler taraf›ndan at›lan havan toplar› nedeniyle geri dönmek zorunda kald›¤› ö¤renildi. * Ardahan’›n Göle ‹lçesi’ne ba¤l› Çoban Yaylas›’na bask›n düzenleyen Bo¤atepe Jandarma Karakolu ile Kars Alay Komutanl›¤›’na ba¤l› jandarma ekipleri, 23 köylüyü gözalt›na ald›. MHP’lilerin “isyan ç›km›fl” ihbar› üzerine yap›ld›¤› bildirilen bask›na, z›rhl› araçlarla yaklafl›k bin asker kat›ld›. Bu yaflananlar bölgeden yans›yan sadece birkaç küçük örnektir. TC faflizminin bölgede yapt›klar› bunun kat be kat fazlas›d›r. Çat›flmalarda yaflam›n› yitiren gerillalar›n cenazelerine iflkence yapan faflizm, henüz yürürlü¤e girmeyen TMY’yi dayanak göstererek, “olaylar ç›kar”, “kontrol edemeyiz” vb. gerekçelerle gerilla cenazelerini ailelerine teslim etmemektedir. Ailelerine verilen cenazelerde ise yo¤un y›¤›nak yap›larak kitlenin sahiplenmesi engellenmeye çal›fl›lmaktad›r. Tüm bunlara ra¤men cenazeler halk taraf›ndan sahiplenilmekte, aç›lan taziye evlerini binlerce kifli ziyaret ederek, yap›lan tüm bask› ve sindirme çabalar›na cevap olmaktad›r. Bölgede yeniden OHAL döneminin geri getirildi¤i flu günlerde, TC faflizmi kendisinden say› olarak az olmas›na ra¤men gerilla savafl› karfl›s›nda büyük bir ç›kmaz içine düflmektedir. Binlerce askeri, özel timi, köy korucusu; son teknolojik donan›ma sahip hava ve kara araçlar›na ra¤men bir türlü istedi¤i sonucu alamamaktad›r. Gerillan›n sürekli hareket halinde olmas›, vur kaç takti¤iyle düflman› y›pratmas› ve darbeler vurmas› TC ordusunun sald›r›lar›n› bofla ç›karmaktad›r.

Mersin’de ÖSS karfl›tlar› bulufltu 10 Haziran Cumartesi günü saat 12:30’da Liseli Dayan›flma, DGH, Gençlik Federasyonu, ÖB, E k i m Gençli¤i, Ta r s u s LÖB, Mersin LÖB Giriflimi, MLGP-G, SGDF, ÖGD, DPG ve YDG ça¤r›s›yla biraraya gelen ö¤renciler, üniversite s›navlar›n› protesto etmek için ‹HD binas›ndan Tafl Bina’ya kadar yürüdü.

Yaklafl›k 60 kifli “ÖSS kald›r›ls›n, YÖK da¤›t›ls›n” pankart›n› açt› ve k›sa bir skeç gösterimi yap›ld›. Dersaneli ö¤rencilerin alk›fllar›yla gerçekleflen eylem, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Savafla de¤il e¤itime bütçe” sloganlar› ile son buldu. (Mersin)


10

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

“Filistin halk›n›n sesi olmaya devam edece¤iz!” Ortado¤u’nun “kanayan yaras›” Filistin’de son günlerde artan ‹srail sald›r›lar› nedeniyle kanamaktan da öte oluk oluk kan dökülüyor... Dünya Beyt Lahiya Plaj›’nda ailesinden 7 kifliyi kaybeden Hüda Ghalia’n›n sesini duymazl›ktan gelirken, Cebaliye ve Han Yunus Mülteci Kamp›’na yönelik sald›r›lar ve ço¤unlu¤u çocuk 15 Filistinli’nin öldürülmesine de gözlerini kapad›. Yüzbinlerce dolarl›k arabalar, binlerce dolarl›k eflyalar gazetelerin birinci sayfalar›n› doldururken, öldürülen onlarca Filistinli -hayatlar› sudan ucuz oldu¤undan!yans›yamad› manfletlere de, kamuoyuna da, her geçen gün köreltilen vicdanlara da... Bu topraklardan Filistin halk›na kardefllik eli uzatmak amac›yla kurulan FHDD (Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i) hem son dönem artan ‹srail sald›r›lar›n›, hem de dernek binalar›na yap›lan sald›r›y› k›namak için 24 Haziran Cumartesi günü Taksim Tramvay Dura¤›’nda bas›n aç›klamas› yaparak; “Filistin Halk›na Kardefllik Elini Uzat” yaz›l› pankart açt› ve “Filistin halk› yaln›z de¤ildir” slogan›n› att›. Kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan FHDD Genel Sekreteri Emriye Demirk›r; derneklerinin ikinci kez sald›r›ya u¤rad›¤›n› belirterek aç›klamas›na bafllad›. Son süreçte ‹srail siyonizminin Filistin halk› üzerindeki katliam politikalar›n› azg›nlaflt›rd›¤›na dikkat çeken Demirk›r, ‹srail’in bu uygulamalarda AB ve ABD emperyalizminden destek ald›¤›n› ve iflbirlikçi Arap ülkelerinin duruma

sessiz kald›¤›n› belirtti. 8 Haziran’da Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya plaj›na sald›ran ‹srail’in üçü çocuk 11 kifliyi katletti¤ini, 44 kifliyi de a¤›r yaralad›¤›n› belirten Demirk›r, tüm bunlara karfl›n feda eylemi yap›ld›¤›nda ‹srailliler için “yaflam hakk›n›” savunanlar›n Filistinlilerin ölümlerine sessiz kald›¤›n›, ‹srail Baflkan› Ehud Olmert’in k›z› Dana’n›n Genelkurmay Baflkan› Dan Halutz’a “katil” diye ba¤›r›rken ABD D›fliflleri Bakanl›¤› Sözcüsü Sean Mc Cormack’in ç›k›p “‹srail’in, kendisini savunma hakk› vard›r” dedi¤inin alt›n› çizdi. Ayn› flekilde Gazze’de Han Yunus Mülteci Kamp› ve 19 Haziran’da da Cebaliye Mülteci Kamp›’na ‹srail’in sald›rd›¤›n› vurgulayan Demirk›r; toplamda befl kiflinin öldü¤ünü ve pek çok kiflinin yaraland›¤›n› ayr›ca ölenlerden üçünün de çocuk oldu¤unu söyledi. “Suçlar› Filistinli olmak m›?” diye soran Demirk›r; verdikleri mücadelenin de bu ve bunun gibi pek çok soruyu dillendirerek Filistin halk›n›n sesine ses katmak oldu¤unu söyledi. 22 Haziran Perflembe gecesi “faili meçhul” kiflilerce derneklerinin ikinci kez sald›r›ya u¤rad›¤›n›, kap›s› k›r›larak içeri girilip belgelerinin kar›flt›r›ld›¤›n› ve eflyalar›n›n da¤›t›ld›¤›n› söyleyen Demirk›r; “fiuras› aç›kt›r ki bu sald›r› derne¤in amaçlar›na yöneliktir” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan k›sa bir konuflma

yapan FHDD Baflkan› Füsun Band›r ise; ilk sald›r›n›n 30 Aral›k’ta yap›ld›¤›n› ikincisinin ise dün yap›ld›¤›n› tekrarlayarak; amac›n bariz bir flekilde h›rs›zl›k veya baflka bir fley de¤il, tehdit oldu¤unu belirtti. Band›r, ard›ndan sözü Hollanda Filistin Halk›yla Dayan›flma Komitesi’nden Tansu Mittendorff’a verdi. Mittendorff da kendilerinin benzer sald›r›lara maruz kald›¤›n› belirterek, “Bu bir insanl›k davas›d›r, enternasyonal bir davad›r. Ulusal bir dava de¤ildir. Biz bunu bafl›ndan beri biliyorduk ve sald›r›lar olaca¤›n› da biliyorduk. Biz bunlar› göze alarak bu ifle bafllad›k ve sonuna kadar gidece¤iz” dedi. Konuflmalar›n ard›ndan s›k s›k “Filistin halk› yaln›z de¤ildir”, “Siyonist ‹srail

F

ilistin halk›yla Dayan›flma Derne¤i’ne sald›r›, derne¤in amaçlar›na yöneliktir.

Filistin’den defol”, “Katil ABD Ortado¤u’dan defol" sloganlar› atan kitle eylemi alk›fllarla noktalad›. Eylem esnas›nda gelen Ba¤dat TV’nin Filistinli ve Irakl› çal›flanlar› ise daha sonra dernek bürosunu ziyaret ederek, dayan›flma dileklerini iletti. Ayr›ca Al›nteri Gazetesi ve Yap› Sanat Evi çal›flanlar› da Derne¤i ziyaret ederek dayan›flma duygular›n› ifade ettiler. ‹stanbul ‹HD yönetimi de sald›r›y› k›nad›klar›n› ileterek, dayan›flma mesaj› verdiler. (‹stanbul)

K›r›klar F Tipi Hapishanesi’nden “demokratikleflme” manzaras›! Son süreçte özellikle tecrit ve keyfi disiplin cezalar›yla gündeme gelen devletin politik tutsaklar üzerindeki bask›s› kuflkusuz bunlarla s›n›rl› de¤il. Geçmiflten beri hapishanede hastalanan ya da d›flar›dan belli hastal›klarla tutuklanan tutsaklara karfl› “tedavi etmeme, ölüme terk etme” anlay›fl› bir katletme politikas› olarak devlet taraf›ndan uygulan›yor. Polat ‹yit, Mustafa Kaya vd. tutsaklar, bu politika sonucu yaflamlar›n› yitirmiflken Erol Zavar, Mesut Deniz ve Savafl Kör vd. tutsaklar da süren bu zalim politika sonucu

ma¤dur durumda olan tutsaklardan sadece birkaç›. Tedavi edilmeyen ve hapishanede tek bafl›na yaflamas› mümkün olmayan belden afla¤›s› felçli olan siyasi hükümlü Bayram Kaymaz da bu tutsaklardan biri. Üstelik Kaymaz, felçli durumuna ra¤men kald›¤› Buca K›r›klar F Tipi Hapishanesi’nde tek kiflilik hücrede tutuluyor. Kendisine bakamayacak durumda olan Kaymaz’›n hayat›ndan endifle duyan ailesi, ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) ‹zmir fiubesi’ne baflvurarak yard›m ça¤r›s›nda bulundu. Yan›nda kendisine bakacak kimse bulunmad›¤› için Kaymaz’›n sa¤l›k durumunun kötüye gitti¤ini belirten ailesi, Kaymaz’›n 21 Haziran’da ciddi bir rahats›zl›k geçirmesi üzerine Yeflilyurt Devlet Hastanesi’ne kald›r›ld›¤›n›, ancak gerekli tedavi yap›lmadan tekrar hapishaneye geti-

rildi¤ini belirterek, ‹HD ‹zmir fiubesi’ne baflvurarak yard›m talebinde bulundu. Ailenin baflvurusu üzerine bir aç›klama yapan ‹HD GYK Üyesi ve Ege Bölge Temsilcisi Necla fiengül Bayram Kaymaz’›n durumunun düzeltilmesi için Cezaevi ‹daresi ve Baflsavc›l›¤a gerekli baflvurular› yapt›klar›n› ancak henüz bir yan›t alamad›klar›n› söyledi. Sa¤l›k sorunlar› yaflayan Kaymaz’›n biran önce hastaneye yat›r›lmas› gerekti¤ini vurgulayan fiengül, “Ayn› zamanda Bayram Kaymaz tek kiflilik hücreden de al›narak 3 kiflilik odaya yerlefltirilmeli. Tek kiflilik odada kalmak hele hele belden afla¤› felçli kifli için sa¤l›ks›z bir durumdur. Her fleyden önce felçli ve kendine bakamaz durumda olan bir kiflinin cezaevinde tutulmamas› do¤ru de¤ildir” dedi. (‹zmir)

endisine bakamayacak durumda olan Kaymaz’›n hayat›ndan endifle duyan ailesi, ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) ‹zmir fiubesi’ne baflvurarak yard›m ça¤r›s›nda bulundu.

K

‹C‹’den eylem

17 Haziran 2006’da Kemeralt› giriflinde biraraya gelen ‹C‹ üyeleri bir bas›n aç›klamas› yaparak bildiri da¤›tt›lar. 2000 adet bildiri ayn› zamanda tüm devrimci ve sosyalist bas›na da verilerek semt sat›fllar›nda da¤›t›m› sa¤land›. Eylem s›ras›nda “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “‹çerde d›flar›da hücreleri parçala”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” sloganlar› at›ld›. Bas›n metnini Özgül Mollaibrahimo¤lu okudu. Aç›klama s›ras›nda ‹C‹ üyeleri a¤›zlar›n› siyah bantlarla kapatarak tecriti protesto ettiler. (‹zmir)


11

51

30 Haziran-13 Temmuz 2006

TMY’ye karfl› tek yürek, tek ses olmak için...

TAYAD’l›lar polis sald›r›s›n› k›nad›

Yeni “Terörle Mücadele” Yasa Tasar›s› Meclis Alt Komisyonundan geçerken, TUYAB tasar›ya karfl› eylem yapt›.

Halka ve öncülerine yönelik kapsaml› sald›r›lar›n bir ön ad›m› niteli¤i tafl›yan yeni Terörle Mücadele Yasa Tasar›s› Meclis Alt Komisyonu’ndan bir günde jet h›z›yla geçti. Buna karfl› 24 Haziran Cumartesi günü Galatasaray Postanesi önünde biraraya gelen TUYAB’l›lar “Ceza ‹nfaz Yasas› geri çekilsin, disiplin cezalar› son bulsun” yaz›l› pankart açarak eylem yapt›. Kitle ad›na aç›klama yapan Hanife ana; Toplumla Mücadele Yasas› da denilebilecek olan yeni TMY tasar›s›yla karfl› ç›kan, itiraz eden, düflünen, örgütlü yaflayan ve mücadele verenlerin “terörist” ilan edildiklerini, ayr›ca bundan sonraki eylem ve mitinglerde döviz ve pankart aç›lmas›n›n, slogan at›lmas›n›n yasaklanarak eylem yeri için de bin ile befl bin YTL aras›nda ücret ödenmesi gereklili¤inin dayat›ld›¤›n› belirterek bunun insanlar› tecrit etmek anlam›na geldi¤ini söyledi.

Hanife Ana, ayr›ca hapishanelerde de tecrit koflullar›n›n 6 y›ld›r devam etti¤ini belirterek, disiplin cezalar›n›n, keyfi uygulamalar›n, bask› ve zulüm politikalar›n›n devam etti¤ini hat›rlatt›. Son süreçte Kand›ra F Tipi’nde tutsak tutulan Cihan Deniz Tarak’›n baflka bir davas›ndan dolay› götürüldü¤ü Gebze Adliyesi’nde koridorda beklerken yan›nda bulunan askerlerin gözü önünde 4-5 faflistin sald›r›s›na u¤rad›¤›n›; çeflitli yerlerinden yara-

TAYAD’dan eylemler “TECR‹T‹ KALDIRIN” TAYAD’l› aileler ayr›ca 26 Haziran tarihinde Sultanahmet Adliyesi önünde kendilerini parmakl›klara zincirledi. “Tecridi kald›r›n” yaz›l› önlükler giyen ailelere Çevik Kuvvet ekipleri ve sivil polisler sald›rd›. Yerlerde sürüklenen TAYAD’l›lar tartaklanarak gözalt›na al›nd›. Demir makaslarla zincirleri kesen polisler polis arabas›na bindirdikleri ailelere biber gaz› s›k›nca 3 kifli bayg›nl›k geçirdi.

Ayr›ca ‹zmir’de tecrit uygulamas›n› protesto etmek amac›yla 35 gündür Buca fiirinyer’de bulunan evde açl›k grevi yapan aileler gözalt›na al›nd›.

L‹NÇÇ‹LER Y‹NE SAHNEDE Trabzon’da 25 Haziran 2006 tarihinde bas›n aç›klamas› yapan TAYAD’l›lara sivil faflistler sald›rd›. Polisin sald›rganlar› de¤il TAYAD’l›lar› gözlat›na ald›¤› sald›r› sonras› ‹çiflleri Bakanl›¤› ve Trabzon Valili¤i’ne yaz›l› baflvuruda bulunan ‹HD Genel Baflkan› Yusuf Alatafl, sald›r› nedeniyle Trabzon Valisi ve Emniyet Müdürü’nün gö-

land›¤›n› söyledi. Ayr›ca Edirne F Tipi’nde devrimci gazete ve dergilerin ve kültür sanat yay›nlar›n›n da tutsaklara verilmeyerek iletiflim haklar›n›n gasp edildi¤ini belirten Hanife Ana, bu uygulamalar›n benzerlerinin ayn› flekilde Tekirda¤ F Tipi’nde de su s›k›nt›s› fleklinde devam etti¤ini anlatt›. Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde görüfl ve mektup cezalar›n›n yan› s›ra tutsaklar›n gündelik yaflam için gerekli olan haklar›n›n gasp edildi¤ini, s›cak suyun iki haftada sadece 1 saat verildi¤ini, so¤uk suyun ise günde 10 dakika verildi¤ini söyleyen Hanife Ana; ayn› zamanda tutsaklar›n yak›nlar›ndan baflka kimsenin onlara para, eflya, yay›n yat›rmas›na izin verilmedi¤inin alt›n› çizdi. Bu uygulamalar›n hiçbir insani veya ahlaki yan›n›n olmad›¤›n› belirten Ana, “çocuklar›m›z› yok etmenize izin vermeyiz” diyerek tutsaklar›n can güvenli¤inin devletin ve hapishane idarelerinin mesuliyetinde bulundu¤unun alt›n› çizdi. Aç›klaman›n ard›ndan s›k s›k “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Tecrit kald›r›ls›n, talepler kabul edilsin” vb. sloganlar atan kitle buradan postaneye giderek Kand›ra F Tipi’ndeki tutsaklarla dayan›flmak için yazd›klar› kartlar› gönderdi. (‹stanbul)

revden al›nmalar›n› istedi. Alatafl, Bakanl›k’a gönderdi¤i mektupta, polislerin sonradan olaya müdahale ederek, TAYAD’l›lar› z›rhl› araçlarla gözalt›na ald›klar›n› hat›rlatt›. Geçen y›l da linç girifliminde bulunuldu¤unu hat›rlatan Alatafl, “Trabzon’da en basit demokratik haklar›n dahi kullan›lmad›¤› ve organize gruplar›n fiili sald›r› ve linç giriflimlerinin polis taraf›ndan engellenmedi¤i, aksine her iki olayda da ma¤durlar›n ve demokratik haklar›n› kullanmak isteyenlerin gözalt›na al›nmas› suretiyle, yap›lan sald›r› ve linç giriflimlerinin bir anlamda özendirildi¤i aç›kt›r” dedi. (‹stanbul)

S›hhiye Abdi ‹pekçi Park›’nda tecride karfl› yap›lan oturma eyleminin bininci gününde Türkiye’nin birçok ilinden 12 Haziran tarihinde Ankara’ya gelen TAYAD’l› ailelerin Meclis’e yürümesine izin vermeyen polis, panzerler ve Çevik Kuvvet ekipleri ile ailelere sald›rm›flt›. Sald›r›n›n ard›ndan birçok yerde bas›n aç›klamalar› yaparak olay› k›nayan TAYAD’l›lar “Biz 6 y›ld›r ac› çekiyoruz. Evlatlar›m›z ölürken, yüreklerimiz a¤larken sald›rsan›z ne olur? Biz anne babalar olarak tecridin kald›r›lmas›n› ve evlatlar›m›z›n ölmemesini istiyoruz” dediler. AKP hükümetine seslenilen aç›klamada, “Tecrit kalkana kadar bizi karfl›n›zda bulacaks›n›z” denildi. 24 Haziran günü de bir aç›klama yapan TAYAD’l› aileler ad›na konuflan Mehmet Güvel, F tipi hapishanelerde uygulanan tecrit sald›r›s›na dikkat çekerek, “Tecrit zulmünü uygulayanlar, Türkiye’yi yönetenlerdir. TBMM ve AK Parti hükümetidir” dedi. Güvel ayr›ca, 19 Aral›k 2000 y›l›ndan itibaren F tipi hapishanelerde uygulanan tecrit sistemi sonucu, 122 insan›n öldü¤ünü, 600’den fazla insan›n ise, sakat kald›¤›na dikkat çekti ve “Ankara’da TBMM’ye yürüme ve milletvekilleri ile görüflme talebimize polis gaz bombalar› ile yan›t verdi. Bu da gösteriyor ki, tecridi çözmeyen AKP hükümeti ve TBMM’dir” diye konufltu. 25 Haziran tarihinde de F Tipi Hapishanelerde yaflanan tecriti protesto eden TAYAD’l›lar Sultanahmet Meydan›’nda biraraya geldi. “Sana tecriti anlatmak istiyorum, tecrite son” ve “F tipi hapishanelerinde 122 insan öldü” yaz›l› dövizler açan aileler halen ölüm orucunda olan Av. Behiç Aflç›, Gülcan Görüro¤lu, Sevgi Saymaz, Serpil Cabadan ve Kamil Karatafl’›n resimlerini tafl›d›. Buradan Behiç Aflç› ve Gülcan Görüro¤lu’na destek vermek amac›yla süresiz açl›k grevine giren Emrah Özgeyik ve Efkan›l Atasever, eylemlerine son verdi.


12

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

Selam olsun direniflleri varedenlere; varolacaklara!

“150 bin iflçinin kararl› direnifli karfl›s›nda barikatlar›n kurulmas›, iflçilerin üzerine silahlar›n atefllenmesi, s›k›yönetimin ilan edilmesi ve D‹SK yöneticilerinin tutuklanmas›na ra¤men direnifli iflçi s›n›f› kazand›.” Tarihe izini b›rakan ve emekçi y›¤›nlara birli¤in gücünü gösteren 15-16 Haziran Direnifli’nin y›ldönümü, bu y›l birçok sendika ve DKÖ’nün ortaklaflmas› ile Taksim’de yap›lan eylemle kutland›. Galatasaray Postanesi önünde 16 Haziran Cuma günü buluflan kitle, bas›n aç›klamas›n› küçük bir mitinge dönüfltürdü. Postanenin önüne ilk olarak gelen Limter-‹fl Sendikas› “15-16 Haziran rüzgar› Tersanelerde esiyor, tutuklu sendikac›lar›m›z serbest b›rak›ls›n” yaz›l› pankart açt›. Ard›ndan Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi, Belediye-‹fl ‹stanbul fiubeleri, E¤itim-Sen 2, 3 ve 5 No’lu flube gelerek eyleme kat›ld›. Kitle sloganlarla Taksim Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Gezi Park›’na gelindi¤inde burada pankartlar›n arkas›nda toplanan kitle ad›na ilk konuflmay› yapan Levent Akhan; D‹SK’in ve birçok sendikan›n kapat›lmas› anlam›na gelen yasalar›n Meclis’ten geçirilmek istendi¤ini belirterek, böyle bir dönemde 15-16 Haziran gibi günlerin daha önemli hale geldi¤ine de¤indi. Yeni TMY tasar›s›n›n daha flimdiden Tuzla tersanelerinde uyguland›¤›n› ve sendikac›lar›n tutukland›¤›n› hat›rlatan Akhan; IMF ve DB’nin iste¤i ile tersane bölgesinde OHAL’i aratmayan uygulamalar›n hayata geçirildi¤ini söyledi. Ard›ndan sözü Belediye-‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm ald›. Gülüm, 36 y›l geçmesine ra¤men 4857 say›l› yasa ile bafllayan ve günümüzde GSS ile devam eden özellefltirme, tafleronlaflt›rma ve sendikas›zlaflt›rma sald›r›lar› karfl›s›nda 15-16 Haziran Direnifli’nin öneminin halen ortada oldu¤unu söyleyerek sözlerine bafllad›. 15-16 Haziran Direnifli’ne neden olan 2821 say›l› Sendikalar Kanunu ve 2822 say›l› Grev ve Lokavt Kanunu’nun halen Meclis’te bekletildi¤ini ekleyen Gülüm, “Sendikal hareketin bafl›nda bulunan yöneticilerimiz ise halen duymayan sa¤›rlar›, görmeyen körleri oynayarak adeta bu sal-

d›r›lar› onayl›yorlar” dedi. Tutuklanan Limter-‹fl üyelerine de de¤inen Gülüm; en demokratik haklar› için meflru mücadelelerini veren sendikac›lar›n IMF’nin ve DB’nin önerdi¤i politikalar çerçevesinde tutukland›¤›n› belirterek, 36 y›l önce yükseltilen bu mücadeleyi bugün tüm iflçiler olarak sahiplendiklerini belirtti. Gülüm, belediye iflçilerine IMF’nin dayatt›¤› kölelik uygulamalar›n›n teklif edildi¤ini, ancak sendikal örgütlenmenin önemini bilen sendikac›lar›n örgütlenmede ›srarc› oldu¤unu belirterek Deri-‹fl Sendikas›na yönelik sald›r›lar› da k›nad›. Aç›klamalar›n ard›ndan s›k s›k “Birlik-mücadele-zafer”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “TMY yasas› geri çekilsin” sloganlar›n› atan kitle baflka eylemlerde de buluflacaklar›n› beyan ederek aç›klamay› bitirdi. Aç›klamay› yapan Limter‹fl, Deri-‹fl ve Belediye-‹fl’in yan› s›ra E¤itim-Sen’in baz› flubeleri, ÇHD, ‹HD, BES, FHDD (Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i), HKM, Tekstil-Sen ve di¤er devrimci kitle örgütleri ve sendikalar›n da eyleme destek verdi¤i belirtildi. (‹stanbul)

“15-16 Haziran ›fl›¤›nda yürümeliyiz!” 17 Haziran Cumartesi günü Bostanc›’daki Birleflik Metal-‹fl Genel Merkezi binas›nda, 15-16 Haziran’›n 36. y›ldönümünü anmak amac›yla bir söylefli düzenlendi. Birleflik Metal-‹fl Sendikas› Genel Merkezi ve Kemal Türkler E¤itim ve Kültür Vakf›’n›n birlikte düzenledikleri “Tan›klar›ndan bugün mücadele verenlere 36. y›ldönümünde 15-16 Haziran direnifli” adl› söylefliye dönemin tan›klar›ndan, Av. Rasim Öz, Av. Kudret Y›ld›r›m, sendikac›lar fiinasi Kaya, Süleyman Üstün ve Gün Bulut konuflmac› olarak kat›ld›. KETEV Baflkan› ve Kemal Türkler’in efli Sebahat Türkler’in aç›fl konuflmas›n› yapt›¤› etkinlikte, Birleflik Metal-‹fl Sen-

dikas› Genel Baflkan› Adnan Serdaro¤lu ise, iflçilerin 15-16 Haziran direniflini örnek almaya devam ettiklerini belirtti. “Türkiye tarihinin en emek karfl›t› hükümetiyle karfl› karfl›yay›z” diyen Serdaro¤lu, 15-16 Haziran direnifli ile haklar›n› nas›l elde ettilerse, flimdi de geçmifllerinin izinden yürüyeceklerini söyledi. 15-16 Haziran direniflinin anlat›ld›¤› sinevizyon gösteriminin ard›ndan konuflmac›lardan Av. Rasim Öz, direniflin iflçiler aç›s›ndan önemine de¤inen bir konuflma yapt›. Sendikac› fiinasi Kaya, 15-16 Haziran’›n hala güncel oldu¤unu belirterek, iflçilerin gelecekleri için mücadeleyi sürdürmesi gerekti¤ini söyledi. Söylefli, 15-16 Haziran iflçi direniflini yaflayan di¤er konuflmac›lar›n anlat›mlar›n›n ard›ndan sona erdi. (Kartal)

Mersinli iflçiler 15-16 Haziran’› unutmad› D‹SK’e ba¤l› Birleflik Metal ‹fl Sendikas› Mersin Temsilcili¤i’ne üye bir grup ve 93 gündür grevde olan SCT Filtre Fabrikas› iflçileri, Tafl Bina önünde 1516 Haziran iflçi direnifllerini ve devletin sald›r›s› sonucu yaflam›n› yitirenleri and›. KESK’e ba¤l› sendikalar›n temsilcilerinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda konuflan Birleflik Metal ‹fl Sendikas› Temsilcisi U¤ur Tozlu, 15-16 Haziran direniflinin Türkiye iflçi s›n›f› aç›s›ndan mücadele edilmeden hak kazan›lamayaca¤› gerçe¤ini gösteren bir dönüm noktas› oldu¤unu vurgulad›. Tozlu, bu direniflin y›ldönümünde hak gasplar›n›n halen devam etti¤ine vurgu yaparak, SCT iflçilerinin de 93 gündür ayn› haklar için grevde olduklar›n› belirtti.

“Direnifle 36 y›l öncekinden daha çok ihtiyaç var” ‹skenderun Emek ve Demokrasi Platformu bileflenlerinin, Boyac›lar Park›’nda 15-16 Haziran direniflinin y›ldönümü nedeniyle yapt›¤› aç›klamada “Genel grev genel direnifl” ve “Yaflas›n Ha-

ziran direniflimiz” sloganlar› at›ld›. D‹SK ‹skenderun fiubeleri Sözcüsü Mehmet Güleryüz, Türkiye’de iflçi s›n›f›n›n haklar›na sald›r›n›n 36 y›ld›r h›z kesmeden devam etti¤ini belirterek, 36 y›l önce sendikalaflman›n önüne engel koyarak ba¤›ms›z sendikac›l›¤a engel olanlar›n, bugün IMF ve DB’nin emekçiler üzerindeki ak›l almaz politikalar›n› uygulayarak iflçi s›n›f›n› kölelefltirmeye çal›flt›¤›n› ifade etti.

15-16 Haziran direnifli Ankara’da an›ld› Ankara’da 15-16 Haziran direniflinin 36. y›ldönümünde bir araya gelen emekçiler, 15-16 Haziran’›n iflçi s›n›f› için yol gösterici bir ›fl›k oldu¤una dikkat çekerek, bu direnifle 36 y›l öncekinden daha fazla ihtiyaç oldu¤unu belirtti. D‹SK, KESK, TTB ve TMMOB’un Yüksel Caddesi Bakanl›klar Madenci An›t› önünde yapt›¤› aç›klamada bas›n metnini D‹SK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün okudu. Görgün, 150 bin iflçinin kararl› direnifli karfl›s›nda barikatlar›n kurulmas›, iflçilerin üzerine silahlar›n atefllenmesi, s›k›yönetimin ilan edilmesi ve D‹SK yöneticilerinin tutuklanmas›na ra¤men direnifli iflçi s›n›f›n›n kazand›¤›n› söyledi.

“Mücadele edilmeden hak al›nmaz” D‹SK/Genel-‹fl Diyarbak›r fiubesi, 15-16 Haziran 1970 direniflinin y›ldönümü nedeniyle Konukevi önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›na Belediye-‹fl, E¤itim Sen, Tüm-Bel Sen, Tek G›da ‹fl, ESM, Tar›m Orkam Sen gibi çok say›da sendika yöneticileri ile belediye iflçileri kat›ld›. Burada aç›klama yapan Genel-‹fl Diyarbak›r fiube Baflkan› Gökhan Apaç›k, Türkiye iflçi s›n›f› aç›s›ndan, 15-16 Haziran eylemlerinin “mücadele edilmeden hak al›namayaca¤›n›” gösteren önemli bir dönemeç oldu¤una iflaret etti.


13

51

30 Haziran-13 Temmuz 2006

fian olsun 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli’ne!

15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli’nin y›ldönümünde Çukurova’da bir eylem gerçeklefltirildi. ‹flçi s›n›f›n›n alanlarda neler

yaratabilece¤ini, s›n›f›n gücünü gözler önüne seren direnifl, iflçilerin militan mücadele yaklafl›mlar›n› ortaya koymufl, binlerce iflçi

iki gün boyunca polisle çat›flarak ilerlemiflti. 15-16 Haziran Direnifli ülkemiz mücadele tarihine kanla yaz›lm›flt›r, bunun için bugün de bu direniflten ö¤renmeye devam etmeliyiz. Yeni 15-16 Haziranlar yaratmak iflçi s›n›f› ile daha fazla bütünleflmekten geçiyor. Bu bilinçle hareket eden Çukurova DDSB, direnifli selamlamak için bir eylem gerçeklefltirdi. 16 Haziran günü saat 12:30’da ‹HD Mersin flubesi önünde biraraya gelen emekçiler, DDSB imzal› pankart açt›. “Sokakta kazand›k, sokakta kazanaca¤›z”,

“Zafer direnen emekçinin olacak” sloganlar›n› hayk›ran kitle ad›na okunan bas›n aç›klamas›nda 15 Haziran 1970 tarihli ilk günkü eylemde 70 bin iflçinin alanlara akt›¤›, eylemin ikinci günü yani 16 Haziran da ise eylemci iflçilerin say›s›n›n 150 bini buldu¤u, ç›kan çat›flmalarda 3 direniflçi iflçinin öldü¤ü, 80 iflçinin yaraland›¤› ve 500’ü aflk›n iflçinin gözalt›na al›nd›¤› ifade edilirken; özellikle son süreçte artan sald›r›lara karfl› 15-16 Haziran’›n militan ruhunun kuflan›lmas› gerekti¤inin alt› çizildi. (Mersin)

Yoz kültüre karfl› yaflas›n Yeni Demokratik Halk Kültürü Emekçi halk›m›z niyetten ba¤›ms›z da olsa sistemin çok yönlü sald›r›lar›n›n bir parças› olan yozlaflt›rma politikas›na maruz b›rak›lmaktad›r. Faflist TC devleti bu sald›r›yla yeterince örgütlü olmayan emekçi halk›m›z› kaosa sürükleyerek yozlaflt›rmak ve birbirine karfl› yabanc›laflt›rmak istemektedir. Biz de Samand›ra emekçileri olarak bu sald›r›lardan pay›m›za düfleni fazlas›yla almaktay›z. Bunun en son örne¤i olarak Hüseyin Özcan yoldafl›m›z faflist TC’nin piyonu olan çetelerce vahflice katledilmifltir. Buna karfl› emekçi halk›m›z tepkilerini ‹flçiköylü okurlar› olarak yapt›¤›m›z eyleme yo¤un kat›l›m sa¤layarak koymufllard›r. Bun-

dan sonraki sürecin gidiflat›n› belirlemek bize ba¤l›. Bu nedenle bizler omuzlar›m›zdaki yükün ve sorumlulu¤un bilincinde olarak kendimizi de¤ifltirip dönüfltürme cüretini kuflanmal› ve buna toplumumuzun tüm kesimlerine dalga dalga yaymal›y›z. Bu nedenle kendimizi ideolojik, politik, askeri, örgütsel olarak donatmal›y›z. Ancak bu flekilde sistemin sald›r›lar›na karfl› koyabilir ve emekçi halk›m›z› örgütleyebiliriz. Yani sorunu baflka yerde aramaktan ziyade kendimizde arayarak sorunun ne oldu¤unu a盤a ç›kar›p sorunu çözme noktas›nda çaba harcamal›y›z. Ve flunu çok iyi bir flekilde kavramal›y›z ki bu yolda at›lan ve

at›lacak olan her ad›m bir ihtiyac›n karfl›l›¤› olmufltur ve bundan sonra da böyle olacakt›r. Ve unutulmamal›d›r ki sistemin kendi yaratm›fl oldu¤u batakl›klarda bile nice yi¤it ve bugün adlar›n› gururla and›¤›m›z yoldafllar ve siperdafllar ç›km›fl ve sisteme karfl› korkusuzca savaflm›flt›r. Meselenin özüne inmek gerekirse emperyalizmle genifl emekçi y›¤›nlar aras›ndaki çeliflki gün geçtikçe çok h›zl› bir flekilde büyümekte. Büyüyen bu çeliflkiyi örgütlü bir güce dönüfltürüp Halk Savafl›n› büyüterek devrim sürecini h›zland›rmak bizim ellerimizde. Bu nedenle Proletarya Partisi’nin 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤ yoldafl›n “Devrim

için harcanmayan bir saniye bile karfl› devrime hizmet etmek demektir” sözünden yola ç›karak bu günden itibaren sarf etti¤imiz çaban›n daha, daha da fazlas›n› sarf edip att›¤›m›z her ad›mda ald›¤›m›z her nefeste bile devrim gerçekli¤ini bir an olsun akl›m›zdan ç›karmadan yaflatmak tarihi bir görevdir. Bu görevin hakl›l›¤›yla ve meflruluyla harekete geçip Yeni Demokratik Halk Kültürü’nü toplumun her kesimine dalga dalga yayal›m! Yaflas›n Demokratik Halk Devrimi! Emperyalizmin Yoz Kültürüne Karfl› Yeni Demokratik Halk Kültürü Kazanacak! Samandra ‹flçi-köylü okurlar›

“Emekçileri de¤il, patronlar› tutuklay›n!” ‹stanbul’da odaklanan ve ucuz emek cenneti olarak tan›mlanan tersane iflletmeleri, y›llard›r iflçilerin sigorta, mesai, emek ücreti, sendika vb. haklar›n›n gasp›na tan›k olmaktad›r. 10 Haziran Cumartesi günü Tuzla Tersaneler Bölgesi’ndeki Desan Tersanesi önünde hak arama eylemlerini gerçeklefltiren Limter-‹fl üyesi iflçiler ve sendika temsilcilerine polis azg›nca sald›rd›. Bu s›rada birçok emekçiyi yaralayan polis bunlar›n yan›s›ra Limter-‹fl Sendikas› Baflkan› Cem Dinç ve Örgütlenme Uzman› Kamber Sayg›l›’y› gözalt›na alm›fl, sendikac›-

‹stanbul’da odaklanan ve ucuz emek cenneti olarak tan›mlanan tersane iflletmeleri, y›llard›r iflçilerin sigorta, mesai, emek ücreti, sendika vb. haklar›n›n gasp›na tan›k olmaktad›r.

lar daha sonra tutuklanm›flt›. Sald›r›ya iliflkin 13 Haziran Sal› günü ESP, DHP, Halkevleri, SODAP, SDP, TÖP ve Partizan Galatasaray Postanesi önünde bas›n aç›klamas› yapt›. “Desan iflçileri yaln›z de¤ildir”, “Tutuklanan sendikac›lar serbest b›rak›ls›n” yaz›l› pankart ve “Yaflas›n Desan direniflimiz”, “Zafer direnen emekçinin olacak” vb. yaz›l› dövizler açan kitle sloganlarla aç›klamaya bafllad›. Kitle ad›na konuflan Figen Yüksekda¤; uzun süredir maafllar›n› alamad›klar› için Desan Tersanesi’nde di-

reniflte olan iflçilere bugüne kadar defalarca polis taraf›ndan gaz bombalar›, coplar vb. ile sald›r›ld›¤›n› belirterek patronlar›n da iflçileri tehdit ve sald›r›larla y›ld›rmaya çal›flt›¤›n› vurgulad›. Yüksekda¤, Desan direniflini hazmedemeyen egemenlerin direnifle öncülük yapan Cem Dinç ve Kamber Sayg›l›’y› tutuklad›¤›n› ve bunun devletin sendikalara karfl› sergiledi¤i sald›rgan tutumun bir örne¤i oldu¤unu belirtti. Aç›klama s›ras›nda kitle s›k s›k “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Tersane iflçisi yaln›z de¤ildir”, “Yaflas›n Desan direnifli” sloganlar›n› att›. (‹stanbul)

BES; “Adaletin oldu¤u yerde ayr›mc›l›k olmaz!” BES ‹stanbul 3 No’lu fiubesi 22 Haziran Perflembe günü saat 12:30’da, yüksek yarg› organlar› ve adliyelerde görev yapan hakim ve savc›lara yönelik ekonomik ve özlük haklar›n› içeren tasar›n›n adaletsiz bir düzenleme oldu¤unu belirten bir bas›n aç›klamas› yapt›. “‹flimize, eme¤imize, gelece¤imize sahip ç›k›yoruz” pankart›n›n aç›ld›¤› “Yarg›!!! Hakim ve savc›lardan m› ibaret?” vb. dövizlerin tafl›nd›¤› eylemde “Yarg›da adalet istiyoruz”, “Adaletin çark› adil dönsün” vb. sloganlar ve alk›fllar eflli¤inde aç›klama okundu. Aç›klamay› BES 3 No’lu fiube Baflkan› Nafi Marafl okudu. Aç›klamada, Dan›fltay sald›r›s›ndan sonra köfleye s›k›flan hükümetin yarg›da yaflanan sorunlar›n çözümünü hakim ve savc›lara rüflvet anlam›na gelen ücret art›fl›nda gördü¤ü fleklinde ifadelerin ard›ndan son olarak, “40 bin yarg› çal›flan› gözard› edilerek bu tasar› geçirilmemelidir. Biz bu adaletsizli¤in devam etmesi halinde sesimizi artt›rarak örgütlü eylemlerimize ülkenin dört bir yan›nda devam edece¤iz” denildi. (Kartal)


14

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

Avrupa’da geliflen iflçi ve kitle eylemlerinin analizi ve görevlerimiz

Avrupa’da emek cephesine ve halka yönelik sald›r›lar Avrupa’da, burjuva egemen güçlerin politikalar›na ve bunlar›n yeni sald›r›lar›na karfl› genifl halk y›¤›nlar›n›n itirazlar› giderek boyutlan›yor. ‹flçilerin, genç emekçilerin, ö¤rencilerin, iflsizlerin, sosyal yard›ma muhtaçlar›n, “beyaz yakal›” zihin emekçilerinin hatta küçük üreticilerin, esnaflar›n, göçmenlerin gelifltirdikleri çok çeflitlilik arzeden protestolar yükseliyor. ‹stisnas›z bütün Avrupa ülkelerinde devreye sokulan sosyal, hukuksal, siyasal alanlardaki s›n›rs›z sald›r›lar, karfl› cephede de itirazlar›n ve yer yer ciddi direnifllerin örgütlenmesi fleklinde yank›s›n› buluyor. Frans›z hükümetinin ç›kartmaya yeltendi¤i ama geliflen toplumsal itirazlar karfl›s›nda geri ad›m atmak zorunda kald›¤›, istihdam yasas›n›n bir bölümüne olan ö¤retici direniflte oldu¤u gibi… Birçok Avrupa ülkesinde, adeta alttakilerin kabaran öfkesi gibi geliflen kitlesel ve radikal eylem biçimlerinin gün be gün artt›¤› gözlemleniyor. Bir k›v›lc›m olarak bafllayan baz› eylem türleri, aniden geliflerek, büyüyen bir 盤 gibi etkiler gösterebiliyor. Homojen bir politik yap›ya sahip olmayan ve çeflitlilik arzeden bu eylemlilikler, ayr›ca genifl toplumsal kesimlerden de ciddi destekler bulabiliyor. Merkezi bir örgütlenme biçiminin tersine lokal, gevflek, parçal› ço¤unluklar fleklinde olsa da, bu kitlesel hareketlerin ciddi bir politik etki yaratabilme kabiliyeti kendini bariz bir flekilde gösteriyor. Bütün avantaj ve dezavantajlar›na ra¤men emekçi y›¤›nlar ve onlar›n ba¤lafl›klar›, salt toplum psikolojisi aç›s›ndan bile de¤erlendirildi¤inde, bir üstünlük elde etmifller gibi görünüyor. Bu durum mücadelenin gelece¤i aç›s›ndan umut veriyor. Bu meseleler yuma¤› içinde bize düflen güncel görev; tez-anti tez, analiz ve sentez iliflkileri ba¤lam›nda, süreçten do¤ru sonuçlar ve yönelimler ç›kartmakta yat›yor. Bu geliflmeleri analiz etmek, politik neden ve sonuçlar› bak›mdan süreci incelemek demek; ayn› zamanda, bu sürecin bizzat bir parças› ve mücadelenin öznesi olarak daha gerçekçi yönelimler elde etmek demektir. Fakat, ger-

çekçi analiz ve sentezler yapabilmek için; do¤ru bir tahlil yetisine sahip olmay› (somut flartlar›n somut tahlilini yapabilme), toplumlar›n bilimsel muhtevas›na ve bunlar›n iç mücadelesi aç›s›ndan kan›tlanm›fl bilimsel do¤rulara yaslanmak becerisine sahip olmay› gerektirir.

Kitle hareketlerinde önderlik(sizlik) meselesi ne anlama gelir? Kimin kitle eylemlerine önderlik etti¤i meselesi, bu eylemler sürecinde en can al›c› sorun olmaktad›r. Birçok ak›m›n bu süreçte önderli¤e oynad›¤› verili koflullarda, bu mesele, asla gözard› edilmemez. Burjuva-küçük burjuva reformizminden radikal devrimci ak›mlara kadar bütün alternatif kesimler Avrupa’da geliflen bu sürece -güçleri oran›nda- müdahale etmeye çal›fl›yorlar. Fakat, kitleler bazen bütün s›n›f uzlaflt›rmac›s› bilinen gerici ak›mlar›n etkisini de aflarak, kendi dolays›z deneyimlerinden ç›kard›klar› ilerici-devrimci durufllar›n› k›smen de olsa dayatabiliyorlar. Örne¤in Fransa’da ö¤renci, emekçi, iflsiz gençleri yönlendirmek isteyen bütün uzlaflt›rmac› e¤ilimlere ra¤men, kendi öz deneyimlerine dayanmak ve hakl›l›k gerekçelerine dayanarak birçok mevzi kazanmalar›na ba¤l› olarak, geliflen gençlik hareketinin neredeyse bütün eylem biçimlerinin ciddiye al›nmas› durumu gibi… Tüm umut veren bu geliflmelere ve genifl emekçi y›¤›nlar›n düzenden beklentilerinin afl›nmas›n›n yaratt›¤› olumluklara ra¤men aç›kça görülmektedir ki, s›n›flar aras› uzlaflmac›l›¤› dayatanlar›n etkisi hala ve bir bütün olarak k›r›lm›fl de¤ildir. Sar› sendikac›lar›n, reformistlerin, hoflnutsuz sosyal demokratlar›n ve burjuva liberal güçlerin, sistemi sorgulayan kitleleri, yeniden sistem içine çekmek için bir dizi taktik gelifltirdikleri de aflikard›r. Yine de görüldü ki, kitlelerin ö¤rencisi olmas›n› becerebilenler, kitlelerin ö¤retmeni durumuna h›zla yükselme flanslar›na sahip olabiliyorlar. Kitlesellik dinamikleriyle geliflen bu eylemler, ilerici-devrimci bütün güçlere en genifl iflçi, emekçi, memur, esnaf, ö¤renci, ayd›n, göçmen, mülteci, kad›n, yafll› vs. kesimlerle her hangi bir flekilde politik iliflki kur-

man›n önemli f›rsatlar›n› ve potansiyelini sunuyor. Son 25 y›l Avrupa’s›n›n siyasal iklimi baz al›narak de¤erlendirildi¤inde; yaflad›¤›m›z bu süreç, durgunlu¤a ve politik özgüven kayb›na, kitlelere olan güvensizli¤e karfl› önemli bir ç›k›fl olarak de¤erlendirilmelidir. Kitlelerin bir nebze de olsa kabaran bu öfkesi, sürece politik müdahalelerde bulunma ve devrimci önderlik misyonu oynama noktas›nda tarihsel f›rsatlar yarat›yor. Aniden geliflen iflyeri, üniversite ve yol iflgalleri, kitlesel bas›n aç›klamalar›, genel ve uyar› grevleri, mitingler, yürüyüfller fleklinde cereyan eden bu halk eylemleri çok zengin yöntem ve biçimleri de mücadele deneyimlerine kazand›r›yor. Savafl karfl›t›, sosyal ve siyasal y›k›m karfl›t›, do¤an›n tahribat› karfl›t›, özellefltirme karfl›t›, neo-liberalizm karfl›t›, milliyetçilik›rkç›l›k karfl›t›, faflizm ve feodalizm karfl›t› gibi hakl› gerekçelerle hareket eden ezilen dünyan›n ücretli-ücretsiz “sefilleri” yeni bir dünya yaratma cesaretini kuflanma yolunda ilerlerlerken, birbirinden ö¤reniyor ve birbirlerine ö¤retiyorlar.

Emekçi kitlelerin eylemlerinden ö¤renelim Ezilenlerin ve sömürülenlerin lehine geliflen durum bu anlamda iyidir ve buna inanmak için kan›tlar yerkürenin her oda¤›nda geliflmektedir. Örne¤in Almanya’daki Pazartesi Yürüyüflleri’nde oldu¤u gibi; baz› eylem biçimleri, s›n›rl› gücüne ra¤men senelerdir devam etme yetisini gösterebilmektedir. Bolkestein direktiflerine karfl› geliflen eylemlerde oldu¤u gibi; yüzbinlere varan emekçi ve memur kitleleri binlerce kilometre yol katederek, tek bir hedef etraf›nda k›sa sürede birleflebilmifllerdir. Fransa ve Belçika’da liman iflçilerinin direngen tav›rlar›nda oldu¤u gibi; sendika a¤alar›n›n direktiflerinin tersine onlar yeri geldi¤inde çat›flmay› pekala tercih edebiliyorlar. Yine Paris Banliyöleri’nde isyan ateflini kuflanan göçmen gençlerin iflas eden burjuva entegrasyon ve sosyalizasyon politikalar›na karfl› militan durufllar› tarih yazmakla kalmam›fl, bütün Avrupa egemenlerine haftalarca korkulu rüyalar yaflatm›flt›r. Amerika’da 12 milyona varan ka¤›ts›z kaçak göçmenin 1 May›s’lardaki cesur ve milyonlara varan kitlesel durufllar› bütün göçmenlerin umudunu kanatland›rm›flt›r. ABD’de 1 May›s yürüyüflünde 2 milyonluk bir kitleye ILPS’li bir faaliyetçi politik bir konuflma yapm›flt›r. Almanya’da doktorlar›n ve sa¤l›k emekçilerinin aylard›r süren tek vücut halindeki hak kazanma mücadeleleri, yüksek e¤itim ö¤rencilerinin üniversite iflgalleri, kitlesel ve militan yürüyüflleri flu günlerde hala sürmektedir. ‹talya ve Yunanistan’da emekçilerin y›llard›r süren aktif ve anti-emperyalist bilinç eksenli mücadele ge-

lenekleri ö¤reticidir. Avusturya, ‹sviçre, Hollanda, ‹spanya, Portekiz, ‹ngiltere, Danimarka gibi birçok Avrupa ülkesinde yine ›rkç›l›¤a, kapitalist sömürüye, haks›z savafl ve iflgallere, faflistleflmeye ve militarizme karfl› her gün yüzlerce kitlesel eylem gerçeklefltirilmektedir. 1 May›s’lar eskiye nazaran daha kitlesel geçmekte ve ileri taleplerle öne ç›kan kesimler daha fazla görülmektedir. S›n›f uzlaflmac›l›¤›na karfl› alttan alta ciddi tav›rlar geliflmektedir. Kitlelerin taleplerinde k›smi bir radikalleflme ve yeri geldi¤inde bu talepler u¤runa görece keskin durufllar› ve hatta çat›flmay› göze alma durumlar› dikkat çekiyor. Basit ö¤renci eylemlerinde dahi devasa ve abart›l› polis güçleri, güvenlik önlemleri ve helikopterler v›z›r v›z›r semalarda dolaflt›r›larak Alman egemenlerinin tedirginli¤ini ele veriyor. Ezilen s›n›f ve katmanlar›n kitlesel eylemleri asla lokal, ulusal veya gelir-geçer bir mesele olarak de¤erlendirilmemelidir. Uluslararas› alanda anti-emperyalist, anti-kapitalist, anti-feodal, anti-faflist, anti-›rkç› eksenli geliflen ciddi halk eylemlilikleri etkin biçimler kazanarak geliflmektedir. Ne var ki, meselenin as›l özü, elbette bu eylemlere hangi bilinçle ve kimlerin önderlik etti¤i ile alakal›d›r. Meselenin biçimsel ama bir o kadar önemli di¤er yan›n› ise, yine bu özsel duruma ba¤l› olarak, hangi mücadele yöntemlerinin gelifltirilece¤i, ne tür ittifaklar›n do¤ru-gerekli olaca¤› konusu oluflturmaktad›r.

Mücadele aflamal› ve s›çramal› olarak gelifliyor Asya, Afrika, Latin Amerika, Kuzey Amerika, Kafkasya, Ortado¤u, Avrupa’da ezilenlerin ve zincirlerinden baflka kaybedecekleri olmayan “bald›r› ç›plaklar›n” isyan ateflleri istenilen düzeylerde olmasa da, k›v›lc›mlar halinde yay›l›yor. Emperyalist dizginsiz sömürü, sald›rganl›k, sosyal ve siyasal devlet terörü politikalar› yerkürenin her bir kar›fl›nda var olandan daha fazla esaret, ba¤›ml›l›k, yoksulluk, y›k›m ve talan yarat›yor. Tam da bu sonuçlara karfl›, evrensel çapta aç›kça görülen ezilen, sömürülen mazlum halklar›n ve emekçi kitlelerin devindirici itirazlar› ve direniflleri yükselmektedir. Emperyalist kapitalizmin aflamal› ve s›çramal› geliflim e¤ilimi durumunda olmas› gibi, ona karfl› mücadele de, aflamal› ve s›çramal› geliflecektir/geliflmektedir. Tek düz, hep ileri, sürgit kazanmak diye birfley do¤an›n ve toplumsal yasalar›n diyalekti¤ine ayk›r›d›r. Bütün s›n›flar ve s›n›flar aras› mücadele tarihi; iktidar kavgalar› kazan›mlar›n ve kay›plar›n›n, ileri at›l›mlar›n ve geri ad›mlar›n, baflar› ve baflar›s›zl›klar›n, k›sacas› dengesiz geliflimlerin ve dönüflümlerin tarihidir.


15

51 O halde; dünya çap›nda bu mücadelelerin gelifliminin de dengesiz ve orans›z olmas› durumu çok do¤ald›r. Buna ra¤men, mücadele trendi, her tarafta ve en geri koflullarda dahi toplumsal formasyonlar› ileriye tafl›mak isteyenlerin lehine olmufltur, olmaya devam edecektir. Bu durum toplumsal kavgalar›n töresinde vard›r. Yenilgiler yengiye dönüflebilece¤i gibi, yengi olarak gözüken durumlar gerçekten korunamad›¤›nda pekala yenilgiye dönüflebilir. Emperyalist burjuvazi kendi hasm› dünya proletaryas›n› ve onun mücadelesini yok saymakla asl›nda bir anlamda “Don Kiflot”luk yap›yor. Emekçilerin ve ezilenlerin mücadelesi verili koflullarda burjuva egemen sistemden ya da ona yamanmak isteyen kapitalizmin abbas yolcular›ndan baflka kime yönelecek? Sahte kurtar›c›lar›n yan›lt›c› revizyon giriflimleri de eskisi gibi hedef flafl›rtam›yor art›k! Bütün ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerinin ve çeflitli özgürlük kavgalar›n›n en belirgin hedefi, yine emperyalizme ve bütün dünya gericili¤ine yönelik olmaya devam edecektir. Sermayenin topyekün sald›r›lar›n›n genel muhtevas› bütün ülkelerde özde burjuvazinin ve onlar›n gerici müttefiklerinin egemenli¤ine hizmet etmek için kurgulanm›fl olsa da, boyutlar› ve etkileri her somut koflula ve ülkelere göre çok ciddi farkl›l›klar arzetmektedir. Bu sald›r›lar›n boyutlar› bir yerde aç›k iflgal ve ilhaklar fleklinde sürerken, baflka bir ülkede sosyal, siyasal terör fleklinde cereyan etmekte, yine bir baflka yerde faflist devlet bask›lar› ve dizginsiz anti-demokrasi uygulamalar› biçiminde gündeme gelmektedir. Genel olarak Avrupa emekçilerinin ve halk katmanlar›n›n pay›na düflen fleyler; demokratik hak gasplar›, iflsizlik, artan fakirleflme oran›, devletlerin sosyal terör yasalar›, paral› özellefltirilmifl e¤itim, ücret ve çal›flma haklar›ndaki h›zl› afl›nmalar gibi adland›rabilece¤imiz kazan›lm›fl haklardan feragat ettirme dayatmas›d›r. Avrupa emekçilerine ve halklar›na kazand›klar› genel ve özel haklar›n h›zl› bir erezyonu dayat›l›rken, ayn› zamanda emperyalist militarizmin içte ve d›flta çok yönlü sald›rganl›klar› fleklinde azg›nca dayatmalar› da söz konusudur. Irak, Afganistan ve Filistin’deki halklar›n pay›na iflgal, bomba ve talan düflmektedir. Açl›k, sefalet, yoksulluk, e¤itimsizlik, bar›naks›zl›k, susuzluk, iflsizlik vs. denildi¤inde ezilen ba¤›ml› ülkelerde bütün bu bahsi geçen durumlarda en ileri boyutlar mevcuttur. Bu nedenle k›yaslamalar gerçekler üzerine olmal›d›r. Sömürü ve talan her yerde ayn› boyutta de¤ildir ve ayn› sonuçlar› verme-

mektedir. Afrika bugün kelepir fiyata sat›fla ç›kar›lm›flt›r, lakin hiçbir sermaye gücü oraya art›k yat›r›m yapmak istememektedir. Çünkü her fleyiyle Afrika mahvedilmifl durumdad›r.

Sald›r›lar›n arka plan›nda neler var? Neo-liberalizm, emperyalist- kapitalist sistem içinde at bafl› giden mali sermayesinin (finans kapital) dizginlerinden boflanarak azg›nca sald›rmas›d›r. Ticari, mali, meta, hizmet, iletiflim-ulafl›m, enerji sektörlerindeki pazar›n h›zla serbestleflmesi, piyasan›n ala-

bildi¤ince özellefltirilmesi ve kamusal olan›n sermayenin özel ellerine devredilmesi fleklindeki ekonomideki güncel geliflmeler, sermayenin devasa boyutlara varan yo¤unlaflmas›n› ve merkezileflmesini kaç›n›lmaz k›lmaktad›r! Sürekli parazitleflme ve s›n›rs›zca tahripkarlaflma eksenli seyreden mali sermayenin bu bafl döndürücü devinimi, bütün toplumsal felaketlerin ve uluslararas› arenada sald›rgan y›k›mlar›n, sosyal alanlardaki bütün kötülüklerin ç›k›fl noktas›d›r. Dünyam›z›n en ücra oda¤›na kadar ve günden güne artan oranda büyütülen bu sald›rganl›¤›n nesnel zemini, kapitalizmin her daim içinde bulundu¤u/bulunaca¤› yap›sal krizleridir. Art›, emperyalist hegemonya mücadelesinin somut ifadesi olan pazar dalafl›na ba¤l› olarak yaflanan konjonktürel krizlerdir. Paran›n egemenli¤inin yap›sal krizlerine reçete diye sunduklar› kriz çözme modelleri olan bütün sald›rganl›klar ve kaynak yat›rma politikalar› sayesindedir ki; zorla gasp ettikleri bütün birikimler, yeniden kendi ayaklar›na tak›lan pranga olarak karfl›lar›na ç›kmaktad›r. Sonuç; üretici güçlerin ve toplumsal üretimin savafllar yoluyla global veya lokal çapta yeniden y›k›ma u¤rat›larak asl›nda eskiyi idame ettiren ‘yeni’ egemenlik biçimleri do¤rultu-

sunda eskinin reorganize edilmesidir.

Birlikler geçici, rekabet asloland›r! Bu geliflmelere ba¤l› olarak rahatl›kla söylenebilir ki; emperyalizmin en temel silah› olan sermaye ve bunun yaratt›¤› y›k›c› iliflkileri yeniden üretme aç›s›ndan tekeller aras› füzyonlar, sermaye evlilikleri, ittifaklar, uluslararas› birlikler, tekellerin bütün pazarlar› ele geçirme e¤ilimi gibi durumlar, kapitalizmin do¤as›nda var olan fleylerdi(r). Ne var ki, bu birlik e¤iliminin de ötesinde bir öneme sahip olan çat›flma, dalaflma ve hesaplaflmalar›n temeli olan rekabet e¤ilimi de asla göz ard› edilemez. Yani; sermaye aç›s›ndan da, kendi içinde birlik ve rekabet e¤ilimi kaç›n›lmazd›r. Oysa ki, tarihsel materyalizm penceresinden ve çeliflkiler penceresinden bakacak olunursak olgulara, görülecektir ki; birlikler geçici (izafi) ve rekabet (çat›flma, çeliflki) asloland›r! ‹flte bu nedenledir ki, emperyalizm y›k›c› özünden zerre kadar bir fley kaybetmemifltir. Sermayeye her alanda yeflil ›fl›k yakma, üretici güçlere ve emek cephesine ise her alanda k›rm›z› ›fl›k yakarak k›s›tlamalar getirme e¤ilimi, iflte neo-liberalizmin toplumsal çeliflkilere çözüm getirme e¤ilimi budur. Bu apaç›kt›r ki; çözümsüzlük ve her alanda toplumsal y›k›m demektir.

Pazar dalafl›n›n temel oda¤›: Yar›-sömürge ülkeler Emperyalistler aras› rekabetin ve pazar dalafl›n›n temel oda¤› olan yar›-sömürge ülkelerde bu dizginsiz y›k›m e¤ilimi, doksanl› y›llar sonras› dengelerin de¤iflmesine paralel olarak, sermayenin metropol ülkelerinde de nispeten hissedilmektedir. Nispeten diyoruz, çünkü topyekün toplumsal tahribat e¤ilimi bu ülkelerde halen k›smen ve yavafl yavafl devreye konmaktad›r. Bu k›smi sald›r›lar bile ciddi tahribatlara yol açmaktad›r. Sosyal terör yasalar›, burjuva demokratik hak gasplar›, ücret düzeyine ve çal›flma haklar›na yap›lan sald›r›lar, sermeye vergilerinin hiç s›n›r›na kadar çekilmesi gibi durumlar kapitalist-emperyalist ülkelerde de zengin fakir aras›ndaki makas› giderek ve h›zla açmaktad›r. Üretim ünitelerinin tafl›narak eme¤in ve üretim giderlerinin oldukça ucuz ülkelere kayd›r›lmas›, teknoloji afl›s›yla eme¤inin üretkenli¤inin süratle artmas›, azami kâr h›rs›ndan ve krizlerden kaynakl› olarak bir anda on binlerce emekçiyi birden iflten ç›karma politikalar›, dünya çap›nda iflsizlerin say›s›n› bir kaç yüz milyonlara f›rlatm›flt›r. Emek cephesinde bile var olan k›smi haklar› korumak, koflullar›n bir dayatmas› olarak imkans›z gibi alg›lanmaktad›r art›k. “So¤uk savafl” döneminin göreceli dengeleri ortadan kalkt›¤›ndan beri, kapitalist dünya egemenlerinin emekçilere karfl› sald›r›lar› yeni boyutlar kazanm›flt›r. Kapitalizm art›k dolays›z bir flekilde ve yüzündeki maskeleri atarak sald›rmaktad›r. Bu sald›r›lar› yaparken emperyalistler ve kapitalistler, sosyalizm sürecindeki ve sonras›ndaki sahte sosyalizm döneminin dengelerini gözetme ve bu süre-

30 Haziran-13 Temmuz 2006 cin hassasiyetlerinden kaynakl› olarak ödünler verme tercihlerini bertaraf etmifl bir flekilde davranmaktad›r. Bu flekilde dizginsizce ve en genifl emek cephesine karfl› cepheden taarruz bafllatm›fl bulunmaktad›rlar. Kapitalizmin “yeni” ideolojik kavram ve iddialar yaratarak dünya üzerinde ve s›n›f mücadelesi arenas›nda mutlak hakimiyet kazanma dürtüsü sahte ve yan›lt›c›d›r. Ama, yine de kabul etmek gerekir ki; pazar ekonomisinin “mutlak” hakimiyetine inanan ve eskiden sosyalist olan insan say›s› son y›llarda h›zla artm›flt›r. Hatta, eski sosyalistler, devrimciler koflar ad›m bu iddian›n pefline tak›larak, kapitalist çark›n h›z›na h›z katma sevdas›na tutulmufllard›r. ‘Pazar piyasas› hukuku art›k daha kötü bir aflama kazanamaz, sosyal(ist) pazar piyasas› pekala mümkündür’ gibi içi bofl iddialara sar›lmaktad›r bunlar. Bu iddialar›n› güya savunduklar› sözde ‘sosyalist demokrasi’lerinin hukuksal temeli durumuna getiren bu dönekler, özellikle Avrupa’n›n politik iklimleri içinde ciddi bir güç olarak hala vard›rlar. Burjuvazinin sosyal terör yasalar›, bu karfl› devrimin emrine amade sosyal demokratlar ve reformistleflen dönekler olmadan bu boyutta asla yasallaflt›r›lamazd›.

Avrupa’da geliflen iflçi ve kitle eylemlerine daha bilinçli müdahalelerle bulunmak demek; - Ortaklaflan sorunlar›m›z etraf›nda sokaklar›n ve bilinçlerin kazan›lmas› mücadelesini bu koflullarda da yürütmek demektir. - Enternasyonalizm bilincini kuflanarak iflçilerin birli¤i ve halklar›n kardeflli¤i ilkesi için mevziler kazanmak demektir. - Emperyalizme, kapitalizme, faflizme, feodalizme ve her türden gericiliklere karfl› dünya emekçilerinin ulusal ve sosyal kurutulufl mücadelelerini desteklemek ve bunlar›n Avrupa metropollerinde gözü, kula¤› ve sesi olmak demektir. - Ba¤›ml› ezilen ülkelerin iflçi ve emekçi y›¤›nlar›n›n kapitalist emperyalist ülkelerdeki iflçi ve genifl emekçi y›¤›nlar› ile enternasyonal dayan›flmas›n› boyutland›rmak demektir.

Geliflen halk ve kitle eylemlerine müdahale etmek demek; - Yerli, göçmen, yafll›, genç, kad›n, erkek bütün emekçilerin sermaye güçleri karfl›s›nda s›n›f birli¤i için mücadele yürütmek demektir. - Ezilen halklar›n kardeflli¤i temelinde mücadelelerinin yak›nlaflt›r›lmas› ve yeni dayan›flma mevzilerinin yarat›lmas› demektir. - Emperyalistlerin böl, parçala, yönet taktiklerine karfl› ezilenler cephesinden “birlefl, bütünlefl ve özyönetimini sa¤la” takti¤ini gelifltirmek demektir! - Elbette ideal bir toplumsal yaflam biçimini hedef al›rken ezilmifllik sürecindeki farkl›l›klar›m›z›n, özgünlülüklerimizin ve ortakl›l›klar›m›z›n bilincinde olacak ve burjuvazinin yaratt›¤› gerçek d›fl›, sanal s›n›rlar› çi¤neme bilinciyle hareket edece¤iz.


16

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

Devrimin siyasi görevlerini yerine getirmek, devrimci demokratik s›n›f hareketi yaratmak için;

TÜM DDSB’L‹LER GÖREV BAfiINA! Bugün genifl emekçi y›¤›nlar›n ekonomikdemokratik-akademik örgütlenmesi çok zay›ft›r. Egemen s›n›flar›n politikalar›n› pervas›zca uygulamas›n›n nedeni örgütlülü¤ün olmamas› veya zay›f olmas›d›r. Bize düflen kitlelerin anti-faflist, anti-emperyalist ve anti-feodal örgütlenmesini yaratmakt›r. Emperyalist-kapitalist sistemin ve onun ülkemizdeki yerli uflaklar›n›n yüzlerine takt›klar› demokrasi maskesinin düfltü¤ü, iflçi s›n›f›na ve ezilen emekçi halklara sald›r›lar›n› boyutland›rd›¤›, bask›, sömürü ve zulmün artt›¤› ve buna karfl›l›k olarak da dünyada ve de ülkemizde direnifllerin boy verdi¤i bir süreçten geçiyoruz. Emperyalizmin genel karakteristik özelli¤i olan sürekli kriz halini, att›¤› her ad›mda, uygulamaya soktu¤u her politika aç›kça görmek mümkündür. Ki, artan sald›rganl›¤› da onun güçlü oldu¤unun de¤il, aksine ne kadar güçsüz oldu¤unun bir göstergesidir. Birçok ülkede ç›kar›lan veya yürürlükte olan, ülkemizde de ç›kar›lma çal›flmalar› son h›zla devam eden (zaten ç›kmasa da fiili olarak uygulan›yor) Terörle Mücadele Yasas› egemenlerin kendi sonu demek olan iflçi s›n›f› ve emekçilerin zulme karfl› direniflinden ne kadar korktuklar›n›n bir baflka kan›t›d›r.

Özellefltirme, esnek çal›flma, iflten ç›karma h›zla devam ediyor Nisan 2006’da ILPS ile birlikte gerçeklefltirdi¤imiz sempozyumda da bilince ç›kard›¤›m›z üzere emperyalizmin iflçi s›n›f›na dönük sald›r›lar›n›n bafll›ca araç ve yöntemleri: Özellefltirme, tafleronlaflt›rma, esnek çal›flma, sendikas›zlaflt›rma, iflten ç›karma, sosyal güvenceden mahrum etme ve bunlara ba¤l› olarak tüm kazan›lm›fl sosyal haklar›n gasp edilmesidir. Yaz›m›z›n amac› var olan tespitleri ‘yeniden’ yapmak de¤ildir. fiunu belirtmek isteriz ki; ortada yap›lm›fl tespitler varken, buna dönük politikalar ve bu politikalar› hayata geçirecek örgütlenmeler ve araçlar yarat›lam›yorsa yapaca¤›m›z ve okuyaca¤›m›z her ‘eski’ tespit bizim için ‘yeni’ bir tespit olacakt›r. Bu pratiksizli¤imiz emperyalist-kapitalist sistemin tarihin tekerle¤i vas›tas›yla kendili¤inden, hem kendini hem de tüm

insanl›¤› yok edene dek sürecektir. Ac›mas›z oldu¤umuzu düflünenlere sadece, bizim için çok önemli olarak gördü¤ümüz ve hareketimizin ç›k›fl›na kaynakl›k eden tarihsel olaylardan biri olan 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli’nin y›ldönümünde göstermifl oldu¤umuz prati¤e bakmalar›n› sal›k veriyoruz. Bu günlerde ne yapt›k, bu gündemi s›n›f›n gündemine ne kadar soktuk? Bu sadece bir örnektir. Örnekleri ço¤altmak istiyorsak s›n›f mücadelesinin gündemlerine ve kendi prati¤imize bakmam›z yeterli olacakt›r. Tarihte geç kal›nm›fl, yeterince önemsenmemifl süreçlerin bedelini hep ezilenler ödemifltir. Egemenlerin sald›rganlaflt›¤› bu süreçte çal›flma tarz›m›za hâkim olan kendili¤indencilik, hantall›k ve gerili¤in de ceremesini bizler ve ait oldu¤umuz iflçi ve emekçi s›n›flar çekecektir. Yani sömürü sisteminin ömrünü kendi ellerimizle uzatmaktay›z. Kendimizi daha uzun süre sömürülmeye kendi ellerimizle mahkûm ediyoruz. Sald›r›lar›n boyutlanmas›na paralel örgütlülü¤ün güçlenmesi, nicel olarak büyüme ve direnifllerin basitten karmafl›¤a do¤ru ivmelenmesi gerekirken, bunun aksi yaflanmakta, kitlelerin kendili¤inden geliflen hareketlenmeleri art›fl göstermekle beraber devrimci önderlikten yoksun olmalar›ndan kaynakl› zaman içerisinde sönüp gitmektedir. Bu durum ne sadece egemenlerin gücüyle, ne kitlelerin gerili¤iyle aç›klanacak bir durum de¤ildir. Çünkü as›l zay›f kalan yan ve sorunun giderilmesinde anahtar vazifesini görecek olan devrimci bir önderli¤in yarat›lmas›, bunun için ise kitleleri önemseyerek onlar›n içinde b›k›p usanmadan, sürekli bir faaliyeti flart koflmaktad›r. Çünkü as›l güç onlard›r. Devrimi yapacak onlard›r. Ö¤retmen olan onlard›r. Bizi örgütleyecek olan da onlard›r! Yani sorun bizdedir. Kitleleri devrim perspektifiyle örgütleyecek olan bizleriz. Bu ise kitleler içinde sürekli, planl› ve programl› devrimci bir çal›fl-

may› gerektirir. Bugün di¤er alanlar›n yaflad›¤› gibi bizim de sorunumuz örgütlenme sorunu ve bu sorunu çözecek politika üretme, politikalar› hayata geçirecek örgütlenmeyi ve araçlar›n› yaratma sorunudur. Sorunumuzun kayna¤›na ise ideolojik-politik olarak geri olmam›z› koyuyoruz. Buna kaynakl›k eden sebepler ise; inceleme-araflt›rma ve tart›flmada yaflad›¤›m›z gerilik, okuma ve yazmada yaflad›¤›m›z gerilik, pratikten yoksunluk veya dar-pratikçilik, kitlelerden kopukluk, kendili¤indenciliktir. Tabi tüm bunlar›n yafland›¤› bir durumda merkezi yönelime uygun hareket etmeyi ve tek bir adam gibi davranmay› düflünmemiz abes olacakt›r. Devrim burjuva karargâhlar› bombalama eylemidir. Ayn› zamanda bu yaz› genel bir ça¤r›d›r tüm Devrimci Demokratik Sendikal Birlik-DDSB’lilere. Her bir DDSB’li beyninin içindeki burjuva karargâh› yok etmeli ve hemen yan› bafl›ndakine yard›m etmelidir.

Derinlikli düflünme, araflt›rma ve ö¤renmeyle edinilir ÇUKUROVA DDSB olarak yaz›m›z›n amac› mevcut gidiflata dur demek için; kendimizle beraber tüm yoldafllar›m›z› incelemeye-araflt›rmaya ve tart›flmaya yöneltmek, tart›flma süreci içerisinden örgütlenme sorunlar›m›z› ve çözüm yöntemlerini bulup ç›karmak, mevcut duruma ve kendi gerçekli¤imize uygun düflecek bir s›n›f hareketi program› ve araçlar› oluflturmak ve bunun üzerinden tek bir adam gibi davranmam›z› sa¤layacak merkezi bir örgütlülü¤e kavuflmakt›r. Bunun için tüm yoldafllar›m›z› bu yönde harekete geçmeye, inceleme-araflt›rmaya, tart›flmaya ve de yazmaya davet ediyoruz. fiimdiden kolay gelsin diyoruz. Mevcut DDSB anlay›fl›, örgütlülü¤ü ve bileflenleri incelendi¤inde iki durufl ortaya ç›kmaktad›r. Birincisi y›llard›r

DDSB anlay›fl›n›n flekillendi¤i ve merkez olarak görülen, çal›flmay› sadece sendikal çal›flma perspektifiyle ele alan ve birkaç sendika flubesine s›k›fl›p kalan bir durufl, di¤er yanda mevcut DDSB anlay›fl›na göre flekillendirilmeye çal›fl›lan, yeni yeni örgütlülüklerinin oluflturuldu¤u ve içerisinde sendikal› çal›flan say›s›n›n az olmas› dolay›s›yla, tüm bileflenlerin say›s› az olan sendikal› yoldafllar›n› destekler pozisyona, yani tali pozisyona düfltü¤ü bir durufltur. Tali diyoruz çünkü mevcut DDSB anlay›fl› esas mücadele alan› olarak sendikal alan› önüne koymufltur. Bu durumda sendikal› olmayan veya iflsiz olan, küçük esnaf, köylü, ö¤renci vb. kendini örgütlülük içinde nas›l ifade edecektir veya hangi perspektifle hareket edecektir? Ülkemizdeki mevcut sendikal› çal›flan say›s› incelendi¤inde 1 milyonun alt›nda oldu¤u görülecektir. Ülke nüfusu, sosyo-ekonomik yar›-sömürge yar›-feodal yap› göz önüne al›nd›¤›nda mevcut anlay›fl›m›zla milyonlarca iflçi, emekçi ve ezileni faaliyet alan›m›z›n d›fl›nda b›rakt›¤›m›z› görmemiz zor olmayacakt›r Bu genifl y›¤›nlar nas›l örgütlenecektir? Lakin kitleleri örgütlemek için “niyet” yetmemekte, örgütlemek için somut bir politikam›z›n, program›m›z›n, örgütlülü¤ümüzün ve araçlar›m›z›n olmas› gerekmektedir. Sendikal hareket/mücadele, s›n›f hareketinin/mücadelesinin sadece bir parças›d›r. O zaman soru tekrar fludur. Sadece parçaya ait bir perspektif ve programla bütünü nas›l örgütleyece¤iz? Veya DDSB bileflenleri incelendi¤inde, parçaya hitap eden anlay›fl›n yön verdi¤i bir örgütlülü¤ü oluflturan tüm bileflenleri nas›l tek bir adam gibi harekete geçirece¤iz. DDSB’li bir yoldafl›m›z›n deyimiyle “Yaflam› bir bütün örgütleyecek bir bak›fl aç›s›na ve bu bak›fl aç›s›n›n yön verdi¤i bir örgütlenmeye ihtiyac›m›z var”. Bu söyledi¤imizden sendikal hareket/çal›flma olmamal›d›r anlay›fl› ç›kar›lmamal›d›r. Sendikal hareket s›n›f ha-


51 reketinin bir parças›d›r. Sendikal hareketi de içinde bar›nd›racak, bütünlüklü bir s›n›f hareketi anlay›fl› ve program› ve örgütlenmesi oluflturulmal›d›r. Ülkemizin sosyo-ekonomik yap›s›n›n bir sonucu olarak devrimci durum süreklilik arz etmektedir. Bu durumu görmek önemli bir noktad›r. Sald›r›lar›n artt›¤›, emekçi y›¤›nlar›n hoflnutsuzlu¤unun ivmelendi¤i bu süreçte iyi bir ç›k›flla çekim merkezi olabilir ve h›zla büyüyen bir ivme yakalayabiliriz. Emperyalist-kapitalist sistemin ve ülkemizdeki yerli uflaklar›n›n dünyada ve de ülkemizde estirdi¤i sömürüye, talana ve askeri sald›rganl›¤›na karfl› önümüzdeki süreçte anti-emperyalist, anti-faflist hareket daha da yükselecek ve kitlelerin kendili¤inden hareketlenmeleri de artarak devam edecektir. Bu süreci önceden görmeli, kitlelerin ç›k›fls›zl›k yaflamamas› için onlara ç›k›fl› gösterecek beceriyi ve örgütlenmemizi oluflturmal›y›z. Bugün genifl emekçi y›¤›nlar›n ekonomik-demokratik-akademik örgütlenmesi çok zay›ft›r. Egemen s›n›flar›n politikalar›n› pervas›zca uygulamas›n›n nedeni örgütlülü¤ün olmamas› veya zay›f olmas›d›r. Bize düflen kitlelerin anti-faflist, anti-emperyalist ve anti-feodal örgütlenmesini yaratmakt›r.

Politik gerilik afl›lmak zorundad›r Örgütlenmede yaflad›¤›m›z s›k›nt›n›n nedeni kitlelerin sorunlar›n› bilmememizden kaynakl› de¤ildir. Sorunun nedeni; sorunlar› ve çözümlerini sorunun sahipleriyle buluflturacak siyasal bir pratik ve irade ortaya koyamamam›zdan kaynaklanmaktad›r. ‹deolojik ve politik gerili¤imiz buna en büyük sebeptir. Kitle hareketi yaratmak üzere genifl ve bilimsel düflünmek, kitlelere gidifli süreklilefltirmek gerekmektedir. Kitle hareketinin ve örgütlülü¤ünün önemini görmeyen, bireyleri örgütlemeye kilitlenen, daha çok bireyleri gündeme alan tarz afl›lmal›d›r. Kendili¤inden geliflen hareketlere karfl› ilgili olmal›, yaflanan s›cak gündemleri-sorunlar› kitlelere götürüflümüz k›s›r ve dar kal›plara hapsolmamal›d›r. Ajitasyon ve propaganda araçlar›m›z›n kullan›l›fl biçimi-düzeyi var olan kitle ba¤lar›m›z›n korumas›na endekslenmemeli, yeni yeni kitlelerle buluflma yolunu aralamal›d›r. ‹deolojik-politik gerili¤in nedeni k›s›r bir çal›flma tarz›d›r. S›n›f mücadelesinin ihtiyaçlar›ndan, kitlelerin gerçekli¤inden beslenen do¤ru ve süreklili¤i sa¤lanm›fl bir çal›flma, örgütlenme tarz› sorununun da çözümüdür. Örgütlenme bilimine temel olan olgu, devrimin düflmanlar› ve dostlar›n›n belirlenmesi ve bu belirlemenin devam›nda devrimin dostlar› kapsam›ndaki kitlenin ileri, orta ve ge-

17

ri kitle olarak analiz edilmesidir. Bu yaklafl›m içerisinde devrimden yana tav›r alacak s›n›flar (iflçi s›n›f›, yoksul ve orta köylülük, milli burjuvazinin sol kanad› ve küçük burjuvazi) kapsam›ndaki kitleler devrime kazand›r›labilir ve kazand›r›lmas› gereken kesimlerdir. Oluflturaca¤›m›z s›n›f hareketinin program, çal›flma ve örgütlenme tarz› tüm bu kesimleri kapsayacak düzeyde olmal›d›r. Örgüt, politikalar› uygulamak için oluflturulan araçt›r. Politikalar›n en iyi flekilde uygulanmas›n›n yolu güçlü ve kurumsallaflm›fl örgütlenmeler yaratmaktan geçer. Politik amac› gerçeklefltirmek için örgütlenmelerin sürekli geliflmesi, güçlenmesi, ço¤almas› ve yayg›nlaflmas› zorunludur. Bu perspektifle hareket edilmedi¤inde, örgütlenmenin süreklili¤i sa¤lanmad›¤›nda politik amaca ulaflmak mümkün olmaz. Politika belirlemek ne kadar önemliyse, politikay› uygulayacak araçlar›n yarat›lmas› ve gelifltirilmesi de o derece önemlidir. ‹kisinin diyalektik ba¤›n› kurmak ve faaliyeti bunun üzerinden flekillendirmek zorunludur.

Program›m›z en genifl bilefleni ifade etmelidir Güçlü ve kurumsallaflm›fl örgütlenmeler yaratmak amaca uygun flekillenmekle mümkündür. Mevcut durumda az›msanmayacak bir çevre çeper örgütlülü¤ü oluflmufltur. Bu çevre çeper örgütlülü¤ünün bir s›n›f hareketine dönüfltürülmesi s›n›f hareketine/mücadelesine bak›fl aç›m›z› sa¤l›kl› bir temele oturtmakla mümkündür. Oluflturaca¤›m›z program, onu kabul eden herkesi kabul etmeli ve de ifade etmelidir. Örgütlenme yaratma ve gelifltirmede yay›n faaliyetinin önemi büyüktür. Yay›n›n kitlelere ulaflmas› demek, politikalar›m›z›n kitleye ulaflmas› demektir. Eksik olan bu yan›m›z h›zl› bir flekilde tamamlanmal›d›r. Bizi ifade edecek bir yay›n›n düzenli ve sürekli ç›kmas› tüm DDSB’lilerin ilk görevlerinden biridir. Çal›flma tarz› bir örgütlülü¤ün ya da örgütlülü¤e ait bir bireyin bilincindeki devrim olgusunun, kitlelerin devrimdeki öneminin ve iktidar hedefinin-ilkelerinin prati¤e geçirilifl biçimidir. Çal›flma tarz›; bilinçte neyin istendi¤inin, nelere yönelindi¤inin pratik dökümüdür.

Bir örgütlülük için politika üretmek ne kadar önemliyse politikay› yaflama uygulayacak çal›flma tarz›n› oluflturmak da en az onun kadar önemlidir. Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini çal›flma tarz›m›z›n pusulas› yapmal›; gerçeklere diyalektik materyalist bir yöntemle yaklaflarak onu analiz etmeli ve yeniden bir senteze varma noktas›nda, iyi bir inceleme ve düflünme tarz›na sahip olunmal›d›r. Rapor sistemi örgütlü bünyenin kan dolafl›m sistemidir. Bu yüzden tüm çal›flmalar ayr›nt›l› bir flekilde rapor haline getirilmelidir. Bu arac›n amac›na uygun olarak iflletildi¤i zaman örgütlü çal›flman›n vazgeçilmez bir parças› oldu¤u da kavranacakt›r. Belli bir plan ve programla ele al›nmayan faaliyetin verimi de o derece düflecektir. Sorunlar› sistemsiz ele almak, çözüm olarak konulan pratiklerin de da¤›n›k olmas›na yol açacakt›r. Dolay›s›yla çal›flmalar›m›zda planl› ve programl› olmak çok daha fazla önem arz etmektedir. Zaman› uygun bir flekilde kullanmal›y›z. ‹liflkilerimizi görmeye, eylemlere, kitle faaliyetine vb. zaman ay›rd›¤›m›z gibi okumaya, inceleme-araflt›rma yapmaya da zaman ay›rmal›y›z. Bir devrimci için okumak ve inceleme-araflt›rma yapmak hava, su ve yemek kadar bir ihtiyaçt›r.

Ortak anlay›fl›n önemi üzerine... Bir di¤er sorunumuz mevcut DDSB anlay›fl›n› alg›lamada yaflanan çeflitliliktir. Öyle ki bölgelere hatta bireylere de¤in an-

lay›fl

30 Haziran-13 Temmuz 2006 farkl›l›klar› vard›r. Elbette ki bir olguyu her bir bireyin alg›lamas› farkl› olacakt›r. Ama bu biçimde olmamal›d›r. Özün asgari oranda da olsa tüm bileflenler taraf›ndan alg›lanmas› gerek iken bunun olmamas› bir tarafta sorun oldu¤unu göstermektedir. Bu da anlay›fl›n kitlelere tafl›nmas›nda sorun yaratmakta ve tek bir adam gibi davranman›n önündeki en büyük engel olarak görülmektedir. Emperyalizmin derinleflen krizine paralel olarak gerek emperyalistlerin kendi aras›ndaki çeliflki, gerekse de bizim gibi emperyalizme ba¤›ml› ülkelerdeki egemen s›n›f kliklerinin kendi aralar›ndaki çeliflki de artarak devam edecektir. Ülkemiz özgülünde yaflanan son örnekler (Dan›fltay sald›r›s› ile iyice a盤a ç›km›flt›r) bunun en güzel kan›t›d›r. Bu çeliflkileri taktik ustal›kla s›n›f›m›z›n lehine kazan›m olarak dönüfltürmek olay›n bir yan› iken, sürekli bilinçte tutulmas› gereken gerçek; egemenlerin kendi aralar›ndaki çeliflkilerin geçici olaca¤› ve asla uzlaflmaz olmad›¤›d›r. Yani as›l düflmanlar› olan iflçi s›n›f› ve ezilen emekçi halklar›n karfl›s›nda tek vücut olmufllard›r/oluyorlar/olacaklard›r. Egemenlerin suni gündemler yaratarak bilinçlerimizi dumura u¤ratmas›na ve bizleri bölüp parçalay›p yönetmesine izin vermemeliyiz. Bizler çeflitli milliyetlerden iflçiler, emekçiler olarak din, dil, ›rk ve cinsiyet ayr›m› gözetmeksizin; as›l düflman›m���z›n emperyalist-kapitalist sistem ve onlar›n ülkemizdeki uflaklar› oldu¤unu bilince ç›kararak s›n›f mücadelesinin engin denizine tüm benli¤imizle at›lmal›y›z. Ne ideolojiler ölmüfltür ne de tarihin sonu gelmifltir. Nepal’de yak›lan devrim atefli umudumuzu bilemektedir. Tarihin tekerle¤i her zamankinden daha h›zl› dönmektedir. Bu devinim iflçi ve emekçilerden yana bir dünya kuruluncaya kadar devam edecektir. Bizlere düflen bu devinimi h›zland›rmak için s›n›f mücadelesinin gündemlerine müdahale etmek, kendili¤inden bir s›n›f olmaktan ç›k›p kendimiz için bir s›n›f olmak, emperyalist-kapitalist sistemi ve iflbirlikçi uflaklar›n› hak ettikleri yere yani tarihin çöplü¤üne göndermektir. Demokratik halk devrimi, sosyalizm ve yüce komünizm için gerekli olan devrim stratejisinin bir gere¤i olarak yarat›lacak bir s›n›f hareketi sürecimiz aç›s›ndan önem ve aciliyet arz etmektedir. Bu hareket, her kesimden örgütsüz genifl emekçi y›¤›nlar›n› iktidar perspektifiyle donatmay› ve seferber etmeyi amaçlamal›d›r. Bu hareketi yaratmak, uzun süreli halk savafl›n› uygun bir flekilde ele almak demektir. Stratejimizden alaca¤›m›z güç kazanma azmimiz olmal›d›r. YAfiASIN DEVR‹MC‹ DEMOKRAT‹K SINIF HAREKET‹! B‹RL‹K–MÜCADELE–ZAFER! Çukurova DDSB


18

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

Tuzla’da taflerona izin verilmeyecek! önemliydi. fiayet bu grevler olmasayd›, sanayide tafleronun çok daha rahat girip yay›labilece¤i rahatl›kla anlafl›labilir. Elbette ki, devletin yo¤un sald›r›lar› karfl›s›nda, ki bu sald›r›lar Cevahir örne¤inde oldu¤u gibi hayata kast eden sald›r›lara kadar varmaktad›r, yaln›zca deri iflçilerinin direnifli yetersiz kalabilecektir. Bu nedenle özellikle devrimci ve demokratik kamuoyunun deste¤i önemli bir yerde durmaktad›r. Bu direnifllere öncülük edenlerin Devrimci Demokratik Sendikal Birlik faaliyetçileri oldu¤u da göz önüne al›nd›¤›nda, iflçi s›n›f›n›n bu en direngen oda¤›yla dayan›flmay› gelifltirmede ilk görev Partizanlara düflmektedir.

Kazan›m m›, yenilgi mi?

ünümüzde Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi’nde yaln›zca deri sanayisiyle ilgili fabrikalar yok. Ayn› zamanda seramik, tekstil, metal, g›da vb. sektörlerden de fabrikalar yer almakta. Deri-‹fl Sendikas›’n›n militan tutumu ve deri iflçilerinin hak alma bilincindeki geliflmifllik, do¤al olarak di¤er sanayi dallar›ndaki fabrikalarda çal›flan iflçileri de etkilemekte, sendikalaflmay› tetiklemektedir. Özellikle bu fabrikalarda ifl bulan eski deri iflçileri yeni fabrikalarda da örgütlenme çal›flmalar›na bafllamakta ve iflçi kitlesine hak alma bilincini tafl›maktad›r.

G

Tuzla’da Deri-‹fl Tuzla fiubesi’nin öncülü¤ünde mevsimleri aflan direnifller gerçeklefltiren Cevahir ve Dünya Deri iflçileri geçti¤imiz günlerde direnifllerine son verdiler. Tuzla’daki direnifller olumlu ve olumsuz sonuçlar›yla iflçilerin karar› olarak sona erdirildi. Dünya Deri, patron taraf›ndan kapat›ld›¤› için sendikalaflma mümkün olmad›. Ancak patronlarla yap›lan protokolde, Dünya Deri yeniden aç›l›rsa iflçilerin ifle geri al›nmas› patron taraf›ndan kabul edildi. Cevahir Deri’de ise oldukça uzun süren iflçi direnifli çeflitli bask›larla karfl›laflm›flt›. Tuzla’ya tafleron sokmaya çal›flan patronlar, Cevahir Deri üzerinden ilk kazan›mlar›n› elde etmeye çal›flt›lar. Buna karfl›n direnifli seçen iflçiler ve sendika yöneticileri ise, tafleronun çeteleri ve jandarma taraf›ndan sald›r›lara u¤rad›lar. Bu sald›r›lar›n yo¤unlu¤undan kaynakl› Cevahir Deri’de üretim durdurulamad›. Direniflteki iflçiler ise direnifli örgütsüz bir flekilde, da¤›larak bitirmek yerine, örgütlü bir flekilde bitirme karar› ald›lar ve patron taraf› ile masaya oturdular. ‹flçiler k›dem tazminatlar›n› alarak iflten ayr›ld›lar. ‹flçilerin k›dem tazminatlar›n› toplu bir flekilde almalar› dahi içinden geçti¤imiz süreçteki iflçi direniflleri incelendi¤inde bir kazan›m olarak görülmektedir. Ancak Cevahir Deri’nin patronu direniflin sona ermesi nedeniyle amac›na ulaflabilmifl de¤ildir. Bu iflin peflini b›rakmayaca¤›n›, örgütlenme çal›flmalar›n› sürdürece¤ini, tafleronu deri sanayisine sokmayaca¤› yönündeki kararl›l›¤›n› ortaya koyan Deri-‹fl Sendikas› karfl›s›nda geri ad›m atan Cevahir patronu tafleronla çal›flmayaca¤›n› aç›klamak zorunda kalm›flt›r.

Tafleron, deri iflçileri aç›s›ndan en önemli meseledir!

Geçti¤imiz hafta ‹flveren Sendikas› ile görüflen sendika yönetimine Cevahir Deri’nin patronu, tafleronun art›k çal›flmayaca¤›n›, kendisinin sendikaya karfl› olmad›¤›n›, en yak›n zamanda iflçilerin sendikada örgütlenmesinin mümkün olaca¤›n› belirtmifltir. Patron, fabrikadaki çal›flmay› yeniden örgütlemek için birkaç ay süre istemifl, üretim tekrar düzene girdi¤inde iflçilerin rahatl›kla sendikaya üye olabileceklerini vurgulam›fl, sendika da bu talebi kabul etmifltir. Her ne kadar iflçiler ifllerine geri dönemese de deri patronlar›n›n deri sanayisine tafleronu sokamamas› ve geri ad›m atmak zorunda kalmas› deri iflçilerinin ›srarl›, militan mücadelelerinin bir sonucu olmufltur. Cevahir ve Dünya Deri’deki iflçilerin direnifli tüm bask›lara karfl›n tüm deri iflçileri taraf›ndan sahiplenilmifl ve bu dönemde çok say›da eylem, deri iflçilerin kitlesel kat›l›mlar› ile örgütlenmifltir. Tafleronun pervas›z sald›r›lar›n›n kamuoyunda duyulmas›, devrimci-demokratik kesimin duyarl›l›¤›n›n artmas› ve en önemlisi, deri iflçilerinin tepkisinin ve dayan›flmas›n›n geliflmesi ve sendika ile daha fazla yak›nlaflmas› yaln›zca Cevahir Deri patronunu de¤il, tüm deri patronlar›n› rahats›z etmifltir. Cevahir Deri de bu koflullar alt›nda organize sanayide istedi¤i gibi üretimi sürdüremeyece¤ini, rahat edemeyece¤ini anlam›flt›r. ‹flçilerin hareketlenmesi nedeniyle di¤er deri patronlar› da kendi sendikalar› üzerinden Cevahir Deri patronuna bask› yapm›fl ve patron diz çökmek zorunda kalm›flt›r. Tafleron, bir flekilde deri sanayisine girebilirse, bunun bir ur gibi tüm sanayiye yay›lmas› mümkün olabilecektir. Böylesi bir durumda da direnifl devam edecektir, ancak iflçiler önemli bir haklar›n› kaybetmifl olacaklar ve bunun maddi ve manevi etkisi iflçilerin aleyhine iflleyecektir. Bu nedenle Cevahir ve Dünya Deri iflçilerinin direniflleri oldukça

Grevlerin sonuçlar›n› de¤erlendirirken Deri-‹fl Sendikas›’n›n içinden geçti¤i süreci de genel olarak de¤erlendirmek gerekmektedir. Havzadaki durum, sendikan›n durumu, genel olarak devrimci ve demokratik hareketin durumu Deri-‹fl’in daha etkili oldu¤u 1992-97 sürecinden daha farkl›, daha geridir. Deri sanayisindeki yaklafl›k 4-5 y›ll›k suskunlu¤un ard›ndan bu direnifllerin örgütlenmesinin önemi daha fazla ortaya ç›kmaktad›r. 4-5 y›ll›k sessizli¤in ard›ndan son 5-6 ayl›k süreç oldukça hareketli geçmifltir. Hemen her gün eylem, kavga ve direnifl yaflanm›flt›r. Havzan›n üzerindeki ölü topra¤› kalkm›fl, iflçi hareketi canlanm›fl, dayan›flma duygular› geliflmifl, mücadele iste¤i artm›flt›r. Zaten deri patronlar›na geri ad›m att›ran da yükselen iflçi hareketi olmufltur. Bu nedenle direniflin bafl›nda hedeflenen, direniflteki fabrikalarda üretimi durdurma ve ifle geri al›nma talepleriyle ele al›nd›¤›nda direnifllerin hedefine ulaflmad›¤› fikri ortaya ç›ksa da, bu mekanik bir alg›lay›fl›n sonucu olacakt›r. Daha genel düflünüldü¤ünde ve pratik içinde karfl›lafl›lanlarla (sald›r›lar›n boyutu vb.) ele al›nd›¤›nda kazan›mdan anlad›¤›m›z da farkl›laflacakt›r. Bu direnifller ayn› zamanda ileriye dönük getirileri aç›s›ndan da önemli ders ve deneyimlerle dolu bir sürecin parças›d›r. Bu direnifller önümüzdeki süreçte gerek sendikan›n yeni örgütlenece¤i fabrikalardaki geliflmeler gerekse de devletin ve patronlar›n yönelimi aç›s›ndan veriler sunmakta, s›n›f sendikac›l›¤›n›n izlemesi gereken yolu göstermektedir. Bu grevlerden ç›kar›lan derslerle önümüzdeki sürece haz›rlanmak iflçi s›n›f› aç›s›ndan bir zorunluluktur. Aç›kt›r ki devlet, s›n›f sendikac›l›¤›n› izleyen, üretimden gelen gücünün fark›nda olan sendikac›l›¤› de¤il, iflçilere yabanc›laflm›fl, diplomatik yollar› öne ç›karan, iradesini sisteme teslim etmifl, uzlaflmac› bir anlay›fla sahip sendikac›l›¤› tercih etmekte ve sar› sendikac›l›¤› aktif bir flekilde desteklemektedir. Bu flekilde sistem, hem istedi¤i halk düflman› uygulamalara hayat verebilmekte hem de demokrasi görüntüsü yayabilmektedir. ‹flçi s›n›f›n›n mücadelesi aç›s›ndan as›l tehlike bu iflbirlikçi sendikal modelin daha da güçlenmesidir.


51 Devlet bir yandan bu sendikalara güç verirken, öte yandan direnifli ve mücadeleyi esas alan az say›daki sendikaya da bütün kurumlar›yla sald›rmaktad›r. Tuzla’da izlenen çizgi ve sergilenen pratik bu sald›r›lara karfl› iflçi s›n›f› cephesinden verilen mütevazi bir yan›t olmaktad›r. Günümüzde Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi’nde yaln›zca deri sanayisiyle ilgili fabrikalar yok. Ayn› zamanda seramik, tekstil, metal, g›da vb. sektörlerden de fabrikalar yer almakta. Deri-‹fl Sendikas›n›n militan tutumu ve deri iflçilerinin hak alma bilincindeki geliflmifllik, do¤al olarak di¤er sanayi dallar›ndaki fabrikalarda çal›flan iflçileri de etkilemekte, sendikalaflmay› tetiklemektedir. Özellikle bu fabrikalarda ifl bulan eski deri iflçileri yeni fabrikalarda da örgütlenme çal›flmalar›na bafllamakta ve iflçi kitlesine hak alma bilincini tafl›maktad›r. Sendika ayn› zamanda kendi olanaklar›yla, Dünya ve Cevahir Deri’deki direnifllere kat›lan iflçilere ifl bulmaya da çal›flmaktad›r. fiimdiye kadar özellikle direnifllerdeki öncü iflçiler farkl› fabrikalarda yeni ifllerine bafllad›lar. Direniflin sona ermesinde Türk-‹fl’in gerici yönetiminin tavr› da etkili oldu. Direniflleri ekonomik olarak desteklemeyece¤ini aç›kça ilan eden Türk-‹fl yönetimi egemen s›n›flara mesaj›n› vermifl, gerçek yüzünü ortaya bir kez daha ortaya sermifltir.

Sendika “Okulu”nda iflçiler hak almay› ö¤reniyorlar! Deri-‹fl Sendikas›, Tuzla prati¤ini yayg›nlaflt›rmak amac›yla farkl› bölgelerde de çal›flmalar›n› sürdürmektedir. Bu çal›flmalar da genel olarak direnifl boyutuyla hayata geçmektedir. Faflist devletin iflçi düflmanl›¤›n›n ve devrimci demokratik iflçi hareketinin gelifliminden korkusunun bir ürünü olarak Deri-‹fl gibi militan sendikalar›n her türlü örgütlenme çal›flmas› zor yoluyla engellenmeye çal›fl›lmaktad›r. Bunun örnekleri Gönen ve Çorlu’daki pratiklerde görülmektedir. Gönen’deki deri sanayisinin tarihinde ilk sendikal çal›flma Deri-‹fl’in öncülü¤ünde bafllad› ve k›sa sürede yaklafl›k 450 iflçi sendikada örgütlendi ve bunun do¤al bir sonucu olarak direnifle bafllad›. Patronlar›n, kolluk kuvvetlerinin ve sivil faflist güçlerin sald›r›lar›n›n yan› s›ra kendi faflist hukuk sistemleri üzerinden de direnifl engellenmeye çal›fl›lmaktad›r. Ancak tüm çabalar, hak almay› ö¤renen Gönenli deri iflçilerinin bilinçlerindeki geliflimi

19 engelleyememektedir. Uzun çal›flma saatleri, sigortas›z bir flekilde çok az ücret karfl›l›¤›nda, özcesi kölelik flartlar›nda çal›flmaya mecbur b›rak›lan deri iflçileri sendikan›n gelifliyle birlikte hak alman›n ne demek oldu¤unu ö¤renmeye bafllam›fllard›r. fiu an Gönen’de 2 fabrikada (Kantar ve Günder) 70 civar›nda iflçi direniflte. Patronlar örgütlü mücadeleyi engellemek için mahkemenin verdi¤i ifle-iade karar›n› kabul ediyor, iflçilerin tazminat›n› verip iflten at›yorlar. Buna ra¤men iflçilerin maneviyat›n› k›ram›yorlar. Çünkü flimdiye kadar Gönen’deki deri sanayisinin tarihinde tazminat alma diye bir pratik yaflanmam›fl. Bu bile kendi haliyle bir kazan›m haline gelmekte ve iflçilere mücadelenin gereklili¤ini göstermekte. Gönen’de tazminat alan birçok iflçi ilk kez 10 milyar civar›nda paray› toplu olarak gördüklerini belirtmekteler. Gönen’de sigortal› iflçi oran› sendika girmeden önce % 10’ken sendikal mücadeleyle birlikte % 60’› geçti. Sendikadan önce iflçiler haftada 60-70 saat çal›fl›rken sendikayla birlikte haftal›k çal›flma saati 45’e indi. En önemlisi de iflçiler örgütlenmenin gücünü, dayan›flman›n gereklili¤ini ve güzelli¤ini gördüler/görüyorlar. Kendilerine insan gibi davran›lmaya baflland›¤›na tan›k oluyorlar. Daha öncesinde patronun vekili gelip iflçileri iflten atarken, flimdilerde iflçilerin sendikada örgütlenmemesi için patronlar iflçilerle “iyi geçinmeye” çal›fl›yorlar. “Abi-kardefl” aras›nda böyle fleylerin olmayaca¤›n› anlat›yorlar. Bugüne kadar dikkate al›nmayan iflçiler pazarl›k yapmaya, muhatap al›nmaya bafll›yorlar. Ve sendika girmeden önce bu iflçilerin % 90’› AKP ve MHP’ye oy veren insanlar. Direnifl ve hak mücadelesi iflçilerin oy verdikleri partilerle ve sistemle karfl› karfl›ya gelmelerine ve bunlar› sorgulamaya bafllamalar›na yol aç›yor. ‹flçiler s›n›f dostlar›n› tan›maya bafll›yorlar. Sendikal örgütlenme s›ras›nda iflini kaybedip farkl› bir yerde ifl bulanlar›n bir ço¤u Gönen’deki sendika temsilcili¤ine u¤ramaya devam ediyor. Bununla birlikte direnifle geçen iflçilerin bir ayaklar›n›n köyde oldu¤unu da gözard› etmemek gerekiyor. Yani Gönen’deki deri iflçileri tamamen iflçileflmifl de¤iller. Birço¤unun köyde topra¤› da mevcut. Buna ra¤men sendikal mücadele devam ediyor. Gönenli deri iflçileri geçti¤imiz sene ilk kez 1 May›s kutlamalar›n› örgütlüyorlar. Deri iflçileri için sendika birer okul oluyor. Hak almay› ve demokrasiyi ö¤rendikleri bir okul. 35-40 yafl›n-

da hak almay› ö¤reniyor bir çok iflçi. Çorlu’da ‹leri Deri’deki grev ise grev karar›n›n as›lmas›n›n ard›ndan mahkemece yasaklan›yor. ‹leri Deri iflçileri greve ç›kt›klar›nda patron flirketin ismini de¤ifltiriyor. Patron, yeni firman›n bu iflçilerle ilgisi olmad›¤›n› iddia ederek mahkemeye baflvuruyor. Ve bu hukuksuzluk mahkemece gerçeklefltiriliyor. Hem de devletin imza att›¤› uluslararas› sözleflmelere, ILO’nun (Uluslararas› Emek Örgütü) maddelerine ra¤men bu gerçeklefliyor. Böylesi bir hukuksuzlu¤un gerçekleflmesinde Çorlu’daki deri iflçilerinin örgütsüzlü¤ü de etkili oluyor. Örne¤in benzeri bir durumun Tuzla’da olmas› mümkün de¤il. Çünkü Deri‹fl havzada örgütlü ve toplu sözleflmelerde tek tek fabrikalarla muhatap olmuyor. Do¤rudan ‹flveren Sendikas› ile pazarl›k yap›yor ve al›nan kararlar tüm sanayideki fabrikalar› etkiliyor. Çorlu’da ise yaln›zca fabrikadaki patronla masaya oturuluyor.

Haklar, s›n›f temelinde ortaklafl›l›rsa elde edilebilir... Tuzla havzas›ndaki hareketlilik devam ediyor. Deri iflçilerinin ard›ndan tersanelerde de iflçi hareketlili¤i gelifliyor. ‹flçiler “ifl cinayetlerinde” ölümleri engellemek ve alacaklar›n› alabilmek için eylemler yap›yorlar, kolluk kuvvetlerinin sald›r›lar›na u¤ruyorlar, sendika yöneticileri tutuklan›yor. Sistem tüm kurumlar›yla iflçi hareketlerini bast›rmaya çal›fl›yor. Bugün tersaneler iflçi hareketinin geliflme potansiyeline sahip oldu¤u alanlardan biri, Tersanelerde çeflitli devrimci demokratik kurumlar›n çal›flmalar› ve sendikal çal›flmay› bilen eski deri iflçilerinin mevcudiyeti bu potansiyelin harekete geçmesine de önemli bir etken. Tersanelerde sendikal çal›flma klasik sendikal çal›flmalar gibi gerçekleflemiyor. Mesela tafleronlaflmadan kaynakl› toplu sözleflme yap›lam›yor. ‹flçilerin duyarl›l›¤›, alacaklar› bulundu¤unda ve ifl kazalar›nda ölüm, yaralanma oldu¤unda art›yor. Tersanelerde güçlü olan Dok Gemi-‹fl Sendikas› sar› sendika oldu¤u için iflçilerin tepkisini engellemeye çal›fl›yor. Bugün tersanedeki en önemli ihtiyaç, s›n›f›n temel talepleri üzerinden birleflik mücadele yürütmektir. Devrimci demokratik kesimlerin dar-grupsal yaklafl›mlar› bir yana b›rak›p mücadelenin önüne s›n›f›n temel taleplerini ç›karmas› gerekmektedir. Ne-

30 Haziran-13 Temmuz 2006 dir bunlar? ‹fl güvencesi ve iflçi sa¤l›¤› hükümlerinin uygulanmas›, sigorta, iflveren derne¤iyle pazarl›k yapacak, protokoller gerçeklefltirebilecek bir mekanizman›n örgütlenmesi vb. Bu temelde tüm ilerici güçlerin birleflmesi mümkündür. Birleflik mücadele iflçilerin güvenini kazanman›n ve onlar›n mücadeleye daha kitlesel kat›lmas›n›n da önünü açacakt›r. Deri iflçileri mücadelelerini ›srarla sürdürüyor. 1 May›slarda, toplumsal olaylarda disiplini ile, kitleselli¤i ile, hayk›rd›klar› devrimci sloganlarla ülkemiz devrimci hareketinin ve iflçi s›n›f›m›z›n en direngen yan›n› temsil eden deri iflçileri ile dayan›flmay› sürdürmek, onlar›n seslerine ses katmak tüm duyarl›, muhalif kesimlerin görevidir. Proletarya Partisi’nin flehit düflen çok say›da kadrosunun da faaliyet yürüttü¤ü, emek harcad›¤› Tuzla’da direnifl gelene¤ini sürdürmek tüm devrimcilerin boyunlar›n›n borcudur.

endika ayn› zamanda kendi olanaklar›yla, Dünya ve Cevahir Deri’deki direnifllere kat›lan iflçilere ifl bulmaya da çal›flmaktad›r. fiimdiye kadar özellikle direnifllerdeki öncü iflçiler farkl› fabrikalarda yeni ifllerine bafllad›lar. Direniflin sona ermesinde Türk-‹fl’in gerici yönetiminin tavr› da etkili oldu. Direniflleri ekonomik olarak desteklemeyece¤ini aç›kça ilan eden Türk-‹fl yönetimi egemen s›n›flara mesaj›n› vermifl, gerçek yüzünü ortaya bir kez daha ortaya sermifltir.

S


20

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

PART‹YE KARfiI SORUMLULUK, HALKA KARfiI SORUMLULUKTUR! Proletarya Partisi, sömürü ve zulüm ayg›t›n›n sahipleri olan sömürücü s›n›flar› yenmek için, iflçileri, emekçileri örgütlemek zorundad›r. Bunun için önüne ç›kan güçlükleri alt etmelidir. Bunu baflarman›n yolu devrimci politikay› en ileri düzeyde kavramak, ilkeleri uygulamak ve niteli¤i yükseltmektir. Bu görev yerine getirildi¤i oranda zorluklar alt edilebilir, engeller afl›labilir. Niteli¤ini yükseltmek ne demektir? Niteli¤ini yükseltmek, devrimci teoriyi iyi kavrayarak prati¤e uygulamakt›r, Proletarya Partisi’nin temel politikalar›n›, ilkelerini derinli¤ine kavrayarak, bölge ve alan özgülüne yarat›c› bir flekilde uygulamakt›r. En genifl halk kitlesiyle s›k› politik ba¤lar kurmakt›r. ‹deolojik e¤itimin art›r›lmas›, niteli¤in yükseltilmesi için vazgeçilmez ön kofluldur. Bu baflar›lmadan zorluklar alt edilemez, engeller afl›lamaz. Bunu yapacak olanlar; komiteler, kadrolar ve s›n›f bilinçli proleterlerdir.

Komitelerin gücü, örgütlülü¤ün gücüdür Proletarya Partisi’nin savafl mangalar› olan komiteler, proletaryan›n her alanda mücadelesini örgütleyen, yöneten öncü müfrezedir. Bundand›r ki komitelerin, her yönüyle sa¤lam ve dayan›kl› olmas› gerekir. S›n›f savafl›m›n›n zorluklar›n› yenecek, ortaya ç›kan engelleri aflabilecek ideolojik-politik netli¤e ve örgütsel birli¤e sahip olmak zorundad›r. Tek bafl›na kalsa bile yönünü kaybetmeyecek kadar bilinç ve cesarete sahip olmal›d›r. Savafl mangalar› olan komiteler, s›n›f savafl›m›nda tayin edici düzeyde öneme sahiptirler. Yol gösterici k›lavuz olan s›n›f ve önderlik bilincinin yükseltilmesi savafl mangas›n›n savaflma ve direnme gücünü art›r›r. Komitelerin niteli¤i artt›kça Proletarya Partisi güçlenerek, devrimci savafl›n› gelifltirir, kitleleri kendi etraf›nda örgütleme gücünü art›r›r. Komiteler, devrimci bir çizgide hareket ettikçe, sa¤lam ve güçlü bir öncü rolünü oynayabilir. S›n›f bilinçli proleterlerin düflüncelerindeki kar›fl›kl›k, çal›flma ve örgütleme tarz›ndaki yanl›fll›klar yüzünden, komite çal›flmalar›nda önlerine ç›kan sorunlar› çözmede baflar›s›zl›k yaflamaktad›r. Bunu gidermenin yolu do¤ru ve bilimsel bak›fl aç›s›na sahip olmak, s›n›f savafl›m› ö¤retisi olan Marksist-Leninist-Maoist anlay›fl do¤rultusunda parti politikalar›n› ileri düzeyde kavramak, her konuda yanl›fl bak›fl aç›s›n› ve yaklafl›mlar› düzeltmektir. Komiteler, ortak hedefe birlikte yürümek için ortak ifl yapmay› ö¤renmelidir, bu ayn› zamanda komitenin niteli¤inin yükseltilmesidir. Bunun için temel konularda ortak görüfle, ortak bak›fl aç›s›na sahip olmak gerekir. Komitelerde Proletarya Partisi’nin çizgisinin kavran›fl› yeterli düzeyde oldukça ortak bak›fl aç›s› geliflir, komite bir güç durumuna gelir. Bu bak›fl aç›s›na uygun ortak ifl yapma, ortak hedefe birlikte yürüme gerçekli¤i bi-

linçli bir çabaya dönüflür. Ortak kavray›fl ayn› zamanda partiye bilinçli ve gönüllü bir disiplin gücü kazand›r›r. S›n›f savafl›m›na ait her gerçek do¤ru tarzda tahlil edilip, bu tahlil ›fl›¤›nda do¤ru çözüm yolu ortaya kondukça, bu politika kitlelerin devrimci prati¤i içinde s›nan›p do¤rulu¤u ortaya konmaya bafllad›kça, kitlelerin partiye karfl› güveni geliflir ve önderlik manevi bir otoriteye sahip olmaya bafllar. Proletarya Partisi ve onun savafl mangalar› olan komiteler, gerçek anlamda önder ve öncü güç durumuna gelir.

Düflünme tarz›n› devrimcilefltirelim! Toplumumuzda nicel olarak en yo¤un s›n›f küçük burjuvazidir. Küçük burjuva s›n›f›ndan proletarya saflar›na kat›l›m›n fazla olmas› toplumsal yap›m›z›n gerçekli¤inden, s›n›f savafl›m›n›n geliflim düzeyinden ba¤›ms›z de¤ildir. Dolay›s›yla proletarya saflar›na örgütsel olarak kat›lan herkes ideolojik-politik olarak bütünüyle proleterleflmifl demek de-

oriye yeterince önem vermez, teorik çal›flmay› küçümser, kulaktan dolma bilgileri, söylemleri gerçek kabul eder, baflkas›n›n yaflad›¤› tecrübe ve deneylerden ders ç›karmas›n› beceremez. Partinin, devrimci hareketin, yoldafllar›n›n yaflad›klar› tecrübe, elde ettikleri bilgiye baflvurmadan s›f›r bilgi ve s›f›r tecrübe ile tarihi kendisiyle bafllatarak yoldafllar›n›n yaflad›¤› benzer pratik süreci tekrar tekrar kendisinin de yaflamas›n› “ister.” Oysa geçen süreç içinde elde edilen bilgi ve tecrübenin devrimin, partinin kazan›m› oldu¤unu düflünemez, mutlaka kendisi de ayn› fleyleri tekrar edercesine yaflamak ister.

Ö¤reten ve ö¤renen olmak zorunday›z... Üretim d›fl›ndan gelen küçük burjuvazinin (ö¤renci, yar›-ayd›n) di¤er bir kesimi ise kitabi bilgisine güvenir. Prati¤in, yaflam›n içinde de¤ildir. Yaflam›n her gün ortaya ç›kard›¤› deney ve tecrübelerin uza¤›ndad›r. Yaflam›n, zorluklar›n içinde de¤ildir. Yafla-

lerini, bencilliklerini ustaca örtmenin ve maskelemenin arac›na dönüfltürürler. Bu kesimden gelenlerin somut bilgiden yoksun oluflu onlar› çok defa yan›lg›ya, yanl›fll›¤a götürür. Subjektivizmin farkl› biçiminde hapsolur.

Komiteler “bütünlüklü düflünme”yi kavramal›d›r! Bu gerçeklikten hareketle komitelerde s›kça gündeme gelen sorunlar›n bafl›nda do¤ru ve devrimci tarzda düflünememek, sorunlara kapsaml› ve bütünlüklü olarak do¤ru tarzda yaklaflamamak gelir, “önce düflünüp, sonra ifl yapmak” ilkesine uygun tarzda hareket etmez. Sorunlara, olaylara yaklafl›mda tek yanl›, yüzeysel ve üstünkörü yaklafl›mdan kaynakl› yan›lg›l› sonuçlar elde eder. Bu yan›lg›l› sonuç örgütsel anlamda y›k›m›n nedeni haline gelir. Oysa devrimin ustalar›, ö¤retmenleri, yol gösterici bilgeleri önce do¤ru düflünüp (bilimsel-gerçekçi) sonra ifl yapman›n, s›n›f savafl›m› ö¤retisi için vazgeçilmez

roletarya Partisi’nin savafl mangalar› olan komiteler, proletaryan›n her alanda mücadelesini örgütleyen, yöneten öncü müfrezedir. Okyanusun azg›n dalgalar›na karfl› durma cesaretini gösteren, hedefine korkusuzca kilitlenenlerdir, azg›n f›rt›nalara karfl› koyan, sars›lmadan önüne ç›kan engelleri aflmas›n› becerebilendir.

P

¤ildir. ‹deolojik olarak dönüflüm, uzun süren zahmetli bir mücadele sürecini ve bütünlüklü bir e¤itimi gerektirir. Proletarya saflar›na kat›lan küçük burjuvazinin en fazla zorland›¤›, s›k›nt› ve sorun yaflad›¤› konunun bafl›nda, tafl›d›¤› küçük burjuva düflünme tarz›ndan kopma mücadelesini lay›k›yla baflarmakta zorlanmas› gelmektedir. Küçük burjuvazinin düflünme tarz›ndaki darl›k, tek yanl›l›k, üstün körülük, onun proleter düflünce tarz›n› benimsemesinin önündeki ciddi engeldir. Bu tarz düflünme onun küçük burjuva üretim ve yaflam tarz›ndan kaynakl›d›r. Küçük burjuva üretimin getirdi¤i s›n›rl›l›k, darl›k onun olaylar›, geliflmeleri, sorunlar› nesnel ve kapsaml› olarak de¤erlendirmesini engeller, tek yanl›l›¤a düflmesine neden olur, çok defa ba¤naz, basmakal›pç› yaklafl›mlara düflmesine yol açar. Toplumun ekonomik-politik-kültürel sorunlar›na bak›fl aç›s›ndaki öznelci yaklafl›m politik ve örgütsel olarak da yanl›fll›¤a düflmesine neden olur. Küçük burjuvazinin belli bir kesimi dar deneycidir. Te-

m›n içindeki ekonomik-politik sorunlarla, zorluklarla karfl› karfl›ya kalmaz.Çünkü d›fl›ndad›r. Yeterince zorluk yaflamaz. Alg›sal bilgiden yoksun oluflu onu çok defa dogmatizme düflürür, yaflamdan, pratikten kopuk, soyut kitabi ezbere dayal› bilgisiyle yaflam›, gerçekli¤i aç›klamaya çal›fl›r, somut bilgiden yoksun oluflu onu her defas›nda yan›lg›ya sürükler. Bu kesimden örgütlenenler, halk› ve yoldafllar›n› da s›kça küçümser. Halka ve yoldafllar›na yukar›dan, tepeden bakarak, “de¤erlendirmeye çal›fl›r.” Gerçek yaflam›n içinde olanlar› anlayamaz, çokça onlar› küçümser, afla¤›lar. “Ben merkezci”, parti üstü, partiye ra¤men anlay›fllar bu kesimden gelenlerde s›kça görülür. Bu kesimden örgütlenenlerde Proletarya Partisi’nin proleter disiplinine uyumsuzluk görülür. Disiplinsizlik, ilkesizlik, kurals›zl›k bu kesimin önemli özelliklerinin bafl›nda gelir. Baflkalar›n›n disiplinsizliklerine tahammül etmezler, ancak sorun kendi disiplinsizliklerin gelince “bin dereden su getirip” devrimci teoriyi kendi bireycilik-

bir ilke oldu¤unu belirtirler. Komitelerin düflünme tarz›nda, bütünlüklü de¤il, parçal› düflünme yani olaylar›n, geliflmelerin, sorunlar›n önce bir yan›n›, bir yönünü, bir parças›n›, bir süre sonra di¤er bir yan›n›, di¤er bir parças›n› daha sonra geri kalan parças›n› düflünme tarz› egemendir. Özellikle Proletarya Partisi ve devrim sorunlar›na yaklafl›mda bu duruma s›kça rastlan›r. Proletarya Partisi’nin politik kararlar›n›n oluflumunda karar olarak uygulamaya konmas›ndaki irade, küçük burjuvazinin dogmatik ve subjektif yaklafl›mlar›n›n kal›n y›k›lmaz gerici duvar›na çarpar. Proletarya Partisi’nin politik kararlar›na elefltirel bir gözle yaklafl›p, onlar› yarat›c› ve zengin bir flekilde uygulamak yerine, d›fl›ndan, uza¤›ndan bakma, içinden olamamaktan kaynakl› olarak, tek yanl› yüzeysel yaklafl›l›r. Bu bak›fl aç›s› sonucu geri kavray›flla, politik kararlara karfl› ç›k›l›r ve politik kararlar›n prati¤e uygulanmas› engellenmifl olur.


21

51 Proletarya Partisi içindeki küçük burjuva düflünme, küçük burjuva bak›fl aç›s› ve de¤erlendirme, yorumlama ve sonuç ç›karma tutumlar›n›n en aç›k ve en yal›n görünen yanlar› partinin politik kararlar›na yaklafl›mda ve uygulamada kendisini gösterir. Bu dogmatik ve subjektif yaklafl›m, Proletarya Partisi’nin bütününden, sorunlar›n ve gerçe¤in içinden bakamamaktan kaynakl› s›kça yan›lg›lara düfler. Silahl› mücadele anlay›fl›nda, askeri faaliyetlerin örgütlenmesi sorununda, yay›n faaliyetinin örgütlenmesinde ya sa¤ ya da afl›r› sol abart›l› ve gerçek d›fl› yaklafl›mlar gösterir. Düflünmede, bak›fl aç›s›nda, yöntemde proleterleflemeyen küçük burjuvazi subjektif tek yanl›, içinden, bütününden bakamama sonucu sekter tutumlara girer, bir süre sonra Proletarya Partisi’nin politik çizgisiyle çeliflmeye bafllar ve bir süre sonra da çözümsüzlükten kaynakl› k›r›lma ve gerileme yaflar. Devrimci mücadelede, yaflamda her yanl›fl bak›fl aç›s› ve her çözümsüzlük k›r›lmay›, gerilemeyi ve kopuflu beraberinde getirir. Düflünme tarz›nda, bak›fl aç›s›nda, çözümleme yönteminde proleterleflemeyen küçük burjuvazi, gerçekli¤i do¤ru tarzda bütünlüklü olarak çözümleyemez, kavrayamaz; bunun sonucunda poli-

tik ve örgütsel olarak yanl›fll›klardan kurtulamaz, süreç içinde k›r›lma ve gerileme yaflar, yaflad›¤› k›r›lma ve gerilemenin devam etmesi durumunda devrimci saflardan ad›m ad›m kopar.

“Duygusall›k” de¤il, “bilimselli¤i” benimseyelim! Küçük burjuvazinin baflka bir farkl› bak›fl aç›s› olaylara, geliflmelere, sorunlara, bireylere, nesnel gerçeklik içinden de¤il duygu penceresinden bakarak de¤erlendirmeye çal›flmas›d›r. Sevgi, ac›ma, öfke, kin, nefret vb. penceresinden anl›k bakanlar öznel duygu dünyas›ndan gerçekli¤e bak›yor demektir. Bu bak›fl aç›s› gerçe¤i oldu¤u gibi göremez. Gerçe¤i oldu¤u gibi alg›layamaz ve kavrayamaz. Bu bak›fl aç›s›yla (duygu renginin de¤iflkenli¤inden) gerçekli¤e bak›ld›¤›ndan bazen kara bazen masmavi, bazen iyimser, bazen karamsar, bazen umutsuz, bazen umutlu, sürekli dalgal› ve de¤iflken bir tabloyla karfl›lafl›l›r. Nesnel gerçekli¤e duygu ve öznel düflüncesini (önyarg›-peflin hüküm) katarak bakmaya, de¤erlendirmeye çal›flan da gerçe¤i göremez. Gerçekli¤in öznel (duygu) tarzda subjektif bak›fl aç›s›yla de¤erlendirilmesi politikada oportü-

PUSULA SÜREC‹N ZORLUKLARINA HAZIRLANMAK... Toplumsal geliflim ve de¤iflim, ülkenin ekonomik-politik özelliklerine, s›n›f savafl›m› yasalar›n›n niteli¤ine uygun bir tarzda biçimlenir. S›n›flara bölünmüfl toplumda her s›n›f, kendi karfl›t›na karfl› mücadele içinde varl›¤›n› güçlendirir ve devam ettirir. Sömürü ve zulüm üzerine varl›¤›n› devam ettirmeye çal›flan egemen s›n›f›n en çok korktu¤u ideoloji, s›n›f savafl›m›n› esas alan ve bu esas üzerine politikas›n›, örgütsel ve yönetsel yap›s›n› oluflturmaya, yönelimini belirlemeye çal›flan proletaryan›n devrim bilimi olan Marksizm-Leninizm-Maoizm’dir. S›n›f uzlaflmazl›¤› ve s›n›f savafl›m› temelleri üzerinde ideolojik-politik olarak kendisini örgütleyen modern toplumun en ileri ve en devrimci s›n›f› olan proletarya egemen s›n›f›n temsilcilerinin, koruyucular›n›n savunucular›n›n her türlü bask›, kuflatma ve yok etme, susturma ve fliddet dolu sald›r›lar›na maruz kal›r. ‹deolojik-politik-örgütsel mücadelede rakiplerine hiçbir flans tan›mayan, rakibinin geliflimine, ilerlemesine göz yummayan s›n›flar proletarya ve burjuvazidir. Yani ezen s›n›f olan burjuvazi hem de ezilen ve sömürülen s›n›f olan proletarya, kendi karfl›t›n› yok ve imha etme üzerine varl›¤›n› devam ettirir. Burjuvazi her türlü sömürü ve zulüm düzenini devam ettirmek için bunu yaparken; proletarya kendisiyle birlikte tüm toplumu sömürü ve zulümden kurtarmak için bunu yapmaya çal›fl›r. Komprador burjuvazi yönetsel diktatörlük arac›n› kurarak, iktidar›n› sa¤lamlaflt›r›rken, proletarya, bu gerici karfl›devrimci diktatörlük ayg›t›n› parçalay›p yok etmek için, mücadelesini örgütlemeye çal›fl›r. Ülkemizin egemen s›n›flar› olan kompra-

dor burjuvazi ve toprak a¤alar› s›n›f›n›n en çok korktu¤u, çekindi¤i ideoloji “ihtilalci komünizm ideolojisidir.” Bu söylem onlar›n sözcüleri, savunucular› taraf›ndan ifade edilen bir söylemdir. Bugün burjuva-feodal sistemin egemen s›n›flar› olan Türk komprador burjuva ve toprak a¤alar›n›n en çok korktuklar›, çekindikleri, geliflme ve ilerlemelerinden en fazla kayg› duyduklar› ve duyabilecekleri ideoloji komünist önder ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n savundu¤u, modern toplumun en ilerici ve devrimci s›n›f› olan proletaryan›n ihtilalci ideolojisidir. Egemen s›n›flar ne reformizmden ne Marksizm maskeli oportünizmden, revizyonizmden korkmaz. Bilirler ki, bu ideolojinin kayna¤›, öz suyu kendisindendir. Keza küçük burjuvazinin radikal düflüncelerinden ve bu düflüncenin örgütlenmesinden, onun politik iktidar› hedeflemeyen bir at›ml›k sonuçsuz hamlelerinden korkmaz. Bu s›n›flar›n ilerici devrimci düflünceleri ça¤›m›z›n ve günümüzün s›n›f savafl›m›nda tayin edici olan son noktay› koyamaz. Uzlaflma, boyun e¤me, taviz verme, sermayenin k›r›nt›lar›yla yetinme, baz› reform ad›mlar›na raz› olma, egemenlerin hükümranl›¤›na uzun süre dayanamay›p, boyun e¤me gibi özellikleri vard›r. S›n›f savafl›m›n›n sab›rl›, dayan›kl›, uzun erimli, koflucusu de¤ildir. Küçük burjuvazinin durumu gökyüzündeki gökgürültüsü gibidir. Gürler ama ya¤(a)maz. Oysa proletaryan›n ideolojik olarak uzlaflma, boyun e¤me, taviz verme, savafl›mdan vazgeçme, k›r›nt›larla yetinme ya da belli mevkilere raz› olma durumu yoktur. S›n›fsal duruflunda, yürüyüflünde, politik iddias›na uygun prati¤ini örgütlemesinde bir netlik, karar-

nizmi, örgütsel çal›flmada sekterizmi ve karfl›t› olan liberalizmi getirir. MLM bak›fl aç›s› devrimci çal›flman›n ilk baflar› anahtar›d›r. Bu anahtar›n k›r›lmas›, e¤ilmesi, kaybolmas› durumunda politik de¤erlendirmede subjektivizme düflülerek örgütsel çal›flma sekteye u¤rar, baflar›s›zl›k kaç›n›lmaz hale dönüflür. Düflünme tarz›nda di¤er tehlikeli yaklafl›mlardan biri de dogmatik-kal›pç›, ezberci yaklafl›mlard›r. Dünyadaki ülke ve bölgedeki geliflme ve de¤iflmeler, yaflanan farkl›l›klar göz önüne al›nmadan eski bilgilerle yetinerek, de¤erlendirme yap›l›r. Düflünsel geliflme çabas›ndan yoksun olarak, eski bildi¤iyle yetinerek “var olmaya, yaflamaya, devrimcilik yapmaya” çal›flanlar, sürecin, geliflmelerin gerisinde y›k›nt›lar aras›nda kaybolmaya mahkum olur. Süreci geliflmeleri, yaflananlar›, bilimsel bir bak›fl aç›s›yla çok yönlü ve bütünlüklü olarak, gerçe¤i oldu¤u gibi gözlemleyip, de¤erlendiremeyen bir bak›fl aç›s› subjektivizmin gerili¤inde karanl›¤a gömülür. Sürece, geliflmelere, yarat›lan de¤erlere, ortaya konan çaba ve eme¤e inkarc› tarzda yaklaflanlar, karamsar bakanlar da subjektivizmin bir baflka karanl›k dehlizinde kaybolur. Her fleyi inkar etme, oluml›l›k, sa¤laml›k ve dirayet vard›r. Proletaryan›n bu kararl› ve sa¤lam devrimci duruflu onun egemen s›n›flar taraf›ndan en baflta yok edilme nedeni olmaktad›r. Bugün proletarya, örgütsel ve pratik geliflim düzeyiyle egemenleri henüz ciddi olarak ürkütecek, korkutacak bir durumda de¤ilse bile ideolojik olarak sa¤lam duruflundan ve kararl› yürüyüflünden dolay› onun potansiyel olarak en tehlikeli düflman olmas›na neden olmaya devam etmektedir. Bu gerçeklik ona yönelik sald›r›lar›n, pusu ve takiplerin, imha ve yok etmelerin güçlü nedeni olmaktad›r. Düflman cephesinde gösterilen bu afl›r› dikkat ve afl›r› duyarl›l›k rakip s›n›f›n sahip oldu¤u ideolojik durufltan kaynakl›d›r. Düflman›n devrimcilere, s›n›f bilinçli proleterlere yönelik her sald›r› sonras› elde etti¤i “baflar›” onu psikolojik üstünlük havas›na sokar, egemen olma dürtüsünü kamç›lar. Her fleyi denetim alt›na ald›¤›, her fleyin kontrolü alt›nda oldu¤u, her geliflmeye hakim oldu¤u “vatan›n ve milletin bölünmezli¤ine bafl kald›ranlar›n sonunun kötü olaca¤›” vb. söylemleriyle, yönetsel üstünlük psikolojisini kullanmaya çal›fl›r. Bu durumunu yeni sald›r›lar› örgütleme gücüne çevirmeye çal›flarak, ezilenler nezdinde “yenilmezlik” düflüncesini gelifltirmeye çal›fl›r. Birbiri ard›na örgütlenen hesap sorucu devrimci eylemler karfl›s›nda panikleyen, rahats›z olan karfl›-devrimciler bu sald›r›lar›n süreklileflmesi halinde daha ileri ve daha geliflkin bir devrimci sald›r›n›n, daha etkili ve sars›c› tarzda örgütlenece¤inin bilincindedir. Bundand›r ki, devrimci eylemliklerin daha geliflkin ve daha etkili daha ileri hamlelere s›çramas›n›n önünü almak için, her fleyiyle var gücüyle devrimin geliflim ad›mlar›n› engellemek için sald›r›r. Çünkü egemenler çok iyi bilmektedir ki, proleter devrimcilerin devrimci eylemlerinin ezilenlerin “en alttakilerin” devrimci öfkesine dönüflmesi durumunda gelecekleri aç›s›ndan pek hay›rl› olmayacak-

30 Haziran-13 Temmuz 2006 suzlama (ya da hep olumlama) ortaya konan çaba ve emekten, örgütlenen de¤erlerden memnun ve hoflnut olmama, geliflmelere karamsar ve inkarc› pencereden bakma, düflünsel ve örgüsel geliflmenin önünde alt edilmesi gereken küçük burjuva engellerdir. Olaylara geliflmelere, sorunlara sürecin seyircisi, izleyicisi gibi bakanlar yani kendili¤indenci tarzda bakanlar da subjektivizmin gerili¤inde bo¤ulmaya mahkumdur. Sürece geliflmelere, yaflananlara, bilinçli ve iradi olarak yaklafl›m gösteremeyen, müdahale etmeyen bak›fl aç›s› ve yaklafl›m, politikada oportünizmi do¤uran etmenlerdir. Bundand›r ki komite bileflenleri politik uyan›kl›klar›n› art›rmal›, elefltirel ve sorgulay›c› yaklafl›mlar›n› güçlendirmeli, neden ve niçinlerine bilimsel tarzda yan›tlar aray›p, bulmaya çal›flan devrimci bak›fl aç›lar›n› gelifltirmelidir. S›n›f bilinçli proleterlerin hareket noktas›, ç›k›fl yeri bu olmal›d›r. “Ancak tek bir tür gerçek vard›r; nesnel gerçekli¤in gözlemlenmesinden ç›kan ve nesnel gerçeklikle kan›tlanan teori. Bu teoriyle hiçbir fley boy ölçüflemez.” (Mao) Nesnel gerçekli¤in oldu¤u gibi do¤ru ve bütünlüklü tarzda gözlemlenmesi sonucu politikada, örgütsel çal›flmada, devrimci savaflta baflar› elde edilir. t›r. Ve yine çok iyi bilmektedirler ki her devrimci eylem, ileri do¤ru at›lan her hamle ve gösterilen her kararl› durufl, ezilenlerin düflünce ve yaflam dünyalar›yla uyumlu ve bar›fl›kt›r. Bu bar›fl›kl›k onlar›n elinde daha öfkeli y›k›c› bir silaha dönüflmeyi beraberinde getirir. Dünya devrimci hareketi bunun say›s›z örnekleriyle doludur. Kitlelerden, düflmandan ve yenilgilerden ö¤renerek yürümek, proleter devrimci hareketin geliflim ve ilerleme yasas›d›r. Baflar›s›zl›klar içinde baflar› tohumlar›n› döflemek, yenilgiler içinde zafer tohumlar›n› ekmek onun için zorunluluktur. S›n›f savafl›m tarihi “haz›rs›zl›k, yetersizlik ve eksikli¤i devrimcilerin bir ço¤unda do¤al ve kaç›n›lmaz oldu¤u için özel bir kayg›lanma uyand›rmamal›d›r” diye belirten Lenin yoldafl her proleter devrimci hareketin geliflimi ve ilerlemesi aç›s›ndan do¤al ve kaç›n›lmaz olgular oldu¤unu, esas meselenin görevlerin do¤ru belirlenmesi ve bu görevleri yerine getirmek üzere enerji ve flevkin gelifltirilmesine devam edilmesidir. Düflman› imhaya, maneviyat›n› bozmaya yönelik devrimci savafl› gelifltirme, ilerletme amac›yla at›lan ad›mlar, kitlelerin elinde bir kurtulufl silah›na çevirme dinamizmini tafl›d›kça geçici baflar›s›zl›klar yar› yar›ya telafi edilmifl demektir. Örgütleme ustal›¤›, savafl deneyimleri, insana do¤ufltan gelmez, süreç içinde zamanla s›n›f savafl›m›n›n her bir zorlu görev ve ad›m›nda D‹LEKÇE, KOMUTAN AYFERCE yürünerek kazan›lan olgulard›r. Yeter ki yürüme, savaflma, düflman› ad›m ad›m imha etme, kitlelerin eline kurtulufl silah›n› verme cesaret ve cüreti, gösterilsin. S›n›f düflmanlar›na vurulan isabetli ve zaman› iyi seçilmifl her darbe devrimci savafl› büyütüp, Proletarya Partisi’ni, kurtuluflun flah damar› gerillay› güçlendirir. Bu vurufllar, kendi savaflç›s›n› ve komutan›n› yarat›r. fiimdi görev savaflmak, direnmek, proletaryan›n kavga ve onur bayra¤›n› yükseltmektir.


30 Haziran-13 Temmuz 2006

22

51

FKP, Köy Savunma Birimleri oluflturuyor Yeni Halk Ordusu’nun köylerdeki kayna¤› olan milisler, KSB’lerin siyasi ve askeri e¤itiminden sorumludur ve onlarla birlikte köyün savunmas›n› örgütler.

Bolivya’da çeliflkiler iyice k›z›fl›yor

Bolivya’da büyük toprak sahipleri, protestolar›n› sürdüren topraks›z köylülerle ilgili, e¤er topraklar›n› iflgal ederse silah kullanacaklar›n› aç›klad›lar. Bolivya’n›n “sol” maskeli baflkan› Morales bu ay›n bafl›nda kapsaml› bir toprak reformu yapaca¤›n› aç›klam›flt›. Ancak bu aç›klama topraks›z köylüler için tatmin edici de¤ildi. Güvenlik güçleri ile eylemlerini sürdüren köylüler aras›nda geçti¤imiz günlerde fliddetli çat›flmalar yafland›. Polis, köylüler taraf›ndan iflgal edilen bir araziden köylüleri ç›karmaya çal›fl›nca silahl› çat›flma meydana gelmifl ve 1 polis ölürken, 9 köylü de yaralanm›flt›. Köylüler, Morales’in birçok söz verdi¤ini, ancak bunlar› yerine getirme yönünde pek de bir fley yapmad›¤›n› söylüyorlar. Topraks›z Köylü Hareketi Bolivya hükümetine bu ay›n sonuna kadar süre vererek, devlete ait olan topraklar›n, topraks›z köylü ailelerine da¤›t›lmas›na dönük verdikleri sözü yerine getirmesini istedi. Köylüler e¤er bu talepleri yerine getirilmezse, toprak iflgallerini sürdüreceklerini söylüyorlar ve flöyle diyorlar: “Bizim taleplerimiz y›llardan beri bilinmekte. Ülkedeki tüm iflgal edilmifl topraklar›n yeniden da¤›l›m›n› istiyoruz. Ayr›ca bir parça toprak için mücadele ettikleri nedeniyle hapishanede tutulan yoldafllar›m›z›n serbest b›rak›lmas›n› talep ediyoruz.”

Filipinler’deki Halk Savafl›na önderlik eden Filipinler Komünist Partisi, savafl› yükseltmek, düflman operasyonlar›n› bofla ç›karmak, kitleleri devrimci savafla seferber etmek ve Yeni Halk Ordusu’nu güçlendirmek amac›yla Köy Savunma Birimleri (KSB) örgütleme karar› ald›. FKP’nin merkezi yay›n organ› Angbayan’da yay›nlanan yaz›ya göre KSB’lerin Halk Savafl›nda etkili bir güç oldu¤u vurguland›. KSB’ler yoluyla halk milislerinin ve YHO’nun gerilla birimlerinin güçlenmesi ve yayg›nlaflmas›, daha genifl kitlelerin savafla seferber edilmeleri, halk›n silahl› kuvvetlerinin ve askeri örgütlenmelerin sa¤lamlaflmas› da bekleniyor. Milisler gibi KSB’ler de halk›n öz savunma gücünün çekirde¤ini oluflturacak, düflman sald›r›lar›na karfl› halk›n örgütlenmesine ve seferber edilmesine hizmet edecek. KSB’lerin stratejik savunman›n orta seviyesine daha h›zl› ve güçlü bir flekilde ulaflmada ve daha üst seviyelere ç›kmada etkili olmas› planlan›yor. KSB üyeleri köylerde yaflayan gönüllü insanlardan oluflacak ve Köy Parti Örgütünün do¤rudan önderli¤inde hareket edecek. Öncelikle Halk Örgütlenme Komitelerinin mevcut oldu¤u alanlarda KSB’ler kurulacak ve ülke çap›nda yayg›nlaflmas› sa¤lanacak. KSB’ler milislerin faaliyetlerini desteklemekle sorumludur. Ayn› zamanda milis kuvvetlerinin ve YHO gerillalar›n›n insan kayna¤›n› da oluflturacakt›r. Toplu-

luklar›n›n ve köylerinin korunmas›nda görev almak isteyen, 18 yafl›n› dolduran, YHO tüzü¤üne ve disiplinine uymay› kabul eden herkes KSB üyesi olabilir. KSB’lere öncelikle köylerdeki devrimci kitle örgütlerinin üyelerinin kat›l›m› bekleniyor. KSB üyeleri bir yandan silahl› devrimde yer alacaklar, öte yandansa günlük ekonomik üretim faaliyetlerini sürdürecekler. KSB üyeleri düzenli askeri, ideolojik, politik e¤itim de alacaklar. Yeni Halk Ordusu’nun köylerdeki kayna¤› olan milisler, KSB’lerin siyasi ve askeri e¤itiminden sorumludur ve onlarla birlikte köyün savunmas›n› örgütler. Bunu gerçeklefltirirken, do¤rudan YHO’ya ba¤l› olmayan köydeki devrimci kitle örgütlerinin savunma komiteleriyle de iflbirli¤ine gidebilir. KSB’ler ve milisler gerek duyduklar›nda, Köy Parti Komiteleri ile koordinasyon halinde, savafla daha genifl kitlelerin seferberli¤i için bu komitelerle ortak ifl yapabilir. KSB’nin görevlerini s›ralamak gerekirse; - Kitle örgütlerini ve köyü düflman ajanlar›na, düflman›n askeri operasyonlar›na, sald›r›lar›na karfl› korumak, - Köydeki kötü unsurlara karfl› bar›fl› ve düzeni sa¤lamak, - S›n›f düflmanlar›na karfl› Demokratik Halk Hükümetinin anti-feodal ve di¤er politikalar›n›n hayat bulmas› için yap›lan çal›flmalar›na kat›lmak, - Kitle seferberliklerinde yer almak, - YHO’nun ihtiyaçlar›n› karfl›lamak için milislere yard›mc› olmak. Bunlar yaral›lar›n ve hastalar›n t›bbi bak›m›, gerillalar›n kamp yeri ihtiyaçlar›, askeri eylemler için verilen görevler vb. olabilir. - YHO birimleri için insan kayna¤› olmak. 2005’den bu yana Filipinler k›rsal›nda askeri eylemliliklerini art›ran ve K›z›l ‹ktidarlar› yayg›nlaflt›ran FKP önderli¤indeki Yeni Halk Ordusu, faflist devletin yo-

¤un sald›r›lar›yla karfl› karfl›ya kalmaktad›r. Filipinler Devleti bu dönemde büyük bir askeri operasyona haz›rlanmaktad›r. Faflist General Palparan, k›rsaldaki tüm komünist isyanc›lar› “temizleyece¤ini” ilan etti. Faflist devletin böylesi aç›klamalar›n ard›ndan genifl kitle katliamlar› düzenlendi¤i bilindi¤i için halk›n silahl› savafla seferber edilmesi acil bir görev olarak Filipinli komünistlerin omuzlar›ndad›r. KSB’ler de bu amac›n gerçekleflmesi do¤rultusunda at›lan önemli bir ad›md›r.

Maoistlere karfl› yeni sald›r› haz›rl›¤› Filipinler’in ABD güdümlü faflist Arroyo rejimi toplumsal muhalefete, özellikle de Maoistlere dönük gerçeklefltirdi¤i katliamlar› da kapsayan sald›r›lar›n› daha da art›rma gayretinde. Arroyo geçti¤imiz günlerde Manila’da yapt›¤› aç›klamada, Maoist ayaklanmay› iki y›l içinde bitirmeyi hedefledi¤ini ve bu nedenle de askeri harcamalara ayr›lan pay› art›raca¤›n› aç›klad›. Askeri sözcüler bu yeni giriflimi‚ “oyunun sonu” olarak adland›rmaktalar. Bu çerçevede 2010 y›l›na kadar, yani Arroyo’nun görev süresinin bitimine kadar, ülkedeki tüm ayaklanmac› hareketlerin, askeri, sosyal-politik ve hukuksal önlemlerle yok edilmesi hedefleniyormufl. Faflist Arroyo rejimi bu aç›klamalar› yapt›¤› s›ralarda, Filipinler Ordusu ile YHO ordusu aras›ndaki çat›flmalar da olanca h›z›yla sürmekteydi. YHO, Arroyo’nun aç›klamalar›n›n hemen ard›ndan Filipinler’in en büyük adas› Luzon’da eylemlerini art›raca¤›n› ilan etti. Arroyo taraf›ndan ilan edilen “son oyun”a gelince; YHO’na karfl› gerçeklefltirilen dört aflamal› sald›r› plan›n›n sonuncusu anlam›na gelmekte. Bu plan›n uygulay›c›s› ise, Kasap ad›yla an›lan, General Jovito Palparan.

Somali’ye askeri müdahale haz›rl›¤› Geçti¤imiz günlerde Etiyopya’n›n baflkenti Adis Ababa’da bir araya gelen 53 ülkenin üye oldu¤u Afrika Birli¤i ve Kuzey Afrika Bölge ‹ttifak›, Somali’ye ortak bir inceleme komisyonu göndermeyi kararlaflt›rd›. Komisyon “bar›fl birli¤i” sevk›yat› için koflullar› inceleyece¤ini belirterek ne kadar askere “ihtiyaç duyuldu¤unu” ve de bunlar›n nerelerde konumland›r›labilece¤ini araflt›raca¤›n› da aç›klad›. Bu kararda, AB’nin oldukça büyük etkisi ol-

du¤u söyleniyor. K›sa bir süre önce AB delegasyonu Somali’deki durumu ele alm›fl ve buraya iliflkin “kara bir tablo” sunmufltu. Somali’ye asker gönderme e¤ilimi hiç kuflkusuz emperyalistlerin Afrika’y› ya¤malamay› sürdürmelerinin ve de bu ya¤maya son süreçte h›z verme gayretlerinin bir ürünü olarak ortaya ç›km›flt›r. Böyle bir askeri müdahalenin Somali’yi tekrar ve y›llar sürebilecek yeni bir savafla sürükleyece¤i ise kaç›n›lmaz ola-

rak nitelendiriliyor. Emperyalistlerin Somali’ye asker gönderme yaklafl›m›, komflu ülkelerin emperyalist güdümlü hükümetlerinin de deste¤ini almakta gecikmedi. Somali’deki gerici rejimin en büyük destekçilerinden olan Etiyopya hükümetinin yan› s›ra, y›llardan beri iç savafl›n sürdü¤ü Sudan da Somali’ye asker göndermek istedi¤ini aç›klad›. Görülen o ki, emperyalistler bir kez daha kukla-uflak rejimlere yaslanarak yeni bir ya¤ma ve talana haz›rlan›yorlar.


23

51

30 Haziran-13 Temmuz 2006

Ö¤retmenler, yaflayarak ö¤retiyor! Meksika-Oaxaca’daki ö¤retmenler haftalardan beri daha iyi çal›flma, yaflam ve e¤itim koflullar›, siyasi tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› ve bask› ve fliddetin son bulmas› için eylem yap›yorlar. Eylemci ö¤retmenler polisin eninde sonunda fliddete baflvuraca¤›n› bekliyorlard› ve beklenen oldu. 14 Haziran’da eylemci ö¤retmenlere karfl› sald›r›ya geçen yaklafl›k 3 bin polis tam anlam›yla bir iç savafla gider gibi donanm›flt›: mermi, göz yaflart›c› bomba, panzerler ve savafl helikopterleri! E¤itim Çal›flanlar› Ulusal Sendikas›’n›n 70 bin çal›flan› taraf›ndan bafllat›lan oturma eylemine plastik mermiler ve ateflli silahlarla sald›ran polis, eylemcilerin direnifli ile karfl›laflt›. Saatler süren çat›flmalar›n sonucunda, 9 kifli yaflam›n› yitirirken, 13 kifli tutukland›, 9 kifli ise kurflunla yaraland›. Çat›flmalar s›ras›nda ayr›ca, Ö¤retmenler Sendikas›’n›n kap›s› k›r›ld› ve Oaxaca’daki toplumsal muhalefetin referans kabul etti¤i Radyo Planton’un tüm tesisat› polisler taraf›ndan tahrip edildi. Ö¤retmenlerin, 15 May›s’tan bu yana süren eylemleri boyunca çat›flma ortam› ve halkta ö¤retmenlere karfl› düfl-

manl›k yaratma gayreti güden devlet yetkilileri, eylemcilerle sürdürdükleri görüflmeleri de hiçbir aç›klama yapmadan 1 Haziran’da kestiler. Ö¤retmenlerin 5 Haziran’da okullar›na dönmesi gerekti¤i, dönmeyenle-

Grevci ö¤retmenlere halk deste¤i

rin ise maafllar›n›n kesilece¤i veya iflten ç›kar›laca¤› aç›kland›. Ayn› günlerde bölgeye çevik kuvvet vb. güvenlik güçleri takviye edilmeye bafllad›. Sendika ise yapt›¤› toplant›yla, bu yapt›r›ma uymayacaklar›n› aç›klad› ve bir dizi eylem karar› deklare etti ve eylemleri hayata geçirmeye bafllad›: temsilciler meclisine, baflkanl›k ofisine ve PEMEX (Meksika petrol flirketi) kuyular›na giden yollar kesildi, havaalan› kapat›ld›, otoyol giflelerine iki

Evrensel Bak›fl “BA⁄IMSIZLIK” VE “‹ST‹KRAR” ALDATMACASI GEN‹fiLEYEREK SÜRÜYOR! Avrupa Konseyi geçti¤imiz günlerde aç›klad›¤› bir raporda, aralar›nda Türkiye’nin de bulundu¤u 14 ülkenin CIA’nin iflkence uçufllar›na bilerek göz yumdu¤unu aç›klam›flt›. Gerçekte ise bu ülkelerin pozisyonu destekçilikten çok öte. CIA’nin “terör zanl›s›” olarak kaç›rd›¤› ve de yo¤un iflkencelerden geçirdi¤i insanlar›n büyük bölümü bizzat bu ülkelerin gizli servisleri taraf›ndan teslim edilmifllerdir. Raporda ayr›ca, Guantanamo’dan bafllayarak dünyan›n birçok yerine uzanan “küresel bir a¤” da detayl› olarak yer almakta. Do¤u Avrupa baflta olmak üzere, iflkencenin “serbest” oldu¤u birçok ülkede çok say›da “kara delik” bulunuyor. Özellikle de Romanya, Polonya, Makedonya ve Bosna Hersek bu “kara deliklere” ev sahipli¤i yapan ve bu illegal operasyonlarda CIA’ye en büyük deste¤i-iflbirli¤ini sunan ülkeler aras›nda. Emperyalizmin güdümündeki birçok ülkede oldu¤u gibi, istihbarat servisleri CIA taraf›ndan “e¤itilen” ve hatta CIA taraf›ndan maafla ba¤land›¤› daha bundan 40 küsur y›l önce belgelerle a盤a ç›kan Türkiye’nin ise, bu iflkence uçufllar›nda yer almamas› düflünülemezdi zaten. Nitekim baflta ‹ncirlik Üssü olmak üzere, birçok üs ve havaalan›n›n bu uçufllara aç›ld›¤›, birkaç ay önce Sabiha Gökçen Havaalan›na inen ve burada 24 saat kalan bir iflkence uça¤›

yönde de el koyuldu, parkmetreler, güvenlik kameralar› söküldü, seçim için haz›rlanan propaganda malzemeleri yak›ld› ve 7 Haziran’da, 120 bin kiflinin kat›ld›¤› kitlesel bir miting yap›ld›. 14 Haziran’da gerçekleflen sald›r› sonras› ise, eylemler daha da artarak, ülke geneline yay›lmaya ve hatta uluslararas› destek artmaya bafllad›.

sayesinde kamuoyundan gizlenemez olmufltu. ‹ncirlik Üssü üzerine yürüyen bu tart›flmalar›n yan›nda ABD’nin ülkemizde fi›rnak’›n Silopi ilçesinde yeni bir üs açma haz›rl›¤›nda oldu¤u da yans›d› gündeme. Körfez Savafl› döneminde burada üs kuran Amerikal›lar›n, yeniden dönüfl yapmaya bafllad›¤› iddia ediliyor. ‹nflaat›na 2006 Nisan ay›n›n ortalar›nda bafllanan yeni üs, Black Hawk ad›nda bir Amerikan firmas› taraf›ndan yap›l›yor. Avrupa Konseyi taraf›ndan, baflta Avrupa olmak üzere, dünyan›n dört bir yan›ndan gelen tepkiler karfl›s›nda yapmak zorunda kald›¤› incelemeler sonucu haz›rlanan rapor, baflta ABD ve AB emperyalistleri olmak üzere, bu uçufllarla ba¤› ortaya ç›kan tüm ülke hükümetlerinin yo¤un tepkisiyle karfl›land›. ‹flkence uçufllar› ile ba¤lant›lar› kan›tlarla gün ›fl›¤›na ç›kan, aralar›nda Türkiye’nin de bulundu¤u bu ülkelere karfl› dava aç›lmas› söz konusu olurken, bu ülkelerin burjuva medyas› da inkar korosuna kat›lmakta gecikmeyerek, raporun hiçbir kan›t içermedi¤ini, as›ls›z iddialara dayand›¤›n› yaymakla meflgul… Ancak ABD ve AB emperyalistlerini bu günlerde oldukça “rahats›z” eden, suçüstü psikolojisi ile telaflland›ran ve teflhir olduklar› tek vaka bu de¤il. “Kara delikler”in varl›¤›n› iflaret eden

16 Haziran’da Oaxaca’da düzenlenen ö¤retmenlerin üçüncü büyük yürüyüflüne toplumun çeflitli kesimlerinden yüz binlerce kifli kat›ld›. Yürüyüfl 14 Haziran’da düzenlenen polis sald›r›s›na cevap olarak düzenlendi. Yürüyüfle kat›lanlar›n say›s› 400.000 olarak tahmin ediliyor. Ulusal E¤itim ‹flçileri Sendikas›, 4 hafta önce bafllayan grev süresince URO lakab›yla an›lan bölge valisi Ulises Ruiz Ortíz’in görevden al›nmas›n› talep etti. 14 Haziran’da ki polis sald›r›s›ndan sonra; * Benito Juarez Özerk Universitesi Radyosu Universidad’a el koyan ö¤ren“küresel a¤›n” bafllad›¤› yer olarak an›lan Guantanamo’da üç kiflinin daha “intihar etti¤i” yönlü aç›klamalar, bu teflhir olmufllu¤un, suçüstü yakalanman›n son halkas› oldu. Amerikan D›fliflleri Bakanl›¤›n›n, “ilk olmayan bu intiharlar bir stratejinin parças› olmal›. Ne kendi yaflamlar›na, ne de bizim yaflam›m›za hiç de¤er vermedikleri için olsa gerek, intiharlar› bize karfl› bir savafl takti¤i olarak kullan›yorlar. Kendi canlar›na k›ymalar› çok da zorunlu de¤ildi, ama medyada yank› bulan bir eylemdi” biçiminde aç›klamas›, en baflta da Amerikan kamuoyunca utanmazl›k olarak de¤erlendirilip, böyle bir aç›klaman›n Nazi Almanya’s›nda, SS subaylar› taraf›ndan bile yap›lmaya cesaret edilemeyece¤i söyleniyor. Bu son olay Amerikan kamuoyunda da ciddi tart›flmalara yol açt›. Amerikan halk› “terörle mücadele” ad› alt›nda, kendi adlar›na yap›lanlardan duyduklar› rahats›zl›¤› daha fazla dile getirir oldu ve Guantanamo’nun kapat›lmas›na yönelik sesler, sadece di¤er ülkelerde de¤il, Amerika’da da daha yüksek sesle hayk›r›l›r oldu. Biraz CIA ve Guantanamo özgülünde gerçekleflen bu teflhir olmuflluktan, ama daha çok da Irak iflgalinin tam bir fiyaskoya dönüflmesinden ve de giderek kendi kamuoyundaki deste¤i bile yitirmeye bafllamas›ndan olsa gerek, Bush da “Guantanamo kapat›ls›n” demeye bafllad›! 21 Haziran’da ABD ve AB aras›nda gerçekleflen bir zirve için gitti¤i ve binlerin protestosuyla karfl›laflt›¤› Viyana’da bu “talebi” dile getirdi Bush. Ama bu kapat›lma iste¤indeki tek “sorun”, buradaki esirlerin nereye götürülece-

ciler, radyo istasyonlar› tahrip edilen ö¤retmenleri destek için yay›na bafllad›. * fiehir halk›ndan binlerce kifli ö¤retmenlere destek olmak amac›yla sald›r›ya u¤rad›klar› Zocalo meydan›na gitti ve yiyecek ve giyecekler getirdi. * 14 Haziran’da ö¤retmenlerin Radyo ‹stasyonu Planton’a yap›lan bask›n s›ras›nda tutuklanan ö¤retmenler serbest b›rak›ld›. * Oaxaca flehri içindeki yedi belediye binas› ö¤retmenler taraf›ndan iflgal edildi. * Meksika’n›n her yerinden destek ve dayan›flma mesajlar› al›nd›. * Af Örgütü dâhil bir dizi sivil toplum örgütü yap›lan polis sald›r›s›n› k›nad›. ‹lk polis sald›r›s› 1 May›s’ta düzenlenen yürüyüfl s›ras›nda gerçekleflmifl ve çok say›da gazeteci tutuklanm›flt›. * Vali URO’nun görevden al›nmas› için çal›flmalar bafllad›. Radyoda konuflan bir ö¤retmen “Ölülerimizin intikam›n› alaca¤›z” dedi. Sendika temsilcilerinden Enrique Rueda Pacheco 14 Haziran’daki sald›r› s›ras›nda 20 ö¤retmenin gözalt›na al›nd›¤›n› ve bunlardan 8’inin kay›p oldu¤unu bildirdi.

¤i olmufl ve buna da BM çözüm bularak, esirlerin AB ülkelerine götürülmesini önermifl! Yani, CIA’nin iflkencelerine, insan kaç›rmalar›na ortak olan, hatta bizzat kat›lan AB emperyalistlerine teslim edilmesi önerilmifl. Anlafl›lan Guantanamo kapat›lsa bile, buradaki esirler aç›s›ndan de¤iflen pek fazla bir fley olmayacak. ‹flkence, tecrit, katliam ve her türden hukuksuzlu¤un merkezi Avrupa’ya tafl›nacak sadece… Tüm bu geliflmelerin bizlere gösterdi¤i tek fley emperyalistlerin ç›rp›nd›kça daha çok bata¤a sapland›klar›d›r. Bataktan ç›kmaya çal›flt›klar› en önemli alan›n ise Irak oldu¤u kesin. Bunun içindir ki, son haftalarda binlerce askerle ve savafl uçaklar› vb. a¤›r silahlarla bafllatt›klar› sald›r›larla buradaki direnifle “son darbeyi” indirmeye çal›fl›yorlar. Bir yandan emperyalizmin Ortado¤u’daki jandarmas› ‹srail plajlar› ve mülteci kamplar›n› füzelerle vururken di¤er yandan ise Irak’ta iflgal güçleri yüzlerce kiloluk bombalar atarak, yüzlerce Irakl›y›, çocuk, yafll› demeden evlerinde katletmeyi sürdürüyorlar. Ancak sald›rganl›klar›n› üst boyuta ç›kard›klar› bu ç›rp›n›fllar› nafile. “Terörist” ilan ettikleri halklara karfl› gerçeklefltirdikleri vahflet ve katliamlar gerçek teröristlerin kimler oldu¤unu her vesileyle gözler önüne sermektedir. Emperyalistler tüm bunlar›n hesab›n› er ya da geç verecekler. Ama Avrupa Konseyi gibi emperyalizmin uzant›lar›na de¤il, mücadeleleriyle emperyalizmi ve onun tüm kurum-kurulufllar›n› ve de tüm uzant›lar›n›, küresel “kara delikler”le beraber kapatacak olan emekçi halklara!


24

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

Karadan denize esen bir meltemdi O… “O kadar güzel dedin ki ‘yaramaz çocuklar’ deyince... Benim kardefllerim yani... Yaramazl›klara devam etmek laz›m. Hayat baflka güzel olmuyor. Hayatta yerinde durmamak, muhalif olmak, hep karfl› ç›kmak gerekiyor. Genellikle güzellikleri oradan buluyoruz. Ve genellikle o güzellikleri karfl› ç›kanlar de¤il, karfl› ç›kmayanlar yafl›yor sonra... Fakat eninde sonunda anl›yorlar…” Bu sözler aram›zdan ayr›lmadan k›sa süre önce kendisiyle yap›lan röportaj›ndan al›nt› Koyuncu’nun. Kanser hastal›¤›na yakalan›p hayat›n› kaybetmesinin üzerinden bir y›l geçti Kaz›m Koyuncu’nun. Hastal›¤›n›n aç›kland›¤› günden hayat›n› kaybetti¤i güne kadar dostlar›n›n, sevenlerinin bir an bile yaln›z b›rakmad›¤› Karadeniz’in asi ruhlu çocu¤unu, binlerce insan tek bir yürekle u¤urlad›. O günden bu yana tam bir y›l geçti ve Kaz›m Koyuncu hala yapt›klar›yla sevenlerinin, dostlar›n›n, arkadafllar›n›n ve müzik dünyas›n›n gönlünde yaflamaya devam ediyor. Ne tesadüftür ki bu topraklar›n kültüründen yefleren Kürt, Ermeni müzikleri gibi Karadeniz müzi¤inin piyasada yozlaflt›r›lmaya çal›fl›ld›¤› bir dönemde müzi¤iyle, sanatç› kimli¤iyle ortaya ç›kt› Kaz›m Koyuncu. Bugün herkesin kabul etti¤i bir gerçeklik var ki, o da Lazcan›n kendine has bir dil oldu¤u, bir a¤›z olmad›¤›n›n Koyuncu sayesinde yayg›nlaflt›¤›d›r. “Laz’›m” denildi¤inde hemen cevap olarak size yap›flt›r›lan “ha uflak ha!” fleklindeki Karadeniz a¤z›n›n yerine bugün Lazcan›n ayr› bir dil oldu¤u genifl kitleler taraf›ndan ö¤renilmiflse, bunda Kaz›m’›n az›msanmayacak bir etkisi vard›r. “Yaz geldi, bahar geldi açti yeflil yapraklar / Ben sana doyamadum doysun kara topraklar…” Karadenizli olup da ailesinden pek çok kifliyi kanserden kaybeden birisinin Koyuncu’yu anlatmas› zordur. O’nu anlatt›¤›nda söz kendi ac›lar›na dayanacak, devletin y›llard›r göz yumdu¤u kanser gerçe¤ine uzanacakt›r yaz›. Anlat›lan hepimizin hikâyesidir çünkü. Her Karadenizli biraz “kanser korkusu” ile yaflar, çünkü yakalanma olas›l›¤› çok daha fazlad›r. Koyuncu’nun kendisi de bunu bir röportaj›nda itiraf etmifl ve “Ben hep kanserden korkard›m, ama olunca

geçti o korkum” der, çünkü yap›lmas› gerekenin son ana kadar toplumu bilinçlendirmek oldu¤unun, mücadele etmenin, halk›n sa¤l›¤›yla oynay›p karfl›s›na geçip çay içenlerin hesab›n›n sorulmas› gerekti¤ini düflünüyordu. “Neredeyse her ailede bir kanser vakas› var ve bu tesadüf de¤il” diyor Kaz›m: “Adamlar piflkin piflkin ç›k›p çay içti karfl›m›zda. Bunu yapan insan ya geri zekâl›d›r ya da ç›kar gruplar›na hizmet ediyordur. E¤er bu insanlar karfl›m›zda çay içeceklerine erken teflhis için birtak›m çal›flmalar yapsalard›, sonuç

daha farkl› olurdu. fiimdi bunlar cinayet de¤il mi? Buna karfl› önlem almamak o çok korktuklar› terörden daha kötü de¤il mi? Çok korktuklar› vatan hainleri var ya, as›l vatan hainleri, halk düflmanlar› Osmanl›’dan günümüze dek gelen bu tarz yöneticilerdir” diyordu. Gerek Çernobil felaketinin sonuçlar›n›n araflt›r›lmas› için, gerek F›rt›na Vadisi’ne kurulacak enerji santraline karfl› ç›kmak için hem çevreci eylemlerde hem da NATO karfl›t›, insan haklar›n› savunma etkinliklerinde, uslanmaz bir muhalif olarak karfl›m›zdayd›. Kaz›m, “meflhur” olmadan çok daha önce kendisini tan›yan ve seven bir kitleye sahipti zaten. Bu kitle, onu yapt›¤› Laz Rock müzikleriyle sevmifl ve ba¤r›na basm›flt›. Zu¤afli Berepe daha çok üniversitelilerin dinledi¤i bir müzik grubuydu. Sonras›nda “Gülbeyaz” dizisinin müziklerini yap›p da ad›ndan s›kça bahsedilir olunca bununla fl›marmam›fl aksine daha mütevazi olmufl ve elindeki imkanlar› popüler yoz müzi¤e karfl› Laz halk›n›n ezgileriyle Anadolu ezgilerini birlefltirerek genifl kitlelere duyurmufltu. Bugün Kaz›m’›n arkas›ndan gözyafl› döken insanlar›n hepsinin O’nun muhalif kimli¤ini sahiplendi¤ini söylemek mümkün olmasa da, pek ço¤u yapt›¤› ifli ne kadar iyi ve

nitelikli yapt›¤›n›n fark›ndayd›. Giydiklerini azaltarak ya da cilalar›n› art›rarak bir yere varmaya çal›flanlar›n aras›nda yapt›¤› üretimlerle s›yr›l›yordu O. “Ölüyorum tanr›m/ Bu da oldu iflte/ Her ölüm erken ölümdür/ Biliyorum tanr›m/ Ama ayr›ca, ald›¤›n flu hayat/ Fena de¤ildir... Üstü kals›n” diyen Cemal Süreya’n›n yapt›¤› ölümün erkenli¤i vurgusu en çok O’nun gibi genç ölümler için ac›t›yor insan›n içini. “Genç ölümlerin gözyafllar› ac›d›r” sözünü hat›rl›yor insan. Bu kadar güzel güzel üretimler yaparken, bu kadar genç ölmek bir “kader” olarak görülebilir mi peki? “Kader” pek çok durumda insanlar›n rahatlamas›n› sa¤layabilirse de, kanserin tesadüf olmaktan çok zaman önce ç›kt›¤› Karadeniz’de Kaz›m ve hayat›n› kaybeden binlerce kiflinin ölümünün bir “cinayet” oldu¤unu söyleyebiliriz. Üstelik bir bireysel de¤il kitlesel bir katliam var ortada devletin göz yumdu¤u! Y›llard›r banka hortumlayanlara, vergi kaç›ranlara, yolsuzluk yapanlara trilyonlarca lira yediren devlet baba, Karadeniz’deki ölümleri görmezden gelebiliyor, bu yüzden de kötü bir üvey baba taklidi olabiliyor ancak. Zengin çocuklar›n› fl›mart›p, onlara her türlü kolayl›¤› yaflatan, üvey çocuklar›na ölene dek çal›flmay› reva gören devlet babam›z… Kaz›m Koyuncu’nun flansl› oldu¤u yön yaflarken de çok sevilmesi ve sahiplenilmesiydi. Ülkemiz topraklar›nda “halk için sanat” yapan pek çok sanatç› ve yazar yaflad›klar› sürece takdir edilmedikleri gibi, yaflamlar›n› bin bir zorluk içerisinde geçirdiler; sürgünler, hapisler iflsizlik ve yoksulluk bafllar›n›n eksilmeyen derdiydi… “Muhalif” bir sanatç› olarak O, hem muhalifli¤ini korudu hem de genifl kesimlere ulaflmay› ve ürettiklerini sevdirmeyi baflard›. Kaz›m’›n ölümüne a¤larken biraz da kendi ölülerine a¤lad› Karadenizliler, unutulmuflluklar›na ve yaflamlar›n›n sudan ucuz say›lmas›na. Ancak Laz halk›n›n aras›ndan ç›k›p kendini bu ülkenin tüm renklerine kabul ettirmifl bir sanatç›yd› O. Herkes kendi dilinde u¤urlad› O’nu, a¤›tlarla, stranlarla… “‹ki memleketim var; biri Hopa, biri Diyarbak›r” diyordu Kaz›m. Denizin çocuklar›ndan selam götürüyordu da¤lar›n çocuklar›na ve konserleri “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”nin farkl› renkleriyle bezeniyordu… Her bitifl bir bafllang›ç ayn› zamanda, Hoflçakal ya da Merhaba Kaz›m...

“Denizin çocu¤u” Karadeniz’in ba¤r›nda selamland›... Geçen y›l yakaland›¤› kanser hastal›¤› nedeniyle genç yaflta hayata veda eden Karadeniz’in asi ruhlu çocu¤u Kaz›m Koyuncu, 25 Haziran’da mezar› bafl›nda an›ld›. Türkiye’nin ilk Laz Rock müzik grubu Zu¤afli Berepe’nin kurucusu sanatç› Kaz›m Koyuncu, ölümünün birinci y›ldönümünde mezar›n›n bulundu¤u Artvin’in Hopa ‹lçesi’nde sevenleri taraf›ndan an›ld›. Anma töreni aralar›nda ailesi ve sanatç› dostlar›n›n da bulundu¤u yaklafl›k bin 500 kiflinin Hopa Meydan›’nda toplanmas›yla bafllad›. Meydana dev bir Kaz›m Koyuncu posteri serilirken postere “Seni asla unutmayaca¤›z” ve “Çernobil öldürmeye devam ediyor” fleklinde pankartlar as›ld›. Daha sonra ellerinde “Bizler seni çok iyi anlad›k seni unutmayaca¤›z” fleklindeki pankartlar bulunan kalabal›k, Kaz›m Koyuncu’nun mezar›n›n bulundu¤u Yeflilköy’e do¤ru tulum eflli¤inde yürüyüfle geçti. Hopa Meydan›’na yaklafl›k 8 kilometre uzakl›ktaki mezara “Kaz›m ölmedi, yüre¤imizde yafl›yor” slogan› eflli¤inde yürüyen kitle burada Koyuncu’nun hayat›n› kaybetti¤i saat 12:58’de bir dakikal›k sayg› duruflunda bulundu. Koyuncu’nun mezar› bafl›nda düzenlenen anma törenine CHP Artvin Milletvekili Yüksel Çorbac›o¤lu, Hopa Belediye baflkan› Y›lmaz Topalo¤lu, Sanatç› Volkan Konak, Zu¤afli Berepe grubu üyesi Mehmet Ali Bar›flbeflli ile çok say›da seveni kat›ld›. Ya¤mur alt›nda gerçekleflen anma töreni s›ras›nda Koyuncu’nun mezar›na karanfil b›rakanlar›n gözyafllar›na hâkim olamad›¤› görüldü. Karadeniz’in asi çocu¤u için yürüyüfl Geçti¤imiz y›l yakaland›¤› kanser hastal›¤› sonucu yaflam›n› yitiren Laz sanatç› Kaz›m Koyuncu için 23 Haziran günü ‹stiklal Caddesi’nde arkadafllar› ve dostlar› taraf›ndan tulum eflli¤inde yürüyüfl düzenlendi. Yakaland›¤› kanser hastal›¤› nedeniyle aram›zdan geçtimiz y›l ayr›lan ünlü Laz sanatç› Kaz›m Koyuncu’nun ölüm y›ldönümü nedeniyle arkadafllar› ve dostlar› ‹stiklal Caddesi’nde tulum eflli¤inde sessiz yürüyüfl düzenlendi. Mis Sokak’ta Koyuncu’nun posterlerini açarak bir araya gelen grup tulum eflli¤inde Galatasaray Lisesi’ne kadar yürüdü. Yürüyüflçüler çevredeki vatandafllar taraf›ndan alk›fllan›rken, cadde üzerindeki müzik marketlerinde Koyuncu’nun kasetlerinin çalmas› dikkat çekti. Koyuncu’nun manevi yolunda yürümeye devam Galatasaray Lisesi önünde grup ad›na aç›klama yapan Koyuncu’nun müzisyen arkadafl› Mehmet Ali Bar›flbeflli, Koyuncu’nun yaflam› boyunca en fazla ‹stiklal Caddesi’nde gezdi¤i için böyle bir yürüyüfl düzenlediklerini söyledi. Çernobil facias› sonras› Karadeniz’de ortaya ç›kan kanser vakalar›na ve kanserden kaynakl› ölümlere karfl› yetkililerin bir tek önlem almad›¤›na dikkat çeken Bar›fl, “Kaz›m Koyuncu aram›zda yok. Çok büyük bir yoksunluk içinde yürüyoruz. Kaz›m fiziken aram›zda olmasa da onun manevi yolu insanlar›n, eflit, özgür bir dünyada yaflamalar› için yürümekti. Biz bu yolda yürümeye devam edece¤iz” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan grup sessizce da¤›ld›. BEKSAV’da anma Bilim E¤itim Estetik Kültür ve Sanat Vakf› (BEKSAV), ölümünün birinci y›ldönümünde sanatç› Kaz›m Koyuncu’yu and›. Kad›köy Halk E¤itim Merkezi’nde düzenlenen gecede konuflma yapan BEKSAV Genel Koordinatörü Hac› Orman, Koyuncu’nun an›lar› ve eserleriyle hayatta kald›¤›n› ve onlar› yaflatacaklar›n› söyledi. Koyuncu’nun temsil etti¤i sanat anlay›fl›n› ve düflünceleri devam ettirmeyi görev bildiklerini ifade eden Orman flöyle konufltu: “Kaz›m’› Çernobil ald›, Çernobil’i lanetliyoruz. Kapitalizm kanseri bir kitle k›y›m arac›na getirdi, kapitalizmi lanetliyoruz” dedi. Orman’›n konuflmas›n›n ard›ndan Grup Helesa seslendirdi¤i Lazca ezgilerle Kaz›m Koyuncu’yu and›. ‹ranl› sanatç› Cavit Murtazao¤lu’nun seslendirdi¤i parçalar›n ard›ndan geceye Kaz›m Koyuncu’yu anlatan sinevizyon gösterimiyle devam edildi. BEKSAV Halk Korosu’nun izleyicilerle bulufltu¤u anma gecesi çevre kirlili¤inin konu edildi¤i bir tiyatro gecesi ile son buldu.


25

51

30 Haziran-13 Temmuz 2006 TUDEF geleneksel k›r gezisinde binler hayk›rd›;

Yaflad›¤› sürece üretti...

Karadeniz müzi¤i, Anadolu Rock, nitelikli müzi¤e inananlar, önemli bir ismi, en verimli olabilece¤i dönemde yitirdi. Otuz üç yafl›ndayd› Kaz›m Koyuncu; y›llard›r müzi¤in içinde olmas›na karfl›n 2000’li y›llarda Gülbeyaz, Sultan Makam› gibi televizyon dizilerine yazd›¤› müziklerle ünlenmiflti. Karadeniz’in h›rç›n çocu¤u diyorlard› ona; demokrasi ad›na at›lan birçok ad›mda müzi¤iyle, fikirleriyle yer al›yor; F›rt›na Deresi’ne yap›lacak santrali protestodan, insan haklar› ihlallerine karfl› ç›kmaya kadar bir dolu etkinli¤e destek veriyordu. Müzikte de, birkaç halk müzi¤i sanatç›s›n›n tekelinde kalm›fl Karadeniz bölgesinin müzi¤ini, evrensel normlarda yorumlamay› deneyerek, önemli ç›k›fl yapm›flt›. 1972 Artvin/Hopa do¤umlu Koyuncu, yirmi yafl›nda Dinmeyen adl› müzik grubuna kat›lm›fl, 1993’de Mehmedali Bar›fl Beflli ile, Lazca müzik yapmak amac›yla fiuku Grubunu kurmufltu. ‹ki arkadafl bir y›l sonra aralar›na ‹lhan Karahan ve Metin Kalaç’› da alarak grubun ad›n› Zu¤afli Berepe’ye (Denizin Çocuklar›) dönüfltürmüfl ve 1995 bafl›nda Va Miflkunan (Bilmiyoruz) albümüyle Lazca rock›n ilk örne¤ini vermiflti. Lazcay› yaflatmak amac›yla Lazca rock yap›yorlard›. Plak flirketleri ise bu soundu ‘Soft Laz Rock’ diye tan›ml›yordu. O günlerde grup elemanlar› Laz dilinin yaflat›lmas›na rock yoluyla katk›da bulunmay› amaçlad›klar›n›, rock müzikteki dinamizmle yöre insan›n›n enerjisinin örtüfltü¤ünü görünce heyecanland›klar›n› anlat›yor, Lazca’n›n rock›n sert söyleyifline de uygun oldu¤unu belirtiyorlard›. Dört y›l içinde Zu¤afli Berepe, kamuoyuna pek yans›masa da önemli ifller yapt›

ve konserlerle hedefini gerçeklefltirmeye çal›flt›. Bu etkinliklerden Brüksel konseri s›ras›nda canl› kay›t edilen parçalar›, k›s›tl› say›da bast›rd›klar› Bruxel Live (1998) adl› albümde bir araya getirdiler. Gruptaki eleman say›s› artt›kça müzikal yap› da güçlenmiflti. Kaz›m Koyuncu (vokal, akustik gitar), Cafer ‹flleyen (bass, vurmal›lar, flüt), Gürsoy Tanç (elektrikli gitar), U¤urcan Sezen (klavye), Zülfikil Murat Dilek (davul), Metin Kalaç (kay›t) Lazcay› yaflatman›n yan›nda aflk flark›lar›na kat›lan sert söylemli yap›tlar ve modern rock anlay›fl› üzerine oluflturduklar› çizgiyle de kabul görmeye bafllam›fllard›. Zu¤afli Berepe, Va Miflkunan albümünden dört y›l sonra ‹gzas (Gidiyor) adl› albümüyle bu çabay› listelere tafl›d›. Yedi Lazca, bir Hemflince, bir de Türkçe sözlü parçadan oluflan albümün müzikal zenginli¤i, rock›n çeflitli tonlar› aras›nda ak›ll›ca gidip gelen sounduyla 1998’in en iyi yerli yap›tlar›ndan biri oldu. Lazca’n›n öne ç›kt›¤› kültürel bir misyonun yan›nda s›k› bir rock albümü özelli¤i de tafl›yordu ‹gzas. Grup, 2000’lerin bafl›nda da¤›l›nca, kuruculardan Kaz›m Koyuncu yoluna tek bafl›na devam etmeyi kararlaflt›rd› ve solo albümleri Viya (2002) ile Hayde’yi (2004) yay›mlad›. Anadolu Rock’a kayan soundla üretti¤i müzi¤i k›sa sürede büyük ilgi görüp, yapt›klar› genifl kitlelere tam ulaflmaya bafllam›flt› ki hastaland› Koyuncu. Akci¤er kanserine yakalanm›flt›. Pes etmiyordu; tedaviyi sürdürürken Trabzonspor için marfl bile yazm›flt›. Ancak günden güne direnci zay›fl›yordu; ad›na düzenlenen konsere ç›kamam›flt›. Sonunda 25 Haziran tarihinde ajanslardan flöyle bir bafll›k düfltü: “Karadeniz’in ba¤r›na döndü...”

“Munzur’da Baraj ‹stemiyoruz” Tunceli Dernekleri Federasyonu taraf›ndan bu y›l dördüncüsü gerçeklefltirilen “Do¤aya egemen de¤il, dost olal›m” fliar›yla organize edilen geleneksel k›r gezisi Maltepe Bafl›büyük Piknik alan›nda yap›ld›. Yaklafl›k 2500 kiflinin kat›ld›¤› piknikte Ümraniye ve Avc›lar Tunceli Dernekleri bünyesinde oluflturulan halk oyunlar› ekiplerinin yan›s›ra Gazi Mahallesi Tuncelililer Derne¤i Tiyatro Toplulu¤u Asi ve Mavi Tiyatro Grubunun oyununun yan›s›ra Töre Anadolu, Mehmet Özcan, Kibar Aslan, Grup Vadi ve Grup Botan’›n söyledikleri ezgilerle piknik devam etti. Son olarak Grup fiiar ve Grup Munzur’un sahne almas›n›n ard›ndan etkinlik son buldu. Etkinlik s›ras›nda ‹stanbul Tunceli Dernekleri Baflkanlar› ile birlikte sahneye ç›kan TUDEF Genel Baflkan› Ali R›za Bilir, özellikle Tunceli’de yap›lmak istenen barajlara de¤inerek, bu do¤a katliam›n›n bir an önce durdurulmas›n› istediklerini vurgulad›. Bilir, ayr›ca Munzur baflta olmak üzere çevre sorununun asl›nda sistem sorunu olarak ele al›nmas› gerekti¤ine de¤inerek buna karfl› mücadele edilmesi gerekti¤ini söyledi. Yine 2 Temmuz 1993 y›l›nda gerçeklefltirilen Sivas katliam›n›n y›ldönümünde yap›lacak anma etkinliklerine herkesin kat›lmas›n› isteyerek bu katliamlar›n ilerici-devrimci-yurtsever insan-

lara yönelik bir topyekün sald›r› furyas› oldu¤unu ancak bu sald›r›lar›n mücadeleleri engelleyemeyece¤ini belirtti. Bizler de Partizan- Tohum Kültür Merkezi ve Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri olarak piknikte stand açt›k. Özellikle TKM stand›nda gösterilen “Umudun

Atefl Toplar› 2” adl› sinevizyon gösterimi gün boyu oldukça ilgi gördü. Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri’nin stand›nda bulunan Sincan F Tipi Hapishanesi’ndeki Tutsak Partizan’lar›n el eme¤i ürünleri de be¤eniyle karfl›land›. Yine etkinlik s›ras›nda göze çarpan bir di¤er nokta ise ‹brahim Kaypakkaya ve Partizan ad›n›n geçti¤i konuflma ve marfllarda Dersimlilerin alk›fllar ve z›lg›tlarla kat›lmas›n›n tüm asimile ve yozlaflt›rma politikalar›na ra¤men, devrimcilerin özelde ise Partizanc›lar›n etkisinin Dersim halk›n›n belleklerinden silinemedi¤ini gösterdi. (‹stanbul)

PSAKD Esenler fiubesi yeni yerinde faaliyetlerine devam ediyor Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Esenler fiubesi yeni yerinde faaliyetlerine devam ediyor Esenler Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i 18 Haziran Pazar günü yer de¤iflikli¤i nedeniyle ESP, HÖC ve ‹flçi-köylü okurlar›n›n da destek sundu¤u bir aç›l›fl etkinli¤i düzenlemifltir. Kaz›n Karabekir Mahallesi’ndeki yeni dernek binas›nda saat 18:00’de sayg› durufluyla bafllayan etkinlikte dernek ad›na konuflma yapan Esenler PSAKD Baflkan› Fethi Ayd›n emekçi halk-

lara dayat›lan yoz kültüre karfl› kendi kültürlerine sahip ç›kmalar› ve onu büyütmeleri gerekti¤ine vurgu yapt›. Bunun da ancak birlik ve beraberlik içinde olabilece¤ini ifade etti. Etkinlik Grup Harman’›n söyledi¤i Zazaca ve Türkçe ezgilerle devam etti. Grup Harman’›n ard›ndan Tiyatro Meflale; Pir Sultan Abdal oyununu sergiledi. Son olarak Efendi Koç’un verdi¤i müzik dinletisiyle aç›l›fl etkinli¤i son buldu. Esenler ‹flçi-köylü okurlar›

Divri¤ililer, Belgrad Ormanlar›nda bulufltu Bu y›l 22.si düzenlenen Geleneksel Sivas Divri¤ililer Pilav fienli¤i binlerin kat›l›m›yla Belgrad ormanlar›nda gerçeklefltirildi. Arif Sa¤, Sevcan Orhan, Kardefl Türküler, Grup Yorum, Nurettin Özcan, Adem Aslando¤an ve Nurgül Atefl’in türküleriyle halaya duran Divri¤liler Tiyatro Meflale’nin sahneledi¤i Pir Sultan Abdal oyununu ilgiyle izlediler. Divri¤i Kültür Derne¤i’nin Halk Oyunlar› ekibi Sivas yöresi oyunlar›n› oynarken, Semah Ekibi de Alevilerin yozlaflt›r›lmaya çal›fl›lan kültürüne sahip ç›k›lmas› gerekti¤ini söyleyerek semah döndü. Pilav flenli¤inde Nükleer Karfl›t› Platform nükleer santraller ve silahlara karfl› insanlar› duyarl› olmaya ça¤›rd›. Sivas’ta 2 Temmuz 1993 tarihinde yak›larak katledilen halk ozanlar›n› anma, gericili¤e ve faflizme karfl› alanlarda olma ça¤r›s›n›n yap›ld›¤› flenlik coflkulu halaylarla son buldu.


26

30 Haziran-13 Temmuz 2006

51

Ad›nda somutland› kararl›l›k…-1 Tokat’›n Turhal ilçesine ba¤l› Yaylac›k Da¤› Tekmezar k›rsal›nda 10 Temmuz 2001 tarihinde TKP/ML T‹KKO gerillalar› ile TC askerleri aras›nda ç›kan çat›flmada ölümsüzleflen, da¤lar›n vazgeçmeyi kitab›ndan silmifl, kararl› bilgesine… Murat Deniz’e… Bazen çok uzun bir zaman›n nas›l geçti¤ini anlayamay›z. Çok k›sa sürdü, çok çabuk geçti gibi gelir bize. Bazen de de çok k›sa bir süre de olsa zaman ilerlemiyor, geçmiyormufl gibi gelir. Ben de böyle k›sa, ama bana oldukça uzun, sonu gelmeyecekmifl gibi gelen bir bekleyiflin ard›ndan nihayet yola ç›k›yorum bir T‹KKO gerillas› olmak üzere. Çok çeflitli

Partimize iletmemeleri ve Partimiz geçen bu 3 y›ll›k süreçte Murat’› sorgulamalar› ve gözlemlemeleri sonucu bu iddialar›n› as›ls›z oldu¤u kanaatine varm›flt›. ‹flte o zaman, Murat yoldafl kendi deyimiyle “yeniden do¤du”. Devrim mücadeleleri içinde yer alan her insan mutlaka birçok zorlukla karfl› karfl›ya kal›r, birçok çeliflki yaflar. Bu do¤al ve kaç›n›lmazd›r. Önemli olan, bu çeliflkileri, zorluklar› yaflad›¤›m›zda tavr›m›z›n ne oldu¤u, ne sonuca vard›¤›m›zd›r. (…) Elbette ki bir devrimcinin de halka, devrime, partiye ne kadar s›k› ba¤larla ba¤l› oldu¤u, inanc›n›n taml›¤›, kendini tamamen davaya adam›fll›¤› da onun

bu süreçte olmufltu. Yani kendi gerçekli¤i içinde, katabilece¤i, yapabilece¤i hiçbir fleyden geri durmuyordu. Çeflitli yay›nlarda yay›nlanan, gerilladan yollanan, severek ve be¤enilerek okunan birçok yaz›da Murat yoldafl›n imzas› ya da eme¤i, yoldafllara katk›lar› ve yol göstericili¤i vard›r. (…) Savafl bölgesindeyiz ve savafl da devam ediyordu. Birçok kez düflman operasyonlar› içinde kald›k. Birçok çat›flma yaflad›k birlikte. Ama o hiçbir zaman ortam› bozacak, güvenli¤i riske atacak, bireyci, yanl›fl veya olumsuz bir davran›fla girmedi. Ajan, “düfl-

man uzant›s›” iddialar›na karfl›n, düflmana böyle yak›n ve yo¤un atefli alt›nda, ölümün solu¤u ensesinde oldu¤u halde birçok olumlu tav›rlar›yla, pratiklerle kendini ispatl›yordu. Ese Yaylas› çat›flmas›nda düflman›n üstümüze sa¤anak ya¤mur gibi ya¤d›rd›¤› bomba ve mermilerin alt›ndayken O, gözlü¤ünü düflürmüfltü. Gözleri ileri derecede bozuk oldu¤u için bulundu¤u yerden zorlukla mevzi de¤ifltirmifl, el yordam›yla ilerlemeye çal›flm›fl, ve so¤ukkanl›l›¤›n› da yitirmemiflti. Bir yoldafl› Devam edecek…

Duruflundan ö¤rendik, ürettiklerinle aram›zdas›n hala...

Murat Deniz

duygu ve düflüncelerle doluyum; heyecan, coflku, sevinç, merak... Yoldafllar› merak ediyorum, en çok da afla¤›dan tan›d›¤›m, birlikte faaliyet yürütmüfl oldu¤um yoldafllar›. Onlara yeniden merhaba demek, kucaklaflmak, burada da beraber savaflmak ne güzel. Nihayet kurye yoldaflla randevu yerine ulafl›yoruz. Bizi almaya gelen gerilla birli¤indeki yoldafllarla s›k›ca kucaklafl›yoruz. Fazla zaman kaybetmeden yola koyuluyoruz. Yolumuzun uzun, zaman›m›z›n ise dar oldu¤unu söylüyor yoldafllar. Sabaha kadar süren yürüyüflümüzün ard›ndan ana birli¤e ulafl›yoruz. Görmeyi umdu¤um yoldafllardan baflka, daha önce afla¤›da tan›d›¤›m fakat k›rsal alanda oldu¤unu bilmedi¤im bir yoldafl›, Murat Yoldafl›, buradaki kod ad›yla Ömer’i de görünce hem flafl›r›yor hem de daha çok seviniyorum. (…) Coflku ve inanç dolu bu yoldafl› flimdi burada da görmek beni çok mutlu etmiflti. Ama o durgun ve mutsuz görünüyordu. Birbirimizi tan›d›¤›m›z› belli etmemek için bir fley soramam›flt›m kendisine o zaman. Daha sonra siyasi komiser yoldaflla konufltu¤umuzda bana anlatt› Murat’›n durumunu. 1994 y›l›nda parti iflleyiflini ayaklar› alt›na alarak Parti iradesine darbe yapan ve objektif olarak d›fl›na düflen darbecilerin Murat hakk›nda da ajan oldu¤u yönlü iddialar› oldu¤undan, bu süreçte sorgulanmak ve gözlemlenmek için Partimiz taraf›ndan burada al›konulmufltu. O zamanlar bu durum beni etkilemiflti. Böyle bir durumla ilk defa karfl›lafl›yordum. Duygular›m ve düflüncelerim kar›flm›flt›. Ama elbette ki burada Partinin güvenli¤i dolay›s›yla devrimin ç›karlar› söz konusuydu. Eski duygular›, paylafl›lm›fll›klar› bir kenara b›rak›p bir tutukluya karfl› nas›l gerekiyorsa öyle davrand›m. Gelinen süreçte, Partimiz söz konusu devrimci örgütten, söz konusu iddialar›n belgelerini defalarca istedi¤i ve aradan y›llar geçti¤i halde bu örgütün böylesine ciddi ve önemli bir iddia ortaya at›p da devrimci sorumluluklar›n› yerine getirmeyip belgeleri

M. Ali Çak›ro¤lu

en çok zorland›¤›, çeliflkileri en uç boyutta yaflad›¤› koflullarda net olarak ortaya ç›k›yor.(...) Böylesi en zorlu koflullarda kifliye direnme ve savaflma gücü veren ideolojik sa¤laml›¤›, devrime olan bilimsel inanc›n›n yan›nda flehitlere, yoldafllara, Partiye duydu¤u derin sevgi ve güven, flu anda yan›nda olmasa da ayn› dava u¤runa ülkede ve dünyada birçok kiflinin savaflt›¤›n›, bedel ödedi¤ini ve ödetti¤ini bilmektir. Ama bütün bunlardan da öte, bir devrimci için çok daha a¤›r, çok daha zor olan, üstelik de tamamen tek bafl›na, ona güç verecek, destek ve cesaret verecek hiç kimsenin olmad›¤› en zorlu durumdur. “Ajan” olarak sorgulanmak. Y›llarca herfleyinle kendini feda etti¤in, onca emek harcad›¤›n bu davada “düflman”, “karfl› devrimci” olarak sorgulanmak; böyle bir suçlamayla karfl› karfl›ya kalmaktan daha kötü, daha dayan›lmaz, kabul edilemez ne olabilir ki bir devrimci için? Bu tutukluluk süreci Murat yoldafl›n ideolojik olarak hem s›nanmas› hem de çelikleflmesi süreci oldu. Hepimiz beraber yaflayarak gördük yoldafl›n ideolojik netli¤ini(…) Ta küçüklü¤ünden gelen, her zaman canl›, hareketli sevecen, konuflkan özelliklerini tutukluluk sürecinde de koruyordu. Kendisi için zor olan bu dönemde kendi kabu¤una çekilmek, duygusall›¤a kap›lmak, kendi dünyas›nda yaflamak, kendini gerilla birli¤inden soyutlamak, zaman›n› bofl bofl umutsuz, hedefsiz geçirmek yerine sürekli birfleylerle u¤raflmak, yapmak üretmek istiyor, buna çaba harc›yor ve zorluyordu. Çokça okuyor, inceliyor, araflt›r›yor. Notlar al›yor, düflünüyor, taslaklar haz›rl›yor, yaz›lar yaz›yordu. Ortamdaki konuflmalara sohbetlere kat›l›yor, düflüncelerini aç›kl›yor, yoldafllara kendi birikim ve bilgilerini aktararak onlara kendinden birfleyler katmaya çal›fl›yordu. Günlük pratik ifllerden de geri durmuyor, kendini kat›yor, severek ifller yap›yordu. Boflnak milliyetinden olan Murat yoldafl›n kendi kültürlerine ait “Çamak” denilen yeme¤i gerilla birli¤imize tatt›rmas› da

Gülümseyen yüzün, s›cakl›¤›n› ulaflt›r›yor bizlere… Aradan geçen y›llar, yaflam›nla bize ö¤rettiklerini büyütme çabam›z› art›r›yor sadece, y›llar eskitemiyor seni çünkü. Dost sohbetlerde örnek gösterilensin halen daha. Mehmet Ali Çak›ro¤lu, Proletarya Partisi’nin devrim mücadelesinde yetifltirmifl oldu¤u, örnek al›nmas› gereken yüzlerce kadrodan biridir. Bu yüzdendir ki O’nu tan›yanlar›n dilindedir halen, yapt›klar›yla, katt›klar›yla… 1966 y›l›nda Marafl’›n Elbistan ilçesinde orta halli bir ailenin çocu¤u olarak dünyaya gelir. Ailesi, çeflitli nedenlerle Mersin’e tafl›nmas›n›n ard›ndan flehre uyum sa¤layamaz ve ekonomik durumlar› kötüleflir. Böylelikle kendini küçük yafllarda çal›flman›n içinde bulur. Bir yandan çal›fl›r, bir yandan da okuyarak üniversiteye kadar gelir. Devrimci düflüncelerle üniversitede okudu¤u s›rada tan›fl›r. Okulda gençli¤e önderlik eden Mehmet Ali, Partiyle tan›flt›ktan sonra okulu b›rakarak aktif mücadeleye at›l›r. Ö¤renme ve geliflme yönündeki yetene¤i güçlüdür. Önce ö¤renci gençlik önderi, sonra Yeni Demokrasi Dergisi Ankara Temsilcili¤i görevini üstlenir. Bu süreçte düflman zindanlar›, iflkenceleri ile tan›flm›flt›. Tavr› netti: “Düflman› iflkencelerde de yenmek gerekir” bilinciyle hareket etti. Daha sonra da 3-4 defa gözalt›na al›n›p her türlü iflkenceye maruz kalan Çak›ro¤lu’nun bu tavr›ndan dolay› düflman onu her defas›nda serbest b›rakmak zorunda kalm›flt›r. Yine Ankara’da düzenlenen seri operasyonlardan birinde gözalt›na al›nan Çak›ro¤lu, Ankara iflkencecilerini yenilgiye u¤ratt›ktan sonra, ‹stanbul Gayrettepe iflkencecilerine teslim edilip öç al›nmaya çal›fl›lm›flt›r. Ancak ‹stanbul polisi her türlü iflkence yöntemi ile yar› ölü hale getirdi¤i Mehmet Ali Çak›ro¤lu’nu Savc›l›¤a dahi ç›karmadan serbest b›rakm›flt›r. 1988’de ‹stanbul’da Gençlik faaliyeti yürütmekle görevlendirildi¤inde O, en büyük fedakarl›k, her zaman a¤›r yük ve sorumluluklar alt›na cesaretle girme ve sonuna kadar koflullar›n› zorlama sayesinde baflar› ile ç›km›flt›r. Bu özelli¤i sayesindedir ki, k›sa denebilecek bir ömürde arkas›nda davas›na, Partisine ve halk›na büyük katk›lar sunarak gitti. 1991 Nisan’›nda TMLGB-GK üyeli¤i-

ne atan›r. 1992 Mart’›nda TKP/ML üyeli¤ine getirilir. Bu dönemde TMLGB-GK ad›na ‹stanbul ‹l Komitesi Sekreterli¤i görevini yürütür. TMLGB Kongresi’nde MK üyesi seçilmesinin ard›ndan TKP/ML 1. OPK’s›na gençlik ad›na kat›lan delegeler aras›nda yer al›r. Burada TMLGB Genel Sekreter Yard›mc›l›¤›’na getirilir. Mehmet Ali Çak›ro¤lu, 13 Temmuz 1993 günü TKP/ML’nin 1. OPK’s›n› selamlamak ve duyurmak için planlanan eylemler için bomba imali s›ras›nda bir kaza sonucu yaralan›r. Kald›¤› evde yaln›zd›r. Gelen polisler bir saatten fazla bekletirler O’nu. Daha sonra kald›r›ld›¤› SSK Göztepe Hastanesi’nde tedavisinin geciktirilmesi sonucu flehit düfler. ‘89 y›l›nda yaflad›¤› son flube deneyiminden zaferle ç›kt›¤›nda düflman “O¤lum, sen yi¤it adams›n, ama seni bir kere daha sa¤ yakalayacak kadar aptal de¤iliz” demifltir. ‹flte bu düflman›n dahi sayg› duydu¤u yi¤it kavga adam›, 13 Temmuz 1993’te ard›nda büyük bir miras b›rakarak ölümsüzleflti. O’nu faaliyet yürüttü¤ü yerde halk kitlelerine sevdiren s›cakkanl› yaklafl›m› ve halk sevgisidir. Küçük yafllarda çal›flmaya bafllamak O’nda emek bilincinin de çabuk geliflmesini ve halk›n yaflad›¤› koflullar› daha iyi analiz edebilmesini ve onlar›n duygu ve düflünce dünyalar›na daha rahat girmesini sa¤lam›flt›r. Yoldafllar› için O, hatalar karfl›s›nda uzlaflmayand›r. Hatalara müdahale etmemenin, hatan›n bir parças› olma sonucunu do¤uraca¤›n› çok iyi bilmektedir. Düflman içinse içten içe sayg› duydu¤u, y›k›lmaz bir kale, sökülmez bir inanç bayra¤›d›r. Kuflkusuz bu inanc›n bilimsel bir temeli vard›r, bu inanç Proleteryaya, O’nun Partisi’ne ve ideolojisine duydu¤u sonsuz güvene dayan›r. Ancak bu güven; soran, sorgulayan ve de¤ifltirendir, müdahil oland›r. Kendinden önceki yoldafllar›n›n devretti¤i büyük miras› daha da büyüterek geride kalanlara aktarm›flt›r O. Bugün onunla ayn› bayra¤› tafl›yanlara düflen görevse, yaratt›¤› büyük de¤erlere yeni halkalar›n eklenmesi olacakt›r. Ölümsüzlük de tam da budur, üretilenin, yarat›lan›n, geliflerek devam etmesi elden ele… “Güneflli günler”e ulafl›ld›¤›nda, onlar; günefli yaratanlar olarak her zaman ayn› parlakl›kla ›fl›maya devam edecekler…


51

27

30 Haziran-13 Temmuz 2006

TÜRKÜLER YANMAZ!

Ezilenlerin egemenlere karfl› yürüttü¤ü kurtulufl mücadelesi boyunca tarih nice kahramanl›klara, nice katliamlara tan›k oldu. Nicemiz zalimin zavall›l›¤›yla tutuflturdu¤u atefllerde diri diri yand›, sehpalarda ölümü kucaklad›, bedenine saplanan kurflunlarla her biri bir tarih oldu bizlere. Bafl e¤mezli¤in, kurtuluflun, onurun tarihi… ‹ngiliz sömürgecili¤ine karfl› Frans›z halk›n›n yurtseverlik simgesi haline gelen, Frans›z feodallerinin sinsi entrikalar›yla katledilen Jeanne d’Arc gibi bizim de diri diri yak›lanlar›m›z oldu. “En iyi K›z›lderili, ölü K›z›lderilidir” anlay›fl›yla topraklar› istila edilen K›z›lderililerin yaflad›¤› dört yüz y›ll›k katliam trajedisinin bafllang›c›n› anlatan flu sözler bugün hiç de yabanc› de¤ildir bize; “Büyük adam çorbas› için yeflillik yetifltirmek üzere, yaln›zca bir bo¤a derisinin kaplayaca¤› kadar küçük, küçücük bir toprak parças› istedi geriye ise yak›lan çad›rlar, yükselen dumanlar, yüzy›llar süren katliam ve sürgünler kald›.” Siyonist ‹srail askerleri, diri diri yakt› Filistin halk›n› t›pk›, Hitler’in Yahudileri yakt›¤› gibi. Biz ad›na Türkiye denilen co¤rafyada da yabanc›s› de¤iliz katliamlar›n, halka reva görülen ac›lar›n, yaflat›lan zulümlerin… Bir halk›n kültürünün, umudunun yak›lmaya çal›fl›ld›¤› Sivas katliam› da bunlardan sadece biridir, ne ilk ne de son olan… T›pk› Dersim’de üzerine bombalar ya¤d›r›larak zorla köylerinden göç ettirilen Kürtler gibi, 12 Eylül AFC’sinde sokak ortas›nda, iflkencehanelerde katledilen yüzlerce devrimci gibi, Marafl’ta, Çorum’da böl-parçala-yönet politikalar› do¤rultusunda katledilen emekçi halk›m›z gibi, K›z›ldere gibi, Lice gibi… 2 Temmuz 1993’de karanl›¤›n temsilcileri insanl›k tarihinin unutamayaca¤›, günler öncesinden belli olan bir katliam yapt›lar Sivas’ta.

Tarih 2 Temmuz 1993. Hava s›cak m› s›cak, hava bunalt›c›. Yaz›n kavurucu güneflli günlerinden birgün. 2 Temmuz’da daha da s›cak hava. Etkinliklerin ikinci günü, Sivas’taki sa¤ e¤ilimli yerel bas›nda (Hürdo¤an, Bizim Sivas, Hakikat, Anadolu, Yeni Ülke, Taraf) halk› tahrik edici bafll›klarla bezenmifl haberler ç›k›yor. Sald›rganlar, sald›r›ya geçmek için koflullar›n yeterince olgunlaflt›¤› kanaatine var›yorlar. Sivas baflka bir ruha bürünüyor. Sokaklar, kahveler, meydanlar ve parklar gözlerinde “k›yam” sanc›s›n› tafl›yan ve sakallar›n› suratlar›nda bir ya¤l› ilmek sab›rs›zl›¤›yla s›vazlayan, karanl›k ça¤lar›n, peygambere kölelik döneminden ç›k›p da gelmifl yüzlerle doluyor. Ve 2 Temmuz Cuma günü saat 13:30’da de¤iflik camiilerden ak›n ak›n gelen sald›rganlar ellerinde sopalarla Kültür Merkezi’ne sald›r›yor, Kültür Merkezi’nin camlar›n›, kap›lar›n› yerle bir ediyorlar. Gözlerini kan bürümüfl sald›rganlar difllerini g›c›rdatarak parçalayacak insan ar›yor. Yeni kat›l›mlarla say›s› 15 bine yaklaflan kitle fleriat istemlerini ve sloganlar›n› hayk›rarak etkinlik konuklar›n›n kald›¤› Mad›mak Oteli’ne yöneliyorlar. Otel önündeki araçlar› atefle veriyorlar önce. Sonra insanl›k yanmaya bafll›yor Mad›mak’ta. Otelde bulunanlar telefonla Sivas Valisi’ni, Emniyet Müdürü ve di¤er yetkilileri arayarak önlem al›nmas›n› istiyor. Baflbakan, ‹ç ‹flleri Bakan› ve Milletvekillerini ar›yorlar. Otelde bulunan Aziz Nesin de Baflbakan Yard›mc›s› Erdal ‹nönü ve Çal›flma Bakan› Mehmet Mogaltay’la görüflerek can güvenliklerinin sa¤lanmas›n› istiyor. Ulafl›lan her yetkili, “Korkmay›n, her türlü önlem al›nm›flt›r” “Olaya hakimiz” yan›t›n› veriyor. Hiç kuflkusuz ki olaya hakimdiler bu yüzden 35 can, 35 yürek katledildi Sivas’›n orta yerinde. Sivas’ta eli sopal›, tafll›, zincirli onbini aflk›n sald›rgan, insan av›ndayd› o gün. Korkunç durum, Baflbakana, ‹çiflleri Bakan›’na defalarca bildirildi¤i halde herhangi bir önlem al›nmad›. 35 insan yak›larak feci flekilde katledildi. Böyle bir or-

tamda Cumhurbaflkan› Süleyman Demirel; “Halkla güvenlik güçlerini karfl› karfl›ya getirmeyiniz” diyor, ilgilileri uyar›yordu. Demirel’in halktan kastetti¤i oteli kuflatan sald›rgan kalabal›kt›. Baflbakan Tansu Çiller ise “Çok flükür, otel d›fl›ndaki halk›m›z zarar görmemifltir” diyebiliyordu. ‹çiflleri Bakan› Mehmet Gazio¤lu ise otele yap›lan sald›r›y›, “Aziz Nesin’in halk›n inançlar›na karfl› bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermifltir” fleklinde yorumlayarak sald›rganlar› mazur gösteriyordu. Önceden haz›rlanan, devlet eliyle gerçeklefltirilen bu katliamda atefllerin dili konufluyordu Sivas’ta. Kimilerine göre atefl, temizli¤i, temizlenmeyi ifade eder. Ama o gün atefl, alevler yok etmeyi, kirlenmeyi, çürümeyi, faflizmi, faflizmin kan emici yüzünü yans›tmaktayd›. ‘80 öncesi Amerikan 6. Filosunu k›ble kabul edip namaza duranlar “Müslüman mahallesinde salyangoz sat›l›yor” diye 35 can› hiç ac›madan katletti Sivas’ta. Sivas’ta yaflanan ne Alevi-Sünni çat›flmas› ne de sa¤-sol kavgas›yd›. Bu devlet eliyle organize edilen bir katliamd›. Ne zaman ki devrimci-demokrat hareket iktidar› sallamaya bafllarsa ya da bir halk uyan›fl bayra¤›n› açarsa egemenler taraf›ndan hep ayn› komplolar düzenlenmifl ve ayn› provokasyon ortamlar› oluflturulmufltur.

1840,1860,1870,1890,1914-1915, 1917 tarihlerinde Kürtlerle Ermeniler; Müslüman Kürtlerle, Yezidi Kürtler defalarca birbirine karfl› k›flk›rt›lm›fl, ve halklar birbirini k›rm›flt›r. 1920’de Koçgiri Halk Hareketi döneminde Kürtler Lazlara k›rd›r›lm›fl, Ege bölgesinde Rumlara karfl› Türkler k›flk›rt›lm›flt›r. 1925’de fieyh Sait ‹syan›nda, 1930 A¤r› ve Zilan isyanlar›nda, 1938 Dersim isyan›nda Alevilerle Sünniler birbirine k›rd›r›lm›flt›r. ‹nsanl›k ay›b› Sivas katliam›yla son bulmam›flt›r. Dün Sivas’ta 35 kifliyi diri diri yakan eli kanl› katiller 19 Aral›k’ta “Hayata Dönüfl Operasyonu”yla Bayrampafla’da 6 kad›n tutsa¤› diri diri yakm›fl, Dersim Mercan Vadisi’nde 17 MKP gerillas›n› vahflice katletmifltir. ‹nsanl›k suçu olarak tarihe geçen Sivas katliam› halklar›n zihninde derin ve unutulmaz izler b›rakm›flt›r. Katliamlar›n sorumlusu devlet, mazlum halk›n adaletinden kurtulamayacak, döktü¤ü kanlar›n hesab›n› bir gün mutlaka verecektir. Nitekim Sivas katliamc›lar›n› tafl›yan hapishane ring arac›n›n Proletarya Partisi’nin gerillalar›n›n sald›r›s›na u¤ramas› bu hesap soruculuktand›r. Ancak as›l hesap, bu piyonlar› yaratan ve yaflatan bu kirli düzenin kald›r›lmas›yla sorulacakt›r.

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Cevher YAfiAR: Proletarya Partisi’nin sempatizan› olarak faaliyet yürüten Cevher Yaflar, Dersim Mazgirt’e ba¤l› Pulan köyü do¤umludur. 8 Temmuz 1985’te Dersim Mazgirt Germi-

si’de iflkence ile katledilmifltir. Ölüm Orucu fiehitleri: Gökhan Özocak, 5 Temmuz 2001(DHKP-C), Ali Koç, 8 Temmuz 2001 (DHKP-C).

Gökhan Özocak

Ali Koç


30 Haziran-13 Temmuz 2006

28

51

Köylülük içindeki çal›flmalar›m›zda bir yöntem;

“KÖY ÇALIfiMALARI” eçti¤imiz y›l T. Kürdistan›’nda birkaç ilde düzenlenen köy çal›flmalar› hayli renkli görüntülere sahne olmufltu. “Denge M›flm›fle” isimli küçük bir yay›n bile ç›kartan YDG’liler, civardaki pek çok köyden bu y›l davet alm›fl durumdalar...

G

orlu üretim koflullar› içerisinde birbirini daha rahat tan›mak mümkün. Çal›flmaya al›fl›k olmayanlar orada bir “hasta” olsalar da, büyük ço¤unluk ortaklafla üretmenin güzelli¤iyle koflullara uyum sa¤l›yorlar.

Z

u çal›flmalar s›ras›nda bizle ilk iliflkiye geçenler, bölgedeki ileri köylüler olmaktad›r. Yaz çal›flmalar›n›n k›sa bir süre ile s›n›rl› olmamas› bu kesimle daha sa¤l›kl› iliflkiler kurmam›za da neden olmaktad›r.

B

‹lk olarak geçti¤imiz yaz Yeni Demokrat Gençlik taraf›ndan düzenlenen “köy çal›flmalar›”n›n ikincisi bu yaz daha genifl bir kat›l›mla örgütleniyor. Üretimden uzak kalan pek çok genç bu flekilde üretime girerken hem köylülü¤ün yaflad›¤› s›k›nt›lar› yerinde görmüfl, hem de kolektif bir ortamda yaflayarak ö¤retme/ö¤renme sürecine girmifl oluyor... Demokratik Halk Devrimi’nin temel gücü olan köylülü¤ün ülkemizdeki örgütlenme düzeyinin yeterli olmad›¤›n›, milyonlarca köylünün örgütsüz oldu¤unu belirtmek yanl›fl bir yarg› olmayacakt›r. Yar›-feodal sistemin sonuçlar›ndan en fazla etkilenen kesim olan köylülük, özellikle tefeci-tüccar sömürüsü alt›nda ezilmektedir. Devletle ve uluslararas› tekellerle iflbirli¤i içinde köylülü¤ün eme¤ine bu asalak kesim taraf›ndan el konulmaktad›r. Küçük üretime s›k›flt›r›lm›fl olan köylülük, üretti¤ini pazara sunmada s›k›nt› yaflamaktad›r. Pamuk, çay, f›nd›k, kay›s› vb. ürünleri zor flartlar alt›nda üreten köylüler, art›-ürünlerini hem pazara ulaflt›rmada sorunlar yaflamakta hem de masraflar›n› dahi karfl›layamamaktad›r. Bu ve benzeri ekonomik sorunlara ek olarak k›rsal kesimde yaflayan halk›n e¤itim, sa¤l›k vb. temel konulardaki ihtiyaçlar›/talepleri de karfl›lanmamaktad›r. IMF ve Dünya Bankas›’n›n dayatmalar›yla tasfiye edilmeye çal›fl›lan köylülük, flehirlere göç etmek zorunda kalmakta, flehirlerde de ifl bulamamaktad›r. Bu da köylülerin daha fazla yoksullaflmas›na ve yoksunlaflmas›na neden olmaktad›r. Özellikle köylü gençler k›fllar› büyük flehirlerde inflaat iflçili¤i, hamall›k, garsonluk vb. ifllerde çal›fl›rken, yazlar› ise köylerindeki küçük tarlalar›nda üretim yapmaktad›r. Yaz-k›fl uzun saatler boyunca, sosyal güvenceden yoksun bir flekilde çal›flmaya mecbur b›rak›lan köylü gençlerin gelecekleri patron-a¤alar taraf›ndan gasp edilmekte, karart›lmaktad›r.

Köylülü¤ün s›k›nt›lar›n› yerinde görüyoruz... Emperyalizmin amac› aç›kt›r. Ülkemizi daha fazla sömürmek, do¤al ve insani kaynaklar›m›z› ya¤malamakt›r. Emperyalizm, özellikle de ABD emperyalizmi, yar›-sömürge statüsündeki ülkemizi üretimsizli¤e mahkum etmek istemekte ve böylece kendisine olan ba¤›ml›l›¤› daha da derinlefltirmeyi hedeflemektedir. fiehirlerde a¤›r sanayiinin geliflmesini engelleyen, büyük fabrikalar› özellefltiren, binlerce iflçinin iflsiz kalmas›na sebep olan emperyalizm, köylülü¤ü de üretimden kopartarak tar›msal üretime sekte vurmak istemektedir. Tüm bunlar› ise, kendisine uflakl›k yapan patron-a¤alar›n faflist düzeni yoluyla gerçeklefltirmeye çal›flmaktad›r. Hakim s›n›flar›n yo¤un sald›r›lar› karfl›s›nda köylülük, sistemli bir muhalefet örgütleyemese de dönem dönem gerçeklefltirdi¤i ç›k›fllarla sesini duyurmaktad›r. Devletle iflbirli¤i içindeki kooperatiflere ra¤men bu ç›k›fllarda, köylülükte biriken öfke kendisini göstermektedir. Son iki senede özellikle Ege illerinde gerçekleflen ve on binlerin kat›ld›¤› eylemlerde IMF’den hesap sorulmaktad›r. Bununla birlikte köylülük içindeki ileri kesimlerin bafllatt›¤› köylü sendikalar› ve üretici birlikleri çal›flmalar› da Ege ve Karadeniz baflta olmak üzere farkl› bölgelerde devam etmekte ve k›sa sürede az›msanamayacak say›da kitleyle iliflki gelifltirmektedir. Yine s›n›fsal bask›n›n yan›nda ulusal bask›y› da katmerli bir flekilde yaflayan

Kürt ulusundan köylüler de son 20 y›ll›k dönemde kendisine zulmeden faflist düzene karfl› gerilla savafl›na kat›lmakta, bu savafla destek sunmaktad›r. Ulusal hareketin önderli¤inin niteli¤i bir yana, faflizmin zulmüne karfl› binlerce Kürt köylüsünün ve köylü gencin gerilla savafl›na kat›lmas›, bedeller ödemesi ve bedeller ödetmesi, özünü gerilla savafl›n›n oluflturdu¤u Halk Savafl›’n› yükseltmek için ad›mlar atan Partizanlar aç›s›ndan da önemli veriler sunmaktad›r.

Geçen y›ldan ö¤rendik, bu y›l daha deneyimliyiz! Devrimimiz aç›s›ndan belirleyici bir yerde olan köylülü¤ün artan öfkesini a盤a ç›kartmak, bu öfkeyi siyasal devrim mücadelesine kanalize etmek ve iflçi-köylü ittifak›n›n ad›mlar›n› atmak komünist bilinçle donanm›fl devrimcilerin görevidir. Köylülük, kendisini tefeci-tüccar zulmünden kurtaracak, üretimin önündeki engelleri kald›racak, kendisinin söz sahibi oldu¤u Demokratik Halk ‹ktidar›nda emperyalist sömürüye karfl› ba¤›ms›zl›¤›, faflizme karfl› halk demokrasisini yaflayacakt›r. Bunun için de iflçiköylü ittifak› temelinde yürütülen Halk Savafl› do¤rultusunda köylülü¤ün örgütlenmesi gerekmektedir. Bu yönlü uygulanacak çeflitli yöntemlerden birisi de yaz dönemlerinde örgütlenen köy çal›flmalar›d›r. Uzun bir aradan sonra, ilk kez geçti¤imiz sene Yeni Demokrat Gençlik taraf›ndan örgütlenen köy çal›flmalar› bu anlamda olumlu bir örnek alarak al›nmas› gereken bir çal›flmad›r.


29

51 Ço¤unlu¤u ö¤renci gençlikten olan çok say›da devrimci genç, yaz dönemi boyunca köylerde üretime girmifl, köylülükle iliflkilerini gelifltirmifl, toplumumuzun önemli s›n›flar›ndan birisi olan köylülü¤ün yaflam›n›/sorunlar›n› bire bir yaflayarak görmüfltür. Devrimci gençlerin kendileri gibi üretime girmeleri köylüler tara-

f›ndan sempatiyle karfl›lanm›fl, YDG’lilerle daha rahat iletiflim kurabilmifllerdir. Üretimin içinde olmak, köylülerin genç devrimcilere misafir olarak de¤il de kendilerinden biri gibi davranmalar›na neden olmufltur. Bu belirttiklerimiz, k›rsal alanda birincil dereceden örgütlememiz gereken tar›m iflçileri için de geçerlidir. Ço¤unlu¤u Kürt ulusundan olan tar›m iflçileri, çok zor flartlarda, uzun saatler boyunca tarlalarda çal›flmaktad›r. Ekonomik, kültürel, sosyal

ayr›mc›l›klara maruz kalan tar›m iflçileri de kendileriyle ayn› statüde çal›flan devrimci gençlerle diyaloga girmekte daha istekli davranm›fllard›r.

Sadece tarlada de¤il, festivalde, dü¤ünde, ev ziyaretlerindeyiz! Köy çal›flmalar› esnas›nda üretimin d›fl›nda, festivaller, dü¤ünler vb. yollarla da köylü kitleleri ile iliflkiler kurulabilmekte, devrimci ajitasyon daha genifl kitlelere ulaflabilmektedir. Bu çal›flmalar s›ras›nda bizle ilk iliflkiye geçenler, bölgedeki ileri köylüler olmaktad›r. Yaz çal›flmalar›n›n k›sa bir süre ile s›n›rl› olmamas› bu kesimle daha sa¤l›kl› iliflkiler kurmam›za da neden olmaktad›r. Bu anlamda, alanda faaliyetin devaml›l›¤› ve köylü kitlelerin örgütlenmesinin ilk

30 Haziran-13 Temmuz 2006 ad›mlar›n› oluflturmas› aç›s›ndan bu çal›flmalar etkili olabilmektedir.

Birbirimizden ö¤reniyor, birbirimize ö¤retiyoruz! Köy çal›flmalar› yaln›zca kitleleri tan›mak, onlarla iliflki gelifltirmek aç›s›ndan de¤il, ayn› zamanda devrimci gençlerin kendilerini ve örgütlerini tan›malar› aç›s›ndan da etkili bir çal›flmad›r. Devrimci gençler üretimin içinde üretimin de¤ifltirici dönüfltürücü gücünü görmekte, kolektivizmi tan›makta, politik çal›flma yapmaya ve bunlar› paylaflmaya imkan bulabilmektedir. Bu anlam›yla köy çal›flmalar›n›n en önemli amac› devrimci gençlerin politik seviyesini yükseltmektir. Hem üretime kat›larak hem e¤itim çal›flmalar› ile hem de köylü kitlelerden ö¤renerek ve onlara ö¤reterek devrimcileflme yolunda ad›mlar atmak mümkün olmaktad›r. Bu yüzden bizler hem üretimin içinde bulunmak ve köylülerle iliflkiye geçmek hem de kolektif bir ortamda ö¤renmek/ö¤retmek isteyen tüm arkadafllar›m›z› bu y›lki köy çal›flmalar›m›za davet ediyoruz...

Y›k›mlara karfl› muhalefet gelifliyor Kentsel Dönüflüm Projesi kapsam›nda “dönüfltürülmek” istenen mahallelerden birisi de Maltepe Bafl›büyük Mahallesi. Mahallenin çok güzel bir manzaras›, depremde çivisi ç›kmayan evleri ve bir de kaynak suyu var. Bunlar dahi, bu mahallenin neden zenginlere peflkefl çekilmek istendi¤ini anlamam›za neden olmaktad›r. 22 Haziran günü Maltepe Bafl›büyük Mahallesine giderek halk›n y›k›mlar hakk›ndaki görüfllerini ald›k. AKP % 72 civar›nda oy alm›fl mahalleden. “Bu mahalle sayesinde AKP, Maltepe belediyesini kazand›” diyor halk. Halk›n ço¤unlu¤u Karadeniz Bölgesi’nden gelmifl. Özellikle Gümüflhanelilerin ço¤unlukta oldu¤u, onun d›fl›nda Kars, Sivas gibi illerden gelen insanlar›n da yaflad›¤› “sakin” bir mahalle Bafl›büyük. Otobüste ya da yolda giderken rastlad›¤›m›z herhangi birisine “Y›k›mlar hakk›nda halk›n ne düflündü¤ünü araflt›rmak için geldik” diye söyledi¤inizde, do¤al olarak kimse evinin y›k›lmas›n› istemiyor ve bafll›yor anlatmaya; “Bize o kadar vaatler verdiler, oylar›m›z› ald›lar, flimdi de evlerimizi y›kmak istiyorlar. Bizi göç etmeye zorlamas›nlar mahallemizden. Buralar› zenginlere peflkefl çekecekler. Bizi düflünen yok.” Dünya Bankas›, IMF iliflkilerinden, derken vatan›n sat›lmas›ndan bahsediyor yafll›lar. Sohbet ilerledikçe, okutulan çocuklar, geçim derdi ve mahallenin tarihçesine kadar uzan›yor. Mahallede y›k›mlar›n gündemleflmesiyle birlikte bir dernek kurulmufl. Ad›, “Bafl›büyük Koruma, Yaflatma ve Güzellefltirme Derne¤i.” Derne¤in baflkan› Akgül Bozda¤ ve dernek üyeleriyle y›k›mlara iliflkin düflüncelerini ve dernek faaliyetlerini konufluyoruz; “Buradaki halka tapu tahsis belgesi vermifller zaman›nda, 26 y›ld›r vergi

veriyor bu insanlar. Buray› pilot bölge ilan ettiler. Nedeni de, burada AKP taban› çok güçlü, ona güvenerek buralar› y›k›p daha sonra di¤er yerlere s›çramak istiyorlar.” “Bunlar›n hepsi Ankara’dan yönetiliyor, belediye baflkan› ne yaps›n?” fleklinde yorumlarla kendilerince sorunun kayna¤›n› tan›ml›yorlar. Dernek yönetimi belediye baflkan›yla ve muhtarla görüflmeyi kabul etmiyor. Muhtar›n Belediye Baflkan› Fikri Köse ile bir olup mahalleliye karfl› çal›flt›¤›n›, halk›n kafas›n› kar›flt›rd›¤›n› söylüyorlar. Söylenenlere göre mahalledeki 4 bin AKP üyesinin 2 bini istifa etmifl. Muhtar mahallenin alt taraf›nda oturan insanlara, “Sizin eviniz y›k›lmayacak, yukar›daki evler y›k›lacak, sizin evlerinizin de de¤erleri artacak” fleklinde söylemlerle ayr›l›k yaratmak istiyor. Mahallenin üst kesimlerinde oturan insanlara da Fikri Köse taraf›ndan “Biz Bafl›büyük için çal›fl›yoruz, kimsenin evi y›k›lmayacak” fleklinde vaatler veriliyor. Bu söylemler mahalleliyi tatmin etmiyor, “somut bir ad›m ats›n” diyorlar. Bunun yan›nda ateflli aç›klamalar yapan insanlara da rastlamak mümkün; “Biz vatan›m›z› milletimizi severiz, ama evimizi y›kmaya kalkarlarsa o zaman burada çok canlar yanar!” demekten sak›n›lm›yor. Muhtar›n 20-30 kiflilik gruplar halinde insanlar› uzlaflmak için görüflmeye ça¤›rmas› yak›n dönemde beklenen bir durum. Baflbakan Tayyip Erdo¤an’›n protestolu Maltepe ziyaretini olaya flahit olanlar anlat›yor, “Geçen gün Erdo¤an Maltepe Stadyumu’na geldi¤inde ben de oradayd›m. Protesto edecektik, ama arkadafllar›n baz›lar›n› gözalt›na ald›lar. Bir de çok yo¤un Çevik Kuvvet vard›. Stadyumun içine girdik. Yan›m›zda 3-5 tane genç açt›lar bir pankart, bafl-

lad›lar slogan atmaya. Bütün stadyum onlar› izledi, kimse konuflmalar› dinlemedi.” Bafl›büyük halk›n›n kendi düzenledi¤i eylemde Belediye Baflkan› Fikri Köse, “Üç befl çapulcunun a¤z›yla hareket ediyorsunuz eylem yap›yorsunuz” vb. sözler söylemifl ve konuflmam›fl mahalleliyle. Mahallede okulun üst taraf›nda bofl bir arazi var. Belediye bu araziye çocuk park› yapmak istemifl. Ancak halk karfl› ç›k›yor. Nedeni ise, “20 trilyonluk park yapaca¤›na daha baflka bir y›¤›n eksik var, onlara çare bulsun. Bu park› bizim için de¤il, bizi att›ktan sonra buraya getirecekleri zenginler için yap›yorlar” diyorlar. Derne¤in halk› harekete geçirme çabalar›na karfl›n halk hakk›n› aramaya çok yabanc› oldu¤u için çok a¤›r bir ilerleme söz konusu. Bildiri da¤›t›m›, afifller ve toplant›lar›n yap›lmas› flimdilik çok genifl bir kesimi kapsamasa da ileride geliflecek hareketlili¤in yans›mas›. Gülsuyu Mahallesi halk›n› “terö-

Kentsel Dönüflüm Projesi kapsam›nda “dönüfltürülmek” istenen mahallelerden birisi de Maltepe Bafl›büyük Mahallesi. Mahallenin çok güzel bir manzaras›, depremde çivisi ç›kmayan evleri ve bir de kaynak suyu var. Bunlar dahi, bu mahallenin neden zenginlere peflkefl çekilmek istendi¤ini anlamam›za neden olmaktad›r. rist” olarak nitelendiren polis, “onlar› içinize sokmay›n, orada PKK var” gibi söylemleriyle de örgütlü mücadeleden uzaklaflt›rmak istiyor Bafl›büyük halk›n›. Tam da bu nedenle Bafl›büyük halk›n›n uyan›fla geçen bilincine destek vermek bir kat daha gerekli hale geliyor. (Kartal)


30

30 Haziran-13 Temmuz 2006

‹flçi-köylü’den TÜM GÖSTERGELER EKONOM‹K VE S‹YAS‹ ÇÖKÜfiE ‹fiARET ED‹YOR Türkiye’de AKP’nin hükümete tafl›nmas›na neden olan kriz, o günden bugüne yeni bir aflamaya ulaflm›fl durumdad›r. Egemen s›n›f sözcüleri taraf›ndan “krizden ç›k›fl”tan sözedildi¤i zamanlar geride kalm›flt›r. Türkiye sahip oldu¤u kriz koflullar›n›n kaç›n›lmaz bir sonucu olarak, yeni bir ekonomik düflüfl ile karfl› karfl›yad›r. Hükümet ve hükümetin arkas›ndaki tüm di¤er kurum ve kurulufllar bu gerçe¤in aksini iddia etseler de ülke gerçekleri (ülkenin sosyo-ekonomik durumu), iktidar›n ekonomi politikalar› bu sonucu kaç›n›lmaz k›lmaktad›r. ‹flte bugün yaflanan kimi geliflmeler de (AKP hükümetinin y›prat›lmas›, ABD emperyalizminin aç›ktan yeni alternatif aray›fllar›, TÜS‹AD taraf›ndan dillendirilen sorunun sadece ekonomik olmad›¤› yorumlar› vb.) bu gerçeklerle birlikte de¤erlendirildi¤inde as›l anlam›n› aç›k etmektedir. Son iki-üç y›ld›r Türkiye’de s›cak para girifline dayanan büyüme, Türk Liras›n›n de¤erinin yüksek tutulmas›na ba¤l› olarak enflasyonun düflürülmesi, faizin görece düflmesi öne ç›kart›larak ekonominin bir refaha girifl aflamas›nda oldu¤u iddia edilmekteydi. Oysa gerçekte ne s›cak paran›n yat›r›m alanlar› ne liran›n de¤erli olmas›n›n getirdi¤i sonuçlar ne de

siyasi ortam›n genel durumu refaha girifl aflamas›n› de¤il, bir çöküfl sürecine iflaret etmektedir. Son y›llarda uluslararas› kurumlar›n Türkiye ekonomisine verdi¤i deste¤in artmas›, ancak kap›n›n efli¤inde duran bu çöküflün sinyali olarak yorumlanabilir. Hükümetin ve onun müritlerinin yaygaras›n› yapt›klar›, coflkusunu duyduklar› “geliflmeler” ve “büyüme” özetle bunlara dayanm›flt›r. Bunlar›n hiçbiri ülke ekonomisinin gerçek anlamda büyüdü¤üne iflaret etmez. Bu geliflmelerin hiçbiri üretime dönük sanayileflmeyi içermemektedir; bunu hedeflememektedir. Yine, hiçbiri iflsizli¤in önüne geçilmesini amaçlamamaktad›r. Yine, bu geliflmeler d›fla ba¤›ml›l›¤›n yerine kendi gücüne dayanan bir sermaye birikimini bar›nd›rmamaktad›r; aksine sermaye birikimini emperyalist merkezlere tafl›man›n a¤›n› yaratmaktad›r. Bu sürecin tüm karakterlerini geçmiflin bütününde görmek mümkündür. Türkiye’de “ekonomik refah›n” yakaland›¤›, “ça¤ atland›¤›” iddia edilerek en yüksek derecede propaganda edildi¤i ve görece etkili oldu¤u dönem Özal dönemiydi. ‹flte bugün ABD emperyalizminin alternatif aray›fllar› s›ras›nda Özal döneminin dillendirilmesi de bunun bir so-

51 nucudur. Ancak hepimiz çok iyi hat›rlar›z ki, Özal döneminin ikinci yar›s›nda yaflananlar gerçeklerin nas›l ters yüz edildi¤ini somut olarak göstermiflti. Kapitalistemperyalist sistemin tekellerine ait kapasite fazlas›n›n emilmesini gerçeklefltirecek koflullar›n ekonomi politikalar›n› uygulayan Türk devleti, özellefltirmeler ve di¤er ekonomik reformlarla spekülatif sermayeye hizmet etmektedir. Uygulanan ekonomi politikalar›n›n özü budur. Buradan ne gerçek anlamda yat›r›m, ne ekonomide gerçeklere dayanan bir büyüme, ne ba¤›ml›l›¤› sona erdirecek bir sonuç ç›kar… Bu politikalar›n sonu uluslararas› sermayeye sürekli de¤er transferidir. Elbette, bu durum ayn› zamanda özellefltirmenin, neo-liberal politikalar›n sonucu olarak h›zla büyüyen cari a盤›n ödenemeyecek noktaya gelmesi, iflsizli¤in önlenemez olmas›, yoksullu¤un yayg›nlaflmas› ve derinleflmesi ile sonuçlanacak. Bu da spekülatif sermaye için yeni bir istikrars›zl›k demektir. ‹flsizli¤in giderek artt›¤› da yap›lan araflt›rmalar›n sonucu olarak ortaya ç›kmaktad›r. ‹flsizlik oran› resmi rakamlarla yüzde 9’larda, gerçeklikte ise % 1415’lerde seyretmekte. Kentlerde yüzde 12-15 dolay›ndaki iflsizlik buralarda s›n›f çeliflkilerinin yükselmesini sa¤lamaktad›r. ‹flte böyle bir süreçte AB üyeli¤i tart›flmalar› halk›n gündemine sokulmaya çal›fl›lmaktad›r bir kez daha. Elbette, burada Türkiye’nin üyeli¤inin mümkün olup olmad›¤› tart›flmas› yapmamak gerekir. ‹ster olsun ister olmas›n Türkiye ve benzeri ülkelerin bu oluflumlarla iliflkisi

DEÜ iflçileri oturma eyleminde DEÜ T›p Fakültesi Hastanesi’ne ba¤l› Güzel ‹zmir Temizlik, E¤itim ‹ktisadi ‹flletmesi’nde çal›flan 210 iflçi eyleme, 10 Haziran günü iflten at›lmalar› sonras› bafllam›fllard›. Ba¤l› bulunduklar› Genel-‹fl Sendikas›’n›n iflyeri temsilcili¤inin kapat›lmas›n› protesto ettikleri için iflten at›lan iflçiler, ifle al›nana dek eylemlerine devam edeceklerini belirtirken, sendika yetkilileri ise patron hakk›nda dava açmaya haz›rlan›yor. ‹flyerinde sendika temsilcili¤i aç›lmas› için önce yer verildi¤ini, ard›ndan da gerekçe gösterilmeden kapat›ld›¤›n› kaydeden iflyeri temsilcisi Hüseyin Ünlü, kendilerine oyun oynand›¤›n› söyledi. Daha önceleri hastalanan iflçilere vizite ka¤›d› verilmedi¤ini kaydeden Ünlü, iflten at›lmalar›n›n amaçl› oldu¤unu ifade etti. 210 iflçi-

nin bildirim yap›lmadan iflten uzaklaflt›r›ld›¤›n› belirten Ünlü, “‹flyeri temsilcili¤inin anahtar› da de¤ifltirildi. Amaçlar› burada sendikay› bertaraf etmek. Bildirim yapmadan 210 iflçiyi iflten atmakla as›l kanunsuzlu¤u onlar yapt›. ‹fle al›n›ncaya kadar oturma eylemimiz devam edecek” dedi.

“Sonuç ç›kmazsa dava açaca¤›z” Genel-‹fl Sendikas› ‹zmir 4 No’lu fiube Baflkan› Erkan Karaca, DEÜ Hastanesi’nde çal›flan 713 iflçiden 600 iflçinin sendikal› oldu¤unu söyledi. ‹flçileri sendikas›zlaflt›rmak için oyunlar oynand›¤›n› kaydeden Karaca, iflçilerin ifle geri al›nmalar› için rektörle görüfleceklerini söyledi. Hastanede 6 y›ld›r temizlik

iflçisi olarak çal›flan Elif Y›ld›r›m, iflyeri temsilcili¤inin kapat›lmas› protestosuna kat›lmad›¤› halde iflten at›ld›¤›n› söyledi. Sendikal› olduklar› için iflten at›ld›klar›n› belirten Y›ld›r›m, hasta oldu¤u için 4 gün rapor ald›¤›n› ve ifle bafllamak için iflyerine geldi¤inde, ifline son verildi¤ini ö¤rendi¤ini söyledi. Haks›z yere iflten at›ld›¤›n› belirten Y›ld›r›m, “Raporlu oldu¤umu söylememe ra¤men dinlemediler, iflyerine almad›lar. ‹flyeri hakk›nda dava açaca¤›m” diye konufltu. ‹fle al›n›ncaya kadar oturma eyleminin sürece¤ini belirten Birol fierif Ayayd›n ise, MS hastas› olmas›na ra¤men iflyeri vizite vermedi¤i için doktora gidemedi¤ini söyledi. Ayayd›n, tedavi olmamas› durumunda kör olma riskiyle karfl› karfl›ya oldu¤unu ifade etti. (‹zmir)

üyelik statüsüyle belirlenecek de¤ildir. Emperyalist devletlerin ve di¤er kurulufllar›n bir maflas› konumunda bulunan Türk devleti gibi devletler aç›s›ndan Avrupa Birli¤i gibi oluflumlar›n içinde yer almak esas olarak büyük tekellerin ve devletlerin birer kolu olmaktan öte ifllev beklememek gerekir. Bunu Türkiye’deki egemen s›n›flar oldukça iyi bilmekte (zira var olufl nedenleri budur) ve buna göre hareket etmektedirler. Büyük bir azimle, ifltahla bu gerici birli¤in bir parças› olman›n inan›lmaz avantajlar›n› propaganda ederken bir uzant›, bir mafla olarak ifllevlerinin artaca¤› ve bundan dolay› kazanacaklar›n› hesaplamaktad›rlar. Ezilenler cephesinde ise, tan›k olunan birlik üyesi ülkelerin durumlar›, bu ülkelerdeki sömürünün artan boyutu, iflsizlik vb. birer örnektir. Bu geliflmeler bir kez daha göstermifltir ki bugün Türkiye’de devrimi sürdürmek, halk kitlelerinin bilincini ayd›nlatmak, faflizme karfl› mücadele edebilmek esas olarak Halk Savafl› ile mümkündür. Halk Savafl›n› bugün gerilla savafl› merkezli, k›rdan flehre bir stratejik ele al›flla gelifltirebiliriz. Devrime ve halka karfl› görevlerimizi yapmam›z›n yegâne yolu budur. Bunun zorluklar› afl›lmad›kça, bu yönde güçlü bir bilinç oluflturulmad›kça faflizm kazanmaya, var olmaya devam edecektir. Halk Savafl›n› gelifltirmek; buna uygun davranmay›, bunun için çal›flmay›, bunun için düflünmeyi, bunun için propaganda yapmay›, eylem yapmay› gerektirir. Gücümüzü bu yönde harekete geçirmenin ›srar› içinde olal›m…

“Toplu sözleflme hakk›m›z, grev silah›m›z!” 21 Haziran 2006 Çarflamba günü saat 12:30’da Bayrakl› Adliyesi önünde biraraya gelen BES’li emekçiler adliye çal›flanlar›n›n ücret art›fl›yla ilgili bir bas›n aç›klamas› yapt›. BES ‹l fiube Baflkan› Musa Sever’in okudu¤u metinde; “Sendikam›z, yarg› çal›flanlar›n aras›nda ücret farkl›l›¤›n› art›racak yeni düzenlemeye karfl›d›r. Hakim ve savc›lar›n ücretlerinin art›r›lmas›na karfl› de¤iliz, biz bu iyilefltirilmenin bütün yarg› çal›flanlar›n› kapsamas›n› istiyoruz” dedi. “‹nsanca bir yaflam istiyoruz”, “Sadaka de¤il toplu sözleflme”, “Toplu sözleflme hakk›m›z› grev silah›m›z” sloganlar›n›n at›ld›¤› aç›klamada PTT yönüne do¤ru yürüyüfle geçilerek eylem sona erdirildi. (‹zmir)


31

51

30 Haziran-13 Temmuz 2006

Belediye iflçileri grevde... D‹SK’e ba¤l› Genel-‹fl 3 No’lu Bölge fiubesi ve ba¤l› flubeler ve 1 No’lu fiube 15 fiubat 2006 tarihinde bafllayan Toplu ‹fl Sözleflmeleri’nde, 81 maddelik teklif tasla¤›nda 68 maddede mutabakata var›l›rken; 13 maddede anlaflma sa¤lanamamas› üzerine 21 Haziran 2006 tarihinde Kad›köy ‹skelesi’nden Kad›köy Belediye Binas› önüne kadar bir yürüyüfl düzenledi. ‹flçiler eylem boyunca coflkulu ve kararl› dururken Kad›köy halk› da eyleme destek verdi. Kad›köy Belediye binas› önüne gelen kitleye bas›n metnini Genel ‹fl Anadolu Yakas› Bölge Baflkan› Veysel Demir okudu. Demir, aç›klamaya Kad›köy Belediyesi’nin yapt›¤› her hizmette al›nterlerinin, emeklerinin oldu¤unu; bundan da gurur duyduklar›n› ancak bu hizmetlere ara vermek zorunda olduklar›n› belirtti. Demir ayr›ca tafleronlaflt›rman›n as›l hedefinin örgütlenmeyi da¤›tmak oldu¤una da dikkat çekti. Genel-‹fl Sendikas› Örgütlenme Uzman› Erol Ekici de söz alarak, IMF politikalar›n›n emekçileri açl›k ve sefalete itti¤ini belirtti ve “insanca yaflam istiyoruz” dedi. Ekinci’nin konuflmas›ndan sonra Belediye Binas›’n›n cam›na grev karar› as›ld›. Eyleme DDSB, BDSP ve birçok kurum da destek verdi. Anlaflma olmad› ve grev... Yap›lan görüflmelerden sonuç al›namay›nca 26 Haziran Pazar günü D‹SK Genel-‹fl Sendikas› Kartal Belediyesi’nde 281 iflçi ile greve ç›kt›. T‹S (Toplu ‹fl Sözleflmesi) görüflmelerinde ücret konusunda anlafl›lamamas› sonucu Genel-‹fl Sendikas› grev karar› ald›. Sabah saat 08:00’de toplanmaya bafllayan iflçi-

ler, alk›fllar ve “Sözleflme hakk›m›z grev silah›m›z”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Sözleflme hakk›m›z söke söke al›r›z” sloganlar› eflli¤inde “Bu iflyerin-

de grev var!” yaz›l› pankart› Belediye’nin girifline ast›lar. Bas›n aç›klamas›ndan önce k›sa bir konuflma yapan Genel-‹fl Anadolu Yakas› Bölge Baflkan›

Veysel Demir “Bütün görüflmelerimize ra¤men, istemedi¤imiz ancak korkmad›¤›m›z bir noktaya geldik. Sendika olarak her zaman greve haz›r›z. Grevler iflçi s›n›f›n›n okullar›d›r. Bu grevler artacakt›r çünkü gün geçtikçe ekme¤imizden, zeytinimizden, sa¤l›¤›m›zdan gidiyor” dedi. Saat 10:00’da yap›lan bas›n aç›klamas›n› Genel-‹fl 1 No’lu fiube Baflkan› Yunus Denizci okudu. Bas›n aç›klamas›nda “25 Ocak’tan beri devam eden görüflmeler sonucunda 67 maddenin 7 tanesinde patronun kat› tutumu nedeniyle anlaflma sa¤lanamad›. 24 May›s tarihinde grev karar› ilan ettik, bu sabah itibariyle resmen uygulamas›na bafllad›k. Kartal halk›ndan, grev bitimine kadar oluflacak hizmet aksakl›klar›ndan dolay› özür diliyoruz, halk›m›zdan ve emek cephesinden anlay›fl ve destek bekliyoruz” denildi. Bas›n aç›klamas›nda konuflma yapan Genel-‹fl Toplu Sözleflme Daire Baflkan› ‹smail Özhamarat, “Destek veren herkese teflekkür ediyorum ve hofl geldiniz diyorum” fleklinde bafllad›¤› konuflmas›nda, “Bir gecede dolar milyarderi yaratanlar bizler de¤iliz, özgürlük mücadelesi verenleri ölüme gönderenler bizler de¤iliz, babas› ve çocu¤unu kurfluna dizen ortamlar› yaratanlar bizler de¤iliz. Ekonomik ve demokratik taleplerimiz oldu¤unda bizi sanki bütün bunlar› yapm›fl›z gibi hitam ediyorlar. Bizler yaflam› güzellefltirme mücadelesi veren bir akl›n ortak iradesiyiz” dedi. Eyleme Konut-‹fl, TKP, SDP, CHP, Genel-‹fl Kocaeli ve di¤er flubeler, Belediye-‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm de kat›ld›. (Kartal)

‹flten at›lan Numafl iflçileri için yürüyüfl D‹SK-Tekstil üyeleri, iflten ç›kar›ld›klar› için 18 gündür direniflte olan Numafl Tekstil Fabrikas› iflçilerinin geri ifle al›nmas› için 15 Haziran günü Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› Gaziantep Bölge Müdürlü¤ü önünde aç›klama yapt›. D‹SK-Tekstil üyesi yaklafl›k 300 kifli, iflçilerin direniflte bulundu¤u Numafl Tekstil Fabrikas› önünden, Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› Gaziantep Bölge Müdürlü¤ü’ne sloganlar eflli¤inde yürüdü. Burada aç›klama yapan D‹SK Bölge Baflkan› Muzaffer Subafl›, Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤›’n› sermayenin yan›nda olmakla suçlayarak, “Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Murat Baflesgio¤lu ya Gaziantep’e gelecek bu rezilli¤i görecek yada eylemimiz yasal zeminde olmuyorsa, sonuna kadar bu

sorunun üzerine giderek bir flekilde çözece¤iz” dedi. Daha sonra Cumhuriyet Meydan›’na gelen sendika üyeleri, 15-16 Haziran 1973’de hayat›n› kaybeden 3 iflçinin an›s›na bir dakikal›k sayg› duruflunda bulunduktan sonra bir bas›n aç›klamas› yapt›. -

PATRONLAR UYARILDI Gaziantep’te iflçilerin yasalara göre de¤il, iflverenin koydu¤u kurallara göre çal›flt›r›ld›¤›n› belirten Subafl›, Numafl Tekstil Fabrikas› iflçilerinin ifle geri al›nmas›n› isteyerek, “Aksi takdirde, bugün 300’e yak›n kifliyle yapt›¤›m›z bas›n aç›klamas›, yar›n binleri bulan Gaziantep Organize Sanayi’ne yürüyüfllere dönüflecek. Bu bir tehdit de¤il, b›ça¤›n kemi¤e dayand›¤›n›n göstergesidir” diyerek iflverenlere ve devlet yetkililerine uyar›da bulundu. (H. Merkezi)


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Belediye iflçileri, gelecekleri için hizmet üretmeyecek

Son sözü üretimden gelen güç söyleyecek

Toplu ‹fl Sözleflmesi sürecinde pekçok Belediye’nin sendikalar›n istedi¤i ücretleri vermemesi ve esnek üretim, tafleronlaflt›rma gibi uygulamalarda ›srar etmesi sonucu Belediye-‹fl ve Genel-‹fl Sendikas›na ba¤l› birçok flube greve bafllad›. Hükümete yönelik y›pratma kampanyas›n›n iyice a盤a ç›kt›¤›, ABD emperyalizminin aç›ktan “eski”lerden örnekler vererek AKP karfl›t› furyay› alevlendirdi¤i, erken seçim tart›flmalar›n›n gündemdeki yerini korudu¤u ve en önemlisi de iflçi ve emekçilere yönelik sald›r›lar›n at bafl› gitti¤i, sendikal önderliklerin ise tüm bu sald›r› furyas› karfl›s›nda “suskunluklar›n›” korudu¤u bir dönemde yaflanan bu geliflmeler oldukça önemlidir. Burjuva-feodal bas›na ifl adamlar› ile hükümet aras›ndaki gerginlik olarak yans›yan klik çat›flmas›n›n ilk iflaretlerini TÜS‹AD “yaflananlar›n sadece ekonomik istikrars›zl›k olmad›¤›” vurgusunu yaparak vermiflti. Tüm bu geliflmeler yuma¤›n›n içinde bu sendika flubelerinin T‹S görüflmeleri sürecinde ald›klar› eylem kararlar› önemlidir. Daha önceki y›llarda yaflanan T‹S örneklerine ve bu dönem biten görüflmelere bakt›¤›m›zda ciddi geri ad›mlar›n at›ld›¤›n› görmek mümkündür. Bu deneyimlerden de yola ç›karak bu süreci iyi de¤erlendirmek gelecek süreç aç›s›ndan oldukça önemlidir. Greve gidiflin nedenlerini ve süreci ö¤renmek amac›yla Belediye-‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm’ün görüfllerini ald›k. - fiu anda ‹stanbul’da hangi belediyelerde grev karar› as›ld›? - ‹stanbul Güngören, Gaziosmanpafla, Zeytinburnu, Üsküdar, Avc›lar; Belediye-‹fl’e ba¤l› Küçükçekmece, Sar›yer, Ba¤c›lar, Bahçelievler, Kartal, Kad›köy Genel-‹fl’e ba¤l› ilçelerde grev karar› as›ld›. As›lmayan yerlerde ise yaklafl›k 10 gün içinde as›lacakt›r. - Toplu sözleflme görüflmelerinde iflçilere dayat›lan çal›flma koflullar› ile verilen ücret teklifi nedir?

- Bu dönem toplu sözleflmelerde çal›flma koflullar›nda öncelikle esnek çal›flma biçimi dayat›ld›. Daha sonra bundan vazgeçilerek esas olarak ücrette uyuflmazl›k yafland›. fiu an AKP’li bütün belediyelerde sendikalarla iflverenler aras›ndaki uyuflmazl›k ücrete dayanmaktad›r. ‹flverenlerin teklifleri siyasal iktidar›n kamuda çal›flanlara öngördü¤ü politikalar› T‹S’lerde de yaflama geçirmek istiyorlar. Belediye Baflkanlar› iflçilerin ekonomik ve demokratik haklar›n› gasp etmeye yönelik ortak bir tav›r alm›fl gibi görünüyor. - Bu durumu siz nas›l de¤erlendiriyorsunuz? - Asl›nda bu ortakl›k yukar›dan afla¤›ya oluflmufl sermaye gruplar›yla bugün onun sözcüsü olan hükümetin ve hükümetle ayn› siyasal anlay›fllar› tafl›yan belediye baflkanlar›n›n ortak tavr›d›r. Asl›nda bu tav›r IMF’nin iflçi ve emekçilere öngördü¤ü program›n ifl birlikçileri vas›tas›yla hayata geçirme çabas›d›r. - Greve do¤ru gidiyorsunuz. Sendikal rekabet bu süreci nas›l flekillendirecek? Yak›n zamanda Genel-‹fl’le aran›zda do¤ru olmayan olaylar yaflanm›flt›r. ‹flçi s›n›f›na yönelik sald›r›lar›n artt›¤› bu dönem biraraya gelebiliyor musunuz? Sendikal rekabetin bu süreçte geri planda kalmas›n› do¤ru buluyor musunuz? - Sendikal rekabet ifl kolumuzda devam eden bir süreçtir. ‹çinde geçti¤imiz durum sald›r›lar›n herkesi ortak etkiledi¤i bir durumdur. Biz sendikal rekabetin yarataca¤› etkiler konusundaki düflüncelerimizi gazeteniz vas›tas›yla yans›tm›flt›k. Ancak tekrar k›saca de¤inirsek; sendikal rekabet ortak mücadeleyi de etkisizlefltirendir, ayr›flt›rand›r, iflverenlerin de¤irmenine su tafl›makt›r, örgütlülü¤ü da¤›tmakt›r. Bu süreçte herkes kendi sorununu kendisi çözme çabas›ndad›r. Bu nedenle grevlerin kap›ya geldi¤i bu dönemde yan yana gelifller önemlidir. Bu çaba yeterli bir çaba olmayacakt›r. Genel-‹fl’le yaflanan rekabetin et-

kisi halen devam etmektedir. Sendikalar›n bafl›nda bulunan devrimci sendikac›lar bu süreci do¤ru kavramamakta, ayr›fl›lan bu durumu yak›nlaflt›rmak yerine kald›¤› yerde b›rakmaktad›rlar. Bu dönem sendikal rekabetin geri plana b›rak›lmas› gerekiyor. Mevcut süreci ortaklaflt›rabilirsek bu durumdan iflçiler karl› ç›kacakt›r. - Belediye iflkolunda çal›flan iflçilerin büyük bir k›sm› tafleron olarak çal›flt›r›l›yor. Bu grev uygulamas›nda üretimin tafleron eliyle yap›lmas›ndan dolay› grev nas›l etkili olacak? Bugün bütün kamu kurumlar› özellefltirilmifl ya da tafleronlar vas›tas›yla mevcut ifller yap›lmaktad›r. Belediye iflkolunda bir grev yaflanacaksa -ki bu olas›- bu grevde öne ç›kartaca¤›m›z birkaç önemli nokta bulunmaktad›r. Birincisi, belediyede tafleron eliyle yap›lan ifllerde çal›flan tüm iflçiler sigortas›z ve asgari ücretle çal›flmaktad›rlar. Bu grevle onlar›n yaflam koflullar›n›n de¤ifltirilmesi hedeflenerek örgütlülü¤e kat›lmas› hedeflenecek, ‹kincisi, greve ç›kma nedenimiz insanca yaflanacak bir ücret talebimizdir. Bu talebimizden etkilenecek emekli, iflsiz ve di¤er çal›flanlar›n sorunlar›n› da öne ç›kartarak bir muhalefet oda¤› oluflturmakt›r, Üçüncüsü, IMF ve Dünya Bankas›’n›n emekçilere dayatt›¤› bu programa karfl›l›k programdan etkilenecek her kesimle ortak mücadele hatt›nda birleflmeyi sa¤lamakt›r, Dördüncüsü, grevin tüm ilçe ve büyükflehirde olmas›ndan dolay› kitlesel gücü sokak eylemlikleri ile siyasal bask› oluflturaca¤›z, Beflincisi, bu greve sadece iflçileri de¤il efl ve çocuklar›n› da katarak toplumsal gücünü yans›taca¤›z. - T‹S görüflmeleri süresince hedefleriniz nelerdir? Temmuz ay›nda yapmay› planlad›¤›n›z bir dizi eylemlilik var. Bu eylemliklerde farkl› iflkollar›nda çal›flan iflçilerin talepleri ele al›nacak m›?

- T‹S’te hedeflerimiz ücrette ortalama geçim endeksidir. Çal›flma koflullar›nda ise mevcut kazan›lm›fl haklar›m›z›n korunmas› olarak kabul görmesidir. Bunun için Temmuz ay›n›n dört ya da beflinde ‹stanbul’da bir günlük ifl b›rakarak Büyükflehir Belediyesi’nde grev karar›n› asaca¤›z. Bunu yaparken di¤er bütün belediyelerdeki iflçileri de bu sürece kataca¤›z. Ayr›ca d›fl›m›zda bulunan Genel-‹fl’e ba¤l› ifl yerlerinde de bu sürece kat›lmalar› yönünde çabam›z devam edecektir. Yaflanacak bir grevin baflar›s› di¤er iflçilerin sorunlar›n› ortaklaflt›rmada kullan›lacak araçlar›m›za ba¤l›d›r. Çünkü bugün hiç kimse yaln›z bafl›na kazanacak durumda ve gerçeklikte de¤ildir. Bunun için öncelikle kuraca¤›m›z komiteler vas›tas›yla sorunlar›n› bizimle ortaklaflt›ran herkesle ortak mücadele etmek, yapmayacak olan sendikalar›n da taban›na inerek iflçileri bu sürece katacak mekanizmalar›m›z› çal›flt›rarak mücadele etmektir.


OGYIK51