ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA
www.iscikoylu.org
Say›: 2005-26
37
*Y›l:2 *16-29 Aral›k 2005 *Fiyat›: 75 YKr ISSN:1303-9350
Katiller yollara düfltü! CIA’n›n ilk de¤il ama çok ciddi anlamda uluslararas› bir terör flebekesi olarak çal›flt›¤›n› bir kez daha gözler önüne seren iflkence uçaklar› haberi karfl›s›nda ABD’nin üst düzey temsilcileri ve ABD istihbarat›n›n tepesindeki isimlerin “ziyaret” trafi¤i de h›zland›. Condoleeza Rice Avrupa turuna ç›karak olay›n örtbasedilmesi için diplomasi yaparken, FBI Baflkan› Robert Muel-
Sald›r›lar sendikalaflmay› engelleyemez
Deri-‹fl direnifline silahl› “çete” sald›r›lar› Tuzla Organize Deri Sanayii bölgesinde kurulu bulunan Cevahir Deri fabrikas›nda, 24 Kas›m Cuma günü, sendikalaflma çal›flmas› yürüttükleri gerekçesiyle iflten ç›kar›lan 28 iflçi direnifle bafllad›. Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi’nde örgütlü bulunan iflçiler bu tarihten itibaren iflyerlerinin önünde beklemeye bafllad›lar. 30 Kas›m Çarflamba günü saat 08:00’de tafleron flirketi Özalp taraf›ndan, Cevahir Deri Fabrikas›’nda çal›flmas› için getirilen yaklafl›k 30 grev k›r›c› iflçiyi, Deri-‹fl Sendikas›nda örgütlü bulunan iflçiler engelledi. Bunun üzerine d›flar›dan getirilen iflçiler direniflteki iflçilere demir çubuk, kazma sap› ve tafllarla sald›rd›. Yaflanan arbedede otobüs hasar gördü, camlar› k›r›ld›. Tafleron Fuat Özalp iflçilere silah çekerek tehdit etti. ‹flçilerin meflru müdafaa hakk›n› kullanmas› sonucu yaralanan tafleron Fuat Özalp hastaneye kald›r›ld›. ‹flçilere sald›ranlara dokunulmazken, sald›r›ya u¤rayan 19 direniflçi iflçi gözalt›na al›nd› ve 5 iflçi de çeflitli yerlerinden yaraland›. Sayfa 4
ler ve CIA Baflkan› Goss ülkemize geldi. Ayn› gün Kara Kuvvetleri Komutan› Org. Yaflar Büyükan›t’›n da ABD’ye gitmesi dikkat çekiyor. Ülkemiz egemenleri olay› örtbas etmeye çal›fl›rken Avrupal› emperyalistler ise özde ortak olduklar› bu durumla ilgili sözde soruflturmalar aç›yor ve CIA’n›n iflledi¤i ve ifllemeye devam etti¤i bu son insanl›k suçlar›ndan haberleri yok-
mufl gibi davranmaya çal›fl›yorlar. Ancak ezilen emekçi halklar onlar›n bu soruflturmalar›n›n göstermelik oldu¤unu çok iyi bilmekteler ve yükselttikleri mücadeleler er geç emperyalizmi tüm kurum ve kurulufllar› ile yerle bir edecek, emperyalistlerin iflledikleri tüm insanl›k suçlar›n›n hesab› iflte o zaman sorulacakt›r.
YDG KONFERANSINA DAVET
24-25 Aral›k’ta buluflal›m! Yaklafl›k 8 ayd›r hem YDG’lilerin hem de çevrelerinde ulaflabildikleri halk gençli¤inin tart›flt›¤› YDG Program› tart›flmalar› 24-25 Aral›k’ta ‹stanbul Tohum Kültür Merkezi’nde düzenlenecek uluslararas› bir konferansla sonuçland›r›lacak. Halk gençli¤inin sorunlar›n›n ve çözüm önerilerinin tart›fl›laca¤› bu konferansta tüm halk gençli¤ini yan›m›zda olup beraber üretmeye ça¤›r›yoruz! Sayfa 8
ERZ‹NCAN BÜROMUZ AÇILDI
Erzincan’da Umuda merhaba Partizan gelene¤inin ve kültürünün halk aras›nda güçlü köklere sahip oldu¤u Erzincan ilinde, ‹flçi-köylü gazetesi irtibat bürosunun aç›lmas›, devrimci-demokratik kamuoyunda ve halk›m›z aras›nda coflkuyla karfl›land›. ‹K okurlar›n›n y›llardan beri ›srarla Erzincan’da büro aç›lmas› taleplerinin karfl›l›k bulmas›, özelde de okurlar›m›z üzerinde coflku yaratm›flt›r. Bu coflku, okurlar›m›z›n büro aç›l›fl çal›flmalar›nda verdikleri maddi ve manevi destekleriyle perçinlenmifltir.
Sayfa 6
2
16-29 Aralık 2005
37
AB yasalar›n›n ilticac›lar üzerindeki etkisi Saint-Brieuc’de dile getirildi Özelde Fransa’da, genelde ise Avrupa Birli¤i ülkelerinde göçmenler üzerine uygulanmas› planlanan yeni politikalar sistemleflmektedir. Sistemleflen, yani “yeni yasalar” olarak karfl›m›za ç›kan politikalar, bir kez daha kan›tlad› ki, emperyalist bir ülkede yaflayan toplum içinde gerek bar›nma, yiyecek; gerekse de giyecek vb. konularda en alt seviyede yaflayanlar göçmenlerdir. Bunu yeniden hat›rlatmak ve kamuoyuna kavratmak amac›yla, Fransa’n›n Saint-Brieuc flehrinde bulunan ve uzun süredir çal›flmalar yürüten Irkç›l›¤a Karfl› Birlik Komitesi (CSCR) çeflitli eylemler düzenledi. Bu organizasyonun içinde kuruluflundan beri yer alan ve Fransa Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu’nun üyesi olan Enternasyonal Gençli¤in Kültür Derne¤i de aktif olarak bu çal›flmalarda yerini ald›. Son birkaç ayd›r esas olarak göçmenlerin sorununa endeksli çal›flmalar yürüten komite, Côte d’Armor bölgesinde küçümsenmeyecek kazan›mlar elde ederek güzel bir mücadele örgütleme örne¤i sergiledi. Kuflkusuz Enternasyonal Gençli¤in Kültür Derne¤i’nin çal›flma performans›, Türkiyeli DKÖ’ler aç›s›ndan özel olarak örnek al›nmas› gerekmektedir. Çal›flmalar›n› yerel bir kurum olan Göçmen ‹flçilerle Dayan›flma Derne¤i (AST‹) ile koordineli bir flekilde sürdüren ve toplam 13 Frans›z ve göçmen kurum-
lar› içinde tafl›yan CSCR, Valili¤e mektup göndererek görüflme ve sorunlar›n› dile getirme olana¤›n› yakalad›. Buna paralel olarak ayn› konu ba¤lam›nda örgütlenen yürüyüfl ve imza kampanyas› oldu. Neticede, eylemlerle yap›lan bask›lar
kan yeni yasalara de¤indi. 28 Eylül 2005’ten itibaren içiflleri bakan› Nicolas Sarkozy taraf›ndan önümüzdeki süreçlerde hissedilecek olan ve elde edilen bölümler itibar› ile yeni yasalara de¤inen ‹HD-MK üyesi, bu yasalar›n bir hak
rak karfl›m›za ç›kan Sistemleflen, yani “yeni yasalar” ola peryalist bir ülkede yapolitikalar, bir kez daha kan›tlad› ki, em ecek; gerekse de giyeflayan toplum içinde gerek bar›nma, yiy ayanlar göçmenlerdir. cek vb. konularda en alt seviyede yafl sonucunda birkaç kifliye oturum hakk› verildi. Bundan böyle, oturum hakk› henüz verilmemifl göçmenlerin çocuklar›na maddi yard›m verilmektedir. Devletin tan›d›¤› bir hak olmamas›na ra¤men, bölgenin Genel Konseyi, AST‹, Secour Populaire ve Secour Catholique gibi yard›m kurulufllar›na ek bütçe ayr›ld›. Ve bu kurulufllar, devletin inisiyatifi d›fl›nda da olsa, ülkeyi terk karar› alm›fl göçmenlere bile bar›nmalar› için bir ev kiralamaktad›rlar. Kiray› da bu kurumlar karfl›lamaktad›r. Eylem plan›n finali olarak 10 Aral›k’ta kültürel etkinlikle zenginlefltirilmifl seminer verildi. Semineri, ayn› zamanda CSCR’in içinde yer alan ‹nsan Haklar› Derne¤i – Merkez Komitesi üyesi verdi. ‹HD-MK üyesi, göçmenlere yönelik ç›-
k›s›tlama sürecini garantiye alman›n arac› oldu¤unu vurgulad›. Göçmelerin sorunlar›n›n 30 y›ll›k bir politikan›n kayna¤› oldu¤unu aç›klad›. Hükümetin, özellikle de Sarkozy’nin devlet gereksinimleri do¤rultusunda ikiyüzlülü¤ünü a盤a ç›karan üye, s›n›r d›fl› politikas›n› örnek verdi. Öyle ki, aylar önce “çifte ceza” kanununu kald›rd›¤›n› ifade eden Sarkozy, flimdi s›n›r d›fl› politikas›yla yeniden bu yasay› gündeme getirerek özellikle göçmenlerin isyan› esnas›nda gençlerin belli bir kesimine hem tutuklama karar›, hem de ikinci bir ceza olarak s›n›r d›fl› edeceklerini ilan etmiflti. Tabi ki bu esasta Sarkozy’den ziyade, sistemin ikiyüzlülü¤üdür. ‹HD-MK üyesinin konuflmas› ard›ndan, soru-cevap fleklinde de¤iflik görüfller dinlendi. Daha sonra kültürel etkinli¤e geçildi.
‹LAN
Karaduvar’da halk kazand›
Emine Ayd›n 05.05.1960 – 27.11.2005 S›n›f mücadelesinde tavr›n› daima hakl›dan yana sergileyen emektar›m›z Emine AYDIN’› ani bir kalp krizi sonucu kaybettik. Göç etmek zorunda kald›¤› Paris kentine yak›n Melun’de yaflayan emektar›m›z, Partizanc›lar› ba¤r›nda tafl›man›n onuruyla güzel bir fedakarl›k örne¤i ile yaflam›n› sürdürdü. Umutsuzlu¤un karfl›s›nda umudunu, karamsarl›¤›n karfl›s›nda devrim mücadelesini sürdüren yoldafllar›n›n davas›na inanc›n› yüre¤inin en derin ve en temiz sofras›na ba¤dafl kurdurttu. Bu sofray› di¤er dost ve çevresiyle paylaflmada hiç geri durmad›. ‹nsanl›¤›n insan olma arzusunu gerçeklefltirme mücadelesine karfl› emperyalizmin kifliliksizlefltirme, siyasi-ideolojik-kültürel olarak yozlaflt›rma sald›r›lar›n›n yo¤unlaflt›¤› bir ortamda, son nefesine kadar bütün burjuva etkilenmelere ra¤men bu de¤erli özelliklerini koruyabilen insanlar›n aras›nda yer ald›. Fransa’da yürüttü¤ümüz mücadelenin tarihinde paylafl›m›n ve yoldafllar›na kucak açman›n izini b›rakan emektar›m›z Emine AYDIN’› hiçbir zaman unutmayaca¤›m›z› ilan eder, ailesine ve tüm yoldafllar›m›za baflsa¤l›¤› dileriz.
işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!
ABONEL‹K fiARTLARI
Fransa Partizan okurlar›
Mersin’in Karaduvar Mahallesi’nde 1986 y›l›ndan bu yana denizde bekleyen gemilere akaryak›t transferi için petrol dolum tesislerinin döfledi¤i borular kent halk›n›n yaflam› üzerinde tehdit oluflturmaya devam ediyor. Karaduvar’da bulunan TUTA fiirketi Cemil Sayar ad›ndaki mahalle sakininin arazisine izinsiz boru hatt›
6 AYLIK: 10.200.000
‹lk önce Enternasyonal Gençli¤in Kültürel Derne¤i’nin Halk Oyunlar› ekibi bir gösteri sundu. Çeflitli yörenin oyunlar›n›n sergilendi¤i gösteriden sonra Afrikal› göçmenlerin halk oyunlar›na yer verildi. Bu oyunda, halk aras›nda iki gücün karfl›l›kl› çat›flmas› dile getirildi. Çat›flman›n esas olarak kendi aralar›nda de¤il de ortak hedefe karfl› olmas› gerekti¤ini ifade eden hareketler akabinde, seyirciler de bu oyuna kat›lmalar› teflvik edilerek uluslar aras› dayan›flma ifade edildi. Sonradan Frans›zca RAP müzi¤ini dillendiren grup, söyledi¤i parçalarla devletten ziyade sistemin teflhirini yapt›. Yar›m saatlik bir program sunan RAP grubu daha sonra yerini Sezen-Ozan ikilisine b›rakt›. Küçük yaflta sergiledikleri büyük yetenekleri ile ilgi toplayan bu yoldafllar›m›z, Enternasyonal Gençli¤in Kültür Derne¤i ad›na kitleyi selamlayarak Kürtçe, Türkçe türkü ve enstrümantal müzik dinletisinde bulundular. Yo¤un alk›fl toplayan ve salondaki bütün ilgiyi genç ve dinamik performanslar›na endeksleyen Sezen ve Ozan ikilisinin ard›ndan ayn› dernek ad›na sahne alan bir yoldafl, söyledikleri türkü ve marfllardan sonra kitleyle birlikte Enternasyonal Marfl› seslendirdi. Türkiyelilerin Türkçe, Frans›zlar›n ise Frans›zca okuduklar› marfl›n ard›ndan üç yüzün üzerinde bir kat›l›m›n oldu¤u etkinlik sona erdi. ‹flçi-Köylü Saint-Brieuc döflemifl, bunun için Cemil Sayar TUTA flirketini dava etmiflti. 1986 y›l›ndan TUTA Petrolcülük fiirketi’ne ait borular›n Cemil Sayar isimli vatandafl›n özel mülkiyet arazisinden geçirildi¤ine hükmeden Yarg›tay 14. Hukuk Dairesi borular›n›n sökülmesine ve söküm masraflar›n›n flirket taraf›ndan ödenmesine karar verdi. Borular 21 günlük sürenin sonunda sökülmezse konu Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’ne (A‹HM) tafl›nacak. TUTA flirketi henüz borular› kald›rma çal›flmalar›na bafllamazken, di¤er flirket ve boru hatlar› hala tehlikesini sürdürüyor. Bu davan›n ard›ndan TUTA flirketi mahalle halk›n› “500 metrelik koruma hatt›n› yapt›r›r, sizleri buradan kovar›m. Karaduvar’dan gelen iflçileri iflten kovar›m” fleklinde tehdit ederek halk› korkutmaya, mücadeleden vazgeçirmeye çal›fl›yor. Ancak Karaduvar halk› bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürece¤ini dile getiriyor. (Mersin)
1 YILLIK: 20.400.000
NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.
3
37 Ad› on y›llardan beri, dünyan›n neresinde olursa olsun, en tan›ms›z vahfletle gerçeklefltirilen insanl›k suçlar› ile birlikte an›lan CIA (Amerikan Haber Alma Merkezi), yani ABD’nin eli kanl› istihbarat örgütü, bugünlerde yine hem ülke hem de dünya gündeminde ad›ndan s›kça söz ettirir oldu. Tabii ki bir kez daha ve yeni ve de boyutlar› bilinmeyen insanl›k suçlar› vesilesiyle…. Baflta ABD emperyalizmi olmak üzere, tüm dünya emperyalist güçlerinin, yanlar›na iflbirlikçi-uflaklar›n› alarak, “terörle mücadele” ad› alt›nda, özellikle de özgürlük mücadelelerinin önderlerine dönük bir dizi üstü kapal› veya aç›k operasyonlar düzenledi¤i bilinmektedir. Dünya hakimiyetine soyunan ABD emperyalizminin, bu operasyonlar› ne boyutta hayata geçirdi¤i ise, CIA’ ya iliflkin son günlerde ortaya ç›kan haberlerle bir kez daha görülmüfltür. Bu haberler, CIA’n›n dünyan›n birçok ülkesinde gizli hapishaneler bulundurdu¤u ve de bir ço¤unu kay›t d›fl› olarak tutuklad›¤› veya kaç›rd›¤› kiflileri bu hapishanelerde, a¤›r iflkenceler alt›nda tuttu¤unu kaps›yordu. Bunun da ötesinde, tutsaklar› bu hapishanelere nakletmek için kulland›¤› ve çeflitli paravan flirketler ad›na kay›tl› uçaklardan söz ediliyor. ‹flkenceye uygun donan›ma sahip oldu¤u söylenen bu uçaklar›n ve de hapishanelerin varl›¤› ise ABD emperyalizmi taraf›ndan do¤rudan reddedilmiyor. Sözü edilen bu uçaklardan birinin geçti¤imiz günlerde Sabiha Gökçen Havaalan›’na indi¤i ve burada 24 saat kald›¤› belirtiliyor. Bu süre içinde uçaktan inen CIA ajanlar›n›n Kand›ra Hapishanesi’nde bir tutsa¤› sorgulad›¤› yine gündeme gelen ve hapishanelerdeki tutsaklar›n yaflamlar›n›n sadece “ulusal” de¤il, ayn› zamanda “uluslararas›” tehdit alt›nda da oldu¤unu gösteren di¤er bir konudur. CIA’n›n bu gizli hapishanelerinin ve de iflkence uçaklar›n›n Avrupa emperyalistleri taraf›ndan uzun süredir bilindi¤i ve örne¤in Alman hükümetinin bu uçaklara yüzlerce kez inifl-kalk›fl izni verdi¤i de yine kamuoyuna yans›yan bilgiler aras›nda. Bugün her ne kadar birçok Avrupal› emperyalist ülke sözde bu sorunun üzerine gidiyor gibi görünse de, onlar öteden beri CIA adl› kanl› örgütün tüm icraatlar›na ortaklar! Hitler faflizminin sald›rganl›¤›n› Sovyetlere yönlendirme çabalar› bofla ç›kan bat› Avrupa emperyalistleri, Hitler’in gazab›ndan nasiplerini, hem de beklemedikleri boyutta al›nca, ABD emperyalizminin hamili¤i alt›na girmek zorunda kal›yorlard›. Bu hamilik 2. Paylafl›m Savafl› sonras›nda da sürdü. Bu savafl›n 2. büyük galibi SSCB art›k bat›l› emperyalistler aç›s›ndan giderek büyüyen bir “tehdit” oluflturmaktayd›. Tüm stratejisini bunun üzerine oluflturmaya bafllayan ABD emperyalizmi savafltan hemen 2 y›l sonra, Hanry Truman döneminde, 18 Eylül 1947 tarihinde imzalanan Ulusal Güvenlik Yasas› ile birlikte, sürekli casusluk ve karfl› casusluk örgütü CIA’y› kuruyor. Stratejinin o dönemki bafll›ca hedefini, bat› Avrupa’n›n hemen dibinde tüm ihtiflam› ile yükselen ve Nazi faflizmini yenilgiye u¤ratan esas güç oldu¤u bilinen Sovyetler ve bu ba¤lamda da K›z›l Ordu oluflturuyordu. CIA’n›n dünya çap›ndaki “görevi” ilk etapta, komünizmin bat› Avrupa’da etkili olmas›n› ve buray› ele geçirmesini engellemek olarak belirlenmiflti. Bunun için de tüm Av-
16-29 Aralık 2005
Tüm yollar CIA’ya ç›kar! rupa’da (ve tüm dünyada) faaliyet gösterecek olan ve do¤rudan CIA taraf›ndan yönetilen gizli bir örgütlenmeye gidildi. “Stay Behind Operasyonlar›” ad› verilen bu örgütlenme ise günümüzde daha çok Gladio olarak bilinen Kontr-Gerilla örgütlenmesidir. Böylece, kendisi zaten kontr- gerilla bir yap›lanma olan CIA, birçok Avrupa ülkesinin istihbarat birimlerini de yan›na alarak, daha sonraki y›llarda Latin Amerika, Ortado¤u, Asya ve birçok Afrika ülkesinin yan›s›ra, Avrupa’da da gerçeklefltirece¤i (ve gerçeklefltirmeye devam etti¤i) kanl› operasyonlar›n›n zeminini geniflletiyordu. CIA, kontra faaliyetlere dönük ilk anlaflmas›n› 1949-1952 y›llar› aras›nda ‹ngiltere istihbarat› ile yapt›. Avusturya, Belçika, Fransa, Almanya, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, ‹spanya, ‹sveç, ‹sviçre ve Türkiye’nin de içinde bulundu¤u genifl bir a¤› kapsayan bu CIA örgütlenmesi, tüm faaliyetlerini NATO flemsiyesi alt›nda yürütüyor. Birçok ülkede, Amerika’n›n ç›karlar›na ters düflen her türden ekonomik-siyasal geliflmeye ve de en önemlisi halk hareketlerine dönük say›s›z sabotaj eylemleri, suikastlar, hükümet darbeleri gerçeklefltiriliyor. CIA ilk hükümet darbesini A¤ustos
ra¤men ABD emperyalizminin Vietnam’da a¤›r bir yenilgi almas›n› engelleyemiyor. 11 Eylül 1973 ise, özelde fiili halk›n›n genelde ise dünya halklar›n›n haf›zalar›na sonsuza dek kaz›nacak, ard›nda yine CIA’n›n oldu¤u bir faflist darbeye sahne oluyor. fiili’de, Baflkan Salvador Allende baflta olmak üzere, on binlerce insan katlediliyor ve iktidar› döneminde ilericilere, devrimcilere dönük, say›s› tam olarak bilinmeyen, gözalt›nda kay›plar, yarg›s›z infazlar gerçekleflen, faflist General Augusto Pinochet iktidara getiriliyor. ABD emperyalizminin dünyan›n dört bir yan›nda kendine ba¤l› iktidarlar yaratma çabalar›nda baflrol oynayan CIA, özellikle de Ortado¤u ve Latin Amerika’da bu tür iktidarlar›n iflbafl›na getirilmesinde kilit bir rol oynam›flt›r. Bu yönetimlerin denetimden ç›kma durumunda ise, devreye yine CIA girerek mevcut yönetimin, iflgal de dahil, her türden yöntemle düflürülmesi ve ABD ç›karlar›na uygun yenilerinin getirilmesi görevini de üstlenmifltir. Bunlar›n günümüzdeki somut örnekleri ise Afganistan ve Irak iflgalleridir. Çünkü Irak’taki Saddam rejimini de, komünizm “tehlikesine” karfl› oluflturdu¤u yeflil kuflak projesi çerçevesinde Afganistan’da iflbafl›na getirdi¤i Taliban rejimini de yaratan
1953’te ‹ran’da gerçeklefltirmifl, Muhammed Musadd›k’›n devrilmesini ve ABD yanl›s› fiah R›za Pehlevi’nin tahta ç›kmas›n› sa¤lam›flt›. 1960 y›l›nda Castro’ya karfl› gerçeklefltirdi¤i baflar›s›z suikasti 1961 y›l›nda gerçeklefltirilen ve yine baflar›ya ulaflmayan Domuzlar Körfezi ç›karmas› izliyor. 1967 y›l›nda CIA’n›n özel bir ekibi Vietnam’a gidiyor. CIA’n›n gerçeklefltirdi¤i ve Phenix ad› verilen bu operasyon Vietnam’da özgürlük mücadelesi veren direniflçilere dönük tutuklama, iflkence, katliam vb. bir dizi vahflete imzas›n› at›yor. Ancak tüm bunlara
ABD emperyalizminin kendisidir. 1992 y›l›nda yakalanan Peru Komünist Partisi Baflkan› Abimael Guzman’a dönük operasyon CIA’n›n istihbaratlar› ve büyük “katk›lar›” sonucu gerçekleflmifltir. Çünkü PKP önderli¤inde Peru’da geliflen Halk Savafl› ABD emperyalizmini panikletmiflti ve önünün bir biçimde “kesilmesi” gerekiyordu. CIA’n›n tüm bu k›talar ötesine uzanan “faaliyetleri”nin nas›l finanse edildi¤ine dair de bugüne kadar onlarca belge yay›nlanm›flt›r. Bu finans kaynaklar›n›n bafl›nda uyuflturucu ve silah kaçakç›l›¤›n›n geldi¤i ise bugün herkes taraf›ndan bilinmektedir. Latin Amerika ülkelerinde CIA darbeleri veya çeflitli operasyonlar ile iflbafl›na getirilen gerici-faflist yönetimlerin, uyuflturucu veya silah kaçakç›lar›ndan oluflmas› da yine CIA’n›n dolay›s› ile de ABD emperyalizmi-
nin bilinçli tercihidir. CIA Türkiye iliflkileri Türkiye’nin co¤rafi olarak, özellikle de Ortado¤u politikalar› aç›s›ndan, stratejik bir konumda olmas› öteden beri tüm emperyalist güçlerin, buraya ilgisini art›rm›flt›r. Türkiye egemen s›n›flar› 2. Paylafl›m Savafl› sonras›na kadar Avrupa emperyalizmine ba¤l› politikalar izledi. Savafl sonras› konjonktürün de¤iflmesi, ABD emperyalizminin dünyan›n öncü emperyalist güç rolüne soyunmas› ile birlikte, burada da hayata geçirilen politikalar bu yönlü olmaya bafllad›. Ba¤›ml› ülkelerdeki politikalar›n›, buralarda oluflturdu¤u masalar arac›l›¤› ile yürüten CIA ‘50’li y›llardan itibaren ülkemizde de bir masa oluflturdu ve hayata geçirilen veya geçirilmek istenen ABD politikalar›, di¤er ülkelerde oldu¤u gibi bu masadan yönetildi. Burada da yerel istihbarat birimleri CIA taraf›ndan “maafla” ba¤land› ve karfl›l›¤›nda “ifl” istendi. M‹T ve emniyet teflkilat›n›n CIA’dan maafl ald›¤› 27 May›s 1960 darbesinin ard›ndan gerçekleflen “Yass›ada Duruflmalar›”nda, “Örtülü Ödenek” olarak gündeme geldi. Bilindi¤i gibi “örtülü ödenek” Tansu Çiller döneminde de gündeme gelmiflti. Ancak bu “gelene¤in” çok eskiye dayand›¤› görülmektedir. CIA’n›n, toplumsal hareketlerin geliflti¤i veya iktidarlar›n ABD ç›karlar›na ters düflen yönelime girdi¤i dönemlerde bu ülkelerde “istikrars›zlaflt›rma harekat›” gerçeklefltirerek duruma “müdahale” etti¤i de bilinmektedir. “‹stikras›zlaflt›rma harekat›” o ülkede gerçeklefltirilen her türden provokasyonun genel ad›d›r ve siyasal-ekonomik krizin derinleflmesi sa¤lanarak, genelde darbe yoluyla iktidar de¤iflikli¤ini ve toplumsal muhalefetin katliamlar, iflkenceler, yarg›s›z infazlar, gözalt›nda kay›plar, tutuklamalar yoluyla sindirilmesini hedeflemektedir. Ülkemizdeki 27 May›s, 12 Mart ve 12 Eylül AFC’lar›n›n ard›ndaki güç de yine CIA’d›r. ‹flte bugün iflkence uçaklar› ve gizli hapishaneleriyle karfl›m›za ç›kan CIA’n›n en üst düzeylerde savunulmas›n›n nedeni de budur. Ancak bu savunular her zamanki gibi minareyi gizlemeye yetmiyor. Bu yetmeyince Abdullah Gül’ün “terör örgütlerinin gelece¤e yönelik yapmay› amaçlad›¤› eylemleri varsa, bu eylemlere meflruluk kazand›r›c› bir ortam da haz›rlanmaktad›r” denilerek an›nda “terör kart›” ortaya at›l›yor. CIA’n›n ilk de¤il ama çok ciddi anlamda uluslararas› bir terör flebekesi olarak çal›flt›¤›n› bir kez daha gözler önüne seren bu geliflme karfl›s›nda ABD’nin üst düzey temsilcileri ve ABD istihbarat›n›n tepesindeki isimlerin “ziyaret” trafi¤i de h›zland›. Condoleeza Rice Avrupa turuna ç›karak olay›n örtbasedilmesi için diplomasi yaparken, FBI Baflkan› Robert Mueller ve ard›ndan CIA Baflkan› Goss da ülkemize geldi. Ayn› gün Kara Kuvvetleri Komutan› Org. Yaflar Büyükan›t’›n da ABD’ye gitmesi dikkat çekiyor. Ülkemiz egemenleri olay› örtbas etmeye çal›fl›rken Avrupal› emperyalistler ise özde ortak olduklar› bu durumla ilgili sözde soruflturmalar aç›yorlar ve CIA’n›n iflledi¤i ve ifllemeye devam etti¤i bu son insanl›k suçlar›ndan haberleri yokmufl gibi davranmaya çal›fl›yorlar. Ancak ezilen emekçi halklar onlar›n bu soruflturmalar›n›n göstermelik oldu¤unu çok iyi bilmekteler ve yükselttikleri mücadeleler er geç emperyalizmi tüm kurum ve kurulufllar› ile yerle bir edecek, emperyalistlerin iflledikleri tüm insanl›k suçlar›n›n hesab› iflte o zaman sorulacakt›r.
4
16-29 Aralık 2005
S›n›fsal Bak›fl YDG’N‹N “MÜCADELE PROGRAMI” ÜZER‹NE “Bizler program›m›z› teorik tart›flmalar›n özeti olarak de¤il, pratik mücadelede, halk gençli¤inin s›n›f mücadelesinde izleyece¤i yol haritas› olarak kabul ediyoruz.” (Yeni Demokrat Gençlik Konferans›na Davet, s.3, YDG Dergisi, Aral›k 2005, say› 105) Ayn› davet yaz›s›nda “halk gençli¤ine yönelik örgütlenme ça¤r›s›” olarak da nitelenen YDG’nin program konferans›, yaklafl›k alt› ayl›k bir haz›rl›k çal›flmas›n›n ard›ndan önümüzdeki günlerde toplan›yor. YDG’nin felsefesine uygun biçimde kitlelere götürülen ve iki kez taslak haline getirilerek tart›fl›lan program; gençli¤in, halk demokrasisi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelesine verece¤i azami katk› için seferber edilmesini amaçlamaktad›r. Bu çal›flmalara kat›lan ve önderlik edenlerin dergi sayfalar›na yans›yan yaz› ve raporlar›ndan anlafl›lanlara göre, her ne kadar program tart›flmalar›na kat›l›m istenilen düzeyde olmam›fl ise de, küçümsenmeyecek bir kesimin harekete geçirildi¤i de ortadad›r. En az bunun kadar önemli olan husus, tart›flma toplant›lar›n›n belirli bir seviyede geçmifl olmas› neticesinde ortaya ç›kan katk› ve önerilerdir. Bütün bunlar, böylesi bir faaliyetin ilk kez düzenleniyor olmas› dikkate al›narak de¤erlendirilmeli, nihai fleklin, haz›rl›klar›n tamamlanaca¤› son konferansta verilece¤i de unutulmamal›d›r. Bununla beraber, YDG’nin konferansa giderken varl›k kofluluna, di¤er bir deyiflle misyonuna iliflkin ele almas› gereken temel önemde hususlar vard›r. YDG her fleyden önce, y›llar›n kafa kar›fl›kl›¤›na art›k son veren bir netlik sa¤lamal› ve hem komsomol hem de legal kurulufllar/dernekler ile aras›ndaki farklar› aç›k bir biçimde belirlemelidir. Program tasla¤› tart›flmalar›nda da görüldü¤ü üzere, “DKÖ” olup olmad›¤›n›, aç›k bir biçimde “devrimci” s›fat› tafl›y›p tafl›yamayaca¤›n›, “politik örgüt” kavram›ndan ne anlad›¤›n› ve “yar›-legallik” olgusunu kitlelere kavratmal›d›r. Bir di¤er husus, demokratik kitle çizgisi anlay›fl›d›r. Kitleselleflememenin anahtar› burada aranmal›d›r. Bu sorun sadece YDG’ye mahsus da de¤ildir. Kitlelerden kopukluk bütün alanlarda yaflanmaktad›r. Kitlelerin yal›n diliyle konuflabilmek, onlar›n hislerine tercüman olmak, onlar›n nabz›n› yakalamak, onlarla birlikte düflünebilmek, onlar›n taleplerini okuyabilmek, daha önemlisi onlar›n ilerici demokratik taleplerini savunmak gibi alt bafll›klarla aç›mlanabilecek bir kitlelerle iletiflim
politikas›; kitlelerden kitlelere ilkesi ile iflletilir. 90’l› y›llarda kat etti¤i aflamadan geriye düflen ve kitlelerle ba¤›n› büyük ölçüde yitiren YDG faaliyeti, bu sürecin muhasebesini do¤ru biçimde yapm›fl olman›n avantajlar›n› iyi de¤erlendirmelidir. Üniversite gençli¤i aç›s›ndan ele al›nacak olunursa, en az iki kufla¤›n üzerinde etkili olunamamas›na neden olunan bu hayli uzun dönemin dersleri çok pahal›d›r. Son YÖK eylemlerine dair gerek YDG gerekse de bir k›s›m gençlik örgütlerinin ortaklaflan de¤erlendirmeleri, militan durufl ve tavr›n ötesinde, “kitlesel fakirlik” zaaf›na vurgular içermektedir. Bunun uzun zamand›r böyle oldu¤u bilinen bir gerçektir. YÖK’ün bütün ö¤renci gençlik nezdinde protesto edilesi bir teflhir edilmifllik ve tepki çekti¤i ortadad›r. Demokratik kitle çizgisi, kitle kuyrukçulu¤una, popülizme ve hatta reformizme düflme endiflesiyle sürekli bozulmaktad›r. Burada bir di¤er sorun kendini göstermektedir. O da YDG’nin misyonundan söz ederken de¤indi¤imiz “kimlik” meselesidir. YDG, kimli¤i gere¤i esas olarak demokratik alanda faaliyet yürütmektedir. Bu alan için örgütlenmifltir. Dolay›s›yla iktidar› do¤rudan hedefleyen bir politik hat izleyemez. Düzenin s›n›rlar› ile ba¤l› olmamas› bu durumu de¤ifltirmemektedir. Hatta düzenin de¤iflmesi ve devrim için propaganda yürütmesi de çeliflkili bir durum de¤ildir. Bütün bu hususlar program tart›flmas›nda, mevcut s›k›nt›lar›n afl›lmas› için özenle tart›fl›lmal›d›r. Konuya, “haddimizi” aflmamak için daha fazla girmemeyi tercih ediyoruz. Konferans› örgütleyen YDG’liler sorunlar›na esasen vak›f durumdad›rlar. Program tart›flmalar›n› bafllat›p ilk tasla¤› sunduklar› yaz›lar›nda flunlar› söylemifllerdi: “Ancak geçmiflten bugüne YDG’nin misyonu, ifllevi ve hedefleri noktas›nda tam anlam›yla oturmufl bir anlay›fltan ve ele al›fltan bahsedilemez. Oturmufl ve sistemleflmifl bir anlay›fl›n olmamas› YDG’nin yeni demokratik devrim mücadelesinde oynamas› gereken ifllevi yeterince oynayamamas›n› beraberinde getirmifltir. Özellikle kitle örgütü anlay›fl› ve YDG’nin bunun neresinde durdu¤u, bu temelde nas›l bir yönelim, çal›flma tarz› ve örgütlenme çizgisi izleyece¤i noktas›nda eksiklikler oldu¤unu söylemek gerçekçi bir yaklafl›m olacakt›r.” “Özellikle örgütlenmenin genifl kitlelere yay›lmas›, bunun için belirle-
37 yici olan yeterli bir politik perspektifin oluflturulmas› gibi önemli sorunlar mevcuttur. Özellikle, baflka önemli etkenler de olmakla birlikte, bizim için esasta yap›lan politik hatalar›n bir sonucu olarak kitlelerin devrime ve devrimci çal›flmalara, örgütlenmelere mesafeli duruflunu k›rmakta eksikliklerimiz mevcuttur. Bunun yan›nda genel olarak kitle hareketi yaratma ve örgütleme sorunlar›m›z ve bu temelde öz örgütlülüklerle politik kitle örgütleri aras›ndaki iliflkiyi kavrama ve yaflama geçirme noktas›nda s›k›nt›lar›m›z devam etmektedir.” (YDG Dergisi, May›s 2005, say› 98, s.16) ‹ster 33, isterse 17 y›ll›k zaman dilimi aç›s›ndan de¤erlendirme yap›ls›n; gençli¤in faaliyeti aç›s›ndan önemli bir ad›m olarak görülmesi gereken bu konferans, içinde bulundu¤umuz koflullar gere¤i daha da önemli bir hale gelmifltir. Onu önemli hale getiren sadece YDG dergisinin Eylül say›s›n›n 3. sayfas›nda yer alan flu görüfller de¤ildir: “Ezilen halk y›¤›nlar›n›n yaflad›klar› düzenden bu denli umutsuz olufllar› ve devrimci önderliklerin halk ile ba¤lar›n›n bu denli zay›f oluflu en az›ndan ülkemiz özgülünde görevlerimizi net biçimde ortaya koyuyor: ‹flçi, köylü, ö¤renci ve iflsiz ve tüm y›¤›nlar içinde güçlü ve güvenilir bir devrimci önderlik yaratmak ve halk›n ç›karlar› do¤rultusunda mücadeleyi yükseltmek… YDG program›n›n önemi tam da böylesi bir zeminde ve böylesi bir görevle karfl› karfl›yayken, programda yer alan talep ve çizginin halk gençli¤inin ç›kar›n› ve gelece¤ini ifade etmesinde a盤a ç›kmaktad›r.” Onu bugün için oynayaca¤› rol aç›s›ndan daha da de¤erli k›lan ayn› zamanda, ülkemizdeki s›n›f mücadelesinin çok çeflitli alan ve cephelerde keskinleflmesidir. Halk gençli¤i, çat›flma, direnifl ve eylemliliklerin yo¤unlaflt›¤› ve giderek yo¤unlaflaca¤› bu mevzilerdeki en dinamik unsur konumundad›r. Bunun içinde ö¤renci gençlik, ayd›nlanmaya elveriflli yap›s› gere¤i geçmiflteki örneklerinde görüldü¤ü üzere, bu sürece her biçimde katk› sunacak durumdad›r. YDG konferans›, s›n›f mücadelesinin kendisini yak›c› biçimde herkese, her kesime dayatan bir konum ald›¤› flartlarda toplanmaktad›r. Faflist diktatörlük, kontr-gerilla faaliyetinin halk taraf›ndan suçüstü yap›ld›¤› durumda bile pervas›zl›¤›n› korumaktad›r. Tayyip Erdo¤an’›n fiemdinli halk› için sarf etti¤i, “Onlar her an bölücü örgütün tehdidi alt›nda. Onlar›n tan›kl›klar›ndan istifade edemezsiniz” sözü, Yaflar Büyükan›t’›n Ali Kaya için söylediklerini gölgede b›rakm›flt›r. Devletin tavr› bütünlüklü ve tektir. E¤itim-Sen’li emekçiler “bindirilmifl k›talar” diye damgalan›r, Ankara’da iki gün boyunca polis sald›r›s›na maruz kal›rken hakim s›n›f klikleri ara-
s›nda bu konuda bile ciddi bir “çeliflki” ç›kmam›flt›r. Türkiye’deki insan haklar› kurulufllar› iflkencenin art›k büyük oranda “kay›t d›fl›” bir olgu haline geldi¤ini rapor etmektedir. Konunun a¤ababas› ABD’nin CIA adam kaç›rma ve iflkence uçaklar›n›n Türkiye’ye gelmesi ile ilgili soru yöneltilen Ulaflt›rma Bakan› Binali Y›ld›r›m’›n, “Uçak ne kadar kal›rsa o kadar para kazan›r›z” diye yan›t vermesi ise tabloyu tamamlamaktad›r. Son bir hafta içinde FBI ve CIA baflkanlar›n›n Ankara’ya gelerek pefl pefle “onurland›rd›klar›” faflist Türk devleti; ilerici, demokrat, yurtsever güçlere, komünistlere, devrimcilere ve genel olarak halka karfl› her türlü bask›, iflkence, katliam uygulamalar›nda dünya ölçe¤inde yaln›z de¤ildir. Bu durum yar›-sömürgelerin belli bir bölümünde giderek t›rmanan bir seyir izlemektedir. Demokratik halk devrimi ve ulusal kurtulufl mücadelelerinin ivme kazand›¤› bütün alanlarda, emperyalist sistemin günümüzdeki refleksi giderek fliddetlenmektedir. “Terörizmle savafl” konseptinin meflruiyet sa¤layamama krizinin derinleflmesine paralel y›k›c›l›¤› artmaktad›r. Mevcut uluslararas› burjuva hukuk sisteminin delik deflik edilmesi, rafa kald›r›lmas› bir yana, yerine ikame edilen orman kanunlar›na, korsanl›k hukuku da eklenmifltir. ABD emperyalizminin CIA uçaklar› nedeniyle Avrupa devletlerinin hukukunu çi¤nedi¤i ya da (haberleri varsa) onlarla böyle bir korsanl›k ve iflkence konusunda iflbirli¤i yapt›¤›; BM, K›z›lhaç heyetlerinin dahi Guantanamo’ya giremedi¤i; tarihte ilk kez 326 y›l önce kifli özgürlü¤ü ve güvenli¤i hakk›n› kurumsallaflt›ran ‹ngiltere’nin “terör san›klar›na” gözalt› için 90 günü tart›fl›p da son anda 4 haftada karar k›ld›¤› koflullarda, fiemdinli’de suçüstü yap›lan Mutkili Ali, “enternasyonal” bir flahsiyet olarak alg›lanmal›d›r. Emperyalizmi kendi koydu¤u yasalara dahi uygun davranamayan hale getiren, kendi kurumlar›n›n denetiminden kaçan duruma sokan, gayr›-meflruiyetini ilan etmek zorunda b›rakan s›n›f mücadelesinin ac›mas›z gerçekleridir. Faflist diktatörlü¤e, kontra faaliyeti örgütlemek ve her türlü insanl›k d›fl› eylemi gerçeklefltirmeyi tercih ettiren de budur. Bunlar›n düz bir biçimde, hakim s›n›flar›n s›n›fsal tercih ve tutumlar› olarak yorumlanmas› hiçbir fleyi aç›klamaya yetmemektedir. Korkutmak amac›yla F-16’lar›n uçurulmas›na gerek duyulmuflsa art›k o aflamada korku bacay› sarm›fl demektir. ‹flte YDG konferans› böylesi koflullarda toplanmaktad›r. Süreç, YDG’lilerin omuzlar›na önemli görevler yüklüyor. Son fleklini vererek taslak olmaktan ç›karacaklar› programlar›, emperyalizme, faflizme ve feodalizme karfl› mücadele manifestosu olmak durumundad›r.
5
37
16-29 Aralık 2005
Deri-‹fl direnifline silahl› “çete” sald›r›lar› Deri sanayiinde yaflananlar ne Deri‹fl Tuzla fiubesi yöneticileri için, ne de üyeleri için yeni sald›r›lar de¤il. Yaflanan son sald›r›da Deri-‹fl üyeleri, 3-5 kurufla insanl›¤›n› satan çapulcu çetelerin, s›n›f sendikac›l›¤› perspektifi ile örgütlenen iflçiler karfl›s›nda ne denli aciz oldu¤unu göstermifltir. Tuzla Organize Deri Sanayii bölgesinde kurulu bulunan Cevahir Deri fabrikas›nda, 24 Kas›m Cuma günü, sendikalaflma çal›flmas› yürüttükleri gerekçesiyle iflten ç›kar›lan 28 iflçi direnifle bafllad›. Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi’nde örgütlü bulunan iflçiler bu tarihten itibaren iflyerlerinin önünde beklemeye bafllad›lar. 30 Kas›m Çarflamba günü saat 08:00’de tafleron flirketi Özalp taraf›ndan, Cevahir Deri Fabrikas›’nda çal›flmas› için getirilen yaklafl›k 30 grev k›r›c› iflçiyi, Deri-‹fl Sendikas›nda örgütlü bulunan iflçiler engelledi. Bunun üzerine d›flar›dan getirilen iflçiler direniflteki iflçilere demir çubuk, kazma sap› ve tafllarla sald›rd›. Yaflanan arbedede otobüs hasar gördü, camlar› k›r›ld›. Tafleron Fuat Özalp iflçilere silah çekerek tehdit etti. ‹flçilerin meflru müdafaa hakk›n› kullanmas› sonucu yaralanan tafleron Fuat Özalp hastaneye kald›r›ld›. ‹flçilere sald›ranlara dokunulmazken, sald›r›ya u¤rayan 19 direniflçi iflçi gözalt›na al›nd› ve 5 iflçi de çeflitli yerlerinden yaraland›. Gözalt›ndaki iflçilerin bir k›sm› ifadesi al›nd›ktan sonra bir k›sm› da ertesi gün ifade vermek üze-
re serbest b›rak›ld›. Ayn› gün Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi saat 12:00’de Cevahir Deri Fabrikas› önünde sald›r›lar› protesto etmek için bir eylem yapt›. Bas›n aç›klamas›na çevre iflyerlerinde örgütlü bulunan Deri-‹fl üyeleri de destek verdi. 500 kadar iflçi kortejler halinde, sloganlar ve alk›fllar eflli¤inde, Cevahir Deri Fabrikas›’n›n önüne geldi. ‹flçiler “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek” sloganlar› eflli¤inde bas›n aç›klamas›na destek veren dostlar›n› selamlad›lar. Bas›n aç›klamas›nda ilk olarak Deri-ifl Tuzla fiubesi Baflkan› Hasan Sonkaya konufltu. Sonkaya, Gönen, Çorlu direnifllerinde yaflanan bask› ve sald›r›lara de¤inerek bask›lar›n deri iflçisini y›ld›rmad›¤›n›, y›ld›ramayaca¤›n› belirtti. Deri-ifl Genel Baflkan› Yener Kaya ise konuflmas›nda, “Bugün d›flar›da iflsizlik hat safhada, afl›r› bir emek fazlal›¤› var, patronlar da bunu bildikleri için bu emek fazlal›¤›ndan yararlanarak iflçileri tafleron arac›l›¤›yla sömürüyorlar” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan iflçiler ifl bafl› yapmak üzere alk›fl ve ›sl›k sesleri eflli¤inde da¤›ld›lar. “Jandarma kimin güvenli¤ini sa¤l›yor?” Sald›r›lar›n ard›ndan “güvenli¤i” sa¤lama gerekçesi ile fabrika önünde bekleyen Jandarma silahl› sald›r› karfl›s›ndaki tutumu ile kimin “güvenli¤i”ni sa¤lad›¤›n› göstermifltir. 2 Aral›k Cuma günü direnifli k›rmak
Emekçinin Gündemi DÜfiMANI TANI, SINIFI ALANLARA ÖRGÜTLE! Baflbakan R.Tayyip Erdo¤an sinirli. Tahammülü yok itiraza, siteme, flikayete. Hele hele yoksulluktan, geçim derdi ise söz konusu ise rengi de¤ifliyor çehresinin. Kas›mpaflal› yüzü ç›k›yor meydana. Dört kiflilik bir ailenin g›da, kira, ulafl›m vb. gereksinimlerini karfl›layan ve yoksulluk s›n›r› 1.610.00 YTL, açl›k s›n›r› ise 529.79 YTL’ iken, asgari ücretin açl›k s›n›rlar›n›n alt›nda olmas›n›n hiçbir sak›ncas›, s›k›nt›s› yok R.Tayyip Erdo¤an için. Zira o üstlendi¤i misyonun, temsilcisi oldu¤u s›n›f›n ç›kar ve menfaatlerinin bilincindedir. E¤itimini o eksende alm›flt›r verilen yerden. “Pazarlamac›d›r”. Tarihsel ve ilahi ifllevi “memleketi pazarlamakt›r”. Bu noktaya kadar sorun yok. Bu kamuoyunca idrak edildi. Kendili¤inden bir idrak da olsa gerçeklik bu. Yar›-feodal yar›-sömürge yurdumuzun güzide Baflbakan› temsil etti¤i vars›llar›n, zenginli¤ini, on milyonlarca iflçinin açl›k s›n›rlar› alt›nda asgari ücretten çal›flt›r›lmas›na borçlu oldu¤unu bilir. ‹yi, hofl patronlar ve temsilcileri bunu biliyorlar da bu durumun temsil ettikleri iflçilerin aleyhine bir durum oldu¤unu sendika yöneticileri bilmiyor mu? ‹stisnas›z tüm iflçi sendikalar› ve ba¤l› olduklar› konfederasyon yönetimleri
mülakatlar›nda, mitinglerde, bas›n aç›klamalar›nda “temsil” ettikleri s›n›f›n içler ac›s› halini, örgütsüzlü¤ünü, örgütlenme önündeki engelleri dile getirirler. Çözüm beklerler, merhamet dilerler patrondan. “Dilerler” diyoruz çünkü, “dilemek” ile “istemek” aras›nda nitelik fark› vard›r. “‹steme”nin yolu iflyerlerinde flalterleri indirmekten, tezgah bafllar›ndan, sokaklara, caddelere ve meydanlara akmaktan geçti¤ini bilirler. O halde bilmesine bildikleri çözüm yollar›nda neden yürümezler? Yan›t› aç›k. Zira öyle bir dertleri ve amaçlar› yok. Baflbakan Erdo¤an medeni cesaret göstererek “pazarlamac›” oldu¤unu, “memleketi pazarlaman›n” asli görevi oldu¤unu ayan beyan kabul ve de deklare ediyor ise de, bunlar›n itiraf etmelerine gerek yok. Vazifeleri “örgütlü eme¤i” en düflkün durum ve en düflük ücretten patronlara pazarlamakt›r. Emek komisyoncusudurlar, komisyonlar›n› al›yorlar. “D”‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi, geçen hafta ülkemizdeki iflbirlikçi sendikalar›n ve tabi kendilerinin de ipli¤ini pazara ç›karan beyanatlarda bulundu. Dedi¤ine göre (ve bizim de bildi¤imiz her daim dile getirdi¤imiz üzere) ülkemizdeki tüm iflçi sendikalar›n›n-konfederasyon ayr›m› olmaks›z›n- büyük bir ço¤unlu¤u,
isteyen tafleron Özalp flirketi, eski korucu olan silahl› çetelerle saat 08.20’de iflyeri önünde bekleyen iflçilere sald›rmak üzere geldi. 34 EYJ 36 ve 34 AP 7014 plakal› araçlarla gelen 8 hayduttan, iflçilerin gayreti ve kararl› durufllar› sonucu 5’i s›k›flt›r›larak jandarmaya yakalat›ld›. 3 silahl› çete mensubu da, plakas› çamurla kapat›lm›fl baflka bir araçla kaç›r›ld›. Çete mensuplar›n›n arabalar›nda çok say›da özel olarak haz›rlanm›fl kazma saplar› ve demir çubuklar bulundu. Araçlar Tuzla Jandarma Karakolu’na götürüldü. Gözalt›na al›nan çete unsurlar›n› birkaç saat sonra serbest b›rakan jandarma bir kez daha kimin korumal›¤›n› yapt›¤›n› gözler önüne serdi. Sendika ve iflçiler patronu uyard›lar! 8 Aral›k Perflembe günü Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi Cevahir patronunu ve tafleron Özalp’i uyarmak ve Cevahir deri iflçisinin yaln›z olmad›¤›n› göstermek amac›yla Cevahir deri önünde saat 12:30’da bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Yap›lan bas›n aç›klamas›na yaklafl›k 800 kifli kat›l›rken eyleme Deri-‹fl ‹zmir fiube yöneticileri ile iflyeri temsilcileri, yaklafl›k 6 ayd›r direniflte olan Gönen deri iflçileri, ILPS ve Partizan’›n yan›s›ra çeflitli kurumlar da destek verdi. Saat 12:00’de Cevahir Deri’ye girifl yolunda toplanmaya bafllayan iflçiler çeflitli dövizlerle, Tuzla Deri-‹fl, DDSB flamalar› açarken “Birlik mücadele zafer”, “Gelecek ellerimiz-
dedir”, “Direne direne kazanaca¤›z” önlükleriyle, çeflitli sloganlar atarak Cevahir Derinin önüne geldiler. Burada jandarman›n yo¤un y›¤›nak yapt›¤› gözlemlenirken s›ras›yla Deri-‹fl Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya, Türk-‹fl 1. Bölge Baflkan› Faruk Büyükkucak ile Deri-‹fl Genel Baflkan› Yener Kaya birer konuflma yapt›lar. ‹flçiler bas›n aç›klamas› s›ras›nda yaklafl›k bir saat üretimden gelen güçlerini kullanarak üretimi de durdurdular. Eylemde kad›n iflçilerin coflkusu dikkat çekiciydi. Havzadaki di¤er iflçilerin Cevahir iflçileriyle bütünleflmesini hazmedemeyen Cevahir patronu ile jandarma dan›fl›kl› dövüfl içinde sendikay› ve direniflçi iflçileri y›ld›rmaya çal›flmakta. Özalp ‹nflaat Nakliye Turizm Ltd. fiti. patronunun flikayeti üzerine kitlesel bas›n aç›klamas›n›n oldu¤u 8 Aral›k akflam üzeri 4 sendika üyesi keyfi bir flekilde gözalt›na al›nm›fllard›r. Gözalt›na al›nanlar için karakola giden Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya da gözalt›na al›nm›flt›r. Karakola götürülüp ifade vermesi gereken; çete tutup iflçilere sald›rtan, kaçak iflçi çal›flt›ran, keyfi bir flekilde iflçileri iflten atan Cevahir patronu olmas› gerekirken iflçilerin keyfi bir flekilde gözalt›na al›nmas› ne iflçileri ne de sendikay› y›ld›ramayacakt›r. Gözalt›na al›nan iflçiler ve flube baflkan› ertesi gün savc›l›k taraf›ndan serbest b›rak›ld›lar. (Kartal)
birkaç› hariç nerede ise hemen hemen tümü gerçek anlamda, ifl kollar›nda yetki sahibi de¤illermifl! Ciddi flekilde incelense birçok sendikan›n kendi iflkolunda Toplu ‹fl Sözleflmesi’nde masaya oturabilecekleri yetkiye sahip olmad›¤› a盤a ç›kacakm›fl. Görünen o ki iflbirlikçi sendikal çizgi, IMF ve DB menfleli ekonomik politikalar›n ülkemiz üretim sürecindeki payandal›k rolünü lay›k› ile yerine getirmifllerdir. Verili nesnel flartlarda yetkisiz, dolay›s›yla iktidars›z sendikalar›n, ülkede iflçi s›n›f›n›n düflkünlefltirilmesi, kölelefltirilmesi uygulamalar›na itiraz etmesi beklenemez/beklenmemeli. On milyonlarca iflçinin, sigortas›z, sendikas›z, ifl güvencesinden, ifl güvenli¤iiflçi sa¤l›¤› flartlar›ndan fersah fersah uzakta çal›flt›r›lmas›n›n, dizginsizce sömürülmesinin karfl›l›¤›, bütün içinde cüzzi bir say›da sendikal örgütlü iflçi kesiminin, sendikal örgütlülü¤üne ve bu durumun üzerinden saltanat süren iflbirlikçi sendikal a¤alar›n›n hayali yetkilerine egemenlerce göz yumulmas›ndan baflkacabir fley olmad›¤› aflikard›r. ‹lkin bu objektif gerçekli¤i do¤ru temelde tahlil edip çözümleyece¤iz. Ard›ndan, mevcut teslim al›nma koflullar›na karfl› sendikal örgütlü iflçi kesimini, patronlar›n Demokles k›l›c›n›n alt›ndan ç›karman›n politikalar›n› örgütleyece¤iz. Sendikal mücadelede yer alan komünist/devrimci iflçilerin süreçteki faaliyetinin esas› budur. Ancak esas› budur derken; paralel yükümlülüklerini de göz ard› etmemeleri gerekti¤inin alt›n› çizece¤iz. fiüphesiz sendikal örgütlü alanda dev-
rimci demokratik faaliyetin esas›, sendika üyesi iflçileri, s›n›fsal eksende politiklefltirmek/bilinçlendirmek iken di¤er yandan on milyonlarca sendikas›z, sigortas›z, kaçak çal›flt›r›lan iflçinin s›n›f mücadelesine, ekonomik demokratik mücadeleye seferber etmek oldu¤u göz ard› edilmemelidir. Ülkemizin s›n›f mücadelesi arenas›nda, harekete geçmeye, meydanlara akmaya, sesini yükseltmeye, hesap sormaya en müsait kesimin, sistem ile çeliflkileri had safhada keskinleflmifl sendikal örgütsüz, sigortal›, sigortas›z asgari ücretten süründürülen kesim oldu¤unu kavramal›y›z. Yüzümüzü flimdiden onlara dönmeli, günlük yaflamda aralar›na kar›flmal›y›z. Sömürünün, ezilmenin, horlanman›n, yok say›lman›n pervas›zl›¤›nda yaflayan iflçi s›n›f›n›n bu kesimine yaklafl›m ve örgütlenip mücadeleye seferber edilmelerinin politik argümanlar› ve tecrübesi komünist/Devrimci Demokratik Sendikal Birlik’çi iflçilerde mevcuttur. Fabrikalarda, atölyelerde, potansiyel iflçiler anlam›na gelen iflflizlerin yo¤un yaflad›¤› emekçi semtlerde, gecekondularda k›sacas› sistemin sömürü boyunduru¤unu tafl›yan emekçi halk›n yaflam›n›n her alan›nda ajitasyon propagandam›z› bu devrimci dinami¤in alanlara yöneltilmesine seferber edece¤iz. KESK, “D”‹SK, TTB ve TMMOB’un 17 Aral›k’taki mitinginde, e¤itim emekçileri ö¤retmenlerin, sa¤l›k emekçilerinin ve iflçilerin yan›bafl›nda, omuz omuza yerimizi almak üzere tüm gücümüz ile harekete geçelim!
6
16-29 Aralık 2005
37
Kotan›n düflürülmesi tekellere yarad›
Dün tar›ma teknik uygulamada öncülük ve önderlik eden fleker pancar› bugün niye köylüye bela oldu? Türkiye tar›m› aç›s›ndan fleker pancar›, tar›ma dayal› sanayi ürünleri içinde yaklafl›k 15 milyonluk üretim potansiyeli ile, pamuktan sonra ikinci s›rada yer alan bir bitki. fieker pancar› endüstri bitkileri aras›nda sa¤lad›¤› kota de¤eri bak›m›ndan ikinci s›rada yer alan ve kendisinden sonra ekilen hububata %20 verim art›fl› sa¤layan bafl ve yapraklar› toprakta b›rak›lmas› halinde dekara 5 kg. saf fosfor ve 15 kg. saf potasyuma efl de¤er bitki besin maddesi temin eden, y›lda yaklafl›k 23 milyon tafl›ma hacmi yaratan bir bitkidir. Ayr›ca 450 bin ailenin tar›m›n› yapt›¤› ve fleker fabrikalar›nda 35 bin kiflinin çal›flt›¤›, ekim sahalar›nda % 40 oran›nda bir ifl gücünün de¤erlendirildi¤i ve Türkiye’de 65 ilin 7 bin 2 yüz biriminde ziraatinin yap›ld›¤› bir tar›m bitkisidir. Ülke tar›m›m›z aç›s›ndan bu kadar önemli olan fleker pancar› tütün, f›nd›k, çay, pamuk vb. gibi emperyalistlerin talimatlar› do¤rultusunda IMF ve DB politikalar›yla (kota, taban fiyat›n düflürülme-
si, özellefltirmeler vb.) ile bitirilmeye çal›fl›lmakta. Bugünlerde yine pancara konulan kotan›n %15’e yükseltilmesi köylüyü üretemez hale getirirken, kendi deyimleri ile “elimiz bö¤rümüzde hiçbir fley yapam›yoruz” fleker fabrikalar›nda çal›flan iflçileri de etkileyen kotan›n yükseltilmesi ile üretim potansiyelinin azalmas› iflçi say›s›n›n azalt›lmas›n› da beraberinde getirmifltir. Bunlara iliflkin fleker pancar› üreticisi ile yaflad›¤› s›k›nt›lar› paylaflt›k. -Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? Ben Ali Kaya. 1977 y›l›nda fleker fabrikas›nda pancar ekicisi olarak ifle bafllad›m. Benim ailem de fleker pancar› üreticisidir. fiimdi fleker fabrikas›ndan emekli birisi olarak Erzincan’›n Ulalar Beldesi’nde pancar ekicili¤i yap›yorum. Hem üreticisi hem de uzun bir dönem iflçili¤ini yapan birisi olarak sorular›n›za yan›t olmaya çal›fl›r›m. -Pancar üreticisinin s›k›nt›lar› nelerdir? Pancar üreticisinin s›k›nt›s› ekimle beraber bafllar. Erzincan ve civar› ekim sahalar›nda genellikle pancar ekimi
Zarar eden köylüler tarlalar›n› satmaya çal›fl›yor fianl›urfa’n›n Harran ‹lçesi’nde bu y›l pamuk ve m›s›rda rekoltenin yüksek, fiyatlar›n düflük olmas›ndan kaynakl› baz› köylülerin tarlalar›n› sat›fla ç›kard›¤› belirtildi. Harran Ziraat Odas› Baflkan› Muhsin Özyavuz yapt›¤› aç›klamada, “B++u y›l gerek pamuk gerekse m›s›rda rekolte çok iyiydi. Ancak her iki üründe de fiyatlar istedi¤imizin çok alt›nda. B›rak›n kâr etmeyi, satt›¤›m›z fiyatlar yapt›¤›m›z masraf› bile karfl›lam›yor” dedi. Özyavuz bölgeler aras›ndaki fiyat fark›n› da elefltirirken Ege’de bugünlerde 1. s›n›f pamu¤un kilosu 800-900 bin civar›ndayken bizde ancak 500-600 bine sat›ld›¤›n›, Türkiye’deki çiftçilerin geliflmifl ülkelerdeki meslektafllar›yla rekabet edebilmesi ve bu ifli sürdürebilmesi için, destekleme primlerinin art›r›lmas› ve pamuk alan›ndaki ithalat›n da k›s›tlanmas› gerekti¤ini belirti. Özyavuz konuflmas›n› “Son iki y›ld›r çiftçi hep zarar ediyor. Ancak bu y›l pamuk ve m›s›rda ilçemizde yüksek rekolteye karfl›n fiyatlar›n düflük olmas› nedeniyle tamamen iflin içinden ç›kamaz duruma geldik. Biz art›k tarladan gelecek verimden çok, tarladan nas›l kurtuluruz diye düflünüyoruz. Zaman zaman çiftçiler, odam›za gelerek tarlalar›n› satmak için bizden yard›m istiyorlar. B›rak›n art›k traktör satmay›, Harranl› çiftçiler tarlalar›n› bile satmaya bafllad›” sözleriyle bitirdi. (H. Merkezi)
mevsimin uygun olmas› halinde Mart’›n 20’sinde bafllayarak May›s’›n ilk haftas›nda biter. Pancar sahalar› ve kotas› geç belirlendi¤i için tarla haz›rlanmas›nda tereddüt yaflan›r. Bu da fieker Fabrikalar› Genel Müdürlü¤ü ile ilgili bir sorun oldu¤u için çiftçiler ziraat flefleriyle sürekli karfl› karfl›ya kal›yor. Tekleme (seyreltme) ve çapalama ifllerinde de çeflitli s›k›nt›lar›n olmas› ile beraber as›l s›k›nt› sulama ile bafllar. Erzincan aras›nda daha evvel DS‹ (Devlet Su ‹flleri) taraf›ndan DS‹ kanallar›na verilen su bugün sulama birlikleri ad› alt›nda tüccar ve ç›kar iliflkileri üzerine oturtulmufl. Sulama birliklerinin sulama kanallar›na suyu geç vermeleri birlik’in su ihtiyac›na göre de¤il, kâr mant›¤›na dayal› olarak kanallara b›rak›lmakta, burada sulama birliklerinin keyfi uygulamalar›yla üretici ma¤dur edilmekte. Y›ld›r›m Akbulut Sulama Birli¤i’nde 22 milyar 200 bin gibi fahifl bedelle verilen suyun ayr› bir sorun olmas›, arklar›n ve arazi su yollar›n›n bozuklu¤u, toprak mülkiyetinin gelifligüzel olmas› ile beraber sorunu boyutland›rmakta. Pancar sökümü ile beraber pancar›n fabrikaya götürülmesi ayr› bir dert. Tamamen çavuflun ve grup baflkanlar›n›n keyiflerine göre hareket ediliyor. Köylü günlerce, saatlerce ya¤mur-çamur demeden bekletilmektedir. -fieker pancar›na uygulanan kotayla ilgili neler söyleyebilirsiniz? -Tar›m üzerindeki desteklerin kald›r›lmas› köylüyü zaten periflan etmiflti. fiimdi kota uygulamalar› tamamen üretemez duruma getirdi. Pancar kotaya göre teslim edilir. Kota fazla olursa s›f›r (0) töleransla al›n›yordu. fiimdi o da kald›r›ld›. Bu kadar rezaletin ard›nda ürünün paras›n› almas› teslimden 6-7 ay sonra oluyor. Ald›¤›m›z para hiçbir ifle yaram›yor. Uygulanan kotalarla ekim alanlar› her geçen
gün daralt›lmakta “art›k ekmeyin terkedin” dercesine. Niflasta bazl› flekerler öne sürülmekte. 500 bin çiftçi ailesi üç-befl tekelin ç›kar›na kurban edilmekte. Bu durumdan fleker iflçileri de etkileniyor. Devlet tepki toplamamak için bugün iflçileri direkt iflten ç›karm›yor. Ancak emekli olan iflçinin yerine de yeni iflçi alm›yor. Böylece fabrika iflçisinin say›s›n› da azalt›yor. (Erzincan)
Köylüye kota engeli AKP Hükümeti niflasta bazl› fleker kotas›n› yüzde 50 oran›nda art›rarak yüzde 10’dan yüzde 15’e ç›kard›. Kotan›n yükseltilmesi ile köylüler daha az pancar üretirken bu durum daha önce oldu¤u gibi yine tekellerin ifline yarayacak. Kotan›n yükseltilmesi ile birlikte geçimini pancardan sa¤layan binlerce aile, topraklar› oldu¤u halde üretemeyecek ve daha fazla yoksulluk yaflayacakt›r. Geliflmelerle ilgili bir aç›klama yapan Eskiflehir Pancar Ekicileri Kooperatifi Baflkan› Halil Ünal, kotan›n art›r›lmas›n›n pancar üretiminin azalmas›, pancar üreticisinin fakirleflmesi, iflsizler ordusuna yenilerinin kat›lmas› anlam›na geldi¤ini söyledi. Pancar üretiminde yevmiyeci olarak çal›flan, çapa yapan, pancar söken, emekleriyle geçinen yüzbinlerce ailenin ma¤dur olaca¤›n› ifade eden Ünal, Avrupa Birli¤i ülkelerinde yüzde 2 olan kotan›n ülkemizde yüzde 15’e ç›kar›ld›¤›n›, bundan en fazla ç›kar› tekellerin sa¤layaca¤›n› belirtti.
Köylünün sorunlar› hiç bitmiyor Devletin tar›ma yönelik emperyalist güdümlü politikalar›yla her geçen gün yoksullaflan, zor durumda kalan köylü, yerel yönetimlerin keyfi uygulamalar›yla da ayr›ca ma¤dur olmaktad›r. Bu sorunlar ‹zmir Büyükflehir Belediyesi’nin s›n›rlar›n›n genifllemesinin ard›ndan köylüler aç›s›ndan daha yak›c› hale gelmifltir. Daha önce sorunlar›n› DS‹’yle daha rahat çözdüklerini söyleyen köylüler flimdi muhatap bulamamaktan ve sorunlar›yla kimsenin ilgilenmemesinden flikayetçiler. ‹zmir Büyükflehir Belediyesi’nin s›n›rlar›n›n genifllemesinin ard›ndan kurulan Tar›m Komisyonu üyeleri 30 Kas›m günü ‹zmir Ziraat Odas›’n› ziyaret ederek sorunlar›n› konufltular ve ortak çal›flmalar yapacaklar›n› duyurdular. ‹zmir Ziraat Odas› Baflkan› Sedat Köse, Büyükflehir Belediye Baflkan› Aziz Kocao¤lu’nun ve yeni atanan Vali O¤uz Kaan Köksal’›n çiftçinin sorunlar›yla ilgilenmedi¤ini belirtirken, “Özellikle organik tar›m yap›labilecek çok de¤erli ve verimli tar›m topraklar›m›z var. Ama ne hikmetse Büyükflehir ve özellikle ‹ZSU ile kopukluk yafl›yoruz” dedi. “Gediz ve Menderes nehirlerinin kirlilik oran› çok yüksek. Ama nedense ne Büyükflehir ne de di¤er yetkililer bu konuda hiçbir çal›flma yürütmüyor” diyerek tehlikeye dikkat çekti. Tar›m Komisyonu Baflkan› Saim Kat›rc›o¤lu da köylünün bütün sorunlar›n› Ziraat Odas› ile birlikte hareket ederek Belediye Meclisi’ne tafl›yacaklar›n› kaydetti. Kendisinin de narenciye üreticisi oldu¤unu söyleyen Kat›rc›o¤lu, “geçti¤imiz y›l ürünümüzü zor bela satt›k. Bu y›l daha ne olaca¤› belli de¤il” dedi. (‹zmir)
Bunun yan›nda Uflak Pancar Ekicileri Kooperatifi Baflkan› R›za Y›lmaz’›n yapt›¤› aç›klama Pancar üreticilerinin yaflad›klar›n› gözler önüne seriyor. Y›lmaz yapt›¤› aç›klamada “kota ve düflük fiyat nedeniyle geçen y›l 195 bin ton olan üretim bu y›l 160 bin tonlara dek geriledi. 2003 y›l›nda 14 bin üretici vard›, 2004’te ise 11 bin üretici var. Bu y›l ise bu say›n›n 9 binlere düflece¤ini tahmin ediyoruz. Bu durumu anlamak mümkün de¤il. Kotay› aflan üreticiler ürünlerini yok pahas›na satmak zorunda kal›yor” dedi. Niflasta bazl› fleker kotas›n›n yükseltilmesi sonucunda m›s›r ithalat›n›n artaca¤›, bu uygulamay› da en çok m›s›r ithal eden flirketlerin istedi¤i belirtiliyor. (Ankara)
7
37
16-29 Aralık 2005
Köylülerin kurtuluflu ancak kendi gerçek örgütlülüklerini yaratmakla mümkündür
Habip Okutur
Egemen sistemin temsilcisi olan her hükümet bir öncekinden farkl› olmayan çal›flmalar yaparak IMF ve DB talimatlar›n› uyguluyor. Hayata geçirilen bu politikalar karfl›s›nda örgütlenme bilincinin zay›f olmas›ndan kaynakl› köylünün ad›na kararlar alan emperyalizmin ufla¤› hükümetler üretim ve istihdam alanlar›n› daraltarak köylüyü kendi kurumlar› arac›l›¤›yla sömürünün hedefi haline getiriyor. Bu soruna örnek olmas› aç›s›ndan zeytin üreticilerini dinledik. Zeytin üreticilerinin ba¤l› oldu¤u Marmara Birlik zeytin üreticilerinin ekonomik, demokratik mücadelelerini verecekleri durumdan uzakt›r. Bu birlik devlet vasiyetindedir. Demokratik içerikten ve öz-yönetimden yoksundur. Bir di¤er neden de zaten bu birliklerin yönetimindekilerin burjuva feodal partilerin politikalar›n› uygulayan kifliler olmas›d›r. Ancak köylüler kendi gerçek örgütlülüklerini kurduklar› zaman kendi sorunlar›na çözüm üretebilirler. Biz de köylülerin yaflad›¤› bu sorunlardan kaynakl› Bursa’n›n Mudanya ilçesine ba¤l› Ayd›np›nar Köyü zeytin üreticilerinin içinde bulundu¤u s›k›nt›lar› aktarmaya çal›flt›k. ‹K: Bir zeytin üreticisi olarak bize yaflad›¤›n›z sorunlar› anlat›r m›s›n›z? Habip Okutur: Ben üretti¤im zeytini pazarlayam›yorum, Marmara Birlik al›yor ama o da ufak zeytin alm›yor. ‹risini getir diyor. Fiyat k›r›yor. Hele bu sene çok bozuk. Ya¤l›k zeyti-
ni de almad›¤› için elde kal›yor. Daha önce tüccar geliyordu. Bu sene o da gelmedi. ‹K: Marmara Birli¤in belirledi¤i fiyatlar var m›? H. Okutur: Fiyatlar› belirledi. ‹ri zeytin için fiyat iyi. Ama ufak zeytin için çok düflük. Düflük olmakla birlikte alm›yor. Zaten bu sene zeytinler orta tanelidir. Geçen sene Marmara Birlik 447 taneye (bir kilo) kadar al›yordu. Bu sene 360 taneden (bir kilo) yukar›s›n› alm›yor. Orta zeytinin kilosu 2,150 TL’dir. Di¤erlerini ya¤danl›k olarak al›yor. Onun fiyat› da 1,150 TL’dir. Ama çok ya¤danl›k oldu¤u için flimdi 950 TL’ye düfltü. ‹K: Bu fiyat belirlemelerine göre eme¤inizin karfl›l›¤›n› alabiliyor musunuz? H. Okutur: 700 milyon iflçilik verdim. Bunun yan›nda ilac›, gübresi, budamas›, sürmesi (yani a¤açlar›n›n havaland›r›lmas›) bunun hesab›n› siz yap›n. 1 kilo zeytin 1 milyona mal oluyor. Elime 2,5 ton zeytin geçiyor. Karfl›l›¤›nda eline 4,5 milyar para geçiyor. Anlayaca¤›n›z 2,5 milyar› masraf, geriye kalan 2 milyar parayla 1 y›l geçinmek zorunday›m. Vedat Alat: Biz zeytinimizi kovaya koyup sat›yorduk tüketiciye. fiimdi onu da yapam›yoruz. Gelen tüccarlar da var ama ucuza almaya çal›fl›yorlar. Marmara Birlik de iri taneli zeytinleri al›yor. Di¤eri elimizde kal›yor. Çünkü
Köylü ne ekece¤ine karar veremiyor Üretici köylüler, ekecekleri ürünlerin fiyatlar›n› önceki y›la göre belirlerken fiyatlardaki düflüfl köylüyü zorluyor. Baharla beraber bafllayacak ekim döneminde köylüler giderleri bile karfl›layamad›¤› için ne ekece¤ini bilemiyor. Konuyla ilgili bir aç›klama yapan Adana Çiftçiler Birli¤i Baflkan› Cumali Do¤ru, prim fiyatlar›n›n aç›k-
lanmamas›n›n köylüyü etkiledi¤ini söyledi. M›s›r ve pamuk ekiminin yo¤un oldu¤u Çukurova’da böyle sorunlar›n yaflanmas› köylünün bir sonraki y›la daha karamsar bakmas›n› sa¤l›yor. Geçen y›l üretti¤i üründen zarar eden köylüler Do¤rudan Gelir Deste¤inin ödenmemesinin s›k›nt›lar›n› büyüttü¤ünü ifade ediyorlar.
Marmara Birlik depolar›n k›s›tl› oldu¤unu söyleyerek mallar›m›z› alm›yor. ‹K: Siz de bir üretici olarak bize yaflad›¤›n›z sorunlar› anlat›r m›s›n›z? fiefik Balaban: Geçen seneden bu yana zeytin üretiminde kullan›lan malzeme fiyatlar›nda herhangi bir art›fl olmad› hatta düfltü. Köylünün elindeki zeytini satamamas›ndan kaynakl› üreticinin durumu kötüye gidiyor. Çünkü Marmara Birlik ihtiyaca cevap vermiyor. Sa¤l›k ve ezmelik zeytinleri alm›yor. Üretici üretti¤ini ya depoya ya da tüccara vermek mecburiyetinde kal›yor. ‹K: Hükümetin IMF ve DB politikalar›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Balaban: IMF ve DB gibi kurumlar›n amac› köylülü¤ü azaltmak veya bitirmektir. Yani üretimi düflürüyor,
üretimi düflen köylü geçinemeyince flehirlere göç etmek zorunda kal›yor. fiehirlerde de sanayi alanlar›n›n yetersiz olmas›ndan kaynakl› iflsizlik art›yor. Köylünün sorunu yaln›z zeytin de¤il, bu sene fleftali üretimi de bitti. Her sene kota koyuyorlar. ‹K: Siz de bir üretici olarak bize sorunlar›n›z› anlat›r m›s›n›z? Y›ld›ray: Marmara Birlik fiyat belirlemede köylüyü zor duruma düflürmüfltür. fiu an en büyük s›k›nt›m›z iflçi paras›n› verememektir. Mazotu Ta-
r›m ‹l Kooperatifinden borç karfl›l›¤› al›yoruz. Orada da faiz yiyoruz. Üreticinin cebine para girmiyor ki iflçi paras› verebilsin. 5 milyarl›k mal al›yorsak, 3,5 milyarl›k masraf› var. Kendi eme¤imizi saym›yorum. Geriye kalan 1,5 milyarla gel de geçin 1 y›l. Onu da 3 ay, 6 ay sonra al›yorsun. ‹K: AKP hükümeti her gün aç›klama yap›yor. Enflasyonun tek haneli rakamlara düfltü¤ünü söylüyor. Bunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Y›ld›ray: Evet do¤rudur. Sak›p Sabanc› daha zengin olmufltur. Koç daha zengin olmufltur, Ayd›n Do¤an daha zengin olmufltur. Enflasyonun düflüklü¤ü bize de¤il zenginlere yans›d›. Pazara gidiyoruz, al›m gücümüz olmad›¤› için bir fley alam›yoruz. Hükümet olan AKP köylüye mazot deste¤i ve mazot kredisi verece¤ini söyledi. Ama 3 senedir herhangi bir destek görmedik. Köylünün bir di¤er sorunu da mazottur. Köylünün hali harap, yaln›z zeytinciler için de¤il fleftali ve domates üreticisinin durumu da ayn›d›r. Sorunlar çok. Sen git ‹talya’dan elma ithal et. Bilmem ‹spanya’dan zeytinya¤› ithal et paras›n› da peflin ver. Ama kendi köylünün mal›n› alma. Böyle bir ülkede yafl›yoruz. *** Tarlalarda, bahçelerde, köy meydan› ve köy kahvesinde zeytin üreticileriyle yapt›¤›m›z sohbetlerde, tarlada zeytin toplayan bir anan›n toplad›¤› zeytini avuçlar›na alarak “iflte eme¤imiz” diye yak›n›rken, bir di¤er köylü ise biriken tonlarca ya¤danl›k zeytinlerini göstererek “iflte elimizde kalan zeytinlerin hali” derken bir di¤er köylü ise 70 y›ld›r zeytin üreticili¤i yapt›¤›n›, ama flimdi Bursa zenginlerinin köylerine yapt›rd›klar› villalar›n gölgesinde yaflad›¤›n›, iflçi paras›n› dahi ödeyemedi¤ini dile getirdi. (Bursa)
fiefik Balaban
Vedat Alat
8
16-29 Aralık 2005
37
Erzincan’da gazetemizin irtibat bürosu aç›ld› Kemah’ta do¤an her çocuk biraz Halil Çak›ro¤lu’dur, biraz Süheyla Da¤deviren, biraz Munzur Keskin... Erzincan’da yi¤itlikte her biri için bir örnektir Sinan Gürer... K›l›çkaya’da Özlem olur, Fethi olur adlar› öykünerek... Erzincan; ilmek ilmek örülen bir tarihin en yak›n tan›klar›ndan biridir. fiimdi bu tan›kl›k, daha yak›ndan dile geliyor. Partizan Erzincan’dan duyuruyor sesini, Erzincan Partizan’dan sesleniyor: “Hep buradayd›n›z ama flimdi daha çok ç›kacak sesimiz!”
Partizan gelene¤inin ve kültürünün halk aras›nda güçlü köklere sahip oldu¤u Erzincan ilinde, ‹flçi-köylü gazetesi irtibat bürosunun aç›lmas›, devrimci-demokratik kamuoyunda ve halk›m›z aras›nda coflkuyla karfl›land›. ‹K okurlar›n›n y›llardan beri ›srarla Erzincan’da büro aç›lmas› taleplerinin karfl›l›k bulmas›, özelde de okurlar›m›z üzerinde coflku yaratm›flt›r. Bu coflku, okurlar›m›z›n büro aç›l›fl çal›flmalar›nda
verdikleri maddi ve manevi destekleriyle perçinlenmifltir. Türkiye Kürdistan›’n›n gerek faflist TC, gerekse de devrimciler aç›s›ndan önemli bir mevzisi olan Erzincan’da, devrimci-demokratik yap›lara ait kurumlar›n aç›lmas›, halkla s›k› ba¤lar kurulmas› ve genifllemesi s›n›f savafl›m›nda önemli ad›mlardan biridir. Ki özellikle bu bölgede genifl bir tabana, sayg›nl›¤a ve otoriteye sahip bir kesim olan Par-
tizan anlay›fl›n›n bu tür ad›mlar›n›n düflman› büyük bir tedirginli¤e itece¤i ayn› zamanda halk›m›za, di¤er devrimci demokrat yap›lara umut olaca¤›, moral ve güven verece¤i aç›kt›r. Y›llard›r Erzincan’da var olan, faaliyet yürüten DKÖ’lere (E¤itim-Sen, SES, Kristal-‹fl vb.) ve siyasi partilere (ÖDP, DEHAP vb.) yönelik bask›lar, engellemeler de¤iflik dozlarda sürmektedir. Yine bu süreçte devrimci kurumlardan Gençlik Derne¤i’ne yönelik bask›, engelleme, halka yer verdirmeme gibi ince taktikleri unutmayal›m... Tüm bu yaflananlar Erzincan ilinde y›llarca devrimci
yap›lar›n faaliyet yürütememesi, faaliyetlerin aksamas› vb. yoluyla var olan bofllu¤un doldurulmas› noktas›nda faflizmin korkusunu a盤a vurmakta. Bu yönüyle, büromuzun aç›lmas›, var olan bofllu¤un doldurulmas›na hizmet etmesi aç›s›ndan önemlidir. Savafl gerçekli¤inin (s›n›fsal-sosyal ve ulusal çeliflkilerin) tüm ç›plakl›¤›yla sergilendi¤i Erzincan ilinde, gerçeklerin halka ulaflmas›n› her flekilde engellemeye çal›flan faflizme yan›t olacak olan gazetemizin irtibat bürosunun aç›l›fl› ile beraber halk›n sesi, gerçeklerin net ifadesi olacakt›r. (Erzincan)
Okurlar›m›zdan mesajlar... Okurlar›m›zdan mesajlar... Okurlar›m›zdan mesajlar... ERZ‹NCAN Büromuzun aç›l›fl›n› Partizan coflkunlu¤u ve yoldafl s›cakl›¤›yla selaml›yoruz… Özgür Gelecek kavgam›zda sesimiz solu¤umuz olan gazetemizin ilimizde irtibat bürosu açmas› var olan, yaflad›¤›m›z bofllu¤u önemli oranda giderece¤i, yeni mevziler, kazan›mlar ve aç›l›mlar› için temel olaca¤› gerçe¤i bizleri sevindirmifl, umutland›rm›fl ve güven vermifltir. Umuda selam, kavgaya devam! Erzincan ‹flçi-köylü okurlar›
KEMAH
Kavuflmak güzeldir! Uzun bir bekleyiflin sonunda gazete irtibat büromuza ulaflmam›z bizleri çok mutlu etti. Erzincan Partizan gelene¤i bu büroyla birlikte yeni de¤erler yetifltirebilecektir, mücadelemize güç katacakt›r. Tüm Erzincan halk›n› büromuza davet ediyor, seslerine ses katmaya ça¤›r›yoruz. Kemah ‹K okurlar›
A ‹ZZETPAfi
‹zzetpafla Mahallesi’nden Umut’a merhaba Nihayet büromuza kavufltuk. Y›llard›r bekliyorduk bu buluflmay›. Art›k Erzincan iflçisinin, köylüsünün ve gencinin düflüncelerini ifade edebilecekleri bir kurum var. fiimdi büromuzla birlikte çal›flmalar›m›z›n daha güçlü sürece¤ine inan›yoruz. ‹zzetpafla Mahallesi ‹K okurlar›
KELK‹T
Faflizmin ve emperyalizmin ülkemizdeki uflaklar›n›n sald›r›lar›n›n artt›¤› bu süreçte Erzincan’da büromuzun aç›lmas› bizleri daha da umutland›rd›. Partizan tohumlar›n›n serpildi¤i bu topraklarda özlem duydu¤umuz ‹flçi-köylü bürosunun aç›lmas›yla, bu topraklar›n daha da yeflerece¤ini umut ederek tüm Erzincan halk›n› tohumun topraktan yeflermesi için ‹flçi-köylü bürosuna davet ediyoruz. Kelkit YDG
TMY Tasar›s› karfl›t› etkinlikler yap›ld› * 11 Aral›k 2005 tarihinde saat 14:00’de Tohum Kültür Merkezi’nde Terörle Mücadele Yasa Tasar›s›’n› konu alan bir panel düzenlendi. TMY Tasar›s› Karfl›t› Birlik taraf›ndan düzenlenen ve Tohum Kültür Merkezi’den Ahmet Bak›r’›n yönetti¤i panele ÇHD’den ‹stanbul fiube Baflkan› Fatmagül Yolcu, ‹HD’den Ümit Efe, Demokratik Toplum Partisi’nden Ersin Do¤ru, Deri-‹fl Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya, TMY Tasar›s› Karfl›t› Birlik ad›na ise Sad›k Y›lmaz konuflmac› olarak kat›ld›. ‹lk sözü alan Ahmet Bak›r “TMY, muhalefetin geliflmesini engellemek için yaflama geçirilen bir bask› ayg›t›d›r” dedi ve ard›ndan sözü Avukat Fat-
magül Yolcu’ya b›rakt›. Yolcu, ç›kar›lmak istenen yasa ile ihbarc›l›¤›n özendirildi¤ine, avukatmüvekkil iliflkilerini s›n›rlad›¤›na ve iflkenceyi ödüllendirdi¤ine dikkat çekti. Ümit Efe ise fiemdinli’den Rize’ye Yüksekova’dan F Tipi’ne, anadil üzerindeki bask›lardan Kürt sorununa bir dizi sald›r› ile karfl› karfl›ya oldu¤umuzu belirtti. Hasan Sonkaya ise, “Bu yasan›n amac› bizleri yabanc›laflt›rmak, mücadeleden soyutlamak, devrimci ve ilerici anlay›fllardan uzaklaflt›rmakt›r” dedi. Ersin Do¤ru da özet olarak “Kürt illerindeki geliflmelere bak›ld›¤›nda TMY’yi getirmelerindeki amaç daha iyi anlafl›lacakt›r. Daha aktif mücadele
koflullar›n› yaratabilmeliyiz” dedi. Birlik ad›na konuflan Sad›k Y›lmaz ise “Toplumu bilgilendirirsek ve buna karfl› mücadele edersek yasay› durdurabiliriz. Veya fiilen etkisiz hale getirebiliriz” dedi. * Maltepe TMY Karfl›t› Birlik 11 Aral›k Pazar günü Halk Kültür Merkezi’nde bir söylefli düzenledi. Söylefliye TUYAB ad›na Sevim Kalman ile Av. ‹nayet Aksu kat›ld›. Kalman konuflmas›nda, tasar›n›n, C‹K’in, CMK’n›n tutsak-
lar ile aileler üzerindeki etkilerini anlatt›. Kalman’›n ard›ndan konuflan Av. ‹nayet Aksu da tasar›n›n hukuki boyutunu anlatarak dünyadan ve ülkemizden çeflitli örnekler verdi. (‹stanbul)
9
37
16-29 Aralık 2005
“Bak›n foto¤raf temiz, su içebilirsiniz! Malatya Belediye Baflkan› Cemal Ak›n, 28 Kas›m’da düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda su içmiflti.
Türkiye uzun bir süredir ishal, tifo, kolera vb. salg›n hastal›klar› yafl›yor ve tart›fl›yor. Özellikle son günlerde Malatya’da yaflanan ishal vakalar›n›n ve onun öncesinde AB yolundaki(!) Türkiye’nin baflkenti Ankara’daki kolera salg›n›n bu kadar etkili olmas› ve devlet yetkililerinin geliflmeler karfl›s›ndaki tutumu egemen-
Özellikle son günlerde Malatya’da yaflanan ishal vakalar›n›n ve onun öncesinde AB yolundaki Türkiye’nin(!) baflkenti Ankara’daki kolera salg›n›n bu kadar etkili olmas› ve devlet yetkililerinin geliflmeler karfl›s›ndaki tutumu egemenlerin halk düflman› yüzünü aç›k etmektedir. lerin halk düflman› yüzünü aç›k etmektedir. Do¤ru sa¤l›k politikalar› ile kolayca çözülebilecek olan ve bügun dünyada birçok ülkede art›k rastlanmayan bu tür hastal›klar, ülkemizin sosyo ekonomik yap›s› ve yöneticilerimizin “bilirkiflili¤i” sayesinde yüzlerce insan›n hastalanmas›na neden olmaktad›r. Son olarak Malatya’da kanalizasyon borular›n›n patlamas›yla içme suyuna kar›flan pis su ile birlikte bölge insan› için korku dolu günler bafllam›flt›r. Tifo gibi salg›n hastal›klarla yüzlerce insan›n yata¤a düfltü¤ü bu tablo bize Ortaça¤ Avrupas›’n› hat›rlatmaktad›r. O dönemde böylesi hastal›klar›n binlerce, milyonlarca insan› yaflamdan koparmas› kendi içinde anlafl›l›r bir durumdur. Ancak bugünün Türkiye’sinde bu durum ne kadar anlafl›l›rd›r? Kuflkusuz yaflanan teknolojik ilerlemeler bize bu tür olaylar›n geçmiflte kalmas› gerekti¤ini düflündürmektedir. Üstelik bu yaflananlar› hükümetin yaygaras›n› “Sa¤l›kta Dönüflüm” ve özellefltirmeler ile birlikte ele almak bizi daha mant›kl› sonuçlara götürecektir. Hat›rlanaca¤› üzere Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nda sa¤l›k kurumlar›-
n›n Belediyelere devri söz konusu idi. Malatya örne¤inde de görüldü¤ü gibi kendi asli sorumluluklar›n› bile yerine getirmeyen Belediyelerin sa¤l›k hizmetlerini nas›l verece¤i ise merak konusu. Hat›rlanaca¤› üzere daha birkaç ay önce binlerce insan Ankara’da koleradan hastanelere kald›r›l›rken, EGO otobüslerinde “Belediye suyu için” yaz›l› afifller gülümsüyordu bize. Malatya’da tüm bunlar yaflan›rken Malatya Belediye Baflkan› Cemal Ak›n bir bas›n toplant›s› düzenlemifl ve yüreklere su serpen aç›klamas›n› yapm›flt›r. Baflkan bütün iddialar›n as›ls›z oldu¤unu ispatlamak için(!) ishal yapt›¤› öne sürülen suyu bas›n mensuplar› önünde içerek Çernobil facias› sonras› televizyonda onbinlerce insan karfl›s›nda çay içen ve bugün Karadeniz’de nerede ise her evde yaflanan kanser vakas›n›n sorumlular›ndan olan devlet yetkililerinin düfltü¤ü pozisyona düflmüfltür. ‹flte tam da bu gerçekler yüzünden biz emekçiler flafl›rmamal›y›z bu karelere. Bergama köylülerini hat›rlayal›m. Köylüler siyanürün zararl› oldu¤unu iddia etmifl, bunu ispatlam›flt›. En “güzel” yan›t› ise flirket yöneticileri vermiflti. Siyanürlü
suda kulaç atan flirket yetkilileri ayr›ca siyanüre en dayan›kl› hayvan olan ördekleri havuzda yüzdürüp, her gün ölenlerle yer de¤ifltirmifllerdi. Malatya’daki son geliflmeler devletin halk düflman› yüzünü görmek için çok nedenimiz oldu¤unu kan›tlad› bize. “De¤erli büyü¤ümüz” say›n Baflkan Cemal Ak›n, Türk Tabipler Birli¤i’nin yapt›¤› aç›klamay› dinlerken kendinden oldukça emindi. 50 bin kiflinin hastaneye kald›r›ld›¤› bir olayda hekimlerin yapt›¤› aç›klaman›n ard›ndan aç›klama yapan Ak›n büyük bir aymazl›k ile halka sakin olmalar› telkininde bulundu. TTB ‹kinci Baflkan› Metin Bakkalc› “Yap›lan araflt›rmalar sonucunda ishale neden olan rota virüsü hastalar›n yüzde 70’inde tespit edilmifltir” dedikten sonra konuflan Ak›n; “Bak›n foto¤raftaki su ne kadar temiz, ishal yok!” diyerek ak›llara zarar bu sözleriyle insanlar› flaflk›nl›¤a u¤ratm›flt›r. Yine Ak›n’›n “vakalar›n ço¤u psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktad›r” fleklindeki ifadesi de oldukça önemlidir. O zaman akl›m›za flöyle bir soru geliyor; “Hangisinden korkmal› ishalden mi baflkandan m›?” (Malatya)
PSAKD Kad›köy fiubesi’nden etkinlikler “‹nsan Haklar› ve Alevilik” paneli PSAKD Kad›köy fiubesi 3 Aral›k Cumartesi günü ‹çerenköy’deki dernek binas›nda saat 15.00’te “‹nsan Haklar› ve Alevilik” konulu bir panel düzenledi. Panele konuflmac› olarak PSAKD Kad›köy fiube Yönetim Kurulu’ndan H›d›r Orhan, ‹HD ‹stanbul fiube Yönetim Kurulu’ndan Ali Özcan, Araflt›rmac› Yazar Esat Korkmaz ile Munzur Çevre Derne¤i Yönetim Kurulu’ndan Hüseyin Kaya kat›ld›lar. Sunumunu H›d›r Orhan’›n yapt›¤› panelde ilk sözü Ali Özcan ald›. Özcan, “Ülkemizde insan haklar›yla ilgili konularda devlet her zaman Bat›’y› örnek alm›flt›r. Ülkemizdeki insanlar›n talep ve istekleri dikkate al›nmam›flt›r” dedi. Esat Korkmaz ise Alevilerin, Bektaflilerin insan haklar›na bak›fl aç›lar›n› ve Bat›’n›n bize sundu¤u insan haklar›n› de¤erlendirirken emperyalizmin genifl halk y›¤›nlar› üzerindeki sald›r›lar›n› anlatt›. Hüseyin Kaya da insan haklar›n› çevreyi koruma aç›s›ndan anlat›rken, emperyalizm kendi ülkelerinde çevreyi kirletmeden bizim gibi geri b›rakt›r›lm›fl ülkelerde yat›r›m yapt›klar›n›, buralarda kurduklar› fabrikalarla çevreyi kirleterek insanlar›n yaflamlar›n› kötü etkilediklerini belirtti.
Konuflmalar› toparlayan H›d›r Orhan ise, “emperyalistlerden çözüm bekleyemeyiz. Ülkemizde bir sürü insan haklar› ihlalleri yaflan›yor, Kürt sorunu yaflan›yor, Alevilik sorunu yaflan›yor. Bu örnekleri ço¤altmak mümkün. Birli¤imizi bozmak için suni gündemler yarat›l›-
yor. Sorunlar› Anadolu halklar› olarak birlikte çözmemiz gerekiyor” dedi. Panelin soru cevap k›sm›nda kat›l›mc›lar hem kendi düflüncelerini dile getirirken hem de panelistlere sorular sordular. (Kartal)
Gençlik Etkinli¤i Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Kad›köy fiubesi, ‹çerenköy Baflak Dü¤ün salonunda 11 Aral›k Pazar günü saat 17:00’de “1. Geleneksel Gençlik Etkinli¤i” düzenledi. Çocuk semah ekibi ile bafllayan gece Savafl Gövtepe’nin söyledi¤i türkülerle devam etti. Savafl Gövtepe’nin ard›ndan konuflma yapan Kad›köy Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Gençlik Komisyonu Baflkan› Ersin Gedik, etkinli¤in devam›n›n her y›l yap›laca¤›n› ve geleneksellefltirilece¤ini belirterek, “Amac›m›z Anadolu Alevili¤i ve Anadolu halk kültürünü devir alm›fl oldu¤umuz önderlerimizden gelecek kuflaklara aktarmakt›r” dedi. Etkinli¤in devam›nda büyük be¤eni toplayan, halk oyunlar›, büyükler semah ekibi ve Özgür Akdemir sahne ald›. Gecede bir konuflmada Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Kad›köy fiube Baflkan› Fethi Bölükgiren yapt›. Bölükgiren, AKP
hükümetinin “Tarikatç›” istemli uygulamalar›ndan bahsederek zorunlu din dersinin kald›r›lmas›n› istediklerini vurgulayarak “Bir H›ristiyan’›n ibadetine, kiliseye gitmesine bir fley diyorlar m›? Zaten demeye de haklar› yok. Bizim de ibadet yerlerimiz cem evleri, ibadetimizde cem’dir” dedi. Ayr›ca yap›lmas› uzun zaman önce planlanan ancak çeflitli nedenlerden ötürü yap›m aflamas›na gelemeyen “Pir Sultan Abdal Kad›köy fiubesi Kültür Merkezi ve Cemevi Projesi”nden bahseden Bölükgiray, herkesin bu konuda daha inançl› ve destekçi olmas› gerekti¤ini söyledi. Bostanc› Sanat Tiyatrosu’nun oynad›¤›, yo¤un alk›fl alan kad›n erkek eflitli¤ini, askerin bak›fl›yla konu anlatan bir skeç sergilendi. Misafir sanatç› olarak Telli K›l›ç’›n da sahne ald›¤› gecede, Pir Sultan Abdal Kartal fiube Baflkan› Metin Aslando¤mufl’un yapt›¤› çekiliflle kitap seti hediye edildi. Mustafa Özarslan ve ard›ndan Metin Kahraman sahnede kitlenin yo¤un ilgisiyle karfl›laflt›lar, kitle halay ve alk›fllarla söylenen ezgilere efllik etti. Gece saat 23:00’de sona erdi. (Kartal)
16-29 Aralık 2005
10
37
ILPS siyasi tutsaklar ve savafl esirleriyle dayan›flmay› sürdürüyor! Emperyalizmin dünya emekçi halklar› üzerindeki sald›r›lar›n›n olanca h›z›yla sürdü¤ü, dünya halklar›n›n iflgallere, katliamlara maruz kald›¤› bir süreçten geçmekteyiz. Tüm ezilen emekçi kesimlere dönük gerçekleflen sald›r›lar, halklar›n giderek daha fazla yoksullaflmas›n›, açl›¤a, sefalete, iflsizli¤e itilmesini getirirken, halklar›n her türden hak arama mücadelesine dönük sald›r›lar da artmaktad›r. Yaflam›n her alan›nda gerçekleflen bu sald›r›lar›n en kat› ve vahfli biçimlerde hayata geçirildi¤i mekanlar ise hapishanelerdir. Dünyan›n birçok hapishanesinde say›s›z kez yaflanan katliamlar ve her türden insanl›k d›fl› uygulamalar, emperyalizmin dünya halklar›n› teslim alma politikas›n›n bir parças› olarak öteden beri sürmektedir.. Halklar›n her türden yöntemle verdi¤i özgürlük mücadelelerinin aktif destekçisi olan ve anti- emperyalist mücadele temelinde mücadele yürüten ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi), halklar›n özgürlük mücadelelerinin bir parças› olarak gördü¤ü hapishaneler mücadelesini de di¤er alanlardaki mücadeleler gibi sahiplendi¤ini her f›rsatta deklare etmektedir. ILPS 2004 Kas›m ay›nda yapt›¤› 2. Kongrede de hapishaneler sorununu yine gündemine alarak, 3 Aral›k 2005’i Siyasi Tutsaklar ve Savafl Esirleri ile Dayan›flma günü ilan etmiflti. Bu çerçevede 3 Aral›k 2005 tarihinde dünyan›n çeflitli ülkelerinde bir dizi eylem ve etkinlik gerçeklefltirilirken, ILPS Türkiye Seksiyonu’da bu vesileyle ‹stanbul ve ‹zmir’de bas›n aç›klamalar› yapt›. 3 Aral›k Cumartesi günü Kad›köy ‹skele Meydan›’nda saat 14.00’de yap›lan aç›klamay›, ILPS ad›na Suzan Zengin okudu. Zengin, emperyalistlerin halklar üzerindeki sald›r› politikalar›n›n çeflitli biçimler alarak devam etti¤ine dikkat çekerek, “günümüz emperyalist-kapitalist sisteminde insan›n insan üzerindeki bask›, zoru ve de vahfleti en koyu, en zalimane biçimini alm›flt›r” dedi. Emperyalizmin sald›rganl›¤› karfl›s›nda teslim olmayan halklar›n “terörist”, onlar›n sömürüye, iflgale, katliama ve her türden zulme karfl› gerçeklefltirdi¤i direnifllerin ise “terör” ilan edildi¤i bir süreçten geçmekte oldu¤umuzu da ifade eden Zengin, emperyalist-kapitalist sistemin içine girdi¤i siyasal-ekonomik krizin sonucu olarak artan sald›rganl›¤›n üst boyutlarda hayata geçirildi¤i yerlerden birinin de hapishaneler oldu¤unu belirtti. Aç›klaman›n devam›nda, dünya hapishanelerindeki siyasi tutsaklara ve savafl esirlerine de¤inilerek, ‹srail, Filistin, Irak, Peru, Hindistan, Nepal, Meksika, ABD vb. ülkelerdeki tutsaklar›n yan›s›ra, Afganistanl› savafl esirlerinin
bulundu¤u Guantanamo’daki tutsaklara da vurgu yap›larak, bunlar›n hepsinin a¤›r iflkence ve tecrit alt›nda tutuldu¤u belirtildi. Türkiye’de, 19 Aral›k 2000’de gerçekleflen kanl› operasyonun ard›ndan hayata geçirilen F Tipi hapishanelerdeki tutsaklara ve CIA’n›n yak›n zamanda ortaya ç›kan gizli hapishanelerine ve iflkence uçaklar›na da de¤inilen ve s›k s›k “‹nsanl›k Onuru ‹flkenceyi Yenecek”, “Kahrolsun M‹T, CIA, Kontr-Gerilla” vb. sloganlar›n at›ld›¤› aç›klama, “Emperyalizme ve onun iflbirlikçi-uflaklar›na karfl› ulusal ve sosyal kurtulufl mücadeleleri sürdükçe politik tutsak ve savafl esiri gerçekli¤i de sürecektir. Bu nedenle ILPS olarak politik tutsaklar ve savafl esirleriyle daya-
n›flmam›z› sürdürece¤imizi ilan ediyoruz” denilerek, “Tüm politik tutsaklara ve savafl esirlerine özgürlük”, “Kahrolsun emperyalizm, yaflas›n mücadelemiz”, “Yaflas›n enternasyonal
dayan›flma” sloganlar›yla eylem bitirildi. (Kartal) ILPS ‹zmir’de eylem yapt› 3 Aral›k günü ayn› konuyla ilgili ‹zmir’de de bas›n aç›klamas› yap›ld›. Saat 13:00’da Kemeralt› giriflinde toplanan yaklafl›k 30 kiflilik grup ellerinde ILPS flamalar› ve Ebu Garib, Guantanamo ve 19 Aral›k 2000 katliam› sonras› Bayrampafla gibi hapishanelerde yap›lan iflkencelerle ilgili resimleri ve Dr. Abimael Guzman (Baflkan Gonzalo), Chandra Prakash Gajurel, Mumia Abu Jamal gibi siyasi tutsaklar›n resimlerini açarak, “Yaflas›n enternasyonal dayan›flma”, “Kahrolsun emperyalizm, yaflas›n mücadelemiz”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” vb. sloganlarla toplanan grup ad›na Mihriban Karakaya bir aç›klama yapt›. Aç›klamada genel olarak emperyalist-kapitalist sistemin içine girdi¤i krizden ç›kmak için dünya halklar›na sald›rd›¤›, buna karfl› ç›kanlar›n ya katledildi¤i ya da hapishanelere kapat›ld›¤› söylendi. Yap›lan eyleme Partizan, ÖMP, ESP, ‹C‹, BDSP ve DHP de destek verdi. (‹zmir)
‹HD’den insan haklar› ihlallerine karfl› mücadele ça¤r›s› ‹nsan Haklar› Evrensel Bildirgesi’nin kabulünün y›ldönümünde Mehmet Akif Ersoy Park›’nda bir araya gelen ‹HD’liler bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n metnini okuyan ‹stanbul fiubesi Baflkan› Eren Keskin, Türkiye’de insan haklar› ihlallerinin devam etti¤ini belirtti. Keskin, 2005 y›l›nda da Türkiye iflkence uygulamalar›n›n, düflünce ve ifade özgürlü¤ü önündeki engellerin, kad›na ve çocu¤a yönelik fliddet ile hapishanelerde tecrit ve izolasyon politikalar›n›n devam etti¤ine iflaret ederek, “Gerek ‹mral› Cezaevi’nde, gerekse F tipi cezaevlerinde insanl›k d›fl› uygulamalar varl›¤›n› sürdürdü” dedi. ‹zmir * 10 Aral›k günü ‹HD ‹zmir fiubesi de bir eylem yapt›. Saat 12:30’da ‹HD önünde toplanan kitle, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Kahrolsun M‹T, CIA, Kontr-gerilla”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” vb. slo-
ganlar, çeflitli dövizler ve pankartla yürüyüfle geçti. Konak eski Sümerbank önüne kadar yürüyen grup ad›na flube sekreteri Afitap Özdal bir aç›klama yapt›. * Ayn› gün T‹HV ‹zmir Temsilcili¤i taraf›ndan da ‹nsan Haklar› Haftas› nedeniyle bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte ilk olarak Tiyatro ‹zmir taraf›ndan “Umut” adl› oyun sahnelendi. ‹kinci bölümde Psikolog Dr. Türkcan Baykal ve Av. Aysun Koç’un kat›ld›¤› “‹zolasyon” bafll›¤›yla bir söylefli düzenlendi. * ‹HD ‹zmir fiubesi, “‹nsan Haklar› Haftas›” kapsam›nda Türkiye ve dünyada yaflanan hak ihlallerini konu alan ‘‹nsan Hak ve ‹hlalleri’ adl› bir sergi açt›. Bursa 10 Aral›k günü Mafel Kafe önünde toplanan ‹HD, KESK, Do¤ader, Tunceliler Derne¤i, ÇHD, ‹flçi Haklar› Derne¤i, 78’liler Tükenmez Dergisi, DTP, SDP, ÖDP, EMEK Partisi,
Halkevleri, Partizan, BDSP ve ESP “‹nsan haklar› ile insand›r” pankart›n› açarak AVP önüne kadar yürüdü. Ankara E¤itim Sen Ankara fiubeleri, 10 Aral›k günü Yüksel Caddesi’nde bas›n aç›klamas› yaparak sendikalar›n›n gerçeklefltirdi¤i eylem ve etkinliklerine yönelik sald›r›lar›, üyelerine yönelik sürgünleri k›nad›.
11
37
B‹LD‹R‹
16-29 Aralık 2005
19 Aral›k katliam›n› unutmad›k/ unutturmayaca¤›z!
19 Aral›k 2000 hapishaneler katliam ve direniflinin 5. y›l›nda, katliamda flehit düflenler çeflitli eylem ve etkinliklerle an›ld›. Elimize posta kanal›yla gelen TKP/ML YDB imzal› bildirisinde de 19 Aral›k katliam›na de¤inilerek, hapishanelerdeki son süreçten bahsediliyor. Bildiride; “19 Aral›k 2000, Türkiye hapishaneler tarihi aç›s›ndan unutulmayacak önemli günlerden biridir. Bu tarih, ayn› zamanda devrimci hareketin karfl›-devrime karfl› hapishanelerde gösterdi¤i muazzam direnifl ve karfl› koyuflun da ad›d›r. Devrimciler aç›k olarak bir kez daha teslim olmayacaklar›n› 28 can vererek gösterdiler.
Dönemin DSP, MHP ve ANAP ortak koalisyon hükümetinin Milli Güvenlik Kurulu’yla birlikte haz›rlad›¤› bu operasyon 19 Aral›k 2000 tarihinde 20 hapishaneye birden sald›r›larak hayata geçirildi. 19 Aral›k katliam›, sald›r›dan yaral› olarak kurtulan kad›n bir tutuklunun ‘Bizi diri diri yakt›lar’ hayk›r›fllar› aras›nda tüm dünyaya duyuruldu. Dönemin Adalet Bakan› Hikmet Sami Türk ve ‹çiflleri Bakan› Sadettin Tantan operasyon sonras›nda yapt›klar› aç›klamalarda ‘Güvenlik güçlerini kutlayarak’ operasyonun o döneme kadar yap›lm›fl en büyük hapishane sald›r›s› oldu¤unu bas›n top-
lant›s›nda aç›klad›lar. 8500 kiflilik silahl› güçle 20 hapishaneye birden sald›ran faflist diktatörlük, 28 devrimciyi katletti” deniliyor. Bildirinin devam›nda ülkemiz hapishanelerinde devletin 12 Eylül süreci ile birlikte azg›nlaflan terör ve uygulamalar› vurgulan›yor. Bu tarihsel süreçte devrimci ve komünist tutsaklara yönelik somutlaflan sald›r›lar›n biçimi ve bu sald›r›larda flehit düflenler belirtiliyor. Devam›nda; F Tipi hapishanelerdeki tecrit ve yaflam koflullar›n› protesto eden Serdar Ar›’n›n 10 Ekim 2005 tarihinde bedenini atefle vererek yaflam›na son verirken bir kez daha dikkatleri hapishanelere çevirdi¤i belirtiliyor. Bildiride ayr›ca yeni Ceza ‹nfaz Yasas› ve TMY Tasar›s›’na da de¤inilerek, “Bir protesto eylemi, açl›k grevi, verilen yeme¤i yememe, hapishane idaresine karfl› toplu bir direniflte bulunma, türkü söylemek, ilaç ve yemek stoku yapmak, slogan atmaya karfl›l›k olarak, ziyaret cezas›, mektup yasa¤›, gazete ve kitap vermeme, avukata ç›kartmama cezas› an›nda uygulamaya sokulmakta. Bu yasayla sadece devrimcilere gözda¤› verilmek istenmiyor. Tüm toplum üzerinde estirilen devlet terörüyle tamamen suskun bir toplum
yarat›lmak isteniyor. Sermayenin önündeki tüm yasal engelleri kald›rman›n ötesine geçmeyen Avrupa Birli¤i ise yasadan memnun bir flekilde Türkiye’nin ev ödevlerini yapt›¤›n› ö¤ünerek söylemektir. Bu dahi Avrupa Birli¤inin san›ld›¤› gibi insan haklar› ve özgürlüklerin temsilcisi olmad›¤›n›, sadece tekellerin özgürlü¤ünden yana oldu¤unu ispatlam›flt›r” denilerek tüm duyarl› ve demokrat insanlar bu uygulamalara karfl› ç›kmaya ça¤r›l›yor. “19 Aral›k sald›r›s›yla bafllayan uygulama ve yapt›r›mlar de¤iflik yasalarla devam ediyor. F Tipi tecrit uygulamas› bunun bafl›nda gelmektedir. 19 Aral›k, bafllat›lan bir sürecin kanl› bir operasyonuydu. Faflizm, emperyalist efendilerinde deste¤ini arkas›na alarak tüm sald›r›lar›n›n üzerine geçirdi¤i “demokrasi” k›l›f›yla pervas›zca sald›rmaktad›r. Bu sald›r›larda devrimci tutsaklar onurluca direnmeye devam ediyorlar. Bu direnifl devrimci mücadelenin önemli bir parças›d›r. Hapishaneler sorununu bir kez daha kamuoyunun gündemine getirmek devrimci hareketin en önemli görevleri aras›ndad›r” denilen bildiri sloganlarla sona eriyor. (H. Merkezi)
19 Aral›k dün gibi haf›zalarda... 19 Aral›k 2000 tarihinde 20 hapishaneye birden düzenlenen “Hayata Dönüfl” katliam›n›n üzerinden 5 y›l geçti. Bu sald›r›yla hedeflenen genifl halk y›¤›nlar›n› tecrit alt›na almakt›. Bunun için de öncelikli olarak halk›n öncülerinin katledilmesi politikas›yla hareket edilerek hapishanelere düzenlenen katliamla 28 tutsak katledilmifl, yüzlercesi de a¤›r kimyasal silahlarla yaralanm›flt›. Hala dün gibi haf›zalarda canl› olan katliam›n ard›ndan devrimci ve komünist tutsaklar F tipi hapishanelere nakledilerek devrimci-demokrat kamuoyu da sindirilmeye çal›fl›lm›flt›. Hedeflenen fiziksel olarak baflar›ya ulaflsa da dün oldu¤u gibi bugün de egemenlerin emekçi halklara dönük sald›r›lar›n›n karfl›s›nda mücadeleyi yükseltmeye çal›flan devrimcilerin düflünceleri teslim al›namad›/al›namayacak da. Tutuklu Aileleri Yard›mlaflma Birli¤i (TUYAB) 4 Aral›k’ta Devran Dü¤ün Salonu’nda 19 Aral›k hapishaneler katliam›nda flehit düflenleri anmak için düzenledi¤i dayan›flma gecesinde katliam ve direnifl görüntülerini yeniden gözler önüne getirdi. Katliamda flehit düflenlerin flahs›nda devrim mücadelesinde düflenler için yap›lan sayg› durufluyla bafllayan anmada “Yaflas›n 19
Aral›k direniflimiz”, “19 Aral›k katliam›n› unutmad›k, unutmayaca¤›z”, “Tecrit kald›r›ls›n hücreler kapat›ls›n” pankartlar› aç›ld›. Gösterilen sinevizyonda katliam›n tan›klar› ve tutsak yak›nlar›n›n anlat›mlar›yla birlikte sald›r› görüntüleri yer ald›. TUYAB ad›na konuflma yapan Esmehan Ekinci tutsaklar›n F tipi hapishanelerde halen direnifli büyüttüklerini ve egemenlerin teslim alma politikalar›n›n bir kez daha ayaklar alt›nda süründü¤ünü söylerken ÖO Gazisi Tekin Y›ld›z da bir fliir okudu. Mercan Tiyatro Grubu Ölüm Oruçlar›n› anlatan Umuda Hayk›r›fl adl› oyununu sahneledi. Kand›ra 1 No’lu F Tipinden tutsaklar›n mesaj gönderdi¤i geceye ayr›ca TKM, Partizan, YDG, ILPS, ESP, BDSP, DHP ve Ufuk Çizgisi de dayan›flma mesajlar› gönderdi. Sefaköy ‹flçi Kültür Evi’nden Musa A¤gün’ün okudu¤u Tanya fliirinin ard›ndan konuflma yapan ailelerden ‹brahim Y›lmaz fliir okurken ‹smail Karagöz, Güzel fiahin ve Selvi Gülmez, ana babalar›n a¤lamay› bildi¤i gibi direnmeyi de her zaman bildi¤ini, nice engellerle karfl›laflt›klar›n› ancak bu engelleri her zaman aflmay› bildiklerini söyledi. Aileler son
olarak insanlar›n sessizliklerinin içlerini ac›tt›¤›n› ancak yine de alanlarda olmaktan vazgeçmeyeceklerini hayk›rd›lar. Ailelerin konuflmas›n›n ard›ndan Terörle Mücadele Yasa Tasar›s› Karfl›t› Birlik ad›na Arzu Özdemir bir konuflma yapt›. Özdemir, TMY Tasar›s› Karfl›t› Birlik’in çal›flmalar›ndan bahsederek, yasan›n ezilenlerin mücadelesine yönelik bu sald›r›n›n ne anlama geldi¤ini belirterek, 19 Aral›k direniflini ve ha-
la devam eden direnifli selamlad›. Sanatç› Hasan Sa¤lam da Kürtçe ve Türkçe söyledi¤i türkülerle geceye katk› sunarken Selvi Gülmez Haziran ay›nda Dersim Ovac›k’a ba¤l› Mercan Vadisi’nde flehit düflen 17 devrimci için yakt›¤› a¤›d› okudu. Gecede son olarak Grup Munzur sahne al›rken kitle s›k s›k “‹çerde d›flar›da hücreleri parçala”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak”, “Katil devlet hesap verecek” vb. sloganlar att›. (‹stanbul)
12
16-29 Aralık 2005
37
“Azim isteyen bir yaflam› sürdürmek için deste¤e ihtiyac›m›z var!” “Yasaya göre 100 kiflinin çal›flt›¤› her iflyeri 3 tane engelli kifli çal›flt›rmak zorunda. Oysa bu uygulanm›yor. Hatta yasaya uymaman›n 1 milyara yaklaflan bir cezas› var. ‹flyeri bu cezay› ödüyor ama engelli iflçi çal›flt›rm›yor” m›n iptal edilmesi korkusuyla kimse harekete geçmek istemiyor” diyor.
Kemal Yüksel Herfleye “kâr ve zarar” aç›s›ndan bakan devletin kaçt›¤› sorumluluklar›n› uygulatmaya, kendilerinin “yük” olmad›¤›n› kabul ettirmeye çal›fl›yor, topluma ise “ac›ma de¤il destek istiyoruz” mesaj› veriyorlar. Dünyada engelli nüfusu 500 milyonu aflarken, Türkiye’de engelli say›s› 8.5 milyona ulaflm›fl durumda. Türkiye nüfusunun yüzde 12.29’una denk düflen yaklafl›k 8 milyon 500 bin engelli için devletin politikas›, arada bir yap›lan yard›mlardan ve k›s›tl› bir maafl vermekten ibaret. Önce Türkiye Sakatlar Derne¤i ‹stanbul fiube Baflkan› Kemal Yüksel’le engellilerin durumunu ve yaflad›klar› sorunlar üzerine konufltuk; “DEVLET fiOV YAPIYOR” Söz sorunlara gelince söylenecek o kadar çok fley var ki… Peki, neler yap›yor devlet engellilere yönelik? “Bir Avrupa Birli¤i süreci var, bu Avrupa Birli¤i sürecinden sonra Uyum yasalar›n› ç›karmak mecburiyeti karfl›s›nda, devlet birfleyler yapmaya çal›fl›yor. Yap›lanlar›n hepsine birden bakt›¤›n›zda ‘flov’ olarak görülüyor. Peki neden? Bugün tekerlekli sandalyede bir insan düflünelim. Ba¤c›lar’da oturuyor ve Aksaray’a gelmesi gerekiyor. Nas›l gelecek? Evden ç›kmas› problem, hangi ulafl›m arac›na binecek? “‹fiYERLER‹ ENGELL‹ ÇALIfiTIRMAYIP CEZASINI ÖDÜYORLAR” Sonra konu ülkemizdeki pekçok
Murat Demirok emekçinin en büyük sorunlar›ndan biri olan iflsizli¤e geliyor. “Yasaya göre 100 kiflinin çal›flt›¤› her iflyeri 3 tane engelli kifli çal›flt›rmak zorunda. Oysa bu uygulanm›yor. Hatta yasaya uymaman›n 1 milyara yaklaflan bir cezas› var. ‹flyeri bu cezay› ödüyor ama engelli iflçi çal›flt›rm›yor” diyerek ekliyor; “zaten ulafl›m imkanlar›n› düzeltmedi¤iniz sürece ifl verseniz ne olacak?” Konu e¤itime geldi¤inde soruyor Yüksel, “hangi okulumuz engelliye göre düzenlenmifl? Kesinlikle Milli E¤itim Bakanl›¤›’n›n hiçbir okulunda engelliler düflünülerek yap›lan bir uygulama yok” diyor. Bir baflka can yakan konu olan, sa¤l›k hizmetleri konusuna el att›¤›m›zda ise sorunlar›n bu kadar fazla oldu¤unu görmek flafl›rtm›yor bizi. Yüksel,“devletin üç ayda bir verdi¤i Sakatl›k Maafl› var. Geçen y›l yap›lan zamla sakatl›k maafl› üç ayda 450 milyona ç›kar›ld›. fiimdi devlet bu maafl› ba¤lamay› sosyal güvence olmamas› flart›na ba¤l›yor. Sakatl›k maafl›n› al›rsa, sigortadan vazgeçmesi gerekiyor, o zaman da ilaç alamayacak” diyor. Devletin sivil toplum örgütleriyle iflbirli¤i yapmad›¤›n› da dile getiren Yüksel, “Devlete ba¤l› Özürlüler Koordinasyon Merkezleri var. Tüm belediyelere ba¤l› olarak kuruluyor bu. ‘Daha iyi hizmet verebilmek’ amac›yla kuruldu¤unu söylüyorlar Belediyeler bu merkezler arac›l›¤›yla engellilere g›da yard›m›, kömür yard›m› gibi yard›mlar yap›yor. Böylelikle biz hadi eylem yapal›m dedi¤imizde ‘damgalanmak’ ve yap›lacak yard›-
“N‹YE YÜK KAPISINDAN G‹R‹YORUM K‹, BEN YÜK MÜYÜM?” Sözlerine devam eden Yüksel, hiçbir yerde kendilerinin düflünülmedi¤ini flu örnekle aç›kl›yor; “‹stanbul’un en büyük al›flverifl merkezinin aç›l›fl› yap›l›yor, ama tek bir tane bile engelli girifli yok. Tekerlekli sandalyeli bir insan giremiyor oralara. Otopark kap›s›ndan m› girecek tekerlekli sandalyedeki insan? ‹skelelerde turnikeler vard›r, oradan giremezsin, yük kap›s›ndan girersin. Niye ben yük kap›s›ndan giriyorum ki, ben yük müyüm? Di¤er insanlar nereden giriyorsa, ben ordan girmek istiyorum.” En son haz›rlanan bir kitapç›kla “uygulamada kolayl›k” ad› alt›nda tüm engellilerin nüfus cüzdanlar›n›n
arkas›na “engelli” damgas›n›n vurulaca¤›n›n alt›n› çizen Yüksel, flunlar› söylüyor: “Arabam›n plakas›nda kocaman bir damga var benim. Trafikte giderken arkamdaki araba ‘sakat›n ne yapaca¤› belli olmaz’ diyerek uzaklafl›yor benden. Oysa biz damgalanarak yaflamak istemiyoruz. Küçükçekmece Belediyesi engelliler için park aç›yor, yani biz engelli oldu¤umuz için oraya m› gidece¤iz? Engelliler için özel uygulamalar var diyorlar. Neden her tarafta yapm›yorsunuz? Neden bizi belli bir alana hapsediyorsunuz?” diyerek devam ediyor; “bundan iki sene önce Müfit Gürtuna ‘engelliler otobüse badava binmeyecek’ dedi¤inde ikibin kifliyle Saraçhane’ye ç›kt›k biz ve o uygulama bafllamadan geri çekildi. Ankara’ya bir milletvekiline gittiklerinde söyledi¤i sözü hat›rlat›yor: “topals›n›z, gidin evinizde oturun!”
“Ayr›mc› uygulamalara son verilmesini istiyoruz” lt› Nokta Körler Derne¤i ‹stanbul fiube Baflkan› Murat Demirok: Türkiye’de yaklafl›k 300 bin civar›nda görme engelli var. Bu rakam›n sivil toplum örgütlerinde örgütlenen, d›flar›ya ç›kan kesimi ise 8-10 bin civar›nda. Malesef 290 bin kiflisi henüz soka¤a ç›kmam›fl. Ailelerin yeterince e¤itilmemesi ve devletin bu konudaki yetersizli¤i önemli bir etken bunda. Birincisi, e¤itim konusunda önemli bir s›k›nt› var. ‹kincisi e¤itimi alanlar›n istihdam konusunda ya-
A
flad›¤› önemli bir s›k›nt› var. Bu konuda devletin denetim ve yapt›r›m anlam›nda çok büyük yetersizlikleri var. Mimari yap›lar›n görme engelliler de göz önünde bulundurularak yap›lmas›n›, ifl alan› yarat›lmas›n› ve istihdam›n art›r›lmas›n› istiyoruz. En önemlisi ayr›mc› uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Çok say›da engelli derne¤i var. Hak arama durumunda, soka¤a ç›kt›¤›m›z durumlarda, toplumun hak arayan tüm kesimlerine gösterdi¤i tepkiyi gösteriyor bize devlet.
“Sefalet ücretine hay›r!” dana’dan Öncü ‹flçiler adl› bir oluflum 4 Aral›k 2005 tarihinde ‹nönü Park›’nda bir araya gelerek bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Eyleme Partizan ve DHP de destek verdi. Kitle ad›na yap›lan aç›klamada “‹flçi düflman› AKP hükümeti 2006
A
y›l›nda uygulanacak asgari ücretin belirlenmesi için harekete geçti. 2006 bütçe tasar›s›na göre asgari ücrette ki art›fl %5 civar›nda olacakt›r. Dolay›s›yla asgari ücretle geçinenler sefalet içinde sürünmeye devam edecekler. Zam isteyen iflçiye kap›n›n önünde asgari ücretle
çal›flmaya haz›r bekleyen iflsizler ordusu gösterilecek” denildi. Ayr›ca “bizler Adana’dan Öncü ‹flçiler olarak bafllatt›¤›m›z asgari ücret kampanyas›yla vergiden muaf ve insanca yaflamaya yetecek bir ücret olmas›n› istiyoruz. Bu talebi fabrikalarda yaymaya çal›fl›yoruz. ‹flçileri
bir araya getirerek patronlara karfl› tek yumruk tek barikat olmaya ça¤›r›yoruz” diyerek bas›n aç›klamas› bitirildi. Eylemde s›k s›k “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni”, “Kahrolsun sendika a¤alar›” vb. sloganlar at›ld›. (Adana Partizan)
13
37
16-29 Aralık 2005
Yozlaflmaya karfl› mücadele edelim! Geçmiflten günümüze devletin yönlendirmesi ile kötü al›flkanl›klar kitlelerin önemli sorunlar›ndan biri olmufltur. Ancak bugün aç›s›ndan çok daha ciddi bir hal alm›fl durumdad›r. Bunun nedeni özellikle emekçi semtlerde yo¤un flekilde bu kötü al›flkanl›klara sahip gençli¤in olmas›d›r. “Bu sorun emekçi kitleleri nas›l etkiliyor?” sorusunun cevab› önemlidir. Her fleyden önemlisi bu sorunun emperyalizmin merkezi bir politikas› oldu¤unu kavrarsak sorunla mücadelede bir hayli yol al›r›z. Örnek vermek gerekirse; ABD emperyalizminin kendi ülkesi içinde siyahlar›n verdi¤i mücadeleyi uyuflturucuyla bast›rmaya çal›flmas›, ya da Vietnam’da Vietnam halk›na yönelik uyuflturucu kullan›m›n› yayg›nlaflt›rmaya çal›flmalar›
bunun somut delilidir. Her örgütlenme bir ihtiyac›n sonucunda oluflur. Karfl›m›zdaki örgütlenme de iktidar›n kendi s›n›f›n›n ç›karlar› do¤rultusunda oluflturulmufl bir örgütlenmedir. Bu sorunun s›n›f mücadelesiyle olan ilgisi noktas›nda kafalarda bir mu¤lakl›k oldu¤u durumda bu kendisini kitle faaliyetinde gösterir. Çünkü kitlelerin bugün aç›s›ndan semtlerde yaflad›¤› temel sorunlardan biri de budur. Bunun gerçek sorumlular›n› kitlelerin kavrayabilece¤i tarzda anlat›rsak o zaman düflman›n bu yönelimini bofla ç›karm›fl oluruz ve kendi politikam›z› hayata geçirme flans›m›z olur, düflman güç kaybeder biz güç kazan›r›z. Bizim burada yapmam›z gereken bu sorunu s›n›f mücadelesiyle birlikte ele al›p kit-
lelere kavrat›p, bunlar› somut örgütlenmelere dönüfltürmektir. Düflman›n buradaki hedefi emekçi semtlerde bu tip yoz al›flkanl›klar›n yayg›nlaflmas›n› sa¤lamakt›r. Bunun sonucunda da emekçi gençli¤i kendi esas sorunlar› olan s›n›f mücadelesinden uzak tutmakt›r. Uyuflturucu, kumar vs. buna benzer al›flkanl›klara sahip olan gençli¤e nas›l davranmal›y›z sorusu da önemlidir. Buradaki politikam›z da flu olmal›d›r; bu gençlerin halk gençli¤i oldu¤unu unutmamal›y›z. Bunlar›n içinden kazanabileceklerimizi kazanmal›y›z. Bu iflin örgütlenmesi içinde olanlara da hak ettikleri flekilde davranmal›y›z. Egemen s›n›flar geliflen iletiflim araçlar›yla da bu örgütlenmelerin alt yap›s›n› oluflturmaktalar. Sinemalarla,
dizilerle zeminini oluflturuyorlar. Örne¤in Deli Yürek, Kurtlar Vadisi vs. gençli¤i ciddi flekilde etkileyen filmlerdendir. Bizim burada ne yapmam›z gerekiyor? Egemen s›n›flar ellerindeki iletiflim araçlar›yla kendi kültürlerini yay›p kitleler üzerinde politikalar›n› hayata geçiriyorlar. Bizler de elimizdeki propaganda araçlar›n› iyi de¤erlendirmeliyiz. Ki bu propaganda araçlar›m›z oldukça s›n›rl›d›r. Yani yay›nlar›m›za çok daha iyi ve düzenli da¤›tmal›y›z, dernekler, kültür merkezlerimize gereken önemi vermeliyiz ki kendi kültürümüzü buralarda hayata geçirebilelim. (Sar›gazi’den bir okur)
Bask›lar bizi Direniflimiz, sendikal› olarak ifle geri dönene kadar sürecektir y›ld›ramaz Cevahir Deri 6 Ocak 2005 tarihinde imalata bafllayan firmada patron, dönem dönem ifle girerken biz iflçilere 12. aya kadar flartlar›n› 450 milyon, SSK, yemek, servis oldu¤unu, 12 aydan sonra Tuzla’da var olan tüm haklar› verece¤ine dair söz vermiflti. ‹fle bafllad›ktan yaklafl›k iki ay sonra sigortalar›m›z›n tafleron bir firma üzerinde oldu¤unu ö¤rendik. Yeni bir firma oldu¤u için flartlar› çok zorlamad›k. ‹leride düzeltebilece¤ini düflündük. Ancak ald›¤›m›z duyuma göre patronun sözünde durmayaca¤›n› ö¤rendik. Bunun üzerine kendi aram›zda durum de¤erlendirmesi yapt›k. ‹çerideki flartlar, son sistem makineler, yemekhanemiz, banyomuz, soyunma odalar›m›z çok temizdi. Ö¤rendi¤imiz kadar›yla 20 trilyonun üzerinde bir yat›r›m yap›lm›fl. Patron kendi ç›karlar›n› düflünürken bizler üzerindeki oyunlar› yaflama geçirmeye bafllad›. 11. ayda tafleronla ifl akitnamesini imzalamam›z için üzerimize bask› uygulamaya baflla-
d›. Biz de patrona bize verdi¤i sözü hat›rlatarak yapt›¤›n›n do¤ru olmad›¤›n› söyleyerek imza atmad›k. Patronla yapt›¤›m›z görüflmede kendisiyle bir sözleflme imzalaya-
Patron kendi ç›karlar›n› düflünürken bizler üzerindeki oyunlar› yaflama geçirmeye bafllad›. 11. ayda tafleronla ifl akitnamesini imzalamam›z için üzerimize bask› uygulamaya bafllad›. Biz de patrona bize verdi¤i sözü hat›rlatarak yapt›¤›n›n do¤ru olmad›¤›n› söyleyerek imza atmad›k. ca¤›m›z›, tafleronu tan›mayaca¤›m›z› belirttik. Patron da sendikay› tan›mayaca¤›n›, sosyal haklar›m›z› vermeyece¤ini beyan etti. Bizlerin bir k›sm›n›n zaten sendikada kayd› vard›. Sendikaya kayd› olmayanlar›n büyük bir ço¤unlu¤unu da kaydettirdik. Tafleronla sözleflmeyi imzalamad›¤›m›z için iflten at›l-
Gazeteye iliflkin k›sa bir görüfl
d›k. Bunun üzerine sendikayla birlikte karar alarak 24 Kas›m 2005 tarihinde direnifle bafllad›k. Direniflimizin 4. gününde tafleron d›flar›dan iflçi getirdi. Direnifl k›r›c›lar›n› uyarmam›za ra¤men paral› asker olduklar› için patron yanl› tutumlar›n› sergilemeye devam ettiler. Biz de sorunu çözmeye çal›fl›rken bir arbede yafland›. Jandarma bu olay› bizim ç›kard›¤›m›z› iddia ederek 19 arkadafl›m›z› gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nanlar aras›nda yaral› arkadafllar›m›z da vard›. Patron ve tafleron çete adamlar› tutarak bize sald›rmaya bafllad›. Bu sald›r›lara karfl› direniflteki ve havzadaki sendikal› iflçiler sendikam›z›n öncülü¤ünde ortak hareket etmeye bafllayarak inand›¤›m›z kutsal de¤er olan ekme¤imizin savafl›n› direnerek vermeye bafllad›k. Ve bu direniflimiz sendikal› olarak ifle geri dönünceye kadar devam edecektir. (Cevahir Deri’den direniflçi iflçiler)
Ben bir ‹flçi köylü okuruyum ve gazetemiz ile ilgili birkaç fley söylemek istiyorum. ‹K’n›n genel halk›n sorunlar›na e¤ilen veya kitlelerin ihtiyac›n› karfl›layacak kadar haber ve yoruma yer vermedi¤ini düflünüyorum. Kullan›lan dilin sade ve anlafl›l›r olmas› gerekmektedir. Hedef kitlesi halksa kullan›lan terim veya cümlelerin, genifl halk kitleleri taraf›ndan anlafl›labilir olmas› gerekmektedir. ‹K asl›nda hedef kitlesine ulaflam›yor. Belirlenmifl bir çevre d›fl›nda gazete da¤›t›m› halkla yeterince bütünleflemiyor. Çal›flmalar›n ‹K da¤›t›m› ve etkinlik biletlerinin da¤›t›m› d›fl›na ç›kar›lmas› gerekmektedir. As›l olan kitle iliflkisi, kitlelerin sorunlar›n›n dinlenmesi ve bunlara çözüm getirilmesidir. Çal›flma yapan
YDG program çal›flmas› yapt›¤›m›z Erzincan’da çeflitli faflist sald›r›larla karfl› karfl›ya geldik. 6 Aral›k tarihinde Erzincan E¤itim Fakültesi’nde broflür da¤›t›m› yapan YDG’li arkadafllara polisin yönlendirmesi üzerine sivil faflistler taraf›ndan müdahale edilmeye çal›fl›l›rken, devrimci, demokrat, yurtsever arkadafllar›n sahiplenmesi üzerine yap›lmak istenen sald›r› geri püskürtüldü. YDG’li arkadafllar sald›r›y› ajitasyon yaparak teflhir ederken çal›flmalar›na devam ettiler. Program tasla¤› çal›flmalar› devam ederken 9 Aral›k tarihinde afifl yaparken bu kez de faflizmin kolluk güçleri taraf›ndan engellenerek keyfi bir flekilde gözalt›na al›nd›lar. Arkadafllar›m›z ayn› gün serbest b›rak›l›rken, Erzincan’da devrimci dayan›flman›n güzel bir örne¤i de E¤itim Fakültesi’nde yaflanm›flt›r. Ülkücü-faflist reislerden birisi BAGEH taraf›ndan dayakla cezaland›r›l›rken “YDG’li arkadafllara yap›lan sald›r›ya misillemedir” vurgusu, içinden geçti¤imiz süreç aç›s›ndan önemlidir. Ayr›ca 10 Aral›k’ta dershane ç›k›fl›nda bildiri da¤›tan YDG’li arkadafllara keyfi bir flekilde GBT yap›lm›flt›r. Tüm bu yaflananlarla beraber bir kez daha belirtmek isteriz ki, faflist sald›r›lar, gözalt› ve bask›lar bizi y›ld›ramaz. (Erzincan YDG okurlar›)
genç faaliyetçilerin gazete da¤›t›m› konusunda kafalar›n›n yeterince aç›k olmad›¤›n› görüyorum. Kitle iliflkileriyle, halktan insanlarla bir dayan›flman›n oldu¤unu görüyorum. Bu da mutlu edici bir davran›fl ve bunun süreklili¤inin sa¤lanmas› faaliyete olumlu etkide bulunacakt›r. Faaliyetçilerin sürdürdükleri faaliyet konusunda kendilerini donatmalar› gerekmektedir. Özgüvenlerin eksikli¤i önemli bir sorun. Bu da esasen sürdürülen faaliyetin bilince ç›kar›lmas›ndaki yetersizliklerden kaynaklanmaktad›r. Bütün bu olumsuzluklara müdahale edilmesi olumluluklar›m›z›n daha da geliflip serpilmesine hizmet edecektir. (Sar›gazi’den bir okur)
14
16-29 Aralık 2005
37
Nepal’de büyük politik geliflme Geçti¤imiz say›da Nepal’de önemli bir geliflmeden bahsetmifl, Halk Savafl›n› yürüten Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in Kral Gyanendra’n›n fiubat 2005’te yapt›¤› darbe ile tasfiye etti¤i parlamentoda yer alan partilerle anlaflma yapt›¤›n› duyurmufltuk. Okurlar›m›z›n büyük bir dikkatle takip etti¤ini düflündü¤ümüz Nepal’deki geliflmeleri yay›nlamaya devam ediyoruz. Bu say›m›zda 7 parlamenter politik parti ile Nepal Komünist Partisi (Maoist) aras›ndaki 12 maddelik anlaflma metnini ve bu konu ile ilgili Kazan›lacak Dünya Dergisinde yay›nlanan yorumu sunuyoruz. Nepal’de mutlak monarfli ve demokrasi aras›ndaki uzun mücadele, çok önemli ve yeni bir dönemece ulaflt›. Gelece¤e yönelik politik bir ç›k›flla on y›ld›r süren silahl› çat›flmay› çözerek bar›fl›n tesis edilmesi, günümüzün ihtiyac› haline gelmifltir. Bu nedenle, otokratik monarfliye son vererek ve tam demokrasiyi uygulayarak s›n›f, kast, cinsiyet, bölge vb. ile ba¤lant›l›, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel tüm alanlardaki sorunlar› çözmek için devletin ilerici yeniden inflas› yoluyla tam demokrasi konseptinin uygulanmas› kaç›n›lmaz bir ihtiyaç haline gelmifltir. Çeflitli görüflme yöntemleriyle yedi parlamenter parti ve Nepal Komünist Partisi (Maoist) aras›nda, ülkede var olan zemin ve referansa karfl› afla¤›daki anlaflmaya ulafl›lm›flt›r. Anlaflma maddeleri 1- Bugün, demokrasi, bar›fl, refah, sosyal ilerleme ve özgür ve ba¤›ms›z bir Nepal, tüm Nepallilerin bafl dile¤idir. Bizler, bunun gerçeklefltirilmesinde temel engelin otokratik monarfli oldu¤u konusunda tamamen hemfikiriz. Otokratik monarfliye son vererek tam demokrasiyi kurmaks›z›n ülkede bar›fl, ilerleme ve refah olas›l›¤› olamayaca¤› bizim net görüflümüzdür. Dolay›s›yla, otokratik monarfliye karfl› tüm güçlerle, kendi mevcut tav›rlar›ndan sald›r›lar›n› otokratik monarfliye karfl› merkezilefltirerek, bu suretle ulus çap›nda
demokratik protesto f›rt›nas› yaratarak otokratik monarfliye son vermek ve tam demokrasiyi tesis etmek için bir anlaflmaya var›ld›. 2- Yedi politik parti, ajitasyon gücü ile Parlamentonun restore edilmesi yoluyla tam demokrasiyi tesis ederek, tam yetkili ve tüm partileri için alan bir hükümet oluflturarak, diyalog yoluyla kurucu bir meclis için seçimleri gerçeklefltirerek ve Maoistlerle bir anlaflma yaparak ülkedeki mevcut çat›flman›n çözülebilece¤i ve hakimiyetin ve devlet erkinin halka geçebilece¤i gerçe¤ini tam olarak taahhüt etmifllerdir. Yukar›da aç›klanan hedefin, demokratik güçlerin ulusal politik bir konferans› gerçeklefltirilerek ve bunun kararlar› do¤rultusunda kurucu meclis seçimlerini gerçeklefltirmek için geçici bir hükümet oluflturularak gerçeklefltirilebilece¤i Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in görüfl ve anlay›fl›d›r. Yedi politik parti ve Nepal Komünist Partisi (Maoist) aras›nda usule dair diyalogu devam ettirmek ve ortak bir anlay›fl gelifltirmek için bir anlaflmaya ulafl›ld›. Halk hareketinin gücünün bunu gelifltirmek için tek alternatif oldu¤u konusunda anlaflmaya var›ld›. 3- Bugün, ülke silahl› çat›flmaya pozitif bir çözümün yan› s›ra, kal›c› bar›fl›n tesis edilmesini talep etmektedir. Bu nedenle, otokratik monarfliye ve mevcut silahl› mücadeleye son vermeyi ve kurucu meclis
seçimleri ve gelece¤e yönelik politik ç›k›fl yoluyla ülkede kal›c› bar›fl› tesis etmeyi taahhüt ediyoruz. Nepal Komünist Partisi (Maoist) bu yöntemle yeni bar›flç›l politik ak›m do¤rultusunda hareket edece¤ine dair taahhüdünü ifade etmektedir. Bu anlamda, otokratik monarflinin sona erdirilmesinden sonra kurucu meclis seçimlerinin yap›ld›¤› süreçte seçimleri özgür ve rahat bir ortamda sonuçland›rmak ve seçim sonuçlar›n›n kabul edilmesi için silahl› Maoist güçlerin ve kraliyet ordusunun Birleflmifl Milletler yada güvenilir bir baflka uluslararas› kuruluflun kontrolüne b›rakma konusunda anlaflmaya var›ld›. 4- Nepal Komünist Partisi (Maoist), demokratik normlara, rekabete dayal› çok partili hükümet sistemine, sivil özgürlükler, insan haklar›, hukuk kurallar› konsepti, temel haklar vb. de¤erleri kamuya kurumsal olarak taahhüt etti¤ini ifade ederek buna göre faaliyetlerini ileri tafl›yaca¤›na söz vermektedir. 5- Nepal Komünist Partisi (Maoist), silahl› çat›flma sürecinde yerlerini terk eden di¤er demokratik partilerin politik aktivistlerinin eski yerlerine geri dönmelerine, buralarda sayg›nl›kla yaflamalar›na, haks›z bir flekilde ele geçirilen evlerine, topraklar›na ve zenginliklerine dönmelerine ve engel yada mani olunmaks›z›n faaliyetlerini gerçeklefltirmelerine izin vererek uygun koflullar yaratma taahhüdünü aç›klam›flt›r. 6- Nepal Komünist Partisi (Maoist), geçmifl hatalar›n özelefltirisini ve yarg›lamas›n› taahhüt ederek, gelecekte bu tür hatalar› tekrar etmeyece¤ine dair söz vermifltir. 7- Yedi politik parti de kendi de¤erlendirmesini üstlenerek, parlamentoda ve hükümette bulunduklar› süreçte geçmifl hatalar›n› tekrar etmeme taahhüdünü ifade etmifltir. 8- ‹leri tafl›nan bar›fl süreci flartlar›nda, insan haklar› ve bas›n özgürlü¤ü normlar›na ve de¤erlerine tam sayg› ve bunlar›n ileri tafl›nmas› taahhüdü ifade edilmifltir. 9- Hilekar kiflilerin ve uluslararas› toplumun kötü huylu unsurlar›yla ileri sürü-
len ve kral›n otokratik ve gayri meflru kurallar›n› devam ettirecek belediye seçimleri ilan etmek ve Parlamento seçimlerinden bahsetmek hilekar bir oyundur. Bunlar› aktif olarak boykot etti¤imizi ilan ediyor ve genel kamuoyunu bu tür seçimleri baflar›s›zl›¤a u¤ratmaya ça¤›r›yoruz. 10- Halk ve onlar›n temsilcisi politik partiler, ulusall›¤›n gerçek koruyucusudurlar. Bu nedenle, ülkenin ba¤›ms›zl›¤›n›, hakimiyetini, co¤rafi bütünlü¤ünü ve ulusal birli¤ini korumay› kararl› bir flekilde taahhüt etmekteyiz. Bar›flç› iflbirli¤i prensibi temelinde, dünyan›n tüm ülkeleriyle dostane iliflkileri ve özellikle Hindistan ve Çin olmak üzere komflu ülkelerle iyi komfluluk iliflkilerini sa¤lamlaflt›rmak bizim ortak yükümlülü¤ümüzdür. Fakat, yurtsever kitlelerden kral›n ve avenesinin göz boyay›c› “Mandela” ulusalc›l›¤› yan›lsamas› yaratarak ve politik partilerin yurtseverli¤ini sorgulayarak onun otokratik ve gayri meflru yönetiminin ömrünü uzatmak ve yurtsever halk› aldatmak için yapt›¤› sahte hamlelere karfl› tedbirli olmalar›n› rica ediyor ve uluslararas› güçleri ve halk› Nepal’de otokratik monarfliye karfl› olan demokratik hareketi mümkün olan her yolla desteklemeye ça¤›r›yoruz. 11- Sivil toplumu, meslek örgütlerini, partilerin çeflitli kanatlar›n›, topluluk üyelerini, bas›n› ve ayd›nlar› demokrasi, bar›fl, refah, ilerici sosyal de¤iflim ve ülkenin ba¤›ms›zl›¤›na, egemenli¤ine ve onuruna odaklanan bu anlaflmalar temelinde bafllat›lan bar›flç›l harekete aktif olarak kat›lmaya ça¤›r›yoruz. 12- Geçmiflte partiler aras›nda gerçekleflen uygun olmayan davran›fllarla ilgili olarak, bu tür olaylar üzerinde herhangi bir parti taraf›ndan yükseltilen itiraz› inceleme, suçlu bulundu¤u takdirde önlem alma ve bu önlemi kamuoyuna açma ortak taahhüdünü ifade etmekteyiz. Partiler aras›nda ortaya ç›kan herhangi bir problemi ilgili düzeyde yada önderlik düzeyinde bar›flç› diyalog yoluyla hesaplaflmak üzere bir anlay›fla var›ld›. 22 Kas›m 2005
37
15
16-29 Aralık 2005
Nepal: Parlamenter partiler ve Maoistler krala karfl› anlaflma imzalad› H›zl› bir flekilde ilerleyen politik manevralar halk savafl›n›n ›fl›¤›nda görülmek zorundad›r. Her iki taraf da –Maoistler ve gerici yönetici s›n›flar- savaflt›klar› gibi ayn› flekilde politik ve diplomatik faaliyetler de gerçeklefltirmektedirler. ‹kisi de düflman kamp› bölmeye ve iki kamp aras›ndaki tereddütlü güçleri kazanmaya çal›flmaktad›r. Son haftalarda Nepal’in politik manzaras›nda dramatik geliflmeler yer ald›. 21 Kas›m’da, son on y›ld›r ülkedeki halk savafl›na önderlik eden Nepal Komünist Partisi (Maoist) ile Kral Gyanendra’ya karfl› olan yedi politik parti aras›nda bir anlaflma yap›ld›¤›na dair bir aç›klama yap›ld›. Yedi politik parti, Gyanendra’n›n geçen fiubat’ta tasfiye etti¤i parlamantoda temsil ediliyordu ve ço¤u 1990’dan bu yana çeflitli hükümetlerde yer alm›flt›. 3 Aral›k’ta, baflkent Katmandu, monarflinin y›k›lmas›n› talep eden on binlerce insan›n sokaklarda yer ald›¤› ve 1990’dan bu yana en büyük protesto gösterisine tan›kl›k etti. NKP (Maoist) taraf›ndan Eylül’de ilan edilen (fakat gerici Nepal Kraliyet Ordusu taraf›ndan itibar edilmeyen) üç ayl›k ateflkes bir ay daha uzat›ld›. Nepal parlamentosu, politik partilere izin vermeyen eski Nepal politik sistemine 1990 halk hareketinin sald›r›s›ndan sonra kuruldu. Nepal yönetici s›n›f›n›n çeflitli fraksiyonlar› önemli hükümet görevlerini çeflitli zamanlarda iflgal eden baz› sahte komünist partiler (revizyonistler) ve komflu Hindistanl› yönetici s›n›fa biat etmede uzun bir tarihe sahip Nepal Kongre Partisi de dahil çeflitli politik partiler halk savafl›n›n kötü düflmanlar› olmufllar -devrimi y›kmak için sarf etti¤i çabada- Nepal Kraliyet Ordusunu aç›kça desteklemifllerdir. Bu nedenle, muhalif partiler ve Maoistler aras›nda krala karfl› Anlaflma Müzekkeresi büyük bir politik dönüm noktas›n› ifade etmektedir. Parlamento partilerinin devrime karfl› birleflmifl olmalar›na karfl›n, parlamentodaki bölünmeler ve Nepal’deki birkaç hak k›r›nt›s›, Maoistlerle ölümüne son bir çarp›flma için güçlerini organize etmek üzere gerici s›n›flar için engeldi. ‹flte bu nedenle, fiubat 2005’te Kral Gyanendra s›k›yönetim ilan etti, parlamentoyu feshetti ve iktidar› direkt kendi eline ald›. ‹ngiltere, ABD ve ayn› flekilde Hindistan devleti bir yandan Nepal’de demokrasiden feragat edilme-
si hakk›nda gürültü yaparken, asl›nda saray ve ordunun devrime son vuruflunu yapaca¤›n› umuyorlard›. Bununla birlikte, Maoistlerin önderli¤indeki Halk Kurtulufl Ordusunun, s›k›yönetim kurulduktan sonra Nepal Kraliyet Ordusu’nun darbelerine karfl› direnebildi ve baz› etkileyici zaferler kazand›. Bunlardan en önemlilerinden biri A¤ustos ay›nda Bat› Nepal’deki Kalicot’un Pili Kasabas›ndaki büyük bir ordu üssünün kuflat›lmas› ve y›k›lmas›yd›. Kral›n, devrim üzerinde söz verdi¤i askeri zaferi gerçeklefltirmedeki iktidars›zl›¤› eski teslimiyetçi parlamenter partiler ve Nepal yönetici s›n›flar içindeki kargaflay› derinlefltirdi. Ve zaten az olan birkaç demokratik hakk›n da ortadan kald›r›lmas› flehirlerdeki halk›n dahi daha fazla kesimini s›k› monarfli karfl›tl›¤›na itti. Tüm devrimci süreçlerde temel soru devlet erki ve özelde de hangi s›n›f yada s›n›flar ittifak›n›n devleti kontrol etti¤idir. Nepal’de bugün savafl, esas olarak iki devlet erki –kral›n liderli¤indeki feodal-bürokrat rejim ve proleter politik parti NKP (Maoist)’in önderlik etti¤i ve Yeni Halk Ordusu gücü taraf›ndan güvenli¤i al›nan halk kitlelerinin yeni do¤an iktidar›- aras›ndaki bir savaflt›r. Asl›nda Nepal’deki ABD konsolosu son süreçte Maoistlerin “hükümetle iyi niyetle bar›fl görüflmelerine girmesi, silahlar›n› b›rakmas› ve politik mecraya girmesi gerekti¤ini” söylemifl ve “Bu ad›mlar at›l›ncaya kadar Maoistlere meflru bir politik parti olarak muamele edilemez” demiflti. NKP (Maoist), parlamenter partilerin otokratik monarfliye karfl›tl›k noktas›na gelmelerinin nedeninin devrimin kendi gücü oldu¤unu bilmektedir. Baz› bas›n›n iddialar›n›n ve parlamenter partilerin hüsnükuruntulu düflüncelerinin aksine Anlaflma Müzekkeresi Maoistlerin silahs›zland›r›lmas›na dair bir taahhüt içermemektedir. Mao’nun söyledi¤i gibi “Ordusu olmayan bir halk›n hiçbir fleyi yoktur.”
H›zl› bir flekilde ilerleyen politik manevralar halk savafl›n›n ›fl›¤›nda görülmek zorundad›r. Her iki taraf da –Maoistler ve gerici yönetici s›n›flarsavaflt›klar› gibi ayn› flekilde politik ve diplomatik faaliyetler de gerçeklefltirmektedirler. ‹kisi de düflman kamp› bölmeye ve iki kamp aras›ndaki tereddütlü güçleri kazanmaya çal›flmaktad›r. Maoistler devrim davas› için parlamenter partilerin destekçilerini kazanmak istemektedir. Devrimin düflmanlar› da politik manevralar›n Maoistleri ve taraftarlar›n› ve baflta Katmandu olmak üzere orta s›n›ftan izole etmeyi ummaktad›r. Her ne kadar iki taraf da –Maoistler ve parlamenter partiler- bir Kurucu Meclis ve “otokratik monarfliye” son verme ça¤r›s› yapsa da, 12 maddelik Anlaflma Müzekkeresi temel farkl›l›klar› gizleyememektedir. Anlaflma Müzekkeresi mevcut Gyanendra rejimine karfl› taktik yak›nsama ifade etmekte fakat ayn› zamanda Gyanendra rejimiyle yer de¤ifltirecek olan devletin do¤as› ve biçimi üzerinde kesinlikle karmafl›k ve zor bir mücadele olacak olan Birinci Ad›m olarak kabul edilebilir. Örne¤in, Müzekkerede kullan›lan “otokratik monarfli” terimi, NKP (Maoist) sürekli olarak demokratik halk cumhuriyeti ça¤r›s› yaparken, Nepal yönetici s›n›flar› ve yabanc› destekçilerinin daha çok tercih etti¤i çözüm olarak anayasal monarfli için aç›k bir kap› b›rakmaktad›r. Ayn› flekilde ayn› Müzekkere içinde NKP(Maoist) geçici hükümetin Kurucu Meclis için seçimler yap›lmadan önce oluflturulmas› gerekti¤ine dair tavr›n› yeniden ifade ederken, parlamenter partiler parlamentonun restorasyonu, ancak ondan sonra bir Kurucu Kongre’nin toplanmas› için ça¤r› yapmakta. Anlaflma Müzekkeresi ayn› zamanda “tam demokrasi”, “hukukun üstünlü¤ü”, “rekabete dayal› çok partili yönetim” ve “gelece¤e yönelik politik bak›fl” yoluyla bar›fl›n tesis edilmesine gönderme yapmaktad›r. Burada da bu konseptlerin muhalif yorumlar›na
keskin bir flekilde karfl› ç›kabiliriz. Marksizm, bize hükümet demokratik biçimde dahi olsa tüm devlet sistemlerinin diktatörlük içerdi¤ini ö¤retir. Nepal’de fiubat 2005’e kadar var olan parlamenter sistem bunun mükemmel bir örne¤idir: sömürücü s›n›flar›n kendi aralar›nda parlamentoda tart›flmalar› ve hükümet için s›ra almak için bir demokrasi mevcutken, devlet Nepal Kraliyet Ordusunun kanl› karfl› devrimci katliamlar›yla iflçiler ve yoksul köylüler için gerçek diktatörlü¤ü yürütmüfltür. Parlamenter partiler kralla yada krals›z bu tür bir demokrasiyi restore etmek isteyebilirler; devrim için sorun Maoist parti önderli¤inde halk›n büyük ço¤unlu¤u ve tüm ilerici güçleri de içine alacak temelde bir devlet sistemini nas›l kuraca¤›d›r. Emperyalistler ve Hindistanl› ve Çinli gerici rejimler de bu geliflmeleri büyük bir dikkatle takip etmekte ve bunlara etkide bulunmaya çal›flmaktad›r. ABD ve ‹ngiltere ise parlamenter partilerin devrime karfl› kralla birleflmelerini istemektedir. Hindistan ikili bir oyun oynamaktad›r. Bas›n›n aç›klamalar›na göre, (baz› Nepalli parlamenter güçleri üzerinde büyük oranda bir etkiye sahip olan) Hindistan, Maoistler ve muhalif partiler aras›nda kendi topraklar›nda toplant›lar yapmalar›na izin vermifltir, oysa Hindistan ayn› zamanda birçok NKP (Maoist) liderini hapishanede tutmaya ve Nepal Kraliyet Ordusuna yard›m etmeye devam ediyor. Gerici Çin rejimi son süreçte Nepal Kraliyet Ordusuna silah satmay› kabul etmifltir. Önümüzdeki aylarda devrimin köhnemifl ve sallant›daki monarfliyi kuflataca¤› ve Nepal devletinin gelece¤i sorununun daha keskin bir merkeze gelece¤i karmafl›k ve fliddetli s›n›f mücadelesi geçirece¤inden emin olunabilir. Kazan›lacak Dünya Haber Servisi (Devrimci Enternasyonal Hareket’in yay›n organ›) 5 Aral›k 2005
16-29 Aralık 2005
16
37
YDG Konferans›na davet... Yaklafl›k 8 ayd›r hem YDG’lilerin hem de çevrelerinde ulaflabildikleri halk gençli¤inin tart›flt›¤› YDG Program› tart›flmalar› 24-25 Aral›k’ta ‹stanbul Tohum Kültür Merkezi’nde düzenlenecek uluslararas› bir konferansla sonuçland›r›lacak. Halk gençli¤inin sorunlar›n›n ve çözüm önerilerinin tart›fl›laca¤› bu konferansta tüm halk gençli¤ini yan›m›zda olup beraber üretmeye ça¤›r›yoruz!
Yeni Demokrat Gençlik Konfeze edilmekte, tarihin çöplü¤ünü hak taflla, sopayla barikatlarda direnmekgötürmede, onun dinamizmine, gücürans›’na az bir zaman kald›. Yaklafl›k eden bu gerici düzen çevresine en çirte, her türlü protestonun en direngen, ne yön vermede etkili bir araçt›r. 8 ayd›r, ülkemizin dört bir yerinde örkin kokular› saçarken insanl›¤› da zeen canl›, en militan kesimini oluflturYDG, bu misyonuna uygun olarak, gütlülü¤ümüz oran›nda ulaflabildi¤ihirlemektedir. S›n›f mücadelesi/samaktad›r. Halk gençli¤inin ileri kedaha güçlü, daha kurumsal bir flekilde miz en genifl kesimle sürdürdü¤ümüz vafl›m› hükmünü sürdürmektedir. simleri, gelece¤in ellerimizde oldu¤u yolunu devam ettirmeli, niteli¤ini arYDG Program Tart›flmalar› da bu Bask› direnifli do¤urmakta, bübilinciyle hareket etmekte, geçmiflin t›rmal›d›r. Örgüt birli¤ini pekifltirmekonferansla birlikte sona erecek. Aryütmektedir. ‹çine düfltü¤ü batakl›kta simgesi olan emperyalizme ve faflizli, halka bilinç tafl›mada ve halk›n müt›k, 17 y›ld›r ülkemizde emperyalizdebelenen, bütün ülkelerin proletarme karfl› en büyük tehdidi oluflturcadelesinde en ön safta olmal›d›r. Bume ve faflizme karfl› devrimci gençyas›na ve ezilen uluslar›na pervas›zca maktad›r. Bu aç›kt›r ki Irak’ta, Filisnun için de bir programa büyük ihtilik hareketinin önemli bir bilefleni sald›rarak rahata ermek isteyen emtin’de, Nepal’de ve dünyan›n dört bir yaç vard›r. Ancak YDG, bu prograolan YDG’nin resmi bir program› peryalist-kapitalist sistem, bu çaresiz yan›nda sald›r›lar, bask›lar, iflkenceler m› bir iç tart›flma olarak ele almaolacak. YDG, demokratik bir kitle öruygulamalar›yla sonunu daha da yaken çok gençli¤e uygulanmakta, halk maktad›r. YDG program› salt gütü olarak, bu niteli¤e uygun bir flelaflt›rmaktad›r. Dünya genelinde ulugençli¤i potansiyel suçlu olarak göYDG’lilerin meselesi de¤ildir. fiayet kilde süreci ele alm›fl ve program›n›, sal ve sosyal kurtulufl mücadeleleri rülmektedir. Bu tespit ülkemiz aç›s›nYDG bir kitle örgütüyse ve halk mümkün olan en fazla anti-emperyayükselmektedir. Irak’ta, Filistin’de, dan da geçerlidir. Ülkemizde verilen gençli¤inin anti-emperyalist, anti-falist genci sürece katarak oluflturmay› Nepal’de, Kolombiya’da, Filipinulusal ve sosyal kurtulufl mücadeleflist talep ve istemlerinin savunucuhedef koymufltur. Bu hedef de karfl›l›ler’de, Hindistan’da ve Türkiye sinde savafl siperlerinde yerini alan suysa, YDG program› da ulaflt›¤› en ¤›n› bulmufl, ülke genelinde yüzlerce Kürdistan›’nda ortaya konulan digençliktir. 6 Kas›mlarda, T. Kürdistagenifl kesimle birlikte oluflturulmal›genç aktif olarak program›m›m›za renifl ve en üst boyutta, silahl› olan›’nda, semtlerde devletin kolluk güçd›r ve zaten Konferansla kabul edilekatk› sunabilmifltir. Elbette daha fazla rak verilen mücadele emperyalizme lerine karfl› en coflkulu mücadeleyi cek olan program yaklafl›k 7 ayl›k bir genci sürece katma potansiyelimiz ve faflizme karfl› kurtuluflun yolunu veren gençliktir. Bu nedenledir ki tart›flman›n ürünü olacakt›r. vard›r. Ancak, bu süreç potansiyelimidünya halklar›na göstermektedir. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde Konferans coflkusunu zin fark›na varmam›zda ve potansiyeBu öyle bir hal alm›flt›r ki, dünya kayTürk egemen s›n›flar› gençli¤e dikkat kitlelere tafl›yal›m! li harekete geçirmede de bize önemli namaya bafllam›flt›r. Latin Ameriedilmesinin önemini vurgulamakta24-25 Aral›k tarihlerinde ‹stanveriler sunmufltur. Halk gençli¤ine ka’da, Uzakdo¤u’da kitleler emperyad›r. bul’da Tohum Kültür Merkezi’nde örgütlenme ça¤r›s› yapt›¤›m›zda, list politikalara karfl› muhalefeti yükHalk gençli¤i egemen s›n›flar düzenlecek YDG Konferans›, gençlik kitleleriyle diyalog kurduseltmektedir ve iflte en son Fransa’n›n için bir tehdittir. Bundan de¤il midir YDG’nin halk demokrasisi mücadele¤umuzda halk gençli¤inin gündemParis flehrinde ezilenlerin isyan› emki, üniversitesine gençlik cephesinden kat›lma leri, sorunlar› ve talepleri üzerine peryalistlere kendi ülkonusunda ›srar, iddia ve cüretin bir daha somut bir yne de ¤›, ca ra ku g alo diy kez daha ilan edilece¤i bir platformkavray›fla ulaflt›¤›tif bir flekilde n gelen YDG’lilerin kolek mokratik dur. Ülkenin dört bir yan›ndan gelen de i, e¤ tec lir be i rin m›z› anlamaktay›z. Ülkenin dört bir yan›nda ele nc litikalar›m›z üzerine düflü lara YDG’lilerin kolektif bir flekilde diAç›kt›r ki, sergiledi- im aktaraca¤›, anlay›fl›m›z ve po stlardan ö¤renece¤i ve on do i mc vri de n t›la ka en rd rinin (iflçi- yalog kuraca¤›, deneyim aktaraca¤imiz bu prati¤e, ilk bir araçt›r. Yurtd›fl›ndan farkl› ülkele li demokratik kitle örgütle flit çe n ola k ca t›la ka en de- ¤›, anlay›fl›m›z ve politikalar›m›z olarak, halk gençli¤i- ö¤retece¤i bir okuldur. Ülkemizd ir. Bu anlamda, önümüz ed nm tle gü ör bir i e¤ ec üzerine düflüncelerini belirtece¤i, nin en ileri kesimleri köylü-ö¤renci vb.) katk›lar›yla zenginlefltir dir. yim ne de bir el ihs tar n demokratik bir araçt›r. Yurtd›fl›ndan cevap vermifl ve dül göstere ki seneler için de bize yo farkl› ülkelerden kat›lan devrimci flünceleriyle, elefltiri ler, liseler kameradostlardan ö¤renece¤i ve onlara ö¤reve önerileriyle kelerinde larla doldurulmaktad›r? Turnikeler, tece¤i bir okuldur. Ülkemizden kat›laYDG’yle birlikte hareket etmifllerdir. de rahat›n olmad›¤›n› kan›tlamaktaparmak izleri, üst aramalar› hep bu cak olan çeflitli demokratik kitle örBu durum da, bizlere program tart›fld›r. Avrupa’da ve Amerika’da yüznedenledir. Aç›lan soruflturmalar, en gütlerinin (iflçi-köylü-ö¤renci vb.) malar›n›n önemini ve gereklili¤ini bir binlerce iflçinin grevlere gitmesi, iflgal ufak hak istemine uygulanan azg›n tekatk›lar›yla zenginlefltirece¤i bir örkez daha göstermifltir. karfl›t› eylemler s›n›f mücadelesinin rör hep devletin gençli¤e düflmanl›gütlenmedir. Bu anlamda, önümüzdekeskinleflti¤inin göstergeleridir. Bask›lar ¤›ndand›r. 7 Kas›m’da YÖK’ü proki seneler için de bize yol gösterecek direniflleri büyütmektedir! Gençli¤i kazanmak, testo edenlere azg›nca sald›ran ve 20 tarihsel bir deneyimdir. gelece¤i kazanmakt›r! devrimci ö¤renciyi tutuklayan sisteEmperyalizm ve faflizmin halk kitKonferans›m›zda 3 ana gündem min korkusu gençliktendir. Geçmiflin lelerine sald›r›lar› artmaktad›r. Dünya çap›nda yükselen devrimci üzerine tart›flmalar yap›lacakt›r. Bu efendileri gelece¤in sahiplerinden ve Irak’ta, Filistin’de iflgal sürmektedir. dalga bizi bir baflka sonuca daha göana gündemlerde öncelikle bir sunum onlar›n yarataca¤› ayd›nl›k gelecekten Emperyalist ülkeler de dahil olmak türmektedir: S›n›f mücadelesinde yap›lacak, sunumun ard›ndansa dilekorkmaktad›r. üzere dünyan›n dört bir yan›nda özelgençli¤in önemine. Dünyan›n dört bir yen kat›l›mc›lar söz hakk› al›p, görüfllefltirmeler yap›lmakta, iflsizlik artyan›nda verilen kavga, silahl›/silahs›z ‹flte, böylesi bir süreçte YDG’nin lerini, elefltirilerini, önerilerini, sorumaktad›r. Sistemin içinde bulundu¤u mücadeleleri inceledi¤imizde, tüm program oluflturmas›n›n önemi ortalar›n› aktaracakt›r. Konferans›m›z›n ekonomik-sosyal kriz derinleflmektehareketlerin ön saflar›nda gençli¤i dad›r. YDG halk gençli¤inin ileri örilk gündemi “Demokrasi Mücadeledir. Irkç›l›k, faflist bask›lar ve devlet görmekteyiz. Gençlik sahip oldu¤u gütüdür. Emperyalizme, faflizme ve sinde Gençli¤in Rolü”dür. Bu otuterörü yükseltilmektedir. Gerici, yoz dinamizm ve enerjiyle elinde silah her türden gericili¤e karfl› önemli rumda ülkemizde/dünyada durum, ülkültür medya ile bilinçlerimize empoda¤lar› mesken tutmakta, molotofla, bir mevzidir. Halk gençli¤ine bilinç
17
37 kemizde demokrasi mücadelesi, demokrasi-devrim iliflkisi ve demokratik devrimde gençli¤in görevleri üzerinde durulacakt›r. ‹kinci gündem; “Anti-emperyalist Mücadele ve Enternasyonal Dayan›flman›n Önemi” ad› alt›nda tart›fl›lacakt›r. Bu gündemde anti-emperyalist mücadele anlay›fl›m›z, ülkemizde ve dünyada antiemperyalist mücadelenin düzeyi tart›fl›lacak ve yurtd›fl›ndan kat›lan misafirlerimiz sunumlar›n› yapacaklard›r. Üçüncü gündemde ise “YDG Program› ve Örgütlenme Meseleleri” üzerinde durulacakt›r. Program›n önemi, kurumsallaflma meselesi, mücadele tarz› vb. konular üzerinde görüfller ortaya konulacakt›r. Ana gündemlerin yan›s›ra, çeflitli s›n›f ve tabakalardan halk gençli¤i üzerine anlay›fl›m›z›n/politikalar›m›z›n tart›fl›laca¤› çal›flma gruplar› oluflturulacakt›r. ‹flçi gençlik, köylü gençlik, üniversiteli gençlik, liseli gençlik, ulusal sorun ve gençlik, genç kad›n, AB özgülünde emperyalizm ve gençlik, kültürel yozlaflma ve gençlik, F Tipi/tecrit/TMY üzerine çal›flmalar yap›lacakt›r. Bu tart›flmalar uzun tutulmayacak ve konuyla ilgili olan kat›l›mc›lar konu hakk›nda bir sonuç deklarasyonu haz›rlayacakt›r. Çal›flma gruplar› toplant›lar›n› gerçeklefltirirken di¤er kat›l›mc›lar da
16-29 Aralık 2005
yap›lacak söylefliyi takip edebilecektir. ‹lk gün “E¤itimin Özellefltirilmesi”, ikinci gün ise “Ülkemizde Ulusal ve Sosyal Kurtulufl Mücadelesi” üzerine iki söylefli örgütlenecektir. Konferans›m›za çeflitli ülkelerden gençlik örgütlenmeleri kat›lmak istemektedir. Elbette bu ilginin esas nedeni ülkemizde verilen devrimci mücadelenin dünya halklar›n›n mücadelesi içindeki yeri, düzeyi ve önemidir. Bununla birlikte YDG’nin ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi) içindeki faaliyetleri de örgütümüzün uluslararas› alanda tan›t›m›nda etkili olmaktad›r. Kat›lmak isteyen örgütler aç›s›ndan vize vb. konularda sorun ç›kmazsa, konferans›m›z uluslararas› bir konferans niteli¤ine de sahip olacakt›r. Konferans›m›z›n sonunda ise bir flenlik örgütlenecektir. fienli¤e Grup fiiar, Grup Vardiya ve Grup Yel kat›lacakt›r. 2 gün süren oturumlar›n ard›ndan Konferans›n coflkulu bir flekilde kutlanaca¤› bu flenli¤e ilginin yüksek olaca¤›n› düflünüyoruz. Gelece¤ine sahip ç›kan, emperyalizme ve faflizme karfl› halk demokrasisi, ba¤›ms›zl›k ve özgürlük mücadelesine kat›lmak isteyen tüm halk gençli¤ini 24-25 Aral›k’ta gerçeklefltirece¤imiz merkezi Konferans›m›za bekliyoruz...
KONFERANS PROGRAMI 24 Aral›k Cumartesi 10.00–11.00 Konferans›n aç›l›fl›/sayg› duruflu/devrimci gençlik marfl›/aç›l›fl konuflmas› 11.00–13.00 Demokrasi mücadelesinde gençli¤in rolü (50 dakika sunum65 dakika serbest kürsü) 13.00–14.00 Yemek aras› 14.00–15.30 Çal›flma Gruplar›n›n ilk bölümünün toplant›s› 14.30- 15.30 Söylefli “E¤itimin özellefltirilmesi” 16.30–20.00 Anti-emperyalist mücadele ve enternasyonal dayan›flman›n önemi (1.5 saat sunum–2 saat serbest kürsü)
25 Aral›k Pazar 10.00–12.00 YDG Program›, örgütlenme meseleleri (50 dakika sunum–70 dakika serbest kürsü) 12.00–12.45 Yemek 12.45–14.15 Çal›flma gruplar›n›n ikinci bölümünün toplant›s› 13.00–14.00 Söylefli “Ülkemizde ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelesi” 14.15–15.30 Program›n son halinin ve çal›flma gruplar›n›n sonuç bildirgelerinin okunmas› 16.30–17.30 Yürüyüfl/bas›n aç›klamas› 18.30–19.30 Yemek 19.30-22.00 fienlik (Grup fiiar, Grup Yel, Grup Vardiya)
Burjuvazinin borazanlar› ayd›nlar(!) iflbafl›nda! Sömürücü egemen s›n›flar, ezilen s›n›flar› emek-sermaye çeliflkisi ile beraber çok yönlü ideolojik-kültürel bir sömürü çark›n›n içerisine hapsederler. Çürük ve y›k›lmaya mahkum düzenlerinin ömrünü uzatmak ve kendi s›n›f ç›karlar› için bunu yapmak zorundad›rlar. Ezilen s›n›flar›n bilincini buland›rmak, onlar›n düzenin kirli yüzünü görmelerini ve alternatif bir düzen aray›fl›n› engellemek için birçok ideolojik arac› devreye sokarlar. Özellikle ezilen halklar›n s›n›f bilinçli proleterlerle/devrimcilerle buluflmas›n› engellemeye çal›flmak onlar için olmazsa olmaz oland›r. Devrimcilere vatan haini, terörist yaftalar›yla sald›rarak, onlar› katlederek, hücrelerde tutarak, onlar› ezilenlerden tecrit etmeye çal›flarak kendi düzenlerini korumaya çal›fl›rlar. Elbette onlar› korkutan devrimcilerin tafl›d›¤› s›n›f bilincidir. Egemenler bir yandan bu bilincin ezilenlerle buluflmas›n› engellemek için devrimcilere yönelik bask›c›, karalamac› politikalar uygularken, di¤er yandan kendi kalemflörlerini devreye sokarak ezilenlerde bilinç bulan›kl›¤› yaratmaya çal›fl›rlar. Burjuvazinin ç›karla-
r›n› koruman›n teorisini yapan bu burjuva beslemeleri, “ayd›n” olarak öne ç›kar›lmakta ve kitleleri uyutmak, burjuvaziye yaranmak için ellerinden gelen her fleyi yapmaktalar. Ülkemiz özelinde yukarda bahsetti¤imiz tan›mlara uyan o kadar sözde ayd›n var ki egemen s›n›flar›n “hangisi iyi borazanl›k yapar?” gibisinden seçici davrand›¤›n› söylemek iflten bile de¤il. Ülkemiz egemen s›n›flar›n›n borazanl›¤›n› sürdüren bu ayd›n(!) baylardan biri de flimdilerde gençli¤e yönelik bir televizyon program› sunuculu¤u yapan yazar Abbas Güçlü. Çok “sayg›de¤er ayd›n” Abbas Güçlü, geçti¤imiz günlerde konferans›m›zla ilgili haz›rlad›¤›m›z amatör sitemizden konferans sürecimizi incelemifl (herhalde egemenleri çok rahats›z etmifl olacak ki) ve bize “gençler kendinizi fazla kaybetmeyin, biraz da derslerinize çal›fl›n” fleklinde bir e-mail atm›flt›r. Çok önemli uyar›lar›(!) için
egemen s›n›flar›n beslemesi bu “de¤erli ayd›n›m›za” elbette her fleyden önce teflekkürlerimizi sunmay› bir borç biliyoruz! Onu ve borazanc›l›¤›na soyundu¤u s›n›flar›n kayg›lar›n› anlad›¤›m›z› da belirtmek isteriz. Fakat çok önemli görüfl ve önerileriyle bizleri “ayd›nlatan” bu bay›n o muazzam bilgi hazinesinden haz›r elimize f›rsat geçmiflken yararlanmak isteriz.
Evet soruyoruz size say›n Abbas Güçlü: eflit, bilimsel, paras›z, anadilde e¤itim talebimiz mi bize kendimizi kaybettirecek? Kürt halk›na karfl› ya-
p›lan katliamlara karfl› oluflumuz mu? Yoksa tar›m›n tasfiyesiyle köylülerin içine düfltü¤ü geçim s›k›nt›s›na, diplomal› iflsizli¤e, kamu kurulufllar›n›n özellefltirilmesine, e¤itim emekçilerine yönelik gaz bombal› coplu sald›r›lara, iflçilerin çok a¤›r koflullarda neredeyse bedavaya çal›flt›r›lmas›na, tecrit ve izolasyona, kültürel yozlaflmaya karfl› oluflumuz mu bize kendimizi kaybettirecek? Yani k›sacas› kendi gelece¤imize sahip ç›kma mücadelesini vermek mi bize kendimizi kaybettirecek? Elbette biz senin hangi s›n›f›n borazanl›¤›na soyundu¤unuzun bilincindeyiz. Sizin ve sizin gibilerin de flunun bilincinde olmas›n› isteriz (ki zaten korktu¤unuz ve bildi¤iniz fley bu) biz gelece¤imizi kendi ellerimizle yaratma mücadelesinde sonuna kadar ezilen halk›m›z›n yan›nda yer alma bilinci ve karal›l›¤›nday›z. Sistemin sunuculu¤unu yapan bu “ayd›nlar”›n, bugün üzerinde durduklar› zemin sistemin korunmas›d›r. Yap›lan uyar› ve ihtarlar› bu çaban›n bir sonucu olarak görüyoruz. Bir YDG’li
16-29 Aralık 2005
18
37
Faflizme yap›lan suçüstü ve bir kez daha devletin faflist karakteri üzerine...
“Susurluk-fiemdinli yolu Ankara’dan geçiyor” fiemdinli’de karfl› devrimci Jitem kontra örgütü taraf›ndan organize edilen bombal› sald›r›lar›n faillerinin halk taraf›ndan suçüstü yakalanmas›yla birlikte fleffafl›ktan ve saydaml›ktan dem vuran faflist TC devletinin imaj› ve “demokratikleflme ad›mlar›” aksad›. Faflist TC devleti uzun bir süre halk› AB yolunda at›lan demokrasi ad›mlar› masal›yla (ve kabul edelim ki Kürt ulusalc› çevrelerinin de yo¤un bir AB deste¤iyle) uyutmaya çal›flmaktayd›. Bunun için elinde bol bol AB’ye girme görüntülü malzeme bulundurmaktayd›. AB’nin s›n›r› Hakkari’ye kadar uzanacakt›. Türk ve Kürt uluslar› baflta olmak üzere çeflitli milliyetlerden Türkiye halk› bu masalla (t›pk› geçmiflteki benzerleri gibi) uyutulmaya çal›fl›l›yordu. fiemdinli’de yaflanan olaylar ve ortaya ç›kan gerçeklik, devletin faflist yüzüne tutulan bir ayna gibi oldu. AB demokrasisi yolunda ilerleyen TC’nin çirkin, kanl› kaba ve kirli yüzü ortaya ç›kt›. “Derin devlet”, faflist TC’nin kendisidir fiemdinli’de yaflanan olay öncesi burjuva medyada, ilk önce bu ülkede birkaç kez Baflbakanl›k ard›ndan da Cumhurbaflkanl›¤› yapm›fl olan S. Demirel’in ve yine bu ülkede birkaç kez Baflbakanl›k yapm›fl olan B. Ecevit’in “Derin Devlet” kavram› üzerinde aç›klamalar› yer ald›. Bu aç›klamalara göre ülkemizde, bir “derin devlet” ve bir de “görünen devlet” vard›(!) Biz bundan daha çok fiemdinli’de halka aç›k ve seçik bir biçimde yönelen devlet terörünün “derin devletin ifli oldu¤u”, ya da “birkaç kendini bilmezin ifli oldu¤u” ve özellikle Kürt milliyetçisi çevrelerce dillendirilen “bu iflin savafl isteyen kiflilerin, gruplar›n ifli oldu¤u” gibi yorumlar›n üzerinde duraca¤›z. Özellikle halka sald›ranlar›n “savafl rant›n› yiyenler taraf›ndan”, “savafltan ç›kar› olan bir grup taraf›ndan gerçeklefltiril-
di¤i” sav› üzerinde duraca¤›z. Ancak öncelikle yap›lan aç›klama ve yorumlar üzerinden fiemdinli’de yaflanan olay›n “derin devletin” yapt›¤› bir olay olarak görülmemesi flartt›r. Baz› burjuva ve reformist parti yöneticilerinin, yazar ve gazeteci, “ayd›n›n” yapt›¤› ve s›k s›k dile getirmeye çal›flt›¤› “derin devlet” söylemi tamamen bir yalan ve aldatmacad›r. “Derin devlet” tan›mlamas› tersten bir biçimde faflist devletin gerçek yüzünü örtmeye çal›flan kaba bir makyajd›r. 12 Eylül Askeri Faflist Diktatörlü¤ü’nün k›demli paflas› faflist Kenan Evren bu konuda Yavuz Donat’a “derin devlet biziz” aç›klamas›n› yaparken aç›kt›r ki en isabetli tespiti de yapmaktayd›. Bu gerçek, bu devletin gerçek anayasas› denilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde aç›k aç›k ifade edilmifl ve Türk hakim s›n›flar› devlet denilen faflist ayg›t›, “iç tehlike”ye yani halka karfl› örgütlendiklerini çok net ifade etmifllerdir. Bu nedenle “derin devlet” söylemi faflist TC devletin kanl›, kaba, kirli yüzüne par›ldayan sahte bir pelerin çekme politikas›d›r. fiemdinli’de yaflananlar devletin ve ordunun niteli¤inin, onun örgütlenme yap›s›n›n “bir tesadüfle” ya da anl› flanl› faflist Mehmet A¤ar’›n deyimiyle “acemice yap›lan bir eylem”iyle ortaya ç›kma olay›d›r. Faflist TC devleti kendi ordu bünyesi içinde sivil giyimli ve “sivil görevli” görünümlü çeteleri, itirafç›lar› örgütleyip halka ve devrimcilere karfl› sald›r›lar örgütlemektedir. Onlar›n bir dizi legal-illegal görevleri ve sorumluluklar› vard›r. fiemdinli’deki sald›r› eylemini yapanlar devletin d›fl›nda devletten ba¤›ms›z ayr› bir örgütlenme içinde “derin devlet”e ba¤l› de¤il, tamamen devlete ba¤l› onun iç örgütlenmesi içinde ve bu örgütlenme yap›lanmas› içinde gerçekleflen eylemdir. fiemdinli gerçekli¤i devlete ba¤l› illegal örgütlenmenin yerine getirdi¤i görevlerinden sadece bir tanesiydi.
fiemdinli olay›n›n sonu sistemin kendisidir fiemdinli olay› ile ilgili AKP hükümetinin yapt›¤› bütün aç›klamalar halk› sakinlefltirmek sorunun çözümünü sürece yayarak “sonland›rmak” amaçl› yap›lmaktad›r. “Sonuna kadar gidece¤iz, ucu nereye var›yorsa oraya kadar uzanaca¤›z” aç›klamalar› burjuva feodal politik partilerin bilinen ve s›kça kulland›¤› yöntemlerdir. Onlar›n yapt›¤› aç›k bir yalan ve aldatmacadan baflka bir fley de¤ildir. Dün Susurluk kazas›yla a盤a ç›kan devlet içi iliflkilerde t›pa t›p ayn› söylemler kullan›lm›flt›r. Peki sonuç ne olmufltur? Hiç! Onca gürültüden sonra “yarg› süreci” tamamlanm›flt›r. Halka karfl› gerçeklefltirilen fiemdinli sald›r›s›n›n ucunun Genelkurmay’a, M‹T’e ve devletin her türden karfl› devrimci illegal ve legal örgütlenmesine ve onlar›n sorumlular›na dek dayand›¤› aç›kt›r. Mevcut AKP hükümeti “yetkililerinin”, “sorumlular›n” yapabilece¤i hiçbir fley yoktur. Kald› ki onlar hiçbir fley yapmaz ve yapamaz. AKP hükümetinin görevi olay› örtbas etmek amaçl› yalana ve aldatmacaya dayal› ikna aç›klamalar›d›r. Kald› ki olay›n “ba¤›ms›z yarg›ya intikal etti¤i” aç›klamalar› bafl›ndan itibaren yap›lmaya bafllanm›flt›r. Hem de bilcümle devlet yetkilisi taraf›ndan! Ancak biz çok iyi biliyoruz ki gerek Susurluk ve gerekse de ondan önce a盤a ç›kan, gerçekleflen pek çok olay (1 May›s katliam›, Sivas, Marafl Katliam›, onlarca yarg›s›z infaz ve gözalt›nda kay›p, onlarca gerillan›n kimyasal silahlarla katledilmesi vb.) “ba¤›ms›z yarg›ya intikal etmifl” ve bunlar›n hiçbirisinden halk› tatmin edecek sonuçlar ç›kmam›flt›r. En yüksek adalet mercisi halkt›r fiemdinli halk›n›n hakl› öfkesini söndürmeye onlar› sakinlefltirmeye ve sükunete davet etmeye çal›flan DEHAP yöne-
ticileri ve bölgenin belediye baflkanlar›, faflist devletin arzulad›¤› ve istedi¤i bir görevi yerine getirdi. Onlar hakim s›n›flar›n istedi¤ini yapt›. Onlar›n yapamad›¤› sükünet ve sa¤duyuya daveti DEHAP ve bölge belediye baflkanlar› yapt›. Onlar hakim s›n›flar›n yapmas› gerekeni yaparak burjuva uzlafl›c› yüzünü ortaya koydu. Yani patlamaya haz›r yoksul emekçi halk›n haz›r kabaran öfkesini söndürmek, onlar› sakinlefltirmek ve “provokasyona gelmeyelim” ad› alt›nda pasiflefltirmektir. Her s›n›f›n temsilcisi kendi s›n›f gerçekli¤ine uygun davran›r ve hareket eder. Hakl› ve meflru öfkesini yang›na çevirmek isteyen halk›n sükünete ve sa¤duyuya davet ça¤r›lar› ve bu yönlü çabalar› Kürt ulusal burjuva s›n›f›n ça¤r›s› ve çabalar›d›r. Kirli kanl› ve çirkin yüzlü faflist devlet fiemdinli halk› taraf›ndan suçüstü yakaland›. Burjuva-feodal devlet ayg›t›n›n “adalet” mekanizmas›n›n flimdiye dek yapamad›¤›n› (ki yapmak diye bir dertleri yoktu çünkü bizzat kendileri yap›yorlard›) fiemdinli’nin yurtsever, yi¤it ve onurlu Kürt halk› yapt›. En yüksek adalet mercisi oldu¤unu bir kez daha gösterdi. Gerçek adalet, halk›n hakl› ve onurlu devrimci mücadelesiyle yerine getirilir. Kürt ulusal burjuva temsilcileri fiemdinli halk›n›n adaleti ve gerçe¤i a盤a ç›karma, sorgulay›p yarg›lama ad›mlar›n› “sükünete ve sa¤duyuya” davet ile engelledi. Türk devleti, ezilen ba¤›ml› ulus olan Kürt ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakk›n› tan›mad›¤› sürece, Türk devletiyle Kürt ulusu aras›nda “toplumsal kopma” noktas› zay›f bir tel olarak varl›¤›n› sürekli devam ettirecektir. Irkç›, ayr›mc›, floven Türk devleti Kürt ulusuna yönelik inkarc› ve yok say›c› politikas› devam ettikçe “kopma noktalar›” her zaman gündeme gelip, sorunun çözüm iradesi taraf›ndan zor yöntemi kullan›larak kendisini ortaya koymaktan kaç›nmayacakt›r.
37 Türk devletinin “demokrasi, insan haklar›, hukukun üstünlü¤ü ve adalet” ad›na söyledi¤i her söz kendi diktatörlü¤ünü örtmek, gizlemek amaçl› sarf edilen sözler olarak vard›r. Bu nedenle bizi sükunete ve sa¤duyuya ça¤›ranlar›n amaçlar›n› iyi analiz etmeliyiz. TC faflizminin gerçek yüzünün fiemdinli’de bir kez daha ortaya ç›kmas›, Kürt halk›na söylenen demokratik cumhuriyet, AB demokrasisi, bar›fl, kardefllik, söylemlerinin birer aldatmacadan ibaret oldu¤unu, gerçek bar›fl›n, adaletin, kardeflli¤in ancak ve ancak Türk, Kürt ve çeflitli milliyetlerden Türkiye halk›n›n ortak düflman›na yani faflist Türk devletine yönelik verecekleri savafltan geçti¤ini görmeliyiz. Üstelik bir kez daha ve kararl›ca ifade etmek gerekir ki; Kürt ulusuna uygulanan milli bask› politikas›, PKK ortaya ç›kmadan öncede vard›. Ve bu anlam›yla fiemdinli’de yaflananlar, Faflist TC’nin Kürt halk›na sald›r›s› PKK’nin mücadelesi sonucunda ortaya ç›kmad›. Daha önceden de hem de yüzlerce kez, faflist devletin bütün kurumlar›yla Kürt halk›na zulüm uygulad›¤›n›, katletti¤ini biliyoruz. Yani bugün baflta DEHAP olmak üzere çok genifl bir Kürt kesim taraf›ndan dillendirilen ve asla kabul etmeyece¤imiz, “devlet içindeki baz› güçler, savafltan
19 rant sa¤layan çeteler” vb. ifadeler, cümleler do¤ru de¤ildir. Bu yaklafl›m Faflist TC devletinin geçmiflte Kürt ulusu üzerindeki milli zulmünü aklayan ve uygulanan politikalar›, katliamlar› sadece çetelere, savafltan rant sa¤layanlara y›kan bir anlay›fl›n ürünüdür ve do¤ru de¤ildir. Üstüne üstlük savafltan kast edilen ulusal mücadele ise, bu mücadele sadece PKK ile bafllamam›flt›r. TC devletinin kuruluflundan itibaren Kürt ulusunun kendisine karfl› uygulanan ulusal bask›ya yönelik, kimi zaman silahl›, kimi zaman reformist, kimi zaman milliyetçi ama her daim süregelen bir mücadelesi vard›r. Ve bafl›ndan itibaren, yani TC’nin kuruluflundan itibaren Türk hakim s›n›flar›, baflta Kürt halk› olmak üzere, çeflitli milliyetlerden Türkiye halk›na yönelik katliam, sald›r› ve imha politikalar›n› izleye gelmifllerdir. Yani izlenen bu politikalar, gerçeklefltirilen bu sald›r› ve katliamlar birkaç kötü adam›n, çetelerin vb. ifli de¤ildir. Bizzat devletin ve devletin esas sahiplerinin politikalar›d›r. Bugün bu tarz düflüncelerini bizzat Kürt halk›n›n temsilci¤ine soyunanlar taraf›ndan dile getirilmesi flafl›rt›c› de¤ildir. Her fleyden önce flu gerçe¤in alt›n› çizmek gerekir. Türk hakim s›n›flar› Kürt ulusu üzerinde ulusal bask› uygularken,
bu ulusal bask› bir bütün Kürt ulusuna uygulanmaktad›r. Bu nedenle Kürt ulusal burjuvazisinin ve toprak a¤alar›n›n bir k›sm› da ulusal bask›ya karfl› ç›kmaktad›r. Bugün Kürt Ulusal Hareketinin bu tarz söylemler içinde bulunmas› ve “tarihi kendisi ile bafllatmas›”, onun içinde yer alan Kürt ulusal burjuvazisi ve toprak a¤alar›n›n politikalar›yla birebir ilintilidir. Yani bugün esasen bu politikalar› dillendiren, Türk hakim s›n›flar›n› bir bütün olarak karfl›lar›na almayan, Kürt ulusuna yönelik geçmiflte onlarca kez yap›lan ve en son fiemdinli’de de gerçeklefltirilen sald›r›y›, devlet içinde birkaç kötü adam›n, savafltan rant sa¤layanlar›n, çetelerin yapt›¤›n› savunanlard›r. Dikkat edilirse bu sald›r› sonras›nda ayn› anlay›fllar›n ürünü olarak, gerek Baflbakan ve gerekse de hükümet nezdinde halk›n tepkileri yönlendirilmeye çal›fl›lmaktad›r. Halk sükunete ve sa¤duyuya ça¤r›larak, olay›n yarg›ya intikal etti¤i ifade edilmektedir. Yine bununla birlikte Kürt Sorunu tart›flmalar› yine gündemlefltirilerek mesele alt kimlik, üst kimlik tart›flmas›na dönüfltürülmekte, kimi Kürt “temsilcileri” de bu tart›flmada taraf olmakta ve “biz sadece alt kimli¤imizin kabul edilmesini istiyoruz yoksa hepimiz TC vatandafl›y›z” denmektedir. Biz bir kez daha ve kararl›ca flunu ifa-
16-29 Aralık 2005 de ediyoruz; Kürt ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakk› kay›ts›z flarts›z kabul edilmelidir. Sosyal prati¤in defalarca ispatlad›¤› ve Faflist Türk devletinin binlerce kez sa¤lamas›n› yapmaktan çekinmedi¤i Kürt halk›na yönelik sald›r›lar›n ortadan kald›r›lmas›, bu sald›r›y› yapanlardan beklenemez. Kürt halk›n›n gerçek kurtuluflu Demokratik Halk Devrimi’ndedir. Türk Kürt ve çeflitli milliyetlerden ezilen halk›n ortak mücadelesindedir. Bugün dillendirilen, üst kimlikalt kimlik, demokratik cumhuriyet, AB demokrasisi, konfederasyon gibi “çözümler” fiemdinli’de patlayan bombalarla faflist Türk devleti taraf›ndan bir kez daha, hem de “kararl›ca” yan›tlanm›flt›r. Kürt halk›na yönelik ac›mas›z bir katliam politikas› yürütenler, asimilasyondan, zulümden zerrece geri ad›m atmayanlardan, hele hele Türkçe bilmedi¤i için Kürtçe yard›m isteyen yafll› bir Kürt anas›n› afla¤›layan “pafla”lardan çözüm beklemek, çözümsüzlükte ›srar etmektir. fiemdinli’de yaflanan sald›r› bir kez daha baflta Kürt halk› olmak üzere, Türk Kürt ve çeflitli milliyetlerden ezilen emekçi halka yönelik sald›r›lar›n merkezinde “Ankara” vard›r. Susurluk’tan fiemdinli’ye giden halka karfl› sald›r› yolunda, Ankara komuta ve kontrol merkezidir.
fiemdinli’de a盤a ç›kan gerçekler devleti ç›kmaza soktu! 10-17 Aral›k Dünya ‹nsan Haklar› Haftas› içinde fiemdinli ve Yüksekova’daki demokratik kitle örgütlerinin yapt›¤› miting ça¤r›s› üzerine farkl› illerden yola ç›kan demokratik kitle örgütleri ve devrimci kurum temsilcileri bölgeye sokulmad›. fiemdinli’de Umut Kitapevi’ne düzenlenen bombal› sald›r› ve sonras›ndaki bir dizi geliflme ve cinayetlerle uzun bir zaman sonra ilk defa bu kadar aç›ktan gerçek yüzü ortaya ç›kan devlet, bu olay özgülünde geliflebilecek her türlü tepkiyi bask› alt›na almak için her yöntemi denemektedir. Konvoylarla yola ç›kan araçlar saatlerce yolda bekletildi, insanlar tehdit edilerek üzerlerine askeri araçlar sürüldü. fiemdinli’ye gitmek için yola ç›kan insanlara yard›m eden bölge insanlar› üzerinde terör estirildi. MGK toplant›lar›nda al›nan kararlardan biri olan fiemdinli ve Yüksekova’da Jitem özgülünde yap›lacak olan her türlü bas›n aç›klamas› ve eylemin yasaklanmas›, yap›lan eylemlere gaz bombalar›yla sald›r›lmas›yla hayata geçirilmeye bafllam›flt›. fiemdinli ve Yüksekova’daki demokratik kitle örgütlerinin ça¤r›s›na cevap veren Mersin, Diyarbak›r, Batman, Mardin, Mufl, Urfa gibi illerden yola ç›kan araçlar güzergah boyunca 5 noktada durdurularak saatlerce bekletildi. GBT taramas› bahanesiyle engellenen kitle üzerinde fiziksel ve psikolojik bask› da kurulmaya çal›fl›ld›. ‹stanbul’dan yola ç›k›p ErzurumErzincan yolu üzerinden Van’a ulaflma-
ya çal›flan 2 otobüs de 5 ayr› noktada durdurularak engellendi, ve bir kifli aramas› oldu¤u gerekçesiyle gözalt›na al›nd›. Erzincan Mercan’dan bafllayan kimlik kontrolü görüntüsü alt›ndaki aramalar ve durdurulmalar Patnos’ta gerginli¤e neden oldu. 4. durdurulma noktas› olan Patnos’ta jandarmaya ve askerlere tepki gösteren kitle, ablukaya al›narak yollar kapat›ld›. Uzun araç kuyruklar›n›n olufltu¤u yolda bu keyfi uygulamay› protesto etmek için halay çeken insanlara “yasad›fl› halay çekme”ye devam ettikleri durumda jandarman›n kitleye “müdahale” edece¤i yönlü uyar›lar yap›ld›. Bu uyar›lar› dikkate almayan kitlenin üzerine akrep ve panzer sürülerek da¤›t›ld›. Silahlar›n› haz›r konuma getiren askerler kitle üzerinde psikolojik bask› yaratmaya çal›flt›. Tüm engellemelere ve olumsuzluklara ra¤men kitle üzerinde hedeflenen korku yarat›lamay›nca insanlar›n al›flverifl yapt›¤› bakkallara dahi tehditlerde bulunuldu. Evlerini açan köylüler de rahats›z edildi. 4 saatlik bekleyiflin ard›ndan yola devam eden otobüsler bu kez de Van Ovap›nar arama noktas›nda 5 saati aflk›n bir süre bekletilerek GBT kontrolü ad› alt›nda engellendi. 47 saatlik yolculu¤un ard›ndan 9 Aral›k’da çeflitli gerekçelerle Hakkari il s›n›r›na hiçbir arac›n al›nmayaca¤› aç›kland›. Bütün keyfi tutumlar ve faflist bask›lar karfl›s›nda fiemdinli’ye girmekte kararl› olan kitle, içeri
giremese de al›konulduklar› ya da bulunduklar› yerlerde yürüyüfller ve oturma eylemleri düzenleyerek uygulamalar› protesto etti. Diyarbak›r, Batman, Urfa, Mufl ve bölge illerinden yola ç›kan otobüsler de Van’›n Gevafl ilçesine ba¤l› Balaban Köyü Jandarma Karakolu’nda durdurularak çok say›da asker ve jandarma taraf›ndan abluka alt›na al›nd›. Yaklafl›k olarak 2 bin kiflinin bekletildi¤i karakol noktas›nda jandarman›n a¤›r hareket etmesi ve kitleyi oyalamas›n› kabul etmeyen kitle oturma eylemi yaparak yolu trafi¤e kapatt›. Bu geliflme üzerine ifllemler h›zland›r›ld› ve kitle yola devam etti. Ancak günler öncesinden ‹çiflleri Bakanl›¤› ve Hakkari Valili¤i taraf›ndan planlanan hiçbir koflulda d›flardan kimsenin fiemdinli’ye girmemesi karar›yla oldukça organize çal›flan polis ve jandarma bu kez de Yüksekova giriflinde durdurdu. Saatlerce bekletilen kitle de buradan geri dönmek zorunda kald›. Yüksekova’da ise bas›n aç›klamas› önceden belirlenen programa göre gerçeklefltirildi. 10 bin kiflinin kat›ld›¤› gerçekleflen aç›klamada fiemdinli de a盤a ç›kan kontrgerilla örgütlenmesinin bafl› olan devletin ve ordunun peflini b›rakmayacaklar›na dair sloganlar›n yer ald›¤› dövizler ve konfederalizm bayraklar›yla DEHAP eski ilçe binas› önünde toplan›ld›.
Zagros ‹fl Merkezi önüne kadar yürüyen kitle burada bas›n aç›klamas› yapt›. Yap›lan bas›n aç›klamas›nda Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n bölgeye yapt›¤› ziyaretlerde yapt›¤› konuflmalar›n arkas›nda durmas› istendi. fiemdinli’de yap›lacak olan eylem için sabah saatlerinde Hakkari’den yola ç›kan 700 kifli Yeni Köprü mevkiinde bulunan Jandarma Karakolu taraf›ndan ilçeye sokulmad›. Geri dönen grup Hakkari’de Altay Caddesi’nden Cumhuriyet Caddesi’ne do¤ru yürüdü. Cadde üzerinde bulunan belediye binas› önünde toplanan kitle ad›na DEHAP ‹l Baflkan› Sabahattin Suva¤c› bas›n aç›klamas› yapt›. ‹çiflleri Bakanl›¤› da oturma eylemi yap›larak protesto edildi. fi›rnak, Cizre ve Silopi’den 40 minibüsle hareket eden konvoy da geri çevrildi. DEHAP üyesi Mehmet Dolgun gözalt›na al›nd›. Grup DEHAP fi›rnak il binas› önünde toplanarak Cumhuriyet Meydan›’na do¤ru “fiemdinli halk› yaln›z de¤ildir” sloganlar›yla yürüdü. (Van)
16-27 Aralık 2005
20
Devrim kararl›l›k ve cesarettir!
Örgüt bilinci, öncelikle devrimde ›srard›r! Örgüt biliminin ve bilincinin s›n›rs›zl›¤›, çok yönlülü¤ü üzerine yaz›lar yazd›k; çünkü sa¤lam bir örgüt infla etmek, komitelerde ortaya çakan yetersizlikleri gidermek, güçlü ve nitelikli bir örgüt bilinci oluflturmak en temel görevlerimizden biri olmak zorundad›r. Bu konular›n daha anlafl›l›r ve uygulan›r hale gelmesi prati¤in bilgisine ve bunun sonucu olan teoriye, ilkelere dayanmakla mümkündür. S›n›f savafl›m› devam etti¤i sürece proletaryan›n devrim bilimi, örgüt bilimi ve bilincinin s›n›rs›z geliflimi ve bu geliflime uygun prati¤in örgütlenmesi devam edecektir. Bugün henüz örgüt olma ve komite bilincindeki zafiyetten, ortak hareket etme yetersizli¤inden bahsediyorsak, devrimci politikan›n yön verdi¤i düflünme, inceleme, ö¤renme ve uygulamada bir bilinç s›çramas›na ihtiyaç oldu¤u aç›kt›r. Bu da basit bir sorun ya da görev de¤ildir. Her fleyden önce kesin bir kararl›l›k, net bir ideolojik durufl, amaca varmada kendine güven, bütüne güven, sonucun kesinli¤ine güveni gerektirir. Bu konuda her birimizin tafl›d›¤› olumluluk devrimimizin gücünü temsil eder; bilmemiz gereken ve yeteneklerimize, irademize olabildi¤ince de¤er vermemizi gerektiren fley budur. Devrim için yap›ld›¤›nda her eylem flafl›lacak derecede önemli, görkemli hale gelir. Devrime hizmet etti¤iniz ölçüde kendine, bütüne ve gelece¤e güven, yanl›fllar›n üzerine gitme cesaret ve cüreti daha fazla olacakt›r. Örgütsel alandaki her olumsuzlu¤un asl›nda burjuvazinin bünyemizde güçlenmesi demek oldu¤unu bilmeliyiz. Bundand›r ki bu alandaki sorunla-
r› ve çal›flmalar› salt “örgütsel sorun ve örgütsel müdahale” olarak görmemek gerekir. Her sorun, her müdahale, her eylem iki karfl›t s›n›ftan birine hizmet eder; bu nedenle politik bir içeri¤e sahiptir. Bundand›r ki önemlidir ve örgüte dair her hareket proletaryan›n lehine ve onun kazan›mlar› esas al›narak incelenmeli ve hakk›ndaki karar buna göre al›nmal› ve buna dönüfltürülmelidir. Genel kararlar›m›z ›fl›¤›nda ve do¤ru politik çizgi rehberli¤inde hareket etmek bu dönüflümün esas yöntemidir. Bu yöntem demokratik merkeziyetçilik ilkesine dayan›r. Komite bilinci için vazgeçilmez unsur olan önderli¤in ve devrimci inisiyatifin a盤a ç›kar›lmas›nda demokratik merkeziyetçilik ilkesi vazgeçilmezdir. Demokratik merkeziyetçilik ilkesiyle bütünleflmeyen her davran›fl, her müdahale kendinde kariyerizmi, statükoculu¤u, bireycili¤i, ben merkeziyetçili¤i, bürokratl›¤› bar›nd›r›r. Karar oluflturma ve uygulama gücünü demokratik merkeziyetçilik ilkesinden almayan hiçbir tav›r, müdahale, yaklafl›m benimsedi¤imiz anlamda inisiyatifli olamaz. Ortak hareket etme, tek bir adam gibi hareket etme; k›saca örgüt olma bilinci, gücünü komitelerimizin varl›k zemini olan demokratik merkeziyetçilik ilkesinden ve onun do¤ru tarzda uygulanmas›ndan al›r. Bu ilk güçlü ad›m parti bütünü için vazgeçilmez olan irade ve eylem birli¤inin sa¤lamlaflmas›na hizmet eder. Bundand›r ki demokratik merkeziyetçilik ilkesi salt örgütsel bir ilke olarak anlafl›lmamal›d›r. Savunulan herhangi bir fikrin gerçekten güçlü ve do¤ru olmas› için devrimci pratikten,
özel olarak partinin prati¤inden gelmesi gerekir. Partinin gerçek varl›¤›na, ilke ve eylemine dayanmad›kça fikirlerin devrimci anlamda etkileme, de¤ifltirme ve dönüfltürme gücü olamaz. “Demokratik merkeziyetçilikten kastedilen öz olarak demokratik davranma iste¤i, zorunlulu¤u vs. de¤ildir ya da merkeziyetçili¤in güçlü olman›n bir flart› olmas› salt bir amaç olarak anlafl›lmamal›d›r. Burada esas olan do¤ru fikrin yarat›lmas›, gelifltirilmesi ve gerçeklefltirilebilir, prati¤i ilerici yönde de¤ifltirebilir k›lmas›d›r. Sonuçta net olarak savundu¤umuz fludur: Demokratik merkeziyetçilik ilkesini ihlal eden yaklafl›mlar iflçi s›n›f›n›n gücünü zay›flat›r; do¤ru fikirlerin oluflmas›n› engeller; ileriye do¤ru dönüfltürme faaliyetini bozar…” Ne demokrasi oyunu ne de s›n›f savafl›m›na hizmet etmeyen güçlü bir merkez; ikisi de bizlerin karakteri ile uyuflmaz… Örgüte, komitelere hâkim olmak, elefltirilere, de¤erlendirmelere, eylemlere, tek tek her yoldafl›n gerçekli¤ine vak›f olmak örgütlü olman›n, örgüt bilinci tafl›man›n ve demokratik merkeziyetçilik ilkesinin bir zorunlulu¤udur. Faaliyet alan›nda gözden kaç›r›lan, ilgilenilmeyen her olay, bilgi ve denetime al›nmayan her geliflme kendi içinde “kendisi olmaya” devam eder. Herhangi bir fleyin kendisi olmaya devam etmesi düzenle olan iliflkilerinin korunmas›, devrime hizmet eder hale getirilmemesi, özünün burjuva olmaya devam etmesi demektir. Bu da burjuvazinin varl›¤›na dokunmadan yaflam›n› sürdürmesi demektir. Amac›m›z, bütün fleylerin özünü, fleyler üzerindeki hakim anlay›fl›, fleylerin varl›¤›n› belirleyen s›n›fsal gerçekli¤i
37 de¤ifltirmek oldu¤una göre, bizlerin çal›flmalar› fleylerin kendisi olmaktan ç›kar›lmas›, de¤iflmesi, devrimcileflmesi içindir. Bütün yaflanan, var olan durumlara, geliflmelere bir anda hakim olunamayabilir. Ancak “kitleleri rahats›z edecek kadar” önümüzde olan sorunlar›n çözümü için gerekli müdahalenin yap›lmamas› anlafl›l›r olmamal›d›r. “S›radan insanlar›” rahats›z eden burjuval›klara bizlerin tahammül göstermesi burjuvazi ile olan yak›nl›¤›m›zdan baflka bir fley ifade etmez. Tahammül gösterilebilecek ya da gösterilmesi gereken hatalar anlay›flla ele al›nmal›d›r. Birlikteli¤i güçlendirebilecek, savafl›m›z› gelifltirebilecek, yap›m›z› olgunlaflt›racak her türlü ödün savunulmal›d›r; buna karfl›n mücadeleye katk›s› olmad›¤› halde, kitlelerin politik bilincini gelifltirmeyi içermeyen, cepheyi geniflletmeyen, üstüne üstlük yetersizli¤i derinlefltiren “tahammül”ler ödün olmaktan ç›kar, burjuvalaflman›n kendisi olur. Dikkat edilmesi gereken budur. ‹lkelerimiz, iflleyifle dair temel ö¤retilerimiz burjuvalaflmaya karfl› sürekli savafl›m› içerir. Bu yüzden proletaryan›n en ileri örgütünde komünistler burjuvalaflma sürecine asla ödün vermez, ilkelerden taviz vermez; onlar› kesinlikle uygular. Komite olma ilkeleri iflletildi¤i oranda bilgisizlik, tecrübesizlikten kaynakl› hatalar›n “kaç›n›lmazl›¤›” ortadan kalkar, “meflru” görme unsuru da savunulamaz hale gelir. Bu oldu¤u oranda içimizdeki burjuvazinin yaflama olanaklar› da daral›r. Yine hatalara zaman›nda ve yerinde tav›r al›nmas› durumunda burjuva olan sadece kendini koruma özelliklerini kaybetmekle kalmaz ayn› zamanda yeni hatalara yol açma yetene¤ini de kaybeder. Nas›l ki Marksizm-LeninizmMaoizm bilimine ve halk savafl›na uygun hareket etmeme örgütsel geliflimi sekteye u¤rat›rsa, ayn› zamanda komitelerin politik kararlar›n›n oluflumuna ve uygulamas›na uygun hareket etmeme ve komitelere hakim olamama da örgütsel geliflimi sekteye u¤rat›r. Bundand›r ki sadece Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimine, halk savafl›na göre de¤il, ayn› zamanda komitelerin politik kararlar›n›n oluflumuna ve uygulanmas›na demokratik merkeziyetçilik ilkesine göre de flekillenilmelidir. Demokratik merkeziyetçilik ilkesi “kitlelerden kitlelere” çizgisinin örgüt iflleyiflindeki biçimidir. Bu iflleyifl ayn› zamanda Proletarya Partisi’nin de örgütsel iflleyiflidir. Bu ilkenin amac› komitelerin ve örgütün yaflamsal ihtiyac› olan do¤ru ve güçlü fikirlerin yarat›lmas›d›r. Fikirlerin do¤ru ve güçlü olmas› de¤iflim ve dönüflüm gücü oluflturmas›, inisiyatifin etkili olmas› için demokratik merkeziyetçilik ilkesi ve “kitlelerden kitlelere” çizgisinin do¤ru tarzda uygulanmas› gerekir.
21
37 Fikirler, gerçeklere dayan›p gerçeklerden ç›kt›¤› oranda güçlü ve yenilmez olur. Tüm bu nedenden dolay›d›r ki gücünü maddi yaflam›n yasalar›ndan almayan hiçbir ilke toplumsal prati¤i de¤ifltirip dönüfltüremez. Bu ilkelerin bafl›nda örgüt olman›n vazgeçilmez temeli olan “demokratik merkeziyetçilik” ve “kitlelerden kitlelere” ilkesi gelir. Örgüt gibi davranma, ortak hareket etme, komite çal›flmas› örgütleme vb. tüm pratikler (demokratik merkeziyetçilik-kitlelerden kitlelere) bu temel ilkeleri uygulad›¤› ölçüde “gerçe¤e dayanma, kitlenin prati¤ini esas alma, kendi d›fl›ndaki bir gücün (parti gücü) yürüyüflüne hizmet etme; ço¤unlu¤a uyma, önderli¤e uyma özelliklerini içerdi¤i ve emretti¤i oranda, küçük burjuvazinin kendini devam ettirme süreci k›sal›r:
ya sürecin d›fl›na taflar ya da kendisini kaybeder. Örgüt olma ilkelerimizi yarat›c› bir flekilde, koflullar›n çözümlenmesi amac›yla inceleyelim ve uygulayal›m. Sonradan görece¤imiz birçok eksikli¤i, yanl›fl›, zaaf› önceden görebilmek ilkelerimizi do¤ru uygulamakla mümkündür. Unutulmamal›d›r ki ilkeler y›¤›nla deneyimin ürünüdür ve do¤ruluklar› s›nanm›flt›r. Bizim görevimiz koflullara uygun bir flekilde ilkeleri rehber almakt›r. Bir örgüt olmak gerçekli¤ini, bir hedefe do¤ru, bir hareket içinde yürüme gücümüzü gelifltirmifl olaca¤›z. Bunu yapmak için bir an geri durmak, bir ad›m atmamak suçtur. Kitlelere ve partiye güvenmek kendimizdeki devrimci yan› esas almakt›r. Bunun için ileri at›lal›m…” (Komünist 57.)
PUSULA NEYE GÖRE fiEK‹LLENECE⁄‹Z? Proletaryan›n evrensel devrim ve örgüt bilimi, Proletarya Partisi’nin temel yönelimini belirlemesine hizmet eder. Onun temel yönelimi, kitleleri, partiyi, gerilla savafl› prati¤ini örgütleyen somut politikas›d›r. Bugün bu temel yönelime uygun çal›flmalar›n örgütlenmesinde sorun yaflan›yorsa, tecrübesizlik ve deneyimsizli¤imizin yan›nda, politikay› kavray›fl›m›zda sorun var demektir. Örgütsel alandaki yetersizliklerden kaynakl› yaflanan her olumsuzlukta burjuvazinin beslenip güçlendi¤ini, her yetmezlik ve inisiyatifsizlik karfl›s›nda burjuvazinin güçlendi¤ini görmek, anlamak gerekir. Yap›lan her hatada, yaflanan her yetmezlik ve gerilikte, içimizdeki burjuvazi beslenir ve büyür. Her örgütsel çal›flmaya bir s›n›f›n politikas› yön verir. Belli bir politikan›n yön vermedi¤i örgütsel çal›flma olamaz. Politika, örgütsel çal›flmalara yön vermede esas ve belirleyici bir özelli¤e sahiptir. Örgütsel alanda t›kanma ve sorun yaflan›yorsa, orada öncelikle politikan›n kavran›fl›nda ve uygulan›fl›nda bir yanl›fll›k var demektir. Politik çal›flman›n önemini yeterince kavramayan ve bu bak›fl aç›s›yla politikay› örgütsel çal›flmaya uygulamayan ve bu yönelime girmeyenin ba¤r›nda küçük burjuva s›n›f›n çeflitli görüngüleri var demektir. Aslolan bunu a盤a ç›karmak ve bununla mücadele etmektir. Devrimci politika ve örgüt olgusu bir zincirin birbirinden kopmaz iki halkas›d›r. Bugün komite çal›flmalar›nda örgütsel “sorundan” bahsediliyorsa orada politik “sorundan”, ideolojik “sorundan” bahsetmek gerekir. Yüzeysel ve eksik kavranan, yeterince bilince ç›kar›lamayan budur.
Düflünme, inceleme, ö¤renme tarz›ndaki küçük burjuva yaklafl›m, ayn› zamanda çeliflkinin çözüm yöntemine de yans›r. Yüzeysel, üstün körü “flöyle bir göz atma, flöyle bir inceleme”, olaylar› bütünsellik içinde görememe, olgular› ve geliflmeleri parçal› düflünme, olaylara tek yanl› bakma gibi küçük burjuvaziye ait özellikler görülebilir. Bu tarz bak›fl aç›s›n›n egemen oldu¤u bir yaklafl›mla, politik kararlar›n yön verdi¤i örgütsel sorunlar çözülemez. Çünkü örgütsel çal›flmaya proleter politik bak›fl aç›s›, proleter politik müdahale ve inisiyatif yön vermiyordur. Unutulmamal›d›r ki, küçük burjuva bak›fl aç›s›yla proletaryan›n lehine gelifltirilecek örgütsel çal›flma yarat›lamaz. Örgütsel çal›flman›n düzeltilmesi demek, politik bak›fl aç›s›n›n düzeltilmesi demektir. Devrimci inceleme, ö¤renme tarz›ndan yoksun olan, politik çal›flmaya uzak duran ve ona yabanc› olan, onu s›k›c› ve “zor” bulan, daha kolay ve görece daha rahat görünen “örgütsel” (proletaryan›n lehine çevrilmeyen, ona kazand›rmayan dar pratik çal›flma anlafl›ls›n) çal›flmaya yönelen küçük burjuvazi, yaflad›¤› çözümsüzlük karfl›s›nda “sorun ve bunal›m”›n sorumlusunun Marksist-Leninist-Maoist ö¤reti, diyalektik materyalizm ve Proletarya Partisi’nin temel teorik görüflleri, gerilla savafl› anlay›fl› oldu¤unu düflünmeye bafllar. Sorgulama sürecindeki aray›fl, küçük burjuvaziyi yanl›fl yönlere ve yanl›fl sonuçlara iter. Proletaryan›n örgütsel ilkelerini unutur, onu ihlal eder, bireyci ve bencil yanlar› öne ç›kar. En büyük ilke ihlali demokratik merkeziyetçilik ve disiplin anlay›fl›nda kendini ortaya koyar. Örgütlü,
16-29 Aralık 2005 Fikirler, gerçeklere dayan›p gerçeklerden ç›kt›¤› oranda güçlü ve yenilmez olur. Tüm bu nedenden dolay›d›r ki gücünü maddi yaflam›n yasalar›ndan almayan hiçbir ilke toplumsal prati¤i de¤ifltirip dönüfltüremez.
disiplinli ve ilkeli davranma yerine her türlü küçük burjuva bireycili¤in ve bencilli¤in k›l›flar› içinde keyfiyetçi, bafl›bozuk, disiplinsiz davran›fllara girer. Ve bu küçük burjuva durufluna uygun “teori ve gerekçe” üretmeye bafllar. Yanl›fl duruflun savunusunu yapar. Ve bu yanl›fl duruflun savunusunu “parti içinde” ya da çevresinde tart›flt›rmaya bafllar. Kendisini Proletarya Partisi’nin örgütlü yap›s›yla hareket eden iradeye tabi k›lmak, onun örgütlü bir parças› yapmak yerine Parti iradesini kendi bencil ç›kar›na tabi k›ld›rmaya çal›fl›r. Örgütlenme sorununda yaflanan di¤er ciddi sorun ise y›llard›r çözülemeyen, afl›lamayan “tecrübesizlik-yetersizlik-inisiyatifsizlik” sorunudur. Yanl›fllar›n kökenini aç›klamaktan uzak s›k s›k yap›lan bu tespitler tek bafl›na bir anlam içermez. Çözüme do¤ru ad›m at›lmad›kça bu kavramlar›n ifade edilifli varolan yanl›fl› ortadan kald›rmaz. S›n›f savafl›m›n› proletaryan›n lehine de¤ifltirmez. Ancak inceleme ve ö¤renme tarz›m›z›n, çeliflkileri çözüm yöntemimizin düzeltilmesini içeren çal›flmalar hatalar›m›zdan ar›nmay› sa¤lar. Örgütsel hata ve zaaflar›n dayand›¤› politik temel ve onun ideolojik kökeni düzeltildi¤inde örgütsel sorunlar yoluna girer. ‹deolojik bak›fl aç›s›n›n netlefltirilip düzeltilmesiyle yap›lan politik müdahale, örgütsel düzelmeye yol açar. Hata ve zaaflardan ar›nman›n amac›na örgüt olma bilincinin güçlendirilmesi, örgütlü hareket etme yöneliminin berraklaflmas› konulmal›d›r. Düflünme ve hareket tarz›m›z›n düzeltilmesi güçlü bir örgüt olma iddias›na hizmet etmelidir. Her hata ve zaaftan ar›nma, örgüt olma bilincini güçlendirmeyi ve örgütlü hareket etmeyi amaçlamal›d›r. Bugün yaflanan sorunlar›n temelinde, farkl› düzeylerde yaflanan örgüt olma bilincindeki eksiklik vard›r. “Her fley ikiye bölünür”, “Her fley z›dd›yla birlikte vard›r” ilkesine uygunluk içinde inceleme yap›ld›¤›nda “Tecrübesizlik-yetersizlik inisiyatif-
sizli¤in” temelindeki öz bulunup a盤a ç›kart›l›r. Politik çal›flmayla örgütsel tecrübesizlik tecrübeye, örgütsel yetersizlik örgütsel yeterlili¤e dönüflür. Hareketsizlik harekete, dura¤anl›k eylemlili¤e, da¤›n›kl›k toparlanmaya, örgütsüzlük örgütlülü¤e dönüflür. Politik çal›flma bütün çal›flmalar›n can damar›ysa, örgütsel alanda yaflanan sorunlar›n çözümüne de bu perspektifle yaklafl›lmal›d›r. Örgütlü hareket etmek merkezi politikalar›n ve komitelerin politikalar›n›n oluflumuna ve uygulan›fl›na tam uyum göstermektir. Politik çal›flmay› tüm çal›flmalar›n temeli ve vazgeçilmezi haline getirmektir. S›n›f savafl›m›nda her alanda geliflmek ve ileri ad›m atmak için politik çal›flmalar› öne ç›karmak gerekir. S›n›f düflmanlar›n› her bulundu¤u alanda geriletmek, alt etmek örgüt bilincini-örgütlü olmay› politik çal›flmalar›n merkezine almakla baflar›l›r. Düflünme, çal›flma, ö¤renme, müdahale etme, ilerleme tarz›nda devrimci politikan›n yön verdi¤i örgütlü hareket etmenin bilinciyle hareket edilirse kazan›mlar büyür. Partinin tüm komiteleri ve üyeleri Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin, Halk Savafl› stratejisinin yön verdi¤i prati¤e göre, ayn› zamanda Proletarya Partisi’nin merkezi önderli¤inin ve komitelerinin alm›fl oldu¤u politik kararlar› ustaca prati¤e uygulama yönelimine göre örgütlenecek ve flekillenecektir. Bu bizim elimizdedir. Davran›fl ve prati¤ine, yönelimine ve gündemine e¤er Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimi ve Halk Savafl› stratejisi yön vermiyorsa Proletarya Partisi’nin merkezi önderli¤in alm›fl oldu¤u politik kararlar›n prati¤e uygulama çal›flmas› yoksa, orada oportünizmin en belirgin sa¤ ve sol renklerini görmek mümkündür. Proletarya Partisi’nin politik kararlar›n›n prati¤e uygulanmas›na göre ad›mlar at›lm›yorsa, parti disiplinine, illegaliteye ve savafla uygun olarak flekillenilmiyorsa örgüt olma bilincinin en temel gereklerine göre hareket edilmiyor demektir.
16-29 Aralık 2005
22
37
ILPS Avrupa Koordinasyon Komitesi kuruldu
11-13 Kas›m 2004 tarihinde Hollanda’da gerçeklefltirilen ILPS 2. Kongresi sonras›nda toplanan ILPS Uluslararas› Koordinasyon Komitesi gerçeklefltirdi¤i 1. toplant›s›nda ILPS’nin Avrupa’da genifllemesi ve daha etkin bir kurum haline getirilmesi için bir dizi karar alm›flt›. Bu kararlar›n en önemlisini, uygun bir tarihte Avrupa’da gerçeklefltirilecek bir konferansla Avrupa ILPS Koordinasyon Komitesi’nin kurulmas› oluflturuyordu. Bu karara uygun olarak Avrupa’daki bir k›s›m aktif ILPS üyeleri fiubat 2005 tarihinde bir araya gelerek söz konusu konferans›n organize plan›n› yapm›flt›. Yunanistan, Hollanda, Almanya ve
‹ngiltere’den gelen ILPS temsilcilerinden oluflan bir komite önderli¤inde konferans haz›rl›klar›na baflland›. Al›nan oy birli¤i karar›yla konferans›n Almanya’da yap›lmas› kararlaflt›r›lm›flt›. AT‹K’in ev sahipli¤inde yap›lmas› kararlaflt›r›lan konferans 26-27 Kas›m 2005 tarihinde gerçeklefltirildi. Yaklafl›k 10 ay süren haz›rl›kla Yunanistan, ‹ngiltere, Hollanda, ‹sviçre, Almanya, Fransa, Avusturya ve Türkiye’den temsilcilerin yan› s›ra, ILPS’nin davetine olumlu cevap vererek kat›lan Nepal, Hindistan, ‹talya, Almanya’dan Karavan temsilcileri ve Türkiye’den Temel Demirer’in haz›r bulundu¤u 26 Kas›m tarihinde saat 13:00’te konferans›n aç›-
l›fl› yap›ld›. ‹lk olarak ILPS Genel Sekreteri ve Yunanistan ILPS temsilcisi taraf›ndan yap›lan konuflmalarla konferans›n amac›, hedefleri ve program› sunuldu. ILPS Baflkan› Prof. J.M. Sison’un mesaj› okundu. ILPS Baflkan›, hukuki nedenlerden dolay› Avrupa’da serbest dolafl›m hakk› olmad›¤›ndan gelemedi¤i konferansa gönderdi¤i mesajda; Avrupa’da gerçeklefltirilen bu konferansa eme¤i geçen tüm ILPS üye ve taraftarlar›n› kutlarken, dünyan›n ve Avrupa’n›n içinde bulundu¤u durum konusunda yapt›¤› analizlerle ILPS’yi hangi görevlerin bekledi¤ine dikkat çekerek konferansa baflar›lar diledi. Konferans önceden belirlenen programa uygun olarak tart›flma konular›na geçti. ‹lk konuflma Yunanistan’dan Militan Hareket ad›na sunuldu. Avrupa Birli¤i’nin niteli¤i, ç›kmazlar› ve halklara karfl› tekellerin birli¤i olan Avrupa Birli¤ini üzerine genifl konuflmalar ve tebli¤ler sunuldu. Bu bölümde Temel Demirer de Avrupa Birli¤i üzerine haz›rlam›fl oldu¤u tezini okudu ve tart›flmalara kat›ld›. Tüm kat›l›mc›lar›n oy birli¤iyle Avrupa Birli¤inin tekellerin bir birli¤i oldu¤u üzerinde ortak bir fikir oluflturuldu. Her gündem ayr› ayr› ifllenerek sonuca gidildi. Avrupa Birli¤i tart›flmas›n›n ard›ndan, Birlikte çal›flma, Anti-terör yasalar›, Göçmenler, Anti-emperyalist mücadele, Ulusal ve sosyal kurtulufl mücadeleleri konular›n›n genifl tart›flmas› yap›ld›. Ev sahibi AT‹K, Avru-
Yaflanan son isyan ba¤lam›nda bir kez daha;
Paris’te göçmenlik sorunu tart›fl›ld› Emperyalizmin her sald›r› sürecinde (ki kapitalizmin do¤al bir sonucu olarak bu süreçler birbirini tamamlayarak sürekli bir hal tafl›maktad›r), burjuvazinin yarg›, yasama ve yürütmeden sonra “dördüncü güç” olarak de¤erlendirdi¤i medya, devletin ç›karlar› do¤rultusunda günah keçisi olarak hep “baflkalar›n›” ilan etmektedir. Ne var ki sorun daha ciddi bir hal ald›¤›nda, yani sosyal tabakan›n kabarmaya do¤ru flekillendi¤i bir süreçte göçmenler hedef ortas›na yerlefltirilmektedirler. Bu emperyalizmin yapm›fl oldu¤u bir seçenek de¤il, burjuvazinin ekonomik-sosyal sald›r›lar›n›n do¤al bir sonucu olarak a盤a ç›kmaktad›r. Tüm engellere ra¤men kendilerine kitleleri do¤ru bir perspektifle örgütleme misyonu biçen Türkiyeli ve Türkiye-Kürdistanl› DKÖ ve gazetelerin Paris’te oluflturmufl olduklar› platform, Paris’te göçmenlerin sorunlar› üzerine ve geliflen son isyan› da konu alan bir panel düzenledi. ‹çinde FT‹F (Fransa Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu), Bir-
Kar (‹flçilerin Birli¤i ve Halklar›n Kardeflli¤i), FG‹F (Fransa Göçmen ‹flçiler Federasyonu), FDHF (Fransa Demokratik Haklar Federasyonu) ve Sosyalîsten fioreflgêren Kurdistan (Kürdistan Devrimci Sosyalistleri) dergisinin yer ald›¤› platformdan bir temsilci, araflt›rmac›-yazar Nils Anderson ve Paris’in 93. bölgesinden bir ö¤retmen, 04 Aral›k 2005’te düzenlenen etkinlikte panelist olarak yer ald›lar. ‹lk olarak konuflan ö¤retmen panelist, Fransa’daki olaylar›n sadece bu ülkede ki sorunun a盤a ç›km›fl halini yans›tt›¤›n› ifade etti. Sorunun öz olarak bir politika meselesi de¤il, bir sistem sorunu oldu¤una vurgu yapan ö¤retmen, emperyalizmin hüküm sürdü¤ü bütün ülkelerde buna benzer sorunun sistemden kaynakl› olarak var oldu¤unu, sadece di¤er ülkelerde henüz aç›kça ortaya ç›kmam›fl oldu¤una de¤indi. Daha sonra konuyu kendi penceresinden ele alan araflt›rmac›-yazar Nils Anderson, geliflen isyan›n örgütsüz ol-
mas›na ra¤men aktif bir nitelik tafl›d›¤›n›, bunun nedeninin ise y›llar›n birikiminin patlamas› oldu¤unu aç›klad›. Gerek hakl› bir mücadele olarak savundu¤u isyan esnas›nda, gerekse öncesinde ve sonras›nda ‹çiflleri Bakan› Sarkozy’nin söylem ve uygulamalar›, milliyetçi Le Pen ile özünde efl de¤erde oldu¤unu vurgulayarak, arada ki yegane fark›n gizlilik/aç›kl›k meselesinde sakl› oldu¤u üzerinde durdu. Son olarak platform ad›na söz alan temsilci, bu sorunlara kaynakl›k eden emperyalist sistemin varl›¤›na de¤indi. Göçmenlerin sorunlar›n› da bu çerçevede ele almak gerekti¤ine vurgu yapan temsilci, emperyalizmin uygulam›fl oldu¤u bütün sald›r› politikalar›nda ilk önce ve en çok göçmenlerin nasibini ald›klar›n›n alt›n› çizdi. Konuflmac›lar›n ard›ndan dinleyiciler de söz hakk› alarak düflüncelerini belirttiler. Bir kez daha emperyalizme karfl› örgütlenmek gerekti¤ine dair yap›lan vurgulardan sonra panel sona erdi. (Paris)
pa’da göçmenler üzerine haz›rlad›¤› çal›flmas›n› sundu. Konferans, ulusal ve sosyal kurtulufl mücadeleleri ile göçmenler konusunda birer çal›flma grubu oluflturdu. Konferans ayr›ca birçok konuda sonuç deklarasyonlar› yay›nlad›. Bu deklarasyonlar; Türkiye’de 19 Aral›k 2000 hapishaneler katliam›, Türkiye’de insan haklar›, ILPS Baflkan› Prof. Sison’un antiterör yass›ndan yarg›lanmas›n›n protesto edilmesi, Hindistan’daki insan haklar› ihlalleri üzerine oldu. Konferans, yeni Koordinasyon Komitesi üyelerini belirleyerek, “Yaflas›n Enternasyonal Dayan›flma” sloganlar› aras›nda son buldu.
Çin’de köylülere atefl emri Çin’in güneyinde 6 Aral›k günü bir kömür enerji santraline karfl› ç›kmak için düzenlenen bir protesto eyleminde, polise, köylülere atefl emri veren bir yetkilinin gözalt›na al›nd›¤› aç›kland›. Bu karar, Guangdong eyaletinde, yetkililerin günlerdir süren sessizliklerini bozarak protesto gösterisinde üç köylünün öldürüldü¤ünü aç›klamalar›n› izliyor. Köylüler ise, eylemde en az 20 kiflinin hayat›n› kaybetti¤ini söylüyor. Bu iddian›n do¤rulanmas› halinde Guangdong’da yaflananlar, 1989’da demokrasi yanl›s› gösterilerin askeri güç kullan›larak bast›r›ld›¤› Tiananmen olaylar›ndan sonraki en kanl› eylemler olarak tarihe geçecek. Çinli yetkililer, bu olayla ilgili olarak özel soruflturma bafllat›ld›¤›n› aç›klad›. Çin’in k›rsal bölgelerinde son zamanlarda yolsuzluk, çevre kirlili¤i ve arazi istimlaklar› nedeniyle s›k s›k protesto gösterileri düzenleniyor. Son olaylar›n yafland›¤› Dongzu köyünde polislerin hala sokaklarda devriye gezdi¤i ve köy sakinlerinin yeni tutuklamalar yap›lmas›ndan endifle etti¤i belirtiliyor. Çin resmi haber ajans› Xinhua’ya göre, Dongzu’da 6 Aral›k’ta düzenlenen gösteriye 300 kifli kat›ld›. Yetkililer, birkaç kiflinin “k›flk›rtmas›” sonucu göstericilerin, polise molotof kokteyl, b›çak ve dinamitlerle sald›rd›¤›n› iddia etti. Xinhua’n›n haberinde “Polise yönelik sald›r›lar›n hava karard›ktan sonra da devam etmesi üzerine protestoculara atefl emri verildi” denildi. Köy halk› gösteriler s›ras›nda polise patlay›c› de¤il havai-fiflek at›ld›¤›n› söylüyor.
23
37
16-29 Aralık 2005
Dünya Ticaret Örgütü Zirvesi’ne protesto Hong Kong’da 12 Aral›k günü bafllayan Dünya Ticaret Örgütü zirvesi öncesinde protesto gösterileri düzenlendi. Zirveye karfl› düzenlenen gösterilerin ilki olan bu eylemden sonra Sal› ve Pazar günleri de, dünyan›n baflka noktalar›ndan gelecek eylemcilerin de kat›l›m›yla dev gösteriler planlan›yor. Bu gösteriler için Hong Kong’da en az 10 bin eylemcinin toplanaca¤› belirtiliyor. Hong Kong yönetimi gösteriler için dokuz bin polis görevlendirdi. Yap›lan gösteriye kat›lanlar›n büyük bir ço¤unlu¤u Filipinli ve Endonezyal› göçmen iflçilerden olufluyor. Zirve bafllamadan Hong Kong polisinin bask›lar› da bafllam›fl bulunuyor. DTÖ karfl›t› hareket içinde önemli bir yeri olan ve bu zirvede de çeflitli etkinlik ve eylemlerle zirveyi engelleme hedefiyle gösteri-
Yaflamevi küllerinden yarat›lacak Yaklafl›k üç y›ld›r Köln’de faaliyet sürdüren Yaflamevi’nin bilinmeyen bir nedenle yand›¤› ö¤renildi. Yaflamevi kurucular›, yapt›klar› aç›klamada “Özlemlerimiz de umutlar›m›z da tazeli¤ini koruyor. Dün, ‘Yü-
ler yapacak olan Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi-ILPS’nin üye örgütlerine yönelik tutuklama da gerçeklefltirildi. ILPS ve Resist (Diren) örgütlerinin birlikte düzenledi¤i protesto gösterilerine kat›laca¤› iddias›yla üç aktivist gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlardan Bagong Alyansang Makabayan örgütü temsilcisi Araullo, ILPS’nin ticaret ve savafl üzerine forumunda da konuflmac› olarak yer alacakt›. Araullo yapt›¤› aç›klamada “Bize yapt›klar› tek fley tacizdir. Bizler Hong Kong ya da Filipinler’de yasalar› çi¤nemedik. Bize bu flekilde davranmamalar› gerekiyordu. Bizler baflbelas› de¤iliz. Gerçek baflbelalar›, üçüncü dünyay› kana bulayan büyük ulus ötesi flirketler ve yabanc› hükümetlerdir”
re¤inizde Yaflamevi’ne yer aç›n!’ diye seslenmifltik dost yüreklere. Sesimiz karfl›l›¤›n› buldu; yüreklerinizi açt›n›z, sahiplendiniz, birlikte büyüttük umutlar›m›z›. Bugün, ‘Yaflamevi’ni yaflatal›m!’ diye sesleniyoruz. Biz, kullan›labilir durumda olan bir bölümümüzde, faaliyetlerimizi kesintiye u¤ratmadan sürdürece¤iz.
Evrensel Bak›fl KAP‹TAL‹ZM ÖFKEL‹ MEZAR KAZICILARI YARATIYOR Yerküreyi varofllardan yoksul ülkelerden uzak yerlerde yap›lan toplant›larla yönetmeye çal›flan emperyalist-kapitalist sistemin efendileri milyonlarca emekçiyi ezip sindirerek, yokluk ve bilgisizlik içinde köleli¤e mahkum ederek, s›n›rs›z ve vahfli bir flekilde sömürerek ayakta kalmaya, varl›¤›n› devam ettirmeye çal›fl›rken kendi mezar kaz›c›lar›n› da yaratmaktan geri durmuyor. Asya’n›n, Kara Afrika’n›n, Ortado¤u’nun çocuklar›n› açl›¤a ve ölüme mahkum ederek, insan kan›yla ve parçalad›¤› insan onuruyla beslenen kapitalizm, her türden gelifltirilmifl ideolojik manipülasyon silahlar› ve görünüflte “karmafl›k yöntemleriyle” dünya halklar›n›n bafl›na bela olmaya devam ediyor. Büyük bir aç gözlülükle s›n›r tan›madan ucuz emek peflinde koflan çok uluslu flirketler, köle fabrikalar›nda çal›flt›rd›klar› emekçilerin eme¤i ve can› üzerinde yoksullu¤un vahfletini ve açlar›n lanetli öfkesini yaratt›. Y›llarca tek kutuplu yeni dünya düzen(sizli¤in)inden bahsedip kutsal ayinler düzenleyerek, kapitalizmin vahfletini örtmeye çal›flanlar bir gün öfkeli dilsizlerin ayak sesleriyle uykular›ndan rahats›z edileceklerini ak›llar›na getirmedi. “Komünizm hayaletinden” kurtulduklar›n› sanan burjuvazi, öfkeli açlar›n hayalet görüntüleriyle irkildi. Ve 21. yüzy›l›n “yoksullar›n ayaklanma
yüzy›l› olaca¤›” tespitini yeniden ve istemeyerek de olsa an›msamak zorunda kald›lar. Bald›r› ç›plaklar›n bugünkü öfkeli, dilsiz, slogans›z, metinsiz ayaklanmas› mutlaka kendi gerçek öncüsünü yaratacak ve kendili¤inden, örgütsüz ve disiplinsiz bir hareket olmaktan ç›k›p, kendisi için disiplinli bir proleter s›n›f hareketine dönüflecektir. ‹nsanl›k, do¤ufl tarihinden günümüze dek sömürü ve s›n›fl› toplumun sömürü ve zulmünden çekti¤i kadar baflka hiçbir fleyden bu kadar ac› ve ›st›rap çekmedi. Ne do¤an›n kontrol alt›na al›namayan fliddeti ve ne de “tanr›n›n öfkeli gazab›” insanl›¤› bu kadar toplumsal trajediye ve ac›ya mahkum etmedi. Latin Amerika’da Venezüella’dan bafllayan yoksullar›n ve açlar›n kitlesel dilsiz öfkesi, Avrupa’n›n varofl kap›lar›n› çalarak yay›lmakta ve genifllemektedir. Bu toplumsal hareketler ayaklanmalar›n› devrimle sonuçland›rmazsa da yay›larak, geniflleyerek yerküreyi “yang›n yerine” çevirerek, sermayenin ve zulmün imparatorlar›n› rahats›z etmeye devam edecektir. Genç kalabal›¤›n bu öfkesi ‘68 ruhundan ve bilinç ve disiplininden uzak, kontrolsüz, öndersiz ve dilsiz olsa da kendi içinde gelece¤in bilinçli ayaklanma nüvesini tafl›maktad›r. Her taraf› yang›n yerine çeviren ve giderek ülkenin
Dr. Sami Al-Arian suçsuz bulundu
dedi. Bayan örgütünün genel sekreteri Renato M. Reyes ise Hong Kong polisi taraf›ndan üç yüz “baflbelas›”n›n isminin bulundu¤u “kara liste” oluflturuldu¤unu aç›klad›.
Bütün dostlar›m›z› ve insanca yaflam özlemi tafl›yan herkesi duyarl› olmaya ve Yaflamevi’ni sahiplenmeye ça¤›r›yoruz. Omuz omuza verelim, Yaflamevi’ni yaflatal›m!” denildi. (‹letiflim için e-mail: kolnyasamevi05@yahoo.de)
tümüne yay›lan kontrolü zor olan disiplinsiz bir tepki de olsa emperyalist-kapitalist ülkelerde yaflanan toplumsal ac› bir gerçe¤i ifade etmektedir. Bu hareketin merkezi bir yap›s› yoktur, da¤›n›k ve kontrolü zor bir harekettir. Anl›k ve k›sa süreli bir tepkiden lokal bir sorun olmaktan ç›km›fl ülke bütünün ciddi bir temel toplumsal sorunu haline gelmifltir. Öncüsüz ve lidersiz geliflen bu kendili¤inden hareket süreklili¤ini yaratmay› baflard›¤›nda mutlaka kendi dilini ve sözünü söyleyerek daha ileri bir örgütlü yap›ya dönüflümü sa¤layacakt›r. Çünkü göçmen ve gençlik a¤›rl›kl› ayaklanma hareketi varl›¤›n› devam ettirip sürdürmeyi baflard›¤›nda, uzun süre dilsiz ve öncüsüz yürüyüfle devam etmez. Sessiz, görünmeyen genç hayalet, emperyalist-kapitalist sistemin afl›r› kâr h›rs›na vahfli bir flekilde hizmeti amaçlayan neo-liberal politikas›na yan›t vermektedir. S›n›rs›z ve hukuksuz vahfli yöntemle sömürüp ezdi¤i kitleler aya¤a kalk›yor ve birikmifl derin öfkesini dile getiriyor. Ezilmiflli¤ine ve u¤rad›¤› afla¤›lanmas›na en sert flekilde yan›t veriyor. Yafll› yerkürede ekonomik-toplumsal-politik her geliflme Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin evrensel tezlerini ve devrim bilimini, s›n›flar›n varolufl gerçekli¤ini ve s›n›flar mücadelesi yasas›n› do¤rular temelde geliflmektedir. Bu geliflim dengesiz, eflitsiz, iniflli ve ç›k›fll› da olsa onun iç geliflim yasalar›n›n özünü de¤ifltirmemektedir. Ve Lenin yoldafl›n flu tespitini do¤rular temelde geliflmektedir. “Sermaye için zorla çal›flt›r›larak ezilmifl ve sürekli olarak yoksullu¤un, ilkelli¤in ve yozlaflman›n ‘derinliklerine’ itilmifl olan proletarya”
ABD’de 11 Eylül sald›r›lar› bahane edilerek ç›kart›lan Yurtseverlik Yasas›n›n ilk kurbanlar›ndan Güney Florida Üniversitesi ö¤retim görevlisi Dr. Sami Al-Arian, iki y›ll›k tutuklulu¤unun ard›ndan yarg›land›¤› Mahkeme taraf›ndan suçsuz bulundu. Filistinli aktivist Al-Arian, terörü desteklemekle suçlan›yordu. Amerika’da göçmenlere yönelik sald›r›lar›n bir parças› olarak tutuklanan Al-Arian A.N.S.W.E.R Örgütünün düzenledi¤i Irak savafl› karfl›t› ilk gösteride Ekim 2002’de konuflmac› olarak yer alm›flt›. Kendine tan›nan tüm ayr›cal›klar› reddeden Filistinli aktivist yüksek güvenlikli hapishanede günde 23 saat tecrit alt›nda, penceresiz, ›fl›¤› sürekli yanan ve herhangi bir saatin olmad›¤› bir hücrede tutuluyordu.
ancak Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin devrim ilkeleri ve proleter ideolojinin yön verdi¤i emekçi ordusunu yaratt›¤› zaman yenilmez ve sa¤lam bir güç durumuna gelecektir. Ve o zaman kapitalizm emekçi y›¤›nlar› rahatl›kla sömüremeyecek ve onlar› toplumun yoklu¤un ve bilgisizli¤in derinli¤inde yoz bir yaflama mahkum edemeyecektir. Emperyalist-kapitalist sistem, evrensel bir sömürgeci bask› sistemi olmaya bir avuç “ileri ve geliflmifl” ülkenin dünya nüfusunun büyük ço¤unlu¤unu mali yönden bo¤du¤u ve kölelefltirdi¤i bir sistem olmaya devam ediyor. Yeryüzünün Yoksullar› Ayaklanacak, Gökyüzü K›z›l Olacakt›r Kapitalist sistemin yumuflak karn› olan varofllar›nda (gettolar›nda-banliyölerinde) bafllayan “ifl, sosyal haklar, eflitlik, adalet” talebini içeren göçmen emekçilerin isyan› Avrupa’n›n bütününe yans›yacak, yükselen alevlerden kaç›lamayacakt›r. Egemenlerin ›rkç›, bask›c›, faflizan politikalar›na, yerel yönetimlerin haks›z uygulamalar›na karfl› örgütlenen yoksul göçmenlerin ayaklanmalar› kendi özgür s›n›f yata¤›na kavuflacakt›r. Bugün dünyan›n k›rlar›nda ve en zay›f ülkelerinde bafllayarak yay›lmaya ve genifllemeye devam eden “yeryüzünün lanetleri” olan “bald›r› ç›plaklar›n” isyan hakk› bir gün kapitalist ülkelerin varofllar›nda tutuflan yang›nla buluflacakt›r. Bugün yanan ve yay›lan öfkenin atefli, gökyüzünün karanl›k bulutlar›n› henüz k›z›llaflt›rmaktan uzakt›r. Göçmenlerin öfke slogan›nda az say›da da olsa Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin yarat›c›s› büyük komünist usta Baflkan Mao’nun görkemli posterinin olmas›, k›z›la boyanacak gökyüzünün anlaml› habercisidir.
16-29 Aralık 2005
24
37
Geriye dönme flans›n olsayd›... Yine ayn›s›n› yapar m›yd›n?
1980 öncesi y›llar› iki kiflinin hayat›ndan yola ç›karak anlatt›¤› “Çemberimde Gül Oya” isimli diziden sonra, yönetmen Ça¤an Irmak’›n yeni filmi “Babam ve o¤lum” da oldukça yo¤un bir ilgi gördü/görmeye devam ediyor. K›s›tl› say›da kopya ile gösterime sokulan filmin yap›mc›lar› da bu kadar ilgi beklemediklerini ifade ediyorlar. Filme olan yo¤un ilginin sebeplerinden birisinin, reklam yoluyla de¤il, halk›n be¤enisi ve çevresine tavsiyesi ile ününün yay›lmas›ndan kaynakland›¤›n› da eklemeyi unutmuyorlar. Ailesiyle feodal ba¤lar›n› atarak devrimci düflünceleri benimseyen gençle, onu evlatl›ktan reddeden babas›n›n üzerine kurulu olan olay örgüsü, genç devrimci Sad›¤›n kar›s›n›n darbenin oldu¤u akflam do¤um yapmas› ve hastaneye gidememesi nedeniyle ölmesiyle yeni bir aflamaya geçiyor. Anne ölürken, dünyaya gelen erkek çocuk yafl›yor ve filmin bundan sonras› babalar ve o¤ullar›n iliflkileri üzerinden geçmiflin sorguland›¤› bir hal al›yor. Geçmiflte babas›yla ba¤lar›n› koparan Sad›k, yakaland›¤› hastal›k nedeniyle baba evine geri dönüp o¤lunu babas›na b›rakmak zorunda buluyor kendini… Böylesi zor bir durumda yap›lan tren yolculu¤u iç hesaplaflmalarla ayn› zamanda geçmiflin muhasebesinin yap›ld›¤› içsel bir yolculu¤a da bürünüyor. Niçin gitmifltir, neden geri dönmektedir? Y›llar sonra geri döndü¤ünde onu bekleyen ne olacakt›r? Kendisinin cevab›n› vermekte zorlansa da, fark›nda oldu¤u bu durum o¤lu Deniz için tam bir üç bilinmeyenli denklemdir. Deniz’in kendisinden yoksun kalmak zorunda olaca¤› sonraki y›llarda baba evinde kalmas›n› ister Sad›k, bunun için Deniz’i bu yeni yere, yeni insanlara ve yeni hayat›na al›flt›rmaya çal›fl›r. Oysa büyük gözüyle oldukça anlafl›l›r olan fleyler, küçüklerin gözüyle bak›ld›¤›nda hem bir o kadar gizemli, hem de bir o kadar ürkütücüdür. Hayal gücü yüksek olan Deniz, çevresinde gördüklerini çizgi roman kahramanlar›yla özdefllefltirir, bu onun için hem heyecan vericidir, hem de bir çeflit savunma mekanizmas›d›r. Babas›ndan ayr› kalmaktan ve onu kaybetmekten korkan Deniz, onu bir “süper kahraman” olarak görür, kötülüklerle savaflan, ve her zaman onu koruyacak olan… Her çocu¤un gözünde babas› bir kahraman
de¤il midir hem? Baba, korumak ve kollamakla özdefllefltirilmifltir. Peki, bir baba o¤lunu koruyamad›¤›nda ne olur? Ya da bir o¤ul, baban›n korumas›n› art›k kabul etmedi¤inde? Sad›k, babas›n›n de¤erlerini ve kendisi üzerindeki isteklerini yerine getirmeyi reddetmifl, inand›¤› düflünceleri seçmifltir. Bir di¤er deyiflle “çi¤neyip geçmifltir”. K›y› Ege’de toprak zengini bir baban›n kendisini ziraat okutmak için gönderdi¤i ‹stanbul, onun için yeri düflüncelere gönül verdi¤i, inand›¤› bir yer olmufltur art›k. Kendisinden oynamas› istenen rolü reddetmifltir, yaflad›¤› yeri, sevdi¤i k›z› b›rak›p gitti¤i gibi…1980 AFC’sinin toplumun üzerine olanca karanl›¤›yla çökmesiyle, kar›s›n› yitirmesi ayn› güne denk gelecektir. Toplumun trajedisi ile kendi trajedisi bütünleflmektedir. Film içerisinde askeri darbeye de¤in çok fazla bir de¤ini yok, zaten yönetmende bir dönem filmi yapmad›¤›n›, sadece kiflisel yazg›lar› aktard›¤›n› dile getiriyor. Ancak yinede ara ara geri dönüfllerle anl›k gösterilen iflkence sahneleri ve birkaç asker görüntüsünden baflka filmde askeri darbeye ve etkilerine de¤inilmemesi, seyircinin o dönemi anlamas›n› dolay›s›yla filmin havas›n› kavramas›n› zorlaflt›r m›yor mu? 12 Eylül denilince akla iflkenceden baflka fleylerin de gelmesi gerekiyor, çünkü 12 Eylül bir bütün olarak her yönüyle halk›n üzerine çöken bir karabasand›. O karabasan ve yaratt›¤› uygulamalar hala daha insanlar›n ac› çekmesine, yerinden yurdundan edilmesine, sürülmesine, hatta yaflam hakk›n›n elinden al›nmas›na neden oluyor. Darbeyi yapan generallerse, pafla pafla yataklar›nda yat›p, ölümün onlar› yaflam›n ve yaflayanlar›n istemedi¤i bu ülkeden götürmesini bekliyorlar. Bu “istememe” hiçbir zaman büyük ço¤unlu¤un dile döktü¤ü bir durum olmad› kuflkusuz… TOPLUMSAL V‹CDAN NASIL AKLANIR? Darbenin bu ülkenin insanlar›na yaflatt›¤› onca ac›ya ra¤men, generallerin haz›rlad›¤› anayasan›n halktan %92’lik bir “onay” almas› bile, bu ülkenin darbeyle ve darbecilerle hesaplaflmad›¤›n›n, toplumsal haf›zada bunun hesaplafl›lmam›fl bir durum oldu¤u bir gerçek. Alin Taflç›yan oldukça güzel ifade etmifl bu durumu: “Yüzlerce ticari filmde duygu sömürüsü olarak alg›layaca¤›m›z, bir pazarlama takti¤i olarak yorumlayaca¤›m›z bu aral›ks›z trajik ve dokunakl› olaylar zinciri, tuhaf hatta mucizevi biçimde hakiki bir duygulanmaya neden oluyor. Çünkü yaram›z var, gocunuyoruz. Bu film arac›l›¤›yla bütün o ac›lar› çeken-
lere aç›k aç›k ve topluca gözyafl› döktü¤ümüzün fark›na var›yoruz. Bir y›ldönümünde, bir anma töreninde olsun meydanlarda bir araya toplan›p 12 Eylül kurbanlar›na ve ma¤durlar›na sayg› göstermeye korkan bizler ancak sinema salonlar›n›n karanl›¤›na s›¤›n›nca hep birlikte içimizi dökebiliyoruz. Öldürülenlere, ölümüne sebebiyet verilenlere, öksüz, yetim, sakat b›rak›lanlara, iflkence edilenlere, mahkum edilerek ömründen çal›nanlara, onuru ve ilkeleri çi¤nenenlere, inançlar› sars›lanlara, ailesi da¤›t›lanlara, sevdiklerinden mahrum b›rak›lanlara borcumuz var. Hepimizin birbirine 12 Eylül 1980’den bu yana faizi iflleyen borcu var. Babam ve O¤lum gitgide artan bu borcu asla ödeyemeyece¤imizi yafll› bir adam›n çal›nan umutlar›, genç bir adam›n çal›nan gelece¤i ve bir çocu¤un çal›nan çocuklu¤u üzerinden vurguluyor.” diyerek gerçe¤i dile getiriyor. Pek çok ülkede darbecilerin yarg›land›¤›n› ve geçmiflin toplumsal muhasebesinin yap›ld›¤›n› düflünürsek; filmin içimizdeki kanayan bir yaraya de¤inmesi ilgiyi kendine çekiyor. Film hakk›nda Ça¤an Irmak yapt›ktan sonra “ruhunun temizlendi¤ini” belirtmifl, çekilen ac›lar› ve yaflananlar› göstermede kendi üzerinde düflen toplumsal sorumlulu¤u yerine getirmifl böylelikle, kuflkusuz kendi istedi¤i ve yapabildi¤ince. Peki sinemalarda gözyafl› seline kap›l›p da hiçbir hesaplaflmaya girmemifl olan milyonlarca insan nas›l yapacak bunu? Irmak’›n sinemayla yapmaya çal›flt›¤›n›, herkesin kendi dilinden ve yapabildi¤ince yapmas›, en önemlisi bunu tepkiye dökmesi gerçekli¤i duruyor karfl›m›zda. S›rf bu durum bile, 12 Eylül üzerine daha çok film yap›laca¤›n›, çok yaz› yaz›laca¤›n›, çok söz söylenece¤ini gösteriyor, unutmamak ve unutturmamak için… Filmi izleyip de duygulanmamak san›r›z mümkün de¤il, hele hele siz de babas›z kalm›flsan›z, hele hele siz de “otoriteyi sertlikle eflde¤er tutan” babalardan birine sahipseniz… Baz› çocuklar›n yaflarken bile ifade edemedikleri baba sevgileri sonras›nda tak›lm›fl bir dü¤üm olarak kal›r bo¤azlar›nda. San›r›z insanlar›n a¤lamas› sadece filmde yaflanan trajik geliflmelere de¤il, ayn› zamanda kendi yaflayamad›klar›yla, ifade edemedikleriyle film aras›nda ba¤ kurmalar›ndan, özdefllefltirmelerinden kaynaklan›yordu. An-
Hayat da böyle de¤il mi? Yasanm›fl ya da yaflanm›fl olma ihtimali yüksek bir hikaye. Etiyle kan›yla kahkahalar›yla içimizden birinin hikayesi. Hayat›n üstüne s›k› s›k› ayaklar›n› basan ama bir o kadar da düflleyen a¤layan gülen bir hikaye...Bir insan hikayesi. Boyundan büyük bir düfl dünyas›na sahip olan Deniz in a¤z›ndan babas›n›n hikayesinin özetini yakal›yorum: benim babam bir süpermen de¤ildi,benim babam bir süper kahramand›. Belki de sad›¤›n ‘yapt›klar›m›z hiç umurlar›nda olmad›’ sözüne o¤lunun a¤z›ndan yan›t
cak filmin en güzel taraflar›ndan biri Irmak’›n üzüntüyle nefleyi, k›zg›nl›kla yumuflakl›¤›, güldürmeyle a¤latmay› ayn› anda becermesi. Emek harcamadan ve oyunculuk ö¤renmeden flan ve flöhret için, rating u¤runa beyazperde de yer alanlar›n vasat oyunculuklar›n› düflündü¤ünüzde, Irmak tiyatro kökenli ve gerçekten baflar›l› oyuncularla çal›flarak güzel bir oyunculuk yakalam›fl filmde. E¤er Ege’de büyüdüyseniz, bu sizin için herkesten daha fazla bir çocuklu¤a yolculuk demek. Siz kendi hesaplaflman›z› yapmad›ysan›z, gözlerinizin daha çok fliflmesi bundand›r. Filmin eksikliklerinden biri, tamamen babaya odaklanmas› ve yaflam›n› yitiren annenin film boyunca hiç etkisini hissettirmemesi. ‹kinci ve önemli bir eksiklik olarak kendini gösteren ise Irmak’›n yapt›¤› dizilerde de kendini hissettiren y›lg›nl›k… Filmde “çekip gidemeyen” arkadafl› Sad›¤a soruyor: “geriye dönme flans›n olsayd›, yine ayn›s›n› yapar m›yd›n?” Sad›ksa, “ne gidebildi¤ini, ne de kalabildi¤ini” dile getiriyor, “sahip olduklar›m› da götürerek gitmek isterdim” diyor. Bu ortada kalm›fll›k hali film boyunca kendini hissettiriyor. “Ben bu memleket için çal›flt›m, ama memleketin umrunda bile de¤ildim” sözü onun y›lg›nl›¤›n› dile getiriyor. Oysa, devrime gönül vermek sadece bir dönemde geçerli olabilecek bir durum de¤il, kiflisel olarak siz yenildi¤inizde bile, sizin d›fl›n›zda ak›p giden, de¤iflen,dönüflen bir hayat ve buna ba¤l› olarak devam eden bir mücadele var. Eskisi gibi ça¤layanlar gibi coflkuyla de¤il, sessiz ve durgun aksa bile böyle bu… “Biz devrimi çok sevmifltik” türünden her fleyin geçmiflte kald›¤›n› ifade eden sözler de¤il, “Direnenler de var bu havalarda…” diyenler var. Irmak, politik bir film yapmak gibi bir iddias› olmad›¤›n› söylüyor, hayat›n kendisi bafll› bafl›na politik de¤il mi? Medyada devrimcilere, solculara dair yans›yanlar›n hep eskide, geçmiflte kalm›fl nostaljik bir özlem olarak yans›mas›na flafl›rmamal› asl›nda, ama böyle güzel oyunculuklar, güzel diyaloglar içerisinde daha çok ar›yor gözler görmek istedi¤ini…Biliyoruz ki, bir gün birileri “hep bir a¤›zdan umudun türküsünü” söyleyenleri de yans›tacak beyazperdeye, zaman›nda Y›lmaz Güney’in yapt›¤› gibi…
veriyordu yazar, kimbilir... Birileri umursuyor... Filmde her kare özenle haz›rlanm›fl, parçalar iyi birlefltirilmifl, çi¤ olan, abart›l› olmufl dedirtecek birfley yok. Hani herfley dozunda dense yeridir... Sadece hikayenin kendi gerçekli¤i can yak›yor. ‹flin ilginci tam gözünüzden dolu dolu bir damlac›k afla¤›ya inerken kahkahay› bas›veriyorsunuz... Hayat da böyle de¤il mi?.. Baz›lar›m›z›n ya da art›k pek ço¤umuzun özlem duydu¤u o kocaman ‘büyük bir aile’ kavram›n› dolduran nitelikte film. Kimse sahte de¤il aile içi kavgalar› küslükleri ama gerekti¤inde dayan›flmay› mutlulukla ve ac› bir bak›flla izledi¤imiz Egeli bir aile... ‹zlemekle kalmay›p birilerine daha izletilmeli bence... Bal›kesir’den bir YDG okuru
37
25
16-29 Aralık 2005
Devrimci bak›fl aç›s›yla Picasso
Yaklafl›k bir ayd›r tüm televizyonlarla ve reklâm panolar›yla Picasso sergisinden haberdar olduk. Bu konuda birçok farkl› yorum karfl›m›za gazete sayfalar›nda ve ekranlarda ç›kt›. Baz›lar› sadece Sabanc›’n›n “büyük” vasiyetinden ve organizasyonun önem ve mükemmelli¤inden bahsederken; baz›lar› devlet büyüklerinin sergiye olan ilgisizli¤inden dem vurmaktayd›. Gerçekten de Sabanc› için veya arkadafl guruplar›yla beraber kuyru¤a giren “sanat merakl›lar›” için önemli olan Picasso’nun sanat› ya da kimli¤i midir? Bu soruya yan›t›m›z nettir. Asl›nda amac›ndan sapt›r›lm›fl daha çok para kazanman›n arac› haline getirilmifl ve “elit sanat merakl›lar›na” hitap eden bir Picasso sergisi ile karfl› karfl›yay›z. Burjuvazi her alanda oldu¤u gibi sanat ürünlerine de meta olarak bakar ve sanatç›lar› da markalaflt›rarak sanat ürününü kendi tekeline al›r. Özellikle de resim sanat›n› kara para aklaman›n ve vergi kaç›rman›n bir arac› olarak görür. Ak›ll› bir yat›r›m olarak gördü¤ü bu ifli “sanata” ve “elit sanat merakl›s›na” hizmet ad›yla yapar. fiu an gündemde olan Picasso sergisi de bunun bir örne¤idir. Sabanc›lar bu yolla harcad›klar› paran›n çok daha fazlas›n› ceplerine indireceklerdir. Sanat›n farkl› dallar›, içi boflalt›lm›fl bir biçimde halka sunulurken resim sanat› halktan neredeyse tamamen kopart›lm›flt›r. Çeflit çeflit popüler kültür ürünü, pop-arabesk parçalar›, çeteleri, uyuflturucuyu, feodal ve dini gericilikleri öven TV dizileri, teflhirden ibaret danslar› büyük bir ba¤›ml›l›kla takip etmesi sa¤lanan halk, resim sanat›yla sokak ressamlar›n›n d›fl›nda pek karfl›laflmaz, merak da etmez olmufltur. Resimden anlafl›lan ise bir sanat ürününden çok, gerçe¤ini en iyi flekilde tasvir eden bir yap›t olarak s›n›rl› kalm›flt›r. Bu nedenle, toplumsal bir içerik ve anlam tafl›yan Picasso’nun resimleri, halk›n ilgisini çekmemifl, burjuvazinin elinde bir meta haline gelerek, amac›na hizmet edemez k›l›nm›flt›r. Bunu sa¤lamak için kullan›lan araçlardan birisi de e¤itim sistemidir. ‹stenilen, sorgulayan ve yaratan insanlar yetifltirmek de¤il, ‘yüce bir ulusun’ tarihini ezbere bilen ve uykular›nda bile bunlar› say›klayan, de¤iflimden ve farkl› olandan korkan bir insan sürüsü yaratmakt›r. Hepimiz hat›rlar›z okullarda y›llarca resim e¤itimi yerine 10 Kas›m, 23 Nisan vb. günlerin “anlam ve önemini” anlatan resimler çizmemiz istenmifltir bizden. Bugün de biçim-içerik dengesi bozulmufl bir sanat anlay›fl› önümüze konulmaktad›r. Burjuvazi taraf›ndan “sanat” ürünlerinin halka, yaflanan toplumsal sorunlara dair
vb. bir içeri¤i olmas›n›n gereksiz oldu¤u, yaln›zca biçimsel güzelli¤in ve estetik kayg›lar›n güdülmesi gerekti¤i ezberletilmektedir. Burjuvazi yaln›zca bu yolla sald›rmamaktad›r. Burada sistem her zamanki yola baflvurur “inkâr edemiyorsan içini boflalt!”. Tarihe damgas›n› sanat›n›n yan› s›ra düflünceleriyle de vuran Picasso’yu Sabanc› için bile inkâr etmek mümkün de¤ildir. Bizim yeterince sahiplenemedi¤imiz devrimci sanatç› Picasso, sistem taraf›ndan “sahiplenilmifl” ve burjuva sanat merakl›lar›na pazarlanm›flt›r. Daha önce de Naz›m Hikmet’ten Y›lmaz Güney’e, Frida Kahlo’ya pek çok devrimci sanatç›n›n içini boflaltma çabalar›na girilmifltir. Onlar› anlatt›¤› iddia edilen yaz›larda ve filmlerde onlar›n salt özel yaflamlar›n› çarp›tarak öne ç›karan, siyasi düflüncelerini ise bunlar›n yan›nda bir e¤lence olarak gösteren birçok “yap›ta” tan›k olduk. Picasso’yu anlatt›¤› iddia edilen “Picasso’yla Yaflamak” filmi de bunlardan biriydi. Hat›rlarsak ‹spanya ‹ç Savafl›’nda Pazar yerindeki katliam› temsilen yapt›¤› Guernica tablosu, filmde iki kad›n›n Picasso için kavga ederken, onlara ald›rmadan yapt›¤› bir tablo olarak gösteriliyordu. ‹flte burjuvazinin sanat anlay›fl› budur ve sanatç›y› da bu anlay›fla sahipmifl gibi sergilemektedir. Bir sanat ak›m›n›n, Kübizmin temsilcisi büyük sanatç› Picasso da böylece gerçek izleyicisi olmas› gereken halktan kopart›lm›fl olmaktad›r. Emperyalist ve kapitalist ülkelerdeki devrimci sanat yaklafl›m›yla elbette ki ülkemiz gibi yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerdeki devrimci sanat yaklafl›m› farkl› olacakt›r. Halklar›n tüm tarihi kültürel birikim sürecinin gerisinde b›rak›lm›fl olmas› bir yana, emperyalist ülkelerdeki burjuva demokrasisi ve teknolojik ilerleme kayg›s›yla yap›lan akademik e¤itimin de gerisinde kalan yar›-sömürge ülkelerin halklar›, kültür sanat alan›nda olan geliflmelere daha yabanc›d›r. Yukar›da da ifade etti¤imiz gibi bizim ülkemizde uygulanan e¤itim sistemi, birikmifl olan kültürel bilgileri aktarmak ve gelifltirmekten oldukça uzakt›r. Bu nedenle Picasso’nun y›llarca sürdürdü¤ü çal›flma ve
üretimden sonra ulaflarak kulland›¤› tarz, sanatsal anlamda büyük bir s›çrama olmas›na ra¤men halka yabanc› gelir. Uzun y›llar farkl› tarzlarda çal›flmalar ve eserler veren Picasso’nun gerçekçi kayg›lara da oldukça iyi yan›t veren pek çok eseri bulunmaktad›r. ‹lerleyen süreçte Picasso, çal›flmalar›n›n sonucu olan bir sanat ak›m›n›n yarat›c›lar›ndan biri olmufltur. Kübizm olarak adland›r›lan bu sanat ak›m›n›n birkaç ana hatt› vard›r. ‹lk ç›k›fl›n› Cezanne’nin nesneleri geometrik flekiller olarak görme mant›¤›yla temellerini att›¤› Kübizm ak›m›, bu anlay›flla beraberinde resme 4. boyutu yani zaman kavram›n› ekleme ve nesneleri analitik yani parçal› ve çözümlemeli bir flekilde resmetme düflüncesiyle tam bir sanat ak›m› haline geldi. Picasso’nun resimlerinde gördü¤ümüz k›r›k aynadaki yans›maya benzeyen görüntüler, geometrik flekillerle ifade edilmifl desenler, analitik sorgulamaya ve nesneleri oluflturan geometrik flekilleri ön plana ç›karma yaklafl›m›na uygun örneklerdir. Yine Picasso’nun resimleri içinde, ayn› nesnenin farkl› aç›lardan
görüntülerinin iç içe geçmifl flekilde görmemiz ise resme zaman kavram›n› nas›l katt›¤›na bir örnektir. Bu ak›mlar›n do¤uflunu, uzun zaman devam eden sanatsal çal›flmalar›n birikimiyle ortaya ç›kan nitel bir s›çrama olarak de¤erlendirebiliriz. Tekrar biz devrimcilerin bu konuya ve genel olarak sanat çal›flmalar›na bak›fl aç›m›za geri dönersek; kültürel ve sanatsal çal›flmalar›m›z›n içerik olarak, halk› öz kültürüne ve kurtulufl mücadelesine yönlendirecek özde, fakat ülkemizin sosyoekonomik yap›s› gere¤i teknik olarak yal›n ve biçimsel olarak aç›k anlat›lar›n kullan›ld›¤› bir tarzda olmas›n› sa¤lamal›y›z. As›l olarak hiçbir anlat›m biçimini reddetmesek de, flu günkü durum aç›s›ndan böyle bir tarz› benimsememiz gerekti¤i aç›kt›r. Devrimci mücadeleyi gelifltirebildi¤imiz ve halk› de¤ifltirip dönüfltürebildi¤imiz oranda, halk›n Picasso gibi, içerik olarak benimsedi¤i fakat anlat›m biçimi ve tarz olarak yabanc› hissetti¤i sanatç›lar› sahiplenece¤i hatta içersinden daha büyük sanatç›lar yetifltirebilece¤ini kabul görmek gerekir.
“Kad›na fiiddete Hay›r” Fransa’n›n St. Brieuc flehrinde 3 Aral›k 2005 tarihinde, FT‹F’e ba¤l› olan Enternasyonal Gençlik ve Kültür Derne¤i’nde düzenlenen “Kad›na fiiddete Hay›r” seminerine yaklafl›k 50 kifli kat›ld›. 25 Kas›m 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde Faflist Trujillo yönetimi taraf›ndan önce tecavüz edilip sonra da hunharca katledilen Patria, Minerva, Maria Mirabal kardefllerin özgülünde baflta Clara Zetkin, Rosa Luxemburg, Çiang Çing olmak üzere halklar›n özgürlük ve demokrasi mücadelesinde flehit düflen tüm devrimci kad›nlar›n ve devrim flehitlerinin an›lar›na bir dakikal›k sayg› duruflu ile bafllayan seminerin aç›l›fl konuflmas›nda kad›n haklar›n›n da insan haklar› oldu¤unun alt› çizildi.
Aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan Fransa Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu (FT‹F) ad›na Kad›n Sorumlusu arkadafl söz alarak, “Kad›n sorunu temelde insanl›k sorunudur. Bu anlamda kad›nlar›n kurtulufl mücadelesi toplumun kurtulufl mücadelesinden ayr› ele al›namaz. Ne varki o sürece ulafl›ncaya kadar ezilenlerin ezileni, sömürülenlerin sömürüleni olan kad›nlar toplumda hak arama ve eflitlik mücadelesini sürdürmek zorundad›rlar. ‹flsizli¤in her geçen gün 盤 gibi büyüdügü, sosyal haklar›n her gün biraz daha t›rpanland›¤›, yoksul halk gençli¤inin okuma ve ö¤renim hakk›n›n elinden al›nd›¤›, kad›na yönelik fliddetin dünya genelinde önlenemez bir hal ald›¤› bir süreçte kad›nlar ve anneler olarak art›k aya¤a
kalkmak ve çocuklar›m›z›n gelece¤ini sahiplenmek zorunday›z” fleklinde konufltu. Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu (AT‹K) ad›na Kad›n Komisyonu’nundan bir arkadafl ise, kad›nlar›n gördü¤ü fliddetin boyutlar› üzerinde önemle durarak, çeflitli istatistiki bilgiler verdi. Son bölümde ise, kat›l›mc›lar›n görüfllerine yer verildi. Söz alan arkadafllar kad›n sorunun çeflitli noktalar›na de¤inirken esas sorunun devrim sorunu oldu¤unun alt›n› çizdiler. Karfl›l›kl› soru/cevap bölümünün ard›ndan FT‹F ve AT‹K’ten kat›lan seminerci arkadafllar, seminere kat›lan arkadafllar›m›za teflekkür ederek, bir sonraki etkinlikte buluflmak üzere veda ettiler. (Fransa Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu)
16-29 Aralık 2005
26
37
‹nanç yüklü yüreklere ve düflen tüm canlar›m›za bir selamd›r direnifl!..
Ac› ve hüznün 盤l›¤› m›d›r kulaklar›m›z› sa¤›r edercesine t›rmalayan, yoksa direniflin ve coflkunun gür ve melodik sesi midir vücudumuzun tüm hücrelerini titreten ve aya¤a kald›ran? Ac›lar›na, kay›plar›na, sanc›lar›na katlan›p boyun e¤mek midir onurlu olan; yoksa tüm haks›zl›klara, dayatmalara karfl› baflkald›rmak isyan etmek midir? Kurflun ve kan, atefl ve barut, sald›r› ve direnifl 19 ARALIK 2000… Aylardan Aral›k, y›l 2000. E Tipi olarak adland›r›lan hapishanelerde devrimci ve komünist tutsaklar›n direniflleri sonucu birçok hak kazan›lm›flt›r. Ortak bir yaflam, yo¤un paylafl›m ve üretimin hakim oldu¤u bu hapishaneler faflizmi rahats›z etmekteydi. Bu durumu bozmak için ise F Tipi denilen hücreleri yapm›flt›. 19 Aral›k kanl› katliam›n› da buralara geçifl için yapm›flt›. Tam bir y›l devletin bütün kurumlar› bu plan üzerinde çal›flm›flt›. Aral›k ay›yd›. So¤uktu. ‹stanbul’un Ümraniye denilen ilçesine ve ayn› ad› tafl›yan hapishanesine kar ya¤›yordu. Açl›k grevindeydik. Çetin bir direnifl daha olacakt›. Daha önce benzer örnekleri yaflanm›fl ve zaferle ç›k›lm›flt› bu süreçlerden. Ama bu sefer durum biraz daha farkl›yd›. Ölüm orucuna erken bafllayan üç siyaset vard› ve yap›lan görüflmelerden sonuç al›namam›fl, süreç t›kanm›flt›. Saat sabah›n 5’i nöbetçi yoldafllar›n “herkes kalks›n içeri asker giriyor” uyar›s›yla f›rlad›k yataklar›m›zdan. Bir gün öncesinin tatl› bir yorgunlu¤u vard› hepimizin üzerinde. Sald›r›dan bir gün önce bir moral etkinli¤i düzenlemifltik. Skeçler, halaylar, türkü ve marfllarla dolu dolu geçen coflkulu günün tatl› yorgunlu¤uydu üzerimizdeki. Birkaç saniye içinde giyindik daha öncesinden kendimizi korumak için elimizdeki malzemelerden ufak çapl› ilkel savunma aletleri yapm›flt›k. Sorumlu yoldafl-
lar›n bunlar› da¤›tmas› ve görev bölüflümü yapmas›n›n ard›ndan, herkes di¤er devrimci dostlar›m›zla birlikte siperlere koflmufltu. Ben ve birkaç yoldafl ana malta denilen büyük koridora ç›kt›k. Bu bölüm bizlerin elindeydi. Arada adli tutsaklar›n bölümüne aç›lan bir demir parmakl›kl› bölme vard›. Ko¤ufl kap›lar›n› sökerek bu kap›ya yüklendik. Amac›m›z bu kap›y› açarak üst kata ç›kmak, buray› kontrol alt›na almakt›. Buray› ele geçirdi¤imiz zaman düflman›n hapishaneyi ele geçirmesi çok zor olacakt›. Bu nedenle yükleniyorduk kap›ya, düflman da bu arada üzerimize atefl aç›yordu. Önce plastik mermi kulland›lar, sonra saçma ve en son gerçek mermi. Buna ra¤men ›srarla kap›y› zorluyorduk, bir ço¤umuz ald›¤›m›z darbelerle yaralanm›flt›k. Düflman›n atefli art›rmas› üzerine kap›y› k›rmaktan vazgeçerek buraya barikat kurmaya bafllad›k. Bu arada dakikalar sonra bir taraftan atefl açarken di¤er taraftan “teslim olun” ça¤r›s›nda bulunuyordu faflizmin rütbelileri… Bu ça¤r›lara karfl› cevap aç›k ve netti, “Teslimiyet yok, direnifl var.” Ad›na “Hayata dönüfl” demifllerdi katliam›n. Yaflam felsefeleri hayatlara son vermek olanlar›n hayata döndürmeleri de ancak böyle pervas›z ve kanl› olabilirdi. Bu arada aradaki duvar, demir parçalar›yla yaklafl›k bir saatlik bir u¤rafltan sonra delinmifl ve kad›n yoldafllar bizim tarafa geçmiflti. Bizim bulundu¤umuz bölümün birçok girifli vard›. Bütün bölümlere barikatlar kurulmufltu. ‹lk sald›r› dalgas› atlat›ld›ktan sonra televizyon ve radyolardan ö¤rendik ki, sald›r› 20 hapishanede ayn› anda yap›l›yordu ve hemen her yerde direnifl vard›. Bu arada flehit haberleri de gelmeye bafllam›flt›. Her flehit haberinden sonra öfkemiz, kinimiz daha fazla art›yor, sloganlar›m›z› daha bir güçlü hayk›r›yorduk. Bu durum düflman› kudurtuyor, daha azg›n sald›r›yordu.
Zaman h›zla ak›p gidiyor, düflman tüm araçlar›n› devreye sokarak yükleniyordu. Tavanlar› delerek üzerimize gaz bombalar›, kimyasal bombalar at›yor ve bu açt›¤› deliklerden yayl›m atefliyle üzerimize atefl aç›yordu. Islak havlular›m›z ve karbonatl› sularla, at›lan bombalar›n etkisini azaltmaya çal›fl›yorduk ancak o kadar çok at›lm›flt› ki, göz gözü göremez olmufltu. Zehirlenenler, yaralananlar C-3 ko¤uflunda ayakta tedavi ediliyor, yaras› sar›lanlar hemen geri barikatlara kofluyordu. Bu arada Ahmet ‹bili adl› tutsak kendini yakarak düflmana do¤ru koflmufl, pani¤e kap›lan düflman›n açt›¤› çarpraz atefl sonucu bir uzman çavufl öldürülmüfltü. Birinci gün bitmifl, ikinci gün bafllam›flt›. Hava so¤uktu, uykusuz yorgunduk. Ancak yüzlerde en ufak bir karars›zl›k yoktu. Düflmana odaklanm›flt› herkes… Sald›r› giderek artm›fl üstten ve yanlardan alan darlaflm›flt›. Geri çekilmek bir sonraki kap›ya barikat kurmak gerekiyordu. Bu arada geri çekilen yerlerdeki ko¤ufllar yak›lacakt›. TKP/ML tutsaklar›n›n bulundu¤u D-34 ko¤uflu da yak›lacakt›. Y›llar›n eme¤iyle haz›rlanan onca materyal ve kapal› duvarlar ard›ndaki süreci yaflan›l›r k›lan onlarca parti de¤eri. Bir kibrit çak›lacak ve her fley kül olacakt›. Bu durum hepimizde büyük burukluk yaratm›flt›. Düflmana en küçük bir de¤erimiz kapt›r›lmamal›yd›. Ve öyle oldu son kibriti çakan 4 günlük Ümraniye direniflinin komutanlar›ndan olan Muharrem Horoz yoldaflt›. Bu de¤erlerin yarat›lmas›nda onun da çok eme¤i vard›. Ve çakarken kibriti, gözleri dolmufl, a¤lamakl› olmufltu… Zaman ilerliyor düflman yükleniyordu. Ama korkusu çok büyüktü, kontrollü ilerlemek istiyordu. Anlam›flt› ki, kolay kolay teslim olmayacakt› devrimciler, her ne kadar ayn› mekanlar› paylaflt›klar› bir tak›m güçler teslim olsa da. Demir kap›n›n, kör pencerenin, yast›¤›n, ranzan›n, konuflacak dili olmasa da beton duvarlar›n tan›kl›¤›nda gerçeklefliyordu her fley. D›flar›da haber alamasak da ailelerimizin, yoldafllar›m›z›n bir fleyler yapt›klar›n› biliyorduk. Biz direniyorduk. Son kerteye kadar da bu böyle olacakt›. Son Çanakkale Hapishanesi de düflmüfltü. Bir tek Ümraniye kalm›flt›. Ümraniye Hapishanesinin hem fiziki yap›s› uygundu, hem de burada yaklafl›k 400 devrimci ve komünist tutsak kalmaktayd›. Di¤er hapishanelere oranla uzun sürmüfltü bu nedenle buradaki direnifl. fiehitlerimiz ve a¤›r yaral›lar›m›z vard›. Direnifl sürüyordu. Üçüncü günün sonunda iki gruba ayr›lm›flt›k. Bir k›sm›m›z konferans salonu denilen yere, bir k›sm›m›z ise C-3 ko¤ufluna çekilmifltik.
KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER
Ali Y›lmaz
Ali Kepez
Ali Y›lmaz: 1956 y›l›nda Bingöl’ün K›¤› ilçesinde do¤an Ali Y›lmaz, TKP/ML’nin düflünceleriyle küçük yaflta tan›flt›. TKP/ML üyesi ve T‹KKO ‹stanbul Bölgesi Gerilla Komutan› olarak faaliyetini sürdürürken Maltepe-Gülsuyu’nda tutsak düfltü. ‹flkencehanelerde taviz vermeyerek düflman› ç›lg›na çeviren Ali Y›lmaz 24 Aral›k 1978’de katledildi. Mustafa fiiflman: Sivas do¤umlu olan Mustafa fiiflman Proletarya Partisinin yürüttü¤ü “MHP, ÜGD kapat›ls›n, M‹T Kontr-Gerilla da¤›t›ls›n” adl› kampanyan›n afifllerini asarken Topkap› Mithatpafla’da bir fabrika bekçisinin açt›¤› atefl sonucu katledildi. Ali Kepez: Marafl Elbistan do¤umlu olan Ali Kepez TKP/ML’nin düflünceleriyle ‹stanbul’da tan›flt›. Ümraniye gecekondu yap›m›nda çal›flt›. Daha sonra yurtd›fl›na ç›kan Kepez, burada kald› evde ç›kan yang›nda yaraland›. Kepez kald›r›ld›¤› hastanede 23 Aral›k 1979 y›l›nda yaflam›n› yitirdi. Ölüm Orucu fiehitleri: Berkant Abatay, 20 Aral›k 2002 (DHKP-C) Feda eyleminde flehit düflenler: Hatice Sergül Albayrak, 26 Aral›k 2004 (DHKP-C) Tahliye olduktan sonra bedenini tutuflturarak F tiplerini ve tecriti protesto etti. Yaflar Okçuo¤lu: 1956 Elaz›¤ Karakoçan Okçiyan Köyünde do¤du. 1976 y›l›nda THKPC/ML saflar›nda örgütlenen Okçuo¤lu, Dev-Maden Sen’in kurucular› aras›nda yer al›r. 1980 AFC’sinden sonra polisten kaçmaya çal›fl›rken vurularak a¤›r yaralan›r. 21 gün sonra 26 Aral›k 1980’de flehit düfler. Erkan Uzunemina¤ao¤lu: 1956 y›l›nda Artvin’in Borçka ilçesinde do¤du. Devrimci-Yol’un önderleri aras›nda yer ald›. 12 Eylül sonras› Artvin bölgesinde oluflturulan silahl› direnifl birli¤inin sorumlulu¤unu üstlendi. 26 Aral›k 1980’de Artvin fiavflat’ta TC askerleri ile girilen çat›flmada flehit düfltü.
27
37 Burada yeni barikatlar kuruldu. Düflman›n barikat›n bafl›na kadar geldi¤i, seslerinden ve ifl makinelerinin çal›flmas›ndan anlafl›l›yordu. E¤er burada kal›rsak erken düflecekti mevzimiz. Yeniden söküldü barikatlar ve sloganlarla kofltuk düflman›n üzerine, büyük bir pani¤e kap›lm›fllard›. Daha önce deldikleri iki barikat› aflarak eski yerlerine geri döndüler. Ve yayl›m atefline bafllad›lar. Her yan›m›zdan kurflun geçiyordu. Yere yatt›k ama nafile, tavandan ve duvarlardan seken kurflunlar birçok kifliyi yaralam›flt›. Yaral›lar›m›z› alarak geri çekildik. Ancak eski barikatlar› yeniden sa¤lamlaflt›rm›flt›k. ‹fl makineleri devreye sokulmufltu. Duvarlarda kocaman delikler açm›fl, buradan üzerimize atefl ediyorlard›. Çat›lara yerlefltirdikleri
keskin niflanc›lar camlardan direkt niflan alarak atefl aç›yorlard›. YEN‹LEN K‹M? Uykusuz, so¤u¤un iliklere iflledi¤i dört gün boyunca direndik, teslim olmad›k zebanilere. Sorar›m size asl›nda yenilen, zay›f olan kim? Her türlü teknolojik araçla dört duvar aras›ndaki tutsaklara sald›ran ve teslim alamayan faflist sistem mi, yoksa difle difl, kana kan yürekleri ve inançlar›ndan baflka silahlar› olmad›¤› halde, günlerce direnen ve teslim olmayanlar m›? Biz teslim olmad›k hiçbir zaman. Belki geçici yenilgiler ald›k, ancak ne 19 Aral›k’ta 20 hapishanede, ne de sonras›nda götürüldü¤ümüz, a¤›r iflkencelere tabi tutuldu¤umuz F Tipi
hücrelerde. Hücrelere girmek teslim olmak de¤ildi/de¤ildir. Esas olan direnifltir ve bu da hala devam ediyor hücrelerde. fiekli de¤iflmifl olsa da. Birkaç sayfal›k bir yaz›yla ne kadar anlat›labilir orada yaflananlar ve boyutu bunu bilemiyorum. Belki duvarlar›n dili olsayd› bizden çok daha iyi anlatacakt› yaflananlar›. Belki duvarlar›n dili olmayacak hiçbir zaman, ancak gören göz, duyan kulak, konuflan dil ve ön önemlisi de tarih unutmayacak ve unutturmayacak yaflananlar›. Hesap sorma iflini mi? Bu konuda hiç kimsenin kuflkusu olmas›n, silah tutan el, Partizan öfkesini patlatan inanç yüklü yürekler soracakt›r elbet bir gün. Çank›r›’da, Sivas’ta oldu¤u gibi... Katliam›n tan›¤› eski bir tutsak
K›flk›rtma ve yalanla gelen bir katliam: MARAfi Katliamlar Osmanl›’dan TC’ye her daim egemenlerin bir yaflam politikas› olarak hayat bulmufltur yaflad›¤›m›z topraklarda. Yafll›-genç, erkek-kad›n ayr›m› yap›lmaks›z›n uygulanan her katliam bir utanç tablosu olarak yaz›ld› hep tarih sayfalar›na… Her katliam›n tablosu, açl›kla, yoksullukla bo¤uflan insanlar›n cans›z bedenleri olarak kald› haf›zalar›m›zda. Dersim’de, Sivas’ta, Çorum’da Alevi olduklar› bahanesiyle katledildi insanlar. Bu katliamlara Alevi-Sünni çat›flmas› yaftas› vurulmak istendi egemenler taraf›ndan. Halklar birbirine karfl› yalan ve provokasyonlarla k›flk›rt›larak düflmanl›k ortam›na sürüklenmeye çal›fl›ld›. Ve her katliam sömürücü s›n›flar›n halka karfl› kulland›¤› en vahfli ve en kanl› yöntemler oldu. Katliamlar›n özellikle egemenlerin ekonomik ve siyasi olarak yaflad›¤› istikrars›zl›¤›n boyutland›¤›, s›n›f mücadelesinin geliflti¤i süreçlere denk gelmesi Alevi-Sünni çat›flmas› tezini bir kez daha yalanl›yordu. 1978’de Marafl’ta yaflanan katliam da bu etkenlerin toplam› olarak hayata geçirildi. Marafl katliam› devletin aç›k ve gizli kurumlar›, resmi devlet güçleri, kontr-gerilla ve MHP’de odaklanm›fl sivil faflist hareketin organizasyonuyla gerçekleflti. 12 Mart darbesinin ard›ndan 7576’larda ekonomik kriz içindeki egemenler bu süreçte artan s›n›f çeliflkilerini ve devrimci örgütlerin kitleselleflmesini engelleyebilmek için planlad› böylesi bir katliam› ve ad›na da AleviSünni çat›flmas› dedi. Marafl’ta 19 Aral›k 1978’te Çiçek Sinemas›’nda “Günefl Ne Zaman Do¤acak” isimli antikomünist bir film oynat›l›rken tahrip gücü çok düflük bir bomba patlat›l›r. Bu, uzun zamand›r planlanan katliam politikas›n›n ilk aya¤›n› oluflturuyordu.
Çünkü hemen bu olay›n ard›ndan devlet “solcular camiyi ve sinemay› bombalad›” propagandas›n› yapt›. Bu propaganda sonras› faflistler 20 Aral›k’ta solcu ve Alevilerin yo¤un olarak kulland›¤› Ak›n K›raathanesini bombalad›. 21 Aral›k’ta ise TÖB-DER’li ö¤retmenlerden Hac› Çolak ve Muzaffer Yüzbafl›o¤lu faflistler taraf›ndan tabancayla vurularak öldürüldü. Katledilen ö¤retmenlerin cenazelerine de sald›ran katiller sürüsü burada da üç kifliyi daha katletti. Art›k Marafl’›n her soka¤› faflist sald›r›larla yank›lan›yordu. Alevilerin evleri önceden k›rm›z› boyalarla iflaretlenerek daha sonra buralara yap›lan sald›r›larda tespit edilen mekanlar yak›ld›. Kad›n-erkek, yafll›genç demeden bir katliam yaflama geçirildi. “Daha önceden tasarlanm›fl olan katliamlar Alevilerin gerici Sünniler taraf›ndan katledilmesiyle devam etti. Sokaklardaki bu durum direkt olarak
okullara yans›d›. Sol-alevi çocuklar› diye saptanan çocuklar bask› gördü, e¤itim aksad›. En önemlisi de Marafl’a girifl-ç›k›fllar devlet taraf›ndan yasakland›. Ana-baba gününe dönen Marafl sokaklar› devlet eliyle atefle verildi. Aleviler ve Sünniler birbirini yesinler diye serbest bir arenaya çevrilen Marafl’ta bir de su zehirlidir diye halk bir hafta suyu kullanamad›. Temel g›da maddeleri piyasadan kesildi. Onlar da yine zehirlenmifl korkusuyla yenilmedi. Hat›rlad›¤›m kadar›yla olaylar bafllamadan önce evler Alevi-Sünni fleklinde ayr›ld›. Zaten katliamc›lar sa¤-sol tefrikas›n›n yetmeyece¤ini anlay›nca ifli Alevi-Sünni düflmanl›¤›na dökerek “Allah’›n› seven Alevileri öldürsün” sloganlar› ile hamile kad›nlar, çocuklar, yafll›lar demeden adeta do¤ray›p kan gölüne çevirdiler Marafl’›…” Olay› yaflayan bir tan›¤›n anlat›mlar› Marafl katliam›n›n en yal›n ifadesidir asl›nda. Ve sonuç…
16-29 Aralık 2005 GÜN’DE DÜN… 16 Aral›k 1- Faflistler ‹stanbul Befliktafl’ta bir kahveye bomba koyarak 5 kifliyi katlettiler. 19 Aral›k 1969. Amerikan 6. Filosu, ‹zmir’e geldi. Filonun gelifli protesto edildi ve Amerikal› denizciler tartakland›. 21 Aral›k 1990. Lice Kaymakaml›¤›’na bask›lar› flikayet etmek için giden köylülere atefl aç›ld›, 1 kad›n ve 1 çocuk öldü. Atefl açma emrinin Yüzbafl› Salih Eryi¤it taraf›ndan verildi¤i iddia edildi. 24 Aral›k 1979. Tüm Ö¤retmenler Birleflme ve Dayan›flma Derne¤i, TÖB-DER Kahramanmarafl katliam›n›n y›ldönümünde Türkiye çap›nda direnifl ve protesto eylemleri düzenledi. Eylemler s›ras›nda 4 kifli öldü, 4000 kifli gözalt›na al›nd›. 25 Aral›k 1970. Ankara’da Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu, Dev-Genç üyesi Nail Karaçam ile Mehmet Demir’e faflistlerin açt›¤› atefl sonucu Nail Karaçam katledildi. 26 Aral›k 1924. Vladimir ‹lyiç Lenin’in onuruna Petrograd’›n ad› Leningrad olarak de¤ifltirildi. 28 Aral›k 1970. Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu, Dev-Genç üyesi ‹lker Mansuro¤lu flehit düfltü. Mansuro¤lu, 5 gün önce, pusuya düflürülerek kurflunlanm›flt›. 1979. Kahramanmarafl katliam›n›n y›ldönümünde derse girmeme eylemine kat›lan 1.711 ö¤retmen görevden al›nd›. 29 Aral›k 1969. ‹stanbul Topkap›’daki Gamak Elektrik Motorlar› Yap›m Fabrikas›’nda polis iflçilere sald›rd›; fierif Aygül adl› iflçi öldürüldü, 28 iflçi yaraland›.
Katliam sonras› aç›klanan verilere göre 111 ölü, 1500 yaral›, 100’lerce gözalt›. Yak›lan, y›k›lan 210 ev ve 70 iflyeri. Bu resmi verilerin yan›s›ra çok say›da insan›n hastanelere gitmeyerek kendi tedavilerini kendi imkânlar›yla gerçeklefltirdi¤i biliniyor. Marafl katliam›n›n en çarp›c› noktalar›ndan birisi ise bu katliam›n “halkç›, solcu” maskesinin ard›na gizlenen faflist Bülent Ecevit’in baflbakan oldu¤u dönemde gerçekleflmesidir. Ne tesadüftür ki aradan 22 y›l geçtikten sonra tarih sayfalar› yine 19 Aral›k’› gösterdi¤inde 20 hapishaneye birden yap›lan di¤er bir kanl› katliamda dönemin baflbakan› yine “Halkç›(!), Solcu(!)” Ecevit’tir. Tarih, ezilenlerin gerçek dostlar›n›n kimler oldu¤unu göstermifltir, t›pk› özgür gelece¤in kimler taraf›ndan yarat›laca¤›n› gösterdi¤i gibi…
28
16-29Aralık 2005
37
Umutlar› ipotekleme yolu: Mortgage Pekçok emekçinin ald›¤› asgari ücret karn›n› doyurmaya yetmezken, “herkese ev” reklam›yla sunulan mortgage projesi, aldatmacadan baflka bir anlama gelmiyor. Bankalar› ve inflaat sektörünü hareketlendiren bu proje, tüketiciye de¤il arsa sahipleri ve inflaat flirketlerine kazand›r›yor. Umut ile ilgili bir çok fley söylenir. Bunlardan bir tanesi, aç›ld›¤›nda d›flar› f›rlayan nefret, kin, öfke, intikam gibi duygulara karfl›n “umut”un insanlar›n onu bulmak için çok bedeller ödedi¤i ve ödemesi gerekti¤i gerçekli¤idir. Bir di¤eri ise Umudun fakirin ekme¤i oldu¤udur. Yani “umut etmek” sadece ve sadece fakirlerin geceleri rüyalar›n› süsleyen fleyler olarak tasvir ediliyor ve bunun böyle kabul edilmesi sa¤lan›yor. “Umut etmenin” etkin bir fley de¤il, edilgen bir fley oldu¤u yan›lsamas› yarat›l›yor. “Sadece umut edebilirsin, onu isteme, onun için (umut ettiklerin için) hiçbir çaba içerisine girme” deniliyor. E¤er bunun tersini yaparsan bu sistemin bekas› için tüm zalimli¤iyle devlet karfl›n›za dikilecektir. Bugün her fley bu zalimlerin sömürü çarklar› aras›nda ezilmeye, yutulmaya çal›fl›l›yor. Fakirlerin ekme¤i olan umut bile bu sömürü çarklar› içinde, difllilerin aras›nda eziliyor, yutuluyor. Bugünlerde fakirlerin ekme¤i olan umudu, bu duygular› sömürmenin yeni bir yolu, ortaya at›ld›: Mortgage. Euro’ya Avro diyerek Türkçelefltirmeye çal›flanlar bu kelimeyi Türkçelefltirmiyorlar. Türkçelefltirildi¤i zaman ortaya ç›kabilecek çekincelerden ve ürküntülerden korkuyorlar. Mortgage; ipotekli konut finans sistemi olarak tan›mlan›yor ve gayrimenkul edinmede kullan›lan finansman yöntemlerinden biri olarak ortaya ç›k›yor. Türk Dil Kurumu (TDK) kelime manas› “tutu, ipotek, rehin” anlam›na gelen “mortgage” kelimesi yerine “tutulu sat›fl”› ö n e r i y o r. Kötü anlamlar ça¤r›flt›ran “ipotek” kelimesinden ›srarla kaç›n›yorlar. Ama sonuçta Mortgage, ipotek yoluyla ev satma sistemi olarak karfl›m›za ç›k›yor. Mortgage, genel olarak, konut sahibi olmak isteyenlere finans kurulufllar›nca, konut üzerinden tahsis edilecek ipotek karfl›l›¤›nda 15 ile 30 y›l gibi uzun vadeli konut kredilerinin kullan›lmas› temeline dayan›yor. “Kira öder gibi uzun vadeli ev sat›n alma sistemi” gibi “umutlara” yönelik bir pazarlama sistemiyle ortaya konulan Mortgage ile ülke egemenlerinin hedefledi¤i fleyler nelerdir? Aç›k olan fleylerden bir tanesi egemenlerin kendi ç›karlar›na hizmet etme-
yen bir fleyi bu denli parlatarak piyasaya sürmeyecek olmalar› gerçe¤idir. ‹nflaat sektörü ve bankalara yar›yor! Öncelikle belirtmemiz gereken noktalardan bir tanesi TC ekonomisinin “cari aç›k”la bo¤ufluyor olmas›d›r. ‹thalat ve ihracat aras›ndaki dengesizlik olarak ifade edilebilecek bu aç›k TC’nin ekonomik yap›s›n› allak bullak edecek bir seyir izliyor. Bir ülkenin ihracat yapabilmesi için gerekli ön koflullardan biri ülke içinde herhangi bir ürünü üretebiliyor olmas›n› gerektirir. Ülke içinde üretimin olmad›¤› ya da yeterli olmad›¤› koflullarda d›fl al›ma yönelinir. Bir ülkenin ekonomik olarak istikrara kavuflabilmesi, paras›n›n gerçek anlamda (reel olarak) de¤erini koruyabilmesi ve enflasyon gerçekli¤inin ortadan kalkmas›, paras›n›n ülke d›fl›na ç›kmamas›, çeflitli istihdam koflullar›n›n yarat›labilmesi için ülke içinde üretimin ve do¤all›¤›nda yat›r›m›n yap›labilmesi gerekiyor. TC ekonomisi yeni bir krizin a¤›r faturas›n› dengeleyebilmek amaçl› ülke içinde çeflitli önlemler almaya çal›fl›yor. Bunlardan biri de inflaat sektörü üzerinden yeni yat›r›mlar gerçeklefltirmektir. Böylelikle istihdam› art›rmak, paran›n ak›c›l›¤›n› sa¤lamak istemektedirler. Mortgage sistemi ile durgunluk sürecine giren inflaat sektörünü h›zland›rmay› amaçlayan Türk hakim s›n›flar›, ayn› zamanda bu sistemle iflin içine girecek olan bankalar›n, içinde bulunduklar› durgunluk sürecinden kurtulmas›n› sa¤lamaya çal›flmaktad›r. At›l durumda bulunan paran›n bank a l a r- i n fl a a t sektörübankalar arac›l›¤›yla harekete geçmesi ve yeni yat›r›mlar›n gerçekleflmesi sa¤lanmaya çal›fl›lmaktad›r. Mortgage sistemi nas›l iflliyor? Öncelikle bir ev edinmek isteyen, almak istedi¤i evin toplam tutar›n›n %25’ini nakit olarak bulundurmak zorundad›r. Al›nmak istenen evin deprem yönetmeli¤ine uygun olmas› gerekmektedir. Bu durum, bu evlerin 2000 y›l›ndan sonra yap›lm›fl olmas›n› gerektiriyor. Bu durum bafll› bafl›na bir evin fiyat›n› otomatik olarak 100 milyar civar›na ç›kartmaktad›r. Yani ev almak isteyen bir kimse cebinde 25 milyar lira TL’yi haz›r bulundurmak durumundad›r. Bu da bir emekçinin ev alabilmesini bafl›ndan zor bir duruma sokmaktad›r. Bundan sonra evin ka-
lan k›sm› bankadan faiziyle birlikte karfl›lanmaktad›r. Banka verdi¤i para karfl›l›¤›nda evi ipotek etmektedir. Ayr›ca ev almak isteyen kiflinin taksitleri ödeyememe ihtimaline karfl› sigorta yapt›rmas› ve 2-3 ay bu sigorta paras›n› yat›rmas› gerekmektedir. E¤er taksitler ödenemezse sigorta 2-3 ay taksitleri karfl›layacak, taksitler ödenmemeye devam ederse banka ev hayali kuran kiflinin maafl›na el koyacak, bu da yetmezse ya ev sat›lacak ya da banka ipotek karfl›l›¤›nda eve el koyacakt›r. Mortgage ile yarat›lan göz kamaflt›r›c› perdenin arkas›nda; borçlanma, ipotek, icra, bir emekçinin tüm hayallerinde yer alan sahibi oldu¤u bir evin mahkeme karar›yla elinden al›nmas› gibi tuzaklar yatmaktad›r. Bu sistemde; bir banka, müflterisi ad›na müflterinin talep etti¤i bir gayrimenkulü peflin parayla sat›n alarak mülkiyeti müflteriye devretmektedir. Ancak müflterinin bankaya borcunun karfl›l›¤› olarak mülk ipotek edilmektedir. Müflterinin bankaya borcunu belli bir ödeme plan›na göre, önceden belirlenmifl bir vade sonuna dek ayl›k ödemelerle kapatmas› gerekmektedir. Faizi unutulmadan! “Enflasyon tek hanelere inmeseydi, bu sistemin uygulanma olana¤› yoktu.” (Gazi Erçel Sabah; 29-08-2005) Bu cümle önemli bir sorunun gözler önüne serilmesine olanak sa¤l›yor. TC, enflasyonu dizginleyemezse ne olur? Gazi Erçel devamla flöyle bir uyar›da bulunuyor: “Ancak 5, 10 y›l veya daha uzun vadeli ipote¤e dayal› kredi almak için, kredi y›ll›k faizinin de tek haneli olmas› gerekiyor. Faiz ve buna iliflkin vergi ve masraf toplam›n›n y›ll›k bazda yüzde 9’luk bir maliyetin afla¤›s›nda gerçekleflmesi için de enflasyonun yüzde 3-4’lere inmesi, reel faizlerin de en fazla yüzde 4’ler civar›nda dolaflmas›, Türkiye’de sa¤l›kl› bir mortgage sisteminin temel tafl›n› oluflturuyor.” Peki böyle olmazsa ne olur: Örne¤in %20 faizle 10 y›ll›k bir kredi ald›n›z, vade sonunda, evin sat›fl fiyat›n›n yaklafl›k iki misli faiz ödemeniz gerekir. Bugün egemenler enflasyonu % 7-8 olarak aç›kl›yor. Bu rakam gerçek kabul edilse bile bu durumda, geliriniz her y›l yüzde 20 ve daha fazla oranda artmayaca¤›na göre, her y›l yaflam düzeyinizin afla¤› düflmesi kaç›n›lmaz oluyor. Asgari ücretin 350 milyon civar›nda, açl›k s›n›r›n›n 1 milyar civar›nda dolaflt›¤›n› düflündü¤ümüzde durum çok aç›k bir flekilde ortaya ç›k›yor. Bu flart-
larda bankadan kredi alan bir emekçinin yatmadan önce enflasyonun yükselmemesi için dua etmesinden baflka çaresi kalm›yor! E¤er enflasyon artarsa, enflasyona ba¤l› olarak faiz artacak, faiz art›nca al›nan evin fiyat› düflecektir. Zarar eden banka bundan ç›k›fl yolu olarak verdi¤i kredi faizinden daha yüksek oranda bir faizle para toplamaya çal›flacakt›r. Buna karfl›, kredi alanlar ise faiz yükselince daha fazla miktarda taksit ödemek zorunda kalacakt›r. Bu taksitlerin ödenememesi durumunda ise konutlar› elinden al›nacakt›r. “ABD’de 1980’lerin bafl›nda yükselen faizlerin, bu tür kredi vermek için kurulan ve “Savings and Loans” diye adland›r›lan finans kurumlar›n›n birço¤unun batmas›na neden oldu¤unu hat›rlamadan geçmeyelim. Toplam maliyeti 500 milyar dolar› aflan bu krizin bafl sorumlusu, artan enflasyon ve bunu frenlemeye çal›flan yüksek faiz oranlar›yd›. Bu gibi durumlarda kaybedenlerin u¤rayacaklar› zararlar› kimsenin karfl›lamayaca¤›n› düflündü¤ünüzde…” diyen Gazi Erçel, (ayn› yaz›) Mortgage sisteminin birçok de¤iflkene ba¤l› oldu¤unu belirtiyor. Mortgage sistemi ile ev almak isteyenler birçok unsuru bir arada düflünmek zorundalar. Öncelikle 20-25 milyar nakit paralar›n›n olmas›, ayda 300 milyon civar›nda kira verebilmeleri ve aksatmamalar› gerekmektedir. Bunun için düzenli bir iflleri olmas›, çal›flt›klar› ifl yerinden at›lma gibi bir riskleri olmamas› gerekmektedir. Bütün bunlarla birlikte herhangi bir ekonomik kriz gerçekleflmemesi gerekmektedir. Bütün bu koflullar gerçekleflirse 20-30 y›l sonunda ev sahibi olunabilir. Ama bütün bu koflullar› bir emekçinin sa¤layabilmesi mümkün görünmüyor. Bugün yaflad›¤›m›z co¤rafyada nakit 20-25 milyar› olan ve ayda 300 milyon kira ödeyebilen ve bunu hiç aksatmadan ödeyebilecek kaç emekçi bulunabilir? Kredi kartlar› ile ilgili yaflanan s›k›nt›lar› bir düflünelim. Bugün milyonlarca kredi kart› borcu olan insan bulunmaktad›r. Bu durum Mortgage sisteminin daha büyük zararlara ve “yok olufl”lara sebep olaca¤›n›n garantisi gibi duruyor. Egemenler kendi sistemlerinin devam› için sistemlerinin çarklar› aras›nda emekçileri, yoksul Türkiye halk›n› ezmekten hiçbir zaman kaç›nmad›, bugün de kaç›nm›yor. Mortgage sisteminin bir aldatmaca ve fakirin “umutlar›n›” sömürmenin bir baflka yolu oldu¤u görülmelidir.
Mortgage sistemi ile ev almak istiyorsan›z; 25 milyar nakit paran›z, Ayl›k 300 milyon kira verebilmeniz, Düzenli bir ifliniz olmas› ve iflten at›lma riskinizin olmamas›, Herhangi bir ekonomik kriz gerçekleflmemesi gerekiyor. Bu durumda 20-30 y›l sonra ev sahibi olabilirsiniz!
29
37
16-29 Aralık 2005
“Emperyalist ülkelerden ithal Mortgage’i reddediyoruz” ¤ildir. Caddeler bozuk, çukur dolu sokak içleri ise çamur deryas›na dönmüfltür. Devletin mahallemize yönelik sa¤l›k hizmetleri de bulunmamaktad›r. Sa¤l›k ocaklar› ile geçifltirilen hizmet sa¤l›k ihtiyac›n› karfl›lamaktan oldukça uzakt›r. Hepatit B, tüberküloz, bronflit, ast›m vb. hastal›klara bölgede yayg›n bir flekilde karfl›lafl›lmaktad›r.
Yaflad›¤›m›z mahalle olan Alt›nflehir Bayramtepe’de biz emekçilerin yaflad›¤› sorunlar›n di¤er emekçi semtlerde yaflayan insanlar›m›zdan farkl› olmamakla birlikte daha a¤›r oldu¤unu düflündü¤ümüzden bunun ifade edilmesini gerekli görüyoruz. Y›k›mlar›n yan›s›ra alt yap›, ulafl›m, su, elektrik, e¤itimi, sa¤l›k vb. temel ihtiyaçlarda dahi mahallemizin sorunlar› boyutludur. Mahallemizde birçok sorun acil bir flekilde çözülmeyi beklemektedir. Kanalizasyonlar›m›z› çok ilkel bir flekilde kendi cebimizdeki para ve kendi olanaklar›m›zla yapt›rd›k. Bir k›s›m yerlerde hala vidanjörler çal›flmaktad›r. Derelerden su de¤il, adeta fosseptik at›klar akmaktad›r. Eskiden k›y›s›nda piknik yap›lan derelerde yüzülür, bal›k tutulurken, flimdi yan›ndan burnunu tutmadan geçmek mümkün olmamaktad›r. Yine yaflad›¤›m›z mahallede sosyalkültürel vs. e¤lence ortamlar›n› b›rak›n temel hizmetlerden bile yoksunuz. Tek bir lise mevcutken o da Bayramtepe Mahallesi’nin ihtiyaçlar›na cevap verebilecek durumda de¤ildir. Tahtakale, fiahintepe, Alt›nflehir, Ayazma’da da baflka lise bulunmamaktad›r. S›n›rl› say›da ilkö¤retim okulu bulunmas›na karfl›n, yeterli personel istihdam edilmemektedir. Okullar›n temizlenememesi, kullan›lmaz halde bulunmas› ve sular›n akm›yor olmas› ö¤rencilerimiz aç›s›ndan acil çözüm üretilmesi gerekli konular›n bafl›nda gelmektedir. Ulafl›m için toplu tafl›ma araçlar› yetersizdir. ‹nsanlar›m›z tüm di¤er emekçi semtlerdeki gibi bal›k istifi otobüslerde y›¤›larak ifllerine gidebilmektedir. Mahallelerde hiçbir sokak asfaltl› de-
Bölgede iflsizlik had safhadad›r. Sokaklar okula gitmeyen çocuklarla, iflsiz gençlerle dolup taflmaktad›r. Bu genç kitle özellikle kavgalara kar›flmakta, sokak çetelerinin etkisi alt›na girebilmekte, uçucu madde ve uyuflturucu ba¤›ml›s› olabilmektedir. Yine bu gençlik yoz, dejenere bir yaflam›n içine önemli oranda çekilmifl durumdad›r. Bu gençler T. Kürdistan›’ndan, Karadeniz’den, ‹ç Anadolu’dan ekonomik-sosyal ya da siyasal bask› nedeniyle göç eden ailelerin çocuklar›d›r. Bu gençlerin düfltü¤ü hal; e¤itimsizlik, sosyal-kültürel alt yap› yoksunlu¤u, ekonomik zorluklar vs. bir y›¤›n zorlukla ve yoklukla kuflat›lan bütün emekçi ailelerin yaflad›¤› felaketin göstergesidir. Devletin gayet bilinçli yönelimi ve politikas›n›n bir sonucu olarak bu lümpen kitle her geçen gün bir kar topu gibi büyümektedir. Mahallemizde, elektrik ve telefon flebekeleri oldukça sorunludur. Elektrik ve telefon flebekelerinde ar›zalar s›kl›kla yaflanmaktad›r. Yüksek gerilim hatlar› evlerin üstünden geçmekte ve her an insanlar›m›z›n yaflamlar›na mal olabilecek bir tehlike bar›nd›rmaktad›r. Alt›nflehir, Tahtakale, fiahintepe, Bayramtepe mahallelerinde mevcut su flebekesinin küçük bir k›sm› ifllevli ve birçok yerde 2 ve 3. katlara bile su ç›kmamaktad›r.
‹flçi ve emekçilerin emek ve al›nteriyle biriktirdikleri emekleri ve ayn› zamanda tükenen yaflamlar› olan bu binalar bir avuç sermayedar›n ç›karlar› için hayas›zca hedef tahtas›na oturtulmufl durumdad›r. Bu binalar›n her bir tu¤las›, kolonu, tafl› bir bedenin açl›¤›n›, bir ailenin beslenme yetersizli¤ini bronfliti, ast›m›, tüberkülozu, çolakl›¤›, topall›¤›, körlü¤ü, e¤itimsizli¤i k›fl›n ayaz›ndaki titremelerin ve nice ac›larla feda edilen yaflamlar›n birikimidir. Yoksul halk›n yaflam gerçekli¤i olan tüm bu yaflananlar, egemen s›n›flar ve onlar›n asalak medyas› için bir anlam ifade etmemektedir. Patron-a¤alara dubleks-tripleks villalar peflkefl çekilirken, her türlü olanak sunulurken emekçiler en temel insani hak olan bar›nma hakk›, bir gecekondu bile çok görülmektedir. K›fl›n bafl›m›z› sokaca¤›m›z bir dam bile fazlad›r bize!! Bahçeflehirli’nin köpe¤i için veteriner hizmeti sunulurken emekçi semtlerde yaflayan insanlara sa¤l›k hizmeti sunulmamakta, en a¤›r hastal›k ve acil durumlar›nda bile sosyal güvencesi olmad›¤›ndan hastane kap›lar›ndan içeri sokulmamaktad›r. Olimpiyat stadyumu sit alan›na infla edilmesine karfl›n buna yasak yok! Yedikule zindan›n›n burçlar›na helikopter pisti yap›l›rken buna yasak yok! Gökkafes’in infla edilmesi bir yana mahkeme karar›na ra¤men on y›l› aflk›nd›r y›k›lm›yor! Formula 1 pisti ‹stanbul’un su havzas› üzerine kurulmas›na karfl›n buna yasak konulmuyor! Patron a¤alara hazine arazileri, sit havzalar› peflkefl çekilirken biz emekçilere tek odal› gecekondular bile çok görülüyor. Direnme hakk›m›z yasaklan›yor.
KAÇAK YAPIYLA MÜCADELE YALANLARINA DA‹R Bugünlerde s›k s›k ana haber bültenlerinde, gazete manfletlerinde gecekondu y›k›mlar› ve gecekondulaflma sorunu ifllenerek emekçi semtlerin y›k›m› meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›l›yor. Kaçak yap›yla mücadele yalanlar› alt›nda y›k›m zalimli¤i perdelenmeye, gizlenmeye çal›fl›l›yor. En temel insani haklardan biri olan bar›nma hakk› bir suç olarak “terör” olarak yutturulmaya çal›fl›l›yor. ‹stanbul’un göbe¤inde Gökkafesi, Formula 1 Tesisleri, Ç›rp›c› Çay›r› Vadisi’ndeki Carrefoursa, Koç Üniversitesi, EGS, Dünya Ticaret Merkezi vs. kaçak yap›lara sessiz kalan, egemen s›n›flar ve bu ya¤l› tabakan›n sözcüsü olan burjuva medya emekçi semtleri pervas›zca hedef gösteriyor.
Türk hakim s›n›flar› olimpiyat oyunlar›ndan milyar dolarlar kazanma hesaplar› yaparken bunun milli ekonomiye ne kadar katk› sa¤layaca¤›n›n propagandas›n› yap›yorlar. Milli has›laya girecek büyük paralardan, Türkiye’nin dünyaya tan›t›lmas›ndan, çekilecek turistten, kazan›lacak dövizden bolca bahsederek bu getirilerin ve kazançlar›n aras›nda Olimpiyat Stadyumunun karfl›s›nda hofl bir görüntü-manzara oluflturmayan, ülke hakk›nda olumsuz bir imaj yaratabilecek
Bayramtepe’yi, semtimizi y›kma düflüncelerini y›k›m sald›r›s›na dönüfltürüyorlar. ‹flte kendi gerçekli¤iyle yüzleflmekten korkan, kendi gerçekli¤inden utanan, üzerinde kuruldu¤u ülke gerçe¤ini bir ç›rp›da hal›n›n alt›na süpürmekle kurtulaca¤›n› sanan yar›-sömürge Türkiye’nin ‘utangaç’ burjuvazisi ve borazan medyas›n›n acizli¤i. E¤er bu utanç verici manzaralardan kurtulmak istiyorlarsa eme¤imizin karfl›l›¤› olan ücret ve yaflam koflullar›n›n düzeltilmesini sa¤lay›c› haklar›m›z›n karfl›lanmas› gerekmektedir. Demagojik mortgage ve kentsel dönüflüm z›rvalar›yla de¤il, sa¤l›kl›, insanca yaflanacak, iflçi ve emekçilere ait olacak konutlar yap›p karfl›l›ks›z teslim etmelidirler. Ama biz biliyoruz ki 80 y›ll›k tarihi boyunca faflist bir diktatörlükle halka zulüm etmekten baflka bir icraat› bulunmayan Türk hakim s›n›flar›n›n ç›karlar› neyi emrediyorsa onu yapmaktan geri durmayacakt›r. Can›m›z pahas›na bütün birikimimizi ortaya koyarak yapt›¤›m›z evlerimizin y›k›m›ndan baflka çözüm üretme iradesini göstermeyecek olan Türk hakim s›n›flar›na karfl› bizlerin de direnmekten, bu sald›r›lar karfl›s›nda örgütlenmekten baflka ç›kar yolumuz bulunmamaktad›r. Tüm Bayramtepe halk› flunu bilmeli ki y›k›mlar Bayramtepe ile s›n›rl› kalmayacak. Bundan dolay›d›r ki y›k›mla, y›k›lan yaflamlar tüm emekçilerin sorunudur. Bu sorunu çözecek güç ise iflçi ve emekçilerin birleflmesinden, örgütlenmesinden do¤acak güçte yatmaktad›r, e¤er tüm olanaklar›yla güçleriyle sald›ran bu y›k›c› devlet gücüne karfl› tüm gücümüzle, olanaklar›m›zla ve oluflturaca¤›m›z kendi öz örgütlülüklerimizle direnirsek kazanan biz oluruz. Kapal› kap›lar ard›nda üretilerek iflçi ve emekçilere yutturulmaya çal›fl›lan rant projelerini, emperyalist ülkelerden ithal, yaflamlar›m›z› ipoteklemeyi hedefleyen mortgage’yi reddediyoruz. ‹flçi ve emekçilerin iradesine sorulmadan al›nan, ç›karlar›n› temsil etmeyen kararlara cevab›m›z ancak sokakta prati¤in diliyle verilecektir. Bugün Bayramtepe’de, y›k›m sald›r›s›na karfl› direniflimizin kazan›m› bunun en somut ispat›d›r. Daha büyük sald›r›lara karfl› daha büyük direnifller için haz›rlanmal›y›z. ‘Y›k›mlara karfl› örgütlü hak yenilmez’. Alt›nflehir Bayramtepe Mahallesi’nden Partizan okurlar›
30
16-29 Aralık 2005
‹flçi-köylü’den EMPERYAL‹STLER DÜNYA EZ‹LENLER‹NE KARfiI AYNI GEM‹DED‹R! fiemdinli’de yaflananlar›n ard›ndan 10 Aral›k 2005 tarihinde yap›lmak istenen mitinge düzmece gerekçelerle izin verilmemesi, çevre illerden giden kitlenin ilçeye sokulmamas›; FBI ve CIA baflkanlar›n›n Türkiye’yi ziyaret etmesi ve Condoleezza Rice’nin ABD’nin iflkence uçaklar› iddialar› alt›nda ç›kt›¤› Avrupa turu, geçti¤imiz hafta gündeme oturan önemli konulardan baz›lar› oldu. Özellikle FBI ve CIA baflkanlar›n›n ziyareti ve Rice’nin Avrupa gezisi burjuva bas›n›n sayfalar›nda oldukça genifl bir yank› buldu. ABD D›fliflleri Bakan› Condoleezza Rice’nin yapt›¤› bu ziyaret, içinden geçti¤imiz süreçte oldukça önemli bir geliflme olarak de¤erlendirilmelidir. ABD ile ilgili iflkence iddialar›n›n doru¤a ç›kt›¤› bir döneme denk gelen bu ziyaret s›ras›nda, Rice’›n tek yapt›¤› ise nasihat vermek ve iflkenceyi savunmak oldu. ‹flkence iddialar› ortaya ç›kt›¤›nda ilk elden söylenenleri kabul etmeyen ABD, ard›ndan Rice’nin a¤z›ndan “iflkencenin öldürmeyeninin makul oldu¤unu” savunmufl; daha sonra ise bir ad›m daha atarak “yapt›k ama, baflka ülkeleri bulaflt›rmad›k” cümleleri ile iflkenceyi savunmufltur. Rice’nin bu ziyareti s›ras›nda ABD’nin iflkence iddialar› ile ilgili hesap verece¤ini düflünmek zaten anlams›z olurdu. Kald› ki toplant›n›n bas›na yans›yan bölümlerine bakt›¤›m›zda da bu gerçe¤i görmek mümkün. Ancak her ne kadar bu niyetle yap›lm›fl bir itiraf olmasa da Rice’nin söyledikleri, asl›nda ABD ve daha genel
anlamda tüm emperyalistler aç›s›ndan iflkencenin savunulmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Bizce bu toplant› esnas›nda ortaya ç›kan iki önemli gerçe¤in alt›n› çizmek gerekmektedir. Birincisi; ABD emperyalizminin yukar›da Rice’in sözleri ile anlatmaya çal›flt›¤›m›z gibi iflkenceyi kabul etmesi iken; ikinci önemli nokta ise yine Rice’nin ifadeleri ile kamuoyuna bir kez yans›yan tüm emperyalistlerin halka düflman olduklar› gerçe¤idir. AB emperyalizminin hem bu süreçte iflkence “karfl›s›ndaki” duruflu, hem de Rice’in Avrupa gezisinde Almanya Baflbakan› Angela Merkel’e sarfetti¤i “hepimiz ayn› gemideyiz” ve “ayn› evde oturanlar camlar›na tafl atmazlar” sözleri emperyalistlerin ezilen halklara karfl› birlik içinde olduklar›n›, yani t›pk› Rice’nin dedi¤i gibi ayn› gemide olduklar›n› göstermesi aç›s›ndan önemli ayr›nt›lard›r. Rice bu sözleri ile emperyalistlerin ayn› gemide olduklar›n› ve dünya ezilenlerinin ise bu geminin d›fl›nda oldu¤u itiraf etmifltir. Emperyalistlerin ezilenler karfl›s›nda ortak hareket ettiklerini ve AB emperyalizmi ile ABD emperyalizminin “terör” ya da “geminin d›fl›nda kalanlar”la kimleri kastetti¤ini gösteren bir di¤er pratik de, ‹spanya’n›n Barselona kentinde yap›lan 10. AB Akdeniz Zirvesi oldu. Bu zirvede de “terörizmle mücadele”de yeni taktikler belirlenerek, toplant› halklara yönelik yeni sald›r› planlar› ile son buldu. ‹flkenceyi hem yukar›da örnek verdi¤imiz sözleri ile hem de “dünyadaki
37 tehditlere karfl› gizli servis bilgilerine ihtiyac›m›z var” diyerek savunan Rice’in yan› s›ra Avrupal› emperyalistler ise, büyük bir ikiyüzlülük içinde ABD’den iflkence iddialar›n› aç›klamas›n› isterlerken(!), di¤er yandan da CIA uçaklar›n›n kendi havaalanlar›n› kulland›¤› iddialar›na ise bundan haberdar olmad›klar› fleklinde yan›t verdiler. Oysa yap›lan aç›klamalara göre ABD’nin iflkence uçaklar› en az 437 kez Alman havaalanlar›na indi veya Alman hava sahas›n› kulland›. Bu say› Avrupa’n›n toplam› için ise 800 olarak belirtiliyor. 2001-2005 y›llar› aras›nda “terör suçlusu” tafl›yan CIA uçaklar›n›n 800 kez Avrupa havaalanlar› üzerinde uçufl yapt›¤› da bas›na yans›yan bilgiler aras›nda. Bu geliflmelerle birlikte de¤erlendirilmesi gereken önemli bir geliflme de son bir hafta içinde ülkemize yap›lan ziyaretlerdir. Amerikan ‹ç ‹stihbarat Örgütü FBI’›n Baflkan› ve CIA Baflkan› ard› ard›na Türkiye’yi ziyaret ettiler. Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n ziyaretlerle ilgili soru soran gazetecileri “her fleyin alt›nda bir fley aramay›n” diyerek azarlad›¤›; D›fliflleri Bakan› Abdullah Gül’ün ‹stanbul’a inen uçaklar›n iflkence veya adam kaç›rmak için gelmedi¤i aç›klamas›n› yapt›¤› ziyaretler, elbette ki içinden geçti¤imiz süreç aç›s›ndan önemli geliflmelerdir. Bu ziyaretleri önümüzdeki dönemde Kara Kuvvetleri Komutan› Orgeneral Yaflar Büyükan›t’›n Pentagon yetkilileri ile görüflmek üzere ABD’ye gitmesi ve Rice’nin Türkiye’yi ziyareti izleyecek. Bizler bu ziyaretleri Erdo¤an’›n göstermeye çal›flt›¤› gibi kendili¤inden, öylesine yap›lm›fl ziyaretler olarak alg›layamay›z, de¤erlendiremeyiz. Tüm bunlar ABD-Türkiye iliflkilerinde Türkiye’ye yüklenen yeni misyonun, önüne konulan yeni görev ve ödevlerin, yap›lan yeni sald›r› haz›rl›klar›n›n ilk ad›mlar›, haz›rl›k aflamala-
Gönen deri iflçileri direnifle devam diyor! Bal›kesir Gönen’de kurulu bulunan deri sanayinde Deri-‹fl Sendikas›na üye olduklar› gerekçesiyle 22 Temmuz 2005 tarihinde iflten at›lan 260 iflçinin bafllatt›¤› direniflleri patronlar›n tüm sald›r›lar›na ra¤men sürüyor. ‹rili ufakl› yaklafl›k 40 fabrikan›n bulundu¤u havzada direniflte olan Vefa Deri iflçisi ‹smail Uslu ile röportaj yapt›k. Hiçbir hakk›m›z yoktu ‹.K: Bize k›saca süreci özetler misiniz? ‹. Uslu: Örgütlenmeden önce iflçi arkadafllarla bir araya gelerek çal›flma koflullar›m›z üzerine tart›flt›k. Bakt›k ki normal standartlar›n çok alt›nda çal›flt›r›l›yoruz. Hiçbir sosyal hakk›m›z yok. Sanki her fley iflverenin inisiyatifine b›rak›lm›fl. ‹flveren istedi¤i zaman istedi¤ini iflten ç›kar›yor, istedi¤ini ifle al›yor. Haftal›k çal›flma saatine hiçbir fabrika
uymuyor. Haftal›k çal›flma saati 45 saatken Gönen’de bu 80-90 saate ç›k›yor. Biz bu kötü flartlar› düzeltebilmek için ilk etapta ‹flçi Haklar›n› Koruma ve Yaflatma Derne¤i’ni kurduk. Ve haklar›n›n gasp edildi¤ine inanan tüm iflçi arkadafllar› derne¤e üye yapt›k. Dernek olarak iflverenlere koflullar›n düzeltilmesi konusunda ça¤r› yapt›k. Yapt›¤›m›z ça¤r›ya ‹flverenler Derne¤i “Biz böyle bir dernek tan›m›yoruz” diyerek olumsuz yan›t verdiler. Bunun üzerine Deri-‹fl Sendikas›’na üye olduk. Yerel yönetimler iflverenlerin yan›nda yer ald›lar ‹.K: Sendikaya üye olmakla birlikte yaflam›n›zda ne gibi de¤ifliklikler oldu? ‹. Uslu: Sendikaya üye olmam›zla birlikte iflçiler aras›nda büyük bir kaynaflma oldu. Y›llard›r bir birleriyle ta-
n›flmayan, bir birlerine selam vermeyen arkadafllar bile çok güzel dostluklar kurdular. Herkes y›llard›r kölece koflullarda çal›flt›r›ld›¤›n› fark etti ve hep birlikte bu koflullar› düzeltece¤imiz güne kadar mücadeleyi sürdürece¤imize söz verdik. Ve bu süreçte sermaye kesimi taraf›ndan çok farkl› bask›larla karfl›laflt›k. Ayn› zamanda yerel yönetimler de iflverenin yan›nda yer ald›lar. ‹.K: Size yap›lan sald›r›lar karfl›s›nda ne yapmay› düflünüyorsunuz? Kamuoyuna bir ça¤r›n›z var m›? ‹. Uslu: Biz Gönen deri iflçileri olarak her ne cepheden sald›r›, bask› gelirse gelsin bu kölelik düzenine son verene kadar mücadelemizi sürdürece¤iz. Tüm kamuoyunun ve s›n›ftan yanay›m diyen herkesin Gönen iflçisinin bu onurlu direnifline sahip ç›kmas›n› istiyoruz. (Kartal)
r›d›r. Bu ad›mlar› CIA’in Eylül ay›nda bafltan afla¤› yeniden yap›lanma karar› almas› ve tepeden t›rna¤a çal›flma tarz›n› de¤ifltirmesi ile birlikte ele almak yaflananlar› yorumlamak aç›s›ndan kolayl›k sa¤layacakt›r. Ankara gezisi de bu “yeniden yap›lanma” metodunun bölgedeki kritik ülkelerden biri olan Türkiye’ye yükledi¤i yeni ödevlerin belirlendi¤i bir gezi olarak de¤erlendirilmelidir. Ankara ziyareti öncesi Goss taraf›ndan yap›lan aç›klamalara bakt›¤›m›zda da bu gerçe¤i görmemiz mümkün; “Bundan böyle dünyan›n her yerinde bizzat operasyonlar yapaca¤›z. Müttefik ülkelerle istihbarat al›flveriflini geri plana ataca¤›z. Bütün operasyonlar› kendi gücümüz ile gerçeklefltirece¤iz. CIA elemanlar› art›k bizzat sahaya inecekler.” Yap›lan ziyaretleri öncesindeki bu geliflmelerle birlikte ele ald›¤›m›zda durum anlafl›l›r bir hal almaktad›r. Yeni Zelanda gezisi s›ras›nda Erdo¤an’›n sarf etti¤i sözler de devletin Kürt sorununa bak›fl›n› göstermesi aç›s›ndan oldukça önemli geliflmelerden birisidir. 13 A¤ustos 2005 tarihinde Diyarbak›r’da yapt›¤› aç›klamada “Kürt sorunu benim sorunumdur” diyen Erdo¤an; 6 Aral›k 2005 tarihinde yapt›¤› Yeni Zelanda gezisinde ise “Kürt sorunu yok, bölücülük sorunu var” diyerek devletin meseleye bak›fl aç›s›n› aç›kça ortaya koymufltur. Söylemdeki bu farkl›l›kta önemli ayr›nt›lar gizlidir. Bu ayr›nt›lardan biri, devletin “Kürt sorunu”na yaklafl›mdaki inkârc›, imhac› mant›¤›n ta kendisidir. fiemdinli’de yaflananlar›n ard›ndan “oradaki (fiemdinli’deki) vatandafltan tan›k olarak istifade edemezsiniz. Çünkü her an tehdit alt›nda” diyen Erdo¤an bölge insan›n›n tan›k olarak bile dinlenemeyece¤ini söyleyecek kadar aymazlaflm›flt›r.
31
37
16-29 Aralık 2005
fiemdinli’nin hesab› soruluyor! ‹stanbul fiemdinli’de devleti suç üstü yakalayan halk 10 Aral›k’ta yap›lmak istenen mitinge izin verilmemesi üzerine yollar› trafi¤e kapatarak tepkisini dile getirirken ‹stanbul, Ankara ve ‹zmir’de de yap›lan eylemler ile katillerin yarg›lanmas› talep edildi. ‹STANBUL * 3 Aral›k Cuma günü TMMOB binas›nda bir aç›klama yap›ld›. Devrimci ve demokrat kurumlardan oluflturulan heyetin fiemdinli ile ilgili haz›rlad›¤› rapor kamuoyuna aç›kland›. Yap›lan konuflmalarda fiemdinli’de halk›n maruz kald›¤› bask›lar üzerine durularak, devlet taraf›ndan yap›lan bombalamalarla ilgili bilgi verildi. * 10 Aral›k akflam› saat 19:00’da Taksim Tramvay Dura¤›’nda, bir araya gelen çok say›da demokratik kitle örgütü, devrimci ve demokrat çevreler 9 Kas›m’dan bu yana devletin fiemdinli ile ilgili herhangi bir ad›m atmamas›n› ve sorumlular›n cezaland›r›lmamas›n› protesto etti. Meflaleler yakan 100 kiflilik grup “MGK, Kontrgerilla, J‹TEM da¤›t›ls›n-fiemdinli’nin sorumlular› aç›klans›n” pankart› açt› ve sloganlar att›. Kitle ad›na konuflan Tuncay Y›lmaz, “Bombalamalar›n üzerinden bir ay geçmesine ra¤men olaylar bir mumun dibini ayd›nlatt›¤› kadar bile ayd›nl›¤a kavuflturulamam›flt›r” diyerek söz de¤il adalet istediklerini belirtti. * Levent K›rca Oya Baflar Park›’nda bir araya gelen ESP, Partizan, DHP, Temel Haklar Federasyonu ve KÖZ kitlesi “fiemdinli’de ortaya ç›kan kontrgerilla devleti hesap verecek” yaz›l› pankart açarak, So¤anl› Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Meflaleler ve dövizlerin tafl›nd›¤› eylemde, s›k s›k “Katil devlet hesap verecek”, “Bijî biratîya gelan”, “Çeteler halka hesap verecek”, “So¤anl›’da çete istemiyoruz” vb. sloganlar at›ld›. Halk›n alk›fllarla destek verdi¤i eylem So¤anl› Merkezi’nde yap›lan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan sona erdi. * 2 Aral›k Cuma günü Gebze Mudurnu Tepe Meydan›’nda bir araya gelen Partizan okurlar› ile ESP’liler kahvelere girerek fiemdinli olay›yla ilgili bildiriler da¤›tarak, konuyla ilgili yap›lacak eyleme kat›l›m ça¤r›s› yapt›lar. Bildiri da¤›t›m›n›n ard›ndan meflalelerle eyleme bafllayan kitle mahallede yürüyüfl yapt›. Eylem, Mudurnu Tepe’de sona erdirildi. * 3 Aral›k Cumartesi günü saat 20.00’de 1 May›s Mahallesi’nde Partizan, ESP, DEHAP, DHP, EMEP ve SODAP J‹TEM ve kontrgerillan›n fiemdinli, Yüksekova sald›-
r›lar›n› protesto etmek amac›yla meflaleli bir yürüyüfl gerçeklefltirdiler. Eski Karakol dura¤›ndan bafllayan yürüyüfl son dura¤a kadar devam etti. Yürüyüflte halka ajitasyon çekilerek, “Bugün fiemdinli halk› Hakkari Valisini sürgüne gönderdi, 2 faflist subay› yakalad›, yarg›latt› ve cezaevine göndertti. Bizler de 1 May›s Mahal-
‹zmir ayn› saatte yap›lacak eyleme yap›lan ça¤r›yla sona erdi.
lesi devrimcileri olarak TC’nin bu faflist bask›lar›na karfl› fiemdinli’nin, Hakkari’nin, Kürdistan’›n serh›ldan ruhuyla hep beraber karfl› dural›m diyoruz” fleklinde yap›lan konuflmalar›n ard›ndan haftaya yine
ANKARA ‹HD Ankara fiubesi fiemdinli’de yaflanan geliflmelerle ilgili bir eylem yapt›. 3 Aral›k günü Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen ‹HD Ankara fiubesi üyeleri fiemdinli’de ortaya ç›kan gerçeklerin aç›klanmas›n› istedi. “Susurluk’tan fiemdinli’ye gerçekler aç›klans›n” pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde konuflan ‹HD Ankara fiube Baflkan› Salih Ka-
raaslan, gerçeklerin kamuoyuna aç›klanmas›n› istedi. ‹ZM‹R 30 Kas›m Çarflamba günü Buca Kuruçeflme’de meflaleli bir yürüyüfl düzenlendi. Partizan, DHP, ESP ve BDSP taraf›ndan örgütlenen eyleme ÖMP ve KÖZ de destek verdi. Saat 19:30’da Dilek Kaya market önünde bir araya gelen 60 kiflilik kitle “fiemdinli halk› yaln›z de¤ildir” pankart› arkas›nda yürüyüfle geçti. Meflalelerin yak›lmas›yla devam eden yürüyüfl sloganlarla devam etti. Bir süre yüründükten sonra bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Eylem alk›fl ve sloganlarla son bulurken, eylem süresince sivil kolluk kuvvetlerinin de yo¤un y›¤›nak yapt›¤› gözlendi.
‹mha inkar sald›r›lar›na karfl›
PART‹ZAN SAFLARINA! aflist Kemalist diktatörlük kuruluflundan bugüne Kürt ulusuna yönelik inkar, imha ve asimile politikalar›n› katmerlefltirerek devam ettirmektedir. Faflist devletin Kürt ulusuna yönelik bu politikalar› onun s›n›fsal karakteriyle do¤ru orant›l›d›r. Faflizm ve flovenizm üzerine infla edilen devlet, Türkiye’nin Türkler’in ülkesi oldu¤unu her koflul alt›nda vurgulamaktan geri durmamakta, bu do¤rultuda halklar› kal›ba sokmak istemektedir. Bu ülkenin di¤er uluslar›n› yok saymakta ya da “sözde vatandafl” olarak nitelendirmektedir. Bugün Kürtlere fiemdinli özgülünde yap›lan sald›r›lar sistemin gerçek yüzünü bir kez daha teflhir etmifltir. Bu sald›r›lar› Kürt halk›na reva görenler, bugün Türkiye iflçi, köylü, ö¤renci ve emekçilerine de ayn›
F
pervas›zl›kla sald›rmakta, emekçilerin hak arama giriflimlerini bo¤maya çal›flmaktad›r. “Demokrasi ve insan haklar›n›” a¤›zlar›na sak›z yapanlar “iyi çocuklar›” aç›ktan koruyup kollamaktan geri durmamaktad›r. Bugün Türkiye Kürdistan›’nda Kürtlere yönelik sald›r›lar özünde bütün emekçi kesime yöneliktir. Bundan kaynakl› Kürt halk›na yönelik sald›r›lara her cepheden karfl› koyulmal› ve bu sald›r›lar karfl›s›nda ortak mücadele hatt› örülerek emekçi halk kitlelerine gidilerek, faflist devletin teflhiri yap›larak emekçileri devrim saflar›na katmak amaçlanmal›d›r. Bizler Gülsuyu’ndaki Partizan okurlar› olarak Partizan imzal› “fiemdinli devletin gerçek yüzüdür” bafll›kl› bildirileri, konuyla ilgili çeflitli kufllamalar› Gülsuyu-Gülensu Ma-
hallelerinde yayg›n bir flekilde da¤›tt›k. Mahallede bildiri da¤›t›m› s›ras›nda, kahvelerde de fiemdinli olay›n›n gerçek yüzünü ortaya koyan, J‹TEMdevlet iliflkisini teflhir ettik. fiemdinli olaylar› özgülünde halk›n örgütlenmesi ve Partizan saflar›nda yer alarak devlete karfl› koymas› gerekti¤ini vurgulayan ajitasyon/propaganda çal›flmas› yürüttük. A/P çal›flmam›z hem bizim kendimize olan güvenimizi art›r›rken, halk›n da Partizanc›lar›n yaklafl›mlar›ndan ve disiplininden etkilendiklerini gözlemledik. Biz meflrulu¤umuzdan ve ideolojimiz Maoizm’den alm›fl oldu¤umuz güçle düflman›n bütün engelleme ve yo¤unlaflmalar›na ra¤men emekçi halk kitlelerini bilgilendirmeye devam edece¤iz. Gülsuyu-Gülensu Partizan okurlar›
ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA
işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R
UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com @mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr
BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959
TKP/ML militanlar› Kürt halk›n›n direniflini selamlad›!
Kürt halk›n›n katili komprador patron-a¤a devleti! Elimize e-posta kanal› ile ulaflan “TKP/ML militanlar› Kürt halk›n›n direniflini selamlad›/Kürt halk›n›n katili komprador patron-a¤a devleti!” bafll›kl›, TKP/ML Militanlar› imzal› yaz›y› güncelli¤inden ve haber de¤eri tafl›d›¤›ndan dolay› yay›nl›yoruz. “Dünyada ve ülkemizde emperyalist haydutlar ve onlar›n sad›k uflaklar› Türk hakim s›n›flar› toplumun her kesimine yönelik sald›r›lar›n› pervas›zca sürdürüyor. Faflist Kemalist Diktatörlük devrimcilere, yurtseverlere, komünistlere azg›nca sald›rmaya devam ediyor. Bu kan emici yarasalar provokasyonlarla, kontra eylemlerle halk üzerinde terör estirmekte, ›rkç›l›k-flovenizm k›flk›rt›lmakta, halklar birbirine düflman edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Böylece halklar›n kurtulufl mücadelesi bast›r›lmak ve bo¤ulmak istenmektedir. Komprador patron-a¤a devletinin Osmanl›’dan miras bu kirli oyunlar›na gelmemeliyiz. Bugün faflizme, emperyalizme, flovenizme ve her türden gericili¤e karfl› “Yaflas›n halk savafl›”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” sloganlar›n› daha bir gür sesle hayk›rmal›y›z. Sesimizi, F Tipi tecrit zulmüne karfl› onurlu direnifllerini sürdüren devrimci ve komünist tutsaklara, da¤lar› mesken tutan halk savaflç›lar›na, Türkiye Kürdistan›’ndaki serh›ldanlar› yaratan yi¤it Kürt halk›na ulaflt›rmal›y›z. Zulmün ve yoksullu¤un alt›nda ezilen emekçi halk›m›z; Yan›bafl›m›zdaki Kürt halk› imha ve inkar sald›r›lar›yla birlikte yok say›l›yor. Her türlü bask› ve zulme maruz b›rak›l›yor. “Faili meçhul” cinayetler günlük yaflam›n bir parças› haline getirilmeye, katliam provalar› tekrar tekrar tezgahlanmaya çal›fl›l›yor. ‹flçi ve emekçiler, yoksul Kürt halk› fiemdinli’de patlayan bombaya, Yüksekova’da, Mersin’de s›k›lan kurflunlara hiç de yabanc› de¤ildir. Faflist Kemalist Diktatörlü¤ün tarihi ayn› zamanda, direnifl yolunu seçen, baflkald›r› ve isyan› bayrak bilen iflçi ve emekçilere, Kürt halk›na sistemli bir zulüm ve bask› tarihidir. ‘38 Dersim k›y›m›ndan, ‘77 1 May›s’›ndan, Çorum, Marafl, Gazi, Ümraniye ve daha nice katliamlar›ndan tan›maktay›z bu kanl› tarihin sahiplerini. Y›ldönümü yaklaflan 19 Aral›k katliam›ndan, iflçilerin direnifl çad›rlar›na sald›r›lar›ndan, ö¤rencilerin, emekçi memurlar›n demokratik eylemlerine azg›nca sald›r›lar›ndan tan›maktay›z onlar›. Onun içindir ki Susurluk’ta ortaya ç›kan, fiemdinli’de Kürt halk› taraf›ndan suçüstü yakalanan komprador patrona¤a devletinin ta kendisidir. Çeflitli milliyetlerden ezilen emekçi halk›m›z›n gerçek kurtuluflu bu kan emicilerin “demokratikleflme” safsatalar›nda de¤il, halk savafl›ndad›r. Konrt-gerillan›n katliam ve provokasyonuna karfl› yi¤it fiemdinli halk›n›n, Kürt halk›n›n gelifltirdi¤i direnifle yüklenmesi gereken anlam bu olmal›d›r. 19 Aral›k katliam›n›n yaklaflt›¤› bugün-
lerde 5 y›l önce devreye sokulan F Tipi tecrit zulmü daha da derinleflerek devam ediyor. Devrimci ve komünist tutsaklar›n direniflleri de bu tecrit zulmüne karfl› kararl›l›kla sürdürülmektedir. Tüm bu gerici–faflist uygulamalar yetmiyor olacak ki, Terörle MücadeleYasa Tasar›s› ad› alt›nda yeni sald›r› yasalar› devreye sokulmakta, halklar›n bo¤az›na geçirilen ilmik daha da s›k›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Bizler TKP/ML militanlar› bu bilinç ve inançla komprador patron-a¤a devletinin kirli oyunlar›n› bofla ç›karmak, Kürt halk›na yönelik gelifltirilen bu sald›r›ya karfl› örgütlü tepkimizi soka¤a tafl›mak ve halklar›n kardeflli¤i fliar›n› yükseltmek için 2 Aral›k Cuma günü Okmeydan›’nda bir eylem gerçeklefltirdik. Okmeydan› Sa¤l›k Oca¤›’na giden ana yol militanlar›m›zca kesile-
rek, molotoflarla trafi¤e kapat›lm›flt›r. Ard›ndan “Yaflas›n Partimiz TKP/ML, Halk Ordusu T‹KKO, TMLGB” sloganlar›yla ara sokaklardan ak›p gelen militanlar›m›z “Kürt Halk›n›n Katili Komprador Patron-A¤a Devleti” TKP/ML T‹KKO imzal› pankart› açarak kitlesel bir flekilde sloganlar eflli¤inde Sa¤l›k Oca¤›’na do¤ru yürüyüfle geçmifllerdir. Militanlar›m›z yürüyüfl boyunca “Yaflas›n Partimiz TKP/ML Halk Ordusu T‹KKO, TMLGB”, “Yaflas›n Halk Savafl›”, “Kürt Halk›na Özgürlük Halk Savafl›yla Gelecek”, “Kürt Halk›n›n Katili Patron-A¤a Devleti”, “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i”, “Umudun ad› TKP/ML” sloganlar›n› hayk›rm›fllard›r. Sa¤l›k Oca¤›’n›n önüne gelindi¤inde pankart›m›z sa¤l›k oca¤›n›n demir parmakl›klar›na as›lm›flt›r. Sa¤l›k Oca¤›’n›n sa¤l›-sollu her iki yan›na uzanan yollar militanlar›-
m›z taraf›ndan tutulmufl, ayn› flekilde yürüyüfl güzergah›m›zdaki üst yol da militanlar›m›z taraf›ndan tutularak eylemin gerçeklefltirildi¤i alan›n güvenli¤i al›nm›flt›r. Pankart›n bomba süsü için haz›rlanan düzenek uygun bir flekilde yerlefltirilmifltir. Tüm eylem boyunca militanlar›m›z molotoflarla atefli beslemifl, bir yoldafl›m›z da eylemimizin gerçeklefltirme amac›n› kitlelere anlatan konuflmalar yapm›flt›r. Yine ayn› zamanda “Ese Yaylas› fiehitleri Ölümsüzdür”, “Komünist Önder Mehmet Demirda¤ Yoldafl Ölümsüzdür”, “Kürt Halk›n›n Katili Komprador Patron-A¤a Devleti”, “Kürt Halk›na Özgürlük Halk Savafl›yla Gelecek”, “fiemdinli Halk› Hesap Soruyor” TKP/ML T‹KKO imzal› kufllamalar eylem esnas›nda yap›lm›flt›r. Tekrar sloganlar›m›z hayk›r›lm›fl, ard›ndan and›m›z okunarak eylemimiz tamamlanm›flt›r. Militanlar›m›z kay›p vermeden eylemi baflar›yla sonuçland›rm›fllard›r. Eylemin yap›ld›¤› semtte militanlar›m›z taraf›ndan düflman›n panzer ve polis gücünün bulundu¤u gözlemlenmifl ve hareketlilikleri izlenmifltir. Militanlar›m›z›n eylem alan›ndan çekilmesinin ard›ndan düflman›n eylem alan›na girerek fünye kullanmak suretiyle as›lan pankart› indirdi¤i tespit edilmifltir. Kürt Halk›n›n Katili Komprador Patron A¤a Devleti! Yaflas›n Halk Savafl›! Yaflas›n Partimiz TKP/ML, Halk Ordusu T‹KKO, TMLGB”
Tokat Valili¤i ve Turhal Hükümet Kona¤› TKP/ML T‹KKO militanlar›nca bombaland›... Elimize e-posta kanal› ile ulaflan afla¤›daki “Tokat Valili¤i ve Turhal Hükümet Kona¤› TKP/ML T‹KKO militanlar›nca bombaland›” bafll›kl› yaz›y› güncelli¤inden ve haber de¤eri tafl›d›¤›ndan dolay› yay›nl›yoruz. “Faflist-Kemalist TC devletinin farkl› uluslardan Türkiye halk›na karfl› besledi¤i düflmanl›¤›n son prati¤ine, fiemdinli ve Yüksekova ilçesindeki kontra faaliyetiyle tan›k olduk. Kürt ulusunu yok sayan, katleden ve her türlü faflist yöntemle bast›rmaya çal›flan TC devleti ve onun faflist ordusu bizzat Kürt halk›n›n uyan›kl›¤› sayesinde eyleminde suçüstü yakalanm›flt›r. Her zaman oldu¤u gibi yine, oyalama takti¤i devreye girmifl baflta Hakkari Valisi Tokat’a atanm›fl, ard›ndan Yüksekova ve fiemdinli kaymakamlar› baflka yerlere yine ayn› kontra görevlerle atanm›flt›r. Ancak hakk›n› arayan, hesap sormaya çal›flan halk›n üzerine ya¤an mermiler dur durak bilmemifltir. Proletarya Partisi’nin önderli¤indeki Türk, Kürt çeflitli milliyetlerden Türkiye
halk›n›n kader ortakl›¤› bu olayla bir kez daha görülmeli ve Halk Savafl›n›n olanca atefliyle harlanmas›n›n gereklili¤i anlafl›lmal›d›r. Faflist TC devletinin kendi ç›kar›
ve yaflam koflulu asla halk›n ekonomik, ulusal ve kültürel özgürlü¤ü ve yaflam hakk›yla örtüflmemektedir. Bu dü¤ümü çözecek yegâne güç Halk Savafl›n›n emrindeki namlulard›r. ‹flte bu do¤rultuda Hakkari’den Tokat’a atanm›fl bulunan kontra maflas› Erdo¤an Gürbüz flahs›nda
Kürt halk›na yönelen bombalara TKP/ML T‹KKO’ nun bombalar›yla yan›t olunmufltur. 9 Aral›k’ta Tokat Valili¤i ile Turhal Hükümet Kona¤› eflzamanl› olarak TKP/ML T‹KKO Karadeniz Bölge Komutanl›¤›’na ba¤l› militanlarca bombalanm›flt›r. Sabah›n erken saatlerinden itibaren düflman›n korku ve pani¤i h›zla artm›fl, ne yapaca¤›n› bilemez hale gelmifltir. Militanlar›m›z kay›p vermeden olay yerinden çekilmifllerdir. Bombalar›n gerçek hedeflerine yönelmesinin tedirginli¤i ile eylemimizi halka yönelik göstermeye çal›flm›flt›r. Oysa TKP/ML’nin eylem çizgisi ve tarihi, halk›m›z›n tan›kl›¤› bunu fazlas›yla çürütmeye yeterlidir.” Çöpçülere bomba semineri! Tokat ve Turhal’da meydana gelen bombalamalar›n ard›ndan pani¤e kap›lan devlet çareyi çöpçülere ders vermekte buldu! Tokat Emniyet Müdürlü¤ü Terörle Mücadele fiubesi Bomba ‹mha Uzmanlar› belediye bünyesinde çal›flan çöpçülere bomba e¤itimi semineri verdi.