Issuu on Google+

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

www.iscikoylu.org

Say›: 2005-13

24

*Y›l:2 *17-30 Haziran 2005 *Fiyat›: 75 YKr ISSN:1303-9350

Boyun e¤meyece¤iz! R.T. Erdo¤an’›n aylard›r sürdürdü¤ü ›srarlar sonucu nihayet Erdo¤an-Bush görüflmesi gerçekleflti ve bu görüflmelerde ülkemizin sat›fl›na hakim s›n›flarca kendi ç›karlar› için pazarl›k dahi yap›lamadan devam edilmesi karar›ndan baflka bir fley ç›kmad›. “Amerikan karfl›tl›¤› yok, dostluk baki” fleklinde halk›n ABD emperyalizmine karfl› olan öfke ve nefreti yok say›larak efendilerine yaranmaya çal›flanlar, çeflitli milliyetlerden halk›m›z›n öfke ve nefretinden kaçamayacaklard›r/ kaçamamaktad›rlar. Emperyalist efendilerin kurumu olan IMF’nin talimatlar›yla h›z verilen özellefltirmelere iflçi ve di¤er ezilen emekçilerin karfl› koyuflu bunun en önemli göstergelerindendir. Ülke kaynaklar›n›n do¤rudan emperyalist tekellerin talan›na aç›lmas› demek olan özellefltirmeye karfl› mücadelenin özünde anti-emperyalist bilinç olmal›d›r. Özellefltirme karfl›s›ndaki durufl emperyalizme karfl› duruflun da bir göstergesidir. Bu nedenle bu politikaya karfl› mücadelenin salt ekonomik boyutuyla ele al›nmas› sonuçta baflar›s›zl›k getirecektir. Önümüzdeki süreçte ABD taraf›ndan verilen görevlerin yerine getirilmesinde egemen s›n›flar›n elindeki en önemli silah kuflkusuz Yeni Türk Ceza ve ‹nfaz Kanunlar› olacakt›r. Egemenler bu yeni sald›r› yasalar›yla sadece devrimci ve komünist hareketi de¤il, emperyalizme uflakl›kta önüne ç›kabilecek halk›n tüm kesimlerinden gelebilecek muhalefetini ortadan kald›rmak için kullanacakt›r. Bu yüzden yeni sald›r› yasalar›na karfl› mücadele özellefltirme sald›r›lar›na karfl› mücadelenin kopmaz bir parças› olmal›d›r.

Duvarlar›n ard›ndan yükselen sesler ULUSLARARASI YANKI BULDU! ILPS, bu mücadelelerin en önemlilerinden olan hapishaneler mücadelesini, uluslararas› alana tafl›ma ve ortaklaflt›rma yönlü giriflimlerinin önemli bir ad›m› olarak, hapishanelerdeki siyasi tutsaklarla dayan›flmay› kapsayan ve 2. Kongresi’nde al›nan kararlar› hayata geçirmenin ilk ad›m› olarak, 5 Haziran 2005 tarihinde ‹stanbul’da uluslararas› bir sempozyum düzenledi.

’den öylü k i ç ‹fl

ÖZELLEfiT‹RME B‹R TALAN POL‹T‹KASIDIR VE TÜM UfiAKLARIN GÖREV‹D‹R! Sayfa 30

Ezilenlerin kurtuluflu mücadelesinin kopmaz ve önemli bir parças› olan hapishaneler mücadelesi, Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi-ILPS’nin, ‹stanbul, ‹zmir ve Mersin’de düzenledi¤i etkinliklerle, bir kez daha tüm yak›c›l›¤› ile gündemlefltirildi. Emperyalist-kapitalist sistem ve onun devam›na hizmet eden bask›c›, zorba ve faflist rejimleri, dünya emekçi halklar›na dönük sald›r›lar›n› istedikleri kadar art›rs›nlar, istedikleri kadar iflgaller, katliamlar, siyasi ekonomik politikalarla halklara diz çöktürmeye, teslim almaya çal›fls›nlar. Hepsi na-

file! Halklar tüm bu uygulamalara gereken cevab› vermeye devam ediyor! Halklar yaflam›n her alan›nda yükselttikleri mücadelelerle sistemin korkusu olmay› sürdürüyor! Ve halklar özgürlük mücadelelerini tüm cephelerde ortaklaflt›rma yönlü çabalar›n› sürdürüyor! Ve bu sempozyum da hapishaneler cephesindeki mücadeleyi ortaklaflt›r›lma çabas›n›n somut bir ifadesi olarak, halklar›n emperyalizme ve onlar›n yerli uflaklar›na verdikleri bir cevap niteli¤indeydi. Tarihte son sözü hep direnenler söylemifltir, direnen halklar da emperyalizme karfl› son sözü söyleyecek ve zafer direnen halklar›n olacakt›r!


2

17-30 Haziran 2005

“Bask›, sürgün, cezalara son!” Bursa Büyükflehir Belediyesi’nde 2004 y›l›nda iflbafl›na gelen AKP’li Belediye Baflkan›, gelir gelmez 1200 personelin ifllerine son verilece¤ini aç›klam›fl, bu güne kadar yüzlerce kadro ve personel ya sürgün edilmifl ya da ifllerine son verilmifltir. Son olarak 7 Haziran günü BUSK‹ Su Denetim ve Havza Koruma Müdürlü¤ü ve Kimya Mühendisleri Odas› Bursa fiube Baflkan› Vahap S›nmaz hiç bir gerekçe gösterilmeden görevinden al›nm›flt›r. Bu yaflananlara karfl› Tüm BelSen ve Kimya Mühendisleri Odas› or-

tak bir bas›n aç›klamas› yapt›. 9 Haziran günü Bursa Büyükflehir Belediye binas› önünde toplanan emekçiler “Bask›, sürgün, cezalara son”, “IMF ufla¤› hükümet istifa”, “Irkç› gerici kadrolaflmaya son” sloganlar›n› att›lar. Aç›klamay› Tüm BelSen Bursa fiube Baflkan› Sevgi Ba¤c›lar okudu. Ba¤c›lar, “Bursa Büyükflehir Belediyesi yönetiminin hiç bir profesyonel ve planl› kurumsal reorganizasyon çal›flmas› yapmadan seçimden sonraki ilk günlerinde bafllatt›¤› ‘birikimli’, temel kadrolar›n h›zla tasfiyesi

24

uygulamas›, hizmetin süreklili¤i, hukuk, bilim ve insani geleneklerden uzak keyfi yönetim anlay›fl›n›n kan›t ve habercisidir” dedi. Aç›klamada Tüm Bel-Sen Genel Baflkan Yard›mc›s› Mümtaz Baflar Bursa Büyükflehir Belediyesi’nin sürgün ve iflten zorla emekli etme uygulamalar›na karfl› örgüt olarak mücadele edece¤ini söyledi. TMMOB Kimya Mühendisleri Odas› Genel Baflkan Yard›mc›s› Hasan Küçük de Vahap S›nmaz’›n müdürlük görevinden al›nmas› ile ilgili bir konuflma yaparak, “Belediye Baflkan› bu keyfi uygulamalar›ndan bir an evvel geri dönmelidir” dedi. (Bursa)

Sinop Cam Fabrikas›’n› PATRON TÖRENLE KAPATTI Bursa Büyükflehir Belediyesi’nde 2004 y›l›nda iflbafl›na gelen AKP’li Belediye Baflkan›, gelir gelmez 1200 personelin ifllerine son verilece¤ini aç›klam›fl, bu güne kadar yüzlerce kadro ve personel ya sürgün edilmifl ya da ifllerine son verilmifltir. Son olarak 7 Haziran günü BUSK‹ Su Denetim ve Havza Koruma Müdürlü¤ü ve Kimya Mühendisleri Odas› Bursa fiube Baflkan› Vahap S›nmaz hiç bir gerekçe gösterilmeden görevinden al›nm›flt›r. Bu yaflananlara karfl› Tüm Bel-Sen ve Kimya Mühendisleri Odas› ortak bir bas›n aç›klamas› yapt›. 9 Haziran günü Bursa Büyükflehir Belediye binas› önünde toplanan emekçiler “Bask›, sürgün, cezalara son”, “IMF ufla¤› hükümet istifa”, “Irkç› gerici kadrolaflmaya son” sloganlar›n› att›lar. Aç›klamay› Tüm Bel-Sen Bursa fiube Baflkan› Sevgi Ba¤c›lar okudu.

Ba¤c›lar, “Bursa Büyükflehir Belediyesi yönetiminin hiç bir profesyonel ve planl› kurumsal reorganizasyon çal›flmas› yapmadan seçimden sonraki ilk günlerinde bafllatt›¤› ‘birikimli’, temel kadrolar›n h›zla tasfiyesi uygulamas›, hizmetin süreklili¤i, hukuk, bilim ve insani geleneklerden uzak keyfi yönetim anlay›fl›n›n kan›t ve habercisidir” dedi. Aç›klamada Tüm Bel-Sen Genel Baflkan Yard›mc›s› Mümtaz Baflar Bursa Büyükflehir Belediyesi’nin sürgün ve iflten zorla emekli etme uygulamalar›na karfl› örgüt olarak mücadele edece¤ini söyledi. TMMOB Kimya Mühendisleri Odas› Genel Baflkan Yard›mc›s› Hasan Küçük de Vahap S›nmaz’›n müdürlük görevinden al›nmas› ile ilgili bir konuflma yaparak, “Belediye Baflkan› bu keyfi uygulamalar›ndan bir an evvel geri dönmelidir” dedi.

Haber-Sen’den bakana protesto

senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

işçi-köylü

Sanatç›lar Ali Asker K›z›l›rmak Metin Kahraman Arzu Grup fiiar Gulasor Halk Oyunlar› Ekibi Sinevizyon Gösterimi Konuflmac›lar

15 - 16 Haziran Türkiye iflçi s›n›f›n›n direnifli üzerine organize etti¤imiz panele tüm devrimci, demokrat ve yurtseverler davetlidir.

KONUfiMACILAR:

9 Haziran günü Türk Telekom Ankara ‹l Müdürlü¤ü’ndeki Ça¤r› Merkezi’nin aç›l›fl törenine kat›lmak üzere gelen Ulaflt›rma Bakan› Binali Y›ld›r›m Haber-Sen taraf›ndan protesto edildi. “Özellefltirmeye hay›r”, “Kahrolsun IMF, ba¤›ms›z Türkiye” sloganlar›yla bakan› protesto eden Haber-Sen, özellefltirmelerin durdurulmas›n› istedi. Bakan, Haber-Sen Genel Baflkan› Esin Yelekçi’nin yan›na gelerek bir süre konufltu. Yelekçi, bakan›n “Di¤er hükümetler gibi biz de özellefltirmeleri sürdürece¤iz” dedi¤ini aktard›. (Ankara)

HALK KONSER‹ Direnifllerle, flehitler verme pahas›na kurulan emekçi semtler ABD emperyalizminin sad›k ufla¤› Türk hakim s›n›flar›n›n son temsilcisi AKP hükümeti taraf›ndan y›k›lmak istenmesine karfl›, Birlik mücadele zafer slogan›n› yükseltmek ve y›k›mlar› durdurmak ve 1971 y›l›nda iflçi s›n›f›n›n yükseltmifl oldu¤u 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direniflinin ruhuyla emperyalistlerin ve uflaklar›n›n tüm sald›r›lar›n› geri püskürtmek üzere mücadeleyi yükseltmek için Tohum Kültür Merkezi’nin düzenledi¤i Halk Konseri’nde buluflal›m.

PANEL

Tarih: 19 Haziran 2005 Pazar Saat: 17:00-23:00 Yer: Ba¤c›lar Olimpik Kapal› Spor Salonu

1- Metin Kaplan (Partizan Dergisi) 2- Ali Y›ld›z (Türkiye´den Sendikac›)

Tarih: 19 Haziran 2005 Pazar Saat: 14.00 Yer: T‹ÖD Mandelaplein 1 Den Haag

TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹ ‹rtibat Tel: 0212 643 22 33 Kartal: 0216 306 16 02 6 AYLIK: 10.200.000

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

24

17-30 Haziran 2005

Erdo¤an, ABD’den ald›¤› talimatlarla geri döndü! Erdo¤an’›n aylard›r sürdürdü¤ü ›srarlar sonucu yap›lan Bush-Erdo¤an görüflmesi geçti¤imiz hafta gerçekleflti. Bas›n›n neredeyse gün gün yay›nlad›¤› görüflme notlar›ndan aktar›lanlardan önümüzdeki süreç aç›s›ndan ç›kar›lacak sonuçlar önemlidir. Görüflmenin gündem maddeleri ve ard›ndan yap›lan aç›klamalara bak›ld›¤›nda, Türkiye aç›s›ndan kayda de¤er bir geliflmenin olmad›¤› görülmektedir. Ancak Bush’un gerek yapt›¤› uyar›lar gerekse de önümüzdeki döneme iliflkin Türkiye üzerinde somutlad›¤› planlara bak›ld›¤›nda “bir geliflmenin sa¤land›¤›” ifade edilmektedir. Ülke kamuoyunda görüflmeye dair yap›lan tart›flmalarda önemli bir yer iflgal eden “stratejik ortakl›k” meselesi üzerine aç›l›mlar yap›lm›fl ve tart›flmalar bu zemin üzerinden flekillendirilmifltir. Ülkemiz ezilenlerine bu tart›flma vesilesiyle verilen mesaj, Türkiye’nin uflak konumunda oldu¤u gerçe¤inin üzerinin örtülerek, farkl› bir tablonun çizilmesi olmufltur. Ziyareti, efendisinin emirlerine haz›r uflak pozisyonunu kurtarmak amaçl› emekçilerin bilinçlerinin bulan›klaflt›r›lmas›na yönelik bu tart›flmalarla birlikte de¤erlendirmek gerekir. ABD ziyaretini belirleyen ve görüflmeler s›ras›nda ele al›nan konular›n bafl›nda GOP (Geniflletilmifl Ortado¤u Projesi), K›br›s sorunu, Suriye ziyaretlerinin de¤erlendirilmesi ve Türkiye’de geliflen ABD karfl›tl›¤› geldi. Gündem maddelerine iliflkin yap›lan görüflmelerde karfl›l›kl› nelerin ifade edildi¤ine de¤inmeden önce, ABD ç›karmas›n›n yap›ld›¤› günlerde yaflanan belli geliflmeleri vurgulamakta fayda var. Zira bu geliflmeler görüflmenin zeminini de etkileyen önemli olaylar olmufltur. AB Anayasas› tart›flmalar› Avrupa Anayasas›’n›n reddi ile birlikte yaflanan geliflmeler, görüflmeler sürecindeki en kritik olayd›. Fransa’da tepkisini sokaklarda ifade eden halk, AB aç›s›ndan önümüzdeki dönemi de belirleyecek nitelikte bir tepki ortaya koydu. AB’nin bugün dünya genelinde ezilenler üzerinde oluflturmaya çal›flt›¤› tabloyu etkileyecek olan bu geliflme, ABD aç›s›ndan önemli bir geliflme olarak alg›lanmal›d›r. AB aç›s›ndan yenilenmeye çal›fl›lan vizyonu etkileyen bu tepki, ABD aç›s›ndan da bir f›rsat olarak de¤erlendirilerek ad›m atmas›n› sa¤layacak koflulu yaratm›flt›r. Fransa ve Hollanda’daki referandumun ard›ndan ABD ve ‹ngiltere durumdan sonuç ç›karma anlam›nda tepkilerini ilk olarak ortaya koydular. Bu iki ülkedeki referandum sonuçlar›n›n yans›malar›n›n hemen ard›ndan Tony Blair ‹ngiltere’de yap›lmas› planlanan referandumu rafa kald›rarak art›k ‹ngiltere’nin AB d›fl politikas›na endeksli bir politika izlemeyece¤ini aç›klad›. Yani ifade edilenin özü Avrupa’y› art›k önemsemedi¤inin de aç›k bir beyan› niteli¤ini tafl›maktad›r. Asl›nda ‹ngiltere bugüne kadar zaten AB merkezli bir politika de¤il, ABD’nin orta¤› olarak Kafkaslar, Ortado¤u, Orta Asya bölgelerine iliflkin politika belirledi ve bu bölgelere dönük ABD ile ortak hareket etti. ‹ngiltere’nin AB içerisindeki rolü ise, belirlenen ve kendisinin de ortak oldu¤u stratejiye uygun hareket sa¤lamak ve Fransa-Almanya ikilisinin AB içerisindeki etkisini mümkün oldu¤unca k›rmakt›. Referandum sonucunda yaflananlar AB’li emperyalistleri ve bu birli¤i dünya kamuoyu nezdinde y›pratmak, bu vesileyle denetimlerini güçlendirmek ve gelifltirmek için ABD ve ‹ngiltere’ye f›rsatlar sundu. ‹ngiltere’nin yapt›¤› aç›klamay› bafllayan y›pratma çabalar›n›n bir parças› olarak görmek gerekir. Zira bundan sonra yaflanacak geliflmeler AB

üyesi emperyalistlerin kendi aralar›ndaki çatla¤› büyütür bir niteli¤e bürünürse, bu ABD karfl›s›ndaki etkinin k›r›lmas› anlam›na da gelecektir. Avrupa’daki bu çalkant›l› tablo içinde görüflmelerini sürdüren Erdo¤an’›n Amerika’da oldu¤u günlerde Blair’in de orada bulunmas› sonucu “tesadüfi” karfl›laflma, görüflmenin dikkat çeken bir yan›n› oluflturuyor. Zira Türkiye’nin AB üyeli¤i tart›flmalar› noktas›nda ‹ngiltere ile ortak Türkiye’ye bu konuda verilen mesaj bellidir; “sizin AB üyeli¤iniz de bizim elimizde ona göre hareket edin” olmufltur. Amerikan-Türk Konseyi Toplant›s› Erdo¤an’›n ziyaretinden bir gün önce yani 7 Haziran günü ABD’de bir toplant› yap›ld›. Genelkurmay 2. Baflkan› Org. ‹lker Baflbu¤’un kat›ld›¤› bu toplant›n›n sonunda yap›lan aç›klamalar bir anlamda Erdo¤an’›n, ziyaretinin de özetini sunar mahiyetteydi. Bush’la görüflmeye bafllamadan önce alel acele solu¤u ATC (Amerikan Türk Konseyi) kürsüsünde alan Erdo¤an yapt›¤› aç›klamada “iflbirli¤inin gere¤ini yerine getirme-

mizden daha do¤al bir fley olamaz” aç›klamas›nda bulundu. Zira ABD ile 1 Mart tezkeresinin reddi ile birlikte gerilmeye bafllayan iliflkilerin yeniden ray›na girebilmesi için, Türkiye’nin verilecek görevlere haz›r oldu¤unu ve belirlenen projelerin içinde en aktif biçimde yer alaca¤›n› ifade etmesi gerilen iliflkilerin düzelmesi anlam›nda oldukça önemliydi. Türkiye’den ABD’ye giden yetkililerin tümünün aç›klamalar› da bu kapsam ve içerikte oldu. Zira, tezkere kabul edilmemiflti ama Irak iflgalinin bafllad›¤› günden bugüne verilen say›s›z hizmet yeniden hat›rlat›ld›. Irak iflgalinden bu yana Türk hava sahas›n›n ABD’ye aç›ld›¤› ve 5000 sorti görev uçuflu yap›ld›¤›, 39 ABD uça¤›n›n Diyarbak›r, Batman ve ‹ncirlik üslerine indi¤i ve çeflitli ihtiyaçlar›n›n buralardan karfl›land›¤› aç›kland›. Bu hizmet hat›rlatmas›n›n yan›s›ra, Baflbu¤’un aç›klamas›ndaki di¤er bir hat›rlatma da ‹ncirlik konusunda son olarak yap›lan anlaflma oldu. Yani tezkerenin kabul edilmemesine ra¤men ne kadar hizmet verildi¤i ABD heyetine hat›rlat›ld›. Yine bu toplant›n›n di¤er bir kilit noktas›n› da “PKK sorunu” oluflturdu. Türkiye bu hizmetlerin karfl���l›¤›n› göremedi¤i biçimindeki “yak›nmas›n›” en çok PKK konusunda ifade etti. ABD üzerinde bu konuda yarat›lmaya çal›fl›lan bas›nc›n bu görüflmelerde de ifle yaramad›¤› yap›lan aç›klamalarda bir kez daha kendini gösterdi. Ne Baflbu¤ ne de Erdo¤an bu görüflmede de bu konuda istedi¤i sonucu alamad›. ABD yetkilileri her zamanki telkinlerde bulunarak, meselenin e¤itim ve ekonomi ile ba¤lant›l› oldu¤unu ifade ederek, bu konuda Türkiye’yi desteklediklerini aç›klamakla yetindiler. “Terör listesine almak yetmiyor” aç›klamalar› da ABD üzerinde bir etki yaratmad› ve bu konuda süregelen durumun bundan sonra da bu zeminde yaflanmaya devam edece¤i gerçe¤i ile kald›. Zira Irak’ta fazlas›yla

s›k›flan ve hiçbir “özgürlük” operasyonunun da kendisini kurtarmaya yetmedi¤i cehennemde PKK ile mücadele etme hedefini önüne koyma gibi bir amaç gütmeyen ABD, bunun yan›s›ra flu an için elindeki kullanmaya haz›r kart›ndan bu s›k›flm›fll›k durumunda vazgeçmeye hiç niyetli de¤ildir. Bu durumu ABD’li generallerden biri: “Bizi anlamaya çal›fl›n; Irak’ta ifller askeri aç›dan s›k›nt›l›, bu flartlarda Kuzey Irak’ta yeni bir cephe açma flans›m›z yok” sözleri ile ifade etmektedir. ABD ziyaretinde GOP tart›flmas› ABD’nin önümüzdeki dönem izleyece¤i politikalar›n toplam›n› ifade eden GOP projesi yap›lan görüflmenin merkezini oluflturan a¤›rl›kl› gündem oldu. “Stratejik ortakl›¤›n” zeminini GOP projesinin oluflturdu¤unu ifade eden Erdo¤an, bu konuda verilecek görevlerin tümüne de haz›r olduklar›n› ifade ederek “Kosova’da, Somali’de, Afganistan’da ne yapt›ysak onu yapaca¤›z” aç›klamas›nda bulundu. Yani önümüzdeki dönemde ABD’nin GOP projesi kapsam›nda giriflece¤i yeni sald›r› ve iflgal giriflimlerinde Türkiye üzerine düflen görevleri de bu örneklerle somutlamaktad›r. Bu aç›klamada verilen di¤er bir mesaj da Irak’ta tezkere ile ilgili yaflanan “hataya” bir daha düflülmeyece¤idir. ABD, bu görüflmelerde önümüzdeki dönem aç›s›ndan Ortado¤u’ya yönelik planlar›n› da ifade etti. Irak’ta süren direniflin ard›nda Suriye’nin deste¤inin oldu¤unun aç›klanmas›, bunun yan› s›ra ‹ran’›n nükleer silahlanma konusunda att›¤› ad›mlar›n rahats›zl›¤› bu iki ülkenin ABD aç›s›ndan “incelemeye” al›nd›¤›n›n göstergesi. Aylard›r ABD taraf›ndan dillendirilen bu durumun önümüzdeki günlerde somutluk kazanmas› kamuoyunun beklentileri aras›nda. Ancak PKK konusunda dahi temkinli yaklaflan ABD’nin bu s›k›flm›fll›k içinde bu iki ülkeye somut bir sald›r› sürecini bafllatmas› hayli zor görünüyor. Irak’ta yaflananlar ABD’yi sadece askeri aç›dan de¤il, ekonomik aç›dan da hayli zor bir durumun içine itmektedir. Savunma ve silahlanmaya ay›rd›¤› miktar› büyütmek durumunda kalan ABD, bu ihtiyac› karfl›lamada art›k zorlanmaktad›r. Irak’›n mali aç›dan ekonomiye verdi¤i a¤›rl›k, ABD’de önümüzdeki dönem ekonomik aç›dan zor günlerin yaflanaca¤›n›n da habercisi niteli¤inde de¤erlendirilmektedir. Buna paralel olarak son dönem ABD-Türkiye iliflkilerinde önemli bir sorun olarak gündeme gelen Suriye ile gelifltirilen iliflkiler bu vesileyle bir kez daha gündeme getirildi. Kurulan iliflkiden rahats›zl›¤›n› her f›rsatta ifade eden ABD, Suriye’yi tecrit etme hedefini güderken Türkiye’nin cumhurbaflkan› ve baflbakan düzeyinde ülkeyi ziyaret etmesi bu hedefle çeliflmektedir. Erdo¤an, gerek ziyaret öncesi gerekse de ziyaret s›ras›nda yapt›¤› aç›klamalarda “ABD’yi bu konuda ikna edece¤imizi düflünüyoruz” ifadelerine yer vermifl ancak görüflmelerde bu konuda somut bir ad›m at›lmam›flt›r. Erdo¤an, görüflme s›ras›nda “bizim Suriye’ye yönelik hamlemizin meyvesini say›n Bush toplamaktad›r” aç›klamas›nda bulunarak, Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesini hat›rlatm›flt›r. Ancak bu hat›rlatma Bush’u tatmin etmemifl ve Suriye’nin tecrit edilmesi gerekti¤i aç›klamas› her f›rsatta dile getirilmifltir. Görüflmenin di¤er bir aya¤›n› oluflturan K›br›s meselesinde ise ABD gerekli “deste¤i” sunaca¤›n› aç›klad›. Ancak bunu belli koflullara ba¤lad›. Bu koflullar›n içinde en dikkat çekici olan› ise K›br›s’ta bulunan Ercan Havaalan›ndan

ABD’ye direkt uçufllar›n yap›l›p yap›lamayaca¤›n›n incelendi¤i aç›klamas› idi. K›br›s’› önümüzdeki dönem için askeri üs durumuna getirme hedefinde olan ABD için K›br›s sorununun çözümü bu koflullar›n oluflmas›na paralel geliflecek. K›br›s sorunu ile ilgili BM Genel Sekreteri ile de bir görüflme yapan Erdo¤an, sorunun çözümü anlam›nda somut bir ad›m göremedikleri aç›klamas›n› yapmak durumunda kald›. “ABD karfl›tl›¤› azalt›lmal›” ABD-Türkiye görüflmesinin di¤er bir kilit noktas› ise Türkiye’de geliflen ABD karfl›tl›¤› idi. Bu konudaki rahats›zl›klar›n› gizleme gere¤i duymayan ABD yetkilileri “Türkiyeli dostlar›m›z bu konuda ellerinden geleni yapmal›d›rlar” ültimatomunda bulundular. Kamuoyunun denetim alt›na al›nmas›, geliflen tepkinin bast›r›lmas› politikalar›n›n hayata geçirilmesi konusunda erken davranmalar› gerekti¤i uyar›s›n› alan Erdo¤an, sat›l›k kalemflörleri arac›l›¤› ile “stratejik ortakl›k” tart›flmas›n› bu görüflmelerin temeline koydu. ABD’ye ba¤›ml›l›¤›n ve önümüzdeki dönem yap›lacak olan jandarmal›k görevine karfl› kitleleri haz›rlama çabas›n›n da bir parças› olan bu geliflmeler gerçeklerin üstünü örtemeyecek, yaflananlar› karartamayacak kadar gülünçtür. Irak’ta yaflananlar›n kamuoyuna yans›mas› ile birlikte geliflen tepki ve öfkenin yan› s›ra IMF, DB gibi kurulufllar›n müdahalesi ile ekonomide yaflanan geliflmeler bu tepkinin önüne geçemeyecek kadar büyüktür. Özellefltirme sald›r›s›n›n yan› s›ra IMF ültimatomu ile gündeme gelen “sefalet ücreti” olarak tan›mlanan asgari ücretin düflürülmesi tart›flmalar›, kamu emekçilerinin çal›flma sürelerinin uzat›lmas› geliflen tepkinin büyümesini beraberinde getirirken hiçbir suni tart›flma bu gerçeklerin üstünü örtemeyecektir. Çünkü bunlar emekçilerin yaflad›klar› gerçeklerdir. Di¤erlerinden nitelik olarak bir fark› olmayan bu görüflmede de Türkiye yapmas› gereken ödevlerini ve talimatlar›n› alarak geri döndü. Bu görüflmelerin sonucunu ise yak›n zamanda çok daha net görece¤iz. ABD’nin önümüzdeki dönem için belirledi¤i ve sald›rganl›k üzerine kurulu olan politikas› Türkiye’nin tarihsel rolünü de zorlayacakt›r. 2 Haziran günü Amerikan- Hindistan ‹fladamlar› Konseyinde bir konuflma yapan Hanry Kissinger, yapt›¤› aç›klama ile ABD’nin önümüzdeki dönem politikalar›n› flöyle aç›kl›yor: “‘Büyük Oyun’un modern versiyonu olan büyük bir enerji savafl›na do¤ru gidiyoruz, bu savafl bir çok toplum için ölüm kal›m savafl› olacak.” Kissinger, aç›klamas›na nükleer güçlerin bir araya gelerek küresel enerji kaynaklar› ve ulafl›m koridorlar› üzerine gelifltirecekleri diyalogun önemini de belirterek, “demokrasiyi yaymak Amerika için gerçek d›fl› bir hedef” belirlemesinde bulunuyor. Bu, önümüzdeki dönem yaflanacak olas› geliflmelerin de net bir ifadesidir ayn› zamanda. Erdo¤an’›n Amerika’da oldu¤u günlerde darbeci olarak tan›mlanan para spekülatörü Soros da ülkemizdeydi. “kadife”sinden, “turuncu”suna birçok darbede parma¤› bulunan Soros’un ülkemizi ziyareti bu dönem uygulanacak ekonomik politikalar›n flekillendirilmesi ve yürünecek hatt›n belirlenmesinden baflka bir anlam tafl›mamaktad›r. Y›¤›nlar›n geliflen tepkisi, emekçilerin artan öfkesi içinde tek çözüm araçlar› sald›rganl›k üzerine kurulu olan emperyalistlerin ve onlar›n yerli uflaklar›n›n bir cehennem içinde olduklar› kesindir. Sorun bu cehennem ateflini büyütmektedir. Bu atefli büyütme sorumlulu¤u ile yüz yüze oldu¤umuzu unutmayal›m.


4

17-30 Haziran 2005

S›n›fsal Bak›fl fi‹MD‹ TAR‹H‹ B‹R KEZ DAHA YAZMANIN ZAMANIDIR! Aradan tam 35 y›l geçti¤i halde hala 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli’nin “ruhunu yaflatmak”tan söz ediyorsak, bu, günümüzün ihtiyac› kadar, o gün yaflananlar›n paha biçilmez ders ve deneyimlerinden ötürüdür. Günümüzün ihtiyaçlar›na geçmeden önce, 15-16 Haziran’›n önder yoldafl›m›z›n analizleri ›fl›¤›ndaki ders ve deneyimlerini hat›rlamak gerekiyor. 274 say›l› sendikalar ile 275 say›l› toplu sözleflme, grev ve lokavt yasas›nda iflçi s›n›f› aleyhine yap›lmak istenilen de¤ifliklikleri engellemek amac›yla, iki yüze yak›n fabrikada iki yüz bine yak›n iflçinin kat›l›m›yla gerçekleflen, devrimci gençli¤in de aktif destek verdi¤i direnifl; polis, asker barikatlar›n› yararak, sokaklar›, caddeleri zaptederek, ‹stanbul’u ‹zmit’le birlefltirerek yay›lm›fl; revizyonist, reformist, gerici sendika önderliklerini çi¤nemifl; devleti üç iflçinin flehit düflmesi 200’ünün yaralanmas› yüzlercesinin tutuklanmas› ile yetinmeyerek s›k›yönetim ilan›na zorlam›flt›r. Öncelikle, direniflin, iflçi s›n›f›n›n kendili¤inden gelme mücadelesinin doru¤a ulaflt›¤› bir eylemlilikler zinciri oldu¤unun alt›n› çizmek gerekmektedir. Kimi fabrikalarda ve yürüyüfller esnas›nda yer yer devrimcilerin inisiyatif kullanmas› bu durumu de¤ifltirmemifltir. Bu nedenle de 15-16 Haziran Direnifli, kendili¤inden geliflen bütün hareketlerin zaaflar›n› bar›nd›rmaktad›r. Yap›lacak de¤erlendirmelerde ve bugüne aktar›lacak derslerde bu husus ak›lda tutulmal›d›r. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n ilk olarak ç›kard›¤› ders, “devrimin fliddete dayanaca¤›, bunun zorunlu ve kaç›n›lmaz oldu¤u” yolundad›r. Yoldafl; icazetli/yasal eylem biçimleriyle hak elde etmek yada kazan›lm›fl haklara yönelik sald›r›lar› durdurman›n (s›n›rl› ve istisnai haller d›fl›nda) mümkün olmamas› ve kitlelerin zor/fliddet kullanmak suretiyle aflt›¤› asker-polis-bürokrat barikatlar› sayesinde aflama kaydedebildiklerinin görülmesinden yola ç›karak saptamada bulunmaktad›r. Önder yoldafl, iflçi hareketinin ikinci olarak “burjuva devlet teorilerine a¤›r bir darbe indirdi”¤ini savunmaktad›r. ‹brahim’in bu tezini gerekçelendirirken tart›flt›¤› esas kavram “ordu”dur. Bu konunun o dönem ne kadar yak›c› oldu¤u bilinmektedir. Her ne kadar günümüzde de “burjuva devlet teorisi” bütün oportünist ve revizyonist ak›mlar›n ortak hastal›¤› olarak nüksetmekteyse de o dönem bu hastal›k içinde “ordu” virüsü bafl rolü oynamaktayd›. Orduya bel ba¤layan “cuntac›lar”›n, esasen Kemalizm’den beslenen bu hayallerinin, 15-16 Haziran ‹flçi Direnifli’nin gerek bast›r›lmas› gerekse de sonras›ndaki “kurutulmas›” saf-

has›nda (s›k›yönetim; iflten atmalar, yarg›lamalar) saçmal›¤› ortaya serildi. ‹brahim yoldafl›n üçüncü olarak vurgulad›¤› husus; “gerçek kahraman›n kitleler oldu¤u”dur. Döneme özgü kritik bir tart›flmaya atfen alt› çizilen bir di¤er çok önemli saptama da budur. ‹brahim’in devam›ndaki sat›rlar›nda sözünü etti¤i, “bir avuç seçkinci ayd›n grubuna dayanarak devrim yapmay› hayal edinen bireyci küçük-burjuva ak›mlar”, bütün ülkelerde oldu¤u gibi ülkemizde de de¤iflik biçim ve programlarla ortaya ç›kmaktad›r. S›n›fsal temelleri mevcut oldu¤u üzere, bu durumun kaç›n›lmaz olmas› da do¤ald›r. 15-16 Haziran Direnifli, kitlelerin muazzam düzeydeki y›k›c› ve de yap›c› gücünü göstermesi bak›mdan ö¤retici olmufltur. Dördüncü olarak alt› çizilen nokta halk savafl› stratejisiyle ilgilidir. ‹brahim yoldafl, “Devrimin ilk bafllarda flehirlerde baflar›ya ulaflamayaca¤›n›, flehirlerde zaman zaman ortaya ç›kacak iflçi ayaklanmalar›n›n k›rl›k bölgelere çekilmedi¤i takdirde bast›r›lmaya mahkum oldu¤unu gösterdi.” demektedir. Burada elefltiri özel olarak PDA kli¤ine yöneltilmifl olmakla birlikte, toplu ayaklanmay› savunan oportünistlerin Türkiye devrimci hareketi içerisindeki varl›¤› hat›rlanacak olursa meselenin önemi daha iyi anlafl›lacakt›r. Halk savafl› stratejisini uzun boylu anlatmak ve tart›flmak bir yana, flehirlerdeki güç dengesi, böylesi bir kalk›flman›n, eylem, direnifl yada ayaklanman›n, k›rsal alanlardaki mücadele/savafl ile bütünleflmemesi halinde bozguna u¤ramas›n›n kaç›n›lmaz oldu¤u somut örnekte görülmüfltür. ‹brahim yoldafl›n beflinci olarak ç›kard›¤› ders örgütlenme ilkelerine iliflkindir. Yoldafl, “Legaliteye bel ba¤laman›n, revizyonist örgütlenmenin, fliddetlenen s›n›f mücadelesi flartlar›nda halk›m›za zarar vermekten baflka bir ifle yaramayaca¤›n› gösterdi.” derken, direniflin devam›nda gelen s›k›yönetim koflullar›nda verilen kay›plar ve u¤ran›lan zararlardan hareketle tahlil yapmaktad›r. ‹llegal örgütlenmelerin bile bunun gere¤ini asgari ölçüde dahi yerine getirmedi¤i flartlarda, “devlet” in tan›mlanmas›ndaki problem ile “devrim” sorumlulu¤unun yerine getirilmesindeki sakatl›k baflat rol oynamaktad›r. Yoldafl son olarak ‹flçi Direnifli’nin, “devrimin nesnel flartlar›n›n ne kadar olgunlaflt›¤›n›n somut bir delili oldu¤u”nu belirtmektedir. ‹brahim’in bu vurguyla kast etti¤i, yüz binlerce iflçinin gerek devlet otoritesi gerekse de gerici, reformist sendika önderliklerine karfl› gelifltirdi¤i tav›rd›r. Bu tavr›n di¤er alanlardaki iflçilerce sahiplenilmesi ve ülke genelinde destek görmesi, belirtilmesi gereken

24 bir di¤er nokta, olmaktad›r. Türkiye iflçi s›n›f›n›n mücadele tarihi aç›s›ndan ele al›nd›¤›nda, “komprador patron-a¤a devletini sarsan iki gün” olarak an›lmay› hak eden 15-16 Haziran; bu ününü iflçi s›n›f›n›n kararl›, direngen, korkusuz tavr›na borçludur. Faflist diktatörlü¤ün polis ve özellikle asker barikatlar›n›n yerle bir edilmesine, “devrimci, ilerici, sosyalist” maskeli D‹SK yönetiminin devletten yana saf tutmas›na karfl›n iflçi selinin önüne baraj oluflturmakta aciz kal›fl›na borçludur. ‹brahim yoldafl herhangi bir olay›n, direniflin, eylemin analizinin yal›n bir biçimde nas›l yap›lmas› gerekti¤ine de örneklik teflkil eden biçimde gerçeklefltirdi¤i çözümlemesinde; 15-16 Haziran’›n mesajlar›n›/derslerini her türden burjuva ak›m›na karfl› mücadeleye tabi k›lacak bir tarzda ele alm›fl, s›n›f mücadelesini ileriye tafl›yacak bir perspektifle yorumlam›flt›r. 35 y›l sonra bugün 15-16 Haziran’› yorumlarken, o günün koflullar›ndan günümüze bir köprü uzatmaya çal›flt›¤›m›zda, yukar›da s›ralad›¤›m›z derslerin bugünün ihtiyaçlar› çerçevesinde ald›¤› biçim de bizim aç›m›zdan s›n›f mücadelesinin gelece¤ine yön verecektir. 1970’den günümüze at›lan köprünün alt›ndan çok sular geçmifl olmas›na karfl›n iflçi s›n›f›n›n mücadelesi kendili¤indencili¤e hapsolunmuflluktan kurtar›lamam›flt›r. S›n›f bilinçli proletaryan›n sendikal faaliyette etkinli¤i son derece c›l›z kalm›fl, genel olarak devrimci demokrat sendikal faaliyet mücadeleye damgas›n› vuramam›fl, iflçi s›n›f›n›n mevzi say›labilecek -ancak kimi dönemler genel destek sa¤layabilen- direniflleri ise kendili¤inden sürecin birbirinden kopuk sayfalar› olarak tarihe yaz›lm›fllard›r. Gerici, reformist ve revizyonist güçlerin sendika yönetimlerine ördükleri a¤lar parçalanamam›flt›r. ‹flçi s›n›f›n›n mücadele tarihinde baflka 15-16 Haziran’lar›n yarat›lamay›fl›, di¤er bir deyiflle o mücadele ruhunun yaflat›lamay›fl›, direnifl ve mücadele gelene¤inin oluflturulamay›fl› s›n›f mücadelesi aç›s›ndan devrim cephesinde büyük bir güç kayb› yaratm›flt›r/yaratmaktad›r. Bu durumun hakim s›n›flar için oluflturdu¤u avantaj küçümsenmeyecek boyutlardad›r. Bunu tersine çevirmek, dünün oldu¤undan daha fazla bugünün görevidir. Her geçen gün yükün a¤›rl›¤› ve sorunun aciliyeti büyümektedir. 15-16 Haziran’›n dersleri hiçbir hususta yeterli bir biçimde kavranamam›fl, bilince ç›kar›lamam›flt›r. Devrimin fliddete dayanaca¤› gerçe¤inin kavranmas›, kitleleri devrime seferber etmede en önemli bilinç s›çramas›d›r. Bugün düzenle en yo¤un çeliflkiyi yaflayan, en keskin diflliler alt›nda ezilen kitlelerden, en ileri kesimlere kadar genifl bir cephe içinde; düzene tepki ile devrime seferber olma aras›ndaki orant›s›zl›k ciddi boyutlardad›r. Ordu, 12 Mart, 12 Eylül süreçleri, MGK yönetimleri ve ard›ndan baflta Ulusal Hareket olmak üzere gerilla savafl›na karfl› prati¤iyle yeterince teflhir olmuflsa da, devletteki rolü ve konumu yine de tam olarak çözümlenememifl;

“burjuva devlet teorisi”, “derin devlet”ten “faflizm” olgusuna, emperyalizm ile iliflkilerden, idari-yarg›sal yap›lanmaya/örgütlenmeye kadar oportünist-revizyonist ak›mlar› tesiri alt›nda tutmaya devam etmifltir. Parlamentarizm, reformizm ve ekonomizmin Türkiye devrimci hareketi üzerinde güçlü etkiler bar›nd›rmakta oldu¤u bugünün de gerçe¤idir. “Devrimin kitlelerin eseri oldu¤u” gerçe¤i ise bunu tersinden okuyanlar› da ço¤altmakla beraber kavranamayan bir baflka ders olmaya devam etmektedir. Devrimi bir avuç seçkinci ayd›na havale eden ya da bir grup öncüyle baflaraca¤› hayaline kap›lan sa¤, genellikle sol oportünistler kitlelerin örgütlenmesini ve mücadelesini, küçümsemeye ve baltalamay› sürdürmektedir. Karfl› uçta kulaç atan reformist ve revizyonist ak›mlar ise “kitlesellik” ad›na gerici bir hatta sürüklenip bütün ilke ve de¤erleri feda ederek, ileri kitleler ile buluflamamay› baflarmaktad›r. K›r-flehir diyalekti¤inin kurulamay›fl› 15-16 Haziran’›n bir baflka “çal›fl›lmayan dersi”dir. Bu, sorunu halk savafl› stratejisi çerçevesinde ele alan komünist hareket aç›s›ndan öncelik tafl›maktad›r. Özellikli bir de¤erlendirme konusu oldu¤u için burada derinlemesine girmeyece¤iz. Geçerken flu kadar›n› belirtmeliyiz ki, mesele flehirlerde geliflen hareketi k›rlara çekmeden önce k›rl›k bölgelerin buna uygun durumda bulunmas›d›r. Bunun için de k›rl›k bölgelerde iflin esas›na göre bir savafl ve faaliyetin sürdürülmekte olmas› gerekmektedir. Aksi takdirde bu diyalektik iliflkinin kurulmas› mümkün olamayacakt›r. Son olarak de¤inmemiz gereken çok önemli bir baflka ders de, o tarihten sonra döne döne say›s›z biçimde kan›tland›¤› üzere, Bolflevik tipte profesyoneller örgütünün yarat›lmas› ve bunun illegaliteyi esas alarak çal›flmas› gerekti¤idir. Bu konuda baflta proletarya partisi olmak üzere bütün devrimci örgütlerin derslerine çal›flmad›klar› ve defalarca s›n›fta kald›klar› herkesin bildi¤i bir gerçektir. Önder yoldafl›m›z›n bütün titizli¤ine ve uyar›lar›na karfl›n, aradan geçen 35 y›lda bu konuda çok fazla mesafe al›nmad›¤› görülmektedir. 15-16 Haziran’›n günün koflullar›nda ç›kar›lan derslerinin bugün ifade etti¤i anlam, hiç kuflkusuz s›n›f mücadelesinin daha ileri tafl›nmas› için sorgulanmaktad›r. 15-16 Haziran’da iktidar› fliddetli biçimde sarsan iflçi s›n›f›n›n, baflta özellefltirmeler olmak üzere faflist diktatörlü¤ün gelifltirdi¤i çok yönlü sald›r›lara karfl› kendili¤inden gelme bir devinim içerisinde oldu¤u günümüz koflullar›nda; bu hareketini daha sars›c›, hedeflerini do¤ru belirleyen ve süreklilik kazanan bir niteli¤e kavuflturmak sorumlulu¤unu tafl›yoruz. Tekel, Telekom, Seydiflehir, Erdemir ve Tüprafl’›n sat›fllar›n› en geç Eylül ay›na kadar tamamlayacaklar›n› ilan etmifl durumdalar. Bu, aç›k savafl ilan›n›n yan›t› hem egemenlere hem de onlar›n uzant›s› sendika a¤alar›na 15-16 Haziran’da verilmiflti. fiimdi tarihi bir kez daha yazman›n zaman›d›r!


5

24

17-30 Haziran 2005

Tuzla Deri-‹fl’te greve bir gün kala patronlar›n geri ad›m atmas›yla sözleflme imzaland› ya ve Akko Deri iflyeri temsilcisi Ayhan Yan›lmaz ile T‹S süreciyle ilgili röportaj yapt›k.

Hasan Sonkaya 2005-2007 tarihlerini kapsayan toplu ifl sözleflme döneminde Deri-‹fl sendikas› ile patron sendikas› aras›nda yap›lan görüflmelerde sosyal konularda iflçilerin bütün haklar› korunarak anlaflma sa¤lanm›fl, ücret konusunda ise görüflmelerde anlaflma sa¤lanamam›fl ve 30 fabrikada grev karar› as›lm›flt›. 1 Haziran itibariyle de 24 fabrikadaki yaklafl›k 800 iflçi ile greve ç›k›lacakt›. Bu süreçte patronlar ilk görüflmelerde ücret zamm›nda yüzde 5, sonraki görüflmelerde ise yüzde 8 gibi bir zam önermifllerdi. Bunu kabul etmeyen sendika ise, enflasyonun üzerinde bir rakamla anlaflabilece¤ini dile getirmiflti. 31 May›s 2005 tarihinde taraflar bir kez daha Ankara’da bir araya gelirken greve saatler kala patron sendikas›n›n geri ad›m atmas›yla anlaflma sa¤land›. Yap›lan anlaflmaya göre ilk y›l için bölge ortalamas›na göre ücretlerde yüzde 12.30, sosyal haklara yüzde 17.40, alt kademedeki iflçiye de yüzde 29.3 zam yap›lacak. ‹kinci y›l ise enflasyon art› iki puan zam fleklinde anlaflma sa¤land›. Sosyal haklar ise aynen korundu. Yap›lan anlaflman›n üzerine biz de Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonka-

“Toplu Sözleflme Sendikal anlay›fl›m›z›n kazan›m›d›r!” - T‹S sürecinin genel bir de¤erlendirmesini alabilir miyiz? - H. Sonkaya: AKP’nin hükümete gelmesiyle birlikte iflçi s›n›f›n›n kazanm›fl oldu¤u mevcut haklar›n elinden al›nmas› için yeni ifl kanunlar› yürürlü¤e konuldu. En son 4857 say›l› ifl kanunu yani kölelik yasas› ç›kar›ld›. Türkiye koflullar›nda 2004-2005 sürecinde bu kölelik yasas›, sosyal haklar ve idari haklar üzerinde gerçekli¤ini yavafl yavafl gösterdi. Böyle bir süreçte yani iflçi s›n›f›n›n git gide kan kaybetti¤i, iflyerlerinde IMF politikalar›n›n hayat buldu¤u, bu çerçevede her ay 53 bin insan›n iflsiz kald›¤› bir ülkede ve böyle s›k›nt›l› bir süreçte toplu sözleflme sürecine girdik. Türkiye’de yap›lan T‹S’leri, taslaklar› al›p de¤erlendirdi¤imizde üzülerek söylüyorum ki, iflçi s›n›f› ad›na olumlu bir kazan›m göremeyiz. Biz Devrimci Demokratik Sendikal Birlik anlay›fl›n› savunan ve özünde gücünü iflçilerden alanlar, y›llard›r kazan›lm›fl bu haklar›n bir ç›rp›da peflkefl çekilmesine kesinlikle izin vermeyece¤imizi, bu haklardan asla taviz vermeyece¤imizi sürekli belirttik. Bunu iflveren sendikas›na bu flekilde kabul ettirdik. Tabi ki Türkiye’de yap›lan toplu ifl sözleflmelerinde belli s›k›nt›lar›n yaflanmas›, olumsuz sonuçlanmas›, iflyerlerinin kapanmas›, ekonomik kriz yaflanmas› ister istemez bizim bölgemize de yans›m›flt›r. Ama her türlü olumsuzlu¤a ra¤men Deri-‹fl sendikas› olarak iflyeri komiteleri oluflturularak çal›flt›k, ortalama yüzde 12.30, sosyal haklara 17.40, alt kademedeki iflçiye de 29.3 bir zam ald›k. Bu zamm›n Türkiye koflullar›nda iflçi s›n›f›n›n al›m gücünü

Emekçinin Gündemi EMEKÇ‹LER MEYDAN OKUMAYA DEVAM EDECEK!.. Özellefltirme sald›r›lar› AKP’nin tek bafl›na hükümet kurmas›yla pratikte daha etkin yaflama geçmeye bafllad›. Erdo¤an’›n liderli¤indeki AKP, 2002’de tek bafl›na hükümeti kurduktan sonra yap›lan ABD ziyaretleriyle süreci nas›l örgütleyece¤i noktas›nda derin bir kavray›flla donat›ld›. Bu görüflmeler bugünde devam etmektedir. Son olarak yapt›¤› ABD ziyaretinde de gerekli emirleri alan AKP hükümeti, sald›r›lar›na kald›¤› yerden devam etmektedir. Birçok yasa tasar›s›yla emperyalist tekellere hizmet edecek özellefltirme koflullar›n› sa¤lam›flt›r. “Serbest piyasa ekonomisi” ad› alt›nda “devletin zarar etti¤i” propagandas› eflli¤inde sat›fla ç›kar›lmad›k tek bir alan ve kurulufl kalmam›flt›r. Sa¤l›k sektöründen e¤itim sektörüne, TÜPRAfi’tan PETK‹M’e, TEKEL’den THY’na ve Telekom’a kadar uzanan ve burada sayamad›¤›m›z irili ufakl› birçok iflletme, bu sald›r› furyas›n›n kapsam›na girmifltir. Özellefltirmelerin yan›s›ra sürgünler, bask›lar, iflten atmalar da üst boyutta yaflanan sald›r›lar aras›ndad›r. Ancak elbette ki bu sald›r›lardan

en çok can yakan› özellefltirmelerdir. Bu sald›r›lar ile ilgili örgütlenen eylemlere emekçilerin kat›l›m› devletin kapsaml› sald›r›lar›n›n oluflturdu¤u rahats›zl›kla do¤ru orant›l›d›r. Ancak bu hareketlenmeler ya lokal düzeyde kalmakta ya da saman alevi misali parlay›p sönmektedir. Direnifllerin ve eylemlerin do¤ru bir politik önderlikle ele al›nmamas› ve uzun erimli bir ›srara sahip olmamas›, özellefltirme sald›r›lar› karfl›s›nda emekçilerin önemli kazan›mlar elde etmesini engellemektedir. Bu direnifllerin bir halkas›n› ve çeflitli yönleri ile en etkilisini ‹zmit SEKA ‹flletmesi’nin kapat›lma karar› ve bu karara karfl› geliflen tepki de gördük ve bugün yeni direnifllerde görmeye devam ediyoruz. Bugün aç›s›ndan Seydiflehir iflçlerinin direnifli bu geliflmelere bir örnektir. “Devletine ba¤l›” Seydiflehir iflçisi, fabrikalar›n›n sat›lmas›na karfl› direnince devletin coplu, sopal›, gazl› sald›r›s›ndan nasibini alm›flt›r. Yine bu süreçte önemli bir sald›r›da E¤itim-Sen’in kapat›lma karar›d›r. Kapat›lma karar›n›n ard›n-

çok kolaylaflt›rmayaca¤›n› biliyoruz. Ama bu flart ve koflullarda Türkiye’ye bakt›¤›m›zda Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi en iyi toplu sözleflmeyi yapm›flt›r. Bu yapt›¤›m›z toplu sözleflmenin di¤er sendikalara örnek olaca¤›n› düflünüyorum. Mevcut haklar›m›z› korumam›z bak›m›ndan da sendikal anlay›fl›m›z›n büyük bir baflar›s› olmufltur. “Esas olan iflyeri komitelerini daha fazla güçlendirmek” - T‹S sürecinde iflçiler biraz daha duyarl› hale geliyor. O dönem iflyerlerinde iflyeri komiteleri vard›. Bu komiteleri sürekli hale getirmek yönünde düflünceleriniz veya ad›mlar›n›z var m›? - ‹flyeri komitelerimiz sözleflmeden sözleflmeye oluflan komiteler de¤il. Bizim özellikle Vidala fabrikalar›ndaki komitelerimiz sürekli hale gelmifltir. Tabi ki iflyerlerinde komiteler yoksa, komiteler çal›flm›yorsa, temsilci yard›mc›lar›n› denetlemiyorsa o yerde örgütlülü¤ün tam oturma flans› yoktur. Esas olan iflyeri komitelerini daha fazla güçlendirmek, daha fazla e¤itime tabi tutmak, daha fazla bilinçlendirmek, süreklili¤ini sa¤lamakt›r. Biz biliyoruz ki iflyeri komiteleri kendi ayaklar› üzerinde durdu¤u zaman iflçi s›n›f›n›n mücadelesi ileriye do¤ru ivme kazan›r ve kolektif bir çal›flma hayat bulur. “Biz greve haz›rlanm›flt›k” - Bize T‹S sürecinde yaflad›klar›n›z› anlat›r m›s›n›z? - Akko Deri iflyeri temsilcisi Ayhan Yan›lmaz: T‹S süreci fiubat 2005’te bafllad›. Biz zaten o dönem yar› ücretli yar› ücretsiz izindeydik. Ama ben temsilci oldu¤um için o dönem sürekli sürecin içindeydim, arkadafllar›ma bilgi verme ve yönetime yard›mc› olmak aç›s›ndan. Bask›lar bizde seneden seneye art›dan yap›lan tek tek eylemlerin yan›nda bölge mitingleri de örgütlenmifltir. Önemli bir hareketlilik yaratan bu eylemleri elbette ki sadece bu yönü ile de¤erlendirmek yanl›fl olur. Bu direniflleri, eylemleri sadece kendi özgül koflullar›nda bir muharebenin kazan›lmas› olarak de¤erlendirmemeliyiz. Mutlaka ki iflin bir boyutu da devletin sald›r›lar›n›n engellenemese dahi geciktirilmesidir, karfl› duruflun olmas›d›r. Ancak sorun sadece bundan ibaret de¤ildir. Bunlarla beraber öncelikli sorun, bu direnifller özgülünde kitlelerin gücünün, dayan›flman›n, örgütlü mücadelenin öneminin gösterilmesi; özgüvenin sa¤lanmas›, bundan sonraki muharebeler için bu kazan›mlar›n yarat›labilmesi, mücadele gelene¤inin örülebilmesidir ve nihayetinde sald›r›lar›n önlenmesidir. Ve yine bu tür direnifllerin üzerinde önemle durulmas› gereken noktalar›ndan birisi de iflbirlikçi sar› sendikalar›n, iflçi s›n›f›n›n, emekçilerin mücadelesi üzerindeki etkisi ve Devrimci Demokratik Sendikal Birlik anlay›fl› baflta olmak üzere devrimci-demokrat sendikalar›n iflçi s›n›f› içerisindeki önderlik misyon ve fonksiyonlar›n›n zay›fl›¤›n› göstermesidir. Bu hareketler özgülünde ortaya ç›kan önemli vurgu, s›n›f perspektifli sendikal anlay›fl›n önemi ve gereklili¤idir. ‹flçi s›n›f›n›n ekonomik ve demokratik temelde hak alma mücadelesinde önemli bir

yor. Bizim komiteler ve temsilciler toplant›s›nda jandarma sendikaya geldi. Burada bir bas›n aç›klamas› yapm›flt›k, bu nedenle sendika baflkan›m›z› gözalt›na almaya gelmifllerdi. Tabi temsilciler buna müsaade etmediler. Bu tür sald›r›lar sanayiinin genelinde de oldu. Orada bas›n aç›klamas› yapt›rmamaya çal›flt›lar. Kaymakaml›ktan emir al›nd›¤›n› söylediler. Ama her ne hikmetse bu kararlar geri al›nd›. Tabi ki bu sendikac›lar›n giriflimiyle oldu ve sanayide bas›n aç›klamas› yapt›k. ‹flin gerçe¤ini söylemek gerekirse biz greve haz›rlan›yorduk. Ben 31 May›s Sal› günü sözleflme olaca¤›na inanm›yordum. O akflam sendikaya geldik. Ertesi gün grev önlüklerini giyip ifle gitmek gibi bir düflüncemiz vard›. Ama o iki gün içerisinde geliflen olaylarla toplu sözleflme imzaland›. Geçmifle göre iyi de¤ildi. Ama di¤er sendikalar›n imzalad›klar› toplu sözleflmelere göre iyi. Olaya iki tarafl› bakarsak daha iyi anlar›z. Di¤er sendikalarda fluana kadar yüzde 10’un üzerinde zam alan olmad›. ‹smini hat›rlam›yorum ama bildi¤im kadar›yla flu anda sadece bir tane sendika yüzde 20’nin üzerinde zam diretiyor. Onun haricinde, biz geçen sene girifl ç›k›fl yapt›¤›m›z için tabanday›z. Bize yans›yan zam yüzde 22 civar›nda. Sanayi ortalamas› yüzde 12.30. Bunun haricinde zaten iflverenleri biliyorsunuz toplu sözleflme sürecinde “iflimiz yok, kapataca¤›m, zarar ediyorum” derler ama sözleflme bitti¤i gün bütün fabrikalarda ifller aç›l›r. Bunu özellikle Kürkçüler için söylüyorum. Yo¤un bir flekilde çal›flmalar var. Ben 10 y›ld›r bölgedeyim ve sürekli bunu yafl›yoruz. Ama flunu da belirteyim; toplu sözleflme sürecinde bizim fabrikada gerçekten de ifl yoktu. Biz Ocak’›n 7’sinde izine ç›kt›k ta May›s’›n 30’una kadar. fiu anda ifller iyi. O dönem arkadafllarla ortak ald›¤›m›z kararlar› yaflama geçirerek yapt›k çal›flmalar›m›z›. yer tutan sendikalar, iflçi s›n›f›n›n ve emekçi kesimlerin mücadelesinin sadece bir aya¤› olarak görülmelidir. Emekçi s›n›flar› sadece ekonomik taleplerle s›n›rl› tutacak bir mücadele hatt› belirlemek, iflçi s›n›f›n›n gerçek kurtulufluna ihanet etmek demektir. Bugün yaflanan direnifl örneklerine bakt›¤›m›zda ise sorunun tam da bu oldu¤unu görmek zor de¤ildir. ‹flçilerin özellefltirmelere karfl› yürüttükleri mücadeleyi belirleyen gelecek, afl, ekmek kayg›s›d›r. Fabrika önüne aileleri ile birlikte kurduklar› barikatta bu yan belirleyici düzeydedir. Ancak DDSB aç›s›ndan müdahalenin gereklili¤i de bu noktada bafllamaktad›r. Yani sorunun kayna¤›n› ve temellerini göstermek önemlidir. Yine bugünkü direnifllerden ç›kart›lmas› gereken di¤er önemli bir ders de iflçilerin mevcut sendika yönetimlerine olan tepkileridir. Seydiflehir iflçilerinin Ankara mitinginde yuhalanarak karfl›lanan sendika yöneticileri, tepkiyi yat›flt›rmak için, iflçilere mücadele ile fabrikalar›n› satt›rmayacaklar› vaadinde bulunmufllard›r. Bu s›n›f bilinçli iflçilerin müdahalesi aç›s›ndan görülmesi gereken önemli bir zemindir. Yaflanan geliflmeler her aç›dan bizlerin müdahalesini zorunlu k›l›yor. Bu görevlerimizin bilincinde do¤ru ad›mlar atarak yürüyelim, büyüyelim.


6

17-30 Haziran 2005

24

Tar›msal Üretici Birlikleri Kanunu’nda köylü örgütlenmesi Tar›msal Üretici Birlikleri Kanunu Türkiye’nin AB’ye uyum yasalar› kapsam›nda düzenlendi. Ülkemizde en örgütsüz kesimin köylülük oldu¤unu göz önünde bulundurdu¤umuzda, “ürün ve ürün gruplar›na göre Üretici Birlikleri’nin kurulmas› köylünün yarar›na olacak m›d›r?” sorusu akl›m›za gelmektedir. Bu sorunun cevab›; köylünün örgütlenmesinin önünü aç›yorsa “evet” olacakt›r. Fakat burada bir gerçe¤i görmek gerekiyor. Türkiye’de egemenlerin AB emperyalistleriyle olan s›k› iliflkilerinin bedelini iflçi s›n›f›, köylüler, ezilen halk ödüyor. Türkiye-AB iliflkilerini geçmifle dönüp irdeledi¤imizde gerçek tablo ortaya ç›kacakt›r. Türkiye-AB iliflkileri 12 Eylül 1963 “Ankara Anlaflmas›” ile fiilen bafllad›. Avrupa Toplulu¤u’na dahil olma hayalleri kuran Türkiye’yi yöneten egemenler, bu tarihten itibaren yap›lan her anlaflmada tavizler vermeye bafllad›. Ankara Anlaflmas›’n›n ard›ndan Türkiye’nin ihraç etti¤i kuru üzüm, kuru incir, f›nd›k, tütün vb. ürünlerine belirli kontenjanlarla gümrük indirimi uyguland›. Devam›nda 1 Ocak 1973’te “Katma Protokol” uyguland›. Ancak AB’de tar›m ürünü olarak de¤erlendirilen ürünler domates salças›, meyve-sebze konserveleri, kurutulmufl g›dalar vb. Türkiye’de sanayi ürünü olarak görülmekteydi. Bu durum Türkiye-AB aras›nda Ortak Tar›m Politikalar› uygulamalar›nda sorunlara neden oldu. Örne¤in 1996 y›l›nda Gümrük Birli¤i’ne girilmesinde tar›m ürünleriyle uyum sa¤lan›ncaya kadar AB’nin taviz vermemesi Türkiye’nin zaten çok zay›f olan sanayisini etkiledi. 6 Mart 1995’de “Gümrük Birli¤i”ne dahil olan Türkiye’nin d›fl politikalar› AB taraf›ndan belirlenecek, Türkiye sadece uyum sa¤lamakla yükümlü olacakt›. AB’nin di¤er ülkeler aras›nda sadece Türkiye’ye uygulad›¤› “Gümrük Birli¤i” formülü ile Türkiye’yi gözden ç›-

karmadan, ç›karlar› do¤rultusunda zafer kazanm›flt›r. Gümrük Birli¤i anlaflmas› ile ülkemiz üreticisi dikkate al›nmayarak haks›z rekabetle karfl› karfl›ya b›rak›ld›. AB-Türkiye aras›nda yap›lan karfl›l›kl› ticaretten yararlanan daha çok AB oldu. Gümrük Birli¤i’ne dahil olan Türkiye’ye bu anlaflmayla AB ürünlerinin girifl serbestli¤i söz konusu olurken, ihracat›na yap›lan gümrük tarifelerindeki vergilendirmeler, AB normlar›na uygunluk flart› aranmas› ülkemiz hayvanc›l›¤› dahil birçok ürüne darbe vurmufltur. Köylümüzün yetifltirdi¤i ürünler AB’den ithal edilen ürünlerle rekabete sokulmufltur. En son AB yolunda müzakere tarihi alma-

ya çal›flan Türkiye’ye 6 Ekim 2004 tarihindeki yay›mlanan ilerleme raporunda uygulanan IMF ve DB destekli “Tar›m Reformlar›n›” henüz sonuçland›rmam›fl oldu¤u uyar›s› yap›ld›. “Tar›m Reformu” çal›flmas›nda Türkiye’nin eksikleri flöyle s›ralan›yor: Liberalizasyonun tam olarak sa¤lananamas›, devletin bütçesinden müdahale al›mlar›, tar›m girdisi yard›mlar› ve üretimle ba¤lant›l› yard›mlar›n azalt›lm›fl olsa bile hala sürdürülüyor olmas›, tar›msal K‹T’lerin özellefltirilmesinin tamamlanamamas› vb. IMF ve DB’nin dayatt›¤› tar›m politikalar›na göre özellefltirmeler h›zland›r›lm›fl, destekleme ve sübvansiyon al›mlar› kald›r›larak, yeri-

Sinan köylüleri tarlalar›n› geri almaktaki ›srar›n› sürdürüyor 1 y›l› aflk›n bir süredir hileli yollarla topraklar›n› kendi ad›na tapulatt›ran Diyarbak›r’›n Bismil ‹lçesi Sinan köyü a¤as›na karfl› bafllatt›klar› mücadelelerinde sürekli jandarmayla karfl› karfl›ya kalan köylüler yine jandarman›n sald›r›s›na maruz kald›. 3 Haziran’da a¤an›n adamlar›n›n tarlalar›n› sürmesini engellemek isteyen köylülere sald›ran jandarma 8 kifliyi yaralayarak 12 kifliyi gözalt›na ald›. Topra¤› sürmeye çal›flan traktörlerin önüne geçen köylülerin ö¤lene kadar sürdürdükleri ›srarl› mücadele sonucunda traktörler tarladan ç›kt›. Ancak bu süre zarf›nda Sinan Jandarma Karakolu’na ba¤l› askerler köye bask›n yaparak aralar›nda hamile kad›nlar›n ve çocuklar›n da bulundu¤u pek çok köy-

lüye sald›rd›. Köylülerin sald›r› karfl›s›nda da geri ad›m atmad›¤› olaylarda 8 kifli yaralan›rken 12 kifli gözalt›na al›nd›. Sinan köylüleri topraklar›n as›l sahipleri olan kendilerine geri verilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini ve mücadelelerine devam edeceklerini dile getirdiler. (H. Merkezi)

ne köylülere arazi paras› olarak bilinen Do¤rudan Gelir Deste¤i ödenmeye bafllam›flt›. Ancak yoksul köylülerin, DGD’den yararlanamad›¤› ortadad›r. 2000 y›l›ndan itibaren köylülerin tar›m topraklar›n›n kay›t sistemi oluflturularak ödenmeye bafllanan DGD, 2005 y›l›na kadar DB’den al›nan kredilerle yap›ld›. Türkiye’de IMF ve DB programlar›n›n devam etmesini flart koflan AB, tar›m politikalar›na getirilen reformlarla yeni bir yön verilmesini istiyor. Bu çerçevede yeni Tar›m Kanunu haz›rlan›yor. Tar›m Kanunu Tasar›s›’n›n yap›s›nda özel sektörün rolünün artmas›n›, yerelleflme, bölgesel farkl›l›klar›n dikkate al›narak ekonomik ve sosyal hedeflerin ayr›flmas›n› öngörüyor. Tar›m Kanunu’nda haz›rlanan destekleme programlar›na göre üreticilere yap›lacak her türlü ödemeler “Çiftçi Kay›t Sistemi” esas al›narak desteklenecek çeflitli ölçütlere göre farkl›laflarak kifli bafl›na toplam desteklemeler s›n›rlanacak. Desteklemeler yetifltirilen, üretilen ürünlere göre de¤iflerek üretici örgütleri arac›l›¤›yla verilecek. Sözleflmeli üretim yayg›nlaflt›r›lacak. Sözleflmeli üretim üretici örgütleri arac›l›¤›yla tüzel kiflili¤e dönüflecek. Sözleflmeli üretimin esaslar›na uymayan taraflar›n befl y›l süreyle destekleme ödemelerinden ve teflviklerinden yararlanamayaca¤› öngörülüyor. Tar›msal faaliyetlerin uygun alanlarda yo¤unlaflmas› ve entegre bir flekilde yürütülmesi için tüzel kiflili¤e haiz tar›m bölgeleri ve havzalar›n oluflturulmas› yeni Tar›m Kanununun genel politikalar›n› oluflturuyor. Yeni oluflacak tar›m politikas› kapsam›nda düzenlenen yasa tasar›lar› Meclis’ten ç›kart›lmaya devam ediliyor. Organik Tar›m Kanunu, Tohumculuk ve Sertifikasyon Kanunu, Tar›m Sigortas› Yasa Tasar›s›, Tar›msal Üretici Birlikleri Kanunu, yeni düzenlenen tar›m politikalar› ilkelerine göre haz›rlanmaktad›r. As›l konumuz olan Tar›msal Üretici Birlikleri Kanunu bir bütünün parças›. Bu kanunun amac› (madde 1) üretimi talebe göre planlamak, ürün kalitesini iyilefltirmek, kendi mülkiyetine almamak kayd›yla pazara geçerli norm ve standartlara uygun ürün sevk etmek ve ürünlerin ulusal ve uluslararas› ölçekte pazarlama gücünü art›r›c› tedbirler almak, tar›m üreticilerinin ürün ve ürün grubu baz›nda bir araya gelerek, tüzel kiflili¤i haiz tar›msal üretici birlikleri kurmalar›n› sa¤lamakt›r. Ürün veya ürün grubu baz›nda ve gönüllülük esas›na dayal› kurulan birlikler, tüzüklerinde belirlenen miktardaki tar›msal üretimi bu kurulufllar arac›l›¤›yla pazarlamay› taahhüt eden tar›m üreticilerinin bir araya gelmesiyle kurulur. En az ilçe düzeyinde kurulan birliklerde üreticiler, destekler ve kredilerinden kurduklar› Üretici Birlikleri arac›l›¤›yla faydalanabilecek. Asgari ilçe düzeyinde köylülerin kurdu¤u Birlikler de ürünlerini pazara sunacaklar. Birliklerin Üst Birlikleri, Bölge ve Merkez Birlikleri oluflacak. Ayr› ayr› ürünler üzerinden (bal ürünleri, çeltik ürünleri, organik f›nd›k…) kurulan birliklerin oluflturulan yönetme-

likte pazarlanamayaca¤› ürün asgari miktar› belirlenmifltir. Ürün veya ürün grubunda kurulan Birlikler; üyelerinin ürettikleri ürünlerle ilgili piyasa araflt›rmas› yapmakla, ürünlerin pazara sat›fl›n› düzenlemekle, girdi temininde yard›mc› olmakla, e¤itim, yay›m, dan›flmanl›k hizmeti sa¤lamakla, tar›msal uygulamalar› izlemek, kay›tlar›n› tutmak ve belge düzenlemekle, uluslararas› ürün veya ürüne özgü ortak piyasa düzenlemelerinin gerekli görevleri yerine getirmekle vb. birçok görevi üstlenmektedir. Ülkemizde nüfusun % 40’›n› köylülük oluflturmakta. Bu nüfusun büyük ço¤unlu¤unu orta ve yoksul köylülerle, topraks›z köylüler oluflturuyor. Tar›msal Üretici Birlikleri, kooperatifleri örgütsüz olan yoksul köylülerin örgütlenme alan› olmal›d›r. Buralarda örgütlü çal›flma yürüten yoksul köylülerin, ortak ç›karlar›na sahip birliktelikler oluflturmas›, yoksul köylülerin s›rt›ndan geçinen tefeci-tüccar› devreden ç›karm›fl olur. Üretici Birlikleri, kooperatifler arac›l›¤›yla ürettikleri ürünleri arac›s›z, tefeciye ba¤›ml› olmadan, pazarlama olana¤›na sahip olurlar. Bafl›nda bahsetti¤imiz ABD ve AB’nin IMF ve DB gibi kurumlar›yla dayatt›¤› ülkemiz tar›m›n› yok etmeyi amaçlayan politikalar›nda yeni düzenlemelere gidilmeye bafllanm›flt›r. Pamuk, ayçiçe¤i, tütüne kotalar koyuyor, f›nd›¤› söktürmeye çal›fl›yor, mera ve ormanlar›m›z peflkefl çekiliyor, hayvanc›l›k ise yok edilmek üzere. fieker pancar›n› ektirmeyen emperyalistler, fleker fabrikalar›n› özellefltirmeye çal›fl›yor. Cargill gibi emperyalist g›da tekellerine köylümüzün ürünleri peflkefl çekiliyor vb. birçok s›ralayaca¤›m›z yok etme politikalar› ile köylümüzü, iflçimizi, ezilen halk›m›z› sömürüyor. Ülkemizde yetiflen pamuk, ayçiçe¤i, çeltik, f›nd›k, hayvanc›l›k, su ürünleri vd. tar›msal ürünleri üzerinden emperyalistlerin pazar›na dönüfltürme olana¤› da sa¤layabilen Tar›msal Üretici Birli¤i Kanunu’ndan bilinçli, örgütlü yararlanmam›z gerekir. Emperyalistler özellikle her ürün için kurulan merkezi üst birliklere müdahale etme olana¤›na sahip olabilirler. Köylüler yerelden ilçe, il ve merkezi oranda aktif kat›l›mc› olarak örgütlenebildi¤i sürece emperyalistlerin sald›r› silahlar› kendilerine dönebilir. Birlikler, kooperatifler, köylü sendikalar›nda örgütlenerek, mücadele ederek baflar›ya ulaflabilir.


7

24

17-30 Haziran 2005

M›s›r üretiminin üzerinde oynanan oyunlar Son günlerde gazetelerde ç›kan baz› haberlerde m›s›r›n üreticinin elinde kald›¤› yaz›l›yor. Bu haberlerle birlikte, eflgüdümlü bir biçimde; “ithal m›s›r daha ucuz”, “maliyetleri düflürmek için üretmek yerine ithalat daha uygun” anlay›fl› propaganda ediliyor. Hat›rlanaca¤› üzere çok de¤il birkaç y›l önce flekerpancar› üretiminin k›s›tlanmas› ile birlikte köylüden ya¤l› tohumlar (ayçiçe¤i, m›s›r, soya, kolza) yetifltirmesi istenmiflti. Bu ürünlerden m›s›r ise fleker elde etmek için kullan›l›yor. Sonuçta Niflasta Bazl› fieker (N.B.fi.) üretim miktar› % 15’e ç›kart›ld›. Konuya flekerpancar› m›s›r karfl›laflt›rmas› ve bu uygulamalar›n amaçlar› çerçevesinde bakmak gerekiyor. Ülkemizde % 85’i Karadeniz, Akdeniz, (özellikle Çukurova) Marmara bölgelerinde olmak üzere y›lda 3-4 milyon ton kadar m›s›r yetifltiriliyor. Bunun 2.9-3.2 milyon tonu hayvan yemi olarak, 700 bin ton kadar› N.B.fi. üretiminde, 100-300 bin tonu ya¤ üretiminde, geri kalan› insan besini olarak kullan›l›yor. K›sacas› çeflitli kullan›m alanlar› olan bu bitki ülke ekonomisi için önemli bir üründür. Ancak fleker üretimi için dünyada yo¤un kullan›m› olmayan ve tercih edilmeyen bir bitkidir. Dünyada fleker üretiminde kullan›lan üç temel bitki vard›r. Bunlar›n bafl›nda fieker Kam›fl› bitkisi gelir. fieker oran› çok yüksek olan bu bitki s›cak iklimlerde ve tropikal bölgelerde yetiflir. ‹kinci s›rada fieker Pancar› gelmektedir; içerdi¤i fleker oran› kam›fl kadar yüksek olmasa da yetifltirilme alanlar›n›n yayg›nl›¤› bak›m›ndan ülkemizde ve pek çok ülkede yetifltirilebilmektedir. M›s›rdan fleker üretimi ise hem pahal› teknolojiler (pancara göre) gerektirdi¤inden hem de fleker oran›n›n az olmas› nedeni ile ilk iki bitkiden sonra tercih edilen bir bitkidir. AB ülkelerinden Almanya ve Fransa N.B.fi. üretimine en fazla % 2 olacak flekilde kota koymufllard›r. fieker Pancar› üretimini desteklemektedir. Ülkemizde ise bu oran yüzde 15’e ç›kart›lm›flt›r. Asl›nda bu konu kamuoyunda uzun süre tart›fl›ld› ve bilimsel olarak fleker üretiminde m›s›r›n pancara alternatifi olamayaca¤› biliniyor. Ancak buna ra¤men elde kalan m›s›r›n sorumlusu olarak pancar üreticisi gösterilmeye çal›fl›l›yor. Oysa

köylüler birbirinin rakibi de¤ildir, tar›mda çeflitlilik ekonomik ve stratejik olarak çok önemlidir. Bu günlerde yeni bir tart›flma gündeme getirildi. ‹thal m›s›r daha ucuz diye yerli üretim yerine daha fazla ithalat yapal›m deniliyor. Neden yerli m›s›r daha pahal› ve sorunun as›l çözüm yolu bu sorunlar› ortadan kald›rarak, m›s›r›n üretim maliyetlerini düflürme çabas› yerine üretimi b›rakmak daha cazipmifl gibi gösterilmeye çal›fl›l›yor? M›s›r›n, pancara alternatif olarak desteklenmesi, üretim alanlar›n› geniflleterek iç tüketim ihtiyac›n› karfl›layabilir duruma gelmesine neden oldu. Ancak ülkemizde her ürünün üretiminde oldu¤u gibi m›s›rda da belli tohum standartlar›, yörelere uygun tohum kullan›m› ve sulama altyap›s›n›n her yerde olmamas›, metrekareye düflen ya¤›fl miktar›n›n baz› bölgelerde yeterli olmamas›, mazot, elektrik, gübre gibi girdilerin fiyat›n›n yüksek olmas›, yetifltirilmesinin ekonomik olmad›¤› yörelerde de yetifltirilmesi fiyatlar› yükseltmekte üreticinin elindeki ürünü maliyetinin daha da alt›na satmas› bir ç›kmaz oluflturmakta ve zamanla üretimin azalmas›na neden olmaktad›r. Pek çok konuda oldu¤u gibi m›s›r üretiminde de fiyatlar›n yüksek olmas›n›n önemli nedenleri var. Üretim için gerekli olan girdiler çok yüksek; mazot, gübre, ilaç pahal› sulama altyap›s› eksik veya yok. Bu nedenle sulamada elektrik kullan›lmak zorunda kal›n›yor, tar›msal desteklemeleri dünya ölçeklerine göre çok düflük, tohum d›flar›dan geliyor ve hibrit tohum kullan›m› her y›l tekrar tohuma para verilmesine sebep oluyor, tar›mda makine kullan›m› yayg›n ve yeterli olarak yap›lm›yor, bu da daha fazla insan gücü kullanma zorunlulu¤u getiriyor, zirai araflt›rma kurumlar›n›n köylü ba¤lant›s› zay›f, bu nedenle babadan kalma yöntemler kullan›l›yor, yenilikler deneme yan›lma yöntemiyle ö¤reniliyor. Üretim sorunlar›na bir de her y›l hasat bafllamadan birkaç ay önce gümrük vergilerinin düflürülmesi sonucu ithal m›s›r›n maliyetinin daha da düflük hale getirilmesi eklenince, fiyatlar aras›ndaki uçurum daha da artmaktad›r. Son y›llarda artan üretimin en son sezonda geldi¤i noktada tüketimi karfl›laya-

bilecek duruma gelmesi, çeflitli problemleri de beraberinde getirmifltir. Emperyalist ülkeler ellerindeki m›s›r› tüketmek için ülkemizdeki fleker pancar› üretimini yok etmek amac›yla m›s›r üretimini teflvik ettiler. Ancak flimdi de ülkemizde m›s›r üretimi artt› ve ellerindeki m›s›r stoklar›n› ülkemize satamaz hale geldiler. Bu nedenle en k›sa zamanda ülkemizdeki m›s›r üretimini de yok etmeye bafllayacaklard›r. Artan üretim baz› kesimlerin, özellikle de emperyalistlerin ve onlar›n ülkemizdeki bayiliklerini yapanlar›n menfaatlerine dokunmaya bafllam›flt›r. Tek avantaj› geçici bir süreli¤ine ucuz tüketim olan ama ülkemizde üretim durdu¤unda ya da ihtiyac› karfl›lamad›¤›nda d›fla ba¤›ml›l›¤› dolay›s›yla bu konuda da emperyalizmin eline düflmek anlam›na gelen bu “masum” giriflimler hiç kuflkusuz ki ülkemizin yar› sömürge bir ülke olmas›n›n do¤al bir sonucudur. Türkiye’nin m›s›r ithalat› 1 milyon ton kadard›r. Tamam› N.B.fi. üreticileri taraf›ndan yap›lmaktad›r. “N.B.fi. üreten 5 fabrikadan kapasitesi en yüksek olan Cargill fabrikas› ile Cargill-Ülker ortakl›¤›ndaki Pendik Niflasta, yabanc› sermaye-iktidar iliflkisini somutlamaktad›r.” ‹thalat›n yar›dan fazlas› ABD’den yap›lmaktad›r. “Baflka bir deyiflle ABD sermayesi-yerel iktidar ortakl›¤›n›n ç›karlar› u¤runa pancar-fleker ba¤lant›l›

sanayi entegrasyonu ve onun getirdi¤i d›flsall›klardan yararlanan yaklafl›k 8 milyon kiflinin yaflam alan› daralt›lmaktad›r.” “N.B.fi. üreticileri kendilerine 250 bin ton kota tan›nm›flken kime ve neye güvenerek 1 milyon ton kapasiteli fabrikalar kurmufllard›r? Bu kapasite kurmada, nas›l olsa siyasi iktidar› etkiler ve kotay› geniflletiriz düflüncesi etken olmufl mudur? Geliflmelerin bunu teyit etmesi nas›l aç›klanabilir?” Emperyalizm bize ucuz m›s›r satarken sadece elindeki stoklar› tüketerek kâr etmiyor. M›s›r flekeri fabrikalar›n› sat›yor, bu yeni teknoloji, yeni ihtiyaçlar demek bu da yeni ba¤›ml›l›klar oluflturuyor. Oysa ülkemizde yeterli say›da fleker pancar› iflleyen fabrika var ve bunlardan emperyalizmin kazanc› yok. Türkiye emperyalizm aç›s›ndan pek çok konuda iyi ve büyük bir pazar, ve bu pazar› büyütmek zorunda. M›s›r ithalinden hareket ederek örnekledi¤imiz bu gerçeklik, olgunun sadece bir yönünü oluflturmaktad›r. Di¤er bir yönü ise beslenmenin yani tar›msal üretiminin dünyan›n yak›n gelecekteki en önemli sorunlar›ndan biri olarak kabul edilmesidir. Ülkemize uygulatmaya çal›flt›klar› politikalar› kendileri tercih etmiyor. Üstelik bu politikalar› da kalk›nman›n, büyümenin yolu olarak göstermektedirler. Ancak bunun böyle olmad›¤› köylünün yaflad›klar›yla aç›kt›r.

Bergama köylülerinden ‹zmir Valisi’ne uyar› Bergama Köylüleri, ‹zmir Valili¤i’nin Bergama Ovac›k Alt›n Madeni’nin iflletilmesine izin vermesini protesto etti. Ovac›k Alt›n Madeni’nin yeniden iflletilmeye aç›lmas› üzerine 1 Haziran Çarflamba günü Valilik binas› önünde toplanarak “Her yer Bergama, hepimiz Bergamal›y›z” slogan›yla eylem yapan köylüler, “Bergama Afrika olmayacak” diyerek tepkilerini dile getirdiler. Valilik binas›na girmelerine izin verilmeyen, önlerine barikat kurulan köylüler sloganlarla polisin tutumunu protesto etti. Polis kordonunun kalkmas›n›n ard›ndan aç›klama

yapan Bergama köylüleri ad›na Oktay Konyar, “Dünya Çevre Günü’ne birkaç gün kala yetkililere sesleniyoruz. Bergama’da çoluk çocuk siyanür madeninden dolay› tehdit alt›nday›z. Bu vahfleti yetkililer göz göre göre izliyor, izin veriyorlar. Bunlardan biri de ‹zmir Valisidir” dedi. ‹zmir Valisi’ni hukuku hiçe say›p, kendi yetkisini kullanarak bir süredir faaliyeti durdurulan alt›n madeninin aç›lmas›na izin verdi¤i için k›nad›klar›n› belirten Konyar, “Yaklafl›k 15 y›ld›r bu yollarda siyanüre karfl› mücadele veriyoruz. Bu zaman zarf› içerisinde, hiç-

bir flekilde kimseye zarar vermedik, zor kullanmad›k. Ama bundan sonra meflru müdafa hakk›m›z› kullanaca¤›z” dedi. Bergama köylüleri, aç›klaman›n ard›ndan slogan ve alk›fllar eflli¤inde ‹l Özel ‹dare Müdürlü¤ü’ne kadar yürüdü. Siyanürün iflletilmesi ya da iflletilmemesi konusunda ‹l Özel ‹dare Müdürlü¤ü’nün yetkisinin oldu¤unu belirten Konyar, “Bu süreçte çal›flanlar kendi görevlerini yapmayarak yetkiyi Vali’nin kullanmas›na izin vermifllerdir” dedi ve ‹l Özel ‹daresi çal›flanlar›n›n bu görevi yerine getirmelerini istedi. (‹zmir)


8

17-30 Haziran 2005

24

“Türkiye’de yarg› özgürlükçü de¤il, muhafazakar...”

Bu yeni ceza yasas›yla da bütün Türkiye’de OHAL valili¤ine tan›nan yetki kollu¤a tan›nmaktad›r. Yani her yer OHAL olacakt›r. Tehlikeli bir durumdur bu. Halbuki kollu¤un cezaevine giren bir insanla iliflkisi kesilmifltir, art›k tek muhatab› yarg›d›r. 2002 y›l›ndan bu yana Diyarbak›r Barosu Baflkanl›¤›’n› yapan ve Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf› Diyarbak›r temsilcisi olan Sezgin Tanr›kulu ile CMK, C‹K ve ‹nfaz Yasas›’na iliflkin yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. -Yeni düzenlenen CMK, C‹K ve ‹nfaz Yasas›’na iliflkin düflüncelerinizi ö¤renebilir miyiz? - Türkiye’nin bana göre yeni ceza yasas›na, ceza muhakeme yasas›na ve yeni bir infaz yasas›na ihtiyac› vard›. Ancak bu ihtiyaç bu yasalar›n böyle, bugünkü flekilde düzenlenmesini hakl› k›lm›yor. Bugün yürürlükten kalkan ceza yasas›, ‹talyan Ceza Yasas›’ndan al›nan 1930’da Türkiye’de yürürlü¤e giren, yaklafl›k 80 defa de¤iflikli¤e u¤rayan ve 19. yy. anlay›fl›n› temsil eden bir yasayd›. Bu yasa da Türkiye’deki iktidar taraf›ndan elefltiriliyordu. Yeni bir ceza yasas›n›n yap›lmas› gerekti¤i de zaten ortadayd›. Yeni Ceza Yasas› bizim beklentilerimizi karfl›layamad›. Daha demokratik, daha özgür bir yasa bekliyorduk. Yasa özellikle ifade ve örgütlenme özgürlü¤ü anlam›nda, özel yaflama müdahale

anlam›nda k›s›tlay›c›. TC demokratik olmayan anlay›fl›n› yine sürdürüyor. Bu nedenle de bu yasaya yeni demek mümkün de¤il. Biz bafllang›çtan bu yana, yasan›n bu yönünü elefltirdik. Cezalar›n kiflisellefltirilmesi amac› ile hakimlere tan›nan genifl çapl› yetkileri elefltirdik. Türkiye’de yarg› özgürlükçü de¤il daha çok muhafazakar ve devletçi bir anlay›fla sahip ve bu nedenle de bu anlay›fla sahip olan bir yarg› bürokrasisine takdir hakk›n›n tan›nmamas› gerekiyor. Maalesef bafltan beri müdahil olmaya çal›flt›¤›m›z bu sürece di¤er meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri vs. ile giriflimlerimiz bofla ç›kar›ld›. Yasay› yapan anlay›fl, diyalogtan özellikle kaç›nd›. S›k›flt›r›lm›fl Avrupa Birli¤i takvimi içerisinde böyle çok temel, do¤mam›fl çocuktan, ölene kadar herkesi hatta ölümden sonras›n› da ilgilendiren, yaflam›n bütün alan›n› ilgilendiren bir yasa genifl bir diyalogtan ve uzlaflmadan uzak bir flekilde yasallaflt›. - Sizce bu yasa nas›l haz›rlanmal›yd›? - Bize göre bu yasa toplumun tüm kesimlerinin uzlaflmas›yla, diyalo¤uyla ve sivil toplum örgütlerinin, barolar›n ve üniversitelerin giriflimlerinden faydalanarak haz›rlanmal›yd›. Bütün demokratik ülkelerde toplumu ilgilendiren bu tür temel yasalar, bu çerçevede haz›rlan›r/haz›rlanmal›d›r. Fakat Türkiye’de herfleyin aceleye getirildi¤i gibi, bu yasa da bize göre aceleye getirildi. Üniversitelerin giriflimlerinden faydalan›lamad›, toplumun demokratik talepleri gözard› edildi. TC’nin 80 y›ll›k tarihine bakt›¤›m›z zaman bunun bir zihniyetin ürünü oldu¤unu görmek mümkündür. Bugün Türkiye’de halkta bir hoflnutsuzluk söz konusudur ve geliflecek bir muhalefet vard›r. Yasa genel anlamda yaflam›n her alan›nda ifade özgürlü¤ünü k›s›tlamay› amaçlamaktad›r. Bir öncekinden daha kat›, daha iki ucu aç›k ve daha a¤›rd›r ve dolay›s›yla bu yasa asl›nda geliflecek olan bir muhalefetin önüne örülen bir duvard›r. Genel olarak bu yasa belirsiz ve anlafl›lmazd›r. Bu nedenle bunlar uygulamaya geçirildi¤inde birçok s›-

k›nt› yaratacakt›r. Çünkü anti-demokratiktir. Ancak yasan›n bu haliyle yürürlü¤e girmifl olmas› demek, bunu kabul etti¤imiz sonucunu getirmemeli. Bu yasan›n getirdi¤i anti-demokratik hükümlerle ve toplumun demokratik taleplerini karfl›lamayan yasalarla mücadele etmeye devam edece¤iz. -Yürürlükte olan yasa söylendi¤i gibi yeni mi, yoksa kullan›lm›fl bir modelin uyarlan›fl› m›? -Yasay› yapan akademisyenler (tabi ne kadar akademisyen olduklar› tart›flma konusu) bu yasay› Türkiye’nin koflullar›na özgü olarak yapt›klar›n› söylüyorlar. Ancak hiçbir fley yeni de¤ildir. Sonuç olarak yarg› özgürlü¤üne hizmet eden bir yasa ortaya ç›kmad›. Hem Ceza Yasas› anlam›nda bunu söylemek laz›m, hem de özel yaflama müdahale aç›s›ndan ve temel hak ve özgürlüklere getirilen k›s›tlamalar aç›s›ndan. Ayr›ca infaz yasas› bak›m›ndan da tutukluyu-hükümlüyü insan olarak görmeyen, e¤itilmesi gereken bir meta olarak gören ve insani yönünü d›fllayan yeni bir infaz sistemi de getirildi. Mevcut infaz sisteminden bu kadar flikayet varken, mevcut infaz sisteminin ceza adalet anlay›fl›na ait hukukun olmad›¤› bu kadar çok ifade edilirken benzer anlay›fl›n yeni bir yasa ile yürürlü¤e geçmesi, Türkiye’de yeni olarak ortaya konulan yasalar›n asl›nda anlay›fl olarak yeni

olmad›¤›n› ortaya koymaktad›r. -C‹K’e eklenen KHK ile ilgili neler söyleyebilir siniz? -Kanun Hükmünde Kararname yani Ola¤an Üstü Bölge Valili¤ine takdir hakk› üstündeki kanun hükmünde kararnamenin 4/C maddesinde Ola¤anüstü Bölge Valili¤i OHAL süresi boyunca gözalt› süresini uzatma, tutukluyu cezaevinden ç›kar›p sorgulama vs. taleplerle savc›ya baflvuruyor ve savc›lar da bu talepleri oldu¤u gibi yerine getiriyordu. O süreçte yüzlerce tutuklunun cezaevlerinden ç›kart›ld›¤›n› ve hangi amaçla kullan›ld›¤›n› hepimiz biliyoruz. Bu yeni ceza yasas›yla da bütün Türkiye’de OHAL valili¤ine tan›nan yetki kollu¤a tan›nmaktad›r. Yani her yer OHAL olacakt›r. Tehlikeli bir durumdur bu. Halbuki kollu¤un cezaevine giren bir insanla iliflkisi kesilmifltir, art›k tek muhatab› yarg›d›r. O da yarg›lama süresince, ondan öncesi kimseyi ilgilendirmez. Oysa bu düzenlemeyle bütün yarg›lama sürecinin yarg› takdir hakk› kollu¤a verilmifltir. Yani yarg›c›n, savc›n›n tutuklu üzerindeki inisiyatifi sona ermifltir. Sorgulanm›fl, beyan› tespit edilmifl, tutuklanm›fl bir hükümlüyü hangi kas›tla veya hangi amaçla cezaevinden ç›kartt›klar› gayet aç›kt›r. Oysa bu uygulamalar kiflinin özgürlü¤üne do¤rudan müdahaledir ve hukuka ayk›r›d›r. (Malatya)

Kaymazlar davas›nda aymazl›k bitmiyor! 12 yafl›ndaki U¤ur Kaymaz ve babas› Ahmet Kaymaz’› öldüren polisler hakk›nda aç›lan davan›n duruflmas›na kat›lan ve mahkemede gözlemci olarak bulunan Batman Belediye Baflkan› Hüseyin Kalkan ile Meclis Üyesi ‹nayet Mutlu hakk›nda, “dil, din ve ›rk ayr›m›na dayal› bir devlet düzeni kurmak” iddias›yla soruflturma bafllat›ld›. 21 fiubat’ta Mardin 2. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görülen duruflmaya kat›lan Batman Belediye Baflkan› Hüseyin Kalkan ile Belediye Meclis Üyesi ‹nayet Mutlu soruflturmal›k oldu. Mardin Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›, 2820 say›l› Siyasi Partiler Yasas›’n›n 78. maddesine muhalefet etmekle suçlanan Kalkan ve Mutlu’nun ifadelerini talimatla ald›rd›. “Türk devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez

bütünlü¤üne, diline, bayra¤›na, milli marfl›na ve baflkentine dair hükümlerine ayk›r› davranmak, Türk devletinin ve Cumhuriyetin varl›¤›n› tehlikeye düflürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, dil, din, ›rk, renk, din ve mezhep ayr›m› yaratmak veya herhangi bir yol-

dan bu kavram ve görüfllere dayanan bir devlet düzeni kurmak” ile suçlanan Kalkan ve Mutlu, Batman Cumhuriyet Savc›l›¤›’na suçlamalara iliflkin ifade verdi. Soruflturmaya tepki gösteren Kalkan, duruflmaya Kaymaz ailesine destek amac›yla izleyici olarak kat›ld›¤›n› hat›rlatarak, “Bölgede yaflanan bu tür infazlar›n faillerinin ortaya ç›kmas› için bu dava önemliydi. Türkiye’nin her yerinden davay› izlemek için gelenler vard›” dedi. Kalkan ayr›ca, kendisine özellikle siyasi bir partiye üye olup olmad›¤›n›n soruldu¤unu, kendisinin de ba¤›ms›z belediye baflkan› oldu¤unu söyledi¤ini aktard›.

Dünyadaki tüm mahkemelerin aç›k yap›ld›¤›n› söyleyen Kalkan, “‹steyen herkes gidip izler. Bir duruflmay› izlemek suç de¤ildir. Halk taraf›ndan seçilen birine de soruflturma açmak; gözda¤› vermek anlam›na gelmektedir. Bu tür davalarda seçilenlerin deste¤i önemlidir. Bu soruflturma Türkiye’nin ay›b›d›r” diye konufltu. Davan›n Mardin’den Eskiflehir’e al›nmas›yla tüm demokratik kurumlar›n sessiz kalmas›n›n sa¤lanmak istendi¤ine de dikkat çeken Kalkan, “Geçmiflte demokratik aç›l›mlar vard› ama yeni süreç farkl› yaklafl›mlar› ortaya koyuyor. Son geliflmelerle Türkiye’ye yeni bir konseptle 90’l› y›llar yaflat›lmaya çal›fl›l›yor. Bu geliflmelerin devam› Türkiye’ye büyük kay›p yaflatacakt›r” dedi. (H. Merkezi)


24

9

17-30 Haziran 2005

Gözalt› ve tutuklama terörü eylemlerle k›nand› Bursa

Mersin Devletin devrimci, demokrat ve yurtseverlere, ezilen emekçi halk›m›za, çeflitli biçim ve yöntemlerle sald›r›lar› artmaktad›r. Bunun örneklerini 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nde, Newroz kutlamalar› sonras› bayrak “provokasyonlar›”nda, Seydiflehir’de özellefltirmeye karfl› direnen emekçilere sald›r›lmas›nda gördük. E¤itim-Sen’in ana dilde e¤itim hakk› talebinde gördük, Bursa’da 1 May›s’a kat›ld›klar› için 60’a yak›n yurtsever ve devrimcinin gözalt›na al›narak, 34 kiflinin tutuklanmas›nda gördük. Bursa’da bu sene 1 May›s’ta devrimci yap›larda önceki y›llara göre daha kitlesel bir kat›l›m›n oluflu ve devrimcilerin son sald›r›lara karfl› ortak bir durufl sergilemesi patron-a¤a devletini endiflelendirmifltir. Bu nedenle devlet devrimcileri gözalt›na alma ve tutuklama sald›r›s› ile emekçi halklar›m›z›n devrimcilerle bütünleflmesini önleme, gözda¤› verme ve sindirme yolunu seçmifltir. Devletin Bursa’da amaçlad›¤› ve uygulad›¤› budur. 30 May›s günü ‹HD Bursa fiubesi Ahmet Vefik Pafla Tiyatrosu önünde

bir bas›n aç›klamas› yaparak, gözalt›lar› ve tutuklamalar› protesto etti. Ayn› gün ESP, EKB ve SGD de ayn› yerde bas›n aç›klamas›n› yaparak gözalt›lar›, tutuklamalar› k›nad›. “1 May›s tutsaklar›na özgürlük” talebini dillendiren ESP’lilere Partizan, SDP, K›z›lbayrak da kat›larak destek verdi. Bask›lar devrimci iradeyi durduramad›! 31 May›s günü sabah› TMfi polislerince evleri bas›larak 14 kifli gözalt›na al›nm›flt›. Ayn› gün savc›l›¤a ç›kart›lan okurlar›m›zdan da 6 kifli savc›l›k taraf›ndan serbest b›rak›l›rken, 8 okurumuz mahkemeye sevk edilerek tutuklanm›flt›r. Tutuklananlar Bursa H Tipi Hapishane-

si’ne konulmufltur. Devletin bu uygulamas›na karfl› Partizan Dergisi Bursa ‹rtibat Temsilcili¤i bir bas›n aç›klamas› yaparak sald›r›lar› protesto etti. 1 Haziran günü AVP Tiyatrosu önünde Partizan ad›na yap›lan aç›klamada, devletin faflist yüzü teflhir edildi. Ve “devletin bu faflist uygulamalar›na karfl› meflru mücadele anlay›fl›m›zdan hiç bir zaman vazgeçmeyece¤iz” vurgusu yap›ld›. Aç›klamaya HÖC, ESP, SDP, BAT‹S ve Bursa Tunceliler Dernek Baflkan› da destek verdi. Ayr›ca Partizan, HÖC ve ESP emekçilerin yo¤un olarak yaflad›¤› semtlerde, mahallelerde ve merkezi yerlerde standlar açarak “1 May›s tutsaklar›na özgürlük” bafll›¤› alt›nda imza toplayarak, emekçi halk›m›za, devletin faflist yüzünü teflhir ederek, 1 May›s’›n meflrulu¤unu ve gözalt› ve tutuklamalar›n haks›zl›¤›n› anlatma çal›flmalar› yürütmektedir. (Bursa) ‹ZM‹R Partizan, HÖC, ESP, ÖMP, DHP, Devrimci Hareket, SDP, EKB, TekstilSen ve BDSP’nin ortak örgütledi¤i eylem 4 Haziran günü Konak Kemeralt› giriflinde yap›ld›. Kurumlar ad›na aç›klamay› ÖMP temsilcisi Taflk›n Türkmen okudu. Türkmen Bursa’da 1 May›s’›n ard›ndan ilerici-devrimci ve yurtsever kiflilerin düzmece polis fezlekeleri ile gözalt›na al›n›p tutukland›¤›n› belirtti ve “ABDAB onayl› ‘demokrasi’nin ne anlama geldi¤i bu faflist sald›rganl›kla, komik

gerekçelerle süren gözalt› ve tutuklama terörü ile aç›kça gözler önüne serilmektedir” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan kitle “Tutuklamalar, gözalt›lar, bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›yla da¤›ld›. MERS‹N 1 May›s sonras› birçok ilde yaflanan tutuklamalar Mersin’de Partizan ve ESP taraf›ndan protesto edildi. 7 Haziran 2005 saat 12:30’da Taflbina önünde toplanan kitle “Bask›lar bizi y›ld›ramaz-Partizan-ESP” yaz›l› pankart› açt›. Bas›n metnini Partizan dergisi okuru Filiz ‹çli okudu. Eylemde s›k s›k “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Bask›lar, tutuklamalar bizi y›ld›ramaz”, “Direne direne kazanaca¤›z” vb. sloganlar hayk›r›ld›. Eyleme kat›lan Partizan kitlesi Partizan imzal› flamalar› da dalgaland›rd›.

1 May›s’tan sonra gözalt› terörü Birçok ilde coflku ile kutlanan 1 May›s’tan sonra devlet mitinglere kat›lanlar› gözalt›na ald›. Bu keyfi uygulamalar›n biri de Adana’da yap›ld›. 6 Haziran Pazartesi günü Adana Garajyolu üzerinde bir ö¤renci evine yap›lan bask›nda 8 ö¤renci gözalt›na al›nd›. Ayn› gün ç›kar›ld›klar› Savc›l›k’ta ifadeleri al›nan Deniz Ökmen, Mustafa Saçl›, Cihan Erbafl, Seyithan Günay, Ali Öncü, Özkan Kart, Yeflim Ekinci ve Deniz Turgut sevk edildikleri Sorgu Hakimli¤i’nce “Yasad›fl› örgüt üyeli¤i” iddias›yla tutukland› ve Adana Kürkçüler F Tipi Hapishanesi’ne gönderildi. (Mersin)

Türkiye Kürdistan›’nda artan operasyonlar fiyaskoya döndü T. Kürdistan›’nda gerillaya yönelik sürdürülen operasyonlar fiyaskoyla sonuçland›. Bölgede gerilla güçlerine yönelik operasyonlarda fiyaskoya u¤rayan devlet, psikolojik savafl araçlar›yla da baflar›s›zl›¤›n› gizleyemiyor. As›ls›z flekilde çok say›da gerilla vurdu¤u haberleri yayan, operasyonlarda kulland›¤› korucular› öldürüp gerilla diye gösteren faflist TC ordusu, tüm intikam›n› gerilla cesetlerine iflkence yaparak, cenazeleri ailelere vermeyerek, Kürt emekçilerine her türlü eziyeti yaparak almaya çal›fl›yor. Bir yandan TC’nin bu operasyonlar› devam ederken bir yandan da gerillalar›n sald›r›lar› ve aç›klamalar› ile gerçekler ortaya ç›k›yor. Örne¤in Dersim- Çiçekli’de 2 Haziran’da Çiçekli Karakolu Nizamiyesi’ne yönelik HPG-YJA STAR’›n (HPG kad›n gerillalar›n›n) B7 roket atarlar ve otomatik silahlarla yapt›klar› sald›r›da 3 TC askeri öldürülmüfltür. Yine 4 Haziran’da Dersim merke-

zinden hareket eden Özel Hareket birlikleri’ne ba¤l› 100 kadar askeri takibe alan HPG-YJA STAR gerillalar›n›n sald›r›s› ile TC askerleri mevzilerini boflaltmak zorunda kalm›flt›r. Yine özellikle 90’l› y›llarda devlet taraf›ndan kullan›lan araziye zehirli y›lan b›rakma yöntemi tekrar kullan›lmaya baflland›. Da¤lara b›rak›lan y›lanlar ço¤al›rken, kobra melezi oldu¤u söylenen ve normalde Türkiye ve T. Kürdistan›’nda bulunmayan bir tür y›lan sokmas›yla bir asker ölmüfl ve bir HPG gerillas› flehit düflmüfltür. HPG gerillas›n›n 27 May›s’da K›rm›z› Da¤’da flehit düfltü¤ü, ad›n›n ise Sami Çomak (F›rat) oldu¤u aç›klanm›flt›r. Bunlar›n yan›s›ra Hakkari’de, Botan’da gerillalar çeflitli eylemler yapm›fl ve Dersim flehitleri an›s›na yap›lan eylemde 11 asker öldürülmüfltür.

Faflist TSK Operasyonlar›n›n Amaçlar›, Tarz› ve Sonuçlar› Üzerine Devlet, gerillaya karfl› operasyonlar›n› genifl çapl› alanlar› çembere al›p ta-

rama fleklinde de¤il, nokta operasyonlar›, pusu atarak geçifl noktalar›nda mevzilenme ve her ilde çok say›da alana mevzilenme olarak yapmaktad›r. Küçük birliklerle çok say›da alanda mevzilenme tarz›nda yaflanan askeri y›¤›nak gerilla savafl› karfl›s›nda baflar›s›zl›¤a mah-

kumdur. Daha önceki sald›r› tarzlar› gibi bu da gerilla savafl› karfl›s›nda bir etkinlik sa¤layamam›flt›r. Psikolojik savafla baflvuran TC güçlerinin bu çabas› bölge halk›n›n uzun y›llard›r yaflad›¤› savafl ortam›nda kazand›klar› deneyimler ve bilinç düzeyi karfl›s›nda baflar›s›z, nafile çabalar olarak kal›yor. Bölgedeki operasyonlar›n amaçlar› devrimci, yurtsever gerillalar›n savafl› boyutland›rmalar›n› engellemek, kitlelerle ba¤›n› kesmek, hareket alan›n› daralt›p, kuflatma ve nihayetinde imha etmektir. Ama bunun halkta buldu¤u karfl›l›k y›lg›nl›k ve gerilla savafl›ndan kopufl de¤il, aksine devlete daha fazla kin duymak, gerilla savafl›n› benimsemek, gerilla savafl›na sahip ç›kmak olmufltur. Halktan tecrit olan, etkisizleflen ve çat›flmalarda imha olan faflist TC’nin etkisi ve güçleridir. (Malatya)


10

17-30 Haziran 2005

24

Devrimci ve komünist tutsaklardan kamuoyuna aç›klamalar Yapt›klar› bir aç›klama ile F tipi tecrit-izolasyon sürecinin ve buna karfl› devrimci ve komünist tutsaklar›n direniflinin beflinci y›l›n›n içinde oldu¤unu belirten tutsaklar “19 Aral›k katliam› ve F tipi hapishanelerde koyu bir tecrit uygulamas›yla sonuç alamayan TC devleti ‘master-plan’ ad› alt›nda gizli bir planla yasad›fl› olarak F tipi hapishanelerde befl y›l boyunca bask›lar›n› yo¤unlaflt›rm›fl, bu yasad›fl› ‘master-plan’ uygulamalar›n› son olarak Ceza ‘‹ntikam’ Kanunu (C‹K) ad› alt›nda ‘yasal’ bir k›l›fa büründürmüfltür. Bu C‹K 1 Haziran 2005 tarihi itibar›yla yürürlü¤e girmifltir” dediler. C‹K’in yürürlü¤e girmesi ile devrimci ve komünist tutsaklara sald›r›lar›n yo¤unlaflt›¤›na dikkat çekilen ve Bayram Kama, Hasan Rüzgar, Erkan Altan, Murat Karayel, Hasan Polat, Aytunç Altay imzalar›n› tafl›yan aç›klamada “1 Haziran’la birlikte ‘yasallaflt›rma’ tecrit sürecinin yürürlü¤e girmesinin üzerinden henüz 3-5 gün gibi k›sa bir süre geçmifl olmas›na ra¤men, bu üç-befl gün içinde yaflanan iflkenceli sald›r›lar›n, cezalar›n bilançosu ileriki gün ve aylarda ne gibi durumlar›n ortaya ç›kaca¤›n›n önemli bir göstergesidir. Ceza ‘‹NT‹KAM’ kanununun yürürlü¤e girmesiyle birlikte a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet ‘cezas›’ alan arkadafllar›m›z hapishane müdürleri ve gardiyanlar eflli¤inde zorla ve fliddet kullan›larak tekli hücrelere at›lm›fllard›r. Bulundu¤umuz Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde Ali Baba Ar› arkadafl›m›z, hapishane müdürleri ve gardiyanlar taraf›ndan bulundu¤u hücreden zorla al›narak tekme-tokatlar eflli¤inde sürüklenerek tekli hücreye at›lm›fl ve maruz kald›¤› iflkence sonucu a¤z› burnu kanlar içinde kalm›flt›r. Bir di¤er arkadafl›m›z Menderes Leyla da kaba dayak ve iflkence eflli¤inde hücresinden al›nm›fl, maruz kald›¤› iflkence sonucu arkadafl›m›z›n bir baca¤› k›r›lm›fl, vücudunun birçok yerinde darp izleri olmufltur.

Elaz›¤ Y›ld›z Ba¤lar›’nda Fidan Kalflen Ölüm Orucu Ekibi direniflçileri selamland› 2 Haziran Perflembe günü saat 20:00’de Y›ld›zba¤lar› Mahallesi’nde bir araya gelen Elaz›¤ Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i üyeleri 12. Ölüm Orucu Ekibini selamlad› ve Faruk Kad›o¤lu’nu and›. Etkinlikte ilk olarak yerel bir müzik grubu taraf›ndan k›sa bir müzik dinletisi verildi. Ard›ndan kitle meflalelerle kanal boyunca yürüyüfle geçti. “Tecrite son vermek için kendini feda edenleri selaml›yoruz” pankart› ile yürüyüfle geçen kitle, 12. Ölüm Orucu ekibi direniflçilerinin resimlerinin bulundu¤u dövizleri açt›. Yürüyüfl boyunca “Yaflas›n Ölüm Orucu direniflimiz”,

Yap›lan iflkence hapishane revir doktoru ve Tekirda¤ Devlet Hastanesi doktorlar› taraf›ndan tespit edilerek rapor haline getirilmifltir. 3-5 günlük sürecin bilançosu bunlarla bitmemektedir! Keyfi gerekçelerle sak›ncal› bulundu¤u söylenerek imhas›na karar verilen mektup, faks ve kartlar›m›z›n say›s› bir hayli artm›flt›r. Evrensel bir hak olan haberleflmemiz keyfi bir flekilde tecritin bir parças› olarak engellenmeye bafllanm›flt›r” denildi. C‹K’i protesto için gerçeklefltirdikleri 3 günlük Aç-

Çeflitli biçimlerde tecrite karfl› mücadelelerini sürdüren devrimci ve komünist tutsaklar 1-3 Haziran tarihleri aras›nda yapt›klar› 3 günlük Açl›k Grevi ile tüm demokrasi güçlerini TCK, CMK, C‹K ve tecrit sald›r›s›na karfl› direniflin parças› olmaya ça¤›rd›. TKP/ML, MKP, Direnifl Hareketi, MLKP, T‹KB, TDP dava tutsaklar› ad›na Bayram Kama, Hasan Rüzgar, Murat Karayel, Hasan Polat, Aysel Güldo¤an, Aytunç Altay isimlerinin yer ald›¤› aç›klamada “TCK, CMK ve C‹K’in demokratikleflme yaygaras›yla savunulmas› yasa-

l›k Grevi sonras› çeflitli haklar›ndan 1 ay boyunca men edilen tutsaklar aç›klamada ayr›ca “Üç-befl günün bilançosu ortadad›r. Bu da gösteriyor ki, önümüzdeki süreçte hapishanelerde biz devrimci ve komünist tutsaklara yönelik fliddet yöneliminin yo¤unlaflaca¤› gerçektir. Faflist devletin fliddet ve tecrit yönelimlerine karfl› direniflimiz bugüne kadar oldu¤u gibi bundan sonra da daha bir büyüyerek ilk günkü inanç ve kararl›l›kla sürecektir. TC devletinin teslim alma sald›r›lar›na karfl› tüm devrimci-demokratik kamuoyunu ve emekçi halklar›m›z› hapishanelerde yaflanan insanl›k d›fl› uygulamalara karfl› duyarl› olmaya ve direniflimize destek olmaya/yar›nlara sahip ç›kmaya ça¤›r›yoruz” diyerek duyarl›l›k ça¤r›s›nda bulundular.

lara iliflkin faflist zihniyeti örtme telafl›n›n d›flavurumudur. “‹flkenceyi önlemek”, “gözalt› sürelerini k›saltmak” vb. demagojik söylemlerle haz›rlanan yasalarla cezaevleri emniyetin iflkencehanelerine dönüfltürülmüfltür. Bugün yürürlü¤e giren yasalar iflyerinin özellefltirilmesine, sendikas›n›n kapat›lmas›na, ekonomik-sosyal haklar›n›n gasp edilerek yaflam olanaklar›n›n elinden al›nmas›na karfl› direnen emekçilere; emperyalist tar›m politikas›yla üretimden kopar›l›p yoksullu¤a itilen köylülü¤e, akademik-demokratik haklar› için mücadeleye at›lan gençli¤e, ulusal-demokratik taleplerle seferber olan Kürt halk›na-ulusuna, ezilenlerle saf tutmay› görev bilen ayd›nlara yönelmifl bir tehdittir. Hedeflenen, toplumsal yaflam›n her alan›nda “F tipi” normlar›n› hakim k›l›p, devrimci demokratik muhalefet güçlerini

“Kahramanlar ölmez halk yenilmez”, “Faruk Kad›o¤lu ölümsüzdür”, “Tecriti kald›r›n, ölümleri durdurun”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar› at›ld›. Kitle 200 metre yürüdükten sonra yüzlerce çevik kuvvet polisi taraf›ndan panzerlerle çembere al›nd›. Hiçbir uyar› yap›lmadan coplarla kitleye sald›ran polise karfl› direnen, kenetlenen kitle “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” slogan›n› att›. Sald›r› s›ras›nda 15 kifli gözalt›na al›nd›. Polisin bu sald›r›s›na karfl› mahalle halk› devrimcilere sahip ç›kt›. Sald›r›ya karfl› eyleme ve kitleye sahip ç›kan halk, polise karfl› 3 saat tafllarla direndi, çat›flt›. Direnifle geçen halk mahallede barikat kurdu. Polis geliflen direnifl karfl›s›nda geri çekilmek zorunda kald›.

1800 evler iflkencehanesine götürülen 15 kifli yol boyunca iflkenceye maruz kald›. Karakolda uykusuz b›rakma ve psikolojik bask› alt›na almaya çal›fl›lan 15 kifli 3 Haziran’da savc›l›¤a ç›kart›ld› ve daha sonra serbest b›rak›ld›. (Malatya) Nurhak Da¤lar›nda flehit düflenler an›ld› 31 May›s 1971 tarihinde Nurhak Da¤lar›’nda katledilen 68 kufla¤›n›n devrimci gençlik önderlerinden Sinan Cemgil, Alpaslan Özdo¤an ve Kadir Manga ‹stanbul’da Sinan Cemgil’in mezar› bafl›nda Emek Gençli¤i taraf›ndan an›ld›. Karacaahmet Park›’nda toplanarak açt›klar› “Dün onlar bugün biz. Emperyalizmi ve iflbirlikçilerini yenece¤iz” pankart› arkas›nda “Kadir, Sinan, Alpaslan

etkisizlefltirirken F tiplerinde tecriti koyulaflt›rmakt›r. 19 Aral›k Katliam› ard›ndan getirildi¤imiz tecrit hücrelerinde yaflad›¤›m›z fiziki sald›r›lar, hak gasplar›, temel insani ihtiyaçlar›m›z› dahi karfl›lamam›z›n engellenmesi C‹K ile yasalaflt›r›larak tecritin uygulay›c›lar›na dokunulmazl›k bahfledilmektedir” denildi. Aç›klamada son olarak “Bugüne kadarki keyfi uygulamalar›n çeflitlenip yayg›nlaflmas›n›n koflullar› yarat›l›rken meflru direnme hakk›m›z yok say›lmakta, infaz yakmaya kadar varan disiplin cezalar›n›n konusu yap›lmaktad›r. C‹K henüz yürürlü¤e girmemiflken Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde avukat görüflü sonras›nda mevcut gerici genelgelerde dahi yer almayan fazladan bir arama dayat›lmas› ve kabul etmedi¤imiz kimi Sincan, Kand›ra F Tiplerinde ‘terörist’ vb. ibareli kimlik dayat›lmak istenmesi, kimi F tipi cezaevlerinde aç›k görüfl s›ras›nda içeri asker sokularak ziyaret hakk›m›z›n fiilen engellenmesi, doktor kontrolü s›ras›nda kelepçelerin aç›lmay›p tedavimizin engellenmesi, yap›lan açl›k grevleri nedeniyle disiplin cezalar› verilmesi, tüm F tiplerinde mektuplar›n-fakslar›n keyfi gerekçelerle imha edilmesindeki art›fl yasan›n uygulanmas›yla neler olabilece¤inin iflaretleridir. Devrimci tutsaklar olarak cezaevlerinde F tipi tecrite karfl› befl y›ld›r çeflitli biçimlerde direniflimizi sürdürüyoruz. Tecrite karfl› mücadelede bugüne kadar 119 insan›m›z hayat›n› kaybetti, yüzlercesi sakat kald› ve onlarcas› tecrit nedeniyle bedensel-ruhsal hastal›klarla bo¤uflmaktad›r. Tecritte ölümler devam ediyor. Buna karfl›n tecrite karfl› mücadelemizi çeflitli biçimlerde ilk günkü inanç ve kararl›l›kla sürdürmekteyiz/sürdürece¤iz. Faflizmin özünü yans›tan bu yasalarla tecrite karfl› direniflimizi bast›rma hesaplar›n› bofla ç›karaca¤›m›z, siyasal kimli¤imize-devrimci kiflili¤imize yönelik her türlü sald›r›ya karfl› direnece¤imiz ve meflru direnme hakk›m›za yönelik tüm sald›r› ve yasaklay›c› giriflimleri direnerek bofla ç›karaca¤›m›z bilinmelidir” denildi. (H. Merkezi) yafl›yor, yaflayacak”, “Yusuf, Hüseyin, Deniz sürüyor sürecek mücadelemiz”, “Faflizme ölüm halka hürriyet” sloganlar›n› atan kitle Sinan Cemgil’in mezar›na kadar yürüyüfl yapt›. Gençler Nurhak ve Gündo¤du marfllar›n› okurken Cemgil, Manga ve Özdo¤an’›n o süreçteki mücadele arkadafl› olan Mustafa Yalç›ner “Sinan Cemgil yaflam›n› halk›n kurtulufluna ve sosyalizme adad›. Sizler aran›zdan yeni Sinanlar’›, Denizler’i ç›karacaks›n›z. Türkiye flu anda 1970’lerden daha gerilerde. Sinanlar’› mücadeleye teflvik eden koflullar flimdi daha yak›c›” dedi. Emek Gençli¤i Merkez yöneticisi Orhan Atan ise Sinanlar’› yaflatman›n mücadeleyi yükseltmekten geçti¤ini söyledi. (H. Merkezi)


11

24

17-30 Haziran 2005

‹zmir’de C‹K’e hücreli protesto 1 Haziran günü yürürlü¤e giren Ceza ‹nfaz Yasas› di¤er illerde oldu¤u gibi ‹zmir’de de protesto edildi. Yap›lan eylemlerde yasa ile birlikte gelen uygulamalar teflhir edildi.

1 Haziran günü yürürlü¤e giren Ceza ‹nfaz Kanunu (C‹K) ‹zmir’de Buca Hapishanesi önünde maket hücrelerle protesto edildi. ÇHD ‹zmir fiubesi, ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi, Partizan, SDP, ESP, ÖMP, DHP, BDSP ve Devrimci Hareket hücreyi temsil eden sar› ve siyah renkli maket hücrelerle 1 Haziran Çarflamba günü bir araya gelerek C‹K’i protesto etti. Saat 12:30’da bir araya gelen kitle ad›na aç›klamay› Özgül Mollaibrahimo¤lu yapt›. Mollaibrahimo¤lu, demokratikleflme söylemlerinin aksine ›rkç›-gerici-flovenist geliflmeler yafland›¤›n› belirterek C‹K’in Türkçe bilmeyen vatandafllar›n haklar›na yer vermedi¤ini, müebbet hapis alan hükümlüyü ‘tek kiflilik’ hücrede kalacak flekilde hükmü ile uzatm›fl ölüm cezas› verdi¤ini belirterek, C‹K’in ayn› zamanda temel hak ve özgürlükleri yok sayan bir yaklafl›m›n ürünü oldu¤unu söyledi. C‹K ile avukatlar›n da potansiyel suçlu olarak ilan edildi¤ini belirten Mollaibrahimo¤lu “Avukat›n

müvekkilini temsil hakk›n› elinden alacak düzenlemeler savunman›n ba¤›ms›zl›¤› ihlal eden yeni maddelerle tutuklu-hükümlüler üzerindeki tecrityaln›zlaflt›rma daha a¤›rlaflacakt›r. 12 Eylül mant›¤›yla oluflturulan C‹K uygulamalar› yeniden hortlatmakta, insan hak ve özgürlüklerini, onurunu yok edecek düzenlemeleri yasal hale getirmektedir” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan kitle “‹nfaz Yasas› geri çekilsin”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala” sloganlar›yla eylemi sonland›rd›. Görüfl gününe denk gelen eyleme adli tutuklular›n aileleri de destek verdi.

11 Haziran Cumartesi günü Konak ‹skelesi önünde bir araya gelen ‹C‹ üyeleri boyunlar›na ast›klar› “Biliyor musun O tek bafl›na bir hücrede”, “Duydun mu O’na düflünmek yasak”, “Haberin var m› O’na türkü söylemek yasak” vs. yaz›l› dövizlerle ve a¤›zlar›na ba¤lad›klar› siyah kurdelelerle ve el ele tutuflup zincir oluflturarak eyleme bafllad›lar. ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi ad›na yap›lan aç›klamada hapishanelerin hep bilinen ancak kan›ksanan bir sorun oldu¤u belirtilip ad› “ceza” ile bafllad›¤› için oradaki mahkumlara ne yap›l›rsa mübah yaklafl›m›n›n hakim k›l›nd›¤› anlat›ld›. Ve düflüncenin, örgütlenmenin hak oldu-

¤unu söyleyene, paras›z-bilimsel eflit e¤itim isteyen gençli¤e, demokratik-sömürüsüz insanca yaflamak isteyenlere F tiplerinin yollar›n›n döflendi¤i vurgulan›rken, F tiplerinde yaflanan tecrit ve izolasyon da örneklerle anlat›ld›. Son olarak Yeni ‹nfaz Yasas› ile tutsaklar›n tüm haklar›n›n ellerinden al›nd›¤›ndan ve a¤›rlaflt›r›lm›fl disiplin cezalar›ndan bahsedildi. Aç›klaman›n ard›ndan boyunlar›ndaki dövizler, ve a¤›zlar›ndaki siyah bantlarla 5 dakika elele zincir oluflturan ‹C‹ üyeleri “Zindanlar y›k›ls›n tutsaklara özgürlük”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Devrimci tutsaklar yaln›z de¤ildir” sloganlar›yla eylemlerini bitirdiler. (‹zmir)

Anlat›lan tecritin hikayesidir! ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi 11 Haziran Cumartesi günü yapt›¤› eylemde F tipinde devrimci tutsaklar›n maruz kald›¤› uygulamalar› boyunlar›na ast›klar› dövizler ve a¤›zlar›na kulaklar›na ba¤lad›klar› siyah kurdelelerle anlatmaya çal›flt›lar.

Kay›plar›n de¤il kaybedenlerin listesini istiyoruz

Uluslararas› Kay›plarla Mücadele Komitesi (ICAD) 17-31 May›s Uluslararas› Gözalt›nda Kay›plar Haftas› eylemleri kapsam›nda 31 May›s’ta ‹stanbul’da Galatasaray’da bir oturma eylemi yapt›. Saat 12:00’de bir araya gelen ICAD üyeleri “Kay›plar› unutmay›n” pankart› açarak, “Toplu mezarlar aç›klans›n”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak” sloganlar›n› att›. ICAD ad›na konuflan Maside Ocak, kay›plar devam etti¤i sürece eylemlerine devam edeceklerini söyledi. Gözalt›nda kay›plar›n ve toplu mezarlar›n siyasi sorumlular›n›n ve uygulay›c›la-

r›n›n hesap vermesini ve yarg›lanmas›n› istediklerini belirten Ocak, bu nedenle Uluslararas› Kay›plarla Mücadele Komitesi’nin 4. kurultay›n› önümüzdeki sene Diyarbak›r’da yapacaklar›n› ifade etti. Aç›klaman›n ard›ndan oturma eylemi yap›ld› ve eylem sloganlarla sonland›. Yine 31 May›s’ta ‹HD ‹stanbul fiubesi önünde yap›lan oturma eyleminde de kaybedenlerin listesi istenerek toplu mezarlar›n aç›lmas› talebi dile

getirildi. Eylemde konuflan ICAD Baflkan Yard›mc›s› Ak›n Birdal toplumda birçok fleyin unutturulmaya çal›fl›ld›¤›na dikkat çekerek “Gözalt›nda kay›plar›n bulunmamas› Türkiye’nin uluslararas› platformlarda itibar›n› zedeliyor. Onlar› bulamad›kça bu durum bize büyük bir utanç veriyor. Bu utanç Türkiye’nin ve insanl›¤›n utanc›d›r” dedi. (‹stanbul) Mersin’de Kay›plar eylemi

Uluslararas› Kay›plar Haftas› nedeniyle Partizan, ESP ve DHP 31 May›s 2005 tarihinde saat 12:30’da Mersin’de Taflbina önünde ortak

bir bas›n aç›klamas› yapt›. “Kay›plar bulunsun, katiller yarg›lans›n” pankart›n› açan kitle s›k s›k “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Katil devlet hesap verecek”, “Kay›plar›n hesab› sorulacak” vb. sloganlar att›. Eylemde bas›n metnini U¤rafl Güzel okudu. Güzel, devletin kaybetme, katletme politikalar›na de¤inerek, Abdulkadir Aygan gibi itirafç›lar›n aç›klamalar›na ra¤men ad›m at›lmamas›n›n kaybetme anlay›fl›n›n bir devlet politikas› oldu¤unu gösterdi¤ini söyledi. Güzel, tüm bunlara sessiz kalmayacaklar›n› da vurgulad›. “Kay›plar›n de¤il kaybedenlerin listesini istiyoruz”, “Kay›plar›n hesab›n› soraca¤›z” vb. dövizlerin de aç›ld›¤› eylemde Hasan Gülünay, Hasan Ocak, Ebubekir Deniz, Serdar Tan›fl ve birçok kaybedilen devrimcinin resimleri de tafl›nd›. Eylem alk›fllarla sona erdirildi. (Mersin)

HÖC’den AKP önünde eylem Ölüm Orucu’nun 12. Ekip direniflçisi Faruk Kad›o¤lu’nun yeni ç›kan TCK’y› protesto edip bedenini tutuflturmas›n›n ard›ndan HÖC, Mersin’de AKP il binas› önünde 6 Haziran 2005 tarihinde saat 13:00’de bir bas›n aç›klamas› yapt›. “Tecritte 119. Ölüm; Faruk Kad›o¤lu, Tecriti kald›r›n” yaz›l› pankart açan HÖC’lüler ad›na bas›n metnini Sema Peynirci okudu. S›k s›k “Kahramanlar ölmez, halk yenilmez”, “Faruk Kad›o¤lu ölümsüzdür”, “Tecriti kald›r›n ölümleri durdurun” vb. sloganlar atan HÖC’lüler, eylemin ard›ndan “Hapishanelerde neler oluyor, bilmek hakk›m›z” bafll›kl› bildirileri da¤›tt›lar. (Mersin) TCK, tepkileri üzerine toplamaya devam ediyor! Yeni TCK’y› protesto eden ÇHD ‹stanbul fiubesi üyeleri 1 Haziran Pazartesi günü Sultanahmet Adliyesi önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Saat 12:00’de toplanan kitle ad›na aç›klama yapan Av. Hakan Karada¤; bu kanunun bir polis yönetmeli¤i haline geldi¤ini, polisin bir çok ifllemi yapmas›na olanak sa¤larken savunma hakk›n›n engellenece¤ini belirtti. Aç›klaman›n ard›ndan avukatlar, Sirkeci Adliyesi önüne kadar bulunan tüm adliyelerde ve gezdikleri sokaklarda bildiriler da¤›tt›. Sirkeci Postanesi’ne varan kitle burada eylemlerini bitirdiklerini aç›klayarak da¤›ld›. (‹stanbul)


17-30 Haziran 2005

12

24

Üniversitelerde ülkücü-rektör-polis iflbirlikli sald›r›lar t›rman›yor tehlikeye atmaktad›r ve bizi kendi güvenli¤imizi kendi kendimize almak zorunda b›rakm›flt›r. Faflistlerin haftalard›r sokak ortas›nda att›¤› pusular bilinmekle beraber, ö¤renciler rektör taraf›ndan fakültelere al›nmayarak soka¤a terk edilmifltir, sald›r›lar için adeta zemin yarat›lmaya çal›fl›lm›flt›r” dediler. Ayr›ca “Bugün Beyaz›t’ta faflist sald›r› var, bu bir gerçek ama flu gerçek de gözden kaçmas›n, bugün Beyaz›t’ta devrimciler var! Sald›r›lara göz yummayaca¤›z” diyen ö¤renciler aç›klaman›n ard›ndan fakülteye sloganlarla geri döndüler. Ayn› gün Ülkü Ocaklar›’n›n “Silah

da kullan›r›z” aç›klamas›n› yapmas›n›n ard›ndan ertesi gün s›navlar› olan faflistlerin sald›r› ihtimalini göz önünde bulunduran devrimci-demokrat-yurtsever ö¤renciler Beyaz›t Kampüsü’nde bulunduklar› tüm fakültelerde nöbet beklediler. Faflistlerin ortaya ç›kmamas›yla herhangi bir çat›flma yaflanmazken, 1 ö¤rencinin ülkücüler taraf›ndan döner b›çaklar›yla yaralanmas› ve 2 Gençlik Derne¤i Federasyonlu ö¤rencinin gözalt›na al›nmas›yla sonuçlanan gergin bekleyifl saat 16:45’te ö¤rencilerin toplu halde okuldan ç›kmalar›yla son buldu. (‹stanbul)

Liselilere coplu sald›r› Yaklafl›k 3 ayd›r üniversitelerde pervas›z bir biçimde devrimci-demokrat-yurtsever ö¤rencilere yönelik ülkücü-rektör-polis iflbirli¤iyle yap›lan sald›r›lar son haftalarda baz› ö¤rencilerin ihtiyati tedbir karar› ile okula al›nmamas› ve faflistlerin sat›rl› b›çakl› sald›r›lar›na varan olaylarla doru¤a ç›kt›. Özellikle ‹stanbul Üniversitesi’nde pek çok ö¤rencinin okula al›nmamas› üniversite ö¤rencileri taraf›ndan protesto edilirken, ülkücü ö¤renciler de bu bask›lardan ald›klar› güçle sald›rmak için f›rsat kolluyor. Son olarak 9 Haziran günü Fen-Edebiyat Fakültesi’nde 50 civar›nda faflist sat›rlarla ö¤rencilere sald›r›rken polis yap›lanlara sessiz kald›. Görünüflte olaylara müdahale eden polis, faflistlerin kendi himayelerinde okula girmelerini, okulda rahat bir flekilde silah kullanmalar›n› sa¤l›yor.

10 Haziran günü ise Fen-Edebiyat Fakültesi’nde toplanan devrimci-demokrat-yurtsever ö¤renciler fakülte içinde sald›r›lar› protesto eden bir yürüyüfl gerçeklefltirdiler. Yürüyüfllerini fakülte önünde yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla sonland›ran ö¤renciler bu sald›r›lara devrimcilerin hiç bir zaman göz yummayaca¤›n› vurgulad›lar. Ellerinde “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” vb. dövizler tafl›yarak yapt›klar› aç›klamada ö¤renciler “Okulumuza ve bize yönelen her türlü sald›r›ya karfl› dimdik bekliyoruz. Bir ayd›r yaflananlar ortadad›r. Bundan sonra olacak hiç bir fleyden biz sorumlu de¤iliz, aç›k bir biçimde, üniversitede bu durumu körükleyen rektör sorumlular›n bafl›nda gelmektedir. Bizleri toplu biçimde üniversiteye sokmayan rektör, can güvenli¤imizi

1 Haziran günü Adana’n›n Meydan Mahallesi’nde bulunan 5 Ocak Lisesi’nde okuyan ö¤renciler, devams›zl›k nedeniyle 300 ö¤rencinin s›n›fta kalmas›n› protesto etmek için ö¤len saatlerinde okul önünde topland›. “Soka¤a at›lmak istemiyoruz”, “ÖSS’ye girmek istiyoruz” ve “E¤itim hakk›m›z engellenemez” yaz›l› dövizler tafl›yan ö¤renciler, okul yönetimini protesto etti. Kitle ad›na konuflan ve s›n›fta kalan ö¤rencilerden olan Mustafa Y›lmaz, okul idaresiyle bu konu üzerinden iliflkiye geçmek istediklerini, ancak muhatap al›nmad›klar›n› belirterek, seslerini duyurmak için eylem yapt›klar›n› söyledi.

Y›lmaz’›n aç›klamas› s›ras›nda eylem yerine gelen polisler ö¤rencilere coplarla sald›rd›. Polis aç›klamay› okuyan Mustafa Y›lmaz ile Ümit Sö¤ü’yü gözalt›na alarak okula götürdü. Y›lmaz ve Sö¤ü belli bir süre okul idaresinde bekletildikten sonra karakola götürüldü ve buradan serbest b›rak›ld›. Bu s›rada bas›n›n sorular›na muhatap olan 5 Ocak Lisesi Müdür Baflyard›mc›s› Kadir Erkek, eylem yapan ö¤rencileri daha önceleri derslere devam noktas›nda uyard›klar›n›, ancak dikkate al›nmad›klar› için devams›zl›klar›n›n artt›¤›n› söyleyerek ö¤rencilerin gözalt›na al›nmas›n› meflrulaflt›rmaya çal›flt›. (H. Merkezi)

‹zmir YDG “Üniversitede okuma hakk›m› istiyorum” 11 Haziran Cumartesi günü Konak Kemeralt› Girifli’nde bir araya gelen YDG’liler eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim talebini dile getirerek ÖSS’nin kald›r›lmas›n› istediler.

‹zmir Yeni Demokrat Gençlik üniversitede okuman›n bir ayr›cal›k de¤il hak oldu¤u belirterek ÖSS’ye karfl› bir eylem yapt›. 11 Haziran Cumartesi günü Konak Kemeralt› Girifli’nde bir araya gelen YDG’liler eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim talebini dile getirerek ÖSS’nin kald›r›lmas›n› istediler. Saat 18:00’de “Üniversitede Okuma Hakk›m› ‹stiyorum” yaz›l› YDG imzal› pankart ve “Gençlik gelecektir, gelecek ellerimizde”, “ÖSS-AOBP kald›r›ls›n” vs. yaz›l› döviz ve flama-

lar›yla eyleme bafllayan YDG’liler yapt›klar› bas›n aç›klamas›nda üniversite s›nav› (ÖSS)’nin ne kadar adaletsiz oldu¤u ve AOBP denen anti-demokratik uygulamayla daha en bafl›ndan baflar›s›zl›¤a mahkum edildiklerini belirttiler ve “Paras›z-demokratik bilimsel anadilde e¤itim hakk›m›z› gasp eden bu devlet bize bu olanaklar› sa¤layamaz. Bu olanaklara ancak demokratik halk iktidar›yla, demokratik halk liselerinin kurulmas›yla ulaflabiliriz” dediler. Aç›klaman›n ard›ndan “Soruflturmalar, tutuklamalar, bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Üniversitede okuma hakk›m› istiyorum”, “Yaflas›n paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim” sloganlar›yla eylem sonland›. Ayr›ca YDG’nin “Üniversitede okuma hakk›m› istiyorum” diyerek yapt›¤› eyleme DPG ve DGH de destek verdi. (‹zmir)

Mersin Üniversitesi’nde Soruflturma Terörü 4 Kas›m 2004 tarihinde MEÜ’de YÖK protestosu yapan birçok ö¤renciye “YÖK’ü protesto” ettikleri için soruflturmalar aç›lm›flt›. Geçti¤imiz günlerde ö¤rencileri okula ça¤›ran Rektörlük, 5 ö¤renciye (3 YDG’li, 1 Koordinasyon, 1 SGD’li) yar›m dönem uzaklaflt›rma, üç ö¤renciye ise 1 ayl›k uzaklaflt›rma cezas› verdi. GATA’dan atanan MEÜ Rektörü Oral U¤ur’un üniversiteye gelmesiyle okulda ö¤renciler üzerindeki bask›lar daha da yo¤unlaflt›. Son uzaklaflt›rmalarla sald›r› terörü ise h›zland›r›ld›. (Mersin)


13

24

17-30 Haziran 2005

Emperyalistlerin kanl› ayak izlerini ülkemizde görmek istemiyoruz!

Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu ‹stanbul’da yap›lan ve ad›na “Uluslararas› Demokrasi ve Küresel Güvenlik Konferans›” denilen ancak emperyalistlerin ve onlar›n yerli uflaklar›n›n ç›karlar›n› korurken dünya halklar›n›n günden güne büyüyen yoksullu¤unun derinlefltirilerek daha fazla sömürülmesini amaçlayan kararlar›n al›-

naca¤› konferans› Befliktafl Demokrasi An›t› önünde 11 Haziran 2005 tarihinde toplanarak protesto etti. “Emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin güvenli¤i halklar›n katliam› üzerine kuruludur” yaz›l› pankart›n aç›ld›¤› eylemde bas›n aç›klamas›n› yapan Hakan Bingöl, yap›lan konferansta dünya halklar›n›n büyük bedeller öde-

yerek kazand›¤› haklar›n nas›l ve ne flekilde ellerinden al›naca¤›n›n tart›fl›ld›¤›n› söyledi. Bingöl 65’in üzerinde çeflitli emperyalist ve iflbirlikçi iktidarlar›n temsil etti¤i ülkelerden yaklafl›k 800 kiflinin kat›ld›¤› konferansa iliflkin “Bu tür zirvelere ve konferanslara ev sahipli¤i yapmak dünyada ifllenen tüm zulüm, bask› ve iflkence uygulamalar›na suç ortakl›¤› etmektir. Bu suça bizler ortak olmayaca¤›z. Emperyalistler ve iflbirlikçileri ülkemizden defolup gitmelidir. Onlar›n kanl› ayak izlerini bu topraklarda görmek istemiyoruz” dedi. “Halklar›n mücadelesi emperyalist zirvelerle engellenemez”, “Katil ABD iflbirlikçi AKP” vb. sloganlar›n at›ld›¤› eylem emperyalistlerin döktü¤ü kan› temsilen yere k›rm›z› boya dökülmesiyle son buldu. “Darbeci Soros Türkiye’den defol” Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an ile D›fliflleri Bakan› Abdullah Gül’ün ABD’ye gidiflini ve ABD’li darbeci spekülatör George Soros’un Türki-

ye’ye geliflini protesto eden Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu 8 Haziran 2005 tarihinde Soros’un kat›ld›¤› konferans›n yap›ld›¤› Ç›ra¤an Saray›’na yak›n olan Dolmabahçe Meydan›’nda “Tayyip ABD’de, Soros Türkiye’de. Emperyalistler ve iflbirlikçiler halklara hesap versin” pankart›n› açt›. Koordinasyon ad›na aç›klama yapan Çetin Poyraz “Bir taraftan ABD’yle yap›lan iflbirli¤i ve uflakl›k ziyaretiyle, di¤er taraftan, ifli komplo ve darbeler yoluyla emperyalist sömürüyü yürütmek olan Soros gibi insanl›k düflmanlar›n›n ‹stanbul ziyaretiyle tam bir kuflatmaya al›nm›flt›r” dedi. “Direnen halklar kazanacak”, “Darbeci Soros Türkiye’den defol” sloganlar›n› atan kitle, darbeci Soros’un derhal Türkiye’yi terk etmesini ve AKP hükümetinin Ortado¤u’daki iflgale ve katliama daha fazla ortak olmamas›n›, bunun için de ‹ncirlik askeri üssünün kapat›lmas›n› ve ABD ile yap›lan anlaflmalar›n derhal iptal edilmesini istedi. (‹stanbul)

“Özellefltirmelere geçit yok!” Haber-Sen, Türk Haber-Sen ve Türkiye Haber-‹fl sendikalar› Genel Merkezleri 25 May›s 2005 tarihinde yapt›klar› bir aç›klamayla Türk Telekom Afi’nin özellefltirilmesine karfl› ortak bir mücadele yürüterek sald›r› yasalar›na çeflitli eylemlerle yan›t vereceklerini belirttiler. Bu eylemlerden bir tanesi 8 Haziran Çarflamba günü üç sendika taraf›ndan Gayrettepe Türk Telekom Müdürlü¤ü önünde yap›ld›. “Yaflas›n çal›flanlar›n birli¤i”, “Telekom, Tüprafl, Erdemir vatand›r, vatan sat›lamaz”, “Telekom’da özellefltirmelere geçit yok”, “Telekom’u çok uluslu flirketlere teslim etmeyece¤iz” pankartlar›n›n aç›ld›¤› eylemde Telekom emekçileri s›k s›k “IMF ufla¤› hükümet istifa”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “‹flçi memur elele genel greve”, “Telekom’u satanlar vatan hainidir”, “Birlefltik güçlendik, kazanaca¤›z” sloganlar›n› att›lar. Eylem s›ras›nda birer konuflma yapan Türk-‹fl ‹stanbul fiubeler Platformu sözcüsü Faruk Büyükkucak, Türk Metal-‹fl Sendikas› ‹stanbul fiube Baflkan› Mehmet Soyupak, Türk Haber-Sen ‹stanbul fiube Baflkan› Ahmet Kurt ve Haber-Sen ‹stanbul 9 No’lu fiube Baflkan› Ali Y›ld›z, genel olarak yap›lan özellefltirme sald›r›lar›na ve bu sald›r›lar karfl›s›nda ortak ve örgütlü bir karfl› koyuflun olmas› gerekti¤ine vurgu yapt›lar. Haber-‹fl ‹stanbul 1 No’lu fiube Baflkan› Levent Dokuyucu ise HaberSen, Türk Haber-Sen ve Haber-‹fl’in özellefltirme sald›r›s›na karfl› birlikte

süreçteki eylem takvimleri ise flöyle: 16 Haziran 2005 Gaziosmanpafla Türk Telekom Müdürlü¤ü önünde eylem, 23 Haziran 2005 Telekom emekçilerinin bir günlük ifl b›rakma eylemi. (‹stanbul)

DÜZELTME

mücadele karar› alarak önemli bir ad›m att›¤›n› ve bu ad›m›n büyütülmesi gerekti¤ini vurgulad›. “Son ç›kart›lan yasalarla birçok sektörde oldu¤u gibi, flebeke büyüklü¤ü ile dünyan›n 13. s›ras›nda olan Türk Telekom Afi’de IMF ve Dünya Bankas›’n›n dayatmalar›yla özellefltirme ad› alt›nda yerli ve yabanc› rantiyecilere peflkefl çekilmek istenmektedir. Ancak biz Türk Telekom çal›flanlar›n› temsil eden sendikalar olarak bu sald›r›lara karfl› birlikte mücadele karar› alarak önemli bir ad›m att›k. Buradan baflta di¤er sendikalar ve siyasi partiler olmak üzere tüm halk›m›z› birlikte hareket ederek bu sald›r›lar› püskürtmeye ça¤›r›yoruz. Bugünkü eylemimiz ilk ad›m›m›zd›. Bundan sonraki süreçlerde

de bas›n aç›klamalar›, ifl b›rakma eylemleri vb. eylemlerle Telekom’un özellefltirilmesine karfl› duraca¤›z” dedi. Yaklafl›k 500 kiflinin kat›ld›¤› eyleme PTT Bahçelievler emekçileri, Haber-Sen’e ba¤l› PTT ve TRT emekçileri de kat›l›rken, “Bugün Türk Telekom, ya yar›n?”, “SEKA, TEKEL, Telekom omuz omuza”, “Kahrolsun ABD, iflbirlikçi AKP”, “SEKA iflçisi yaln›z de¤ildir” vb. dövizlerin tafl›nd›¤› eylemde “Direne direne kazanaca¤›z”, “Devlet güdümlü sendikaya hay›r”, “Emekçiyiz hakl›y›z kazanaca¤›z”, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganlar›n› atan eylemciler eylemin sona ermesiyle da¤›ld›lar. Telekom emekçilerinin önümüzdeki

Gazetemizin 3-16 Haziran 2005 tarihli 23. say›s›nda tutsaklardan zorunlu bir aç›klama bafll›¤›yla yay›nlanan yaz›da teknik bir hatadan dolay› Direnifl Hareketi-Murat Karayel ve TDP-Aytunç Altay imzalar› yer almam›flt›r. Söz konusu yaz›da Hasan Polat, Bayram Kama, Hasan Rüzgar ve Erhan Altun’un yan›s›ra yukar›daki imzalar da vard›r.

GELECE⁄‹M‹Z‹N 3 SAATE SIKIfiTIRILMASINA HAYIR! Mersin Sosyalist Gençlik Derne¤i 10 Haziran Cuma günü saat 13:00’te ‹HD Mersin fiubesi önünde ÖSS ve AOBP’ye iliflkin bir bas›n aç›klamas› yapt›. Mersin SGD Baflkan› Emrah Topalo¤lu yapt›¤› aç›klamada “Gelece¤imizin 3 saate s›k›flt›r›lmas›na hay›r diyoruz” dedi. (Mersin)


14

17-30 Haziran 2005

24

ABD’de Siyah Kurtulufl Hareketine KARfiI SALDIRILAR VE D‹REN‹fi Aç›klama: Günümüzün en sald›rgan emperyalist devletlerinden olan Amerika Birleflik Devletleri kendi ülkesinde de halka karfl› bask›c› politikalar›n› yaflama geçirmektedir. Kuflkusuz, yüzy›llarca insan olarak dahi toplumda kabul edilmeyen Afro-Amerikal›lar (yada Yeni Afrikanlar) jenosid boyutuna varan bu bask›lar›n en katmerlisini ve en fliddetlisini yaflad› ve bugün de boyutu de¤iflmekle ve art›k onlar da Rice gibi Amerikan emperyalizminin yeminli uflaklar› olabilmekle birlikte Amerikan toplumu içinde en alt tabaka olarak yaflamlar›n› sürdürüyorlar. Bunun yan›nda Siyah hareket bu bask›, katliam ve jenoside karfl› Martin Luther King’den, Malcolm X’e kadar birçok önder etraf›nda birleflerek mücadele etmifl, Kara Panter Partisi yada Siyah Kurtulufl Ordusu gibi daha radikal ve devrimci olan ve Mao Zedung’un etkilerini tafl›yan bir hareketle bu zulme dur demenin ötesinde devrim ideali için savaflm›fllard›r. Kendilerini bu hareketlerin devamc›s› olarak nitelendiren Malcolm X Taflra Hareketi’nin Küba’da sürgünde yaflayan Assata Shakur ile ilgili aç›klamas›n› ve bu hareketi k›saca anlatan yaz›y› yay›nl›yoruz.

Assata Shakur’a sahip ç›k! 2 May›s 2005’te ABD Adalet Bakanl›¤› Assata Shakur Kardefl’in yakalanmas› için bafl›na koydu¤u ödülü 100 bin dolardan 1 milyon dolara yükseltti¤ini aç›klad›. 20 y›ldan fazla bir zamand›r, Assata Kardefl Küba Cumhuriyetinde politik sürgün olarak yaflamaktad›r. Bu, Siyah Kurtulufl Ordusu’na karfl› tarihi sald›r›n›n bir parças› olarak 1979’da hapishaneden kaçmas›ndan bu yana Assata’ya karfl› yürütülen ve onu yakalamay› yada öldürmeyi hedefleyen uzun bir kampanyan›n parças›d›r. ASSATA SHAKUR K‹MD‹R? Assata Shakur, 16 Temmuz 1947’de Kuzey Carolina’da Wilmington’da Joanne Deborah Byron ad›yla dünyaya geldi ve tecrit edilmifl Güney’de büyüdü. New York’ta kolej ö¤rencisi oldu¤unda ›rkç›l›k ve beyaz üstünlü¤üne karfl› Afrika halk›n›n özgürlük hareketine kat›lmaya karar verdi. Halk› için bir fleyler yapmaya olan arzusu onu New York kentindeki

Kara Panter Parti’ye götürdü. Siyah gençli¤e kendi kültürlerini ve tarihlerini ö¤reten bir programa ve Kara Panter Partisi’nin di¤er programlar›na kat›ld›. 1969’da FBI Müdürü J. Edgar Hoover’›n Kara Panter Partisi’ni “ülkenin iç güvenli¤ine yönelik en büyük tehlike” olarak nitelendirmesiyle birlikte FBI ve di¤er polis ajanlar› FBI’›n karfl›-istihbarat program› olan COINTELPRO’yu kullanarak Kara Panter Partisi ve di¤er siyah özgürlük örgütlerine karfl› düflük yo¤unluklu bir savafl bafllatt›. Bu hareketlerin aktivistleri suikastlara maruz kald›lar, hapsedildiler ve sürgüne zorland›lar. New York Panterleri sald›r›ya u¤rad›¤›nda, Assata da gizlenmek zorunda kald› ve Siyah Kurtulufl Ordusu isimli yeralt› hareketine kat›ld›. Böylece de ABD hükümetinin büyük hedeflerinden biri haline geldi. YAKALANMASI, MAHKUM‹YET‹ VE KAÇIfiI Yeralt›na çekilmek zorunda kalan Assata, di¤er iki Panter Zayd Shakur ve Sundiata Acoli ile birlikte 2 May›s

1973’te New Jersey otoban› üzerindeki New Jersey Bulvar›nda devriye polisleri taraf›ndan durduruldular. Arabalar›n›n plakas› Vermont’tan oldu¤u için devriye polisleri bu genç siyahlar›n “flüpheli” olduklar›n› bildirmifllerdi. Olaylar›n sonraki zinciri çok net de¤ildir, fakat bir silahl› çat›flma ç›km›fl ve Zayd Shakur ile devriye polislerinden biri öldürülmüfltü. Polisin “oldu¤un yerde kal” ve ellerini kald›r uyar›s›na uyan Assata da devriye polisi James Harper’›n 357 Magnum silah›ndan ç›kan kurflunla yaralanarak etkisiz hale getirildi. Sundiata ise bir gün sonra New Jersey batakl›k arazisinde yakaland›. Assata’n›n üzerinde yap›lan testler kendisinin silah› atefllemedi¤ini göstermifltir. Onun silah kullanmad›¤› ve silahl› çat›flma içinde etkisiz hale getirildi¤i gerçe¤ine karfl›n, New York Middlesex Country Mahkemesinin tümü beyaz olan juri üyeleri taraf›ndan Assata; Zayd Shakur ve devriye polisinin ölümünden sorumlu tutuldu ve ömür boyu hapis art› 65 y›l hapis cezas›na çarpt›r›ld›.

Özellikle Assata’n›n “Assata: Bir Devrimcinin Otobiyografisi” isimli otobiyografisi yay›nland›ktan sonra, Assata Shakur siyah aktivistler, Hip Hop kufla¤› ve dünya çap›nda insan haklar› savunucular› için bir ilham kayna¤› olmufltur. O, direniflin bir sembolü haline gelmifltir. Malcolm X gibi, onun hikayesi de insan ruhunun baflar› ve gücünü temsil etmektedir. Siyah kurtulufl hareketinin düflmanlar› bu ilham verici simgeyi ezmek ve kontrol alt›na almak istemektedir.


24 Ayr›ca Sundiata da mahkum oldu ve ayn› cezaya çarpt›r›ld›. Assata y›llarca erkekler için kullan›lan hapishanelerde veya Mason ailesinin üyelerinin ve beyaz ayr›mc› çeteleri gibi tehlikeli suçlular›n ve nefret gruplar›n›n kald›¤› hapishane bölümlerinde hapis yatt›. Assata 2 Kas›m 1979’da Siyah Kurtulufl Ordusu ve Siyah Kurtulufl Hareketinin beyaz dostlar›n›n yard›mlar›yla New Jersey’deki kad›nlar için Clinton Rehabilitasyon Merkezinden kaçt›. Assata’ya 1984’te Küba’dan politik s›¤›nma hakk› verildi. KAÇIfiINDAN SONRA… Yukar›da bahsedilen ve Assata’n›n bafl›na konulan ödül, 20 y›ldan fazla bir zamand›r onun yeniden yakalanmas› için sürdürülen takibin sadece bir devam›d›r. Onun 26 y›l önce kaç›fl›ndan bu yana FBI onu yeniden yakalamak için yemin etti. ‹ki siyah aktivist olan Mutulu Shakur (1996’da katledilen Tupac Shakur’un üvey babas›) ve Sekou Odinga ile beyaz aktivistler Marlyn Buck ve ‹talyan ulusundan Silvia Baraldani Assata’n›n hapishaneden kaçmas› ile ilgili mahkum oldular. 1997’de, New Jersey polisi Papa 2. John Paul’e Assata’n›n ABD’de hapsedilmek üzere geri getirilmesini Fidel Castro’dan istemesi için bir ricada bulundu. 1998’de ABD Temsilciler Meclisi Küba’ya Assata’n›n New Jersey eyalet hapishanesine teslim edilmesi ça¤r›s›nda bulundu. Birçok insana Assata’n›n yeniden yakalanmas›na dair yap›lan hükümet planlar›yla iflbirli¤i yapmas› için para teklif edildi yada yarg›lanma tehditleriyle iflbirli¤ine zorland›. 2003’te Assata’n›n k›z› Kikuya’n›n babas› Kamau Sadiki 1971’de bir polisin öldürülmesiyle ilgili Atlanta’da mahkum oldu. FBI’›n iste¤i üzerine 2000’de Mr. Sadiki’ye bilgi vermesi ve Assata’n›n yeniden yakalanmas›na kat›lmas› için para teklif edildi. Bu teklifi reddetti¤inde Sadiki’ye kendileriyle iflbirli¤i yapmad›¤› takdirde çeflitli hastal›klar yüzünden hapishanede ölece¤i söylendi. Özellikle Assata’n›n “Assata: Bir Devrimcinin Otobiyografisi” isimli otobiyografisi yay›nland›ktan sonra, Assata Shakur siyah aktivistler, Hip Hop kufla¤› ve dünya çap›nda insan haklar› savunucular› için bir ilham kayna¤› olmufltur. O, direniflin bir sembolü haline gelmifltir. Malcolm X gibi, onun hikayesi de insan ruhunun baflar› ve gücünü temsil etmektedir. Onun imaj› Hip Hop lirik fliirlerine ilham olmufltur. O, sürgünde de Siyah halk›n özgürlü¤ünü ve ›rkç›l›¤a ve insan haklar› ihlallerine karfl› mücadelelerini desteklemeye devam etmifltir. Siyah kurtulufl hareketinin düflmanlar› bu ilham verici simgeyi

15 ezmek ve kontrol alt›na almak istemektedir. Assata’n›n yerli terörist listesine al›nmas› yaln›zca Siyah kurtulufl hareketine ve George Bush’un “terörizmle savafl”›yla ilgili insan haklar› faaliyetlerine karfl› korkular›n› kan›tlamaktad›r. “Terörizmle savafl” ABD içindeki sa¤c› kanat için politik düflmanlar›n› ortadan kald›rmak anlam›na gelmektedir. Yurtseverlik Yasas› gibi araçlarla, “terörizmle savafl” günümüz COINTELPRO’nun ihlallerini meflrulaflt›rmaktad›r. COINTELPRO ve S‹YAH ÖZGÜRLÜK HAREKET‹NE KARfiI SAVAfi 1950’lerde So¤uk Savafl s›ras›nda, FBI COINTELPRO faaliyetini bafllatt›. Sivil Haklar Hareketinin ivme kazanmas›yla birlikte Martin Luther King, Jr., Robert Williams, Ella Baker ve Bayard Rustin gibi siyah aktivistler COINTELPRO’nun öncelikli hedefleri haline geldi. Federal hükümet fliddet içermeyen hareketin istemleri-

17-30 Haziran 2005

ne yan›t vermedi¤i ve aktivistleri ve Siyah topluluklar› ayr›mc›lar›n fliddetinden korumad›¤› için birçok aktivist insan haklar› ve özgürlük için Siyah ‹ktidara ve silahl› direnifle yöneldi. Kendine güvenen Siyah iktidar›n korkusuyla ABD hükümeti Siyah hareketi ortadan kald›rmak için COINTELPRO gibi programlar› kulland›. ASSATA’NIN B‹Z‹M ‹Ç‹N ANLAMI Assata Shakur, ABD hükümetinin bask›lar›na ba¤l› olarak yeralt›na çekilmek zorunda kald›, hapse konuldu ve sürgüne zorland›. 1971’de aktivistlerin bir FBI bürosundan dokümanlar› ele geçirmesi ve bu dokümanlar› bas›na s›zd›rmas› sonucu, COINTELPRO Amerikan ve dünya kamuoyunda teflhir oldu. FBI’›n suistimalleri üzerine ABD’nin Ihado Senatörü Frank Church liderli¤inde bir Meclis komitesi kuruldu. Church komitesi FBI üzerinde izleme ve sorumluluk önlemleri koyarken (ki 11 Eylül 2001 olaylar› sonras›nda Yurtseverlik

Yasas› alt›nda flimdi bunlar ortadan kald›r›lm›flt›r) COINTELPRO taraf›ndan hedefe konan ve haklar› ihlal edilen kifliler, örgütler ve topluluklara hiçbir yasal yol gösterilmemifltir. Politik çeliflkilerin uzlaflt›r›lmas›na çal›flmak yerine, Assata’n›n yeniden yakalanmas› hamlesi yaln›zca ABD’deki ve uluslararas› olarak politik ve ›rksal çeliflkileri canland›rmaktad›r… ABD, COINTELPRO’nun hedefi olarak ma¤dur olanlarla hiçbir uzlaflma kabul etmemektedir. Assata’n›n takip edilmesi alternatif bir tart›flma mekanizmas›n› seçmektense Siyah Kurtulufl Hareketini suçlamaya devam etmeyi seçerek çeliflkiyi art›rmaktad›r. Dahas›, paral› askerlerin ba¤›ms›z bir ulus olan Küba Cumhuriyetine sald›rmas›n› ve küresel çapta çeliflkiyi art›rmaktad›r. Bizler paral› askerlerin gönderilmesine, Assata Shakur Kardefl’in yakalanmas› için ödül avc›l›¤›na karfl› ç›k›yoruz. ABD hükümeti politik tutsak ve sürgünlerin serbest b›rak›lmas›n› kabul etmelidir.

Malcolm X Taflra Hareketi (MXGM) Malcolm X Taflra Hareketi, misyonu halk›m›z›n insan haklar›n› savunmak ve toplulu¤umuzun kendi kaderini tayin hakk›n› gelifltirmek olan Amerika’daki Afrikal›lar/Yeni Afrikal›lar›n örgütüdür. Bizler halk›m›z›n ezilmesinin köklerinde beyaz-üstünlü¤ü, afl›r› milliyetçilik ve kapitalizmin kurumlar›n›n oldu¤unu biliyoruz. Bizler toplulu¤umuzun kontrolü ve kendi yaflamlar›m›z› tayin etme gücü olmaks›z›n, jenosidin kurbanlar› olmaya devam edece¤imizi biliyoruz. Bu nedenle, bir insan hakk› ve sömürgelefltirilmemize çözüm olarak kendi kaderimizi tayin hakk›nda bilincimizi yükseltmeye çal›fl›yoruz. Birli¤imizin ilkeleri etraf›nda örgütlenirken, Yeni Afrikan Ulusunun kurtuluflu için mücadeleyi sürdüren Siyah/Yeni Afrikan aktivistleri ve örgütçüleri aras›nda bir a¤ da infla ediyoruz. (Her ne araç gerekiyorsa!) NE YAPIYORUZ? Halk toplulu¤u g›da ve giysi program›: Program›n hedefi, ço¤unlu¤u evsiz ve aç olan halk› uluslararas› hukuk alt›nda haklar› hakk›nda bilgilendirmek ve bu haklara ulaflabilmeleri için örgütlenmelerine yard›mc› olmakt›r. 1996’dan bu yana bar›nma ve g›da ihtiyac›n›n bir insan hakk› oldu¤u çerçevesinde edebi, görsel ve bilgilendirme tart›flmalar›n›n yan›s›ra Merkez Brooklyn’de aç ve evsizlere 4 bin ö¤ün yemek verildi. Halk Toplulu¤u G›da Program› ayda iki kez ortalama 120 s›cak, vitaminli yiyecekleri g›da program›na kat›lan insanlara da¤›tmaktad›r. Tüm Merkez Brooklyn çap›nda 200’den fazla kifli ve aileye kullan›lm›fl giysi sa¤lam›fl bulunuyoruz. Merkez Brooklyn Polis ‹zleme Program›: Bu program, Merkez Brooklyn sakinlerinin bask› ve insan haklar› ihlali olmaks›z›n yaflama haklar›n› tan›r. Polis-izleme program› Merkez Brooklyn toplulu¤u ile polisin aras›ndaki iliflkiyi gözlemlemek için gece devriyesi kuracakt›r. Program polisin topluluk üyelerinin polisin vahfli ve kanunsuz davran›fllar›na maruz kalmas›n› önlemek için kurulur ve toplulu¤u keyfi gözalt› ve tutuklamalardan kurtulmalar› için e¤itir. Topluluk E¤itim Çal›flma Gruplar›: E¤itim bask›ya

karfl› savaflta temel bir silaht›r. Toplulu¤umuzu politikadan uzaklaflt›rma sald›r›lar› karfl›s›nda MWGM çeflitli politik e¤itim forumlar› düzenler. Çal›flma gruplar›n›n bafll›klar› flöyledir: Milliyetçili¤in ortadan kald›r›lmas›, Haklar›n›z› ö¤renin, Polisle bafla ç›kman›n yollar› vb. Politik Tutsaklara Özgürlük Kampanyas›: MWGM, son süreçte serbest b›rak›lan Geronimo Jigato Pratt ve hala hapiste olan Mumia Abu Jamal gibi ABD’deki politik tutsaklar›n kötü koflullar›na dikkat çekmek için çal›fl›r. fiu anda hapishanede olan politik tutsaklar politik aktivistlerdi ve hükümetin hedefi haline gelerek tutukland›lar. Bu konuya destek için on binlerce insan› kitlesel seferberlik için örgütlemifl bulunmaktay›z.


17-30 Haziran 2005

16

24

Duvarlar›n ard›ndan yükselen sesler uluslararas› yank› buldu! ILPS, bu mücadelelerin en önemlilerinden olan hapishaneler mücadelesini, uluslararas› alana tafl›ma ve ortaklaflt›rma yönlü giriflimlerinin önemli bir ad›m› olarak, hapishanelerdeki siyasi tutsaklarla dayan›flmay› kapsayan ve 2. Kongresi’nde al›nan kararlar› hayata geçirmenin ilk ad›m› olarak, 5 Haziran 2005 tarihinde ‹stanbul’da uluslararas› bir sempozyum düzenledi.

Ezilenlerin kurtuluflu mücadelesinin kopmaz ve önemli bir parças› olan hapishaneler mücadelesi, Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi-ILPS’nin, ‹stanbul, ‹zmir ve Mersin’de düzenledi¤i etkinliklerle, bir kez daha tüm yak›c›l›¤› ile gündemlefltirildi. Dünya ezilen halklar›, emperyalizme karfl› verdikleri ulusal-sosyal kurtulufl mücadeleleri ile sistem sahiplerine ve onlarla dolayl› veya dolays›z ba¤lant›l› tüm gerici, bask›c›, faflist rejimlerine meydan okuyup, yüreklerine korku salarken, bu mücadelelerin devrim ve karfl›-devrim aras›ndaki en s›cak cephelerinden olan hapishaneler cephesindeki mücadele ve sistemin buralara dönük sald›r›lar› olanca h›z›yla sürmektedir. Gerek ülkemiz hapishanelerinde, gerekse dünya hapishanelerinde, emperyalist sald›rganl›¤›n son y›llarda artan genel sald›r›lar› ile birlikte, baflta devrimci ve komünistler olmak üzere, tüm sistem muhaliflerine dönük artarak süren vahfli sald›r›lar, iflgal alt›ndaki ülkelerde s›n›r tan›maz boyutlara ulaflm›fl, hapishaneler bir kez daha, emperyalizmin ezilen halklar› teslim almak için kullanmaya çal›flt›¤› en etkin araç olarak, buralardan yans›yan katliamlar›n, iflkencelerin ve daha bir dizi insanl›k d›fl› uygulamalar›n foto¤raflar› eflli¤inde, dünya kamuoyunun gündemine girmifltir. Dünya ezilen halklar›n›n anti-emperyalist mücadelesini ortaklaflt›rmay› ve yükseltmeyi bafll›ca hedef olarak önüne koyan ve bu yönlü çabalar›n›, örgütlü oldu¤u her yerde art›rarak sürdüren ILPS, halklar›n her türden yöntemle verdikleri kurtulufl mücadelelerinin önündeki engelleri kald›rma mücadelelerini her alanda yükseltmesinde de üzerine düflen misyonu yerine getirme çabalar›n› sürdürmektedir. ILPS, bu mücadelelerin en önemlilerinden olan hapishaneler mücadelesini, uluslararas› alana tafl›ma ve ortaklaflt›rma yönlü giriflimlerinin önemli bir ad›m› olarak, hapishanelerdeki siyasi tutsaklarla dayan›flmay› kapsayan ve 2. Kongresi’nde al›nan kararlar› hayata geçirmenin ilk ad›m› olarak, 5 Haziran 2005 tarihinde ‹stanbul’da uluslararas› bir sempozyum düzenledi. 5 Haziran’da, 10:00-19:00 saatleri aras›nda Tar›k Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleflen uluslararas› sempozyumda, dünyan›n çeflitli ülkelerinden kat›lan konuklar›n yer almas›, genifl kesimlerin yo¤un bir ilgi göstermesini de beraberinde getirdi. Sunuculu¤unu ILPS Türkiye Seksiyonu faaliyetçisi Aliyah Elisabeth Brunner’in

yapt›¤› sempozyum, teknik haz›rl›klar›n bitmesinin ard›ndan, saat 10:15’de bafllad›. Emperyalist sald›rganl›k ve hapishaneler Tertip komitesi ad›na ilk konuflmay› Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi yaparak özetle; ülkemizde en fazla katliam›n yafland›¤› yerlerin hapishaneler oldu¤unu, etkinli¤i düzenlemedeki amaçlar›n› ve böyle bir etkinli¤in günümüzdeki öneminin yan›s›ra, hapishaneler mücadelesinin, mücadelenin di¤er alanlar› ve bu ba¤lamda da sendikal alanla, yani iflçi-emekçilerle ve onlar›n örgütlülükleriyle olan ba¤›na de¤inerek, F Tipi hapishanelere ilk konulanlar›n da yine sendikac›lar oldu¤unu vurgulad›. ILPS Genel Sekreterli¤i’nin ve ülkemiz hapishanelerindeki çeflitli siyasi örgütlerin temsilcilerinin ortak imzayla gönderdi¤i mesajlar›n okunmas›n›n ard›ndan, üç oturumdan oluflan sempozyumun, ilk oturumuna geçildi. “Emperyalist sald›rganl›k ve hapishaneler” bafll›kl› ilk oturumun konuklar›; Filistin’den, Tutsaklarla Dayan›flma ve ‹nsan Haklar› Derne¤i (Addameer) ad›na kat›lan Sahar Francis, ABD’den Malcolm X Taflra Hareketi ad›na kat›lan Kali Akuno Williams ve Irak’tan, Irak Yurtseverler Birli¤i ad›na kat›lan Sammi Ala’a ve araflt›rmac› yazar Haluk Gerger’di. Ayn› zamanda oturumu yöneten Haluk Gerger; dünya nüfusunun % 4’ünü oluflturan ABD’de hapishanelerindeki tutsak say›s›n›n 2 milyonu aflt›¤›na ve ilk modern hapishanelerin de yine burada kurularak, Avrupa üzerinden tüm dünyaya yay›ld›¤›na de¤indi. Türkiye’nin bugün dünyadaki

en fazla siyasi tutsa¤a sahip ülke oldu¤unun da alt›n› çizen Gerger, bunun emperyalist sald›rganl›kla ba¤lant›l› oldu¤unu ve halk›n taleplerini karfl›lamayanlar›n, yoksul halka iki koldan sald›r› gerçeklefltirdi¤ini belirterek, bunun halka karfl› militarizmin kullan›lmas› anlam›na geldi¤ini söyledi. Gerger, konuflmas›n›n ard›ndan ilk sözü, ABD’den kat›lan Kali Williams’a verdi. Bugün emperyalist sald›rganl›¤›n bafl›n› çeken ABD’deki ezilenleri temsilen kat›lan Kali Williams, ABD’de siyahlar›n haklar›n› koruyan bir örgütlenmeden geldi¤ini ve burada olmaktan duydu¤u mutlulu¤u dile getirerek bafllad›¤› konuflmas›nda özetle;

ABD’nin 11 Eylül sonras›nda halklara dönük sald›r›lar›n› kadife eldivenleri ç›kararak gerçeklefltirdi¤ini vurgulad›. ABD’nin halklara dönük sald›r›lar›n› esas olarak 2. Paylafl›m Savafl› sonras› art›rarak, paramiliter güçler, CIA ve türlü örgütler ve ‹sral’in yan›s›ra, çeflitli ba¤›ml› ülkeler arac›l›¤›yla gerçeklefltirdi¤ine de dikkat çeken Williams, ABD’ye M›s›r, Kolombiya, Portekiz gibi ülkelerden tutsak getirildi¤ini, 11 Eylül sonras› ise, Hindistanl› ve Pakistanl› tutsak say›s›nda büyük bir art›fl yafland›¤›n› vurgulad›. Willams, ABD’nin flu süreçteki bafll›ca hedeflerini, askeri üslerini kal›c›laflt›rmak, gizli hapishaneler oluflturmak, M›s›r, Suriye gibi yeni hedeflere yönelmek ve özellikle de kendi yasalar›n› baflka ülkelerde hakim k›lmak olarak aç›klayarak ileriki süreçte de birlikte hareket etmeye devam edeceklerini söyleyerek ilk oturumdaki konuflmas›n› bitirdi. ‹kinci konuflmac› ise, on y›llard›r ‹srail siyonizminin katliamlar›na, iflgallerine ve her türden vahfletine karfl› çocu¤undan yafll›s›na, kad›n›ndan erke¤ine intifaday› sürdüren direniflçi Filistin halk›n› temsilen kat›lan Sahar Francis’di. Sempozyuma, Filistin’de faaliyet sürdüren Addameer adl› tutsaklarla dayan›flma ve insan haklar› örgütlenmesi ad›na kat›lan Francis, Filistin ve ‹srail aras›nda günümüzde süren görüflmelere de¤inerek, geçti¤imiz günlerde ‹srail hapishanelerinden serbest b›rak›lan Filistinli tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› olay›ndaki aldatmacaya de¤indi ve b›rak›lan 400 tutsa¤›n asl›nda üç ay önce serbest b›rak›lmas› gerekti¤ini ve bu say›n›n gerçekte 900 oldu¤unu, çünkü sürelerinin o zaman doldu¤unu, bugün b›rak›lmalar›n› ve sadece 400 kiflinin b›rak›lmas›n›n ise, bar›fl isteniyormufl havas› yaratma amac› tafl›d›¤›n› vurgulad›. ‹srail’in Filistin topraklar›nda yakalad›¤› Filistinlileri ‹srail vatandafl› olarak de¤erlendirdi¤inin de alt›n› çizen Francis, bundaki amac› temel haklardan yoksun b›rakmak olarak aç›klad›. Konuflmas›n› a¤›rl›kl› olarak ‹srail’in hapishanelerdeki Filistinli tutsaklara dönük politikalar› üzerinde sürdüren Francis, ‹srail hapishanelerinde 8 bin Filistinli tutsa¤›n bulundu¤unu ve bu tutsaklar›n sürekli pazarl›k konusu yap›ld›¤›n› da sözlerine ekledi. ‹ki y›l› aflk›n bir zamand›r iflgal alt›nda olmas› ve iflgal güçlerinin gerek sivil halka gerekse hapishanelerdeki tutsaklara dönük s›n›r tan›maz vahfleti ve halk›n iflgale karfl› yükselerek süren direnifliyle dünya gündemindeki s›cakl›¤›n› koruyan Irak’tan, Irak Yurtsever Birli¤i ad›na kat›lan Sammi Ala’a üçüncü konuflmac› olarak söz ald›. Daha çok direnifl üzerinden yapt›¤› konuflmas›nda, ilk olarak bu direnifli gerçeklefltirenlerin, insan, silah ve paraya ihtiyac› olmad›¤›n›, çünkü bunlar›n yeterince mevcut oldu¤unu vurgulad›. ‹flgal süresince 280 bin insan›n

tutukland›¤›n› ve 25 hapishane kuruldu¤unu söyleyen Ala’a, özellikle de Ebu Garib Hapishanesi’nde iflkencenin ve tecavüzün sistematik hale geldi¤ini, ABD’nin buradaki bafll›ca amaçlar›n›n ise, askeri üsleri kal›c›laflt›rmak ve Irak petrolünü denetim alt›na almak oldu¤unu da sözlerine ekledi. Ancak tüm bunlar›n direniflçileri y›ld›ramayaca¤›n›, bir çok askeri üssün direniflçiler taraf›ndan bombaland›¤›n› ve direniflin sürece¤ini, çünkü kendi geleceklerini infla edecek olan›n sadece kendileri olaca¤›n›n alt›n› çizerek, d›flardan hiç bir müdahaleyi kabul etmeyeceklerini söyledi. Konuflmac›lar›n ard›ndan TUYAB ad›na söz alan Seza Mis Horuz, gerek ülkedeki gerekse dünyadaki hapishanelerin ve buralardaki siyasi tutsaklar›n son durumuna ve hapishanelerde verilen mücadelenin önemine de¤indi. Genifl yelpazede bir dinleyici kitlesinin kat›l›m sa¤lad›¤› ve tüm dinleyicilerin, özellikle de yurtd›fl› kat›l›mc›lar›n›n konuflmalar›n› dikkatle dinledi¤i sempozyuma, hapishaneler sorununun, tutsaklardan sonraki bafll›ca öznesi olan, evlatlar›n›n, yak›nlar›n›n hapishanelerde u¤rad›¤› her türden insanl›k d›fl› uygulamay›, vahfleti, katliam› yüre¤inde en fazla hissedenler, onlar› sahiplenirken sokaklarda coplanan, yerlerde sürüklenen, gözalt›na al›nan, tutsak ve flehit yak›nlar› sempozyuma en yo¤un ilgiyi gösterenlerdi. Ayn› zamanda dünyan›n de¤iflik ülkelerinden aktar›mlar ve bunlar›n ülkelerle benzerlikleri karfl›s›nda en fazla duygu yo¤unlu¤u yaflad›¤› gözlenen de onlard›... Birinci oturum, Ölüm Orucu direniflçisi ESP’den Fikret Lüle’nin yapt›¤› ve C‹Y, yeni TCK ve hapishanelerde süren uygulamalara de¤indi¤i ve ortak gücü örmenin önemini vurgulad›¤› konuflman›n ard›ndan sona erdi. Yeni yasalar bask›lar› derinlefltiriyor Ö¤len verilen bir saat aran›n ard›ndan, hapishanelerdeki genel uygulamalar›n, mimari, sa¤l›k ve medya boyutunun ele al›nd›¤› ikinci oturuma geçildi. ‹kinci oturum, emperyalist sald›rganl›¤›n ve bu ba¤lamda dünya ve ülke hapishanelerinde yaflanan vahflet ve katliamlar›n aktar›ld›¤› ve halklar›n tüm bu sald›r›lar karfl›s›nda yükseltti¤i direnifllerin yer ald›¤› ve büyük bir ilgiyle izlenen bir sinevizyon gösterimi ile bafllad›. Dr. fiebnem Korur Fincanc›’n›n yönetti¤i bu oturumun konuflmac›lar› ise, TMMOB’dan mimar Hasan K›v›rc›k, Gazeteci Ahmet fi›k, ÇHD ‹stanbul fiube Bafl-


24 kan› Av. Fatmagül Yolcu ve Meksika’dan, Meksika Politik Tutsak Aileleri ve Dostlar› Birli¤i ad›na kat›lan Erika del Carmen Fuchs idi. Bu oturumda ilk sözü alan Av. Fatmagül Yolcu, 12 Eylül AFC sürecindeki hapishane uygulamalar›n›n ve buralarda o dönem tutsaklar taraf›ndan gerçeklefltirilen direnifllerin yan›s›ra, bu sürecin ard›ndan gelen Terörle Mücadele (anti- terör) yasas›na de¤inerek, flu an yürürlü¤e girmifl olan yeni TCK ve C‹Y’i yorumlad›. Bu yasalar›n tutsaklara getirdi¤i zorunluluklara dikkat çeken Yolcu, 12 Eylül’de de benzer dayatmalar›n oldu¤unu, ancak tutsaklar›n bugüne kadar gerçeklefltirdikleri çok önemli direnifllerle, teslim al›namad›¤›n› vurgulad›. Sempozyuma TMMOB ad›na kat›lan ve hapishaneler sorununu mimari boyutuyla ele alan Hasan K›v›rc›k ise, mevcut hapishane sisteminin mimari yap›s›n› flemalar eflli¤inde aç›klayarak, özetle; bu mimari yap›n›n, devletin bask› unsurunu nas›l daha etkin kullan›r›m düflüncesine hizmet etti¤ini, hücre sisteminin resmi aç›klamalar›n tersine, sa¤l›¤a ve rahata de¤il, tutsaklar›n izolasyon ve tecritine yönelik oldu¤unun bugün art›k iyice a盤a ç›kt›¤›n› vurgulad›. Hapishaneler sorununu medya, daha do¤rusu dezenformasyon boyutuyla ele alan gazeteci Ahmet fi›k ise, medyan›n F tiplerine geçifl sürecindeki rolüne de¤inerek, ko¤ufl sisteminin halka mafya düzeni olarak yans›t›ld›¤›n›, bu yönlü haberlerin ise, muhabirlere yapt›r›lamay›nca, devreye çeflitli yazarlar›n sokuldu¤unu ve böylece F tipine geçiflin alt yap›s›n›n haz›rland›¤›n› söyleyerek, bu geçiflin ise bilinen yöntemle gerçeklefltirildi¤ini vurgulad›. 19 Aral›k sürecinin yak›n takipçisi olan ve o dönem onurlu bir ayd›n duruflu sergilemesiyle bilinen Dr. fiebnem Korur Fincanc› ise, TTB’nin 19 Aral›k sürecinde Türk Tabutluk Birli¤i olarak adland›r›lmaya baflland›¤›n› vurgulad›¤› konuflmas›nda, kendilerinin ellerinden geleni yapma çabas› içinde olduklar›n› da sözlerine ekledi. Tecridin insan üzerindeki etkilerine de de¤inen Fincanc›, hapishaneler noktas›nda ülkede at›lacak en önemli ad›m›n buralar›n özellefltirilmesi olaca¤›na dikkat çekerek, çünkü buralar›n “çok kârl› yat›r›mlar” oldu¤unu vurgulad›. ‹kinci oturumun son konuflmac›s›, Meksika’dan gelen ve Meksika hapishanelerindeki siyasi tutsaklar›n sesini ülkemiz ve dünya kamuoyuna tafl›may› kendine görev edinen Erika del Carmen Fuchs idi. Fuchs, konuflmas›nda, Meksika hükümetinin bugün tamamen ABD’nin ç›karlar› do¤rultusunda hareket etti¤ini, ülkenin ABD’nin aç›k pazar› haline geldi¤ini, giderek fakirleflen nüfusun 50’nin üzerinde ulustan olufltu¤unu ve bu yoksullu¤a karfl›n dünyan›n 4. zengin insan›n›n Meksikal› oldu¤unu vurgulad›. Emperyalizmin giderek askerileflti¤ini, bunun da yerel direniflleri ortaya ç›kard›¤›n›, ama ayn› zamanda birçok insan›n ülkedeki sosyo-ekonomik koflullardan dolay› sürgünde yaflad›¤›n› da sözlerine ekledi. Meksika hapishanelerindeki siyasi tutsak say›s›n›n 500 civar›nda oldu¤unu vurgulayan Fuchs, bunlar›n adlilerden farkl› uygulamalara maruz kald›¤›n›, yüksek güvenlikli hapishanelerde tutuldu¤unu söyledi. ‹kinci oturum, konuflmac›lar›n ard›ndan söz alan ve yeni C‹Y ile birlikte ‹mral›’da tutulan Abdullah Öcalan’›n durumuna da de¤inen TUAD sözcüsünün yapt›¤› konuflmayla son buldu.

17 Abu Jamal: “Örgütlen, örgütlen, örgütlen. ILPS sadece bafllang›çt›r” Verilen yar›m saatlik aran›n ard›ndan 16:00’da bafllayan 3. ve son oturumun temas›n›, ülke ve dünya deneyimlerinin yan› s›ra, çözüm önerileri oluflturuyordu. Bu oturumun konuflmac›lar› ABD, Irak, Filistin, Meksika ve UPOTUDAK (Uluslararas› Politik Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi) ad›na kat›lan Kenan Y›lmaz, 19 Aral›k tan›¤› Arzu Özdemir ve ILPS Türkiye Seksiyonu faaliyetçisi olan ve oturumu yöneten Suzan Zengin’di. Oturuma geçilmeden önce, dünyan›n de¤iflik yerlerinden sempozyuma gönderilen mesajlar okundu. Bu mesajlar›n ilki ise, yirmi y›l› aflk›n bir süredir ABD hapishanelerinde, tecrit alt›nda tutulan ve idama mahkum edilmifl olan Mumia Abu Jamal’den ILPS’nin sempozyumuna hitaben kendi sesiyle gönderdi¤i mesajd›. Abu Jamal’in kendi sesiyle gönderdi¤i ve, haz›rlanan sinevizyon eflli¤inde dinletilen ve ABD’nin Ebu Garib’te yapt›¤› iflkenceleri, 300 y›ld›r Afrikal›lara ve K›z›lderililere uygulad›¤›n›, dolay›s›yla bu zulmün zaten bu kadar süredir var oldu¤unu vurgulad›¤› ve herkesi örgütlenmeye, anti-emperyalist mücadeleyi güçlendirmeye ça¤›rd›¤› mesaj›, dinleyicilerin coflkulu alk›fl›yla karfl›land›. Oturumun ilk konuflmac›s› ABD’den kat›lan Kali Williams’d›. Williams konuflmas›na bafllamadan önce, Nepal’den, sempozyuma iletilmek üzere ILPS’ye gönderilen mesaj› okudu. Maoist önderlikle verdikleri Halk Savafl›yla, baflta emperyalistler olmak üzere, gerici Nepal hükümetine korku salan ve Nepal’in büyük bir bölümünü kurtar›lm›fl bölge haline, k›z›l üslere çeviren ve Nepal’de iktidar› ele geçirmeye ad›m ad›m yaklaflan ve dünyan›n çat›s›nda dalgaland›rd›klar› k›z›l bayra¤›, ülkenin dört bir yan›na dikmeleri an meselesi olan Nepal halk›n›n gönderdi¤i mesaj, tüm salonda büyük bir coflkuyla karfl›land›. Nepal halk› ad›na gönderilen mesaj› okuduktan sonra, son oturumdaki konuflmas›n› yapan Williams, özetle, buradaki F tipi uygulamas›n›n, ABD’deki hapishane sistemi oldu¤una ve buna al›flk›n olduklar›na vurgu yaparak, mücadelelerinin siyasi tutsaklar›n varl›¤›n› kabul ettirme mücadelesini de kapsad›¤›n›, bunun sonucu Mumia’n›n varl›¤›n›n kabul ettirildi¤ini, ancak di¤er tutsaklar için bunun hala söz konusu olmad›¤›n›, 11 Eylül’le birlikte ise yeni politik gerçekliklerle yüz yüze geldiklerini söyleyerek, kapsaml› kampanyalar a¤›rl›kl› çözüm önerileri sundu. Bu oturumda ikinci söz alan konuflmac› ise, Filistin’den kat›lan Sahar Francis oldu. Filistin hapishanelerindeki tutsak say›s›n›n 2. ‹ntifadadan sonra art›fl gösterdi¤ine, özellikle de kad›n tutsaklar üzerindeki bask›lara de¤inen Francis, 18 yafl›n alt›ndaki tutsaklar›n varl›¤›na ve bunlara dönük iflkence vb. yapt›r›mlar›n, büyüklerle ayn› oldu¤una da dikkat çekti. Kurum olarak asli faaliyetlerini politik tutsaklar›n hukuksal durumuna dönük çal›flmalar›n oluflturdu¤unu, Filistinli tutsaklar›n yaflad›klar›n› uluslararas› kamuoyuna tafl›mak gibi bir amaçla da yola ç›kt›klar›n› da sözlerine ekledi. Sempozyuma UPOTUDAK ad›na kat›lan Kenan Y›lmaz, F tipi uygulamas›n›n Avrupa’daki, özellikle de Almanya’daki ilk uygulamalar›na ve bu uygulamalar›n a¤›rl›kl› olarak RAF militanlar›n› kapsad›¤›na dikkat çekti ve “ ‘70’li y›llarda yo¤un olarak

17-30 Haziran 2005 hayata geçirilen bu uygulama sonucu birçok RAF önderinin hapishanelerde sistem taraf›ndan imha edildi¤ini” vurgulad›. Bugün Türkiye’de de hayata geçirilen bu sistemin Avrupa’n›n birçok ülkesinde siyasi tutsaklar üzerinde uygulanmaya devam etti¤ini de söyleyen Y›lmaz, baflta Almanya olmak üzere, Avrupa’n›n birçok ülkesinde hayata geçirilmeye çal›fl›lan anti-terör yasas› ile birlikte sistem muhaliflerine dönük bask› ve sald›r›lar›n art›r›lmas›n›n hedeflendi¤ini de sözlerine ekledi. Irak ad›na kat›lan Sammi Ala’a da, iflgal alt›ndaki Irak hapishanelerindeki tutsak say›s›na, uygulamalara de¤inerek, direnmekten baflka çözümleri olmad›¤›n›, kendilerini feda etmekten baflka seçenekleri olmad›¤›n› ve bu fedakarl›k olmadan özgürlük olmayaca¤›n› vurgulad› ve siyasi tutsaklarla dayan›flma konusuna verdikleri önemi dile getirdi. 19 Aral›k tan›¤› Arzu Özdemir bu katliam›n, hem ülkedeki hem de dünyadaki politik tutsaklara dönük, özde halklar›n kurtulufl mücadelelerini ortadan kald›rma amac› tafl›yan tüm katliamlar gibi, devrimci iradeyi teslim almak için gerçeklefltirildi¤ini vurgulayarak bunun ayn› zamanda bir s›nav oldu¤unu ve devrimci ve komünistlerin bu s›navdan al›nlar›n›n ak›yla ç›kt›¤›n› ve böylelikle de insanl›k tarihine önemli bir not düfltüklerini, çünkü devrimci iradenin faflizm taraf›ndan bir kez daha teslim al›namay›p, direniflleri yükseltti¤ini belirtti. Meksika’dan kat›lan Erika Del Carmen Fuchs’a s›ra geldi¤inde, kendilerinin küçük bir grup olarak, baflta politik tutsak Jacoba de Silva ve kendisi gibi tutsak olan efli Gloria Arenas Agis’in özgürlü¤ü olmak üzere, tüm politik tutsaklar›n özgürlü¤ü için mücadele ettiklerini belirterek, dünya hapishanelerinde oldu¤u gibi, Meksika hapishanelerinde de siyasi tutsaklara dönük vahfli yöntemlerin söz konusu oldu¤unu, savunma ve görüfl hakk›ndan bafllayarak, bir dizi haklar›n›n gasp edildi¤ini, son süreçteki uygulamalarla ise hak gasplar›n›n iyice artt›¤›n› vurgulayarak, tutsaklar›n kendilerini resim vb. biçimlerde sanatsal olarak ifade et-

melerinin bile engellendi¤ini sözlerine ekledi. Fuchs sözlerini ‹spanyolca, ‹ngilizce ve Türkçe dile getirdi¤i “Tüm politik tutsaklara özgürlük” slogan› ile bitirdi. Son olarak ILPS Türkiye Seksiyonu ad›na söz alan Suzan Zengin ise özetle, hapishanelere dönük sald›r›lar›n, emperyalizmin genelde artan sald›r›lar› ile birlikte t›rman›fla geçti¤ini, bu sald›r›lar›n halklar›n özgürlük mücadelelerinin önünü kesmeyi amaçlad›¤›n› ve hapishanelerdeki mücadelenin, genel mücadelenin kopmaz ve önemli bir parças› oldu¤unu ve içerdeki mücadelenin ancak d›flardaki sahipleniflle baflar›ya ulaflaca¤›n› vurgulayarak, bu sempozyumun hangi amaçla yap›ld›¤›na de¤inerek sözlerini bitirdi. Zafer direnen halklar›n olacak Böylece sempozyumun son oturumu da bitmifl ve 3. oturumun bafl›nda da¤›t›lan deklarasyon tasla¤›na iliflkin önerilerin sunulmas›na s›ra gelmiflti. Zaman sorunundan kaynakl› olarak yaz›l› sunulan öneriler al›nd›ktan sonra, salonda bulunan herkes yumruklar havada aya¤a kalkarak, çal›nan Enternasyonal marfl›n› dinledi ve etkinlik böylece noktalanm›fl oldu. Emperyalist-kapitalist sistem ve onun devam›na hizmet eden bask›c›, zorba ve faflist rejimleri dünya emekçi halklar›na dönük sald›r›lar›n› istedikleri kadar art›rs›nlar, istedikleri kadar iflgaller, katliamlar, siyasi ekonomik politikalarla halklara diz çöktürmeye, teslim almaya çal›fls›nlar. Hepsi nafile! Halklar tüm bu uygulamalara gereken cevab› vermeye devam ediyor! Halklar yaflam›n her alan›nda yükselttikleri mücadelelerle sistemin korkusu olmay› sürdürüyor! Ve halklar özgürlük mücadelelerini tüm cephelerde ortaklaflt›rma yönlü çabalar›n› sürdürüyor! Ve bu sempozyum da hapishaneler cephesindeki mücadeleyi ortaklaflt›r›lma çabas›n›n somut bir ifadesi olarak, halklar›n emperyalizme ve onlar›n yerli uflaklar›na verdikleri bir cevap niteli¤indeydi. Tarihte son sözü hep direnenler söylemifltir, direnen halklar da emperyalizme karfl› son sözü söyleyecek ve zafer direnen halklar›n olacakt›r!

Sempozyuma kat›l›m ça¤r›s› yap›ld› 5 Haziran’da ILPS taraf›ndan yap›lan sempozyumun duyurusu için 3 Haziran günü TMMOB’da bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Sempozyuma kat›lmak için Meksika’dan gelen Tutuklu Yak›nlar› ve Dostlar› Grubu üyesi Erika del Carmen Fuchs ve ABD’den gelen Malcolm Grassroots Hareketi üyesi Kali Akuno Williams’›n da kat›ld›¤› toplant›da bas›n metnini tertip komitesi ad›na Av. Gül Altay okudu. Gül Altay yapt›¤› aç›klamada emperyalizmin hapishane ve iflkence yöntemlerini gelifltirerek, dünya halklar›na yönelik sald›r›larda kulland›¤›n› söyledi. Irak’ta Ebu Garip’te yaflanan vahflet görüntülerine, ‹srail, Meksika ve ABD’de bulunan politik tutuklular›n ve Türkiye’de tecrit alt›nda yaflayan tutuklular›n durumlar›na dikkat çeken Altay, “ILPS olarak 3 Aral›k’ta merkezi olarak bafllataca¤›m›z uluslararas› politik tutsaklar ve savafl esirleriyle

dayan›flma kampanyas›n›n haz›rl›¤› olarak bu sempozyumu gerçeklefltiriyoruz. Bu kampanyan›n ve sempozyumun karar› ILPS’nin Kas›m 2004’te Hollanda’da gerçeklefltirdi¤i ikinci uluslararas› kongresinde al›nm›flt›r. Bizler bu sempozyumda bir yan›yla emperyalizmin sald›rganl›¤›n› özelde de hapishaneleri al›rken di¤er yan›yla da bunun karfl›s›nda yarat›lan direnifl geleneklerini ve deneyimleri paylaflacak, uluslararas› alanda ortak bir durufl sergilemenin de yollar›n› arayaca¤›z. Bu anlamda Tertip Komitesi olarak konuya duyarl› tüm kesimleri 5 Haziran’da görmek istiyoruz” dedi. Altay’›n ard›ndan konuflan Erika del Carmen Fusch ve Kali Akuno Williams ise sempozyumda Meksika ve ABD’de bulunan politik tutsaklar›n durumlar›n› ele alacaklar›n› belirterek, sempozyuma kat›l›m ça¤r›s›nda bulundular. (H. Merkezi)


18

14-30 Haziran 2005

24

Emperyalizmin sald›r›lar› her yerde ayn› Emperyalizmin topyekün sald›r›lar›n› anlatmak, tecrübeleri paylaflmak, çözüm önerileri üretmek amac›yla ILPS Türkiye Seksiyonu Türkiye’nin çeflitli yerlerinde panel, söylefli düzenlerken yap›lan söyleflilerden bir tanesi de 7 Haziran Sal› günü Gülsuyu mahallesinde Çorum Mecitözü Da¤saray Köylüleri Kültür, Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i’nde gerçeklefltirildi. Söylefliye mahallelinin yan›s›ra Ertu¤rul Gazi mahallesi muhtar› ‹smail Haflhafl, I¤d›rl›lar Derne¤i Baflkan yard›mc›s› Kemal Bak›fl, SHP Maltepe ‹lçe Baflkan› Dr. fienol Karasu da kat›ld›lar. Dernek ad›na yap›lan konuflmada “emperyalizmin bütün dünya halklar› üzerindeki sald›r›lar› çeflitli flekillerde devam etmektedir. Bizim ülkemizde de bu sald›r›lar›n yans›malar›ndan yozlaflt›rma ve ev y›k›mlar› sald›r›lar› da var. Biz yurtd›fl›ndan gelen arkadafllara kendi yaflad›¤›m›z sorunlar› anlat›rken arkadafllar da kendi ülkelerindeki sorunlar› bizimle paylaflacaklar” dendi. Yine dernek ad›na konuflan baflka bir kifli “kentsel dönüflüm plan›yla evlerimiz y›k›lmak isteniyor. 2004 y›l›n›n ortalar›nda Büyükflehir Belediyesi Maltepe Belediyesi’ne bir yaz› göndererek bu y›k›m› gerçeklefltirmek istedi” diyerek mahallede yaflanan sorunlar› s›ralad›. Ard›ndan söz alan Erika Del Carmen Fuchs “Emperyalizmin Meksika üzerindeki sald›r›lar›n› ve buna karfl› halk›n direniflini anlatmak istiyorum. Amerika k›tas› bundan 500 y›l önce Avrupal›larca sömürgelefltirilmeye baflland›. 500 y›ld›r sömürgeciler k›tadaki do¤al kaynaklara el koymak, zenginliklerinden yararlanmak için yerlileri topraklar›ndan sürdü. Meksika tamamen yerli halktan oluflmak-

tad›r. Atalar›m›z K›z›lderili. Meksika halk›n›n yüzde 75’i yoksul. Yoksullu¤umuzun nedeni yeralt› yerüstü kaynaklar›m›z›n olmamas› de¤il. Sorunumuz sosyal eflitsizlik... ABD Meksika hükümetine para vererek uyuflturucu ticaretini kontrol alt›na almaya çal›fl›yor. Halk› uyuflturmak için çaba harc›yor... Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaflmas› (NAFTA) anlaflmas›ndan sonra bask›lar iyice artarken Zapatistalar ile di¤er çeflitli silahl› mücadele yürüten hareket-

ler silahl› mücadeleyi yükseltmeye bafllad›lar. Özellikle Zapatistalar “Ya bastaArt›k Yeter” slogan›yla mücadeleyi büyüttüler, bu slogan ülkenin her taraf›na yay›ld›” derken Kahrolsun emperyalizm slogan›yla sözünü bitirdi. Fuchs’dan sonra Malcolm X Taflra Hareketi ad›na ABD’li Kali Williams sözü ald›. Williams, ABD’nin Afro-Amerikal›lara karfl› uygulad›¤› taktik sald›r›lar hakk›nda bilgi verdi. “Eme¤in üst düzeyde sömürülmesiyle ABD devleti kuruldu. ABD beyazlarla ›rkç›l›¤a dayal› bir sömürü devletidir. ABD’nin son

40 y›ll›k askeri ve ekonomik politikalar›n› incelemek gerekiyor. 1950’lerin sonlar›na do¤ru siyahlar haklar›n› almak için mücadeleyi yükselttiler. A¤›r sektörlerde siyah emekçiler çal›flmaktayd›. ABD 1960’tan sonra Siyah hareketini yok etmek istedi. Siyah hareket sivil hareketten ulusal kurtulufl hareketine geçifl yapt› ve sosyalizmi benimsedi. ABD siyahlara karfl› soyk›r›m yapmaya çal›flt›. Devrimci hareketimizi ve halk›m›z› yok etmek istediler. 1968’den itibaren uyuflturucu ABD’nin eliyle halk›m›za al›flt›r›ld›. Ülkemizde emekçilere karfl› yap›lan sald›r›larla birlikte fabrikalar geri b›rakt›r›lm›fl ülkelere tafl›n›yor. Bununla birlikte siyahlar da iflsiz kal›yor. Bizzat CIA taraf›ndan siyahlar çetelefltiriliyor. Yaflam›n› sürdürmek zorunda olan siyahlar ifl bulamad›klar›ndan ve uyuflturucuya al›flt›r›ld›klar›ndan dolay› uyuflturucu satarak geçinmek zorunda b›rakt›r›l›yor. 1980’lerde 200 bin siyah hapishanedeyken 1990’larda bu say› bir milyonu aflt›. Di¤er ülkelerde yaflanan sorunlar da bizim ülkemizde yaflanan sorunlar da hemen hemen ayn›. Sald›r› tek merkezli. Bu sald›r›lar› size aktarmak önemli. Bu sald›r›lara karfl› birlikte hareket etmek gerekiyor. Özellikle uyuflturulmak istenen gençli¤e yönelik çal›flmalar yapmam›z gerekiyor. Gençli¤i e¤itmek gerekiyor. Kültürel mücadeleyi yükseltmek, kültür devrimleri yapmak gerekiyor” dedi. Ard›ndan söz alan UPOTUDAK ad›na Kenan Y›lmaz Avrupa’daki göçmenlerin yaflad›klar› sorunlara de¤inirken “Avrupa’da göçmenler horlanmakta. Göçmenler Getto’lara yerlefltirilmekte. ‹flsizlik sorunu yaflan›yor.

Irkç› sald›r›lara maruz kal›yoruz. Bu ›rkç› sald›r›lar münferit olaylar de¤ildir. Gençler uyuflturucuya al›flt›r›larak araflt›rmayan, sorgulamayan kiflilikler yarat›l›yor. Gençler kendi kültüründen uzaklaflt›r›lmak isteniyor. Bugün egemen s›n›flar kendi saltanatlar›n› sürdürmek için dünya halklar› üzerinde yo¤un bir ideolojik sald›r› sürdürmektedir. Bu Türkiye’de de ayn› Almanya’da da, Meksika’da da. Yap›lan sald›r› ayn› merkezden gelmekte. Bu nedenle bizler de bu sald›r›lara karfl› ortak hareket ederek karfl› koymak zorunday›z. Mücadele hatt›n› birlikte örmek zorunday›z. Ancak o zaman baflar›l› olabiliriz, kazan›lm›fl mevzilerimizi böyle korur, sald›r›lar› püskürtebiliriz” dedi. Son olarak söz alan Mimar Hasan Sert ise “arkadafllar yaflad›klar› sorunlar› anlat›rken sanki ülkemizi anlatt›lar. Yaflad›klar› 12 Eylül’den sonra ülkemizde yaflananlarla ayn›. Zulüm insanl›¤›n ortaya ç›kmas›yla birlikte bafllad› ve zulme karfl› direnifl de bu zaman bafllam›flt›r. 12 Eylül ülkemizde insanlar›n de¤er yarg›lar›yla oynad›. Bu tarihten sonra ülkemizde müthifl bir dejenerasyon yafland›. Bugün Gülsuyu’nda esrar eroin bize yabanc› gelmiyor. 12 Eylül’den önce bize söyleselerdi hayatta inanmazd›k ama bugün bunlar yaflanmakta. Bugün ülkemizde de baflka ülkelerde de yaflanan sald›r›lar ayn›. Bu sald›r›lara karfl› burada bizler orada arkadafllar karfl› koymal›lar, mücadele etmeliler. Bugün biz mahallenin sorunlar›n› çözmek için bir araya gelebiliyoruz. Bu olumlu bir ad›m. Bir zamanlar köyleri boflaltt›klar› gibi flimdi de kentsel dönüflüm plan›yla buralar› boflaltmak istiyorlar. Buna karfl› birlikte mücadele ediyoruz. Sorun bir bütün. Bizlerin parçalanm›fll›¤› b›rakmam›z gerekiyor. Bir bütün olarak mücadele etmemiz gerekiyor” dedi. Söylefli saat 20:30’da sona erdi. (Kartal)

¤unu ve bu tabutluluklar›n amac›n›n apolitiklefltirmek, kifliliksizlefltirmek, kimliksizlefltirmek oldu¤unu belirtti. Y›lmaz da hapishanelerde yaflanan sald›r›lar›n ortak oldu¤unu ve direnifllerin de uluslararas› anlamda ortaklaflt›r›lmas› gereklili¤inden bahsetti. Meksika’dan kat›lan Erika del Carmen Fuchs Meksika’da onlar›n da tüm dünyadaki politik tutsaklar için mücadele ettiklerini söyledi. Orada da egemenlerin hapishanelerdeki tutumlar›n›n ve uygulamalar›n›n benzerli¤inden bahseden Fuchs, Meksika’da özellikle köylülerin flehre göçe zorland›¤›n› ve bunu teflhir edenlerin de devlet taraf›ndan cezaland›r›ld›¤›n› belirtirken, ülkeyi bir avuç zenginin yönetti¤ini ve böylesi bir durumda da insanlar›n mücadele etmesinin kaç›n›lmaz oldu¤unu söyledi. Son olarak konuflmas›n› Türkçe ‘Zindanlar boflals›n tutsaklara özgürlük” slogan›yla bitirdi. Meksikal› konuflmac›n›n ard›ndan Tür-

kiye hapishanelerini anlatan Günseli Kaya söz ald›. Kaya devletin ortaya ç›kt›¤› günden itibaren kendisine muhalif gördüklerine uygulad›¤› zor ve bask›n›n ayn› flekilde ve artarak devam etti¤ini belirtti. Türkiye özgülünde de 1980 Askeri Faflist Cuntas›’n›n ard›ndan devletin bask›lar›n›n daha sistematik bir flekilde geliflti¤ini söyledi. Ancak bu uygulamalar›n karfl›nda tutsaklar›n içerde, duyarl› insanlar›n da d›flarda bu uygulamalara karfl› direndi¤ini belirtti. Kaya, son olarak 19 Aral›k sürecine ve 19 Aral›k sonras›nda yaflananlara de¤indi. Konuflmac›lar›n konuflmalar›n›n ard›ndan toplant›ya kat›lanlan dinleyicilerin sorduklar› sorularla ve yapt›klar› k›sa konuflmalarla soru cevap bölümü yaklafl›k 1 saat sürdü. Oldukça canl› geçen soru cevap bölümünün ard›ndan toplant› Türkiye’deki anti-emperyalist mücadelenin anlat›ld›¤› sinevizyon gösterimiyle son buldu. (‹zmir)

‹zmir’de ILPS Paneli; “TANIKLARLA DUVARLARIN ARDI” Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS)’nin ‹stanbul’da gerçeklefltirdi¤i hapishaneler konulu sempozyumunun ard›ndan ‹zmir’de de ILPS ‹zmir Koordinasyonu ve ‹zmir Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i’nin birlikte organize etti¤i hapishaneler konulu toplant› 9 Haziran günü ‹zmir Konak Kültür Merkezi’nde gerçeklefltirildi. Toplant›ya konuflmac› olarak Filistin’den Sahar Francis, Meksika’dan Erika del Carmen Fuchs, Almanya UPOTUDAK’dan Kenan Y›lmaz ve Türkiye’den de Günseli Kaya kat›ld›. Etkinlik saat 17:30’da Konak Kültür Merkezi’nin toplant› salonunda ‹zmir ÇHD Baflkan› Bahattin Özdemir’in konuflmas›yla bafllad›. Özdemir, konuflmas›nda hapishaneler sorununun evrensel bir sorun oldu¤unu belirtip emperyalist ve kapitalist sistemin dünya halklar›na çektirdi¤i zulmün benzerli¤inden kaynakl› yurtd›fl›ndan gelen konuklar› yabanc› görmedi¤ini belirtti. ÇHD’nin konuflmas›n›n ard›ndan ILPS ‹zmir Koordinasyonu ad›na Mihriban Karakaya bir konuflma yapt›. Karakaya ILPS ve ILPS’nin Türkiye Seksiyonunun faaliyetlerinden bahsederken ILPS’nin 2004 y›l›ndaki kongrede al›nan kararlar do¤rultu-

sunda politik tutsaklarla ilgili de çal›flmalar yürütüldü¤ünü belirtti. Karakaya’n›n konuflmas›n›n ard›ndan ILPS Genel Sekretaryas›’n›n ve Türkiye hapishanelerinden devrimci tutsaklar›n gönderdi¤i mesajlar okundu. Mesajlar›n okunmas›n›n ard›ndan dünya ve Türkiye hapishanelerinden görüntülerin oldu¤u sinevizyon gösterimi yap›ld›. Sinevizyon gösteriminden sonra ilk olarak Filistin’den kat›lan Sahar Francis konuflmas›nda ‹srail ve Filistin’deki Filistinli politik tutsaklar›n maruz kald›¤› uygulamalara de¤indi. Filistinli politik tutsaklar›n ‹srail hükümeti taraf›ndan pazarl›k konusu yap›ld›¤›n› belirten Francis, Filistin’de de politik tutsaklar›n iki kiflilik hücrelerde tutuldu¤undan bahsederken bütün rejimlerin kendisine muhalif olanlara yönelik reflekslerinin ayn› oldu¤unu, ancak tecrite ve izolasyona karfl› mücadelenin de her yerde ayn› oldu¤unu vurgulayarak konuflmas›n› sonland›rd›. Francis’in konuflmas›n›n ard›ndan Almanya’dan UPOTUDAK ad›na kat›lan Kenan Y›lmaz UPOTUDAK’›n çal›flmalar›ndan bahsetti ve Almanya’daki hapishanelerin de Türkiye’dekiler gibi tabutluk oldu-


19

24

17-30 Haziran 2005

ILPS’den Mersin’de bas›n toplant›s› 8 Haziran 2005 tarihinde E¤itimSen Mersin fiubesi Toplant› Salonu’nda yap›lan etkinlik saat 17:00’de bafllad›. Etkinli¤e ILPS Türkiye Seksiyonu’ndan Elisabeth Brunner, Meksika Politik Tutsak Aileleri ve Dostlar› Grubu’ndan Erika Del Carmen Fuchs, Filistin’den Tutsaklarla Dayan›flma ve ‹nsan Haklar› Birli¤i aktivisti Av. Sahar Francis ve Almanya-UPOTUDAK’tan Kenan Y›lmaz kat›ld›. Aç›l›fl konuflmas›n› yapan Brunner, ILPS Genel Sekretaryas›n›n etkinli¤e

gönderdi¤i mesaj› okudu. Ard›ndan Tohum Kültür Merkezi’nin haz›rlad›¤› sinevizyon gösterimi ilgiyle izlendi. Yine ABD’li tutsak Mumia Abu Jamal’›n etkinli¤e gönderdi¤i mesaj kendi sesinden dinlendi ve Türkçesi okundu. Daha sonra kat›l›mc›lar›n konuflmalar› bafllad›. ‹lk sözü alan Fucsh, Meksika’daki bask›lar› anlatarak amaçlar›na de¤indi. Fuchs’un sözlerini Türkçe olarak “Tüm politik tutsaklara özgürlük” diyerek bitirmesi coflkuyla alk›flland›. Fucsh’un ard›ndan söz alan Y›lmaz k›-

saca UPOTUDAK’› anlat›p, faaliyetlerine de¤indi. Y›lmaz, Türkiye’de oldu¤u gibi Avrupa ve dünyan›n birçok yerinde tecritin a¤›r flekilde uyguland›¤›na de¤indi ve Avrupa’da yeni tecrit hapishanelerinin infla edildi¤ini söyledi. Son olarak söz alan Filistinli Francis ise ‹srail’in Filistin halk›na yapt›¤› zulme ve örgütünün çal›flmalar›na de¤indi. Özellikle ‹srail’in cezas› biten tutsaklar› “affedip” b›rakmas›n›n ise bir aldatmaca oldu¤unu söyledi. Sorucevap bölümünün ard›ndan etkinlik sa-

at 20:00’ye do¤ru biterken etkinli¤e Partizan, YDG, ESP, DHP, HÖC, TAYAD, EKB, Tüm-Bel Sen, E¤itimSen, 78’liler Vakf› Mersin Giriflimi, Tarsus ve Mersin ‹HD kat›ld›.(Mersin)

Sempozyumdan görüfller...Sempozyumdan görüfller...Sempozyumdan görüfller... Sultan Toptafl (TUAD Temsilcisi) Bu sempozyumu öncelikle çok olumlu bir aflama olarak görüyoruz. Genel olarak asl›nda tutsaklar›n yaflad›klar›n› anlatmak, de¤iflik çevrelerle paylaflmak, d›flar›ya seslerini duyurmak için asl›nda daha da fazla yap›lmas› gereken fleylerin oldu¤una inan›yorum. Bu temelde de bu sempozyum olumlu bir aflama. Fakat bununla da yeterli kal›nmamas› gerekti¤ine inan›yorum. Çünkü son ceza infaz kanununun tüm cezaevlerinde oluflturaca¤› tecrit, tutuklular üzerinde yaflanan birbirinden yal›t›lma, tutsaklar›n seslerini hiçbir flekilde d›flar›ya yans›tamamas› ve bunun paralelinde yaflanan sa¤l›k sorunlar›, bundan yaklafl›k 8 ay önce ç›kar›lan ceza kanunuyla d›flar›ya ç›kar›lan bir çok tutuklunun da ayn› flekilde hala sa¤l›k sorunlar›yla u¤raflmalar› asl›nda sistemin cezaevlerinde uygulam›fl oldu¤u politikan›n neler oldu¤unu bize somut anlamda göstermifl oluyor. Fakat biz toplum olarak buna yeterli düzeyde duyarl›l›¤› göstermedi¤imiz inanc›nday›m. fiu an gerçekten baflta ülkemizde olmak üzere hemen hemen birçok ülkede cezaevlerinde yaflanan sorunlar birbirinin benzeri. ‹nsanlar sadece düflüncelerinden kaynakl› cezaevlerindeler, iflkence görmekteler. Bundan kaynakl› da çok daha fazla fley yap›lmas› gerekti¤ine inan›yorum. Yani bu son ç›kar›lan ceza infaz kanununun asl›nda bütün cezaevlerinde bir tecridi yaratt›¤› gibi ‹mral› cezaevinde tek kiflilik hücrede flu an 6 y›ll›k bir süredir Say›n Abdullah Öcalan kal›yor. Ve avukatlar› ile görüfltürülme olanaklar› ortadan kald›r›l›yor. Bu yasayla birlikte avukatlar müvekkillerini savunamayacak düzeye geliyor. Yine say›n Abdullah Öcalan ailesiyle görüflemiyor, haftalarca, aylarca. Yo¤un bir hukuksal mücadele sonucunda ancak 1 saatlik görüfl yapabiliyor. Bu ayn› zamanda ç›kar›lan yasan›n bafllang›c›nda da asl›nda ‹mral› Cezaevi bulunuyor. Bu genellefltiriliyor. Bu bütün tutsaklar için geçerli bir durum oluyor. Çünkü aileler çocuklar›yla rahat görüflemiyor. Kürtçe konufltu¤u zaman telefonlar kesiliyor, konuflmalar, görüflmeler iptal ediliyor. Bunlar›n tümü asl›nda ülke gerçekli¤ini ortaya koyuyor. Bugün bir savafl var ve bu savafl k›z›flt›kça, devam ettikçe cezaevleri daha da büyük bir problem olmaya bafll›yor… Bu sorunun uluslararas› platformda tart›fl›lmas› çok çok önemli. Çünkü en az›ndan ülkemizde yaflanan sorunlar› di¤er bize benzeyen bir çok ülkeyle paylafl›p tart›fl›yoruz. Bunu daha da fazla ortak platformlara tafl›mak gerekti¤ine inan›yorum. Çünkü bunlar› tafl›mak bir tutsa¤›n nas›l kendi hücresine hapsediliyorsa bugün ülkelerde kendi içine hapsedildi¤i zaman bu da bir tutsakl›k

oluyor. Nitekim biz Türkiye’yi bir mezarl›k olarak tan›ml›yoruz. Cezaevlerinden oluflmufl bir mezarl›k. Bu kal›b› y›kmak, d›flar›ya aç›lmak, insanlarla ortak platformlarda görüflmek, bu sorunlar› ortak paylaflmak elbette ki sürecin daha h›zl› geliflmesini ve daha h›zl› bir çözümün oluflmas›na neden olur. Bu anlamda da bu sempozyumu olumlu buluyorum. Sahar Francis (Filistin) Sempozyumun çok iyi, güzel örgütlendi¤ini düflünüyorum. Göz önüne al›nmas› gerekti¤ini düflündü¤üm sadece iki fley vard›; Sempozyumdaki tercüme iyi de¤ildi. Di¤er paneller (Mersin ve ‹zmir) s›ras›nda daha iyiydi, en az›ndan di¤er hareketlerin sorunlar›yla ba¤lant› kurabildik. Bu sorunu çözmezsek mücadele deneyimlerimizi paylaflmam›z ve di¤er ülkeler hakk›nda bir fleyler ö¤renmemiz mümkün olmaz. ‹kinci olarak, sempozyumda bir de tart›flma oturumu olmal›yd›. Belki daha uzun olabilirdi, bir buçuk ya da iki gün fleklinde. Fakat bu kötü oldu¤u anlam›na gelmiyor; bizler ö¤reniyoruz ve bir dahaki sefer bu tür sorunlar konusunda daha iyi olaca¤›z. Ayn› zamanda her fleyin çok iyi örgütlendi¤ini ve haz›rland›¤›n› da söylemek istiyorum. Sempozyum da di¤er illerdeki paneller de tam zaman›nda bafllat›ld›. Baz› deneyimlerimizi paylaflabildik, bir dahaki sefer e¤itim düzleminde ve eylemler üzerinde tart›fl›labilir. Çünkü bizim mücadelemiz sadece politik tutsak ve yak›nlar›n›, ailelerini de¤il, ayn› zamanda akademisyenleri, doktorlar›, yazarlar›, avukatlar› kapsamal› ve onlar›n mücadeleyle ba¤›n› kurmal›. Sonuç olarak söyledi¤im gibi sempozyumun bir baflar› oldu¤unu düflünüyorum. Sizi en çok ne etkiledi? Seçilen konular, bafll›klar ama en çok da birçok genç insan›n kat›lmas›, sempozyumun örgütlenmesinde birçok kad›n›n yer almas› etkiledi. Ayn› zamanda da ‹stanbul’da da, ‹zmir’de de, Mersin’de de insanlar ��ok disiplinliydi. Hiç kimse aya¤a kalkmad›, salonu terk etmedi ve s›k›lm›fl görünmüyordu. Bu çok önemli bir fley. Ayr›ca insanlar›n s›cakl›¤› ve Filistin’e olan ilgilerini de unutmamak gerek. Bizler Türkiye halk›n›n Filistin mücadelesini her zaman destekledi¤ini biliyorduk, fakat bunu duymak ve görmek çok farkl›. Türkiyeli ilerici, devrimci ve demokrat kamuoyuna bir mesaj›n var m›? Özetle söylersem, enternasyonal dayan›flma üzerine daha çok çal›flmal› ve di¤er güçlerle birleflmek için daha sa¤lam ba¤lar kurmal›y›z. Ortak bir düflman›m›z var, bu nedenle bu düflmana karfl› ortak ç›karlar›m›z üzerinde birleflmeliyiz. Birçok benzerli¤imiz ve birbiri-

mizden ö¤renece¤imiz çok fley var. Kelefl Öztürk (Avukat) Öncelikle sempozyumun bu süreçte düzenlenmifl olmas› bence çok önemli. Çünkü cezaevlerine yönelik devletin politikalar›n›n art›k resmi yasalara, kurallara ba¤land›¤› bir dönemde böyle bir sempozyumun yap›lmas› önemli. Bir baflka fley de cezaevleriyle ilgili kurallar art›k bir dünya standard› haline getirildi. Asl›nda her ülkede yap›ld› bir biçimiyle ve ortaya ç›kt›. Yada benim aç›mdan daha netleflti diye düflünüyorum. Onun d›fl›nda içerik olarak da zamanlama olarak da çok olumlu bir fley oldu¤unu düflünüyorum. Fikret Lüle (ESP Temsilcisi) fiu an için sempozyumdan ne gibi sonuçlar ç›kaca¤›n› bilmiyorum. Ancak ç›kacak sonuçlar da flimdiden olumlu gibi görünüyor. Özellikle günümüz koflullar›nda konjonktürel olarak enternasyonalist mücadelenin örgütlenmesi oldukça önemli. Bu yönüyle oldukça olumlu görüyorum. Kat›l›mc›lar›n özellikle direnifllerin yo¤un olarak yafland›¤›, s›n›f mücadelelerinin flu veya bu flekilde geliflti¤i ülkelerden olmas› önemli. Bizim ülkemiz de hem Kürdistan hem Türkiye boyutuyla cezaevleri sorununun güncelli¤ini korudu¤u bir ülke. Bu yönüyle Türkiye’deki s›n›f mücadelesine cezaevleri mücadelesine katk›lar› olaca¤› çok aç›k. ‹kincisi ise bizim kendi somut sorunlar›m›z üzerinden de yani özellikle TUYAB cephesinden siyasetlerin birlikteli¤ini gelifltirmesi-pekifltirmesi aç›s›ndan da olumlu bir sempozyum oldu¤unu düflünüyorum. Bir ihtiyaçt›. Böyle bir ihtiyac› dostlar›m›z›n örgütlemifl olmas›n›n bizim aç›m›zdan bir çok olumluluk tafl›d›¤› aç›k. Yani bu hangi olumluluklar oldu¤u aç›s›ndan bakt›¤›m›z zaman, pratik bir ad›m olmas›, bu pratik ad›m›n sonuçlar›ndan di¤er devrimci yap›lar›n da faydalanacak olmas› ayn› zamanda bunu bir niyet belirtisi olarak da alabiliriz. Niyet belirtisi olarak ILPS’li dostlar›n böyle bir giriflimlerinin en az›ndan birleflik mücadele yarat›lmas› aç›s›ndan da niyetlerini ortaya koymas› önemli bir veri. Katk›lar›n›n önümüzdeki süreçte mücadelenin örülmesi aç›s›ndan en az›ndan bir bafllang›ç olarak alg›lanmas›n› dileriz. Öyle de olacak tahmin ediyorum. Hasan Gülüm (Belediye-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube Baflkan›) Son dönemlerde en zevkle izledi¤im sempozyum oldu. Asl›nda hem organizasyon aç›s›ndan hem dönem aç›s›ndan hem sempozyuma kat›lan konuflmac›lar aç›s›ndan özenle seçilmifl. ‹ki gündem aç›s›ndan da oldukça süreç aç›s›ndan uygun. Uzun y›llar sonra Türkiye’de ilk olarak uluslararas› bir hareket böyle bir fley

gerçeklefltirdi. Verimli geçti¤ini düflünüyorum. Kat›lan herkesin aç›kças› çok memnunca ayr›ld›¤›n› düflünüyorum. Konuflmac›lar oldukça iyiydi. Neredeyse eksik ayak kalmad›. Ne ekleyebilirsiniz diye sorsan›z bir fley bulamazs›n›z. Ben üçüncü bölüme gelirken iki fley eksik kald› diye düflünüp not alm›flt›m. Ama onu da 19 Aral›k katliam›n› anlatan arkadafl tamamlad›. Sonuç olarak ILPS’li arkadafllara teflekkür ediyorum. Musa Servi (Deri-‹fl Sendikas› Genel Baflkan Vekili) Bütün dünyada oldu¤u gibi ülkemize de emperyalizmin yo¤un bir sald›r›s› var. Bu sald›r›lara karfl› çeflitli ülkelerde ciddi bir karfl› durufl sergileniyor. Son süreçte de hapishanelere yönelik ülkemizde de tam TCK’n›n ç›kt›¤› bir dönemde yeni sald›r›lar›n yo¤unlaflt›¤› bir dönemde ILPS’nin böyle bir sempozyumu düzenlemesi çok olumlu ve denk düfltü. Gerek Irak’tan, gerek Filistin’den, gerek Amerika’dan gerekse di¤er ülkelerden gelen dostlar›m›z›n yoldafllar›m›z›n kendi deneyimlerini buraya aktarmas›nda da görülüyor ki, emperyalizmin sald›r›s› tüm dünyada ayn› özünde. ‹lk olarak uzun süreden beri bir gün yap›lan bir sempozyum tüm gün ve kitle gerçekten sonuna kadar kald› ve ilgiyle izledi, can kula¤›yla dinledi. Haluk Hoca diyor ki, benim için çok umut verici bir fley diyor. Daha önceki toplant›lar› anlat›yor, bir süreden sonra salonun yar›s› bofl geçiyor. Bizim aç›m›zdan ILPS aç›s›ndan da Türkiye Seksiyonu olarak böyle bir sempozyum haz›rlanmas› ve d›flar›dan konuklar›m›z›n gelmesi, çeflitli ülkelerden mesajlar›n verilmesi temelinde de bu s›n›f mücadelesinin bütünleflmesi halinde de olumlu olacakt›r. Emperyalizmin sald›r›lar›na karfl› direnmekten baflka yolun olmad›¤› da tüm dünyada oldu¤u gibi tüm ülkelerde oldu¤u gibi ülkemizde de kendisini koruyor diyorum ve olumlu olarak de¤erlendiriyorum. Kali Akuno Williams (ABD) Bence sempozyum gayet baflar›l›yd› ve anti-emperyalizm ekseninde enternasyonal dayan›flma hareketi infla etmek için ileri do¤ru at›lm›fl bir ad›md›. Beni en çok etkileyen ise Türk devletinin politik tutsaklara yönelik bask›lar›n›n yan›nda tutsaklar›n sürdürdü¤ü direnifl oldu. Bu bask› ile bizler kendi ülkelerimizde de karfl› karfl›yay›z ve sempozyumda di¤er birçok ülkede de ayn› sorunlar›n devam etti¤ini ö¤rendik. Ve ço¤unlu¤umuz onlara meydan okuyor. Bu bask›c› bir devlet olabilir fakat biz buraday›z ve hiçbir yere gitmiyoruz. Bu mesaj çok önemlidir. Ayn› zamanda sizlerin dayan›flmas› ve s›cakl›¤›n›z müthiflti, her fley için teflekkür ediyorum.


17-30 Haziran 2005

20

24

S›n›f savafl›m›n›n her alan›nda örgütleme ve yönetmeyi ö¤renelim! Partinin güçlenmesi demek, kitlelerle bütünleflmesi, her alandaki yerel parti örgütlerinin sa¤lamlaflmas› ve güçlenmesi demektir.

Kar›fl›k yasa ve kurnazca düflünülmüfl “Yeni Dünya Düzeni” gibi ö¤retilerle biçimlendirilmeye çal›fl›lan kapitalist ve burjuva-feodal toplum, görünüfl itibariyle karmafl›k ve anlafl›lmazd›r. Ancak “karmafl›k ve anlafl›lmaz” görüntülerin temelinde, sistemin vazgeçilmez dokusu olan s›n›flar ve s›n›f savafl›m› oldu¤unu yani dünyay› daha yo¤un nas›l sömürece¤inin yollar›n› açmaya çal›flan emperyalistlerle, proletarya ve ezilen dünya halklar›n›n uzlaflmaz çeliflkileri oldu¤unu asla ak›ldan ç›karmamak gerekir. Bu “karmafl›k ve anlafl›lmaz” iliflkilerin ortaya konmas›, anlafl›l›r hale getirilmesi ve daha önemlisi de¤ifltirilmesi için s›n›f savafl›m›n›n yani devrim ö¤retisinin incelenmesi, kavranmas› ve uygulanmas› gerekir. Bu ö¤retiden uzaklaflan, sapan, bu ö¤retinin içini boflaltan, özünü zay›flatan ve niteli¤ini mu¤laklaflt›ran her anlay›fl egemen s›n›flara hizmeti beraberinde getirir. S›n›f bilinçli proleterler bu temel ö¤retiyi esas alarak, toplumsal s›n›fsal olaylara, ekonomik geliflmelere yaklafl›r, de¤erlendirmesini bu bak›fl aç›s›yla yapar ve sorunlar› bu temelde çözmeye çal›fl›r. Bütün dikkat ve ilgisini bu yöne çevirir. Görev ve sorumluluklar›ndaki önceliklerini bu sorunun çözümüne yo¤unlaflt›r›r. Keza, politik iktidar› hedefleyen s›n›f savafl›m›n› örgütleme ve yönetmeyi bu temel bak›fl aç›s›n› esas alarak, ö¤renmeye çal›fl›r. Do¤a ve toplumun yasalar›n›n kavranmas› buradan hareketle insanl›¤› kurtulufla götürecek devrim mücadelesi, ancak ve ancak bu mücadelenin süreklili¤ini sa¤layan bir önder yöneticiler örgütü ile zafere ulaflabilir. S›n›f savafl›m› ö¤retisinin maddi güce dönüflmesini sa¤layacak bu yegane mekanizma, proletaryan›n öncü ve önder gücü olan partidir. Parti toplumun ve s›n›f savafl›m›n›n geliflme yasalar›n› kavram›fl, devrim mücadelesinin deneyimleriyle dolu, iflçi s›n›f›n›n savafl›n› yönetecek, ortak bir parti disiplinine s›k› s›k›ya ba¤l› yani

iflçi s›n›f›n›n savafl›m›n› yönetebilecek yetenek ve bilgiye sahip kadro ve üyelerin örgütlendi¤i “en yüksek örgüt biçimidir”. Ancak bu flekilde örgütlenen parti kitlelerle ba¤lar kurarak ve bu ba¤lar› güçlendirerek geliflir aksi halde y›¤›nlar›n güvenini ve deste¤ini yitirir sonuç olarak darlaflarak marjinal bir grup olarak kal›r. Partinin güçlenmesi demek, kitlelerle bütünleflmesi her alandaki yerel parti örgütlerinin sa¤lamlaflmas› ve güçlenmesi demektir. S›n›f savafl›m›n›n sorunlar›na çözüm ve yan›t olma noktas›nda örgütlenemeyen, ideolojik-politik olarak sürekli geliflme göstermeyen kadro ve militanlar›n görev yapt›¤› parti komiteleri ile partinin bütünlüklü olarak sa¤lamlaflmas› mümkün de¤ildir. S›n›f bilinçli proleterler, iflçi s›n›f› içindeki örgütleme faaliyetlerinde politik çal›flmas›n› yaflam›n pratik sorunlar› ile en s›k› biçimde kaynaflt›rmay› baflararak bilimsel ö¤retilerinin etkili propagandas›n› yapabilir. Örne¤in yaflam›n pratik sorunlar›ndan birisi olan özellefltirme politikas›n›n emperyalizmin ülkeye dayatt›¤› politikalar sonucu oldu¤u gerçe¤ini ortaya koyarken, bunun sonucu meydana gelen iflsizlik, yoksulluk ve sosyal y›k›m, hak gasplar›, iflçi s›n›f›n›n a¤›r ve zor yaflam koflullar›n›n ayr›nt›l› de¤erlendirilmesi ve ekonomik-demokratik mücadelenin bu de¤erlendirmeler sonucunda örgütlenmesi gerekmektedir. ‹flçi s›n›f›n›n ekonomik ve sosyal yaflam› iyilefltirme amaçl› güncel acil taleplerini kavramayan ve bu çerçevede örgütlenme ve mücadeleyi genel politik taleplerle, politik iktidara karfl› demokratik halk devrimi mücadelesiyle birlefltirmeyen bir hareketin kitleselleflmesi olanaks›zd›r. Dünya devrim tarihine bakt›¤›m›zda komünist ve devrimci önderlerin hepsinin iflçi s›n›f›n›n demokratik-ekonomik mücadelesinde bizzat yer alm›fl olduklar›n› ve buradan edindikleri o muazzam deneyimleri politik iktidar mücadelesi ile nas›l bütünlefltirdiklerini görmekteyiz. ‹flçi s›n›f›-

n›n yan›nda di¤er s›n›f ve tabakalar›n ve emekçilerin yaflad›klar› sorunlara karfl› duyarl› ve aktif olunmas›, bu s›n›flar›n gelifltirdi¤i hareketler içinde yer alarak daha do¤rusu önderlik ederek politik iktidar mücadelesinin bir parças› haline getirilmesi gerekmektedir. S›n›f bilincinden yoksun, k›smi talepleri ve sloganlar› politik iktidar taleplerinin ve sloganlar›n›n yerine geçirmifl bir hareket devrime hizmet etmekten çok reformizmi güçlendirir. Dünyan›n her yerinde, bunal›mlar›n›, savafllarla ve proletarya ve dünya halklar›n› daha azg›nca sömürü yöntemleri aray›fllar›yla gidermeye çal›flan emperyalistlere karfl› hareketler geliflmektedir. Ülkemizde de emperyalizmin yerli uflaklar›, efendilerinin taleplerini daha rahat yerine getirmeleri için bir dizi anti-demokratik yasa ve reformlar uygulamaya koymaktad›rlar. ‹flçi, emekçi ve di¤er halk kesimlerinin daha da yoksullaflmas› ve bask› alt›na al›nmas› demek olan bu uygulamalara karfl› geliflen tepkiler ve ekonomik-demokratik talepler her zaman politik iktidar mücadelesi ile birlefltirilmelidir ve bunun örgütlenmesine çal›fl›lmal›d›r. Fakat bu talepler savunulurken dikkat edilmesi gereken fludur; “politik taleplere ve devrimci ajitasyona ayk›r› olmamal›d›r”. Acil talepler için mücadele daima tali kalmal›, devrimci sloganlar›n yerine geçmemelidir. Bu ilkelere ba¤l› kalarak, s›n›f bilinçli proleterler, “genel olarak halk›n ve özel olarak iflçi s›n›f›n›n flartlar›n› iyi hale getirmeye yarayan talepleri” savunur ve destekler. “‹flçi yaflam›n›n ekonomik alanda ekonomik ajitasyon için yararlan›lamayacak hiçbir sorun nas›l yoksa, siyasal alanda da siyasal ajitasyonun konusu olmayan hiçbir sorun yoktur. Ajitasyonun bu iki türü sosyal demokratlar›n etkinli¤inde bir madalyonun iki yüzü gibi birbirini tamamlar. Siyasal ajitasyon gibi ekonomik ajitasyon da proletaryan›n s›n›f bilincinin geliflmesi için ayn› ölçüde gereklidir. Çünkü her s›n›f sa-

vafl›m› bir siyasal savafl›md›r” Lenin. Lenin yoldafl›n da belirtti¤i gibi ayr›lmaz bir flekilde birbirine ba¤l› olan “ekonomik ajitasyon ile politik ajiasyon”un birlikte s›n›f savafl›m›n›n birer önemli parçalar› oldu¤u bilinciyle hareket edilmelidir. Ekonomik sorunlar, ya da acil talepler ad› verilen “iflçi s›n›f›n›n flartlar›n› iyi hale getirmeye yarayan talepler” savunulur; bu talepler ve sorunlar›n anlafl›lmas› kavranmas› ve çözümü için ajitasyon çal›flmas› yap›ld›¤› gibi politik iktidar› ele geçirmeyi amaçlayan politik talepli ajitasyon çal›flmas› da ön plana ç›kar›larak devrimci çal›flma yürütülür. Esas ve tali sorununda esas al›nmas› gereken ajitasyon, politik ajitasyondur. S›n›f bilinçli proleterler, iflçi s›n›f› içindeki bütün politik çal›flmalar›n› demokratik halk devriminin, toprak devriminin bir parças› haline getirmeyi unutmamal›d›r. Dolay›s›yla yürütecekleri bütün örgütsel çal›flmada izlemesi gereken perspektif “kitle mitingleri, yürüyüfller, grevler düzenlemek, iflçi ve köylü sendikalar› kurmak (bunlar silahl› mücadeleye hizmet etmek ve ihtilalci bir örgütlenmenin parças› olmak flart›yla reddedilemez)”, “örgütlenmede belli perspektife sahip olmak, mücadeleyi toprak mücadelesine tabi k›lmak” olmal›d›r. S›n›f bilinçli proleterler devrim biliminin propagandas›n› yaparken s›n›f ve s›n›f savafl›m›n›, bu savafl›mda iflçi s›n›f›n›n rolünü, devrimin dostu olan s›n›flarla olan iliflkisini, burjuva-feodal devlet yap›s›n›n niteli¤ini, gerçeklefltirilecek devrimin niteli¤ini, proletarya partisinin rolü ve tarihsel görevi ve sorumluluklar› hakk›nda proletarya partisinin temel görüfllerinden biri olan Uluslar›n Kendi Kaderini Tayin Hakk›’n›n propagandas›n› yapmal›d›rlar. Bir sald›r› dalgas› olarak geliflen Türk ›rkç›l›¤›na, flovenizmine ve koyu Türk milliyetçili¤ine karfl› proletarya enternesyonalizminin ve halklar›n kardeflli¤inin propagandas›n› yapmal›d›rlar.


21

24 ‹flçiler aras›nda dayan›flma bilincini gelifltirmek, kurtuluflun di¤er s›n›f ve tabakalarla birlikte oldu¤u gibi, Kürt ulusuna di¤er az›nl›k milliyetlere mensup emekçilerle de beraber oldu¤unun propagandas›n› yapmak, bu bilinci gelifltirmektir. Ayn› zamanda dünya iflçi s›n›f›n›n bir parças› olundu¤unun bilincini gelifltirmektir. Devrimci yay›nlar›n, bildiri ve broflürlerin iflçi s›n›f› içinde düzenli da¤›t›m›n› sa¤lamakt›r. Öne ç›kan s›n›fsal ve toplumsal geliflmeler karfl›s›nda iflçilerin e¤itilmesini, bilinçlendirilmesini, politiklefltirilmesini sa¤lamakt›r. Komprador burjuva ve toprak a¤alar› aras›nda yaflanan politik çat›flmalarda, her zaman emekçilerden ve ezilenlerden yana olmakt›r ve tüm bu faaliyetlerde tavr›n› aç›k bir flekilde ortaya koymakt›r.

Ajitasyon çal›flmas› propaganda çal›flmas›yla ayr›lmaz bir ba¤ içinde oldu¤u bilince ç›kart›larak devrimci sürecin bugünkü geliflim düzeyi ve ihtiyac› olan konular bilinçli bir tarzda ele al›nd›¤›nda do¤al olarak devrimci ajitasyonun ön plana geçti¤ini kavramak gerekmektedir. Ajitasyon çal›flmas›nda ifl ücreti, çal›flma süresi ve koflullar›n, yaflam›n iyi hale getirilmesi, özellefltirme sonucu yaflanan iflsizli¤in ortadan kald›r›lmas›, kaybedilen ifllerin giderilmesi vb. talepler öne sürülmelidir. ‹flçi s›n›f› içindeki her politik örgütlü çal›flma, proletarya partisinin politik iktidar yürüyüflünü güçlendiren ve onun belirledi¤i görev ve sorumluluklara uygun örgütsel çal›flmas›n› düzenleyen ve örgütleyen bir çal›flma olarak ele al›r. Aksi durum, her türden ekonomist burjuva anla-

PUSULA MARKS‹ZM-LEN‹N‹ZM-MAO‹ZM’‹ DEVR‹M B‹L‹M‹ OLARAK KAVRAYALIM! S›n›f savafl›m›n›n eflsiz deneyimleri göstermifltir ki, örgütlenme sorunu, komiteleflme ve kolektif önderlik bilincinin güçlenmesiyle çözülür. Bu sorun sadece an›n, günün yani k›sa bir dönemin sorunu de¤il, proletaryan›n sab›rl› ve uzun erimli s›n›f savafl›m›nda çözülecek stratejik bir sorunudur. Önderlik bilinci, komiteleflme ve örgütleme sorununun beynidir. Kumanda ve planlama merkezidir. Sevk ve idare etme, koordine ve ba¤lant› merkezidir. En ileri düzeyde fikir üretim merkezidir. En yüksek bilinç, irade ve inisiyatif düzeyidir. Parti komitelerinin örgütlenmesi sorunu, önderli¤in örgütlenmesi sorunudur. Önderlik örgütlenmeden komite örgütlenemez. Önderlik sorununun çözülmesi, ideolojik-teorik kavray›fl›n derinlefltirilmesi ve politik niteli¤in yükseltilmesidir. Peki bu nas›l gerçekleflecektir? Önderlik niteli¤inin yükseltilmesi sorunu nas›l çözüme kavuflacakt›r? Bu soruna sadece ülkemizin s›n›f bilinçli proleterleri yan›t aramam›flt›r. Bu sorun baflta iflçi s›n›f›n›n ve emekçilerin sorunu olmakla birlikte, devrim ihtiyac›n› yaflamsal ihtiyaç olarak gören tüm ezilenlerin sorunudur. Bu soruna bugün oldu¤u gibi dün de yan›t aranm›flt›r. Sovyet, Çin, Vietnam, Bulgar devrim tarihlerine bakt›¤›m›zda önderlik sorununun s›n›f savafl›m sorunlar›n›n merkezinde oldu¤unu, tüm devrim ustalar›n›n gündemini iflgal etti¤ini ve çözüm için devrimci teorinin bütünlüklü ve derinlikli kavrama çal›flmalar›n›n, kampanyalar›n›n örgütlendi¤ini görmekteyiz. Devrimci teorinin s›n›f savafl›m›nda önemi tart›fl›lmaz düzeydedir. Ancak bu gerçekli¤e uygun örgütlenme ve çal›flman›n yap›ld›¤›n›, bu çal›flman›n politik çal›flman›n vazgeçilmez bir parças› durumuna getirildi¤ini ayn› rahatl›kla söyleyemeyiz. Günlük ve dönemsel devrimci pratik olarak bilinen görev ve sorumluluklar›n a¤›rl›¤› ve aciliyeti teorik çal›flman›n önüne geçebilmektedir. Pratik çal›flma yerine getirilirken, ihmal edilen, yeterince önemsenip üzerinde durulmayan ve pratik çal›flman›n bitimine ertelenen görev ve sorumluluklar›n bafl›nda devrimci teorik çal›flma gelmektedir. Bunun nedeni teorik çal›flman›n devrimci savafl ve örgütsel yaflamdaki öneminin yeterince kavranmamas› gerçe¤idir. Bu yetersizlik,

s›n›f savafl›m›ndaki düzey ile yaflan›lan sorunlar›n niteli¤i ile, kadro ve militanlar›n bilinç, e¤itim ve kültür düzeyi ve yaflamdan gelen al›flkanl›klar› ile çok aç›k bir flekilde kendisini d›fla vurmaktad›r. Bilimsel araflt›rma ve inceleme çal›flmas›n›n örgütlenip, yürütülmesi bir bilinç, kavray›fl ve ihtiyaç sorunudur. Teorik çal›flma yürütülmesi kifliye çok defa s›k›c› gelir, fazla zaman istedi¤i ve “zor” oldu¤u için çabuk benimsenmez, fazla emek ve çaba istedi¤i için kolay kabul görmez. Teorik çal›flma, sahip olunan geri ve orta düzeyde bilinç ve çal›flma kültürüyle afl›lamaz. S›n›f bilinci düzeyinin yükseltilmesiyle bu çal›flma “s›k›c›” olmaktan kurtulur, do¤ru tarzda örgütlenip, yürütülür. Teorik çal›flma yürütülmesi devrimci bir yaflam tarz›, e¤itim ve kültür düzeyi sorunudur ki, bunlar ancak, s›n›f savafl›m›n›n prati¤i içinde kazan›lan özelliklerdir. Bu çal›flman›n niteli¤i ve düzeyi, s›n›f savafl›m›nda var›lan düzeyi, gelinen aflamay› ve kat edilen mesafeyi gösterir. Bundan yaklafl›k yüzy›l önce devrim biliminin ustas› ve y›lmaz ö¤retmeni LEN‹N yoldafl “DEVR‹MC‹ TEOR‹ OLMADAN DEVR‹MC‹ HAREKET OLMAZ” keza “...‹leri bir savaflç› rolünü ancak, ileri bir teoriyle yönetilen bir parti oynayabilir” derken, devrimci teorinin s›n›f savafl›m› için vazgeçilmez bir ö¤reti oldu¤u konusunda aç›k ve anlafl›l›r vurgular yapm›fl, s›n›f bilinçli proleterlerin önüne öncelikli görev olarak koymufltur. Lenin yoldafl›n devrimci teorinin s›n›f savafl›m›nda oynad›¤› rolün önemi üzerine yazd›¤› makalelerin, sürdürdü¤ü tart›flmalar›n oldukça fazla say›da oldu¤unu belirtmekte fayda vard›r. Lenin yoldafl, “pratik öneminin ve pratik baflar›lar›n çekicili¤i dolay›s›yla harekete çok az teorik bilgisi olan ya da hiç olmayan çok kimseler kat›l›yor” derken sanki yaln›zca dün Rus iflçi s›n›f›n›n ihtiyac›n› görerek bunlar› ifade etmek için de¤il, bugün için de vazgeçilmez bir ihtiyaç oldu¤unu öngörülü bir flekilde görerek, yaflan›lan sorunlara vurgu yapm›fl, yap›lmas› gerekenleri belirtmifltir. Bugün de pratik çal›flman›n çekicili¤ine ve kolayc›l›¤›na kap›lan, bu bilinçle hareket eden, çok az teorik bilgisiyle saflara kat›lan hatta belli bir süre devrimci faaliyet yürütüp te-

17-30 Haziran 2005

y›fllar›n güçlenmesini sa¤lar. ‹flçi hareketi içindeki her çal›flma parti çal›flmas› ve politik iktidar çal›flmas›na hizmeti hedeflemelidir. Proletaryan›n devrim biliminden uzaklaflan her iflçi s›n›f› hareketi güçsüzleflmeye mahkumdur. Proletaryan›n s›n›f ve devrim bilinci iflçi s›n›f›na götürüldükçe kendili¤inden ve her türlü burjuva düflünce ve reformist ak›mdan uzaklaflarak proletaryan›n devrim ve örgüt biliminin etkisi güçlenir. ‹flçi s›n›f›n›n politik geliflimini ve politik örgütlenmesini gerçeklefltirecek en temel ve en önemli görev budur. Bu görevin geri plana itilmesi yanl›fl yola girmeyi de beraberinde getirir. Her türlü burjuva tehlikesi bafl göstermeye bafllar. ‹flçi s›n›f›n› yaln›zca sendikalarda, grev çad›rlar›nda, demokratik kitle örgüt-

lerinde, yöre ve yard›mlaflma derneklerinde örgütlenerek, ona düflen tarihsel görevleri yerine getiremez ve ekonomik ve politik kölelikten kurtulamaz. SINIF B‹L‹NÇL‹ PROLETERLER, devrim hareketinin merkezilefltirildi¤i ve s›n›fa önderlik edebilecek yegane mekanizma olan proletarya partisinde onun örgüt çat›s› alt›nda örgütlenmeyi amaçlamal›d›r. Her türlü maddi ve manevi kölelikten, kendisiyle birlikte bütün s›n›f ve tabakalar› kurtulufla götürecek olan, proletaryan›n devrim ve örgüt biliminin somutlaflt›¤› komünist partisi saflar›nda bu bilimi en ileri düzeyde kavramas› ve bu temelde mücadele etmesi ve savaflmas›d›r. Proletarya kendi gerçek sorunlar›na sahip ç›kmay› ö¤rendikçe savafl›r ve savaflt›kça geliflip, özgürleflir.

orik seviyesi yükselmeden ayn› kalan, hat›r› say›l›r say›da yoldafl›n oldu¤u söylenirse sadece ac› bir gerçeklik ifade edilmifl olunur. Devrimci çal›flman›n verimli, nitelikli bir flekilde sürekli bir tarzda ve belli bir plan ve program dahilinde sürdürülmesi düflünülüyorsa, mutlaka s›n›f savafl›m›n›n üç sacaya¤›n›n birlikte ve uyum içinde sürdürülmesi gerekti¤inin bilinciyle hareket edilmesi gerekir. S›n›f savafl›m› üç yönde -teorik, politik, örgütsel ve pratik- planl› ve uyumlu birbirileriyle ba¤lant›l› bir flekilde yürütülürse baflar› elde edilir. Gerek LEN‹N yoldafl, gerekse MAO yoldafl, devrimci teorinin ve bu çal›flman›n örgütlenmesinin önemine iliflkin bir çok vurgular yapm›fllard›r. “Genel olarak bütün komünist partisi üyeleri Marks, Engels, Lenin ve Stalin’in teorisini, tarihimizi, günümüzdeki hareket ve ak›mlar› incelemelidir. Merkez Komitesi üyeleri ve k›demli kadrolar ise bu konulara daha da önem vermelidir. Hiç bir siyasi parti devrimci teoriye ve tarih bilgisine sahip olmadan ve pratik hareketi derinli¤ine kavramadan büyük bir devrimci hareketi zafere ulaflt›ramaz.” S›n›f savafl›m›, proleterlerin önüne hergün çözülecek yeni sorunlar, s›nav vermesi gereken yeni görevler sunmaktad›r. Bunlar› lay›k›yla yerine getirmek için devrimcilerin burjuva-feodal düflüncelerden ve onlar›n etkisinden kurtulmalar›, bunun için de komite ve bileflenlerini, kendilerini, teorik ve ideolojik bak›mdan s›n›f savafl›m›n›n ihtiyaçlar›na uygun bir tarzda donatmalar› gerekmektedir. Bu donan›m, günün gerektirdi¤i ihtiyaç ve sorunlara yan›t olmak aç›s›ndan planl› yürütülmeli ve sürekli hale getirilmelidir. Bu çal›flmalar yürütülüp örgütlenmeden kitlelere bilinç tafl›namaz, kitlelerin ve devrimin gerçek sorunlar› etraf›nda örgütlenip, politik iktidar perspektifiyle devrimci savafl›ma sokulamaz. MLM teorisi evrenseldir. Biz bu teoriyi bir dogma olarak de¤il, bir eylem k›lavuzu olarak görmeliyiz. Sadece bir tak›m deyimler ve terimler ö¤renmek için de¤il, MLM bilimi dünyay› de¤ifltirme savafl›nda bir devrim silah› olarak kullan›lmak için incelenip kavranmal›d›r. Komünist ustalar›n sorunlar› incelerken ve çözerken uygulad›klar› yöntem ve bak›fl aç›s› etrafl›ca incelenmelidir. MLM, lafz›n› yapmak için ö¤renilmez. MLM bilimini yüzeysel, üstünkörü, bölük pörçük, parçal› olarak, anl›k ve dönemsel ihtiyaçlar›n karfl›lanmas› olarak de¤il, sistemli bir flekilde kavranarak, ülke gerçekli¤i ile harmanlanarak; yeni ve uy-

gun pratik aç›l›mlar yarat›larak, devrim ve örgüt bilimi maddi bir güç durumuna gelir, maddi ve manevi köleli¤in var olufl nedeni emperyalizm, feodalizm ve komprador kapitalizm yok edilebilir. Devrimci teorinin bir bilim ve silah olarak kavranmas› için örgütlenen çal›flma, ülke devrimi aç›s›ndan neyi amaçlay›p neye hizmeti esas alacakt›r? Silahl› mücadeleye hizmet eden, silahl› mücadelenin günümüzde alm›fl oldu¤u biçim olan gerilla savafl›n› güçlendiren, destekleyen ve onun ihtiyaçlar›na yan›t veren devrimci e¤itim amaçlanmal›d›r. Devrimci e¤itimin ve devrimci teorinin önemini küçümseyen bir tak›m geri anlay›fllar›n yol açt›¤› yanl›fl pratiklerle dün oldu¤u gibi bugün de karfl›laflmaktay›z. Oysa bundan otuz üç y›l önce KAYPAKKAYA yoldafl “fiafak revizyonizminden ayr›ld›ktan sonra onun okumaktan ibaret olan sa¤ çizgisine bir tepki olarak aksi yönde bir hata do¤du. ‹deolojik ve siyasi e¤itim bir ölçüde ihmal edildi, önemsenmedi. Bu hatay› en k›sa zamanda düzeltmeliyiz. Pratik faaliyetle s›ms›k› birlefltirilmifl siyasi ve ideolojik e¤itim faaliyetine giriflmeliyiz” derken ne yap›lmas›, nas›l yap›lmas› gerekti¤ini aç›k ve anlafl›l›r bir flekilde vurgulam›flt›. Proletarya Partisi’nin baflar›lar›n› artt›racak, ilerlemesini sa¤layacak çal›flmalar sadece komiteleflme çabas›yla s›n›rlanamaz. Komiteleflme ve önderlik bilincinin yükseltilmesi kadar vazgeçilmez olan, silahl› mücadelenin, politik mücadelenin önemli bir parças› oldu¤u kavray›fl›n›n derinlefltirilmesidir. Bunu gerçeklefltirmenin yolu Proletarya Partisi’nin temel teorik görüfllerinin ileri düzeyde kavranmas›d›r. MLM biliminin, Proletarya Partisi’nin temel tezlerinin ileri düzeyde kavranmas›yla Proletarya Partisi ileri savaflç› rolünü oynayabilir. Mevcut potansiyelin örgütlenmesi “Herkesi örgütleyecek komitelerin örgütlenmesi’’ bilinciyle gerçekleflir. En ileri bileflenlerin örgüt ve önderlik bilinciyle donanmas›yla ve do¤ru yere konumland›r›lmas›yla komiteleflme sorunu çözülür. “Cahillerle dolu bir toplumda komünizm gerçekleflmez” Lenin. Silahl› devrimci savafl›m “orta ve geri” düzeyde bir bilinçle örgütlenip sürdürülemez. Özellikle tasfiyecili¤in ideolojik sald›r›lar›n›n artt›¤›, sinsice yürütüldü¤ü bir süreçte s›n›f ve devrim bilincinin yükseltilmesiyle önderlik bilinci rolünü oynayabilir. Bu rolü, eskiyi, geriyi temsil eden her tür anlay›flla savafl›p yok edecek s›n›f bilinçli proleterler oynayacakt›r.


17-30 Haziran 2005

22

24

ILPS 2. Ola¤an Toplant›s›n› gerçeklefltirdi! ILPS Uluslararas› Koordinasyon toplant›s› 11-12 Haziran 2005 tarihinde yo¤un bir gündemle topland›. ILPS Baflkan› Prof. Maria Sison’un aç›l›fl›n› yapt›¤› toplant›ya önceden gönderilen gündem koordinasyon komitesi üyelerine bir kez daha hat›rlat›larak onayland›. Tüm üyelerin oy birli¤iyle onaylad›¤› gündeme geçildi. Bir önceki toplant›n›n tutanaklar›n›n gözden geçirilerek onaylanmas›ndan sonra gündeminin di¤er maddelerine geçildi. Yeni seçilen üyelerin önerileri do¤rultusunda göreve gelen komisyon, sekreterlik, baflkan yard›mc›l›¤› ve di¤er yönetim kademlerinin görev ve yetkileri üzerinde tart›flmalar yürütüldü. Tart›flmalar sonucu Baflkan Sison taraf›ndan gelen öneriler birlefltirilerek tüm konularda yeniden baz› aç›l›mlar yap›ld›. Uluslararas› Koordinasyon Komitesi’nin kendi aralar›ndaki iletiflim ve haberleflme üzerine yeni düzenlemeler yap›ld›. ‹lk toplant›da tespit edilen görevler s›ralanarak nelerin yerine getirildi¤i gözden geçirildi. Bu çerçevede; Kongre belgelerinin son fleklinin verilerek bir kitap olarak bas›ma haz›r hale getirildi¤i bilgisi verildi. Toplant›n›n di¤er bir gündemi ise ülke raporlar›n›n sunulmas›yd›. Kat›l›mc› üyeler s›rayla söz alarak kendi ülke raporlar›n› sundular. Brezilya ILPS üyesinin raporunun ana temas› burada yap›lan Dünya Sosyal Forumu’nda ILPS’nin tan›t›lmas› için yapt›klar› etkinlikler s›raland›. Ayr›ca 2. Kongre sonras› orta Brezilya’da ILPS’nin tan›t›lmas› için broflürler da¤›t›ld›¤›, Irak iflgaline karfl› etkinlikler düzenlendi¤i ve Paraguay, Peru, Nikaragua ve Brezilya’n›n içinde oldu¤u bir toplant› yap›ld›¤› ve bu toplant›da ILPS hakk›nda bilgilendirme yap›ld›¤› ve Latin Amerika’da durum hakk›nda tart›flma yap›ld›¤› ve nelerin yap›lmas› gerekti¤i üzerinde duruldu¤u bilgisi verildi, Bu toplant›ya kat›lan kitle örgütlerinin de¤iflik farkl› görüflleri olsa da birlikte ifl yapma konusunda hem fikir olduklar› ve ortak hedef olarak emperyalizme karfl› mücadele konusunda birlefltikleri ifade

edildi. Raporda ayr›ca Paraguay’da geliflen köylü hareketi üzerine bilgilendirme yap›ld›. Ayr›ca Brezilya’da ulusal bir ö¤renci kurultay›n›n haz›rl›klar›n›n sürdü¤ü ve bu kuruluflun ILPS 2. kongresine gözlemci olarak kat›ld›¤›n› ve bu kongreye ILPS’den de temsilcilerin kat›lmas›n› istediklerini belirttiler. Koordinasyon Komitesi Latin Amerika’daki ILPS’nin geliflmesi ve yeni kat›l›mc›lar›n sa¤lanmas› için ILPS içindeki Brezilya temsilcisini Latin Amerika koordinasyonu görevine atad›. AT‹K Avrupa 2. Kongre sonras› yap›lanlar hakk›nda sözlü rapor sundu. Raporda 2. Kongre sonras› ç›kar›lan kongre duyuru bildirisinin tüm Türkiyeli bas›na gönderildi¤i, Bush’un Avrupa ziyaretine denk gelen günlerde Hollanda, Belçika ve Almanya’da yap›lan protesto gösterilerine kat›l›nd›¤›, 12 fiubat’ta Avrupa Seksiyonunun oluflturulmas› için bir ortak toplant›n›n yap›ld›¤›, yine 11 fiubat’ta Ortado¤u konferans› için ortak bir toplant› düzenlendi¤i, Irak iflgalinin 2. y›l›nda Avrupa’da kat›l›nan protestolarda ILPS pankartlar›n›n tafl›nd›¤› anlat›ld› ve Avrupa Birli¤inin içinde bulundu¤u durum hakk›nda politik bir de¤erlendirmede yap›ld›. Ayr›ca Kas›m 2005 gerçeklefltirilecek olan Avrupa Seksiyonunu oluflturma konferans› hakk›nda bilgilendirme yap›ld›. Amerika’dan gelen Koordinasyon Komitesi üyeleri Amerika’n›n de¤iflik bölgelerinden geldiklerinden her üye kendi bölgesinde gerçeklefltirilen eylemlikler hakk›nda bilgilendirmede bulundular. Ortak etkinlik Irak iflgali ve buna karfl› gelifltirilen eylemlerdi. Askere ça¤r›lan gençlerin askere gitmeyi ret etme tav›rlar› ve buna karfl› ABD emperyalizminin gelifltirdi¤i tav›r, son zamanlarda ç›kar›lan bir yasayla 20 y›l önceki davalar›n yeniden ele al›nd›¤› ve bu kapsamda birçok ilerici ve devrimcinin tutukland›¤›, özelikle Kara Panterler üyelerine karfl› yeni bir sald›r› bafllat›ld›¤› ve yeni tutuklamalarda delil sunma zorunlululu¤unun kald›r›larak keyfi tutuklamalar›n daha da artaca¤› üzerinde durul-

du ve buna karfl› bir kampanyan›n aç›lmas› önerisi sunuldu. Yunanistan temsilcisi ise Yunanistan’daki iflçi hareketi üzerine bilgilendirme yapt›ktan sonra Balkanlardaki çal›flma üzerinde durarak 2006’da Atina’da yap›lacak olan Dünya Sosyal Formuna paralel bir etkinli¤in haz›rl›klar› üzerinde çal›flmalar›n› devam ettirdiklerini belirtti. Ve ayr›ca Atina Üniversitesinde Irak’la ilgili bir konferans gerçeklefltirdiklerini ve olumlu geçti¤i vurguland›. Türkiye seksiyonu ülke raporunu yaz›l› sundu. Bu raporda 2. kongre sonras› Türkiye’nin de¤iflik alanlar›nda 2. Kongreyi tan›t›m toplant›lar yapt›klar›n›, Irak iflgalini protesto eylemlerinde bulunduklar›, Güney Asya depreminden sonra yürütülen kampanya, kongrede al›nan karar gere¤i Haziran ay› içinde ‹stanbul’da gerçeklefltirilen politik tutsaklarla dayan›flma sempozyumunun gerçeklefltirilmesi vurguland›. Kanada’dan kat›lan temsilciler ise Kanada’da en çok alt çal›flma konusunda faaliyet yürüttükleri ve bunun bir flube açmayla tamamlamak istedikleri üzerinde durdular. Kendi içlerinde 2006’ya kadar oluflturduklar› bir program oldu¤u ve bunun esas olarak e¤itim ve çeflitli konferanslar› kapsad›¤›n› belirttiler. Bu arada Aral›k 2005’de Hong-Kong’da yap›lacak Dünya Ticaret Örgütü toplant›s›n› protesto eylemlerine insan katma çal›flmalar›n› devam ettirdiklerini belirttiler. Filipinler temsilcileri ise ILPS Filipin Seksiyonunun çal›flmalar› hakk›nda bilgilendirme yapt›. Irak iflgaline karfl› gelifltiren eylemler, Filipinler’deki insan haklar› ihlaline karfl› gelifltirilen etkinler üzerinde durdular. 2. Kongreden bu yana ILPS’ye yeni

baflvurular de¤erlendirildi. 6 yeni baflvuru tek tek ele al›nd›. Bunlar içinde Nijerya’dan Bar›fl Örgütü, Hindistan’dan Sihlerin insan haklar› örgütü ve Bangladefl’ten ‹nsani ve Çevre Geliflmesi adl› kurulufllar hakk›nda yeterli bilgi olmad›¤›ndan bu baflvurular›n flimdilik ertelenmesi, buna karfl›n ILPS taraf›ndan tan›nan Hollanda’daki Tamil ‹nsan Haklar› Kuruluflu, Danimarka’daki Irak Komitesi ve ‹ngiltere’den ‹nsan Haklar› Kuruluflunun ILPS üyeli¤i onayland›. ILPS 2. toplant›s› ayr›ca; 1) 1-2 Ekim tarihlerinde ‹talya’da yap›lacak Ortado¤u konferans›na kat›lma, 2) 11-18 Aral›k 2005 tarihinde HongKong’da yap›lacak Dünya Ticaret Örgütü toplant›s›n› protesto eyleminin örgütlenmesi, 3) Temmuz ay›nda ‹skoçya’da yap›lacak G-8 toplant›s›n› protesto eylemlerine kat›lma, 4) Kas›m 2005 tarihinde yap›lacak Avrupa seksiyonunu oluflturma konferans›n›n gerçeklefltirme çal›flmalar›na h›z verme, 5) Nisan 2006 da Atina’da Dünya Sosyal Forumuna paralel bir etkinli¤in düzenlenmesini karar alt›na ald›. Ve bunlara ba¤l› olarak Hindistan, Filipin ve Filistin’deki insan haklar› ihlallerine karfl› ayr› ayr› bildirilerin ç›kar›lmas›, Nepal’de kraliyet darbesi ve sald›r›lara iliflkin bildiri ç›kar›lmas›, ‹ran’da yaklaflan genel seçimlere iliflkin bir bildirinin ç›kar›lmas›, Türkiye’de yeni ç›kar›lan TCK ve C‹K karfl› bir bildirinin ç›kart›lmas› kararlaflt›r›ld›.

ABD’nin gizli hapishaneleri gündemde Uluslararas› Af Örgütü, ABD yönetimini dünyan›n dört bir yan›nda birçok gizli hapishane bulundurmakla suçlad›. Örgüt bu hapishanelerde iflkence yap›ld›¤›n› da ifade etti. Uluslararas› Af Örgütü’nün ABD’deki temsilcisi William Schulz, “ABD, dünyan›n dört bir yan›nda birçok hapishane iflletiyor. Bunlar›n bir ço¤u gizli, buraya girenler bir anlamda yok oluyor. Süresiz, izole bir flekilde

burada tutuluyorlar. Adli makamlarla avukatlar›yla veya aileleriyle görüflmelerine izin verilmiyor” fleklinde konufltu. Willam Schulz, bu hapishanelerde baz› flüphelilerin kötü muamele gördükleri ve hatta öldürüldüklerini iddia etti. Uluslararas› Af Örgütü temsilcisi, ABD’de iflkencenin mimar› olan üst düzey yetkililerin yarg›lanmas› gerekti¤ini de kaydetti. Japonya’da tutuklular ucuz iflgücü Japonya’da tutuklular›n say›s› artarken bu durumdan yararlanan fabrikalar daha fazla tutuklu iflçi çal›flt›rmak için u¤rafl›yor. Ülkemizde de özellikle F tipi hapishanelere geçifl döneminde ve yeni C‹Y ile gündeme gelen zorunlu çal›flt›rma dünyan›n çeflitli yerlerinde sermaye sahipleri için önemli bir ucuz ifl-

gücü sa¤l›yor. Japonya’da mahkum say›s› artarken Adalet Bakanl›¤› da bu y›l web sitesinde hapishane iflçileri ilanlar›na yer vererek, durumu sermaye için daha çekici hale getirmeye çal›fl›yor. Verilen ilanlarda hapishane iflçili¤inin faydalar› övülürken ve üretilen ürünler gösterilirken ayn› zamanda flirketlerin ulaflabilece¤i telefon numaralar› ve ba¤lant›lara yer veriliyor. Web sitesinde tutuklulara düzenli bir ifl hayat›n›n sa¤lanmas›n›n onlar›n akli ve fiziksel sa¤l›klar›n› korumalar›n› sa¤lamaya yard›mc› olaca¤› argümanlar›yla gerçek ç›karlar gözlerden gizlenmeye çal›fl›l›yor ve tutuklular tedavi edilmesi gereken insanlar olarak gösteriliyor. 8 saatlik çal›flma günü Japonya’daki neredeyse tüm tutuklular›n mahkumiyetlerinin bir k›sm›n› oluflturuyor. Japonya’daki büyük hapishanelerin onlarca ayakkab›, tahta oyuncak ve di¤er mallar›n üretildi¤i fabrikalar›

olabiliyor. Ancak ifl sipariflleri, zay›f ekonomi, tafleronlaflt›rma ve yurt d›fl›nda üretim gibi nedenlerle 1998 ve 2004 y›llar› aras›nda yüzde 40’l›k bir düflüflle 67.3 milyon dolara indi. Bu arada, hapis cezas›na ve ek olarak çal›flma cezas›na çarpt›r›lan tutuklu say›s› ayn› dönemde yüzde 50 artarak, 2004 y›l›nda 61 bine ulaflt›. Islah Bürosu’ndan bir görevli olan Shotaro Watanabe, hapishane fabrikalar›n›n, mahkum say›s›n›n artmas› ve iflçilerin eskiden olduklar› kadar üretken olmamalar› gibi sorunlar yaflad›¤›n› ifade etti. görevli, hapishanelerde art›k daha fazla yafll› veya akli veya fiziki sorunlar› olan mahkumlar›n yer ald›¤› ve bu mahkumlar›n da sadece basit ifller yapabildiklerini ekledi. Bu durumda Japonya hükümeti için çözüm olarak “daha genç ve yetenekli insanlar›n tutuklanmas› m› gündeme gelecek” düflüncesi de kamuoyunda ortaya ç›kan bir endifle olarak yer al›yor.


23

24

17-30 Haziran 2005

Filipinler’de Maoist gerillalar›n artan sald›r›lar›

Son aylarda halka ve iflçi-köylü liderlerine yönelik kaç›rmalar›n, katliamlar›n ve sald›r›lar›n yo¤un olarak yafland›¤› Filipinler’de Filipinler Komünist Partisi önderli¤inde Halk Savafl› yürüten Yeni Halk Ordusu gerillalar›n›n devletin polis ve ordu güçlerine yönelik sald›r›lar› da art›yor. 5 Haziran tarihinde FKP bir aç›klama yaparak Yeni Halk Ordusu’nu baflar›lar›ndan dolay› kutlad›. FKP taraf›ndan yay›nlanan kutlama mesaj›nda YHO’nun 30 yüksek güçte silah ele geçirdi¤i bildirildi. Bu say›n›n yüksekli¤inin YHO’na sürekli artan say›da kat›lan gerillalar›n silah ihtiyac›n› karfl›lamak için duyulan ihtiyaca iflaret etti¤i ifade edilen aç›klamada, Yeni Halk Ordusu’na ayr›ca bu sald›r›n›n ordu ve polis güçleri üzerinde b›rakt›¤› moral bozuklu¤u ve kar›fl›kl›¤› bir avantaj olarak kullanarak

daha büyük ve daha s›k sald›r› ve pusu eylemleri düzenlemeleri ça¤r›s›nda bulundu. Ayr›ca bu sald›r›n›n devrimci silahl› mücadelenin büyüyen zaferlerle sürdü¤ünü de kan›tlad›¤› vurguland›. Filipinler ordusunun 27 Mart-7 Nisan aras›nda bafllatt›¤› ve direkt YHO’nu imha amaçl› operasyon gerillalar taraf›ndan püskürtülürken bu operasyon sürecinde YHO orduya ait birçok silah› da ele geçirdi ve kay›p vermedi. Operasyonun 27 Nisan-15 May›s aras›ndaki bölümünde ise çok büyük bir güçle YHO’na yönelen ordu güçleri birincisinden daha büyük bir bozguna u¤rat›ld›. Bu operasyonlarda toplam 60 asker öldürülürken, say›s›z asker yaralanm›fl, YHO ise hiç kay›p vermemifltir. Dolay›s›yla bu operasyonlar ordu için bir fiyaskodan baflka birfley olmam›flt›r. FKP yapt›¤› aç›klamada ordunun bu bozgununun nedenini halk deste¤inden yoksun olmakla ve askerlerinin de moral bozuklu¤u ve Gloria-Macapagal hükümetinin çürümüfllü¤üne olan nefretle aç›klamakta. Buna karfl›n YHO’nun her geçen gün askeri gücünü ve halk deste¤ini büyüterek devrimci silahl› mücadelelerini yükseltti¤i vurgulanmakta. FKP ayr›ca bu operasyonlar s›ras›nda köylülerin evlerinin yak›ld›¤›na ve katledildiklerine de dikkat çekerek bu katliamlar›n ve zulümlerin hesab›n›n sorulaca¤›n› ifade etti.

Evrensel Bak›fl BOL‹VYA’DA HALK DEVLET BAfiKANI MESA’YI DEV‹RD‹ Enerji kaynaklar›n›n bollu¤una karfl›n halk›n ço¤unlu¤unun yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflad›¤› Latin Amerika ülkesi Bolivya’da halk›n üç ayd›r süren eylemleri ve ayaklanmas› sonucunda, 17 Ekim 2003’te bir ay süren halk gösterilerinin ve grevlerinin ard›ndan istifa eden eski Devlet Baflkan› Gonzalo Shanchez de Lozada’n›n yerine seçilen Devlet Baflkan› Carlos Mesa hükümeti devrildi. ‹ki yol önce Lozada’n›n devrilmesinin yolunu açan protesto gösterileri fiili’ye do¤algaz ihraç edilmesinin engellenmesi için düzenlenmifl ve bu gösterilerde askerle ç›kan çat›flmalarda 86 kifli yaflam›n› yitirmiflti. Venezüella’dan sonra Güney Amerika’n›n en büyük do¤algaz rezervine sahip ülkesi olan Bolivya’daki do¤algaz kaynaklar›n›n büyük bölümü, 90’l› y›llar›n sonunda yabanc› flirketler taraf›ndan ortaya ç›kar›lm›flt›. Brezilyal› Pertobas, ‹spanyol Repsol ve Frans›z Total’›n da aralar›nda bulundu¤u yabanc› emperyalist flirketler petrol sanayinin devletlefltirilmesi halinde Bolivya devletinden yüksek miktarda tazminat talep edeceklerini aç›klam›flt›. Bu bask› sonucu Carlos

Nepal’de gazetecilere sald›r›

Mesa, halk›n ülkedeki enerji sanayinin millilefltirilmesi talebini dikkate almam›fl ve 1997’den bu yana yabanc› flirketlerin elinde olan sektörün devletlefltirilmesini ve hükümetin istifas›n› isteyen yaklafl›k 100 bin kiflinin sokaklara dökülmesi sonucu istifa etmek zorunda kalm›flt›r. Bolivya’da 8.5 milyon insan yoksulluk içinde yaflarken ve en zengin yüzde 20’lik kesim, en yoksul yüzde 20’lik kesimden 44 kat daha fazla zenginken halk›n enerji sektörünün millilefltirilmesi talebindeki ›srar› anlafl›l›r olmaktad›r. Ço¤unlu¤u yerlilerden oluflan ve gösterilere kat›lan halk ayn› zamanda anayasan›n da yeniden yaz›lmas›n› istiyordu. 7 Haziran’da gösteriler ve halk›n kararl›l›¤› karfl›s›nda Devlet Baflkan› Carlos Mesa’n›n istifa etmesi Bolivyal› yoksul halk›n eylemlerini durduramad›. Zira yoksullar›n temel talebi enerji kaynaklar›n›n millilefltirilmesiydi ve Mesa bu meselede emperyalistlerin ekonomik politikalar›n› uygulayan bir araçtan baflka bir fley de¤ildi. Sonuçta her ne kadar Mesa’n›n istifas› halk hareketinin bir baflar›s› olsa da esas hedef için eylemler sürmeliydi.

1 fiubat darbesiyle toplumun tüm kesimlerine sald›r›lan Nepal’de, bas›na uygulanan k›s›tlamalar›n devam etmesi ve radyolara haber program› haz›rlayan kurumun kapat›lmas›n› protesto eden gazeteciler, ‹letiflim ve Enformasyon Bakan›’na bozuk bir radyo gönderdi. Bunun yan›nda bas›na yönelik k›s›tlamalar› protesto eden 50’den fazla gazeteci tutukland›. Bas›n özgürlü¤ü talebiyle ellerinde pankartlarla sloganlar atan gazetecilerin, kraliyet saray›

yak›n›ndaki sokaklara yürümek istemesi üzerine tutukland›¤› aç›kland›. Gösteri yapt›klar› sergi merkezinden ayr›lmak için polis çemberini k›rmaya çal›flan gazetecilere polisin sald›rd›¤› bildirildi.

Patronun tasarruf dedi¤i iflçinin açl›¤› Dünyan›n en büyük otomobil üreticisi General Motors (GM), önümüzdeki 3.5 y›l içinde ABD’deki 25 bin çal›flan›n›n ifline son verece¤ini ve bir çok fabrikas›n› kapataca¤›n› duyurdu ABD’nin Delaware eyaletinde yap›lan flirketin 96. y›ll›k hissedarlar toplant›s›nda bir konuflma yapan GM Baflkan› Rick Wagoner, kapat›lacak fabrikalar ve ç›kar›lacak iflçiler sayesinde flirketin y›lda kabaca 2.5 milyar dolar tasarrufta bulunaca¤›n› söyledi. Wagoner, 2004 y›l› sonu itibariyle 111 bin civar›nda çal›flan› bulunan GM’in 25 bin kiflilik tensikat› 2005-2008 y›llar› aras›nda gerçeklefltirece¤ini belirtti. GM son dört y›l içinde bir çok yedek parça fabrikas›n› kapatm›fl, 2002 y›l›nda 6

Nitekim Bolivya halk› 8 Haziran günü baflkent La Paz’da toplanarak kenti adeta ele geçirdi. Yaklafl›k bir ayd›r t›rmanan grev ve gösterilerin bu eylemle en yüksek noktaya ulaflt›¤› ifade edildi. Polis ve ordu birliklerinin, kentin her noktas›na yay›lan yürüyüflleri zor kullanarak da¤›tmaya çal›flarak gözyaflart›c› bomba ve plastik mermi kullanmas› karfl›s›nda emekçiler de polis ve askere dinamit atarak karfl›l›k verdi. La Paz’›n neredeyse her ana yoluna barikatlar kuruldu, kent halk›n›n g›da ihtiyac› tükenirken okullar, fabrikalar ve iflyerleri ise kapat›ld›. Mesa’n›n istifas›n›n ard›ndan ülkenin ikinci büyük partisi Sosyalizme Do¤ru Hareket’in (MAS) Baflkan› Evo Morales bunun bir halk hareketi oldu¤unu ifade ederek durdurulamayaca¤›n› vurgulad›¤› aç›klamas›nda sorunun Devlet Baflkanl›¤› için erken seçim yap›lmas› ve bir anayasa konseyi oluflturularak, anayasada yap›lacak reformlarla öncelikle ülkenin enerji kaynaklar›n›n mülkiyeti ve kullan›m›n›n yeniden düzenlenmesiyle çözülece¤ini ifade ediyordu. Morales’in ifadesinde görüldü¤ü gibi enerji kaynaklar›n›n millilefltirilmesi meselesi yer alm›yor. ‹flte muhalefetteki çatlak da burada bafll›yor zaten. Zira MAS bunlar› dile getirirken di¤er muhalif örgütler ise, eylemleri sona erdirmenin tek yolunun enerji kaynaklar›n›n millilefltirilmesi oldu¤unu aç›kl›yor. MAS’���n görüflüne destek veren kifli

milyon olan y›ll›k motorlu araç üretim kapasitesini ise bu y›l sonu itibariyle 5 milyona düflürme karar› alm›flt›. fiirketin aç›klad›¤› iflten ç›karma rakam›n›n Kmart ma¤azalar zincirinin 2003 Ocak ay›nda aç›klad›¤› 37 bin kiflilik iflten ç›karma karar›ndan bu yana gerçekleflen en büyük iflten ç›karma oldu¤u ifade edildi. Fabrikalar ucuz iflgücü yataklar›na General Motors da di¤er flirketler gibi fabrikalar›n› iflçi ücretlerinin görece daha yüksek oldu¤u merkez ülkelerden, Do¤u Avrupa ve Asya’daki üretim birimlerine kayd›r›yor. Çünkü buralarda sendikas›z, sigortas›z flartlarda ve düflük ücretlerle iflçi çal›flt›rabiliyorlar. (Sendika.org)

ise devrik Baflkan Mesa oluyor ve “seçimin derhal yap›lmamas› halinde iç savafl ç›kaca¤›” uyar›s›nda bulunuyor. Mesa’n›n istifas›n›n resmileflmesiyle, baflkanl›k koltu¤una Senato Baflkan› Hormanda Vaca Diez’in oturtulaca¤› belirtilirken halk›n tepkisi sonucu bundan vazgeçildi. Zira Dies, enerji kaynaklar›na sahip olan do¤udaki Santa Cruz eyaletinin büyük patronlar›yla s›k› iliflkilere sahip bir isimdi. Diez’e karfl› aya¤a kalkan halk›n, Diez baflkan oldu¤u takdirde hükümet binalar›na yürüyeceklerini aç›klamalar› üzerine, Diez bu görevi reddetti ve en k›sa zamanda seçime gidilece¤ini aç›klayan Yüksek Adalet Mahkemesi Baflkan› Eduardo Rodriguez geçici devlet baflkanl›¤›na getirildi. Bu arada Diez’e karfl› yap›lan protesto gösterisinde yine Diez’in emriyle atefl açan özel kuvvetler 51 yafl›ndaki Potosi bölgesi maden iflçileri kooperatifi baflkan›n› katletti. El Alto, Cochabamba ve Aymara sokaklar›nda flenlik atefllerinin yak›ld›¤› Bolivya’da Rodriguez’in baflkanl›¤›n›n sürekli artan gerilimi k›smen dindirdi¤i görülüyor. Diez’in ABD, ordu, yerel elitler ve çok uluslu flirketlerin deste¤ine ra¤men baflkanl›¤› alamamas› halk hareketinin gücünü de ispatlam›fl oldu. Halk›n enerji kaynaklar›n›n millilefltirilmesi talebi yerli yerinde dururken, bundan sonraki sürecin nas›l geliflece¤i yine onlar›n hareketlerine ba¤l› olarak geliflecektir.


24

17-30 Haziran 2005

“Amerikan adaletinden bir fley beklemiyoruz” … rahat döfleklerin utanmas› bundan öpüflürken bu dalg›nl›k bundan tel örgünün deli¤inde buluflan parmaklar›n›z geliyor akl›ma nice aflklar arkadafll›klar gördüm kahramanl›klar okudum tarihte ça¤›m›za yak›flan vakur, sade davran›fl›n›z geliyor akl›ma bir çift güvercin havalansa yan›k yan›k koksa karanfil de¤il unutulur fley de¤il çaresiz geliyor akl›ma. Yukar›daki fliir Melih Cevdet Anday taraf›ndan ABD taraf›ndan idam edilen Ethel ve Julius Rosenberg için yaz›lm›flt›r. Julius ve Ethel Rosenberg çifti 1953 y›l›nda, Rus ajan› olduklar› iddias›yla elektrikli sandalyede idam edildiler. ‹dam karar›n›n verilmesinin ard›ndan, tüm dünyada oluflan idam karfl›t› kampanya nedeniyle karar uzun bir süre infaz edilemedi. Rosenbergler her duruflmada Rus ajan› olmad›klar›n›, kendilerine yönelik bu sald›r›n›n, komünist olmalar›ndan kaynakl› ABD’de yürütülen “McCarty” politikalar›n›n bir ürünü oldu¤unu söylediler. Kamuoyu tepkisinden çekinen devlet yetkilileri, Rosenberglerin kendilerinin Rus ajan› olduklar›n› kabul etmeleri halinde idam karar›n›n geri al›naca¤›n› söylediler. Rosenberg çifti hiçbir zaman bu ‘suçlamay›’ kabul etmeyeceklerini belirtti. Son ana kadar Beyaz Saray, suçlamay› kubul etmeleri yönünde psikolojik bask›s›n› sürdürdü. Ancak Rosenbergler, tüm dünyan›n kendilerinin suçsuzlu¤una inanan milyonlarca insan›n “yüzünü kara ç›karmad›lar”. Bugün dünyan›n jandarmal›¤›na soyunmufl ABD emperyalizminin “özgürlük” götürdü¤ü ülkelerde nas›l ac› ve direnifl iç içe geçmiflse, ABD tarihi kendi halk›na karfl› yapt›¤› haks›zl›klar›n, zulmün ve buna paralel onurlu karfl› koyufllar›n tarihidir. Resmi söylem itibar›yla ABD emperyalizmi pek do¤al olarak bu onurlu insanlar› “kara bir leke” gibi göstermeye çal›flsa da, dünya halklar›n›n onurlu sayfas›nda onlar tarihe geçmifllerdir. ‹flte bunlardan biridir Ethel ve Julius Rosenberg. Her ikisinin ailesi de Avrupa’dan göç etmifl Ortodoks Yahudilerdir. Ethel, yoksulluk nedeniyle okuyamaz ve girdi¤i yar›m günlük bir iflyerinde ilk kez devrimci iflçilerle tan›fl›r. Ekonomik krizin yol açt›¤› müthifl yoksulluk ve SSCB’nin dünya üzerindeki etkisi ABD’de de devrimci hareketi güçlendirmektedir. Legal bir parti olan ABD Komünist Partisi’nin 1939’da yaklafl›k 100 bin üyesi vard›r. Julius çok baflar›l› bir ö¤rencidir ve mühendislik bilimleri okumufltur. Sanayi Sendikas›’nda örgütlüdür ve Komünist Parti üyesidir. 1936’da Noel’de Ethel ve Juilus Uluslararas› Gemi Tayfalar› Birli¤inin toplant›s›nda tan›fl›rlar. Bu dönemde, komünist avc›lar›n›n ana karargah› FBI’d›r. ‹lericilere yönelik bu avda 6.000 FBI eleman›, 1.800 Adalet Bakanl›¤› memuru ve di¤er hükümet kurumlar›n›n 7000 güvenlik eleman› kullan›l›r. Binlerce kifli siyasi düflüncelerinden dolay› hapse girer, ifl bulamaz ve bask› görür. Juilus da parti üyesi oldu¤u için ifline son verilir. Her ikisi de iflsiz oldu¤u için durumlar› oldukça kötüdür, iki çocuk-

lar›yla beraber Juilus’un ailesinin yan›nda kalmaya karar verirler. 17 Temmuz 1950’de Juilus tutuklan›r. 1950’li y›llarda Amerika; So¤uk Savafl›n, McCarthy’nin Sovyetler Birli¤i’ne karfl› k›flk›rtmalar›n, Kore Savafl›n›n, afl›r› silahlanman›n, ›rkç›l›¤›n Amerika’s›d›r. ABD’nin sosyalist kampa karfl› esas tehdit arac› ise atom bombas› tekelidir. Fakat Eylül 1940’da Sovyetler ilk atom bombas› yer alt› denemesini yap›nca, bu tekel k›r›l›r. Bu “teknolojik yenilgi”yi örtbas etmek, So¤uk Savafl› daha da k›z›flt›rmak ve ülkesindeki devrimci insanlara sald›rmak için büyük bir komplo kurmak gerekecektir. Çünkü Sovyet atom araflt›rmalar›n›n temeli, sosyalist bilginlerin baflar›lar› de¤il, olsa olsa casuslar›n›n ABD’deki araflt›rma s›rlar›n› elde etmesinin baflar›s› olabilirdi(!) ‹flte Rosenberglere haz›rlanan komplo için de FBI, üç sat›l›k flahit bulmufltu. Bunlara dayanarak Rosenberglerin ölümüne sebep olacak casusluk iddias›n› uydurdu. Esas flahit Ethel Rosenberg’in kardefli David Greenglass idi. Bir baflka flahit ise onun kar›s› Ruth’du. David, gençli¤inde ABD Komünist Partisi’nin gençlik örgütü üyesiydi. Askerli¤ini atom bombas›n›n gizlice üretildi¤i yer olan Los Alamos’ta yapm›flt›. Terhis edilirken uranyum ve baz› aletler çald› ve yakaland›. Böylece FBI’›n flantajlar›na müthifl uygun bir hale gelmiflti. Casusluk zann›yla tutukland› ve Rosenberglerle Juilus’un üniversiteden arkadafl› Morton Sobell aleyhine bir iddianame uydurdu. “Gerçekten büyük ve onurlu bir ulusun görevi haks›zl›¤› gidermektir.” 8 Mart 1951’de bafllayan yarg›lama sonucunda, bas›n›n fliddetli sald›r›lar› alt›nda Rosenbergler, ölüme mahkum edildi. David Greenglass, 15 y›la mahkum oldu, erken tahliye edildi ve kendisine yeni bir kimlik verildi. Kar›s› Ruth hakk›nda dava dahi aç›lmad›. Rosenbergler, kefalet için istenen 100 bin dolar› bulamad›lar. Ethel idam edilinceye kadar kalaca¤› Sing Hapishanesi’nin idaml›klar kanad›nda hücreye konuldu. Juilus da sonradan buraya nakledildi. Aralar›nda bir koridor olmas›na ra¤men iki y›l boyunca haftada bir kez iki saatli¤ine demir kafeslerin ard›ndan görüflebildiler. Rosenbergler defalarca karara itiraz ettiler ve suçsuz olduklar›n› kan›tlad›lar. Ama mahkeme söylenenleri duymuyor, yaz›lanlar› okumuyordu bile. Kendilerini ancak halk›n yürütece¤i mücadelenin kurtarabilece¤ini biliyorlard›. Amerikan adalet ve devlet temsilcilerinin bir pazarl›¤a yanaflma yönündeki bask› ve çabalar›na direndiler. Özellikle Ethel, annesinin ifade verip kendisini ve özellikle kardeflini kurtarmas› yönündeki manevi flantajlar›na maruz kald›. ‹damlar›ndan on bir gün önce hükümet ad›na gelen arac› Mr. Bernett flöyle söylüyordu: “Hükümetle iflbirli¤i yapmaya haz›r olursan›z elde af için bir gerekçe olurdu.” Ethel ona flöyle yan›t veriyordu: “Elektrikli sandalyede idam edilme tehdidiyle ne sizin sayg›nl›¤›n›z› kurtaracak kadar gözümü korkutabilirsiniz, ne de biz yurttafllar olarak hakk›m›z olan adaleti talep etmek yerine çirkin kirli bir pazarl›k yaparak anti-demokratik polis devleti yöntemlerine ortak oluruz. Gerçekten büyük ve onurlu bir ulusun görevi haks›zl›¤› gidermektir. Haks›zl›¤a u¤ram›fl olanlardan istemeye istemeye hayatlar›n› ba¤›fllamak için haraç talep etmek de¤il.”

Rosenberglerin affedilmesini reddeden, ABD Baflkan› Eisenhower yapt›¤› bir aç›klamada Ethel için “‹rade bak›m›ndan daha güçlü ve besbelli ki elebafl›” diyordu. Çünkü Ethel “Kad›n ve anne” olmas›ndan dolay› ifade vermesi karfl›l›¤›nda uygulanacak “esirgeme”yi kabul etmemiflti. “Böyle bir ‘alicenapl›k’ sayesinde rezillik içinde yaflamaktansa kocamla birlikte ölmeyi tercih ederim” diyordu Ethel. Bu esnada Rosenberglere Adalet için Ulusal Komite oluflturuldu. Solcu bir gazete olan National Guardian bu konu ile ilgili bir röportaj yay›nlar. Sonras›nda Ethel ve Juiulus’un mektuplar› “Ölüm Evinden Mektuplar” olarak yay›nlan›r. Böylece uluslararas› bir dayan›flma oluflur. Beyaz Saray’a 3 milyonu aflk›n telgraf ulafl›r. Albert Einstein, Jean Paul Sartre gibi ayd›nlar destek verir. Ancak tüm bunlar katledilmelerini engelleyemez. ‹nfaz günü olarak belirlenen 18 Haziran 1953’te Rosenbergler’e son teklif götürüldü. Sabaha kadar Washington’a telefon açarak affedilmelerini isterlerse çocuklar›na kavuflacaklard›. Çocuklar› Robby 6, Michael ise 10 yafl›ndayd› ve Amerikan faflizmi Rosenbergler’i en hassas yerlerinden vurmak istiyor, onlar› ölümle yaflam aras›nda tercih yapt›rarak, itaate zorluyordu. Rosenbergler’in tavr› bir anne ve baban›n vakurlu¤unda ve bir militan›n kararl›¤›ndayd›: “Ya suçsuzlu¤umuza inanan onca insan, onlar da bizim çocuklar›m›z de¤il mi? Onlara ihanet etmeyece¤iz.” Ve Washington’a telefon edilmedi. Rosenbergler 19 Haziran 1953’te, evlilik y›ldönümlerinde Sing Sing Hapishanesi’nde elektrikli sandalyede idam edildiler. 1966’da yani aradan on üç y›l geçtikten sonra, atom bombas›n›n mimar› Philip Morrison, Rosenbergler davas›nda “mahkemeye sunulan ‘bomba nas›l yap›l›r’ plan›n›n, çok kötü bir karikatür oldu¤u ve bu tasla¤›n ele verece¤i tek s›rr›n, SADECE böyle bir bomban›n YAPILAB‹L‹R OLDU⁄U” fleklinde aç›klama yapt›. Bu da zaten Hiroflima’da 1945 y›l›nda kan›tlanm›flt›. Yani bilirkifliler, mahkeme, herkes yalan söyledi. Evet bir plan vard› ama bu sadece bir atom bombas›n›n nas›l yap›laca¤›n› anlat›yordu ve zaten 1945’den beri biliniyordu, yeni bir fley yoktu. Çok daha sars›c› bir aç›klama yaklafl›k 50 y›l sonra 2001 y›l›nda Ethel’in kardefli David Greenglass’tan geldi. Greenglass idama yol açan ifadesinin yalan oldu¤unu itiraf etti. Her iki sosyalist de as›l›r, aradan elli y›l geçer ve ikna edilen ve itirafç› yap›lan kardefl konuflur: “Kullan›ld›m, art›k vicdan›m kald›rm›yor bunu. Bunu yapmazsam hapishanede çürüteceklerdi beni” der. Çocuklar›na yazd›klar› son mektupta flunlar› söylerler Rosenbergler: “…geri kalan›n› size hayat›n›z ö¤retmeli, ayn› bana benim hayat›m›n ö¤retti¤i gibi. Yaflam›n›z size özgürlü¤ün ve yaflam› gerçekten güzel k›lan her fleyin bazen çok pahal›ya ödenmek zorunda oldu¤unu ö¤retmelidir. Ve bizim yerimize baflkalar›n›n mücadeleyi sürdüreceklerinden emin oldu¤umuz için biz teselli buluyoruz…” Onlar komünist liderler de¤ildi. Kendi deyiflleriyle “sadece insanlar”d›. Onlar emperyalizmden ve onun kültüründen dünyalar kadar ileriydi. Çünkü onlar insanl›¤› ve ideallerini savundular. Yaflama ba¤l›yd›lar, ama ilkelerine ihanet etme karfl›l›¤› yaflama aldanmas›na kendilerini asla kapt›rmad›lar. Bugün Amerika’da ve dünyada emperyalizme karfl› savaflan insanlar›n mücadelesinde isimleri sayg› ile an›lmaya devam ediyor…

24 KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER... Aziz Akp›nar: Proletarya Partisi saflar›nda mücadele yürüten Aziz Akp›nar, 17 Haziran 1978’de Tarsus’ta polis taraf›ndan katledildi. Efendi Diril: 1956 Dersim Ovac›k Hülükufla¤› do¤umludur. 1976’da saflara kat›ld›. Çeflitli askeri eylemlerde yer ald›. ‹stanbul Bölgesi Örgütlenme Komitesinde yer al›yordu. Yi¤it, militan, fedakar mücadelesiyle k›sa zamanE. Diril da düflman›n korkulu rüyas› haline geldi. 30 Haziran 1980’de ‹stanbul Kanarya Çakar Soka¤›’nda vücudunda 20 kurflun s›k›lm›fl flekilde katledilmifl olarak bulundu. Cenazesi Ovac›k merkezde iki bin kiflilik bir kitleyle karfl›land›. Köyünde de yoldafllar› ve binlerce kiflilik bir kitle taraf›ndan sonsuzlu¤a u¤urland›. ‹smail Bulut: 1963 Dersim Hozat Zenkire do¤umludur. 1983 y›l›na kadar milislik yapt›. 1986’da yedi delegenin flehit düflmesinin ard›ndan asil delegeli¤e seçildi. 3. Konferans döneminde ‹. Bulut partiden ayr›lan DABK Hizbinde yer ald›. 1992’de birlikten sonra MK üyeli¤i ve Askeri Komisyon sekreterli¤ine getirildi. 21 Haziran 1992’de bomba imal edilirken bomban›n patlamas› sonucu yaraland›. Yaral› ele geçirildikten sonra iflkencede katledildi. Do¤an Karada¤: 1962 Dersim Hozat Tagar (Ormanyolu) köyü do¤umludur. ‹lk baflta Devrimci Yol taraftar›yd›. 12 Eylül AFC’sinin ard›ndan TKP/ML’ye kat›ld›. Dersim da¤lar›n›n AliD. Karada¤ flar’›, 21 Haziran 1992’de Artvin fiavflat’ta bomba yaparken bomban›n elinde patlamas› sonucu flehit düfltü. BEYAZ DA⁄ fiEH‹TLER‹ Düflman bir ihbar üzerine Dersim’in Hozat ilçesindeki Beyaz Da¤› dört bir yandan kuflatma alt›na al›r. Konaklamak için gittikleri bu yerde nöbetçinin dikkatsizli¤i durumu daha da zorlaflt›r›r. 19 Haziran 1982’de ç›kan çat›flmada Hüseyin Gözlü flehit düflerken Mahmut fiefik Karaa¤aç a¤›r yaral› olarak düflman›n eline geçer ve iflkencede katledilir. Mahmut fiefik Karaa¤aç; 1956 Dersim Hozat Inc›ga do¤umludur. Liseden itibaren TKP/ML ile iliflkiye geçen M. fiefik (Karlas), T‹KKO içerisinde çeflitli komutanl›klarda görev yapm›flt›r. M. fiefik Hüseyin Gözlü; Dersim Merkez Rayberler do¤umludur. Köyünde kuryelik görevi yürüten Bozo, daha sonra T‹KKO içinde yer ald›. M›nt›ka komutanl›¤›nda da görev ald›. Samimili¤i ve alçakgönüllülü¤ü ile sevilen bir Partizand›. H. Gözlü ÖLÜM ORUCU fiEH‹TLER‹: Aysun Bozdo¤an, 26 Haziran 2001 (TKEP/L); Zehra Kulaks›z, 29 Haziran 2001 (TAYAD) Feda eylemcileri: F tipi hapishaneler ve tecrite karfl› sürdürülen Ölüm Orucu direnifli içerisinde yer alan Hüseyin Çukurluöz ve Bekir Baturu (DHKP-C) 23 Haziran 2004’de hapishanede ölüm orucundayken kendilerini yakarak flehit düfltüler.


25

23

3-16 Haziran 2005

BARG‹N‹ fiEH‹TLER‹

29 Haziran 1985’te Hozat’›n Bargini köyüne yak›n bir mezrada bir iflbirlikçinin ihbar› sonucu TC askerleriyle Hayrettin Bak›fl komutas›ndaki gerilla birli¤i aras›nda ç›kan çat›flmada Hayrettin Bak›fl, Nihat Topuzo¤lu ve Metin Eker flehit düfltü. Hayrettin Bak›fl, 1957 Dersim Mazgirt, Rijik do¤umludur. Genç yaflta örgütlü mücadeleye kat›ld›. Faaliyetini sürdürürken esir düfltü. 80’li y›llar›n sonunda hapishaneden ç›kt›¤›nda s›n›f savafl›n›n engin denizi-

ne at›ld›. Gerilla alan›nda görevlendirildi¤inde var gücüyle kendini kavgan›n içine katt›. Yanl›fllar›n karfl›s›na dikilmifl, her daim alçakgönüllü davranm›flt›r. Hiçbir olana¤›n görülmedi¤i yerlerde olanak yaratm›fl, imkan ortaya ç›karm›flt›r. fiehit düfltü¤ünde MK-SB üyesi ve Bölge Komutan›d›r. Nihat Topuzo¤lu, 1961 Dersim Ovac›k Topuzlu do¤umludur. Yurtd›fl›ndan ülkeye dönmüfl ve Dersim da¤lar›n›n Mazlum’u olarak flehit düflmüfltür.

Metin Eker, 1962 Dersim Hozat, Ergen (Geçimli) do¤umludur. Genç yafllarda tan›flt›¤› TKP/ML’nin bayra¤› alt›nda ölümsüzleflmifltir. Yine ayn› gün flehit düflen; Aziz Erkoç, Dersim Hozat Tagar do¤umludur. 1980 öncesi mücadeleye kat›lm›flt›r. 29 Haziran 1985’te Dersim Ovac›k E¤rikavak köyünde TC güçleriyle T‹KKO gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada flehit düfltü.

‘84 ÖLÜM ORUCU D‹REN‹fi‹

12 Eylül Askeri Faflist Cuntas›’n›n hapishanelere yönelik bask›, sindirme, kifliliksizlefltirme sald›r›lar› sürerken tutsaklara tek tip elbise dayatmas› gündeme gelmiflti. Tutsaklar kimliklerinden uzaklaflt›r›lmak amac›yla ç›kar›lan bu dayatmaya direniflle karfl›l›k verdiler. Fiili direnifllerin sürdü¤ü ve bunun bir parças› olarak kitlesel süresiz açl›k grevleri için haz›rl›k çal›flmalar›n›n yap›ld›¤› bir aflamada Devrimci Sol ve

T‹KB tutsaklar› açl›k grevi ve ölüm orucu bafllatt›. 1984 y›l›n›n 14 ve 17 Haziran tarihlerinde Mehmet Fatih Öktülmüfl, Abdullah Meral, Hasan Telci ve Haydar Baflba¤ flehit düflerek, al›n bandlar›n› kendilerinden sonrakilere b›rakt›lar, yeni direnifllerde tak›lmas› için… Fatih Öktülmüfl, 1949 do¤umludur. T‹KB MK üyesi olan Öktülmüfl, 68 kufla¤› devrimci gençli¤in anti-faflist, anti-emper-

yalist mücadelesinin içinde yer ald›. 12 Mart döneminde yaflad›¤› tutsakl›ktan sonra Çukurova tar›m iflçileri aras›nda çal›flt›. Tutuklamalar ve serbest kalmalar sonras›nda girdi¤i bir çat›flmada a¤›r yaraland›. Tutsak düfltükten sonra pek çok hapishanede kald›. 1983 sonlar›nda tek tip elbiseye karfl› T‹KB ve Devrimci-Sol’un bafllatt›¤› Ölüm Orucu’nun 67. gününde, 17 Haziran 1984’te günefle u¤urland›.

Havaya s›k›l› bir yumruk gibi geçen bir ömür:

CLARA ZETK‹N

Tarihe ad›n› unutulmaz bir devrimci kad›n önder olarak yazd›ran Clara Zetkin, 5 Temmuz 1857 tarihinde Saksonya’da do¤du. 1871’de ailesiyle birlikte Leipzig’e tafl›nd›. 1877 y›l›nda

ise Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin toplant›lar›na kat›lmaya bafllad›. S›k›yönetimin gelmesiyle birlikte bafllayan bask› ve tutuklamalar onun yurtd›fl›na ç›kmas›n› gerektirir. ‹talya ve Zürich’in ard›ndan Paris’e giderek oraya yerleflir. Paris’te tan›fl›p evlendi¤i Osip’in 1899’da ölmesinin ard›ndan Almanya’ya dönen Zetkin, burada “Die Gleichheit (Eflitlik)” dergisinin sorumlulu¤unu üstlenir. Alman Sosyal Demokrat Partisi arac›l›¤›yla Almanya’y› dolaflarak emekçi halk›n sorunlar›yla ilgilenir, onlara gerçek kurtuluflun yolunu gösterir. Bu arada di¤er partilerin programlar›n› araflt›r›r. Birinci Emperyalist Paylafl›m Savafl› patlak verdi¤inde, emperyalist savafl› teflhir eder ve buna karfl› ç›kar. “Ulus ç›karlar›” gibi gerekçelerle savafl› destekleyenlerin karfl›s›nda yer al›r.

Ona göre politikadan uzaklaflmak, yaflamdan uzaklaflmakt›r. Ancak sadece mücadele etmek yeterli de¤ildir, do¤ru yerde do¤ru bir mücadele hatt› izlenmeliydi. Do¤ru bir hatta ilerlemeyen mücadelenin kazanmak yerine kaybetmeyi getirece¤ini söylüyordu. “Yaflad›¤›m sürece politik ölümün yan›ma yaklaflmas›na izin vermeyece¤im” diyordu, öyle de yapt›, yaflam› boyunca mücadele etmekten geri kalmad›. ‹flçi s›n›f›n›n kurtulufl mücadelesi Clara’dan, Rosa’dan, Krupskaya’dan, Kollantai’den ö¤renerek daha nice büyük kad›n örnekler ç›karacakt›r. Ülkemiz topraklar›nda da zulme karfl› isyan bayra¤›n› dalgaland›ran devrimci kad›nlar, bunun sadece iflçilerin de¤il kad›nlar›n da kurtuluflunu sa¤layaca¤›n› bilerek mücadeleyi yükselteceklerdir.

GÜN’DE DÜN.. 17 Haziran 1968. Devrimci ö¤renciler ‹stanbul Teknik Üniversitesi’ni iflgal etti. 1970. Meclis, “15-16 Haziran” iflçi eylemleri sonras› s›k›yönetim ilan etti. Soka¤a ç›kma yasa¤› kondu. D‹SK yöneticileri gözalt›na al›nd›. 18 Haziran 1970. “15-16 Haziran” iflçi eylemleri sonras› ‹stanbul’da 44 iflçi tutukland›. 1882. Bulgaristan sosyalist devriminin önderi Georgi Dimitrov do¤du. 1936. “Ana”, “Benim Üniversitelerim” gibi baflyap›tlar›n yazar› Rus romanc› Maksim Gorki öldü. 21 Haziran 1959. Kuzey Atlantik Antlaflmas› Teflkilat› (NATO) Genel Sekreteri Paul Henri Spaak Türkiye’ye geldi. Spaak, “Komünizm tehlikesi gittikçe yay›l›yor. Komünizmin Avrupa’da yay›lmas›na NATO set çekiyor” dedi. 23 Haziran 1978. 1971’de ‹stanbul Maltepe’de Hüseyin Cevahir’i vuran emekli Deniz Yarbay› Cihangir Erdeniz dükkan›nda öldürüldü. 24 Haziran 1967. ‹stanbul’da üniversite ö¤rencileri Amerikan 6. Filosu’nun ‹stanbul Liman›na geliflini protesto ettiler. 25 Haziran 1980. K›rflehir’de sa¤ görüfllüler solculara ait iflyerlerini tahrip ettiler. Olaylar iki gün sürdü; 1 kifli öldü; soka¤a ç›kma yasa¤› ilan edildi. 1981. Devrimci tutsaklar Ahmet Saner ve Kadir Tanbo¤a idam edildiler. 27 Haziran 1905. Kurtlu yeme¤e karfl› ç›kan tayfalar›n kurfluna dizilmesini önlemek isteyen Rus Savafl gemisi Potemkin’in mürettebat› Karadeniz’de ayaklan›p gemiyi Odessa’ya do¤ru yönlendirdi. Birinci Rus devrimin ilk ayaklanmas› Odessa’da bafllad›. 1954. Guatemala’da CIA’n›n destekledi¤i darbeyle halk›n seçti¤i hükümet devrildi. 29 Haziran 1925. Do¤u ‹stiklal Mahkemesi’nce ölüm cezas›na çarpt›r›lan fieyh Sait ve arkadafllar› idam edildi. 1982. ‹srail Lübnan’› iflgal etti.. 30 Haziran 1921. Çin Komünist Partisi kuruldu. 1960. Kongo ba¤›ms›zl›¤›n› ilan etti. Baflbakanl›¤a Patrice Lumumba getirildi.


17-30 Haziran 2005

26

24

fiimdi reklamlar, az sonra kad›nlar›n ac›lar›yla karfl›n›zday›z! Bir televizyon kanal›nda yay›nlanan “Kad›n›n Sesi” adl› programa kat›larak, yaflad›¤› ailevi sorunlara de¤inen Birgül Ifl›k, 18 May›s günü Elaz›¤ Otogar›’nda 14 yafl›ndaki o¤lu R.I. taraf›ndan tabancayla vurulmufltu. A¤›r yaralanan Ifl›k, F›rat T›p Merkezi’de tedavi görüyordu. Hayati tehlikeyi atlatt›¤› belirtilen ve belden afla¤› felç olan Ifl›k, yo¤un bak›mdan ç›kar›lm›flt›. Durumu a¤›rlafl›nca tekrar yo¤un bak›m ünitesine al›nan Ifl›k, 13 Haziran’da yaflam›n› yitirdi. Peki bu durumun sorumlusu/sorumlular› kim, annesini vuran o¤lu mu, öldürme karar›n› alan aile mi, olay› verme flekliyle reytingten baflka hiçbir amaç gütmeyen medya m›, can güvenli¤ini sa¤lamak için hiçbir önlem almayan kolluk güçleri mi? Yahut ço¤u kimsenin az önce sayd›klar›m›z› dile getirip de, toz kondurmaya yanaflmad›¤›, bu sorunlar› üreten burjuva-feodal sistem mi?

Dayak yiyen kad›nlar-çocuklar… Evden at›lan kad›nlar… Aldatan ve aldat›lan efller… Kaynana-görümce bask›s› yaflayan kad›nlar… Namusu kurtar›lmas› gerekenler… Kuma getirilenler… Töre cinayetleri tehdidi alt›ndaki, tecavüze u¤rayan kad›nlar… Sosyal yaflamdan kopar›lm›fl olanlar… Ayr›lanlar, bar›flanlar, gidenler, dönenler, dönmeyenler... Aylardan beri kad›n programlar›n›n konuflmac›lar›, konuklar› olan kad›nlar, dünyan›n tüm a¤›rl›¤›n›n omuzlar›na bindi¤i kad›nlar olanlar... Burjuva-feodal medyada çeflitli kanallarda, çeflitli adlarda “kad›na yönelik haz›rlan›p” sunulan programlarda üstte sayd›¤›m›z gerçeklikler tüm ç›plakl›¤›yla gözümüzün önüne sürüldü. Ekrana çeflitli sorunlar yaflayan ve “kad›n olman›n ülkemiz flartlar›nda ne denli a¤›rl›klar› oldu¤unu” gösteren programlar sürüldü. Oldukça hassas konulara de¤inilen programlar on y›llard›r-bin y›llard›r el sürülmemifl konulard›. Bu hassas konular›n ifllenmesi, bir o kadar hassasiyetle bu sorunlara yaklafl›lmas›n› zorunlu k›l›yordu. Olmad›. Reyting kayg›s› güdülerek insanlar›n sorunlar› metalaflt›r›ld›. Sorunlar›n çözümünün yerini en çok izleyici kitlesine ulaflmak kayg›s› ald›¤› için sorun adeta bir ç›kmaz sokaktan al›n›p farkl› bir ç›kmaz soka¤a tafl›nm›fl oldu. E¤er reyting kayg›s› güdülmeden yap›lsa (ki bunun olmas› bu kâr difllileri aras›nda mümkün de¤ildir) hiç kuflkusuz sorunlar›n çözümü için bir araç haline getirilme zemini yarat›labilir. Top-

lumun geneli aç›s›ndan düflündü¤ümüzde böylesi programlar›n e¤itsel bir fonksiyonu da (bilimsel yöntemler izlenmesi kayd›yla) oluflturulabilirdi. Sonuçta bu programlarla bir kavga arenas› yarat›ld› adeta ve insanlar birbirine sald›rt›ld›. Nisan ay› içinde ‹zmir’de üç kiflinin ölümü ile gerçekleflen olaylar›n ard›ndan May›s ay› içinde Birgül Ifl›k adl› kad›n o¤lu taraf›ndan kurflunland›. Bu yaflananlar birer sonuçtu… Birgül Ifl›k kocas›ndan fliddet görmüfl ve çocuklar›na bakmakta zorlanan bir kad›nd›. Kocas›n›n 3. evlili¤iydi ve daha önce de gördü¤ü bask›lar nedeniyle evden kaçmak zorunda kalm›flt›. Kocas›n›n üzerine kuma getirmesi ile birlikte bir kez daha evden kaçm›fl ve polise s›¤›nm›flt›. Polis, ona adres olarak Kad›n›n Sesi adl› program› gösterir. Yasemin Bozkurt, kocas›yla bar›flt›rmak için Birgül Ifl›k’› program›na al›r, ekrana ç›kar›r. Kad›n programlar›n›n tümünün buldu¤u “çözüm”dür bu; ayr›lanlar› bar›flt›r›p, kutsal ailenin devaml›l›¤›n› sa¤lamak. Oysa ki, kad›n›n çilesinde herhangi bir azalma yoktur. Böylece Birgül Ifl›k’›n problemi güya çözülecektir. Program sonras› Birgül Ifl›k’›n hayat›n›n tehlikede oldu¤unu iletmesi üzerine Bozkurt, Elaz›¤ Valisini arar. (Valilik, Bozkurt’un bu iddias›n› reddetmektedir.) Bozkurt’un iddias›na göre Vali, Birgül Ifl›k’› koruma sözü verir. Sonuçta Elaz›¤’a varan Birgül Ifl›k o¤lu RI taraf›ndan otogarda kurflunlan›r. Sonucun birkaç noktas› önemlidir. Birincisi afliretsel feodal sistem ve onun yaratt›¤› evlenme sisteminin kad›n üzerindeki muazzam tahakkümü, bu sorunun çözümüne engel olmufltu. ‹kincisi; yaln›z bir kad›n olan Birgül Ifl›k sorununa yan›t alabilecek ne bir ‘devlet’e ne de bir sosyal kuruma sahiptir. Nitekim daha önceki pekçok töre cinayeti yahut kad›n›n fliddetle karfl› karfl›ya kalmas› öncesi polise baflvurarak “tedbir” isteyenlerin sonu “kader”leriyle baflbafla kalmak olmufltur. Üçüncüsü de, s›¤›nacak bir tek liman olarak, baflka bir alternatif göremedi¤i için TV program›n› seçmesi sorununu çöz(e)memifl ve Birgül Ifl›k için sorunun daha boyutlu bir hal almas›n› tetiklemifltir. Bu cinayet girifliminde kimin suçlu oldu¤una bu aç›lardan bakmam›z

gerekmektedir. Kad›nlar› bu programlara kat›lmaya iten sebeplerin neler oldu¤u sorusunu, kad›nlar bu programlara kat›lmak yerine daha farkl› alternatiflere sahip mi ve sahipse neden baflka alternatifleri de¤erlendirmiyorlar ve daha do¤rusu alternatifler seçmiyor da bu programlara kat›l›yor sorular› kapsam›nda ele almak gerekiyor. Öncelikle çok fazla alternatife sahip olunmad›¤› bir gerçektir. Tali bir çözüm gücü olarak çeflitli kad›n örgütleri veya s›¤›nma evleri düflünülebilir. K›smi anlamda kad›n sorunlar›na yan›t olabilen bu kurumlar›n pek yayg›n ve toplum genelinde etkin bir gücü oldu¤unu göremiyoruz. Ama neredeyse ‘her eve’ hitap edebilen TV’ler arac›l›¤›yla kad›nlar gözünde bu programlar bir alternatif olarak görülebiliyor. Hiçbir çözüm alternatifi olmad›¤› koflullarda ne yapmas›, nereye gitmesi gerekir, bu tür sorunlar yaflayan kad›nlar›n? Bu programlar›, sefil hayattan kurtulman›n son çaresi olarak gören kad›nlar›n hiçbir yerden sosyal yard›m alamamas›, bu yönüyle bu programlar› ‘hiç’ de¤ilse mevcut s›n›rlar içinde bir ‘kanal’ açm›fl olmas› yönü ile ele al›nmas› gerekiyor. Hiç kuflkusuz, Birgül Ifl›k afliretsel

feodal yap› içinde küçük de olsa bir itiraz gerçeklefltirmifltir. Bunun diyeti büyük olmufltur: 5 kurflun. ‘Dört duvar içinden ç›kmak’ böylesi bir anlam ifade ediyor; ülkemizin sosyo-ekonomik geliflmifllik ölçütü aç›s›ndan. Kapal› aile yap›s› içinde kalan ve erke¤in ‘topra¤›’ halindeki bir kad›n olgusu karfl›m›za ç›k›yor. Kad›n›n buna itiraz›n›n karfl›l›¤›d›r, befl kurflun. Sorunun bir baflka yönü baz› programlar Birgül Ifl›k’a s›k›lan kurflunlar›n ard›ndan yay›ndan kald›r›ld›. Bu çözüm müdür ve çözüme ne ölçüde katk›-

s› olur? Herfleyden önce flunu belirtmemiz gerekiyor: Bu programlar; kad›n›n dört duvar d›fl›na ç›kart›lmas› aç›s›ndan bir misyon oynam›fl say›lsa dahi hiçbir flekilde çözüm olamam›flt›r, genel anlamda. E¤er çözüm de¤ilsen, sorunun bir parças›s›nd›r yarg›s›n›n, bu programlar için denk düfltü¤ünü söyleyebiliriz. Bu programlarla sunulan çözüm yöntemi(!) ‘bar›flt›rmak’t›r. Bu da asla çözüm olamaz. Kurt ile kuzu bar›fl› olur bu. Meselenin çözümü; haks›zl›¤a u¤rayan›n haklar› aç›s›ndan ele al›nsa neyse, ama bu aç›dan ele al›nmamakta ve suni çözümler yarat›lmakta, bu da çözüm olmamaktad›r. Kad›n Proramlar›n›n tümü fliddetin ve yoksullu¤un sebeplerini bireysellefltirmekte ve suçu ya h›rs›z kocaya, ya huysuz kaynanaya, ya da vefas›z geline yüklemektedir. Bu sorunlar› do¤uran sistemin k›y›s›ndan dahi geçilmemekte, kad›nlara yaflam güvencesi vermeyenlere toz kondurulmamaktad›r. Bir di¤er bak›fl aç›s› ise, RTÜK Baflkan› ve birçoklar›n›n dile getirdi¤i, bu tür programlar›n ‘sosyal dokuyu kafl›d›¤›’, ‘sorunlar› ortaya döktü¤ü’, ‘toplumsal yap›ya ters oldu¤u’ söylemleridir. Bu da gerçek niyeti göstermektedir: “Bu sorunlara dokunulmas›n, sosyal doku de¤ifltirilmesin” vb. bir defa bu programa kat›lanlar çoklukla bir tak›m tehditleri göze alarak TV’lere ç›k›yor. Sorunlar› ortaya dökmeyi göze al›yor. Toplumun d›fl›na itilmeden ölümü göze almaya dek, bu tehditler (toplum yap›s›n› düflündü¤ümüzde bu tehdit ‘aç›k’ flekilde yap›lmam›fl olsa bile, varl›¤› hissedilebilir) yaflan›yor. Sorun; bu dokunun kafl›nmas›nda de¤il, nas›l ve hangi yöntemle kafl›nd›¤›ndad›r. Yol ise, sosyal dokunun elbetteki kafl›nmas› ve toplumsal yap›n›n köklü bir de¤iflime u¤rat›lmas› gerekmektedir.


24

27

17-30 Haziran 2005

Diyarbak›r’dan yans›yanlar

Türkiye Kürdistan›’n›n asi flehri; kavgan›n, direniflin sembolü Diyarbak›r(Amed); etraf›n› saran surlar›n heybetli durufluyla meydan okumufl y›llarca zalimin zulmüne. Nice yurtsever ve devrimciye kucak açm›fl her seferinde. May›s ay›nda daha da baflkad›r bu isyankar flehir, ‹brahim’in ser verip s›r vermeyen direnifli Diyarbak›r Zindanlar›nda flaflk›na çevirmifltir düflman›. Yine faflizmin muhalefeti karanl›¤a gömdü¤ünü düflündü¤ü y›llarda Dörtler bir meflale misali ayd›nl›k saçm›flt›r yar›nlara. Faflizm bir kez daha yenilgiye u¤ram›flt›r Diyarbak›r zindanlar›nda. Tüm bunlar›n etkisi ile daha bir güçlü ç›kar hayk›r›fllar ve daha bir k›z›ld›r renkler May›s’ta, Diyarbak›r’da… Kavgan›n, direnifl tohumlar›n›n topra¤a serpildi¤i flehir, isyan›n baflkald›r›n›n ad›d›r Diyarbak›r. Bu nedenle faflizmin tehlikeli düflmanlar›ndand›r Diyarbak›r halk›. “Uslanmaz” ve “vefas›zd›r” vefay› bilmeyenlerin karfl›s›nda. Patlamaya haz›r bir volkand›r daha ufac›k yaflta. Bölgede yürütülen gerilla savafl›n›n destekçisi görülen halk›n, özellikle k›rsal kesimlerde evleri y›k›lm›fl, köyleri yak›lm›flt›r. Uzak kentlere ve Diyarbak›r Merkez’e yo¤un göç yaflanm›flt›r y›llarca. Zorunlu göçün sonuçlar› olarak yoksulluk ve iflsizlik boygöstermifl Diyarbak›r sokaklar›nda. 7’den 70’e ekmek paras› telafl› sarm›fl yoksul Amed halk›n›. Kavgan›n ve savafl›n çocuklar› erken büyüyor bu flehirde, bir yandan ayakkab› boyuyor, bir yandan ufac›k yüreklerinde öfkelerini dillendiriyor. Sorgulayan hüzünlü gözlerle “ma ben de büyüyece¤im, ben hesab›n› soraca¤›m bize bunu çektiren askerlerden”. Köyünde ne kadar mutlu yaflad›¤›n› anlat›yor ufac›k parmaklar›n›n aras›na s›k›flt›rd›¤› sigaras›ndan bir nefes çekerek. Okula gidemiyor birço¤u, omuzlar›ndaki yükün a¤›rl›¤›yla… Dedik ya ekmek telafl› sarm›fl herkesi çocuklu¤unu unuttururcas›na.

D‹YARBAKIR FEST‹VAL‹’NE KISA B‹R BAKIfi Bu y›l beflincisi düzenlenen Diyarbak›r Kültür ve Sanat Festivali, 28 May›s-6 Haziran tarihleri aras›nda “Tüm sesler ve renkler bar›fla” temas›yla yap›ld›. Festivalin kültür ve sanat içeri¤i ile dillendirilmesine karfl›n program›n geneline konserlerin hakim olmas› dikkat çekerken, kat›l›m›n di¤er y›llara oranla hayli düflük olmas› göze ilk çarpan yand›. Elbette bunun en büyük nedeni festival program›n›n, bölge halk›n›n yaflad›¤› sorun ve çeliflkilerin ifadesinden uzak bir flekilde haz›rlanmas› idi. Zira bu festivalin ana temas›nda da kendini aç›k bir flekilde ortaya koyuyordu. Festival bar›fl temas›ndan baflka bir mesaj vermiyordu. Bu ilk bak›flta do¤al görünse de (ulusal hareketin bölgedeki etkisinden dolay›) halk›n içine girdi¤imizde yaflanan çeliflkilerin ve istemlerin farkl› oldu¤unu görmek çok zor de¤il. ‹nsanlar festivalden uzak günlük yaflamlar›na devam ederken, akflamlar› çeflitli semtlerde düzenlenen konserlere birkaç sanatç› görmek ve bir nebze rahatlamak (e¤lenmek) amac› ile kat›l›yordu. Festivale iliflkin halkla yapt›¤›m›z söylefliler ve ald›¤›m›z görüfller anlatmak istediklerimizin en yal›n ifadesi. Müslüm Çiçek: Ben 42 yafl›nday›m. 5 tane çocu¤um var, bir iflim yok, periflan›z. Çat›flmalardan kaynakl› devlet köyümüzü boflaltt›. Kürtler üzerindeki bask›lar hala devam ediyor. Bar›fl dedik yine bask› gördük. Bir millet, bir kifli istenmeyen çocuk muamelesi görüyorsa ister istemez baflkald›r›r. Biz biliyoruz ki ne kadar bar›fl da desek devlet bize muamelesinden vazgeçmeyecek. Valla konserler hofltur, ama benim derdim ekmektir.

fiahin Karabulut: Ben üniversiteye haz›rlan›yorum. Elbette bu tür etkinlikler de iyidir. Ama bizim halk›m›z okumay›-yazmay›, kendini gelifltirmeyi pek sevmez. Esas olarak bunlar›n önü aç›lsa daha yararl› olur kan›mca. Festivalin sadece konserlerle s›n›rland›r›lmas› iyi olmam›fl. Festivalin anlam› biraz da Diyarbak›r’› di¤er illere tan›tmak ama bu sene kat›l›m düflük. Azize Ayd›n: Ben 15 senedir pazarda çal›fl›yorum. Dicle’den 25 sene önce geldim. Üzümlü köyündenim. Orada 15 sene oturdum. Köyde hayvan vard›, bahçe vard›. Burada geçim, idare yoktur. Evimiz pazara yak›n. Bize ait ama küçük, üç göz 10 tane yetiflkin bir evde kal›yoruz. Bunlar yetmiyormufl gibi bir de devletten bask› görüyoruz. fiimdi Belediye

pazarlar› da kald›r›yor, “vergi verin” diyor. Ba¤lar insan› fukarad›r. Ne kazan›yoruz ki bir de vergi verelim. Belediye DEHAP’tad›r ama kimse kimsenin derdini anlam›yor. Biz akflama kadar burada periflan duruyoruz valla. Konser e¤er ki Ba¤lar’da oluyorsa gidiyoruz, bak›yoruz. Bize festival yoktur, ekme¤imizin derdindeyiz. Abdullah Aziz: Valla flimdi size diyem. Hele flu etraf›na bir bak yüzlerce çocuk, peçete sat›yor, boya yap›yor para kazanmak için, her gün biraz daha fazla kazanay›m diyor, h›rslan›yor h›rs›zl›k yap›yor. Festival bizim neyimize hele önce bunlar› kurtar›n. GAZETEM‹ZLE D‹YARBAKIR SOKAKLARINDAYIZ Bu y›l geçen y›ldan ç›kard›¤›m›z deneyimler ›fl›¤›nda, bir kez daha festival kapsam›nda Partizan çal›flanlar› olarak Diyarbak›r’day›z. Amac›m›z Ajitasyon/Propaganda yaparak yay›nlar›m›z› ve düflüncelerimizi en genifl kitlelere tafl›mak. Çal›flmalar›m›z› planlad›ktan sonra faaliyetimize bafllad›k. Düflman›n tahammülsüzlü¤ü belli çal›flmalar›m›z› engellese de (kitap stand› gibi) esas olan amac›m›z›n, kitlelere ulaflmam›z›n önüne geçeme-

di. Diyarbak›r’›n yoksul semtlerinde ellerimizde gazete ve dergilerimizle sesli ajitasyon yaparken, Ofis’te bulunan Sanat Soka¤›’nda da gazete stand›m›z› açt›k. Böylece semtlerde yakalad›¤›m›z iliflkileri misafir ederek daha genifl sohbet flans› yakalad›k. Gündüzleri semt çal›flmalar› yaparken akflamlar› düzenlenen konserlere yine yay›nlar›m›z ve flamalar›m›zla kat›ld›k. Yine konser alanlar›nda açt›¤›m›z standlar kitlelerle diyalog kurmam›zda önemli bir etkendi. Kimi zaman tek tek sohbetler yaflan›rken genelde etraf›m›za toplanan yedi-sekiz kiflilik gruplarla düflüncelerimizi ve Kürt Ulusal Hareketi’nin içine girdi¤i süreci tart›flarak kitleyi anlamaya çal›fl›yorduk. Yapt›¤›m›z tüm çal›flmalarda ajitasyonun ne kadar güçlü bir silah oldu¤unu bir kez daha gördük. Bir yandan ‹brahim Kaypakkaya’n›n direnifl gelene¤ini anlat›yor di¤er yandan iflsizli¤in-yoksullu¤un kader olmad›¤›n› dillendirirken kitleyi Partizan saflar›nda örgütlemeye ça¤›r›yorduk. Bütün bu çal›flmalar esnas›nda özellikle otuz yafl üstündeki insanlar›n ‹brahim’e, Partizan’a yabanc› olmad›¤›n› gördük. ‹brahim flamalar› ve afiflleri önünde dona kalan bak›fllar, gözyafl›na kar›flan cümleler komünist önder Kaypakkaya’n›n kitlelerin gönlünde ve bilincinde kurdu¤u taht›n önemini bilince ç›kar›rken; kitlelere gitmenin, kitlelerden ö¤renmenin coflkusuyla bir faaliyetimizi daha sonland›rd›k.

Ay›fl›¤› Sanat Merkezi’nden Protesto ‹zmir Ay›fl›¤› Sanat Merkezi, ‹stanbul Sar›gazi Ekin Sanat Merkezi’nin kapat›lmas›n› protesto etti. 4 Haziran günü saat 13:00’te Konak Kemeralt› giriflinde bir araya gelen Ay›fl›¤› Sanat Merkezi emekçileri ad›na yap›lan aç›klamada yaklafl›k 2 y›ld›r çeflitli gerekçelerle kapat›lmaya çal›fl›lan Sar›gazi Ekin Sanat Merkezi’nin 6 May›s 2005’te “bina imar” izni olmad›¤› gerekçesiyle kapat›ld›¤› belirtildi. Aç›klaman›n ard›ndan “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›yla eylem sonland›. Eyleme Partizan, Devrimci Hareket ve ÖMP de destek verdi. (‹zmir)


28

17-30 Haziran 2005

24

“Biz yapt›klar›m›z› SEKA’dan ö¤rendik” sendika direniflin bafl›na geçmek zorunda kalm›fl. 2001 y›l›nda kapat›lmak istenen fabrika, iflçilerin o dönemdeki kararl› direnifli sonucu geri ad›m at›lm›fl. Bu anlam›yla iflçilerin SEKA gibi olmasa da az›msanmayacak bir deneyimleri ve güvenleri mevcut. Bunun en önemli göstergesi hükümete geldiklerinde özellefltirmeleri uygulayan düzen partilerinin eyleme kat›lmak zorunda kalmas›. SHP, ‹P, Saadet Partisi, CHP gibi partiler taban›n bas›nc› alt›nda özellefltirmeye hay›r demek zorunda kal›yorlar. SEKA, TEKEL, Seydifle-

Özellefltirmelere Hay›r Çelik-‹fl Sendikas› ve Hak-‹fl Konfederasyonu taraf›ndan “Eti bizimdir, özellefltirmelere hay›r” fliar› ile düzenlenen miting 10 Haziran günü yap›ld›. 150’ye yak›n otobüsle eflleri ve çocuklar›yla Ankara’ya ak›n eden emekçiler, iflsizli¤e ve özellefltirmelere karfl› tepkilerini hayk›rd›. Saat 12:00’de Toros Sokak’tan bafllayan eylemde yaklafl›k 8 bin kiflilik kitle sloganlarla Abdi ‹pekçi Park›’na yürüdü. ‹fl önlükleri ve baretleriyle yürüyen, “ABD defol”, “Her yer Eti her yer direnifl”, “Seydiflehir vatand›r vatan sat›lmaz”, “Eti bizimdir bizim kalacak” sloganlar›n› hayk›ran kitle, oldukça öfkeliydi. Çelik-‹fl Sendikas› ‹skenderun ve Karabük flubeleri Maden-‹fl Sendikas›, Öz ‹plik-‹fl sendikas›, ESM, TMMOB, KESK, EMEP, ÖDP’nin de destek verdi¤i eylemde Çelik-‹fl sendikas› Seydiflehir flube baflkan› Muharrem O¤uz bir konuflma yapt›. Kitle taraf›ndan yo¤un alk›fllarla desteklenen O¤uz; konuflmas›nda Tayyip Erdo¤an’›n ABD ziyaretini elefltirerek, Eti’yi satt›rmayacaklar›n› söyledi. Ard›ndan yo¤un protestolarla söz alan Çelik-‹fl Baflkan› Feridun Tankut’un konuflmas›n› iflçiler “Seydiflehir Karabük olmayacak” slogan›yla kestiler. Son olarak söz alan Hak-‹fl Ge-

nel Baflkan› Salim Uslu protestolar, ›sl›klar yüzünden konuflmas›n› yapamad›. Araya giren sendika bürokratlar›n›n kitleyi azarlamas›yla Uslu konuflmas›n› yapabildi. Eylemde Eti iflçilerine TÜPRAfi iflçileri de destek verdi. Öte yandan Al›nteri, Kald›raç, K›z›lbayrak, ESP de pankartlar›yla iflçilerin yan›ndayd›. Sohbet etti¤imiz Eti iflçilerinin AKP hükümetine ve sendikaya tepkisi oldukça dikkat çekiciydi. “Biz yapt›klar›m›z› SEKA’dan ö¤rendik, biliyoruz ki bunlar Eti’yi satmakla limanlar›, madenleri ve vatan› satm›fl oluyorlar, sonuna kadar direnece¤iz” diyen Eti iflçilerinin mücadele konusunda sendikaya ra¤men kafalar› net, SEKA direnifli s›ras›nda at›lan “SEKA k›v›lc›m” slogan› Eti’de daha bir anlam kazan›yor. Eflleri ve çocuklar›yla eyleme kat›lan iflçilere Seydiflehir halk› da kepenklerini kapatarak destek veriyor. Çelik-‹fl Baflkan› Feridun Tankut’u tartaklayan iflçiler, iflgal eylemlerine bafllayacaklar›n› dillendiriyorlar. ‹flçiler önceleri sendikan›n duyars›zl›¤› ile karfl›laflm›fllar. Kendi aralar›nda da oluflturduklar› fabrika komiteleri ile örgütlenmeye bafllay›nca

hir... S›n›f mücadelesi giderek keskinlefliyor, özellikle de direnifllerin s›n›f›n di¤er güçleri taraf›ndan “Her yer SEKA her yer direnifl”, “Her yer Eti her yer direnifl” sloganlar›yla sahiplenilmesi önem tafl›yor. (Ankara) Seydiflehir iflçisi direnifle devam ediyor Seydiflehir Etibank Alüminyum iflçileri, fabrikalar›n›n özellefltirilmesi karar›n› protesto etmek için 5 Haziran

Pazar günü Seydiflehir-Antalya karayolunu yar›m saat trafi¤e kapatt›. ‹flçi ailelerinin ve Seydiflehir halk›n›n da destek verdi¤i eyleme yaklafl›k 3 bin kifli kat›ld›. Otomobil, otobüs, kamyon ve kamyonetlerle Seydiflehir-Antalya Karayolu’nun 15. kilometresindeki Susuz Yayla mevkiine giden Seydiflehirliler, araçlar›n› geçifli engelleyecek flekilde karayoluna park etti. Jandarma trafi¤e tamamen kapal› yolda bir süre yürüyüfl yapan iflçi ve ailelerini barikat kurarak engellemeye çal›flt›. ‹flçilerin da¤›lmamas› üzerine jandarma Çelik-‹fl Seydiflehir fiube Baflkan› Muharrem O¤uz’u gözalt›na almaya çal›flt›. Elleri kelepçelenmek istenen O¤uz, iflçilerin müdahalesi üzerine gözalt›na al›namad›. Daha sonra iflçilere hitaben konuflma yapan O¤uz, amaçlar›n›n iflletmenin özellefltirme kapsam› d›fl›na al›nmas› oldu¤unu söyleyerek bunu sa¤layana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti. Seydiflehirli destek ar›yor Özellefltirilmesine karfl› mücadele yürüten Seydiflehirliler destek istemek üzere Ankara’ya gitti. Meclis’te görüflmelerde bulunan halk ve Seydiflehir fiehir Meclisi üyeleri siyasi partileri ziyaret etti. Baflkanl›¤›n› Çelik-‹fl Seydiflehir fiube Baflkan› Muharrem O¤uz’un yapt›¤› fiehir Meclisi’nin 35 üyesi, temaslarda bulunmak üzere 7 Haziran’da Ankara’ya hareket etti. Hareket öncesi aç›klama yapan O¤uz, flimdiye kadar yapt›klar› eylemler sonucunda istediklerini elde edemediklerini ve bu nedenle Ankara’ya görüflmeler yapmaya gittiklerini aç›klad›. fiehir Meclisi üyeleri ilk olarak mecliste CHP grubu ile bir araya geldi. CHP grup toplant›s›na kat›lan meclis üyeleri destek talebinde bulundu. Sonras›nda heyet MHP, ANAP, DYP, ve SP’yi ziyaret ederek destek talebinde bulundular. 8 Haziran Çarflamba günü K›z›lay’da 50 kifli ile bildiri da¤›tan heyet, halka destek ça¤r›s› yapt›. (Kartal)

Sar›yer halk› y›k›mlara karfl› birlefliyor “Kentsel Dönüflüm Plan›” ad› alt›nda ‹stanbul’un pek çok emekçi semtinde bafllat›lan ya da bafllat›lmas› düflünülen gecekondu y›k›mlar›na karfl› emekçi halk bir araya gelerek y›k›ma karfl› ortak kararlar al›yor. Y›k›mlar›n bafllat›laca¤› yerlerden biri olan Sar›yer Kaz›m Karabekir Pafla (Da¤evleri ve Kocatafl Mahallesi) halk› da y›k›mlara karfl› bir araya geldi. Kaz›m Karabekir Pafla Mahallesi Derne¤i’nin ça¤r›s›yla 4 Haziran’da bir araya gelen yaklafl›k 100 kifli mahallede her sokaktan iki kiflinin seçilmesiyle Temsilciler Heyeti oluflturma çal›flmalar›na bafllam›fllard›. 11 Haziran’da belirlenen temsilcilerin bir araya geldi¤i top-

lant›ya mahalle halk›ndan yaklafl›k 80 kifli kat›ld›. Toplant›da önce genel bir bilgilendirme yap›ld›. Mahallede oturan bir avukat hukuki durumu aç›klad›. Ayn› flekilde Belediye ‹mar Müdürü ile görüflen bir ö¤retmen de, mahalle halk›n›n yok say›ld›¤›n›, evlerinin enkaz, kendilerinin ise iflgalci olarak görüldüklerini, y›k›lan yerlere “halka örnek olsun” denilerek villa yapt›r›laca¤›n›, ancak bu mahallede kimsenin villa yapamayaca¤›n›, dolay›s›yla kendilerinin buralardan sürülerek, arazilerin rantiyeye peflkefl çekilece¤ini belirtti. Belediye Encümeni’nde yer alan bir baflka kifli de “Biz yurdumuzu direnerek savun-

mak zorunday›z çünkü baflka gidecek yerimiz yok” diyerek durumu özetledi. Y›k›m karfl›t› çal›flmalar›n h›zla devam etmesinin karar›n›n al›nd›¤› toplant›da, Belediye’nin halk› bölmek için çeflitli söylentiler yayd›¤›, para karfl›l›¤› anlaflarak y›k›mlar› gerçeklefltirmek istedi¤i belirtilerek, bu oyunlara gelmemek gerekti¤i ve bütünlü¤ün korunmas›n›n zorunlulu¤u ortaya konuldu. Sar›yer’in gecekondu y›k›m› karfl›t› çal›flma yürütülen Derbent, Poligon, Ferahevler gibi semtleriyle de görüflüldü¤ü ve birlikte hareket edildi¤i belirtilerek, olas› bir y›k›m durumunda tüm ‹stanbul çap›nda duyarl›l›k oluflturmak için di¤er ilçelerdeki mahalle der-

nekleri ve demokratik kurumlarla irtibata geçilece¤i vurguland›. Belediye’nin amac›n›n mahallede bulunan Sedakent gibi, Alarko Villalar› gibi alanlar› ço¤altmak oldu¤u ancak emekçi halk›n yok say›lamayaca¤› kat›lan halk taraf›ndan dile getirildi. Lazlar›n Çay›r› olarak an›lan bölgedeki bir eve 30 Haziran’da y›k›m yap›laca¤› karar›n›n ulaflt›r›ld›¤› belirtilerek tüm halka duyarl›l›k ça¤r›s› yap›ld›. Toplant› sonucunda çal›flma guruplar› oluflturularak, mahallede görüflülmedik tek ev kalmamas› için çal›flmalar›n h›zland›r›lmas› gerekti¤ine karar verildi. (‹stanbul)


29

24

17-30 Haziran 2005

Ayn› flehirde kurulu farkl› dünyalar;

V‹LLALAR VE GECEKONDULAR Y›llar önce bir arkadafl›m anlatm›flt›, Ege’de bir “sahil kasabas›”na davet edildi¤i zaman yaflad›¤› hayal k›r›kl›¤›n›… Hayal k›r›kl›¤›n›n sebebi, sahil kasabas› denilince akl›na gelenin tatil broflürlerinde, kartpostallarda gösterilen “renkli” görüntüler olmas›ndan kaynaklan›yordu. Öyle yerler de vard› gitti¤i yerde varolmas›na da, kendisini davet eden arkadafl› kasaban›n gecekondulardan oluflan, yo¤un göç alan üst k›sm›nda oturuyordu. Gecekondu bölgelerinde yaflam “siyah beyaz” d›r oysa. Sahildeki çöpler hergün toplan›rken, buralara u¤ramak ak›llar›na haftada bir gelir istemeye istemeye; gecekondular›n suyu kesilir su yetmiyor diye, oysa sahilde arabalar y›kanmaktad›r o suyla… t›pk› o kasaba gibidir iflte ülkemizin hali, ‹stanbul’un hali de bu benzetmeye uygundur. ‹stanbul’a gelen turistlere, yahut gezmek amac›yla gelenlere sorsan›z “‹stanbul nas›l bir yer?” diye, size anlataca¤› Sultanahmet, Ortaköy gibi flehrin cilalanm›fl yüzü olacakt›r. Hofl, varolan çevre politikas›yla buralar›n da çok mükemmel oldu¤u söylenemese de, yoksul mahalleler ile k›yasland›¤›nda karfl›m›za iki farkl› dünya ç›kmaktad›r. Ülkemizde k›rsal alanda yaflanan iflsizlik, köylünün geçinemez hale gelmesi ve köy boflaltmalar y›llardan beri köyden kente göçü zorunlu k›lmaktad›r. Göç edilen yerler aras›nda ‹stanbul’un “tafl› topra¤› alt›n” s›fat›n› kazanmas›yla bu göç her geçen y›l daha da artm›flt›r. Köyden kente göçün pekçok sebebi var kuflkusuz ancak iflsizli¤e paralel, Türkiye Kürdistan›’nda gerillayla yürütülen savafl ve gerillan›n halkla ba¤›n› koparmak için yap›lan zorunlu göçler, ev boflaltmalar, köy yakmalar bu göçü hepten art›rm›flt›r. Köyün ba¤r›ndan büyükflehre gelip yerleflen bu insanlar, devletin bar›nma ihtiyaçlar›n› karfl›lamak için herhangi bir çözüm üretmemesi üzerine, kendi bafllar›n›n çaresine bakmay› ö¤renmifller ve özellikle flehir merkezinden uzak, imar plan› olmayan yerlere bafllar›n› sokabilecekleri gecekondular› infla etmifllerdir. Devletin onlar› yok sayma politikas›na karfl›l›k, özellikle devrimci gelene¤in oldu¤u emekçi semtlerde, halk devrimcilerle birlikte ve kendi aralar›nda dayan›flarak evlerini yapm›fllar, hatta bu mahallelerin suyunu, elektri¤ini uzun çabalar sonras›nda kendi u¤rafllar›yla kazanm›fllard›r. Önceleri zengin semtlerle aralar›nda belli bir uzakl›k bulunan, flehir merkezine uzak olan bu gecekondu mahalleleri, sonras›nda göçün artmas›yla flehrin sürekli genifllemesi ve büyümesi sonucu bugün baz› yerlerde iç içe geçmifl durumdad›r. Yani ayn› mahalle içerisinde, bir yanda gecekondular di¤er yanda villalar uzanabilmektedir. Bunun tam tersi olan halen flehre çok uzak olan gecekondu mahalleleri de mevcuttur. Ancak ülkemizde hükümetler taraf›ndan sürekli dillendirilen ancak her seçim döneminde oy toplamak amac›yla geçici olarak geri çekilen gecekondu y›k›mlar› özellikle bulundu¤u arazi de¤erlenen, flehrin merkezi noktalar›na ya da Bo¤az’a yak›n

olan, depremde zarar görme olas›l›¤›n›n az olmas› nedeniyle de¤eri artan mahalleler için flu an gündeme sokulmufl durumdad›r. Gecekondu mahallelerinde oturanlar büyükflehre ilk geldiklerinde olduklar› gibi, hükümet ve yerel yönetim taraf›ndan tekrardan “yok say›larak” oturduklar› arazilerin üzerine planlar yap›lmakta, buralar toplu villa yap›m›, al›flverifl merkezi yap›laca¤› söylenerek sermaye-

ye peflkefl çekilmek istenmektedir. Ancak köyden flehre gelmifl olanlar›n bu duraktan sonra gidebilecekleri baflka bir yer yoktur! ‹stanbul’un kartpostallara yans›mayan yüzü; gecekondular… Bu mahallelerde tablo hep birbirinin ayn›s›. Mesela Alt›nflehir’de (Tahtakale, fiahintepe, Bayramtepe, Alt›nflehir, Yar›mburgaz) ve Ayazma’da hala kanalizasyon yok. Olan yerler de var mutlaka, mesela Tahtakale’de ve Alt›nflehir merkezde. Ancak bu kanalizasyon sistemi de çok ilkel flebekeler halinde döflenmifl durumda. Ço¤u yerde foseptik at›klar hala K. Çekmece gölüne, k›rl›k alanlara ve K. Çekmece’ye akan derelere boflalt›l›yor. Genel olarak direkt göle ak›t›l›yor. Derelerde su de¤il, adeta foseptik ak›yor. Özellikle Ayazma deresi bu durumdad›r. Ömerli köyünün içinden geçen derenin de durumu ayn›. Dere Ömerli’yi geçip Bahçeflehir’in alt›ndan ak›yor ve flimdi Bahçeflehir’in at›klar› da dereye b›rak›l›yor. Bu gecekondu bölgelerinde b›rakal›m sosyal-kültürel-sportif aktiviteler için mekanlar›n olmas›n›, ilkokul bile yetersiz, lise bile yok. ‹lkokullar›n araç-gereç, su, elektrik, kömür, ö¤retmen, temizlik personeli yok denecek kadar az. Ulafl›m anlam›nda da bir y›¤›n sorun bu semtlerde yaflayan emekçi halk› can›ndan bezdirmifl durumda. Yollar bozuk, mahalle önlerinden geçen cadde d›fl›nda tüm yollar asfalts›z ve çamurlu. Otobüsler ise yetersiz, halk bal›k istifi yolculuk ediyor. Devletin bu bölgelere sa¤l›k hizmeti de yok. Bu mahallelerde ya sa¤l›k hizmeti hiç yok, ya da çok yetersiz. Sa¤l›k hizmetinin olmamas› onlar›n ancak gazetelerin üçüncü sayfas›nda iki sat›r yaz› olarak yer almalar›n› sa¤layabiliyor; “yaflam, hastaneye yetiflmeyi bekleyemedi…” Ve iflsizlik… Bu semtlerde iflsizlik had safhada. Sokaklar okula gitmeyen ve iflsiz çocuklar ve gençlerle dolu. Bu gençler kavga ediyor, çetelere bulafl›yor, tiner ve de¤iflik

uçucu madde ba¤›ml›s› oluyor vb. Kahvehaneler, bilardo-atari salonlar›, internet cafeler t›kl›m t›kl›m dolu, genç yafltaki insanlar buralarda zaman öldürmenin peflinde, çünkü gelecek onlar için umut vaat etmekten oldukça uzak görünüyor… AKP hükümetinin ifl bafl›na gelir gelmez yapmaya bafllad›¤› en önemli icraatlar›ndan birisi de “kaçak yap›yla mücadele” ad› alt›nda gecekondu semtlerini yerle bir ederek buralarda yaflayan insanlar› evsiz barks›z b›rakmak oldu. ‹lk olarak Alibeyköy’de yaflanan sel felaketinin ard›ndan bölgenin boflalt›lmas› ile birlikte gündeme gelen y›k›mlar daha bir yayg›nl›k kazanarak geniflledi. Bugünlerde Sar›yer, Armutlu vb. semtleri de içine alarak geniflleyen bölgelerde halk tedirgin. Y›k›m gerekçeleri her ne kadar

kentsel dönüflüm olarak aç›klansa da y›k›ma gelenlerin örne¤in Bayramtepe’de söyledikleri “stadyumun manzaras›n› bozuyor”, “Avrupa’ya böyle mi girece¤iz”, “Olimpiyatlara gelen turistlerin üzerinde yarataca¤› etki” as›l nedenleri göstermektedir. Ayn› gerekçeler Sar›yer’de “siz burada iflgalcisiniz!” oluyor, oysa “ben iflgalciysem bana ruhsat vermeyen devlet, villa yapana nas›l veriyor ruhsat›?” sorusu cevap verilmeden havada as›l› kal›yor. Gecekondularda y›k›mla ve gecekondu sorunlar›yla mücadele Devletin ‹stanbul’da pekçok emekçi semti ortadan kald›rarak buray› sermayeye açma plan›n› tersine döndürebilecek olan tek güç, halk›n örgütlü gücü. Bugün gecekondu sahiplerinin tapusunun, hisse tapusunun vs. olmas› da hiçbir fleyi de¤ifltirmiyor. Devlet buralar› hazineye ait gördü¤ünden istimlak bedeli de¤il, ço¤u yerde enkaz bedeli veriyor. Yani kendisi yok say›lan halk›n evi de ev de¤il zaten, alt› üstü bir gecekondu yani enkaz! Bu mahallelerde yap›lmas› gereken önemli bir görev halk› “evlerinin y›k›lmamas›” talepleri ile mücadeleye sokmak, mücadelede birlefltirmektir. Kendi haklar› için, kendi acil talepleri için mücadele etmeyen biri, uzun vadeli sorunlar›n çözümü için de k›l›n› dahi k›p›rdatmayacakt›r. K›sa vadeli mücadele araçlar›n›n, kampanyalar›n, sloganlar›n uzun vadeli mücadeleyle ba¤›n› kavramal›y›z. Halk›n acil taleplerini belirleyip, bu acil talepleri belli sloganlar-kampanyalarla birlefltirerek en genifl kat›l›m› sa¤lamaya çaba harcayarak halk› mücadeleye sevk etmeli, mücadele içinde birlefltirip, politiklefltirip, bi-

linçlendirip, devrimci mücadele içine kazanmal›y›z. Yine bu kitleyi süreklileflen bir mücadele içinde örgütlemek gereklidir. Gecekondu mahallelerinde halk› sokak sokak komiteler fleklinde örgütleyerek en genifl kesime ulaflmak, ulafl›lan bu kesimi kendi sorunlar› etraf›nda birlefltirip bilinçlendirmek ve onlara bunu yapanlar›n teflhirini yapmak zorunluluktur. Devletin deste¤iyle geniflletilmeye çal›fl›lan zengin semtlerin oluflturdu¤u “Saadet halka”lar›na karfl›l›k, yaflam› üretenlerin oluflturdu¤u “emekçi halkalar” hep birlikte korunmuk zorundad›r. ‹stanbul’un gerçek yüzü, iflte gecekondu bölgemizde yaflanan sefalettir. “Kaçak yap›yla mücadele” ad› alt›nda flimdilerde TV’lerde s›k s›k ana haber bültenlerine, gazetelerde manfletlere, Alt›nflehir’deki gecekondulaflma (en çok da Bayramtepe ve Ayazma) ç›k›yor. ‹stanbul’un göbe¤inde yükselen kaçak yap›lara kimi örnekler vererek devam etmek istiyoruz; 1-Gökkafes: Dolmabahçe’de 150 metre yüksekli¤indeki bu gökdelen on y›l› aflk›nd›r mahkeme kararlar›na ra¤men y›k›lmad›. 2-Formula1 Tesisleri: ‹çme suyu havzalar›na kuruldu¤u için yarg›lanma süreci devam ediyor. 3-Sar›yer Platin Konutlar›: Y›k›m karar› var. Listeyi uzatmak mümkün. Tüm itirazlara ra¤men infla ettiler ve y›k›m karar› al›nd›. Uygulayan yok. Bursa Orhangazi’de Cargill’in Niflasta Bazl› fieker Fabrikas› için kaç defa benzer kararlar ç›kt›ysa da Ecevit hükümetleri de AKP hükümetleri de hep Cargill’i korudu. Yasad›fl› flekilde himaye etti. Cargill için yasalar› de¤ifltirdi. Özel yasalar ç›kard›lar. Bu listeye yüzlerce ek yap›labilir. Ama kaçak yap›ya savafl açanlar bu listedeki gibi egemen s›n›flar ve devlete ait olan yerleri y›kmak görevlerinden yan çiziyorlar, sessiz kal›yorlar. Aydos’ta halk›n yap›lan villalara sald›rmas›n›n, bu öfkenin arkas›ndaki sebep budur; devletin ikiyüzlülü¤ü. Zenginin mal›na dokunmay›p, fakirin ensesinde yumurta piflirmesi… Birinci derece tar›m arazisi olan ve birinci kalite zeytin üretilen Orhangazi’de ‹znik Gölü k›y›s›nda yasalara ayk›r› flekilde kurulan ve oraya –göle- bölge halk›na zarar veren Cargill fabrikas› y›k›lm›yor çünkü; R. Tayyip Erdo¤an ve Erdo¤an ailesi Cargill ve ülkenin çeflitli ürünlerini da¤›tan flirketlere ve ortakl›klara sahip. Kemal Unak›tan (Maliye Bakan›) ve o¤lu Cargill’le beraber m›s›r ithal ediyorlar… Tüm bu örnekler göstermektedir ki, önümüzdeki süreçte artarak devam edecek olan gecekondu y›k›mlar›na karfl› gerek ayn› ilçe içerisindeki mahallelerin, gerekse ayn› flehirdeki ilçelerin bir araya gelerek sürekli koordinasyonu sa¤layarak, savunman›n hep birlikte yap›lmas› zorunluluktur. fiuras› bir gerçektir ki, y›k›lan her ev bizim evimizdir. Emekçiler vard›r, tüm yok say›lmaya karfl›n burdad›r ve sonuna kadar da bu sald›r›ya karfl› koyacaklard›r!


30

17-30 Haziran 2005

‹flçi-köylü’den ÖZELLEfiT‹RME B‹R TALAN POL‹T‹KASIDIR VE TÜM UfiAKLARIN GÖREV‹D‹R! Özellefltirme politikas›n›n uzun zamand›r hedeflenen do¤rultuda ifllemedi¤i, sat›fllardan beklenen “kârlar›n” elde edilemedi¤i, egemen s›n›f kliklerinin bu konuda tam bir iflbirli¤i sa¤layamad›¤› herkesin kabul etti¤i bir gerçekliktir. Buna ra¤men egemen s›n›f klikleri bu alanda karfl› karfl›ya gelmekte, çeflitli aç›klamalarla birbirlerinin üzerine yürümektedir. En son CHP, Erdemir’in sat›fl› ile ilgili “ulusalc›” bir ç›k›fl yaparak bu geliflmeye izin verilemeyece¤ini aç›klad› ve hükümetin d›fl güçlerin bir kuklas› gibi hareket etti¤ini ileri sürdü. Ayn› bak›fl aç›s› Erdo¤an’›n ABD gezisinin ard›ndan da kendini gösterdi. CHP, AKP’nin bu ziyaretini elefltirirken, AKP ise efendileri ile sorun olan “Türkiye’deki ABD karfl›tl›¤›ndan” CHP’yi sorumlu tuttu. CHP, hükümetin karfl› aç›klamalar›na ise “özellefltirmeye ideolojik bir karfl› ç›k›fllar›n›n” olmad›¤›n› ifade ederek, “özellefltirmeye evet ama…” türünden bir yan›t vermek durumunda kald›. Zaten egemenler ço¤u aç›klamalar›nda “ideolojik” kelimesinin alt›n› kal›n çizgilerle çizerek “meselelere ideolojik yaklaflmamak gerekti¤ini” belirtiyorlar. CHP için amaç ne özellefltirmeye karfl› kitlelerin ilerici tutumuna destek olmak ne de ekonomik kalk›nma için Erdemir ve benzeri sanayi iflletmelerini emperyalizmden korumakt›r. Zaten özel-

lefltirme politikas›na karar verenler hükümetler ve hatta uflak devletler de¤ildir; direkt emperyalist kurumlard›r. Özellefltirme politikas›ndan halk kitlelerinin, emekçilerin hiçbir kazan›m sa¤lamad›¤›, sa¤lamayaca¤› apaç›k bir gerçektir. Söz edildi¤i gibi bunun ülkenin kalk›nmas› ile de hiçbir ilgisi yoktur. Ne Erdemir’in varl›¤› ekonomik kalk›nmaya bir yarar sa¤lam›flt›r ve ne de özellefltirilmesi bunu sa¤layacakt›r. Amac›n bu olmad›¤› apaç›k bir gerçektir. Halk›n mal› oldu¤u iddia edilen bu fabrikalar bürokrat burjuvalar›n birer payandas› olmufllad›r sadece. Ülke kaynaklar›n›n do¤rudan emperyalist tekellerin talan›na aç›lmas›, yerli sanayinin daha da parçalanmas›, yoksullaflmas›, zay›flamas› demek olan özellefltirmeye karfl› gerçek karfl› ç›k›fl nihayetinde ideolojik bir temele sahiptir. Bu, sonuçta hangi s›n›f›n yan›nda yer ald›¤›n›zla ilgilidir. ‹flçi s›n›f›n›n m›, burjuvazinin mi? Aç›kça görülmektedir ki özellefltirme ulusal ba¤›ms›zl›k mücadelesini içeren bir sorundur. CHP’nin, DYP’nin, iflbirlikçi sendikalar›n özellefltirme politikas› karfl›s›ndaki durufllar› özde kapitalist-emperyalist sistemin bir parças› olarak hareket etmelerine paraleldir. Çok ciddi bir kitlesel karfl› koyufl oldu¤u halde, özellefltirmenin bütün egemen s›n›f kliklerinin üzerinde gö-

rüfl birli¤inde olduklar› bir politika olmas› flunu kesinlikle propaganda etmemizi gerektirmektedir: Tüm bu egemen s›n›f partileri, klikleri, örgütlenmeleri halka ra¤men, ço¤unlu¤a ra¤men emperyalizmin uzant›lar›d›r ve bunlar›n özellefltirmeye karfl› kimi zaman yapt›klar› ç›k›fllar bu göreve kendilerinin talip olmas›ndand›r. “Özellefltirmeyi biz yapal›m, pay› biz alal›m” kavgas› verilmektedir. Özellefltirme, bugüne kadar mücadeleyle kazan›lm›fl iflçi haklar›n›n gasp›na neden olmaktad›r. Grev hakk› k›s›tlanmakta, ücretler düflürülmekte, ifl güvencesi ortadan kald›r›lmakta, tazminatlar yok edilmektedir. ‹flçi s›n›f› ve di¤er ezilen katmanlar özellefltirme politikalar› sonucunda daha da yoksullaflmaktad›r. Özellefltirme politikas›na karfl› mücadelenin anti-emperyalist, antifeodal ve anti-kapitalist içeri¤i aç›kt›r. Özellefltirmeye karfl› iflçi s›n›f›n›n ve di¤er emekçi kitlelerin salt ekonomik karakterdeki mücadelesinin onu baflar›s›zl›¤a götürece¤i bir gerçektir. Bu nedenle kendili¤inden mücadelenin bu niteli¤ine karfl› onun devrimci özünü a盤a ç›kartan, ancak bununla yetinemeyerek bunu siyasal mücadeleye tafl›yan bir hat izlemek gerekmektedir. SEKA direnifli örne¤i mücadelenin ekonomist bir anlay›flla yada salt hak alma perspektifiyle ilerleyemeyece¤ini göstermifltir. Özellefltirmenin tümden durdurulmas› gerçek bir anti-emperyalist mücadeleyle mümkündür. Karfl› devrimin vazgeçemeyece¤i bu politikaya karfl› sürekli bir devrimci mücadele zorunludur. ‹ktidar mücadelesinin bir parças› olmak zorunda olan özellefltirmeye karfl› mücadele tüm halk›n ç›karlar›n› savunarak ve tüm halk›n bu mücadeleye kat›l›m›n› sa¤la-

‹zelman iflçilerinin ç›plak ayakl› eylemi 11 May›s günü Büyükflehir binas›na pankart asarak ve “Eflit ifle eflit ücret” talebiyle greve bafllayacaklar›n› aç›klayan ‹zelman iflçileri, sakal b›rakma eylemlerinin ard›ndan bu kez de ç›plak ayakla yürüyüfl yapt›lar. ‹zelman iflçileri, Büyükflehir Belediyesi ile yapt›klar› T‹S görüflmelerinde anlaflma sa¤lanamay›nca Basmane D‹SK Genel-‹fl binas› önünden Konak Büyükflehir Belediyesi önüne kadar ç›plak ayakla yürüme eylemi gerçeklefltirdi. 3 Haziran günü saat 17:30’da Basmane Genel-‹fl binas› önünden yürüyüfle geçen yaklafl›k 2 bin ‹zelman iflçisi “Eflit ifle eflit ücret”, “Baflkan flafl›rma sabr›m›z› tafl›rma”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlar›yla Konak Büyükflehir Belediyesi önüne geldi. Belediye önünde de alk›fl ve sloganlarla eylemlerini

sürdüren ‹zelman iflçileri, yapt›klar› aç›klamayla “Eflit ifle eflit ücret” taleplerini yinelerken greve ç›kacaklar›n› belirttiler. (‹zmir)

24 yarak ilerleyebilir. Egemen s›n›f klikleri, partileri, örgütlenmeleri özellefltirmenin sad›k savunucular› ve yeri geldi¤inde uygulay›c›lar› olacaklard›r. Onlar her zaman bu görevin bilincinde olduklar›n› ve buna uygun davranacaklar›n› aç›klam›fllad›r. Özellefltirmeye karfl› mücadeleyi tüm halk kitlelerini bu kukla politikac›lara, bürokratlara karfl› bilinçlendirmekten ba¤›ms›z sürdüremeyiz. Özellefltirmenin gerçek niteli¤i hakk›nda henüz bilinçler aç›k de¤ildir. Halk aldat›lmaya, gerçek kazan›mlar olamayan küçük tavizlere mahkum edilmeye devam etmektedir. Mücadelenin k›sa zamanda nas›l ilerleyebildi¤ini gösteren SEKA, Seydiflehir, TELEKOM’da çal›flan kamu emekçilerinin direnifli bizleri özellefltirmeye karfl› güçlü çal›flmalara yönlendirmelidir. ‹flçi s›n›f›, köylüler, küçük burjuvalar bu mücadelenin birer öznesidirler. Halk›n ç›karlar›n› asla egemen s›n›f klikleri savunamam›flt›r; onlar›n devrimci mücadeleyi götürdükleri tek yer emperyalizme mahkumiyettir. Mücadeleyi devrimci yönde gelifltirmek için halk›n birleflik mücadelesini, egemen s›n›flara karfl› bir mücadele biçiminde yürütmek zorunludur. Bunun tek yolu Demokratik Halk Devrimi mücadelesidir. Halk›n iktidar›n› kurmaya yönelen bir mücadele perspektifiyle hareket edilmelidir. S›n›f›n yürüttü¤ü bu mücadeleye paralel toplumun di¤er ezilen katmanlar›n›n mücadelesi ile birleflmeli ve daha güçlü bir hareket durumuna gelmelidir. Baflar›n›n ve haklar›n korunup kazan›lmas›n›n yolu buradan geçmektedir. Bu yönüyle s›cak geçecek bir sürece de haz›rlanmak bizim için önemlinin ötesinde zorunlu bir görevdir.

KOLOMB‹YA’DA ‹fiÇ‹ L‹DER‹NE SALDIRI ‹flçi ve köylü liderlerine yönelik sald›r›, kaç›rma ve katliamlarla s›k s›k gündeme gelen Kolombiya’da 1 Haziran günü ülkenin en büyük ikinci sendikas› olan Tar›m ‹flçileri Sendikas› Fensuagro’nun ‹nsan Haklar› Daire Baflkan› Hernando Hernandez kaç›r›ld›. Sendika yetkilileri Hernandez’in kaç›r›lmas›ndan Kolombiya Gizli Servisi DAS’› sorumlu tuttular. Sendika yapt›¤› aç›klamada “Hernandez’in kaç›r›lmas› bizzat DAS Baflkanl›¤› taraf›ndan planland›. Hernandez’i kaç›rmak için görevlendirilen 5 ajan, Bogata yak›nlar›ndaki Manizales kasabas›nda yöneticimizi kaç›rd›lar. Sendikam›z›n sayg›n üyelerinden biri olan Hernandez’in ülke d›fl›na ç›kar›ld›¤›n› tahmin ediyoruz” dedi.


24

31

17-30 Haziran 2005

E¤itim emekçilerinin gücü E¤itim-Sen yönetimini aflt› E¤itim-Sen’in kapatma karar›n›n ard›ndan binlerce e¤itim emekçisi alanlara ç›karak kapatma karar›n› protesto ederek, sendikalar›na sahip ç›kacaklar›n›, bask›lara karfl› mücadele edeceklerini hayk›rd›lar. E¤itim emekçilerinin eylemlerine iflçiler, emekçiler, çeflitli siyasi partiler ile devrimciler de kat›larak destek verdiler. ‹STANBUL * Ayd›n, sanatç› ve sendikac›lar Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’a mektup göndererek E¤itim-Sen’in kapat›lma karar›n›n geri al›nmas›n› istedi. Taksim Meydan›’nda saat 13:00’de toplanarak Galatasaray’a yürümek isteyen e¤itim emekçileri ve ayd›nlar›n önüne barikat kuran polis, uzun bir süre pankart aç›lmadan, slogan at›lmadan, E¤itim-Sen bayraklar› indirilerek sessiz bir flekilde yürünürse izin verebilece¤ini dayatmas› eylemi organize eden KESK ve E¤itim-Sen yönetimindekiler taraf›ndan kabul edildi ve emekçilerin bunlara uymas› istendi. Ancak e¤itim emekçileri, eyleme destek veren çeflitli sendikalar›n üyeleri ve ö¤renciler kendilerine sunulan bu geri talebi sert tepkilerle karfl›layarak “E¤itim-Sen bayra¤› daha daha yukar›”, “Yürüyüfl hakk›m›z engellenemez”, “Emekçiye de¤il çetelere barikat”, “Barikat kalks›n yürüyüfl bafllas›n” vb. sloganlarla yan›tlad›. KESK ve E¤itim-Sen yöneticilerinin kitleye polisin taleplerini kabul ettirme noktas›nda ›srarl› çabalar›n› bofla ç›kartan e¤itim emekçileri “Böyle mi güveniyorsunuz özgücünüze, böyle mi sahip ç›k›yorsunuz sendikan›za?”, “Bunu dayatanlar kapat›yor E¤itim-Sen’i, nas›l kabul ederiz?”, “Niçin geldik biz buraya, tabelam›z› hep beraber indirmek için mi?” vb. tepkiler göstererek barikat› açt›rd›lar. Ellerinde AKP hükümetine verdikleri baflar›s›zl›klarla dolu karneyi tafl›yan e¤itim emekçileri, E¤itim-Sen bayraklar›n› da kald›rarak “Örgütlü toplum demokratik Türkiye” pankart› arkas›nda “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz”, “E¤itim-Sen kapat›lamaz”, “Sokakta kurduk sokakta kazanaca¤›z” vb. sloganlarla ‹stiklal Caddesi’nde yürüyüfl yaparken 250-300 kiflilik kitleye çevredeki insanlar da pankart›n arkas›na geçerek ve alk›fllarla destek verdiler. Galatasaray’a gelen kitle ad›na aç›klama yapan ‹stanbul Tabip Odas› Baflkan› Gencay Gürsoy, 2005 Türkiye’sinde düflünce ve ifade özgürlü¤ü ile örgütlenme hakk›na yönelik engellerin devam etti¤ini ifade ederek Baflbakan’a gönderecekleri metnin bir bölümünü okudu. KESK Baflkan› ‹smail Hakk› Tonbul ise katk›lar›ndan dolay› ayd›nlara, sanatç›lara ve sendikac›lara teflekkür etti. Baflbakan’a gönderilmek üzere haz›rlanan metin, imza atan sanatç›lar›n isimleriyle birlikte postaneden gönderildi. Eylem yine at›lan sloganlarla son bulurken KESK ve E¤itim-Sen yönetiminin yürüyüflün bafllad›¤› esnada kitleye kabul ettirmeye çal›flt›¤› taleplere tepki gösteren bir grup e¤itim emekçisi ise yürüyüfl bafllamadan alandan ayr›ld›lar. * E¤itim-Sen’in düzenledi¤i “Örgütlü toplum demokratik Türkiye” isimli bölgesel mitinglerinin ‹stanbul aya¤› 5 Haziran Pazar günü Kad›köy’de gerçekleflti. Mitinge yaklafl›k 5 bin kifli kat›l›rken, Bursa, K›rklareli, Tekirda¤, Düzce, Gebze’den de e¤itim emekçileri kat›ld›. Haydarpafla Numune Hastanesi önünde saat 13.00’te toplanmaya bafllayan kitle en önde “Örgütlü toplum demokratik Türkiye-E¤itimSen ‹stanbul 1 No’lu flube”, KESK, E¤itim-Sen flubelerinin pankart›, “Sokakta kurduk sokakta

savunaca¤›z”, “Yaflas›n paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim”, “Kahrolsun faflizm”, “Genelkurmay elini sendikamdan çek” vb. dövizler, binlerce E¤itim-Sen flamalar›, flapkalar› ile yerlerini al›rlarken e¤itim emekçilerinin arkas›nda DEHAP, ÖDP, TKP gibi siyasi partiler, Limter‹fl, Tekstil-Sen gibi sendikalar bunlar›n da arkas›nda ESP, HÖC, DHP, BDSP’nin de aralar›nda bulundu¤u devrimci yap›lar yer ald›. HÖC’ün açt›¤› “E¤itim-Sen’i de¤il F tiplerini kapat›n” pankart› dikkat çekiciydi. Binlerce e¤itim emekçisi ve destekçileri sloganlarla Kad›köy ‹skele Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçtiler. Kad›köy ‹skele Meydan›’na girilirken Halkevleri flamalar›n›n sopalar›n› almak isteyen polis ile Halkevi üyeleri aras›nda k›sa süreli bir arbede yafland›. Tertip komitesinin araya girmesiyle olay sona erdi. Yine bir Al›nteri okurunun üstünü aratmad›¤› gerekçesiyle gözalt›na al›nmaya çal›fl›lmas› arkadafllar›n›n ve tertip komitesinin müdahale etmesiyle sona erdi. Alanda demokrasi mücadelesinde yaflamlar›n› yitirenler için bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi, E¤itim-Sen Genel Baflkan› Aladdin Dinçer, E¤itim-Sen ‹stanbul fiubeleri ad›na 8 No’lu fiube Baflkan› Haldun Özkan, KESK MYK üyesi Sevgi Gö¤çe birer konuflma yapt›lar. Konuflmalarda özetle “E¤itim-Sen paras›z, bilimsel, anadilde e¤itimi savundu¤u için kapat›lmak isteniyor. Birileri istiyor diye E¤itimSen’i kapatt›rmayaca¤›z. Sendikam›z› alanlarda kurduk alanlarda savunaca¤›z” denildi. Konuflmalar›n ard›ndan PSAKD Semah Ekibi bir gösteri sundu. Ard›ndan Grup Yorum ile iki grubun daha verdi¤i müzik dinletisinin ard›ndan miting sona erdi. (Kartal) ANKARA E¤itim emekçileri E¤itim-Sen’in kapat›lmas›na karfl› yapt›klar› eylemlerle “dur” diyeceklerini hayk›rmaya devam ediyor. ‹ç Anadolu Bölge Mitingi 3 Haziran günü saat 13:00’te Tren Gar›’nda bafllad›. Karabük, K›rflehir, Zonguldak, Kütahya, Eskiflehir ve Ankara’dan eyleme kat›lan E¤itim-Sen flubeleri önlükleri, flapkalar› ve flamalar›yla Tren Gar›’nda bir araya geldi. “E¤itim-Sen kapat›lamaz” slogan›n›n at›ld›¤› eylemde emekçilerin tepkisi dikkat çekti. En önde “Örgütlü toplum demokratik Türkiye” pankart› açan emekçiler, kortejler oluflturarak S›hhiye Meydan›’na yürüdü. Yaklafl›k 4 bin kiflinin kat›ld›¤› eyleme; Halkevleri, TMMOB, ESP, BDSP, ÖDP, EMEP de pankartlar› ve sloganlar›yla destek verdi. Alanda bir konuflma yapan E¤itim-Sen Genel Baflkan› Alaaddin Dinçer, anadilin hak oldu¤unu söyledi. Ard›ndan söz alan KESK Genel Baflkan› ‹smail Hakk› Tonbul da KESK’in susturulmak istendi¤ini söyledi. Miting Hasan Tatar’›n söyledi¤i türkülerle sona erdi. Mitingde konufltu¤umuz emekçiler E¤itim-Sen yönetiminin A‹HM’e yapt›¤› baflvuruyu elefltirerek, sendikan›n kendi gücüne güvenmesi gerekti¤ini söylediler. MERS‹N 1 Haziran 2005 tarihinde saat 18:00’de E¤i-

tim-Sen Mersin fiube önünde toplanan emekçiler “ E¤itim-Sen’i kapatt›rmayaca¤›z” yaz›l› pankart açt›lar. Pankart›n önünde AKP’nin karanl›¤›n› anlatan siyaha boyanm›fl ampüller ve siyah çelenk tafl›nd›. Buradan AKP ‹l Binas›’na do¤ru yürüyüfle geçen E¤itim-Sen’lilere yolda kat›lan 20 kadar SES’li de destek verdi. Yo¤un polis ablukas›nda yürüyen emekçiler s›k s›k “Gün gelecek, devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Anadilde e¤itim engellenemez” vb. sloganlar att›lar. AKP önüne gelen emekçiler burada yapt›klar› aç›klamayla direneceklerini söylediler. Bas›n metnini okuyan E¤itim-Sen Mersin fiube Baflkan› Orhan Y›ld›r›m bask›lar›n E¤itim-Sen’i y›ld›rmayaca¤›n› vurgulad›. Aç›klaman›n ard›ndan siyah çelenk ve ampüller E¤itim-Sen’liler taraf›ndan AKP önüne b›rak›ld›. Ard›ndan alk›fllarla eylem sona erdirildi. ADANA

Adana’da Mimar Sinan Aç›k Hava Tiyatrosu önünde saat 16:00’da toplanan kitle hep birlikte “ E¤itim-Sen kapat›lamaz” slogan›n› hayk›rd›. Mitinge, E¤itim-Sen Adana, Mersin, Ni¤de, Antakya, ‹skenderun, Marafl, Antalya vb. flubeleri kat›l›rken en önde KESK pankart› aç›ld›. E¤itim-Sen pankartlar›, flamalar› ve dövizleriyle yürüyüfle geçen kitle U¤ur Mumcu Meydan›’na kadar yürüdü. 4 Haziran 2005 tarihinde yap›lan mitinge Partizan, DDSB, ESP,TÖP, DGD, Mücadele Birli¤i, BDSP, Halkevi, Al›nteri, ‹flçi Mücadelesi, EMEP, SDP, ÖDP ve TKP de pankartlar›yla kat›ld›lar. Partizan mitinge “E¤itim-Sen de¤il ‹ncirlik Üssü kapat›ls›n” pankart›yla kat›l›rken, DDSB ise “ E¤itim-Sen kapat›lamaz” pankart›yla kat›ld›. Partizan ve DDSB kortejinde Partizan, YDG ve DDSB flamalar› da vard›. Ayr›ca ILPS’nin flamalar› da alanda dalgaland›r›ld›. Partizan korteji “Birlik, Mücadele, Zafer” vb. sloganlar›n› hayk›rd›. Alana gelindi¤inde yap›lan konuflmalarla bask›lar›n E¤itim-Sen emekçilerini y›ld›ramayaca¤› tekrar edildi. Miting müzik dinletisi ve halaylarla bitti. ‹ZM‹R 5 Haziran günü ‹zmir Bornova Stad›’nda saat 15:00’de toplanmaya bafllayan e¤itim emekçileri, saat 16:00’da yürüyüfle geçti. Manisa, Turgutlu, Ayd›n, Akhisar, Bergama gibi ‹zmir’e yak›n E¤itim-Sen flubelerinin de kat›ld›¤› mitingde kitle sloganlarla Bornova Cumhuriyet Meydan›’nda birleflti. Meydana gelindi¤inde E¤itim-Sen ad›na aç›klamay› ‹zmir 5 No’lu fiube Baflkan› ve dönem sözcüsü Yüksel Ad›belli yapt›. Ad›belli “Bizler 15 y›ld›r verdi¤imiz fiili-meflru mücadelemiz ile bedeller ödeyerek, flehitler vererek

bugünlere geldik. Bask›lar, sürgünler, cezalar, hatta faili belli olan ö¤retmen cinayetleri bizleri yolumuzdan döndürmeye yetmedi” dedi ve E¤itim-Sen’e yönelen bu sald›r›lar karfl›s›nda sessiz kalmayacaklar›n› belirtti. Eyleme E¤itim-Sen d›fl›nda BTS, EmekliSen ve Haber Sen temsili düzeyde pankartlar›yla kat›ld›lar. Devrimci gruplardan ise BDSP, HÖC ve ESP eyleme destek verdi. D‹YARBAKIR 5 Haziran Pazar günü Diyarbak›r’da düzenlenen bölge mitingine Tunceli’den, Malatya’dan, Elaz›¤’dan gelen e¤itim emekçileri kat›ld›. Kofluyolu Park›’nda bir araya gelen e¤itim emekçileri saat 16:00’da Ofis Kavfla¤›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Miting alan› olan ‹stasyon Meydan›’na sürece iliflkin sloganlar at›larak gelindi. EMEP, TKP gibi partilerin flama ve pankartlar›yla destek verdi¤i mitinge, Partizan okurlar› da kat›ld›. “E¤itimSen’i de¤il ‹ncirlik’i kapat›n” Partizan imzal› pankart›n ard›nda yürüyen kitle flamalar, dövizler de tafl›yarak çeflitli sloganlar att›. Yaklafl›k 3 bin kiflinin kat›ld›¤› mitingde E¤itimSen flube baflkan› ve Genel Merkez yöneticileri süreci anlatan konuflmalar yapt›lar. Miting alan›nda sloganlar eflli¤inde devam eden konuflmalar›n ard›ndan halaylar çekildi. Alanda e¤itim emekçilerinin sendikan›n kapat›lma karar›na iliflkini görüfllerini ald›k; Aziz Avin (Dersim E¤itimSen): E¤itim-Sen’in kapat›lma davas›n›n formalite oldu¤unu düflünüyorum. Davan›n hukuki bir yan› yok. Dava siyasidir. Genelkurmay’›n karar›yla al›nan bir karard›r. Karar önceden verilmifltir. Anadilde ö¤renim hakk› bahanedir. E¤itim-Sen ilk kuruldu¤undan beri bu madde tüzükte vard›. Bilindi¤i gibi E¤itim-Sen KESK içinde ciddi bir güçtür. Sistem, örgütlü güç istemiyor. Bu davan›n amac› E¤itim-Sen’i kapatmak de¤il, toplumun örgütlenmesinin, örgütlü bir güç oluflturmas›n›n önüne geçmektir. Ancak biz meflru fiili mücadele hakk›m›zla kurdu¤umuz sendikay› örgütlü gücümüzle savunmaya kararl›y›z. Tunceli E¤itim-Sen’den bir e¤itimci: E¤itim-Sen’in kapat›lmas› Türkiye’deki ve dünyadaki dengelerle ilgili. E¤itim-Sen asl›nda ciddi bir muhalefettir. Ayn› zamanda muhalefet olmas› dolay›s›yla kapat›lmak isteniyor ve hükümete yak›n sendikalar›n güçlü olmas› sa¤lanmaya çal›fl›l›yor. Bununla birlikte zaten var olan insanlar›n anadilde e¤itim haklar›n› dile getirdi¤i için de kapat›l›yor. Ama kapat›lmas› da devlet aç›s›ndan bir çözüm de¤ildir. Bunun alternatifleri her zaman gelifltirilecektir. ANTAKYA Antakya’da 3 Haziran günü Merkez Ulus Meydan›’nda E¤itim-Sen’in kapat›lmas› DDSB taraf›ndan protesto edildi. Yaklafl›k 30 kiflinin kat›ld›¤› eylemde “E¤itim-Sen Kapat›lamaz Devrimci Demokratik Sendikal Birlik” pankart› aç›ld›. DDSB’nin örgütledi¤i ilk eylem olmas› aç›s›ndan önemli olan aç›klama “E¤itimSen kapat›lamaz”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “Birlik mücadele zafer”, “Bask›lar kapatmalar bizleri y›ld›ramaz” sloganlar› ile bitirildi. Ayr›ca eyleme E¤itim-Sen ve SES de temsilci düzeyinde kat›ld›.


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

fianl› 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direniflinin ruhuyla Partizan kitlesi alandayd› 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direniflinin y›ldönümü vesilesiyle; iflçi s›n›f›na yönelik sald›r›lara, E¤itim-Sen’in kapat›lmas›na, TCK’n›n yürürlü¤e sokulmas›na, emekçi semtlerdeki y›k›m sald›r›s›na, son dönemlerde üniversitelerde artan faflist sald›r›lara karfl› Partizan kitlesi 12 Haziran Pazar günü saat 13.00’te Kartal Meydan›’nda bas›n aç›klamas› yapt›. Partizan kitlesi saat 13:00’te Kartal Postanesi önünde toplan›rken en önde “Yaflas›n 15-16 Haziran Direnifli- Partizan”, “Ceza ‹nfaz Yasas› ‹ptal Edilsin P.fi.T.A”, “Emperyalist Sald›rganl›¤a Karfl› Mücadeleyi Yükselt-Partizan” imzal› pankartlar, “Emekçi semtlerdeki y›k›m sald›r›lar›na karfl› mücadeleyi yükselt”, “Devrimci irade teslim al›namaz”, “Üniversitelerde faflist sald›r›lara son” dövizleri ile ‹brahim Kaypakkaya, Baflkan Mao’nun resimlerinin oldu¤u Partizan ve YDG flamalar›yla yürüyüfle geçtiler. Yürüyüfl boyunca kitle s›k s›k “Kahrolsun komprador patron-a¤a devleti”, “Yaflas›n 15-16 Haziran direnifli”, “Y›k›mlara geçit vermeyece¤iz” vb. sloganlar›n› att›. Kartal Meydan›’na gelindi¤inde Partizan ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›nda “ABD emperyalizminin ç›karlar› do¤rultusunda iflçilere, emekçilere yönelik sald›r›lar›n› boyutland›ran Türk hakim s›n›flar› bir direniflle, tepki ve karfl› koyuflla karfl› karfl›ya kalmaktad›r. Özellikle özellefltirme sald›r›lar›na karfl› iflçi s›n›f›n›n son süreçte artan tepkisi ve direnifli, emekçi memurlar›n mücadelesiyle mutlaka birleflmek zorundad›r. Direniflin sahiplenerek sürdürülmesi, toplumun de¤iflik kesimlerine yöneltilen sald›r›lara karfl› muhalefetin ve direniflin gelifltirilmesiyle, kararl› bir direncin oluflturulmas›yla mümkündür. 1970’te iflçi s›n›f›n›n 150 bine yak›n emekçiyi kucaklayan ve bedeller ödeme pahas›na geliflen direnifle neden olan ve harekete geçiren sald›r›lar bugün de bütün h›z›yla devam etmektedir. ‹flçi s›n›f›n›n örgütlenme ve sosyal haklar›n› kullanma özgürlü¤ünün t›rpanland›¤›, sald›r›lar›n dünden daha karmafl›k ve çeflitlenerek iflçi s›n›f›na yöneltildi¤i bir süreç tüm yo¤unlu¤uyla yaflanmaktad›r” denildi. Aç›klaman›n devam›nda “son sü-

reçte emekçilerin yo¤un olarak yaflad›¤› semtler istimlak edilerek peflkefl çekilmekte, komprador patron a¤alar›n zenginliklerine yeni zenginlikler katman›n yollar› döflenmekte, emekçilere ise yoksulluk, açl›k ve evsizlik planlar› yap›lmaktad›r. Direnifllerde flehitler verme pahas›na kurulan emekçi semtler bir kez daha ABD emperyalizminin sad›k ufla¤› Türk hakim s›n›flar›n›n temsilcisi AKP hükümeti taraf›ndan sözde halkç› politikalar›n gere¤i olarak y›k›lmak istenmektedir. Halk›n ç›karlar›n› temsil etmeyenlerin, emekçi semtleri ya¤malama, peflkefl çekme sald›r›lar›na karfl› tek ge-

çerli yol meflru savunma araçlar›n› kullanarak direnmek ve dayan›flmay› büyütmektir. Emekçilerin, yoksul halk›n dayan›flmas›n› yükselterek, sald›r›ya karfl› örgütlü bir karfl› koyufl sald›r›y› püskürtmenin tek geçerli yoludur. Sald›r›n›n kayna¤› iflsizli¤i, yoksullu¤u, açl›¤›, hastal›¤›, bask›y›, iflkenceyi, hapishaneyi reva görenlerle ayn›d›r. Bu bilinçle direnifli yükseltelim. Emekçi yoksul halka zulmü reva görenlere halk›n örgütlü gücünü ve hesap soruculu¤unu gösterelim” denildi. Aç›klama “bu bilinçle emperyalist sald›rganl›¤a karfl› 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli’nin 35. y›ldönümünü, direniflin yüceli¤ini sahiplenelim. 1970’te örgütlenme hakk› için direnen iflçileri, 2 Eylül 1977’de gecekondu y›k›m›n› engellemek için direnen emekçileri katleden komprador patron a¤a devletinden iflledi¤i katliamlar›n hesab›n› soral›m. D›flar›da

emekçilere sald›r›lar›n t›rmand›ran egemen s›n›flar 1 Haziran’da yürürlü¤e giren Ceza ‹nfaz Yasas›’yla devrimci tutsaklara yönelik teslim alma sald›r›lar›n› da boyutland›rm›flt›r. Bir bütün olarak TCK ile toplumsal muhalefeti teslim alma ve sindirme sald›r›lar›n›n yürürlü¤e koyan egemenlere karfl› bu süreçte yürütülecek mücadelenin önemli bir aya¤›n› da bu sald›r›lar oluflturmaktad›r. Önümüzdeki süreçte iflçi s›n›f› ve yoksul emekçi halk›m›zla birlikte bütünlüklü bir mücadelenin kaç›n›lmaz oldu¤u bilinmelidir. Ülkemiz topraklar›nda 33 y›ll›k mücadele birikimi ve tecrübesiyle ‹brahim Kaypakkaya’n›n ö¤retilerinin tafl›y›c›lar› Marksist-Leninist-Maoistler s›n›f mücadelesini ileriye tafl›maya ve ezilenlere umut olmaya devam ediyor. Bu bilinçle flanl› 15-16 Haziran direniflinin görkemini selamlarken bu direniflten önemli dersler ve tecrübeler ç›karan Komünist Önder ‹brahim

Kaypakkaya’y› bir kez daha an›yor ve ideallerini muzaffer k›laca¤›m›z› yineliyoruz” sözleriyle bitirildi. Kitle alanda da s›k s›k “Kahrolsun emperyalizm yaflas›n halklar›n direnifli”, “‹nfaz yasas›, TCK iptal edilsin”, “Direne direne kazanaca¤›z” vb. sloganlar›n› att›lar. Daha sonra Partizan fiehit Tutsak Aileleri (PfiTA) ad›na konuflma yapan kifli ise “y›llard›r hapishanelerde zulüm devam ediyor. F Tiplerine çocuklar›m›z girmesin dedik. 19 Aral›k’ta çocuklar›m›z› katlettiler. Yeni TCK ile çocuklar›m›z hücrelere at›ld›lar. Çocuklar›m›z›n, yoldafllar›m›z›n sesini duyurmaya çal›fl›yoruz. Çocuklar›m›z›n yaflant›lar›ndan endifle ediyoruz. Bizler mücadelemizi geçmiflten bugüne sürdürdük/sürdürüyoruz. Bu gün Seydiflehir iflçisine yap›lan sald›r›, E¤itim-Sen’i kapatma sald›r›s› ve buna karfl› direnifller hapishanede yaflanan sald›r›lardan ve buna karfl› tutsaklar›n direnifllerinden ba¤›ms›z de¤ildir. Yap›lan sald›r›lara karfl› birlikte karfl› koymal›y›z” dedi. Konuflma bitiminde kitle “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala” sloganlar›n› att›. Çevik kuvvetin ve TMfi ekiplerinin yo¤un y›¤›nak yapt›¤› gözlemlenirken, bas›n aç›klamas›na meydanda bulunan halk›n da ilgi gösterdi¤i görüldü. (Kartal)


OGYIK24