Skip to main content

im13

Page 1

ĂťLPGL GH VHNW|UHO DVJDUL  FUHW SDNHWL Kamudaki taĹ&#x;eron iĹ&#x;çilere dĂśnĂźk dĂźzenlemeler, taĹ&#x;eron iĹ&#x;çiler Ăźzerinden tĂźm kamu iĹ&#x;çilerini de baÄ&#x;layan neoliberal dĂźzenlemelerdir. Kamudaki taĹ&#x;eronluk sistemine son vermek ya da taĹ&#x;eron iĹ&#x;çilerin durumunu dĂźzeltmek için deÄ&#x;il, tam tersine kamuda taĹ&#x;eronluk sistemini sĂźrdĂźrĂźlebilir ve daha bĂźyĂźk hÄązla yaygÄąnlaĹ&#x;tÄąrÄąlabilir hale getirmek için, zorunlu olarak baĹ&#x;vurulan dĂźzenlemelerdir

•6

2NXOODU DoĂ—OGĂ— LĂźoLOHU \DQGĂ—

•5

\DĂ­DVĂœQ

sosyalist

6D\Ăœ (\OĂ–O 7/

úßoLOHU |QH DW×OPDO×

Líà L GHmokrasisi úßoLOHU QDV×O ELU DQD\DVD LVWL\RU"

Biz iĹ&#x;çiler, iĹ&#x;çilerin iĹ&#x;ten çĹkartÄąlmadÄąÄ&#x;Äą, iĹ&#x;çileri iĹ&#x;ten atan kapitalistlerin cezalandÄąrÄąldÄąÄ&#x;Äą bir anayasa istiyoruz. Biz iĹ&#x;çiler, gĂźvencesiz çalÄąĹ&#x;manÄąn-taĹ&#x;eron sisteminin- yasaklandÄąÄ&#x;Äą bir anayasa istiyoruz. Biz iĹ&#x;çiler, varolan iĹ&#x;lerin saÄ&#x;lÄąklÄą çalÄąĹ&#x;abilir herkese daÄ&#x;ÄątÄąldÄąÄ&#x;Äą, herkesin çalÄąĹ&#x;ma hakkÄąnÄąn gĂźvence altÄąna alÄąndÄąÄ&#x;Äą bir anayasa istiyoruz. Biz iĹ&#x;çiler, emek ĂźretkenliÄ&#x;imizin artÄąĹ&#x;Äąna uygun olarak 6 saat çalÄąĹ&#x;ma ve insanca yaĹ&#x;ayacak Ăźcret istiyoruz. • 9

úßoL 0HFOLVL ELULQFL \Ă—OĂ—QĂ— GROGXUGX Bir yola baĹ&#x; koyan, olacaÄ&#x;a deÄ&#x;il yapacaÄ&#x;Äąna bakar. İĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄą ve toplumun geleceÄ&#x;i açĹsÄąndan esas sorun, kendi sÄąnÄąfsal çĹkarlarÄąmÄąz ve toplumun/doÄ&#x;anÄąn/canlÄą yaĹ&#x;amÄąn geleceÄ&#x;i için, kendi taleplerimizle gĂźndem oluĹ&#x;turmaktadÄąr. Siyaset sahnesindeki esaslÄą eksik budur. İĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄą eylemleriyle emeÄ&#x;ini savunmalÄą, ĂśzgĂźvenini kazanmalÄą, ĂśzgĂźcĂźnĂź arttÄąrarak sergilemeli, bir çekim etkisi yaratmalÄą, ittifaklarÄąnÄą kapitalizme karĹ&#x;Äą birlikte mĂźcadeleyle peĹ&#x;inden sĂźrĂźklemelidir.İĹ&#x;çi Meclisi bĂźltenimizin yolculuÄ&#x;una baĹ&#x;ladÄąÄ&#x;Äą ilk yÄąlÄą doldurduÄ&#x;umuz, yazÄąn sona ererek yeni bir mĂźcadele yÄąlÄąnÄąn baĹ&#x;ladÄąÄ&#x;Äą bugĂźnlerde, siyaset sahnesinde • 8-9 doldurmamÄąz gereken tarihi boĹ&#x;luk budur.

(PHĂšLQ NRUXQPDVĂ— P FDGHOHVL TĂźrkiye’de yÄąllarÄąn birikimi ve geniĹ&#x;lemesiyle, son dĂśnemki iĹ&#x;çi mĂźcadeleleriyle 4-C, taĹ&#x;eronluk, atamasÄą yapÄąlmama,sĂśzleĹ&#x;melilik, gĂźvencesizlik sorun ve taleplerinin gĂźndemleĹ&#x;mesi, halen sÄąnÄąrlÄąysa da iĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄąnÄąn ortak mĂźcadele talepleri haline gelmeye doÄ&#x;ru geliĹ&#x;mesi, yeni bir iĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄą hareketi oluĹ&#x;umunun ilk basamak eĹ&#x;iÄ&#x;idir. KaçĹnÄąlmaz olarak iĹ&#x; cinayetleri ve meslek hastalÄąklarÄąnÄąn gĂźndemleĹ&#x;mesi de Ăśyledir. EÄ&#x;itim, saÄ&#x;lÄąk, konut, ulaĹ&#x;Äąm da Ăśyledir. İĹ&#x; saatlerinin aĹ&#x;ÄąrÄą •5 uzatÄąlmasÄąnÄąn da gĂźndemleĹ&#x;mesinin eli kulaÄ&#x;ÄąndadÄąr.

İĹ&#x;çi Meclisi 12. sayÄąsÄąnÄą da yayÄąnlayarak birinci yÄąlÄąnÄą geride bÄąrakmÄąĹ&#x; oldu. İĹ&#x;çi Meclisi’ni çĹkartan iĹ&#x;çiler olarak 1 yÄąlÄąn deÄ&#x;erlendirmesini yapmak ve bu deÄ&#x;erlendirmeler ÄąĹ&#x;ÄąÄ&#x;Äąnda ĂśnĂźmĂźzdeki dĂśnemde İĹ&#x;çi Meclisi’nin konumlanÄąĹ&#x;ÄąnÄą belirlemek için biraraya geldik. • 12


2

NƦN RJHQNXN

0HUVLQ %Ö\ÖNíHKLU LíÁLOHUL LíOHULQL YH VHQGLNDODUÜQÜ LVWL\RUODU İşçi Meclisi: Bize kısaca bugüne nasıl geldiğinizi anlatabilir misiniz? Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Gürsoy: Büyükşehir Belediyesi dışında Toroslar, Akdeniz ve Mezitli Belediyelerinin de ortağı olduğu İmar İnşaat Şirketi’nde, şu an işten atılmış olan park-bahçe bölümünün işçileri dışında proje, temizlik ve çevre koruma birimlerinde çalışan işçiler var. Şu an işten atılmış olan park bahçe bölümü işçileri bu yılın başında Genel-İş sendikasında örgütlendikten sonra yasal süreç çeşitli şekillerde devam etti. En son 13 Mayıs günü sendika yetkisi onaylandı. Şirket bu yetkiye 25 Mayıs’ta itiraz ettiği için, geç itiraz edildiği gerekçesi ile itirazı reddedildi. Sonrasında da temyize gittiler. Şu an yasal anlamda temyiz sonucunu beklemekteyiz. Bu süreçte şimdiye kadar neler yaptınız? Biz bu süreçte bir çok kere CHP yönetimi ile de görüşmemize rağmen olumlu bir sonuç alamadık. Onlara bu görüşmeler esnasında, CHP Genel Başkanı’nın seçim sürecinde “Taşeronu kaldıracağız” “İş güvencesiz işçi kalmayacak” dediğini hatırlattık. Ayrıca parti politikası olarak da taşerona ve örgütsüz çalışmaya karşı olduğuklarını söylemenize rağmen yaptıklarının kendi politikalrı ile çeliştiğini söyledik. “Madem örgütsüz işçi istemiyorsunuz. Burada hazır örgütlü bir kitle var. Neden haklarımızı vermiyorsunuz” diye sorduk. Hatta işçilerin büyük bölümünün CHP’li olduğu bilinmesine rağmen neden haklarımızı vermediklerini sorduk. Fakat bizi sürekli oyaladılar. Büyükşehir Belediye Başkanının “Biz Hiçbir işçiyi çıkarmayacağız, İhale sonucu farklı bir firma kazansa da hiç bir işçi zarar görmeyecek demelerine rağmen, şu anda 191 işçi kapı dışarı konmuş durumda. CHP yönetimi somut olarak bir cevap veriyor mu? Biz belediye yöneticileri dışında, CHP yöneticileri ile görüşüyoruz. Genel Başkan Yardımcısından diğer yöneticilere kadar herkesten bu işi çözmeleri istiyoruz. En son bize söylenen bu hafta içinde protokol için çağıracakları oldu. Onu bekliyoruz. Bize, başta Belediye Başkanı olmak üzere sürekli sözler veriyorlar. Onlardan sadece verdikleri sözlerin

arkasında durmalarını istiyoruz. Bize verdikleri sözlerin arkasında durmazlarsa biz her türlü hakkımızı sonuna kadar arayacağız.

3.işçi: Bence sıkıntı kişilerden kaynaklanıyor. Bende CHP’liyim. Parti Genel Başkanı dahil olmak üzere kimsenin böyle bir şey istediğine inanmıyorum.

Şu an son durum nedir? En son yapılan bir ihale ile bizim yaptığımız işleri başka bir firmaya verdiler. Fakat ihale sonuçları henüz kesinleşmedi. İptal edilir diye umuyoruz. Bu arada işçiler işten atılmış sayıldılar. Biz bu durumu bayram öncesinde çözerler diye beklreken onlardan bayramdan sonra işçileri kapı önüne koydular. Fakat işçi arkadaşlar hergün görev yerlerine gidiyorlar. Birim amirlerinin ihale sonucuna göre sizleri çalıştıramam beyanı üzerine tutanak tutularak işyerinden ayrılıyorlar. 2.İşçi: Biz şu an tam anlamıyla mağdur olduk. Okullar açıldı. Borçlarımız artı. Elektrik su faturalarını ödeyemez olduk. Bazı arkadaşlarımızın elektrikleri kesildi. Peki sizce tüm bu olanların sebebi nedir?

Sadece kötü niyetli yöneticiler diye açıklmak doğru mu sizce? 3.işçi: Bize sürekli 2 farklı cevap veriyorlar. Hep oyalıyorlar. Çoğu gelişen şeyden Belediye Başkanınının bile haberi olduğunu zannetmiyorum. Bazen onu kukla gibi oynatıyorlar. İşin arkasında başkaları var. 4.işçi: Ortada kocaman bir pasta var. Ve pastayı artık imar-inşaattan yiyemiyorlar. Onun için yeni bir ihale yaptılar. İhalenin uygulanmasında Başkanın bütün yetkilerini de sınırlıyorlar. Bu yeni şirket ile pastadan daha büyük pay kapmak için kavga yaşanıyor. Yani Belediye’nin içinde kavga devam ediyor. Peki bu süreç nasıl sonuçlanacak sizce? 3.işçi: Biz sonuna kadar direneceğiz.

Şu ana kadar birlik beraberlik içinde geldik. Bundan sonra da öyle gideceğiz. Hakkımızı almak için her türlü yasal olancağız. 4.işçi: İşin aslı şimdiye kadar hep “Şimdi git, sonra gel” diyorlardı. Bunun şimdi olmaması onları rahatsız ediyor ve edecek. 3.İşçi: İşimize de sendikamıza da sahip çıkacağız. İşe başlayana kadar direneceğiz. Ve kazanacağız.

2 JÖQ \DNODíÜN VDDW ÁDOÜíWÜN Merhaba arkadaşlar, bir işgünümü sizlerle paylaşacağım. Ahşap mobilya işinde çalışıyordum. İş yerinde, çalışan sayısı yaklaşık 25-30 kişi civarında idi. İşçilerin bir kısmı kadınlardan oluşuyordu. İş koşullarımız, kötü olduğu kadar, ağır ve yorucuydu. Patronumuz, siparişler yetişsin diye zorunlu mesailer koyuyordu. Bir gün sabah yine işyerine geldim, işe başlama saatim 7.30'du. Hemen işbaşı yaptık. Çok hızlı çalışıyorduk, malları hızlı hızlı çıkarıp paketliyorduk. Gün içerisinde 2 çay molası, bir de yemek saati vardı. İş esnasında başımızı kaldıramıyorduk, patron sürekli ortalıkta geziyor, sürekli birilerine bağırıp çağırıyordu. 12 saat çalıştıktan sonra, tam, “oh be bugün de bitti” derken, patron yine ‘’mesaiye kalacaksınız’’ dedi. Her ne kadar bu durumdan hoşlanmasak da, çalışmaya devam ettik. Saat, gece 24.00 oldu. Artık halimiz kalmamıştı. Patron tekrar yanımıza geldi “bugün buradayız, eve gitmiyoruz” dedi. İtiraz ettik, çok yorulduk dedik. Kadın arkadaşlar, “eşimizle sorun yaşıyoruz”, “sürekli mesai koyuluyor”, “çocuklarım var, eve gitmem lazım, sabah kahvaltılarını hazırlıyacağım” diyenler oldu. Fakat patron hiç kimseyi umursamıyordu. Onun için her şey paraydı, işçilerin duygu ve düşüncelerinin hiç bir önemi yoktu. Onlar sanki birer makine, robotmuş gibi davranıyordu, “ben böyle diyorum böyle olacak” dedi. “Şimdi giden bir daha gelmesin, ekmeğinizi ben veriyorum” dedi. Sanki babasının hayrına veriyormuş gibi. Bizler orada saatlerce çalışıyoruz, üç kuruş para alacağız diye tüm emek zamanımızı pis bir kapitalist

olan patrona satıyoruz, ailemizden sevdiklerimizden uzak kalıyoruz, kendimize ayıracak zamanımız kalmıyor, adeta birer robot gibiyiz. Yaşamlarımız mekanikleşiyor. Monoton, rutin bir yaşama mahkum ediliyoruz. Arkadaşlardan bazıları çıkıp gittiler. Herkes oldukça bitkin ve öfkeliydi. Kalanlar çalışmaya devam etti, saatler ilerledikçe yorgunluğumuz arttı. Artık ayakta zor duruyorduk. Tabi patronda o sırada odasında keyfine bakıyordu, arada sırada gelip insanları aşağılamaya devam ediyordu. O gün yaklaşık 25 saat çalıştık. Evin yolunu tuttuk, ama kafalarda bir sürü soru işareti... Bütün emeğimizi, zamanımızı çalışmaya harcamamıza rağmen, geçimimizi sürdüremez haldeyiz. Ağır yaşam koşulları bizleri esir alıyor, bizleri nesneleştiriyor. Hayatımıza dair kararları kendimiz alamıyoruz, özne olamıyoruz. Köle gibi çalışıyor, köle gibi de yaşıyoruz. Hayellerimiz ve özlemlerimizden uzak, istemediğimiz işlerde, güvencemizin olmadığı koşullarda, makinaların uzantısı biçiminde yaşıyoruz. Bu düzende herkes, parası kadar varoluyor. Para da, çalışarak kazanılmıyor, ancak ve ancak, başkalarının emeğini gasp ederek kazanılıyor. Bunu yapan kesim de, üretim araçlarını, iş makinalarını ellerinde bulunduran patron takımıdır. Bizler, ancak ve ancak, bu üretim araçlarına sahip olduğumuzda ve kendi kararlarımızı kendimiz vermeye başladığımız da, yaşamımızda belirleyici olup, özne olmaya başlayacağız. Ankara’dan İşçi Meclisi okuru

İşçi Meclisi - Yerel Süreli Siyasi Dergi - Sayı:13- Fiyat: 1 TL Pina Basım Yayım San. ve Tic. Ltd. Şti. adına sahibi Hüseyin Kezik Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ali Filizler Adres: Bereketzade Mah. Büyükhendek Cad. Portakal Sok. No: 2/11 Beyoğlu/İstanbul Tel: 0 212 251 20 89 Baskı: Özdemir Matbaası Adres: Davutpaşa Cad. Güven Sanayii Sitesi C Blok No:242 Topkapı/İstanbul Tel: 0212 577 54 92


3

NƌN RJHQNXN

<D] ELWWL \HQL ELU \Ă&#x153;O EDĂ­OĂ&#x153;\RU K

apitalistlerin hĂźkmettiÄ&#x;i dĂźnya, yeni bir yÄąla kriz korkusuyla giriyor. ABDâ&#x20AC;&#x2122;den baĹ&#x;layÄąp tĂźm dĂźnyayÄą sarsan, ErdoÄ&#x;anâ&#x20AC;&#x2122;Äąn â&#x20AC;&#x153;TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;yi teÄ&#x;et geçtiâ&#x20AC;? dediÄ&#x;i son ekonomik kriz aslÄąnda sonlanmadÄą, tersine derinleĹ&#x;ti! Ĺ&#x17E;imdi yeni bir ekonomik kriz kapÄąmÄązda: Tarihin gĂśrdĂźÄ&#x;Ăź en yaygÄąn ve derin ekonomik kriz olmasÄąndan korkuluyor! Avrupaâ&#x20AC;&#x2122;da kemerler sÄąkÄąlÄąyor. Neoliberal birikim politikalarÄąndan vazgeçmemek hali hazÄąrda hâkim çizgi. OrtadoÄ&#x;uâ&#x20AC;&#x2122;daki rejim deÄ&#x;iĹ&#x;iklikleri ile yeni yatÄąrÄąmlara açĹlmak, bĂźyĂźk ortak projelere yĂśnelme, krizin hÄązÄąnÄą kesmeye, farklÄą bĂślgelere yĂśnlendirme çabalarÄą, Ăźretkenlik artÄąĹ&#x;larÄąnÄąn saÄ&#x;lanmasÄą ilk elde yapÄąlacaklar. Bu ve benzeri Ăśnlemler iĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄąna nasÄąl yansÄąyacak, sorulmayan esas soru bu. Yeni istihdam politikalarÄą ile burjuvalar, Ăźretim ve emek organizasyonlarÄąnda kapsamlÄą ve artÄąk sorunu nihai biçime doÄ&#x;ru taĹ&#x;Äąyan bir saldÄąrÄąya yĂśnelecekler. İĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄąnÄąn son korunaklarÄą da yÄąkÄąlÄąyor. Kriz bu yĂśnlĂź saldÄąrÄąyÄą hÄązlandÄąrÄąyor, Ăśnceki dĂśnemden kalan ne varsa hÄązla sĂźpĂźrmeye giriĹ&#x;iliyor. Zaten çok azalmÄąĹ&#x; sosyal haklarÄąn tĂźmden tasfiyesine, -Ăśzel istihdam bĂźrolarÄą vb. uygulamalarla- iĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄą ve her iĹ&#x;çiyi diÄ&#x;eriyle tam ve Ĺ&#x;iddetli bir rekabete sokacak bir iĹ&#x; dĂźzenine geçiliyor. İĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄąnÄą bĂźtĂźnĂźyle bireye doÄ&#x;ru çÜzen, iĹ&#x;çi kiralamayÄą açĹk hale getiren, iĹ&#x;çiyi kĂśle-iĹ&#x;çi konumuna iten bir saldÄąrÄą geliyor. Yeni istihdam politikalarÄą, sendikalarÄą da etkisizleĹ&#x;tirecek ve tĂźmĂźyle tasfiye edecek politikalar. Emeklilik kazanÄąmlarÄąna el konulmasÄą, sÄąnÄąf ve sendikalar cephesinden de direniĹ&#x; ve pazarlÄąk biçimleriyle gĂźndemleĹ&#x;meye baĹ&#x;ladÄą bile. Ĺ&#x17E;u anda TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de de bakanlÄąkla sendika bĂźrokratlarÄą arasÄąnda â&#x20AC;&#x153;Ver kÄądem tazminatÄąnÄą, kapatmayayÄąm sendikanÄąâ&#x20AC;? pazarlÄąklarÄą yĂźrĂźtĂźlĂźyor. Yeni Anayasa ve KĂźrt Sorunu Yaz bitti. Yeni bir yÄąl baĹ&#x;lÄąyor. Yeni yÄąla TĂźrkiye burjuvazisi yeni anayasa hazÄąrlÄąklarÄą ile giriyor. Ekonomik krize dĂśnĂźk hazÄąrlÄąk, sÄąnÄąf durumlarÄąndaki farklÄąlÄąklarla, toplumsal koĹ&#x;ullardaki ve siyasal yapÄądaki etki ve sonuçlarÄąyla birlikte, bunlarÄąn geleceÄ&#x;e dĂśnĂźk dĂźzenlenmesi çabasÄąyla yĂźrĂźtĂźlĂźyor. TĂźrkiye burjuvazisi artÄąk Ăśnceki durum içerisinden yĂśnetemiyor bizleri. Eski biçimde yĂśnetmeye devam etse baĹ&#x;Äąna gelecekleri biliyor. â&#x20AC;&#x153;Arap BaharÄąâ&#x20AC;? ile â&#x20AC;&#x153;Akdeniz BaharÄąâ&#x20AC;?nÄąn kesiĹ&#x;imi, OrtadoÄ&#x;u ve Avrupaâ&#x20AC;&#x2122;daki kesiĹ&#x;en hat bunu ispatladÄą. Neoliberal politikalarÄąn sonuçlarÄąna karĹ&#x;Äą iĹ&#x;çilerin, kentin ve kÄąrÄąn yoksullarÄąnÄąn, ĂśÄ&#x;rencilerin, gençlerin, kadÄąnlarÄąn rahatsÄązlÄąÄ&#x;Äą eylemli biçimde açĹÄ&#x;a çĹktÄą. YazÄąn ortaya çĹkan bu mĂźcadele sÄącaÄ&#x;ÄąnÄą bir an evvel soÄ&#x;utmak lazÄąm;

Yeni yÄąla TĂźrkiye burjuvazisi yeni anayasa hazÄąrlÄąklarÄą ile giriyor. Ekonomik krize dĂśnĂźk hazÄąrlÄąk, sÄąnÄąf durumlarÄąndaki farklÄąlÄąklarla, toplumsal koĹ&#x;ullardaki ve siyasal yapÄądaki etki ve sonuçlarÄąyla birlikte, bunlarÄąn geleceÄ&#x;e dĂśnĂźk dĂźzenlenmesi çabasÄąyla yĂźrĂźtĂźlĂźyor. TĂźrkiye burjuvazisi artÄąk Ăśnceki durum içerisinden yĂśnetemiyor bizleri. Eski biçimde yĂśnetmeye devam etse baĹ&#x;Äąna gelecekleri biliyor burjuvazi bunun bilincinde. AslÄąnda TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;de yeni anayasaya uygun siyasal toplumsal koĹ&#x;ullar birçok yĂśnden oluĹ&#x;turulmuĹ&#x; durumda. GĂśreli bir istikrar gerçekleĹ&#x;ti. Bununla birlikte burjuvazinin ve partilerin Ăźzerinde birleĹ&#x;tiÄ&#x;i bir anayasa yok, burjuva partilerin aralarÄąnda anlaĹ&#x;malarÄą gßç olan konular sĂśz konusu. KĂźrt sorunu ise, bir yandan çÜzĂźme doÄ&#x;ru ilerlerken, çÜzĂźmĂźn kapsamÄą, içeriÄ&#x;i, biçimleri neler olacak konularÄąnda yoÄ&#x;un ve Ĺ&#x;iddetlenen bir mĂźcadelenin, askeri çatÄąĹ&#x;malarÄąn konusu. Bu yaz KĂźrt sorununda da sÄącak mĂźcadelelerin konusu oldu. Parlamentoda çÜzĂźm Ăśne geçebiliyor, son kesitte olduÄ&#x;u gibi silahlÄą mĂźcadele ve kitlelerin devreye aktif olarak girmesi Ăśne geçebiliyor. BarÄąĹ&#x;çĹl ve Ĺ&#x;iddete dayanan biçimler birlikte varlar ve biri Ăśne geçerken diÄ&#x;eri geriye itiliyor. Ancak sorunun esasÄąnÄą mĂźcadele biçimlerinin deÄ&#x;iĹ&#x;mesi, birlikte uygulanmasÄą, birinin ya da diÄ&#x;erinin Ăśne geçmesi oluĹ&#x;turmuyor. BunlarÄąn KĂźrt sorununun anayasal çÜzĂźmĂźnĂź kendi program ve çÜzĂźm biçimlerine uygun hale getirmek, elini gßçlendirmek, fiilleĹ&#x;tirmek, bastÄąrmak ve geriletmek için sĂźren ĂźstĂźnlĂźk kurma ve mevzi kazanma mĂźcadeleleri olmasÄą oluĹ&#x;turuyor. Sorunun çÜzĂźmĂźnĂź de

İĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄą ve toplumun geleceÄ&#x;i açĹsÄąndan esas sorun, kendi sÄąnÄąfsal çĹkarlarÄąmÄąz ve toplumun/ doÄ&#x;anÄąn/canlÄą yaĹ&#x;amÄąn geleceÄ&#x;i için, kendi taleplerimizle gĂźndem oluĹ&#x;turmaktadÄąr. Siyaset sahnesindeki esaslÄą eksik budur. Kapitalist toplumun yĂźkĂźnĂź taĹ&#x;Äąyagelen iĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄą, sosyalist bir toplumun kurucu gĂźcĂźnĂź kendi eyleminde somutlamak zorundadÄąr

demokratik ĂśzerkliÄ&#x;in kapsamÄą ve içeriÄ&#x;inin ileriye doÄ&#x;ru mu tanÄąmlanacaÄ&#x;Äą, bireysel hak ve yerel idari Ăśzerklik sÄąnÄąrlarÄąna doÄ&#x;ru mu daraltÄąlacaÄ&#x;Äą belirleyecek. TĂźrk ve KĂźrt iĹ&#x;çilerin, iĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄąnÄąn çĹkarÄą KĂźrt halkÄąnÄąn yeni sĂźrece yenilgi deÄ&#x;il, kazanÄąm psikolojisiyle girmesinden geçiyor. YapacaÄ&#x;ÄąmÄąza bakalÄąm! GĂśrĂźnen gerçek Ĺ&#x;u: Bir yandan Ăśnceki yapÄąlar, program ve stratejiler çÜzĂźlĂźr ve çßrĂźrken, aynÄą zamanda bunlarÄąn yerini alacak yeni biçimleniĹ&#x;lerin olduÄ&#x;u bir sĂźrece de girildi. BildiÄ&#x;imiz, andaki gerçek ise Ĺ&#x;u: Yeni anayasada iĹ&#x;çilerin adÄą yok! Bu anayasa iĹ&#x;çilerin anayasasÄą deÄ&#x;il! Anayasa tartÄąĹ&#x;malarÄą ile birlikte, hĂźkĂźmet programÄąnda yer alan kÄądem tazminatÄą ve asgari Ăźcretin kaldÄąrÄąlmasÄąyla bĂźtĂźnleĹ&#x;en, iĹ&#x;çi saÄ&#x;lÄąÄ&#x;Äą ve gĂźvenliÄ&#x;ini tĂźmden tasfiye etmeye yĂśnelik bir saldÄąrÄą dalgasÄą geliyor. Yaz bitti. Yeni bir yÄąl baĹ&#x;lÄąyor. Okullar açĹlÄąyor. KayÄąt parasÄą, harç parasÄą, kÄąyafet parasÄą, dershane parasÄą, yol parasÄąâ&#x20AC;Ś Ă&#x2021;ocuk sahibi iĹ&#x;çiler için, çalÄąĹ&#x;Äąp bir yandan okula giden iĹ&#x;çiler için yazÄąn bitmesi, okullarÄąn açĹlmasÄą, yeni bir yÄąla girilmesi bĂśyle oluyor.

Yeni bir yÄąla giriyoruz. Ĺ&#x17E;air Cemal SĂźreyaâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn dediÄ&#x;i gibi bu yeni yÄąlda â&#x20AC;&#x153;bĂźtĂźnlemeye kalmÄąĹ&#x; bir sessizlikteâ&#x20AC;? mi yĂźrĂźyeceÄ&#x;iz, yoksa bu yaz kaybettiÄ&#x;imiz Ĺ&#x;air Didem Madakâ&#x20AC;&#x2122;Äąn yazdÄąÄ&#x;Äą Ăźzere â&#x20AC;&#x153;Ferman tarihinse / GĂśÄ&#x;e doÄ&#x;ru uzanan bu beden de bizimdir icabÄąndaâ&#x20AC;? mÄą diyeceÄ&#x;iz. İĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄąnÄąn yaz bitip yeni bir yÄąla girerken, kriz, anayasa, KĂźrt sorunu, gĂźvencesizlik vb. konular Ăźzerinden yanÄątlayacaÄ&#x;Äą soru budur. Biz sokaklarda kan yoksa bile, gĂśzlerin kanadÄąÄ&#x;Äą yerde Pir Sultanâ&#x20AC;&#x2122;Äąn yanÄątÄąnÄą hatÄąrlatalÄąm: Bir yola baĹ&#x; koyan, olacaÄ&#x;a deÄ&#x;il yapacaÄ&#x;Äąna bakar. İĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄą ve toplumun geleceÄ&#x;i açĹsÄąndan esas sorun, kendi sÄąnÄąfsal çĹkarlarÄąmÄąz ve toplumun/doÄ&#x;anÄąn/ canlÄą yaĹ&#x;amÄąn geleceÄ&#x;i için, kendi taleplerimizle gĂźndem oluĹ&#x;turmaktadÄąr. Siyaset sahnesindeki esaslÄą eksik budur. Kapitalist toplumun yĂźkĂźnĂź taĹ&#x;Äąyagelen iĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄą, sosyalist bir toplumun kurucu gĂźcĂźnĂź kendi eyleminde somutlamak zorundadÄąr. Eylemleriyle emeÄ&#x;ini savunmalÄą, ĂśzgĂźvenini kazanmalÄą, ĂśzgĂźcĂźnĂź arttÄąrarak sergilemeli, bir çekim etkisi yaratmalÄą, ittifaklarÄąnÄą kapitalizme karĹ&#x;Äą birlikte mĂźcadeleyle peĹ&#x;inden sĂźrĂźklemelidir. Yaz bitip yeni bir yÄąl baĹ&#x;larken, siyaset sahnesinde doldurmamÄąz gereken tarihi boĹ&#x;luk budur.


4

NƦN RJHQNXN

%DOFDOÜ UHNWÐUÖQ ÁLIWOLðL PL"

23 Haziran’da başlayıp, 27 Haziran’da biten ortak eylemimiz ile ilgili, Rektör Alper Akınoğlu’nun, TTB Başkanı Eriş Bilaloğlu, TTB 2. Başkanı Özdemir Aktan, SES Genel Başkanı Çetin Erdolu , Dev Sağlık-İş Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve Adana Tabip Odası Başkanı Resmiye Kaya’dan oluşan bir heyet ile görüşmesi sonucu’nda, Rektör’ün talepleri kabul etmesi ile biten ve eylem sonrası gelişen olayların iç yüzünü açıklamak istiyoruz.

27 Haziran 2011 de, heyetimizle Rektör arasında yapılan anlaşma gereği, geçmişteki sendika temsilciliğine yapılan saldırı ve SES Genel Başkanı’na yapılan hakaretten ötürü Rektör özür dilemiş ve Taşeron tarafından, çalışanların durumlarının netleştirilmesi ve çalışma müdürlüğünün önerilerinin dikkate alınmasına yönelik bir kurul oluşturulmuştur. Bunun sonucunda SES, Dev Sağlık İş ve TTB tarafından örgütlenen eyleme son verilmiştir. Hiçbir neden olmaksızın, birlikte yapılan protokol Rektör tarafından keyfi bir tutumla iptal edilmiştir. Bununla yetinmeyip, eyleme katılanlardan SES yöneticisi Faruk Onuk, SES İşyeri temsilcileri Suzan Akıncı ve İrfan Aydoğan’ın, nedensiz olarak gözdağı vermek amacı ile görev yerleri değiştirilmiştir. Yönetici ve işyeri temsilcilerimizin tekrar eski iş-

yerlerine dönmeleri için, SES olarak dava açmış bulunmaktayız. Eyleme katılan üyelerimizden savunmaları istenmeye başlanmıştır. Rektörün en son yapmış olduğu icraat ise, polikliniklerin ana giriş kapısını kilitleyerek, viyadük altını demir barikatlarla ördürüp geçişi kapatması olmuştur. Burada sağlık emekçileri ve hasta sahipleri olarak Rektör'e sormak gerek!

“Hastane kapısını kapattırarak, oluşabilecek deprem veya yangında buradaki insanların güvenli ve hızlı bir şekilde tahliyesini nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz ? Bu nedenden dolayı insanların ölmesi durumunda Rektör hesap verecek mi?” Hastaneyi hapishaneye çeviren baskı ve tehdit unsuruyla istediğini almaya çalışan bir zihniyetin psikolojik durumunun nasıl olduğunu ise sizlere bırakıyoruz. Taşeronda çalışan işçiler, geçtiğimiz aylarda ihaleyi kazanan Star Şirketine geçmeleri yönünde,idare tarafından baskıya maruz kalarak, tehdit edilmektedirler. İşçilere, haklarından feragat etmeleri ve koşul-

suz şartsız, sözleşmeyi imzalamaları dayatılmaktadır. Bilmelidirler ki, bizler; Fiili ve meşru mücadele yolu ile kurduğumuz sendikalarımızı, hukuka aykırı tüm haksız saldırıların, arkasında kim olursa olsun, karşısında duracağımızı, devlet yanlısı ve güdümlü sendikalardan olmadığımızı bildiriyoruz. Biz, bu gücümüzü haklılığımızdan ve örgütlülüğümüzden almaktayız. Daha dün işçi arkadaşlarımız, yeni bir ihalenin önüne geçmek, yaşamlarımızın satılık olmadığını göstermek için ihaleye engel olmaya çalıştılar. Sonuç, baskı, işkence, gözaltı ve ağır yaralı arkadaşlarımız. En pervasızı ise emniyette TEM, Mali Şube ve Organize Suçlar şubelerinde sorguya alınmamızdı. Bu sefer bizler

organize suç çetesi kapsamına sokularak ihaleye fesat karıştırmaktan yargılandık. Bugüne kadar verdiğimiz onurlu mücadelemize tüm kararlılığımız ile devam edeceğimizi İşci Meclisi aracılığıyla bir kez daha haykırıyoruz. Baskılar bizi yıldıramaz! Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber, ya hiçbirimiz! Kahrolsun ücretli kölelik düzeni! Balcalı Hastanesi sağlık işçileri

8ùXU 'RùDQ %DOFDO× LüoLVL ´RUJDQL]H LüOHUµOH VXoODQ×\RU Ağustos Pazartesi günü VHQGLND |Q QGH H\OHPGH 22yıllardır sürdürülen mücadele Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi’nde çalışırken işten atılan ve 50 günü aşkın zamandır Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkez binası önünde hak ve hukuk mücadelesi veren Uğur Doğan, oturma eylemine sendika önünde kurduğu çadırla devam ediyor. Ailesinin de katıldığı basın açıklamasında, “Kendi işçisini işten atan, hak ve hukukunu çiğneyen, kazanılmış haklarını gasp eden bir sendika işçi sınıfının hakkını savunabilir mi?” diye soran Doğan, sendikanın başkanı Mustafa Türkel ve yönetim kurulu tarafından 27.05.2009 tarihinde işten atıldığını ifade etti. İş mahkemesinin işe dönme kararı verdiğini ve Yargıtay’ın da 30.03.2011 tarihli kararıyla bunu onadığını aktaran Doğan, işbaşı yapmak için işyeri olan sendika genel merkezine gittiğinde kapıda karşılaştığı sendika başkanı Türkel’in kendisine hakaretler ettiğini, korumalarının ise kendisini zorla dışarı attığını dile getirdi. 18 yıldan beri santral görevlisi olarak sendikada çalışan, yüzde 70 iş göremez raporu olan Doğan, “Sendika önünde eylem yapıyor” diyerek mücadelesini görmezden gelenlere, “Çifte standartlı olmayın! Sendika bürokrasisine yaslanmayın! İşçi sınıfına güvenin, sendikalar işçilerindir” diye seslendi.

sonucu Çalışma Bakanlığı’nın ve Adana Bölge Çalışma Müdürlüğü’nün kesinleşmiş kararlarına ve Üniversite yönetiminin imzalanan protokol yoluyla vermiş olduğu sözlere rağmen hukuksuz bir biçimde yapılmaya çalışılan ihalelere karşı hakları için direnen Balcalı Hastanesi işçileri saldırıya uğradı. Sabah saat 08.50’de ihale salonunun kapısında uğradıkları saldırı sonucu 6 işçi yaralandı, 25 işçi gözaltına alındı. Adliye önünde biraraya gelen SES, Dev Sağlık İş üyesi işçiler bir basın açıklaması yaptılar. Açıklamaya Devrimci Proletarya, TTB, İHD, BDSP, ESP, DHF de katılarak destek verdiler. Açıklamada, “Kazanılmış haklarını korumak ve çocuklarının geleceğini ihale masalarında pazarlanmasına karşı çıkmak için yasadışı ihalelere karşı direnen ve gözetim altına alınarak “ihaleye fesat karıştırmak”la suçlanan sağlık işçisi arkadaşlarımızın yanın-

dayız. Tepeden tırnağa kadar “fesatlık” olan taşeron sistemini ortadan kaldırana kadar mücadele etmeye kararlıyız.” denildi. Kısa bir konuşma yapan Arzu Çerkezoğlu da geri adım atmayacaklarını bir kez daha dile getirdi. Adana İHD şube başkanı Aydın Sincar’sa “Bu saldırılar burjuva kapitalist sistemin ürünü olan iktidarın ileri demokrasi anlayışıdır, emekçiler üzerindeki saldırılara karşı birlikte mücadele edilmesi gerekir” vurgusu yaptı. Açıklama “Gözaltılar tutukla-

malar baskılar bizi yıldıramaz, direne direne kazanacağız, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganlarıyla son buldu. Açıklamanın ardından adliye içine giren destekçiler 3. Sulh Ceza Mahkemesi önünde beklemeye başladılar. “Organize suçlar” kapsamında “ihaleye fesat karıştırmak ve güvenlik güçlerine mukavemet”ten yargılanan işçiler 2 saat süren mahkemenin ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar.


5

NƦN RJHQNXN

$WDPDVÜ \DSÜOPD\DQ ÐðUHWPHQOHU

Kapitalist üretim ilişkilerinde yaşanan bütünlüklü değişikliklere paralel olarak eğitim alanında önemli değişikliklerin adımları atılıyor. Bilişim ve teknoloji yoğun olarak ve doğrudan biçimde eğitim alanına ve eğitim ortamına girmeye başlamasının somut tartışmaları yaşanıyor. Yeni eğitim öğretim yılında hayata geçirilecek olan bazı değişiklikler şöyle: Her öğrenciye tablet bilgisayar verilmesi bir kaç yıla kadar gerçekleşecek. Her sınıfa akıllı tahta uygulaması verilecek. Yeni atanan öğretmenler tüm bu değişikliklere ayak uydurabilmek amacıyla okullar açılmadan önce kursa tabi tutulacak. İKS (standartları) yaygınlaşacak, velilerin ve öğrencilerin öğretmenlere karne verme, diğer bir tabirle performansa dayalı çalışmanın adımları örülecek. Tüm bu gelişmeleri irdelemeden 300 bin tane ataması yapılmayan öğretmenin neden atamasının yapılmadığını anlayabilmek zor. Tüm bu değişimlerle beraber eğitim alanında vasıfsızlaşma, esneklik, güvencesizlik, öğretmenlerin emek

gücünün değersizleşmesi yaygınlaşıyor.

Eğitim alanında uygulanan istihdam politikaları sonucunda bugün yaklaşık 300 bin işsiz öğretmen bulunmaktadır. Bu yıl KPSS sınavına 300 bin öğretmen girmiş olup, bunlardan sadece 11 bin öğretmenin ataması yapılmıştır. Okullarda yüzbinlerce öğretmen açığı bulunmasına rağmen bu açıklar esnek ve güvencesiz çalıştırmanın bir biçimi olan ücretli öğretmenlik uygulaması ile giderilmektedir. İşsiz öğretmenler bu sıkışmışlık ve çaresizlik içinde belli dönemlerde sosyal medyayı kullanarak eylemler örgütlemektedirler. İşsiz öğretmenler en son 11 bin atamanın yapıldığı gün Ankara’da bir sokak eylemi gerçekleştirdiler. Sabah saatlerinde Kızılay YKM önünde toplanan öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı’na yürümek istedi. Yürüyüşe geçen öğretmenlerin önüne Güvenpark’ta barikat kuruldu. 2 saat süren oturma eyleminin ardından Güvenpark’ta yapılan basın açıkla-

masının ardından eylem sonlandırıldı. Güvenpark’ta eylemin sürdüğü dakikalarda Milli Eğitim Bakanlığı Başöğretmen Salonu’nda yapılan atama töreninde de bakan Ömer Dinçer protesto edildi. Ataması yapılmayan öğretmen Savaş İka, atamasının üç yıldır yapılmadığını, kendisi gibi on binlerce atama mağdurunun olduğunu söyledi. İşsiz öğretmenlerin bu eylem istek

ve basınçları şimdilik küçük eylemler şeklinde yada internet ortamlarında kalmakta hedefe bağlanamamaktadır. Eğitim işçileri olarak yapmamız gereken bir şeyler yapma arayışı ve eylem isteği içinde olan işsiz öğretmenlerle birlikte kadrolu, ücretli, dershane öğretmenleri olarak beraber ortak mücadeleyi bütünleştirmek ve mağduriyetçiliğin ötesine geçerek hak alıcı eylemleri örgütlemektir.

*HQoOHU PH\GDQD 2NXOODUÜQ DÁÜOPDVÜ EL] LíÁLOHU LÁLQ QH LIDGH HGL\RU" İstanbul Üniversitesi’nde eğitim gören öğrenciler, kayıtların başladığı gün, “Üniversiteye değil, geleceksizliğe kayıt yaptırıyoruz” diyerek “Gençleri meydana” çağırdı.

19 Eylül Pazartesi günü yeni eğitim öğretim yılı başlıyor. Son günlerde burjuva medya da ardı ardına eğitim ile ilgili haberler çıkmaya başladı. Her sınıfa akıllı tahta, her öğrenciye tablet bilgisayar tartışmaları, ders kitaplarının yine ücretsiz dağıtalacağı, çocukların ödevlerini velilerin değil kendilerinin yapması gerektiği, müfettişlerin eğitim koçu olacağı haberlerini bolca okur ve izler olduk. Burjuvazi yeni dönemin ihtiyaçları doğrultusunda eğitim alanında da bir dizi değişim ve dönüşüme imza atıyor. Yine her zaman yaptığı gibi de bunu bir propaganda aracına dönüştürmeyi de ihmal etmiyor. Okulların açılması burjuvazi için eğitimi dizayn etmenin adımlarını atmanın bir aracı olurken; biz işçileri için ise eğitim giderlerinin tamamen ailerin üzerine yıkıldığını düşündüğümüzde, 2 aylığına ötelediğimiz ekonomik giderlerin tekrardan gündemimize girmesi demek oluyor. Okulların açılması biz işçi olan veliler için; kayıt parası demektir. Eğitim harcamaları okula öğrenciler ilk adımlarını atmadan başlamakta, “gönüllü bağış” adı altında öğrenci velile-

Beyazıt Kampüsü önünde, 5 saatlik oturma eylemine yapan gençler, çarpıcı bir iddia ile kayıt yaptıran tüm gençlere seslendi: “Üniversiteye değil, geleceksizliğe kayıt yaptırıyoruz.” ‘Gencim, mezunum, işsizim’

rinden kayıt paraları istenmektedir. Okula yeni başlayacak bir çocuk için hemen her okulda “gönüllü olarak” alındığı iddia edilen kayıt parası, okulların bulunduğu semtlerin gelir durumuna göre değişmektedir. Ders araç-gereçleri için toplanan para demektir.Bakmayın kitapların devlet tarafından karşılandığına onun dışında test kitabıydı, kaynak kitabıydı, defteriydi, yüzlerce kitap alıyoruz. Servis parası, yol parası demektir. Okul servislerinin 8 aylık ortalama maliyeti biz işçilerin altından kalkamayacağı meblağlara ulaşmakta, ev ile okul arasındaki mesafe arttıkça servis ücretleri de artmaktadır. Kılık-kıyafet parası demektir. Okulun temizliği için, sınıfın

ihtiyaçları için toplanan paralar demektir.

“Öğrenciler aç, mezunlar işsiz”, “Boş vaat değil iş istiyoruz”, “Gencim, mezunum, işsizim”, “Şifre yetmedi, kaset çıktı, sırada ne var Tayyip” dövizlerini taşıyan, Gençler Meydana İnisiyatifi, dünyanın çeşitli ülkelerinde ayaklanmaların aktif unsuru olan gençler gibi, “İşsizliğe, krizlere karşı meydanlara çıkalım” çağrısında bulundu.

Onun yanında sınav maratonunun tekrardan başlaması, komşunun çocuğundan, sıra arkadaşından kaç tane soru azçok yaptın yarışının hızlanması, rekabet etmek demektir.

İnisiyatif Sözcüsü Işıl Kurt, “Genç işsizlik oranları dünyanın her yerinde egemenlerin baş belası olmuş durumda. Artık gençliği işsizliğin kendi suçları olduğu yönünde kandırmak mümkün değil. Gerçeklerin farkına varan gençler dünya çapında meydanları dolduruyor, geleceğini istiyor” dedi.

Eğitim sistemi aynı zamanda bir yarış sistemi olduğu için, yarışa en iyi hazırlanmak dershaneye gitmek gerekir.

Işıl Kurt, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı son rakamlara göre, işsizliğin yüzde 9.7 oranında olduğuna dikkat çekti, genç nüfusta bu oranın yüzde 17.6 olduğunu söyledi.

Dershane taksitlerinin başlaması demektir.

Kurt, üniversite öğrencilerinin işsiz sayılmadığından işsizilik oranının düşük göründüğünü kaydetti. Kurt, taleplerini, “Öncelikle işsiz sayılmak istiyoruz. Mezun olunca iş istiyoruz” şeklinde açıkladı.

Burjuvazi eğitimde gerçekleştirdiği türlü yeniliklerin reklamını yaparken (onu da bizleri daha nitelikli sömürebilmek için yapıyor) maliyetini de bizlere ödetiyor. Sermayenin bize bahşettiği (sattığı) eğitim bu. Alırsanız!

Işıl Kurt kayıt yaptıran gençlere şöyle seslendi: “Kapitalizm, kirizle can çekişiyor. Krizin etkilerini halkın parasına el koyarak azaltmaya çalışıyor, halklar ise meydanları dolduruyor. Biz gençler artık tüm dünyada olduğu gibi gerçeklerin farkına varmalıyız. Geleceğimizi ellerimize almak için biz de maydanda olmalıyız.”


6

NƦN RJHQNXN

ìLPGL GH VHNWÐUHO DVJDUL ÖFUHW SDNHWL lir hale getirmek için, zorunlu olarak başvurduğu düzenlemelerdir.

Hükümet, “kanayan yara taşeron sisteminin yeniden düzenlenmesi”, “taşeron işçilerin sosyal ve özlük hakları” söylemi altında kapsamlı bir neoliberal düzenleme paketi daha hazırlıyor.

İkincisi, kamudaki taşeron işçilere dönük düzenlemeler, taşeron işçiler üzerinden tüm kamu işçilerini de bağlayan neoliberal düzenlemelerdir.

Pakette “taşeron sistemi” denilmesine karşın, düzenlemeler yalnızca 500 bin civarında taşeron işçiyi kapsayan kamu sektörüne dönük. Buna göre hükümet, patronlar ve sendikalar bir araya gelip, önce “taşeron işçilerin sorunlarını araştıracak”! Araştırmanın ardından da, “taraflar”la birlikte ortak metin hazırlanacak. Taşeron işçilere “kıdem tazminatı”, “iş garantisi”, “asgari ücretin üzerinde ücret alabilme hakkı”, “ücretleri geç ödeyen ya da ödemeyen taşeron firmalara denetim” gibi vaadler sıralanıyor. Hemen belirtmek gerekir: Hükümetin kamu alanındaki taşeron işçiler sorununa el atmak zorunda kalması, bunun kapitalizmin ağrıyan bir dişi haline gelmesi nedeniyledir. Seçim döneminde CHP’nin “kamuda taşeronluğu kaldırma” türünden vaatleri de bunu

gösteriyordu. Çünkü, kamuda halen kendilerini koruyabilmek için bile taşeron işçileri örgütlenmesine yönelmek zorunda kalan işçi ve memur sendikalarının varlığı, yanısıra kamu işçilerinde sendikal örgütlenme ve mücadele deneyimine sahip bir kesimin desteği, kadrolu ve taşeron işçiler arasında yakından görülebilen ücret, hak, çalışma koşulları farklılığı, kamudaki taşeron işçilerin sendikal örgütlenme ve mücadelelerini nisbeten kolaylaştırıyor, kamu-özel arasındaki bu gri alandaki sınıf mücadelesini öne çıkarıyor, direnişleri yaygınlaştırıyordu.

Dolayısıyla CHP’den sonra AKP Hükümeti’nin de büyüme eğilimi gösteren bu diş ağrısına ağır aksak el atma zorunda kalması, kamudaki taşeron işçilerin durumuna pek üzüldüklerinden değil, kamuda 500 bin kişiye ulaşan taşeron işçilerinin büyüyen mücadeleleri nedeniyledir. Daha açık bir ifadeyle: Kamudaki taşeronluk sistemine son vermek ya da taşeron işçilerin durumunu düzeltmek için değil, tam tersine kamuda taşeronluk sistemini sürdürülebilir ve daha büyük hızla yaygınlaştırılabi-

%('$û LüoLOHUL H\OHPGH Enerji-Sen üyesi 70 BEDAŞ işçisinin, bağlı oldukları taşeron şirketin ihaleden men edilmesi gerekçe gösterilerek işten çıkarıldı. Enerji-Sen işten çıkarmaları ve taşeron çalışma sistemini Taksim’de yaptığı kitlesel basın açıklaması ile protesto etti.

Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal BEDAŞ Genel Müdür yardımcısı Avni Doğan ile yaptığı görüşme sonrasında işçilere görüşmeyi aktardı. Ardından basına bir açıklama yaptı. Kartal, işçilere görüşmeyi aktarırken BEDAŞ yönetimiyle yapılan görüşmenin hem olumlu hem de olumsuz yanlarının olduğunu söyledi: “BEDAŞ işçilerin ayrım gözetilmeden, Sezen Yavuz LPG şirketinin elektrik ihalelerinden yasaklandığı için oluşan boşluk nedeniyle işten çıkarıldığını, yeni şirket işe başlar başlamaz 5–10 gün içinde işçilerin yeniden işe alınacağını söylerken kesin bir tarih vermemekte inat ediyor.” Kartal basına yaptığı açıklamada elektrik dağıtım işinde mühendis ya da tekniker olarak

Kamudaki taşeron işçilere kıdem tazminatı adı altında ise, 1 yıldan fazla çalışabilen taşeron işçilerin kıdem tazminatı, kadrolu işçilerin kıdem tazminatını kaldıracak, “kıdem tazminatı fonu”na havale ediliyor. Böylece hükümet, tıpkı Sosyal Güvenlik ve Sağlık Sigortası düzenlemelerinde yaptığı gibi, sendikalı ve kadrolu işçilerle düzensiz çalışabilen taşeron işçileri karşı karşıya getirmek istiyor.

7D\ODQG GHPLU\ROX LüoLOHUL\OH XOXVODUDUDV× GD\DQ×üPD Tayland demiryolu işçileriyle uluslararası dayanışma Birleşik Taşımacılık Sendikası(BTS) ve Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası (TÜMTİS), 25 Ağustos’ta, Ankara’da Tayland Büyükelçiliği önünde, Tayland’daki demiryolu işçileriyle dayanışma eylemi düzenledi.

Enerji-Sen üyesi işçiler “BEDAŞ’ta şalter inecek Taşeron bitecek-Enerji-Sen” yazılı bir pankart açtılar. “Bakanlık kararı uygulansın”, “Kadro hakkımız, söke söke alırız”, “Patron susacak, işçiler konuşacak” dövizlerini taşıyan işçiler “Hak verilmez alınır, zafer sokakta kazanılır”, “Taşerona teslim olmacağız”, “Sendika haktır, engellenemez” sloganları attı. Eylem sırasında yapılan konuşmalarda BEDAŞ’ın Çalışma Bakanlığı’nın kararına aykırı bir şekilde taşeron işçi çalıştırmaya devam ettiği ve daha önce prim üzerinden ücretlendirmenin işçilerin verdiği mücadeleyle kaldırıldığı vurgulandı.

Örneğin, öngörülen paketin canalıcı maddesini, “taşeron işçilerin asgari ücretin üstünde ücret alabilme hakkı” adı altında, sektöre göre asgari ücret düzenlemesini oluşturuyor. Tıpkı aportta bekleyen bölgesel asgari ücret gibi, bu kez kamudaki taşeron işçilerden başlayarak, kamudaki işkollarına göre farklılaşacak asgari ücret uygulamasına geçilmesi öngörülüyor.

görev yapan işçilerin muvazaalı bir şekilde taşeron çalıştırıldığını söyledi. Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin sendikanın başvurusu üzerine yaptıkları incelemede taşeron çalışmanın muvazaalı olduğunu tespit ettiklerini vurgulayan Kartal, buna rağmen işçilerin kadroya geçirilmediğini üstelik BEDAŞ’ın ilgili tespit tutanaklarına karşı Bakanlığa dava açtığını ifade etti. Kartal, ayrıca kamu hizmeti niteliğinde olan elektrik dağıtımının taşeron şirketin yaptığı usulsüzlükler nedeniyle işçiler işten çıkarılarak aksatıldığını ifade ederken konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Bu hukuksuz durum devam ederse bütün örgütlü gücümüzle meşru olan, kesinlikle yasallıktan bahsetmiyorum meşru olan her türlü mücadele biçimini devreye sokacağız. Tarihimizde bu mücadele biçimlerinin örnekleri mevcuttur.” Basın açıklamasının ardından işten atılan işçiler ve Enerji-Sen yöneticileri mücadele biçiminin ve takviminin konuşulacağı toplantı için Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’ne geçtiler.

Tayland Devlet Demiryolları İşçileri Sendikası’nın örgütlediği greve karşı açılan dava sonucunda sendika yöneticiler işten atılmış ve para cezasına çarptılırmışlardı. 2009 16 Ekim’inde, demiryollarının özelleştirilmesine geçilmesi ve ölümlü kazaların yaşanması üzerine, Tayland Devlet Demiryolları İşçileri Sendikası, güvenlik önlemleri alınması için iş durdurmuştu. Etkili olan greve karşı dava açan devlet, kazalara otomatik suçlamaya alıştığı işçilerin değil; hiçbir güvenlik önlemi alınmamış olmasının, işçilerin izinsiz çalıştırılmasının neden olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıştı. Fakat faturayı yine işçilere kesmekten vazgeçmemiş, 7 sendika yöneticisinin işten çıkarılmasını dayatmış, sendikaya da 900 yüz bin liralık ağır para cezası kesmişti! Güçlü ve direngen sendikanın darbelenerek özelleştirmenin önünün açılması hedeflenmişti. Uluslararası Taşımacılık Federasyonu’nun (ITF) Tayland Devlet Demiryolları İşçileri Sendikası’yla dayanışma kampanyası içinde yer alan eylemde, uluslar arası dayanışma vurgulandı: “Yine biliyoruz ki dünyanın neresinde olursa olsun bu saldırılara ancak uluslararası dayanışmanın gücüyle yanıt verilebilir. Biz de uluslararası dayanışmanın önemine olan inancımızla Tayland hükümetini, demiryolu sendikası yöneticilerine verilen bu haksız cezayı durdurmaya, demiryollarındaki güvenlik sorunlarını işçiler ve onların temsilcisi olan sendika ile birlikte hareket ederek zaman kaybetmeksizin çözmeye ve işçilerin uluslararası çapta kabul gören temel haklarını tanımaya çağırıyoruz. Yaşasın uluslararası dayanışma!” Türkiye’de de demiryollarında güvenlik zaafiyeti nedeniyle benzer kazaların yaşandığına, son bir yıl içinde 6 demiryolu işçisinin öldüğüne, sorumluların aynı sorumsuzluğu burada da gösterdiğine dikkat çeken açıklamanın ardından, Tayland Hükümetine ulaştırılmak üzere Tayland Büyükelçiliği Müsteşarına protesto mektubu verildi.


7

NĂ&#x2020;ÂŚN RJHQNXN

7DUĂ&#x153;P LĂ­Ă LOHULQLQ Ă DGĂ&#x153;UODUĂ&#x153; \DQGĂ&#x153; Adanaâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn KarataĹ&#x; ilçesine baÄ&#x;lÄą Tuzla Beldesiâ&#x20AC;&#x2122;nde çalÄąĹ&#x;an tarÄąm iĹ&#x;çilerinin çadÄąrlarÄą ĂśÄ&#x;len saatlerinde elektrik kontaÄ&#x;Äąndan çĹkan yangÄąnla içerisindeki tĂźm eĹ&#x;yalarla birlikte kĂźl oldu. Haberi aldÄąktan sonra durumlarÄąnÄą yerinde gĂśrmek için gittiÄ&#x;imiz Tuzlaâ&#x20AC;&#x2122;da yaĹ&#x;ayan tarÄąm iĹ&#x;çilerinin yanÄąna vardÄąÄ&#x;ÄąmÄązda saat 16.00 civarÄąndaydÄą. Bizi karĹ&#x;Äąlayan elçileri Emin AydÄąn ile birlikte yanan çadÄąrlarÄąn yanÄąna gitmek için çadÄąrlarÄąn içerisinden geçerken sohbet etmeye, durumlarÄąnÄą sormaya baĹ&#x;ladÄąk. SÄącaÄ&#x;Äą kesmek için Ăźzerini kamÄąĹ&#x;larla ĂśrttĂźkleri, 3-5 metrekarelik naylon çadÄąrlarlarda ailece kalÄąyorlar. Son zamanlarda belediyenin, çadÄąrlarÄąn arasÄąna kurduÄ&#x;u tuvaletler ise su baÄ&#x;lanÄąlmadÄąÄ&#x;Äąndan kullanÄąlamÄąyor. Ă&#x2021;adÄąrlarÄąn arasÄąndan geçen pis su oluklarÄą, toz toprak ve çamur içerisinde oyun oynamaya çalÄąĹ&#x;an çocuklarÄąn arasÄąndan geçerek yanan çadÄąrlara varÄąyoruz. YangÄąn, Ă&#x2021;adÄąrkent gĂśrĂźnĂźmĂźndeki alanÄąn en son kĂśĹ&#x;esinde baĹ&#x;lamÄąĹ&#x; ve rĂźzgârÄąn etkisiyle çadÄąrlara doÄ&#x;ru deÄ&#x;il de boĹ&#x;luÄ&#x;a doÄ&#x;ru yayÄąlmÄąĹ&#x;. Buna raÄ&#x;men kÄąsa bir sĂźrede etki alanÄąnda kalan 11 çadÄąr içerisindeki eĹ&#x;yalarla birlikte yanÄąp kĂźl olmuĹ&#x;. KĂźrdistanâ&#x20AC;&#x2122;da baĹ&#x;layan kirli savaĹ&#x;la birlikte kĂśyleri yakÄąlÄąp yÄąkÄąlan bu KĂźrt emekçiler, o dĂśnem baskÄąlardan, dayatÄąlan koruculuk uygulamasÄąndan kaçmak için geldiler

Ă&#x2021;ukurovaâ&#x20AC;&#x2122;ya. Ĺ&#x17E;imdi bĂślgenin nemli ve sÄącak havasÄąnda kÄąĹ&#x;Äąn yaÄ&#x;mur, çamur ile yazÄąn ise aĹ&#x;ÄąrÄą sÄącak ve nemli havanÄąn yanÄą sÄąra tozlu bir ortamda, temiz sudan uzak bulaĹ&#x;ÄącÄą hastalÄąklarla mĂźcadele etmek zorunda. TĂźm bu koĹ&#x;ullar altÄąnda çalÄąĹ&#x;an KĂźrt tarÄąm iĹ&#x;çilerinin sĂźrdĂźrmek zorunda kaldÄąklarÄą yaĹ&#x;am TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;nin gerçek durumunu gĂśrmemiz açĹsÄąndan Ăśnemli bir gĂśstergedir. Kirli savaĹ&#x;tan kaynaklÄą, yerlerinden yurtlarÄąndan edilen on binlerce kiĹ&#x;i, bilmedikleri, tanÄąmadÄąklarÄą Ĺ&#x;ehirlere gÜç ederek, var olan iĹ&#x;sizler ordusuna karÄąĹ&#x;arak, yaĹ&#x;ama tutunmaya çalÄąĹ&#x;maktadÄąrlar. İnsanca yaĹ&#x;am koĹ&#x;ullarÄą için gerekli olan asgari Ăźcretin altÄąnda bir Ăźcrete dahi razÄą olan bu emekçiler; eÄ&#x;er bu kirli savaĹ&#x; olamasa bir gĂźn dahi buralarda durmayÄąz diyorlar. Daha sonra iĹ&#x;çilerle yangÄąn gĂźnĂźnĂź ve yaĹ&#x;adÄąklarÄą zorluklarÄą gĂśrĂźĹ&#x;meye gittik. SÄącak kÄązgÄąn gĂźneĹ&#x; altÄąnda saatlerce biber toplayan iĹ&#x;çilerin baĹ&#x;larÄąnda elçi varken konuĹ&#x;mak sorunlarÄąnÄą dile getirmelerini beklemek elbette olanaksÄąz. YangÄąnÄąn ĂśÄ&#x;len molasÄą sÄąrasÄąnda çĹktÄąÄ&#x;ÄąnÄą çadÄąrlarÄąn yapÄąsÄąndan kaynaklÄą yangÄąna mĂźdahale etme Ĺ&#x;anslarÄąnÄąn olmadÄąÄ&#x;ÄąnÄą, ancak canlarÄąnÄą kurtardÄąklarÄąnÄą belirten iĹ&#x;çiler, devletin savaĹ&#x;a ayÄąrdÄąÄ&#x;Äą parayÄą iĹ&#x; alanlarÄąna ayÄąrmasÄą durumunda bu kadar iĹ&#x;sizliÄ&#x;in olmayacaÄ&#x;ÄąnÄą, memleketlerine dĂśnebilmeleri durumunda ise çok az kiĹ&#x;inin bu Ĺ&#x;artlarda

.DSLWDOL]PL GHIHWPH\H NDYJDGD EL] GH YDUĂ&#x153;] Kapitalizmin â&#x20AC;?geliĹ&#x;imiâ&#x20AC;? , yarattÄąÄ&#x;Äą deÄ&#x;iĹ&#x;im ve dĂśnĂźĹ&#x;Ăźm dalgasÄą gĂśsteriyor ki; iĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄąnÄąn yapÄąsÄą da aynÄą paralellikte geniĹ&#x;liyor, deÄ&#x;iĹ&#x;iyorâ&#x20AC;Ś ArtÄąk banka çalÄąĹ&#x;anlarÄą, bĂźro çalÄąĹ&#x;anlarÄą, mĂźhendisler, doktorlar, ĂśÄ&#x;retmenler, avukatlarâ&#x20AC;Ś vs. iĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄąnÄąn birer parçasÄą haline geldi. GĂźvencesiz çalÄąĹ&#x;ma koĹ&#x;ullarÄąnÄąn ayyuka çĹktÄąÄ&#x;Äą, gĂśrece Ăźcretlerindeki azalma, bunun yanÄąnda hak kayÄąplarÄą ve sistemin taĹ&#x;eronlaĹ&#x;tÄąrma eÄ&#x;ilimleri, sanayi iĹ&#x;çisinin yanÄąnda bu meslek gruplarÄąnda da bir sÄąnÄąf bilinci yaratÄąyor. Son dĂśnemlerde,mĂźhendislerin, saÄ&#x;lÄąk emekçilerinin, eÄ&#x;itim emekçilerinin bizzat ĂśrgĂźtlediÄ&#x;i eylemler de bunun gĂśstergesi olarak tanÄąmlanabilir. Hatta ve hatta memurlarÄąn bile kendilerini kamu iĹ&#x;çileri olarak tanÄąmlayÄąp, sokaÄ&#x;a çĹkmalarÄą da cabasÄąâ&#x20AC;Ś darÄąsÄą banka emekçilerinin baĹ&#x;Äąnaâ&#x20AC;Ś BĂśylece naçizane ufak bir giriĹ&#x;ten sonra, bir banka çalÄąĹ&#x;anÄą, iĹ&#x;çi sÄąnÄąfÄąnÄąn bir parçasÄą olarak, çalÄąĹ&#x;ma

koĹ&#x;ullarÄąnda, gĂźn geçtikçe deÄ&#x;iĹ&#x;en, aÄ&#x;ÄąrlaĹ&#x;an ve hatta vahĹ&#x;ileĹ&#x;en Ĺ&#x;artlarÄą paylaĹ&#x;mak isterim. Bundan bir kaç sene Ăśncesinde, Ĺ&#x;u anda çalÄąĹ&#x;tÄąÄ&#x;Äąmdan baĹ&#x;ka bir banka da çalÄąĹ&#x;Äąyordum. AynÄą zamanda fotoÄ&#x;rafa ilgi duyan biri olarak, Ankara-Ulus'ta, sabahÄąn oldukça erken saatlerinde, iĹ&#x;e gitmeden Ăśnce Amele PazarÄąâ&#x20AC;&#x2122;nda bir çalÄąĹ&#x;ma yapmak niyetimiz olmuĹ&#x;tu. Kendimi iĹ&#x;çi olarak tanÄąmlasam da, oradaki gĂźvencesiz çalÄąĹ&#x;ma koĹ&#x;ullarÄąnÄą gĂśrĂźnce, kendi çalÄąĹ&#x;ma koĹ&#x;ullarÄąmla tÄąrnak içinde kÄąyaslama yapÄąyordum. Ancak, bu ziyaretlerin 2. haftasÄąnda, Ĺ&#x;ube mĂźdĂźrĂź beni yanÄąna çaÄ&#x;Äąrarak, orada norm kadro fazlasÄą olduÄ&#x;umu ve bulunduÄ&#x;um yere yaklaĹ&#x;Äąk 700 km mesafede bir yere tayinimin çĹktÄąÄ&#x;ÄąnÄą bildirdi. KoĹ&#x;ullarÄąm ise buna hiç elvermiyordu ve 1 hafta sonra iĹ&#x;ten ay(Äą)rÄąldÄąmâ&#x20AC;Ś. 8 aylÄąk bir iĹ&#x;sizlik sĂźrecinden sonra tekrardan baĹ&#x;ka bir bankada çalÄąĹ&#x;maya baĹ&#x;ladÄąm, buradan ne zaman ve ne Ĺ&#x;ekilde ay(Äą)rÄąlacaÄ&#x;ÄąmÄą

çalÄąĹ&#x;maya razÄą olacaÄ&#x;Äąndan, tarÄąm iĹ&#x;çilerinin durumunun da dĂźzeleceÄ&#x;ini belirttiler. Ă&#x2021;ukurovaâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn uzun yaz gĂźnlerinde gĂźnde 15- 16 saate varan bir çalÄąĹ&#x;ma ile sabah ezanÄąyla baĹ&#x;layan gĂźnleri, akĹ&#x;am karanlÄąÄ&#x;Äą çÜkĂźnceye kadar gĂźneĹ&#x;in kavurucu sÄącaÄ&#x;Äą altÄąnda devam ediyor. İleri demokrasi ile yĂśneltildiÄ&#x;i iddia edilen modern dĂźnyanÄąn Ăźcretli kĂśleleri olarak, saÄ&#x;lÄąk hakkÄąndan, çocuklarÄąnÄąn eÄ&#x;itim hakkÄąndan, temiz su hakkÄąndan, elektrik ve ulaĹ&#x;Äąm hakkÄąndan yoksun bir yaĹ&#x;am reva gĂśrĂźlen bu insanlarÄąn, sahiplenilmesi gerkmektedir.

Kirli savaĹ&#x;tan kaynaklÄą, yerlerinden yurtlarÄąndan edilen on binlerce kiĹ&#x;i, bilmedikleri, tanÄąmadÄąklarÄą Ĺ&#x;ehirlere gÜç ederek, var olan iĹ&#x;sizler ordusuna karÄąĹ&#x;arak, yaĹ&#x;ama tutunmaya çalÄąĹ&#x;maktadÄąrlar. İnsanca yaĹ&#x;am koĹ&#x;ullarÄą için gerekli olan asgari Ăźcretin altÄąnda bir Ăźcrete dahi razÄą olan bu emekçiler; eÄ&#x;er bu kirli savaĹ&#x; olamasa bir gĂźn dahi buralarda durmayÄąz diyorlar

Adanaâ&#x20AC;&#x2122;dan İĹ&#x;çi Meclisi okuru maalesef kestiremiyorum. DolayÄąsÄą ile gĂźvencesizliÄ&#x;i daha da bir içten hissettim! Ă&#x2013;zellikle son 5-6 yÄąldÄąr, sektĂśrdeki yoÄ&#x;un rekabet koĹ&#x;ullarÄą, çalÄąĹ&#x;anlara, halka halka sirayet ediyor. Genel mĂźdĂźrlĂźk bĂślge mĂźdĂźrlĂźklerine, bĂślge mĂźdĂźrlĂźkleri de Ĺ&#x;ube mĂźdĂźrlerine ve onlar da halkanÄąn son zinciri olarak biz Ĺ&#x;ube çalÄąĹ&#x;anlarÄąna son derece acÄąmasÄąz bir yaklaĹ&#x;Äąm sergileyebiliyorlar. Ă&#x2013;rneÄ&#x;in; çalÄąĹ&#x;tÄąÄ&#x;Äąm Ĺ&#x;ube, gazino ve pavyonlarÄąn yoÄ&#x;un olduÄ&#x;u bir bĂślgede olduÄ&#x;undan, online yurt dÄąĹ&#x;Äą transferlerin tanÄątÄąmÄąnÄą yapmak Ăźzere oralara â&#x20AC;?bankacÄą kimliÄ&#x;iâ&#x20AC;?mizle gĂśnderilmek istiyoruz! Daha sonra, konu komĹ&#x;u iliĹ&#x;kilerimiz bile, bĂźyĂźk bir cĂźretle , yĂśneticilerce çerçevelendirilebiliyor. â&#x20AC;?gittiÄ&#x;iniz yerden boĹ&#x; dĂśnmemelisiniz, en azÄąndan 5 kredi kartÄą satabilirsiniz!â&#x20AC;? GĂźleyim mi? aÄ&#x;layayÄąm mÄą? bilemiyorum ama, daha ziyade sinirlenmek ve Ĺ&#x;ube içinde sĂśylenerek bu durumu geçiĹ&#x;tirip, gĂśzlem yapmak, beni yatÄąĹ&#x;tÄąrÄąyor. Ĺ&#x17E;Ăśyle ki; çalÄąĹ&#x;tÄąÄ&#x;Äąm arkadaĹ&#x;ÄąmÄąn bana gĂśnderdiÄ&#x;i

"biz bu zenginlerin paralarÄąna para katÄąyoruz, ama akĹ&#x;am eve en ucuz yoÄ&#x;urtu almak zorundayÄąz" mesajÄą beni sevindirmiyor desem yalan olur. Hedeflerin tutturulmasÄą için, kullandÄąrÄąlan konut kredilerinde, vatandaĹ&#x;tan alÄąnan devasa komisyonlarÄąn, çalÄąĹ&#x;ma arkadaĹ&#x;larÄąmla beraber, vicdanlarÄąmÄązda yarattÄąÄ&#x;Äą yaralar da "olumlu" geliĹ&#x;meler aslÄąndaâ&#x20AC;Ś Ăśnceden "kar yazdÄąrma baĹ&#x;arÄąsÄą bilinci" artÄąk, "gĂśz gĂśre gĂśre vatandaĹ&#x;Äą sĂśÄ&#x;ĂźĹ&#x;lĂźyoruz" sĂśylemlerine evrildi benceâ&#x20AC;Ś Yani, Ĺ&#x;aĹ&#x;alÄą çalÄąĹ&#x;ma mekanlarÄąnÄąn, Ĺ&#x;Äąk giyimli iĹ&#x;çilerinde de bir sÄąnÄąf bilinci oluĹ&#x;masÄąnÄąn ilk kÄąvÄąlcÄąmlarÄą oluĹ&#x;uyor gibi. Bunu olgunlaĹ&#x;tÄąrmak için birbirimizle, bu yĂśnde bilinçli temaslar kurmak gerekiyor. â&#x20AC;?GeliĹ&#x;en, serpilenâ&#x20AC;? kapitalizmin, artarak devam ettirdiÄ&#x;i olumsuz çalÄąĹ&#x;ma koĹ&#x;ullarÄą, mĂźcadele bilincimizi, eylemlerimizi, fabrikalarÄąn yanÄąnda, plazalara da taĹ&#x;Äąyor. Kapitalizmi defetmeye, kavgada biz de varÄąz! Ankaraâ&#x20AC;&#x2122;dan İĹ&#x;çi Meclisi okuru


8

Nร ยฆN RJHQNXN

%X DQD\DVDGD Lรญร LOHU EX DQD\DVDGD Lรญร L Vร Qร Iร \RNWXU Burjuvazi, sฤฑnฤฑfsal kimliฤ imizin, รถrgรผtlenme ve mรผcadele koล ullarฤฑmฤฑzฤฑn yoksayฤฑldฤฑฤ ฤฑ, bize birey olarak โ burjuva hak eล itliฤ iโ temelinde varolmak dฤฑล ฤฑnda hiรงbir alan ve boล luk tanฤฑmayan bu sรถzleล meye yapฤฑm sรผrecinden baล layarak โ toplumsal katฤฑlฤฑm, uzlaล ฤฑ, mรผzakere, diyalog, hoล gรถrรผ, รงoฤ ulculuk, mutabakat, yรถnetiล imโ vb. vb. ile dahil olmamฤฑzฤฑ, gรถnรผllรผ olarak imza atmamฤฑzฤฑ, kฤฑsacasฤฑ boynumuzu prangaya uzatmamฤฑzฤฑ istiyor XUMXYD]L EL] LรบoLOHUH ยณKHUNHVLQ DQD\DVDVร ยดQร \DSPD\ร YDDW HGL\RU 7ย P EXUMXYD DQD\DVDODUร Qร Q WHPHO IHOVHIHVLQL ยณGHรทLรบWLULOPHVL WHNOLI ELOH HGLOHPH]ยด PDGGHOHULQL ROXรบWXUDQ kapitalist รถzel mรผlkiyet, sermaye YH meta HJHPHQOLรทL \HUOL \HULQGH GXUGXNoD KLoELU รบH\ ยณKHUNHVLQยด RODPD] 6ร Qร IVDO NDUรบร WOร NODUร LOH LNL X]ODรบPD] Vร Qร I RODQ EXUMXYD]L YH LรบoL Vร Qร Iร Qร Q DQD\DVDVร KLoELU ]DPDQ ELU YH D\Qร GHรทLOGLU

B

Burjuvazi JHOHQHNVHO GHYOHWoL IDรบLVW WHNoL Vร Qร IVDO WRSOXPVDO ELUH\VHO KDN YH |]Jย UOย NOHUL KLoH VD\DQ IDรบLVW DQD\DVD\D NDUรบร EXUMXYD GHPRNUDWLN DQD\DVD WHNoLOLN NDUรบร Vร QGD oRรทXOFXOXรทX KDN YH |]Jย UOย NOHUGHQ \RNVXQOXN \HULQH JUXSVDO YH ELUH\VHO KDN YH |]Jย UOย NOHULQ ROGXรทX NLรบL KDN YH |]Jย UOย NOHULQLQ WHPHO DOร QGร รทร ELU DQD\DVD LOH oร NPDNWDGร U 1HROLEHUDO EXUMXYD GHPRNUDVLVL YH \HQL DQD\DVDVร Qร Q YLWULQLQGHNL ELUH\ ELUH\VHO KDN YH |]Jย UOย NOHU \HUHO |]HUNOLN \HQL DQD\DVDQร Q |QFHNLOHUGHQ IDUNร Qร YH ย ]HULQGH \ย NVHOHFHรทL WHPHOL J|VWHUPHNWHGLU 1HROLEHUDO EXUMXYD GHPRNUDVLVL YH \HQL DQD\DVDVร Qร Q JHQLรบ NLWOHOHU ย ]HULQGH DVร O oHNLP Jย Fย Qย ROXรบWXUDQ GD EXGXU )DรบLVW 12 Eylรผl DQD\DVDVร QGDQ QHROLEHUDO EXUMXYD GHPRNUDWLN DQD\DVD\D JHoLรบ Vย UHFL ยณ%DWร \DNDVร QGD GHรทLรบHQ ELU รบH\ \RNยด ยณ7ย P \DรบDQDQODU YH YDDWOHU VDGHFH ELUHU DOGDWPDFD ยด ELoLPLQGHNL Vร รท GHรทHUOHQGLUPHOHUOH Doร NODQDPD] %LU oRFXรทXQ ELOH LQDQPD\DFDรทร ELU WHรบKLU YH DMLWDV\RQOD Vร Qร I Gย รบPDQร Pร ]ร Q NDUรบร Vร QGD PHY]LOHQHPH\L] <HQL DQD\DVD .ย UW VRUXQXQGDQ D]ร QOร N PLOOL\HWOHU VRUXQXQD XOXVDO LVWLKGDP VWUDWHMLVL YH RQXQOD SDUDOHO ELU Vย UHo RODUDN LรบOHWLOHQ \HQL VHQGLNDODU \DVDVร LOH LรบoL Vร Qร Iร Qร Q SDUoDODQPDVร YH ND]DQร OPร รบ KDNODUร Qร Q JDVS HGLOPHVL Vร Qร I RODUDN NROHNWLI Pย FDGHOH DUDo YH RODQDNODUร Qร Q RUWDGDQ NDOGร Uร OPDVร ELUH\H GRรทUX o|]ย OPHVLQH NDGDU ELU oRN DODQ YH Gย ]H\GH ยฟLOHQ \DSร Oร \RU WRSOXP ELU Eย Wย Q RODUDN WHNHOFL EXUMXYD]LQLQ Vร Qร I oร NDUODUร WHPHOLQGH DQD\DVD Vย UHFLQH GDKLO HGLOL\RU %L]L Jย oOย Nร ODFDN RODQ Vร Qร I Gย รบPDQร Pร ]ร Q HJHPHQOLรทLQLQ GD\DQGร รทร ]HPLQL Wย P \|QOHUL\OH o|]ย POHPHPL] NDSLWDOL]PLQ EXJย Q JHOGLรทL Gย ]H\GH Vร Qร I oHOLรบNLOHULQLQ JHOLรบLP \|Qย Qย NDYUDPDPร ] YH EX \|QGH NRQXPODQPDPร ]Gร U gQFHOLNOH J|UPHPL] YH KHU QH ROXUVD ROVXQ WHUVLQH oHYLUPHPL] JHUHNHQ

WDEOR รบXGXU %XUMXYD]L LรบoL Vร Qร Iร LoLQ N|OHOLN V|]OHรบPHVL Gร รบร QGD ELU รบH\ ROPD\DQ \HQL DQD\DVD\D Wย P WRSOXPX WHPVLOL Pย ]DNHUHFL NDWร Oร P PHNDQL]PDODUร LOH HQ EDรบWD GD NHQGL Vร Qร IVDO oร NDUODUร Qร Wย P WRSOXPXQ oร NDU YH WDOHSOHUL RODUDN EHQLPVHWPHVL LOH LoHUL\RU %X EL]LP KDQJL ]HPLQGH QDVร O ELU Pย FDGHOH YHUPHPL] JHUHNWLรทLQL GH J|VWHULU 7HNHOFL EXUMXYD]LQLQ \HQL DQD\DVD Vย UHFLQGH NHQGL Vร Qร I oร NDUODUร Qร Wย P WRSOXPXQ WDOHS YH |]OHPOHUL RODUDN EHQLPVHWPHVL NDYUDP YH VORJDQODUร Qร WRSOXPVDOODรบWร UPDVร NDUรบร Vร QGD LรบoL Vร Qร Iร JHUoHN Vร Qร IVDO WDOHSOHUL YH |]OHPOHUL GRรทUXOWXVXQGD PHY]LOHQPHOLGLU 1HROLEHUDO EXUMXYD GHPRNUDVLVL NLWOHOHULQ EDรทร PVร ] Jย o LUDGH YH LQLVL\DWLยฟQH GHรทLO EXQX Wย Pย \OH HQJHOOH\LS Gร รบOD\DQ NLWOHOHULQ LVWHN YH EHNOHQWLOHULQL NRQWURO DOWร QD DODQ NHQGLVLQH N|OHOHรบWLUHQ VHUPD\H\H GD\DOร GHPRNUDVLGLU %XUMXYD]LQLQ Vร Qร I HJHPHQOLรทLQL JHQLรบOHWLS GHULQOHรบWLUHQ HQ EDรบWD LรบoL Vร Qร Iร Qร Q Vร Qร I RODUDN YDUOร รทร Qร

Biz iล รงilerin, kadฤฑnlarฤฑn, genรงlerin, Kรผrt emekรงilerin ilk bรผyรผk ihtiyacฤฑ ve รถzlemi, kendi ihtiyaรง ve รถzlemlerimizin sรถmรผrรผcรผ sฤฑnฤฑf tarafฤฑndan belirlenmesi ve yรถnetilmesine son vermektir! Burjuvazinin รผzerimizdeki sฤฑnฤฑf egemenliฤ ini ve sรถmรผrรผsรผnรผ bir รผst dรผzeye รงฤฑkararak yeniden dรผzenlemesini รถngรถren anayasasฤฑna, kenar sรผsรผ olan kuyrukรงu bir katฤฑlฤฑmฤฑ, irademizi burjuva partiler, burjuva meclis, burjuva sivil toplum kurumlarฤฑ ve burjuva sendikalara teslim etmeyi reddediyoruz!

\RNVD\DUDN ELUH\H GRรทUX o|]HQ GHPRNUDVLGLU %XUMXYD]LQLQ NDGร QODUGDQ .ย UWOHUH HรทLWLPGHQ VDรทOร รทD WRSOXPVDO VL\DVDO \DรบDP YH LKWL\DoODUร Q KHU DODQร Qร WDP NRQWUROย DOWร QD DOPDVร Qร D]DPL NDUOD LรบOHWPHVLQL NROD\ODรบWร UDQ GHPRNUDVLGLU %XUMXYD GHPRNUDVL \DรบDPODUร Pร ]D Gร รบร Pร ]GD YH ย VWย Pย ]GH DPD ELQELU Wย UOย WHPVLOL NDWร Oร PFร \|QHWLP Vย UHoOHUL\OH LoLPL]H GH Qย IX] HGHQ ELOLQoOHULPL]L EHOLUOH\HQ EXUMXYD Jย oOHULQ Kย NPHWPHVLGLU 7DOHS YH EHNOHQWLOHULPL]L ELOH EXUMXYD]LQLQ Vร Qร I HJHPHQOLรทL YH V|Pย Uย Vย Qย Q JHUHNOHULQH J|UH D\DUODPDPร ]ร EX\XUDQ GHPRNUDVLGLU <HQL DQD\DVD Vย UHFLQLQ WHPHO oL]JLOHULQL WHNHOFL EXUMXYD]LQLQ JHoLUGLรทL G|Qย รบย P YH EX GRรทUXOWXGD JHOLรบHQ oHOLรบNL YH LKWL\DoODUร EHOLUOHPHNWHGLU 2\XQXQ NXUDOODUร Nย UHVHO WHNHOFL PDOL ROLJDUรบLQLQ HJHPHQOLรทLQLQ WRSOXPVDO WHPHOOHULQL JHQLรบOHWHUHN SHNLรบWLUPHN LoLQ \HQLGHQ EHOLUOHQL\RU %L]H ELoLOHQ URO LVH R\XQXQ ยฟJย UDQร ROPDPร ]Gร U 6|Pย Uย oDUNร Qร GHULQOHรบWLUHUHN

ย FUHWOL N|OHOLN VLVWHPLQLQ VDรทODPODรบWร UPD\ร HVDV DODQ DQD\DVD\ร EXUMXYD]L EL] LรบoLOHUH \HQL ELU WRSOXPVDO V|]OHรบPH RODUDN VXQX\RU %XUMXYDODUร Q LรบoLOHUH LP]DODWWร รทร N|OHFH ยณoDOร รบPD V|]OHรบPHVLยด QDVร OVD LNL NDUรบร W Vร Qร I DUDVร QGDNL HJHPHQOLN ยณV|]OHรบPHVLยด GH DQFDN |\OH RODELOLU 1HROLEHUDO EXUMXYD GHPRNUDVLVLQGH YH RQXQ DQD\DVDVร QGD LรบoL Vร Qร Iร QD NROHNWLI KDN YH Pย FDGHOH DUDoODUร QD \HU \RNWXU รธรบoL Vร Qร Iร Qร Q Vร Qร I RODUDN NDEXOย QGHQ X]DNODรบPD\OD WRSOX V|]OHรบPHGHQ ELUH\VHO V|]OHรบPH\H GRรทUX ELU JHoLรบ YH Vร Qร I RODUDN Pย FDGHOH HWPHNWHQ X]DNODรบWร Uร ODQ LรบoLQLQ ยณELUH\OHรบWLULOHUHNยด NDSLWDOLVWOHUFH WDP RODUDN WHVOLP DOร QPDVร ยซ 6HQGLNDODUร Q HWNLVL]OHรบWLULOPHVL YH WDVยฟ\HVLยซ 6HQGLNDODUร Q Vร Qร IVDO YH WRSOXPVDO Jย o ROPDNWDQ oร NPDVร ยซ %X DQD\DVDGD LรบoLOHU EX DQD\DVDGD LรบoL Vร Qร Iร \RNWXU %XUMXYD]L Vร Qร IVDO NLPOLรทLPL]LQ |UJย WOHQPH YH Pย FDGHOH NRรบXOODUร Pร ]ร Q \RNVD\ร OGร รทร EL]H ELUH\ RODUDN ยณEXUMXYD KDN HรบLWOLรทLยด WHPHOLQGH YDUROPDN Gร รบร QGD KLoELU DODQ YH ERรบOXN WDQร PD\DQ EX V|]OHรบPH\H \DSร P Vย UHFLQGHQ EDรบOD\DUDN ยตWRSOXPVDO NDWร Oร P X]ODรบร Pย ]DNHUH GL\DORJ KRรบJ|Uย oRรทXOFXOXN PXWDEDNDW \|QHWLรบLPยถ YE YE LOH GDKLO ROPDPร ]ร J|Qย OOย RODUDN LP]D DWPDPร ]ร Nร VDFDVร ER\QXPX]X SUDQJD\D X]DWPDPร ]ร LVWL\RU gQย Pย ]GH LNL VHoHQHN YDU <D Nย UHVHO WHNHOFL PDOL ROLJDUรบLQLQ YH RQXQ ELU SDUoDVร RODQ 7ย UNL\H WHNHOFL EXUMXYD]LVLQLQ V|Pย Uย YH HJHPHQOLรทLQL GHULQOHรบWLUPH SURJUDPร Qร Q DOWร QD \D]ร ODFDรทร ] \D GD NHQGL EDรทร PVร ] Vร Qร I oร NDUODUร Pร ] GRรทUXOWXVXQGD VDYDรบDFDN JHUoHN WRSOXPVDO Vร Qร IVDO ELUH\VHO NXUWXOXรบ YH |]Jย UOHรบPH LoLQ VRV\DOLVW LรบoL GHPRNUDVLVL SURJUDPร Qร J|QGHUH oHNHFHรทL]


9

NĂ&#x2020;ÂŚN RJHQNXN

NHQGLPL]LQ YHUGLáL NHQGL \HWHQHN YH LOLúNLOHULPL]L oRN \|QO ]HQJLQOHúWLUHELOGLáLPL] \HQL ELU WRSOXP LVWL\RUX]

Bizim gerçek sÄąnÄąfsal talep ve Ăśzlemlerimiz, Ăźcretlik kĂślelik, Ăśzel mĂźlkiyet ve meta boyunduruÄ&#x;una sÄąÄ&#x;maz! Burjuva demokrasisine sÄąÄ&#x;maz! Burjuva anayasasÄąna sÄąÄ&#x;maz! Biz bunlardan beklentiyle daha fazla kĂśleleĹ&#x;ecek bir yaĹ&#x;am deÄ&#x;il, bunlarÄą kĂśkĂźnden yÄąkarak ĂśzgĂźrleĹ&#x;ecek bir yaĹ&#x;am istiyoruz! İĹ&#x;, geçim ve zamanÄąn sorun olmaktan çĹktÄąÄ&#x;Äą, kendi kararlarÄąmÄązÄą ĂśzgĂźrce kendimizin verdiÄ&#x;i, kendi yetenek ve iliĹ&#x;kilerimizi çok yĂśnlĂź zenginleĹ&#x;tirebildiÄ&#x;imiz yeni bir toplum istiyoruz! øúoL VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IĂ&#x2022;QĂ&#x2022; NHQW YH NĂ&#x2022;U \RNVXOODUĂ&#x2022;QĂ&#x2022; KLoELU ELoLPGH WHPVLO HWPH\HQ YH HGHPH\HFHN RODQ LĂşoL VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IĂ&#x2022;QĂ&#x2022; VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;I RODUDN LQNDU HGHQ LĂşoL VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IĂ&#x2022;  ]HULQGHNL EXUMXYD VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;I V|P U V YH ER\XQGXUXáXQXQ J oOHQGLULOPHVLQL G ]HQOH\HQ LĂşoL VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IĂ&#x2022;QĂ&#x2022;Q JHUoHN VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IVDO WDOHS YH LKWL\DoODUĂ&#x2022;QĂ&#x2022; |]J UFH EHOLUOH\LS GLOH JHWLUPHVLQL ELOH GDKD \DSĂ&#x2022;P V UHFLQGH HQJHOOH\LS \HULQH EXUMXYD GHPRNUDWLN WHPVLO NDWĂ&#x2022;OĂ&#x2022;P VLYLO WRSOXP EXODPDoODUĂ&#x2022;QĂ&#x2022; JHoLUHQ EXUMXYD DQD\DVDVĂ&#x2022;QĂ&#x2022; YH EXUMXYD \DSĂ&#x2022;P WDU]Ă&#x2022;QĂ&#x2022; UHGGHGL\RUX] %L] LĂşoLOHULQ NDGĂ&#x2022;QODUĂ&#x2022;Q . UW HPHNoLOHULQ NHQW YH NĂ&#x2022;U \RNVXOODUĂ&#x2022;QĂ&#x2022;Q QDVĂ&#x2022;O ELU WRSOXP QDVĂ&#x2022;O ELU GHPRNUDVL QDVĂ&#x2022;O ELU DQD\DVD LVWHGL-

%L] LĂşoLOHULQ NDGĂ&#x2022;QODUĂ&#x2022;Q . UW HPHNoLOHULQ JHQoOHULQ |]OHPL EXUMXYD]LQLQ DQD\DVD V UHFLQH NX\UXNoX ELU NHQDU V V ROPDN GHáLO NHQGL JHUoHN VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IVDO WRSOXPVDO LKWL\DoODUĂ&#x2022;PĂ&#x2022;]Ă&#x2022; GRáUXGDQ LIDGH HGHFHN NHQGL DQD\DVDPĂ&#x2022;]Ă&#x2022; NHQGLPL]LQ \DSDELOPHVLGLU $QFDN ELU LĂşoL GHYULPL\OH VHUPD\HQLQ LĂşoL G úPDQĂ&#x2022; GHPRNUDVLVLQL \Ă&#x2022;NDUDN JHUoHNOHĂşWLULOHELOHFHN RODQ VRV\DOLVW LĂşoL NRQVH\OHUL GHPRNUDVLVL YH VRV\DOLVW LĂşoL DQD\DVDVĂ&#x2022;GĂ&#x2022;U

áLPL] VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;I G úPDQĂ&#x2022;PĂ&#x2022;] EXUMXYD]L WDUDIĂ&#x2022;QGDQ EHOLUOHQHPH] hFUHWOL N|OHOLN YH PHWD HJHPHQOLáL VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;UODUĂ&#x2022; LoLQGH WXWXODPD] %L] LĂşoLOHULQ NDGĂ&#x2022;QODUĂ&#x2022;Q JHQoOHULQ . UW HPHNoLOHULQ LON E \ N LKWL\DFĂ&#x2022; YH |]OHPL NHQGL LKWL\Do YH |]OHPOHULPL]LQ V|P U F VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;I WDUDIĂ&#x2022;QGDQ EHOLUOHQPHVL YH \|QHWLOPHVLQH VRQ YHUPHNWLU %XUMXYD]LQLQ  ]HULPL]GHNL VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;I HJHPHQOLáLQL YH V|P U V Q ELU  VW G ]H\H oĂ&#x2022;NDUDUDN \HQLGHQ G ]HQOHPHVLQL |QJ|UHQ DQD\DVDVĂ&#x2022;QD NHQDU V V RODQ NX\UXNoX ELU NDWĂ&#x2022;OĂ&#x2022;PĂ&#x2022; LUDGHPL]L EXUMXYD SDUWLOHU EXUMXYD PHFOLV EXUMXYD VLYLO WRSOXP NXUXPODUĂ&#x2022; YH EXUMXYD VHQGLNDODUD WHVOLP HWPH\L UHGGHGL\RUX]

%L]LP LON E \ N LKWL\DFĂ&#x2022;PĂ&#x2022;] NHQGL JHUoHN VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IVDO WRSOXPVDO ELUH\VHO LKWL\DoODUĂ&#x2022;PĂ&#x2022;]Ă&#x2022; EXUMXYD]LQLQ KHU W UO GRáUXGDQ YH GROD\OĂ&#x2022; HJHPHQOLN PHNDQL]PDVĂ&#x2022;QGDQ EDáĂ&#x2022;PVĂ&#x2022;] YH WDP NDUĂşĂ&#x2022;WĂ&#x2022; RODUDN |UJ WO YH ELOLQoOL RODUDN NHQGLPL]LQ EHOLUOHPHVLGLU d QN EL]LP JHUoHN VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IVDO WDOHS YH |]OHPOHULPL]  FUHWOLN N|OHOLN |]HO P ONL\HW YH PHWD ER\XQGXUXáXQD VĂ&#x2022;áPD] %XUMXYD GHPRNUDVLVLQH VĂ&#x2022;áPD] %XUMXYD DQD\DVDVĂ&#x2022;QD VĂ&#x2022;áPD] %L] EXQODUGDQ EHNOHQWL\OH GDKD ID]OD N|OHOHĂşHFHN ELU \DĂşDP GHáLO EXQODUĂ&#x2022; N|N QGHQ \Ă&#x2022;NDUDN |]J UOHĂşHFHN ELU \DĂşDP LVWL\RUX] øú JHoLP YH ]DPDQĂ&#x2022;Q VRUXQ ROPDNWDQ oĂ&#x2022;NWĂ&#x2022;áĂ&#x2022; NHQGL NDUDUODUĂ&#x2022;PĂ&#x2022;]Ă&#x2022; |]J UFH

.HQGL JHUoHN VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IVDO WRSOXPVDO LKWL\DoODUĂ&#x2022;PĂ&#x2022;]Ă&#x2022; \HQL ELU KD\DW |]J U ELU WRSOXP SUROHWHU GHPRNUDVL |]OHPLPL]L NHQGL |] P FDGHOH RUJDQODUĂ&#x2022;PĂ&#x2022;]GD EHOLUOHPHPL] |] P FDGHOH LQLVL\DWLÂżPL]OH GLOH JHWLUPHPL]GLU â&#x2014;&#x2020; 6HUPD\H LoLQ GHáLO LĂşoLOHU LoLQ GHPRNUDVL â&#x2014;&#x2020; øúoL VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IĂ&#x2022;QĂ&#x2022;Q WDOHSOHUL EXUMXYD GHPRNUDVLVLQH VĂ&#x2022;áPD] â&#x2014;&#x2020; =DPDQGD PHNDQGD YH \DĂşDPGD |]J UO N g]J U ELU \DĂşDP LoLQ VRV\DOL]P â&#x2014;&#x2020; %L]  UHWL\RUX] EL] \|QHWHFHáL] â&#x2014;&#x2020; <DĂşDPĂ&#x2022;PĂ&#x2022;] YH JHOHFHáLPL]OH LOJLOL NDUDUODUĂ&#x2022; NHQGLPL] YHUPHN LoLQ VRV\DOL]P â&#x2014;&#x2020; øúoL VĂ&#x2022;QĂ&#x2022;IĂ&#x2022;QĂ&#x2022;Q NXUWXOXĂşX VRV\DOL]PGH â&#x2014;&#x2020; 6Ă&#x2022;QĂ&#x2022;IVDO WRSOXPVDO ELUH\VHO NXU WXOXĂş YH |]J UOHĂşPH VRV\DOL]PGH

Anayasa referandumu sĂźrecinde direniĹ&#x;teki İSKİ İĹ&#x;çileri tarafÄąndan imzaya açĹlan "İĹ&#x;çiler nasÄąl bir anayasa istiyor?" metni; Biz iĹ&#x;çiler, iĹ&#x;çilerin iĹ&#x;ten çĹkartÄąlmadÄąÄ&#x;Äą , iĹ&#x;çileri iĹ&#x;ten atan kapitalistlerin cezalandÄąrÄąldÄąÄ&#x;Äą bir anayasa istiyoruz. Biz iĹ&#x;çiler, gĂźvencesiz çalÄąĹ&#x;manÄąntaĹ&#x;eron sisteminin- yasaklandÄąÄ&#x;Äą bir anayasa istiyoruz. Biz iĹ&#x;çiler, varolan iĹ&#x;lerin saÄ&#x;lÄąklÄą çalÄąĹ&#x;abilir herkese daÄ&#x;ÄątÄąldÄąÄ&#x;Äą herkesin çalÄąĹ&#x;ma hakkÄąnÄąn gĂźvence altÄąna alÄąndÄąÄ&#x;Äą bir anayasa istiyoruz.

Ăźzerinde ĂźstĂźnlĂźk kurmamasÄąnÄą, dinin bireyin vicdan ĂśzgĂźrlĂźÄ&#x;Ăź ile sÄąnÄąrlandÄąrÄąlmasÄąnÄą istiyoruz. KadÄąnlara dĂśnĂźk her tĂźrlĂź baskÄą ve ayrÄąmcÄąlÄąÄ&#x;Äąn, Ĺ&#x;iddetin, taciz ve kßçßk dĂźĹ&#x;Ăźrmenin sona ermesini, kadÄąnÄąn erkekle her alanda tam olarak eĹ&#x;itliÄ&#x;inin gĂźvence altÄąna alÄąnmasÄąnÄą, cinsiyet ayrÄąmcÄąlÄąÄ&#x;ÄąnÄąn sona erdirilmesini ve cinsiyet ĂśzgĂźrlĂźÄ&#x;ĂźnĂź, kimsenin cinsel tercihinden dolayÄą suçlanmamasÄą ve aĹ&#x;aÄ&#x;ÄąlanmamasÄąnÄą istiyoruz.

Biz iĹ&#x;çiler, 8 saatin ĂźstĂźndeki çalÄąĹ&#x;manÄąn yasaklanmasÄąnÄą, gĂźnĂźn geri kalan zamanÄąnda dinlenebileceÄ&#x;imiz, sosyal yĂśnden kendimizi geliĹ&#x;tirebileceÄ&#x;imiz, hafta sonu tatilimize dokunulmayacak bu haklarÄąmÄązÄą gĂźvence altÄąna alacak bir anayasa istiyoruz.

Ă&#x153;lke bĂźtçesinin tekellerin teĹ&#x;viki ve kasalarÄąnÄąn Ĺ&#x;iĹ&#x;irilmesine, silahlanlanmaya ve diyanete deÄ&#x;il iĹ&#x;sizliÄ&#x;in ve yoksulluÄ&#x;un Ăśnlenmesine, saÄ&#x;lÄąÄ&#x;Äąn, eÄ&#x;itimin parasÄązlaĹ&#x;tÄąrÄąlmasÄąna harcanmasÄąnÄą istiyoruz. Vergilerin iĹ&#x;çilerden, memurlardan deÄ&#x;il servete gĂśre artan oranlÄą olarak burjuvaziden, tekellerden alÄąnmasÄąnÄą, iĹ&#x;çi ve memurlar tĂźm vergi yĂźkĂźnĂź çekerken, tekelleri teĹ&#x;vik eden sermaye dĂźzeninin sona ermesini istiyoruz.

Biz iĹ&#x;çiler devletin din iĹ&#x;lerinden elini çekmesini, dinin politika aracÄą haline getirilmesinin, din yoluyla sĂśmĂźrĂźnĂźn ve halkÄąn kandÄąrÄąlmasÄąnÄąn sona erdirilmesini, hiç bir dinin ya da mezhebin diÄ&#x;erleri

Biz iĹ&#x;çiler, beslenme, konut, eÄ&#x;itim, saÄ&#x;lÄąk, ulaĹ&#x;Äąm, iletiĹ&#x;im ve kĂźltĂźrel geliĹ&#x;imin temel hak olarak tannmasÄąnÄą ve bunlarÄąn anayasa maddesi haline gelmesini istiyoruz.

Biz iĹ&#x;çiler, emek ĂźretkenliÄ&#x;imizin artÄąĹ&#x;Äąna uygun olarak 6 saat çalÄąĹ&#x;ma ve insanca yaĹ&#x;ayacak Ăźcret istiyoruz.

Biz iĹ&#x;çiler sĂśmĂźrĂźnĂźn yasaklandÄąÄ&#x;Äą, insanÄąn insan Ăźzerinde sĂśmĂźrĂźsĂźnĂźn ve baskÄą kurmasÄąnÄąn suç sayÄąldÄąÄ&#x;Äą bir anayasa istiyoruz. Biz iĹ&#x;çiler, bilim ve teknolojinin gĂźcĂźnĂźn sermayenin gĂźcĂźnĂź artÄąrmak, iĹ&#x;sizleri çoÄ&#x;altmak, sĂśmĂźrĂźye yeni kanallar açmak, yatak odalarÄąmÄąza kadar dinlemek ve gĂśzetlemek, bizi soluksuz bÄąrakmak ve karanlÄąÄ&#x;a boÄ&#x;mak için deÄ&#x;il iĹ&#x;sizliÄ&#x;i ve yoksuluÄ&#x;u Ăśnlemek, sĂśmĂźrĂźyĂź ortadan kaldÄąrmak, çalÄąĹ&#x;ma saatlerini azaltmak, yaĹ&#x;am koĹ&#x;ullarÄąmÄązÄąn iyileĹ&#x;tirilmesi, tĂźm zorunluluklarÄąndan kurtulmuĹ&#x; olarak emeÄ&#x;in ĂśzgĂźrleĹ&#x;mesiyle yetenek ve becerilerimizi bir çok yĂśnden geliĹ&#x;tirebilmek için istiyoruz. Biz iĹ&#x;çiler, sermaye için doÄ&#x;anÄąn tahribinin, bĂźyĂźk kent rantlarÄą için kentlerin yÄąkÄąmÄą ve yaÄ&#x;malanmasÄąnÄą, emekçilerin kentlerin dÄąĹ&#x;Äąna kovulmasÄąnÄąn sona erdirilmesini, doÄ&#x;ayÄą ve insan-doÄ&#x;a iliĹ&#x;kilerini tahrip etmeyen bir toplumsal sistemi istiyor ve ĂśzlĂźyoruz. Biz iĹ&#x;çiler, sadece sermaye sahiplerinin ĂśzgĂźr iĹ&#x;çilerin ise Ăźcretli kĂśle olduÄ&#x;u, daha çok tĂźketmenin

ĂśzgĂźrlĂźk sayÄąldÄąÄ&#x;Äą, insanal iliĹ&#x;kilerin alÄąm satÄąm iliĹ&#x;kisine çevrildiÄ&#x;i ve parayla ĂślçßldĂźÄ&#x;Ăź, bĂźtĂźn yaĹ&#x;ammÄązla kĂśleleĹ&#x;tirildiÄ&#x;imiz bu dĂźzeni deÄ&#x;il bunlarÄąn geri gelmeyecek biçimde yokolduÄ&#x;u bir dĂźzeni istiyor ve ĂśzlĂźyoruz. Ă&#x2013;zel mĂźlkiyeti deÄ&#x;il toplumsal mĂźlkiyeti temeline yerleĹ&#x;tiren bir anayasa istiyoruz. Biz iĹ&#x;çiler sermaye ve sermaye partilerinin bizi yĂśnetmesini, yasalarÄąna buyruklarÄąna uymayÄą deÄ&#x;il, kendi yaĹ&#x;amÄąmÄązla ilgili her tĂźrlĂź kararÄą kendimiz vermeyi ve uygulamayÄą istiyoruz. Sermaye için deÄ&#x;il iĹ&#x;çiler için demokrasi istiyoruz. Bundan dolayÄą burjuva partilerin "evet "ine de "hayÄąr" diyoruz, burjuva partilerin "hayÄąr"Äąna da hayÄąr diyoruz. IĹ&#x;çilerin tercihi ne kÄąrk katÄąrÄąn arkasÄąndan sĂźrĂźklenmeyi, ne de kÄąrk satÄąrla doÄ&#x;ranmayÄą kabul etmek olamaz. Biz burjuva partileri ve burjuva demokrasisi karĹ&#x;ÄąsÄąnda kendi sÄąnÄąf tercihimizi yapÄąyor â&#x20AC;&#x153;YaĹ&#x;asÄąn sosyalist iĹ&#x;çi demokrasisiâ&#x20AC;?, â&#x20AC;&#x153;YaĹ&#x;asÄąn sosyalist iĹ&#x;çi anayasasÄąâ&#x20AC;? diyoruz. DireniĹ&#x;teki İSKİ iĹ&#x;çileri


10

NƦN RJHQNXN

3DWURQXQ LíÁL\L oLVWLID\Dp ]RUODPDVÜ YH LíÁLQLQ WD]PLQDW KDNNÜ İşyerinde uzun süredir yaşadığım sorunlar üzerine işten çıkmaya çalışıyorum ama tazminatımı da alarak çıkma nıyetindeyim. Onun için işin hukuksal boyutunuda araştırdım biraz. Bu süreçte hakkımızı almak için patron sınıfıyla (burjuva sınıfı) anlaşmak yerine, hakkımız olan tüm haklarımızı alacağız. İşin hukusal boyutu ıle ılgili fikir vereceğini düşündüğüm bir avukatın konuyla ilgili yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

sı ve ücretlerinin ödenmemesi ve bordroda gösterilmemesi (Tanıkla ispat edilebilir.)

Kahrolsun burjuva demokrasisi, yasasın sosyalist işçi demokrasisi!

*İşe girerken işçiden alınan tarihsiz istifa dilekçesi (Tanıkla ispat edilebilir)

*İşçinin maaş ve asgari geçim indirimi alacağını 20 gün içinde ödenmemesi (Maaşının ödendiği patron ispat edilir) *İşi bırakmak istemediği halde, asılsız iddialarla savcılık ve polise bildirileceği tehdidi ile alınmış istifa dilekçesi (Tanıkla ispat edilir)

İstanbul GOP’tan bir işçi Uygulamada en çok yaşanan sorun patronun, işçiye psikolojik baskı sonucu istifa dilekçesi yazdırmasıdır. Patronun bu baskıdaki amacı ise işçinin hak etmiş olduğu tazminatlarını ödemeden ve işçiden yazılı delil alarak borçtan kurtulmaktır. İşçi de patron veya vekilince yapılan baskı sonucu, içinde bulunduğu psikolojik buhran ve stresten kurtulmak için aniden karar alıp istifa dilekçesi yazmaktadır. İşçi, yılların verdiği emeği bir kalemde silip atmaktadır. İşçi, ilerleyen zamanda da istifa dilekçesi nedeniyle hakkı olmadığını zannederek patrondan herhangi bir hak talep etmemektedir. Halbuki durum bu şekilde değildir. Yargıtay, işçi istifa dilekçesi vermiş olsa da Mahkemelerin mutlaka işçinin istifasının arka planını araştırıp tarafların sunduğu delillere göre karar vermesi gerektiğini vurgulamıştır. Eğer işçi, yazılı veya tanık yoluyla istifanın aşağıda belirtilen şekilde olduğunu ispat ettiği takdirde işçinin, istifanın haklı olduğunu ve işçi tazminatlarını hak etmiş olduğuna karar vermektedir. *İşçinin alt seviyede olan işlere verilmesi durumunda işçinin işi bırakması (Tanıkla ispat edilebilir) * İşçinin gerçek aldığı maaşın bordroda farklı olarak gösterilmesi (Tanık ve emsal ücret araştırması ile ispat edilebilir) *İşçinin fazla mesai yapıp ücretlerinin ödenmemesi veya bordroda belirtilmemesi (Tanıkla ispat edilebilir) *Genel ve resmi tatil ücretlerinin çalışılması ve ücretlerinin işçiye ödenmemesi ve bordro da gösterilmemesi halinde (Tanıkla ispat edilebilir) *Dini bayramlarda işçinin çalışma-

*Yol, yemek, ikramiye ve diğer sosyal haklarının tek taraflı elinden alınması ve 6 gün içinde işçinin işi bırakması (Tanıkla ispat edilebilir) *Patronun nakil yetkisi olduğu halde işçiyi yıldırma politikası uygulayarak ve patronun hakkını kötüye kullanarak işçiyi farklı işyerine çalışmaya göndermesi (tanık ispat edilebilir) *Patrona veya vekilinin küfür veya hakareti veya cinsel tacizleri halinde işçinin işi bırakması (Tanıkla ispat edilebilir) *Patrona, işçinin maaş veya tazminatını istifa yazısı imzalaması halinde ödeyeceği şeklinde irade beyanı yapması, işçiyi hata, hile, tehdit yoluyla kandırması (Tanıkla ispat edilebilir) Patronun psikolojik baskısı yapması halinde işçilere asıl tavsiyemiz şudur. Patronun istifaya zorlaması halinde işçi, patronu, noter marifetiyle yapılan baskı nedeniyle mutlaka uyarması ve bu baskının son bulmaması halinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Çalışma İl Müdürlüğü'ne şikayette

Patronun bu baskıdaki amacı ise işçinin hak etmiş olduğu tazminatlarını ödemeden ve işçiden yazılı delil alarak borçtan kurtulmaktır. İşçi de patron veya vekilince yapılan baskı sonucu, içinde bulunduğu psikolojik buhran ve stresten kurtulmak için aniden karar alıp istifa dilekçesi yazmaktadır. bulunacağını aksi halde iş akdini feshedeceğini ve haklarını İş Mahkemesi'nde arayacağını ihtar etmelidir. Noter ihtarına rağmen patron, işçi üzerinde psikolojik baskıyı arttırmış ise işçi, patronu iş müfettişliğine şikayet edebilir ve aynı zamanda iş akdini yazılı veya sözlü şekilde tek taraflı olarak haklı nedenle feshedebilir. Bu tek taraflı fesih, işçinin istifası değil işçinin haklı nedenle feshi olarak adlandırılmaktadır. İşçi, patrona “ÖZEL NEDENLERDEN DOLAYI İSTİFA EDİYORUM” diye yazılı beyan vermiş ise de işçi, direk olarak İş Mahkemelerinde alacak davası açarak hak etmiş olduğu alacakları patrondan alabilir. İşçi tarafından yapılan haklı nedenle fesihlerde işçi, ihbar

tazminatı hariç tüm işçilik alacaklarını (kıdem, fazla mesai ücreti, maaş alacağı,yıllık izin alacağı, genel ve hafta tatil alacağı ve diğer alacaklar) patrondan Mahkeme yoluyla talep edebilmektedir. İşçi alacaklarının işçiye ödendiği konusunda ispatı, patrona ait iken işçinin İSTİFA imzalamasında ispat külfeti işçi tarafına geçmektedir. Bu sebepledir ki patron, işçiye her durumda “istifa yaz nereye gidersen git kapı orda” demektedir. Patron tarafından haksızlığa uğramış her işçi, psikolojik baskıdan kurtularak hakkını almak için Mahkemelerde sonuna kadar mücadele etmelidir. Aksi halde işçi, hayatı boyunca ezik ve güçsüz şekilde yaşayacak, hak ve adalet de haklının değil güçlü ve zenginin yanında kalmaya devam edecektir.

Patronun psikolojik baskısı yapması halinde işçilere asıl tavsiyemiz şudur. Patronun istifaya zorlaması halinde işçi, patronu, noter marifetiyle yapılan baskı nedeniyle mutlaka uyarması ve bu baskının son bulmaması halinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Çalışma İl Müdürlüğü'ne şikayette bulunacağını aksi halde iş akdini feshedeceğini ve haklarını İş Mahkemesi'nde arayacağını ihtar etmelidir


11

NƦN RJHQNXN

/LPDQGD GLUHQLí VÖUÖ\RU

6LQRS WD WHUPLN VDYDü×

Mersin Limanı'nda Liman-iş Sendikasında örgütlendikten sonra, Toplu Sözleşme aşamasında yasal grev kararı çıkan ve grev uygulamasına günler kala işten atılan NÇ Denizcilik (Uğursan) işçilerinin Liman A kapı önündeki direnişleri 49.gününde devam ediyor.

Sinop’un Gerze ilçesine bağlı Yaykıl Köyü’nde yapılması planlanan temik santrale karşı çıkan ve sondaj ekiplerinin geçiş yollarına barikat kuran köylülere polis biber gazı ve coplarla saldırdı. Saldırıda dört kişi ağır yaralandı.

Şimdiye kadar direnişlerine liman kapısına kurdukları çadırda devam ettiren liman işçileri, patronların (Uğursan ve MİP patronlarının) direniş karşısında takındıkları tutum üzerinde bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklmasına, KESK bileşenleri ve diğer sendikalar başta olmak üzere çeşitli sosyalist, devrimci, demokrat kurum ve kuruluş destek verdi. Çok sayıda gazetecinin alana gelmesinin ardından içerdeki liman işçileri beklenmeye başladı. Bu esnada MİP ana binası tarafından gelen çoşkulu sloganların sahipleri ise kısa süre sonra anlaşıldı. Gelenler Genel-İş üyesi İmar İnşaat işçileri idi.

Basın açıklmasınının en önemli tarafı, içerdeki ve dışardaki işçileri bir araya getirecek olmasıydı. İçerden nasıl gelecekler, kaç kişi gelecekler soruları havada uçuşurken, limanın içinden “Yaşasın Sınıf Dayanışması” sloganları bu soruları bir anda dağıttı. “Yaşasın Sınıf Dayanışması”, “Taşeron gidecek Sendika Gelecek”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarının atıldığı buluşma anından sonra basın açıklmasına geçildi.

Basın açıklamasında şunlara değinildi; “49 gündür devam eden direnişi sonuna kadar götürmekte kararlıyız. İşçilerin birlik beraberliği sendikalı olmakla sağlanır. İçerdeki ve dışardaki arkadaşların birliği sendika ile perçinlenmiştir. 49 gün değil 490 gün bile olsa direneceğiz…. Bizler köle değil işçiyiz… Liman varsa bizler sayesinde vardır” Basın açıklmasının ardından içerisi ve dışarısı birbiriyle vedalaşıp görevlerinin başına döndüler.

Halkın tepkisine rağmen bölgeye termik santral kurmak isteyen şirketin sondaj çalışması yapması köylülerin direnişi ile engelleniyordu. Sondaj ekipleri yüzlerce jandarma ve polis eşliğinde Yaykıl Köyüne girdi. Haberi alan köylüler ise, sondaj ekibini durdurmak için bölgede sondaj yapılacak bölgelere giden yollara barikat kurdu. Jandarma bölgesi olan köyde valilik emriyle polis köylülere saldırdı. Biber gazı ve cop kulanılan saldırıda 30 köylü yaralanırken dördünün durumu ağır. Sondaj ekipleri, geçiş yolu üzerinde kurulan barikatlar nedeniyle araziden dolaşarak 50 çevik kuvvet polisi eşliğinde sondaj alanına gitmeye çalıştı. Burada da sondaj ekibinin yolları kesildi. Yaykıl Köyü’nde yapılması planlanan termik santrale karşı direnen köylülerden 3 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan ikisi serbest bırakılırken Volkan Özcan hakkında polisi darp etmekten tutuklama kararı verildi. Kararda 2 polis, 2 jandarmanın tanıklığı göz önüne alındı.

1$72nQXQ IÖ]H NDONDQÜ WÖP EÐOJH HPHNÁLOHULQH NDUíÜ 7ÖUNL\HnGH NRQXíODQÜ\RU %DùEDü× Dışişleri Bakanlığı, ABD tarafından NATO’ya tahsis edilen erken uyarı radarının (“savunma kalkanı”) Türkiye’de konuşlandırılmasının öngörüldüğünü belirterek, “Türkiye’nin bu unsura evsahipliği yapması ülkemizin NATO’nun yeni stratejik konsepti çerçevesinde geliştirilen sözkonusu savunma sistemine katkısını oluşturacak; NATO’nun savunma kapasitesini ve ulusal savunma sistemimizi güçlendirecektir” açıklaması yaptı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü bir soruyu yanıtlarken NATO’nun Türkiye dahil bütün müttefik ülkelerin katıldığı kapsamlı bir danışma süreci sonunda yeni Stratejik Konseptini geçtiğimiz

sene Lizbon’da gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde kabul ettiğini anımsattı. Sözcü, “Bu bağlamda öne çıkan hususlardan birisi de yeni Stratejik Konsept’te İttifak’ın günümüz koşullarını ve gelişen teknolojileri de dikkate alacak şekilde caydırıcı ve savunmaya yönelik yetenekler geliştirilmesi boyutuna ağırlık verilmesidir” dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü yanıtında şunları söyledi: “Bu çerçevede, NATO’nun caydırıcılığına katkı sağlamak üzere balistik bir füze tehdidine karşı savunma sistemi geliştirilmesi kararı keza Lizbon Zirvesi’nde

alınmıştır. Ülkemiz bu karara yönelik çalışmalara başından itibaren destek vermiş ve sürece aktif katkıda bulunmuştur. Müttefik ülke kuvvetleri, topraklan ve halklarının korunmasına yönelik olan bu NATO yeteneğinin mimarisinde ülkemizin üstleneceği sorumlulukla ilgili teknik çalışma ve müzakereler hükümetimizin talimatı doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşlarımızın yakın işbirliği ve eşgüdümü içinde yürütülmüş ve nihayet bu çalışmalarda sonuç aşamasına gelinmiştir. Bu bağlamda sözkonusu mimarinin bir unsurunu teşkil edecek olan ve ABD tarafından NATO’ya tahsis edilen erken uyarı radarının ülkemizde konuşlandırılması öngörülmektedir. Türkiye’nin bu unsura evsahipliği yapması ülkemizin NATO’nun yeni stratejik konsepti çerçevesinde geliştirilen sözkonusu savunma sistemine katkısını oluşturacak; NATO’nun savunma kapasitesini ve ulusal savunma sistemimizi güçlendirecektir.” NATO füze sistemleri kalkanının özellikle Ortadoğu’da taşların yerinden oynadığı, Libya’dan Suriye’ye, Mısır’dan İran’a emperyalist kapitalizmin ve Türkiye burjuvazisi gibi bölge güçlerinin yeni av sahası harekatlarının başladığı bir dönemde gündeme gelmesi dikkat çekiyor.

6RPDOL ROPD\DFDN

Erzurum’un Tortum İlçesi’ne bağlı Bağbaşı Beldesi’nde hidroelektrik santrali (HES) yapımına karşı yaklaşık 1500 kişi, “Canımızı alırsınız, suyumuzu asla”, “Bu yolda öleceğiz ama suyumuzu vermeyeceğiz” sloganları atarak iş makinelerinin köye girmesini engelledi. Tortum'a bağlı Bağbaşı, Serdarlı ve Pahlivanlı beldeleri ile Dikmen, Uzunkavak köylerinden geçen Ödük Çayı üzerine üç ayrı HES kurulması planlanıyor. İki yıldır HES‘lere karşı mücadele eden köylüler, HES’ler için “ÇED gerekli değildir” kararlarını iptalini yargıya taşımıştı. İş makinesinin önüne oturan 60 yaşındaki Ali Tutkun‘a polisin müdahale etmesi üzerine köylüler tepki gösterdi; bunun üzerine çevik kuvvet ekibi eylemcilere gaz bombası ile müdahale etti; çıkan olaylarda bir polis, bir özel güvenlik görevlisi ve iki köylü yaralandı. Köylülerden 30 yaşındaki Gülay Yıldız, “Bağbaşı’nı Somali’ye çevirmelerine izin vermeyeceğiz” derken çocuklarını meyve bahçesinde yetiştirdiği ürünle satarak okuttuğunu belirten Şükriye Salma, HES’in yapımına izin vermeyeceklerini belirtti.


12

NƦN RJHQNXN

ñíÁL 0HFOLVL ELULQFL \ÜOÜQÜ GROGXUGX İ

şçi Meclisi 12.sayısını da yayınlayarak birinci yılını geride bırakmış oldu. İşçi Meclisi’ni çıkartan işçiler olarak 1 yılın değerlendirmesini yapmak ve bu değerlendirmeler ışığında önümüzdeki dönemde İşçi Meclisi’nin konumlanışını belirlemek amacıyla biraraya geldik. Adana, Ankara, Bursa, İstanbul, Niğde ve Mersin’den gelen aralarında metal işçileri, kamu işçileri, büro işçilerinin yoğunlukta olduğu toplantının gündemleri şunlar oldu. 1-Çıkarttığımız 12 sayının ve çalışmasının değerlendirilmesi 2-İşçi Meclisi’nin bundan sonraki yayın akışı nasıl ilerlemeli? Nasıl ilerletmeliyiz? 3-İşçi Meclisi’nde içerik olarak hangi konular öne çıkmalı? 4-Satış, dağıtım, hazırlık, mali durum ve Yazı Kurulu belirlenmesi 12 sayılık serüvenin değerlendirilmesi İşçi Meclisi’nin ilk sayıları bizler açısından bir yayın çıkartıyor olmak ve bunu süreklileştiriyoruz duygusu ile bir ihtiyacı karşıladı ve motive edici oldu. Sayıların ilerlemesi ile bu durumun aşılamaması, farklı bir düzleme taşınarak ilerletilememesi ile bir rutinlik hali geldi. Son sayılarda ise yayınla kurulan bağ iyice zayıfladı, yayın ile bizler arasında bir yabancılaşma yaşandı. İşçi Meclisi ulaştığı alanlardan beslenen, oralarda yürütülen bir çalışmanın ürünü olmaktan uzak bir görünüm kazandı. Bu durum manşetten sayfalara, konu seçimlerinden dağıtım-satış konusuna dek artık bir sınıra dayandı, çalışmalarla gelişen bir besleme, basınç ve ihtiyaç üzerinden şekillenmediğinden statikleşti. Olumlu olan yön ise 12 aylık bir ısrar ve istikrarın sağlanması oldu. 12 sayı içerisinde bir birikim saplandı, ileriye doğru ilerlenebilecek örnekler doğdu. Bütüne yayılamasa da alan çalışmaları ile koordinenin de sağlandığı bazı örnekler oldu. Nasıl ilerlenecek? Nasıl yapacağız bunu? İlk olarak yayının kimliğini netleştirmek ve ona göre ilerlemek şart. Dar anlamı ile “mevcut bileşimin çıkarttığı bir işçi yayını” olarak mı devam edecek, yoksa İşçi Meclisleri, İşçi Kurulları ve İşçi Komitelerinin çıkarttığı bir yayın mı olacak? Tabii ki cevap 2. olacağı yönünde oldu. Fakat bunun için bir sürecin

işlemesi, emek sarf edilmesi ve bu sürecin bilinçli yürütücülerinin de bizlerin olması gerekmekte. İşçi Meclisleri, Kurulları, Komitelerinin yayını olmak ile şimdiki yayın üzerinden bunları oluşturarak ilerleme iç içe geçmekte ve birlikte ilerleyebileceğiz. Teknik, şekilsel olarak görülen bazı şeyler de düzeltilerek ilerlenmesi kararı alındı. İşçi Meclisi’nin kendi sitesinin oluşturulması bu kararlardan birisi oldu. Bu yayını çıkartan bizlerin de işçi olduğu ve bunun da içerden yansıtılması gerekiyor. Yayının bizim ve işçi sınıfının ihtiyacını karşılayan bir yayına dönüşmesi gerekiyor. Yayının pratik alan çalışmaları ile bağlantısı, haberlerin pratik üzerinden akması şarttır, yayın o ayki faaliyeti hedeflendirmeli ve yön vermelidir. Hedef bölgeler seçilerek buralara 3 aylık bir planlama ile ısrarlı ve süreklileşmiş bir şekilde gitmek, yayınımızı istikrarlı bir biçimde başka işçilere ulaştırmak, okunmasını, tartışılmasını sağlamak ve bu 3 ay sonunda bütünsel bir değerlendirmeyi siteden paylaşmak kararı alındı. Yanısıra mevcutta gazetemizde çalışma yürüten değişik illerden biz işçilerin her ay sayı çıkışının ardından bir araya gelerek ilk on gün içinde sayı değerlendirmesi ve sonraki sayı için görüş bildirmesi karar altına alındı. Bu görüşler Yazı Kurulu‘nda değerlendirilerek üç gün içinde sayı planının atılması, ondan sonraki üç günde de gelen öneri, eleştiri, katkı vs üzerinden de sayı planının netleşmesi kararı alındı. İşçi Meclisi’nin bir ambleminin olmadığıni yine yeniden hatırladık. İşçi Meclisi’nde çıkacak olan yazıların en az 1 hafta önceden hazırlık sitesinden paylaşılması ve görüşe açılmış olması ile kolektif ürün ha-

line gelmesi biçiminde işleyişimiz sürecek. Çalışmalarda görsellik önemli, buna daha bilinçlice yönelmeli; sinevizyon, PP sunumlar, slayt gösterimleri vb. ni çalışma materyallerimize eklemeliyiz. Mizanpajımızı da bu açıdan yeniden değerlendirmeliyiz. İşçi Meclisi’nde içerik olarak hangi konular öne çıkmalı? Önümüzdeki süreçte ana gündemlerden birisi ve en önde olanı anayasa gündemi olacak. Bu anayasa yeni bir “toplumsal sözleşme” olarak burjuvazi tarafından toplumun önüne konuluyor ve burjuvazi kendi çıkar ve ihtiyaçlarına bütün bir toplumu yedekliyor ve sömürüsünü daha kapsamlı hale getirmeye çalışıyor. Bu anayasada işçi sınıfı yok. Açıkça söyleniyor bu. “Sınıflar üstü” bir anayasa olacakmış. Tam da burada sınıfın kendi talep ve özlemlerini öne çıkartan bir çalışmanın başlatılması gerekiyor. Bizler de önümüzdeki dönemde çalışmalarımıza temel yönü veren konunun anayasa olacağını tespit ettik. Bu konunun asıl gündem olması Kasım-Aralık gibi olacak. O süreye göre hazırlanmak, içe dönük eğitim

çalışmaları, materyal hazırlıkları yapılması kararı alındı. Çalışmanın bizler ve ulaşabildiğimiz işçiler ile birlikte yürütülmesi, Kasım ayından sonra da İşçi Meclisi olarak dışa dönük çağrılı, afişli vs etkinlikler, seminerler, toplantılar vs. yapmak hedeflendi. İşçi Meclisi’nin işçi sınıfını eğitici bir yanının da olması gerekliliği üzerinden işçi broşürü çalışmaları hedefi konuldu. İlk adımın Emeğin Korunması başlığı ile atılması kararlaştırılmış oldu. Broşür çalışmasının İşçi Meclisi okurları ile birlikte tartışılması, gelen öneri, anlatım vs.ler ile beslenmesi, karikatürler ile anlatımın güçlendirilmesi ve çıkan ürünün 30-40 sayfalık bir broşür olarak basılması; ayrıca broşürün CD olarak da çıkartılması kararı alındı. Satış, dağıtım, hazırlık, mali durum ve Yazı Kurulu belirlemeleri Yayının basım adedi 1000 adet ve protokoller, kitapevleri ve bürolarımız üzerinden okura ulaştırılmaya çalışılıyor. Sokak, fabrika çıkışı vb. satışları yapılmıyor. Yayının maddi dönüşü de çok kısıtlı oluyor. Bundan sonrasında satış-dağıtım için 3 aylık hedefli bölgelerin seçilmesi kararı ile yol alınabilecek. 6 kişilik bir Yazı Kurulu oluştu. Yazı Kurulu çıkacak sayının içeriklendirilmesi, genel plan ve program üzerinden işlemesi, yayının sayı planını oluşturması ve bunun paylaştırılması; özcesi yayının yayına hazır hale gelmesinden sorumlu olacak. Daha istediğimiz gibi bir İşçi Meclisi için bu tespitleri yaptık ve bu kararları aldık. Bunun gerçekleşmesini ise İşçi Meclisi‘nin ilerleyen sayılarında hep birlikte hayata geçirecek, göreceğiz.


13

NƦN RJHQNXN

ñíÁL VDðOÜðÜ YH JÖYHQOLðLQH GH oDÁÜOÜPp 19.

Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi, 11-15 Eylül tarihlerinde İstanbul’da yapılacak. Kongreyi, “Sağlıklı ve güvenli bir gelecek için güvenlik kültürünü oluşturalım” şiarıyla, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Uluslar arası Sosyal Güvenlik Birliği (ISSA) ve Çalışma Bakanlığı örgütlüyorlar. Ana konu başlıkları, küresel ekonomi ve değişen iş dünyasında ortaya çıkan yeni güçlükler; iş sağlığı ve güvenliğinden sosyal diyalog, ortaklıklar ve yenilikler; iş sağlığı ve güvenliğine sistem yaklaşımı; iş sağlığı ve güvenliğine kapsamlı, planlı ve önleyici yaklaşım olan Kongre’de, sempozyumlar, fuar, film ve mültimedya gösterimleri, iş sağlığına ilişkin en iyi örneklerin yeraldığı kimi fabrikaların gezilmesi (EVYAP, Netaş, Şişecam Trakya, RMK Marine Tersanesi vb.) yeralıyor. Önceki Çalışma Bakanı Dinçer, Kongre’nin çerçevesini şöyle tanımlıyordu: “19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi, iş sağlığı ve güvenliği açısından kritik önemi olan ürünlerin Türkiye’de tanıtılması; Türk üreticilerin kendini uluslar arası arenada göstermesi ve iş sağlığı ve güvenliği alanında kamunun bilinçlenmesi için düzenlenen büyük çaplı bir etkinliktir. Bakanlığımızın vatandaşlarımıza olan sorumluluğu çerçevesinde düzenlenecek etkinlikte, salt bir pazarlama faaliyeti olarak organizasyonun önüne geçilecek; iş sağlığı ve güvenliği konusunda toplumun bilinçlenmesini sağlayarak çalışanların refah ve güvenliğini artıran iş ortamlarının oluşturulmasıyla ilgili son yenilikleri tartışmak için sektörün kanaat önderleri de bir araya gelecektir. MÜSİAD, TUSKON ve TİSK gibi ulusal anlamda önde gelen sivil toplum kuruluşlarının desteklediği bu fuar, 2010 Dünya Kültür Başkenti İstanbul’un, uluslar arası camiada ne kadar önemli bir merkez olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” Pek çok ülkeden tekellerin, çalışma bakanlarının, sendika bürokratlarının da içinde yer aldığı yaklaşık 20 bin kişinin katılacağı Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi, tekellerin iş sağlığıyla ilgili metalarını dünya piyasasına sunacağı; neoliberal demokrasinin yeni bir hamlesinin daha yapılacağı ve sınıf işbirliğinin kutsanacağı yeni bir kapitalist ayin olarak düzenleniyor. İşçinin değil, kapitalist sömürü ilişkisinin sağlığı ve güvenliği İyi de, emperyalist bir kurum ve sınıf işbirliği ilişkisi olarak ILO’nun en temel yönergelerini bile çok uzun zamandır kabul etmeyen, en iyi haliyle şerh koyan; işçi cesetleri üzerine basa basa sermaye birikimini sağlayan Türkiye burjuvazisi, ne oldu da tekelleri ve bakanlıklarıyla, “iş sağlığı ve güvenliği”ne, hem de böylesine dev çaplı bir organizasyon düzenleyecek denli asılır oldu?

Hükümet programında yer alan kıdem tazminatı ve asgari ücretin kaldırılmasıyla bütünleşen, işçi sağlığı ve güvenliğini tümden tasfiye etmeye yönelik bu dalganın, sınıfın içinden karşılanmasına hazırlanmalıyız

Tersanelerden, madenlerden, Davutpaşa vb. işçi katliamlarından, işçi cinayetlerinde dünya şampiyonluğuna oynamasından kaynaklanan “kötü imaj”ını düzeltme çabası var. Boykotları da içeren uluslar arası protesto kampanyalarının da etkisiyle, kendisi açısından istatistikten öteye geçmeyen iş cinayetlerini belli bir standarta çekmek zorunda! ILO Başkanı, Kongre’yi selamlarken açık konuşuyor: “İş sağlığı ve güvenliği sağlanırsa, verimlilik artar, yük olan sosyal güvenlik harcamaları azalır.” İşçilerin kopan parmakları, kol ve bacaklarıyla, delinen ciğerleriyle, ezilen bedenleriyle oluşan ”işgünü kayıpları”nın önüne geçme hesabı yapılıyor. Ancak, asıl önemlisi, iş cinayetlerinin öne çıktığı emeğin korunmasının sınıf mücadelesinin temel dinamiklerinden birini oluşturması, işçi sınıfı içinde sermayeye karşı öfke, kin ve tepki birikimine yol açması… Burjuvazi, bu önemli sınıfsal, toplumsal kriz dinamiğini de çözerek, neoliberal demokrasinin bir iç dinamiğine dönüştürmeye çalışıyor. İşçi sağlığı ve güvenliğini, sınıfsal toplumsal temel ihtiyaçlardan biri ve mücadele kanalı olarak tasfiye etmeyi; yerine kapitalist sömürü ilişkisinin sürdürülmesinden başka bir şey olmayan “iş sağlığı ve güvenliği”ni geçirmeyi hedefliyor. Kısa zamanda posası çıkarılan, sakatlanan, katledilen işçilere; kapitalist sömürüye sınır çeken işçi sağlığı ve güvenliği müca-

Tersanelerde, madenlerde, Davutpaşa’da, OSTİM’de, tren istasyonlarında vb. iş cinayetlerinin hüküm sürdüğü heryerde, katledilen işçilerin sınıf kardeşleri, eylemci aileleri, Kongre’ye eylemli davetiyeler çıkarmalı; geziler düzenlemeli: Sınıf kardeşlerimiz burada katledildi, hiçbiri Kongre’nin korunaklarına sahip değildi! İş cinayetleri döküm ve fotoğraflarını büyüterek, Kongre’ye çıkan tüm yolları tutalım: Cesetlerimizi çiğneyerek Kongre’ye!

delesinden tümden vazgelmelerini; yerine, sömürü ilişkisininin sağlığı ve güvenliğini koymalarını dayatıyor. Türk-İş, DİSK, TMMOB, TTB’nin de, bakanlık ve TİSK, TOBB’la beraber düzenleme komitesinde yer aldığı 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi, neoliberal demokrasinin yeni bir yapıtaşı olarak düzenleniyor. Kapitalist sömürü ilişkisini kutsamak, varlığını ona adamak, işçi sağlığı için dahi mücadeleyi tümden tasfiye etmek ve fiyatını ödemek kaydıyla, gelip kurullarımıza, çalıştaylarımıza, eğitimlerimize katılabilir, sözünü söyleyebilir, öneriler geliştirebilirsin!… Hükümet programında yer alan kıdem tazminatı ve asgari ücretin kaldırılmasıyla bütünleşen, işçi sağlığı ve güvenliğini tümden tasfiye etmeye yönelik bu dalganın, sınıfın içinden karşılanmasına hazırlanmalıyız. Sendika bürokrasisi işçi sağlığı ve güvenliğinin de düşmanıdır İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin düzenleyicilerinden, Ulusal Düzenleme Komitesi’nde yer alan Türk-İş, DİSK içinde sınıf bilinçli, öncü işçiler, delegasyonun belirlenmesinden, sunulacak bildirilerin hazırlanılmasına basınç oluşturmalıdır. Çünkü sınıf düşmanı sendika bürokratları, işçileri temsil edemez! Öncü işçiler, Türk-İş ve DİSK’le sınırlı kalmayarak; işçi sağlığı ve güvenliğinin en yakıcı mücadele ihtiyacı olduğu sektörlerden başlayarak,

farklı işçi kesimleri içinden Kongre’ye katılacak delegasyonun tabandan seçilerek belirlenmesini sağlamalı ve işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin deklarasyonlarla açıklanmasını sağlamalı… Tabandan seçilen öncü işçiler ve fabrikalardan, işyerlerinden ilan edilen işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili net deklarasyonlar, sermayenin işçi sağlığı ve güvenliğini tasfiye eden “İş sağlığı ve güvenliği”ne karşı, işçi sınıfının sermayeyi hedefe çakan işçi sağlığı ve güvenliği mücadelesini koyacaklar. Tersanelerde, madenlerde, Davutpaşa’da, OSTİM’de, tren istasyonlarında vb. iş cinayetlerinin hüküm sürdüğü heryerde, katledilen işçilerin sınıf kardeşleri, eylemci aileleri, Kongre’ye eylemli davetiyeler çıkarmalı; geziler düzenlemeli: Sınıf kardeşlerimiz burada katledildi, hiçbiri Kongre’nin korunaklarına sahip değildi! İş cinayetleri döküm ve fotoğraflarını büyüterek, Kongre’ye çıkan tüm yolları tutalım: Cesetlerimizi çiğneyerek Kongre’ye! Sermaye, Kongresi’nde Fuar düzenleyecek; “iş kazaları”nı önleyen, o hep varoldukları halde hiç kullanılmayan teknolojileri sergileyip pazarlayacak. İş cinayetleri nasıl sermaye birikiminin koşulu olduysa, “iş kazaları”nı önlemeyi de birikim aracına dönüştürecek. Bu fuara da katkımız olmalı, içerden teşhir etmeli; yanısıra karşıtını da düzenlemeliyiz.


14

NƦN RJHQNXN

#FOJN BEðN LBQUBMJ[N

.RQXíDQ IRWRðUDIODU deki işçilerle birlikte aynı yerde çalıştığını düşündüğümüz de şu hayal ve özlemlerini haykırdıklarını da duyar gibi oluyoruz;

Burası benim köşem kardeşim, yok işçi gazetesiymiş, yok sosyalizmmiş, haydi oradan! Bitti bunlar, bitti… Fikrimi buradan da yayar, hepinizi buradan da ezerim. Var mı bir diyeceğiniz!

- Keşke günde 4 ya da 5 saat çalışsam,

Benim adım kapitalizm; derim ki, paranızı her gün bu son gününüzmüş gibi harcayın.

- İşten çıktığımda hem dinlenip, hem de kendime, kendi ihtiyaçlarım doğrultusunda bolca zaman ayırabilirim,

Bana kapitalizm derler; bence paranızı her gün bu dünyadaki son gününüzmüşçesine harcayın, çünkü ne zaman işten atılıp sokaklara düşeceğinizi bilemezsiniz. Benim adım kapitalizm; bankalarım eğlenmenizi, işgücünüzü ve ideallerinizi finanse etmek için varlar -eh arada tabii payını lüpletecek onlar da… Bana kapitalizm derler; bankalarla size sahip olmadığınız parayı harcatmayı başarırım, işim bu. Benim adım kapitalizm; bankaların eviniz dâhil yaşamınızın asıl sahibi olduğunu unutursanız size kriz dönemlerinde muhakkak hatırlatırım. Bana kapitalizm derler;evsiz olabilirsiniz, eviniz olmayabilir. Evler bankalarındır, siz hep kiracı olacaksınız, zaten bu. Benim adım kapitalizm; kapitalin (sermayenin) mantığı, insanlığın yıkılması ve yerini alışveriş alışkanlıklarına bırakmasıdır. Bana kapitalizm derler; en sonunda emeklilik yaşını ölümünüzden üç gün öncesi olarak ilan edeceğim ki hepiniz ölmeden işlerinizi düzene koyun kardeşim. Benim adım kapitalizm; borç ve korkunun psikolojik hapishanesi Nazi kamplarından daha etkilidir. Bana kapitalizm derler; hepiniz deney fareleri gibi zenginlik peşinde bir çarkta soluksuz koşarak can vereceksiniz. Benim adım kapitalizm; kalkınma deyince kastettiğim sermayenin büyümesi, işçinin kendisini giderek daha küçük hissetmesidir. Benim adım kapitalizm; burada göz hapsi ile büro çalışması arasında fark yoktur. Bana kapitalizm derler; burada fabrika ile cezaevi arasında fark yoktur. Benim adım kapitalizm; burada okul ile fabrika arasında fark yoktur. Bana kapitalizm derler; çocuklarınız beni sizi sevdiklerinden daha fazla sevmeyi öğrenecekler. Benim adım kapitalizm; çocuklarınızın ihtiyacı artık sizin yaşam deneyiminiz veya yol göstericiliğiniz değil, satılabilir oyunlar, satın alacakları oyuncaklar, reklâm arası çizgi filmler. Benim adım kapitalizm; spor karşılaşmaları düzenlerim ki, işçi erkekler kendi aralarındaki rekabeti hiç unutmasınlar, 24 saate yaysınlar. Bana kapitalizm derler; kadınların öz-benliklerini en doğru ayakkabıyı bularak kazanacaklarını vaaz eden romanlar ve filmler benim. Benim adım kapitalizm ve sizden nefret ediyorum, çünkü devrimden sonra sokaklarda dans edip benim için çalışmayı bırakacaksınız.

Bir işçi düşmeye bu kadar yakınken, her gün neden o iskeleye çıkar? Peki, maden işçisi, madenin göçme ihtimalini bile bile neden her gün madene inmek zorunda kalır? Bu fotoğraflar bilmediğimiz bir yerden değil, Ostim'den… 7 ay öncesinde patlamaların olduğu, işçilerin ölüm haberleri ile gündeme yerleşen ve tekrar, işçilere benzer şekilde, güvencesiz ”çalışma olanağı” sağlayacak olan iş yerlerinin yapımına devam edilen, Ankara’nın göbeğindeki Sanayi merkezi. İlk fotoğrafa bakıldığında, önce, fotoğraftaki grafiksel öğeler oldukça dikkat çekiyor. Fakat sonrasında, iskelede ayaklarının ucunda çalışma yapan arkadaşın ha düştüm ha düşecem hali, kendi yaşadığı gerilimi izleyene de olduğu gibi aktarabildiği için, teknik detaylar bir yana, adeta fotoğraf kendiliğinden konuşmaya, konuşturmaya, düşündürmeye başlıyor…

lar, çalışırda çalışırlar… Çünkü, ücretli kölelik düzeni bunu dayatır, bundan iyisini de sunmaz. Tam da İstanbul’da yapılacak olan ve içinde işçilerin olmadığı İş Sağlığı ve İş Güvencesi’nin uluslararası patronlarca tespit edilip kararların alınacağı 19. İş Sağlığı ve Güvencesi Kongresi haberlerinin üstüne, bu fotoğraflar daha da bir anlam kazandı. Bu fotoğraflar, bir Ostim işçisi tarafından, estetik kaygılar güdülmeden, ışık, pozlama, teknik detaylar düşünülmeden, fakat bir o kadar da yaşamın içerdenliğini yansıtabildiği için bu kadar etkili ve başarılı olmuşlardır. 2. fotoğrafda da, fotoğrafçının kendisinin de, kare-

- Belki bir akşam sinemaya gideriz belki de tiyatroya, gazetede okumuş bizim ki, Şirinler’in yeni bir versiyonu çekilmiş, -Şu güzel havalar da, arkadaşlarla bir çay bahçesinde oturup, sohbet edebilsek, eve yetişme koşturmacasını düşünmeden, -Sağlık ve eğitimin parasız olduğu bir yaşam var mıdır acaba? -Kış için almam gereken kömürü düşünmek bile istemiyorum, doğalgaz niye bu kadar pahalı , ısınmanın da bedeli bu kadar ağır olmamalı, -Şöyle çocuklar filan, bir tatil yapabilsek keşke, hem birbirimizi daha iyi tanımış oluruz böylece, bizim hanımla da ne kadar zamandır, başbaşa bir yürüyüş yapamamıştık, -Emeğimin tam karşılığını alsam, -Kendi kararlarımızı kendimizin verebildiği bir yaşamın mümkün olduğu günler …

Bir işçi düşmeye bu kadar yakınken, her gün neden o iskeleye çıkar? Peki, maden işçisi, madenin göçme ihtimalini bile bile neden her gün madene inmek zorunda kalır? Tersanelerin ağır ve ölümcül çalışma koşulları ortadayken neden orada, her türlü güvencesizliğe rağmen çalışır? Bu tarz, işçi sağlığının ve güvenliğinin olmadığı yerlerde, mevcut şartlarda, yaşamını devam ettirmek için, emeğini satmak zorunda olan işçiler çalışırlar. 12 saat çalışırlar, dinlenmeden çalışırlar, sigortasız çalışırlar, esnek çalışırlar, sağlıksız çalışır-

12 saat çalışırlar, dinlenmeden çalışırlar, sigortasız çalışırlar, esnek çalışırlar, sağlıksız çalışırlar, çalışırda çalışırlar…


15

NƦN RJHQNXN

(PHðLQ NRUXQPDVÜ PÖFDGHOHVL İşçi sınıfının öz savunma mücadelesi, dünyanın birçok ülkesinde ve epey geriden geliyor olsa da Türkiye’de de gelişmektedir ve zaten işçi sınıfı hareketinin ilk basamak gelişme zeminidir. Türkiye’de yılların birikimi ve genişlemesiyle, son dönemki işçi mücadeleleriyle 4-C, taşeronluk, ataması yapılmama,sözleşmelilik, güvencesizlik sorun ve taleplerinin gündemleşmesi, halen sınırlıysa da işçi sınıfının ortak mücadele talepleri haline gelmeye doğru gelişmesi, yeni bir işçi sınıfı hareketi oluşumunun ilk basamak eşiğidir. Kaçınılmaz olarak iş cinayetleri ve meslek hastalıklarının gündemleşmesi de öyledir. Eğitim, sağlık, konut, ulaşım da öyledir. İş saatlerinin aşırı uzatılmasının da gündemleşmesinin eli kulağındadır. Tahammül bir raddeye doğru gelmişken, şimdi esnekliği, güvencesizliği, iş cinayetleri ve meslek hastalıklarını, çalışmayı azamileştirip ücretleri asgarileştirmeyi, temel gereksinmelerin sermayeleşmesi-metalaşması-paralılaşması… tüm bunları yaygınlaştırıp derinleştiren yeni dalga yapılandırmalarla, ülke ve dünya çapında mücadeleler de yaygınlaşacaktır. “6 saatlik iş günü ve 8 saatten fazla çalışmanın, hafta sonu çalışmasının yasaklanması, işten atmaların yasaklanması ve işçi çıkartan kapitalistlerin cezalandırılması, yoksulluk sınırı altında çalışmanın yasaklanması, herkese iş, asgari ücret değil temel ücret, işten atmaların yasaklanması, taşeronluk sisteminin kaldırılması, taşeronluk, stajyerlik, 4-C, 4-B, sözleşmelilik dâhil tüm parçalayıcı iki kat köleleştirici biçimlerin kaldırılması, sosyal-sendikal güvenceli çalışmanın sağlanması ve emeklilik yaşının indirilmesi, iş cinayetleri ve meslek hastalıklarına karşı işçi sağlığı ve iş güvenliği, eşit işe eşit ücret, parasız sağlık, eğitim, su, elektrik, ısınma, ulaşım, iletişim, konut… ”. İşsizlik, işçilerin köleliği yoksulluk ve çürümesinde başat bir rol oynadığından, çalışanlarla işsizlerin, işçilerle yoksul emekçilerin ileriye doğru birleşik mücadelesinin zemi-

Emeğin korunması mücadelesi, işçi sınıfının öz savaşımı, öz güveni, öz onuru, öz örgütlenmesinin, öz inisiyatifinin geliştirilmesi mücadelesidir. İşçi sınıfı adına, işçi sınıfı için değil, işçi sınıfının mücadelesidir. İlgili kurumların kapısına dayanılması, işgaller, yolların ve ana artellerin kesilmesi, fiili durum yaratma eylemleri… nini güçlendirecek; “İşsizlere, yoksul emekçilere, asgari ücretlilere, yardım değil sınıf mücadelesi hak ve talebi olarak parasız sağlık, eğitim, ulaşım, iletişim, konut, gıda…” talepleri yükseltilecektir. Bunları, artık genel propagandif olmaktan çıkarıp, kitle ajitasyonu, sosyalist propaganda derinliğinde güncel ajitasyon, eylem örgütlemeye dönük ajitasyon talep ve sloganları olarak ele almaya geçmeliyiz. Bugün emeğin korunması mücadelesi yalnız genel talep ve sloganlar üzerinden değil, kadın, Kürt, göçmen, çocuk, öğrenci emeğinin, yaşlılar ve emeklilerin, engellilerin özgül durum ve sorunlarına özel bir dikkat gösteren, özgül dinamik ve sorunların her birine nüfuz eden, sınıfsal olduğu kadar toplumsal bir derinlik ve gelişkinlikte yürütülmek zorunda. Emeğin korunması mücadelesi, işçi sınıfının ve diğer emekçi sınıfların çalışma ve yaşam koşullarına karşı özsavunma eylemidir. Bununla birlikte emeğin korunması mücadelesi, işçi sınıfının nihai kurtuluşuna, sömürülmekten, ücretli emek ve işgücü olmaktan kurtulmasına, çalışma köleliğinin bütünüyle ortadan kaldırılmasına bağlanan ve bunu da içerimine alarak sınıfa karşı sınıf, ekseninden yürütülen bir mücadele olmalıdır. Şunları unutmamalıyız: 1- Emeğin korunması mücadelesi, sosyalist devrimci proletarya önderliği ve hegemonyasında yürütülme-

lidir. 2- Kapitalizmin geldiği gelişme ve çürüme düzeyinden geriye doğru ya da mevcut durumu korumak için değil ileriye, kitleleri kapitalizmi yıkmaya yaklaştırmaya doğru yürümeliyiz. Emeğin korunması, emeğin gelişen ve çürüyen kapitalizmden korunmasıdır ve ileri birleşik toplumsal emeğin bağdaşmaz hale geldiği sermaye egemenliğine saldırısı ile mümkündür. Tüm bu taleplerde toplumsal emek üretkenliğinin bugünkü (bilimsel, teknolojik, organizasyonal…) gelişme düzeyinde, bu sorunların hızla çözülmesinin, bu taleplerin hızla gerçekleştirilmesinin olanaklı ve kaçınılmaz olduğunu, bunu engelleyen ve derinleştirenin ise bunları doğuran “sermaye düzeni” olduğu bir ajitasyon-propaganda refleksi haline gelmelidir: Proletarya sosyalizminin güncellenmesi ve gündemleştirilmesi, bu dinamiklerin içinden yürütülmelidir. 3- Protest tarzdan çıkılmalıdır. Emeğin korunması mücadelesi, işçi sınıfının öz savaşımı, öz güveni, öz onuru, öz örgütlenmesinin, öz inisiyatifinin geliştirilmesi mücadelesidir. İşçi sınıfı adına, işçi sınıfı için değil, işçi sınıfının mücadelesidir. İlgili kurumların kapısına dayanılması, işgaller, yolların ve ana artellerin kesilmesi, fiili durum yaratma eylemleri… Katil sermaye! Emeği katledenlere, tahrip edenlere, çürütenlere karşı emeğin yumruğu! Emeğin yumruğu, işçi sınıfının mi-

Emeğin korunması mücadelesi, işçi sınıfının öz savaşımı, öz güveni, öz onuru, öz örgütlenmesinin, öz inisiyatifinin geliştirilmesi mücadelesidir. İşçi sınıfı adına, işçi sınıfı için değil, işçi sınıfının mücadelesidir. İlgili kurumların kapısına dayanılması, işgaller, yolların ve ana artellerin kesilmesi, fiili durum yaratma eylemleri…

litan mücadele biçimlerinin basitten karmaşığa geliştirilmesi, emeğin korunması mücadelesinin olmazsa olmaz, en temel halkalarından biridir. 4- Tekelci kapitalistlerin sektörler, bölgeler, ülke ve dünya çapında emek gücü fiyatlarını bastırmak, tarihsel mücadele kazanımları ve sosyal haklardan geriye kalanları da gasp etmek, işçileri çıplak işgücüne indirgemek ve birbiriyle en diptekine doğru ölümcül rekabete indirgemek politikalarına, işçi sınıfını parçalayıcı üretim ve emek organizasyonlarına, esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerine, biri ötekini büyüten rekabet, işsizlik ve aşırı çalışmaya karşı köktenci bir mücadele yürütülmelidir. İşçi sınıfı içinde rekabetin önlenerek, kolektif emekçi bilincinin, sınıfın örgütlenmesi ve birliğinin daha yüksek biçimlerini, sınıfsal paylaşım, dayanışma ve birleşik mücadele kültürü, burjuva ideo-kültürüne ve önyargılarına karşı proleter sınıf ideolojisi, onuru ve kültürü geliştirilmelidir. 5- Emeğin değersizleşmesi, işsizlik, mali sermaye ve meta egemenlik ilişkileri ile birlikte boyutlanan çürüme ve asalaklaşmanın toplumsallaşmasına karşı mücadele de emeğin korunması mücadelesinin doğrudan kapsamındadır. 6- Emeğin korunması mücadelesini yürütürken, kesinlikle bugünkü biçimiyle emeği ve çalışmayı fetişleştirmemeliyiz. Biz emeğin kapitalist özel mülkiyet ve sermayeye bağlı olmaktan, ücretli emek olmaktan; meta üretir olmaktan; makinenin uzantısı olmaktan, bilinen nesneleştirici biçimiyle çalışmadan, belirli bir işe, bir mekâna ve zamana bağlı olmaktan kurtularak özgürleşmesini, kendini ve toplumu gerçekleştirme ve geliştirme etkinliğine dönüşmesini savunuyoruz. Bugün emeğin korunması mücadelesini yürütürken, emeğin korunması sorununun, nihai olarak ancak “kaldırılmasıyla”, yani işçi sınıfının üretimin asli taşıyıcısı, hamalı ve temeli olmaktan çıkması, kolektif sahibi, tasarımcısı ve yöneticisi haline gelmesiyle mümkün olduğunu vurgulayacağız.


6XUL\H YH OHí NDUJDODUÜ ABD ve İngiltere emperyalistleri, Libya’da Kaddafi rejimini emperyalist saldırganlık ile devirdikten sonra, GOP stratejisinin yeni durum içinden yürütülmesi zincirinin şimdiki halkası olarak Suriye rejimi ve Esad’a ilk kez “çekil notası”nı doğrudan verdiler. Suriye Esad rejimiyle yoğun ilişkileri olan Fransa’nın da tutumunu değiştirmeye başlamasıyla AB de, Suriye’ye yaptırım ve ambargo kararlarının dozunu artırmaya başladı. Rusya ve Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki ambargo vetosuna karşın Suriye üzerinde emperyalist kıskaç daraltılıyor. Suriye GOP jeostratejisinde Libya’ya göre daha büyük ve önemli bir halka olmasına karşın, emperyalist kapitalist güçler ve mali oligarşisi içinde süregiden pazarlıklar ve değişmekte olan bölge denklemleri doğrultusunda, Rusya ve Çin’in Libya’da olduğu gibi tutumunun bir güvencesi yok ve yine Libya’da olduğu gibi yapılacak en büyük hata emperyalistler arası çelişkilere bel bağlamak olur. Türkiye burjuvazi ve hükümeti de, bölgede gözettiği İran ile güç dengeleri içinde, ekonomik, siyasal, diplomatik ilişkileri ve nüfuzunu geliştirdiği tedrici bir dönüşüm stratejisinden, yine küresel mali oligarşinin bölge stratejileri ve politikaları doğrultusunda ve artık bölgede değişen durum ve dengeler içinden kendi konum ve kan payını büyütmeye

büyük gösterilerin ülkenin iki büyük merkezi Şam ve Halep’te olmadığını hatırlatıyorlar. Doğru. Şu anda ‘çevre’ kopuyor zaten ‘merkez’den. Halkın Şam ve Halep’te ‘sahaya çıkması’ zaten rejimin sonu demektir. Ya görülmemiş bir katliam olmasıyla –ki, Şam’da ve Halep’te olması orduyu çatlatır ve rejimin sonunu getirir- veya ‘merkez’de de halkın ayağa kalkmasıyla rejim çöker. Çok kısa zamanda olmasa da, çok da uzak olmayan bir gelecekte o noktaya varacağız.

çalışan daha sırtlanlaşmış bir bölge gücü politikasına geçiş yapıyor. Cumhurbaşkanı Gül, bayram öncesinde yaptığı açıklamada, Suriye’ye son dönemlerde yaptıkları ekonomik ve siyasi yatırımların, Suriye’yi Türkiye üzerinden emperyalist kapitalist sisteme entegrasyon ve yeniden yapılandırılmasının derinleştirilmesi ve hegemonik karşılığını alamadıklarına hayıflanıyor: “Doğrusu son yıllarda en çok siyasi yatırımımızı Suriye’ye yaptık, bu açık bir şey. Çünkü ‘Suriye’nin dönüşümüne yardımcı olabilir miyiz, katkı sağlayabilir miyiz’ diye gayet

iyi niyetli olarak bunu yaptık. Artık bugünkü dünyada otoriter yönetimlere, tek parti iktidarlarına, kapalı rejimlere yer yoktur. Bunlar, ya zorla değişeceklerdir yahut devletleri yönetenler, inisiyatif alarak yöneteceklerdir. Açıkçası her şeyin çok az ve çok geç olduğu bir safhaya geldiğini görüyorum. Bizim güvenimiz kaybolmuş vaziyette. Bunu söylemek isterim.” Cengiz Çandar sevinçle alkışlıyor, köşesinden Türkiye burjuvazisi ve hükümetinin bölge politikasını: “(Suriye) Rejimin aslında çok da desteksiz olmadığına işaret edenler,

Türkiye, artık bölgede ‘statüko’ya değil, ‘değişim’e oynuyor. Bu tercih (veya Suriye’nin ortaya çıkardığı bu zorunluluk –isterseniz öyle deyin), Türkiye’de de değişim dinamiğini canlı tutacak. Türkiye, Suriye halkının geleceğini belirlemekte ne kadar önemli ise, Suriye’deki gelişmeler de, Türkiye’ye iyi gelecek.” Suriye’deki daha düne kadar destekledikleri Esad rejiminin yeni katliamlarını dört gözle ve ellerini ovuşturarak bekleyen, şimdiden Suriye’deki Esad rejimi karşıtı kitlelerin mücadelesinin nasıl ipotek altına alınacağı ve Suriye halkının geleceğinin nasıl çizileceği ve bundan kimin ne kadar pay alınacağı hesabını yapan leş kargaları…

7 UNL\H EXUMXYD]LVLQLQ 7 UNL\H úVUDLO JHULOLPLQLQ ELU \ ] 6RPDOL VHYGDV× Türkiye burjuvazisi ve devleti, Doğu Afrika’ya Somali’deki açlık ve kıtlık yıkımı üzerinden başlattığı “yumuşak güç, yeni karlar” atağını yeni araçlarla sürdürüyor. En son başbakan Erdoğan bir burjuvadan “fazla kar gözetmeden” Somali’ye hava alanı yapılmasını istemişti. Şimdi de TRT, Somali’de Radyo kuracağını açıkladı. TRT Genel Müdürü, Somali’de Somalice, Arapça, İngilizce yayın yapan bir radyo kurmak için çalışma başlattıklarını, radyo yayına başlayınca, THY ile de anlaşılarak “Somali halkına Türk yayınlarını dinlemesi küçük pilli radyolar dağıtılacağını” söyledi. Türkiye burjuvazisi ve hükümetinin Somali ilgisi ve çengeli bunlarla da sınırlı kalmıyor. Bakan Fatma Şahin de, Türklerin Somalili çocukları evlat edinebilmesi için yasal ve uluslar arası çalışma başlattıklarını açıkladı. “ Biz gittiğimiz zaman oradaki ilgili bakanlarla da görüştük. Onlar Türkiye’ye son derece sıcak baktıklarını söylediler. ‘Başka bir ülkeye vereceğimize, Türkiye’ye çok rahatlıkla verebiliriz. Güven içerisinde bunu yapabiliriz’ dediler. Fakat Meclis başlayınca o uluslararası anlaşmanın Somali karşılığının çıkması gerekiyor. Bununla ilgili bir yasal altyapının Dışişleri Bakanlığı ile birlikte takibini yapacağız. Yasal altyapı çıkınca bir engel kalmıyor. Gereğini biz bakanlık olara da takip edeceğiz. Bize gelen taleplerden sayının çok fazla olduğunu düşünüyorum. Yasal altyapı oluşunca bu konuda daha net sayı verebileceğiz.” dedi. Bu arada Somali’ye “yardım” adı altında SMS kampanyaları düzenleyen çeşitli islami ve insani kılıklı sermaye kurum ve vakıflarının, atılan SMS’lerde hile ve yolsuzluk yaptıkları, fazla SMS parası kesip cebe indirdikleri de açığa çıktı!

Türkiye burjuvazisi ve hükümetinin İsrail’le kontrollü gerilim politikasının nedenlerinden biri de Doğu Akdeniz ve Kıbrıs çevresinde deniz altında bulunan zengin petrol ve doğal gaz yatakları oluşturuyor. En son Güney Kıbrıs Rum Yönetimi geçen yıl mayıs ayında, deniz altında 100 milyar metreküplük bir doğal gaz yatağı bulunduğunu ve çıkarmak için “Münhasır Ekonomik Bölge” anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile 2 milyar dolarlık bir yatırım sözleşmesi sürecinde olduğunu ilan etmişti. “Münhasır Ekonomik Bölge”ler ülkeler arasındaki anlaşmalara bağlı olarak yapılıyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail ile doğal gaz, petrol çıkarma anlaşmalarına yönelirken KKTC’nin uluslararası olarak tanınmaması ve bu nedenle Türkiye’nin “Münhasır Ekonomik Bölge” anlaşmaları ve Kıbrıs çevresinde zengin doğal gaz ve petrol kaynaklarının paylaşımının dışında kalması, Türkiye burjuvazisini geren nedenlerden biri.

İsrail ise Türkiye devleti arasındaki gerilimin başgösterdiği son dönemlerde Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ilişkilerini derinleştirmeye ve Güney Kıbrıs’ın çevresindeki doğal gaz ve petrol yatakları çerçevesinde “Münhasır Ekonomik Bölge” anlaşmaları yapmaya yönelmişti. Bu Doğu Akdeniz ve Kıbrıs çevresinde keşfedilen enerji kaynakları çevresinde gerilimi fiilen tırmandırmış, Yunanistan ve Güney Kıbrıs basınında “Türkiye’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin enerji kaynakları konusunda İsrail’le yapacağı anlaşmaları ve yatırımları savaş nedeni sayacağı gibi açık ve örtük

tehditlerde bulunduğu” yolunda haberler yer almıştı.

Türkiye burjuvazisi ve hükümetinin İsrail ile diplomatiksiyasi kontrollü gerilim politikasını yeniden tırmandırmasının, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail ile doğal gaz anlaşmasını resmileştirdiği günlere denk gelmesi raslantı olmasa gerek. Nitekim Türkiye burjuva medyasının manşetlerinde de İsrail’e karşı gerilim sorunu Doğu Akdeniz ve Kıbrıs çevresindeki enerji kaynakları ve İsrail-Güney Kıbrıs anlaşmaları, “Münhasır Ekonomik Bölge” ve paylaşım anlaşmaları konusuyla birlikte ele alınıyor.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
im13 by sol yayin - Issuu