Page 1


týðý insanlýða verebileceði tek þey; açlýk, yoksulluk ve ölüm... Bütün dünyada ölüm ve yaþamýn kýyasýya savaþa girdiði bu süreçte, yaþamýn kazanmasý ve ölümün adý olan emperyalist-kapitalist sistemin tarihin çöplüðündeki yerini almasý, bulunduðumuz topraklardan, Deniz’lerin mücadele anlayýþýný ve taþýdýklarý bayraðý daha da yükseltmekle mümkün olacaktýr. Emperyalizme tümden teslim olan faþist TC’nin içine girdiði krizi aþmak ve ömrünü biraz daha uzatabilmek için baþvurduðu terör ve katliamlar artarak devam ediyor ve edecek. Bugün sýnýfýn öncülerine yönelik olarak uygulamaya soktuðu yok etme politikalarýyla tüm toplumu baský altýna almak, gözdaðý vermek ve onu sindirmeye çalýþmak, ayný zamanda TC’nin kanlý tarihinin de aynasýdýr. 6 Mayýs 1972’de gerçekleþtirdiði katliamla, bugün yüzlerce öncü savaþçýmýza yönelik gerçekleþtirdiði katliamýn tek nedeni vardýr. Sýnýfýn öncülerini katlederek, geliþen devrimi engellemek, devrimi boðmaktýr. Fakat boþuna. Nasýl ki, Deniz’lerin idam sehpalarýndan dalgalandýrdýklarý bayrak, bugün daha da yükseklerde dalgalanýyorsa, ölümün üstüne üstüne yürüyerek ölümsüzlüðün destanýný yazanlarýn taþýdýðý bayrak, halklarýmýzýn elinde faþizmin kalelerine dikilip þanla dalgalandýrýlacak. Bir kez daha haykýrýyoruz ki; THKO’dan ve onun yaratýcý6 Mayýs 1972, üç komünist önderin, devrime baðlýlýðýn, la rý De niz’lerden devraldýðýmýz, biz Leninistler’in ellerinde “Ya halklarýn kurtuluþ mücadelesine inancýn, marksizm-leninizm bayraðýnýn, idam sehpalarýnda þanla dalgalandýrýlýþýnýn tarihi ol- Devrim Ya Ölüm” þiarýna dönüþen miras, bugün yaþadýðýmýz devrim günlerinin hiç sönmeyecek yýldýzý olacak. du. Kazanan biz olacaðýz, kazanan devrim olacak! 6 Mayýs 1972, emperyalizme, iþbirlikçi tekelci kapitalizme karþý silahlý mücadelenin ve zora dayalý devrim anlayýþýnýn bilinçlere kazýndýðý, biz Leninistler’in bu güne kadar onurla dalgaOKURLARIMIZA landýrdýðý savaþ bayraðý oldu. Deniz’leri anmak, emperyalist-kapitalist sisteme karþý, onlarýn baþlatmýþ olduðu silahlý mücadeleyi ve zora dayalý devrim anlayýþýný kesintisiz sürdürmektir. Dergimiz Ýktidar Ýçin Mücadele Birliði þimdiye kaDeniz’leri anmak, marksizm-leninizmin yol göstericiliðindar her ayýn 1’i ve 15’inde çýkýyordu. Ancak dergimizi den bir an bile sapmadan Kürt ve Türk halklarýnýn mücadele bir5. sayýsýndan itibaren YAYSAT aracýlýðý ile genel daðýliðini saðlayarak, Demokratik Halk Devrimini gerçekleþtirerek, týma vermeye baþladýðýmýz için, dergimiz bundan sonra nihai hedefimiz olan komünizme ulaþmak için Demokratik Halk her ayýn 1’i ve 15’inde deðil, iki haftada bir Çarþamba Ýktidarý’ný inþa etmektir. günleri çýkacaktýr. Emperyalist-kapitalist sistemin kendisini sonsuz ilan ettiði Okurlarýmýza önemle duyurulur. ve tüm kýtalarda her türlü yöntemle denetim altýna almaya çalýþ-

DENÝZ’leri Anmak,

“YA DEVRÝM YA ÖLÜM” Þiarýný

Haykýrmaktýr!

ÖNEMLÝ DUYURU!

Yurtiçi Abonelik Koþullarý: 6 aylýk= 3.000.000 12 aylýk= 6.000.000

Yurtdýþý Abonelik Koþullarý: 6 aylýk= 50 EURO 12 aylýk= 100 EURO * Ödemelerinizi Þafak Gümüþsoy adýna PTT Ýstanbul Beyoðlu Þubesi’ne posta çeki ile gönderebilirsiniz.

OKU... OKUT... DAÐITIMINI YAP... ABONE OL... ABONE BUL...

Ýktidar Ýçin MÜCADELE BÝRLÝÐÝ Dergisi / Onbeþ Günlük Sosyalist Dergi / Yýl: 1 Sayý: 7 / 15-29 Mayýs 2002 / Sahibi : Yeni Evre Yayýncýlýk Basýn Daðýtým Eðitim Hizmetleri Tanýtým Org. Tic. Ltd. Þti. Adýna : Þafak Gümüþsoy / Adres : Hacýmimi Mah. Serdar-ý Ekrem Cad. Kölemen Çýkmazý No: 9 Karaköy-ÝSTANBUL / TelFax: 0 (212) 249 12 70 / Sor. Yazý Ýþl. Müdürü: Þafak Gümüþsoy / Genel Daðýtým: DOÐAN PAZ. / Baský Yeri: Özdemir Matbaacýlýk / Avrupa Temsilciliði: Selahattin KARATAÞ / Post Lager 3000 Bern 1 Ann ÝSVÝÇRE / Tel: 0041 319 917 795 / WEB Adresleri : Mücadele Birliði Platformu www.mucadele.org - www.datacomm.ch / muecadelebirligi - www.leninist.cjb.net - www.comunist.cjb.net - www.komunist.cjb.net - www.labour.cjb.net E-posta: -dergi@mucadele.org.- Avrupa@gmx.net


iktidar için

Mücadele Birliði

Baþyazý

3

Yeni Bir Sýnavdan Geçiyor Filistin Devrimi’nin, Ortadoðu’da ABD’nin koçbaþý olan siyonist Ýsrail’i köþeye sýkýþtýrmasýndan sonra, devrimin coþku ve morali ile katliam görüntülerinin acýsý birbirine karýþtý. Dünyanýn en güçlü tekellerince, Ortadoðu’daki bütün özgürlük hareketlerinin baþbelasý olsun diye beslenen Ýsrail’e karþý Filistinli devrimcilerin destansý direniþi, bütün dünya halklarýnda yaygýn bir sempati yaratmakla kalmadý, onlara savaþýmlarýnda daha ileri gitmeleri için moral kaynaðý oldu. Dünya halklarý, bu duyguyu Ýkinci Ýntifada’nýn baþlangýcýndan bu yana yaþýyor. Ýkinci Ýntifada dünyanýn bir çok ülkesinde gösterilerle karþýlandý. Ezilen halklar ve baðýmlý uluslar, bu ayaklanmanýn verdiði cesaretle, Birleþmiþ Milletler ýrkçýlýk konulu konferansta, ABD ve Ýsrail heyetlerini adeta kaçýrdýlar. Son iki haftada yaþanan ve yüzlerce Filistinli’nin en barbar yöntemlerle katledilmesiyle sonuçlanan vahþet, bu kez dünyada emekçiler tarafýndan öfkeyle karþýlandý. Þimdilik öfke ABD ve Ýsrail’e doðru yönelmiþ olsa da, dünya emekçileri kendi burjuvalarýnýn bu katliamdaki ortaklýklarýný, çýkarlarýný ve bütün bunlara uygun ikiyüzlülüklerini de anlayacaktýr. Ýsrail katliamýný her fýrsatta kýnamaktan geri durmayan Almanya’nýn, Leopard tanklarýný üre ten Kraus-Mal lei þirketi eliyle, Ýsrail’e tank motoru sattýðý ve bu satýþlara son aylarda hýz verdiði açýða çýktý. Filistin Devrimi’nin kendi yaþamlarý için önemini kavrayan dünya emekçileri, bu yüksek bilinçle, açýða çýkan ikiyüzlülüklere karþý öfkelerini yüksetecektir. Türkiye’ye gelince, burjuvazi burada ikiyüzlü davranmak gereði bile duymuyor. En iri tekellerin sözcüleri, “oh olsun Filistinlilere” korosu eþiliðinde, Ýsrail-Türkiye stratejik ittifakýný göklere çýkartýyorlar. Filistin Devrimi ayrýþtýrýyor, herkesi kesin ve net tavýr almaya zorluyor. Her sýnýf kendi çýkarlarý, bu çýkarlarýn yön verdiði dünya görüþüne uygun bir tavýr içine giriyor. Filistin Devrimi, proletaryayý nasýl bir tavýr almaya zorluyor? Ýki asýra yaklaþan sýnýf mücadeleleri tarihinde proletarya bu türden sorunlarla defalarca karþýlaþtý. Ýlk dönemler yalnýzca idealize edilmiþ bir düþünce olan sýnýrsýz-vatansýz yaþam düþü, giderek gerçek bir maddi güç olarak, proletarya enternasyonalizmi olarak belirdi. Kapitalizmin tek tek ülke sýnýrla-

rýný aþarak bir dünya sistemi haline geliþi, çeþitli uluslara ait proleterler arasýnda gerçek bir baðlaþma kurdu. Artýk proletarya dar ulusal bakýþ açýsýndan sýyrýlýp, kendi sýnýfýna ait hedeflere ve çýkarlara kilitlendi. Uluslarýn karþýlýklý boðazlanmasýný, ulusal kini, þovenizmi en doruklara týrmandýran emperyalist paylaþým savaþlarý sýrasýnda proletarya enternasyonalizmi, en aðýr sýnavlardan geçti. O güne kadar iþçi sýnýfý içinde örgütlü olan bir çok parti, bu þovenizm dalgasýný aþamadý ve bu ulusal boðazlaþmalarda proletaryayý kendi burjuvalarýný destek olmaya çaðýrdý. Böylece bir gerçek daha ortaya çýktý: proleter enternasyonalizmin büyük hedeflerine baðlanmayan her komünist ha re ket, e ninde sonunda yozlaþmaya, çürümeye ve burjuva kampýn payanda sý ol maya mahkumdur. Ýþçi sýnýfýnýn politik bilinç olarak geliþkinliðini, olgunluðunu kanýtladýðý bir alandýr proleter enternasyonalizmi. Çünkü burada artýk, iþçi sýnýfýnýn ayaðýnda bað olan dar ekonomik-sendikal bakýþ açýsý geçerli deðildir. Enternasyonal görevlere soyunan proleterya, mücadelenin ekonomik-politik-ideolojik birliðini kavramýþ demektir. Proletarya enternasyonalizmi, iþçi sýnýfýný burjuvaziye binbir yolla baðýmlý kýlan dar ulusal düþünüþü yýkar. Burjuvazinin proletarya üzerindeki geleneksel deðerlere, düþünce alýþkanlýklarýna, tarihi yalanlara, ya da “ulusal onur” gibi artýk hiçbir anlamý kalmayan söylemlere dayanan egemenliði, bu aslýnda politik zor araçlarýna dayanan egemenlikten daha güçlü, daha görünmez olan baðlar, proleter enternasyonalizmin büyük düþünceleri ve hedefleri sayesinde aþýlýr. Ýþçi sýnýfý komünizme, komünist ideolojiye ulaþýrken proleter enternasyonizmin büyük okulundan geçer. Emperyalist kapitalist sistemin bütün baðýmlý ülkelerde gücünü arttýrmasýyla birlikte, uluslarýn devrim süreçleri birbiriyle baðlantýlý bir duruma geldi. Ve bu sistem içerisindeki en zayýf halkanýn koparak devrimin zaferine ulaþmasýnýn olanaklarýný arttýrdý. Sistemin en zayýf halkalarýndan kopmasý, dünya proletaryasýna yeni taktik-stratejik görevler yüklüyordu. Bu görevler III. Enternasyonal dönemi boyunca dünya proletaryasýna yol gösterdi. Komintern, farklý geliþme koþullarýna sahip ülkelerin farklý devrim tiplerini ortaya koydu ve bu dev-


iktidar için

Mücadele Birliði

Baþyazý

rimler arasýndaki karþýlýklý etkileþimi belirledi. Proleter enternasyonalizmi, bütün taktik zenginliði ile tek bir hedefe, tek bir öze kavuþtu: Enternasyonal dayanýþmanýn en iyi biçimi, kendi ülkendeki burjuva egemenliðini yýkmaktýr. Proleter enternasyonalizmin bütün taktik zenginlikleri, bu bir tek öze indirgenebilir. Proletarya enternasyonalizmi konusunda bu kýsa ama gerekli açýklamalarý yaptýktan sonra, Filistin Devrimi ve Filistin halkýnýn gördüðü zulüm ve katliam sonrasýnda ülkelerimizde gündeme gelen dayanýþma eylemlerini deðerlendirebiliriz. Kuþkusuz, Siyonist devletin Nisan’da baþlattýðý geniþ çaplý katliam hareketi, tüm dünyada olduðu gibi, ülkelerimiz emekçilerinin de öfkesini yükseltmiþ, ama gösterilen direniþ ayný zamanda moral ve coþku vesilesi olmuþtur. Ezilen halklarýn ve emekçilerin hiçbir özel çýkar ve yarara dayanmayan, yalnýzca emekçi sýnýflara özgü o yüce gönüllülük, fedakarlýk, baþka halklarýn acýlarýný yüreðinde hissetme gibi en yüksek insani erdemlerle sokaklara çýkan emekçiler, proletarya enternasyonalizminin büyük hedeflerine doðru muazzam bir adým atmýþ oldular. Fakat, bu yolda daha yapýlacak çok þeyler var ve asýl görev, iþçi sýnýfýnýn örgütlü politik güçlerine düþüyor. Bu görevin içeriði, emekçilerin kendilerine özgü erdemleriyle ve içgüdüleriyle belli belirsiz kavradýklarý gerçekleri, açýk, berrak bir politik bilince kavuþturmaktýr. Bu politik bilincin tek gerçek içeriði, Filistin Devrimi’ni kendi ülkelerimizdeki devrimleri yükselterek ve burjuva egemenliðini yýkarak desteklemektir. “Filistin Devrimi Yalnýz Deðildir” sloganý bu gerçek içeriði formüle ediyor. Yalnýzca proletarya enternasyonalizminin büyük düþünceleri ve hedefleri açýsýndan deðil, somut politik durum da ülkelerimiz proletaryasýna bu görevi yüklüyor. Ýsrail-TC stratejik ittifaký, son olaylarda ortaya çýktýðý gibi, askeri politik diplomatik olmak üzere bir çok alaný kapsýyor. Ýsrail, Türk sermayesine devrimin ezilmesi yolunda teknik imkanlarýný sunuyor. Karþýlýðýnda TC, Suriye, Irak, Ýran’ýn Ýsrail tarafýndan izlenmesine olanak saðlýyor ve Suriye gibi askeri tehdit oluþturan bir ülkeyi sürekli baský altýnda tutarak Ýsrail’i rahatlatýyor. Her iki ülke egemenleri de varlýk koþullarýnýn birbirlerine baðlý olduðu bilinciyle hareket ediyor. Bu stratejik ortaklýkta bir takým “lobi”lerin etkin olduðunu düþünenler yanýlýyor. Her iki ülkedeki egemenleri tehdit eden toplumsal devrim, Ortadoðu halklarý arasýnda hýzla yayýlacak bir devrimci dalgaya neden olabilir. Bu nedenle bu ortaklýk, devrimler karþýsýnda bir ortaklýktýr. Proletarya ve emekçi sýnýflar, eðer bir devrim hareketiyle devrilmedikçe bu ülke sermayesinin Ýsrail’e her türlü desteði vermekten vazgeçmeyeceðini bilmelidir. Bu topraklarda güçlenen devrim, Siyonist devletin Arap halklarýnýn öfkesi karþýsýnda yapayalnýz kalmasýna neden olacaktýr. Bir zamanlar bu ülkenin devrimcileri ve komünist güçler, Filistin topraklarýndaki büyük direniþe, bizzat bu savaþýn içine katýlarak destek vermiþlerdi. Bu destek, Filistin halký ile Türkiyeli devrimcileri birbirlerine yakýnlaþtýrdý. Ýki ülke halklarý arasýndaki enternasyonal dayanýþmanýn temeli kanla atýldý. Bu temel üzerinde devrimci ve komünist güçler, proletaryayý gerçek enternasyonal eylemlere çaðýrmalýdýr. Filistin Devrimi’ne yardým için proletaryayý kendi egemen güçlerini yýkmaya çaðýr-

4

malýdýr. Emekçilerin öteden beri siyasi iktidara yönelen öfkeleri, Filistin’de yaþanan katliama adeta ortak olan sermayenin tutumu hiçbir ikiyüzlülüðe gerek kalmadan açýða çýkýnca, bu kez Filistin için bir þeyler yapma öfkesine dönüþtü. Fakat, en baþta gelen görevleri iþçi sýnýfýnýn devrime akan bütün kanallarýný týkamak olan sendikalar ve reformist partiler, hýzla harekete geçtiler. Ýþçi sýnýfýnýn en acil en yaþamsal sorunlarý karþýsýnda bile kýlýný kýpýrdatmayan Türk-Ýþ, binlerce iþçiyle Filistin’e destek gösterileri yaptý. Burada Türk-Ýþ’in burjuva yöneticilerinin, Filistin Devrimi’ni gönülden desteklediklerini sanmak, en azýndan saflýk olur. Asýl amaç, proletarya arasýnda Filistin’e duyulan sempati temelinde geliþen enternasyonalist bilinci karartmaktý. Bu enternasyonalist bilincin asýl içeriði olan kendi egemenlerine karþý savaþmak yerine Türk-Ýþ, binlerce iþçiyi Ýsrail konsolosluðuna siyah çelenk býrakma eylemine çaðýrdý ve tabandan gelen baský karþýsýnda kendilerini de bir parça rahatlatmýþ oldular. Reformistler ise, daha rezil bir harekete giriþtiler. Filistin için “Bir Dakika Karanlýk Eylemi”ni baþlattýklarýný ilan ettiler. Cenin mülteci kampýnda 300’den fazla tanka, saldýrý helikopterlerine, savaþ uçaklarýna karþý günlerce direnen, savaþan, teslim olmayan kahraman Filistin halkýna reformizm, iþte böyle “destek” oldu. Ama biz zaten reformistlerin bu tavýrlarýna yeterince alýþkýnýz. Bu ülkenin iç savaþýnda binlerce insan ölürken kýlýný kýpýrdatmayan reformistlerin, Filistin söz konusu olunca eyleme yönelmelerini beklemiyorduk zaten. Ortalama solun da ayný eylem çizgisinde reformistlerle buluþmasý ve Filistin için bir dakika ýþýk söndürmeleri de, son birkaç yýlýn geliþmelerini düþününce, þaþýrtýcý gelmiyor. Ama yiðit Filistin halký, bu topraklarda gerçek enternasyonalizmin gereklerini yerine getiren güçlerin varolduðunu görecektir. Bu görev, artýk þu veya bu ülkenin devriminden de umudunu kesmiþ küçük burjuva mülk sahipleri ve onlarýn temsilcilerinin deðil, proletaryanýn ve onun temsilcilerinin omuzlarýndadýr. Proletarya, 1 dakika karanlýk rezaletine ortak olmadý, olmayacak. Filistinli sýnýf kardeþlerimiz yüzlerce tanka, Siyonist ve emperyalist kuþatmaya, evlerin içine kadar giren iþgale, havadan ölüm yaðdýran aðýr silahlarýn gölgesine raðmen, bütün bu olumsuz koþullara raðmen, tüm dünyaya sesleniyorlar; “Merak etmeyin dünyanýn onurlu insanlarý, direneceðiz. Filistin teslim olmayacak” diye haykýrýyorlar. Ve bir yandan da kendi egemen burjuva güçlerine karþý savaþým yürütüyorlar. Filistinli sýnýf kardeþlerimiz muazzam aðýr koþullara raðmen enternasyonal bir çaðrý yapýyorlar. Bu topraklarýn proleterleri, devrimin bütün sýnýf dengeleri kendilerinden yana çevrilmiþken, emekçi sýnýflarýn ezici çoðunluðu sermayeye ve onun politik iktidarýna karþý her fýrsatta öfkelerini kusuyorken, yani kýsaca her þey devrimin gücünü ve zaferini olanaklý olduðuna ortaya koyuyorken, Filistinli sýnýf kardeþlerinin bu “onur” çaðrýsýna kulak verecektir. Kendi burjuvalarýný alaþaðý edecek fýrsatlar sunan bu devrim durumunu Filistin’de yaþanan katliama karþý artan öfke ile güçlendirerek zafere yürünecektir.


iktidar için

Mücadele Birliði

5

KAPÝTALÝST SÝSTEM ÇÖKÜYOR “Burada yaþananlar Latin Amerika tarihine geçecektir” diyordu ABD destekli faþist darbeden 48 saat sonra yoksullarýn yoðun desteðiyle görevine geri dönen Venezuella devlet baþkaný Chavez. Chavez’in ikircikli tüm politikalarýna raðmen bu sözü, ve Venezuella’da 48 saat boyunca yaþananlar anlamlýdýr. Ýçine girdiðimiz Yeni Evre’nin karakterine uygundur. Uzun bir tarihsel deneyim ve kapitalist sistemin içine girdiði genel krizin üzerinden yükselen insanlýðýn yeni bir dünya isteðinin sonucudur. Yeni bir dünya isteði öylesine köklüdür ve yakýcý hale gelmiþtir ki, her yerde, bu yönlü güçlü adýmlar atýlmaktadýr. Venezuella halký da bu adýmlardan birini atmýþtýr. Bu yüzyýl, toplumsal devrimler ve komünizm yüzyýlýdýr. Venezuella’da 48 saat boyunca yaþananlar ve sonucu, ABD’yi ve böl ge de ki ge ri ci devlet leri korkutmuþtur. ABD’nin, “ikinci þansýný iyi deðerlendirsin” þeklindeki ukalalýðýnýn ardýnda yatan korkusudur, güçsüzlüðüdür. Bu darbeye cevap olarak, Venezuella’nýn tutarlý anti-ABD çizgisine yönelmesinden korkuyorlar. Tutarlý anti-ABD’ci bir çizginin Venezuella’yý kapitalist sistemden koparacaðýný biliyorlar. Bu darbenin ardýndan Venezuella halký, her zamankinden daha çok bunu dayatacaktýr Chavez’e. Bölge devletlerinin darbeyi kýnamasýnýn ardýnda yatan da, koltuklarýnýn tehlikede olduðunu görmeleridir. Bu tehlike, halklarýndan gelen tehlikedir. Arjantin, Þili, Brezilya baþta olmak üzere tüm bölge ülkelerinde halk, sýk sýk sokaktadýr ve çatýþmaktadýr. Kolombiya’da iç savaþ en sert biçimiyle sürüyor. Halklarýn böylesine dinamik olduðu bir yerde, ABD’nin halk hareketlerini darbelerle ezmeye yöneleceðinin halklar tarafýndan anlaþýlmasýnýn, sürecin inisiyatifini ele almak için öne atýlmalarýný da doðuracaðýndan korkmuþla rdýr. Korkula rý da yersiz deðildir. Ve n e z u e l l a halkýnýn aldýðý tavýr, halklarýn genel olarak ulaþtýðý bilinç düzeyini yan-

sýtýyor. Darbenin baþarýsýzlýðý ise, bölge devletlerinin korkularýný katlamýþtýr. IMF, Dünya Bankasý, ABD politikalarýný her fýrsatta protesto eden, Arjantin’de olduðu gibi meclisler kuran Latin halklarý þimdi anti-emperyalist, anti-tekel ve içinde sosyalist Küba’nýn da yer alacaðý bir bölgesel ekonomik ve siyasal ittifak için daha zorlayýcý olacaktýr. Bu, sosyalizmin uluslararasý iliþkide yeniden etkin olmasýný, inisiyatifi ele almasýný ayný zamanda da komünist hareketlerin Latin Amerika’daki önderliði için geniþ imkanlarýn doðmasýný saðlayacaktýr. Yaþananlarýn etkisi elbette sadece Latin Amerika ile sýnýrlý kalmayacaktýr. Tüm baðýmlý ülkelerin iþbirlikçilerinin panik olduðuna kuþku yok. Bizzat burjuva medya tarafýndan ABD, IMF karþýtý politikalarýyla (IMF’nin Venezuella’dan kovulmasý, ABD’nin ambargo uyguladýðý Küba’ya düþük fiyattan petrol satmasý, ABD’nin Kolombiya’ya yolladýðý askeri yardýmýn kendi hava sahasýndan geçmesine izin vermemesi, 11 Eylül sonrasý ABD politikalarýný kýnamasý, ülkedeki yabancý þirketlerden alýnan vergi oranlarýný yükseltmeye çalýþmasý, ABD’nin petrol üretimini arttýrarak fiyatlarýn düþmesini saðlama yönündeki istemini reddetmesi vs. vs.) dünyaya tanýtýlan Venezuella’da, faþist darbenin boþa çýkarýlmýþ olmasý; her yerde mali oligarþinin egemenliðine karþý verilen mücadelenin baþarýya ulaþabileceðinin görülmesini saðladý. Bu, emperyalizmin tam ilhak politikasý doðrultusunda her yerde büyük bir yýkýma uðratýlan baþta küçük burjuvazi olmak üzere toplumun geniþ bir kesimini cesaretlendirmiþ ve toplumsal ayaklanmalar sürecine katkýda bulunmuþtur. Yüzlerce kilometre ötede yaþananlar Türkiye sermayesini de paniðe sürüklemiþtir. Önce, “diktatör gitti, ordu halkýn isteðine uyup devirdi, ABD’ye raðmen hiçbir þey olmaz” denmiþtir. Ardýndan 48 saat ge çip Chavez’in geri gelmesi, darbeci generallerin ABD kuklasý olduðunun resmiyet kazanmasý ile


iktidar için

Mücadele Birliði

6

(5-7 Kasým’da Pentagon’un organize ettiði bir toplantý ile darbe hazýrlýðýnýn baþladýðý, IMF’nin kurulacak yeni hükümeti mali olarak destekleyeceðini resmen açýklamasý, darbe sýrasýnda bir ABD’li yetkilinin son ana kadar darbecilerin karargahýnda olduðunun kabulü, Bush’la önceden görüþüldüðünün itirafý vb. vb.), iþbirlikçi burjuvalar ve kalemþörleri kendi açtýklarý kuyuya düþtü. Sermayenin egemenliðine karþý savaþan halklarýmýzýn moralini bozmak için büyük bir hevesle en yaygýn biçimde pazarlanan darbenin bozguna uðramasýyla, sermayenin egemenliðine karþý savaþma morali daha da güçlendi. Sermaye þimdi, savunma konumuna geçti. 12 Mart, 12 Eylül darbelerini gerçekleþtiren ve on yýldýr bu savaþýn sürdürücüsü olan ordunun suçüstü yakalandýðý, yeniden tartýþýlýp sorgulanacaðý görülmüþ ve hemen ordunun halkýn ordusu olduðu üzerine demagoji yapýlmaya baþlanmýþtýr. Bu panik, tarihi darbelerle dolu tüm baðýmlý ülkelerde yaþanýyor. Bunun içindir ki, ýsrarla Chavez’in yeniden ordu desteðiyle döndüðü söyleniyor. Oysa gerçek, yoksullarýn süren ve þiddetlenen sokak gösterileri ve buna kayýtsýz kalamayan alt rütbeli subaylari olduðu düþünülürse; ABD ve dünya gericiliðinin aldýðý yerýn bu hareket doðrultusunda davranmasýdýr. nilginin büyüklüðü daha ABD’nin tek süper iyi anlaþýlýr. ABD emgüç olduðu, dünyanýn peryalizmi ve kapitalist egemeni olduðu, istedisistem çöküþ içindedir. ði her þeyi herkese daTarihsel ve güncel inisiyatabileceðinin söylenyatifi kaybetmiþtir. diði bir zamanda; VeGüncel inisiyatifi nezuella halký ABD ikaybettiðinin en önemli radesine, politik ve asiþareti, ABD tekellerinin keri zoruna, iþbirlikçigerçekleþtirdiði 11 Eylül lerine karþý çýkmýþ ve saldýrýsýydý. Girdiði çökendi iradesini egemen küþü durdurmak için ikkýlmada önemli bir atidara en gerici kesimleri dým atmýþtýr. ABD’ye getiren, ardýndan 11 Eyburnunun dibinde yelül’ü gerçekleþtiren ve nilgiyi tattýrmýþtýr. Labunu bahane ederek tüm tin Amerika’nýn darbedünyayý terörize etmeye, askeri gücüyle egemenliðini dayatler kýtasý, ABD’nin laboratuarý ve dünyaya gözdaðý verme yemaya ve toplumsal devrimleri ezmeye çalýþan emperyalistlerin Venezuella’da aldýklarý yenilgi güncel inisiyatifi yitirdiklerinin kanýtýdýr. Her attýklarý adýmda biraz daha çýkmazdalar, Afganistan operasyonunda giderek bataklýða gömülüyorlar; Ortadoðu halklarýný ezmek için Filistin halkýna yönelik giriþtikleri saldýrý, Filistin Devrimi’nin tüm dünyayý etkileyip canlandýrarak güçlenmesine yol açtý; bunun etkisini silmek için hýzlandýrýlan Venezuella darbesi Latinlerin ve dünya halklarýnýn tarihine yazýlacak yeni bir geliþmeyi doðurdu; ve tüm tehditlere ve ambargoya raðmen Zimbabev’de seçimleri kazandý ve hedeflerinin sosyalizm olduðunu açýkladý. Tüm dünya halklarý, ABD’de dahil olmak üzere tüm dünya gericiliðini yenebileceklerini görmüþtür. Zafer artýk halklarýn kendi ellerindedir. Dünya halklarý, proletaryanýn önderliðinde yeni bir dünya, sosyalist bir dünya kuracaktýr.


iktidar için

7

Mücadele Birliði

Fransa’daki Seçimler ve

TC’NÝN KAYGILARI 21 Nisan 2002 tarihinde Fransa’da yapýlan Cumhurbaþkanlýðý seçiminin ilk turunda adaylardan hiçbiri seçilmek için gerekli olan asgari %50’lik oy oranýna ulaþamadý ama faþist FN (Ulusal Cephe) partisinin lideri Le Pen’in ilk turda %17’lik oy oraný ile Cumhurbaþkaný Jaques Chirac’ýn 2 puan gerisinde ikinci olmasý, bir anda tüm dünyada Ýsrail’in Filistin’de sürdürdüðü katliam saldýrýsýnýn yaný sýra, en önemli olaylardan biriymiþ gibi yansýtýldý. Hatta kimi zaman Cenin ve Ramallah’ta Ýsrail askerlerinin yaptýðý katliamlar, bu katliam operasyonlarýna karþý Filistin halkýnýn “küçük generaller”inden en yaþlýlarýna kadar gösterdikleri büyük kahramanlýklar dahi, Le Pen’in “seçim baþarýsý” kadar ilgiye mazhar olmadý. Bir anda Avrupa’nýn II. Paylaþým Savaþý öncesine dair kötü anýlarý depreþti. Ve adeta tarih sahnesine bir komedyen olarak çýkan “amcasýnýn yeðeni” gibi Le Pen de bir faþist karikatür gibi boy gösterdi. Ve tabii ki artýk dünyanýn neresinde olursa olsun, geliþen politik olaylardan kendisiyle ilgili sonuçlar çýkarmayý alýþkanlýk haline getirmiþ olan Türkiye tekelci burjuvazisi ve onun guguk kuþu medya, Le Pen’in “baþarýsý” ve bunun olasý sonuçlarý üzerine fikir jimnastiði yapmaya baþladý. Bunda güdülen amacýn ne olduðu üzerine bir deðerlendirme yapabilmek için tabloyu biraz daha netleþtirmemiz ve bütünlüðünü iç baðlantýlarý ile birlikte görmemiz gerekiyor. Fransa’daki Cumhurbaþkanlýðý seçimleri ile Türkiye arasýnda paralellikler kurulmasýnýn en önemli nedenlerinden biri, 18 Nisan ‘99 seçimiyle hükümete gelmiþ olan 57. hükümetin kullaným süresinin bitmiþ, tarihinin geçmiþ olmasýdýr. Artýk iktidarda kaldýðý her gün ekonomik ve siyasi krizin daha da derinleþeceði, kitlesel açlýk ve yoksullukla karþý karþýya olan milyonlarca insanýn kendi deneyimleriyle, kendi çözümlerini bulmak için harekete geçeceði iyece anlaþýlmýþtýr. Þimdi yoksul emekçi semtlerinde, fabrikalarda biriken öfkenin ilk kývýlcýmla patlamaya dönüþeceði bilinmeyen bir þey deðildir. TC, IMF’nin dayatmalarýyla aldýðý her kararla, attýðý her adýmla kaçýnýlmaz sonu gözlerden ýrak tutmaya ve hatta kendisinden bile gizlemeye çalýþýyor. Ama bir seçimin gerekliliðinin her geçen gün da-

ha sýklýkla telaffuz ediliyor oluþu, bu tabansýz hükümetin tüm çabalarýný boþa çýkarýyor. Ve nihayet hükümet ortaklarý arasýndaki “zoraki nikah” da bozulma yolundadýr. Her biri daha þimdiden kimi ya da kimleri günah keçisi seçeceklerinin derdine düþmüþ durumdalar. “Þer ekseni” daðýlmaya daðýlacaktýr ama ah bir de þu baþlarýnýn üzerinde keskin bir kýlýç gibi duran devrim korkusu olmasa? Þu anda hiçbir burjuva partinin halký umutlandýrabilecek hali, mecali kalmamýþtýr. Parlamentodaki tüm partiler neredeyse sýfýrý tüketmiþ durumdalar. Bugün bir seçim yapýlacak olsa %10 barajýný geçip parlamentoya girebilecek partilerin sayýsý ikiyi geçmiyor. Böyle bir durumda varýn o dillere peselenk olmuþ “meclis aritmetiði”ni siz hesap edin. Ortada bir büyüklük, nicelik olmayýnca ne aritmetik olur ne de evdeki hesap çarþýya uyar. Bu nedenle þimdiden iki turlu seçim tartýþýlmaya baþlandý. Hiç deðilse çift dikiþ gidilirse sistemin dikiþ tutacaðý kuruntusuna kapýlmýþ haldeler. Oysa herkes çok iyi biliyor ki, halkýn büyük bir kesiminde, bir seçim olursa, katýlmama eðilimi var. Burjuva partilerin birinin diðerinden bir farký olmadýðýný bilen emekçi halkýn çoðunluðu “al birini vur ötekine” düþüncesine sahiptir. Fransa’da Cumhurbaþkanlýðý seçiminde ortaya çýkan seçime ilgisizlik, Türkiye’de genel olarak bir seçime ilgisizlik þeklinde gösteriyor kendini. Sistemin çarklarý arasýnda ezilen, iliðine kadar sömürülen insanlar, bir seçimle bu durumun deðiþmeyeceðini çok iyi biliyorlar. Burjuvazinin allayýp pullayýp önlerine sürdüðü her “kurtarýcý”nýn daha gün akþam olmadan boyasýnýn döküldüðünü en son Kemal Derviþ örneðinde yeterince öðrenmiþ durumdalar. Halkýn büyük kesiminde bugün bir seçim olsa katýlmama eðiliminin yüksek olmasý, burjuva partilerine güven duymamasý, burjuvazinin eteðini tutuþturmuþ durumdadýr. Ýþte tam da bu dönemde Fransa’da Cumhurbaþkanlýðý seçimlerinin sonuçlarý, söz uygunsa hýzýr gibi yetiþmiþtir. Bu sayede tekelci burjuvazi ve onun guguk kuþu medya bir umacý yaratma peþindedir. Bir yandan devletin zor aygýtlarý eliyle yýðýnlarýn devrimci eyleme yönelmesi engellenmektedir, bir yanda da “Avrupa’da faþizm tehlikesi” vb. denilerek, eðer bir seçim olursa buna katýlým az olur-


iktidar için

Mücadele Birliði sa “aþýrý uçlar”ýn meclise girmesinin mümkün olabileceði propagandasý yapýlmaktadýr. Böylece iþçi sýnýfý ve emekçiler de þimdiden belirgin hale gelmiþ olan seçime ilgisizlik kýrýlmak, halk, ne zaman kurulacak olursa olsun sandýklarýn kilidine baðlanmak isteniyor. Þimdilik burjuvazinin bir korku umacýsý yaratma çalýþmasýný bir kenara býrakalým ve Fransa seçimlerinin sonuçlarýný kýsaca deðerlendirelim. Her þeyde önce belirtmek gerekir ki, emperyalist-kapitalist sistemin dünya ölçeðinde bir durgunluða girmiþ olmasý emperyalist güç odaklarýnýn birbirleriyle ve kendi içlerindeki çeliþkilerin giderek daha da artmasý, tekellerin pazar ve egemenlik savaþýmýnýn kýzýþmýþ olmasý, en iri kýyým tekelleri en olmadýk çýlgýnlýklarý yapabilecek bir noktaya getirmiþtir. Lenin’in belirttiði gibi “dünya kapitalist sisteminin gidiþi tek tekele doðrudur; ancak kapitalizm bu aþamaya ulaþamadan bir çok ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel nedenlerden dolayý kendi karþýtýna dönecektir”. Geldiði yeni evrede kapitalizmin çýkýþsýzlýðý ve sýçramalý çöküþünün kaçýnýlmazlýðý, tekelci kapitalistlerin bunu engelleyebilmek için her türlü yola baþvurmaktan kaçýnmayacaklarýnýn da göstergesidir. 11 Eylül olayý ve bunun sonrasýnda geliþen olaylar bunu yeterince kanýtlýyor. Avrupa’nýn bazý ülkelerinde ýrkçý-faþist partilerin iktidar ortaðý olmasý veya güçlenmesi de bir tesadüf deðil elbette. Devrimci durumun, devrimin geliþtiði her yerde, karþý devrimin de militer, paramiliter ve parlamenter aygýtlar eliyle güçlendirildiðini biliyoruz. Devrim her zaman karþýsýnda güçlü bir karþý devrim örgütleyerek geliþiyor. Özellikle günümüz dünyasýnda bu çok daha geçerlidir. Fransa’da Cumhurbaþkanlýðý seçimlerinde Le Pen’in oylarýnýn bir önceki seçime göre %2’lik bir artýþ göstermesinin nedenlerinden biri bu genel durumdur. Bunun yaný sýra biraz daha ayrýntýlý bakacak olursak Le Pen’in en çok oyu iþsizler ve iþçilerin yoðunlaþtýðý bölgelerden aldýðýný görüyoruz. Le Pen oylarýnýn %38’ini iþsizlerden, %30’unu iþçilerden, %20’sini çiftçilerden almýþ. Bu ilk bakýþta þaþýrtýcý görünüyor; ama niye Le Pen’i desteklediklerine dair kendilerine sorulan sorulara verilen cevaplar yeterince açýklayýcý; %74’ü güvenlik endiþesiyle, %60’ý göçmen akýnýna karþý, %31’i iþsizlikten dolayý oy verdiðini söylüyor. Görülüyor ki Fransa’da iþsizliðin artýþý, halkta oluþan iþsiz kalma endiþesi, geleceðe dair bir güvensizlik oluþturduðu gibi, buna neden olduðu düþünülen yabancý iþçilere karþý bir düþmanlýðý da ortaya çýkarmýþtýr. FN (Ulusal Cephe) propagandalarýnda bunu özellikle kullanmýþtýr. Avrupa Birliði ülkeleri arasýnda, iþçilerin serbest dolaþým hakkýný tanýyan Mantricht Sözleþmesi’ne karþý olduklarýný her fýrsatta söylüyor, yine göçmen akýnýna karþý olduklarýný, iktidar olurlarsa bunu engelleyeceklerini duyuruyor. Bunlarýn yaný sýra FN’ye baðlý DPS (Güvenlik Koruma Dairesi) adý verilen, çoðu eski emniyet ve ordu mensuplarýndan oluþan paramiliter uzantýlarý FN’nin etkin olmadýðý bölgelerde kargaþa çýkararak, halkta güvensizlik hissi yaratýyor. Le Pen gibi bir faþistin, Fransa gibi adý her za-

8 man devrimlerle anýlan bir ülkede %17’ye varan bir oy a l m a s ý n da emperyalistler arasý hegemonya ve pazar savaþýmýnda Fransa’nýn güç kaybetmiþ olmasýnýn, Almanya’nýn AB liderliðini ele geçirmiþ olmasýnýn ve buna karþý milliyetçi önyargýlarýn geliþmiþ olmasýnýn da payý var. Fransa’da 21 Nisan Cumhurbaþkanlýðý seçimleri, uzunca bir süredir yaþanan bir gerçekliði de doðruladý. Eurokomünizm artýk iflas etmiþ durumdadýr. Avrupa’da bulunan komünist partileri içinde geçmiþte en büyük güce sahip olan FKP %5’in de altýnda oy alarak tarihinin en kötü konumuna düþmüþtür. II. Paylaþým Savaþý yýllarý ve sonrasýnda SBKP’ye olan yakýnlýðýyla bilinen ve büyük geliþme kaydeden FKP, daha sonra programýndan proletarya diktatörlüðü ilkesini çýkarak sosyalizme barýþçýl geçiþin savunuculuðunu yapmýþtýr. Maurice Thorezler’in, Gabriel Periler’in, anti-faþist mücadele içerisinde iþçi sýnýfý ve emekçilerin büyük sempatisini kazanan FKP’si zamanla komünizm mücadelesinden, ayný zamanda SBKP’den uzaklaþmýþ ve Eurokomünizm limanlarýnda demirlemiþtir. Fransa’da iþsizler ve iþçiler arasýnda Le Pen’in faþist partisinin ve Troçkist sapmalarýn güç kazanmýþ olmasýnda FKP’nin tutarlý anti-faþist çizgiden ve proleter özelliklerinden uzaklaþmýþ olmasýnýn büyük rolü olmuþtur. FKP yýllardýr iktidarýn devrimle ele geçirilmesini savunmayan bir parti konumundadýr. Þimdi ise Fransa sokaklarýnda yüz binlerce insan, faþist Le Pen’e karþý eylem yapýyor. II. Paylaþým Savaþý öncesinde faþizme karþý kurulmuþ olan Halk Cephesi’nin bugün Le Pen’e karþý Chirac’la kurulmaya çalýþýlýyor olmasý ise politik bir saflýk deðilse ahmaklýktýr. Bugün tüm emperyalist metropollerde olmasý gerektiði gibi, Fransa’da da esas olarak yapýlmasý gereken þey proletaryanýn kendi bayraðý altýnda toplanmasý ve kapitalizme karþý devrim mücadelesinin örgütlenmesidir. Uluslararasý komünist bir hareketin örgütlenmesinin zorunluluðu ise her zamankinden daha açýk bir þekilde kendisini gösteriyor. Türkiye’de burjuvaziyi gerçek anlamda korkutacak olan asýl geliþme bu olurdu. Þimdi burjuvazinin duyduðu korku ise devrim korkusudur. “Faþizm yükseliyor” umacýsýnýn yayýlýyor olmasýnýn asýl nedeni bu korkuyu biraz olsun yenebilmek için sistemden kopmuþ olan yýðýnlarýn, sisteme baðlanma çabasýdýr. Ve devrimci dönemlerde burjuvazinin tüm çabalarý gibi sonuçsuz kalacaktýr.


iktidar için

9

Mücadele Birliði

ÝKÝ... ÜÇ... DAHA FAZLA FÝLÝSTÝN! Filistin devrimi, çöküþ sürecindeki ABD emperyalizmi ve tüm emperyalist-kapitalist sisteme tarihsel önemde aðýr bir darbe indirmiþtir. Filistin Devrimi, emperyalist tekelci sermayenin ve iþbirlikçilerinin dünya halklarýnýn sosyalizme yönelen anti-emperyalist, anti-kapitalist ayaklanmalarýný daðýtmaya, boðmaya yönelik saldýrý dalgalarýný yaran bir buz kýran gibi ilerliyor. Filistin Devrimi, ayaklanmalar yüzyýlýnýn baþýnda, bölgesel ve dünya çapýnda devrimler dalgasýný tetikleyecek tarihsel-uluslararasý karakteri ile yeni bir Vietnam olmaya doðru güçlü ve hýzlý biçimde ilerliyor. 28 Mart sabahý baþlayan saldýrý, 28 Eylül 2000’de baþlayan silahlý intifadanýn bir buçuk yýllýk birikiminin, baþta ABD emperyalizmi olmak üzere, tüm emperyalist-kapitalist dünyanýn çýkarlarýný ve Arap gerici burjuva iktidarlarýn varlýðýný yýkýcý düzeyde tehdit eder düzeye ulaþmasý “teröre karþý savaþ” adý altýnda dünya proletaryasý, emekçi halklarý ile uluslararasý komünist ve devrimci harekete yönelik daðýtma, ezme, boyun eðdirme genel saldýrýsýný boþa çýkartarak tüm dünya halklarýna örnek olmasý ve her iki geliþmenin büyük tarihsel-toplumsal sýçramalara neden olmadan daðýtýlmasýna yönelik emperyalist-kapitalist dünya adýna ABD emperyalizminin Ýsrail’le birlikte ve Ýsrail eliyle gerçekleþtirdiði bir karþý-devrim saldýrýsýdýr. 27-28 Mart’ta Beyrut’ta yapýlan Arap Birliði zirvesinin de bu karþý-devrim saldýrýsýnýn bir ön hazýrlýðý olduðu saldýrý sonrasý Arap gerici burjuvalarýnýn tutumlarýyla açýða çýkmýþtýr. Araplýk, Müslümanlýk kardeþliðini sakýz gibi dillerine dolayan ve “Filistin davasý” hamiliðinde birbirleriyle yarýþan Arap gerici burjuvalarý Dick Cheney’le kapalý kapýlar ardýnda görüþerek bu saldýrýya tepkileri dizginleme, göðüsleme göreviyle ortak olmuþlardýr. Ne ki, gerek ABD emperyalizminin, gerekse Arap gerici burjuvalarýn planlarý alt-üst oldu. Karþý-devrimci saldýrý Filistin Devrimi’nin tarihsel önemdeki savaþýyla, Ortadoðu halklarý ve tüm dünya halklarýnýn enternasyonal iradesiyle kuþatýlmýþ durumdadýr. Emperyalizmin siyonist burjuvazi ve Arap gerici burjuvazisi ile birlikte giriþtiði karþý-devrimci saldýrý, yerel-bölgesel sonuçlara ulaþmayý hedeflerken, beklemedikleri güçte, hýzda ve yoðunlukta uluslararasý devrimci politik sonuçlar yaratmýþ ve kitlesel, þiddetli gösterileri ateþlemiþtir. 11 Eylül’le birlikte dünya proletaryasý, emekçi halklarý ve uluslararasý komünist hareketi teslim almaya yönelik baþlatýlan burjuva-faþist terör saldýrý ve kuþatmasý, Filistin Devrimi’nin, Filistin halkýnýn kahramanca mücadelesiyle, 6 ay gibi kýsa bir sürede parçalanmýþ, daðýtýlmýþtýr. 11 Eylül’ün etkisiyle kýsmi ve geçici olarak zayýflayan þiddeti azalan anti-emperyalist, antikapitalist hareket Filistin halkýnýn boyun eðmez, uzlaþmaz sa-

vaþýnýn itilimiyle daha güçlü biçimde sokaklarý, alanlarý yeniden doldurmuþtur. Bu anlamda Filistin Devrimi tarihsel önemde bir rol oynamýþtýr. Emperyalizm, yarým yüzyýldýr devrimci kararlýlýkla sürdürülen ve yarým yüzyýldýr dünya halklarýna örnek olan Filistin Devrimi’ni ezerek bir yandan Filistin halkýna boyun eðdirmeyi, bu tarihsel önemdeki örneði ortadan kaldýrarak 11 Eylül’den itibaren sürdürdüðü karþý-devrim saldýrýlarýný daha da týrmandýrmayý hedeflerken; öte yandan Arap gerici burjuva iktidarlarý da varlýklarýný sürekli tehdit eden Filistin Devrimi’ni ortadan kaldýrýp, mali-silah-lojistik destekleriyle ve kararlý savaþýyla bölge ülkelerdeki emekçilerle, ilerici güçlerle politik, kitlesel, lojistik cephe gerisini büyütmüþ ve güçlendirmiþtir. Arap gerici burjuvazisinin Filistin Devrimi’ni boðma çabalarýnýn sonuncusu olan ve Beyrut Zirvesi’nde açýklanan “Suudi Planý”, önceden defalarca ortaya koyduðumuz gibi Filistin Devrimi’ni vareden, sürekli ve güçlü kýlan devrimci dinamikleri yok saymasý nedeni ile daha ilk ortaya atýldýðýnda ölmüþ, çökmüþtür. Þu gerçeðin hiçbir zaman unutulmamasý gerekir; Ýsrail’in varlýðý, Filistin’in iþgali, ilhaký ve tamamen yok sayýlmasý üzerine kurulmuþtur. Ýsrail’in varlýðýný ancak tüm Filistin’in tamamen ortadan kaldýrýlmasý garantileyebilir. Dolayýsýyla tarihsel Filistin topraklarýnýn %78’lik bölümü üzerine kurulmuþ olan Ýsrail, kalan %22’lik bölümünü de tamamen ilhak etmeden varlýðýný güvencede sürdüremez. Zaten %22’lik bölümü oluþturan Batý Þeria ve Gazze’deki adýna “Yahudi Yerleþim Birimleri” denen merkezler, sosyal kýlýflý politik-askeri iþgal ve ilhak harekat merkezleridir. Ýsrail’in bu %22’lik bölümde güçlü denetimine ve askeri saldýrýlarýna olanak tanýyan ilhak merkezlerinin rolü budur. Bu gerçekliklerden hareketle Filistin, Filistinlilerin deyimiyle “nehirden denize kadar” olan tarihsel Filistin bölgesinde baðýmsýz-demokratik Filistin Devleti kurulmasýný hedefleyen bir devrimle ancak varolabilir. Bu da emperyalizmin koçbaþý, Ortadoðu’daki kalesi Ýsrail’in yýkýlmasý demektir. Öte yandan Suudi Planý diye ortaya atýlan ve öz olarak Ýsrail’in varlýðýný garantileyen plan da, BM’nin on yýllar önce aldýðý kararlar doðrultusunda ortaya koyulan Birleþmiþ Milletler (BM) planýdýr. BM’nin ‘67 sýnýrlarýna geri dönülmesi planý mülteci Filistinlilerin geri dönüþünü hesaba katmasak bile bu-


iktidar için

Mücadele Birliði gün var olan koþullarda- dahi insanlýðýn varlýðýna yönelen büyük bir tehdittir. Bu Ýsrail açýsýndan kabul edilemez. Bu gerçekliði farklý bir biçimde, mali-askeri-politik desteði ile Ýsrail’i ayakta tutan ABD’nin eski Dýþiþleri Bakaný Henry Kissinger þöyle ifade ediyor: “‘67 sýnýrlarý Hayfa ile Tel Aviv arasýnda 12 km.lik dar bir koridor býrakýr ve Ýsrail sýnýrý uluslararasý havaalanýnýn hemen yakýnýndan geçer. Ayrýca bu sýnýrlar uyarýnca Ýsrail’in yaklaþýk 200 bin kiþinin yaþadýðý -bu Ýsrail nüfusunun %4’üdür- yerleþimlerden vazgeçmesi gerekmekte” diyerek þöyle bir vurguda bulunuyor: “67 sýnýrlarýnýn, özellikle de Ürdün nehri kýyýsýndaki güvenlik noktasýnýn terk edilmesini de kapsayan bir sýnýr düzenlemesini savunulabilir bulan bir Ýsrail Baþbakaný ya da Genel Kurmay Baþkaný’na rastlamadým”. Denilecek ki özellikle ABD emperyalizminin Ortadoðu’daki yaþamsal çýkarlarý gereði kendi fiili-askeri varlýðýný ya da güdümündeki NATO, BM’nin denetiminde ‘67 sýnýrlarýný temel alan bir Filistin Devleti kurdurulabilir. Böyle bir olasýlýk, bu olasýlýðýn uygulanabilirliðini ortadan kaldýrýp daha büyük bir çatýþmalarý doðuracak dinamikleri harekete geçirecektir. Böyle bir olasýlýk, mülteci Filistinlilerin geri dönüþünün kabul edilmediði bir olasýlýk olacaktýr. Ve kýsmi tazminat ödenerek bu sorun “çözülmeye” çalýþýlacaktýr. Ne var ki sayýlarý 4 milyonu bulan mülteci Filistinliler, geri dönmek isteyecektir. Hiçbir tazminat vb. önerileri mültecilerin geri dönüþ isteklerini deðiþtirmeyecektir. Zaten þuan bulunduklarý ülkelerde on yýllardýr hiçbir yasal hak, güvence olmadan yoksulluk içinde yaþamaktadýrlar. Mülteci Filistinlilerin dönüþünü de Ýsrail kabul edemez, çünkü geri dönüþün gerçekleþmesi durumunda katledilen FKHC lideri Ebu Ali Mustafa’nýn deyimiyle “...denklem tersine döner...”. Bu, Ýsrail’in varlýðýnýn deðiþmesi demektir. 4 milyonu bulan mülteci Filistinlinin geri dönüþünün reddine dayalý her hangi bir plan ise yaþam bulamaz. Bu kimin güdümünde olursa olsun; ister ABD, ister AB, ister BM ya da iþbirlikçi, uþak, gerici Arap burjuvalarý olsun. En olumsuz bir durumda dahi, tüm farklý olasýlýklarý, geliþmeleri görmezden gelsek bile geri dönüþü dýþlamýþ herhangi bir “barýþ” anlaþmasý, daha ilk adýmlarýnda yeni bir savaþ sürecinin fitilini ateþlemiþ olacaktýr. Mültecilerin geri dönüþü için bir savaþ. Kaldý ki, böyle bir savaþ, çatýþma süreci mültecilerin en kalabalýk olarak bulunduðu Lübnan, Suriye ve Ürdün’deki iktidarlarý, oradaki emekçileri sürüklemesiyle, tehdit edecek bir toplumsal soruna yol açacaktýr. Zaten sürmekte olan karþý-devrimci saldýrýya mülteci Filistinlilerin gösterileri her üç ülkedeki emekçileri güçlü bir biçimde harekete geçirmiþtir. Bundan dolayý da Lübnan, Suriye ve Ürdün mülteciler sorunundan kurtulmak istemektedir. Üstelik böyle bir plan doðrultusunda bölgede bulunacak ABD ve BM gücü, Filistin Devrimi’nin bölgesel ve uluslararasý boyutunu daha da güçlendirecek; özellikle de bölgede anti-emperyalist ve Arap gerici burjuva iktidarlara karþý emekçi halklarýn öfkesi yýkýcý boyutta þiddetlenecektir.

10 Bu olasýlýklar bir yana daha þimdiden saldýrýya, kahramanca bir karþý koyuþla karþýlýk vererek boyun eðmeyen Filistin Devrimi, Filistin halký, ülkelerimiz de dahil tüm Ortadoðu ve dünya halklarýný sokaklara, alanlara dökerek anti-emperyalist, anti-kapitalist enternasyonal mücadeleyi yeniden yükseltmesiyle emperyalistlerin ve iþbirlikçilerinin ayaklarýnýn altýndaki topraðý sarsmaktadýr. ABD emperyalizminin ve Arap burjuva gericiliðin desteðiyle sürdürülen saldýrýda Ýsrail tüm olanaklarýný, -mali, askeri, teknik- kullanarak kýsa sürede sonuç almayý hedeflerken, karþýsýnda hiç beklemediði bir karþý koyuþla ve kendisini uzun süreli bir savaþa davet eden bir halkla karþýlaþmýþtýr. Bu “beklenmedik” geliþmenin anti-emperyalist, anti-kapitalist sarsýntýyý daha da güçlendireceðini gören ABD, sürece müdahale ederek taraflarý “uzlaþtýrmýþtýr”. ABD, Filistin Devrimi’nin bir bütün olup boyun eðmeyi reddederek savaþmasýnýn; emperyalizmin, siyonizmin ve burjuva Arap gericiliðinin elini ayaðýný baðlamasýndan paniðe kapýldýðý için durum daha da tehlikeli boyuta sýçramadan müdahale kararý almýþtýr. Son geliþmelere göre ise, gerek emperyalizm, gerekse siyonizm ve Arap gerici burjuvazisi açýsýndan bölgedeki durumu daha da beter bir sürecin baþlangýcýna doðru götürecek adýmlar atýlmaktadýr. Buna göre emperyalizm, siyonizm ve burjuva Arap gericiliðinin saldýrýsýna boyun eðmeyip Ortadoðu’yu ve dünyayý sarsan; çöküþ sürecindeki emperyalist-kapitalist sistemin bölgedeki çýkar hesaplarýný alt üst eden Filistin Devrimi’ne yönelik yeni bir manevraya giriþilmektedir. Filistin halkýný bölmek, güçsüz düþürmek için ABD ve Ýsrail, Ürdün, Mýsýr, Suudi üçlüsüyle birlikte Arafat’ý saf dýþý býrakýp yeni bir “Filistin liderliði” yaratmak üzere harekete geçtiler. Öyle bir plan, eðer Arafat’ý daha da geriletmek için, tam teslim almak için bir tehdit deðilse, Arafat’ý “dahi” eski devrimci rolünü oynamaya itecek tehlikeli bir adým olacaktýr. Bu plan, Filistin halkýný bölmek, devrimi zayýflatmak þöyle dursun, daha da birleþtirip ilericidevrimci güçlerin önünü açacaktýr. Bunlarla birlikte böylesi bir adýmýn ülkelerimiz de dahil tüm Ortadoðu’da yol açacaðý sarsýntýyý, yýkýcý toplumsal hareketleri hiçbir burjuva iktidarý kaldýracak durumda deðildir. Bu temel olasý geliþme dýþýnda, böyle bir adým Ortadoðu’da, bölge ülkeleri arasýnda yeni kamplaþmalarý doðuracak ve ortam emperyalizm, siyonizm ve Arap gerici burjuvazisinin boðulacaðý bir Ortadoðu devrim anaforuna dönüþecektir. Bu anaforun merkezi de Filistin Devrimi’dir. Sonuç olarak Filistin halký, emperyalizm, siyonizm ve Arap gerici burjuvazisinin ortak saldýrýsýyla kendisine; ya, ölüm demek olan boyun eðiþ ve kölelik; ya da, özgür bir Filistin için savaþ ve devrim dayatmasýndan; uzun süreli savaþ ve devrim bayraðýný kaldýrarak cevap vermiþ; kendisini Yahudi iþçi ve emekçilerle birlikte kesin kurtuluþa götürecek, baðýmsýz-demokratik ve sosyalist Filistin’in kuruluþuna götürecek, güncelliðini ve geçerliliðini son süreçte yeniden somutlayan tarihsel sloganý “Savra Savra Hatta Nasr”ýn politik rotasýna daha güçlü biçimde oturmuþtur.


iktidar için

11

Mücadele Birliði

Kapitalist özel mülkiyet, 150 yýldýr proleter devrimlere karþý savaþýyor. Savaþarak egemen oluyor kapitalizm. Proletarya, 150 yýldýr kapitalizme karþý devrimci iktidar ve sýnýfsýz komünist toplum için mücadele ediyor çünkü. 1 Mayýs, iþte bu devrimci savaþlarda doðdu. Proleter komünist mücadele, burjuvaziye karþý en kararlý, en tutarlý, sonuna kadar devrimci tek mücadele gücü olduðunu bütün dönemlerde kanýtladý. Ýþte burjuvaziye bunu en iyi, 1 Mayýs anlatýyor. Komünist proletarya, “kapitalist özel mülkiyeti yýkmak, sýnýflarý ortadan kaldýrmak” þeklindeki bütün zamanlarýn en devrimci dönüþümünü gerçekleþtirmek için büyük mücadeleler verdi. Ýþte 1 Mayýs, bu büyük mücadeleyi anlatýr. Bugünkü yeni evresinde dünya kapitalist sistemi, uzun süredir süreðen bir “küresel” (dünya) bunalým yaþýyor. Kapitalizmin bugünkü dünya bunalýmý, bu kez ardýnda iþte bu büyük mücadele mirasýyla sökün ediyor. Bunalýmdan herkes söz ediyor. Burada bunalým olgusunu aþan, evrensel devrimci devinim söz konusudur aslýnda. Ýþte 1 Mayýs, böyle bir mücadele evresinde, dünyanýn geleceðini temsil ediyor. Sýnýflar mücadelesinin öyle bir evresindeyiz ki, zaman, kendi tarihsel döngüsünün merkezi çekirdeðine 1 Mayýs’ý alarak olaðanüstü yoðun bir deðiþim enerjisi biriktirdi. Üretici güçler, doða, insanlýðýn tarihsel ileri kazanýmlarý ve birikimleri, her þey, bir yüzyýl, bir çað boyudur kapitalizmin yýkýmýna uðruyor. Kapitalizm ortadan kaldýrýlmadýðý sürece, üretici güçleri, bütün toplumsal ilerleme kuvvetlerini, kendi dar ve insanlýk dýþý kabuklarý içinde çürütüyor, akýl almaz yýkýmlara uðratýyor. Toplumsal geliþme yasasý, tarihsel ilerlemeyi saðlamak için sermayeye ve özel mülkiyete gerek duymuyor, tam tersine, onun kabuklarý altýnda kaldýðý ölçüde yýkýma uðruyor. Tarih boyunca görülen bütün toplumsal felaketleri, açlýk, hastalýk, iþsizlik, savaþ... hepsini yaþýyor. Kapitalist özel mülkiyet ölümdür. Ýnsanlýðýn ölüm kalým savaþýmý, güncel tarihin ana konusudur. 1 Mayýs ve onun evrensel içeriði, tarihin güncel eylemidir. Paris Komünü’nden beri kapitalizmin duvarlarýna durmadan vuran proletarya, henüz tam zafer kazanmadý. Eðer, devrimci proletarya, kapitalizmi daha önce yýkmayý baþarsaydý, üretici güçler, bütün olarak insanlýk, bugün çok ama çok daha ileride olurdu. Ýþte, 1 Mayýs, proletarya devrimidir. Proletarya, daha önce zafer kazanamadý, ama, bugün zafere daha yakýndýr. Anti-kapitalist eylemler zinciri, kapitalizmi dünya çapýnda kuþatýyor. Geçmiþ yüzyýlýn 1 Mayýs eylemleri, etkisini, bugün ardý-ardýna, dünyayý bir uçtan bir uca sararak gösteriyor. Anti-

kapitalist uluslararasý eylemler, bu eylemlerin bilinç düzeyi, bunu en iyi biçimde anlatýyor. Geçmiþin teorik politik propagandasý, bu eylemlerin kendisinde maddi gücüyle birlikte oluþuyor. “Dünyayý Deðiþtirmek” çoðunlukla düþüncenin eylemi olarak görüldü. Þimdi eylemin düþüncesiyle birlikte tamamlanýyor. Tam da bu nedenle, dünyayý deðiþtirmek, hiç olmadýðý kadar günceldir, somuttur. “Dünyayý Deðiþtirmek Eylemi” en tam biçimiyle ve gücüyle kendini ortaya koyuyor. Günümüzün devrimci hareketi, tarihi olarak kendini aþmýþtýr. 1 Mayýs, devrimci proletaryanýn mücadelesindeki sürekliliðini, kararlýlýðýný gösterir. 17 Ekim Devrimi’yle yeni bir çaða, proleter devrimler ve Komünizm çaðýna giren dünyanýn toplumsal deviniminin, evrensel içeriðini ve yönünü burjuvazi her türlü yolla engellemek ve saptýrmak istedi. Mutlak ve kesin olarak baþaramamýþtýr. Bununla birlikte, sosyal-reformizm ve burjuva sendikacýlýk, bir yüzyýl boyunca 1 Mayýs’ýn etkin içeriðini “sarýlaþtýrmak”, “bayramlaþtýrmak” için uðraþtý. Mutlak ve kesin olarak baþaramamýþlardýr. 21.yüzyýlýn 1 Mayýs eylemleri, bunu gösteriyor. Modern çaðýn yüzyýllarý, boydan boya proletaryanýn devrimci mücadelesiyle yazýldý. Henüz geniþ bir anti-kapitalist ittifakla devam eden güncel 1 Mayýs eylemleri, komünizm hedefiyle, doðal mücadele sonuçlarýný doðuracaktýr. Tam anlamýyla tekeller dünyasýna ve egemenliðine dönen sýnýflý “uygarlýk” dönemi, sýnýfsýz özgürlükler dünyasýna doðal ve kaçýnýlmaz biçimde ulaþacaktýr. 1 Mayýs eylemleri, bu devrimci geliþime hýz ve düzey kazandýracaktýr. Sosyalizm her bakýmdan günceldir. Büyük mücadele deneyimlerine sahip Türkiye ve K.Kürdistan iþçi sýnýfý ve dünya proletaryasý, 2002 1 Mayýs’ýnda uluslararasý sermayenin karþýsýna, enternasyonal komünist örgüt ve hedeflerle çýkacaktýr. Tarihin son sýnýf savaþýnda kazanan mutlaka enternasyonal devrimci proletarya olacaktýr.

YAÞASIN 1 MAYIS! YAÞASIN KOMÜNÝST DEVRÝM! YAÞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALÝZMÝ! TKEP/LENÝNÝST BASIN BÜROSU --------------------------------------------------------------------------NOT: Elimize elektronik posta yoluyla ulaþan bu yazýyý haber niteliðinden dolayý yayýnlýyoruz.


iktidar için

12

Mücadele Birliði

Uzlaþmak mý Savaþmak mý Enternasyonalist proletaryanýn birlik, dayanýþma, mücadele ve kapitalizme karþý savaþ günü, “Yeni Bir Dünya Mümkün” haykýrýþlarý arasýnda ezenle ezilenin, sömürenle sömürülenin kanlý kavgalý çatýþmalarý ve savaþýyla geçti. Enternasyonalist proletarya bu 1 Mayýs’ta daha öncekilerden farklý olarak biriken öfkesini emperyalist-kapitalist sistemin temellerine yöneltti. Emperyalist-kapitalist sistemin temellerine yönelen saldýrý; kansýz, kavgasýz geçemezdi. Emperyalistkapitalist sistemin içine girdiði doruk bunalýmý; geniþletilmiþ yeniden üretimi yapmasýna olanak tanýmýyor. Sömürüsünü ve egemenliðini artý deðer sömürüsüne dayandýran emperyalist-kapitalist sistemin egemenliði sarsýlýyor. Ekonomik zor yöntemleriyle artý deðer sömürüsünü sürdürmekte zorlanan uluslararasý tekeller, emekçi yýðýnlarýn ekonomik, sosyal haklarýný gasp ediyor. Resesyon (durgunluk) sürecinin zorunlu bir sonucu olarak, iþçi ve emekçileri kitleler halinde iþten çýkartarak yaþamdan kovuyor. Yaþamlarýný emek gücüyle karþýlayan kitleler, açlýktan ölmemek için “Yeni Bir Dünya Mümkün” haykýrýþlarýyla sýnýfsýz, sömürüsüz bir dünya kavgasýný veriyor. Emperyalist-kapitalist tekeller, %60 kapasiteyle çalýþýyor. Bu ise emperyalist-kapitalist sistemin ölüm çanlarýdýr. Uluslararasý tekeller borsa, repo, hisse senedi, döviz ve faiz oyunlarýyla kendi aralarýnda kumar oynuyor. Spekülatif kazanç, vurgun, rant ve soygun yöntemleriyle birbirlerini yiyip tüketirlerken, bazýlarý daha da büyüyor, bazýlarý tarih sahnesinden yok olup gidiyor. Böylece sermaye ve servet daha az elde toplanýrken, sefalet ve yýkým en geniþ kitlelere yayýlýyor ve enternasyonalist proletarya haykýrýyor: “Kapitalizm Öldürür, Kapitalizmi Öldürün”. Enternasyonalist proletarya yüksek bir bilinç ve mücadele azmiyle “Kapitalizm Öldürür Kapitalizmi Öldürün” diye haykýrýrken, enternasyonalist proletaryanýn öncü müfrezeleri ne yapýyor? Hiç kuþku yok ki, ulusal çýkarlarý uðruna proletaryayý arkasýndan hançerleyen Sosyal Demokrat Ýþçi Partileri, Komintern tarafýndan mahkûm edilmiþti. Tarihsel evrimin ve ihanetin sonucu ortaya çýkan Eurokomünist partileri bu çýðlýklara kulaklarýný týkayarak, iþ-

?

çi ve emekçileri aldatmaya devam edecektir. Avrupa’da sýnýf çeliþkilerinin ve çatýþmalarýnýn derinleþmesi, sertleþmesi, yaygýnlaþmasý ve yoðunlaþmasý sonucu sistemi mükemmelleþtirmek isteyen Eurokomünist partiler kitlelerin yeni bir dünya özleminin önünde daha fazla duramazlar. Enternasyonalist proletarya tarihsel birikimine, deneyimine ve mücadele azmine baðlý olarak gerçek devrimci öncülerine kavuþacaktýr. Türkiye ve Kürdistan’a gelince; ekonomik politik krizin varlýðý artýk burjuva sýnýf tarafýndan bile dile getirilirken, her an bir sosyal patlama, isyan ve ayaklanma olur diye uykusuz geceler geçirip her türlü zor önlemini alýrken, Türkiye ve Kürdistan’ýn proletaryasýnýn öncüleri ne yapýyorlar? Artýk nesnel gerçekliðin bir sonucu olarak en dar kafalýlarýn bile kavradýðý devrimci durumu görmek isteyenler görüyor, anlýyor, kavrýyor. Ama ne diyor? Ne yapýyor? Daha düne kadar devrimci durumu reddedenler þimdilerde evet, devrimin objektif koþullarý var, diyerek sübjektif faktörün eksikliðinden dem vuruyorlar. Böyleleri bilmelidirler ki özne olamýyorsanýz özneyi büyütür, geliþtirir, güçlendirirsiniz. Çünkü Marks’ýn dediði gibi, “Devrimci durum, partilerin ve örgütlerin iradesinden baðýmsýz kapitalist sistemin kendi iþleyiþ yasalarýnýn bir sonucu olarak ortaya çýkar. Devrimci bir partinin devrimci araç ve yöntemleriyle devrime dönüþebilir. Aksi halde çürüme ve yozlaþma kaçýnýlmazdýr”. Evet, týpký Marks’ýn dediði gibi, Türkiye ve K. Kürdistan devrimci hareketlerinin büyük bir bölümü çürüme ve yozlaþma içindedir. Enternasyonalist proletaryanýn birlik, dayanýþma, mücadele ve kapitalizme karþý savaþ günü 1 Mayýs’ta bu durum bir kez daha ortaya çýktý. Leninist Parti’nin çok önceden açýklanan ve herkesin kafasýna kazýnan 1 Mayýs’ta 1 Mayýs Alaný’na, kavga, devrim ve iktidar alanýna çaðrýsýný saðýr sultan bile duymuþ olmasýna raðmen, Türkiye ve K. Kürdistan’ýn devrimci hareketleri duymazdan, görmezden geldiler. Suskunluk fesadýyla bu çaðrýyý boðmak istediler. Peki niye böyle


iktidar için

13

Mücadele Birliði yaptýlar? Çünkü artýk onlarýn büyük bölümü devrimci barutunu tüketti. Politik çevirme hareketinin bir sonucu olarak düzene eklemlendiler, devrime, iktidara sýrtlarýný döndüler. Ýktidara yürüyen yýðýnlara devrim ve iktidar yolunu gösteren Leninist Parti devrim ve iktidar alanýna; “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Kürt Ulusuna Kendi Kaderini Tayin Hakký”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” talepleriyle yürüdü. Leninist Parti, yaþamdan kovulan, açlýða, iþsizliðe, çaresizliðe, çözümsüzlüðe mahkum edilen emekçi kitlelere çözüm sundu: Çare ve çözüm devim ve iktidar için kavgaya atýlmaktýr. Kavga alanýndan, devrim alanýndan kaçanlardan devrim ve iktidar beklenemez. Uzun zamandan beri 1 Mayýs Alaný’na veda edenler net bir alan vurgusu yapamadýlar, yapamazlar. Onlar burjuvazinin gösterdiði alanda kimin daha fazla olduðunu sayar, kimin o alan içinde daha ileriye gittiðinin hesabýný yaparak mutlu olurlar. Ve þöyle derler “demek ki olay olmuyormuþ”. Aslýnda onlar kavgadan yana deðillermiþ de kavgayý çýkaran burjuvalarmýþ(!) Burjuvazi de kavgaya baþ vurmayýnca her þey güllük gülistanlýk oluyormuþ. Eh ne diyelim, kutlu olsun. Nihayet tekelci sermaye partileriyle enternasyonalist proletaryanýn birlik, dayanýþma, mücadele ve kapitalizme karþý savaþ günü olan 1 Mayýs’ta iç içe, omuz omuza olma durumuna geldiniz. Hep bir arada olunca kavga

isteði de olmayýnca “Demek ki kavga olmuyormuþ”. Emekçi kileler açlýktan, iþsizlikten inim inim inlerken “Demek ki olay olmuyormuþ”, ne oluyormuþ; reform vaadiyle oyalamak. Ancak hemen belirtelim kitleler ileri gitmek, açlýða, zulme sömürüye ve zorbalýða karþý son vermek isteðiyle ayaða kalktýðýnda ilk iþleri sizin barikatlarýnýzý aþmak olacak Devrim ve iktidar bunu zorunlu kýlýyor. Biz þimdiden belirtelim ve vurgulayalým; “Dost acý söylermiþ”, bizim bunlarý söylememiz sübjektif niyetimiz deðil. Nesnel gerçeklik budur. Nesnel gerçekler inatçýdýr elbet kendilerini kabul ettirirler. Leninistler her 1 Mayýs’ta devrim ve iktidar perspektifiyle hareket ediyor. Çünkü devrim nesneldir. Günceldir. Koparýp almak devrimci iradeye, ataklýða, enerjikliðe ve savaþ kapasitesine baðlý. Her þeyden evvel de güçlü bir politik, ideolojik, programatik ve stratejik, hatta Demokratik Halk Devrimi ve Halk Ýktidarý stratejisine sahip olmaktýr. Daha önce de söyledik, þimdi de tekrarlýyoruz; Ýktidar dýþýnda her þey hiç birþeydir. Bu nedenle 90’lardan beri güncel somut devrim olgusuna uygun davranýp kavga alanýna, devrim ve iktidar alanýna yürüyoruz. Reformlar size kalsýn biz baþka alem isteriz. YAÞASIN DEVRÝMCÝ 1 MAYIS! YAÞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALÝZMÝ!

Devrimci 1 MAYIS 1 MAYIS ALANI’nda, TAKSÝM’deydi! Bu yýl, dünya çapýnda gerçekleþen 1 Mayýs eylemlerine baktýðýmýzda, aðýrlýklý olarak ayný yerlerde iki farklý 1 Mayýs eylemleri gerçekleþtiðini görüyoruz. Reformist ve oportünistlerin kitlelerin bilincini bulandýrarak onlarý devrim ve iktidar hedefinden uzaklaþtýrýp düzen içi taleplerle harekete geçirdiði burjuva 1 Mayýs’larla, dünyayý deðiþtirme özlemiyle sokaklara çýkýp çatýþmalara giren kitlelerin devrimci 1 Mayýs’larý. Ýþçilerin, emekçilerin; burjuvazinin oyunlarýna cevap olarak düzenledikleri 1 Mayýs eylemleri, 1 Mayýs’ýn devrimci yönünü ön plana çýkararak, bu önemli günün ancak proletarya diktatörlüðünden, sosyalizmden sonra “bayram” olarak kutlanabileceðini, o güne kadar “Kapitalizme Karþý Savaþ Günü” olarak ey-

lemlerle doldurulmasý gerektiðini herkese gösterdi. Türkiye’de de sadece Leninistler, devletin “izin” verdiði bir alaný, burjuvazinin kontrolü altýndaki barýþçýl ve uzlaþmacý bir 1 Mayýs’ý reddederek, her 1 Mayýs’ta olduðu gibi bu 1 Mayýs’ta da 1 Mayýs Alaný olan Taksim Meydaný’ndaki kavgada yerlerini aldýlar. Reformizmin ve oportünizmin köþe bucak kaçtýðý 1 Mayýs Alaný’nda Leninistlerin dýþýnda yalnýzca burjuva basýn, sivil ve resmi polislerle çevik kuvvet ekipleri vardý. Öðlen saat 13:30’da kuþlama yapýlarak baþlayan eylemde; “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük, Yaþasýn 1 Mayýs, Biji Yek Gulan” yazýlý “Mücadele Birliði Platformu” imzalý pankart açýldý ve “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, Ya Devrim Ya Ölüm”, “Ýnsanlýk Onuru Ýþkenceyi Yenecek” sloganlarý atýlmaya baþlandý. Taksim Meydaný’ný abluka altýna almýþ olan polisler hemen müdahale ederek açýlan pankartý almaya çalýþtýlar. Pankartý vermemek için mücadele eden eylemciler, tartaklanarak polis aracýna götürülürken “Ya Devrim Ya Ölüm” sloganýný atýyorlar, aracýn içinden etraflarýnda toplanan kitleye zafer iþareti yapýyorlardý. Gözaltýna alýnan iki eylemci daha sonra Beyoðlu Ýlçe Emniyet Müdürlüðü’ne götürülmüþ, burada baský ve þiddete maruz kalmýþ, ancak yaþlarý küçük olduðu için avukatlarý eþliðinde hemen savcýlýða sevk edilerek serbest býrakýlmýþlardýr. Diðer yýllarda olduðu gibi bu yýl ki 1 Mayýs’ý da, Leninistler, iþçi ve emekçilerin kapitalizme karþý savaþ günü olarak devrimci bir eylemle karþýlamýþlardýr. Leninistler, Denizler’den, 13 Mart Savaþçýlarýndan aldýklarý devrimci 1 Mayýs bayraðýný devrime kadar ellerinde dalgalandýracaklardýr.


iktidar için

14

Mücadele Birliði

ÝZMÝR’de 1 MA YIS Ülkelerimizin her köþesinde gerçekleþtirilen 1 Mayýs eylemleri çerçevesinde, Ýzmir’de de bir miting düzenlendi. Miting, 1 Mayýs günü eyleme katýlacak gruplarýn, belirlenen buluþma noktalarýndan hareket etmeleriyle, saat 12:00’de baþladý. Bizler de saat 12:00’de sosyalist basýn çevreleriyle birlikte Gümrük’te toplanarak, Cumhuriyet Meydaný’na doðru oluþturduðumuz kortejlerle ve pankartlarýmýzla birlikte yürüyüþe geçtik. Açtýðýmýz pankartta “Kapitalizm Öldürür, Kapitalizmi Öldürün / Mücadele Birliði Platformu” yazýlýydý. Ayrýca üzerinde “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Filistin Devrimi Yalnýz Deðildir”, “Umut Devrimde Çözüm Sosyalizmde” yazýlý dövizlerimizi de açarak Cumhuriyet Meydaný’nda oluþturulan polis arama noktasýna kadar sloganlarýmýzla ve kuþlamalarýmýzla birlikte geldikten sonra meydanda diðer kollardan gelen gruplarla birleþtik. Polis, arama noktasýnda birçok dayatmada bulundu. Bayanlarý aramak için özel kabinler getirmiþlerdi. Bu kabinlerde onur kýrýcý bir þekilde arama dayatýlýyordu. Bizlerse buna izin vermedik ve “Ýnsanlýk Onuru Ýþkenceyi Yenecek”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarýyla arama noktasýna yüklendik. Polislerde bunun üzerine bayan arkadaþlarýmýzý kabinlere sokamadý. Aslýnda birçok geri adýmýn atýldýðý bu eylemde istenildiði ve kararlý olunduðu zaman düþmana geri adým attýrýlabileceði de görülmüþ oldu. Arama noktasýndan geçildikten sonra asýl mitingin yapýlacaðý Gündoðdu Meydaný’na doðru yürüyüþ kolu tekrar düzenlendi. Ve eylem, kitlenin Gündoðdu Meydaný’na girmesi ve konuþmalarýn yapýlmasýnýn ardýndan sona erdi. Eylem boyunca bizler; “Yaþasýn 1 Mayýs, Yaþasýn Devrimci Baþkaldýrýmýz”, “Yaþasýn Ýþçi ve Emekçilerin Mücadele Birliði”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Devrimci Tutsaklar

ADANA’da 1 MAYIS Dünya iþçi sýnýfýnýn kapitalizme karþý savaþ ve mücadele günü olan 1 Mayýs, Adana’da binlerce Kürt ve Türk iþçinin, emekçinin, öðrencinin yoðun katýlýmýyla geçti. 1 Mayýs’ta, iþçimemur sendikalarý, Demokratik Kitle Örgütleri, EMEP, ÖDP, HADEP gibi yasal reformist partilerin yaný sýra devrimci sosyalist basýndan Ý.Ý. Mücadele Birliði, Alýnteri, Atýlým, Kýzýl Bayrak, Devrimci Demokrasi, Odak ve de Halkevleri katýldý. Eyleme katýlan sendikalar, demokratik kitle örgütleri, reformist partiler ve küçük burjuva sol hareketler eylem boyunca “Yaþasýn 1 Mayýs”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Ýþ Ekmek, Özgürlük”, “Zafer Direnen Emekçinin Olacak”, “Biji Aþiti”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Susma Sustukça Sýra Sana Gelecek”, “Genel Grev Genel Direniþ”, “Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði” vb. sloganlarýný attýlar. Ayrýca Atýlým dergisinin 1 Mayýs’a bol trampet getirip eylemin baþýndan sonuna kadar trampet çalmalarý gayet ilginçti(!) Ýþçi sýnýfýnýn mücadele günü olan 1 Mayýs’ta bizler Ýktidar

Teslim Alýnamaz”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Genel Grev Genel Silahlanma”, “Kürdistan’da Tek Çözüm Ya Devrim Ya Ölüm”, “Bu Azadi Aþiti Þer Þer Þer”, “Disa Disa Serhýldan Biji Azadiya Kürdistan”, “Faþist TC Ordusu Kürdistan’dan Defol”, “Filistin Devrimi Yalnýz Deðildir”, “Deniz, Yusuf, Ýnan Savaþa Devam”, “Murat, Sibel, Aysun Yaþýyor Leninistler Savaþýyor”, “Devrim Biziz Biz Devrimiz”, “Devrim Yolunda Leninist Saflara”, “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor, Leninistler Savaþýyor”, “Yaþasýn Devrimci Ýþçi Komiteleri”, “Yaþasýn Devrimci Öðrenci Birlikleri” sloganlarýný attýk. Ayrýca yürüyüþ esnasýnda ve alanda sýk sýk, “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist”, “Yaþasýn Leninist Gerilla Birlikleri”, “Yaþasýn 13 Mart Genç Komünistler Birliði” sloganlarýnýn atýldýðý da duyuluyordu.

Ýktidar Ýçin Mücadele Birliði Okurlarý/Ýzmir Ýçin Mücadele Birliði okurlarý olarak sloganlarýmýzla, coþkumuzla, ciddiyetimizle, yürüyüþ esnasýnda ve eylem alanýnda baþta Kürt halkýnýn olmak üzere çevremizdeki iþçilerin, emekçilerin ve öðrencilerin yoðun ilgisiyle karþýlaþtýk. Bizler, eylemin baþýndan sonuna kadar büyük bir coþkuyla haykýrdýðýmýz “Yaþasýn 1 Mayýs, Biji Yek Gulan”, “Ya Devrim Ya Ölüm”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Yaþasýn 1 Mayýs Tutsaklara Özgürlük”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Devrim Yolunda Leninist Saflara”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek”, “Kürdistan’a Özgürlük Devrimle Gelecek”, “Faþist TC Kürdistan’dan Defol”, “Bu Azadi Aþiti Þer Þer Þer”, “Ýktidar Dýþýnda Her Þey Hiç Birþeydir”, “Deniz Yusuf Ýnan Savaþa Devam”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Kürdistan’da Tek Çözüm Ya Devrim Ya Ölüm”.... sloganlarýmýz ile yoðun bir þekilde daðýttýðýmýz bildirilerimizle iþçi sýnýfýna, emekçilere ve Kürt halkýna; devrime ve iktidara Leninist Partinin öncülüðünde hazýrlanma çaðrýsý yaptýk ve bu sene gördük ki devrimci 1 Mayýs’ýn gerçek temsilcileri yalnýzca Leninistlerdir.

DEVRÝM BÝZÝZ, BÝZ DEVRÝMÝZ! Ýktidar Ýçin Mücadele Birliði Okuru/Akdeniz


iktidar için

15

Mücadele Birliði

ÝSVÝÇRE’de

ESKÝÞEHÝR’de

1 MAYIS

1 MAYIS

Ýþçi sýnýfýnýn birlik, dayanýþma, mücadele ve kapitalizme karþý savaþ günü olan 1 Mayýs, tüm dünyada sermayeye karþý bir kavga günü olarak gerçekleþti. 1 Mayýs, Ýsviçre’de de baþta Basel, Zürich, Bern, Lozan, Cenevre gibi þehirlerde çeþitli eylemlerle karþýlandý. Her yýl olduðu gibi bu yýl da 1 Mayýs eylemlerinin en görkemlisi ve kalabalýk olaný Zürich þehrinde yapýldý. Sabah saat 10.30’da Helvetia Platz’da yapýlan ve 1 Mayýs’ýn öneminin anlatýldýðý açýklamanýn okunmasý ve Amerikalý küreselleþme karþýtý bir misafir konuþmacýnýn yaptýðý konuþmadan sonra yürüyüþ baþladý. Yürüyüþe katýlým yüksekti. Baþta Ýsviçre’deki sendikalarýn en büyüðü olan Ýsviçre Yapý ve Endüstri Ýþçileri Sendikasý (GBI) yerini aldý. Ýsviçreli örgütlerden sonra Türkiye, Kürdistan ve diðer uluslardan örgüt ve partiler kortejdeki yerlerini aldýlar. Yürüyüþ yaklaþýk 2 saat sürdü. Yürüyüþ boyunca en çok dikkati çeken, Sri Lanka’da mücadele eden Tamil ELAM (Tamil Kaplanlarý) örgütü ve TKEP/Leninist korteji oldu. TKEP/Leninist kortejinin taþýdýðý diðer uluslarýn bayraklarý (Küba, Filistin parti bayraklarý vb.) büyük ilgi çekti. Taþýnan Ýngilizce “Kapitalizm Öldürür Kapitalizmi Öldürün” pankartý, günün anlam ve önemini belirtiyordu. E y l e m , B a h n o f Platz’da yapýlan konuþmalarla devam etti. Burada; “Yaþasýn 1 Mayýs”, “Yaþasýn Enternasyonal Dayanýþma”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz” sloganlarý gür bir þekilde haykýrýldý. Daha sonra yürüyüþ noktalandý. Eylemden yaklaþýk yarým saat sonra Ýsviçreli anti-faþist örgütlerin bulunduðu grupla polisler arasýnda saatlerce süren sokak çatýþmalarý yaþandý. Polisin çatýþma boyunca plastik mermi ve göz yaþartýcý bombalar kullanmasýna raðmen kararlý bir karþý koyuþ gösterildi. Yaklaþýk 100 kiþi gözaltýna alýndý.

Tüm dünyada zafer, devrim ve iktidar bilinciyle savaþan devrimci proletaryanýn günü olan 1 Mayýs Eskiþehir’de de yapýldý. 1 Mayýs gününde dahi iþ býrakmadan yapýlacak yürüyüþ akþam saat 18:00’de þehrin dýþýnda sayýlabilecek Kütahya Caddesi’nden baþ-

Ýktidar Ýçin Mücadele Birliði/ÝSVÝÇRE

ladý. Enveriye Ýstasyonu giriþinde bir araya gelen kitle içinde iþçiler, emekçiler, sendikalar, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, öðrenciler ve dergi çevreleri vardý. Yaklaþýk 3 bin kiþinin katýldýðý yürüyüþe bizler de “Yaþasýn 1 Mayýs, Ý.Ý. Mücadele Birliði” yazýlý pankartýmýzla katýldýk. Pankartýmýzý açtýktan sonra bir grup devrimci arkadaþ bazý ortak sloganlar eþliðinde bizimle yürümek istedi. Bu isteklerini devrimci dayanýþma için kabul ettik. Yürüyüþ esnasýnda “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Ýktidar Dýþýnda Her Þey Hiç Birþeydir”, “Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür”, “Kürt Halký Devrimle Özgürleþecek”, “Kürdistan’da Tek Çözüm Ya Devrim Ya Ölüm, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Filistin Devrimi Yalnýz Deðildir”, “Filistin’de Tek Çözüm Ya Devrim Ya Ölüm”, “Bir Ýki Üç Daha Fazla Vietnam, Daha Fazla Filistin”, “Ya Devrim, Ya Ölüm”, “Yaþasýn 1 Mayýs”, “Biji Yek Gulan”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Deniz Yusuf Ýnan Savaþa Devam”, “Denizlerin Yolunda Leninist Saflara”, “Savra Savra Hatta Nasr”, “Savaþ Savaþ Zafere Kadar”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceðiz” sloganlarýný gür bir sesle haykýrdýk. Yürüyüþ sýrasýnda çevredekiler ve balkonlardaki insanlar zafer iþaretleri ve alkýþlarla yürüyüþtekilere destek verdi. Yürüyüþ düzeni yine iþçileri, öðrencileri ve dergi çevrelerini birbirinden ayýracak ve iþçileri kitlenin en önünde devrimci gruplardan izole edecek þekilde düzenlenmiþti. Bu da her yerde olduðu gibi Eskiþehir’de de 1 Mayýs’ýn “olaysýz” geçmesi için nasýl uðraþ verildiðini gösteriyordu. Polisin geniþ güvenlik önlemi aldýðý gaz bombalarý, panzerleri, köpekleriyle hazýr bulunduðu gözlendi. Yürüyüþ, Eskiþehir Tren Ýstasyonu’nun önünde yapýlan konuþma sonrasý saat 19:00’da kitlenin daðýlmasýyla sona erdi. Ýktidar Ýçin Mücadele Birliði Okurlarý/ESKÝÞEHÝR


iktidar için

Mücadele Birliði

Gündem

16

1 Mayýs 2002’de proleter dünyanýn ayak seslerini duy- nin bir dizi eylemle ortaya çýktýðý bir döneme denk geldi. Büduk. Ýki asra yaklaþan modern sýnýf savaþýmlarý tarihinde pro- tün dünyada devrimci durum olgunlaþýyor ve 1 Mayýs 2002, letarya; hiç bu denli yaygýn, yoðun ve büyük bir eyleme im- bu durumun tarihi eylem olarak ifadesidir. za atmamýþtý. Geçen yüzyýl yalnýzca sosyalist ülkelerin 1 Emperyalist-kapitalist sistemin krizi, bütün ülkelerdeki Mayýs gösterilerinde milyonlardevrimci krizin temelidir. Emdan söz edilirdi. 21. yüzyýlda iperyalist ülkeler, baðýmlý ülkeler 1 Mayýs 2002, dünya proletaryasýnýn se 1 Mayýs’larda alanlara milüzerindeki ekonomik ilhak duFilistin Devrimi’ne verdiði büyük yonlarla ölçülen emekçi yýðýnrumlarýný sonuna kadar vardýrýdestekle belleklerde yer etti. larýnýn çýktýðý ülkeler çoðaldý. yor olsalar da, kendi emekçileriA vust ral ya’dan La tin’le re, Ve nihayet 2002’de Fransa, Ýtalnin ayaða kalkýþýný önleyemiyorya, Japonya, Venezuella, Rusya, lar. Çünkü, sermaye dünyasý açýAvrupa’dan Uzak Asya’ya kadar Almanya en kitlesel 1 Mayýs tüm kýtalarda proletarya, ekonomik sýndan iþler, hiç de iyi gitmiyor. gösterilerine sahne oldular. Bu IMF, Dünya Bankasý gibi uluslayýkým ve politik krizlerin büyük tarihi eylemin büyük sorarasý sermaye kurumlarý, dünya biriktirdiði sorunlar arasýnda, nuçlarý olacaktýr. Bu tarihi eyleekonomisinin sürekli daralma, Fi lis tin Dev ri mi’ni u nut ma dý. Dün ya min her yönden irdelenmesi geküçülme sorunuyla karþý karþýya emekçilerinin en kritik anda rekir. bulunduðu uyarýsýný yapýyor. Tevermiþ olduklarý bu destek, Filistin Hemen her eylemde Filistin kellerarasý rekabeti kýzýþtýran bu Devrimi üzerindeki emperyalist Devrimi’ne sunulan destek öne durum, baðýmlý ülkeler yanýnda, çýkýyordu. Kuþkusuz önemli bir emperyalist merkezlerdeki yýkýbaskýyý geriletti. Dünya nokta, buraya tekrar döneceðiz. mý ve yoksullaþmayý da olaðaproletaryasý, ezilen uluslara Ama en az bunun kadar önemli mücadelelerinde zafer istiyorlarsa, nüstü hýzlandýrýyor. Bütün kýtabir tablo daha çýktý 1 Mayýs’ta: larda ayný dönem içerisinde ortasermaye güçlerine deðil, her ülkenin iþçi sýnýfý, kendi içya çýkan onlarca ayaklanmanýn u lus la ra ra sý pro le ter güç le re politik sorunlarýna damgalarýný tümünü birbirine baðlayan þey; vurdular. Ýngiltere’de iþçilerin dayanmalarý gerektiðini bir kez daha iþte bu ekonomik gerçekliktir. en güçlü biçimde göstermiþ oldu. hedefi Blair hükümeti ve uyguAncak, bu devrimci krizlerin lamalarý oldu. Fransa’da seçimülkelerde tezahürü, farklý farklý ler 1 Mayýs’a damgasýný vurdu ve bu sayede proletarya en politik biçimler taþýyor. Politika, ekonominin yoðunlaþmýþ güçlü biçimde kendi gücünü sunma fýrsatý buldu. Ýtalya’da halidir. Ekonomik yýkýmýn az ya da çok hýzla sefalete sürükfaþist destekli Berlusconi hükümeti bir süredir iþçilerle açýk- lediði milyonlarýn, yine milyonlar halinde sokaklara çýkmasý tan kapýþma içine girmiþti ve 1 Mayýs, iþçilerin bir kez daha için, politik krizlere gereksinim vardýr. Söz konusu politik Berlusconi’ye gövde gösterme fýrsatý oldu. Rusya’da gösteri- krizler ve emekçilerin tavýrlarý, o ülkenin tarihi birikimi, kenlere, Komünist Parti’nin kapatýlmasý isteði damgasýný vurdu. dine özgü sýnýflar dengesi tarafýndan biçimlendirilir. EsasýnVenezuella emekçileri ise, karþý-devrimci darbeyi püskürt- da, farklý ülkelerde, kitlesellik kazanan 1 Mayýs’larda yüksemenin verdiði zafer üstünlüðü ile bir kez daha Chavez’e dev- len farklý politik talepler, bu ayaklanmalarýn emperyalist-karimci görevlerini hatýrlattýlar. pitalist sistemin genel bunalýmý ve girdiði yeni evre tarafýnBu haliyle 1 Mayýs 2002, bir çok ülkede yönetenlerin es- dan belirlendiði gerçeðini deðiþtirmiyor, tam tersine; sistekisi gibi yönetemediði, yönetilenlerin ise eskisi gibi yönetil- min genel krizi, farklý politik biçimlere bürünerek ortaya çýmek istemediði, sýnýflarýn bu karþýlýklý çatýþma ve çeliþkileri- kýyor ve genel krizi sermaye dünyasý açýsýndan içinden çýkýl-


iktidar için

Mücadele Birliði

Gündem

17

maz bir hale getiriyor. sýldý. Genellikle iþçi sýnýfýnýn Kuzey Ýtalya kentlerinde güçlü 1 Mayýs’ta en kalabalýk gösterilere sahne olan Fransa’da, olduðu ve uzun yýllar topyekün komünist güçlere destek verpolitik kriz ýrkçý-faþist partinin ikinci tura kalmasýyla týrman- diði bilinir. Oysa iþçiler, 1 Mayýs’ta, proletaryanýn mücadele dý. Ýþçiler, gençlik ve komünist gruplar 1 Mayýs öncesinden gününde, sermayenin politik baþkenti Roma’ya güçlerinin ealanlarý doldurdu. Chirac yanlýlarýnýn bu gösterilerdeki etkisi sas bölümünü yýðdýlar ve Berlusconi hükümetine açýk gözcýlýz oldu. Çünkü milyonlar Chirac için “hýrsýz” diye hayký- daðý verdiler. Keskin sýnýf mücadelelerinden ve Cenova arýyordu. Bu yönüyle iþçiler ve gençlik kitleleri, sermayenin yaklanmasýndan geçen iþçi sýnýfý hareketi, komünist güçler aoyunlarýna alet olmayacak kadar bir politik birikime sahip rasýnda da kendi doðal sonuçlarýný yaratýyor. Uzun süredir olduklarýný da göstermiþ oldular. Chirac belki yeniden seçim- pembeleþen ve komünist niteliklerini tamamen kaybeden leri kazanan taraf oldu ama, sermaye artýk Fransýz emekçile- parti ve onun destekçisi sendikalar, daha radikal söylem ve rini “eskisi gibi” yönetemeyecek. Emekçilerin milyonlara eylemlerle ortaya çýkan devrimci örgütler karþýsýnda gerilivaran kalabalýklarla sermaye cephesine verdikleri mesaj; “ar- yorlar. Kendisi en büyük kapitalistlerden biri olan Berluscotýk eskisi gibi yönetilmek istemedikleri” yönünde oldu. Fran- ni, tekelci sermayenin yýðýnlarý “artýk eskisi gibi” yönetmeye sýz emekçileri için tek sorun ýrkçý-faþist partinin yükseliþi de- yetenekli olmadýðýnýn farkýnda ve yeni baský-saldýrý yasalarýðildi. Onlar, son on yýlda çok ný yürürlüðe koymaktan çekin...Da ha þim di den, pro le tar ya nýn þey kaybettiler. 1 Mayýs’ta, Pameyecektir. Çünkü emperyalist enternasyonal kavgasýyla ris sokaklarýnda dalgalanan sistemin krizinden en çok etkiezilen uluslarýn özgürlük pankartlarda 4 milyon iþsiz ve lenen Ýtalyan tekellerinin buna 7 milyon kiþinin sefalet çektiði ihtiyacý var. Öte yandan, Ýtalyan mücadelesinin içiçe geçtiðini gerçekleri dile geldi. “Ýkinci tuiþçi sýnýfý, hem yeni saldýrýlara müjdeleyen büyük eylemlere tanýk ra gerek yok. Halk Elysee Sarakarþý koymaktan baþka bir çareoluyoruz. Sri Lanka’da Tamiller, yýna!” çaðrýlarý yankýlandý. 1 Mayýs’ta en güçlü katýlýmý saðladýlar. si kalmadýðýný biliyor ve hem Parlamento-içi bir sorundan çýde uzun yýllardýr bir uyuþukluk Türkiye’de Kürt halký 1 Mayýs kan politik kriz, kýsa sürede içinde olan kendi sýnýf temsilcia lan la rý na a de ta ken di parlamento-dýþý bir eðilime girlerine öfkesini eylemler içinde rengini verdi. Avustralya ve di; bu eylemle milyonlar soifade etmekten çekinmiyor. 1 Ýngiltere’de göçmen azýlýklar için kaklarýn politik gücünü gördü, Mayýs, Ýtalyan proleterlerinin kendi gücünü sýnadý. 1 Mayýs bu yönde ne denli kararlý ol1 Mayýs alanlarýnda þiddet li eylemiyle birlikte proletarya, duklarýný gösterdi. kavgalar oldu. Dünya proletaryasý sokaklarda yürütülen politik Venezuella, tarihinin en kaezilen halklara güven verdi, savaþýmýn üzerinde egemenlik labalýk, en güçlü 1 Mayýs gösteezilen halklar özgürlük kuracak bir zemin yakalamýþ rilerine sahne oldu belki de. mücadelelerini daha da oldu. Karþý-devrimi ezen kitlelerin akam çý la yan ö nem li Ýtalya’da da süreç ayný teþi henüz düþmemiþti. Tam terbir moral desteðe kavuþtu... yönde iþliyor. Ýtalyan tekelleri sine, Chavez’i geri getiren ve için tatlý karlarla dolu yýllar soKüba tarafýndan “devrimin zana erdi. Onlar da çareyi, iþçi atmayý kolaylaþtýran yeni yasa- feri” olarak selamlanan tarihi eylemin ardýndan, yoksul elar çýkartmakta buldular. Zaten yeterince iþsizin kol gezdiði, mekçilerin þiddet dolu gösterileri aralýksýz sürmüþtü. Chakayýt-dýþý ekonomik birimlerde göçmenlerin açlýk pahasýna vez, darbecilere ve sermaye güçlerine “uzlaþma” çaðrýlarý çalýþtýrýldýðý Ýtalya’da, ýrkçý-faþist partilerle desteklenen Ber- yaparken, sokaktaki yoksullar tam tersini yapýyor, servet salusconi hükümetinin her yeni uygulamasý, milyonlarca iþçi hiplerine saldýrýyor ve bu olaylarda 46 kiþi ölüyordu. Tarihtarafýndan gösterisel eylemlerinin lerle, genel grevlerle ilk meyvesi olan yanýtlandý. Ýtalya 1 “devrimci zaMayýs’a, keskinlefer”den aldýklarý þen sýnýf savaþýmlamoralle 1 Marýnýn eþiðinde girdi. yýs’a giren VeneTek baþýna baþkent zuella emekçileRoma, 600 bin kiþiri, Chavez’e bir nin gösterisiyle sarkez daha asýl gü-


iktidar için

Mücadele Birliði

Gündem

cün sokaklarda, parlamento dýþýnda ve proletarya da olduðunu hatýrlatmýþ oldular. Rusya’da 1 Mayýs, son aylarda komünist partileri yasaklama giriþimleriyle açýða çýkan politik bir krizin eþliðinde karþýlandý. ‘98’de yaþanan büyük ekonomik buhran, emperyalist dünyanýn Rusya’yý kaybetmesiyle sonuçlandý. Fakat bu durum, Rusya içinde karþýt çeliþkilerle konumlanan politik güçlerin mücadelesini sonlandýrmadý. Emperyalist hegemonyanýn sýçramalý çöküþü, 11 Eylül olaylarýyla keskin bir biçim aldýðýnda, Rusya’da on yýllardýr karþý-devrimcilere destek olan mülk sahipleriyle komünistlerin kapýþmasý bir kez daha kaçýRusya nýlmaz oldu. Putin iktidarýna destek olan gerici partiler, parlamentodaki komisyonlardan komünistleri atmakla iþe baþladýlar ve giriþimlerini bütün komünist yapýlarý yasaklamaya dek vardýrmak istediler. Komünist güçler bu giriþimlere 1 Mayýs’ta yanýt verdi. Putin ve destekçilerinin iki katý kalabalýk güçlerle, Kýzýl Meydan’a çýktýlar. Rusya’da komünist parti parlamentoda; komisyon üyelerini koruyamayacak denli güçsüzdü ama, sokaklardaki gücün gerçek hakiminin kendileri olduðunu gösterdiler. Bu durum Rusya’da “parlamentodýþý” mücadele yöntemlerini ve politik krizi yükseltecektir. Ayný dönem içinde yoðunlaþan politik krizler, farklý ülkelerin proleterlerini milyonlar halinde 1 Mayýs alanlarýna taþýdý. Ülkelerimizde de ayný durumu gözlemlemek artýk þaþýrtýcý olmasa gerek. Ýstanbul, Ýzmir, Ankara ve Adana baþta olmak üzere, son yýllarýn en yoðun katýlýmlý 1 Mayýs gösterileri, proletaryayý bir kez daha öne çýkardý. Emperyalist tekellerin tam ilhak giriþimleri, özellikle son iki yýldýr, bütün emekçi sýnýflarý olaðanüstü bir hýzla yýkýma, yoksullaþmaya ve mülksüzleþmeye sürükledi. Geçen yýl, sokaklar küçük mülk sahiplerinin öfkeleriyle hareketlenmiþti. Ayný zamanda geçen yýl, küçük mülk sahiplerinin hareketinin, geçici parlamalarla dolu, tutarsýz ve daðýnýk, bu haliyle geriye kalan bütün emekçi sýnýflarý arkasýndan sürüklemeye yeteneði olmayan karakterlerini açýða çýkardý. Proletaryanýn sýnýf mücadelesinde tutarlýlýðýný, örgütlülüðünü ve saðlam karakterini göstermesi için 1 Mayýs’tan daha iyi bir fýrsat olur mu? Mücadele birikimine sahip iþçilerin ileri kesimleri bu fýrsatý, 1 Mayýs alanlarýný daha kitlesel doldurarak deðerlendirmeye çalýþtý.

18

1 Mayýs 2002, dünya proletaryasýnýn Filistin Devrimi’ne verdiði büyük destekle belleklerde yer etti. Avustralya’dan Latin’lere, Avrupa’dan Uzak Asya’ya kadar tüm kýtalarda proletarya, ekonomik yýkým ve politik krizlerin biriktirdiði sorunlar arasýnda, Filistin Devrimi’ni unutmadý. Dünya emekçilerinin en kritik anda vermiþ olduklarý bu destek, Filistin Devrimi üzerindeki emperyalist baskýyý geriletti. Dünya proletaryasý, ezilen uluslara mücadelelerinde zafer istiyorlarsa, sermaye güçlerine deðil, uluslararasý proleter güçlere dayanmalarý gerektiðini bir kez daha en güçlü biçimde göstermiþ oldu. Bunun ezilen uluslarýn mücadeleleri üzerinde güven verici etkisi mutlaka görülecektir. Daha þimdiden, proletaryanýn enternasyonal kavgasýyla ezilen uluslarýn özgürlük mücadelesinin içiçe geçtiðini müjdeleyen büyük eylemlere tanýk oluyoruz. Sri Lanka’da Tamiller, 1 Mayýs’ta en güçlü katýlýmý saðladýlar. Türkiye’de Kürt halký 1 Mayýs alanlarýna adeta kendi rengini verdi. Avustralya ve Ýngiltere’de göçmen azýlýklar için 1 Mayýs alanlarýnda þiddetli kavgalar oldu. Dünya proletaryasý ezilen halklara güven verdi, ezilen halklar özgürlük mücadelelerini daha da kamçýlayan önemli bir moral desteðe kavuþtu. Bir zamanlar güçlü sosyalist sistemin varlýðýyla oluþan bu moral destek, þimdi dünya proletaryasýnýn politik bilincinden ve kavgasýndan fýþkýrýyor. Kuþkusuz, eski dönemle karþýlaþtýrýlmayacak derecede önemli sonuçlar doðuracak yeni bir durumdur bu. Çünkü bu yeni politik düzey, eski dönem proletarya enternasyonalizminde eksik olan bir þeyin; “kendi burjuvalarýnýn egemenliðine karþý savaþým”ýn içinde boy veriyor. Bu olmadan, proletarya enternasyonalizmi gerçek devrimci karakterini kazanamaz. 2002 1 Mayýs’ý, proletarya enternasyonalizminde taþlarýn yerli yerine oturduðu bir eylem oldu. Emperyalist sistemin sýçramalý çöküþü, tek tek ülkelerde boy veren politik krizler ve toplumsal devrime yönelen özgürlük mücadeleleri, dünya proletaryasýnýn önüne tarihi fýrsatlar açýyor. 1 Mayýs 2002, bu tarihi fýrsatlarý “Yeni Bir Dünya” hedefiyle zafere taþýyacak olan dünya proletaryasýnýn ne denli büyük bir güce sahip olduðuna tanýklýk etti. Politik krizleri izleyecek iç savaþlar ve zaferlerle dolu yeni bir dönemin kapýlarýný sonuna kadar açtý.


iktidar için

19

Mücadele Birliði

DÜNYA’DA ni de talep ettiler, ayrýca eylemlerde Ýsrail’in Filistin’deki saldýrýlarý ve ABD’nin Ortadoðu politikasý protesto edildi. Zürich’te yapýlan eyleme yaklaþýk 8 bin, Bern’dekine 4 bin, Basel’dekine ise 3 bin emekçi katýlýrken, Freiburg, Le Loche ve Basel-Land’da yapýlan eylemlere de binlerce iþçi ve emekçi katýldý. 1 Mayýs’ýn ana sloganý ise “Baþka Bir Ýsviçre Mümkün” olarak öne çýktý. ABD’nin Ýsrail’i destekleyen politikalarýný protesto eden sloganlarýn atýldýðý eylemlere ise polis saldýrdý. Saldýrýda biber gazý ve plastik mermi kullanan polis, pek çok eylemciyi yaraladý ve tutukladý. Sri Lanka’da 1 Mayýs eyleminde bu yýl diðer yýllardan farklý olarak baþkent Colombo’da iþçi ve emekçilerin haklarýnýn yaný sýra Tamil halkýnýn ulusal ta lep le ri de dile getirildi. Venezuella’da bu yýl 2 farklý 1 Mayýs eylemi yapýldý. Ba ðým sýz bir Tamil devleti için silahlý mücadele veren Ýlki baþkent Caracas’ta iþçilerin talepleri ile ABD’nin çýkarlarýLTTE’nin si yasi kanadýnýn liderleri emekçi kitlelere konuþmaný baðlamaya çalýþan CTV Sendikasý tarafýndan düzenlendi. lar yap tý lar. Ta mil Kaplanlarý’nýn katýldýðý bu ilk 1 Mayýs eyleMitinge burjuvalar, orta burjuvalar ve sendikacýlar katýldý. Bu min de 50 bin iþ çi ve emekçi bir araya geldi. kitlenin politik sloganlarýna ve taleplerine orta sýnýfýn siyasi mücadelesi hakimdi ve en öne çýkan talep de devlet baþkaný Chavez’in derhal görevden alýnmasý veya bu konuda referanduKüba’da Devlet Baþkaný Fidel Castro’nun da katýldýma gidilmesi idi. ðý 1 Mayýs kutlamalarýna baþkent Havana’da 1 milyondan faz1 milyon civarýnda iþçi ve emekçi de Bolivarcý Ýþçi Gücü la kiþi katýldý. Fidel Castro, Devrim Meydaný’nda halka yaptýðý (FBT)’nin düzenlediði eyleme katýldý. Emekçiler, ABD’nin 1 konuþmada bu kutlamanýn Küba tarihinin en büyük kutlamasý ay kadar önce düzenlediði darbenin karþýsýnda olduklarýný vur- olduðunu söyledi. gulayarak Chavez’i destekleyen mesajlar verdiler.

Venezuella

Güney Kore’de düzenlenen 1 Mayýs’ta onbinlerce emekçi hükümeti uyardý. Kore Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu’nun (KCTU) çaðrýsýyla baþkent Seul ve diðer 9 þehirdeki eyleme 100 binden fazla iþçi katýldý. Ýþçiler özelleþtirmenin derhal durdurulmasýný, haftalýk çalýþma süresinin 5 güne indirilmesini, sendikacýlara yönelik devlet terörünün sona erdirilmesini talep ettiler. Ýþçiler ayrýca bu 1 Mayýs eyleminin sadece uyarý eylemi olduðunu söyleyerek hükümeti tehdit etti. 1 Mayýs’ta Ýsviçre’nin çeþitli þehirlerinde geniþ katýlýmlarla yapýlan 1 Mayýs eylemlerinde emekçiler, ekonomiksosyal haklarýnýn yaný sýra kaçak iþçilere oturma izni verilmesi-

Sri Lanka


iktidar için

20

Mücadele Birliði

Makedonya’nýn baþkenti Üsküp’de Sendikalar Birliði’nin düzenlediði 1 Mayýs eylemine binlerce iþçi ve emekçi katýldý. Yapýlan yürüyüþ sýrasýnda eylemciler Meclis ve hükümet binalarýnýn önünde hükümet karþýtý sloganlar attýlar. 106 yýl önce 1 Mayýs’ýn doðduðu yer olan ABD’de “Kapitalizme Karþý Karnaval” adý altýnda bir araya gelen yüzlerce kiþi savaþ, ve polisin yoksullara uyguladýðý þiddeti protesto ettiler. ABD’de düzenlenen 1 Mayýs eylemlerinde ayrýca Filistin’e destek verildi.

Ýsviçre

Ýngiltere’de 1 Mayýs için 2 ayrý eylem yapýldý. Sendikalarýn düzenlediði eylemde onbinin üzerinde eyapan göçmenlerin tutulduðu kamplarý iþleten þirketin binalarý mekçi emperyalizme ve özelleþtirmelere karþý çýkarken, diðer kuþatýldý. Eylem, eylemcilere polisin saldýrýsýyla sona erdi. tarafta devrimci-sosyalist-komünist örgütler de 1 Mayýs alanlarýna taleplerini taþýdýlar. Malezya ve Singapur’da yapýlan 1 Mayýs eylemlerinRusya’da da 1 Mayýs, 2 farklý eylemle karþýlandý. Ýk- de iþçiler ve emekçiler polisle çatýþtý. Muhalefet parti liderlerinin de aralarýnda bulunduðu pek çok kiþi tutuklandý. tidar partilerinin ve sendikalarýn düzenlediði 1 Mayýs’a katýlan 150 bin iþçi, sendikalara raðmen hükümeti protesto ederek serKamboçya’da sendikalar önderliðinde yapýlan 1 Mabest piyasa ekonomisi karþýtý sloganlar attýlar. Komünist Paryýs eyleminde bin iþçi baþkent Phnom Penh’de çalýþma saatleti’nin düzenlediði 1 Mayýs eylemine de 250 bin kiþi katýldý. rinin azaltýlmasý, ücretlerin arttýrýlmasý ve çalýþma mahkemesi kurulmasý talepleri dile getirildi. Almanya’da 500 þehir ve kasabada yapýlan 1 Mayýs eylemlerine yüz binlerce iþçi ve emekçi katýldý. Alman Sendikalar Birliði (DGB) tarafýndan düzenlenen eylemlerde iþsizliðe, yoksulluða, sosyal kýsýtlamalara karþý pankart ve dövizler taþýndý. Berlin ve Hamburg’da 1 Mayýs eylemi için sokaða çýkan devrimci gruplar ile polis arasýnda çatýþmalar çýktý. Çok sayýda eylemci ve polis yaralandý. Berlin’in Prenzlaver semtindeki çatýþmalarda da sokaklarda çöp kutularý ateþe verildi. Irkçý faþistlerin pek çok þehirde 1 Mayýs sebebiyle yapmak istediði provokasyonlar anti-faþistlerce engellendi. Berlin, Leipzig, Frankfurt, Mannheim, Ludwigsburg ve Führt’te on binAvustralya lerce anti-faþist ýrkçýlarýn eylemlerine karþý barikatlar kurdu. Berlin’de 1 Mayýs’tan önceki gece sokaklarda barikat kuran gençler polisle çatýþtý. Polisin göz yaþartýcý gaz ve tazyikli Ýtalya’da 1 Mayýs, hükümete karþý Roma, Bologna, su ile saldýrdýðý eylemciler taþ ve þiþe ile polise karþýlýk verdiTorino, Milano ve Napoli þehirlerinde sendikalarýn düzenlediði ler. 60 eylemci yaralanýrken 25 kiþi de gözaltýna alýndý. eylemlerle karþýlandý. Yüz binlerce iþçi yeni iþ yasasýndaki iþçi haklarýný gasp eden deðiþiklikleri protesto etti ve buna izin verPakistan’da 1 Mayýs resmi tatil ilan edildi. Sendikalar meyeceklerini belirtti. Eyleme yaklaþýk 600 bin kiþi katýldý. da iþçilere “politik bir platform sunmak” amacýyla Pakistan Ýþçi Sendikalarý Partisi’ni kurduklarýný ilan ettiler. Ýþçi ve emekAvustralya-Sydney’de 1 Mayýs eylemlerine göçmen- çileri sýnýf bilincinden uzaklaþtýrmak için yapýlan bu iki politik lerin talepleri hakimdi. On binlerce iþçi ve emekçinin katýldýðý çevirme oyunu iþe yaramadý. Karaçi kentinde düzenlenen 1 eylemde hükümetin mültecilere karþý insanlýk dýþý tavýrlarýný Mayýs eylemine basýn, enerji, ulaþým, tekstil, balýkçýlýk ve liprotesto eden eylemciler polisle çatýþtý. Ülkeye iltica baþvurusu man sektörlerinden yüzlerce iþçi, öðretmen ve doktor katýldý.


iktidar için

21

Mücadele Birliði

Ýspanya Madrid’de 80 bin civarýnda emekçi 1 Mayýs eylemine katýldý. Ýþçiler, haklarýnýn kýsýtlanmasýna izin vermeyeceklerini ve mücadele edeceklerini belirttiler.

Rusya

Endonezya, Japonya, Bangladeþ, Tayvan, Kuzey Kore, Çin, Hindistan, Hýrvatistan, Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan ve Filipinler’de de 1 Mayýs’ta kitlesel eylemler düzenlendi.

BÜYÜK GREV Dünyanýn en büyük metal sen10 bin civarýnda metal iþçisi þehir dikasý olan Almanya’daki IG Memerkezinde toplanarak haklarýný muttall Sendikasý 6 Mayýs’tan itibaren laka alacaklarýný haykýrdýlar. Taþýnan Toplu Ýþ Sözleþmesi’nin çýkmaza döviz ve pankartlarda “Yüzde 6,5 girmesi üzerine greve baþladý. AlAþaðý Olmaz”, “Asýl Þimdi Baþlýyomanya’da iktidarý sarsan ve son ruz” gibi sloganlar yer alýrken, iþçileyýllarýn en büyük grevi olarak derin savaþçý bir ruh hali içinde olduklaðerlendirilen IG Metall Sendikarý belirtildi. sý’nýn grevi, metal sektöründeki bir Grev oylamasý sonucu Baden çok iþyerine yayýlmýþ durumda. Württemberg’de 830 fabrikada çalýIG Metall sendikasý, 7 Þubat þan 50 bin iþçi 6 Mayýs’tan itibaren günü baþlayan Toplu Ýþ Sözleþmesi greve baþladý. Greve baþlayan iþyergörüþmelerinin 19 Nisan günü çýkleri arasýnda BOSH, Siemens gibi umaza girmesinin ardýndan tabandaluslararasý tekellerin fabrikalarý da ki iþçilerin isteði üzerine 25 Nisanbulunuyor. 50 bin metal iþçisinin sü30 Nisan arasý üç bölgede toplam resiz grevinin yanýsýra greve destek binden fazla fabrikada 200 bin cieylemleri de giderek yaygýnlaþýyor. varýnda iþçiyi grev oylamasýna çaDaimler Chrysler’de 2000 iþçi 7 Maðýrdý. Ýþçiler, grev öncesinde geryýs günü bir saatliðine üretimi durduçekleþtirdikleri uyarý grevleri ve rarak greve destek verdi. Yine ayný coþkulu mitinglerle greve hazýr olduklarýný ortaya koydular. 29 gün Frankfurt’ta 9500 iþçi grevcilere destek için eylemler yapNisan günü saat 12:00’da Manheim’de 50’ye yakýn fabrikadan týlar.


iktidar için

Mücadele Birliði

Zindanlarda devrimci tutsaklarýn yüzlerce gün önce baþlayan Ölüm Orucu eylemleri devam ediyor. Saðlýk durumlarý aðýrlaþan onlarca devrimci tutsak hastanelerde zorla müdahale iþkencesi ile karþý karþýya. Zindanlarda ve hastanelerde bulunan ve saðlýk durumlarýný öðrenebildiðimiz Ölüm Orucu savaþçýlarý ile ilgili bilgiler þöyledir; Sincan Zindanýnda bulunan TKP(ML) davasý tutsaðý Hýdýr Demir’in tüberküloz hastalýðýnýn ilerlemesi nedeniyle 27 Nisan 2002 tarihinde ölümsüzleþtiði, Kandýra Zindanýndan Ýzmit Devlet Hastanesi’ne kaldýrýlan ve 13 Mart 2002 tarihinde eyleminin 227. gününde zorla müdahale edilen TKEP/Leninist davasý tutsaðý Ölüm Orucu savaþçýsý Ergül Çiçekler’in Bakýrköy Hastanesine sevk edildiði, buraya kabul edilmediði, tekrar Ýzmit Devlet Hastanesi’ne götürüldüðünde ise buraya da kabul edilmeyerek zindana geri götürüldüðü, yürümekte zorlandýðý, hafýza probleminin devam ettiði, son on yýlý hatýrlamadýðý, Edirne Zindanýndan Edirne Týp Fakültesi Hastanesi’ne kaldýrýlan DHKP-C davasý tutsaðý Ölüm Orucu savaþçýsý Zeynel Abidin Þimþek’e hastanede bulunan subay ve askerler tarafýndan psikolojik baský yapýldýðý, sigara, sýcak su, tuvalete çýkma vb. ihtiyaçlarýnýn engellenmeye çalýþýldýðý, TAYAD tarafýndan 7 Mayýs 2002 tarihinde yapýlan açýklama ile 1 Mayýs 2002 tarihinde F tiplerinde 8. Ölüm Orucu ekiplerinin Ölüm Orucuna baþladýðý, Bayrampaþa Devlet Hastanesi’nde bulunan DHKP-C davasý tutsaðý Ölüm Orucu savaþçýlarýndan Berkan Abatay ve Gülbahar Ünlü’nün saðlýk durumlarýnýn aðýr olduðu, TKEP/Leninist davasý tutsaðý Ölüm Orucu savaþçýsý Þerif Kartoðlu’nun 8 Mayýs 2002 itibariyle eyleminin 250. gününde olduðu, gözlerini açmakta zorlandýðý, Adli Týp Kurumu tarafýndan “6 ay süre ile tahliye edilmesi gerektiði” raporu verildiði, raporunda Þerif Kartoðlu’na Wernicke-Korsakof teþhisi konulduðu, TKEP/L davasý tutsaðý Nurettin Temel’in eyleminin 380. gününde olduðu, sýrtýnda ve ayaklarýnda aðrýlar olduðu, DHKPC davasý tutsaðý Hamide Öztürk ile TKP/ML davasý tutsaðý Binnaz Demirbaþ’ýn Kartal Devlet Hastanesi’ne kaldýrýldýklarý,

22

Ýzmit Devlet Hastanesi’nde tutulan MLKP davasý tutsaðý Ölüm Orucu savaþçýsý Serdar Güzel’in eyleminin 300’lü günlerine yaklaþtýðý, kas, eklem ve kemiklerinde aðrýlarýnýn olduðu, görmede zorlandýðý, ýþýða karþý aþýrý duyarlýlýk kazandýðý ve vücudunda þiþlikler oluþtuðu, Kandýra Zindanýnda bulunan MLKP davasý tutsaðý Ölüm Orucu savaþçýsý Cihan Deniz Tarak’ýn boðazýnda oluþan iltihabýn vücudunun çeþitli bölgelerine yayýldýðý, sývý alýmýnýn azaldýðý, Sincan Zindanýndan Ankara Numune Hastanesi’ne kaldýrýlan ve zorla müdahale için burada tutulan TÝKB davasý tutsaðý Halil Can Doðan, TKP(ML) davasý tutsaklarýndan Önder Mercan ve Özgür Saltýk, DHKP-C davasý tutsaðý Özgür Soner’in tahliye edildikleri, Ankara Numune Hastanesi’nde bulunan DHKP-C davasý Ölüm Orucu savaþçýlarýndan Feride Harman’ýn belden aþaðýsýný ve sol kolunu hissedemediði, yürümede zorluk çektiði, yüzünde þiþliklerin oluþtuðu, unutkanlýk ve halsizlik vb. sorunlarýnýn olduðu, Talat Þanlý’nýn bademciklerinin þiþ ve aðzýnda yaralarýnýn olduðu, kas, eklem ve baþýnda aðrýlar bulunduðu, TKP/ML davasý Ölüm Orucu savaþçýlarýndan; Hakký Alpan’ýn eyleminin 100. gününde müdahaleye uðradýðý, þu an eyleminin 400’lü günlerinde olduðu, yürüyemediði, bacaklarýnda morluklar ve þiþlikler olduðu, ayaklarýnda, kaburgalarýnda aðrýlarýnýn olduðu, Özlem Aydýn’ýn 7. Ekip Ölüm Orucu savaþçýsý olduðu, bilincini kaybettikten sonra Malatya Devlet Hastanesi’nde zorla müdahale edildiði, bilinci açýldýktan sonra eylemine Ankara Numune Hastanesi’nde devam ettiði, 24 Eylül 1999 tarihinde gerçekleþtirilen ve 10 devrimci tutsaðýn katledildiði Ulucanlar Zindaný katliamý avukatlarýndan 28’i hakkýnda “görevlerini kötüye kullanmak” gerekçesiyle dava açýldýðý, Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþen Canan ve Zehra Kulaksýz’ýn babalarý olan Ahmet Kulaksýz’ýn kýzlarýnýn yaþamlarýný anlattýðý kitabýnýn toplatýldýðý, Ahmet Kulaksýz’a da “kýzlarýný Ölüm Orucu’na teþvik ettiði” gerekçesiyle dava açýldýðý, öðrenilmiþtir.

Ýspanya’dan DEVRÝMCÝ SELAMLAR... YAÞASIN TÜRK HALKININ MÜCADELESÝ! YAÞASIN ENTERNASYONAL! YAÞASIN SOSYALÝZM! OCANA/TOLEDO-ESPANA ------------------------------------------------------------------------------* Ýspanya’daki bir zindandan Leninist bir tutsaða gönderilen mektup.


iktidar için

Mücadele Birliði

Gün yavaþ yavaþ aðarmaya baþlamýþtý. Ay ýþýltýlý giysisini çýkarmýþ, sabahýn sarý rengine inat, beyaz bürünmüþ, batýya doðru akýyordu... Akýþýndaki sadelikle son kalan yýldýzlarý da peþinden sürüklüyordu. Su yine erkenden uyandý... her zamanki alýþkanlýðýyla uçsuz bucaksýz okyanus sularýna açýlan pencereye uzandý ve uzaklarý çaðrýþtýran, çaðýran gözlerini gezdirdi mavi sularda, ufukta... Ufuk çizgisi bazen sisin içinde kayboluyor, her þey tek renge boyanýyordu... Gözler her nokta da ayný rengin hareketsizliðinde çýrpýnýyordu. Ýþte böyle zamanlarda Su telaþlanýr, deniz fenerinin ýþýðýna bakar ve iskeleye inerdi... yüreðinde kaybetme, yüreðinde ulaþamama, bulamamak korkusu, adýmlarýnýn birbirine karýþmasýna yol açýyordu. Ýskeleye inen patika yolu yürümek yerine, kayadan kayaya atlayýp, ayaðýnýn burkulmasýna bile aldýrmadan býrakýrdý kendini, yükseklerden aþaðýlara... ‘Eski bir liman’ diyordu herkes buraya, ve her denizci göze alamýyordu buraya girmeyi... Liman denizin içlerine doðru uzun bir çýðlýk gibi uzanýyor ve Su yüreðindeki çýðlýklarla en uca kadar gidiyordu, sise aldýrmadan... Nefesini tutup tüm dikkatiyle uzaklardan gelecek sesi dinliyor, gözlüyordu... Denizlere yol gösteren bir küçük fenerde oturuyordu Su... ve bu küçük deniz fenerinden baþka kimseye anlatamýyordu, engin, hýrçýn okyanuslara olan sevdasýný... Zaten ne zaman anlatmaya baþlasa, “daha küçüksün, incesin, zayýfsýn... zamaný deðil þimdi” diye kesip atýyorlardý sözlerini... O zaman koþup gidiyordu küçük deniz fenerine... Kýzgýnlýðýný, kýrgýnlýðýný, öfkesini anlatýyordu ona, biraz sakinleþince de düþlerini, sevdasýný anlatmaya baþlýyordu... Yeniden içine umutlarý, sýcaklýðý doldurup ‘Hoþçakal sevgili dostum’ deyip ayrýlýyordu. Su’nun gözleri bir uzaklýk þarkýsýydý hep... Hayýr, hüzünlü deðil... Uzak ile yakýnýn, özlem ile sevdanýn en güzel, en sade uyumuydu. Gözbebekleri kapkaraydý ama gözlerine baktýðýnda, mavi enginliðin uçsuz-bucaksýzlýðýný, derinliðini bulurdun... Mavi rengi deðil, deryalarýn ezgisini... hüzünlü deðil, hýrçýn ve coþkun. Varlýðýnýn ilk gününden beri gözleri deryaya açýlmasýndan mýydý bu durum? Bilemiyorum... Elleri bir denizci eline benzemiyordu... küçüktü, týpký bedeni gibi... o kalýn halatlarý nasýl kavrayacaktý... ‘Yaparým’ diyordu, ‘Yaparým! Bir buluþayým, bir kavuþayým... her þeyi baþaracaðým görürsünüz!’. Bu sevdaya kavuþmasýnýn önünde hiçbir engel olamazdý. Kendisi de çoðu zaman ellerine, bedeninin incecikliðine bakýp kýzardý bedenine... Ama sonra ‘sorun bedende deðil, yürekte ve beyindedir asýl güç’ diye bulurdu, çizer-

23

di yolunu... Su tüm heyecanýna, coþkunluðuna, hatta inatçýlýðýna, biraz da hýrçýn inatçýlýðýna karþýn, fýrtýnasýz denizler misali sakindi... Soðukkanlýlýðýný korumayý baþarýyordu. Gün aydýnlanmýþtý birkaç dakika içinde... Su hala pencereden dýþarýya, yani ufka bakýyordu. Derin nefeslerle içine çekiyordu denizden kopup gelen yosun kokusunu... Güneþ sapsarý sarýyordu denizi... Sarýyordu sarmasýna ama havada Su’nun içini tedirgin eden bir þeyler vardý. Sanki birden bire gece olacakmýþ ama yýldýzsýz, aysýz kapkara bir gece olacakmýþ gibi... Her aldýðý derin nefeste, içindeki tedirginlik de artýyordu. Pencereden ayrýldý, dýþarý çýktý... gökyüzüne baktý kendi çevresinde döne döne... baktý, baktý... hiç martý yoktu... Göçmediklerini bildiði halde, göçüp gitmiþler gibi geldi bir an, mevsimsiz göç... Bu sessizlik hiç hoþuna gitmedi... Günle birlikte uyanan toprak bu sabah uyunmamýþ, emzirmemiþti filizlerini... Deniz fenerine koþtu... Iþýðýný kontrol etti... Etrafýný dolaþtý... Tekrar içeri girdi... Duvara yaslanýp öylece kaldý... Bu tuhaf doðumla doðmamayý daha doðrusu belirsizliði anlamaya çalýþýyordu. Bir süre sonra oturup kaldý düþüncelerle... acýkmýþtý, henüz hiçbir þey yememiþ, bir bardak sýcak çay bile içmemiþti... Ama oradan ayrýlmak istemiyordu. Ýçinden bir ses, ‘gitme... burada kal’ diyordu bu sefer... Ýlk defa aþaðýdaki iskeleye de inmek istemiyordu. Neydi bu, neydi? Sorular, sorular... cevapsýz... aðýrlaþtýkça aðýrlaþtý... Sonunda oturduðu yerde uyuyup kaldý... Ne kadar uyuduðunu anlamamýþtý ki, korkunç bir gürültüyle gözlerini açtý. Hava kapanmýþ fýrtýna olanca karanlýðýyla yaklaþýyordu. Hemen fenerin ýþýðýný yaktý... dürbününü aldý ve denizi gözlemeye baþladý... Fýrtýna baþlayalý saatler olmuþtu. Yýldýrýmlar adeta yanýbaþýna düþer gibiydi... Yorgundu Su... bitkin, halsiz... Ama elindeki dürbünü biran olsun býrakmadýðý gibi, denizi gözlemeyi de býrakmýyordu... O an kayalara doðru sürüklenen cýlýz ýþýk parçacýklarý gördü. Yüreði hýzla çarpmaya baþladý, bir gemi olmalýydý bu, gemi... içindekileri, herbirini çok yakýndan tanýyormuþçasýna kaynadý bedenindeki kaný... Onlarý buradan gözleyip bir þey yapamamak öfkelendirdi onu... ‘Ne olur deniz fenerim daha güçlü yay ýþýðýný’ diye haykýrýyordu, yaðmurun, rüzgarýn, gökgürültüsünün sesini bastýrmak, gemidekilere sesini ulaþtýrmak istercesine... Gemi biraz hasar alsa da kurtulmuþtu kayalardan ve çýldýran fýrtýnanýn sürükleyiþinden... eski limana doðru yönelmiþti... Su, hala devam eden fýrtýnanýn þiddetine aldýrmadan çýktý deniz fenerinden, koþmaya baþladý... her adýmýnda rüzgâr ayaklarýný yerden kesse de ilerliyordu... Ýskeleye vardýðýnda denizciler kýyýya yaklaþýyordu, dalgalarla boðuþa boðuþa... Su onlarý karþý-


iktidar için

24

Mücadele Birliði ladý ama daha hepsi gelmemiþti... gemiden ayrýlan son kayýk güçlü bir dalganýn vurmasýyla ters döndü... Bunu ilk gören Su oldu... Çünkü bir yandan yaklaþan kayýklara yardým ediyor, diðer yandan gözünü hasar almýþ gemiden ayrýlmýyordu... Su dalgalarýn kayýða hücumuyla öne atýldý... Tüm gücüyle onlara doðru yüzmeye baþladý... Su’nun küçük bedeni azgýnlaþmýþ, kararmýþ denizi yarýyordu... Onun ardýndan denizciler arkadaþlarýnýn yardýma ihtiyacý olduðunu farkedip atladýlar... Bir çok denizci yaralanmýþtý ve kimileri de karanlýk sularda kaybolmuþtu... Yiðitlikte üstüne yoktu onlarýn... Karanlýk girdaplar ve azgýn rüzgarlar sardýðýnda gemiyi, yelken oldular, dümen oldular, yýldýz oldular... Sarýp sarmaladýlar, yaþam hükmünü sürsün ve ulaþýlmadýk gün, gece, deniz, toprak, tohum kalmasýn diye... Ve onlar artýk denizdiler, sevdalandýklarý denize karýþmýþtýlar... ve bundan sonra dalgalarýn kýyýlara, kayalara çarpýþýndaki coþkun senfonide yer alacaklar, denizcilerin þarkýlarýný yakamozlu günlere taþýyacak, dalgalar gibi dizeler olacaklardý... Sevdalandýklarý denizden bir daha ayrýlmayacaklardý... Su büyük bir coþkuyla, baðlýlýkla denizcilere yardým etti... Kendini onlarýn bir parçasý olarak bildi, yeniden denize açýlmalarý için her þeyi yaptý... Zaten hep onlarý deðil miydi? Küçük deniz fenerine bu kadar baðlanmasý, iyi bakmasý, denizin olduðunu hissetmekten de öte, gerçekten de bir parçasý olduðu için deðil miydi? Deniz feneriyle birlikte varlýðýnýn her aný okyanuslardaki o çarpýþmalarýn bir parçasý olmamýþ mýydý? Yaþamý okyanuslarýn derinliði gibi engin kavramak isteðindeydi... Evet, tam da böyleydi... Aradan birkaç gün geçmiþti bile ve her þey hazýrdý artýk... Eskisinden daha dayanýklýydý gemi, denizciler eskisinden daha güçlüydü... Denizlere karýþan denizcilerin gücünü yüklenmiþlerdi çoktan... yolculuk devam etmeliydi... Kaptan, günlerin yorgunluðuyla bir kaya parçasýnýn üzerine oturup kendinden de bir þeyler kattýðý gemiyi, denizcilerin yeniden okyanuslara açýlma heyecanýný izleyen, sevinci ve bir parça burukluðu içinde tutan Su’nun yanýna geldi ve konuþmak istediðini söyledi... Deniz fenerine doðru yola koyuldular... Oraya varana kadar Su’nun aðzýndan tek bir kelime bile çýkmadý. Ayrýlýk zamanýnýn geldiðini biliyor ama ayrýlmak deðil, bütünleþmek istiyor ve nasýl anlatacaðýný bilemiyordu. Söylediðinde ‘Þimdi deðil’ mi diyeceklerdi... Bu cevabý yeterince duymuþtu... Deniz fenerine geldiklerinde, Kaptan bir þeyler demeye baþlayacakken, Su içindeki her þeyi, düþünü, sevdasýný heyecanla, nefessiz anlatmaya baþladý. Kaptan hiçbir þey demeden ufka bakýyor Su’yu dinliyor, Su’ya bakýyor ufkun sesini dinliyordu... Su birden sustu, gözlerini ufka çevirdi, Kaptan’dan biraz uzaklaþtý... Korktuðu o cevabý duymak istemiyordu. Oysa o

bu cevabý duydukça geriye çekilmiyor, ileri gidiyordu... Ama þimdi o her zamanki cevaplar olmadan ileriye gitmek istiyordu... Ufka bakarken gözleri dolu doluydu... Kaptan ufka bakýyordu, sanki ufuktan daha öteleri görüyordu... ‘Su’ dedi, ‘birlikte çýktýk bu zorlu yolculuktan, bunun aksini kimse düþünmedi. Þimdiki yolculuðumuz daha uzun ve zorlu olacak... Gemimiz okyanusun sonsuz maviliðine, fýrtýnalara girdikçe tek baþýmýza kalacaðýz... Fýrtýnalarý aþmak kolay deðil, ve bu sefer karaya çýkmamýzýn imkaný yok... Bu uzun ve zorlu yolculukta kaç kiþi kalýrýz geriye, bilemiyorum... Su, bizimle yeni yolculuða var mýsýn?’ “Azgýn dalgalarýn Düþmanlýðýndan çok Cahil kaptanlarýn korkularý Ve en kritik anda Yanlýþ dümen kýrmalarý Tehdit etmiþtir yolculuklarý Yola çýkalý Bu kaçýncý Karaya oturmuþ gemi Yanýndan geçip gittiðimiz Söyle bize deniz feneri Parladýðýn 150 yýldan beri Kimler izlemeyip de Karada yürütmeye kalkar gemileri Oysa bilgeliklerinle doludur Bizim kaptanýmýzýn seyir defteri.”

(Sibel Sürücü) Þarkýlar söyleyin, sular gibi çaðýldayan, duru ve berrak, hýrçýn ve engin. Yýldýzlarýn, aþkýn ve geleceðin þarkýlarýný söyleyin... Umut damla damla iþlensin, sevinç burcu burcu yükselsin! Þarkýlar söyleyin... Þarkýlar kavga ve zafer üzerine olsun... Düþlerimizi taþýsýn katar katar... O büyük güne ulaþmanýn coþkusunu taþýsýn yürek yürek... Þarkýlar söyleyin, çaðýrýn yeryüzünün uzak ve yakýn her karýþýna daðýlmýþ, parçalanmýþ, sýnýrlara hapsedilmiþ aç ve yoksul milyonlarý... Su’nun sözlerini götürün onlara... Su’nun kavgaya çaðýran gözlerini götürün þarkýlarýmýzla... Dalgalar ulaþtýrdý Su’nun haberini uzaktakilere... Þarkýlarýn dizelerini topladýk köpüklenmiþ dalgalardan! Yoldaþlarý yüklendiler ve dört bir yana dizeleri, kavga ve umut dizlerini saçmaya koyuldular... Kapýlar çalýndý birer birer, Su’nun selamý iletildi yoksul kondulara... Dalga dalga yayýldý haber... Gökyüzü yaðmur damlalarýný býraktý topraða... Yaðmurla yýkandýlar yoldaþlarý... Tas tas su daðýttý sanki Su... Tas tas ömrünü bölüþtürdü...


iktidar için

Mücadele Birliði

25

YAÞAMDAN KOVMA ÇABASI ya da

Ýþçi ve emekçi yýðýnlarý, her geçen gün biraz daha sefalet çukurunun derinliklerine iten, onlara yaþama hakkýný dahi çok gören tekelci kapitalist sistem, insanlarýn dünyasýný karartmaya devam ediyor. Ýþçi ve emekçilerin ellerindeki, avuçlarýndaki son tutanaðý da koparýp almaya çalýþan tekelci burjuvazi, þimdi de kýdem tazminatlarýný yarýya düþürmenin hazýrlýklarýný yapýyor. Kýdem tazminatý 1475 sayýlý iþ yasasýnda, iþten çýkarýlma, eðer çalýþan bayan ise evlenme tarihinden itibaren 1 yýl içinde kendi isteðiyle iþten ayrýlma ve iþçinin ölümü veya askerlik nedeniyle patronun iþ akdini feshetmesi durumunda iþçilere ödenilmesi zorunlu olan tazminattýr. Bu iþçinin ilk iþe baþladýðý tarihten, hizmet yaptýðý tüm süre boyunca 1 yýl için iþverence iþçiye 30 günlük ücreti tutarýnda ödenen miktardýr. Bu ödemeler daima son ücret üzerinden yapýlmaktadýr. Son ücret, iþçilerin çalýþtýklarý sürede aldýklarý en son ücret deðil, verili anda geçerliliði olan ücret tarifesi anlamýna gelir. Þimdi yapýlmak istenen her yýl için 1 aylýk ücret karþýlýðý ödenen kýdem tazminatýnýn 15 günlük ücret karþýlýðý ödenmesidir. Yani yarý yarýya düþürülmesi planlanýyor. Bu, “Ýþ Güvencesi Yasa Tasarýsý” gündeme geldiðinde TÝSK baþkaný Refik Baydur’un eðer bu tasarý resmileþirse 300 bin kiþinin iþsiz kalacaðýný söylemesinden sonra atýlan bir adýmdýr. Böylece iþsiz kalacak insanlarýn kýdem tazminatlarýndan dolayý tekellere getireceði yük, yarý yarýya azaltýlmaya çalýþýlýyor. Hükümet, patronlar ve sarý sendikacýlardan oluþturulan “Bilim Kurulu”nda bu yönde bir karar alýnmýþ durumda. Þimdi “Çalýþma yaþamýnýn çaðdaþlaþtýrýlmasý” dedikleri esnek çalýþma ile birlikte bu kararý iþçi ve emekçilere kabul ettirmenin yollarýný araþtýrdýklarýna þüphe yok. “Ýþ Güvencesi Yasa Tasarýsý” adýyla bilinen oyalama tasarýsý bunlardan biri. Ýþçi ve emekçilere adeta “size iþ güvencesi vaat ediyoruz ama öncelikle hali hazýrda ne kadar hakkýnýz vb. varsa onlarý sizden almamýz gerekiyor” deniliyor. Bugün çalýþabilir kesimin önemli bir bölümünün iþsiz olduðu düþünülürse bunun ne büyük bir aldatmaca olduðu daha iyi anlaþýlýr. Milyonlarca iþsiz arasýnda iþini kaybedenler olduðu gibi, bugüne kadar hiçbir iþi olmamýþ olanlar da var. Ýþ bulamayan, açlýk ve yoksullukla boðuþan insanlar için “iþ güvencesi” hiçbir anlam ifade etmiyor; çalýþanlar içinse yasanýn ne getireceði tam olarak bilinmediði için büyük bir belirsizlik söz konusu. Burjuvazi de tam bu belirsizlik üzerinden hareket ediyor. Ýþçi ve emekçiler, beklenti içinde býrakýlarak, büyük eylemlerin önü alýnmaya çalýþýlýyor. Her zaman olduðu gibi bu konuda en uðursuz rolü, burjuva sendikacýlar oynuyorlar. Sürekli iþçiler arasýnda taviz vermenin kaçýnýlmaz olduðu dü-

þüncesi yayýlýyor. Özcesi iþçi ve emekçilere “ ‘Ýþ Güvencesi Yasa Tasarýsý’nýn meclisten geçmesini ve yürürlüðe girmesini istiyorsanýz, size dayatýlan her þeyi kabul etmek zorundasýnýz” diyorlar. Ýþçilerin baþýnýn üzerinde salýnan iþsizlik kýlýcýnýn kabzasý þimdi bu burjuva sendikacýlarýn elindedir. Ve açýktýr ki, iþçi sýnýfý ve emekçiler bu burjuva sarý sendikacýlarý tepelemeden devrimci eylemlere giriþemeyecekler. Ýþçi ve emekçilerin yapacaklarý devrimci eylemlerin ilkinin bu olmasý artýk kaçýnýlmaz hale gelmiþtir. Ýþçi ve emekçiler, burjuva sendikacýlara anladýklarý dilden gereken cevabý verip yollarýný açmalýdýrlar. Hala onlarýn peþinden “uyarý eylemleri”ne gitmek, iþçi sýnýfý ve emekçiler için çok aðýr sonuçlar doðuracaktýr. Bugüne kadar yapýlan “uyarý eylemleri”nden iþçi ve emekçiler hiçbir þey elde edemediler. Burjuvazi, iþçi ve emekçilere karþý iç savaþ yürütürken, iþçi ve emekçilerin onun karþýsýnda sadece “uyarý eylemleri” ile yetinmesi, büyük bir aymazlýk örneði olacaktýr. Burjuvazi iþçi sýnýfý ve emekçileri daha büyük bir sefalete sürüklemek, sömürüyü kat be kat arttýrmak için çýkardýðý yasalarý bu “uyarý eylemleri”ne güvenerek böyle pervasýzca yürürlüðe koyabiliyor. Ýþçilerin kýdem tazminatlarýnýn yarý yarýya düþürülmesi demek, herhangi bir nedenle iþten çýkarýlan bir iþçinin kelimenin tam anlamýyla aç kalmasý demektir. Bundan daha ötesi yoktur. Ýþsizlik sigortasý vb’nin ne olduðu da yeterince anlaþýlmýþ durumdadýr. Bundan herkesin yararlanamamasý bir yana, yararlananlarýn aldýðý miktar da hiçbir zorunlu ihtiyacýný dahi karþýlayamayacak düzeydedir. Tekelci kapitalist sistem her gün binlerce iþçiyi, emekçiyi sokaða atýyor, iþsiz býrakýyor ve sonra da bu insanlar ayaklanmasýn diye aðýzlarýna bir parmak bal sürmeye çalýþýyor. Önce iþçi ve emekçiler attan indiriliyor, sonra uyuz eþeðe bindirilmeye çalýþýlýyor. Her gün, her saat iþçi ve emekçilerin ücretlerinde kesintiye gidiliyor. Devletin topladýðý verginin çoðu bu kesimlerden alýnýyor. Ücretli kesim son 10 yýlda devlete 59 milyar 383 milyon dolar (8,3 katrilyon lira) gelir vergisi ödemiþ. Bu yaklaþýk toplam verginin % 47,85’ini oluþturuyor. Bu Marks’ýn ünlü “vergi hükümeti emziren bir memedir” sözünün günümüzde de nasýl geçerliliðini koruduðunu, bu vergiler olmasa bugün zaten zar zor ayakta durabilen, adým atmaya mecali bile kalmamýþ “hasta adam”ýn nasýl komaya gireceðini gösteriyor. Bugünkü IMF-TC koalisyonu, yeni vergilerle emekçi halký daha da yoksullaþtýrarak, açlýðý daha da yaygýnlaþtýrarak kendisini kurtarmaya çalýþýyor. Ýþçi sýnýfý ve emekçilerden alýnan vergiler, burjuvazinin güvenci için, batýk bankalarýn, þirketle-


iktidar için

Mücadele Birliði

26

rin kurtarýlmasý için tahsis ediliyor. “Ýstanbul Yaklaþýmý” de- lerinin sonuçlarýný daha iyi çýkarabilecek, kitle hareketinin denilen anlayýþ, bunun en açýk örneðidir. Zor durumdaki þirket- neyiminden daha iyi öðrenebilecek durumdalar. Mücadele ilerin kredi borçlarýnýn devlet tarafýndan satýn alýnýp kapatýlma- çinde geçen yýllar boyunca, kendiliðinden bir sýnýf olmaktan, sýný ön gören bu “yaklaþým”, devlet-tekel bütünleþmesinin kendisi için bir sýnýf olmaya daha çok yaklaþtýlar. 15-16 Hazipratik görünümlerinden birini oluþturuyor. Vergi musluðun- ran 1970’ten bugüne kadar iþçi sýnýfý ve emekçilerin mücadedan akan sular, devletin koltukladýðý þirketlerin havuzunda bi- lesi kimi zaman yükselerek, kimi zaman güç toplamak için riktiriliyor. geri çekilerek sürekliliðini korudu. Ýþçiler ve emekçiler, kimi Ýþçi ve emekçiler bütün bunlarý görmüyor, anlamýyor dezaman hak alma eylemleriyle, kimi zaman grevlerle, kimi zaðiller. Her þey onlarýn gözlerinin önünde oluyor. Bütün bu geman çatýþarak sýnýf mücadelesini geliþtirdiler. Gelinen aþamaliþmeleri en yakýcý biçimde yaþamlarýnda hisseden onlardýr. da bunun gerisine düþmeleri mümkün deðildir. Bunca yýlýn Elbette onlar kendilerinden gasp edilenin nereye gittiðini görebiliyorlar. Sömürü ne kadar gizlenirse gizlensin, ne kadar mücadele deneyimi iþçi ve emekçilere ancak mücadele edenonlara emeklerinin karþýlýðýnýn ödendiði yalaný söylenirse lerin kazanabileceklerini göstermiþtir. Ve artýk mücadele sadece burjuvaziye karþý deðil, onun söylensin, iþçi ve emekçiler her zasýnýf içindeki uzantýlarýna karþý man kendilerine düþen yoksulluda verilmelidir. Kimsenin iþçi ðun, servetin belli ellerde birikmeÝþçiler ve emekçiler, tek tek gasp sýnýfýnýn birlik görüntüsünün sinden kaynaklandýðýný anlýyorlar. edilen haklarýnýn peþinden bozulacaðýndan korkusu olmaBaþkalarý bu kadar lüks içinde yakoþ tur mak tan çok bu du ru mun þadýðý içindir ki, iþçi ve emekçiler, masý gerekir. IMF-TC koalisyoekmek bulamýyorlar. Kapita list nuna karþý yapay bir birlik gökökünden deðiþmesini, sistemin bu gerçeði, her geçen gün rüntüsünden daha önemli olan artýk yaþamlarýnýn bugüne kadar daha açýk bir þekilde görülüyor. mücadelenin önünü kesen, onun Þundan kesinlikle emin olabiliriz: olduðu gibi devam etmemesini hýzýný yavaþlatmaya çalýþan, yöbugün milyonlarca iþçi ve emekçi, nünü saptýrmak isteyen ve güçistiyorlar. “Uyarý eylemleri”nin burjuvalarý mülksüzleþtirmek için ten düþüren, onu burjuva düzen varolan durumu olduðu can atýyor, bu eþitsizliðe son versýnýrlarý içine çekmeye çalýþan mek istiyorlar. Onlarýn bilmediklegibi devam ettirmekten, kendini burjuva sarý sendikacýlarýn ve ri bunu nasýl yapacaklarý. Ýçlerinde sosyal reformistlerin saflardan kan dýr mak tan baþ ka bir yýllardýr birikmiþ olan acýlarý, öfayýklanýp dýþarý atýlmasýdýr. Sýkeyi nasýl açýða vuracaklarýný, karanlamý yok. Bununla nýf mücadelesi ciddi bir savaþýlarýnda duran ve mülk sahibi sýsonuç alýnamadýðý, alýnamayacaðý þýmdýr ve hatýr, gönül dinlemez. nýflarý koruyan zor aygýtýný nasýl aHer þeyden önce sýnýfýn kendisi artýk yeterince görüldüðü þacaklarýný bilmiyorlar. Bunu bilonu iktidardan uzak tutan, devseler, yýllardýr bilenen sýnýf kininin için farklý mücadele rimci iktidar için mücadeleden keskin ucu, burjuvalarý biçecektir. a raç ve yön tem le re yö nel mek onu alýkoyan herkesin onun en “Uyarý eylemleri” onlarýn bu isteklerine cevap vermiyor. Ýþçi ve ekaçýnýlmaz hale gelmiþtir. büyük düþmaný olduðunu bilmekçiler, birilerini uyarmak deðil, mesi gerekir. Ünlü Alman askeyaþam araçlarýna sahip olmak, en ri teorisyen Clautwitze’in dediði “radikal gereksinimler”ini karþýlamak istiyorlar. Sonuna kadar gibi “savaþ önce kafada kazanýlýr”. Bu yýllardýr süren savaþýgidebileceklerini ve istediklerini elde edebileceklerini bilseler, mý kazanmak için iþçi ve emekçiler, mücadelelerin boþa olmakendi yaþamlarý pahasýna da olsa eyleme geçmeyi göze alý- dýðýna, mutlaka kazanacaklarýna inanmalýdýrlar. Ve kazanmak yorlar. Ýþçiler ve emekçiler, tek tek gasp edilen haklarýnýn pe- için gerekli mücadele araç ve yöntemlerini onlara gösteren þinden koþturmaktan çok bu durumun kökünden deðiþmesini, proletaryanýn devrimci sýnýf partisiyle canlý baðlarýný sýklaþtýrartýk yaþamlarýnýn bugüne kadar olduðu gibi devam etmememalýdýrlar. “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak” sloganý onlara ne sini istiyorlar. “Uyarý eylemleri”nin varolan durumu olduðu kadar çabuk ve sýklýkla ulaþýrsa, iþçi ve emekçilerin iktidar igibi devam ettirmekten, kendini kandýrmaktan baþka bir anlamý yok. Bununla sonuç alýnamadýðý, alýnamayacaðý artýk ye- çin mücadelesi o kadar büyük bir geliþim gösterecektir. Kýterince görüldüðü için farklý mücadele araç ve yöntemlere yö- dem tazminatlarý yarý yarýya düþürülen, sendikalarý kapatýlan, grevleri ertelenen ve daha bunun gibi onlarca saldýrýyla karþý nelmek kaçýnýlmaz hale gelmiþtir. Ýþçi sýnýfý ve emekçilerin mücadele tarihinde 15-16 Hazi- karþýya kalan iþçi ve emekçiler, yaþamsal sorunlarýný çözmek ran eylemleri var. 30 yýldan fazla süredir iþçi ve emekçiler da- için devrimci eylem yoluna girmelidirler. Kaybedecekleri tek ha bilinçli ve daha örgütlü hale geldiler. Þu anda kendi eylem- þey zincirleri olacaktýr.


iktidar için

Mücadele Birliði

Ba kýrköy Ruh ve Sinir Has t a lýk la rý Hastanesi çalýþanlarý 8 Mayýs’ta tüm çalýþanlarýn katýlýmýyla bir eylem düzenledi. Yaklaþýk 750 kiþinin katýldýðý saðlýk emekçileri yer alýyordu. Bu eylemin niteliðini ve amacýný öðrenebilmek için onlarla bir görüþme yaptýk. Ý.Ý. Mücadele Birliði Dergisi: 8 Mayýs Çarþamba günü Bakýrköy Ruh ve Sinir Hastalýklarý Hastanesi çalýþanlarý olarak bir eylem yaptýnýz. Bunun sebebi neydi? Bir Saðlýk Emekçisi: O gün hastane bahçesinde yaptýðýmýz ve çalýþanlarýn yarýdan fazlasýnýn katýldýðý eylemin amacý, Döner Sermayeden payýmýza düþen miktarýn bize verilmiyor olmasýydý. Genellikle diðer hastanelerde 3 ayda bir en az 500 milyon TL. daðýtan döner sermayeden bize bazý dönemler hiç verilmemek üzere, en fazla verilen miktar 100 milyon TL’dýr. Aslýnda döner sermaye haksýzlýðý önce halkýn, sonra bizim emeðimizin iki kere soygunuydu. Tepkilerin Döner Sermaye daðýtýmýndaki adaletsizlikle birleþmesi aslýnda þekilseldi. Baþhekimin padiþahvari yönetimi medya yoluyla kendine siyasi rant saðlamak uðruna neredeyse hastaneye arada sýrada tehdit ve hakaretler yaðdýrmak üzere gelmesi, tüm hastaneyi kendi özel hastalarýnýn emrine sokmaya çalýþmasý ve benzeri tepkilerin yoðunlaþmasý, iþ yükünün kadrosuzluk nedeniyle artmasý, hastane kapasitesinin hasta yoðunluðunu karþýlamamasý ve bunun için tedbirlerin alýnmamasý gibi aslýnda bir çok nedenin birikimiydi. Ý.Ý. Mücadele Birliði Dergisi: Bu eylem için nasýl bir hazýrlýk aþamasýndan geçtiniz? Bir Saðlýk Emekçisi: Hastanemizde uzun süredir sürmekte olan Türk Kamu Sen’e baðlý Türk Saðlýk Sen’in Saðlýk Emekçileri Sendikasý (SES) üyelerine yönelik baskýlarýný tespit etmek ve çözümlemek için yola çýktýk. Baþlangýçta amacýmýz tüm hastaneyi dolaþýp, baský uygulayan, tehdit-vaat yöntemiyle SES üyeliðinden istifa ettirip Türk Saðlýk Sen üyeliðine kayýt iþlemleri yürütenleri tespit etmekti. Ayný zamanda baskýya uðrayanlarla dayanýþmak, bu baskýlarý teþhir etmek ve çalýþanlarý uyarmak istiyorduk. Servisleri dolaþýrken bu sorunla ilgili sýk sýk karþýmýza çýkan tartýþmalarla yeniden karþýlaþtýk. Bunun üzerine Döner Sermaye’den payýmýza düþen, eþit ve hak ettiðimiz kadar almak üzere görüþmeler yaptýk. Tüm çalýþanlar hem fikirdi. Ancak bazý sorunlarýmýz vardý. 1080 kadrolu saðlýk memurunun çalýþtýðý hastanede yaklaþýk 300 SES ve 200 kadar da Türk Saðlýk Sen üyesi vardý. Geri kalanlar herhangi bir sendikaya üye olmakta çekingen davranýyorlardý. Çalýþanlar “Eylem yapalým ama çalýþanlar adýna olsun, onun yaptýðý eyleme diðeri katýlmýyor” fikrinde hemfikirdiler. Uzun süre tarafsýz kalýnamayacaðýný bilerek ama çalýþanlarýn ortak kararýna uyma tavrýyla eylem organizasyonu-

27

na giriþtik. Gün belirledik ve herkese eylem haberini yaydýk. Bundan sonrasý çoðunlukla kendiliðinden geliþti. Kýbrýs’ta olan Baþhekim uçakla gelip hastanedeki belli baþlý kiþileri çaðýrýp uzlaþma-tehdit-demagoji-aldatma gibi tüm politikalarý uygulayarak bizi vazgeçirmeye, bu yürüyüþü toplantý haline dönüþtürmeye çalýþtý. Kabul etmedik. Ertesi gün tüm hastaneye Baþhemþire yardýmcýlarý tarafýndan dört bir koldan Baþhekim’le eylem organizasyonunun anlaþtýðý, eylem saati olan 13:00’de toplantý salonunda olunacaðý, hatta orada olmanýn zorunlu olduðu, gelmeyenlere soruþturma açýlacaðý haberi yayýlmýþtý. Hemen tüm hastaneyi yeniden dolaþtýk. Çalýþanlar tepkiliydiler. “Siz isterseniz toplantýya gidin, biz eylem yapacaðýz” diyorlardý. Zaten böyle bir uzlaþmanýn olmadýðýný ve eylemin olacaðýný anlattýk. Bu arada doktorlarýn toplantý yapacaklarýný ve eylemi görüþeceklerini duyduk. Toplantýda herkes hemfikirdi. Eylem yapýlacak, kimse toplantý salonuna gitmeyecekti. Hastanede uyguladýklarý faþist baskýlarý geri tepen Türk Saðlýk Sen’liler de kendilerini aklama kaygýsýndaydýlar. Doðrusu bu eylem onlar için de geride duramayacaklarý bir eylemdi. Üstelik tabanlarý da eyleme katýlma kararý almýþtý. Ý.Ý. Mücadele Birliði Dergisi: Eylemle ilgili kýsa bir deðerlendirme yapar mýsýnýz? Bir Saðlýk Emekçisi: Eylem, söylediðimiz gibi kendiliðinden geliþti. Çalýþanlarýn hiçbir geri adým atmaya tahammülü yoktu. PTT önünden Düþünen Adam Heykeli’ne yürüyecek, orada serbest kürsü oluþturup basýna konuþmalar yapacaktýk. Ancak Düþünen Adam Heykeli’ne geldiðimizde, Baþhekim baþköþeyi, yani kürsüyü kendi tekeline aldý. Eylemi yine kendi reklamýna çevirebileceðini düþünüyordu. Basýna konuþma yapacaktý. Ama alkýþlar git gide daha çok yükseldi ve çalýþanlar Baþhekimi orada býrakýp yuhalamalar eþliðinde ona tek kelime konuþturmadan yürümeye baþladýlar. Gerçekten herkes bu birliðe ve davranýþa hayran kaldý. Tek vücut halinde geri yürüdük ve basýn açýklamasýný Hemþire Lojmanlarý’nýn önünde yaptýk. Ý.Ý. Mücadele Birliði Dergisi: Bundan sonrasý için düþünceleriniz nelerdir? Bir Saðlýk Emekçisi: Eylem aslýnda uzun süredir toparlanamayan tepkilerin bir araya getirilmesinden ibaretti. Pek çok eksiðimize raðmen emekçiler, öfkenin haklýlýðýný tereddütsüz dile getirdiler. Bu eylem kýsa vadede baþarýya ulaþtý sayýlmaz ama Baþhekimlik Döner Sermaye gelirlerinin ödeme emrini imzalamak zorunda býrakýldý. Tabi amaç sadece bu deðil. Ama çalýþanlar ciddi bir özgüven kazandýlar. Bu bence önemli bir kazanç. Tabi yanlarýnda görmek isteyip göremedikleri bazý sendikacýlarý yargýlama fýrsatýný da buldular. Güvenecekleri insanlarý ayýrdýlar. Eylem sonrasý tepkilerden aldýklarýmýz bunlar. Eðer süreç doðru kavranabilir ve iyi yönlendirilebilirse, pek çok þey yapýlabilir. Yapýlacak çok þey de var. Faþist baskýlarla ilgili çalýþmalarýmýz da devam ediyor. Osman Durmuþ’un beslemeler önemli derecede sindiler. Þimdi onlar karþýsýnda bile bir etkinliðimiz ve saygýnlýðýmýz var. Çalýþmalarýmýz devam edecek. Ý.Ý. Mücadele Birliði Dergisi: Size teþekkür ediyor, çalýþmalarýnýzda baþarýlar diliyoruz.


iktidar için

28

Mücadele Birliði

KA MU ÝÞ ÇÝ VE E MEK ÇÝ LE RÝ’NE IMF’nin hükümetle anlaþtýðý “Kamu Ýstihdamýnýn Daraltýlmasý Ve Verimliliðin Artýrýlmasý” adý altýnda iþçi kýyýmý ve esnek çalýþma, TÜRK-ÝÞ’in de imzaladýðý protokolle yaþama geçiriliyor. TÜRK-ÝÞ baþkaný Bayram Meral, sendika temsilcilerinin de içinde bulunduðu bir komisyon oluþturulacaðýný söyleyerek, “Krizden dolayý durgunluk olan yerlerde emekliliði gelmiþ ve üretken olmayan arkadaþlarýmýza hizmetlerinden dolayý teþekkür edilecek” demiþtir. Ecevit ise konuya iliþkin olarak, “Bu çok önemli bir geliþme tabii. Kamu kesiminde istihdam sorununun çözümü için, verimlilik açýsýndan çok önemli bir adým atýlmýþ oluyor” demiþ, protokolün kaç iþçiyi kapsadýðýnýn sorulmasý üzerine de “bir hayli iþçiyi kapsadýðýný” ancak kesin bir rakam vermenin mümkün olmadýðýný söylemiþtir. Ayný süreç kamu emekçilerine de Bölge Müdürlükleri’nin kapatýlmasý þeklinde yansýmýþtýr. Hükümetin IMF’ye verdiði niyet mektubuna göre, 112 Bölge Müdürlüðü’nün 31 Mayýs’a kadar, 73 Bölge Müdürlüðü’nün daha 2004 yýlýna kadar kapatýlacaðý taahhüt edilmiþtir. Tüm bu yaþananlarýn, on binlerce iþçinin ve emekçinin iþinden atýlarak açlýða, sefalete mahkûm edilip, yaþamdan kovulmasýnýn sebebi nedir? Hangi ekonomik-politik geliþmeler ile bunlar gerçekleþiyor? Bundan kurtuluþun yolu ne? Hangi araç ve yöntemlerle, hangi politikalar yaþama geçirilerek iþçi ve emekçiler bu saldýrýlarý püskürtüp geleceðini garanti altýna alabilir? Bütün bu sorularýn cevaplanmasýndaki en temel halkaya deðinmeliyiz. Bunun için IMF ve Dünya Bankasý’ný tanýmalýyýz. Bu kuruluþlar, uluslararasý tekellerin para kasasý, muhasebecisi ve tahsilatçýsýdýr. Bütün ülkelerin tekelci sermayelerinin bu kurumlarda payý vardýr. Türkiye tekelci sermayesinin de (emperyalist tekellere göre çok az olsa da) payý vardýr. Yani bu kurumlar tüm dünyadaki sermayenin artý deðer sömürüsünü organize edecek ortak politikalarý yaþama geçirmeye çalýþýrlar. Bu açýklamalardan da anlaþýlacaðý gibi, Türkiye tekelci sermayesinin (devleti ve hükümetinin) yaþamasý ve geliþmesi de bu politikalara baðlýdýr. Onun için en önemli halka, iþçi ve emekçilerin bütün bu politikalarýn IMF’nin dayatmasýyla yaþama geçirildiðini söyleyip sadece IMF’yi hedef göstermek en iyi ihtimalle saflýktýr. Niyet ne olursa olsun sonuç iþçi sýnýfý ve emekçileri yanýltmak, aldatmaktýr. IMF=Türkiye tekelci sermayesi, Türkiye tekelci sermayesi de=IMF’dir. Bu politikalar ikisinin de ortak çýkarlarýný temsil etmektedir. Onun için verilecek mücadelenin hedefine en

baþta Türkiye tekelci sermayesinin iktidarýný koymak zorunludur. Zaten bu politikalarýn yaþama geçirilmesinin güvencesi Türkiye tekelci sermayesinin faþist devletinin iþçi ve emekçilere uygulayacaðý baský, terör ve katliamlardýr. 19-22 Aralýk zindan katliamýndan önce Ecevit’in “Ýçeride asayiþ saðlanamadan dýþarýda asayiþ saðlanamaz” demesinin anlamý her geçen gün iþçi ve emekçilerin bilincinde daha da netleþiyor. Zindanlarda saldýrýlan, katledilen, yok edilmeye çalýþýlan sadece devrimci tutsaklar deðildi. Ayný zamanda tüm iþçi ve emekçilerin yaþamýydý, geleceðiydi. Devrimci tutsaklar iþçi sýnýfý ve emekçilere tek kurtuluþun savaþmaktan geçtiðini gösterdiler. Devam eden Ölüm Orucu eylemiyle göstermeye devam ediyorlar. Bu savaþ Ya Devrim Ya Ölüm þiarýnýn yaþama geçirilmiþ en somut halidir. Bütün saldýrýlarý püskürtüp zafer kazanmanýn tek yolu da Leninist Parti’nin politikalarý doðrultusunda komite, konsey ve milisler þeklinde örgütlenerek geçici devrim hükümeti hedefi ile Halk Ýktidarý’ný kurup, kesintisiz olarak sosyalizme geçmek için topyekün savaþa atýlma cüretiyle mümkündür. Ýþçi ve emekçiler ekonomizm ve sendikalizm sýnýrlarýný aþmadýkça, sosyal reformist-oportünist örgüt ve partilerden ayrýþmadýkça devrim ve iktidar yüzü göremez. Yaþamýný güvenceye alamaz. Her geçen zaman, iþçi sýnýfýnýn ve emekçilerin aleyhine iþlemekte. Gerçekleri görelim ve cüretle devrim ve iktidar savaþýmýna giriþelim. ÝKTÝDAR DIÞINDA HER ÞEY HÝÇBÝRÞEYDÝR! YA KANLI KAVGALI BÝR SAVAÞ VE ZAFER, YA DA AÇLIK, SEFALET, YAÞAMDAN KOVULMA VE ÖLÜM!


iktidar için

Mücadele Birliði

29

Ben Trakya’da araba kablolarý üreten bir fabrikada çalýþýyorum. Ürettiðimiz mallar yurtdýþýna ihraç ediliyor. Kapitalizmin krize girmesiyle iþçi ve emekçilere yapýlan baský ve sömürü daha da arttý. Bunlar bizim fabrikada da etkisini göstermeye baþladý. Geçen hafta iþveren fabrikaya gelerek bir toplantý yaptý. Bizlere fabrikanýn zor durumda olduðunu, dýþarýya ihraç edilen mallarý mark, dolar karþýlýðýnda sattýðýný, mark ve dolar düþmeye baþlayýnca kar oranýnýn da düþtüðünü, dolayýsýyla zarar ettiðini söyledi. Ancak bizim ücretlerimizin mark ve dolar karþýsýnda düþmesini ise hiç dile getirmedi. Bizlere fabrikanýn kurtulmasý için maaþlarýmýzdan 60 milyon liralýk fedakarlýk(!) yapmamýzý istedi. Bunun üzerine; bir arkadaþýmýz; bulunduðumuz koþullara göre aldýðýmýz ücretlerin çok düþük olduðunu, sendikalý iþçi olduðumuz halde sözleþmeli olup da þu ana kadar alamadýðýmýz birçok sosyal hakkýmýzýn olduðunu belirterek “bunlar yeterinden fazla fedakarlýk deðil mi, daha fazlasýný istemeye hakkýnýz yok” diye konuþtu. Bir baþka arkadaþýmýz; 60 milyon liranýn çok fazla olduðunu, ancak 30 milyon lira verebileceðini söyledi. Bir baþka arkadaþýmýz ise; maaþlarýmýzdan kesinti yapýlmamasýný, bunun yerine her gün bir saat fazla çalýþýlmasýný önerdi. Bunun üzerine sendikanýn fabrikaya gelmesini istedik. Þu-

be baþkaný fabrikaya geldiðinde, böyle bir þeye nasýl müsaade ettiklerini sorduk. O da “kanunen bunun mümkün olmadýðýný, ama eðer sizler isterseniz olabilir” diyerek iþverenin önerisiyle oylama yapýlacaðýný söyledi. Kabul edenlerin fabrikada kalýp çalýþabileceklerini, kabul etmeyenlerin ise tazminatlarýný alýp çýkabileceklerini söyleyerek, Türk-Metal Sendikasý’nýn nasýl patronun çýkarlarýný savunan sarý bir sendika olduðunu bizlere bir kez daha ispatladý ve sonrasýnda oylama yapýldý. Çoðunluk kabul etmediði için ücretlerimizden bir kesinti olmadý. Fabrikamýzda çalýþan iþçilerin çoðunluðu yaþlý ve bayan iþçilerden oluþuyor. Bundan dolayý, iþten atýldýklarýnda yeni bir iþ bulma þanslarý çok düþük. Bu durumda olan iþçiler geri tavýrlar alabiliyorlar. Ýþveren de bunu iþçilerin aleyhine çok iyi kullanýyor. Bu tür sorunlarý sadece bizler deðil, etrafýmýzda bulunan diðer fabrikalarda çalýþan iþçiler de yaþýyor. Bütün bu baský, sömürü vb. sorunlardan kurtulmanýn tek çözümü; kendi öz örgütlülüklerimiz olan komite ve konseylerde örgütlenerek iktidar hedefine yönelmemizdir. Aksi taktirde bütün bu sorunlardan, baský ve sömürüden hiçbir zaman kurtulamayýz.

Eskiþehir’de “Eskiþehir Hücre Karþýtý Ýnisiyatif” tarafýndan 28 Nisan 2002’de bir panel düzenlendi. Ý.Ý. Mücadele Birliði okurlarý olarak bizlerin de destek verdiði panel saat 14:00’de HADEP’in tahsis ettiði salonda gerçekleþti. Panel için salondaki panolar 19 Aralýk, Ölüm Orucu eylemi ve ölümsüzleþen devrimci tutsaklarla ilgili dergi ve gazete küpürleriyle donandý. Özellikle üç pano, 19 Aralýk ve Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþen devrimci tutsaklarýn resimlerine ayrýldý. Bu panolarýn önüne mumlar ve kýrmýzý karanfillerden bir sehpa konuldu. Panel kýsa bir müzik dinletisiyle baþladý. Devrim savaþçýlarý için 1 dakika saygý duruþunun ardýndan, tahliye edilen MLKP davasý tutsaðý Ölüm Orucu savaþçýsý ve DHKP-C davasý tutsaðý Ölüm Orucu savaþçýsý panelist olarak 19 Aralýk katliamýnda yaþananlarý ve Ölüm Orucu eylemini anlattýlar. Özellikle F Tipi zindanlarýna geçiþin, Eskiþehir tabutluðunun açýlmasýnýn, 96 Ölüm Oruçlarýnýn, Ulucanlar’ýn vb. gibi konularýn hep ayný amaca yönelik olduðundan bahsettiler. Temel amacýn devrimcileri teslim almak olduðunu anlattýlar. Daha sonra F tipi zindanlarýn koþullarýndan ve faþizmin her þeyi bir

teslim alma politikasýna çevirdiðinden, o koþullarda devrimcilerin verdiði mücadeleden bahsettiler. “3 Kapý 3 Kilit” önerisi ile ilgili ise panelistler, bunun baþlangýç noktasýna göre geri bir talep olduðunu, ancak küçük de olsa böylesi bir kazanýmla tecridin kýrýlacaðýný ve kazanýmlarýn arkasýnýn geleceðini söylediler. Tüm devrimci tutsaklarýn “3 Kapý 3 Kilit” konusunda ortaklaþtýklarýnýn söylenmesi üzerine bir Mücadele Birliði okuru, TKEP/Leninist davasý tutsaklarýnýn “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” þiarýyla Ölüm Orucuna devam ettiklerini söyleyerek bu yanlýþý düzeltti. Öðrenci gençliðin bu konuda neler yapmasý gerektiði konuþuldu. Herkesin öncelikle yakýn çevresinden baþlayarak bu konuyu anlatmasý gerektiði üzerinde duruldu. Son olarak panelistler umutla bakan gözlerimizin olduðunu, zaferin bizim olacaðýný söylediler ve “Bize Ölüm Yok” parçasýyla panel sona erdi.

YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ Bir Ýþçi/TRAKYA

Ýktidar Ýçin Mücadele Birliði Okurlarý/ ESKÝÞEHÝR


iktidar için

30

Mücadele Birliði

THKO Gerillalarý KAVGAMIZDA YAÞIYOR!

Ülkelerimiz ve dünya devrim tarihinin neredeyse her gününe bir katliam, bunun karþýsýnda ölümsüz destanlar yaratan kahramanlýk, cesaret ve fedakarlýk dolu günler sýðdýrýldý. Türkiye ve Kürdistan devrim tarihinin en önemli evrelerinden biri olan 1968’li yýllar, geçmiþten geleceðe öylesine saðlam ve köklü gelenekler yarattý ki, günümüze dek gelen bu deðerler kavgamýza güç vermekte, ýþýk olmaktadýr. Ýllegal temelde örgütlenerek, silahlý mücadeleyi ülkelerimiz topraklarýnda yaþama geçiren ilk devrimci örgütlerden THKO’nun önder kadrolarýndan ve ayný zamanda THKO’nun Nurhaklar’daki ilk gerillalarýndan olan Sinan Cemgil, Alparslan Özdoðan ve Kadir Manga’nýn katlediliþlerinin 31. yýlýndayýz. Bu üç kahraman devrimci, Nurhak daðlarýnda devrim ateþini kanlarýyla harlayarak savaþtýlar. Yoldaþlarý Deniz’i, Yusuf’u ve Hüseyin’i özgürleþtirmek, yeniden kavga alanlarýna katmak için bir eylem yapma hazýr-

lýðýndaydýlar. Malatya-Kürecik’teki ABD üssüne baskýn düzenleme kararý almýþlardý. TC’nin kolluk güçleri tarafýndan alýnan bir ihbarla eylemi gerçekleþtiremeden Nurhaklar’da kuþatýlmýþlardý. Nurhaklar’dan köylere inen, faþizme karþý sýkýlan kurþunun, haykýrýlan sloganlarýn sesi, yüreklerinde ve gözlerinde tereddütün izlerinin olmadýðýna kanýttýr. Kahramanca savaþarak, kahramanca karþýlamýþlardýr ölümü. 31 Mayýs 1971 günü saat 13:00’de verilen radyo haberlerinde; “Adýyaman’ýn Gölbaþý Ýlçesi Ýnekli Köyü’nde jandarmalarla girdiði çarpýþma sonucu ODTÜ öðrencisi Sinan Cemgil ile Alpaslan Özdoðan ve Erzurum Atatürk Üniversitesi öðrencisi Kadir Manga’nýn öldürüldüðü, Mustafa Yalçýner’in yaralý, Hacý Tonak’ýn da sað yakalandýðý” söylenir. Haberi radyodan öðrenen Sinan Cemgil’in ailesi hemen yola çýkarak Adýyaman’ýn Gölbaþý ilçesine gitmiþlerdir. Sinan’ýn annesi Nazife Cemgil, çevresini saran köylü kadýnlara Sinanlar’ý þöyle anlatmýþtýr: “Bu oð-

Ekonomik ve siyasal krizinin her geçen gün büyüyerek derinleþen burjuvazinin, yýkýmýný biraz olsun geciktirebilme telaþýyla hareket eden burjuva sýnýf, iç savaþý kendi cephesinden yükselterek, ezilen halklara, iþçi sýnýfý ve emekçilere, devrimci tutsaklara yönelik saldýrýlarýný tüm faþist yöntemlerle topyekün saldýrý biçimine dönüþtürdüðü sýrada iþçi sýnýfýnýn ve emekçi halklarýmýzýn mücadele bayraðýný her gün biraz daha ileriye taþýyarak, faþist TC devletinin kaçýnýlmaz olarak boy hedefi haline gelen proletaryanýn devrimci sýnýf partisi TKEP/Leninist’e yönelik yok etme kapsamýnda sürdürülen operasyonlarda gözaltýna alýnýr Emin DÝKER yoldaþ. Devrimci mücadeleyle ilk olarak tanýþtýðý Tokat’ýn ardýndan yaþamýný devam ettirebilmek için geldiði Ýstanbul’da bir emekçi semti olan Esenler’de iþçi ve emekçilere yönelik yürütülen devrimci çalýþmalarla kýsa sürede bölge halkýnýn olduðu gibi düþma-

lum Sinan... Bunlar da onun arkadaþlarý (Kadir ve Alpaslan), kardeþleri.... onlar da oðullarým... Bu çocuklar, bu oðullar; bu ülkeyi, halký, sizleri sevdiler. Baþka bir istekleri yoktu. Her biri birer dehaydý. Her biri üstün zekalý birer güzel insandý. Dileselerdi, düzenin adamlarý olsalardý, þimdi burada cansýz yatmazlardý. Birer milyoner olurlardý. Ama onlar, halký, sizleri sevdiler. Sizin sorunlarýnýzý omuzladýlar. Size yalan söylüyorlar. Onlar eþkiya deðildi.” (Nurhak’ta Bir Þafak Vakti/Turan Feyizoðlu) Türkiye ve Kürdistan devrimci mücadelesine can veren Deniz’lerin, Sinan’larýn devrettiði bayrak, þimdi onlarýn yolunda ilerleyen ve iktidarý alma bilinci ile hareket eden yoldaþlarýnýn elindedir. Onlar’dan alýnan bilinci ileri taþýmakta, Onlar’a olan devrim sözünü yerine getirmede ayný kararlýlýk ve baþeðmez karþý koyuþta bir an bile geri durmayacak olan Leninistler, devraldýklarý bayraðý, daha da yükseklere taþýmaya and içmiþlerdir. Ýþte bu yüzden haykýrýyorlar her an; Zafere Kadar Daima... Ya Devrim Ya Ölüm!

nýn da ilgisini ve dikkatini çeker. Yoldaþýn üzerindeki baskýlar artmaya baþlar ve 29-30 Nisan 1996 tarihlerinde gerçekleþtirilen operasyon sýrasýnda gözaltýna alýnan Emin yoldaþ düþmanýn ihanet çaðrýlarýna karþý bedenini siper yaparak bütün iþkence yöntemlerine kararlýlýkla direnir ve bu baþeðmez komünist tavrýndan dolayý polis tarafýndan kurþunlanarak katledilir. Tarihsel olarak eskiyi, çürümüþlüðü, yýkýlýp, yok olaný temsil eden burjuva sýnýf ve onun kolluk güçleri, yeninin, sosyalizm ve devrim mücadelesinin geliþip güçlenmesi karþýsýnda o kadar çaresiz ve aciz bir ruh haline bürünmüþlerdir ki, katlettikleri devrimcinin cesedine bir baþka devrimci örgütün bayraðýný baðlayarak devrimciler tarafýndan cezalandýrýlmýþ süsü vermeye çalýþmýþ, böylece bir yandan kendi katliamýný siyasal örgütler üzerine atmaya çalýþýrken, diðer yandan da bu örnekte görüldüðü gibi birkaç örgüte birden atarak provakatif bir ortam yaratmaya uðraþmýþtýr. Bizler biliyoruz ki; faþizm kendi kanlý düzenini sürdürebilmek için her türlü aþaðýlýk yönteme baþvurabilir. Ancak, acz içinde ne kadar çýrpýnýrlarsa çýrpýnsýnlar er ya da geç tarihin çöplüðündeki yerlerini alacaklardýr. Ve bu sömürü düzenini yok edinceye deðin güneþe yürüyüþümüz aralýksýz devam edecektir. Bu anlamda, sýnýflar mücadelesinin ne ilk ne de son kaybýdýr Emin DÝKER yoldaþ. Ve o da kýzýl bir meþale olarak diðer tüm devrim ve komünizm savaþçýlarý gibi yolumuzu aydýnlatýyor, inanç, cesaret ve kararlýlýðýyla, feda ruhuyla bize her an kavgayý öðretmeye devam ediyor.


iktidar için

31

Mücadele Birliði

Ser Verip Sýr Vermemenin Türküsü: ÝBRAHÝM KAYPAKKAYA 1968’li yýllar devrimci mücadelenin ülkelerimizde ve dünyada yükseliþe geçtiði bir dönemdir. Ýþte böylesi bir dönemde; Denizler’in, Yusuflar’ýn, Hüseyinler’in, Mahirler’in yarattýðý deðerler can ve kan bedeli olarak yazýlýyordu ülkelerimiz devrim tarihine. Yüzlerce devrimci, faþist devlet tarafýndan katlediliyordu. Nurhaklar’da THKO savaþçýlarý Sinan, Kadir, Alparslan... devrimin zaferi için mücadele birliðinin gerekliliðine inanan THKP-C önder kadrolarýndan Mahir ve yoldaþlarý, zaferi kazanmanýn olmazsa olmaz yolunun silahlý mücadeleden geçtiðini söyleyen Denizler... Ve yakalandýktan sonra yoldaþlarýna yazdýðý bir mektubuyla “...silahlý mücadele asla durdurulmamalýdýr. Bizi geliþtirip güçlendirecek odur...” diyen Ýbrahim Kaypakkaya ve yoldaþý Ali Haydar Yýldýz... Özellikle, faþizmin en yoðun saldýrýlarýnýn ve en vahþi katliamlarýnýn yaþandýðý dönemlerde devrimci kadrolar, tarih sayfalarýna yeni yeni kahramanlýk, fedakarlýk ve cesaret örnekleri eklemiþlerdir. Kýzýldere’de can bedeli çatýþarak düþmana teslim olmayan Mahirler’den, daraðaçlarýna baþý dik yürüyen, kendi ipini kendileri göðüsleyen Denizler’e, Nurhaklar’da ölümsüzleþen Sinanlar’dan, iþkence sehpalarýnda ser verip sýr vermeyen Ýbrahim Kaypakkaya’ya kadar birçok devrimci böylesi dönemlerde ileri atýlan, kendini feda eden, yiðit savaþçýlar olmuþlardýr. Faþist devlet, Denizler’in asýlmasý ve Mahirler’in Kýzýldere’de savaþarak katledilmeleri sonrasý 1973 Ocak ayýnda bu kez TKP/ML önder kadrolarýný hedef alýyordu. Tunceli’nin Mirik Mezrasý’nýn Vartinik Köyünde, faþizmin eli kanlý katillerinden biri olan Fehmi Altýnbilek isimli üsteðmen komutasýndaki TC’nin kolluk güçleri ile Ali Haydar Yýldýz ve Ýbrahim Kaypakkaya arasýnda çýkan çatýþmada Ali Haydar Yýldýz orada vurulmuþ, Ýbrahim Kaypakkaya ise bölgeden uzaklaþmýþtýr. Ali Haydar Yýldýz yakalandýðýnda yaralýdýr, O’nu baðlayarak Kutu Deresi Karakolu’na kadar sürüklemiþlerdir. Ali Haydar Yýldýz, Kürdistan’ýn dondurucu soðuðunda kar üzerinde yaralý olarak sürüklenerek karakola getirilmiþ, bu sýrada katledilmiþtir. Faþist devletin aldýðý ihbar iki kiþi olduklarý yönündedir. Tüm bölge ablukaya alýnarak diðer devrimci aranmaktadýr. Yaralý olarak bir köye giren Ýbrahim Kaypakkaya, saklandýðý evde faþist bir öðretmenin ihbarý üzerine yakalanmýþtýr. Saatlerce yaralý haliyle yürütülerek karakola getirilen Ýbrahim Kaypakkaya, yaþadýðý tüm iþkenceler karþýnda baþ eðmemiþ, düþmana teslim olmamýþtýr. Günler sonra Diyarbakýr’a ge-

tirilmiþ, yaralarýnýn iyileþtirilmesi(!) için hastaneye yatýrýlmýþtýr. Buradan yaþadýklarýný ve saðlýk durumunu anlatmak için yoldaþlarýna mektup yazmýþtýr: “...baþýmdaki ve boynumdaki yaralar 20 günde kapandý. Bu arada þunu da belirteyim; yaralý vaziyette ilk bir hafta her iki kolumdan karyolaya çarmýha gerer gibi gerdiler. Israr üzerine kelepçenin birini çözdüler. Þimdi tek elimle karyolaya kelepçeli durumdayým. 24 Ocak’ta baskýna uðramýþtýk. 22 Þubat’ta iki ayaðýmdan ameliyat oldum. Sað ayaðýmda hiç parmak kalmadý. Vaziyet de parlak deðil. Sol ayaðýmda hatýra olarak küçük parmaðým kaldý...” (Ýbrahim Kaypakkaya Hayatý ve Mücadelesi / Nihat Behram, s.68) dediði mektubunu, yoldaþlarýna öneriler sunarak bitirmiþtir. Faþizmin eli kanlý katillerinin iþkenceleri karþýsýnda tek bir “sýrrýný” düþmana vermeyen Ýbrahim Kaypakkaya için, 19 Mayýs 1973 günü oðlunu ziyarete giden Ali Kaypakkaya’ya “oðlunun intihar ettiði” söylenmiþtir. Ýbrahim Kaypakkaya ile Diyarbakýr Zindanýnda birlikte kalan diðer devrimci tutsaklar, sýkýyönetim komutanlýðýna verdikleri dilekçede “...16.05.1973 tarihinde hücresinden alýnarak MÝT’e götürüldüðünü ve MÝT’te yapýlan iþkencelerle öldürüldüðünü...” yazmýþlardýr. Kurulduðu günden bugüne tarihi kanlý katliamlarla dolu TC’nin ilk katliamý deðildi bu, sonuncusu da olmayacaktý. O günlerden bugüne geçen onlarca yýllýk süreç içerisinde yüzbinlerce insan; iþkenceli sorgulardan geçirilmiþ, zindanlara atýlmýþ, kaybedilmiþ ve katledilmiþtir. Yaþanan tüm baskýlara, iþkencelere, katliamlara karþý iþçi ve emekçilerin haklý mücadelelerini haykýrmaktan geri durmayan devrimin öncü kadrolarý faþist devlet tarafýndan en aðýr koþullarda tutsak edilmiþ, zindanlarda katledilmiþtir. Tüm bu yaþananlar, iþçi ve emekçi halklarýmýza bir kez daha devrim ve iktidarý alma mücadelesinin kanlý kavgalý bir savaþtan geçeceðini kavratmalýdýr. Faþist devletin katliamlarýný durdurmanýn, sýnýfsýz ve sömürüsüz bir dünya kurabilmenin tek yolu “Ya Devrim Ya Ölüm” þiarýný özümseyerek, iktidarý alma bilinciyle savaþmaktan geçmektedir.

lümsüzdür”, “Deniz Gezmiþ Ölümsüzdür”, “Tanklara Karþý Taþ, Özgür Filistin Kazanacak”, “Yaþasýn Devrim Ve Sosyalizm”, “68 Ruhuyla Hücreleri Parçala”, “Hepimiz Birer Deniziz” sloganlarýnýn atýldýðý eylemde saygý duruþu ve basýn açýklamasýnýn arkasýndan, 1993’te Sivas’ta yakýlarak katledilen 33 6 Mayýs 1972... Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ý- aydýnýn mezarlarý da ziyaret edilerek saygý duruþunda bulunulnan... Üç devrim savaþçýsý... Onlar proletaryanýn ve zora daya- du. Eylem yaklaþýk 13.00’da kitlenin daðýlmasýyla sona erdi. lý devrim mücadelesinin önderleri, birleþik devrimimizin yenil- Proletaryanýn bu öncü üç devrimcisinin yürüttüðü mücadele, mez savaþçýlarýydý. mücadelemizin yolunu aydýnlatýyor. Ölümsüzleþmelerinin 30. yýlýnda bu devrim savaþçýlarýný Yaþasýn Devrimci Öðrenci Birliði! anmak için mezarlarý baþýndaydýk. Saat 12.30’da Ankara’daki Denizlerin Yolunda Leninist Saflara! Karþýyaka Mezarlýðý’nda Denizlerin mezarlarý baþýnda gerçekÝktidar Ýçin Mücadele Birliði Okuru/Ankara leþtirilen eyleme yaklaþýk 750 kiþi katýldý. “Devrim Þehitleri Ö-


iimb07  

“YA DEVRÝM YA ÖLÜM” Þiarýný 6 aylýk= 50 EURO 12 aylýk= 100 EURO 6 aylýk= 3.000.000 12 aylýk= 6.000.000 Yurtiçi Abonelik Koþullarý: Yurtdýþý...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you