Page 1

cmy k

Direniflle bafllad› umutla sürüyor Emekçilerden yeni y›la merhaba 2009’un ilk günlerini emekçiler direnifllerle karfl›lam›fllard›. Sinter iflçileri, Ünsa Ambalaj iflçileri yeni y›la iflyeri iflgalleriyle girmifl, y›l boyunca Tezcan Galvaniz, Selga, Meha Tekstil, Okmeydan› Hastanesi, ATV Sabah’ta çal›flan s›n›f kardeflleri de onlar gibi haklar› için direnifli seçenler aras›nda yer alm›fllard›. Y›l içerisinde AKP hükümeti neo-liberal sald›r› program›na h›z verdikçe, kriz bahanesiyle

hak gasplar› yayg›nlaflm›fl, halk›n öfkesi soka¤a taflm›flt›. 15 fiubat’ta on binler krize karfl› ilk kitlesel eylemi yaparken bu mitingi do¤rudan eylem çizgisinin ilk örnekleri olan marketlerdeki ‘ödemiyoruz’ eylemleri, paras›z ulafl›m hakk›n› kullanma eylemleri takip etti. Bar›nma hakk› mücadelesinin kararl› savunucusu Dikmen Vadisi halk› kentsel dönüflümü durdururken Halkevci kad›nlar tacizci Üzmez’in hak etti¤i ceza-

y› almas› için tüm y›l u¤raflt›. Mücadele, umut ve zaferle geçen 2009 sona yaklafl›rken sokaklar “ölmek var dönmek yok diyen” TEKEL iflçilerinin, demiryolu ve itfaiye emekçilerinin sesiyle yank›land›. Ülkenin üzerine çöken flovenizmin puslu havas› emekçilerin direnifliyle da¤›l›rken 2010’u umutla karfl›l›yoruz. Çünkü biliyoruz: Direnenler de var bu havalarda...

15 Günlük Siyasi Gazete

Y›l 4 • Say› 96• 24 Aral›k 2009 • 1 TL

HALKIN SES‹

YEN‹ YILDLAE Y YEN‹ YÜZÜ GEL‹YOR

Tufan Sertlek

Görkemli kapan›fl

fieyda Yüksel

Sa¤l›k hakk›n›n peflinde

Aç›l›m s›ras› bizde...

Sayfa 10’da

“Masum de¤iliz hiçbirimiz”

direnen Türk ve Kürt iflçileri suya düflürdü. Sokaklar› hareketlendiren emekçilerin eylemleri gösterdi ki, halk› sindirmek için kullan›lan floven gerilimleri, AKP’nin ikiyüzlü aç›l›m oyunlar›n› ve neoliberal sald›r› program›n› durduracak olan s›n›f kardeflli¤inden beslenen mücadeleler olacak. Sayfa 7’de

Emek hareketinin biriktirdi¤i...

Ferda Koç

Sayfa 4’te

Mustafa Eberliköse

Sayfa 2’de

AKP’nin ikiyüzlü aç›l›m siyaseti TEKEL iflçisinin kararl› direnifliyle yerle bir oldu. Kürt sorunu üzerinden t›rmanan gerilimi f›rsat bilerek halka karfl› her cephede taarruza geçen ve Kürtleri, kamu emekçilerini, iflçileri, eczac›lar› bask›yla y›ld›rmaya çal›flan AKP’nin planlar›n› Abdi ‹pekçi park›nda kol kola

Sayfa3’te

Demiryolcular bask›lara boyun e¤miyor 25 Kas›m’daki ‘uyar› grevi’ne kat›ld›klar› gerekçesiyle haklar›nda soruflturma bafllat›lan ve a盤a al›nan 46 demiryolu emekçisi kuru gürültüye papuç b›rakmad›. Cezalar iki günlük yeni bir grevle kar-

Kürtleri tasfiyede birlik Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi “oybirli¤iyle” kapatmas› Türkiye’deki egemenlerin Kürt hareketinin tasfiyesi konusunda ortaklaflt›¤›n› bir kez daha gözler önüne serdi. AKP, CHP, MHP, TÜS‹AD, medya pat-

ronlar› ve TSK’n›n sesi “kamu vicdan›n›n sesi” olurken Kürt halk›n›n sesi duymazl›ktan gelindi. Her f›rsatta demokrasi naralar› atan liberaller ise bar›fl ve demokrasi için DTP’nin kapat›lmas›n› yararl› buldu. Sayfa 4’te

cmy k

fl›lan›nca TCDD yönetimi geri ad›m atarak 10 kifliyi görevine iade etti. As›l zafer birkaç gün sonra TCDD’yi terk etmeme eylemi yapan BTS’lilerle geldi. Tüm emekçiler ifllerine iade edildi.

Sayfa 2’de

Marafl katliam›: Bir daha asla!

Sosyalizme geçifl yolunday›z

CIA, kontrgerilla, TSK, M‹T, MHP tezgah›nda faflist terör 24 Aral›k 1978’de Marafl’ta bir katliam yaratt›. Gözü dönmüfl gerici faflistler yüzlerce Alevi ve solcuyu katletti, ev ve dükkanlar›n› yakt›. Faflit terör y›llarca Alevi-Sünni çat›flmas› denilerek gizlenmeye, Marafl Katlim›’n›n

Venezüella’n›n Bolivarc› Devrim sürecinin Chavez’den sonraki en etkili ismi Freddy Bernal ile devrimci sürecin geliflimi, bugün geldi¤i aflama, karfl› karfl›ya oldu¤u sorunlar ve ABD’den gelen karfl›devrimci tehdit üzerine konufltuk.

sebepleri ve sonuçlar› toplumsal belle¤imizden silinmeye çal›fl›ld›. Sayfa 9’da

Sayfa 8’de


24 Aral›k 2009 6 Ocak 2010

2 GÜNDEM

Emek hareketinin biriktirdi¤i enerji a盤a ç›k›yor Mustafa Eberliköse eberli@sendika.org

Son günlerde emek hareketinde yaflanan geliflmeler tüm ülkenin gözlerini bu tarafa çevirdi. AKP ve tekelci sermayenin eme¤e yönelik sald›r›lar›na emekçiler tepki vermeye bafllad›. Asl›nda emek hareketi aç›s›ndan 2009 y›l›n›n ilk aylar›nda yükselen ard›ndan bir yandan süreklilik bir yandan da sessizli¤e bürünen ve biriken bir dinanizm mevcuttu. Yaflanan ekonomik krizin derinleflmesi ve ödenen bedelin giderek artmas› emekçilerin biriken dinanizmlerini a盤a ç›karmaya bafllad›. 2009'a Tezcan'da, Sinter'de, Halil Tekstil'de, Selga Tekstil'de, Ünsa Ambalaj'da iflyeri iflgal deneyimleriyle bafllayan emek hareketi y›l boyunca metal iflçileri, lastik iflçileri, tekstil iflçileri, inflaat iflçileri, tafleron sa¤l›k iflçileri, mevsimlik tar›m iflçileri, ATV-Sabah çal›flanlar›, IBM çal›flanlar›, çay ve f›nd›k üreticileri, atamas› yap›lamayan ö¤retmenlerle enerjisini biriktirmeye devam etti. Bar›nma hakk› mücadelesi, zamlara karfl› yap›lan eylemler, hak mücadeleleri bu birikimin üzerine yeni dinamikler ekledi. Emek hareketinin biriken dinamizmi 1 May›s'ta, IMF toplant›lar›nda, 25 Kas›m grevinde yer yer kendi gösterdi. Son olarak Bursa Kemalpafla'da meydana gelen patlamada 19 iflçinin ölümü, y›l boyunca tersanelerde yaflanan ölümler ve yaz aylar› boyunca mevsimlik tar›m iflçilerinin kazalar sonucu ölümleri, yaflananlar›n ifl kazas› de¤il ifl cinayetleri oldu¤unu gösterdi. Çünkü yaflanan tüm ölümler güvencesiz, tafleron ve mevsimlik çal›flma düzeneklerinin birer sonucuydu. ‹flten at›lan iflçilerin iflsizlik fonundan yararlanmalar›n›n önü kapat›l›rken, fonun patronlara aç›lmas› için bir çok yasal düzenlemeler yap›ld›. Güvencesiz çal›flman›n, tafleron çal›flman›n ve esnek çal›flman›n kap›lar› sonuna kadar araland›. ‹statistiksel verilere göre flu an mevcut 22 milyon çal›flan›n 10 milyonunun hiçbir sosyal güvenlik kurumuna kayd› bulunmadan çal›flmas› da bu durumun sonucudur. Bütün bunlar yetmiyormufl gibi yeni bir özellefltirme dalgas› bafllad›. Elektrik da¤›t›m›, fleker fabrikalar›, kamusal hizmetler özellefltirilirken, özellefltirilemeyen kamu iflyerleri sat›l›¤a ç›kar›ld›. Özelleflen kamu iflyerlerinde

çal›flan iflçiler ya tazminatlar› ödenerek iflten at›ld› ya da 4/C gibi statülere geçirilerek daha düflük ücretlerde sosyal haklardan mahrum çal›flmaya zorland›. AKP'nin eme¤e sald›r›lar› iflçilerle s›n›rl› kalmad›. Neoliberal dönüflümün sa¤l›k aya¤›n› rahatça geçirebilmek için eczac›lar gibi kendi meslek örgütlerine yönelik bask› ve yoketme politikas›n› h›zland›rd›. SGK ile Türk Eczac›lar Birli¤i'nin imzalad›¤› protokolü tek tarafl› fesh eden hükümet eczac›lar› tek tek sözleflme imzalayarak örgütsüzlefltirmeye çal›fl›yor. ‹ktidara geldi¤inden bu yana kat›ld›klar› her toplant›da söz isteyen emekçilere, çiftçilere yönelik sert bir uslüp tak›nan AKP, art›k sertli¤i yaln›zca üslupte b›rakm›yor, fiili olarak sald›r›ya dönüfltürüyor. Nitekim özellefltirmeler ve di¤er emek gasplar› için alana ç›kan TEKEL iflçileri, demiryolu çal›flanlar› ve itfaiye iflçileri bu süreçten ilk pay›n› alanlar oldu. Ankara'da büyük bir direnifl bafllatan TEKEL iflçileri bu sürecin simgesi olurken di¤er bir taraftanda AKP'nin yumuflak karn›n› gösterdi. Örgütlü emek mücadelesi karfl›s›nda hiçbir çözüm projesi üretemeyen AKP, çareyi içerisinde Meclis'te hergün yüzyüze bakt›¤› milletvekilleri de olmas›na ra¤men direnifle sald›rmakta buldu. TEKEL iflçileri ya¤mura, so¤u¤a, polis copuna, biber gaz›na karfl› büyük bir direnifl örgütledi. TEKEL iflçilerinin örgütledikleri direnifl, asl›nda tam da TÜS‹AD Y‹K toplant›s›nda Mustafa Koç'un iflaret etti¤i noktaya do¤ru ilerliyor. Mustafa Koç hükümeti, emekçi s›n›flar›n›n biriken sosyal sorunlar›n›n toplumsal kutuplaflmayla birleflmesine karfl› uyarm›flt›. Tüm bunlar›n ötesinde bugün önemli olan; toplumun hiç sesi ç›kmaz denilen, ‹slamc› ve milliyetçi ak›mlar›n etkisinde kalan hatta o¤lunun ad›na Tayyip Erdo¤an koyan bir kitlenin barikatlarda polisle çat›fl›yor, coplan›yor, biber gaz› yiyor olmas›, herfleye ra¤men özlük haklar›n› alabilmek için direniyor olmas›. Çünkü ortada “Türk-Kürt burada, AKP nerede” diyerek iflçi s›n›f›n› ayr›flt›rmaya yönelik floven, ›rkç› politikalar› aflan, s›n›f›n kardeflli¤ini öne ç›karan bir kitle var. Çünkü ortada emek hareketi aç›s›ndan ileri tafl›nabilecek bir dinanizm var.

Bar›flç›l gösteriyle özlük haklar›n› savunan iflçilere “düflman kuvvetler” muamelesi yaparak sald›ran polis birlikleri, iflçilerin a¤›r yaralanmalar›na neden oldu. Bu iflçilerden Ali Can Akyel, ald›¤› darbeler sonucu “felç kalma” riski alt›nda hastanede tedavi ediliyor.

Biz kardefliz, ya siz? Y›llard›r TEKEL'in fabrikalar›nda tütün sar›p ekonomiye güç katan TEKEL iflçileri, özellefltirmenin ard›ndan ç›kar›lan 4/C maddesi ile ellerinden uçup giden haklar›n› geri almak için Ankara'da büyük bir direnifl sergiliyor AKP, 43 tütün işletmesini kapatıyor. İşletmelerin kapatılmasıyla işsiz kalacak ya da 4/C statüsünde çalışmaya mahkum edilecek 12 bin TEKEL işçisi Ankara'ya aktı. Ankara'da yağmura, soğuğa, polis copuna, biber gazına karşı özlük hakları için çıplak vücutlarıyla büyük bir barikat kurdular. Özlük haklarına sahip çıkan TEKEL işçileri şimdiden özelleştirme karşıtı direnişin simgesi haline geldiler. Şubat 2010'dan itibaren işsiz kalacak olan TEKEL işçilerine AKP, 4/C kadrosu öneriyor. Yani “geçiçi işçi” olmalarını istiyor. Bunca yıldır TEKEL’de çalışanlar “geçici işçi” haline gelmeyi kabul ederlerse, kıdem tazminatları başta olmak üzere diğer bütün haklarından vazgeçmiş olacaklar. İşçiler bunu kabul etmiyor. Hükümete, geçmişte hükümetin uyguladığı bir başka çözümü hatırlatıyorlar; özelleştirilerek kapatılan Petlas, Turban, Köy Hizmetleri, SEKA, Orman Ürünleri’nde yapıldığı gibi Tütün İşletmeleri’nde de çalışan işçilerin, özlük hakla-

rıyla birlikte, emekli olun- birinin durumu ciddiyetini yor. Ankara halkı işçilerle caya kadar başka kamu ku- koruyor. dayanışmayı büyütürken, rumlarına devredilmesini Direnişlerinin 4. günün- işçiler de adeta yeniden karistiyorlar. den itibaren direniş çadırla- deşleşiyor. “Türk-Kürt burÇünkü, 4/C demek işçi- rını Türk-İş Genel Merkezi da, AKP nerde” yazılı dölerin geçinememesi demek. önüne kuran işçilerin bura- vizleri taşıyan işçiler kendiİşçiler Tütün İşletmele- daki bekleyişleri sürüyor. lerine pervasızca saldıran ri’nde ortalama 1.600 ile İşçiler “hakkımızı alana AKP iktidarına en güzel 1.800 lira arasında aylık kadar buradayız” diyerek mesajı veriyorlar; alırken, 4/C’ye geçmeleri kararlılıklarını ortaya koyu“Biz kardeşiz, ya siz” halinde aylıkları asgari ücretin bile altına düşüyor. Üçte bire yakın azalma oluyor. İşçiler bu koşulları doğal olarak kabul etmiyorlar, haklı olarak direniyorlar. 15 Aralık’ta Türkiye’nin dört bir tarafından Ankara'ya gelen işçiler ilk iki günü AKP Genel Merkezi önünde geçirdikten sonra direnişlerinin 3. gününde Abdi İpekçi Parkı'nda polisin biber gazlı, tazyikli sulu saldırısına uğradılar. Saldırıda birçok TEKEL iflçilerinin Ankara’da 4/C dayat›l›yor işçi yaralanırken yapt›¤› eylemlerin sebebi, özelYaprak Tütün’deki iflçiler yaralı işçilerden

Yang›na körükle gidiyorlar Ocak ay›nda sözleflmeleri bitti¤inde iflsiz kalacak olan itfaiye iflçileri, kadrolu ifl ve itfaiye hizmetlerinin özellefltirilmesine karfl› yürümek istedi fakat polis taraf›ndan tazyikli su ile durduruldu ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’ne ba¤l› Bimtafl A.fi.’de çal›flan Belediye-‹fl Sendikas› üyeleri de geçti¤imiz hafta polis fliddetinden pay›n› alanlardand›. ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’nde görev yapan 5 bin 400 itfaiyecinin 898 tanesinin sözleflmesi yeni y›lda bitiyor. Büyükflehir Belediyesi sözleflmesi biten personelle yeni sözleflme yapmad›. Belediye-‹fl Sendikas› ‹stanbul 5 No'lu fiube Baflkan› Nihat Altafl'a göre belediyenin sözleflmeleri yenilememesinin nedeni 7 Aral›k'ta yap›lan ‹stanbul ‹tfaiyesi hizmet al›m ihalesini flu anda hizmet veren Bimtafl kazanamamas›. ‹haleye fesat kar›flt›r›ld›¤›n› söyleyen Altafl'a göre Büyükflehir Belediye Baflkan› Kadir Topbafl'›n itfaiyeyi çal›flan›yla birlikte satmaya çal›fl›yor. Belediye-‹fl Sendikas› 16 Aral›k'ta bir eylem yaparak, sözleflmesi biten persone-

lin kadrolu statüsüne geçirilmesi ve ‹stanbul itfaiyesinin tafleronlaflt›r›larak özellefltirilme giriflimlerinin son bulmas›n› istedi. Fatih ‹tfaiye Grup Baflkanl›¤›'n›n önündeki Fatih An›t Park'ta bafllayan eylemde itfaiyeciler buradan Büyükflehir Belediyesine yürümek istedi. ''‹tfaiye yan›yor, ‹stanbul nerede?'', ''‹stanbul, itfaiyene sahip ç›k'' fleklinde sloganlar atarak yürümek isteyen itfaiyecilere daha ilk ad›mlar›nda polis taraf›ndan biber gaz› ve tazyikli suy-

la müdahale edildi. Polisin müdahalesinin ard›ndan polis ile itfaiyeciler aras›nda yaflanan arbede sonucu baz› itfaiyeciler hafif flekilde yaraland›. ‹tfaiyeciler sald›r›ya u¤ramalar›na ra¤men Büyükflehir Belediyesi önünde eylem yapma ›srarlar›n› sürdürdüler ve baflard›lar. Belediye önüne ulaflan grup ad›na bir bas›n aç›klamas› yapan Türk-‹fl 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, IMF ve Dünya Bankas›’n›n dayatt›¤› programlar› aynen uygulayan hükümetin çal›flanlar›na büyük bask› yapt›¤›n› söyledi. Kendilerine yap›lan müdühaleyi k›nayan Belediye-‹fl Sendikas› Genel Baflkan Yard›mc›s› fiükrü Erol ise, 2 y›ld›r sendikal mücadele veren itfaiye çal›flanlar›n›n bundan sonra da demokratik haklar›n› kullanarak, sendikal haklar›n› aramaya devam edeceklerini kaydetti.

TEKEL iflçisi neden sokakta? lefltirmelerle beraber yaflayacaklar› hak kay›plar›na hükümetin duyars›z kalmas›. TEKEL iflçilerini Ankara’ya tafl›yan süreç flöyle yafland›:

TEKEL’in özellefltirilmesi Süreç TEKEL Sigara ‹flletmeleri’nin özellefltirilmesiyle bafllad›. Maliye Bakan Kemal Unak›tan’›n, 6 A¤ustos 2008’deki soru önergesine verdi¤i yan›ta göre TEKEL’in sigara fabrikalar› özellefltirildi¤inde, 3 bin 133 iflçiden 2 bin 749’u istekleri do¤rultusunda 47 Yaprak Tütün ‹flletme Müdürlü¤ü’nden 5 de¤iflik iflyerine nakledildiler.

Fabrikalar kapat›l›yor AKP hükümeti iflçi nakillerinin ard›ndan bir buçuk y›l geçmeden, Yaprak Tütün ‹flletmeleri’ni kapatmaya bafllad›. Tek G›da-‹fl’in verdi¤i bilgiye göre sadece üç dört fabrika depo olarak kalacak. Onlar da 6 ay sonra, kapat›lacak. Devlet tütün sektöründen tamamen çekilecek.

de 657 say›l› yasan›n 4/C maddesi kapsam›na sokulmak isteniyor. 657 say›l› yasan›n 4. Maddesi’nin “Geçici Personel” bafll›kl› C f›kras› “Bir y›ldan az süreli veya mevsimlik hizmet oldu¤una Bakanlar Kurulu’nca karar verilen görevlerde sözleflme ile çal›flt›r›lan ve iflçi say›lmayan kimselerdir” hükmünü kaps› yor. ‹flçi bu statüde çal›flmak istemiyor. Yaprak Tütün’de çal›flan Tekel iflçileri 7.66 TL’lik saat ücreti üzerinden 1723 TL brüt ayl›k al›yor. Y›ll›k ikramiyeyle birlikte bu rakam 2 bin 259 TL’ye ç›k›yor. ‹flçiler 4/C’ye geçerlerse, ilkokul mezunu olanlar ayda 600 TL, ortaokul mezunlar› 700 TL, yüksekö¤renimliler 800 TL alacak. Çal›flma süreleri 10 aya inecek. Y›ll›k izin haklar› olmayacak, ayda 2 gün izin haklar› var. Ertesi sene kadronun yenilenip yenilenmemesi hükümete ba¤l›. Sendikaya üye olma, toplu sözleflme, k›dem tazminat haklar› yok.

Remzi Y›lmaz / Samsun Bu karda k›flta, so¤ukta sokaklarday›z. Verdi¤imiz, elimizdeki bir dilimi kaybetmeme mücadelesi. Hükümet diyor ki “O bir dilim de size fazla, çeyre¤i size yeter” Biri bana bunu izah etsin! Gülsen Kaya / D.Bak›r Birden bire iflyerimize kilit vurdular, buralara düflürdüler bizi. 4/C’ye geçmemizi istiyorlar, 650 milyon veriyorlar, Baflbakan’›n o¤lunun cep harçl›¤› bile de¤il. Biz bu parayla 4 çocuk okutaca¤›z, yetifltirece¤iz, kira verece¤iz, nas›l olacak bu? Osman F›rat / Ad›yaman Sesim k›s›lm›fl ama, çocuklar›m›n gelece¤i k›s›lmas›n diye benim sesim k›s›lm›fl. Bu ülkenin gelece¤i k›s›lmas›n diye benim sesim k›s›lm›fl. 70 gün de olsa hakk›m›z› alana kadar dönmeyece¤iz. AKP bunu iyice kafas›na soksun, emperyalist güçlerle iflbirli¤i yapmas›n. Deniz Bostanc› / ‹zmir Halk›n dayanma gücü bitmiflken umut olduk. 89 bahar eylemlerinde , 15-16 Haziran eylemlerindeki gibi kad›n iflçiler Tekel iflçilerinin simgesi olmufltur, kad›n iflçiler olarak en önde mücadele ediyoruz.

Maden iflçileri

KAZANDI Karadeniz Ere¤li Kandilli Hema Kömür ‹flletmesi'nde çal›flan maden iflçileri 14 Aral›k'tan itibaren 3 gün süreyle ifl b›rakt›lar. ‹flçiler, geçen ay bir ocakta yang›n ç›kmas›n› gerekçe göstererek son maafllar›ndan yüzde 20 kesinti yapaca¤›n› belirten iflvereni uyarmak, geçmifl aylardan ödenmeye 2 ayl›k maafllar›n›n ve yaklafl›k 1 y›ld›r ödenmeyen yemek paralar›n›n tümünün ödenmesi, maafllar›nda eksiltmeye gidilmemesi için eylem yapt›lar. Eylemler sonucu iflçiler k›smi kazan›mlar elde ettiler. ‹flçilerle masaya oturan Hema Kömür ‹flletmesi yetkilileri, bundan sonra maafllar› düzenli ve eksiksiz ödeme vaadinde bulunurken y›lbafl›ndan sonra da ücretlere tatmin edici bir zam yap›laca¤›na dair söz verdi. Ayr›ca yap›lan görüflmeler sonucunda Hema Kömür ‹flletmesi’nde tafleron firmalarda çal›flan iflçilerin de kadrolu ifle bafllamalar› kararlaflt›r›ld›.

Boyun e¤mediler, kazand›lar

Belediye iflçileri

Demiryolu çal›flanlar› geleneklerini sürdürdüler. Emekçiler, 46 demiryolu çal›flan›n› sudan sebeplerle a盤a alan TCDD yönetimine geri ad›m att›rd›, eylemleriyle arkadafllar›n›n ifle iade edilmesini sa¤lad›

UYARDI

25 Kasım grevini hazmedemeyen AKP iktidarının greve katılanlara saldırıları sürüyor. AKP'nin 25 Kasım grevinin ardından saldırılarına ilk maruz kalanlar demiryolu çalışanları oldu. TCDD Yönetimi 25 Kasım’daki uyarı grevinin ardından 16 çalışanını “çalışan sinyali kapatarak tren trafiğini engellemek, trenlerin önüne yatarak trenin hareketini engellemek, çalışmak isteyen personeli trenden zorla indirmek ve treni yolda terk etmek” gerekçeleriyle açığa aldı. Demiryolu işçileri ise Bir-

leşik Taşımacılık Sendikası (BTS) öncülüğünde açığa alınan arkadaşlarının görevlerine yeniden dönmeleri için 16 Aralık'ta yeniden greve gitti. İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana'da grev başlatan demiryolu işçileri 16 Aralık gecesi yine trenleri hareket ettirmedi. Makinistsiz treni hareket ettirmek istediler İstanbul'da yapılan eylemde polis yine zor kullanarak eylemi engellemek istedi. Makinist olmayan bir kişiyle treni hareket ettirmek isteyen polis, bu duruma engel olmaya çalışan 2'si demiryolu işçisi 5 kişiyi daha gözaltına aldı.

TCDD Yönetimi ise boş durmadı ve bu kez 30 demiryolu çalışanını daha açığa aldı. Ardından açığa alınan 6 demiryolu çalışanının işlerine geri döneceği açıklandı. TCDD Genel Müdürlü¤ü'ne girdiler, arkadafllar›n› tekrar ifle döndürdüler Yaşanan gelişmeler üzerine 19-20 Aralık tarihlerinde Ankara’da bir araya gelen BTS Başkanlık Kurulu durumu değerlendirmesinin ardından Meclis önünde bir eylem yaptı. KESK Genel Başkanı Sami Evren’in katılımıyla önce TBMM önünde basın açıklaması yapan BTS’liler, ardın-

dan Tandoğan’da bulunan TCDD Genel Müdürlük binasına girdiler. Arkadaşları işe iade edilene kadar binadan çıkmayacaklarını söyleyen BTS Başkanlar Kurulu üyelerine başta BTS üyeleri olmak üzere KESK ve bağlı sendikaların üyeleri de TCDD Genel Müdürlüğü dışında toplanarak destek verdi 7 saat boyunca binada oturarak arkadaşlarının görevlerine iadesi için binayı terk etmeme eylemi yapan BTS’liler, TCDD yönetimi tarafından tüm arkadaşlarının göreve iade edilecekleri konusunda söz alarak eylemlerini bitirdi.

D‹SK / Genel-‹fl Sendikas› ‹stanbul Anadolu Yakas› 1 No'lu fiube, Ataflehir Belediyesi'ndeki toplu ifl sözleflmesi görüflmelerinin uyuflmazl›kla sonuçlanmas›n› ve bu süreç içerisinde 47 sendika üyesi iflçinin ifl akitlerinin feshedilmesini 16 Aral›k günü Ataflehir Belediyesi önünde gerçeklefltirdi¤i eylemle protesto etti. Sendikal haklar›n› savunmakta kararl› olduklar›n› vurgulayan iflçiler gerekirse greve ç›kacaklar›n› ifade etti. Yaklafl›k 100 kiflinin kat›ld›¤› eylemde “‹flçiyiz, hakl›y›z, kazanaca¤›z” pankart› aç›ld›. Eylemde bas›n aç›klamas›n› Genel-‹fl Sendikas› 1 No'lu fiube Baflkan› fiahan ‹lsever gerçeklefltirdi. ‹lsever, toplu ifl sözleflmesinin t›kanma noktas›na geldi¤ini belirtirken, belediyenin iflçiler üzerinde bask› kurarak 47 iflçiyi emekli olmaya zorlad›¤›n› belirtti. Bunun aç›kça iflten ç›karma anlam›na geldi¤ini söyleyen ‹lsever, mücadeleye devam edeceklerini ve y›lmayacaklar›n› ifade etti.


24 Aral›k 2009 6 Ocak 2010

GÜNDEM 3

I Sakarya-Diyarbak›r ekmek kardeflli¤i

I fiarlo metrobüs dura¤›nda vuruldu

I ‘Karakol, ö¤renci kültür merkezi olsun’

Sakarya’da liseliler 13 Aralık’ta kardeşlik için bir adım attı. Erenler Yunus Emre Çok Programlı Lisesi son sınıf öğrencileri, Kardeş Okul Projesi kapsamında, 40 ekmeği bölerek Diyarbakır'daki Yunus Emre Lisesi öğrencilerine ulaştırılmak üzere kargoya verdi. Projenin mimarı olan öğrenci Özlem Yıldız “Özellikle ekmek gönderiyoruz, çünkü hayatta bu zamanda en zor kazanılan şey ekmektir” dedi.

Kendilerine "Yaratıcı Direniş" adını veren 5 genç, 17 Aralık’ta İstanbul Mecidiyeköy'de ilginç bir eyleme imza attı. Metrobüs taşıma ücretlerine yapılan zammı protesto eden gençler, Charles Chaplin'in "Şehir Işıkları" adlı yapıtını sahneledi. Oyunun sonunda akbili boş olan Chaplin gişe görevlisi tarafından vuruldu. Oyunun ardından Kadir Topbaş’ın resminin olduğu temsili çekler yolculara dağıtıldı.

ODTÜ’nün polis denetimine geçmesinden sonra boşaltılan jandarma karakolunun Rektörlük tarafından öğrencilere verilmemesi üzerine ODTÜ’lü öğrenciler 17 Aralık’ta karakol binasına yürüdü. 100'ün üzerinde öğrenci, karakol binasına temsili "Öğrenci Kültür Merkezi" tabelası asıp içeri girdi. İçeride bir forum düzenleyen öğrenciler karakolun fiilen Öğrenci Kültür Merkezi haline getirilmesine karar verdi.

Eczac› örgütüne sahip ç›k›yor Eczac›lar›n 4 Aral›k’ta kepenk kapatmas›n›n ard›ndan, SGK eczac›lar›n örgütüne sald›rarak TEB ile aras›ndaki protokolü feshetti. Eczac›lar ise bakana iletilmek üzere TEB’e dilekçe göndererek örgütlerine sahip ç›k›yor Türk Eczacılar Birliği’nin (TEB) 4 Aralık’ta yürürlüğe giren tebliği ve ilaç fiyat kararnamesini protesto etmek amacıyla tüm Türkiye’de kepenk kapatmasının ardından, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) TEB ile imzaladığı protokolü feshettiğini açıklaması eczacıların örgütlülüğüne yönelik saldırı olarak nitelendirildi. TEB taraf olmal› Eczacılar “eczacıyı SGK karşısında yalnızlaştırarak güvencesiz hale getiren, TEB’in taraf olmadığı hiçbir sözleşmeyi imzalamayacağım” yazı-

Ömer Dinçer

lı dilekçeleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’e vermek üzere TEB’e göndererek meslek örgütlerine sahip çıkarken, SGK ise hastanelerde eskiden olduğu gibi eczaneler kurulacağını açıklayarak, eczacıları tehdit etmeye devam ediyor. Süreç bu noktaya nas›l geldi? SGK’nın 19 Ocak 2009’da imzaladığı 3 yıllık protokol gereğince eczacılar meslek örgütlerinin belirlediği koşullarda SGK ile sözleşme imzalıyordu. Anlaşma gereğince protokolde 3 ayda bir revizyon yapılıyordu. Ancak AKP hükümetinin sağlıkta tasarruf tedbirleri adı altında ilaç fiyatlarında indirime gitmesi eczacıları zarara soktu. SGK’nın ilaç firmaları ile yaptığı anlaşma gereği ilaç fiyatlarında kamu kurum iskontosunun yüzde 11’den yüzde 23’e çıkarılması ve ilacın satış fiyatında indirime gidilmesi ile eczacıların stoklarında bulunan ilaçların değeri 4 Aralık’ta yürürlüğe giren kararname ile önemli ölçüde düştü. ‘Eczac›n›n zarar›n› ilaç firmalar› karfl›las›n’ TEB, SGK’dan eczacıların zararlarını ilaç firmalarının üstlenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını talep etti. Ayrıca TEB, SGK’dan Avrupa’nın bir çok ülkesinde yürürlükte olan “meslek hakkı” uygulamasının yürürlüğe sokul-

masını istedi. SGK’nın TEB’in taleplerini kabul etmemesi üzerine eczacılar tasarruf paketinin yürürlüğe girdiği 4 Aralık’ta kepenk kapattı. TEB’i yok sayarak ilaç alım koşullarını tek başına belirleyeceğini ilan eden SGK ise çözümü eczacıların meslek örgütüne saldırmakta bularak, TEB ile imzalanan protokolü feshettiğini ve eczacılarla bireysel olarak sözleşme imzalanacağını açıkladı. ‘7500 eczane iflas edecek’ Konuyla ilgili görüşlerini aldığı-

mız 1995-2001 dönemi TEB eski Genel Sekreteri Betül Bilgetekin, TEB ile protokol imzalandığında bile eczacıların bir çok hakkının gasp edildiğini, bu koşullarda yaklaşık 7 bin 500 eczanenin iflas edeceğinin söylendiğini ifade etti. Yapılmakta olan şeyin AKP’nin sağlık alanındaki politikalarının eczanelere yansıması olduğunu belirten Bilgetekin, eczanelerin önemli bir çoğunluğunun SGK ile bireysel sözleşme imzalamayacağını bunun ise hastaların ilaca ulaşmada ciddi sorunlar yaşa-

ması anlamına geleceğini söyledi. Bilgetekin, TEB’in Anayasa’nın 135. maddesine göre kurulan bir meslek örgütü olduğunu, üyelerinin ortak gereksinimlerini karşılamak ve mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak görevinin anayasa ile verildiğini, 24 bin eczanenin 22 bininin SGK ile sözleşmeli olduğunu hatırlatarak, eczacıların örgütsüz kalması durumunda SGK ile bireysel olarak karşı karşıya kalacağını, bunun ise daha çok hak gaspı anlamına geleceğini ifade etti.

Belediye derne¤in yerine göz dikti Türkiye Kas Hastalıkları Derneği’nin yerine göz diken İstanbul Büyükşehir Belediyesi, dernek binasını yıkmaya hazırlanıyor. Büyükşehir Belediyesi, derneğin Bakırköy Hatboyu Caddesi üzerindeki yerini 1 Ocak 2010’a kadar boşaltmasını istiyor. 13 Aralık’ta ulaşan tebligatta derneğin 1 Ocak 2010’a kadar boşaltılması istendi. Boşaltma gerekçesini Büyükşehir Belediyesi’ne soran dernek üyeleri “Belediye maddi sıkıntı içerisinde” cevabını aldılar. 1992 yılında Kamu Yararına Dernek statüsüne kavuşan derneğin arazisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından verilmişti. Dernek, hastaneye ulaşamayan ya da yeterli hizmeti alamayan hastalara hizmet veriyor, ALS hastalarının evde bakılmasını sağlıyor, maddi durumu yetersiz hastaların cihaz masraflarını karşılıyor, fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti yapıyor. Dernek aynı zamanda “Sağlığıma Engel Olma Platformu’nun da üyesi.

Elektrik kesme ba¤lama iflleminde büyük vurgun Elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin ardından taşeron firmalara verilen kesme bağlama işlemlerinde büyük vurgun yaşanıyor. Gazetemize gelen şikayetlere göre taşeron firmalar ihbarname göndermeden kesme bağlama işlemini kağıt üzerinde yapılmış gibi göstererek vatandaşların 15 liralarını gasp ediyor. Hukukçular, ihbarname gelmeden kesme işlemi yapıldığında hemen savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını öneriyor.

Aç›l›m s›ras› bizde… D

TP kapat›ld› BDP aç›ld›. Ne de¤iflti? Ahmet Türk ve Aysel Tu¤luk resmi siyasetin d›fl›na itildi. Devletin “sertlerin” önünü açt›¤› yarg›s› hakim. Ancak barda¤›n bofl k›sm› önemli. Yani kimlerin önünü (bu mecrada) kapad›¤›. Kuflkusuz bunda amaç Kürt siyasal temsiliyetini belli bir gruba daraltarak bir yandan meflruiyet krizi yaratmak iken ayn› zamanda temsil edilmeyen gruplar›n seslerini baflka mecralarda ç›kartmaya zemin haz›rlamak. Ki bu gruplar aras›nda baflta gelenler bölgede gittikçe palazlanan “bölge sermaye gruplar›”. Zaten bunlar›n temsil edildikleri örgütler de ses vermeye bafllad›; Güneydo¤u Anadolu Sanayici ve ‹fladamlar› Derne¤i, bölgedeki ticaret odalar›, baz› “sivil toplum örgütleri”. Di¤er gruplar aras›nda Kürt feodalleri, radikal ‹slamc› Kürtler ve elbette AKP’liler ve AKP’lilefltirilecekler. Durumdan olumsuz etkilenen bir de Ufuk Uras var. Kefaretini ödemekte tereddüt etmeyen Uras, yeni partisinin meclisteki temsilcisi olamayacak gibi görünüyor. PKK’nin bu sürece verece¤i kontrataklar› elbette olacakt›. Zaten PKK’yi bu kadar uzun süre Kürtlerin tek siyasal yap›s› halinde tutan en önemli özelli¤inin reel politiker tarz oldu¤u düflünülürse bu süreci de atlatabilmesi mümkün. Yeni bir keflif yapmalar›na gerek de yok. Çünkü ayn› fleyi defalarca yapt›lar. Alfabede 29 harf var. (“⁄” bafla gelmedi¤ine göre 28X28+P). Yeni bir parti ve Ahmet Türk gibi biraz daha “d›fl çeperden” birkaç güçlü temsilci. Ve en az›ndan iflin bafl›nda daha genifl bir söylem. DTP’yi kapatan devlet k›sa bir moladan sonra da PKK’ye yönelmifl görünüyor. AKP’nin Kuzey Irak ç›kartmas›n›n (M‹T’çiler, emniyetçiler, üst düzey komutanlarla birlikte) ve Barzani’yle yapmaya çal›flt›¤› pazarl›klar›n, Erdo¤an’la Washington’da yap›lan planlar›n parçalar›ndan biri oldu¤u aflikar. AKP’nin “PKK’yi tasfiye etme plan›” daha çok inifl ç›k›fllar gösterecek. Bir gün önce “iç savafl ç›kt›” korkusu yaflayan ülke, bir gün sonra hiçbir fley olmam›fl gibi alg›s›n› de¤ifltirebiliyor. Siyaset yap›c›lar› ve analistleri bu kadar so¤ukkanl› de¤il oysa ki. Bu çorba daha çok su kald›racak. AKP ve MHP, iç savafl korkutmacas›n› bir siyasal blöf olarak kullanma-

ya devam edecekler. Hatta zaman zaman PKK bile. AKP, kontrolü elden ç›karmamak için parti örgütüne ve ondan ötesi cami örgütlenmesine güveniyor, MHP ise “ocaklar›yla” kurdu¤u emir-komuta zincirine. Kontrolü kaç›rmak, isteyecekleri en son fley. Kürt gündeminden kurtulmak isteyen AKP, gündemin de¤iflmesine sevinemedi bile. Büyük ihtimalle gündem de¤iflikli¤i için “Ergenekon’a” güveniyordu. Servis edilecek haberler haz›rd›. Erzincan’daki özel savc›n›n icraatlar›, yeni tutuklamalar ve Ar›nç’a suikast plan›. Bu arada Ar›nç operasyonundan anlafl›ld› ki ‹çiflleri Bakanl›¤›na ba¤l› emniyetin kadrolar›n›n önemli bir k›sm› AKP’lileri korumakla görevlendirilmifl. Erdo¤an’›n gündem de¤iflikli¤i için en son isteyece¤i fley emekçilerin tepkisiydi kuflkusuz. TEKEL iflçileri, demiryolcular ve hiç ummad›¤› itfaiyeciler. Emekçilerin art arda gelen güçlü tepkileri. Üstelik “solcu provokatörler fitneledi” yalan›na bile s›¤›n›lamazd›. Erdo¤an’›n yapabildi¤i tek fley; CHP ve MHP’ye dönüp “sizin döneminizde de özellefltirmeler yap›ld›, siz de iflçileri kap› önüne koydunuz” demek oldu ki bu konuda sonuna kadar hakl›. Ama emekçilerin direnifli karfl›s›nda, sermayenin sözcülü¤ü d›fl›nda yapt›¤› bir fley yok; bu konuda da sonuna kadar haks›z ve gayr› meflru. *** Her fleyin aç›l›m›n› yapmaya pek hevesli olan AKP iktidar› neden “emek/iflçi aç›l›m›” yapmay› akl›na getirmez? Üstelik aç›l›m yap›yoruz diye iddia etti¤i konular›n ço¤unda sadece laf üretirken, bu konunun laf›n› bile etmekten kaç›n›r... Çünkü sermayenin ihtiyaçlar› do¤rultusunda neoliberal dönüflüm program›n› uygulamak üzere iktidara gelen AKP’nin, emekçilere; bütün kamusal haklar›n›n gasp edilmesinin yan›nda, güvencesiz, sendikas›z, köle ücretine mahkum olduklar› bir çal›flma yaflam›ndan baflka verece¤i bir fley yok. Bir yandan e¤itim, sa¤l›k, ulafl›m, enerji gibi halk›n en temel yaflamsal ihtiyaçlar›n› paral› hale getirirken di¤er yandan asgari ücretin belirlenmesinde sefalet ücretinde ›srar edenlerin uygulad›¤› bu neoliberal politikalar›n yaratt›¤› toplumsal y›k›m, “emek/iflçi

aç›l›m›” laf›n›n propagandas›yla bile örtülemeyecek kadar büyük. Ya da kad›n aç›l›m›? AKP’nin a¤z›na alamad›¤› bir baflka konu. “Türban simgedir” diyerek kad›n› nesnelefltirenlerin, ceza yasas›nda, sosyal güvenlik alan›nda yapt›¤› yasal de¤iflikliklerle kad›nlar› daha da korumas›z ve güvencesiz b›rakanlar›n, “üç çocuk do¤urun” fetvalar› vererek, imam nikah›n› fiilen resmilefltirerek ve küçük yaflta evlilikleri yayg›nlaflt›rarak yaratmak istedikleri toplumsal yap›da, bafl›na “kad›n” eklenerek telaffuz edilecek bir “aç›l›m”a gerek yok. Anti-demokratik, feodal diye elefltirdikleri DTP’nin kad›n milletvekillerini, törelerine sayg›da kusur etmeyen ve evde çocuk bakan kad›nlar olarak görmek isterdi Tayyip Erdo¤an. Ve Alevi aç›l›m›… Bir zamanlar “Cemevleri cümbüfl evleridir” diyen Erdo¤an, flimdi 2010 y›l›n›n ilk yar›s›nda Alevi aç›l›m› yapaca¤›n› söylüyor. Kim inan›r? ‹nansa inansa ‹zzettin Do¤an. Marafl’›n Çorum’un, Sivas’›n sorumlular›n›n Alevilere verecek hiçbir fleyleri yoktur. Verseler verseler Ökkefl Kenger’i (katliam›n sorumlular›ndan oldu¤u a盤a ç›k›nca soyad›n› de¤ifltirerek fiendinler yapt›) Alevilerden sorumlu bakan olarak verirler. ‹ktidara geldi¤i günden itibaren tarikatlara-cemaatlere sa¤lad›¤› olanaklarla, kadrolaflma ataklar›yla, ‹mam Hatip Liselerini avantajl› liseler haline getirme çabalar›yla siyasal ‹slam’› hakim ideoloji k›lmaya çal›flan AKP’nin bir yandan da “Alevi aç›l›m›”ndan söz etmesinin ard›ndaki gerçek kendi Alevi’sini yaratma operasyonundan baflka bir fley de¤ildir. Bu sürecin belki de en olumlu yan›, Alevilerin siyasal sürece kat›l›m›ndaki tek kanal olan CHP d›fl›nda yeni aray›fllar›n yeniden belirmesi. Bunun için ise geçmiflimiz olumlu ve olumsuz derslerle dolu. Marafl katliam›n›n y›ldönümünde AKP’den ya da CHP’den medet uman yaklafl›mlar yerine, tekrar hat›rlanmas› gereken bir tarihimiz var. Marafl katliam›n›n birinci y›l›nda; 1979’da yap›lan TÖB-DER boykotu ve direnifller...

Politika tekrard›r, tekrar edelim… AKP iktidara geleli 7 y›l oldu. Erdo¤an ve partisi AKP için 2010 y›l› zorlu geçecek çünkü seçim y›l› olan 2011’de yapamayacaklar›n› “bir flekilde” yap-

mak/yetifltirmek zorunda. Öncelikle henüz neoliberal dönüflüm program› tamamlanmad›. Kamusal alan›n tasfiyesi, halk›n en temel haklar›n›n gasp›, güvencesiz-sendikas›z- tafleron çal›flman›n emek alan›na hakim k›l›nmas› için “özel istihdam bürolar›”, “bölgesel asgari ücret” ve “k›dem tazminat›n›n kald›r›lmas›” gibi, yap›lmas› gereken düzenlemeler, bürokratlar›n›n “gerekirse hukuku dolan›r›z” demek zorunda kalmamas› için ç›kar›lmas› gereken yasalar, tamamlanmas› gereken özellefltirmeler var. Dan›fltay engeline tak›ld›¤› için sat›lamayan ve iki y›ld›r AKP’nin gündeminde olan köprü ve otoyollar›n özellefltirilmesinin önündeki “Dan›fltay engelini” kald›rmak için Karayollar› Genel Müdürlü¤ü yasas›nda de¤ifliklik tasar›s› flimdiden haz›rland›. Fatih Sultan Mehmet ve Bo¤aziçi köprüleri ile 9 otoyol projesi 2010 y›l›nda yeniden ihaleye ç›kar›l›yor. 2010 sonuna kadar elektrik da¤›t›m özellefltirmelerinin büyük oranda tamamlanmas› hedefleniyor. Tüm bunlar› yaparken yandafl ‹slamc› sermayenin güçlendirilmesi gibi bir görev var. Öte yandan Ergenekon operasyonu ile bafllayan, kontrgerilla ve ordunun yeniden yap›land›r›lmas›, kadrolaflman›n tamamlanmas› gerekiyor. Yine yarg›n›n neoliberal politikalar önünde engel olmaktan ç›kar›lmas› ve ele geçirilmesi için “yarg› reformu” ad› alt›nda yeniden yap›land›r›lmas› AKP’nin öncelikli gündemleri aras›nda. Ayr›ca iktidar olman›n maddi–manevi nimetlerinden yararland›rd›¤›, koruyup kollad›¤› cemaatlertarikatlar için yapacaklar› daha bitmedi. ‹mam Hatiplilerin üniversiteye giriflini zorlaflt›ran katsay› engelini bile “iki ileri bir geri” takti¤i ile ancak k›smen çözebildiler. 2010 AKP için sald›r›, bizim için mücadele y›l› olacak.

Biz onlara “hak aç›l›m›” yapaca¤›z AKP hükümeti, asgari ücrete yapmay› düflündü¤ü 15 liral›k komik zamla, bir an önce yasalaflt›rmak için u¤raflt›¤› “Özel ‹stihdam Bürolar›” ve “Bölgesel Asgari Ücret” uygulamalar›yla, elektri¤e, do¤algaza yap›lan ve yap›lmas› planlanan zamlarla, bütün külfeti emekçinin s›rt›na y›k›lan 2010 bütçesi ile önü-

müzdeki y›l› iflçilere ve yoksul emekçi halka aç›kça sald›r› y›l› ilan etti. Geçti¤imiz hafta içerisinde yaflananlar AKP’nin demokrasicilik oyununun sahteli¤ini ve ikiyüzlülü¤ünü belki de yedi y›ll›k iktidar›nda hiç olmad›¤› kadar genifl kitleler nezdinde a盤a ç›kard›. Tafleronlaflt›rma yoluyla yandafl sermayeye eme¤inin peflkefl çekilmesine, kazan›lm›fl haklar›n›n ortadan kald›r›lmas›na karfl› ç›kan itfaiye iflçileri… Grev hakk›n› kulland›¤› için iflten ç›kart›lmayla yüz yüze gelen demiryolu emekçileri… Güvencesizlefltirme sald›r›s›na karfl› eme¤ini ve çocuklar›n›n gelece¤ini savunmak için Ankara sokaklar›n› dolduran 12 bin TEKEL iflçisi… Hakk›n› arayan ve haklar›n› savunanlara karfl› tazyikli su, biber gaz› ve coplar. Üstelik sadece “da¤›tmak” için de¤il, yerde yatan insanlar›n bafl›n›, tekrar tekrar sald›rarak, tepelerine gaz s›karak “ezmeye” çal›flan ve asl›nda tüm topluma mesaj veren bir siyasal iktidar. Belli ki, art›k AKP’nin sosyal hak gasplar›n› ve güvencesizlefltirme sald›r›s›n› hayata geçirmek konusunda hiç tavizi yok. Bizim de tavizimiz yok! S›n›r›m›z da neoliberal düzen ve onun kurallar› de¤il. “Hak aç›l›m›” da bu düzene zaten s›¤maz. Asgari ücret, sadece “emekçiye bir ayda kaç para yeter” belirlemesi de¤ildir. Emekçinin yaflam›n› sürdürebilmesi için paras›z olarak karfl›lanmas› gereken miktarda do¤algaz, elektrik, sudur. Bar›nabilece¤i sa¤l›kl› bir konuttur… Ulafl›m hakk›, sadece ulafl›ma yap›lan/yap›lacak zamlar›n engellenmesi de¤ildir. Toplu ulafl›m›n tamamen paras›z olmas›d›r. E¤itim hakk›, sadece y›l boyunca “ba¤›fl” ad› alt›nda toplanan paralar›n al›nmas›n›n engellenmesi de¤ildir. Paras›z, nitelikli, anadilde e¤itimin sa¤lanmas›d›r. Sa¤l›k hakk›, sadece katk› pay›n›n artt›r›lmas›n› engellemek de¤ildir. Her türlü sa¤l›k sorununun çözümü için “nüfus cüzdan›”n› yeter hale getirmektir. Hak kazan›mlar›m›zla dolduraca¤›m›z bir y›l dile¤i ile…


24 Aral›k 2009 6 Ocak 2010

4 GÜNDEM 19 ARALIK KATL‹AMI UNUTULMADI

TTB, D‹SK, KESK, TMMOB EYLEMDE

Tüm ülkede protesto edildi 19 Aral›k Katliam›’n›n 9’uncu y›ldönümünde ‹zmir, ‹stanbul, Mersin ve Ankara'da protesto gösterileri düzenlendi. F tipi cezaevlerine karfl› bafllat›lan açl›k grevi ve ölüm orucu direnifline yönelik "Hayata Dönüfl Operasyonu" ad› alt›nda 20 cezaevine efl zamanl› olarak operasyon düzenlenmiflti. Bu operasyonlarda 30 devrimci mahpus yak›larak ve kurflunlanarak katledilmiflti.

“Masum de¤iliz hiçbirimiz” Ferda Koç ferdakoc@hotmail.com

Tekel iflçilerinin Ankara eyleminde “s›n›f kardeflli¤i”ni vurgulayan sloganlar atmalar› “iflçilerin Kürt aç›l›m›n› yapt›¤›” biçiminde yorumland›. Bu yarg›n›n do¤ru olup olmad›¤› tart›flma götürür. Ama bu eylemin bence en önemli taraf›, Kürt sorununun çözüm platformunun ne denli genifl bir alana yay›ld›¤›n› göstermesindedir. Kürt özgürlük hareketinin halihaz›rda, Kürt sorununu iflçi diline tercüme etmekte pek baflar›l› olamad›¤› ise bir baflka “gerçek”tir. Ankara’da polis fliddeti alt›nda hayat bulan “iflçi kardeflli¤i”nin Kürt öznesi, Diyarbak›r’›n, Bitlis’in Tekel iflçisi, Diyarbak›r’daki, Bitlis’teki direniflinde, Kürt özgürlük hareketinin d›fl›nda, hatta uza¤›nda durmaktad›r. Kapat›lan Diyarbak›r Tütün fabrikas›n›n binden fazla iflçisinin kat›ld›¤›, polisin gaz bombalar› ve joplarla da¤›tt›¤› 4 Aral›k’taki yürüyüflte Kürt özgürlük hareketiyle iliflkili tek bir slogan dahi at›lmad›. Tekel iflçilerinin bu tutumunun di¤er yüzünde, Özgürlük Hareketi’nin “konuya ilgisizli¤i” bulunuyor. Diyarbak›r’›n ortas›nda, Ofis ve Ba¤lar’da binin üzerinde iflçiye bir tam gün boyunca uygulanan fliddet, b›rak›n DTP’nin gündemi olmay›, bölgedeki sendikalar›n dahi ciddi bir gündemi olmad›. Diyarbak›r’daki son büyük sanayii kuruluflunun kapat›lmas›, daha öncekilerde (Sümerbank Hal› ve ‹plik fabrikalar›, Tekel Rak› Fabrikas›) oldu¤u gibi, Özgürlük Hareketi’nin gündeminde bugüne dek yer almad›. Oysa “ulusal bask› siyaseti”nin sermaye bask›s›n› iki kat›na ç›karan bir “çarpan” oldu¤u gerçe¤i, orta s›n›f yurtsever Kürt ayd›nlar›n›n bir k›sm›n›n sand›¤›n›n aksine, neo-liberalizm koflullar›nda da geçerli. Neo-liberal yeni sömürgecilik politikalar›n›n dayatt›¤› s›nai temelin imhas›na yönelik politikalar›n Bölge’deki y›k›c› sonuçlar› çok çarp›c›. 35 y›l önce Antep’le rekabet halinde olan Diyarbak›r’da nüfus Antep’le ayn› oranda artarken, orta ölçekli sanayi kuruluflu dahi parmakla gösterilebilir hale geldi. Bu “sanayisizlefltirme” ve tar›msal y›k›m› tek bafl›na “savafl”la aç›klamak, ulusal bask› siyasetini “tek boyuta” indirgemekten baflka bir fley de¤il. Bölge’deki pamuk üretimi bugün dahi canl›l›¤›n› korurken Sümerbank Hal› ve ‹plik Fabrikas›’n›n kapat›lmas›; Öküzgözü üzümünün memleketinde Tekel Rak› Fabrikas›’n›n kapat›lmas›, “özellefltirme politikas›n›n” bölgesel bir uzant›s› olmas›n›n yan›nda, “göç dinamikleri”ni yönlendirme aç›s›ndan da anlaml› bir “operasyon”dur. Bölge’deki s›nai ve tar›msal y›k›m›n gerçek niteli¤ini ortaya ç›karan en çarp›c› örneklerden biri de, zeytiniyle ünlü Derik’te zeytinliklerin “imara aç›lmas›” ve zeytin köylülerinin art›k her y›l Ege’ye zeytin toplamaya gitmeye bafllamalar›d›r (DTP’li Derik Belediyesi’nin zeytinliklerin imar›n› iptal etmesine karfl› en çok direnenlerin ayn› zeytin köylüleri olmas› da bir baflka “özgünlük”tür). Aç›k ki, “Ucuz Kürt ‹flçisi”ni yaratan politikalara karfl› mücadelenin Özgürlük Hareketi’nin gündemine sokulmas›, “Kürt Kad›n Dinami¤i” kadar güçlü bir baflka kardeflleflme ve özgürleflme dinami¤inin ortaya ç›kar›lmas›n› sa¤layacakt›r. Bu dinami¤in ortaya ç›kar›lamamas›, orta s›n›f Kürt yurtsever ayd›nlar›n›n neo-liberal yeni sömürgecilik politikalar› karfl›s›nda “hay›rhah” bir tutum tak›nabilmelerini kolaylaflt›rmaktad›r. Bilindi¤i gibi bu tutum, neo-liberal “yerellefltirme” politikalar› karfl›s›ndaki yan›lg›n›n temelini oluflturmufltur. “Yerellefltirme” siyasetinin “özerkleflmeye” hizmet edebilece¤i beklentisiyle bu politikalar dönemin Kürt yurtsever hareketi taraf›ndan alttan alta desteklenmifltir. Bu politikan›n özerkleflmeye de¤il, özel savafl düzene¤inin güçlenmesine hizmet etti¤i görülür hale geldi¤inde ise “ilk direnifl momenti” kaç›r›lm›flt›r. “Devletçili¤in” neo-liberal tasfiyesinin “ulusal bask› müesseselerinin de tasfiyesi” olaca¤› beklentisiyle yap›lan bu hatay› “masum” saymamak gerekir. Politika alan›n› “devlet/toplum” ikili¤ine indirgeyen sol-liberal yaklafl›m›n art›k kabak tad› veren çuvallamalar›n›n arkas›nda (Türkiye’de oldu¤u gibi, Bölge’de de) bir “s›n›f tutumu” bulunuyor. Sezen Aksu’nun dedi¤i gibi: “Masum de¤iliz, hiçbirimiz.”

HALKEVLER‹, ÖDP, EMEP

POL‹S TELEFONLARINA TEPK‹

ABD BAfiMÜSTEfiARINA PROTESTO

“Bar›fl egemen k›l›nmal›”

“Bar›fla ›fl›k yak›yoruz”

Ö¤rencilerden Emniyet’e “Alo”

‘Üniversiteden defol’

D‹SK, KESK, TMMOB ve TTB’nin ça¤r›s›yla emek ve demokrasi güçleri tüm ülkede yükselen milliyetçi ve floven k›flk›rtmalara karfl› bar›fl›n egemen k›l›nmas› talebiyle 19 Aral›k günü soka¤a ç›kt›. ‹stanbul Ankara ve Mersin’de iflçilere yönelik fliddetin ve DTP’nin kapat›lmas›n›n k›nand›¤› kitlesel bas›n aç›klamalar› yap›ld›.

Halkevleri, EMEP ve ÖDP 17 Aral›k akflam› ‹stanbul’da Taksim Tramvay Dura¤›’nda ortak bir bas›n aç›klamas›yla bar›fl ve kardeflli¤e ça¤r› yapt›. So¤uk hava ve ya¤mura ra¤men yüzlerce kiflinin kat›ld›¤› eylemde fenerler ve dövizler tafl›n›rken yere mumlarla “Bar›fl” yaz›ld›. Eylemde ÖDP, Halkevleri ve EMEP genel baflkanlar› da birer konuflma yapt›.

Ö¤renci Kolektifleri ‹stanbul Üniversitesi'ndeki ö¤rencilerin ailelerinin polis taraf›ndan aranarak “çocuklar›n›z suça kar›flan insanlarla geziyor” sözleriyle rahats›z edilmesine karfl› Vatan Emniyet Müdürlü¤ü önünde 11 Aral›k’ta bir eylem yapt›. “Alo alo! Bizi aram›fls›n›z, buyrun geldik buraday›z” yaz›l› bir pankart açan ö¤renciler Emniyet Müdürlü¤ü’nün hukuksuz aramalar›n› protesto etti.

ABD Büyükelçilik Baflmüsteflar› Douglas A.Silliman 15 Aral›k günü Gaziantep Üniversitesi'ne “ABD Köflesi” açmak üzere korumalar eflli¤inde geldi. ABD büyükelçi baflmüflteflar› üniversitede ö¤rencilerin yo¤un tepkisiyle karfl›land›. Polis ö¤rencileri gözalt›na almak istedi ancak baflaramad›. Baflmüsteflar, güvenlik önlemleriyle üniversiteden ayr›ld›.

Her cephede kavga tasfiyede birlik Anayasa Mahkemesi ‘kamu vicdan›n›n sesi’ni dinleyerek DTP’yi oybirli¤iyle kapatt›. AKP ise CHP, MHP, TSK, büyük medya temsilcileri ve sermayenin sesini duyup Kürt halk›n›n sesine kulaklar›n› t›kad›, liberaller de karar› do¤ru buldu Anayasa Mahkemesi, DTP’yi 18 Aralık’ta ‘oybirliğiyle’ kapattı. 2007’den beri önünde bekleyen dosyayı alelacele görüşen mahkemenin, tüm üyeleri “DTP'nin terörün odağı haline geldiğine” karar verdi. “Kararın hukuksallığını” savunan başkan Haşim Kılıç, yürürlükteki ‘Kürt açılımı’nın kararda etkili olmadığını söyleyerek sorumluluğu siyasetçilere yükledi. Kılıç’a göre siyasetçiler, parti kapatmaları zorlaştıran Anayasal değişiklikleri bütün uyarılara karşın gerçekleştirmemişlerdi. Oysa 30 Temmuz 2008’de gene aynı mahkeme Kılıç’ın başkanlığında iktidardaki AKP’nin kapatılmaması yönünde karar vermiş, Anayasa değişikliği gibi siyasal önerilerde bulunmuştu. Mahkeme, altıya beş gibi ‘hassas’ bir oylamayla AKP’nin kapatılmasını reddetmiş; parasal cezalarla ‘kamu vicdanının sesi’ olmuştu. Mahkeme kararlarında ‘siyasal dengelerin dikkate alındığını’ gösteren AKP örneği, DTP’nin kapatılmasında da aynı dikkatin sağlandığını gösteriyor. DTP’nin ‘oybirliğiyle’ kapatılması, Kürtlerin ortak siyasal iradelerinin tasfiyesinde sağlanan uzlaşmayı yansıtıyor. Anayasa Mahke-

mesi gene ‘kamu vicdanının sesini’ dikkate almış ama bu dikkatin içinde en az yüzde 70’i DTP’yi destekleyen Kürt halkının sesi yer almamıştı. Her fırsatı kendi çıkar ve iktidar çatışmaları için kullanan AKP de CHP, MHP, TSK, büyük medya temsilcileri ve sermayenin DTP’yi kapatma kampanyasının sesini dikkate almıştı. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, gazeteci Fikret Bila’ya verdiği demeçte, “Benim DTP’ye önerim, AİHM’nin İspanya’nın kapattığı Batasuna Partisi ile ilgili kararın iyi okumalarıdır. Bu kararın gerekçesi terörü çözüm yolu olarak savunan partiler hakkında verilen kapatma kararlarının aykırılık oluşturmadığıdır” diyerek mahkemeye yol göstermişti. Kürtlerin Meclis’teki varlığından rahatsız olan CHP ve MHP her fırsatta bu konudaki adımlarında hükümeti destekleyeceklerini belirtmişlerdi. Daha Anayasa Mahkemesi kararının açıklandığı gün TÜSİAD YİK toplantısında ‘istikrar ve mutabakat’ çağrıları yapan büyük sermaye, mutabakatın kimlere karşı sağlanacağını gayet iyi biliyordu. “Terörle mücadelede verilen bütün görevlere hazır olduklarını” yüksek sesle söyleyen

TSK, hükümeti ve mahkemeleri sert kararlara zorluyordu. “Aslında parti kapatmalara karşı olduğunu” sürekli dile getiren liberaller ise ‘demokrasi ve barış adına DTP’nin kapatılmasının yararını’ dile getirmişlerdi.

Dolapdere’den Mufl’a kontrgerilla ‹stanbul Dolapdere’de DTP’nin kapat›lmas›n› protesto edenlerin üzerine 13 Aral›k’ta aç›lan ateflin ard›ndan 14 Aral›k’ta Mufl’un Bulan›k ilçesinde de bir esnaf halk›n üzerine atefl açt›. Bulan›k’ta aç›lan atefl sonucu 2 kifli ölürken 7 kifli de yaraland›. Dolapdere’deki olay›n ilk baflta lanse edildi¤i gibi “halk tepkisi” olmad›¤›, sald›rganlardan birinin “siyah

bir cip bir gün önce gelip 500 lira ve silah verip atefl açmam›z› istedi” demesiyle ortaya ç›kt›. Mufl’taki olay AKP’li Belediye Baflkan› Nizamettin Dede taraf›ndan ‘kan davas›, afliret çat›flmas›’ fleklinde yans›t›lsa da sald›r›y› gerçeklefltiren Turan Bilen’in gönüllü köy korucusu oldu¤u, uzun y›llar J‹TEM ve emniyet unsurlar›yla birlikte hareket etti¤i ortaya ç›kt›. Mufl’taki

sald›r›n›n sebebi ise ertesi gün bölgeye özel timlerin sevkedilmesiyle ortaya ç›kacakt›. Bulan›k’taki olay›n ard›ndan ‹çiflleri Bakanl›¤› 400 özel tim mensubunu Ankara’dan bölgeye sevketti. Özal döneminde PKK’ye karfl› oluflturulan özel tim, bölgede 15 y›l süren OHAL’in ve devletin askeri operasyonlar›n›n sembolü olmufl, 1990’l› y›llarda suç makinesi haline gelmiflti.

‹ttifakta çatlak var Genelkurmay Baflkan› Orgeneral ‹lker Baflbu¤, 17 Aral›k’ta Trabzon’da Oruç Reis Firkateyni’nde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Konuflmas›nda TSK’y› y›pratmaya yönelik yürütülen psikolojik harekattan duydu¤u rahats›zl›klar› yüksek sesle dile getiren Ba¤bu¤, örtük olarak AKP hükümetini, liberal ve ‹slamc› bas›n› uyard›. “Türkiye hassas bir co¤rafyada bulunuyor. Bu da TSK’n›n asli misyonlar›n›n savafl ve güvenlik konular›ndan kaynaklan›yor. TSK, ça¤›n gereklerine ve demokrasiye sayg› çerçevesinde kendisine verilen görevleri yerine getirmek için özveriyle çaba sarf ediyor” diyen Baflbu¤, bu noktada devlet kurumlar› aras›ndaki mutabakat›n önemine de¤inerek, aksi durumlarda kurumlar aras› çat›flma ç›kabilece¤i uyar›s›nda bulundu. Baflbu¤’un ç›k›fl›, AKP ile TSK ara-

s›nda özellikle Kürt hareketinin tasfiyesi ve devletin-TSK’n›n neoliberal ilkelerce yeniden yap›land›r›lmas› çerçevesine oluflturulan mutabakat› sürdürme kararl›l›¤›n› bildiriyor. Ancak Baflbu¤, PKK’den gelebilecek türden sald›r›lar›n, mutab›klar›ndan gelmesinden rahats›zl›k duyuyor. Devlet kurumlar› aras›nda ç›kabilecek çat›flmalar›n önlenmesinde mutabakat›n önemine de¤inen Baflbu¤, bunu sürdürece¤ini belirtiyor. Bu aç›klamalar›n yap›lmas›nda bir savafl gemisinin ve Trabzon ilini seçilmesinin anlam›n› da söz konusu yapan Baflbu¤, asl›nda devlet içinde iktidar çat›flmalar›ndaki avantajlar›n› dile getirirken konumunu güçlendiren unsurlar› an›msatm›fl oldu: TSK bir savafl ayg›t›d›r ve Trabzon, bu ayg›t›n en sa¤lam kitle deste¤ini oluflturan illerin bafl›nda gelmektedir.

‹klim Zirvesi’nden ‘tarihin en kötü anlaflmas›’

YÖK çal›n›n etraf›ndan doland›

Kopenhag’daki iklim zirvesinden somut bir sonuç ç›kmad›. Sudan delegesi anlaflma için “tarihin en kötü anlaflmas›” dedi

Danıştay’ın, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) üniversite giriş sınavında katsayıların kaldırılması düzenlemesini “durdurma” kararı almasının ardından, YÖK bu sefer de “B planı”nı devreye sokarak katsayıların düşürülmesi kararı aldı.

Kopenhag’da 7 Aralık’ta başlayan Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi sona erdi. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon konferans kararını “umduğumuz gibi değil” şeklinde yorumlarken, gelişmekte olan ülkelerden oluşan G77’nin Sudanlı sözcüsü Lumumba Stanislas Dia-Ping anlaşmayı “tarihin en kötü anlaşması” olarak nitelendirdi. Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da aralarında ABD ve Çin’in de bulunduğu yaklaşık 30 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen İklim Zirvesi’nde anlaşmaya varılan metin sıcaklık artışının 2050’ye kadar 2 derece ile sınırlandırılmasını öngörür-

ken, sera gazı salınımlarının düşürülmesine ilişkin net hedefler belirlenmedi. Sanayileşmiş ülkelerin sera gazı salınımlarında 2020’ye kadar yapacağı indirimlerle ilgili sayısal hedeflerin Ocak’ta açıklanacağı belirtiliyor. Zirvede karara bağlanan anlaşmayı değerlendiren Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy küresel ısınmaya karşı mücadele için gerekli olan sera gazı salınımlarının 2050’ye kadar yüzde 50 düşürülmesi hedefinin olmamasını “hayal kırıklığı” olarak nitelendirdi. Bolivya lideri Evo Morales “zirve başarısız oldu” derken, Küba lideri Raul Castro ise zirveyi “siyasi bir kaos” olarak nitelendirdi. Çevre örgütleri zirveden çıkan sonucu eleştirirken, “Dünya Dostları” adlı çevre örgütü anlaşmayı “fakirler için bir felaket” olarak tanımlayarak “zengin ülkelerin, özellikle de baş kirletici ABD'nin sera etkisi yaratan gazların salımını azaltma sözü vermekteki kapasitesizliği kalbimizi kırdı” şeklinde açıklama yaptı.

Üniversite s›nav›nda katsay› uygulamas›n› kald›ramayan YÖK, Dan›fltay karar›n›n etraf›ndan dolaflarak bu sefer de katsay›lar› düflürdü

‘As›l siz yarg›lanmal›s›n›z’ İsrail Büyükelçisi Gaby Levy’nin 4 Kasım’da Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne gerçekleştirdiği ziyareti protesto eden 31 Öğrenci Kolektifi üyesine 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

KTÜ Öğrenci Kolektifi üyeleri, üniversite yönetiminin açtığı soruşturmaları ve açılan davayı protesto etmek için 18 Aralık’ta düzenledikleri eylemde sergiledikleri tiyatro oyununun ardından, okunan basın açıklamasıyla üniversite yönetiminin baskıcı ve İsrail yanlısı tutumunu eleştirdi. İsrail’in saldırılarını sürdürdüğünü ifade eden Kolektif üyeleri “bu protestoyu suç ilan etmek kimsenin haddine değildir” dedi.

YÖK, meslek liselerinden mezun olanlar için 0,8 / 0,3 olan alan içi / alan dışı ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı katsayılarını 0,15 / 0,13’e çekerek meslek liseleri ile genel liseler arasındaki farkı azaltmaya yönelik bir düzenleme gerçekleştirdi. YÖK ayrıca ilk

1000’e giren öğrenciler için katsayı farkının kaldırılmasını kararlaştırdı. İmam Hatip Liseleri (İHL) dışındaki meslek liselerinin üniversite sınavındaki başarısızlıkları göz önüne alındığında YÖK’ün düzenlemesinin İHL’leri hedeflediği görülüyor.

Unutmad›k! Dersim katliamd›r Tunceli Dernekleri Federasyonu’nun (TUDEF) çağrısıyla İstanbul Kadıköy’de 13 Aralık günü birçok yöre derneği, demokratik kitle örgütü, siyasi parti ve sendikanın desteğiyle “Dersim 38

Katliamdır, Arşivler Açılsın Hesabı Verilsin” mitingi yapıldı. Soğuk havaya rağmen binlerce kişinin katıldığı mitingde Dersim Katliamı ile ilgili arşivlerin açılması talep edilirken Munzur'a baraj yapılması ve DTP’nin kapatılmak istenmesi protesto edildi. Mitingde konuşan TUDEF Başkanı Özkan Tacer, DTP kapansa da DTP’lilerin kendilerini ifade etmek için oluşturacağı her girişimde yanlarında olacaklarını söyledi.


24 Aral›k 2009 6 Ocak 2010

‹NSANCA YAfiAM 5

‘Hastanemi geri ver’ Hasta ve hasta yak›nlar›n›n 2 y›l önce kullan›lmaz hale getirilen hastaneleri için bafllatt›klar› mücadele sesini soka¤a tafl›d›. ‘Hastanemi geri ver’ talebi Sa¤l›¤›ma Engel Olma Platformu’yla birlikte ses getirmeye bafllad› İstanbul Bahçelievler’deki 70.Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne ait arazide Sağlık Bakanlığı onayı ile yapılan CarrefourSA inşaatı esnasında hafriyatının çok derin kazılması nedeniyle hastanenin A bloğu 24 Kasım 2007 tarihinde çöktü. Çökme sonucunda A blokta bulunan 140 yatakla birlikte en son teknolojiyle yapılan 2 laboratuar, 80 kişilik konferans salonu, bir kütüphane, Sağlık Kurulu, 20 yataklı çocuk servisi, özel odalar, hekim odaları ile özürlü çocukların, omurilik lezyonlu (felçli), inmeli hastaların tedavisinde kullanılan 2 hidroterapi havuzu devre dışı kaldı. İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşanan sorunun çözümüne yönelik iki yıl süresince ciddi hiçbir adım atılmadı. Sağlık Bakanlığı, CarrefourSA ile aralarındaki davayı, hasta ve hasta yakınlarına umut olarak sunuyor ve dava sonucunun beklenmesini telkin ediyordu. Bu süre içerisinde Omurilik Felçlileri Derneği davaya müdahil olmayı denedi ancak hastaların ve engellilerin kendi inisiyatifleriyle başlattıkları girişimler ne yazık ki istenilen ölçüde yankı bulmadı. Hastanenin mağdurlarının sıkıntıları dost sohbetlerinden öteye geçmiyordu. Ta ki bir sohbette birinin kendilerine Halkevleri’ne gitmelerini söyleyene kadar. Halkevleri’ne giden mağdurlar sıkıntılarını anlattılar. Tam o günlerde hasta ve hasta yakınları 1 Ağustos 2009’da Başbakan’ın CarrefourSA’nın açılışına katılacağı bilgisini almıştı. Hasta ve hasta yakınları seslerini duyurmak için Halkevcilerle

birlikte bir eylem planladılar. 1 Ağustos günü Şirinevler-Haznedar yolunu trafiğe kapatan Halkevciler, hastalar ve hasta yakınları seslerini ilk defa duyurdular. Eylemin ardından hastane bahçesinde yapılan toplantı sonucunda sorunun sadece hasta ve hasta yakınlarıyla çözülemeyeceği sağlık çalışanlarının, doktorların ve engelli derneklerinin katılacağı eylemlerin tasarlanmasına ve bir platform kurulmasına karar verildi. Platform kuruluyor Hastaların çağrısına ilk kulak veren Halkevleri Engelli Hakları Atölyesi oldu. Hastalar Atölye’nin toplantılarına katılmaya başladı. Atölye, kazanımla sonuçlanan “Okuluma dokunma” kampanyası deneyimlerini hasta ve hasta yakınlarına anlattı. Ardından Türkiye Sakatlar Derneği (TSD) ile görüşüldü. TSD’nin tüm engelli örgütlerine, sağlık örgütlerine, mimar ve mühendislere konuyu anlatan mektuplar yollayarak yaptığı çağrıya olumlu yanıt veren kurumlarla “Sağlığıma Engel Olma Platformu” kuruldu. İstanbul Tabip Odası, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, TSD, Türkiye Kas Hastalıkları Derneği, Sağlık Hakkı Hareketi Derneği, Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği, Spina Bfida Derneği İstanbul Şubesi, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şubesi, Halkevleri Bahçelievler Şubesi, Halkevleri Engelli Hakları Atölyesi’nden oluşan platform ilk adımda aldığı kararla; hastanenin yeniden tam kapasite faaliyete geçirilmesi, gerekli inşaat ve onarımların yapılması için Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Sağlık Ba-

Y›k›m varsa direnifl de var Y›k›mlara karfl› halk ‹stanbul Ayazma’da çad›r kurup direnirken, Ankara Yakupabdal halk› da çevre yolunu kesiyor Ankara Çankaya’n›n Yakupabdal mahallesinde 16 Aral›k sabah saatlerinden itibaren y›k›m giriflimi ve direnifl vard›. Mamak Bar›nma Hakk› Bürosu temsilcileriyle görüflen mahalleliler Çevre Yolu’nu trafi¤e kapatt›. Yolun kapal› olmas› nedeniyle ifline gidemeyenler de mahallelilerin direnifline kat›ld›. Belediye yetkilileri hem mahallelilerin direnifli hem de ASK‹ ve TEDAfi ekiplerinin gelmemesi sebebiyle geri döndü. Büyükflehir Belediyesi bölgeye imar plan› yapmak yerine geçen sene de mahalleyi y›kmak istemiflti. Yakupabdal Mahallesi Çankaya Belediyesi’ne ba¤l› ve henüz imar› olmayan bir gecekondu mahallesi. Yakupabdal’da kanalizasyon sistemi olmad›¤› için halk foseptik çukurlar›n› kullan›yor. Ifl›ks›z sokaklar› ve toprak yollar› olan mahallede ulafl›m hizmeti ve okul yetersiz. Yak›nlarda bulunan tafl oca¤› mahallelinin temiz hava solumas›n› engelliyor. Öte yandan Yakupabdal’›n Elmada¤ Kayak Merkezi yolu üzerinde bulunmas› belediyenin rant kayg›s›na iflaret ediyor.

Yakupabdal halk›

Ayazma mahallesi

Gerekirse çad›r da kurulur ‹stanbul Küçükçekmece’deki Ayazma mahallesi halk› uzun süren bar›nma hakk› mücadelesinde kazan›ma bir ad›m daha yaklaflt›. Ayazmal›lar, 15 Aral›k günü Küçükçekmece Belediye Baflkan›’ndan yeni konutlar›na 1 Ocak’ta yerlefltirlecekleri sözünü ald›. ‹stanbul’da kentsel dönüflümle karfl›laflan ilk mahalle olan Ayazma 2004’te y›k›lmaya baflland›. Ayazmal›lar, y›k›ma 2 y›l boyunca direndi. Mahalleliler bir kurum oluflturamay›nca 2006 sonunda belediyenin yaln›zca gecekondu sahiplerine sundu¤u sözleflmeyi imzalamak zorunda kald›. Ayazmal›lar, TOK‹ Bezirganbahçe konutlar›na 15 y›l boyu her ay 400 lira ödeyeceklerdi. Birçok aile bu paray› ödeyemedi, Tekirda¤ yak›nlar›na gecekondu yapmaya bafllad›. Bu süreçte soka¤a at›lan kirac›lardan 22’si Ayazma’y› terketmedi ve as›l direnifl bafllam›fl oldu. Ayazmal›lar kurduklar› çad›r ve barakalarda y›k›mlara karfl› 2 y›l daha direndiler. ‹ki defa k›fl ortas›nda AKP’li belediye taraf›ndan çad›rlar›n›n y›k›lmas›na ra¤men Ayazma’y› terk etmeyip belediyeyi TOK‹ konutlar› için söz vermeye zorlad›lar.

Tuzluçay›r baz istasyonuna karfl› GSM oparatörleri tarafından mahalle aralarına kurulan baz istasyonlarına tepkiler her geçen gün büyüyor. Ankara’nın Mamak ilçesi Tuzluçayır mahallesinde 8 Aralık günü üç okulun arasına yapılmak istenen baz istasyonu mahalle halkının tepkileri üzerine yapım aşamasındayken durduruldu. Hemen ardından Mamak Halkevi’nin çağrısıyla toplanan mahalleliler, bir halk toplantısı yaptı. Toplantı sonrasında Tuzluçayır’daki tüm baz istasyonlarının kaldırılması için Ma-

mak Belediyesi’ne verilmek üzere bir imza kampanyası başladı. Mahalleliler kampanyalarını 9 Aralık’ta yaptıkları ve 150 kişinin katıldığı bir basın açıklamasıyla duyurdu.

kanlığı, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, İstanbul Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurular yapıldı. Ardından kamuoyunu bilgilendirmek için ortak bir basın toplantısı yapıldı ve son olarak da tepkileri dile getirmek ve kamuoyu duyarlılığını artırmak amacıyla 12 Aralık’ta hastane önünde kitlesel bir basın açıklaması yapıldı. Hastane talebi gündemden düflmeyecek Platform bu aşamadan sonra, yaptığı başvurulara gelen yanıtları da değerlendirerek kurumsal ve bireysel davalar açılmasını, ardından da yine çeşitli etkinliklerle konuyu gündemde tutmayı, platformun yapısını genişletmeyi hedefleyen çalışmalar yapmayı planlıyor.

Ateflle buluflmak

12’nci ay›n 12’si saat 12 Engelli örgütleri, sa¤l›k çal›flanlar›n›n örgütleri, hasta haklar› savunucular›ndan oluflan Sa¤l›¤›ma Engel Olma Platformu 12 Aral›k Saat 12’de ‹stanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi önünde Sa¤l›k Bakanl›¤›’n› uyard›. Platform üyeleri ve destekleyen demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinden oluflan 200 kifli, fiirinevler’deki

Carrefour SA önünde biraraya gelerek hastaneye kadar bir yürüyüfl yapt›. Eyleme Gözder, Alt›nokta Körler Derne¤i ‹stanbul fiubesi, ‹flitme Engelliler Federasyonu ve Dev Sa¤l›k-‹fl destek verdi. Tekerlekli sandalyelerinde engelliler, hastanede yatan hastalar, sa¤l›k emekçileri yürüyüflün sonunda, boflalt›lan A blok önünde bas›n aç›klamas› yapt›.

Aç›klamay› Türkiye Kas Hastalar› Derne¤i Yönetim Kurulu üyesi Hakan Özgül okudu. Özgül, Sa¤l›k Bakanl›¤›’n› uyard› ve “hastanemizi geri al›ncaya kadar mücadele edece¤iz” dedi. Hastane, yan›na CarrefourSA yap›ld›¤› günden bugüne kadar neredeyse iflleyemez duruma gelmifl, Sa¤l›k Bakanl›¤› da 2 y›l boyunca bu duruma duyars›z kalm›flt›.

Ankaral›ya yeni y›lda ulafl›m zamm› Ankara Büyükflehir Belediyesi ulafl›ma 17 Aral›k’ta zam yapt›. Ulafl›m hizmetinin soyguna dönüfltü¤ü Ankara’da Melih Gökçek’in EGO’su halka yine zarar getirdi, Gökçek zamm› savundu Zamma göre tek binişlik kartlarda tam bilet 1.69 liradan 1.85 liraya çok binişlik kartlarda ise tek biniş bedeli 1.39 liradan 1.50 liraya yükseldi. Öğrenci bileti değişmedi. Aktarma süresini 45 dakikadan 75 dakikaya çıkartan Belediye, aktarma başına da 59 kuruş alacak. Zamlar 1 Ocak’tan itibaren yürürlüğe girecek. Zamlara tepki gösteren Tüketici Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Çetin, ulaşım hizmetinin soyguna dönüştüğünü belirtirken Çankaya Belediye Başkan Yardımcısı Eser Atak ise kriz ortamında yapılan zammı doğru bulmadığını söyledi. Ayn› nakarat Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek zamları savundu.

Gökçek zammın gerekçesini ise daha önceki ulaşım zamlarında olduğu gibi EGO’nun zarar etmesi olarak açıkladı. Türkiye’deki pahalı ulaşım bedeline sahip illerden biri olan Ankara’da “EGO-nun zarar etmesi” Büyükşehir için oldukça önemli. Zarar gerekçesiyle Gökçek, bir yandan Belediye bünyesindeki taşeronlaştırma faaliyetlerine hız verirken bir yandan da ulaşım bedeline zam yaparak Büyükşehir’in kasasını dolduruyor. Ankaralılar 2008 yılına da zamla girmiş, Ekim ayında ise yeni bir zam daha gelmişti. Büyükşehirin 2005’teki ulaşım zammına mahkeme durdurma kararı vermiş, Büyükşehir ise kararı hiçe sayarak ulaşımda 1

kuruşluk bir indirime gitmişti. Ocak 2005’te yapılan zamma karşı açılan davayı Belediye kaybetmesine rağmen 2008 Ocak ayında çok binişlik tam bilet 1 liradan 1.2’ye, tek binişlik bilet ise 1.3 liradan 1.5’e, Ekim’de de çok binişlik biletler 1.4 liraya, tek binişlik biletler ise 1.7 liraya yükseltilmişti.

Ankara’da halk sa¤l›¤› söyleflileri Ankara’da hekimler ve sa¤l›k çal›flanlar›n›n Halkevleri’nin talebiyle domuz gribi salg›n›na karfl› bafllatt›¤› halk sa¤l›k söyleflilerinde yoksullar›n hastal›ktan nas›l korunmas› gerekti¤i anlat›l›yor Ankara’da Tabip Odası, SES ve Dev Sağlık-İş, Halkevleri’nin talebi üzerine halk sağlığı söyleşileri başlattı. Hekimler ve sağlık çalışanları, gittikleri mahallede domuz gribi salgınına karşı halkın kafasındaki soruları yanıtlıyor ve yoksulların hastalıktan nasıl korunması gerektiği-

Ar›zl›l›lara destek büyüyor Avukatlar, doktorlar, mühendisler, öğretmenler, akademisyenler, sendika ve parti temsilcileri Irak Arızlı Konutları’ndaki depremzedelerin barınma hakkına sahip çıktı. Barınma Hakkı İçin Demokratik Müdahale Girişimi ismiyle bir araya gelen Kocaeli kent kamuoyu, Arızlılı depremzedelerin barınma hakkına sahip çıktıklarına dair bir deklarasyon açıkladı. 17 Aralık’ta düzenlenen bir basın toplantısıyla deklarasyonu kamuoyuyla paylaşan Girişim, barınma hakkı-

nın en temel insan haklarından biri olduğunu ve ihlal edilemeyeceğini belirtti. “Arabulucu değil Arızlılıların barınma hakkından yanayız” diyen girişim Arızlı’ya destek çağrısında bulundu.

ni anlatıyor. Sağlık Bakanlığı’nın hastalıktan korunmak için sunduğu “tek kullanımlık mendillerden, toplu taşıma araçlarına binmeme, sobalı evde oda ayırma” gibi yöntemleri yoksulların yapamadığına değinen sağlık çalışanları ve doktorlar, hastalıkla mücadelenin yoksullukla mü-

cadeleden geçtini anlatıyor. Söyleşilerde katkı payının kaldırılması, güvenceli çalışma ve insanca yaşam talebi öne çıkıyor. Tabip Odası, SES ve Dev Sağlık-İş üyesi hekim ve sağlık çalışanları talep olduğu taktirde her mahalleye gidilebileceğini söylüyor.

Bildik bir sözdür; “atefl düfltü¤ü yeri yakar” derler. Geçti¤imiz hafta sonu Ankara’da gerçeklefltirilen “Toprak Mülkiyeti Sempozyumu”nun “Toprak Hakk› ve Direnifller” bafll›kl› 14’üncü oturumunda; memleketin dört bir yan›nda topraklar›na, evlerine, yaflamlar›na atefl düflmüfl olanlar bulufltu. Bu sempozyumdan bir müddet önce yine Ankara’da gerçeklefltirilen “Bar›nma Hakk› Forumu”nda oldu¤u gibi; flimdi kendi memleketinde, kendi topra¤›nda ve evinde “iflgalci” muamelesi görenler; ellerinden geldi¤ince, dilleri döndü¤ünce yaflad›klar› sorunlar› ve mücadelelerini dile getirdi. Böylesi birçok toplant›ya kat›lm›fl biri olarak, özellikle flu gözlemimi paylaflmak isterim. Düne kadar böylesi zeminlerde buluflup, mevcut düzenin yol açt›¤› o tarifsiz bask›lar›, ac›lar›m›z›, kay›plar›m›z› konuflurduk. ‹nsan ve vatandafl yerine konmamaktan, en temel haklar›m›z›n keyfice gasp edilmesinden, itilip kak›lmaktan, yok say›lmaktan flikayet ederdik. Bu noktada de¤iflen bir fley yok, hatta gidiflat daha da kötüye, daha da geriye meyil etmifl durumda. Ama art›k her konuflmac›, bir hak gasp›n›n, bir hak ma¤duriyetinin parças› oldu¤u kadar; bir mücadelenin, bir direniflin, bir kavgan›n öznesi olarak da konuflmakta. Hatta elde etti¤i kimi kazan›mlar›, baflar›lar› anlatabilmekte. Karadeniz uflaklar› derelerinin sat›lmas›na karfl›, Uluk›fllal› köylüler ‘alt›n’c› filoya karfl›, ‹stanbul’dan engelliler okullar›na dokunulmas›na karfl›, Ar›zl›l› depremzedeler bürokrat iflgaline karfl› ve kentlerin yoksul gecekondu halk› “kentsel dönüflüm talan›”na karfl›; “biz; birlik olduk, örgütlendik ve mücadele ettik” deyip, üstelik eklemekteler “düflmana geri ad›m da att›rd›k hani”. Üstelik bütün bu mücadelelerin neferleri, sanmay›n ki iflin bafl›ndan beri bir siyasal bilinçle ve mücadelenin pratik araçlar›yla donanm›fl, her kavgaya en bafltan haz›r ve naz›r olan, hatta yak›n ve uzak hedefleri bulunan, s›ra d›fl› kifliler, öncüler ve önderlerdir. Onlar, her gün sokakta pazarda gördü¤ünüz, basit ve s›radan yaflamlar›n sahibi olan, gerçekte siyasete ve fark›ndal›klara uzak olan insanlard›r. Onlar, “siz” olmasan›z da elbet teslim olmayacaklard› ama flimdi sizinle bulufltuklar›nda, karfl›lar›nda duracak hiçbir güç yoktur. Sorun, tabii ki onlarla buluflmakta, buluflabilmekte. Ama, “flöyle geçerken bir u¤rad›m” buluflmalar› gibi de¤il; onlar olacak kadar, onlarla fark›n›z kalmayacak kadar, birileri ç›k›p karfl›n›za sizi iflaret etti¤inde, sizi onlardan ay›ramay›p da cümlenize “iflte bak onlar” diyece¤i kadar, onlarla buluflmak gerek. Her yana düflmüfl olan ve sönecek gibi de durmayan o atefller içinde, flimdi hep beraber yanmak gerek. Aynen o büyük ozan›n dedi¤i gibi; “Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak; nas›l ç›kar karanl›klar ayd›nl›¤a?” fiu geride kalan birkaç hafta içinde, gerçekte ne kadar kalabal›k oldu¤umuzu ve üstelik giderek “öylesine kalabal›klar” olmaktan ç›k›p, örgütlü topluluklar ve gerçek anlamda bir toplum haline geldi¤imizi fazlas›yla gördüm. Ortak bir dilimiz, ortak hedeflerimiz ve ortak bir davam›z var. ‹flte bu yüzden sald›r›yorlar vahflice, Ankara’n›n göbe¤inde bir parkta bekleyen iflçilere. Öyle ya; korkan ve sonunun yak›n oldu¤unu gören, neler yapmaz ? Peki ya; art›k kendinin, haklar›n›n ve gücünün fark›na varan bir halk neler yapar ? Siz as›l onu düflünün bir! fiöyle demli bir bardak çay koyun kendinize, yak›n bir cigara, soban›n s›cakl›¤›ndan uzaklaflmadan cam›n kenar›na oturup, ya¤an ya¤mura dal›p da, flöyle uzun uzun keyifle düflünün hele bir. Ard›ndan, son yudumunuzu al›p çabucak, kendi buluflman›za koflun hemen. Kim bilir hangi mahallede, hangi fabrikada, hangi okulda, hangi köy ya da kasabada sizi bekliyor, nice zamand›r atefl içinde yananlar. Daha ne diyeyim ? Yolunuz aç›k olsun … Yeter ki bir yolunuz olsun … Ender Büyükçulha

Yine rüzgar ve sel, yine ölüm Türkiye’de ölümler havadan ve sudan bile olabiliyor. 18-19 Aralık günlerinde ülke genelinde etkili olan şiddetli lodos ve yağışlar yine felakete dönüştü, rüzgar minareleri devirdi, selin yol açtığı toprak kaymaları oldu, evler yıkıldı, soba zehirlenmeleri oldu. İki günlük felaketin sonunda 6 kişi yaşamını yitirdi, birçok insan da sobadan sızan gazdan zehirlendi. Balıkesir’in Dursunbeyli ilçesine bağlı Yukarı Yağcılar Köyü’nde rüzgarın devirdiği minare altında kalan 4 kişi, İz-

mir’de meydana gelen hortumun söktüğü güvenlik kulübesinin altında kalan 1 kişi, Antakya’da ise şiddetli yağışlar sebebiyle çöken istinat duvarının altında kalan 1 kişi hayatını kaybetti.

www.halkinsesigazetesi.net iletisim@halkinsesigazetesi.net 15 günlük Yayg›n, Süreli, Türkçe yay›nd›r.

n

Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Umar KARATEPE n

Telefon-Faks 0 212 245 90 37 n

Adres Tomtom Mah. Örtmealt› Sk. 6/3 BEYO⁄LU/‹STANBUL n

Basıldığı Yer Taflbask› Matbaac›l›k Yay. ve Amb. San. Tic. Ltd. fiti. Bask› Tesisleri Kocaeli/‹zmit (0 262 335 45 29)


24 Aral›k 2009 6 Ocak 2010

6 EMEK

Çarklar› t›k›r t›k›r Son günlerde televizyonlarda bolca dönen bir reklam dikkatinizi çekmişir. Makine Tanıtım Grubu tarafından hazırlanan ve Türkiye’nin en büyük sermaye gruplarının temsilcilerinin yer aldığı reklamda dünyayla rekabet edebilmek için çarkların tıkır tıkır dönmesi gerektiğinden bahsediliyor. Patronlar aslında “tıkır tıkır” reklamlarıyla işlerin iyi gittiğine değil, iyi gitmesi için olması gerekenlere dikkat çekiyorlar. Geçtiğimiz hafta TÜSİAD 2009 yılının son Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısını gerçekleştirdi. Yeni dönemde Ümit Boyner’in başkanlığıyla beraber AKP hükümetiyle daha uzlaşmacı bir döneme girmeyi hedefleyen TÜSİAD’ta önümüzdeki yıla dair beklentileri ve kaygıları Mustafa Koç dillendirdi. Koç’un en çok kaygı duyduğu konu, yükselen işsizlikle gelebilecek sosyal sorunların, toplumsal kutuplaşma ile birleşmesi. Önerdiği çözüm ise toplumsal kutuplaşmayı yaratan gündelik politikalardan vazgeçilmesi. Koç’un dillendirdiği patronlar kulubünün bir diğer kaygısı da AB ile iliş-

TÜS‹AD’›n Y‹K toplant›s› için biraraya gelen tekelci sermayenin devleri önümüzdeki dönem AKP ile uzlaflmac› bir çizginin sinyalini verirken, s›k›nt›lar›n› da dile getirdiler

Tekelci sermayenin devleri neoliberal dönüflüm sürecinin bir an önce tamamlanmas›n› isterlerken, bu süreçte kendilerini dikensiz gül bahçesinin beklemedi¤inin de fark›dalar.

kiler. AB’ye doğru yürüyüşün heyecanını yitirdiğinden kaygılanan Koç, bu durumun dış finansmana erişimde sıkıntılar doğurabileceğini savunuyor. IMF ile de anlaşma yapılmayarak 3040 milyar doların elin tersiyle itilmesini doğru bulmadığını be-

lirterek, Orta Vadeli Programın kendileri için yetersizliğine işaret ediyor. Dertleri kaynak yetersizli¤i Aslında hükümetin hazırladığı Orta Vadeli Program ve 2010 Bütçesi, IMF’nin programlarını aratmayacak içeriklere

sahip. Buna rağmen patronlar hala memnun olmuyor. Çünkü program TÜSİAD’a göre ılımlı büyümeyi öngörüyor. Yatırımlar için sermayeye yeterince kaynak ayrılmamış. Yani önümüzdeki 3 yıl içinde sermaye aktarılacak kaynaklarda kısıntı

olacak. Patronların esas dertlerinden birisi bu. Bir diğer dertleri ise Türkiye’nin hâlâ yeterince ucuz emek cenneti haline dönüştürülememesi. Mevcut sendikal anlayıştan ve yükselen işçi sınıfının örgütlenmesiyle çarklarına çomak sokacağından korkuyorlar. İşsizliği, önlerini açmayan hükümetin yarattığını söylüyorlar. Önümüzdeki yıllarda da hükümetin bu politikalarla bu sorunu çözemeyeceğini savunuyorlar. Buna rağmen onlar da aslında işsizler ordusunu büyüterek güvencesizliğin ve ucuz iş gücünün önünün açılmasını istiyorlar. Şu andaki mevcut 22 milyon çalışanın 10 milyonunun da sosyal güvencesiz çalışması onlara yeterli gelmiyor. Anlaşılan TÜSİAD önümüzdeki dönem geçmiş yıllara kıyasla AKP hükümetiyle daha uzlaşmacı bir çizgi belirleyecek. Bir yandan propagadanda araçlarını kullanarak hükümet üzerine baskılamayı sürdürecek diğer taraftan da özelleştirmelerden ve yeni organize edilecek, Irak gibi pazarlardan pay kapmaya çalışacak. Bunu da “tıkır tıkır” yapacak.

Ekonomide hedefler tutmad› Türkiye ekonomisi aile bütçelerinde de çokca hissedildiği gibi 2009 yılını küçülerek tamamladı. Kriz, bankacılık sektörü ve büyük sanayi kuruluşlarını Başbakan’ın ifadesiyle teğet geçerken halkın bütçesini delerek geçti. Bankacılık sektörü yüzde 40’ların üzerinde kar elde ederken istatistik-

sel verilere göre son 7 yıldır büyüyen Türkiye ekonomisi 2009 yılının ilk 9 aylık verilerine göre yüzde 8.4 oranında küçüldü. Ekonomide yaşanan küçülme işsizliği de artırdı. İşsizlik oranı Şubat ayı itibariyle yüzde 16,1'e kadar tırmandı. Daha sonra mevsimlik tarım, inşaat ve turizm alanlarının hareketlenmesiyle toparlan-

maya çalıştı. Fakat yine de işsizlik yüzde 13’lerin altına inemedi. Aile bütçelerinin küçülmesi iç pazardaki hareketliliği yok etti. Dolayısıyla enflasyon 2009 yılı boyunca yerinde saydı. Kasım ayına gelindiğinde enflasyon oranlarında yıllık bazda hafif bir yükseliş gözlemlendi. Yılın ilk 9 ayında neredeyse yerinden kıpır-

damayan ihracat ise yılın son 3 aylık bölümünde yalancı bahar yaşamaya başladı. AKP hükümeti tarafından yapılan 2009 yılı Bütçe’si öngörülenden daha fazla bir açık verdi.

TMMOB’un düzenledi¤i Özellefltirme Sempozyumu’na kat›lan bilim adamlar› özellefltirme sürecini farkl› aç›lardan de¤erlendirerek kapitalist sistemin en önemli damarlar›ndan biri haline gelen özellefltirmelere karfl› emek cephesine sermayeyi ve hükümetleri korkutacak eylemler yapmay› önerdi Sempozyumu”nda bir kez daha masaya yatırıldı. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. İzzettin Önder, sermayenin emek sömürüsüyle yetinmediğini, tüketiciyi de satarken sömürdüğünü dile getirerek, kapitalizmin dünyayı pazarı haline getirdiğinin altını çizdi. “Vergi toplama, savunma, çöp toplama, aklınıza gelebilecek her kamu hizmeti de özelleştirilerek satılmaya başlandı” diyen Önder, emek cephesinin sermayeyi korkutacak eylemler yapması gerektiğini ifade etti. Günümüzdeki özelleştirme uygulamalarıyla ilgili konuşan Prof. Dr. Korkut Boratav ise özelleştirmeyle birlikte tüm kamu çalışanlarının patron-işçi ilişkisi içine sokulmak istendiğine dikkat çekti. Boratav, “Özelleştiremedikleri kamu kurumlarına da işçi-patron ilişkisi sokulmak isteniyor. Örneğin aile hekimliğiyle, hekim patron, hemşire işçi oluyor. Böylece daha fazla kâr etmek isteyen hekim, hemşireyi daha ucuza çalıştırıyor” tespi-

‘Bunun ad› faflizmdir’ DİSK, KESK ve TTB, Nakliyat-İş üye ve yöneticilerine yönelik tutuklamalara ilişkin 15 Aralık’ta basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bunun adı faşizmdir” denildi; tutuklananların serbest bırakılması istendi. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, yaptığı ortak açıklamada, “Emekçilerin sendi-

kal hakları hukuktan yoksun, keyfi ve gizlilik kararına sığınılarak açıkça ihlal edilmektedir” dedi. KESK Genel Başkanı Sami Evren ise, sendikal harekete yönelik anti demokratik ve hukuk dışı uygulamalara değindi, Genç-Sen, Emekli-Sen, Çiftçi-Sen’e yönelik kapatma davalarını hatırlattı.

tinde bulundu. Prof. Dr. Bilsay Kuruç, özelleştirme karşıtlarının, yalnız eskiden kamu işyeri olan fabrikaların kamulaştırılmasını değil, ayrıca yeni kamu işyerleri açılmasını da hedeflemesi gerektiğini söyledi. Kuruç, “Eski stratejik noktalarla sınırlı değil, yenilerini yaratan bir mücadele verilmesi gerekiyor” diyerek sözlerini bitirdi. Sempozyum sonunda oluşan ortak fikir ise kuralsız hareket etmeyi bir alışkanlık haline getiren kapitalist sistemin en önemli damarlarından biri haline gelen özelleştirmelere karşı emek cephesinin sermayeyi ve hükümetleri korkutacak eylemler yapma zamanı gelmesi oldu.

Fark ücretleri artt›r›ld› Bakanlar Kurulu, aldığı bir kararla, vakıf üniversiteleri dahil özel sağlık kuruluşları tarafından muayene ve tedavide alınan fark ücreti oranını artırdı. 1 Ocak 2010’dan itibaren yürürlüğe girecek yeni uygulama ile hastalardan Komisyon’un belirlediği fiyatın yüzde 70'ine kadar ilave ücret alınabilecek. Özel ve

vakıf hastaneleri daha önce Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu'nca belirlenen bedelin en fazla yüzde 30'una kadar fiyat farkı alabiliyordu. Türkiye Sakatlar Derneği de bir basın açıklaması yayınlayarak uygulamayı protesto etti. Sakatlar Derneği konuyla ilgili hukuki girişimin başlatılacak.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün önümüzdeki 3 yıl içinde işsizlik rakamlarının yüzde 10-13 bandında seyretmeye devam edeceğini belirterek AKP’nin istihdam sorununu çözme noktasında bir programa sahip olmadığını deklare etti. TÜİK tarafından açıklanan Eylül ayı işsizlik rakamları da Bakan’ı doğrular nitelikteydi. TÜİK, Eylül ayında genel işsizlik oranını yüzde 13.4 tarım dışı işsizlik oranını ise yüzde 16.9 olarak açıkladı. Böylece işgücüne katılım oranındaki hafif artışa rağmen işsizlik oranı Ağustos ayıyla aynı çıkarken, genç nüfustaki işsizlik oranı ise bir ayda yüz-

de 23'ten 24.3'e yükseldi. Son bir yıl içinde kentlerdeki işgücüne tabi nüfusun 550 bin civarında arttığı, buna karşın yine kentlerdeki istihdamın 132 bin azaldığı görülüyor. Böylece çoğu genç olmak üzere 685 bin kişi daha kentli işsizler arasına katılmış durumda. Yetişkin nüfusun yüzde 42,5'u çalışmakta iken bu çalışanların yüzde 60,3'ü 1-9 kişi arası çalışanı olan işyerlerinde çalışıyor. Yani çalışmakta olanların dörtte birinden fazlası, ya kendi hesabına ya da işveren olarak çalışıyor. Yine tarım sektörü, toplam istihdamın yaklaşık dörtte birini karşılıyor.

D‹SK, sosyal bir bütçe istedi DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi bu hafta yaptığı basın açıklamasıyla 2010 yılı Bütçesi’ni eleştirdi. 2010 Bütçesi’nin amacının kriz fırsatçılığı ile aş bekleyeni aşsız, iş bekleyeni işsiz bırakmak olduğunu vurgulayan Çelebi, Bütçe’nin Türkiye’nin gerçek gündemini oluşturan işsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı ve geçim sorunu dikkate alınmadan Meclis’e sunulduğunu söyledi. Bütçe’ye göre 2012 yılına kadar küçülmenin devam edeceğine dikkat çeken Çelebi bunun her yıl iş arama çağındaki nüfusa 850 bin kişinin eklendiği bir ülkede, yoksulluğun, işsizliğin artması ve

ülkenin çaresizliğe teslim edilmesi anlamını taşıdığını belirtti. Bütçe’de memurlara, işçilere, emeklilere daha az maaş verilerek, daha az yatırım yapılarak, daha az sosyal harcama ve eğitime daha az kaynak ayrılarak toplumun geniş kesimlerine krizin bedelinin ödetilmek istendiğini söyleyen Çelebi, “Bunu 2010 yılında bütçe harcamalarının sabit fiyatlarla yüzde 2.4 oranında artış öngörülmesinde görebiliriz” dedi. Çelebi değerlendirmesini, “Krizin yol açtığı ağır sosyal yıkım karşısında bütçenin sosyal bir bütçeye dönüştürülmesini istiyoruz” diyerek sonlandırdı.

Kredi kart› bata¤› büyüyor

Özellefltirmelere karfl› direnifle AKP’nin 2010 Bütçesi için öngördüğü en önemli gelir kaynaklarından birisi de özelleştirmeler. İşlevsiz hale getirilen birçok kamu kurumu özelleştiriliyor ya da kapatılıyor. Sermayenin genel bir saldırı stratejisi olarak gerçekleşen özelleştirmeler sonucunda binlerce işçi de işsiz kalıyor. Sermayeden vergi toplamayı tercih etmeyen hükümetlerin mali krizleri aşmak için başvurduğu birinci kaynak haline gelen özelleştirmeler aynı zamanda siyasiler için büyük vurgun ve avanta elde edilen bir alan haline dönüyor. Bunun en canlı örneği, AKP tarafından yapılan elektrik dağıtımının ve şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sürecinde görüldü. Özelleştirilen bu işyerlerinin birçoğu kamoyunda AKP hükümetine yakınlığıyla bilinen sermaye gruplarına değerlerinin çok altında fiyatlarla satılarak adeta gasp edildi. Özelleştirme, TMMOB’un düzenlediği “Türkiye’de Özelleştirme Gerçeği 3.

‹flsizli¤i çözmeye niyetleri yok

Merkez Bankası'nın yayınladığı verilere göre, kredi kartı borçlarını ödeyemeyenlerin sayısı Ekim ayında 97 bin 511 kişiye ulaştı. Bir önceki aya göre yüzde 5'lik bir artış anlamına gelen bu gelişme, kredi kartlarının bir geçim aracı olarak kullanılmasının sınırına yaklaşıldığını gösteriyor. Kredi kartları ve bireysel kredi borcunu ödemeyenler ile gecikmeli ödeyenlerin sayısında, 2009 yılının başına göre ise; kredi kartları borcunu ödemeyenler yüzde 41, kredi borcunu ödemeyenler yüzde 30,8 oranında arttı. Öte yandan, kredi kartı kullanan ve kredi çeken

bir kişinin bir kez sayıldığı hesaba göre 2004 yılından bugüne, borçlarını ödememiş kişilerin sayısı 1 milyon 815 bin 34 kişiye ulaştı. Bu sayının, 1 milyon 219 bin 216'sını kredi kartları borçluları oluşturuyor. Öte yandan Temmuz-Eylül 2009 döneminde kanuni takipteki tüketici kredileri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 100 artarak 955 milyon TL’ye yükseldi. Rakamlar, kredi kartlarından “illallah” diyenlerin giderek daha çok tercih ettiği tüketici kredilerinin de, tıpkı kredi kartları gibi patlama noktasına geldiğini gösteriyor.

Karfl›l›ks›z çeke af Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Çek Kanunu”nu onayladı. Yasaya göre, bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını kontrol edecek, ayrıca kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterecek. Tarafların anlaşması halinde karşılıksız çek verme suçundan mahkûm olanların cezasının infazı ertelenebilecek veya durdurulabilecek. Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin adli sicil kayıtlarını, 10 yıl saklayacak. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmeyecek.

Meclis’e mektup var İşçi sendikaları konfederasyonları Meclis’e “kiralık işçilik” düzenlemesiyle ilgili ortak bir mektup yazdı. Yazılan mektupta, “Böyle bir düzenlemeyi ikinci kez gündeme almak, ihtiyaçtan çok sendikalara inat bir yasa çıkarma arzusunu tatmin etmekse o zaman bakanlık için ‘ça-

lışma’ değil, ‘çatışma bakanlığı’ tanımı daha doğru olacaktır” dendi. Açıklamada, “özel istihdam bürolarına mesleki anlamda geçici iş ilişkisi kurma yetkisi veren düzenlemenin yeniden gündeme getirilmiş olmasını kaygıyla karşılamaktayız” görüşü dile getirildi.

Ayçin yeniden baflkan Türkiye Sivil Havacılık Sendikası'nın (Hava-İş) 26. Olağan Genel Kurulu 13 Aralık’ta yapıldı. Genel Kurul'da mevcut yönetim ve Gökkuşağı Hareketi isimli bir grup yarıştı. Yapılan seçimler sonrası mevcut yönetim 147 oy alırken muhalif grup 146 oyda kaldı. Atilay Ayçin başkanlığındaki mevcut yönetim seçimleri 1 oy farkla kazanmış oldu. Seçim sonrası bir açıklama yapan Ayçin,

THY yönetiminin, muhalefeti açıkça desteklediğini ve üyelere baskı yaptığını öne sürdü ve sendika olarak izledikleri politikada hiçbir değişiklik olmayacağını ifade etti.


Tafleron sa¤l›k iflçileri kadrolu ifl istiyor

D‹SK: K›z›lay yönetimi suç iflliyor

Diyarbakır Dicle Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’nde örgütlü Dev Sağlık-İş üyesi işçiler 17 Aralık’ta yaptıkları bir eylemle kadrolu iş istedi, taleplerini duyması için rektöre çağrı yaptı. Yaklaşık yüz sağlık emekçisinin katıldığı eylem poliklinikler önünde yapıldı. Eylemde Dev Sağlık-İş işyeri temsilcisi Sedat Aydın bir basın açıklaması

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Kızılay’da işten çıkartılan işçilerle birlikte bir açıklama yaptı. Hatırlanacağı gibi Kızılay'da işten çıkartılan işçiler, Yargıtay kararıyla iş hakları iade edilmesine rağmen yasal boşluklar kullanılıp, tazminat ödenerek tekrar işten çıkartılmışlardı. 17 Ara-

yaptı. Aydın yaptığı açıklamada rektöre seslenerek “yok hükmündeki” taşeron çalıştırma uygulamasından vazgeçmesini istedi. Haks›z hukuksuz uygulamalara son verilsin Dev Sağlık-İş Örgütlenme Daire Başkanı Zeynep Çelik ise bir konuşma yaparak hastanelerdeki yasadışı çalışma biçimlerine dikkat çekti. Çelik, Çalışma Ba-

kanlığı müfettişlerinin, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ndeki taşeron uygulamasının “muvazaalı” yani “hileli” bir uygulama olduğunu saptadıklarını aktardı. Rektörlüğü de haksız hukuksuz uygulamalardan vazgeçmesi konusunda uyaran Zeynep Çelik, çalışma yaşamında barış istediklerini söyledi.

Zeynep Çelik

lık’ta DİSK Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada Kızılay yönetiminin suç işlediğini belirten Çelebi, Kızılay’ın bağışçılarının parasını sendikalı işçileri işe almamak için kullandığını söyledi. Yapılan açıklamaya destek veren İsveç İşçi Sendikaları Birliği Temsilcisi Bjorn Arnoldsson ise

Kızılhaç’da insanların güvenceli çalıştıklarını, Kızılhaç yönetiminin böyle bir uygulamayı hayal bile edemeyeceğini söyleyerek, Türkiye için üzgün olduğunu, mahkeme kararlarının bile layıkıyla uygulanamamasının kötü bir durum olduğunu dile getirdi.

Bjorn Arnoldsson

24 Aral›k 2009 6 Ocak 2010

EMEK 7

‹nsanca yaflanacak bir ücret Asgari ücretle çal›flanlar kadar eme¤iyle geçinen herkesi ilgilendiren asgari ücret görüflmeleri, iflçi temsilcileri olmadan hükümetle iflverenler aras›nda sürüyor, hükümet 15 liral›k komik ücret art›fl› önerisinde bulunuyor Halen devam eden asgari ücret görüşmelerine işçileri temsilen katılan Türk-İş, katıldığı ilk toplantıyı terk etti ve bir daha görüşmelere katılmadı. Türk-İş'den yapılan açıklamada, asgari ücretin pazarlık ücreti olmadığı, bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle belirlenen taban ücret olması gerektiği, bu nedenle de komisyonda pazarlığa tabi olamayacağı söylendi. Hükümet ve işveren temsilcilerinin ülkeyi ucuz emek cennetine çevirmek, çalışma ve yaşam koşullarını daha da ağırlaştırmak için oynadıkları bir ortaoyunundan başka bir şey olmayan Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıkarılmış oldu. Bugün asgari ücret, asgari ücretle çalışanlar

kadar emeğiyle geçinen herkesi ilgilendiren bir konu. Anayasa’nın 55. maddesi asgari ücreti düzenlerken, çalışanların yaşam şartlarının göz önünde bulundurulmasını öneriyor. Uluslararası Çalışma Örgütü de, asgari ücretin belirlenmesinde işçilerin ve ailelerinin gereksinimlerinin ve yaşam koşullarının gözetilmesi gerektiğini söylemektedir. Fakat askeri ücret tespiti patronların ihtiyaçlarına göre yapılıyor. Dev Sa¤l›k-‹fl tüm Türkiye’de eylemdeydi “Asgari ücret insanca yaşanabilecek bir ücret olmalıdır” diyen Dev Sağlık-İş Sendikası İstanbul, Bursa, İzmit, Adana, Mersin, Diyarbakır ve Antalya’da yaptığı eylemlerle Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun

yapısının emekçilerin ağırlığı artırılarak genişletilmesini, görüşmelerin kamoyuna açık hale getirilmesini, asgari ücretin net olarak belirlenmesini ve asgari ücret üzerinden alınan vergilerin kaldırılmasını istedi. Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu; yaklaşık 40 milyon kişiyi ilgilendiren asgari ücretin, eğitim, sağlık, ulaşım, enerji gibi temel yaşamsal ihtiyaçlardan bağımsız tartışılamayacağını belirtti. Çerkezoğlu, her gün elektrikten doğalgaza, akaryakıttan ekmeğe kadar her şeyin fiyatının artmasının ve okullara “katkı payı”, hastanelere “katılım payı” adı altında paraların ödenmesinin, asgari ücretin bunlardan ayrı tartışılamayacağını gösterdiğini söyledi.

Sendika güvencedir Çin’den sonra en çok maden kazalar›n›n meydana geldi¤i Türkiye’de madencilik alan› üretimden denetime, ifl güvenli¤inden sendikalaflmaya kadar birçok tart›flmay› zorunlu k›l›yor. Bursa’da yaflanan ifl cinayeti bunu bir kez daha hat›rlatt› Bursa Alpagut köyü yak›nlar›nda bulunan Bükköy Madencilik ‹flletmesi'ne ait kömür oca¤›nda 11 Aral›k akflam› 220 metre derinlikte bir patlama meydana geldi. Patlama sonucu göçük alt›nda kalan 19 iflçi yanarak can verdi. Bursa’da yaflanan olay›n birinci sorumlusu iflveren kadar iflçi sa¤l›¤› ve ifl güvenli¤i

alan›nda ç›kard›klar› yasa ve yönetmeliklerle, iflçiyi iflverenlerin ve piyasan›n insaf›na terk eden AKP’dir. AKP, yaflanan ifl cinayetleri karfl›s›nda siyasi - sosyal sorumluluklar›n› kiflilerin dikkatsizli¤ine, baflta mühendisler olmak üzere teknik personele yükleyerek çal›flman›n gerçek sorumlular› ve sorunlar›n› gizlemeye

Sorumlu çok sorumlu yok

çal›flt›¤› gibi bilgi kirlili¤i yaratarak kafalar› da kar›flt›rmaya çal›fl›yor. Bursa’da yaflanan ifl cinayetiyle ilgili görüflünü ald›¤›m›z Yeralt› Maden-‹fl Sendikas› eski Genel Baflkan› Çetin Uygur, meydana gelen bu olay›n ve di¤er madenlerde yaflanan ifl cinayetlerinin ana nedenlerinden birinin sendikas›zlaflma oldu¤unu be-

Bükköy Madencilik İşletmesi'ne ait kömür ocağında meydana gelen patlamanın nedenleri tartışılıyor. Sendika ve madencilikle ilgili uzmanlara göre; işletme sahipleri kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da sorumlu. Özellikle iş güvenliği ve çalışma biçimleri açısından ele alındığında ortaya bir çok eksiklik çıkıyor. İş güvenliği yönetmeliğinin işletme sahiplerinin maliyetlerini fazla artır-

lirterek, sendikan›n iflyerlerindeki çal›flma düzeninin ve ifl güvencesinin en büyük teminat› oldu¤unu söyledi. Kurals›z ve güvencesiz çal›flman›n meydana gelen kazalardaki en büyük nedenlerden biri oldu¤una dikkat çeken Çetin Uygur, iflyerlerinde yeterli denetim yap›lmad›¤›n› da ifade etti.

ması nedeniyle itiraz etmeleri üzerine esnetilmesi, madenlerde güvencesiz ve kuralsız çalışma biçimlerine göz yumulması, sendikalaşmanın önünün tıkanması, kırsal alanlarda bulunan maden işletmelerinde çalışan kırsal bölge insanlarının en temel madencilik eğitimini bile almadan işe başlatılması gibi nedenlerden dolayı Türkiye’de madenlerdeki iş cinayetlerinin engellenemediği belirtiliyor.

Tarihten bir deneyim Yeraltı Maden-İş Sendikası’nın Yeni Çeltek deneyimi bir sendikanın maden işçileri açısından neler ifade edebileceğine en iyi örneği gösteriyor. Yeni Çeltek’te maden

Foto¤raflar: Alaattin Timur / Zonguldak-Armutçuk 2009

işçileri “yönetme deneyleri” yaşamış, sınıfsal kimliklerini oluşturmuşlardı. Maden işçileri kararların alınmasından uygulanması ve denetlenmesine kadar tüm süreçlerde aktif olarak yer alıyorlardı. Toplu sözleşmeleri tam uygulatmak, çalışma koşullarını insanca bir düzeye çıkartmak, can güvenliğini sağlamak, konseyler aracılığıyla işçilerin elindeydi. Örneğin can güvenliğinin sağlanması doğrultusunda kurtarma ekipleri sürekli hazır tutuluyordu. Ayrıca sağlık istasyonları kurulmuştu. Sağlık personelleri bu istasyonlarda ilk müdahaleyi yapacak şekilde, hazır bekletiliyordu.

19 iflçinin ölümüyle sonuçlanan ifl cinayetinin gerçekleflti¤i Bükköy Madencilik ‹flletmesi'nin iflçi düflmanl›¤›yla bilinen Nurullah Ercan’a ait oldu¤u ortaya ç›kt›. Turizm ve madencilik alanlar›nda yat›r›mlar› bulunan Nurullah Ercan, sahibi oldu¤u tüm iflletmelerde iflçilere yönelik bask›lar ve haks›zl›klarla nam salm›fl durumda. Nurullah Ercan’›n iflçi düflmanl›¤› ilk olarak Bolu/Mengen Gökçesu'da sendikal hak ve özgürlükleri gasp etmesiyle duyulmufltu.

Görkemli kapan›fl Tufan Sertlek Dev Sa¤l›k-‹fl Genel Sekreteri

Bu sat›rlar›n yaz›ld›¤› s›rada Tekel iflçileri direnifllerinde 8. günü bitirmifllerdi. Kelimenin tam anlam›yla Ankara’y› sallad›lar. Kuflkusuz Tekel iflçilerinin mücadelesinin baflar›yla sonuçlanmas› herhangi bir iflyerindeki veya iflkolundaki mücadele veya direniflten çok daha etkili olacakt›r. Tekel iflçilerinin Ankara’daki kararl› durufllar›n› TV’de izlerken içimdeki s›z›y› Yüksel Akkaya, sendika.org ‘ta yay›nlanan yaz›s›nda dile getirdi¤inden hiç o bahse girmeyece¤im. Bütün bir özellefltirme sürecine, binlerce emekçinin hak kay›plar›na u¤ramas›na sessiz kalmalar›na ra¤men yine de Tekel iflçilerine teflekkür etmek istiyorum. Bu direnifli örgütleyen sendika yöneticilerine de. Özellikle sendika yönetimi umar›m sonuna kadar flu anki durufllar›n› korur ve sendikalar›n yerlerde sürünen itibar›n› biraz olsun aya¤a kald›r›rlar. Gelelim yaz›n›n bafll›¤›na. Tekel iflçilerinin bu kararl› mücadelesi s›n›f mücadelesi aç›s›ndan bir dönemin sonunun “görkemli kapan›fl›” olacak san›r›m. Sosyalizmin kapitalizme tehdit oluflturdu¤u bir döneme özgü olan kamu sektöründeki icazetli sendikal örgütlenme dönemi özellefltirme sald›r›lar›yla kapanm›flt›. Pek çok yerde sessiz sedas›z baz› yerlerde ise SEKA örne¤inde oldu¤u gibi “pazarl›k gücünü artt›rmakla” kendini s›n›rlayan karfl› ç›k›fllarla özellefltirme sürecinin sonuna gelindi. Bu mücadelelerin hepsi “kazan›lm›fl haklar› koruma” amaçl› çabalardan olufluyordu. Geleneksel iflçi s›n›f›n›n kal›nt›lar› savafl› kaybederken baz› muharebelerde onur k›r›c› yenilgiler ald›, baz›lar›nda ise vurufla vurufla geri çekilmeye cesaret etti. Tekel iflçileri ise sonuna kadar, k›ran k›rana savaflmay› tercih etti. Bu flekilde savafl› dövüflerek onurluca kaybetmeyi ya da kimsenin ummad›¤› flekilde kendi muharebesini kazanmay› ya da gösterdikleri cesarete de¤ecek bir kazan›m elde etmeyi istiyorlar. Özellefltirmeye karfl› mücadelede iflçi s›n›f› ve sendikalar ülkelerinin gelece¤i ile kendilerinin gelece¤i aras›ndaki s›k› iliflkiyi göremedikleri veya görmek istemedikleri için kötü yenildiler. Ülkenin bütün kamusal kaynaklar›n›n sermaye s›n›f›na peflkefl çekilmesine seyirci kald›lar, bu süreçte tek dertleri kendi kazan›lm›fl haklar› oldu. Bu nedenle kendi davalar›na bile inanmad›lar, toplumu da inand›ramad›lar. Bugün Tekel iflçileri uzatmalar› oynuyor. Can havliyle sald›r›yor, direniyor. Bütün öne ç›kan söylemlerinden anlafl›laca¤› gibi en ileri idealleri “çocuklar›n›n gelece¤i”. Oysa özellefltirme ayn› zamanda ülkenin gelece¤inin sat›lmas›yd›. Ülkemizin gelece¤inin karart›ld›¤› bir yerde çocuklar›m›z›n gelece¤ini nas›l görebilirdik! Yaflad›¤›m›z dönem geleneksel iflçi s›n›f›n›n tarih sahnesinden yavafl yavafl çekildi¤i ve yeni bir iflçi kitlesinin bütün üretim alanlar›n› doldurdu¤u bir tarihsel sürecin bafllang›c›. Onlar her fleyi yeniden ve kendi deneyimleriyle ö¤reniyor. T›pk› 200 y›l önceki dedeleri gibi basit, naif ve kendili¤inden davran›yorlar. Onlar›n gerçekten kaybedecek bir fleyleri yok, onlar kazanmak için varlar. Baflka çareleri yok. Biliyoruz ki iflçi s›n›f› mücadelesi bir nehir gibidir, kendi yolunu bulur, akar gider. Ancak nehirlerin ovalara yay›l›p gücünü kaybetmemeleri, vadilerde kaybolmamalar› ve görkemli bir flekilde denize ulaflabilmeleri için kendi varl›klar›yla ülkelerinin varl›¤› aras›nda çok s›k› bir ba¤ oldu¤unu hiç unutmamalar› gerekiyor. Bu unutuldu¤unda, koca dünyay› sallayan iflçi s›n›f›yken kendi küçücük ekme¤i için ç›rp›nan bir iflçi s›n›f›na dönüflmenin ne kadar kolay oldu¤unu art›k biliyoruz.


24 Aral›k 2009 6 Ocak 2010

8 YÜZ YÜZE

Venezüella devriminin ikinci adam› Freddy Bernal anlat›yor:

‘Eski henüz ölmedi yeni henüz do¤mad›’ Bolivarc› Devrim hangi aflamada, Venezüella halk› devrimci sürece nas›l kat›l›yor, Kolombiya’daki yeni ABD üsleri nas›l bir tehdit oluflturuyor, Venezüella’da devrim nas›l savunulacak... Biz sorduk, Freddy Bernal yan›tlad› Venezüella’daki Bolivarcı Devrim sürecinin Hugo Chavez’den sonraki en etkili ismi, şu anda Bolivarcı Hükümet Bakanlar Konseyi Daimi Sekreteri olarak görevini sürdüren Freddy Bernal Rosales. Kıtasal Bolivarcı Hareket Kuruluş Kongresi için başkent Caracas’ta bulunduğumuz 9 Aralık günü bizi ofisinde kabul eden Bernal ile Bolivarcı Devrim’in gelişimi ve güncel sorunları üzerine konuştuk. Vaktiyle üniversite kampüslerinde, şimdi yoldaşlık yaptığı komünistleri kovalayan bu eski istihbarat şefi, Fidel Castro ile çektirdiği fotoğrafın önünde Gramsci’den alıntılar yaparak sorularımızı yanıtladı. Venezüella’daki Bolivarc› Devrim süreci bugün hangi aflamada? Halk›n sürece etkin kat›l›m› aç›s›ndan taban örgütlenmelerinin rolünü, geldi¤i aflamay› ve sosyal misyon örgütlenmeleri ile komünal konseylerin geliflimini de bu soru ba¤lam›nda de¤erlendirir misiniz? Öncelikle geldiğiniz için çok teşekkür ederiz. Çok memnun olduk. Bundan dört sene önce de Türkiye’den bir delegasyon gelmişti. Türkiye’deki mücadele üzerine, Irak’taki, Filistin’deki, Afganistan’daki durum üzerine konuşmuş, sohbet etmiştik. Venezüella’nın Bolivarcı Devrim süreci kesinleşmiş bir süreç değil, devam eden, gelişim halinde olan bir süreç. Bu süreç 1998’de ortaya çıktı. Ama bu 1989’da ortaya çıkan halk ayaklanmasının bir meyvesiydi (IMF programına karşı yoksulların sokağa döküldüğü ve devlet güçlerinin 3000 kişiyi katlettiği Caracazo ayaklanmasını kastediyor). Bu, askeri-sivil bir ayaklanmanın sonucuydu. Ancak daha sonrasında demokratik seçim mücadelesi yönünde bir Kurucu Meclis’in ortaya çıkışıyla sonuçlanmıştır. Komutan Hugo Chavez’in 1992’deki darbe girişimi silahlı ve sivil bir ayaklanma girişimiydi. 1998’de daha ulusal karakterli bir nitelik kazandı. Bu hareketin üç dayanağı vardı. Kurtarıcı Simon Bolivar, onun öğretmeni olan Simon Rodriguez ve General Ezequiel Zamora. İlk başlarda ulusal bir hareketti ama daha sonra devrimci bir hareket haline geldi. 2005 yılının sonu, 2006 yılının başında sosyalist karakter ortaya çıktı ve deklere edildi. Peki flu anki aflamay› adland›rmak gerekirse ne söyleyebiliriz? Eğer bu noktada bir tanımlama yapmak gerekirse, şu anda sosyalizme doğru geçiş aşamasındayız. Gramsci’nin sözüyle eski olan daha ölmedi, yeni olan daha tam olarak doğmadı (Gramsci, devrimci krizi tarif ederken, bunun eskinin ölmek üzere olduğu ancak henüz ölmediği, yeninin doğlmak üzere olduğu ancak henüz doğmadığı bir süreç olduğundan söz etmiştir). Ben de merak ediyorum, kendi kendime soruyorum, ne kadar sürer bu süreç, diye. Kimse bilemez. Halkın değiştirici gücüne bağlı, politik şartlara bağlı, üretim ilişkilerindeki dönüşüm sürecine bağlı… Misyonlarla ilgili sorunuz da bu soruyla bağlantılı. Misyonlar ilk olarak 2002 yılında ortaya çıktı. Bunların temel işlevi, halka dev-

rimin ne olduğunu göstermekti. Benim daha önce Caracas Belediye Başkanı olduğum dönemde, hükümet içerisindeki tartışmalarımızda şöyle bir şey söylemiştik. Halkın devrimi içselleştirmesini sağlayacak araç ne olacaktır? Devrimin özü Bunun ardından Barrio Adentro oluşturuldu (Varoşa Doğru anlamına gelen Barrio Adentro, Venezüellalılar tarafından “devrimin özü” diye tanımlanıyor). Barrio Adentro sosyal karakterli bir misyondu ve bir dizi sosyal programı hayata geçirdi. Barrio Adentro çalışması özellikle Caracas’ın en ulaşılmaz yerlerinde, en ücra köşesinde başladı. Kendisi de doktor olan bir yurttaşın evinde, halka en kritik sağlık sorunlarında 24 saat hizmet vermek amacıyla başladı. 54 Kübalı doktorla başladı, süreç daha sonra sağlık komitesine evrildi, sağlık komite-

Mission Robinson, eğitim misyonu. 1,5 milyon kişi okuma yazma öğrendi. Mission İdentidad, kimlik misyonu. Milyonlarca kişi okuma yazma bilmediği gibi kimliği de yoktu. Onlara kimlik sağlandı. En sonunda öyle bir noktaya geldik ki, devletin yapısı milyonlarca insana hizmet verebilecek kapasitede değil. Bu noktada, bu ihtiyaçlara karşılık verebilmek için paralel bir devlet anlayışıyla hareket etmeye karar verdik. 6 yıllık süre içinde paralel devlet sistemini mevcut formel devletin yerine geçirmeye çalıştık. Bu misyon çalışmalarımızda yüzde 100 başarılı olduğumuzu söyleyemeyiz ama daha öncesinde devletin hizmetini alamayan milyonlarca insana devlet hizmet götürdü. Birleşmiş Milletler’in gelişme raporlarında, Venezüella krize rağmen insani gelişimin ilerleyişi açısından ilk 5 sırada. Son 3 ay hariç bundan önceki 21 üç aylık

kerleri bir kez, 200 sene öncesinde topraklarından çıktı ve başka bir ülkenin bir santimetre kare toprağını dahi işgal etmeden, kan dökmeden geri döndüler. Çeşitli düzeylerde hazırlık içerisindeyiz. Birincisi formel düzeyde. Normal silahlar, uçaklar, gemiler… Bunları satın almak ve orduyu güçlendirmek noktasında hazırlığımız var. Milis örgütlenmeniz de var de¤il mi? Şu noktayı çok net biliyoruz ki, en iyi silah devletin resmi silahlı güçleri değil. Biliyoruz ki en iyi silah, örgütlenmiş, ideolojik olarak donanmış ve harekete geçirilmiş halktır. Bu yüzden de ulusal Bolivarcı milisleri güçlendiriyoruz. Birinci etapta 1,5 milyonluk bir milis gücü oluşturma hedefimiz var. Bu hedef doğrultusunda ilerliyoruz. PSUV (Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi) içinde şöyle bir karar aldık. Her birimden bir kadın ve bir erkek milislere katılacak. 7 milyon üyemiz var, bunlardan 2,5

Asl›nda ben de merak ediyorum, kendi kendime soruyorum, ne kadar sürer bu süreç, diye. Kimse bilemez. Halk›n de¤ifltirici gücüne ba¤l›, politik flartlara ba¤l›, üretim iliflkilerindeki dönüflüm sürecine ba¤l›… si tarafından yönetilmeye başlandı. Bugünkü aşamaya kadar 540 tane birim, 90 daha büyük klinik, 3 tane de yüksek teknolojik hastane kuruldu. Bunlarla halkın yaklaşık yüzde 91’ine sağlık hizmeti ulaştırabiliyoruz. Neden özellikle Barrio Adentro’ya yo¤unlaflt›k? Özellikle en ücra köşelerden başladık, buralar hükümetin daha önce ulaşmadığı yerlerdi. En yakıcı sorun oradaydı. Bu bölgelerde yaşayan insanların çoğu günde bir öğün yemek yiyen, hatta bir gün yiyip bir gün yiyemeyen, yarının ne olacağı belli olmayan kesimlerdi. Bunların içerisinde birçoğu ne okumayı ne yazmayı biliyordu. Bu insanların birçoğunun okuyamama nedeni görememeleriydi, görme sorunlarıydı. Yıllarca gülmeyen insanlar vardı, çünkü dişleri yoktu. Hiç altyapısı olmayan yerler vardı. Buradan gıda misyonu çıktı. Bu sayede yoksul insanların çoğu günde iki öğün yemek yiyebiliyor. Diğeri de Misyon Merkal, devletin marketleri. Burada temel gıda maddelerini ucuza, sübvanse edilmiş şekilde satıyoruz. Bir diğeri Operación Milagro (Mucize Operasyon). Gözünda katarakt sorunu olan birçok kişiye, göz ameliyatları yapıldı ve gözlük sağlandı.

dönemde sürekli olarak büyüdük. Yüzde 4 ila 8,8 arası bir büyüme oranıyla büyüdük. Ayrıca Latin Amerika’da zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumu kapatma açısından ilk sıradayız. Ancak halkın memnuniyetini sağlamak açısından hedeflediğimizin çok daha gerideyiz, hedeflerimizin çok uzağındayız. Kolombiya’da ABD’nin yeni askeri üsler açmas› ve olas› tehditler konusunda ne düflünüyorsunuz? Komutan, Başkan Hugo Chavez çok net olarak çizgiyi çizdi, tanımlamayı yaptı. Kolombiya ABD’nin bir üssüdür. Bizim için üzücü bir durum, çünkü 200 yıldan uzun bir zamandır Kolombiya’yla biz kardeşiz. Kurtarıcı Simon Bolivar tarafından Panama, Ekvador ve Bolivya ile birlikte kurtarılmıştık. Ne yazık ki Uribe hükümeti ve Kolombiya oligarşisi ülkeyi ABD’ye telsim etmiştir. Tabii, Kolombiya’nın bu hale dönüştürülmesini sadece Venezüella’ya değil bütün Latin Amerika’ya dönük bir tehdit olarak algılıyoruz. Kolombiya’nın Venezüella’daki Bolivar Devrimi’ne karşı bir saldırı hazırlığı dönemine girdiğini düşünüyoruz. Biz savaşçı bir ülke değiliz. Venezüella as-

milyonu birimlerde örgütlü. Bunları, savaş istediğimiz için yapmıyoruz. Ama barış istiyorsak savaşa da hazır olmalıyız. Umarız savaşmak durumunda kalmayız. Savaş kötülüklerin anasıdır, kazanan da kaybeder. Şu noktada çok netiz. Bolivarcı Devrim’i iki biçimde de savunmaya hazırız. Bunlardan birincisi oylarla, yani seçim aracılığıyla bu süreci devam ettirmek. İkincisi de gerekli oldukça silahlanmak, kendini korumaktır. Venezüella’n›n suç olaylar›ndaki art›fl ve Kolombiya kaynakl› paramiliter sald›r›lar nedeniyle gerek toplumsal gerek siyasal aç›dan ciddi bir tehdit alt›nda oldu¤u görülüyor. Bu konuda bir savunma stratejiniz var m›? Bir hafta önce Başkan Chavez beni bu işi çözmekle sorumlu bir komisyonun başına atadı. Neden? Çünkü, bu güvenlik sorunu sadece askerle, polisle çözülecek bir sorun ya da sadece formel devletin sorunu değil. Bu meselede birçok faktör var. Birincisi mikro uyuşturucu dağıtımı, ikincisi yoğun alkol kullanımı, üçüncüsü terk edilmiş çocuklar, erken gebelik sorunu, aile değerlerinin kaybolması ve en sonuncusu da, özellikle Kolombiya’dan buraya ihraç edilen paramiliterler. Paramiliterlerden kaynaklanan sorunlar

özellikle son beş yılda arttı. Sadece hırsızlık yapmıyorlar, aynı zamanda cinayet de işliyorlar. Hırsızlık yaparken, böyle kolayca insanları öldürebilenler özellikle Kolombiya’dan gelenler. Kolombiya’ya sınırı olan eyaletlerde, Tachira’da, Zulia’da, Apure’de, Barinas’ta ve Amazon’da ciddi bir paramiliter yapılanma var. Aynı zamanda bu noktalarda şöyle bir çalışmaya başladık. PSUV birimleri içinde en azından bir kişi de bu sorunla ilgili çalışacak. Bu noktada her eyalette bir ilçeyi içine alan pilot bir uygulamaya başlayacağız. Hükümetle parti arasında bu ilişkiyi de geliştireceğiz. Halk bu sorunları kendi sorunu olarak algılar ve devletle birlikte çalışırsa bu iş sadece devletin kendi başına uğraşmasından çok daha hızlı bir şekilde çözülür. Siz Chavez iktidar›na karfl› 2002’de gerçeklefltirilen darbeyi püskürten halk ayaklanmas›n› örgütleyen kifli olarak da biliniyorsunuz. Darbeyi ve bunra karfl› halk ayaklanmas›n›n örgütlenmesi sürecini anlatabilir misiniz? Eylül 2001’de Meclis’te 42 yasa çıkardık. Bunun üzerine oligarşi darbeye karar verdi. Dört kesim bir araya geldi: İşveren kesiminin başı, Katolik Kilisesi, sendikalar ve medya. ABD’nin finansmanıyla desteklenen muhalif medya organlarından yapılan yayınlarla ciddi bir karşıtlık yaratıldı. O dönemde ben Caracas Belediye Başkanı’ydım. Böyle bir darbe geldiğini anladık ve darbeye karşı halkı hazırlama süreci başladı. Özellikle, topluluklarla birlikte savunma birlikleri oluşturmaya başladık. 11 Nisan’da, yani darbenin olduğu gün, çok erken saatlerde Başkan Chavez’le konuştum. Ona, “Sizi tutuklama ihtimalleri yüksek, çünkü sembolüsünüz bu işin. Bu noktadan birilerinin dışarıda kalıp halkı sokağı dökmesi, örgütlemesi gerekiyor” dedim. Zaten son aylarda yaptığımız hazırlıkları aktifleştirmek, harekete geçirmek durumundaydık. Bolivar Çemberleri diye bir örgütlenme oluşturmuştuk daha öncesinde. Oligarşi bu örgütlenmeden çok korkuyordu. Başkanı tutukladıklarında sokakta ava çıktılar, insanları arıyorlardı. Ben de en çok aranan kişi olmuştum, televizyonlarda, medya organlarında bu şekilde lanse edilmiştim. Halkın desteği sayesinde, istihbarat birimleri bunu başaramadılar (İstihbarat örgütleri Bernal’i ararken, Bernal motosikletine atlamış, Barrio’larda geziyor, halkı ayaklanmaya çağırıyordu). Biz devrimin savunulması noktasında hazır olduğumuz için, halkın kendisi iktidarı geri aldı. Ama oligarşi vazgeçmedi ve darbenin püskürtülmesini petrol sektöründeki lokavt ve işbirlikçi sendikaların genel grevi izledi. 2000 ile 2004 arasındaki dört yılımızın neredeyse bütün günlerini devrimi savunmak için sokalarda geçirdik. Bize vaktinizi ay›rd›¤›n›z için çok teflekkür ederiz? Ben teşekkür ederim...

Freddy Bernal kimdir?

Ciddi bir güvenlik sorunuyla karfl› karfl›ya olan Caracas’ta baz› mahalleleri silahl› sol yap›lar koruyor. Bunlardan biri de Simon Bolivar Koordinasyonu adl› örgütlenmenin denetimi alt›ndaki 23 Ocak Mahallesi

Diktatörlük y›llar›nda üst düzey askeri görevlerde bulunan afl›r› sa¤c› Jose Antonio Bernal’in o¤lu olarak, 1962’de Tachira’da do¤du. Polis akademilerinde e¤itim gördükten sonra Venezüella istihbarat örgütlerinde üst düzey görevlere getirildi. Hugo Chavez’in 1992’deki darbe giriflimleri s›ras›nda Bolivarc›, sol idealleri benimseyerek Chavez’in hareketini destekledi. 30’lu yafllar›nda Marksist literatüre e¤ilerek, kendini s›k› bir e¤itim sürecine soktu. Daha sonra 1998’de yap›lan seçimlerde Chavez’in partisi Beflinci Cumhuriyet Hareketi ile adayl›¤›n› koydu ve Meclis’e seçildi. 2000 y›l›nda Caracas Belediye Baflkan› oldu ve 8 y›l bu görevi sürdürdü. Ancak as›l baflar›s›n›, kitleleri örgütlemede ve harekete geçirmede gösterdi. Bafl› bozuk y›¤›nlar›n Bolivar Çemberleri, sosyal misyonlar, Venezüella Birleflik Sosyalist Partisi ve milis örgütlenmelerinde devrimci sürecin özneleri olarak seferber edilmelerinde önemli rol oynad›. Hala, Bolivarc› Hükümet Bakanlar Konseyi Daimi Sekreteri olarak görev yap›yor.

1989 Caracazo ayaklanmas›nda, IMF program›na karfl› sokaklara dökülen kitlelere kolluk güçleri atefl açm›fl, 3 bin kifli ölmüfltü. Baz› askerler halka kurflun s›kmay› reddetmiflti, bunlardan biri de Hugo Chavez’di


24 Aral›k 2009 6 Ocak 2010

DOSYA 9

CIA, kontrgerilla, M‹T ve MHP tezgah›yla 1978’de Marafl’ta Aleviler ve solcular akla hayale gelmeyecek biçimlerde katledildi, Alevilere ait ev ve iflyerleri yak›ld›. Faflist terör ve katliam, Alevi-Sünni kavgas› denerek gizlenmeye çal›fl›ld› Maraş, 19 Aralık 1978’de Çiçek Sineması’nın bombalanmasıyla başlayan olayların ardından büyük bir katliama tanıklık etti. Katliamda resmi rakamlara göre 111 kişi öldü, 210 ev, 70 işyeri tahrip edildi. Katliam kendiliğinden gelişen bir saldırının çok ötesindeydi. ‘Ülke 70 Cent’e muhtaç’ 1970’lerde ekonomik kriz ciddi biçimde hissediliyor, üstüne Kıbrıs Harekatı’nın ekonomik sonuçları da eklenince ülke “70 cent’e muhtaç” hale geliyor, temel tüketim maddeleri mumla aranıyordu. Bilinçsiz emekçi yığınlar bu umutsuzluk ve çözümsüzlük ortamında, faşist demagojiye açık hale geliyor, orta sınıflar ise “Komünizm gelecek; varınızı yoğunuzu alacak" korkutmasıyla, faşistlere destek vermeye yönlendiriliyordu. Alevi ve Sünnilerin birarada yaşadığı birçok yerde yalan haberlerle tetiklenen faşist provokasyon dalgası Elazığ ve Malatya’nın ardından 1978’de Maraş’ta sahneye kondu. O dönemin provokatif kodu “Kızıllar camiyi yaktı” idi. Ad›m ad›m katliam 19 Aralık akşamı Çiçek Sineması’nda programda olmamasına rağ-

men anti-komünist içerikli bir film olan “Güneş Ne Zaman Doğacak” gösterildi. Bugünlerde AKP tarafından Alevi Çalıştayı’na çağırılan Ökkeş Şendiller, o zamanki adıyla Ökkeş Kenger, film sırasında ses bombası patlattı ve sinemaya çevre illerden getirtilen ülkücüler saldırıyı solcuların yaptığını söyledi. Görevini tamalayan Kenger, raporunu Ankara’daki Ülkü Ocakları Genel Merkezi’ne bildirdi. Tahrike kapılan kitle “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla PTT ve CHP binalarına saldırdı. Bu olayı 21 Aralık Perşembe günü TÖB-DER’li iki öğretmenin sokakta vurularak öldürülmesi izledi. Öğretmenlerin Maraş Devlet Hastanesi Başhekimi’nin gayretleriyle Cuma namazına denk getirilen cenazesi, çevre ilçe ve köylerden getirilen gerici faşistlerin saldırısına uğradı. Saldırılarda 3 kişi hayatını kaybetti. 22 Aralık’ta Maraş Belediyesi hoparlörlerinden “Dikkat dikkat Maraşlılar! Kızıllar şehrimizi bastı, kızıllara geçit vermemek için Hat Boyu’nda buluşalım” anonsları duyuldu. Aynı gün Yörükselim mahallesine saldırmaya çalışan faşistler direnişle karşılaşıp geri çekildi. Bunun üzerine ülkücü faşistler tarafından çevre ilçe ve

köylerden “Aleviler Müslümanları kesiyorlar” söylentisiyle Maraş’a taşınan silahlı, sopalı, gruplar 23–24 Aralık’ta kendilerine vaadedilen evlere sahip olmak için CHP’lilerin, Alevilerin ve solcuların evlerine dükkânlarına saldırdı ve yüzlerce kişiyi katletti. 24 Aralık’ta sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş olsa da katliam sürdü. CHP, TİP, TİKP, TÖB-DER, POL-DER binaları yakıldı, ambulanslara ve hastanelere bile saldırıldı. Katliamın Maraş’ta ülkücülerin öncülüğünde gerçekleşmesi tesadüf değildi. MHP bu dönemde kente yoğun göç veren, geri kalmış ve Anadolu’nun kontrolü açısından stratejik önemi olan Orta Anadolu bölgesinde örgütlenme çalışmalarını hızlandırmıştı. Bu bölge aynı zamanda Alevilerle Sünnilerin bir arada yaşadığı bir bölgeydi ve istismara açıktı. Büyük kentlerde solculara, üniversitelilere, işçilere yönelen faşist terör, Orta Anadolu Hilali olarak adlandırılan bölgede Alevi-Sünni çatışması olarak tezgâhlanıyordu. Nitekim katliam öncesinde bazı iş adamları, AP’li ve MHP’li belediye başkanları ve MİSK temsilcisinin katıldığı bir toplantıda Maraş’ı TÖB-DER, POL-DER ve

Alevilerden kurtarma kararı alınmıştı. Daha sonra Çorum’da da izine rastlanan ABD Büyükelçiliği 1. Kâtibi Robert Alexander Peck, katliamdan birkaç gün önce Maraş’ta sağ partilerin il başkanlarıyla görüşmüş, hemen ardından nüfus sayımı bahanesiyle Alevilerin evleri belirlenerek çarpı işareti konulmuş, gerici faşistlerin işyerlerine ise üç hilal çizilmişti. Maraş’tan 25 Aralık gününe yüzlerce ölü, binlerce yaralı, yakılmış evler, işyerleri, karnı deşilmiş analar, gözleri oyulmuş insanlar kaldı. 804 kişiye dava açıldı. 29 idam cezası, 7’si müebbet, 7’si 15-24 yıl arasında, 29’u 10-15 yıl, 259’u da 5-10 yıl arasında, 26’sı ise 1-5 yıl arasında hapis cezası aldı. 379 kişi beraat ederken 68 kişi firarda olduğu veya dava sırasında ölmüş olduğu için davaları düştü. Öte yandan idam ve müebbet hapis cezası alanlar dışındakilere cezai indirim uygulandı. Sonrasında karar Yargıtayca bozuldu ve yeni yargılamada idam cezaları uygulanmadı. Böylece Maraş dosyası sessizce kapatılmış oldu. 12 Eylül sonrasında aylarca süren işkencelerde katliamın suçu devrimcilere atılmaya çalışıldı. 2 devrimci idam cezasına çarptırıldıysa da 1986’de iş-

kenceci polis Sedat Caner’in Nokta Dergisi’nde yayınlanan devrimcilerin suçsuz olduğu yönündeki itiraflarıyla tahliye edildiler. Darbeye geri say›m Faşist terörün katliama dönüşmesi şiddetin abartılması olarak açıklanamazdı. Komünizme karşı mücadelede birleşen egemen sınıflar ittifakının siyasi temsili olan Milliyetçi Cephe (MC) Hükümeti, faşist saldırılar karşısında halkın tepkisi “umut” olarak gördükleri Bülent Ecevit’e aktıkça zora giriyordu. MC’nin tek çaresi şiddet ortamını arttırarak sıkıyönetim ilan edilmesiydi. Bu nedenle saldırılar katliama dönüşüyordu. Faşistler CIA'nın talimatlarını uyguluyor, MHP ise ABD ve tekelci burjuvazi tarafından teşvik ediliyor ve ülkeyi iç savaşa sürüklüyordu. Nitekim MHP, 60’lı yıllarda ülkemizde yükselen anti-emperyalist hareketi

Faflist terör ülkede giderek artarken, Marafl Katliam› öncesinde AP lideri olan Süleyman Demirel Abdi ‹pekçi’nin sordu¤u sorular üzerine “Bana sa¤c›lar adam öldürüyor dedirtemezsiniz” cevab›n› vererek tarihe geçti.

Katliam›n birinci y›l›nda boykottayd›lar Maraş katliamının 1. yıldönümü olan 24 Aralık 1979’da, ülke genelinde artan faşist teröre karşı Maraş’ta yaşananların bir daha ülkenin hiçbir yerinde yaşanmaması için TÖB-DER (Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği) 1 günlük iş bırakma ve boykot kararı aldı. Boykot, DEV-GENÇ’in aktif desteğiyle tüm ülkede faşizme karşı büyük bir direniş eylemine dönüştü. DİSK’in kısa süreli iş bırakmalarla katıldığı direniş, devrimci hareketlerin mahallelerdeki korsan gösterileriyle desteklendi ve sıkıyönetime karşı ilk büyük kitlesel direniş oldu. Başta Ankara olmak üzere bütün ülkede liseler, yüksek okullar ve üniversitelerde boykot, işgal-direniş, iş bırakma eylemleri yapıldı. Ankara’da hemen

hemen hiçbir lisede ders yapılmadı. İşgal edilen okullara silah ve gaz bombası kullanarak girmeye çalışan sıkıyönetim güçlerine karşı dinamit, molotof kokteylleriyle yapılan direnişler gün boyu kırılamadı. Eylemlerde Selçuk Tan isimli bir devrimci öğrenci polis tarafından vurularak katledildi. Boykot sonrasında Ankara’da sıkıyönetim komutanlığına bağlı güçler tarafından otuz bin kişi gözaltına alındı, 11 bin öğretmene soruşturma açıldı. Halkevleri eski Genel Baflkan› Abdullah Ayd›n boykotu anlat›yor TÖB-DER boykotunda biraz da işin mutfağına yakındım. Genel merkez denetleme kurulu üyesiydim ve TÖB-DER içerisinde büyük bir etkinliği olan Devrimci Öğretmen çalışması içerisindeydim. Aylarca süren, tabanın söz ve karar sahibi olması için gerekli özen gösterilen tartışmalar sonrasında boykot kararı çıktı. Boykot kararının çıkmasında ve tartışmanın genişletilmesinde devrimci öğretmenlerin koydukları emeğin ve ayak diremelerinin payı yadsınamaz. TÖB-DER, boykot öncesi çok yönlü çalışma içerisine girdi. Oldukça güçlü bir hukuk bürosu oluşturuldu. Eylem dost kurumlarla ortaklaştırıldı ve paylaşıldı. Basının ilgi ve duyarlılığını sağlayan adımlar atıldı. En önemlisi ülke il il paylaşılarak merkezde oluşturulan boykot ekipleri gönderildi. Bu ekipler bölgenin özelliğine göre 1-3 kişi arasın-

da değişiyordu. İllere giden ekipler boykotun amaçlarını tartışıyor ve olan gelişmeler karşısında takınılacak tutum belirleniyordu. Bana Çankırı ili düştü. Çankırı’da arkadaşlar kent merkezinde büyük bir faşist işgalin yaşandığını fazla yapacak bir şey olmadığını ancak kararlı olduklarını ve köylerde boykotların başarılı geçeceğini söylediler. Sonuçta TÖB-DER boykotu halkın can güvenliği talebiyle birleşti ve büyük bir başarı sağladı. Boykotun başarısında ve kitlelere mal olmasında her kademeden devrimci gençlerin de büyük katkısı oldu. Boykot, 1969 yılında TÖS’ün gerçekleştirdiği büyük öğretmen boykotunun mücadele geleneği üzerinden örgütlendi. Bu geleneğin bugün 25 Kasım greviyle tarihsel misyonunu koruduğunu görüyoruz.

Abdullah Ayd›n

AKP’nin aç›l›mlar› yavafl yavafl su yüzüne ç›kmaya bafll›yor. “Milli birlik ve aç›l›m” ad› alt›nda Kürt sorununu Kürt’süz çözmeye çal›flan AKP, “Alevi aç›l›m›” kapsam›nda Marafl Katliam› san›klar›ndan Ökkefl fiendiller’i (Kenger) Alevi Çal›fltay›’na davet etti ger’in davet edilmesine ilişkin “Aleviler nasıl, yeniden katledilebilir diye sorarlarsa doğru yanıtı alırlar belki” diyerek tepkisini gösterirken ABF Genel Sekreteri Ali Kenanoğlu ise Kenger’in davetini, Yahudiler ile ilgili bir konferansa Hitler’in çağrılmasına benzediğini söyledi. Alevilik Araştırma Merkezi Başkanı Ali Yıldırım ise Kenger’in da-

Katliam› yaflayanlar Marafl Katliam›’n›n tan›klar›ndan Hamit Kaplan, 22 Aral›k günü gerici faflistlerin Yörükselim mahallesine düzenledikleri ilk sald›r› girifliminin mahalleliler taraf›ndan nas›l engellendi¤ini anlat›yor: “Say›lar› 5 bini bulan grubun, mahallemize do¤ru sald›r›ya geçti¤ini gördük. Bu gruplar›n bafl›nda yüzleri maskeli, elleri silahl›, ayaklar›nda Marafl flalvar› olan insanlar› görüyorduk. Bu tipler grubu harekete geçirmiflti. Grup yürü-

meye bafllad›ktan sonra yabanc› k›l›kl› insanlar ortadan kayboldu. Bu grubun karfl›s›nda, zaten tedirgin olan geceden beri uyumayan mahalle halk› elinde avucunda ne varsa kendini korumaya bafllad›. Mahalleden bu sald›rgan grubun üzerine atefl aç›ld› ve bu gözü dönmüfl gerici güruh geri kaçmak durumunda kald›. Atefl aç›lmasayd›, bu güruh mahallemize girip katliam yapacaklard›.” Kaynak: Unutturulanlar-3 Marafl Katliam› belgeseli

Katliam› yaflatanlar

AKP Alevi Çal›fltay›’na katliamc›y› ça¤›rd› AKP’nin “Alevi açılımı” kapsamında düzenlediği Alevi Kurultayları’nın 6’ncısına Maraş Katliamı’nın bir numaralı sanıklarından Ökkeş Şendiller (Kenger) Alevi uzmanı olarak çağrıldı. Alevi örgütlernden ve Çalıştay katılımcılarından gelen tepkiler üzerine Kenger, Çalıştay’a katılmaktan vazgeçti. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Zafer Üskül ise Kenger’in davet edilmesini ''yanlış olmuştur'' diye değerlendirdi. Buna karşın Kenger’i davet eden Faruk Çelik ise daveti savundu. ABF Başkanı Ali Balkız, Ken-

bastırmak için açtığı “komando kamplarında” birçok ülkücüyü kontrgerilla taktikleriyle ve CIA talimatlarıyla yetiştirmişti. Maraş Katliamı MC’nin arzuladığı sıkıyönetimin ilan edilmesini sağladı ve 12 Eylül’e giden sürecin en önemli aşaması oldu. Türkiye’nin içinde bulunduğu bölge o dönemde kritik gelişmeler yaşıyordu. Türkiye, Afganistan’ı ve İran’ı kaybeden ABD açısından “acil kazanılması gereken” bir ülke oldu ve 1978’den sonra ABD için Türkiye’de bir askeri darbe gerekli hale geldi. Bu tarihten sonra ordu, sıkıyönetimlerle devreye sokuldu. Faşist terör ise ülkenin her yerinde giderek arttı. Öte yandan Maraş’ta henüz olgunlaşmayan faşizme karşı direniş çizgisi daha sonrasında Çorum’daki katliam girişimini boşa çıkartacak ve ülkenin birçok mahallesinde faşist terörü püskürtecekti.

vet edilmesinin, AKP’nin Alevi sorunlarını çözemeyeceğinin kanıtı olduğunu söyledi. Arif Sağ ise “O varsa biz gelmeyiz, Maraş’ı unutmadık, ne konuşacağız” diyerek tepkisini dile getirdi. Ökkeş Kenger, 19 Aralık 1978’de Maraş’ta Çiçek Sineması’nda tahrip gücü oldukça düşük bir bomba patlattı ve ardından Ülkü Ocakları’nın Ankara’daki Genel Mer-

kezi’ni arayarak rapor verdi. Olaya solcuların yaptığı görüntüsü verilerek Maraş Katliamı’nın fitili ateşlenmiş oldu. Kenger daha sonra tutuklanıp 12 Eylül’den önce serbest bırakıldı. 12 Eylül’den sonra soyadını Şendiller olarak değiştiren Kenger, daha sonra MHP olacak olan Milliyetçi Çalışma Partisi’ne (MÇP) katıldı ve milletvekilliği ile ödüllendirildi. 1991 yılında RP-MÇP-IDP ittifakıyla milletvekili seçilerek Meclis’e giren Kenger daha sonra MHP’den ayrılarak Muhsin Yazıcıoğlu’yla birlikte BBP’yi kurdu.

Katliamdan önce evlerin iflaretlenmesinin ancak devlet görevlileri taraf›ndan yap›labilece¤ini belirten Esir Türkleri Kurtarma Ordusu üyesi faflist ‹smet Çal›fl›r 1978 Mart’›nda Marafl’ta solcular›n gitti¤i kahvenin taranmas› olay›n› anlat›yor: “Hedef Sabri Özkan de¤ildi. Mustafa Kahraman arkadafl›m›z ameliyatta ölmüfltü. Narkozu veren Alaaddin adl› solcu bir doktordu. Bu s›rada merkez bizi tepki yok diye telkin ediyordu.

Rak› içip intikam almaya gittik. ‹lk baflta bomba att›k, patlamay›nca biz de tarad›k. Dede ellerini aç›p aya¤a kalkt›, o arada 8 tane yemifl.” Çal›fl›r, Çiçek sinemas›n›n bombalanmas›n› ise flöyle de¤erlendiriyor: “Zaten filmin konusu belli oraya kimlerin gitti¤i de belli en güzel provokatörlük orada yap›l›rd›. Atacaks›nki eylem olacak, tek tarafl› tafl atmayla bir fley olmuyor.” Kaynak: Unutturulanlar-3 Marafl Katliam› belgeseli

Karao¤lan da masum de¤il O dönemde halk›n büyük ço¤unlu¤unun umut ba¤lad›¤› CHP ve Karao¤lan ise kendisinden beklenen umutlar›n bofla ç›kart›yor, “Halkç› Ecevit” halk›n yaflam koflullar›n› iyilefltirecek hiçbir ekonomik düzenleme yapm›yor, faflist terörün üstüne gitmiyordu. Ecevit’in kontrgerillay› bildi¤i halde saklad›¤›, R›dvan Akar ve Can Dündar’›n 2004 y›-

l›nda yapt›klar› Ecevit Belgeseli için veri toplarken ortaya ç›kt›. Akar ve Dündar, belgesel için Ecevit’in özel izniyle Ecevit’in “kütüphanem” dedi¤i belgelerini araflt›r›ken M‹T ve MHP örgütlenmesi ile ilgili önemli belgelere ulaflt›lar. CHP’nin basiretsiz tutumu, 90’larda yüzlerce köyün boflalt›lmas›nda, yüzlerce faili meçhul cinayette, 2 Temmuz Sivas Katliam›’nda da kendini gösterecekti.


24 Aral›k 2009 6 Ocak 2010

10 K‹BELE

Mücadelenin bafl› sa¤l›k

Sa¤l›k hakk›n›n peflinde… fieyda Yüksel Küçük bir hesap yapal›m: Mamak’›n Tepecik Mahallesi’nde oturan bir kad›n›n muayene ve tedavi olmas› için neler yapmas› gerekti¤ini hesap ederek bafllayal›m. Örne¤in Fadime Teyze’nin muayene veya tedavi olmas› için herhangi bir sa¤l›k kurulufluna gitmesi gerekir. Fadime Teyze sa¤l›k oca¤› olmad›¤› için Ulus’taki ya da S›hhiye’deki devlet hastanelerinden birinin yolunu tutar. Otobüse biner, 1,70 TL’sini haz›r eder. Hastaneye var›r, muayene olur. Yaz›lan ilaçlar› almak için gitti¤i eczanede 8 TL muayene ücreti, 8 TL ilaç kesintisi (ald›¤› ilaca göre artabilir) olmak üzere 16 TL öder. Karn›n›n ac›kt›¤›n› hisseder ancak “d›flar›da para harcamayay›m” diye düflünerek karn›ndan gelen seslere kulak asmaz. Çantas›n›n içinden evde doldurmufl oldu¤u su fliflesini ç›kar›r ve bir yudum al›r. Tekrar dolmuflun yolunu gözler. Yine 1.70 TL’yi dolmufl için haz›r eder. Fadime Teyze tüm gününü hastaneye gitmeye ay›rd›¤› için ifle de gidememifltir. Bir günlük çal›flma paras› da bu yüzden cebinden ç›km›flt›r. Neyse flimdilik bunu hesaba yazmayal›m ne de olsa her fleyin bafl› sa¤l›k. Ama bu her fleyin bafl› olan sa¤l›k art›k sadece paras› olanlar›n bafl›na konacak bir talih kuflu sanki. Çünkü en ufak bir rahats›zlanmada dahi 20 TL’yi gözden ç›karmak gerek. Talih kuflu bafl›na konmayan Sevgi Abla da ayn› mahallede oturan bir baflka kad›nd›r. O da, küçük bir operasyon sonucu beline at›lan dikiflleri yol paras› bulamad›¤› için aynan›n karfl›s›na geçip kendisi eliyle ç›karm›fl, pansuman›n› kendisi yapm›fl. Ya da Zeynep Abla “ne de olsa geçer gribimdir” diyerek haftalard›r kendi kendinin doktoru olmaya çal›fl›yor. Evet, çok uzak hikâyeler de¤il bunlar, hepimizin benzer hesaplar› yaparak art›k daha az hastaneye gitmeye çal›flt›¤›n› biliyoruz. Oysa bir tarafta ödenemeyen muayene katk› paylar› bulunamayan yol paralar› varken; di¤er tarafta öldürdü¤ü insan say›s› yüzlerce olan bir salg›n var. Bu salg›n›n en fazla tehdit etti¤i kesim ise yedi¤inin, içti¤inin sürekli hesab›n› yaparak geçinenler; sa¤l›kl› bar›nma koflullar› olmayanlar, t›kl›m t›kl›m otobüslere binenler, evinin tek odas›n› ›s›tabilenler yani yoksullar ve yoksullar›n en yoksulu kad›nlar. Rahats›zland›¤›nda bile evinden d›flar› ç›kamayan kad›nlar. Oysa sa¤l›k hizmeti anayasada tüm vatandafllar için bir “hak”, tüm mahallelerde sa¤l›k ocaklar›yla verilmesi gereken bir hizmet. ‹flte Fadime Teyze, Zeynep Abla, Sevgi Abla ya da di¤er Tepecik’te oturan kad›nlar yol paras› vermeden sa¤l›k hizmeti almak için, tansiyon ölçtürmek için 2-3 km uzaktaki baflka bir mahallenin sa¤l›k oca¤›na yürümemek için, salg›n hastal›klardan korunmak için, hamileyken bu çileyi çekmemek için, çocuklar› için hemen ulaflabilecekleri bir sa¤l›k hizmeti için mahallelerine sa¤l›k oca¤› aç›lmas›n› istiyorlar. Hasta olduktan sonra de¤il hasta olmamak için sa¤l›k hizmeti istiyorlar. Bunlar› istedikleri için de durmayacaklar, susmayacaklar. Nas›l ki evlerini bafl›na y›kmak isteyenlere karfl› bafllar› dimdik durdular, flimdi de sa¤l›k ocaklar›n› alana kadar her fleyin bafl› sa¤l›k deyip mücadele edecekler. fiimdiden bafllad›lar ev ev, kap› kap› imza toplamaya, okul kap›s›nda velilerden imza almaya, bildirilerini da¤›tmaya. Kad›nlar›n sa¤l›k hakk› mücadelesine kulak verme zaman›!

Sa¤l›k hizmetinin piyasalaflt›r›lmas› en çok kad›nlar› etkiliyor. Mahallelerde kad›nlar›n ilk baflvuru adresi olan sa¤l›k ocaklar› ya kapat›l›yor ya da ifllevsiz hale getiriliyor. Bu tasfiyeye karfl› mahallelerde yeni bir talep yükseliyor: “Sa¤l›k oca¤›m› istiyorum” Sağlık Bakanlığı, koruyucu hizmetleri tavsiye edip sağlık ocaklarını işlevsizleştirmeye çalışıyor. Mahallelerde kadınların sağlık sorunlarında ilk başvuru adresi olan sağlık ocaklarının eksikliği her geçen gün hissediliyor. Gebze ve Ankara’da kadınlar mahallelerine sağlık ocağı açılmasını ve sağlık ocaklarının ihtiyaçları doğrultusunda hizmet vermesini talep ederek harekete geçti. Eksi¤imiz sa¤l›k oca¤› Gebze Cumhuriyet ve Adem Yavuz mahallesi halkı evlerinin yıkılmasına karşı yürüttükleri mücadeleyi kazandıktan sonra mahallenin eksiklikleri için harekete geçti. Yaklaşık on bin insanın yaşadığı Cumhuriyet Mahallesi’nde sağlık ocağı yok. Gebze Cumhuriyet ve Adem Yavuz Mahallesi Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği Kadın Kolları bu eksiği gidermek için "sağlık ocağımı istiyorum" imza kampanyası başlattı. Kampanya sonucu toplanan 1200 imza ve Mahalle Muhtarı Hacı Ali Aydın'ın sağlık ocağının yerini gösterdiği bir talep dilekçesi 11 Aralık günü kadın kolları tarafından oluşturulan 20 kişilik heyetle birlikte Gebze İlçe Sağlık Grup Başkanlığı’na verildi. Taleplerinin kabul edilmemesi durumunda sağlık ocağı açılana kadar mücadeleye devam edeceklerini belirten kadınlar dilekçelerine verile-

Her mahalleye sa¤l›k oca¤› flart!

Aile hekimli¤i uygulamas›n›n ilk bafllad›¤› 2005 y›l›nda seçilen pilot bölgelerde sa¤l›k ocaklar› kapanm›fl, uygulamaya karfl› yap›lan halk eylemlerinin bafl›n› kad›nlar çekmiflti

cek cevabı bekliyor. Mahalleli kadınlar bir yandan da boş durmayarak sağlık ocağı yapımı için uygun buldukları alanı kireçleyerek buraya sağlık ocağı tabelası astı. Sa¤l›k oca¤› var hizmeti yok Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu’ndan kadınlar Domuz Gribi salgınına karşı düzenlenen SES üyeleri ve Tabip Odası yetkililerinin katıldığı halk sağlığı söy-

Küba’da örnek sa¤l›k hizmeti Türkiye’de koruyucu sağlık hizmetleri hızla tasfiye edilip sağlık ocakları ve gebe takip sistemi ortadan kaldırılırken sosyalist Küba’da durum tam aksi. Domuz gribi salgınında risk grubu içerisinde yer alan hamile ve loğusa kadınlar Küba hükümeti tarafından özel bir takip sistemi ile kontrol ediliyor. Ülkede 65 binden fazla hamile ve 16 binden fazla loğusa bulundu-

ğu tahmin edilen Küba’da bu durumdaki kadınların yüzde 96’sının sağlık durumları günlük kontrollerle takip ediliyor. Eylül ayının başından beri sağlık görevlileri her gün yaptıkları ev ziyaretleriyle annelerin ve hamilelerin solunum sistemi sorunu yaşayıp yaşamadığını ve Domuz Gribi olarak nitelenen AH1N1 virüsüne dair belirti gösterip göstermediğini kontrol ediyor.

8 kad›n öldükleriyle kalmas›n

PORTRE: LEYLA HAL‹D

Kentsel dönüşüme karşı yürüttükleri mücadele sebebiyle belediye hizmetlerinden mahrum bırakılan mahalle halkı olumsuz çevre koşulları nedeniyle sağlıklarının risk altında olduğunu ifade etti. Vadili kadınlar tarama ve toplantı taleplerinin kabul edilmemesi üzerine eylemlerinin rotasını Çankaya Sağlık Grup Başkanlığı'na çevirdi.

S›¤›nak için kurultay Kad›na yönelik fliddet vakalar› krizle beraber tetiklenirken fliddet gören kad›nlar›n sorunlar›na çözüm için toplanan s›¤›nak kurultay› on ikinci kez yap›ld› Kadına yönelik şiddetin yakıcı bir sorun haline geldiği 2009’un son günleri Kadın sığınakları kurultayına sahne oldu. Bu yıl 12.’si gerçekleştirilen Kadın Sığınakları Kurultayı Türkiye’nin farklı kentlerinden onlarca kadının katılımıyla 11–13 Aralık günlerinde Adana’da yapıldı. 1998 yılında Mor Çatı’nın çağrısıyla düzenlenmeye başlanan Sığınak Kurultayı her yıl farklı bir ilde gerçekleşiyor. Bu yıl Kurultay programında “şiddetin kadın ruh sağlığı üzerindeki etkisi”, “tecavüz kriz merkezleri”, “TCK’da haksız tahrik indirimi düzenlemesi” konulu tebliğlerin sunumu ve kadın danışma/dayanışma merkezleri atölyesi”, “Sığınakların kurulma ve çalışma süreci, sorunlar

ve çözüm önerileri”, “Namus cinayetleri, kadın intiharları ve haksız tahrik indirimi”, “Cinsel taciz ve tecavüzle mücadele”, “Ensest, ensestin görünür kılınması, mağdurlara yönelik tutumlar ve mağdurların korunması”, “Medya ve kadın” konulu atölyeler vardı. Kurultayda kadın sorunlarının yanı sıra siyaset de gündemde yer aldı. DTP’nin kapatılmasına tepki gösteren kadın grubunun Kurultay’dan çekilmesi yoğun tartışmalara yol açtı. Kürsüden konuya dair yapılan açıklamaya tepki gösteren ‘Cumhuriyetçi Kadınlar’ grubuyla yaşanan ayrışma nedeniyle Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi Cinsiyetçilik ve Cinsel Yönelim Ayrımcılığına Karşı Çalışma Grubu, Mor Çatı ve Sosyalist Feminist

Kürt sorununda hükümetin tasfiye politikalar› sokaklardaki ›rkç› gösteri ve sald›r›lar› tetikledi, kad›nlar ‘bar›fl’ demek için sokakta bulufltu

‹stanbul’da 9 Eylül 2009’da yaflanan sel felaketinde hayat›n› kaybeden 8 tekstil iflçisi kad›n›n ölümüne iliflkin aç›lan dava bafllad›. Hayat›n› kaybeden kad›n emekçilerin aileleri Pameks Tekstil ile anlaflma yoluna giderek iflveren hakk›nda yapt›klar› flikâyetlerini geri çektiler. ‹flveren Mehmet Cevdet Karahasano¤lu ile firma idare müdürü Ferit Göncü yarg›land›klar› davan›n ilk celsesinde tahliye edildiler. ‹flverenin ailelerin yoksulluklar›n› istismar ederek flikâyetlerini geri çekmelerini sa¤lamas› üzerine davan›n takipçili¤i kad›n mücadelesinin bileflenlerine kald›.

Halid’i Filistinli çocuklar›n umudu yapan fley asl›nda Halid’in Filistinli çocuklar›n “dünyan›n her yerine da¤›lm›fl annelerinin” ve milyonlarca k›z kardeflinin de umudu olabilmesidir

leşilerinden sonra harekete geçti. Kadınlar salgın konusunda Mürsel Uluç Sağlık Ocağı'nda sorumlu hekim ile görüştü. Vadili kadınlar sağlık ocağından yetkililerin kendileriyle bilgilendirme toplantıları yapmasını ve ücretsiz olarak sağlık taraması gerçekleştirmesini talep ettiler. Sağlık ocağını üç farklı gün ziyaret ederek isteklerini yinelediler.

Bar›fl noktas›nda buluflma

Leyla Halid 1944 y›l›nda Hayfa'da do¤du. 1948 y›l›nda ailesiyle birlikte Lübnan’a akrabalar›n›n yan›na yerlefltiler. Yoksulluk ve iflgal Halid’in hüzünlü çocukluk an›lar›n› oluflturuyordu.15 yafl›na geldi¤inde ise art›k bu çocukluk hüznü Filistin’in özgürlü¤ü u¤runa adanacak inatç› bir mücadele aflk›na dönüfltü. Filistin Kurtulufl Cephesi'nin e¤itim kamplar›nda eline ald›¤› silah Filistin halk› için oldu¤u kadar tüm dünyadaki k›z kardefllerinin özgürlü¤ü için de güçlü bir umut oldu. 29 A¤ustos 1969 günü, FKÖ üyesi Selim ile birlikte, Amerikan TWA uça¤›n› kaç›rarak fiam'a indirdi. Dönemin ‹srail Amerikan Büyükelçisi ‹zak Rabin'in de bulunaca¤›n› sand›klar›, Roma'dan Tel Aviv'e kalkan uça¤a, ceplerinde silah ve bombalarla binerek uçufl kabinine girip, uça¤› do¤um yeri olan Filistin'in Hayfa kenti üzerinden Suriye'ye uçurarak, fiam'a inifl yapt›rd›. Uçak yere indikten ve uçufl ekibiyle yolcular› uçaktan boflalt›ld›ktan sonra

AKP Hükümeti eliyle uygulamaya geçirilen neoliberal piyasalaflt›rma ve özellefltirme politikalar› sa¤l›¤› hak olmaktan ç›kartt›. Sa¤l›kta piyasalaflt›rmay› genellefltiren Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi, Aile Hekimli¤i, Genel Sa¤l›k Sigortas› uygulamalar›yla toplumsal eflitsizlikler artarken, bu uygulamalar en çok kad›nlar› etkiledi. Sa¤l›k hizmetleri piyasalaflt›r›l›rken kad›nlara, yönelik hizmetler ilk s›ralarda yer ald›. Çocuklara, yafll›lara ve engellilere yönelik hizmetler tasfiye edilip piyasalaflt›r›l›rken bu alanda ortaya ç›kan hizmet eksikli¤ini gidermek de karfl›l›ks›z olarak kad›nlar›n üzerine kald›. Aile hekimli¤i uygulamalar› ile koruyucu sa¤l›k hizmetleri çökertildi. SSGSS ile kad›n›n sa¤l›k güvencesi, piyasaya ve erke¤e ba¤›ml› hale getirildi. Cinsiyet ayr›mc›l›¤› ve güvencesizlik nedeniyle var olan sa¤l›k hizmetlerine ulaflmada dahi s›k›nt›lar yaflayan kad›nlar›n birçok mahallede ilk elden sa¤l›k hizmeti ald›klar› sa¤l›k ocaklar› ya kapat›ld› ya da ifllevsiz hale getirildi. Aile hekimli¤i uygulamas›na geçilen illerde sa¤l›k ocaklar› ise tamamen ortadan kald›r›ld›. Kad›nlar›n sa¤l›k alan›nda yaflad›¤› eflitsizli¤i derinlefltiren ve kad›n sa¤l›¤›n›n özel ihtiyaçlar›n› görmezden gelen sa¤l›k politikalar›n›n ortadan kald›r›lmas› kad›n mücadelesinin acil gündemlerinden birisi. Sa¤l›k hizmetlerinin herkes için eflit, ücretsiz, eriflilebilir olmas› ve kad›n›n sa¤l›k alan›na iliflkin özel ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas›n› isteyen kad›nlar her mahalleye kad›n sa¤l›¤› ihtiyaçlar›n› eksiksiz karfl›layan sa¤l›k ocaklar› talep ederek harekete geçiyor. Halkevci kad›nlar sa¤l›kta piyasalaflt›rmaya son verilmesi, her kad›n›n sa¤l›k hakk›n›n güvence alt›na al›nmas› ve her mahalleye kad›n sa¤l›¤›n› merkeze alan sa¤l›k oca¤› aç›lmas› için çal›flmalar bafllatt›.

Kürt sorununun yarattığı gerilim sokaklarda ırkçı saldırıları tetiklerken kadınlar barış çağrısını yinelemek için bir kez daha birleşti. Barış İçin Kadın Girişimi İstanbul Kadıköy’de buluştu. 19 Aralık Cumartesi günü ‘barış noktası’ olarak belirledikleri

Boeing 707 uçufl kabinini havaya uçurup Suriyeli yetkililere teslim oldular. 45 gün Suriye'de gözalt›nda tutulduktan sonra, 2 ‹srailli pilot karfl›l›¤›nda 31 Filistinli tutuklu ile birlikte serbest b›rak›ld›lar. Bu ilk uçak kaç›rma eyleminden sonra “ARANIYOR” afifllerinde surat›n›n flekli tüm dünyaya da¤›t›ld›. Dünya genelinde pek çok ülkenin gizli servisleri ve polis ekipleri ellerinde Leyla Halid’in resmiyle ortal›kta dolafl›rken; o yer alt›na çekilmeyi de¤il tam 6 kez üst üste geçirdi¤i estetik ameliyatlar sonucu pek çok uçak kaç›rma eylemine giriflti. Tan›nmamak için geçirdi¤i estetik ameliyatlarda burnu, çenesi defalarca kez k›r›larak flekil de¤iflikli¤ine u¤rad›. Halid bir kad›n olarak devrimci militanl›¤›n sabr›n›n, nefsinin de simgesi oldu ayn› zamanda; estetik ameliyatlar›n hiçbirinde kendisine anestezi uygulanmas›na izin vermedi. Bir uçak kaç›rma eylemi sonras› arkadafllar›ndan biri vuruldu, kendisi

Boğa Heykeli önünde bir araya gelen kadınlar “barış için ısrarlıyız” diyerek bir eylem yaptı. Barış noktası ilan edilen eylem alanında yapılan açıklamada, demokratik açılım sürecinin tek taraflı işletilen ve tıkanmış bir süreç olduğu belirtildi, Kürt halkına dönük saldırıların

flans eseri kurtuldu ve tutukland›. Daha sonra yap›lan pazarl›klar sonucu serbest kald› ve arkas›nda cezaevinde kendisini beklemekle görevli iki ‹ngiliz kad›n polisle kurdu¤u arkadafll›k kald›. Halid; kad›n polisleri Filistin Mücadelesinin sempatizan› yapmay› baflard›, y›llar boyu onlarla olan politik iliflkisini koparmad›. Halid’‹n Filistin özgürlük mücadelesinin bayraktarl›¤›n› yapt›¤› dönem tüm dünyada kad›nlar›n da kad›n özgürlü¤ü için ayakland›klar› dönemdir asl›nda. Halid’i Filistinli çocuklar›n umudu yapan fley asl›nda bir yandan da Halid’in Filistinli çocuklar›n “dünyan›n her yerine da¤›lm›fl annelerinin”, milyonlarca k›z kardeflinin de umudu olabilmesidir. Leyla Halid Filistin Kurtulufl mücadelesinin aktif bir öznesi olarak mücadeleye devam ediyor. Uçak kaç›rmak için fazla yafll›, torun bakmak için fazla genç oldu¤unu düflünerek tüm dünyay› Filistin özgürlük mücadelesine ta-

meşrulaştığına dikkat çekilerek savaşa ayrılan bütçenin kadınların ihtiyacı olan hizmetlerin karşılanması için kullanılması talebi yinelendi. Kürtçe, Ermenice ve Türkçe kardeşlik dövizlerinin açıldığı eylem gerçekleştirilen basın açıklamasının ardından sona erdi.

raf etmek için dolafl›p duruyor. Filistin’de havada uçan her tafl›n alt›nda bir kad›n, her Filistinli kad›n›n gözlerinde de Halid’in gözleri vard›r.

Kolektif, "savaş ve kadın" konulu atölye çalışmasından çekildi. Kurultay’dan çıkan somut önerilerden biri de Mor Çatı’nın önerisiyle "ayrımcılık" başlıklı bir ara kurultay yapılması oldu. Söz konusu öneri, katılımcılar tarafından kabul gördü. Bu ara kurultayın 5-6 ay sonra yapılması düşünülüyor.

Çok cinsiyetçi hareketler bunlar Sanata, eme¤e sayg›m›z var tamam ama biraz da sanat yapanlar›n insana, kad›na, topluma sayg›s› olmas› gerekmez mi? Çok Güzel Hareketler Bunlar denen asl›nda hiç de güzel olmayan programda kad›nlar çok çirkin hareketlere maruz b›rak›l›yorlar. Kanal D’de her pazar akflam› yay›nlanan ve reyting rekorlar› k›rd›¤› söylenen programda baz› mizahç›lar oyunlar› hem yaz›yor hem oynuyor. Bu yazarlar mizah yapaca¤›m, insanlar› güldürece¤im diye kad›n oyuncular› flekilden flekle sokuyor, evlenmemiflli¤iyle, kilosuyla, çirkinli¤iyle, beceriksizli¤iyle dalga geçip afla¤›l›yor. Nedir bu mizah alg›s›n›n kayna¤›? Neden bir erke¤in medeni durumu, kilosu ya da beceriksizli¤i mizah konusu olmuyor da hep kad›nlar›nki oluyor. Kad›nlar›n yerden yere vuruldu¤u bu parodilerde küçük duruma düflmeyen kad›nlar erkek gibi davranan ya da erke¤in egmenli¤ini kabul eden kad›nlar oluyor. Banka skecindeki erkek müflteriyi ikna etmek için kad›n›n sergiledi¤i fluh davran›fllar kad›nlar›n iflyerlerindeki görevinin erke¤i tahrik etmek oldu¤unun mesaj›n› veriyor. Bir koca çirkin görünen kar›s›n› sürekli afla¤›l›yor ve oyunun en ra¤bet gören sahneleri bu hakaret sahneleri oluyor. Programda rol alan kilolu bir kad›n kilosu nedeniyle sürekli afla¤›lay›c› esprilere maruz kal›yor. Cinsiyetçi espriler, durum analizleri ve diyaloglar hem kad›nlar›n hem erkeklerin kaleme ald›¤› oyunlarda s›kça kullan›l›yor. Erkekler için eflcinsel imal› espirilere de s›kça baflvuruluyor. Kad›n erkek iliflkilerini anlatan tüm parodiler erke¤in gözünden anlat›l›yor, üstelik kad›nlar›n yazd›¤› oyunlar bile böyle oluyor. Cinsiyetçi söylemi yeniden üreten ve bunu mizah› kullanarak yayg›nlaflt›ran programlar devam etti¤i sürece biz kad›nlar›n üzerimize yap›flt›r›lan türlü s›fatlardan kurtulmam›z için çok mücadele etmemiz gerekecek. Haz›rlayan: Filiz Aktafl


cmy k

‹flçi Filmleri Festivali Anadolu turunu 2009 y›l› için tamamlad›. Son olarak Çukurova ve Eskiflehir’de düzenlenen programlarla s›n›f mücadelesinin beyazperdede yerini ald›¤› bir y›l daha geride kald›

Festival’de y›l›n sonu Festival’in bu y›l dördüncüsü gerçekleflen Anadolu yolculu¤unda son programlar; ö¤renci ve iflçi kenti Eskiflehir, liman iflçilerinin direnifline sahne olan Mersin ve mevsimlik tar›m iflçilerinin ‘gurbeti’ Adana’da yap›ld›.

Eskiflehir Eskiflehir’de Festival, 19 Aral›k Cumartesi günü saat 16.00’da Kanatl› Al›flverifl Merkezi önünden coflkulu bir yürüyüflle bafllad›. 26 Ara-

l›k gününe kadar süren gösterimlerin galas› Taflbafl› Kültür Merkezi’nde düzenlenen coflkulu bir aç›l›flla yap›ld›. Festivali belediyelerden sendikalara kadar genifl bir birliktelik örgütledi.

Mersin ve Adana Festival Mersin’de 24 Aral›k’ta bafllad›. Büyükflehir Belediyesi Kongre ve Sergi Saray›’nda yap›lan aç›l›fl›n ard›ndan üç gün boyunca eme¤in öyküleri perdeye yans›t›ld›. Mersin’deki fes-

tivalin en özel filmi ise Mersin Liman›’ndaki iflçilerin 120 gün süren direniflini anlatan “Direnifl Günlü¤ü” oldu. Emek ve meslek örgütlerinin Halkevleri’yle beraber örgütledi¤i Festival, Adana’da 24-27 Aral›k tarihlerinde gerçekleflti. Festival ilk gün Büyükflehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda yap›lan bir aç›l›fl etkinli¤iyle bafllad›. Etkinli¤e kat›lan yüzlerce kifli eme¤in öykülerine tan›kl›k etti.

24 Aral›k 2009 6 Ocak 2010

KÜLTÜR/SANAT 11

Yas değil umut için söylendi

Madenciden Zonguldak Büyük Madenci Yürüyüflü Madenciden ‹ndim maden oca¤›na kara elmas diyar›na yeryüzü s›cak olsun diye dost y›llar boyu kazma sallad›m suskunca bu zindanda çocuklar›m gülsün diye dost oysa bizim evde gülen yok

bugün maden oca¤›na kara elmas diyar›na inmedik selam olsun sana dost ölesiye ›fl›k hasretiyle solmufl bu yüzlere grev grev günefl do¤mufl dost art›k kaybedecek birfley yok

yürü derler yürü derler açl›¤a yürü derler kara elmas tabut olmufl gerekirse ölün derler günü gelir utanmadan a¤laflana gülün derler dost yalanlara art›k sabr›m yok

yeralt›nda ezilenler yeryüzüne seslenirler madenler bizim derler gerekirse ölüm derler günü geldi grev derler dost art›k kaybedecek birfley yok Söz-Müzik: Grup Yorum

11 Aralık 2009 Cuma günü, Bursa’daki grizu patlamasında 19 işçi hayatını kaybettiğinde, parasını katlamak isteyen bir maden ocağı patronunun, bu uğurda yaptığı ihmallerin yer altındakilerin canlarına mal olduğunu kaç kişi bilir. Kimi hiçbir şeyin farkında değildir, kimi bilse de günlük yaşamın rutinine dalıp unutmanın azizliğine uğrar. Ama bir kesim vardır ki çok tehlikelidir. Bu tehlikeli kitle, olan bitenin gün gi-

bi bilincinde olup, maalesef her daim “üç maymunu oynayanlar”dandır… 1991 Zonguldak Büyük Madenci Yürüyüşü’nde pekçok insan gibi şair Kemal Özer ve Grup Yorum da üç maymunu oynamayı reddetmişler, binlerce işçiyle beraber şiirleri ve şarkılarıyla bu yürüyüşün bir parçası haline gelmişlerdir. Kemal Özer, Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük eylemlerinden birisi olan bu serüveni anlatan

‘Zonguldak’ şiirini kaleme almış, Grup Yorum da bu yürüyüşün kahramanları olan maden işçilerini ‘Madenciden’ ezgisiyle anlatmıştır. ölesiye ışık hasretiyle solmuş bu yüzlere grev grev güneş doğmuş dost Grev çağrısıyla tüm bir kenti ayaklandıran Zonguldaklı maden işçisi, ailesiyle beraber Ankara’ya doğru uzun bir yürüyüşe başlamıştır. Bolu Mengen’de jandarma barikatları önünde dire-

nen binlerce emekçi, Grup Yorum’a ilham vermiştir. Sanat bir kez daha hayatla buluşmuş, sokağın, insanın, sınıfın eylemi şiire, müziğe, resime yansımıştır. Grubun aynı yıl çıkardığı ‘Yürek Çağrısı’ albümünde yer alan ‘Madenciden’ parçası Zonguldaklı emekçilerin büyük eylemini hafızalara kazımıştır. Aynı parçanın sonunda solist Hilmi Yarayıcı tarafından Kemal Özer’in Zonguldak şiiri seslendirilmiş, bu

Sakl› kalm›fl Karadeniz

Tiyatronun sporu Okmeydan›’nda

ESPIRA

Okmeydan› Halkevi’nde Tiyatro Sporu’yla tan›flan mahalleli gençler Halk›n Sesi okurlar› için anlat›yor... Okmeydan› Halkevi’nde gençler, do¤açlama tiyatro atölyesiyle tiyatroya “merhaba” dediler. Tiyatro büyük gösteriflli salonlardan kurtuldu, yaflam› de¤ifltirmek için Okmeydan›’n›n iki odal› Halkevi’ne geldi. Bir buçuk ayd›r devam eden atölye çal›flmalar› ilk meyvesini verdi bile. Çal›flmalar, e¤itici Duygu Tunçel taraf›ndan tiyatro sporu biçiminde yürütülüyor. Tunçel, Okmeydan›’nda yürüttükleri çal›flmalar›n› aktard›. Kaç y›ld›r tiyatroyla u¤rafl›yorsun? 2003’ten beri ayn› yo¤unlukta olmasa da tiyatro ile u¤rafl›yorum. Üniversiteyi kazan›nca bir sene ara verdim. fiimdi de Mahfler-i Cümbüfl tiyatro grubunda oynuyorum

Neden do¤açlama tiyatro? Do¤açlama tiyaro daha genifl, daha özgür bir alan. Bir metne ba¤l› kalmadan oynuyorsun, kendinden daha çok fley katabiliyorsun.

Nedir tiyatro sporu? Tiyatro Sporu Amerika ve Avrupa'da, Theatresports ismi ile, alternatif oyun mekanlar›nda seyircilere sunulan ‘Modern Docmy k

¤açlama Tiyatro’ya ait bir gösteri türüdür. Tiyatro Sporu, oyuncular›n tak›mlara ayr›l›p birbirleri ile "müsabaka" etmesi mant›¤›na dayan›r. Bir birbirinden farkl› turlar (round) do¤açlama olarak oynan›r. Her turun kendine özü, önceden belirlenmifl kurallar› bulunmaktad›r. Bir Tiyatro Sporu gösterisinin en temel özelli¤i seyircinin aktif kat›l›m›n›n sa¤lanmas›d›r. Bu gösterilerde seyirci do¤açlamalar› yönlendirir ve fikirleri ile do¤açlamalar› belirler. Her tur seyirciden al›nan bir fikir do¤rultusunda flekillenir. Tiyatro Sporu gösterisinde anl›k düflünme ve canland›rma, yan›lsamay› k›rma, kara mizah, ironi gibi unsurlar esast›r. Özel bir kostüm olmadan oyuncular gündelik k›yafetleri ile sahnede yer al›rlar. Ç›plak sahne oyuncunun ve seyircinin hayal gücü ile flekillenir. Seyirci oyuncudan kopuk, karanl›k salonda görünmez gölgeler de¤il, oyuncunun her an dokunabildi¤i, hissetti¤i ve onun gücünden yararland›¤› sahne arkadafl›d›r. Tiyatro Sporu gösterisi seyirciyle birlikte bir ‘oyunun’ oluflturulmas›n› sa¤lar. Haz›rlayan: Salih / Okmeydan›’n›n Sesi

parça işçi sınıfının en cefakâr maden işçisinin isyanını ve kesimi olan madencilerin öfkesini anlatmaktadır. Yazılmasına ilham veren ruh, simgesi haline gelmiştir. yürü derler yürü derler açlığa tüm ülkeyi sarmış bir heyeyürü derler candır. Bu nedenle keder dekara elmas tabut olmuş gereğil umuda yakışan bir parça kirse ölün derler Madencinin maruz kaldığı olmuştur. Maden işçisinin sömürü çalışma koşulları yü- öyküsü 80’li yıllarda Ali Aszünden daha da ağırdır. Yerin ker tarafından seslendirilen yedi kat altında kazma salla- “İndim Maden Ocaklarına” yanlar, her an olası bir patla- parçasının ardından bir kez mayla ölümün nefesini ense- daha müziğe konu olmuş, mücadelesi bu parçalarla da sinde hisseder hep. ‘Madenciden’ ezgisi, zor ölümsüzleşmiştir. çalışma koşullarına rağmen Haz›rlayan: Dilek Ersoy

‹hsan Efl günyüzü görmemifl Karadeniz türkülerini Espira albümünde yorumlad›

Ba¤lama sanatç›s› ‹hsan Efl Karadeniz’in bugüne dek sakl› kalm›fl ezgilerini yorumlad›¤› ilk albümü Espira’y› ç›kartt›. Uzun y›llar korolarda ve farkl› albümlerde ba¤lama çalan ‹hsan Efl memleketi Karadeniz’de bugüne dek derlenmemifl çal›flmalar› derleyerek albümünde yorumlad›. Sanatç› eserlerin özgün yap›s›n› bozmamak için profesyonel vokallerle çal›flmak yerine aile bireylerinin de

aralar›nda bulundu¤u Karadenizli isimlerle çal›flt›. Albümün bir önemli özelli¤i de Efl’in evinde kurulan stüdyoda kendi titiz çal›flmas›yla kaydedilmifl olmas›. Fuat Saka ve Gündem Yayl› Grubu’nun sazlar›yla katk› verdi¤i albümde ‘Yedi yedi on yedi’, ‘Orman›n aras›nda’, ‘Anam vay olsun’ parçalar›n›n da yer ald›¤› ve dinleyicilerin hepsini neredeyse ilk kez duyaca¤› on üç parça var.

R

ock müzik ilk ortaya ç›kt›¤› 60’l› y›llardan bugüne gerek tarz aç›s›ndan, gerekse topluma söylemek istedikleri aç›s›ndan oldukça de¤iflti. 1968’de gençlik, özgürlük ve savafl karfl›tl›¤›n› savunurken Rock muhalif ve asi bir müzik türüydü, 70’lere gelindi¤inde gençlikteki umutsuzluk duygusuyla beraber daha melankolik bir hal ald›, 70’lerin sonunda itibaren neo-liberalizm rüzgar› ve MTV furyas›yla beraber gittikçe ticari bir niteli¤e büründü. 60’l› y›llara kadar gençlik flirin pop flark›lar› dinliyordu, ancak hayat hiç de öyle de¤ildi ve art›k bu müzikten s›k›lm›fllard›. Özellikle ‹ngiliz gençli¤i 50’li y›llarda saran Blues müzik, genç müzisyenlerin yarat›c›l›klar›n›n serbest kalmas›n› sa¤lam›flt›. 1962 y›l›nda Londra’da The Rolling Stones kuruldu. ‹lk dönemlerinde Blues klasiklerini yorumlad›lar. Blues’un bu beyaz versiyonu gençlik taraf›ndan hemen tutuldu ve listelerin bafl›na yerlefltiler. Ayn› dönemde Londra’da bir grup daha kurulmufltu: The Yardbirds. Yardbirds’ün gitaristi Eric Clapton blues gitara yeni, enerjik bir soluk getirdi ve rock gitar›n temellerini atm›fl oldu. 1960’lar›n ortalar›na gelindi¤inde Rolling Stones art›k yanl›z de¤ildi, yeni bir müzisyen kufla¤› birçok farkl› grupla beraber sahneye ç›kmaya bafllam›flt›. Bunlardan birisi de The Who idi. Birçok kifli The Who’yu ilk gerçek rock grubu olarak tan›mlar. The Who’nun konserleri ve müzi¤i o zamana kadar hiç duyulmam›fl bir agresiflikteydi. Daha sonra birçok grubun tekrarlad›¤› sahnede enstrümanlar›n parçalanmas› flovu The Who ile bafllam›flt›r. Grubun 1965 tarihli flark›s› My Generation rock müzi¤in gidece¤i yönü belirledi. Dönemin di¤er önemli bir grubu da Animals idi. Grup bir Bob Dylan yorumu olan House Of The Rising Sun isimli flark›lar›yla patlama yapt›. Bob Dylan politik sözlerle bezeli folk flark›lar› söylüyordu ve oldukça popülerdi. Animals’›n yorumundan etkilendi ve rock müzi¤e yöneldi. Onun rock müzi¤e do¤ru yönelmesi sayesinde rock ilk defa politik içerikle bulufltu. Bu geçifl Like A Rolling Stone flark›s›yla netleflti. Dylan’›n en çarp›c› politik flark›lar›ndan birisi savafl karfl›t› Masters of War flark›s›d›r. Ayn› dönemde Eric Clapton, baterist Ginger Baker ile Cream’i kurdu. Cream enstrümanlar›na son derece hakim olan ve rock müzi¤in alameti farikalar›ndan bir di¤eri olan uzun sololar› müzi¤e sokan ilk gruptu. Cream albüm kapaklar›ndan, üyelerinin gerçek anlamda “çalabilen” müzisyenler olmas›na kadar birçok yan›yla rock müzisyenlerine yapt›klar›n›n sanat oldu¤unu hat›rlatm›fl oldu. Rock müzi¤i ABD’de yayg›nlaflt›ran fley ise 1967’de The Who ve Cream’in verdikleri konserler oldu. Böylece Vietnam Savafl›’na tepki olarak do¤an Hippi hareketiyle rock da tan›flm›fl oldu. O döneme kadar ABD gençli¤i bar›fl ve aflk flark›lar› dinliyordu ve duyduklar› bu yeni müzikle sars›ld›lar. Ünlü 1969 Woodstock festivali, çiçek çocuklar›n rüyas›n›n sonunu ve daha karamsar bir dönemin geldi¤ini iflaret ediyordu. Rolling Stones bu de¤iflim farkeden ve müzi¤ini buna adapte eden az say›daki gruptan biriydi. Bu de¤iflim Sympathy For The Devil flark›s›yla kendisini gösterir. 1969’un Aral›k ay›nda The Rolling Stones’un Altamont ABD’de verdi¤i konserde olaylar ç›kt› ve bir kifli kameralar›n önünde öldürüldü. Böylece 60’l› y›llar›n masumiyeti yok olmufl ve rock müzi¤in bir dönemi kapanm›fl oldu.

Beyazperdede anlat›lan engellilerin gerçek hikayesidir Yönetmen ‹lksen Baflar›r’›n ilk filmi olan ‘Baflka Dilde Aflk’ gösterime girdi. Engellilerin sorunlar›n› gözler önüne seren filmde ça¤r› merkezi çal›flanlar›n›n örgütlenme mücadelelerine de yer veriliyor İşitme engelli bir gençle çağrı merkezinde çalışan genç bir kadının ilişkisini anlatan ‘Başka Dilde Aşk’ filmi 18 Aralık’ta gösterime girdi. 12 ilde 36 ayrı salonda gösterilen film, Antalya Altın Portakal Film Festivali ve Bursa İpekyolu Film Festivali’nden ödülle dön-

müştü. İlksen Başarır’ın ilk yönetmenlik çalışması olan filmin senaryosunda Başarır’la beraber filmin başrol oyuncusu Mert Fırat’ın imzası var. Film, engellilerin sorunlarını ve ağır koşullar altında çalışan çağrı merkezi emekçilerinin örgütlenme faaliyetlerini anlatıyor.

Çağrı merkezi çalışanları yayınladıkları bir mesajla herkesi filmi izleyerek sorunlarına tanıklık etmeye çağırdı. Emekçiler açıklama-

larında sinema izleyicilerine şöyle seslendi: “Hizmet sektörü emekçileri uyanıyor, bu uyanış kendi direniş biçimlerini, kendi ezgilerini,

kendi sinemalarını doğuruyor, ‘Başka Dilde Aşk’ böylesi bir filmdir. Gerçek insanları perdeye yansıtan bu filmi destekliyoruz.”


Üniversiteliler umut verdi 2009’un en ak›lda kalan ve umut verici eylemleri üniversitelilerden geldi. Harçlara yap›lmas› planlanan %500’lük zamma karfl› harekete geçen üniversiteliler yaz dönemi olmas›na ra¤men kent sokaklar›n› eylem alan›na çevirdi. Ö¤renci Kolektifleri ‹stanbul’da tutulan nöbetlerde binlerce insana

ulaflt›. Ankara’da Tayyip Erdo¤an’› dönercide yakalayan Kolektifçiler, ö¤renciye %500’lük zamm› reva görenlerin yeme¤ini bo¤az›na dizdi. Sonuçta harçlara yap›lmas› planlanan zam geri çekildi. Üniversitelilerin bir di¤er umut verici eylemi ise Trabzon’da yap›ld›. Herkesin ‹srail’e esip gürledi¤i

bir ortamda, ‹srail’e karfl› Filistin halk›n›n nas›l desteklenmesi gerekti¤ini gösteren Kolektifçiler ‹srail büyük elçisini yumurta ya¤muruna tuttu ve üniversiteye sokmad›. KTÜ Ö¤renci Kolektifi aç›lan soruflturmalara ve davalara ra¤men “yapt›k, yine yapar›z” demeye devam ediyor.

Direniflin y›l› 2009 2009 y›l›n›n sonuna geldik. Gazetelerde her sene biterken geçen y›l›n dökümü yap›l›r. Ancak burjuva bas›n bir önceki y›ldan sadece hat›rlamak istediklerini tafl›r sayfalar›na. Biz de 2009 y›l›na kendi penceremizden, yoksullar›n, emekçilerin penceresinden bakal›m dedik 2009 yılı tüm dünyada ekonomik krizin derinleştiği bir yıl oldu. IMF Başkanı küresel ekonomik krizin, endişe verici olduğunu ve sosyal patlamalara neden olabileceğini söyledi. Aynı toplantıda dünya halklarının sırtındaki

keneleri ağırlayan Tayyip Erdoğan dışarıda devam eden protestoları kastederek, “dünya bu sese kulak vermeli” açıklamasını yaptı. Başbakan bu lafı derken dışarıda sesini yükseltenler Kongre Vadisi’ne doğru yürümeye başlamıştı

bile. Son günlerde ülke savaşın ve yoksullaşmanın pençesine bırakılmışken TÜSİAD bir kez daha uyarıyor: “sosyal patlama olabilir”. TÜSİAD’ın korkusunu doğrularcasına 2009 yılı direnişlerle, işgallerle, grevlerle, hak mücadeleleri ile

geçti. Bütün toplumsal kesimler hakkını aramak için sokağa çıktı. Fabrikalar işgal edildi, kepenkler kapatıldı, yollar kesildi… Bu eylemler Türkiye sınıf hareketinin tarihine döşenen tuğlalar oldu. Demiryolu işçilerinin grevi, itfaiyenin özelleştirilmesine karşı eylemler ve

TEKEL işçilerinin tüm halkın gündemine giren ve desteğini alan eylemleri... 2009 yılı fabrika işgalleriyle başlamıştı. 2010’un gelişi 2009’dan belli oldu bile. Yeni yıla direnerek giren yoksullar, emekçiler, kadınlar, öğrenciler gelecek güzel günler için umut vaadediyor.

‹flçiler y›la iflgalle bafllad›, direnifl hiç durmad› 2009 y›l›n›n ilk eylemi 1 Ocak gecesi Ünsa Ambalaj Fabrikas›’nda yafland›. Kriz bahanesiyle iflten at›lan 300 iflçi, 1 Ocak gecesi fabrikay› iflgal ettiler. ‹flten ç›karmalara karfl› Brisa otomotiv fabrakas›nda, Sinter metal fabrikas›nda, Tezcan Galvaniz’de, Türk Prysmian’da, Türk Philips’de, Selga Tekstil’de, fiirin tekstil’de ve birçok küçük tekstil atölyesinde iflçiler iflgallerle direndi. Tafleron iflçiler örgütleniyor, kazan›yor Giderek yayg›nlaflan tafleron çal›flt›rma, iflçileri güvencesiz ve sendikas›z bir flekilde her türlü sömürüye aç›k hale getiriyor. Tafleron iflçilerse güvenceli ifl için örgütleniyor. Bunun en iyi örnekleri Dev Sa¤l›k-‹fl’ten geldi. “Sa¤l›kta tafleron olmaz” diyerek harekete geçen Dev Sa¤l›k-‹fl bir yandan tafleron sa¤l›k emekçilerinin

haklar› için mücadeleyi yükseltiyor, öte yandan sa¤l›k hakk›n› savunuyor. Sendikaya üye olup bir günlük ifl b›rakan Okmeydan› E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi iflçileri eylemin sonucunda iki ayd›r alamad›klar› maafllar›n› ald›. Fakat ard›ndan iflten ç›kar›lma sald›r›s› geldi. Tafleron firma de¤iflimini bahane ederek iflten ç›kar›lan 17 iflçi, 45 gün boyunca hastane önünde eylemdeydi. Baflhekimlik hem mahalle halk› hem de sendikalar›n büyük deste¤ini alan iflçileri ifle geri almak zorunda kald›. K›z›lay’da sendikaya üye olduklar› için iflten ç›kar›lan hemflirelerse K›z›lay önünü eylem alan›na çevirdi ve açt›klar› davay› kazanarak ifle iade karar› ald›. Ayr›ca Adana, Diyarbak›r ve Bursa’da da verilen mücadele sonucunda bölge çal›flma müdürlüklerinden sa¤l›k hizmetlerinde tafleron iflçi çal›flt›r›lamayaca¤› kararlar› al›nd›. MEHA Tekstil’de ise hedef olarak tafleron firmay› de¤il, üst iflvereni seçen

iflçiler kazand›. LC Waikiki’ye fason üretim yapan MEHA Tekstil iflas etti¤i gerekçesiyle 117 iflçiyi iflten ç›kard›. Fabrika önünde direnifle geçen iflçiler bir süre sonra üst iflveren olan LCW’yi hedef ald›. Ma¤aza önlerinde yap›lan eylemler, boykot ça¤r›lar›, ma¤azadan toplu al›flverifl yap›p limitsiz kredi kartlar›n› tek tek denetme eylemleriyle devam etti. En sonunda tafleron firma de¤il, üst iflveren olan LCW iflçilerin alacaklar›n› ödemeyi kabul etmek zorunda kald›. 2009 y›l› iflçi s›n›f›n›n grev dâhil her yöntemi denedi¤i bir y›l oldu. Medya sektöründe 29 y›l aradan sonra bir ilk olan ATV-Sabah grevi, Hilton grevi, EKart grevi, Ankara ka¤›t grevi, Tek-G›da ‹fl’in ET‹ grevi, Asil Çelik grevi bu y›l›n ak›lda kalan grevleri oldu. Karfl›yaka Belediyesi’nin iflten ç›kard›¤› Kent Afi iflçilerinin Ankara yürüyüflü ve IBM çal›flanlar›n›n sokak eylemlerinin yan›nda internet ortam›nda bafllatt›¤› sanal grev de önemli deneyimler yaratt›.

Halkevleri 25 Ekim’de Ankara’da bulufltu. Mitingde “bar›nma hakk›m›z” diyen yoksullardan, güvenceli ifl isteyen tafleron iflçilere kadar birçok kesim temsil edildi.

Halk hakk›n› ar›yor, hak mücadeleleri kazan›yor Hak mücadeleleri bu yıl daha da yaygınlaştı. Özellikle barınma, sağlık gibi alanlarda yaratılan birikim önümüzdeki yıllara ışık yutacak nitelikte. Kazand›k, kazand›k, kazand›k Barınma hakkı mücadelesinde ilk kazanım Dikmen Vadisi’nden geldi. Melih Gökçek’in düşmanca saldırdığı Dikmen vadisi, dört yıldır durmaksızın direniyordu. Barınma hakkı bürosu etrafında bir araya gelen vadililer sadece yıkım ekiplerine karşı direnmedi, barınma hakkı için kentin meydanlarına çıktı, sokak sokak örgütlendi, diğer barınma hakkı mücadeleleriyle dayanışma eylemleri yaptı. Sonunda Ankara Büyükşehir Belediyesi kentsel dönüşüm projesini durdurma kararı aldı. Vadi halkı mücadelelerinin bitmediğini, şimdi sıranın vadiyi yeniden kurmaya geldiğini söylüyor. Benzer bir kazanım da Gebze’den geldi. AKP’li Belediye’nin seçimlerden sonra alelacele yıkmak istediği Adem Yavuz ve Cumhuriyet mahallelerinde halk barınma hakkı etrafında birleşti. Bu birlikteliğe Kirazpınar Mahallesi de katıldı. Mahallelerde halk toplantıları ve binlerce kişinin katıldığı yürüyüşler yapıldı. Belediye

mahallelilerin rıza göstermediği hiçbir değişikliği yapmayacağını kabul etti. Rant hırsının mağdur ettiği bir diğer kesimse Arızlılı depremzedeler. Deprem sonrası Arızlı Irak konutlarında yaşayan depremzedeler, bürokratlar yerleştirileceği için evlerinden atılmak isteniyor ancak Arızlı halkı evlerine gelenleri direnişle karşılıyor. Barınma hakkı mücadelesinde yerel seçimlerden sonra kentsel dönüşüm kapsamında gelen yıkım ekipleri her mahallede halkın direnişiyle karşılaştı.

Sa¤l›k hakk› herkesin ortak mücadelesi oldu AKP hükümeti insan sağlığını bir rant alanına dönüştürüyor. Sağlıktaki katkı payları, eczacıların tahsildar haline getirilmesi, örgütsüzleştirilmesi ve giderek artan salgın hastalıklar sağlık hakkına sahip çıkmayı zorunlu kılıyor. Bu yıl sağlık hakkı mücadelesi her alana yayıldı. 18 Ekim’de “sağlıkta masal bitti” diyen halk Kadıköy’de sokağa çıktı. Birçok mahallede sağlık ocağı açılması için harekete geçildi. İstanbul Bahçelievler’de Car-

Kad›nlar her yerde, bir ad›m önde Kad›nlar bu y›l da toplumsal muhalefete kendi dilleriyle kat›ld›. Hem fliddete, tacize karfl›, hem sa¤l›k hakk› mücadelesinde, hem güvenceli çal›flma mücadelesinde kad›nlar bir ad›m öndeydi. 14 yafl›nda bir çocu¤a yönelik cinsel istismarla yarg›lanan ‹slami bas›n›n kalemflorlar›ndan Hüseyin Üzmez’in serbest b›rak›lmas›na kad›nlar sessiz kalmad›. Bursa’da duruflma sonras› adliyeden ç›kan Hüseyin Üzmez, Halkevci ve Kolektifçi kad›nlar›n flemsiyesini ve yumurtas›n› yedi. Bu eylemle Hüseyin Üzmez davas› ülkenin ve kad›n hareketinin gündemine yerleflti. Oluflan tepkiler sonucunda Hüseyin Üzmez yeniden tutukland›. Hüseyin Üzmez’e flemsiye ile vuran Halkevci kad›nlarsa 7,5

y›la kadar hapis istemiyle yarg›land›. Bu dava da kad›nlar›n dayan›flma eylemleriyle ilk duruflmada düfltü. Bir di¤er önemli kad›n kazan›m› da iflçi s›n›f› içinden geldi. Daha önce de Novamed direnifliyle dayan›flma kurarak kazanan kad›nlar, DESA’da sendikal› oldu¤u için iflten ç›kar›lan Emine Arslan’la dayan›flmay› yükseltti. Emine Arslan’›n 453 gün boyunca sürdürdü¤ü direniflte bir çok kad›n eylemi hem fabrika önünde hem de DESA ma¤azalar› önünde devam etti. Sonuçta yarg›tay DESA iflçilerinin ifle iade davas›n› onaylad›. Yarg›tay'›n bu davay› onamas›yla birlikte iflçilerin 12 ayl›k sendikal tazminatlar› ile çal›flmad›klar› 4 ayl›k süre de dahil olmak üzere tüm alacaklar›n›n ödenmesi karara ba¤land›.

refour Alışveriş Merkezi nedeniyle Fizik ve Tedavi Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavi imkanları kısıtlanan engelli hastalar eylemler başlattı. Eczacılar, AKP’nin sağlık politikalarına karşı 4 Aralık’ta kepenk kapattı. Hak mücadelesi her alanda Bu yıl hak mücadeleleri sadece barınma ve sağlık alanında yürütülmedi. Eskişehir’de ekmek zammına karşı Emek ve Ekmek Meclisi ekmek fiyatlarını düşürmeyi başardı. Suyun satılmasına karşı, Dünya Su Forumu’nda kongre salonuna girmek isteyen Halkevcilerin eylemleri, suya zam yapılan İstanbul ve Ankara’da devam etti. Bu yıl araştırma görevlileri ve atanamayan öğretmenler de güvenceli çalışma hakkı isteyen kesimlere katıldı. Çevre hakkı için Karadeniz’den, Munzur’a baraj ve HES’lere karşı binler yürüdü. 3. Köprü Yerine Yaşam Platformu, ormana, suya ve barınma hakkına sahip çıktı. Sağlıklı bir çevrede yaşamak isteyen yoksullar mahallelerindeki baz istasyonlarını söküp attılar. Başta çay üreticileri olmak üzere köylüler, emeklerinin karşılığını almak için sokağa çıktılar.

Ulafl›m hakk›m›z› kulland›k Ulafl›m hem kentsel bir hak hem de di¤er temel haklar›m›za ulaflabilmemiz için olmazsa olmaz bir zorunluluk. Bu durum ulafl›m hakk›n› tüm ülkede dönem dönem gündeme getiriyor. ‹stanbul’daysa Haziran ay›ndan bu yana ulafl›m zamlar› boykotlarla karfl›lan›yor. ‹lk boykot Haziran ay›nda yap›lan zamma karfl› Halkevleri taraf›ndan örgütlendi. Metrobüs ve metro duraklar›nda, otobüslerde akbil basmadan ulafl›m hakk› kullan›ld›. Kas›m sonunda yap›lan yeni metrobüs zamm›ysa barda¤› tafl›ran son damla oldu ve ‹stanbul halk› hakk›n› do¤rudan kullanmak için metrobüse paras›z binmeye bafllad›. Birçok metrobüs dura¤›nda Ö¤renci Kolektifleri ve Halkevleri taraf›ndan gerçeklefltirilen paras›z ulafl›m eylemleri “akbil basma, turnikeden

atla” slogan›yla simgeleflti. Binlerce ‹stanbullu akflam saatlerinde akbil basmadan metrobüse bindi. Eylemlere kat›l›m çok yüksekti. Büyükflehir Belediyesi’nde ve Taksim’de de eylemler yapan Halkevciler “e¤er zam yapmaya devam ederseniz, bizler de haklar›m›z› do¤rudan kullanmaya devam edece¤iz” dediler.

Aleviler 8 Kas›m’da Kad›köy’de bulufltu. Eflit yurttafll›k hakk› için yap›lan mitingde Alevi örgütleri, AKP’nin Alevi aç›l›m›na kanmad›klar›n› ve kimsenin taban› olmad›klar›n› hayk›rd›lar.

25 Kas›m’da KESK’in ça¤r›s›yla yap›lan grev genifl bir kat›l›mla gerçeklefltirildi. Birçok yerde kamu emekçilerine destek olan mahalle halk› ile beraber, okul ve hastane önlerinde eylemler yap›ld› ve grev meydanlar›na beraber gidildi.

‹stanbul IMF’ye dar edildi Ekim ay›n›n bafl›nda ‹stanbul’da gerçeklefltirilen IMFDünya Bankas› toplant›lar› sosyal patlama uyar›lar›yla bafllad›. ‹stanbul sokaklar› ise bunu kan›tlar nitelikte eylemlere sahne oldu. ‹lk karfl›lama sessiz sedas›z Bilgi Üniversitesi’nde konferans veren IMF baflkan›na ayakkab› f›rlatan ÖDP’li gençlerden geldi. Ayn› anda üniversite önünde Halkevciler de eylemdeydi. Ayakkab› IMF baflkan›n› te¤et geçti ama IMF ve Dünya Bankas› heyetlerinin ‹stanbul’da bulundu¤u bir hafta boyunca birçok kesim soka¤a ç›kt› ve “IMF defol” dedi. Toplant›lar›n yo¤unlaflt›¤› 6-7 Ekim’de ise ‹stanbul sokaklar› hareketlendi. Taksim Meydan›’nda toplan›p Kongre Vadisi’ne yürümek isteyen

eylemcilere polis sald›r›nca bütün ‹stanbul sokaklar›nda isyan atefli yand›. Uluslararas› sermayenin simgesi olan bankalar ve restoranlar tahrip edildi, yollar kesildi. Tayyip Erdo¤an “d›flar›daki sese kulak verin” diyerek protestolar› iflaret etti¤inde, soka¤›n sesi çoktan kongre salonuna ulaflm›flt›.


hs96  

direnen Türk ve Kürt iflçileri suya düflürdü. Sokaklar› hareketlendiren emek- çilerin eylemleri gösterdi ki, halk› sindirmek için kullan›lan fl...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you