Page 1

Türkiye Yeşilleri Koordinasyon Grubu İletişim Bülteni Sayı: 16 – Aralık 2006

Nasrettin Hoca Diyor ki; Maya çalacak göl mü kaldı?


İçindekiler Türkiye Yeşilleri Program Konferansı Yapıldı Akkuyu Köylüleri ankarad’daydı Özgür Yaşam, Yerel Mücadele, Birlikte Politika Akdeniz’de Yeşil Politika Yeşiller Barışarock’ta Türkiye Kyoto’yu İmzala Daha az otomobil, daha çok yaşam Akkuyu Şenliği Avrupa Yeşilleri ile temaslar Yerel Konferanslar Basın Açıklamaları Türkiye Sosyal Forumu, AYP Kongresi, Takvim

Gelecek için yeşil politika! 3 4 5 7 8 9 10 11 12 13 14 16

Türkiye Yeşilleri Koordinasyon Grubu İletisim: Yeşiloda, İstiklal Caddesi Kurabiye Sokak No 13 Kat 3 Beyoğlu / İSTANBUL Telefon & Faks: 0 212 243 83 33 Mobil: 0 533 362 02 13 Pazartesi, Salı Çarşamba günleri 11.00 – 19.00 açıktır. Yeşil Nokta, Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sok. Yeşil Apt. No 23/2 Altıyol - Kadıköy / İstanbul Telefon: 0 216 550 87 88 - 0 538 546 35 02 Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri 11.00 – 19.00 açıktır. Web Adresi: www.yesiller.org Elektronik Posta: yesillerinfo@yesiller.org, yesillerinfo@yahoo.com Kamuoyu letisim Listesi: yesiller-iletisim@yahoogroups.com Politik Tartısma Listesi: yesiller-tartisma@yahoogroups.com

Koordinatörler Kurulu Bilge Contepe, Eş Genel Koordinatör – bilgecontepe@yesiller.org Kadir Dadan, Eş Genel Koordinatör – kadirdadan@yesiller.org Aytaç Timur, Örgütlenme Koordinatörü – aytactimur@yesiller.org Ender Eren, Uluslararası Koordinatörü – endereren@yesiller.org Engin Berk, Basın-Yayın-İletişim Koordinatörü – enginberk@yesiller.org Mustafa C Arslan, Program Koordinatörü – mustafaarslan@yesiller.org Özgürel Özdemir, Ankara Eş Koordinatörü – ozgurelozdemir@yesiller.org Abdullah Anar, Ankara Eş Koordinatörü – abdullahanar@yesiller.org Onur Avcı, İstanbul Koordinatörü – onuravci@yesiller.org Nevruzhan Orhon, Kadıköy Eş Koordinatörü –nevruzhanorhon@yesiller.org Hüseyin Güngör, Kadıköy Eş Koordinatörü – huseyingungor@yesiller.org Ayşen Erdoğan, İzmir Eş Koordinatörü – aysenerdogan@yesiller.org İlker Varlı, İzmir Eş Koordinatörü – ilkervarli@yesiller.org

Çalışma Grubu Koordinatörleri Alper Akyüz, AB İzleme Koordinatörü - alperakyüz@yesiller.org Gökçen Özdemir, Hayvan Hakları Koordinatörü gokcenozdemir@yesiller.org Günay Can, Sağlık ve Sosyal Güvenlik Koordinatörü – gunaycan@yesiller.org Nermin Saatçioğlu, Enerji Koordinatörü – nerminsaatcioglu@yesiller.org Ümit Şahin, İklim Değişikliği ve Küresel Ekoloji Koordinatörü – umitsahin@yesiller.org

Yine uzun bir aradan sonra tekrar birlikteyiz. Uzun ve hareketli bir yazı, sellerle dolu bir sonbaharı geride bıraktık. Neredeyse kış ortasında hala yazdan kalma denen günleri yaşıyoruz. Artık daha fazla hissediyoruz ki iklim gerçekten değişiyor. Yeşiller için 2006 yılı Program Taslağını oluşturma yılı olarak önemli bir yıldı. 18-19 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen Program Konferansı ile bu hedefe varıldı. Şimdi artık örgütlenme çalışmaları için elimizde Yeşillerin ne yapacağını ortaya koyan bir program taslağımıza ve nasıl yapacağının ayrıntılarını tanımlayan örgütlenme ilkeleri ve çalışma biçimimize ilişkin metinlerimiz var. Aramızdaki sözleşmeler olarak nitelediğimiz bu belgeleri, demokratik bir ortamda ve Yeşiller içerisindeki herkesin katılımıyla oluşturmuş olmanın verdiği haklı bir gururu taşıyoruz. Artık ilkelerimiz çerçevesinde gelecek için kaygılananlarla, geleceği birlikte örmek için yola çıkma zamanı… Kadir Dadan

Yeşiller Ankara Grubu Toplantı Yeri ve Zamanı: Anares Cafe, Mesrutiyet Cad Hatay Sok No 7/11 Kızılay/Ankara Her Salı günü 18.30 yesillerankara@yesiller.org Elektronik İletişim Grubu: yesiller-ankara@yahoogroups.com

Yeşiller İstanbul Grubu Toplantı Yeri ve Zamanı: Yeşil Oda, İstiklal Cad Kurabiye Sok No 13 Kat 3 Beyoğlu/İstanbul, Her ayın 1. ve 3. Çarşamba günü saat 19.00 Telefon/Faks: 0 212 243 83 33 yesilleristanbul@yesiller.org Elektronik İletişim Grubu: yesiller-istanbul@yahoogroups.com

Yeşiller İzmir Grubu yesillerizmir@yesiller.org Elektronik İletişim Grubu: yesiller-izmir@yahoogroups.com

Yeşiller Kadıköy Grubu Toplantı Yeri ve Zamanı: Yeşil Nokta, Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sok. Yeşil Apt. No 23/2 Altıyol - Kadıköy / İstanbul Telefon: 0 538 546 35 02 Elektronik İletişim Grubu: yesillerkadikoy@yahoogroups.com

Yeşiller Alanya Grubu Cumhuriyet Mah. Çavuşoğlu Sok. Deniz Yıldızı Sitesi A-1 blok 14/D Alanya/Antalya Telefon: 0 242 512 70 75 fatoskaya2@e-kolay.net


Türkiye Yeşilleri Program Konferansı Yapıldı… 2005 yılı sonunda ortaya konan, 2006 yılı boyunca gerek Türkiye Yeşilleri Koordinasyon Grubu toplantılarında, gerekse yerel grup etkinliklerinde gerçekleştirilen atölye çalışmaları ile zenginleştirilen Yeşiller Program Taslağı, 18-19 Kasım tarihlerinde İstanbul’da Petrol-İş Genel Merkezi Konferans Salonunda düzenlenen bir Konferansla tartışılarak kabul edildi. Program taslağı, Yeşillerin on temel ilkesinin açılımından sonra, kısa bir durum değerlendirmesinin ardından gelen üç ana bölümden oluşuyor. “Demokratik, Barışçı ve Sivil bir topluma doğru” böülümde, “yeni bir anayasa, yeni bir başlangıç”, “yönetimde gerçek güçler ayrılığı”, “uluslararası politikalar”, “AB ve Avrupa”, “insan hakları”, “çok kültürlülük”, “etnik çatışmalar ve barış” ve “kadın” başlıkları yer alıyor. “Ekolojik bir yaşam için” bölümünde, “küresel iklim değişikliği”, “enerji”, “tarım”,”gıda güvenliği” ve “hayvan hakları” başlıkları yer alıyor. “Sosyal Politikalar” bölümünde ise, “eğitim ve öğrenme”, “sağlık”, “çalışma yaşamı ve sosyal güvenlik”,”kent politikaları” ve “ulaşım” başlıkları yer alıyor. Türkiye Yeşilleri Program Taslağına http://www.yesiller.org/Doc's/yesillerpartiprogramtaslak.pdf adresinden erişebilirsiniz.

Divan, yoğun bir çalışma sergiledi…

Eş Genel Koordinatörler açılış konuşmasında

5. Yeşil Diyalog Toplantısı, ekoloji ve politikayı buluşturuyor Türkiye Yeşilleri olarak her yıl düzenlediğimiz “yeşil diyalog” toplantılarının beşincisi, 16 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak. Bu yılki toplantının ana öğesi Türkiye’nin dört bir yanından yaşamlarını tehdit eden girişimlere karşı ekoloji mücadelesi yürütenleri bir araya getirmesi. Sabah programında, tarım ve tohum, iklim değişikliği ve nükleer santraller konusunda aktivist toplantılarının da yapılacağı toplantıda, öğleden sonraki oturumda “Nasıl bir gelecek? Nasıl bir yeşil politika?” başlıklı panel-forum yapılacak. Toplantı öncesinde Türkiye Yeşilleri Program Taslağı kamuoyuna açıklanacak. Toplantı sonrasında ise 2007 yılı stratejilerinin görüşüleceği, yürütme kurulu ve koordinatörlerin seçiminin yapılacağı Türkiye Yeşilleri Koordinasyon Grubu toplantısı yapılacak. Toplantı hakkında ayrıntılara http://www.yesiller.org/5yesildiyalog.htm adresinden erişebilirsiniz.

3


Akkuyu Köylüleri Ankara'daydı Enerji Bakanı Hilmi Güler'in "Akkuyulular 'nükleer santrali bizim oraya yapın' diye kapıma geliyorlar" açıklaması üzerine Akkuyu Büyükeceli Köylülerini temsilen bir heyet Enerji Bakanlığı binasına gelerek görüşme talebinde bulundular. Hazırladıkları mektubu Bakan'ın olmaması nedeniyle bakanlık yetkililerine teslim eden heyet, mektupta şu görüşlere yer verdi; "Basında çıkan “Akkuyulular nükleer santralı bizim oraya yapın diye kapımı aşındırıyorlar” açıklamanızdan dolayı Akkuyu Köylüleri’nin çoğunluğunu temsilen buraya geldik. Çok merak ettik kaç kişiyle kapınızı aşındırmışlar Akkuyu Köylüleri? Evet şimdi kapınızı aşındırıyoruz ama nükleer santral istediğimiz için değil, istemediğimizi söylemek için geldik. Köyün ekonomisin bozuk olduğunu söylüyorsunuz, nükleer santral yapımının ekonomiyi düzelteceğini söylüyorsunuz. Nükleer santral tehdididir köyün ekonomisini yok eden, kendisi kurulmadan 25 yıldır adı bile tarımımıza ve turizmimize zarar vermeye yetmiştir. Nükleer santral tehdidi yörede son derece moral bozukluğu yaratmıştır. Şimdiden tarım ürünlerimiz değer kaybetmiştir. Eskiden günde 10-15 kamyon ürün çıkartılan yöremizde bir pikap bile ürün çıkaramaz olduk. Nükleer santral tehdidinin kalkmasıyla tarım ve turizm gibi yatırımların gelişmesiyle birlikte bunun ekonomimizi düzelteceğinden eminiz. Birinci derece deprem bolgesi olan bir alana nükleer santral yapmakta neden ısrar ettiğinize bir anlam vermiş değiliz? Sizden önceki hükümet zamanında Akkuyu’ya nükleer santral yapılması iptal edilmiştir. Sizler neden bu bilimsel çalışmaları ve bizim 25 yıllık mücadelemizi hiçe sayıyor ve kapanmış bir yarayı yeniden neden açmak istiyorsunuz?" Heyet üyeleri daha sonra bina önünde Türkiye Yeşillerinin düzenlediği basın açıklamasına katıldılar. Heyeti temsilen Mehmet Ali Yılmaz mektubu basın mensuplarına okudu.

Rantın Sesine Değil, Halkın Sesine Kulak Verin! Yeşiller Alanya Eş Koordinatörü Zihni Alanya ve Yeşiller Türkiye Eş Genel Koordinatörü Bilge Contepe'nin katıldığı basın açıklamasında, Akkuyu Köylülerinin nükleer santral istemediklerinin altı çizilerek, AKP'li Bakan ve Hükümetin kamuoyunu yanıltan açıklamalarına karşı kamuoyunun rant sağlama peşinde koşan ve yükünü tuttuğunda Akkuyu'yu ilk terk edecek sahtekarlara değil, ömrünü çocukları ve torunlarıyla birlikte Akkuyu'da geçirmek isteyen gerçek Akkuyululara kulak vermesi istendi. Başbakanın "Özel sektörümüz nükleer enerji konusunda tanınmış yabancı firmalarla ortaklık görüşmeleri yapıyor. Yakında bu konuda ihaleye çıkacağız. Aceleciyiz" demecine karşılık, "Aceleyle nükleer santral yapmaya kalkanların yapacakları olsa olsa bir saatli nükleer bombadır. AKP hükumetinin, sadece bugünü değil, bu coğrafyada yaşanacak bin yılları etkileyecek böyle önemli bir konuda acele etmesi, teknoloji transferi ve enerji çeşitliliği gibi bahanelerinin de sözde olduğunu, kendilerinin de hizmet değil, rant peşinde koştuklarını açıkça göstermektedir." ifadelerine yer verilen açıklamada, Halkın köylüsüyle, kentlisiyle, Akkuyu'da da, Sinop'ta da nükleer santral istemedikleri hatırlatılarak, Hükümet, halka rağmen nükleer santral yapımından vazgeçmeye ve nükleer santral yasa tasarısını geri çekmeye çağrıldı.

4


Özgür Yaşam, Yerel Mücadele, Birlikte Politika… Türkiye Yeşilleri Koordinasyon Grubu Toplantıları kapsamında düzenlenen "Ekoloji Mücadeleleri ve Yeşiller" Forumu 3 Haziran'da Ankara Mimarlar Odası Toplantı Salonunda yapıldı. Kolaylaştırıcılıklarını Yeşiller Uluslararası Koordinatörü Ender Eren ve Yeşiller Ankara Grubu Eş Koordinatörü Özgürel Özdemir'in yaptığı Foruma, Artvin/Yusufeli Baraj Karşıtı Mücadele'den Avukat Recep Akyürek, Kahramanmaraş'ta Çimento Fabrikası Planlarına Karşı Narlı Köylülerinden Kemal Çöçelli, TDF Munzur Vadisi ve Çevresini Koruma Kurulundan İbrahim Ögeyik, Ekoloji Kolektifi'nden Sanem Yardımcı, Yeşiller Bursa Girişiminden Sevgi Mutlu ve Yeşiller Eş Genel Koordinatörü Bilge Contepe katıldılar. İlk olarak konuşan Yusufelili Avukat Recep Akyürek, Yusufeli ilçesini ortadan kaldıracak projeye karşı verdikleri mücadeleyi dile getirdi. Büyük bir hukuksuzlukla karşı karşıya bırakıldıklarını, Danıştay 10. dairesinin aldığı yürütmeyi durdurma kararının İcra kurulu tarafından bozulmasının hukuk bilimiyle açıklanmayacağını vurguladı. Yusufeli'nde 5 bin kişilik bir miting düzenlediklerini ancak yazılı ve görsel basında yer alamadıklarını ifade eden Akyürek, Barajın yapımını üstlenen firmanın medya kuruluşlarıyla olan bağlantısının bu duruma yol açtığını belirtti. Mücadele sırasında sermaye kesiminin gücünü gördüklerini ifade eden Akyürek, hiç bir bilimsel açıklaması olmayan bu barajın yeni gelişmekte olan doğa turizmini de yok edeceğini, Yusufelililerin Yusufeli'de yaşama hakkını elinden aldığını dile getirdi. 15 Temmuz'da barajın temel atma girişiminin olacağını ifade eden Akyürek, duyarlı kesimleri Yusufeli'ye gelip protestolarına katılmaya davet etti. İkinci olarak konuşan Yeşiller Bursa Girişimin'den Sevgi Mutlu, başta kaçak yapılmış organize sanayi bölgeleri olmak üzere, Yeşil Bursa'nın yeşilliğini tehdit eden bir çok endüstriyel yatırım olduğunu, son olarak gündeme gelen Keles'te termik santral yapımının, bölge ekonomisinde büyük önemi bulunan tarım kesimini zor durumda bırakacağını belirtti. Hakkında yargı kararı bulunan Cargill'e ait nişasta fabrikasının bulunduğu bölgenin AKP hükümeti tarafından özel endüstri bölgesi ilan edildiğini hatırlatan Mutlu, Uludağ'da yeni yerleşimlere olanak tanıyarak yeni ekolojik yıkımlara neden olacak tahsislerin de, rant ekonomisinin bir parçası olduğunu dile getirdi. Kahramanmaraş'ın Pazarcık İlçesi Narlı Köylülerinden Kemal Çöçelli, yaşadıkları ovaya toplam yıllık 5,5 milyon ton kapasiteli iki çimento fabrikasının ve bir çöp işleme tesisinin yapılmasının planlandığını, bu amaçla mera olan arazilerin önce hazineye devredildiğini daha sonra da endüstriyel yatırımlar için tahsis edildiğini dile getirdi. Geçtiğimiz Aralık ayında bu fabrikaların yapılacağını duyduklarını, kar kış demeden hemen harekete geçtiklerini, benzer fabrikaların bulunduğu köylerde inceleme yaptıklarını ve tarımla geçinenlerin uğradığı yıkıma yerinde şahit olduklarını, bilim çevreleriyle ilişkiye geçtiklerini ve edindikleri bilgileri bölgelerinde yaşayanlara aktardıklarını ifade etti. Çöçelli, araştırdıkça olayın bir yılı geçen bir arka planı olduğunu, hatta geçtiğimiz yerel seçimlere kadar uzandığını, yatırımcı şirketlerin Başbakan'la hükümlü olduğu dönemden beri ilişkilerinin bulunduğunu öğrendiklerini ifade etti. Pazarcık İlçesinin ve köylülerinin en fazla yurt içi ve yurt dışı göç veren yerlerden birisi olduğunu hatırlatan Çöçelli, şimdi Yusufeli gibi varlık/yokluk mücadelesi verdiklerini, bir imza kampanyası başlattıklarını, mücadelelerinin aynı zamanda bir demokrasi mücadelesi olduğunu da dile getirdi. Çöçelli, biyoyakıtlar ve ekolojik tarım üzerine çalışmalar yapmayı planladıklarını, tüm ülkeye örnek olacak yerel bir ekonomi modeli kurmak için çaba gösterdiklerini, Sinop'ta düzenlenen mitinge katılarak çevresel duyarlılıkları paylaştıklarını ekledi. Hukuksal mücadelelerinin yanı sıra, imza kampanyasında toplanan imzaları 15 Haziran'da ilgili kuruluşlara teslim etmek üzere yine Ankara'da olacaklarını ve tüm duyarlı kesimleri yanlarında görmek istediklerini belirtti. Devamı 6. sayfada…

5


TDF Munzur Vadisi ve Çevresini Koruma Kurulundan İbrahim Ögeyik ise, Yeşilleri önemsediklerini ve burada olmaktan memnunluk duyduklarını, Yusufeli mücadelesini dinlerken, sanki Munzur için verilen mücadeleyi dinlediğini dile getirerek konuşmasına başladı. Ögeyik, Yusufeli'nden farklı olarak Munzur'da yapılması planlana barajların, içerdiği bitkiler ve yaban hayatı nedeniyle Milli Park ilan edilmiş bir alana yapılmak istendiğini vurguladı. Baraj projelerinin bölgenin insansızlaştırılmasında bir araç olarak kullanıldığına dikkat çeken Ögeyik, arka planda maden arama ve işletme çalışmalarının bulunduğunu, projeler gerçekleşirse, Munzur doğasının geri dönülmez bir yıkımla karşı karşıya kalacağını ifade etti. Munzur için verilen mücadelenin, bu anlamda yalnızca bölge halkı için değil bu mirası taşıyan bütün insanlık için önemli olduğunun altını çizen Ögeyik, dayanışma için mücadelelerini çevre platformlarına da taşıdıklarını ifade etti. Tunceli'de her yıl düzenlenen Doğa ve Kültür Festivalinin sloganları olarak daha önce "Munzuruma Dokunma", "Toprağına Geri Dön, Munzuruna Sahip Çık!" örneklerinde olduğu gibi içinde Munzur geçen sloganlar için Belediye ile görüştüklerini de dile getiren Ögeyik, Temmuz ayında yapılacak Festivale tüm duyarlı kişileri beklediklerini ifade etti. Ekoloji Kolektifinden katılan Sanem Yardımcı ise, mücadeleler arasındaki deneyim aktarımı ve dayanışmanın önemine işaret etti. Sermaye kesiminin kar amacıyla, doğayı ve yaşamı yok saydığını dile getiren Yardımcı, Recep Akyürek'in konuşmasına atıf yaparak, ekoloji mücadelelerinin temelinin sermayeye karşı emek eksenine dayanması gerektiğini ifade etti. Yeşiller Eş Genel Koordinatörü Bilge Contepe, ekoloji mücadelelerinde siyasetin de yer alması gerektiğini dile getirerek, Yeşil Politikanın var olmasının önemine işaret etti. Daha sonra Yeşillerin ekoloji mücadelelerindeki rolü ve birlikte politika yapmanın olanaklarına ilişkin tartışmalar yapıldı.

Rüzgarın gücüne inanalar 6. kez Bozcaada’da buluştu

Ekolojik mutfak, sağlıklı beslenme atölyesi katılımcıları bir arada

Rüzgar tribünleri gezisinden

30 Ağustos-3 Eylül tarihleri arasında, Bozcaada’nın Ayazma-Sulubahçe sahilinde gerçekleştirilen buluşmada, çeşitli düşünsel ve uygulamaya yönelik atölyeler, söyleşiler, film gösterimleri yapıldı. Müzik ve eğlencenin de ihmal edilmediği buluşmaya yaklaşık 40 kişi katıldı. Buluşma sırasında ayrıca bir gazete çalışması yapıldı.

6


Akdeniz'de Yeşil Politika Akdeniz’de Yeşil Politika başlıklı Antalya Yerel Konferansı 9 Eylül Cumartesi günü Antalya Peyzaj Mimarları Odası’nın konferans salonunda yapıldı. Konferansa Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi Prof Dr Gülser Kayır, Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Antalya Şubesi Başkanı Hediye Gündüz, Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Türkan Sancaklı, Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şubesi’nden Şenay Tuğba Yanık, Yeşiller Türkiye Eş Genel Koordinatörü Kadir Dadan, Yeşiller Alanya Grubu Eş Koordinatörleri Zihni Yayla ve Emine Eker, Yeşiller Koordinasyon Grubundan Cüneyt Çağlıcan, Yerel Basından İbrahim Akaya, Senem Dalay ve Adnan Çoban katıldılar. Konferans başında Emine Eker tarafından aşağıda tam metnini bulacağınız “Akdeniz, petrol ve savaş denizi değil, güneş ve barış denizi olmalıdır” başlıklı basın açıklaması okundu. Daha sonra basın açıklamasının çerçevesinde, Antalya’nın ve Akdeniz’in sorunları tartışıldı. Yeşillerin Türkiye’deki örgütsel ve politik durumuna ilişkin tartışmalarının ardından, Avrupa Yeşil Parti ile birlikte yürütülen çalışmalar üzerine tartışmalar yapıldı.

Akdeniz, petrol ve savaş denizi değil, güneş ve barış denizi olmalıdır! 11 Eylül sonrasında önce Afganistan, daha sonra Irak’ın işgali, İran da yönetim değişikliği ve nükleer silah çalışmalarına hız verilmesi, karikatür kriziyle birlikte Filistin’de Hamas, Lübnan’da Hizbullah’ın güçlendirilmesi ve son olarak da İsrail’in saldırıları sonucunda, görünürde evangelistlerle, radikal İslamcıların “medeniyetler çatışması” tiyatrosunun, arka planda ise enerji paylaşım çekişmelerinin olduğu yeni bir çatışma dönemine girildi. Akdeniz ise, bu tiyatronun yüzyıllardan beri yerleşik sahnesi olmasının yanı sıra, var olan enerji trafiğine Bakü-Ceyhan hattının eklenmesinin ardından, şimdi de Burgaz-Dedeağaç hattı ile bu yangın yerinin göbeğinde kaldı. Türkiye’de ise AKP hükümeti, kamuoyunun bilinen savaşa karşı duyarlılığına rağmen, sivil bir toplum için demokratik reformları bir kenara bırakarak, Genel Kurmay Başkanlığında değişiklik ve sonrasında Meclisin Lübnan’a asker gönderme kararı ile bu yeni süreçte, ülkeyi ve insanlarını aynı zamanda hedef haline getirecek askeri taraflardan biri olmaya çalışan bir tutum sergilemeye başladı. Bu tutum, ülkede ve bölgede yaşanan sorunları güç kullanarak zorla çözmeye çalışan geçmiş hükümetlerin tutumundan farklı olmayan, belki kendi yandaşlarına yeni kazanç fırsatları, ama yurttaşlarımızın büyük bir çoğunluğuna yeni acılar ve yıkımlar getirecek bir savaş ekonomisini tercih etmektir. Oysa Türkiye’de yaşayan insanların tercihi barış, gereksinimi de barış ekonomisidir. Barış ekonomisinde, petrol, kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtlara dayalı enerji ve endüstri seçeneklerine, nükleer santrallere ve onunla ilişkili olarak nükleer bombalara yer yoktur. Barış ekonomisinin enerji tercihi, güç ve bağımlılık üretmeyen, ekolojik dengeyi bozmayan, küçük, yerel ve yenilenebilir enerjidir. Barış ekonomisi, rekabete, sermayeye ve güç birikimine dayanmaz. Çalışanların ve yetiştiricilerin dayanışmasına, paylaşımına, işbirliğine, ortaklık ağlarına dayanacaktır. Barış ekonomisinde, erkek egemenliğine, kabadayılığa ve ayrımcılığa da yer yoktur. Barış ekonomisinin harcı, kadınların özgürleştirilmesi, hukuka saygının yaygınlaştırılması ve farklılıklara saygı gösterilmesidir. Barış ekonomisi, insana da dosttur, doğaya da. Barış ekonomisi, tepeden inme uygulamalarla yukarıdan aşağıya inşa edilemez. Barış ekonomisi, toplumu oluşturan bireylerin önce olup bitenin farkına vararak, daha sonra barışı bir yaşam biçimi olarak benimseyerek, tabanda bir araya gelmesiyle, basamak basamak yükselerek ortaya çıkacaktır. Akdeniz’de yaşayan insanlar, yüzyıllardır süren şiddet ve çatışmaların getirdiği kayıpların ve yıkımların acı deneyimiyle, artık iktidarların özünde güç ve zor kullanmanın olduğunun farkına varmalılar. İktidarların bir lütuf olarak sunacakları geçici barış dönemlerine razı olmayıp, kendi tercihlerini değiştirerek, kalıcı barışı kendilerinin yaratması için harekete geçmelidirler. Türkiye Yeşilleri olarak, gerek Akdeniz’de gerekse tüm dünyada barış ekonomisinin oluşumuna katkı sağlayacak politikaları savunmaya ve gerçekleştirmeye çalışmaya devam edeceğiz. Akdeniz, savaş makinelerinin ve bombaların gürültüleri ile değil, barış şenliklerinin çığlıklarıyla inlemelidir. Akdeniz petrol ve savaş denizi değil, güneş ve barış denizi olmalıdır! Yeşiller, 9 Eylül 2006

7


YEŞİLLER BARIŞAROCK’TA Türkiye Yeşilleri, Karşı Festival Barışarock’a katıldı... 26-27 Ağustos tarihlerinde Sarıyer Mehmet Akif Ersoy Piknik Alanı’nda yapılan Barışarock’ta Yeşiller olarak yer ve rol aldık

Formula 1 değil bisiklet, savaş değil Barışarock

“Nükleer enerji istiyor muyuz?” forum tiyatrosu

Nükleer atık turşusu böyle kuruluyor!...

Barışarock’a özel gazetemizin yer aldığı standımız

Barışarock etkinlikleri içerisinde Yeşiller olarak, bisikletli Formula 1 protestosu, “nükleer atık turşusu nasıl yapılır?” atölyesi, nükleer enerji istiyor muyuz?” adlı forum tiyatrosu, 1. ekoloji olimpiyatları ve iklim değişikliği söyleşisi ile katıldık. Kamp alanının karşısındaki yolda 1. Ekoloji Olimpiyatları’nda 100 m. geri geri yürüme, nükleer engelli koşu ve petrol lobilerini kapı dışına atma yarışmaları yapıldı.

8


İklim değişikliğine karşı 4 Kasım’da Kadıköy’de yapılan mitinge katıldık…

Türkiye, Kyoto’yu imzala! Geçen yıl Ekim ayında düzenlediğimiz İklim Değişikliği Konferansında, Wolfgang Sachs, iklim değişikliğinin tüm dünyayı etkilediğini, ancak en zayıfların ve en kırılganların, en fazla etkilendiğini, üstelik bu kesimin iklim değişikliğini doğuran nedenlerin hiç birisinde sorumluluğun olmadığını dile getirmiş, konuya adil gelecek açısından yaklaşılması gerektiğini vurgulamıştı. Bir yıl sonra Türkiye’de bu sözleri kanıtlarcasına ülkenin dört bir yanında sellere ve Güneydoğu bölgesinde, en zayıfların ve en kırılganların onlarcasının hayatlarını kaybetmesine tanık olduk. Hükümet ise, iklim değişikliğini ve iklim değişikliğine karşı olan sorumluluğunu kabul etmemekte direniyor. Karbondioksit emisyonlarını en hızlı artıran ülke olarak, iklim değişikliğine kör gözlerle bakıyor. AKP ampulü geleceğimizi karartmaktan başka bir işe yaramıyor.

Kadıköy’de hava soğuk, insanlar sıcaktı

İklim değişiyor, herkese, her zaman bir şemsiye gerekli

Mitinge Nasrettin Hoca da katıldı

Yeşiller Alanya grubu da iklim değişikliği atölyesi düzenledi

3 Kasım’da Yeşiller Kadıköy Grubu, iklim değişikliği üzerine, Prof Dr. Mikdat Kadıoğlu ve Yeşiller İklim Değişikliği ve Küresel Ekoloji Koordinatörü Ümit Şahin’in konuşmacı olarak katıldıkları bir panel düzenledi. 40 kişinin katıldığı panelde iklim değişikliğinin Türkiye üzerine etkileri ele alındı.

9


Daha az otomobil, Daha çok yaşam! Bugün otomobilsiz gün. Bugün dünya üzerindeki yüzlerce şehirde, binlerce kişi sahip oldukları halde otomobillerini kullanmayacaklar. Otomobilsiz bir yaşamın mümkün olabileceğini, bir gün dahi olsa insanlığa hatırlatacaklar. Yeşiller olarak, her geçen gün etkilerini daha fazla hisseder olduğumuz, insanlığın karşı karşıya kaldığı gelmiş geçmiş en büyük tehdit olan küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin durdurulabilmesi için, her geçen gün onlarca insanın kaybedilmesine yol açan savaşların çıkış nedeni olan petrol bağımlılığından kurtulabilmek için, her geçen gün yaşadığımız havanın, içtiğimiz suyun ve yiyeceklerimiz yetiştirdiğimiz toprağın geri dönüşülmez bir şekilde kirletilmesine dur diyebilmek için, her geçen gün mahallelerimizin, sokaklarımızın, caddelerimizin, meydanlarımızın demir yığınları tarafından işgal edilmesini önleyebilmek için, her geçen gün beynimizi içten içe kemiren gürültülere, savrulup giden küfürlere, anlamsız kavgalara, sıradanlaşan kazalara engel olabilmek için, otomobilsiz bir yaşamı savunuyoruz. Otomobilli insanlar için yapılan 8 şerit caddelere, otobanlara ve üçüncü köprülere, mahalleyi, mahalleliyi bölen, yeşil alan katili katlı kavşaklara, yaşam alanlarını işgal eden otoparklara, kentin içinde saatli bomba gibi duran benzin istasyonlarına, otomobillere tapınma mabedi Formula 1 pistlerine yatırım yaparak yada izin vererek, halkı petrole ve sermayeye göbeğinden bağlı bir kısır döngüye mahkum eden mevcut hükümet ve belediyenin ulaşım anlayışını protesto ediyoruz. Yalnızca ekolojik yönden değil, fırsat eşitliğine bir katkı olarak toplumsal yönden de, toplu taşıma araçlarının bayramda, seyranda, üç-beş günde, üçer-beşer saat değil, yılın üç yüz altmış beş günü 24 saat özendirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Oysa Hükümetin ve Büyükşehir Belediyesinin Galataport, Haydarpaşa, Dubai kuleleri projeleriyle, Sevda Tepesi peşkeşleriyle aslında kimlere hizmet etme niyetinde olduklarının bizler de farkındayız, İstanbul halkı da. Küresel ısınmaya sebep olan gaz emisyonlarından sorumlu 12. ekonomi olan ABD Kaliforniya Eyaleti, defalarca yaşadıkları trafik kaosu ve yıkıcı hava kirliliklerinden aldıkları derslerle, otomobil şirketlerini eyaletten uzaklaştırabilmek için tazminat davaları açarken, Türkiye’de cadde ve sokakların otomobillerce işgaline yasal izin çıkarmak, kent merkezlerinde yeni otoparkları gündeme getirmek kentleri otomobillerle boğacak bir basiretsizlik örneğidir. Yeşiller olarak, toplu taşımacılık ağı ile bütünleştirilmiş, yaya ve bisiklet yollarıyla donatılmış, insanların hem yolculuk yapabileceği, hem de yaşamı paylaşabileceği bahçelere dönüşen sokak, cadde ve meydanlarıyla, yaşayan ve insanlara yaşadığını hissettiren şenlikli bir kent için, tüm İstanbulluları hareketlilik gününde harekete geçmeye davet ediyoruz. Geleneksel tekne turumuz bu yıl 10 Haziran’daydı Daha az otomobil, daha fazla yaşam! Yeşiller, 22 Eylül 2006

Daha Az Araç, Daha Çok Bisiklet ve Yaya Yolu Sürdürülebilir Hareketlilik konusunda çalışmalar yürüten Macar Genç Yeşillerinden JUSTİN HYATT, Macaristan’dan başlayarak Gürcistan’da sonlanacak bisiklet turuyla aramızdaydı. Hyatt’ın yol üstündeki Belediyelere sunmak için hazırladığı rapora aşağıdaki bağlantıdan erişebilirsiniz. http://www.yesiller.org/Doc's/mobility_guide_turkish.pdf

10


Nükleer karşıtları Akkuyu’da buluştu Nükleer Karşıtı Platformun düzenlediği Akkuyu Şenliği, 5-6 Ağustos tarihlerinde Taşucu ve Büyükeceli’de yapıldı. Yeşiller olarak, yıllardır yan yana yürüdüğümüz Akkuyu köylüleri ile yine birlikte yürüdük. Hükümetin nükleer planlarına, Sinop’ta olduğu gibi Akkuyu’da da karşı çıktık. Yürüyüşten bir görünüm

Geleceğin nükleer karşıtı güzelleri ve yakışıklıları

KARADENİZ MADALYASI NÜKLEERCİ GÜL GÖKTEPE’Yİ AKLAYAMAZ! Dün, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından desteklenen Karadeniz Ekosistemini İyileştirme Projesi’ne destek veren 6 ülkenin, yani Gürcistan, Ukrayna, Rusya, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye’nin temsilcilerine Dünya Karadeniz Günü nedeniyle Karadeniz madalyası adı altında bir ödül verildi. Türkiye’den ödülü alan kişi, Çernobil kazasının etkilerini sırf Türkiye’de kurulacak nükleer santral projelerinin önünü tıkamasın diye yıllardır yok sayan ve gerçekleri halktan gizleyen Türkiye Atom Enerjisi Kurumu TAEK’in Nükleer Bilgi Birimi Başkanı Gül Göktepe! Birleşmiş Milletler ne yapmak istiyor? Birleşmiş Milletler bu oyuna bilerek mi alet oluyor? Dünyanın yaşadığı en büyük nükleer kazanın Türkiye üzerindeki açık etkilerini inkar eden TAEK’in propoganda şefi Gül Göktepe’ye madalya vermek, Karadeniz’de çocuklarını, yakınlarını, dostlarını Çernobil’den kaynaklanan radyoaktif bulutların neden olduğu kansere kurban veren binlerce insana hakarettir. Ödülü veren Çevre Bakanı'nın da yer aldığı AKP hükumeti, kanserden bağrı yanan Karadeniz’in tam ortasına, Sinop’a, nükleer santral kurmak için harekete geçerek, binlerce insanı sokağa dökmüştür. BM’nin, Çernobil konusunda yaptığı çalışmaları bile görmezden gelen bir nükleerciye Karadeniz madalyası vermesi, Karadeniz insanın duygularını ve isteklerini hiçe saymaktadır. Yeşiller olarak, nükleer santrallere karşı olduklarını açıklayan, binlerce insanı Sinop'ta bir araya getiren Karadeniz’deki samimi çevre ve ekoloji savunucularının ödüllere layık olduğunu düşünüyoruz. Tenekeden çevre madalyalarının verildiğini daha önce de görmüştük, ama çarpıtmanın bu kadarını görmemiştik. Dünyanın en kirli denizlerinden biri olan Karadeniz’in, bu tip aslı astarı olmayan projelerle kurtulamayacağı, gerçek ekolojik çözümler gerektiği ortadadır. Gül Göktepe gibi bilimsellikten uzak, çevreciliği nükleer propaganda için araç olarak gören, fanatik bir nükleerciye verilen bu madalya en az Karadeniz kadar kirlidir. Ne bu madalya Gül Göktepe’yi, ne de bu tip projeler Karadeniz’i aklar! Türkiye Yeşilleri 1 Kasım 2006, İstanbul

11


Hollanda Yeşil Sol Parti’yi Ziyaret Yeşiller Bursa Girişiminden Sevgi Mutlu ve Yeşiller İstanbul Grubundan Işıl Sarıyüce ve Savaş Çömlek, birlikte çalışmalar yürüttüğümüz Hollanda Yeşil Parti’ye bir ziyaret gerçekleştirdiler. Avrupa’daki büyük kentlerdeki Yeşillerin temsilcilerinin bir araya geldiği toplantıların aracılığıyla gerçekleştirilen ziyarette, partinin işleyişi ve yapısal durumu hakkında bilgi alış verişi ve teknik anlamda işbirliği olanakları üzerinde duruldu.

AYP Yeşil Yerel Temsilciler toplantısı Barselona’da yapıldı

12

Yeşiller İzmir Grubundan Yelda Kullap ve İstanbul Grubundan Alper Akyüz’ün katıldıkları toplantıda Yelda Kullap tarafından aşağıda sonuç bölümü bulunan bir sunum yapıldı. Yerel yönetimlerin, İdarelerin duyarsızlığı, yanlış politikaları, rant elde etmek isteyen insanların medyayı da arkasına alarak yaptıkları çalışmalar neticesinde ne yazık ki telafisi mümkün olmayacak şekilde tarihi, ekolojik, kültürel çevre yok edilmekte, insan sağlığı hiçe sayılmaktadır. Bu idari işlem ve eylemlere karşı duyarlı sivil toplum örgütleri ve bireylerce davalar açılmakta, eylemler yapılmakta ve kamuoyu bilinçlendirilmeye çalışılmaktadır. Çevre ihlallerinin önlenmesi için, idarelerin, başta belediyenin, en başta çevre duyarlılığına , ciddi bir çevre politikasına, tutarlı ve kararlı çevre planlamasına sahip olması gerekmektedir. Yargı kararlarına ve hukuka saygı duyan bir anlayışa sahip olmak ise idareler ve yurttaşlar için en önemli özelliktir. Böylesi çevreye zarar veren işlem ve eylemler ile sadece İzmirlinin tarihi ve kültürel değerlerine değil, tüm insanlığın değerlerine saldırılmaktadır. Bu nedenle sözünü ettiğimiz sorunlar evrenseldir. 2.11.2006


Yerel konferanslar… Yerel Konferanslar…

Eskişehir’de yerel konferans sonrasında da toplantılar düzenlendi

Yerel Konferanslar…

Bursa’da “politika kafe” tekniği denendi

2006 yılı boyunca planlandığı üzere sırasıyla Eskişehir, Tekirdağ, Antalya, Erzurum ve Bursa’da yerel konferanslar düzenledik. Geçen yıldan farklı olarak bu yıl yerel konferanslarda Yeşillerin Temel İlkeleri üzerinden tanıtım yapıldı. Çeşitli tekniklerin denendiği konferanslarda Yeşiller ile ilk kez karşılaşan insanlarla bir araya geldik. Tekirdağ Yerel Konferansından bir görüntü

Yerel konferanslar… Yerel Konferanslar…

Yerel Konferanslar…

Tekirdağ’ın Saray ilçesinde yapımı planlanan termik santrale karşı düzenlenen mitinge katıldık.

13


İsrail Filistin’de Azrail olmaya ne kadar devam edecek? İsrail Filistin’de yine bildiğini okuyor. Kaçırılan askerini arama bahanesiyle Gazze’de terör estirerek her gün onlarca Filistinliyi katlediyor. Ne diyaloga yanaşıyor ne de barış için çabalayanları dinliyor. Kısacası İsrail Hükümeti’nin tutumu uzlaşmacı değildir ve tüm dünya bir kez daha İsrail’in insanlık dışı suçlarına karşı sessiz kalıyor. Biz Türkiye Yeşilleri, bu manzaraların daha fazla tanığı olmak istemiyoruz Filistinlilere uygulanan acımasızca saldırıların biran önce durdurulmasını istiyoruz. Başta, Irak’ta 21.yüzyıl’ın en büyük insanlık suçuna imza atan ABD olmak üzere, sözde demokrasi savunucusu gelişmiş ülkeler bu konuda yine sessiz kalıyorlar. . Bugün Filistin’de yaşananlar, gerek Irak gerek Afganistan’da, sorumlu oldukları faciaların bir kopyasından başka bir şey değildir. Yaptıklarının hesabını veremeyen Bush ve yandaşlarından cesaret alan İsrail işte bu yüzden çok daha rahat hareket edebilmektedir. Bugün ambargo uygulanacak ülke Filistin değil İsrail’in ta kendisidir. Gazze’nin işgaline, ve cinayetlerine çoluk çocuk demeden devam eden İsrail’i kınıyor, saldırılarının derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Bu katliama seyirci kalmayı tercih eden her hükümetin yine yıllar boyunca sürecek bir çatışmanın sonuçlarından sorumlu olacaklarını bir kez daha hatırlatıyoruz. Ellerini taşın altına koymayanlar da, tanklarında oturanlar kadar suçludurlar. Yeşiller Türkiye, 12 Temmuz 2006

Nükleer riski en aza indirmenin yolu ona dur demekten geçer sayın Baradey! Türkiye’de son 40 yıldır ne zaman nükleer tartışmalar alevlense, ortaya Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) yetkilileri çıkar. Bu gelenek yine bozulmadı. UAEK Başkanı Muhammed El Baradey, üç adet nükleer santral kurmayı planlayan AKP hükümetinin davetlisi olarak Türkiye’yi ziyarete geldi. Bu ziyareti, nükleer lobinin Türkiye’yi karanlık emellerine alet etmedeki kararlılığının bir göstergesi olarak da algılamak yanlış olmasa gerek. Dünyanın en büyük endüstriyel felaketi olan Çernobil kazasının sonuçlarını bile aradan geçen 20 yıla rağmen gizlemeye çalışan bu kurumun başkanı Baradey, UAEK’nin nükleer enerji konusundaki rolünü “riski en aza indirmek olarak” niteliyor. Öyleyse indirin sayın Baradey. Nükleer santral pazarlamayı bırakıp varolanların kapatılmasını destekleyin ve riski en aza değil, SIFIRA indirin! Ortalama gücü 1000MW olan bir nükleer reaktörden 30 ton yüksek, 300 ton orta ve 350 ton düşük seviyede radyoaktif atık çıkar. Baradey’e sormak istiyoruz: On binlerce yıl radyoaktif kalan ve dünyada hiçbir ülkenin çözüm bulamadığı nükleer atıkları ne yapacakları sorusuna “satacağız” diye cevap veren bir enerji bakanının yönetimde olduğu herhangi bir Avrupa ülkesinde kurulacak nükleer reaktörlere lisans verir miydiniz? UAEK’nin hem nükleer enerji hem de nükleer silahlarla ilgili çifte standartları bu kuruma olan güveni büyük ölçüde azaltmıştır. İran’a yapılan baskının milyonda biri İsrail’e, ABD’ye ya da Rusya’ya yapılmamaktadır. Halbuki kalıcı bir barış için tüm ülkelerin silahsızlanması olmazsa olmaz koşuldur. Daha bir hafta önce, Ege Bölgesi’ndeki 14 ili, ortada arz sıkıntısı yokken saatlerce elektriksiz bırakan AKP hükümeti değil midir? Aradan geçen dört güne rağmen kesintinin nedenini kamuoyuna tam olarak açıklayamayan enerji bakanı, bu hükümetin bakanı Hilmi Güler değil midir? Kendi istifa edeceği yerde bir bürokratını görevden alarak kamuoyunu yanıltmaya çalışan, özelleştirmeyi sonuna kadar savunan, ancak özel sektörün elinde oyuncak olan yine AKP hükümeti değil midir? Türkiye’de yaşayan 70 milyon insanın gözlerinin içine baka baka, UAEK başkanını da yanına alarak "güvenli santral yapacağız" diyenlere artık kim inanır? Türkiye Yeşilleri olarak bizim bu masallara karnımız tok. Türkiye’nin enerji sorununu ne nükleer lobinin gizli elçisi Baradey ne de AKP hükümeti çözebilir. Enerjide yeşil devrim zorunludur ve bu devrimi muhafazakar kafalar yapamaz! Yeşiller, 7 Temmuz 2006

14


HAYVANLARA, HAYVANSEVERLERE VE KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETE SON! Hatırlanacağı gibi Mart ayında Ankara'daki bazı belediyelerin ve Hıfzısıhha Enstitüsü'ne bağlı Serum Üretme Çiftliği yönetiminin hayvanlara yönelik uyguladığı şiddet ve katliamlar gündeme gelmişti. Bu olayların ardından, Nisan ve Mayıs aylarında, hayvanseverler, hayvan hakları savunucuları ve hayvanların özgürleşmesi için mücadele veren yüzlerce binlerce kişi, kitlesel eylemlerde alanları doldurarak, ya da televizyon programlarında buldukları fırsatları değerlendirerek ilgili kamu kurumlarının sokak hayvanlarına karşı uyguladığı şiddet ve katliam politikasını ve içi boş bir balonu andıran 5199 sayılı yasayı eleştirdiler. Haziran ayının son günlerinde, Samsun Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Hümeyra Ulubay ile yardımcısı Banu Akdeniz'in başına gelen bir olay ise hayvan hakları mücadelesinin bir başka boyutunu gündeme getirdi. Basında yer alan haberlerden hatırlanacağı üzre, Ulubay, Tekkeköy İlçesi’nde yol kenarında yaralanmış bir köpek bulunduğu yolunda bilgi alması üzerine, yardımcısıyla birlikte olay yerine gitmişti. Bir aracın çarpıp kaçtığı yaralı köpeği kurtarmak isteyen Ulubay'ı bir grup Tekkeköy'lü, "Bu köpek iyileşmez, kendi haline bırakın" diyerek engellemek istemiş, bunun üzerine çıkan tartışmanın büyümesiyle, grup Ulubay ile yardımcısına saldırmıştı. Bu saldırıda, çiftçi Yılmaz Üstün, Ulubay'a tokat atmış, bu arada olayı görüntüleyen basın mensupları da saldırıya uğramışlardı. Ulubay, saldırı sonucu Tekkeköy Sağlık Ocağı’ndan 2 günlük rapor almıştı. Polise verdiği ifadede Üstün'den şikâyetçi olduğunu söyleyen Ulubay, nihayet yaralı köpeği veterinere götürmeyi başarmıştı. Olayın hemen ardından, Yeşiller olarak kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletmek ve desteğimizi göstermek için Ulubay'la bir telefon görüşmesi yaptık. Bu görüşmede Ulubay, daha önce bu bölgede horoz düvüşleri yaptırıldığı yolunda aldığı duyumlar üzerine, birkaç kez polisle beraber baskın düzenlediklerini belirterek, bu nedenle Tekkeköy'lülerin kendisine karşı kin beslediğini söyledi. Bu olay ülkemizde yalnızca hayvanların ve haklarının değil, onları savunmaya çalışan hayvanseverlerin de her an ciddi ölçüde şiddetle karşı karşıya kalabileceğini göstermektedir. Nitekim Samsun'da Ulubay'a yönelik yapılan saldırı, hayvanseverlere karşı ilk saldırı değildir. Ve ne yazık ki sonuncusu olmayacak gibi görünmektedir. Yeşillerin de içinde yer aldığı ve birlikte çalıştığı hayvanseverlerin başına sürekli gelen olaylar buna işaret etmektedir. Kimi hayvanseverler, barınaklarda, barınak çalışanlarınca bıçakla tehdit edilmekte; kimi hayvanseverler ise oldukça yaşlı olmalarına rağmen yaşlarına bakılmadan yaka paça barınaklardan atılmaktadır. Yeşillere göre dünyada ve Türkiye'de hayvanlara ve hayvanseverlere dönük olarak hem kurumlar hem de bireyler tarafından ortaya konan şiddetin temel nedenlerinden biri yaygın ve egemen insanmerkezci-türcü zihniyettir. Nitekim, Tekkeköy'deki olayda arabayla çarptığı hayvanı yaralı halde bırakıp giden sürücünün bu davranışıyla, olay yerindeki köylülerin ağır yaralanan bir hayvana yardım etmek yerine, yardım etmeye çalışanlara engel olmayı ve saldırmayı tercih etmeleri de işte bu insanmerkezci-türcü zihniyetin sonucudur. Ülkemiz insanlarının büyük çoğunluğu için doğayla ve hayvanlarla aralarındaki ilişkileri değerlendirirken belirleyici olan bu insanmerkezcitürcü zihniyete karşı yapılan her itiraz, zaman zaman sertliğe varan bir tepkiyle karşılanmaktadır. Biz yeşiller olarak bu insanmerkezci-türcü zihniyeti şiddetle eleştiriyor ve bunun yerine insanın doğayla ve kendisini çevreleyen doğal unsurlarla barış ve denge içinde varlığını sürdürmesini sağlayacak yeni bir dünya görüşünü savunuyoruz. Buna bağlı olarak, Hümeyra Ulubay ve Banu Akdeniz'e yönelik saldırıyı şiddetle kınıyor, hayvanlar için canını dişine takarak çaba harcayan, bunun için yeri geldiğinde şiddete göğüs geren diğer tüm hayvansever ve hayvan hakları savunucularını sonuna kadar desteklediğimizi ilan ediyoruz. Öte yandan, Yeşiller olarak Tekkeköy'de yaşanan olayın kurbanlarının kadın olmasına da özellikle dikkat çekmek istiyoruz. Dünya'da ve Türkiye'deki hayvan hakları hareketinde her zaman ağırlıklı ve önemli bir rol üstlenen kadın hayvan hakları savunucularının, özellikle daha fazla şiddete maruz kaldıkları görülmektedir. Bu durum Tekkeköy'de de tekrarlanmıştır. Bu açıdan Hümeyra Ulubay ve Banu Akdeniz'e yapılan saldırıyı bir kez de kadına yönelik şiddet olarak kınıyoruz. YEŞİLLER, 09 Temmuz 2006

15


Türkiye Sosyal Forumu İstanbul’da yapıldı 30 Eylül – 1 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da yapılan sosyal forum toplantılarına çok sayıda, sivil toplum kuruluşu, sendika, aydın, siyasi parti temsilcileri katıldılar. Türkiye Yeşilleri adına, Yerel Yönetimler ve Demokrasi başlığında Yeşiller Ankara grubundan Gökçen Özdemir konuşmacı oldu.

Avrupa Yeşil Parti 2. Kongresi yapıldı 13-14 Ekim 2006 tarihlerinde Cenevre/İsviçre’de yapılan Kongreye Türkiye Yeşilleri adına Uluslararası Koordinatör Ender Eren ve Enerji Koordinatörü Nermin Saatçioğlu katıldılar. Partinin yeni tüzüğü ve programı kabul edildi. “Avrupa için Yeşil bir gelecek” başlıklı toplantıya, Avrupa’daki Yeşil partilerin yanı sıra, diğer ülkelerden de Yeşiller katıldılar.

Türkiye Yeşilleri Koordinasyon Grubu Yaklaşan Etkinlikler & Takvim Ocak 2007 16-19 Ocak 2007

Küresel Genç Yeşiller ve Afrika Yeşilleri Toplantısı / Nairobi - Kenya

Mart 2007 16-18 Mart 2006

Avrupa Yeşil Parti Konsey Toplantısı / Berlin - Almanya

Mayıs 2007 13 Mayıs 2007

Cumhurbaşkanlığı Seçimi

Kasım 2007 4 Kasım 2007

Genel Seçimler

gundondu16  
gundondu16  

Nasrettin Hoca Diyor ki; Maya çalacak göl mü kaldı? Türkiye Yeşilleri Koordinasyon Grubu letişim Bülteni Sayı: 16 – Aralık 2006

Advertisement