Issuu on Google+

ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras

dayan›flma HAFTALIK ÜCRETS‹Z EK

29 EYLÜL 2002

● Gelir dağılımı adaletsizliğini üreticilerin ve emekçilerin lehine düzeltme, çalışanların emeklerinin karşılığını almalarını sağlama, eşitliği yerleştirme mücadelesidir bu. ● Yalanın iktidar olduğu bu düzene mahkum değiliz. Bu yolsuzluk düzenini değiştirmenin bizlerin iradesiyle mümkün olduğunu unutmayalım. ● Halkın ihtiyaçlarını esas alan, eşitlikçi ve özgürlükçü bir Türkiye’yi birlikte kuracağız. Bu düzeni değiştirmek için biraz cesaret yeter.

SAYI 16

Hesap soraca¤›z ! ✭ ÖDP NE DİYOR?

5

Serbest bırakılan hortumculardan bir kuruş bile tahsil etmeyen siyasi iktidarlar, batan bankaların tüm borçlarını üstlenerek, 49 milyar dolarlık bu soygunun faturasını yoksul halka ödetiyor

Hortumculara izin veren, soyguna zemin haz›rlayan siyasi iktidarlard›r

Yok birbirlerinden farkı, aslında hepsi aynı ■ Kamu bankaları siyasilere ve yakınlarına usulsüz kredi açtı, krediler geri dönmedi. ■ Özel bankalar yurttaşın mevduatlarını kendi şirketlerine aktardı. ■ Kriz sırasında faizler

binde beşbinlere çıktı. Bu furyada rantiye, faizlerle halkın parasını hortumladı. ■ 94 krizinden sonra mevduatlar Çiller tarafından kamu güvencesine alındı. Böylelikle halkın

Eteklerden dökülen Muhsin Yazıcıoğlu: “1.1 trilyon liralık hazine yardımını ister veririz ister vermeyiz. Kimse bizden hesap soramaz, size ne?” Deniz Baykal:“En zengin parlamenter kadrosu CHP’de. Böyle bir kadro daha önce 1980’lerde Özal zamanında yapılmıştı.” Masum Türker: “Derviş’in IMF toplantısına gitmesinden üzüntü duymam. Bir bildiği vardır.” Kemal Derviş: “Piyasada hakça bir gelir dağılımı kendiliğinden çıkmaz. Devlete ihtiyaç vardır.”

parasını hortumlamak için banka kuranlar büyük paralar topladı. ■ IMF dayatmasıyla Bülent Ecevit bankaların tüm yükümlülüklerini – dış borçlar da dahil olmak üzere - devlet güvencesi altına aldı.

Halkın zararını halka iade etme planı ● Kamu bankalarını ve kamuya devredilen bankaları dolandırılanların mal varlıklarına el konulacak, borçların tahsili mutlaka sağlanacak. ● Bu eylemler “ekonomik suç” değil de, halka karşı işlenmiş suç kapsamına sokulacak ve yeniden yargılanacak. ● Kamu bankaları ticari bankacılıktan çekilerek kuruluş amaçlarına uygun faaliyet gösterecek. Ziraat Bankası, tarım kesimine; Halk Bankası esnafa kredi vermeyi sürdürecek. Emlak Bankası tekrar açılarak konutsuz yurttaşa

kredi verecek. Bu bankalar özerkleşerek, çalışanların denetimine açılacak ve sıkı sıkıya denetimi sağlanacak. ● Bankaları kurtarma operasyonu sonucu IMF ve Dünya Bankası’na oluşan borçlar silinecek. ● Kriz döneminde binde 5000’i bulan faizle fahiş gelirler elde edenler geriye dönük olarak vergilendirilecek. ● Faaliyetleri devam eden özel bankaların yükümlülüklerinden devlet garantisi kaldırılacak. Herkes kendi borcunu kendi ödeyecek.


Yolsuzluk düzenini bozal›m Yolsuzluğa göz yumanlar, bu düzenden nemalananlar hiçbirşey olmamış gibi oy istiyorlar.

Türkiye’nin üzerinden büyük bir yolsuzluk dalgası geçti. Bu dönemin siyasi sorumlularına ise hiç dokunulmadı. Kim mi bunlar? Bu ülkede yolsuzluklar olduğunda Meclis’te bulunup herşeye göz yumanlar... Bankalar hortumlanırken seyredenler... Hortumlanan bankaların kurulmasına, el değiştirmesine izin verenler... Ban-

kaları özelleştirerek hortumculara satanlar... Çiller, Baykal, Yılmaz, Ecevit, Bahçeli, Kutan ve diğerleri. Hiçbirşey olmamış gibi “Oylarınızı yine bize verin. Herşeyi unutun.Yeni bir sayfa açalım ve herşeye yeniden başlayalım” diyorlar. Hayır, çok şey oldu ve biz bunları unutmayacağız! Bunları yapmış veya göz yummuş

olan siyasi parti temsilcilerinden hesap soracağız! Bunlar halkın vekili değil. Maaşlarını alıyorlar, emeklilik hakkını kazanıyorlar, iş takibi ile kendileri için çalışıyorlar. Bir de yolsuzluklardan nemalanıyorlar. Buna daha ne kadar tahammül edeceğiz? “Artık yeter” diyelim ve bunu oylarımızla gösterelim. 

fiapkadan IMF ç›kt›

CHP seçim bildirgesini açıkladı. Bunlar ya ekonomi bilmiyorlar, ya da üfürüyorlar.Ama biliyoruz ki, hem IMF’ci hem halkçı olunmaz! ÖFKEN‹N SES‹ SORU: Hortumcular›n hepsinin serbest kalmas›na ne diyorsunuz?

Çalınan paralar bizim cebimizden çıkıyor. Bunların arkası Turgut ‹kiatl› kuvvetli. (floför) Gerçekten engellenmesi için rejimin değişmesi şart.

“Banka

batıranların yediği paralar bizlere ait. Ama hepsi de dışarda Emel Durmufl geziyor.Artık (ö¤renci) siyasilerin bu konuda söylediği hiç bir şeye inanmıyorum.

Batık bankaları da, hortumcuları da bu sistem üretiyor. Trilyonlarca Ahmet Öz lirayı cebe (yay›nc›) indirip göstermelik cezalarla dışarı çıkıyorlar.Artık isyan ediyorum.

MF politikalarına tam anlamıyla teslim olan CHP, açıkladığı seçim bildirgesinde bu durumu net olarak ortaya koydu. Sosyal-liberal sentez gibi acayip bir tez ortaya atan CHP ve Derviş, anlaşılan o ki, vatandaşı kandırmayı sürdürmeye kararlılar. Liberalizmin ‘insanı’ değil, piyasayı ve sermaye çıkarlarını esas alan yaklaşımını, ‘içine biraz da insan unsuru’ katarak yutturmaya çalışan CHP, seçim bildirgesinde sergilediği çelişkilerle, asıl niyetini adeta itiraf ediyor. Hem IMF’nin programını tam olarak uygulayacağını ve IMF’ye olan borçların tümünü ödeyeceğini söyleyen CHP, aynı zamanda da asgari ücretten vergi indirimi yapa-

I

CHP’nin seçim bildirgesi şakasından yine aynı tavşan çıktı:Yabancı sermaye güçlerine boyun eğmekten başka bir önerileri yok! cağını ve enflasyonu indireceğini iddia ediyor. IMF borçlarını öderken vatandaşın kursağındaki ekmeği bile çalan bu sistem, CHP’nin iddia ettiği gibi vatandaşın ihtiyaçlarını

karşılayamaz! Herşeyden önce bu ekonomik programın sürmesi demek, işsizliğin ve yoksulluğun sürmesi demektir. Yeşil kart uygulamasını kaldıracağını id-

dia eden CHP, birinci basamak sağlık hizmetini ücretsiz yapacağını da büyük bir yüzsüzlükle söyleyebiliyor. Oysa uygulayacaklarını söyledikleri program, başta kamu hizmetleri, yani eğitim ve sağlık olmak üzere vatandaşın yaşamsal ihtiyaçlarının tümünün özelleştirilmesini, paralı olmasını dayatıyor. İşsizliğe çözüm olarak önerdikleri ise, zaten yine bir IMF dayatması olan ‘yabancı sermaye’ girişidir.Yani, bu ülkenin ucuz emeğinin yabancı güçlere peşkeş çekilmesi, yatırım adı altında ülke değerlerinin talan edilmesi ve artı değerin uluslararası sermayeye akması demek! Bu ülkenin insanları artık bunları tanıyor ve hesabını sandıkta kesecek!

En IMF’ci parti MHP Hep aynı numara! Önce IMF’nin şartlarına ‘hayır’ der gibi yapıp, sonra çaktırmadan imzalamak... Yutturamazsınız! eçimler yaklaşırken, partiler teker teker seçim bildirgelerini açıklamaya ya da içeriğine dair ipuçları vermeye başladı. Son bir kaç aydır (seçimin yaklaştığını anlayınca) IMF ve Derviş’e muhalefet yapar gibi görünen, altında imzası olduğu IMF yasalarını halka unutturmaya çalışan MHP, bildir-

S

ge taslaklarında aslında bir IMF partisi olduğunu yeniden ispatladı. MHP bir yandan önümüzdeki dönem iktidara gelirse; özelleştirme sürecine hız verileceğini, yabancı sermayeyi ülkeye çekmek için ‘Yabancı Sermaye Kurulu’ kurulacağını söylüyor; bir yandan da yerli üretimin özendirileceği-

ni, vergilerin düşürüleceğini iddia ediyor. Oysa açık bir gerçek ki, MHP’li bakan Toskay’ın söylediği gibi, “Sosyal unsurlarla takviyeli IMF programı” uygulaması diye bir şeyin gerçekliği yoktur. Çünkü IMF programı sosyal devleti yıkmak üzerine kurulmuştur. Artık bırakın bu numarayı !


Mış, Miş Yapanlar...

Baykal da benim kadar serbest piyasacı” diyen Derviş’in bu açıklamasıyla CHP’nin IMF’ci kanadı Baykal’ın da katılımıyla güçlendi. Acaba sosyal demokrat kim kaldı, merak konusu ?

İmzalamadım, imzalamayacağım” diyerek Özel Tüketim Vergisi kararnamesine direnen MHP’li Osman Durmuş, IMF’nin 1.6 milyar dolarlık kredi dilimi hatırına, tükürdüğünü yaladı ve imzaladı.

Bu düzen de¤iflmeli ! Kurulacak hükümete göre yeni kaynak aktaracağını söyleyen IMF’ye boynumuzu değil yumruğumuzu uzatacağız! MF seçime girecek partilere ‘hizaya girin‘ çağrısını yineledi. IMF Türkiye temsilcisi Odd Per Brekk yaptığı açıklamalarla seçimler öncesi tüm partilere adeta gözdağı verdi. Brekk, Türkiye’nin 16 milyar dolarlık IMF kredisiyle desteklenen programı iyi uyguladığını ancak, 2003’te yeni kaynağa ihtiyaç olup olmayacağının seçimden sonra kurulacak hükümete bağlı olacağını söyledi. Türkiye’nin üretici güçlerinin önünü tıkayan, ülkeyi

I

uluslararası tekellerin pazarı haline getiren IMF politikalarının seçimden sonra da sürdürüleceğini, bugün neredeyse tüm sermaye partileri kabul ediyor. Hatta IMF temsilcileri için ‘yabancı nifak tohumu‘ diyen yeni Ekonomi Bakanı Masum Türker bile, seçim meydanlarına çıkınca “Kim ben iktidara geldiğimde bunları (IMF anlaşmaları) silip atarım diyorsa yalan söylüyor” diyerek teslimiyetini açıkça ortaya koyuyor.

Bu IMF partileri, sanki ortada hiç bir seçenek yokmuş gibi IMF dayatmalarına boyun eğerek, halkı uyuttuklarını zannediyorlar.Ama bu ülkede hala namuslu insanlar var! Ülkenin kaynaklarını bir avuç sermaye sahibine peşkeş çekmeyecek, IMF memurlarının değil, halkın kendi iradesinin önünün açılması gerektiğine inanan bu namuslu insanlar diyor ki:Bu düzen değişebilir! Bu yol, IMF’ye boynumuzu değil, yumruğumuzu uzatmaktan geçiyor.

Gerektiğinde değil, her zaman demokrat olmak Kimse sadece kendine müslüman olmasın! Türkiye’de binlerce siyasi yasaklı var. Unutturulan 12 Eylül mağdurları ise bunların başında geliyor. Hukuk herkese lazım olur! ürkiye’de tutarlı demokrat olmak zor iş. Herkes başaramaz. Özellikle demokrat olduğunu iddia eden Meclis partileri bu konuda çok sabıkalıdır. Ucu kendilerine değmedikçe kıllarını kıpırdatmazlar. AKP’liler ve SP’liler de 312. Madde kendilerine değince işin farkına vardılar. Aylardan bu yana tartışılan ve yılan hikayesine dönen konu sonuca bağlandı. Tayyip Erdoğan ve Erbakan seçimlerde aday olamadı. 312. maddeden solcular, yazarlar, çizerler ceza aldıklarında, o zaman iktidarda olan Refah Partisi de, daha sonraki Fazilet Partisi de kıllarını kı-

T

pırdatmadılar. Ama iş döndü dolaştı, onları da vurdu. Bugün Türkiye’de binlerce siyasi yasaklı var. Siyasi yasaklardan söz edilince unutturulmaya çalışılan 12 Eylül mağdurları bunların başında geliyor. 12 Eylül’ün askeri mahkemelerinde, evrensel hukuk ilkelerine ve insan haklarına uyulmadan yargılanmış ve ceza almış olan solcular yasaklı olmaya mecbur bırakılıyor. Üstelik bu insanların haklarını kendilerinden başka hiç kimse savunmuyor. Öyle ya, Demirel ve bir avuç politikacı referandumla kurtuldu, bir kısmı da mahkemelerde zaman aşımı nedeniyle aklandı. Tayyip, Erbakan, Bozlak, Bir-

dal ve birçoklarının milletvekili adayı olamamasının müsebbibi bu Meclis’tir. Çünkü ‘Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirmeden seçim yapmaya kalkıştılar. ‘Dünyanın hiçbiryerinde görülmeyen anti demokratik bir seçim barajıyla ve Seçim Yasası ile seçimlere gittiler. Ta ki kendileri de baraj altı kalıncaya kadar seslerini çıkarmadılar; şimdi barajı indirmek için uğraşıyorlar. Demokrat olmak zor iş. Sadece kendine müslüman olanlar kolay kolay kendiliklerinden demokrat olamıyorlar. Öğrenmeleri için illa kafalarına bir yerden darbe gelmesi ve engellenmeleri gerekiyor...

Haberler ✔ ÖDP Ankara’da seçim startı verdi 22 Eylül 2002 Pazar günü Genel Başkan Ufuk Uras ve ÖDP Milletvekili adayları Sema Pişkinsüt ve Mehmet Özcan’ın da katılımıyla bir araç konvoyu gerçekleştirildi. Mamak-Tuzluçayır, Altındağ-Atpazarı, Keçiören-Aktepe, Yenimahalle-Batıkent ve Çankaya-İlker’de seçim büroları açıldı. Seçim bürolarının açılışları sırasında mahalle halkının ve esnafın katılımı oldukça yoğun gerçekleşti. Coşkulu geçen konvoyla Ankara’nın tüm bölgelerinde seçim startı verilirken, Ufuk Uras yaptığı konuşmayla, IMF iktidarına karşı halkın iktidarını oluşturmak için herkesi ev ev, sokak sokak, mahalle mahalle çalışmaya çağırdı. 3 Kasım’da haramilerin saltanatını yıkacağız diyen Ufuk Uras,“Barajı savunanlardan, IMF programını uygulamak için yarışanlardan, savaş çığırtkanlarından sandıkta hesap soralım” dedi. Saat 10:00’da başlayan konvoy 19:00’da Kızılay’daki Ankara İl Binası önünde son buldu.

✔ Bursa’da ÖDP kampanyası Milletvekili önseçiminden sonra BURSARAY’a ilişkin kampanya başlatan Bursa ÖDP, bu çalışmayla halktan olumlu tepkiler almaya devam ediyor. Kampanyada; hiç bir bilimsel ve mühendislik temeli olmadan, gerekli etütler yapılmadan BURSARAY projesinin ulaşımda tek seçenek haline getirilmesi, otobüs hatlarının kaldırılması ve zamlar gündeme dile getiriliyor. Kampanyanın talepleri şunlar: ● Tüm otobüs hatları yeniden çalıştırılmalıdır. ● Engelli yurttaşlar, yaşlılar ve hastalar için gerekli donanım ve düzenlemeler acilen yapılmalıdır. ● Toplu taşımacılıkta belediyenin amacının kar değil hizmet olması gereğinden hareketle, yapılan zamlar geri alınmalıdır. ● Başarısızlığın faturasını Bursa halkı çekmemelidir. Bilenser ve BURSARAY yönetimi istifa etmelidir. BURSARAY’da soygun bitsin! Zamlar geri alınsın!

✔ Adana ÖDP adaylarını tanıttı Adana ÖDP İl Örgütü 14 milletvekili adayını 15 Eylül 2002 Pazar günü Teksif Sendikası toplantı salonunda parti üye ve dostlarının katılımıyla basına ve kamuoyuna tanıttı. Aday tanıtımı sonrası milletvekili adayı ve Parti Meclisi üyesi Yusuf Tek, ülkemizde yaşanan siyasal sorunlar ve ÖDP’nin seçim siyaseti üzerine bir konuşma yaptı.Toplantı, tüm milletvekili adaylarının ülke sorunlarına bakışlarını aktardıkları konuşmalardan sonra Grup Harman’ın şarkıları eşliğinde halaylarla coşkulu bir havada sona erdi.

✔ÖDP web sitesi açıldı www.odp.org.tr

ÖDP ad›na sahibi: Ufuk Uras, Sorumlu Yaz›iflleri Müdürü: Necdet Okcan Genel Merkez: Necatibey Cad. 23/11 S›hhiye Ankara. Tel: (0312) 231 72 32 Fax: (0312) 231 33 12 Bas›ld›¤› yer: Ça¤dafl Matb.


Gençlere özgürlük Gençlerin yarınlarını kazanması için kamusal alanların genişletilmesi ve eğitimde fırsat eşitliğini yaratan politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. u ülkede çok şey değişti. Özellikle de son on yıl içinde yaşanan sefalet ve yoksulluk, eğitim olanaklarından yararlanamayan ‘geleceksiz’ bir gençlik ortaya çıkardı. Her yıl 1.5 milyon genç üniversite sınavına giriyor ve bir milyondan fazlası kapı dışında kalıyor. Peki bu gençler sonra ne yapıyor? Yüzbinlerce işsiz ve eğitimsiz yetişkin olarak her gün sokaklardalar... Toplumsal yaşama hiç bir biçimde dahil olamayan bu gencecik insanlar, hayatlarını karartan bu düzene isyan etmenin yollarını bulamadıkça ve siyasallaşıp örgütlenemedikçe, büyük tehlike altındalar. Yoksul semtlerde yayılan

Kadınlar kendileri için oy verecek Düzen partileri kadınları dikkate almıyor, sorunlarına çözümler önermiyor. ÖDP’nin farkı bir kez daha ortaya çıktı eçim bildirgelerini peş peşe açıklamaya başlayan düzen partileri, kadınları ne kadar yok saydıklarını bir kez daha gözler önüne serdiler. Hepsi ağız birliği etmişçesine aynı şeyleri yazıp, farklı terimlerle süsleyerek ortaya çıkıyorlar. Ama hiç birisinde kadınların sorunlarına ilişkin gerçekçi çözüm önerileri yok. Ya hiç değinmeden geçiyorlar, ya da soyut bir kaç sözle geçiştiriyorlar. ÖDP ise, seçim bildirgesinde yer verdiği tüm konular gibi, kadınların sorunlarına ilişkin olarak da gerçekçi bir yaklaşım sergiliyor: ● Kadınların toplumsal yaşamda ve iş yaşamında ay-

S

B

Binlerce üniversitelinin potansiyel işsiz olmasının yanı sıra, hiç okuyamayan milyonlarca gencin de geleceği yok ediliyor. Seçmen kitlesine katılan dört milyon genç, sandıkta bunun hesabını soracak!

umutsuzluk, bu gençleri düzenin yoz ilişkilerine teslim ediyor. Çeteleşme yaygınlaşıyor. Ve hiç şüphe yok ki, tüm insani değerlerin bir kenara itildiği, güzelliklerin ve gelecek ümidinin unutulduğu bu liberal yoksulluk düzeni, gençleri yutup tü-

ketiyor, öğütüyor. Gençlerin yarınlarını tekrar kazanması için kamusal alanların genişletilmesi ve eğitimde fırsat eşitliğini yaratan politikaların hayata geçirilmesi bugün ülkemizin en acil önceliklerinden birisi olarak önümüze çıkıyor.

ÖDP gençler için ne yapacak? ● Parasız eğitim hakkı herkesin en temel hakkı olacak. Kâr amaçlı faaliyet gösteren kurumlar kamusal yarar esasına tabi hale gelecek. ● ÖSS ve YÖK kaldırılacak, eğitim düzeni yeniden yapılandırılacak, idari-bilimsel özerklik sağlanacak. ● Her gencin kendi yeteneğine göre eğitim görme hakkı garanti altına alınacak. ● Her gencin bilgisayar ve yabancı dil öğrenmesi için kamusal olanaklar yaratılacak. ● Herkese anadilde eğitim hakkı tanınacak, din dersleri zorunlu olmaktan çıkarılacak. ● Ders kitapları ve araç-gereçleri öğrencilere parasız sağlanacak. ● Öncelikle gençler olmak üzere tüm yurrtaşlara spor ve kültürel faaliyette bulunabilmeleri için kamusal olanaklar yaratılacak. ● Eğitim sistemindeki gerici ve faşist kadrolaşma dağıtılacak.

rımcılığa uğraması önlenecek ve tam zamanlı kreş uygulaması getirilecek. ● Ev işçisi kadınlara sosyal güvence sağlanacak ve ev içi emek işsizlik sigortası kapsamına alınacak. ● Aile içi şiddetin suç sayılmasını öngören uluslararası anlaşmalar imzalanacak ve yasalardaki kadınlara yönelik ayrımcılık kaldırılacak. ● “Kadına yönelik suç” kavramı yasalarda yer bulacak ● Her ilde bağımsız kadın sığınma evleri açılacak ve gerekli fon kamu kaynaklarından sağlanacak ● Kadınların siyasal yaşamda ve TBMM’de temsilini artırmak için %30 kadın kotası uygulanacak.

Dokunulmazl›k gelecek, Uzan’›n dertleri bitecek... Cem Uzan MHP’nin artıklarını toplamaya çalışıyor. Elindeki medya grubu ve sermaye gücü nedeniyle bugünlerde nereye baksak onu görüyoruz. Cep telefonlarında, televizyonlarda, konserlerde. O’nun gazetelerine bakarsak, Uzan coşmuş geliyor. Miting meydanları dolu dolu...Tabii hiç birisi Uzan’ın iki popüler şarkıcı arası konuştuğunu göstermiyor. Hazret bol keseden atıyor; Üniversite kapılarını herkese açacakmış, 250 tane il yapacakmış. Dünyanın büyük şirketlerine attığı milyarca dolarlık kazık ile ilgili haberlere rastlamak pek de mümkün olmuyor. Dünyanın, yargı kararından kaçmak için yapılmış en bü-

yük kampanyası ile karşı karşıyız. Reklamcı yönlendirmesiyle, kural tanımaz kapitalist Uzan, fakir halkın yüreğiyle oynuyor, açlığı, fakirliği, işsizliği sona erdireceğini idda ediyor. Nasıl yapacak bu işleri !!! Tabii ki öteki sahte kurtarıcılar gibi! Halk iradesi, örgütlenmesi olmadan, halk için halka rağmen... Zaten biz biliyoruz ki, dokunulmazlığı garantilediğinde Uzan’ın halkla ilgili tüm dertleri de bir çırpıda bitiverecek. Türkiye, Uzan gibilerini çok gördü. Bu yoksulluk düzeninden kurtulmanın ilk adımı kurtarıcılardan kurtulmaktır. Halkın kendi iktidarı ancak halkın kendi güçlü kolları üzerinde kurulabilir.


gazete_5