Issuu on Google+

Atefl k›v›lc›mdan ç›kar 5 ... “TKP/ML y›llar önce bofl b›rakt›¤› mevzileri doldurmak, savafl› büyütmek ve yeniden umut olmak için Dersim’e aç›lm›flt›r. Yitirdi¤imiz de¤erleri, kaybetti¤imiz güveni ve halk›m›z›n yüre¤inde kazand›¤›m›z manevi otoriteyi tekrar ve eskisinden daha sa¤lam bir flekilde

kazanacakt›r. Bu konuda iddiam›z ve kararl›l›¤›m›z kesindir. Bunun içinde elbette Dersim gençli¤inin özel bir önemi var. Partimizin burada belirledi¤i hedeflere ulaflabilmesi, halk›m›zla bütünleflmesi, düflmanla hesaplaflabilmesi için Dersim gençli¤inin mutlaka

saflar›m›zda örgütlenmesi gerekiyor. Gerek ordumuz T‹KKO’da gerekse de baflka görev alanlar›nda yer alarak partimizin geliflmesine omuz vermeli ve Halk Savafl›’n›n aktif bir parças› olmal›d›r. ❐ Sayfa 14-15

işçi-köylü DEMOKRAT‹K HALK ‹KT‹DARI ‹Ç‹N

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttmail.com

Say›: 25

*Y›l:4 *5-18 Eylül 2008 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1307-878X

Bir de yetkisi olsa... Genelkurmay’›n komuta kademesinin devir teslim töreninde konuflan yeni komutanlar yetkilerinin s›n›rl›l›¤›ndan dem vurdu. Devrimci ve yurtsever harekete karfl› baflar›s›zl›¤›n› bu flekilde aç›klamaya çal›flan askerden önce polis de ayn› gerekçelerle daha fazla yetki istiyordu. Ancak sadece son birkaç hafta içinde yaflananlar asker ve polisin elindeki öldürme yetkisi ve keyfiyetinin ne durumda oldu¤unu aç›kça gösteriyor! Yetkilerinin yasalarla s›n›rland›¤›ndan yak›nan polis, 24 A¤ustos günü Sivas’ta “dur” ihtar›na uymad›¤› ve kaçt›¤›n› iddia etti¤i otomobile atefl açt› ve sürücü Turan Özdemir’i gö¤sünden vurarak öldürdü. “Bomba flüphesiyle” atefl aç›lan otomobilde bira flifleleri bulundu.

Bursa’n›n

merkez

Diyarbak›r’›n Lice il-

Katliam ve iflkenceye

Mardin’in Nusaybin

A¤ustos gecesi “dur” ih-

köyü 22 A¤ustos günü

din’in Derik ilçesinde 23

günü piknik yaparken as-

tar›na uymad›¤› için poli-

akflam saatlerinde asker-

A¤ustos’ta düzenlenen

kerlerin atefl açmas› so-

sin baca¤›ndan vurdu¤u,

ler ve geçici köy korucu-

operasyonda sa¤ ele ge-

nucu Nusret Kalkan

h›rs›zl›k zanl›s› oldu¤u id-

lar› taraf›ndan sald›r›ya

çirdi¤i HPG’li Mehmet

adl› bir kifli yaflam›n› yitir-

dia edilen Gökhan E.

u¤rad›. Köylüler olay›n

Dölek

Mustafa

di. Kalkan’›n kalbinden

hastanede öldü. Polisle-

ard›ndan köye gelen as-

Tangören kurfluna diz-

ald›¤› kurflunla yaflam›n›

rin zanl›y› durdurmak

kerlerin “Kusura bakma-

di. Tangören’in vücudun-

yitirdi¤i tespit edildi. Kal-

için havaya atefl etti¤i id-

y›n yanl›fll›k oldu” dedi¤i-

da sigara yan›¤› ve kesik

kan’›n tüm ailesi olaydan

dia edildi.

ni söyledi.

izleri tespit edildi.

sonra gözalt›na al›nd›.

Nilüfer ilçesinde 26

çesine ba¤l› Hedik

Yeni Nepal için yeni önderlik Nepal’de kitle örgütlerinin ve partilerin ça¤r›s› üzerine hükümet kurma görevini üstlenen NKP(Maoist), UML ve MJF partileri ile anlaflarak Federal Demokratik Cumhuriyetin ilk hükümetini oluflturdular. Prachanda yoldafl Kurucu Meclis’teki 25 partinin 21’inin deste¤i ve 464 oyla baflbakanl›¤a seçildi. Kongre Partisi ise aleyhte oy kulland›. Prachanda 18 A¤ustos’ta yemin ederek görevine bafllad›. ❐ Sayfa 16-17

yetkili askerler Mar-

ve

ilçesinde 28 A¤ustos

Emperyalistler yanl›fll›kla vurmaya devam ediyor Emperyalistlerin dünya zenginliklerini aralar›nda paylaflmaya dönük çat›flmalar›, en son içine Kafkaslar’› da alarak büyürken, Ortado¤u’da, iflgal ordular› taraf›ndan katledilen insan say›s› da art›yor.Son olarak Afganistan’da ABD taraf›ndan gerçeklefltirilen sald›r›da 90 kifli yaflam›n› yitirirken Filistinli tutsaklar›n içinde bulunduklar› koflullar yap›lan aç›klamalarla bir kez daha gözler önüne serildi. ❐ Sayfa 12


‹flçi-köylü 2

5-18 Eylül 2008

iflçi-köylü’den Geliflmenin ilk ad›m›... Egemen s›n›f klikleri aras›nda süren iktidar savafl› ayn› zamanda birçok gerçe¤in a盤a ç›kmas›na da vesile oluyor. Son dönemde medya patronlar› ile hükümet iliflkilerini, halktan ald›klar› vergileri efendileri burjuvalara nas›l sunduklar›n› ortaya konan belgelerden geçilmiyor. Elbette ki, tüm bu yans›yanlar yap›lan h›rs›zl›klar›n sadece küçük bir bölümünü teflkil etmektedir. Ancak yine de baz› gerçeklerin görülmesine ›fl›k tutmas› aç›s›ndan önemlidir. Her fleyden önce sözü edilen serbest piyasan›n, egemen s›n›flar›n h›rs›zl›k serbestisi oldu¤u, ortaya ç›kan bu kirli iliflkilerle daha iyi görülmektedir. Her f›rsatta özellefltirmeyle, zarar eden kamu kurumlar›n› yük olmaktan ç›kard›klar›n› söyleyen egemen s›n›flar›n parlamentodaki figüranlar›n›n en kârl› kurumlar› efendilerine, hem de vergilerden muaf tutarak nas›l peflkefl çektikleri bugün bütün ç›plakl›¤›yla ortadad›r. Bilindi¤i gibi, devrimciler ve komünistler “küreselleflme”, özellefltirme propaganda ve sald›r›lar›n›n alt›nda yatan gerçeklere bafltan itibaren dikkat çekmeye çal›flt›lar. Bugün a盤a ç›kanlar, dikkat çekilen gerçeklerin küçük bir bölümü. Daha da önemlisi

bu ülkenin en kârl› kurulufllar› emperyalistlere ve bir avuç iflbirlikçiye peflkefl çekilerek elde edilen nakitler ve yine yüksek faizlerle sa¤lad›klar› kredilerle “büyüyoruz” masallar›yla kitleleri uyutmaya çal›flanlar, özellefltirme ve s›cak paran›n ak›fl›n›n yavafllamas›yla birlikte masallar› da gerçe¤in duvar›na çarpma sürecine girmeye bafllad›. Büyüyen iç ve d›fl borçlar, 盤 gibi artan iflsizlik, genifl y›¤›nlar›n yaflad›¤› yoksulluk vb. tüm gerçekler egemen s›n›f sözcülerinin yalanlar›na ayna tutmaktad›r. As›l büyüyenin bir avuç hainin oldu¤u a盤a ç›kan örneklerle birlikte emekçiler taraf›ndan daha iyi görülmektedir. Görülmesi gereken di¤er bir gerçek ise; dünyada yaflanmakta olan krizin de etkisiyle önümüzdeki süreçte varolan ekonomik krizin daha da derinleflece¤idir. Ve bunun siyasal anlamdaki etkileri de daha a¤›r bir boyutta olacakt›r. Bunun ezen ve ezilenler aras›ndaki mücadeleye yans›malar› da kaç›n›lmazd›r. Çeflitli ifl kollar›nda sürmekte olan direnifller ve genifl y›¤›nlarda artan hoflnutsuzluk, önümüzdeki süreçte ezilenler cephesindeki geliflmeler bak›m›ndan bize ipuçlar› sunmaktad›r. Bu gerçekleri görerek yar›na haz›rlanmak, mev-

cut durumu s›n›f mücadelesi lehine çevirmek için örgüt, somuta dayal› ajitasyon-propaganda araçlar›n›n kullan›m› ve devrimci pratik olmazsa olmazd›r. Ayn› zamanda bu faaliyet içinde kullanaca¤›m›z dil çok sade olmal›d›r, halk›n anlayaca¤› dilden konuflmak önemlidir. Propagandan›n somuta dayanmas›, ezilenler için sorun olan ve bugün yaflamlar› için ciddi problem teflkil eden konular üzerinde yo¤unlaflmak anlam›na gelir. Örne¤in, yoksulluk ve iflsizlik tüm ezilenlerin ortak sorunudur. Emekçiler yoksullaflt›kça, bir avuç sömürücü s›n›f›n nas›l zenginleflti¤ini, bu zenginli¤in yoksullu¤u ve iflsizli¤i nas›l derinlefltirdi¤ini sade, somut ve anlafl›l›r bir dille ortaya koymas›n› bilmeliyiz. Bunun için yayg›n ve ikna edici örnekler verebilmeliyiz. Örneklerimiz anlafl›l›r, kafalardaki sorulara yan›t olacak nitelikte olmal›d›r. Bunun için de öncelikle bizlerin yaflanan geliflmeleri takip etmesi, tart›flmas› ve kavramas› gerekmektedir. Bundan sonra tek sorun bu yan›tlar›n pratik mücadeleyle iliflkilerinin kurulmas›d›r. Oysa karfl›s›na ç›kan her sorunun çözümü için at›lan her pratik ad›m, yeni ad›mlar›n ön haz›rl›¤› niteli¤indedir. Yürümedeki ›srar, önümüze ç›kan engelleri nas›l aflaca¤›z sorusuna daha makul ve mant›kl› yan›tlar bulacakt›r. Sözgelimi; ezilenlerle ba¤ kurma konusundaki ›srar›m›z, bizi onlar›n somut sorunlar›n› incelemeye,

kavramaya ve bu do¤rultuda pratik aray›fllara götürür. Bu aray›fllar›m›z kitleleri içerecek tarzda bir mücadele perspektifine sahip olmal›d›r. Bunu hedeflemek, hemen kitlelerin harekete geçecekleri anlam›na gelmez. Böylesi bir beklenti içine girmemeliyiz. Ama kitlelerle ba¤›n ancak bu tür devrimci pratik çal›flmalarla sa¤lanaca¤› gerçe¤ini kavramal›y›z. ‹flçinin, köylünün, ö¤rencinin, emekçinin somut sorunlar›n› içermeyen her faaliyet ve prati¤e dönük devrimci ça¤r› yan›ts›z kalmaya mahkumdur. Elbette ki, kitle hareketlerinde zay›flaman›n oldu¤u, devrimci hareketin geriledi¤i, otoritesinin zay›flad›¤› dönemlerde yap›lan tüm ça¤r›lara kitlelerin yaklafl›m› tereddütlü olur. ‹stenilen düzeyde yan›t verilmeyebilir. Bu, yürütülen çaban›n, verilen emeklerin bofla gidece¤i anlam›na gelmez. Tam tersine ancak sab›rla, inatla yürütülecek bu yönlü pratiklerle somut sonuçlara varacakt›r. Tüm bu çabalar örgütle-örgütlülükle olmal›d›r. Bu örgütlülük pratik eylemlili¤i içermelidir. Çünkü tüm sa¤lam örgütlenmeler çetin mücadelelerin ürünüdür. Bu demektir ki; baflta Kürt ulusu olmak üzere tüm emekçilere, devrimcilere karfl› yürütülen sald›r›lara kay›ts›z kalmayacak, ezilenlerin sorunlar›n› gündemine alacak ve bu u¤urda her türlü bedeli ödemeye haz›r örgütler yaratt›¤›m›z oranda baflar› elde ederiz.

YÜRÜYÜfiE ÇA⁄RI Alman devletinin iflgalci politikalar›n› teflhir etmek ve Alman askerlerinin Afganistan’dan çekilmesi talebiyle düzenlenen bölgesel yürüyüfllere tüm gücümüzle kat›lal›m! AT‹F (Almanya Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu)

20.09.2008

YÜRÜYÜfi BERLIN Saat: 12.00 Brandenburger Tor STUTTGART Saat: 12.00 Lautenschlagerstr.


5-18 Eylül 2008 Esasta ABD ve onun etkisi d›fl›na henüz tam olarak ç›kamayan AB emperyalizmi ile Rusya emperyalizmi aras›nda geçen ve fakat bölgedeki figüranlara da bolca rol da¤›t›lmaya çal›fl›lan Kafkaslar’da esen savafl rüzgarlar›n›n ve Ortado¤u’daki iflgal savafllar›n›n gerdi¤i dünya gündeminde NATO’nun en büyük askeri güçlerinden biri olan Türk ordusunun komuta kademesindeki devir teslim ve ba¤lamda yap›lan aç›klamalar ülkenin gündemini ziyadesiyle meflgul etmeye devam ediyor. Ziyadesiyle diyoruz, çünkü “normal flartlarda” tart›fl›lmas› gerekenin TSK’n›n bafl›na kimin geçti¤i ve ne dedi¤inden öte devletin-hakim s›n›flar›n (kapsad›¤› tüm resmi ve resmi olmayan kurumlar›yla birlikte) politikalar› olmas› gerekti¤i aç›kt›r. Yoksa devlet erkan›yla hayli içli d›fll› olmas›yla tan›nan Murat Yetkin’in dedi¤i gibi “… Torumtay’dan Karaday›’ya, Karaday›’dan K›vr›ko¤lu’na, K›vr›ko¤lu’ndan, Özkök’e, Özkök’ten Büyükan›t’a köklü de¤ifliklikler oldu¤u söylenemez”. Ancak yine de özellikle devir teslim törenlerinde, 30 A¤ustos resepsiyonlar›nda ya da son zamanlarda moda oldu¤u flekliyle herhangi bir vesileyle askerlerin yapt›¤› aç›klamalar önümüzdeki sürecin nas›l flekillenece¤i üzerine fikir vermesi bak›m›ndan önemlidir. ‹flte bu bak›mdan yeni Kara Kuvvetleri Komutan› Ifl›k Koflaner’in ve yeni Genelkurmay Baflkan› ‹lker Baflbu¤’un söylediklerine bir bakmak faydal› olacakt›r. Özünde birbirini tamamlayan konuflmalarla yeni komutanlar Baflbu¤ ve Koflaner, baflta Kürt ulusal hareketi olmak üzere tüm topluma gözda¤› vererek, “küreselleflmeye” karfl› ulus devleti ve üniter yap›y› koruyacaklar›na ant içtiler. Di¤er yandan, konuflmalar›nda “demokrasi” söylemi de esas olarak tehdit alg›lamas› üzerinden yer buldu. Laiklik vurgusu da konuflmalardaki yerini lay›k›yla ald›.

Biz bunlar› bilmiyor muyduk? Büyükan›t, Baflbu¤ ve Koflaner konuflmadan önce de biz bunlar› bilmiyor muyduk? Öncesini bir kenara b›rakal›m TC’nin kuruluflundan itibaren bu söylemlere –çeflitli nüanslar› da dikkate alarakçokça tan›kl›k etmifltir çeflitli milliyetlerden Türkiye halk›. “Afl›r› demokrasinin –devletin temel ilkelerinden olan ve fakat i¤difl edile edile halk›n bask› alt›nda tutulmas›n›n/aldat›lmas›n›n arac› olmaktan baflka da bir tan›m› olmayan- laikli¤e zarar verdi¤ini” biz Baflbu¤ söylemese de biliyorduk. Yine Baflbu¤’un konuflmas›nda da de¤indi¤i gibi “Her konuyu tart›flabilme özgürlü¤ü, devletlerin varl›¤›n› riske sokacak konular› içermez. Devlet içinde entelektüel tart›flmalar›n yap›labilir olmas›, devleti ayakta tutan unsurlar›n tart›flmaya aç›lmas› anlam›n›” tafl›mayaca¤›n› en basitinden Kemalizm konusunda biz zaten biliyorduk. TC devletini ayakta tutan temel direk olan ve gelmifl geçmifl ve bugün hala karfl›m›zda

İşçi-köylü 3 olan (CHP’den AKP’ye ve orduya) tüm egemen s›n›f temsilcilerinin ve kurumlar›n›n sar›ld›¤› temel ideolojik kaynak olan Kemalizm’in dokunulmazl›¤› ve tart›fl›lmazl›¤› dahi bunu kolayl›kla anlamam›z› sa¤lamaktad›r. Yine de bu bildik argümanlar›n d›fl›nda (bildik ama geçti¤imiz süreç aç›s›ndan özel olarak çarp›c› olan) “küreselleflme” ve ulus devlet aras›ndaki ba¤lant› meselesidir. Do¤ru kavram› kullan›rsak da emperyalizme karfl› durufl meselesidir. KKK Koflaner bak›n ne diyor: “Küresel güçler taraf›ndan kurgulanan ve ülke içi

vafl gemilerini nas›l aç›klayacaklar? Dünyan›n en önemli emperyalistler aras› çat›flma bölgelerine olan (Ortado¤u, Kafkaslar ve Balkanlar) co¤rafi yak›nl›¤›yla emperyalistlerin ileri karakolu olma özelli¤ini nas›l birlefltirecekler bu “küresel karfl›t›” söylemleriyle? Hiçbir fley, söylemeyecekler, hiçbir flekilde aç›klayamayacaklar! Çünkü uflakl›k s›fat› hiç de ra¤bet edilebilecek bir konum de¤ildir, itiraf› da imkâns›zd›r. Ama yine de Koflaner’in eksiklerini tamamlayan Baflbu¤’un flu sözleri efendiuflak iliflkisini ortaya koyacak bir yan›t olabilir: “Türk Silahl› Kuvvetleri ile ABD Si-

Politika gündem hukuksal düzenlemeler? Hangi hukuksal düzenleme bu katil sürülerinin ellerini kollar›n› ba¤lamaktad›r? Son bir y›l içinde polisin sokak ortas›ndaki cinayetlerinden hangisinden hesap sorulmufltur bu düzenlemelerle? Hangi polis ya da asker halka karfl› iflledikleri suçlardan hak ettikleri cezay› al›yor? S›n›r içinde ya da d›fl›nda Kürt ulusal hareketine karfl› istedikleri zaman ve flekilde operasyonlar düzenleyemiyorlar m›? Ayn› konuflma içinde ABD destekli kara ve hava operasyonlar›na devam edeceklerini söylemediler mi? Gerçeklere, zihinleri kararmadan, bafllar› dönmeden bakabilenler tüm bu sorular›n do¤ru yan›t›n› verebilirler. Ama Baflbu¤’un da söyledi¤i gibi “medyan›n sa¤lad›¤› olanaklarla insanlar›n zihinleri gerçek anlamda bir mücadele alan›d›r. Dolay›s›yla insanlar›n zihinleri yeni savafl alanlar›d›r” ve ne yaz›k ki bu savaflta egemenler bizlere göre hayli öndedir. O zaman bu savafl alan›ndaki yerimizi almak için harekete geçmek gerekiyor. Genelkurmay›ndan, düzen partilerine ve onlar›n pek “sivil” güçlerine kadar s›n›f mücadelesini esas alan ciddi bir inceleme ve bu incelemeler üzerinden yo¤un bir teflhir faaliyetine giriflmek önemlidir.

Halk›n kendi gündemi derken...

Yeni komutanlardan eski inciler... medya, baz› akademik ve sermaye çevreleri ile sivil toplum örgütleri içine yuvalanan postmodern bir tabakan›n oluflturdu¤u propaganda ve etki a¤›; ulusal birlik, ulusal de¤erler ve güvenlik parametrelerinin zay›flat›lmas› ve çözülmesi yönündeki gayretlerini sürdürmektedirler. Ülkemiz, hayati önemdeki sorunlar›n›n çözümü ve hayati ç›karlar›n›n korunmas›nda d›fl kaynakl› siyasi ve ekonomik yapt›r›mlara ba¤›ml› hale getirilmeye çal›fl›lmakta, dayat›lan yap›sal reformlar yoluyla sürekli bask› ve tehdit alt›nda y›prat›lan ve s›k›flt›r›lan bir ülke konumuna düflürülmek istenmektedir.” Kimdir bu küresel güçler? Bizim bildi¤imiz en büyük “küresel” (emperyalist) güçler bellidir. Ülkenin hakim s›n›flar›n›n efendileri olan ABD, AB emperyalistleri, Rusya vd. Peki bu “küresel” güçlere bu kadar karfl›lar da bu topraklardaki ‹ncirlik gibi bir ABD üssünün bulunmas›na, “anl› flanl› Türk ordusunun güzide askerlerinin” bu güçlerin emrinde olmas›na, her istediklerinde bu “güzide” askerlerini s›n›rlar›n d›fl›na kalkan olarak gönderilmelerine vs. vs. ne diyorlar? Ve yine ayn› konuda güncel bir örnek olmas› bak›m›ndan; onca gürültüye karfl›n, Montrö Antlaflmas› diye yap›lan yaygaralara karfl›n “insani yard›m” ad› alt›nda Bo¤azlardan geçen sa-

lahl› Kuvvetleri aras›ndaki iflbirli¤i ve anlay›fl mükemmel seviyededir. Bu nedenle, önemli görevlerimizden birisi de, bu iflbirli¤inin korunmas›d›r… Türk Amerikan iliflkileri iki ülkenin ortak de¤erleri üzerine infla edilmifltir, köklüdür ve tarihidir. Bugün bu iliflkiler, iki ülke için her zaman oldu¤undan çok daha önemlidir. Türkiye’nin ABD ile olan iliflkileri, belirli bir konuya ba¤lanamayacak kadar genifl ve kapsaml›d›r.” Tüm bunlar söylenmese de uflakl›¤a devam edilece¤ini bilmememiz mümkün mü?

Çeflitli milliyetlerden Türkiye halk› yine hedefte Tipik bir asker s›zlanmas›n› yine bildik tarzda dinledik komutanlar›n dilinden ve yine hedefte oldu¤umuzu teyit ettik. Baflbu¤ da, Koflaner de, yasal düzenlemelerin ellerini kollar›n› ba¤lad›¤›ndan, “terörle mücadelede” etkili olamad›klar›ndan yak›narak önümüzdeki süreçteki katliamlar› için hukuksal zeminin de tam istedikleri gibi olmas›n› istediler. Ayn› nakarat› polis güçleri de her f›rsatta dile getirmekten çekinmediklerini biliyoruz. Nedir bu ellerini kollar›n› ba¤layan

Ama bu yeterli mi? Devrimcilerin temel faaliyeti teflhir üzerine kurulu ajitasyon/ propagandaya s›k›flt›r›labilir mi? Ya da bu teflhir faaliyeti sadece egemenlerin “güncel” gündemleri üzerinden yürüyebilir mi? Devrimciler, egemenlerin halka çizdi¤i s›n›rlar›n d›fl›na ç›karak yol gösteren ve örgütleyen olmal›d›r. Yani halk›n gündemlerini merkeze alan ve onlara çözüm alternatifleri sunan bir yaklafl›mla egemenlerin s›n›rlar›n› parçalamal›y›z. Bu, halk›n gerçek gündemleri çerçevesinde, hâkim s›n›flar›n bize sundu¤u teflhir olanaklar›n› da iflleyerek yürütülebilir ancak. Neden halk›n kendi gündemi var diyoruz? Bunun anlam› egemenler aras›ndaki dalafl›n halk› ilgilendirmedi¤i ya da tav›r almalar›na gerek olmad›¤›n› –pek tabi ki- ifade etmemektedir. Hele ki “herkes ekme¤iyle u¤rafls›n, politikay› da b›rakal›m egemenler ve onlar›n ideologlar›, sat›lm›fl kalemleri –hadi bir ad›m daha gidelim, devrimciler- yürütsün” anlam›na hiç gelmemektedir. Aksine burada kastedilen, egemenlerin gösterdi¤i su birikintisinde bo¤ulma ya da bo¤ulunacak birikintiyi seçme tehlikesine dikkat çekmekten ibarettir. Tüm bunlar için de, çeflitli milliyetlerden halk›m›z›n temel gündem ve taleplerini belirlemek ilk ve acil ad›m olmal›d›r. Ondan sonras› bu taleplere yönelik politika belirleyerek kitleleri harekete geçirecek somut ve canl› bir çal›flmay› içeren projeleri yaflama geçirmektir. Söylendi¤i kadar kolay olmad›¤› kesin ancak hedeflerin büyüklü¤üyle paralel düflünüldü¤ünde bu üstesinden gelemeyece¤imiz bir ifl de de¤il.


İşçi-köylü 4

Sınıfsal Yaklaşım

S › n › f s a l Y a k l a flfl›› m YEN‹ DÖNEM‹N ASIL YÖNÜ EZ‹LENLER‹N KUTBU 11 Eylül (2001) sald›r›lar›n›n hemen ard›ndan, Afganistan ve devam›nda Irak iflgallerini merkeze alarak dalga dalga dünya ölçe¤inde büyütülen emperyalist terör kampanyas› 7. y›l›n› doldururken; baflta bölge olmak üzere çok çeflitli alanlardaki güç dengeleri ve buna ba¤l› ittifaklarda önemli de¤iflimler ortaya ç›km›flt›r. Bunun temel sebebi bu dönem boyunca süren iflgale karfl› direnifl ile emperyalist-kapitalist cephedeki iktisadi, sosyal ve siyasi bunal›mlarla flekillenen tablodur. Her iki ülkede sürdürülmekte olan iflgale karfl› direnifl, alt›n› önemle çizmek gerekir ki emperyalizme karfl› yürütülen kavgalar›n “inanç” ve moral kayna¤› olmufltur. ABD önderli¤indeki emperyalist koalisyonun acze düflürüldü¤ü direnifllerin oluflturdu¤u barikat sayesinde süreç farkl› bir yöne evrilmifl, devrim ve karfl›devrim cephesinde çeflitli aktörler devreye girmekte gecikmemifltir. Bölge halklar› ve ezilen uluslar bak›m›ndan emperyalistler ve gerici/ faflist/ sömürgeci rejimlere direnmede, Filistin prati¤i “istisnai” örnek olmaktan ç›km›flt›r. AB’li emperyalistler ve Rus emperyalizminin ABD’ye yedeklenen tutumunda meydana gelen sorunlar giderek büyümüfl, Rusya özgülünde yar›lmaya dönüflmüfltür. Bu yar›lman›n 2007’den itibaren derinleflti¤i, Kosova sorunu ile kendini iyice d›fla vurdu¤u, NATO zirveleri ile restleflmeye dönüfltü¤ü gözlemlenebiliyordu. Ama nihayet Gürcistan’›n müdahalesi ve Rusya’n›n “fiili resti” ile bugünkü noktaya tafl›nmas›, önemli bir aflama olarak görülmelidir. Kendi bünyesinde dahi bir dizi (21) özerk-federe devlet (aralar›nda Çeçenistan ve Kuzey Osetya da bulunan) bar›nd›ran Rusya’n›n Güney Osetya ve Abhazya’y› tan›ma karar› ile ABD’nin karfl›s›na dikilmesi ve “so¤uk savafla haz›r›z” mesaj› vermesi, Putin’in 10 fiubat 2008’de Münih Güvenlik Konferans›’ndaki, “Tek kutuplu dünya

düzeninin ve ABD’nin tek tarafl› dayatmalar› kabul edilemez” sözünün bofluna sarf edilmedi¤ini kan›tlam›fl oldu. Rusya, ABD ile “so¤uk savafla” elbette haz›r de¤ildi. Düne göre büyük ölçüde toparlanm›fl, iktisadi ve siyasi bak›mdan belli bir istikrar sa¤lam›fl, daha önemlisi savafl makinesini yenileme konusunda büyük bir hamle bafllatm›flt›. Nitekim çareyi fianghay ‹flbirli¤i Örgütü (fi‹Ö)’nü toplant›ya ça¤›rmakta bulmas› da durumu bir ölçüde aç›klamaktad›r. Buradan ç›kan karar da beklendi¤i gibi Rusya’n›n flartl›/temkinli olarak desteklenmesi fleklindedir. Abhazya ve G. Osetya’y› tan›ma karar› ç›kmamas› Rusya aç›s›ndan önemli bir eksiklik de¤ildir. Belirleyici olan Rusya’n›n Gürcistan konusunda izledi¤i politikalara destek sunulmas›, di¤er bir deyiflle ABD’nin tutumuna karfl› ç›k›lmas›d›r. ABD emperyalizmini “imparatorluk” mertebesine yükselten, “küreselleflme” kampanyas›n›n büyüsüne kap›larak “ultra-emperyalist” teorilerin modern versiyonlar› ile mutlak egemen statüsünde kabul edenler, “tarihin sonu”nu getirenlerle buluflmufllard›. Bu noktada, s›n›f mücadelesinin bitti¤ini kabul etmek formaliteden ibaretti. “Tek kutuplu dünya” tespiti, sadece emperyalist cephedeki ABD’nin kesin hâkimiyeti bak›m›ndan de¤il, devrim/karfl›-devrim iliflkisi aç›s›ndan da geçerlilik arz ediyordu. 11 Eylül’ün hemen ard›ndan “ya boyun e¤ecek ya da yok olup gideceksiniz” parolas›yla ifle koyulan ABD’nin bütün gücüyle yüklenmesine karfl›n elde etti¤i sonuçlar ortadad›r. Bu baflar›s›zl›k, bölgedeki di¤er güçlerin de harekete geçmesini koflullam›flt›r. Daha önemlisi, emperyalist cephede yukar›da and›¤›m›z geliflmelerin olmas›yla beraber, di¤er hassas alanlardaki s›n›f mücadelesinin geliflim seyri de bu gidiflattan ciddi oranda etkilenmifltir. Savafl, iflgal, sald›rganl›k, savafl

k›flk›rt›c›l›¤› vd. bütün emperyalist politikalar pek do¤al ki sistemin ekonomik kriz ve açmazlar›ndan kaynaklanmakta; “yeniden paylafl›m” olgusu ve egemenlikte “s›n›rs›zl›k”, bu zeminde karfl›l›¤›n› bulmaktad›r. ’90’l› y›llardan itibaren “yeni dünya düzeni” ile birlikte ABD emperyalizminin gelifltirdi¤i plan ve projelerin enerji havzalar›n› kapsamas›, çat›flma, iflgal ve ilhaklar›n tümüyle bu bölgelerde ç›kmas› tesadüf de¤ildir. Yine bu durum tek tek ülkeler bak›m›ndan dahi Afrika ve Latin Amerika ölçe¤inde de böyle de¤erlendirilmek durumundad›r. Öncelik bu esasa göre iflletilmektedir. “So¤uk savafl” diye adland›r›lan dönem, militarizmin flaha kald›r›ld›¤›, ABD ve Rus sosyal-emperyalizminin dünya çap›nda iflgal, darbe, müdahale ve sald›rganl›kta birbiriyle yar›flt›¤› bir dönemdi. “Yeniden paylafl›m”c›l›¤›n emperyalist savafl boyutuna ulaflmad›¤› ancak tüm cephelerde birbirlerinin nüfuz alanlar›na müdahale için her türlü yol ve yöntemle mücadelenin sürdürüldü¤ü bu süreci ekonomik krizin koflullad›¤› ve derinlefltirdi¤i biliniyor. Bugün göndermede bulunulan döneme kap› araland›¤›ndan söz edilirken emperyalist-kapitalist sistemin yine ciddi bir kriz içerisine yuvarlanmakta oldu¤unun alt› çizilmek durumundad›r. Ne var ki bugün için henüz “so¤uk savafl” diye adland›r›lan döneme benzer biçimde ABD emperyalizmine kafa tutacak güç ve dengede bir emperyalist bloktan söz etmek mümkün de¤ildir. Bu durum, ABD’nin rakipsiz oldu¤u anlam›na gelmemelidir. Rakipsiz olmak baflka bir fley, rakiplerinin onunla boy ölçüflebilecek konumda olmamas› baflka bir fleydir. Rusya’n›n daha yak›n zamana kadar ABD’nin etki alan›nda iken bugünkü konuma gelmesi, fi‹Ö’deki blokun özellikle son 3 y›l içerisinde kaydetti¤i geliflme dikkate al›nacak olursa, sürecin ne kadar h›zl› akt›¤› görülecektir. Bununla beraber, “küreselleflme” ad› verilen süreçte meydan gelen çözülme, Ortado¤u’da iflletilemeyen projeler, Do¤u Avrupa ve Kafkaslar’da geriye sarmaya bafllayan Sorosçu “devrimler”, Uzakdo¤u-Orta Asya’daki Maoist

5-18 Eylül 2008

halk savafl› dalgas› ve arka bahçe Latin Amerika’y› yukar›dan afla¤› kuflatan isyan hareketleri; ABD emperyalizminin ilerlemekte, geliflip güçlenmekte olan bir güç oldu¤una dair tespitlerin geçersizleflti¤ini ortaya koymaktad›r. Geliflmenin ve çeliflmenin yönü budur. Bunun içindir ki ABD yeni hamlelerle süreci tersine çevirmek durumundad›r. ABD’nin Gürcistan’› bilinçli olarak G. Osetya’ya sürdü¤ü ve Rusya’n›n hamlelerine davetiye ç›kard›¤›n› ileri sürenlerin tezi yabana at›lmamal›d›r. Pefli s›ra Karadeniz’e savafl gemileri göndermesi, Rusya’y› henüz haz›r de¤ilken yeniden “so¤uk savafl” içerisine çekmeye çal›flmas› da anlafl›l›r olmal›d›r. Zira, ABD’nin 11 Eylül sonras› hamlesi de zamanlama aç›s›ndan böyle bir özellik tafl›maktayd›. En güçlü oldu¤u dönemde, dünya egemenli¤inin kay›ts›z flarts›z ele geçirilmesi bak›m›ndan dönemin flartlar› oldukça elveriflliydi. Emperyalistlerin yeni çat›flma ve iflgallerle daha da k›z›flt›raca¤›n› resmen ilan etmekte sak›nca görmedi¤i “yeni” dönem, yönetmeyi baflaramad›klar› eski dönemin keskinleflen çeliflkileri üzerinden flekillenmektedir. Bu çeliflkiler yuma¤›n› sadece kendi aralar›ndaki dalaflma de¤il, ondan daha yo¤un bir biçimde s›n›f mücadelesinin büyüttü¤ü çat›flmalar oluflturmaktad›r. Yukar›da ABD emperyalizminin durumuna iliflkin olarak resmetti¤imiz dünya panoramas›, bunun eseri olarak flekillenmifltir. Önümüzdeki sürece as›l rengini verecek olan da yaln›zca onlard›r. Ezilenlerin kutbundan gelifltirilen hamleler, sermayenin kalelerinde önemli gedikler açmaktad›r. 1984 y›l›ndan bu yana dünyadaki açl›k s›n›r› en yüksek seviyeye ç›km›flt›r. Dünya nüfusunun yar›s› açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflamaktad›r. Dünyan›n pek çok bölgesi ve ülkesinde, kitle hareketleri, direnifl cepheleri, isyan eylemleri ve ayaklanmalar örgütlenmekte ve savafllar yürütülmektedir. Dünya, ezilen halklar ve uluslar için yaflan›las› bir konumda de¤ildir ama küçük bir az›nl›¤› oluflturan emperyalist-kapitalist sistemin asalaklar›na da dar gelmeye bafllayacakt›r.


5-18 Eylül 2008

İşçi-köylü 5

İşçi/köylü

Direnifller dayan›flmayla büyüyor! 28 A¤ustos Pazartesi günü Türk-‹fl fiubeler Platformu ve Herkese Sa¤l›k Güvenli Gelecek (HSGG) Platformu taraf›ndan Unilever direnifline bir dayan›flma ziyareti gerçeklefltirildi. Bizde ‹flçi köylü gazetesi olarak direniflteki iflçilerle görüflmek amac›yla bu ziyarete kat›ld›k. Unilever Fabrikas› önünde ‹stanbul’dan gelenlerin yan› s›ra Yörsan, EKart vb. direniflçi iflçilerin de gelmesiyle bayram havas›nda bir selamlaflma yafland›. Ziyaret s›ras›nda konuflmalar d›fl›nda slogan sesleri neredeyse hiç susmad›. ‹flçilerin mücadelesini Unilever’den bir iflçi anlatt›, ard›ndan da sendika yönetici ve temsilcileri söz ald›lar. Bu s›rada biz iflçilerin aras›nda dolaflmaya bafll›yoruz, kalabal›kta biraz hüzün ve bolca gurur veren bir manzarayla karfl›lafl›yoruz. Direniflçilerin çocuklar›, ellerindeki dövizlerin ç›kan çivileri ve bozulan kenarlar›yla ilgileniyorlar. Hemen yan› bafllar›nda ateflten ve dumandan kararm›fl bir demlik ve minik ellerde büyük umutlar›n talepleri olan küçük dövizler. Sohbetimize bir Unilever iflçisiyle bafll›yoruz. Ad› Ulgar Biber. “Biz sendika nedir bilmiyorduk, yeni ö¤reniyoruz, daha yeni al›flt›k say›l›r” diyor. Örgütlenmeye bafllad›klar›nda hepsinin do¤al çekinceleri oldu¤unu belirtiyor. “Patron sendikalaflmay› duyunca ilk olarak öncü iflçileri, daha sonra da di¤er iflçileri iflten ç›kard›” diye anlat›yor yaflad›klar›n›. “Biz birkaç gün içinde biter bu ifl anlaflma olur diyorduk, yani buralara kadar gelece¤ini hayal bile edemezdik” sözleriyle anlatmay› sürdürüyor. Alandaki kalabal›¤›, çeflitli yerlerden

gelmifl farkl› kültürlerden iflçilerin ortak bir paydada bulufltu¤unu göstermek istermifl gibi kitleyi iflaret ediyor ve do¤ru kelimeyi düflünüyor; “Nas›l söylesem, bu bizim için bir mucize!” diyor. Türk-‹fl fiubeler Platformu’nun bafllatt›¤› “5 YTL’ni Grev ve Direniflteki ‹flçi Kardeflinle Paylafl” kampanyas›n› da oldukça anlaml› buldu¤unu belirtiyor. Biber, “bu destek ziyaretleri çok önemli bizim için. ‹nan›lmaz bir moral kayna¤› oluyor. Bu süreklilik sa¤land›¤› sürece kaza-

Cevab›, duyanlara cesaret verir nitelikte; “Kimseden olumsuz bir tepki almad›m ve bu da bana cesaret veriyor. Burada direniflte olan tek kad›n benim ama hep beraber kazanaca¤›z biz bu direnifli” diyor. Sohbetimizin ard›ndan ziyaretin sonuna gelindi ve yeniden görüflmek üzere iflçilerle vedalaflt›k. Unilever direniflçileri, iflçi kardefllerini karfl›lad›klar› gibi coflkulu bir flekilde u¤urlad›. (‹stanbul)

Tersane “cinayetleri” yay›l›yor T

uzla Tersaneleri’nde art›k seri hale gelen, bir süre önce ise Pendik Tersanesi’ne de s›çrayan “ifl cinayetleri”nin “kapsama alan›” giderek geniflliyor! Kurals›z çal›flt›rmaya ba¤l› yaflanan iflçi ölümlerinin adresi bu defa Körfez Yar›mca’da bulunan Marmara Tersanesi idi. Bu tersanede çal›flan ‹smail K›rlang›ç adl› iflçi, ifl güvenli¤ine dönük önlemlerin al›nmamas› sonucu, 27 A¤ustos’ta çal›flt›¤› geminin güvertesinden düflerek yaflam›n› yitirdi.

l›” olarak denek yap›lmas› sonucunda 3 iflçinin yaflam›n› yitirmesi ile gündeme gelen tersanelerde, kamuoyunun bask›s›yla kapat›lan iki tersane aradan birkaç gün geçmeden aç›ld›. Kapat›larak, mühür vurulan

Kurals›z çal›flma ve buna ba¤l› olarak da ifl güvenli¤inin sa¤lanmamas› üzerine yaflanan ölümlerin bafll›ca adresi olan Tuzla Tersaneleri’nde ise, al›nan “önlemlerin” ne kadar göstermelik oldu¤u k›sa sürede a盤a ç›km›fl bulunuyor. En son tersane iflçilerinin “kum çuva-

Yaflanabilir çevre ve ücretsiz sa¤l›k hakk›m›z AKP “Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi’nin” propagandas›yla birlikte “herkese sa¤l›k güvencesi”, “hiçbir ek ödeme yapmadan sa¤l›k hizmeti” sa¤lanaca¤›n›n propagandas›n› yapt›. Ama kendi TV ve gazetelerine yans›yan vücudu yanm›fl küçük çocuklar›n, do¤um yapmak üzere olan hamile kad›nlar›n hastane hastane dolaflt›r›ld›klar›na dair görüntüler bu propagandan›n bir yalandan ibaret oldu¤unu a盤a koydu. Bugün birçok yerli ve yabanc› flirket kendisine sunulan olanaklar› kullanarak sa¤l›k alan›na yat›r›m yap›yor. Eren ve Esas Holdinglerin birlikte kurdu¤u Birleflik Sa¤l›k Kurumlar› (BKS) 21 ila 30 hastanede 100 milyon dolarl›k bir yat›r›ma haz›rlan›yor. Eren Holding Yönetim Kurulu Baflkan› Ahmet Hilmi Eren’in “sa¤l›k sektörünün devlet tekeline b›rak›lmayacak kadar ciddi oldu¤una inan›yorum. BKS’nin önünün aç›k ve büyük baflar›lara imza ataca¤›na eminim” fleklindeki aç›klamas›n› do¤ru okursak durum daha da anlafl›l›r olur. Sa¤l›k alan›n›

ne kapatma, ço¤unlu¤u gündelikle çal›flan iflçilerin iflsiz kalmas› anlam›na gelmekte. RMK Tersanesi’nin kapal› kald›¤› süre içinde de bu sorun ortaya ç›km›flt›r ve iflçiler çal›flmad›klar› süre boyunca ücret hakk›ndan mahrum kalm›fllard›r.

Tersane felç etti!

tersanelerden biri olan RMK Tersanesi, tersane sahibinin “eksikler tamamland›” yönlü yapt›¤› baflvurunun hemen ard›ndan, 5 gün içinde yeniden faaliyete geçti. Ancak zaten gerek sendikalar gerekse kamuoyu tersane kapatman›n çözüm olmad›¤›n› dile getirmekteler. Çünkü tersa-

Dearsan Tersanesi’nde Pozitif Gemi isimli tafleron firmada montaj iflçisi olarak çal›flan 40 yafl›ndaki Ali Alemdar’›n üzerine, imal edilmekte olan makinenin aya¤› düfltü. Vücudunun çeflitli yerlerinde k›r›klar oldu¤u bildirilen Alemdar, Dr. Lütfi K›rdar Kartal E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi’ne kald›r›ld› ve buradan da ameliyat edilmek üzere Bostanc› ‹sviçre Hastanesi’ne sevk edildi. 6 saat süren bir omurilik ameliyat› geçiren Alemdar’›n sinirlerinin ezildi¤i ve belden afla¤›s›n›n felç oldu¤u ö¤renildi. (Kartal)

bu kadar “ciddi” bulmalar›n›n nedeni ifltahlar›n› kabartan milyon dolarlar olsa gerek. Elde edeceklerini ifade etti¤i “büyük baflar›lar” ise daha çok kâr elde etme arzular›n›n bir ifadesidir. Yap›lan bu tür aç›klamalar sa¤l›k alan›nda nas›l bir talan›n planland›¤›n›n da aç›k göstergesidir. TV ve gazetelere yans›yan tedavi olmak için hastane hastane dolaflan hastalar›n görüntüleri bu politikalar sonucu ortaya ç›kmaktad›r. Bu yaflananlar münferit olaylar olmad›¤› gibi “kendini bilmez” birkaç hastane personelinin ifli de de¤ildir. As›l sorumlular bu düzenlemeleri yapanlar ve paras› olmayana hastane kap›lar›n› kapatan egemenlerdir. Somut bir örnek olarak 2002 y›l›ndan bugüne her y›l artarak gündeme gelen K›r›m-Kongo Kanamal› Atefli hastal›¤›yla ilgili yaflananlar ibret vericidir. Bu hastal›ktan 2002–2003 y›l›nda 6, 2004 ve 2005 y›l›nda 14’er, 2006 y›l›nda 27, 2007 y›l›nda 33 kifli hayat›n› kaybetti. Bu sene ise flu ana kadar 30 kifli hayat›n› kaybetti. Bu say›n›n artaca¤›na kesin gözüyle bak›l›yor. Tüm bu olaylar olurken hiçbir ciddi bilimsel tedbir almayanlar hastal›k ve ölüm haberlerinin her gün artmas›n›n zorlay›c›l›¤› ile bu hastal›kla mücadele edilece¤ini aç›klamaya bafllad›lar. Ve en sonunda bu

hastal›kla mücadelenin yolunun pantolon paçalar› vb.’nin çorap içine sokmaktan geçti¤ini kamuoyuna aç›klad›lar. Halk›n sa¤l›¤›n›n egemenlerce önemsenmedi¤inin di¤er çarp›c› bir örne¤i de Aksaray, ‹zmir, Ankara, ‹stanbul, Malatya vb. illerde yaflanan arsenikli, mikroplu sular›n halka içirilmesidir. Aksaray ilinde su flebekesine kar›flan kanalizasyon nedeniyle binlerce insan hastanelere ak›n etti. Bu durum içme suyuna d›flar›dan çok kolay mikrop kar›flabilece¤ini bir kez daha göstermifl oldu. Yaflanabilir bir çevre ve sa¤l›k hizmetlerine hiçbir engelle karfl›laflmadan ücretsiz bir flekilde ulaflmak tüm insanlar›n en do¤al temel haklar›ndand›r. Bu konularda halk› aptal yerine koyanlar ve halk› çaresiz sananlar büyük bir yan›lg› içindeler. Bugün bu yaflanan sorunlar somutunda halk›n bu acil sorunlar›n›n yafland›¤› her yerde tüm devrimci, demokratik kurumlar›n biraraya gelerek halk›n bu en temel insani haklar› konusunda sergilenen pervas›z yaklafl›mlara karfl› birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Halk›n bu en temel insani haklar›n›n al›nmas› için kitlelerin demokratik taleplerine önderlik etmeleri zorunluluktur. Bunun yolu kitlelerle birlikte kal›c› ve ›srarc› bir mücadeleyi örgütlemekten geçmektedir.

“Önlemler” göstermelik!

Emekçinin Gündemi Her gün TV’lerde, gazetelerde tedavi olmak için hastaneye giden ama bir türlü hastane kap›s›ndan içeri girmeyi baflaramayan ve hastane hastane dolaflt›r›lan insanlara dair haberleri izliyoruz. Bu haberlerin kamuoyuna yans›mas› ile birlikte baflta Baflbakan olmak üzere ilgili bakan ve yetkililer hemen “müdahele ederek” sorunu çözdüklerini duyuruyorlar. ‹lgili hasta hastaneye yat›r›lm›flt›r. Hastane masraflar› üstlenilmifl, görevlerini yapmayan personel hakk›nda soruflturma aç›larak konu kapat›lm›flt›r. Ama bizler tüm bu yaflananlar›n birer aldatmacadan ibaret oldu¤unu biliyoruz. Emperyalizmin yar›-sömürge ülkelere dayatt›¤› “yeniden yap›land›rma program›”n›n hedefi yar›-sömürge ülkelerin pazarlar› ile tüm yeralt›-yerüstü zenginlikleri üzerinde tam bir hâkimiyet sa¤lamakt›r. AKP de bu temelde hareket ederek sa¤l›k hizmetlerini piyasa koflullar›na uygun bir flekilde ticarilefltirmek için gündemine ald›¤› birçok tasar›y› yasallaflt›rd›.

naca¤›m›za inan›yoruz” diyor. Direniflte kad›n iflçi olup olmad›¤›n› sordu¤umuzda biraz da övünen bir ses tonuyla “evet bir kifli var, Sabire Abla” diyor. Sabire Aydafl’›n yan›na gidiyoruz, tek kad›n direniflçi oldu¤unu biliyor, ama yaln›z olmad›¤›n› anlat›yor. “Bu gibi dayan›flma ziyaretlerinin daha fazla olmas›n› istiyoruz, moral kayna¤› oluyor bizim için” diyor Aydafl. Kad›n olman›n zorluklar›n› direniflte yaflay›p yaflamad›¤›n› soruyoruz kendisine.


İşçi/köylü

İşçi-köylü 6

5-18 Eylül 2008

Mücadele eden belediye iflçileri kazand› Telekom, THY, Novament’te kazan›mla sonuçlanan direnifl, Yörsan’da “birleflirsek kazanabiliriz” düflüncesini gelifltirdi.14 Mart’ta da “birleflirsek güçlüyüz” düflüncesi sokakta ortaya ç›kt›. Ard›ndan Türk-‹fl’e ra¤men 6 Nisan’da Kad›köy’de on binlerce insan topland›. E-Kart, Desa, Tuzla’daki geliflmeler tabanda yaflanan k›p›rdan›fllar› gösteriyordu.

Belediye-‹fl Sendikas› ile ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi aras›nda Mart ay›ndan bu yana devam eden toplu sözleflme görüfllerinde anlaflma sa¤lanamam›fl, bunun üzerine Belediye-‹fl Sendikas› bir eylem takvimi aç›klayarak, fiili meflru mücadeleye bafllam›flt›. Gerçeklefltirilen eylemlerin ard›ndan Büyükflehir Belediyesi’ne grev karar› asmak isteyen kitle, polis terörü ile karfl›laflm›fl, yaflanan sald›r› sonucu birçok iflçi yaralanm›flt›. Yaklafl›k 5 ay süren ve son olarak sendikan›n 28 A¤ustos’ta Zeytinburnu Belediyesi’nde greve ç›kaca¤›n› kamuoyuna duyurmas› ile ilerleyen süreç, anlaflma ile noktaland›. Toplu ‹fl Sözleflmesi iflçiler aç›s›ndan önemli bir kazan›mla sonuçland›. ‹mzalanan T‹S’in s›n›f hareketi için önemi üzerine Belediye-‹fl Sendikas› 2 Nolu fiube Baflkan› Hasan Gülüm ile bir söylefli gerçeklefltirdik. - T‹S görüflmeleri nas›l bir atmosferde bafllad›? Sizin talepleriniz nelerdi? - 2008 y›l› toplu sözleflmeler, GSS sonras› 1 May›s gündemi ile oluflan atmosferin içinde geliflti. Bu süreçten etkilenerek flekillendi. Bizim taleplerimiz de bu sürecin paralelinde geliflti. Türkiye’nin her taraf›nda sözleflmeler % 10–12 ile bitti. B›rak›n eylem yapmay›, ço¤u yerlerde sözleflmeler bile imzalanmad›. May›s ay›na kadar ‹stanbul’da Büyükflehir Belediyeleri hariç birçok yer sonuçlanm›flt›. Sözü edilen rakamlar sendikac›lar› rahatlatan rakamlard›, onlar için gürültüsüz pat›rt›s›z iflleyen bir süreç oldu. Biz iflçi arkadafllar›m›z›n ihtiyaçlar›n› dikkate alarak Türkiye’de enflasyon oran›n›n 10–12 de¤il, yüzde 30 oldu¤unu söyledik. Bunun üzerinden belirledi¤imiz taleplerimizi iflverenler kabul etti. Ücret konusunda teklifler yüzde 8 olarak geldi. - Büyükflehir’le yap›lan görüflmelerden sonra bir dizi eylem gerçeklefl-

tirdiniz. Bu süre içinde iflçilerin tepkileri nas›ld›? - Biz iflçilere mücadele edilmeden bir kazan›m sa¤lanamayaca¤›n› söyledik. ‹flçiler mücadele yolunu seçti. Yapt›¤›m›z tart›flmalar sonucunda grev karar›n›n ilan edilmesi fikri ortaya ç›kt›. Edirnekap›’da 17 Temmuz günü yaklafl›k 4 bin iflçi ile ifl b›rakarak grev karar› asmak üzere eylem yapt›k. Demokratik hakk›m›z biber gazlar›, coplu sald›r›larla engellenmek istendi, buna ra¤men ayn› gün grev karar›n› ast›k. Kamuoyunda belediye iflçilerini hakl›l›¤› gündeme geldi. ‹flçiler haklar›na daha fazla sahip ç›kt›lar. Eylemimiz iflçileri olumlu etkiledi. ‹flçilerin deste¤i ile eylem program› aç›klad›k. Bu s›rada talebimizi yüzde 20 olarak duyurduk. ‹flveren eylemden sonra yüzde 14’e ç›kt›. ‹flçiler greve evet diyorlard›. Ancak d›fl›m›zdaki sendikalarla hareket etmek zorundayd›k. Genel-‹fl, Tes-‹fl, Hizmet-‹fl gibi stratejik yerleri ellerinde tutan sendikalarla birlikte yürütüyorduk görüflmeleri. Eylemlilik süreci ve taleplerimiz birçok sendikan›n görüflmelerini kilitledi. Sendika yöneticilerinin aç›ktan söyledi¤i flu oldu; “Türk-‹fl yüzde 12’ye evet diyecekti, ama siz 17 Temmuz’la talepleri yükselttiniz.” Tüm bunlara ra¤men 1 y›l için 17.5’e gelindi. Bu, son

‹ETT çal›flanlar› ifl yavafllatt›

y›llardaki en iyi rakamlardan biriydi. Telekom 44 gün grev yapt›, yüzde 14 ald›. Kazan›m›m›z 17’nin üstünde de olabilirdi. Tes-‹fl’in oldu¤u ‹GDAfi, ‹ETT, ‹SK‹’de sözleflmeler imzalan›nca biz de imzalamak durumunda kald›k. Bu karar› iflçilerle birlikte ald›k. Büyükflehir’i bu noktaya getiren fley iflçilerin taleplerini yüksek tutmalar›yd›. ‹kincisi buna uygun afla¤›dan yukar›ya iflçileri örgütlemekti. Öyle olunca iflveren büyük flehirdeki zay›f halkalara yüklendi. - T‹S görüflmeleri boyunca fiili mücadele yürüterek önemli kazan›mlarla görüflmeleri sonuçland›rd›n›z. Bu süreç s›n›f hareketi için nas›l bir önem tafl›yor? - 2008 y›l› geçmifl y›llara göre s›n›f hareketinde bir k›p›rdan›fla sahne oldu. Telekom, THY, Novament’te kazan›mla sonuçlanan direnifl, Yörsan’da “birleflirsek kazanabiliriz” düflüncesini gelifltirdi. 14 Mart’ta da “birleflirsek güçlüyüz” düflüncesi sokakta ortaya ç›kt›. Ard›ndan Türk‹fl’e ra¤men 6 Nisan’da Kad›köy’de on binlerce insan topland›. E-Kart, Desa, Tuzla’daki geliflmeler tabanda yaflanan k›p›rdan›fllar› gösteriyordu. Tüm bunlar›n sonucunda toplu sözleflmeler beklenmedik bir noktaya evrildi. ‹mzalanan toplu sözleflme s›n›f hareketine önemli bir katk› sundu. Biz bir örnek yaratt›k. MESS sözleflmeleri devam ediyor. Bu görüflmelerde muhtemelen flöyle bir fley ç›kacak “Evet, biz de mücadele edersek kazanabiliriz.” Bu kazan›m, sadece ekonomik de¤ildir, s›n›f›n kendi sorunlar›na sahip ç›kma duygular›n› gelifltirecektir. Mücadelenin gelifltirilmesi aç›s›ndan bir kazan›md›r. Önümüzdeki dönem grev ve direnifllerin geliflece¤i bir süreç olacak. S›n›f hareketi gelifltikçe sendika ile hareket içindeki çizgiler de giderek netleflecek. S›n›fa güvenen, ona dayanarak yürüyenlerin ilerleyece¤i bir süreç olacakt›r. (‹stanbul)

Hizmet-‹fl Sendikas›’na ba¤l› ‹ETT çal›flanlar› ifl yavafllatma eylemi yapt›. Hizmet-‹fl ‹stanbul 2 No’lu fiube Baflkan› Orhan ‹lhan, “çal›flanlar›n maafllar›n›n zaman›nda yat›r›lmamas›” sebebiyle 22 A¤ustos günü ‹stanbul’daki tüm otobüs hatlar›nda 07.00-09.00 saatleri aras›nda ifl yavafllatmaya gittiklerini bildirdi. ‹lhan, 12 A¤ustos’ta yapt›klar› eylemde de maafllar›n zaman›nda yat›r›lmas›n› talep ettiklerini, ancak “yetkililerin buna duyars›z kald›¤›n›” söyledi. Maafllar›n 21 A¤ustos’ta hesap-

Deri-‹fl Sendikas›:

“DESA sabr›m›z› tafl›rma!” Deri-‹fl Sendikas›, iflten at›lan DESA iflçileriyle birlikte Niflantafl› DESA ma¤azas› önünde bir eylem gerçeklefltirdi. 23 A¤ustos Pazar günü 17.00’de DESA Deri ma¤azas› önünde toplanan iflçiler, “DESA flafl›rma, sabr›m›z› tafl›rma”, “Sendika yoksa, üretim de yok” sloganlar›n› hayk›rd›lar. Çeflitli dövizler de tafl›yan iflçiler, eylem esnas›nda sokaktan geçenlere bildiri da¤›tt›lar. Burada sözlü olarak bir aç›klama yapan Deri-‹fl Sendikas› Örgütlenme Sekreteri Gürsel Mentefle, iflçilerin 1800’lü y›llar› aratmayan çal›flma koflullar›nda çal›flt›klar›n›, bu koflullara daha fazla dayanamad›klar› için de sendikaya üye olduklar›n› belirtti. Mentefle sendikaya üye olman›n anayasal bir hak oldu¤unu hat›rlatarak, anayasal haklar›n› kullanan iflçiler üzerinde bask› oluflturan patronun suç iflledi¤ini vurgulad›. Limter-‹fl Sendikas›’n›n da destek verdi¤i eylem alk›fl ve sloganlarla sona erdi. Eylemin ard›ndan görüfltü¤ümüz Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi Baflkan› Binali Tay’dan k›sa bir görüfl ald›k. Tay Yörsan, Karper, Unilever ve DESA’da yaflanan direnifllere dikkat çekerek bu direnifllerin kazan›lmas› durumunda ciddi bir moral motivasyon sa¤lanaca¤›n› dile getirdi. (‹stanbul) lara yat›r›lmas› gerekti¤ini ifade eden ‹lhan, maafllar›n› zaman›nda almayan ‹ETT çal›flanlar›n›n ma¤dur oldu¤unu ve genel müdürlü¤ün bu konuda duyarl› olana kadar eylemlerine devam edeceklerini kaydetti. Bu arada, ifl yavafllatma eylemi, ‹ETT otobüslerinin yan› s›ra Cevizliba¤-Avc›lar aras›ndaki metrobüs hatt›nda da gerçeklefltirildi. 22 dakikada al›nan mesafenin, ifl yavafllatma eylemi sebebiyle uzamas› yolcular ile sürücüler aras›nda tart›flmalar yaflanmas›na neden oldu. (‹stanbul)


5-18 Eylül 2008

İşçi-köylü 7

İşçi/köylü

F›nd›k sorunu, fiyat tart›flmalar›na s›k›flt›r›larak gündemde! F›nd›k hasat dönemine girilmeden önce bafllayan tart›flmalar hasat döneminin sonuna gelindi¤i halde sonuçlanm›fl de¤il. Geçen y›l seçimler dolay›s›yla fiyatlar Temmuz ay›n›n bafl›nda aç›klanm›fl, bir miktar ödeme de yap›lm›flt›. Bu y›lsa, hükümetin bir tarafta IMF-DB-AB’nin plan›n› uygulama yükümlülü¤ü di¤er tarafta yerel seçimler dolay›s›yla “üreticileri memnun etme” zorunlulu¤u; fiyatlar ancak A¤ustos’un son haftas›nda aç���klanabilmifltir. Kademeli olarak belirlenen ve 4 YTL’den bafllayan fiyatlar pek tabi ki üretici köylünün giderlerini daha karfl›lamamaktad›r. Bu y›l stoklarla birlikte eldeki f›nd›k miktar›n›n bir milyon tonu aflarak rekor k›rmas› bekleniyor. Tar›m Reformu Uygulama Projesi çerçevesinde ekim alanlar›n›n ve dolay›s›yla rekoltenin düflmesi gerekirken; rekor seviyede art›fl olmas› ve yap›lacak ödemeler için IMFDB’den izin kopartma zorunlulu¤u AKP’yi kara kara düflündüren (!) esas nedendir. Fiyatlar›n geç aç›klanmas› borcu olan üreticilerin ürünlerini tüccar-tefeciye çok düflük fiyata satmalar›na yol açm›flt›r. Gazetelere yans›yan haberlere göre birçok üretici f›nd›¤›n› 2,5 YTL’den satmaya bafllam›flt›r. Ço¤u zaman da küçük üretici bu kadar bile bekleyemeden, ürün dal›ndayken ucuza satmak zorunda kalmaktad›r [alivre (önceden) sat›fl]. Böylece TMO’nun almas› gereken f›nd›k miktar›nda “do¤al” bir düflüfl olmakta, bu da ödemeler konusunda hükümetin elini rahatlatmaktad›r. Yani uygulanan f›nd›k politikas› üreticiyi tefeci-tüccar›n eline teslim etmektedir

Küçük üreticinin sorununu ne TMO ne Fiskobirlik çözer! Ülkemizde ilk ad›mlar› 5 Nisan kararlar› ve hemen peflinden imzalanan Stand-by anlaflmas› ile at›lan TRUP; Ma-

y›s 2001 ile birlikte uygulanmaya bafllad›. TRUP’un baz› temel bileflenleri; gübre, kredi ve fiyat desteklerinin kald›r›lmas›, tar›m ürünlerinin pazarlama ve ifllenmesinde devletin rolünü azaltmak için devlete ait kooperatiflerin özerklefltirilmesi, Tar›m Sat›fl Kooperatifleri Birlikleri’nin (TSKB) ifllevsiz hale getirilmesi ve flirketlefltirilmesi, ürün geçifl program› ekseninde tütün ve f›nd›k üretiminde alternatif ürünlere geçilmesidir. DB ve IMF ile bu projenin karfl›l›kl› olarak imzalanmas› yetmemifl, kanunlaflt›r›lmas› IMF’nin standby görüflmelerinin flartlar›ndan biri olmufltur. Bu kapsamda 18.04.2006 tarihinde ç›kart›lan Tar›m Kanunu’nda “Tar›m Politikas›n›n ‹lkeleri” bafll›¤› alt›nda; “Uluslararas› taahhütlere uyum, piyasa mekanizmalar›n› bozmayacak destekleme araçlar›n›n kullan›m›, özel sektörün rolünün art›r›lmas›” maddeleri yer alm›flt›r. F›nd›k ve tütün; TRUP’ta “Alternatif Ürün Program› Bilefleni” ad› alt›nda ayr›ca ele al›nm›flt›r. Buna göre 100 bin hektar f›nd›k bahçesinin sökümü istenmifl ve bunun için DB taraf›ndan 146 milyon dolar ayr›lm›flt›r. Ayr›ca di¤er TSKB’ler gibi Fiskobirlik’in de özerklefltirilmesi karar› al›nm›flt›r. Gelinen aflamada; f›ndak bahçelerinin de¤il azalmas›, artmas›yla karfl› karfl›ya kal›nm›flt›r. 2000 y›l›nda 544 bin hektar alanda f›nd›k varken 2007’de 700 bin hektar olmufltur. (18.08.08 Milliyet) Alternatif ürünlere yönelim olmamas›n› TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi B. Remzi Suiçmez “di¤er ürünlere göre daha kârl› olmas›, depolama süresinin uzunlu¤u, fiyat ve Pazar garantisinin olmas› nedeniyle f›nd›¤›n alternatifsiz olmas›d›r. Özellikle yüksek e¤imli arazilerde; arazinin konumu ve önerilen ürünlerin getirisi dikkate al›n›rsa; ‘f›nd›¤›n alternatifi, bit-

kisel üretim alan›nda yine f›nd›kt›r’ ya da ‘göç’tür” fleklinde aç›klam›flt›r. TSKB’lerin özerklefltirilmesi, devletten kredi almamalar›; baflta Fiskobirlik olmak üzere tüm birliklerde büyük borçlar›n oluflmas›na, ürün al›namamas›na ve TAR‹fi gibi baz› büyük birliklerin parçalanmas›na yol açm›flt›r. 2001 sonras›nda proje kapsam›nda Destekleme Fiyat ‹stikrar Fonu (DF‹F) oluflturulmufltur. Birlikler, DF‹F’ten piyasa koflullar›na göre daha yüksek oranda faizli kredilere mahkum edilmifllerdir.

kelerde bu tür projelerle destekler kald›r›l›rken AB, bütçesinden 55 milyar Euro, ABD ise 100 milyar dolar› sübvansiyonlar için ay›rm›flt›r. Destekler olmadan sürekli ve verimli bir üretimin olmas› mümkün de¤ildir. Dolay›s›yla asl›nda amaçlanan TSKB’lerin tasfiyesidir. K›saca flunu belirtmekte fayda var ki; Türkiye’de kooperatifçilik hiçbir zaman küçük üreticiyi korur-kollar tarzda olmam›flt›r, olamazd› da! Dönemin hükümetlerinin, büyük toprak sahiplerinin, tefecilerin-tüccar›n ç›kar› esas al›nm›flt›r her zaman. Ayn› fley TMO ve di¤er K‹T’ler için de geçerlidir. Bununla birlikte hem küçük üreticilerin ürünlerini bir merkezde toplayabilmek hem de toplumsal hareketlenmelerin önüne bir set çekebilmek için çeflitli tar›msal destekler birlikler arac›l›¤›yla devreye sokulmufl-

Befl y›l içerisinde tüm birliklerin DF‹F’e borcu 600 milyon YTL’ye ulaflm›flt›r. TSKB’lerin flirket gibi hareket etmesi istenmektedir. Bunun gerçekleflmesi; birinci olarak zaten mevcut sistemde de ç›karlar› korunmayan küçük üreticilerin daha çok ezilmeleri-h›zl› bir flekilde yok olufla sürüklenmeleri demektir. ‹kinci olarak; emperyalist tekellerle rekabetleri mümkün olmad›¤›ndan sürekli zarar aç›klayacak olmalar›d›r. Yar›-sömürge ül-

tur. fiimdi bahsi geçen uygulamalarla bu cüzi miktardaki destekler ortadan kald›r›lmaktad›r. Sonuç olarak; küçük üreticiler aç›s›ndan f›nd›k al›m›n› Fiskobirlik veya TMO’nun yapmas› aras›nda bir fark yoktur. Fiyat›n bazen yüksek belirlenmesi de çözüm de¤ildir. Ekonomide ve di¤er sosyal politikalarda oldu¤u gibi bu konuda da sorunu AB-DB-IMF politikalar›n›n reddine s›k›flt›rmak yetersiz olacakt›r. Türkiye’de küçük üretici, her zaman büyük toprak sahipleri, tefeci-tüccar ve hükümetler aras›nda s›k›flm›fl kalm›fl; flimdi de yok olma aflamas›na gelmifltir. Köylülerin içinde çal›flmalar›m›z› yo¤unlaflt›rmak, ç›karlar›n›n iflçi s›n›f›yla birlik olarak anti-emperyalist, anti-feodal politikalar›n savunulmas›nda oldu¤unu göstermek gereklidir. Bununla ilgili kullan›labilecek araçlar› araflt›rmak, kullanmak; yoksa da oluflturmak bizim görevimizdir.

Köylüye göç yolu göründü Batman’›n Befliri ‹lçesi’ne ba¤l› 15 köyde kurakl›kla birlikte yaflanan su sorunu, köylüleri göç etmekle karfl› karfl›ya getirdi. Ekinlerin suland›¤› H›vzat Çay› ile su kuyular›n›n kurudu¤u köylerde, köylüler tankerlerle tafl›nan suyun sorunu çözmedi¤ine vurgu yaparak, çözüm bulunmamas› halinde, do¤up yaflad›klar› köylerini terk etmek zorunda kalacaklar›n› belirtti. Binlerce köylünün ekinlerini sulad›¤› H›zvat Çay› ile birçok su kuyusunun kurudu¤u köylerde, ekinlerini sulayamayan köylüler, geçimlerini sa¤layamad›k-

lar›n› söyledi. Tar›m ve Köyiflleri Bakan› Mehdi Eker’in kurakl›ktan zarar gören köylülere tohum deste¤i ve borçlar›n›n faizsiz olarak 1 y›l süreyle ertelenece¤i aç›klamas›na ra¤men, köylülerin kurakl›ktan gördü¤ü zararlar›n karfl›lanmas› için herhangi bir giriflim bafllat›lmad›. O¤uz (Bêtro) Köyü’nde, DTP’li milletvekillerinin çabas›yla tankerlerle köylülerin su ihtiyac› karfl›lanmaya çal›fl›l›yor. Köy meydan›na getirilen su tankerlerine ak›n eden köylüler, su doldurduklar› bidonlar› efleklerle s›rtlayarak evlerine tafl›yor. Su al›m› s›ras›nda

zaman zaman köylüler aras›nda da tart›flmalar yaflan›yor. Su sorunundan en çok kad›nlar›n etkilendi¤ini dile getiren 12 çocuk annesi Menice Acet (60), tankerlerle gelen sular›n kendilerine yetmedi¤ini ifade ederek, “Do¤ru dürüst ne banyo ihtiyac›m›z› giderebiliyoruz, ne evimizi gönül rahatl›¤›yla temizleyebiliyoruz ne de çamafl›rlar›m›z› y›kayabiliyoruz. Gelip bidonlarla çekti¤imiz sular daha sonra bel, s›rt ve omuz a¤r›s›na neden oluyor. Geceleri çekti¤imiz a¤r›lardan dolay› uyuyam›yoruz” dedi. (H. Merkezi)

Kaynaklar: 1- TMMOB Ziraat Mühendisleri Odas› Tar›m Politikalar› Yay›n Dizisi: Türkiye tar›m›nda Kapitalizm ve SIn›flar 2- TMMOB-ZMO; 2000’li Y›llarda Tar›m Sektörü Sempozyumu


İşçi-köylü 8

Dengê azadi

Yerel seçimler ufukta: Cellat fl fliimdi papaz! tas›na özellikle Diyarbak›r’› koymufl durumda.

Mahalleler de çöp y›¤›nlar›n›n olufltu¤u Kozluk’ta halk susuzlukla bo¤ufluyor. Etraf›nda bol miktarda su olmas›na ra¤men Kozluk Belediyesi’nde sular günde bir saat ak›yor. Belediye Baflkan›, belediyenin olanaklar›n› bölge halk› için kullanmak yerine kendi yandafllar›na peflkefl çekiyor.

Hakk›nda aç›lan kapatma davas› ile kamuoyunda imaj› epey y›pranan AKP, yerel seçimlere yüklenerek güven tazeleme peflinde. Türkiye Kürdistan›’nda bir önceki seçimlere göre oy oran›n› artt›ran AKP, son dönemlerde Anayasa Mahkemesi’nin karar› ve yaflanan zamlarla birlikte gerileyen oy oran›n› yükseltmenin hesab›n› yap›yor. S›n›r ötesi operasyonlar s›ras›nda gösterdi¤i tav›r ile birlikte bölgede ciddi oranda teflhir olan AKP, yeniden imaj tazelemek için kollar› s›vad›. Bölgede ordu muhalifli¤i üzerinden prim yapmaya çal›flan Erdo¤an, Ergenekon sürecinde Genelkurmay Baflkan› ile gerçeklefltirdi¤i görüflmeler ve sonras›nda yapt›¤› konuflmalarla da Ordu karfl›t› oldu¤u izlenimini de ciddi oranda kaybetti. Bugüne kadar büyük bir gürültü ile Kürt illerine yapt›¤› her ç›karma fiyaskoya dönüfltü. Bir avuç AKP iflbirlikçisi d›fl›nda, emekçi Kürt halk›ndan sert tepki alan AKP’nin bölgede ifli zor görünüyor. GAP Eylem Plan› ile “önemli aç›l›mlar” yapt›¤›n› kamuoyuna duyuran AKP, bölgede sadaka da¤›tarak açl›k ve yoksullukla bo¤uflan Kürt halk›n› sat›n almaya çal›fl›yor. AKP 2009 Mart ay›nda gerçeklefltiri-

lecek yerel seçimlerde daha önce DTP’den ald›¤› Van, Siirt, Bingöl, Mufl ve A¤r›’y› koruyarak bunlara özellikle Diyarbak›r ve Dersim’i de eklemek istiyor. Ayr›ca bölgedeki propaganda çal›flmalar›na a¤›rl›k verirken DTP’li belediyeleri gözden düflürmek için türlü entrikalar da düzenliyor. 25 A¤ustos günü DTP’li Batman Belediyesi’ne bask›n yapan polis, elinde arama izni olmadan belediyeye girmek istedi. Görevlilerin tepki göstermesi üzerine nöbetçi mahkemeden izin alan polis, Belediye Meclis üyelerinin ald›¤› tüm kararlar› inceledi. Batman Belediyesi’nde yap›lan hukuksuz arama “DTP’li belediyeye rüflvet bask›n›” olarak bas›na yans›t›larak DTP’li belediyeler flaibe alt›nda b›rak›lmak istendi. AKP’nin yerel seçimlerin yaklaflmas› ile izleyece¤i politikada böylece a盤a ç›km›fl oldu: DTP’li belediyelere karfl› psikolojik savafl! Fethullah’ç› dinci örgütlenmelerin önünü açarak Kürt halk›n›n inançlar›n› suistimal eden AKP, bunun için hiçbir masraftan kaç›nm›yor. Kürt halk›n›n ulusal kurtulufl hareketine olan deste¤ini zay›flatmaya, giderek yok etmeye çal›flan AKP bunun için hedef tah-

AKP’li belediyelere devlet deste¤i! AKP T. Kürdistan›’nda yerel seçimlerde baflar› sa¤layabilmek için yat›r›mlara a¤›rl›k verecek. Her belediyenin yapmas› gereken ola¤an çal›flmalara aktar›lan kaynaklar AKP için seçim yat›r›m›na dönüfltürülecek. DTP’li belediyelere hazineden yasal olarak verilmesi gereken kaynaklar kesilirken, AKP’li belediyeler buna karfl›l›k çal›flmayan DTP’li belediyelerin alternatifi olarak sunulacak. Aktar›lan kaynak flimdiye kadar oldu¤u gibi emekçi Kürt halk›na “yard›m” ad› alt›nda verilecek. AKP, Kürt halk›n› “açl›kla terbiye” edecek kendi yandafllar›na muslu¤u açacak. Son olarak GAP Eylem Plan› AKP’nin Kürt halk›na yaklafl›m›n› da yans›tmakta. GAP Eylem Plan› kapsam›nda 2008–2012 y›llar› aras›nda bölgesel kalk›nma projelerinin tamamlanmas› amac›yla haz›rlanan ve uygulamaya koyulan Sosyal Destek Program› sadece AKP’li belediyelere tahsis ediliyor. GAP bölgesinde dokuz ili kapsayan ve valilik taraf›ndan yürütülen proje ile belediyelere önemli miktarlarda kaynak aktar›m› yap›lacak. Diyarbak›r Valili¤i’nin haz›rlad›¤› listede DTP’li belediyeler yer alm›yor. Diyarbak›r Valisi Hüseyin Avni Mutlu ile AKP Genel Baflkan Yard›mc›s› Hayati Yaz›c›’n›n GAP Eylem Plan› üzerinde beraber çal›flt›¤› kamuoyuna yans›yanlar aras›nda. “Ordaki vatandaflta benim insan›md›r” sözleri ile Kürt ulusal sorununa “aç›l›m›n›” dile getiren Baflbakan›n söylemlerinin gerçekleri yans›tmad›¤›n› görmek için sadece yaflanan geliflmelere bakmak bile yeterli. Yerel seçim stratejisini “baflar›s›z adaylarla hareket etmeme” fleklinde özetleyen AKP, birçok ildeki belediye baflkanlar›n› de¤ifltirmek zorunda kalacak gibi görünüyor. Batman’›n Kozluk ilçesinde AKP’li be-

Van Belediyesi önünde eylem Van’›n Karfl›yaka Mahallesi’nde biraraya gelen mahalle sakinleri, sular›n akmamas› nedeniyle AKP’li Van Belediyesi’ne yürüdü. Belediye Baflkan› Burhan Yenigün ile görüflmek için uzun süre bekleyen halk, Yenigün’ün gelmemesi üzerine oturma eylemi yapt›. Mahalle sakinlerinden Esmihan Bozkurt, mahalleleri-

nin neredeyse köy konumuna dönüfltü¤ünü söyledi. Bozkurt, “Eskiden aral›klarla da olsa suyumuz geliyordu. fiu an tek damla su akm›yor. Susuzluktan dolay› evlerimiz kir içinde. Çocuklar›m›z hastaland›” dedi. Bir süre eyleme devam eden kite, daha sonra da¤›ld›. (H. Merkezi)

5-18 Eylül 2008

Dersim’de operasyon ve orman yang›n› Çevrecinin daniskas› bir baflbakan› olan ülkede, devletin “terörle mücadele” gerekçesiyle orman katliam› sürüyor. En son 28 A¤ustos günü TSK’ya ba¤l› birliklerin Dersim’de Ovac›k ile Hozat ilçeleri aras›nda yer alan bölgede bafllatt›¤› operasyon kapsam›nda, kobra tipi helikopterlerle ormanl›k alanlar›n bombaland›¤› ve bu nedenle yang›n ç›kt›¤› ö¤renildi. Giderek büyüyen yang›n›n duman› Ovac›k ‹lçe merkezini kaplad›¤› söyleniyor. fiu ana kadar yang›na herhangi bir müdahale yap›lmazken Ovac›k’ta bas›n aç›klamas› yapan halk, yetkililerin yang›na müdahale etmesini ve bölgedeki operasyonlar›n son bulmas›n› istedi. Di¤er yand›n Dersim merkez ile Ovac›k ilçesi aras›nda yer alan Tornova Köyü k›rsal›nda da top at›fllar› ve helikopterlerin bombalamas› sonucu ç›kan yang›n da devam ediyor. (H. Merkezi)

lediye yöre halk›n›n tepkisi ile karfl›lafl›yor. Su, altyap› ve üst yap› sorunlar›n›n çözülece¤i vaatleri ile belediye baflkan› olan AKP’li Hikmet Bahfli geçen süre içinde halka verdi¤i sözlerin hiçbiri tutmad›. Mahalleler de çöp y›¤›nlar›n›n olufltu¤u Kozluk’ta halk susuzlukla bo¤ufluyor. Etraf›nda bol miktarda su olmas›na ra¤men Kozluk Belediyesi’nde sular günde bir saat ak›yor. Belediye Baflkan›, belediyenin olanaklar›n› bölge halk› için kullanmak yerine kendi yandafllar›na peflkefl çekiyor. Van Belediyesi’nde halk›n, altyap› yat›r›mlar› yap›lmad›¤› ve susuzlu¤u karfl› ciddi bir önlem almad›¤› elefltirilerinin hedefinde olan Burhan Yenigün’de önümüzdeki seçimlerde gözden ç›kar›lan adaylar aras›nda görünüyor.


İşçi-köylü 9

5-18 Eylül 2008

Dengê azadi

DTP’den bar›fl mitingleri! ‹stanbul 31 A¤ustos Pazar günü 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü dolay›s›yla ‹stanbul’da toplanan çeflitli demokratik kitle örgütleri, Kad›köy Meydan›’na kadar yürüdüler. Türkiye Bar›fl Meclisi taraf›ndan düzenlenen mitinge kat›lan kitle, Kad›köy Tepe Nautilus önünde topland›. Buradan Kad›köy Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçildi. Yürüyüfl esnas›nda, s›k s›k “Biz anneyiz, savafls›z bir dünyadan yanay›z”, “Ya gerçek demokrasi ya hiç”, “Da¤lara selam” vb. sloganlar at›ld›. Kad›nlar›n yo¤un kat›l›m sa¤lad›¤› mitingde, halaylar çekildi, bar›fl›n simgesi olan beyaz güvercinler uçuruldu. Demokrasi flehitleri ad›na yap›lan bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllayan miting, “Öcalan’a özgürlük” talebinin de vurguland›¤› konuflmalar›n ard›ndan sona erdi. “Kürt sorununa demokratik çözüm”

siyasetinin Kürt ulusal sorununun çözümüne esasta hizmet etmeyece¤ini dile getiren ve mitingin örgütlenmesindeki dayatmalar› do¤ru görmeyen Partizan mitingde yer almaz iken miting boyunca yayg›n bir flekilde ‹flçi-köylü ve Partizan da¤›t›m›n›n yap›ld›¤› gözlendi.

Adana Adana’da binlerce kifli “Bar›flta ›srar insan olmakta ›srard›r” pankart› ile miting alan›na do¤ru hareket etti. Mimar Sinan Aç›khava Tiyatrosu önünde biraraya gelen kitle örgütleri, mitingin yap›laca¤› ‹stasyon Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçerek “Kürt sorununa demokratik çözüm” yaz›l› dövizleri tafl›yan kitle, s›k s›k “Savaflta bar›flta seninleyiz Öcalan”, “Biji serok Apo” ve “Say›n Öcalan” fleklinde sloganlar att›. Kortejin en önünde DTP’li milletvekilleri Selahattin Demirtafl, fierafettin Halis, Fatma Kurtulan ve ‹brahim Binici ile DEP eski Milletvekili Se-

Askerlikte fl flü üpheli bir ölüm Her erke¤in “asker do¤du¤u” Türkiye’de askerlik yapmak s›rat köprüsünden geçmek kadar zorlu ve tehlikeli. 20 yafl›na gelmifl gençlerin “kutsal görevi” vatan müdafaas› için ne kadar gönüllü “ileri at›ld›klar›” hemen hemen tüm kesimler taraf›ndan tart›fl›lmaktad›r. Askerlik yapmak istemeyen daha do¤rusu vicdani ret hakk›n› kullanan ya da askeri nizamlara uymayan insanlar›n yaflad›klar› gazetelerin 3. sayfalar›nda “intihar” haberleri olarak verilse de asl›nda cinayet olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r ço¤u zaman. Bu haberlerden biri de K›br›s’ta askerlik yapan ve henüz acemi birli¤inde bulunan Mesut Da¤bay adl› bir gence ait. Aslen Bitlisli olan ve Lefkofla 2. Mekanize Piyade Alay›’nda henüz 16 günlük asker olan Mesut Da¤bay’›n babas› 8 Temmuz’da bir binbafl› taraf›ndan aranarak; “o¤lun yanl›fl yapt›, kendini vurdu” sözleriyle o¤lunun ölümünden haberdar oldu. Haberi ald›ktan birkaç gün sonra cenazeyi teslim alan baba Mehmet Da¤bay’a o¤lunun cenazesi gösterilmeden gömüldü. O¤lunu son kez ölü foto¤raflar›ndan gören Da¤bay, bölük komutanlar›n›n üstünkörü aç›klamalarda bulundu¤unu ve o¤lunun arkadafllar›yla görüflürken yanlar›nda bulunan komutanlar nedeniyle askerlerin o¤-

lunun nas›l öldü¤üne dair bir fley söyleyemediklerini, sadece bir askerin ancak terhis olduktan sonra konuflaca¤›n› söyledi¤ini söyledi. O¤lunun intihar etti¤ine inanmad›¤›n› söyleyen baba Da¤bay sa¤ gö¤sünden vurulan Mesut Da¤bay’›n bu flekilde kendisini vuramayaca¤›n›, 16 günlük askere silah verilemeyece¤ini belirterek, silah›n o¤lunun bulundu¤u ko¤ufla nas›l girdi¤ini soruyor. Balistik incelemesinde kendisini vurdu¤u iddia edilen G-3 uzun namlulu silah›n üzerinde 5 ayr› parmak izine de rastland›¤›n› ekleyen baba Da¤bay “bu ülkede ölen askerler flehit kabul edildi¤inden tabutlar› Türk bayra¤›na sar›l›r. O¤lumun tabutunda bayrak yoktu. Bu Mesut’u flehit kabul etmedikleri anlam›na geliyor. Öyle ise Mesut’umu askeriye vurdu” dedi. Olaydan iki gün önce kardefliyle telefonda konufltu¤unu söyleyen Kerem Da¤bay ise, kardeflinin intihar etmesi için bir nedeni olmad›¤›n› özellikle vurgulad›. Ancak bir subay›n kardeflini sürekli sözlü olarak taciz etti¤inden flikayet etti¤ini belirten Kerem Da¤bay kardeflinin ölüm nedeninin aç›kl›¤a kavuflmamas› durumunda A‹HM’e kadar gideceklerini söyledi. (H. Merkezi)

lim Sadak ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcisi yer ald›. Çevik kuvvet polisi yürüyüfl güzergâh›nda panzerlerle yo¤un “güvenlik” önlemleri ald›. Sayg› duruflunun ard›ndan bafllayan miting, çekilen halaylar ve yap›lan konuflmalar›n ard›ndan sona erdi.

Diyarbak›r Türkiye Bar›fl Meclisi Diyarbak›r Bar›fl Giriflimi’nin gerçeklefltirdi¤i ve on bin-

lerce insan›n kat›ld›¤› mitingde Büyükflehir Belediye Baflkan› Osman Baydemir kitleye seslendi. Mitingte Sanatç› Mehmet Atl›’n›n ard›ndan fiair Hicri ‹zgören Kürtçe ve Türkçe fliirler okudu. fiiirlerin okundu¤u s›rada kad›nlar arbane çalarak halay çekti. Mitingde Birol Topalo¤lu da sahne ald›. Topalo¤lu’nun kemençe ve tulum ile söyledi¤i türküler eflli¤inde kitle halay çekti. Topalo¤lu’nun ard›ndan miting sona erdi.

Mardin’de yarg›s›z infaz Mardin’in Derik ilçesinde infaz edildi¤i iddia edilen HPG’li Mustafa Tangören (Kawa Kal) Diyarbak›r’da topra¤a verildi. Derik’in Tepeba¤ bölgesinde bir ihbar üzerine ve bir itirafç›n›n da kat›l›m›yla 23 A¤ustos’ta düzenlenen operasyonda sa¤ yakaland›ktan sonra “Latif GAP” kod adl› Mehmet Dölek (20) ile birlikte infaz edildi¤i iddia edilen Tangüner’in vücudunda iflkence izleri oldu¤u ve kula¤›n›n kesildi¤i ortaya ç›kt›. Kafas›ndan vurulan Tangüner’in vücudunun de¤iflik yerlerinde sigara yan›¤› ve kesik izleri tespit edildi. Bu durumu vahflet olarak de¤erlendiren ailesi, Türkiye’de hukuk yollar›n›n tükenmesi durumunda olay› uluslararas› hukuka tafl›yacaklar›n› belirtti. ‹ki HPG’linin sa¤ yakaland›ktan sonra iflkence edilerek kurfluna dizilmesinin ard›ndan, çat›flma sonras›nda Derik ilçesinde bulunan özel harekât timleri, karakolda Mehter Marfl› çalarak bu olay› kutlam›fllard›. HPG’li Mustafa Tangören için Yeniköy Mezarl›¤›’nda cenaze töreni düzenlendi. Törene 5 bine yak›n kifli kat›ld›. Cenazede Öcalan’›n posterleri, KCK bayraklar› aç›l›rken Tangören’in tabutuna KCK bayra¤› sar›ld›. Binlerce kifli s›k s›k “Güneflin yoldafl› ölümsüzdür”, “fiehit namirin”, “‹ntikam ‹ntikam”, “Ey flehit riya te riya me ye” slo-

ganlar› att›. Tören s›ras›nda F-16 tipi savafl uçaklar›n alçak uçufl yapmas› kitle taraf›ndan tepkilerle karfl›land›.

“Kürt halk›n›n flehidini” on bin kifli u¤urlad› Hakkari’nin Yüksekova k›rsal›nda 23 A¤ustos’ta ç›kan çat›flmada yaflam›n› yitiren HPG’li Kaz›m Yak›n, Hakkari’de yaklafl›k 10 bin kiflinin kat›l›m›yla topra¤a verildi. Yak›n’›n cenazesi, karanfillerle donat›lan tabut içerisinde ilk önce Keklikp›nar Mahallesi’ndeki evinin önüne getirildi. Yak›n’›n büyük posterleri tafl›narak, KONGRA-GEL ve HPG bayraklar› aç›ld›. Evinin önünde konuflma yapan anne Adile Yak›n, “Serdar Kürt halk›n›n flehididir. Serdar Kürdistan özgürlük mücadelesinin flehididir” dedi. Yak›n’›n evinin önünde toplanan binlerce kifli, cenazeyi topra¤a vermek üzere Ser›sole Mezarl›¤›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Yak›n için gerçeklefltirilen törende, s›k s›k, “Serdar yoldafl ölümsüzdür”, “fiehit namirini”, “‹ntikam” sloganlar› at›ld›. Cenaze töreninin ard›ndan binlerce kifli, sloganlarla taziye evine do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüfl s›ras›nda asker ve polis lojmanlar›ndan Türk bayraklar›n›n as›lmas› tepkilere neden oldu. Yaflanan k›sa süreli gerginlik, DTP’li yöneticilerinin araya girmesiyle sona erdi. (H. Merkezi)


Halkın Gündemi Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n Rize’de yapt›¤› konuflma ile çevre sorununa dair “engin” düflüncelerini de ö¤renmifl olduk. Kendini “çevrecinin daniskas›” ilan eden Baflbakan, çevrecileri hedef tahtas›na koyarak, çevrenin nas›l korunaca¤›na dair “önemli” dersler verdi. Bununla yetinmeyen Erdo¤an, Sof-

İşçi-köylü 10 roelektrik santrallerine karfl› ç›kan Rize halk›n› da uzun bir süredir verdikleri mücadelenin anlams›z oldu¤una ikna etmeye çal›flt›. Öyle ya, köylüler y›llard›r yollar› bofluna arfl›nl›yor, Kad›köy Meydan›’nda miting örgütlüyor, çevre sorununa dikkat çekmeye çal›fl›yordu. Erdo¤an’›n yeni ö¤rendi¤imiz bu

Daniskan›n böylesi!

çesiyle elefltirilen hidroelektrik santralleri çevrecinin daniskas› taraf›ndan HES hararetle savunuluyor. Do¤u Karadeniz’in en güzel bölgelerine infla edilecek HES’ler ile do¤a tahrip edilecek, bölge halk› göç etmek zorunda kalacak. F›rt›na Vadisi, ‹kizdere ve Senoz derelerinin ard›ndan F›nd›kl›’da Ça¤layan ve Ar›l› dereleri üzerinde HES infla edilmek isteniyor. Sadece Ça¤layan deresi üzerinde 8 adet HES yap›lmas› planlan›yor. F›nd›kl› derelerinin hayat verdi¤i vadilerde ekolojik sistem sona erecek. Devlet Su ‹flleri taraf›ndan Elektrik Piyasas› Düzenleme Kurulu ‘Su kullan›m hakk›’ kanununa dayanarak yap›lmak istenen HES’ler bölgenin yap›s›n› temelden de¤ifltirecek. F›nd›kl› Derelerini

Çevrecinin daniskas› Erdo¤an, Antalya’da yanan ormanlar MNG Holding’e peflkefl çekilirken, denizlere dolgu yap›l›rken görünmüyor.

ya’dan Sinop’a bisikletlerle gelen ve yasal baflvurularla kamp kuran Ekotopya çevrecilerine de “de¤inmeden” geçemedi. Erdo¤an, “Sinop’a gitmifller. Nükleer santral yap›lacak diye. Ama ilk nükleer santral Sinop’ta de¤il Akkuyu’da yap›lacak. Adresi de yanl›fl alm›fllar” sözleri ile kendince çevrecilerle dalga geçmeye çal›flt›. Erdo¤an’›n aç›klamalar›ndan sonra jandarma taraf›ndan resmi izinleri iptal edilen ve apar topar kamptan ç›kar›lan çevrecilerin Sinop Valili¤i önünde yapmak istedikleri eyleme de engel olundu. Çevrecileri gözalt›na alan polis gece yar›s› onlar› flehri terk etmek zorunda b›rakt›. As›l çevreci benim diyen “çevrecinin daniskas›” Rize’de kurulacak hid-

meziyeti nedense Antalya’da yanan ormanlar MNG Holding’e peflkefl çekilirken, denizlere dolgu yap›l›rken görünmüyor. AKP döneminde k›y›lar›n, ormanlar›n, limanlar›n sat›laca¤›n› aç›klayan Maliye Bakan› gazeteciler önünde kükrerken çevrecinin daniskas› oral› olmuyordu. Zehirli gemiler denizlerde insan sa¤l›¤›n› tehdit ederken, Dilovas›’nda, Tuzla’da zehirli variller ortaya ç›kt›¤›nda çevrecinin daniskas› ortal›kta görünmüyordu.

Çevrecinin Daniskas› çevreye zarar! Rize Valisi taraf›ndan çevreye önemli boyutlarda zarar verdi¤i gerek-

Koruma Platformu derelerin ve bölgedeki do¤al yaflam›n korunmas› amac›yla bir süredir mücadele yürütüyor. Bölge halk› ve köylülerin destek verdi¤i hareket HES’lerin sadece do¤a katliam›n› de¤il çehresinin de¤iflmesi ile insan yaflam›n› da derinden etkileyece¤ini dile getiriyor. Erdo¤an’›n meydanlarda yapt›¤› demagojilerin aksine gerçekte AKP hükümeti tüccar anlay›fl› ile çevreye en büyük zarar› veren hükümetlerden biridir. Emperyalistlerin emrinde Türk hakim s›n›flar›n›n sözcülü¤ünü yapan AKP’nin çevreye duyarl› bir politika izlemedi¤i aç›kça görülüyor. Kasalar›n› doldurmak için herfleyi mübah gören AKP ve lideri Erdo¤an bu koflullarda olsa olsa “uflakl›¤›n daniskas›” olabilir. (H. Merkezi)

Dilovas› “Çöpovas›” yap›lmak isteniyor! Dilovas›, bölgedeki Dilderesi’nden ve oval›k bir co¤rafi özelli¤e sahip olmas›ndan kaynakl›, ikisinin birleflimini ça¤r›flt›ran Dilovas› ad›n› alm›fl. Bundan y›llar önce Dilderesi’nde bal›k avlan›r ve yüzülürmüfl. Ancak ’70’li y›llardan itibaren bölgede kurulmaya bafllayan fabrikalar, bölgenin giderek a¤›r sanayi bölgesine dönüflmesi, havas› ve suyu temiz olan Dilovas›’n›n hem suyunun hem de havas›n›n zehirlemesiyle devam etmifl. ‹nsanlar uzunca y›llar zehir solur olmufllar. Dilovas› son y›llarda bölgede art›fl gösteren kanser vakalar›yla gündeme gelmekte. Yap›lan incelemelerin tümünde, bölgedeki fabrikalar›n, gerek bacalar›ndan ç›kan dumanlarla gerekse

çöplerle, etrafa üst boyutlarda kanserojen madde yayd›¤› belirtilmekte. Son dönemde

bölgenin Organize Sanayi Bölgesi’ne dönüfltürülmesinin yan›s›ra, Dilovas› çöplük yap›lmak isteniyor! Uzunca zamand›r bölgeye bo-

flalt›lan çöpler, halk› nefes alamaz, camlar›n› açamaz hale getirmifl. Yaflanan tüm bu sorunlara karfl› uzunca zamand›r mücadele eden Dilovas› halk›, mücadelesini birkaç y›l önce kurduklar› Dilovas› Ekoloji ve Sa¤l›k Derne¤i (EKOS-DER) bünyesinde yürütüyor. ‹nsanlara zehir solutan hava kirlili¤inin “çöplük projesiyle” katlanmas› üzerine, bölge halk› EKOSDER öncülü¤ünde bir eylem gerçeklefltirdi. 27 A¤ustos 2008 tarihinde, Dilovas› Belediyesi önünde gerçeklefltirilen eylemde bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Dernek ad›na yap›lan aç›klamada, Dilovas›’nda sahillerin dolduruldu¤una, ormanl›k

5-18 Eylül 2008

Ölümü gardiyan›n elinden oldu

Hapishanelerde göz göre göre ölümlerden biri de Mardin Hapishanesi’nde yafland›. Hasta tutsaklar›n tedavilerinin yap›lmad›¤›, her fleyin idarenin keyfiyetine b›rak›ld›¤› ve tüm bu uygulamalarla tretman›n yani tutsaklar›n “ehlilefltirilmesi”nin hedeflendi¤i F tipi hapishanelerde ölüm kol geziyorken, bu kez haber Mardin’den geldi. Daha önce annesine, tutukland›¤›ndan beri sürekli dayak yedi¤ini ve özellikle Seyithan ve fiirin ad›nda iki gardiyan›n kendisini sürekli dövdü¤ünü söyleyen Abdülaziz Ekinci 22 A¤ustos’ta yaflam›n› yitirdi. O¤lunun görüfle ancak iki koluna gardiyanlar›n girmesiyle yürüyerek gelebildi¤ini anlatan anne Ekinci, “o¤lum s›rt›, gözü morarm›fl görüfle geliyordu. Daha önce benimle konufluyordu. Sonralar› konuflmamaya bafllad›” dedi. Bu süreçte Adalet Bakanl›¤›’na yaklafl›k 20 dilekçe gönderdi¤ini, fakat hiçbir yan›t alamad›¤›n› söyleyen anne Ekinci, baflvurdu¤u ‹HD’nin yazd›¤› dilekçeyle o¤lunu tedavi etmeye bafllad›klar›n› ancak tedavilerin yar›m kald›¤›n› ifade etti. Abdülaziz’in ailesi Baflgardiyan Mehmet Zahir Ayd›n ile gardiyanlar Seyithan Tosun ve Mehmet fiirin Bay›k hakk›nda flikayette bulundu ancak Mardin Cumhuriyet Baflsavc›l›¤› kovuflturmaya yer olmad›¤›na karar verdi. (H. Merkezi) alanlar›n tahrip edilerek, kömür sanayiine yer aç›lmaya çal›fl›lmas›n›n yan› s›ra, bölgenin Gebze’nin çöp deposu haline getirilmeye çal›fl›ld›¤›na yer verildi. 2006’dan itibaren hayata geçirilmeye çal›fl›lan bu projeye, bilimsel araflt›rmalar›n sonuçlar›n› da dikkate alarak, daha bafl›ndan itibaren halk olarak karfl› ç›k›ld›¤›n›n, konuya iliflkin birkaç kez imza topland›¤›n›n da vurguland›¤› aç›klamada, gelinen noktada bilimin hakl›l›¤›n›n bir kez daha kan›tland›¤›n›n alt› çizildi. Aç›klamada ayr›ca yap›lan yanl›fltan dönülmesi istenerek tesisin en k›sa zamanda Dilovas› d›fl›nda, uygun bir yere tafl›nmas› talep edildi. (Kartal)


İşçi-köylü 11

5-18 Eylül 2008

Halkın Gündemi

Cumhurbaflkan›n›n tecrit “duyarl›l›¤›” Kapat›lan Refah Partisi Eski Genel Baflkan› Necmettin Erbakan’›n 2 y›l 4 ay ev hapsi Cumhurbaflkan› Abdullah Gül taraf›ndan “sürekli hastal›k” nedeniyle kald›r›ld›. 82 yafl›nda olan Erbakan’›n yafl itibariyle de “cezas›n› çekme koflullar›n›n olmad›¤›n›” “insani duyarl›l›¤›” gere¤i gören Cumhurbaflkan› önemli bir k›sm› ölümcül hastal›klara yakalanan 52 hasta tutsa¤›n ise keyfi uygulamalar ve iflkence merkezleri olan hapishanelerde yaflayabilece¤i kanaatinde. Ergenekon sanaklar›ndan Ayfle Özdemir ve Ferit ‹lsever de “hastal›klar›” nedeniyle serbest b›rak›lan isimler aras›nda yer al›yor. Ancak tutsak yak›nlar› örgütlerinin hücre tipi hapishanelerin kanl› bir katliamla hayata geçirilmesiyle birlikte hemen her gün Adalet Bakanl›¤›, Baflbakan, Cumhurbaflkan› ve yetkili tüm mercilere hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas›, tedavilerinin yap›larak ölümlerin engellenmesi yönlü talepleri, her defas›nda “ilgileniyoruz”, “gere¤ini yapaca¤›z” vb. söylemlerle ya ertelenmifl ya da reddedilmiflti. Kanser hastas› olan ve tüm baflvurulara ra¤men tahliye edilmeyen Ali Çekin geçti¤imiz ay yaflam›n› yitirmiflti. Siyasi tutsaklar›n ölüme mahkum edilmesi,i sistemin difllilerine kan tafl›yanlar›n ise affedilmesi üzerine yap›lan bas›n aç›klamalar›na gösterilen tepkilere Cumhurbaflkanl›¤› Bas›n Merkezi h›zl› bir cevap vererek Cumhurbaflkan›’n›n hasta olan tutsaklardan haberdar olmad›¤›n›, kendisine hiçbir baflvuru yap›lmad›¤›n› belirtti. Tüm baflvurular›n ay›r›m gözetilmeksizin de¤erlendirilece¤inin de eklendi¤i aç›klamada “Erba-

kan’›n cezas›n›n kald›r›lmas› ile ilgili olarak Say›n Cumhurbaflkan›m›z hakk›nda yap›lan gerçe¤e ayk›r› yorum ve de¤erlendirmelerin kamuoyunu yan›ltma ve Cumhurbaflkanl›¤› makam›n› y›pratma amac›na yönelik oldu¤u düflünülmekte ve bu yöndeki yay›nlar iyi niyetle ba¤daflt›r›lmamaktad›r” denilerek ifl, tutsak aileleri ve örgütlerinin taleplerinin art niyetli oldu¤una kadar vard›r›ld›. Burada flu soruyu sormak laz›m. Din tüccarl›¤› yaparak devleti trilyonlarca doland›ran, devletin “bölünmez bütünlü¤ü”nü savunmak ad› alt›nda elini halk›m›z›n kan›na bulam›fl katillerin serbest b›rak›lmas›nda herhangi bir niyet aranmazken, yoksul-emekçi halk›m›z›n demokratikekonomik-sosyal haklar›n› savunduklar› ve flahsi hiçbir ç›kar gözetmeden mücadele ettikleri için iflkencelerden geçirilip, gözalt›na al›n›p tutuklanan insanlar›n tedavilerinin yap›lmas› ve serbest b›rak›lmas› istemindeki niyet yaflam hakk›n› savunmak oldu¤u için mi kötüdür? Odak Dergisi Eski Yaz› ‹flleri Müdürü Erol Zavar 2001 y›l›ndan beri tutuklu bulundu¤u Sincan 1 No’lu F Tipi’nde mesane kanseri hastal›¤›yla ölümün s›n›r›na gelmifl bulunmaktad›r. ‹leri derecede flizofren oldu¤u için kimseyle konuflmayan Mesut Deniz Sincan 1 No’lu F Tipi’nde günlük ihtiyaçlar›n› dahi karfl›larken ciddi sorunlar yafl›yor. Ayn› hapishanede bulunan Yaflar ‹nce Hepatit-B hastal›¤›na ba¤l› olarak geliflen birçok hastal›¤a karfl› direnirken hastaneye düzenli olarak götürülmüyor ve ilaçlar›n› temin etmekte idare taraf›ndan birçok engellemeyle karfl›lafl›yor. 1994 y›l›nda müebbet hapis verilen Ay-

nur Epli hapishane hapishane dolaflt›r›ld›ktan sonra 2007’de Siirt E Tipi Hapishanesi’nde kendisine ba¤›rsak kanseri teflhisi konuldu. Ancak ne ilaçlar› düzenli olarak verildi, ne de rutin olarak yap›lmas› gereken doktor kontrolleri yap›ld›. Yine Siirt E Tipi Hapishanesi’nde tutsak olan ‹nayet Mete koroner ve miyokardit kalp hastal›¤›, polinöropati, bel f›t›¤›, boyun f›t›¤›, omurilik zedelenmesi, karaci¤erde siroz, hiperlipidemi, yüksek kolesterol, yüksek trigliserid, mide ülseri, hemoroit, gravitasyonel egzama, kronik egzama gibi bir çok hastal›kla birlikte yaflam mücadelesi veriyor. Bolu F Tipi’nde bulunan Mehmet Ali Çelebi, Gebze M Tipi hapishanesinde Hatice Bolak, Sincan F Tipi’nde Mustafa Gök Wernicke Korsakoff hastas›; ‹zmir K›r›klar 1 No’lu F Tipi’nde Abdulsamet Çelik lösemi hastas› oldu¤u için 15 günde bir 2 ünite kan takviyesi yap›lmas› gerekiyor, ancak 45 günde belki götürüldü¤ü hastanede kan olmad›¤› gerekçesi ile 1 ünite kan verilerek geri gönderiliyor. Ayn› hapishanede bulunan Memduh K›l›ç’›n ise akci¤erlerinin ifllevi bitmifl durumda ve ölümle yaflam aras›nda mekik dokuyor. Erbakan’dan 3 yafl büyük olan 85 yafl›ndaki Yusuf Kaplan kalp yetmezli¤i, koroner arter, görme bozuklu¤u, solunum yetmezli¤i gibi birçok hastal›ktan kaynakl› vücudunun % 79’unu kullanamaz durumda Elaz›¤ E Tipi Hapishanesinde yaflam mücadelesi veriyor. ‹flte tutsak yak›nlar›n›n ve örgütlerinin iyi niyetle hareket etmeden acilen serbest b›rak›lmas›n› istedi¤i tutsaklardan baz›lar›.

Kuruçeflme halk› kal›c› çözüm istiyor

Halk yolu trafi¤e kapatt›

Kuruçeflme Mahallesi halk› fiehir Planc›lar› Odas› ile birlikte y›k›mlara karfl› haz›rlad›klar› alternatif çözüm projesini Buca Belediyesi’ne sundu. Kuruçeflme Mahallesi halk› bir süre önce yüz yüze kald›klar› y›k›m karar›na karfl› mücadele etmifl ve mahallede bulunan 62 hanenin y›k›m karar›n› erteletmiflti. Ancak bunun geçici oldu¤unu ve kal›c› bir çözüm istediklerini söyleyen mahalle halk›, fiehir Planc›lar› Odas› ile birlikte ‹zmir Büyükflehir Belediyesi, Buca Belediyesi ve Baflbakanl›¤a sunmak üzere y›k›mlara karfl› alternatif bir proje oluflturdu. 26 A¤ustos 2008 Sal› günü ‹HD ‹zmir fiubesinde, haz›rlad›klar› alternatif proje ile ilgili bas›n toplant›s› düzenleyen Kuruçeflme Halk ‹nisiyatifi, ertesi gün Buca Belediyesi önünde yapt›klar› bas›n aç›klamas› ile projeyi Belediyeye sundu. Bas›n toplant›s›nda söz alan fiehir Planc›lar› Odas› ‹zmir fiubesi eski baflkan› Tuncay Karaçorlu, Kuruçeflme’de yaflayan 62 ailenin, hazine arazilerine iliflkin yasadan yararlanabilme olana¤›na sahip olmalar› sa¤lan›rsa kamu lehine yap›lacak bir kamulaflt›rma ile bu sorunun çözülece¤ini söyledi. (‹zmir)

Adapazar›’nda, seçim zaman› oy istemeye gelen siyasilerin kendilerine verdikleri üst geçit sözünü tutmamas› üzerine eylem yapan halk, E-25 otoyolunu 1.5 saat süreyle trafi¤e kapatt›. 150 kiflinin kat›ld›¤› eylem, 25 A¤ustos günü, akflam saatlerinde meydana gelen trafik kazas›n›n ard›ndan gerçekleflti. Kitle E-25 karayolunu trafi¤e kapatarak, tepkisini d›fla vurdu. Eylem s›ras›nda yoldan geçmek isteyen sürücülerin engellenmesi üzerine sürücülerle eylemciler aras›nda arbede yafland›. E-25 Karayolu’nun Adapazar› Arifiye Kirazca Mahallesi’nde yaflanan ve kilometrelerce araç kuyru¤u oluflmas›na neden olan geliflme üzerine bölgeye polis ve jandarma gönderildi. Ancak kad›nlar›n da yo¤un bir kat›l›m›n›n oldu¤u kitle, yolu açmamakta kararl› olduklar›n› hayk›rarak, karayoluna sandalyelerini at›p oturdu. Eylem emniyet ve jandarma güçleriyle yap›lan görüflmelerin ard›ndan, 1.5 saat sonra sona erdirildi. (Kartal)

Erbakan serbest, tutsaklar ölüyor! Erol Zavar’a Yaflama Hakk› Koordinasyonu ile aralar›nda Partizan’›n da bulundu¤u devrimci ve demokrat kurumlar 29 A¤ustos’ta YKM önünde biraraya gelerek “Necmettin Erbakan serbest, hasta tutsaklar ölüyor” fliar›yla Adalet Bakanl›¤›’na yürüdü ve Bakanl›k yetkilileri ile görüfltü. Bas›n aç›klamas›ndan önce kurumlar Adalet Bakanl›¤› önünde beklerken, bir heyet de Bakanl›k yetkilileri ile görüfltü. Erol Zavar’›n k›z›, Bakanl›k önünde bekleyen kitleye babas›n›n “Ölümü ektim randevu yerinde” adl› fliir kitab›ndan bir fliir okudu. Daha sonra yap›lan bas›n aç›klamas›n› okuyan Elif Zavar; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin ‹nfaz› Kanunu’nun M 16/2. maddesine uyan birçok tutsak oldu¤una dikkat çekti. Heyetin dönüflünün ard›ndan yap›lan aç›klamada; “Bizler, afla¤›da imzas› bulunan kurumlar, bir kez daha, acil olarak Erol Zavar’›n ve onun durumunda bulunan pek çok tutuklunun tedavilerinin d›flar›da sürdürülmesi için serbest b›rak›lmalar›n› istiyor, herkese eflit adalet ve sa¤l›k talebimizi yineleyerek, baflvurular›m›z sonuçlanana kadar alanlara inmekten vazgeçmeyece¤imizi duyuruyoruz” denildi. (Ankara)

Hapishanelerde Kürtçe yasa¤› Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde bulunan PKK tutsa¤› Cengiz Ats›z, Dicle Haber Ajans›’na gönderdi¤i mektupla hapishanedeki Kürtçe sorununu aktard›. Mektubunda Kürtçe yasak nedeniyle Kürtçe yay›nlar›n hapishaneye al›nmad›¤›n› söyleyen Ats›z, anadillerinde hiçbir eser okuyamamaktan, anadillerinde araflt›rma inceleme yapamamaktan ve kendilerini gelifltirememekten flikayetçi… Söz konusu yasaklara iliflkin birçok yasal giriflimde bulunduklar›n› fakat herhangi bir sonuç elde edemediklerini bildiren Ats›z, gerekli duyarl›l›¤›n sa¤lanmas›n› istedi. Kürtçe yasa¤›n›n tek adresi Tekirda¤ de¤il. K›r›klar F Tipi Hapishanesi’nde bulunan tutsaklara Kürtçe konufltuklar› için hücre cezas› verildi¤i ö¤renildi. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 12

Dünya

Emperyalistler yanl›fl flll›kla vurmaya devam ediyor

5-18 Eylül 2008 ❏ H‹ND‹STAN Hindistan’da 21 A¤ustos günü gerçeklefltirilen ve ülke geneline yay›lan greve milyonlarca kifli kat›ld›. Fiyat art›fllar›n› protesto etmek için gerçeklefltirilen grevin bafll›ca talepleri aras›nda, çal›flanlar›n maafllar›na zam yap›lmas› bulunurken, grev ayn› zamanda hükümetin ekonomi politikas›na karfl› gerçeklefltirildi. Grev ça¤r›s›n› Tüm Hindistan Sendikalar Birli¤i yapt›.

❏ URUGUAY Uruguay’da, Sendikalararas› Ulusal Genel ‹flçi Konseyi’nin (PIT-CNT) ald›¤› karar do¤rultusunda, 22 A¤ustos’ta, 24 saatlik bir genel grev gerçeklefltirildi. Grevin bafll›ca taleplerini ise, hükümetin ekonomi politikas›nda de¤ifliklik yap›lmas›, ücret art›fl› ve iflçilere, emeklilere getirilen yüksek vergilerin kald›r›lmas› ve de 1973-1985 y›llar› aras›nda iktidarda olan ordunun, bu dönemde iflledi¤i insanl›k suçlar›ndan dolay› yarg›lanmas›n› engelleyen 1986 Hitam Yasas›’n›n kald›r›lmas› oluflturmakta.

Siyonist ‹srail gemilerin Filistin halk›na yard›m götürmesine “sessiz” kalsa da, iflgalci-katliamc› gerçekli¤inden bir fley kaybetmiyor. Filistin halk›na çektirdi¤i ac›lar ise yaflam›n her alan›nda sürüyor. Emperyalistlerin dünya zenginliklerini aralar›nda paylaflmaya dönük çat›flmalar›, en son içine Kafkaslar’› da alarak büyürken, Ortado¤u’da, iflgal ordular› taraf›ndan katledilen insan say›s› da art›yor.

Afganistan ABD iflgal güçlerinin 2001 y›l›ndan bu yana iflgali alt›nda olan Afganistan’da gerçeklefltirdikleri ve halktan 90 kiflinin, at›lan bombalarla yaflam›n› yitirdi¤i katliam bunun en son örne¤ini oluflturuyor. ABD, direnifl güçlerine dönük gerçeklefltirildi¤ini iddia etti¤i bu sald›r›n›n ard›ndan, halka dönük katliamdaki sorumlulu¤unu ilk günlerde inkar etmeye çal›flsa da, sonraki günlerde halk›n “yanl›fll›kla” vuruldu¤unu aç›klamak zorunda kald›. Ancak 7 y›l› geçen iflgale ra¤men, Afganistan’da bir türlü denetimi sa¤layamayan, artarak süren direnifl nedeniyle, neredeyse Kabil’in d›fl›na bile ç›kamayan iflgal güçleri, yaflad›klar› panikten olsa gerek sadece Afgan halk›na dönük de¤il, birbirlerine yönelik katliamlar›n alt›na da imza atmaktalar. Geçti¤imiz günlerde 10 Frans›z askerinin yine “yanl›fll›kla” NATO güçleri taraf›ndan vurularak öldürülmesi, bu yönlü pratiklerin en son örne¤ini oluflturmakta. Afganistan’da yaflanan son geliflmeler ve artan tepkiler, Kabil’deki kukla hükümetin baflkan›, CIA yetifltirmesi Hamid Karzai ise, sözde bu geliflmelere “isyan” ederek, ülkedeki “yabanc›” (gerçekte iflgal) güçlerinin durumunu gözden geçireceklerini söyleyerek, bir anlamda da iflgal ordular›n›n iflledi¤i suçlar› itiraf etmifl oldu. Afganistan’daki bu son geliflmeler ayn› zamanda emperyalistlerin ifl-

gallerde girdikleri ç›kmaz›n bir göstergesi ve direnifl güçleri karfl›s›nda düfltükleri acizli¤in ürünüdür.

Filistin Siyonist ‹srail’in Filistin halk›na dönük çok yönlü sald›r›lar›n›n sürdü¤ü ve bu sald›r›lar›n arkas›ndaki en önemli güç olan ABD emperyalizminin D›fliflleri Bakan› Rice’›n, bölgeyi ç›karlar›na uygun yeniden yap›land›rma hedefiyle, bir kez daha ‹srail’i ziyaret etti¤i günlerde, K›br›s’tan yola ç›karak, iki uluslararas› yard›m gemisi, ‹srail ablukas›na ra¤men Gazze fieridi’ne ulaflt›. Çeflitli ülkelerden 44 aktivistin bulundu¤u geminin getirdi¤i yard›m malzemeleri aras›nda, 200 Filistinli çocuk için duyma cihaz› da var. Gemiler yüzlerce Filistinli taraf›ndan coflkuyla karfl›land›. Siyonist ‹srail, Gazze fieridi’ni, örülen bir duvar arac›l›¤›yla tecrit ederek, 2005 y›l›ndan bu yana abluka alt›nda tutmas›na ra¤men, uluslararas› hukuka ayk›r› olan bu durumu resmi olarak kabul etmemektedir. “Özgür Gazze” kampanyas› çerçevesinde Gazze’ye ulaflan gemiler, 41 y›ld›r Filistin k›y›lar›nda seyreden ilk gemi olma özelli¤i tafl›yor. Siyonist ‹srail, gemilerin Filistin halk›na yard›m götürmesine “sessiz” kalsa da, iflgalci-katliamc› gerçekli¤inden bir fley kaybetmiyor. Filistin halk›na çektirdi¤i ac›lar ise yaflam›n her alan›nda sürüyor. Geçti¤imiz günlerde “iyi niyet” gösterisi olarak 200 Filistinli tutsa¤› serbest b›rakmas›na karfl›n, ‹srail hapishanelerindeki Filistinli tutsaklar›n a¤›r koflullarda tutulduklar› biliniyor. Filistinli tutsaklar›n içinde bulunduklar› koflullar geçti¤imiz günlerde,

‹srail’de faaliyet gösteren Avukatlar Barosu’nun haz›rlad›¤› raporla bir kez daha kamuoyunun gündemine geldi. Raporda, y›llarca tek kiflilik hücrelerde tutulan ve bu süre içinde yarg›lanmayan tutsaklar oldu¤una yer verilmekte. Raporda Siyonistlerin denetimindeki hapishanelerde yaflam koflullar›n›n bütünüyle kötü oldu¤u, ilaç bulunmad›¤› ve hasta tutsaklar›n tedavilerinin yap›lmad›¤›na da yer verilerek, bu durumun tutsak ölümlerinde art›fl› getirdi¤ine de¤inilmekte. Ayr›ca Filistinli tutsaklar›n baflka hapishanelere nakilleri s›ras›nda hayata geçirilen insanl›k d›fl› uygulamalara da yer verilen raporda, nakilden görevli Nahufl Birli¤i’nin tutsaklara a¤›r hakaretler etti¤i, üzerlerine köpek sald›¤›, 12 saat süren nakil s›ras›nda tutsaklar›n el ve ayaklar›ndan zincire vuruldu¤u gibi bilgilere de yer verilmekte. Siyonistlerin gerek tutsaklara dönük bu insanl›k d›fl› uygulamalar›, gerekse bir bütün olarak Filistin halk›na dönük fiili sald›r›lar› sürerken, Filistinli direnifl örgütleri de Gazze ve Bat› fieria’n›n bütünlü¤ünü sa¤lamak ve Siyonist iflgale karfl› direnifli ortaklaflt›rarak, büyütmek amac›yla biraraya geldiler. Filistin Halk Kurtulufl Cephesi’nin (FHKC) Gazze’deki merkezinde düzenlenen toplant›ya Hamas, ‹slâmî Cihad Hareketi ve Filistin Demokratik Kurtulufl Cephesi (FDKC) kat›ld›. Emperyalist destekli Siyonist iflgale karfl› mücadeleyi yükseltmek ve intifaday› büyütmek amac› tafl›yan bu biraraya gelifl, Filistin halk›n›n on y›llard›r süren direniflini hiçbir gücün ortadan kald›ramayaca¤›n›n, kazanan›n er geç direnifl olaca¤›n›n da habercisidir.

❏ GÜNEY AMER‹KA Güney Amerika ülkesi Guyana’da bulunan dört fleker plantasyonunun iflçileri 20 A¤ustos’ta bir günlük grev yapt›. ‹flçiler % 14’lük bir ücret art›fl› talep ederken, iflçilerin ba¤l› oldu¤u GuySuCo flirketi sadece % 4.5’lik bir art›fl teklif etmekte. ‹flçilerin gerçeklefltirdi¤i bir günlük grev nedeniyle, fleker üretimi grev günü 2 bin ton azald›.

❏ SR‹ LANKA Sri Lanka’daki Sa¤l›k ‹flçileri Sendikalar› hükümetin özellefltirme politikas›n› protesto etti. Hükümetin uzunca süredir hayata geçirdi¤i emperyalist neo-liberal politikalar› kapsam›nda gerçeklefltirdi¤i özellefltirmelerin sa¤l›k alan›nda getirdi¤i y›k›m, sa¤l›k emekçilerini harekete geçirdi. Hükümetin k›sa bir süre önce sundu¤u Özel Kan Bankas› yasa tasla¤› üzerine protesto eylemi gerçeklefltiren sa¤l›k emekçileri, ayn› zamanda konuya iliflkin bildiriler da¤›tarak halk› bilinçlendirmeye çal›flt›lar. 21 A¤ustos sabah› erken saatlerde, Baflkent Kolombo’daki tren istasyonu önünde, bildiri da¤›t›m› ile bafllayan eylemlerde, halk›n sa¤l›¤›n› tehdit alt›na alan yasa tasar›s›n›n derhal geri çekilmesi talep edildi.

❏ ‹RAN ‹ran Telekom iflçileri 5 ay süresince maafl alamay›nca greve gittiler. ‹flçiler greve gitmeden önceki günlerde valilik önünde çok say›da eylem yapm›fllar, ancak sorunlar›n›n çözümüne dönük bir yan›t alamam›fllard›. 21 A¤ustos günü gerçeklefltirilen grevde sabah erken saatlerde fabrika önüne gelen iflçiler yolu trafi¤e kapatt›. Patronun ve hükümetin tutumunu protesto eden ve içinde bulunduklar› koflullar› yans›tan sloganlar atan iflçilere k›sa bir süre içinde olay yerine gelen çevik kuvvet polisleri gaz bombalar›yla sald›rd›.

❏ FRANSA Frans›z süt ürecisi köylüler 25 A¤ustos’ta kitlesel bir protesto eylemi gerçeklefltirdi. Avrupa’n›n en büyük peynir üreticisi olan bir firman›n önünde caddeyi trafi¤e kapatan ve lastik yakan köylüler, ürettikleri sütlerin sat›fl fiyat›n›n art›r›lmas›n› talep etmekte ve talepleri kabul edilinceye kadar eylemlerini sürdüreceklerini aç›klamaktalar.


İşçi-köylü 13

5-18 Eylül 2008 Latin Amerika’n›n “solcu” liderlerinden Morales, ülke geneline yay›lan eylemleri bast›rmak için orduyu devreye soktu. Ülkenin giderek bir iç sa-

Morales halka karfl› orduyu devreye soktu vafla sürüklendi¤i yorumlar› yap›l›yor. ‹fl bafl›na geldi¤inden bu yana, sözde karfl› oldu¤u neo-liberal politi-

kalar› olanca h›z›yla hayata geçiren Morales, bu kapsamda özellefltirmelere de h›z verdi. Halk›n yoksullu¤unu daha da art›ran emperyalist patentli bu politikalar, ülkedeki s›n›f çeliflkilerini daha da art›r›rken, Morales’in “halkç›” söylemlerle oylar›n› ald›¤› genifl y›¤›nlardaki hoflnutsuzluk daha fazla d›fla vurmaya bafllad›. En son yeni anayasa önerisine iliflkin yap›lan referandumla birlikte ülkedeki saflaflma da üst boyutlara t›rmand›. Morales’in izledi¤i politika ayn› zamanda, Morales’le iktidar› paylaflmak istemeyen burjuvaziyi eskisinden daha güçlü hale getirirken, ülkenin büyük bölümünün denetimi de yine

bunlar›n eline geçmifl bulunmakta. Kimi kesimler, ülkedeki kitle ayaklanmalar›n›n ard›nda büyük ölçüde Morales’i devirmek isteyen egemen s›n›flar›n yatt›¤›n› iddia etseler de, ayaklanmalar›n gerçek nedeni, genifl y›¤›nlar›n art›k, “sol”, “halkç›” vb. söylemlerine kanarak oy verdikleri Morales’in gerçek yüzünü görerek, kendisine olan inançlar›n› yitirmifl olmalar›d›r. Gelinen aflamada, ABD askeri okullar›nda e¤itildi¤i bilinen orduyu, halka karfl› devreye sokmas› bile, Morales’in gerçekte hangi s›n›f›n temsilcisi oldu¤unu göstermektedir.

Eylemciler Baflbakan›n konutunu bast› Sa¤ yönelimli Demokrasi için Halk ‹ttifak› (PDA) taraftarlar›, 20 A¤ustos’ta yapt›klar› eylemlerle çok say›da hükümet binas›na sald›rd›lar. Sald›r›lan binalardan biri de Tayland Baflbakan›’n›n konutuydu. Bir grup eylemcinin ise, golf sopalar›, b›çaklar ve ateflli silahlarla devlet televizyonunu bast›¤› bildiriliyor. Eylemler PDA’n›n ça¤r›s› ile gerçekleflirken, ça¤r›ya 3 bin kiflinin uydu¤u söyleniyor. Eylemler, PDA’n›n k›sa bir süre önce Baflbakan’a geri çekilme ça¤r›s› yapmas›n›n ard›ndan gündeme geldi.

Evrensel Bak›fl Ne halklar›n direniflleri ne de su “tüketilemez”! Emperyalistlerin, bir yandan kendi aralar›ndaki paylafl›ma dönük çat›flmalar› di¤er yandan ise halklara dönük çok yönlü sald›r›lar› sürerken, halklar asl›nda uzunca zamand›r, boyutlu bir sald›r›yla daha karfl› karfl›yad›r. Gözard› ettirilmeye çal›fl›lan bu sald›r› ise, emperyalist tekellerin, dünyan›n temiz sular›n› ele geçirerek, denetimleri alt›na almaya dönüktür. Ve giderek insanl›¤› ciddi boyutta tehdit eden bir hal almaktad›r. “Dünya Su Haftas›” ad› alt›nda 18 y›ld›r yap›lan uluslararas› konferans, bu y›l Stockholm’de gerçeklefltirildi. Konferans›n ana temas›n› dünya genelindeki hijyen ve sa¤l›k ekipman› sorunun yan› s›ra, özellikle de su rezervlerinin, akarsular ve endüstriyel at›klarla kirletilmesi sorunu oluflturdu. Su sorunu, bugün dünyan›n yar›s›ndaki insanlar›, ortaça¤ koflullar›nda yaflayacak noktaya getirmifl bulunmaktad›r. ‹statistiklere göre, dünyada her 20 dakikada bir çocuk susuzluk nedeniyle yaflam›n› kaybetmektedir. Susuzluk nedeniyle yaflam›n› yitirenlerin toplam say›s› ise, y›lda befl milyonun üzerine ç›km›flt›r. Birçok yoksul ülkedeki hijyen sorununun kaynaklar›ndan biri de yeterli say›da tuvalet olmamas›d›r. Uzmanlar, yeterli say›da tuvalet infla edilmesi ve içme suyu ile akarsular›n birbirinden yal›t›lmas›, basit ar›tma sistemleri kurulmas› durumunda, hem hijyen sorununun

hem de susuzluk sorununun bütünüyle ortadan kalkmasa da, en az›ndan asgari düzeye inece¤i noktas›nda hemfikirler. Asl›nda fazla maliyeti de olmayan bu önlemlerin al›nmamas›n›n önündeki en büyük engel de yine, uluslararas› tekellerin daha fazla kâr h›rs›d›r. “Su Nobel Ödülü”nü bu y›l, kapitalist üretim içindeki belli ürünlerin üretiminde ne kadar temiz su harcand›¤›n› hesaplayan, ‹ngiliz bilim adam› John Anthony Allan ald›. Allan’›n yapt›¤› hesaba göre, tek bir Hamburger için harcanan su miktar› 2.400 litre, bir araba için harcanan su miktar› ise 400.000 litre. Bunun içindir ki, egemenlerin ve de onlar›n güdümündeki medyan›n, emekçi kitleleri “daha dikkatli su kullan›m›na” ça¤›rmalar›, bilinçli bir aldatmacadan baflka bir fley de¤ildir. Uluslararas› tar›m ve sanayi tekelleri, temiz sular›n dünya çap›ndaki kirlili¤inin yegane sorumlusudur. Çünkü tüm dünya çap›ndaki endüstriyel amaçl› soya, pamuk ve et ürünleri üretiminde, ziraat ürünleri için ihtiyaç duyulan sular›n büyük bölümü kullan›lmaktad›r. Bir litre biyoyak›t üretimi için 9 bin litre su kullan›l›rken, 1 litre süt üretimi için kullan›lan su miktar› sadece 66 litredir. 2007 y›l›nda yap›lan bir araflt›rman›n sonuçlar›na göre, su temin etmeye dönük her 1 dolarl›k yat›r›m 3-34 dolar aras›nda bir kazanç sa¤lamaktad›r.

Dünya

Doktorlar yüksek enflasyona karfl› greve gitti Yüksek enflasyon karfl›s›nda maafllar› giderek eriyen Zimbabweli doktorlar greve gitti. Afrika’n›n en iyi e¤itimli doktorlar› aras›nda olan Mimbabweli doktorlar, ayn› zamanda da dünyan›n en az maafl alan doktorlar›. Her geçen gün de¤er kaybeden maafllar›n›n baflka bir para birimi üzerinden verilmesini talep eden doktorlar, Mugabe hükümeti taleplerini yerine getirene kadar hastanelerine dönmeyeceklerini aç›klad›lar. Ayr›ca AIDS’in yo¤un olarak görüldü¤ü ülkede doktorlar personel, sa¤l›k ekipman› ve t›bbi kaynak k›tl›¤› sebebiyle hastal›k tedavilerinde güçlük yafl›yorlar. Yüksek enflasyon nedeniyle sürekli para bas›lan ülkede, paralar sadece 1 hafta tedavülde kal›yor. Temmuz ay›nda ekme¤in fiyat›n›n 30 milyar Zimbabve Dolar› oldu¤u ülkede yak›n zamanda 50 milyar dolarl›k banknot bas›ld›. Hükümet ise “önlem” ad› alt›nda, paradan 10 s›f›r atma karar› ald›.

Nestle, Coca Cola, Pepsi gibi uluslararas› tekeller flu s›ralar bu kârl› kaynaklar›, garanti alt›na almaya yönelmifl durumdalar. Dünya çap›nda su ticareti yapmay› hedefleyen bu tekellerin, devasa çapta borular ve büyük tanker filolar› kurmay› planlad›klar› söyleniyor. Böylece suyun tamamen ticari bir metaya dönüfltürülmesi ve su tekelleri taraf›ndan denetlenmesi hedeflenmektedir. Bu tekellerin dünya genelindeki su rezervlerini kendi denetimleri alt›na almalar› durumunda ise, milyonlarca insan›n susuzluktan veya tar›m için gerekli suya ulafl›lamamas›na ba¤l› olarak, açl›ktan ölmesi gündeme gelecektir. En büyük üç uluslararas› su flirketinin, önümüzdeki on y›l içinde Amerika’n›n ve Avrupa’n›n içme sular›n›n % 70’ini denetimleri alt›na almay› hedefledi¤i söyleniyor. Bu flirketlerin, bu yönlü giriflimlerini zaten uzunca y›llardan beri hayata geçirme çabas›nda olduklar› ba¤›ml› ülkelerde ise, bu giriflimlere dönük ciddi kitle hareketleri bafllam›fl bulunmaktad›r. Coca Cola, Hindistan’›n Kerala Eyaleti’ndeki su rezervlerinin kullan›m haklar›n›, 99 y›ll›¤›na alm›fl bulunuyor. Bölge halk›n›, gerçekte kendine ait olan suyu kullanma hakk›ndan mahkum b›rakan bu geliflmenin ise, yo¤un bir kitle hareketini tetiklemesi bekleniyor. Bolivya’n›n, Cochabamba bölgesinde, halk›n 2000’lerin bafllar›nda ciddi “su savafllar›” verdi¤i biliniyor. Suyun, IMF’nin zorlamas› sonucu özellefltirilmesiyle birlikte, k›sa süre içinde su fiyatlar› iki kat›na ç›km›flt›. Halk›n bu durumu protesto gösterileri ve genel

grevle cevaplamas› gecikmedi. Dönemin hükümeti geliflmelere s›k›yönetimle cevap verince, halk›n buna tepkisi silahl› mücadeleyi de devreye sokmak oldu. Nitekim hükümet Nisan 2000’de özellefltirmeyi geri çekmek zorunda kald›. Özellefltirmede suyu alan uluslararas› tekel ise bu tepkilerin geliflti¤i günlerde, ülkeden kaçt›. Oysa su “tüketilemez”! Çünkü su bitmez tükenmez bir kaynakt›r ve kendi do¤al döngüsü içinde, belli bir bölümü daima topra¤›n yüzeyinde kalmaktad›r. Topra¤›n üzerinde kalan su ise tüm insanl›¤a yetecek miktardad›r. Su rezervlerinin sadece % 3’ü tatl› sudan oluflmaktad›r ve bunun büyük bir bölümü kutuplardaki, “do¤al depo” olan, buzullarda sakl›d›r. Amazon k›y›lar›nda ise devasa çapta, tatl› su kaynaklar› bulunmaktad›r. Var olan tatl› suyun bile, yeryüzündeki tüm insanlara eflit da¤›t›lmas› halinde, kifli bafl›na y›lda 2 milyon litre su düflmektedir. Bunun içindir ki, emperyalist tekellerin ve onlar›n yerli uflak-iflbirlikçi rejimlerinin daha fazla kâr h›rs›yla yol açt›klar› çevre kirlili¤ine, suyun özellefltirilmesine ve de dünya tekelleri taraf›ndan kirletilmesine karfl› ciddi bir direnifl hatt› örgütlemek gerekmektedir. Bu direnifl hatt› ise, emekçi halklar›n, emperyalistler ve onlar›n yerli uflak-iflbirlikçi rejimleri taraf›ndan gerçeklefltirilen iflgallere, katliamlara, sosyal y›k›m sald›r›lar›na karfl› verdikleri ulusal-sosyal kurtulufl mücadeleleriyle iç içe ele al›nmak durumundad›r. Unutmayal›m ki, zulme karfl› direnen halklar›n direniflleri gibi, su da “tüketilemez!”


İşçi-köylü 14

Gerilladan

5-18 Eylül 2008

TKP/ML T‹KKO gerillalar›yla söylefli...

Atefl k›v›lc›mdan ç›kar... -5-

ATEfi KIVILCIMDAN ÇIKAR...-5Aç›klama; Elimize e-posta kanal›yla gelen yaz›y› güncelli¤inden ve haber de¤eri tafl›d›¤›ndan dolay› yaz› dizisi halinde yay›ml›yoruz.

Gençlik kiminse gelecek onundur! - Siz gençlik alan›ndan gerilla mücadelesine kat›ld›n›z. Biliyorsunuz gençlik her zaman dinamik ve at›lgan özellikleri ile devrim mücadelesinin ön saflar›nda gözüpekçe kavgaya at›lm›flt›r. Gençli¤in gerilla mücadelesindeki önemini anlat›r m›s›n›z? Bak›fl; Dinamik ve at›lgan olmakla birlikte yeniye ve do¤ruya yönelimi aç›s›ndan da gençlik gerilla saflar›nda kendini gelifltiren temel ö¤elerden biridir. Devletin gençlik üzerinde estirdi¤i yozlaflt›rma ve geleceksizlefltirme sald›r›lar›n›n da gösterdi¤i gibi gençli¤i kazanma, kazanamad›¤› yerde ise edilgenlefltirme politikas› her geçen gün daha da artmaktad›r. Gerilla alan›nda ise “silah genç olan›n elindedir” deyimi yerli yerine oturan bir söylemdir. Silah genç olan›n omzundad›r, çünkü gençli¤in at›lganl›¤›, ihtiyaç duyuldu¤unda silaha da sar›lma gücünde gizlidir. Ve gençli¤in yeniye ve do¤ruya olan aç›kl›¤›, biz onlara, yeniyi ve do¤ruyu götürdü¤ümüz ölçüde saflar›m›zda örgütlenmesini ve savaflmas›n› sa¤layacakt›r. Bugün ülkemiz halk gençli¤i içerisinde az›msanmayacak derecede kendi sorunlar›na yabanc›l›k bulunmaktad›r. Buna karfl›l›k onun duyarl›laflmas›n› sa¤layacak örgütlülükler de görevlerini tam olarak yerine getirememektedir. Bizler halk gençli¤inin Halk Savafl›’na katk›da bulunmas› ve savaflmas› için onun sorunlara çözüm üretme görevimizi ye-

rine getirebilmeliyiz. Böylece gençlik kitleleri de kendini Halk Savafl› etraf›nda flekillendirecek örgütlülüklerde yer alacakt›r. - Bugün aç›s›ndan gençli¤in ne gibi örgütlülüklere ihtiyac› var? Bu örgütlülüklerle gerilla mücadelesiyle daha genifl kapsamda Halk Savafl› stratejisiyle nas›l bir paralellik kurulabilir? Bak›fl; Halk gençli¤i ezilen s›n›flara mensup bir kesimdir. Devletin gençli¤e yönelik en ciddi sald›r›s›, onu köklerinden koparmakt›r. Gençli¤i teslim alman›n yolu; toplumsal dinamiklerden uzaklaflt›rmak ve bu yolla sorunlar›na yabanc›laflt›rmakt›r. fiimdi buna karfl› halk gençli¤i de öncelikle toplumun di¤er kesimlerinde oldu¤u gibi öz-örgütlülüklerinde örgütlenmeli ve kendi sorunlar›na sahip ç›kmal›d›r. Hak arama bilincini gelifltirmesi gerekmektedir. Toplumdaki ilerici ve devrimci dinamiklerin geri düzeyde bir durufl sergilemesi ve ülkedeki devrimci durumun dura¤anl›¤› gençli¤in flekilleniflini etkilemektedir. 12 Eylül sonras› geliflen devlet terörü her türlü örgütlülü¤ün önünü kapatarak kitleleri dayan›flma ve kendi sorunlar›na sahip ç›kma bilincinden uzaklaflt›rm›flt›r. O süreçten bu yana her türlü örgütlülükten uzaklaflan bir gençlik kitlesi ile karfl› karfl›yay›z. Bu gerçeklikten hareketle halk gençli¤inin kendini ifade edebilece¤i ve sorunlar›na çözüm üretebilece¤i demokratik kitle örgütlerine ihtiyaç vard›r.

Halk Savafl› cephesinde ise yukar›da bahsettiklerimizden ba¤›ms›z olmayarak ve ona önderlik etmek için gençli¤in partimiz saflar›nda örgütlenmesi ve savafla kat›lmas› gerekmektedir. Bunun sa¤lanmas› için de partimizin halk gençli¤ine önderlik etme sorumlulu¤u ile donanm›fl bir gençlik örgütü bulunmaktad›r. Gençlik örgütümüz TMLGB’nin halk gençli¤ine önderli¤i, gençlik içerisindeki ileri kitlenin örgütlenmesi, orta kitlenin ilerletilmesi ve geri kitlenin tarafs›zlaflt›r›lmas› ile olacakt›r. TMLGB’nin önderlik misyonunu yerine getirebilmesi için halk gençli¤inin sorunlar›na çözümler üretmesi gerekir. Gençli¤in öz örgütlülüklerinde örgütlenmesi ve bulundu¤u her alanda halk›n ç›karlar›n› savunan bir örgüt oldu¤unu göstermesi gerekir. Bu temelde Komsomol ve biz T‹KKO savaflç›lar› görevlerimizi yerine getirdi¤imiz ölçüde, gençli¤i örgütleme çal›flmalar› Halk Savafl› perspektifi do¤rultusunda paralellik arz edecektir. - Yeni kat›lan biri olarak gerillay› nas›l buldunuz? Beklentilerinizle karfl›laflt›klar›n›z aras›nda farkl›l›k oldu mu? Kendinizi tam olarak bir gerilla gibi hissetmeye bafllad›n›z m›? Bak›fl; Partimiz saflar›nda devrimci mücadele yürüten her militan›n kafas›nda bir gerilla ve gerilla birli¤i profili vard›r. Bu profil hedefledi¤imize, olmas› gerekene yak›n olan biçimdedir. Bu kötü bir fley de¤ildir. E¤er gözümüzü oraya dikiyorsak. Ancak mevcut tabloda belli zay›fl›klar›m›z›n oldu¤u yerde gerçekli¤in çok ötesinde bir tablo çizmek ve beklentiye girmek do¤ru olmaz. Partimizin gerilla savafl›ndaki ›srar›n› 8. Konferans›m›zla bir kez daha dosta düflmana göstererek sürdürme kararl›l›¤›n›n oldu¤u bir dönemdeyiz. Bu süreç görevlerimizi yerine getirmedeki yetersizliklerimizi gidermek için bir f›rsat olarak karfl›m›zda durmaktad›r. Tasfiyecilik sald›r›lar›n›n geliflti¤i ve devrimci hareketi etkiledi¤i günümüzde bu MLM du-

rufl, silahl› mücadelede, gerilla savafl›nda ›srar görülmeli ve sahiplenilmeli. Gerillaya kat›lmam da tam bu sürece denk düflmektedir. Partimizin di¤er alanlar›nda oldu¤u gibi elbette gerilla alan›nda da hatalar, yetmezlikler, kavray›fls›zl›klar olacakt›r. Fakat sorunlar› aflmadaki ›srar›m›z bu sorunlar›n üstesinden gelebilecek güçtedir. fiu an bileflenimizdeki olumluluk ve partiye göre flekillenme bilinci bizlere yetmezliklerimizin üstesinden gelecek bir durufl sa¤layacakt›r. Beklentilerimiz ve karfl›laflt›klar›m›za gelecek olursak; savafl düzeyimiz ve ald›¤›m›z yenilgilere ra¤men gelece¤e ve Halk Savafl›’na umutla bakt›¤›m›z müddetçe bir farkl›l›k olaca¤›n› düflünmüyorum, yani beklentilerimiz, gördüklerimiz ve yaflad›klar›m›zd›r. Önemli olan ne katt›¤›m›z veya katmaya çal›flt›¤›m›zd›r. Kendimi gerilla olarak hissetme konusunda ise, öncelikli görevi, iyi bir parti militan› ve T‹KKO savaflç›s› olmak olan bir gerillay›m. Bunun için ö¤renebildi¤imiz her fleyi ö¤renmek ve ç›kard›¤›m›z dersler içerisinde kendimizi sürekli e¤itmek ve ç›tay› yükseltmek olaca¤›ndan kendimi ö¤renecek çok fleyi olan bir gerilla olarak nitelendirebilirim.

Halkla bütünleflme, düflmanla hesaplaflma... -Köylü gençli¤in gerillaya bak›fl› nas›l? Ahmet; Genel olarak Dersim halk›n›n gerillaya bir aflinal›¤› var. Gerillay› tan›yorlar, biliyorlar. Ve hemen hepsi gerillay› belli oranda sahipleniyor. Gerek partimizin gerek de gerilla savafl› veren di¤er devrimci örgütlerin baz› yanl›fl tutumlar› da olmufl. Düflman›n yo¤un sald›r›lar› gibi birçok etkenle birlikte Dersim halk›n›n devrime inanc›, devrimcilere güveni önemli oranda k›r›lm›fl. Gerillaya kap›lar›n› aç›yorlar, hala gerillay› kendi çocuklar› gibi görüyorlar, seviyorlar. Ama bundan daha fazlas›n› yapmaya, örgütlenmeye ve savafl›m›z›n bir parças› olmaya pek yanaflm›yorlar.


5-18 Eylül 2008 Ancak elbette bunun içerisinde gençli¤in ayr› bir yeri vard›r. Gerillaya,silaha ve devrime bir sempatileri var. Daha merakl› ve daha ilgililer. Bunun biraz da geçmiflin olumsuz tecrübelerinin yaflanmam›fll›¤›ndan ve genç olman›n getirdi¤i baz› olumlu özelliklerinden kaynakland›¤›n› düflünüyorum.

Ancak bununla birlikte Dersim kültüründen, onun ilerici ve devrimci gelene¤inden bir kopufl da var. Düflman›n kültürel sald›r›lar›ndan ciddi oranda etkilenme var. Ve sonuç olarak insani de¤erlerinden, duyarl›l›¤›ndan uzaklaflma, yozlaflma var. ‹flte gençlik bu noktada devrim ile karfl›-devrim aras›nda yalpal›yor. Bilindi¤i gibi partimiz y›llar sonra Dersim’de yeniden gerilla mücadelesinin ad›m›n› att›. Ve bir süredir burada faaliyetlerimiz var. Yayg›n bir

İşçi-köylü 15 kitle çal›flmam›z olmamas›na ra¤men faaliyet yürüttü¤ümüz yerlerde gençlikle iliflkilerimiz daha olumludur. Gerilladan etkileniyorlar ve sisteme, düflmana tepkilerini ekonomik s›k›nt›lar›n›, okul ve aile sorunlar›n› bizimle paylafl›yorlar, ancak tüm Dersim halk› gibi gençlik de bizi çözüm gücü olarak

görmüyor. Ancak mücadelemizin büyümesine, kitlelerle do¤ru ve sürekli bir iliflki kurulmas›na ve önemli bir nokta olarak eylemlerimizin artmas›na paralel Dersim halk›yla bütünleflece¤iz. - Köylü gençli¤in gerillaya kap›s›n› açt›¤›n›-sahiplendi¤ini söylediniz, ama ayn› zamanda gerillay› bir çözüm gücü olarak görmedi¤ini belirttiniz, bu bir çeliflki de¤il midir?

Ahmet; Az önce de söyledi¤im gibi böyle bir durum var. Bu gençli¤in ve genelde de halk›m›z›n bir çeliflkisi. Mevcut düzenden rahats›zlar. Düflman›n sald›r›lar›na tepkililer. Ancak bunlara karfl› örgütlü bir karfl› koyufl sergileyemiyorlar. Çünkü örgütlülükleri yok. Karfl›lar›nda da bu sorunu çözecek, onlar› örgütleyecek ve onlara yeni bir gelecek yolunu sunacak olan gerilla var. Ancak mevcut durumda gerilla, gençli¤e bunlar› sunacak pratikleri henüz ortaya koyam›yor. Bu bizim aç›m›zdan da di¤er örgütler aç›s›ndan da böyledir. Yani alternatif olma, umut olma sorunumuz var. Biz bu durumun bilincindeyiz. Bugüne kadar att›¤›m›z çok küçük ad›mlar›n karfl›l›¤›n› bile kitlelerden fazlas›yla ald›k. Daha büyük ad›mlar›m›z daha büyük kazan›mlar sa¤layacakt›r. Bu konuda Dersim halk›na ve özellikle Dersim gençli¤ine güveniyoruz. Bütün haz›rl›klar›m›z›n, bütün planlar›m›z›n merkezinde halkla bütünleflme ve düflmanla hesaplaflma var. - Dersim gençli¤inin genel sorunlar›n›n neler oldu¤unu aç›klar m›s›n›z? Ahmet; Dersim gençli¤inin sorunlar› asl›nda ülkemiz gençli¤inin sorunlar›ndan ba¤›ms›z de¤il. Belli özgünlükleri var, ancak özünde ayn› sorunlar. Geleceksizlik, ifl, e¤itim sorunlar› gibi. Kendilerini kurtarmak için Avrupa’ya gitmeye çal›fl›yorlar ya da en az›ndan büyük flehirlere. Çünkü burada kalarak kendilerine iyi bir gelecek haz›rlayamayacaklar›n› biliyorlar.

Yapabiliriz, yapmal›y›z ve yapaca¤›z! - Dersim gençli¤ine bir ça¤r›n›z var m›? Ahmet; Dersim gençli¤ine, eski bir komsomolcu yeni bir T‹KKO savaflç›s› olarak flunlar› söylemek istiyorum; partimiz TKP/ML y›llar önce bofl b›rakt›¤› mevzileri doldurmak, savafl› büyütmek ve yeniden umut olmak için Dersim’e aç›lm›flt›r. Yitirdi¤imiz de¤erleri, kaybetti¤imiz güveni ve halk›m›z›n yüre¤inde kazand›¤›m›z manevi otoriteyi tekrar ve eskisinden daha sa¤lam bir flekilde kazanacakt›r. Bu konuda iddiam›z ve kararl›l›¤›m›z kesindir. Bunun içinde elbette Dersim gençli¤inin özel bir önemi var. Partimizin burada belirledi¤i hedeflere ulaflabilmesi, halk›m›zla bütünleflmesi, düflmanla hesaplaflabilmesi için Dersim gençli¤inin mutlaka saflar›m›zda örgütlen-

mesi gerekiyor. Gerek ordumuz T‹KKO’da gerekse de baflka görev alanlar›nda yer alarak partimizin geliflmesine omuz vermeli ve Halk Savafl›’n›n aktif bir parças› olmal›d›r. Bize hiçbir gelecek sunmayan bu sömürü düzenine karfl› ancak partimiz saflar›nda örgütlenerek kendi gelece¤imizi kurabiliriz. Kurtuluflun baflka bir yolu olmad›¤›n› ve bu noktada savafl›n bir parças› olmad›¤›m›z sürece geleceksizli¤e mahkum kalaca¤›m›z› bilmeliyiz. Sonuç olarak tüm Dersim gençli¤i dostunu ve düflman›n› iyi ay›rt etmeli. Üzerine düflen sorumlulu¤unu yerine getirmelidir. Demirda¤ yoldafl›n flu sözleri iddiam›z›, inanc›m›z› ve kararl›l›¤›m›z› ortaya koymaktad›r. Yapabiliriz, yapmal›y›z ve yapaca¤›z!

Gerilladan Üniversiteye gidenler de oldukça fazla. Ancak okulu bitirince karfl›lar›na iflsizli¤in ç›kaca¤›n› görebiliyorlar. Bir genç için gelece¤inin garanti alt›nda olmad›¤›n› bilmek oldukça kötü bir durumdur. Burada bütün ifller karakollarda ya da genel olarak askeriyede hallediliyor, sivil kurumlar formalite iflleri görüyorlar. Askeri operasyonlar, helikopterler, tanklar, z›rhl› araçlar, özel timler, J‹TEM, vs. Bunlar›n hepsi Dersim’de yaflam›n do¤al bir parças› k›l›nmaya çal›fl›l›yor. Devlet kimlik kontrolleriyle, yarg›s›z infazlar›yla, iflkenceleriyle bir korku imparatorlu¤u kurmaya çal›fl›yor. Öte yandan kendilerini flirin göstermek için halkla “bütünleflmeye” çal›fl›yorlar, yard›m da¤›t›yorlar. Konser düzenliyorlar, köylüleri ziyaret ediyorlar ve buna benzer bir sürü flarlatanl›kla gerçek yüzlerini gizlemeye, halk›m›z›n beynini buland›rmaya çal›fl›yorlar. Bunu için de gençli¤e özel olarak yöneliyorlar. ‹çki, uyuflturucu, kumar ve fuhuflu özellikle gençlik içerisinde yaymaya çal›flarak gençli¤i ilerici-devrimci özelliklerinden uzaklaflt›rmaya, muhalif kimli¤inden s›y›rmaya çal›fl›yorlar. Böylece gençli¤i kazan›p kendi düzenlerinin gelece¤ini garantiye almaya çal›fl›yorlar. Tekrar etmek gerekir ki, bizim de bir dönem burada olmay›fl›m›z, bugünkü süreç aç›s›ndan önemli oranda yetersizliklerimizin olmas› düflman›n bu politikalar›n›n baflar›l› olmas›na neden oluyor. (Devam edecek)


Politik gündem

İşçi-köylü 16

5-18 Eylül 2008

Yeni Nepal için yeni önderlik Nepal Devrimi zorluklara karfl›n ilerlemeye devam etmektedir. NKP(Maoist)’in halk› seferber etti¤i dönemlerde gericilere geri ad›m att›rabilmesi gericilerin yabanc› güçlerle iflbirli¤i içinde komplolara ve çeflitli gizli çal›flmalara baflvurmas›n› beraberinde getirmektedir. Stratejik sald›r› aflamas›n› nihayete erdirmek için Nepalli Maoistlerin ihtiyaç duydu¤u enternasyonal dayan›flma da dünyan›n tüm devrimci demokratik güçleri aç›s›ndan önemli bir görevdir.

’de son y›llardaki geliflmeler hem dünyan›n ilerici demokratik kamuoyu hem de dünya gericileri aç›s›ndan büyük önem tafl›makta ve s›n›f mücadelesine de¤erli veriler sunmaktad›r. 10 y›ll›k Halk Savafl›’n›n ve 19 günlük Halk Hareketi’nin ard›ndan yaflanan geliflmeler dünyan›n tek Hindu krall›¤›n›n devrilmesi ve dünyan›n en genç cumhuriyeti olan Federal Demokratik Cumhuriyetin ilan› ile devam etmektedir. Kurucu Meclis seçimlerinden büyük bir zaferle ç›kan NKP(Maoist) cumhurbaflkanl›¤› ve meclis baflkanl›¤› seçimlerinde gericilerin oyunlar›n› bozamasa da özellikle Kongre Partisi’nin ve Hint egemen s›-

Nepal

lüflü sayesinde partisinin Nepal’de demokrasi ve ulusalc›l›k yanl›s› güçlü ve ba¤›ms›z bir ak›m yaratt›¤›n› vurgulamaktad›r. Basanta yoldafl 10 y›ll›k Halk Savafl›n›n temelleri üzerinde geliflen ve 12 maddelik anlaflma ile desteklenen Nisan 2006 Halk Hareketi’nin Nepal’de monarfliye son verdi¤ini ve Federal Demokratik Cumhuriyetin yolunu açt›¤›n› belirtmekte; “Anlafl›lmal›d›r ki, monarflinin sona ermesi feodalizmin sona ermesi de¤ildir, fakat gerici iktidar içinde monarflinin merkezi rolünün sona ermesidir. Bu Nepal halk› taraf›ndan gerçekleflen ola¤and›fl› bir kazan›md›r. (…) Feodal monarfli sona ermesine karfl›n Nepal’in yar›feodal yar›-sömürge sosyo-ekonomik ko-

sekterizme ve merkezci oportünizme karfl› dikkatli olmal›y›z.” Basanta yoldafl yaz›s›nda ABD emperyalizminin ve Hint yay›lmac›l›¤›n›n yerli gericilerle birlikte Nepal halk›n›n gerçek demokrasi ve ba¤›ms›zl›k taleplerine karfl› son sald›r›ya haz›rland›¤›n› belirterek tüm demokratik, yurtsever ve sol güçlerin proletarya partisinin önderli¤i alt›nda nihai sald›r› için birleflmesinin an›n görevi oldu¤unu aç›klamakta ve ancak Yeni Demokratik Devrimi tamamlayarak ve emperyalizmi ve feodalizmi Nepal’den tasfiye ederek enternasyonal proletaryan›n parças› olan NKP(Maoist)’in enternasyonalist görevini yerine getirece¤ini ve 21. yüzy›l›n

gelen baz› güçlerin de mevcut oldu¤unu, devrimci güçler ilerlerken bunlar›n kendilerini radikal olarak gösterdiklerini, statükocu güçler ad›m att›¤›nda ise onlara yaklaflt›¤›n›, bu güçlerin bir süre daha varl›¤›n› koruyaca¤›n› ancak bütünüyle kutuplaflman›n gerçekleflece¤i dönemde etkilerini yitireceklerini ifade etmektedir. “Kazanaca¤›m›z Dünya Haber Servisi”nin 25 A¤ustos tarihli haberyorumunda ise Nepal’deki geliflmelere görece elefltirel bir yaklafl›m sergilenmekte ve Maoistlerin karfl›laflt›¤› güçlükler s›ralanmaktad›r. UML partisinin halk karfl›t›-gerici bir parti oldu¤u ve Halk Savafl›’na karfl› hükümetin bafl› ola-

Baburam Bhattarai yeni dönemlerin yeni önderlikleri beraberinde getirdi¤ini ve yeni bir Nepal için yeni önderin Prachanda yoldafl oldu¤unu belirtmektedir. n›flar›n›n bir bölümünün aksi yönde yo¤un çabas›na ra¤men hükümetin kurulmas›nda önderli¤ini sa¤layabildi. Prachanda yoldafl›n baflbakanl›¤›nda kurulan hükümetle devrim mücadelesinde ileriye do¤ru ad›mlar atma çabas›nda olan NKP(Maoist), ülke içinde s›n›fsal kutuplaflman›n daha da keskinleflece¤ini öngörmekte ve Yeni Demokratik Devrim için nihai sald›r›ya haz›rland›¤›n› belirtmektedir. ABD emperyalizminin ve Hindistan yay›lmac›l›¤›n›n aktif müdahalelerinin de yafland›¤› süreçte gericiler de karfl›-devrimci bir sald›r›ya haz›rlanmakta ve devrim mücadelesini bo¤may› hedeflemektedir. Konuyla ilgili süreç de¤erlendirmesinde bulunan NKP(Maoist) MK üyesi Basanta yoldafl K›z›l Y›ld›z dergisinde yay›mlanan yaz›s›nda Nepal Komünist Hareketi aç›s›ndan tarihsel bir ad›m olan Halk Savafl›’n›n baflar›yla sürdürü-

flullar›nda çok küçük de¤iflimler yaflanm›flt›r. Yeni Demokratik Cumhuriyetin hedefleri olan feodalizm ve emperyalizm halen varl›¤›n› korumaktad›r. Nepal devletine hakim olan bürokrat ve komprador burjuvazi içte feodalizmin d›flta ise emperyalizmin ç›karlar›n› temsil etmektedir. Bu nedenle geçti¤imiz Haziran ay›nda Kathmandu’da Garden Otel’de gerçekleflen partinin Merkez Komite toplant›s› Nepal’de yeni demokratik devrimin önünde esas engelin komprador ve bürokrat burjuvazi oldu¤unu kararlaflt›rm›flt›r.” Basanta yoldafl yaz›s›nda ayr›ca partisinde ve toplum içinde sa¤ oportünist ak›m›n demokratik cumhuriyeti devrimin nihai hedefi olarak anlad›¤›n›, sol sekter ak›m›n ise kazan›mlar› küçümsedi¤ini belirtmekte; “Günümüz koflullar›nda sa¤ revizyonizmin esas tehlike oldu¤u Uluslararas› Komünist Harekette sa¤ ak›ma karfl› mücadeleye önem vermeli, sol

ilk 10 y›l› içinde dünya proleter devriminin kap›s›n› açaca¤›n› vurgulamaktad›r. Ayn› dergide yaz›s› yay›mlanan Baburam Bhattarai de yeni dönemlerin yeni önderlikleri beraberinde getirdi¤ini ve yeni bir Nepal için yeni önderin Prachanda yoldafl oldu¤unu belirtmektedir. Gajurel yoldafl ise yaz›s›nda hükümette iki sorunun önlerinde durdu¤unu ifade ederek bunlardan ilkinin “politika ve program” anlay›fllar›nda yafland›¤›n›, di¤erinin ise kamuoyunda “güç bölüflümü” olarak tan›mlanan hükümet görevlerinin paylafl›m›nda görüldü¤ünü aç›klamaktad›r. Gajurel yoldafl statükocu çizgi, fikir ve davran›fllar›n Nepal toplumunun ilerlemesinin ve kalk›nmas›n›n önündeki esas engel oldu¤unu vurgulamaktad›r. Gajurel yoldafl yaz›s›nda ayr›ca iki z›t kutup aras›nda gidip

rak mücadele etti¤ini, MJF’nin ise Hindistan yanl›s› ve devrimci olmayan bir parti oldu¤unu belirterek bu iki partinin devlet ifllerinde temel rol oynamaya devam edece¤i vurgulanmaktad›r. Cumhurbaflkanl›¤› koltu¤una oturan Nepal Kongresi’nin merkezi önderlerinden Yadav’›n görevinin her ne kadar sembolik oldu¤u belirtilse de ordunun baflkomutan› olmas› ve s›k›yönetim ilan etme yetkisine sahip olmas› nedeniyle yeni güçlükler ç›karabilece¤i belirtilmektedir. Yaz›da ayr›ca siyasi manevralar nedeniyle monarflinin y›k›lmas›yla cumhurbaflkan›n›n yemin etmesi aras›nda 55 günün, cumhurbaflkan›n›n yemininden baflbakan›n yemin edifline kadar ise 3 hafta geçti¤ini, yine tüm partilerin kat›laca¤› ulusal birlik hükümeti önerisinin de yaflam bulmad›¤› ifade edilmektedir. Yaz›da emperyalistlerin HKO üyelerini Nepal ordusu içine birer birer alarak


5-18 Eylül 2008 eritmeye çal›flaca¤› ve Halk Savafl›’n›n özü olarak toprak devrimi ile tasfiye edilen feodalizmin yeni hükümet aç›s›ndan ciddi bir sorun olaca¤› belirtilmektedir. Bu konularda henüz bir netli¤in sa¤lanamad›¤› da belirtilmektedir. Nepal’deki geliflmeler üzerine sürecin bir özetinin verildi¤i ABD menfleili Monthly Review dergisinde Bill Templer imzal› “Nepal Devrimi ‹lerliyor” bafll›kl› yaz›da da Nepal Devrimine enternasyonal deste¤in sa¤lanmas›n›n önemi vurgulanmakta ve dayan›flma gösterenler aras›nda ILPS’yi tan›tmaktad›r. Yaz›da NKP(Maoist) önderlerinden Kissoon yoldafl›n yaz›s›ndan da al›nt› yap›lmaktad›r. Kissoon yoldafl enternasyonal dayan›flma ça¤r›s›nda bulunmaktad›r. Nepal devriminin çeliflkilerin keskinleflti¤i, yoksullu¤un çok yo¤un ol-

İşçi-köylü 17 du¤u Hindistan ve Bangladefl gibi dev ülkeler baflta olmak üzere bölge halklar›n› do¤rudan etkileyece¤ini ve bu ülkelerdeki mücadeleleri gelifltirece¤i vurgusu yap›lmaktad›r. “Hamas’›n Filistin’de hükümet olmamas› için nas›l bir darbe yap›ld›¤›n› gördük. ABD’nin benzeri bir plan› Nepal için deneyebilece¤ini düflünmek için çok neden var. Bu nedenle NKP(Maoist) planl› hareket etmekte ve her olas›l›¤a karfl› haz›rlanmaktad›r.” Konuyla ilgili bir di¤er önemli yaz› da ‹talya’da Yeni ‹talya Komünist Partisi çizgisinde hareket eden La Voce dergisinin 29 Temmuz tarihli say›s›nda yay›mlanan “Nepal-21. Yüzy›lda Uluslararas› Komünist Hareketin ‹lk Büyük Zaferi” bafll›kl› yaz›s›d›r. Bu yaz›n›n hem Nepalli Maoistlerin K›z›l Y›ld›z dergisinde yay›mlanmas› hem de

Montly Review dergisinde yer verilmesi yaz›n›n genifl bir kesim içinde gündemleflmesini sa¤lam›flt›r. Yaz›da süre giden Nepal devriminin Uluslararas› Komünist Hareket içinde çeflitli tepkilere neden oldu¤u belirtilmektedir. Buna göre ço¤u olumlu olan bu tepkilerin bir k›sm› çeflitli kayg›lar› ifade etmekte, baz›lar› ise olumsuz tutum sergilemektedir. Bu tepkiler dahi yaz›ya göre Nepal Devriminin önemini göstermektedir. Bu nedenle ‹talyan devrimciler Uluslararas› Komünist Hareket içinde aç›k bir tart›flma bafllatman›n zaman›n›n geldi¤ini, böylesi tart›flmalar›n uluslararas› komünist hareketin geliflmesi ve sekterli¤in afl›lmas› için yararl› olaca¤› vurgulanmaktad›r. ‹talyan devrimciler proleter devrimin yeni dalgas›n›n bafllang›c›nda sekterli¤i Uluslararas› Komünist Hareketin zay›fl›-

Politik gündem ¤› olarak tan›mlamaktad›r. Yaz›da ayr›ca gerek çeflitli komünist partilerin gerekse de komünist partilerin ve devrimci örgütlerin oluflturdu¤u çeflitli platformlar›n ve koordinasyonlar›n Nepal Devrimi üzerine henüz net görüfller ortaya koymad›¤› vurgulanmaktad›r. Nepal Devrimi zorluklara karfl›n ilerlemeye devam etmektedir. NKP(Maoist)’in halk› seferber etti¤i dönemlerde gericilere geri ad›m att›rabilmesi gericilerin yabanc› güçlerle iflbirli¤i içinde komplolara ve çeflitli gizli çal›flmalara baflvurmas›n› beraberinde getirmektedir. Stratejik sald›r› aflamas›n› nihayete erdirmek için Nepalli Maoistlerin ihtiyaç duydu¤u enternasyonal dayan›flma da dünyan›n tüm devrimci demokratik güçleri aç›s›ndan önemli bir görevdir.

Yeni Nepal’in ilk hükümeti kuruldu ’de kitle örgütlerinin ve partilerin ça¤r›s› üzerine hükümet kurma görevini üstlenen NKP(Maoist), UML ve MJF partileri ile anlaflarak Federal Demokratik Cumhuriyetin ilk hükümetini oluflturdular. Prachanda yoldafl Kurucu Meclis’teki 25 partinin 21’inin deste¤i ve 464 oyla baflbakanl›¤a seçildi. Kongre Partisi ise aleyhte oy kulland›. Prachanda 18 A¤ustos’ta yemin ederek görevine bafllad›. Hükümet kurmadan önce kamuoyuna önerilerini 15 bafll›k alt›nda sunan NKP (Maoist) yeni hükümetin güvenlik, d›fl güvenlik ve su kaynaklar› konusunda ulusal konsensüsü sa¤lamas› gerekti¤ini, d›fl politikay› yeniden tan›mlayaca¤›n›, di¤er ülkelerle yap›lan eski anlaflmalar› gözden geçirece¤ini belirtti. Kral ve ailesinin mülkiyetinin kamulaflt›r›lmas›, bar›fl sürecinin sonuca ulaflt›r›lmas›, iki ordunun 6 ay içinde birlefltirilmesi, fiziksel altyap› inflaatlar›na öncelik verilmesi, Ulusal Planlama Komisyonu üzerinden kamu-özel sektör iflbirli¤inin gelifltirilmesi ve devrimci toprak reformunun yap›lmas› da yeni hükümetin öncelikleri aras›nda yer alacak. UML ve MJF’nin de imzalad›¤› 5 sayfal›k hükümet program›nda yeni anayasan›n haz›rlanmas› süreci de planland›. Hükümette UML, NKP(Maoist)’ten sonra en çok yetkiye sahip olan parti oldu. Hükümette Baburam Bahattarai Finans Bakan›, Badal yoldafl Savunma Bakan›, Mahara yoldafl Bilgi ve ‹letiflim Bakan›, Dev Gurung yoldafl ise Hukuk ve Parlamenter ‹fller Bakan› oldu. Prachanda yoldafl baflbakanl›¤a seçiliflinin ard›ndan halka yönelik ilk mesaj›n›

Nepal

23 A¤ustos tarihinde verdi. Hükümetin ulusalc›l›¤a, cumhuriyete ve sosyo-ekonomik de¤iflime a¤›rl›k verece¤ini vurgulayan Prachanda yoldafl, halk›n kendilerinden büyük bir beklentiye sahip oldu¤unu ve bunlar› yerine getirmek için nesnel ve planl› flekilde çal›flacaklar›n› ifade etti. Ulusal egemenli¤i, ba¤›ms›zl›¤› ve toprak bütünlü¤ünü koruman›n öncelikli görevleri olaca¤›n› belirten Prac-

iflbirli¤i ile geçeceklerini belirten Prachanda, anayasay› zaman›nda yazmay› da temel görevleri aras›nda sayd›. Prachanda yoldafl baflbakan seçilmesinin ard›ndan Halk Kurtulufl Ordusu’nun baflkomutanl›¤› görevinden ayr›ld›¤›n› belirtti ve Kurucu Meclis üyesi Maoistlerin HKO içindeki konumlar›n› di¤er yoldafllar›na b›rakaca¤›n› ifade etti. Savunma Bakan› Ram Bahadur Thapa ‘Badal’ da or-

handa ulusal birli¤in Himal, Pahad, Terai ve Madhesi milliyetlerinden halk›n eflitli¤i üzerinden sa¤lanaca¤›n› aç›klad›. Yeni hükümetin demokrasiyi güçlendirece¤ini savunan Prachanda çok partili demokrasi, periyodik seçimler, hukukun üstünlü¤ü gibi modern demokratik ilkelere ba¤l› olacaklar›n›, demokrasinin sözde de¤il halk için demokrasi fleklinde hayat bulaca¤›n› vurgulad›. Yoksulluk, iflsizlik gibi sosyo-ekonomik sorunlara önem vereceklerini, modern sanayi ekonomisine kamu-özel sektör

dular›n birlefltirilmesinin 3 ila 6 ay aras›nda tamamlanaca¤›n› belirtti. Finans Bakan› Baburam Bhattarai ise 25 A¤ustos’ta yapt›¤› aç›klamada Maoistlerin önderli¤indeki hükümetin iddialar›n aksine 2-3 ayl›k ömrü olmad›¤›n›, önüne koydu¤u görevleri tamamlayaca¤›n› belirtti. Seçimlerde yenilen güçlerin hükümetin düflürülmesi için çal›flt›¤›n›, bunun Yeni Nepal’in önüne engel ç›karmak anlam›na geldi¤ini vurgulad›. Bhattarai yoldafl hükümetin yeni bütçeyi Eylül ortas›nda sunaca¤›n›, kamu-özel sek-

tör iflbirli¤inde merkezi rolün özel sektöre devredilece¤ini aç›klad›. Maoistler Kongre Partisi’nden Cumhurbaflkanl›¤›na seçilen Yadav’›n görevini kötüye kulland›¤›n›, yetkisini aflt›¤›n› da iddia etmekteler. Sembolik bir yeri olan ve önüne gelen kanunlar› de¤erlendirip onaylamas› gereken Yadav’›n hükümetin kurulma sürecindeki müdahaleleri tepki çekerken Hindistan büyükelçisinin cumhurbaflkan› ile s›kça ve teklifsizce görüflmeler yapmas› ve Hintli büyükelçinin tavsiyesi üzerine Çin’deki olimpiyat oyunlar›n›n aç›l›fl törenine kat›lma program›n› iptal etmesi halkta Cumhurbaflkan›n›n Hindistan’›n ç›karlar› do¤rultusunda hareket etti¤i fikrini uyand›rmakta. Bununla birlikte Maoistler halk›n somut sorunlar›n› çözmek için çeflitli projelere de hayat vermekte. Nepal gençli¤i içinde büyük etki yaratan ve genifl bir kitleyi örgütleyen Genç Komünistler Birli¤i (YCL) gericilerin tepkisini çekerken ortaya koydu¤u kampanyalarla halk›n deste¤ini almaya devam ediyor. Örgütsel yap›s›n› yeniden düzenleyen ve genifl kitle örgütü fleklinde yeniden örgütlenen YCL “halka hizmet” slogan› ile üretim ve altyap› çal›flmalar›na kat›lmakta, sanatsal ve kültürel aktiviteler örgütlemektedir. Geçti¤imiz ay Kathmandu yolunun geniflletilmesi çal›flmalar›na kat›lan YCL üyeleri yeni kampanyalar› ile tüm ülke çap›nda kolektif üretime kat›lacaklar›n› aç›klad›lar. Bu çal›flmaya yüz binlerce gencin kat›lmas› bekleniyor. Birçok yerel örgütlenme ayn› zamanda uyuflturucuya, alkolikli¤e, h›rs›zl›¤a karfl› bilinçlendirme çal›flmalar› da yapmaktad›r.


Politik gündem

İşçi-köylü 18

5-18 Eylül 2008

Emperyalizm, komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n “taraf”›

Devrimci ve komünistlere sald›rmaya devam ediyor! 80’lerle bafllayan sosyalizme sald›r› daha çok toplumu bireycilefltirmeye, devrimci de¤erleri anlams›zlaflt›rmaya dönüktü. Dünyada emperyalistkapitalizmin krize girmesiyle birlikte bir taraftan Marksizm i¤difl edilerek bir kez daha sözde “keflfedilme”, di¤er taraftan devrimci önderler devrimci niteliklerinden ar›nd›r›larak magazinlefltirilme sald›r›s›yla karfl› karfl›ya. Bunun yan›nda cepheden sald›r›larak devrimci önderlere nerede ise milliyetçilerdi denilmekte. “Yeni nesil” bir sald›r› dalgas›yla karfl› karfl›yay›z. Elbette bunda esas amaç halk›n kurtuluflunun silahl› mücadeleyle oldu¤u gerçe¤ini karartma ve emperyalist kapitalizmin ömrünü uzatmad›r. Bu sald›r›da Proletarya Partisi de önemli bir yerdedir. Fakat tarihin çark› durdurulamayacakt›r. Onun için bugün daha fazla devrimci de¤erlere sar›lma, Proletarya Partisi’nin ideolojik-politik hatt›nda s›n›f mücadelesinde kararl›l›k ve cüret etme günüdür.

2008 y›l›nda burjuva-feodal bas›na Taraf isimli bir gazete daha dâhil oldu. Tüm burjuva yay›n organlar› gibi bu gazetenin de bir “ihtiyac›n” ürünü olarak yay›n hayat›na bafllad›¤›, bundan dolay› belirli amaçlar› ve görevleri oldu¤u anlafl›lmakta. Görüldü¤ü kadar›yla ABD’nin Ortado¤u politikalar› ekseninde, Türk kompradorlar›n›n önüne koydu¤u görevlere paralel yürüttü¤ü, reorganizasyon faaliyetlerinin bas›n aya¤›nda önemli görevleri yerine getirmek için yay›n hayat›na bafllam›fl bir gazete bu. Taraf oldukça önemli görevleri olan ve bu kapsamda görünenin ötesinde, arkas›nda önemli bir gücün oldu¤u bir “gazete”dir. Bu anlamda misyonu ve bu misyonu oynarken kulland›¤› argüman ve araçlar› bafll› bafl›na incelemeye de¤er. Bu kapsaml› bir çal›flmay› gerekli k›lar, ancak yaz›m›z›n amac› bu de¤il. Gazetenin borazan› oldu¤u s›n›f›n gerçek düflmanlar› olan devrimciler, komünistler ve Marksizm-LeninizmMaoizm ideolojisine dönük sald›r›lar›n› birkaç örnekle ele almaya çal›flaca¤›z. Her “Taraf”lar› yalan Hakim s›n›flar, sahtekârca, her zaman, ezilen emekçi halk›m›z› da kendi bayra¤› alt›nda toplamaya çal›fl›r. Bunu yaparken ilk olarak halk›m›z›n en ileri örgütlü gücü olan komünistleri ve devrimcileri alt etmesi gerekmektedir. Çünkü örgütsüz halk› yönetmenin kolay oldu¤unu yüz y›ll›k deneyiminden bilmektedir. Bundan dolay› örgütsüz olan genifl kitleyi hedef almaktan çok, küçük bile olsa ezilenlerin örgütlü gücünü ve hâkim s›n›flar›n sömürüsüne son verip insanl›¤› kurtulufla ulaflt›racak olan komünistleri esas düflman› olarak görüp, sald›r›lar›n›n esas›n› onlara yöneltir. Halk›n en bilinçli ve

örgütlü gücü devrimci ve komünistlerdir. Burjuva ikiyüzlülü¤ü ile gerçek amac›n› gizleyerek demokratl›¤a soyunan Taraf gazetesinin devrimcilere-komünistlere ve Marksizm-Leninizm-Maoizm ideolojisine sald›rmas› da bu ba¤lamda anlaml›d›r. Taraf gazetesinin köfle yazarlar›n›n, ço¤unun sosyalizme sald›r›y› görev edindikleri anlafl›l›yor. Bu yazarlar›n bir k›sm›n›n geçmiflte baz› “sol” çevrelerden gelmesi jargonlar›n›n devrimcilere yak›n olmas›n› beraberinde getirdi¤i için sald›r›y› daha özgünlefltirmektedir. Yani sözde “sol” görünümle devrimci ve komünistlere sald›r›yorlar. Taraf gazetesinin “her Taraf” sayfas›nda gazetenin düzenli yazarlar› d›fl›ndaki “yazarlar›n” yaz›lar› yay›nlanmakta. Gördü¤ümüz kadar› ile bu sayfada birkaç yaz› d›fl›nda genel Taraf çizgisinde ama “ba¤›ms›z” yazarlar›n yazd›¤› yaz›lar yay›nlan›yor. Bu sayfan›n devaml› müdavimlerinden birisi de Rasim Ozan Kütahyal› adl› “senarist-yazar” etiketli bir flah›st›r. Bu flahs›n yaz›lar›n› inceledi¤imizde devrimcilere, “solculara” ak›l vermek ad›na devrimci ve komünistlere sald›rd›¤›n› görmekteyiz. Devrimci de¤erleri, sözde “özgürlükçülük” ad›na karalamakta, çeflitli tarihsel süreçleri karalamak için de¤erlendirmekte, devrimci ve komünistlerin yaratt›¤› de¤erlere sald›rmaktad›r. Her halinden sahibinin sesi oldu¤u ortaya ç›kmaktad›r. Devrimciler yapm›fl oldu¤u hata ve yanl›fllar›n hesab›n› Türk-Kürt ve çeflitli milliyetlerden halk›m›za vermekten çekinmezler. Yine devrimciler aras›ndaki elefltiri ve özelefltiri genel devrimci mücadelenin ç›karlar› için bir zorunluluk olarak kavranmaktad›r. Buna karfl›n hâkim s›n›flar›n devrimcilerin hatalar›ndan yola ç›karak genel devrimci de¤erlere

sald›r›s›n›, elefltiri de¤il, sald›r› kapsam›nda de¤erlendirirler. Buradan hareketle de devrimci de¤erleri savunurlar. Bu “gerçek üstücü” senarist zat da, 71’in devrimci önderlerinden Deniz ve Mahir’in baz› hatal› tespitlerinden yola ç›karak genel devrimci durufllar›na sald›rmaya cüret etmektedir. Elbette tart›fl›lan konu özgülünde ‹brahim Kaypakkaya’y› anmamas› da samimiyetsizli¤inin göstergesi olarak anlaml›d›r. Bu devrimci önderlerin bir dizi hata ve yanl›fl tespitlerine ra¤men halk›m›z›n gönlünde ve bilincinde sayg›n yer edinmelerini sa¤layan olgu elli y›ll›k pasifizme ve suskunlu¤a silahlar› ile son vererek silahl› mücadeleyi bafllatmalar›d›r. Onlar›n bu niteliklerini atlay›p de¤erlendirme yapman›n burjuva tek yanl›l›¤›ndan öte devrimcilere sald›r› oldu¤u ortadad›r. Sat›r aralar›na gizli sald›r›lar ve gerçekler Taraf gazetesinin 19 Temmuz 2008 tarihli say›s›n›n “her Taraf” sayfas›nda yine R. O. Kütahyal› isimli senaristin “Aleviler Türk Solu ve Ergenekon” bafll›kl› “senaryosu” yay›nland›. Yaz›n›n genelinden, Ergenekon adl› yap›lanman›n Sivas ve Gazi Mahallesi katliam›n› organize etti¤inin yap›lan operasyonlarda a盤a ç›kt›¤›ndan, “Yükselen ‹slami Harekete karfl› Alevileri bu sözde laik kamp›n öncüsü yapmak amaçl›” bu katliamlar›n gerçeklefltirildi¤inden ve baflar›l› olundu¤undan bahsediyor. Devam›nda Baflba¤lar katliam› konusunda “PKK hareketi de Mad›mak katliam› sonras› f›rsat bilmifl, Marksist-Leninist T‹KKO ile ortak biçimde Sivas’a misilleme amaçl› Baflba¤lar katliam›n› gerçeklefltirerek Alevileri kendi saflar›na çekme çabas›na girmifltir” deniyor. Sonuçta da Ergenekon operasyonunu “iki taraf›n kap›fl-


5-18 Eylül 2008 mas› olarak” görmenin yanl›fll›¤›na vurgu yap›l›p mecliste bu konuda araflt›rma önergesi veren Ufuk Uras’a büyük sosyalistlik atfedilerek bitiriliyor. Bu yaz›da ABD’nin Ortado¤u politikalar› ekseninde yürütülen baz› reorganizasyon faaliyetlerine ve “demokrasi mücadelesine” paralel devletin baz› olumsuz unsurlardan temizlendi¤inin propagandas› yap›larak, Alevileri düzen içine çekmenin çal›flmas› yürütülürken aç›ktan Proletarya Partisi’ne sald›r› da elden b›rak›lm›yor. Öncelikle bu zata Alevilerin Selçuklulardan bu tarafa hep hakim s›n›flar taraf›ndan k›r›mdan geçirildi¤ini, hakim s›n›flarla hiçbir zaman bar›fl›k olmad›klar›n› hat›rlatmak isteriz. Alevilerin baflka inançtan halk›m›zla esasta sorunu olmam›flt›r. Tarihsel süreçler incelendi¤inde bunlar görülecektir. Osmanl›’da artan vergiler sonucu yaflayamaz hale gelen halk›m›z ayaklanm›fl ve k›r›mdan geçirilmifltir. TC tarih sahnesine ç›kt›ktan sonra tekkeleri kapat›lm›fl, ibadetleri yasaklanm›fl, Dersim’de ve Koçgiri’de katliamdan geçirilmifltir. 70’li y›llarda kurtuluflunun devrimle olaca¤›na inand›¤› için ciddi boyutlarda devrimci ve komünist saflarda örgütlenmifltir. ABD ve kompradorlar o süreçteki ekonomik siyasi krizi aflmak için çözüm olarak ortaya koyduklar› planlar› devrimci muhalefetten dolay› hataya geçiremeyeceklerini anlam›fllar, Askeri Faflist Cunta’yla hayata geçirmenin planlar›n› yapm›fllard›r. Bundan dolay› hem devrimci mücadeleyi sapt›rmak hem de cuntan›n gelmesine zemin haz›rlamak için, dünden bugüne düzenle bar›fl›k olmayan Alevi halk›m›z faflist TC ve CIA ortakl›¤› ile Marafl’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Malatya’da katliamdan geçirilmifltir. Bu süreçte Faflist TC tetikçi olarak faflist ülkücüleri örgütleyip kullanm›flt›r. 90’l› y›llarda yükselen devrimci mücadeleye paralel Alevilerin devrimci ve komünist saflarda örgütlenmelerinin önüne geçmek, Alevileri Kemalizm’in taban› yaparak düzen içine çekmek için yine TC’nin örgütledi¤i Sivas ve Gazi katliamlar› yap›lm›flt›r. Bu sefer oluflturulan plana paralel tetikçiler dinci faflistler ve J‹TEM elemanlar›d›r. Yani öyle bir çetenin de¤il bizzat TC devletinin yapt›¤› katliamlard›r.(*) Bu noktada dönemin M‹T Müsteflar› Teoman Koman’›n yapt›¤› “Sivas gibi otuz eylemi durdurduk” demesi her fleyi ortaya koymaktad›r. “Gerçek üstücü” senaristin ifade etti¤i gibi Alevilere dönük katliamlar devlet içinde örgütlenmifl bir çete ör-

İşçi-köylü 19 gütlenmesinin ifli de¤il, devletin istihbarat örgütlerince planlanan bilinçli katliamlard›r. Bu gerçeklik ortadayken Alevilere “bak›n sizi katledenler devlet içinde bir çeteydi, onu demokrat AKP iktidar›m›z a盤a ç›kar›yor, yüce hukukumuz da gerekli cezay› verecek, bunun için Ergenekon operasyonuna destek verin, devrimciler bu konuda do¤ru yapm›yor, büyük sosyalist Ufuk Uras’› takip edin” demek sahtekârl›k ve ikiyüzlü bir flekilde Alevileri düzen içine çekme operasyonunun bir parças›d›r. Sat›r aralar›ndaki Proletarya Partisi’ne sald›r›s›n› da k›saca de¤erlendirmek gerekiyor. Proletarya Partisi kuruldu¤undan bugüne Kürt-Türk ve çeflitli milliyetlerden ve inançlardan halk›m›za karfl› hiçbir zaman silah do¤rultmam›flt›r. Çeflitli olaylar, sonra Proletarya Partisini karalamak amaçl› M‹T mahreçli haberler burjuva bas›nda yer alm›flt›r. Baflba¤lar’da PKK’nin gerçeklefltirdi¤i katliam sonras› da karalama amaçl› bu haber burjuva bas›na servis edilmifltir.

yaklafl›mlar› bilinmesine karfl›n Alevi ve Sünni inanc›na mensup emekçi halk›m›z üzerindeki hakl› sayg›nl›¤›n› zedeleme amaçl› M‹T, J‹TEM mahreçli dezenformasyonlara s›k s›k tan›k olunmaktad›r. R. O. Kütahyal› isimli zat›n yaz›s›ndaki Proletarya Partisi’ne dönük gerçek olmayan bilgilerde daha önce M‹T taraf›ndan burjuva bas›na servis edilmiflti, ayn›s› bir kez daha tekrarlanmaktad›r. Elbette bunlar› bilmektedir fakat s›n›fsal ç›karlar›na ters düfler bunlar› söylemek, bunlar› hat›rlatt›¤›nda bugünkü Alevileri düzen içine çekme kurgular› bofla ç›kar. Bugün de Ergenekon ve çetelerin devletin uzant›s› oldu¤u, bunlardan hesap sorman›n direkt bu sistemi hedeflemeden olmayaca¤› gerçe¤i ortadad›r. Bundan dolay›d›r ki Proletarya Partisi’ne sald›r›larak bu gerçek kapat›lmaya çal›fl›lmakta, ama çabalar› bofluna. Kütahyal›’n›n amac› çok aç›kt›r, sözde demokrat gözükerek devrimci ve komünistleri karalayarak halk›m›z›n ger-

Burjuvazinin tarih sahnesine ç›kma süreci feodalizmi tasfiye süreciyle iç içe olmufltur. Dolay›s›yla burjuvazi, feodal hâkim s›n›flardan halk› yönetmede kulland›klar› tüm entrika-hile ve katliam deneyimlerini devralm›flt›r. Proletarya Partisi geçmiflten bugüne Alevi katliamlar›n›n nedenlerini mezhepsel farkl›l›k ve mezhep çat›flmas› de¤il, Alevilerin düzene muhalifli¤inden kaynakl› oldu¤unu söylemektedir. Mücadelenin direkt TC devletine karfl› verilmesi gerekti¤ini, Alevilerin bask›, sömürü ve katliamdan kurtuluflunun Demokratik Halk Devrimi’yle gerçekleflece¤ini söylemektedir. Buna paralel yaflanan katliamlar›n nedenlerini Alevi ve Sünni halk›m›za anlat›p yarat›lmak istenen provokasyonlar› deflifre etmifltir. Bütün bu

çek kurtulufl mücadelesine kat›lmas›n› önlemek ve düzen içinde çözüm aramaya yöneltmektir. Bu sald›r›lar geçmiflte de bugün de ikiyüzlü ve sahtekârca yap›lmaktad›r. Proletarya Partisi’nin ideolojik-politik hatt› Kürt-Türk ve çeflitli milliyet ve inançlardan halk›m›z›n kurtuluflunun komprador burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n devleti olan faflist diktatörlü¤e karfl› verilecek silahl› mücadele ile olaca¤› gerçe¤i üzerine oluflturulmufltur. Bugüne kadar Proletarya Partisi militanlar› faflist diktatörlü¤ün

Politik gündem

askeri-sivil kurum ve kurulufllar›n› ve sivil uzant›lar›n› hedef alan eylem çizgisini hayata geçirmifllerdir. Bu eylem çizgisini prati¤e geçirmeleri sonucu faflist diktatörlü¤ün bir dizi kurum ve kuruluflu ifllemez k›l›nm›fl, yüzlerce diktatörlük gücü safd›fl› b›rak›lm›flt›r. 36 y›ll›k tarihinde R. O. Kütahyal› gibi neidü¤ü belirsiz burjuva senaristlerin yazaca¤› senaryolarla karart›lamayacak kadar büyük ve flanl› bir tarihe sahiptir. Emperyalizmin dünya genelinde hayata geçirmeye çal›flt›¤› ideolojik sald›r›lar›na paralel komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n yay›n organlar› da ayn› sald›r›y› Türkiye ve T. Kürdistan›’nda hayata geçirmeye çal›fl›yor. 80’lerle bafllayan sosyalizme sald›r› daha çok toplumu bireycilefltirmeye, devrimci de¤erleri anlams›zlaflt›rmaya dönüktü. Dünyada emperyalist-kapitalizmin krize girmesiyle birlikte bir taraftan Marksizm i¤difl edilerek bir kez daha sözde “keflfedilme”, di¤er taraftan devrimci önderler devrimci niteliklerinden ar›nd›r›larak magazinlefltirilme sald›r›s›yla karfl› karfl›ya. Bunun yan›nda cepheden sald›r›larak devrimci önderlere nerede ise milliyetçilerdi denilmekte. “Yeni nesil” bir sald›r› dalgas›yla karfl› karfl›yay›z. Elbette bunda esas amaç halk›n kurtuluflunun silahl› mücadeleyle oldu¤u gerçe¤ini karartma ve emperyalist kapitalizmin ömrünü uzatmad›r. Bu sald›r›da Proletarya Partisi de önemli bir yerdedir. Fakat tarihin çark› durdurulamayacakt›r. Onun için bugün daha fazla devrimci de¤erlere sar›lma, s›n›f mücadelesinde kararl›l›k ve cüret etme günüdür. Düflman›n sald›r›lar›, yaflad›¤› krizin derinleflmesi sonucudur, o zaman krizi derinlefltirmek için örgütlenelim, sistemin yaflayaca¤› krizi derinlefltirelim. Bu sald›r›lara mücadeleyi yükselterek yan›t verelim. (*) Bugün çete diye lanse edilen de devletin bir zaman planlar›n› hayata geçiren elemanlar oldu¤unu da bilmeliyiz.


Gö¤ün yar›s›

‹flflççi-köylü 20

5-18 Eylül 2008

Pippa’n›n katiline müebbet istendi “Bar›fl ve güven” mesaj› vermek amac›yla gelinli¤iyle otostopla ‹srail’e gitmeye çal›flan ve Gebze’de kamyonetine bindi¤i Murat Karatafl taraf›ndan tecavüz edildikten sonra katledilen ‹talyan sanatç› Giuseppina Pasqualina Di Marineo (Pippa Bacca) davas›nda Karatafl için müebbet hapis cezas› istendi.

‹ddianamede, Bacca’n›n Ankara’ya gitmek için üzerinde gelinli¤iyle Gebze’de D-100 karayolunda otostop yapt›¤› s›rada ‹zmit yönüne giden Murat Karatafl’›n Marineo’yu arac›na ald›¤›, seyir halindeyken Bacca’n›n zanl›n›n foto¤raf›n› çekti¤i belirtildi. Cumhuriyet Savc›s› Kemal Bay›k, san›k Murat Karatafl’a “nitelikli cinsel

sald›r›, cebir, tehdit ve hile kullanarak kifliyi hürriyetinden yoksun k›lma, kasten yaralama, bir suçu gizlemek veya baflka bir suçun delillerini gizlemek veya yakalanmamak amac›yla öldürme ve h›rs›zl›k” suçlar›ndan “a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet hapis cezas›” verilmesini istedi. (H. Merkezi)

Ekonomik kriz ve burjuvazinin gözünde kad›n... Sermayenin kad›n aflk›! Toplumun yar›s›n› oluflturan kad›nlar, geçti¤imiz aylarda sömürücü s›n›flar›n da yo¤un olarak gündemindeydi... Bu konuda neler yapt›klar›n› ve dediklerini özetlemek gerekirse; TÜS‹AD (Türkiye Sanayiciler ve ‹fladamlar› Derne¤i) Yüksek ‹stiflare Konseyi toplant›s›na Kemal Dervifl de kat›lm›fl ve burada Türkiye ekonomisine dair “tavsiyelerde” bulunmufltu. Dervifl, Türkiye’nin 2002-2006 döneminde yakalad›¤› performans› sürdürmek istiyorsa yat›r›m alanlar›n› art›rmas› ve bu art›fl›n sa¤lanabilmesi için yeni iflgücüne ihtiyaç oldu¤u, bu nedenle kad›n nüfusunun ekonomiye kat›lmas› gerekti¤ini belirtmiflti. Ard›ndan, ekonomik krizlerini çözmek için “tavsiye” denilen bu talimatlar› uygulamak amac›yla TÜS‹AD vb. sermaye çevreleri ile onlar›n hükümeti olan AKP, hemen kollar› s›vad›lar. TÜS‹AD ile KAG‹DER (Kad›n Giriflimcileri Derne¤i) ortak bir rapor haz›rlad›lar. “Toplumsal Cinsiyet Eflitsizli¤i: Sorunlar›, Öncelikleri ve Çözüm Önerileri” adl› raporda, Türkiye’de 15 yafl ve üstü kad›nlar›n iflgücüne kat›l›m oran›n›n 1988’de yüzde 34.3 iken, 2006’da yüzde 24.9’a düfltü¤ü, 1988’de yüzde 31 olan kad›n istihdam›n›n 2006’da yüzde 22’ye düfltü¤ü, 15 yafl üzeri kad›n nüfusu yüzde 35 artarken, istihdam potansiyelinin ancak yüzde 10 oldu¤u (16 Temmuz 2008-Radikal) belirtiliyor. Görüldü¤ü gibi, sermaye sahiplerinin toplumsal cinsiyet eflitsizli¤inden anlad›¤› kad›nlar›n, istihdama, iflgücü piyasas›na kat›l›m oran›n›n azl›¤›d›r. Ayr›ca kad›n›n e¤itim ve siyasete kat›l›m düzeyinin geri olmas› da TÜS‹AD’› çok “endiflelendirmifl”! Tabi onlar›n bu endiflesini, burjuva partiler, sözde sivil toplum örgütleri ve benzeri kurumlar da paylaflt›. Bu yönelime paralel KAG‹DER, genifl kat›l›ml› bir toplant› düzenledi. AKP,

CHP, Mor Çat›, Avrupa Birli¤i Parlamentosu Kad›n Haklar› ve Kad›n-Erkek Eflitli¤i Komisyonu, KADER vb. kurumlar›n temsilcilerinin kat›ld›¤› bu toplant›da, kad›n iflgücünün daha fazla nas›l ve hangi yöntemlerle pazara çekilebilece¤i üzerine yöntemler, projeler tart›fl›ld›. Kad›n iflgücünün sömürüsünün art›r›lmas› için hükümet de sermayenin ihtiyaçlar› do¤rultusunda

bofl durmay›p elinden geleni yap›yor. Toplant›ya kat›lan AKP milletvekili Fatma fiahin, meclis aç›ld›¤›nda ilk ifllerinin “F›rsat Eflitli¤i Komisyonu” kurulmas›yla ilgili bir kanun ç›karacaklar›n› patronlara müjdeledi.

Kad›nlar hedef tahtas›n›n ortas›na konuluyor Dünya genelinde emperyalistlerin ve onlar›n iflbirlikçilerinin-uflaklar›n›n büyük ekonomik krizler yaflad›¤› bu dönemde, emperyalizme ba¤›ml›l›¤› nedeniyle krizlerden derin olarak etkilenen Türkiye’ye K. Dervifl’in gelmesi ve söyledikleri oldukça dikkate de¤erdir. K. Dervifl, emperyalistlerin ekonomik planlar›n›n merkezi kurumlar›ndan biri olan Birleflmifl Milletler Kalk›nma Örgütü’nün (UNDP) baflkan›d›r. K. Dervifl’in, Türkiye’nin en büyük komprador kapitalistlerinin topland›¤› TÜS‹AD’a aktard›¤› talimatlar, bu kriz sürecinde, emperyalizmin sömürge ve yar›-sömürge ülkelerden beklentilerinin bir k›sm›n›n özetidir. Birleflmifl Milletler Kalk›nma Raporu’nun yazar› Prahald, hat›rlanaca¤›

gibi flöyle ba¤›r›yordu: “Deniz bitiyor efendiler! Üçüncü Dünya ülkelerindeki yoksullar› müflterimiz yapmazsak batar›z!” Rapordaki bu söz, krizin ne denli büyük oldu¤unun ve bunun faturas›n›n halka, özellikle de ba¤›ml› ülkelerin halk›na ç›kart›laca¤›n›n 盤l›k 盤l›¤a itiraf›yd›. Ülkemizde iflçilerin ve di¤er emekçilerin büyük bir k›sm› yo¤un sömürü alt›nda, ço¤unlukla ifl güvencesiz ve sa¤l›ks›z koflullarda, s›k s›k maafllar› ve fazla mesai ücretleri ödenmeden, uzun ifl saatleri boyunca çal›flt›r›l›yorlar. Bunun yan›nda, gün geçtikçe büyüyen bir iflsizler ordusu var. Ve tüm bunlara ra¤men, ezen s›n›flar›n, neden kad›nlar› iflgücü piyasas›na daha fazla çekmek istediklerini sormak laz›m... Egemenler, ekonomik krizlerini aflmak için her zaman daha fazla sömürüyü hedefler. ‹flsiz say›s› ne kadar çok olursa, iflçi s›n›f› ve emekçiler aras›nda rekabeti art›r›p ödeyece¤i ücrete düflürür böylelikle. Tüm vas›fs›z ve en a¤›r ifllere daima en az ücret ödenir. Kad›n iflgücü genellikle vas›fs›z oldu¤u için daha ucuzdur. Bunun yan›nda, ikisi de ayn› ifli yapt›¤› halde kad›na erkekten daha az ücret ödenir her zaman. Vas›fs›zl›¤› ve cinsiyeti nedeniyle az ücret ödenen kad›n çal›flan say›s›n›n artmas›, yani hem ayn› ifl için ödenen ücret miktar›n›n düflmesini hem de bu bas›nçla iflsizlerin say›s›n›n artt›r›larak genel anlamda ücretlerin daha fazla afla¤› çekilmesini sa¤layacak. Sermaye sahiplerinin hedefledi¤i de budur. ‹flte tam da ve yaln›zca bu nedenle sömürücüler, kad›nlar›n iflgücüne kat›l›mlar›n›n azl›¤›n› kendilerine dert ediyor, bu konuda çal›flmalar yap›yorlar. Ve bunu da “cinsiyet eflitli¤i” gibi süsleyerek yap›yorlar. Oysa onlar hiçbir zaman gerçek anlamda eflitli¤i istemezler. Aksine bunun karfl›s›nda dururlar. “Toplumsal Cinsiyet Eflitsizli¤i: Sorunlar›, Öncelikleri ve Çözüm Önerileri” deseler de, onlar›n sorunu ekonomik açmazlar›, önce-

likleri sömürüyü art›rmak ve çözümleri de kad›nlar› iflgücü piyasas›na çekmektir. Öte yandan, Arzuhan D. Yalç›nda¤, söz konusu raporun aç›kland›¤› toplant›da yapt›¤› konuflmada iflgücü piyasas›n›n talep etti¤i niteliklere sahip olmayan çok say›da ücretsiz aile iflçisi kad›n veya ev kad›n› bulundu¤unu, toplumda çocuk ve hasta bak›m›n›n›n kad›na, ev geçindirmenin ise erke¤e yak›flt›r›ld›¤›n›, ayr›ca kad›nlar iflgücü piyasas›na girse bile bir süre sonra “ailevi sorumluluklar›” nedeniyle iflten ayr›ld›klar›n› belirtti. Tüm bunlardan da görülüyor ki, çal›flan kad›nlar›n say›s›n› art›rmaya yönelik hummal› bir çal›flma içindeler egemenler. Yalç›nda¤’›n iflaret etti¤inden anlafl›ld›¤› gibi sermaye kad›nlar› ifl piyasas›na sürmek için, buna engel olan toplumsal feodal de¤er yarg›lar›n› da dolayl› olarak hedefliyor. Asl›nda hiç de karfl› olmad›klar› gerici de¤er yarg›lar›, kendi sömürüleri önünde engel oldu¤unda onu kenara itmekten çekinmiyorlar. Önümüzdeki süreçte ev kad›n› de¤il de çal›flan kad›n modelini öven dizi filmler, haberler, yorumlar, toplant›lar vb. kampanyalar yaparlarsa flaflmamak gerekir. Sermaye ç›karlar› gere¤i, daha fazla kad›n› çal›flma yaflam›na çekerek sömürüsünü art›rmay› hedeflerken, ayn› zamanda, istemeyerek de olsa k›smen kad›n› dar ev yaflam›n›n, feodal de¤erlerin d›fl›na ç›karacakt›r. Bu durum, kad›nlar›n sömürü sistemini dolays›z olarak yaflay›p tan›malar›na, daha h›zl› s›n›f bilincini edinmelerine zemin oluflturacakt›r. Sermaye sahiplerinin umdu¤unun aksine kad›nlar, böylece burjuvazinin krizini ertelemede de¤il aksine mezar›n› kazmada rol oynayacakt›r. Onlar›n “eflitlik” diye halka yo¤unlaflt›r›lm›fl sömürü, kad›nlar›n daha fazla kölelefltirilmesini do¤uracak, ama ayn› zamanda bu kölelik sisteminden kurtulma arzusunu daha da körükleyecektir. Ve gerçek eflitli¤in sömürüsüz bir dünya ile olaca¤›n›, bunu da ezenlerin de¤il ezilenlerin sa¤layaca¤› berrakça görülecektir.


‹flflççi-köylü 21

5-18 Eylül 2008

KESK’li kad›nlar taleplerini hayk›rd› KESK’li kad›nlar, 27 A¤ustos günü Ankara’da Yüksel Caddesi’ne kadar yürüyerek taleplerini dile getirdiler. Kad›nlar, AKP’nin “istihdam paketi”yle, iflyerlerindeki emzirme ünitelerini ve krefllerini kapatt›¤›n›, bunun kad›nlar› güvencesiz, düflük ücretli çal›flma koflullar›yla annelik aras›nda tercih yapmaya zorlad›¤›n› an›msatt›; kamuda iflten ayr›lanlar›n yüzde 76’s›n›n do¤um sonras› çocuklar›na bakabilmek için bu karar›

‹ran’da kad›n haklar› savunucular› tehdit alt›nda ‹ran’da 14 A¤ustos’tan bu yana kay›p olan Kürt kad›n haklar› savucusu Sirwe Muhammedi için insan haklar› savunucular› harekete geçiyor. Devlet rejimin insan haklar›na dayal› olup olmay›fl› o rejimin kad›na ve di¤er cinslere yaklafl›m›n› da etkiledi¤ine dikkat çeken TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu Üyesi ve DTP Diyarbak›r Milletvekili Ak›n Birdal, Sirwe Muhammedi’nin kaybolmas› olay›n›n aç›kl›¤a kavuflmas› talebi ile ‹ran ‹nsan Haklar› Komisyonu’na bir mektup gönderdiklerini belirtti. Mahabad’ta daha önce ‹ran güçleri taraf›ndan tehdit edilen Sirwe Muhammedi olarak bilinen insan haklar› savunucusu Xefur Muhammedi 14 A¤ustos Perflembe günü saat 06.10’da Mahabad’daki evinden ç›kt›ktan sonra kendisinden bir daha haber al›namad›. ‹ran’da ayr›ca kad›n haklar› savunucusu 3 Kürt kad›n›n tutuklulu¤u da devam ediyor. Ronak Safazade, Zeyneb Bayezidi ve Hana Abdi isimli kad›nlar›n kötü koflullar alt›nda tutuldu¤u ve ailesinin ‹ranl› kurumlar nezdinde yapt›¤› giriflimlerden ise sonuç ç›kmad›¤› ö¤renildi. (H. Merkezi)

Nacar öldürülmesin! Avrupa Kad›nlar Lobisi, ‹ran Adalet Bakan› fiahrudi’den kocas›n›n seks iflçili¤ine zorlad›¤› Kobra Nacar’›n taflla öldürülmesini engellemesini, recm cezas›n›n ve kad›nlara yönelik ayr›mc›l›k içeren cezalar›n kald›r›lmas›n› istedi. 200’den fazla örgütün oluflturdu¤u Avrupa Kad›nlar Lobisi (EWL), tafllanarak öldürülme (recm) cezas›yla karfl› karfl›ya olan Kobra Najjar’›n (Nacar) derhal serbest b›rak›lmas›n› ‹ran Adalet Bakan› Ayetullah Mahmut Haflimi fiahrudi’den bir mektupla istedi. Bütün üye örgütlerini bölgelerindeki ‹ran temsilcilikleriyle ba¤lant›ya geçerek Nacar’›n serbest b›rak›lmas› için kampanya yürütmeye ça¤›ran EWL, ‹ran’dan taflla öldürme cezalar›n› s›n›rl› süreli hapis cezalar›na dönüfltürmesini ve zina da dâhil kad›nlara yönelik ayr›mc›l›k içeren mevzuat› de¤ifltirmesini istiyor. 45 yafl›ndaki Nacar, evlili¤i boyunca fiziksel fliddet gördü¤ü kocas› taraf›ndan yaklafl›k 12 y›l seks iflçili¤ine zorlanm›fl, Tebriz Yüksek Mahkemesi Nacar’a “zina” suçlamas›yla taflla öldürülme cezas› vermiflti. (H. Merkezi)

verdi¤ini bildirdi. Kad›nlar hükümetten en az 50 çal›flan›n bulundu¤u iflyerlerinde ve 50’den az çal›flan›n bulundu¤u iflyerleri için çal›flma alan›na yak›n ücretsiz ortak bebek bak›m üniteleri ve krefller açmas›n›, gece çal›flmas› olan ve vardiyal› iflyerlerindeki krefllerin 24 saat aç›k olacak biçimde düzenlenmesini, krefllerin aç›lamad›¤› durumlarda geçici önlem olarak krefl ücretini karfl›lamas›n› istedi. (Ankara)

“Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” ‹stanbul

‹zmir

Kad›n örgütleri Desa Deri Fabrikas› önünde uzunca bir süredir direniflini sürdüren Emine Arslan’la dayan›flmak amac›yla bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. 23 A¤ustos Cumartesi günü saat 12.30’da Desa Deri’nin ‹stiklal Caddesi üzerinde bulunan ma¤azas› önünde biraraya gelen “Desa Direnifliyle Dayan›flma Kad›n Platformu” Emine Arslan’la dayan›flma içinde olaca¤›n› kamuoyuna duyurdu. “Novamet’te kazand›k Desa’da da kazanaca¤›z” yaz›l› pankart aç›lan eylemde konuflan Emine Arslan, Desa Deri’nin Sefaköy’de bulunan fabrikas› önündeki direnifline, ifle sendikal› olarak dönünceye kadar devam edece¤ini söyledi. Yap›lan bas›n aç›klamas›nda Desa fabrikalar›nda iflçilerin insanl›k d›fl› koflullarda çal›flt›¤› ve ayl›k ücretlerinin 440 YTL oldu¤u dile getirildi.

DESA ‹flçileri ile Dayan›flma ‹zmir Kad›n Platformu da Emine Aslan ve DESA iflçileriyle dayan›flma eylemi yapt›. 28 A¤ustos 2008 Perflembe günü Basmane Kap›lar’da Deri ‹flçileri Kahvesi önünde yap›lan bas›n aç›klamas›nda metni okuyan Aynur Ahir, DESA’da sendikal› bir iflçi olman›n karfl›l›¤›n›n iflten at›lmaya zorlanmak, iflten at›lmak ya da gözalt›na al›nmak oldu¤unu belirtti ve DESA’da çal›flan kad›n iflçilerinin sorunlar›na dikkat çekti. Kad›n iflçilerin mesai saatlerinde tuvalete gitmelerinin yasak oldu¤unu, altlar›na bez ba¤lat›ld›¤›n›, sendikaya üye olmalar› halinde çeflitli iftiralar ile efllerine flikayet etmek ile tehdit edildiklerini, cep telefonlar›na cinsel içerikli tehdit mesajlar› gönderildi¤ini söyleyen Ahir, iflçilerin fazla mesaiye b›rak›ld›klar›n›, ancak bu zorunlu mesailerin ücretlerini alamad›klar›n› ve kad›n iflçilerin tabakhane gibi a¤›r ifllerde çal›flt›r›ld›¤›n› belirtti.

Tacize u¤rayan kad›na “uzlaflma” teklifi Kad›na yönelik tacize nas›l da “hoflgörülü” yaklafl›ld›¤›na dair bir örnek yafland› geçti¤imiz günlerde Van’da... Van Kad›n Derne¤i faaliyetçisi Zozan Özgökçe, sabah evinden ç›k›p arabas›na binerken, yolun karfl›s›ndaki inflaattan sözlü tacize u¤ruyor. Bu, “haber de¤eri” olarak dahi görülmeyecek s›kl›kta yaflanan olaydan sonra as›l haber geliyor! “Laf atma” olay›na karfl› tepki gösteren, bu tepkisi de kendisine sözlü tacizde bulunan 3 erkek taraf›ndan kahkahalarla karfl›l›k bulan Özgökçe, karakola flikayette bulunuyor. “Laf at›ld›¤›nda” bafl›n› önüne e¤ip h›zla oradan uzaklaflmay› tercih etmeyip flikayette bulunan Özgökçe’nin flikayeti üzerine teflhis etti¤i

üç kifli karakola götürülüyor. Burada da çarp›c› sorular peflpefle geliyor: “‹sterseniz biz kulaklar›n› çekeriz, uzlaflmak ister misiniz?” fiikayetinde ›srarl› davranan Özgökçe, ifadesini verirken polislerin “b›y›k alt›ndan” güldüklerini söylüyor. Özgökçe yaflad›klar›yla ilgili olarak, sokakta tacizin çok yo¤un yafland›¤›n›, ama görünür olmad›¤›n›, yokmufl gibi davran›ld›¤›n›, çünkü kad›nlar›n genellikle flikayet etmedi¤ini ifade ediyor ve flöyle devam ediyor sözlerine: “Biz kad›nlara ö¤retilen bir fley var: ‘Tacize u¤rarsan cevap verme’. Bu asl›nda kad›nlara ‘Erkekler ne yaparsa yaps›n cevap verme’ demek. Oysa kad›nlar sokaktaki cinsel tacizi de flikayet etmeli. Peflini b›rakmamal›.” (H. Merkezi)

Gö¤ün yar›s›

Yorumsuz...

* Ankara’n›n Evren ‹lçesi’ne Ba¤l› Demiarayak Köyü’nde 80 yafl›ndaki komflusu kad›na tecavüz etti¤i öne sürülen 67 yafl›ndaki S.T. sorgusunda yafll› kad›na tecavüz etti¤ini itiraf edince tutukland›. Özürlü k›z›yla köyde yaln›z yaflayan E.D, Evren Devlet Hastanesi’ne kald›r›larak tedavi alt›na al›nd›. E.D.’nin olay›n flokunu yaflad›¤› ve tecavüz s›ras›nda yaflanan bo¤uflma nedeniyle vücudunun birçok yerinin darp edildi¤i belirtildi. * Nijerya’da fleriat mahkemesi 86 kar›s› olan Nijeryal› Muhammed Bello Ebubekir’i uyard›. fieriat kurallar›na göre bir erkek sadece 4 kad›nla evlenebilir. 84 yafl›ndaki Nijeryal› Ebubekir efllerinin say›s›n› 4’e düflürmezse idam cezas›yla yarg›lanacak. Ebubekir ise Kuran’da 4 kad›ndan fazlas›yla evlenmek konusunda herhangi bir yasak bulunmad›¤›n› belirterek fleriat mahkemesinin karar›na direniyor. Eski bir din adam› olan Ebubekir’in efllerinden 170 çocu¤u oldu¤u tahmin ediliyor. * Suudi Arabistan’da 50 yafl›nda bir erkekle evlendirilen 8 yafl›ndaki k›z çocu¤u boflanmak için dava açt›. Suudi Arabistan’da 8 yafl›ndaki bu k›z çocu¤u zengin oldu¤u için 50 yafl›ndaki bir erkekle evlendirilmiflti. Suudi Arabistan’da yay›mlanan Al-Vatan gazetesinin haberine göre mahkeme k›z›n boflanma davas›n› kabul etti. * Anne ve babas›n›n boflanmas› üzerine velayeti annesine verilen F.K, 14 yafl›nda 22 yafl›ndaki inflaat iflçisi O.B’yle evlendirildi. ‹mam nikah›yla evlendirilen F.K’n›n babas›n›n flikayeti üzerine anne, “damat” ve “damad›n” babas› gözalt›na al›nd›. Medeni Kanun’un 124’üncü maddesinde, erkek veya kad›n›n 17 yafl›n› doldurmadan evlenemeyece¤i belirtiliyor. Kanunun 152’nci maddesi ise kimsenin zorla evlendirilemeyece¤i flart›n› koyuyor. Zorla evlendirilirse savc›l›¤a baflvurma hakk› do¤uyor. * K›br›s Rum Yönetimi ve KKTC, 2 ayr› tecavüz davas› ile sars›ld›. Rum yüksek mahkemesi, 11 yafl›ndaki üvey k›z›na tecavüz eden sap›¤a verilen 10 y›ll›k cezay› “avukat›n, çocu¤un r›zas› olmad›¤›n› kan›tlayamad›¤›” gerekçesiyle bozdu. KKTC’de ise, akli dengesi yerinde olmayan özürlü bir kad›na tecavüz gündemde. ‹ngiliz döneminden kalan yasalara göre özürlü kad›na tecavüze indirim var. Sa¤l›kl› kad›na tecavüz suçuna en az 10, özürlüye 2, hayvanlara ise 3 y›l veriliyor.


Tarihten sayfalar

İşçi-köylü 22

5-18 Eylül 2008

Devletin karanl›k tarihinden bir yaprak; 6-7 Eylül olaylar› Eylül 1955’te Müslüman olmayan az›nl›klara yönelik gerçeklefltirilen sald›r›larda evler ya¤maland›, fabrikalar yak›ld›, iflyerleri kullan›lmaz hale getirildi. ‹stanbul baflta olmak üzere ‹zmir ve Adalar’da Rumlara ve di¤er gayri-müslimlere karfl› büyük bir linç ve ya¤ma hareketi gerçeklefltirildi. 5 Eylül günü K›br›s Türktür Cemiyeti (KTC) ile ‹stanbul Yüksek Okullar Talebe Birli¤i (‹YOTB) taraf›ndan bir miting gerçeklefltirildi. K›br›s’ta Türk devletinin hakimiyetini kaybetmesine tepki gösteren faflist kalabal›¤a, son günlerde ‹stanbul d›fl›ndan flehri gezmek üzere gelen gruplar da kat›lmaktayd›. Devlet radyosundan Selanik’te Atatürk’ün evinin bombaland›¤› haberi, dönemin istihbarat örgütü MAH’›n hizmetinde çal›flan ‹stanbul Ekspres gazetesinin manfleti ile genifl bir flekilde yay›ld›. Akflam saatlerinde KTC ile ‹YOTB’nin ça¤r›s› ile sokaklara dökülen ve sopa, balta ve kazmalarla silahland›r›lan kalabal›k Taksim Meydan›’nda buluflarak ‹stiklal Caddesi boyunca yürümeye bafllad›. Yürüyüfl boyunca önlerine ç›kan ve önceden k›rm›z› haç iflaretleri ile mühürlenen evleri talan ettiler. Bulduklar› her fleyi ya¤malayan kalabal›k, Rumlar›n mezarlar›na bile sald›rarak, yeni defnedilen kemikleri bile parçalad›. ‹ki gün de-

6-7

’l› y›llarda uluslararas› proletarya ve ezilen dünya halklar› büyük bir kaynaflma içindeydi. ’60’lar›n sonlar›nda giderek yükselen ve Çin’den esen Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin de rüzgar› ile alazlanan toplumsal muhalefet, birçok ülkede burjuvaziye korkulu anlar yaflatt›. Bu rüzgardan etkilenen ülkelerden biri de fiili oldu. Eylül 1970’te yap›lacak seçimlere yaklafl›ld›¤› s›rada ülkede giderek yükselen bir s›n›f hareketi vard›. Sosyalistler, komünistler, liberaller ve H›ristiyan Demokratlar’dan ayr›lm›fl olanlar›n birleflmesiyle kurulan Unidad Popular’›n (Halk Birli¤i) aday› Salvador Allende militan iflçi s›n›f›n›n ve mücadelede önemli deneyimler ve kazan›mlar edinen yoksul köylülü¤ün oylar›n› alarak baflkanl›k seçimini kazand›. Seçim sonuçlar›n›n aç›klanmas› ile birlikte kitleler sokaklara dökülerek sevinç kutlamalar› düzenledi. Hükümeti kuran Allende, baflkan seçilebilmek için H›ristiyan Demokratlar’la 6 maddelik bir anlaflma imzalad›. Buna göre mevcut hukuki sistem korunacak, silahl› güçler ve polisin “demokrasiyi güvence” almas›na izin verilecekti. Kendini sosyalist ve Marksist olarak nitelendiren Allende,

’60

vam eden ya¤ma ve talan s›ras›nda hükümet sadece geceleri s›k›yönetim ilan etti. Sald›r›lar›n sona erdi¤i 7 Eylül günü gündüz ilan edilen s›k›yönetimden geriye, ya¤malanan 4214 ev, 21 fabrika, 1004 iflyeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manast›r, 26 az›nl›k okulu, 5 spor kulübü ve 2 mezarl›k kald›. ‹zmir’de ise 14 ev, 6 dükkan, 1 pansiyon, Yunan Konsoloslu¤u, Katolik Kilisesi, ‹ngiliz Kültürevi tahrip edildi. ‹zmir’de 50 kifli yaralan›rken ‹stanbul’daki sald›r›lar s›ras›nda da 16 kifli hayat›n› kaybetti. Dönemin bas›n›na yans›yan haberlere göre ya¤ma için Trabzon’dan 117, Kastamonu’dan 116, Sivas’tan 145, Erzincan’dan 11 kifli getirilmiflti. Olaylardan sonra ‹stanbul’daki az›nl›k nüfusunda ciddi bir azalma oldu. 1924’te nüfusu 1 milyon olan ‹stanbul’da 280 bin Rum yaflarken, bu say› bugün 1500-2000 aras›ndad›r. Olaylar›n ard›ndan hükümet sorumlular›n yakalanmas› amac›yla bir kovuflturma bafllatt›¤›n› duyurdu. Gözalt›na al›nanlar ise aralar›nda Aziz Nesin’in de oldu¤u dönemin ayd›n, ilerici, demokrat insanlar› oldu. 6-7 Eylül olaylar›n› devrimci ve demokratlar›n üzerine y›kmaya çal›flan devlet hayat›n› kaybetmifl dönemin devrimci ve ilericilerini bile tutuklama karar› alarak hedef tahtas›na koydu. Gözalt›na al›nanlar 5 ay hapishanede kal-

d›ktan sonra serbest b›rak›ld›lar. Bir süre sonra Selanik’te Atatürk’ün evinin Türk Konsoloslu¤u görevlileri taraf›ndan bombaland›¤› da ortaya ç›kt›. Bombalamada görev alan ö¤renci Oktay Engin Türk vatandafl› yap›larak M‹T taraf›ndan Nevflehir Valili¤i’ne atand›. Olaylardan 40 y›l sonra o günlerde Özel Harp Dairesi’nde çal›flan eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Sabri Yirmibeflo¤lu gazeteci Fatih Güllapo¤lu ile yapt›¤› bir röportajda, “6-7 Eylül olaylar› Özel Harp Dairesi’nin ifliydi. Ve muhteflem bir örgütlenmeydi. Amac›na da ulaflt›” sözleri ile 6-7 Eylül’ün direkt devlet taraf›ndan planland›¤›n› aç›klad›. 6-7 Eylül olaylar› Türk devletinin Osmanl›’dan devrald›¤› katliamc› yüzünü aç›kça sergilendi¤i tarihlerden birini oluflturuyor. Osmanl› Devleti tarihi boyunca s›n›rlar› içinde yaflayan Müslüman olmayan kesimlere yönelik say›s›z k›y›m gerçeklefltirmifl, bu miras› da Türk devletine arma¤an etmiflti. ‹ttihat ve Terakki Partisi’nin önderli¤inde 1915’te 1.5 milyon Ermeni, Rum ve Süryani soyk›r›ma maruz kal›r. 1924’te Nüfus Mübadelesi ile Rumlar, Yahudiler, Ermeniler yaflad›klar› topraklardan zorla kopar›larak bellek katliam› yaflat›l›r,1942-1944 y›llar›nda Varl›k Vergisi ile binlerce gayri-müslim Aflkale’ye sürgün edilir. Kuflkusuz bu k›-

fiili örne¤i; Devrim bir ziyafet de¤ildir! sosyalizme fiili tipi bar›flç›l geçifli savunuyordu. Ekonomi alan›nda karma bir ekonominin infla edilece¤ini birçok sektörün devletlefltirilece¤ini ve sosyalizme böylelikle geçilece¤ini, iddia ediyordu. Parlamentonun meflrulu¤una tamamen inanan Allende, baflkanl›¤› almadan önce polise, kiliseye, e¤itim sistemine, bas›na, orduya müdahale etmeyece¤ine dair bir güvence imzalam›flt›. Allende hükümeti 1971 y›l›nda 90 firmay› ulusallaflt›rd›.1400 çiftli¤e el koydu. Büyük oranda ABD’nin elinde bulunan bak›r sanayini ulusallaflt›rd›. Kömür, demir, azot, tekstil sanayisi de devlet mülkiyeti haline getirildi. ‹flçi ve emeklilerin ücretleri yükseltildi, kira art›fllar› durduruldu, toprak reformu gerçeklefltirildi. Tüm bunlara ra¤men 1971 y›l› boyunca grev say›s›nda büyük art›fllar oldu. ‹flçi s›n›f› ulusallaflt›rmalar› yeterli bulmuyor, birçok sektörde kendi öz yönetim organlar›n› oluflturuyordu. fiili burjuvazisi giderek artan direnifller ve iflçilerin kurdu¤u yerel iktidar organlar›na karfl› harekete geçerek bir lokavt örgütledi. Amaç reformlar› bofla düflürmek ve Allende hükümetini köfleye

s›k›flt›rmakt›. Ancak iflçi s›n›f› lokavt karar›n›n hemen ard›ndan kamyonlara el koyarak ifllerin sekteye u¤ramas›na engel oldu. Allende tüm bu yaflananlara ra¤men generallerden Pinochet’yi hükümete alarak ordu ile birlikte çal›flmak istedi¤ini söyledi. Burjuvazinin sald›r›lar›na karfl› silah isteyen iflçilerin bu taleplerini reddetti. ABD taraf›ndan fiili burjuvazi ile birlikte kanl› bir plan sahneye konuldu. 11 Eylül 1973’te ordu baflkanl›k saray›n› iflgal ederek Allende dahil 30 bin insan› katletti. 10 milyonluk bir ülkede büyük bir k›y›m yafland›. fiili örne¤i sosyalizme bar›flç›l geçifl hayallerinin parçaland›¤› trajik bir sahne oldu. Bir ö¤retim üyesi olan Allende kat›ks›z bir reformistti. ‹ktidar›n ele geçirilmesinden çok iflçi s›n›f› ve yoksul köylülü¤ün ekonomik koflullar›n›n iyilefltirilmesini önüne hedef olarak koydu. Oysa sosyalizm ancak milyonlarca iflçi ve emekçinin kat›l›m› ile gerçeklefltirilecek ve mevcut iktidar›n tüm organlar›n›n parçalanmas› ile ortaya ç›kacak bir devrim ile mümkün olabilirdi. Devrim, iktidar›n zor yoluyla ele geçirilmesi ve yeni

y›mlar sadece gayri-müslimlere yap›lmaz. Osmanl› ‹mparatorlu¤u boyunca say›s›z defa k›l›çtan geçirilen Kürt halk› devletin gerçek yüzüne çok yak›ndan tan›k olmufltur. Türk devletinin kuruluflu ile birlikte palazlanmaya, geliflmeye bafllayan Türk hakim s›n›flar› geçmiflten beri ticarette önemli bir rolü olan Rum ve Ermenileri imha etmeye giriflmifltir. Sermayenin el de¤ifltirmesi hedefi ile gerçeklefltirilen bu k›y›mlar ile Türk egemen s›n›flar› efendilerine yeteneklerini sergileme f›rsat› buldular. Sermayeyi ele geçirmeye çal›flan Türk hakim s›n›flar› potansiyel düflman olarak gördükleri tüm kesimlere karfl› büyük bir karfl› harekata girifltiler. Bu durum Türk hakim s›n›flar›n›n zay›fl›¤›n›n bir göstergesi olmakla birlikte ayn› zamanda. 6-7 Eylül olaylar› Türk hakim s›n›flar›n›n politikalar›n› yaflama geçirmek için kontr-gerilla ve Özel Harp Dairesi’nden nas›l yararland›klar›n› gözler önüne seriyor. Ergenekon ile birlikte gündemde yo¤un bir flekilde tart›fl›lan kontrgerilla 6-7 Eylül’den anlafl›laca¤› gibi devlet taraf›ndan devletin ç›karlar›n› korumak, bekas›n› sa¤lamak için oluflturulmufl bir psikolojik savafl örgütüdür. Bu anlam›yla kontr-gerilladan hesap sormak ezilenlerin Türk hakim s›n›flar›na karfl› mücadelesini yükseltmekten geçer.

tipte bir devlet iktidar›n›n kurulmas› ile sa¤lanabilirdi. Allende proletarya diktatörlü¤ünü savunmuyordu ve iktidar› istemiyordu. Parlamentoya gönülden ba¤l›yd›. Oysa biçimi ne olursa olsun parlamento burjuvazisinin iflçi s›n›f›n› oyalad›¤› bir oyundan baflka bir fley de¤ildi. ‹flçi s›n›f›n›n iktidar› ele geçirmesi için bunu parçalamas› kaç›n›lmazd›. Allende, orduya güveniyor ve iflçilerin silahlanmas›na karfl› ç›k›yordu. Marksizm’in devlet tahlilinde devletin en önemli ve merkezi örgütlenme alanlar›ndan birini ordu, yani silahl› kuvvetler oluflturmaktayd›. S›n›fl› toplumlarda mutlaka her kurum bir s›n›f›n hizmetinde olmak zorundayd›. Burjuvazinin iktidarda oldu¤u bir devlette kuflkusuz tüm silahl› kuvvetler de onun ç›karlar›na savunacak flekilde örgütlenecekti. ‹ktidar› ele geçirmek isteyen s›n›f bir orduya sahip olmak zorundayd›. Allande Marksizm’i revize ederek, tüm temel ilkelerini yok sayarak “sosyalizme” geçmeye çal›flt›. Ancak Allende’nin öyküsü devrimin bir ziyafet olmad›¤›n›, bir s›n›f›n baflka bir s›n›fa karfl› verdi¤i ve büyük alt-üstlerin yafland›¤› bir fliddet hareketi oldu¤unu trajik bir flekilde gösterdi.


5-18 Eylül 2008

İşçi-köylü 23

Kültür Sanat

Sanata bak›flfl››m›z, sanat›n iflflllevi ya da devrimci bir eleflflttiri olarak sanat -4Bu noktada strateji-taktik konusuna sanatta nas›l yaklafl›lmal› meselesine de¤inmeliyiz. Devrimci sanat›m›z da Proletarya Partisi’nin di¤er kollar› gibi siyasete ba¤l›ysa ve siyaseti etkiliyorsa bütünün bir parças› olan sanat›m›z›n da bir strateji ve takti¤i vard›r. Bu strateji ve taktik bütünün strateji ve takti¤iyle ayn›d›r. Kendine özgü sanatsal kural ve uygulama biçimleri nedeniyle biçimsel farkl›l›klar tafl›r. Gerçe¤e dayanan sanat›m›z gerçe¤i a盤a ç›kar›r. Bununla beraber, mücadele içinde de¤iflen nesnel zemine ayak uydurmal›, hangi süreçte nas›l bir tarz›n oluflturulaca¤› genel siyasi yönelim göz önüne al›narak kavranmal›d›r. Örne¤in, bugün bulundu¤umuz aflama aç›s›ndan nitel ve nicel olarak güçlenme; kadro, üye, sempatizanlar›m›z›n düzeylerinin yükseltilmesi ve de kitleselleflme gerekmektedir. Bu noktada halk›n hoflnutsuz oldu¤u konularda onlar› bilinçlendirecek, kendimizi tan›tacak, onlar›n taleplerini sahiplenecek, düflmana yönelecek, sanatsal niteli¤i güçlü, yal›n ve anlafl›l›r ajitasyon ve propaganda mahiyetinde sanata ihtiyaç duyulmaktad›r. Devrimimizin yolu uzundur ve devrimci sanat›m›z farkl› dönemlerde, farkl› biçimlere bürünür, her dönemde ihtiyaçlar farkl›l›klar gösterir. Düflman›n ve devrim cephesinin gücü de¤iflkenlik gösterirken devrimci sanat›m›z da bu de¤ifliklik içinde stratejiye uygun biçimde ihtiyaçlara cevap olabilmelidir. Do¤al olarak da neyi konu edinip nas›l iflleyece¤ini devrim cephesinin durumuna göre belirleyecektir. Farkl› bölge ve farkl› koflullar da sanat›m›z› birkaç bak›mdan etkiler. Örne¤in flehirlerle k›rsal bölgeler aras›ndaki sanatsal faaliyetler bu bölgelerdeki ekonomik-siyasi dil, gelenekler, talepler vb. dolay› farkl›l›klar gösterir. Bugün aç›s›ndan sanat›m›z etkisiz gibi görünebilir. Bu durum, sanat›m›zda oldu¤u kadar›yla mücadelenin di¤er alanlar›ndaki faaliyetlerin düzeyiyle de alakal›d›r. Burjuva-feodal sanat›n genifl kitleleri devrimci sanat›m›zdan daha fazla etkiliyor oluflu geçici bir durumdur. Zira, devrimci sanat›m›z›n elefltirel gücü do¤runun, iyinin, güzelin k›sacas› yeninin yol aç›c›s›d›r. Elbette yeniyi temsil eden sanat›m›z burjuva-feodal sanat› gitgide zay›flatacakt›r. Sanatla devrim yap›lamaz ancak sanat devrim mücadelesinin çok ama çok önemli bir ihtiyac›n› giderir. Sanats›z devrim de düflünülemez; yeni bir kültür yaratmak toplumun

düflünsel sürecini flekillendirmek diye bir kayg› varsa orada sanat hiç flüphesiz en önlerde yer alacakt›r. Bazen öyle bir yer ve öyle bir zamana denk gelebiliriz ki bir fliir, bir roman, bir resim, bir marfl onlarca kalaflnikof silah›ndan daha etkili olabilir. Burjuva-feodal sanat›n yozlaflm›fl oldu¤unu, onun gerçe¤i gizleme, kör etme, sömürme ve sald›r› arac› oldu¤unu anlamak, onu devrimci bir elefltiriye tabi tutmakla mümkün olacakt›r. Elbette burjuva-feodal sanat›n, ne kadar kötü olursa olsun bizim düflünce ve sözlü elefltirilerimizle yok olmayaca¤›n› biliriz. E¤er elefltiri, devrimci bir elefltiriyse, yeni ve eskinin mücadelesiyse burjuva-feodal sanat›n karfl›s›na alternatif bir sanat›n da konmas› gerekir. Bu zorunlulu¤un ortaya konmas›-tan›nmas›, art›k daha çetin mücadelenin bafllad›¤› anlam›na gelir ve kimin galip gelece¤ini siyasal iktidar mücadelesi eksenindeki pratik belirleyecektir. Israrla vurgulamakta yarar var ki, sanatç›lar›m›z hem ideolojik hem de sanat bilgisi aç›s›ndan donan›ml› olmal›d›rlar. Sanat alan› karmafl›k, inceleme gerektiren bir aland›r. Genel olarak toplumun ihtiyaçlar›n› konu edinip yans›tan kitlelere hizmet eden, yeniyi savunan sanat siyasal aç›dan do¤ru rotadad›r. Örne¤in, bugün Proletarya Partisi’nin stratejik ve taktik siyasetini halkla buluflturan sanat siyasal aç›dan iyidir. Halk›n ihtiyaçlar›n› göz ard› eden, onu afla¤›layan, sekter, sadece piyasa için yap›lm›fl vs. sanat burjuva-feodal sanat›n bir parças› olur ve siyasal olarak kötüdür. Komünist Partisi’ne sald›ran onun faaliyetlerine karfl› ç›kan, onun halkla bütünleflmesini engelleyen sanat kötüdür. Bir sanat eserinin de¤erlendirilmesinde siyasal elefltiri, sanatsal elefltiriden farkl›d›r, öncelik arz eder. Bir sanat eserinde sanatsal düzey ne kadar yüksek olursa olsun siyasal olarak halka hizmet etmiyorsa o sanat eserini sahiplenemeyiz. Pek çok burjuva sanat yap›t›nda estetik düzeyi yüksek örnekler vard›r. Ama bu örneklerin halk›n taleplerine bir yarar› olmamas› onu kötü bir ürün k›lar. Sanatsal ölçüt aç›s›ndan ise, elbette ki sanatsal de¤eri yüksek eserlerin tercihi bize yön verir. Halk üzerindeki etkisi bu bak›mdan önemlidir; kitlelerin estetik düzeylerinin yükseltilmesi bu alanda da sanatç›lar›m›z›n görevidir. Sanatç›lar›m›z güzele ulaflmak için

estetik bilimi ve onun tarihini de bilmelidir. Bununla beraber, halk›n geleneksel, kendini yenileyen, güzel yarat›mlar›n› da yak›ndan tan›mal›d›rlar. Bu sayede onlar›n be¤enilerinin neler oldu¤unu bilir, be¤eni düzeylerinin fark›na varabilir ve o düzeyi yükseltmek için verilere ulaflabilir. Özetle dememiz gerekiyor ki; halk›n düflünsel faaliyetinin gelifltirilmesi, s›n›fsal ç›kar›n›n nerede oldu¤u, gerici iktidar›n neler yapt›¤›, kendi ihtiyac›n›n gerici iktidar›n ihtiyac›yla nas›l çeliflti¤i vs. vs. görmesi; Sadece kaba be¤eniyle yetinmeyip somut, bilimsel be¤eni düzeyinin gelifltirilmesi için “siyaset ile sanat›n birli¤i, içerik ile biçimin birli¤i, devrimci siyasi içerik ile mümkün olan en yetkin sanat biçiminin birli¤i” (Mao) gerekmektedir. Proletarya Partisi’nin faaliyet yürüttü¤ü bu co¤rafya, pek çok medeniyete yurt olmufl, kültürlerin devri ve kaynaflmas›yla köklü ve zengin birikimler oluflmufltur. Bundan daha da önemlisi, bu topraklarda gerici iktidarlara ezilen halklar›n isyan› hep varolmufl, kesintilere u¤rasa da kendini aya¤a kald›rmay› bilmifltir. Bütün bu zengin kayna¤a sahip oldu¤umuzu bilmek bizim için büyük f›rsat. Fakat elimizde daha büyük f›rsat var; Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin Türkiye’ye vuran dalgas› Proletarya Partisi ve onun bugüne ulaflan birikimidir. Kuflkusuz Proletarya Partisi’nin bugün bulundu¤u nokta, kitlelerle kurdu¤u ba¤, Halk Savafl›’n›n mevcut durumu, kültürel olarak etkinli¤i vs. dileyebilece¤imiz yerde de¤ildir. Kendimizi kand›rmadan, gerçeklerden kopmadan ona gerçe¤e- daha s›k› sar›larak bütün dile-

yebileceklerimizi kendimizin yapabilece¤i araç ve deneyimlere sahip oldu¤umuzu bilmeliyiz. Tek sorun bunu do¤ru kullanabilmekte. Bu do¤ru kullan›fl›n k›lavuzu Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimidir. Son sözü yine Mao’ya b›rak›yoruz. “Marksizm’i incelemek, dünyayla, toplumla, sanat ve edebiyatla ilgili gözlemlerimizde diyalektik materyalist ve tarihi materyalist bak›fl aç›s›n› uygulamak demektir, yoksa sanat ve edebiyat eserlerimizde felsefi nutuklar atmak demek de¤il. Marksizm, fizikteki atom ve elektron teorilerini içerir, ama onlarla bir de¤ildir; gene Marksizm; sanatsal ve edebi yarat›c›l›ktaki gerçekli¤i içerir ama onunla bir de¤ildir. Gerçekten de bofl, kuru, dogmac› formüller yarat›c›l›¤› öldürür. Dogmac› ‘Marksizm’ Marksizm de¤ildir, Marksizm’in düflman›d›r. Peki Marksizm’in kendisi yarat›c›l›¤› yok eder mi? Evet eder; Feodal burjuva, küçük burjuva, liberal, bireyci, nihilist, sanat için sanat anlay›fl›n› savunan, aristokrat yozlaflm›fl ya da kötümser ve halk kitlelerine ve proletaryaya yabanc› her türlü yarat›c›l›¤› yok eder…” “Bunlar yok edilirken, yeni bir fley infla edilebilir.” (Mao) Yararlan›lan Kaynaklar Kültür Sanat Edebiyat ÜzerineMao Zedung (Berfin Yay›nlar›); Sanat›n Öyküsü- E. H. Gomrrich (Remzi Kitabevi); Sanat Tarihi- Zahir Güvenli (Varl›k Yay›nlar›); Büyü Gizem BilimD. Burton-D. Grandy (Varl›k Yay›nlar›); Marksizm ve fiiir- George Thomson (Varl›k Yay›nlar›); Halkla ‹liflkilerde Uygulama Teknikleri- Anadolu Üniversitesi Yay›nlar›; Sanat Tarihi- MEB Aç›k Ö¤retim Lisesi Ders Notu) Bitti


Kavga okulu

İşçi-köylü 24

Önce görev akla gelmelidir! Devrim denilen toplumsal alt üst olufl, kolektif eme¤in örgütlenip merkezilefltirilmesine yaflamsal ihtiyaç duyar. Devrimci çal›flma ve emek sürekli ve düzenli örgütlendi¤i oranda Proletarya Partisi belirledi¤i politik hedeflere ad›m ad›m varabilir. Devrim, okyanuslar›, büyük denizleri dolduracak kadar devrimci eme¤in ve çal›flman›n damla damla birikmesi ve biriktirilmesi ise bu çal›flma belirlenen devrimci görevlerin yerine getirilmesiyle gerçekleflir. Devrimci çal›flma, politik-örgütsel görevlerin yerine getirilip, tamamlanmas›d›r. Devrimci çal›flma ile örgütsel görevler aras›nda kopmaz diyalektik bir ba¤ vard›r. Görevden bahsedilince devrimci çal›flma, devrimci çal›flmadan bahsedilince görevler akla gelir. Çok yönlü, çok çeflitli devrimci çal›flma sürekli ve düzenli olarak örgütlendikçe özgürlük ve ba¤›ms›zl›k yolu k›sal›r, karanl›klar kaybolmaya bafllar. Bu anlay›fl› oturtan flehitlerimizin nezdinde, sözünü etti¤imiz baflar›n›n yakaland›¤› örnekler çoktur. Yeter ki okumas›n› bilelim. Konu ile ilgili örnek olarak ad› geçmesi gereken flehitlerimizden biri de Proletarya Partisi’nin 2. Genel Sekteri Süleyman Cihan’d›r. Örgüt biliminde s›n›f bilinçli proleterler üstlendikleri görev ve sorumluluklar›yla, yürüttükleri faaliyetler üzerinden de¤erlendirilirler. Yoldafllar›m›z›, flehit yoldafllar›m›z› da de¤erlendirirken göz önünde bulundurmamam›z gereken budur. Belirleyici yegâne ölçüt pratiktir. Bütün de¤erlendirmeler pratik görevler üzerinden yap›l›r/yap›lmal›d›r. Üstlendikleri görev ve sorumluluklar› yerine getirmeyen, yapmas›

gereken iflleri zaman›nda yapmayan, geciktirip savsaklayan, bu yönde bir hesap vermeyen, hesap vermekten kaç›nan, olumsuzluk ve baflar›s›zl›klar› kend i

d›fl›ndaki nedenlerde ve yerlerde arayanlar ciddi olarak devrim ve örgüt olma bilincinde yetersizlik yafl›yor demektir. Devrim çeliflkileri çözme bilimi ise, ciddi bir düflünsel ve pratik üretim yeridir. Devrimci çal›flmada görev ve sorumluluk konusunda her zaman iki z›t anlay›fl, iki z›t tutum ve davran›fl ortaya ç›kar. Proleter anlay›fl ve tutum ile küçük-burjuva anlay›fl ve tutum iç içe

y›l›nda Dersim Hölükufla¤› köyünde dünyaya gelen Cihan, genç yaflta TKP/ML ile tan›flt›.1974 y›l›nda ‹stanbul’da Tunceli Kültür ve Dayan›flma Derne¤i’ni kurdu. Parti içinde sürdürülen tüm tart›flmalarda komünist çizgiyi temsil etmekte hiçbir tereddüt yaflamad›. Onun kararl› ve sab›rl› mücadelesi sonucu Parti çizgisini tasfiye etmeye çal›flan Koordinasyon Komitesi hizbi Partiden at›ld›. Küçük büyük demeden tüm görevleri omuzlayarak, üstün bir çaba ile tüm ülke çap›nda bir iliflki a¤› kurdu. Kendisinin de BK’y› temsilen kat›l-

1949

ve karfl› karfl›ya yaflan›r. Birincisi görev ve sorumluktan çal›flma ve üretmeyi anlar, zaman›nda yap›lan ve yap›lmas› gereken iflleri anlar; di¤eri ise savsaklama, yak›nma ve bahaneler üretmeyi anlar. ‹flte Süleyman Cihan da Parti içinde proleter tutumu temsil eden yoldafllardan biridir. Onun için öncelikle devrimci görev ve sorumluluklar gelirdi. Önce devrimin iflleri ve yap›lacak, yerine getirilecek devrimci görevler gelirdi. Lafazanl›k ve gevezelik yapmaya ne zaman› ne de niyeti vard›. Onun için her fleyin bafl›nda devrimin görevleri ve yap›lacak ifller vard›. Bu ifllerin sonuna kadar baflar›yla yerine getirilmesi, tamamlanmas› gelirdi. Çünkü o ve onun gibiler devrim denilen ciddi görevin gerçek sahipleriydi. Onun için önemli olan

“Bugün dahi yaflad›¤› semtte gülen yüzü, flakac› kiflili¤i, çal›flmalar›ndaki ilkeli duruflu ve insani iliflkilerdeki s›cakl›¤› ile hat›rlan›r Dursun yoldafl.” 1 Ocak 1962 tarihinde Dersim’in Hozat ilçesinde dünyaya gelen Dursun yoldafl emekçi bir ailenin ilk çocu¤udur. Do¤umundan sonra ailesi, ekonomik nedenlerle Dersim’den Ankara’ya tafl›nmak zorunda kalm›fl ve ailesi Ankara’n›n Keçiören beldesine yerleflmifllerdir. Dursun yoldafl›n daha ilkokul y›llar›nda ö¤renmeye olan merak› çevresindekilerin ve ailesinin dikkatini çekmifltir. Dursun yoldafl gazete, dergi, kitap eline ne geçerse dikkatlice okuyarak çeflitli arflivler oluflturmufl-

tur. ‹lerleyen y›llarda örgütlü yaflam› içerisine de bu araflt›rma ve inceleme merak› devam etmifltir. Lise y›llar›na geldi¤inde devrimci düflünceler Dursun yoldafl›n yaflam›n› belirlemeye, anlam katmaya bafllam›flt›r. Özellikle ‹brahim Kaypakkaya’n›n ülke üzerine tahlil ve düflüncelerini anlatan kitab› ve Baflkan Mao’nun Askeri Yaz›lar’› yoldafl›n elinden düflürmedi¤i kitaplard›r. Ankara Etlik Lisesi’ne devam eden Dursun yoldafl hem okulda hem de yaflad›¤› semtte faaliyetlerini sürdürmüfltür.

Bu faaliyetleri düflman›n gözüne batmaya bafllam›flt›r. 1980 Askeri Faflist Darbesi’yle birlikte Dursun yoldafl için de esaret günleri bafllam›flt›r. ‹liflkide oldu¤u kifliler üzerinden hareket eden faflist kolluk güçleri onu ailesiyle birlikte kald›¤› evden alm›flt›r. Ankara Emniyet Saray›’nda bir buçuk ayl›k iflkenceden tek bir söz söylemeden, bafl› dimdik ç›km›flt›r. Mehmet A¤ar’›n bafl›n› çekti¤i iflkencecilerin Kaypakkaya gelene¤ini sürdüren bu genç devrimciyi ellerinden kaç›rmaya niyetleri

5-18 Eylül 2008 d›¤› 1. Konferans’›n örgütlenmesindeki çabas›n›n alt› çizilmelidir. Bu Konferansta Merkez Komitesi Siyasi Büro üyeli¤ine ve Örgütlenme Komitesi’ne seçildi. Bask›n›n kol gezdi¤i bir dönemde aran›r duruma düfltü. 12 Eylül ile birlikte y›lg›nl›¤›n al›p bafl›n› gitti¤i bir süreçte 2. Konferans fiubat 1981’de yap›ld› ve Süleyman Cihan MK üyeli¤ine ve Genel Sekreterli¤e seçildi. Cunta koflullar› sürerken o, faaliyetini hiç aksatmadan sürdürdü. Ayn› y›l ‹stanbul’da düflman›n eline geçti. Kimli¤ini dahi kabul etmeyen Cihan 15 Eylül 1981’de düflman taraf›ndan katledildi. devrimci mücadelede Proletarya Partisi’nin geliflim ve ilerlemesi idi. Nas›l ki devrimci teori prati¤e uygulanmak için varsa ayn› flekilde devrimci görevler de yap›lmak için vard›r. T›pk› di¤er flehitlerimizin, t›pk› Cihan’›n, S›rma Boyo¤lu’nun, Munzur Geçgel’in, Pir Hasan Kulaç’›n, Zühre Dersim’in, Ahmet fiahin’in, Bektafl Daflgöl’ün, Sinan Günel’in yaflam› ve flehitliklerinin gösterdi¤i gibi. Devrimci görev ve çal›flman›n baflar›lmas› için devrimci bilincin gelifltirilmesi flartt›r. Ancak bilimsel bilgiye dayan›larak devrimci görevler lay›k›yla ve zaman›nda yerine getirilir, bu görevler baflar›ld›kça emekçi halk sömürü ve zulümden ad›m ad›m kurtar›l›r. Sömürülen ve ezilen emekçileri sömürü düzenine ait bütün kötülüklerden ancak devrimci görevlerin ve ifllerin (savafl-örgütlemeinceleme-araflt›rma-e¤itim-yaz› vb.) baflar›yla yerine getirilmesiyle kurtar›l›r. Halk›n gözünde gerçek devrimci bir güç olabilmek için bilincimizi ve enerjimizi yükseltelim bu amaç için inatla çal›flal›m! fiehitlerimizi örnek alarak proleter bir devrimci olma amac› ile yüksek bir disiplin içinde örnek bir kifli olarak çal›flal›m, çevremizdekilere örnek olal›m.


İşçi-köylü 25

5-18 Eylül 2008 yoktu ve böyle de oldu. 1980-1984 y›llar› aras›nda Ankara Mamak Askeri Hapishanesi’nde TKP/ML üyesi olmakla suçland›¤› için kald›. Tahliyesinin ard›ndan hemen tutuklanarak askere gönderildi, ancak hapishane y›llar›nda yakaland›¤› akci¤er rahats›zl›¤›ndan dolay› ifl görmez raporuyla hemen terhis edildi. Uzun bir süre tedavi gördü ve akci¤erindeki rahats›zl›k k›smi olarak iyileflti. Doktorlar›n sürekli dinlenmesi yönündeki tavsiyelerine ra¤men tedaviye devam ederken örgütlülükle iliflkiye geçti ve dört buçuk y›ll›k bir aran›n sonunda kald›¤› yerden mücadeleye devam etti. Hapishane y›llar› ve tedavi süreci Dursun yoldafl›n bilincindeki mücadele biçimini ve koflullar›n› daha da keskinlefltirmifl ve berraklaflt›rm›flt›r. Sa¤l›k koflullar›n›n düzelmesiyle birlikte gerilla alan›na kat›lma karar› alm›flt›r. Bu karar›n› örgütlülü¤e iletmifl ve cevap gelene kadar flehir alan›nda birçok farkl› alanda mücadelesine devam etmifltir. fiehirdeki mücadele

y›llar›nda kendisini gizleme ve faaliyetteki ilkelere ba¤l›l›¤›, en yak›nlar›na dahi tek bir kelime söylemeden her gün farkl› k›l›klarda insanlar›n aras›na kar›flmas› Dursun yoldafl›n mücadele içindeki belirgin yönlerinden birisi olarak bugün dahi kendisini tan›yanlar taraf›ndan anlat›lmaktad›r. Dursun yoldafl için art›k da¤larda gerilla türkülerini söyleme, düflmandan halk ad›na hesap sorma, partinin onurlu bir savaflç›s› olarak do¤du¤u topraklara dönme zaman› gelmiflti. Bekledi¤i haber do¤rultusunda haz›rl›klar›n› yapm›fl ve ailesiyle vedalaflarak evden ayr›lm›flt›r. Anne ve babas›yla vedalaflarak ‹stanbul’a yolculuk etmifl, burada 1 aya yak›n bir akrabas›n›n evinde kalm›flt›r. Buradan da Çorum’a geçmifl ve bir süre daha bu alanda kalm›flt›r. Birçoklar› bugün dahi Dursun yoldafl› Çorumlu olarak bilmekte ve tan›maktad›r. Bunda yoldafl›n bu alanda kurdu¤u iliflkilerin ve flehit düfltü¤ünde üzerinden ç›kan kimli¤in etkisi olmufltur. Dursun

PUSULA Sorunlar›n çözümü devrimci pratiktedir! Bütün alan çal›flmalar›m›zda, görevlerimizin yo¤unlu¤undan ve bu görevleri yerine getirmeye çal›flan faaliyetçilerin nicel ve nitel zay›fl›¤›ndan söz ediyoruz. Evet bu nesnel bir gerçek; ama de¤ifltirilmesi mümkün olmayan bir “kader” de¤ildir. Bugünkü nesnel koflullarda bunu de¤ifltirmek mümkündür. Bu çaba, do¤ru politikay›, esas ve tali olan› ay›rmay›, çal›flma tarz›nda do¤ru yöntem ve araçlar› kullanmay› içermek zorundad›r. E¤er belirlenen politika ve taktikler gerçekle uyumlu de¤ilse, uygulay›c›lar›n nicel ve nitel güçlerinin pratik bir de¤eri yoktur. Elbette ki kadro ve militanlar›n sahip oldu¤u nitelik güç yanl›fl politikalar›n a盤a ç›kar›lmas›n› daha da kolaylaflt›racakt›r. Çünkü; nitelik olaylar›, olgular› sorgulama, inceleme ve uygulama kararl›l›¤›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. Bu anlam›yla varolan sorunlar›n do¤ru tarzda çözülüp afl›lmas› için mevcut örgütlü güçlerin nitelik seviyesini yükseltmek kilit bir sorundur. Teorik olarak çal›flma tarz›na dair, yeni kadro ve militanlar›n a盤a ç›kar›lmas›na iliflkin genel do¤rular› ifade etmemizde bir sorun yoktur. Peki sorun nerede bafll›yor? Sorun uygulamada bafll›yor. Çünkü, uygulama karfl›m›za somutu kavrama düzeyimizi, sorunlar› çözme gücümüzü net olarak ç›karmaktad›r. Di¤er bir ifadeyle; gerçekli¤imize ayna tutmaktad›r. ‹flte temel sorun bu gerçeklere uygun pratik ad›mlar noktas›nda yo¤unlaflmaktan geçiyor. Bunun ilk ad›m›, nicel ve nitel gücün yükseltilmesinin s›n›f mücadelesi prati¤i içinde olaca¤› gerçe¤inin tüm örgütlü güçler taraf›ndan içsellefltirilmesiyle bafllar. Bu kavray›fl, dev-

rimci prati¤in verdi¤i coflku ve heyecanla da hedeflerin büyütülüp netleflmesine ve zorluklarla savaflma gücünün a盤a ç›kar›lmas›na hizmet eder. Burada sözünü etti¤imiz pratik, devrimci pratiktir. Yani inceleme ve araflt›rmay› içeren, sorunlar›n çözümü için teoriyi bir ›fl›k gibi kullanan, örgüt, örgütlülük ve kolektif çal›flman›n gereklili¤ine inanan militan bir çal›flmad›r. Bugün bu hareket tarz› bize öncelikle bulundu¤umuz çal›flma alan›ndaki tüm güçlerimizi örgütlemeyi emrediyor. Her bir taraftar›m›z›n mutlaka yapaca¤› ifller vard›r. Tüm sorun kimin neyi, ne kadar yapaca¤›n› do¤ru bir tarzda tespit etmektir. Bunun için sistemli, planl› bir iliflki ve denetim olmazsa olmazd›r. Kendili¤indenci ve sistemsiz bir iliflki tarz›yla ne örgütlülük yarat›l›r ne de yeni ileri militanlar a盤a ç›kar›l›r. Bu demektir ki; örgütlemek için örgütlenmek, gelifltirmek için geliflmek tüm taraftarlar›m›z›n ana prensibi olmal›d›r. Ama tüm bunlar› yaparken flu gerçe¤i de görmeliyiz. Yürüttü¤ümüz çal›flmalarda ve izledi¤imiz pratikte örgütlü ve örgütsüz olman›n aras›ndaki fark› net olarak ortaya koymay› baflarmal›y›z. Di¤er bir anlat›mla, bu devrimci duruflufark› pratik olarak göstermeliyiz. Üzerinde tart›flmam›z ve çözümü için daha ›srarl› olmam›z gereken sorunlar›n oldu¤u do¤rudur. Do¤ru olan di¤er bir fley ise; sorunlar›n çözümünü belli toplant›lara b›rakmamam›z gerekti¤i gerçe¤idir. Çünkü, birikmifl sorunlar›n çözümü a¤›r ve sanc›l› olur. Oysa her bölge, her komite karfl›laflt›¤› sorunlar› çöz-

yoldafl ilk olarak gerilla mücadelesine Karadeniz Bölgesi’nde bafllam›flt›r. Artvin, Tokat aras›nda birçok yeri tan›ma amaçl› geziler yapm›fl, bu bölgede gerilla savafl› için haz›rl›klar gerçeklefltirmifltir. Sonunda do¤du¤u topraklara dönmüfl Dersim’in filinta komutan› olarak an›lmaya bafllam›flt›r. Dersim’de Cemil kod ad›yla birçok faaliyet gerçeklefltiren ve tan›nan Dursun yoldafl 23 A¤ustos 1992 tarihinde Ovac›k’›n Kepir yaylas›nda bir ihbar sonucunda on kiflilik bir T‹KKO gerilla birli¤i ile pusuya düflmüfltür. Oldukça elveriflsiz bir alanda ö¤len saat 12.55’te bafllayan çat›flma gece saat 12.00’ye kadar sürmüfltür. Düflman›n hava deste¤i, yo¤un havan atefli dahi gerillalar›n direniflini k›rmaya yetmemifltir. Aciz kalan düflman›n düz alanda yakalad›¤› gerilla birli¤i gece karanl›¤›nda geri çekilmeyi baflarm›flt›r. Ancak çat›flma esnas›nda Y›ld›z Ayraç, ‹mam Cem ‹flitmez, Ak›n Uzun adl› T‹KKO gerillalar› ve Dursun yoldafl flehit

me konusunda ortaya kolektif bir çaba koyarsa, sorunlar›n birikimini önler. Sorunlar›n çözümü çal›flmalara katk› sunar ve ayr›ca tart›flmalar› daha ileri düzeyde yürütmenin zeminini haz›rlar. Tüm bu çabalar somut durumu kavramam›za, daha anlafl›l›r, uygulanabilir kararlar almam›za da hizmet eder. Ve tüm do¤ru-güçlü kararlar ciddi, sorumlu yaklafl›mlar›n ürünüdür. Ayn› sorumluluk duygusu bu kararlar›n arkas›nda durmay› da tetikler. Di¤er bir anlat›mla, incelemeye somutluk, hedefe netlik, yürüyüfl temposuna kararl›l›k da kazand›r›r. S›n›f mücadelesinde ertelemeci tutumlar yaln›z sorunlar›n birikimine neden olmuyor, ayn› zamanda do¤ru yerde ve zaman›nda yap›lmas› gereken iflleri yapmamak ve s›n›f mücadelesi aç›s›ndan ortaya ç›kan imkanlardan yararlanmamak anlam›na da geliyor. Bu taktik f›rsatlar› kaç›ran hiçbir hareket kitlelerle ba¤ kurup gelifltiremez. Çünkü; kitlelerle ba¤, somut sorunlar üzerinde kurulur. P/A çal›flmalar› somut olgulara dayan›r. Ertelemeci ve kendili¤indenci pratikler, somut sorunlar üzerinde P/A faaliyetleri yürütme yerine, kitlelere yüzeysel genel devrim propagandas›yla yetinir. Bu tür çal›flmalar ço¤u zaman bofla harcanan bir emekten öte bir ifllev görmez. Gündeminde savafl, iflsizlik, ›rkç›l›k olan kitlelere genel bir sosyalizm propagandas› yapmak etkileyici, harekete geçirici bir prati¤e hizmet etmez. Demek ki, müdahalelerimiz yerinde ve zaman›nda, propagandalar›m›z da somuta dayanmal›d›r. Devrimci çal›flmada somutluk üzerinde yükselen tüm ad›mlar›n karfl›l›¤›n› bulma olas›l›¤› her zaman daha yüksektir. Somutluk, ayn› zamanda karfl›laflt›¤›m›z sorunlar› çözme hedefini içerir. Her büyük yürüyüfl ilk ad›mla bafllar. Tüm büyük ifller, bir dizi küçük ifllerin toplam›d›r. K›sacas›, önümüze koydu¤umuz büyük hedeflere ulaflmak için karfl›m›za ç›kan somut sorunlar› çözmek flartt›r.

Kavga okulu düflmüfltür. fiehit düfltü¤ünde Dursun yoldafl TKP/ML üyesi, Birlik Komutan› ve Bölge Komutanl›¤› üyesidir. Yoldafl›n flehit düflmesinin ard›ndan kimli¤ini ortaya ç›karamayan faflist kolluk güçleri televizyonda yoldafl›n foto¤raf›n› gören ailesinin baflvurmas› sonucunda onu tan›m›fllard›r. Ailenin cenazeyi almas›yla birlikte Dersim halk› yi¤it komutan›na sahip ç›km›fl ve yoldafl için dükkânlar›n›n kepenklerini kapatm›fl, genifl kat›l›ml› bir cenaze töreniyle yoldafl sonsuzlu¤a u¤urlanm›flt›r. Yoldafl›n iste¤i üzerine tören, afl›¤› oldu¤u Dersim’de yap›lm›fl ve naafl› Dersim’e defnedilmifltir. Yoldafl›n flehit düfltü¤ü haberinin yaflad›¤› mahalleye ulaflmas›n›n ard›ndan ailesinin evine sa¤c›s›ndan solcusuna bir ak›n olmufl ve yoldafl›n ailesine taziye ziyaretleri yap›lm›flt›r. Bugün dahi yaflad›¤› semtte gülen yüzü, flakac› kiflili¤i, çal›flmalar›ndaki ilkeli duruflu ve insani iliflkilerdeki s›cakl›¤› ile hat›rlan›r Dursun yoldafl.

Di¤er önemli bir nokta ise; burjuvafeodal egemenlik sisteminin sald›r›lar›na karfl› izlenen savunma çizgisinden ç›karak sald›r›ya geçme prati¤ine yönelme gerçe¤idir. Burada sözünü etti¤imiz sald›r›, düflman›n bize çizmeye çal›flt›¤› s›n›rlar› aflma çizgisidir. Yani, çat›flmay› hep savunma pozisyonunda yürütmemektir. Daha da somutlayacak olursak; faflist-Kemalist diktatörlük bugün baflta Kürt ulusu olmak üzere komünistlere, devrimcilere k›sacas› sömürü ve zulüm düzenine karfl› ç›kan herkese karfl› tam bir devlet terörü estirmektedir. Kürt illerinde aral›ks›z süren operasyonlar, eme¤i çal›nan iflçilerin hakl› tepkileri üzerine militarist güçlerle yap›lan sald›r›lar bunlar›n en somut örne¤idir. Militarist sald›r›lar›n yan› s›ra, artan sömürü, iflsizlik, peflpefle gelen zamlarla birlikte gün geçtikçe emekçiler için yaflam koflullar› daha da zorlaflmaktad›r. Tüm bu sald›r›lar›n neden ve niçinlerini ortaya koymak elbetteki anlaml›d›r. Ama daha da anlaml› olan ve kitlelerle ba¤ kurmam›z› sa¤layacak olan, bu sald›r›lara karfl› basitten karmafl›¤a do¤ru ataca¤›m›z pratik ad›mlard›r. Bugün genifl y›¤›nlar›n gündeminde iflsizlik, hayat pahal›l›¤›, bar›nma ve kimlik sorunu vard›r. Büyük kentlerin yoksul, emekçi mahallelerinde bu sorunlar› gündemlefltirmek ve emekçileri bu sürece dahil edecek taktik yönelimler içine girmek güncel görevlerimizin aras›ndad›r. Yine yolsuzluk ve yozlaflmalara karfl› genifl kesimleri içerecek temelde kampanyalar örgütlemek, sisteme dönük teflhir faaliyetlerine h›z vermek, edilgenli¤in, s›radanl›¤›n afl›lmas›na ve kitlelerle daha ileri düzeyde ba¤ kurulmas› prati¤ine hizmet edece¤i aç›kt›r. K›sacas›; süreç bize militanca duruflu ve yürüyüflü dayat›yor. Dolay›s›yla tüm çal›flmalar›m›z›n pratik olarak bu sürece hizmet edecek nitelikte olmas› bir zorunluluktur.


İşçi-köylü 26

5-18 Eylül 2008

Afrika’n›n talan›na h›z verme zirvesi! Bir yandan uflakl›k misyonlar›n› yerine getirmeye di¤er yandan ise bölgedeki emperyalist paylafl›mdan kendilerine pay ç›karmaya çal›flan Türkiye egemen s›n›flar›, bu yönlü ataklar›n› son dönemde art›rm›fl bulunmaktalar. Bu ata¤a dönük ad›mlar, ‹ran, Suriye gibi Ortado¤u ülkelerinin üst düzey yetkilileri ile yap›lan bir dizi görüflme-ziyaret gibi temaslarda da görülmektedir. Emperyalistlerin Ortado¤u politikalar›n›n bölgedeki en önemli dayanaklar›ndan biri olan Türkiye, öyle görünüyor ki, bu s›ralar, ayn› emperyalist politikalar›n Afrika’n›n büyük bölümünde de hayata geçirilmesini kolaylaflt›rman›n önemli dayanaklar›ndan biri haline de getirilmeye çal›fl›l›yor. Geçti¤imiz haftalarda Türkiye’de yap›lan Afrika Birli¤i Zirvesi’ni her fleyden önce bu çerçeveden ele almak gerekiyor. Zirvenin amac›, yap›lan resmi aç›klamalarda, her ne kadar “Türkiye ile Afrika ülkeleri aras›nda tar›m, sulama, sa¤l›k,

kiye’nin üyeli¤i için oy vermeleri yönünde ikna edilmeye çal›fl›ld›¤› belirtiliyor. Yani bu zirveyle birlikte Türkiye ayn› zamanda, 2009 y›l› için aday oldu¤u Birleflmifl Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeli¤i için de siyasi destek aray›fl›na girmifltir. Güvenlik Konsey seçimleri 7 Ekim’de gerçekleflecek. Ve Türkiye’nin bu seçimlerde 128 oya ihtiyac› olacak. BM’nin üyelerinin dörtte birini ise Afrika ülkeleri oluflturuyor. Güvenlik Konseyi meselesi, son dönemde hükümetin çeflitli kademelerinde s›kça dillendirilen bir mesele olma özelli¤i tafl›yor. Türkiye, bu üyeli¤in olmas› durumunda, özellikle de Afrika’ya bar›fl›n gelmesi, bölgede artan çat›flmalar›n sona ermesi için çaba içinde olacak, hatta bar›fl›n garantisi olacakm›fl! Gerçekte ise halklar›n güvenli¤ine dönük tehdit, TC egemenleri eli ile daha da büyüyecek! Oysa flu bilinmektedir ki, Güvenlik

görmek gerekiyor. Zirveye BM’nin yan› s›ra, emperyalistlerin bir dizi oluflumunun temsilcilerinin de kat›lmas› da bu yaklafl›m› do¤rulamaktad›r. Ancak zirveyle birlikte gündeme gelen baflka bir mesele daha vard›. Elliye yak›n ülkenin çeflitli düzeylerde temsilciler arac›l›¤› ile kat›ld›¤› toplant›n›n, en dikkat çeken konu¤unu ise hiç flüphesiz, Uluslararas› Ceza Mahkemesi’nin (UCM) “soyk›r›mc›” olarak mahkum etti¤i, Sudan Cumhurbaflkan› Ömer El Beflir oluflturuyordu. Son 6 ay içinde Türkiye’ye yapt›¤› ikinci ziyaret olan, ülkesini demir yumruk yönetimi ile yönetmeye çal›flan Beflir, zirve boyunca Abdullah Gül ve di¤er TC. yetkililerinin “el üstünde” tutulan konuk oldu. Bunun nedenini anlamak ise çok basit. Çünkü her iki ülke yönetimleri ve bu yönetimlerin bafl›ndakiler, iflledikleri tüm insanl›k suçlar›n› uflakl›k-iflbirlikçilik yap-

UCM temsilcileriydi. UCM’ne iliflkin anlaflmaya imza atmayan ülkelerden biri olan Türkiye’nin bu tutumu, “yerden yere vuruldu” ve hatta bu tutumun Türkiye’nin AB’ye giriflinin önünde yeni bir engel oluflturaca¤›, çünkü girmeye çal›flt›¤› AB’nin tüm bileflenlerinin UCM’ne üye oldu¤u gibi yaklafl›mlar getirildi. Egemenlerin güdümündeki, yaz›l› ve görsel medyada da, Beflir’in soyk›r›mc›l›¤›na genifl yer verildi ve bu kesimde sözde tepkilerini ortaya koydu. Ancak bu tepkileri verenler nedense, UCM’ye üye olan ve de kararlar›nda etkili olan emperyalist güçlerin, ayn› zamanda mahkum ettikleri soyk›r›m›n gerçek sorumlular› oldu¤u gerçekli¤ini görmezden geldi. Beflir’in Sudan’da ifllenen katliam, tecavüz ve vahfli iflkencelerde ki pay› elbette büyüktür. Beflir’in, Afrika Boynuzu’nda bulunan Somali, Çad gibi ülkelerin ya-

Konseyi’nin 5 daimi üyesi, 5 büyük emperyalist güçtür ve Güvenlik Konseyi’nin prati¤ine de, bunlar›n belirledi¤i politikalar yön vermektedir. Türkiye’nin Güvenlik Konseyi’ne girmesi, özellikle de konseydeki a¤›rl›kl› güç olan ABD emperyalizminin bölgesel politikalar›na hizmet etmekten baflka bir anlam ifade etmeyecektir. Bu politikalar›n ise, bölge halklar›na bar›fl de¤il, iflgal, katliam ve her türden zulümden baflka birfley getirmedi¤ini bilmeyen yoktur. Türkiye egemen s›n›flar› Güvenlik Konseyi’ne girmeyi, sadece ve sadece uflakl›k pozisyonlar› gere¤i istemekte, böylelikle uflakl›kta bir ad›m daha ileri at›lmaya çal›flmaktalar.

t›klar› emperyalistlerin bilgisi-yönlendirmesi dâhilinde gerçeklefltirmekteler. Onlar› birbirine bu kadar yak›nlaflt›ran da iflte bu ortak durufllar›d›r. Bunun yan›s›ra, Türk egemen s›n›flar›n›n da soyk›r›mc›l›kla suçlanan Beflir’den daha temiz bir geçmiflleri ve de bugünleri yoktur. Bu topraklarda yaflayan Ermeni, Rum, Süryani ve daha çok say›da milliyetten halka dönük gerçeklefltirilen ve de soyk›r›ma tekabül eden katliamlarla dolu geçmiflin yan›s›ra, TC’nin kuruluflundan bugünlere kadar devam eden, Kürtlere dönük imha-inkar sald›r›lar›n›n mimarlar›, elbette benzer katliamc› politikalar› hayata geçiren birine de¤er verecek, el üstünde tutacaklard›. Ayr›ca Beflir, el üstünde tutulan ilk soyk›r›mc›-faflist devlet adam› de¤ildir. Bilinmektedir ki, TC egemen s›n›flar› geçmiflten beri çok say›da benzerlerini a¤›rlamaktalar. Ancak Sudan Cumhurbaflkan›’n›n bu a¤›rlan›fl biçimine tepkiler gelmekte gecikmedi. Tepki gösterenlerden biri de,

n›s›ra, Sudan’da da emperyalistlerin k›flk›rtmalar sonucu ç›kan çat›flmalar s›ras›nda, 2003’ten bu yana Darfur’da 300 bin sivilin öldürülmesinde, milyonlarca insan›n yerlerinden edilmesinde, binlerce kad›na ve k›z çocu¤una dönük say›s›z tecavüzün gerçekleflmesinde, tüm bu insanl›k suçlar›n›n ifllenmesinde bizzat aktif rol oynad›¤› bilinmektedir. Ancak, bugün dünyan›n birçok bölgesinde oldu¤u gibi, burada yaflanan çat›flmalar da, emperyalistlerin ya do¤rudan ya da dolayl› müdahaleleri ile gerçekleflmifltir/gerçekleflmektedir. Beflir de, birçok benzeri gibi, özde emperyalist politikalar›n sonucu olarak ifl bafl›na gelmifltir ve sadece kendine biçilen misyonu yerine getirmeye çal›flmaktad›r. Bunun içindir ki soyk›r›m›n gerçek sorumlular› soyk›r›m›n yarg›lay›c›s› olamazlar. Tüm halk düflmanlar› gibi Beflir’i yarg›lama hakk› da, ancak emperyalistlerin ve de onlar›n uflak-iflbirlikçi rejimlerinin zulmü alt›nda inleyen emekçi halklara aittir.

Soyk›r›m›n gerçek sorumlular› soyk›r›m›n yarg›lay›c›s› olamazlar. Tüm halk düflmanlar› gibi Beflir’i yarg›lama hakk› da, ancak emperyalistlerin ve de onlar›n uflak-iflbirlikçi rejimlerinin zulmü alt›nda inleyen emekçi halklara aittir. e¤itim, bas›n-yay›n ve alt yap› yat›r›mlar› gibi alanlarda ortak projelerin gelifltirilmesi ve sürdürülebilir iflbirli¤ine yönelik hedeflerin ele al›nmas›” olarak getirilse de, gerçek amac›n çok daha farkl› oldu¤unu görmek gerekir. Türkiye egemen s›n›flar›n›n uzunca zamand›r Cezayir, Tunus, M›s›r gibi Kuzey Afrika ülkeleriyle ticari iliflkilerini gelifltirme gayretinde olduklar› bilinmektedir. “Afrika stratejisi” çerçevesinde, 2000’lerin bafl›ndan beri, Hindistan, Çin ve de Japonya’n›n etkin oldu¤u “Sahra alt› Afrika” pazar›ndan pay kapmaya çal›flmaktad›r. Bunun içindir ki, emperyalistlerin hegemonya savafl›n› Kafkasya’da k›z›flt›rd›klar› ve gözlerin buraya yo¤unlaflt›¤› bir dönemde yap›lan Afrika Birli¤i Zirvesi, hâkim s›n›flar aç›s›ndan çok yönlü bir öneme sahiptir. Bu zirvenin ayn› zamanda, BM Güvenlik Konseyi’ne girme çabas›nda olan Türkiye aç›s›ndan, kulis faaliyetleri için kullan›ld›¤›, zirveye kat›lan ülkelerin Tür-

Soyk›r›mc› konuk “el üstünde” Tekrar Afrika Birli¤i Zirvesi’ne dönecek olursak; Bu zirveyi öncelikle de, emperyalistlerin do¤rudan veya uflak-iflbirlikçileri arac›l›¤›yla, Afrika’n›n zenginliklerinin talan edilmesine h›z verme zirvesi olarak


İşçi-köylü 27

5-18 Eylül 2008

Yaflama ›fl›k tutan sözler... * Bir dost nedir ki? Öteki ben.. (Zeno) * Gerçek dostlar y›ld›zlar gibidir; karanl›k çökünce hayat›n›zda ilk onlar parlar ve size ›fl›k olurlar. (Anonim) * Baflkalar›ndan üstün olman önemli de¤il, sen dünküne göre kendinden üstün

müsün, önemli olan o… ( Hint atasözü) * Kendisiyle mücadele edebilen insan en de¤erli insand›r. (Browning) * Zaman›n de¤erini yapacak ifli olan kimse bilir. (Arap atasözü)

Okur

* Keskin b›çak olmak için çok çekiç yemek gerekir. (Türk atasözü) * Her düflüfl bir ö¤renifl. (Türk atasözü) * ‹nsanlar neden ölür gerçekten bilir misiniz?.. Tembellikten, inançs›zl›ktan ve yaflam› yaflamaya de¤er k›lmay› becerememekten… (Bernard Waughan)

“Zaman” yaz›s›ndaki felsefi içerikteki bir konu... “Zaman” yaz›s›ndaki felsefi içerikteki bir konuya de¤inmek istiyorum. Önce al›nt›: “… Düzen kaostan ç›kagelir ve çeliflmenin iki yan› birbirinden ayr›lmazlar. Ölüm olmaks›z›n yaflam nas›l var olabilirdi? O nedenle her insan sadece kendisinin de¤il, kendi olumsuzlamas›n›n yads›nmas›n›n –ve kendi s›n›rlar›n›n da fark›ndad›r…” Daha önce de ayn› meseleye de¤inilmiflti. O zaman Mao Zedung’un yads›nman›n yads›nmas› tezini savundu¤u iddias›na, gene Mao’dan al›nt› yap›larak cevap verilmiflti. Mao do¤ada ve tarihte yads›man›n yads›nmas› olmad›¤›n› savunur. Her fleyin yads›nma-olumlama-yads›nma-olumlama diyalekti¤iyle gerçekleflti¤ini aç›klar. Bu yaz›da kuflkusuz Mao’ya atfedilen bir fley yok. Ama Mao ile çeliflen bir felsefi ilke sorunu var. Mao Zedung 6. ciltte felsefe konular› hakk›nda konuflurken bu konuya de¤inir. As›l olarak felsefede (Diyalektik Materyalizm) bir temel ilkenin oldu¤unu ifade ettikten sonra, yads›nman›n yads›nmas› ilkesini gerçekte olmayan bir ilke olarak anar. “Düzenin kaostan ç›kt›¤›n›, ç›kageldi¤ini” belirtti¤imizde ayn› zamanda, en bafl›ndan beri kaos ile düzenin iç içeli¤ini inkar etmifl olur muyuz? E¤er böyle kavranm›yorsa sorun yoktur. Ama “önce sadece, salt kaos vard› ve ancak ondan sonra düzen oluflmaya bafllad›” yaklafl›m›na sahipsek sorun var demektir. Süreçler yads›nm›fl oland›r ve yads›nacakt›r! Önceki halin yads›nmas› olan

Merhaba YDG’nin 4. Geleneksel Yaz Çal›flmas›’n› gerçeklefltirdik. Bu sene gerçeklefltirdi¤imiz çal›flma, di¤er 3 çal›flmadan biraz farkl›yd›. Çal›flmam›z daha çok kitle faaliyetine yönelikti. Çal›flmam›z›n ilk günlerinde organizasyon, program ve iletiflim eksikli¤imizden kaynakl› kendili¤indenci bir tarzda geçti. Ancak bunun ortaya ç›kmas›n›n ard›ndan s›k›nt›l› bir süreci geride b›rakarak plan ve programlar ç›kar›larak çal›flmalara baflland›. Çal›flmalar›m›z boyunca belli semtlerde

mevcut durum, bir sonraki taraf›ndan yads›nacakt›r dedi¤imizde, bir sonraki hali mevcut olan›n bir devam› ve dolay›s›yla içeri¤indeki durum olarak da ele al-

ayr›lmaz görmemizin mant›¤›n› aç›kl›yor. Salt yads›nma olarak kavranacak bir süreç hakk›ndaki bilgimiz eksik olacakt›r. Her sürecin bir sonrakini olumlama-

mam›z gerekir. Düzen kaosta içerilmifltir. Çeliflmenin iki yan› düzenin kaostan ç›kagelmesiyle birbirinden ayr›lmaz hale gelmeleri, en bafl›ndan beri, kaosun var oldu¤u her durumda çeliflkinin iki yan› ayr›lmaz halde bulunurlar. Bir sonraki süreç daima, bir önceki sürecin ondan önceki süreci yads›mas›nda olumlan›r. Mao toplumsal düzenleri örnekliyor ve kapitalizm feodalizmin yads›nmas›d›r ve sosyalizmin olumlanmas›d›r diyor. Gerçek olan da bu de¤il midir… Bu ele al›fl çeliflkinin iki yan›n› bir zaman sonra de¤il, ama en bafl›ndan beri

y› içerdi¤ini de kavrad›¤›m›zda yads›nma ve olumlaman›n bütünün içindeki z›tlar› kavramak anlam›nda daima var oldu¤unu görürüz. ‹nsan›n kendi s›n›rlar›n›n fark›nda olmas›, hem yads›nm›fl hem de yads›nacak olmas›yla bir derecede anlafl›l›r. Ama kendi varl›¤›nda yads›nma hali kadar olumlaman›n varl›¤›n› anlad›¤›nda fark›ndal›k dönüfltürme prati¤inde etken hale gelir. Belki de o nedenle Mao “özgürlük zorunlulu¤un kavranmas› de¤il, sadece esas olarak dönüfltürülmesidir” diyebiliyor! Sonuç olarak, yads›man›n yads›nmas› çeliflkinin iki yan›n› bafl›ndan itiba-

ren bir arada kavramam›za engel oldu¤u için eksik ve dolay›s›yla yanl›flt›r. Gerçekte çeliflkinin iki yan› en bafl›ndan beri ayr›lmazlard›r. Çeliflkinin iki yan› bir sonraki süreci de bize gösterir. Bu da her yads›man›n olumlama ile gerçekleflti¤ini, olumlama olmad›¤›nda ilerlemenin olamayaca¤›n› gösterir. Kapitalizm feodalizme karfl› sosyalizmin olumlamas›d›r. Bütün evrim de bunu aç›klamaktad›r… Ayn› kavray›fl› tez, anti-tez, sentez için de ortaya koyabiliriz. Kendi bafl›na bir sürecin kavranmas›nda bu formül yeterlidir. Ancak süreç geniflletildi¤inde yeni tan›mlar, kavramlar, zorunlu hale geliyor. Hiçbir tez anti-tezi olmadan var olamayaca¤›na göre tez ve anti-tez ayn› sürecin z›tlar› olarak bafl›ndan beri vard›rlar. ‹kisi aras›ndaki mücadelede antitez sentezi olumlayand›r; onun kendisi de¤ildir. Sentez anti-tezin olumlamas› ise biz esas olarak anti-tezi dönüfltürme prati¤ini kavramal›y›z demektir bu… Mao Zedung bu noktada analiz-sentez kavramlar›n› öneriyor. Böylece analiz dendi¤inde z›tlar›n birli¤i öncelik al›yor. Önce z›tlar›n birli¤i kavranmal›d›r, ancak ondan ikiye bölme ve mücadele tan›mlanmal›d›r. ‹lkin z›tlardan birinden bahsetmek, onu di¤eri olmadan, ilkin var oldu¤unu ve di¤erinin ondan ç›kt›¤›n›/ç›kageldi¤ini kabul etmeye götürebilir. Oysa iyi biliyoruz ki her fley her an›nda iki z›t yan tafl›r; her fley çeliflkidir; çeliflkinin olmad›¤› tek bir an bile mevcut de¤ildir… (Bir ‹K okuru)

kitle faaliyetlerini yo¤unlaflt›rd›k. Y›k›mlar gündemi olmas›ndan kaynakl›, daha çok bu konu özgülünde kitleye gitme karar› ald›k. Çal›flmalar›m›zda bir eksikli¤imiz daha ortaya ç›kt›. O da kitleleri yeterince dinlemeyiflimizdi. Bundan kaynakl› kitlelerden ö¤renme ilkesini yeterince hayata geçiremedik ve onlar› daha çok dinlemek ve onlarla zaman geçirmek, kitlelerin sorunlar› etraf›nda onlar› örgütlemek gerekti¤ini ö¤rendik. Genelde ö¤renci kökenli oldu¤umuzdan kitlelere gitti¤imizde ortak dili yakalamak noktas›nda s›k›nt›lar yaflad›¤›m›z› ve konuflmalarda, sohbetlerde tutuk kald›¤›m›-

z› gördük. Daha çok gazetemiz ve dergimiz üzerinden ilerleyen bir çal›flma tarz› izledik. Yo¤unluk gazetemiz üzerinde bir hatta oturdu. Salt gazete ile ilgili örgütleme yöntemimizin eksikli¤ini yaflad›k. Konuflmalar›m›zda ortaya ç›kan di¤er bir nokta ise insanlar›n gündeminde zamlar, yoksulluk, açl›k, sefalet varken insanlar›n ise bu rahats›zl›klar›n› sadece bizlere dile getirmeliydi. Bu yüzden onlara alternatif olma yönümüzü biraz daha a盤a ç›karman›n gerekti¤ini anlam›fl olduk. Kitlelerin onlar›n sorunlar›yla ilgilen-

di¤imizi görünce bizi sahiplenmeleri ve bizim de do¤ru bir tarzda ve yöntemle süreklileflmifl bir çal›flma olana¤› yakalarsak onlar›n var olan ve büyüyen öfkelerini örgütlü bir güce dönüfltürebiliriz. Ve bu gücü biz de kendimizde gördük. Yaz çal›flmas› boyunca ald›¤›m›z e¤itim çal›flmalar›nda ço¤u eksikli¤imizi de görerek eksik yan›m›z› kapatma yönlü inceleme, araflt›rma ve okumayla aflacak bir çal›flma tarz› izledik. Bu çal›flmalardan kazand›¤›m›z deneyimlerle kendimizi bir sonraki çal›flmaya haz›r hale gelme durumuna adapte olaca¤›z. (Mersin’den bir YDG’li)


İşçi-köylü 28

Okur

Polis durmadan öldürüyor! 2007 y›l›nda yasalaflan “Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu” ile sokaklarda estirdi¤i teröre h›z veren polis, durmadan insanlar› öldürüyor. Önüne ç›kan her insana atefl açan, keyfi gerekçelerle gözalt›na alan, iflkence yapan, fliddet uygulayan polisin vukuatlar› bitmiyor. Durdurdu¤u araçlarda arama ad› alt›nda, kimlik kontrollerinde güvenlik iddias› ile veya son olarak Bahçelievler’de oldu¤u gibi hiçbir neden yokken insan öldürüyor. Her cinayetin ard›ndan Emniyet taraf›ndan “makul” bir aç›klama yap›larak olay›n münferit oldu¤u dile getiriliyor. Polis kanununda yap›lan de¤ifliklik ile yetkileri artt›r›lan polis, bu yetkilerini sonuna kadar kullan›yor. De¤ifliklerin hemen ard›ndan polis yüksek bir performans göstererek 2007 y›l›n›n son 6 ay›nda 7 kifliyi öldürdü. 8 fiubat 2007’de ‹stanbul Okmeydan›’nda “dur” ihtar›na uymad›¤› öne sürülen bir araca atefl açan polisler, 17 yafl›ndaki Emrah Derviflo¤lu’nu öldürdü. A¤ustos 2007’de Antalya’n›n Alanya ilçesinde trafik polisinin, sürücüsü “dur” ihtar›na uymad›¤› bildirilen bir otomobile atefl açmas› sonucu bir kad›n öldü. 24 Kas›m 2007’de ‹zmir’de polisin atefl açt›¤› Baran Tursun yaflam›n› yitirdi. 3 Ekim 2006’da, Adana Ceyhan’da “dur” ihtar›na uymad›¤› iddia edilen Murat Kasap polis taraf›ndan öldürüldü. 30 A¤ustos 2006’da, ‹zmir’de bir araca atefl açan polis, yoldan geçen Aziz Yarg›’y› öldürdü. 27 A¤ustos 2006’da, Bal›kesir’de “dur” ihtar›na uymad›¤› ileri sürülen bir araca atefl açan polis, Halil Bulut’u öldürdü. 11 May›s 2006’da, ‹stanbul F›nd›kzade’de “dur” ihtar›na uymad›¤› ileri sürülen bir arabaya atefl açan polis, 22 yafl›ndaki Aytekin Arnavuto¤lu’nu öldürdü. Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf› (T‹HV) verilerine göre 2008 y›l›n›n ilk yedi ay›nda polis 5 kifliyi dur ihtar›na uymad›¤› gerekçesiyle kurflunlad›.18 Ocak’ta Adana’da Murat Kurtaran banka soydu¤u ve k›rm›z› ›fl›kta bekleyen bir kad›n›n arac›na zorla bindi¤i ileri sürülerek polis taraf›ndan vuruldu. 26 Ocak’ta Yalova’da park etme yüzünden ç›kan tart›flmada polis memuru G. E., Mimar Hüseyin Turgut’a atefl ederek öldürdü. 16 Haziran’da Ercan Ceylan Ankara’n›n Mamak ilçesinde sivil polis ekiplerinin “dur” ihtar›na uymad›¤› gerekçesiyle vurularak öldürüldü. 11 Temmuz’da Orhan Oflas motosikletini almak için gitti¤i “Önleyici Hizmetler Büro Amirli¤i”nde

polislerce öldürüldü. 15 Temmuz’da Ankara’da polis ekiplerinin “dur” ihtar›na uymay›p otomobiliyle kaçt›¤› iddia edilen Gürsel Varol öldürüldü. Taksim’de barda korumalar taraf›ndan tartaklanan 2 arkadafl, yard›m istedikleri polisin kendilerini hem barda hem de karakolda dövdü¤ü iddias›yla dava açt›. Tolga Öztürk ile Hasan Yal›n adl› iki arkadafl barda bekleyen korumalar taraf›ndan darp edildiklerini söyleyerek polise gitti. Ancak bu defa da polis fliddetine maruz kalan gençler Taksim Polis Merkezi’nde iflkence gördü. Gençleri darp etmekle yetinmeyen polis, flikayetçi olmad›klar›na dair dilekçe imzalatmak istedi. Polis son olarak Sivas’ta ayn› iddia ile bir kifliyi daha öldürdü. Sivas’ta polis ekiplerinin 33 HY 010 plakal› arac› durdurmak istedi¤i ancak arac›n durmad›¤› ve barikatlar› aflarak kaçt›¤›, ard›ndan Sivas-Kayseri karayolu üzerinde bir kavflakta s›k›flt›r›ld›¤› aç›kland›. Polis taraf›ndan aç›lan atefl sonucu Turan Özdemir (41) yaflam›n› kaybederken iki kifli de gözalt›na al›nd›. Radyo ve televizyonlar›n araçta bomba oldu¤unu duyurmas› polisin cinayetlerinde son dönemlerde kulland›¤› yeni bir yönteme dikkat çekiyor. Birçok yerde bomba oldu¤u söylenen araçlardan bofl alkol flifleleri ç›k›yor. Devlet polisini koruyarak, arka ç›k›yor iflledi¤i suçlar› akl›yor. Polis terörü devletin emekçilere olan düflmanl›¤›n› da yans›t›yor. Sivas’tan sonra Bursa’da da “dur” ihtar›na uymad›¤› ge-

rekçesine s›¤›nan polis yine silahlar›na sar›ld›. Böylelikle polis son bir y›l içinde 34 kiflinin yaflam›n› durdurmufl oldu. Durmadan insan öldüren polisin suçlar› ciddi bir toplumsal muhalefetin oluflmamas›ndan dolay› kamuoyunda yeterince teflhir edilmiyor. Polisin iflledi¤i suçlar›n cezas›n› almas› ve anti-demokratik uygulamalar›na dikkat çekmek amac›yla genifl kesimler taraf›ndan ciddi bir muhalefetin yürütülmesi gerekiyor. Polis fliddeti ile herkes, her an, her yerde karfl›laflabiliyor. Polis emekçileri terörize ederek her an tedirgin ediyor. Keyfi bir flekilde istedi¤i zaman önüne geleni sorguya çekebiliyor. Tüm bunlara karfl› hukuk mücadelesini ve fiili mücadeleyi yükseltmek gerekiyor. Hukuk devleti propagandalar› yap›l›rken 34 insan›n can›na k›yan polise kimse dokunmuyor. Devlet kendi yasalar›na, hukuk kurallar›na uymuyor. (Bir ‹K okuru)

Merhaba 8.si düzenlenen Munzur Festivali’ne ilk gidiflimdi. Oradaki insanlar›n s›cak karfl›lamalar›yla, evlerinde misafir etmeleriyle ve içten davran›fllar›yla hiç yabanc›l›k çekmedim. Tunceli’ye giderken orada s›k›l›p, bofl bofl dolan›p, tek kalaca¤›m› düflünüyordum. Ama buna ra¤men oray› görmek için gitmek istiyordum. Ve iyi ki gitmiflim. Çünkü hiç bekledi¤im gibi olmad›. Ne tek kald›m ne de s›k›lmaya vaktim oldu. Sürekli bir kofluflturma içerisindeydik, fakat bundan hiç de flikayetçi de¤ildim. Çünkü çok güzel vakit geçiriyordum. Oraya vard›¤›m›z gün sadece etrafa seyirci kalmaktan baflka hiçbir ifl yapm›yordum. Gazete da¤›t›m›na ç›kacak olanlar›n kofluflturmalar›n› izlemekle yetiniyordum. Bir yandan onlar›n yan›nda olmak, onlar gibi da¤›t›ma ç›kmak istiyordum.

5-18 Eylül 2008 Merhaba; Bingöl’ün K›¤› ilçesinin ‹lbeyi köyünün nüfusuna kay›tl›, yafll› bir emekçi olarak, baflta köyüm olmak üzere, Kürdistan’da köy yakmalara, sürgünlere, bask›ya, zulme, orman yakmalara, Dersim’deki operasyonlara ve Munzur’da barajlara dur demek için, 8. Munzur Festivali’ne gitmeye karar verdim. Düflman›n iç yüzünü zaten biliyorum. Çocuklar›m›n görmesi için, onlar› da özellikle götürdüm. Erzincan’›n ç›k›fl›ndan sonra, sanki baflka bir ülkeye girmifliz gibi, aramalar, insanlar› afla¤›lamalar bafllad›. Askerler insanlarla “zafere mi gidiyorsunuz?” diye alay ediyorlar. Dersim merkezine girdik, orada da bir sürü aramalardan geçtik. Bunun d›fl›nda sözlü bask›lar daha da katmerlendi. ‹kinci “iflkence” Dersim Belediyesi taraf›ndan yap›ld›. Sözde halka yer ay›rm›flt›. ‹lk “cezaevini” orada gördük. fiehir d›fl›nda bir “kampa” götürdüler. Ne araba ne dolmufl var. Dersim Federasyonu araba veriyordu ve “kampa” öyle gidip geliyorduk. Dersim’in ilçelerine ise kendi imkanlar›m›zla gidiyorduk. Pülümür, Hozat, Mazgirt, Ovac›k, Pertek ve daha ad›n› hat›rlamad›¤›m ilçelere gittik. Halk›n ilgisi çok iyiydi. ‹flçi köylü Gazetesi’ni kap›fl kap›fl ald›lar. Düflman›n iflkencesinden sonra halk›n bu ilgisi moralimizi düzeltti. Her gitti¤imiz yerde paneller düzenlendi, halk›n ilgisi büyüktü. Bir tarihte Hasan Alt›ntafl yoldafl da¤a gitmeden önce bir sohbetimiz olmufltu ve ben ona sormufltum: “Sen öldükten sonra devrimin ne yarar› var?” diye. O da bana: “‹brahimlerin, Ali Haydarlar›n, Cihanlar›n, Merallerin kan› benden k›rm›z› de¤il. Halk Savafl› vermeden baflar›ya ulafl›lamaz” dedi. Dersim’e gidip gelmem ve halk›n ilgisini görmem, beni devrime daha da inand›rd›. Sonuç olarak Hozat’a giderken yolda bir köyde indik. Bir yoldafl›n mezar›n› ziyaret ettik. O coflku görülmeliydi. O an› gördü¤üm için çok mutluyum. Festivalin son gecesinde Dersim halk› bir yürüyüfl düzenledi. Faflizme karfl› hayk›rd› “Munzur özgür akacak”, “Kahrolsun köleci flirketler”, “Alt›n aramaya hay›r” diye. Munzur’un üzerindeki K›rm›z› Köprü’ye kadar yürüdüler. Ard›ndan bas›n aç›klamas› yap›ld› ve daha sonra herkes nehre atlayarak tepkisini gösterdi. (Gülsuyu’ndan bir ‹K okuru)

Ama bir yandan da bundan kaç›yordum. Bunun sebebi de daha önce hiç da¤›t›ma ç›kmam›fl olmamd›. ‹lk gün benim de onlarla da¤›t›ma ç›kmam› istediler, fakat ben çekindi¤imden gitmek istemedim ve çeflitli bahaneler yaratarak gitmedim. Ertesi gün devrimci tutsaklar›n yapm›fl oldu¤u boncuklar› satmak üzere esnaf gezilecekti, ben henüz yola ç›kmadan “orada ne yapaca¤›m” telafl›na düflmüfltüm bile. Ama son anda bir plan de¤iflikli¤i oldu ve da¤›t›ma ç›kan arkadafllardan biri beni ça¤›rd›. Ben de bahane yaratmak yerine da¤›t›ma ç›kt›m, çünkü da¤›t›ma ç›kmay› gerçekten çok istiyordum. O günden sonra bütün da¤›t›mlara kat›ld›m. Da¤›t›mdan döndü¤ümüzde herkes dinleniyor, yemek yiyorduk. Aram›zda para toplay›p bir fleyler al›p yemek haz›rl›yorduk. Herkes elinden geldi¤ince bir fleylerin ucundan tutuyordu, günde üç ö¤ün yemek haz›rlan›yor-

du, fakat bizim standart bir menümüz vard›. Dört gün boyunca domates, salata, karpuz, kavun, arada da peynir yeniliyordu. Tabi peynir alacak param›z kal›rsa. Yani anlayaca¤›n›z sabah, ö¤len, akflam dört gün boyunca bunlar› yedik. Tunceli’de hiç yapmam dedi¤im fleyleri yapt›m. Örne¤in her fleyi ellerimizle yiyorduk, ama bunun bile tad› baflkayd›. Sonuç olarak festival çok güzel geçti. Geçen y›llara oranla kat›l›m›n daha az oldu¤u söyleniyordu. Ama bence gayet iyiydi. Do¤a güzelliklerine de hayran kald›m. Gerçekten de herkesin gidip görmesi gereken bir yer. ‹stanbul’a dönüfl vaktimiz gelmiflti, ama ben pek de dönmek istemiyordum. Orada birçok fley yaflad›m ve deneyimler edindim. fiu anda da bu deneyimlerimi ‹stanbul’da kendi mahallemde gazete da¤›t›mlar›na ç›karak de¤erlendiriyorum. (Tuzla/Ayd›nl›’dan bir ‹K okuru)


İşçi-köylü 29

5-18 Eylül 2008

Yaşamın içinden

Okullar aç›l›yor: Ne mutlu para bulup da “okutuyorum” diyene! 8 Eylül Pazartesi günü okullar aç›l›yor. Her y›l oldu¤u gibi bu y›l da veliler oldukça s›k›nt›l›. Emekçi halk›n yaflam koflullar›n›n oldukça düflük seviyede olmas›, okullar›n aç›l›fl tarihi gibi dönemsel zamanlarda velileri iyiden iyiye zorluyor. Bu y›l okullar›n aç›l›fl›n›n biraz daha s›k›nt›l› geçmesine neden olacak olan fley, Ramazan ay› ile okullar›n aç›l›fl›n›n ayn› tarihe denk gelmesi. Çünkü Ramazan ay› yaklafl›rken özellikle g›da fiyatlar› yükseliyor ve zaten al›m gücü düflük emekçilerin kemerlerini biraz daha s›kmas› gerekiyor. AKP hükümeti her ne kadar stoklara izin vermeyeceklerini söylese de bu bir kuru propagandadan ileri gitmiyor. E¤itimin destekleriyle daha iyi bir hal ald›¤› yalan›n› söyleyen hükümet, di¤er yandan bu alanda da özellefltirmelere katk›da bulunup Manisa’da ücretsiz dershane aç›yor. E¤itimi dershanelere ba¤l› k›lmalar›n›n verdikleri destekle direkt ba¤lant›s› oldu¤u aflikâr. Okullarda çeflitli etkinlik, k›rtasiye giderleri, kay›t paras›, ba¤›fl, yard›m gibi isimlerle velilerden para toplanmaya devam ediliyor olmas› da resmen kabul edilmeyen bir di¤er gerçek. Bakanl›klar›n içerisinde en düflük bütçeye sahip olan Milli E¤itim Bakanl›¤› e¤itime verilen de¤erin aç›k ifadesi. Okullarda kay›t paras›n›n yasak oldu¤unu aç›klayan Milli E¤itim’in sözüne karfl›n okul müdürleri de Milli E¤itim imzal› resmi yaz›lar› gösteriyorlar. Bu yaz›larda bütçe yetersizli¤i nedeniyle okulun kendisinin karfl›lamas› gereken baz› harcamalar› oldu¤u yaz›yor, yaln›z bunu nereden karfl›lamas› gerekti¤i yazm›yor. Ucu böylesine aç›k bir durumda devreye rüflvet ve ne tutarsa politikas› giriyor. Sonuç: bütçe yetersizli¤i nedeniyle (kay›t paralar› al›nd›¤› halde) çocuklara “gerekli e¤itimin verilememesi.” Bafl›na bu sayd›klar›m›z gelmeyen veli neredeyse yok. Devletin kendi resmi kurumu olan Anadolu Ajans›’n›n Ankara kaynakl› verilerine göre, ilkokula bafllayacak bir

ö¤rencinin ailesinin ortalama olarak 138 ile 384 YTL aras›nda harcama yapmas› gerekiyor. Geçti¤imiz günlerde hükümetin 4 kiflilik bir ailenin açl›k s›n›r›n› 255 YTL olarak aç›klamas› karfl›s›nda bu masraflar bir servet de¤eri tafl›yor. 20 milyon ö¤rencinin bulundu¤u ülkemizde 1 milyondan fazla ö¤renci bu y›l okula bafllayacak. “‹nsan kayna¤›m›z, en büyük zenginli¤imiz ve sermayemizdir” diyen Milli E¤itim Bakan› Hüseyin Çelik, iflçiye dönüfltürdükleri sermayenin tersanelerde kum torbas› olarak nas›l kullan›ld›klar›n›, memura dönüfltürülen sermayenin de 255 YTL ile nas›l paha biçilmez de¤erde görüldü¤ünü kastediyor olmal›. Hüseyin Çelik, son 5–6 y›ld›r bütçeden en büyük pay›n e¤itime ayr›ld›¤›n›, an-

yeti 387 ila bin 224 YTL aras›nda de¤ifliyor. Çocu¤unu ilkö¤retim okuluna yeni kay›t yapt›racak ailelerin, en az 489 YTL, en fazla bin 807 YTL aras›nda harcama yapmas› gerekiyor. Ortaö¤retim ça¤›na gelmifl çocuklar› bulunan ailelerin yükü daha fazla. Genel liseye bafllayacak bir ö¤rencinin ailesine masraf› 613 YTL ile 2 bin 223 YTL aras›nda oluyor. Meslek lisesi ö¤rencisinin masraf› 621 YTL ila 2 bin 213 YTL. Yetkililerin tekrarlad›¤› “soruns›k›nt› yok”, “daha iyiye gidiyoruz”, “durmak yok yola devam” naralar›n›n ve çeflitli resmi ve özel kurum ve kurulufllar›n, sivil toplum örgütlerinin verdi¤i istatistikî bilgilerin yan›nda bir de halk›n kendi gerçekli¤i var. Biz de bir parças›n› olsun yans›ta-

cak nüfus fazlal›¤› nedeniyle arzulanan pay›n e¤itime ulaflmad›¤›n› iddia ediyor. Kolejlere ve vak›flara ayr›lan ödemelerden devlet okullar›na kalmayan pay›n etkisiyle olsa gerek, fazlal›k say›lan nüfusa yard›m kalm›yor. E¤itim-Sen verilerine göre; ilkö¤retim okullar›na ba¤l› anas›n›f›na bafllayan bir ö¤rencinin okula ilk ad›m›n›n mali-

bilmek için halktan görüfl alarak aç›klanan verilerin emekçiler cephesine nas›l yans›d›¤›n› göstermek istedik. Eminönü’nde ucuz bir pazar olarak ad› ç›km›fl (art›k ucuz bir taraf›n›n da kalmad›¤› söyleniyor) Tahtakale’yi dolaflarak al›flverifl yapan insanlarla görüfltük. Hafta sonu olmamas›na karfl›n belli bir yo¤unluk söz konusu Eminönü’nde,

ancak al›flverifl oran› henüz esnaf›n istedi¤i seviyeye gelmemifl. ‹nsan kalabal›¤›yla daha da darlaflm›fl sokaklarda yürürken, al›flverifle gelmifl ancak bakmakla yetinen birisine yöneltiyoruz sorular›m›z›.

“Kay›t paras› al›nmamal›!” Okullar›n aç›lmas› ve yer y›l yaflanan genel s›k›nt›lar hakk›nda neler düflündü¤ünü soruyoruz Fikret Demir’e. “Bence okullar aç›l›rken kay›t paras› al›nmamal›. Devletin okullara verdi¤i para belli ama insanlar›n da yapabilece¤i yard›m belli. Herkes ayn› oranda yard›m yapamaz. Zaten o zaman bunun ad› yard›m olmaz, gönüllülük temelinde olmal› bu paralar›n al›nmas›. fiimdi ben istemez miyim çocu¤um daha iyi bir okulda okusun? Ama param yok, veremiyorum, ne yapaca¤›m o zaman?” diye yan›tl›yor sorumuzu. Her y›l insanlar bu ve benzeri s›k›nt›lar› yaflad›klar›n› söylüyorlar ve bu durumdan çok flikâyetçiler. Bunun yan›nda toplu bir tepki ya da demokratik bir talep için örgütlenmek söz konusu de¤il. Sizce bunun nedeni nedir dedi¤imizde Demir; “Bizim insan›m›zda birlikte hareket etmek gibi bir bilinç yok. Bu konuda kesinlikle örgütlenilmeli. Mahalle dernekleri, lokaller, çeflitli aile birlikleri gibi birçok alternatif olabilir. Bunlar›n toplant›lar yapmas›, kendilerini geniflletmeleri, sendikalara, odalara ve di¤er kurumlara kendilerine yard›mc› olmalar› konusunda bask› yapabilmesi gerekir. Ama daha çok bireysel hareket etmeyi ve bahaneler uydurmay› tercih ediyoruz. Bu konuda bir öncülük yok, bir yerden tutunmak gerekiyor” diyor. Röportaj yapt›¤›m›z› gören bir esnaf, “Abi madem okullarla ilgili görüflüyorsunuz, bak flu dükkânda bir kardeflimiz var, üniversite kazanm›fl bir k›z›m›z için para topluyor. Onunla görüfl” diyor ve bizi karfl›daki dükkân›n kap›s›na


Yaşamın içinden

kadar götürüyor. ‹çeride fienay Karaca ad›nda, çal›flt›¤› ma¤azan›n orta¤› bir kad›nla konufluyoruz. Karaca “bir arkadafl›m vesilesiyle tan›d›¤›m bir aile. Üniversite kazanm›fl bir k›z çocu¤u var, ancak yoksulluktan gidemiyor okula. Annesi akci¤er kanserinden ölmüfl, babas› da inflaat iflçisi. Küçük bir kardefli var o da lösemi hastas›. Bana ‘sen esnafs›n elin uzan›r bir yerlere, belki yard›m etmek isteyen birileri ç›kar’ dediler ama olmad›, bir fley yapamad›k. Ben ve arkadafl›m her ay belli bir miktar yard›m etmek için söz verdik ancak yeterli olmayabilir” diyor. Ard›ndan bafll›yor bu durumu yaratanlara sitem etmeye. “Bu ülkede o kadar zenginler var ki K›br›s’a, Las Vegas’a gidip kumar oynuyor, milyon dolarlar› b›rak›yorlar. Yard›m etmelerini istedi¤inde bin lira vermez, ‘ifllerim kötü gidiyor’ derler.” Genel olarak bu ve benzer durumlara duyars›z kal›nmas›n› “cehalet” olarak de¤erlendiren Karaca “insanlarda

İşçi-köylü 30

dayan›flma duygusu yok” diyor. Karaca’n›n bahsetti¤i ailenin hiçbir maddi dayana¤› yok ve 5 bin YTL gibi bir paraya ihtiyaçlar› var.

mal›lar” fleklinde düflüncelerini ifade ediyor. Makine Mühendisi 38 yafl›ndaki Er-

“Pahal›l›ktan flikayetçiyiz” Yolumuza devam ediyoruz. Girenin ç›kan›n eksik olmad›¤› bir ma¤azan›n içine girip görevliden röportaj için izin istiyoruz. Sahadiye Okur isimli bir ev kad›n› bizi k›rm›yor ve biraz da çekinerek k›saca görüfllerini bizimle paylafl›yor. Okur, “Okullar kay›t paras› al›yor, veliler itiraz etmeliler. Ben geçen sene 150, bu sene de 50 YTL verdim kay›t paras›. Tabi herkes bizim gibi de¤il, komflular›mdan çok daha fazla verenler var. Hayat pahal›l›¤› çok fazla, flimdi Ramazan da geldi ne yapaca¤›z bilmiyorum. fiikâyetçiyiz bu pahal›l›klardan, düzelmesini istiyoruz. Herkesin de karfl› ç›kmas› laz›m, gerekirse Baflbakan’a kadar ç›k-

5-18 Eylül 2008

can Özdemir ise, “Biz okul aile birli¤i olarak okulun ihtiyaçlar›n› elimizden geldi¤ince karfl›l›yoruz zaten. ‹nsanlar okullara kay›t yapt›rmaya giderken korkuyorlar, ‘Acaba benden para isteyecekler mi, ne kadar isteyecekler?’ diye” fleklinde konufltu. Eminönü’ne do¤ru inerken karfl›m›za seyyar bir m›s›rc› ç›k›yor. Ad› Fatih Do¤an, Siirtli, henüz 24 yafl›nda. Görüflmek istedi¤imizi söyleyince “Biliyorsunuz bizim do¤unun insan› gariban kesimdir. Burada 250–300 YTL para istiyorlar okula kay›t için. Zaten benim param olsa çocu¤umu daha güzel okula gönderirim. Toplum olarak sorunu birlikte halletme bilinci yok bizde. Bir ara düflündüm Milli E¤itim’e ç›kay›m diye ama olmad›. Çevremdeki insanlar da ayn› fleylerden flikâyetçiler. Bizim mahallede bir okul var, baflka okula gönderin diyorlar alm›yorlar okula” diye anlat›yor dertlerini Do¤an, biraz söylediklerinden çekinerek. (‹stanbul)

“Birlefl fliik mücadeleye ihtiyac›m›z var...”

Konuya iliflkin görüfllerini ald›¤›m›z, E¤itim-Sen 3 No’lu fiube Baflkan› Nebat Bükrek de flunlar› söyledi; 2008–2009 e¤itim y›l›na sorunlarla bafll›yoruz. Hem e¤itim emekçileri cephesinden hem de ö¤renciler ve veliler aç›s›ndan y›¤›nla sorun var. E¤itim emekçileri olarak bizi bekleyen sorunlar›n bafl›nda hükümetin bizimle toplu sözleflme masas›na oturmamas›, eko-

nomik, sosyal ve siyasal anlamda taleplerimizin karfl›lamamas› geliyor. Ekonomik olarak doyurulmayan bir e¤itimci verimli olamaz. Öncelikle onun yaflam standartlar›n› yüksek tutars›n ki kendisini gelifltirsin, yenilesin, okusun ve bu arada da çocu¤una, s›n›f›na dönsün. Ama flimdi e¤itim emekçileri derse giriyor, dersten sonra ek ifl aramak zorunda kal›yor. Bu temelde yaflam standartlar›n›n iyilefltirilmesi birincil ve öncelikli taleplerimiz. ‹kincisi okulda s›n›flar›m›zla ilgili sorunlar›m›z var. S›n›flarda ö¤renci say›s›n›n azalt›lmas› gerekiyor… Bu çok ciddi bir talep. Birçok okulda altyap› yok, teknolojik e¤itimden bahsediliyor fakat bunun altyap›s› oluflturulmam›fl. Bunlar›n yan› s›ra demokratik, bilimsel ve paras›z e¤itim öncelikli taleplerimiz aras›nda. Çocuklara sadece ders kitaplar› ücretsiz veriliyor. Bu da göstermelik. Bunun d›fl›nda çocuklardan ders y›l› içerisinde y›¤›nla fley isteniyor. Malzeme, araç-gereç vb. Veliler aç›s›ndan yine öyle. Birkaç tane ço-

cuk okutan veliler bu külfet alt›nda eziliyor. Her y›lki giderler bir önceki e¤itim y›l›ndan daha fazlad›r. Bu hem velileri hem ö¤retmenleri hem de ö¤rencileri olumsuz etkiliyor. Bu temelde hepimizin birleflik mücadelesine ihtiyac›m›z var.

Birçok okulda altyap› yok, teknolojik e¤itimden bahsediliyor fakat bunun altyap›s› oluflturulmam›fl.


31

5-18 Eylül 2008 Bafltaraf› Sayfa 32’de

Coflku ikinci gün de sürdü Festivalin 2. gününün ilk etkinli¤i, çocuklar›n resim çizdi¤i, ö¤leden sonra bafllayan, boyama atölyesi oldu. Akflam saatlerine do¤ru ise, “Ergenekon, AKP ve DTP’nin kapat›lmas›” bafll›kl› bir panel yap›ld›. Panele Partizan ad›na Derya Aras, ESP ad›na Figen Yüksekda¤, DTP ad›na Dursun Y›ld›z, Halk›n Hukuk Bürosu avukatlar›ndan Taylan Tanay ve DHP ad›na Öztürk Alada¤ konuflmac› olarak kat›ld›lar. Derya Aras, Ergenekon’u egemen klikler aras›ndaki çat›flman›n ürünü olarak de¤erlendirdi ve “çat›flma hiç bu kadar fliddetli ol-

mam›flt›” diyerek, ayr›ca bu çat›flmada Kemalist kli¤in tasfiye edilmeye çal›fl›ld›¤›n› vurgulad› ve muhalefetin flu süreçte soka¤a taflmas›n›n zorunlu oldu¤una dikkat çekti. Panel di¤er konuflmac›lar›n sunumlar›yla devam ederken, konuflmalarda, emperyalistlerin Türk egemen s›n›flar›na biçti¤i bölgesel role de¤inilerek, Ergenekon’un, gerek ordu içinde gerekse kontrgerilla örgütlenmesinde yeniden yap›land›rma anlam› tafl›d›¤›na dönük vurgular öne ç›kar›ld›. Festivalin akflam program› bir sinevizyon gösterimi ile bafllad›. “2 Eylül 1977’den” adl› gösterim büyük ilgi toplad›. Ard›ndan, Onur Olgun ve Meyman, Hasan Sa¤lam, Koma Çiya ve Grup Munzur sahne ald›lar. Festivalin bu ikinci gün

program›, kitlenin çekti¤i coflkulu halaylarla sona erdi.

‘71 devrimci ç›k›fl› ve tarihsel miras› tart›fl›ld› Festivalin 3. ve son gün etkinlikleri “71’ devrimci ç›k›fl› ve tarihsel miras›” konulu panelle bafllad›. Panele Partizan ad›na Suzan Zengin, At›l›m Gazetesi’nden fienol Gürkan ve Köz ad›na Ercan Coflkun kat›ld›. ‹lk sözü Suzan Zengin ald› ve konuflmas›nda, egemen s›n›flar›n ve reformist-revizyonist çevrelerin dönemi ele al›rken, döneme damgas›n› vuran, örne¤in BPKD gibi muazzam geliflmeleri görmezden geldiklerine,

dönemin devrimci önderlerini anarken de, ‹brahim Kaypakkaya’y› yok sayd›klar›na, bu yok sayman›n ise, onun siyasal düflüncelerine olan korkunun ve de tahammülsüzlü¤ün ürünü oldu¤una dikkat çekerek, bu düflüncelerin en baflta da onun Kemalizm ve UKKTH noktas›nda yapt›¤› tespitler oldu¤una vurgu yaparak, bu tespitlerin ayn› zamanda sistemden tam bir kopuflun ifadesi oldu¤una yer verdi. Festivalin akflam program›, Cuma Kara’n›n, mahalle sorunlar› üzerine yapt›¤› konuflma ve de Özcan Türe ve Grup Vardiya dinletileriyle devam etti. Festival program› en son sahne alan fiaho Bedo’nun söyledi¤i Kürtçe ezgiler eflli¤inde durulan halaylarla sona erdi. (Kartal)

‹ n s a n c a y a fl a n a c a k b i r ü c r e t i ç i n m ü c a d e l e y e d e v a m ! . . Hükümet ile kamu sendikalar› aras›nda devam eden toplu görüflmelerin 4. oturumu gerçeklefltirildi. Hükümet ile KESK, Kamu-Sen ve Memur-Sen aras›nda bafllayan toplu görüflmelerden KESK görüflme masas›n›n bir figüran› olmayaca¤›n› ve fiili meflru mücadeleyi yükseltece¤ini aç›klayarak çekilmiflti. Hükümet ile Kamu-Sen ve Memur-Sen aras›nda gerçekleflen görüflmelerde emekçilerin maafl art›fllar›ndan çok sendikalar›n aidatlar›n yükseltilmesi talebi kamuoyuna yans›m›flt›. 28 A¤ustos’ta yap›lan 4. oturumda hükümet birinci 6 ay için yüzde 3.5 ikinci 6 ay için yüzde 4 zam teklif etti. Bu oran kamu emekçilerinin Ocak ay› maafl›na 30–35 YTL’lik bir art›fl olarak yans›yacak. Kamu-Sen ve Memur-Sen hükümetten “yukar› do¤ru bir esneme” talep ederken KESK günde 1YTL anlam›na gelen art›fl›n sefalet ücreti oldu¤unu dile getirerek eylemlerine devam ediyor. Toplu görüflmelerin geldi¤i aflamay› ve KESK’in taleplerini ö¤renmek amac›yla KESK ‹stanbul fiubeler Platformu dönem sözcüsü ve E¤itim-Sen 8 Nolu fiube baflkan› Hatun ‹ldemir ile bir söylefli gerçeklefltirdik. - Kamu sendikalar› ile hükümet

aras›nda yap›lan görüflmelerde hangi noktaya var›ld›? KESK bu sürece nas›l yaklaflt›? - KESK 7 y›ld›r toplu görüflmelere kat›l›yor. Son yapt›¤›m›z kongre do¤rultusunda KESK’in toplu sözleflmelere giderken üyelerine dan›flmas›, buradan ç›kacak kararlara göre hareket etmesi kararlaflt›r›lm›flt›. Dan›flma Kurulu’ndan ç›kan karar fluydu; Bundan sonra bu komediye alet olmayaca¤›z. Bu yüzden KESK toplu görüflmelere girmeme karar› ald›. 14-15 A¤ustos’ta son sözünü söyleyerek masadan ayr›ld›. Taleplerinin kabul edilmesini isteyerek taban› ile bulufltu ve bundan sonra mücadeleye alanlarda devam etme karar› ald›. ‹kinci oturumda da davet edildi. 21 A¤ustos’ta Türkiye’nin her taraf›nda AKP binalar›na siyah çelenk b›rakma eylemi gerçeklefltirdi. Eylemlerimiz devam edecek. Toplu görüflmeye kat›lanlar›n yapt›klar› ise sendika aidatlar›n›n yükseltilmesi talebini dile getirmek oldu. Siz bu sendikalara üye olmasan›z da biz bu ödemeyi yapaca¤›z anlam›na geliyor. KESK’in içini boflaltmaya çal›fl›rken kendi yandafl sendikalar›n›n içini de boflaltt›. “Malum” Baflbakan’›n aç›klamas›ndan sonra bunu duyan

emekçilerin konfederasyondan istifa etmesi gerekiyor. Biz ortak örgütlenme önündeki engellerin kald›r›lmas›n› tüm çal›flanlara 350 YTL’lik ek zam yap›lmas›n›, temel ücretin 1.250 YTL olmas›n› talep ettik. Brüt maafl tutar›nda y›lda en az iki defa ikramiye ödenmesini, çal›flma yaflaman›n iyilefltirilmesini, örgütlenme önündeki engellerin kald›r›lmas›n› istiyoruz. Biz bu taleplerimiz kabul edilirse görüflmelere kat›laca¤›m›z› söyledik. Ancak maalesef ‹MF talimatlar› ile hükümet taleplerimizi kabul etmedi.

“Haklar ricayla de¤il mücadeleyle al›n›r!” Hükümetin toplu görüflmelerin son gününde aç›klad›¤› zamm›n ard›ndan KESK üyeleri soka¤a ç›kt›. 29 A¤ustos’ta saat 12.45’te Güvenpark’taki YKM önünde buluflan kamu emekçileri, buradan Baflbakanl›k binas›na do¤ru yürüyüfle geçti. Önleri polis barikat› taraf›ndan kesilen KESK üyeleri, barikat›n aç›lmas› talebiyle oturma eylemine bafllad›lar. Eylem s›ras›nda s›k s›k slogan atan emekçiler, barikat›n aç›lmas›n›n ard›ndan yürüyüfllerine devam ettiler. Baflbakanl›k binas› önüne kadar sloganlarla gelen KESK üyeleri, burada bas›n aç›klamalar›n› gerçeklefltirdiler.

Bas›n aç›klamas›n› KESK Genel Baflkan› Sami Evren okudu. Evren; hükümetin aç›klad›¤› zam oranlar›yla Ocak ay›nda en düflük kamu emekçisine 27 YTL, Temmuz ay›nda ise 32 YTL zam yap›laca¤›n› belirtirken “Hükümetten müjde bekleyenler müjdeyi ald›lar” dedi. KESK olarak; iflçilerle, iflsizlerle, yoksullarla, çiftçilerle, emeklilerle, kad›nlarla, gençlerle, tüm ayr›mc›l›¤a u¤rayan, d›fllanan kesimlerle 2009 bütçesinden haklar›n› almak için alanlar› alanlar› dolduracaklar›n› söyleyen Evren, mücadele ça¤r›s›nda bulundu. (Ankara)

- Çal›flma yaflam›nda kamu emekçileri ne tür sorunlarla karfl›lafl›yor? - Bir ö¤retmenin ald›¤› maafl ek ücretler olmadan 1.050 YTL’dir. ‹stanbul’un birçok yerinde ö¤retmenlik yapan bir ö¤retmenin 2 odal› bir evi bulma flans› bile yoktur bu maaflla. Ev kiralar› 750–1.000 YTL aras›ndad›r. Yaflam›n› idame ettirebilmesi için hükümet ö¤retmenleri, kamu emekçilerini yolsuzlu¤a itiyor. Okullarda kurslar aç›yor. Bunlar›n paras›n› da velilerden ç›kar›yor. Bunlar yasal uygulamalar de¤il. Ama verdi¤i ücret ve uygulad›¤› politikalarla yasal davranmayan da hükümet. Milli E¤itim Bakanl›¤› aç›klama yap›yor “kay›t paras› al›nmayacak” diye. Ancak okullar›n bütçeleri yok. Bu flunu gösteriyor, siz bafl›n›z›n çaresine bak›n. Bu paralar da velilerin cebinden ç›k›yor. Hükümetin bu konudaki politikas› her alanda oldu¤u gibi iki yüzlülüktür. E¤itim, sa¤l›k birçok alanda emekçiler ma¤dur ediliyor. Bunlar›n yaflanmamas› için toplumdaki her bireyin örgütlü mücadeleye destek sunmas› gerekiyor. Sendikalara üye olabilirler, derneklerle hareket edebilirler. fiu anda 200 bin üyemiz var. Hükümet sendikalar›n talebini dikkate alm›yor. Biz tüm kamu emekçilerini hangi statüde olursa olsun hepsini tek sendikaya üye olmas› gerekti¤ini düflünüyoruz. Bu yüzden ortak örgütlenme diyoruz. (‹stanbul)


Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 e-mail: umutyayimcilik@ttmail.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: ‹STASYON CADDES‹. DÖRTLER APARTMANI NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 ➧ ANKARA: SIHHIYE MAH. SÜLEYMAN SIRRI SOK. YUNT AP. NO: 19/7 ÇANKAYA TEL: (0312) 430 67 65 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 446 78 07 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAH. TURGUT TEMELL‹ CADDES‹ BARIfi ‹fiHANI KAT: 3 NO: 94 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 Cep: 0 536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ MERS‹N: S‹L‹FKE CADDES‹ ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT:3 NO:118 MERS‹N Cep: 0 545 685 25 27 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELERSTR. 93, 47169 DU‹SBURG, TEL: 0049-203-40 60 958, FAX: 0049-203-40 60 959

Gülsuyu halk›; “Yozlaflflm maya, çeteleflflm meye ve y›k›mlara karflfl›› gücümüz birli¤imizdir!” di¤i dinletiyle sürdü. PSAD Ümraniye fiubesi’nin Semah Ekibi taraf›ndan bir semah gösterisinin de yap›ld›¤› festivalde, Tuna Bozyi¤it, Grup Umut Ya¤muru, Koma Sarya ve de misafir sanatç› Meyman sahne ald›. Meyman’›n seslendirdi¤i “K›z›ldere”, “Mao Zedung yoldafltan korkuyorlar” gibi parçalar kitle taraf›ndan coflkuyla karfl›land›, “Özgürlük Mahkûmlar›”nda ise genifl bir halay kuruldu. Festivalin birinci günü, en son Cemal Kaya’n›n sahne almas›yla noktaland›.

Kontr-gerilla ve devlet gerçe¤i tart›fl›ld› Rant alan› sa¤lamaya dönük y›k›m projelerinin ve egemen politikalar do¤rultusunda yaflam alan› bulan yozlaflma ve çeteleflmenin, halk›n yaflad›¤› günlük sorunlar›n bafl›nda geldi¤i mahallelerden biri de Gülsuyu. Ancak Gülsuyu halk› uzunca zamand›r hem y›k›mlara hem de egemenlerin yozlaflt›rma ve çetelefltirme politikalar›na, kararl› ve örgütlü bir biçimde karfl› ç›kmay› sürdürüyor. Gülsuyu halk› bu karfl› ç›k›fl kapsam›nda, 23-24 A¤ustos tarihlerinde, “Y›k›mlara, yozlaflmaya ve yoksullu¤a karfl› mahallemize sahip ç›kal›m! Gücümüz Birli¤imizdir!” fliar›yla gerçeklefltirilen festivalde biraraya geldi. Festival, 23 A¤ustos günü, saat 17.00’de, Gülensu son duraktan, festivalin yap›ld›¤› Nurettin Sözen Park›’na kadar süren bir yürüyüflle bafllad›.

buna karfl› oluflturmaya çal›flt›klar› alternatif kültüre de¤indi. Demir’in ard›ndan söz alan, Halk›n Hukuk Bürosu avukatlar›ndan Taylan Tanay ise, yozlaflt›rma sorunun dünyan›n birçok bölgesinde yafland›¤›na dikkat çekti. Soru ve cevaplarla devam eden panelin ard›ndan, festivalin aç›l›fl konuflmas› yap›ld›. Devrim ve sosyalizm mücadelesinde flehit düflenlerin an›s›na yap›lan sayg› durufluyla devam eden festivalin ilk günü, çok say›da sanatç›n›n ver-

Partizan, BDSP, Halk Cephesi, SDP, Anadolu’da Yaflam Kooperatifi gibi kurumlar taraf›ndan örgütlenen festivalin ikinci gününün ilk program›nda yine bir panel vard›. “Ergenekon, kontrgerilla ve devlet gerçe¤i” bafll›¤› alt›nda, saat 17.30’da yap›lan panelde, Halk›n Hukuk Bürosu avukatlar›ndan Behiç Aflç›, Partizan ad›na Derya Aras ve SDP Temsilcisi Ulafl Bayraktaro¤lu konuflmac› olarak yer ald›lar. Panelde ilk sözü alan Aras, Ergenekon örgütlenmesinin temelinde nelerin yatt›¤›na ve devrimciler cephesinden bu

1 May›s Mahallesi halk› bir kez daha kültürüne sahip ç›kt›

‹lk etkinlik “yoksulluk ve yozlaflma” paneli Festival alan›nda, Umut Yay›mc›l›k olarak aç›lan kitap stand›n›n yan› s›ra, festivali örgütleyen di¤er kurumlar›n da stantlar açt›¤›, çevredeki evlere devasa büyüklükte ‹brahim ve Mahir posterleri as›ld›¤› gözlendi. Festival program›, havan›n afl›r› s›cak olmas›ndan kaynakl›, birkaç saat gecikmeli bafllad›. Festivalin ilk etkinli¤i olan “Yoksulluk ve yozlaflma” konulu panel saat 19.30’da bafllad›. ‹ki bölümden oluflan panelin konuflmac›lar› ise, SES’ten Taner Demir ve Halk›n Hukuku Bürosu’ndan Av. Taylan Tanay’d›. Panelde ilk sözü, Taner Demir ald› ve karfl› devrimin, özellikle de 12 Eylül’ün ard›ndan emekçi kitleler üzerinde hayata geçirmeye bafllad›¤› yozlaflt›rma politikalar›na ve ilerici ve devrimci kesimlerin

sürecin nas›l de¤erlendirilmesi gerekti¤ine de¤inerek, devlet içinde bir temizlik operasyonu olarak adland›rd›¤› Ergenekon’un, asl›nda bir bilgi kirlili¤i yaratt›¤›n› vurgulad›. ‹kinci konuflmac› Av. Behiç Aflç› ise, kontrgerilla örgütlenmesinin NATO’nun kurulmas›yla beraber ona hizmet eden bir anlay›flla flekillendi¤ini söyledi ve Ergenekon iddianamesine de de¤inerek, iddianamede darbe giriflimlerine yer verilmedi¤ini ve yarg›lananlar›n gerçeklefltirdi¤i katliam ve faaliyetlerine de¤inilmedi¤ini belirtti. Panelin son konuflmac›s› Ulafl Bayraktaro¤lu idi. Bayraktaro¤lu, Ergenekon sürecini TSK’nin içindeki bir temizlik operasyonu olarak nitelendirdi ve bu operasyonun zaten uzlaflmayla sonuçland›r›ld›¤›na dikkat çekti. Festivalin ikinci günü, saat 20.00’de bafllayan müzik dinletileri ve tiyatro gösterimleri ile devam etti. Sahneye ilk olarak Grup ‹klim ç›kt›. Ard›ndan ise ‹dil Tiyatro Atölyesi, “Yoksulluk Bafla Bela” adl› oyunu sergiledi. Tuncay Balc› ise söyledi¤i türkülerle festivale renk katarken, “Tiyatro Gerçek” y›k›mlar› ve y›k›mlara karfl› mücadeleyi konu alan oyun sergiledi. Grup Yorum Korosu ve Grup Munzur’un seslendirdi¤i parçalar eflli¤inde çekilen halaylarla sona erdi. (Kartal)

2 Eylül 1977’de kurulan 1 May›s Mahallesi’nin 31. kurulufl y›ldönümüne denk gelen ve bu y›l, 29- 30- 31 A¤ustos tarihleri aras›nda, PSAKD bahçesin-

de gerçeklefltirilen festivalin, 1. gününün ilk etkinli¤i, “F Tipleri, Tecrit ve Türkiye’de adalet nas›l iflliyor?” konulu paneldi.

Panele, Halk›n Hukuk Bürosu avukatlar›ndan Taylan Talay, TUYAB ad›na Sakine Demir, Asr›n Hukuk Bürosu avukatlar›ndan Ömer Günefl ve SODAP temsilcisi Muzaffer Günefl kat›ld›. 19 Aral›k katliam›yla birlikte hayata geçirilen F Tipi hapishanelerde yaflanan tecridin boyutlar›na, hapishane yönetimlerinin disiplin suçu vb. meseleler özgülündeki keyfi tutumuna ve de hasta tutsaklar›n durumuna de¤inilen panelde, adaletin iflletilmesindeki çarp›kl›k ve tutars›zl›klara da yer verildi. Oldukça coflkulu geçen festivalin 1. gün program›, akflam saat 20.00 civar›nda yap›lan aç›l›fl konuflmas› ve sayg› durufluyla bafllad›, 1 May›s Mahallesi Semah Ekibi’nin semah gösterisiyle devam etti. Semah gösterisinin ard›nda Nilüfer Sar›tafl, Grup May›s, K›smet Y›ld›z, Erdal Bayrako¤lu ve Aynur Haflhafl s›rayla birer dinleti verdiler. Devam› Sayfa 31’de


DHIIIK25