Page 1

“ B a fl k a bir dünya mümkün de¤il, zorunluluktur!” K. Marks, daha önceki üretim tarzlar›n›n aksine burjuvazinin “üretim araçlar›n› ve böylelikle üretim iliflkilerini ve onlarla birlikte, toplumsal iliflkilerin tümünü sürekli devrimcilefltirmeksizin var olamaz” diyordu.

h›zda ilerleyifli, devlet-bürokrasi ve toplumsal ifl bölümündeki gelinen uzmanlaflma düzeyi sermayenin büyüyen küresel tahakkümünün do¤al getirileri oldu. ❐ Sayfa 18-19

Gerçekten de burjuvazi manifaktür üretim tarz›ndan “bilgi teknolojilerine” uzanan tarihsel flerit içinde devrimsel ilerlemeler kaydetti. Eme¤in üretkenli¤indeki muazzam art›fl, teknolojinin bafl döndüren

işçi-köylü DEMOKRAT‹K HALK ‹KT‹DARI ‹Ç‹N

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttmail.com

Say›: 20

*Y›l:4 *27 Haziran-10 Temmuz 2008 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN:1307-878X

‹ktidar savaflfl›› k›z›flfl››yor Türk egemen s›n›f klikleri aras›ndaki çat›flma bütün h›z›yla devam ediyor. Bu çat›flman›n temelinde mevcut iktidar pastas›ndan kimin daha fazla pay kapaca¤› mücadelesi yat›yor. Daha fazla pay sahibi olman›n yolu da daha çok söz sahibi olmaktan geçiyor. gerçek amaç ve niyetlerini teflhir etmek için, yo¤un bir eme¤e-çabaya ihtiyaç oldu¤u aç›kt›r.

✔ Bugün her kesimin dile getirdi¤i mevcut krizin so-

✔ Egemen s›n›f klikleri iç ikti-

hakl› ve meflru tepkilerini kendi

nuçlar› ayn› zamanda egemenle-

dar mücadelesinde kitleleri al-

ç›karlar›na alet etmek için her

rin kayg›lar› ve korkular›d›r da.

datmak için, yeri gelince “türban,

türlü aldatma yöntemine baflvur-

Onlar›n korkular›n› büyütmek ve

laiklik”, yeri gelince ezilenlerin

maktad›rlar. Emek düflmanlar›n›n

kayg›lar›n› derinlefltirmek, genifl

fiimdi ise DTP kapat›lmazsa bile en az›ndan meclis grubunun da¤›t›lmas› için faflizmin kurumlar› haz›rl›k içindedirler. ‹ddianamede say›lan eylemlere bir kez daha bakacak olursak, 141 eylemin 129’u sözlü beyan veya bas›n aç›klamas›d›r. Dört eylemde bahsi geçen flah›slar parti üyesi de¤ildir. Sekiz dava beraatla sonuçlanm›flt›r. Di¤er davalar

DTP kapat›lmaya çal›fl›l›yor

Her fley sistemin bekas› için ya soruflturma aflamas›ndad›r, ya kovuflturma tamamlanmam›flt›r, ya da temyizi sürmektedir. Ama bu neyi de¤ifltirir ki? Faflizm devrimci, demokrat ve yurtseverlerin kurumlar›n› basmakla, bunlar› yasal olarak engelle-

mekle kalm›yor. Katletmekten hiçbir zaman çekinmeyen bu eli kanl› sistem her ne pahas›na olursa olsun bizleri kitlelerden yal›tmak için elinden geleni yapm›flt›r, yapacakt›r. Yine geçti¤imiz günlerde Taraf gazetesin-

y›¤›nlara ulaflman›n araç ve yöntemlerini zenginlefltirmekten geçer.

✔ Ezilenlerin çeflitli direnifller ile zaman zaman uç veren öfkesi, sessiz biçimde birikmekte, derinden ilerlemektedir. Patlad›¤› zaman, önünde durmaya kimsenin gücü yetmeyecektir…

den duyurulan bir TSK belgesinde, ordunun ipleri eline almaya çal›flt›¤›n›n bahsi yap›l›rken DTP’nin de terör örgütü olarak kabul edilmesinin sa¤lanmaya çal›fl›laca¤› da vurgulanm›flt›. fiimdi s›rada ‘DTP’yi terörist olarak kabul etmeyenler bizden de¤ildir’ tehdidi vard›r. ❐ Sayfa 16-17


İşçi-köylü 2

27 Haziran-10 Temmuz 2008

işçi-köylü’den Kitle çal›flmas›nda gözetilecek baz› hususlar Yaz aylar›n›n bafllamas›yla genel bir rehavet havas›n›n do¤mas› kaç›n›lmaz gibi görünse de, bu rehaveti yaflamaya “hakk›” olmayanlar en baflta da devrimcilerdir. Devrim mücadelesinin mesaisinin, yaz›n›n-k›fl›n›n, gecesinin-gündüzünün olmamas› kadar do¤ru ne olabilir ki? Burjuva-feodal sistem iktidarlar›n› sa¤lamlaflt›rmak, gelifltirmek için hiçbir f›rsat› ya da mevsimi kaç›rmamaktad›r. Öyleyse ezilenlerin örgütlenmesi için faaliyet yürüten devrimcilerin iki kat› fazla çal›flmas› gerekir. Özellikle kitle çal›flmas›na yo¤unlaflmay› önümüze koyarak bir plan yapmak herkesin görevi olmal›d›r. Bu vesileyle kitle çal›flmas› üzerine kimi tekrarlar› bar›nd›rsak da birkaç söz söylemenin yeridir. Do¤ru bir kitle çizgisine sahip olmak devrim yürüyüflünde amaca ulaflmak için olmazsa olmaz bir ön kofluldur. Bu gerçekli¤in daha derinden kavranmas› ve kavrat›lmas› için ne kadar çok yaz›l›p çizilirse o kadar yerinde bir davran›fl olur. Kitlelerin talepleri do¤rultusunda (öncelikle bu talepleri her somut alanda do¤ru tahlille belirlemeliyiz) pratik bir faaliyet yaratmak ve bu taleplerin esas sahiplerini de esas pratikçiler (faaliyetçiler) haline getirmek do¤ru bir kitle çal›flmas›n›n can damar›d›r. Bunun basitten karmafl›¤a, yavafl yavafl ilkin az bir say› ile, sonra; katlanarak büyüyerek alaca¤› diyalektik bilinci ile umutsuzluk ve karamsarl›¤›n en bafltan saf d›fl› edilirken ayn› flekilde y›pranm›fl olan

Selma fiahin Ziraat Bankas› Aksaray fiube Euro hesap numaras›: 48209849-5001 Vak›flar Bankas› Aksaray fiube Euro hesap numaras›: 00158048000527074 ‹fl Bankas› Parmakkap› fiube Euro hesap numaras›: 1042 0175785

inanc›n daha diri tutulmas›, kitlelere olan güvenin her pratikte yenilenerek büyütülmesi için de çok önemlidir. Aksi durumda k. burjuva acelecili¤i ile neden hemen kitleleri örgütleyemedim, saflara-eylemle katamad›m, bu kitlelerden adam olmaz ki, vs. türünden ç›karsamalar›n yaratt›¤› y›lg›nl›¤a, yorgunlu¤a varmak kaç›n›lmaz olur. Her fleyden önce her faaliyetçi, kitlelerin (kendisi de dahil olmak üzere) kendi pratik eylemleri içinde e¤itilece¤ini, bilinçlerinin daha ileri bir aflamaya s›çrayaca¤›n› ak›ldan ç›karmamal›d›r… Yine bu bilince paralel somut ihtiyaçlardan kaynaklanan örgütlenmelerde örgütlenmesi gerekti¤ini unutmamal›d›r. Harekete geçirilmifl, pratikte görev ve sorumluluklar alm›fl her birey bu prati¤ine denk düflen bir örgütlenmede konumland›r›lmal›d›r. Ve bu yolla prati¤i kal›c›laflt›r›lmal›d›r. E¤er böyle somut örgütlenme araçlar› yoksa yarat›lmal›d›r. Örgütlülü¤e dönüflmeyen (dönüfltürülemeyen) hiçbir nicelik ve niteliksel gücün anlam› (günü kurtarmakla s›n›rl› olan› saymazsak) yoktur. Devrim denen büyük altüst olufl basitten karmafl›¤a geliflen, kal›c› örgütlenmelerin, kurumsallaflmalar›n sonucunda baflar›lacakt›r. Di¤er bir deyiflle her kitle faaliyeti asgari bir örgütlenmeyle bafllamas›na ra¤men, sürecin ilerleyifline paralel yeni ve üst bir örgütlülü¤e dönüflmelidir. Bunun için de do¤ru olan onlar›n siyasal bilinç düzeyleri do¤ru tahlil

edildikten sonra onlardan bir ad›m önde (onlar› ileri tafl›mak, gelifltirmek her zaman amaçlar›m›zdan olmal›) onlarla birlikte yürümeliyiz. Burada ne kitlelerin gerisine düflmek ne de onlardan kopacak düzeyde ileri koflmak kabul edilemez ve düflülmemesi gereken bir yanl›fl›n iki yüzüdür. Kitlelerin kendi yaflamsal pratikleri ve öz deneyimleriyle; öncünün teorisinin do¤rulu¤una bir kez inand›ktan sonra onun sahibi ve uygulay›c›lar› olma konusunda en büyük engeli de aflm›fl olacaklard›r. Bu hususta yarat›lan bilinç s›çramas› kendine paralel örgütlenmelere dönüfltürülmelidir. Döne döne vurguluyoruz ki, örgütlülü¤e dönüflmeyen emek ve çal›flmalar (an’la s›n›rl›) bofla gitmifl emek demektir. Öyleyse her faaliyetçi ulaflabildi¤i her bireyi düzeyine paralel bir örgütlülü¤e dâhil edebildi¤i oranda kal›c› ve kazan›c› bir de¤er yaratm›fl olaca¤› bilincinde olmal›d›r. Burada kitlelere güven önemli bir etkendir. Alanda bulunan sorunlar›n çözümü konusunda iliflkide bulunulan insanlar› ortak etmek, sorunun sahiplenicisi ve çözüm gücü yapmak çok önemlidir. Hay›r o yapmaz, bu yapamaz gibi peflin hükümler ço¤u zaman sorunlar›n çözümü önüne kendimizin koydu¤u engeller olmaktad›r. Bu duruma düflmek niyetle ilgili de¤il, bilinçteki yanl›fl bilgi ve kavray›fllar›n ürünüdür. Devrimi kitleler yapacak ise irili-ufakl› her soruna da o ve onun parças› olan birey, komite, grup, gibi örgütlülükler çözüm olacakt›r. Bu ele al›flta subjektivizme düflmemek tabi ki önemlidir. Bunu gözettikten sonra flu düflünüfl referans al›nabilir: Bu sorunu ben çözemem deyip kenara çekilen birey veya komite o sorunun çözüm gücü olmaktan saf d›fl› olmufl demektir. Fakat; bu sorunu belki çözebili-

rim, en az›ndan deneyip görmeliyim vs. düflünüflü ile sorunla temasa geçenin her zaman flans› bir önceki düflünüflten çok çok fazlad›r. fiöyle ki; bu prati¤e giren birey belki direkt sorunun çözüm gücü olacakt›r. Belki sorunu çözmeye çal›fl›rken eksikliklerinin, niye çözmede zorland›¤›n›n nedenlerini görerek bunlar› aflacak ve sorunu çözecek, belki bunlardan öte, hepsini tahlil edecek kendi gücünü aflan, fakat nas›l bir güçle ve yöntemle çözülebilece¤inin bilincine varacakt›r. Bu sonuçlar›n hepsi muhtemeldir. Kesin olan fludur ki; ikinci düflünüfl birincisinden ileride olumludur. Ve pratikte geliflmeyi, ilerlemeyi sa¤lar. Pratikten ö¤renmeye ve daha ileri pratiklere talip olmay› ifade eder. Ayr›ca her sorunun çözümünün kendi içinde sakl› oldu¤u bilinci unutulmaz ise sorunlarla iliflkiye geçmek ve çözmeye çal›flmak konusunda daha atak ve cesur olunur. Özetlersek; Devrim için çal›fl›p çabalayan, kendi kurtulufllar›n› kendi bilinçlerinin ve ellerinin eseri yapmaya kararl› devrimin neferleri, kendileri ile paralel ayn› kaderi paylaflan milyonlarla her alanda iliflkilenerek onlar› bu kaderin dü¤ümlerini çözmeye ortak etmek zorundad›r. Bunun için onlar›n içinde olmak onlardan ö¤renmek ve bu ö¤renilenlerin MLM bilimi ile sentezlenerek tekrar onlara götürülüp ö¤retilmesi zorunludur. Bu pratiklerde cesur ve atak olunmas›, kitlelere her daim güvenilmesi zorunludur. Yaflanan pratiklerin deneyim ve tecrübeleri kolektife mal edilmeli en genifl y›¤›nlara ulaflmay› sa¤lanmal›d›r. Bunun için deneyimlerin sadece anlafl›l›r bir dille do¤ruya sadakatle yaz›l›p paylafl›lmas› gerekir. Tüm faaliyetçilere geliflmelerinde baflar›lar. Devrim; çal›flmak, çal›flmak ve b›kmadan-usanmadan çal›flmakla baflar›lacakt›r!

Gömüyoruz kalbimizin derinliklerine Çaresiz akan gözyafllar›m›z› Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bulunan yoldafl›m›z Ali Naz›m Atmal›o¤lu’nun babas› Kemal Atmal›o¤lu’nu yakaland›¤› kanser hastal›¤› nedeniyle kaybetmenin ac›s›n› yafl›yoruz. Kemal amcadan bize, hasta yata¤›nda söyledi¤i “Biliyorum çocuklar kötü birfley yapm›yorsunuz” cümlesi kald›. Güle güle Kemal Amca, unutmayaca¤›z seni.... Yoldafl›m›z›n, ailesinin, yak›nlar›n›n ac›s›n› paylafl›yoruz.

Partizan ve 1 May›s Mahallesi ‹flçi-köylü okurlar›

Kemal Atmal›o¤lu


İşçi-köylü 3

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Politika gündem

Son siyasal durum ve olas› geliflmeler üzerine Türk egemen s›n›f klikleri aras›ndaki çat›flma bütün h›z›yla devam ediyor. Bu çat›flman›n temelinde mevcut iktidar pastas›ndan kimin daha fazla pay kapaca¤› mücadelesi yat›yor. Daha fazla pay sahibi olman›n yolu da daha çok söz sahibi olmaktan geçiyor. Bu çat›flmalar›n boyutu ve derecesi iniflli-ç›k›fll› bir yol izleyebilir. Ama varl›¤›n› korumaya devam edecektir. Devrimcilerin, komünistlerin sürekli alt›n› çizdi¤i egemen s›n›f klikleri aras›ndaki çat›flma olgusu bugün pratik olarak daha ileri düzeyde yaflanmaktad›r. Son süreçte Kemalist kli¤in Cumhurbaflkanl›¤› seçiminde devre d›fl› b›rak›lmas›, ordunun, kimi kurum ve partilerle girdi¤i polemiklerle birlikte ve yine k›smen de olsa kirli iliflkilerinin a盤a ç›kmas›, mutlak olarak görülen otoritesinin sars›lmas› bu kurumu iç siyasette en az›ndan kamuoyuna dönük bir parça suskunlu¤a yöneltti. Ordunun suskunlu¤u, Cumhurbaflkan›n›n devre d›fl› kalmas›, son süreçte AKP’nin temsil etti¤i ve kamuoyuna “fleriatç›” olarak lanse edilen klik ile Kemalist olarak tabir edilen klik aras›ndaki çat›flmada üniversiteler ve yarg› kurumlar› daha ön plana ç›kt›. Yarg›n›n türban sorununda alm›fl oldu¤u son karar ve yine AKP’nin “yarg› reformu” ad› alt›nda gündeme getirdi¤i yeni yasal düzenleme de süren bu çat›flman›n somut iflaretleri olarak okunmal›d›r. Yarg› cephesinde bunlar yaflan›rken AKP’nin temsil etti¤i kesim de, ‹çiflleri Bakanl›¤› ve Emniyet Müdürlü¤ünde sa¤lam›fl olduklar› kadrolaflma sayesinde Kemalist kli¤in çeflitli kurum ve partilerinin telefon trafi¤ini izleyerek, elde edilen bilgilerle bas›n arac›l›¤›yla tam bir teflhir faaliyeti yürütmektedirler. ‹lerici-devrimci ve yurtsever güçleri izlemekte hemfikir olan ve kendilerinin koyduklar› kurallar› dahi hiçe sayan egemen s›n›f klikleri bu sorunda da kitleleri etkilemek için yine ikiyüzlü politikalar›n› sürdürmeye devam etmektedirler. Bu kliklerin “demokrasi” ad›na, “insan haklar›” ad›na ifade ettikleri tüm söylemler sahte ve aldat›c›d›r. Onlar› rahats›z eden, bu silahlar›n kirli iliflkilerinin deflifrasyonu için kullan›lmas›d›r. Bu gerçe¤i göremeyenler her zaman egemen s›n›flar›n bu ikiyüzlü siyasetlerine alet olmaktan kendilerini kurtaramazlar.

Emperyalistler ve kompradorlar alternatiflerini yarat›r Tüm bu geliflmeler bize AKP’nin devam eden kapatma davas›n› direkt etkileyece¤ini göstermektedir. Türbana dair al›nan karar› da bunun ilk ad›m› olarak okumak yanl›fl olmayacakt›r. T. Erdo¤an ve suç ortaklar› da bu gerçe¤i görmüfl durumdalar. Davan›n bir an önce sonuçlan-

mas›n› istemeleri de, yeni süreçte izleyecekleri politikalarla ilintilidir. Özellikle yaklaflan yerel seçimler AKP kurmaylar›n›, yeni alternatif projeler için hemen harekete geçmeye zorlamaktad›r. “Milli Görüflçü” gelene¤in temsilcisi olan bu partilerin daha önceki kapatma süreçlerine bakt›¤›m›zda kopufllar›n, bölünmelerin yafland›¤›n› görmekteyiz. Kemalist klik bu süreçte de benzer temelde geliflmelerin olaca¤›n› düflünmektedir. Bu bir olas›l›kt›r, bunun yan›nda di¤er bir olas›l›k ise; kapat›lm›fl bir AKP’nin, yerine kurulacak ve seçim sürecine kat›lacak yeni bir partiyle parlamentoda yeniden ço¤unlu¤u sa¤lamas›d›r. Bu demektir ki; yeni bir seçim de egemen s›n›f klikleri aras›ndaki bu çat›flmay› durdurmayacakt›r. Erdo¤an ve suç ortaklar› etraflar›ndaki kuflatmay› yarmak için uluslararas› destek aray›fl›ndad›rlar. Haks›z da say›lmazlar. Efendilerine hizmet etmekte kusur etmeyen bu uflaklar, bunun karfl›l›¤›n› bekliyor. Ama efendileri için uflakl›¤›n pek de bir de¤eri olmad›¤›n› Erdo-

derinden hissedilmektedir. Petrol fiyatlar›n›n artmas›, g›da krizi emekçiler için yaflam› daha da çekilmez hale getirecektir. Nitekim yaflanan bu krizlerden dolay› birçok ana ürüne pefl pefle zamlar gelmektedir. Yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflayan milyonlar için hayat daha da katlan›lmaz k›l›nmaktad›r. Tüm bu geliflmeler uzun vadede AKP’nin aleyhine daha elveriflsiz bir ortam yaratacakt›r. Dolay›s›yla birçok çevre taraf›ndan ifade edilen “erken seçim projesi” çok da gerçe¤e ayk›r› de¤ildir. Uzun sürece yay›lm›fl bir ma¤duriyet edebiyat› propagandas› da art›k tek bafl›na AKP’yi kurtaramaz. Çünkü kamuoyu nezdinde Erdo¤an ve flürekâs›n›n gerilim siyaseti izlediklerine dair bir kan› oluflmufltur. TÜS‹AD vb. kurumlar›n sürekli “sa¤duyu ve diyalog” ça¤r›s› yapmalar› bir yandan sistemin teflhirini önlemek ve öngörülen politikalar›n uygulanmas› için problemsiz bir ortam› hedeflerken, di¤er yandan gerilim po-

fendilerinin dayatmas›yla Irak Kürdistan›’ndaki Kürt federe hükümetine karfl› daha ›l›ml› bir siyaset izleyen TC’nin içerde Kürt ulusuna dönük yürüttü¤ü ›rkç› politikalar bütün h›z›yla devam etmektedir.

E

¤an da yaflayarak görecektir. Efendilerinin kapatma davas›na itirazlar›, “demokrasi” flovundan ibarettir, çünkü emperyalistler kendilerine hizmet edecek yeni uflaklar›n varl›¤›ndan asla kuflku duymuyorlar. Ayn› durum AKP’nin temsil etti¤i sermaye kesimleri için de geçerlidir. Sermayenin bilindi¤i üzere dili, dini, ›rk› yoktur ve kendisini temsil edecek alternatifler her zaman yaratacakt›r. Moda deyimiyle “çevre” olarak ifade edilen ama AKP’nin hükümeti döneminde önemli oranda “merkez”e geçmifl olan “yeflil” sermayenin de bu alternatifleri yaratabilece¤inden kimsenin kuflkusu olmamal›d›r. Erbakan deneyimi önemli bir örnek olarak yak›n tarihimizde durmaktad›r. Yukar›da da ifade etti¤imiz gibi, yeni bir erken seçim de egemenlerin krizine çare olmayacakt›r. Çünkü dünyada yaflanan ekonomik krizin etkileri ülkemizde de

litikas› izleyen T. Erdo¤an’a da objektif olarak uyar›lar yap›lmaktad›r. Bu çat›flmada “kazanan olmaz” esprisinin özeti budur.

“AKP’ye demokrasi, DTP’ye faflist diktatörlük” Bu süreçte gözden kaç›r›lmamas› gereken di¤er bir gerçek ise; AKP’in kapat›lmamas› gerekti¤i yönünde k›yamet koparanlar›n, DTP hakk›nda süren kapatma davas›na iliflkin sessizliklerini korumaya devam etmeleridir. Bu tutum Kürt ulusal sorununa karfl› izlenen ›rkç› ve floven politikalar›n do¤al bir sonucudur. ‹mha ve inkar siyaseti, böl ve yönet politikas› egemenlerin her zaman temel siyasetidir. Efendilerinin dayatmas›yla Irak Kürdistan›’ndaki Kürt federe hükümetine karfl› daha ›l›ml› bir siyaset izleyen TC’nin içeride Kürt ulusuna dönük yürüttü¤ü ›rkç› politi-

kalar bütün h›z›yla devam etmektedir.

Egemenlerin teflhirine ve ezilenlerin mücadelesine yo¤unlaflal›m Egemen s›n›f klikleri iç iktidar mücadelesinde kitleleri aldatmak için, yeri gelince “türban, laiklik”, yeri gelince ezilenlerin hakl› ve meflru tepkilerini kendi ç›karlar›na alet etmek için her türlü aldatma yöntemine baflvurmaktad›rlar. Emek düflmanlar›n›n gerçek amaç ve niyetlerini teflhir etmek için, yo¤un bir eme¤e-çabaya ihtiyaç oldu¤u aç›kt›r. Aç›k olan di¤er bir fley ise; ‹stanbul’da Kemal Dervifl’in de kat›l›p konufltu¤u son TÜS‹AD toplant›s›nda patron temsilcilerinin dile getirdikleri mevcut krizin sonuçlar› ayn› zamanda onlar›n kayg›lar› ve korkular›d›r da. Onlar›n korkular›n› büyütmek ve kayg›lar›n› derinlefltirmek, genifl y›¤›nlara ulaflman›n araç ve yöntemlerini zenginlefltirmekten geçer. Emperyalist sald›rganl›¤›n, y›k›m yasalar›n›n yaratm›fl oldu¤u yoksulluk, yurtsuzluk ezilenler cephesinde büyük bir öfke birikimine yol açmakta. Petrole yap›lan zamlar, g›da krizi birçok ülkede genifl protestolara vesile oldu. Bu kendili¤inden geliflen tepkileri, s›n›fsal bir zeminde iktidar yürüyüflüne yöneltmek, örgütlülü¤ü flart koflar. Ülkemizde bu tepkiler kitlesel bir boyut kazanmasa da, çeflitli ifl kollar›nda yürütülen direnifller, yap›lan protestolar ve dahas› her f›rsatta gidiflata dair genifl y›¤›nlarda tafl›nan gelecek kayg›s›n›n, devrimci çal›flmalar için uygun zeminler yaratt›¤›n› kimse inkâr edemez. Yine son Tuzla Tersanesinde yaflanan direniflte de görüldü¤ü gibi somut sorunlar üzerinde sergilenecek kararl› durufllar, tüm sald›r›lara ra¤men hem genifl kesimler üzerinde bir etki yarat›r, hem de sömürücü s›n›flar› belli ad›mlar atmaya zorlar. Direniflsiz, emeksiz hiçbir hak elde edilemez. Gerçeklerin a盤a ç›kmas›, bu u¤urda y›¤›nlar›n kendi geleceklerini kendi ellerine almas› için her yönüyle yo¤un bir eme¤e ve tereddütsüz bir mücadeleye ihtiyaç vard›r. Bunun d›fl›ndaki tüm söylemler, yani klikler aras›ndaki çat›flmalarda egemenlerin bir kesiminin dile getirdi¤i “demokrasi”, “toplumsal mutabakat” vb. içi bofl, pratik de¤eri olmayan aç›klamalardan hareketle ezilenlerin lehine beklentiler yaratanlar›n, sistemin de¤irmenine su tafl›maktan baflka bir ifl yapamayacaklar› aç›kt›r. Dolay›s›yla sonuçlardan hareketle de olsa baz› gerçeklerin dile getirilmesi tek bafl›na bir anlam ifade etmez. ‹fade edilen gerçeklerin anlam kazanmas›, do¤ru araç ve yöntemlerle ve kendi geleceklerini ellerine alacak bir mücadele hatt›na sokulmas›yla mümkündür.


İşçi-köylü 4

Sınıfsal Yaklaşım

S›n›fsal Yaklaflfl››m “VAH‹M DURUM, OLA⁄ANÜSTÜ DÖNEM, YÜKSEK R‹SKL‹ SÜREÇ” Türkiye’nin keskin dönemecinde Kemal Dervifl isimli flahsiyet, ülkenin ekonomik durumu ve gelece¤ine iliflkin de¤erlendirme yapmak üzere kürsüye ç›kart›l›yorsa, bu olay tek bafl›na durumun gerçekten ciddi oldu¤una dair yeterli bir kan›t oluflturmaktad›r. Üstelik bu kürsü, patronlar kulübü TÜS‹AD’a aitse durum daha da kritik demektir. Sermayenin moral hocas› kimli¤iyle sahne alan Dervifl’in a¤z›ndan dökülen yalan ve çarp›tmalar birçok itiraf› bar›nd›rmakta ve bundan sonraki sürece iliflkin ekonomik politikalar› deflifre etmektedir. Ama bundan daha önemlisi bu toplant›y› do¤uran koflullar ve egemen s›n›f sözcülerinin “çözüm” ad›na ileri sürdükleri di¤er görüfllerdir. En son “türban de¤iflikli¤i”nin Anayasa Mahkemesi taraf›ndan iptal edilmesi ve bunun kapat›lma davas› ile ilgili güçlü bir iflaret olarak kabul edilmesinin ard›ndan, bas›na servis edilen (Taraf gazetesi) “Genelkurmay’›n Türkiye’yi Biçimlendirme Plan›” bafll›kl›, “Bilgi Destek Plan› ve Faaliyet Çizelgesi” isimli belge, klikler aras›ndaki psikolojik savafl ve gerginli¤i t›rmand›rm›flt›. AKP’nin, ABD ve AB’den gelen belli bir destek göz önüne al›narak ülke içi gerilimin düflürülmesi amac›yla kapat›lmayaca¤›n›n düflünenler, “iptal” karar›na flafl›rd›lar. Devletin merkezi iktidar›nda söz sahibi olan kli¤in Anayasa Mahkemesi’nde bask›n olan temsilcileri, kapatma tutumunda ›srarl› görünüyordu. AKP’nin ölçüyü kaç›rd›¤› ve çizgi d›fl›na ç›kt›¤›na dair görüfl, AB ve ABD’yi ikna etme iflinde de belli oranda baflar›l› olmufl, emperyalist patronlar›n tutumunda de¤iflimler bafl göstermiflti. En son ABD D›fliflleri Bakan› C. Rice, “bu sizin iç ifliniz” diyerek iflin içinden ç›k›yordu… AKP, zafer sarhofllu¤u ve haz›ms›zl›¤› yaflam›flt›, bedelini kapatma k›skac›na al›nmakla ödüyordu. Tayyip’in sorumlu bir devlet adam› kimli¤i tafl›mad›¤› çoktan ortaya ç›km›flt›. Abdullah Gül konumu bir yana, Erdo¤an’›n gölgesinden ç›kabilecek durumda de¤ildi. Ne Baykal ne de Bahçeli, a¤›rl›k koyacak siyaset adam› portresi çizemiyordu. Ancak soruna sür git kay›kç› kavgas› biçiminde yaklafl›lmas› ka-

bul edilemezdi. Gemi su al›yordu. Bu durumda TÜS‹AD yeniden sesini yükseltmek ve devreye girmek durumunda kald›. 19 Haziran’da yap›lan Yüksek ‹stiflare Konseyi (Y‹K) toplant›s›na belli bafll› iflçi ve iflveren konfederasyonlar› temsilcileri ile onur konu¤u olarak Dervifl de ça¤r›ld› ve Hükümete “muht›ra” misali tavsiye bildirileri sunuldu. Klik çat›flmas›n›, “babalar›n›n miras›n› paylaflamayan kardefl kavgas›”na benzeten Konsey Baflkan› Mustafa Koç, “vahim bir ak›l tutulmas›”ndan söz ediyor, “Türkiye’nin kazanan› olmayan bir oyuna do¤ru ilerledi¤i”nden bahsediyordu. “Ola¤anüstü bir dönem”den geçildi¤ini söyleyen Yönetim Kurulu Baflkan› Arzuhan Yalç›n Do¤an ise, “yüksek risk sürecine girildi¤i”ni ve “1 y›l sonra yönetilmesi zor bir Türkiye ile karfl› karfl›ya olunaca¤›n›” söylüyordu. Patronlar kulübünün baflta hükümet olmak üzere siyasi partilere (çözüm bildirisi tarz›nda) önerisi ise Anayasa Konvansiyonu (Kurucu Meclis) oluflturulmas› için bir an önce harekete geçilmesi fleklindeydi. Sistemin t›kand›¤› noktalarda belli “idari reformlara” kavuflturularak nefes al›nmas› amac›yla getirilen bu ve benzeri öneriler paketi, daha önceki süreçlerde de gündemlefltirilmeye çal›fl›lm›fl ancak sivil-askeri bürokrasi içerisinde bask›n durumda olan Kemalist klik taraf›ndan geri püskürtülmüfltü. Ne var ki iktisadi ve sosyal tablonun resmetti¤i durumu bilenler için, büyük patronlar›n bas›na aç›k olmayan bölümde sarf etti¤i sözlerin çok daha “acil önlem” ve feryatlar içerdi¤i anlafl›labiliyordu. Uluslararas› finans krizinin ekonomik krize evrilme aflamas›nda, dünya merkezlerindeki bütün ekonomistlerin ittifakla faturan›n “azgeliflmifl ülke ekonomilerine/halklar›na” kesilece¤inden bahsetti¤i durumda, Dervifl’in Türkiye’nin bu krizden etkilenmeyece¤ini söylemesi, “moral” hocal›¤› ya da “espri” niyetine okunmal›d›r. De¤il Türkiye, dünyan›n hiçbir ülkesinin mevcut kriz(ler)in tesir sahas› d›fl›nda kalamad›¤› ça¤›m›z›n flu döneminde, özel-

likle Türkiye’nin ne ölçüde bu iliflkiler a¤›na ba¤l› bir flekillenifl içerisinde oldu¤unu bilmeyen kalmam›fl olsa gerektir. Kald› ki bunun en büyük mimarlar›ndan birisi de Dervifl’in bizzat kendisidir Enflasyon ve iflsizli¤in yüzde 20’lerin üzerinde birbiriyle yar›flt›¤›; ekme¤e, elektri¤e, do¤algaza, pazara zamlar›n pefli s›ra ya¤d›¤›; toplu göçlerin, intiharlar›n, iflaslar›n birbirini kovalad›¤›; iflçi ve emekçilerin hak ve can kay›plar› k›skac›na al›nd›¤›; geleceklerine s›nav zinciri tak›lan bütün gençlerin dershane ve özel e¤itim kurumlar›na mahkum edildi¤i; “suç” dalgas›n›n kabard›¤›, hapishanelerin yüz bini aflan nüfusa ulaflt›¤›, di¤er yandan dolar milyarderleri her sene artan bir Türkiye gerçekli¤i vard›r. Bu gerçeklik, s›n›f mücadelesinin keskinleflti¤i ve derinleflti¤ini, di¤er bir deyiflle ekonomik ve siyasi krizin boyutland›¤›n› gösteriyor. Hâkim s›n›f klikleri aras›ndaki dalafl›n geldi¤i noktay› ve patronlar›n telafl›n› sorunun bu temelleri ile birlikte ele almak gerekecektir. Gerek Kürt ulusal sorununun yükledikleri ve biriktirdikleri, gerekse de iflçi-emekçi cephesinde özellikle 2007 içerisinde hareketlenen ve 2008 boyunca belirli bir ivme kazanan muhalif dinamikler, “tehdit” unsurunu “aç›k” hale getirmifltir. “Yak›n”l›¤› tart›fl›l›r ama “görünür”lü¤ü tart›fl›lmaz durumdad›r. Bu yüzden, TÜS‹AD’›n toplant›s›nda da iflçi s›n›f› “protokol”de kaç›n›lmaz olarak bambaflka bir yer iflgal ediyordu… Konfederasyon temsilcileri toplant›ya kat›lmayarak foto¤rafa girmeme oyunu oynad›lar ama Dervifl yapt›¤› konuflmada onlar› flu sözleri ile ele veriyordu: “2002-2006 döneminde çok önemli büyüme oranlar› yakaland›. Ancak bu büyük ölçüde kapasite kullan›m oran› ve verimlik art›fllar›ndan kaynaklanm›flt›r. Bu dönemde eme¤i geçenlere teflekkür ediyoruz. Özellikle sendikalar bu dönemde önemli bir rol üstlenmifllerdir.” Verimlilik art›fl›n›n eme¤in azg›nca sömürüsü pahas›na gerçekleflti¤i flartlarda, buna r›za gösteren iflbirlikçilerin de takdiri hak etmesi kadar do¤al bir durum olamazd›. Ama olay bununla da bitmiyordu. Kemal Dervifl ayn› konuflmas›nda, 2007’de bafllayan ve 2008’de devam eden kötü gidifl sonucu yüzde 3,5’a düflen büyüme oran›n›n yeniden yüzde 8’lere ç›kmas› için çözüm yolu olarak, iç tasarruflar›n GSY‹H’ya oran›n›n yüzde 20-22’den “inançla çal›fl›larak”

27 Haziran-10 Temmuz 2008 yüzde 27-28’lere ç›kar›lmas›n› flart koflmaktayd›. Bu, patronlara oldu¤u kadar çok aç›k biçimde iflbirlikçi sendikac› kardefllerine yeni bir mesaj olarak okunmal›yd›. Bu mesaj›n bir di¤er muhatab› da elbette ki iflçi ve emekçilerdir. Sadece Dervifl’in mesaj›n›n m›? Di¤er patronlar›n verdi¤i mesajlar›n da! “Ola¤anüstü dönem”den, “yüksek risk süreci”nden, “vahim bir durum” dan söz edenleri iyi anlamak zorunday›z. Panik ve korkular›n› iyi okumal›y›z. Telafl ve endiflelerini iyi analiz etmeliyiz. S›n›f mücadelesine müdahalede genel anlamda, örgüt ve önderlik sorunu yaflamakta olmam›z, f›rsat ve koflullar konusunda elimiz ve kolumuzu ba¤lamam›z› gerektirmez. Çok çeflitli pratiklerde görüldü ki, do¤ru politikalar gelifltirilir ve ilkeli ittifak ve/veya eylem birlikleri gerçeklefltirilirse, gerek gücümüzü büyütmede gerekse de mevzi kazan›m›nda baflar›l› sonuçlar elde edilebilmektedir. Bunun için öncelikle mevcut saflaflma ve ayr›flma noktalar›n›n do¤ru biçimde analizinin yap›lmas› ve bu çerçevede asgari ortakl›klar›n kurulmas›na çaba gösterilmesi gerekmektedir. Ama örne¤in çeflitli reformist parti ve çevreler taraf›ndan DTP önderli¤inde ortaya at›lan “Çat› Partisi” giriflimine hizmet edecek biçimde, bas›na yeni s›zd›r›lan “Genelkurmay belgesi”ndeki iddialar temel al›narak bir platform oluflturulmaya kalk›fl›lmas›; bir yönlendirme ya da AKP ve paralelindeki liberalci kesimlerle dolayl› da olsa saf tutma say›lamasa dahi, mevcut hâkim s›n›f klikleri çat›flmas›ndan soyutlanabilecek, ba¤›ms›z (s›n›f hareketine dayanan) bir devrimci-demokratik durufl niteli¤inden yoksundur. “Hukuk Devleti”, “Hukukun Üstünlü¤ü” temelli bir karfl› ç›k›fl kabul edilemezdir. Her zaman›n ihtiyac›; ülkenin dört bir köflesinde sistemin makinelerine kan›n› ak›tan, her geçen gün daha da yoksullaflan iflçi ve emekçileri; ürününü yok pahas›na elinden ç›karmak zorunda kalan yoksul köylüleri; üzerindeki zulüm, horlanma, afla¤›lanma sürekli katmerleflen Kürt ulusundan halk›m›z›; örgütlemek ve mücadeleye sevk etmek için y›lmadan, durmadan çal›flmakt›r. Ezilenlerin çeflitli direnifller ile zaman zaman uç veren öfkesi, sessiz biçimde birikmekte, derinden ilerlemektedir. Patlad›¤› zaman, önünde durmaya kimsenin gücü yetmeyecektir…


İşçi-köylü 5

27 Haziran-10 Temmuz 2008

İşçi/köylü

E-Kart iflçileri “e” de¤il fiili grevde! ebze Organize Sanayi’de bulunan E-Kart fabrikas› iflçileri, patronun sendikas›zlaflt›rma sald›r›lar›na karfl› greve ç›kt›. 16 Haziran’da greve ç›kan iflçiler, talepleri kabul edilinceye kadar greve devam edeceklerini söylüyorlar. Bas›n-‹fl ‹stanbul fiube Baflkan› Levent Dinçer taraf›ndan yap›lan aç›klamada, 2006 y›l›nda bafllayan örgütlenme çal›flmalar›nda ço¤unluk yetkisi almalar›na ra¤men patronun sendikay› tan›mad›¤› ifade edilerek, üyelerinin zorla istifa ettirildi¤i, iflten at›ld›¤›, rüflvet teklif edildi¤i gibi bilgilere yer verildi. Yap›lan aç›klamada, içerdeki iflçilerin grev nedeniyle 12 saat çal›flt›r›ld›¤›na ve izinlerin kald›r›ld›¤›na da de¤inildi. Bas›n-‹fl’e üye E-Kart iflçilerinin direnifli, daha ilk gününden kamuoyunun deste¤ini almaya bafllad› ve ‹stanbul fiubeler Platformu, iflçilerin greve ç›kt›¤› gün olan 16 Haziran’da, grev yerine dayan›flma ziyaretinde bulundu. Liman-‹fl Sendikas› ise, yaz›l› bir aç›klama yaparak, E-Kart iflçilerinin grevini desteklediklerini ilan etti ve yap›lan aç›klamada, E-Kart patronunun sendikay› tan›mayarak, T‹S görüflmelerine kat›lmamas›n›n, uluslararas› sözlefl-

G

melere ve Anayasa’ya ayk›r› oldu¤u belirtildi. Di¤er taraftan grevin 3. gününde bir iflçi daha iflten ç›kar›ld›. Sendika üyesi olan ve iflten ç›kar›lma gerekçesi “verilen ifli yapmamak” olarak gösterilerek, tazminats›z olarak iflten at›lan iflçi de, arkadafllar›n›n bafllatt›¤› greve kat›ld›. E-Kart iflçilerinin grevi sürerken, Petrol-‹fl, Liman-‹fl, Tek G›da- ‹fl ve Orman-‹fl sendikalar› birer aç›klama yaparak, grevi desteklediklerini ilan ettiler. Grevin 5. gününde görüfltü¤ümüz Bas›n-‹fl Sendikas› Gebze temsilcisi ve e¤itim uzman› Naci Nergiz, patronun direnifle ç›k›lan süre içinde henüz olumlu bir yaklafl›m›n›n veya görüflme talebinin olmad›¤›n› söyledi. Toplam 120 kiflinin çal›flt›¤› fabrikadan at›lan 19 kiflinin ise direnifllerini sonuna kadar sürdürmekte kararl› oldu¤unun alt›n› çizen Nergiz, firman›n % 50 hissesinin Alman ortakta oldu¤unu ve Alman orta¤›n uluslararas› sözleflmelere uyarak, sendikay› tan›mama yönlü bir tavra girmedi¤ini, ancak Türk orta¤›n, son iki y›ld›r verilen tüm mücadeleye karfl›n, sendikan›n yetkisini engellemeye dönük tavr›n› korudu¤unu belirtti. (Kartal)

Emekçinin Gündemi Tersaneler grevinde yaflanan gerçekler ve gelece¤e dair… Uzun bir süredir kamuoyu Tuzla tersanelerini gündeminden düflürmüyor. Elbette bu kamuoyunun oluflmas›nda birkaç neden mevcut. Birincisi yaflanan cinayetlerin yaratt›¤› etkidir. ‹kincisi ise Limter-‹fl Sendikas›n›n bu cinayetlere karfl› yürüttü¤ü çal›flmayla kamuoyunda yaratt›¤› etkidir. Bizler yarat›lan bu duyarl›l›¤›, emekçilerin örgütlenmesini sa¤layan bir araç olarak de¤erlendirmeliyiz. Çünkü bu süreçlerin kaç›r›lmas› ya da do¤ru anlafl›lmamas› durumunda uzun süre daha buralarda örgütlenmemiz zorlaflmaktad›r. Hatta bunlar› yapamazsak patronlar bu bofllu¤u -kendileri için en az kay›pla- kendi denetimlerinde olacak araçlar› yaratarak doldururlar. Tersanelerdeki bugünkü sonuç buraya do¤ru evrilmektedir. Uzun süredir sendikal faaliyet yürüten Limter-‹fl Sendikas›na tersane iflçileri üye olmay›p Dok Gem-‹fl gibi gerici ve patronlar›n örgütledi¤i sendikaya üye olmak-

talar. Peki bu kadar bedel ödenmesine karfl›n neden Limter-‹fl örgütlenemiyor? Baflta flunu belirtelim ki tersaneler, bugün Meclis’te bulunan parlamenterlerin önemli bir kesiminin iflyerlerini oluflturmaktad›r. Bu nedenle tersanelerde örgütlenmek ve kamuoyu yaratmak daha da zorlaflmaktad›r. Ancak bu kadar zor olan fleyi “kolaylaflt›ran” önemli bir süreç yaflanmaktad›r. Bir yandan hemen her gün yaflanan iflçi katliamlar› di¤er yandan oldukça olumlu esen kamuoyu deste¤i. Tüm bunlara ra¤men yürütülen faaliyetin yaratt›¤› etki ile bugün sendikal örgütlenmenin daha iyi noktada olmas› gerekmektedir. Gördü¤ümüz odur ki 16 Haziran’da da tan›kl›k etti¤imiz grevde tersane iflçileri oldukça azd›. Destekçiler olarak onlar›n ad›na grev yapt›¤›m›z söylenebilir. Bu kadar k›yametin alt› neden bofltu, bunun görülmesi gerekiyor. E¤er görülmüfl ve buna ra¤men yap›lm›flsa bu daha da üzerinde düflü-

Lastik grevi sona erdi! Lastik iflkolunda çal›flan 4 bin iflçinin bafllatt›¤› grev, 14. gününde yap›lan anlaflmayla sona erdi. Lastik patronlar› ile Lastik-‹fl Sendikas› aras›nda yap›lan anlaflmaya göre, ücretlere ilk alt› ay için % 6, di¤er alt› ay içinse enflasyon oran›nda zam yap›lacak. Anlaflman›n ard›ndan iflbafl› yapan iflçiler, kamuoyuna yapt›klar› aç›klamalarda, her türden tehdide ra¤men direnifle gittiklerini, k›sa süreli olsa da, bu direniflin aralar›ndaki birlik ve beraberli¤i pekifltirdi¤ini ifade ettiler. Grev öncesi imzalanan Toplu ‹fl

nülmesi gereken bir durumdur. Zira bu, iflin görüntü yan›n› esas almak ve meseleye kamuoyunda yarat›lan etkiyle müdahale etmektir. Ki bununla baflarmak mümkün de¤ildir. Peki iflçileri bu hareketlili¤in d›fl›nda tutan nedir? Üstelik bu kadar kamuoyu yarat›lm›flken bu kadar avantaj varken... Bu sorunun yan›t› esas olarak tersanelerde yürütülen çal›flman›n niteli¤indedir ve bu sonuçta, elbette hepimizin pay› vard›r. Tersane direnifli, herkesin iflçi s›n›f› içindeki çal›flma tarz›n› ve biçimini bir kez daha gözden geçirmesini gerekli k›lmaktad›r. Tersanelerde bunca iflçi ölümleri yaflan›rken, iflçileri sendikada örgütleyemiyor ve harekete geçiremiyorsak söylemlerimiz ya da kopard›¤›m›z f›rt›nalar üzerinde düflünmek zorunday›z. Yani s›n›f içinde çal›flman›n d›flar›dan söylendi¤i gibi olmad›¤›n› anlamal›y›z. Bu noktada iflçi s›n›f›n› örgütlemenin asl›nda/gerçekte s›n›f mücadelesini örgütlenmek oldu¤unu bir kez daha kabul etmeli ve buna uygun davranmal›y›z. Kendimizi örgütlemek (çok önemli olmakla birlikte) s›n›f› örgütledi¤imiz sonucuna götürmemeli bizi. Zira kendimizi örgütlenmenin yolu da s›n›f hareketini örgütlemekten geçmektedir. Bugün iflçi s›n›f› hareketinin bulundu¤u nokta, s›n›f sen-

Sözleflmesi’nde uzun y›llar enflasyon oran›nda zamlar yap›ld›¤›n›, ancak kendilerinin art›k bunu kabul etmeyerek, greve gittiklerini ve dayatmalara boyun e¤mediklerini de vurgulayan iflçiler, sadece para için greve ç›kmad›klar›n›, kazan›lm›fl haklar›na dönük sald›r›lar› püskürtmeye dönük bir mücadele için grev yolunu seçtiklerini söylemekteler. ‹flçilerin bir k›sm›, T‹S’den memnun olduklar›n› dile getirirlerken, daha iyi bir anlaflmayla sonuçland›r›labilece¤i düflüncesinde olanlar da var. Bu memnuniyetsizliklerinin nedenini ise, T‹S’in imzalanmas› s›ras›nda iflçiye sorulmamas› olarak getirmekteler. (Kartal)

dikac›l›¤›n›n s›n›f içindeki etkisi oran›ndad›r. Di¤er bir etken olarak çokça söylenilen bir olgu olarak s›n›f›n ç›karlar›n›n grup ç›karlar›n›n üzerinde tutulmas› meselesine de de¤inmek gerekiyor. Çokça ifade edilen bu gereklili¤in Tuzla’da yaflam bulmad›¤›na iflçiler de dâhil herkes tan›kl›k etmektedir. Bu mesele bu flekilde devam etti¤i müddetçe s›n›f›n ç›karlar›n› ne kadar savunursak savunal›m, iflçi s›n›f›n›n güven duyma ihtiyac›n› karfl›lamam›z mümkün de¤ildir. S›n›f hareketinin k›p›rdand›¤› flu süreçte bizim bunu biraz daha hareketlendirmemiz gerekirken, bu hareketi daha bafl›nda kendi ekseni etraf›nda döndürmeye çal›flma yaklafl›m› s›n›fa kazand›rmaz/örgütlemez. Tersanelerde bugün bir sendika mevcuttur ve bu da Limter-‹fl’tir. Bunun d›fl›nda örgütlenmek ya da faaliyet yürütmek izah› yap›lacak bir durum de¤ildir. ‹kincisi Limter-‹fl Sendikas› da birilerin yeri olmak yerine iflçi s›n›f› ve tüm dostlar›n›n yeri olmaya aday olmal›d›r. Aksi durumda 16 Haziranlar›n yaflanmas›nda önemli bir etken olarak kal›r. Ve daha kötüsü patronlar›n örgütledi¤i Dok Gemi-‹fl Sendikas›n› biz kendi elimizle örgütlemifl oluruz. Yani biz kendi elimizle s›n›f› örgütsüz b›rakm›fl oluruz.


İşçi-köylü 6

İşçi/köylü

Desa iflçileri direniflte kararl›

“‹flverenin ve jandarman›n sald›r›lar›n› geri püskürtme yönlü ›srarl› davran›lmasayd›, iflçilerin bu kararl› tutumu da sürdürülemezdi” Deri-‹fl Sendikas› bünyesinde örgütlendikleri için iflten at›lan DESA iflçilerinin direnifli sürüyor. Düzce’de bulunan fabrika önündeki bekleyifllerine devam eden iflçilerin direnifli, gerek Düzce’de gerekse genel kamuoyunda ilgiyle izleniyor. Çünkü buradaki direniflin baflar›s›, Düzce Organize Sanayi aç›s›ndan bir örnek oluflturacak ve sendikal› fabrikan›n bulunmad›¤› sanayide di¤er iflyerlerine de sendika girmesinin önünü açacak. DESA patronunun, jandarma ile kol kola gerçeklefltirdi¤i tüm sald›r›lar da giderek bofla ç›kar›lm›fl gibi görünüyor.

‹zmit’te destek eylemi 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli’nin 38. y›l›nda yap›lan çok say›da eylem ve etkinliklerden biri de ‹zmit’te gerçeklefltirildi. D‹SK’in yan› s›ra, ‹zmit’te faaliyet sürdüren çok say›da DKÖ, sendika ve emekten yana kifli ve kurumun da kat›ld›¤› eylemde, AKP ‹zmit ‹l binas› önüne kadar bir yürüyüfl gerçeklefltirildi. Aral›k 2007’den bu yana Kocaeli Üniversitesi’nde grevde olan OLEY‹S iflçileri de eyleme kat›lanlar aras›ndayd›. Eylemde söz alan OLEY‹S iflçileri, grevlerinin art›k sonuna geldiklerini ve verdikleri mücadelenin kazan›ma dönüfltü¤ünü söylediler. D‹SK Marmara Bölge Temsilcisi ve Lastik-‹fl Kocaeli fiube Baflkan› Hasan Hüseyin Çakar tertip komitesi ad›na yapt›¤› konuflmada, “Haklar›m›z›n ortadan kald›r›lmaya çal›fl›ld›¤› bir ortamda t›pk› 15-16 Haziranlar› yaratanlar gibi, insanca yaflam için mücadele edece¤iz” dedi. (Kartal)

‹flçilere dönük fiili sald›r›lar›n yan› s›ra, yerel kamuoyuna ve yerel bas›na da “gözda¤›” verilmek istenmesi, sendika yöneticilerinin giriflimleri ile geri püskürtülmeye devam ediyor. DESA’daki son geliflmelerle ilgili, Deri-‹fl Genel Baflkan› Musa Servi ile görüfltük. Servi, iflverenin tüm sald›r›lar›n›n bofla ç›kar›lmas›n›n yan› s›ra, içerde çal›flan iflçilerin deste¤inin de giderek artt›¤›n› söylemekte. Üye yapma ifllemleri ise sürüyormufl ve üye say›s› 200’ün üzerine ç›km›fl. Düzce kamuoyunun, DESA iflçilerinin hakl›l›¤›n› art›k kabullendi¤ini de söyleyen Servi, DESA ile ifl yapan uluslararas› firmalar›n fabrika üzerindeki denetimlerini de art›rd›klar›n› vurguluyor. D›flar›daki direniflin, içerde çal›flanlar›n koflular›nda -k›smi de olsa- iyilefltirmeleri getirdi¤ini de sözlerine ekle-

yen Servi, örne¤in, yemeklerde iyileflme, mesai saatlerinde azalma, bask›larda geri ad›m at›lmas› durumlar›n›n yafland›¤›n› söylüyor. Sendika yöneticileri olarak, bir süre önce yerel bas›n› dolaflm›fllar ve bunlarla önümüzdeki günlerde bir toplant› alacaklarm›fl. Servi, yerel bas›n›n bu ziyaretlerden çok memnun oldu¤unu belirtiyor. Ayr›ca grevin ilk günlerinde yaflanan gözalt›lar ve sonras›ndaki bask›larla ilgili jandarma hakk›nda suç duyurusunda bulunmufllar. Yap›lan suç duyurusundan sonuç al›nm›fl ve jandarma hakk›nda soruflturma bafllat›lm›fl. “‹flverenin ve jandarman›n sald›r›lar›n› geri püskürtme yönlü ›srarl› davran›lmasayd›, iflçilerin bu kararl› tutumu da sürdürülemezdi” diyor ve direniflin bundan böyle de kararl›l›kla devam ettirilece¤inin alt›n› çiziyor. (Kartal)

Arçelik direnifli kazan›mlarla sürüyor ‹SK Nakliyat-‹fl Sendikas›’na üye olduklar› için iflten ç›kart›lan Arçelik iflçileri, 4 Haziran’da bafllatt›klar› Arçelik ürünlerini boykot karar›n›, Gebze’de devam ettiriyorlar. Ayn› zamanda Çay›rova’daki fabrika önünde bekleyifllerini sürdüren iflçiler, Gebze’de da¤›tt›klar› bildirilerle halk› boykota kat›lmaya ça¤›rd›lar. 170’li günleri geride b›rakan direniflte ilk kazan›m ise, Üsküdar ‹fl Mahkemesi’nde süren ifle iade davas›nda, 20 iflçinin ifle geri dönmesi yönünde verilen karar oldu. ‹flçiler ifle bafllad›klar›nda geriye dönük 4 ayl›k maafllar›n› alacaklar. ‹fle bafllat›lmama durumunda ise bu miktar 16 maafl olacak. Direniflin 169. gününde görüfltü¤ümüz direniflçi iflçiler, aç›lan davala-

D

r›n birer birer kazan›lmaya baflland›¤›n›, ancak içerdeki iflçilere yönelik, sendikaya üye olmamalar› vb. biçimlerde bask›lar›n da devam etti¤ini söylediler. Bafllatt›klar› boykotu da sürdüreceklerini söyleyen iflçiler, patronun y›ld›rma çabalar›n›n yeni iflten ç›karmalar biçiminde de sürdü¤ünü ve en son 3 kiflinin daha sendikaya üye oldu¤u için iflten ç›kar›ld›¤›n› belirttiler. ‹flten ç›karmalar›n sürece¤ini düflündüklerini de sözlerine ekleyen direniflçi iflçiler, bunun kendilerini y›ld›ramayaca¤›n› ve hem direnifli hem de bafllatt›klar› boykotu sürdüreceklerini vurgulayarak, direnifllerinin ve de bafllatt›klar› boykotun daha genifl kesimlerce sahiplenilmesi ça¤r›s› yapt›lar. (Kartal)

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Tuzla ve Tega iflçilerine destek KESK Ankara fiubeler Platformu üyeleri, 15-16 Haziran büyük iflçi direniflinin y›l dönümünde Tega ve Tuzla iflçileri ile dayan›flmak amac›yla Sakarya Caddesi’nde 15 Haziran tarihinde bas›n aç›klamas› yapt›. Platform üyeleri ad›na konuflan Turan Y›ld›r›m, eme¤i ile geçinin herkesin düne göre daha kötü koflullarda yaflad›¤›n› söyledi. 15 Haziran akflam› yine Yüksel Caddesinde bir araya gelen Al›nteri, BDSP, DHD, ESP, Kald›raç ve Partizan tiyatro ve sinevizyon gösterimiyle 16 Haziran’da grev yapacak olan tersane iflçilerinin eylemine destek verdi. 16 Haziran tarihinde de Sincan Organize Sanayi Bölgesinde 131 gündür grevde olan TEGA iflçileri sendikal ve kitle örgütleriyle birlikte ziyaret edildi. ‹flçilere destek vermek amac›yla Ayafl yolundan toplanan kitle buradan grevin yap›ld›¤› Sincan Organize Sanayi Bölgesine do¤ru yürüyüfl düzenledi. Yürüyüflün ard›ndan TEGA Mühendislik önünde aç›klama yapan D‹SK Ankara Bölge Temsilcisi Kani Beko, TEGA iflçilerinin yaflamlar›na müdahale edildi¤ini dile getirerek, eme¤ine, al›nterine sahip ç›kanlar›n mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. (Ankara)

Yörsan iflçileri davay› kazand›! Bal›kesir Susurluk’ta bulunan Yörsan fabrikas›ndan Tek G›da-‹fl Sendikas›’na üye olduklar› için iflten at›lan iflçilerin direnifli sürüyor. 5 Aral›k 2007 y›l›ndan bu yana fabrika önündeki direnifllerini sürdüren iflçilerin açt›¤› ifle iade davas›n›n ilk dosyas› sonuçland›. ‹flçilerin lehine sonuçlanan dosyada bilirkifli raporlar› do¤rultusunda mahkeme iflçilerin ifle iadesine karar verdi. Karara göre, patron ç›kar›lan iflçileri ifle ald›¤› takdirde dört ayl›k maafl verecek, e¤er iflçileri geri almaz ise iflçilerin k›demine göre dört ay art› 14 ayl›k maafltan bafllayarak ödeme yapacak. (H. Merkezi)


27 Haziran-10 Temmuz 2008

İşçi-köylü 7

Çay üreticisinin refah pay› aç›kland›:

Çay›n demi kaçt›! AKP hükümetinin ilk günden itibaren izlemifl oldu¤u tar›m politikas›, emperyalistlere hizmet politikas›d›r.

İşçi/köylü

Enerjide özellefltirmeye hay›r! es-‹fl Sendikas› üyeleri fiair Fu-

T

zili Caddesi’nde bulunan TEDAfi binas› önünde bir araya

gelerek hükümetin elektrik da¤›t›m›yla ilgili yapt›¤› özellefltirmeyi protesto etti. Tes-‹fl fiube Baflkan› Ünal Dar Hükümetin Türkiye’nin tüm elektrik da¤›t›m bölgeleri ile elektrik üretim santrallerine yönelik bir özellefltirme sürecine girdi¤ini belirtti.

Ünal Dar, “Bu sat›fla ç›kartt›¤›n›z kurumlar› sat›n alanlar, yar›n ‘daha fazla kâr’ dürtüsüyle hareket edip, ya flalter indirirlerse. Enerjide Ülkemizin önemli tar›m ürünlerinden olan yafl çay›n Kas›m ay›na kadar sürecek olan toplama dönemi protestolarla bafllad›. Her geçen y›l aç›klanan düflük taban fiyatlar›na bir yenisi daha eklendi. “Çiftçilerin refah pay›n› karfl›layaca¤›n›” belirten M. Eker yafl çay taban fiyat›n› May›s ay› bafl›nda 85 YKR olarak aç›klad›. Çay al›m fiyat›n›n en az 1.10 YTL olmas› gerekti¤ini belirten üreticiler, ziraat odalar›, dernekler aç›klanan taban fiyat›n› Çay-Kur’un önüne kuru çay dökerek ve siyah çelenk b›rakarak protesto ettiler. Her daim köylünün “dostu” oldu¤unu belirten AKP hükümeti, çay üreticisine olan “dostlu¤unu” da “baba oca¤›” ziyareti ile göstermifltir. Tar›mda izlenen tasfiye politikalar› sonucu hemen her üründe yaflanan gerileme çay üretiminde de yaflanmaktad›r. AKP hükümeti döneminde ivme kazanan çay üretimindeki gerilemenin bafllang›c› daha eskilere dayanmaktad›r. Ülkemizin çay tar›m›yla tan›flmas›n›n yüz y›ll›k bir geçmifli vard›r. 1890’larda Bursa’da gerçeklefltirilen ilk dikimler, Bursa’n›n iklim koflullar› nedeniyle baflar›s›z olmufltur. Bu baflar›s›z giriflimden sonra 1917’de Batum ve çevresinde yap›lan çal›flma raporlar› do¤rultusunda, 1924’te bafllat›l›p 1937’ye kadar süren çal›flmalar›n olumlu sonuç vermesiyle birlikte Do¤u Karadeniz Bölgesi’nde çay dikim çal›flmalar› art›r›lm›flt›r. 1940 y›l›nda Meclisten ç›kar›lan Çay Kanunu ile çay tar›m› ve üretimi önemli bir ölçüde desteklenmifl, yayg›nlaflt›r›lm›flt›r. Gönümüzde ise çay tar›m›na ve üreticisine ayn› destek verilmemekte aksine 77 bin hektarl›k çay bahçeleri söktürülmek istenmektedir. Bu y›l maliyetinin de alt›nda aç›klanan taban fiyat› ile adeta köylüye ekmeseydin denilmektedir. “Yakt›n bizi AKP” AKP hükümeti ilk günden itibaren izlemifl oldu¤u tar›m politikas›, emperyalistlere hizmet politikas›d›r. Emperyalist tar›m politikalar› ise tar›mdan her türlü devlet deste¤inin

çekilmesini, düflük taban fiyatlar› verilmesini, tar›m›n tamam›yla kendi tekellerine devredilmesini içermektedir. AKP hükümeti de bgüne kadar ç›kard›¤› tüm tar›m yasalar›nda ve aç›klad›¤› taban fiyatlar›nda bu politikalara harfiyen uymufltur. Att›¤› her ad›mda “tar›m› ileri tafl›d›¤›n›” övünerek dillendiren AKP hükümeti, çay taban fiyat›na 85 YKR vererek “çiftçinin refah pay›n› karfl›layaca¤›n›” da yine ayn› tarzda aç›klam›flt›r. Yüzde 100’ün üzerinde art›fl gösteren girdi fiyatlar› karfl›s›nda çay taban fiyat›na yüzde 11 gibi bir zam yapan AKP hükümetinin, kimin refah pal›n› art›rd›¤›n› aç›kça göstermektedir. Çay üretimini emperyalist flirketlerin istedi¤i ve izin verid¤i ölçüde yapar hale getiren AKP hükümeti, çay pazar›n› tamam›yla emperyalistlerin eline b›rakma gayreti içindedir. Çay›n 1 milyar dolar olan ekonomiye katk›s›n› kendi eliyle emperyalistlerin kasas›na koyan AKP hükümeti çay üretiminden geçimini sa¤layan 200 bin aileyi sefalete sürüklemektedir. 70’lerde bafllayan çay üretimindeki gerileme ve buna paralel bölgede yoksullaflman›n giderek artmas›na ra¤men bölge halk›n›n tepkisiz kalmas›, tepki gösterenlerinse az›nl›kta kalmas› bölge halk›n›n “devletçi” k›l›nmas›yla sa¤land›. Bunun gerçekleflmesi için devlet ekonomik ve siyasi iki temel at›m atmaktayd›. Ekonomik ad›mlar›n bafl›nda çay taban fiyatlar› geliyordu. Düne kadar aç›klanan taban fiyatlar› ile bölge halk›n›n devlete olan “güveni” tazelenebiliyordu. Tar›msal ürünlerde destekleme al›mlar› ve tüm sübvansiyonlar›n DB emri ile kesilmesi, akabinde 2001 krizinin yaflanmas›ndan sonra devlete olan “güvenin” daha bir k›r›lmas›na neden oldu. 2002’de AKP’nin yapm›fl oldu¤u ç›k›flla birlikte tv programlar›, diziler vb. ad›mlarla halka gösterilen “ilgiyle” imaj tazelendi. T. Kürdistan›’nda ölen askerler üzerinden ifllenen “tek ulusçuluk” ile de halk gerici, bask›c› ideolojilerin etkisine sokularak siyasal ad›mlar da at›lm›fl oluyordu. Böylece bölge halk›n›n devletten taraf olmas› sa¤lan›yordu. Günümüze ge-

lindi¤inde ekonomik ad›mlar tamam›yla dibe çökmüfl, maliyetin alt›nda aç›klanan taban fiyatlar› da, bölge halk›n›n tepkisini giderek art›rmaktad›r. Bunun karfl›s›nda AKP hükümeti geçmiflte oldu¤u gibi bugün de Kürt düflmanl›¤›, bunun yan› s›ra “hemflericilik” oyunlar›, bir dizi vaatler, bölge turizminin öne ç›kar›lmas› ile imaj tazelemeye ve “güven” korumaya çal›flmaktad›r. ‹maj tazeleme ve güven kazand›rma çal›flmalar›n›n ard›nda bölge halk›n›n her geçen gün daha da yoksullaflmas› vard›r. Yoksulluk derinlefltikçe bölge halk› devleti daha fazla sorgulayacak ve bunlar halk› “art›k yeter” demeye götürecektir. Çay üretiminden farkl› alternatif geçim kayna¤› olmayan çay üreticileri geçimini sa¤lamak için, çocu¤unu okutabilmek için, dü¤ününü yapabilmek için, çay bahçelerine, çay üretimine mecburi ba¤›ml›d›r. Bu nedenle devletin yapmad›¤› desteklemelere, düflük taban fiyatlar›na “Yakt›n bizi AKP” diyerek tepkisini göstermektedir. Fakat bu tepki çay üreticisi köylülerin yaflad›¤› sorunlar› duyurmaya, çözüm üretmeye yetmemektedir. fiu an var olan kimi örgütlülükler ise çay üreticilerinin ekonomik talepleri do¤rultusunda hareket etmektedir. Siyasi taleplerden kopuk ekonomik mücadele, çay üreticilerinin sorunlar›n› çözmekten çok kangren haline getirmektedir. Bugün çay üreticilerinin yaflamakta oldu¤u sorunu genel olarak ülkemizdeki di¤er köylüler de yaflamaktad›r. Tar›m›n tasfiyesi politikalar› karfl›s›nda köylülü¤ün sistemle olan sorunlar› ile buna karfl› talepleri her geçen y›l katlanarak artmaktad›r. Köylülü¤ün ekonomik taleplerini siyasi talepleri ile bütünlefltirip onlar› örgütlü bir güce dönüfltürmenin zemini mevcuttur. Köylülü¤ü bu zeminde örgütlü bir güce dönüfltürecek olan devrimcilerdir. Ekonomik sorunlar› siyasal mücadeleye, sorunun as›l merkezine yönlendirecek olan da bizleriz. Politik örgütsel hedeflerimiz do¤rultusunda köylülük içindeki çal›flmalar›m›z› daha da yo¤unlaflt›rmak zorunday›z.

özellefltirmelere hay›r. Hükümet akl›n› bafl›na almal›. Enerjide özelleflme do¤ru bir çal›flma de¤ildir. Bizler Tes-‹fl olarak ifl yerlerimize sahip ç›kaca¤›z” dedi. (Eskiflehir’den bir ‹K okuru)

Fizyoterapistler Ankara’dayd›lar ürkiye’nin birçok ilinden 14

T

Haziran 2008 tarihinde Ankara’ya gelen 5 bin fizyoterapist,

Abdi ‹pekçi Park›’nda sorunlar›n›n çözümü için bir araya geldi. Beyaz önlüklerini giyen fizyoterapistler ad›na aç›klama yapan Türkiye Fizyoterapistler Derne¤i Genel Baflkan› Prof. Dr. Yavuz Yakut, fizyote-

rapistlerin farkl› branfllarla çal›flamad›¤› tek ülkenin Türkiye oldu¤una dikkat çekerek, fizyoterapi ve rehabilitasyon

uygulamalar›nda

Türkiye’nin AB liginde küme düfltü¤ünü söyledi. Hastalar›n fizik tedavi hizmetine ulaflamad›¤›n› belirten Yakut, “Hastalar hastane kap›lar›nda uzun kuyruklar oluflturmaktad›r. Hizmete ulaflamayan hastalar kal›c› sakatl›klar yaflamakta, bir ömür boyu ›zd›rap çekmektedir. Fizyoterapistler gördükleri teknisyen muamelesi nedeniyle özgürce bilim ve bilgi üretmekten al›konmaktad›rlar” dedi. Ma¤duriyetlerinin giderilmesi için Sa¤l›k Bakan› ve AKP Hükümeti’ne ça¤r›da bulunan Yakut, 5 bin fizyoterapistin mesleklerini tan›mlayan yasal düzenlemelerin yap›lmas›n› istedi.

(Ankara)


Dengê azadi

İşçi-köylü 8

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Dersim halk›, onursuzlu¤u kabul etmeyecek! Dersim halk›, onursuzlu¤u kabul etmeyecek! Dersimliler, koruculuk ile Dersim halk›na onursuzlu¤un dayat›ld›¤›n› söyleyerek bunu kabul etmeyeceklerini dile getirdi. Son günlerde gazetelerde Dersim’de korucu olmak için birçok baflvurunun yap›ld›¤› ve kontenjan aç›ld›¤› yönünde haberler yer almakta. AKP’nin “bölgedeki çat›flmalar›n sona erdirilmesi için” yapt›¤› çal›flmalar›n bir sonucu olarak aç›klanan paketten ç›kan koruculuk oldu. AKP T. Kürdistan›’nda yaflanan “yoksullu¤un giderilmesi, bölge halk›n›n yaflam standard›n›n yükseltilmesi” amac›yla çal›flma yapt›¤›n› iddia ederek ard›ndan bir paket aç›klam›flt›. Paketten ilk ç›kan koruculuk oldu. Bölgedeki korucu say›s›n› art›rmay› hedefleyen AKP, bölge halk›n› ajanlaflt›rmaya çal›fl›yor. Kamuoyunda iflledikleri cinayetler ve hukuksuz uygulamalar› ile bilinen korucular›n say›s›n› art›ran AKP, sistemlerinin bir gere¤i olarak altyap›ya-bölge insan›n ihtiyaçlar›na de¤il savafla/imhaya yat›r›m yap›yor. Devletin Dersim’de “k›r bekçili¤i” ad› alt›nda koruculu¤u gelifltirmek istemesine karfl› bir araya gelen TUDEF üyeleri, Dersim halk›n›n bu oyuna alet olmayaca¤›n› dile getirdi. 14 Haziran Cumartesi günü ‹HD ‹stanbul fiubesinde bir araya gelen Dersimliler köy koruculu¤unun, sorunlar›n çözümünü de¤il, çetecili¤i gelifltirece¤ini ve Dersim halk›n›n bu onursuzlu¤u kabul etmeyece¤ini ifade ettiler. Dersim halk›n›n mazlumun yan›nda oldu¤unun ve geçmiflten beri isyan gelene¤ini yaflatt›¤›n›n alt›n› çizen Dersimliler koruculuk sisteminin bölgede yeni sorunlar yara-

Köye dönüfl cezas› Diyarbak›r’›n Dicle ‹lçesi’ne ba¤l› K›rkp›nar Köyü Vankum Mezras›’na geri dönen Bozkurt ailesi, köylerinde sivil giyimli, telsizli ve ellerinde uzun namlulu silahl› 50 kiflinin sald›r›s›na u¤rad›¤›n› belirtti. ‹HD Diyarbak›r fiubesi’ne baflvuran Bozkurt ailesi fertleri, evlerini saran kiflilerin kendilerini yere yat›rarak, feci flekilde döverek iflkence yapt›¤›n› söyledi. 15 y›l önce boflalt›lan köylerine geri dönen Bozkurt ailesi, köyde olduklar› s›rada 6 adet beyaz renkli Ford transit arac›n gelip çevrelerini sard›¤›n› ve kendilerine ‘Yere Yat›n’ ça¤r›s› yap›ld›¤›n› bildirdi. Faysal Bozkurt, söz konusu kiflilerin kendilerine sürekli küfürler ederek, dövdü¤ünü belirtti. Bir saat durmadan dayak yediklerini anlatan Faysal Bozkurt, “Bir saat sonra bizleri bahçeden ç›kar›p yüz metre ötede bulunan a¤açlar›n alt›na dizdiler. Beni operasyon

taca¤›n› söylediler. Gazetelere ve televizyonlara yans›yan haberlerin gerçekleri yans›tmad›¤›n› söyleyen Dersimliler, bine yak›n baflvuru yap›ld›¤›n› ilan eden Valili¤i bu isimleri aç›klamaya ça¤›rd›. (‹stanbul)

“Kan› ekme¤imize kat›k etmeyece¤iz” ‹nsan Haklar› Derne¤i ‹zmir fiubesi ve ‹zmir Dersim Kültür ve Dayan›flma Derne¤i Tunceli’de istihdam paketi ve “k›r bekçili¤i” ad› alt›nda gelifltirilmeye çal›fl›lan koruculuk giriflimlerine karfl› ‹HD’de bir bas›n toplant›s› yapt›. Bas›n aç›klamas›n› yapan Kemal Mutlu “K›r bekçili¤i ad› alt›nda ilimizde uygulanmak istenen koruculuk sistemi lanetli bir tuzakt›r. Bizler bu giriflimi protesto ediyor, onurumuza yönelik bir giriflim olarak kabul ediyoruz. Bizden ekme¤imizi kana bulamam›z› istiyorlar, kan› ekme¤imize kat›k etmeyece¤iz, bu durum toplumda parçalanmalara ve kal›c› düflmanl›klara yol açacak, provokasyonlar ile insanlar›m›z birbirine düflecektir, ama biz biliyoruz ki bölge halk› bu oyuna gelmeyecektir” diye konufltu. (‹zmir)

bölgesine götürmeye çal›flt›lar. ‘Sizi izledik, Kürtçe müzik dinliyorsunuz’ dediler. Bizleri a¤aç alt›nda yere oturttular. Biz dört kifli kifliydik. ‘Sen askersin biz halk›z, niye bize zulüm ediyorsunuz?’ dedik. Bize ‘siz vatandafl de¤ilsiniz, siz kendinizi biliyorsunuz’ dediler. Ben ‘avukat›m› arayaca¤›m, haklar›m var, operasyon bölgesine beni götüremezsiniz’ dedim. ‘Ne hakk›, da¤ bafl›nda hak m› olur’ fleklinde diyaloglar yafland›” dedi. Bozkurt, kendilerine iflkence yaparak döven, hakaret ve küfür eden, korkutan vahflice davranan sivil giyimli silahl› flah›slardan flikayetçi olduklar›n› belirtti. Geçimlerini 1 inekleriyle sa¤lad›klar›n› belirten anne Bozkurt ise, “Biz köye geri dönmezsek yaflayamay›z. Askerler sürekli ‘Senin ömrün az kald›’ tehdidinde bulundu. Bu konuda yard›m istiyoruz. Can güvenli¤imiz yok” dedi. (H. Merkezi)

“Yaflam hakk› verilmeyen hiçbir yer senin de¤ildir!” Hükümeti taraf›ndan, Dersim’de 1400 kiflilik koruculuk kadrosu aç›lmas›na Eskiflehir’deki vatandafllardan da tepkiler geldi. Gazetemiz okurunun Eskiflehir gecekondu mahallelerinden Gültepe’de vatandafllarla yapt›¤› röportajda Dersimli emekçiler flunlar› ifade ettiler.

AKP

Hüseyin Polat (53) ‹flçi emeklisi; Yap›lan bu uygulama siyasi iktidar›n yapt›¤› yanl›fllardan biridir. Koruculukta kadro açmakla insanlar›n gözünü boyayamaz. Böyle paketler açaca¤›na insanlar›n kalk›nmas›n› sa¤layacak baflka fleyler yaps›n. Bugün Tunceli’nin 7 ilçesinin de yollar› toprak, köyleri bofl ve tar›ma kapal›, okullar›n ço¤unda e¤itim verilmiyor. Boflalt›lan köylerimizdeki meralar›m›z devlet taraf›ndan sürü sahiplerine kiralan›yor ve her y›l devlet kasas›na para ak›yor. Munzur Vadisi üzerinde köylerle ba¤lant›y› sa¤layan asma köprülerimiz devlet taraf›ndan imha ediliyor. Böyle bir paket açarken oradaki vatandafla hiç sormufllar m› siz ne istersiniz diye. Tunceli’de birçok genç iflsiz. Ben oradaki vatandafllar›m›z›n böyle bir fleyi kabul edece¤ini düflünmüyorum. Oradaki halk ayd›n bir halk, öyle kolay kand›r›lamaz. Kemal Arslan (51) Emekli; Tunceli’de 1938 y›l›ndan beri olan bask›lar bellidir. Bu pakette de hedeflenen düzene karfl› gelen halk› da¤›tmak ve sindirmektir. Düne kadar “terör” bahanesiyle köyleri-

miz yak›larak boflalt›ld›. Koruculuk sistemi kurularak vatandafllar aras›nda muhbirlik yapt›r›ld›. Devletin son süreçte Munzur suyunun üzerindeki bask›s› da apaç›k ortada. Tunceli’de normal vatandafltan çok devletin kolluk güçleri yaflamakta. Bu bask› sadece Tunceli’de yaflayan vatandafllar›n üzerinde de¤il, Anadolu’nun çeflitli köflelerine göç etmek zorunda kalan vatandafllar›n üzerinde de var. Bask›lardan kaynakl› memleketimize rahatl›kla gidip gezemiyoruz. Kendi memleketimize uzak düflürdüler bizi. Ekrem Dirican (34) Belediye iflçisi; Devlet orada kolluk güçleri ile kadrol a fl m a y a çal›fl›yor. Halk üzerinde fliddet ve bask›s›n› daha da art›rmay› hedefleyen bir pakettir bu. Dersim’i boflaltmaya ve yaln›zlaflt›rmaya çal›flan devlet, kirli oyunlar›n› oynamaya devam ediyor. Dersim’de Aleviysen, solcuysan, emekçiysen devlet gözünde hep suçlusundur. Y›llard›r süre gelen yoksulaflt›rma ve yaln›zlaflt›rma politikalar› ile Dersim boflalt›lmaya çal›fl›l›p bat›ya göç hedeflenmifltir. Yaflam hakk› verilmeyen hiçbir yer senin de¤ildir. Ben devletin bu bask›c› politikas› yüzünden benim memleketim, benim topra¤›m diyemiyorum. Devletin bask›s› yüzünden memleketime giremiyorum. Biz devletin gözünde potansiyel suçluyuz.


İşçi-köylü 9

27 Haziran-10 Temmuz 2008

“Öcalan’a say›n demek suçsa, kendimi ihbar ediyorum” Yapt›klar› bas›n aç›klamalar›nda Abdullah Öcalan için “say›n” ifadesini kullananlar hakk›nda soruflturma aç›l›rken bugüne kadar birçok insan “suçu ve suçluyu övdü¤ü” gerekçesiyle hapis cezas›na çarpt›r›ld›. Hukuki dayana¤› olmayan bu yarg›lamalarda mahkemeler keyfi bir flekilde karar veriyor. Hapishanelerden Abdullah Öcalan’a yaz›lan ve içinde “say›n”, “de¤erli”, “sevgili”, “arkadafl” ifadeleri geçen mektuplara da hapishane idareleri taraf›ndan el konuluyor. Uflak E Tipi Hapishanesinde bulunan PKK dava tutsaklar›n›n Abdullah Öcalan’›n sa¤l›k durumuna dikkat çekmek amac›yla Adalet Bakanl›¤›na yazd›klar› dilekçelerde “say›n”, “sevgili”, “de¤erli” ve “arkadafl” ifadesi yer ald›¤› gerekçesiyle tutsaklara dava aç›ld›. DTP Derik ‹lçe Baflkan› Orhan Özel bir konufl-

mas› s›ras›nda “say›n” ifadesini kulland›¤› gerekçesiyle 3 ay hapis cezas› ald›. Devletin “say›n tahammülsüzlü¤üne” Kürt halk› yapt›¤› eylemlerle tepkisini gösteriyor. Diyarbak›r, Batman, Mardin ve ‹stanbul’da yap›lan eylemlerle Kürt halk› “say›n” diyerek kendini ihbar etti. “Öcalan’a say›n demek suçsa kendimi ihbar ediyorum” yaz›l› dilekçeleri savc›l›¤a veren binlerce insan devletin bu tutumunu protesto etti. fi›rnak’ta Adliye önünde bir araya gelen yüzlerce insan haz›rlad›klar› dilekçeleri vermek üzere savc›l›¤a baflvurdu. Burada bir konuflma yapan DTP fi›rnak ‹l yöneticisi Kamil Acar avukatlar›n resmi mercilere yapt›klar› baflvurularda kulland›klar› say›n ifadesine bile dava aç›ld›¤›n› söyledi. Kürt ulusunun büyük bedeller ödeye-

rek kazand›¤› de¤erlerine sald›ran devlet, halk›n tepkisi karfl›s›nda geri ad›m atmak zorunda kal›yor. Say›n soruflturmalar› ile Öcalan’›n sahiplenilmesini engellemeye çal›flan devlet, binlerce Kürt emekçinin Newroz’da alanlarda “Say›n Öcalan” slogan›n› hayk›rmas› üzerine çaresiz kald›. Binlerce insan›n say›n ifadesini kullanmas› ve bunun kitlesel bir nitelik kazanmas› söylemin bir hak olarak kazan›lmas›n› da beraberinde getiriyor. Devletin bunu engellemesi için binlerce insan› gözalt›na alarak tutuklamas› gerekiyor! Milyonlarca insan› hareket geçirmeyi baflarm›fl bir hareketin önderine yönelik tecrit ve izolasyon ise sürüyor. Adada tek bafl›na tutulan Abdullah Öcalan’a yönelik insan haklar› ihlallerine bir yenisi daha eklendi. Ve Öcalan’a bir kez daha hücre cezas› verildi. (H.Merkezi)

Sen misin selam veren!.. Son y›llarda yap›lan yo¤un propagandalarla yükseltilmeye çal›fl›lan milliyetçilik meyvelerini vermeye bafllad›. Bir süredir bas›na yans›yan haberler toplumda yarat›lmak istenilen linç kültürü ve milliyetçilik konusunda bir hayli yol al›nd›¤›n› da gösteriyor. Birçok ilde Kürt ö¤rencilere yönelik devlet destekli faflist sald›r›lar ve tehditler sürerken öte yandan Kürt iflçiler de hedefte.

Adana’da linç giriflimi Sakarya, Ayd›n ve Bal›kesir’den sonra son olarak Adana’da yaflanan linç giriflimi dikkatleri toplumda milliyetçili¤in ve linç kültürünün ulaflt›¤› boyutlara çekti. Adana’n›n Yeflilova Mahallesi Afetevler bölgesinde bulunan TOK‹ inflaat›nda çal›flan iflçiler mahalle halk› taraf›ndan linç edilmek istendi. Akflam ifl dönüflü yolda karfl›laflt›klar› bir gruba selam veren iflçiler hakarete u¤rad›. Grubun küfür etmesi üzerine konuflmak amac›yla gruba yaklaflan iflçiler sald›r›ya u¤rad›. Kavgadan uzaklaflmak isteyen iflçiler bu defa da kahveden ç›kanlar›n sald›r›s›yla karfl›laflt›. Kalas ve sopalarla Kürt iflçilere sald›ran grup çad›rda yatmakta olan iflçilere de azg›nca sald›rd›. Sald›r› s›ras›nda bir parma¤› kopan Mehmet Çak›r tüm mahallenin kendilerine sald›rd›¤›n› söyledi. DTP Adana il örgütünün müdahalesi ile sona eren linç Kürt halk›na yönelik düflman-

l›¤›n ulaflt›¤› boyutlar› da gösteriyor. Olaydan bir saat sonra gelen polis Kürt iflçilerin sald›rganlar› teflhis etme talebini red etti. ‹ki kifliyi gözalt›na alan polis bir süre sonra serbest b›rakt›. Polisin sald›rganlara yönelik bu “anlay›fll›” tavr› linç kültürünü de beslemek anlam›na geliyor. Ayr›ca son birkaç y›ld›r bas›n yay›n organlar›nda s›kça karfl›laflt›¤›m›z linç olaylar›n›n sorumlular›n›n yarg›lanmam›fl olmas› da linç kültürünün geliflmesini beslemekte. Elbette bu durum egemenler taraf›ndan devreye sokulan plan›n bir parças›. Milliyetçili¤i tabandan örgütleyerek toplumsal muhalefete karfl› dalga k›ran yaratmay› hedefleyen egemenler bu tür görüntülere sessiz kalarak –kimi yerlerde ise bizzat örgütleyerek- yolunu da açm›fl oluyor.

Linççiler Gebze’de Adana’n›n yan› s›ra Gebze’de de 13 Haziran akflam› Kürt iflçiler bir grup taraf›ndan linç edilmek istendi. Mahalleden bir kad›na sözlü tacizde bulundu¤u iddias› ile Kürt iflçilerin evleri bas›ld›, eflyalar› kap› önünde yak›ld›. Gebze’nin Sultan Orhan Mahallesi 1132. sokakta oturan ve inflaatlarda çal›flan 12 Kürt iflçinin evlerini basan faflist güruh eflyalar› d›flar› ç›kararak kap› önünde yakt›. Bir polis flefinin yönlendirmesi ile yaflanan olayda Kürt iflçiler bölgeyi terk etmek zorunda kald›. DTP Gebze ilçe baflkan›

Engin Güleser, sözlü taciz olay›n›n bahane oldu¤unu ve Kürt halk›na yönelik bir linç kültürünün yay›lmaya çal›fl›ld›¤›n› söyledi.

Mut’ta Kürt ö¤rencilere iflkence Mersin’in Mut ilçesinde ö¤rencilerin kald›¤› evi basan faflistler arad›klar› Rojhat Özkan’› bulamay›nca iki arkadafl›n› ba¤layarak iflkence yapt›. Mut Meslek Yüksek Okulunda okuyan ö¤rencileri önce tehdit eden Mut Ülkü Oca¤› üyeleri, ard›ndan eve gelerek evde kalan üç kifliyi al›koydu. Evde kalan iki Kürt ö¤renciyi sandalyeye ba¤layarak neflterle iflkence yapan faflistler ev sahibinin gürültüyü duyarak içeri girmesi üzerine kaçt›. Kaçarken ev sahibinin üzerine atefl açan faflistler olay›n ard›ndan polis taraf›ndan gözalt›na al›nd›. Olay s›ras›nda gözüne saçma isabet eden ev sahibi Zekeriya Zengin hastaneye kald›r›ld›. Gözünü kaybetme tehlikesi tafl›yan Zengin hastaneden sonra gitti¤i karakolda kendisine atefl açanlarla polisleri çay içerken buldu. Ülkücü faflistlerin arad›¤› Mut Meslek Yüksekokulunda okuyan Rojhat Özkan daha önce ölümle tehdit edildi¤ini söyledi. Evinin kap›s›na ülkü oca¤›n›n rozeti b›rak›lan Rojhat o an evde olsayd› öldürülece¤ini dile getirdi. (H. Merkezi)

Dengê azadi

Van Newroz’unda bilanço:

‹ki ölü, emniyet müdürüne madalya

ewroz’u kutlayan halka sald›rarak iki kiflinin ölümüne neden olan polis, vali taraf›ndan ödüllendirildi. Newroz’u kutlamak için alanlar› dolduran Kürt halk›na sald›ran Van polisi 134 kifliyi gözalt›na alm›fl, 70 kifliyi yaralam›fl ve iki kiflinin de ölümüne sebep olmufltu. Yaflanan çat›flmalarda polisin vahflice sald›r›lar›n› yöneten Van Emniyet Müdürü M. Salih Kesmez “Terörle mücadelede gösterdi¤i üstün baflar›” takdirnamesi ile ödüllendirildi, Van Valisi hakk›nda ise takipsizlik karar› verildi. Devlet T. Kürdistan›’nda yap›lan demokratik eylemlere azg›nca sald›rarak Kürt halk›na yönelik tutumunu da ortaya koyuyor. Yerel seçimlerin yaklaflmas› ile birlikte bölge turlar› düzenleyen parti baflkanlar› Kürt halk›n›n üzerine kurflun s›k›lmas›na sessiz kalm›fl, yap›lan sald›r›lar› onaylam›flt›. ‹ki kiflinin öldürülmesi ile ilgili DTP d›fl›nda hukuki herhangi bir ifllem bafllatmayan siyasi partiler Kürt halk›na bak›fl aç›lar›n› da ortaya koyuyor. Kürt halk›n› zulme u¤rad›¤›nda yaln›z b›rakanlar seçimler geldi¤inde halk›n sorunlar› ile “ilgili” oluyorlar. Devlet, kendi yasalar›n› çi¤neyen Emniyet Müdürünü cezaland›rmak yerine ödüllendiriyor. Kendi yasalar›n› ve hukukunu çi¤niyor. Söz konusu Kürt halk› ve onun talepleri oldu¤unda yasalar rafa kald›r›l›yor ve ortaya faflizmin gerçek yüzü ç›k›yor. Van Newroz’unda yans›yanlar, arkas›ndan vali ve emniyet müdürünün aç›klamalar› ve verilen ödüller demokrasi ve insan haklar› söylemlerinin ne kadar e¤reti durdu¤unu da belleklere kaz›yor. (H.Merkezi)

N


Halkın gündemi

İşçi-köylü 10

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Mültecilere yaflama hakk› tan›nm›yor!

Polisin “isyana müdahalesi” bir mültecinin can›na mal oldu!

Polis, K›rklareli’nde bulunan Gaziosmanpafla Mülteci Kamp›’nda ç›kan “isyana” müdahale ederek, kampa önce göz yaflart›c› bomba att›. Geçti¤imiz y›l›n A¤ustos ay›nda, Beyo¤lu Polis Karakolu’nda polis taraf›ndan katledilen Festus Okey’den sonra, benzer bir vaka da Gaziosmanpafla Mülteci Kamp›nda yafland›. Polis, K›rklareli’nde bulunan Gaziosmanpafla Mülteci Kamp›’nda ç›kan “isyana” müdahale ederek, kampa önce göz yaflart›c› bomba att›. Bununla da yetinmeyen polis olaylar› bast›rma ad› alt›nda kampta bulunan insanlar›n üzerine atefl açt›. Aç›lan atefl sonucu Adam Terrey adl› mülteci yaflam›n› yitirdi, 2 mülteci de yaralanarak, K›rklareli Devlet Hastanesi’ne kald›r›ld›. Kampta, Filistin, Irak, ‹ran, Somali gibi ülkelerden gelen 174 kiflinin bar›nd›¤› bildirilirken, K›rklareli Valili¤i taraf›ndan yap›lan aç›klamada, kamp›n A ve B bloklar› aras›nda bulunan televizyon izleme salonundan ba¤r›flma sesleri gelmesi üzerine polislerin içeri girdi¤i, ancak içe-

ri giren polislerin tabancalar›na, mülteciler taraf›ndan el konuldu¤u iddia edildi. Valili¤in iddialar›, Terrey’in polisler taraf›ndan kilitlenen kap›y› k›rarak d›flar› ç›kt›¤› ve polislerin üzerine atefl açt›¤› ve “durdurulmaya çal›fl›lan” Terrey’e “ihtar at›fl› yap›ld›¤›” biçiminde devam etti. Terrey’in polis kurflunu ile can verdi¤i yap›lan muayene sonucu da ortaya ç›kt›.

Delillerin karart›lmas› kayg›s› Kamuoyuna yans›mas›yla birlikte, “2. Festus Vakas›” olarak adland›r›lan Terrey katliam›na iliflkin yaflanan kayg›lar›n bafl›nda ise, Festus ve daha bir dizi katliamda da yafland›¤› gibi, delillerin karart›lmas› kayg›s› geliyor. 8 Eylül 2007 tarihinde Beyo¤lu Polis Karakolu’nda gözalt›na al›nan Nijeryal› Festus Okey, polisin silah›ndan ç›kan kurflunla can vermiflti. Cinayete iliflkin görülen davada ise

Okey’in kanl› gömle¤inin olaydan sonra kaybolmas›yla ilgili olarak takipsizlik karar› verilmiflti. Okey’in gözalt›nda ölümüyle ilgili dava dosyas›, silah›n nas›l kullan›ld›¤›n›n belirlenmesi amac›yla Adli T›p Kurumu’na gönderilmifl, güvenlik kameralar›n›n ise o gün çal›flmad›¤› iddia edilmiflti. ‹HD ‹stanbul fiubesi ve Helsinki Yurttafllar Derne¤i de konuya iliflkin birer aç›klama yaparak, bu yönlü kayg›lar›n› dile getirdiler ve özellikle de mültecilerin haklar›n› korumaya yönelik bir politika izlenmedi¤inin alt›n› çizdiler.

Mülteciler gününde ölüm ve dayak! Terrey’in ölüm haberi henüz gündemlerden düflmemiflken, mültecilere dönük bir baflka insanl›k d›fl› uygulama ve ölüm haberi de, “Mülteciler Günü” olarak an›lan 20 Haziran’da geldi.

I¤d›r’da “kimlik sorgulamas›” için karakola götürülmek istenen Azerbaycanl› bir kad›n›n, polis arac›ndan “düfltü¤ü” ve kald›r›ld›¤› hastanede yaflam›n› yitirdi¤i bildiriliyor. Polis, Vusale Süleymanova adl› kad›n›n hareket halindeki polis arac›ndan “düflerek” kafas›n› “yere çarpt›¤›n›” iddia ediyor. Yine, uyru¤u ö¤renilemeyen bir baflka kad›n mülteci, Taksim ‹lkyard›m Hastanesi önünde ac›yla k›vran›rken, gazeteciler taraf›ndan bulundu. Mülteci kad›n pasaport kontrolü yapmak isteyen polislerin, kendini Eminönü’nde çekiçle öldüresiye dövdüklerini aktar›yor.

Mülteci haklar› ka¤›t üzerinde Mülteci haklar› 1951 tarihli Cenevre Sözleflmeleri ile sözde güvenceye al›nm›flt›. Ancak sözleflmesinin alt›na imza atan hemen hiçbir devletin, sözleflmeye uymad›¤› dünyan›n dört bir yan›nda yaflanan pratiklerde ortaya ç›kmaktad›r. Gerek iflgal savafllar›n›n gerekse neoliberal politikalar›n sonucu olarak, yoksullu¤un, iflsizli¤in, açl›¤›n artmas›, insanlar›n kendi ülkelerinde yaflama koflullar›n›n, can güvenli¤i tehdidi de dahil olmak üzere, ortadan kalkmas›, son y›llarda artan bu tabloyla birlikte milyonlarca insan› mültecili¤e zorlamakta, “umuda yolculuk” yapan çok say›da insan ya bu yolculukta vahfli biçimde can vermekte, ya da gittikleri ülkelerde en insanl›k d›fl› muamelelere maruz b›rak›lmaktad›r.

Bakana sorunlar› anlatmak da suç! F tipi hapishanelerde devam eden bask›lara her gün bir yenisi ekleniyor. Tutsaklar›n direnifli ise her fleye ra¤men sürüyor. Hapishanelerde devrimci tutsaklar devletin yapt›r›mlar›na ve hukuksuzlu¤una karfl› yaflad›klar› sorunlar› d›flar› tafl›maya devam ediyor. Hapishane idaresi tahammülsüzlü¤ünü ve hukuksuzlu¤unu burada da gösteriyor. Fiili sald›r›, keyfi disiplin cezalar›, görüfl-mektup-telefon yasaklar›, savunma-temyiz ve tedavi haklar›n›n gasp›, sürgün sevklerin yafland›¤› Tekirda¤ F tipinde hak ihlalleri bununla s›n›rl› kalm›yor. F tipi hapishaneler aç›ld›¤›ndan bu yana genellikle kameralar›n olmad›¤› bölümlerde yap›lan fiili sald›r›lar rutin

bir flekilde sürüyor. En son Bayrampafla Hapishanesi’nden Tekirda¤’a sevk edilen Ahmet Parlak isimli tutsak hapishane giriflinde ç›plak onursuz arama dayatmas›na direndi¤i için asker ve gardiyanlar›n sald›r›s›na u¤rad›. Tutsaklar, hapishanede su sorunun devam etti¤ini, so¤uk suyun günde üç kere birer saat verildi¤ini, s›cak suyun haftada iki kere birer saat verildi¤ini dile getiriyor. 3 günlük açl›k grevi yapan PKK dava tutsaklar›na 3 ay sosyal alanlardan men cezas› verildi.

Yeni suç biçimi! Tekirda¤ F tipinde ‘incelemelerde’ bulunmak üzere hapishaneye gelen bakana bu sorunlar› anlatmak da ya-

sak. Yan›ndaki kalabal›k bir grupla hapishaneyi gezen Adalet Bakan› Cemil Çiçek koflullar› ‘ö¤renmek’ üzere birkaç tutsakla konufltu. Sorunlar›n çözülece¤ine dair vaatlerde bulunan bakan hapishaneyi terk ettikten sonra yaflad›klar› sorunlar› dile getiren Murat Aktafl isimli tutsak hapishane idaresi taraf›ndan kara listeye al›nd›. Çünkü idare için hapishane koflullar›n› ‘merak eden’ Adalet Bakan›na anlatmak yasak. Gardiyanlar ve adli tutuklular taraf›ndan devaml› taciz edilen Murat Aktafl hapishane idaresi taraf›ndan cezaland›r›l›yor. Hapishane koflullar›n› anlatman›n suç say›ld›¤› Tekirda¤ F tipinde idare, kendi hukukunu, yasalar›n› çi¤niyor. (H.Merkezi)


İşçi-köylü 11

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Belediyeler rant projesinde ›srarl› Kentsel Dönüflüm Projesi kapsam›nda evleri y›k›lmak istenen Pendik/Sapanba¤lar sakinleri, bu rant projesine karfl› kararl› bir biçimde mücadele ediyorlar. Projenin ortaya ç›kmas› ile birlikte soruna karfl› örgütlenmeye bafllayan Sapanba¤l›lar, k›sa sürede dernekleflerek, mücadelelerini dernek bünyesinde sürdürmeye bafllad›lar. Yeflilba¤lar ve Yeni Mahalle’yi de

Bölge sakinleri k›sa bir süre önce de Pendik Belediyesi’ne yürüdüler. Yaklafl›k 200 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl, Büyükflehir Belediyesi’nin düzenledi¤i “Kentsel Eylem Platformu” toplant›s›nda noktaland›. Mahalle sakinleri toplant›ya kat›larak rant projesinde belediye ile iflbirli¤i halinde çal›flan muhtar› toplant›dan d›fla-

do¤ruluyor ve “art›k hukuksal süreci bafllatt›k” diyor. E¤er itiraz dilekçelerine 30 Haziran’a kadar yan›t alamazlarsa, bu tarihten itibaren mahkeme süreci bafll›yormufl. Bozkurt mahkeme sürecinin 30 A¤ustos’a kadar devam edece¤ini söylüyor ve “Henüz iflin bafl›nday›z” diyor.

Yeflilba¤lar ve Yeni Mahalle’yi de kapsayan y›k›m giriflimlerine karfl› verilen mücadele kapsam›nda ilk olarak belediyeye itiraz dilekçeleri veren bölge sakinleri, mücadeleyi kazanacaklar›ndan emin olduklar›n› söylemekteler. kapsayan y›k›m giriflimlerine karfl› verilen mücadele kapsam›nda ilk olarak belediyeye itiraz dilekçeleri veren bölge sakinleri, mücadeleyi kazanacaklar›ndan emin olduklar›n› söylemekteler. Son geliflmeleri ö¤renmek için, Yeflilba¤lar Yeni Mahalle ve Sapanba¤lar› Mahalleleri Gelifltirme Güzellefltirme Derne¤i Baflkan› ‹hsan Turnalar ve derne¤in Kentsel Dönüflüm Komisyonu Baflkan› Muharrem Bozkurt ile görüfltük. Turnalar, bir süre önce itiraz dilekçeleri verdiklerini yineliyor ve 80 parselden 57’sinin bu itiraza kat›ld›klar›n› belirtiyor. Bu da 174 hak sahibinden 131 inin itiraza kat›ld›klar› anlam›na geliyormufl. Ancak itiraz dilekçesi vermek isteyip de, flu an yurtd›fl›nda olduklar› için veremeyenlerin de bulundu¤unu ekliyor sözlerine ve diyor ki; “bu oran asl›nda % 90’lar›n üzerine ç›kar.”

Demokratik Haklar Platformu, Konya ve Adana’da DHP üyelerine yönelik gözalt›lar› protesto etti. Adana’da 2 Haziran günü 17 kiflinin, pefli s›ra Konya’da 19 kiflinin “1 May›s’ta yasad›fl› örgüt propagandas›” yapt›¤› gerekçesiyle gözalt›na al›nmas›n› ve gözalt›na al›nanlardan 9 DHP üyesinin tutuklanmas›n› protesto etmek amac›yla 15 Haziran Pazar günü Konak Sümerbank önünde bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›lamada “Ülkemiz iflçi ve emekçileri dün oldu¤u gibi bugün

Keneleri kim tutuklad›? ‹HD Ankara fiubesi yapt›¤› aç›klama ile Sincan F Tipi Hapishanesi’nde yaflanan kimi sorunlara dikkat çekti. Yap›lan aç›klamada tutsaklar›n hücre havaland›rmas›nda kene bulduklar› ve bu durumu avukatlar›na bildirdiklerine yer verildi. Son y›llarda onlarca insan›n yaflam›na mal olan kenelerin hapishaneye nas›l girdi¤i ise tam bir muamma. Ancak muamma olmayan bir fley varsa, o da idarenin bu konuda bir önlem almamas› ve almayaca¤›. Tutsaklar›n çeflitli keyfi nedenlerle tedavisinin engellendi¤i koflullarda kene ›s›rmas› sonucunda hastaneye götürülmeyecekleri ve tutsaklar›n ölüme mahkum edilece¤i aç›kt›r. ‹HD yapt›¤› aç›klamada konunun takipçisi olacaklar›n› ifade etti. (H. Merkezi)

Çocuk tutuklular açl›k grevine bafllad›

r› att›rd›lar. Toplant›ya gidifl amaçlar› projeye karfl› olduklar›n› toplu halde ilan etmek ve kendilerine verilen sözleri teyit ettirmekmifl. Ancak teyit de¤il, inkarla karfl›laflm›fllar. Pendik Belediye Baflkan Yard›mc›s› Remzi fieker mahalleliyle yapt›¤› bir görüflmede “Halk istemezse bu projeyi hayata geçirmeyiz” gibi bir laf etmifl ve mahalleli bu toplant›ya kat›lan fieker’e sözlerini hat›rlatarak, “‹kili görüflmelerde ‘halk istemezse yapmay›z’ diyordunuz ve halk istemiyor. Peki halka ra¤men yapacak m›s›n›z?” diye sormufllar. Ald›klar› cevap ise “Hay›r, ben öyle bir fley demedim” olmufl. Turnalar bunun üzerine salonu boflaltmaya bafllad›klar›n› ve zab›talar›n devreye sokulmas›yla itifl-kak›fl yafland›¤›n› söylüyor. Bu s›rada sözü Muharrem Bozkurt al›yor. Bozkurt Turnalar’›n söylediklerini

Bafl›büyük halk› bekliyor Aylar süren polis ablukas›na ve sald›r›lar›na ra¤men ›srarla y›k›ma direnen Bafl›büyüklüler ise, belediye ile yap›lan görüflmelerden henüz somut bir sonuç alabilmifl de¤iller. Mahalle sakinleri bu bekleyiflin çeflitli spekülasyonlara yol açt›¤›n› söylemekteler. Örne¤in baz› mahallelinin belediye ile gizlice uzlaflt›¤› yönlü haberlerin mahallede moral bozuklu¤u yaratt›¤›n› ve bunun direnifli tekrar canland›rmada önemli bir engel oluflturdu¤unu vurguluyorlar. Ancak mahalleli ile belediye aras›nda yap›lan görüflmelerden henüz net bir sonuç al›namad›¤›ndan, hala beklemede olduklar›n› belirtiyorlar. Bafl›büyük halk› bekleyiflini sürdürürken, mahalleyi aylarca abluka alt›nda tutan polis de henüz mahalleden çekilmifl de¤il. (Kartal)

DHP, tutuklamalar› protesto etti! ‹zmir

Halkın gündemi

de siyasi iktidar›n çeflitli sald›r›lar›na karfl› mücadele etmektedir. ‹flçiye, köylüye, memura dayat›lan açl›k ve yoksulluk hat safhadayken bizlerin daha fazla susmas› beklenemez” denildi.

‹stanbul 14 Haziran Cumartesi günü Galatasaray Meydan›’nda bir araya gelen kitle “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar›n› hayk›rarak arkadafllar›n›n hukuksuz bir flekilde gözalt›na al›n›p tutuklanmas›n› protesto etti.

DHP ad›na aç›klamay› yapan Serpil Karakaya; Adana’da 1 May›s’ta örgüt propagandas› yap›ld›¤› iddias› ile düzmece belgeler ve dayanaks›z gerekçelerle arkadafllar›n›n gözalt›na al›nd›¤›n›, ard›ndan 11 Haziran’da Konya’da yaflanan ev bask›nlar›nda 5 kiflinin tutukland›¤› dile getirdi. Gözalt›lar›n hukuksuz oldu¤unu dile getiren DHP’liler tutuklular›n Adana Kürkçüler ve Konya E tipi Cezaevinde tutuldu¤unu ifade etti. DHP arkadafllar›n›n bir an önce serbest b›rak›lmas›n› istedi.

Siyasi “suçlardan” tutuklu bulunan 10 çocu¤un Bayrampafla Hapishanesi’nden Maltepe Hapishanesi’ne sevk edilirken darp edildikleri ve hapishanede 2-3 kiflilik hücrelere konulduklar› için açl›k grevine bafllad›klar› belirtildi. Çocuklar›n yak›nlar›n›n Tutuklu Yak›nlar› Derne¤i’ne (TUAD) baflvurdu¤unu söyleyen dernek yöneticisi Abdullah Geldi, çocuklar›n en büyü¤ünün 17 yafl›nda oldu¤unu söyledi. Çocuklar›n açl›k grevini b›rakmas› için ailelerinin çocuklar›n› ikna etmeye çal›flt›¤›n› belirten Geldi, çocuklar için ailelerin bir araya gelerek avukatlar› arac›l›¤› ile savc›l›¤a baflvuracaklar›n› söyledi. Geldi, konuya iliflkin TUAD olarak hapishane idaresi hakk›nda suç duyurusunda bulunacaklar›n› ve bas›n aç›klamas› yapacaklar›n› da kaydetti. (H. Merkezi)

“Suçu” 1 May›s’a kat›lmak Ege Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ‹zmir’de yaflayan 2 kiflinin 1 May›s’a kat›ld›¤› gerekçesiyle iflten ve staj yerinden at›lmas›n› protesto etmek için 14 Haziran günü Konak Kemeralt› giriflinde bas›n aç›klamas› yapt›. Kitle ad›na bas›n metnini okuyan ‹nan Sezer “bizler tüm bu bask› ve sald›r›lara karfl›, haks›zl›klar oldu¤u sürece, adalet isteyenler olarak alanlarda olmaya devam edece¤iz” dedi. “1 May›s’a kat›lmak en meflru ve yasal hakk›m›zd›r, suç de¤ildir” pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde “Kahrolsun faflizm, yaflas›n mücadelemiz”, “Halk›z, hakl›y›z, kazanaca¤›z.” sloganlar› at›ld›. Konu ile ilgili bildirilerin da¤›t›lmas›n›n ard›ndan eylem sona erdi. (‹zmir)


İşçi-köylü 12

Dünya

Latin Amerika’da öfke tafl›yor ARJANT‹N

Arjantinli çiftçilerin grevine kentler de destek verdi Arjantin hükümetinin tar›m politikas›na karfl› son dönemde dört kez ayaklanan çiftçilerin eylemleri, büyük kentlerde de yank›s›n› bulmakta gecikmedi ve binlerce kiflilik eylemlerle çiftçilerin eylemleri desteklendi. Eylemlerin en kitlesel ve ses getirenleri ise baflkent Buenos Aires’de gerçeklefltirildi.

‹flsizli¤e karfl› eylemlere öldürücü sald›r› TUNUS/FAS ‹flsizli¤e karfl›, Tunus ve Fas’ta aylardan beri gerçekleflen eylemlere sald›ran polis çok say›da eylemciyi katletti. Ço¤unlu¤unu gençlerin oluflturdu¤u eylemcilere dönük ilk ölümcül sald›r›, 1 Haziranda Fas’ta gerçekleflmifl ve bir eylemci yaflam›n› yitirmiflti. Tunus’ta ise 7 Haziran’da gerçeklefltirilen eylemlerde caddeleri trafi¤e kapatan eylemcilere polis yine sald›rarak, en az 5 eylemciyi katletmiflti. Tunus hükümeti ise ölümleri inkâr edip, olaylarla ilgili de haber yasa¤› koyarken, ölümleri gündeme getiren bir insan haklar› savunucusuna da dava açm›flt›. Ancak 13 Haziran’da yap›lan ö¤renci eylemlerine, polis ve ordu güçleri taraf›ndan daha kapsaml› bir sald›r› gerçeklefltirildi ve 200’den fazla ö¤renci tutukland›, çok say›da ö¤renci ise a¤›r yaraland›. A¤›r yaral›lar›n büyük bölümünün komada olduklar› ve yaflama flanslar›n›n oldukça düflük oldu¤u bildiriliyor. Yine ayn› günlerde Fas’ta da ö¤rencilerin eylemlerine ordu ve polis sald›r›s› gerçeklefltirildi, bir ö¤renci ölürken, biri de a¤›r yaraland›.

Burada soka¤a dökülen binlerce kifli, ellerindeki bofl tencereleri çalarak, hükümeti protesto etti. Günlerce süren eylemlerde dikkat çeken bir baflka nokta ise, eyleme orta ve üst tabakalardan kat›mlar›n oldukça yo¤un olmas›yd›. Eylemler, Cordoba, Rosario, Mendoza und Mar del Plata gibi büyük kentlere de yay›l›rken, çiftçiler de eylemlerini sürdürmekteler. Ayn› günlerde ülkenin en az 30 noktas›nda ana yollar› trafi¤e kapatan çiftçiler, ihracat

kapsam›ndaki tar›m ürünlerini tafl›yan kamyonlar›n geçifline izin vermediler. Hükümet yetkilileri ise eylemlere yönelik daha kat› bir tutum almakta gecikmedi ve eyleme önderlik eden çiftçilerden baz›lar›n› tutuklad›. Çiftçiler Mart ay›ndan bu yana Kirchner hükümeti ile anlaflmazl›k halindeler. Hükümetin küçük ölçekteki çiftçileri iflasa sürükleyecek kararlar almas›, artan mazot ve gübre fiyatlar› ve de çiftçilerin temel geçim kaynaklar›n›n bafl›nda gelen soya ihracat›na yüksek vergiler getirmesi bafll›ca anlaflmazl›k noktalar›n› oluflturmakta. fi‹L‹

Ö¤renci eylemleri yayg›nlafl›yor Hükümetin e¤itim politikas›n› protesto eden ve e¤itim sisteminde iyilefltirmeler talep eden fiilili ö¤renciler, haftalardan beri fiili sokaklar›nda eylem yap›yorlar. Ö¤renciler, giderek tüm ülke çap›na yay›lan eylemlerde, çok say›da okulu iflgal ederken, ö¤rencilere destek veren ö¤retmenler de hükümet binas›n› iflgal ettiler. Ayr›ca baflkentte ve çok say›da büyük flehirde sokak barikatlar› oluflturarak polisle çat›flt›lar. A¤r›l›kl› olarak lise ö¤rencileri taraf›ndan gerçeklefltirilen eylemlere, üniversite ö¤rencileri de giderek daha yo¤un bir kat›l›m sa¤lamaya bafllad›lar. Neo-liberal politikalar› hayata geçirme noktas›ndaki ad›mlar›n› giderek h›zland›ran fiili hükümetinin ç›karmaya çal›flt›¤› e¤itim yasas›, e¤itimin

özellefltirilerek, paral› hale getirilmesini öngörmekte. Ö¤renci velileri de çocuklar›n›n eylemlerine destek veriyor ve yasan›n zengin-fakir aras›ndaki uçurumu daha da derinlefltirece¤ini, e¤itimde f›rsat eflitli¤ini tamamen ortadan kald›raca¤›n› belirtiyorlar. BREZ‹LYA

Zamlar isyan ettirdi Brezilya’n›n güneyinde bulunan Porto Alegre kentinde sokaklara dökülen halk, bir süpermarketi iflgal etmek istedi. Yaklafl›k 500 kiflinin kat›ld›¤› eylem, artan g›da fiyatlar›na karfl› gerçeklefltirilen bir isyan niteli¤indeydi. Eylemciler süpermarketi iflgal etmek istedikleri s›rada, polisin sald›r›s›yla karfl›laflt›lar ve süpermarketin oto park›nda, kendilerine göz yaflart›c› bomba ve plastik mermilerle sald›ran polisle çat›flt›lar. Çat›flma s›ras›nda da¤›lan kitle, daha sonra tekrar bir araya gelerek, bölgedeki çok say›da caddeyi trafi¤e kapad›. Çat›flmalar s›ras›nda çok say›da eylemci yaralan›rken, 10 kadar eylemci de tutukland›. Di¤er taraftan, topraks›z köylüler de ülkenin en büyük k⤛t üreticilerinden birine ait olan, bir okaliptüs çiftli¤ini k›sa süreli iflgal etti. Topraks›z köylüler, okaliptüs ve akasya çiftliklerinin nehirlerin kurumas›na yol açt›¤›n›, böylelikle de çiftçilere ve çevreye zarar verdi¤ini söylemekteler. PERU

Eylemciler polisleri hapsetti Peru’nun güneyinde bulunan Moquegua kentinde gösteri yapan 20 bin civar›nda eylemci, günlerce bir köprüyü kapatt› ve köprüyü açmaya çal›flan 70 polisi bir katedrale kapad›. Polisler daha sonraki saatlerde gruplar halinde eylemciler taraf›ndan serbest b›rak›ld›. Sorunun temelinde ise, eylemcilerin bölgelerinde faaliyet sürdüren Southern maden iflletmesinden, yoksul bölgeleri için, daha yüksek vergi almak istemesi yat›yor. Eylemle birlikte maden iflletmesinin kâr›ndan daha yüksek pay verilmesi sözü verildi. Meksika kökenli Southern maden flirketi Moquegua’da bir bak›r madeni çal›flt›r›yor. fiirket ayn› zamanda dünyan›n ikinci büyük bak›r iflletmesi. Maden oca¤›n›n iflçileri de flu s›ralar daha yüksek ücret talebiyle, süresiz greve ç›km›fl bulunmaktalar.

27 Haziran-10 Temmuz 2008 ❏ Önder Dolutafl’la Dayan›flma Mitingi! Frankfurt-Hahn Havaalan›nda tutuklanan AT‹K faaliyetçisi Önder Dolutafl’a destek için 21 Haziran 2008 Cumartesi günü, Duisburg merkezinde miting düzenlendi. Duisburg Sa¤a Karfl› A¤ (Duisburger Netzwerk gegen Rechts), K›z›l Yard›m Duisburg (Rote Hilfe Og Duisburg), Karawane, AT‹F, AG‹F taraf›ndan düzenlenen mitingde Almanca “Önder Dolutafl’a özgürlük!” yazan stand aç›ld›. Alman devletinin Önder Dolutafl’› Türk devletine teslim etmesini teflhir eden, özgürlü¤ünü talep eden dövizler aç›ld›. Mitingde AT‹K’in ve mitingi düzenleyenlerin ortak imzal› bildirisi da¤›t›ld›. ‹mza kampanyas›na da ilginin oldu¤u miting saat 14.00’te bitirildi. AHM (AT‹K Haber Merkezi)

❏ JAPONYA Yüksek mazot fiyatlar› Japonya’da da protesto ediliyor. Binlerce Japon bal›kç›, gittikçe yükselen mazot fiyatlar›na karfl›, 18 Haziran’da 48 saatlik bir grev gerçeklefltirdiler. Mazot fiyatlar›, tüm dünyada oldu¤u gibi, Japonya’da da h›zl› bir flekilde art›yor. Mazot, geçen y›ldan bu yana % 50 zamlanm›fl bulunuyor. Japon bal›kç›lar, mürekkep bal›klar›n› ayd›nlat›c› lambalarla a¤a düflürdükleri için, çok fazla mazota ihtiyaç duyuyorlar.

❏ HOLLANDA Yükselen akaryak›t fiyatlar›n› protesto amac›yla, ‹spanya ve Fransa’da bafllayan ve Avrupa geneline yay›lan, kamyoncu eylemlerine Hollandal› kamyoncular da kat›ld›. Mazot fiyatlar›n›n art›fl›n› protesto eden ve buna karfl› hükümetin önlem almas›n› isteyen kamyon sürücüleri, ülkenin tüm ana otoyollar›nda, 18 ayr› noktadan hareket ederek, kamyonlar›n› yar›m saat boyunca saatte sadece 50 km. h›zla sürdüler. Eylemler, kamyon sürücülerinin ba¤l› oldu¤u çat› örgüt TLN’nin ça¤r›s›yla gerçekleflirken, eylem nedeniyle araç trafi¤i büyük ölçüde yavafllad›, otoyollarda uzun kuyruklar olufltu.

❏ PAK‹STAN Pakistan’›n baflkenti ‹slamabad’da eylem yapan binlerce avukat ve destekçileri, Müflerref’in Kas›m ay›nda görevden ald›¤› yarg›çlar›n göreve iadesini istediler. Ülke çap›nda bir yürüyüfl eylemi gerçeklefltiren avukatlar, do¤udaki Lahor kentinde oluflturduklar›, bir konvoyla bir ‹slamabad’a gelerek, burada mento önünde toplanarak gösteri yapt›lar. Avukatlar, Pakistan’daki koalisyon hükümetinin orta¤› olan iki partinin, fiubat ay›nda yap›lan seçim öncesi verdikleri sözlere ra¤men, yarg›çlar› görevlerine iade etmemesini protesto etti.

❏ ‹TALYA Tilayda’daki metal iflçileri 16 Haziran’da, ülke çap›nda bir saat ifl b›rakarak, ‹talya’daki ifl yerlerindeki zorunlu güenlik önlemlerinin iyilefltirilmesini talep ettiler. Eylem, son aylarda ölümlü ifl kazalar›n›n artmas› üzerine, üç metal sendikas›n›n yapt›¤› ça¤r›yla gerçeklefltirildi. En son gerçekleflen ölümlü kazalar›n en a¤›r› ise, Turin kentinde faaliyet yürüten ThyssenKrupp Fabrikas›’nda ç›kan yang›nda 7 iflçinin yanarak can vermesiydi.


İşçi-köylü 13

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Dünya

Euro ödemek gerekecek. S›nava ve parlamentoya sunulmadan uygulamaya konmak istenen sorulara ise tepkiler gelmekte gecikmedi. Hem göçmenler hem de parlamentodaki muhalefet partileri, en az›ndan testin iyilefltirilmesini talep ediyorlar. Göçmenlerin haklar›na dönük bir dizi hak gasp›n› içeren göç yasas›na bir y›l önce onay veren SPD’nin teste karfl› yapt›¤› aç›klamalar ise samimiyetten uzak bulunuyor. Çünkü SPD’nin geçen y›l onay verdi¤i Göç Yasas›, ayn› zamanda söz konusu vatandafll›k testinin de önünü açm›flt›.

Vatandafll›k s›nav›na tepkiler büyüyor 1 Eylül’den itibaren Alman vatandafll›¤›na geçmek isteyenler bir s›navdan geçmek zorunda kalacaklar. Federal ‹çiflleri Bakanl›¤› taraf›ndan Berlin Humbold Üniversitesi E¤itimde Kalite Geliflimi Enstitüsü’ne (IQB) 310 soru haz›rlatt›r›ld›.

Sorular parlamentoya sunulmadan uygulamaya konulacak. Vatandafll›¤a geçmek isteyen göçmenler, bu sorular içerisinden 33’üne yan›t vermek zorunda kalacak. Sorular›n yar›dan fazlas›na do¤ru cevap verenler, s›nav› geçmifl say›lacaklar. Test için ayr›ca 25

Evrensel Bak›fl ‹flleri zorlafl›yor! Venezüella Devlet Baflkan› Hugo Chavez 8 Haziran’da yapt›¤› bir konuflmada, FARC’a silah b›rakma ça¤r›s› yapt› ve FARC’›n, elindeki tüm rehineleri, karfl›l›¤›nda hiçbir talepte bulunmadan serbest b›rakmas›n› istedi. Chavez ayr›ca “Latin Amerika’da gerilla mücadelesinin tarih oldu¤u ve içinde bulunulan zaman itibariyle bölgede silahl› bir gerilla hareketine yer olmad›¤›”n› iddia etti! Ancak Chavez’in aç›klamalar› sadece bununla s›n›rl› kalmad› ve konuflmas›n›n devam›nda “FARC’›n, Kolombiya’n›n demokratik yoldan seçilmifl hükümetine dönük devirme çabalar›n›n imparatorlu¤un (ABD’yi kast ediyor) eline koz verdi¤ini” söyledi! Anlafl›lan o ki, FARC, Chavez’in hayata geçirmeye çal›flt›¤› Bolivarc› bölge politikas›nda “iflleri bir hayli zora sokuyor.” Öncelikle FARC’›n karfl›s›nda mücadele etti¤i faflist Kolombiya rejimini ele alacak olursak; faflist Kolombiya rejiminin on y›llardan beri ABD’nin “arka bahçesi” oldu¤u bir s›r de¤il. Hükümete kim/kimler gelirse gelsin, bu durumda y›llar boyu bir de¤ifliklik yaflanmam›flt›r. Kolombiya ABD’nin Latin Amerika’daki kontra faaliyetlerinin neredeyse merkezi olma konumunu “korumufltur”. Chavez’in “silah b›rakma” ça¤r›s› yapt›¤› FARC ‘a gelince; FARC, kuruldu¤u 1964 y›l›ndan bu yana (do¤rular›-yanl›fllar› ile birlikte) Kolombiya’n›n faflist rejimine karfl› silahl› mücadele vermektedir ve bu mücadele sonucu ülkenin büyük bölümünü denetimi

alt›na almay› baflarm›flt›r. Bugün Kolombiya Baflkan› olan Alvaro Uribe, 2002 y›l›nda baflkan aday› oldu¤unda, ülkedeki muhaliflere dönük katliamlar gerçeklefltiren, uyuflturucu ticaretini denetleyen ve milyonlarca köylüyü sürerek topraklar›na el koyan kontrgerilla gruplar›, k›rsal bölgelerde ev ev dolaflarak Uribe için oy toplam›fllar ve oy vermeyecek olanlara dönük kitlesel katliamlar yapacaklar› tehditlerinde bulunmufllard›. Ayn› gruplar muhalif adaylara dönük sald›r›lar düzenliyor, kaç›r›p, iflkence yap›yorlard›. ‹flte Alvaro Uribe seçimleri böyle “kazanm›flt›”. Uribe’nin seçimleri “kazanmas›”, ayn› zamanda bölgede “terörle mücadele” konseptine h›z vermek isteyen ABD emperyalizminin yo¤un maddi-manevi deste¤iyle olmufltu. ABD emperyalizmi, topraklar›n›n büyük bölümü “komünist tehdit” alt›nda olan bu ülkeye “yard›m elini” uzat›yor ve “Plan Kolombiya”y› devreye sokuyordu. Bu plan kapsam›nda Kolombiya’n›n tüm muhalif unsurlar›na dönük kapsaml› bir sald›r› bafllat›l›yordu. Böylece ABD emperyalizmi son 7 y›l içinde Kolombiya’ya, 1500 askeri dan›flman ve özel birliklerin yan› s›ra, çok say›da ‹srailli komando ve “e¤itimci”, binlerce paral› asker gönderdi, say›lar› on binleri bulan paramiliter güçlerin oluflturulmas› için milyonlarca dolarl›k yard›mlar yapt›. ABD emperyalizminin bu “yard›m faaliyetleri” geçti¤imiz aylarda meyvesini verdi!

Göçmen örgütleri ise, son y›llarda ç›kar›lan tüm mülteci düflman› yasalar ve hayata geçirilen uygulamalar gibi, ç›kar›lan bu testin de kabul edilemez oldu¤u ve buna karfl› mücadele edilece¤i yönlü aç›klamalar yapmakta gecikmediler. Göçmen örgütleri, testin iyilefltirilmesinin zaten mümkün olmad›¤›n› vurgulayarak, tamamen iptal edilmesini talep etmekteler.

Ve faflist Kolombiya Ordusu Ekvator s›n›r›n› ihlal ederek, hemen s›n›rdaki FARC kamp›na dönük, a¤›r silahlarla, kapsaml› bir sald›r› gerçeklefltirdi. Bu ve ayn› süreçte gerçekleflen çok say›da sald›r›da, FARC’›n önemli önder kadrolar› katledilmifl, Ekvator s›n›r›na dönük Kolombiya sald›r›s› ise, iki ülke aras›nda ciddi bir krize neden olmufltu. Bunu takip eden günlerde Dominik Cumhuriyeti’nde bir zirve gerçeklefltirilecek ve Chavez’in bugün yapt›¤› ça¤r›n›n sinyalleri de burada verilecek, dahas› Chavez’in faflist Kolombiya rejimine karfl› “elefltirilerinde” ne kadar “samimi” oldu¤u da asl›nda ortaya ç›kacakt›. Santa Domingo’da yap›lan bu toplant›da “el s›k›flan” Chavez ve Uribe, ayr›ca “kökenleri ne olursa olsun fliddet gruplar›na karfl› iflbirli¤i” ad› alt›ndaki eski bir askeri antlaflmay› yenileyeceklerdi. Bu antlaflmaya göre, iki ülke hükümeti de silahl› gruplar›n (ki bundan kas›t daha çok da silahl› halk hareketleri) kendi s›n›rlar›na s›zmalar›na karfl› ortak hareket etme ve s›n›r› kontrol alt›na alma sözü veriyorlard›. Chavez anlafl›lan bugün sadece bu antlaflmaya uymakla kalmay›p, “Latin Amerika’da silahl› gerilla hareketlerinin tarih oldu¤u ve bulunulan tarih itibariyle bunlara gerek kalmad›¤›” tezini de hayata geçirmek için kollar› s›vam›fl bulunuyor. FARC’›n kurucu önderi“ Tirofijo” lakapl› Manuel Marulanda Vélez’in geçti¤imiz haftalarda yaflam›n› yitirmifl olmas›n› ise, öyle görünüyor ki, “bulunmaz bir f›rsat” olarak de¤erlendiriyor. Chavez’in bu son “ç›k›fl›” birçok kesimde hayli “flaflk›nl›k” yaratm›fl gibi görünüyor. Oysa Chavez’in silahl› halk hareketlerine yönelik bu yaklafl›m› (veya tespiti) yeni bir fley de¤ildir. Bilinmektedir ki, Chavez her f›rsatta

Eylemler sonuç verdi, anlaflma sa¤land› ‹spanya’da 4 gün süren nakliyeci grevi büyük ölçüde sona erdi. Bay›nd›rl›k Bakanl›¤› taraf›ndan yap›lan aç›klamada, sektörün % 88’iyle anlaflma sa¤land›¤› belirtildi. Bakanl›k di¤er % 12’lik kesime de grevi bitirme ça¤r›s› yapt›. Artan benzin ve mazot fiyatlar›na karfl› nakliyeciler için 54 önlem al›nd›¤› da vurgulanan aç›klamada, fliddete yol açan gösterilerin sona erdirilmesi istendi. Anlaflman›n ard›ndan, ülke genelindeki trafik ak›fl› normal seyrine dönerken, marketlere mal girifl ç›k›fl› da tekrar bafllad›. Ancak kamyoncularla sa¤lanan anlaflmaya karfl›n, di¤er sektörlerde grevler devam ediyor. Kamyoncular›n ard›ndan taksi floförleri de ülke genelinde greve gittiler. Benzer eylemlerin gerçeklefltirildi¤i Portekiz’de ise, hükümet ile kamyon floförleri aras›nda anlaflma sa¤land›¤› ve grevin sona erdi¤i bildirildi.

“silahl› halk hareketlerinden uzak durulmas›n›” telkin etmektedir. Çünkü Chavez’in kafas›ndaki “21. yüzy›l›n sosyalizmi” konsepti ezilen emekçi halklar›n difle-difl mücadeleleri üzerinden yükselmeyi içermemektedir. Bu konsept burjuvazi ile emekçi s›n›flar›n “uzlaflmas›n›” öngörmektedir. Yine bu konsepte göre, uzlaflman›n önkoflulu, emperyalizme göbekten ba¤›ml› ülkelerin emekçi y›¤›nlar›n› gerçek kurtulufla götürecek olan mücadele yönteminin, yani silahl› mücadelenin terk edilmesinden geçmektedir! Bugün Latin Amerika’da bir bir ortaya ç›kan sözde “anti-emperyalist” liderlerin tümünün pratik ve yönelimlerine bak›ld›¤›nda, benzer kayg›lar tafl›d›klar› görülecektir. Çünkü onlar, halklar›n›n, emperyalist politikalar›n yoksullaflt›rmas›, iflsizli¤e açl›¤a mahkum etmesi ve türlü zulme u¤ratmas› karfl›s›nda ortaya ç›kan sistem karfl›t› öfke ve bu öfkenin karfl›tl›¤› olarak “sola”, “sosyalizme” duyulan özlem üzerinden, bu özlemin dilini kullanarak iktidar olmufllard›r. Gelinen süreçte uygulad›klar› politikalar kendi halklar›nda tepkileri ortaya ç›karmaya bafllam›fl ve bugün bu tepkileri bast›rman›n yollar›n› aramaya koyulmufllard›r. Bunun içindir ki, iflleri giderek zorlaflmaktad›r. Bu zorluk ise silahl› hareketlerin varl›¤› ile daha da büyümektedir. Bu hareketlerin artmas› ve yayg›nlaflmas› ise en büyük korkular›d›r. Chavez’de esas olarak kendi ifli de giderek “zora girdi¤i” için bu ça¤r›y› yapm›flt›r. Direnen halklar gerek Ortado¤u’da gerek Asya’da gerekse Latin Amerika’da emperyalistlerin ve onlar›n uflak-iflbirlikçi rejimlerinin ifllerini hayli zora sokarken, görünen o ki, ayn› “zorlu¤u” sahte anti-emperyalist liderlere de yaflatmaktalar!


Enternasyonal

İşçi-köylü 14

27 Haziran-10 Temmuz 2008

ILPS 3. Kongresi baflar›yla gerçekleflti

Dünyay› de¤ifltirebiliriz! Dünyay› de¤ifltirebiliriz! Kongrenin hemen öncesinde farkl› ülkelerde mücadelesini sürdüren çok say›da göçmen örgütünün bir araya gelerek Uluslararas› Göçmenler Birli¤ini (IMA) baflar›yla kurmas›n›n coflkusu ve heyecan› ILPS Kongresine de yans›d›.

3.

Onlarca ülkede milyonlarca kitleyi temsil eden yüzlerce anti-emperyalist örgütün içinde yer ald›¤› Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) 3. Kongresini 18-20 Haziran tarihleri aras›nda Hong Kong’da 35 ülkeden 211 delege ve 339 kat›l›mc› ile baflar›yla gerçeklefltirdi. Birçok ülkeden üye örgüt de vize vb. sorunlarla kongreye kat›lamad›. “Halklar›n mücadelesini gelifltir, emperyalist sald›rganl›¤›na, devlet terörüne, ya¤ma ve sosyal y›k›ma karfl› yeni bir dünya için birlefl!” fliar› alt›nda toplanan ve oldukça coflkulu ve verimli geçen Kongreye ülkemizdeki ILPS üyeleri aras›ndan YDG, DDSB, Belediye-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube ve Umut Yay›nc›l›k kat›ld›. Türkiyeli örgütler aras›nda Avrupa’daki Türkiyeli emekçilerin örgütlenmesi için mücadelesini y›llard›r sürdüren AT‹K de yer ald›.

3. Kongrenin hemen öncesinde farkl› ülkelerde mücadelesini sürdüren çok say›da göçmen örgütünün bir araya gelerek Uluslararas› Göçmenler Birli¤ini (IMA) baflar›yla kurmas›n›n coflkusu ve heyecan› ILPS Kongresine de yans›d›. 3. Kongre ILPS Marfl›n›n okunmas›n›n ard›ndan ILPS Baflkan Yard›mc›s› Manolis Arkolakis’in selamlama konuflmas› ile bafllad›. Arkolakis s›n›f mücadelesinin dünya genelinde yo¤unlaflt›¤› bir dönemde ülkelerindeki mücadelede kararl› ve etkili konumda bulunan onlarca örgütün enternasyonal dayan›flmay› gelifltirme ve güçlendirme hedefiyle bir araya gelmesinin önemini vurgulad› ve yak›n zamanda aram›zdan ayr›lan Filipinler devriminin önderlerinden ve ILPS’nin birinci baflkan› Crispin Beltran olmak üzere, dünya çap›nda halklar›n kurtuluflu mücadelesinde flehit düflenler

için 1 dakikal›k sayg› durufluna kitleyi davet etti. Sayg› duruflunun ard›ndan aç›l›fl konuflmas›n› yapmas› için davet edilen ve Hindistan devrimci mücadelesi içinde sayg›n yeri bulunan Vararara Rao’nun vize verilmemesinden dolay› kongreye kat›lamamas› nedeniyle haz›rlad›¤› konuflmay› Hindistan Devrimci Demokratik Cephe Baflkan Yard›mc›s› Saibaba kürsüden okudu. Konuflmas›n› anti-emperyalist anti-feodal mücadeleyi ILPS alt›nda sürdüren her k›tadan kat›l›mc›lar› selamlayarak bafllayan Rao emperyalizme karfl› mücadelede dünya çap›nda anti-emperyalist anti-faflist mücadeleyi gelifltirmede ILPS’nin tek güç oldu¤unu ve iflçi, köylü, gençlik, kad›n, ayd›n gibi çok farkl› alanlarda mücadele eden örgütlerin mücadelesinin ortaklaflmas›nda ve birbirlerinin deneyimlerinden ö¤renip or-


27 Haziran-10 Temmuz 2008

tak hareket etmesini sa¤lamada muazzam öneme sahip oldu¤unu vurgulad›. Emperyalizmin krizinin derinleflmesine paralel dünya çap›nda özgürlük türkülerinin daha fazla yükseldi¤inin belirtildi¤i konuflmada Hindistan’da da kitlelerin isyan›n›n büyüdü¤ünün ve devrimci halk iktidarlar›n›n oluflturuldu¤unun üzerinde duruldu. Konuflmada halklar›n kurtulufl mücadelesinin önünde engel olan revizyonist, reformist, pasifist hareketlerin bir araya geldi¤i ve gerici hükümetlerin ve emperyalist kurulufllar›n destekledi¤i Sosyal Foruma karfl› ILPS’nin önemi de vurguland›. Aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan ILPS Genel Baflkas› Sison’un baflkanl›k raporuna geçildi. Emperyalizmin bask›lar›ndan kaynakl› Hong Kong’a gelemeyen Sison için video konferans yolu ile ba¤lant› kuruldu ve canl› yay›nla raporu kongre delegelerine okudu. ILPS’nin tüzü¤ünde yer alan 18 konu bafll›¤› alt›nda dünya halklar›na siyasi rehberlik sunan en önemli ve güçlü anti-emperyalist demokratik örgütlenme oldu¤unu, askeri iflgallere, ekonomik krize, açl›¤a ve her türlü emperyalist politikaya karfl› ç›kan, halklar›n sömürülmesine ve bask› alt›na al›nmas›na karfl› mücadele eden bir çizgiye sahip oldu¤unu aç›klad›. 40’› aflk›n ülkede yüzlerce örgütün bir araya geldi¤i ILPS’nin art›k ulusal ve bölgesel birimler alt›nda kurumsallaflmaya bafllad›¤›n› ve uluslar aras›, bölgesel ve ulusal alanda kitle örgütlenmelerinin genifl bir birleflik cephesi oldu¤unu belirtti. Bu baflar›lar›na karfl›n ulusal ve bölgesel birimlerin oluflturulmas›nda ve yeni üyelerin kazan›lmas›nda çeflitli eksiklerin oldu¤unu ve bunlar›n afl›lmas› gerekti¤in vurgulad›. Ard›ndan dünya genelindeki siyasi ve ekonomik durumun k›sa bir özetini yap›p halklar›n direnifli ve ILPS’nin görevleri üzerinde durdu. Baflkanl›k Raporunun ard›ndan Arman Riazi Genel Sekreterlik Raporunu kitleye okudu. Raporda ILPS’nin kuruluflundan bu yana örgütsel geliflimi üzerinde duruldu. ILPS’nin dünya çap›nda gerçekleflen iflgale, DTÖ’ye, NATO’ya vb karfl› eylemlerde, direnifllerde aktif flekilde yer ald›¤›n›, önemli etkinliklere imza att›¤› vurguland›. Genel sekreterlik raporunun ard›ndan ülkelerin isimleri teker teker say›larak her ülkeden gelen delegeler kileyi selamlad›. Özellikle Filipinler’den kat›l›m›n yo¤un oldu¤u görüldü. Raporlar›n ard›ndan ILPS Tüzü¤üne yönelik öneriler tart›fl›l›p oyland›, tüzü¤ün netlefltirilmesinden sonra ise

İşçi-köylü 15

Enternasyonal

Crispin Beltran’›n kongre için haz›rlad›¤› “Neo-liberal küreselleflme ve eme¤in sömürüsü” bafll›kl› yaz› Sison taraf›ndan okundu. Manolis Arkolakis ABD üsleri üzerine, Haluk Gerger anti terör yasalar› ve insan haklar› üzerine, Irene Fernandez göçmenlik üzerine, Arundhati Roy vize alamad›¤› için onun ad›na Saibaba zorunlu göç üzerine, Wahu Kaara Afrika’daki direnifl üzerine, Pauyu Ching ise Çin üzerine önemli sunumlarda bulundu. 19 Haziran günü ILPS’nin tüzü¤ünde yer alan 18 bafll›k üzerine çal›flma gruplar› topland›. ‹flçi, köylü, gençlik, kad›n, çevre, ulusal ve sosyal kurtulufl, az›nl›klar, hapishaneler, insan haklar› vb konularda konuyla ilgili örgütlerden gelen delegeler 4’er saat konu üzerine görüfl ve deneyim al›flveriflinde bulundu, eylem planlar›n› netlefltirdi ve sonuç bildirgelerini haz›rlayarak komisyon sekreteryas›n› seçtiler. Çal›flma gurubu toplant›lar›ndan öncelikle konuyla ilgili ayd›n veya uzmanlar›n sunumlar› yap›ld›, ard›ndan her delege kendi ülke raporunu okudu ve sonras›nda sonuç bildirgesi ve ortak neler yap›labilece¤i üzerine kararlar ald›lar. Dünyan›n farkl› köflelerinden gelen delegelerin verimli ve yo¤un tart›flmalar› ortak düflman olan emperyalizmin dünya halklar›na yöneltti¤i sald›r›lar›n daha iyi kavranmas›n›, derinlefltirilmesini sa¤lad›. Mücadele deneyimleri, ç›kar›lan dersler, baflar›lar, yenilgiler tüm kat›l›mc›lar taraf›ndan ilgiyle karfl›land›. Gericilerin tüm milliyetçi, flovenist propagandalar›na ra¤men dili, dini, milliyeti, rengi farkl› yüzlerce devrimci demokrat anti-emperyalistin büyük bir coflkuyla iflbirli¤i yapabilmesi enternasyonalizmin etkisini ve güzelli¤ini bir kez daha gösterdi. Emperyalist-kapitalist siteme karfl› iflçi s›n›f›n›n ve ezilen halklar›n birleflebilece¤ini demokratik örgütlenmeleri arac›l›¤›yla bir kez daha gözlemlemek mümkün oldu. Gerek çal›flma grubu toplant›lar›nda gerekse de sonras›nda delegelerin kolektif bir çabayla sonuç bildirgelerini haz›rlamas› ve heyecanla sunmas› oldukça de¤erlidir. 20 Haziran günü ise Kongrenin son günüydü. Verimli ve yo¤un geçen 2 günün ard›ndan kongrenin baflar›yla sonland›r›lmas› için yo¤un bir emek verildi. Önce bir gün önce karar alt›na al›nan çal›flma gruplar›n›n sonuç bildirgeleri ve eylem planlar› teker teker okundu. Her bildirgenin ard›ndan genel kitle taraf›ndan coflkuyla ve alk›fllarla bildirgeler kabul edildi, baz› bildirgeler için özel öneri ve katk›lar da sunuldu. Bildirgelerin okunmas›n›n ar-

d›ndan ILPS’nin genel bildirgesinin netlefltirilmesi gündemine geçildi. Daha öncesinde haz›rlanan taslak paragraf paragraf okundu ve ard›ndan öneriler ve elefltiriler sunuldu. Canl› tart›flmalar›n yafland›¤› bu bölümde farkl› ideolojik- politik yaklafl›mlara sahip antiemperyalist örgütler demokratik bir yar›fl içine girdiler. Görüfllerin ve karfl›-görüfllerin heyecanla savunulmas›n›n ard›ndan yap›lan oylamalar ile genel deklarasyon son halini ald›. Genel deklarasyonda emperyalizmin krizi ve sald›rganl›¤› farkl› aç›lardan gösterildi. Dünya genelinde ve bölgelerdeki durum üzerinde duruldu. Ard›ndan da yükselen mücadele selamland› ve enternasyonal dayan›flman›n önemi ve zafere olan inanç vurguland›. Genel deklarasyonun kabulünün ard›ndan Kongre kültürel gece ile sona erdi. Kat›l›mc›lar›n amatörce haz›rlad›¤› tiyatral gösteriler, flark›lar, fliirler, halk danslar› büyük ilgi gördü. Özellikle Crispin Beltran yoldafl üzerine söylenen flark› ve fliirlerle mücadeleyi ileri tafl›ma sözü verildi. Yine

gerilla mücadelesini, halklar›n birli¤ini ve zaferi simgeleyen gösteriler yap›ld›. Türkiyeli delegeler de Filipinli ve Pakistanl› delegelerle birlikte Naz›m Hikmet’in fliirini ve Hiroflima flark›s›n› farkl› dillerde söyledi. Yine Türkiyeli delegasyonun Kürtçe halay çekmesi de ilgi çekti. Halaya salondaki tüm delegelerin kat›lmas›, herkesin kendi folklörüyle bütünlefltirmeye çal›flmas› güzel görüntülerin ortaya ç›kmas›n› sa¤lad›. Filipinli ve Avustralyal› yerlilerin gösterileri ve Japonlar›n halay› da tüm delegelerin kat›l›m›yla tamamland›. Gece de video konferans üzerinden Sison da marfllar okudu. Bizler Türkiyeli delegeler olarak Kongreyi olumlu buluyor ve oldukça verimli geçti¤ini düflünüyoruz. Kolektif ve yo¤un ir çabayla hem aktif flekilde politik mücadele içine girdik hem de farkl› ülkelerden delegelerle yo¤un görüfl ve deneyim al›flveriflinde bulunduk. S›n›f mücadelesinin yo¤unlaflt›¤› bu dönemde anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmek Türkiyeli örgütlenmeler aç›s›ndan da oldukça önemlidir.


İşçi-köylü 16

Politik gündem

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Planlar› bofla ç›karacak olan

emekçilerin örgütlü gücüdür! AKP’nin taban›na verdi¤i sözlerin bafl›nda gelen “türban›n özgürlefltirilmesi” meselesi, Anayasa Mahkemesi’ne tak›l›nca, AKP cephesi vakit geçirmeden, yeni “çözümlere” yöneldi. Kapatma davas›n›n verdi¤i “s›k›nt›” da türbanla birleflince, haz›rda bekletildi¤i anlafl›lan yeni planlar gündeme geldi. A plan›, B plan› gibi numaraland›r›ld›¤› da anlafl›lan bu planlar›n sonuncusu ise, Meclis Baflkan› Toptan üzerinden gündeme tafl›nan “çift meclis” önerisi oldu. Senato sisteminin geçmiflte oldu¤u gibi, önümüzdeki dönemde de hayata geçirilmesi olarak ifade edilen “çift meclis” formülünün ise, tart›flmalar› hala süren Anayasa De¤iflikli¤i ile birlikte tart›flmaya aç›lmas› önerildi. AKP bu öneriyle birlikte Anayasa Mahkemesinin yetki alan›n› s›n›rlamaya

çal›fl›yor ve bunu da, yine Toptan arac›l›¤›yla dile getiriyor. fiöyle diyor Toptan: “Karar›n (türban serbestli¤inin retti kast ediliyor) aç›kland›¤›ndan bu yana yap›lan yorumlar ve elefltiriler dikkate al›nd›¤›nda Yüksek Mahkemenin yetki alan›n› geniflletme karar›n›n, ileride baflka konularda da sorunlar yaflanabilece¤i kayg›lar›n›n a¤›r basmakta oldu¤udur.” Yine bir kez daha “demokrasiyi koruma, savunma ve gelifltirme” ad›na yap›lan bu öneri de, bilinmektedir ki, egemen kliklerin aralar›ndaki çat›flma ve kutuplaflman›n, yine egemenlerin lehine çözülmesi ad›na ortaya at›lm›flt›r.

Senato Türkiye’de yeni de¤il ‹lk kez Meflrutiyet döneminde hayata geçirilen senato sistemi, TC’nin kurulufluyla birlikte kald›r›lm›fl ve ancak 27 May›s darbesinin ard›ndan tekrar yaflama geçirilmiflti. Böylece parlamento, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu’ndan oluflmaktayd›. Cumhuriyet Senatosu’nun bir bölümünü

halkoyuyla seçilen üyeler, bir bölümünü cumhurbaflkan› kontenjan›ndan atanan üyeler, geri kalan›n› da Milli Birlik Komitesi üyeleri oluflturuyordu. Askerlerin oluflturdu¤u Milli Birlik Komitesi üyelerinin ömür boyu senatör olma hakk› vard›. Cumhuriyet Senatosu’nda 150, Millet Meclisi’nde 450 üye bulunuyordu. Senato uygulamas›, 12 Eylül AFC’na kadar devam etti ve 1982 anayasas›yla birlikte kald›r›ld›.

Tepkiler gecikmedi Toptan’›n çift meclis, böylelikle de senato önerisine tepkiler gelmekte gecikmedi. ‹lk tepkiyi verenlerden biri de Ankara Barosu oldu. Baro Baflkan› ancak ayn› zamanda da Kemalist-laik düflünceleriyle bilinen Vedat Ahsen Coflar, “çift meclisli sistemin, Türkiye gerçekli¤i ile örtüflmedi¤ini” savunarak, “Tek meclis yap›s› içinde

var olan oligarflik yap›y›, ikinci meclise de tafl›mak suretiyle oligarflik yap›y› fazlaca güçlendirirler. Her iki mecliste de ayn› partinin ço¤unlukta olmas› durumunda, ço¤unluk diktas›na gidifli daha da kolaylaflt›r›rlar” dedi ve türban karar›n›n ard›nda Anayasa Mahkemesi’ne dönük elefltirilerin hakarete vard›¤›n›, Cumhuriyetin ve Anayasan›n kurumlar›na “sayg›l› olmak gerekti¤ini” söyledi. Coflar’›n dile getirdi¤i bu düflünceler, çok aç›k ki, Kemalist-laik kli¤in “Cumhuriyeti ve de laik sistemi koruma” ad› alt›nda girdi¤i çat›flmadaki argümanlar› ile de örtüflmekte ve böylelikle de Coflar ayn› zamanda bu kesimin “kayg›lar›n›n” tercüman› olmaktad›r.

“Üstünlük” bundan sonra kime geçecek? AKP’nin kapatma davas› ve ard›ndan gelen türban›n retti ile birlikte çat›flmada dezavantajl› duruma düfltü¤ü kesin. Egemenler aras›ndaki dalafl›n bundan böyle nas›l bir seyir izleyece¤i, üstünlü¤ün hangi egemen güç kli¤inin eline geçece¤ini ise

daha çok da AKP’nin bundan sonraki tutumu belirleyecek gibi görünüyor. Çünkü hem kapatma hem de türban meselesinde ciddi bir yara alm›flt›r ve bu yaran›n nas›l kapanaca¤›, 22 Temmuz seçimleriyle elde etti¤i zafer havas›n› tekrar nas›l yakalayaca¤›, yapaca¤› hamlelerdeki baflar›s›na ba¤l› olacakt›r. Ancak senato önerisini de bu hamlelerden biri olarak görecek olursak, hamleler flimdilik pek ifle yaram›fl gibi görünmemekte. AKP elbette bu “savafl›” yaln›z bafl›na vermemekte ve arkas›nda bir dizi güç oda¤› oldu¤u bilinmektedir. Ayn› güç odaklar›n›n di¤er kesimin arkas›nda da yer ald›¤› ve asl›nda çat›flmay› bunlar›n yönlendirdi¤i de yine bilinen baflka bir gerçekliktir. Hatta bu süreçteki çat›flmalar›n büyük oranda suni tart›flmalar oldu¤u ve bilinçli bir biçimde çözüme ulaflt›r›lmad›¤› da söylenmek durumundad›r. Arka perdeden olaylara yön veren bu güçlerin esas olarak emperyalist güçler oldu¤u ve TC egemen s›n›flar› aras›ndaki krizin sürmesine, flu süreçteki bölgesel politikalar› gere¤i ihtiyaç duyduklar› da sorunun bir baflka boyutudur. Çünkü her f›rsatta, neo-liberal politikalar ve de Ortado¤u politikalar› noktas›nda önlerine hiçbir “sorun” ç›karmayan AKP’yi hala destekledikleri izlenimi vermelerine karfl›n, krizin bitirilmesi noktas›nda elle tutulur bir ad›m atmad›klar› görülmektedir. Bu ad›m›n at›lmamas›n›n nedenlerinin bafl›nda ise, bu süreci yeni pazarl›klar ve bölgeye dönük yeni operasyonlara dönük anlaflmalar için kullanmak istemeleri gelmektedir. Ayr›ca bu tart›flmalar›n ülke emekçi y›¤›nlar›n›n gündemine girerek, emperyalist patentli sald›r› politikalar›n›n hayata geçirilmesini kolaylaflt›rd›¤› da, yine hem emperyalistler hem de ülke egemen s›n›f güçleri taraf›ndan da bilinmektedir.

TÜS‹AD “ata¤a” geçiyor AKP’nin seçimleri kazanmas›nda önemli pay sahibi olan, verdi¤i deste¤in karfl›l›¤› olarak, ç›karlar›n› koruyaca¤›na dair ald›¤› sözlerin seçimler sonras›nda da takipçisi olmay› sürdüren TÜS‹AD da, krizin derinleflmesiyle birlikte, bu krizden ortaya ç›kabilecek kayb›n› engellemek için, ayn› günlerde ata¤a geçmekte gecikmedi. TÜS‹AD, gerçekte ç›kard›¤› sermaye yanl›s› (ve emek düflman›) yasalarla uzunca zamand›r içindeki sermaye gruplar›na rahat bir nefes ald›ran AKP’ye, mevcut sistemin “istikrar›n› korumas›” nedeniyle s›cak bakmaktayd›. Ancak AKP’nin büyük ölçüde yasland›¤› ve “yeflil sermaye” olarak adland›r›lan sermaye gruplar›n›n, AKP döne-

minde giderek daha büyük güçlere sahip olmas›, bu kesimde ciddi rahats›zl›klara yol açmaya bafllam›flt›r. Ve iflte bu rahats›zl›¤›n da etkisiyle, TÜS‹AD uzunca zamand›r ciddi bir tepki vermeme pozisyonunu bozmufltur. TÜS‹AD, ekonomik-siyasal krizin fliddetinin art›k tüm yak›c›l›¤› ile hissedildi¤i günlerde yap›lan, periyodik “Yüksek ‹stiflare Kurulu” toplant›lar›ndan sonuncusuna, TOBB gibi patron örgütlerinin yan› s›ra, 2001 ekonomik krizi döneminin önemli figürlerinden, ABD emperyalizminin yetifltirmesi, Kemal Dervifl’i ve sendika konfederasyonlar›n›n baflkanlar›n› da davet etti. “Sivil inisiyatif” oluflturma ve bu inisiyatif üzerinden sürece müdahale etme gibi bir mesaj veren TÜS‹AD da anlafl›lan AKP gibi, sürece dair kenarda bekletti¤i planlar› devreye sokma ihtiyac› hissetmekte ve ayn› zamanda da son dönemde dile getirdi¤i “muhalefet bofllu¤unu” doldurmaya çal›flmakta. TÜS‹AD’›n hangi harfle adland›rd›¤›n› bilmedi¤imiz bu plan›na Kemal Dervifl’i dâhil etmesi bile tek bafl›na niyetin gerçekte ne oldu¤unu göstermeye yetmektedir. Kemal Dervifl hat›rlanaca¤› üzere, sistemin krizine paralel olarak geliflen ekonomik krizin iyice derinleflti¤i bir dönemde ABD taraf›ndan ülkeye gönderilmifl ve o dönem adeta “meclis üstü” bir pozisyonla “görev” yapm›flt›. Dervifl bu dönemde en büyük deste¤i ise sendika a¤alar›ndan görmüfl ve bu destek sayesindedir ki, krizin faturas›n› tamamen iflçi-emekçi y›¤›nlar›n s›rt›na y›¤an yasalar, jet h›z›yla meclisten geçirilerek, yürürlü¤e sokulmufltu. Bunun içindir ki, o dönemki hizmetleri “baflar›l›” bulunan Dervifl bu baflar›s›n› esas olarak, bugün oldu¤u gibi, o gün de s›n›fa ihanet etmede en küçük bir tereddüt yaflamayan, sendika a¤alar›na borçluydu. Son olarak toparlamak gerekirse; egemen klikler aras›ndaki çat›flmalar ve bu çat›flmalara paralel olarak derinleflen ekonomik-siyasal kriz, egemen s›n›f güçlerini yeni çözüm aray›fllar›na itmektedir. Bilinmektedir ki, bu aray›fllar›n› A, B gibi planlarla hayata geçirmeye çal›fl›rken hepsi de tek amaç gütmektedir: Gerek kendi aralar›ndaki dalafl›n gerekse bir bütün olarak sistemin krizinin faturas›n› bir kez daha emekçi kitlelere ç›karmak! Faturay› onlara geri iade etmenin zaman› ise gelmifltir/geçmektedir. Yap›lacak tek fley iflçi-emekçi y›¤›nlar›n kabaran öfkesini, s›n›fsal bir zeminde örgütlemek ve bu örgütlü gücü s›n›f düflmanlar›na yöneltmektir. Tüm halk düflman› planlar› bofla ç›karman›n yegâne çözümü budur!


İşçi-köylü 17

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Politik gündem

DTP kapat›lmaya çal›fl›l›yor

Herfley sistemin bekas› için Demokratik Toplum Partisi öncelleri olan HEP, DEP, HADEP ve DEHAP gibi ayn› sonu yaflamaya, kapat›lmaya maruz b›rak›lmaktad›r. Yarg›tay Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’n›n esasa iliflkin görüflünde belirtti¤i üzere, DTP “...Anayasa’n›n 68. madde 4. f›kras›nda belirlenen, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü¤üne ayk›r› eylemlerin oda¤› haline gelmesi nedeniyle” temelli kapat›lmas› istemiyle davaya konu oldu. Geçti¤imiz günlerde DTP esasa iliflkin savunmas›n› verdi. Yap›lan savunmay› do¤ru de¤erlendirebilmek DTP’yi mevcut gerçekli¤i içinde bir ele al›flla mümkün olabilir. Ayr›ca kapatma davas›n› de¤erlendirirken bir kez daha genel seçime yaklafl›m› göz önünde bulundurmak laz›m. Parlamentonun hâkim s›n›flar aç›s›ndan; yönetilenleri aldatma mekanizmas›ndan öte bir anlam tafl›mad›¤› aç›kt›r. Buna ra¤men ülkemizde kurumsallaflm›fl sürekli faflizm kendisini flekilsel olarak yenileme ihtiyac› duymaktad›r. Bunun sebebi kimi liberallerin iddia etti¤inin aksine, “küreselleflen dünya” gerçe¤ine uyum olmamakta, mevcut toplumsal, ekonomik, siyasal sistemin özü-niteli¤i gere¤i krizlerden kurtulamayacak olmas›d›r. Bu çerçevede hâkim s›n›flar taraf›ndan yap›lan, yap›lacak olan bütün “yenilik” hareketlerinin, yasal düzenlemelerin demokrasiyi tesis yönünde eylemler olarak okunabilmesi mümkün de¤ildir. Kendi aç›m›zdan parlamento seçimlerini boykot takti¤ini izlerken, hâkim s›n›f partilerinin kitlelerin gözünde gitgide daha çok teflhir oldu¤unun alt›n› çizmifl, seçim döneminde aktif boykot çal›flmas›yla kitlelerin artan flekilde seçimlere kat›lmama tavr›n› ileri tafl›man›n gereklili¤ini vurgulam›flt›k. Parlamento somut gerçeklikte, Kemalist olmayan, baflka bir ifadeyle sistemin sinir uçlar›na dokunmaya dahi teflebbüs edecek parti veya herhangi bir siyasi anlay›fla kapal›d›r. Bu, meclisin bir taktik olarak dahi devrimin kürsüsü olarak kullan›labilmesinin nesnel koflullar›n›n olmad›¤›/oluflmad›¤› anlam›na gelir. Bizzat taban›n devrimci müdahalesi olmadan bunu beklemek, faflizme demokrasi atfetmekle eflde¤erdir. Çözümün adresini fafliz-

min kurumlar›na hapsetmektir bu yaklafl›m. DTP de Kürt Ulusal Hareketinin bir bilefleni olmas› itibariyle ileri bir niteli¤e haizdir. DTP anti-faflisttir. DTP tek bafl›na Kürt ulusal sorununu demokratik flekilde çözmeyi program›na koymakla dahi Kemalist-faflist diktatörlü¤ün tahammül s›n›rlar›n›n d›fl›ndad›r. Çünkü Kemalizm tek devlet, tek dil, tek millet faflist ideolojisi üzerine flekillenmifltir. Bugün bile yaflam›n her alan›nda bu temelin yans›malar›yla karfl›laflmaktay›z. Bu sadece Kemalizm’in bir sacaya¤›d›r ve Kemalizm kendinden olmayan› imha konseptini var oluflundan itibaren uygulamaktan geri durmam›flt›r. Sadece DTP aç›s›ndan bakt›¤›m›zda bile bu imhan›n derin örneklerine s›kl›kla rastlamak mümkündür. Hatta bu aç›dan DTP bir gelenek partisiyse TC de düzene bir flekilde muhalif olan partileri kapatmakla bir gelenek yaratm›flt›r diyebiliriz.

Her fley sistemin bekas› için DTP’nin kapat›lma istemine iliflkin iddiada ‘devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü¤üne ayk›r› eylemlerin’ oda¤› haline gelmek meselesi yo¤un bir flekilde ifllenmifl. Ayk›r› eylemler de 141 bafll›k halinde s›ralanm›fl. Bunlar› burada saymak yaz›m›z›n hacmini aflmakla beraber gerekli de de¤ildir. Bahsi geçen, ço¤unlu¤u gerilla cenazelerinde söylenen sözler ve Abdullah Öcalan’›n sa¤l›k durumuna dikkat çekmek için yap›lan çal›flmalardan oluflmaktad›r. Baflsavc› do¤al olarak ifline gelen gazete, internet haber ve köfle-yaz›lar›n› iddianamede bol bol kullanm›fl. Gerilla cenazeleri için DTP’li belediyeler taraf›ndan ambulans tahsis edilmesi, DTP’li milletvekillerinden baz›lar›n›n daha önce Abdullah Öcalan’›n avukatl›¤›n› yapm›fl olmas›, yine DTP’li belediye baflkanlar›n›n ROJ TV’nin engellenmemesine yönelik mektuplar›, Amed’te yap›lan “Kürdistan fleklindeki” havuz ve Abdullah Öcalan’› övücü olarak iddia edilen onlarca söz iddianamede yerini alm›flt›r. Say›lan hiçbir eylem için b›rakal›m savc›n›n bir soruflturma yürütmesini çeflitli nedenlerle soruflturmaya konu olan eylemler yerel mahkeme-

lerde beraatla sonuçlanmas›na ra¤men kapamaya iliflkin iddianameye dâhil olmufltur. Yani faflizm kendi bekas› için kendi yasalar›n› rahatl›kla çi¤neyebilece¤ini bir kez daha Yarg›tay Cumhuriyet Baflsavc›s›n›n dilinden ifade etmifl bulunuyor. 22 Temmuz seçimlerinde DTP ve di¤er resmi ideolojiyle bir flekilde çat›flan partilerin seçilme flanslar›n› yüzde 10’luk barajla engellemekle kalmayan devlet, ortak oy pusulas›ndan tutun da çeflitli ayak oyunlar›yla ilerici baz› kesimlerin mecliste temsiliyet bulmas›na engel oldular. fiimdi ise DTP kapat›lmazsa bile en az›ndan meclis grubunun da¤›t›lmas› için faflizmin kurumlar› haz›rl›k içindedirler. ‹ddianamede say›lan eylemlere bir kez daha bakacak olursak, 141 eylemin 129’u sözlü beyan veya bas›n aç›klamas›d›r. Dört eylemde bahsi geçen flah›slar parti üyesi de¤ildir. Sekiz dava beraatla sonuçlanm›flt›r. Di¤er davalar ya soruflturma aflamas›ndad›r, ya kovuflturma tamamlanmam›flt›r, ya da temyizi sürmektedir. Ama bu neyi de¤ifltirir ki? Faflizm devrimci, demokrat ve yurtseverlerin kurumlar›n› basmakla, bunlar› yasal olarak engellemekle kalm›yor. Katletmekten hiçbir zaman çekinmeyen bu eli kanl› sistem her ne pahas›na olursa olsun bizleri kitlelerden yal›tmak için elinden geleni yap-

m›flt›r, yapacakt›r. Yine geçti¤imiz günlerde Taraf gazetesinden duyurulan bir TSK belgesinde, ordunun ipleri eline almaya çal›flt›¤›n›n bahsi yap›l›rken DTP’nin de terör örgütü olarak kabul edilmesinin sa¤lanmaya çal›fl›laca¤› da vurgulanm›flt›. Verilen haber özellikle flu noktada bir çarp›tma yaratma giriflimindedir: Türkiye’de demokrasinin yaflam bulmas› kati bir flekilde engellenmifltir. Türkiye’de devletin kuruluflundan itibaren demokrasiyi tesis edecek s›n›flar›n güçsüzlü¤ü, emperyalizme ba¤›ml›l›¤›, di¤er taraftan da geliflkin bir burjuva s›n›f›n›n olmay›fl› karfl›s›nda zay›f bir proletarya olgusu demokrasinin yaflam bulmas›n›n önündeki içsel etkenlerdir. Koflullar bir bütün olarak siyaset anlay›fl›nda ‘zor’u zorunlu k›lm›flt›r. Bu ayn› zamanda Türk hâkim s›n›flar›n›n güçsüzlü¤ünün bir ifadesidir. Hakim s›n›f siyaseti bazen dolays›z, bazen dolayl›, bazen güçlü bazen de zay›f bir flekilde de olsa her daim askeri vesayete tabidir. Burada bir parantez daha açmak gerekirse, orduyu hâkim s›n›flar›n sömürü düzeyinden ba¤›ms›z bir yere koyma çabas› söz konusudur. Oysaki TC kuruluflundan beri ordu uflakl›kta birincili¤e oynama rolünü üstlenmifltir. Bu mesele farkl› bir yaz›n›n konusu oldu¤u için burada kesiyoruz. fiimdi s›rada ‘DTP’yi terörist olarak kabul etmeyenler bizden de¤ildir’ tehdidi vard›r.


Politik gündem K. Marks, daha önceki üretim tarzlar›n›n aksine burjuvazinin “üretim araçlar›n› ve böylelikle üretim iliflkilerini ve onlarla birlikte, toplumsal iliflkilerin tümünü sürekli devrimcilefltirmeksizin var olamaz” diyordu. Gerçekten de burjuvazi manifaktür üretim tarz›ndan “bilgi teknolojilerine” uzanan tarihsel flerit içinde devrimsel ilerlemeler kaydetti. Eme¤in üretkenli-

İşçi-köylü 18 Avrupal› belli bafll› emperyalist devletler, dünya nüfusunun % 11’ine sahipken dünya GSY‹H’nin % 58’ine sahip durumda. En zengin on ülke en yoksul on ülkeden 50 kat zengin durumda. Bu zenginlikler de bu ülkelere egemen az say›da kifli ve flirketlerin elinde toplanm›fl durumda. 1,5 milyara yak›n insan günde 1 dolardan az gelire sahipken, “geliflmifl ülkelerde” salt kozmeti¤e harcanan para ile dün-

ledi. Kapitalist sermaye kâr güdüsüyle halen canl› eme¤in etraf›nda dönüyor. Üstelik esnek çal›flt›rma, çal›flma süresini uzatma, iflsizler ordusuyla tehdit etme, ücretleri afla¤› çekme, daha ucuz olan kad›n ve çocuk emek gücüne yönelme, üretimi emek gücünün daha ucuz oldu¤u ülkelere kayd›rma gibi “bulufllar›yla” canl› eme¤in etraf›na yeni sömürü haleleri eklemeye devam ediyor. Yat›r›m mali-

Sermaye düzeni kendi iflas›n› ilan ederken

“Baflka bir dünya mümkündür” sav sözünden “baflka bir dünya zorunludur” düzeyine eriflilmesi, hâkim s›n›flar için tehlike çanlar›n›n çok yak›ndan gelmeye bafllamas› anlam›na gelmektedir.

“Baflka bir dünya mümkün” de¤il, zorunluluktur! ¤indeki muazzam art›fl, teknolojinin bafl döndüren h›zda ilerleyifli, devlet-bürokrasi ve toplumsal ifl bölümündeki gelinen uzmanlaflma düzeyi sermayenin büyüyen küresel tahakkümünün do¤al getirileri oldu. Kâr güdüsüne odakl› kapitalist üretim biçimi ve sermayenin artan kitlesi kendi yap›sal çeliflkisini ve krizini de ayn› oranda büyüttü. Ve ayn› do¤al getirisinin sonucu olarak dünyay› ve toplumu biçimlendirdi. Sermaye birikimi ve yat›r›m sorunlar›yla karakterize olan 19. yy kapitalizminin 20. yy’a “hediyesi” dünya ölçe¤inde iki paylafl›m savafl›, say›s›z askeri müdahale ve darbe ile bu diflliler aras›nda milyonlarca insan›n ölümü ve sefaleti oldu. fiimdi sömürü yo¤unlu¤u ve asalakl›¤› zirveye ç›km›fl, emperyalist kapitalist sermaye, dünyay› olmasa da sermayenin hareket alan›n› küresellefltirerek dünyan›n her köflesini kendini üretme alan›na çevirdi. Ancak sermayenin kendi denizini tüketti¤i aflamaya h›zla yaklafl›l›yor; ard›nda büyük ekonomik-sosyal dengesizliklerle beraber, cehenneme çevrilmifl bir dünya istatisti¤i b›rakarak: Zaman›nda G-7 diye bilinen ABD ve

yadaki açl›k sorununun giderilebilece¤i hesaplan›yor. 1,2 milyar insan temiz su kaynaklar›ndan yoksun ve y›lda 1 milyondan fazla çocuk kirli sulardan bulaflan hastal›klar yüzünden ölüyor. Bu verilere, sonu getirilen canl› türlerini, tahrip edilen orman ve gökyüzünü, buna ba¤l› olarak her y›l “do¤al” afetlerde can veren yüz binlerce insan› da ekleyince ortaya 盤›r›ndan ç›km›fl bir toplumsal düzen, çölleflmifl bir dünya resmi ç›k›yor. Oysa son çeyrek yüzy›ld›r 盤l›¤›n› att›klar› Yeni Dünya Düzeni hiç de böyle bir dünya vaat etmiyordu. “Tarihin sonu” gelmiflti. S›n›f karfl›tl›klar›na dayanan toplumsal karakter ve tarih alg›s› bofla ç›km›flt›. Proletarya s›n›f› ölmüfl, eme¤in tarihsel rolü ve maddi etkisi tükenmiflti. Karfl›t s›n›flar ve çat›flmalar kalmayacak, Amerikan orta s›n›f›n›n refah ve kültür çarda¤›nda toplan›p, eflitlenecek ve hidayete erecektik! Bu arada tabi, serbest piyasan›n sihirli elleri ekonomiye kendi “dengesini” bulduracakt›! Bunlar›n hiçbirinin olmad›¤›n› biliyoruz. Aksine s›n›f savafl›m›, tam da Marksizm’in öngördü¤ü do¤rultuda iler-

yetlerini k›sma ad›na özellefltirme, tafleronlaflt›rma, kay›t d›fl› çal›flt›rma, güvenlik koflullar›ndan yoksun ve sigortas›z çal›flt›rma ve örgütsüzlefltirme gibi kâr’a endeksli konular kapitalistlerin temel gündemleri olmaya devam ediyor. E¤er böyle olmasayd›; mesela Tuzla tersanelerinde iflçiler birer ikifler ölürken, Zonguldak maden ocaklar›na diri diri gömülürken k›llar› k›p›rdamayanlar›n, en bar›flç› ve yasal biçimde 1 May›s’› Taksim’de kutlamak isteyen iflçi-emekçi s›n›f›n karfl›s›na iç savafla haz›rlan›r gibi ç›kmalar› hangi s›n›f refleksleriyle aç›klanabilir? Yoksa sermaye s›n›f› “tarihin sonu” masal›na inanmak yerine Marks’›n “modern devlette yürütme, tüm burjuvazinin ortak ifllerini yöneten bir komiteden baflka bir fley de¤ildir” düsturuna göre mi hareket etmeye karar vermifltir? Mesela Irak’›, Afganistan’› iflgal eden ABD ve Avrupal› emperyalistlerin “enerji çat›flmas›” gere¤i de¤il “medeniyetler çat›flmas›” sonucu orada oldu¤unu iddia eden birkaç maskaran›n d›fl›nda kimse kald› m›? Irak, Afganistan, Filistin, Lübnan’dan, Kenya, G. Afrika ve Pakistan’a kadar birbirine düflman edilen, ›rkç›l›k ve flovenizmle birbirine bo¤azlat›lan toplu-

27 Haziran-10 Temmuz 2008 luklar›n aras›ndan emperyalistlerin s›r›tan yüzünü görmeyen kaç kifli var? Sermaye piyasas›n›n “sihirli elleri” flimdi emperyalizmi tarihinin en güçlü krizlerinden birine daha sürüklerken dünyan›n öteki yüzünde k›tl›¤›n, açl›¤›n, salg›n hastal›klar›n, g›da ayaklanmalar›n›n ortas›nda insanl›k ç›rp›nm›yor mu? “Tarihin sonu”nu iflaretleyen son “medeniyet”in makyaj› böyle a¤›r a¤›r akmaya devam ederken, proletarya ve ezilen halk s›n›flar› sermayenin soygun ve sömürü tahakkümüne karfl› yan›t›n›, kendi s›n›fsal tonunda veriyor. K›ta Avrupa’s›n›n her ülkesinde iflçi ve emekçi s›n›flar greve ç›k›p üretimden ellerini çektikleri zaman, “medeniyetlerin” bofl bir çuval gibi yere serildi¤ine flahit olduk. “Onlar durunca hayat duruyor” yine demek ki. Irak’a, Afganistan’a “havadan hâkim olanlar”, topra¤a bast›klar› vakit iflgal karfl›t› direnifller yüzünden kendilerini çelikten kalelere hapsetmek zorunda kald›lar. Ve hepsinden öte, çoktan öldü¤ü vaaz edilen sosyalizmin dirilmekle kalmay›p, dünyan›n çat›s›n› delerek Nepal’den verdi¤i sesler duyulmaya baflland› çoktan. ‹flte tam ta böylesi bir zamanda dolar milyarderi G. Soros, B. Gates gibilerinden “finans sektörünün k›demli dan›flmanlar›”na kadar bilumum zevat bu dünyaya aç›klanarak “yeni bir sistem” den bahsediyor. Dünyan›n ve toplumun temellerinden gelen bu çat›rdama sesleri eflli¤inde Marks’› “yeniden keflfe” soyunup “orta bir yol” bulma endiflelerine kap›l›yorlar. Özcesi kendi öz sistemlerinin iflas›n› da itiraf etmifl oluyorlar. Endiflelenmekte son derece de hakl›lar. Zira “isyanlar ve karmaflalar yüzy›l› olacak” öngörüsünde bulunduklar› 21. yy’da, ekonomik ve sosyal kutuplaflma içinde, milyarlarca insandan oluflan halk s›n›flar›n›n durumu proletarya s›n›f›n›n durumuna yaklafl›rken, kaderler de ortaklafl›yor. Öte yandan gittikçe say›lar› azalan, azald›kça güçlenip dünya zenginliklerinin daha büyük bölümüne konan hâkim s›n›flar kendi hazin sonlar› için bütün nesnel koflullar›n olgunlaflmakta oldu¤unu görüyorlar. Anlafl›lan o ki, bu filmin finalinde “tarihin sonu” yerine “emperyalist kapitalizmin sonu” mesaj› yer al›yor.

“Cesurca ac› çekme” zaman› geride kald› fiimdi cesurca savaflma zaman› Hâkim s›n›flar›n ekonomik, sosyal her geliflme aflamas›, buna tekabül edecek bir siyasal ilerlemeyi ve dolay›s›yla bu siyasal düzeye uygun bir söylemi, slogan› da gerekli k›lmaktad›r. Proletarya ve ezilen halk kitleleri 1.


27 Haziran-10 Temmuz 2008 Emperyalist Paylafl›m Savafl›na 1917 Ekim Devrimiyle, 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›na Çin Demokratik Halk Devrimi ile karfl›l›k vermiflti adeta. Gittikçe yükselen ekonomik, sosyal, ulusal mücadeleler, sosyalizmi ezilen halk kitlelerinin ufkuna gererek, birçok s›n›fsal kazan›m› da beraberinde getiriyordu. Böylesi bir siyasal ak›fl içinde burjuvazinin “bar›fl içinde yaflama” ad›yla özetlenebilecek önermesi, bu siyasal ak›fla karfl› bir dalga k›ran yaratma politikas›n›n ürünüydü. Ezilen halk kitlelerinin “sosyal devlet” düzleminde kazand›¤› hak ve güvenceler karfl›l›¤›nda “s›n›f uzlaflmas›n›” öneriyordu emperyalist kapitalist s›n›flar. Yani ezilen kitleleri “bar›fl” içinde gönüllü sömürülmeye davet ediyordu. Bu siyasal önermenin s›n›f çat›flmas›ndaki karfl›l›¤›n› da, sistemi hedef alan, iktidar hedefli “zor araçlar›yla” savafl ve direnifller yerine burjuvazinin vicdan›na seslenen “kabul edilebilir” yöntemler, “bar›flç›l” ve pasif direnifller oluflturuyordu. “Cesurca çekilen gerçek ac›lar, bir tafl›n kalbini bile yumuflatabilir” ünlü sözüyle Mahatma Gandi, Hindistan halk›n›n Britanya sömürgecili¤ine karfl› savaflta izlenmesi gereken yolu göstererek, “uzlafl›c›lar” yelpazesinin “sol”dan sembolü haline geldi. Bu siyasal tavr›yla emperyalistlerce yere gö¤e s›¤d›r›lamayan Gandi’ye y›llar sonra “Nobel Bar›fl Ödülü” de verilecekti. T›pk› ayn› yelpazenin G. Afrika’daki temsilcisi Nelson Mandela’ya, Mynmar’daki Aung Son Suu Kyi’ye verilece¤i gibi… Y›llar sonra görüyoruz ki, Hindistan, burjuva-feodal düzenin gelir da¤›l›m›n›n yaratt›¤› adaletsizlik, sosyal uçurum, kültürel karmafla ve kastlaflman›n en güzide örneklerini sergilerken; G. Afrika’da açl›¤›n u¤ultusuna suni etnik çat›flmalar eklenerek on binlerce insan ölüyor; askeri diktatörlükle yönetilen Mynmar’da ise deprem enkaz›nda kalm›fl halka uzat›lan yard›m elleri darbeci generallerce engelleniyor. Hâkim s›n›flarla halk kitlelerinin “uzlaflmas›” demek ki böyle oluyor: Saraylara bar›fl içinde saltanat, kulübelere savafl içinde sefalet…

Sistemin “ara yol” aray›fllar› Dünyan›n bu ac› gerçekli¤i ve sisteme “ara yol” aray›fllar› Türkiye ve Türkiye Kürdistan›’nda fazlas›yla yank›s›n› buluyor elbette. Yar›-sömürge, yar›-feodal yap›, ayn› y›k›m tablosunun daha da çarp›lm›fl biçimlerini bar›nd›r›yor kaç›n›lmaz olarak. “Anl› flanl›” kompradorlar›m›z Avrupal› s›n›fdafllar›n›n kayg›lar›na ve aray›fllar›na ortak olarak, “ne olacak bu ülkenin hali” sorusunu sormaya bafllad›lar. Hâkim s›n›f temsilcilerinden birileri Marks’›n entelektüel düzeyde yâd etmekle yetinirken, bilumum reformist, icazetçi çevreler 68 kufla¤› devrimci ve komünist önderlerle kurdu¤u iliflki düzeyi, emperyalist kapitalistlerin Marks’la

İşçi-köylü 19 kurduklar› iliflki düzeyinin benzeridir; içeriksiz, yüzeysel ve sembolik… Dolay›s›yla sisteme “ara yol” aray›fllar›nda; hâkim s›n›flar›n “yukar›dan afla¤›ya” reformistlerin “afla¤›dan yukar›ya” keflif yolculuklar› ayn› siyasal koridorda bulufluyor. Ne Marks ne de Marks’›n çözümledi¤i toplumsal düzenin devrim savafl›nda bayraklaflm›fl Che Guevaralar, Denizler, Mahirler, ‹brahimler, burjuva-feodal s›n›flara yar olacak öze sahiptir. Onlar, ellerinde kutsal kâseleriyle “yeryüzünün lanetlilerini” teskin eden birer aziz olsalard›, emin olal›m ki hâkim s›n›f ideologlar›n›n ve reformistlerin bunca ilgisine de mazhar olmazlard›. Daha düne kadar Marks, “uygarl›¤›n huzurunu zehirli fikirleriyle bozmufl” bir “tarikat önderi” gibi görülüyordu. Di¤er devrimci ve komünist önderler kimileyin birer gaddar goflistti, kimileyin kab›na s›¤amam›fl maceraperestlerdi. Hepsinin “devri gerilerde kalm›flt›”. Dünyan›n devrime de¤il, rasyonelli¤e ihtiyac› vard›! fiimdi bata¤a saplanm›fl dünyam›z›n “rasyonel” patronlar›n›n, bu devrimci ve komünist sembollere bir “yat›r›mc›” sezgisiyle yaklaflt›klar› muhakkak. Zira, s›n›fsal kutuplaflmalar, kendisiyle beraber ideolojik kutuplaflmalar› da büyütüp, sadelefltiriyor. Hiçbir düzlemde önünü göremeyip, sürdürülemezli¤i itiraf olunan sermaye düzenlerinin yald›zlar› dökülürken, Marksizm, tüm burjuva iyimserlikleri ve post-modern yalanlar› tepeleyerek tarih sahnesine dönece¤inin iflaretlerini veriyor. Giriflimci burjuva ideologlar› da flimdiden Marksizm’i karfl›s›na almak yerine “sahiplenmeyi”, “insanc›l özünü” “keflfetmeyi” ve nihayet sosyalizmle-kapitalizmi “bar›flt›rmay›” kafas›na koymufl! fiimdiden oyunun senaryosunu tahrif ederek, sonu devrimle de¤il, reformlarla biten bir final haz›rlamaya gayret ediyor. Do¤al olarak K. Marks ve onun ideolojisi, pratik ard›llar› ateflli devrimciliklerinden soyundurulup miskin birer reformcular olarak sahneye yerlefltiriliyor. Halbuki, bizzat emperyalist kapitalizmin koflullar› bu senaryoyu ifle yaramak hale getirecektir. Kapitalizmin koflullar›n› “insanc›llaflt›rma”, “zenginli¤i alt-orta s›n›flara yayma” yoluyla, aradaki uçurumun kapat›lmaya çal›fl›lmas› bile “burjuva s›n›f›n kendi var olufl ve egemenli¤inin esas koflullar›ndan” ödün vermesini gerektiren durumlard›r. Oysa biliyoruz ki; birikmifl sermaye tüm ac›mas›zl›¤›yla her seferinde kendini daha fazla üretemiyorsa, canl› emek sömürüsü her seferinde daha fazla derinlefltirilemiyorsa, kâr güdülü üretim, kapitalisti her seferinde daha zengin, emekçi s›n›flar› daha yoksul k›lam›yorsa ve bunlara ek olarak kapitalist s›n›flar birbirleriyle rekabeti bir kenara koyam›yorsa burjuvazi kendi ipini çekiyor demektir. Dolay›s›yla hâkim s›n›flar›n oyunu daha

bafltan yanl›fl senaryolar üzerine kuruludur. Bu sahnede devrimci ve komünistlerin kendi özleriyle alabilecekleri bir yer yoktur. Merak etmesinler! Dünyan›n gidiflat› hâkim s›n›flar için bambaflka senaryolar haz›rl›yor ve ezilen halk s›n›flar›n›n dipten gelecek dalgas›nda devrimci ve komünistlerin yeri çoktan haz›r. Tüm bu yaflananlar›n arkas›nda yatan baflka bir gerçek de; hâkim s›n›flar› ve reformistleri böylesi ileri de¤erleri “sahiplenmeye”, “halkç›” söylemlere götüren fleyin; sömürü ve bask›yla preslenen halk kitlelerindeki kaynaflmalar›n, zorunlu yol aray›fllar›n›n varl›¤› ve bu dinami¤in gittikçe h›zlanmas›n›n kaz›n›lmaz olmas›d›r. “Baflka bir dünya mümkündür” sav sözünden “baflka bir dünya zorunludur” düzeyine eriflilmesi, hâkim s›n›flar için tehlike çanlar›n›n çok yak›ndan gelmeye bafllamas› anlam›na gelmektedir. Halk kitlelerinin, hâkim s›n›f siyasetlerinden, masallar›ndan kopufluna paralel “ara yol” aray›fllar›n›n da h›zlanaca¤›n›, devrimci ve komünistler simgelerini “keflfedilecek ara yollara” ikame etme çabalar›n›n artaca¤›n› flimdiden görmek gerekmektedir. Bu öngörü devrim yapma sorumlulu¤unu tafl›yanlara yeni bir görev daha yüklemektedir: devrimci usta ve önderlere as›llar›yla sahip ç›karak sistemin gerçek alternatiflerine giden yolda güç haline getirme görevini…

Yeni bir sistem gerekiyor Emperyalist kapitalist sistemin ç›kmaz› ya devrimci bir krize dönüflecek ya da ezilenlerin üzerine çökecektir. Emperyalist kapitalist hâkim s›n›flar›n birinci elden sarf ettikleri bu sözlerine kat›lmamak mümkün de¤ildir: Yeni bir sistem gerekiyor. Bu yeni sistemin, dünyay› uçurumun k›y›s›na sürükleyen sermaye/iktidar sahipleriyle “bar›fl” içinde olmayaca¤› da bir o kadar kesin. Sömürüye, soyguna kurulu sermayenin egemen oldu¤u bütün yollar, proletarya ve ezilen halk kitleleri için hiçbir yenilik tafl›m›yor. Aksine, gelinen koflullar sosyalist ve komünist toplum ihtiyac›n› daha da belirginlefltiriyor. Üstelik yüzy›l›m›z›n bafl›nda bunun nesnel koflullar› hiç olmad›¤› kadar olgunlaflm›flt›r da. Ekonomik, sosyal yaflam›n bir dayatmas› haline gelmifltir. Ancak bu olgunlaflman›n tek bafl›na yeterli olmad›¤› da aflikar. Kan ve ac› içinde k›vranan halk kitlelerinin örgütsüz oluflu, iktidar› al›p dünyay› de¤ifltirme alternatiflerinin henüz güçlü bir cephe oluflturamam›fl olmas›; nesnel koflullar›n oluflmad›¤›na de¤il, devrimci ve komünistlerin görevlerinin aciliyetine ve önemine iflaret etmektedir: Ezilen halk kitlelerini sisteme alternatif bir siyasal düzlemde seferber etme ve devrimci savafl› her alanda yükseltme görevine. Bu görev flimdi üç nedenden önemli ve acildir:

Politik gündem Birincisi; sömürü ve bask› rejimlerinin t›kan›fl›n›n hakim s›n›flarca bile s›kça itiraf edildi¤i böylesi koflullarda, sistemle devrim aras›ndaki koridorlar›n bilumum reformist, revizyonist “s›n›f uzlaflt›r›c›” güçlerce doldurulmaya bafllanmas›ndan ileri gelmektedir. Burjuva, küçük burjuva söylem ve “alternatifler” en çok böylesi zamanlarda prim yapmaya bafllayacak, devrim alternatifine set olmaya çal›flacakt›r. Ancak s›n›f savafl›m›n›n zorlu flartlar› alt›nda halk kitlelerinin da¤›n›k ve örgütsüzce de olsa verdi¤i mücadeleyi sonuna kadar götürmek, her flart alt›nda kitlelerin ç›karlar›n› sebatla savunmak; kitlelerle kaynaflman›n ve devrimci önderlik alt›nda toplanman›n yoludur. Bu ayn› zamanda “ara koridorda” gezinenleri de etkisizlefltirmenin en güçlü yoludur. K‹TLELERE GÜVEN bilincinin pratik boyutu da bunu gerektirmektedir. ‹kinci olarak da, sermaye sistemi yaln›z kendi yap›sal çeliflkisinden kaynakl› yaflad›¤› krizleri –bedelini ezilenlerin s›rt›na y›kmak flart›yla- sürdürebilme deneyimine sahiptir. Onlar›n ekonomik, siyasal krizlerini içinden ç›k›lmaz hale getirmek, bunun için devrimci kitle hareketini yaratmak Proletarya Partisi’nin önemli taktiksel görevleri aras›ndad›r. Sistemin tüm teflhir olmufllu¤unu ve krizlerini devrimci bir krize dönüfltürmek böylesi zamanlarda çok daha önemlidir. Çünkü ekonomik, siyasal, sosyal koflullar›n bunca y›k›m›, sefaleti, açl›¤› dayatt›¤› koflullarda ezilenler ya örgütlenerek kendi ç›karlar› için birbirine kenetlenecek, ya da toplumsal çözülme ve yabanc›laflma h›zlanacakt›r. Bu a¤›r flartlarda devrimci hareketin olmad›¤› yerde çürüme ve yozlaflma kaç›n›lmazd›r. Bu hem kitleler aç›s›ndan hem de genel devrimci güçler aç›s›ndan böyledir. devrimci savafl ar›nd›r›r ve güçlendirir. Bu yüzden Savafla kitlenmek ruhu ve görevi her zamankinden daha zorunlu bir hal alm›flt›r. Son olarak da, bu görev devrim mücadelesinin, iktidar hedefinin ideolojik, siyasi, örgütsel önderli¤ini yapanlar›n asli görevi ve tarihsel sorumlulu¤unda olmas›ndan kaynakl›d›r. Ezilen halk kitlelerini iktidara tafl›y›p sürükleyebilecek yegane alternatifin Proletarya Partisi olmas› bilincinin kuflan›lmas›yla ilgilidir. Bu bilinç ve sorumlulu¤a daha fazla ihtiyac›n oldu¤u görülmelidir. Bu ayn› zamanda KAZANMA bilincini ve inanc›n›n yükseltilmesini flart koflmaktad›r. Emperyalist kapitalist dünya düzeni tüm k›r›lganl›klar› ve ç›kmazlar›yla her türlü “alternatifleri” gözden geçirirken; Proletarya Partisi’nin son oturumunda ortaya koydu¤u “kitlelere güven...” fliar› bu sürecin gerekleri ve özgünlükleri aç›s›ndan bir kez daha de¤erlendirilmelidir. Ancak böyle oldu¤u takdirde günün siyasal koflullar› ve görevleri kendi anlam düzeyini yakalayabilecektir. O yüzden, flimdi, görev zaman›…


‹flflççi-köylü 20

Gö¤ün yar›s›

Kad›n Mücadele Tarihinden

Kürt Kad›nlar› Teali Cemiyeti Tarihe birçok Kürt kad›n›n›n mücadeleci kiflilikleriyle isimlerinin yazm›fl olduklar›n› görmekteyiz. 1919’da ‹stanbul’da kurulan Kürt Kad›nlar› Teali Cemiyeti bunun en güzel örne¤idir. Bu cemiyet, Kürt tarihinde ilk “Kürt Kad›nlar› Cemiyeti (Derne¤i)” olma önemine sahiptir. I. Dünya Savafl›’ndan sonra birçok Kürt, Osmanl› s›n›rlar› içerisinde yaflamlar›n› sürdürmeye çal›flmaktad›r. Bunlar›n önemli bir k›sm› Kürdistan topraklar›ndan ‹stanbul’a sürülen Kürtlerdir. Bu nüfus içerisinde ünlü Kürt ayd›nlar›, Kürt bürokratlar da bulunmaktad›r. Bunun yan› s›ra soylu Kürt ailelerine mensup olup ö¤renim görmek için ‹stanbul’da olan birçok Kürt ö¤renci ve bürokratlar da bulunmaktad›r.

Kürtler, co¤rafyalar›ndan uzak sürgün hayat›n›n vermifl oldu¤u birçok maddi ve manevi zorlu¤a ra¤men ulusal kimlik mücadelelerini yitirmeyip bu koflullara ra¤men devam ettirmekteydiler. Osmanl› ‹mparatorlu¤u ise fiilen da¤›lmakta oldu¤u Birinci Dünya Savafl›’n›n politik karmaflas›n› yafl›yordu. Kürtler, bu ortam› de¤erlendirip, ulusal mücadele verirler. Seyid Abdülkadir önderli¤inde “Kürdistan Teali Cemiyeti”ni kurarlar. Kürt Kad›nlar› Teali Cemiyeti de (KKTC), Kürdistan Teali Cemiyeti bünyesinde, befl ay sonra 1919 y›l›n›n May›s ay›nda Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun baflkenti olan ‹stanbul’da yaflayan Kürt kad›nlar› taraf›ndan kurulur.

Cemiyetin amaçlar› için Kürt Kad›nlar› Teali Cemiyeti Nizamnamesi ad›nda bir tüzük oluflturulur. Doktor Yamulkî Xan›m, konuflmas›nda derne¤in amaçlar›n› ve düflüncelerini flu sözlerle ortaya koyar: “Han›mefendiler! Biz Kürtler, çeflitli kavimleri kardefllefltiren, ‹slam’›n zuhurundan yani as›rlardan beri Türk milletinin en sad›k seveni en güçlü bir dostu ve en içten bir kardefli olarak bulunmufluzdur. Bugün bütün milletlerin al›nyaz›lar›n› baflka flekillerde ald›¤› ve herkese bir hak verildi¤i bir zamanda bizler de kendi hakk›m›z› istiyoruz. Çünkü ortada milyonlarca Kürt ve büyük bir Kürdistan var. Mukaddes emeller u¤runa en ziyade çal›flmak isteyenlere ve milletlerine olan sevgilerini göstermifl olduklar› fedakârl›klarla ispat edenlere cümlemiz bütün varl›¤›m›zla teflekkür borçluyuz.” Cemiyetin tam olarak neden kapat›ld›¤› ifade edilmemifltir. Ama 1928 y›l›nda Tiglis’te yay›nlanan Zarya Vastako gazetesinin 297. say›s›nda yay›nlanan ve muhtemelen

Kad›n hapishanelerinde iflkence ve hak ihlalleri

‹HD ‹zmir fiubesi 20 Haziran’da hapishanelerde son dönemde giderek t›rmanan hak ihlalleri ve insanl›k d›fl› uygulamalar ile ilgili bir bas›n aç›klamas›

Esra intihar m› etti, öldürüldü mü? Ankara’da intihar etti¤i iddia edilen ve cenazesi Yüksekova’da topra¤a verilen Esra Daren’in ailesi k›zlar›n›n vücudunda darp izleri oldu¤unu belirterek, suç duyurusunda bulundu. Aile olay›n intihar olmad›¤›n› dile getirerek, savc›l›ktan tekrar otopsi yap›lmas›n› istedi. 2002 y›l›nda Yüksekova Emniyet Müdürlü¤ü’nde görev yapan polis memuru V. Daren ile evlenerek Ankara’ya yerleflen 1988 do¤umlu Esra Daren’in (Öztekin) 16 Haziran’da Ankara’daki evinde intihar etti¤i iddia edilerek cenazesi ailesine teslim edilmiflti. K›zlar›n›n ölüm haberi üzerine cenazeyi Yüksekova’ya getirerek topra¤a veren Daren’in ailesi k›zlar›n›n daha önce bask›lardan dolay› evden kaçt›¤›n› belirtti.

yapt›. Aç›klamada Sincan Kad›n Hapishanesi’nde, K›r›klar 2 Nolu F Tipi Hapishanede ve Ayd›n E Tipi Hapishanesi’nde son dönemde yaflanan hak ihlallerine yer verildi. Bas›n aç›klamas›n› okuyan Ahmet Alagöz, Sincan kad›n hapishanesinde tutuklu bulunan Fatma Kapçak, Günefl Arduç, Raife Algül, Nuriye Adet ve Nazliye Erkan’›n duruflmaya götürüldükleri Ankara Adliyesi’nde dövüldüklerini, kad›n tutsaklar›n özellikle kafa bölgelerine ve bacak aralar›na vuruldu¤unu söyledi. Alagöz ayr›ca elleri kelepçeli olmas›na ra¤men tutsaklara sopa, demir çubuk ve tekmeler ile sald›r›ld›¤›n›, jandarman›n oluflturdu¤u koridorda “as›l s›rat köprüsü buras›” diyerek, yumruk ve tekmeler ile tutsaklar›n darp edil-

di¤ini ifade etti. Ayr›ca Ayd›n E Tipi Hapishanesi’nde bulunan kad›n tutsaklar›n da ak›l almaz uygulamalara maruz kald›klar›n› söyleyen Alagöz, Durket Süren ve Nefle Kayacan’›n “yatak yok” gerekçesiyle tuvaletin önüne konmufl bir yatakta yat›r›ld›klar›n›, siyasi tutuklular›n ç›r›lç›plak soyularak arand›klar›n› ve gardiyanlara ait tuvaletlerin de kad›n tutsaklara temizletildi¤ini ve ayr›ca siyasi tutsaklar›n hapishane yönetiminin k›flk›rtmas› sonucu adli tutuklular›n hedefi haline geldi¤ini belirtti. Alagöz, benzer hak ihlallerinin K›r›klar F Tipi ve Ayd›n Karacasu Kapal› Hapishanesi’nde de yafland›¤›n›, sald›r›lar karfl›s›nda “içerinin” sesi olma çabalar›n›n devam edece¤ini ve tutuklu ve hükümlülerin yaln›z olmad›¤›n› söyledi. (‹zmir)

K›zlar›n›n polis olan eflinin Kürtlere düflman oldu¤unu, bu nedenle k›zlar›n› eve hapsetti¤ini öne süren aile, ölüm nedeninin araflt›r›lmas› ve otopsi ifllemlerin yeniden yap›lmas› için Yüksekova Savc›l›¤›’na baflvuruda bulundu. (H. Merkezi)

Ancak kad›n örgütleri davay› takip etmekte kararl›. Davan›n bir sonraki duruflmas› 10 Temmuz 2008’de yine Sultanahmet Adliyesi’nde görülecek. Ayfle Y›lbafl’›n babas› Mahmut Y›lbafl’tan vekâlet alan avukatlar davay› izleyecekler. Her duruflmada baflka bir kad›n örgütünün müdahil olmay› talep edece¤ini belirten Avukat Meriç Eyübo¤lu, amaçlar›n›n bu davada haks›z tahrik indirimim mekanizmas›n›n kullan›lmamas›n› sa¤lamak oldu¤unu belirtti. Duruflmadan önce kad›n örgütleri bir bas›n aç›klamas› yaparak davaya taraf olduklar›n› vurgulad›lar. Kad›n cinayetlerinde ve kad›na yönelik suçlarda “bahane” kabul etmediklerini söyleyen grup ad›na aç›klama yapan Filiz Karakufl her gün erkek yak›nlar› taraf›ndan katledilen kad›nlara dair haberlerin medyada yer ald›¤›n› an›msatt›. (H. Merkezi)

Kad›nlar Y›lbafl› davas›ndan vazgeçmiyor! Ayfle Y›lbafl’›n kocas› taraf›ndan öldürülmesi davas›nda Mor Çat› ve Amargi’nin müdahillik talebini hakim “zarar görmediniz” diye reddetti. Astsubay Hüseyin Günefl Özmen’in, efli stajyer doktor Ayfle Y›lbafl’› öldürmekten yarg›land›¤› dava, 12 Haziran tarihinde ‹stanbul 4. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme kad›n örgütlerinin davaya müdahil olma talebini kabul etmedi.

27 Haziran-10 Temmuz 2008 efli Dilara Han›m, cemiyetin ‹stanbul’daki faaliyetlerine kat›lm›fl olan Kamil Bedirxan taraf›ndan yaz›lan makalesinde “Konstantinopolis milliyetçilerinin hilekârl›klar› ve soruflturmalar› yüzünden” kapat›ld› denmifltir. Ana örgüt olan Kürdistan Teali Cemiyeti de Kemalist rejim taraf›ndan kapat›lm›flt›r. KKTC, o dönemde Kürt kimli¤inin geliflmesi, Kürt kad›n›n›n ulusal mücadeleye kat›lmas›, Kürt çocuklar›n›n ve kad›nlar›n›n e¤itim alan›nda önemli geliflmeler kat etmelerine vesile olmufltur. Yaflam mücadelesi içinde kad›n›n rolü ve yeri çok büyüktür. Günümüzde de Kürt kad›n› birçok bask›ya ra¤men mücadeleci kiflili¤ini yitirmemifltir. ‹nan›yoruz ki bugün de Kürt kad›n›na do¤ru zeminler ve ortamlar sunulursa yapabilece¤i birçok fley olur. Kürt kad›n› dün oldu¤u gibi bugün de yüzy›llard›r verilen Kürt ulusal mücadelesine ad›n› tarihe yazd›racak pratikler ortaya koyacakt›r. (Mizgîn Dergisinin web sitesinden k›salt›larak al›nm›flt›r)

Yorumsuz... * 10 Haziran: Erkek evlat do¤urmak, kad›n için özel bir itibar meselesiyken, bunu tersi durumlarda feodal kültürün etkisiyle neler yafland›¤›na bir örnek daha düfltü gazete sayfalar›na… Gebze’de “koca” Ç.Ç, befl ayl›k hamile olan eflini k›z çocuk do¤uracak diye dövdü. Gerekçe çok net; “Çocuk neden o¤lan de¤il?” Devam›nda yaflanan ise, ülkem hukukunun ne cins bir hukuk oldu¤unu gösterdi. Savc›l›k, eflini döven “koca”y› sorgudan sonra serbest b›rakt›. * 17 Haziran: ‹stanbul-Bak›rköy’de bankta oturan üç k›za laf atan flehir magandalar›, olaya tepki gösteren Gökhan Hançer’i b›çaklayarak öldürdüler. * 17 Haziran: Bursa’n›n Y›ld›r›m ilçesinde babas›ndan gördü¤ü fliddete dayanamayarak evden kaçan ve polise s›¤›nan 12 yafl›ndaki k›z çocu¤u ve yine ayn› flekilde fliddete maruz kalan iki kardefli dayakç› babaya geri teslim edildi. * 18 Haziran: Karaman’da h›rs›zl›k için girdi¤i evde 9 yafl›ndaki k›z çocu¤una tecavüz eden 24 yafl›ndaki ‹brahim K. yakaland›. ‹brahim K.’n›n bir baflka çocu¤u da taciz etti¤i ö¤renildi. * 19 Haziran: Ayd›n’›n Germencik ‹lçesi’ne ba¤l› Ortaklar Beldesi’nde May›s ay›nda dört çocu¤a tecavüz etti¤i ortaya ç›kan kiflinin evi mahalle sakinleri taraf›ndan yak›l›rken, S.Y’nin ailesinin beldeyi terk etti¤i belirtildi.


27 Haziran-10 Temmuz 2008

‹flflççi-köylü 21

Gö¤ün yar›s›

Anneli¤in yaflan›fl biçimi de s›n›fsald›r! Do¤urganl›k, biyolojik yap›s› nedeniyle kad›na ait bir özelliktir. Bu biyolojik özellik insan türü ortaya ç›kt›¤›ndan beri var. Fakat annelik de her fley gibi tarih içinde de¤iflimlere u¤rad›, farkl› anlamlar yüklendi. Anaerkil toplumda kad›n, ekonomik hayatta daha etkin ve üretici oldu¤undan toplumsal yaflamda da etkin ve belirleyiciydi. Ve bu dönemde çocu¤a tüm topluluk/klan taraf›ndan bak›l›r, yetifltirilirdi. Özel mülkiyetin ortaya ç›kmas› ve erkek elinde toplanmas› ile birlikte, kad›n›n ekonomik ve dolay›s›yla toplumsal yaflamdaki etkinli¤i azald›; ikinci cins, ezilen, sömürülen pozisyonuna itildi. Böylece kad›nlar ekonomik ve dolay›s›yla toplumsal yaflam›n tamamen d›fl›na itildi; çocuk do¤urma ve ev iflleri tam anlam›yla tek u¤rafl› haline geldi. Ataerkil sistemin ortaya ç›kmas›yla do¤urganl›k, annelik kad›na bir yük haline getirilmifl oldu. Soyun devam› ve “temizli¤i” için “al›nan” kad›n, do¤uram›yorsa ifle yaramaz bir “fley”dir. Toplumda alabildi¤ine afla¤›lanan, horlanan kad›n, ancak ana oldu¤unda bir “de¤er” görmektedir. Ancak burada da de¤erli olan kad›n de¤il, çocuk do¤urarak neslin devam›n› sa¤lamas› özelli¤idir. Bu nedenle “k›s›r” kad›nlar afla¤›lan›r. Bir alet çal›flmad›ktan sonra, bir s›k›nt› kayna¤› olmaktan baflka ne anlam› vard›r ki sahibi için?! Günümüzdeki toplumda zaten köle olan kad›n›n, çocuk do¤urmas›-anneli¤i, kölelik zincirine yeni ve büyük bir halka anlam›na gelir. Çünkü çocuk yetifltirmenin, bu zor, oldukça karmafl›k iflin tüm yükü kad›n›n s›rt›na yüklenmifltir. Çocuk do¤urmak, kad›na özgü bir ifllev oldu¤u halde, onu yetifltirmek hiç de böyle de¤ildir. Ama ataerkil sistemde çocuk yetifltirmek sadece kad›n›n görevi olagelmifltir. Kad›n› tüketen ev ifllerine bir de çocu¤un eklenmesi, onu iyice tüketmektedir. Kad›n›n do¤urup do¤uramamas› ile bu denli ilgilenilirken, sonras› süreç ilgi konusu olmaz. Kad›n›n çocuk yetifltirmesi ve bunun için eme¤ini, özverisini s›n›rs›zca sarf etmesi, sa¤l›¤›ndan, rahat›ndan, ekonomik-toplumsal-siyasal vb. tüm yaflant›s›ndan vazgeçmesi “do¤al”, aksi ise kabul edilemez görülür. Art›k kad›n›n tüm zaman› ev iflleri ve çocuk bak›m› ile doludur. Tüm bu ifller kad›na yüklenmifl oldu¤undan çal›flamaz, böylece kocaya olan ekonomik (ve dolay›s›yla di¤er) ba¤›ml›l›¤› daha da artar. Kad›n için hapishane olan evin duvarlar›, do¤urmas› ile birlikte, art›k firar edemeyece¤i kadar yükselmifl

olur; boflanamaz, çünkü çocuk vard›r! O zindan hayat›nda, müebbede çarpt›r›lmas›n›n mührü olur anneli¤i. Tüm bunlar do¤an›n de¤il erkek egemenli¤inin sonucudur. Do¤a, ka-

lirken, bu durumu en çok emekçi kad›nlar›n yaflad›¤› gizlenir. Yine do¤um s›ras›nda zor ve sa¤l›ks›z flartlarda, t›bbi destek almadan, hatta bazen tarlada vb. çal›fl›rken do¤urur. Do¤um s›ras›nda bebek ve anne ölümleri de yine

d›nlara do¤urganl›¤› arma¤an etmifltir, fakat ataerkillik bu arma¤an› bir yüke dönüfltürmüfltür. Erkek egemen sistem, kad›na, meslek sahibi olmas›n› ve hayat›n tüm alanlar›nda kendini gelifltirerek özgür bir cins olmas›n›, erke¤e ba¤›ml› olmadan yaflayabilme olanaklar›n› yok ederek, evlenmeyi biricik geçim kap›s›, yaflam›n› idame edebilece¤i tek olanak olarak sunar. Bu durumda kad›n, kendine biçilmifl rolü oynamaya zorunlu b›rak›lmaktad›r. Çocuk do¤urmak ise, bu rolün evlenmekten sonraki en temel gere¤i olarak kurulmufltur. Erkek egemen devlet, tüm konularda oldu¤u gibi gebelik ve annelikte de kad›n›n s›rt›ndaki yükü kald›rmak bir yana az›c›k hafifletmek için bile hiçbir giriflimde bulunmaz/bulunamaz. Aksine bu sistem her fleye kâr gözüyle bakt›¤› için, bu ihtiyaçlar› da kendi burjuva-feodal niteli¤ine uygun “giriflimcilik ruhu” ile yapar. SSGSS yasas›ndaki kad›nlara yönelik kazan›lm›fl haklar›n s›f›rlanmas›, geri al›nmas› bunun en son örne¤idir. Sa¤l›k, krefl, e¤itim, bak›m vb. tüm bunlar parayla sat›lan hizmetlerdir ve tamam› zengin, egemen s›n›f kad›nlar› içindir. Emekçi kad›nlar bunlardan ya hiç yararlanamaz ya da s›n›rl› olarak ve diflinden t›rna¤›ndan art›r›p en temel ihtiyaçlar›ndan k›sarak yararlanabilir. Yoksul, ezilen kad›n ise gebeli¤ini çok zor geçirir, bahsedilen olanaklara sahip de¤ildir. Hatta gebeyken, en zor flartlarda bile çal›fl›r/çal›flmak zorundad›r. Çocuk düflürme istatistikleri veri-

yoksullar içinde yayg›nd›r. Ülkemizde birçok kad›n›n hastane masraflar›n› ödeyemedi¤inden bebe¤iyle birlikte rehin tutulmas› s›k yaflanan olaylardand›r. Yani anneli¤in yaflan›fl› da s›n›fsal farkl›l›klar gösterir. Devletin niteli¤i ve politikalar› ile bu farkl›l›k sürekli büyütülür ve korunur. Fakat bu bir kader, de¤iflmez bir gerçek de¤ildir. Kad›n›n cinsiyetinin ve anneli¤inin kendine yük ve ›st›rap kayna¤› olmad›¤› bir toplum olanakl› ve de zorunludur. Bu, Demokratik Halk ‹ktidar› ve sosyalist toplumdur. Sosyalist toplumda tüm emekçi kad›nlara ve çocuklara, tamam› ücretsiz olan gebelik öncesi, s›ras› ve sonras›nda sa¤l›k ve e¤itim, krefl ve anaokullar›, yemekhaneler, çamafl›rhaneler, do¤um öncesi ve sonras› ücretli için, emzirme izinleri, gebe ve emzikli kad›nlar ile bebeklerine sa¤l›¤› ve geliflimi için özel beslenme olanaklar›, e¤itim kurumlar›n›n tamamen ücretsiz olmas›, hukuki koruma gibi olanaklar sa¤lanacakt›r. Tüm

bunlar, kad›n›n annelikten dolay› bedensel ve ruhsal s›k›nt›lar›n› en aza indirecektir. Ev iflleri ve çocuk bak›m›n›n toplumsallaflmas›, onun ba¤›ms›zlafl›p kendini e¤itim, çal›flma, toplumsal, siyasal, kültürel vb. tüm alanlarda erkekler kadar yer alabilmesinin önünü açacakt›r. Böylece kad›na anal›¤› bir yük olmayaca¤› gibi anal›¤›yla de¤il bir bütün olarak insanl›¤›yla onurlanacak, insanca bir yaflama kavuflacakt›r. Sovyetler Birli¤i deneyiminde de görüldü¤ü gibi, sosyalizm en çok kad›nlar›n hayat›nda de¤iflikliklere neden olmufltur. Kad›nlar o zamana kadar efli görülmemifl bir özgürlük ve eflitlik düzeyine ulaflm›fllard›r. Hayat›n tüm alanlar›nda aktif olarak yer alabildi¤inden, erke¤e ba¤›ml› de¤ildir. Ekonomik veya toplumsal bask› nedeniyle de¤il sadece sevdi¤i için ve kendi tercih etti¤i kifliyle evlenecek, do¤urmad›¤› için d›fllanmay›p do¤urmakla de¤er kazanmayacak, “çocu¤um var, onun gelece¤i ne olacak?” kayg›s› tafl›madan aradaki sevgi-aflk bitti¤inde uzun mahkeme süreçlerine ve bir y›¤›n saçma tan›kl›klara gerek kalmaks›z›n boflanabilecektir. Öyleyse sorunun çözümü do¤urmamak, ana olmamak de¤ildir. Do¤an›n kad›na sundu¤u do¤urganl›k arma¤an›n› bir ceza olmaktan ç›kar›p gerçek bir arma¤ana dönüfltürmek mümkün. Çocuk bak›m›n›n efller aras›nda paylafl›lmas›, sa¤l›k, e¤itim, krefl, anaokulu gibi hizmetlerin özellefltirilmesine karfl› ç›kmak, kad›nlar›n ellerinden al›nan do¤um ve emzirme izinleri, annelik yard›mlar›, iflyerlerinde krefllerin bulundurulmas› vb. kazan›lm›fl haklar›n geri al›nmas› için örgütlenmek ve mücadele etmek gerekir. Ve tam bir çözüm için anal›¤›, kad›n› ezme arac› yapan egemen özel mülkiyet sistemi ortadan kald›r›lmal›d›r.


Tarihten Sayfalar

Dönemin Cumhurbaflkan› Süleyman Demirel; “Fevkalade hassas bir konu… devlet güçleriyle halk karfl› karfl›ya getirilmemelidir, olay münferittir. A¤›r tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmifl... Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapm›fllard›r... Karfl›l›kl› gruplar aras›nda çat›flma yoktur”. (Otel yak›ld›¤› s›rada)

İşçi-köylü 22

Gün tutuflur can›m gece tutuflur! Pir Sultan Abdal etkinlikleri kapsam›nda Sivas’ta bir araya gelen ayd›n, sanatç›, yazar ve ozanlar›m›z kald›klar› Mad›mak Otelinde sald›r›ya u¤rad›. Katliamdan önce “Aziz Nesin dinimize küfrediyor”, “Din elden gidiyor”, “Müslüman mahallesinde salyangoz satt›rmay›z” manfletleri ile ç›kan yerel gazeteler yaflanacaklar›n haberini önceden yap›yordu. Tehditler ve Konya ve Kayseri’den faflist-gericilerin Sivas flehir

da bulundu¤u 33 yürek katledildi. 51 kifli kendi imkânlar› ile a¤›r yaralarla kurtuldu. Kurtulanlar›n aras›nda Sivas valisi Ahmet Karabilgin’in özel davetlisi olarak Sivas’a gelen Aziz Nesin de vard›. Olay›n duyulmas› ile özellikle ‹stanbul ve Ankara’da on binlerce insan sokaklara döküldü. Katliam› protesto eden halk karfl›lar›nda yine devleti buldu. Polis eylem yapan halka Sivas’ta yakanlar› aratmayacak bir flekilde sald›rd›.

H›z›r Pafla oyunlar› tutmayacak! Devlet, tarihi boyunca egemenlere,

Dönemin Baflbakan› Tansu Çiller

S

Baflbakan Yard›mc›s› Erdal ‹nönü

BBP Genel Baflkan› Muhsin Yaz›c›o¤lu “ ... Türkiye’de ve yurt d›fl›nda, sözleri ile büyük tepkilere yol açan Aziz Nesin’i Sivas gibi hassas bir ilimize getirerek zehrini kusmas›na sebep olanlar, olaylar›n birinci derecede sorumlusudur..”

Polis telsizinden bir anons: Tafl at›yorlar, ne yapal›m. Cevap veriliyor: - Anlafl›ld›. Müdahale etmeyin. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta 33 ayd›n, sanatç›, yazar Mad›mak Otelinde diri diri yak›ld›. O gün Sivas’ta bir katliam sahnelendi. Halk›m›z›n iyiden, güzelden, sanattan, bilimden yana atan yüre¤inden bir parça kopar›ld›. Katliam öncesi yap›lan her aç›klama ile katliam›n bir tu¤las› örüldü. Vicdan ad›na, onur ad›na, insanl›k ad›na ne varsa o gün Sivas’ta atefle at›ld›. Halk›m›z›n yüre¤inde, bilincinde filizlenen insanl›k de¤erleri o gün yok edilmek istendi. Türkülerimiz, romanlar›m›z, fliirlerimiz, halaylar›m›z korkular›yd›. Halk›m›z›n ilerici de¤erlerini gelece¤e tafl›yacak, zenginlefltirecek, üretecek birikmelerimiz atefle verildi.

birlikte bu politikalar h›z kazand›. CHP arac›l›¤› ile “fleriata karfl› laiklik söylemleri” ile Aleviler düzene entegre edilmeye çal›fl›ld›/çal›fl›l›yor. Alevilere karfl› H›z›r Pafla oyunlar› bugün yeni biçimler alt›nda sürüyor. Alevi kökenli yazarlar-siyasetçiler eliyle Aleviler devlete yedeklenmek isteniyor. Bunun son örne¤i Reha Çamuro¤lu’nun dan›flmanl›¤›nda AKP’nin Alevi aç›l›m oldu. Büyük iddialarla ortaya at›lan bu aç›l›mla düzenlenen Alevi yeme¤i ise tam bir fiyasko ile sonuçland›. Reha Çamuro¤lu Alevileri AKP’nin politikalar›na kanalize etmek için birçok giriflimde bulundu. An-

ivas katliam›na karfl› devrimci, demokrat kamuoyu sessiz kalmad›. On binlerce insan›n kat›l›m› ile polisin fliddetine ve azg›nca sald›r›lar›na ra¤men eylemler gerçeklefltirildi. Sivas san›klar›n› tafl›yan araç Halk Ordusu taraf›ndan yap›lan bir eylemle havaya uçuruldu.

“Sivas’ta baz› üzücü olaylar olmufltur. Devlet oradad›r. (...) otelin etraf›n› saran vatandafllar›m›za hiçbir biçimiyle zarar gelmemifltir !.. Halktan kimsenin burnu kanamam›flt›r ve ölenler de ç›kan yang›ndan bo¤ularak ölmüfllerdir.” (olaydan sonraki ilk aç›klama)

“Olaylar s›ras›nda, güvenlik güçlerinin özverisi sayesinde itfaiyeye yol aç›lm›fl ve vatandafllar›m›z›n daha fazla zarar görmemesi sa¤lanm›flt›r.”

27 Haziran-10 Temmuz 2008

merkezine getirilmesi ile senaryonun ilk bölümü tamamlanm›fl oluyordu. 2 Temmuz günü Sivas merkezde bulunan Pafla ve Meydan camilerinden ç›kan güruh, etkinliklerin yap›ld›¤› kültür merkezine sald›rd›. ‹çerdeki kitlenin direnifli ile ç›kan çat›flman›n ard›ndan yönünü Mad›mak Oteline çeviren sald›rganlar otelin çevresini kuflatarak içerdekilerin d›flar› ç›kmas›n› engelledi. Att›klar› sloganlarla “fleriat” isteyen ve “cihat” ça¤r›s› yapan gözü dönmüfl güruh oteli atefle verdi. Güruh için her fley haz›rlanm›flt›. Sald›r›da kullan›lacak tafllar bir gün öncesinde tamirat yap›lacak gerekçesiyle belediye taraf›ndan alana y›¤›lm›flt›. Polis ve jandarma çekilmifl, kulaklar›n› t›kam›fl, katliam için her fley haz›rlanm›flt›. Otelin yak›lmas› ile kontrolden ç›kan kalabal›k yanan otele azg›nca sald›rmaya bafllad›. Saatlerce süren olaylarda herkesin gözü önünde ve bilgisi dâhilinde gerçekleflen linç ile tarihimize yeni bir katliam kanla kaz›n›yordu. ‹çerden yard›m isteyen insanlar›n feryatlar› Sivas’tan gökyüzüne ulafl›rken hükümet seyrediyor, jandarma sadece bak›yor, polis görmüyordu bile. Otelin yak›lmas›n›n ard›ndan Refah Partili Belediye Baflkan› Temel Karamollao¤lu gözü dönmüfl güruha zafer sarhofllu¤u ile sesleniyordu: Gazan›z Mübarek olsun! Katliam s›ras›nda halk›m›z›n yetifltirdi¤i de¤erli ozanlar›m›zdan Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin, yazar As›m Bezirci, flair Metin Alt›ok’un aralar›n-

sömürücülere karfl› isyan gelene¤ini yaflatan Alevi inanc›ndan halk›m›za olan düflmanl›¤›n› Sivas ile yeniden hat›rlatt›. Elbette bu son da olmayacakt›. Aradan uzun bir süre geçmesini de beklemeden. 12 Mart 1994’te devlet bu defa ‹stanbul Gazi Mahallesinde yo¤un olarak Alevilerin oturdu¤u ancak esas hedef olarak düzene, muhalif halk›m›za kin kusuyordu. Devlet, Gazi’de (ve ard›ndan 1 May›s Mahallesinde) faflist-fleriatç› güçlerini kullanma gere¤i duymadan bizzat kendisi katliama giriflti. Polis halk›n üzerine atefl açt› kahvehaneler tarand›, sonuç: 37 ölü. Sivas katliam›na karfl› devrimci, demokrat kamuoyu sessiz kalmad›. On binlerce insan›n kat›l›m› ile polisin fliddetine ve azg›nca sald›r›lar›na ra¤men eylemler gerçeklefltirildi. Sivas san›klar›n› tafl›yan araç Halk Ordusu taraf›ndan yap›lan bir eylemle havaya uçuruldu. Egemenler yüzy›llard›r ezilmiflliklerinden dolay› ilerici, demokratik dinamikleri içinde bar›nd›ran Alevileri yok etmek amac›yla türlü oyunlar, katliamlar gerçeklefltirdi. Yavuz Sultan Selim Anadolu’da Alevileri k›r›mdan geçirdi. H›z›r Pafla isyan eden halk› ve önderi Pir Sultan Abdal’› dara¤ac›nda katletti. Ancak tüm bunlara ra¤men Aleviler direniflten ve isyandan vazgeçmedi. Kültürünü, direniflçi yan›n›, düzene karfl› öfkesini yaflatmay› baflard›. Egemenlerin Alevileri ehlilefltirme gayretleri de hiç bitmedi. Mustafa Kemal’le

cak Alevilerin çok büyük bir k›sm› AKP’nin aç›l›m›na gereken dersi verdi ve kültürlerine, geleneklerine sahip ç›karak AKP’nin Alevi oyunun bozdu. Reha Çamuro¤lu’nun AKP’den istifa etmesi ile de AKP’nin aç›l›m› iflas etti. Alevilere yönelik son harekât Cem Vakf› Baflkan› ‹zzettin Do¤an eliyle gerçeklefltiriliyor. ‹zzettin Do¤an gazetelere verdi¤i aç›klamalar ile “Fethullah Gülen’e haks›zl›k yap›ld›¤›n›” iddia etti. ‹zzettin Do¤an, Fethullah Gülen’i Naz›m Hikmet’le karfl›laflt›rma aymazl›¤›n› da sergileyerek Alevilerin Gülen’e bak›fl›n› de¤ifltirmeye çal›flmakta. ABD emperyalizminin ›l›ml› ‹slam projesinin bir ürünü olan Fethullah Gülen’e yönelik yaklafl›mlar› ile ‹zzettin Do¤an nerede durdu¤unu da göstermektedir. Devlet taraf›ndan üstün hizmet madalyas› ile ödüllendirilerek önü aç›lan ve kadrolaflmas› sa¤lanan Fethullah Gülen’i demokrat gösterme oyunu t›pk› öncekiler gibi tutmayacakt›r. Bu demeçlere karfl›l›k Alevi örgütlerinin ‹zettin Do¤an’a yönelik tepkisi ise gecikmedi. Alevi inanc›ndan halk›m›z toplumsal paylafl›mdan, adalet ve isyandan, iyi ve güzelden yana de¤erlerine sahip ç›karak H›z›r Pafla oyunlar›n› yerle bir edecektir. Çünkü halk›m›z Marafl’›, Çorum’u ve Sivas’›n ateflini hiç unutmayacak. Sivas’ta yüre¤imizden bir parça koparan atefl, zulme karfl› isyan›m›zda bize hep güç verecek ve karanl›klar› y›rtacak.


İşçi-köylü 23

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Kültür Sanat

Cengiz Aytmatov’un, devrimin kuca¤›ndan, modern revizyonizme giden yolculu¤u sona erdi!

Aytmatov yazarl›¤›n›n uzunca bir bölümünde toplumsal gerçekçi bir hat izlemifl, Ekim Devrimi sonras›nda, sosyalizmin inflas› s›ras›nda yaflanan s›k›nt›lar›, kendisinin de birebir yaflad›¤› savafl›n y›k›m›n›, özellikle de eme¤in ve insan›n yüceli¤ini yans›tm›flt›r eserlerine. Ancak sosyalizmin de¤erlerinin öne ç›kt›¤› bu eserlerin yerini, sonraki y›llarda modern revizyonizmden etkilenmenin izlerini tafl›yan eserler almaya bafllar. Ve Aytmatov giderek modern revizyonizmin sözcülü¤üne soyunur. Ünlü K›rg›z yazar Cengiz Aytmatov 10 Haziran’da, Almanya’da, tedavi gördü¤ü hastanede yaflam›n› yitirdi. Çok say›da kitab› Türkçeye çevrilmifl olan yazar›n, en bildik romanlar›, 1963’te yay›nlanan ilk roman› “Toprak Ana”, “Cemile” ve “Yol Arkadafl›”d›r. “Yol Arkadafl›” ayn› zamanda “Selvi Boylum Al Yazmal›m” ad›yla filmlefltirilmifltir. Aytmatov’un babas› 1937 y›l›nda devrim karfl›tlar› davas›nda yarg›lanm›fl, ancak amcas› 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’nda emperyalistlere karfl› sosyalizmi savunmak için savafl›rken yaflam›n› yitirmifltir.

Cengiz Aytmatov kimdir? K›rg›zistan’›n Talas eyaletine ba¤l› fieker köyünde 1928 y›l›nda dünyaya gelen Aytmatov, babas› Törekul’un görevi nedeniyle bir süre Moskova’da e¤itim gördü. Annesi ve üç kardefliyle yeniden fieker köyüne dönen Aytmatov, yan›na s›¤›nd›¤› babaannesi Ay›mkan Han›m ve halas› Karak›z’dan eski K›rg›z efsanelerini, masallar›n› ve halk türkülerini dinledi. Aytmatov, 2. Paylafl›m Savafl› s›ras›nda kolhozlarda katiplik, postac›l›k ve vergi memurlu¤u yapt›. Böylece halk›n›, kurumlar›, insanlar›n büyük ac›lar karfl›s›ndaki durumlar›n› yak›ndan tan›ma imkan› buldu. Tüm bu deneyimlerini daha sonraki y›llarda yazd›¤› eserlerine yans›tt›. K›rg›zistan’da üniversite e¤itimi gören Aytmatov, e¤itimini bitirdikten sonra çeflitli yaz›lar kaleme ald›. 1956 y›l›nda ise Moskova’daki Yüksek Edebiyat Kurslar›na kabul edildi. Aytmatov’un bu y›llarda kaleme ald›¤› “Cemile” adl› eseri 1958 y›l›nda Sovyetlerin en önemli dergisi Novy Mir’de yay›mland›. “Cemile”nin Frans›z-

caya çevrilmesinin ard›ndan, ünlü Frans›z flair, elefltirmen Aragon’un “Cemile”yi “dünyan›n en güzel aflk öyküsü” olarak tan›mlayan yaz›s›, Aytmatov’un tüm dünyada tan›nmas›n› da beraberinde getirdi.

Politik “yolculu¤u” Aytmatov yazarl›¤›n›n uzunca bir bölümünde toplumsal gerçekçi bir hat izlemifl, Ekim Devrimi sonras›nda, sosyalizmin inflas› s›ras›nda yaflanan s›k›nt›lar›, kendisinin de birebir yaflad›¤› savafl›n y›k›m›n›, özellikle de eme¤in ve insan›n yüceli¤ini yans›tm›flt›r eserlerine. Baflta, en büyük eserlerinden biri olan,“Toprak Ana” olmak üzere, çok say›da eserine damgas›n› vuran da onun bu hatt› olmufltur. Ancak sosyalizmin de¤erlerinin öne ç›kt›¤› bu eserlerin yerini, sonraki y›llarda modern revizyonizmden etkilenmenin izlerini tafl›yan eserler almaya bafllar. Ve Aytmatov giderek modern revizyonizmin sözcülü¤üne soyunur. Art›k eserlerinde direngenlik, en kötü koflullarda bile ayakta kalma azmi yoktur. Proletarya diktatörlü¤üne yönelik ilk bafllarda çekingence daha sonralar› ise “cesur” “elefltiriler” vard›r. Büyük Ekim Devriminin çocu¤u Aytmatov’un modern revizyonizme giden yolculu¤u alabildi¤ince “h›zl›” bir seyir izlemeye bafllam›fl ve Aytmatov art›k k›r›lm›flt›r! “Toprak Ana”da, yafll› bir ana olan Tolunay’a; “Toprakla su, insanlar aras›nda eflit olarak paylaflt›r›l›rsa, bizim de kendi tarlam›z olursa, biz de kendi tohumumuzu eker, kendi ekinimizi biçersek mutlu oluruz. ‹nsan için en büyük mutluluk budur” dedirten, gerçek bireysel mutlulu¤un toplumsal mutluluktan geçti¤ini, bunun d›fl›nda bir yaflam›n kabul edilmezli¤ini “Ekmek esmerdi, kat›yd›

ama dünyada hiçbir fleyle karfl›laflt›r›lamayacak kadar tatl› bir kokusu vard›, günefl kokuyordu, taze saman kokuyordu, duman kokuyordu. Bir filiz nas›l tohumdan do¤arsa bir anan›n mutlulu¤u da halk›n mutlulu¤undan do¤ar. Halk›n hayat›ndan uzak kalan bir anan›n hayat› yoktu” sözleriyle yans›tan, sorunlar›n toplumsal bir mekanizma içersinde afl›labilirli¤ini ise “‹yilik, da¤larda, yollarda yaflanmaz. ‹nsan rastlant›yla karfl›laflmaz iyilikle. Ancak bir baflka insandan ö¤renir. ‹nsan›n hayat› bir da¤ yoluna benzer, iner, ç›kar, uçurumlar›n kenar›ndan geçer. Hep tek bafl›na aflamazs›n o yolu, ama herkes elini uzat›rsa sana, çabucak aflars›n. Hayat›m›z böyle iflte” yorumuyla dile getiren Aytmatov yoktu art›k! 1958 y›l›nda yazd›¤› “Elveda Gülsar›” yazar›n sosyalizme ve onun de¤erlerine de “veda” edifliydi ayn› zamanda. Bu kitab›nda, sosyalist sisteme ve proleter devlete dönük elefltirilerini aç›k bir sald›r›ya dönüfltürmüfltür. “Elveda Gülsar›”y›, sosyalizmin savafl açt›¤› gerici de¤erleri ve gelenekleri savunan “Gün Olur Asra Bedel” roman› izler. Bu eserinde art›k sosyalizmi “totaliter”, “bask›c›” bir rejim olarak tan›mlamaktad›r. ‹lerleyen y›llarda kaleme ald›¤› “Difli Kurdun Rüyas›”nda ise toplumsal mülkiyete övgünün yerini, toprak mülkiyetinin savunulmas› alm›flt›r. Devrimin çocu¤u olarak do¤an, yine devrimin özgürlefltirici ortam›nda filiz verip yefleren Aytmatov’un bu “de¤iflimi” okur kitlesine de yans›d›. Baflta faflist TC egemenleri olmak üzere, gerici, faflist çevrelerin d›fl›nda kimseden “ra¤bet” göremedi. O art›k ezilen halklar›n gönlünde de¤il, Gorbaçov gibi modern revizyonizmin mimarlar›n›n masas›nda yer bulabiliyordu kendine. Aytmatov sosyalizme ihanetini, ölümüne kadar sürdürdü.

“Yar bana bir bar›fl”

Eskiflehir Sanat Derne¤i taraf›ndan “Liseler Aras› Tiyatro fienlikleri” kapsam›nda düzenlenen “Yar Bana Bir Bar›fl” isimli tiyatro oyunu Aç›k Ceza ‹nfaz Kurumu Müdürlü¤ü’nde sahnelendi. Atatürk Anadolu Endüstri Meslek Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi ö¤rencilerinin haz›rlad›¤› tiyatro oyununu çok say›da tutuklu ve hükümlü izledi. Oyun 15’inci Liseler Aras› Tiyatro fienli¤i’nde birincilik ve ikincilik ödülüne sahip Ö. Serhat Topalo¤lu ve Emre K›l›ç taraf›ndan sahneye konuldu. Ferdi Merter’in yazd›¤› ve 17 ö¤renci taraf›ndan Karagöz ve Hacivat’›n aralar›ndaki çekiflmelerinden sahneler sunulan tiyatro oyunu tutuklular taraf›ndan büyük ilgiyle izlendi. (Eskiflehir’den bir ‹K okuru)


Kavga okulu

İşçi-köylü 24

Dersim’in Kurefl’ini örnek almak

27 Haziran-10 Temmuz 2008 Kavgada ölümsüzleflenler! Efendi Diril:

(29 Haziran 1985 y›l›nda Hozat’›n Bargini köyü yak›nlar›nda mezrada bir iflbirlikçinin ihbar› sonucu düfltükleri düflman pususunda TKP/ML aday üyeleri Nihat Topuzo¤lu ve Metin Eker ile birlikte ölümsüzleflen TKP/ML MK-SB üyesi Hayrettin Bak›fl “Kurefl” in an›s›na)

Hayrettin çok genç yafllarda Proletarya Partisi’nin düflüncelerinden etkilendi ve k›sa sürede örgütlü faaliyetlere girdi. Bu faaliyet sürecinde düflmana esir düfltü, hapishaneye konuldu. ‹ki y›la yak›n esir koflullar› yaflad›. Hapishanede kald›¤› sürede okuyor, araflt›r›yor, yoldafllarla tart›fl›p birçok fley ö¤reniyor, kavr›yor, ideolojik ve siyasal olarak yetkinlefliyordu. Kendisini “d›flar›”daki s›n›f mücadelesine haz›rl›yordu. Hapishaneden ç›k›nca sab›rs›zl›k içinde partisi ile ba¤ kurdu ve örgütlü faaliyete b›rakt›¤› yerden devam etmekte tereddüt etmedi. Bir devrimci, bir komünist için proletarya ideolojisi, Partisi ve kavgas›n›n herfleyden fazla önem tafl›d›¤›n›n bilincindeydi. Ard›ndan k›rsal alanda görevlendirildi ve Dersim’e geldi, direkt gerillaya kat›lm›flt›.. Bölge Askeri Komitesi’nde ve bir gerilla müfrezesinin bafl›ndayd›. 12 Eylül’ün tüm fliddetiyle estirdi¤i terör, çok yönlü ideolojik, siyasi, kültürel vb. sald›r›lar›n yo¤unlu¤u, devrimci hareketin duraklamadan gerilemeye gitti¤i, çok a¤›r kay›plar ald›¤›, Proletarya Partisi’nin de önemli kay›plar ald›¤›, belli kesintiler, da¤›n›kl›k, demoralizasyonun getirdi¤i bu sald›r›lar›n saflarda belli ölçüde kaç›fllar›n, sallant›ya girmelerin, ideolo-

jik savrulmalar›n getirdi¤i koflullarda, bu durumun da komünistlerin iflini hayli zorlaflt›raca¤›n› görüp, bilmesine ra¤men sars›lmad›. En ufak yalpalama göstermedi, tersine bu durum onu daha da kamç›lad›. A¤›r faflist terörün bütün h›z›yla sürdü¤ü, devrimci hareketin çok a¤›r kay›p ald›¤›, kitlelerin önemli ölçüde sindirildi¤i, yurtd›fl›na kaç›fllar›n moda haline geldi¤i koflullarda ülkede olman›n önemini görüp, bunda diretenlerden biriydi Hayrettin yoldafl. Araflt›rma ve inceleme yapmas›n› çok severdi. Teorik-siyasal araflt›rmalar› imkan ve zaman› elverdi¤i oranda yapard›. Herhangi bir sorun ve olguyu ele al›rkan mümkün oldu¤u kadar iyi araflt›r›r ve ondan sonra fikir yürütürdü. Araflt›rmad›¤›, incelemedi¤i, bilmedi¤i konulara kar›flmazd› ve “bunlara sahip olmadan konuflmak, saçma sapan konuflmakt›r ve ciddi hatalara götürür” derdi. Kitlelerle diyalo¤u muazzamd›. Yafll›larla, kad›nlarla, gençlerle ve çocuklarla oldukça rahat diyalog kurar, yafll›yla yafll›, çocukla çocuk olur ve onlar› konuflturup deflmeyi, öne ç›kan sorunlar üzerine ajitasyon/propaganda yaparak onlar› s›kmadan saatlerce dinlemelerini sa¤lard›. Oldukça sab›rla onlar› dinler, konuflurken de aras›ra bir fleyler sorar onlar›n dik-

katini yo¤unlaflt›r›r ve nefleyle dinlemelerini sa¤lard›. Kitlelerin iyi bir ö¤rencisi oldu¤u gibi, iyi bir ö¤retmeni oluyordu. Ayn› zamanda iyi bir ajitatördü. Kitlelerin sorunlar›yla ilgilenmeye önem verirdi. Yoldafl›n di¤er fleylerin yan›s›ra a¤›rbafll›l›¤›, olgunlu¤u, alçakgönüllülü¤ü, fedakarl›¤›, ciddiyeti, verdi¤i sözlere ba¤l›l›¤›, kitlelerle diyalo¤u, seviyeli esprileri, yoldafllar›na ba¤l›l›¤›, onlar üzerinde gözle görülür yaratt›¤› etki, oturakl› kiflili¤i vb. kitleleri derinden etkiliyor, sayg›nl›¤›n› ve sevgisini kazan›yordu. Faaliyet yürüttü¤ü Dersim ve civar›nda en çok tan›nan, adeta efsaneleflen yoldafllardan biridir Dersim’in “Kurefl”i. Kitleler “Kurefl”in sorgulamalar›na sonsuz güvenirlerdi. Kuflkusuz kitlelerin “Kurefl”e sevgi ve güveni Proletarya Partisi’ne olan güveniydi. Proletarya Partisi’nin uzun y›llard›r yürütü¤ü mücadelenin, verdi¤i emeklerin, onlar›n içlerinden gelen yüzlerce flehidimizin verdi¤i güven ve üzerinde yaratt›¤› etki sonucuydu. Partiye güven yoldafllara güveni gelifltiriyor. Yoldafllar›m›za duyulan güven partiyi gelifltiriyor. Hayrettin yoldafl sadece kitleler taraf›ndan bu kadar sevilmiyordu. Bütün yoldafllar› taraf›ndan da çok seviliyordu. Gerek siyasal meselelerde, gerek örgütsel meselelerde, gerek pratik meselelerde, gerek kitleler aras›nda olan sorunlarda, gerek flu ya da bu ifli organize etmede, gerek sorunlar› ele al›rken yöntemde ve düflman karfl›s›nda tak›n›lan tav›r ve izlenmesi gereken hat konusunda olsun vb. Hayrettin yoldafl›n yan›nda olmak bir avantajd› yoldafllar için. “Yok” ve “olmaz”, “yapamam” gibi kavramlar yoktu onun yaflam›nda. ‹yi bir örgütçü çok yönlü geliflendir. Çok yönlü geliflme özelli¤ini kazanan ve aç›k oland›r. Teorik, siyasal olarak iyi geliflmelidir. Kuflkusuz yetenekler do¤ufltan gelmez, üretim ve e¤itim sürecinde kazan›l›r. Faaliyet-pratik olmazsa veya istikrarl› faaliyet olmazsa iyi örgütçüler de yetiflemez. Bugün genelde devrimci örgütlerin, özel-

1956 Dersim Ovac›k ilçesi Hülükufla¤› köyü do¤umlu olan Efendi diril 1976 y›l›nda TKP/ML saflar›nda faaliyete bafllad›. K›sa zamanda kendini gelifltiren efendi diril bu süreçten itibaren birçok eylemde aktif rol alarak parti üyesi olur. 1978 y›l›nda ‹stanbul bölgesi örgütlenme komitesinde görevlendirilir. Düflman›n korkulu rüyas› haline gelen Efendi Diril 30 Haziran 1980 tarihinde kafas›na 20 kurflun s›k›larak ‹stanbul Kanarya’da katledilir. Cenazesi Ovac›kta 2000 kiflinin kat›l›m› ve yoldafllar›n›n silah at›fllar›yla görkemli bir flekilde kald›r›l›r. Aziz Erkoç: 29 Haziran 1985 tarihinde Dersim Ovac›k E¤rikavak köyünde ç›kan çat›flmada flehit düflen Aziz Erkoç flehit düfltü¤ünde TKP/ML aday üyesi ve T‹KKO savaflç›s›yd› Metin Eker: 1962 y›l›nda Dersim Hozat Ergen (Geçimli) do¤umlu olan Metin Eker Hayrettin Bak›fl ve Nihat Topuzo¤lu ile birlikte Dersim Bargini’de 29 Haziran 1985’te flehit düfltü¤ünde TKP/ML aday üyesi ve T‹KKO’nun savaflç›s›yd›. Nihat Topuzo¤lu: 1961 Dersim Ovac›k Topuzlu köyünde do¤an Da¤lar›n Mazlum’u yurtd›fl›ndan gelerek gitti¤i gerilla faaliyeti s›ras›nda TKP/ML aday üyesi ve T‹KKO’nun bir savaflç›s› olarak Bargini’de 29 Haziran 1985 y›l›nda ölümsüzleflti. de Proletarya Partisi’nin her zamankinden çok böylesi yoldafllar yetifltirmeye ihtiyac› vard›r. Her yoldafl Hayrettin ve di¤er flehit kadrolar›m›z› bugün daha çok örnek almal› ve onlara lay›k olmal›d›r. Onlar›n ideallerine bugün daha çok ba¤l› kal›p hayata uygulamal›y›z. Bize b›rakt›klar› bayra¤› ne derece onlara lay›k olarak tafl›yoruz? Ona yan›t vermeliyiz. Bir yoldafl›

Devrimcili¤i ç›kars›zca yaflayan bir kiflilik; Devrim mücadeleleri içinde yer alan her insan mutlaka birçok zorlukla karfl› karfl›ya kal›r, birçok çeliflki yaflar. Bu do¤al ve kaç›n›lmazd›r. Önemli olan, bu çeliflkileri, zorluklar› yaflad›¤›m›zda tavr›m›z›n ne oldu¤u, ne sonuca vard›¤›m›zd›r. Kolay› m› zoru mu, rahatl›¤› m› devrimci görev ve sorumluluklar›m›z›n gereklerini yerine getirmeyi mi, “ben”i mi “biz”i mi seçiyoruz?

K›sacas› her davran›fl, düflünce ve duygumuz bir s›n›fa hizmet ediyor. Karfl› karfl›ya kald›¤›m›z› her çeliflkide

Murat Deniz proletaryadan yana m› yoksa burjuvaziden yana m› tav›r belirliyoruz?

Elbette ki bir devrimcinin de halka, devrime, partiye ne kadar s›k› ba¤larla ba¤l› oldu¤u, inanc›n›n taml›¤›, kendini tamamen davaya adam›fll›¤› da onun en çok zorland›¤›, çeliflkileri en uç boyutta yaflad›¤› koflullarda net olarak ortaya ç›k›yor. Bu keskin dönemeçler bazen bir çat›flmada yaflam ile ölüm aras›nda, bazen günlerce, aylarca süren, çeflit çeflit iflkenceler karfl›s›nda, bazen


İşçi-köylü 25

27 Haziran-10 Temmuz 2008 bir ölüm orucunda iradeni sonuna kadar zorlay›p zorlamamanda, aylarca veya y›llarca tek bafl›na bir hücrede olup da devrime ba¤l›l›¤›n› ve inanc›n› yitirip yitirmemek aras›nda yaflanabiliyor. Böylesi en zorlu koflullarda kifliye direnme ve savaflma gücü veren ideolojik sa¤laml›¤›, devrime olan bilimsel inanc›n›n yan›nda flehitlere, yoldafllara, partiye duydu¤u derin sevgi ve güven flu anda yan›nda olmasa da ayn› dava u¤runa ülkede ve dünyada birçok kiflinin savaflt›¤›n›, bedel ödedi¤ini ve ödetti¤ini bilmektir. Ama bütün bunlardan da öte, bir devrimci için çok daha a¤›r, çok daha zor olan, üstelik de tamamen tek bafl›na, ona güç verecek, destek ve cesaret verecek hiç kimsenin olmad›¤› en zorlu durumdur. Haks›z yere itham edilmek! Böylesi durumlarda ancak s›n›f ve parti bilinciyle donanm›fl, devrimcili¤i bir yaflam biçimi olarak kavram›fl bireyler zorluklar›n üstesinden gelebilir. ‹flte bunlardan bir tanesidir 10 Temmuz 2001’de Tokat’ta düflmanla girilen bir çat›flmada flehit düflen Proletarya Partisi üyesi ve Karadeniz Bölgesi Ordu Parti Organ› üyesi Murat Deniz (Erol) yoldafl.

O bir devrimcinin yaflayabilece¤i en kötü süreçleri, MKP önceli TKP(ML) taraf›ndan kendi içlerinde yapt›klar› Kardelen Operasyonu s›ras›nda, ajan olarak sorgulad›klar› kiflilerin Murat Deniz’in de ismini vermesiyle yaflam›fl ve üç y›l boyunca bu iddialar›n ortadan kalkmas›n› beklemifltir. Ancak Murat Deniz, yoldafllar›n›n anlat›mlar›yla bu süreci flöyle yaflam›flt›: “Tutukluluk süreci Murat yoldafl›n ideolojik olarak hem s›nanmas› hem de çelikleflmesi süreci oldu. Hepimiz beraber yaflayarak gördük yoldafl›n ideolojik netli¤ini. Elbette ki tutukluluk koflullar›nda ona güç veren sa¤lam, net ideolojik duruflu, devrime olan bilimsel inanc› ve partiye, parti adaletine duydu¤u güvenini yitirmeden, sab›rla ç›kt› bu süreçten. Ta küçüklü¤ünden gelen, her zaman canl›, hareketli sevecen, konuflkan özelliklerin tutukluluk sürecinde de koruyordu. Kendisi için zor olan bu dönemde kendi kabu¤una çekilmek, duygusall›¤a kap›lmak, kendi dünyas›nda yaflamak, kendini gerilla birli¤inden soyutlamak tavr›na girmemifltir. Zaman›n› bofl bofl umutsuz, hedefsiz geçirmiyor tersine sürekli bir fleylerle u¤raflmak, yapmak üretmek istiyor, buna çaba harc›yor

PUSULA Devrimci savafl bilinçli öznelerle kazan›l›r! Kadro ve militanlar›n ideolojik-teorik ve politik bak›mdan yetersizliklerle dolu olmalar› gündemimizdeki meselelerin bafl›nda gelmektedir. Bu sorunla karfl› karfl›ya kalmak do¤ald›r ki faaliyetin bütününü etkilemektedir. Komünist Parti’nin (KP) kitleleri örgütleme ve harekete geçirme düzeyi, do¤ru taktik politikalar belirleme ve uygulama yetene¤i, s›n›f savafl›n›n yasalar›n› kavrama gücü gibi s›n›f savafl›n›n hayati sorunlar› kadro ve militanlar›n niteli¤iyle dolays›z bir iliflki içindedir. S›n›f mücadelesi özü itibariyle politik bir mücadeledir. Ezilenlerin egemen s›n›flara karfl› KP önderli¤inde yürüttükleri politik iktidar› alma savafl›d›r. Bu savaflta KP, kadro ve militanlar› arac›l›¤›yla kitlelere ulafl›r, kitleleri örgütler ve onlara yol gösterir. Kadro ve militanlar kitlelerle parti aras›ndaki iletken tel görevini görmektedirler. Bunun içindir ki kadro ve militanlar›n ideolojik durufllar›, teorik birikimleri, politik seviyeleri, örgütleme yetenekleri belirleyici önemdedir. Günümüz kadro ve militanlar›n›n bu anlamda oldukça yetersizlikler tafl›d›¤› aç›kt›r. Özelikle ve s›kl›kla bahsini etti¤imiz politik gerilik, politikaya ilgisizlik sorunun ana halkas›n› oluflturmaktad›r. Çünkü asgari ölçülerde bir kadro ve militan tipi yaratman›n ilk du-

ra¤› politikaya gösterilen ilgidir. Bu ilgi olmad›¤› sürece ideolojik-teorik-örgütsel bak›mdan geliflme yoluna girilemez. Politikaya neden ilgi göstermek gerekiyor, çünkü s›n›f savafl›n›n kendisi politik bir ifltir. Ezilenlerin ezen s›n›flara karfl› bafllatt›¤› hareketin, kendili¤inden kalk›flmalar›n, öfke patlamalar›n›n, KP önderli¤inde, belli bir plan ve program etraf›nda bilinçli bir eyleme dönüflmesidir. Ezen s›n›f›n elindeki iktidar› alma hedefidir. KP’nin öncülü¤ünde kitleler, iktidar mekanizmas›n› ele geçirir, burjuvazinin bütün yönetme ayg›tlar›n› parçalar yerine proletaryan›n iktidar mekanizmalar›n› infla eder. Yani bafllang›c›ndan sonuna kadar politik bir süreç yaflanmaktad›r. Bu süreci yöneten yönlendiren politik özneler olmadan süreç ilerleyebilir mi? KP ve bilinçli kadrolar› olmadan kitlelerin öfke patlamalar›n›n bilinçli ve iktidar hedefli bir mücadeleye dönüflemeyece¤ini s›n›f mücadelesinin tarihsel sürecinden ö¤rendik ve bugün de ö¤renmeye devam ediyoruz. Demek oluyor ki politik süreç ancak ve ancak bu sürecin bilincinde olan politik özneler üzerinden flekillenir. Bu sürecin fark›nda olan, s›n›f savafl›n›n yasalar›n› kavrayan, MLM’yi eylem k›lavuzu olarak kavrayabilen bilinçli unsurlarla bu sü-

ve zorluyordu. Çokça okuyor. ‹nceliyor araflt›r›yor. Notlar al›yor, düflünüyor, taslaklar haz›rl›yor, yaz›lar yaz›yordu. Ortamdaki konuflmalara sohbetlere kat›l›yor, düflüncelerini aç›kl›yor, yoldafllara kendi birikim ve bilgilerini aktararak onlara kendinden bir fleyler katmaya çal›fl›yordu. Günlük pratik ifllerden de geri durmuyor, kendini kat›yor, severek ifller yap›yordu. Boflnak milliyetinden olan Murat yoldafl›n kendi kültürlerine ait “çamak” denilen yeme¤i gerilla birli¤imize tatt›rmas› da bu süreçte olmufltu. Yani

reç örülebilir. ‹flte bunun için öncelikle, faaliyetin politik bir faaliyet oldu¤unun ay›rd›na varmak, militan ve kadronun bu sürecin öznesi oldu¤unu kavramak gerekmektedir. Bu anlafl›ld›¤› ölçüde sa¤lam temellerde ideolojik-teorik ve örgütsel bir kimlik yarat›labilir. Bundan kaynakl›d›r ki bugün öncelikle politikaya ilgisizlik, s›n›f mücadelesinin gündemlerine, kitlelerin sorun ve taleplerine yabanc›l›k sorununu aflmak gerekmektedir. Bu baflar›lmad›kça ana halka yakalanamam›fl demektir. Dolay›s›yla da bugünün ve yar›n›n sa¤lam kadrolar› flekillenemez. Nihayetinde politikaya ilgisizlik, politik özne olma bilincinden uzakl›k, kitlelere yabanc›l›k bir sonuçtur. Bu sonucun da bir sürecin ürünü oldu¤u aç›kt›r. S›n›f savafl›n›n uzun süredir devam eden dura¤an seyri (ülkemizdeki ve dünyadaki son dönemdeki k›p›rdan›fllar› d›fl›nda tutarak söylüyoruz) bu durumun as›l kayna¤›d›r. Kitle hareketlerinin dibe vurdu¤u, kazan›lan mevzilerin kaybedildi¤i, devrimci komünist örgütlenmelerin kan kaybetti¤i bir ortamda kadro ve militan yap›s›nda bozulma ve dejenerasyon kaç›n›lmaz olarak yaflanmaktad›r. Kadro ve militanlardaki bozulma s›n›f savafl›n›n sorunlar›na, politik-teorik meselelere ilgisizlik, kitlelere güvensizlik, kitlelerden uzaklaflmak, parti iflleyifline uymayarak bu iflleyifli bozmak, mücadelenin baflar›s› için partinin zorunlu oldu¤una kuflkuyla yaklaflmak, yoldafll›k iliflkilerinde yozlaflma olarak kendini göstermektedir. Bu noktadan sonra devrim

Kavga okulu kendi gerçekli¤i içinde, katabilece¤i, yapabilece¤i hiç bir fleyden geri durmam›fl ve o koflullarda dahi Partiye nas›l faydal› olurumun hesab›n› yapm›flt›r her zaman. Kendisiyle ilgili iddialar›n parti taraf›ndan ortadan kalkt›¤›n› duydu¤unda kendi deyimiyle yeniden yaflama dönmüfltü.” Bu süreçten sonra kendisini daha da gelifltiren Murat yoldafl; Proletarya Partisi’nin bir kadrosu olarak Tokat’›n Turhal ‹lçesi Yaylac›k Da¤› Tekmezar k›rsal›nda 10 Nisan 2001’de ölümsüzleflti.

ve sosyalizm davas›na inançs›zl›k, kitlelere güvensizlik, KP’ye kuflkuyla yaklaflmak sürece damgas›n› vurmaya bafllar. Dolay›s›yla da kitleleri örgütlemek, devrim mücadelesini baflar›ya ulaflt›rmak hedefi soyut bir projeye dönüflür. Nitelikli kadrolar›n kayb›n› telafi edecek, yeni kadrolar ortaya ç›karacak, bofllu¤u dolduracak bir dalgan›n olmay›fl›yla birlikte sorun kangren halini almaya bafllar. S›n›f savafl›n›n gerilemesiyle paralel artan toplumsal çürüme ve yozlaflmadan kaynakl› oldukça sorunlu ve deforme olmufl kiflilikler, faaliyetçi profilleri mücadele saflar›na dolmaya bafllar. Bu faaliyetçileri flekillendirip yeniden kal›ba dökecek politik atmosferin ve bununla eflgüdümlü uygulanan bir e¤itim politikas›n›n olmamas›ndan dolay› sorun büyümektedir. Sonuç itibariyle s›n›f mücadelesindeki gerilemenin ve artan toplumsal çürümenin objektif bir sonucuyla karfl› karfl›yay›z. Tablonun k›sa sürede de¤iflmesi mümkün de¤ildir. S›n›f savafl›n›n keskinleflmesine, kitle hareketlenmelerinin geliflmesine, KP’nin bu süreci yakalama yetene¤ine ba¤l›d›r her fley. Süreç yakaland›¤›, KP kitleleri kucaklayacak taktik politikalar belirledi¤i ve uygulanmas› için kadrolar›n› seferber etti¤i takdirde çözüm yoluna da girilmifl demektir. Bu demek oluyor ki sorunun çözümünü nesnel koflullar›n de¤iflmesinden, s›n›f mücadelesinin geliflme seviyesinden ba¤›ms›z ele almayaca¤›z. Bu süreçle paralel iradi bir müdahale de flartt›r.


İşçi-köylü 26

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Emperyalist merkezlerdeki sald›r›lar

ve göçmen emekçilerin görevleri Emperyalist-kapitalist ülkelerdeki iflçi ve emekçiler büyük sald›r›larla yüz yüzedir. ‹flçi ve devrimci hareketin onlarca y›l büyük bedeller ödeyerek kazand›¤› haklar birer birer yok edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Uzun y›llardan beridir, iflçi ve emekçiler cephesindeki örgütlülük düzeyinin zay›fl›¤›, devrimci sol hareketin alm›fl oldu¤u yenilginin etkisinden kurtulamamas›; emperyalist burjuvaziyi daha pervas›z bir sald›r› sürecine soktu. Sol ad›na politika yapt›¤›n› iddia eden burjuva partiler ve reformist sendikalar da, burjuvazinin bu sald›r›lar›na karfl› tav›r almaktan çok, onlar›n koltuk de¤ne¤i olma rolünü oynad›lar. Baflard›klar› tek fley ezilenlerin ilerici ve devrimci enerjilerini sistem içinde tüketmek oldu. Yani s›n›fsal konumlan›fllar› gere¤i yap›lmas› gereken görevleri yerine getirmektedirler. S›n›f›n ç›karlar›n› savunma ad›na, sol ad›na iflçi s›n›f› ve di¤er emekçiler aras›nda yarat›lan bu güvensiz ve y›k›m politikalar›n› bertaraf etmenin yolu, ortaya devrimci ve militan bir seçene¤in sunulmas›ndan geçiyor. Ortaya böyle bir seçenek ç›kar›lmad›¤› müddetçe emperyalist burjuvazinin sosyal güvenlik haklar›n gasp›, çal›flma koflullar›n›n a¤›rlaflt›r›lmas›, ifl güvencesini ortada kald›ran sald›r› politikalar› tüm h›z›yla devam edecektir. Öngörülen yeni çal›flma koflullar›, iflçi s›n›f›n›n örgütlülü¤ünü, örgütlü mücadelesini ortadan kald›rmaktad›r. Bu da toplu sözleflmeleri fiilen ifllevsiz k›lmaktad›r. Örgütlülü¤ün zay›flad›¤›, toplu sözleflmelerin ifllevsiz k›l›nd›¤› bir yerde emekçilerin büyük direnifl merkezleri yaratmalar› daha da zorlaflacakt›r. Di¤er bir ifadeyle; ifl güvencesinden yoksun, gelece¤i patronun keyfi tutumuna b›rak›lm›fl iflçi ve emekçilerin içine düfltükleri psikolojik durumu do¤ru okumal›y›z. fiu aç›k ki; s›n›f bilinci zay›flam›fl, gelecek kayg›s›n› her gün hisseden bir iflçiemekçi gerçe¤iyle yüz yüzeyiz. Yine emperyalist-kapitalist sistem yaratm›fl oldu¤u iflsizler ordusunu ayn› zamanda çal›flanlar üzerinde bir tehdit unsuru olarak kullanmaktad›r. ‹fl güvencesinin yok edildi¤i, iflsizler ordusunun oldu¤u bir ortamda, ücretlerin düflük tutulmas›, emeklilik yafl›n›n yükseltilmesi vb. sald›r›lar›n hayat bulmas› daha da kolaylaflmaktad›r. Yaflanan da budur. Daha da olumsuzu, s›n›f hareketinde, s›n›fsal durufltaki zay›fl›k, üretenleri birbirinin rakibi haline

getirmektedir. Sar› ve reformist sendikal hareketin daha da çürüyüp-ifllevsizleflmesine yol açmaktad›r. Birçok ülkede bu nitelikteki sendikalar sistem içi burjuva partilerinin flubeleri veya patronlar›n sömürü çark›n› kolaylaflt›ran ifllevsiz kurumlar haline gelmifltir.

Bu durum bir kader de¤ildir Evet, bu durum bir kader de¤ildir. ‹flçi ve emekçiler kendi geleceklerini yok etmeye çal›flan emperyalist burjuvaziye karfl› kendi kaderlerini kendi eline almaya bafllad›klar› andan itibaren tüm dezavantajlara ra¤men koflullar›n de¤iflece¤i kesindir. Bunun için s›n›f bilinçli bir durufl, bu duruflun yön verdi¤i sendikal ve emekçi örgütlülü¤ün tüm bu sald›r›lar karfl›s›nda ortaya koyaca¤› militanca bir durufl, emperyalist burjuvazinin bu sald›r› planlar›n› bozacakt›r. ‹flçi ve emekçilere yüklenilmeye çal›fl›lan krizin faturas›n› bofla ç›karmak için, baflta iflçi s›n›f› olmak üzere tüm emekçilerin s›n›fsal ç›karlar› için örgütlenme ve mücadele etmekten baflka bir seçenekleri yoktur. Son süreçte baflta Yunanistan, ‹talya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde bu sald›r› ve y›k›m politikalar›n›n yaratm›fl oldu¤u sonuçlara karfl› ortaya konulan kitlesel protesto eylemlerini, yaln›z s›radan bir tepkinin d›fla vurumu olarak yorumlayamay›z. Bilakis bu durumu, art›k emperyalist merkezlerde de hiçbir fleyin eskisi gibi yürüyemeyece¤inin iflaretleri olarak görmeliyiz. Bu iflaretler ayn› zamanda s›n›f mücadelesi aç›s›ndan yeni devrimci olanaklar›n ortaya ç›kmas›na da zemin haz›rlayacakt›r. Nitekim baz› Avrupa ülkelerindeki devrimci parti ve örgütlerin bu süreçlerde nicel anlamda da olsa güçlenmesi, kendini devrimci ve solda tan›mlayan yeni oluflumlar›n yarat›lmas› veya bu yönlü çabalar›n sarf edilmesi nesnel koflullar›n sundu¤u tablodan ba¤›ms›z olarak ele al›namaz. Her fleyin karfl›t›yla birlikte varolmas› veya bask›lar›n direniflleri tetikleyen ortamlar› haz›rlanmas›n› bu somut durumda da görmek mümkündür. Dünyada yaflanan kriz ve bu krizin yükünü iflçi ve emekçilere yüklemek için emperyalist burjuvazinin ç›kard›¤› y›k›m yasalar›na karfl› geliflen kitlesel tepkilerin, devrimci mücadele anlam›nda ortaya yeni imkânlar ç›kard›¤› bir gerçektir. Ama gerçekler yaln›z bundan ibaret de¤ildir. Bunun yan›

s›ra y›k›m yasalar›n›n emekçilerin aleyhinde ortaya ç›kard›¤› sonuçlardan göçmen iflçileri sorumlu tutan ›rkç› ve faflist örgütlenmeler de giderek bu ülkelerde güçlenmektedir. Birçok Bat› Avrupa ülkesinde yap›lan yerel ve genel seçimlerde bu ›rkç› ve faflist örgütlenmelerin alm›fl oldu¤u oy oranlar› bunun somut kan›t›d›r. Yine göçmen iflçi ve emekçilere dönük yürütülen ›rkç› sald›r›lar›n her geçen gün artmas›, göçmen iflçi ve emekçilerin yerel, ilerici ve duyarl› güçlerin önüne birlikte mücadele etme görevini de koymaktad›r. Özellikle ‘neo faflist’ örgütlemelerin bu sald›r›lar karfl›s›nda ‘anti-kapitalist, küreselleflme karfl›t›’ söylemleri veya ‘sosyal adalet’ eksenli yürüttükleri propaganda çal›flmalar›n›n alt›nda yatan gerçekleri a盤a ç›karmak için de ortak bir çabaya ihtiyaç oldu¤u aç›kt›r. Çünkü ç›kar›lan ›rkç› göçmen yasalar› yaln›z bu güçlerin göçmenler karfl›t› ›rkç› politikalar›na güç vermiyor ayn› zamanda ilerici ve devrimci güçlerin sosyal taban› olan yerel emekçilerin bu ikiyüzlü politikalarla zehirlenmeleri de söz konusudur. Hitler ve suç ortaklar›n›n genifl y›¤›nlar› etkilemek için yürüttükleri propaganda çal›flmalar›na benzer bir rotada ilerledikleri aç›kt›r. Ki bunda flafl›lacak bir durum yoktur. Bilakis, bu tarihi tecrübeden hareketle yerel güçleri; y›¤›nlar› uyarma ve bunlar ad›na politika yapan politik güçlerle ortak tutumlar gelifltirme diye bir görevimizin oldu¤unu bir an olsun ak›ldan ç›karmamam›z gerekir. Bu de¤erlendirmeler ›fl›¤›nda göçmen emekçilere dönük çal›flmalarda flu gerçeklerin alt›n› çizmek mümkündür: Her fleyden önce yerel emekçilerden daha çok bask› alt›nda olan göçmen emekçiler içinde devrimci bir çal›flma için nesnel koflullar›n daha uygun olmas› gerekir –ki öyledir de. Irkç› sald›r›lar, iflsizlik, kazan›lm›fl haklar›n kayb› vb. tüm etmenler kaç›n›lmaz olarak böyle bir zeminin yarat›lmas›na yol aç›yor. O halde sorun, devrimcilerin bu somut mesele üzerinde yürüttü¤ü veya yürütmedi¤i kitle çal›flmas› çizgisinden kaynaklan›yor. E¤er mücadele bir ihtiyac›n ürünüyse, kitlelerin çözümünü istedi¤i, sorun olarak gördü¤ü meselelerle ilgilenmek, çözüm gücü olmak bir görevdir. Ve kitlelerle iletiflimi sa¤lamakta bu pratik görevin ne düzeyde yerine getirildi¤ine ba¤l›d›r. Daha da somutlarsak; ›rkç› sald›r›lar,

iflsizlik, göçmen emekçiler için öncelikli sorunlard›r. O halde, ›rkç›l›¤›n ve iflsizli¤in nedenlerini bilimsel ve ikna edici bir tarzda ortaya koymak ve bu u¤urda mücadele etmek bizim öncelikli görevimizdir. Bu vb. sorunlara gözümüzü kapayarak veya bu sorunlar›n yafland›¤›, yer yer çat›flmalara dönüfltü¤ü alanlardan uzak durarak kitlelerle ba¤ kurmam›z, iliflki gelifltirmemiz mümkün olabilir mi? Tabii ki olamaz. Kitlelerle iliflki somut sorunlar üzerinde yürütülecek ›srarl›, sab›rl›, militan bir çal›flmayla ancak kurulabilir. Ve s›kça sözünü etti¤imiz o ‘kitle çal›flmas›’ söylemleri de ancak böyle bir pratik çal›flmayla anlam kazan›r. Bunun d›fl›nda derneklerde veya dar toplant›larda kitle çal›flmas›na dair ifade edilen tüm söylemlerin, ortaya konulan ‘çözüm projelerinin’ pek bir k›ymeti yoktur. Çünkü tart›flmalar, belirlemeler, prati¤e dönüfltükçe de¤er kazan›r. Sözgelimi; yerel iflçi ve emekçilerle ortak sorunlar›m›zdan söz ediyoruz. Ama ortak sorunlar›n çözümü için pratik ad›m at›lmas›nda bu yönlü propaganda ve ajitasyon araçlar›n›n kullan›lmas›nda olmas› gereken duyarl›l›¤› gösteremiyoruz. Bu duyarl›l›¤› göstermek için her fleyden önce bu çal›flmalar› bütün çal›flmalar›m›z›n bir parças› olarak görme anlay›fl›nda net olmal›y›z. Bu netlik bize, fabrikalarda ya da baflka mücadele alanlar›nda sendikal veya di¤er örgütlenmeler içinde yer almak, iflçi ve emekçilerin ekonomik ve siyasal talepli eylemlerine aktif olarak kat›lmak bize ülke devrimi perspektifiyle çeliflmedi¤ini gösterir. Yani bulundu¤umuz ülkelerde ki yerel ve göçmen emekçilerin sorunlar›n› birlefltirecek tarzda aktif bir militan çizgi izlememiz hem kitlelerle olan ba¤lar›m›z› gelifltirir hem de mevcut olan güçlerimizin daha canl› ve diri kalmas›n› sa¤lar. E¤er bir yerde devrimci heyecan, devrimci coflku varsa orada sunulan fedakarl›kta-destekte s›n›r olmaz. Bu erdemlerin zay›flad›¤› yerde misyon kayb›, özveri ve katk›lar giderek zay›flar. Bu demektir ki; mücadeleye katk› sunmak için önce devrimci militan bir çizgide kalmak gerekir. Çünkü yan› bafl›nda yaflanan sorunlara ilgisiz kalan, pratik mücadelede bulunmayan bir devrimci militan uzun vadede bu özelliklerini koruyamaz. D›fl etmenlerin zay›fl›¤› bu tabloyu daha da olumsuz bir noktaya götürebilir. Dolay›s›yla tüm görevlerimize bu gerçekler ›fl›¤›nda yaklaflmal›y›z.


İşçi-köylü 27

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Yaflama ›fl›k tutan sözler... * Bir insan hakk›nda, baflkalar›n›n onun hakk›nda söylediklerinden çok, onun baflkalar› için söylediklerinden fikir edinilebilir. (Leo Alkman) * Bir fleyi gerçekten yapmak isteyen yol, istemeyen mazeret bulur. (E. C. Mckenzie) * Baflar› için plan yapm›yorsan›z, o za-

man hükmen baflar›s›zl›¤› planl›yorsunuz demektir. (Townsend) Kifli ileride eziyet çekece¤i için korkuyorsa, flu anda korkusundan ötürü eziyet çekmeye bafllam›fl demektir. (Montaigne) * Suya düfltü¤ünüz için de¤il, sudan ç›kamad›¤›n›z için bo¤ulursunuz. (Edwin Louis Cole)

Okur

* Al›flkanl›k, anahtar› kaybolmufl bir kelepçedir. (Amos Parrish) * De¤iflim ancak içerden aç›labilen bir kap›d›r. (Terry Neil) * Bana anlat›rsan›z unuturum, bana gösterirseniz hat›rlar›m, beni dahil ederseniz, anlar›m. (Çin atasözü) * Tembellik yorulmadan önce dinlenme al›flkanl›¤›ndan baflka bir fley de¤ildir. (Jules Renard)

Yine May›s’›n 18’i, yine baflucunday›z iflte yumruklar›m›z s›k›l›!

S›cak May›s günefli kendini yine hissettirmeye bafllam›flt›. Otobüsün cam›ndan vuran günefl yüzümüzü yak›yor, müthifl bunalt›c› bir havayla bo¤uyordu içeriyi. Dört saatlik yolculuktan sonra Ankara-Çorum Karayolundan Sungurlu ilçesine girdikten k›sa bir süre sonra otobüsümüz jandarma taraf›ndan durduruluyor. Yol boyu s›ra s›ra dizilmifl askerler ve ellerinde telsizlerle sürekli talimat ya¤d›ran rütbeli komutanlar ç›k›yor karfl›m›za. Otobüste arama yapan askerler burada bulduklar› bir pankart› yine bu rütbeli komutanlara götürüyor. Komutanlar, üzerinde kasketli yeflil gözlü bir adam›n, alt›nda ise “Bu çelik ald›¤› suyu unutmayacak” ibareli yaz›n›n bulundu¤u pankart› dakikalarca incelemeye bafll›yorlar. “Pankart yasal m›ym›fl, de¤il miymifl? Onu ö¤reneceklermifl.” Yaz›da bir sak›nca yokmufl ama bu kasketli adam kimdi? Bir araya toplan›p pankart›n etraf›nda yuvarlak bir daire oluflturan komutanlar yer de¤ifltiriyor, pankart› evirip çeviriyorlar. Sanki ‹brahim’in yeflil gözlerinde, ya da yüz ifadesinde sak›ncal› bir fleyler ar›yorlard›. El koymalar›n› sa¤layacak sak›ncal› bir fleyler. Asl›nda hiç de yabanc›s› olmad›klar› bu foto¤raf bile onlar› tedirgin etmeye yetmiflti. Yabanc› de¤illerdi bu alayc› ama cüretkar tebessüme. Köylü-

lerin, gençlerin, iflçilerin ba¤r›na bast›klar› bu adam ayn› zamanda tehlikeli bir simgeydi onlar için. Bir jandarma telsizden “‹brahim Kaypakkaya Yafl›yor” diye bildiriyor. Daha sonra merkezden yan›t gelene kadar beklememizi istiyorlar. Uzayan bekleyifl, yükselen tepkiler bir süre sonra pankart›n teslim edilmesiyle sonuçlan›nca biz de Karakaya Köyü’ne do¤ru yolculu¤umuza devam ediyoruz. 15-20 dakika sonra mezarl›¤a yürümeye bafllayaca¤›m›z yere, ayn› zamanda da as›l arama noktas›na ulaflm›fl bulunuyoruz. Yolun en bafl›nda otobüs terminali ve bunun hemen yan›nda “heybetli” görünümüyle Karakaya Jandarma Karakolu. Karakolun yukar›s›ndaki tepede ‹brahim bekliyor bizi. Karmafl›k duygular içindeyiz. Öfke, hüzün ve heyecan. Nisan Günefli’nin topra¤›n alt›ndaki tohuma ilk ›s›s›n› verdi¤i mevsim art›k May›s s›ca¤›na evrilmifl geliflip güçlenmesi. Tomurcuklar patlam›fl, güneflin vurdu¤u bereketli topraklar, yeflile sar›ya, k›rm›z›ya boyanm›flt›. ‹brahim’in yan› bafl›nda da otlar bitmifl çiçekleri ‹bo’nun gö¤süne do¤ru e¤ilmifl adeta onu kucaklamak istiyor. Bizi bekleyen as›l karfl›lama ise burada organize edilmiflti. Jandarma kordonu boyunca korkunç bir arama terörüne,

bunun bitiminde çeflitli ifllemlere tabi tutulduk. Ço¤unlu¤unu orta yafll› insanlar›n oluflturdu¤u kitle güneflin önünde bu ifllemleri gerçeklefltirmek için 1,5 saat s›ra kuyru¤unda bekletildi. ‹nsanlar›n ayakkab›lar›, paçalar› hatta çoraplar›n›n içi dahi arand›. Kimlikler tek tek al›narak GBT yap›ld›, kimlik bilgileri kaydedildi. Kitlenin bu küçük düflürücü arama uygulamas›na tepkili olmas›na ra¤men etkinli¤i organize edenlerden Devrimci 78’liler Federasyonu’nun pasif tutumu ve belirleyici olarak da insanlar›n ‹brahim’in baflucuna bir flekilde ulaflabilme iste¤i bizleri de bu arama terörüne katlanmak zorunda b›rakt›. Tüm bu engelleme, b›kt›rma çabalar›na ra¤men arama/fiflleme iflleminin bitmesinin ard›ndan di¤er illerden gelen insanlarla birlikte kortej oluflturarak mezara do¤ru slogan ve marfllarla yürüyüflümüze bafllad›k. Ve art›k yan› bafl›ndayd›k ‹brahim’in. Bir kez daha gösterdik onu unutmad›¤›m›z›. Hemen karfl›m›zdaki Karakaya Köyü’nü seyrediyorum. Bu küçük köyde bafllay›p oradan ‹stanbul’a, oradan Dersim’e Vartinik’e ve Diyarbak›r iflkencehanelerine uzanan ve yine bu küçük köyde son bulan devrime adanm›fl bir yaflam›n ak›fl›. Sayg› duruflu ve bas›n metninin

okunmas›n›n ard›ndan 78’liler Derne¤i, DTP Ankara ‹l Yönetimi ve ‹brahim’in dostlar› ve yoldafllar› çeflitli konuflmalar yapt›lar. Marfllar ve türkülerle süren etkinlik, kitlenin otobüslerin bulundu¤u noktaya kadar “Önderimiz ‹brahim ‹brahim Kaypakkaya”, “18 May›s’› unutma, unutturma”, “Bedel ödedik, bedel ödetece¤iz” sloganlar›n› atarak yürümesiyle son buldu. (Ankara’dan Bir ‹flçi Köylü Okuru)

Antakya’da Kaypakkaya Anmas› May›s ay›n›n son haftas› Kaypakkaya, Antakya-Samanda¤’da yap›lan bir piknik ile an›ld›. Sayg› duruflu ile bafllayan piknik ‹brahim Kaypakkaya’n›n hayat› ve mücadelesi hakk›nda konuflmalar ile devam etti. Daha sonra Antakya’da yap›lan çal›flmalar, çal›flmalar içerisindeki eksiklerimiz ve nas›l giderilece¤i hakk›nda sohbet edildi. Yap›lan müzik dinletisi ve ö¤le yeme¤inden sonra bir sonraki piknikte görüflmek üzere piknik sona erdirildi. (Antakya ‹K okurlar›)


İşçi-köylü 28

Okur

“‹çimizde inanç oldu¤u sürece, ne kadar olumsuz olaylarla karfl›lafl›rsak karfl›laflal›m, bizleri y›ld›rmas›na izin vermemeliyiz” Merhaba sevgili ‹flçi-köylü okurlar›, Bu yaz›m›zda sizlere ilk gazete da¤›t›m› deneyimimizi ve duygular›m›z› anlatmaya çal›flaca¤›z. Haziran ay›n›n 14’ünde, Kartal Meydan›’nda ilk gazete da¤›t›m›m›z yapt›k. Birço¤umuzda, ilk defa böyle bir faaliyette bulundu¤umuzdan dolay›, biraz tedirginlik ve heyecan vard›. Neyin nas›l yap›laca¤›n› tam olarak bilmedi¤imiz için, bizden daha tecrübeli yoldafllar›n yard›m›yla, o tedirginlik ve heyecan duygusunu üzerimizden atmaya bafllad›k. Da¤›t›ma, insanlar›n yo¤un oldu¤u bölgeden, yani meydandan bafllad›k. ‹lk “‹flçi-Köylü Gazetesi okur musunuz?” diye sordu¤umuzda, alaca¤›m›z yan›t› merakla bekliyorduk. Her olumlu cevapta seviniyorduk, birbirimize bak›p gülüyorduk, yani yüre¤imiz kab›na s›¤m›yordu… Tabii olumsuz cevaplar ald›¤›m›z da oluyordu. Fakat bu cevaplar bizleri y›ld›rm›yordu, yeni yeni insanlara, emin ad›mlarla ilerliyorduk. Halk›n aras›na girmemizin neticesinde bizde oluflan özgüven, bizlerde insanlara

karfl› daha samimi duygular yarat›yordu. Bafl›m›zdan enteresan polemikler de geçiyordu. Mesela bir yoldafl›m›z vatandafl›n birine gazetemizin tan›t›m›n› yaparken, “‹flçi- Köylü okur musunuz?” diye bir soru yöneltti. Vatandafl: “Yok ben almayaca¤›m” dedi. Yoldafl: “Neden?” diye sordu. Vatandafl: “Ben polisim!” dedi. Yoldafl›m›z bu cevap üzerine “olay yerinden geri çekildi!” ‹flte bu da bizim acemili¤imizden dolay› oldu, yani oradan uzaklaflmaya gerek yoktu. ‹nsanlara birinci soruflumuzda “yok” dediklerinde, ikinciye derdimizi anlatamad›k. Bafl›ndan polis olay› geçen yoldafl o gün gazete sat›fl›nda pek verimli olamad›. Ama bir ara yoldan geçen bir bayan, bu yoldafl›m›z›n yan›na yaklaflarak, hiçbir fley söylemeden kendili¤inden gazetemizi ald›. Yani da¤›t›m faaliyetlerinde bu tür olaylar her zaman olabilir. Ama bizim kararl›l›¤›m›z ve inanc›m›z bunlar›n üstesinden gelir ve gelecektir. Sonuç olarak, bu faaliyetten kazan›mlar›m›z oldu, kay›plar›m›z de¤il. Bu

tür faaliyetlerde bulunmak bizlere onur ve gurur veriyor. Bu yaz›y› yazma amac›m›z, bizim gibi yeni olan veya bu tür faaliyetlerde bulunmak isteyen yoldafllar›m›zadostlar›m›za yol göstermektir. Yani içimizde inanç oldu¤u sürece, ne kadar olumsuz olaylarla karfl›lafl›rsak karfl›laflal›m, bizleri y›ld›rmas›na izin

vermemeliyiz. Cesaretimizi kaybetmemeliyiz. Bütün ‹flçi-köylü okurlar›n› selaml›yoruz…

ÖSS’ye inat, yaflas›n hayat Eskiflehir’de liseli ö¤renciler 14 Haziran Cumartesi günü saat 14.30’da Adalar Migros önünde ÖSS karfl›t› bas›n aç›klamas› yapt›. Eyleme sokak tiyatrosuyla bafllayan ö¤renciler gösterimin ard›ndan bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdiler. Ö¤renciler; “Yar›n milyonlarca ö¤renci 3 saatlik bir s›nava girecek. Bu s›nav sonucunda bu ö¤rencilerden sadece dörtte biri üniversiteye girme hakk›na sahip ola-

Çizgi-yorum

cak. Hayat›m›z›n en güzel y›llar›nda çarp›k, paral›, ezberci ve niteliksiz bir e¤itimden geçirilerek bu s›nava dâhil oluyoruz. Her y›l giderek zorlaflt›r›lan s›nav sistemi, üniversite kap›lar›n› yüzümüze kapat›yor” dediler. Aç›klaman›n ard›ndan “Gel sen de reddet ÖSS’yi Defet”, “E¤itim Hakt›r Sat›lamaz”, “ÖSS’ye inat yaflas›n hayat” vb. sloganlar at›ld›. (Eskiflehir)

27 Haziran-10 Temmuz 2008 “...Ve gelece¤e bakan bir umut olufltu” Merhaba; Hayat›mda yafl›m›n verdi¤i tecrübesizlikten olsa gerek hep “ilk”leri yap›yorum. fiu an bu yaz›y› yazd›¤›m gibi. Ve bu ilklerin aras›nda hafta sonu benim gibi genç arkadafllar›mla, Kartal Meydan›’nda yapt›¤›m›z gazete ve dergi (‹flçi-köylü ve YDG) da¤›t›m› da yer al›yor.

Da¤›t›ma gitmeden önce bende bir tedirginlik olufltu. Nas›l yapaca¤›m?.. Nas›l konuflaca¤›m? vs. vs. sorular sordum kendime. fiu bir gerçek ki insanlarla konuflmak, onlar› ikna etmek, bilinçlendirmek ayr› bir yetenek ister. Do¤al olmaya ve içten davranman›n en do¤rusu oldu¤una karar vererek tedirginli¤imi üzerimden atmaya çal›flt›m. Niçin orada oldu¤umuzu göstermemiz gerekiyordu. ‹nsanlarla konuflup bilgi vermek, gazete ve dergimizi anlatmak gerekiyordu. Tabi karfl›m›zdaki insan bizi dinledi¤i takdirde... Ne yaz›k ki o an üzerimde kara bulutlar dolaflmaya bafllad›. Özellikle gençler konusunda... Halk›m›z medya arac›l›¤›yla yanl›fl yönlendiriliyor ve bilinçlendiriliyor. Duyars›z bireyler olarak boy gösteriyorlar. Da¤›t›m s›ras›nda verilen cevaplar her fleyi gösteriyordu. “Benim yeterince sorunum var” diyenler... “Bilmek istemiyorum” diyenler... Bunun yan›nda duyarl›, bizi dinleyen, gazete ve dergi okumak isteyen insanlar elbette oldu. Birkaç kifliden ald›¤›m “okudum” yan›t› ise beni daha mutlu etti. Ve biz iflte buyuz... Bizim olmas› gereken insanlar›m›z bunlar diyebilmenin verdi¤i mutluluk ve gelece¤e bakan bir umut olufltu. Her fleye, tüm bask›lara, y›ld›rmalara karfl› biz büyüyoruz ve büyümeye devam edece¤iz. ‹nsanca yaflamak için bugünümüzü ve gelece¤imizi, geçmiflin verdi¤i güçle karalamalar›na izin vermeyece¤iz. Kartal’dan Liseli YDG’li


İşçi-köylü 29

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Yaşamın içinden

Tekstilde ölümcül madenci hastal›¤› S‹L‹KOZ‹S S‹L‹KOZ‹S

adenci hastal›¤› olarak bilinen hastal›¤›n bunun d›fl›ndaki iflkollar›nda da yayg›n bir sicili var.

M

Son aylarda Tuzla tersanelerindeki iflçi ölümleri ile gündeme gelen ifl cinayetlerinin bir di¤er yüzünde ise mesleki hastal›klar var. Her mesle¤in kendine göre hastal›¤› var dense yeri… Bu iki sorunda da rakamlar korkutucu boyutlarda. ILO verilerine göre her y›l 1.2 milyon kad›n ve erkek ifl kazalar› ve meslek hastal›klar› dolay›s›yla hayat›n› kaybetmektedir. Yine ayn› kaynaklara göre; her y›l 250 milyon insan ifl kazalar› 160 milyon insan ise meslek hastal›klar› sonucu ortaya ç›kan zararlara maruz kalmaktad›r. ‹flte silikozis de bu tür bir meslek hastal›¤›. Madenci hastal›¤› olarak bilinen hastal›¤›n bunun d›fl›ndaki iflkollar›nda da yayg›n bir sicili var. Yol, tünel vb. yap›m›nda çal›flan iflçiler, emaye, seramik, cam iflçileri bu hastal›¤›n en çok görüldü¤ü kesimler. Ancak son süreçte gündeme gelmesi bu ifl kollar›ndan hiçbiri neticesinde de¤il. Bu sinsi hastal›¤›n flimdiki hedefi kot tafllama iflinde çal›flan iflçiler… Hastal›k kuarts veya silika denilen maddelerin solunum yollar›na girmesiyle olufluyor. Akci¤erin kat›laflmas› sonucu oksijen al›fl verifli bozuluyor. ‹lerlemesi durumunda ise belirgin bir tedavisi bulunmuyor. Asl›nda yüzde yüz önlenebilir bir hastal›k olmas›na karfl›n iflçilerin çal›flma koflullar›nda hiçbir düzenleme ve güvenlik ön-

lemi al›nmad›¤› için bu ço¤u zaman mümkün olmuyor. Bunlar, hastal›¤›n gündeme gelmesi ile birlikte görüfltü¤ümüz, konu ile yak›ndan ilgilenen ve çal›flma yapan ‹flçi Kardeflli¤i Partisi Genel Baflkan› ve Gö¤üs Hastal›klar› Uzman› Prof. Dr. Zeki K›l›çaslan’›n sözleri. K›l›çaslan korunma yöntemleri konusunda patronlar›n suçlu oldu¤u görüflünde. Zira kot tafllama iflinde çal›flan iflçilerin maruz kald›klar› silikalardan korunmak için ya bir nevi astronot giysisi gibi bir k›yafet giymeleri ya da kabinin içinde çal›flmas› gerekiyor. Ancak patronlar›n bunun yerine kullan›lan de¤erli kumun bofla gitmemesi için iflçileri havaland›rman›n dahi olmad›¤› ortamlarda çal›flt›rmas› çok da flafl›rt›c› olmasa gerek. ‹flçilerin tek korunaklar› –o da her yerde geçerli de¤il- ince bir maske. Bunun hastal›¤› engellemesinin mümkün olmad›¤›n› söylemeye gerek yok san›r›z.

Binlerce iflçi hasta… Yine K›l›çaslan’›n verdi¤i bilgilere göre flu anda binlerce silikozis hastas› mevcut. Bu iflte özellikle do¤udan gelen iflçilerin çal›flt›¤›n› ancak bunun d›fl›nda da Sinop, Trakya vd. ülkenin birçok yerinden ‹stanbul’a gelerek çal›flm›fl çok say›da iflçi oldu¤unu söylüyor. Bugün bu yöntemi kullanan atölyeler Tokat, Antep, Erzincan, Kastamonu gibi yerlere tafl›nm›fllar.

“Merdivealt› üretim” olarak tabir edilen küçük tafleron atölyelerde gerçeklefltiriliyor bu yöntem. Halk aras›nda kot tafllama olarak bilinen ve kotlara beyaz ya da eskimifl görüntüsü vermek için kullan›lan yöntemde kum, kuru hava kompresörleriyle kotlar›n yüzeyine tutularak afl›nd›r›lmas› sa¤lan›yor. Avrupa’da bu yöntemin 1990’l› y›llarda yasaklanmas›yla birlikte uluslararas› sermaye üretimi bizim gibi ülkelere tafl›yor. Türkiye’de özellikle ‹stanbul’da (Küçükköy, ‹kitelli, Sultançiftli¤i, Halkal›, Alibeyköy gibi emekçi semtlerde) “merdivealt› üretim” olarak tabir edilen küçük tafleron atölyelerde gerçeklefltiriliyor bu yöntem. Söylemeye gerek yok ki, denetimden uzak olan bu fason atölyelerinde iflçilerin büyük ço¤unlu¤u sigortas›z çal›flt›r›l›yor. S›rf kotlara beyaz-eski görünüm vermek için kullan›lan bu yöntemler binlerce iflçinin bu ölümcül hastal›¤a yakalanmas›na emperyalist-kapitalist sistemin gerçekli¤ini bilmeden inanmak mümkün de¤il.

Bugüne kadar bu iflte 1987-88 y›llar›ndan itibaren çal›flan ve resmi kay›tlara geçmifl 5-10 bin iflçi var. Fason üretim yapan atölyelerde küçük yafltaki iflçilerin sigortas›z-kay›ts›z çal›flt›¤› göz önüne al›n›rsa bu rakam›n gerçe¤i tam olarak yans›tmad›¤› ortadad›r. Bu insanlar›n ço¤u memleketlerine geri dönmüfller. Öyle ki, örne¤in Bingöl’ün Karl›ova ilçesinin 300 haneli Tafll›çay Köyü’nde hemen hemen her evde bir silikozis hastas› mevcut. Birço¤una da daha önce kot sektöründe bu hastal›k görülmedi¤i (ve tüberkülozla da benzerlik gösterdi¤i) için yanl›fl teflhis konulmufl.

Hastal›¤›n ortaya ç›k›fl›n›n trajik hikâyesi Hastal›¤›n ortaya ç›k›fl hikâyesi de tam ülkem manzaras›na denk düflüyor. Kot tafllama iflinde çal›flan iflçiler askere al›nd›¤›nda koflamad›klar›, nefes almakta zorland›klar› için revire gönderiliyorlar ve teflhis de bu flekilde konuluyor. Daha sonra m›? Daha sonras› ölümü beklemek üzere memleketlerine geri dönmekten baflka bir çare kalm›yor… Günde 12 saat bu iflte çal›flan iflçilerin yafllar› 15-25 aras›nda de¤ifliyor. Gencecik yaflamlar bu kesin bir flekilde önlenebilir hastal›k yüzünden kararm›fl…


Yaşamın içinden

İşçi-köylü 30

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Ailece hastal›¤a yakaland›lar...

Rahats›zl›klar› 2-3 y›l önce bafllam›fl, ancak gitti¤i hastanelerde do¤ru bir teflhis konulamam›fl. Mehmet, tüberkülozdan böbreklerin su toplamas›na kadar bir dizi yan›tla karfl›laflm›fl. Ancak ayn› hastal›¤a yakalanm›fl olan akrabalar›n›n vas›tas›yla Zeki K›l›çaslan’› buldu¤unda gerçek teflhis konulmufl; silikozis!

Mehmet Kaya… 27 yafl›nda… ‹stanbul’a Marafl’tan 12-13 yafllar›nda gelmifl. 97-2002 aras›nda befl y›l boyunca bu iflte çal›flm›fl. ‹fle 17-18 yafllar›nda bafllam›fl. Hastal›¤›n› ö¤reneli henüz 3 gün olmufltu biz görüfltü¤ümüzde. Hastanede Zeki K›l›çaslan’›n odas›nda tan›flt›¤›m›z Mehmet’in hastal›¤› ileri derecede olanlardan. Rahats›zl›klar› 2-3 y›l önce bafllam›fl, ancak gitti¤i hastanelerde bir teflhis konulamam›fl, do¤ru bir teflhis konulamam›fl demek daha do¤ru. Çünkü Mehmet, tüberkülozdan böbreklerin su toplamas›na kadar bir dizi yan›tla karfl›laflm›fl. Ancak ayn› hastal›¤a yakalanm›fl olan akrabalar›n›n vas›tas›yla Zeki K›l›çaslan’› buldu¤unda gerçek teflhis konulmufl; silikozis! Mehmet, flu anda hastal›¤›n ileri derecede yaflayan befl kifli oldu¤unu söylüyor bize. Yapt›¤› iflte koruyucu önlem al›n›p al›nmad›¤›n› ve çal›flma koflullar›n› sordu¤umuzda flöyle diyor: “Bize toz maskeleri veriyorlard›. Sa¤l›¤a ne kadar zararl›, ya da bunlar ne kadar koruyor biz bilmiyorduk tabi. Sadece diyorlard› ki, toz bu, su içti¤in zaman, ayran içti¤in zaman atars›n. Bu kadar… Denetim falan hiç görmedim ben. Ne doktor ne de baflka bir fley. Hatta çal›flt›¤›m bir iflyerinin sahibi kâr orta¤› olarak doktordu. Ama biz bir fley bilmiyorduk. Bu kadar tehlikeli oldu¤unu bilseydik, sonuçta can›m›-

za kast›m›z yok. Ücretleri iyiydi. Zaten bizi de o tatmin ediyordu. Gece mesaileri de vard›. ‹yi kazan›yorduk. Ama böyle oldu¤unu bilseydik yine de çal›flmazd›k bu iflte.” Mehmet’in kendisi d›fl›nda 4 kardefli de ayn› iflte çal›flm›fl. ‹ki abisinde de ayn› hastal›k mevcut, ama onlar›n durumu Mehmet kadar ilerleme kaydetmemifl. Ama enifltesinde ve iki tane amcao¤lunda hastal›k ilerlemifl. “Bir abim daha var, onu da Zeki K›l›çaslan’›n yan›na götürece¤iz” diyor.

Sosyal Sigortalar Kurumu istatistiklerine göre 2006 y›l›nda 79.027 ifl kazas›, 574 meslek hastal›¤› vakas› meydana gelmifl, bunlar›n 1.601’i ölümle sonuçlanm›flt›r. 2006 y›l›nda ifl kazalar› ve meslek hastal›klar› sonucu kaybedilen ifl günü say›s› ise, 1.895.235’tir. Bu rakamlar›n yan› s›ra SSK istatistiklerine yans›mayan ifl kazalar› ve meslek hastal›klar› sonucu kay›plar da ayr›ca

Ayn› ifli yapan binlerce iflçi var

Suçlu ne çal›flan, ne de çal›flt›ran… Mehmet bize ayn› ifli yapan arkadafllar›n›n da oldu¤unu söylüyor: “Onlar› da doktora götürece¤im. Hala hepsi ayn› koflullarda çal›fl›yorlar. Güneflli civar›nda çal›fl›yorlar. Bu ifli yapan atölyeler yo¤un olarak Güneflli, Yenibosna, Avc›lar’da hala var. Ben Küçükköy’de, Merter’de, Esenler’de çal›flt›m. Sigortam›z› da yapmam›fllard›.” Mehmet, bu hastal›k nedeniyle ölenlerden haberi olup olmad›¤›n› sordu¤umuzda bir iki tan›d›¤›n›n oldu¤unu söylüyor ama o zamanlar ne için öldüklerini anlamam›fllar tabi: “Benim dört arkadafl›m öldü, neden öldü¤ü bulunamad›. Kenan vard›, iki çocuk babas› bir arkadaflt›. Herkes eceliyle öldü dedi. Bilmiyorduk sonuçta. Bilinçsizdik. Ama bunun zararlar›n› devlet, Sa¤l›k Bakanl›¤› bize ö¤retmeliydi. Bu ifle izin veren Belediyeler midir, Sa¤l›k Bakanl›¤› m›d›r? Bence bunun suçlusu dikkate al›nmal›d›r. Baz› kaynaklarca, endüstrileflmifl ülkelerde ifl kazalar› ve meslek hastal›klar›n›n toplam maliyetinin, bu ülkelerin Gayr› Safi Milli Hâs›lalar›n›n % 1’i ila % 3’ü oran›nda de¤iflti¤i belirtilmektedir. Ülkemizde ise en iyimser yaklafl›mla, ifl kazalar› ve meslek hastal›klar›n›n toplam maliyetinin y›lda 4 katrilyon TL olaca¤› tahmin edilebilir. (www.ssk.org)

onlar. Çal›flanlar ya da çal›flt›ranlar de¤il. 2005 y›l›nda ilk gündeme gelmifl ve hala ayn› ifller yap›l›yor. Gerçekten flafl›lacak bir durum. Bu iflyerleri tabi olacak ama denetim alt›nda olmal›.”

Hatas› olanlar, telafi etsin! Mehmet’le yapt›¤›m›z görüflmede son olarak, ne hissetti¤ini soruyoruz. “Birden bire yaflam›nda hiç hesapta yokken, karabasan gibi bir hastal›k girdi, ne hissediyorsun?” “Çok karamsar›m. Çok kar›fl›k gerçekten. ‹nanam›yorum bazen.” Hem sa¤l›¤›n›n hem de bu iflin peflini b›rakmazsan bu karamsarl›¤›n› yenece¤ini söylüyoruz. Yan›t›: “Art›k olan olmufl, biz hastay›z. Ama art›k bu ifle Sa¤l›k Bakanl›¤›, belediyeler, devlet el koysun. Ne yap›lmas› gerekiyorsa yap›ls›n. Biz bilerek bu hastal›¤a düflmedik, bir hatas› varsa, bu hatay› telafi etsinler diyorum. Bu hata çal›flanlar›n de¤il, sonuçta herkes ekme¤inin peflinde.”

2006 y›l›nda ifl kazalar› ve meslek hastal›klar› sonucu kaybedilen ifl günü say›s› 1.895.235’tir.


31

27 Haziran-10 Temmuz 2008

Bozk›rlar› iflçilerin birli¤i tutuflturacak! Bafltaraf› sayfa 32’de Grev, Limter-‹fl Sendikas› yöneticilerinin, iflçilerin ve destekçilerinin sabah erken saatlerde ‹çmeler Köprüsü üzerinde toplanarak, “Art›k Ölmek ‹stemiyoruz!”, “Yaflas›n S›n›f Dayan›flmas›!”, “Grev Grev Grev!”, “Her Yer Tuzla Her Yer Direnifl!” gibi sloganlar eflli¤inde, köprüden tersanelere do¤ru yürüyüfle geçmeleriyle bafllad›. Tüm tersane bölgesini yo¤un bir ablukaya alan polis, destek için gelen kat›l›mlarla say›lar› yaklafl›k 700’ü bulan kitleyi tersanelerin giriflinde durdurdu. Polisle yaflanan k›sa bir arbedenin ard›ndan, yolu trafi¤e kapatarak, Tuzla Gemi önüne kadar yürüyen kitle, burada beklemeye koyuldu. Direniflteki DESA, Unilever ve Arçelik iflçilerinin yan› s›ra, ‹stanbul fiubeler Platformu, Deri-‹fl Sendikas› Genel Merkez ve Tuzla fiubesi yöneticileri, DTP ‹stanbul ‹l örgütü, HKM, ESP, T‹B-DER, DHP, TTB ve daha çok say›da kurum ve sendikan›n da destek için geldi¤i gözlendi. Partizan, YDG ve DDSB kitlesi de, aç›lan YDG ve DDSB pankartlar›yla, sloganlar eflli¤inde alana geldi. Destek için gelenler aras›nda, fiili’den Karina ve Margarita Pena, Arjantin’den Chilavert ‹flgal Fabrikas›

Bursa 15-16 Haziran direniflinin 38. y›ldönümü ve Tuzla iflçilerinin grevini desteklemek için 15 Haziran günü Partizan, ESP, BDSP, BAT‹S, SODAP, Halkevleri, SDP ve E¤itim ‹flçileri Örgütleme Giriflimi Osmangazi Metrosu’ndan Fomara’da bulunan AKP il binas› önüne kadar bir yürüyüfl ve tabutlu eylem gerçeklefltirmek üzere saat 16:00’da topland›lar. Kurumlar›n “Tuzla Tersanelerindeki iflçi katliamlar›n› 15-16 Haziran cüretiyle durduraca¤›z! Tersane iflçilerinin yan›nday›z” pankart›, döviz ve flamalar›n› açarak sloganlar eflli¤inde yürüyüfle geçmesi üzerine, polis biber gaz› ve tekmelerle azg›nca sald›rarak, kurum temsilcileri ile birlikte 37 kifliyi yerlerde sürükleyerek gözalt›na ald›. Polis arabalar›nda da taciz ve sald›r›lar›na devam eden polisi, eylemciler sloganlar ve marfllarla yan›tlad›. Güvenlik fiube Müdürlü¤ü’ne ifadeleri al›nmak üzere getirilen eylemciler, daha sonra Savc›l›¤a ça¤›r›lmak üzere savc›l›k talimat› üzerine sabaha do¤ru saat 04:30’ta serbest b›rak›ld›lar.

Delegesi Diego Quintero, Brezilya ‹flgal Fabrikas› Konseyi Delegesi Placido Penarrieta da vard›. Sendika yöneticilerinin ve de destek için gelenlerin yapt›¤› konuflmalar›n ard›ndan, saat 11.00’den itibaren destek için gelen kat›l›mc›lar›n gruplar halinde alan› terk etti¤i ve saat 14.00 civar›nda alanda az say›da bir kat›l›mc›n›n kald›¤› görüldü. Bu s›rada devam eden müzik dinletisi, Kürtçe bir parçayla sürerken, polis, alanda bulunanlar› abluka alt›na ald›. Ablukayla birlikte yaflanan k›sa bir gerginli¤in ard›ndan, “grevin” bitirildi¤i ilan edildi.

Greve dair Tersane iflçilerinin sorunlar› grev öncesinde kamuoyunun gündemine oturmufl ve ülkenin dört bir yan›nda gerçeklefltirilen eylem ve etkinliklerde, grevle dayan›flma ça¤r›lar› yap›lm›flt›. Ancak 16 Haziran’da ortaya ç›kan tablo, grevden ziyade, içinde sorunun gerçek muhataplar›, özneleri olan tersane iflçilerinin kat›l›m›n›n az oldu¤u, 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direniflinin an›ld›¤›, miting benzeri bir eylem olmufltur. Tersane patronlar›, güvenlik güçlerinin, dolay›s› ile de devletin büyük deste¤iyle, grevi bofla ç›karmak için, ›rkç›floven propagandalar eflli¤inde, oldukça yo¤un bir çabaya girmifltir. Tersanelerde grev örgütleyecek düzeyde bir örgütlenmenin gerçeklefltirilmemifl olmas›n›n sonucu olarak bu durum, kat›l›mda önemli bir etken olmufltur. Böylesi bir örgütlenme ve ifl yerlerinde grev komitelerinin oluflturularak, grev çal›flmas›n›n içerden, sorunun özneleri üzerinden örülmesi, grev vb. direnifllerin baflar› flans›n›n ön kofluludur.

Bozk›rlar› iflçilerin birli¤i tutuflturacak Bir di¤er mesele ise, tersanelerdeki çok parçal› örgütlenme çal›flmalar› ve bu çal›flmalar›n kendi aralar›nda var olan yaklafl›mlar›d›r. Bu yaklafl›mlar ise iflçiye oldukça fazla yans›makta-yans›-

t›lmaktad›r. Bunun en son örne¤i ise, grev günü yaflanm›flt›r. Pankartlar›n kapatt›r›lmak istenmesi s›ras›nda ç›kan tart›flmalar, destek için gelenler üzerinde oldu¤u gibi, özellikle de greve kat›lan iflçiler üzerinde de olumsuz bir etki yaratm›flt›r. Tersane iflçileri benzer tart›flmalara s›kça flahit olmaktad›r ve bu durum özde karfl›l›kl› olarak geliflmektedir. Grev günü görüflüne baflvurdu¤umuz, baflta tersane iflçileri olmak üzere, çok say›da insan da, tersanelerdeki örgütlenme sorunun önündeki bafll›ca engellerden biri olarak, bu çok parçal› örgütlenmeyi ve de bunlar aras›ndaki tart›flmalar› görmekte, tersane iflçileri içinde ciddi ve bütünlüklü bir örgütlenme yarat›lamamas›nda ve bundan hareketle de iflçilerin kat›l›m›ndaki azl›kta, bunun önemli bir rol oynad›¤›na dikkat çekmekteler. ‹çinden geçti¤imiz süreç, iflçi havzalar›n›n iflçilerin öfkesiyle kaynad›¤› bir süreçtir. Bu öfkenin aya¤a dikilmesi ve bozk›rlar› tutuflturacak bir yang›n› bafllatmas› ise, grup ç›karlar›n›n bir yana b›rak›larak, s›n›f›n ç›karlar›n›n ön plana al›nmas›, devam›nda iflçi s›n›f›n›n birli¤inin sa¤lanmas› ve de s›n›f bilincinin yükseltilmesiyle mümkün olacakt›r. Tersanelerde de yap›lmas› gereken budur. Tersane iflçisi ancak o zaman insanca yaflama ve çal›flma hakk› için, üretimden gelen gücünü kullanarak, grev vd. eylem ve direniflleri omuzlayacak, yan› bafl›nda arkadafllar› ölürken, bafl›n› çevirip gitmeyecektir. Ancak o zaman, grevde görevli önlü¤ünü giyenler de, eylem kortejine slogan att›ranlar da, ön saflarda pankart› tutanlar da, iflçiler olacakt›r. Bunu baflarabilmek için de, gerek örgütlenmedeki gerekse bir bütün olarak politikalardaki yanl›fl ve eksikliklerin gözden geçirilmesi, yanl›fllardan ders ç›kar›larak, do¤ru bir örgütlenme yöneliminin hâkim k›l›nmas› gerekmektedir. ‹flçi s›n›f›n›n bozk›rlar› tutuflturacak yang›n› büyütebilmesinin baflka da yolu yoktur! (Kartal)

15-16 Haziran çal›flmalar›ndan Öncelikle 16 Haziran grevine ça¤›ran Limter-‹fl Sendikas›’n›n ç›kartm›fl oldu¤u afiflleri mahallemizin merkezi noktalar›na ESP, Köz ve Partizan olarak yapt›k. Yine bu bileflenle birlikte ç›kart›lm›fl olan bildirileri mahallemizdeki pazarda sesli da¤›t›m yaparak mahalle halk›n› 16 Haziran grevine ça¤›rd›k. 12 Haziran Perflembe günü ise Güzellefltirme Derne¤i’nin önünde grevle ilgili bir etkinlik, ortak olarak bu bileflen taraf›ndan gerçeklefltirildi.

Etkinli¤e yaklafl›k 50 kifli kat›ld›. 14 Haziran günü ise greve destek ve ça¤r› amaçl› bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdik. Bas›n aç›klamam›z 14 Haziran akflam› saat 19.00’da gerçeklefltirildi. "Tuzla iflçisi yaln›z de¤ildir", "Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›" vb. sloganlarla bafllayan eylem bas›n aç›klamas›n›n okunmas›yla devam etti. Daha sonra yine sloganlarla eylem sonland›r›ld›. 1 May›s Mahallesi Partizan

Antakya 16 Haziran günü Antakya Künefeciler Meydan›’nda 1516 Haziran Büyük ‹flçi Direniflinin 38. y›ldönümü, yap›lan bas›n aç›klamas› ile kutland›. D‹SK/Genel-‹fl Sendikas› ve KESK önderli¤inde yap›lan bas›n aç›klamas›na Partizan, ESP, TÖP ve E¤itim-Sen de destek verdi. Genel-‹fl Sendikas› Hatay fiube Baflkan› Mehmet Güleryüz’ün okudu¤u bas›n aç›klamas›na “Yaflas›n 15-16 Haziran direniflimiz”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” vb. sloganlar efllik etti.

Eskiflehir D‹SK Bölge Temsilcili¤i yönetici ve üyeleri,15–16 Haziran direnifllerinin 38. y›ldönümü ve Tuzla Tersanelerindeki iflçilerin grevine destek vermek amac› ile 16 Haziran Pazartesi günü saat 15.00’te K›z›lay ‹fl Merkezi önünde toplanarak Hamamyolu’na do¤ru yürüyüfle geçti. Demokratik kitle örgütlerinin de destek verdi¤i yürüyüfl, davul zurna eflli¤inde Yediler Park›na kadar devam etti. Burada kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› D‹SK Bölge Temsilcisi Bayram Kavak yapt›.

Okmeydan› 13 Haziran Cuma günü aralar›nda Partizan, Halkevi, ÖDP, Köz, ‹flçi Gazetesi, Yaflam Der, Demokrasi Evi, ESP ve SODAP üyeleri taraf›ndan bir eylem düzenlendi. Eylem saat 19.30’da “Tuzla tersanelerinde ölümlere son! 16 Haziran grevini destekleyelim” yaz›l› pankart›n arkas›nda yürüyüflle bafllad›. Eylemde göze çarpan ise pankart›n önünde yer alan ve iflçi ölümlerini konu alan haber sütunlar›ndan yap›lm›fl tabuttu. Kitle Sa¤l›k Oca¤›n›n önüne gelerek burada bas›n metni okudu. Aç›klaman›n ard›ndan müzik dinletisine geçildi ve Grup May›s marfllarla Tuzla iflçisini selamlad›. Eylem, BEKSAV’›n haz›rlam›fl oldu¤u “Tersanelerin F›s›lt›s›” belgeselinin gösterimiyle sona erdi. 100 kiflinin kat›ld›¤› eyleme EMEP de destek verdi. Okmeydan› ‹flçi köylü okurlar›

Gazi Mahallesi Tuzla Tersanelerine 16 Haziran’da yap›lacak grev öncesi bir destek de Gazi Mahallesinden geldi. 15 Haziran günü Gazi Mahallesi eski karakol önünde bir araya gelen kitle buradan Cemevine yürüdü. Partizan, ESP, DTP, TÖP, Halkevleri ve SDP’nin oluflturdu¤u Tuzla ‹flçileriyle Dayan›flma Platformu taraf›ndan örgütlenen eylemde “Tersane iflçisi yaln›z de¤ildir” pankart› aç›ld›. Grevin güvencesiz, kurals›z, sigortas›z, sendikas›z çal›flmaya karfl› yap›ld›¤›n› dile getiren kitle herkesi Tuzla grevi ile dayan›flmaya ça¤›rd›.

Çanakkale 14 Haziran’da YDG, SGD, DGH, YDGM, Emek Gençli¤i ve Ö¤renci Kolektifleri’nden üniversiteliler bir araya gelerek Küçük Sanayi ve Çanakkale merkez kordonda bildiri da¤›t›m› gerçeklefltirdiler. 15 Haziran’da ise pazarda bildiri da¤›t›m›na devam edilerek halka, 16 Haziran grevini selamlayacaklar› bas›n aç›klamas›na ça¤r›da bulundular. Yaklafl›k 30 kiflinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda “Tuzla iflçisi yaln›z de¤ildir”, “Kurtulufl yok tek bafl›na, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganlar› at›ld›.


Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 e-mail: umutyayimcilik@ttmail.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: ‹STASYON CADDES‹. DÖRTLER APARTMANI NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 430 67 65 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TELEFAKS: (0232) 446 78 07 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAH. TURGUT TEMELL‹ CADDES‹ BARIfi ‹fiHANI KAT: 3 NO: 94 ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: 0 446 223 67 18 Cep: 0 536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ MERS‹N: S‹L‹FKE CADDES‹ ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT:3 NO:118 MERS‹N Cep: 0 545 685 25 27 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELERSTR. 93, 47169 DU‹SBURG, TEL: 0049-203-40 60 958, FAX: 0049-203-40 60 959

Kanla yüzdürülen gemiler ve direnifl... Dersim Dersim’de sendikalar›n, organize etti¤i Partizan ve çeflitli devrimci örgütlerin destekledi¤i bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. “Tuzla tersanelerinde kurals›zl›k, yasad›fl›l›k ve ölümler devam ediyor. Tersane patronlar› ve hükümet sorumluluk alm›yorlar. ‹flçileri ve halk› kand›r›yorlar” denilen aç›klamada “Limter-‹fl, Tuzla tersanelerinde grev silah›n› kullanmak zorunda kalm›flt›r. Biz de yürekten ve coflku ile bu anlaml› direnifli ve di¤er ifl kolu direnifllerini selaml›yoruz. Yaln›z olmad›klar›n› bir kez daha hayk›r›yoruz” dendikten sonra aç›klama slogan ve oturma eyleminin ard›ndan sonland›r›ld›. (Dersim/‹flçi köylü)

Adana Tersanelerde yaflanan ifl cinayetleri karfl›s›nda 16 Haziran’da gerçeklefltirilen eyleme destek olmak ve tersane iflçilerinin sesine ses katabilmek için 16 Haziran 2008 günü Adana’da bir eylem gerçeklefltirildi. D‹SK Genel-‹fl Sendikas› önünde toplanan yaklafl›k 100 kiflilik devrimci, demokrat, ilerici kitle yolun bir k›sm›n› kapatarak sloganlarla ‹nönü Park›’na do¤ru yürüyüfle geçti. ‹nönü Park›’na gelindi¤inde haz›rlanan bas›n metnini D‹SK Çukurova Bölge fiube Temsilcisi Kemal Aslan okudu.

Mersin

Türkiye iflçi s›n›f› tarihinin, sömürüye karfl› en büyük eylemi olan “15-16 Haziran 1970” direniflini selamlamak, Tuzla Tersaneleri’nde 98 iflçinin ölümüyle sonuçlanan “kazalar›” protesto etmek ve Limter-‹fl Sendikas› öncülü¤ünde Tuzla iflçilerinin bafllatt›¤› greve destek vermek amac›yla Mersin’de 16 Haziran günü saat 17.00’de D‹SK, KESK, Türk-‹fl, devrimci demokrat ve ilerici kurumlar öncülü¤ünde kitlesel bir eylem düzenlendi. Eylemde Partizan olarak biz de yerimizi ald›k. Mersin Büyükflehir Belediye binas› önünde gerçekleflen eylemde ilk olarak E¤itim-Sen üyesi bir ö¤retmen fliir okudu, ard›ndan 5 dakikal›k oturma eylemi yap›ld›.

Üç-befl kurufla sat›n al›nan iflçinin al›nteri de¤il, kan›d›r. Ad› katliamlar ve deri iflçilerinin direnifliyle an›lan Tuzla, son aylarda tersane iflçilerinin peflpefle ölümü ile birlikte bir kez daha ölüm ve direniflle kitlelerin gündemine girdi. Tuzla’n›n gündeme gelmesi ve iflçilerin kan› pahas›na gündemde kalmas› patron ve hükümetin hiç de istemedi¤i bir fley. Bu nedenle, gerçeklerin üstünü örtmek için akla ziyan komplo teorileri de dahil her yönteme baflvuruluyor. Tuzla’da yaflanan katliam›n tek bir sorumlusu var: sermaye ve tek bir nedeni var: sermayenin azami kâr h›rs›… Geriye kalan tüm ayr›nt›lar, yaflananlara dair tüm anlat›lanlar sermayenin kâr h›rs›n›n yaflama geçiriliflinin yol ve yöntemleriyle ilgilidir. Uluslararas› Denizcilik Örgütü (IMO) 15 yafl üstü gemileri 2005’ten itibaren, tek cidarl› gemileri ise 2015’ten itibaren seferden men edici düzenlemeler getirmifltir. Bu durum tüm dünyada yeni gemi talebinde patlamaya neden oldu. IMO’nun kararlar› ile patlayan taleplerle Türkiye’deki gemi infla sanayinde h›zl› bir büyüme yafland›. 2005’te 331 bin dwt (tafl›ma kapasitesi) olan üretim (tamir ve yeni gemi üretimi) 2007’de 1 milyon dwt’ye ç›kt› (% 300 art›fl). Ayn› dönemdeki iflçi say›s› ise 24 bin 200’den 33 bine ç›km›flt›r (1/3’lük art›fl). Yani patronlar ifllerini 3 kat art›r›rken, bunu mevcut iflçilerinde üçte birlik

bir art›flla sa¤lam›fllar. Bunu tafleron firmalar› kullanarak ve yasal 7,5 saatlik ifl süresinin çok üzerinde bir saatle iflçileri çal›flmak zorunda b›rakarak yap›yorlar.

Patronlar›n son liman›: yalanlar, yalanlar, yalanlar… Sermaye, düzeninin süreklili¤ini hukukla “garantiye” alsalar da güncel sorunlara yan›t olmak için de bir dizi kuruma ihtiyaç duyar. Meclis ve hükümet bunlar›n en etkili ve önemli olanlar›ndand›r. Ailesi tersane sahibi olan AKP milletvekili Durmuflali Torlak, “Tuzla’da iflçi ölümleri” gündemli bir meclis oturumunda gündem d›fl› konuflma yaparak; “Türkiye’deki ifl kazalar›n›n Japonya ile ayn› oldu¤unu, Malezya, Tayvan ve Çin’den düflük oldu¤unu” söyledi. Bu verileri de ILO’ya dayand›rd›. ILO’nun böyle verilere sahip olmad›¤›n› bizzat kurumun kendisi belirtiyor. Yani meclis kürsüsü iflçi ölümlerine meflruiyet kazand›rmak için, üstelik yalan verilerle, halk› kand›rmak için kullan›l›yor. Hükümetin bir di¤er oyunu Limter-‹fl’i yetkisiz sendika ilan etmesidir. Limter-‹fl üretimin % 95’ini yapan tafleron iflçiler içinde örgütlü bir sendika. Türk-‹fl’e ba¤l› DOK Gemi-‹fl ise esasta kadrolu iflçilere yönelik örgütlenmesi olan bir sendika. 2000 y›l›ndan beri katledilen 55 iflçiden 54’ünün

tafleron iflçi oldu¤unu göz önünde tutarsak hükümetin Limter-‹fl’i muhatap kabul etmemesini asl›nda sorunu çözmek istemedi¤inin itiraf› olarak anlayabiliriz. Yani hükümet bir kez daha halk› kand›r›yor. “Sorunu çözmek” istedi¤ini söylüyor ama as›l muhataplar›n› “yetkisiz sendika” ilan ediyor. Tuzla tersanelerindeki iflçi ölümleri ülkemizdeki iflçilerin karfl› karfl›ya kald›¤› sömürü çark›n›n difllilerinin nas›l çal›flt›¤›n› bütün ç›plakl›¤› ile göstermektedir. Bir yandan kurals›z, esnek, güvencesiz, sendikas›z, toplu sözleflmesiz bir üretime mahkum ediliyor iflçiler, di¤er yandan polisinden, jandarmas›ndan valisine, bakan›na, hükümetinden mahkemesine kadar tüm kurumlar hem patronun ihtiyaçlar›na göre her türlü olana¤› sa¤l›yor, hem de iflçilerin hak alma mücadelesinin önüne her türlü engeli ç›kart›yor. Bugün iflçiler art›k patronlarla, al›nterinin pazarl›¤›n› de¤il, kanlar›n›n pazarl›¤›n› yapmaktad›rlar. Üç-befl kurufla sat›n al›nan iflçinin al›nteri de¤il, kan›d›r. ‹nsanlar ölümü göze alarak iflbafl› yap›yorlar. Böylesine bir çaresizlik bu sömürü sisteminin yok edilmesinin de çaresidir. Bunu görmeli ve en gerinin en ileri oldu¤u bilinciyle ekonomik olarak en geri olan kitlelerin siyasi olarak en ileri kitlelere dönüflmelerinin dinamiklerini harekete geçirmeliyiz. Devam› sayfa 31’de

DHIIIK20  

y›¤›nlara ulaflman›n araç ve yön- temlerini zenginlefltirmekten ge- çer. Ezilenlerin çeflitli direnifller ile zaman zaman uç veren öfkesi, sessi...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you