Skip to main content

AdaletWeb156

Page 1

Adalet

Ekmek ve

Sald›rganlar Belli!

Haftal›k Dergi / Say›: 156 / Tarih: 1 May›s 2005 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000 / 75 YKr

1 May›s’ta dalgalanan k›z›l bayraklar›m›z›n alt›nda devrim yürüyüflü sürecek

www.ekmekveadalet.net Mail:info@ekmekveadalet.net

Sald›r› iflaretini veren belli: Genelkurmay! Sald›r›y› planlayan, uygulayan belli: MHP, Polis Sald›r›y› k›flk›rtan, çanak tutan belli: Medya... Trabzon’daki, Sakarya’daki, Eskiflehir’deki, Samsun’daki sald›rganlar›n adlar›, eflgalleri aflikar!

Provokatörler Hala Tutuklanmad› Soruyoruz: Bu ülkede HUKUK var m›?

Adalet

Ekmek ve

ISSN:

www.ekmekveadalet.net

info@ekmekveadalet.net

1304687X 132

Demokrasi mi?... Genelkurmay’›n izin verdi¤i kadar!


Yak›nda Ç›k›yor...

Yürüyüfl Ba¤›ms›zl›k Demokrasi Sosyalizm ‹çin

www.yuruyus.com Haftal›k Dergi / Say›: 1 21 May›s 2005 Fiyat›: 750.000/75 Ykr (kdv dahil)

Adana’da bir Devrimci Sol üssünde katledildiler. Üçü de Silahl› Devrimci Birlikler üyesiydiler, kuflat›ld›klar›nda tereddütsüz direndiler, duvara kanlar›yla umudun ad›n› yazarak ölümsüzlefltiler. S›dd›k, 1970 Çorum Mecitözü do¤umluydu. Devrimci yaflam› lise y›llar›nda bafllad›. ‹lk y›llarda baflka bir siyasi hareketle iliflkisi vard›. 1988’de devrimci harekete kat›ld›. Gecekondularda faaliyet yürüttü. Ocak 92’de SDB savaflç›s› oldu. Güven, 1973 Adana Kozan do¤umluydu. Mücadeleye ‹stanbul’da kat›ld›. Gecekondu bölgelerinde çal›flt›. 1991’de SDB’lerde yerald›. Esma, 1971 Kars Sar›kam›fl do¤umluydu. 86’da mücadeleye kat›ld›. Gecekondu halk›n›n örgütlenmesinde görev ald›. 92 bafllar›nda SDB savaflç›s› oldu. fiehit düflerken örgütünün ismini duvara kanla yazd›.

S›dd›k ÖZÇEL‹K Güven KESK‹N Esma POLAT 30 Nisan 1992

Yürüyüfl, Kurtulufl gibi kavgan›n sesi olacak. Yürüyüfl, Ekmek ve Adalet gibi gerçe¤in sesi olacak. Haftal›k dergi Yürüyüfl, emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k için dövüflen vatanseverlerin, faflizme karfl› demokrasi kavgas› veren demokratlar›n, kapitalizme karfl› insanl›¤›n çaresiz ve alternatifsiz olmad›¤›n› savunan sosyalistlerin, düzenin sesini bo¤mak ve sindirmek istedi¤i iflçilerin, köylülerin, liseli ve üniversiteli gençli¤in, gecekondulular›n, esnaf›n, ev kad›nlar›n›n, ayd›nlar›n, bu i¤renç ve afla¤›l›k ve asalak düzene karfl›, adil ve özgür bir düzen isteyen tüm halk›n dergisi olarak yay›n hayat›na bafll›yor.

Yak›nda bayilerde...

Serap fi‹MfiEK 6 May›s 1980

Recep GÜLER Nisan 1994 1989 y›l›nda Yeni Çözüm ‹zmir Temsilcili¤i yapt›. Çeflitli görevler üstlendi. 1994 Nisan’›ndan beri kay›p.

Haydarpafla Teknik Ö¤retmen Okulu’nda 6 May›s’ta Deniz’ler için düzenlenen anmada jandarman›n açt›¤› atefl sonucu katledildi. DEV-GENÇ saflar›ndayd›.

Sadettin Emir ÇINARO⁄LU 1 May›s 1977

Fehime ÖZTÜRK Nisan 1978

Bursa’da yüksek okul ö¤rencisiyken devrimci mücadeleye kat›ld›. ‹flçi s›n›f›n›n mücadele günü 1 May›s’ta katledildi.

Samsun DEV-GENÇ içinde yerald›. Hastal›¤› nedeniyle aram›zdan ayr›ld›.

Masala ve Nüktedan ‹ngilizcede! Uluslararas› Tecritle Mücadele Platformu (UTMP), Kand›ra 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’ndeki DHKP-C Davas› tutsaklar›n›n ç›kartt›¤› MASALA mizah dergisinin Ocak-fiubat 2005 say›s›n› ‹ngilizce olarak yay›nlad›. Derginin ‹ngilizce’ye çevirisini de Uflak E Tipi Hapishanesi’ndeki DHKP-C davas›ndan kad›n tutsaklar yapt›. UTMP’n›n bas›n ve yay›m›n› üstlendi¤i ‹ngilizce Masala, tutsaklar›n sesini ve direniflini farkl› kesimlere ulaflt›r›yor. UTMP Temsilcisi, Masala’n›n ‹ngilizce yay›nlanmas› düflüncesinin tutsaklar›n önerisi oldu¤unu ve bu fikrin ortaya ç›kmas›n›n as›l kayna¤›n›n da, Taksim’de kendini feda ederek flehit düflen ölüm orucu direniflçisi Sergül Albayrak’›n Avrupa'dan gelmesi oldu¤unu belirtti. Yani ‹ngilizce Masala, bir anlamda Sergül’ün an›s›na yay›nland›. Yine Uflak Hapishanesi’nde yay›nlanan Nüktedan’›n bir say›s› da tutsaklar taraf›ndan ‹ngilizce olarak yay›nland›.

✹R ÇA⁄ DUYU

I U

Kürt Sorunu Nas›l Çözülür? Kitapç›larda Haziran Yay›nevi’nde Ekmek ve Adalet Bürolar›nda

Haziran Yay›nc›l›k E¤itim Dizisi - 3 ABD veya AB Kürt sorununu çözebilir mi? Türk milliyetçili¤i bugüne kadar ne yapt›? Kürt milliyetçili¤i nerede ve neden t›kand›?

Ankara Dikmen’de bulunduklar› üste kuflat›ld›lar. Dört SDB’li ölüm mangalar›na silahlar›yla Halil ATEfi direndiler. Solmaz ve Fikri kuflat›lan evde flehit düflerken, Halil ve Ali kuflatmay› yar›p çat›flmaSolmaz KARABULUT y› sokaklarda sürdürürken flehit düfltüler. Fikri KELEfi Halil, 1960 Sivas Zara do¤umludur. Mücadeleyle 12 Eylül öncesinde tan›flt›. 1988 y›l›nda devrimci hareket saflar›na kat›ld›. SDB’lerde yerald›. Son olarak Ankara SDB Komutan›’yd›. Ali YILMAZ Solmaz, 1965 Bal›kesir Bigadiç do¤umluydu. Okul y›llar›nda bafllad› devrimci mücadeleye, 4 May›s 1992 ö¤retmenli¤inde memurlar›n örgütlenmesinde yerald›. ‹flkencelerden, hapishaneden geçti. Fikri, 1969’da ‹stanbul Ça¤layan’da do¤du. 1989’da mücadeleye kat›ld›. Gecekondu mahallerinde çal›flmalar yapt›. Tutsak düfltü. Tahliye olduktan sonra SDB savaflç›s› olarak istihdam edildi. Ali, 1971 Kastamonu do¤umluydu. Devrimci hareket içinde mahalli bölge çal›flmalar› içinde yerald›. 91 ilkbahar›nda SDB savaflç›l›¤› görevine atand›.

Ekmek ve

Adalet

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.net

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ebru BENEK Genel Yay›n Yönetmeni: Gülizar KES‹C‹ Adresi: ‹nebey Mahallesi Küçük Langa Caddesi No:29 C-26 Akflahin Pasaj› Aksaray-Fatih-‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks: 0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama ISSN: 1304 687X Fiyat›: 750 000 TL/75 YKr Fransa:3 Euro Avrupa: 3 Euro ‹sviçre:3 Euro Almanya:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.net

Bürolar›m›z Yapi Verlag

Gutenbergstr. 40

50823 KÖLN

Tel: 0049 221 4538760 - 0049 221 4538761 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Adana- Ziya Pafla Bulvar› Tapanyi¤it ‹flmerkezi Kat:2 No:152 Tel-faks: 0 322 363 32 09 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Tel-faks: 0 312 419 27 38 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Ap. Kat: 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18 Bursa- Sakarya Mah. K›br›s fiehitleri Cad. Ayd›n ‹flhan›-2 No:24 Kat:2 Tel-faks: 0 224 224 93 97

Hopa- Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08 ‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Konak Tel-Faks: 0 232 482 29 54 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Kat:1 No:43 Tel: 0 422 323 24 77 Mersin- Çankaya Mah. Türkkan ‹flhan› No: 106/9 Samsun- 19 May›s Mah. Talimhane Cad. Albayrak ‹flhan› NO:24 Kat:2 Daire:9 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Düzenli Ulusoy ‹fl merkezi Çömlekevi Tel-faks: 0 462 321 14 80 Yokuflu No: 42


Ekmek ve Adalet Say› 156 ‹çindekiler

Demokrasicilik oyunu

ve Genelkurmay 3... 5... 7... 10... 14... 16... 17... 19... 21... 22... 23... 24... 26... 28...

30... 32...

34... 36... 37... 40... 42... 43... 45... 48... 49... 50...

Demokrasicilik oyunu ve Genelkurmay AKP, iktidar olmad›¤›n› itiraf ediyor Kürt sorununda yanl›fl ‘çözüm’ adresi: Avrupa Birli¤i 1 May›s’a do¤ru... Faflist sald›r›lar› protestolar sürüyor Y›k›ma kar›fl direnifl meflru hakt›r Faflist sald›r›lar sürüyor MHP’nin ahlak› fiovenist kampanya ‹ncirlik’te yine her fley halktan gizli Muhalefeti susturma yöntemleri Köyleri böyle bombalad›lar AB’ye dayanan solculuk... Olaylar›n peflinden sürüklenmek ya da iradi ve öngörülü olmak! Devrimci sorumlulu¤a davet Amerikan k›tas›n›n flairlerinden ölüm orucu direniflçilerine Gediz sistemin aynas›d›r Devlet gazetesi Hürriyet KESK ifl b›rakt› Ekvador halk› Gutierrez’i devirdi ‘Ateflin Türküsü’ coflkusu Teröre karfl› savafl direnifli büyüttü Do¤u, coflkuyu ve öfkeyi Grup Yorum’la yaflad› “12’ler yafl›yor” Dara¤ac›nda üç halk kurtulufl savaflç›s› Kahramanlar Ölmez

Mart ve nisan ay› içinde yaflad›¤›m›z üç çarp›c› geliflme, ülke gerçe¤imizi yanl›fl tahlil edenlerde derin bir hayal k›r›kl›¤›n› a盤a ç›kard›. Bunlardan birincisi, 6 Mart’ta yaflanan aç›k polis vahfletinin polis fleflerinden tutun da bakanlara, baflbakana kadar devletin tüm kademeleri taraf›ndan sahiplenilmesiydi. Türkiye’nin çok de¤iflti¤ini sananlar, “demek ki pek de¤iflmemifl” hayal k›r›kl›¤›n› yaflad›lar. ‹kincisi; Genelkurmay talimat›yla bafllayan “bayrak provokasyonu” ve Trabzon’da TAYAD’l›lara karfl› giriflilen linç sald›r›s›yd›. Genelkurmay’›n “psikolojik harekat merkezi”nin eskisi gibi çal›flt›¤›n›, polis-MHP iflbirli¤inin sürdü¤ünü, “de¤iflti” denilen MHP’nin kanl› difllerini meydana ç›karmas› için bir Genelkurmay talimat›n›n yetti¤ini, flovenist politikan›n devletin ve iktidar›n her kat›nda savunuldu¤unu gösteren bu geliflmeler, Türkiye’nin çok de¤iflti¤ini sananlar› “biz bu halimizle nas›l AB üyesi oluruz?” hay›flanmalar›na itti yeniden. Üçüncü çarp›c› geliflme ise, Genelkurmay’›n 20 Nisan’da yapt›¤› aç›klamad›r. Bu aç›klama, hiç tart›flmas›z biçimde ülkemizdeki Genelkurmay iktidar›n›n sürdü¤ünün göstergesi oldu. Dolay›s›yla, Türkiye’nin de¤iflti¤i, demokratikleflti¤i, sivilleflti¤i söylemlerinin tümünün bir balon oldu¤u a盤a ç›kt›. Do¤rudur; son birkaç y›l içinde ülkemizde birçok yasa ç›kar›lm›fl, de¤ifltirilmifl veya AB’ye uydurulmufltur. Ama buna ra¤men, pratikte de¤iflim olmam›flsa, o zaman flunun üzerinde düflünmek gerekiyor: Yasalar›n, anayasalar›n Türkiye’deki hükmü nedir?.. AB’ye uyum yasalar› bir yana, herkes haf›zas›n› biraz zorlad›¤›nda hat›rlayacakt›r ki, bu ülkenin neredeyse tüm tarihi “demokratikleflme” paketleriyle doludur. “Demokratikleflme” ad›na say›s›z yasalar, genelgeler ç›kar›ld›. Burjuva medya, her seferinde flunda devrim, bunda büyük reform manfletleri att›. Halen içinde yaflad›¤›m›z Türkiye gerçe¤i, asl›nda halk›n ony›llard›r nas›l bir YALAN DERYASI içinde yaflat›ld›¤›n› kan›tl›yor. Yalanlar›n en büyü¤ü, ülkemizin “DEMOKRAS‹YLE” yönetildi¤idir. Bu yalana halk›n, ayd›nlar›n, muhalif kesimlerin inand›r›lmas› çok ama çok önemliydi. Çünkü bu sistemin bir demokrasi de¤il, faflizm oldu¤u bilindi¤inde, halk›n düzenden beklentileri de o ölçüde azalacak, sorunlar›na düzeniçi çözüm yollar› bulma umudu olmayacakt›r. “AB’ye üyelik” süreci denilen süreç, ülkemize demokrasi getirme süreci de¤il, ama bu yalan› pekifltirme süreci olmufltur. Nas›l yönetiliyoruz? Buna bakal›m. Bir; bu ülke, 50’lerden bu yana iktidara gelen partiler, onlar›n kurdu¤u hükümetler taraf›ndan yönetilmemifltir. Hükümetler, uygulayacaklar› ekonomi politikalar› emperyalizmin talimatlar›na, iç siyaseti ise, Genelkurmay’›n haz›rlad›¤› “K›rm›z› Kitap”lara göre ayarlam›fllard›r. Hiçbir hükümet MGK’n›n-Genelkurmay’›n onay vermedi¤i politikalar› uygulayamaz. ‹ki; bu ülkede, parlamentonun hiçbir zaman gerçek anlamda bir yasama gücü olmam›flt›r. Parlamento, hükümetlerin –dolay›s›yla Genelkurmay’›n, emperyalistlerin– istedi¤i yasalar› ç›karan, el kald›r›p indirerek düzene meflruluk sa¤lamaktan baflka rolü olmayan bir kurum olmufltur. Üç; “Demokrasinin vazgeçilmez araçlar› partiler” mi? Ülkemizdeki siyasi sistemin bir “partiler mezarl›¤›” olarak adland›r›lmas› onlar›n “gücünü” göstermeye yeter. Evet, “Türkiye demokrasisi” denilen fley; partilerin istendi¤i zaman kapat›ld›¤›, parlamentosunun kap›s›na kilit vurulabilen, yasalar›n ç›kar›ld›¤› ama


uygulanmad›¤›, hükümet programlar›n›n veya anayasalar›n de¤il “Milli Güvenlik Siyaset Belgeleri”nin geçerli oldu¤u bir demokrasidir! Ki, siyasi literatürde bunun ad› demokrasi de¤ildir. Bu sistem, 60 y›ld›r katliamlar yap›yor, iflkenceler, infazlar yap›yor, cuntalar gerçeklefltirip kontra teflkilatlar› kuruyor, halka karfl› kullan›lmak üzere sivil faflist örgütlenmeler oluflturuyor ve hiç kimse bunlardan dolay› yarg›lanm›yor. Biz iflte bütün bu nedenlerden dolay›, ülkemizdeki sistemi y›llard›r demokrasi de¤il, “demokrasicilik oyunu” olarak adland›rd›k. MGK yönetiyor dedik, kontrgerilla yönetiyor dedik, Susurluk devleti dedik. Yasal ve bürokratik düzenlemelerin bir siyasi sistemi flekillendirece¤ini sananlar ancak siyasi körlerdir. Tüm yasal düzenlemeler, ancak mevcut güçler dengesi çerçevesinde bir fley ifade ederler. Bu güç dengelerine uygun düflmeyen yasalar, daha bafltan sosyal anlamda da, hukuki anlamda da “kadük”türler. Yasalarla “demokratik devrim” yap›lm›fl oldu¤unu öne sürmek, Marksist-Leninistler aç›s›ndan bir cehalettir. Altyap›, üstyap› denilen fleyden, bir s›n›f›n di¤er s›n›flar üzerindeki bask› ve tahakküm arac› olan devlet gerçe¤inden bihaber olmakt›r. Gerçeklerden bu kadar uzak düflüldü¤ünde, hayal k›r›kl›klar›n›n da sonu bir türlü gelmez. Her katliam, faflist sald›r›, iflkence, infaz, bask›, yasak, vahflet, bir flamar gibi “demokrasi oldu¤u” hayali içindekilerin yüzüne çarpar. AB dayatmalar›yla “yukar›dan” yasalar ç›kar›l›yor, ekonomide, siyasette düzenlemeler yap›l›yor. Siyasal tarih gösterir ki, “yukar›dan” her siyasi geliflmenin de, üretim iliflkilerinde, sosyal mücadeleler alan›nda bir karfl›l›¤› vard›r. E¤er yoksa, o yap›lan düzenlemelerin de pratikte bir hükmü olmaz. Avrupa emperyalizmi, çarp›k kapitalizmin “›slah” edilmesini istiyor. baflka deyiflle “adam gibi kapitalizm” istiyor; ancak ayn› fley “demokrasi” için geçerli de¤ildir. Tersine demokrasinin Demokrasi mi istiyorsunuz; “adam gibi deöyleyse faflizmi y›kacaks›n›z. mokrasi” olmas›n› de¤il, belli kuFaflizmin arkas›ndaki dayanak rallar içerisinde emperyalizm ve oligarflidir; demokrasicilik öyleyse emperyalizm ve oyununun süroligarfliyle savaflacaks›n›z. Ya mesini istiyor. E k o n o m ide da, demokrasiden vazgeçip, “adam gibi kapidemokrasi diye yutturulan bu talizm” iste¤i ve “demokrasicilik oyunu”yla siyasal alanda “demokrasicilik yetineceksiniz.

oyununun sürdürülmesi” iste¤i, birbiriyle çeliflen istekler de¤il, emperyalist tekellerin ç›kar›na uygun olan›d›r. Emperyalist tekellerin istedi¤i gibi yat›r›m yap›p kâr edebilmeleri için mafyan›n, kara paran›n sermaye üzerindeki etkisinin aza indirildi¤i “adam gibi kapitalizme”, öte yandan sömürünün bu kadar pervas›zlaflt›¤› bir ülkede halk› sindirebilmek içinde faflizme ihtiyaçlar› vard›r. Genelkurmay’›n ve ordunun sistem içindeki a¤›rl›¤›n›n korunmas› AB’nin de ç›karlar› gere¤idir. Dikkat edin; askeri hakim heyetten ç›kar›ld› diye DGM’leri kabul eden Avrupa, MGK konusunda da “MGK sekreterinin sivillefltirilmesini” yeterli bulmufltur. Halk hareketlerine karfl› “son kozu” ordu olan Türkiye gibi bir ülkede, Avrupa emperyalizmi de ordunun etkisizlefltirilmesini, Avrupa burjuva demokrasilerindeki gibi bir noktaya geriletilmesini istemez. Genelkurmay’›n siyasal yaflamdaki a¤›rl›¤›nda, Osmanl›’dan, Kurtulufl Savafl› sonras› oluflan küçük-burjuva diktatörlü¤ünden devral›nan “devlet gelene¤i”nin etkisi vard›r. Ancak sadece bununla aç›klamak, yan›lt›c›d›r. “Genelkurmay’›n yeri”, esas olarak emperyalizmin ve iflbirlikçi oligarflinin mevcut ihtiyaçlar›n›n sonucu olarak flekillendirilmifltir. Bugün de bu ihtiyaç devam etti¤i için, Genelkurmay’›n sistem içindeki belirleyici rolü devam etmektedir. Faflizm ülkemizde yukar›dan afla¤›ya yerlefltirilmifltir. Afla¤›dan yukar›ya gelen bir kitle hareketine de¤il, devlet kurumlar›na dayan›r. Bu nedenle Mahir Çayan ülkemizdeki faflizmi tan›mlarken “kurumsallaflm›fl faflizm” kavram›n› da kullan›r. Bu kurumlar›n en temel ve belirleyici olan› ise, hiç kuflku yok ki, ORDU’dur. Bütün bunlar› görmezseniz, MGK Genel Sekreteri’nin bir general de¤il de bir “sivil” olmas›ndan hareket edip, demokratikleflti¤imiz, hatta faflizmin tasfiye edildi¤i gibi tespitlere kadar savrulabilirsiniz. Sisteme, sistemin politikalar›na karfl› olan tüm güçler, karfl› olduklar› sistemin bir faflizm oldu¤u gerçe¤iyle yüzleflmek zorundad›rlar. Sistemi “biraz iyilefltirilmesi gereken bir demokrasi” olarak görenler, demokrasicilik oyununun bir parças› olur ve sonuçta sisteme güç vermifl olurlar. Demokrasi mi istiyorsunuz; öyleyse faflizmi y›kacaks›n›z. Faflizmin arkas›ndaki dayanak emperyalizm ve oligarflidir; öyleyse emperyalizm ve oligarfliyle savaflacaks›n›z. Ya da demokrasiden vazgeçip, demokrasi diye yutturulan bu “demokrasicilik oyunu”yla yetineceksiniz.


AKP iktidar›, Genelkurmay önünde süt dökmüfl kedi gibi...

AKP, ‹ktidar Olmad›¤›n› ‹tiraf Ediyor Genelkurmay Baflkan›’n›n konuflmas›na iliflkin, AKP piflkin, önemsemez havalarda geçifltirmeye çal›fl›rken, a¤›zlar›ndan ç›kan her söz, att›klar› her ad›m; gerçekte iktidar olmad›klar›n›, Özkök’ün çizdi¤i yolda yürüdüklerini gösteriyor Genelkurmay Baflkan› Orgeneral Hilmi Özkök’ün, “y›ll›k de¤erlendirme” ad›yla yapt›¤› ve gerçekte, Türkiye’nin iç-d›fl politikas›n› belirledi¤i konuflmas›n›n ard›ndan, AKP iktidar› süt dökmüfl kediye döndü. Genelkurmay, iktidar biziz derken, AKP cephesinden yap›lan her aç›klama “evet iktidar sensin” mahiyetinde. Gerçekte AKP’nin, bu konuda yapt›¤› bir aç›klama da yok. Sadece önemsemez bir hava tak›n›p piflkinlik içinde geçifltirmeye çal›fl›yor. Mir Dengir F›rat’›n ard›ndan Baflbakan Erdo¤an, Genelkurmay Baflkan› Hilmi Özkök ile baflbakanl›kta yapt›¤› görüflmenin öncesinde gazetecilerin, Özkök’ün konuflmas›na iliflkin sorular›na verdi¤i cevap da ayn› mahiyetteydi. “Herkesin kanaati flüphesiz kendiyle alakal›. Tabii ki paylaflt›¤›m›z yerler olur, paylaflmad›¤›m›z yerler olur. O ayr› mesele...” demekle yetindi Erdo¤an. Özkök’ün konuflmas›n›n “kanaatten” ibaret olmad›¤›n›, her alanda politika belirleyip, yön çizdi¤ini sokaktaki çocuk dahi biliyor. Ama as›l sorun; AKP’nin gerçekte iktidar olmad›¤›n›n alenileflmesi ve bunun yaratt›¤› güçsüzlüktedir. Bu durumda geriye, Genelkurmay’›n çizdi¤i yönde yürümekten baflka bir fley kalm›yor. AKP de öyle yap›yor. Tayyip’in “bedel ödemeye haz›r›z” sözleri hat›rland›¤›nda, Genelkurmay’a hiçbir konuda direnemeyece¤i de aç›kt›r. Bugüne kadar yasalarda yap›lan de¤iflikler de Genelkurmay onay›yla gerçekleflmifltir. Demokrasicilik oyununda cilalar›n yenilenmesi ifline gelen bir durumdur, bu yüzden izin vermifltir bu düzenlemelere. Fiili olarak iktidar›n› sürdürece¤inden emindir. MGK’daki de¤ifliklikler baflta olmak üzere, AB’cilerin “siyasette askerlerin a¤›rl›¤› azal›yor” diyerek, “devrim” ad›n› verdikleri de¤ifliklikler böyle görülmelidir. Bugün ortaya ç›kan tablo, bunu kan›tlam›flt›r.

Genelkurmay Böyle Yönetiyor Özkök’ün konuflmas›, belirtti¤imiz gibi iç ve

d›fl politikada oligarflinin izlemesi gereken yolu gösteriyordu. Tam da konuflmada belirtilen konularda, hemen ard›ndan at›lan ad›mlar, yap›lan aç›klamalar kimin yönetti¤ini kan›tl›yor: Örne¤in Özkök; "Türkiye'nin ABD'ye, ABD'nin de Türkiye'ye ihtiyac› vard›r" dedi, Türkiye'nin ABD ile iflbirli¤i imkânlar›n›n artm›fl oldu¤unu söyledi. Nas›l geliflecekti bu iflbirli¤i? Mesela, ABD’nin bir süredir istedi¤i ‹ncirlik’teki tavizler verilmeliydi. D›fliflleri Bakan› Abdullah Gül ayn› gün izin kararnamesinin bakanlar›n imzas›na aç›ld›¤›n› aç›klad›. Erdo¤an ise, 27 Nisan grup konuflmas›nda, asl›nda Türkiye’de ABD karfl›tl›¤› olmad›¤›n› anlatt›, Amerikan emperyalizmine övgüler ya¤d›rd› ve “Türkiye-ABD iliflkileri sa¤lam, sapt›rma çabalar›na asla izin vermeyiz” dedi. Konuflman›n özeti, ABD ile iliflkilerin d›fl politikada “temel eksen” oldu¤u üzerine oturtuluyor, bu paralelde de AB’ye yönelik sözde elefltiriler yap›l›yordu. Ki, AB’ye yönelik elefltiriler de, içeri¤i itibariyle tamamen Özkök’ün bir tekrar› niteli¤indeydi. Hatta konuflman›n bütünü ayn› kelimelerle yap›ld›. Erdo¤an’› dinleyen, Özkök’ün sesinin yank›land›¤›n› çok rahat düflünebilirdi. Bu arada, Amerika taraf›ndan aç›kça isim verilerek anti-Amerikanc›l›¤›n yükselmesinde etkisi oldu¤u belirtilen Yeni fiafak Gazetesi, ABD ve ‹srail karfl›t› yaz›lar›yla tan›nan Hüsnü Mahalli’nin yaz›lar›na son verdi. Yeni fiafak’›n AKP iktidar›yla do¤rudan ba¤› düflünüldü¤ünde bu olay›n da s›radan olmad›¤› görülecektir. Yine örne¤in; Özkök, TSK’n›n modernizasyonundan sözetti, F-16’lar›n modernizasyonu anlaflmas› 5 gün sonra imzaland›. M-60 tanklar›n›n modernizasyonunda uzlaflma sa¤land›. Bir baflka örnek: Özkök’ün "Türkiye ne bir ‹slam devleti, ne bir ‹slam ülkesidir” sözlerini, “evet Türkiye’de iç tehditler mevcuttur, irtica da bunlardan biridir” diye geçifltirmeye çal›flan AKP’liler, Genelkurmay’›n iflareti ile konuflan

Say› 156 5 1 May›s 2005


Anayasa Mahkemesi Baflkan›’na atefl püskürüyor. Oysa Anayasa Mahkemesi Baflkan› Mustafa Bumin’in türbana iliflkin söyledikleri ile Özkök’ün sözleri ayn› temeldeydi, ama Genelkurmay karfl›s›nda düflüncelerini aç›klayabilecek, savunabilecek güce sahip de¤ildi AKP. Ülke içindeki yönetim mekanizmas›nda belirleyici güç, Genelkurmay’d›r. Ordudur. Türkiye tarihinde bu konuda binlerce örnek bulmak mümkündür. Bugünkü “AB uyum yasalar›”na bakarak hayallere kap›lanlar daha önce de baflka “demokratikleflme paketleri ile” bu tür hayalleri beslediler. “Ordunun k›fllas›na çekilmesi” hiç eksik olmayan bir durumdur. Neredeyse her vesile ile “ordu siyasetten elini çekiyor” denilir, ordunun “k›fllas›na döndü¤ü” söylenir. Bugün Genelkurmay’›n ç›k›fl›na bakarak, “hani bu kadar demokratikleflme ne oldu?” diye soranlar, flafl›ranlar, Türkiye gerçe¤ini tan›mayanlard›r. Örne¤in flu sat›rlar bu flaflk›nl›k sonras› yaz›lanlara bir örnektir: “2002 y›l› sistemin sivilleflti¤i, MGK'n›n ifllevlerinin budand›¤› y›l oldu. Peki ne de¤iflti? Say› 156

Genelkurmay Baflkan›'n›n önceki gün yapt›-

¤› ayr›nt›l› hükümet program›n› and›ran konuflmas›, siyasi sorunun ve siyasi dokunun ayn› yerde durdu¤unu göstermiyor mu?” (Ali Bayramo¤lu, 22 Nisan 2005, Yeni fiafak) Oysa, AB yasalar›n› devrim diye niteleyerek ayakta alk›fla duranlardan biriydi bu sat›rlar›n yazar›. Ekmek ve Adalet’in 19 Ocak 2003 tarihli say›s›nda, TSK’n›n yeni y›l resepsiyonunda yap›lan konuflmalar sonras› duruma iliflkin flunlar› yazm›flt›k: “Bu kokteylde gerçek iktidar›n kimde oldu¤u çok aç›k biçimde ilan edilmifltir. Bir general kalkm›fl ve “biz seçim sonuçlar›n› da, parlamento ço¤unlu¤unu da kaale almay›z, iktidar biziz, bizim dedi¤imiz olacak” demifltir. “Halk›n iradesi” denilen fleyin generaller için hiçbir önemi ve de¤eri yoktur. Bizim ony›llard›r “demokrasicilik oyunu” dedi¤imiz fley, iflte o kokteylde bir kez daha ete kemi¤e bürünmüfltür. Demokrasicilik oyununda görünürde, parlamento, hükümet, seçimler, hepsi vard›r, ama esas›nda hiçbirinin hükmü yoktur.” Bu sözler sat›r› sat›r›na bugün de geçerlidir.

6 1 May›s 2005

ABD ‹le 1.1 Milyar Dolarl›k Askeri Anlaflma

Terörist fiaron’a Selam ‘Kardefl Filistin’ Yalan›na Devam

‹flsizli¤in h›zla art›¤›n›, yoksullu¤un büyüdü¤ünü ifade eden rakamlar›n aç›kland›¤› günlerde, gazetelerde baflka bir haber daha yeral›yordu. AKP, Amerikan silah tekellerine 1.1. milyar dolar ak›tacak anlaflman›n sa¤land›¤›n› duyuruyordu. Milli Savunma Bakan› Vecdi Gönül ile ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman taraf›ndan aç›klanan anlaflmaya göre; 117 adet F-16 savafl uça¤› 2012 y›l›na kadar ABD taraf›ndan modernize edilecek. Bu anlaflma 25 Nisan günü yap›ld›. 5 gün önce, 20 Nisan’da ise, Genelkurmay Baflkan› Hilmi Özkök, TSK'n›n “hem iç güvenlik, hem de d›fl tehdide karfl› süratle reaksiyon gösterebilecek, esnek ve modüler, süratle rol de¤ifltirebilir bir kuvvet yap›s›na sahip olmas› gerekti¤ini", bunun için de, "modernizasyon projelerinin hayata geçirilmesi gerekti¤ini" söylüyordu. Genelkurmay istiyor, AKP an›nda yerine getiriyor. Özkök’ün aç›klamas›nda da kaç›n›lmaz olarak de¤indi¤i gibi, “iç düflman” diye kendi halk›na karfl› silahlan›yor oligarfli. Her silahlanma harcamas›, hem halk›n cebinden ç›k›yor hem halka karfl› kullan›l›yor. Öte yandan, bu tür askeri anlaflmalar›n tümünde oldu¤u gibi, kazanan emperyalist silah tekelleri oluyor.

Baflbakan Erdo¤an, 1 May›s günü ‹srail’e gidiyor. Hani ‹srail terörist devletti? Hani Filistin halk› islamc› AKP iktidar›n›n kardefliydi? Her fley riyakarl›k üzerinde dönüyor. ABD ile iliflkileri gelifltirmenin, yaranman›n bir yolu da; ‹srail ile iyi iliflkiler kurmaktan, “teröre karfl› savafl” ya da “askeri iflbirli¤i” ad› alt›nda, Filistin halk›n›n katledilmesine ve iflgalin sürmesine destek olmaktan geçiyor. Erdo¤an’›n ziyareti bunun içindir. fieyh Yasin’in katledilmesinin ard›ndan yapt›¤› aç›klamalar için özür ziyaretidir. ABD ile iliflkileri gelifltirmekten sözeden Genelkurmay’›n iste¤ini yerine getirmek içindir. Üstelik ziyaret öncesinde, bir süredir bekleyen, M-60 tanklar›n›n modernizasyonu için ‹srail ile yap›lan anlaflmadaki “pürüzler” afl›l›yor. Muhtemeldir ki, Tayyip Erdo¤an'›n ‹srail ziyareti s›ras›nda bu anlaflma da sonuçlanacakt›r. Halk›n cebinden çalarak, ekme¤inden afl›ndan keserek ‹srail devletine aktaracaklar› paran›n nerede kullan›laca¤› ise s›r de¤il; kardefl Filistin halk›n›n katledilmesinde, topraklar›n›n duvarlarla hapsedilmesinde...


Kürt Sorunu’nda Yanl›fl ‘Çözüm’ Adresi: Avrupa Birli¤i Bu bayrakta 12 y›ld›z vard›r. Her biri bir emperyalist ülkeyi temsil eder. AB’ye ne kadar ülke kat›l›rsa kat›ls›n, bayraktaki y›ld›zlar›n say›s›n›n de¤iflmemesi bir AB yasas›d›r. Bu kural, sanki ne olursa olsun, AB’in emperyalist niteli¤inin de¤iflmeyece¤ini anlat›r. Hepsi halklar›n kan›n› dökerek, ülkeleri sömürgelefltirerek emperyalist oldular. Sistemlerini ayn› flekilde sürdürüyorlar. Ve tek bafl›na bunlar›n tarihi bile yeterli kan›tt›r ki: Emperyalizmin hiçbir konuda halklardan yana bir “çözüm”ü yoktur.

AB ülkelerinin Ankara’daki büyükelçileri, 21 Nisan’da Diyarbak›r Belediye baflkan› ve bir grup DEHAP’l›yla bir görüflme yapt›lar. AB’nin iste¤i üzerine yap›lan görüflme, ertesi gün gazetelere flu bafll›klarla yans›d›: “DEHAP'a AB uyar›s›... AB'den Kürtlere mesaj... AB'den Baydemir'e Öcalan nasihati..” Peki ne istiyormufl AB? DEHAP’›, “Kürtleri” ne için uyar›yormufl? Bunun cevab› da birkaç bafll›kta özetleniyor: “Öcalan ile ba¤lant›n›z› kopar›n... Öcalan'›n çizdi¤i yola kat›lmak, sizin için bir ç›kmaz sokakt›r. fiiddet çözüm de¤il, sisteme entegre olun. Biz da¤daki insanlar› de¤il, tüm Türkler’i dikkate al›yoruz.”

Bu görüflme, ony›llard›r bu ülkede Kürt halk›na ve di¤er az›nl›klara karfl› uygulanan imha ve asimilasyon politikas›n›n arkas›nda kimlerin oldu¤unu da gösteriyor. Burjuva medyan›n görüflmeye iliflkin haberlere seçti¤i bafll›klar, durumu ifade etmektedir. Görüflmede, DEHAP çevresine aç›kça bir “ültimatom” vermektedir AB. Emperyalizm, demokrasi, insan haklar› gibi birçok konuda kitleleri aldatacak propagandalara baflvurur; ama birçok durumda da emperyalist niteli¤ini gizlemez. Çünkü politikalar›, kesinlikle s›n›fsald›r ve tekelci burjuvazinin ç›karlar›n› yans›t›r. Bu görüflme de emperyalizm konusunda yan›lg›ya düflenler için ö¤reticidir; Avrupa “ben emperyalistim” diye bas bas ba¤›r›yor. Ve Kürt sorununu da bir emperyalist gibi ele al›yor. Dün, “Kürt sorunu konusunda oligarfliyi s›k›flt›r›rken” (veya kimilerince öyle san›l›rken) de yine bir emperyalist gibi davran›yordu.

20. yüzy›l tarihine bak›n; emperyalistlerin yüzy›l boyunca dünyan›n dört bir yan›nda halklar›n ulusal kurtulufl savafllar›n› bast›rmak için u¤raflt›¤›n› görürsünüz. ‹flbirlikçi iktidarlar›n yönetimleri alt›ndaki uluslar›n veya ulusal az›nl›klar›n her ayaklanmas›, emperyalistlerin deste¤iyle bast›r›lm›flt›r. Bu, emperyalizmin do¤as›na uygun oland›r. Ba¤›ms›zl›¤›n› kazanan her ulus, her ülke, emperyalizmin bast›¤› zeminin kaymas›, varl›k koflulunun ortadan kalkmas› demektir. Çünkü emperyalizm herfleyden önce ve en baflta SÖMÜRGEC‹L‹KT‹R. Amerika ve Avrupa emperyalizminin 1990’l› y›llarda baz› milliyetçi hareketleri desteklemesi, emperyalizmin “ulusal sorun” konusunda farkl› bir yaklafl›ma yönelmesi anlam›na gelmiyordu. ABD ve AB, Sovyetler ve Do¤u Avrupa’daki ülkeleri parçalay›p SÖMÜRGELEfiT‹RMEK için destekledi milliyetçi hareketleri. Destekledi¤i milliyetçi hareketler, görünürde “ba¤›ms›zl›ktan” yanayd›, ama bu sadece görünümdü; sözkonusu hareketler, milliyetçi temelde ayr› bir ülke (dikkat edin, ba¤›ms›z bir ülke demiyoruz, ayr› bir ülke) kurup, o ülkeyi de emperyalizme peflkefl çekecek nitelikteki hareketlerdi. Günümüzde burjuva, küçük-burjuva milliyetçili¤inin karakteri de zaten böyledir.

Emperyalizm, kendisini unutana hat›rlat›r ABD ve AB için aslolan, Türkiye’deki emperyalist üretim iliflkilerini kendileri aç›s›ndan en “verimli” olacak tarzda sürdürebilmektir. Türkiye’deki Kürt sorununu, insan haklar› ve demokrasi sorununu da bu çerçevede ele al›rlar. Dönem dönem iflbirlikçi iktidara baz› isteklerini kabul ettirmek için bunlar› bir pazarl›k konusu yapabilirler, ki yapm›fllard›r da. Böyle dönemlerde Kürt sorununun çözümünü, insan haklar› ihlallerine son verilmesini isteyen bir görünüm vererek, ayn› zamanda genifl kitlelerin AB’ye deste¤ini kazanm›fl olurlar. Ancak tüm bu manevralar›n ötesinde kesin olan bir fley vard›r: Sistemin istikrar›n› bozacak hiçbir hareketin varl›¤›n› istemezler. Kürt milliyetçi hareketine karfl›, ony›llar boyunca sürdürülen katliam politikas›n›n bafl destekçileri de AB ve ABD de¤il miydi? Oligarfli onlar›n ekonomik siyasi, askeri deste¤iyle sürdür-

Say› 156 7 1 May›s 2005


dü bu savafl›. Kürt sorununu sahipleniyor göründü¤ü noktada da gerçekte her zaman Kürt milliyetçi hareketini yönlendirmeyi esas alm›flt›r. Kürt milliyetçi hareketini sürekli daha sa¤c› bir çizgiye itelemifl, yeni tavizler vermesini dayatm›flt›r. Ancak iyi bilindi¤i ve art›k herkesin de fiilen gördü¤ü gibi, verilen hiçbir taviz, at›lan hiçbir geri ad›m, emperyalistler için yeterli görülmemifl, hep daha fazlas›n› istemifllerdir.

Say› 156 8 1 May›s 2005

Bu gerçe¤i devrimciler onlarca kez yazm›flt›r. At›lan her geri ad›m sonras›nda, emperyalizmin bu niteli¤ini hat›rlatm›fllard›r. “Emperyalistler at›lan hiçbir geri ad›m› yeterli görmez, hep daha fazlas›n› isterler” cümlesini biz onlarca kez yazm›fl›zd›r. Ama kimileri bunlar› “flablonlarla konuflmak” olarak gördü hep. “Büyük politikalar” yapma ad›na bu temel gerçekler görmezden gelindi. Evet, “flablon”! Sözkonusu olan emperyalizmin karakteristik ve evrensel özellikleridir. Emperyalizmin hangi durumda nas›l davranaca¤›n›, flu veya bu politikas›yla neyi amaçlad›¤›n› do¤ru tahlil edebilmek için de bu karakteristik ve evrensel özellikler bilinmek zorundad›r. Bunlar bilinmez veya unutulur veya “emperyalizm de¤iflti” gibi safsatalarla yoksay›l›rsa, yan›lg›lar, açmazlar, t›kan›kl›klar da kaç›n›lmaz olur. AB Büyükelçileri, Osman Baydemir’le yapt›klar› görüflmede, sözünü etti¤imiz karakteristik özelliklerini bir kez daha göstermifl, unutanlara hat›rlatm›flt›r.

Emperyalizmin verdi¤i her türlü destek ve icazet, kendi ç›kar›nad›r AB Büyükelçileri emrediyor; Öcalan’la, PKK’yla aran›za mesafe koyun. Hatta ne mesafesi, ba¤lar›n›z› kopart›n... AB kim oluyor ki, bunlar› söyleme hakk›n› kendinde buluyor? AB kim oluyor ki, bir halk hareketini yönetmeye kalk›fl›yor. Hiç kuflkusuz, AB Büyükelçilerine söylenmesi gereken sözün özü budur; ancak Kürt milliyetçilerinin de içinde yerald›¤› solun önemli bir k›sm›, emperyalizm karfl›s›nda böyle bir netlikten uzakt›rlar. Çünkü, bu say›m›zda yer verdi¤imiz “AB’ye dayanan solculuk” bafll›kl› yaz›da da ayr›nt›lar›n› görece¤iniz gibi, reformist sol, uzun süredir destek, icazet hesaplar›yla AB’ye paralel bir politik hat belirlemifltir. Bu politik hat, s›k s›k hayal k›r›kl›klar› yafl›yor, AB’ye tekrar tekrar ça¤r›lar yap›yor ama ondan kopam›yor. Hatta, çözümü daha fazla AB çizgisi içine girmekte buluyor. AB Büyükelçilerine paralel olarak sol ayd›n-

lar›n da DEHAP’l›lara “Öcalan’dan kopun” diye ça¤r›lar yapmaya bafllamas› bu aç›dan çok ö¤reticidir. Ayd›nlar, iddias› olan partiler, DKÖ’ler, kendilerini AB’ye teslim etmifl, o ne derse onu tekrarl›yorlar. Düzenin diliyle konufluyorlar. Kürt milliyetçi hareketi etraf›ndaki AB-oligarfli kuflatmas›na ayn› sözlerle kat›l›yorlar. Bu kuflatmay› k›rman›n yolu elbette emperyalizme karfl› net tav›rd›r. Ama belirtti¤imiz nedenlerle bu tav›r al›namad›¤› için, bunun yerine yine ikircikli, oportünist tutumlar gelifltiriliyor. Örne¤in Baydemir, AB Büyükelçileri’nin “ültimatomu”nu dinledi¤i görüflmeden sonra yapt›¤› aç›klamalarda, “Kürt sorununu silah tutanlar çözemez” diyor. “Öcalan’dan kopun” dayatmas›yla karfl› karfl›ya kalan eski DEP milletvekili Orhan Do¤an, “tabii, yanl›fllar›n› elefltirir, do¤rular›n› de¤erlendiririz” diye kaçamak cevaplar veriyor. Yine Baydemir, “hem Kürt muhalefeti, hem de kamu otoritesi; fliddet stratejisinden vazgeçmeli” fleklinde ça¤r›lar yap›yor. Kürt milliyetçi hareketi, DEHAP’l›lar flunu görmelidirler; bu “taktikler”le bir yere var›lamaz. Bunlar›n ömrü dolmufltur art›k. T›kanmay› hiçbir “taktik”le aflamazs›n›z. AB’nin onay›n› almak için “iki tarafa” da eflit mesafede olmak, gerçekte emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin de¤irmenine su tafl›makt›r. “‹ki taraf” da diye bafllayan her cümle, sorunun esas›n› inkar eden bir yaklafl›md›r. 200 ayd›n da ayn› kafa yap›s›n›n ürünü olarak, Trabzon’da flovenizm linç provas› yaparken yay›nlad›¤› bildiride “Hem Türk milliyetçili¤ine, hem Kürt milliyetçili¤ine” karfl› ç›k›yor. Faflist sald›r› ve provokasyon karfl›s›nda söylenmesi gereken bu mu? Ama AB’ye paralel durman›n, AB’cilerin deste¤ini alman›n baflka yolu da yok! Belirtti¤imiz gibi bu yol ç›kmazd›r. E¤er Avrupa, böyle bir politikaya icazet veriyorsa, bilinmelidir ki, bu politika, emperyalizmin ç›karlar›na denk düflüyor. Ve bu noktada yine, emperyalizmin evrensel ve karakteristik niteliklerini hat›rlamak gerekiyor. “Kürt sorununu silah tutanlar çözemez” ne demektir? “Silah tutanlar›n” mücadelesi yokken, Avrupa emperyalizminin gündeminde, Kürt halk›n›n ulusal haklar›n›n, kimli¤inin yasaklanmas›, asimilasyona u¤rat›lmas› var m›yd›? Bugün e¤er ortada böyle bir hareket varsa, bu hareketi AB Büyükelçileri bir biçimde muhatap al›yorsa, bunlar “silah tutanlar”›n sayesinde de¤il mi? Emperyalizmin tasfiyecili¤i iflte burada oldu¤u gibi “kendini inkar” sonucunu yarat›yor, ve zaten emperyalizm de bunu dayat›yor. Kürt milliyetçi hareketi “silah tutanlar”dan oluflan bir


güce sahip olmad›¤›nda, üzerindeki bask› ve dayatmalar›n bugünkünden kat ve kat daha fazla olaca¤› ve bugünkü kadar bile kaale al›nmayaca¤› da aç›k bir gerçektir. fiu çok aç›kt›r, emperyalizm, özel olarak da Avrupa emperyalizmi bu tür “taktiksel” tahlil ve analizlerden hiç etkilenmez. Siz istedi¤iniz kadar “ABD’nin Ortado¤u’ya müdahalesinin demokrasiyi nas›l gelifltirdi¤ine”, “halk› nas›l diktatörlüklerden kurtar›p özgürlefltirdi¤ini” yaz›n, AB’nin “demokrasi ihraç etti¤ini” söyleyin, ABD ve AB ne yap›p ne yapmad›klar›n› çok iyi biliyorlar. Amerika ve Avrupa bu tür tahlilleri okudu¤unda hiç kuflku yok ki flöyle düflünüyordur: Ha, demek ki, bunlar bana yaranmak, bana yaslanmak, benden icazet almak istiyorlar. Emperyalistler bu icazeti belli bir süre için verebilir de. Ama belli bir süre için! Bu süreyi belirleyen de sadece ve sadece emperyalizmin kendi ç›karlar›d›r.

ce bunun do¤ru anlafl›lmas› önemli...” (Duran Kalkan 26 Nisan 2005, Özgür Politika)

AB dayatmac›l›¤› bir tek biçimde bofla ç›kar›labilir: Devrimcilerle birlikte, devrim için mücadele!

Geliflmelere göre, emperyalizmi kah flöyle, kah böyle nitelemekle politika yap›lamaz. Bu tür bir politika yapma anlay›fl›, sadece o politikan›n sahiplerinin çözümsüzlü¤ünü büyütür.

Emperyalistten, emperyalist gibi davranmamas› isteniyor. Kongra-Gel yöneticilerinden Duran Kalkan, AB Büyükelçilerinin DEHAP’l›larla görüflüp aç›kça “PKK’dan, Öcalan’dan kopun” dayatmas›nda bulunmas› üzerine -çok do¤ru olarak- flu de¤erlendirmeleri yap›yor: “E¤er Türkiye'de oligarflik bir despotizm varsa, bu despotizmin arkas›ndaki güç Avrupa'd›r... Avrupa'n›n yaklafl›mlar› da tamamen sömürgeci yaklafl›md›r... Avrupa'n›n ciddi olarak hiçbir fley de¤ifltirdi¤i yok. Tam tersine Türkiye'deki oligarflik despotizmin geliflmesine biraz yol aç›yor. Halk bu biçimde aldat›lmaya çal›fl›l›yor, oyalanmaya çal›fl›l›yor. Biz-

O halde, Avrupa’n›n emperyalist niteli¤i aç›ksa, emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k için savafl›lmal›d›r; O halde, “AB’nin ve AB’cilerin deste¤ini nas›l al›r›z, icazetini nas›l kazan›r›z” hesaplar› bir yana b›rak›l›p, devrimcilerle birlikte olmak ve devrim için mücadele esas al›nmal›d›r. Böyle bir net tercih yap›lmad›¤›nda, AB dayatmalar›na sonuçta boyun e¤mekten baflka hiçbir ç›k›fl yolu kalmaz.

F Tipi Gerçe¤i Milletvekili Mektubu “Sak›ncal›d›r” Diye Gönderilmedi

Biz y›llard›r söylüyoruz bunlar›. Ama Kongra-Gel sanki Avrupa’n›n emperyalist niteli¤ini yeni hat›rl›yor. Veya Öcalan’dan, PKK’dan kopun denilince hat›rl›yor. AB, Öcalan’› muhatap alsa, akl›na yine AB’nin emperyalistli¤i gelmeyecek! Emperyalizmden sözediyor Duran Kalkan. Ama emperyalizmin de¤iflti¤inin teorisini yapan da kendileridir. Dolay›s›yla bunlar› söylerken, bir özelefltiri yap›lmas› flartt›r. Bunlar› söylerken, AB’ye bu tür manevralar yapabilece¤i zemini haz›rlayan›n kendi politikalar› oldu¤unu görmek flartt›r. Mesela, flimdi Abdullah Öcalan’›n “AB çerçevesi bizim için yeterlidir” demesini nereye yerlefltireceksiniz? Bu muhasebe yap›lmadan bunlar›n söylenmesinin fazla bir anlam› yoktur. De¤ilse, AB’ye iliflkin flimdi söylenenlerin de bir “taktik” oldu¤u düflünülebilir.

Bunun sonucu ise, AB sözcülerinin art›k aç›kça da telaffuz etmeye bafllad›¤› gibi, kendini ve kendi davas›n› inkard›r. Emperyalizmin dünya çap›ndaki ve bölgesel politikalar›, tüm halklara, ya emperyalist düzene tabi olma, ya da devrime yönelme fl›klar›n› b›rakm›flt›r.

TBMM ‹nsan Haklar› ‹zleme Komisyonu üyesi Turan Tüysüz’ün mektubu ve TBMM çat›s› alt›na yapt›¤› bas›n aç›klamas› da F tipi idaresinde “sak›ncal›” bulundu. Turan Tüysüz, F tiplerindeki incelemelerin sonuçlar›n› içeren bas›n aç›klamas› ve yazd›¤› bir mektubu, Kand›ra 1 No’lu F Tipi’nde görüfltü¤ü tutsaklardan olan Ümit ‹lter’e gönderdi. ‹lter, sözkonusu aç›klama ve mektubu, d›flar›da bir yak›n›na bilgi vermek amac›yla postalamak istedi. Ancak, hapishane idaresi sak›ncal› bulup göndermedi. Ümit ‹lter bunun nedenini flöyle ifade etti yazd›¤› bir mektupta: “Turan Tüysüz’ün bana gönderdi¤i mektup ve aç›klama, kendisine aktard›¤›m›z tecrit gerçekli¤inden uzak fleylerle doluydu. “Sak›ncal›” bulunmas›n›n nedeni... aç›klaman›n bir yerinde 1 ve 2 No’lu F Tipi’nin idarecilerini k›yasl›yor ve 1 No’lu yönetimini yererken 2 No’lu yönetimi övüyor. Bir milletvekilinin mektubunun bile sak›ncal› bulunmas›, keyfiyetin ulaflt›¤› boyutu göstermesi aç›s›ndan çarp›c›d›r.”

Say› 156 9 1 May›s 2005


1 May›s’a Do¤ru 1 May›s bizimle devrimcileflecek!

Haklar ve Özgürlükler Cephesi, 1 May›s öncesinde pikniklerle, panellerle, bildirilerle “1 May›s’ta Amerika’ya, Avrupa’ya, ‹flbirlikçilerine, Provokasyonlara Karfl› Birleflelim!” ça¤r›s›n› yüzbinlere ulaflt›rd›lar.

Bahara Merhaba... Kavgaya Merhaba! Say› 156 10 1 May›s 2005

‹stanbul’da bildiriler, afifller, yerel toplant›lar›n ard›ndan 24 Nisan’da, art›k gelenekselleflen “Bahara Halaylarla Merhaba” pikni¤i yap›ld›. Kemerburgaz Aziz Pafla Orman›’nda yap›lan piknikte, 5 bin yürek, 1 May›s coflkusunu paylaflt›. ‹flçiler, ‹stanbul’un yoksul semtlerinin emekçileri, iflsizleri, gençler, liseli ö¤renciler, ev kad›nlar›, tutsak yak›nlar› oradayd›. Tutsaklar, mesajlar›yla oradayd›. ‹stanbul’un onlarca semtinden sabah saatlerinde hareket eden otobüsler, bu coflkuyu yaratacak binlerce yüre¤i, Kemerburgaz’a tafl›d›. Piknik alan›nda onlar› HÖC imzal› "1 May›s’ta Amerika'ya Avrupa'ya ‹flbirlikçilerine Karfl› Birleflelim" yaz›l› pankartlar karfl›lad›. Piknikte HÖC ad›na konuflan Mehmet Akdemir "provokasyonlara, 1 May›s'ta Taksim hedefini ilan ettikten sonra sar› sendikac›lar›n nas›l telafl içinde Kad›köy için baflvuru yapt›¤›na” de¤indi¤i konuflmas›n›, piknik alan›ndaki bu coflkuyu 1 May›s'a tafl›ma ve HÖC kortejlerinde birleflme ça¤r›s›yla bitirdi. Program›n devam›nda sanatç›lar ve konuflmac›lar birbirini izledi. TAYAD’dan Mehmet Güvel, Avukat Behiç Aflç›, ölüm orucu flehidi Canan ve Zehra Kulaks›z'›n babas› Ahmet Kulaks›z, halk›n karfl› karfl›ya oldu¤u sald›r›lara dikkat çeken konuflmalar›yla 1 May›s’›n bugün nas›l bir önem kazand›¤›n› vurgulad›lar. Tokat Almus Semah Ekibi, halk türküleriyle Leyla ve Kemal Kaplan, Karadeniz parçalar› ve

horonlar›yla Gökhan Birben, Yasemin Göksu, Rojin türkülerin, semahlar›n coflkusunu tafl›d›lar kitleye. Kaz›m Koyuncu'nun da pikni¤e gelip sürpriz yapmak istedi¤ini ancak sa¤l›k koflullar›ndan dolay› gelemedi¤i, herkesi sevgiyle selamlad›¤› mesaj› iletildi... fiiirleriyle Ruhan Mavruk, Hasan Biber ve ‹brahim Karaca dizelerin diliyle ve Grup Yorum Korosu, türküleri ve marfllar›yla kavgan›n tercüman› oldular. 5 bin yürek, umudun Kad›köy’de yükselecek sesinin provas›n› yapt› bir anlamda. Yumruklar, emperyalizme, iflbirlikçilerine, provokasyonlara karfl› öfkeyle s›k›ld›. Saat 20.00’ye do¤ru gelirken, alanda hala devam eden halaylar, art›k yönlerini Kad›köy’de 1 May›s alan›n› zaptetmeye dönmüfltü...

Erzincan

Erzincan Gençlik Derne¤i, düzenledi¤i bir etkinlikle 1 May›s’a kat›l›m ça¤r›s›nda bulundu. 24 Nisan’da Gençlik Derne¤i binas›nda düzenlenen etkinlikte, 1 May›s'›n tarihi anlat›l›rken, kavga gününe dair fliirler okundu. Grup Selvi’nin bir dinleti verdi¤i ve 65 kiflinin 1 May›s coflkusunu günler öncesinden yaflad›¤› etkinlik, 1 May›s’ta Haklar ve Özgürlükler Cephesi kortejinde buluflal›m ça¤r›s›yla son buldu.


Ankara’da “Birleflik, Devrimci, Kitlesel 1 May›s” Ça¤r›s› Ankara’daki devrimci gruplar “ Birleflik, kitlesel, devrimci 1 May›s için ileri” fliar›yla ortak bir ça¤r› yapmak için, 22 Nisan günü Sakarya Caddesi’nden Yüksel Caddesi’ne yürüdüler ve burada bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Haklar ve Özgürlükle Cephesi’nin de yerald›¤› grup, Sakarya Caddesi’nden “Yaflas›n 1 May›s” yaz›l› pankart› açarak yürüyüfle geçti. Yüksel Caddesi’ne gelindi¤inde, burada yap›lan konuflmada, “sald›r›lara karfl› birleflik, kitlesel, devrimci 1 May›s'›n örgütlenmesi için biraraya gelindi¤i” belirtilerek, Ankara'da 2005 1 May›s'›n›n Tando¤an Meydan›’nda de¤il, S›hhiye Meydan›’nda olmas› gerekti¤i vurguland›. “1 May›s kutlamalar› için K›z›lay'›n aç›lmas›nda ›srarc› olunmal›d›r” denildi. Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Al›nteri, Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu, Demokratik Haklar Platformu, Kald›raç, Kurtulufl Sosyalist Dergi, Partizan ve Odak ad›na yap›lan bu aç›klamadan sonra, bas›n metninin halka da¤›t›lmas›yla eylem sona erdirildi.

kemizde 1 May›s’›n tarihçesini ve günümüzdeki önemini konuflup, türküler eflli¤inde halaylar çektiler. Abdi ‹pekçi Park›'nda oturma eylemi yapan TAYAD'l› Aileler'in de kat›ld›¤› piknik, 1 May›s günü alanlarda buluflmak üzere sona erdi.

HÖC Kad›köy’de bildiri da¤›tt›

Ankara HÖC, 1 May›s’a Ça¤r› Pikni¤i

Oligarflinin 1996’da Kad›köy’de yap›lan 1 May›s mitingi üzerinden demagoji yaparak Kad›köy halk›n› ve esnaf›n› tedirgin etmeye yönelik giriflimleri karfl›s›nda, HÖC’lüler, HÖC yaz›l› önlükleriyle Kad›köy Meydan›’nda bildiri da¤›tarak, geçmiflteki ve bugünkü tüm provokasyonlar›n, sald›r›lar›n sorumlusunun oligarfli oldu¤unu vurgulad›lar.

Haklar ve Özgürlükler Cephesi Ankara Temsilcili¤i 24 Nisan’da Çubuk Çitköyü'nde 1 May›s'a ça¤r› pikni¤i düzenledi. Piknik alan›nda toplananlar, dünyada ve ül-

HÖC’lüler, “1 May›s'ta Amerika'ya, Avrupa'ya, ‹flbirlikçilerine, Provokasyonlara Karfl›" mücadele için tüm halk› Haklar ve Özgürlükler Cephesi kortejine davet etti.

Antalya

z›rl›klar›m›z› da sürdürüyoruz. Bu 1 May›s’› her zamankinden daha coflkulu ve sahiplenerek alanlarda kutlayaca¤›z. Devrimci 1 May›s gelene¤ini sürdürece¤iz” dedi. Bursa Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i taraf›ndan 24 Nisan’da 1 May›s pikni¤i düzenlendi. Uluda¤ eteklerinde yap›lan piknikte faflist sald›r›lar ve provokasyonlar anlat›ld›, bunlara karfl› 1 May›s alanlar›nda birleflmek ve alanlarda cevap verilmesi gerekti¤i vurguland›.

Bursa, Antalya, Eskiflehir, Sivas’ta

1 May›s’a Ça¤r› Antalya Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nin 24 Nisan günü düzenledi¤i geleneksel bahar pikni¤inde, halk türküleri söylendi, halaylar çekildi. Dernek Baflkan› Funda Özceylan, “bahar pikni¤imizde, geleneklerimize ve kültürümüze uygun olarak bahar› karfl›larken 1 May›s ha-

Eskiflehir Gençlik Derne¤i 24 Nisan Pazar günü Geleneksel 1 May›s Pikni¤i'ni gerçeklefltirdi. 50 kiflinin kat›ld›¤› piknikte 1 May›s'la ilgili konuflmalar, Grup Boran Halay›'n›n müzik dinletisi ve yar›flmalar yerald›. 8 saat süren piknik, çekilen coflkulu halaylarla son buldu. Sivas Gençlik Derne¤i, 24 Nisan’da geleneksel 1 May›s pikni¤ini gerçeklefltirdi. Yaklafl›k 65 kiflinin kat›ld›¤›, müzik grubunun bir dinleti verdi¤i piknikte 1 May›s kavga gününde Gençlik Federasyonu kortejinde birlikte olma ça¤r›s› yap›ld›.

Say› 156 11 1 May›s 2005


fiimdi fiiflhane'deyiz. Tarihler 1 May›s 1989'u gösteriyordu. Taksim iflgal edilmifl ti. Ve o gün 5 bin yürek yürüyordu Taksim Meydan›'na do¤ru. fiimdi bulundu¤umuz yerde polisin açt›¤› atefl sonucu Mehmet Akif Dalc› aln›ndan ald›¤› kurflunla flehit düfltü. fiiflhane Taksim bir kez daha k›z›llaflt›. 1 May›s Devrimci 1 May›s Platformu, 1 May›s fiehitlerini And› flehidi Mehmet Akif aln›ndaki “An›lar›n› Alanlarda Yaflataca¤›z!” Dalc›'n›n yaran›n, elindeki tafl›n miras›na lay›k Devrimci 1 May›s Platformu, 27 Nisan’da olaca¤›z.

Say› 156 12 1 May›s 2005

Taksim’de, fiiflhane’de ve Kad›köy’deydi. 1 May›s için flehitler verilmiflti üç yerde de. fiehitlerimizin kan›yla k›z›llaflan meydanlara b›rak›lan karanfillerle bir kez daha onlar›n huzurunda 1 May›s’› devrimcilefltirme sözü verildi. ‹lk olarak, 1 May›s alan›nda Kazanc› Yokuflu'nda biraraya gelen platform üyeleri Devrimci 1 May›s Platformu pankart›n› açarak, Taksim’in nas›l 1 May›s alan› oldu¤unu hat›rlatt›lar. “Birgün tekrar 1 May›s alan›nda olaca¤›z” sözleriyle bitirildi aç›klama. Sözleri, “Taksim’de 1 May›s Yasa¤›na Son!” sloganlar› tamamlad›. Platform üyeleri, buradan 1989 1 May›s’›nda Mehmet Akif Dalc›'n›n flehit düfltü¤ü fiiflhane'ye geçti. Mehmet Akif Dalc› nezdinde tüm devrim flehitleri için sayg› duruflu yapt›ktan sonra bura-

Kad›köy

da da bir aç›klama yapt›. "1 May›s flehidi Mehmet Akif Dalc›'n›n aln›ndaki yaran›n, elindeki tafl›n miras›na lay›k olaca¤›z" denilen aç›klaman›n ard›ndan Dalc›'n›n elindeki taflla flehit düfltü¤ü yere karanfiller b›rak›ld›. Sözler, "Mehmet Akif Dalc› Ölümsüzdür”, “Yaflas›n Devrimci Dayan›flma”, “Taksim'de 1 May›s Yasa¤›na Son, Birleflik Kitlesel Devrimci 1 May›s" sloganlar›yla tamamland›. Son olarak 1996 1 May›s’›nda dört flehidin verildi¤i Kad›köy'e gidildi. 1996 1 May›s'›nda flehit düflenler için Kad›köy ‹skelesi önünde sayg› duruflu ve bas›n aç›klamas› yap›larak karanfiller b›rak›ld›. Aç›klaman›n son cümlesinde "Devrimci 1 May›s Platformu olarak; iflçi, emekçi tüm halk›m›z› 1 May›s kavga gününe, birlikte mücadeleye, birlikte sosyalizm fliar›n› yükseltmeye ça¤›r›yoDevrimci tutsaklar›n 1 May›s mesaj›: ruz" denilerek anma program› sonra Alanlar bizimle güzel, vatan bizimle ba¤›ms›z... erdirildi. 1 May›s Tertip Komitesi üyeleri “Umudumuzun coflkusuyla Merhaba de, 1 May›s 1977’de flehit düflen 37 Mahirler’den günümüze buzk›ran olduk. Her ad›m›m›z› emekçi ve 1989'da flehit düflen Mehsald›r› ve kuflatmalar alt›nda, bedelleri cesaretle gö¤üsleye- met Akif Dalc› an›s›na Kazanc› Yorek att›k. Halk›m›za yönelik sald›r›lara karfl› bedenlerimizle kuflu ve fiiflhane'deki Bar›fl An›t›'na set olduk. Halk›m›z›n cevab› olduk; mücadeleyi her alanda karanfil b›rakt›lar. D‹SK, KESK, büyüttük, ileri tafl›d›k. HAK-‹fi, TÜRK-‹fi ve çeflitli demokVe flimdi yeni sald›r›lar alt›nda mücadeleyi temsil etmenin ratik kurumlardan temsilcilerin kat›ld›¤› anma törenlerinde, D‹SK Genel onuruyla 1 May›s'a giriyoruz. Selma KUBAT'›n feda atefliyle selamlad›¤›, Mehmet Akif Sekreteri Musa Çam taraf›ndan yap›DALCI'lar›m›zla zaptetti¤imiz alanlarda umudu büyüttü¤ü- lan konuflmalarda, 1 May›s 1977 katliam›n›n faillerinin hala bulunmamüz 1 May›s kavga günü kutlu olsun! d›¤›, devletin bulmak için bir çaba da Alanlar bizimle güzel, vatan bizimle ba¤›ms›z... göstermedi¤i vurgulanarak “bu kalB‹Z KAZANACA⁄IZ! leflli¤i lanetliyoruz” denildi. Tertip Komitesi üyeleri, son olarak da KaTekirda¤ 1 No'lu F Tipi Hapishanesi d›köy'de 1996 1 May›s flehitleri için DHKP-C Davas› Tutsaklar› anma yapt›lar.


‹flbirlikçiler ve provokatörler, iflbirlikçilere ve provokasyonlara karfl› mücadele ça¤r›s› yapan afifl ve bildirilerden rahats›z oldular

1 May›s öncesinde gözalt›lar Gözalt›lar›n tümü keyfiydi; terör estirmek amaçl›yd›. Gözalt›na ald›klar›n›n bir tekini bile suçlayacak-tutuklatacak gerekçeleri yoktu. Mu¤la - 22 Nisan’da S›n›rs›zl›k Meydan›’nda 1 May›s ilanlar›n› da¤›tan ‹brahim Halil Ayhan ve Süleyman Zincir, polis taraf›ndan havan›n kararmas› bahane edilerek keyfi bir flekilde gözalt›na al›nd›lar. Gözalt›na al›nanlar polisin tehditlerinden sonra serbest b›rak›ld›lar. Uflak - HÖC’lüler 23 Nisan’da 1 May›s özel say›s› da¤›t›m› s›ras›nda polisin sald›r›s›na maruz kald›lar. Farkl› yerlerden yasad›fl› bir flekilde yaka paça gözalt›na al›nan befl HÖC'lü, gözalt›nda bulunduklar› süre içerisinde çok yo¤un fliddete maruz kald›lar. HÖC'lüler saat 18.00’de savc›l›¤a ç›kar›lmadan serbest b›rak›ld›lar. HÖC’lüler, serbest b›rak›lmalar›n›n hemen ard›ndan Tirito¤lu Park›’nda gözalt› ve bask›larla ilgili Yeni Demokratik Kültür Derne¤i, EMEP, E¤itim-Sen ve devrimci-demokrat-yurtsever ö¤rencilerin kat›l›m›yla bas›n aç›klamas› düzenlediler. Terör flubesi polisleri bas›n aç›klamas›n› da engellemeye çal›flt›lar. Polis, kitlenin kararl›l›¤› sonucunda geri çekildi. ‹zmir - Buca'da 20 Nisan’da 1 May›s afifllerini asan, dergimiz muhabiri Gökhan Arslan, Ünal Sefer ve Ümit Çobano¤lu gözalt›na al›nd›. TEM flubesinden sivil polisler, afiflin yasak oldu¤unu iddia ederek, kimlik göstermeyi dayatarak gözalt› gerekçesi yaratmaya çal›flt›lar. HÖC'lüler zorla gözalt›na al›nmalar› karfl›s›nda "‹nsanl›k Onuru ‹flkenceyi Yenecek" slogan›yla iflkenceci-

Devrimci 1 May›s Platformu’ndan “Tertip Komitesi”ne Devrimci 1 May›s Platformu, 24 Nisan’da TMMOB binas›nda yapt›¤› bas›n toplant›s›nda 1 May›s'›n kutlanaca¤› yer olan Kad›köy ile ilgili taleplerini dile getirdi. Platform ad›na yap›lan konuflmalarda, “Alt›yol güzergah›n›n üçüncü bir yürüyüfl kolu olarak aç›lmas›, kürsüden bütün güçlere söz verilmesi ve 1 May›s mitinginin sa¤l›kl› ve kitlesel gerçekleflmesi için eyleme kat›lacak bütün kurumlar›n içinde olaca¤› bir örgütlenme

leri protesto ettiler. Polisin, keyfili¤ini gizlemek için aç›klad›¤› gözalt› gerekçesi ise komik ve provokasyon zihniyetini ortaya koyuyordu. Güya “çevrede insanlar toplanm›fl ve polis HÖC’lüleri korumak için gözalt›na alm›fl”t›! HÖC’lüler ertesi gün savc›l›¤a ç›kar›lmadan serbest b›rak›ld›lar. Salihli - 22 Nisan’da HÖC’ün 1 May›s özel say›s›n›n da¤›t›lmas›ndan rahats›zl›k duyan Manisa ve Salihli TMfi polisleri, Salihli Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i'nin önünü keyfi olarak sararak, gözda¤› vermeye çal›flt›lar. Salihli HÖC Temsilcili¤i’nin yapt›¤› aç›klamada, halk› “iflbirlikçilere, provokasyonlara karfl› birleflmeye” ça¤›ran bildirilerin “provokasyoncu iktidar›n provokasyoncu polislerini” rahats›z etti¤i vurguland›. Erzincan - 26 Nisan’da 1 May›s afifllerini asan HÖC üyesi ‹smail Do¤an, M. Kemal Toptafl, Özgür Uluca ve Ersan Alçay jandarma taraf›ndan gözalt›na al›nd›. Afifllerin izinsiz oldu¤unu söyleyen jandarma taraf›ndan gözalt›na al›nan HÖC üyeleri, afifllerin yasal oldu¤unu söylemelerine ra¤men 3 saat boyunca tutuldular. Gözalt›na al›nanlar daha sonra Erzincan Devlet Hastanesi'ne götürülüp buradan serbest b›rak›ld›lar. ‹stanbul - Bahçelievler So¤anl›'da pazar esnaf›na 1 May›s bildirisini da¤›tan HÖC üyelerine polis sald›rd›. Sald›r› esnas›nda HÖC üyelerinin izin belgesini göstermesine ra¤men kaba kuvvet kullanarak, kelepçe takarak zorla 3 kifli gözalt›na al›nd›. Murat Yücel, Mehmet Ayd›n ve Dede Altun, ayn› gün akflam serbest b›rak›ld›lar. komitesi oluflturulmas›, bütün kitle alana girmeden eylemin bafllat›lmamas›” istendi. Sendika a¤alar›n›n ve reformizmin, dayatmac›l›kla devrimcileri etkisizlefltirip 1 May›s’›n içini boflaltma manevralar›na karfl› ileri sürülen bu talepler do¤rultusunda daha sonra çeflitli demokratik kurumlarla da görüflmeler yap›ld›. Platform taraf›ndan konuflan temsilciler, son olarak provokasyon giriflimlerine dikkat çekerek flunu vurgulad›lar: “1 May›s'a kat›lacak tüm kurumlar›n provokasyon giriflimlerini engelleme hassasiyetini göstermesini istiyoruz, platform ad›na bu hassasiyeti gösterece¤iz ve herkesten de bunu bekliyoruz”.

Say› 156 13 1 May›s 2005


AKP hükümeti provokatörleri tutuklamayarak, faflist güruha sahip ç›kmaya devam ederken, provokatörleri tutuklay›n talepleri ve sorumlular›n yarg›lanmas› için suç duyurular› art›yor. Hukukçular, iflçi ve memur sendikalar› provokasyona karfl› seslerini yükselttiler... mad›¤›n›n ortaya ç›kt›¤› vurgulanan aç›klamada, bu gerçe¤in, haks›z ve hukuka ayk›r› uygulamalar›n devam etmesinde, ma¤durlara yönelik resmi a¤›zlarca yap›lan mesnetsiz aç›klamalarda kendisini gösterdi¤i ifade edildi.

Faflist sald›r›lara protestolar sürüyor

‘Provokatörler tutuklans›n’ Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i (ÇHD) ‹stanbul fiubesi üyesi avukatlar, 21 Nisan günü yapt›klar› yürüyüflle, faflist sald›r›lar› ve linç giriflimini protesto ettiler.

Say› 156 14 1 May›s 2005

‹stanbul Barosu önünde toplanan hukukçular, Galatasaray Lisesi’ne do¤ru, "Faflizme Karfl› Omuz Omuza", "Ma¤durlar De¤il, Suçlular Yarg›lans›n" sloganlar›n› atarak yürüdüler. "Yaflas›n Haklar›n Kardeflli¤i, Yaflanan Hukuksuzlu¤a Son, Hakk›m›za Özgürlü¤ümüze Yap›lan Sald›r›lar Onurumuza Sald›r›d›r" yaz›l› dövizler de tafl›yan ÇHD’li avukatlar, Galatasaray Lisesi önünde yapt›klar› aç›klamada, Trabzon’daki linç girifliminin ard›ndan, faflistlerin cesaretlendirilmesi sonucu sald›r›lar›n yay›ld›¤›na dikkat çektiler. ÇHD ad›na konuflan Av. Fatmagül Yolcu, linç giriflimlerinin devlet taraf›ndan desteklendi¤ini belirterek, “'vatan› bölmek istiyorlar” söylemiyle flovenizmin yükseltilmek istendi¤ine dikkat çekti. AB yasalar›n›n pratikte hiçbir de¤erinin ol-

Hala hiçbir sald›rgan tutuklanmad›

Sakarya yerel bas›n› provokatörlerin suç ortakl›¤›n› sürdürüyor

Sendikac›lardan Suç Duyurusu 22 Nisan günü ‹stanbul Adliyesi önünde bir araya gelen; BES, E¤itimS e n , Tüm-Bel Sen, Haber Sen, Genel ‹fl, Lastik ‹fl, Birleflik Metal ‹fl, Emekli Sen ve Tar›m Orman Sen'in ‹stanbul flube yöneticileri, linç girifliminin sorumlular› hakk›nda suç duyurusunda

Sakarya Gençlik Derne¤i’nde 27 Nisan’da yap›lan bas›n aç›klamas›nda biraraya gelen DKÖ ve partiler, Gençlik Dernekliler’e sald›r›y› bir kez daha protesto ettiler. Gençlik Derne¤i, DEHAP, SDP ile devrimci demokrat ö¤rencilerin kat›ld›¤› eylemde, “Provokasyona Son Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz” pankart› aç›ld›. Gerçeklerin ortaya ç›kmas›na ra¤men, hala bayrak yakma varm›fl gibi gösterildi¤ine dikkat çekildi. Yerel bas›n›n›n köfle yazarlar›ndan; Mustafa Gümüflel, Yaflar Y›lmaz, Erol Afflar gibi isimlerin, sald›r›ya u¤rayan Gençlik Derne¤i üyelerini “pro-

vokatör, iç ve d›fl birtak›m güçlerle ba¤lant›l›” gibi göstermek istedikleri hat›rlat›lan aç›klamada, as›l provokatörlerin demokratik hakka sald›ranlar oldu¤u söylendi. 40 kiflinin kat›ld›¤› aç›klamada, polis gözetiminde sald›ran MHP ve Ülkü Ocaklar›’n›n sahte milliyetçili¤ine dikkat çekilirken, suç duyurusu yapm›fl olmalar›na karfl›n, hala hiçbir sald›rgan›n tutuklanmad›¤› belirtildi ve “provokasyonu yaratanlar, arkas›ndaki güçler ortadad›r. Sorumlular ve provokatörler derhal tutuklanmal› ve yarg› önüne ç›kart›lmal›d›r” denildi.


bulundular. Suç duyurusu öncesi bir aç›klamada bulunan sendikac›lar, "Provokatörler Tutuklans›n" pankart› açt›lar. Sendikac›lar ad›na konuflan BES ‹stanbul 1 No'lu fiube Baflkan› Ejder Erbulan, gerçek yüzü AB anayasas› ile iyice a盤a ç›kan AB emperyalizmine, ABD’ye hizmet eden iktidar›n, öte yandan emekçilerin emperyalist sald›r›lar karfl›s›ndaki hak ve özgürlük istemlerini bast›rmak için türlü yöntemler uygulad›klar›n› söyledi. Faflist sald›r›lar› buna ba¤layan Erbulan, “sald›r›lar› bofla ç›karaca¤›z” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan, sendikac›lar, Trabzon Valisi, Emniyet Müdürü, olay günü görevli amir ve memurlar, olayla ilgili as›ls›z haber veren yerel medyan›n sorumlu müdürleri ve linç güruhu hakk›nda; “Suç ifllemeye tahrik, halkta infial yaratma, görevi kötüye kullanma, adam öldürmeye teflebbüs” suçlamalar›ndan dava aç›lmas›n› isteyen dilekçelerini, Trabzon Cumhuriyet Savc›l›¤›'na gönderilmek üzere ‹stanbul Cumhuriyet Savc›l›¤›'na teslim ettiler.

‘Provokasyonlar Ve Milliyetçilik’ Paneli:

“Güçlü Birlik Oluflturulmal›” 22 Nisan günü Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co¤rafya Fakültesi’nde "Provokasyonlar Ve Milliyetçilik" konulu bir panel düzenlendi. TAYAD Temsilcisi Savafl Özçelik ile DTCF Sosyoloji Bölümü Ö¤retim Üyesi M. Kemal Coflkun’un konuflmac› oldu¤u panelde ilk sözü alan Coflkun, milliyetçili¤in dünya ve Türkiye'de yap›lanmas› ve ülkemizdeki mevcut sistemin milliyetçili¤i kullan›fl›na de¤indi. Trabzon'da TAYAD’l›lara yönelik yap›lan sald›r›ya da de¤inen Coflkun, bu ›rkç›, faflist, flovenist dalgaya karfl› güçlü bir birlik oluflturulmas› gerekti¤ini söyledi. Ard›ndan sözü TAYAD Temsilcisi Savafl Özçelik ald›. Sald›r›lar›n organize oldu¤unu belirten ve her kesime yay›larak sürece¤inin alt›n› çizen Özçelik; oligarflinin provokasyonlara baflvurmas›n›n yönetememe krizi ve iktidar savafl›ndan kaynakl› oldu¤unu belirtti. Bu durumun, geliflen mücadele dinamiklerinin sonucu oldu¤unun alt›n› çizen Özçelik, bu yüzden MHP’li faflistlerin mücadeleyi sindirmek için iplerinin çözüldü¤ünü dile getirdi. Sald›r›lar›n sokaktan kaç›larak, “aman bize de dokunmas›n” diye düflünülerek geriletilemeyece¤inin alt› çizilen panel, provokasyonlar›n, faflist sald›r›lar›n birlikte, örgütlü mücadeleyle geriletilebilece¤i vurguland›. Panel, AB'ye, ABD'ye ve provokasyonlara karfl› 1 May›s'ta alanlarda olma ça¤r›s›yla son buldu.

Gençlik gruplar›, TAYAD bildirilerini birlikte da¤›tt› Trabzon’daki linç girifliminin ard›ndan, geçti¤imiz haftalarda Ankara’da sendika ve DKÖ’ler taraf›ndan gerçeklefltirilen eylemin bir benzeri de 21 Nisan günü gençlik gruplar› taraf›ndan yap›ld›. Ankara Gençlik Derne¤i, SGD, Ekim Gençli¤i, DGH, ÖEP, Tüm-‹GD, Maya ve Kald›raç üyesi 150 kifli, Yüksel Caddesi’nde yapt›klar› bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan, TAYAD bildirilerini da¤›tarak Abdi ‹pekçi Park›’ndaki aileleri ziyaret ettiler. Ö¤renciler ad›na aç›klama yapan Erdem Sevim, sald›r›lar›n hak ve özgürlükler mücadelesine ve halka karfl› oldu¤unu belirterek, geçmiflte de benzeri provokasyonlarla meydanlar›n kana bo¤uldu¤unu hat›rlatt›. 15 Nisan günü meclis önünde provokasyonlara ve tecrite karfl› seslerini duyurmak isterken tutuklanan 3 TAYAD'l›n›n serbest b›rak›lmas›n› isteyen Sevim, “Provokatörler yarg›lanmal›d›r!” dedi. "Provokasyonlara ve Linç Giriflimlerine Karfl› Birleflelim" pankart› ve "Provokatörler Yarg›lans›n" dövizleri tafl›yan gençlik örgütleri TAYAD'›n "Hapishanelerde neler oluyor bilmek hakk›n›z" bildirilerini da¤›tarak, Abdi ‹pekçi'de direnen TAYAD'l› Aileler’i ziyaret ettiler. Burada, TAYAD'l› Aileler ad›na Haflim Akgün gençli¤e yönelik bir konuflma yapt›.

YAYGINLAfiTIRALIM... TAYAD bildirileri devrimcilerin, demokratlar›n, sendikalar›n, DKÖ’lerin, ö¤renci gençli¤in elinde sokaklarda da¤›t›l›yor. Faflist sald›r›lar, Trabzon’da ortaya konulan provokasyon, kuflkusuz salt TAYAD’›n sorunu de¤ildir. Bu anlamda, Ankara’da, sendika ve DKÖ’lerin ard›ndan gençlik örgütlenmelerinin eylemi örnek al›nmal›d›r. Salt protesto ile kalmayan, oligarflinin sindirmek istedi¤i kesimi anlaml› bir flekilde sahiplenmeye dönüfltüren bu eylemler, yayg›nlaflt›r›labilmelidir. Bugün sald›r› TAYAD’a yönelmiflse; “hepimiz TAYAD’l›y›z” diyebilmeliyiz. Bunu pratik olarak ortaya koyabilmeliyiz. Oligarflinin karfl›s›na böyle bir duruflla ç›kmak, tüm solu halk nezdinde güçlü k›lacakt›r.

Say› 156 15 1 May›s 2005


YIKIMA KARfiI D‹REN‹fi MEfiRU HAKTIR Gecekondu yoksullar›n›n direnifli karfl›s›nda, AKP hükümeti halk düflman› yüzünü bir kez daha göstererek, dünyan›n her yan›nda, Türkiye tarihinin her döneminde en meflru haklardan biri olarak görülen, gecekondu halk›n›n direnme hakk›n› cezaland›rmak istiyor. Amaç; hiçbir altyap› haz›rlamadan, halk›n bar›nma ihtiyac›n› karfl›lamadan ‹stanbul’da gecekondu mahallelerini yoketmek.

'Acil kamulaflt›rma' k›l›f›yla y›k›m

Say› 156 16 1 May›s 2005

TCK’dan bulduklar› bir madde ile, y›k›ma karfl› direnenler hakk›nda 1 ila 5 y›l aras› hapis cezas› istemiyle girdi¤iniz her mahallede, kepçenizle suç duyuyerle bir etmek istedi¤iniz her rusunda gecekondu da bu hayk›r›fl› duyacakbulunas›n›z: Y›kt›rmayaca¤›z, direnece¤iz cak. Nitekim, ilk örnek, Avc›lar için yarat›lmak isteniyor. Evlerini, bar›nma haklar›n› korumak isteyen halk cezaland›r›lmak isteniyor. Tüm bunlar AKP iktidar›n›n yoksullara düflmanl›¤›n› gösterirken, ayn› zamanda masa bafl› hesaplar›d›r. Bu hesaplar›n halk›n direnifline çarpt›¤›n› en son Avc›lar’da gördük. Gecekondu halk› meflru direnifl hakk›n› yine kullanacakt›r, hiçbir fley, halk›n bar›nma hakk›n› yoketmenin k›l›f› olamaz. Gecekondulaflman›n sorumlusu halk de¤il, düzendir. Yoksullar›n bu yüzden her türlü direnme haklar› meflrudur.

Bakanlar Kurulu geçti¤imiz hafta yap›lan toplant›s›nda ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi'ne “acil y›k›m yetkisi” verdi. Resmi aç›klamalara göre; “dere yataklar›, kamu arazileri ve deprem riski yüksek yerlerde” bulunan, 90 bin binan›n y›k›lmas› hedefleniyor. “Dere yataklar›, deprem riski...”; ne de ulvi amaçlar görüyor musunuz. AKP iktidar›n›n sermayenin iktidar› oldu¤unu, bütün kaynaklar› IMF borçlar›na, iflbirlikçi tekellerin kasalar›na ak›tt›¤›n› bilmesek, büyük bir imar hamlesinden bile sözedilebilir. Ama gerçek böyle de¤il. Bütün y›k›mlarda amac›n talan ve peflkefl oldu¤unu bu ülkenin gecekondular› çok iyi biliyor. Depreme iliflkin tedbir anlam›nda hiçbir çal›flman›n olmamas› bir yana, tek çare de y›k›m de¤ildir. Kald› ki, evleri y›k›lan halk ne yapacak, bunun cevab› yok. Planlanan uygulamaya göre, belediye, art›k mahkeme karar› beklemeden bölgesel y›k›mlar yapacak. Ayamama Deresi için 'acil Kurtköy halk›: ‘Mahallemizi y›kt›rmayaca¤›z’ kamulaflt›rma' izni alan belediye, binlerce yeri 'acil kamulaflt›rma' Kurtköy ve Cambaztepe Maletsizli¤i vurguland›. Daha sonra k›l›f›yla y›kmak istiyor. Bu öyle bir hallesi halk› Kurtköy bölgesinoluflturulan 7 kiflilik heyet Beleyetki ki; evin sahibine ne bedel deki y›k›m› protesto etmek için diye Baflkan› Erol Kaya ile göödenece¤ini de yine kendisi belirbirleflerek Pendik Belediyesi'ne rüflmek üzere belediyeye girdi. leyip, bankaya yat›racak, ev sahiyürüdü. Ancak, halk›n evlerini y›kmak isteyenler, halktan kaç›yordu. bi buna itiraz etse dahi y›k›m dur5 otobüsle ilçe Pendik’e gedurulmayacak, mahkeme itiraz len halk, burada "Mahallemizi Kitle d›flar›da, "Kurtköy Budavas›na yürütmeyi durdurmadan Y›kt›rmayaca¤›z" yaz›l› Kurtrada Erol Kaya Nerede, Direne devam edecek. Yani gecekondu köy halk› imzal› pankart açarak Direne Kazanaca¤›z" sloganlar› halk›n›n hukuk yoluyla da hakk›n› yürüyüfle geçti. 300 kifli, "Bar›natarken, heyet, belediyeden yetaramas› fiilen ortadan kald›r›lm›fl ma Hakk›m›z Engellenemez, kililerle görüfltü. 1 saat süren olacak. Geriye kalan ise, elbette Kurtköy Bizimdir Bizim Kalagörüflme sonucunda, sorumluluzaten en geçerli yol olan D‹REN‹fi. cak" sloganlar› ile belediye önü¤un Büyükflehir Belediyesi’ne ne geldi. Mahallede oluflturulan at›lmas›yla, görüflme sona erdi. Bunu bilen AKP direnenleri de Y›k›m Karfl›t› Komite ad›na Ali cezaland›rmay› planl›yor. Ç›k›flta bir aç›klama yapan Do¤an, bir aç›klama yapt›. heyet, Büyükflehir’e de gidecekYeni Yerel Yönetimler Yasas›, Aç›klamada y›k›ma karfl› dilerini, y›k›mlara karfl› direniflleriy›kmayan belediyeyi cezaland›rrenme kararl›l›¤› ve y›k›m›n adanin sürece¤ini dile getirdi. may› öngörürken, belediyeler de


ipleri çözüldü Genelkurmay’›n Mersin bayrak provokasyonu sonras› aç›klamas›, faflistlerin iplerinin çözüldü¤ünün de beyan›yd› ayn› zamanda. Bunu, Trabzon’da aç›k bir flekilde gördük. Samsun’da, Sakarya’da, Eskiflehir’de, ‹stanbul’da devam etti. MHP lideri Bahçeli’nin, “ülkücüleri kimse soka¤a çekemez” beyan›n›n gerçe¤i yans›tmad›¤› sonraki günlerde de ortaya ç›kmaya devam ediyor. Faflist sald›r›lara her gün bir yenisi ekleniyor. Trabzon baflta olmak üzere, linç girifliminde bulunanlar›n, sald›r›lar› gerçeklefltirenlerin tutuklanmamas›, her yerde polisle iflbirli¤i içinde rahatça hareket etmeleri öylesine pervas›z hale getirmifltir ki, bildiri da¤›tan insanlara “izinli mi” diye, adeta polis gibi sorular sorabilmektedirler.

üyelerine Ülkü Ocaklar›’nda yap›lan iflkenceyi de buna ekleyince, yak›nda ev aramalar›na da gelirlerse kimse flaflmas›n! Tayyip Erdo¤an, güya “kimse kendini güvenlik güçlerimizin yerine koymas›n” diyor. ‹çiflleri Bakan› Aksu, “güvenlik güçlerimiz görevlerinin bafl›ndad›r, vatandafllar›m›z dursunlar...” diyor. Ama, bu aç›klamalar›n hiçbir anlam› olmad›¤›n› faflistler de çok iyi bilmektedir. Tek bir provokatör tutuklanmam›flken, faflist sald›r›larda bizzat yeralanlar ellerini kollar›n› sallayarak geziyorken, provokasyonun planlay›c›s› oldu¤u tart›flmas›z olarak ortaya ç›kan polis flefleri koltu¤unda oturuyorken (ki, kendilerine teflekkür etmektedir hükümet); faflistler neden dinlesin bu aç›klamalar›? Ba¤c›lar’daki faflistlere sorulacak m›; sen kimsin, hangi hakla izin sorars›n, neyi planlars›n, diye? Sormayacaklard›r! Ve bu yüzden AKP iktidar› faflist sald›r›lardan, provokasyonlardan sorumlu olmaya devam edecektir.

Faflist sald›r›lar sürüyor

Polisin Yard›mc› Gücü Misyonuna Tam Uyum; Rozetleri Eksik Sadece 23 Nisan günü bir grup HÖC üyesi, saat 18.00'de Ba¤c›lar merkezinde 1 May›s bildirileri da¤›tmaya, sesli propaganda ile 1 May›s ça¤r›lar› yapmaya bafllad›lar. Halk›n yo¤un ilgisiyle karfl›laflan HÖC’lüler, demokratik faaliyetlerini sürdürürken, yak›nda bulunan Ülkü Oca¤›'nda toplanan faflist güruh, HÖC'lülerin üzerine yürüdüler. "Bu bildiriler izinli mi?" gibi, polis sorular›yla HÖC'lüleri taciz etmeye, bildiri da¤›t›m›n› engellenmeye çal›flan faflistler, HÖC'lülerin kararl› tutumu sonucu geri att›lar. Trabzon’dan ö¤renmifller; bildiri için izin al›n›r, al›nmam›flsa linç etmek meflrudur! Hat›rlay›n; Baflbakan Tayyip’den TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu Üyesine, Trabzon Valisi’nden, medyan›n anl› flanl› köfle yazarlar›na kadar böyle söyleyip yazmad›lar m›? Ad›na “milletin hassasiyeti” demediler mi? “‹zinsiz bildiri da¤›tan grup” diye bahsetmediler mi TAYAD’l›lardan? Sorumsuzluk, cehalet, suçu bilerek aklamak... ne derseniz deyin; aç›k olan flu ki, konuya iliflkin gerçe¤i çarp›tan her aç›klama faflist güruha verilen destek olmufltur. Öte yandan, Ba¤c›lar’da yaflanan olay, faflistlerin polisin yard›mc› gücü misyonunu ne denli benimsediklerini göstermektedir. EMEP

Gençlik Faflist Sald›r›lar›n Hedefi Gazi Üniversitesi Teknik E¤itim Fakültesi Mobilya Dekorasyon Bölümü ö¤rencisi Mehmet Emin Özyalç›n, can güvenli¤i olmad›¤› için girdi¤i Ö¤retim Üyesi ‹hsan Küreli'nin odas›nda 15 kiflilik faflist bir grubun sald›r›s›na u¤rad›. 22 Nisan günü yaflanan sald›r› sonucunda, Özyalç›n, 3 günlük ifl göremez raporu ald› ve Cumhuriyet Savc›l›¤›'na suç duyurusunda bulundu. Özyalç›n yaflanan sald›r›y› flöyle anlatt›; “Dersim bittikten sonra okuldan ç›kmak için kap›ya yöneldim, kap›da baz› kiflilerin bekledi¤ini gördüm ve flüphelendim. Bunun üzerine okul yönetiminin bulundu¤u kata ç›kt›m üniversitenin hocalar›ndan ‹hsan Küreli'nin odas›na gittim. Kendisine okuldan ç›kmam için bana efllik etmesini aksi takdirde can güvenli¤imin olmad›¤›n› ve bafl›ma geleceklerden okul yönetiminin sorumlu olaca¤›n› söyledim. Hocamla beraber tam kap›dan ç›kacakken odan›n kap›s› aç›ld› ve 15 kiflilik faflist bir grup odaya dald›. Beni dövmeye bafllad›lar hocan›n araya girmesiyle kaçt›lar.”

Say› 156 17 1 May›s 2005


Say› 156 18 1 May›s 2005

Gazi Üniversitesi’nde yaflanan ilk faflist sald›r› de¤il bu. Devrimci demokrat ö¤renciler, defalarca polis korumas›ndaki faflistlerin sald›r›s›na u¤rad›lar ve okul yönetimi onlara soruflturmalar açt›, onlar gözalt›na al›nd›lar. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde de, 30 kiflilik faflist güruh, 1 May›s afiflleri yapan KÖZ Dergisi çal›flan› Atilla Sultan’a sald›rd›. T›naztepe Kampüsü’nde 26 Nisan günü gerçekleflen sald›r›da yaralanan Atilla Sultan hastaneye kald›r›l›rken, faflistler, E¤itim Fakültesi’ne yönelerek burada devrimci demokrat ö¤rencileri taciz etmeye çal›flt›lar. Faflistler ö¤renci gençli¤i sald›r›larla y›ld›rmaya çal›fl›rken, oligarflinin kolluk güçleri de bofl durmuyor. Ankara Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü 2. s›n›f ö¤rencisi Sarya Aktafl, 26 Nisan günü, yaln›z kald›¤› evinin önünden silahl› 3 kifli taraf›ndan kaç›r›larak, Eryaman’da bofl bir araziye götürüldü. Burada ölümle tehdit edilen Aktafl, kendisine “art›k rahat yaflayamayacaks›n›z” diyen bu üç kiflinin polis ya da özel bir birimden olabilece¤ini söyledi. Yaflad›¤› olay›, 1990’larda s›kça rastlanan kontra yöntemlerine benzeten Aktafl, ‹HD’ye baflvurarak yaflad›klar›n› anlatt›.

Faflist Provokatörler Adana’da Görev Bafl›ndayd› DEHAP’l› gençler, 23 Nisan günü ‹nönü Park›’nda, bölgede süren askeri operasyonlar›n durdurulmas› talebiyle bas›n aç›klamas› yapmak için topland›lar. Daha aç›klama bafllamadan, eylemden haberinin önceden oldu¤u anlafl›lan bir grup faflist, “Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber”, “fiehitler Ölmez Vatan Bölünmez” sloganlar› atarak DEHAP’l›lara sald›rmak istedi. Polisin DEHAP’l›lar› çembere almas› ile sald›r› gerçekleflmedi ve bas›n aç›klamas› yap›ld›. Faflistleri eylem yerine getiren polis, yine “araya girme” senaryosuyla mesaj veriyor. DEHAP’l›lara, istedi¤imiz zaman sald›rt›r›z deniliyor. DEHAP’a yönelik bir baflka provokatif sald›r› giriflimi de Bursa’da yafland›. 25 Nisan günü, Bursaspor-Adanaspor maç› sonras›, 20 kiflilik faflist bir grup DEHAP'›n bulundu¤u pasaj›n giriflindeki bir iflyerinin kepenklerini tekmeleyerek provoke etmeye çal›flt›lar.

fiarlatan milliyetçiler böyle soydular halk›: MHP’liyim dedim ihaleyi ald›m Milliyetçilik söylemiyle, yoksullu¤a ve yolsuzlu¤a karfl› mücadele yalan›yla halk›n oyunu al›p iktidar orta¤› olduklar› gün iktidar nimetlerinden yararlanmaya bafllayan MHP’lilerin pislikleri dökülmeye devam ediyor. MHP yönticilerinden, Eski Bay›nd›rl›k ve ‹skân Bakan› Koray Ayd›n’›n Yüce Divan’da yarg›lanmas›na 26 Nisan günü devam edildi. Hat›rlanaca¤› gibi Koray Ayd›n, ihalelerden trilyonlarca rant elde etmekle, usülsüz ihale vermekle suçlan›yor. Davada ifade veren müteahhit Hasan Cans›z, ihalelerin nas›l verildi¤ini flu sözlerle anlatt›: “Koray Ayd›n’a MHP Keçiören Teflkilat›’ndan oldu¤umu söyledim. Kayseri’deki Kapal› Çarfl›’n›n tamirat› ifli bana verildi. ‹halenin bana verilmesine flafl›rd›m. Bu indirimle ihalenin verilece¤ini düflünmüyordum”. ‹flte böyle soyuyorlar halk›n paras›n›! Ne milliyetçili¤i, ne bayra¤›, ne vatan›; varsa yoksa kasalar›! “Büyük Ülkücü” Koray Ayd›n babas›n›n kesesinden de¤il, halk›n cebinden da¤›tt› bu peflkefl ihalelerini.

Siyanürcü Tekel Memnun ‹zmir 1. ‹dare Mahkemesi'nin, Bergama’daki alt›n madeninin faaliyetlerinin, bilirkifli incelemesine kadar durdurulmas› yönündeki karar›, Bölge ‹dare Mahkemesi’nce, “incelemenin sonucunu beklemeye gerek yoktur” fleklinde de¤ifltirilerek, siyanürlü alt›n arayan emperyalist tekel memnun edildi. Resmen yasalara karfl› hile yaparak, durmadan iflletmecisi de¤ifltirilen madenin yeni sahibi olan ‹pek Matbaac›l›k ve Koza Afi., 15 y›ld›r mahkemenin aleyhine verdi¤i karar› uygulamay›p üretimi hükümetlerin izni ile sürdürdü¤ünü unutup, köylülere “herkes yarg› karar›na sayg› göstermelidir” ça¤r›s› yapmas› ise tam bir komedi oluflturdu. Bergama köylülerinin avukatlar› ise, bu karar›n, ABD Büyükelçisi Edelman’›n müdahalesi sonras› al›nd›¤› izlenimi verdi¤ine dikkat çektiler.


Ahlak›n özünü belirleyen, s›n›flar gerçe¤i ve ideolojidir. 5 kifliyi binlerce kiflinin linç etmeye çal›flmas›, bir bayan› ortas›na al›p tekmeler ya¤d›rmak, zulme karfl› ç›kanlar› susturmaya çal›flmak, yalan ve iftira; hangi s›n›f›n, hangi ideolojinin ahlak›n› yans›t›yor?

MHP’nin Ahlak› Ahlak, sözlüklerde; “insanlar›n gerek birbirlerine, gerekse topluma karfl› ödevlerini belirleyen insan davran›fllar› ile birarada yaflama kurallar›n›n, standartlar›n›n bütünüdür” diye tan›mlan›r. Ama, tarihsel geliflimi içinde ne tek bir ‘ahlak’tan sözedilebilir, ne de çeflitli s›n›flar›n ayn› anda varoldu¤u bir toplumda tek bir ahlak vard›r. Örne¤in, tarihsel geliflimi içinde bakt›¤›m›zda; feodal beyler ve feodalizmin egemen unsuru din, sömürücü ahlak› savunurlar. Burjuva ahlak, özel mülkiyet temeline oturdu¤u içindir ki, ilkeleri ve tavr› bencilli¤i ve bireycili¤i yans›t›r. Emperyalist burjuva yaflam› ve davran›fl›, halklar›n ortak ç›karlar›na ve tarihin ak›fl›na ayk›r› oldu¤u içindir ki, ahlaki de¤ildir. Emperyalist ahlak, en ç›plak ifadesini ise, faflizmde bulur. Hitler ve Mussolini faflizminde, sömürge tipi faflizmin egemen oldu¤u ülkemizde, bu ahlak›n binlerce örne¤ine tan›k oluruz. Tüm bu sömürücü sistemlerin karfl›s›nda, sosyalizmin temsil etti¤i ahlak vard›r ki, kayna¤›n›; kapitalist sisteme karfl› geliflen proletarya ahlak›ndan ve emekçi halk›n bask›ya ve haks›zl›¤a karfl› mücadelesinde biriktirdi¤i ilerici ahlak ilkelerinden al›r. Yani, s›n›fl› toplumlarda, her s›n›f kendi ahlak›n› yarat›r ve gelifltirmenin mücadelesini verir. Bir yan›yla, s›n›flar aras› çat›flma bu alanda da kendisini ifade eder, yans›r. O zaman, flunu da eklemeliyiz. Ahlak, sadece davran›fl standartlar› de¤il, ayn› zamanda, insan›n, bir s›n›f›n, sosyal tabakan›n ideolojisini de yans›t›r. Bir baflka deyiflle, ahlak›n içeri¤ini belirliyen, ekonomik ve sosyal düzen ve onun ideolojisidir. Dolay›s›yla; “Ahlak standartlar› s›n›f ç›karlar›n› yans›t›r.” Gericileflen, tarihin ak›fl›na ayak uyduramayan s›n›f›n temsil etti¤i ahlak da, gericileflmeyi, bencilli¤i, çürümeyi temsil eder. Bugün, burjuvazinin ve her türden burjuva ak›m›n ahlak› böyledir.

Bir baflka, alt› çizilmesi gereken nokta ise, ahlak›n, devletin do¤uflundan, toplumlar›n kanunlarla yönetilmeye bafllamas›ndan önce ortaya ç›kt›¤› ve üretim tarz›nda, sosyal sistemde meydana gelen de¤iflimlerle de flekillenip, de¤iflti¤i gerçe¤idir. Bu uzun bir tarihsel süreçtir ve bütün kanunlardan, devletin ordusu, polisi ve hapishanelerinin temsil etti¤i “güç”den çok daha güçlüdür, ahlak. Bu tan›mlamalar ›fl›¤›nda bak›ld›¤›nda, biz halk›n ahlak›ndan sözediyorsak; ezilen s›n›flar›n ahlak›ndan sözediyoruz demektir. O ahlak ki, geleneklerde, “töre”de, namus ve erdemde, dürüstlükte, adaletli olmakta, paylafl›mc›l›kta, dayan›flmada, zulme karfl› olmakta, mazlumdan yana olmakta ifadesini bulur. Ve genel bir do¤rudur ki; bir davran›fl ancak objektif olarak iyi ve adaletli oldu¤u zaman ahlakidir. fiimdi bu saptamalardan yola ç›karak, Trabzon’a dönelim ve oradan MHP’ye, onun temsil etti¤i ahlaka bakal›m; iyi olan, adaletli olan tek bir kare görülebilir mi orada? Düflünün ki, gerçe¤i bilerek polisle iflbirli¤i içinde “bayrak yakt›lar” diye yalan yay›p linç ortam› yarat›yor. Niye? Siyasal ç›karlar› için. Sömürü ve zulüm sisteminin koruyucusu Genelkurmay’dan ald›¤› talimat›n gere¤ini yerine getirmek için. Provokasyonlarla, sald›r›larla “güçlenmek” için. Ve bu ahlak; yere düflürülmüfl bir bayana, yüzlercesi birikmifl tekmeler ya¤d›r›yor, saçlar›ndan çekifltiriyor, yetmiyor, “verin onlar› bize parçalayaca¤›z” 盤l›klar› at›yor. Aradan birkaç gün geçiyor, bu kez de olaylar› incelemek üzere kentlerine gelen bir grup insan›, yani “misafirlerini” linç etmeye kalk›fl›yor. “Üç befl cahil” mi diyorsunuz bunlar› yapanlara? Öyle de¤il, ama diyelim ki öyle olsun. MHP yönetiminin linç güruhunu savunan aç›klamalar› biliniyor. Öte yandan; Trabzon üzerine yap›lan TV programlar›nda kanal kanal gezen MHP yöneticilerinden Mehmet Gül’ü al›n. Her fley ortaya ç›km›fl, ama hala bütün konuflmalar›, bir bayrak yakma varm›fl üzerinden gelifliyor ve terör demagojisiyle, sahte milliyetçilik hamaseti ile linç güruhunu mazur gösteriyor.

Say› 156 19 1 May›s 2005


O zaman burada, her türlü siyasi hesab›n, devrimcilerin sindirilmek istenmesinin, iktidar kavgalar›n›n ötesinde bir de ahlaki bir sorun var demektir. Trabzon’daki güruhtan MHP’nin en tepesine kadar benimsenen, içsellefltirilen bir ahlakt›r bu. Ve mafyac›l›k, haraçç›l›k, çetecilik, Susurluk tetikçili¤i gibi, MHP’lilerin içinde yer ald›¤› bütün kirli ifller de bu ahlaktan besleniyor. Bu ahlak›n kimin ahlak› oldu¤unu anlamak için, MHP’nin hangi s›n›f›n ç›karlar›n› savundu¤unu, tarihsel ve siyasal olarak nerede durdu¤unu görmek gerekir. Mevcut oligarflik sistemin devam›ndan yanad›r, tekelci sermayenin partisidir MHP. Bu sisteme yönelik “itirazlar›”, kendisinin bu yap› içerisindeki yerine iliflkindir sadece. Taban›nda, flu bu Ülkü Oca¤› ya da MHP teflkilatlar›nda yoksul halk›n çocuklar›n›n olmas› bu tan›mlamay› etkilemez. Sormam›z gereken soru fludur: Hangi düzen partisi, kimin ç›kar›n› savunuyor? Ald›klar› kararlar kimin yarar›nad›r? Yapt›klar› ifller kimin yarar›nad›r? ‹flte bu yüzden MHP, tekelci sermayenin partisidir. Say› 156 20 1 May›s 2005

Egemen s›n›flar halk›n ezilmesini, sinmesini, korkmas›n›, mücadele etmemesini istemifllerdir her zaman. Halk bir kez mücadeleye bafllad›¤›nda da bunu bast›rman›n yollar›n› aram›fllard›r. ‹flte MHP, bunun arac› olmufltur. Genifl kesimler içinde bir terör havas› yaratm›flt›r. O, maflad›r. MHP ortaya ç›kt›¤› her yerde, halk kesimlerinin önüne dikilmifltir. Bir fabrikada grev mi yap›l›yor; MHP hemen orada peydahlanm›fl, grevcilere kurflun s›km›flt›r. Bir üniversitede boykot mu var; orada MHP de vard›r, boykot k›r›c›l›¤›na soyunmufl, provokasyonlar yaratm›fl, eylemin gerçek hedefini kitleler nezdinde karartmaya çal›flm›flt›r. Halk›n politikleflti¤i, devlete karfl› mücadele temelinde örgütlendi¤i bir bölge mi var; orada MHP de vard›r. Katliamlarla bu örgütlenmeyi da¤›tmaya çal›flm›flt›r. Grevlerde, boykotlarda dile getirilen taleplerin içeri¤inin hiçbir önemi yoktur, MHP’nin görevini yerine getirmesi için. Örne¤in Trabzon’da, 118 insan›n hayat›n› kaybetti¤i bir sorunu, tecriti dile getiren insanlar olur bazen hedef. Bazen de, ayn› günlerde Sivas’ta yafland›¤› gibi, daha ucuz ulafl›m, bar›nma isteyen ö¤renciler olur. Demagojik bütün söylemlerine karfl›n, özünde sömürü sisteminden yana oldu¤u için, onun ahlak›n› yans›t›r MHP. Hem de en pespaye haliyle tafl›r bunu bünyesinde. Trabzon’da, mafya çetelerinde, Susurluk’ta görülen de budur. Muhalefette yoksulluktan, yolsuzluktan sözedip iktidar koltu¤unda IMF anlaflmalar›n›n alt›na imza atmakta, depremzedelere ev yap›m›nda dahi yap›lan yolsuzlukta görülen bu ahlakt›r.

Halk›n de¤erleriyle ilgileri yoktur. Bu ahlak›, bir ulusun, Türk ulusunun kültürü ve ahlak›yla bütünlefltirmek, MHP’nin bu havada ortada dolaflmas› ise, Türk halk›na en büyük hakarettir. Türk halk› bunu zûl saymal›d›r. Orta Asya’dan Anadolu’ya yoktur böyle bir kültür. Bu, faflizmin kültürüdür. Ayn› ruh halini, ayn› ahlak›, baflka bir milliyetten olsa da Naziler’de, ‹talyan faflist milislerinde, Franco’nun yetmelerinde görürsünüz ancak. Bugün MHP denildi¤inde en genifl halk kesimlerinin akl›na ne gelir; oligarflik katliamlarda kullan›lmas› gelir. Haraçç›l›k, Susurluk, kafa kulak kesen, kollar›nda MHP amblemli özel timciler, adam kaç›r›p Ülkü Ocaklar›’nda iflkence yapan serseriler, çek senet mafyac›lar›, çuval cinayetleri... gelir. Türk halk›, yüzy›llar boyu zulmün karfl›s›nda olmufltur; saraylar›n, saltanatlar›n, faflist devletin hizmetinde de¤il. MHP ise tam da bunlard›r. Ve bu durumunu belirleyen, temsil etti¤i s›n›f›n, faflist ideolojisinin karakteridir.

“Kapitalistlerin bekçisi olmad›¤›m›z› göstermeliyiz...” MHP, giderek azalsa da, bafltan bu yana “anti-kapitalist” sloganlar kullan›r. Bunun ilk nedeni; gerçek yüzünü gizlemektir. ‹kincisi ise, düzenin d›fllad›¤›, düzenin hiçbir nimetinden yararlanamad›¤› için do¤al olarak öfke duyan iflsizler içinde örgütlenebilmektir. “Devleti koruma”ya soyunan, bütün prati¤i halka ve devrimcilere sald›rmaktan ibaret olan bir yap›da düzene karfl› bir tav›r veya slogan her zaman s›r›tm›flt›r. MHP içinde de zaman zaman bu gerçe¤i görenler ç›km›flt›r. Örne¤in Komünizmle Mücadele Derne¤i'nin 1968 Haziran’›ndaki kongresinde bir grup, okuduklar› bildiride flöyle diyorlard›: “Komünizmle Mücadele Derne¤i, para babalar›n›n kasalar›n› bekleme derne¤i durumuna düfltü. Biz, Komünizmle mücadele edelim derken, imans›z kapitalistlere rahat sa¤lad›k. Art›k bu yoldan dönmeliyiz. Millete, kapitalistlerin, toprak a¤alar›n›n, sömürücü tüccar›n, para babas› millet ve milliyet düflmanlar›n›n bekçisi olmad›¤›m›z› göstermeliyiz.” (Milli Hareket, Temmuz 1968) Tabii “kapitalizme de karfl›” olduklar›n› gösteremediler. Çünkü de¤illerdi. Bu düflünceleri tafl›yanlar da tasfiye edildi. Sivil faflist hareket, tekelci para babalar›n›n, toprak a¤alar›n›n bekçisi olmaya devam etti. Çünkü, ya kapitalizmden yana olunacakt›r, ya sosyalizmden. ‹kisinin aras›nda baflka bir düzen yoktur. Bu nedenle, kapitalizmin savunucusu MHP'nin "yoksullu¤a çözüm" bulmas›, eflyan›n tabiat›na ayk›r›d›r. ‹ktidar orta¤› oldu¤u günler bile bunu görmek için yeterlidir.


‘Ermeni meselesi’ ve ‘Öcalan davas›’ üzerinden

fiovenist Kampanya Mersin’de bayrak provokasyonu etraf›ndan gelifltirilen flovenist kampanya, bafllatanlar taraf›ndan flimdilik “so¤umaya b›rak›ld›”. ‹htiyaç duyduklar›nda, “bayrak yakt›lar” senaryosu uydurup benzeri bir havay› yaratacaklar›n› görmüfl olman›n mutlulu¤u ile, flovenizmi baflka araçlar üzerinden gelifltirmeye devam ediyorlar.

1- ÖCALAN’IN YEN‹DEN YARGILANMASI Kürt Halk›n›n Talepleri, fiovenizm Propagandas›yla Bo¤ulamaz PKK Genel Baflkan› Abdullah Öcalan’›n avukatlar›n›n A‹HM’e yapt›¤› baflvuru sonucu, yeniden yarg›lanmas› gündemde. A‹HM karar›n› henüz aç›klamad›. AB’nin çeflitli politik hesaplar› nedeniyle flimdilik resmi aç›klama yok ama, karar›n yeniden yarg›lama yönünde ç›kaca¤›n›, bayrak provokasyonunun en cafcafl› günleri s›ras›nda CHP lideri Baykal aç›klad›. Do¤ru ya da yanl›fl ayr› bir konu ama, Baykal’›n amac›n›n; flovenizmi daha da k›flk›rtmak oldu¤u aç›kt›. Çeflitli gerici kesimlerden itirazlar yükseldi; Öcalan yeniden yarg›lanamazd›! Ola¤anüstü koflullarda yapt›klar› mahkemenin hukuksuzlu¤unu örtmek ve muhtemel ortaya ç›kabilecek, Kürt halk›n›n talepleri temelindeki bir havay› bafltan engellemekti bu itirazlar›n nedeni. Genelkurmay ve maflas› MHP baflta olmak üzere, flovenizmin yükseltilmesinden ç›karlar› olanlar, bunu iktidar rant›na dönüfltürmek istemektedirler. Yarg›n›n ba¤›ms›zl›¤›ndan, Türkiye’nin egemen bir devlet oldu¤undan dem vuruluyor. Bunlar›n gerçekle alakas› olmamas› bir yana, Kopenhag Kriterleri’nden, AB’ye girmekten sözedenler kendileri de¤il miydi; o zaman AB’nin hukukunu da uygulayacaks›n›z! Oligarfli, ifline geldi¤inde AB’ci, gelmedi¤inde “benim özgün koflullar›m” diyerek, yan çizme hakk› istiyor. Öcalan’›n hangi koflullarda yarg›land›¤› herkesin malumudur. “Normal” bir mahkemede yarg›lanmas› da hukuksuzlu¤u de¤ifltirmeyecekti. Oligarflinin ne Öcalan’› ne baflka bir Kürt yurtseverini yarg›lama hakk› yoktur. Kürt halk›n›n hakl› demokratik talepleri yok say›lamaz.

2- “ERMEN‹ MESELES‹” ‘Karfl› Atak’ Takti¤i ve Yalanlarla Gerçekleri De¤ifltiremezsiniz fiovenizmin bugünlerde bir di¤er malzemesi

de “Ermeni meselesi”. Oligarfli, “karfl› ata¤a geçme” takti¤i ile, tarihi gerçekleri bir kez daha çarp›tma kampanyas›na h›z verdi. Genelkurmay’dan iktidara, medyadan muhalefete kadar, oligarfli içi bütün kesimler, asl›nda soyk›r›m olmad›¤›n›, emperyalist devletlere kan›tlamaya çal›fl›yorlar. Emperyalistlerin derdinin gerçekler de¤il, bu tür tarihi olaylar üzerinden ülkelerden siyasi, ekonomik, askeri ç›karlar elde etmek oldu¤u bilinen bir politikad›r. Oligarfli de bunu bildi¤i için, “karfl› atak” oyununda, perde önüne propaganday› ç›kar›rken, perde arkas›ndan ‹ncirlik’i Bush’un ayaklar›na seriyor. Tarihi gerçekleri bu uydurma kampanyalarla de¤ifltiremezsiniz. Örne¤in Genelkurmay, ilk kez arflivlerini açt› deniliyor. Yalan! 12 Eylül ile birlikte bu arflivler düzenlenmeye baflland›. Görevlendirilen onlarca resmi “tarihçi”nin “titiz” ay›klamas› ile, bugün “açt›klar›” arfliv kald› geriye. 19 Aral›k katliam›n› hat›rlay›n; Genelkurmay katliam sahnelerini, nas›l diri diri yakt›¤›n›n görüntülerini de¤il, “flefkatli jandarma” senaryosunun sahnelerini da¤›tm›flt› medyaya. fiimdi açt›k dedi¤i arflivler de ayn› mant›kla haz›rlanm›fl bir arflivdir. Genelkurmay Baflkan› Org. Hilmi Özkök'ün "y›ll›k de¤erlendirme" konuflmas›ndaki "Ermeni meselesi" bölümü bu karfl› atak kampanyas›n›n içeri¤ini de vermektedir. "Bir savafl içinde bulunan Osmanl› Devleti, kendisine karfl› isyan eden, iflgalci devletlerle ifl birli¤i yapan, yerli Türk halk›na karfl› katliamlar bafllatan ve ba¤›ms›zl›k için silahl› siyasi faaliyetlere baflvuran bir k›s›m Ermeni kurulufllar›ndan dolay› Türk toplumunun misillemesinden Ermeni toplumunu koruyabilmek için 1915 May›s ay›nda tehcir hareketini bafllatm›flt›r..." Me¤er Talat Pafla ne soylu bir Osmanl›ym›fl ki, Ermeniler’i kurtarmak için çoluk çocuk yüzbinlerce Ermeni’yi yollarda telef olacak flekilde tehcire göndermifl, katliamdan geçirmifl!!! Bu sözlerden ç›kan iki sonuç var: 1- Tehcirin suçlusu ‹ttihat Terakki de de¤il, “misillemeye haz›rlanan Türk toplumu”. 2- “Türkler’i bir k›s›m Ermeni kurulufllar› katletti”, ama biz “Ermeni toplumunu tehcir ettik”. Üstelik, bugüne kadar resmi tarih tezi olan ve tehcirin gerekçesi olarak sunulan; "ordu ve dolay›s›yla devlet kendisini güvende hissedebilmesi için bu tehcir karar›n› almaya mecburdu" söylemiyle de çelifliyor Özkök’ün sözleri. Tarihi gerçekleri çarp›tmaya kalkarsan›z, flovenist propagandan›n bata¤›nda debelenmekten baflka yapabilecek bir fleyiniz olamaz.

Say› 156 21 1 May›s 2005


1959 y›l›nda, dönemin Genelkurmay 2. Baflkan› Org. Rüfltü Erdelhun, ‹zmir'deki ABD 6. Taktik Hava Kuvvetleri Karargah›'nda Amerikan askerlerine hitap etmektedir: "Bu memleket bizim de¤il, sizindir..." Ony›llard›r sömürge ülke Türkiye’nin bir gerçe¤i olarak geçerlili¤ini koruyor bu söz. Geçmifl statüsüne göre çok daha kapsaml› olarak ‹ncirlik Üssü’nün Amerikan emperyalizmine tahsis edilmesinin baflka hiçbir anlam› yoktur. Genelkurmay baflkanlar›, hükümetler de¤iflmifl, ama her gelip giden hükümet, "Bu memleket bizim de¤il, sizindir" sözünü yinelemeye devam etmifltir. ABD’nin, ‹ncirlik’i lojistik üs olarak kullanma, sevkiyatlar› s›ras›nda izin almama gibi, a¤›r koflullar içeren iste¤i, AKP iktidar› taraf›ndan yerine getirildi. Ancak hemen belirtelim ki; hükümet kararnamesi haz›rlanmadan üç ay önce, ‹ncirlik konusundaki Amerikan isteklerinin karfl›lanmas›, Genelkurmay taraf›ndan hükümete iletildi. Bayrak etraf›ndan milliyetçilik flovu yapanlar›n gerçek yüzleri budur iflte; emperyalizme karfl› "Bu memleket bizim de¤il, sizindir" derler, bu iflbirlikçiliklerini gizlemek için sahte milliyetçilik maskesini elden b›rakmazlar.

özelli¤idir; halktan gizlenir. ‹flbirlikçilerin bu politikas› öylesine köklüdür ki, y›llarca ‹ncirlik’in ABD üssü oldu¤u bile gizlenmek istenmifl, “üs yok tesis var” denilmifltir. Bir ülke düflünün ki, 1950’den bu yana ABD ile say›s›z ikili anlaflma imzal›yor, ama hiçbirinin içeri¤ini halk bilmiyor. Tayyip’in dilinden düflürmedi¤i fleffafl›k, iflbirlikçilik sözkonusu olunca nas›l da SIR oluyor. Deneylerimizden, ba¤›ml›l›k gerçe¤inden, iflbirlikçilerin karakterinden biliyoruz ki; Amerikan emperyalizminin istedi¤i bütün flartlar yerine getirilmifltir. Bu gerçek, bugün de¤ilse yar›n pratik olarak da ortaya ç›kacakt›r. Topraklar›m›z›n bölge halklar›n›n daha fazla kan›n›n dökülmesinde, ülkelerinin iflgalinde nas›l kullan›ld›¤› görülecektir.

‹ncirlik’te yine her fley

HALKTAN G‹ZLEND‹

Say› 156 22 1 May›s 2005

‹ktidar için çat›flan Genelkurmay ve AKP, iflbirlikçilikte yan yanad›rlar

K›ran k›rana iktidar çat›flmas› veren AKP ve Genelkurmay, bu konuda tam bir uyum içinde iflgalcilerin isteklerini yerine getirmifllerdir. Peki neyin karfl›l›¤›nda? Elbette bu tavizin alt›nda köklü ba¤›ml›l›k iliflkileri gerçe¤i vard›r. Ancak güncel politik ç›karlar çerçevesinden bak›ld›¤›nda, örne¤in Eriflbirlikçili¤in de¤iflmeyen gelene¤i; meni Soyk›r›m›’n› görüyoruz. Nitekim, ‹ncirlik’in vatan hainli¤i halktan gizlenir verilmesinden iki gün sonra, “Bush’un konuflAmerika’n›n ‹ncirlik’i nas›l kullanmak istedimas›nda 'soyk›r›m' demedi¤i” haberleri yerald› ¤ini, hangi tavizleri istedi¤ini biliyoruz, dergimibas›nda. Keza, ABD yönetimi aleni olarak, ABD zin geçmifl say›lar›nda da bunlara yer verSenatosu’nda Ermeni Soyk›r›m› tasar›s›n›n geçdik. AKP hükümetinin hangi koflullarda verdi¤i memesi için, “elimizi güçlendirin” demiflti. Elleise SIR! (ABD aç›klay›nca ri nas›l güçlendirilecekti; ö¤renece¤iz anlafl›lan!) BAYRAK fiOVUNA DE⁄‹L, daha fazla tavizle. OligarfliTürkiye Cumhuriyeti hükünin inkarla silemedi¤i kanl› GERÇEKLERE BAKIN! meti, ald›¤› karar›, Resmi tarihi, iflte böyle emperyaGazete’de dahi yay›nlama- “Bayrak, vatan” diyen Genelkurmay listlerin elinde sürekli bir d›, anlaflman›n içeri¤i aç›kkoz olarak kullan›l›yor. tavsiye etti lanmad›, sorular karfl›s›nda HALKA AÇIKLAYIN; Abdullah Gül, sadece “blok Linççileri “milletin hassasiyeti” diye Ba¤›ms›zl›k isteyenler izin verildi” demekle yetindi savunan AKP karar ald›; ‹ncirlik her ad›na soruyoruz; ‹ncirlik ve bolca “blok izin” üzerine fleyiyle Amerika’ya verildi neyin karfl›l›¤›nda, hangi terminoloji dersleri ile dekoflullarda verildi? Türkiye Vatanseverleri linç etmeye kalk›flan halk› ad›na istiyoruz; ‹ncirmagoji yapt›. flarlatan milliyetçi MHP ve sahte Bütün ikili anlaflmalar›n, lik baflta olmak üzere büemperyalistlere verilen büulusalc›lar ise, bu onursuzluk tün emperyalist üsleri katün tavizlerin de¤iflmez pat›n! karfl›s›nda susmay› tercih ettiler


Muhalefeti Susturma Yöntemleri AKP hükümeti, karikatürlü muhalefete tahammülsüzlü¤ünü, açt›¤› davalarla göstermiflti. Bu iktidara demokratl›k misyonu biçenleri yalan ç›kar›rcas›na kafa yap›s›n› her f›rsatta gösteren iktidar, bu kez de hükümet aleyhine sloganlar› cezaland›r›yor.

AKP, Slogana Da Tahammülsüz Memur maafllar›n› protesto etmek amac›yla 16 Temmuz 2003 tarihinde yapt›klar› bas›n aç›klamas› s›ras›nda AKP ve hükümete yönelik sloganlar att›klar› gerekçesiyle, Kayseri’de 2 sendikac› hakk›nda aç›lan dava sonuçland›. KESK Kayseri Dönem Sözcüsü Halil Ünal ve SES fiube Baflkan› Orhan Karakaya hakk›nda, AKP taraf›ndan aç›lan davada 3 ay hapis cezas› ve 3 milyar lira tazminat cezas› verildi. Bununla da yetinmeyen Erdo¤an, ayr›ca manevi tazminat davas› açt›. Bu dava ise henüz sürüyor. Daha bitmedi! AKP hükümetinin bir politikas›n› elefltirmek, sloganla protesto etmek kolay m›; piflman etmek için ne gerekirse yapmaya karar vermifl iktidar. “Hükümetin manevi flahsiyetini tahkir ve tezyif ettikleri” suçlamas›yla 2 sendikac› hakk›nda takibat yap›lmas› için Adalet Bakanl›¤›'na baflvuruda bulundu. ‹zin verildi¤i takdirde, bu kez de 1 y›ldan 3 y›la kadar hapisle yarg›lanacaklar. K›saca asmaya az kald›!!!

Bin Dolar’a Forum! AKP hükümeti, paray› muhalefeti susturman›n arac› yapar da, “düflüncenin, bilimin yuvalar›” olmas› gereken üniversiteler durur mu? ‹TÜ’de “bu bir üniversite midir?” konulu forum düzenlemek isteyen ö¤renciler, rektörlü¤e yapt›klar› baflvuruda, bin dolar ödedikleri takdirde forum yapabilecekleri cevab›n› ald›lar. Bunun e¤itimin ticarilefltirildi¤inin önemli bir göstergesi oldu¤unu söyleyen ö¤renciler, 22 Nisan günü, "Bu Bir Üniversite De¤ildir" pankart› açarak, bu durumu protesto ettiler. Taflk›flla Kampüsü önünde biraraya gelen ö¤renciler ad›na konuflan

Burjuva demokrasisinin en pespaye uyguland›¤› ülkelerde dahi efline ender rastlanan bu olay, iktidar›n zihniyetini görmek aç›s›ndan bir örnektir. AKP iktidar›, hiçbir biçimde muhalefet istemiyor. Hele sözkonusu olan, sol, devrimci, demokrat güçlerse; susturmak için her yolu deniyor. Katletmekten cezalarla susturmaya kadar çok çeflitli yöntemler kullan›l›yor. AKP’nin ne denli despot bir zihniyete sahip oldu¤u daha da a盤a ç›kacakt›r. Çizdikleri pembe tablonun s›rmalar›n›n dökülmesini engellemenin tek yolu olarak bask›y› görmektedir bu iktidar.

Para, Susturmak ‹çin Bir Silah ‹ktidar›n, muhalif güçleri susturmakta buldu¤u yeni silah› ise, para! Bas›n kanununda ve TCK’da, a¤›r para cezalar› getirerek, as›l olarak devrimci bas›n› susturmay› hedefleyen, ama onlarla da s›n›rl› kalmayarak her türlü elefltirel düflünceyi bast›rmay› planlayan iktidar, paray› bir cop gibi kullanmaktad›r. Paras› olan, elefltiri de yapabilir, düflüncesini de aç›klayabilir, propogandas›n› da yapar. Kayseri’deki dava, karikatüristler hakk›ndaki davalar bunun örnekleriydi. Bir baflka örnek ise, Bursa’da yafland›. TKP il örgütü, 1 May›s afifl, pankart› asmak için belediyenin kurdu¤u BURFAfi isimli flirkete baflvurduklar›nda, her bir afifl için haftal›k ücret ödemelerinin gerekti¤ini ö¤rendiler.

Erdem Do¤an, "sorun sermayenin üniversiteye ticarileflmeyi dayatmas›d›r. Sermaye ve iflbirlikçisi ‹TÜ Yönetimi, nas›l ki Armutlu'da bilimi tamamen sermayenin ç›kar›na peflkefl çekecek üniversiteyi flirketlerin basit bir teknoloji birimine düfltürecek olan Teknokent'i kurabilmek için, yoksul halk›n evlerine göz diktiyse flimdi biz ö¤rencilerin taleplerine de ayn› sald›rganl›kla karfl›l›k veriyor” diye konufltu. Do¤an, bilginin meta, ö¤retim üyesinin arac›, ö¤rencinin müflteri olmad›¤› bir üniversite istediklerini söyledi. Ö¤renciler, "Halk ‹çin Bilim, Halk ‹çin E¤itim" sloganlar› atarak, kartondan bin dolar maketini kampüs önüne b›rakt›lar.

Dini iman› para olanlar hiçbir ‘de¤er’ tan›maz Denizli’nin Bekilli ‹lçesi’nin AKP ‹lçe Baflkan› Mustafa K›rl›’n›n baflkan› oldu¤u kooperatifin üretti¤i flaraplara, Hz. Ali’nin k›l›c›n›n ad› olan ve Alevi halk›m›z›n bir de¤er olarak kabul etti¤i ‘Zülfikar’ ad› verildi. Alevi kurulufllar› bu durumu protesto ederken, AKP’li baflkan, güya “durumu izah için” yapt›¤› konuflmada, tam bir AKP’li oldu¤unu ortaya koydu. Alevili¤i tan›mamakta ›srar eden Tayyip’in ilçe baflkan› bak›n ne dedi: “Aleviler Müslümanl›¤› zay›f yaflarlar. Çok flarap içerler, onlar›n dikkatini çekmek için bu ad› marka yapt›k.” Aleviler’i afla¤›lamaya al›flm›fl bir kültürle yetiflen, üstelik dini iman› para olan bir kafa yap›s›n›n, bu “özrü kabahat›ndan büyük” izah›, acaba sadece onun kafas›n›n ürünü mü? Tayyip’in kafas› farkl› m›?

Say› 156 23 1 May›s 2005


Köyleri Böyle Bombalad›lar ‘gökten atefl ve ölüm ya¤›yordu’

Say› 156 24 1 May›s 2005

24 Mart 1994 günü... Sabah saatlerinde fi›rnak merkeze ba¤l› Kuflkonar ve Koça¤›l› Köyleri yerle bir edildi. Can pazar›ndan 38 köylünün cesetleri kald› geriye. Köylüler günlerce cenazelerini dahi alamad›lar. Ac› gözlerine, öfke yüreklerine bir ok gibi sapland›. Katliamc›l›¤›n› yalanla gizlemeyi bir politika olarak sürdüren oligarflinin; OHAL Valili¤i’nden TSK yetkililerine kadar aç›klamalar›nda, bombalaman›n PKK taraf›ndan yap›ld›¤› söylendi. Olay› yaflayan köylüler ise, bombalaman›n uçak ve helikopterlerden yap›ld›¤›n› ›srarla söylemelerine ra¤men sonuç alamad›lar. Y›llarca süründükten sonra kapat›lan dosya, geçen y›l, köylülerin avukat› Tahir Elçi'nin baflvurusuyla yeniden aç›ld›. Diyarbak›r Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›, dosya üzerinde yapt›¤› inceleme sonucunda; PKK’nin öldürdü¤üne iliflkin hiçbir delil bulunmad›¤›n›, köylülerin anlat›mlar›n›n bombalaman›n helikopter ve uçaktan yap›ld›¤› yönünde oldu¤unu, gerçe¤in ortaya ç›kar›lmazsa,

‘Türkiye'yi A‹HM’de s›k›nt›ya sokabilece¤ini” ifade etti. Davadan vazgeçmeleri için hâlâ J‹TEM’in bask› yapt›¤›n› söyleyen köylülerden Mehmet Benzer ve efli göç ettikleri Mersin’de, yaflad›klar›n› D‹HA’ya anlatt›. Bombalamada 8 ayl›k bebe¤i karn›nda ölen Fatma Benzer, üç çocu¤unun bedenlerinde hala flarapnel parçalar› oldu¤unu, çocuklar›n›n bugün bile uçak sesinden korktuklar›n› ifade ediyor. Evde oturduklar› s›rada helikopterlerin sesini duydu¤unu ve köyün üstünde bir süre uçtuktan sonra gittiklerini anlatan Fatma Benzer, flöyle devam ediyor: “Helikopterler gittikten 5 dakika sonra iki uçak geldi. Önce fi›rnak taraf›na gittiler. Sonra tekrar köyün üzerine geldiler. ‹ki bomba att›lar. Biri bizim eve isabet etti. Eflim evin içindeydi. Bay›lm›fl›m. Gözümü açt›¤›mda Kumçat› Beldesi'nde ayaklar›m k›r›k, vücudumun her taraf› kan içinde, bir evdeydim." 7 yak›n›n› kaybeden Mehmet Benzer ise, cenazelerini ve yaral›lar›n› almak için köye gi-

difllerine asker taraf›ndan engel olundu¤unu anlatt›. Daha sonra köye ulaflt›klar›ndaki manzaray› ise flöyle ifade etti: "Köy yerle bir olmufltu. Bütün evler y›k›lm›fl. Komflu köylüler ve biz cenazelerin parçalar›n› yerden topluyorduk. Halen köyün üzerinden helikopterler dolafl›yordu. Yerden ceset parçalar›n› toplarken, helikopterler yaklaflt›¤›nda ceset parçalar›n› al›p saklan›yorduk. 24 kiflinin cesetlerini toplad›ktan sonra büyük bir kanal açt›k. Bütün cenazeleri oraya koyduk. 15 gün boyunca bombalamalar devam etti. Gökten atefl ve ölüm ya¤d›.” Neden mi bu zulüm? Onlarca örne¤i yafland›¤› gibi, koruculuk dayat›lm›fl ve kabul etmemifllerdi, yurtseverdiler. Katledilmeleri için, oligarfli aç›s›ndan yeterli nedendi bunlar. Yani, onlar “sözde vatandafl”t›. Ama sanmay›n ki, A‹HM kayg›s›yla yeniden gündeme gelen davada, katiller cezaland›r›l›r. Bir yolu bulunup yine aklanacaklard›r. Yüzlerce köy yak›ld›, göç ettirildi, köylüler katledildi. Ortada tüm bu suçlardan yarg›lanan, katliamlardan tutuklanan bir tek kifli var m›? Aksine, katilleri ödüllendirmifltir oligarfli.

iflkencecilere beraat!

‹stanbul polisine suçüstü

‹skenderun'da 1999 y›l›nda, “PKK operasyonu” kapsam›nda gözalt›na al›nan 16 yafl›ndaki N.C.S. ile 18 yafl›ndaki F.D.P.’ye “iflkence yapmak, cinsel taciz ve coplu tecavüz"den yarg›lanan 4 polis, “iflkenceye s›f›r tolerans” soytar›l›¤› aras›nda beraat ettirildi. 22 Nisan’da, ‹skenderun 1.A¤›r Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruflmas›nda, mahkeme heyeti, sivil polisleri salondan dahi ç›karmazken, Savc› Temim Mehmet Çalkan, gençlerin avukat›n›n konufltu¤u s›rada salona s›rt›n› döndü. Komiser Gürkan ‹lhan ile polisler Murat Çak›r, Aysun Yüksel ve Halil Özkan’›n kat›lmad›¤› duruflma sonunda mahkeme, 4 polisin de beraatine karar verdi. Böylece, oligarflik gelenek bozulmad›.

‹HD ‹stanbul fiubesi yöneticilerine gönderilen T‹T imzal› tehdit mektuplar›n›n hepsinin, ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü Dernekler Masas›'na verilen adreslere gönderildi¤i aç›kland›. ‹HD taraf›ndan yap›lan aç›klamada, tehdit mektuplar›n›n, sadece emniyetteki adreslere gelmesinin, ne anlama geldi¤i soruldu. Demirel demiflti, “devletin derini yok, derin devlet de ayn› devlet” diye. Kontrgerilla da ne “gizli”, ne “derin”dir. Kontrgerilla denilen polis ve M‹T’tir; onlar›n kulland›klar› MHP’liler, itirafç›lar vard›r. T‹T ya da baflka bir isim kullanmalar›, gerçe¤i pusland›rmak içindir. ‹stanbul Emniyeti ise, geçmiflten bu yana, kontra faaliyetleri konusunda en uzmanlaflanlar›n bafl›nda gelir.


‘Hassas süreç’ bahanesi sürüyor Oligarfli kendi provokasyonunu, demokratik haklar› engelleme bahanesi yap›yor Geçen haftaki say›m›zda, oligarflinin Trabzon’da kendi provokasyonunu, demokratik haklar› kulland›rmaman›n bahanesi yapt›¤›na iliflkin örnekler s›ralam›fl ve bu hukuksuzlu¤un sürece¤ini belirtmifltik.

r› ve linç giriflimi! Bunlar›n sorumlusu kim, kendileri!

Adana polisi ve ‹stanbul Üniversitesi Rektörlü¤ü’nün yasa¤›n›, ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi takip etti. Kartal Sa¤l›k Platformu ve Gebze’deki demokratik kitle örgütlerinin 24 Nisan günü düzenlemek istedikleri flenli¤i, iki gün kala, "içinden geçilen hassas dönem" bahanesiyle iptal etti.

“Hassas dönem” veya “provokasyon olur” gibi gerekçelerle oynanan bu oyun, AB yasalar› ile bahfledilen meflhur demokratikleflmenin nas›l iki dudak aras›nda uçup gidebilece¤ini de gösteriyor. Yasalarda bir hakk›n yazmas›n›n hiçbir önemi yoktur. Bu de¤ifliklikleri kimileri alk›fllayarak demokrasicilik oyununa destek verirken, biz ›srarla oligarflinin politikalar›n›n de¤iflmeyece¤ini söyledik. Her örnek bizi hakl› ç›karmaya devam ediyor.

Gerekçeye bak›n! Neymifl bu hassas dönem; faflist sald›-

Polis, üniversite yönetimi ya da belediye fark etmiyor.

Tekelcilere Kelepçenin Bedeli SSK’ya gerçek de¤erinin üzerinde ilaç satarak, trilyonlarca vurgun vuran Roche ilaç tekelinin yöneticisi eski Genel Müdürü Faruk Yöneyman’a, hastaneye götürürken kelepçe takan iki polis, ‹stanbul Emniyet Müdürü Celallettin Cerrah taraf›ndan Organize Suçlar fiube Müdürlü¤ündeki görevlerinden al›nd›lar. Karar, ‹stanbul Valisi’nin onay›yla gerçekleflti. “Ç›kar amaçl› suç örgütü oluflturmaktan” 14 fiubat günü gözalt›na al›nan Yöneyman, böyle büyük bir vurgun nedeniyle tutuklanmamakla kalmad›, kendine kelepçe takma gafletinde bulunan iki polise de “haddini bildirmifl” oldu. Polis, emekçileri coplayabilir, kad›nlara meydan daya¤› atabilir, infazlar, iflkenceler yapabilir, 12 yafl›ndaki çocuklar› “terörist” diye katledebilir; ama tekelcilere dokunamaz. Bu ülkenin gençli¤i ba¤›ms›z Türkiye istedi diye, baflkentin meydan›nda elleri arkadan kelepçelenerek yüzüstü yerlere yat›r›ld›. B›rak›n bunu yapan polislerin görevden al›nmas›n›, “AB’ye uyumlu gözalt›” diye alk›flland›. Polisler anlafl›lan kendilerini, “hortumcuya, h›rs›za karfl› mücadele” flovuna fazla kapt›rm›fl. Buras› Türkiye! Resmen ihale yolsuzlu¤u yapan milletvekilinin istifa etti diye “onur abidesi” ilan edildi¤i bir ülke. Tekeller, kendi s›n›flar›ndan birilerinin kelepçelenerek teflhir edilmesine tav›rs›z kalamazlard›. Hortumcular›n cezalar›n› villalar›nda çekmelerini isteyen Koçlar’›, Eczac›bafl›lar’› hat›rlay›n. Resmen h›rs›zl›k yapm›fl, halk›n paras›n› doland›rm›fl, “Kendimi s›radan bir insan olarak görmüyorum” diyor, Yöneyman. Peki neden? Çünkü; Yabanc› Sermaye Derne¤i Baflkanl›¤›, ‹laç ‹flverenleri Sendikas› yöneticili¤i yapm›fl. Halk nezdinde bunlar çok daha büyük suç. Ama düzenin gözünde tersine. Ve bu polis teflkilat› as›l olarak onlar›n ç›karlar› için vard›r. O iki polis de bunu ö¤renmifl oldu.

Onlara cesaret veren, emreden AKP hükümetidir. Tayyip Erdo¤an’›n, Trabzon’da linç edilmek istenen TAYAD’l›lar› “demokratik hakk› anarfli meydana getirmek için kullanmakla” suçlayan sözlerini hat›rlay›n. Ya da, TBMM’nin “‹nsan Haklar›n› ‹zlemekle” görevli komisyonunun AKP’li üyesinin, demokratik hakk›n kullan›m›n› bir avuç faflistin “hassasiyetine” endeksleyen sözlerini düflünün. Bu aç›klamalar, üstelik linç giriflimine karfl› “elefltiri” ad›na yap›lan konuflmalarda geçiyor. Bu kafan›n yönetti¤i bir ülkede hangi demokrasi, hangi hak ve özgürlükten sözedilebilir. O haklar›m›z› ancak direnirsek, bu pervas›zl›klara taviz vermeden mücadele edersek kazanabilir ve koruyabiliriz.

At›l›m: Tutuklu Gazeteciler Serbest B›rak›ls›n At›l›m Gazetesi ve BEKSAV çal›flanlar›, 25 Nisan günü Galatasaray Lisesi önünde yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla, Ankara’da tutuklu bulunan çal›flanlar›n›n serbest b›rak›lmas›n› istediler. At›l›m ve Dayan›flma çal›flan› 8 gazetecinin 27 Nisan'da görülecek olan 2. duruflmas›na ça¤r› yap›lan eylemde konuflan Özgür Tektafl, bu ülkede tutuklu gazetecilerin, "gazeteci" olarak bile görülmedi¤ine dikkat çekerek, Cemil Çiçek'in tutuklu gazetecilerle ilgili bir soru önergesine cevab›nda, onlar için “terörist” sözünün kullan›ld›¤›n› hat›rlatt›. "Sanata Kelepçe VurulamazBEKSAV, Bas›n Özgürlü¤ü ‹stiyoruz-At›l›m, Tutuklu Gazeteciler Serbest B›rak›ls›n-At›l›m" dövizlerinin tafl›nd›¤› aç›klamada, “27 Nisan'da Ankara'day›z” sloganlar› at›ld›.

Say› 156 25 1 May›s 2005


AB’ye dayanan solculuk... Genelkurmay gibi iflbirlikçiler, MHP gibi tarihleri ABD’ye-CIA’ya hizmetle dolu olanlar, ony›llard›r ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› tafl›yanlara “milliyetçili¤i” kullanarak sald›r›yorlar. Milliyetçili¤i kullanarak belli kesimleri gerçek vatanseverlere karfl› k›flk›rt›yorlar. Bunda bir terslik yok mu? Bu tabloda bir çarp›kl›k yok mu? ‹kincisi, yine ayn› soruna ba¤l› olarak dikkat çeken bir di¤er olgu fludur: Emperyalizmle iflbirli¤inin en çok geliflti¤i, emperyalist politikalar›n sonuçlar›n›n halka en bariz flekilde yans›d›¤› dönemler de, ba¤›ms›zl›kç› düflüncelerin artt›¤› dönemlerdir. Burjuva ideologlar›n “milliyetçili¤in yükselifli” diye tarif etti¤i böyle dönemlerde de, ba¤›ms›zl›kç› düflünceler, anti-emperyalist sola de¤il de, MHP gibi, DSP gibi “milliyetçi” partilere kanalize olmaktad›r. (Her iki partinin 1999 seçim baflar›s›nda bu önemli bir etkendi.) Bu da bafll› bafl›na sorgulanmas› gereken, çarp›k bir tablo de¤il midir? Say› 156 26 1 May›s 2005

Faflizm her yerde demagojiye baflvurur; tekelci burjuvazinin en kanl› diktatörlü¤ünü uygularken “anti-kapitalist” sloganlar kullanabilir. Faflist hareketler, CIA taraf›ndan yönetilirken “milliyetçilik” maskesini takarlar. Bunlar, faflizmin ve sivil faflist hareketlerin iyi bilinen adeta “karakteristik” özellikleridir. Dolay›s›yla, yukar›daki tablonun en temel nedenlerinden biri faflizmin bu karakteristi¤idir. Ancak sadece bu aç›klama, faflist demagojinin ülkemizdeki etkisini, k›flk›rt›c›l›¤›n kendine bu kadar yandafl bulmas›n› izah etmekte yetersiz kal›r. Faflizmin ideolojisinden, lümpen kesimlerin davran›fl tarzlar›na, sosyolojik analizlere kadar bu tabloyu etkileyen daha baflka etkenler de say›labilir. Fakat bu yaz›da bunlar›n de¤il, “solun kendisinden kaynaklanan” nedenlerin üzerinde duraca¤›z. Çünkü yukar›da da de¤indi¤imiz gibi, faflizmin demagojileri, kulland›¤› araçlar, karakteristiktir, bunlar›n kitleler üzerinde ne ölçüde etkili olabilece¤i ise, bir yan›yla solun gücüne, ideolojik politik netli¤ine ba¤l›d›r.

Faflizmin sola karfl› “d›fl mihrakl›” demagojisi ‹flbirlikçi, Amerikan ufla¤› oligarfli, sola karfl› “d›fl mihrakl›” karalamas›n› her dönem kullanm›flt›r. “D›fl mihrakl›” demagojisinin karfl›l›¤›, solun Sovyetler taraf›ndan yönetildi¤i iddias›yd›. Bu demagoji uzun y›llar ülkemizde etkili olmufltur. Bu demagojiyi etkili k›lan nedenlerden biri,

genifl kitlelerde varolan “tarihi moskof düflmanl›¤›”yd›. Ancak bu demagojinin etkisi zaman içinde iç ve d›fl geliflmeler nedeniyle büyük ölçüde k›r›lm›flt›r. Sosyalizmin dünya çap›nda kazand›¤› prestij, SSCB’nin Türkiye’yle bir sömürgeci iliflkisinin olmay›fl›, ülkemizde devrim ve sosyalizm mücadelesinin geliflimi gibi nedenler, demagojiyi etkisizlefltiren faktörler aras›nda say›labilir. Nihayetinde 1990’lar›n bafl›nda SSCB’nin y›k›l›fl›yla birlikte, bu demagojinin maddi zemini de kalmad›. Fakat genel olarak sol, “d›fl mihrakl›” suçlamas›ndan yine de kurtulamad›. Peki bu nas›l mümkün oldu? Bu defa “d›fl mihrak”, AB ve k›smen-zaman zaman da ABD’ydi. Tarihi boyunca emperyalizme karfl› savaflm›fl, direnmifl sol, “emperyalistlerin maflas›” olmakla suçlan›yordu. Normal koflullar alt›nda, böyle bir demagojinin fazla etkili olmayaca¤› tabiidir. Misal, 197980’lerin soluna karfl›, oligarfli böyle bir demagojiye baflvursayd›, kendisine inanacak üç befl kifliyi bulmas› bile zordu. Ancak 1990’larda böyle olmad›. Demagoji, san›lan›n tersine kendine bir etki alan› buldu.

Solun anti-emperyalist gelene¤ine düflen leke: AB’cilik! Bu demagoji, kendisine böyle bir etki alan› buldu, çünkü solun belli bir kesimi bu dönemde art›k emperyalizm karfl›s›ndaki klasik sol tavr› terketmiflti. Solun dalgaland›rmakla onur duydu¤u emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k bayra¤› solun bu kesimleri taraf›ndan dürülüp rafa kald›r›lm›fl, onun yerini “emperyalizm arac›l›¤›yla demokratikleflme” politikalar› alm›flt›r. Legal particilik, daha 1987-88’lerde “AB müdahalesiyle geliflecek demokrasi” teorisi üzerine infla edildi. Türkiye’nin AB’ye daha fazla direnemeyip, demokratikleflmek zorunda oldu¤u yaz›l›p çizildi. Demokrasi, emperyalizmin müdahalesiyle gelecekti, o halde, emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k mücadelesi de zaten sözkonusu olamazd›. Reformizm, bu dönemde, sadece ba¤›ms›zl›k mücadelesinden vazgeçmekle kalm›yor, demokrasi mücadelesinden de vazgeçiyor, daha do¤rusu demokrasinin inflas›n› emperyalizme havale ediyordu. ‹flte bu politikalar›n beraberinde, AB’nin ül-


kemize müdahalelerini çok çeflitli sorunlarda AB’yi müdahale etmeye ça¤›ran, “A‹HM’e gitmeyi” temel muhalefet biçimi haline getiren bir “sol” tablosu ç›kt› ortaya. Bütün bunlara ra¤men, devrimcilikten, sosyalistlikten de vazgeçmeyenlerce “‹stemem yan cebime koy” politikas› izlendi. Tabii sorun sadece AB’cilikle de s›n›rl› kalmad›. Özellikle Kürt milliyetçili¤i nezdinde aç›kça “ABD’ci” olarak nitelendirilebilecek görüfller de ileri sürüldü. NATO’dan BM’ye kadar tüm emperyalist kurumlara “Türkiye’ye müdahale et, sorunu çöz” ça¤r›lar› yap›ld›. Türkiye oligarflisine “e¤er demokratikleflmezsen Irak gibi müdahale edilir” diye ABD sopas› salland›. Sonuçta, D‹SK’ten ‹HD’ye, ÖDP’den DEHAP’a kadar uzanan çeflitli kurumlar nezdinde, sol sürekli Türkiye’yi AB’ye, emperyalistlere flikayet eden, sorunlar›n›n çözülmesi için emperyalistlere davetiye ç›karan bir görünüme büründü. Oligarfli de “d›fl mihrakl›” demagojisini iflte bunun üzerine oturttu. Solun belli kesimlerinin bu görünümünü tepe tepe kulland›. Bu görünümü pekifltirmeye yarayacak hiçbir f›rsat› kaç›rmad›; devrimci örgütleri de bu demagojiyle karalayabilmek için, sürekli bir yalan kampanyas› sürdürdü. Avrupa emperyalizminin hapishaneleri yüzlerce Türkiyeli devrimciyle doluyken, AB, “terör listeleri”yle devrimcilerin yurtd›fl›ndaki halk›m›z içindeki faaliyetlerini engellerken, “Terör örgütlerini Avrupa koruyor” dedi. Böylelikle oligarfli bir taflla iki kufl vurmufl oluyordu; bir yandan kendisinin emperyalizmle iflbirlikçili¤ini, uflakl›¤›n› perdeliyor, di¤er yandan da genifl kitlelerin milliyetçi duygular›n› sola karfl› kullanman›n zeminini yarat›yordu. (D›fl mihrakl› demagojisinin “Kürt milliyetçili¤ine karfl› Türklük flovenizmiyle” birleflmesi ise, bu k›flk›rtman›n zeminini daha da güçlendiren bir rol oynad›, ki bu da ayr› bir yaz› konusudur.)

Sol, ‘alfabesine’ dönmek zorundad›r! Yukar›daki tabloyu yaratanlar, “ezber bozma” ad›na, bildiklerini inkar etmifllerdir. ‹nkarc›l›kla dünya ve Türkiye gerçe¤inden o kadar uzaklaflm›fllard›r ki, AB’ye uyum sürecini analiz ederken, emperyalizmin emperyalizm oldu¤unu unutmufllard›r. Bunlar›n ak›l hocalar›, ç›kar›lan üç befl “uyum yasas›”na bak›p, “yukarıdan 'devrim' oldu ve demokratik devrim süreci tamamlandı” diye vaazlar vermifllerdir. Emperyalizmin sömürgecili¤ini, dünyay› paylaflmas›n› art›k “yok” sayan, ayn› körlükle

ülkemizdeki faflizm gerçe¤ini görmeyen bir anlay›flta elbette ne anti-emperyalistlik, ne de anti-faflistlik kal›r. Bu tablodan geriye “AB’nin ete¤ine s›¤›nm›fl, aciz, vatan›na, halk›na yabanc›, içi kof” bir solculuk kal›r. Reformizmin sola arma¤an› olan “imaj” iflte budur. Öyle bir sol muhalefet, öyle bir ayd›n tipi var ki flu anda; AB’nin onaylad›¤›n› onayl›yor, AB’nin karfl› ç›kt›¤›na karfl› ç›k›yor, AB’nin yap dedi¤ini yap›p, yapma dedi¤ini yapm›yor. AB F tiplerini onayl›yor, AB’ci sol F tiplerine karfl› ç›kmaktan vazgeçiyor; AB, Kürt milliyetçilerine bir dayatmada bulunuyor, ertesi gün bak›yoruz ayn› dayatma, ayd›nlar›n, reformist partilerin dilinde. AB’ci ayd›nlar›n kendilerine ait tek bir özgün düflünceleri yoktur, kalmam›flt›r. Ulusall›¤›, ülkesiyle, halk›yla bir ilgisi de kalmam›flt›r. Ulusal olmamas›n›n alternatifi “enternasyonalizm” de de¤ildir tabii ki; AB’ci olmakt›r. ‹ster “demokrasi” ad›na, ister “Kürt sorununa çözüm” ad›na AB’ye sar›l›nm›fl olunsun; art›k sosyalist, ilerici, vatansever, solcu s›fat›n› samimi olarak tafl›mak isteyen herkes görmek zorundad›r ki, bu politikalarla, emperyalizme ve iflbirlikçilerine hizmet edilmifltir. Bu politikalarla sol alternatif olmaktan uzaklaflt›r›lm›flt›r. Bilgili ayd›nlar bu isabetsiz politikalarla, en cahil insanlardan daha beter aldat›lmaktad›r. Güya, ülkedeki faflizme karfl› AB’yi destekliyorlar. Oysa AB’ye uyum sürecini destekleyerek faflizmi, oligarfliyi güçlendirdiklerinin fark›nda bile de¤iller. ‹flte bu yüzden, sol “alfabesine” dönmek zorundad›r. O alfabede, emperyalizmin, faflizmin ne olup olmad›¤›, devrimcili¤in, demokratl›¤›n ne olup olmad›¤› aç›kça yaz›l›d›r ve hayat hep o yaz›lanlar› do¤rulayan bir yönde gelifliyor. AB’ye dayanarak solculuk yap›lamaz, ayd›n olunamaz, Kürt halk›n›n haklar› savunulamaz. Sol, Genelkurmay-polis-MHP iflbirli¤iyle yürürlü¤e konulan provokasyonu bozmak için sahte vatanseverlerin maskesini düflürüp onlar›n iflbirlikçiliklerini deflifre etmek zorundad›r. Bunun yolu da anti-emperyalizm bayra¤›n› daha yükseklere çekerek, anti-emperyalist mücadeleyi gelifltirmek zorundad›r. Sol, AB’cilikle, ony›llar›n mücadelesiyle yarat›lan bir gelene¤i nas›l kemirdi¤inin, kavramlar›, de¤erleri, sloganlar›n› nas›l faflistlere, gericilere kapt›rd›¤›n›n, ülkeye, halka nas›l yabanc›laflt›¤›n›n muhasebesini yapmak zorundad›r. E¤er solu “emperyalizm destekli” gösteren bu flovenist kampanya, flu veya bu ölçüde karfl›l›k buluyorsa, bunda bu ideolojik savrulman›n pay› oldu¤u aç›kt›r.

Say› 156 27 1 May›s 2005


A yn› S afta “Bayrak provokasyonu”nundan itibaren geliflen faflist sald›r›lar karfl›s›nda birçok kesim, devrimci demokratik güçlerin biraraya gelece¤i ortak bir platformun gerekli oldu¤unu dile getirmeye bafllad›. Gerçekte bu dünün de ihtiyac›yd›; koordinasyonun muhtevas›n›n geniflletilmesi önerileri bu ihtiyac›n ürünüydü. Keza daha önce ortaya konulan “Demokratik Cephe”, “demokratik muhalefet meclisi” türü örgütlenmeler de böylesi bir ihtiyaca cevap vermek üzere formüle edilmiflti. Ne var ki, reformizm b›rak›n böyle kapsaml› birlikler içinde yeralmay›, varolan ve s›n›rl› ihtiyaçlara cevap veren birlikleri bile bozmaya çal›flan bir politika izliyor uzun süredir. Koordinasyondan bu politikan›n sonucu çekip gittiler. 19 Mart, 8 Mart eylemleri bu politikan›n sonucu olarak bölündü. Her alanda devrimci, demokratik mücadeleyi fiilen engelleme misyonunu yüklenen faflist sald›r› ve provokasyonlar, reformizmi, politikalar›n› gözden geçirmeye zorluyor.

Sald›r›lar› oturup bekleme politikas› m›, yoksa sald›r›lara haz›rlanma m›? Faflist sald›r› ve provokasyonlar›n bir anda yayg›nlaflan bir görünüm arzetmesi, genifl birlik ihtiyac›n› yeniden gündeme getirmifl olsa da, reformizmin ne yapaca¤› belirsizdir. Sadece birlik konusunda de¤il, anti-faflist mücadele konusundaki tutumu da mu¤lakt›r çünkü. Devrimcilere karfl› oligarflinin tasfiye politikas›na destek veren bölücülü¤ünü, dayatmac›l›¤›n› bu konuda da sürdürmesi, reformizmi sol saflardan iyice kopara-

Olaylar›n peflinden sürüklenmek ya da ‹radi ve öngörülü olmak! cakt›r. Reformizm cephesinde yeral›p da soldan kopma gibi bir niyeti olmayanlar, flimdilik k›smen “dizginlenmifl” görünen faflist sald›r›lar karfl›s›ndaki politikas›n› ve buna ba¤l› olarak devrimcilerle ittifak konusundaki tutumunu gözden geçirmek zorundad›r. Reformizm, mesela F tipi hapishaneler sald›r›s›nda oldu¤u gibi, sald›r›n›n en az›ndan fiziki anlamda kendisinden uzak duraca¤› hesab› yap›yorsa, yan›l›yor. Kontrgerilla provokasyonlar›n›n ve sivil faflist hareketin niteli¤inden dolay›, do¤rudan hedef olmaktan kaç›namayacaklard›r. Bunun böyle olaca¤›n› görmek için 12 Eylül öncesini hat›rlamak yeter. ‹flaret etti¤imiz gibi, provokasyon sald›r›lar› “dizginlenmifl” gibidir; ama sald›r› plan› a盤a ç›km›flt›r. Solun görevi, oturup büyük, kapsaml› sald›r›lar›n olmas›n› beklemek de¤il, bugünden o sald›r›y› cayd›racak, sald›r›ya karfl› tüm sol güçleri ve halk› moral ve örgütsel olarak haz›rlayacak ad›mlar› atmakt›r. Gündemler önümüze geldikçe de¤il, gündemlere müdahale edebilmek için bunlar bugün tart›fl›lmal›d›r. Süreci önceden görebilmek, her aç›dan önemlidir. Reformizmin tasfiyeci ve dayatmac› tutumlar› karfl›s›nda “Devrimci 1 May›s Platformu”nu oluflturduk. 1 May›s’ta oldu¤u gibi, hayat›n birçok alan›nda devrimci iradeyi a盤a ç›karacak bir oluflum ihtiyac› sözkonusudur. 1 May›s’tan uzun süre önce gündeme getirdi¤imiz “Devrimci Bir Merkez” oluflturma önerisi de bu ihtiyaca cevap veriyordu. Ama o gün öngörülü davran›lamam›fl, 1 May›s’ta daha dar bir zamanda, 1 Ma-

y›s’la s›n›rl› bir olufluma gidilmek durumunda kal›nm›flt›r. Bu örneklerden de görülece¤i üzere, solun önündeki soru fludur; oligarflinin sald›r›lar›n› bafllat›p-durdurmas›na tabi olup anl›k-günlük tepkilerle mi yetinece¤iz, kendi anti-emperyalist, anti-faflist mücadele program›m›z› m› oluflturaca¤›z?

“Cephe” anlay›fl›, sol aç›s›ndan sadece örgütsel bir oluflumun ad› de¤il, birlik ve dayan›flma gelene¤inin ad›d›r Önceki say›m›zda da üzerinde durduk bu sorunun; Trabzon’daki linç giriflimiyle doru¤a ç›kan provokasyon sald›r›lar› karfl›s›nda solun hem de¤erlendirme hatalar› yapt›¤›n›, hem de pratik tav›r gelifltirmede eksik kald›¤›n› ortaya koyduk(*). Devrimci veya demokratik bir anlay›fl içinde yeri olmamas› gereken anlay›fl›n örne¤i olarak, bu say›da iki belgeyi yay›nl›yoruz. Sald›r›ya, benmerkezcili¤in ve grupçulu¤un buland›rd›¤› bir gözle bakmak, “bizim ilgimiz yok” gibi apolitik bir tutum sergilemek, “Atatürk”e yaslanma ihtiyac› duymak, devletin “güvenlik kuvvetlerini” alk›fllamak, bunlar devrimcili¤i, sosyalistli¤i bir yana b›rak›yoruz, tart›flmam›z bu de¤il, DEMOKRAT bir tutumun göstergeleri de¤ildir. Bu anlay›fl, sivil, resmi faflist sald›r›lar›n sürdü¤ü her gün yeni s›namalardan geçecektir. Sald›r›lar›n TÜM SOLA veya TÜM HALKA olan yönü görülmezse, do¤ru bir tutum almak da mümkün olmayacakt›r. Asl›nda sald›r›lar TÜM SOLA de¤il de, BELL‹ B‹R GRUBA yönelik oldu¤unda da sözünü etti¤imiz sorumluluk yine geçimde Halkevi’nin ad›n›n kar›flt›r›lmas›, ilginçtir. Çünkü Halkevleri Atatürk taraf›ndan kurulmufl, 73 y›ld›r ülkesinin ba¤›ms›zl›¤› için mücadele eden bir örgüttür. Çünkü Halkevleri emperyalizmin kararl› bir düflman›d›r. Çünkü Halkevleri mart ay›nda Do¤u Karadeniz bölgesinde “Karadeniz ufla¤› Amerikan ufla¤› olmayacak” ad›yla bir kampanya yürütmüfl ve Trabzon baflta olmak üzere Karadeniz halk›n›n ciddi deste¤ini alm›flt›r. Bundan rahats›z olan Amerikan ba¤lant›l› kimi odaklar bayrak yak›ld› yalan›n› ortaya atarak k›flk›rtma yaratm›fllard›r.

Demokrat olmayan bir tav›r: “Bizim olayla ilgimiz yok!” “Halkevleri Heyetinin Raporu” / 2005.04.08 “Trabzon ilinde 06.04.2005 günü yaflanan TAYAD’l› gençlere yönelik linç giriflimi olay› ve yerel Halkevleri örgütlülü¤ünü hedef alan sonraki geliflmeler üzerine, ... ivedi olarak uçakla Trabzon’a hareket ettik ve 07.04.2005 günü sabah 07.00 sular›nda Trabzon’a vard›k.” Sonra, “Halkevi’nin ça¤r›s› ile biraraya gelmifl olan dost kurum temsilcileri ile (E¤itim Sen, Or Kam Sen, Tüm Bel Sen, ESM ve Türk-‹fl Bölge Temsilcili¤i) görüflüldü.” Ama sald›r›ya maruz kalan TAYAD’l›larla HÖC’lülerle görüflülmüyor. “Saat 15.00 itibariyle Trabzon Valili¤i ve Trabzon ‹l Emniyet Müdürlü¤ü’ne geçilerek, burada ilgililerle görüflüldü.” Ama yine TAYAD’l›larla, HÖC’lü-

lerle görüflme yok. Hakevleri heyetinde avukat olmas›na ra¤men, linç sald›r›s›na maruz kalan TAYAD’l›larla da görüflmüyorlar. Çünkü Halkevi’nin tüm sorunu, “olayla ilgisinin olmad›¤›n›” aç›klamak. Sald›r›n›n niteli¤ini anlamaktan uzak, “kendi kurumunu” kurtarma peflinde: Panik içinde bunu kan›tlamaya çal›fl›yor her kuruma. Bu panik hali, Trabzon Halkevi ad›na yap›lan aç›klamada daha aleni hale geliyor: Bas›na ve Kamuoyuna / 7 Nisan 2005 Dün Trabzon’da yaflanan olaylar, ülkemizin nas›l bir tehdit alt›nda oldu¤unu bir kez daha göstermifltir. (...) Dünkü olayla Halkevleri’nin hiçbir ilgisinin olmamas›na karfl›n, tüm uyar›lar›m›za ra¤men ›srarl› bir bi-

(...) bu odaklar bu ve benzeri provokasyonlarla Trabzon Liman›’n› ve Havaalan›’n› askeri üs haline getirme çabalar›n› gözlerden saklamaya dönüktür. (...) TRABZON HALKEV‹


çerlidir. Ama grupçuluk, benmerkezcilik, f›rsatç›l›k gibi çok çeflitli nedenler, bunu tart›flmam›za bile engel olmaktad›r. Ve bu noktada H‹Ç OLMAZSA, sald›r›n›n tüm sola, tüm halka yönelik niteli¤inin aç›k oldu¤u böyle durumlarda ortak bir tutum gelifltirme sorununu tart›fl›yoruz. Oligarflinin halk› sindirmeye yönelik politikalar izledi¤i, emperyalizmin ve iflbirlikçi iktidarlar›n tüm dünyadan devrimcileri silme hedefinin aç›k oldu¤u koflullarda, flu veya bu sald›r›n›n, biçimi ne olursa olsun, bir grupla s›n›rl› olmad›¤› ve orada kalmayaca¤› aç›kt›r. Devrimci olmak, demokrat olmak, tart›flmas›z biçimde ANT‹-FAfi‹ST olmak demektir. Anti-faflist olmayan bir devrimcilik veya demokratl›k tan›m› yap›lamayaca¤›na göre, faflist bir sald›r› karfl›s›nda faflizmin karfl›s›nda birlik olmak da devrimci, demokrat olman›n asgari koflullar›ndand›r. Ortada sistemli, planl› bir biçimde faflist sald›r› ve provokasyonlar varsa, devrimci, demokrat örgütlerin ortak refleksi, anti-faflist bir cephe gibi davranmakt›r. Böyle bir cephe örgütsel olarak varolmayabilir; ama anti-emperyalistlik ve anti-faflistlik devrimcili¤i ve demokratl›¤› tan›mlayan temel kriterler oldu¤u için, tavr›n birlikte veya ayr› ayr›, anti-faflist bir tav›r olmas› tart›fl›lmazd›r. Faflist sald›r› ve provokasyonlar sürdü¤ü takdirde, devrimci, demokratik faaliyet yürüttü¤ümüz alanlar› yani semtleri, fabrikalar›, mahalleleri, flehirleri birlikte savunmak durumunda olaca¤›m›zdan kimsenin kuflkusu olmas›n.

Faflizme karfl› kimlerle birlikte olunacak? Elbette böyle bir savunma tavr›, devrimci, demokratik faaliyet yürütme kararl›l›¤›n› gösterenlerin tavr› olacakt›r. Kimi-

leri, bugünkü asgari demokratik faaliyetlerinden bile vazgeçebilirler. Nitekim, 1 May›s’ta KESK, D‹SK, TÜRK-‹fi, HAK-‹fi ad›na yay›nlanan bildiri, bu aç›dan olumsuz bir örnek olarak dikkat çekicidir. Bu ortak bildiride, 1 May›s’›n talep ve hedefleri aras›nda faflist sald›r› ve provokasyonlar›n karfl›s›na ç›kma yoktur, sald›rganlar›n ve provokasyonu tertipleyenlerin a盤a ç›kar›lmas› gibi talepler yoktur, Genelkurmay’›n k›flk›rt›c›l›¤›na, polis-MHP iflbirli¤ine de¤inilmemektedir, “provokasyona” geçerken flöyle bir de¤inmifllerdir. Her fley bir yana haftalard›r bu ülkenin en öncelikli gündemlerinden biri “bayrak provokasyonu” ve Trabzon’daki linç sald›r›s› de¤il midir? KESK ve D‹SK, kendilerini, bu bildirinin TÜRK-‹fi ve HAK-‹fi’le “ortak” olmas› nedeniyle faflist sald›r› ve provokasyona aç›kça tav›r al›namad›¤› fleklinde savunabilirler. Ama sorun da zaten buradad›r. 1 May›s için devrimcilerle birlikte olmak yerine Türk-‹fl’i, Hak-‹fl’i aray›p bulan KESK ve D‹SK’ten (ve onlar› yönlendiren reformizmden) baflkas› de¤ildir. Kimse, bu dört konfederasyonun “birli¤inin”, iflçi s›n›f›n›n birli¤i oldu¤u saçmal›¤›na sar›lmas›n. Bu, iktidar iflbirlikçileriyle birliktir, iflçi s›n›f›n›n mücadelesini ilerleten, güçlendiren de¤il, gerileten bir birliktir. Geçen y›l, bu güçlerin ayr›flt›¤› Saraçhane’de yap›lan 1 May›s’›n, iflçi s›n›f›na daha büyük bir mücadele gücü ve morali verdi¤i ortada de¤il miydi? 1 May›s’›n gündemi, iflgale, bask›lara, faflist provokasyonlara karfl› dikilmekse, bunun TÜRK-‹fi ve HAK-‹fi’le olmayaca¤› ortadad›r. Onlar› tercih etmek, bafltan 1 May›s’›n içini boflaltmay› kabul etmektir. 1 May›s’taki bu tav›r, baflta ÖDP ve onun yönlendirdi¤i demokratik kitle örgüt-

leri olmak üzere reformizmin anti-faflist mücadeledeki karars›zl›¤›n› da göstermektedir. “Geçmiflteki gibi anti-faflist cephe anlay›fl› yanl›flt›r, yurttafl haklar›n› savunma temelinde birlik olur” gibi bofl sözler, faflizm karfl›s›nda halk›n cephesinde faflizme karfl› direnmekten kaç›fl›n ifadesinden baflka anlam tafl›maz. Örgütsel olarak öyle flekillensin veya flekillenmesin, faflizm karfl›s›nda “faflizme karfl› birleflik cephe” anlay›fl›yla direnilir. Bunu yapmazsan, Trabzon’daki sald›r› karfl›s›nda yap›ld›¤› gibi, bir bas›n aç›klamas› yap›p, parti, sendika büronda oturmaya devam edersin. Elefltirdi¤imiz, dikkat çekti¤imiz nokta iflte budur. Böyle bir anlay›fla sahip olundu¤unda, sald›r›lar karfl›s›nda demokratik kurumlar›n kap›s›na kilit vurmak, sald›r›ya maruz kalanlarla dayan›flma içinde olmak yerine “bizim olayla ilgimiz yoktur” gibi söylemler gelifltirmek, sald›r›n›n boyutu, biçimi ne olursa olsun “bas›n aç›klamalar›”yla yasak savmak gibi demokratça olmayan, anti-faflist anlay›fla denk düflmeyen davran›fllarla daha çok karfl›lafl›lmas› mümkündür. Faflist sald›r› ve provokasyonlar, birlik, mücadele anlay›fl› ve taktikler, direnifl ve bedel ödeme gibi konularda sa¤ anlay›fllara savrulan kesimlere, anti-faflist, antiemperyalist olman›n ölçülerini yeniden hat›rlat›r umar›z. Ve umar›z, sol, devrimci, demokrat oldu¤unu iddia edenler, kimlerle yanyana olacaklar› konusunda do¤ru tercihler yaparlar. (*) 154. say›m›zda, TAYAD’l›lar›n Trabzon’a gitme giriflimleri üzerine Trabzon’da baz› demokratik kitle örgütlerinin kendi kap›lar›na kilit vurdu¤u, bunlar›n aras›nda Halkevi’nin de oldu¤u belirtilmifltir. Halkevi taraf›ndan dergimize verilen bilgide, Halkevi’nin o gün kapal› olmad›¤› belirtilmifltir. Düzeltir, özür dileriz.

Demokrat olmayan bir tav›r: ‘güvenlik görevlileri’ne alk›fl KESK Trabzon fiubeler Platformu (...) Bizler ve halk›m›z bunca s›k›nt›lar› yaflarken, iki gün önce kayna¤› bilinmez bir el, güzel Trabzonumuza dokunuyor ve örneklerini y›llar önce yaflad›¤›m›z korkunç infiallerden biri, flehrimizde hayata geçiriliyor. K›sa ad› TAYAD olan Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Dayan›flma Derne¤i Bültenlerini da¤›tan befl kiflinin, Marafl Caddesi’nde baz› kiflilerce engellenmesi üzerine ç›kan kavgadan sonra geliflen olaylar, bütün Trabzon halk› gibi bizleri de derinden etkilemifl ve üzmüfltür. (...) Ortak de¤erlerimiz olan bayra¤›m›z, ‹stiklal Marfl›m›z ve ülke bütünlü¤ü-

müz gibi konular istismar edilerek, son aylarda giderek artan ABD karfl›tl›¤›n› k›rmaya dönük bir proje hayata geçirilmeye çal›fl›l›yor. Bu amaçla, daha önce 6-7 Eylül olaylar›nda, Çorum’da, Marafl’ta, 1 Mya›s Taksim Alan›’nda, Sivas’ta en son gazi mahallesinde tezgahlanan ve insanlar›m›z› birbirine k›rd›ran üzücü olaylar›n bir örne¤in de Trabzon’da tekrarlanmak istenmifltir. Ancak bu tezgah sahipleri, Trabzon’da istediklerini elde edememifllerdir. Trabzon halk›n›n sa¤duyusunun yan›nda, böyle bir utanc› bizlere yaflatmamak için gayret gösteren güvenlik görevlilerini görmek bizleri sevindirmifltir. Bu çirkin k›flk›rtman›n yöre halk›n› etkileyecek baflka faturalar›n›n oldu¤unu da bil-

mek zorunday›z. (...) Bunlar›n sonucu olarak flehrimizin gözbebe¤i olan üniversitemize ö¤renci ve hoca talebi azalacakt›r. Turizm sektörü Trabzon’dan uzaklaflacakt›r. Esnaf›m›z bu kötü geliflmelerden daha fazla zarar görecektir. Belki de övünç kayna¤›m›z olan Trabzonspor maçlar›n›n flehrimizde oynanmamas› yönünde yeni lobiler oluflacakt›r. Ülkemizin ulusal birli¤ini bozmak isteyen odaklar, bugüne kadar baflar›l› olamam›flt›r. Bundan sonra da, uyan›k ve dikkatli olmam›z, tahriklere kap›lmamam›z halinde baflar›l› olamayacaklard›r. Bütün Trabzon halk›na geçmifl olsun diyor, herkesi tekrar sa¤duyulu olmaya davet ediyoruz. Nisan 2005 Celal Akaç, KESK Dönem Sözcüsü


direniflimizin

5.

y›l›nday›z HÜCRELER‹ YIKACA⁄IZ!

1 MAYIS "‹flçinin emekçinin bayram›" Benim bayram›m benim dü¤ünüm benim son günüm Bir bayram günü "ayr›l›r›m" Ac›ya k›na yakmay›z bayramda dü¤ünde bir de ömrün son deminde mutluluktur k›na muratt›r fiendir gönlüm benim de fien ola günleriniz diye yan›yorum Ölüm orucu flehidi Selma Kubat 15 Nisan 2004

Devrimci s orumlulu¤a d avet:

Nazi k amplar› m eflrulaflt›r›lamaz! 19 Aral›k 2000’de F tipi hapishanelerin aç›l›fl›ndan bu yana, hücrelerde büyük bir irade savafl›n›n sürdü¤ü biliniyor. Hiç kuflku yok ki, bu savafl›n sonucunu belirleyecek olan o iradenin arkas›ndaki ideoloji ve politikad›r. Devrim ve karfl›-devrim aç›s›ndan sonuçlar› son derece belirleyici olacak bir irade savafl›ndan sözediyoruz; dolay›s›yla böyle bir irade savafl›nda sonucu tek tek kiflilerin direncinden öte, siyasi hareketlerin direnifl politika ve programlar› belirler. Ölüm orucu direniflinin d›fl›nda kalan gruplar›n ise böyle bir direnifl program›n›n oldu¤undan sözedilemez. ‹flte bu onlar›, irade savafl›nda zay›f düflürüyor. Süreci, onlar aç›s›ndan siyasi ve kiflisel olarak y›prat›c› bir hale dönüfltürüyor. Bu “y›pranma”n›n sonucunda ise, geri e¤ilimler güçleniyor. Gelinen noktada, bu geri e¤ilimler kimi gruplar aç›s›ndan baz› tredman uygulamalar›n› kabul etme noktas›na varm›flt›r. Politika neyi öngörüyorsa, irade onu gerçeklefltirmeye yönelir. Ama e¤er politik bir program›n›z ve hedefiniz kalmam›flsa, iradelerin gün gün erimesi, gerilemesi kaç›n›lmazd›r. Politikas›zl›k, hücrelerde en az tecritin kendisi kadar tehlikelidir. 20 Ekim 2000’den bu yana, ölüm orucu direnifli d›fl›nda kalan gruplar›n esas olarak iki “alternatifi” oldu; birincisi fiziki direnifl, ikincisi “d›flar›s›n›n yapacaklar›”. Direnifl 5. y›l›nda. Bu uzun süre, sözü edilen olgular›n, ölüm orucu karfl›s›nda bir alternatif oluflturmad›¤›n› herkese gösterdi. Son olarak 28 May›s 2002’de ölüm orucunu b›rakan gruplar da b›rakt›klar› direniflin yerine bir fley söylemifl olmak için “bayra¤› d›flar›ya devrettikleri”nden sözettiler. O günden bu yana da F tiplerinde esas olarak statükoyu sürdüren bir konumda olmufl, oligarflinin tecrit politikas›n› bozacak, sald›r›ya barikat olacak bir program ve pratik gelifltirememifllerdir. Ekmek ve Adalet okurlar› hat›rlayacakt›r; bundan yaklafl›k olarak dört ay önce, 9 Ocak 2005 tarihli say›da “Statükoculuk, teslimiyete ve direnifl k›r›c›l›¤›na aç›lan kap›d›r” bafll›kl› bir yaz›yla direnifl d›fl›ndaki solun gidiflat›n›n olumsuzlu¤una dikkat çekmifltik. Bu elbette bir kehanet de¤ildi. Hapishanelerdeki 25 y›ll›k direnifl ve mücadele tecrübesinin sonucu olan politik bir öngörüydü. Maalesef, öngördü¤ümüz çok zaman geçmeden gerçekleflme aflamas›na geldi. Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde baz› gruplar (flu anda dört grup) aç›k görüfle ç›kma karar› ald›lar. Tecrite karfl› programs›zl›¤›n ve iradesizli¤in baflkalar›n› da ayn› noktaya sürüklemesi de sürpriz say›lmamal›d›r. Oligarflinin dayatmas› kabul ediliyor. Oligarflinin Ceza ‹nfaz Kanunu’yla yeni bask› ve yapt›r›mlar› gündeme getirmeye bafllad›¤› bir aflamada, “rehabilete” olma kofluluna ba¤l› uygulamalar›n bir parças› olunuyor. Sonra??? “Sonra?”s› için, sola, 1984’leri bir kez daha hat›rlat›r›z... Oligarflinin sald›r› politikas›n› bozacak bir direnifl hatt› yerine, statükoculu¤a sar›lanlar, bilindi¤i gibi, Tek Tip Elbise’yi giyme noktas›na geldiler. ‹radesizli¤in aralad›¤› kap›, sonuna kadar böyle aral›k kalamaz elbette; ya iradi bir ç›k›flla bu aral›k kapat›l›r, ya da kap› iyice


aç›l›r. Bugün F tiplerinde oligarflinin tredman uygulamalar›n› kabul etmeye haz›rlananlar iyi düflünsünler; yar›n “Biz tek tip elbise istiyoruz ama devlet vermiyor” deme noktas›na gelirsiniz yine... Elbiseyle kalmaz, yakalar›n›za “suçlu” kimliklerini takars›n›z... Ve hat›rlatal›m; sonra tüm bunlar›n üstüne bir çizgi çekebilece¤inizi san›yorsan›z, yan›l›yorsunuz. Süreç özü itibar›yla 1984’e benzese de, seyri itibariyle farkl›d›r; ödenen bedeller çok daha büyüktür. Statükoculu¤un, uzlaflmac›l›¤›n, tredmana, C‹K’e teslimiyetin faturas› da daha a¤›r olacakt›r. Akl› evveller, aman Cepheliler’in peflinden sürüklenmeyelim, aman onlar›n etkisi alt›nda kalmayal›m diye diye, oligarflinin rehabilitasyon politikas›na güç vermenin yolunu aç›yorlar. Varsay›n ki, Cepheli tutsaklar›n peflinden sürüklenmediniz... Cepheli tutsaklar ne yap›yor, direniyor. Peki direniflin peflinden sürüklenmedi¤inizde, nereye gideceksiniz? Herkes bunu iyi düflünmek durumundad›r. F tiplerinde devrimci olmak, en genel anlamda da olsa, direnifl saflar›nda kalmak, Nazi kamplar›n› meflrulaflt›racak her fleye hay›r demekten geçiyor. Bu, her siyasi hareketin devrimci sorumlulu¤udur. Direnifle kat›l›p kat›lmamak ayr› bir tart›flmad›r; fakat büyük bedeller ödenen bir direnifl sürerken oligarfliyi sevindire-

✒

tutsaklar›n çizimlerinden...

Tutsak karikatüristler Baflbakan’›n “dava terörüne” maruz kalan karikatüristlerle dayan›flma içinde Kand›ra F Tipi’nde kalmakta olan tutsaklardan Ümit ‹lter’e ait olan yandaki karikatür, hapishane idaresi taraf›ndan “sak›ncal›” bulunarak, d›flar›ya gönderilmemifltir. Karara itiraz sonucunda, Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesi, 2005/63 No’lu karar› ile, karikatürün sak›ncal› olmad›¤›, tüzük ve genelgelere ayk›r› bir durum bulunmad›¤›na karar vermifltir.

cek, ona güç verecek ad›mlar atmak, hiçbir koflulda mazur gösterilemez. Taktik farkl›l›klar›yla aç›klanamaz. Tüm siyasi hareketlerden devrimci tutsak kitlesinin tart›flaca¤› konu, oligarflinin rehabilitasyon politikalar› çerçevesinde aç›k görüfle ç›kma, telefonu kullanma vb. de¤il, tecritin nas›l parçalanaca¤›d›r. K›sacas›, süren direniflin bir parças› olmaktan baflka yol yoktur. F tiplerinde tek devrimci politika budur. Bunun d›fl›ndaki her politika, en iyimser ifadeyle statükoculu¤a denk düfler, statükoculuk da, flu veya bu biçimde teslimiyetçili¤e evrilecektir.

Daha önce de söyledi¤imiz gibi, “statüko üzerine kurulan politikalar›n teslimiyete dönüflmesi sadece bir zaman meselesidir.” O zaman dolmaktad›r; ya direnifl saflar›na geri dönülecek, ya da olumsuzluk boyutlanacakt›r. Tekrar da olsa belirtmeliyiz ki: “Statükoculuk, bir direniflin oldu¤u yerde yap›l›yorsa, statükoculuk orada objektif olarak direnifl k›r›c› bir rol oynar.” Devrim iddias› olan, sosyalizmi savunan, teoride emperyalizmin yoketme ve tasfiye politikalar›na karfl› direnmeyi söyleyenlerin pratikteki yeri “direnifl k›r›c›l›¤›” olmamal›d›r. Tüm devrimci gruplar›, olumsuzluklar› daha fazla büyütmeden, bu tutars›zl›ktan ç›kmaya, direniflle bütünleflmeye ça¤›r›yoruz.


Amerikan K›tas›n›n fiairlerinden Ölüm Orucu Direniflçilerine;

“Biz Buraday›z, Sizi Duyuyoruz” yük bir ac›yla söyleÖlüm orucu direniflçilerine adad›klar›, “Canto fiilili fiair Elias Letelier, ölüm orucu di- mem gerekiyor. Bu sesa un prisionero” isimli fli- renifline atfettikleri ve Amerikan k›ta- sizlik, bizim sadece enternasyonalist göreviir antolojisinin yay›nc›s› s›ndan 94 flairin fliirlerinin yerald›¤› mize de¤il, ayn› zamanfiair Elias Letelier-Ruz, ‘Tutsa¤›n Türküsü’ isimli antolojiyi, da kendimize karfl› olan Güney, Orta ve Kuzey Amerikal› 6 flairle birlikte “cesaretleri, flimdiye dek görülen tüm görevimize dokunuyorAtlas Okyanusu’nu afl›p insan irade örneklerini afl›yor. fiairler du. Sizin de bildi¤iniz bir tan›t›m turnesine kat›l- olarak, bize, direnifllerini eserlerimizle gibi, Latin Amerika genelinde ve özellikle Ped›. ‹nternet üzerinden yabir türküye dönüfltürmek kal›yor” ru, fiili, Arjantin, Koy›n yapan Halk›n Sesi sözleriyle anlat›yor. lombiya ve Brezilya’da, TV, Letelier-Ruz ile, kitabinlerce siyasi tutsak b›n tan›t›m› için bulunduvar. Ve onlar da sessizlikle bo¤ulmak isteniyor. ¤u Avrupa’da görüfltü. Bu röportaja yer veriyoruz. Bizim duydu¤umuz ac›ya, bireyin psikofizik Adaletsizli¤i durdurmay› hayal edenler imhas›n› amaçlayan “davran›flç›” bir yöntemi uyiçin bir referans, bir model oldular gulayan bir hükümetin makyavelist program› karfl›s›ndaki dehfletimiz ekleniyor. Bu yöntemin Bir fliir antolojisi yay›nlaman›z›n sebebini ismi F tipi hapishaneleridir. Türkiye hükümeti, ö¤renebilir miyiz? tecrit arac›l›¤›yla, bir mücadelenin ruhu ve kimli¤ini imha etmeye çal›fl›yor. Ancak her fleye ra¤Elias Letelier-Ruz: Bizim k›tam›zda, Türkiye Say› 156 men bu mücadelenin, ölümlere ra¤men teslim hakk›nda fazla bilgi yok. Bu durumu de¤ifltirme32 olmad›¤›n›, teslim olamayaca¤›n› görmüfltür. Bu liydik. Bu nedenle, mücadele eden toplumlar›m›z 1 May›s açl›k grevinde hayatlar›n› terk eden adeta bir kave kültürlerimiz aras›nda bir köprü kurmaya ka2005 y›plar, kahramanlar zinciri sözkonusu. Ölenler rar verdik. Özellikle, Türkiye halk›n›n mücadelehepimiz için birer örnek olsa dahi, ölüm oruçlar›si ile Latin Amerika’daki mücadeleler aras›nda na karfl› oldu¤umu net bir flekilde belirtmek istiçok büyük benzerlikler var. Her iki örnekte de, yorum. Yaflatmak için ölüme yatarak yaflam› kad›n ve erkeklerin savunduklar› onurlu bir yakutsayan bu insanlar› görmek çok ac› verici. ‹lflam hakk› için onurlu direnifller görebiliyoruz. kelerini ölümüne savunma azimleri ve cesaretleri ölçülmez. Eminim ki bu insanlar; hayat› afl›r› Bunun için neden özellikle devrimci tutderecede seviyorlard›. Ama tabii, onurlu bir hasaklar›n direniflini tercih ettiniz ? yat›. Adaletsizli¤i durdurmay› hayal edenler için bir referans örne¤i, bir model oldular. Onlara daTürkiye’deki tutsaklar›n durumu konusunda, ir konuflmak çok zor. Bilimsel aç›dan, t›bbi aç›Amerika’n›n sessizli¤ine tan›k oldu¤umuzu büdan ve duygusal aç›dan yap›labilir. Ve kuflkusuz tek bir sonuca varabiliyoruz: Cesaretleri, flimdiye dek görülen tüm insan irade örneklerini afl›yor. 1957’de fiili’nin baflkenti SantiBir insan›n, düflüncelerini bu denli savunmas› ago’da do¤an Elias Letelierçok bilinçli olsa gerek. fiairler olarak, bize, direRuz, 15 yafl›ndayken Komünist nifllerini eserlerimizle bir türküye dönüfltürmek Partili oldu. Pinoflet darbesinkal›yor. Biz duyarl› flairler olarak, hayalleri yaden sonra, direnifle kat›larak ilsaklayan ve hayalleri olanlara ölümü dayatan bu legal olarak Santiago’nun güneafla¤›l›k düzenin varl›¤›n› engellemeye çal›fl›r›z. yinde anti-faflist komiteler ve Ölümlerden sorumlu bu devlet teflhir edilmeli. savafl› destekleyecek bir cephe Türkiye devleti, tecrit yöntemiyle tutsaklara bir örgütlenmesi kurdu. Fabrikalardüflünce soyk›r›m› uygulamaktad›r. da ve yoksul mahallelerde edebiyat atölyeleri oluflturdu. Yay›nlad›¤›m›z antolojide 94 flairin eserleri Y›llar sonra, Nikaragua ve Guatemala’daki devrimci var. Kitaptaki dizeler, aflk fliirleridir. Bu fliirlerle, mücadeleye askeri, siyasi alanda kat›ld›. Antropolojik Amerika k›tas›n›n dört bir yan›ndan, “‹flte biz dilbilgisi, Psikoloji, ‹ngilizce, Frans›zca, Almanca, ‹talburday›z. Sizi duyuyoruz”, ayn› zamanda “sizi ölyanca, elektronik ve programc›l›k okuyan Letelierdüren sessizlikten dolay› büyük bir üzüntü duyuRuz, Kanada’da yafl›yor ve Amerikan Anti-emperyalist yoruz” demek istediler. Ayr›ca, bu kitap gecenin fiairler Editörlü¤ü’nü yürütüyor.


ortas›nda gözlerini açan bir halk›n direniflini selaml›yor. Böylesi bir devlete karfl› direnmek... Ne büyük cesaret!

94 flair, fliirlerle, Amerika k›tas›n›n dört bir yan›ndan, “‹flte biz burday›z. Sizi duyuyoruz” demek istediler. Ayr›ca, bu kitap gecenin ortas›nda gözlerini açan bir halk›n direniflini selaml›yor. Böylesi bir devlete karfl› direnmek... Ne büyük cesaret!

Türkiye’de, Latin Amerika dedi¤iniz zaman akla Che Guevara, Sandino, Allende, Fidel, Pablo Neruda gibi isimler geliyor. Sizin için ‘Türkiye’ neyi ça¤r›flt›r›yor?

Elias LetelierRuz: Kuflkusuz güzel bir soru. Latin Amerika’da, hatta her yerde “Cadillac” veya “Pontiac” neyi ça¤r›flt›yor diye sorarsan›z, “araba” diye cevap al›rs›n›z. Bugün “Türkiye” dedi¤iniz zaman, faflist güruhlar›n, uluslararas› kamuoyunun gözleri önünde yapt›klar› vahflet akla geliyor. Ama ayn› zamanda, “Türkiye” dedi¤imiz zaman, akl›ma kahraman bir mücadele geliyor. Türkiye’deki mücadele, Latin-Amerikan solunun onurlu miras›na geri dönmesi için kopyalamak istedi¤im bir örnek. ‹maj ve sembol kullan›m› konusuna dönecek olursak, emperyalizm, oligarfliler ve sermayenin temel stratejilerden biri, bize ait imajlar› silmek. ‹flte Kuzey Amerika’da sömürgecilere karfl› savaflm›fl büyük k›z›ldereli savaflç›lar Pontiac ve Cadillac örne¤inde oldu¤u gibi. Her ikisi de, Kuzey Amerika’n›n ormanlar›nda infaz edildiler. Milyarlarca insan aras›nda, bu iki adam, bir hayattan, bir halktan, bir kültürden çal›narak gülünç bir eflyaya çevrildiler. Bugün bu büyük insanlar, 4 tekerlekli bir motorla an›l›yorlar. Türkiye’nin benim için neyi hat›rlatt›¤› sorusuna dönersek; ilk etapta Nâz›m Hikmet ve DHKC geliyor. Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi, benim için ayakta kalan, halklar›n direnifl belle¤ini canl› tutan bir örgüt. Somut olarak, bir insan›n› kaybetti¤inde, Cephe adeta belle¤in muhaf›z› gibi onu yaflatmaya devam ediyor. Türkiye ismi, Türk sermayedarlar›n küstahl›¤›n›n yan›s›ra, yeni bir dünya için, iradeli ve disiplinli, p›r›l p›r›l gençlerden oluflan bir örgütü hat›rlat›yor. Cephe benim halk›m için bir örnek teflkil ediyor.

Türkiyeli devrimcilerin aras›nda yapt›¤›n›z ziyaretten izlenimleriniz nelerdir? Elias LetelierRuz: Aç›kças› çok yorucu oldu . Çünkü yo¤un bir flekilde, sosyal, siyasal ve edebi konularda hakiki ve özel bir paylafl›m ortam› Türkiye benim için neyi yaflad›k. Türkiye’deki bask›lar›n hat›rlat›yor? ‹lk etapta ma¤durlar›n› dinleNâz›m Hikmet ve DHKC. me f›rsat›m›z oldu. Devrimci Halk Kurtulufl Ayr›ca, Türkiyeli Cephesi, benim için devrimci arkadaflayakta kalan, halklar›n dilar›n›n bize karfl› ilrenifl belle¤ini canl› tutan gi ve meraklar›na da tan›k olduk. Bu bir örgüt... Halk›m için bir karfl›l›kl› ilgi, Nâörnek teflkil ediyor. zim Hikmet ile Pablo Neruda aras›ndaki dostlu¤a benzetiyorum. Bugün ise, halktan halka manevi bir al›flveriflimiz oldu. Her konuflmam›zda, Türkiye halklar›n›n gerçekli¤ine tan›k olduk. Ne yaz›k ki fiziki olarak, uykusuz kald›¤›m›z birkaç güne s›¤d›rarak tüm yaflad›klar›m›z›n tad›n› ç›karmak zor. Yapt›¤›m›z tüm buluflmalarda paylafl›lanlar› hat›rlayamama kayg›s›n› yafl›yorum. fiimdilik ancak duygusal bir cevap verebiliyorum. Önümüzdeki günlerde, Türkiyeli yoldafllar›m›z aras›nda yaflad›klar›m ile ilgili daha dolu ve daha bilimsel yaz›lar ve küçük bir seyahatname yazaca¤›m. K›sacas›, bu buluflman›n zenginli¤inden dolay› çok sars›ld›m.

Liege'de Elias Letelier Söyleflisi fiair Elias Letelier, 24 Nisan günü de Belçika’n›n Liege Kenti’nde bulunan BAHKEM'de bir toplant›ya kat›ld›. Latin Amerika ve Türkiye halklar›n›n mücadelesinin anlat›ld›¤› toplant›da, fiili ile Türkiye aras›ndaki benzerliklere dikkat çeken Letelier, dil d›fl›nda kendini evinde hissetti¤ini söyledi. Türkülerle ve fliir dinletileriyle süren toplant› dört saat devam etti. Bu arada Letelier, ›srarla Türkiyeli devrimcilerin tafl›d›klar› misyonun önemini flu sözlerle ifade etti: "Biz yenildik ama siz savafl›yorsunuz, bu yüzden Türkiyeli devrimciler Latin Amerika'y› yeniden ateflleyecek bir barut fitili olabilir..."

Say› 156 33 1 May›s 2005


Tayyip Erdo¤an de¤il miydi? Nedir bunun anlam›; önce patronun ç›karlar›! Bugüne kadar hiçbir ifl müfettiflinin de ocakta denetim yapmam›fl olmas›, cinayetin ne denli planl› oldu¤unu gösteren bir baflka olgu. ‹flsizli¤in yaratt›¤› çaresizlik ve afl›r› kâr h›rs›... Bakanl›k, kömür ç›karma iflini bir müteahhide devrediyor, o da bir taflerona. 20 kiflilik vardiyan›n ölen 18 iflçisi de genç ve deneyimsiz. Tafleron,

Gediz Sistemin Aynas›d›r

Say› 156 34 1 May›s 2005

Kütahya Gediz’de ölen 18 maden iflçisi için herkes birilerini suçluyor. Ölen halk, iflçiler, emekçiler. Bu yüzden, emin olabilirsiniz ki, sorumlular cezas›z kalacak! Çünkü sorumsuzlu¤u bu düzen istiyor. ‹flçilerin katlinden sonra ortaya ç›kan gerçekler, olay›n nas›l da planl›, evet resmen bile bile gelen bir katliam oldu¤unu ortaya koyuyor. “‹fl kazas›” ad›n› verdikleri bütün ifl cinayetlerinde oldu¤u gibi. Özellefltirme, tafleronlaflt›rma ve al›nmayan güvenlik önlemleri... ‹flçilere mezar olan oca¤›n yüzde 30’u Enerji Bakanl›¤›’na ait. ‹ncelemelerde bulunan CHP heyetinin aç›klamalar› gösteriyor ki; özellefltirme kapsam›na al›nd›¤› için y›llard›r hiçbir yat›r›m yap›lmam›fl, en basit güvenlik önlemleri bile al›nmam›fl. Madende, ne bir havaland›rma sistemi, ne de grizu ölçüm cihazlar› var. Madenlerdeki riski asgariye indirmek için, tahlisiye ekibi denilen ekiplerin bulunmas› ve bunlar›n gerekli donan›mla, iflçiler madene girmeden önce ocakta ölçümler yapmas› gerekmektedir. Gediz’de böyle bir çal›flma olmad›¤› gibi, teçhizat da yok! ‹flçiler zaman zaman gaz kokusu duyduklar›ndan flikayet etmifller ama kimse ilgilenmemifl. Keza, geçen y›l, sendikaya üye 50 iflçi taraf›ndan Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na, katliam›n yafland›¤› ocak baflta olmak üzere, çal›flma koflullar›n›n yetersizli¤i ve ifl güvencesinin uygulanmamas› nedeniyle, suç duyurusunda bulunulmufl. Yine sonuç yok! Maden-‹fl Sendikas› fiube Baflkan› Ali Akgün de, yine bir y›l önce Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Murat Baflesgio¤lu ile bizzat görüflerek, maden ocaklar›ndaki a¤›r çal›flma koflullar›n› ve ifl güvenli¤inden yoksun flartlar› anlat›yor. Ama hükümetin baflka iflleri var elbette; IMF’nin istekleri, AB’nin direktifleri, tekellerin ç›karlar› varken, iflçinin güvenli¤i de neymifl. “Önce iflyeri güvenli¤i” diyen

çevredeki kahvehanelerden iflçi toplay›p hiçbir e¤itimden geçirmeden oca¤a sokuyor. Bunlar oradaki halk›n, iflçilerin anlat›mlar›. Peki neden? Ucuz iflgücü patronlar için önceliklidir, neden e¤itim için zaman kaybetsin, para harcas›n. Nitekim iflsizlik öylesine boyutlu ki, ölenin yerine yenileri s›raya giriyor. 18 ‹flçinin cenazeleri kald›r›ld›¤› s›rada, bas›na da yans›d›¤› gibi, yüzlerce kifli bu madende çal›flmak için ifl kuyru¤una girmifl durumdayd›. Patronlar iflte bu çaresizli¤i kullan›yorlar. Kapitalist anlay›fl›n afl›r› kâr h›rs› ve tafleronlaflt›rma katlediyor. IMF politikalar› sonucu piyasaya ithal kömürün hakim olmas›n›n ard›ndan, Gediz Madeni’nde, bu aç›k, fatura iflçinin s›rt›na yüklenerek kapat›lmaya çal›fl›l›yor. Önce çal›flan say›s› azalt›l›yor. Hiçbir güvenlik yat›r›m› yap›lm›yor. Çünkü, insan de¤il ç›kar›lacak madenin de¤eri vard›r bu sistemde. 1992’de 2500 iflçi çal›fl›rken, bu tarihten itibaren bafllayan sendikas›zlaflt›rma, tafleronlaflt›rma nedeniyle iflçi say›s› 650’ye düflüyor. En az iflçiyle en fazla üretimi yapma, iflçi sa¤l›¤› anlam›nda hiçbir önlem almama; kapitalistler için hep kasaya gi‹STANBUL TEMEL HAKLAR: 18 ceset; üç befl tekelin kâr›n› koruma alt›na alan kapitalist sistemin çürümüfllü¤ünün en bariz göstergesidir... Yaflanan ölümlerin sorumlusu bugün için AKP iktidar›d›r... Bu kapitalist sistem de¤iflmedikçe her an yeni Kütahyalar yaflanacakt›r... Halk›n en temel hakk›n›; yaflam hakk›n› elinden alanlara karfl› haklar›m›z› ve özgürlüklerimizi savunal›m. D‹SK: Tek sorumlusu, madende gerekli yat›r›mlar› yapmayan ve iflçi güvenli¤ini gözard› ederek iflletilmesine izin veren hükümetlerdir. Özel sektördeki madenleri denetlemeyen, kendi yönetiminde olanlar› ise satmaya çal›flan hükümet yetkililerini derhal göreve ça¤›r›yoruz.


ren kâr anlam›na geliyor. Gedizler böyle yarat›l›yor... Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› ‹fl Teftifl Kurulu Baflkanl›¤› müfettifllerinin geçen y›l›n son üç ay›nda yeralt› ve yerüstü madencilik iflletmelerinde yapt›¤› “denetimleri” kapsayan bir raporu, Gediz’i de aç›klar niteliktedir. Anadolu Ajans›’n›n haberine göre; 772 iflletmenin sadece 47’sinin kurma izni, 87’sinin ise iflletme belgesi var. Yang›n riskine karfl› 76 iflyerinde yang›n söndürme cihaz› hiç bulunmuyor. 202 iflyerinde iflçilere baret, toz maskesi, kiflisel koruyucu malzemeler verilmi-

yor. 123 iflyerinde sa¤l›k memuru, ilkyard›m eleman› yok. ‹fl makinesi operatörlerinin ehliyetsiz çal›flt›¤› iflyeri say›s› ise 202. ... ‹flte bu uzay›p giden tablo sonucunda; Gediz öncesi, madenlerde son bir y›l içerisinde 2 bin 735 “ifl kazas›” yafland› ve 17 kifli yaflam›n› yitirirken, 2 bin 683 iflçi yaraland›. Yeni Gedizler’in olmamas›n›n tek yolu; iflçilerin, di¤er halk kesimleri ile birleflerek, emekçi halka ölümden, ac›dan, yoksulluk ve iflsizlikten baflka hiçbir fley vermeyen bu barbarl›k düzenine karfl› mücadele etmesidir.

AKP’nin pembe tablosu, IMF’nin ekonomi program› ve gerçek:

iflsizlikte periyodik art›fl sürüyor Devlet ‹statistik Enstitüsü Aral›k 2004 ile Ocak ve fiubat 2005 aylar›n› kapsayan üç aya iliflkin iflsizlik oran›n›n ortalamas›n›n %11.5 oldu¤unu bildirdi. 23.5 milyon iflgücünün 20 milyon 815 bini çal›fl›yor, 2.7 milyonu resmi iflsiz. Çal›flanlar›n 3 milyon 241 bini, ücretsiz aile iflçisi. %48.9'u (6 milyon 934 bin) ise, “kay›t d›fl›” çal›flt›r›l›yor. Resmi iflsizlik oran› bile, IMF program›n›n, özellefltirmelerin yaratt›¤› iflsizli¤i ortaya koymaya yetiyor. Bundan önce aç›klanan iflsizlik oran›, %10.3 olmufltu. Görüldü¤ü gibi, AKP iyi yolda!!! Ekonomi t›k›r›nda!!! Pembe tablolar çizmeye devam!!! Büyüdü¤ümüz kesin, ama büyüyen tekellerin kâr› ve buna paralel olarak iflsizliktir. Biz söylemiyoruz, resmi aç›klamalar söylüyor.

Kapitalizm ‹flsizliktir ‹flsizlik kapitalizmin bir sonucudur ve bilinçli bir politikan›n ürünüdür. ‹flsizler ordusu ne kadar büyük olursa, emekgücü o kadar ucuz olur patronlar için. Bu yüzden, “istihdam sorunu çözülmelidir” deseler de, yaland›r. ‹flsizlerin sistem için yaratt›¤› tehlike nedeniyledir bu uyar›lar. Örne¤in, bu rakamlar aç›klanmadan birkaç

gün önce, Türkiye ‹flveren Sendikalar› Konfederasyonu Baflkan› Tu¤rul Kudatgobilik, hem esnek çal›flmay› savunuyor, hem de iflsizli¤in her geçen gün artt›¤›n› belirterek, önlem al›nmazsa, 2010 y›l›nda %20'ye ç›kaca¤›n› söylüyordu. Bu arada, Kudatgobilik’in konufltu¤u 'AB Yolunda Esneklik ve ‹stihdam' konulu toplant›da Türk-‹fl, Hak-‹fl ve D‹SK baflkanlar› da, T‹SK baflkan›’n›n, “biz bu iflbirli¤inin önemini anlad›k. Bütün çal›flmalarda iflçi temsilcilerini bafltac› olarak görmek istiyoruz” sözleriyle yapt›¤› flova onay veriyorlard›. Sermayenin pervas›zl›¤›nda, onlarla ‘AB yolunda’ kolkola giren sendikac›lar›n pay› yok mu? Sald›r› yasalar›nda, iflten ç›karmalarda bu “iflbirli¤inin” rolü az m›?

Vahfli Kapitalizmin Rakamlar› “Kay›td›fl›” çal›flan oran›na yeniden bak›n, neredeyse tüm çal›flanlar›n yar›s›n› oluflturuyor. Ne sigorta, ne sendika, ne de iflgüvencesi demektir “kay›td›fl›” çal›flt›rma. Yani, patronlar için, posas›n› ç›karana kadar sömürdü¤ü, istedi¤i zaman kap› d›flar› etti¤i, tek kurufl vergisini ödemedi¤i emek gücü demektir.

1800’lerde; sendikan›n, örgütlenmenin olmad›¤› y›llarda vahfli kapitalizm böyle iflliyordu. Patronlar bugün, o günleri özlemekte ve ad›m ad›m, daha modernize edilmifl uygulamalar ile oraya götürmektedirler. ‹flgücünün %48.9'unu kay›td›fl› çal›flt›r›rken dahi, patronlarun asgari ücretli için ödedikleri SSK primlerinin azalt›lmas›n› istemeleri bunun sonucudur. Burjuva medyan›n, kay›td›fl›n›n yayg›nl›¤›na gerekçe olarak, patronlar›n ödedi¤i vergileri göstermesi de ayn› politikan›n ürünüdür. Hem özellefltirmeleri savunup “devlet bu alandan elini çeksin” diyorlar, öte yandan primleri devlet ödesin (yani halktan als›n) istiyorlar. Bir baflka deyiflle, tekeller büyüsün, halk yoksullafls›n. Elbette bu kadar düz ifade edilmiyor. Örne¤in; vergi yükü hafifletilirse iflverenler yeni istihdam alanlar› yarat›rlar, gibi ulvi amaçlar k›l›f›na büründürülüyor. Demagojiye bak›n: Patronlar ne kadar çok fabrika kurarsa, o kadar çok zenginleflmifl olmuyor da, istihdam yaratm›fl oluyor. Zaten, egemen propagandaya göre; patronlar al›nterlerini sömürmek, kasalar›n› doldurmak için de¤il, iflçiler ailelerinin karn›n› doyursun diye çal›flt›r›yor. Memleket hizmeti yani! Yalan ve demagoji olmasa bu azg›n sömürü, bu iflsizlik nas›l aç›klanabilir ki!

Say› 156 35 1 May›s 2005


Devlet gazetesi Hürriyet: B›rak›n biz de istedi¤imiz gibi coplayal›m!

Say› 156 36 1 May›s 2005

Devlet gazetesi oldu¤unu, sahibinin a¤z›ndan itiraf eden Hürriyet, bu misyonunu her f›rsatta yerine getiriyor. ‹fline geldi¤inde en keskin AB’ci, gerekti¤inde en sert AB karfl›t›! Oligarflinin ve Do¤an Medya’n›n ç›karlar› neyi gerektiriyorsa, manfletlere o tafl›n›yor. 6 Mart’ta ‹stanbul’da yaflanan sald›r›y› hiç kimse savunamaz durumdayken, Hürriyet 28 Nisan tarihli manfleti ile savundu. Hat›rlanaca¤› gibi AB taraf›ndan da elefltirilmiflti 6 Mart sald›r›s›. AB’nin bu elefltirilerdeki politik hesaplar› bir yana, Hürriyet 28 Nisan günü “Paris Kriterleri” manfleti ile Fransa’da liselilerin gösterisine sald›r›y› gündeme getirdi. Ama sanmay›n ki, insan haklar›, hak ve özgürlük ad›na yapt› bunu. Manflet kendisini yeterince an-

latsa da, spotu okuyunca daha da netlefliyor kafa yap›s›: “Kad›nlar Günü’ndeki polis daya¤› nedeniyle tüm Avrupa’y› Türkiye’ye karfl› aya¤a kald›ran Bat› medyas›, Paris’te polisin liseli gençlere tekme tokat ve copla sald›rmas›n› görmezlikten geldi” diyordu Hürriyet. Dikkat edin, Paris’teki vahflete karfl› de¤il, onun derdi flu: Bak›n siz de yap›yorsunuz, neden bizi elefltiriyorsunuz, b›rak›n biz de istedi¤imiz gibi coplayal›m, ezelim. Asla demokrat olmaz bu kafa. Her fleye ç›karlar› gözüyle bakar. AB’nin Türkiye raporu yay›nlanmadan bu manflet at›ls›n ki, AB elefltirilerinde daha yumuflak olsun! Ne de olsa “tencere dibin kara” meselesi.

MKP gerillas› törenle topra¤a verildi Dersim’de 18 Nisan günü, Ovac›k ‹lçesi’nin K›rkmerdiven Köyü’nde oligarflinin güçleriyle MKP/HKO gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada flehit düflen gerillalar›n Süleyman Aç›kel ve Hüseyin Özalp oldu¤u aç›kland›. Hüseyin Özalp’›n cenazesi, Ovac›k Belediyesi taraf›ndan defnedildi¤i yerden al›narak 25 Nisan’da merkeze ba¤l› Sorpiyan (Yelkovan) Köyü’nde düzenlenen bir törenle topra¤a verildi. Özalp’in ailesinin yan›s›ra DHP ve HÖC’lülerin kat›ld›¤› cenaze töreninde flehit gerillan›n bafl›nda tüm devrim flehitleri nezdinde sayg› duruflunda bulunuldu. Dersim da¤lar›nda gerillaya yönelik operasyonlar ve yer yer çat›flmalar halen sürmektedir.

Seyyar Sat›c›lardan Tercüman’a Protesto Tezgah açmalar›na AKP’li Eminönü Belediyesi taraf›ndan izin verilmeyen Seyyar Sat›c›lar eylemlerini sürdürdüler. Eylemlerinde kendi sorunlar›n›n yan›s›ra, ülke gündemine iliflkin de aç›klamalar yapan iflportac›lar, 63. eylemlerinde, sözcüleri ‹kbal Ifl›k hakk›nda Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi’nin yapt›¤› hedef gösteren haberi protesto ettiler. HO Tercüman, 12 Nisan günkü say›s›nda, ‹kbal Ifl›k'›n TAYAD’›n bir

bas›n aç›klamas›na kat›ld›¤›n› gösteren resmini yay›nlayarak, “polis kay›tlar›nda yasad›fl› bir örgüte üye olarak geçti¤ini” yaz›yordu. Haberin bir kontra-haber oldu¤unu belirten ‹kbal Ifl›k, amac›n›n da, seyyar sat›c›lar›n eylemlerinin meflrulu¤unu yoketmek oldu¤una dikkat çekti. Yasad›fl› hiçbir örgütle iliflkisi bulunmad›¤›n›n alt›n› çizen Ifl›k, “ancak görüfl olarak komünist bir insan›m. Zaten komünist olmasam yoksullar için bu mücadeleyi yürütmezdim” diye konufltu. Ifl›k, yoksullar›n gerçek dostlar›n›n devrimciler oldu¤unu sözlerine ekledi ve k›flk›rt›lan ›rkç›l›¤› elefltirdi.

Trabzon polisi kontra faaliyetlerini sürdürüyor Trabzon polisi, linç güruhunu yönlendirirken, Trabzon’da devrimci demokratlar kifli ve kurumlar›n faaliyetlerini de engellemek istiyordu. fiimdi bu amac›n› gözalt›larla, komplolarla sürdürmeye çal›fl›yor. Emine Tomar isimli ö¤renci, 28 Nisan günü derste iken polis taraf›ndan zorla d›flar› ç›kar›larak gözalt›na al›nd›. Emrullah Avc›’n›n, kendisi hakk›nda ifade verdi¤i yalan›n› uyduran, polis, bunun için Avc›’n›n imzas›n› taklit etmekten de çekinmedi. Yasal bir kurulufl olan, ancak Trabzon’da bulunmayan SGD’yi kastederek, “Emrullah seni gizlice bu örgüte üye yapt›” gibi komik yollara baflvuran polis, Tomar’dan zorla ifade ald›. Avc›, Trabzon’daki provokasyona karfl› tav›r alanlardan biri oldu¤u için bir süredir polisin tehdit ve tacizlerine maruz kal›yor. Son olarak sokakta dahi yürürken tan›mad›¤› birileri yumruk at›p kaçm›flt›r. 10 Nisan’daki sald›r›da da hedeflerden biri de olan Avc›, ev sahibine yap›lan bask› sonucu kald›¤› evden de ç›kar›ld›. Trabzon polisi tam da böyle çal›fl›yor. Bu kafa, provokasyonlar yarat›p faflistleri örgütlüyor ve linç güruhunu devrimcilerin üstüne sal›yor. Hak ve özgürlükler mücadelesini bast›rmak, sindirmek için her yola baflvurmaktan çekinmiyor. Trabzon Emniyet Müdürü, kendisine “çok iyi provokasyon örgütlemiflsiniz” diyen, TAYAD heyet üyesine ne diyordu hat›rlay›n; "Bizim iflimiz bu, ben Diyarbak›r'da dört sene görev yapt›m böyle iflleri iyi bilirim."


Emekçiler’den ‹stanbul’da iflb›rakan emekçilerin eylem yerleri ise Aksaray Metro ve Kad›köy oldu. KESK’e ba¤l› sendikalar›n ‹stanbul flubelerinin pankartlar› ile ‘E¤itim- Sen Kapat›lamaz’ pankart›n›n aç›ld›¤› Aksaray Metro önündeki eylemde, 1 May›s marfl› söylendi. Sa¤l›kç›lar beyaz önlüklerle ve taleplerini içeren dövizlerle eylemdeki yerine al›rken, KESK Genel Sekreteri Mustafa Avc› bir konuflma yapt›. 700 kiflinin kat›ld›¤› eylemde, "Zafer Direnen Emekçinin Olacak, Sözleflmeli Köle Olmak ‹stemiyoruz, E¤itim-Sen Kapat›lamaz, Yaflas›n S›n›f Dayan›flmas›” gibi sloganlar at›ld›. Kad›köy ‹skelesi’nde yap›lan eylemde de aç›lan pankartlar ve at›lan sloganlarla kölelik yasalar› protesto edildi ve 1 May›s’ta alanlarda olma ça¤r›s› yap›ld›. Dersim’de iflb›rakarak Yeralt› Çarfl›s› üzerinde eylem yapan Tüm Bel Sen , E¤itim-Sen ve SES üyelerine, HÖC’ün de yerald›¤› çeflitli DKÖ, sendika ve grup destek verdi. 400 kiflinin kat›ld›¤› eylemde, 1 May›s ça¤r›s› yap›l›rken, “AKP Yasan› Al Bafl›na Çal" slogan› at›ld›. Malatya'da eylem yapan 100 kiflilik grup, “Kahrolsun IMF ‹flbirlikçi AKP" slogan› att›. HÖC'ün de destek verdi¤i eylemde konuflan, KESK Dönem Sözcüsü Erdo¤an Canpolat, hükümetin kamu emekçilerinin öfkesini çekti¤ini belirtti. ‹zmir fiubeleri Basmane Meydan›'nda toplanarak sloganlarla Konak Meydan›'na yürüyüp burada aç›klama yaparken, Zonguldak’ta Madenci An›t› önündeki eylemde, ‘AKP’ yazan ampuller patlat›ld›. Ayr›ca KESK üyeleri; Adana, Diyarbak›r, Mersin, Amasya, Edirne, Çorum, Gaziantep, Sakarya, S›vas, Eskiflehir, Çanakkale, Bolu, Düzce, Antalya, Samsun, Ordu ve Kocaeli’de iflb›rakarak meydanlarda eylemler yapt›lar.

KESK iflb›rakt› 'Kölelik yasas›na hay›r' KESK üyeleri, “Sosyal Güvenlik Reformu”na, Personel Rejimi Temel Yasas›'nda yap›lacak de¤ifliklikleri içeren yasa tasar›lar›na karfl›, ‘kölelik yasalar›na hay›r’ slogan›yla 27 Nisan günü iflb›rakt›. ‹stanbul, Ankara, ‹zmir baflta olmak üzere, birçok kentte meydanlara ç›kan KESK üyesi memurlar, hükümeti uyararak, emekçilere kulak vermeyen bir iktidar›n uzun ömürlü olamayaca¤›na dikkat çektiler. Ankara’da ifl b›rakarak "KESK Ankara fiubeler Platformu" arkas›nda Ziya Gökalp Caddesi'nde toplanan yaklafl›k 1000 kifli, hükümetin IMF yasalar›ndaki ›srar›n› protesto ettiler. KESK'e ba¤l› sendikalar›n yan› s›ra, HÖC’ün de yerald›¤› çeflitli siyasi gruplar eylemde yerlerini al›rken, “Kölelik Yasas›na Hay›r, Genel Grev Genel Direnifl, Direne Direne Kazanaca¤›z" sloganlar›n› atan emekçiler, açl›k grevi yapan Yap›yol Sen'lilere de alk›fllarla destek verdiler. HÖC üyeleri, “Emekçiler Haklar›m›z ‹çin HÖC Saflar›na" yaz›l› dövizleri tafl›yarak, “Emekçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z, Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun, Provokasyonlara Son" sloganlar› att›lar. Emekçilere seslenen KESK Ankara fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Abdullah Çiftçi, KESK’in taleplerini s›ralad›. “Bütçeler IMF tercihleriyle de¤il, toplumsal fayda esas al›narak emekten ve halktan yana haz›rlanmal›d›r” diyen Çiftçi’nin ard›ndan sözalan KESK Genel Baflkan› Sami Evren de, AKP'nin IMF'ye sad›kken sendikalarla yapt›¤› görüflmelere sad›k kalmad›¤›n› söyledi.

Say› 156 37 1 May›s 2005


Dava geri çekilene kadar eylem karar› E¤itim-Sen’in kapat›lmas› için aç›lan davan›n, Ankara 2. ‹fl Mahkemesi taraf›ndan ikinci kez reddedilmesinin ard›ndan, Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›, Yarg›tay Hukuk Genel Kurulu’na baflvurarak, kapatma davas›nda ›srar etmiflti. E¤itim-Sen üyesi memurlar, 24 Nisan günü ülke genelinde yapt›klar› eylemlerle, kapatma davas›n› bir kez daha protesto ettiler. Davan›n geri çekilmesini isteyen emekçiler, Ankara’da Milli E¤itim Bakanl›¤› önünde topland›. “E¤itim-Sen Kapat›lamaz” sloganlar› atan emekçilere seslenen Genel Baflkan Alaaddin Dinçer, dava geri çekilene kadar mücadelelerinin sürece¤ini söyledi.

Say› 156 38 1 May›s 2005

‹stanbul’daki eylem yeri ise, Aksaray Metro önüydü. KESK’e ba¤l› di¤er sendikalar›n da destek verdi¤i eylemde “Hak Verilmez Al›n›r, Zafer Sokakta Kazan›l›r” sloganlar› at›ld›. 8 No’lu fiube Baflkan› Haldun Özkan, E¤itim-Sen’in, iktidar›n talan yasalar›na, özellefltirmelere karfl› mücadelesinden dolay› kapat›lmak istendi¤ini belirtti. Dersim’de de Belediye Yeralt› Çarfl›s› üzerinde oturma eylemi düzenlendi. 23 Nisan günü yap›lan eylemde "E¤itim-Sen Kapat›lamaz", "Anadilde E¤itim Hakk› Engellenemez" pankartlar› aç›l›rken, dava geri çekilene kadar her cumartesi oturma eylemi yap›laca¤› duyuruldu. Eyleme Dersim Temel Haklar da destek verdi. ‹zmir Konak Sümerbank önünde yap›lan bas›n aç›klamas›nda da, kapatma davas› geri çekilene kadar her cumartesi eylem yap›laca¤› duyuruldu. Malatya’da HÖC’ün de destekledi¤i eylemde "Yaflas›n Sendikal Mücadelemiz” sloganlar› at›ld›. E¤itim-Sen’liler. Adana, Diyarbak›r, Mersin gibi birçok kentte de bas›n aç›klamalar›yla E¤itimSen’in kapat›lamayaca¤›n› hayk›rd›lar.

Parkorman'da iflçi k›y›m›na direnifl D‹SK’e ba¤l› Oleyis Sendikas› üyesi iflçiler, 27 Nisan günü yapt›klar› eylemle, iflçi ç›karmalar› protesto ettiler. ‹stanbul PARKORMAN'da yaflanan iflten ç›karmalar›n nedeninin sendikalaflma oldu¤unu dile getiren emekçiler, iflçilerin sefalet ücretine çal›flt›r›ld›¤›na da dikkat çektiler. ‹flçiler ad›na aç›klamay› okuyan Yücel Hano¤lu, OLEY‹S'te örgütlenmeye bafllad›ktan sonra 6 iflçinin iflten at›ld›¤›na dikkat çekerek, "Haklar›m›z› alana kadar, burada, iflyerimizin önünde direnmeye devam edece¤iz" dedi. ‹flçilere aileleri de destek verirken, "Açl›¤a Mahkum Olmayaca¤›z, ‹flçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z, At›lan ‹flçiler Geri Al›ns›n, Babama Ekmek Bana Süt" yaz›l› dövizler aç›ld›.

“Sa¤l›kç›y›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z” TTB ve SES üyesi sa¤l›k emekçilerinin, 21 Nisan günü yapt›klar› ifl b›rakma eylemlerine, Kocaeli’de ö¤renciler de kat›ld›lar. Kocaeli Üniversitesi Merkez Kampüsü önünde toplanan, Kocaeli Gençlik Dernekliler'in ve çeflitli ö¤renci gruplar›n›n bulundu¤u kitle, 'Kocaeli Üniversitesi Tabip Odas› Ö¤renci Komisyonu' pankart› ile Devlet Hastanesi'ne yürüdü. Sa¤l›k emekçileriyle buluflan grup, Cumhuriyet Park›'na gelerek burada bir aç›klama yapt›. AKP hükümetinin insan›, sa¤l›¤› geri plana iten, sermayenin ç›karlar›n› öncelikli ele alan yasa tasar›s›n›n elefltirildi¤i eyleme kat›lan 200 kifli, “Sa¤l›kç›y›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z, AKP Sa¤l›¤a Zararl›d›r” sloganlar› att›.

TÜPRAfi’ta Eylem Özellefltirilmek istenilen TÜPRAfi ve ‹GSAfi Tesisleri’nde çal›flan iflçiler, 26 Nisan günü yar›m saat geç iflbafl› yaparak özellefltirme karar›n› protesto ettiler. “TÜPRAfi'› satt›rmayaca¤›z” diyen iflçiler, ‹GSAfi'ta yaflanan iflten ç›karmalar› da protesto ettiler. TÜPRAfi'›n K›r›kkale, Alia¤a rafinerilerinde de eylemler yapan iflçiler, alk›fllar ve sloganlarla hükümeti protesto ettiler.

Demiryollar›nda Tasfiyeye Protesto Kanadal› CANAC Firmas›’n›n 800 bin dolar karfl›l›¤›nda haz›rlad›¤› proje do¤rultusunda, ‹zmir’de tren ulafl›m› kalkacak. Birleflik Tafl›mac›l›k Çal›flanlar› Sendikas› ‹zmir fiubesi, TCDD ile büyükflehir belediyesi aras›nda imzalanan protokol ile tren seferlerinin kald›r›larak demiryolu çal›flanlar›n›n tasfiye edilmesini, 22 Nisan günü protesto etti. TCDD 3. Bölge önünde toplanan emekçiler, ‘Direne Direne Kazanaca¤›z’ pankart› ve ‘Tasfiye ve yoketmenin yeni ad› CANAC. Binalar› y›k›p personeli atmak istiyorlar’ dövizlerini tafl›nd›lar.


KESK’e ba¤l› Yap›-Yol Sen üyesi emekçiler, ücretlerinin düflüklü¤ünü protesto etmek, maafllar›n›n açl›k s›n›r›n›n alt›nda oldu¤unu hayk›rmak için, 25 Nisan’da Bay›nd›rl›k ve ‹skân Bakanl›¤› önünde açl›k grevine bafllad›lar. Eylemin 29 Nisan’a kadar sürece¤i duyurulurken, engellemeler daha ilk gün bafllad›. Bakanl›¤a ba¤l› birimlerde çal›flan emekçilerin eyleme destek vermesini polis bir süre engelledi. Açl›k grevine bafllayan grupla, içeriden destek veren emekçilerin karfl›l›kl› sloganlar atmas› üzerine polis geri ad›m atarken, sendikan›n Genel Baflkan› Bedri Tekin, toplad›klar› imzalar› 29 Nisan günü K›z›lay Postanesi’nden bakanl›klara göndereceklerini söyledi. Ancak, iktidar hak arama eylemine tahammülsüzdü, ayk›r› hiçbir ses istemiyor, ses ç›karan› susturmak için her yola baflvuruyordu. Yine öyle oldu. 27 Nisan günü, açl›k grevindeki sendika yöneticileri gözalt›na al›nd›. “Sefalet Ücretine Hay›r, Ücrette Adalet ‹stiyoruz” slogan›yla düzenledikleri kampanya çerçevesinde açl›k grevine bafllayan sendikac›lardan; Yap›-Yol Sen Genel Baflkan› Bedri Tekin ve yöneticilerden Haydar Aslan, Ahmet Say, Metin Turan, Mehmet Da¤l› ve Nedai Çobano¤lu götürüldükleri emniyet müdürlü¤ünde de açl›k grevine devam ettiler. Gözalt›lar ertesi günü düzenlenen bir bas›n aç›klamas› ile protesto edildi.

aç›klamaya, KESK Baflkan› Sami Evren de kat›larak bir konuflma yapt›. Eyleme HÖC’ün de yerald›¤› çeflitli sendika ve DKÖ’ler destek verirken, “Ücrette Adalet ‹stiyorum” yaz›l› kokartlar takan emekçiler, iktidar› ve bakanl›¤› “Bask›lar Bizi Y›ld›r›maz” sloganlar› ile protesto ettiler. Evren, gözalt›lar›n gerçek nedeninin, sendikan›n adaletsizli¤e ve y›k›m yasalar›na itiraz etmesi oldu¤unu söyledi. “Hakl› ve meflru taleplerimiz karfl›lanmad›¤› müddetçe KESK’e ba¤l› sendikalar bedeli ne olursa olsun direnecek” diyen Evren, hükümete seslenerek, “yürekleri yetiyorsa gelsinler bizi de als›nlar buradan” fleklinde konufltu. Evren’in ard›ndan konuflan Yap›-Yol Sen Genel Sekreteri Bahri Y›ld›r›m da, “gözalt›lar hakl› ve meflru taleplerimizi ve bu u¤urda yapt›¤›m›z mücadeleyi engelleyemeyecektir” dedi.

AKP, Bakanl›k Önünde Haklar›n› Arayan Memura Tahammül Edemedi

Yap›-Yol Sen yöneticilerinin gözalt›na al›nd›¤› Bay›nd›rl›k ve ‹skan Bakanl›¤› önünde yap›lan

BES’lilere Tehdit Kararl› bir kampanya yürüterek iktidar› teflhir eden ve köle olmayacaklar›n› hayk›ran BES’lilere yönelik bask›lar sürüyor. Özellikle Ankara Defterdar› Cemal Boyal›’n›n BES’lilere yönelik, haklar›n› arad›klar› için “terörist” diyerek bask› uygulamas› ve yaflanan sürgünlerin ard›ndan, bu kez de ‹flyeri Temsilcisi Hüseyin Gölpunar tehdit edildi. Gölpunar’› iflyerinden arayan ve AKP’den arad›¤›n› belirten “bir flah›s” kendini avukat

TAYAD’l›lardan Destek Ziyareti Bas›n aç›klamas›na destek veren TAYAD’l›lar, aç›klaman›n bitiminde sendika yöneticileri ile görüfltüler. Görüflmede, mücadelesiz hiçbir hakk›n kazan›lamayaca¤›n›, sald›r›lar› k›nad›klar›n› ve mücadelelerine destek olduklar›n› belirttiler.

Dersim’de Protesto Yap›-Yol Sen üyelerinin gözalt›na al›nmas›, Dersim fiubesi taraf›ndan da, yap›lan bas›n aç›klamas› ile protesto edildi. Yap›-Sen Dersim ‹l Temsilcisi Kenan Korkmaz, sefalet ücretinin düzeltilmesini isteyenlerin gözalt›na al›nmas›n›n sorunlara çözüm olamayaca¤›n› vurgulad›.

olarak tan›tarak, “Memurlar›n grev yapamayaca¤›n›” söyledi. Bunun hesab›n› soraca¤›n›, çevik kuvvetin Ye¤enbey Vergi Dairesi’ne gelece¤ini, kendisinin orada olaca¤›n› belirten flah›s, “Seninle görüflece¤iz” tehdidinde bulundu. Konuyla ilgili aç›klama yapan BES Yönetim Kurulu “mücadele eden sendikam›zdan rahats›z olan güçler tehdit ve bask›larla bizleri daha önce y›ld›ramad›¤› gibi bundan sonra da y›ld›ramayacakt›r” dedi ve suç duyurusunda bulunacaklar›n› belirtti.

Minibüs fioförleri Yol Kesti Hatay merkeze ba¤l› Gümüflgöze ve Camusayna Beldesi aras›nda yolcu tafl›mac›l›¤› yapan minibüs floförleri, baz› yol güzergah›nda yolcu almalar›na izin verilmedi¤i için yol keserek eylem yapt›. Gümüflgöze Afla¤› Harbiye Yol Kavfla¤›'nda minibüsleriyle yolu kapatan 90 minibüs floförü, bu uygulamaya son verilmesini istediler.

Say› 156 39 1 May›s 2005


Ekvador Halk› Gutierrez’i Devirdi Emekçilerin, solun aday› olarak seçildi. “Sol rüzgar”›n Ekvador aya¤› denildi Gutierrez için. Oligarflik yap› y›k›lmadan emekçilerin iktidar›n›n olamayaca¤›n›, IMF ve ABD politikalar›n› uygulayarak gösteren Gutierrez, yine emekçi halk›n öfkesiyle devrildi Latin Amerika’da bir devlet baflkan› daha, halk›n öfkesi karfl›s›nda ülkeyi terk etmek zorunda kald›. Geçen haftaki say›m›zda haberine yer verdi¤imiz gibi, Ekvador Devlet Baflkan› Lucio Gutierrez’in ilan etti¤i ola¤anüstü hal, emekçi halk taraf›ndan gösterilerle, barikatlarla püskürtülmüfl, 24 saat bile dolmadan, Gutierrez karar› geri çekmek zorunda kalm›flt›.

Say› 156 40 1 May›s 2005

Gösteriler sonraki günlerde de devam etti ve Ekvador Kongresi, Gutierrez’i görevden ald›. Baflkanl›k saray›ndan kaçan Gutierrez, önce Brezilya Büyükelçili¤i’ne s›¤›nd›, oradan da Brezilya’ya kaçt›. Polis ve ordunun devlet baflkan›na sad›k kalmas› da onu kurtaramad›. Nitekim, en son yap›lan ve 50 bin kiflinin kat›ld›¤› gösteriye vahflice müdahale ederek iki kifliyi katlettiler, yüzlercesini yaralad›lar. Ama, halk kararl›yd› ve birçok kente yay›lan gösteriler Gutierrez’i devirene kadar durmad›. Kongre, Gutierrez’in yerine yard›mc›s› Alfredo Palacio’yu atad›. Uzun süredir Gutierrez’in yard›mc›s› olarak, IMF ve ABD politikalar›n› uygulayan Palacio’nun ne kadar dayanabilece¤ini ise görece¤iz. Çünkü, ABD’nin, geliflen halk hareketine iliflkin yapt›¤› aç›klamada da itiraf etti¤i gibi, “protestocular sadece baflkan Gutierrez ve kabinesini de¤il, ülkedeki tüm politik sistemi reddediyorlar ve tasfiyesini istiyorlar. Gutierrez sadece geçici bir kriz, fakat yaratt›¤› memnuniyetsizlik uzun süre devam edece¤e benziyor.” Bu arada, emperyalistler kendilerinin örgütledikleri “halk hareketlerini” Balkanlar’da, Kafkaslar’da aç›ktan desteklerken, Ekvador halk›n›n kokuflmufllu¤a, bask›ya karfl› aya¤a kalk›fl› karfl›s›nda hemen panikliyorlar. BM Genel Sekreteri dahil, aç›klama üstüne aç›klama yap›l›yor. Çünkü, Ekvador’daki hareket, flu an öyle geliflmemifl olsa da, farkl› bir kanala, emperyalistlerin hiç istemedi¤i bir yöne akma potansiyelini tafl›yor. Bütün mesele de burada; demokrasi ve özgürlükler için aya¤a kalkanlar, emperyalistlerin istedi¤i iktidar› s›rtlar›nda tafl›m›yorlarsa, o hareketin ad› “kaos”tur, “kargafla”d›r, tersi durumda ise “devrim” derler ad›na.

Palacio da halk›n öfkesini yak›nda tan›yacakt›r Öfke yine dinmeyecektir. Palacio’nun da, IMF ve ABD politikalar›n› uygulamaktan baflka önünde hiçbir alternatifi yoktur. Belki, bunlar› yaparken, art›k gücünü kan›tlayan yoksullar›n öfkesini dikkate alarak yapacakt›r, ama sonuç de¤iflmeyecektir. Çünkü, yoksullar›n aya¤a kalkmas›na neden olan; yoksullu¤u, yolsuzluklar› yaratan politik sistem yerinde duruyor. Oligarflik yap› hâlâ korunuyor. Bu yüzden, halk isyanlar›yla devlet baflkanlar› devriliyor, ama halk yenisini de devirmek d›fl›nda bir alternatif bulam›yor. Gutierrez, halk›n isyan› sonucu devrilen üçüncü devlet baflkan›. Daha önce de, Abdala Bucaram ve Jamil Mahuad, ayn› akibeti paylaflm›fllard›. O zaman flu soru gündeme geliyor; alternatif ne? Alternatif, emekçilerin birleflerek iktidar› bütün mekanizmalar› ile ele geçirip kendi iktidarlar›n› kurmalar›. Bunun, parlamenterist yolla olmayaca¤›, tarihsel oldu¤u gibi, güncel olarak da birçok örnekle ispatlanm›flt›r. Halk kitlelerinin bu yolda yürümesi, kuflkusuz Ekvador devrimci, komünist güçlerinin gücü ve devrim, iktidar sorununu nas›l ele ald›klar›na ba¤l›d›r.

Halk›n, komünistlerin deste¤iyle iktidara geldi, halka ihanet etti Asker kökenli olan Gutierrez, 21 Ocak 2000’de yaflanan halk ayaklanmasının liderlerinden biriydi. Devlet Baflkanı Jamil Mahuad’u deviren ayaklanma sonras›nda, t›pk› bugün oldu¤u gibi yerine, yard›mc›s› Gustavo Noboa getirilmiflti. Gutierrez liderli¤indeki bir grup subay, isyana kat›lmak suçlamas› ile k›sa süre hapsedildiler. 2002’de yap›lan devlet baflkanlı¤ı seçimlerinde ise, oligarflik kesimin aday› olan Noboa’ya karfl›, iflçiler, memurlar, köylüler, iflsizler, halk›n bütün kesimleri Gutierrez’i destekleyerek iktidara tafl›d›. Gutierrez’i destekleyenler aras›nda devrimci, sol güçler de bulunuyordu. Onlardan biri olan Ekvador Marksist Leninist Komünist Partisi


Ekvador halk›, Önce sol partilerden Demokra(PCMLE) ve Halk Cephesi’nin sözyoksullar, 1990’lar›n tik Halk Hareketi (MPD) hükümetcüsü Oswaldo Palacios, seçimlerin hemen ard›ndan En Marcha Gaze- sonundan bu yana ten çekildi, ard›ndan 2003 A¤ustotesi’nde yay›nlanan demecinde, ortaya ç›kt›¤› gibi, s’unda, Gutierrez’i iktadara tafl›yan halk ittifak›n›n temel unsurlar›ndan Lucio Gutierrez’i flu sözlerle de¤erpolitik sistemin lendiriyordu: de¤iflmesini istiyor. biri olan yerlilerin temsilcisi konumundaki Yerli Halklar Konfederas“Gutierrez oligarflik düzenin Ve bu anlamda, bu yonu (CONAIE) hükümetten at›ld›. adam› de¤il, bir burjuva de¤il, egeiste¤inin nas›l Bu duruma kaynakl›k eden olay, men s›n›flar›n hizmetine koflulmufl IMF taraf›ndan dayat›lan ‘Çalıflma gerçekleflmesi bir aday de¤il. Genifl bir emekçi halk hareketi, yerliler, ö¤retmenler, gerekti¤inin yolunu Reformu’ yasas› oldu. Gutierrez’in ç›karmak istedi¤i yasaya, halk›n ç›gençler, yoksul kad›nlar, küçük da bulacakt›r. kar›na olmad›¤› gerekçesiyle, kabiesnaflar ve onlar›n sendikal-siyaBundan kimsenin nede yeralan CONAIE’dan iki basal örgütleri taraf›ndan desteklekuflkusu olmas›n. kan itiraz etti ve bunun üzerine gönen bu kifli, burjuva demokrasisirevden al›nd›lar. Yerli halklar›n pronin seçim sürecinde baflar›ya ulafltesto gösterileri bu olay›n ard›ndan CONAIE’nin t›. Bu durum, yak›n geçmiflimizde ilk kez yaflaça¤r›s› ile yo¤unluk kazand›. n›yor. Biz emekçiler ve halk olarak oligarfliyi gerilettik, adaylar›n› yenilgiye u¤ratt›k. Böylece, Burjuva muhalefeti halk›n öfkesini ço¤unlu¤un ç›karlar›n› gözeten demokratik de¤iflimleri gerçeklefltirmek için kap› aralanm›fl olkendi iktidar kavgas›nda kulland› du.” (Aktaran; 29 Kas›m 2002 Evrensel) Amerikan ufla¤› Gutierrez’i deviren hareketin Ortaya ç›kan durumun ‘halk iktidar›’ olmad›ortaya ç›k›fl› ise; hem burjuvazinin iktidar kav¤›n›, halk›n hükümeti oldu¤unu, halk›n iktidar› gas›yla ilgili, hem de halk›n artan memnuniyetiçin mücadelenin sürece¤ini belirten PCMLE sizli¤inin sonucu oldu. Temsilcisi, “Gutierrez’in verdi¤i sözleri tutmas› Yo¤un gösterilerin ortaya ç›kmas›na neden durumunda...” diye flerh koysa da, komünistler olan olay, baz› yüksek mahkeme yarg›çlar›n›n ad›na beklentinin üst düzeyde oldu¤unu da yangörevden al›narak yerlerine baflkalar›n›n atans›tmadan edemiyordu. mas› oldu. Do¤rudan halk›n talepleriyle ilgili ol‘Yurtsever Birlik’in liderli¤ini yapan Gutiermayan bu durum, egemen s›n›flar içindeki iktirez’i destekleyen elbette sadece PCMLE de¤ildi. dar kavgas›n›n bir yans›mas›yd›, ancak geliflen Demokratik Halk Hareketi (MPD), yerlilerin çat›flma, halk kitlelerinin memnuniyetsizli¤inin temsilcisi olan CONAIE da destek verip hüküde bu kanaldan ortaya ç›k›fl›na tan›kl›k etti. mette yerald›lar. Emekçi halk düzen de¤iflikli¤i istiyordu, anGutierrez, emekçilerin, yerlilerin mevcut dücak buna öncülük edecek güçlü, örgütlü bir yazene, oligarflik sisteme, emperyalizme karfl› öfp›n›n henüz olmay›fl› nedeniyle burjuva muhalekesini de¤erlendirmiflti. Devrimci, sol güçlerin, feti, Gutierrez’i devirmekte, kitle hareketini yekomünistlerin deste¤i de bu anlamda, O’nun deklemeyi baflard›. için büyük bir avantajd›. Büyük bir devrimci poPCMLE, MPD, Halk Cephesi, CONAIE gibi tansiyeli ba¤r›nda tafl›yan Ekvador halk›n›n bu ilerici güçler, do¤ru bir tutumla, bir yandan Gupotansiyeli do¤al olarak yanl›fl yere ak›t›lm›fl oltierrez’in emperyalizmin ufla¤› oldu¤unu teflhir du. Güçler dengesi ile de ilintili olan, solun bu ederken, öte yandan burjuva muhalefetin gertavr›n›n, seçimlerle de¤iflime umut ba¤layan bir çek yüzünü de halka anlatt›lar. yan›n›n oldu¤u da gözden kaçmamaktad›r. Türkiye solunda kimi kesimlerin de “Latin Amerika’da sol dalga” içinde, Lula ile birlikte bafl s›ralara oturttu¤u Gutierrez, bafllang›çta göstermelik bir iki uygulaman›n ard›ndan, IMF ve ABD politikalar›n› aynen uygulamaya devam etti. ABD elçili¤i ile yak›n iliflki içinde yönetti ülkeyi. ABD ile serbest ticaret anlaflmas› görüflmeleri, Kolombiya’daki gerilla savafl›n› ezmeye yönelik topraklar›n› kulland›rmas›, ekonomik planda IMF politikalar›n› uygulamas› memnuniyetsizli¤i giderek büyüttü.

Ancak -flimdilik-, oligarflik yap› krizini yeni bir devlet baflkan› ile aflma yoluna sokmak için ilk ad›m› atm›fl görülüyor. Ama bu durum kal›c› bir rahatlama yaratamayacakt›r oligarfli için. Kitlelerin öfkesini dizginlemeye dönük bu manevra da çare olamayacakt›r. Çünkü Ekvador emekçi halk›, yoksullar, 1990’lar›n sonundan bu yana ortaya ç›kt›¤› gibi, politik sistemin de¤iflmesini istiyor. Ve bu anlamda, bu iste¤inin nas›l gerçekleflmesi gerekti¤inin yolunu da bulacakt›r. Bundan kimsenin kuflkusu olmas›n.

Say› 156 41 1 May›s 2005


‘Ateflin Türküsü’ Coflkusu

Say› 156 42 1 May›s 2005

30 Mart 17 Nisan Devrim fiehitlerini anma ve umudun kuruluflunu kutlama günleri çerçevesinde düzenlenen, Ateflin Türküsü gecesi, umudun sloganlar› aras›nda coflkuyla gerçeklefltirildi. 9 Nisan’da yap›lmas› gerekirken, Hollanda devletinin bilinçli engellemesi sonucu ancak 23 Nisan’da gerçekleflen gece, fiair Mehmet Özer taraf›ndan sunuldu.

larla karfl›land› ve s›k s›k ‘Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur’ slogan›yla kesildi. Naime Kara'dan sonra enternasyonel dayan›flma gösteren birçok ülkeden devrimci, komünist, ilerici örgüt, parti ve kurulufllar›n geceye gönderdi¤i mesajlar okundu. Mesajlarda ortak vurgu, Türkiye topraklar›ndaki halk kurtulufl savafl›na sunulan destekti.

Tutsaklar›n ürünlerinin de sergilendi¤i gecede, ilk olarak yap›lan konuflma ve sayg› duruflunun ard›ndan Paris Ekin Kültür Merkezi’nin "Türküler Sevdam›z Korosu" türküler seslendirdi. Nurettin Güleç, Türkçe ve Kürtçe türküleriyle izleyenleri halaya kald›r›rken, "Türküler Susmaz Halaylar S ürer" sloganlar›yla sahneye ç›kan Grup Yorum, türkülerini sloganlar aras›nda söyledi.

Köln Anadolu Halk Kültür evinin haz›rlad›¤› k›sa tiyatro oyunundan sonra yo¤un alk›fllar aras›nda sahneye ç›kan Selda Ba¤can, türkülerle 2000 kifliyi Anadolu’nun bir ucundan öbür ucuna götürdü.

Yorum’un Çaw Bella marfl›n› izleyicilerle birlikte söylemesiyle bitirdi¤i dinletisinin ard›ndan, Türkiye’de tutsaklar›n d›flar›daki sesi, demokratik mücadelede örnek ve ö¤retmen olan TAYAD'l› Aileler ad›na bir konuflma yap›ld›. Naime Kara, yapt›¤› konuflmada, faflist sald›r›lara de¤inerek, “tüm bunlara karfl›n mücadeleden vazgeçmeyece¤iz” dedi. Kara’n›n konuflmas› coflkulu slogan-

Duisburg E¤itim Kültür Merkezi Halk Oyunlar› Ekibi’nin oyunlar›n›n ard›ndan son olarak Ferhat Tunç sahneye ç›kt›. Tunç’un türkülerine izleyenlerine yüzlerce kifli kat›larak hep birlikte söylerken, gece halaylar ve sloganlarla sona erdi.

Hartz IV Yasas›na Hay›r

“Terörizm” Yasas› ‹ptal Edildi

Almanya - Anadolu Federasyonu, Hartz

Belçika - Belçika hükümetinin, kendi hukukunu çi¤neme pahas›-

4 yasas›na karfl› çal›flmalar›na devam ediyor. Stuttgart flehir merkezinde 16 Nisan günü stand açan federasyon üyeleri, Hartz 4 yasas›na karfl› imza toplad›lar.

Sydney’de 1 May›s Pikni¤i Avustralya - Sydney’de 24 Nisan günü DHKC, MKP ve Devrimci Hareket taraftarlar›, 1 May›s Pikni¤i düzenledi. 1 May›s üzerine yap›lan konuflmada, polis-faflist iflbirli¤i ile düzenlenen provokasyonlara, faflist sald›r›lara ve ölüm orucu direnifline de de¤inilerek, 1 May›sa ça¤r› yap›ld›. Grup ‹dil’in marfl ve türkülerini söyledi¤i piknikte, gruplar kendi pankart›n› ast›.

na, Fehriye Erdal’› yarg›layabilmek için ç›karmak istedi¤i yasa, Hakemlik Mahkemesi'nce iptal edildi. 'Belçika Kraliyeti topraklar› d›fl›nda suç iflleyen yabanc›lar›n Belçika'da yarg›lanabilmelerini’ düzenleyen yasa, geriye do¤ru da iflletilebilecekti. Fehriye Erdal ve avukatlar›, bu maddeyi, 'Türkiye'nin bask›lar› nedeniyle' ve 'sadece kendisine yönelik olarak' ç›kard›¤›n› belirterek Hakemlik Mahkemesi'ne dava açm›fllard›. Anayasa Mahkemesi ifllevi gören, Hakemlik Mahkemesi, 21 Nisan günkü karar›nda, Erdal'›n baflvurusunu yerinde buldu ve yeni yasa maddesini Anayasa'ya ayk›r› görerek iptal etti.

Provokasyonlarla yöneten Türkiye’yi AB Destekliyor Almanya - Trabzon’da TAYAD’l›lara yönelik devlet destekli faflist provakasyon ve linç giriflimini protesto etmek için Stuttgart flehir girifline pankart as›ld›. TAYAD Komite imzal› pankartta, “Türkiye Devleti Provokasyonlarla Yönetiliyor, AB Bunu Onayl›yor” yaz›l›yd›.


‘Teröre Karfl› Savafl’ Direnifli Büyüttü ABD, tüm dünyada yaratt›¤› terörü meflrulaflt›rmak amac›yla haz›rlad›¤› “terör raporlar›”na bir yenisini daha ekledi. Her y›l ABD D›fliflleri Bakanl›¤› taraf›ndan haz›rlanan “terör raporu”nda, bu y›l da hedef ülkeler, hedef örgütler ilan edildi, Türkiye gibi iflbirlikçi ülkelerin, Amerika’n›n terörle mücadelesinde nas›l “s›k› müttefikler oldu¤u”nun alt› çizildi. Ancak, rapordan son anda ç›kar›lan bir bölüm vard› ki, Amerikan emperyalizminin 11 Eylül sonras› bafllatt›¤› “teröre karfl› savafl›”n›n mutlak baflar›s›zl›¤›n› aç›kça gösteriyordu. Amerikan bas›n›na yans›yan bu bilgiye göre, ABD’nin “terör” ad›n› verdi¤i olaylardaki art›fl, 2003 y›l›na göre, 2004 y›l›nda 3 kattan fazla art›fl gösterdi.

geleri, ülkeleri ele geçirme amaçl› fetih savafl› oldu¤unu dile getirmifltik. O günden bugüne her geliflme bizi do¤rulad›. 11 Eylül y›k›nt›lar›n›n alt›nda beyinleri ezilen ve “teröre de savafla da karfl›y›z” diyerek Afganistan iflgaline z›mni destek veren kesimler de, gerçeklerden kaçamaz hale geldiler. Bugün tüm dünyada, hiç olmad›¤› kadar Amerikan karfl›tl›¤›, bu yalan üzerine kurulu savafl, iflgal ve katliamlar sonucunda ortaya ç›kt›.

ABD emperyalizmi, 11 Eylül’ü kullanarak “teröre karfl› savafl” ilan etti¤inde, bunun bir yalan oldu¤unu, gerçe¤in, bu savafl›n Amerikan imparatorluk savafl›, denetiminde olmayan böl-

“Terörizme karfl› savafl” yaygaralar›n›n en yayg›n yap›ld›¤› ve ülkelerin bombalan›p, halklar›n›n kurtuluflu için mücadele eden devrimci, ulusal örgütlerin hedef ilan edilmesine karfl› da tespitimiz netti: Hiçbir fleyi bitiremez, halklar› yenemezsiniz, aksine direnifller güçlenecektir.

Darbecilikte ABD-AB Kolkola Öfke niye büyüyor? Çünkü halklar aç, adaletsiz b›rak›l›yor, iradesi yokediliyor, seçtikleri hükümetlerin, emperyalizmin ifline gelmedi¤i için bir avuç iflbirlikçi kullan›larak nas›l devrildi¤ini görüyor. K›rg›zistan’›n ard›ndan, iflbirlikçileri kullanarak darbe gerçeklefltirme s›ras› flimdi Belarus’ta. Beyaz Rusya ad›yla da bilinen Belarus’un, terör demagojisine konu olacak bir durumu dahi yok, ama Amerika’n›n Avrupa ile birlikte Rusya’y› kuflatma planlar› var. Belarus, ABD taraf›ndan aç›kça hedef gösterildi. ABD D›fliflleri Bakan› Rice, "Avrupa'n›n ortas›ndaki son diktatörlük" diye tan›mlad›¤› Belarus'ta "de¤ifliklik zaman› geldi¤ini" söyledi. ABD senatosu, Belarus’ta rejim de¤iflikli¤i için 5 milyon dolarl›k bütçeyi onaylad›. Balkanlar ve eski Sovyet Cumhuriyetleri’ndeki darbelerde ABD ile birlikte haraket eden Avrurpa da bu konuda ABD emperyalizmiyle birlikte. Avrupa Güvenlik ve ‹flbirli¤i Teflkilat› Dönem Baflkan› Dmitri Rupel de bu amaçla “hareket halinde”, bat› yanl›s› “muhalefeti” örgütlemeye çal›fl›yor. fiu ana kadar “halk hareketi” yaratamad›lar, ama kuflatman›n sürece¤i aç›k. Peki hangi hakla? Ülkelerin rejimlerini de¤ifltirmek, yönetimlerini devirmek hakk›n› emperyalistlere kim veriyor? Afganistan’dan Irak’a; teröre karfl› savafl›n, diktatörlükleri devirip demokrasi götürme yalan›n›n çivisi ç›km›flt›r art›k. Emperyalistler bu gerçe¤i biliyor ve pervas›zca sürdürüyorlar.

‹flte bugün, ABD kendi rakamlar› ile do¤ruluyor bu tespitimizi. Yakm›fl, y›km›fl, yoketmifl, iflgal etmifl, ama baflaramam›flt›r. Halklar› teslim alamam›flt›r Amerikan emperyalizmi ve iflbirlikçileri. “Terör” dedikleri, iflgallere, emperyalizme karfl› savafl›n üç kat artm›fl olmas›n›n baflka bir yorumu yoktur. 11 Eylül nas›l ki, halklar›n açl›¤a ve zulme karfl› biriken öfkesinin bir ifadesi olarak gündeme gelmiflse, emperyalizm bu öfkeyi daha da büyüterek kendi kuyusunu kazmaya devam etmektedir. Ülkeleri iflgal edebilir, tehdit ve yapt›r›mlarla kimilerine boyun e¤direbilirler. Ama halklar yine direnecek ve emperyalizmi yeryüzünden silecektir. Kolombiya’dan Nepal’e, Filistin’den Irak’a, Türkiye’ye; bu gerçek vard›r emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin karfl›s›nda. Irak bu konuda bir göstergedir. Hüseybah ve Ebu Gureyb'e yönelik büyük gruplar halinde gerçeklefltirilen sald›r›lar›n ard›ndan, Amerikan bas›n›nda, kendilerini yenilmez gören çok bilmifl yazarlar, “terörizm uzmanlar›” soruyor; “nas›l oluyordu da ABD'nin burnunun dibinde bu büyüklükte gruplar toplanabiliyor, aç›k sald›r›lar düzenleyebiliyorlard›” diye. Cevab› çok basittir: iflgal edilen bir ülkenin halk› direnir ve iflgalciler her zaman güçsüzdürler. Neyi bekliyordunuz, Saddam’›n heykelini devirme flovuna Irak halk›n›n da inanaca¤›n›, “yaflas›n demokrasi geldi” diye alk›fl tutaca¤›n› m› bekliyordunuz? Bu flaflk›nl›¤›n kayna¤› as›l olarak, gösterme-

Say› 156 43 1 May›s 2005


Say› 156 44 1 May›s 2005

lik seçimlerle kukla bir yönetimin oluflturulmas›n›n, direnifli geriletece¤i beklentisiydi. Bofla ç›kt›. Ne katliamlar, ne direnifl kentlerinin kuflat›lmas› ne de iflgalin gölgesindeki demokrasicilik soytar›l›¤› direnifli geriletemiyor. ABD Genelkurmay Baflkan› Richard Myers, 27 Nisan günü düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda, “Irak’ta direniflin azalmad›¤›n›, günde en az 50-60 sald›r› düzenleyebildiklerini” söyleyerek bu gerçe¤i resmi a¤›zdan onaylad›. D›fliflleri Bakan› Rumsfeld de, sorumlulu¤u kukla hükümete y›karak, iflgalin baflar›s›zl›¤›n› gizlemeye çal›flt›. Direnifli kendilerinin yenemeyece¤ini söyleyen Rumsfeld, bunu bizzat Irakl›lar’›n yapmas› gerekti¤ini, halka demokrasiye geçifli göstermesi gerekti¤ini ifade etti. Kendileri de bu sözlerin hiçbir anlam› olmad›¤›n› çok iyi bilir. ‹flgal alt›nda demokrasi mi olur! Emperyalizm, askeri ve ideolojik olarak bu saçmal›¤› dayat›yor, kimileri ciddi ciddi tart›fl›yor. Irak’ta demokrasinin ve milletvekilli¤inin ne anlama geldi¤ini, geçti¤imiz günlerde yaflanan bir olay çok net özetliyordu. fiii Milletvekili Fattah AL-fieyh meclise gelirken arama noktalar›ndan birinde ABD askerlerince durdurulup hakaretlerle birlikte dövüldü. Milletvekili oldu¤unu söylemesine ve kimli¤ini göstermesine ra¤men, Amerikan askeri, kimli¤i surat›na f›rlatt›; iflte size Amerikan demokrasisi! Bu arada, Rumsfeld’i bile sollayan bir aç›klamaya de¤inmeden geçmeyelim. Kendini ‘Cumhurbaflkanl›¤›’na fazla kapt›ran Talabani, direnifle karfl› Kürt ve fiii milisleri savaflt›rmay› önerdi. Amerika m›, yoksa Irak topraklar›nda yaflayan bir halk›n temsilcisi iddias›nda biri mi konufluyor, belirsiz. Ama belli olan flu ki, halklar› çat›flt›rma, düflmanlaflt›rma politikalar› ancak emperyalistlerin cephesinden bak›ld›¤›nda gündeme getirilebilir.

Chavez Yankee’leri Kovdu Venezüella Devlet Baflkan› Hugo Chavez, ABD ile aralar›ndaki askeri de¤iflim program›na son vererek, ülkesinde bulunan ve Venezüella Ordusu’nda e¤itim veren ABD’li subaylardan, Venezüella’y› terketmelerini istedi. Yankee’lerle art›k ortak tatbikatlar yap›lmayaca¤›n› da belirten Chavez, Amerikan subaylar›n›n, hükümeti aleyhinde kampanya yürüttüklerini söyledi. 2002 y›l›nda yaflanan ve halk›n direnifli ve yurtsever subaylar›n deste¤iyle püskürtülen darbeyi hat›rlatan Chavez, darbe ile amac›na ulaflamayan Amerika’n›n ülkeyi iflgal planlar› yapt›¤›n› da sözlerine ekledi. Chavez, birkaç ay önce, Caracas'›n bat›s›ndaki Maracay'da, ABD'li bir kad›n subay›n, bir üssün foto¤raf›n› çekerken yakaland›¤› bilgisini de vererek, “ABD’li subaylardan baz›lar› Venezüella Ordusu’nda kampanya yürüterek, Venezüellal› askerlerle konufluyor ve bu ülkenin devlet baflkan›n› elefltiriyor. De¤iflim program›, bilinmeyen bir tarihe kadar ask›ya al›nm›flt›r” dedi. Bu kapsamda, ABD’de e¤itim gören 95 Venezüellal› subay da geri ça¤r›lacak. Böylece 35 y›ld›r süren askeri iliflki Chavez taraf›ndan sona erdirilmifl oldu. Bu geliflme üzerine, ABD D›fliflleri Bakanl›¤›, Chavez’e karfl› “sertlik politikas›na” baflvurabilecekleri aç›klamas›nda bulundular. Amerikan askerleri ya da CIA elemanlar›; her ne adla olursa olsun, bulunduklar› ülkede buna benzer faaliyetler içinde bulunmufllard›r. Ülkemiz bu konuda zengin örneklerle doludur. Katliamlardan, provokasyonlara kadar CIA elemanlar›n›n parma¤› oldu¤u çeflitli örneklerle ortaya ç›km›flt›r. Chavez, yurtsever bir tutum alarak, ba¤›ms›zl›¤›n› savunan her ülkenin yapmas› gerekeni yapm›flt›r.

Memurlardan Uyar›

“Hay›r”lar Art›yor

Almanya - Memurlar, eyalet yöne-

Fransa - AB’de, Fransa’da ya-

timlerinin haftal›k çal›flma saatlerini art›rmak, izin ve y›lbafl› ücretlerinde kesinti yapmak istemesine karfl› uyar› grevi yapt›. Ver.di sendikas›n›n ça¤r›s›yla 26 Nisan’da greve giden KRV eyaletindeki memurlar gösteriler yapt›lar.

Harç Protestolar› Almanya - Hamburg Üniversitesi ö¤rencileri, 500 Euro yap›lacak olan harçlar› protesto ediyorlar. 27 Nisan günü de eylem yapan ö¤renciler, paral› e¤itime dikkat çekmek için, “Üniversiteye Girifl Sadece Spor Arabal› Olanlar ‹çin olsun” pankartlar› tafl›d›lar.

p›lacak referandumda AB Anayasas›na hay›r sonucunun ç›kmas› korkusu büyüyor. Hay›r oran› ilk kez yüzde 60’›n üzerine ç›kt›. Avrupa emperyalizminin yap›s›na uygun olarak sermayenin istedi¤i düzenlemeleri getirecek AB Anayasas›’na “Hay›r” kampanyas›na, en büyük iflçi sendikas› olan CGT, FSU, CFDT baflta olmak üzere iflçi, memur sendikalar› da kat›ld›lar. 500 sendikac›n›n imzas› ile yay›nlanan deklerasyonda, 1 May›s’›n da bu sloganla kutlanaca¤› belirtildi.


kü ve marfllar›yla heyecan›n ve coflkunun doru¤a ç›kt›¤› gecede; “Kurtulufl Kavgada Zafer Cephede, Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Faflizme Karfl› Omuz Omuza, Kürdistan Faflizme Mezar Olacak, Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z” sloganlar› at›ld›. Konser, Hakl›y›z Kazanaca¤›z marfl›n›n hep bir a¤›zdan söylenmesiyle son buldu.

Yorum Ad›yaman’da Ertesi günü Ad›yaman’a geçen Grup Yorum, burada da Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i'nin düzenledi¤i gecede sahneye ç›kt›. Konser öncesi yap›lan konuflmada, Grup Yorum'un 20 y›ld›r hiç yorulmadan, y›lmadan halk›n kavgas›n› ve ac›lar›n› anlatt›¤› ifade edildi. Sürece iliflkin de¤inmelerin yap›ld›¤› konuflma, 1 May›s'a ça¤r›yla sona ererken, Yorum, alk›fl ve z›lg›tlar aras›nda sahneye ç›kt›. Polisin yo¤un bask›s›na ve engellemesine ra¤men Hac› Bektafli Veli Konser Salonu'nda toplanan 750 kifli, marfllar› s›k›l› yumruklarla, hep birlikte söyledi. Türkü aralar›nda ise s›k s›k; "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Türküler Susmaz Halaylar Sürer, Provokatörler Tutuklans›n" sloganlar› at›ld›.

Do¤u, Coflkuyu ve Öfkeyi Grup Yorum’la Yaflad› Efsane Grup Yorum, 'Do¤u Turnesi' kapsam›nda Ad›yaman’dan Dersim’e, Malatya’dan Diyarbak›r’a, Elaz›¤’a verdi¤i konserlerde Kürt halk›yla bulufltu. Yorum’u ba¤r›na basan Kürt halk›, öfkesini marfllar›yla yumruklaflt›rd›, sloganlarla hayk›rd›. Coflkulu halaylara durup gelece¤e umudunu bir kez daha tazeledi.

Grup Yorum Diyarbak›r’da 19 Nisan günü Dicle Gençlik Derne¤i’nin organizesiyle gerçekleflen konserde biraraya gelen 2000 kifli, Yorum’un türkü ve marfllar›n› hep bir a¤›zdan söyledi. Devrim flehitleri an›s›na yap›lan sayg› duruflu ile bafllayan konserde, Dicle Gençlik Derne¤i üyesi Salih Esmer bir konuflma yaparak, derne¤in kuruldu¤u günden bu yana yapm›fl oldu¤u faaliyetleri anlatt›. DEV-GENÇ’ten miras al›nan devrimci de¤erlere sahip ç›kt›klar›n›n alt›n› çizen Esmer, bugün emperyalizmin ve yerli iflbirlikçilerinin dayatt›¤› iflgal, tecrit, provokasyon ve linç giriflimlerinin, halk›n yükselen devrimci mücadelesini bo¤mak amaçl› oldu¤unu belirtti. Tüm bunlara dur demek için 1 May›s’ta alanlara ç›karak k›z›l sancaklar alt›nda buluflma ça¤r›s› yapt›. Ard›ndan sahneye ç›kan Grup Yorum’un tür-

Say› 156 45 1 May›s 2005


Malatya Emniyeti, hiçbir konserde almad›¤› “arama iznini”, bu konserde ald› ve Yorum’un marfllar›yla doru¤a ç›kan coflkuyu gölgelemeye çal›flt›. Hiçbir izinleri bulunmadan kamera çekimi yapmalar›na ise, tertip komitesi taraf›ndan izin verilmedi. Bu engellemelere; konsere kat›lan 800 kifli, omuz omuza halaylarla, efllik etti¤i türkülerle, att›¤› sloganlarla cevap verdi.

Yorum Hozat ve Dersim’de Yorum Malatya’da Grup Yorum’un 21 Nisan günkü dura¤› ise Malatya’yd›. Malatya Temel Haklar’›n düzenledi¤i konser Renkli Dü¤ün Salonu’nda yap›ld›.

Dersim Temel Haklar taraf›ndan organize edilen konserlerin ilki, 22 Nisan'da Hozat ‹lçesi'nde gerçeklefltirildi. Belediye Dü¤ün Salonu’nu dolduran 1000 kifli, Yorum’u büyük bir coflkuyla karfl›lad›. Konser boyunca Hozatl›lar’›n bu coflkusu hiç eksik olmad›.

flullarda bir bar›fl yoktur dünya üzerinde. ‹flte tam da bu yüzden, halklar›n ac›lar›n›, öfkelerini, kavgalar›n› dile getirme gayreti içinde olan duyarl› bir sanatç›n›n seçimleri, duyarl›Türk’ü, Kürt’ü ile halklar›n türkülerini söylel›klar› da bu gerçeklik içinde flekillenebilmelidir. yen Ferhat Tunç’un, ‘Sevmek bir eylemdir’ Ezgide ifadesini bulan direngenlik, sözlerde ifaisimli albümü ç›kt›. Kuflkusuz bu desini bulan umut, öfke ve kararl›l›k parçalar› TV’lerden duymaancak böyle yerli yerine oturur. yacak, kliplerini izleyemeyeBu anlamda, ac›s› ve öfkesiyle, ceksiniz, çünkü elefltirilebileumutlar› ve kavgalar› ile bu ülkeyi cek bütün yönlerine karfl›n anlatmak istedi¤ini düflündü¤ümüz halk›, onun ac›lar›n›, umutlar›albümünde, bir ‘ana’n›n tutsak o¤lun› anlat›yor. 12 parçan›n yer nu “sen suç ifllemedin, cana k›yald›¤› albümde, Zazaca türkümad›n” dizeleriyle anlatmas›n› dolerin yan›s›ra, Umur Hozatl›’n›n ¤al görmemeliydi. Faflizme karfl› yazd›¤› ‘Ayn› Tanr›’n›n çocuksavafl gerçe¤ine bu gözle bak›labilar›’ fliiri, Yeninur Ada ile Metin lir mi, halktan yana bir hukuk bak›Kahraman ve K›v›rc›k Ali’nin de fl› “cana k›ymad›n” diye anlat›labisesleri ile katk›lar› yeral›yor. lir mi? Müzikal aç›dan, kimi parçaÜstelik 118 insan›n öldü¤ü teclarda, al›flt›¤›m›z ezgilerine rastriti anlatmak için, Gülten Kanl›’n›n l›yoruz ki, bunu bir “tekrar” olafliirinin seçilmifl olmas› bir talihsizrak de¤il, bir çizginin do¤al soliktir. Zira, bu dizelerin yaz›ld›¤› nucu olarak görmek, daha do¤- içerden, içerden tafl›nca “o¤ul” Ümit Kanl›’n›n, direnifli b›rudur diye düflünüyoruz. Bunun patlat›r karanl›¤› flafaklar rak›p hainleflen, ölen arkadafllar›yan›s›ra, “‹çeriden” isimli parça- ›rmaklar yar›nca da¤lar› n›n cesetlerini çi¤neyerek tahliye s›nda oldu¤u gibi, farkl› bir tarz›n çiçeklerin, çiçeklerin anne olan biri oldu¤u, san›r›z Ferhat da yerald›¤›n› görüyoruz. Tunç taraf›ndan da biliniyordur. inan hiç solmayacak Tecriti anlatma duyarl›l›¤› böyParçalar›n seçiminde Türkiye içeriden, içerden, içerden le bir yanl›fl tercihle karfl›m›za ç›halk›n› anlatma düflüncesi tafl›yan korkuyorlar içerden karken, “‹çeriden” isimli parças›nFerhat Tunç’un, bir süredir düda, tutsaklar›n direniflini “içeriden flünce yap›s›n› da belirleyen “bakorkuyorlar” diye anlatmas›, olmas› gerekeni, r›fl” çizgisinin bu seçimlerdeki etkisi kendisini hem sözler, hem de müzi¤ine yans›yan coflku gösteriyor. Evet, elbette “bar›fl”, ama nas›l ve kiaç›s›ndan gösteriyor. minle? Halklar›n direnmedi¤i, savaflmad›¤› ko-

Ferhat Tunç’tan yeni albüm: Duyarl›l›k nas›l anlaml› olur?

Say› 156 46 1 May›s 2005


Konser, fliirlerin ard›ndan yerel bir müzik grubunun k›sa dinletisiyle bafllad›. Ard›ndan Yorum'un sahneye ç›kmas›yla alk›fl tufan› koptu. Bask›, katliam ve yozlaflt›rma politikalar›yla sindirilmeye çal›fl›lan Hozat halk›n›n, y›llard›r duydu¤u özlemi, konser sonuna kadar dinmeyen çoflkusunda ifadesini buldu. 7’den 70’e Hozatl›lar Yorum’un bütün türkülerine efllik ederken, Grup Yorum'un neden susturulamad›¤› ve nas›l efsane olabildi¤i bir de Hozat’ta görülmüfl oldu. Ertesi günü, Dersim'de Atatürk Kapal› Spor Salonu'nda 2000 kifliye türkülerini söyleyen Grup Yorum, “Yorum’a Özgürlük” sloganlar›yla selamland›. Konser öncesi, Dersim Temel Haklar Baflkan› Murat Kaymaz bir konuflma yaparak, Dersim'de yaflanan yerel sorunlara de¤inirken, 1 May›s'a ça¤r›da bulundu. Yorumcular ise, türkülerini söylemeye bafllamadan önce, coflkulu alk›fllar ve umudun sloganlar› aras›nda, flehit ailelerine karanfiller verdi. Salonda sürekli olarak tecrit ve F tipi karfl›t› sloganlar hayk›r›l›rken, “Kurtulufl Kavgada Zafer Cephede" slogan› da en coflkulu at›lan sloganlardan biriydi. Burada da, polisin keyfili¤i gündemdeydi. Grup Yorum korkusu, nerede olursa olsun polisin kurtulamad›¤› bir korkuydu. Salonda keyfi

olarak kamera çekimi yap›ld›. Tertip komitesi ad›na Cemal Kuhak, bu hukuksuzlukla ilgili olarak savc›l›¤a suç duyurusunda bulundu.

Yorum Elaz›¤’da Bir y›l sonra Elaz›¤ halk›yla buluflan Yorum Elaz›¤ konseriyle Do¤u Turnesi’ni sonland›rd›. Elaz›¤ Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin organize etti¤i konser 25 Nisan günü Terminal Dü¤ün Salonu’nda 1000 kiflinin kat›l›m›yla gerçekleflti. Konser öncesi Elaz›¤ HÖC Temsilcili¤i ad›na bir konuflma yapan Hüseyin Çelik son günlerde Trabzon’da, Samsun’da, Sakarya’da yaflan›lan provokasyonlar›n halk›n mücadelesini engelleyemeyece¤ine de¤inerek herkesi 1 May›s alan›na HÖC kortejine ça¤›rd›. Çelik’in konuflmas›n›n ard›ndan “Yorum’a Özgürlük, Türküler Susmaz Halaylar Sürer” sloganlar› eflli¤inde sahne alan Yorum söyledi¤i türkülerle coflkulu anlar yaflatt›. Konser boyunca “Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Yaflas›n 1 May›s” sloganlar› at›ld›. Hep bir a¤›zdan söylenilen türküler ve marfllar›n ard›ndan çekilen halaylarla konser coflkulu bir flekilde sona erdi. Say› 156

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’NDE ALTERNATİF ŞENLİK ‹stanbul Üniversitesi Halk B‹lim Kulübü taraf›ndan her y›l geleneksel olarak düzenlenen ö¤renci flenli¤i, rektörlü¤ün keyfi tutumu sonucu bu y›l yasakland›. Keyfi tutumlarla haklar›n›n gasbedilmesine karfl› ç›kan ö¤renciler 28 Nisan günü ‹Ü Fen Edebiyat Fakültesi önünde biraraya gelerek alternatif flenlik düzenlediler. fienlik öncesi fakülte önünde bir bas›n aç›klamas› yaparak flenli¤in “güvenlik” gerekçesiyle yasaklanmas›n› protesto eden ö¤renciler “Üniversiteyi Kim Yönetiyor, Ö¤renci fienlikleri Yasaklanamaz” yaz›l› dövizler tafl›d›lar. “Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz, Ö¤renci fienlikleri Yasaklanamaz” sloganlar›n›n at›ld›¤› aç›klamada ö¤renciler ad›na konuflan Meltem Y›ld›z flenli¤in “güvenlik” gerekçesiyle yasaklanmas›n›n gerçekçi olmad›¤›n› vurgulayarak “amaçlanan, ö¤rencilerin siyasal çal›flmalar›n›n yan›s›ra kültürel çal›flmalar›n›n da önüne geçmektir. Bütün egemenlerin oldu¤u gibi, ‹Ü idaresi de kültürüne, bilime yabanc›laflm›fl, yozlaflm›fl ve sorgulamayan ö¤renciler yaratmak istemektedir. Biz buna izin vermeyece-

¤iz. Demokratik haklar›m›z› kullan›p, toplumun düflünen, sorgulayan gençleri olmaya devam edece¤iz” dedi.

Aç›klaman›n ard›ndan ‹Ü Fen Fakültesi’nin bahçesine dönen ö¤renciler burada flenliklerini yapt›lar. Bitlis Yöresi Halk Oyunlar› ekibi ile bafllayan flenlik tiyatro grubunun sergiledi¤i oyunla devam etti. Grup Yorum, Yasemin Göksu ve Mazlum Çimen’in türküleriyle kat›ld›¤› flenlik halaylarla sona erdi.

47 1 May›s 2005


‹talyan Partizanlar›n direnifl ruhu direniflimizde

“12’ler Yafl›yor” 23 Nisan 1992 tarihinde Dersim’in Pertek ‹lçesi’nin Akçap›nar Köyü’nde, devlet güçleriyle Devrimci Sol gerillar› aras›nda ç›kan çat›flmada flehit düflen 12 Devrimci Sol gerillalar› 23 Nisan günü Dersim’de an›ld›. Dersim HÖC’lüler, flehit düflen gerillalardan ikisinin yerald›¤›, merkeze ba¤l› Belediye Asri Mezarl›¤›’nda bir anma gerçeklefltirdiler. Haydar Ayd›n ve Cihan Taçy›ld›z’›n mezarlar› bafl›nda toplanan HÖC’lüler, sayg› duruflunun ard›ndan, marfllar, sloganlar ve yap›lan konuflmalarda, devrim yürüyüflünün kahramanlar›n› selamlad›lar. Anmada “Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez” pankart› aç›ld›.

◆◆◆ Say› 156 48 1 May›s 2005

Bozk›r›n Yi¤it K›z›na Selam Olsun Yoldafllar› Suat Alkan ve Duran Akbafl ile birlikte 20 Nisan 1995’te, Tokat’›n Niksar ‹lçesi Çatak Köyü k›rsal›nda özel timcilere karfl› çat›flarak flehit düflen DHKC gerillas› Zeliha Güdeno¤lu, ölüm y›ldönümünde Konya’da an›ld›. Ailesi taraf›ndan 10 Nisan günü, an›s›na yemek verildi. Konya Gençlik Dernekliler’in de kat›ld›¤› anmada, sayg› duruflunun ard›ndan, gençlik Zeliha’y› anlatan bir konuflma yapt›. “Zeliha'y› anlamak, mücadeleyi kavramaktan geçer” denilen konuflmadan sonra, derne¤in müzik grubu marfllar ve türküler söyledi. 60 kiflinin kat›ld›¤› anmada, Konya Devrimci Demokrasi Temsilcili¤i de yerald›.

◆◆◆

Sibel Sürücü An›ld› 23 Nisan 2001 tarihinde ölüm orucunda flehit düflen Sibel Sürücü 23 Nisan günü ‹kitelli’de an›ld›. Mücadele Birli¤i Platformu'nun düzenledi¤i anmaya HÖC’lüler de kat›ld›lar. Mehmet Akif Cemevi önünde "Sibel Yoldafl Ölümsüzdür" pankart› açan grup, Parseller Caddesi'ne kadar “Zindanlar Y›k›ls›n Tutsaklara Özgürlük, Yaflas›n Ölüm Orucu Eylemimiz” sloganlar›yla yürüdü. Mücadele Birli¤i Platformu ad›na yap›lan konuflman›n ard›ndan, Sibel Sürücü’nün mezar› ziyaret edildi.

2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’nda, faflizme karfl› direniflte birçok halk, yüzbinlerce, milyonlarca flehit verdi. ‹talyan halk› da Alman Naziler’i ve ‹talyan faflistlerine karfl› Komünist Partisi öncülü¤ünde büyük bedeller ödeyerek sürdürdü¤ü direnifl sonucunda, 25 Nisan 1945'te özgürlü¤üne kavuflmufltu. Kurtuluflun 60. y›ldönümünde, Floransa’da ‹talyan komünist çevrelerce bir anma düzenlendi. Yaklafl›k 600 kiflinin kat›ld›¤› anmada, Floransa'n›n önemli direnifl destanlar›n›n yaz›ld›¤› sokaklar› kortej halinde tek tek ziyaret edildi. "25 N‹SAN, YAS DE⁄‹L D‹REN‹fi GÜNÜ" slogan› ve orak çekiçli bayraklarla yürüyen kortej, güzergah boyunca pencerelerden k›z›l bayraklarla, "Ciao Bella" ve "Avanti popolo" marfllar›yla selamland›. Yürüyüflün ard›ndan Santu Spiritu Meydan›’nda yap›lan mitingte, Küba, fiili, Yugoslavya'dan temsilcilerle Türkiye'den Haklar ve Özgürlükler Cephesi delegasyonlar›na söz verildi. HÖC Temsilcisi ‹talya'n›n kurtulufl günü an›s›na flunlar› söyledi: “‹talya'n›n faflizmden kurtuluflunun 60 y›ldönümünde, Türkiye devrimcilerini davet etti¤inizden onur duyuyoruz. Bugün Türkiye'nin da¤lar›nda, sokaklar›nda, fabrikalar›nda, okullar›nda ve hapishanelerinde direnen devrimcileri, ‹talyan Partizanlar›n›n, direnifl ruhunu, ›srar›, umutlar›n› ve hayallerini yaflatmaktad›rlar. Bugün Türkiye devrimci hareketi, ‹talya'n›n faflizme karfl› savaflan komünistleri gibi sosyalist bir 25 Nisan için mücadele ediyor."

“Erdo¤an Güler Ölümsüzdür” Ölüm orucu flehidi Erdo¤an Güler Salihli'deki mezar› bafl›nda Haklar ve Özgürlükler Cephesi ve Manisa Gençlik Derne¤i taraf›ndan an›ld›. Güler, ‹zmir’de TAYAD’l› Aileler’le birlikte bafllad›¤› ölüm orucunun 147. gününde flehit düflmüfltü. 25 Nisan’da yap›lan anmada, “Erdo¤an Güler Ölümsüzdür! Salihli HÖC Temsilcili¤i” yaz›l› bir pankart aç›larak, sayg› duruflunda bulunuldu. Anmada ayr›ca Güler'in hayat›n›n anlat›ld›¤› konuflmalar yap›ld›, flehitleri selamlayan sloganlar at›ld›. Manisa ve Salihli polisi, Salihli Temel Haklar ve Güler'in ailesinin evinin önünde bekleyerek, kamera çekimi yaparak anmaya gelenlere bask› yapmaya çal›flsa da program devam ettirildi. TKP ve Halkevleri’nin de kat›ld›¤› anma töreninin bitiminde Güler'in ailesi ziyaret edildi.


Dara¤ac›nda Üç Halk Kurtulufl Savaflç›s› Hüseyin ‹nan, Deniz Gezmifl ve Yusuf Aslan, devrimci bir örgütün (Türkiye Halk Kurtulufl Ordusu’nun) önder kadrolar›yd›lar. Tutsak düflüp boyunlar›na idam ilmi¤i geçirildi¤inde, yoldafllar› ve siper yoldafllar›, onlar›n idam edilmesini engellemek için eylemler gerçeklefltirdiler, Mahirler, K›z›ldere’ye bunun için gittiler. Egemen s›n›flar›n düzeniyle, emperyalizmle her türlü uzlaflmaya karfl›yd›lar. Hiçbir fley onlar›n bu tercihini de¤ifltirmedi. 6 May›s 1972’de idam sehpas›nda son sözlerinde inançlar›n› ve kararl›l›klar›n› ifade ederek flehit düfltüler. THKO’nun ve Hüseyin ‹nanlar’›n geliflimi, THKP-C’nin ve Mahirler’in geliflimiyle çeflitli paralellikler tafl›r. 1960’lar›n ikinci yar›s›nda yo¤unlaflan ideolojik mücadelenin içinde onlar da vard›r. T‹P reformizmine karfl› MDD (Milli Demokratik Devrim) saflar›nda yerald› Hüseyin ‹nanlar da. Yine Mahirler gibi, ba¤›ms›zl›¤›n, devrimin silahl› mücadeleyi temel alan bir stratejiyle mümkün olaca¤› sonucuna vard›lar. Ancak bu noktadan sonra gelifltirdikleri strateji ve örgütlenme anlay›fl›, farkl› olmufltur. Partisiz, cephesiz bir orduyla silahl› savafl› bafllatmalar›n›n da gösterdi¤i gibi, THKO’nun silahl› mücadele anlay›fl›, fokoculu¤a yak›n bir anlay›flt›r. Ancak bu özelli¤i, ‹nanlar’›n, Gezmifller’in Türkiye devrim tarihi aç›s›ndan revizyonizmden, pasifizmden kopuflun militan savaflç›lar› oldu¤unu ve THKO’nun yerinin de silahl› devrim cephesi oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmiyor. *** Hüseyin ‹nan, THKO’nun örgütleyicisi, teorisyeni ve önderidir. Bütün eylemlerin bizzat içinde yeralan bir önderdir. 1949, Kayseri Sar›z ‹lçesi’ne ba¤l› Bozhüyük Köyü do¤umludur. 1966’da ODTÜ’ye girdi. DEV-GENÇ içinde yerald›. T‹P’in çal›flmalar›na kat›ld›. MDD içindeki

ayr›flmalarda silahl› mücadeleden yana tav›r ald›. Filistin’e El Fetih Kamplar›’na gidip e¤itim gördüler. Deniz Gezmifl, 17 fiubat 1947’de Ankara’n›n Ayafl ‹lçesi’nde do¤du. 1966’da ‹stanbul Üni. Hukuk Fakültesi’ne girdi. Ö¤renci gençlik hareketi içinde yerald›. Bu eylemlerin önderlerinden biriydi. Defalarca gözalt›na al›nd›, tutukland›. MDD’yi benimsemiflti o da. Yusuf Aslan ODTÜ ö¤rencisiydi. O da Filistin’e giden grup içinde yerald›. fiubat 1970’de Filistin’den dönüflünde tutsak düfltü. THKO, Hüseyin ‹nan’›n Ankara’da oluflturdu¤u gruplar, ‹stanbul’da benzer düflünceleri tafl›yan Denizler’in grubunun biraraya gelmesiyle kuruldu. THKO’nun Ankara’da gelifltirdi¤i banka soygunu, Amerikan askerlerinin kaç›r›lmas› gibi ilk flehir gerillas› eylemlerinde Sinan Cemgil, Hüseyin ‹nan, Deniz Gezmifl ve Yusuf Aslan yerald›lar. Devrimci geliflimlerinin de gösterdi¤i gibi, onlar, savaflç›yd›lar. “Devrim için savaflmayana sosyalist denmez” anlay›fl›n›n öncüleriydiler. Devrim için silahl› savafl, onlar›n düflüncelerinin ve pratiklerinin özüdür. Türkiye halklar›na miraslar› da budur. Emperyalizme ve oligarfliye karfl› silahl› savafl› sürdürenler, Denizler’in miras›n›n da sürdürücüleridirler. Türkiye solunda bunun d›fl›nda da Denizler’in mirasç›s› oldu¤unu iddia edenler olmufltur; ancak mirasç›lar›n hepsi “reddi miras” yapanlardan oluflmaktad›r. Kimi “onlar kimseyi öldürmemiflti” diyerek, kimi legal particilik bata¤›nda, silahl› mücadele anlay›fl›ndan “ar›nd›r›lm›fl”, dolay›s›yla çarp›t›lm›fl bir Deniz’den sözetmektedirler. Gittikleri yolun Hüseyin ‹nan’›n formüle etti¤i Türkiye devriminin yoluyla, yapt›klar› devrimcili¤in Denizler’in devrimcilik anlay›fl›yla ilgisi yoktur. Denizler, onlar›n bofl sözlerinde de¤il, halk›n kavgas›nda, devrim için savafl›nda yafl›yor ve hep yaflamaya devam edecekler.

Say› 156 49 1 May›s 2005


kahramanlar ölmez 30 Nisan - 6 May›s fiehitlerimiz

M. Akif DALCI 1 May›s 1989 Devrimci Sol taraftar› bir iflçiydi. 1 May›s gösterisinde ‹stanbul fiiflhane’de polis taraf›ndan aç›lan atefl sonucu katledildi.

Yalç›n LEVENT 1 May›s 1996 Cephe taraftar›yd›. Kad›köy’de umudun kortejinde devrimin sloganlar›yla yürüdü. Mitingin da¤›l›fl› s›ras›nda kontrgerillan›n açt›¤› ateflte katledildi.

U¤ur Yaflar KILIÇ fiengül YILDIRAN 30 Nisan 1993 ‹stanbul Moda Semti’nde ö¤rencilerin kald›¤› bir eve düzenlenen polis bask›n›nda infaz edildiler. Silahs›z, savunmas›zd›lar ve ertesi gün 1 May›s alan›nda tafl›yacaklar› pankart› haz›rl›yorlard›. 1974 do¤umlu U¤ur, ‹.Ü.Veteriner Fakültesi ö¤rencisiydi. 1992’de ‹YÖ-DER içinde çal›flmaya bafllad›. Bir süre sonra yöneticilerinden biri oldu. fiengül, örgütlü mücadele ile 89-90 y›l›nda ‹.Ü.’de tan›flt›. DEV-GENÇ içinde yerald›. Gözalt›lar, tutsakl›klar yaflad›.

Büyük d ireniflte ölümsüzlefltiler Selma Kubat Saraçhane’de k›z›l 1 May›s 2004 bayraklar›yla büyük direniflin kararl›l›¤›n› 1 May›s alanlar›na tafl›yanlar, bir ölüm orucu direniflçisinin daha o gün flehit düfltü¤ünü ö¤rendi. O direniflçi Selma Kubat’t›. Selma Kubat, Malatya Arguvan Koyuncuköyü'nde 1978'de do¤du. Çiftçi bir ailenin çocu¤uydu. Lise y›llar›nda devrimcileri tan›d›. 1997'de Devrimci Gençlik Dergisi’nde çal›flmaya bafllad›. Tercihleri giderek netleflti ve gençlik hareketinde görev ve sorumluluklar üstlendi. Bu mücadele içinde defalarca gözalt›na al›nd›, iflkencelerden geçirildi. Son olarak, F tiplerine karfl› büyük direnifli desteklemek için Armutlu'da direnifle destek eylemi yaparken 13 Kas›m 2001'de gözalt›na al›n›p tutukland›. 10. Ölüm Orucu Ekibi’nde yerald›. 1 May›s günü Gebze Hapishanesi’nde bedenini tutuflturarak ölümsüzleflti; alevler içinde zafer iflaretleriyle selamlad› alanlardaki k›z›l bayrakl›lar›.

Mehdi ALKAN 2 May›s 1993 ‹stanbul’da 1 May›s gösterilerine kat›ld›ktan sonra Trabzon’a dönerken geçirdi¤i trafik kazas›nda yitirdik. 1975’te Tokat Zile’ye ba¤l› Karfl›yaka Köyü’nde do¤du. KTÜ Elektronik Müh. ö¤rencisi ve TÖDEF’li idi.

Öztürk ACAR‹ Salih KUL 30 Nisan 1988 ‹stanbul Okmeydan› Gürsel Mahallesi’nde kald›klar› ev polis taraf›ndan kuflat›ld›. Çat›flarak direndiler. Kurflun ve bombalarla katledildiler. Öztürk ve Salih, zor y›llarda önemli görevler üstlenen iki devrimciydi.

Soner GÜL Hüsamettin YAMAN 4 May›s 1992 ‹stanbul’da gözalt›na al›nd›lar ve bir daha onlardan haber al›namad›. Cerrahpafla T›p Fakültesi ö¤rencisi Soner ve ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencisi Hüsamettin, 80’li y›llar›n sonunda itibaren gençli¤in mücadelesi içinde yerald›lar. DEV-GENÇ’in çal›flmalar›na kat›ld›lar.

Serpil YILMAZ Ayten Yüksel KELEfi 4 May›s 1994 Dersim’in Pertek ‹lçesi’ne ba¤l› Ard›ç Köyü Karabay›r Mezras› ile Alt›nçevre Köyü yak›nlar›nda Devrimci Sol gerillalar›yla jandarma ve özel tim aras›nda ç›kan ve 15 saat süren çat›flmalar s›ras›nda flehit düfltüler. Serpil 1975, Dersim’e ba¤l› Çukur Köyü do¤umluydu.

Ercan GÜNDO⁄DU 6 May›s 1980 Aybast›’da bir göreve giderken faflistlerin kurdu¤u pusu sonucu flehit düfltü. 1957 do¤umluydu. Bir DEV-GENÇ’liydi. Okul, düzeniçi bir meslek de¤ildi onun istedi¤i. Doktorlu¤u de¤il, devrimi tercih etti. Kendini h›zla yetifltirdi. Do¤u Karadeniz sorumlulu¤una atand›.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook