Skip to main content

AdaletWeb137

Page 1

19 Aral›k’tan 17 Aral›k’a Katlederek, kaybederek, infazlarla, iflkencelerle, F tipleriyle, kan›tlad›lar kendilerini emperyalistlere... Kan dökerek “kredi” pazarl›klar› yapt›lar. Zulmederek “müzakere tarihi” al›yorlar...

Adalet Adalet

Ekmek ve

Haftal›k Dergi / Say›: 137 / Tarih: 19 Aral›k 2004 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.net Mail:info@ekmekveadalet.net

19-22 Aral›k; Sat›lan bizim ÜLKEM‹Z Pazarlanan bizim EME⁄‹M‹Z

Emekçiler, Vatanseverler; Sömürge bir ülkenin kurtuldu¤u, sömürge bir halk›n refaha, özgürlü¤e kavufltu¤u görülmemifltir! Yapaca¤›m›z tek fley ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› yükseltmektir

NE AMER‹KA, NE AVRUPA BA⁄IMSIZ TÜRK‹YE

Adalet

Ekmek ve

ISSN:

www.ekmekveadalet.net

info@ekmekveadalet.net

1304687X 132

Diri Diri Yakanlar Ve Yakt›ranlar Er Ya Da Geç Hesap Verecek


“Düzenlemeler AB tavsiyelerine uygun!” Uygulama da Nazi zihniyetine... Ceza ‹nfaz Kanunu Tasar›s›, iktidar›n Nazi zihniyetini a盤a ç›karan tart›flmalar›n ard›ndan TBMM’de kabul edilerek yasalaflt›. Önceki say›m›zda “Hücreleri Y›kaca¤›z” sayfam›zda bu tart›flmalara ayr›nt›lar›yla de¤inilmiflti. Ama AKP’liler sanki ›srarla “ne demokrat›, ne islamc›s›, biz buyuz” demek istercesine faflist yüzlerini sergilemeye devam ettiler. Bu tart›flmalardan daha ilginç olan› ise, Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in, AKP’nin Nazi kafas›n› ortaya ç›karan her tart›flman›n ard›ndan, tart›flmalar› “AB’ye uygun” diyerek kapatmaya çal›flmas›yd›. Çiçek, karfl›s›ndaki CHP muhalefetinin zay›f noktas›n› biliyordu. Bu ülkede “AB’ye uygun” denilince akan sular duruyordu. Bir fley “AB’ye uygunsa”, art›k o elefltirilemez, yanl›fl oldu¤u iddia edilemezdi!

Yeflil Kuflak islamc›s› Haluk ‹pek! Burjuva bas›na “Mecliste F Tipi Tart›flmas›” diye yans›yan görüflmelerde AKP`li Haluk ‹pek, F tiplerine ve tecriti elefltiren CHP’lileri “Konuflan arkadafllar› tan›yorum, belli yerlere mesaj vermek için yap›ld›¤›n› düflünüyorum” diyerek sindirmek istedi. CHP`lilerin “kime mesaj veriyormufluz?” sorusuna ‹pek’in verdi¤i cevap “komünizme karfl› cihad” ideolojisiyle flekillenmifl “yeflil kuflak” kafas›n›n ürünüydü. ‹pek, “F tipine kim karfl› ç›k›yorsa oraya mesaj veriyorsunuz. Eskiflehir Özel Tip Cezaevi zaman›nda kapat›ld›¤› için Türkiye çok a¤›r bedeller ödedi, cezaevleri örgütlerin eline geçti” diye konufltu. Sindirmenin, susturman›n kolay yolu; muhalif her düflünce, “terör örgütleriyle” iliflkili! Muhalif herkes

✹R ÇA⁄ DUYU

I U

ANMA 19-22 Aral›k fiehitleri Anmas›

Yer: Anadolu Kültür Merkezi - Rotterdam

komünist! AKP’liler, ABD’nin “yeflil kuflak” politikas›n› sürdürüyorlar. “Il›ml› islam” diye pazarlad›klar›n›n kökeni de ABD emperyalizminin her türlü muhalefeti “terör” diyerek sindirme politikas›n›n hizmetinde olmak de¤il mi zaten! AKP’li islamc›l›¤›n 1970-80’lerdeki rolleriyle, bugünkü rolleri aras›nda bir fark yok. Tart›flma, muhtemelen fazla teflhir olduklar›n› farkeden Cemil Çiçek`in yan›nda oturan ‹pek`e, “Bu kadar yeter art›k, kes bu tart›flmay›” diye f›s›ldamas›yla sona erdi.

Çürüterek öldürme politikas›n›n kan›t›: Ölüm döfle¤inde tahliye! Kanunun “sa¤l›k nedenleriyle tahliye”yi düzenleyen maddesinin görüflülmesi s›ras›nda, iflkencecileri korumakla ünlü Adli T›p Kurumu ‹stanbul 3`üncü ‹htisas Kurulu Baflkan› Doktor Nur Birgen, düzenlemeyi “ölüm döfle¤indeki hükümlü olarak” anlad›klar›n› belirtti. CHP`li Yüksel Çorbac›o¤lu, Adli T›p`›n, tedavisi imkans›z Korsakofflular aleyhine bile rapor düzenleyerek onlar›n hapishaneye konulmas›na yol açt›klar›n› hat›rlatarak bu yoruma karfl› ç›kt›. Cemil Çiçek ise “‹çerideyken hasta d›flar› ç›k›nca eylem koyuyor. Tabiat›yla devletimiz de bunlar› takip ediyor” sözleriyle Nur Birgen’e destek verdi. Zindanc› kafa iflte böyle düflünüyor. Bu kafan›n elinde bugün bir de tecrit silah› var. Bu kafaya göre, mesela kendi bafl›na yaflam›n› sürdüremez duruma gelmifl, hapishanede tedavisi imkans›z bir hastal›¤a yakalanm›fl olanlar, flayet henüz ayakta durabiliyorlarsa, “ölüm döfle¤inde” say›lmayacaklar› için tahliye edilemezler... Sonra ne olur ne olmaz, gidip d›flar›da bir “eyleme” kat›l›rlar... Apaç›k faflist zihniyetin ürünü olan tüm bu yasal düzenlemeler, “AB’ye uyum” ad›na yap›l›yor. AB de bütün bunlara onay veriyor. Tart›flmalar gözler önünde cereyan ediyor; insanlar› “en uygun” biçimde katletmenin yasalar› yap›l›yor... Ama iflte öyle de olsa herfley AB’ye uygun!

BAYRAMPAfiA HAP‹SHANES‹ ÖNÜNE ÇA⁄RI Kad›nlar›m›z›n diri diri yak›ld›¤›, evlatlar›m›z›n kurflunlarla bombalarla katledildi¤i Bayrampafla Hapishanesi önünde katledilen evlatlar›m›z› anmak, katilleri lanetlemek için toplanaca¤›z. 19-22 Aral›k Katliam›n› Yaflayanlar Anlat›yor... Gerçe¤in Tan›¤› Olmaya Ça¤›r›yoruz! Gerçe¤e sayg›s›, zulme öfkesi olanlarla Bayrampafla Hapishanesi önünde birlikte olal›m.

Tarih: 19 Aral›k Pazar Saat: 14:00 TAYAD Komite -Hollanda

24 Aral›k 1978; Kahramanmarafl Katliam›

Tarih: 19 Aral›k 2004, Saat :12.00

TAYAD'LI A‹LELER

Yukar›daki foto¤raf, 26 y›l öncesinin bir gazetesine ait. “Kahramanmarafl’›n içler ac›s› hali” diye özetlemifl durumu. Marafl yak›l›p y›k›lm›fl. Yak›l›p y›k›lmas›n› seyreden de yine enkaz›n bafl›na asker diken ordudan ve polisten baflkas› de¤ildi. Bu ülkede akan her damla halk›n kan›ndan oligarflinin devleti sorumludur. Ya kendileri katlettiler, ya da faflistlere, islamc›lara katlettirdiler. Marafl’ta MHP’li faflistleri sald›lar halk›n üzerine, Sivas’ta islamc›lar›... Gazi’de, 19 Aral›k’ta ise do¤rudan devletin ölüm mangalar›n› kulland›lar. Marafl’ta oligarflinin “mafla”lar› iflbafl›ndayd›. Faflistler ve gericiler, dört gün boyunca yak›p y›kt›lar Marafl’›. Yüzlercesini yaralay›p, iflkenceden geçirip yüzün üzerinde insan› öldürdüler. Dört gün boyunca polis katliamc›lar›n yard›mc›s›yd›

Ekmek ve

Adalet

zaten, ordu ise, katliam›n tamamlanmas›n› bekledi. Baflbakanl›k koltu¤unda Ecevit vard›. Sivas’ta oldu¤u gibi, CHP’nin bu sald›r›y› durduraca¤›n› beklemiflti Alevi halk›. Oysa, Marafl’ta yak›l›p y›k›lan yerler içinde CHP binas› ve CHP’lilere ait evler ve iflyerleri de vard› ve iktidardaki CHP, katliam› durdurmak için k›l›n› k›p›rdatmad›. Katliam›n hemen öncesindeki Marafl Valisi, bugünkü AKP hükümetinin ‹çiflleri Bakan› Abdülkadir Aksu’ydu. Bugünkü AKP kadrolar›n›n bir ço¤u, o gün ABD’nin politikalar› do¤rultusunda sürdürdükleri “komünizme karfl› cihad”›n bafl›ndayd›lar. “Cihad” ad›na halk› katlediyorlard›. AB’ye girmeyi savunan oligarflinin kadrolar› iflte böyle bir politikan›n sahipleridir. Ama daha ilginç olan oligarflinin AB’ye karfl› olan kesimleri de bu

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.net

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Pembe Özlem OLGUN Genel Yay›n Yönetmeni: Gülizar Kesici Adresi: ‹nebey Mahallesi Küçük Langa Caddesi No:29 C-26 Akflahin Pasaj› Aksaray-Fatih-‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks: 0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama ISSN: 1304 687X Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

katiller hala kan›m›z› dökmeye devam ediyor katliam›n failleri içindedir. AB’yi savunurken de, AB’ye karfl› ç›karken de halk› katletmek ve sindirmek, susturmak konusunda hemfikirdirler. Marafl katliam›nda 210 ev, 70 iflyeri tamamen yak›l›p y›k›ld›, sol partiler, kitle örgütleri tahrip edildi, resmi ölü say›s› 111 olarak aç›kland›. Ancak resmi aç›klamadan sonraki günlerde bile tarlalarda, yol kenarlar›nda onlarca ceset bulunmaya devam ediyordu. Katiller yarg›lanmad›; onun yerine halka ve devrimcilere karfl› s›k›yönetim ilan edildi. Bunlar› unutal›m istiyorlar; Halk bunlar› unutsun ki, bu ülkeyi kimin nas›l yönetti¤inin fark›nda olmas›n, düzen politikac›lar›n›n günü birlik demagojileriyle aldat›labilsin. Aldanmamak için Marafl’› unutma! Düzenin gerçek yüzünü halka anlatmak için Marafl’› unutturma!

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.net

Bürolar›m›z Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Yap›verlag Florastr. 77 50733 Köln Tel: 0049 221 453 87 60 0049 221 221 87 61 Tel-Faks:0 466 351 42 08 ‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Faks:0049 221 453 87 62 Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 Adana- ‹nönü Cad. Örnekler Apt. No:5 Kat:5 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Tel-faks: 0 322 363 32 09 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Kat:1 No:43 Tel: 0 422 323 24 77 Tel-faks: 0 312 419 27 38 Mersin- Bahçe Mah. 4604 Sk. Tütüncü Apt. Kat: 1/6 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: Samsun- 19 May›s Mah. Talimhane Cad. Albayrak ‹flhan› NO:24 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18 Kat:2 Daire:9 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Bursa- Sakarya mah. Uluyol cad. Ayd›n ‹flhan›-2 No: 24 Kat: 2 Trabzon- Düzenli Ulusoy ‹fl merkezi Çömlekevi Yokuflu Daire: 2 Osmangazi/Bursa No: 42 Trabzon Tel-faks: 0 462 321 14 80 Tel-faks: 0 224 224 93 97


Ekmek ve Adalet Say› 137 ‹çindekiler

3... 5... 8... 12... 14... 15...

16... 17... 18... 19... 20... 23... 24... 26... 28... 31... 32...

35... 36... 38... 39... 41... 44... 45... 46... 49... 50...

19 Aral›k’tan... 17 Aral›k’a 17 Aral›k bayram de¤il KATL‹AM ‹Ç‹N GELD‹LER 19 Arül›k flehitlerinin aileleri konufluyor Direnifl Park›’n›n ziyaretçileri 3. Uluslararas› Tecritle Mücadele Sempozyumu bafllad› E¤itim-Sen davas› da AB’ye endeksli Faflizmin, suçunu gizleme oyunu Dava dosyas› ‘Suç Delili’ oldu Açl›k grevindeyiz TAYAD Hapishaneler Raporu “De¤il ömür boyu, assan›z inanc›m›z› yitirmeyiz!” 6 CEVABIMIZ VAR Herfley generallerin bilgisi dahilinde ‹stanbul Üniversitesi’nde faflistler bar›namayacak! Topraklar›m›z Amerikan üssü Küreselleflmenin ve küre selleflme savunucular›n›n iflas› Filistin halk› teslimiyete izin vermez ‹flbirlikçi “fiii” ittifak› seçim oyununda ‘Felluce halkt›r halk yenilmez’ Bir ilan›n verdi¤i siyaset dersi At›l›m’›n hayaller dünyas› ve öncülük krizi J‹TEM’de ‹fiKENCE Polis devleti manzaralar› 19-22 Aral›k flehitlerimiz Kahramanlar ölmez ‹ade politikas› faflizmle iflbirli¤idir

19 Aral›k’tan... 17 Aral›k’a 19 Aral›k katliamlar›yla gelindi 17 Aral›k’ta “müzakere” tarihi almaya. Oligarflinin iktidar›, katliamlarla, IMF programlar›n› uygulamak, ülkemizi emperyalist talana açmak ve halk muhalefetini ezmek konusundaki “kararl›l›¤›n›” gösterdi. Emperyalist efendilerine katlederek güven verdi. E¤er bugün emperyalistler Türkiye’yi AB içine alma plan›n› uyguluyorlarsa, bu ülkemizdeki iflbirlikçi iktidarlar›n emperyalizme sadakatine ve halk düflmanl›¤›na güven duymalar›n›n sonucudur. AKP iktidar›, esas olarak iki noktadaki politikalar›yla emperyalizme bu güveni vermifltir. Birincisi, emperyalistlerin her istedi¤ini ikiletmeden yapaca¤›, ikincisi, devrimcileri yok etmek, halk›n muhalefetini bast›rmak için tüm bask› terör yöntemlerini kullanaca¤› güvencesidir bu. 19 Aral›k olmasayd›, 17 Aral›k da olmazd›. Bu iliflki, sadece 19 Aral›k ve 17 Aral›k’a özgü de de¤ildir. Emperyalizme ba¤›ml›l›k sürecinin tümüne bu mant›k hakimdir. Emperyalistlerle yap›lan tüm kapsaml› ekonomik-siyasi anlaflmalar›, devrimcilere karfl› sald›r› dalgas› izlemifltir. 24 Ocak kararlar›n› 12 Eylül cuntas›n›n takip etmesi bunun en karakteristik örneklerinden biridir. Daha gerilere de gidebiliriz; 1950’li y›llar›n bafl›nda Truman Doktrini’nin, Marshall Plan›’n›n ülkemizde uygulanmaya bafllanmas›n›, emperyalizm iflbirlikçisi Ba¤dat Pakt›’n›n kurulmas›n› “büyük komünist tevkifatlar›” izlemifltir... Yak›n tarihimize gelelim; 1994’te IMF’nin iste¤iyle al›nan “5 Nisan Ekonomik Kararlar›”n›n ilan edilmesiyle, devrimci örgütlenmelere yönelik sald›r›lar da yo¤unlaflm›flt›r. Çünkü oligarflinin yoksullaflt›rma politikalar›na karfl› “Açl›¤a ve zulme karfl› aya¤a kalk!” ça¤r›s›n› yapan, emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› dalgaland›ran devrimcilerdir. Binlerce insan›m›z› infaz ettiler; AB üyeli¤i süreci iflliyordu. Onbinlerce insan faili meçhullerle, kay›plarla yok edildi; AB süreci yine iflliyordu. ‹flkencehaneler har›l har›l çal›fl›rken, AB süreci yine iflliyordu. Meydanlarda coplar inip kalkarken, sendikal› iflçiler iflten at›l›rken, gençli¤in, gecekondulular›n dernekleri kapat›l›rken, AB süreci hep iflliyordu. AB’nin Türkiye’yi “tam üye” olarak içine ne zaman al›p almayaca¤› sürekli bir tart›flma konusudur. Ama bu tart›flma, hep eksik olgularla yap›lan bir tart›flmad›r. Ülkemizin nüfusunun fazlal›¤›, iflsizlik oran›n›n fazlal›¤›, oligarflik yap›n›n istikrars›zl›¤›, bütün bunlar AB’nin Türkiye’yi ne zaman “tam üye” yap›p yapmayaca¤›nda etkilidirler. Ancak en az bunlar kadar önemli, hatta belirleyici bir di¤er faktör, Türkiye’nin “devrime gebe” bir ülke olmaktan ç›kar›lmas›d›r. AB, “devrime gebe” bir Türkiye’yi hiçbir zaman içine almayacakt›r. Bir ülkeyi “devrime gebe” olmaktan ç›karmak ise, emperyalist tekeller aç›s›ndan ekonomik, siyasi istikrar› sa¤lamak, bunun için de muhalefeti ezmek, düzen içine çekmek, düzen içine çekilmeyi reddedenleri de yok etmekten geçer. 19 Aral›k’la, F tipleriyle, hayat›n her alan›n› kuflatan tecrit politikas›yla, sendikalar› fiilen tasfiye eden kölelik yasalar›yla yap›lmaya çal›fl›lan iflte budur. Emperyalizmin dikte etti¤i politikalar, hiçbir yerde halk›n direnifli k›r›lmadan, halk›n örgütlülükleri yok edilmeden tam manas›yla uygulanamaz. Bu nedenle biz y›llard›r “AB’ye uyum süreci”nin ayn› zamanda devrimci örgütlenmelerin yok edilmesi, halk örgütlülüklerinin tasfiyesi süreci oldu¤unu söyledik. AB’yi “düflünce ve örgütlenme özgürlü¤ü” olarak görenler, büyük bir yan›lg› içindeydiler. Avrupa emperyalist ülkelerinde, düzene karfl› alternatif olma iddias›n› tafl›yan, emper-


yalist politikalara karfl› direnen düflünce ve örgütlenmelere özgürlük yoktur. AB’nin “düflünce ve örgütlenme özgürlü¤ü”nün s›n›r›, düzen içi düflünce ve örgütlenmeleri kapsar. Düzen d›fl› düflünce ve örgütlenmelere gelindi¤inde o “genifl demokrasi”nin s›n›rlar› bitiverir. Kendi burjuva demokrasileri içinde bile düzene alternatif düflünce ve örgütlülükler karfl›s›nda bask›, yasak politikas› izleyen emperyalistlerin, devrim tehlikesinin her zaman daha fazla gündemde oldu¤u yeni-sömürgelerinde “burjuva demokrasisini” uygulayaca¤›n› beklemek hayalciliktir. Emperyalizmle oligarfli aras›ndaki iliflkinin temelinde, oligarflik iktidar›n emperyalizme, “devrimi engelleme güvencesi” vermesi vard›r. Emperyalistler bu güveni duymad›klar› hiçbir iktidar› desteklemezler. Veya bir baflka aç›dan ifade edersek, emperyalistlerin iflbirlikçi iktidarlara verdikleri ekonomik, siyasi, askeri deste¤in as›l amac›, devrimi engellemektir. Devrimciler olmayacak! Sosyalizm diye bir alternatif olmayacak! ABD, AB ve oligarfli aras›nda bu konuda hiçbir ayr›m, çeliflki yoktur. AB bayra¤› alt›nda sosyalistli¤ini “özgürce” savunabilece¤ini, özgürce devrimi örgütleyebilece¤ini umanlar, sananlar, ancak “AB sosyalisti” olabilirler. AB sosyalisti, lafta sosyalisttir; özünde kapitalizmi savunur. Kapitalizmin biraz “sosyallefltirilmesi”nden yanad›r, muhalifli¤i de bununla s›n›rl›d›r. Biz böyle bir sosyalistli¤i kabul etmedi¤imiz için katlediliyoruz. Dünya halklar›, bu adaletsizli¤e, bu yoksullu¤a, bu zorbal›¤a mahkum de¤ildir dedi¤imiz ve tüm bunlar›n alternatifi olarak ba¤›ms›zl›k, sosyalizm kavgas›n› sürdürdü¤ümüz için katlediliyoruz. 17 Aral›k’ta imzalanan belgelerin alt›nda bizim kan›m›z var. 17 Aral›k’a uzanan süreç, onbinlerce devrimcinin, yurtseverin, demok17 Aral›k’ta imzalanan belgelerin rat›n ve nihayetinde F alt›nda bizim kan›m›z var. 17 tiplerinden ç›kan 117 Aral›k’a uzanan süreç, onbinlerce tabutun üzerinde yükdevrimcinin, yurtseverin, selmifltir. Avrupa emdemokrat›n ve nihayetinde F peryalizminin liderletiplerinden ç›kan 117 tabutun riyle Tayyip Erdoüzerinde yükselmifltir. ¤an’›n birlikte verdikleri samimi pozlar, Türkiye’ye müzakere tarihi Avrupa emperyalizverilmesini, Türkiye’nin “tam minin 19-22 Aral›k üyeli¤ini” alk›fllamak iflte bu katliam› karfl›s›ndaki anlamda, 19 Aral›k’›, 19 Aral›k- sessizli¤ini de, F tiplelar’› alk›fllamak gibidir. Herkes rindeki tecrite onay›n› durdu¤u yeri gözden geçirmelidir. da aç›klamaktad›r. S›-

n›flar gerçe¤i son derece aç›kt›r bu foto¤raflarda. Bu gerçe¤e gözlerini kapay›p hala o samimi pozlarda “Türkiye’nin demokratikleflmesini” görmekte ›srar etmek, siyasi körleflmedir. 17 Aral›k metinlerini imzalayanlar aras›nda halklar›n ittifak yapabilece¤i güçler yoktur; tam tersine, o metinleri imzalayarak Türkiye’nin emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n› pekifltirenler, köleli¤imizi yeni halkalarla sa¤lamlaflt›ranlar, halklar›n kendi iktidar› için savaflmas› gereken güçlerdir. 17 Aral›k’la birlikte Türkiye devriminin antiemperyalist niteli¤i daha da pekiflmifltir. Bu ülkede sürdürülecek bir devrim mücadelesi, Amerikan emperyalizmi, Avrupa emperyalizmi ve iflbirlikçi oligarflik iktidar blokuna karfl› sürdürülmek zorundad›r. Emperyalistler aras›ndaki, emperyalistlerle oligarfli aras›ndaki çeliflkilerden yararlan›labilir, buna dönük politika ve taktikler gelifltirilebilir, fakat bütün bunlar, belirtti¤imiz karfl›-devrimci bloka karfl› savafl gerçe¤ini de¤ifltirmez. Sömürü ve zulüm bu blok taraf›ndan gerçeklefltirilmektedir. Ülkemizdeki ulusal, s›n›fsal tüm bask›lar›n, gelir adaletsizli¤inin, insan haklar› ihlallerinin sosyal temeli, emperyalizm-oligarfli blo¤udur. Sömürüye ve zulme karfl› olanlar, halktan yana olanlar, mücadelelerinin hedefine bu bloku koymak zorundad›rlar. Mücadele iflte bu nedenle anti-emperyalist, anti-oligarflik nitelikte olmak zorundad›r. Mücadelenin anti-emperyalist niteli¤ini sadece anti-ABD olarak kavramak, art›k daha vahim bir yan›lg› olacakt›r. Halen ülkemizde belirleyici olan Amerikan emperyalizmi olsa da, mücadelenin Avrupa emperyalizmine karfl› olan boyutu, ihmal edilemez. Bu boyutu ihmal edenler, hatta yok sayanlar, reformizm cephesindedir. Bu yok say›fl, hayat›n her alan›nda kendini gösterecektir. F tiplerine Avrupa emperyalizminin deste¤inin netleflmesiyle beraber F tiplerine karfl› mücadeleden vazgeçmek, bunun kendini gösterdi¤i alanlardan sadece birisidir. Anti-emperyalizmi do¤ru kavramayanlar, giderek emperyalizmin “terör” demagojisinin etkisi alt›nda halklar›n hakl› ve meflru mücadelesine karfl› ç›kar noktaya gelirler. ‹flgalleri, katliamlar›, infazlar› “meflru” görme anlay›fl› geliflir. Bu noktaya gelifl ise sol olmaktan, halklar›n cephesinde olmaktan ç›k›flt›r. Türkiye’ye müzakere tarihi verilmesini, Türkiye’nin “tam üyeli¤ini” alk›fllamak iflte bu anlamda, 19 Aral›k’›, 19 Aral›klar’› alk›fllamak gibidir. Herkes durdu¤u yeri gözden geçirmelidir.


Devrimcilerin 30 y›l önce söyledikleri tekrar tekrar kan›tlan›yor: Avrupa Birli¤i ORTAK, biz PAZAR!

17 Aral›k Bayram De¤il, Türkiye’ye Vurulmufl Zincire Eklenen Yeni Bir Halkad›r

Siz bu sat›rlar› okudu¤unuzda 17 Aral›k’ta AB Zirvesi’nden ç›kacak karar netleflmifl, aç›klanm›fl olacak. Dergimiz yay›na haz›rlan›rken, görüflmelerin son etaplar› yap›l›yordu. Ancak birkaç nokta d›fl›nda, Avrupa emperyalizmi ve iflbirlikçi oligarfli aç›s›ndan 17 Aral›k’›n ne anlama geldi¤i, sürecin nas›l geliflece¤i bellidir. Ülkemiz emperyalizm taraf›ndan kuflat›lm›flt›r. Tank›yla topuyla de¤il ama iflbirlikçileri arac›l›¤›yla iflgal edilmifltir. Emperyalistlerle her yeni anlaflma, bu iflgali derinlefltiriyor. 17 Aral›k’la bafllayacak süreç, ülkemize zincir üstüne zincir vurulacak bir süreçtir. Devrimciler, daha 1980 öncesinde o zaman ad› AET (Avrupa Ekonomik Toplulu¤u) olan emperyalist birli¤e girme görüflmeleri yap›l›rken “AET Ortak, Biz Pazar” slogan›yla gerçe¤i ortaya koymufllard›r. Süreç, bu gerçekten bir milim sapma olmadan sürmektedir. 17 Aral›k öncesinin tart›flma konular›n› tek tek aktard›¤›m›zda bu daha da somut görülecektir. Tersini iddia edenler, bunu ülkemiz ve halk›m›z için bir “geliflme” gibi sunanlar, gelecekte yaln›zca mandac›lar, vatan hainleri olarak an›lacaklard›r. Bunlar›n bafl›nda da AKP geliyor.

AKP riyakarl›¤›: AB’ye baflka, halka baflka AB’ye: “Ordumuzla, ucuz iflgücümüzle hizmetinizdeyiz” Halka: “Gerekirse ipleri kopar›r›z” AKP, 17 Aral›k’ta emperyalist liderlerin aç›klayaca¤› metin ne olursa olsun, bunu kendisinin bir zaferiymifl gibi sunmaya haz›rlan›yor. AKP’nin 17 Aral›k öncesi tüm senaryosu buna göre flekillendi. 17 Aral›k’ta aç›klanacak metinde olmayaca¤› belli olan konular “flu olursa kabul etmeyiz” denilerek ucuz efelik taslam›fllar,

“Anlaflma” yok, eflit güçlerin görüflmesi yok... teslimiyet var!

“k›rm›z› çizgiler” ilan etmifllerdir. Senaryonun bu bölümü, Türkiye halk›n› aldatmak, emperyalistlere teslimiyeti perdelemek içindi. Senaryonun Avrupa k›sm›nda ise, Tayyip Erdo¤an tam tersi fleyler söylüyordu. Avrupa gazetelerine “Avrupal› dostlar›ma” bafll›¤›yla verdi¤i ilanda söyledikleri flunlard›: “Dün NATO içinde, özgürlük ve demokrasi ilkeleri için evlatlar›m›z›, Avrupa’n›n evlatlar› ile omuz omuza ölümü göze alarak savafllara gönderdik...” “Türkiye’nin genç nüfusunun, ekonomik dinamizminin, AB ekonomileri için bir avantaj haline gelece¤inden flüphe duymuyorum.” Bu ilan›n tercümeye ihtiyac› yok. Alenen askeri ve ucuz iflgücünü pazarl›yor Tayyip. Askerlerimizi sizin ç›karlar›n›z için savaflt›r›r›z, genç nüfusumuzu da istedi¤iniz gibi çal›flt›r›p sömürün... Bir hükümet için, bir ülke ve halk için bundan daha büyük bir afla¤›lanma düflünülemez. Gerekti¤inde ipleri kopar›r›z diyen biri, böyle mi ilan verir, böyle mi yalvar›p AB emperyalistlerine kendini kabul ettirmeye çal›fl›r? Ya halka, ya AB’ye yalan söyledikleri kesindir.

‹flbirlikçilerin “k›rm›z› çizgisi” olmaz! AKP MYK toplant›s›nda flu karar al›nm›fl: “Olmazsa olmazlar›m›z var. K›rm›z› çizgilerimizi ihlal eden bir karar ç›kmas› halinde gerekirse ipleri kopar›r atar›z.” Peki nedir AKP’nin k›rm›z› çizgileri? Asl›nda onlar da belli de¤ildir. K›rm›z› çizgilerimiz flunlard›r diye aç›klayabildikleri bir fley yoktur. En “kesin”(!) konufltuklar› “K›br›s Rum Kesimi”nin tan›nmas› konusudur. O konuda da emperyalistlere flu cevab› veriyor Tayyip Erdo¤an: “fiu aflamada tan›yamay›z...” Bunun anlam› aç›kt›r, bize biraz zaman verin, tan›r›z... fiuras› kesindir; ‹flbirlikçilerin “k›rm›z› çizgisi” olamaz; AKP’nin gerekirse ipleri kopar›r›z” diye esip gürleyifli fostur. AKP’nin Kuzey Irak’taki k›rm›z› çizgilerinin nas›l pas pas yap›ld›¤›n› tüm dünya gördü. En az 10 y›l, 15 y›l sürece¤i belirtilen “müza-

Say› 137 5 19 Aral›k 2004


kereler” boyunca da benzer çok sahneye tan›k olaca¤›z; karfl›l›kl› pazarl›klar ve manevralar yap›lacak. Ama iflbirlikçi oligarflinin temsilcileri, bir anl›¤›na bile masadan kalkma cüreti gösterseler de, üç gün sonra emperyalizmin onlar› süklüm püklüm masaya oturtaca¤› bellidir. Herfleyiyle bu kadar emperyalizme muhtaç hale gelmifl bir düzenin emperyalizmle “ipleri koparma”s› ihtimaller aras›nda bile de¤ildir.

AB’li masallar bafllamadan bitiyor!

Say› 137 6 19 Aral›k 2004

17 Aral›k karar›n›n en tart›flmal› üç maddesi flunlard›: 1) Müzakere sürecinin ucunun aç›k olup olmamas›. 2) “Serbest dolafl›m, yap›sal politikalar ve tar›m alan›nda Türkiye’ye kal›c› k›s›tlamalar getirilmesi”. 3) K›br›s’›n tan›nmas›. AB’ye üyelik sürecine paralel olarak ülkemize akacak Eurolar’›n hayalini kuruyordu iflbirlikçiler. Genifl kitleler de, kendilerine bir kurufl bile düflmeyecek bu büyük Euro ak›fl›n›n beklentisine sokularak AB taraftar› yap›lm›fllard›. fiu cümle, gazetelerde, televizyonlarda belki binlerce kez yaz›l›p söylendi; “Yunanistan

IMF’yle Yeni Stand-by Anlaflmas› Haz›r Abdullah Gül: “Türkiye’nin AB’de elini

güçlendirmek için IMF’yle anlaflmay› 17 Aral›k’tan önce aç›klad›k.”

IMF, Amerikan ve Avrupa Emperyalizmidir Devlet Bakanı Ali Babacan ve IMF Türkiye Masası fiefi Rıza Moghadam, IMF ile 3 yıllık yeni Stand-by için yapılan görüflmelerin mutabakatla tamamlandı¤ını açıkladılar. Bu mutabakata göre, üç y›l için Türkiye IMF’den 10 milyar dolar borç verilecek. Ama bu borcun flart› ise, IMF’nin verece¤i paran›n sadece “d›fl borç ödemelerinde kullan›lmas›.” 2005 y›l›nda 17.5 milyar dolar, 2006 y›l›nda ise 11 milyar dolar d›fl borç ödemesi yap›lacak. Yani IMF’den al›nacak para, hiçbir biçimde kullan›lamadan tekrar IMF’ye verilecek. K›skaç, iflte böyle bir k›skaç. IMF’nin flartlar›, sadece paran›n borç ödeme için kullan›lmas› da de¤il; ayr›ca Sosyal Güvenlik ve Bankac›l›k Kanunlar›’n›n da istedikleri gibi ç›k-

AB’ye üye olmufl, AB’den Yunanistan’a milyarlarca Euro ak›t›lm›flt› ve flimdi Yunanistan’›n milli geliri, Türkiye’nin milli gelirinin kaç kat› olmufltu...” Masal buydu. ‹fl prati¤e gelince, masal›n o kadar da pembe olmad›¤› görüldü. AB bütçesinin yar›s› daimi olarak tar›ma ayr›lm›flt›r; ve Yunanistan’a akt›¤› söylenen Eurolar’›n büyük bölümü de bu bütçedendir. Oysa AB’nin, serbest dolafl›m, yap›sal politikalar ve tar›m alan›nda Türkiye’ye kal›c› k›s›tlamalar getirmesi demek, “Eurolar’a bo¤ulaca¤›z” masal›n›n da sonudur. Daha önceki AB üyelerine belli ölçülerde verilen tar›m kredileri, Türkiye’ye verilmeyecektir. Emperyalistler bu oyunu iyi bilirler. Oyalar, oyalar ve sonunda sadece al›r, bir fley vermezler. Al›p bafl›n› istedi¤in Avrupa ülkesine gitme masal› da “kötü son”la bitiyor! Türkiye’ye konulan k›s›tlamalar›n en önemli bafll›klar›ndan biri de “serbest dolafl›m”a getirilen k›s›tlama. 10 milyona yak›n iflsizi olan bir ülkeye “serbest dolafl›m” hakk›n› kim sa¤lar? Bunun sa¤mas›n› istiyorlar. IMF yönetimi yeni anlaflmaya, ancak o takdirde onay verecek. IMF, belirleyici olarak ABD’dir; ama ayn› zamanda Avrupa emperyalizmidir. AKP tükürdüklerini yalamaya devam ediyor. Seçimler boyunca IMF’yle pazarl›k yapaca¤›z, mevcut anlaflma bitince yenisini yapmayaca¤›z diyen AKP, üç y›l› daha ipotek etti. Anlaflmay› haz›rlayan Babacan, "AAmac›m›z, 3 y›l›n sonunda yeniden IMF kaynaklar›na baflvurma ihtiyac› olmamas›d›r” diyordu. Bu sözü Türkiye halk›, her IMF anlaflmas›ndan sonra duymufltur. Daha da çok duyacakt›r. Soyguncunun bir aya¤› Avrupa. Abdullah Gül’ün hemen Stand-by Anlaflmas›’n›n 17 Aral›k öncesine yetifltirilmesi konusundaki demeci, IMF arac›l›¤›yla uygulanan soygun politikas›nda AB emperyalistlerinin rolünü de gösteriyor. IMFnin halk›m›zdan çald›klar›n›n bir k›sm› Amerikan emperyalizmine, öteki k›sm› da Avrupa emperyalizmine gidiyor. AB liderleri, 17 Aral›k’ta iflkencelerin, infazlar›n durup durmad›¤›na bakm›yor, ama Stand-by’›n haz›r olup olmad›¤›na bak›yor. Asl›nda sadece bu gerçek bile, AB üyeli¤iyle “refah, ifl” bekleyenlerin ne büyük bir yan›lg› içinde oldu¤unu da gösteriyor. Özellefltirmeyi isteyen, kölelik yasalar›n› ç›kartt›ran, ülkemizi talan eden, bizi soyan, yoksullaflt›ran AB’den baflkas› de¤il ki!


lanmayaca¤› bafltan beri belliydi. On y›l önce Gümrük Birli¤i Anlaflmas›’na imza konuldu¤unda k›sa sürede serbest dolafl›m›n sa¤lanaca¤› propagandas› yap›l›yordu... ‹ktidarlar ve burjuva medya, bu konuda da bile bile aldatm›fllard›r halk›. Türkiye halk› içinde “AB’ye girmekten yana olanlar›n oran›” iflte bu yalanlarla art›r›lm›flt›r. Tezgah›n›n bafl›ndaki seyyar sat›c›n›n, “AB’yi istiyor musunuz?” sorusuyla uzat›lan mikrofona “tabii girelim, bizim de bir iflimiz olur hiç de¤ilse” demesini sa¤layan büyük bir yalan propaganda dönemi yaflad›k. Bu propaganda halen de sürüyor. Fakat masal›n da sonu geliyor.

“AB’ye üyelik” süreci, demokratikleflme de¤il, ba¤›ml›laflma sürecidir Emperyalistlerle yap›lan tüm anlaflmalarda oldu¤u gibi, 17 Aral›k’›n sonucu da bir “tiyatro”yla sunulacakt›r halka. “‹stedi¤imizi ald›k” denilecektir. Üç ay önce aç›klanan rapor karfl›s›nda Türkiye’de hükümetin ve medyan›n pompalad›¤› “sevinç” havas›, AB’de bile flaflk›nl›kla karfl›lanm›flt›. Mesele emperyalizme teslimiyeti ve iflbirlikçiliklerini gizlemektir. 17 Aral›k sonras› oynanacak tiyatroyu M. Ali Birand oldukça aç›k tasvir etmifltir: “Karar kesinlefltikten sonra, iflin en önemli yan› (bunu ben aktörlü¤e de benzetirim), yani sonucu kamu oyuna satma süreci bafllayacak. Baflbakan›n bas›n merkezindeki aç›klamas›, hayati derecede önemli olacak. Umar›m, iflin içeri¤i kadar tiyatro yönüne de gereken ihtimam gösterilir. Zira unutmayal›m ki, Uluslararas› iliflkilerde tiyatronun yeri, bazen içerikten dahi önemlidir.” (Posta, 16 Aral›k 2004) Gümrük Birli¤i Anlaflmas› imzaland›¤›nda da Çiller hükümeti, neredeyse o günü bayram ilan ettirecekti. fiimdi tekelci burjuvazi bile, Gümrük Birli¤i Anlaflmas›’n›n “tek yanl›” imzalanmas›n›n Türkiye’nin aleyhine oldu¤unu söylüyor. Ama tiyatro bitmiyor. 17 Aral›k’la “demokratikleflme efli¤ini aflt›k”, “cumhuriyetin demokratikleflmesi süreci bafllam›flt›r” diye düflünenler, yan›ld›klar›n› halk›n akan kan›yla, büyüyecek sefaletle göreceklerdir. AB’yi ABD’ye karfl› “daha demokratik” bir güç olarak gördü¤ü için AB’yi destekleyenler, emperyalizmi tan›m›yorlar. ABD’nin kendi “aleyhine” olacak bir geliflmeyi desteklemesi düflünülebilir mi? Oysa bilindi¤i gibi ABD, Türkiye’nin AB’ye üyeli¤ini hep desteklemifltir. ABD’nin gerekçesi bellidir. Atlantik Konseyi ad›na, Morton Abramowitz taraf›ndan haz›rlanan

Gençlik uyar›yor: ”bofl hayaller peflinde sürüklenmeyin!” Onlar 1968’de “Yaflas›n Tam Ba¤›ms›z Demokratik Türkiye” slogan›yla yürüyen, 1970’li y›llar boyunca anti-emperyalizm bayra¤›n› dalgaland›ran devrimci gençli¤in mirasç›s›yd›lar. Ankara Gençlik Derne¤i, 15 Aral›k’ta “Kahrolsun Avrupa Emperyalizmi”, “Ba¤›ms›z Türkiye” slogan›yla AB Türkiye Temsilcili¤i önündeydiler. Dernek üyeleri ad›na konuflan Didem Akman “y›llard›r burjuva ideologlar›n›n, iflbirlikçi tekellerin demokratiklefliyoruz yaygaralar›yla bir AB hayali yarat›ld›¤›n›, halk›n o hayalin peflinden sürüklendi¤ini” belirterek, çözümün AB’de de¤il, ba¤›ms›zl›kta, halklar›m›z›n birli¤inde ve örgütlü mücadelesinde oldu¤unu vurgulad›. bir raporda “AB üyeli¤inin alternatifinin, Türkiye'nin Bat›'dan uzaklaflmas›, iç ve bölgesel nedenlerle istikrars›zl›¤a sürüklenmesi oldu¤u, bunun da ne AB’nin, ne ABD’nin yarar›na olmad›¤›” belirtiliyor ve sonuç olarak flöyle deniyordu: “AB ve ABD'nin ‘Büyük Ortado¤u Projesi’ kapsam›nda Türkiye arac›l›¤›yla ortak çal›flmas› gereklidir...” Yani ABD, AB’ye diyor ki, sen kendine iyice ba¤la, birlikte kullan›r›z. “‹yi kötü bir demokratikleflme oldu, olacak” diyerek bu süreci meflrulaflt›ranlar, en az AKP kadar emperyalizme ba¤›ml›laflman›n gizlenmesinden, bunun “olumlu” bir fley gibi sunulmas› aldatmacas›ndan sorumludurlar. O, “iyi kötü demokratikleflme” dedikleri yasalar da, faflizmin hizmetinde olacakt›r, kimse bunu unutmas›n. Demokrasiyi, halk›n ç›karlar›n› düflünenlerin yapaca¤› tek ça¤r›, ba¤›ms›zl›¤a ça¤r›d›r.

Say› 137 7 19 Aral›k 2004


Katliamc›lar yarg›lans›n Tecrite son

19 Aral›k katliam sald›r›s›na iliflkin belgeler, anlat›mlar, operasyonun yap›l›fl biçimi ve daha birçok geliflme, bu operasyonlar›n “F tiplerine sevk” amac›ndan önce, katliam amac› tafl›d›¤›n› ortaya koymaktad›r. Elbette bununla, “sevk bahaneydi” demiyoruz. Ancak aslolan katliamla yap›lacak bir sevkti. Buna göre haz›rland›lar ve operasyonu da buna uygun yapt›lar. Çünkü tek bafl›na F tiplerine sevk, oligarflinin o günkü koflullarda vermek istedi¤i mesaj› do¤rudan vermiyordu. Böyle büyük bir katliamla hem halka hem de devrimcilere gözda¤› verilmek istendi. 19 Aral›k, hukukla de¤il, kan dökerek yöneten bir devletin operasyonudur. Burada k›saca hat›rlataca¤›m›z belgeler bu gerçe¤i kan›tlamaktad›r. Ve bugünkü iktidar tüm “demokrasi, hukuk” söylemlerine karfl›n iflte bu katliam› sahiplenmekte ve sürdürmektedir. Planl› katliam›n üzerini örtmek için söyledikleri yalanlar›n, terör demagojilerinin üzerine büyük bir gürültüyle çöken gerçekleri yeniden hat›rlayal›m.

19-22 Aral›k 2000

KATL‹AM ‹Ç‹N GELD‹LER Say› 137

19 Aral›k katliam›n›n hemen ard›ndan ambulanstan indirilen Birsen Kars, dökülen etleri, yanm›fl yüzüyle hayk›rm›flt›:

lik kullan›lmamas› gereken “kapal› alana” at›l›r? Tek cevab› vard›r bu sorunun: KATL‹AM YAPMA N‹YET‹YLE HAREKET ETMEK.

8

“B‹Z‹, ALTI KADINI D‹R‹ D‹R‹ YAKTILAR”

Bu bombalar sadece Bayrampafla’da kullan›lmad›. 20 binden fazla bomba tüm hapishaneleri gaza bo¤du. Hatta ölüm mangalar›n›n depolar›nda bitince Ümraniye için polisten ek bomba al›nd›. Ümraniye’de yüzlerce tutsak dar bir alana s›¤›nmak zorunda kalm›flken içeriye yo¤un gaz s›k›ld› ve bombalar at›ld›. Tutsaklar ayakta omuz omuza ancak durabiliyorken, jandarma tutana¤›nda “gaz› yo¤un olarak s›kt›k” deniliyor ve bunu da, “tutuklular›n kendine zarar vermesini engellemek için yapt›k” diye halkla alay edercesine gerekçelendiriyorlard›. Umut Gedik bu gaz odas›nda “gaz zehirlenmesi” sonucu öldü. Ve o hala d›flar› ç›karmak için yapt›k diyordu. D›flar› ç›kan› ise kurflunluyorlard›. Alp Ata Akçayöz keskin niflanc›lar taraf›ndan böyle katledildi. Tam 8 bin 48 adet kullan›lan Çanakkale’de de ayn› fleyler yafland›. Jandarma, utan›p s›k›lmadan, önce kullan›p sonra da “gazdan bo¤ulmalar›n› önlemek için duvarlar› y›kt›klar›n›” söyledi. Yani att›klar› bombalar›n bo¤arak öldürece¤ini biliyor. Bilerek, isteyerek katliam tertibi budur. Ve yine ayn› flekilde, d›flar› ç›kan› katlettiler. Operasyonun sonu gelmifl, tutsaklar d›flar› ç›k›yorlard›, o esnada ‹lker Babacan’›n kafas›na tavandaki delikten bomba at›p katlettiler. Katletme kast›, Adli T›p Raporu’yla da belgelendi. Sultan Sar›’n›n gö¤sü de bu bombalarla parçaland›. Düflünün, d›flar› ç›kan tutsa¤›n kafas› bombalarla parçalan›yor. Madem senin derdin, ölüm orucunu bitirmekti, diyelim ki F tiplerini açmakt›... O zaman d›flar› ç›kan birinin tepesine bomba

19 Aral›k 2004

Burjuva bas›n olay› çarp›t›p “kendi arkadafllar›n› kast ediyor” diye yazd›. ‹nanmak istemedi kimse, “o kadar olamaz” diyenler oldu, devletin her söyledi¤ine inanmay› tercih edenler kuflkuyla bakt›lar. Devlet ise bu hayk›r›fl›n yalanlar›n üzerine çökece¤ini biliyordu, bir yandan duymazdan gelirken, öte yandan yay›nlatt›¤› haberler ve görüntülerle gerçe¤i sapt›rmaya çal›flt›. Ve tam da bugünlerde, dava dosyas›nda yer alan bir belge, -Adli T›p Bilirkifli Heyeti Raporu- 2 Temmuz 2001 tarihli Radikal Gazetesi’nde “Gerçe¤e Dönüflü” manfleti ile yay›nland›. Birsen’in hayk›r›fl› belgeliydi art›k. Daha önce yaral› kurtulan bir çok tutsa¤›n anlatt›klar› resmen do¤rulanm›flt›.

1

“‹nsan Olan Sahaya At›lmamas›” Gereken 20 Bini Aflk›n Bomba Tutsaklar›n Üzerine At›ld›

“C-1 ko¤uflunda öldürücü dozun çok üzerinde göz yaflart›c› gaz etkisi a盤a ç›km›fl oldu¤u... 2. a) ... Gaz bombalar›n›n patlamayla yay›ld›¤›... üzerinde ‘kapal› yerde kullanmay›n, yeterli hava ak›m› olmas› gereklidir... Bombay› insan veya yanabilecek malzeme olmayan sahaya f›rlat’ yaz›s› ... bilindi¤ine...” Bayrampafla Hapishanesi bayanlar ko¤uflunda 6 kad›n›n nas›l diri diri yak›ld›¤› Bilirkifli Raporu’ndaki bu ifadelerde resmiyet kazand›. Üzerinde “insan olmayan sahaya f›rlat” yaz›l› bir bomba neden tam 37 bayan tutsa¤›n oldu¤u ve üste-


ya¤d›rman›n, niflan al›p katletmenin anlam› ne? Anlam›; direndiler, zulme boyun e¤mediler. Bu nedenle katliamla tüm halka gözda¤› verilmek istendi.

2

“Çat›flma” Diye Yalan Söylediler Kurflun Ya¤muruna Tuttular

Bayrampafla Adli T›p Bilirkifli Raporu katletmek için yap›lan haz›rl›¤› ve operasyonun yürütülüfl biçimini net olarak ortaya koyuyordu: “3- a) C-Blok maltas› boyunca tespit edilen tüm mermi çekirde¤i deliklerini oluflturan at›fllar›n, 19.01.2001 tarihli keflif tutana¤›nda da belirtildi¤i üzere, idari k›s›m taraf›ndan maltan›n sonu olan 19. Ko¤ufl yönüne do¤ru yap›lm›fl oldu¤u, ters yöne do¤ru yap›lm›fl at›fl veya at›fllara ait herhangi bir bulgu saptanmad›¤›, b) Ko¤ufllar aras›ndaki avlularda yap›lan incelemelerde duvarlar ile pencerelerde ve ko¤ufl içlerinde tespit edilen mermi çekirde¤i deliklerini oluflturan at›fllar›n, karfl› ko¤ufl çat›lar› ve/veya avlu iç cephe duvarlar›ndaki mazgal deliklerinden yap›lm›fl oldu¤unu bildirir rapordur.” Bayrampafla erkekler ve bayanlar ko¤ufllar›nda hem Bilirkifli Raporu hem de Eyüp Savc›l›¤›n›n raporu TÜM KURfiUNLARIN TUTSAKLARA DO⁄RU ATILDI⁄INI söylerken, Jandarma “havaya atefl açt›k” diye tüm katliamc›lar gibi en kaba flekilde yalan söylediler. Onlar “birbirine atefl ettikleri duyuldu” diye tutanak tutarken, 5 tutsa¤›n jandarma kurflunuyla katledildi¤i belgelendi. Ayn› flekilde Ümraniye Bilirkifli Raporu’nda da bütün silah at›fllar›n›n tutsaklar›n bulundu¤u yöne do¤ru oldu¤u tespit edildi. Tüm hapishanelerde hiçbir uyar› yapmadan aniden maltalara dalarak atefl açmaya bafllad›klar› birçok tutsa¤›n anlat›mlar› ile sabittir. Bayrampafla’da katliam›n ilerleyen saatlerinde, art›k her yer yanm›fl y›k›lm›fl durumdayken tutsaklar yaral›lar›n› da alarak havaland›rmaya ç›kt›lar ve üzerlerine do¤rultulmufl namlular›n alt›nda halaya durdular. Ama katliam talimat› öyle netti ki, böyle bir anda bile kurflun ya¤muruna tutmay› ihmal etmediler. Murat Ördekçi birçok insan›n yaraland›¤› bu kurflunlamalar s›ras›nda katledildi. Halaya kurflunla cevap!!!

3

Her fiey Diri Diri Yakmak ‹çin Kimyasal Gaz Kullan›ld› Ve Nefes Almalar›na Dahi ‹zin Verilmedi

Belirtti¤imiz gibi, Bayrampafla’da katliam›n hemen ard›ndan sa¤ kurtulan tutsaklar, “6 kad›n› diri diri yakt›lar” sözlerinin yank›s› dinmeden, gerçekleri aç›klam›fllard›:

KATL‹AMIN TANI⁄I Ümraniye’deki katliam›n tan›klar›ndan o s›rada gardiyan olan Y›ld›z Ercan anlat›yor: “... Askerler, herhangi bir uyar› ya da ‘teslim ol’ ça¤r›s› yapmadan ko¤ufllara do¤ru atefl ederek içeri girdiler....” “Tan›k oldu¤um, ismini dahi bilmedi¤im a¤›r silahlar, içeriye girifl yapt›. Bunlar›n tarifini yapmak istiyorum: Uzun bir askeri arac›n üzerine yerlefltirilmifl 2 ayr› silah. Bunlar tek kiflinin kullanamayaca¤› a¤›r silah olarak tabir edilen silahlard›. ... Bir vincin ucunda as›l› olarak gördü¤üm bir silah daha vard›. D›fl yüzü cam ya da mika gibi saydamd›. ‹çinde mutfak tüplerine benzeyen ama tam mutfak tüpü de de¤il, bir tüp vard›. “Sa¤l›k muayenelerinde bizzat bulundum. Gördü¤üm manzara ürkütücü ve korkunçtu: Yanm›fllard› ama bu yanan yerlere denk gelen elbiseleri yanmam›flt›.” “Deldikleri yerden üst üste bombalar at›ld›. Yatak, yast›k, her fleyi ›slat›p kullanarak bombalar› etkisizlefltirmeye çal›flt›k. Deliklerden demir kafesler sark›t›p bombay› bunun içinde yakmaya bafllad›lar. Böylece bizim d›flar› atmam›z› engellemeyi planlam›fl olmal›lar.” “Camlara yaklafl›p nefes almam›z› engellemek için ko¤uflu tar›yorlard›.” “Ellerinde itfaiye hortumlar› vard› isteseler yang›n› söndürebilirlerdi, seyrettiler.” “Biz içeride yaral›lar›m›z› tedavi etmeye çal›fl›rken bu kez de bulundu¤umuz yere gaz bombalar› att›lar.” Katletmeye gelmifllerdi. Nefes ald›rmak istemiyor, kap›dan ç›kmak istiyorlar oray› yak›yor, gaz bombalar›n›n etkisini azaltmas›nlar diye kafes içine koyup at›yor... Üstelik, Bilirkifli Raporu’nda belirtildi¤i gibi, bu bombalar›n “ortamdaki kifliler taraf›ndan geriye at›lma olas›l›¤›n›n yok denecek kadar az oldu¤unu” da çok iyi biliyorlar. Bilirkifli Raporu, tutsaklar›n etkisiz hale getirebilmek, yani diri diri yanmamak için nas›l ç›rp›nd›klar›n› da zaten belgelemifl durumda. Katliamc›lar bu yüzden düzenledikleri raporda “kendilerini yakt›lar” dediler. Ama kimseyi inand›ramad›lar. Hatta Baflsavc› Ferzan Çitici dahi, kendi jandarmalar›n›n tutana¤›na imza atmad›. Ayn› flekilde Ümraniye savc›s› da jandarma tutana¤›n› imzalamad›. Çünkü biliyorlard› ki; üzerini örtemeyecekleri bir katliam yaflanm›flt›. “Çat›flma ç›kt›, kaleflnikoflar› vard›” gibi yalanlar da bunun içindi. Ve Bilirkifli Raporu, tutsaklar›n “silahlar›”n›n, “... el yap›m›, 2 adet m›zrak ile pet fli-

Say› 137 9 19 Aral›k 2004


Eyüp Savc›l›¤› Tutana¤› ‘Hukuk’ dedi, sürgün edildi

Say› 137 10 19 Aral›k 2004

Bayrampafla operasyonunu soruflturan Eyüp Savc›s› Cafer Koman’›n önünde, operasyona iliflkin iki belge vard›. Biri, katliam› belgeleyen Adli T›p Bilirkifli Raporu, di¤eri ise jandarman›n yalanlarla döfleli tutana¤›. Bizzat kendisi de gidip olay yerinde inceleme yapma gere¤i duydu. Jandarma “olay yeri tutana¤›” ile tüm gerçekleri çarp›tm›fl, resmen ve alenen yalan belge düzenlemiflti. F›rat Tavuk’un yanan bedenini hem kurfluna tutmufl, hem de “kendini yakt›ktan sonra kendi arkadafllar› taraf›ndan vuruldu¤unu” söylemiflti. ‹flte savc› Koman bu iddiay› da araflt›rmak için ikinci kez 19 Ocak 2001’de yeniden Bayrampafla’ya, yan›na bilirkifli heyetini de alarak gitti, inceleme yapt› ve 2000/21034 haz›rl›k nolu “Keflif Tutana¤›”na flunlar› yazd›: “...Jandarma taraf›ndan düzenlenen operasyon tutana¤›ndaki iddialar›n gerçeklik derecesi araflt›r›lmas› bak›m›ndan C Blokun ilk flebekesinden içeriye girildi... Duvarlardaki baz› mermi deliklerinin daha önceden müdahaleye u¤ray›p duvar ve s›va içindeki mermi çekirdeklerinin al›nm›fl izlenimine var›ld›¤›, yap›lan mermi çekirde¤i aramas›nda orada olmas› gerekirken, orada bulunmamas› anlafl›ld›... Yukar›da ad› geçen adli t›p uzmanlar› ile koridor boyunca görülen tüm mermi çekirde¤i izlerinin idari k›s›m taraf›ndan koridorun sonu olan 19. ko¤ufl yönüne do¤ru oldu¤u, hiçbir mermi çekirde¤i at›fl izninin idari bölüme do¤ru olmad›¤› dolay›s›yla koridorda kendini yakarak operasyon yapan jandarmalara do¤ru gitti¤i ve kendi arkadafllar› taraf›ndan atefl edilmek sonucu vuruldu¤u jandarma operasyon tutana¤›nda belirtilen bu durumun GERÇEK OLAMAYACA⁄I, çünkü, tutuklular›n oldu¤u yerden jandarmalar›n bulundu¤u yöne at›fl yap›ld›¤›na iliflkin hiçbir belirti, iz bulunmamas›ndan anlafl›lm›flt›r. Bomba kutusu üstünde, “bombay› insan veya yanabilecek malzeme olmayan sahaya f›rlat, kapal› yerde kullanmay›n, yeterli hava ak›m› olmas› gerekir” gibi uyar› yaz›lar› oldu¤u görüldü.” Resmen jandarmaya ‘yalan söylüyorsun’ diyordu tutanak. Peki Savc› Cafer Koman ne oldu? Sakarya’ya sürgün edildi. Ard›ndan, Bayrampafla’n›n katliam›n gerçekleflti¤i ko¤ufllar› Adalet Bakan› Sami Türk’ün karar›yla incelemelere kapat›ld›.

fle, naylon torba, bez parçalar› ve benzeri materyalden üretilmifl iptidai 1 adet gaz maskesi” olarak tarif ediyordu. ‹lkel bir m›zrak, bir gaz maskesiydi günlerce medyan›n “cephanelik” diye pazarlad›¤›. “... Ne oldu¤u tespit edilemeyen kimyasal madde” (Bilirkifli raporundan) de kullanm›fllard› katliamda. Tutsaklar flöyle anlat›yorlard› bu gazlar›: “...Normal bir yang›nda... bir yer önce tutuflur, tutufla tutufla alev olur. ‹flte öyle de¤ildi. Bir anda oldu alev. Ben yand›¤›mda elbiselerim sa¤lamd›. Benim s›rt›m, ellerim yüzüm yand› ama giyindi¤im fleyler yanmad›. Kaza¤›m yanmam›flt›. Ama vücudum yanm›flt›. Çok ilginç bir fley. Yani ben tutuflmad›m, alev almad›m ama yand›m.” “... Mazgal pencerelerinden ve çat›dan aç›lan deliklerden ne oldu¤unu anlayamad›¤›m›z yan›c› s›v› hortumlarla üzerimize, ko¤uflun içine s›k›l›yordu....”

4

Ölüm Mangalar› Suçlar›n›n Fark›ndayd›; Delilleri Yok Etmek ‹stediler

Katliamc›lar, gerçekleri uzun süre gizleyemeyeceklerini biliyorlard›, bu yüzden delilleri karartmaya çal›flt›lar. Bayrampafla Hapishanesi’ne iliflkin Bilirkifli Raporu’nda bu gerçek flu ifadelerle belgelendi: “... Olay yerinin orjinalitesinin bozulmufl oldu¤u taraf›m›zca tespit edilmifltir.... C-14 giriflinde çok büyük bir gazete, dergi, kitap y›¤›n› görüldü. Görevliler bu y›¤›n›n yeni oluflturuldu¤unu ve alt›nda kalan yerde bol miktarda kan lekesi bulundu¤unu bildirdi.... C-15: Merdiven giriflinde üzeri daha sonra çimento ile k›smen kapanm›fl, yo¤un kan lekesi bulundu¤u görüldü.”

Ümraniye Bilirkifli Raporu’nda da ayn› suçun ifllendi¤i “Olay yerinin orjinalitesinin bozulmufl oldu¤u...” ifadeleriyle sabit hale gelirken, (C-9) “Ko¤uflunda yo¤un gaz kokusu al›nd›¤›, ancak göz yaflart›c› gaz bombas› veya kal›nt›s›na rastlanmad›¤›... C-8 ve C-9 ko¤ufllar› aras›ndaki tavanda aç›lm›fl çok say›da delik, göz yaflart›c› gaz bombas›na ait olmas› muhtemel koku tespitine ra¤men göz yaflart›c› gaz bombas› veya kal›nt›s›na rastlanmad›¤›... söyleniyordu. Çünkü, “Cezaevi görevlileri, operasyonu yapan ekibin çok say›da kullan›lm›fl gaz bombas›n› toplay›p götürdü¤ünü ifade emiflti” Yine Üsküdar Savc›s›’n›n 2000/35073 haz›rl›k nolu belgesi de buna dikkat çekti. Her fley ortada. Delil b›rakm›yor. Profesyonel katil, bunun e¤itimini ald›lar. Tam bir y›l haz›rl›¤› yap›lm›flt› operasyonun. Bu haz›rl›k içinde katletmek kadar, katliam›n delillerini mümkün oldu¤unca karartmakta vard› elbette. Sadece olay yerinde de¤il, katlettikleri insanlar›n üzerinde de ayn› fleyi yapt›lar. Bayrampafla’da katlettikleri Murat Ördekçi’nin otopsisinde, “ölüme neden olan merminin bulunamad›¤› ve mermi yaras›n›n çevresinin kesilerek geniflletildi¤i” kaydedildi. Mustafa Y›lmaz’›n cesedine otopsi öncesi müdahale edilerek yaran›n etraf›nda kesikler oluflturuldu¤u ve mermilerden birinin ç›kar›l›p al›nd›¤› kaydedildi. Cengiz Çal›koparan’›n ise vücuduna isa-


Belgeli Katliamc›l›k: bet eden üç mermiden birinin ortada olmad›¤› tespit edildi. Üçünün cesedine de Adli T›p’a götürülmeden önce, 20 Aral›k’ta müdahale edilmifl ve bu belgelere geçirilmemiflti. Bir baflka karart›lmak istenen gerçek ise, Mustafa Y›lmaz’›n vücuda girdikten sonra parçalanan özel bir mermi türüyle katledildi¤iydi. Adli T›p Raporu’nun bu tespiti uzmanlar taraf›ndan, bu tür mermilerin “hedefe isabet ettikten sonra fifleklerin parçalan›p böylece kesin sonuç al›nd›¤›, yani öldürdü¤ü” fleklinde de¤erlendirildi. Bu tür mermilerin, daha çok ‹srail, Amerika gibi terörist devletler taraf›ndan imal edilip kullan›lan silahlara ait oldu¤u da verilen bilgiler aras›ndayd›. Katliamc›lar›n baflka dostlar› m› vard› zaten?

5

19-22 Aral›k Davalar› Katliam politikas›, ‘olay yerinde’ bitmez. Mahkemeler de bir aflamas›d›r.

En fazla tutsa¤›n katledildi¤i Bayrampafla, Ümraniye ve Çanakkale ile ilgili dava açmaktan kaç›namad›lar. Bu davalar halen sürüyor. Tüm bu geliflmeler, Anadolu Yay›nc›l›k taraf›ndan yay›nlanan ve 19 Aral›k katliam›n›n tüm hapishanelerde nas›l yafland›¤›n›n ayr›nt›lar›yla anlat›ld›¤› “Hapishanelerde Katliam” adl› kitab›n giriflindeki flu sözleri do¤ruluyor:

GERÇEK: Devlet 28 insan› katletti¤i operasyonlarda, Bayrampafla’da 6 kad›n› D‹R‹ D‹R‹ YAKTI

GERÇEK: Jandarma katliam› durdurmak için kendini tutuflturan direniflçileri kurflunlayarak katletti.

GERÇEK:

Jandarma, üzerinde “insan bulunan yere atmay›n” yazan bombalar› insanlar›n bulundu¤u yere bilerek, katletme amac›yla att›, katletti...

GERÇEK: ‘Çat›flma’ yaland›; Tüm silah at›fllar› jandarma taraf›ndan yap›ld›. Bu gerçekler, AKP iktidar›n›n önceki hükümetin “en iyi ifli” dedi¤i katliam›n gerçekleridir. Bu gerçekler Türkiye’de devlet ve ordu gerçe¤inin resmidir.

“19-22 Aral›k sald›r›s›yla ilgili aç›lm›fl ve aç›lacak davalar› izleyin. Göreceksiniz ki, bu düzen katilleri cezaland›rmaz. ‹zleyin, bu düzende adalet olmad›¤›na bir kez daha tan›k olacaks›n›z. Bugüne kadar ki tüm iflkence, infaz, katliam davalar›nda tan›k olduk... ‹zleyin, adalet için direnmekten ve zulmün saltanat›n› y›kmaktan baflka yol olmad›¤›n› göreceksiniz.”

Ve Katliam›n Sorumlular› SUÇLUSUNUZ: Operasyon karar›n› alan MGK üyeleri,

Diri diri yakt›klar›, kurflunlad›klar› art›k birçok belgeyle ortaya ç›km›flken tek bir ölüm mangas› eleman› tutuklanmad›. B›rak›n tutuklamay›, Bayrampafla katliam› için vali önce soruflturma izni vermedi. Bir savc›n›n u¤rafllar› ile aç›lan davada senelerce operasyon ekibinin isimleri Jandarma Genel Komutanl›¤›nca bildirilmedi.

SUÇLUSUNUZ: Adalet Bakan› Sami Türk, ‹çiflleri Ba-

Her fley, katilleri aklamak için. Oyalama ve zaman afl›m› da bunun bir yolu. Nitekim bugünlerde, 1996 y›l›nda gerçeklefltirilen ve 10 tutsa¤›n katledildi¤i katliam davas›n›n zaman afl›m›yla düflmesi savc›l›k taraf›ndan resmen istendi. Katliam devlet politikas› oldu¤u içindir ki, bu düzen katilleri cezaland›rmayacakt›r. Ama baflta 19 Aral›k flehitlerinin aileleri ve yoldafllar› olmak üzere, “insan›m” diyen herkes “katliamc›lar yarg›lans›n, tecrite son” demeye devam edecekler. Çünkü; tarih göstermifltir ki, hiçbir halk adaletsiz kalamaz, adaletsiz yaflayamaz!

dönemin baflbakan› Bülent Ecevit ve koalisyon ortaklar› Devlet Bahçeli ve Mesut Y›lmaz, Genelkurmay Baflkan› ‹smail Hakk› Karaday› ve baflta Jandarma olmak üzere kuvvet komutanlar›. kan› Saadettin Tantan, Sa¤l›k Bakan› Osman Durmufl...

SUÇLUSUNUZ:

Operasyon emir belgelerini imzalayan; Adalet Bakanl›¤› Müsteflar› ‹hsan Erbafl, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Ali Suat Ertosun ve Hrk.Bflk Tümgeneral Osman Özbek. Tüm hapishanelerde operasyona kat›lan ölüm mangalar› ve komutanlar›...

SUÇLUSUNUZ:

Katliama zemin haz›layan, katliam sonras›nda aklama görevini üstlenen medya...

SUÇLUSUNUZ:

Katliama onay veren ve sonras›nda “anlay›flla karfl›layan” Avrupa Birli¤i ve beyinlerini onlara satm›fl olan Avrupa Birlikçileri... Suçlusunuz; susanlar, izleyenler...

Say› 137 11 19 Aral›k 2004


19 Aral›k flehitlerinin aileleri konufluyor 19 Aral›k katliam›n›n y›ldönümünde; katliamda flehit düflen devrimcilerin aileleri ile görüfltük. Ac›lar›, onurla, öfkeleri ile adalet isteklerini hayk›rd›lar. Katiller cezaland›r›lmad›kça bu hayk›r›fllar hiç dinmeyecek... Sorular›m›z› aradan ç›kararak, evlatlar›, kardeflleri yak›lan, kurflunlanan kahramanlar›m›z›n ailelerinin sesini ulaflt›r›yoruz okurlar›m›za...

vard›. Öyle bir cesetle karfl›laflt›m. Ben böyle bir yi¤it var m› sizde deyince polisin birisi bana orada çirkin hakaretler yapt›. F›rat kendi iste¤iyle yat›yordu ölüm orucunda. Devletin askerlerinin kurflunlar›ndan gitti çocu¤um. Devlet sald›r›nca F›rat ça¤r› yap›yor; "ben 1. Ölüm Orucu Ekibi'nin Direniflçisi F›rat Tavuk. Yakar›m kendimi, gelmeyin üzerimize" diye ba¤›r›yor. O ara F›rat'› biraz dinleyip sald›r›y› kesiyorlar. Sonra geri bafll›yorlar operasyona, kurflunlar› ya¤d›rmaya. Orada Güldede diye bir gencimiz nöbetçiymifl. Onun kafas›na bir kurflun geliyor. Bay›l›p kalm›fl orada. Benim o¤lum onu öldü san›yor. E¤iliyor, yüzünü öpüyor. Sonra kendini yakarak onlar›n üzerine do¤ru yürüyor. Oraya "hayat kurtar›yorum" diye gittiler. Helikopterlerle, bombalarla, dozerlerle. Sadece k›zlar›n ko¤ufluna 600 gaz bombas› at›yorlar. Hayat kurtar›yorsa yanan insana bir su tutsayd›. Hayat kurtarma bombalarla, kurflunlarla m› oluyor ki be evlad›m. Oraya öldürmeye geldiler ve öldürdüler zaten.

Yatak Odalar› Kan Dolu Say› 137 12 19 Aral›k 2004

F›rat Tavuk’un Annesi:

‘ÖFKEM H‹Ç B‹TMEYECEK KAT‹LLER‹N BULUNMASI ‹Ç‹N CANIMI FEDA EDER‹M’ Huriye Tavuk: Katliam s›ras›nda o¤lum Bayrampafla Cezaevi’ndeydi. Bir gün cezaevine gittim. Dedi ki, "anne biz ölüm orucuna yataca¤›z, kendi iste¤imle yat›yorum. Bu devlete teslim olmamak için ölece¤iz. Ben ölürsem cesedimi devletin askerlerine, polisine kaç›rtt›rmay›n, yoksa gözüm arkada gider" dedi. Ve de "benim mücadelemi gözün yumulana kadar b›rakma" dedi. Böyle konufltuk en son. Eve geldim. O an sald›rm›fllard›. Cezaevinin morgunun önüne gittik. 4 gün arad›m yavrumun cesedini, bulamad›m. 4 gün sonra girdi¤imde yanm›fl, kül olmufl bir ceset vard›. Hiç benzemiyordu F›rat'a. Seyhan Do¤an, Nilüfer Alcan, fiefinur Tezgel hep yanm›fl, kül olmufl çene diflleri

Benim çocu¤umun katili bulunsun istiyorum. Ben bir anneyim. Benim ci¤erim yan›yor. Benim çocu¤um bir simidini bin kifliyle yerdi. Arkadafllar›na düflkün, seven, yani yaflam› seven bir kifliydi. Öldürmek için gittiler. ‹çiflleri Bakan› dedi ki "biz bunu bir senedir haz›rl›yorduk”. Adalet Bakan› bilmem kaç tane ölüyü göze ald›k dedi. fiimdi onun yatak odas› kan gölü, nas›l yat›yor? Kan içiyor flimdi evinde, kan içiyor. Evlad› yok zürriyetsizin, evlad› yok. Evlad› olsa ac›s›n› bilir. Evlad› yok. Benim çocu¤uma öldü mü diyecektim ben. Çocu¤um tek kiflilik hücreye girmeyece¤im, devletin, askerin, gardiyanlar›n tecavüzlerine

Halil Önder’in Kardefli

‘KAT‹LLER YARGILANSIN’ fierife Önder: Ceyhan Cezaevi’ndeydi abim. Ölüm orucu ekibinde ve 19 Aral›k’ta öldürüldü. Süreç içerisinde toplumsal eylemlere kat›ld›m, kiflisel olarak dava açmak istedik ama avukatlar toplu dava aç›laca¤›n› söylediler. Katillerin bulunmas›n›, yarg›lanmas›n› istiyorum. Gerçi katilin kim oldu¤u belli, göstermelik de olsa birileri cezaland›r›lmad›. Aradan 4 y›l geçmesine ra¤men olay s›cakl›¤›n› koruyor. Elleri kollar› ba¤l› insanlar› öldürüyorlar


maruz kalmayaca¤›m diye yatt› ölüme. Benim çocu¤umun bir görüflü var, düflünce suçlusu. Sol görüfllü diye öldürdüler. Katillerin bulunmas› için ben can›m› feda ederim. Elimden geleni yap›yorum. Çocuklar›m›z›n kanlar› yerde kalmayacak. Ben her yerde bunu konufluyorum. Çünkü diyemem ki benim çocu¤umu devlet öldürmedi. Çocu¤umun ac›s›yla nas›l yaflad›¤›m› gel de bana sor. Bunlara öfkem hiç bitmeyecek. Bunlara içim nefret dolu. Biz bu katillerin bulunmas›n› istiyoruz. Bunlar›n yerini adalet bakan›, devlet biliyor. ‹simlerini biliyor. Zaten kendileri katletti, devlet öldürttü. O isimleri istiyoruz biz. Ümidimi kesmedim. Bitti diye bir fley yok. Bugün çocuklar›m›z biliyor bu katliamlar›, bu dergiler okunuyor. Bugüne kadar TAYAD'l› Aileler'le birlikte mücadele vermeye çal›flt›m. Sa¤l›k sorunlar›m nedeniyle pek bir yere gidip gelemiyorum. Ama umutluyum. Bir gün katiller bulunacak. Ben ümidimi kaybetmedim hala.

‹rfan Ortakç›’n›n A¤abeyi-Yengesi:

‘KAT‹LLER CEZALANDIRILIRSA ‹RFAN’I YEN‹DEN KAZANMIfi G‹B‹ OLACA⁄IZ’ Menderes-Nurcihan Ortakç›: ‹rfan Çank›r›’da ölüm orucundayd›. Sald›r› olunca arkadafllar›na zarar gelmemesi için kendini yakm›fl ve sald›r›n›n durdurulmas›n› istemifl. Buna ra¤men atefl etmeye devam etmifller. Biz katliam›n oldu¤u günden bu yana kat›ld›¤›m›z her bas›n aç›klamas›nda, yürüyüflte katillerin cezaland›r›lmas›n› istedik. Katliamdan he-

ondan sonra ç›k›p yok silahlar› vard›, yok direniyorlar diye söylüyorlar. Kaç kifliyi öldürdüler söylesinler. Biz adalet istiyoruz, herkesin eflit flekilde yararlanaca¤› ve herkese ayn› haklar›n verilece¤i adalet. Baflka bir fley istemiyoruz. Abim Halil halk› için, özgürlük için, adalet için mücadele etti ve bu u¤urda flehit oldu. Ölümünün y›ldönümünde sevgiyle kucakl›yor ve ba¤r›ma bas›yorum.

Mustafa Y›lmaz’›n Babas›:

‘SOLU⁄UMUZ KES‹LENE KADAR PEfiLER‹NDEY‹Z’ Mehmet Y›lmaz: O¤lum ve bizim çocuklar›m›z kasten öldürüldüler. Yüzleri maskeli silahl› askerler girmifl içeri. Ateflli silahla öldürdüler o¤lumu. Hem kurflun ya¤d›rm›fllar hem de yakm›fllar. Ne suçu vard› evlatlar›m›z›n? Hani hapishaneye alm›fllard› ne diye öldürdüler? Katliamdan sonra avukatlar geldi. Biz hepimiz çoluk çocuk onlara vekalet verdik. Dava aç›ld›¤› zaman mahkemeye gittik hiç kimseyi içeri almad›lar. Mahkeme hala sonuçlanmad›. Avrupa'dan heyet geldi bizimle görüflmeye. Onlara da aynen böyle anlatt›k. Çocuklar›m›z nas›l katledildi, hepsi raporlarda vard›. Biz solu¤umuz kesilene kadar bu davan›n peflini b›rakmayaca¤›z. Sonuna kadar. Yavrumuzun katileri gizli sakl› de¤il. Ellerini kollar›n› sallaya sallaya geziyorlar. Hala görevleri bafl›ndalar, katilliklerine devam ediyorlar. Evlat ac›s› hiçbir fleye benzemez. Hala ci¤erimiz yan›yor. men sonra özellikle annem ve babam›n içinde oldu¤u bir heyetle ve TAYAD'l› arkadafllar›n da yard›m›yla dava açt›k. Ama dava bunca y›l geçti¤i halde hala bitmedi. Elbette ki katillerin cezaland›r›lmas›n› istiyoruz, ama flimdiye kadar kendi adamlar›n› hiç cezaland›rmad›lar. Bu yüzden davalara da güvenmiyorum. Sivas, Gazi davalar›nda da ayn›s› yafland›. Ülkenin gündemi sürekli de¤ifliyor, yasalar de¤ifliyor, onlar› korumak için her fley yap›l›yor. E¤er katiller hak ettikleri gibi cezaland›r›l›rsa ‹rfan'› yeniden kazanm›fl gibi olaca¤›z. Sadece ‹rfan için de¤il, hepsinin katilleri ortal›kta geziyor. Katiller belli. Bir an önce cezaland›r›lmalar›n› istiyoruz. Bu biz ailelerin en çok istedi¤i fleydir.

Say› 137 13 19 Aral›k 2004


Direnifl Park›’n›n Ziyaretçileri TAYAD’l›lar direnmeden hiçbir hakk›n al›namayaca¤›n› ö¤retiyor

Say› 137 14 19 Aral›k 2004

TAYAD’l› Aileler’in Abdi ‹pekçi direnifli sürüyor. Türban yasa¤›n› protesto etmek için parka gelen “Türbana özgürlük yürüyüflçüleri” de, AKP iktidar›n›n çad›rlar›n› sökmesinin ard›ndan, parkta kalmaya devam ediyorlar. Polisin keyfi bask›lar›na, so¤u¤a karfl›n direnenlere destek ziyaretleri de eksik olmuyor. TAYAD’l›lar› 12 Aral›k günü “Ceza ‹nfaz Yasas›na Karfl› Ankara Platformu” bileflenleri ziyaret ettiler. Yaklafl›k 50 kiflilik bir grubun gerçeklefltirdi¤i ziyarette, platform çal›flmalar›ndan bahsedildi ve tecrit karfl›t› bir mücadelede ilk ziyaret edilmesi gereken mevzinin Abdi ‹pekçi direnifli oldu¤u vurguland›. TAYAD’l›lar da bir kez daha direniflin desteklenmesi ve ça¤r›s› yapt›lar. Eski Milletvekili Mehmet Bekaro¤lu hem etkinliklerine kat›ld›¤› TAYAD'l›lar›, hem de türban ma¤durlar›n› ziyaret etti. Ayn› parkta Felluce katliam›n› lanetleyen ‹slamc› kesimin mitingi de

vard›. Mitinge gelen bir grup Mazlum-Der'li TAYAD’l›lar› ziyaret ederek destek verdi ve gelemedikleri için özür dilediler. Parkta iki ayr› demokratik talep için eylem yap›lmas› bas›n›n da ilgisini çekiyor. TAYAD'l›lar, türban ma¤durlar›na iliflkin haber amac›yla gelen Yeni fiafak Gazetesi ve El Cezire TV muhabiri ile görüflerek tecriti ve gerçeklerin dile getirilmemesi için uygulanan sansürü anlatt›lar. Yine de¤iflik kesimlerden ziyaretçiler de TAYAD’l›lar›n yüzlerce gündür neden orada olduklar›n› ö¤rendiler. Örne¤in; Yeni fiafak'tan R›fat Yörük, Antalya’dan bir çiçekçi, Ankara Dikmen Ülkü Oca¤› eski baflkan›, Dersimli yerel sanatç› Gülseren K›l›ç ve Tunceliler Derne¤i Baflkan›, Af Örgütü Türkiye Temsilcili¤i'nden bir grup bunlar aras›ndayd›. Bu arada ekme¤ini kazanmak için sat›c›l›k yapan esnaf da, özellikle direniflin ilk günlerinden beri ziyaretini ve sohbetini hiç eksik etmeyen “pideci Tekmile Han›m”, direnifl park›n›n konuklar› aras›n-

Türkiye’de ‘Kaçacak’ Yer Yok Sami Türk! 117 ölümün baflsorumlular›ndan olan eski Adalet Bakan› H. Sami Türk, “huzur” bulam›yor. Kan üstünde oturmak, 117 insan›n cesedi s›rt›ndayken “insan içinde dolaflmak” kolay de¤il. 8 Aral›k’ta Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü'ne gelen Sami Türk, bu gerçe¤e bir kez daha tan›k oldu. Ekonomi Kulübü taraf›ndan AB konulu panelde konuflmac› olarak Göbels Sami’nin geldi¤i-

ni ö¤renen devrimci-demokrat ö¤renciler, salona girmek istedi. Demokratl›klar› kendinden menkul AB’ci Ekonomi Kulübü üyeleri çeflitli bahanelerle ö¤rencileri engellemek istedi. Bunun üzerine, aralar›nda Gençlik Dernekliler’in de bulundu¤u 50 kifli, 'Buras› bizim üniversitemiz, girece¤iz' diyerek ›srar ettiler. Ö¤rencilerin bu meflru tavr›na jandarma sald›r› ile karfl›l›k verdi. Ne de olsa 19 Aral›k’tan suç orta¤›yd›lar. Sald›r› s›ras›nda bir bayan ö¤rencinin kolunun elektronik kap›ya s›k›flmas› üzerine ö¤renciler kap›y› k›rd›lar. Jandarma

dayd›. Ve elbette tutsak yak›nlar› ve yeni tahliye olan tutsaklar. 9 Aral›k günü ise milletvekili parktayd›. Türban ma¤durlar›n› ve TAYAD'l›lar› ziyaret eden AKP Milletvekili Faruk Ünsal ve ‹hsan Aslan ile tecrit üzerine bir saat görüflen TAYAD'l›lar, tecritin bir an önce kald›r›lmas›n› istediler. Milletvekillerinin 'neden gelip mecliste anlatmad›n›z?' cevab› ise, ‘acaba hangi milletin vekili bunlar?’ diye düflündürdü. TAYAD'l›lar da defalarca geldiklerini, tecriti duymayan bilmeyen kalmad›¤›n› belirttiler. Milletvekilleri bir heyetle geldiklerinde ilgilenecekleri sözü vererek oradan ayr›ld›lar. Park, hak ve özgürlük mücadelesinin bir mevzisine dönüflürken, polisin haz›ms›zl›¤› ve tacizleri de yo¤unlaflt›. Buna ra¤men türban ma¤durlar› ile TAYAD'l›lar aras›ndaki do¤al dayan›flma ve türban ma¤durlar›n›n çad›rlar›n›n sökülmesine karfl›n TAYAD'l›lar gibi direneceklerini söylemeleri parkta yarat›lan gelene¤in bir yans›mas› oldu. daha da sald›rganlaflt›. Ö¤renciler de Sami Türk'ü okullar›nda konuflturmamakta kararl› olduklar›n› aç›klayarak 'Bedel Ödedik Bedel Ödetece¤iz' sloganlar›n› att›lar. Sami Türk d›flar›ya ancak jandarma korumas›nda ç›kt› ve bütün kontrac›lar›n bu tür durumlarda yapt›¤› gibi piflkince s›r›tmaya çal›flt›. Bunun üzerine bir ö¤renci elinde kan› simgeleyen flifleyi Türk’e do¤ru f›rlatt›. Jandarma tekrar sald›rd›. Sald›r›ya ra¤men devrimci-demokrat ö¤renciler katliamc›ya, bu ülkede kaçabilece¤i hiçbir yerin olmad›¤›n› hat›rlatt›lar. Eylemin ertesi günü okulda bildiri da¤›tan ö¤renciler Sami Türk’ü ve sald›r›y› teflhir ettiler.


3. Uluslararas› Tecritle Mücadele Sempozyumu bafllad›

‘Ac›lar›m›z ortak, direniflimiz de ortak olacak’ 3. Uluslararas› Tecritle Mücadele Sempozyumu bugün 17 Aral›k günü büyük bir çoflkuyla bafllad›. Her y›l Uluslararas› Tecritle Mücadele Platformu ‘nun ça¤r›s›yla toplanan uluslararas› sempozyum bu sene Berlin'de yap›l›yor. TAYAD Komite temsilcisinin sempozyumun amac›, geçmifl sempozyumlar›n sonuçlar› ile tecritin etkileri üzerine yapt›¤› k›sa konuflmadan sonra bütün devrim savaflç›lar› an›s›na sayg› duruflunda bulunuldu.

“Türkiyeli Devrimciler Güç Veriyor” 20 Aral›k’ta bir konserle sona erecek olan sempozyumun ilk oturumu, ‹rlandal› devrimcilerin konuflmalar›yla bafllad›. ‹rlandal› devrimci tutsak aileleri, yoldafllar› ve eski tutsaklar; tecritin insan yaflam› üzerindeki etkilerini, buna karfl› direnifl ve ‹ngiltere devletinin uygulad›¤› zorla müdahale sonucu insanlar›n sakat b›rak›lmas›n› anlatt›lar. Tutsak aileleri sözcüsü “bugüne kadar Baby Sandsler bize güç veriyordu. Ancak bugün Türkiyeli devrimci tutsaklar›n direnifli, yarat›lan geleneklere bir kahramanl›k halkas› ekleyerek bize nas›l direnilmesi gerekti¤ini göstermektedirler" diyerek sözlerini noktalad›.

“Güvenlik Duvar›” Hücreye At›lm›fl Bir Filistin’dir ‹rlandal› devrimcilerin ard›ndan, y›llard›r ölen, öldüren ama yenilmeyen bir direniflin yafland›¤› Filistinden bir konuflmac› kürsüye ça¤r›ld›. Konuflmas›n› Filistin’den görüntülerin yans›t›ld›¤› dia gösterisiyle sunan Filistinli devrimci; özellikle ‹srail'in Filistin’i tecrit etmek gayesiyle yapt›¤› "güvenlik duvar›"na vurgu yapt›. Amerikan emperyalizminin bütün dünyay› hakimiyeti alt›na alma sald›r›s›nda, boyun e¤dire-

medi¤i ülke ve kiflileri dünyadan tecrit ederek teslim almaya çal›flt›¤›n› belirten Filistinli devrimci, duvar› örnek olarak verdi. Tecrit politikas›n›n herkesi ilgilendirdi¤ini belirten konuflmac›, “ancak gerek intifada, gerekse Türkiye hapishanelerinde 5. y›l›na giren ölüm orucu, Irak'ta ve dünyan›n baflka yerlerinde direnen halklar, emperyalizmin bütün planlar›n› bozmaktad›r. Bizler Filistinliler olarak bütün dünyan›n direnen halklar›n› selaml›yoruz.” sözleriyle konuflmas›n› bitirdi. Daha sonra söz alan Filistinli eski bir tutsak ise, ‹srail hapishanlerindeki Filistinli tutsaklar›n durumunu anlatt› ve bütün dünyadaki devrimci tutsaklara destek olmaya ça¤›rd›. Ö¤leden sonra yap›lan oturum Irak direnifliydi. ‘Canl› kalkan’ olarak giden Cihan Keflkek, Filistin ve Irakl› direniflçiler ve Irak'ta uzun süre kalan Alman bir gazetecinin konuflmac› oldu¤u panelde, konuflmac›lar›n ortak düflüncesi olan "‹flgale karfl› her türden yöntemle direnmek meflrudur" sözleri alk›fllarla karfl›land›. Üçüncü oturumun konuflmac›lar›n›n ço¤u ise Türkiye’den-

di. Panele; TAYAD Baflkan› Niyazi A¤›rman, Temel Haklar Baflkan› Nazmiye Kaya, fiehit Ailesi Ahmet Kulaks›z, TAYAD üyesi Naime Kara ve Almanya PDS Milletvekili, ‹talya'dan Kad›nlar›n Özgürlü¤ü için Mücadele grubundan bir temsilci kat›ld›. Nazmiye Kaya Türkiye’deki genel durum ve sendikal mücadele hakk›nda konuflurken, Ahmet Kulaks›z ölüm orucunun gereklili¤i ve kararl›l›¤› üzerine konufltu. Naime Kara, tutsak ailelerinin yaflad›¤› ac›lar›n ortak oldu¤unu dile getirirken, PDS milletvekili, F tiplerinin anavatan›n›n Avrupa ve Amerika oldu¤unu ve tecritin insan› insanl›ktan ç›kard›¤›n›, herkesin tecrite karfl› ç›kmas› gerekti¤ini söyledi. ‹talya’dan temsilci ise, izolasyona karfl› mücadelenin sadece bir grubun veya birilerinin ifli de¤il hepimizin görevi oldu¤una vurgu yapt›. Niyazi A¤›rman’›n konuflmas›nda ise, TAYAD'›n tecrite karfl› direnen tutsaklara destek olmak amac›yla yapt›¤› mücadele vard›. Dört dilde an›nda çeviri yap›lan sempozyumun ilk günü sorucevap k›sm›n›n ard›ndan sona erdi.

Kocaeli’de Panel: 19 Aral›k Katliam›n›n Sorumlular› Yarg›lans›n! Kocaeli HÖC ve Gençlik Derne¤i, “Hapishaneler ve 19 Aral›k” konulu bir panel düzenledi. 15 Aral›k günü E¤itiM - Sen'de yap›lan panele; Petrol ‹fl Kocaeli fiubesi Eski Baflkan› Ali Bu¤dac› ve TAYAD’l› Gamze Ünal panelist olarak kat›ld›lar. Gençlik Derne¤i ad›na yap›lan aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan söz alan Ali Bu¤dac›, geçmiflten bugüne hapishane direnifllerinden örnekler verdi ve “tecritle halk ve beyinlerimiz teslim al›nmak isteniyor” dedi. Kendisi eski tutsak olan Gamze Ünal ise, 19 Aral›k günü yaflananlara de¤inerek 19 Aral›k’›n sorumlular›n›n yagr›lanmas›n› istedi. Sald›r›n›n ABD ve AB destekli oldu¤unu belirten Ünal, yarat›lan kahramanl›¤›n alt›n› çizerek, bu direnifl bugüne kadar yap›lm›fl en güçlü direnifltir ve direnifl kazanacak” dedi. Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.

Say› 137 15 19 Aral›k 2004


Emekçiler’den

E¤itim-Sen Davas› Da AB’ye Endeksli Emekçiler Kapatt›rmamakta Kararl› E¤itim-Sen hakk›nda "Anadilde e¤itim hakk›n› savundu¤u" gerekçesiyle aç›lan kapatma davas› 10 Aral›k günü Ankara 2. ‹fl Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, davay›, AB’den tarih al›nmas› hesab› yap›lan 17 Aral›k sonras›na, 21 fiubat 2005 tarihine erteledi. Kapatma davas›na karfl› kampanya yürüten e¤itim emekçileri dava günü de mahkeme önündeydiler. Polisin gaz bombalar›na, engellemelerine karfl›n ‘E¤itim-Sen Kapat›lamaz’ fliar›n› günlerdir hayk›ran emekçiler, sabah saatlerinde Gençlik Park› önünde topland›lar. E¤itim-Sen’lilere destek verenler aras›nda, KESK Ankara fiubeler Platformu, HÖC, TMMOB ve çeflitli demokratik kitle örgütleri pankart ve dövizleri ile yerlerini ald›lar.

Say› 137 16 19 Aral›k 2004

Adliye’ye gitmeye haz›rlanan kitlenin önü yüzlerce çevik kuvvet polisi ve panzerlerle kesildi. Kitle barikata karfl›, ‘E¤itim-Sen Kapat›lamaz, Emekçiye De¤il IMF’ye Barikat!’ sloganlar› atarken, polis, E¤itim-Sen’e destek veren ö¤renci gençlik gruplar›n›n kat›lmamas›n› dayatt›. Demokratikleflme bu; hangi eyleme kimler kat›labilir, polis belirliyor! Sendikac›lar taraf›ndan bunun reddedilmesinin

ard›ndan, polis kortejin arkas›nda yer alan BDSP’lilere sald›rd›. Buna karfl›n kararl› sloganlar at›lmaya devam etti ve polisin sürekli tacizleri alt›nda S›hh›ye’ye yüründü. Mahkeme boyunca Adliye önünde sloganlarla bekleyen kitle, halaylar çekti, türküler ve marfllar söyledi. Dava sonunda bir aç›klama yapan E¤itim-Sen Genel Baflkan› Alaaddin Dinçer, “davan›n takipçisi olacaklar›n› ve sendikalar›na yönelen antidemokratik sald›r›y› bofla ç›karacaklar›n›” dile getirdi. Bu arada E¤itim-Sen, kapatma davas›na karfl› mücadele ederken, “‹zinsiz toplant› düzenledikleri” gerekçesiyle, Alaaddin Dinçer'in de aralar›nda bulundu¤u 7 kifli hakk›nda 3'er y›la kadar hapis istemiyle dava aç›ld›.

Tekstilde Grev Karar›

HÖC E¤itim-Sen’in yan›nda Ankara HÖC’lüler ‘Yoksullu¤a, bask›lara ve zulme karfl› örgütlenelim’ pankart›, “E¤itim-Sen’i de¤il F Tiplerini kapat›n” dövizleri ile emekçilerle birlikteydi. HÖC’lüler yürüyüfl s›ras›nda s›k s›k “Faflizme Karfl› Genel Grev Genel Direnifl, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz, E¤itim-Sen’i De¤il F Tiplerini Kapat›n, E¤itim-Sen Kapat›lamaz, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Emekçiyiz Hakl›y›z kazanaca¤›z” sloganlar› att›lar ve “Tecrite Karfl› Büyük Direnifl 5. Y›l›nda Hücreleri Y›kal›m” yaz›l› binlerce kufllama yapt›lar. HÖC’lüler bundan önce de; Antalya, Elaz›¤, ‹zmir, Samsun gibi birçok kentte düzenlenen ‘E¤itim-Sen Kapat›lamaz’ eylemlerinde yerlerini ald›lar.

TEKS‹F ile Tekstil Sanayi ‹flverenleri Sendikas› aras›ndaki T‹S görüflmelerinin anlaflmazl›kla sonuçlanmas›n›n ard›ndan 11 Aral›k günü grev karar› al›nd›. 56 iflletmede 20 binden fazla iflçi için al›nan grev karar›yla ilgili bir aç›klama yapan TEKS‹F Genel Baflkan› Zeki Polat, patronlar›n, “rekabet” koflullar›ndan dert yand›¤›n›n alt›n› çizerek, “ancak kazan›lm›fl haklardan vazgeçmemiz söz konusu olamaz” dedi. Eski çal›flanlar›n›n ifllerini kaybetmesine neden olacak bir anlaflmaya evet demeyeceklerini belirten Polat, halen ücret konusunda hiçbir görüflmenin yap›lmad›¤›n› söyledi.

Ad›yaman SES Kongresi Yap›ld› SES Ad›yaman flubesi, 11 Aral›k günü 7. Ola¤an Kongresi’ni Ticaret ve Sanayi Odas› toplant› salonunda gerçeklefltirdi. Ad›yaman Temel Haklar, BES, E¤itim-Sen, ‹HD, DEHAP ve Genel-‹fl’in davetli olarak kat›ld›¤› kongrede, Eski Baflkan Ali ‹hsan Gündo¤du’nun konuflmas›n›n ard›ndan seçimler yap›ld›. Yeni yönetim; Ali Asiltürk, Altan Nacar, Aziz Y›lmaz, R›za Gürbüz ve Zeynep Alagöz'den olufltu.


YARGITAY Armutlu davas›nda ‘örgüt üyeli¤i cezas›’n› bozarak ‘yard›m yatakl›¤a’ düflürdü! Ya 4 insan› katledenler???

Faflizmin, Suçunu Gizleme Oyunu! Orta yerde duran 4 ölü böyle unutturulamaz! 5 ve 13 Kas›m 2001’de Armutlu’da gerçeklefltirilen katliam sald›r›lar›n›n ard›ndan tutuklanarak, “örgüt üyeli¤i cezalar›” verilenlerin karar›n› Yarg›tay bozdu! Burjuva bas›na, “san›klar lehine” diye yans›yan karar 15 Aral›k’ta aç›kland›. Yarg›tay 9. Ceza Dairesi karar›nda; 16 kifli hakk›nda TCY'nin “örgüt üyeli¤ini” düzenleyen 168/2. maddesi yerine, “örgüte yard›m yatakl›¤›” düzenleyen 169. maddesinden hüküm kurulmas› istendi. Yatt›klar› süre gözönüne al›narak, Zeki Do¤an, Sinan Tökü, Güzin Tolga, Eylem Göktafl, Ahmet Güzel, Gamze Ünal ve Vedat Çelik tahliye edildiler. Ne olmufltu Armutlu’da? TAYAD’l›lar ve tahliye edilen bir k›s›m eski tutsa¤›n bedenlerini ölüme yat›rd›klar› evlere 5 ve 13 Kas›m günlerinde sald›r›lm›fl, Sultan Y›ld›z, Bar›fl Kafl, Arzu Güler, Bülent Durgaç ölüm mangalar› taraf›ndan katledilmifl, direnifl evi yak›lm›fl, gaz bombalar› ile görünmez hale getirilen mahallede saatlerce terör estirilmifl ve onlarca insan gözalt›na al›narak tutuklanm›flt›. Tutuklananlar, ÖLÜMDEN KURTULANLARDI. Katledilmekten kurtulmalar›n›n karfl›l›¤›nda 22,5 y›la varan cezalar verildi. fiimdi YARGITAY diyor ki; fazla verdiniz, düflürüyoruz! Lütuf mu? Hay›r! Faflizmin çok bildik bir oyunu. Bu oyunun senaryosu her yerde, birçok biçimde karfl›m›za ç›km›flt›r. Önce katleder! Sonra katliamdan kurtulan-

lar hakk›nda dava açar, yarg›lar ve ceza verir. Amaç, katliam› aklamakt›r. Yani SUÇLU olan katledilenlerdir. Öldürüyor, yetmiyor bir de ceza veriyor. T›pk›, kitle gösterilerinde, ya da bir hapishaneye yönelik sald›r›da, geride onlarca yaral› b›r›k›n jandarma ve polisin, el çabuklu¤u ile “bize sald›rd›lar” diye suç duyurusunda bulunmas›nda oldu¤u gibi... Faflizmin hukuku halkla alay ediyor; katledilmifl olman, katledilmekten kurtulman da yetmez, cezaland›raca¤›m diyor. Sonra cezay› düflürerek yaratt›¤› havayla as›l katliam› unutturaca¤›n› hesapl›yor. 4 ÖLÜ VAR ORTADA! Hangi alçakça oyun bu gerçe¤i de¤ifltirebilir? Katledenler bellidir. Operasyon emri dönemin hükümeti ve ‹çiflleri Bakan› Rüfltü Kaz›m Yücelen taraf›ndan verildi. Operasyon bizzat ‹stanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ve yard›mc›s›, onlarca infaz davas› san›¤› fiefik

Kul taraf›ndan yönetildi. Operasyona kat›lan ölüm mangalar›n›n kay›tlar› Emniyettedir. Peki bu katiller ne olacak? Katlettikleriyle mi kalacak? Faflizmin hukuku böyle söylüyor. Haklar›nda hiçbir dava aç›lmad›. Yarg›tay karar› bu suçu gizlemenin oyunudur. “Yard›m yatakl›k” dedi¤iniz nedir ki zaten? Var m›d›r tek bir delili? Hay›r! En ucuz cezad›r, bilinir ki, polis fezlekesiyle cezalar ya¤d›ran DGM’ler her önüne gelene verir bu cezay›. Katledilen 4 insan için adalet istiyoruz. Cezaland›r›lmas› gerekenler, ölümden dönenler de¤il, öldürenlerdir.

‘Diskette Ad›n Var’ Hukuksuzlu¤una Son! 2 Aral›k günü yaflanan Mersin Temel Haklar bask›n› ve ard›ndan evinden, iflyerinden gözalt›na al›n›p, önce serbest b›rak›l›p ard›ndan tutuklama karar› ç›kar›lan 8 kifliden Akil Nergüz, Hüseyin Do¤an, ‹brahim Sayg›l› ve fiükran Söyleme 8 Aral›k günü tutukland›lar. Bu duruma tepki gösteren Temel Haklar üyeleri, 14 Aral›k günü Tafl Bina önünde eylem yapt›. Eylemde konuflan Cihan Güler, sahte belgelerin, disketlerin delil olmad›¤›n›n bilimsel kurumlar ve mahkemelerce ispatland›¤›n› hat›rlatt›. Birçok yerde ‘diskette ad›n var’ diye tutuklananlar›n serbest b›rak›ld›¤›n›, Mersin’de ise tutuklamalar›n sürdü¤ünü dile getiren Güler, “soruyoruz; hukuk her ilde ayr› m› uygulan›yor?" dedi. "Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z" sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde; "Türkiye'de Hukuk Yok mu? Polis Sahte Belgelerle Tutuklamaya Devam Ediyor" yaz›l› pankart aç›ld›. Bu arada Temel Haklar üyeleri polisin yasad›fl› kamera çekimine tepki gösterdiler.

Say› 137 17 19 Aral›k 2004


Dava Dosyas› ‘Suç Delili’ Oldu 1 Nisan komplosunun a盤a ç›kar›lmas›nda, F tiplerindeki bask›lar›n gündeme getirilmesinde rol oynayan Halk›n Hukuk Bürosu avukatlar›n› susturmak için bugüne kadar say›s›z komplo, gözalt›, tutuklama gündeme geldi.

Say› 137 18 19 Aral›k 2004

Bunlardan sonuncusu ise tam anlam›yla trajikomik bir olay. 15 Kas›m 2004 tarihinde, 1 Nisan davas›nda yarg›lanan müvekkillerine verilmek üzere hapishane idaresine dava dosyas›n› teslim eden Av. Taylan Tanay’a ‘yasad›fl› örgüte yard›m ve yatakl›k’ yapt›¤›ndan bahisle C. Savc›l›¤›nca soruflturma aç›ld›. Bir aç›klama yapan Halk›n Hukuk Bürosu, yapt›¤› aç›klamada, 1 Nisan operasyonuna at›f yaparak, “bu seferki hedef savunmay› üstlenen avukatlar.” dedi. Mahkeme “delil” diyerek dosyaya çeflitli belgeler koyuyor. Bu belgelerin avukatlar ve yarg›lanan insanlar taraf›ndan görülmesi, okunmas› ve buna göre savunma haz›rlamas› kadar do¤al birfley olabilir mi? Ama buras› Türkiye; bu ülkede Susurluk hukuku var.

Kendilerinin haz›rlad›¤›, her sayfas›n›n alt›nda mühürlerinin bulundu¤u dosyan›n hapishane idaresince zararl›(!) ve tehlikeli (!) olan bölümlerine ‘e¤itim çal›flmas› yap›labilece¤i’ gerekçesiyle el konuluyor. “‹darenin faflist zihniyetine, cehaletine” yorumlanamayaca¤›n›, yarg›, bu ifllerin, hukuksuzlu¤un yukar›dan afla¤›ya oldu¤unu hat›rlat›yor. Hapishane idaresi taraf›ndan el konulan belgeler, bu kez de dosyay› müvekkillerine teslim etmek isteyen avukat hakk›nda aç›lan davan›n “kan›tlar›” oluyor. HHB aç›klamas›nda, as›l amac›n savunma hakk›n›n gasbedilmesi oldu¤unu belirterek, “mütalaa edilecek bir durumda yavuz-h›rs›z misali avukata soruflturma açmak, avukat› ve onun temsil etti¤i ba¤›ms›z savunmay› hiçe saymak de¤il de nedir?” diye sordu. Bu sald›r›n›n, avukat› katledilmifl, avukatlar› iflkenceye u¤ram›fl, haklar›nda onlarca dava aç›lm›fl HHB aç›s›ndan flafl›rt›c› olmad›¤› belirtilen aç›klamada, “15 y›ld›r tüm bu sald›r›lara ra¤men halk›n hukukunu savunduk, savunmaya devam edece¤iz” denildi.

Cemevleri ‹çin 600 Bin ‹mza Alevi Bektafli Birlikleri Federasyonu (ABF), “cemevlerinin cami, mescit, kilise, havra ve sinagog gibi yasal statüye sahip ibadet merkezleri haline getirilmesi” talebiyle düzenlenen kampanyada toplanan, 105 bini yurtd›fl›nda olmak üzere, 600 bin imzay› 15 Aral›k günü Cumhurbaflkanl›¤› ve Baflbakanl›¤a ulaflt›rd›. ABF Genel Sekreteri Atilla Erden, gazetecilere yapt›¤› aç›klamada, Türkiye’de ç›kar peflinde olan Cem Vakf›, Dünya Ehlibeyt Vakf› gibi kurulufllar›n gündemde tutulmak istendi¤ini belirterek medyada kendilerine sansür uyguland›¤›n› dile getirdi. Kampanya hakk›nda bilgi veren Kamil Ateflo¤ullar› da, yap›lan yasal düzenlemelerde cemevlerine yer verilmemesinin 900 y›ll›k inkar›n devam› oldu¤unun alt›n› çizerek, “Sorunlar›m›z› Türkiye’deki muhataplar›m›zla çözmek istiyoruz. Bu olmazsa demokratik tepkimizi ortaya koyaca¤›z” dedi.

Temel Haklar Üyesine Gözalt› Temel Haklar Yönetim kurulu üyesi Mehmet Göçebe, 14 Aral›k sabah› ‹stanbul Havaalan›’ndan gözalt›na al›nd›. 1 Nisan komplosu çerçevesinde "diskette ad›n ç›kt›" gerekçesiyle gözalt›na al›nan Göçebe konuflmac› olarak, Almanya'da yap›lacak olan Uluslararas› Tecritle Mücadele Sempozyumuna davetliydi. Konuya iliflkin aç›klama yapan ‹stanbul Temel Haklar, y›llarca TMMOB’da yöneticilik yapan Göçebe’nin muhalif kimli¤inden dolay› susturulmak istendi¤i ve ‹stanbul polisinin 1 Nisan hukuksuzlu¤unu tüm pervas›zl›¤› ile sürdürdü¤ü vurguland›. Göçebe 15 Aral›k günü serbest b›rak›ld›.

MKP Gerillalar› Topra¤a Verildi Dersim’in Mazgirt ilçesinde, 9 Aral›k günü ordu güçleriyle Maoist Komünist Partisi (MKP) gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada 2 gerilla flehit düfltü. fiehit düflen gerillalar›n, naafl› Elaz›¤ Devlet Hastanesi'nden ailelerine teslim edildi. fiehit düflen gerillalardan Ebru Arslan (Delal), Pülümür cemevinde yap›lan törenin ard›ndan, ailesi,yoldafllar› ve Dersim Temel Haklar’›n da yer ald›¤› 350 kifli taraf›ndan Pülümür Merkez Mezarl›¤›’nda sloganlarla topra¤a verildi. Ecevit Bulut (Alifler) ise Dersim’e ba¤l› Çemiflgezek’in Do¤anl› Köyü’nde topra¤a verildi. Ebru Arslan’›n cenazesinden dönülürken, Dersim giriflinde, özel tim ve siyasi polis kitleye kimlik aramas› dayatt›. Temel Haklar Baflkan›’n›n “arama izni” sormas›na ise, bir ay öncesine ait bir arama izni gösterildi. Hiçbir fley, özgür bir vatan için vuruflanlara sahiplenilmesine engel olamaz. fiehit MKP gerillalar› ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm kavgam›zda yaflayacaklar.


Açl›k Grevindeyiz direniflimizin

5.

y›l›nday›z HÜCRELER‹ YIKACA⁄IZ!

Çeflitli siyasi hareketlerden devrimci tutsaklar, 19-22 Aral›k katliam›n›, Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›'n›, F tiplerinin ve tecritin bafl destekçisi Avrupa Birli¤i'ni protesto etmek için... 1320 Aral›k aras›ndaki günlerde açl›k grevinde olacaklar›n› aç›klad›lar. Afla¤›da bu aç›klaman›n özetini sunuyoruz: *** 20 hapishanede yaflad›¤›m›z 19 Aral›k 2000 katliam›n›n dördüncü y›ldönümündeyiz. 28 yoldafl›m›z› kaybettik bu sald›r›da. Yüzlercemiz yaraland›k ve istisnas›z hepimiz iflkenceden geçirilerek F tiplerine at›ld›k. O günden bu yana da dört y›ld›r a¤›r tecrit koflullar›nda yafl›yoruz.

117 flehit, 600 sakat verdik; YILMADIK TESL‹M OLMADIK!

Direniflin bayra¤› DHKP/C Davas› Tutsaklar›

Sevgi ERDO⁄AN Ölüm Orucu Ekibi’nde Bu bayrak elden ele neferden nefere zafere kadar tafl›nacak!

19-22 Aral›k Katliam›n› Unutmayal›m! 19-22 Aral›k katliam›, biz devrimci tutsaklar› teslim almak ve bizi teslim alarak halk›m›za gözda¤› vermek amaçl›yd›. Bunun için ölçüsüz bir fliddet uygulad›lar. Halk›m›za, mücadele ederseniz, örgütlenirseniz “sonunuz” böyle olur mesaj› vermek istediler. O gün, kurflun, bomba ya¤muru alt›nda zulüm nice vahfli olursa olsun, direnilebilece¤ini gösterdik. Direnmeliyiz. Binlercemizi katlettiler, yüzbinlercemizi iflkencelerden geçirdiler, 70 milyonu yoksul b›rakt›lar. Zulme ve yoksullu¤a karfl› mücadele etmeliyiz. Baflka yolumuz yoktur. Katliamla, tecritle teslim alamad›lar; yeni bask› yasalar› ç›kar›yorlar! Demokratikleflme aldatmacas›na kanmayal›m! Katlettiler, teslim alamad›lar. Dört y›ld›r F tiplerinde tecrit uygulad›lar, düflüncelerimizden vazgeçiremediler. TBMM'de har›l har›l yeni yasalar ç›kar›yorlar. Bu yasalar› “AB'ye uyum, de-

mokratikleflme” olarak sunuyorlar. Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›'n›n tafl›d›¤› hükümleri inceleyen herkes, bu yasada “demokratikleflmeyi” de¤il, faflizmin politikalar›n›n pekifltirilmesini görecektir. Bu yasa, direnme hakk›n› yoketmeyi, düzene muhalif olmay› cezaland›ran faflist mant›¤›n eseridir... Yaflad›¤›m›z yoksullukta ve zulümde Avrupa Birli¤i'nin rolünü görelim! Meydanlarda hak ve özgürlük isteyen halk›n her kesimine karfl› terör uygulan›rken, hapishanelerden tabutlar ç›karken, iflkence sürerken, Avrupa Birli¤i “demokratikleflme yolunda olumlu ad›mlar var” söylemiyle zulme perde olmufltur. F tiplerini isteyen, finanse eden de Avrupa Birli¤i'ydi. 19-22 Aral›k katliam›n› onaylayan da Avrupa Birli¤i'ydi. Güya “demokratikleflmeyi” zorlayan Avrupa Birli¤i; faflizmin pekifltirilerek sürmesini destekleyendir. 17 Aral›k'ta “müzakere tarihi”yle bu oyun sürdürülecektir. ‹flte bu nedenlerle, 19-22 Aral›k katliam›n› unutmad›¤›m›z› ve unutmayaca¤›m›z› göstermek, AKP hükümetinin “demokratikleflme” masal›yla ç›kard›¤› faflist Ceza ‹nfaz Yasas›'n› protesto etmek, yaflad›¤›m›z tüm bu katliam ve bask›larda birinci dereceden sorumlulu¤u olan Avrupa Birli¤i'nin demokrasi riyakarl›¤›n› protesto etmek için; bulundu¤umuz tüm hapishanelerde 13 Aral›k'tan itibaren 20 Aral›k'a kadar açl›k grevindeyiz. 12 Aral›k 2004

DHKP-C, TKP-ML T‹KKO, TDP, HDÖ, T‹KB Davalar›ndan tutsaklar ad›na: Ercan Kartal, Bayram Kama, M. Aytunç Altay, Tuncay Kurtbafl, Aysel Güldo¤an


TAYAD Hapishaneler Raporu:

‘Tecrit 5. Y›l›nda Artarak Devam Ediyor’ Geçen say›m›zda TAYAD’l› Ailelerin, 2004 Ekim-Kas›m aylar› raporunu aç›klad›¤›n› duyurmufl ve raporun içeri¤ine iliflkin k›saca bilgi vermifltik. Rapordan tecrit uygulamalar›, hak ihlalleri örneklerinden bir bölümü yay›nl›yoruz.

✗

Say› 137 20 19 Aral›k 2004

Tecrit içinde tecrit: tek kiflilik hücreler

F tipi hapishaneler aç›lmadan önce; “‹nsan yaln›zca mezarda yaln›z kalabilir”, “Tecrit iflkenceli ölümdür!” diyerek, yaflanacaklar› anlatm›flt›k. Daha birkaç hafta önce tecritin yaratt›¤› psikolojik sorunlar bir insan›n daha ölümüne neden oldu. Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde Sezai Karakufl intihar etti. Sezai Karakufl ne ilkti ne de tecrit sürdükçe son olacak. Bundan önceki intiharlarda oldu¤u gibi tek kiflilik hücreye konulan Sezai Karakufl’un yaflam›na son veren de devletin uygulad›¤› tecrit politikas›d›r. Y›llarca iki-üç kiflilik hücrelerde tutulanlar›n fiziki, ruhsal sa¤l›¤› ciddi tehdit alt›ndad›r. Tek kiflilik hücrelerde ise bu tehdit katmerlidir. Tek kiflilik hücre tecrit içinde tecrittir. Kand›ra F Tipi Hapishanesi’nde 51 kifli tek kiflilik hücrelerde tutulmaktad›r. Edirne’de Ali Osman Köse, Ercan Kartal ve Hac› Demir, Kand›ra’da Ümit ‹lter, Tekirda¤’da Nurettin Erenler ve Sincan’da Hüseyin Özarslan y›llard›r tek kiflilik hücrelerde tutulmaktad›r. “Bakanl›¤›n özel talimat›yla” denilerek, y›llard›r tek tutulan; dahas› baflka hücrelerdeki arkadafllar›yla iletiflimlerini engellemek amac›yla etraflar›ndaki hücreler dahi boflalt›lan bu insanlar tecrit koflullar›nda ikinci bir tecrite tabii tutulmaktad›r. Devlet bilinçli olarak bu konuda bir statü yaratma çabas›ndad›r. Kald› ki, Ali Osman Köse ve Hac› Demir’in ciddi sa¤l›k sorunlar› bilinmektedir. Bilerek ölüme terkedilmektedirler.

✗

‹flkence, dayak, sald›r› ve ihlaller

Kand›ra 1 No’lu F Tipi: 24 Eylül akflam› tekli hücrede kalan Özcan KEKEÇ’in hücresine kar maskeli, silahl› askerler arama bahanesiyle girmifltir. Daha çok tekli hücrelerde “eroin ar›yoruz” bahanesiyle bask›n yap›lm›flt›r. Tüm tutuklular bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunmufltur. Ekim ay› içerisinde ise biri adli, biri ‹slamc› iki tutuklu idari personelce dövülmüfltür. “Merdiven alt›” diye tabir edilen, Baflgardiyanl›k Odas›’nda yaflanan bu iki sald›r›da da tutuklular; “Burada her fley bizden sorulur” denilerek, küfür ve hakaretler eflli¤inde tartaklan›p, dövülmüfltür. Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi; Eylül ay› sonunda hastaneye götürülürken askerin sald›r›s›na u¤ray›p, dövülen Serdar KARAÇELIK’in suç duyurusuna bir ay sonra cevap verildi. Savc›l›¤›n bir ay sonra rapor istemesi, ildeki doktorlar›n ‹stanbul’a sevki ve halen bu sevkin yap›lmamas›; aç›kça olay›n kapat›lmaya çal›fl›ld›¤›n› göstermektedir.

✗

Savunma hakk›na yönelik sald›r›lar

Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi; Do¤an ÇELIK, 19 Kas›m’da Istanbul ACM’deki duruflmas›na, ‘Celp gelmedi’ denilerek götürülmemifltir. Gebze Hapishanesi; 1 Nisan davas›ndan tutuklu olanlara mahkemece aç›lan dosyay› tutsaklara verilmek üzere idareye b›rakan Av. Taylan Tanay bir hafta

sonra gitti¤inde hala tutuklulara verilmedi¤ini ö¤rendi. “Patlay›c› yap›m›na iliflkin belgeler getiriyorsun, yasal ifllem yapt›raca¤›z” denilerek tehdit edildi. ‹tirazlar›n ard›ndan, dosyadaki tüm evraklar›n alt›nda, mahkemeye ait evrak oldu¤unu belgeleyen mühür ve numaralar bulunmas›na karfl›n dosyadan bir bölüm ç›kar›larak tutuklulara verildi. Ayr›ca avukat Tanay’a da “yard›m yatakl›k” davas› aç›ld›. Ulucanlar Hapishanesi: Tutuklular›n avukatlar›na göndermek istedi¤i mektuplar okunarak, savunma hakk› ihlal ediliyor ve “bu mektup avukata gönderilemez” denilerek iade ediliyor. Avukat›yla müvekkil aras›ndaki yaz›flmalar›n yasalarla dahi dokunulmazl›¤› burada geçersiz.

✗

Haberleflme ve mektup yasa¤›

Ulucanlar Hapishanesi: Tutuklular›n yazm›fl oldu¤u, 10 mektuba imha karar› verilmiflti. Tutsaklar›n ‹nfaz Hakimli¤i’ne yapt›¤› itiraz reddedildi. Edirne F Tipi: K›r›klar F Tipi’nde Ölüm Orucunda olan M. ‹nan Ifl›k’›n Veysel fiahin’e gönderdi¤i mektup, idare taraf›ndan “Açl›k grevini övücü sözler bulundu¤u” gerekçesiyle “sak›ncal›” diye verilmemifltir. Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi: Ekmek ve Adalet Dergisi’nin 128. ve 129. say›lar› “toplat›ld›” denilerek verilmedi. Toplatma karar›n›n gösterilmesi talebine ise cevap verilmedi. Cumhuriyet, Birgün, Evrensel Gazetelerinin ekleri, “kitap” statüsünde say›larak verilmemektedir. Sabah verilmesi gereken gazeteler ço¤u zaman koridorlarda bekletilerek ö¤leden sonra veriliyor. Mektuplar ise günlerce idarede bekletildikleri için oldukça geç veriliyor. Benzeri uygu-


lamalar di¤er hapishanelerde de sözkonusudur. Kand›ra 1 No’lu F Tipi; 20 Ekim 2000’de bafllayan ölüm orucunun beflinci y›l› dolay›s›yla yaz›lan onlarca mektup, kart ve mesaj “sak›ncal›” bulunarak imha edilmifltir. Bu duruma itiraz etmek için dilekçeler veren tutuklu ve hükümlülere aradan iki ay geçmesine ra¤men henüz bir cevap verilmemifltir. Ekim ay›nda Sezgin Çelik’in yurtd›fl›na yazd›¤› mektup, yine Malik Koparan’›n yurtd›fl›nda hapishanede olan a¤abeyine yazd›¤› mektup “sak›ncal›” denilerek gönderilmedi.

✗

Ziyaret gasp› ve ailelere yönelik bask›lar

Ulucanlar Hapishanesi: Sabah ve ö¤leden sonra ayn› kifli ile görüfl yap›labiliyordu. Ekim ay›ndan itibaren yapt›r›lmamaya baflland›. Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi; 11 Ekim günü geldi¤i flehirler aras› otobüs bozuldu¤u için görüfle zaman›nda yetiflemeyen Mustafa Çapardafla’n›n annesi bu birkaç dakikal›k gecikme nedeniyle görüfle al›nmad›. Muharrem Cengiz,

✗

Bülent Kemal Y›ld›r›m, Ali Ercan Göko¤lu, Ercan Kutlu, Kaan Kurtulufl, Tekin Dönmez’in çeflitli zamanlarda ald›klar› mektup ve görüfl yasaklar› bitmesine ra¤men idare keyfi olarak aç›k görüfl haklar›n› engellemektedir. Tigin Öztürk, 17 Kas›m’da yap›lan “Bayram Aç›k Görüflü”ne 45 dakika geç ç›kar›lm›flt›r. Zonguldak’tan gelen ailesi, zaten topu topu bir saat olan görüfl süresinin 15 dakikas›n› yapabildi. Kand›ra 1 No’lu F Tipi; 29 Ekim ve Ramazan Bayram› aç›k görüfllerinde, görüfl mahalline asker sokularak, tutuklu ve hükümlülerin aileleriyle görüflmesi engellendi.

✗

Engellenen tedaviler ve sa¤l›k sorunlar›

Ulucanlar Hapishanesi: Hastane sevkleri uzun süre ç›kar›lmad›¤› için ciddi sa¤l›k sorunlar› yaflan›yor. Sevkler yap›ld›¤›nda ise kelepçelerin aç›lmay›fl›, askerin muayene odas›ndan ç›kmay›fl› ve Numune Hastanesi doktorlar›n›n askerin keyfiliklerine destek vermesi nedeniyle muayene ve tedaviler yapt›r›lm›yor. Melek Serin,

Bir Mengele: Dr. Adnan Özer

Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi’nde iflkencecili¤i, tutuklu ve hükümlülere karfl› tarafl› ve sald›rgan tutumuyla bilinen, faflist “Doktor” Adnan Özer’in yaratt›¤› sorun ve s›k›nt›lar devam etmektedir. Hipokrat Yemini yerine “Mengele’ye ba¤l›l›k yemini” etmifl olan bu faflist “Doktor”, bir çok hastan›n tedavisini engellemifl, hakaret ve bilinçli olarak tedavi etmeme politikas›yla onlarca hastan›n sa¤l›k sorunlar›n› artt›rm›flt›r. Bu nedenle görevden al›nmas›n› isteyen tutsaklar›n suç duyurular›na herhangi bir cevap verilmemifltir. Sadece son süreçte ast›m hastas› Bar›fl ATEfi’in migren hastas› Cengiz BAL’›n ve Sedat ÖZTÜRK’ün muayenesini yapmayan, ilaçlar›n›n temin edilmesini engelleyen Dr. Adnan Özer’in son icraat› Marmara TAYAD Baflkan› Orhan ESK‹ oldu. Orhan ESK‹’nin 26 Kas›m günü yüzüne felç indi. Revire ç›kmak için hemen dilekçe verdi. Ancak 29 Kas›m’da ç›kabildi. 3 gün böyle bekletildi. Dr. Adnan, hastaneye sevkini isteyen Orhan Eski’ye hakaret ederek kovdu. 30 Kas›m’da yeniden revire ç›kan Eski,

29 Eylül günü bu uygulamalar›n tümünü yaflad›¤› için tedavisi engellendi ve Ankara Cumhuriyet Baflsavc›l›¤› ve Tabipler Odas›’na konuyla ilgili suç duyurusunda bulundu. Edirne F Tipi; Bekir fiimflek’in Wernice-Korsakoff rahats›zl›¤›, yürüme güçlü¤ü, yo¤unlaflamama, eklem a¤r›lar›, uyku düzensizli¤i gibi rahats›zl›klar› devam etmektedir. Veysel fiahin’in yo¤unlaflamama, afl›r› yorgunluk hissi gibi rahats›zlar› devam etmektedir. Hac› Demir ve Ali Osman Köse (daha önce bu konudaki mektubuna dergimizde yer vermifltik) ciddi sa¤l›k sorunlar›na ra¤men y›llard›r tek kiflilik hücrelerde tutulmaktad›r. Kand›ra 1 No’lu F Tipi; Katliamla aç›lan F tiplerindeki hücreler, tecritin d›fl›nda bir ço¤u rutubet ve baflka koflullar› nedeniyle ek sorun yaratmaktad›r. 19 Aral›k katliam›nda bir baca¤›n› kaybetmifl olan M›zrap ATEfi’in afl›r› rutubetten kaynakl› olarak sürekli a¤r›lar› nedeniyle hücresinin de¤ifltirilmesi talebi, “uygun görülmemifltir” denilerek reddedilmifltir. Gece aniden rahats›zlanan Murat KAYA, tüm u¤rafllar›na

sa¤l›k durumunun ciddiyetini anlatarak, yeniden hastaneye sevkini istedi, ama Dr. Adnan yine sevk etmedi. Baflka bir doktorun bulundu¤u 1 Aral›k günü, Orhan Eski acil olarak hastaneye sevk edildi. Hastanedeki doktor, ‘neden bu kadar geç geldin’ diye Orhan’a ç›k›fl›yor. O da durumu anlat›yor. Doktor muayene ediyor, yüz felci geçirdi¤ini, bu felcin kula¤›na vurarak daha önce yaflad›¤› orta kulak iltihaplanmas›n› da tetikledi¤ini ve çürük difllerini de vurdu¤unu söyledi. Düflünün, felç geçiren bir insan› günlerce hastaneye sevk etmiyor; Salih Sevinel de böyle katledilmiflti. Hastane doktorunun verdi¤i bilgiye göre; Orhan Eski, sa¤l›k ifllerinden anlayan tutsaklar›n sa¤lad›¤› bir antibiyoti¤i kullanmam›fl olsa, durumu daha kötü olacakt›. Tecrit politikas›, faflist idarecileri ve mengele art›¤› doktorlarla böyle katmerlefltiriliyor. Yar›n ölümcül bir rahats›zl›k yafland›¤›nda Dr. Adnan’›n tavr› farkl› olmayacakt›r, ki flu an muayene ve tedavileri engellenen tutuklu ve hükümlüler yavafl yavafl ölüme sürüklenmektedir.

Say› 137 21 19 Aral›k 2004


Say› 137 22 19 Aral›k 2004

ra¤men 1 saat revire ç›kar›lmad›, ç›kt›¤›nda da 1 saat doktoru bekledi. Her zaman idarenin karfl›lad›¤› ilaçlar› karfl›lanmad›. 6 ay önce hastaneye sevk edilen Levent NEVROZ halen jandarman›n götürmesini bekliyor. Sürekli ve düzenli ilaç kullanmas› gereken fleker hastas› Ufuk KESK‹N’in ilaçlar› bilinçli olarak geciktirilmektedir. Adalet bakan› her demecinde “F tipleri için trilyonlar harcad›k”lar›n› beyan ediyordu. Ço¤u kez “ring arac› yok” denilerek hastane sevkleri yap›lm›yor. Genel hücre aramalar›nda vitamin ilaçlar› “gereksiz” görülerek, bu ilaçlara el konulmaktad›r. Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi; Ciddi psikolojik rahats›zl›klar› oldu¤u için daha önce defalarca kriz geçirip, hücresindeki eflyalara ve kendine zarar veren, hastaneye kald›r›lan Hasan Tahsin Akgün’ün tedavisi bilinçli olarak engellenmektedir. Keza, böyle bir kriz an›nda parçalad›¤› hücredeki ayna, masa, küvet, lamba dü¤me-

✗

leri, sandalye vb. eflyalar üç ayd›r de¤ifltirilmedi¤i için, hücrede kalan üç kiflinin de yaflam› olumsuz etkilenmektedir.

✗

“Birarada Olmay› Teflvik Eden Resim!”

S›ralayaca¤›m›z sorunlar, tüm F tipi hapishanelerde yaflanmaktad›r. Biz, Kand›ra 1 No’lu F Tipi’ndeki uygulamalar› örnek ald›k: Kantinde sat›lan iç çamafl›r, havlu, nevresim vb. d›flar›dan al›nmamaya devam edilirken, sat›lmayan eflyalar›n getirilmesi de keyfi olarak engellenmektedir. Yine befl y›ld›r elektrik paras› kesilmesi, maddi aç›dan s›k›nt›lar yaratmaktad›r. Fahifl fiyat uygulamas› kantin al›flverifllerinde oldu¤u gibi burada da devreye girdi¤i için üç kiflilik bir hücrede TV, buzdolab›, elektronik araçlar vb. olmad›¤› halde 35-40 milyon fatura gelebilmektedir. Paras› olmayan›n elektri¤i kesilmekte, aylarca paras› gelmeyenlere yat›r›lan paralar

Tüm bu hastal›klar›na ra¤men 4 y›l tek kiflilik hücrede tutuldu

Hac› Demir, 4 y›ld›r kald›¤› tek kiflilik hücrede yaflad›¤› sa¤l›k sorunlar›n› 9 Kas›m tarihli mektubunda anlatt›: “Unutkanl›k ve geçici anl›k haf›za kayb› ilerledi. Çünkü buras› kervan geçmez, kufl uçmaz... Unutkanl›k nas›l oluyor? E¤er bir sureti yoksa önceki mektupta ne yazd›¤›m› unutuyorum. Diyelim karfl›daki arkadafllara gazete ataca¤›m. Seslenmem gerekiyor, isimlerini unutuyorum. Günlük yaflamda böyle tutukluluklar oluyor. 1- Bel, s›rt, boyun a¤r›lar› sürüyor. Bel ve boyun f›t›¤› da. Hangi aflamada bilmiyorum. Uyuflmalara, kar›ncalanmalara ve hissizleflmelere neden oluyor. Beldeki a¤r› bacaklar›ma vuruyor. Kas›lmalara, kramplara kadar var›yor. Sa¤ ayak ucumda uyuflma o dereceye vard› ki ayakkab›n›n içinde ve aya¤›m›n alt›nda tafl var san›yorum. Hissizleflmifl. Siyatik damar›n›n son uç k›sm›, a¤r›n›n gidip sonuçland›¤› o bölgeyi sertlefltirmifl, kat›laflt›rm›fl.

“Elektrik faturas› için kesildi” denilerek gasp edilmekte, insanlar bir sigaras›n› dahi alamayacak duruma getirilmektedir. Musluklardan akan su birer mikrop yuvas›d›r. Haftada bir gün bir saat s›cak su akmaktad›r. Tüm bunlar insan sa¤l›¤›n› hiçe sayan tecrit politikas›n›n bilinçli uygulamalar›d›r. Bu yüzden çözüm bulunmuyor, flikayet, suç duyurular› hiçbir sonuç vermiyor. Tecrit foto¤raflarla da sürdürülmektedir. Ayn› hücredekilerin dahi birlikte resim çektirmesi yasak. Bir örnek: Birlikte foto¤raf çektiremeyen tutuklular›n ailelerine yollad›klar› tek tek foto¤raflar› foto-montajla birlefltirilerek yeniden hapishaneye getirilmifltir. Hapishane idaresi “bir arada olmay› teflvik etti¤inden” dolay› “güvenli¤i riske edici” bularak bu foto¤raf› içeriye vermemifltir. “Sak›ncal›” bulunan bu foto-montaj resim, emanette tecrite al›nm›flt›r. Yaflanan bu trajikomik durum bile tecritin ne oldu¤unu gözler önüne sermektedir.

2- Sürekli ve ileri derecede gaz birikimi devam ediyor. Midem sürekli gaz üretiyor. 3- Ring araçlar›nda bafl a¤r›s›, bafl dönmesi, terleme, mide bulant›s›.. Kapal› yerlerde bo¤ulacak gibi oluyorum. Adeta iflkence… E¤er mahkemeye gittiysem bir hafta kendime gelemiyorum… 4- Gürültüye karfl› afl›r› derecede hassasiyet. Tuvalet sifonlar›, su musluklar›, TV sesi, anons sesi... 5- Sinirli ve s›k›nt›l› anlar›mda kalp çarp›nt›lar›m da var ama ondan önemlisi Sincan’daki rahats›zl›klar›ma burada s›k s›k idrara ç›kma ve idrar yapmada zorlanma da eklendi. 6- Halsizlik ve yorgunluk da ayr› bir bafl belas›. Bunun Hepatit B hastal›¤›ndan kaynakland›¤› söylenmiflti. Ankara Numune teflhis koymufltu. Ama ne Sincan’da ne de burada kimse ilgilenmedi. Sadece kan al›nd› o kadar. De¤erler artt› m›, azald› m›, belli de¤il. Çünkü bilgi vermediler. Kontrol de olmad›. 7- Difl problemim baflta gelen bir di¤er rahats›zl›¤›m da bu. Bir k›sm›n› 19 Aral›k operasyonunda, geri kalanlar› da Sincan’da hücre sald›r›s›nda k›rm›fllard›. Çi¤neme difllerim kalmad›. 8- Burada ilaçlar pahal› oldu¤u ve parça parça verdikleri için kullanm›yorum. ‹dare karfl›lam›yor. Bakanl›k, tedavi için para al›nm›yor demiflti güya.. Ama öyle de¤il.”


19 Aral›k 2000 Katliam›nda Bayrampafla Kad›nlar Ko¤uflu:

6 CEVABIMIZ VAR... bölüm 2 Say› 137 24 19 Aral›k 2004

Gülseren dile getiriyordu düflüncelerimizi. - Halk›m›z duymufltur flimdi... Tayad’l›lar bizi yaln›z b›rakmaz, çoktan gelmifllerdir kap› önüne... Bomba ve kurflun ya¤muru bafllad› yine. Ko¤ufl tan›nmayacak hale geldi. Duvarlar, parmakl›klar, ranzalar, delik deflik oldu kurflunlardan bombalardan. Yataklar›n, yast›klar›n pamuklar› da¤›ld› her yana. Üzerimizde yo¤un bir gaz bulutu olufltu. O kadar çok ve de¤iflik bombalar at›l›yordu ki... Ko¤uflun tavan›n› birkaç yerden deldiler. Pencere kenar›ndan üzerimize gelecek flekilde... ‹flte yine ya¤maya bafllad› bombalar. Verdi¤i ac›y› tarif etmek çok zor. Sanki iç organlar›m›z parçalan›yor, mengene gibi bir el bo¤az›m›z› s›k›p bizi nefessiz b›rakmaya çal›fl›yordu. Ve tarif etmesi zor bir bomba türünün hemen ard›ndan kendimizde de¤ilmifl gibi istemsiz hareketlerle ç›rp›nmaya bafllad›k. Bu sinir gaz› olmal›yd›. Korkunç bir kas›lma, bir titreme... sanki hücre hücre parçalan›yordu bedenlerimiz. fiuursuzca saçlar›n› yoluyordu baz›lar›m›z. fiuursuz hareketlerle kendini yerden yere at›yordu. Bunun ölüm an› oldu¤unu düflündüm o an. Demek böyle ölecektik. Birço¤umuz bay›lm›fl›z. Kendime geldi¤imde dumandan kimseyi göremiyordum. Ses yoktu ko¤uflta. Çok zay›f iniltiler duyuluyordu. Arka taraftaki ranzalar tutuflmufltu ve benim hiç mecalim kalmam›flt›. Bir cehennem s›ca¤› yay›lm›flt› etrafa... Ko¤uflun ›s›s› o kadar artm›flt› ki, hiç bir fleye dokunmak mümkün de¤ildi. Hitler’in gaz odalar›! Demek böyle yak›ld› insanlar. Demek böyle yan›p kavrulup atefllere kar›flt›lar. Hitler yeni yüzler, yeni eller, yeni resimler ard›na gizlenerek can almaya gelmifl yine.... Cansa can, ölümse ölüm... Ama teslim olmayaca¤›z. Teslim olmak yok.

Kor gibi yan›yordu herfley. Kap›ya do¤ru yöneldim. Sa¤a sola da¤›lm›fl eflyalar› kenara iterek kendime yol açmaya çal›flt›m. O s›rada simsiyah bir duman kaplad› etraf›. Gözlerim fena halde yan›yordu. Kör oldu¤umu düflündüm. Yere düfltüm, o anda kendimden geçmiflim. Kap›dan gelen sesle kendime geldim. Merdivene kofltum. Ve bir yoldafl›m› gördüm o an. Kim oldu¤unu bilmiyordum, tan›yamad›m, tan›yamazd›m da... Vahfleti biliyordum, tan›k olmufltum, yaflam›flt›m daha önceleri. ‹flkence tezgahlar›nda, sokak ortas›nda vurulup düflen, kollar›m›z aras›nda son nefeslerini veren yoldafllar›m›n onurlu ac›lar›nda görmüfltüm vahfleti. Peki ya vahfletin hangi boyutunu tan›mlar bu tan›yamad›¤›m yoldafl›m? Belki sadece dakikalar önce birlikte nefesimizi toplay›p cellatlar›m›z›n yüzüne umudumuzu hayk›rd›¤›m›z Gülseren’di. Belki Nilüfer? Belki, belki... Can parçalar›mdan biriydi o... keflke can›m› ona verebilsem, keflke o tarifsiz ac›lar›n› dindirebilsem... Konuflam›yordu, sesi ç›km›yordu... A¤z›, burnu oldu¤u yerde de¤ildi... Elleri... saçlar›... Saçlar› dökülüvermiflti... Elleri yere do¤ru sarkm›flt›. Yüzü... sanki derisi bedeninin bir parças› de¤ildi de yap›flt›r›lm›flt› etine. Ve bu cehennem s›ca¤›nda yap›flkan özelli¤ini yitirmifl, etlerinden ayr›l›p sark›vermiflti yere... Ya da ola¤anüstü h›zl›, ola¤anüstü usta, küçük, k›vrak, görünmez bir b›çak yoldafl›m›n derilerinin alt›na s›z›p etlerinden ay›r›vermiflti saniyeler içinde ve bedenini saran derisi kal›p gibi inivermiflti yere... Dehflet bir görüntüydü karfl›mdaki ve sesi bile ç›km›yordu yoldafl›m›n. Dehflet ve korku sizi esir al›rsa, bütün dengenizi kaybedersiniz. Ve iflte o an, kaybetti¤iniz and›r. Hay›r, biz kaybetmedik, kaybetmeyece¤iz. Korkan biz de¤ildik. Evet, dehfletli ac›lar›m›za, dehflet görüntülerine ra¤men korku bizden uzakt›. Biz s›radan olan›, s›radan olmayan koflullarda yap›yorduk. Onurumuzu, özgürlü¤ümüzü, umudumuzu koruyorduk. Devrimcili¤in, insan olman›n gereklerini yerine getiriyorduk... Kim korkakt›, kim cesur? Onlar ellerinde a¤›r, büyük, öldürücü silahlar›yla, kalkanlar›, kasklar›, çelik yelekleri ard›na gizlenmifllerdi. ‹nançlar›ndan, iradelerinden baflka hiç bir silahlar› olmayan bir avuç kad›n›n karfl›s›na ancak böyle ç›kabilmifllerdi... Yoldafl›m ac› çekiyordu. Alevi olmayan cehennem ateflleri sarm›flt› bedenini. Bir anda tan›nmaz hale getirmifl, eritmiflti onu. Çeflmeyi aç›p alt›na soktum. Sonra hemen yukar› ç›kt›m. Daha bir çok kifli olmal›yd› üst katta. Ko¤uflun büyük bölümü alev alm›fl yan›yordu. Alevlerin içinden çekip ç›kard›klar›m›z tan›nmayacak durumdayd›. Bir yandan da atefl alt›ndayd›k. Silahlar kap›ya do¤rultulmufl, yoldafllar›m›z› ç›karmam›z› engellemeye çal›fl›yorlard›. Kaybedecek zaman›m›z yoktu. Baz› yoldafllar›m›z› sürükleyerek çekip ç›karmak zorundayd›k. Yaralanm›fllard›, yanm›fllard›, ama biz onlar› merdivenlerden sürükleyerek indiriyorduk. Kafalar› çarp›yordu basamaklara... Baflka çaremiz yoktu. Onlar› orada b›rakamazd›k. Kendin-


de bile de¤ildi ço¤u. Elleri yüzü tamamen erimifl olan yoldafllar›m›zdan biri - B›rak›n, b›rak›n beni! diyordu onu afla¤› indirmeye çal›fl›rken. Yukar› ç›kmaya çal›fl›yordu. Kimseyi kurtaracak, kimseye yard›mc› olacak durumda de¤ildi oysa. Birfleyleri tutacak elleri bile yerinde de¤ildi. Ama akl› o cehennemde, cehennemin içinde kalan yoldafllar›m›zdayd›. Zorla indirdik. Böyle kaç kere yukar› afla¤› gittim geldim, hat›rlam›yorum. En son kap›n›n hemen kenar›na s›k›flm›fl Gülser’i seçebildim. Çekmeye çal›flt›k. Olmuyor, gelmiyordu. Cellatlar korkunç kahkahalar› eflli¤inde kap›y› taramaya devam ediyorlard›. Hadi Gülser, hadi gayret et biraz, k›m›lda... En az›ndan kap›dan kurtar kendini, gerisi kolay... Nas›l gayret etsindi Gülser... Kap›ya iyice s›k›flm›fl, yak›lm›fl, hiç k›p›rdam›yordu... Gülser flehit düflmüfltü. Ko¤ufl birden ve tamamen alev ald›. Alevler bir anda etraf›m›z› sard›. Kalakalm›flt›m. Bir yoldafl›m kolumdan çekti, merdivenlerden afla¤› sürükledi beni. Gülser... Gülser orada kald›, ç›karamad›k. Ç›karamad›k... Yaral›lar›m›z çoktu. Ve art›k ko¤uflun bu alt kat›nda kalma imkan› da yoktu. Alevler, kurflunlar, bombalar... Yaral›lar› havaland›rmaya ç›karmal›yd›k. Ne olursa olsundu. Ç›karç›kmaz yaral›lar›m›zdan biri, havaland›rmada küçük bir gölcük oluflturmufl su birikintisine att› kendini, boylu boyunca yat›verdi suyun içine. Kimdi, hangi yoldafl›m›zd›, ay›rd etmek zordu o an. 27 kifliydik ko¤uflta. Ve flimdi 21 kalm›flt›k. Alt› yoldafl›m›z o alevlerin içinde kalm›flt›. Ç›karamam›flt›k onlar›; fiefinur, Seyhan, Özlem, Nilüfer, Gülseren, Gülser... Ayn› havaland›rmay› paylaflt›¤›m›z di¤er soldan arkadafllar›n kald›¤› ko¤ufla girdik sonra... Yaral›lar›m›za ilk yard›m yapmal›yd›k. Bizde hiç ilaç yoktu. Belki biraz merhem, a¤r› kesici birfleyler... Arkadafllar da barikat kurmufllard› kap›lar›na. Açt›lar barikat›, içeri girdik. ‹lk olarak yan›klara bolca merhem sürdük. fiekerli su haz›rlam›fllard›, onlar› içtik... Sonra oray› da taramaya bafllad›lar. Kurflunlar uçufluyordu sa¤›m›zda solumuzda. Havaland›rmaya ç›kacakt›k yine. Ç›kacak, kurflunlar›n alt›nda hep beraber halay çekecektik. Ölürsek, halayda, hep birlikte ölecektik. Öyle yapt›k. Onlarsa atefl etmeye, bomba atmaya devam ediyorlard›. Yak›n›m›za s›k›yorlard› durmadan.. Bacaklar›m›za çarp›yordu seken kurflunlar ve flarapnel parçalar›. Ve i¤renç kahkahalar› hiç eksik olmuyordu. Ko¤ufl yanmaya devam ediyordu. Yoldafllar›m›z orada kalm›flt›. ‹tfaiye hortumlar›yla su s›k›yorlard›; ama ko¤ufla de¤il, havaland›rman›n ortas›nda toplanm›fl durumdaki bize... Bedenimizi delip geçecekmiflcesine tazyikliydi s›kt›klar› su. Dakikalarca tazyikli suyun alt›nda kald›k. Sonunda maltadan ko¤uflumuza aç›lan demir kap›y› kestiler. Soluk solu¤a dald›lar havaland›rmaya. Biz s›k›ca birbirimize ke-

netlenmifltik, ortam›zda yaral›lar›m›z... Silahlar›n› üzerimize do¤rultular: - Teslim olun! Ellerinizi kald›r›n! Tek tek ayr›l›n! Teslim olmak m›? Ellerimizi havaya kald›rmak m›? Ayr›lmak m›? Ne diyordu bunlar? - Katiller... As›l siz teslim olun! Daha s›k› kenetlendik birbirimize. Havaland›rman›n bir ucunda biz, bir ucunda onlar... Tuhaf de¤il mi! Yaklaflam›yorlard› yan›m›za. Ellerinde bombalar›, silahlar›, kafalar›nda kasklar›, üstlerinde çelik yelekleri olan onlard› oysa. Bizimse derilerimiz sark›yordu ellerimizden, yüzümüzden... Ayakta duramaz haldeydi ço¤umuz. O saatten bu yana ko¤uflumuzu delik deflik eden, cehenneme çeviren onlard›, cehennemde yaflayan ise biz... Bizden bir tek kurflun, bir tek bomba, b›rak›n bunlar›, bir tek tafl bile gitmemiflti onlara... Silahs›z, bombas›zd›k biz. O halde neden korkuyordu bu cellatlar? Tavflan kendi gölgesinden korkarm›fl. Bunlar da yaratt›klar› bu cehhennemden, bu vahfletten, bedenlerimizde yaratt›klar› bu dehflet görüntülerinden mi korkuyorlard› yoksa? Yoksa yüzlerini, gözlerini belirsizlefltirdikleri, derilerini etlerinden ay›rd›klar› bu bir avuç kad›n›n hala karfl›lar›nda dimdik durufllar›nda kendi korkunç yenilgilerini, bozgunlar›n› m› görüyorlard›? Bundan m›yd› korkular›? Yavafl yavafl, ad›m ad›m gelebildiler yan›m›za. Dipçik darbeleriyle, tekmelerle ay›rabildiler bizi birbirimizden. Sürükleyerek ç›kard›lar havaland›rmadan. Geçti¤imiz her yerde yaratt›klar› cehennemin izleri vard›. Hepimize tek tek isimlerimizi soruyorlard›, vahflet belgelerini tamamlamak için. - Ad›n ne? Ad›m›z yoktu. Biz art›k onlard›k, onlarsa biz. - Ad›n ne? Verebilece¤imiz, verdi¤imiz alt› cevab›m›z vard› art›k sadece: - Ben Gülser! - Ben fiefinur! - Ben Özlem! - Ben Gülseren! - Ben Seyhan! - Ben Nilüfer!

Say› 137 25 19 Aral›k 2004


Jitem Faili meçhuller, ‹nfazlar, kay›plar... terörü Herfley Generallerin davas› Bilgisi Dahilinde

Say› 137 26 19 Aral›k 2004

Bilinen gerçe¤in, bir mahkeme dosyas›nda da aleni flekilde, kan›tlar›, belgeleri ile yerini alm›fl oldu¤u ortaya ç›kt›. ACM olarak ad›n› de¤ifltiren Diyarbak›r DGM Baflsavc›l›¤›'nca haz›rlanan, 1999 tarihli bir iddianamede; öldürülen J‹TEM kurucusu Binbafl› A. Cem Ersever'in komutas›ndaki, itirafç›, korucu, subay ve faflistlerden oluflan J‹TEM elemanlar›n›n bir çok bombalama, adam kaç›rma, suikast, cinayet gibi suçlar›n›n bir k›sm› yer ald›. ‹ddianamede aç›kça ifade edilen bir baflka çarp›c› gerçek ise, tüm bu suçlar›n dönemin Asayifl Kolordu Komutan› Hulusi Say›n, asayifl komutanlar› ‹smail Selen ve Hikmet Köksal ile J‹TEM'in bilgisinde gerçekleflti¤i. (Radikal, 10 Aralık 2004)

KAT‹LLER‹ VE KOMUTANLARINI TUTUKLAMAYA GEREK YOK! Diyarbak›r 3. A¤›r Ceza Mahkemesi'nde görülen davada; itirafç›lar; Adil Timurtafl, Recep Tiril ile '‹brahim Babat' sahte kimlikli Suriye uyruklu Hac› Hasan, jandarma istihbarat elemanlar› Meh-

Aygan da J‹TEM dosyas›nda; ‹tiraflar› flimdi dikkate al›nacak m›? Hat›rlanacakt›r; bundan bir süre önce Ülkede Özgür Gündem Gazetesi’nde J‹TEM eleman› Abdülkadir Aygan’›n çarflaf çarflaf itiraflar› yay›nland›. Onlarca belgenin ortaya kondu¤u bu itiraflar bir hukuk düzeni içinde suç duyurusu demektir. Ama bir tek savc› ad› geçen kifliler hakk›nda soruflturma açmad›¤› gibi, gazete hakk›nda “Niye yay›nlad›n›z” diye dava açt›. Yukar›da sözünü etti¤imiz J‹TEM elemanlar› içinde, Abdülkadir Aygan’›n da ad› aç›k olarak geçiyor. Hem de kat›ld›¤› eylemlerle birlikte. Aygan itiraflar›n› yine dikkate almayacaklard›r.

met Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz ve korucu Faysal fianl› hakk›nda 'cürüm ifllemek için teflekkül oluflturmak' ve 'birden fazla kifliyi öldürmek' suçlar›ndan ömür boyu hapis cezalar› isteniyor. “Gösteri yürüyüflleri kanununa muhalefet etti” diye insanlar› tutuklayan yarg›, böyle “a¤›r suçlamalar”da tüm katilleri tutuksuz yarg›l›yor. Üstelik, iddianamede “herfley bilgileri dahilindeydi” dedi¤i generaller hakk›nda b›rak›n tutuklamay› dava dahi aç›lm›yor. Türkçesi, “bu davay› açmak durumunda kald›k, ama bu davada adalet beklemeyin” deniliyor.

J‹TEM, SUSURLUK’UN KONTRA ÖRGÜTÜ ‹ddianamede; “‘çat›flmada öldü’ diye gösterilen itirafç›n›n Korgeneral Hulusi Say›n’›n bilgi ve onay›yla J‹TEM’ci olarak faaliyet yürüttü¤ü ve asayifl komutanlar› ‹smail Selen ile Hikmet Köksal'›n da durumu bildi¤i; J‹TEM Silopi çetesi içinde, Binbafl› Arif Do¤an, Binbafl› Ersever, Yüzbafl› ‹smail Öztoprak, Üste¤men Sinan Yaflar, Astsubay Baflçavufl fiaban Bayram ile korucu, asker, MHP’li ve itirafç›lar›n yer ald›¤›; Güneydo¤u’da bir çok bombal› sald›r›, suikast, adam kaç›rma gibi olaylar› gerçeklefltirdikleri; General Veli Küçük'ün Jandarma ‹stihbarat Komutanl›¤›'na getirilmesi üzerine itirafç›lara asker kimli¤i ç›kar›larak Jandarma ‹stihbarat Grup Komutanl›¤›'nda görev verildi¤i; burjuva medyan›n ‘tambural› pafla’ diye pazarlad›¤› orgeneral Hasan Kundakç›’n›n itirafç›laflt›r›p ölüm mangas› eleman› olarak kullanma iflini bizzat yapt›¤›; J‹TEM elemanlar›n›n halk›n kan›n› döktükten sonra Alay Komutanl›klar›na s›¤›nd›klar›...” gibi, Susurluk’ta karfl›m›za ç›kan bir çok suç ve iliflkiye dair ayr›nt›l› bilgiler yer al›yor.

AB MASKEL‹ FAfi‹ZME UYUMLU J‹TEM Susurluk’ta kim varsa; bu dosyada da onlar var. Çünkü J‹TEM Susurluk’un en kanl› kontra örgütlenmelerinin bafl›nda yer al›r. Y›llarca Genelkurmay taraf›ndan varl›¤› bile inkar edilmifltir J‹TEM’in. Cinayetleri, katliamlar›, infazlar› ile varolan bir kontrgerilla kuruluflu, resmen yok say›lm›flt›r. Son y›llarda ise, faflizmin AB soytar›l›¤› ile maskelenmesinin güvencesi ile resmen varl›¤› duyurulmufltur. Ama nas›l? Tüm bu suçlar›n alt›nda onlar›n imzas› yoktur, hatta “‹nsan Haklar›


Dairesi” kuracak kadar sürece uymufltur. Demokrasi aldatmacas›n›n gerçek yüzünün nas›l kanl› oldu¤unun bir örne¤idir J‹TEM nezdinde yaflanan. Y›llarca katlediyor, kaybediyor, kendi yasalar›na dahi uymuyor, sonra ç›k›p “insan haklar›” oyunu oynuyor. Asl›nda yeni olan hiçbir fley yok davada. Sadece bilinenler resmi devlet belgesi haline getirilmifl. Peki buna ra¤men katiller, suçlular cezaland›r›l›r m›? Asla! Susurluk’un sürdü¤ünün en aç›k kan›tlar› böylesi durumlarda ortaya ç›kar. Mesela ad› geçen generallerin hiçbiri yarg›lanmazlar, tetikçilerden üçü befli en fazla komik cezalara çarpt›r›larak dosya kapat›l›r. “Düne ait” gerçekler de¤il bunlar; bugün de iflleyen bir çarkt›r. Politika olarak süren Susurluk, cinayetleri, infazlar›, kay›plar› ile de kendini gerekti¤inde hat›rlatacakt›r. fiemdinli ve K›z›ltepe’deki infazlar küçük birer örnektir. Ve sanmay›n ki, AKP bu Susurluk politikalar›na karfl›d›r. Kamuoyu bask›s›yla yap›lan flovlar›n ard›ndan, K›z›ltepe Kaymakam› Engin Durmaz, sanki “cezaland›r›l›yormufl” havas›nda, Erzurum vali yard›mc›l›¤›na terfi ettirilmesi, onun zihniyetini gös-

termektedir. Yine Hakkari’nin fiemdinli ilçesinde infaz edilen çoban Fevzi Can davas›na bakan savc›n›n aç›klamalar› çarp›c›d›r. AKP düzeninin savc›s›, “jandarma istese çat›flma süsü vermek için yan›na silah b›rakabilirdi” diyebiliyor. Yani “hep böyle yapar›z” demeye getiriyor.

J‹TEM’‹N BÜTÜN SUÇLARINI AÇIKLAYIN! J‹TEM’in suçlar› öyle bir davada, bir dosyada kapat›lamaz. Y›llarca kan döktüler ve dökmeye devam ediyorlar. Herfleyi Genelkurmay biliyor. Susurluk’un suçlar›n›n bilgileri dahilinde oldu¤unu söyleyen bu ülkenin Genelkurmay Baflkanl›¤›, kuvvet komutanl›klar› koltuklar›nda oturmufl olan generaller de¤il miydi? Bu ülkede yaflanan hiçbir katliam, kontra örgütlenmesi yoktur ki, onlar›n bilgisi d›fl›nda olsun. Düzen, mahkemeleri, medyas›, hükümeti ile bir oramiralin yolsuzluk davas›n› büyük hukuk olay› gibi gösterirken, as›l suçlar›n›n üzerini örtmektedir. Generallerin as›l suçlar›, halk›n dökülen kan›d›r. J‹TEM’in faaliyetleri durdurulmal› ve da¤›t›lmal›d›r. Genelkurmay, bugüne kadar J‹TEM’in iflledi¤i bütün suçlar› halka aç›klamal›d›r.

Düzenin Yarg›lamad›¤› ‹ki Generale Ne Olmufltu? J‹TEM iddianamesinde ad› geçen ve halk karfl› ifllenen bütün suçlardan haberdar olduklar› aç›kça belirtilen iki generalin ismi geçiyor; Hulusi Say›n ve ‹smail Selen. Belki bilmeyenler, unutanlar, unutturmak isteyenler, halk›n adaletsiz kalaca¤› umutsuzlu¤una düflenler olabilir diye, akibetlerini hat›rlatmak istiyoruz. KORGENERAL ‹SMA‹L SELEN: 24 May›s 1991 günü, Devrimci Sol Silahl› Devrimci Birlikleri taraf›ndan ölümle cezaland›r›ld›. Devrimci Sol yay›nlad›¤› bültende, ayn› gün bir baflka eylemi de üstleniyordu; Siirt ‹l Jandarma Alay Komutanl›¤› yapan Tu¤general Temel C‹NGÖZ’e yönelik eylem. Cingöz yaral› kurtulmufltu bu eylemde. “OHAL Bölgesi Asayifl Kolordusu Komutanl›¤› yapan Korgeneral ‹smail SELEN’in kontrgerillan›n Kürdistan'daki uzant›lar› olarak Kürt halk›na karfl› ifllenen say›s›z suçtan sorumlu olduklar› için” cezaland›r›ld›klar› belirtilen bildiride, ‹smail Selen’in suçlar› da s›rala-

n›yordu. Özetle, görevli oldu¤u süre içinde “Kürt halk›na yönelik terör ve katliamlar›n, özel timlerin, jandarma güçlerinin sald›r›lar›n›n artarak sürdü¤ü” dile getiriliyor ve “Kürdistan'da kontrgerilla onun emir ve komutas›nda daha etkin k›l›nm›flt›r.” ifadelerine yer veriliyordu. KORGENERAL HULUS‹ SAYIN: O da 30 Ocak 1991 günü, Devrimci Sol Silahl› Devrimci Birlikleri taraf›ndan ölümle cezaland›r›ld›. “Kürt halk›na ve ulusal güçlerine karfl› yürütülen karfl›-devrimci savafl›n kurmaylar›ndan Kürdistan Kasab›, Kontrgerilla flefi faflist General Hulusi Say›n’› cezaland›rd›k” bafll›¤›yla yay›nlanan bildiride, Say›n’›n suçlar›n›n ayr›nt›l› bir dökümüne yer veriliyordu. U N U T M AY I N !

Halk adaletsiz kalamaz! Susurluk hukuku, kokuflmufl düzenin bekaas› için halka karfl› suç iflleyenleri yarg›lamayabilir, dava dahi açmayabilir, ama halk unutmaz. J‹TEM iddianamesi devrimcilerin eyleminin ne kadar hakl› ve meflru oldu¤unu bir kez daha kan›tlayan bir belgedir. Hem de, “haberleri vard›.. onaylad›lar” dedikleri katil generallere dava açmayarak, bu düzende halka adalet olmad›¤›n› da bir kez daha anlatm›flt›r.

Say› 137 27 19 Aral›k 2004


Gençlik’den

‹stanbul Üniversitesi’nde Faflistler Bar›namayacak! Faflist sald›r›lar h›z kesmiyor. Bas›n›n çarp›tarak “sa¤-sol çat›flmas›” diye lanse etti¤i sald›r›lar, gençli¤i bask› ve terörle sindirme ve üniversitelerde faflist örgütlenmelerin önünü açma amaçl› sald›r›lar›d›r. Bunlardan sonuncusu ‹stanbul Üniversitesi’nde yafland›.

Edebiyat Fakültesi’nde Faflist Örgütlenmeye ‹zin Yok ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde son bir ayd›r süren faflistlerin provokasyon ve sald›r›lar› 13 Aral›k günü yine polis eflli¤inde yinelendi. Say› 137 28 19 Aral›k 2004

Sabah saatlerinde maskeli ve elleri sat›rl› bir grup faflist okula girerek devrimci demokrat ö¤rencilere sald›rmaya, afiflleri y›rtmaya bafllad›. Ö¤rencilerin toplanarak faflistlere karfl› koymas›n›n ard›ndan, maskeli, sat›rl› faflistler polis taraf›ndan okul d›fl›na ç›kar›ld›. Ard›ndan Çevik Kuvvet polislerinin gaz bombalar› ve coplarla sald›r›s› gerçekleflti, okul yüzlerce polis taraf›ndan kuflat›ld›. Sald›r›ya karfl› direnen ö¤renciler, üniversite içindeki Hergele Meydan›’nda barikatlar kurdular. Polisin faflist çeteleri okulda varedebilmek için gerçeklefltirdi¤i sald›r›da, ‹stanbul Gençlik Derne¤i üyesi Haydar Mazlum K›l›ç’›n da aralar›nda bulundu¤u çok say›da kifli gözalt›na al›nd›. Ancak gözal-

Gençlik, polis destekli faflist sald›r›lara karfl› direnecek ve okullarda faflist örgütlenmelere izin vermeyecek

t›lar bitmedi. Okulu kuflatan polis, ç›kan devrimci-demokrat ö¤rencileri tek tek gözalt›na almaya bafllad›. ÇHD ve Halk›n Hukuk Bürosu avukatlar›ndan oluflan bir heyet üniversite önünde ö¤rencilerin sorunsuz bir flekilde ç›kmas›n› sa¤lamaya çal›flt›lar. Ancak, buna ra¤men Edebiyat Fakültesi ve Merkez Kampüsü’nü kuflatan polis, toplam 54 ö¤renciyi gözalt›na ald›. Polis, alenen maskeli, sat›rl› faflistleri okula sokuyor, provokasyon yarat›yor, faflist sald›r› püskürtülünce kendisi sald›r›ya geçiyor ve ö¤rencileri gözalt›na al›yor. Sald›ranlar ise bir sonraki sald›r› için polis taraf›ndan dinlenmeye al›n›yor! Al›n size oligarflinin “hukuk devleti”nde polis gerçe¤i.

Adliye Önünde Gözalt›: Faflistler Polisle Kolkola Gözalt›na al›nan ö¤renciler 14 Aral›k’ta Sultanahmet Adliyesi’ne ç›kar›ld›lar. Arkadafllar›na destek için 200’e yak›n ö¤renci burada topland›. Bas›n aç›klamas› yaparak faflist sald›r›lar› protesto eden ö¤renciler, “tüm bu olaylar önceden haz›rlanm›fl bir senaryonun hayata geçirilmesidir. Hedefinde ise devrimci, demokrat ve yurtsever ö¤renciler vard›r” dediler. Bu s›rada Adliye içinden polis korumas›nda ç›kan faflistler tekbir getirerek sataflt›lar. Ö¤renciler “Faflizmi Döktü¤ü Kanda Bo¤aca¤›z, Kahrolsun Faflizm Yaflas›n Mücadelemiz” sloganlar›yla cevap verirken, faflistlerin güvenli¤ini alan polis, bölgeden uzaklaflt›rd›. Faflistleri “biz hallederiz” diyerek gönderen polis, bu kez destek için gelen ö¤renciler aras›nda baz›lar›n›, “dünkü olaylara kar›flt›klar›” gerekçesiyle gözalt›na almaya çal›flt›. Orada bulunan ö¤renciler buna karfl› koyarak birbirlerine ke-

netlendiler ve slogan atmaya bafllad›lar. Kitleye sald›ran polis, burada da aralar›nda Gençlik Federasyonlular›n da bulundu¤u 70 ö¤renciyi yaka paça sürükleyerek gözalt›na ald›. Polis tam da kendine yak›fl›r flekilde, komploculu¤unu gösterip, “solcu ö¤rencilerin üzerinden sat›r, molotof, sopa ç›kt›” diyerek bas›na bir tak›m fleyler gösterdi. Ö¤renciler bunun kurmaca oldu¤unu dile getirdiler. Göz alt›na al›nan ö¤renciler ertesi gün ç›kar›ld›klar› savc›l›ktan serbest b›rak›l›rken, Gençlik Federasyonlu Günay Da¤ “1 May›s’ta tek tip elbise giydi¤i “ gerekçesiyle TMfi polisleri taraf›ndan tekrar gözalt›na al›nd›. Günay Da¤ 16 Aral›k günü ç›kar›ld›¤› savc›l›ktan serbest b›rak›ld›.

Yarg› Faflistlerin Hamisi mi? Bu s›rada 13 Aral›k günü üniversiteden gözalt›na al›nan ö¤rencilerden 7’si “e¤itim ve ö¤retimi engellemek”, “polise mukavemet”, “kamu mal›na zarar vermek” ve “müessir fiil” suçlamalar› ile tutukland›lar. Bu tutuklamalarla; devrimci, demokrat ö¤rencilerin sindirilmesi, faflist örgütlenmelerin önünün aç›lmas› politikas›n›n sahibinin sadece polisler ve faflistler olmad›¤› görüldü. Sat›rlarla gençli¤e sald›ranlar, okulda terör estirenler “e¤itim ve ö¤retimi engellemiyor”, kendilerini savunanlar engelliyor! Faflistleri gençli¤in üzerine sal›p, ard›ndan bombalarla demokrat ö¤rencilere sald›ran polis, bu teröre direnen ö¤renciler “en büyük suçlu!”

Protesto Eylemleri Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinas-


✍ Gençli¤in yonu gençli¤e yönelik sald›r›lar› yapt›¤› aç›klama ile protesto ederken, gençlik 14 Aral›k akflam› Taksim Gezi Park›'ndayd›. "Bask›lar Bizleri Y›ld›ramaz” ve “Gözalt›lar Serbest B›rak›ls›n" dövizleri aç›lan eylemde aç›klamay› okuyan Gençlik Dernekli Ulafl Filiz, “bask›lar, sald›r›lar bizi y›ld›ramayacak ve mücadelemizi durdurduramayacak.” fleklinde konufltu. 15 Aral›k günü ise, Edebiyat Fakültesi önünde toplanan devrimci demokrat ö¤renciler, “Faflizmi Döktü¤ü Kanda Bo¤aca¤›z, Kahrolsun Faflizm, Yaflas›n Mücadelemiz, Katil Polis Üniversiteden Defol” sloganlar› at›p dövizleri tafl›yarak bir eylem gerçeklefltirdiler.

Okmeydan› Faflizme Mezar Olacak Okmeydan› HÖC’lüler halka sald›ran faflistleri mahalleden att› 12 Aral›k günü, 20 kiflilik faflist bir grup, Okmeydan› Mahmutflevketpafla Mahallesi'ne gelerek halk› tehdit etmeye bafllad›. Okmeydan› HÖC’lüler, ilerici, demokrat iki kifliye sald›ran faflist gruba müdahale ederek mahalle d›fl›na ç›kard›lar. HÖC’lüler, daha sonra Halkevi, YÇKM, Dayan›flma evlerinden gelen bir grupla birleflerek Anadolu Kahvesine ç›kt›lar. O s›rada caddeden geçmekte olan MHP amblemli otobüs tafllar ve sopalarla tahrip edildi. Kitle dönerek Mahmutflevketpafla Caddesi'ne do¤ru yürümeye bafllad›. Fuat Soylu ‹lkö¤retimokulu önüne gelen kitlenin önü çevik kuvvet barikat›yla karfl›laflt›. Kitleye sald›ran polise karfl› direnen devrimciler, tafllarla karfl›l›k vererek ara sokaklara da¤›ld›lar. Yeniden Sibel Yalç›n Direnifl Park›’nda toplan›larak mahalle içinde bir yürüyüfl yap›ld›. “Okmeydan› Faflizme Mezar Olacak, Faflizme Karfl› Omuz Omuza, Faflizmi Döktü¤ü Kanda Bo¤aca¤›z, Kahrolsun Faflizm Yaflas›n Mücadelemiz” sloganlar›n›n at›ld›¤› yürüyüfle mahalle halk› da kat›larak faflizme öfkesini hayk›rd›.

Faflist sald›r›lar her geçen gün art›yor. Kocaeli, Çanakkale, ‹TÜ, ‹stanbul Üniversitesi ve son olarak ‹.Ü Edebiyat Fakültesi. Bu sald›r›lar birkaç üniversite ile, birkaç kentle s›n›rl› olarak görülmemelidir. Belli yerlerde yo¤unlafl›lm›fl olsa da, okullarda varolan art›klar›na d›flar›dan takviyeli olarak gerçekleflen sald›r›lar merkezi olarak planlanmakta ve polis taraf›ndan, dolay›s›yla iktidar taraf›ndan desteklenmektedir. Gençli¤in devrimci mücadelesinden rahats›z olan iktidar, faflistleri kullanarak, soruflturmalar› ve polis terörünü devreye sokarak bu mücadelenin geliflimin durdurmak, bast›rmak istemektedir. Bu nedenle anti-faflist mücadele düzene, oligarfliye karfl› mücadeleden ba¤›ms›z de¤ildir. Faflist hareketin bugün iktidarla ne kadar bütünleflti¤inden ba¤›ms›z bir olgudur bu gerçeklik. Y›llard›r egemenlerin piyonu olan faflistler, halk muhalefetinin her yükseliflinde, gençli¤in sesinin daha fazla duyulmaya baflland›¤› anlarda ortaya ç›km›fllard›r. Özellikle 1980 öncesi halk muhalefetinin yükselmesine paralel olarak artan ve binlerce insan› katleden faflist sald›r›lar unutulmamal›d›r. Faflistler ya provokasyon yarat›p devletin sald›r›s›na zemin yaratma, ya da halk örgütlülüklerini da¤›tmada do¤rudan kullan›lm›fllard›r. Faflist sald›r›lar›n özünde egemenlerin halk›n, gençli¤in örgütlenmesinden duydu¤u korku vard›r. Bugün de bu korku ve faflist terör devam ediyor. Faflizmle yönetilen bir ülkenin gerçe¤idir yaflad›klar›m›z. ‹ktidara geldi¤i günden bu yana her an› bask›, hak gasp›, halk› afla¤›lama olan AKP iktidar› da faflislerden medet umuyor. 6 Kas›mlardan duydu¤u rahats›zl›¤› yasal bir dergi bürosunu basarak gösteren bir iktidar gençli¤e düflmanl›¤›n› son yaflanan sald›r›larla ortaya koyuyor. Evet bu ülkenin iktidarlar›, egemenleri gençli¤e düflmand›r ve bu düflmanl›klar›n› faflist çeteleri gençli¤in üstüne salarak gösteriyorlar. Oligarfli faflist çeteler arac›l›¤›yla gençli¤e sald›r›rken, burjuva bas›n da gerçekleri çarp›tarak ayn› kampanyan›n parças› olmaktad›r. “Sa¤ ve sol görüfllü ö¤renciler çat›flt›”, ya da “70’lere geri mi dönüyoruz” türü bafll›klar bu yüzden at›l›yor. Herkes biliyor ki, yaflananlar faflist sald›r›d›r, “sa¤ sol çat›flmas›” de¤il. Faflistler planl› bir flekilde, bu ülkenin vatansever gençlerine sat›rlarla, sopalarla sald›r›yor, kan döküyor. Gençlik buna karfl› kendini savunuyor ve faflizme boyun e¤meyece¤ini hayk›r›yor. Bugün gençlik olarak tarihsel bir görevle karfl› karfl›yay›z. Ya faflist sald›r›lara boyun e¤ece¤iz, ya da anti-faflist tarihimizden ald›¤›m›z güçle barikat olaca¤›z. Baflka bir yol yoktur. Biz tabi ki anti-faflist mücadele gelene¤imize sahip ç›karak, tüm gençli¤in susturulmas›, sindirilmesi politikalar›na gereken cevab› vermeye devam edece¤iz. . Bunun için tüm gençlik faflist sald›r›lara karfl› birleflmelidir. Küçük hesaplar, grupçuluklar bir yana b›rak›lmal›d›r. Gün, birlik içinde, tüm gençli¤i bu mücadeleye katarak faflist sald›r›lar› püskürtme günüdür. Faflizme karfl› direnmeli ve faflist çeteleri üniversitelerimizden atmal›y›z.

Kaleminden

‘Faflizme Karfl› Omuz Omuza’

Gençlik Federasyonu

Say› 137 29 19 Aral›k 2004


Gençlik Avrupa Birli¤i’ni Tart›t› Kurtulu Ba¤›ms›z TĂźrkiye’de Ankara Gençlik Derne¤i 13 Aral›k’ta, ‘tecrite, AB’ye, soruturmalara ve adaletsizli¤e’ kar› bir panel gerçekletirdi. Dernek binas›ndaki panelde; Prof. Dr. Fikret Bakaya, ÇHD’den Av. Ă–zgĂźr Y›lmaz ve Gençlik Derne¤i Ăźyesi Ufuk ďŹ afak konumac› olarak yer ald›lar. Gençlik Derne¤i Ăźyesi Didem Akman’›n yapt›¤› konumayla aç›lan ve iki buçuk saat sĂźren panelde ‘AB gerçe¤i’ tart››ld› ve gençli¤in dĂźzenin medyas›n›n yĂśnlendirmek istedi¤i gibi, AB’cilikten de¤il, ba¤›ms›z TĂźrkiye’den yana olmas› gerekti¤inin alt› çizildi.

Say› 137 30 19 Aral›k 2004

‚lk konumac› olan Ufuk ďŹ afak, AB’nin tarihçesini ve bugĂźnkĂź konumunu anlatt›. ďŹ afak, bugĂźnkĂź durumla Osmanl›’daki bat›l›lama hareketleri aras›nda benzerlik kurarak, bu yolun Ăźlkemizi demokratikletiremeyece¤ini, halklar›n birlikte ve ĂśrgĂźtlĂź mĂźcadelesiyle kurtuluun mĂźmkĂźn oldu¤unu sĂśyledi. Prof. Dr. Fikret Bakaya ise, sĂśzlerine AB’yi, “NATO’nun ideolojik birli¤iâ€? olarak tan›mlayarak

balad›. Bakaya, bugĂźn AB’ye kar› ç›k›yor gibi gĂśzĂźken oligari içi kesimlerin tavr›n›n da, ABD gĂźdĂźmlĂź politikalar› nedeniyle AB’ye ters dßmelerinden dolay› oldu¤unu dile getirdi. AB’nin emperyalist yap›s›na vurgu yapan Bakaya, halklar›n kurtuluunun emperyalistlerle ibirli¤inde de¤il, devrimcilerin dayan›mas› ve ibirli¤i ile gerçekleece¤ini belirtti. Av. Ă–zgĂźr Y›lmaz ise, hukuki aç›dan AB’yi de¤erlendirdi ve AB hukukunun, gĂśsterildi¤i gibi temel hak ve ĂśzgĂźrlĂźkleri esas alan bir hukuk olmad›¤›n› anlatt›. Y›lmaz, ikencenin, F tipi hĂźcre hapishanelerde ĂśmĂźr boyu ve sĂźrekli ikence biçiminde sĂźrdߤßnĂź sĂśyledi. Bu arada; Ankara Gençlik Derne¤i’nin bir baka faaliyeti de 11 Aral›k gĂźnĂź yap›lan ‘Sessiz Ă–lĂźm’ filminin gĂśsterimi oldu. Tecritin anlat›ld›¤› filmin ard›ndan, yap›lan de¤erlendirmelerde F tiplerindeki tecrit ikencesine de¤inildi ve tecrite kar› mĂźcadele anlat›ld›.

Diyarbak›r’da Soruturmalara Kar› Mßcadele Sßrßyor

Dicle Ăœniversitesi’nde aralar›nda Dicle Gençlik Derne¤i Ăźyelerininde bulundu¤u 83 kii hak›nda aç›lan soruturmalara kar› eylemler sĂźrĂźyor. Dernek bakan› ‚lker Bo¤a’n›n da bulundu¤u çok say›da Ăźyesi hakk›nda da soruturma aç›lan Dicle Gençlik Derne¤i, 9 Aral›k gĂźnĂź bir yĂźrĂźyßle soruturma terĂśrĂźnĂź protesto etti. KampĂźs içinde yap›lan yĂźrĂźyßte, “Adalet ‚stiyoruz! Soruturmalar Geri Çekilsinâ€? yaz›l› Gençlik Federasyonu imzal› pankart ta›yan ܤrenciler, Hukuk FakĂźltesi’nin ĂśnĂźnde bas›n aç›klamas› yapt›lar. Ard›ndan Hukuk FakĂźltesi’ndeki soruturmalar› protesto etmek için, dekana siyah çelenk vermek Ăźzere odas›na ç›kan ܤrenciler, dekan›n kap›s›n› kapatarak kendilerinden kaçt›¤›n› gĂśrdĂźler. Bunun Ăźzerine, çelenk kap›ya b›rak›ld›. Eylemde yap›lan aç›kla-

mada, soruturmalar›n polisin direktifi ile aç›ld›¤›n›n alt› çizilerek, Hukuk FakĂźltesi’nin açt›¤› soruturmalara Ăśzel olarak de¤inildi ve bĂśyle bir zihniyetin hukukçu yetitiremeyece¤i sĂśylendi. Fen-Edebiyat FakĂźltesi ĂśnĂźnde kurulan çad›rdaki açl›k grevi ise sĂźrĂźyor. Gençlik Federasyonlular›n da bulundu¤u eylemde, ܤrenciler soruturmalara teslim olmayacaklar›n› hayk›r›yorlar. Çeitli DKÖ’lerden de destek geliyor. Bunlardan biri de Diyarbak›r Barosu avukatlar›yd›. Okula girmek isteyen avukatlar polis engeliyle kar›lat›lar. Bunun Ăźzerine kampĂźsten Dicle KĂśprĂźsß’ne marlar, sloganlarla yĂźrĂźyen ܤrencileri burada, 'Herkes için adalet istiyoruz' ĂśnlĂźkleri giyen avukatlar kar›lad›. Yap›lan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan 200 kiilik ܤrenci kitlesi slogan ve marlarla açl›k grevi çad›r›na geri dĂśndĂź. Bu arada Y›ld›z Teknik Ăœniversitesi RektĂśrlߤß 20 ܤrenci hakk›nda, “saz çald›klar›, halay çektikleri, KĂźrtçe tĂźrkĂź sĂśyledikleri, stant açt›klar› ve pankart ast›klar›â€? gerekçesiyle soruturma balatt›.

‚zmir Gençlik Derne¤inden... ‚zmir Gençlik Derne¤i mßzik grubu Grup Harmanyeli, Alia¤a ve Bornova ilçelerinden dinletiler verdi. Alia¤a’da ki konser, Petrol-i Konferans Salonu'nda gerçekletirildi. 100 kiinin izledi¤i konserde kitle marlarla cotu. Konser çekilen halaylarla sona erdi. Ertesi gßnß de Bornova Akçay Dߤßn Salonu'nda bir konser dßzenlendi. 150 kii Grup Harmanyeli’nin tßrkß ve marlar›na hep bir a¤›zdan elik etti. Harmanyeli’nin, Grup Yorum'un marlar› ve halk tßrkßlerini seslendirildi¤i konser, çekilen halaylar ve sloganlarla sona erdi.


Topraklar›m›z Amerikan üssü ‹ncirlik'te 90 Atom Bombas› Türkiye halk›, kendi topraklar›nda olan bitenden ne kadar haberdar?

1962’de yaflanan “Füze krizi” s›ras›nda ö¤renebilmiflti.

Emperyalistlerle yap›lan anlaflmalar›n büyük bölümünün halk›m›zdan gizlendi¤ini tecrübelerimizle biliyoruz.

Türkiye 1952’de NATO’ya girerek emperyalizmle ayn› safta sosyalist sisteme karfl› yeralaca¤›n› resmilefltirmifltir. 1960’lar›n bafl›nda, Amerika, Sovyetler’e en yak›n NATO ülkesi oldu¤u için Türkiye topraklar›na uzun menzilli nükleer füzeler yerlefltirdi. Sovyetler Birli¤i, bu sald›rganl›¤a, Küba’ya orta menzilli (ABD’yi vurabilecek) nükleer füzeler yerlefltirerek cevap verdi. Bu geliflmeler üzerine ABD ve SSCB aras›nda yaflanan tart›flmalarda Türkiye halk› ö¤rendi ki, topraklar›m›z nükleer silahlarla doldurulmufl. Geliflmeler sonucunda nükleer füzeler karfl›l›kl› söküldü. ABD Türkiye’deki füzelerini sökme karar› al›rken hükümete bilgi vermeye bile gerek duymam›flt›.

Geçen hafta The Atomic Scientists (Atom Bilim Adamlar›) adl› kurulufl taraf›ndan yap›lan aç›klama, topraklar›m›z›n atom bombas› üssü haline getirildi¤ini gösterdi. Sözkonusu kuruluflun raporuna göre, ABD'nin 6 Avrupa ülkesinde, sekiz üste toplam 480 atom bombas› bulunuyor. Bu ülkelerden biri de ülkemiz. ABD'nin Belçika'da 20, Almanya'da 150, ‹talya'da 90, Hollanda'da 20 ve ‹ngiltere'de 110 adet bombas› bulunurken, tam 90 atom bombas› da Adana’daki ‹ncirlik Üssü’nde tutuluyor. Raporda ayr›ca, 1990’a kadar Ankara’daki Ak›nc› Üssü ve Bal›kesir Üsleri’nde de atom bombas› bulundu¤u, ancak bu üslerin daha sonra bak›m üssü statüsüne dönüfltürülmesi nedeniyle bu iki üsteki bombalar›n çekildi¤i belirtiliyor. Genelkurmay veya AKP hükümeti, muhtemeldir ki, bunu yalanlayacaklard›r. Ama kim inan›r onlara? Y›llar önce de yine yalan söylemifllerdi bu konuda. 1960’lar›n bafl›nda ülkemize ABD’nin nükleer füzelerinin yerlefltirildi¤i haberleri ç›kt›¤›nda, iktidardakiler yine yalanlam›flt›. Türkiye halk›, bu söylentinin gerçek oldu¤unu ancak

Türkiye halk›, ABD’nin U-2 casus uçaklar›n›n ‹ncirlik’ten kalkt›¤›n› da, yine 1960 y›l›nda bir U-2 casus uça¤›, Sovyetler semalar›nda düflürüldü¤ünde ö¤renmiflti. Bu topraklar, 50 y›ld›r Amerikan Üssü’dür. ABD istedi¤i silahlar›, istedi¤i yere yerlefltirmifl, bazen iflbirlikçi hükümetlerin haberi bile bunlardan olmam›flt›r. Ülkemizin atom bombas› deposu oldu¤una dair bir rapor yay›nlan›yor ve burjuva medyada t›k yok; çünkü do¤al görüyorlar. Biz vatanseverler, do¤al görmüyoruz. Topraklar›m›z, dünya halklar›na karfl› bir sald›r› üssü olarak kullan›lamaz. Emperyalizme karfl› mücadelemizin nedenlerinden biri de budur.

‹flgalci ve iflbirlikçi kazan›rken, fioförler, mühendisler ölmeye devam ediyor! 14 Aral›k’ta Afganistan’da kaç›r›lan mühendis Eyüp Örel öldürüldü. 15 Aral›k’ta Irak’›n kuzeyindeki Balad’da iki Türkiyeli kamyon floförü daha öldürülürken, kamyonlar› da yak›ld›. fioförlerin Musul’daki ABD Üssü’ne gittikleri bildirildi. Ve 2004’te Irak’a Türkiye’den 1 milyar 800 milyon dolarl›k mal ta-

fl›nd›¤› aç›kland›. ‹flbirlikçi tekelci burjuvazinin tüccarlar›n kasalar› dolarken, AKP, ABD’den aferin al›rken, tabutlar emekçilerle doluyor. ‹flbirlikçilik suçuna ortak olunmaya devam edildikçe, AKP bu suçu ifllemeye, tabutlar› ço¤altmaya devam edecektir. Irak’a gitmeyin! iflgale, iflbirlikçili¤e ortak olmay›n!

BOP’a Arap Halk›’ndan Protesto Ortado¤u ve Kuzey Afrika ülkeleri, emperyalistlerin de kat›ld›¤› bir toplant›da Büyük Ortado¤u Projesi için bir araya geldiler. 11 Aral›k’ta Fas’›n baflkenti Rabat’ta yap›lan toplant›larda emperyalistler taraf›ndan “Geniflletilmifl Ortado¤u ve Kuzey Afrika Giriflimi” ad› verilen projenin uygulanma koflullar› tart›fl›ld›. Toplant›ya Türkiye’den kat›lan AKP’nin Devlet Bakan› Beflir Atalay, bu proje çerçevesinde Türkiye’de bir konferans düzenleyeceklerini belirterek BOP plan›n› desteklediklerini tekrarlad›. Toplant› sürecince Arap halk› bir çok gösteriyle BOP’u protesto etti. Fas Parlamentosu önünde yap›lan büyük gösteride Amerikan emperyalizmi protesto edildi.

Say› 137 31 19 Aral›k 2004


Küreselleflmenin ve Küreselleflme Savunucular›n›n ‹flas› 3 Devrimci Sol Dergisi’nin Temmuz 2004 tarihli 19. say›s›ndan yararlanarak haz›rlad›¤›m›z yaz›n›n ilk bölümünde; küreselleflme diye tan›mlanan emperyalizmin Marksist-Leninist tan›m›n› ortaya koymufl ve küreselleflme efsanesinin nas›l yarat›ld›¤›n› ele alm›flt›k. ‹kinci bölümde ise; küreselleflmenin sadece yeni-sömürgeleri de¤il, ayn› zamanda emperyalist merkezlerin emekçilerini de vurdu¤unu belirtmifl, küreselleflmenin ideolojisi ve ideolojisizlefltirme operasyonunu açm›flt›k. Kald›¤›m›z yerden devam ediyoruz. ***

Küreselleflmeye uyumlu muhalefet ve küreselleflmeci sendikac›l›k

Say› 137 32 19 Aral›k 2004

Emperyalistler, “küreselleflme” ad›n› verdikleri sürecin ekonomi politikalar›n›n güçlü sendikalar karfl›s›nda uygulanmas›n›n zor olaca¤› bilinciyle, büyük ölçüde düzen içilefltirilmifl, uzlaflmac› çizgiye çekilmifl sendikalara karfl›, küreselleflmeye paralel olarak yeni bir operasyon daha gelifltirdiler. Bu operasyonun nas›l yürütüldü¤üne geçmeden önce flunu da vurgulamal›y›z; gerçekte yürütülen operasyon tüm muhalif güçlere karfl›d›r. Fakat sendikal alanda yap›lan emperyalist müdahaleler, toplumsal muhalefetin bütününe yap›lan müdahalenin karakteristik özelliklerini tafl›maktad›r. Sivil toplumculu¤un hakim k›l›nmas›n›n, halk›n izlenen politikalara karfl› mücadelesinin geriletilmesinin en önemli arac› ve uygulama alan› sendikalar olmufltur. Bu nedenle muhalefetin “küreselleflmeye uyumlulaflt›r›lmas›”n›n bir örne¤i olarak özellikle sendikalar üzerinde duraca¤›z. Emperyalist sömürü ve talan›n önündeki en büyük engellerden biri, s›n›f sendikac›l›¤›yd›. S›n›f sendikac›l›¤›n›n tasfiyesi ve sindirilmesi politikalar› elbette “küreselleflme”yle bafllamad›. Ülkemizden Latin Amerika’ya kadar tüm ülkelerde faflist cuntalar›n ilk ifllerinden biri sendikalar› kapatmak, sendikac›lar› hapsetmek olmufltur. ‹flçi hareketinde sosyalizme sempatinin yo¤un oldu¤u 1960-70’li y›llar boyunca sendikac›lara karfl› infazlar, tutuklamalar birbirini izledi. Bu terörün yan›s›ra, emperyalizmin çizgisine giren her sendika, emperyalist tekeller veya onlar›n arac›s› olan “uluslararas› kurulufllar” arac›l›¤›yla maddi deste¤e bo¤uldu. Tüm bunlar tek bir noktada

birlefliyordu: “ya s›n›f sendikac›l›¤›ndan vazgeçin, ödüllendirilin, ya bedel ödersiniz”. Emperyalizmin yeni dünya düzeni, tek kutuplu dünya ve küreselleflme olarak adland›r›lan dönemde ise, bu politika çok daha yo¤unlaflt›r›lm›fl ve inceltilmifl biçimde uyguland›. Sendikac›lar da “küreselleflme gerçe¤ini kavramak ve kabul etmek zorunda”yd›! Tersi durumda onlar da terörist ilan edilecek, belalardan bela be¤enecekti. Küreselleflmecili¤in sendikac›l›k alan›ndaki karfl›l›¤› iflçinin ve patronun ç›karlar›n› birlikte gözeten “ça¤dafl sendikac›l›k” oldu. Bu “ça¤dafll›k” üzerinde k›saca dural›m; çünkü sivil toplumculuk ideolojik g›das›n› ço¤u kez buradan alm›flt›r. Günümüz siyasi literatüründe ça¤dafll›k, kelime anlam›n›n ötesinde, “tek merkez ve ulafl›lmas› gereken tek model olarak Bat›’n›n kabul edilmesi” anlam›na gelmektedir. “Ça¤dafll›k” bu içeri¤ini özellikle sosyalist sistemin y›k›lmas›ndan sonra kazanm›flt›r. Art›k tek kutuplu dünyada, ça¤dafll›¤›n da tek ölçüsü vard›r; bu ölçü geliflmifl emperyalist ülkelerdir. Özgürlükler ve refah, en mükemmel fleklini orada bulmufltur. D‹SK’in s›n›f sendikac›l›¤›n› reddedip resmi program›na “ça¤dafl sendikac›l›¤›” geçirmesi veya Öcalan’›n “20. Yüzy›lda zafer burjuva demokrasisinindir” diyerek ‹ngiltere’yi, Amerika’y› özgürlü¤ün en iyi gerçeklefltirildi¤i yerler olarak ilan etmesi, bunun kabulünün ifadesidir. Siyasi çizginin “ça¤dafll›k” olarak ifade edildi¤i her yerde bu kabul vard›r. Ça¤dafl sendikac›l›¤›n yarat›c›s› ABD ve Avrupa’d›r. Bunun için ABD’de farkl›, Avrupa’da farkl› yöntemler kullan›lm›flt›r. Teorisi ise esas olarak Avrupa burjuvazisi ve iflçi aristokrasisi taraf›ndan yap›lm›flt›r. Bu teoriye göre, “s›n›f mücadelesi”nin yerine “diyalog ve uzlaflma” konulmal›yd›. Avrupa emperyalizmi, bu politikay› sendikalara kabul ettirmek için bir süre sendikalar› mali olarak destekledi, sendikac›lar› aristokratlaflt›rd›, sosyal haklara bir süre için sald›rmad›lar ve “iflyeri yönetimi”nde sendikalara k›smi söz hakk› verildi. S›n›f sendikac›l›¤› bir kez tasfiye edildikten sonra, verilenleri geri almak zor olmayacakt›. “‹flçilerin ç›karlar›yla iflyerinin ç›karlar›n›n birli¤i” teorisine somutluk kazand›rmak için iflçilere, sendikac›lara iflyeri hisseleri sat›ld›. Bunun karfl›l›¤›nda sendikalar, toplu sözleflme hak-


lar›ndan taviz vererek tek tek iflçilerin sözleflme yapmalar›n›n önünü açt›. Bugün “esnek çal›flma”, “grup sözleflmesi” olarak adland›r›lan bu yöntemler, giderek örgütsüzlefltirme ve bireysellefltirmenin ana yöntemleri haline geldiler. Emperyalist tekellerle uyumlu bu sendikac›l›k, esnek çal›flmadan önce “esnek grev”i gündeme getirdi. Sendikalar güçlü, genel, yayg›n grevler yerine “uyar› grevleri” ad›yla grevleri böldüler, parçalad›lar. O kadar ki, fabrikadaki grevler bile, bir gün iflçilerin flu kadar›, öteki gün flu kadar› diye bölündü. Çünkü genel ve güçlü bir grev oldu¤unda iflyerinin borsadaki hisseleri düflecekti ve hisse sahibi iflçiler de zarar(!) görecekti! Avrupa’daki sendikal mücadelenin geleneklerinden ve kazan›mlar›ndan biri olan “‹flçi konseyleri”, yerini bir çok yerde “‹fl konseyleri”ne b›rakt›. ‹flçi’nin de¤il, ifl’in önceli¤i olacakt› art›k (Tayyip Erdo¤an’›n “önce iflyeri güvenli¤i olacak ki, iflçi güvenli¤i olsun” sözü iflte bu anlay›fl›n ifadesidir). Böylece patronun ç›karlar›n› gözetmek, s›n›f mücadelesinin önüne geçirildi. ‹flçilerle patronlar›n ç›karlar›n›n “ayn›l›¤›” anlay›fl› belli kesimlerde de olsa hakim k›l›nd›. Bütün bunlar Mussolini faflizminin sendikalar› fiilen ifllevsizlefltirmeyi amaçlayan kooparatif devlet anlay›fl›yla gelifltirdi¤i sendikal anlay›fl›n daha inceltilmifl bir halidir ve “küreselleflme”nin çal›flma yaflam›nda kurmak istedi¤i düzen, faflist bir düzenden baflkas› de¤ildir. 1990’larda özellikle Dünya Bankas› ve uluslararas› sendikal örgütlenmeler arac›l›¤›yla bu anlay›fl yeni biçimlere büründürülerek sürdürüldü. “Yönetiflim”, “toplam kalite yönetimi” gibi kavramlar, küreselleflmeye paralel olarak yayg›nlaflt›r›ld›. “Toplam kalite yönetimi” denilen fley, iflçinin görünürde “yönetime ortak edilmesi”, bu vesileyle kendi kendini “denetleyici” hale getirilmesi, üretim için “fazla mesai, tatil günleri çal›flmak” gibi fedekarl›klarda(!) bulunmas›, yani k›sacas› iflçiyi kendi ç›kar›n› savunmaktan vazgeçirmenin, iflçide “patronla kendi ç›kar›n›n ortak oldu¤u” yan›lg›s›n› yaratman›n bir baflka ad›d›r. “Sosyalizmin öldü¤ü”, “s›n›f mücadelesinin bitti¤i”, “art›k Marks’›n sözetti¤i bir proletaryan›n olmad›¤›”, “kapitalizmin alternatifsiz oldu¤u” gibi ideolojik sald›r›larla atbafl› yürütülen bu politikalarla hem emperyalist ülkelerdeki, hem ba¤›ml› ülkelerdeki sendikalar, s›n›f sendikac›l›¤› çizgisinden uzaklaflt›r›ld›. Emekçi örgütleri, mücadele örgütü olmaktan ç›kart›l›p “sivil toplum örgütleri” haline dönüfltürüldü. Temsili eylemler, hükümetlerle, patronlarla “diyalog”un ötesine geçmeyen, grevleri göstermelik hale getiren bu sendikac›l›k, emperyalizmin hakim k›l-

TAR‹H DÜN OLDU⁄U G‹B‹ BUGÜN DE SINIFLAR MÜCADELES‹ TARAFINDAN BEL‹RLEN‹YOR. SINIFLAR MÜCADELES‹NDE BUGÜN ÖNE ÇIKAN ÇARPIfiMA EMPERYAL‹ZMLE HALKLAR ARASINDAK‹ ÇARPIfiMADIR. BU ÇARPIfiMADA, EMPERYAL‹ZM‹N HALKLARIN GÜCÜNÜ, ‹RADES‹N‹ AfiACAK B‹R GÜCE SAH‹P OLMADI⁄I GÖRÜLMÜfiTÜR. maya çal›flt›¤› sivil toplumculu¤a uygundu. Küreselleflmenin ‘makbul’ sendikas›, “Sendikalar, sosyal politikalar› etkileyerek küreselleflmeye insani bir çehre kazand›r›lmas›na katk›da bulunabilirler.” (Petrol-‹fl Dünya Sendikal Hareketi Dosyas›) diyen sendikac›l›kt›. Küreselleflmeye, yani emperyalizmin hegemonyas›na itiraz yoktur. Yaln›z küreselleflme biraz “insanilefltirilmeli”dir. Dünya zenginlerinin en irilerinden Bil Gates’le, milyonlarca üyeli sendikalar›, tüm sivil toplumcular› ayn› yerde buluflturan bu anlay›flt›r.

‘Küreselleflme’nin önünde halklar var! Küreselleflme teorisyenlerinin “tart›fl›lmaz” gördükleri önkabulleri; emperyalizmin ekonomik ve askeri gücünün önünde durulamazl›¤›d›r. Küreselleflme üzerine öngörüleri iflas ettiren de iflte bu tart›fl›lmaz kabul edilen önkabullerdir. “Küreselleflmenin önünde durulamaz bir süreç oldu¤u”na hükmedenlerin beyninde halklar yoktur. “Hakimdirler, kabul etmek gerekir” diyenlerin halklara güveni yoktur. Ama toplumlar tarihinin oda¤›nda hep halklar vard›r ve öyle olmaya devam etmektedir. Sosyalist sistemin y›k›lmas›yla “emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›”n›n bitti¤ine hükmedenleri halklar yan›ltt›. Henüz bir proleter devrim olmad›, ama halklar›n emperyalizme

Say› 137 33 19 Aral›k 2004


karfl› mücadelesi ve direnifli dünya çap›nda yükselerek sürdü bu 15 y›l boyunca. Ne emperyalizmin baflvurdu¤u yeni sömürü ve sömürgecilik yöntemleri, ne sosyalist sistemin y›k›l›fl›, dünyan›n bafl çeliflkisinin emperyalizmle halklar aras›nda oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmemifltir.

Say› 137 34 19 Aral›k 2004

‘S›n›rlar kalk›yor, dünya art›k ortak bir köy’ tezlerinin seslendirilmesinin üzerinden yaklafl›k 15 y›ll›k bir zaman dilimi geçti; ne s›n›rlar, ne s›n›flar kalkt›, ne tarih bitti, ne dünya “ortak bir köy” oldu. Ne de halklar›n mücadelesinin üzerine bir çarp› çekilebildi. “Küreselleflmenin önünde durulamaz” öngörülerinin, emperyalizmin kadr-i mutlak oldu¤u düflüncelerinin yanl›fll›¤› Afganistan ve Irak’ta hiç kimsenin reddedemeyece¤i kadar aç›k biçimde görüldü. Sadece Irak ve Afganistan de¤il; dünyan›n dört bir yan›nda oligarflilere karfl› silahl› mücadele yürüten örgütlerin, devrim ve sosyalizmdeki kararl›l›klar›, Ekvador, El Salvador, Arjantin, Bolivya gibi Latin ülkelerinde Fransa, ‹talya, Avusturya gibi Avrupa ülkelerinde gerçekleflen son 30-40-50 y›l›n en büyük eylemleri, küreselleflmecilerin hayalindeki dünyan›n üzerine bir çarp› çekti. Türkiye devrimci hareketi, bütün bu y›llar boyunca savrulmalar›n, teslimiyetlerin önündeki en güçlü barikatlardan biri olman›n onurunu tafl›yor. Küreselleflme aldatmacas›na karfl›, halklar› ve sol örgütleri uyaran olduk. “Yeni dünya düzeni”ne teslim olmad›k, “tek kutuplu dünya”ya teslim olmad›k, “küreselleflme”ye teslim olmad›k; askeri gücümüzle de¤il, herfleyden önce ideolojimizle önünde durduk bu dünya çap›ndaki sald›r›n›n. Bu sald›r›ya direnecek bir ideolojisi olmayanlar›n askeri gücünün olmas› hiç bir fleyi de¤ifltirmezdi çünkü. Sald›r›n›n özü ideolojiktir. Sa¤lam bir ideolojisi olmayanlar, Marksizm-Leninizme s›k›ca sar›lmayanlar, bu sald›r›n›n karfl›s›nda tutunamayarak sa¤a sola savrulmaktan kurtulamad›lar. Amerikan emperyalizminin dayatt›¤› “yeni dünya düzeni”ne karfl› direniflimiz sadece ideolojik olarak sosyalizmi savunma kararl›l›¤›yla s›n›rl› de¤ildi. Bir çok kesimin silah b›rakmay›, emperyalist düzene yanaflmay› içeren yeni aç›l›mlar› tart›flt›¤› bir dönemde, biz anti-emperyalist mücadeleyi yükselttik. 1990-91’deki Irak sald›r›s› bu konuda önemli bir s›navd›. Biz bu s›nav› dünya halklar›n›n emperyalizme karfl› öfkesinin sesi olarak verdik. Küreselleflme propagandas›n›n iyice yo¤unluk kazand›¤› 1990’lar›n ikinci yar›s›nda emperyalizmin sald›r›lar› “ça¤dafll›k, uygarl›k” söylemleriyle Afganistan, Sudan gibi ülkelere yöneldi¤inde, yine nettik. Emperyalist sald›r›y› “fieriatç› terör”, “Ortado¤u

diktatörlükleri” gerekçeleriyle meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›lmas›, 11 Eylül eylemlerinden sonra de¤il, öncesinde bafllayan bir süreçti ve biz bu süreçte çok net olarak flunu söyledik: “... ABD emperyalizminin sald›rganl›¤›na böyle bak›ld›¤›nda, sald›r›n›n kime ve nas›l yap›ld›¤›n›n büyük ölçüde önemi kalmamaktad›r. Halklar›n hangi kesimine yönelik olursa olsun, anti-emperyalist tüm güçler sald›rganl›¤a karfl› tav›r almak durumundad›r. Bunun aksi her tav›r ya da sessiz kal›fl, sald›rganl›¤a onay vermektir, emperyalizmi güçlendirir, sald›r›lar›n› daha da art›rmas› için cesaretlendirir. Mesele ABD için tek bafl›na Afganistan, Usame Bin Laden meselesi veya Sudan’da “kimyasal silah üretilmesi” meselesi de¤ildir. Bu sald›r›lar özelinde emperyalizmin amac›, baflta Ortado¤u halklar› olmak üzere dünya halklar›n› terörize etmektir.” (Devrimci Sol, say› 11, A¤ustos 1998) 11 Eylül’de bu gerçek, emperyalistler taraf›ndan çok daha aç›k ilan edildi. Tüm dünya “küreselleflme”nin ABD’nin ak›ll› bombalar›yla hakim k›l›nmaya çal›fl›lan bir politika oldu¤unu gördü. Tarih dün oldu¤u gibi bugün de s›n›flar mücadelesi taraf›ndan belirleniyor. S›n›flar mücadelesinde bugün öne ç›kan çarp›flma emperyalizmle halklar aras›ndaki çarp›flmad›r. Bu çarp›flmada, emperyalizmin halklar›n gücünü, iradesini aflacak bir güce sahip olmad›¤› görülmüfltür. 1970’lerde bunu ulusal ve sosyal kurtulufl savafllar›yla gösterdik. 2000’lerde Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de, Türkiye’de yokedilemeyen direnifllerle, Kolombiya’da, Nepal’de büyüyen gerilla hareketleriyle, Avrupa’da hatta Amerika’da meydanlar› dolduran milyonlarla gösteriyoruz. Küreselleflme bugün art›k halklar›n direnifli ve Marksizm-Leninizmin berrakl›¤› karfl›s›nda iflas› kan›tlanm›fl bir illüzyondur. Bir yere kadar bu illüzyona esir olup sa¤a savrulmak, bir siyasi yan›lg› olarak görülebilirdi. Ama bugün art›k küreselleflme yan›lg›s›n› sürdürmek, siyasi ahmakl›k veya iflah olmaz bir kapitalizm hayranl›¤› ve emperyalizme teslimiyettir. Biz “küreselleflmenin olumsuz sonuçlar›na” de¤il, tümüne, kendisine karfl›y›z. Çünkü küreselleflme, emperyalizmdir. K›sa süre önceye kadar yeni dünya düzeni, küreselleflme diye adland›r›lan ama esas›n›n Amerikan imparatorlu¤u hedefi oldu¤u görülen sald›r›lar, dünya halklar›n› ezip geçemeyecek; imparatorluk zafer kazanamayacak. Zafer, tüm olumsuz koflullara, askeri, politik kuflatmalara ra¤men emperyalizmin hesaplar›n› bozan halklar›n olacak. - bitti -


Filistin Halk› Teslimiyete ‹zin Vermez! Arafat’›n ölümünden sonra, baflkanl›k seçimlerinin en güçlü aday› durumundaki Mahmud Abbas’›n pefl pefle yapt›¤› aç›klamalar, F‹listin direniflinin önümüzdeki süreçte yeni bir teslimiyetçilik, uzlaflmac›l›k dayatmas›yla karfl› karfl›ya kalaca¤›n› gösteriyor. Mahmud Abbas, halen Filistin Kurtulufl Örgütü (FKÖ) Baflkan› s›fat›n› tafl›yor. Filistin mücadelesinin en eski isimlerinden biri. 9 Ocak 2005’te yap›lacak Filistin devlet baflkanl›¤› seçiminin de tek favorisi olarak gösteriliyor. ‹srail’in elinde tutsak bulunan Mervan Barguti’nin adayl›ktan çekilmesiyle seçimlerin sonucu flimdiden kesinleflmifl görünüyor. ‹flte bu nedenle Abbas’›n söyledikleri daha da büyük bir önem tafl›yor. Abbas geçen hafta pefl pefle üç önemli aç›klama yapt›: Bir; ‹kinci intifada hatad›r. Abbas, Londra’da yay›nlanan Efl fiark El Avsat Gazetesi’nde yay›nlanan demecinde, Filistinliler’in ‹srail iflgaline karfl› fliddet kullanmadan direnmesi gerekti¤ini belirterek, ‹srail'e karfl› intifadan›n hata oldu¤unu söyledi. ‹ki; fliddete son vermeliyiz. Abbas, ayn› aç›klamada ‹srail'e karfl› silahl› mücadeleye son verilmesini isteyerek, Filistinliler’in ‹srail'in iflgalcili¤ine karfl› direnme haklar›n› fliddete baflvurulmadan yapmas› gerekti¤ini söyledi. Üç; Kuveyt’ten özür diliyoruz. Kuveyt’i ziyaret eden Abbas, Irak'›n Kuveyt'i iflgalini destekledikleri için bu ülkeden özür diledi.

‹srail karakolu bombaland›! Halklar›n yarat›c›l›¤› s›n›r tan›maz Filistin savaflç›lar›n›n Gazze fieridi-M›s›r s›n›r›ndaki bir ‹srail karakoluna karfl› düzenledi¤i sald›r›da 4 ‹srail askeri öldü, 8’i yaraland›. Hamas ve El Fetih fiahinleri taraf›ndan üstlenilen eylem büyük bir emek ve yarat›c›l›kla gerçeklefltirilmiflti. Filistinli savaflç›lar, kontrol noktas› görevini yapan karakolun alt›na kadar yaklafl›k 250 metrelik bir tünel kazarak, tünelin ucuna da 1,5 tonluk patlay›c› yerlefltirdiler. Bombay› patlatmadan önce tünelin a¤z›nda bir

Bütün bunlar, aç›k ki emperyalistlerin duymak istedikleri sözlerdir. Kuveyt’ten dilenen özür ise, esas olarak Amerika’dan özür dilemektir. Hemen bu noktada Abbas’›n bir özelli¤ini daha hat›rlatmal›y›z. Mahmud Abbas, daha Arafat döneminde Avrupa ve ABD emperyalizminin bask›s›yla Baflbakanl›¤a getirilmifl, ancak istediklerini yapamad›¤› için istifa etmek zorunda kalm›flt›. Arafat’a karfl› emperyalizmin ve ‹srail’in tercihi oldu¤u aç›kt›. Bu anlamda yapt›¤› aç›klamalar›n “sürpriz” bir yan› da yoktur. Filistin’in iç dengeleri, bugün için Abbas’› öne ç›karm›fl durumdad›r. Ancak Filistin halk›n›n vazgeçilmezlerinden, devlet baflkan› da olsa, FKÖ baflkan› da olsa, kimse vazgeçemez. Kimse F‹listin halk›n›n meflru direnme hakk›n› tart›flma konusu yapamaz. Filistin’in etraf›na duvarlar örülürken, Filistin halk›n›n üzerine hergün ‹srail helikopterlerinden, tanklar›ndan bombalar, kurflunlar ya¤maya devam ederken, siyonist katiller ev y›kmadan çocuklar› katletmeye kadar her yönteme baflvururken, “fliddete baflvurulmamal›” demek, Filistin davas›n› inkard›r. ABD’nin ve ‹srail’in Ortado¤u politikalar› gözönüne al›nd›¤›nda Abbas’›n sözleri ç›kmazd›r. O ç›kmaza o da çarpacakt›r. Abbas, iktidar yolunda emperyalizmin deste¤ini kazanacak aç›klamalar yaparak ilerliyor. Sözlerinin ne kadar› “Ortado¤u politikac›l›¤›”n›n takiyyeleridir, ne kadar› manevrad›r, zaman gösterecek. Ancak ayn› günlerde El Fetih lideri Faruk Kaddumi’nin “‹srail ile bar›fl görüflmeleri yapabileceklerini, ancak bunun baflar›s›z olmas› halinde silahl› mücadeleye devam edeceklerini” aç›klamas› önemlidir. Arafat’la özdeflleflen çizgi budur. Uzlaflmac› yanlar› vard›r ancak Filistin davas›n›n meflrulu¤u tart›fl›lmaz. Filistin halk› buna izin vermez. Filistin direnifli, Filistinliler’in en meflru haklar›n›, tarihini mahkum eden bir yönetimi aflmas›n› da bilir.

bildiri okuyarak bunu videoya kaydeden savaflç›lar, eylemlerinin ‹srail’in katliamlar›na bir misilleme oldu¤unu belirttiler. Filistin topraklar›n›n dört bir yan› duvarlarla, tel örgülerle kuflat›ld›. Her yere “kontrol noktalar›” kuruldu. Gerekçe, Filistin savaflç›lar›n›n eylemlerini engellemekti. Ama yine engelleyemediler. Halklar›n örgütlü iradesi ve yarat›c›l›¤›, büyük emekler gerektirse de, yüzlerce metre tünel kaz›p yine vuruyor.

Say› 137 35 19 Aral›k 2004


IRAK

‹flbirlikçi “fiii” ‹ttifak› Seçim Oyununda

Felluce Direniyor!

Onbinlerce askerle kuflat›ld› Felluce. Havadan, karadan haftalarca bombaland›. Sokaklar cesetlerle doldu. Tüm dünyaya kapat›ld›. Ve emperyalistlerin, iflbirlikçilerinin adeti oldu¤u üzere “direnifli k›rd›k” diye aç›klama yap›ld› dünyaya. Oysa hemen her gün Felluce’den çat›flma haberleri gelmeye devam ediyor. Amerikan iflgalcilerine yönelik eylemler devam ediyor. Direnifli bitirdiyseniz, kimle çat›fl›yorsunuz? Amerikan askerlerine kim kurflun s›k›yor?

Say› 137 36 19 Aral›k 2004

Direniflçiler, Felluce’nin 6 büyük mahallesinin kendi ellerinde oldu¤unu, ABD’nin havadan sald›r› d›fl›nda buralara giremedi¤ini aç›klarken, kimyasal silahlar›n kullan›lmas› karfl›s›nda Felluce’den çekilen baz› gruplardan çok say›da direniflçinin de yeniden Felluce’ye dönüp savafla girdikleri belirtiliyor. ‹flgalcinin daha da büyük korkusu ise, kendi yurdunda sürgün edilen Felluce halk›n›n geri dönüflü. Önceki say›m›zdan hat›rlayaca¤›n›z gibi, iflgalci ABD güçleri, kente dönen Fellucelileri, “Vatandafl ‹fllem Merkezi” adl› merkezlerde fiflliyor, DNA ve retina taramalar›ndan geçiriyor, ev adreslerinin yaz›l› oldu¤u bir kimli¤i üzerlerinde tafl›may› zorunlu k›l›yordu. Keza, Fellucelilerin özel araçlar›n› kullanmalar› da yasaklanm›flt›.

ABD ‹flkencesiz iflgali sürdüremez! Irak’taki iflkence olaylar›na iliflkin belge ve bilgilerin kamuoyuna yans›mas› da neredeyse sistematik hale geldi. Zaten Guantanamo örne¤i ortada dururken, Felluce’de yaflananlar ortada dururken ABD’nin Irak’ta iflkence yap›p yapmad›¤›n› tart›flmak saçma. Irak’taki iflkencenin son kan›tlar›, ABD’de Federal Mahkeme karar›yla yay›nland›. Bu belgelere göre, El Mahmudiye’de tutuklulara elektrik verildi... bir tutuklunun vücudu kimyasal madde kullan›larak yak›ld›... Divaniye’de tutuklular›n kafas›na bofl silah dayayarak infaz provas› yap›ld›... ‹nsan Haklar› ‹zleme Örgütü de, Afganistan’da ABD’nin gözetiminde bulunan 3 Afganl› mahkumun daha öldü¤ünü aç›klad›. Yöntemler hiç yabanc› gelmiyor de¤il mi? ABD ordusu taraf›ndan yap›lan aç›klamada iflkence olaylar› kabul edilirken “olaylar›n incelendi¤i ancak ço¤unun cezai müeyyide gerektirmedi¤i” aç›kland›. Bu aç›klama da yabanc› olmasa gerek!

Bütün bu önlemlere ra¤men korkuyor iflgalci. Korktu¤u için geçen hafta yap›lan yeni bir aç›klamayla toplama kamplar›nda tutulan Fellucelilerin daha önce 15 Aral›k olarak aç›klanan dönüflünün bir hafta daha ertelendi¤i belirtildi. Bu arada yine Felluce’de “Amerikan utanmazl›¤›”na yeni bir örnek daha eklendi. Felluce’yi yak›p y›kan, ölü, yaral› vermeyen ev b›rakmayan iflgalciler, Felluce'deki ailelere zararlar›n›n karfl›l›¤› olarak 500 dolar verilece¤ini aç›klad›lar. Aç›klamay› yapan deniz piyadeleri komutanı Paul Batty “Bu kentte olan bitenden dolayı üzgün olduklar›n›” belirtirken sözlerine flunlar› da ekledi: “Aileler kente döndüklerinde göreceklerinden çok öfkelenecekler, ben de olsam çok öfkelenirdim”. Ne “özür”leri, ne “500 dolar”lar›, o öfkenin bir damlas›n› bile azaltmayacakt›r. ‹flgalci o öfkeyi biliyor ve o öfkeden korkuyor. Felluce’yi hiç hedef gözetmeden haftalarca havadan bombalamas›, halk›n dönüflünü sürekli erteleyip durmas› da bunu göstermiyor mu zaten.

Sansürün Irak takti¤i: Önce doktor, gazeteci ve imamlar› etkisiz hale getir! Hat›rlanacakt›r, Felluce’yi iflgal operasyonu, Felluce Hastanesi’ne yap›lan bask›nla bafllam›flt›. Direniflin Musul'un büyük bölümünü ele geçirmesi üzerine Musul’a yap›lan sald›r›da da ABD askerleri, Musul’a girerken ilk olarak El Zaharavi Hastanesi'ni ele geçirdiler. Keza Felluce operasyonu sürerken, imamlara yönelik çok yo¤un bir bask› uyguland›, kimileri tutuklan›rken, kimileri infaz edildi. Bütün bunlar›n rastlant›sal veya o çat›flmaya özgü olmad›¤› aç›kt›r. ABD, bu “takti¤i” özellikle ilk Felluce sald›r›s›n›n baflar›s›z olmas›ndan sonra gelifltirdi. ‹lk Felluce sald›r›s›nda halktan insanlar›n katledildi¤inin hastaneler, baz› gazeteler ve imamlar arac›l›¤›yla dünyaya duyurulmufl olmas›ndan “ders” ç›karan iflgalciler, Felluce Hastanesi’ni, El Cezire’yi, camileri “propaganda merkezi” olarak suçlayan aç›klamalar›yla sonraki sald›r›lar›n›n hedefini de iflaret etmifllerdi. New York Times Gazetesi, ABD ordusunun “halktan ölümler hakk›nda” bilgilerin kayna¤› olarak gördü¤üne inand›¤› için ilk hedef olarak Felluce


Hastanesi’ne sald›rd›¤›n› yazd›.

Direnifl alt›nda seçim oyunu Direnifli k›rarak yap›lacak bir seçim, ABD’yi ve kukla yönetimi çok rahatlatacakt›. Ama flimdi seçim oyununu direnifl koflullar›nda oynamak zorundalar. Bu oyundan vazgeçemezler. ABD, direnifl karfl›s›ndaki acizli¤ini bir seçim “meflrulu¤u”yla perdelemek istemektedir. Bu oyundaki bafl yard›mc›lar› ise, iflbirlikçi Kürtler ve fiii’lerdir. Kürtlerin Irak’›n kuzeyini kontrol alt›nda tutuyor olmalar›, fiii’lerin ülke nüfusunun yüzde 60’›n› oluflturmalar›, iflgalciler için büyük bir avantaj; ama bu avantaj yine de iflgali güvenceye almaya yetmiyor. Çünkü ülkenin gündemini nüfus içindeki oranlar de¤il, iflgale karfl› direnifl belirliyor ve iflgale karfl› direnenler, tüm Irak halk›n› temsil ediyor.

‹flbirlikçili¤in ‘az›’, ‘ço¤u’, ayn› zeminde bulufluyor... fiii dini ve siyasi örgütlülüklerin büyük ço¤unlu¤u, 30 Ocak 2005'te yap›lacak seçimlere “Birleflik Irak ‹ttifak›” ad›n› verdikleri bir listeyle kat›lacaklar. Uzun görüflmeler sonucu kurulan bu ittifak›n en önemli adaylar› geçen hafta içinde belli oldu. Bunlardan dördü, Sistani’nin deste¤indeki bu “fiii ittifak›”n›n niteli¤ini de gösteriyor. Irak ‹slam Devrimi Yüksek Konseyi'nin Baflkan› Abdulaziz El Hekim bir numaral› fiii aday›. Y›llarca yurtd›fl›nda Irak’›n iflgal edilmesi için ABD’nin kuklas› olarak kullan›lan, iflgalden sonra da iflgalciler ad›na hükümet kuran Ahmed Çelebi, halen geçici Devlet Baflkan› Yard›mc›s› olan ‹slam Davas› Partisi'nden ‹brahim El Caferi ve de halen Baflbakanl›k görevini sürdüren katliamc› ‹yad Allavi. De¤iflik boyutlardaki iflbirlikçilik, bu ittifakta buluflmufl bulunuyor. Sistani, aç›k bir iflbirlikçi pozisyonunda de¤ildi. Ama direnifl saflar›nda da de¤ildi. “Arada”yd›. ‹flgali yok say›p mevcut statüko içinde kendilerini güçlendirme hesaplar› yapt›lar. Ve bu tav›r, onlar› Çelebi’yle, Allavi’yle iflbirli¤ine kadar getirdi. Gelinen noktada Sistani liderli¤indeki fiii hareketi, iflgali meflrulaflt›rarak iflgalcinin seçim oyununun basit bir aleti olmufltur. fiimdi iflgalcinin Irak’a yerleflmesinde ve Irak’ta kurumlaflmas›nda, Sistani, Irak ‹slam Devrimi Yüksek Konseyi, Çelebilerden daha fazla ABD’nin ifline yarayan bir rol oynamaktad›r. Bundan kuflkusuz ç›kar›lacak büyük bir ders vard›r. Emperyalist iflgal karfl›s›nda “arada” bir

yer yoktur. Direnifl saflar›nda de¤ilsen, iflgalciye hizmet edersin. Soruna sadece dini ve sadece “mezhep” bak›fl aç›s›ndan bakmak, fiii hareketlerinin büyük ço¤unlu¤unu bu noktaya sürüklemifltir. fiiilerin yo¤un oldu¤u kentlerde gelifltirdi¤i direniflle iflgalcileri s›k›flt›ran ancak iflbirlikçi Sistani’nin manevralar›yla flimdilik belli ölçülerde etkisizlefltirilmifl görünen Sadr hareketinin seçimlerde ne yapaca¤› da bir baflka soru. Sadr ad›na yap›lan aç›klamalarda en az›ndan seçim oyununa tam angaje olmayacaklar› anlafl›l›yor. Mukteda Sadr ad›na seçimler konusunda yap›lan aç›klamada, seçimlerden hemen sonra veya bir takvim çerçevesinde iflgalcilerin çekilmesi gerekti¤i belirtilerek, “siyasi ve dini liderlerin iflgalcilerin ülkeden çekilmeleri konusunda güvence almalar›” istendi. “Aksi takdirde seçimlere kat›lmam›z mümkün olmayacakt›r” denildi.

Irak’taki iflgalci, iflkenceci asker, ABD’de sokaklarda sürünüyor

Say› 137 37 19 Aral›k 2004

Bilindi¤i gibi, ABD için Irak’ta savaflanlar›n bir ço¤u bu ifli “vatan” için de¤il, sadece ABD vatandafll›¤›n› kazanmak, yeflil kart sahibi olmak için yap›yor. Ama ABD vatandafll›¤›n› kazanmak da onlar› kurtarm›yor. Geçen hafta gazetelerde “ABD askeri soka¤a düfltü”, “Irak'tan dönenler sürünüyor” gibi bafll›klarla verilen haberler, ABD’nin kulland›¤› askerlerin yaflad›¤› bir baflka trajediyi gösteriyordu. ABD’deki Ulusal Evsiz Gaziler Koalisyonu'nun aç›klamas›na göre, Irak'tan dönüp yaflad›klar› travmalar yüzünden sokaklarda yaflamaya bafllayan Amerikan askerlerinin say›s› her geçen gün art›yor. Bu askerlerden biri Irak’ta yaraland›¤›n›, ordunun kendisini tedavi etmeden ortada b›rakt›¤›n›, kendilerine “s›¤›r gibi” davran›ld›¤›n› anlat›yor. Evet, ABD’de Evsiz Gaziler Koalisyonu diye bir kurulufl var. Çünkü flimdi Irak’tan dönen askerlerin yaflad›¤›n› daha önce de Vietnam Savafl›'ndan dönen askerler yaflam›fl. fiu anda ABD’de yar›s› Vietnam’da savaflm›fl 500 bine yak›n evsiz bulunuyor. Bu tablo emperyalistlerin insana verdi¤i de¤eri gösterirken, ayn› zamanda ABD’deki “sosyal güvenlik” denilen sistemin nas›l çürümüfl, çökmüfl bir sistem oldu¤unun da göstergesidir.


‘Felluce halkt›r halk yenilmez’ Temel Haklar Taksim'de ABD Bayra¤› Yakt› ‹stanbul Temel Haklar, 10 Aral›k günü yapt›¤› eylemde, ABD'nin Irak'ta sürdürdü¤ü iflgal sonucu binlerce insan›n hayat›n› kaybetti¤ini belirterek, iflgalci ABD bayra¤›n› yakt›. Taksim Tramvay Dura¤›’nda yap›lan eylemde s›k s›k "ABD Irak'tan Defol", "Kazanan Irak Halk› Olacakt›r", “Felluce Halkt›r Halk Yenilmez” sloganlar› at›ld›. "ABD Irak'tan Defol" pankart›n›n tafl›nd›¤› eylemde konuflan Özgür Ayd›n, Irak halk›, halklar›n emperyalizme karfl› nas›l direnmesi gerekti¤inin yolunu gösteriyor dedi.

Say› 137

Direnen halk›n teslim al›namayaca¤›n›n alt›n› çizen Ayd›n, “iflgalin bafl›ndan beri iflgalcilerle iflbirlikçilik yapan AKP iktidar›na ve emperyalizme karfl› mücadelemiz devam edecektir. Ülke topraklar›n› iflgalcilere açan, lojistik destek veren AKP iktidar›, Irak'ta dökülen kandan ve y›k›lan her evden sorumludur." dedi. Aç›klaman›n ard›ndan ABD bayra¤› sloganlar eflli¤inde atefle verildi.

38 19 Aral›k 2004

Koordinasyon Eylemleri Sürüyor Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu’nun iflgale karfl› eylemleri sürüyor. 10 Aral›k akflam› ‹stanbul Eminönü M›s›r Çarfl›s› önünde toplanan Koordinasyon üyeleri, katliamlar› meflalelerle protesto ettiler. Eylemde “‹flgalin Ad›: Emperyalizm–Siyonizm; Direniflin Ad›: Irak–Filistin; Direnen Halklar›n Yan›nday›z” yaz›l› pankart tafl›nd›. Koordinasyon bileflenlerinin kendi flama ve dövizleriyle kat›ld›¤› eylemde, HÖC’lüler k›z›l bayraklar›yla yerlerini ald›lar. 200 kifli, ellerinde meflalelerle emperyalizme öfkesini, halklar›n kazanaca¤›na olan inanc›n› sloganlarla hayk›rd›. Koordinasyon ad›na yap›lan aç›klamada, Felluce sald›r›s› hat›rlat›larak, “ABD emperyalizmi, barbar Roma'n›n gladyatörleri haçl› ordular›n›n ya¤mac›lar› gibi bütün Ortado¤u co¤rafyas›n›n üzerine karabasan gibi çöküyor” ifadelerine yer verildi. Felluce’de katliam ve direniflin sürdü¤ü belirtilerek, “Kuflatma ne kadar güçlü olursa olsun, zalimler ne kadar çok katliam yaparlarsa yaps›nlar ne Felluce, ne Ramadi, ne Irak, ne de Ortado¤u’nun bir baflka bölgesi asla teslim al›namayacak.” denildi. AKP iktidar›n›n ABD ve ‹srail ile iflbirlikçili¤ine de vurgu yap›lan aç›klaman›n ard›ndan, "Yaflas›n Felluce Direniflimiz, Direnen Halklar Kazanacak” sloganlar› at›ld›. Yazar Abdurrahman Dilipak’›n da k›sa bir konuflma yapt›¤› eylem, Grup Yorum, Grup Vardiya ve Grup Yürüyüfl’ün marfllar› ile sona erdi.

Mitinglerde ABD’ye Öfke Samsun ‹flgal Karfl›t› Platform 11 Aral›k günü bir miting düzenledi. Samsun Temel Haklar’›n, “AMER‹KA IRAK'TAN DEFOL” pankart› ve k›z›l bayraklara yerini ald›¤› mitinge, iflçi memur sendikalar›, siyasi partiler ve DKÖ’ler kat›ld›. Kitle, miting alan›na "Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi, Katil ABD ‹flbirlikçi AKP, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Mahir Hüseyin Ulafl Kurtulufla Kadar Savafl” sloganlar›yla girdi. Alanda yap›lan konuflmalarda Felluce katliam› lanetlenirken, direnifl selamland›. EMEP, DEHAP ve SDP Ankara il örgütlerinin 12 Aral›k günü düzenledi¤i “Diren Felluce, Diren Filistin Seninleyiz. ABD Vahfletine Son” mitinginde yaklafl›k 800 kifli, “Filistin’de, Irak’ta ‹ntifada Sürüyor, Direnifl Büyüyor” pankart› arkas›nda yürüdü. Eyleme baz› DKÖ’ler de destek verdiler. ‹zmir’de EMEP taraf›ndan ayn› gün düzenlenen mitingde de emperyalizme öfke vard›. Direnen Irak halk›na destek sloganlar›n›n at›ld›¤› Bornova Cumhuriyet Meydan›’ndaki mitinge 2000’e yak›n kifli kat›ld›. Saadet Partisi taraf›ndan de¤iflik kentlerde düzenlenen ‘Zalimlere lanet’ mitingleri sürüyor. 11 Aral›k günü Trabzon'da yap›lan mitinge kat›lan 7 bin kifli, ABD ve ‹srail’i protesto eden pankart ve dövizler tafl›d›. Saadet Partisi Genel Baflkanvekili Recai Kutan’›n AKP ve ABD’yi elefltiren bir konuflma yapt›¤› mitingte s›k s›k 'Felluce'ye selam, direnifle devam' sloganlar› at›ld›. 12 Aral›k günü, Adana ‹stasyon Meydan›’nda düzenlenen mitinge baz› siyasi parti ve sendikalar da destek verdi. 5 bin kiflinin kat›ld›¤› mitingde “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi”, “Katil ABD ‹flbirlikçi AKP” sloganlar› at›ld›. Recai Kutan, mazlumlar›n mutlaka zafere ulaflaca¤›n› belirtti.


Bir ilan›n verdi¤i siyaset dersi Burjuva siyaset tarz›yla, devrimci siyaset tarz›, birbirinden tümüyle ayr› fleylerdir. Halk› savundu¤unu iddia edenlerin siyaset tarz›, burjuvazinin tarz›yla ayn› olamaz. Oldu¤u noktada, o siyasetçi, burjuva politikas›n›n ayak oyunlar› içinde kaybolur, halk›n ç›karlar› bir yanda kal›r. Kürt milliyetçi ayd›nlar›n, politikac›lar›n Herald Tribune gazetesi’ne verdikleri “Türkiye'deki Kürtler ne istiyor?” bafll›kl› ilandan sonra yaflananlar, herkese bunu bir kez daha gösterdi. ‹lan›n ard›ndan Kürt sorunu’yla ilgili her giriflimde oldu¤u gibi tart›flmalar ve sald›r›lar gündeme geldi. ‹lan, Kürt halk›n›n haklar›n› garanti alt›na alan yeni bir Anayasa, genel af, zorla göç ettirilenlerin eve dönüfl koflullar›n›n sa¤lanmas› gibi demokratik talepler içermekteydi. Ancak bunlar yok say›l›p hiç tart›fl›lmayarak ilan›n “Türkiye'nin K›br›s'taki Türk az›nl›k dile getirdi¤i taleplerden, Avrupa ülkelerinin Basklar, Katalanlar, ‹skoçlar, Laponlar, Güney Tirollüler ve Valonlar gibi az›nl›klar›na tan›d›¤› haklardan” söz eden cümlesi üzerine f›rt›na kopar›ld›. Oligarflinin her kesimi, flovenizmin en azg›n haliyle “vay, nas›l otonomiden, Bask modelinden” söz edersiniz diye sald›r›ya geçtiler. Çarp›c› olan, oligarfli içindeki AB’ciler ve “AB karfl›tlar›”, flovenistlikte biraraya gelivermiflti. En keskin AB savunucusu da, en keskin AB karfl›tlar› da ayn› a¤›zdan sald›rd›lar. Ne var ki, tart›flma, Kürt halk›n›n demokratik taleplerini savunanlarla, flovenist kesimler aras›nda kalmad›. Bu defaki tart›flmalar› öncekilerden farkl› k›lan, ilan›n ayn› zamanda Kürt milliyetçileri içinde bir tart›flmaya da dönüflmüfl olmas›yd›. ‹lan›n içeri¤i üzerine k›saca söylenebilecek olanlar flunlard›r; bir: Talepler demokratik taleplerdir. Desteklenecek taleplerdir. ‹ki: ‹landaki AB’ci bak›fl aç›s›, “Türkiye'nin AB'ye kat›lmas›, demokrasiler ailesine kat›lmas› ve gerçek bir demokrasiye sahip olmas› anlam›na gelmektedir” gibi ifadeler yanl›flt›r, halklar›n bak›fl aç›s› de¤ildir. Ancak biz burada esas olarak, ilan›n oligarfliye karfl› bir hak mücadelesinden Kürt milliyetçili¤inin birbirine karfl› mücadelesine dönüflmesine neden olan bu siyaset tarz› üzerinde durmak

istiyoruz. Oligarflinin her kesiminin ilana karfl› flovenist sald›r›s› üzerine, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Do¤an ve Selim Sadak, 10 Aral›k’ta yapt›klar› ortak bir aç›klamayla, ilandaki sözkonusu bölümleri savunmad›klar›n› aç›klad›lar. Yine daha baflka imzac›lar da “ilan metninin de¤ifltirildi¤i” gibi gerekçelerle imzalar›n›n arkas›nda durmad›lar. Bunun üzerine bir kesim de Zanalar’a karfl› hücuma geçti. Yaflar Kaya, ilan›n Türkiye’deki organizasyonunu yapt›¤› anlafl›lan Ümit F›rat, Dr. Tar›k Ziya Ekinci gibi isimler, “temsil flans›n› yitirdi... Zana da kimmifl, formasyonu yeterli de¤il... Leyla, kad›n olmasayd›, bu konumda olmazd›. Fotojenik diye ön planda... liderlikleri kendilerinden menkul, bilgisiz, cahil, korkak, muhteris...” gibi de¤erlendirmelerle, oligarflinin kürsüsünden kendi iç çat›flmalar›n› gündeme getirdiler. Böyle bir noktada, o demokratik taleplerin önünde engel olan güçlerle savafl› bir yana b›rak›p birbiriyle u¤raflmak, devrimcilik, yurtseverlik de¤ildir. Düflünülmesi gereken fluydu; karfl›m›zda yüzy›ld›r bize zulmeden bir güç var. Bunun karfl›s›nda dik ve birlikte durmal›y›z. Oysa yap›lan tersi olmufltur. ‹ç tart›flma, oligarflinin önüne tafl›nm›flt›r. Tabii oligarfli de f›rsat› kaç›rmam›fl, tepe tepe kullanmaktad›r.

‹cazet ve kullanma anlay›fl›yla politika yap›lamaz Kürt milliyetçi ayd›n ve politikac›lar, oligarflinin önünde birbirine düflünce, ilanla amaçlanan tersine döndü. Bu sonuç, politikay›, burjuva siyaset tarz›yla yürütmenin sonucudur. Oligarfli, ilan›n bir bölümünü öne ç›karm›fl, oradan flovenist bir linç kampanyas› açm›fl ve kampanyan›n hedefindeki Zanalar, bu noktada dik duramam›fllard›r. Peki neden? Çünkü, AB’ye endekslenilmifl, oligarflinin icazetine girilmifltir. ‹lan karfl›s›nda gösterilen flovenist tepki karfl›s›nda da “oligarflinin icazetinin, AB’nin himayesi”nin kaybedilebilece¤i telafl›yla demokratik talepleri savunmak yerine at›lan imzan›n arkas›nda durulmam›flt›r. Bu tav›r “kiflilik” sorunu olarak de¤il, siyaset sorunu olarak tart›fl›lmal›d›r. ‹cazetçi siyaset tarz›, att›¤› hiçbir ad›mdan emin olamaz, att›¤› hiç bir ad›mda kararl› davranamaz; çünkü onun sonraki tavr›n› belirleyecek olan icazet sahiplerinin ne tepki verece¤idir. ‹landa AB’nin kabul edebilece¤i çerçevede çözümlerden söz edildi¤i halde, oligarflinin flovenist tepkisi üzerine, AB kriterleri bile savunulamam›flt›r.

Say› 137 39 19 Aral›k 2004


Öte yandan, Kürt hareketi içinde “iktidar” mücadelesi veren kimi kesimler de bu durumu “f›rsatç›” bir bak›flla de¤erlendirmeye kalkm›flt›r. Zana için diyorlar ki, “o da kim ki, fotojenik diye ön plana ç›kt›”... E¤er öyleyse, niye o ilan› birlikte vermek istediniz? Demek ki onlar da Zana’y› –Zana’n›n fotojenikli¤ini– kullanmak istemifl. AB ve oligarfli Zanalar’› kullanmak istiyor. Zanalar, 17 Aral›k görüflmelerini f›rsat say›p AB’yi kullanmak istiyor. ‹lan›n organizatörü Paris Kürt Enstitüsü Baflkan› Kendal Nezan hem AB’yi, hem Zanalar’› kullan›p kendine bir misyon sa¤lamaya çal›fl›yor. Herkes flu veya bu gücü, kifliyi nas›l kullan›r›m peflinde. Politika, kullanma ve takiyye esas›na göre süremez. Böyle sürdürmeye çal›flanlar, yapt›klar› her ifli ellerine yüzlerine bulaflt›r›rlar.

Say› 137 40 19 Aral›k 2004

Oligarflinin AKP’den bafllayarak tüm düzen partilerini, medyas›n› seferber eden flovenist tepkisi, sadece Bask Modeli ve benzerlerinin telaffuz edilmesine de¤ildir. Oligarfli, Kürt milliyetçi hareketine siyaset yapt›rmak istemiyor. Sadece kendisine tabi olmay› dayat›yor. Oligarfli ve emperyalistler içinde ittifaklar arayarak, halk güçlerinin birli¤i yerine kullanma mant›¤›yla davranarak oligarflinin dayatmalar›na gö¤üs gerilemez. Eski DEP milletvekillerinin hapishaneden ç›kt›klar›ndan bu yana izledikleri zig-zaglar bunun göstergesidir. Bu basitliklerle, oligarfliye karfl› halklar›n hak ve özgürlükleri savunulamaz. Önce, net bir politik hatta sahip olunmal›, sonra bu netli¤i savunacak kararl›l›k gösterilmelidir. Kürt milliyetçi hareketi aç›s›ndan ise, ne savunuldu¤u belli de¤ildir. ‹lan üzerinde a盤a ç›kan sorunun bir kayna¤› da budur. Oligarfli içinden Çiller, Özal gibi birileri ç›k›p Bask modelinden, federasyondan söz etti¤inde Kürt milliyetçileri de bunlar›n en keskin savunucusu kesiliyor, sonra “icazet” bitince, bunlardan da vazgeçiyorlar. fiu anki politika ve talepler de takiyye üzerine flekillenmektedir. Genelkurmay”a, AB’ye verilecek “mesajlara” göre “çözüm”lerden söz edilmektedir. Almanya’daki, Amerika’daki federalizmi örnek veren de, bunlar› “ça¤d›fl›” ilan eden de Kürt milliyetçili¤idir. Tabii bu durumda, bir ilan üzerinde oligarfli bu kadar oynayabilmekte, ve ayn› ilan üzerinden Kürt milliyetçili¤inin iç çat›flmas› sürdürülmektedir. Kürt milliyetçi hareketi art›k takiyyeyle, kullanma mant›¤›yla politikan›n sürdürülemeyece¤i görmek durumundad›r. Görmedi¤i sürece, büyük taktikleri, politikalar›, ertesi gün dönüp kendisini vurmaya devam edecektir.

Samanda¤ Köylüleri AKP’yi Protesto Etti

“IMF TARIMDAN EL‹N‹ ÇEK!” IMF politikalar›, köylünün ürününü tarlada bahçede b›rakmaya bafllad›kça, köylülerin eylemleri de artmaya bafllad›. 14 Aral›k günü Hatay'a ba¤l› Samanda¤ ‹lçesi merkezinde narenciye üreticileri, getirdikleri mandalinalar› yollara dökerek AKP’yi ve IMF’yi protesto ettiler. “KAHROLSUN IMF ‹fiB‹RL‹KÇ‹ AKP!” sloganlar›n›n at›ld›¤› eyleme, bine yak›n çiftçi kat›ld›; çeflitli demokratik kitle örgütleri de eyleme destek verdi. Eylemde Samanda¤ çiftçisi ad›na bir aç›klama yapan Samanda¤ Ziraat Odas› Baflkan› Selim KAMACI, Samanda¤ ekonomisinde tar›m ve özellikle narenciye ve sebze üretiminin önemli bir yer tuttu¤una de¤inerek, flunlar› söyledi. “AKP’nin uygulad›¤› ekonomi politikalar› sonucunda bu y›l hiçbir mandalina üreticisi masraf›n› karfl›layamam›fl, zarara u¤ram›fl, üreticilerimiz 100 bin liraya al›c› bulamayan narenciyeyi bahçeden temizleyebilmek için dahi ek masraf koymak zorunda kalm›flt›r... Çiftçilerimizi ve ziraat›m›z› yok ederek, d›fla ba¤›ml› hale getirme senaryolar› ile karfl› karfl›yay›z.” Samanda¤l› köylüler, Kamac›’n›n konuflmas› s›ras›nda s›k s›k “HÜKÜMET ‹ST‹FA, ‹MF TARIMDAN EL‹N‹ ÇEK” sloganlar›yla tepkilerini dile getirdiler.

SEKA KAPATILAMAZ Kocaeli SEKA Fabrikas›’n›n kapat›lmas›na karfl› ç›kan Selüloz ‹fl Sendikas› üyesi iflçiler, 15 Aral›k günü Selüloz ‹fl'in önünden Büyükflehir Belediyesi'ne yürüdüler. "SEKA Kapat›lamaz" pankart› tafl›yan iflçiler, Saraybahçe Belediyesi önünden geçerken, belediyenin iflçi k›y›mlar›n› 'yuhlayarak' protesto ettiler. Büyükflehir Belediyesi önünde bir bas›n aç›klamas› yapan Selüloz ‹fl Genel Sekreteri Halil Bahçeci, kapatma karar›na karfl› direnmekte kararl› olduklar›n› belirtirken, 700 iflçi, "Direnifl Var Y›lg›nl›k Yok, Direne Direne Kazanaca¤›z, SEKA'ya Uzanan Eller K›r›l›r” sloganlar› att›. Saraybahçe Belediyesi önündeki protestoda ise, "Tayyip Bu fiark› Burada Bitti, Her Yer SEKA Her Yer Direnifl, Sefa'y› Gönderdik S›ra Sende” sloganlar› at›ld›. ‹flçiler eylemlerini sürdüreceklerini aç›klad›lar.


A yn› S afta

At›l›m’›n Hayaller Dünyas› ve Öncülük Krizi

Biliyoruz, “statükoculuk” sözü, solun belli kesimlerine “diken” gibi bat›yor. Çünkü bu tek kelimelik durum tasviri, sola, 1980 öncesinden bafllayarak günümüze kadar ki birçok yanl›fl politika ve taktiklerini hat›rlat›yor. Bu tek kelimelik tasvir, bugün en “komünist, Marksist-Leninist” diye sunduklar› teori ve prati¤in asl›nda reformizmden çok da kopamam›fl oldu¤unu gösteriyor. Diken gibi batmas› bundan olsa gerek. Ama böyledir diye, bu durum sürdü¤ü müddetçe, bunu dile getirmekten vazgeçecek de¤iliz. Biz ad›n› koyuyoruz. Ve e¤er “10-20 y›l önceki yaz›lar›m›zda da ayn› yaklafl›m var” ise, bu bizim suçumuz de¤il, soldaki statükoculu¤un afl›lamamam›fl olmas›n›n sonucudur. 22 A¤ustos 2004 tarihli 120. say›m›zda yay›nlad›¤›m›z “Solda iddias›zlaflman›n yans›malar›(2): Statükonun kan›ksanmas›” bafll›kl› yaz›m›za At›l›m “ölçüsüz” bir tepki gösterdi. Bizim yaz›m›zda At›l›m’› do¤rudan veya ima yoluyla hedef alan bir cümle yoktu, sola dair genel bir de¤erlendirme sözkonusuydu, fakat anlafl›lan o ki, At›l›m “diken”i kendi etinde hissetmiflti. “B›rak›n art›k flu nakarat›” bafll›¤›yla “statükoculuk” elefltirisine karfl› bir yaz› yazd›lar. At›l›m’›n 4 Eylül 2004 tarihli 18. say›s›nda yay›nlanan bu yaz›, bir elefltiriye cevaptan çok, alelacele yaz›lm›fl, daldan dala atlay›p içinde biriktirdiklerini dökmüfl, k›flk›rt›c› bir yaz›yd›. Üstelik, “Solda iddias›zlaflman›n yans›malar›” üst bafll›¤›yla dizi halinde yay›nlad›¤›m›z dizinin devam›n› bile beklememiflti; bekleseydi, ileriki bölümlerde kendisini daha yak›ndan ilgilendiren –örne¤in “Abart›c›l›k ve keskinlik” konusu gibi– bafll›klar da vard›, ama beklemedi. Panik halinde sözkonusu yaz›y› ortaya att›. Bizim bu yaz›da en fazla dikkatimizi çeken nokta, ölüm orucu, Okmeydan› direnifli, statüko gibi konularda söylediklerinden önce, At›l›m’›n durup dururken, do¤rudan kendilerine yönelik bir elefltiri yokken, bu hakaretimsi, k›flk›rt›c› yaz›ya neden ihtiyaç duydu¤uydu. K›flk›rt›c›, maksatl›, aç›kça provoke eden bir yaz›d›r. At›l›m’a bu yaz›y› yazd›ran öncelikli neden, önerilen “devrimci bir merkez oluflturulmas›” giriflimini sabote etmektir. Basit, oportünist faydac›l›k, kurnazl›k bunlarla politika yap›yor. Biz devrimciyiz ve bu politikalar› reddederiz. At›l›m, hep birlikçidir. Birlik silah›n› hep elinde tutmak ister. Ama kimseyle de do¤ru dürüst bir birlik yapmaz. E¤er kendi reklam› olmayacaksa, kendi “öncü” damgas› yoksa, ya kat›l›m›n› s›n›rlar, ya a¤›rdan al›r. Bugünkü gibi “öncülük” krizi a¤›r bas›yorsa, kendisinin “ön-

cülü¤ü”nün olmad›¤› her fleye hay›r der. Gerekçesi yoktur. Devrimci bir merkez oluflturulmas› önerisi karfl›s›na tastamam böyle ç›km›flt›r. “Hay›r, olmaz” demifl, neden karfl› ç›kt›¤›n› aç›klayamam›fl, karfl› ç›k›fl›n›n nedeni esas olarak bu k›flk›rt›c› yaz›yla ortaya ç›km›flt›r. At›l›m’a durup dururken bu yaz›y› yazd›ran ikinci neden ise, At›l›m’›n “öncülük krizi”dir. At›l›m “b›rak›n art›k flu nakarat›” yaz›s›nda, bafltan sona “ben öyle de¤ilim, ben özelim, ben güzelim, ben, ben, ben...” deyip durmaktad›r. Adeta reklam spotlar›. O, o kadar özeldir ki, sola iliflkin genel bir de¤erlendirme yapan mutlaka ve mutlaka “At›l›m hariç!” diye belirtmelidir. Belirtmemiflse, At›l›m’dan “kendine güzelleme” tarz›nda bir cevap alacakt›r. Bak›n, At›l›m, kendine yazd›¤› güzellemede neler diyor?

At›l›m, statükolar›, b›rak›n bozmay› “parçalam›fl” da kimsenin haberi yok! Ülkemizdeki s›n›flar mücadelesinin, devrimci savafl›n boyutlar›na bakan herkes, bunda bir yetersizlik, mevcut sömürü ve zulüm politikalar›yla bir orans›zl›k oldu¤u tespitini yap›yor. Ki böyledir. Ama At›l›m hiç de böyle düflünmüyor. Diyor ki At›l›m; “Öncesi bir yana son iki y›ld›r Marksist Leninist komünistler, statükoyu bozmaya de¤il onu adeta parçalamaya yöneldi.” At›l›m bunun kan›tlar› olarak da flunlar› s›ral›yor: “Genel ve yerel seçimlerde, 4857 say›l› kölelik yasas›na karfl› mücadelede, emperyalist iflgal ve savafla karfl› duruflta, 1 May›s’ta, gençli¤in 13 Mart K›z›lay eyleminde ve en son NATO karfl›t› eylemlerde kendini ortaya koyufl tarz› herkesin malumu. ... Okmeydan› bütün canl›l›¤›yla belleklerdeki yerini korumuyor mu? Bafl›ndan itibaren NATO vadisine yürümeyi, barikatlar› parçalamay› öneren, bunun için somut bir haz›rl›k yapan kim? Ankara’da HÖC de dahil herkes statükoya uygun davran›rken NATO’cu polisin barikatlar›na yürüyen kim? 27 Haziran akflam› bir park› iflgal ederek oray› savafl karargah› olarak kullanmay› öneren ve haftalar öncesinden bafllayarak bunda ›srar ederek gerçekleflmesini sa¤layan kim?” Kim gerçekten? Biz, “Genel ve yerel seçimlerde”, “4857 say›l› kölelik yasas›na karfl› mücadelede”, statükoyu parçalayan, hatta ondan geçtik “bozan” bir fley hat›rlam›yoruz. Hat›rlayan var m›? “Emperyalist iflgal ve savafla karfl›”, ülkemiz

Say› 137 41 19 Aral›k 2004


devrimcileri onurlu ve olumlu bir rol oynam›flt›r. Ama bu mücadelenin “statükolar› parçalayan” bir düzeye ulaflmad›¤› da aç›kt›r. Aksine, genel olarak küçük gruplar›n gösterileri ve birkaç mitingle s›n›rl› kalan bir mücadeledir. At›l›m “statükoyu parçalayacak” örnekler verebilmek için zorluyor. 1 May›s 2004 ise, statükoyu bozan bir eylem olmufltur; ama bunda da At›l›m’›n kendine özel bir misyon biçmesini gerektirecek hiçbir neden yoktur. At›l›m kendine olur olmaz misyon biçmeye kalkmak yerine, 1 May›slar’›n bu ülkedeki tarihini ve o tarihteki kendi yerini hat›rlamal›d›r. Hele Okmeydan› direniflinde ve Ankara’da kendine böyle bir misyon biçmesi iki kelimeyle, yalan ve komikliktir. At›l›m bu konuda resmen ve alenen yalan söylüyor. At›l›m’›n “Okmeydan› direnifli”nde ne yap›p yapmad›¤›n› direnen herkes biliyor ama “At›l›m’›n Okmeydan› yalanlar›”ndan bu gidiflle bir külliyet oluflacak.

Say› 137 42 19 Aral›k 2004

Okmeydan› tercihinin nas›l do¤du¤unu herkes bilmektedir. NATO toplant›s›nda d›flardan gelenler için bir yer aray›fl›na girilmifl, böyle bir yer fiiflli ve Ka¤›thane’de aranm›fl ancak olmam›flt›r. Sonuçta Haklar ve Özgürlükler Cephesi Okmeydan›’n› önerdi ve bu karar haline geldi; Okmeydan›’n›n seçimi de, haz›rlanmas› da bu kadar basit bir olayd›r. Ama At›l›m’a bak›l›rsa, oray› “savafl karargah›” olarak düflünmüfller de, herkese karfl› bunda ›srar etmifller de, bunu haftalarca haz›rlam›fllar da, masal bunlar... Okmeydan›’nda insanlar›n toplanmas›nda, o gece orada toplananlar›n çat›flmaya haz›rlanmas›nda At›l›m çevresinin hiç bir rolü yoktur. O gece oraya gelen herkes direnmek için gelmifltir. Öncelikli tercih de Okmeydan›’nda çat›flma de¤ildir; ama sald›r›l›rsa çat›fl›lacakt›r. Hedef, Mecidiyeköy’e gitmektir. Bu nedenle de Okmeydan›’nda yürüyüflün bafl›nda pankartlar tam aç›lmam›fl, yolun kenar›ndan yürünmüfltür. Polisin Mecidiyeköy’e gidifli engelleyece¤i netleflince, çat›flma iradesi kararl› bir biçimde ortaya konulmufltur. At›l›m’›n bunun ötesinde yazd›¤› karargahlar, kurmayl›klar hikayedir. At›l›m’a göre, NATO Zirvesi’ne karfl› mücadelede de, sadece onlar çat›flmaktan yanaym›fl, baflkalar› karfl›ym›fl da onlar önerip ikna etmiflmifl... Bu da tamamen yalan. HÖC ve ESP aras›nda bir görüflme yap›lm›fl, bu görüflmede HÖC de ESP de NATO vadisine çat›flarak girmekten yana görüfl belirtmifltir. Ama ayn› zamanda HÖC bir elefltiri getirmifltir. Çünkü bu görüflmede ESP’li böyle derken, NATO Karfl›t› Birlik’teki ESP’li hiç de o havada de¤ildir. Tersine, çat›flma iradesine z›t fleyler söylemektedir. Çeliflkiyi oradaki arkadafllar›n›n “yetersizli¤iyle” izah ettiler. Sonuçta reformistler d›fl›nda hemen bütün siyasetlerin düflüncesi bu noktada, yani NATO vadisini zorlama

konusunda ortaklaflt›. Bu amaçla gece Okmeydan›’nda kal›nd› ve sabah Mecidiyeköy’e varmak üzere harekete geçildi. Buralarda kendilerinin hiç bir özel rolü yoktur. Ama At›l›m, öncülük kriziyle, grupçuluk hastal›¤›yla yalan söylüyor, direnifli sadece ve sadece kendine maletmeye çal›fl›yor. Baflkalar›n›n ortak eylemini çal›yor. Tabii Okmeydan›’n›n bir de “ikinci gün”ü var. Birinci gün polisin vahflice sald›rd›¤› görülmüfltür. ‹kinci gün ESP çevresi ve di¤er baz› gruplar yelkenleri suya indirmifl, tam bir panik havas› esmektedir. ‹kinci gün, HÖC’ün daha önce al›nan karar gere¤i NATO vadisini tekrar zorlamal›y›z düflüncesine baflta ESP olmak üzere hemen hiçbirisi yanaflmam›flt›r. Önceki karar› an›nda çi¤nemifllerdir. Statükolar› “parçalayanlar”, o gün “Galatasaray önünde gösteri yapal›m... KESK’in aç›klamas›na kat›lal›m” gibi tali eylemlerle geçifltirmek istemifllerdir. Öncü oldun mu, kurnaz olacaks›n; bu ikinci günkü aleni kaç›fl›n “öncülüklerine” halel getirmemesi için daha sonra iki sat›r yazd›lar. 17 Temmuz 2004 tarihli At›l›m’›n baflyaz›s›nda, ikinci günkü tav›r, “parti çizgisinin uygulamada k›r›lmas›” olarak tan›mland›. Peki, birinci günkü “öncü”, ikinci gün ne oldu da “k›r›ld›”? Onun cevab› yoktur tabii At›l›m’da. Köylü kurnaz› At›l›m ben ben ben sadece ben yapt›m diyor ve herkesin de buna inanmas›n› istiyor. Ona kal›rsa NATO ile ilgili ne varsa her fleyi kendileri yapm›fl... Tüm eylemleri olaylar› kendine ba¤la, öncü ol! Kolay ve basit yoldan öncü olma taktikleri! At›l›m’›n “Ankara’da barikatlara yürüyüflümüz” dedi¤i ise tam bir komedidir. Dahas› provokasyondur. Ortak yap›lan bir mitingden bir grup elli metre ayr›l›yor, polis barikat›na gidiyor, pat pat pat polis kalkanlar›na vuruyor tekrar mitinge, kitle içine kaç›yor. Polis gaz bombalar›n› mitingin içine kadar at›yor. Yapmay›n deniliyor yine yap›yorlar; tekrar k›rk elli kiflilik bir grup ayr›l›yor yine gidip otuz saniye polis kalkan›na vuruyor ve kitle içine kaç›yor. ‹flte buna “barikatlara yürümek, statükoyu parçalamak” diyor. Komiktir. Direnifl nedir, statükolar nas›l parçalan›r bilmemektir. Bu komik ve provokatif sahneyi büyük direnifl saymak, Türkiye devrimci hareketinin tarihine hakarettir. At›l›m’›n ruh hali, direniflten, öncülükten ne anlad›¤› bu sahnede vard›r.

At›l›m’›n abart›larla fliflirilen hayal dünyas› Peki, bütün bunlar ortadayken, At›l›m’›n “statükonun, bozulmaya de¤il, parçalanmaya yöneldi¤i” tespiti nereden, nas›l ç›k›yor? Onun cevab› At›l›m’›n hayal dünyas›ndad›r. Öyle ki, bildiri da¤›tmada, s›radan bir dergi sat›m›nda, s›radan bir gösteride, kitleler onlar› elleri


patlay›ncaya kadar alk›fll›yor, gözleri çakmak çakmak parl›yor, onlara tebessüm ediyor, helal olsun diyor, rüzgar estiriyorlar, f›rt›nalar yarat›yorlar, “kitlelere hücüm” ediyorlar ve gittikleri her yerde nerdeyse devrim oluyor. Bunlar ancak mizah konusu olabilir. Bu tür ajitasyon yapan bir örgütün anlay›fl› tarz› çok aç›kt›r: Abart›c›d›r ve bir hayal dünyas›nda yaflamaktad›r. At›l›m diyor ki bizim palavrac›l›¤›m›z›, abart›lar›m›z›, bizim hayal dünyam›z› herkes onaylas›n. Bu, At›l›m’›n öncülük krizidir. Birkaç y›lda bir At›l›m’a bu tür bir kriz gelmektedir. Kâh öncü olur, kah öncülükten önderli¤e terfi eder, ama nedense d›fllar›ndaki hiç kimse bu “devasa” geliflme ve de¤iflmeleri fark etmez; kendisi çal›p kendisi oynar. Yalan söyler, abart›r, resmen palavra atar sonra buna inanmaya bafllar. Ve ben öncüyüm ben öncüyüm diye bafllar yaz›p çizmeye. Tabii kimse ciddiye almaz. Sinirlenir. Sekterleflir. Bafllar hezeyanla sa¤a sola sald›rmaya. Pullama yapar, “baflkenti kuflatt›k” diye yazar... Falan yerin “çeperlerinde”, “k›z›l milisler” eylem yapar... Olmayan komutanlar, olmayan savafllar icat ederler... Sarsarlar, parçalarlar... Bu anlay›fl grupçulu¤un, hayalcili¤in ve kariyerizmin doru¤unda yafl›yor. Böyle bir kafa, ülkenin, solun ve mücadelenin durumuna iliflkin do¤ru bir tespit yapabilir mi?

At›l›m’›n derdi bir de¤il Yaz›ya göre, At›l›m’›n silahl› mücadele derdi de var. Silahl› mücadele veriyormufl da görmezden geliniyormufl... Tabii öncelikle belirtelim ki, At›l›m silahl› mücadele diye bir fleyi ö¤renmiflse, onun gereklili¤ini görmüflse, bu iyi bir fleydir ve Türkiye devrimci hareketinin baflar›s›d›r. 1970’lerin bafl›ndan bu yana sürdürülen silahl› mücadele, At›l›m’a da bunun zorunlulu¤unu göstermiflse, bunu devrim için kazanç sayar›z. Fakat At›l›m’›n silahl› mücadele konusunda sa¤a sola laf etmeden önce ö¤renmesi gereken çok fley var. At›l›m “tugaylar›”, “karargahlar›”, “kurmayl›klar›” çok sever, savafl› bu kavramlardan ve bir yerlerin “yak›n›nda” yap›lan baz› patlamalardan ibaret görür. Silahl› savafl gerçe¤i ise baflka bir fleydir. Dünya solunda da, ülkemiz solunda da örneklerine zaman zaman rastlanm›flt›r: Oportünizm “silahl› eylem” flubeleri kurar, bunlar geçicidir, stratejik bir anlay›fla tekabül etmez. Böyle bir durum tasviri Mahir Çayan’da da vard›r; hat›rlatal›m: “Silahl› propagandan›n prestij kazanmas› üzerine solda prestij kayb›na maruz kalan bu örgütler, sonradan gerilla yapan bir flube de açm›fllard›r. Tabii bu gerilla hikaye olmufltur.” Tabii, sonucun böyle olmas›n› dilemeyiz. Çünkü oligarfliye, emperyalizme vurulan her darbeyi, devrimin hanesine yazar›z. Silahl› mücadele verenlerin ço¤almas›n› isteriz, zaten y›llard›r bunun ideolojik mücadelesini veriyoruz. Ama flu da bir ol-

gudur ki, silah, savafl gerçe¤ine göre kullan›lmazsa, bu veya benzeri trajik sonuçlar da kaç›n›lmazd›r. At›l›m› bütün Türkiye solu tan›r. Hiçbir zaman istikrarl› bir stratejileri olmam›flt›r, onlar›n karakterini belirleyen taklitçilikleridir. Tabii her taklit ayn› zamanda karikatür oluyor. Bütün taklitçiler gibi afl›r› derecede k›skanç ve kariyeristtirler. Bu hastal›k onlar› her türlü saçmal›¤a, k›flk›rt›c›l›¤a, basitli¤e götürecektir. At›l›m “b›rak›n art›k flu nakarat›” yaz›s›nda bizim “FESK”in, “Ölüm Orucu Tugaylar›”n›n eylemlerinin haberlerini yapmay›fl›m›zdan, görmezden geliflimizden de söz ediyor. Do¤rudur, dergimiz, FESK ve Ölüm Orucu Tugaylar› ad›yla yap›lan eylemlerin haberini yapmam›flt›r. Yapmayacakt›r da. Çünkü, Türkiye solunda bizim bildi¤imiz böyle iki örgüt yoktur. Deklare edilmemifltir. (Sahi, flu Ölüm Orucu Tugaylar› ne oldu, bilen var m›?) Kim olduklar›, neyi savunduklar› belli de¤ildir. Bizim örgüt ve devrim mücadelesi anlay›fl›m›zda böyle bir tarz yoktur. Bu tarz› kabul etmek durumunda da de¤iliz. Bu tam bir megalomani halidir; birkaç tane tart›fl›l›r patlama eylemiyle öncü oldu¤unu düflünüyor. Daha do¤rusu bu hayalle yat›p kalk›yor. Silahl› mücadele çocuk oyunu de¤ildir. Dedi¤imiz gibi, At›l›m’›n derdi bir de¤il, sepetinde dert çok. Ölüm orucu konusunda da dertli. Uzun uzun cevap gereksiz. Çünkü kendileri de ordan burdan söz ederken, ona da de¤inmifl. At›l›m’a göre, 2000’de ölüm orucuna bafllama konusunda bafllayanlarla, kendileri aras›ndaki tek fark zamanlama konusundad›r. Sürecin nas›l bir seyir izledi¤i, sorunun sadece zamanlama olmad›¤›n› yeterince göstermektedir zaten. Sorun sadece “zamanlama fark› oldu¤u için mi?” At›l›m daha sonra emperyalizmin “uluslararas› standartlar›”n› savundu? ‹flte gerçek fark o standartlar›n savunulmas›ndad›r. Reformizmin ve küçük-burjuva ayd›nlar›n beyniyle düflünülerek savunulmufltur o standartlar. Ölüm orucu da ayn› kafayla b›rak›lm›flt›r. At›l›m’›n çok bozuldu¤u statükoculu¤u bu konuda tüm ç›plakl›¤›yla sabittir. Ölüm orucuna baflland›¤› dönemde de At›l›m statükocudur; b›rak›rken de. F tiplerine karfl› dört y›ll›k süreç, öyle At›l›m’›n üç dört sat›rla “aram›zda fazla bir fark yoktu” diye geçifltirebilece¤i bir konu de¤ildir. At›l›m’›n gerçe¤i, statükolar› da¤›tt›k, parçalad›k hayali içinde olup da, statükolar içinde yaflamakt›r. Anlafl›lan, At›l›m’›n da, hemen tüm oportünist ve reformistlerin muhtelif tarihlerde, zamanlarda yapt›¤› gibi kendisinin öncü oldu¤unu kan›tlayabilmek için bize sald›rmas› gerekiyordu. Hayallerle ve öncülük kompleksiyle ne elefltiriler cevaplanabilir, ne öncülük kan›tlanabilir. At›l›m direnifl derken, statükolar›n parçalanmas› derken, barikatlar derken, Türkiye devrimci hareketinin tarihini incelemelidir. K›sacas› diyece¤imiz, hayal dünyas›ndan ç›k›p gerçe¤e dönmeleridir.

Say› 137 43 19 Aral›k 2004


Yard›m yatakl›k yapabilme ihtimaliyle

J‹TEM’de ‹fiKENCE ‘Demokratikleflen Türkiye'yi Gören Var M›?’ ‹stanbul Temel Haklar, 9 Aral›k günü düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda, "Demokratikleflen Türkiye'yi Gören Var M›?" diye sordu. Dernek binas›nda yap›lan bas›n aç›klamas›na kitlesel bir dinleyici grubu kat›ld›.

Say› 137 44 19 Aral›k 2004

Özgür Ayd›n taraf›ndan okunan aç›klamada, yaflanan hak ve özgürlük ihlallerinden örnekler verilirken, geçen hafta gözalt›na al›nan Grup Yorum üyesi ‹nan Alt›n da bir konuflma yapt›. Özgür Ayd›n, katliam, bask› ve iflkencenin, hak gasplar›n›n, iflsizli¤in, örgütsüzlü¤ün kol gezdi¤i bir ülkede Avrupa Birli¤i ve demokratikleflme söylemleriyle bu gerçeklerin üzerinin örtülmeye çal›fl›ld›¤›n› dile getirdi.

Tek çare örgütlenmek Temel hak ve özgürlükler için mücadelenin yalanlar› gün yüzüne ç›kartaca¤›n› hat›rlatan

Ayd›n, bu mücadelenin ülkemizin ba¤›ms›zl›¤› ve özgürlü¤ü için bir ad›m olaca¤›n›n alt›n› çizdi. Aç›klama flu ça¤r›yla sona erdi: “Bunu gerçeklefltirebilmenin tek çaresi ise örgütlenmektir. Hak ve özgürlük isteyen herkesi haklar ve özgürlükler mücadelesine destek vermeye ça¤›r›yoruz."

J‹TEM sorgusunda iflkence ‹nan Alt›n ise, yaflad›¤› haks›z gözalt›dan bahsederek, demokratikleflmenin ve iflkencenin bitti¤inin palavradan, yalandan ibaret oldu¤una de¤indi. "O gün evimizin bahçesi, önü, arkas› jandarmalar taraf›ndan kuflat›ld›. Görenler, darbe mi oldu diye sordu." fleklinde konuflan ‹nan Alt›n, götürüldü¤ü Ümraniye Jandarma Komutanl›¤›'nda J‹TEM taraf›ndan sorguland›¤›n› belirtti. Alt›n konuflmas›n› flöyle sürdürdü: "Sorgu s›ras›nda zorla göz-

‹KM'DE HALK TOPLANTISI Ankara ‹dilcan Kültür Merkezi’nin 'pisli¤i üretenlere, gençlerimizi çürütenlere karfl› herkesin birlikte mücadele etmesi’ ça¤r›s› sürüyor. ‹KM, bildiriler, el ilanlar› ile “uyuflturucuya, fuhufla, çeteleflmeye, yozlaflmaya karfl›” örgütlenme ça¤r›s› yapt›¤› etkinlikler çerçevesinde 12 Aral›k günü bir halk toplant›s› düzenledi. Toplant›ya mahalle halk›, ö¤renciler, velileri ve esnaflar kat›ld›lar. Bir ‹KM’li, mahallede yaflanan sorunlara de¤inerek kampanya ile ilgili bilgi verdi ve “mahallemizde, okullar›m›zda uyuflturucu tacirleri kol geziyor. Genç k›zlar›m›z fuhufl bata¤›na sürükleniyor. Artan çeteleflme ve h›rs›zl›k can güvenli¤mizi tehdit ediyor. Sorun hepimizin sorunu.” fleklinde konufltu. S›rayla söz alan fiirintepe, fiahintepe, Fahri Korutürk ve Bo¤aziçi Mahallesi halk›, duyars›z kalmayacaklar›n› dile getirdiler. sözleriyle gösterdiler. ‹KM’nin kampanya kapsam›ndaki eylem ve etkinlik program› halk taraf›ndan destek buldu. Toplant› sonunda ö¤renci, ö¤renci velisi, esnaf ve ‹KM çal›flanlar›ndan oluflan 6 kiflilik bir komisyon kuruldu. Komisyonun ilk faaliyeti, okul müdürleri ve mahalle muhtarlar› ile görüflülmesi olarak belirlendi.

lerim ba¤land›. Karfl› ç›kt›¤›mda ellerim arkadan kelepçelendi. Sorgu s›ras›nda sürekli kaba dayak, zorla çöktürme, duvara çevirmeye çal›flma, devaml› olarak hakaret ve küfürle karfl› karfl›ya kald›k."

‘Yard›m yatakl›k ihtimali’ Gözalt› gerekçesinin "Yard›m yatakl›k yapabilme ihtimali"! oldu¤unu söyleyen Alt›n, "yard›m yatakl›k yap›yorsun demiyorlar, çünkü ellerinde hiçbir kan›t yok. Teflebbüs etmeye çal›flt›n ama beceremedin de demiyorlar. Söylenen ‘yapabilme ihtimali tafl›yorsun’. Herkese çok kolay yap›flt›r›labilecek bir yafta.” sözleriyle yaflanan hukuksuzlu¤u ve keyfili¤i ifade etti. Hak ve özgürlükler mücadelesine destek verme ça¤r›s›n›n ard›ndan bas›n toplant›s› sona erdi.

Muhtarlar› Tehdit Eden Albay ‹çin Suç Duyurusu Elaz›¤’da bulunan Tunceliler Kültür Sanat ve Dayan›flma Derne¤i, Hozat'ta muhtarlar›n tehdit edilmesini Hozat Garaj› önünde protesto etti. Hozat'tan gelen muhtarlarla birlikte, Temel Haklar ve DKÖ temsilcilerinin kat›ld›¤› eylemde, “10 Kas›m günü Tunceli ‹l Jandarma Komutan› Kurmay Albay Nam›k Dursun'un Hozat ilçesinde sergiledi¤i hukuk tan›maz tavr› barda¤› tafl›ran son damla oldu.” denildi. Kurmay Albay Nam›k Dursun, muhtarlar› “kafalar›n› ezmekle”, “Pülümür ve Elaz›¤ karayolunu kapatarak fiili ambargo uygulamakla” tehdit etmiflti. Aç›klaman›n ard›ndan, albay hakk›nda, suç duyurusunda bulunuldu.


Polis Devleti Manzaralar› ✔ Vali Polisin Yasad›fl›l›¤›n›n Arkas›nda Polisin bas›n aç›klamalar›nda video, foto¤raf çekimi yapmas› güya yasak. Türkiye gerçe¤ini tan›mayanlar böyle düflünedursunlar, polis devleti kendi gerçe¤ini dayatmaya devam ediyor. Kamera çekiminin yap›lmad›¤› neredeyse hiçbir bas›n aç›klamas› yoktur. Ama sanmay›n ki, polisin bu yasad›fl› tutumu mahkemeler, valiler taraf›ndan soruflturulmaktad›r. Tam tersine, bu görüntülere dayan›larak davalar, soruflturmalar aç›lmakta, böylece yasad›fl›l›k ödüllendirilmekte ve “devam edin” denilmektedir. Son örnek Van’da yafland›. E¤itim-Sen'in kapat›lma davas›n› protesto etmek amac›yla 11 Eylül 2004 tarihinde oturma eylemi yapan 30 KESK üyesi hakk›nda Valilik taraf›ndan idari soruflturma bafllat›ld›. Soruflturma eylem s›ras›nda polislerin yasaya ayk›r› olarak 5 ayr› kamerayla çekti¤i görüntülere dayan›larak yürütülüyor.

✔ Baflar›l› ‹ki ‹flkenceciye Ödül! Diyarbak›r’da Veli Tosun’a iflkence yapt›klar› için mahkemece 8 y›l hapis istemiyle yarg›lanan iki polis, iflkenceyle suçland›klar› tarihte, “Baflar›l› çal›flmalar› nedeniyle” ödüllendirildi. ‹flkenceci polis Hüseyin Demir, 1999 tarihinde Diyarbak›r Emniyet Müdürlü¤ü’nce 22, ‹çiflleri Bakanl›¤›’nca da 21 maafl taltifi ile, yine iflkenceci Haluk Bayram Deniz ise, ayn› tarihte 24 maafl taltifi ile ödüllendirildikleri ortaya ç›kt›. (14 Aral›k, Hürriyet) “O zamanlar s›radand› iflkenceciyi ödüllendirmek” mi diyorsunuz? Ayn› iflkenceciler, yarg›land›klar› davada, beraat ederek bugün de ikinci kez ödüllendirildiler. Çünkü Susurluk devleti sürüyor, iflkence devlet politikas› olmaya devam ediyor. Dün, iflkencecileri maaflla ödüllendiren ‹çiflleri Bakanl›¤› ile, bugün aras›nda hiçbir fark yoktur.

✔ Ne Kadar Tutuklat›rsa, O kadar Ödül! Polisin görevi nedir? “Güvenli¤i sa¤lamak” diye yazar yasalarda. Mesela, “mümkün oldu¤u kadar fazla insan› tutuklatmak” diye bir görevinin oldu¤u yazmaz. Ama fiili olarak yap›lan budur. Üstelik daha fazla insan tutuklatmalar› için de özendirildikleri, ödüllendirildikleri bir ülkedir buras›. Ankara'da 46 ESP’linin tutuklanmas›n›n ard›ndan çevik kuvvet polisleri, sinema filmi ile ödüllendirildi. Ayr›ca ö¤reniyoruz ki, daha önce de F tiplerini protesto gösterilerinde gözalt›na al›nanlardan tutuklama fazla oldu¤unda polisler, opera, 3 boyutlu film ve tiyatro gösterileriyle ödüllendirilmifller. Emniyet, “bu tür motivasyonlar›n etkili oldu¤unu memurlar›n moralini yükseltti¤ini” söylüyor. (Sabah 14 Aral›k) Baflka bir konuda de¤il, resmen fazla insan›n tutuklat›lmas›na ödül veriliyor. “Ne kadar insan tutuklat›rsan, o kadar ödül al›rs›n” kural›n›n iflledi¤i bir Emniyet’te, elbette polis sahte belgeler de haz›rlar, komplolar da kurar, iflkenceli ifadeler de al›r.

Bombalad›klar› Eve Bayrak Ast›lar 2 Kas›m tarihinde Dersim Çiçekli Köyünün Robaik mezras›nda ordu güçleri ile TKP/ML-T‹KKO gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada T‹KKO gerillas› Muharrem Yi¤itsoy flehit düflmüfltü. Çat›flma s›ras›nda, 500 metre uzakl›ktaki Tayan ailesinin evi de hedef al›narak bombalanm›fl, aile ertesi günü gözalt›na al›narak zorla ifade imzalatt›r›lm›flt›. Olaya iliflkin olarak, Dersim’deki demokratik kurulufllardan temsilcilerin yer ald›¤› heyet 8 Aral›k günü incelemelerde bulundu. Ayr›ca mahkemece görevlendirilen bir hakim de sözde inceleme yapt›, ancak sadece zarar ziyan tespitiyle yetindi. Dersim Temel Haklar’›n da yer ald›¤› heyet ise, Tayan ailesinin anlat›mlar› do¤rultusunda inceleme yapt›. Evin, askerler taraf›ndan bas›ld›¤›, her yerin da¤›t›lm›fl, mobilyalar›n parçalanm›fl oldu¤u, evdeki g›da maddelerine el konuldu¤u ya da tahrip edildi¤i ö¤renildi. Ayr›ca, evi bombalayan, bask›n› yapan özel timlerin eve bayrak ast›klar› görüldü. Dersim Temel Haklar temsilcisinden al›nan bilgilere göre; çat›flman›n evin ilerisindeki ormanl›k alanda meydana gelmesine ra¤men, ev hedef olarak seçilmifl, ev kurflun ya¤muruna tutularak bombalanarak insan hayat› hiçe say›lm›fl. Eve s›k›lan birçok kurflunun d›fl›nda, direk hedef olarak çat›ya isabet etmifl 3 roket izi bulundu. Olaydan sonra odunlara el konulmufl, birçok tahrip edilmifl. OHAL hukuksuzlu¤u; ölüm mangalar›n›n terörüyle, mahkemelerin bu teröre deste¤iyle sürdürülüyor. Çat›flma ile hiçbir ilgisi olmayan bir evi bombalay›p, bayrak asan bir zihniyet, bu halka düflman faflist zihniyettir. AB maskesi iflte bu terörü gizlemek için kullan›l›yor.

Say› 137 45 19 Aral›k 2004


Fidan Kalflen

‹lker Babacan

Durdurulacak bu karanl›k bir yerde O yerin yüre¤in oldu¤unu biliyorsun Ve Newroz gözlerinle flöyle bir bak›p Karanl›¤›n ortas›na dal›yorsun Ve Munzur ça¤l›yor, bu bizim Fidan fiimdi yürekte büyüyen bir Fidan var Çanakkale geçilmezdi ya evvel zamanda Ve ‹lker ve Fahri ve Sultan ve ‹diller Çanakkale'yi yine geçemedi emperyalistler Tabyadan tabyaya, mevziden mevziye / Kofluyor Çanakkale'nin vatansever neferleri Kanamam›fl ve yanmam›fl yerleri kalmam›flken Hala dimdik, hala ayakta, Ve y›k›lan duvarlara inat, kazand›klar›n› biliyorlar...

Fahri Sar›

Sultan Sar›

Halil Önder

D›flarda kar ve karanl›k hüküm sürüyor Ve onlar karanl›¤›n üzerine Fidan’la Suskunluk ve yalan›n üzerine Fidanlar’la Ve ateflli yürekleriyle kofluyorlar Her ad›mlar›nda yalan y›k›l›p, zulüm yeniliyor O içli türküdeki gibi Çanakkale'de vurulsalar da / Bir kez daha "Çanakkale geçilmez" diyorlar... Çanakkale cephesinde Fidan Kalflen vard›. Fidan Ölüm Orucu 1. Ekibi’nde direniflçilerindendi. Ve zulmü durdurmak için bedenini ilk tutuflturanlardan. Tunceliliydi, 36 yafl›ndayd›, hemflireydi... 22 yafl›ndaki ‹stanbullu ‹lker Babacan 3. ekipteydi. 96’dan beri zindanlarda direniyordu... Fahri Sar› 1990’lar›n bafllar›nda beri mücadele içindeydi. 1993’ten beri tutsak... Adana’da mücadeleye kat›lan Sultan Sar› da 1993’ten beri tutsakt›... Çanakkale’yi geçilmez yaparak ölümsüzlefltiler. Allah’na kadar kavga adam›d›r Halilim / Serden geçip sevdadan geçmeyen cinsten Ve zulüm dayanm›flsa kap›lara flayet Hele hele kim tutar kavruk Halilimi Ve ille de ille dayat›l›yorsa teslimiyet

19-22 Aralık “Yüreğimizi zap Ezelden yan›k yüre¤iyle karfl›lar zalimi / Ve dikilir karfl›lar›na Hasan Da¤› gibi 1970, Osmaniye-Düziçi do¤umlu Halil Önder, DEVGENÇ’liydi tutsak düflmeden önce. 8 y›ll›k tutsakl›¤›n›n sonunda ise Ölüm Orucu 1. Ekibi direniflçisiydi. Ceyhan’da zulmün önüne Hasan Da¤› gibi dikilip ölümsüzleflti. Komünü da¤›tmak için yüklendiler Paris'e / Lakin komünarlar›n bafl›ndad›r ‹rfan ve Hasan Orman sakall› iki can yoldafl›yd›lar Komün için sonuna kadar ayakta yand›lar / Ve tarih onlar›n ayd›nl›¤›nda yaz›ld›; / Paris'te düflse de komün Çank›r›'da yafl›yor... ‹rfan Ortakç› 1971 Çorum do¤umluydu. ‹mam Hatip Lisesi’ni bitirmiflti ve 91’den beri devrimci, 93’ten bu yana tutsakt›, 1. ölüm orucu ekibindeydi... 1964, Konya Cihanbeyli Gölyaz› köyü do¤umlu Hasan Güngörmez, 1987’den beri kavgadayd›. Çank›r›’da yanarak yaflatt›lar komünü... Barikatlar›n üzerinden Madrid'e bakar gibi / Hayata ve ona kastedenlere bakt› Murat Çerkezo¤lu bilge ve yi¤it diliyle konufltu; "Kardefller bu gece Madrit düflecek... Keder ard›m›zda kald›, art›k bahtiyar›z. Ki Madrid'le beraber biz de düflece¤iz. Lakin Non Pasaran hep yaflayacak" Geçemediler iflte yine direnenleri Karfl›lar›nda bir Murat bir de Ali ‹hsan Ve Adal›lar’›n yüreklerinden barikatlar

‹rfan Ortakç›

Yas

Hasan Güngörmez

Ber

Murat Özdemir

Yazg

A. ‹hsan Özkan

Gü


Şehitlerimiz ptedemediler” semin Canc› Bursa barikatlar›ndayd› onlar. 39 yafl›nda, ‹stanbul Kumburgaz do¤umlu Çerkez kamas› Murat Özdemir, bir gazeteci olarak bafllam›flt› devrimci yaflam›na. Sonra baflka görevler üstlenmiflti. 7 y›ld›r tutsakt›, ölüm orucundayd›... Ali ‹hsan Özkan da 1. ekip direniflçisiydi. Çorumlu, 26 yafl›nda zindanlarda bir direniflçiydi. Hangi flehrin ad› bu denli güzeldir Afl›klar flehri buras› nam-› di¤er Uflak ‹çinde dar duvarlara s›¤mayan yürekler / Bir güzel, bir umutlu, bir yi¤it Berrinler Ve kirli ve kanl› ve katil eller uzand›¤›nda / Efeler gibi harmandal›ya durur Yaseminler... rrin B›çk›lar Bir dal kibrit, bir Yasemin, bir Berrin Ve zor zamanlarda kufland›lar yarat›c›l›klar›n›... Bu vatan bu k›zlara minnettard›r Ki bu k›zlar vatan›n fedai evlatlar›d›r... Uflak direniflinin komutan› Yasemin Canc›, 1967’de ‹stanbul’da do¤mufltu. 89’dan beri kavgan›n içindeydi. Ege k›r gerilla birli¤inin ilk kad›n savaflç›s›yd›. 92’den beri de tutsak... 22 yafl›ndayd› ‹zmirli Berrin B›çk›lar. Liseli bir devrimciyken 94’te tutsak düflmüfltü... Bafle¤meyen kad›nlar›n tarihinde bir destan oldular...

gülü G. Öztürk

ülser Tuzcu

Yan›yor meflale, meflale kad›nlar Karanl›¤a saplanan atefl oldular... Bu da¤lar Sa¤malc›lar Bir yan› Berdan bir yan› ‹lginç Her yan› Yazgülü her yan› Gülser ‹çli bir yang›nd›r flimdi Özlem Diri diri yakt›lar, bu da¤lar Sa¤malc›lar Bir yan› Seyhan bir yan› fiefinur Açs›n flimdi Nilüferler, bahar olsun K›zlar›n› görüyorsun de¤il mi Sabo Zulüm karfl›s›nda nas›l da Sabolafl›yorlar Edalar›nda sen vars›n, ve dillerinde ayn› hayk›r›fl; Cesaretiniz varsa gelin Geliyorlar ama namert ve korkakça Yak›p y›k›p, kan döküyorlar Lakin yine ma¤luplar ve sen yine ma¤rursun / Ki evlatlar›n umudun bayra¤›n› dalgaland›r›yorlar Duvarlar, demirler, kitaplar yan›yor

fiefinur Tezgel Kalemler, ka¤›tlar, türküler yan›yor Kad›nki yan›yor gülüm, kad›nlar Diri diri yan›yor herkes ve herfley. ... Ve sonra kömür gözlü Özlem'i gördüm / Kömür gözlümün kömüre dönen bedenini Bir karanfili korumak isterken kapanm›fl gözlerini gördüm...

Özlem Ercan

Ve sonra zulüm karfl›s›na geçen bir baflkas› / "Takozu flööle koy ki, aradan giremesinler" diyor Lakin zorba korkakt›r, yakmadan girmiyor / Ki flimdi zulüm havaya kar›flm›fl kimyasald›r / ‹çine çeksen için yanar, d›flar›s› zaten alevlidir... Ve sonra korkudan küfredenlere dönüp diyor ki "yeri geldi¤inde gösteririm Seyhan ben size bir devrimcinin nas›l ölmesi gerekti¤ini" Bunu diyen aman dilemeyen bir karanfildi / Ve sonra o da uzand› kömür bedeniyle...

Do¤an

Adal›lar›n yüre¤i harl› yanard› zaten / As›rlar›n yang›n› gözlerinde flavk›rd› Sa¤malc›lar Hapishanesinin kad›nlar ko¤uflundaki Adal›lard› onlar. Dersim do¤umlu, 28 yafl›nda ve 1988’den beri mücadele içindeki Yazgülü G. Öztürk... 23 yafl›ndaki, Dersim’li ve TÖDEF’li Özlem Ercan... Malatya Kürecik’ten 29 yafl›ndaki gecekondular›n emekçi devrimcisi fiefinur Tezgel... TAYAD’›n emekçilerinden, Bolu Göynük’lü 36 yafl›ndaki Nilüfer Alcan... Kastamonulu, mahalli alanda sorumluluklar alm›fl 95’ten beri tutsak Gülser Tuzcu... Dev-Genç’li, Samsun Havza’dan ç›k›p ‹stanbul’da kavgaya kat›lan 1973 do¤umlu Seyhan Do¤an... Devrime meflale oldular o zulüm ateflinde. Ald› hakikatin saz›n› eline Adal›lar Ve dediler ki / Ne dedilerse gümbür gümbür dediler Ki sesleri gelecekte yank›land›...

Nilüfer Alcan

Murat Ördekçi


Aflur Korkmaz

Alp Ata Akçayöz

Aileden soyluyum ben, soyum halkt›r Nerede, ne zaman, nas›l olursa olsun Kanl› çizmelerle ezilince halk›m Hayk›r›r geçerim karfl›s›na emperyalizmin Ve kraldan çok kralc› sat›l›k soytar›lar›n / Cümle soysuzlar›n korkusu Korkmaz Aflur'um...

Ali Atefl

F›rat Tavuk

Aileden soyluyum ben, soyum vatand›r Ve vatan›m biçare bir sömürge iken Bilincimin b›çk›n k›l›c›n› çekerek Ç›kar›m karfl›lar›na o emperyalist pufltlar›n / Atefl Ali'dir nam›m, bu topra¤›n evlad›y›m / Hem de var›m, yansam da var›m, ki Adal›y›m... Aileden soyluyum ben, soyum onurdur F›rat'›m ben zaptedilmez ve bereketli Ak›yor damarlar›mda bafle¤mez bir onur / Ki bu topraklar›n al yeflil ma¤rurlu¤uyum Ateflten soyluyum ben, soyum umuttur / Varl›¤›mla y›lg›nl›¤› yok eden Y›lmaz Mustafa'y›m Dalga dalga bir kurtulufl y›ld›z›y›m halk›n semas›nda Ve tohum olup düfltüm, yar›n harman nas›lsa...

Mustafa

Cengiz

Aileden soyluyum ben, soyum ba¤›ms›zl›kt›r / Ki bu yanan ‹stiklal cenginin Cengiziyim Y›lmaz Bald›r›m ç›plak, k›l›c›m yal›n çarp›fl›r›m / Ya istiklal ya ölüm diyenlerin nefesiyim / Ta ki soyum esaretten kurtulana dek çarp›flaca¤›m...

Sonuna kadar çarp›flt›lar Bayrampafla’da. F›rat Tavuk Ölüm Orucu 1. Ekip direniflçisiydi. 1971 Manisa do¤umluydu. Bedenini ilk ateflleyen oldu... Ali Atefl, 1970 Adana do¤umluydu, 89’dan beri kavgan›n içindeydi. Ölüm orucundayd›... Aflur Korkmaz, ‹stanbul’da do¤mufltu, liseli Çal›koparan devrimci gençliktendi. Gecekondular›n direniflinde piflmiflti. O da Ölüm Orucu 1. Ekip direniflçisiydi... Fatsal› Mustafa Y›lmaz, 32 yafl›ndayd›. Küçükarmutlu direnifllerinden gelmiflti zindanlara... Cengiz Çal›koparan, 68 do¤umlu bir ‹stanbullu’ydu. 1991’de devrimci mücadeleye kat›ld›. 1996’daki Ümraniye katli-

am›ndan a¤›r yaral› kurtulmufltu... 1972 Ad›yaman-Besni do¤umlu Murat Ördekçi, iflçiydi, 1994’te tutsak düflmüfltü... Omuz omuza, beden beden dö¤üflerek flehit düfltüler Bayrampafla barikatlar›nda... Ve Ümraniye’de sürmektedir art›k çarp›flma... ‹bili var en önde. Toroslar’›n kara ya¤›z evlad›n›n Alt› kelimede sakl›d›r hayat›n›n özü; Bir can›m var feda olsun halk›ma...

Ahmet ‹bili

Ve o gece köstebekler tavan› deldi / Kara namlular uzand› Ercan’a do¤ru / Kustu ejderha ateflini ve k›yamet koptu Ah bile demedi, s›rt üstü devrildi Ercan / ‹syan›n harman oldu¤u diyarlardand› Art›k gün do¤madan geliyorlar gizli sakl› / Ve hep siperlerdedir R›za / Ki R›za hayat›n hudut boylar›nda nöbetçidir / Ve gelenlere hayat›n parolas›n› sorar / Ki umut ve onurdur hayat›n parolas› Onurdan nasibini almayanlar bilemez bunu / Bilemediler, bilemezlerdi ve atefl kustular ‹nanç z›rh›na karfl› metalikler beyhudedir / Ki poyraz gibi esti R›za, karanl›k geriledi... Karanl›¤a karfl› Ümraniye Cephesi‘nde savaflç›lar›n bafl›nda Ahmet ‹bili vard›. Ölüm Orucu 1. Ekibi’ndeydi. 32 yafl›nda, Silifkeli, ve 80’lerin sonlar›ndan beri kavgan›n içindeydi... Alp Ata Akçayöz vard›; 1971 Kars do¤umlu ve ‹stanbul’da esnaft›. Ve devrimci oldu¤u için tutsak düflmüfltü... 1974, Tunceli Mazgirt Ataç›nar köyü do¤umlu Ercan Polat, 95’den beri devrimci hareket içindeydi. 96’dan beri de tutsak... 30 Mart 1977 Trabzon do¤umlu Umut Gedik, do¤du güne uygun olarak Mahirler’in yolundayd›. Bir SPB savaflç›s›yd› tutsak düflmeden önce... Göç dalgalar›yla ‹stanbul’a gelen 1971 Sivas do¤umlu R›za Poyraz, devrimci hareketin sempatizan› olarak mücadele ederken tutsak edilmiflti... 83 saat boyunca direndiler kurflun bomba ya¤murlar› alt›nda... ‹bili’nin alt› kelimesi klavuzlar› oldu, feda ettiler hayatlar›n› halka...

Ercan Polat

R›za Poyraz

Umut Gedik


kahramanlar ölmez 18 Aral›k - 24 Aral›k fiehitlerimiz Asaf TUNÇ 19 Aral›k 1978 ‹stanbul Çarfl›kap›’da faflistler taraf›ndan kurulan pusuda katledildi. 1953 Denizli Güney do¤umluydu. ‹DMMA’da anti-faflist mücadele içinde yer alan bir DEV-GENÇ’liydi.

fiahin AYDIN 19 Aral›k 1974 12 Mart sonras› yeniden örgütlenen gençli¤in ilk örgütlenmelerinden ‹YÖKD’ün yöneticisiydi. Bunun için hedef seçildi; ‹stanbul Üniversitesi önünde durakta faflistler taraf›ndan katledildi. fiahin Ayd›n devrimci gençli¤in ‘73 sonras› ilk flehididir. Devrimci Gençlik, fiahin’in katledilmesine uygun bir cevap verdi. Birçok okulda boykot ilan edildi. Cenazesinde o güne kadarki en büyük kitlesellik sa¤land›. Bu törenle, 12 Mart sonras›n›n devrimci potansiyeli tüm görkemiyle a盤a ç›kt›...

Berkan’a... Fevzi AZIRCI 22 Aral›k 1977 Galatasaray Mühendislik Yüksek Okulu’nu basan faflistleri püskürtmek için kitlenin önünde dövüflürken b›çaklanarak katledildi.

Nadir ÖLMEZ 23 Aral›k 1979 Bir kitle eyleminin güvenli¤ini sa¤larken ç›kan çat›flma s›ras›nda vurularak flehit düfltü. 1957 Nevflehir Ürgüp do¤umluydu. Bursa DEVGENÇ saflar›nda yeral›yordu.

Gö¤sünde zalimin kurflunu S›rt›nda hainin hançeri Yine de yürüyorsun be aslan›m Bu ne sab›r ne tahammül Yine de yürüyorsun Berkan'›m Yüre¤inde halk›n sevgisi Aln›nda y›ld›z› umudun Dilinde onurun ezgisi Yürü be aslan›m, yar›n bizimdir Düfllerini iyi sakla zulanda Sak›n ola yitirme o sözü Vakti gelecek bir zaman Mazlumlar da gülecek Yürü be aslan›m, görülecek gün Daha sorulacak hesap var Yürü Berkan'›m yar›n bizimdir...

KAYIP ‹smail BAHÇEC‹ 24 Aral›k 1994 1968 do¤umluydu. ‹stanbul’da yüksek ö¤renimi s›ras›nda devrim mücadelesine kat›ld›. ‹stanbul’da ilk kurulan ö¤renci derneklerinden MÜBYÖD’ün baflkanl›¤›n› yapt›. DEV-GENÇ içinde birçok faaliyette bulundu. TÖDEF’in kurucular› aras›ndayd›. 1992 y›l›ndan itibaren Devrimci Sol savaflç›s› olarak mücadelesine devam etti. ‹stanbul DEVGENÇ’in sorumlulu¤unu yapt›. 24 Aral›k’ta polis taraf›ndan gözalt›na al›narak kaybedildi.

(Ümit ‹lter, Umut Ya¤muru’ndan)

Büyük d ireniflte ölümsüzlefltiler

Yasemin Canc› (DHKP-C) 21 Aral›k 2000

Devlet Uflak Hapishanesi’ne ikinci kez sald›rd›¤›nda DHKP-C Tutsaklar Örgütlenmesi Uflak Hapishanesi Siyasi Sorumlusu olan Yasemin, yoldafllar›n›n önüne bedeniyle barikat oldu. Direnme hakk›na müdahaleyi engellemek ve yoldafllar›na sald›r›y› durdurmak için genç yoldafl› Berrin B›çk›lar ile birlikte bedenini atefle vererek flehit düfltü. Yasemin 22 Ekim 1967’de ‹stanbul’da do¤du. Aslen Çanakkale-Ayvac›k-Yeflilyurt köyündendir. Büyüdü¤ü çevreden dolay› devrimcilere sempatisi çocuklu¤undan bafllam›flt›r. 1989 y›l›nda Devrimci Sol’cularla tan›flarak örgütlü faaliyetler içinde yer almaya bafllad›. Bu y›llarda Kad›köy bölgesi mahalli alan örgütlenmesi içinde çeflitli sorumluluklar ald›. Daha sonra gerilla e¤itimi ald›; ve 1992’de ilk Ege K›r Gerilla Birli¤i’nin oluflturulmas›yla, Ege da¤lar›na ç›kan ilk kad›n gerilla oldu. Ayn› y›l›n sonlar›nda tutsak düfltü ve Buca Hapishanesi’ne gönderildi. Direnifllerle geçen tutsakl›k y›llar›nda 1996 Ölüm Orucu Eyleminin 1. Ekibi’nde yer ald›. Daha sonra Uflak Hapishanesi’ne sevk edildi. Uflak Hapishanesi siyasi sorumlulu¤unu üstlendi. Katliam sald›r›s›nda yoldafl› Berrin ile birlikte yoldafllar›n› kurtarmak, operasyonu durdurmak için bedenini tutuflturarak flehit düfltü.

Berkan Abatay (DHKP-C) 20 Aral›k 2002

4. Ölüm Orucu Ekibi’ndeydi Berkan Abatay. Açl›¤›n koynundaki ölüm yürüyüflünü tam 589 gün sürdürdü. 19 Aral›k katliam›nda üç kurflun girmiflti vücuduna. 589 günü tecrit iflkencesi alt›nda geçirdi. Y›lmad›, durmad›. Berkan, 1975’te ‹stanbul fiiflli’de do¤du. Aslen Erzurumludur. ‹ki kardefli yoksulluktan dolay› yeterince bak›lamad›¤› için zatürreden öldü. Berkan da, sadece ilkokulu okuyabildi. Elektri¤i, suyu olmayan kondularda oturdular y›llarca. ‹lkokuldan sonra, hep çal›flt›. Gecekondu gençlerimizin önemli bir k›sm›n›n yaflad›klar›n› yaflad›. Bir dönem fanatik bir futbol taraftar› olarak Befliktafl Çarfl› Grubu’na kat›ld›. Ancak Devrimci Sol’cularla tan›flt›ktan sonra yaflam› de¤iflti. Okmeydan›’nda mücadele içinde yer ald›. Bu sürecin sonunda örgütlü oldu. Silahl› bir ekipte istihdam edildi. 1997'de tutsak düfltü. Hayat›n›n rotas› belliydi art›k; kendi sözleriyle “Devrimci olmak, devrimci yaflamak, devrimci ölmek...” Böyle ölümsüzleflti.


Yurtd›fl›ndan

‹ade Politikas› Faflizmle ‹flbirli¤idir Topraklar›ndan kopmak zorunda kalan devrimci, demokrat, yurtsever insanlar›n Türkiye’ye iadeleri konusunda, Avrupa kendi hukuk kurallar›n› zorlayarak faflizmle iflbirli¤i yap›yor. Onlarca insan bu flekilde iade edilirken, birço¤u da tehdit alt›nda tutuluyor. Bunlardan biri de Hollanda’da, 9 Aral›k gecesi gözalt›na al›nan Güler Korkulu.

Say› 137 50 19 Aral›k 2004

Roterdam Anadolu Kültür Merkezi'ndeyken, içeride kimsenin bulunmad›¤› bir s›rada Hollanda polisi tam bir eflkiyal›k örne¤iyle gözalt›na ald› Güler Korkulu’yu. TAYAD Komite Hollanda taraf›ndan yap›lan aç›klamada, hiçbir yak›n›na haber verme gere¤i dahi duyulmayan gözalt› nedeninin “Türkiye’ye iade” oldu¤u ö¤renildi. Türkiye'de, devrimci kiflili¤inden ve düflüncelerinden dolay› hakk›nda tutuklama karar› bulunan Güler Korkulu; Hollan-

da Devletine siyasi iltica talebinde bulunmufl bir devrimcidir. Halen 2007 y›l›na kadar geçerli oturum hakk› tan›nm›flt›r. Ancak Avrupa’da hukukun de¤il, faflist Türkiye devletinden ç›karlar›n ön planda oldu¤u bir kez daha görülmektedir. AB’nin ç›karlar› için “iyi yolda” dedi¤i Türkiye’nin hukuksuzluk ve zulüm gerçe¤ini Hollanda Devleti de çok iyi bilmektir. En iyi ihtimalle, 117 insan›n ölümüne neden olan F-tipi tecritle yok edilmek istenece¤inin de fark›ndad›r. Tüm mesele tekellerin ç›karlar›nda. Hukuksuzlu¤a, eflkiyal›¤a son verilmelidir. Tekellerin ç›karlar› için, halklar›n kan›yla kazand›¤› özgürlükler ask›ya al›namaz. Hollanda Devleti kendi hukukuna sayg›l› olmal›, iade karar›ndan vazgeçmeli ve Türkiye'deki iflkence ve katliamlara ortak olmaya son vermelidir.

‹sviçre Parlementosu Önünde Gösteri ‹sviçre TAYAD Komite Baflkent Bern'deki Parlemonto binas› önünde 19 Aral›k katliam›n› protesto etti. 13 Aral›k günü yap›lan eylemde, Almanca "19-22 Aral›k 2000 - Türkiye hapishanelerinde katliam, Tecritdirenifl devam ediyor, Ölümleri durdurun!" ve "Türkiye'de Ölüm Orucu 5. Y›l›nda, Tecrit ve Sansür Sonucu 117 Ölü, Sorumlusu Avrupa'd›r, Ölümleri durdurun!" pankartlar› ve k›z›l bayraklar aç›ld› ve ‹sviçre halk›na bildiriler da¤›t›ld›. Protesto sürerken, 3 kiflilik bir heyet Parlementoda SP Milletvekili Remo Gysin ile görüfltü ve ölüm orucu ile ilgili belgelerin yer ald›¤› bir dosya verdi. Gysin, tecrit iflkencesini onaylamad›klar›n›, parlamentoda bilgilendirece¤ini, ancak ‹sviçre AB üyesi olmad›¤› için AB parlamentosu üzerinde bir yapt›r›m gücü olmad›¤›n› belirtti. Bir buçuk saat süren eylem görüflmenin ard›ndan sona erdirildi.

U¤ur’un ‹nfaz›na Protesto: ‹sviçre TAYAD Komite 10 Aral›k’ta yapt›¤› bir eylemle de, U¤ur Kaymaz nezhinde emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin infaz ve katliam politikalar›n› protesto etti. ‹sviçreli anti-faflistlerin de kat›ld›¤› eylemde "Çocuk Katliam›na Son" pankart› ve U¤ur’un, Irak ve Filistin’de katledilen çocuklar›n resimleri tafl›nd›.

Sinan Bozkurt Açl›k Grevini Sürdürüyor Almanya'ya iade karar›n› protesto amac›yla 3 Kas›m'dan bugüne açl›k grevi yapan devrimci Sinan Bozkurt, Yunanistan’›n Komotini Cezaevi'nden Atina'daki Kordollo Cezaevi Hastanesi’ne kald›r›ld›. Atina merkezindeki Propilea Meydan›’ndaki direnifl çad›r›nda iki kiflinin destek açl›k grevi ise sürüyor. Devrimci Demokrasi okuru 2 kifli de 3'er günlük açl›k grevi ile destek verdi. 11 Aral›k’ta Dayan›flma Komitesi’nin ça¤r›s› ile çad›ra toplu bir ziyaret düzenlendi. Yaklafl›k 70 kiflinin kat›ld›¤› etkinlikte Bozkurt'un sa¤l›k durumu ile ilgili bilgi verilirken, karar vermeyi geciktiren Adalet Bakanl›¤›'na bir an önce iade karar›n› reddetmesi ça¤r›s›nda bulunuldu. Dayan›flma ve destek eylemleri 16 Aral›k’ta konser ile sürdü.

Dudaklar›n› Dikerek Açl›k Grevi Yap›yorlar 8 Aral›k'ta Güney Avustralya'da çöl ortas›ndaki Baxter Mülteci Kamp›’nda açl›k grevine bafllayan 70 mülteciden ikisinin durumunun a¤›rlaflmas› üzerine hastaneye kald›r›ld›. Dudaklar›n› dikerek açl›k grevini yapan mülteciler, üzerlerindeki izolasyonun kald›r›l›p kamptan sal›verilmelerini istiyor ve yaflad›klar› Nazi koflullar›na dikkat çekmeyi amaçl›yorlar. 40 derecenin üzerindeki kampta, sa¤l›k sorunlar›, depresyonlar gibi her gün a¤›rlaflan koflullarda yaflamaya mahkum edilmifl durumdalar.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb137 by sol yayin - Issuu