Ne
Adalet
Ekmek ve
A vrupa
19-22 Aral›k 2000’de Türkiye tarihinin en büyük hapishaneler katliam›nda 28 tutsak katledildi
Haftal›k Dergi / Say›: 136 / Tarih: 12 Aral›k 2004 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000
www.ekmekveadalet.net Mail:info@ekmekveadalet.net
19-22 Aral›k;
Ne
Amerika ba¤›ms›zl›k demokrasi sosyalizm için antiemperyalist antioligarflik devrim!
Vatanseverler ba¤›ms›zl›k bayra¤› alt›nda toplanal›m!
Ekmek ve
Adalet
ISSN:
www.ekmekveadalet.net
info@ekmekveadalet.net
1304687X 132
Katliamc›lar Yarg›lans›n! Tecrite Son!
BU bir “‹NSAN”
➤
Katledilen kulaklar› kesilen iki gerilla, BUNLAR ‹NSAN
Ve katleden kulak kesen BU DA “‹NSAN”!
➤
10-17 Aral›k ‹nsan Haklar› Haftas›
➤
11 Aral›k- 17 Aral›k fiehitlerimiz
V e bunlar da “‹NSAN”
➤
Bir ‹nsan Nedir?!
Bir insan nedir? Bir insan› öteki canl›lardan, bir insan› öteki “insans›” varl›klardan ay›ran nedir? ‹nsan, klasik tan›mlamada “Memelilerden, iki eli olan ve iki ayak üstünde yürüyen, konuflan, ak›la sahip ve düflünmeye yetenekli canl› türü” olarak tan›mlan›r. Tan›m böyle olunca; yukar›daki foto¤raflarda yer alan iki ayr› “insan türü”nü tek bir “insan” kategorisi içinde görürsünüz. 19 Aral›k’ta hapishanelerde katledilen 28 tutuklu insand›; 6 kad›n› kahkahalarla diri diri yakanlar da! Halk› için savaflan, can›n› tehlikeye atan gerilla insand›; gerillan›n kafas›n›, kula¤›n› kesip kolleksiyon yapan da, gerillar›n ölü bedenine iflkence yapan da insan! Manyetonun kolunu çeviren de insan, manyetonun ucuna ba¤l› olan da. Zulme dur diyebilmek için açl›¤a yatan, bedenlerini tutuflturan da insan, tecriti, F tiplerini icat edip uygulayan da. Lüks ve sefahat içinde yaflayan da insan, açl›ktan sürünen de insan. Ülkelerin, halklar›n teslim al›nmas› için nükleer bombalar›n, kimyasal silahlar›n kullan›lmas›n› emreden de insan, o bombalar›n alt›nda biner, yüzbiner ölenler de insan! K›sacas›, iflgalciler de, iflgale u¤rayanlar da, katledenler de katledilenler de, ezenler de ezilenler de, sömürenler de sömürülenler de, zalimler de mazlumlar da ‹NSAN! 6 milyar insan! * “Ayr›ms›z” 6 milyar “insan” için mi verilecek insan haklar› mücadele-
kahramanlar ölmez
si? Yoksa, baflka bir ölçü mü gerek? * Ezilmeye, afla¤›lanmaya, haklar›n›n gasbedilmesine karfl› mücadele edenler, 1215 y›l›nda ‹ngiliz Kral›'na Magna Carta Anlaflmas›’n› kabul ettirdiler. ‹nsan haklar›, bu anlaflmayla girdi dilimize. Gerçekte, yeni geliflmekte olan kesimlerin Krall›¤a karfl› sürdürdü¤ü bir mücadelenin ürünüydü bu anlaflma. 1789 Frans›z ‹htilali'yle “insan haklar›” daha bir perçinlendi; ‹nsan Haklar› Bildirgesi kabul edildi. Yüzy›llar›n birikimiyle tarih sahnesine ç›kan burjuvazi, bu bildirgeyle, feodal otoriteye karfl› kendi s›n›f›n›n ve ittifak yapt›¤› kesimlerin hak ve özgürlüklerini güvenceye al›yordu. Bu tarihsel örnekleri flundan dolay› hat›rlatt›k; bugün “insan haklar› mücadelesi” diye adland›r›lan mücadele, egemen s›n›flara karfl› bir mücadele olarak flekillenmifltir. Ve bugün de öyle sürdürülmelidir. 20-21. Yüzy›l›n insan haklar› mücadelesi de bu dönemin egemenlerine, yani emperyalizme karfl› mücadeledir. Bunun neden böyle olmas› gerekti¤i çok aç›kt›r: Çünkü “insan haklar›n›” gasbeden, yokeden emperyalizmdir. “Biz ‘ayr›ms›z’ tüm insanlar›n haklar› için mücadele ediyoruz” deyiflleri, Magna Carta’n›n, ‹nsan Haklar› Bildirgesi’nin tarihsel anlam›n› inkard›r. * 10 Aral›k 1948’de Birleflmifl Milletler taraf›ndan kabul edilen ‹nsan
Haklar› Evrensel Bildirgesi, faflizme karfl› zafer kazanm›fl halklar›n bildirgesidir. Burjuvazi, sosyalizmin maddi, moral bask›s› alt›nda imza atmak zorunda kalm›flt›r bu bildirgeye. Bu bildirgenin ilk maddelerinden biri der ki; "Yaflamak, özgürlük ve kifli güvenli¤i herkesin hakk›d›r". Sorun, bu hakk› kimin yoketti¤i sorunudur.
Nurettin GÜLER 12 Aral›k 1978
Milyarlarca insan› açl›¤a sürükleyerek, ülkeleri iflgal ederek, farkl› düflünenleri, ba¤›ms›zl›¤›, demokrasiyi, sosyalizmi savunanlar› “yokedilmesi gerekenler” olarak ilan ederek yaflama hakk›n› yokeden tek bir güç tan›yoruz biz yeryüzünde. Özgürlükleri yokeden tek bir güç tan›yoruz. Kifli güvenli¤ini yokeden tek bir güç tan›yoruz: Emperyalizm! * ‹nsan, ait oldu¤u s›n›fla birlikte insand›r. ‹nsan, sahip oldu¤u düflünceleriyle -faflistli¤iyle, gericili¤iyle, devrimcili¤iylle, apolitikli¤iyle- insand›r. ‹nsan ülkesiyle-topra¤›yla insand›r. Bunlar›n d›fl›nda tarif ve tasvir edilebilecek bir “insan” yaflam›yor yeryüzünde. Biz, insan haklar›n› ihlal eden emperyalizme karfl›, ezilen halklar›n insan haklar›n› savunuyoruz. Sömüren, katleden burjuvazi, insanl›ktan ç›km›fl “insan”d›r.
Samsun’da bir yaz›lama s›ras›nda faflistler taraf›ndan vurularak katledildi. Samsun’da ve ö¤renci olarak okudu¤u Gaziantep’te anti-faflist mücadele içinde yeralan bir devrimciydi.
Elaz›¤’da faflistlere karfl› gerçeklefltirilen bir eylem sonras› polisle girdi¤i silahl› çat›flmada flehit düfltü. 1956 Tunceli Hozat do¤umlu Güler, devrimci hareketin kadrolar›ndan biriydi. Elaz›¤’da anti-faflist mücadelenin örgütlenmesinde önemli bir yeri vard›.
fiaban fiEN 18 Aral›k 1991
Belçika’da geçirdi¤i bir trafik kazas› sonucu aram›zdan ayr›ld›. Devrimci düflüncelerle okudu¤u ö¤retmen okulunda tan›flt›. ‹.Ü. Hukuk Fakültesi’nde DEVGENÇ’li olarak mücadelesine devam etti. 1980 y›l›nda tutsak düfltü, hapishanelerdeki direnifllerin ön saflar›nda yer ald›. 1984 Ölüm Orucu Direnifli’nde Birinci Ölüm Orucu Ekibi’nde Apolar’la, Haydarlar’la birlikte ölüme yatt›. Tahliye olduktan sonra yurtd›fl› örgütlenmesinin siyasi sorumlulu¤una atand›.
Bu hakk› kim yokediyorsa, insan haklar› mücadelesi de onlara karfl›d›r. Bu sorunun cevab› ise, siyaseten kör, vicdanen sa¤›r ve iflbirlikçi olmayan herkes için aç›kt›r.
Hüseyin ULU Aral›k 1979
Büyük d ireniflte ölümsüzlefltiler
Ömer DEM‹R Aral›k 1979 Faflistlerin kurdu¤u bir pusuda katledildi. Genç yaflta devrimci olmufl, ‹stanbul Liseli DEV-GENÇ örgütlenmesi içinde yeralm›flt›.
Cahit fiENYÜZ Aral›k 1979 ‹flkencede katledildi.
Feride HARMAN (DHKP-C) 16 Aral›k 2002
Malatya Hapishanesi’nde, 28 Temmuz 2001’de 6. Ölüm Orucu Ekibi Direniflçisi olarak direnifle bafllam›flt› Feride. Ölüm orucundayken tahliye edildi. Tahliye rüflvetini zulmün yüzüne çarparak ‹stanbul Aksaray’da bir evde direnifline devam etti; ‹stanbul’un orta yerinde dalgalanan bir direnifl bayra¤› oldu. Feride Harman, 1973 Eylül’ünde Malatya Akçada¤ ‹lçesi’nde do¤du. Kürecik Lisesi’ni bitirdi. Sekiz kardefltiler. Yoksullu¤a mahkum edilen, ulusal onuru çi¤nenen, daha ilk okuldan bafllayarak, bask›lar, yasaklar cezalar alt›nda yaflayan, zulmedilen onmilyonlarca gencimizden biri olarak, devrimci oldu. 1991’de Cephe’yle tan›flt›. 1992’de mücadele içinde daha aktif olarak yer ald›. 1993’de Dersim ‹brahim Erdo¤an K›r SPB'lerine kat›ld›. Yaklafl›k 4 y›l gerillada kald›. Ard›ndan tutsak düfltü. Alt› y›l süren tutsakl›¤›nda zulme boyun e¤medi, onu y›ld›rmaya çal›flan düzene karfl› kendini daha da gelifltirdi, güçlendirdi. 19 Aral›k katliam sald›r›s› s›ras›nda Malatya Hapishanesi’ndeydi. O da ölüm orucuna gönüllüydü. S›ra ona geldi¤inde, aln›na bant›n› kuflan›p düfltü bu uzun yola. 512 gün boyunca, üzerinde “ya zafer, ya ölüm!” yaz›l› direnifl bayra¤›n› büyük bir sab›r ve kararl›l›kla tafl›yarak ölümsüzleflti.
Ekmek ve
Adalet
INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.net
Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Pembe Özlem OLGUN Genel Yay›n Yönetmeni: Gülizar Kesici Adresi: ‹nebey Mahallesi Küçük Langa Caddesi No:29 C-26 Akflahin Pasaj› Aksaray-Fatih-‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks: 0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama ISSN: 1304 687X Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro
Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro
‹ngiltere: £ 2.5 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro
E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.net
Bürolar›m›z Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50825 Köln Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Tel-Faks:0 466 351 42 08 ‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Faks:0049 221 280 90 84 Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 Adana- ‹nönü Cad. Örnekler Apt. No:5 Kat:5 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Tel-faks: 0 322 363 32 09 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Kat:1 No:43 Tel: 0 422 323 24 77 Tel-faks: 0 312 419 27 38 Mersin- Bahçe Mah. 4604 Sk. Tütüncü Apt. Kat: 1/6 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: Samsun- 19 May›s Mah. Talimhane Cad. Albayrak ‹flhan› NO:24 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18 Kat:2 Daire:9 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Bursa- Sakarya mah. Uluyol cad. Ayd›n ‹flhan›-2 No: 24 Kat: 2 Trabzon- Düzenli Ulusoy ‹fl merkezi Çömlekevi Yokuflu Daire: 2 Osmangazi/Bursa No: 42 Trabzon Tel-faks: 0 462 321 14 80 Tel-faks: 0 224 224 93 97
Ekmek ve Adalet Say› 136 ‹çindekiler
3... 5... 8... 12... 16... 17... 18...
20... 22...
24... 26... 29... 32... 35... 37... 38... 40... 41...
43... 44...
48... 49...
19 Aral›k, yenilmezli¤imizdir Faflist Zihniyet! F tiplerinin harc›nda 19 Aral›k’ta dökülen kan var ‹nfazlar bir devlet politikas›d›r Demokratik devlet, sanal Susurluk devleti, gerçek TAYAD Hapishaneler Raporunu Aç›klad› Ülkemizi kuflatan emperyalist zincir biraz daha kal›nlaflacak! ‘Baflörtüsüne Özgürlük’ Tecrit Hücrelerine Hay›r! Emperyalizmin ve Oligarflinin Nerede ‹htiyac› Varsa, Abant... Büyük korku ve Irak’taki Austwisch Küreselleflmenin... ‹flas›-2 S›rt›nda 117 Tabut Dilinde ‘Demokrasi ve ‹nsan Haklar›’ 6 CEVABIMIZ VAR... Emek Platformu Netleflmelidir Y›kaca¤›z kokuflmufl düzeninizi ‘E¤itim-Sen Günefli Karart›lamaz’ Avrupa Komplodan Sorumludur Mersin’de hak ve özgürlükler mücadelesinde tahammülsüzlük Felluce ile dayan›flma eylemleri sürüyor Devrimci Bir Merkez Giriflimize ‹liflkin Sonuç Aç›klamas› ‘Sald›r›lar tüm halklarad›r’ Çemberimde Gül Oya
19 Aral›k, yenilmezli¤imizdir Maltalar›, sokaklar› dolduran kan deryas›n›n içinde, da¤ gibi olan cesetlerimiz önünde, al›nlar›m›zda k›z›l bant, ellerimizde k›z›l bayraklar, dilimizde devrim ve sosyalizm sloganlar›yla dikiliyoruz. Böylesine büyük, kapsaml› bir sald›r› önünde y›k›lmaman›n, savrulmaman›n gücü gururuyla bafl›m›z yukar›da. Emperyalizmin ve oligarflinin “stratejik” sald›r›s› karfl›s›nda dünya halklar›n›n direnifl cephesine bir mevzi de ülkemiz topraklar›ndan ekledik. Emperyalizmin ve oligarflinin vahfletinin karfl›s›na halk›n yi¤it evlatlar›n›n kahramanl›¤›n› koyduk. Halk›m›za, düflman›n gücü ne kadar büyük, sald›r›s› ne kadar vahfli olursa olsun, direnmenin mümkün oldu¤unu gösterdik. ‹flte bütün bunlar›n sonucundad›r ki, katliam›n 4. y›ldönümünde bir “yenilgi”den de¤il, dünya tarihinde efline az rastlan›r bir direnifl destan›n›n yarat›lm›fl olmas›ndan sözediyoruz. Saf›n› direniflin saf›nda görenler, 19 Aral›k’› böyle ele alacakt›r. Ülkemiz tarihinin en büyük katliamlar›ndan birinin 4. y›ldönümündeyiz. 19 Aral›k’› gündemimize sokan sadece bir “y›ldönümü” olmas› de¤ildir. 19 Aral›k bitmifl bir süreç de¤il. 19 Aral›k’ta bafllayan katliam, F tiplerindeki tecritle hala sürdürülüyor. 19 Aral›k katliamc›l›¤›na karfl› adalet için verdi¤imiz mücadele sürüyor. Ve en önemlisi, 19 Aral›k’la aç›lan F tiplerindeki direnifl de hala sürüyor. K›sacas›, hala büyük ölçüde 19 Aral›k’›n flekillendirdi¤i bir süreç yaflanmaktad›r. Kim nas›l de¤erlendirirse de¤erlendirsin, fluras› tart›flmas›zd›r, 19 Aral›k katliam›, ülkemiz s›n›flar mücadelesi tarihinde önemli dönüm noktalar›ndan biri olarak yeretmifltir. 19 Aral›k henüz yak›n bir tarihtir. Tarihsel olaylar›n sonuçlar›, ço¤u zaman uzun y›llara yay›larak ortaya ç›kar. 19 Aral›k için de ayn› fley sözkonusudur. Ama 19 Aral›k özelinde, baz› sonuçlar çok çabuk ortaya ç›km›fl, bu katliam ve karfl›s›ndaki direnifl, s›n›flar mücadelesi aç›s›ndan netlefltirici ve ayr›flt›r›c› bir ifllev görmüfltür. 19 Aral›k devrimcilere karfl› bir yoketme ve teslim alma sald›r›s›yken, halka karfl› da büyük bir gözda¤› operasyonudur. 19 Aral›k gözda¤› sald›r›s›, hapishanelerde ve d›flar›da bedel ödeyenlerin kararl›l›¤›yla gö¤üslenmifltir. Devletin kendi tutsa¤› durumundaki insanlara karfl› gerçeklefltirdi¤i vahflet, oligarflik devletin halk düflman› yüzünün en net göründü¤ü anlardan biridir. Halk bunu görmüfltür. Halk›n o süreçte buna ne kadar tepki gösterip göstermedi¤i farkl› bir konudur. Terörün boyutu tepkilerin önüne set çekerken, devletin esirlere karfl› bile ne kadar vahflileflebildi¤i, ba¤›ms›zl›k, demokrasi, adalet, özgürlük istemekten baflka “suçu” olmayanlar›n nas›l katledilebildi¤i halk›n bilincinin derinliklerine ifllemifltir. Sonuçlar› halk›n düzene karfl› tepkilerinin içinde ortaya ç›kacakt›r. Hem halk, hem bu düzene karfl› flu veya bu biçimde mücadele etme iddias›nda olan tüm güçler aç›s›ndan ise, 19 Aral›k, oligarflinin halka karfl› savaflta, emperyalizmin politikalar›n› sürdürmek için katliamc›l›kta s›n›r tan›mayaca¤›n›n göstergesidir. “Demokratikleflme, AB’ye uyum” politikalar› sonucu olmayan bir demokraside yaflad›klar›n› sananlar, bu katliamla birlikte, yeniden Türkiye gerçe¤iyle yüzyüze kald›lar. Emperyalist güçlerden demokrasi, insan haklar› beklentilerinin de gerçek anlamda sonudur 19 Aral›k. Emperyalizmin “içsel bir olgu” oldu¤u bu operasyonda da görülmüfltür. Emperyalizm oligarflinin katliam›n›n bafldestekçisidir. Düzenin “sosyal demokrat solu”nun faflist, gerici öteki partilerden bir fark›n›n olmad›¤›, ‘insan haklar›” çerçevesinde bile katliama sesini ç›karmay›p onaylad›¤› görülmüfltür. Özcesi, siyasi arena-
da yer alan tüm güçler gerçek yüzleriyle tavr›n› belirlemifl, demokrasiye ve emperyalizme iliflkin tüm yan›lg›l› düflünceleri yerle bir etmifltir. Düzene karfl› ister devrim için, ister ba¤›ms›zl›k ve demokrasi için mücadele eden her güç, kendini buna göre ayarlamak, ad›mlar›n› buna göre atmak durumundad›r. Nitekim de böyle olmufltur. 19 Aral›k, devrimciler için devrimin yenilmezli¤ini ve kararl›l›¤›n› gösteren bir dönüm noktas› olurken, reformizm için ise, düzen içine hapsolman›n dönüm noktas› olmufltur. Devrimciler 19 Aral›k’ta k›z›l bayraklar›n› dalgaland›r›rken reformizm beyaz bayrak kald›rm›flt›r. Ülkemizdeki “demokratikleflmenin” palavra oldu¤unu, faflist devlet gerçe¤ini en iyi gören onlard›r. Emperyalizme ve oligarfliye gerçekten karfl› ç›kman›n büyük bedeller ödemeyi gerektirece¤ini yeniden hat›rlam›fllard›r. Bunu gördükleri için de emperyalizme ve oligarfliye karfl› direnifl mevzilerinden kaçmakta acele etmifllerdir. Demokrasicilik oyununun s›n›rlar› içinde onlar da F tiplerine karfl› ç›km›fl, mitinglerde yeralm›fllard›r. Ama 19 Aral›k’la “demokrasinin s›n›rlar›n›n” o kadar da genifl olmad›¤›n› oligarfli her kesime yeniden hat›rlatm›flt›r. Reformizm için Türkiye gerçe¤ini görmemek, faflizm gerçe¤ini görmemek sözkonusu de¤ildir; tam tersine, gördükleri için düzenin icazetine s›¤›nm›fllard›r. Düzene s›¤›nd›ktan sonra söylediklerinin fazla bir önemi yoktur. Düzen içi siyaseti tercih etmelerini gizlemek için çok iyi gördükleri faflizm gerçe¤ini çarp›tmaktan, gizlemekten baflka çareleri yoktur. Onun için flimdilerde AB’ye uyumla “demokratik devrimin” tamamland›¤›ndan sözetmekteler. 19 Aral›k’›n ayr›flt›rd›¤› elbette sadece tescilli reformist kesimler de de¤ildir. Farkl› s›fatlar tafl›yan ama özünde revizyonist-reformist düflüncelerden köklü biçimde kopamam›fl olanlar da 19 Aral›k’ta direnifli de¤il, sadece oligarflinin terörünün ne kadar büyük olabilece¤ini gördüler. Gördükleri andan itibaren de reformizmle, hatta Avrupa’yla paralellik kurma aray›fllar›na girdiler. “Uluslararas› standart19 Aral›k, netlefltirmifltir, lar›” bunun için günayr›flt›rm›flt›r. Devrimciler deme getirdiler. fiimdi 19 Aral›k’ta k›z›l bayraklar›n› bu kesimler, refordalgaland›r›rken reformizm mizmle ayn› a¤›zdan beyaz bayrak kald›rm›flt›r. “devrimci demokrasinin” bitti¤ine hükme19 Aral›k bir isyand›r ayn› zaman- diyor ve bir “yenilda. Teslim alamazs›n›z hayk›r›fl›- gi”den sözediyorlar.
n›n tarih boyunca dile getirilmifl en güçlü cevaplar›ndan biridir.
fiimdi çok daha nettir ki, daha 19 Aral›k’›n
sabah›nda “devrimci demokrasi yokoldu” diye hüküm verenler, devrimcili¤i hiç anlamam›fllard›r. Devrimcilerin yokolmayaca¤› tarihsel gerçe¤inden uzakt›rlar. Bu ülke devrimcilerinin bunu defalarca kan›tlad›¤›n› görmezden gelirler. Hapishane görmemifllerdir. Göreni ise, oligarflinin zindanlar›ndan ö¤ütülerek ç›km›fl ve “ö¤ütülmüfl”, y›ld›r›lm›fl, vazgeçirilmifl solcular olarak halka güvenmezken, oligarflinin ve emperyalizmin herfleye kadir oldu¤una inan›rlar. ‹flte bir katliamla devrimcilerin bitirilebilece¤ini düflünen bu siyasi ahmakl›kt›r. Aradan dört y›l geçmifl olmas›na, direniflin bu süre boyunca sürmesine, devrimin yenilmezli¤ini tekrar tekrar kan›tlamas›na ra¤men, flimdi kendisini “komünist” olarak gören baz›lar›n›n kalk›p dört y›l önce reformistlerin söyledi¤ini tekrarlay›p “devrimci demokrasinin bitti¤inden”, “yenilgiden” sözetmesi de bir baflka siyasi ahmakl›kt›r. Bu öylesine bir ahmakl›kt›r ki, reformizmin “devrimci demokrasi bitmifltir” derken kendisini de kastetti¤ini görmemekte, ayn› nakarat› tekrarlamaktad›r. “Yenilgi” tesbiti, 19 Aral›k’› anlamayanlar›n, direnifli sonuna kadar götüremeyenlerin, oligarfliye karfl› zafer kazanmaktan umudu kesmifllerin ruh halidir. Hiç direnmeyenler veya sonuna kadar direnme kararl›l›¤›n›, cüretini gösteremeyip bir noktas›nda direnifli terkedenler sözediyor “yenilgi”den. Bu, “sürece iliflkin” bir tesbit olmaktan ziyade, onlar›n ruh halini ele veriyor. “Mücadele eden yenilgiye u¤rayabilir, mücadele etmeyen zaten yenilmifltir.” (Bertolt Brecht) Onlar›n yenilgisi, Brecht’in iflaret etti¤i ikinci türden bir yenilgidir. Direnenlerin yenilgisiyle direnmeyenlerin yenilgisi aras›nda her zaman nitelik bir fark vard›r. Direnenler, yenilgilerinden zaferler yaratabilirler. Direnmeyenlerin ise bu flanslar› olmaz. Sözünü ettikleri kendi yenilgileridir. De¤erlendirmelerindeki ruh hali bunun tezahürüdür. 19 Aral›k bir isyand›r ayn› zamanda. Teslim alamazs›n›z hayk›r›fl›n›n tarih boyunca dile getirilmifl en güçlü cevaplar›ndan biridir. Türkiye solu, 19-22 Aral›k katliam›nda ve F tiplerinde büyük bir s›navdan geçti. Devrimci hareket, bu s›navdan, 30 Martlarda, 12 Temmuzlarda, 16-17 Nisanlarda oldu¤u gibi, aln› aç›k bafl› dik geçerken, sa¤a ve sa¤a savrularak dökülenler de oldu. Direnenler, oligarflinin ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için, inançlar› için her türlü bedeli ödemeyi göze alanlar› yenemeyece¤ini kan›tlad›lar. 19 Aral›k böylelikle sadece bir katliam›n de¤il, kahramanl›¤›n ve yenilmezli¤in ad› olarak geçti tarihe.
Faflist Zihniyet! direniflimizin
5.
y›l›nday›z HÜCRELER‹ YIKACA⁄IZ!
117 flehit, 600 sakat verdik; YILMADIK TESL‹M OLMADIK!
Direniflin bayra¤› DHKP/C Davas› Tutsaklar›
Sevgi ERDO⁄AN Ölüm Orucu Ekibi’nde Bu bayrak elden ele neferden nefere zafere kadar tafl›nacak!
F tiplerine hakim olan, tecriti uygulayan AKP zihniyetini tan›y›n! Bu ülkeyi kim yönetiyor, hangi zihniyetle yönetiyor? Bu sorunun cevab›n› ö¤renmek isteyenler, Cezalar›n ‹nfaz› Hakk›nda Kanun (C‹K) Tasar›s› ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tasar›s›’na iliflkin TBMM’de yap›lan görüflmelerin tutanaklar›n› okusunlar. Bu görüflmelerin bas›na yans›yan k›sm›nda bile, AKP iktidar›na hakim olan faflist zihniyeti tüm ç›plakl›¤›yla göreceksiniz. Adalet Bakanl›¤›’n›n haz›rlad›¤› ve savundu¤u tasar›lar, pekala Hitler’in kadrolar› taraf›ndan da haz›rlanm›fl olabilirdi. Bu taslaklar› haz›rlayanlar hiç kuflku yok ki, Nazilerin tüm uygulamalar›n› çok iyi incelemifl ve kendilerine MODEL olarak alm›fllard›. F tiplerinin yeni aç›ld›¤› dönemde “F tipi Nazi Toplama Kamplar›” demifltik, “F tiplerini Nazi zihniyeti yönetiyor” demifltik. Biz ne kadar u¤rafl›rsak u¤raflal›m, onlar›n beyninin içini, beyinlerinin gamal› haç politikalar›yla dolu oldu¤unu bu kadar aç›k biçimde gösteremezdik. Gerek C‹K, gerekse de CMK Tasar›lar› tart›flmalar sonucunda bir çok de¤iflikli¤e u¤rad›, burada sözü edilecek olan baz› maddeler reddedildi. Ceza ‹nfaz Yasası, üzerinde bir kez daha çalıflılmak üzere, Adalet Alt Komisyonu'na gönderildi. Ama bunlar›n önerilmifl olmas› da mant›¤› ortaya koymaya yetiyor. Dahas›, yasalar nas›l ç›karsa ç›ks›n, F tiplerinde iflte bu mant›k uygulanmaya devam edilecektir. Tecrit, bu mant›¤›n
uzant›s› olarak sürdürülecektir.
‹flte Faflist Kafa! Diyor ki, tasar›da: “Hükümlü, ak›l hastal›¤›na kendisi neden olmuflsa, cezas›n›n infaz› geri b›rak›lamaz...” Bu maddede hedef, zorla t›bbi müdahale iflkencesiyle sakat b›rakt›klar› Wernicce Korsakoff hastalar›d›r. Yaflayan ölü haline getiren kendileri. Ve o noktada diyor ki, “befl yafl›ndaki çocuk gibi” de olsa, kendi bafl›na yaflam›n› sürdüremez durumda da olsa, eli aya¤› tutmaz da olsa, “ak›l hastas›” da olsa, ben onu tecrit hücrelerinde tutmaya devam edece¤im. CHP Ni¤de milletvekili Orhan Eraslan “B›rak›n bir hukukçuyu, bir insan böyle bir düzenlemeyi nas›l düflünebilir?” diye soruyordu hakl› olarak. Do¤ru, bir insan düflünemez bunu. Ancak Nazi kafas›na sahip bir “insan” art›¤› düflünebilir. Bu öneri burjuva bas›nda bile “Meclis'i flok eden öneri” olarak adland›r›ld›. Kendi politikalar›n›n sonucu olan ak›l hastalar›n›, eza edilmesi, ceza çektirilmesi gereken insanlar olarak gören bu zihniyetle, “ak›l hastalar›n›n topluma bir yarar› yoktur, yokedilmelidir” diyen Nazi politikalar› aras›ndaki paralellik, aç›kt›r. Önerge “insanl›¤a ayk›r›!” oldu¤u gerekçesiyle reddedildi. Bu ret gerekçesi bile, Adalet Bakanl›¤›’na hakim olan anlay›-
fl›n “insanl›k d›fl›” bir zihniyet oldu¤unu göstermeye yeter.
‹flte Faflist Kafa! Ya piflman olacaklar, ya da... Emperyalistler ve iflbirlikçileri, hapishanelere iliflkin belgelerde, piflmanl›k dayatmalar›n› “rehabilitasyon”, “topluma kazand›rma” gibi üstü örtülü kavramlarla ifade etmifllerdir. AKP iktidar›, bunu alenilefltirmifltir. Tasar›da “‹nfazda temel amaç” bölümü aynen flöyle yaz›lm›flt›: “suçlular›n piflmanl›k göstermesini sa¤lamak.” Bir milletvekili “Bu durumda cezaevleri esir kamp›na döner.” diyerek itiraz etti bu maddeye: AKP’li bir milletvekili elefltiriye “Hümanizm ça¤›n hastal›¤› oldu.” diyerek cevap verdi. Eski Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü, flimdiki Yarg›tay üyesi Suat Ertosun, tart›flmaya müdahil olup “Bu tasar›yla flartl› tahliye otomatik olmaktan ç›kar›l›yor. Nedamet getirmeye, iyileflmeye göre belirleniyor” diyerek maddeye “aç›kl›k” getirdi. Emperyalizme karfl› olmayacaks›n›z, faflizme karfl› olmayacaks›n›z, muhalif olmayacaks›n›z; “sizi bir kez elime geçirdim, düflüncelerinizi de¤ifltirinceye kadar hapsetmeye, zulmetmeye devam edece¤im” diyor bir iktidar aç›kça. Tart›flmalar sonunda “piflmanl›k gösterme” ifadesi amaç maddesinden ç›kar›ld›. Fakat Cemil Çiçeklerin, Ertosunlar›n beyninden ç›kar›lmam›flt›r bu “amaç”; TECR‹T bu amaçla sürdürülüyor hala. Bu “amaç” maddesine karfl› ç›kanlar›, e¤er karfl› ç›k›fllar›nda samimi iseler, TECR‹TE karfl› ç›kmaya ça¤›r›yoruz. De¤ilse, son derece hakl› olan bu itiraz, ka¤›t üzerinde bir itiraz olarak kalmaya mahkumdur ve AKP’nin Adalet Bakanl›¤›’n›n Nazi politikalar› karfl›s›nda böyle bir itiraz›n hiçbir hükmü olmaz!
AKP'li Hüsrev Kutlu ise, MHP’lilerden hiçbir farklar›n›n olmad›¤›n› flu sözleriyle ortaya koydu: “Rezervasyon yapt›r›p Adalet Bakanl›¤› tesislerinde suçlular› dinlendirecek de¤iliz...” 19 Aral›k katlam› öncesinde F tiplerine yönelik elefltiriler karfl›s›nda MHP Ankara milletvekili Mehmet Arslan’›n “Gebersinler, ne yapal›m kendileri istedi... Ne yani ölmemeleri için altlar›na m› yataca¤›z...” sözlerini hat›rlay›n. Ve AKP’li Hüsrev Kutlu’nun sözlerini yan›na koyun. AKP’nin MHP zihniyetinin (yani bafltan beri vurgulad›¤›m›z gibi, Nazi zihniyetinin devamc›s›) oldu¤unu görürsünüz. Ama durun, bu zihniyeti ortaya koyan örnekler bitmedi daha.
‹flte Faflist Kafa! Nedamet getirinceye kadar... ‹ktidar›n haz›rlad›¤› tasar›da deniliyor ki; “...sa¤l›k kurumunda koruma ve tedavi alt›nda geçen süre cezas›ndan indirilemez.” Daha aç›k bir deyiflle, açl›k grevi, ölüm orucu eylemleri sonucu zorla kald›r›ld›klar› hastanede geçirdikleri süre cezalar›ndan say›lmayacak. Hastanelerin mahkûm ko¤uflunda geçirdikleri süre kadar, cezaevinde fazladan yatmak zorunda kalacak. Hedef, açl›k grevleri, ölüm oruçlar› yapan tutsaklar. Hedef D‹RENME HAKKI. Can›n› ortaya koymufl tutsaklar›, üç befl ay daha fazla yat›rmayla tehdit ediyor. Tam bir acizlik. Ama ayn› zamanda tam bir zulüm mant›¤›. Nas›l yapar›z da “nedamet” getirmemifl insanlar›, çürüyünceye, ölünceye kadar iflkenceli ölüm hücrelerinde tutar›z? Sadece sözkonusu madde de¤il, ‹nfaz Yasas›’n›n onlarca maddesi bu faflist mant›kla haz›rlanm›flt›r.
‹flte Faflist Kafa!
‹flte faflist kafa:
B›rakal›m Gebersinler!
Yasada korsan de¤ifliklik!
“Piflmanl›k” maddesinin elefltirilmesi karfl›s›nda AKP’liler Nazi zihniyetinin savunulmas› için seferber oldular. AKP'li Mehmet Y›lmazcan, flöyle diyordu mesela. “Hümanizm ça¤›m›z›n hastal›¤›. Türkiye'de ya san›k olacaks›n›z, ya borçlu...” Hümanizmi –ve söylemese de bizzat hukukun kendisini– bir hastal›k olarak gören kafa, TBMM Adalet Komisyonu’na seçilmifl ve bu ülkede “adalet” da¤›tacak!!!
CMUK’un arama yetkilerini düzenleyen maddesi, Adalet Komisyonu’nda tart›fl›l›p son alini ald›ktan sonra, tasar› TBMM Genel Kurulu’na sevkedilirken, AKP’liler taraf›ndan tasar›ya korsan bir madde eklendi. Adalet Komisyonu’nda polise arama yetkisi verilip verilmeyece¤i uzun tart›flmalara neden olmufl ve sonuçta polise bu yetkinin verilmemesi kararlaflt›r›lm›flt›. Ama AKP bu yetkiyi vermekte ›srarl›yd›.
AKP, iflkencecilerin iflini kolaylaflt›racak ne laz›msa onu yapmakta ›srarl›yd›. Tasar›ya yap›lan “korsan” eklemenin farkedilmesiyle Genel Kurul’da bu oyun bozuldu. Ama AKP’nin zihniyeti bir kez daha ortaya ç›km›flt›. Yasama da kim oluyor diyen faflist yürütme zihniyetidir. Komisyonda bu maddeye itiraz edenler aras›nda kendi milletvekilleri de vard›r. Onlar›n iradesine de sayg›s› yoktur. AKP’de kendi hukukuna, kendi meclislerine sayg› da yoktur. Bu kafa, mümkün olsa, yasalar› tümüyle “gizlice” ç›kar›r. Hürriyet Gazetesi AKP’nin bu giriflimini “tasar›ya korsan madde eklediler” diye verdi. “Korsan”! ‹flte AKP’nin siyasi kimli¤i. ‹flte Adalet Bakanl›¤›’n›n yönetim anlay›fl›n›n özeti. Bir yasaya “korsan” madde ekleyerek TBMM’yi, milletvekillerini aldatmaya çal›flan bu Adalet Bakanl›¤›’n›n F tiplerine iliflkin gerçekleri söyledi¤i veya söyleyebilece¤i, F tiplerinde yasalara uyaca¤› düflünülebilir mi? Bunu düflünmek safdilliktir.
‹flte faflist kafa: “Ölüm orucundakiler azald›!..” Çiçek, Adalet Bakanl›¤›'n›n 2005 mali y›l› bütçe görüflmeleri için yapt›¤› sunufl konuflmas›nda 3 Kas›m 2004 tarihi itibar›yla ölüm orucuna kat›lanlar›n say›s›n›n 8'e düfltü¤ünü, eylemcilerin say›s›n›n azald›¤›n› bildirdi. Sami Türk de, katliam›n üzerinden aylar geçtikten sonra böyle demiflti. Böyle demifl ve eklemiflti; “bas›n yazmazsa, biter.” Cemil Çiçek’in kafas› da ayn›. Faflist kafa için insanlar “rakam”lardan ibarettir. Ölüm orucunda kaç kifli olursa önemli olacak acaba? Bu ülkenin hapishanelerinde yüzlerce tutsa¤›n ölüm orucunda oldu¤u zamanlar da oldu. O zaman talepleri daha fazla m› dikkate ald›lar? 117 ölümün oldu¤u bir direniflten sözederken, ölüm orucundakilerin say›s›n›n 8’e düfltü¤ünden “memnuniyetle” sözeden bir kafa, toplama kamplar›n› yöneten bir Nazi’den baflka kime ait olabilir?
Faflist kafan›n hayalinde Auschwitz var! Ceza ‹nfaz Yasas› Tasar›s›’n›n tart›flmalar› s›ras›nda Cemil Çiçek, bir de flunlar› söylüyor: “Cezaevleri otel haline geldi. Cezaevlerinin
yol geçen han› olmas›, suç örgütlerinin e¤itim yuvas› haline getirilmesi kabul edilemez... Devlet duvarlar›n arkas›nda bile otoriteyi tesis edemezse, da¤ bafl›nda ne yapar, diye sorulur. Cezaevlerini yönetilebilir kurumlar haline getirmek istiyoruz.” dedi. 19 Aral›k’tan önce de böyle diyorlard›. F tiplerini açmalar›na, öteki tüm hapishaneleri de “hücre tipine” çevirmifl olmalar›na ra¤men, 2 y›ld›r hapishaneleri kendileri yönetiyor olmas›na ra¤men, hapishanelerden tabutlar ç›k›yor olmas›na ra¤men o hala diyor ki “cezaevleri otel haline geldi”! Cemil Çiçek’in hayalindeki, beynindeki ideal hapishane Auschwitz’dir. “Nazi toplama kamp› Dachau aç›ld›¤›nda, kamp›n ilk tutsaklar› siyasi’dirler. Özel tutsak giysisi içine sokulmam›fllar, saçlar› kesilmemifltir... Bir hafta geçmeden, SS güruhu ‘kamp’› bas›yor. Görevli polis memurlar›n› toplay›p tehdit ediyorlar: ‘Nedir bu yapt›¤›n›z kepazelik? Bu ikinci s›n›f domuzlara insan gözüyle bak›yorsunuz! Bunu izin veremeyiz. Bunlar insan de¤il! ... En küçük duygusall›¤a yer yok. Aran›zda kan görmeye tahammül edemeyecek olanlar varsa, onlar bizden de¤ildir. Bu köpo¤lu köpeklerden ne kadar›n› temizlersek, beslemek zorunda kald›¤›m›z pisbo¤azlar, o kadar azal›r. Haydi bakal›m, ifl bafl›na!” (Tadeusz Borowsk›, Böyle Buyrun Gaz’a Bayanlar Baylar, s. 189) Cemil Çiçekler, Ertosunlar, iflbafl›ndad›r. Yapt›klar› “ifl”, Dachau Nazi Toplama Kamp›’nda yap›lan “ifl”le nitelik olarak ayn›d›r. Onlar›n ifli, tutsaklara nedamet getirtmek, piflman edemediklerini ise, iflkenceli ölüm hücrelerinde bir biçimde say›lar›n› “azaltmak”t›r. ‹nsan yok onlar›n beyninde. Hümanizm yok. Hak, hukuk, adalet yok. 117 ölüm karfl›s›nda a¤›zlar›ndan “insani” tek bir kelime ç›kt›¤›n› duydunuz mu? Emperyalizmin iflbirlikçilerinin “insani” hiçbir duygusu, düflüncesi olamaz zaten. AKP, emperyalizmin ve oligarflinin partisi olarak “devrimcileri yoketme” göreviyle hareket ediyor. Ve bunun d›fl›nda hiçbir fley onlar› ilgilendirmiyor. 19 Aral›k katliam›n› savunarak bafllad›lar hükümete, tecrit katliam›n› sürdürerek iktidar olmaya devam ediyorlar. ‹flte biz F tiplerinde hüküm süren bu zihniyete karfl› direniyoruz. Direniflin neden bu kadar uzad›¤›n›, neden bu kadar büyük bedeller ödenmek zorunda kal›nd›¤›n› soranlar, bu zihniyete baks›nlar.
Katliamc›lar yarg›lans›n Tecrite son
▼ BAYRAMPAfiA ▼
▼
Sald›r›, 1500 jandarma, iki otobüs dolusu ölüm mangas› taraf›ndan gerçeklefltirildi. Binlerce kurflun, bomba kullan›ld›. Ellerindeki bombalar yetmedi, yenilerini getirttiler. Operasyon 14 saat sürdü.
Binlerce asker polisten oluflan katliam birlikleri taraf›ndan sald›r›ld›. Sald›r›da binlerce gaz bombas›n›n yan›s›ra zehirli gaz püskürten silahlar, Skorsky helikopteri kullan›ld›. Operasyon 83 saat sürdü.
6 kad›n tutsak diri diri yak›ld›. 6 erkek tutsak kurflunlarla, bombalarla katledildi. 55 tutsak yaraland›.
Befl tutuklu katledildi, yüzlercesi yaraland›, iflkencelerden geçirilip F tiplerine sevk edildiler.
ÜMRAN‹YE
F tiplerinin harc›nda 19 Aral›k’ta dökülen kan var Say› 136 8 12 Aral›k 2004
19-22 Aral›k katliam›n›n üzerinden 4 y›l geçti... F tiplerinin duvarlar›ndan kan›m›z s›z›yor hala... Yaram›z hala kan›yor... Adalet hala çok uzakta... Ama biz F tiplerinin tecrit duvarlar›na teslim olmad›k. Adalet için mücadeleden hiç vazgeçmedik!
Zaman h›zla geçiyor. 19 Aral›k katliam›n›n üzerinden de tam dört koca y›l geçti. Dört y›l bir direnifl için al›fl›lmad›k uzunlukta bir süre. Dört y›ld›r sürüyor direnifl. O gün do¤an bebekler, yürümeyi, konuflmay› ö¤rendi çoktan. ‹lkokullu çocuklar, delikanl› oldu. Oligarflinin tüm terör ve gözda¤›na ra¤men, devrimci saflara genç, yafll› yeni insanlar kat›ld›. Onlar için 19 Aral›k “d›fl›nda” olduklar› bir tarih. O günü hapishanelerde veya d›flar›da, ama olay›n içinde olarak yaflayanlar ise, o günlerin bir dakikas›n› bile silmediler haf›zalar›ndan. Oligarfli unutturmaya çal›flt›. Solun bir k›sm› unutmay› ye¤ledi. Ama bu öyle bir tarih ki, silinmesi, unutturulmas› mümkün de¤il. Buna izin vermemiz de sözkonusu de¤il. Bu yüzden tekrar tekrar anlat›yoruz. Bilmeyenler ö¤rensin, unutanlar hat›rlas›n, hiç unutmayanlar öfkelerini bir kez daha bilesinler diye... 2000 y›l›n›n 19 Aral›k sabah›, bu ülkenin asla unutulma-
mas› gereken sabahlar›ndan biridir. O sabah, do¤an güneflin ›fl›klar›, onlarca hapishaneyi çevreleyen siyah dumanlar›n, gaz bombalar›n›n sisi aras›nda kald›. Sabah 4.30-5.00 s›ralar›nda tüm hapishaneler bir y›ld›r bu operasyona haz›rlanan katliam birlikleri taraf›ndan kuflat›lm›flt›. “Teslim olun!” ça¤r›lar›yla kurflunlar, bombalar ayn› anda ulaflt› tutsaklar›n kald›¤› ko¤ufllara. Ayn› anda dozerler hapishane duvarlar›n› y›kmaya bafllad›. Bir anda ya¤d›r›lan gaz, kükürt ve niteli¤i belirsiz bombalar, bir çok hapishanede daha ilk anda ko¤ufl kap›s›nda bulunan tutsaklar› hareketsiz b›rakacak kadar yo¤undu. Düflünün ki, bir devlet, etraf›nda kendi askerlerinin nöbet tuttu¤u hapishaneleri “ele geçirmek” için 10 bini aflk›n askeri gücünü seferber etmiflti. K›br›s harekat›ndan sonraki en büyük askeri harekatt› bu ve topu topu dört duvar arkas›nda, silahs›z bini aflk›n tutsa¤a karfl›yd›.
▼
▼ ÇANAKKALE ▼ Sald›r›da 5 Bin 48 Adet gaz bombas›, binlerce kurflun kullan›ld›. Sald›r›ya jandarma özel operasyon timleri kat›ld›. Operasyon 56 saat sürdü. ‹stisnas›z tüm tutuklular iflkenceden geçirildi. Dört tutuklu katledildi.
▼
BURSA
▼
Silahs›z, savunmas›z tutsaklara kurflunlar, gaz bombalar›yla sald›rd›lar. iki tutsak zulmü durdurmak için bedenini tutuflturdu. Ama sald›r› sürdü. Tutuklular, F tipine sevkten önce, hücrelere at›larak sevkedinceye kadar iflkenceden geçirildi.
Düflünün ki, bu eflitsiz sald›r›da, 20, 30, 40 kiflilik ko¤ufllar›ndan d›flar› ç›kamayacak durumdaki tutsaklar›n üzerine tam 20 bin adet gaz bombas› at›ld›. Sadece Çanakkale Hapishanesi’nde 5 bin 48 adet gaz bombas› kullan›ld›. Kurflunlar›n say›s› belirsizdi. Ve dinmeyen bomba kurflun ya¤muruna megafonlardan hiç durmaks›z›n tekrarlanan “ya teslim olacaks›n›z, ya öleceksiniz” sözü efllik ediyordu. Böyle bir durumda ne yapabilirdi kaleflnikoflar›, çelik yelekleri, gaz bombalar› olmayan tutsaklar? Siz söyleyin ne yapabilirlerdi?
Teslim olmak, bileklere de¤il, beyinlere kelepçe vurulmas›yd›! Tutsaklar›n yapabilecekleri iki fley vard›: Teslim olmak ya da direnmek! Direnmenin anlam› ölmekti; “Ya teslim olacaks›n›z, ya öleceksiniz” diyordu subaylar›n megafonlardan yükselen sesi. Öyle de olsa direneceklerdi. “Teslim olma”n›n anlam›, faflist devletin askeri, polisi taraf›ndan derdest edilmekle s›n›rl› de¤ildi çünkü. O anlamda zaten esirdiler. Zaten tutsak al›nm›fllard› ve dört duvar aras›nda, devletin elindeydiler. Bunu oligarflinin üzerlerine
‹ki tutsak katledildi.
sald›¤› katliamc›lar da biliyordu. Öyleyse, onlar›n “teslim olun!” deyifllerinin baflka bir anlam› olmal›yd›. Evet, baflka bir anlam› vard›. “Teslim olun” ça¤r›s›yla düflüncelerinden, inançlar›ndan soyunmalar›, emperyalizme, faflizme karfl› direnmekten vazgeçmeleriydi istenen. Teslim olmayacaklard›. “Ya düflünce de¤iflikli¤i, ya ölüm!” diyenlerin karfl›s›na “ya düflüncelerimizle yaflar›z, ya da düflüncelerimiz u¤runa ölürüz” diyerek ç›kacaklard›. Halk›n kurtulufl savafl›n›n içinde “Ya zafer, ya ölüm!” diyerek yeralmam›fllar m›yd› zaten! Direnme kararlar› netti. Peki böylesine büyük bir güçle silahlan›p sald›ran düflmana karfl› nas›l direneceklerdi?
▼
CEYHAN
▼
Sald›r›ya yüzlerce jandarma, gardiyan ve Çevik Kuvvet ekipleri kat›ld›. Sald›r› 8,5 saat sürdü. Tutuklular, direnifl s›ras›nda bir te¤men ve bir askeri rehin ald›lar. Rehinelerin burunlar› kanamad›.
Tüm tutsaklar iflkenceden geçirildi... Bir tutsak katledildi.
de bedenlerini katt›lar barikata. ‹lk, hemflire Fidan Kalflen “sald›r›y› durdurun, yoksa kendimizi yakaca¤›z” diyerek dikildi katliamc›lar›n karfl›s›na. Ayn› sözü, Ümraniye’de Ahmet ‹bili, Bursa’da Murat Özdemir, baflka hapishanelerde baflka tutsaklar tekrarlad›. Bu hakl›, meflru, fedakarca talebe katliamc›lar›n cevab›, daha fazla kurflun, daha fazla bomba oldu. Tutuflturdular bedenlerini. Tutuflmufl bedenleri kurflunlar›n hedefi oldu. Oligarflinin vahfleti, kendi s›n›rlar›n› bile aflm›flt› çünkü. Kendini tutuflturmufl bir tutsa¤› hastaneye kald›rmak yerine kurflunlamas›nda flafl›lacak birfley yoktu. Çünkü Bayrampafla’da oldu¤u gibi, kendileri diri diri yak›yorlard› tutsaklar›.
Neleri varsa onlarla direndiler... Ranza, dolap, ne buldularsa, onlarla kurdular barikatlar›n›. Kurflunlar› yoktu kendilerini savunmak için; ranzalardan, dolaplardan kopar›lm›fl sopalarla, yiyecek selelerinden ç›kard›klar› limonlarla, duvar s›valar›n› parçalayarak elde edilmifl tafllarla savunacaklard› kendilerini. “Hapishaneler cephanelik gibi” diye aylard›r demagojisini yapt›klar› cephaneliklerinde bunlar vard› iflte.
Diri diri yak›yor, kurflunlarla delik deflik ediyor, gaz bombalar›yla bo¤uyorlard›.
Bu barikat›n zulmü durduramayaca¤›n› bildikleri için, bir
19 Aral›k öncesi, F tipi hapishanelere iliflkin tart›flmala-
19-22 Aral›k vahfletinde 28 tutsak katledildi. Ve barikatlar y›k›ld›ktan sonra, yaral›-sa¤ “ele geçirilen” tüm tutsaklar, iflkencelerden geçirilerek F tiplerine at›ld›lar. F tipleri 19 Aral›k sabah› aç›ld›.
F tiplerine karfl› ç›kan halk, isteyen tüm egemen s›n›flar blokuydu
Say› 136 9 12 Aral›k 2004
▼
ÇANKIRI
▼
Sald›r› on saat sürdü.
Katliamc›lar yarg›lans›n Tecrite son
Say› 136 10 12 Aral›k 2004
r›n en s›k kullan›lan kelimelerinden biri “toplumsal mutabakat” idi. Direnifli k›rma manevralar›n›n bir parças› olarak Adalet Bakan› Sami Türk, “toplumsal mutabakat sa¤lanmadan F tiplerini açmayaca¤›z” diyordu. “Toplumsal mutabakat” diye bir fley yoktu. Halk›n mutabakat› ve egemenlerin mutabakat› vard›. Halk›n tüm örgütlü güçleri, F tiplerinin aç›lmamas› konusunda mutab›kt›. Yap›lan mitinglerde, halk›n çeflitli kesimlerin temsil eden yüzlerce örgüt bu mutabakat› ortaya koymufltu. Karfl› tarafta ise egemen s›n›flar blokunda da F tiplerinin aç›lmas› konusunda kesin bir mutabakat vard›. Amerika, Ortado¤u’ya müdahale haz›rl›klar› yapt›¤› bu süreçte, Türkiye’yi “babas›n›n çiftli¤i” gibi, askeri üssü olarak özgürce kullanmas›n›n karfl›s›na dikilebilecek güçlerin –yani devrimcilerin– bir an önce yokedilmesini istiyordu. IMF, politikalar›n›n pürüzsüz uygulanabilmesi için, Avrupa Birli¤i, Türkiye’yi kuflatmas›n›n tamamlanabilmesi için, NATO tüm muhalif güçlerin yokedilmesi için... istiyordu F tiplerini. ‹flbirlikçi iktidar ve oligarflinin tüm güçleri, yeni-sömürge
On saat boyunca tutuklular›n üzerine aral›ks›z sinir ve göz yaflart›c› gaz bombalar› ya¤d›. Ayakta duramaz hale gelm‹fl tutsaklara “Bu daha ölmemifl” denilerek iflkence sürdürüldü. ‹ki tutuklu katledildi.
Türkiye’deki iktidar ve sefahatlar›n› sürdürebilmek için istiyorlard› F tiplerini. Oligarflinin medyas› istiyordu. Öylesine istiyordu ki, çok az konuda gösterdi¤i bir seferberlikle F tiplerinin zorunlulu¤u propagandas›na giriflmiflti. “Kamuoyunu” F tipleri konusunda ikna etmelerinin zor olaca¤›n› gördüklerinde bu kez, tümüyle yalan üzerine dayal› F tipi reklamc›l›¤›na soyundular. Evet, onlar, her ne pahas›na olursa olsun istiyorlard› F tiplerini. O “paha”, onlarca, hatta yüzlerce tutsa¤›n kan›n›n dökülmesi olsa da. “F tipi, F tipi” diye 盤l›k 盤l›¤a demeçler veren politikac›lar, yaz›lar yazan, TV programlar› yapan gazeteciler, asl›nda “kan, kan” diyorlard›. 19-22 Aral›k’ta o kan döküldü. O kanla F tiplerinin harc› kar›ld›. O kanla aç›ld› tecrit hücreleri.
19 Aral›k, planlanm›fl bir katliamd›r! Katliam› gerçeklefltirecek asker ve polis birliklerinin bir y›l önceden tesbit edilip, bu birliklere hapishane maketleri üzerinde tatbikatlar yapt›r›lmas› tek bafl›na bunu kan›tlamaya yeterdi. Ama kan›tlar bununla kalmad›. Planlanan ve tatbikat› yap›-
▼
UfiAK
▼
Uflak Hapishanesi’nde yaln›z kad›n tutuklu ve hükümlüler vard›. Sald›r› ve ‹flkence burada da heryerdeki vahfletiyle sürdürüldü. Tutsaklar yanan ko¤uflta ölüme terkedildi. ‹ki kad›n tutsak katledildi. Onlarca tutsak yaraland›.
lan›n s›radan bir hapishane operasyonu olmad›¤›, “katletmeyi” içerdi¤i ise, bizzat Adalet Bakan› Sami Türk’ün a¤z›ndan itiraf edilmifltir. Sami Türk, 19 Aral›k’›n hemen ard›ndan televizyonda yapt›¤› konuflmada, “kendilerinin daha fazla ‘zaiyat’ olaca¤›n› beklediklerini” söylemifltir. F tipleri, s›radan bir “hapishane modeli” meselesi, 19 Aral›k da daha öncekilere benzer bir hapishane operasyonu de¤ildi. Emperyalizm ve oligarfli blokunun halk› teslim alma, halk›n tüm devrimci dinamiklerini yoketme politikas›n›n en temel ad›m›yd›. Bunun için halk›n tüm kesimleri karfl› ç›kmas›na ra¤men vazgeçmediler F tiplerinden. Bunun için “gözü kara” ve “gözda¤›” niteli¤i tafl›yacak bir katliam karar› ald›lar. Ve ayn› pervas›zl›kla uygulad›lar.
Katliam 22 Aral›k’ta bitmedi; F Tiplerinde sürdürüldü 19 Aral›k’›n hemen ertesinde görüldü ki, muhalif kesimlerin “mutabakat›”, egemen s›n›flar›n mutabakat›ndan daha zay›ft›. 19 Aral›k öncesi F tiplerine karfl› ç›kan cephe içinde yeralanlar›n önemli bir k›sm›, “karfl›tl›klar›ndan” vazgeçtiler. Egemen s›n›flar ise, sald›r›lar›-
▼
BUCA
▼ ▼
19 Aral›k’›n ilk provalar›n›n yap›ld›¤› yerlerden biriydi Buca. Eylül 1995’teki sald›r›da, 3 tutsak katledilmiflti. 19 Aral›k’ta da yüzlerce katliamc›, ellerinde silahlar, itfaiye hortumlar›, demir çubuklarla sald›rd›. Tüm tutuklular iflkencelerden geçirilip hücrelere at›ld›...
BARTIN
▼
Sald›r›ya, iki bine yak›n asker, gardiyan, özel tim kat›ld›. Sald›r›da gaz bombalar›, büyük ifl makinalar›, bas›nçl› su s›kan araçlar kullan›ld›. Üç tutuklu sald›r›n›n durdurulmas› için bedenini tutuflturdu. Sald›r› durmad›. Onlarca tutuklu a¤›r yaraland›. Yaral› olarak iflkenceye maruz kald›lar.
n› “kararl›l›kla” sürdürdüler. Bu politika, 22 Aral›k’ta 28 olan ölü say›s›n›, Aral›k 2004’te 117’ye ulaflt›rm›flt›r. Arada “hükümet” de¤iflmifl, fakat politika de¤iflmemifltir. 19 Aral›k Katliam›, AKP taraf›ndan sürdürülmüfltür. F Tipleri operasyonu, DSP-MHP-ANAP hükümetinin icraatlar› içinde AKP hükümetinin tereddütsüz sahiplendi¤i bir politikayd›. Nitekim, ayn› politikay› F tiplerinde de ayn› “tereddütsüzlükle” sürdürdüler. Tecriti pekifltirmek, devrimci tutsaklar› düflüncelerinden vazgeçirme fleklindeki “nihai” amaca ulaflmak için F tiplerindeki zulmü a¤›rlaflt›rd›lar, genelgeler, yasalar ç›kard›lar, hala da bu çabalar›n› sürdürüyorlar. Ne var ki, o “nihai” amaca bugüne kadar ulaflamad›lar. F tiplerine karfl› halk›n mutabakat›n›n en sa¤lam ve en kararl› parças›, Cepheliler, içeride ve d›flar›da F tiplerinin ve tecritin amac›na ulaflmas›n›n önüne dikilen y›k›lmaz bir barikat oldular. 19 Aral›k sabah›, devrimci tutsaklar›n ranzalar›yla ve bedenleriyle kurdu¤u barikat, hala bir da¤ gibi duruyor emperyalizmin ve oligarflinin karfl›s›nda. Bu barikatta ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizmin k›z›l bayra¤› dalgalan›yor hala.
▼
AYDIN
▼
▼
GEBZE
▼
▼
N‹⁄DE
▼
▼ ULUCANLAR ▼ Devrimci tutsaklar›n oldu¤u her hapishanede ayn› sald›r›lar yafland›. Kurflundan sinir gazlar›na, de¤di¤i yeri yakan köpüklere, tozlara kadar her cins silah kullan›ld›. ‹ki bine yak›n tutsak iflkencelerden geçirilerek F tiplerinin hücrelerine at›ld›...
TAYAD’l› Ailelerden Bayrampafla Hapishanesi Önüne Ça¤r›: Bas›na ve Halk›m›za
19-22 Aral›k Katliam›n› Yaflayanlar Anlat›yor... Gerçe¤in Tan›¤› Olmaya Ça¤›r›yoruz! 19-22 Aral›k 2000'de, bu ülke efline az rastlan›r bir katliama tan›k oldu. “Devletin güvencesi” alt›ndaki, dört duvar aras›ndaki silahs›z savunmas›z 28 tutuklu katledildi. Hapishanelerden akan kan, gazetelerden, televizyonlardan ak›t›lan yalanlarla örtüldü. Yakt›lar, “kendileri yakt›” dediler. Kurflunlar, bombalar ya¤d›rd›lar, “tutuklular kaleflnikoflarla atefl açt›” dediler... Ölüm Orucu direniflini k›rmak içindi bu operasyon; 20 Aral›k'ta “ölüm orucu yok” dediler. Sansür koydular gerçe¤e. Yine de gizleyemediler gerçe¤i. Çünkü biz katliama, tecrite, sansüre ra¤men susmad›k; gerçekleri hayk›rmaya devam ettik. Devam ediyoruz. Bilmeyenler, duymayanlar için tekrar anlat›yoruz 19 Aral›k gerçe¤ini. 19 Aral›k'ta 6 kad›n tutuklunun diri diri yak›ld›¤›, 6 erkek tutuklunun kurflunlar ve bombalarla katledildi¤i, hapishaneler operasyonunun en bü-
yük katliam›n›n yafland›¤› Bayrampafla Hapishanesi önünde olaca¤›z. 19-22 Aral›k 2000'de, 28 tutuklunun ve iki askerin nas›l öldürüldü¤ünü, kurflun ve gaz bombas› ya¤muru alt›nda o an› yaflayanlar, alevlerin aras›nda derileri yüzlerinden dökülenler, ölümün efli¤inden dönenler, yanlar›ndan cesetler kalkanlar anlatacak. 19-22 Aral›k'la ilgili haz›rlanan hiçbir resmi rapor, hiçbir iddianame, onlar›n anlatt›¤› gerçekleri yazmad›. Yine anlatacaklar. O an› yaflayanlar, o an› yaflatacaklar. Ülkemizin gerçeklerini bilmek, duymak isteyenleri 19 Aral›k'ta Bayrampafla Hapishanesi önüne bekliyoruz. ‹nsanlar›m›z›n hapishanelerde diri diri yak›lmas›na karfl› ç›kan herkesi bekliyoruz. Benim ülkemin hapishanelerinden tabutlar ç›kmas›n, benim ülkemin hapishanelerinde tecrit olmas›n, insanca yaflans›n diyenleri bekliyoruz. Gerçe¤e s ayg›s›, z ulme ö fkesi olanlarla Bayrampafla Hapishanesi önünde birlikte olal›m.
Tarih: 19 Aral›k 2004 Saat: 12.00 Yer: Bayrampafla Hapishanesi Önü
‹NFAZLAR
sonucu gerçekleflmedi¤i yönünde kanaat edinilmifltir. Yarg›lama h›zla yap›lmal›d›r.” denilerek, “çat›flma” aç›klamas› yapan Mardin Valisi ve K›z›ltepe Kaymakam›’n›n da görevden al›nmas›n›n olumlu olaca¤› belirtildi. Görece¤iz; üç özel timci ile bir emniyet müdür yard›mc›s›n› soruflturma sürecinde görevden alarak kamuoyu tepkisini yat›flt›rmay› hesaplayan AKP vali ve kaymakam› da görevden alacak m›? Diyelim ki onlar› da al›nd›; ya Aksu? Ayn› “çat›flma” aç›klamalar›n› medya önünde günlerce tekrarlayan bu iktidar›n ‹çiflleri Bakan› Abdülkadir Aksu’dur. Önce sustular, sonra “çat›flma” senaryosunda ›srar ettiler, m›zrak çuvala s›¤may›nca dört polisi görevden alarak, raporlarla durumu kurtarmaya çal›fl›yorlar.
Aksu Derhal Görevden Al›nmal›, Ölüm Mangalar› Tutuklanmal›d›r Türkiye halk› olarak istiyoruz;
B‹R DEVLET POL‹T‹KASIDIR K›z›ltepe’de 12 yafl›ndaki U¤ur ve babas› Ahmet Kaymaz’›n infaz›nda art›k “s›r” olan hiçbir fley kalmad›, ancak mahkeme tam da bu nedenle dosya üzerinde “gizlilik karar›” ald›. Gizlenmek istenen ne? Hangi gerçek karart›lacak? Yüzlerce infaz davas›nda oldu¤u gibi, katledilenlerin elbiselerinden tutun da, silahlar›n balistik raporuna kadar hangi gerçekler çarp›t›l›p katiller beraat ettirilecek? 12 yafl›ndaki U¤ur’un yan›bafl›na koydu¤unuz kaleflnikofun kullan›lm›fl oldu¤ununun “belgesini” uydurmak için mi bu karar? Bu karar hukuki bir gereklili¤in de¤il, ölüm mangalar›n›n elini so¤utmaman›n gere¤idir. Ayr› bir yaz›da ele ald›¤›m›z Ceza ‹nfaz Kanunu’nu yapan bir zihniyetin infazlara, Susurluk politikalar›na karfl› olabilece¤ini kimse beklemesin. AKP, bugünkü kamuoyu bask›s›n›n hafifledi¤i, olay›n unutturuldu¤u süreçte ölüm mangalar›na daha cüretli sahip ç›kacakt›r. Kimse unutmas›n ki, bu iktidar 117 insan›n katiline “devlet üstün hizmet madalyas›” takan bir iktidar.
Raporlar Gerçe¤i Tescilledi ‹nfaz›n gerçekleflmesinin hemen ard›ndan haz›rlanan ‹nsan Haklar› Derne¤i raporunun d›fl›nda, inceleme yapan TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu, AKP ve CHP raporlar› da, “çat›flma yaflanmad›¤›” gerçe¤ini tescil ettiler. Erdo¤an’a sunulan AKP raporunda, “olay›n çat›flma
AKP infazlara karfl›ysa; Aksu derhal görevden al›nmal›d›r. ‹nfaza kat›lan ölüm mangas› elemanlar› derhal tutuklanmal› ve teflhir edilmeli, katillerin yüzünü herkes görmelidir. Üzeri örtülen infaz davalar›, dosyalarda yer alan bütün belgelere, kan›tlara karfl›n katillerin beraat ettirildi¤i davalar, ödül gibi cezalarla ölüm mangas› elemanlar›n›n cesaretlendirildi¤i davalar; yeniden aç›lmal› ve tüm infaz mangas› elemanlar cezaland›r›lmal›d›r. Buras›, ‹stanbul Emniyeti Terörle Mücadeleden sorumlu Müdür Yard›mc›l›¤› koltu¤unda oturdu¤u bir ülkedir. fiefik Kul, onlarca insan›n infaz›ndan yarg›lan›p beraat ettirilmifltir. Onun gibi onlarcas› her infazda terfi ettirilen katillerdir ve halen AKP iktidar›nda da görevlerinin bafl›ndad›rlar. Kimse AB’cilik ad›na bu iktidar› farkl› göstererek, K›z›ltepe için “AB sürecindeyiz farkl› olacak” diye de düflünmesin ve halk› aldatmas›n. ‹nfazlar devletin politikas›d›r ve AKP iktidar› Susurluk devleti politikalar›n› yüzüne AB makyaj› sürerek her alanda sürdürmektedir. Makyaj›n alt›nda s›r›tan Türkiye gerçe¤i kan doludur. fiiar Perinçekler, ‹smail Karamanlar, Gümüflhane’de “terörist” diye katledilen köylüler hep “AB sürecinde” infaz edildiler. ‹flte bu nedenle AKP iktidar› ne tüm ölüm mangalar›n› deflifre edecek ne de as›l sorumlular› cezaland›racakt›r. Göstermelik bir iki polisin, görevden al›nmas›, hiçbir fleyi de¤ifltirmez. Olay AB’nin infazlara karfl› insan haklar› flovu malzemesi haline geldikçe k›smi de¤ifliklikler sözkonusu olabilir, ama infazlar›n devlet politikas› oldu¤u gerçe¤i de¤iflmez.
Do¤an Medya’n›n Kanl› Diflleri Günlerce resmi aç›klamaya “inan›yor” gözükerek olay› gözard› eden Do¤an Medya’n›n AB’cilik ve kamuoyu bask›s›yla yapt›¤› yay›nlar›n›n gerçek yüzünü yans›tmad›¤›n› geçen haftaki say›m›zda ele alm›flt›k. Do¤an Medya’n›n “Amiral Gemisi” Hürriyet’in Yay›n Yönetmeni Ertu¤rul ÖZKÖK, 3 Aral›k tarihli yaz›s›yla gerçek yüzünü gösterdi.
Susurluk savunucusu Özkök, neden K›z›ltepe olay›n›n gündeme gelip, bundan bir süre önce ordu güçleri taraf›ndan “terörist” denilerek Gümüflhane’nin fiiran ‹lçesi’nde katledilen iki köylünün gündeme getirilmedi¤ini soruyor. Elbette cevab›n› da biliyor ama çarp›t›yor: “Bir olayda öldürülen kiflilerin Kürt, ötekinde Türk olmas› acaba böyle farkl› bir sonuç mu do¤uruyor?” sorusuyla, Kürt düflmanl›¤›n› elden b›rakmayan Özkök’ün ve gazetesinin neden Gümüflhane olay›n› gündeme getirmedi¤ini biz söyleyelim. Hürriyet için TSK ve polis taraf›ndan yap›lan aç›klamalar geçerlidir. Hürriyet bütün infazlar›n, katliamlar›n bafldestekçisidir. K›z›ltepe’nin farkl› hesaplarla olsa da gündeme gelmesinden de rahats›zd›r. Çünkü Susurlukçu ölüm mangalar›na “yeniden ihtiyaç duyulaca¤›n›” bilen ve söyleyenlerin bafl›nda Özkök ve Do¤an Medya vard›r. Çünkü, ölüm mangalar›n›n “elinin so¤umas›ndan” endifle etmekte ve bunu da düzen için tehlike olarak görmektedir. Çünkü, Kürt halk›na yönelik bask› ve zulmün gösterilmek istendi¤i gibi azalmay›p, OHAL uygulamalar›n›n sürdü¤ünün deflifre olmas›ndan, yani demokrasicilik oyununun yara almas›ndan rahats›zd›r Özkök. “Üzerine fazla gitmeyin” diyemedi¤i için, “ayr›mc›l›k yapmamal›y›z” kisvesi alt›na saklan›p, kendisinin neden Gümüflhane’nin üzerini örttü¤ünün hesab›n› vermek yerine flovenist k›flk›rtmadan medet umuyor. Özkök arflivleri taray›p, Gümüflhane’yle ilgili ne bir özel haber ne de bir köfle yaz›s› bulamam›fl. O arflivleri baflka bir gözle de taramak mümkündür. Örne¤in, 1990’l› y›llar boyunca her infazda ne manflet at›ld›, ölüm mangalar› nas›l alk›flland›. Ya da Ulucanlar vahfleti “befl dakika önce çekilmifl resim” denilerek nas›l hakl› gösterildi. Veya, 19 Aral›k’ta nas›l “çat›flma” senaryolar› yaz›ld›. Arflivler böyledir Özkök; her zaman sana hizmet etmez, görmek isteyene U¤urlar’›n, Gümüflhane köylülerinin katillerinin suç ortaklar›n›n kim oldu¤unu da gösterir.
2 Yafl›ndaki Dilan’›, 4 Yafl›ndaki Berivan’› Ne Çabuk Unuttunuz? U¤ur, küçük yaflta infaz edilen tek örnek de¤il. Bu flekilde bir çok örnek var. Biz sadece bir tanesini daha hat›rlataca¤›z. 8 A¤ustos 1996 günü Adana’n›n Küçükdikili Beldesi’nde bulunan “flüpheli” bir ev özel timler taraf›ndan tarand›. Evde bulunan herkesi kurflun ya¤muruna tutan katiller ‹K‹ YAfiINDAK‹ Dilan ve DÖRT YAfiINDAK‹ Berivan’› da katlettiler. Mahkeme sonucunda ne mi oldu? ‹nfaz› gerçeklefltiren polisler hakk›nda aç›lan dava 27 Ocak 1997’de görüldü. Ve 23 polis hakk›nda TCK’n›n 4912-3. maddesi uyar›nca haklar›nda “ceza tayinine yer olmad›¤›” gerekçesiyle dava düfltü. Cumhuriyet Savc›s› M. Ali Kutlu, polislerin “nefsi müdafaada bulunduklar›”n› öne sürdü. ‹ki ve dört yafl›ndaki iki çocu¤un katledilmesi olay›nda bile “nefsi müdafaa” gerekçesine baflvurulmas›, vazgeçtik hukuk kurallar›ndan, en az›ndan mant›k kurallar›na dahi uyulmad›¤›n›n kan›t›yd›. Ama aslolan “katillerin elini so¤utmamakt›”. Bas›n da
12 yafl›ndaki U¤ur’un “çat›flmada ölen terörist oldu¤u” aç›klamalar›n› en üst düzeyde yapan ‹çiflleri Bakan› Abdülkadir Aksu’dur. Aksu’nun ‘her devrin susurluk devleti adam›’ oldu¤u herkesçe bilinmektedir. ‹nfazlar, iflkencede ölümler, kontrgerilla örgütlenmeleri bilgisi dahilindedir. Görevden al›n›p yarg›lanmas› gereken ilk kiflidir. Aksu yarg›lan›p cezaland›r›lmadan U¤ur’un as›l katilleri yarg›lanm›fl say›lamaz. olay› unutturmakta oligarflinin yan›ndayd›. Eli hiç so¤umayan katiller kan döktükçe beraat ettirilip cesaretlendirildiler. ‹ki çocu¤umuzu katleden ölüm mangas› elemanlar›ndan biri olan Haydar Erol isimli polis, 28 Ocak 1998’de yine Adana’da Kurtulufl Gazetesi temsilcisi Mehmet Topalo¤lu ile Besat Ayy›ld›z ve Bülent Dil’in katledilmesinde; 5 Ekim 1999’da kamuoyuna “çat kap› infaz” olarak yans›yan Erdinç Arslan ve Murat Bektafl’›n infaz›nda karfl›m›za ç›kt›. Bu, “el so¤utmama” politikas›n›n bir sonucudur. ‹stanbul’daki infazlarda da ayn› politika geçerlidir. Ayhan Çark›n, Mustafa Alt›nok, Reflat Altay, Hasan Erdo¤an, fiefik Kul, Abdullah Dindar, Ali Erflan, Dursun Ali Öztürk, Mehmet Baki Avc›, Ali Çetkin, Ali Bulut, Ayhan Özkan, ‹smail Al›c›, Adnan Tafldemir, Ercüment Y›lmaz, Mehmet Saka, Erol Tekten, Süleyman Bolak, Ömer Kaplan, Hüseyin Do¤rul, Selim Kostik, Ali Osman Akar, fienol Aygül, Hilmi Kalayc›, Abdülkadir Dilber gibi ölüm mangas› elemanlar› 1990’l› y›llar boyunca ‹stanbul’daki neredeyse her infazda yer alanlar olarak kay›tlara geçmifltir. Ve, tüm bu ölüm mangas› elemanlar›n›n hiçbiri cezaland›r›lmam›fl, haklar›nda aç›lan davalar hep beraat ile sonuçlanm›fl ve katlettikçe terfi etmifl, ödüller alm›fllard›r. Bu kadar kan akan, bunca iflkencenin, iflkencede ölümün yafland›¤› bir ülkenin hapishanelerinde ölüm mangalar›ndan hiç kimsenin olmamas› her fleyi anlatmaya yeterlidir. ***
Bu ülkede yaflanan tüm infazlar devlet politikas›n›n sonucudur. Hiçbir infaz davas›nda adaletin yerini bulmamas› da bu yüzdendir. O halde; bu infaz dosyalar›n› KAPANMIfi kabul etmemiz mümkün de¤ildir. AKP infazlara karfl›y›m diyorsa; tüm infaz dosyalar› yeniden aç›lmal›, katiller cezaland›r›lmal›d›r. Ama yapmayacaklard›r! Çünkü, AKP Susurluk’u AB maskesi takarak sürdürmektedirler. Ama flunu da biliyoruz ki; bu dosyalar er geç yeniden aç›lacak, yarg›lamalar yeniden yap›lacak. ER GEÇ ADALET YER‹N‹ BULACAK!
Adalet er geç yerini bulacak!
‹nfaz Senaryolar› Hep Ayn› Özellikle 1990’l› y›llar boyunca yayg›n olarak yap›lan infazlarda neredeyse tüm senaryolar birbirine benzerdir. Yaflanan somut örneklerden yola ç›karak flöyle geliflir: (Yaflad›¤›m›z Vatan Dergisi’nde yay›nlanan “Bir Devlet Politikas› ‹NFAZ” bafll›kl› yaz› dizisinden özetlenmifltir)
Ad›m Ad›m ‹nfaz: Senaryonun bafllang›c›; Evindeki, iflyerindeki veya sokaktaki, bir veya bir kaç flahs›n “terörist” oldu¤u duyumlar› al›nm›flt›r. Duyum nereden al›nm›fl önemli de¤ildir. Do¤ru olup olmad›¤› da önemli de¤ildir. Nas›l olsa “flah›s” öldürülünce terörist olup olmad›¤› da ortaya ç›kacakt›r! Operasyonun bu ilk aflamas›n›n aynen böyle oldu¤u, pek çok olayda polisin infaz etti¤i kiflilerin isimlerini dahi bilmiyor olufluyla da defalarca kan›tlanm›flt›r. “Teslim ol ça¤r›s›na ateflle karfl›l›k verilmesi üzerine”... Bazen nas›l olsa kabul edilmeyece¤inden emin olduklar› durumlarda yaparlar teslim ol ça¤r›s›n›... Çünkü onlar›n mant›¤›nda bu ça¤r›ya uyulmad› m›, öldürmek “normaldir”!.. Ço¤u kez kurflunlar›, bombalar› ya¤d›rd›ktan sonra “teslim oluuuun” diye ba¤›r›rlar. Bazen de ne hikmetse, kendilerinden baflka hiç duyan olmaz. Ama bu ça¤r›y› yapm›fl olmal›d›rlar, çünkü infaz›n as›l gerekçesi olacakt›r. Operasyonda tek amaç öldürmektir. Kurflunlar yeterse kurflunla, olmazsa bombalarla... Ölüm mangalar› aç›s›ndan da, hükümetler aç›s›ndan da operasyonun “baflar›l› operasyon” olmas›n›n tek k›stas›, san›klar›n ölü ele geçirilmesidir. Bas›n yazar ard›ndan: “Ölü ele geçirilmifllerdir...” 12 Eylül cuntas›n›n flefi Evren’in “asma-
y›p da besleyelim mi?” sözü, 1990 bafllar›ndan itibaren, tüm iktidarlar taraf›ndan “infaz etmeyip de besleyelim mi?” fleklinde uygulanm›flt›r.
Ölüm mangalar› böyle aklan›yor: Haz›rl›k Soruflturmas›; ‹nfaz tamamland›ktan sonra art›k mesele “ba¤›ms›z yarg›ya”(!) intikal eder. ‹lk aflamada savc›lar olaya el koyar! Bak›n nas›l yaparlar bunu? Öncelikle soruflturmalar çok “uzun” sürer, daha do¤rusu sürdürülür. Olay›n kamuoyunda mümkün oldu¤unca unutulmas› hedeflenir. Ama esas›nda ortada bir soruflturma da yoktur. Mevcut yasalar›n bile gerekleri yerine getirilmez bu konuda... Savc› emniyete yaz› yazarak operasyona kimlerin kat›ld›¤›n›, kimin silah kulland›¤›n›, kimin çat›flmaya girdi¤ini sorar. Emniyetin bildirdi¤i isimler de art›k san›kt›r. Savc› ayr›ca araflt›r›p soruflturmaz. Yani davan›n ne zaman aç›laca¤›na, kimlerin yarg›lanaca¤›na polisler karar verir. Çok uzun süren “soruflturma” esnas›nda sadece polislerin ifadesini al›r. Ki, bu polislerin ifadelerini almakta da hiç acele etmez. Zaten ifadesi al›nacak polislerin kimisi baflka yerlere tayin olmufltur... Bunun d›fl›nda delil toplama ad›na hiçbir fley yapmaz. Hele polisleri tutuklamay› hiç ak›llar›na getirmezler. ‹ddianame ve 49. madde; bu uzun haz›rl›k soruflturmas› sonucunda polislerin ifadelerini almay› baflarabilen(!) savc›, emniyet müdürlü¤ünün bildirdi¤i isimler hakk›nda TCK’n›n 448 ve TCK’n›n 49. maddesi gere¤i dava açar ve beraatlerini ister! TCK’n›n 448. maddesi adam öldürme suçunu, 49. Madde ise “meflru müdafaa” halini düzenlemekte ve “meflru müdafaa halinde” yarg›lananlara ceza verilemeyece¤ini öngörmektedir. ‹flte savc› bu maddeye dayanarak polislerin beraatlerini ister. Oysa teknik anlamda 49. Maddenin infaz davalar›nda uygulanamayaca¤› aç›kt›r. Çünkü yasa meflru müdafaa halini, bir tehlikenin bertaraf edilmesi için ona uygun vas›talarla, yasada tan›mlanan bir suçun ifllenmesi olarak tan›mlar. Örne¤in, silahl› sald›r›ya u¤rayan birinin böyle bir hakk› vard›r. Meflru müdafaa durumunda silah kullanan birisi, karfl›s›ndakini öldü-
‹lan edilmifl infaz: Çoban Fevzi Hakkârinin fiemdinli ilçesinde Fevzi Can isimli çoban› infaz etti¤i belirtilen Astsubay Murat fiener’in “Bir Hakkârili’nin can›n› almadan, kan dökmeden gitmem” dedi¤i duyuruldu. ‹HD heyetinin raporunda yer alan bu ifadeler, “tan›k olduklar›n›” belirten 2 korucuya ait. Yani, oligarflinin silahl› güçlerine. Günler önceden ilan ediliyor infazlar. Hat›rlanacakt›r. ‹stanbul’da infaz edilen ‹smail Karaman için de, ‹stanbul Emniyeti Siyasi fiube polisleri, gözalt›na ald›klar› herkese “‹smail’i öldüreceklerini” söylemifllerdi. Katillere bu pervas›zl›¤› veren, Susurluk düzenidir. Eskaza yarg›lansalar dahi korunacaklar›n›, cezaland›r›lmayacaklar›n›, en istisnai durumda dahi ödül gibi cezalarla kurtulacaklar›n› çok iyi bilmektedirler. Yüzlerce kez yaflayarak bildikleri bir fley de; bu ülkede ölüm mangalar›n›n katlettikçe terfi ettikleridir. ‹stanbul Emniyetinin polisleri, bunun en somut örne¤ini kendi müdürleri olan fiefik Kul’dan bilmektedirler.
rürse yine TCK 49. Maddesinden yararlanabilir. Ancak bu kifli öldürdü¤ü kiflinin vücuduna atefl etmeye devam ederse, ya da örne¤in 1 kurflunla etkisiz hale getirebilece¤i kifliye 5 kurflun ya da bir çok infazda görüldü¤ü gibi onlarca kurflun atarsa art›k meflru müdafaa halinden yararlanamaz. Düflünün bir ev sar›lmakta, yüzlerce çelik yelekli, a¤›r silahl› polis eve atefl açmaktad›r. Evde 1, 2, 3 gibi s›n›rl› say›da kifli bulunmaktad›r. Zaten bu durumda bile yasaya göre polislerin 49. Maddeden yaralanmalar› mümkün de¤ildir. Çünkü yasada tan›mlanan zaruret hali yoktur. Bu, savc›lar taraf›ndan bilinmesine ra¤men TCK. 49. maddesinden dava aç›l›r. - ‹nfaz edilenler, silahs›zd›r. Meflru müdafa denilebilecek hiçbir fley sözkonusu de¤ildir. Çat›flma süsü verilmek için yanlar›na silah b›rak›l›r. Ço¤u kez silah öylesine komik bir flekilde b›rak›lm›flt›r ki, “ben buraya konuldum” diye bas bas ba¤›rmaktad›r. - ‹nfaz edilenlerin bir k›sm› sa¤ ele geçirilip infaz edilmifltir. - ‹nfaz edilenlerin pek ço¤unun vücudunda 20, 30, 40 mermi ç›km›flt›r. - Pek çok infazda, silahlar›n çok yak›n mesafeden atefllendi¤i Adli T›p raporlar›yla belgelidir. U¤ur’un vücudundaki kurflunlardan alt›s›n›n s›rt›nda tek bir s›ra halinde ve düzgün bir flekilde dizilmesi gibi. Tüm bunlara karfl›n, nas›l olursa olsun, ölüm mangalar› “beraat” ettirilecektir. Sokakta, evde bafllayan infaz mahkemelerde sürer. Mahkeme; savc›n›n beraat istemiyle açt›¤› dava A¤›r Ceza Mahkemesine gelir. Yarg›laman›n genel ve belirgin özellikleri flöyledir; mahkemenin yapt›¤› yaln›zca polislerin ifadelerini almakt›r. O da polisler ne zaman isterlerse o zaman gelip konuflurlar ve sorulan sorulara cevap vermek yerine, sadece ezberlerini anlat›rlar. Mahkemeler de savc›lar gibi delil toplamamakta kararl›d›r. Örne¤in, infaz yerinde keflif yap›lmaz, tan›k dinlenmez, ifade al›nmaz. En önemli kan›tlar; “kay›p” giysiler, kovanlar aranmaz, bulunmaz. ‹nfaz davalar›ndan sadece birinde keflif yap›lmas› karar› al›nm›flt›r. O da trajikomik bir biçimde yap›lm›flt›r. Befliktafl Arzum Kafe katliam› davas›nda katliamdan tam 2 sene sonra keflif yap›lm›flt›r. Fakat ortaya ç›kan tek fley katliam›n yap›ld›¤› yerin sahibinin de¤iflti¤i ve burada onar›m, dekorasyon yap›ld›¤›d›r. Öylesine onar›m yap›lm›flt›r ki, infaz yeri tümüyle de¤iflmifl, tan›nmaz bir hal alm›flt›r. Müdahil avukatlar›n tüm taleplerinin reddedilmesi de bu davalar›n genel özelli¤idir. Polislere soru sormalar› engellenir. Bir de davay› uzatmak için ellerinden ne geliyorsa yaparlar. Bir katliam davas›nda davan›n aç›lma süresi en az yedi-sekiz ay sonra olurken, davan›n sonuçlanmas› da uzun y›llar› bulur. Sonuçland›¤›nda da genellikle beraat karar› verilir. SONUÇ: Katliamlar›n, infazlar›n ard›ndan bafllat›lan soruflturmalar, aç›lan davalar geliflmeler bir bütün olarak düflünüldü¤ünde karfl›m›za tek bir gerçek ç›k›yor. O da infazlar›n bir devlet politikas› oldu¤udur. Politika, hükümetler, ölüm mangalar›, savc›lar ve mahkeme heyetleri taraf›ndan el ele sürdürülmektedir. Savc›lar›n, hakimlerin bu mekanizma içindeki görevinin adaleti sa¤lamak de¤il, adaletsizlikleri k›l›f›na uydurmak oldu¤u görülüyor. Aç›lan davalar gerçek bir hukuksuzluk tablosudur. Bak›n bu tabloda ne okunuyor; Devletin polisi vatandafla diyor ki; ben senin huzurun güvenli¤in için de¤ilim. Devletin mahkemesi vatandafla diyor ki; ben senin hakk›n için görev yapm›yorum, benim adaletim senin adaletin de¤ildir.
Köylüler A¤aya Direniyor Diyarbak›r’›n Bismil ilçesi Sinan köylülerinin topraklar› için a¤aya karfl› mücadelesi sürüyor. Topraklar› ellerinden “hile” ile al›nan köylüler, topra¤›n a¤an›n adamlar› taraf›ndan sürülmesini engellediler. 5 Aral›k günü, tarlalarda barikat kuran köylülerin karfl›s›na jandarma ç›kt›. Y›llard›r ektikleri topraklara sahip ç›kan köylülere sald›ran jandarma, biber gaz› ve coplarla 10 köylüyü a¤›r yaralad›. Sald›r› sonucunda 300 köylü gözalt›na al›nd›. Köylülerin toprak mücadelesinde kararl›l›¤› karfl›s›nda jandarma da bask›lar›n› yo¤unlaflt›rd›. Gözalt›na al›nan 300 köylünün ard›ndan, ertesi günü sabah köyü basan jandarma 27 köylüyü daha gözalt›na ald›. Böylece tüm köy gözalt›na al›nm›fl oldu. Gözalt›na al›nanlardan 4 köylü, “cebir, fliddet ve tehdit yoluyla, toprak sahibinin gayri menkulunden yararlanmas›na engel olduklar›” gerekçesiyle tutukland›. Topra¤a zorla el koyan a¤a, düzenin adaleti köylüyü tutukluyor. Bu düzen kimden yana çok net görülüyor. Bu düzen, a¤alar›n, patronlar›n, beylerin ç›karlar›n›n korundu¤u bir düzendir, bu iktidar onlar›n iktidar›d›r. Jandarmas›, polisi onlar›n düzeninin bekçisidir.
Vali Görevden Al›nana Kadar Eylem Ahmet ve U¤ur Kaymaz, 5 Aral›k günü K›z›ltepe’de yap›lan bir yürüyüflle an›ld›. Yaklafl›k bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte s›k s›k “Katiller Bulunsun Hesap Sorulsun, Vali ‹stifa, 4 Polis Çözmez Tüm Suçlular Yarg›lans›n” dövizleri tafl›nd›. Bir konuflma yapan DEHAP Mardin ‹l Baflkan› Cemal Veske, “Vali ve kaymakam a盤a al›nmad›kça, teti¤i çekenler yarg› önüne ç›kar›lmad›kça, her pazar saat 11.00'de bu eylemlerimize devam edece¤iz” dedi.
Demokratik Devlet, Sanal Susurluk Devleti, Gerçek AKP, Susurluk’a Yeni Kanallar Aç›yor
Say› 136 16 12 Aral›k 2004
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 139. maddesi “gizli soruflturmac› görevlendirilmesini” öngörüyordu. Düflünün; bu devletin gizli soruflturmalar yapan M‹T’i vard›. Jandarman›n, Polisin gizli birimleri vard›. Bunlar yetmiyor ve bir de do¤rudan savc›lara ba¤l› yeni bir “gizli soruflturmac›” birimi kuruluyor. Bunlara ola¤anüstü yetkiler veriliyor. AKP, Susurluk Devleti’nin güçlendirilmesi görevini üstlenmifltir. ‹ktidar olduklar› ilk günden itibaren Susurlukçular›n hamili¤ine soyunmufl ve her f›rsatta “Susurluk örgütlenmesi”nin bir devlet için zorunlulu¤unu savunmufllard›r. * Meclis Adalet Komisyonu’nda bu düzenlemeye baz› AKP’liler bile itiraz etmifltir. ‹tiraz gerekçeleri çok aç›kt›r. AKP'li Ersönmez Yarbay, “Bu düzenleme Abdullah Çatl›, Alaattin Çak›c›'lar› resmilefltiriyor...” diyordu mesela. Cemil Çiçek’in elefltirilere cevab› ise, Susurluk avukatl›¤›n›n belgesiydi: “Say›n Yarbay'›n söyledi¤i tar zda bir devlet yok. O sanal devlet... Örgütler cirit at›yor. Bu özgürlü¤ü onlara vermemek laz›m.” Susurluk tam da bu mant›kla örgütlendi... Çatl›lar, Çak›c›lar “örgütleri yok etmek” için kullan›ld›. Katlettiniz, yakt›n›z, y›kt›n›z, kitlesel katliamlar, kay›plar, operasyonlar yapt›n›z. Yetmedi F tipleri inflâ ettiniz, tecrit duvarlar› ördünüz... Ne oldu? Bugün hala ayn› fleyi söylüyorsan›z, demek ki, bu kontra
yöntemler, Susurluk politikalar› da çare olamam›flt›r. Olamayacakt›r da. Bu düzen, bu soygun ve sömürüyü sürdürdükçe, halka bu zulmü reva gördükçe, “örgütler cirit atmaya” devam edecek. Biz hep olaca¤›z. Durmadan ço¤alaca¤›z. * Çiçek’in hukukçulu¤u, Korkut Ekenler’in, Çark›nlar’›n, Çatl›lar’›n, Çak›c›lar’›n avukatl›¤›d›r. fiu sözleri “Adalet Bakanl›¤›” koltu¤una oturduktan bir kaç gün sonra söylemiflti: “Eken gibiler, suç iflledilerse bile, davulla zurnayla ilan edilerek deflifre edilmemeliydiler. Onlar bu ülkeye hizmet edecek olan insanlar...” (Tercüman, 22 Ocak 2003) Bugün gündeme getirdi¤i yasa da daha o günden kafas›ndayd›. Radikal Gazetesi’nde o zaman yay›nlanan bir röportaj›nda da “Sizce, Susurluk türü çeteler adalete ve hukuka uygun mu?” sorusuna da flu cevab› vermiflti: “Sadece bir idealist olarak bu olaya bakamazs›n›z. Bu meseleye gelince realist olman›z laz›m. Her devletin yasalar çerçevesinde yapt›¤› bir k›s›m uygulamalar vard›r... Size göre hukuka ayk›r› olan bir fley, bir baflkas›na göre hukuka uygundur.” (Radikal, 17 fiubat 2003) * ‹flte Çatl›lar, Çak›c›lar, flimdi hukuka daha uygun. AB’ye uyum mu? Elbette, bu da uygun AB’ye. Benzer bir yasa Almanya’da var. Kabul edilen 139. maddeye
göre, “Kimli¤i de¤ifltirilecek soruflturmac›, bu kimlikle hukuki ifllemler yapabilecek ve görevlendirildi¤i örgütün ifllemekte oldu¤u suçlardan sorumlu tutulamayacak.” Maddenin sonundaki cümle son derece önemlidir. Bu konu yak›n zamanda Almanya’da genifl tart›flmalara yolaçm›flt›r. Almanya’da “Anayasay› Koruma Örgütü” adl› kurum, Neo-Nazi örgütlerin içine resmi görevlilerini yerlefltirmifl, bu resmi görevliler bu faflist örgütlerin yönetiminde yeralarak “yabanc›lara” karfl› bir çok sald›r›n›n karar›n› bizzat alm›fl ve uygulatm›fllard›r. AKP’nin Susurluk Yasas›’na göre, “gizli soruflturmac›lar” böyle yapacak ve bundan dolay› da sorumlu tutulamayacaklar. K›sacas› demek oluyor ki, AKP’nin yeni yasas›yla art›k Çatl›lar, Çak›c›lar, Yefliller “gizli soruflturmac›” ad› alt›nda yetkilendirilmifl olarak halka karfl› kullan›lacakt›r.
Susurluk devletinde ‘devaml›l›k esast›r’ Devlet politikalar›n›n her iktidar döneminde uygulanaca¤›n› vurgulamak için, “devlette devaml›l›¤›n esas oldu¤u” s›kça dile getirilir. Yarg›tay Genel Sekreterli¤i’ne yap›lan atama da buna uygun oldu. Sekreterli¤e A¤ar'›n Adalet Bakanl›¤› dönemindeki müsteflar› U¤ur ‹brahimhakk›o¤lu atand›. ‹brahimhakk›o¤lu, Çak›c›’yla iliflkisinden dolay› sürgün edilen Yarg›tay Genel Sekreteri Ercan Yalç›nkaya'y› Yarg›tay'a getiren, Susurluk Davas›’nda Susurlukçular lehinde oy kullanan bir isim. A¤ar’la s›k s›k görüflür. Keza, biz onun ismini 1988’de Eskiflehir’den Ayd›n’a sürgün s›ras›nda iki tutsa¤›n öldürüldü¤ü Eskiflehir Cumhuriyet Baflsavc›l›¤› döneminden de biliyoruz. K›sacas›, AKP’nin Susurluk politikalar›na, ç›kard›¤› Susurluk yasalar›na uygun bir atama.
TAYAD Hapishaneler Raporunu Aç›klad›
TECR‹T ÖLDÜRÜYOR! TAYAD, 2004 Ekim-Kas›m ay› Hapishaneler Raporunu 8 Aral›k günü Taksim'de bulunan Makina Mühendisleri Odas›'nda yapt›¤› bas›n toplant›s›yla aç›klad›. Aç›klamada, F tiplerinde yaflanan hak gasplar›, ihlaller, tecritin yaratt›¤› sorunlar ifade edildi. F tipi hapishanelerde hala tecrit ve keyfi uygulamalar›n devam etti¤ini söyleyen TAYAD Üyesi Süleyman Acar, devletin tecrite karfl› verilen demokrasi mücadelesini bo¤mak istedi¤ini belirtti. Tek tip elbisenin geri çekilmesine karfl›n Yeni ‹nfaz Kanunu'nun hapishane idarelerine tan›d›¤› genifl yetkilerle, tecrit politikas›n›n yol açt›¤› keyfi bask› ve yapt›r›mlar›n olabildi¤ince artaca¤›na dikkat çeken Acar, “Bunun için TAYAD'l› ailelerin tabutlarla yürümesine karfl›l›k, azg›nca sald›r›lar gerçeklefltiriliyor ve illegal bir örgüt üyesi olarak ilan ediliyor.” dedi. ‹ktidar›n, tecriti meflrulaflt›r-
mak için çaba harcad›¤›n› belirten Acar, KONGRA-GEL üyesi oldu¤u gerekçesiyle tutuklanan ve Tekirda¤ 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nde kald›¤› hücrede intihar eden Sezai Karakufl'un da tecrit uygulamas›n›n son kurban› oldu¤unu söyledi. Tek kiflilik hücreye konulan Sazai Karakufl, tecrit koflullar›na dayanamam›fl ve bas›n›n yalan haberlerini protesto etmek için intihar etmiflti. Tecritin hapishanelerdeki sorunlar›n ana kayna¤› oldu¤u belirtilen aç›klaman›n ard›ndan bas›na da¤›t›lan raporda, çok say›da hak ihlali, sald›r›, keyfi uygulamalar göze çarparken en s›k yaflanan sorunlar flu flekilde s›raland›: - Hücrelerin kalabal›k asker gruplar› taraf›ndan bas›larak aranmas›. - Tedavilerin zaman›nda yap›lmamas›. - Hastaneye ve mahkemeye gidifl gelifllerde yaflanan fiziki ve
Coflkulu Aç›l›fl fienli¤i
‹stanbul TAYAD’›n aç›l›fl flenli¤i 3 Aral›k günü Küçükköy’deki Eftelya Dü¤ün Salonu'nda yap›ld›. Yeni bir mevzinin coflkusu ile tecrite, katliama duyulan öfkenin harmanland›¤› gecede ilk olarak TAYAD'l› Ahmet Kulaks›z konufltu ve flehitler için sayg› duruflunda bulunuldu. Kulaks›z’›n ard›ndan söz alan Niyazi A¤›rman, TAYAD’›n kapat›lmas›na de¤inerek, “her fleye
ra¤men mücadelemizi sürdürüyoruz, komplolar› da bofla ç›karaca¤›z” dedi. ‹stanbul TAYAD'›n geçici yönetim kurulu baflkan› olan A¤›rman TAYAD'l› olmaktan gurur duydu¤unu söyledi. Nurettin Güleç'in türküleri bini aflk›n kiflinin alk›fllar›yla karfl›land›. Mesajlar›n ard›ndan Tokat Turhal Yard›mlaflma Derne¤i Hubyar Semah Ekibi ve Karanfiller Müzik Grubu gösterileri sunup türkülerini söylediler. Her zaman TAYAD'›n yan›nda olaca¤›n› söyleyen Ruhan Mavruk’un fliirlerini Grup Yorum’un söyledi¤i marfllar, türküler izledi. ‘Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z’ ve ‘Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz’ pankartlar›n›n da as›l› oldu¤u ge-
sözlü taciz ve sald›r›lar. - Savunma hakk›na yönelik gasplar, avukatlara gönderilen ya da avukatlardan gelen belgelerin, mektuplar›n verilmemesi. - Mektuplar›n s›k bir flekilde yerlerine gönderilmeyerek imha edilmesi gibi örneklerle ortaya ç›kan haberleflme hakkk›n›n gasb›. - Gazete ve dergilerin keyfi flekilde verilmemesi. Görüfllerde ailelere yönelik keyfi uygulamalar. Tutuklular›n görüfllere ç›kar›l›p ç›kar›lmas›nda tamamen idarenin keyfi tutumu. Kad›n tutuklular›n tedavi gördü¤ü esnada askerlerin odaya girmesi... TAYAD’›n internet sitesinde tüm detaylar› ile bulunabilecek olan rapordan önümüzdeki say›larda örnekler vermeye devam edece¤iz.
Say› 136 17 12 Aral›k 2004
cede, son olarak, iki k›z›n› direniflte flehit veren Ahmet Kulaks›z, Niyazi A¤›rman'› davet etti. A¤›rman, Tokat’ta flehit düflen DHKC gerillas› Devrim A¤›rman’›n cesedine iflkence yap›lmas›n› hat›rlatt›. A¤›rman sözlerini flöyle sürdürdü: “Devrim'in ölüsünden korkuyorlar. Benim k›z›m flahand›, da¤lar›n flahan›yd›. Katledip mücadeleyi bitireceklerini san›yorlard› ama kan› yerde kalmayacak bilmiyorlar. Benim can›mdan çok sevdi¤im binlerce çocuklar›m var ve çocuklar›mla gurur duyuyorum.” Niyazi A¤›rman’›n ayakta alk›fllanan konuflmas›n›n ard›ndan Niyazi A¤›rman gece sona erdi. ‹stanbul TAYAD Baflkan›
17 Aral›k’a Ülkemizi kuflatan befl kala emperyalist zincir biraz daha kal›nlaflacak! Herfley 17 Aral›k’a kilitlenmifl gibi sanki. Günlerdir televizyonlar, gazeteler “Türkiye’nin AB yolculu¤u” üzerine yaz› ve programlarla dolu. Fakat bu yolculu¤un nereye yolculuk oldu¤una dair bir fley yok hiçbirinde. Üstelik bu yolculu¤un as›l niteli¤ini gizlemek için sözbirli¤i etmiflcesine sorunun biçimsel yönleri üzerinde dönüp duruyorlar.
zard›r... Türkiye’nin ordusu AB’nin güvenli¤i için gereklidir... Türkiye, AB’nin Ortado¤u’ya, Kafkaslar’a atlamas› için bir s›çrama tahtas›d›r...
“Müzakerelerin ucu aç›k m› kapal› m› olacak?” Tart›flt›klar› sadece bu!
Hadi bunlar›n hepsini yok sayal›m. 17 Aral›k’ta Türkiye’ye “özel bir statü” konulmas›n› öneren Fransa’n›n eski bakanlar›ndan Avrupa Parlamentosu üyesi Jacques Toubon, Türkiye-AB iliflkilerini geçti¤imiz hafta flöyle formüle etti:
AB temsilcileri, afla¤›l›yor, süründürüyor, oyal›yor ve oligarfli tam bir acizlik, tam bir teslimiyet sergiliyor. Say› 136 18 12 Aral›k 2004
Bu acizlik ve teslimiyeti gizlemek için ise, Abdullah Gül’ün 17 Aral›k’tan iki hafta önce yapt›¤› gibi, “flartlar›m›z› bildirdik” aç›klamalar› yap›l›yor, burjuva medya bunu manfletlere ç›kar›yor. Yalan. Oyun. Türkiye “flart” bildirebilecek durumda de¤ildir. Bunun bir oyun oldu¤unun görülmesi için zaten fazla beklemek gerekmedi. AB’nin Dönem Baflkan› Hollanda taraf›ndan haz›rlanan taslak raporda, AKP hükümetinin bildirdi¤i 8 maddeden hiçbir eser yoktu. Görüflmelerde bir “pazarl›k” unsuru yoktur. Tek pazarl›k, teslim alma sürecinin biraz daha zamana yay›lmas›d›r. Görüflmeler, Türkiye’nin hangi h›zda teslim olaca¤›na yöneliktir. AB yetkilileri döne döne, tekrar tekrar vurguluyorlar: “Biz Türkiye’ye de¤il, Türkiye AB’ye giriyor... AB belirlenmifl bir kurallar bütünlü¤üdür, bunlar› ya kabul edeceksiniz, ya kabul edeceksiniz...” Kabul etmezseniz güle güle! Oligarfli ise, “al›n AB’nizi bafl›n›za çal›n” diyebilecek durumda de¤ildir. Bu koflullar alt›nda yap›lan görüflmelerin “eflit”, “adil” olmas› mümkün mü? “Eflit taraflar”dan sözedilmesi mümkün mü?
AB aç›kt›r; bu aç›kl›¤› halktan gizleyen alçakt›r! Bu derginin sayfalar›nda AB emperyalizminin sözcülerinin onlarca farkl› sözünü aktard›k. Bunlar›n ortak noktas› fluydu: Türkiye AB için iyi bir pa-
Ekim ay›nda aç›klanan fakat hala çevirisi yap›l›p devletin resmi kurumlar› taraf›ndan halk›n bilgisine sunulmayan AB ‹lerleme Raporu’nda bunlar bazen aç›k, bazen dolayl› ifadelerle tekrarlan›yor.
“Türkiye’ye iki alanda tam üyelik, di¤er alanlarda kuvvetlendirilmifl komflu özel statüsü... Tam üyelik, 1- Ticaret politikalar›, 2- Ortak Güvenlik ve Savunma alanlar›nda geçerli olmal›.” Bu formülün tercümeye ihtiyac› var m›? Emperyalizmin sözcüsü, bize, sizin PAZAR’›n›z ve ORDU’nuz laz›m diyor aç›kça. Yetmedi mi? Belçika D›fliflleri Bakan› “Tam üyelik Türkiye’yi AB’nin yörüngesinde tutman›n en iyi yoludur” diyor. Türkiye’yi AB’nin bir UYDUSU olarak tarif ediyor bu sözler. Türkiye’nin “tam üyeli¤ini” savunanlar›n da, Türkiye’ye “özel statü” verilmesini savunanlar›n da amac›, niyeti ayn›.
ABD gibi küresel askeri müdahalelere haz›rlanan AB mi “refah ve demokrasi” getirecek? Avrupa Birli¤i nas›l kuruldu, neden kuruldu? AB konusu tart›fl›l›rken, bunun bir an bile unutulmamas› gerekir. AB, Avrupa emperyalist ülkelerinin ABD’ye karfl› rakip olabilecek, yeni pazarlarda rekabet edebilecek güce eriflmek için kurdu¤u bir birliktir. Ekonomik olarak bafllayan bu birlik, giderek siyasi, kültürel ve askeri alan› da kapsamaya bafllam›fl, Avrupa’n›n emperyalist ülkeleri “tek bir emperyalist ülke” gibi davranarak dünya üzerindeki etki ve sömürülerini büyütmeye çal›flm›fllard›r.
Emperyalistler kendi içlerinde bu birli¤i sa¤lay›p belli bir güce ulafl›nca, bu birli¤e yeni ülkeleri de katarak sömürgecili¤i AB çat›s› alt›nda sürdürmeye yöneldiler. “AB’nin geniflleme süreci” denilen süreç budur. Ondan fazla ülkeyi içine alan, tek para birimine geçen Avrupa Birli¤i flimdi, AVRUPA ORDUSU’nu kurma peflindedir. Bu ordunun “Avrupa ve dünya bar›fl›” için olmad›¤› aç›kt›r. Avrupa Birli¤i’nin nas›l demokratik, özgürlükçü, kültürel de¤erler üzerinde yükselen bir birlik oldu¤u üzerine güzellemeler yapanlar Verheugen’in AB’nin nas›l bir birlik oldu¤unu ifade eden flu sözlerini okusunlar: “AB, güçlü bir ordu kurmak zorundad›r. AB'nin küresel misyonunu yürütebilmesi buna ba¤l›d›r. Çünkü yap›lmas› gerekenleri art›k diplomatlar de¤il, ordular yapacaklard›r.”
Oyalama sürecektir! Oyalama sürecinin sonu tam teslimiyettir! AB emperyalizminin yak›n ve uzun vadeli hedefleri, bu stratejisi içinde Türkiye’ye yükledi¤i rol, o çok sözü edilen “müzakerelerin” nas›l geçece¤ini de gösteriyor. Emperyalist AB, Türkiye pazar›n› ve Türkiye ordusunu tepe tepe ve s›n›rs›z, koflulsuz kullanabilmek için gerekli yasa ve anlaflmalar› dayatacak. AB-Türkiye iliflkisi, tek yanl› bir “faydalanma” iliflkisidir. Sömürgecili¤in mant›¤› da bunu gerektirir zaten. Bunun için “üyelik müzakareleri”nin en erken 10-15 y›l içinde sonuçlanabilece¤inden sözediliyor. Geçen hafta ülkemize gelen Avrupa Parlamentosu Baflkan› Borrell, dolayl› yoldan bu sürenin daha da uzayabilece¤ini söylüyor: “Türkiye'nin AB'ye tam üyeli¤i '100 metre yar›fl› gibi de¤il, bir maraton' olarak görmelisiniz... Muazzam gayretler gösterdiniz, çok büyük bir h›zla büyüyorsunuz. Ama, ortalama bir AB ülkesinin iki kat› ekonomik büyümeye sahip olsan›z bile, AB'nin bugünkü gelir düzeyine ulaflmak için 40 y›l beklemeniz gerekebilir.” Oligarfli ve sa¤ veya sol görünümlü AB ajanlar› ise, hala Türkiye halk›n› kand›rmakla meflgul. Bu süreç, ekonominin, ordunun, toplumsal yaflam›n tümüyle AB’nin emir ve denetimine sokulmas› sürecidir. “Kendi kültürümüzle, kendi de¤erlerimizle, kendi kimli¤imizle giriyoruz Avrupa’ya” sözü tamamen bir aldatmacad›r. ‹slamc› AKP, taban›n› aldatmak AB üyeli¤ini bir “medeniyetler projesi” olarak sunmaya çal›flmaktad›r. Koca bir demagojidir. Tam tersine, AB’ye üye olmak Avrupa’n›n egemen kültürünün, egemen de¤erlerinin ve kimli¤i-
nin kab u l edilmesi t e m e linde geliflen bir süreçtir. Yoksullu¤a, Buaçl›¤a, iflsizli¤e, gün Avanti-demokratik uygulamarupa’da yaflayan lara, zulme son vermek AB bayg ö ç ra¤› alt›nda toplanarak, ABD’nin mümenlere dahalelerini destekleyerek mümkün oladayat›lan maz. Olsayd›, bugüne kadar olurdu... Bugü“uyum”, ne kadar da onlar›n sömürgesi de¤il miydik? AB süreciyle birlikte Türkiye’ye ülke olarak daha da aç›k dayat›lacakt›r. Say› 136
‘Ya AB, ya ABD’ye mahkum de¤iliz! Ba¤›ms›z bir Türkiye varolabilir! AB’den baflka alternatifimiz olmad›¤› iflleniyor ›srarla. Peki AB’ye üye olmayal›m da ABD’nin piyonu mu olal›m... veya AB’ye üye olmayal›m da yönümüzü Ortado¤u’nun geri ülkelerine mi dönelim?.. deniyor. Bu sahte bir ikilemdir. Ya o, ya öteki olmak zorunda de¤ildir. Türkiye, ba¤›ms›z bir ülke olarak, hiçbir emperyalist gücün uydusu olmadan varolabilir. Türkiye, özgür bir ülke olarak kendi de¤erleriyle yaflayabilir. Ne ABD, ne AB emperyalist ittifak›... Ne “Do¤u”, ne “Bat›”, ne “Avrasya”; Türkiye Do¤u’nun da, Bat›’n›n da en güzel de¤erlerini bünyesinde bar›nd›ran bir ülkedir; ba¤›ms›z bir ülke olarak evrensel ve ulusal de¤erlerimizle yaflayabiliriz, ba¤›ms›z olursak, dünyan›n hangi köflesinde olursa olsun emperyalizmin karfl›s›nda olan tüm ülke ve halklarla ittifak yapabiliriz. Bize dayat›lan sunni ikilemlere teslim olmayal›m! Türkiye halk›, iflçisiyle, memuruyla, köylüsüyle, gençli¤iyle AB’ye teslimiyete hay›r demelidir. Demokrasi de, ekonomik anlamda refah ve eflitlik de, emperyalistlerin flemsiyesi alt›na girerek de¤il –ki zaten o flemsiyenin alt›na girdi¤imiz için bugün bu durumday›z– emperyalizmi kovup, oligarflinin iktidar›n› y›k›p halk›n devrimci iktidar›n›n kurulmas›yla sa¤lanacakt›r.
19 12 Aral›k 2004
Abdi ‹pekçi’de zulme karfl› iki ses ve tecritin boyutlar›
‘Baflörtüsüne özgürlük’ Tecrit Hücrelerine Hay›r! lam›ndad›r. Binlerce kad›n sadece “öyle oldu¤umuz” için tecrit edilmifl durumday›z.” (Ekmek ve Adalet, Say›: 134)
Baflörtüsüne Özgürlük Yürüyüflü: “Yüreksiz ‹ktidar Duysun” “Baflörtüsüne Özgürlük” slogan›yla fianl›urfa'dan Ankara'ya yürüyen türbanl› genç k›zlar, Abdi ‹pekçi Park›’nda bir eylem düzenledi. 28 yürüyüflçüyü karfl›layan bine yak›n kifli, "Baflörtüsüne Özgürlük, Baflörtüsü ‹nanc›m›z ve Onurumuzdur" sloganlar› att›. Say› 136 20 12 Aral›k 2004
Yap›lan konuflmalarda; inançlar› gere¤i türban takan k›zlar›n sistematik bir tarzda d›flland›¤›, afla¤›land›klar› ve haks›zl›¤a u¤rad›klar› dile getirilerek AKP iktidar› elefltirildi. Aç›klamada, "'adalet getirece¤iz, zulümlere son verece¤iz' diyerek iktidar olup, sonrada halka vaat ettikleri adaleti unutup, iktidar h›rs›yla oligarfliye ram olan yüreksizler duysun" ifadelerine yer verildi. Yürüyüflçülerin iki gün parkta kalarak imza toplayacaklar› ö¤renildi.
Türban ve Tecrit Abdi ‹pekçi’deki eylemde yap›lan konuflmada, türbanl› k›zlar›n “sistematik bir tarzda d›flland›¤›” dile getiriliyordu. ‹fade edilen tecrit politikas›n›n onlara karfl› uygulanan bir boyutudur. Bu konuda Vakit yazar› Sibel Eraslan, dergimizde yer alan röportajda flöyle diyordu: “Tecriti yaflad›¤›m için ne kadar a¤›r bir fley oldu¤unu da gayet iyi biliyorum. Baflörtülü oldu¤um için toplumsal anlam›m ve hayata kat›lmam tamamen iptal edilmifl durumda... Bu toplumsal bir ölüm an-
Tecrit hayat›n her alan›nda, muhalif olan herkese karfl› bir biçimiyle uygulan›yor. Birbirinden ba¤›ms›z gibi görünen bir çok politika tek bir merkezde üretilip uygulanmaktad›r. Tecrit de emperyalizm taraf›ndan teorisi yap›lan, oligarfli taraf›ndan ülkemize uyarlanan, son y›llarda muhalif kesimlere karfl› en s›k baflvurulan politikad›r. Bu yan›yla, tüm muhalif kesimlere, hak ve özgürlükler mücadelesi verenlere de bir gerçe¤i göstermektedir. Bu politikaya karfl› tek tek, parçal› olarak yürütülen mücadelenin asgari müfltereklerde birlefltirilmesinin yollar› bulunmak durumundad›r. ‹lk bak›flta F tiplerindeki tecrit ile türbanl›lara yönelik tecrit aras›nda ba¤ kurmakta zorlananlar da olacakt›r. Ancak “türbana özgürlük” mücadelesine karfl› oligarflinin hangi politikalar›, nas›l uygulad›¤›n› gözünüzde canland›r›n. Önce yo¤un bir bask› ve tehdit ile karars›z kesimler ayr›flt›r›ld›. Ard›ndan bu mücadeleyi destekliyor görünen bir kesimin önü aç›larak daha da düzen içine çekildiler. Medya koyu bir sansür uygulad›, hayk›r›fllar susturuldu, “ikna odalar›”nda piflmanl›k dayat›ld›, hala ›srar edenlere gözda¤› vermek için bu kez bir iki kifli tutukland›. Geriye “türbana özgürlük” isteyen, yaln›z b›rak›lm›fl, okulundan at›lm›fl ya da peruk gibi kimli¤ini inkar›n bir baflka ifadesi olan “çözümlere” yönelmek zorunda kalm›fl bir kesim b›rak›ld›. Türbanl› k›zlar, her türlü toplumsal hayattan giderek tecrit edildiler. Tüm bu bas-
k› politikalar› da, bu sonucu yaratmak içindi. Bir hak ve özgürlük talebini do¤rudan zor yoluyla sindirmek kolay de¤ildir. Oligarfli bu nedenle bask›y› tecritle birlikte gündeme getirmekte, bu amaçla kullanmakta ve sistematiklefltirmektedir. Elbette türban konusunda çok daha baflka güç dengelerinden, hesaplardan da söz edilebilir, ama burada as›l olarak oligarflinin bir politikas›na dikkat çekmek istedi¤imiz için, iflin bu k›sm›na girmiyoruz. Görülece¤i gibi bir mücadelenin ve o mücadeleyi yürütenlerin her türlü yol, yöntem ve araç kullan›larak yaln›zlaflt›r›lmas›, sadece F tiplerine karfl› mücadelenin gerçe¤i de¤ildir. Türbanl›lar “öyle olduklar› için” tecrit edilirken, devrimciler “devlet gibi düflünmedikleri”, dayat›lan düflünce de¤iflikli¤ini reddettikleri için tecrit ediliyorlar. Ayn› politikay› pekala hayat›n baflka alanlar›nda, baflka kesimlere karfl› uygulan›rken de görebilirsiniz.
Vakit, Hâlâ ‘Yeflil Kuflak’ Savaflç›s› Tüm bu gerçekleri anlamayan, güya zulme karfl› ç›karken, en çok bask›, yasak, katliam ve iflkencelere maruz kalanlara sald›ranlar da var. Yeflil Kuflak ‹slamc›s› Vakit’in “Baflörtüsüne özgürlük” eylemi haberi tam da bunun bir örne¤idir. 6 Aral›k tarihli Vakit, Ankara Valisi’nin yasakç› tutumunu TAYAD’› hedef göstererek gündeme getirdi. ‘TAYAD’a 447 gün, özgürlük yürüyüflçüleri’ne 2 gün izin: Ankara Valisi’nden Çifte Standart’ bafll›kl› haberde, “Özgürlük yürüyüflçüleri’nin kuracaklar› çad›ra Ankara Valili¤i’nin iki gün izin
vermesine vatandafl tepki gösterdi.” diyen Vakit flöyle sürdürdü: “TAYAD ise, ‘F Tipi cezaevlerine hay›r’ kampanyas›n›n baflrolündeki bir dernek. S›hhiye’deki Abdi ‹pekçi Park›’nda 447 gündür TAYAD, gece gündüz eylem yap›yor. Valilik F tipi cezaevlerini tecrit hücreleri olarak nitelendiren TAYAD üyelerinin 447 gündür eylemde bulunmas›na ses ç›karm›yor.” Vakit ya bu ülkede yaflam›yor, ya da ifline geleni görüyor. Öncelikli soral›m; TAYAD’›n tecriti gündeme getirmesinden niye bu kadar rahats›z acaba? Devletin “F Ttiplerine tecrit hücreleri derken” nas›l izin verirsiniz diye k›flk›rtma gere¤i duyuyor. Tecrit zulmünü mü savunuyor? Vakit’in kafa yap›s›n› bilenler için bu ifadeler hiç flafl›rt›c› de¤ildir. Oligarfli içi çat›flmalarda, herhangi bir taleplerini dile getirirken mutlaka devrimcileri gündeme getirirler. Bu gazeteyi okuyan, bu ülkede ony›llard›r devrimcilerin iktidarda oldu¤unu bile düflünebilir!!! Örne¤in yasakç› Vali, acaba Vakit’in destekledi¤i AKP’ye, tarikatç› ‹çiflleri Bakan› Aksu’ya m› ba¤l›, yoksa TAYAD’a m›? Vakit için gerçe¤i tersyüz etmekte sak›nca yoktur, en üst perdeden yalan, kara çalma Yeflil Kuflak islamc›s›n›n karakteridir. 1960’lardan bu yana halk› devrimcilere karfl› k›flk›rtmak için CIA karargahlar›nda üretilen ne yalanlar, ne uydurma masallar anlatt›klar›n› herkes bilir. Vakit bu çizgiyi sürdürmektedir. Dile kolay; 447 gün. Vakit tek bir gün zulme karfl› bu hayk›r›fl› haber yapsa, bu 447 gün boyunca neler yafland›¤›n› da bilir. Ya da biliyor, bilmezden gelmek ifline geliyor. Ankara’ya geldikleri ilk günden itibaren maruz kald›klar› sald›r›lar, gözalt›lar, tutuklamalar, herkesin malumudur. K›fl›n so¤u¤unda battaniye almalar›-
na bile izin vermeyen bir iktidara karfl› demokratik haklar›n› direnerek kullan›yorlar. O iktidar Vakit’in destekledi¤i AKP’den baflkas› de¤ildir. Çad›rlar›n›n hala olmad›¤›n› ise mutlaka görmüfltür. Ama dedik ya; Yeflil Kuflakç›’da yalanda s›n›r yoktur. Vakit bilmez zulmün ne oldu¤unu; ne anlar zulme karfl› direniflin ne demek oldu¤unu. Bu kafa zulme karfl› ç›kamaz. Türbanl›lar› da sadece istismar eder. Yeflil Kuflak’ta Amerikan emperyalizmine hizmet etti¤i günlerin anti-komünist kafa yap›s›ndan kurtulamam›flt›r,
böyle bir niyeti de yoktur zaten. Genç k›zlar›m›z›n eylemleri hakl›d›r, dileriz ki, orada direnerek kals›nlar, bu iktidar›n riyakarl›¤›n› herkese hayk›r›p haklar›n› aras›nlar. TAYAD’l›larla omuz omuza hem türban için, hem 117 ölüm için “zulme son verin” desinler. Ama eminiz ki, böyle bir fleye de ilk karfl› ç›kan Vakit olacakt›r. Hele iktidar›n gerçekten teflhir oldu¤unu gördüklerinde ellerinden gelirse eylemlerini bitirtmeyi önce onlar isteyecektir. Çünkü Yeflil Kuflak islamc›l›¤› egemen güçlerle ayn› safta olmak demektir.
Abdi ‹pekçi Hak Arama Mevzi Oldu: TAYAD’l›lar ve 7 Genç K›z Yanyana Abdi ‹pekçi’de 450. gününe giren TAYAD'l› Ailelerin eyleminin yan› s›ra parkta de¤iflik talepleri için k›sa süreli eylem yapanlara da rastlan›yor. “Baflörtüsüne özgürlük yürüyüflçüleri” de onlardan. Urfa'dan yola ç›karak 43 günlük bir yürüyüflün ard›ndan Ankara'ya gelen genç k›zlar›m›z, burada kurduklar› “Baflörtüsüne özgürlük çad›r›”nda seslerini duyurmaya çal›fl›yorlar. Açt›klar› imza kampanyas›nda da destek ar›yorlar. Hiçbir hak aramaya tahammül edemeyen oligarflinin verdi¤i izin 8 Aral›k’ta doluyor, eylemi bundan sonra da fiili olarak sürdüreceklerini ifade ediyorlar. Oligarflinin ma¤dur etti¤i 7 genç k›z ile TAYAD’l›lar aras›nda, ayn› direnifl mevzisinde hak araman›n getirdi¤i bir do¤all›k içinde çeflitli diyaloglar da gelifliyor. Bunlardan birine tan›k olduk. Atatürk Üniversitesi ö¤rencisi iken türban nedeniyle okuldan at›lan Yasemin Çiçek'le görüflmemize TAYAD'l› Gülser Sar›gül de kat›ld›. TAYAD’l›lar tutsaklar taraf›ndan haz›rlanan “Masala” mizah dergisini hediye ederken, Çiçek “bu eme¤e çok teflekkür ediyoruz. Bunu herkes yapamaz” sözleriyle karfl›l›yor Masala’y›. Haklar ve özgürlükler mücadelesinde dayan›flman›n güzel bir örne¤i yaflama geçirilirken, Yasemin Çiçek eylemleri konusunda dergimize flu bilgileri verdi: “Bizler yarat›c›ya inanan insanlar olarak onun bize vermifl oldu¤u yaflam rehberine uyarak yaflamak istiyoruz. Bizim e¤itim hakk›m›z ve inanç özgürlü¤ümüz, zalimce, horlanarak, tecrit edilerek elimizden al›nd›. Sonuna kadar direnip hakk›m›z› alaca¤›z. Ümitsizli¤i kabul etmiyoruz. Kimse ile bir al›p veremedi¤imiz yok ama manüplasyon metodlar› ile, öcü gösterildik ve afla¤›land›k. Görmezden gelerek yok etmeye çal›fl›yorlar oysa say›m›z milyonlar... Görmeyenlere inatla vazgeçmedi¤imizi gösterece¤iz. Din-fikir-düflünce-vicdan özgürlü¤ü istiyoruz”... Gülser Sar›gül de, Çiçek’e desteklerini sunarken, park›n haklar ve özgürlükler mücadelesinde bir mevzi olmas›ndan gurur duyduklar›n› da sözlerine ekliyor.
Say› 136 21 12 Aral›k 2004
Emperyalizmin ve Oligarflinin Nerede ‹htiyac› Varsa, Abant Platformu Orada
ABD Onayl› ‹slamc›l›k AB Kap›s›nda Bir önceki ABD’de yap›lan Abant Platformu toplant›lar›n›n 8'incisi 3-4 Aral›k günlerinde Brüksel’de gerçeklefltirildi. Emperyalizmin ve oligarflinin din istismarc›s› iflbirlikçilere nerede ihtiyac› varsa, Fetullah Gülen’in Abant’› oraya gidiyor. Konu; ‘Türkiye’nin AB üyeli¤i sürecinde: Kültür, kimlik ve din’. Fetullahç› Gazeteciler ve Yazarlar Vakf›’n›n öncülü¤ündeki toplant›larda, organizasyon ortaklar›; Belçika Katolik Leuven Üniversitesi, ‹stanbul Bahçeflehir Üniversitesi ve Avrupa Parlamentosu.
Say› 136 22 12 Aral›k 2004
Toplant›ya; Türkiye, Avrupa ülkeleri ve ABD’den 200’e yak›n akademisyen ve gazeteci kat›ld›. Türkiye’den Fetullahç› gazeteciler ile, onlara yaltaklanan eski-yeni solcu taifesi yer ald›. Bunlar aras›nda; IMF, AB’ci Prof. Eser Karakafl ve Prof. Mehmet Altan, ÖDP’nin ak›l hocalar›ndan Prof. Ahmet ‹nsel, Gülay Göktürk, Oral Çal›fllar, Gülay Kömürcü, Cengiz Çandar gibi isimler bulunuyor. Fetullah’›n emperyalizm paralelinde politika yapt›¤› Abant’›n,“Türkiye’de farkl› kesim ve görüfllerden ayd›nlar› bir araya getirerek fikir tart›flmalar› ile uzlaflma kültürünü gelifltirdi¤i” (Zaman, 4 Aral›k) bir uydurma ile tarif edilebilmesi için bu tür isimlere ihtiyaç vard›r. Temel olarak Türkiye’yi AB’ye nas›l entegre ederiz, ideolojik, dini zemindeki itirazlar›n önünü nas›l keseriz eksenindeki konuflmalar yap›ld›. Türkiye kültürü, de¤erleri ile çoktan ba¤lar›n› ko-
parm›fl olan “ayd›nlar”, kültür, kimlik gibi konularda elbette AB standartlar›n› savundular. Avrupa Parlamentosu’nun böyle bir toplant›ya evsahipli¤i yapmas› bile, ç›kar› olmayan hiçbir iflin içinde yer almayan Avrupa gerçe¤ini bilenler için yeterince aç›klay›c›d›r. Fetullah Gülen’in toplant›ya gönderdi¤i mesajda; “Atatürk’ün muas›r medeniyet hedefinin AB ile yeni bir ufka erdi¤i”nden, AB reformlar› için “Türk Silahl› Kuvvetleri’nin tarihi rolünün unutulmamas›” gerekti¤ine, “Türkiye’nin AB üyeli¤inin Avrasya’n›n kalbinde bir bar›fl adas› olarak rolünü de tahayyüllerin ötesinde güçlendirece¤inden”, “Türkiye’nin medeniyetler çat›flmas›n› önleme ad›na arz etti¤i potansiyele” kadar, emperyalizmin ve oligarflinin duymak istedi¤i her fley vard›.
Abant’›n Gündemi, Emperyalizmin Gündemidir 8 y›ld›r yap›lan Abant Toplantlar›’n›n gündemlerine bak›n; halklar›n zulme karfl› direnifllerine iliflkin bir tek konu bafll›¤› göremezsiniz. Tersine, o süreçte emperyalizmin gündemi ne ise, Abant’›n gündemi de o olmufltur. Abant dedikleri de zaten, emperyalizmin yeni dünya düzeni için bir “think tank” olma ifllevidir. ‹slamc› kesimde anti-Amerikan, anti-emperyalist kabar›fl›n önünü almakta, bunun ideolojik, dini zeminini oluflturmakta ifllev gören bir “think tank”. Bura-
Solcular ne zamandan beri ABD iflbirlikçilerine yaltaklan›yor? Gazeteci Oral Çal›fllar Abant’a kat›lanlardan biriydi. Ayn› günlerde Fetullahç› Aksiyon’da da '12 Eylül öncesi yanl›fl bir yol izledik' bafll›kl› bir röroptaj› yer ald›. (Say›: 522) Abant ne? ABD politikalar› paralelinde yap›lan, özellikle ‘›l›ml› islam’ pazarlamac›l›¤›n›n öne ç›kt›¤› Fetullah’›n politika yapma zemini. Aksiyon da ayn› politikan›n bir parças› olmakla birlikte, ülkemizde kontra yay›nlar›n›n da belli bafll› üssü durumunda, devrimcilere küfür kürsüsü. Fetullahç› “eski devrimci” diye anons etti¤i Çal›fllar’a uzat›yor mikrofonu, çanak tutuyor ve “solcu” Çal›fllar bafll›yor anlatmaya. Temel vurgu, “solun yanl›fl yapt›¤›”. Do¤rusu ne?
Onu da Çal›fllar’a bakarak anlayacak, Oral Çal›fllar gibi olacaks›n›z! Fetullahç›’n›n bu tür röportajlar› sola sald›rmak için, “bak›n iflte solcular böyledir, devrimcilik geçici bir ifltir, sonunda böyle ehlileflirler” demek için kulland›¤›n›, kendisini de bu flekilde kullanaca¤›n› çok iyi biliyor. Çal›fllar. Abant’›n niteli¤ini bilerek kat›lmas› ile Aksiyon röportaj› birbirini bütünlemektedir. Fetullah, bu kesimleri hem kendi politikas› hem de emperyalizmin, düzenin ç›karlar› için kullanmaktad›r. Emperyalizm ve burjuvazi kendi belirledi¤i bir solculu¤u, solcu tipini tüm sola, halka yutturmak istiyor ve herkese “iflte böyle olmal›s›n›z” diyor. Bu sol, temelde kapitalizme karfl› olmayan, “makul”, sola dair ne varsa türlü demagojik söylemlerle inkar eden, emperyalizmle uyum içinde ve onlar›n dene-
da piflirilen iflbirlikçi islamc›l›k, yazarlar, gazeteciler, okullar ve daha bir çok yolla halka yay›l›yor; Amerikanc› islamc›l›k böyle gelifltiriliyor. Örne¤in “medeniyetler çat›flmas›”, emperyalizmin üretti¤i bir kavramd›r. Amaç, dünya üzerindeki as›l çat›flman›n ezen-ezilen, emperyalizm-halklar aras›ndaki çat›flma oldu¤u gerçe¤inin üzerini örtmektir. Fetullahç›lar›n ve Abant’›n en çok üzerinde tart›flt›¤› kavram da “medeniyetler çat›flmas›”d›r. Ve buradan yola ç›karak, Türkiye’ye (asl›nda Fetullah’a) “çat›flmay›” önlemede rol biçilmektedir. Fethullahç›l›k ve Abant gibi bu çerçevedeki organizasyonlar, yay›nlar, okullar, ‘›fl›k evleri’; hepsi emperyalizmin dünya düzeninin parças› olarak görülmelidir. Halk›n dini duygular›n› sömürerek ranta dönüfltüren Fetullah, ordudan, siyasete, sermaye çevrelerinden polise, medyaya kadar oligarflik yap› içinde egemen s›n›flara dayanmakta, oradan güç almaktad›r. Tehditten, flantaja, din sömürüsü ile yaratt›¤› sermaye birikimini “taraftar” sat›n almak için kullanmaya kadar her yol mübaht›r. Dikkat edin, hiçbir burjuva bas›n Fetullah’›n kirli çamafl›rlar›n› ortaya dökmez, sat›lm›fllard›r. Fetullah’a ya¤c›l›k, Amerika’ya ve AKP’ye ya¤c›l›kt›r. “Mümtaz din adam› ve sayg›n cemaat önderi Fettullah Gülen Hocaefendi” de, baflta ABD olmak üzere bat› emperyalizminin Ortado¤u’dan Asya’ya, Balkanlar’dan Kuzey Afrika’ya kadar dünyan›n en yoksul kesimlerinin (ki ço¤u müslüman ülkelerdir) denetim alt›na al›nmas›nda, direnifllerinin pasifize edilmesinde ve nihayi olarak dünyay› kendi ç›karlar› etraf›nda flekillendirmelerinde bir figürand›r. Ama basit bir figüran de¤il. S›rt›n› Amerika’ya, tekelci burjuvaziye, iktidara dayayan, Türkiye’yi emperyalizmin bata¤›na daha da çekmeye çal›flan ve o batakl›kta koltuk hayalleri kuran bir figüran.
timinde bir soldur. Yani, emperyalizm ve burjuva taraf›ndan akredite edilmifl bir soldur. Çal›fllar’›n, ya da benzeri flekilde ‘solcu’ s›fat›yla piyasaya düflürülenlerin tek bafl›na elbette bir önemi yoktur. Onlar›n önemi, kendilerine biçilen misyondad›r. Çal›fllar gibiler, bu misyonu bilerek kabul etmekte ve Türkiye ayd›nlar›na, solcular›na bir “solcu prototipi” olmaktad›rlar. Sol bu ayd›n, solcu tipini reddedecek, ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm için mücadelede ›srar edecektir. Bu solcu tipinin Fetullah ile ortaklaflt›¤› yer ise, Fetullah’›n da ayn›s›n› islamc›l›k için yapmas›. O da islamc›l›¤› Amerikanc›laflt›rmak, emperyalizmle uyumlu hale getirmek istiyor. Fetullahç› Aksiyon, ilk Abant Toplant›s›’nda yay›nlanan “Ortak Yaflama Bildirisi” ad› verilen bildirgeye bugün geçmiflten daha fazla ihtiyaç oldu¤unu söylüyor. Peki kimlerle ortak yaflanacak? Emperyalizmle birlikte. ‘Il›ml› islam’ bunun için uyduruldu. ABD emperyalizmi resmen islam› ikiye ay›rd›. Amerikanc›lar›n ad› “›l›ml› islamc›”, anti-Amerikanc›lar›n ad› “radikal islamc›”. Radikalliklerini, ›l›ml›l›klar›n› belirleyen “fleriatç›l›klar›” de¤ildir esasta. ABD’den yana m›, de¤il mi; tek ölçü budur.
ABD’nin Cidde Konsoloslu¤una sald›r› ABD'nin Cidde Konsoloslu¤u’na 6 Aral›k günü düzenlenen sald›r›da 4 Suudi görevli ve 5 konsolosluk çal›flan› öldü. Eylem, El Kaide’nin Suudi Arabistan örgütlenmesi taraf›ndan “Felluce operasyonuna cevap” olarak üstlenildi. Suudi yetkililer, bombal›, silahl› bask›n s›ras›nda 3 eylemcinin öldürüldü¤ünü, 2'sinin yaral› olarak yakaland›¤›n› belirttiler. El Kaide taraf›ndan yap›lan aç›klamada ise, yakalanan olmad›¤› söylendi. “Zeki” Bush ise, olay› hemen tahlil ederek, “sald›r› teröristlerin hâlâ aktif oldu¤unu gösteriyor” dedi. Bilindi¤i gibi Suudi yönetimi, Ortado¤u’da bafll›ca ABD iflbirlikçilerinden biri.
SP Mitingleri Sürüyor Felluce katliam›n› protesto için ‹stanbul’da yap›lan mitingin ard›ndan, Saadet Partisi 5 Aral›k günü de Bursa’da miting düzenledi. 10 binden fazla kiflinin kat›ld›¤› mitingde, Amerikan emperyalizmi ve iflbirlikçi AKP’yi lanetleyen sloganlar at›ld›.
Amerikan ‹slamc›s›n›n ‘Alman Köyleri’ Sevinci Amerikan islamc›s› AKP, her fleyi sat›yor. Aç›klar›n bir k›sm›n› yabanc›lara toprak satarak karfl›layacaklar›n› rahatça söyleyen Maliye Bakan› Kemal Unak›tan, yabanc›lara gayrimenkul sat›fllar›n› “ülkenin önünü aç›yoruz” diye savundu. Sihirli sözcük bu! Ülkenin önünü açman›n yolu, topraklar›m›z› emperyalist pazara sürmek. Elefltiriler karfl›s›nda ars›zl›¤› elden b›rakmayan Unak›tan, emperyalistlerin özellikle güneyde villalara ilgi gösterdi¤ini söyleyerek, “e¤er sat›fllar böyle giderse Alman, Hollanda köyleri kurulacak. Villa alan ‹ngiliz parlamenterler var” diye de övündü. Bu arada sat›fla ç›kar›lan THY’nin yüzde 60’l›k hissesinin de emperyalistlerce sat›n al›nd›¤› aç›kland›. ‹nanc›n› pazara ç›karanlar›n topra¤a, halka, bu vatana sahip ç›kmas› elbette beklenemez. Riyakar islamc›l›k koltuk için her fleyi satmaya devam ediyor.
Say› 136 23 12 Aral›k 2004
Büyük Korku Ve Irak’taki Austwisch Felluce’yi yerlebir eden iflgalcinin korkusu daha da büyüdü. Korku büyüdükçe, Nazi uygulamalar›na bir ad›m daha yaklafl›yor, tarih boyunca tüm iflgalcilerin baflvurdu¤u ne kadar yöntem varsa uygulamaya koyuyor.
Felluce Toplama Kamp› Gerçekte Felluce’de direniflin dimdik ayakta oldu¤unu en iyi iflgalciler biliyor. Yaratt›klar› öfkenin, kent d›fl›na sürdükleri yüzbinlerce Felluce’linin yüre¤inde, gözlerinde, tetik uçlar›na uzanan parmaklar›nda dönece¤ini de çok iyi biliyor. Bu nedenle Felluce resmen toplama kamp› yap›lmaya karar verildi.
Say› 136 24 12 Aral›k 2004
Buna göre; kente dönen Felluceliler, “Vatandafl ‹fllem Merkezi” adl› merkezlerde fiflleniyor. Kent halk›, kütük bilgilerinin kayd›n›n yan›s›ra, DNA testleri ve retina taramalar›ndan geçiriliyor. Ev adreslerinin yaz›l› oldu¤u ve her zaman üstlerinde tafl›malar› zorunlu olacak olan birer kimlik kart› da¤›t›l›yor. Ayr›ca, “intihar sald›r›lar›n›n temel arac›” gerekçesiyle özel araçlar› kullan›lmas› da yasakland›. (Cumhuriyet 7 Aral›k)
K›saca, evlerinden sürgün edilen 300 bin insan›n dönüfl flartlar›, tam anlam›yla esir kamp› uygulamalar›na boyun e¤melerine ba¤l› olacak. “Direniflçilerin kente girmesini engellemek için” yap›ld›¤› söylenen bu uyulamalar bir politikan›n, dünyay› yeniden ç›karlar›na göre nas›l dizayn etmeyi planlad›klar›n›n yans›mas›. Yine, y›kt›klar› evlerin yap›m›nda da Fellucelileri zorla çal›flt›racaklar› belirtiliyor. Naziler de çal›flma kamplar›n›n girifllerine ‘Arbeit Mach Frei’ (çal›flmak özgürlefltirir) yazm›fllard›. Nazi kamplar› zaten baflka türlü yaflama geçmez. Alt› milyon Musevi Yahudi’nin katledildi¤i Austwisch ToplamaKamp›, flimdi Irak’ta, Felluce’de. 1. Emperyalist Paylafl›m Savafl› içinde teorik temelleri at›lan toplama kamp› düflüncesi, 1918’de Alman Ceza Hukuku içinde yer ald›. Ama sadece onlara özgü de¤ildi. Toplama kamplar›, Amerika’da yüzy›l öncesinin yayg›n uygulamalar›d›r. US Amerikan Ceza-Hapishaneler Sistemi’nde, hem çal›flma kamp›n›, hem Nazi Alman Toplama Kamp› ve Üniformas›n›, yüzy›l öncesinden ABD topraklar›nda görürüz. De¤iflen, geliflen teknolojinin bu kamplarda kullan›lmas›. Kollara Yahudi oldu¤unu gösteren bez ba¤lama yerine göz retinas›, DNA bilgileri ve modern yaka kartlar› kullan›yor.
Oradalar ve Daha Çok Gelecekler...
Emperyalizm kendini anlatmaya, yanl›fl teorileri düzeltmeye devam ediyor. Ebu Garib iflkencelerinin ard›ndan yine iflgal güçleri taraf›ndan Irak halk›na yap›lan iflkencenin resimleri yay›nland›. Resimler, Irak’a getirilen demokrasinin, emperyalizmin özgürlük anlay›fl›n›n gerçek yüzüdür. Bu resimlerle bir kez daha herkes; emperyalizmin egemen oldu¤u bir dünyada ne özgürlü¤ün, ne demokrasinin olamayaca¤›n›, emperyalizmin vahflet, iflkence ve katliam demek oldu¤unu görmüfltür.
Emperyalizm çaresizlik içinde daha fazla teflhirini göze alarak Nazi kamp› uygulamalar›na baflvuruyor, iflkenceler silahl›, silahs›z bütün halka karfl› kullan›l›yor. Y›k›nt›lar›n alt›ndan direniflin daha da yükselece¤ini biliyor iflgalciler. Felluce’yi yak›p y›karak “zafer” havas› estirmeye çal›flmalar›na karfl›n çaresizdirler, büyük bir korku içindedirler. Çünkü halk› yenememifl, teslim alamam›fllard›r. “300 bin insan›n aras›nda direniflçilerin de dönece¤inden endifle ediliyor”mufl. Halkla direniflçileri ayr› göstermenin demagojileri bunlar. Direnen halk›n o¤ullar›d›r, direniflçiler halkt›r. ‹flgalci kabus görmeye devam edecek. Her dönen Felluceli ile birlikte yeni direnifl hücreleri de dönüyor demektir. Ki, Felluce’yi tamamen hiç terk etmediler. Amerikan askerleri, kentte hala direniflçileri arama ad›na, her gün evleri, girmeden
önce a¤›r silahlarla tarayarak bas›yor. Soka¤a ç›kma yasa¤› sürüyor. Tüm bunlara karfl›n kentte hâlâ zaman zaman fliddetli çat›flmalar oluyor. Bak›n kentteki iflgalcilerin komutanlar›ndan Yüzbafl› Tom Tennant ne diyor: “Kararl› direniflçilerin kente s›zmak için sivillerin dönmeye bafllamas›n› beklediklerini san›yoruz. Sonra da sald›r›lar›na yeniden bafllayacaklard›r. fiu anda durum zaten zor. Kente sivil ak›n› bafllay›nca daha da güçleflecek. Bu adamlar kente s›zacak. Ne yapt›klar›n› biliyorlar, ifller de¤iflmeye bafllay›nca en zay›f an›m›z› bekleyip bizi yeniden vuracaklar.” El Anbar’a yönelik fliddetli operasyonlara ra¤men kay›plar veren iflgalciler Felluce’de dünden daha kötü duruma düfleceklerdir. ‹flgalci komutan da, evleri ve iflyerleri operasyonda y›k›lan insanlar›n direnifle destek vermesinden de korktuklar›n›n alt›n› çiziyor. Ne zannediyordunuz? Elbette y›k›nt›lar, bebek ölüleri, sokaklarda yatan cesetler bombalar, kurflunlar olup vuracak. Kahraman Felluce direniflçilerinin bofl yere ölmediklerini iflgalciler de anlayacaklar, herkes bir kez daha halklar›n “ölümlerden yeniden do¤du¤unu” görecek.
‹flbirlikçiler “Efelenmesin”! Biz Emperyalizme Meydan Okuyoruz Amerikanc› Ertu¤rul Özkök, Tayyip’in göstermelik Felluce tepkilerine de tahammül edememifl, Avrupa susuyorken, “biz efelenmeyelim”, “fazla öne ç›kmayal›m” diyor. Erdo¤an’›n tavr›n›n göstermelik olmas› bir yana, kapitalizm savunucular›n›n, emperyalizmin sözcülerinin nas›l bir ç›karc›l›¤›n doru¤unda yüzdükleri görülüyor. Ne için yaral› infazlar›na, vahfli katliamlara ses ç›kar›lmas›n istiyor? Elbette sermayenin ç›karlar› için, ba¤›ms›zl›k direniflinin ezilip Amerikan imparatorlu¤unun tesisi önündeki bir engelin kald›r›lmas› için... ‹flte bu kültüre, bu zihniyete karfl› mücadele ediyoruz. Bu bencilli¤i, ç›karc›l›¤› topraklar›m›zdan söküp atmak istiyoruz. Halklar kardefltir diyor ve Irak halk›n›n ac›s›n› paylafl›yor, direniflini selaml›yoruz. Özkök’ün as›l derdi de, Türkiye halk›n›n Irak halk›n›n direniflinin yan›nda olmas›. Tayyip’i konuflmak zorunda b›rakan›n da bu oldu¤unu biliyor. Biz emperyalizme meydan okumaya devam edece¤iz. Gelecek bizim, direnen halklar›n olacak. Dünyada Amerikan imparatorlu¤u, ülkemizde iflbirlikçileri ve halklar›n çektikleri ac›lara gözlerindeki dolarla bakan ahlaks›zlar kaybedecek. Bu dünyay›, vatan›m›z› onlara b›rakmayaca¤›z.
✌ Daha çok itiraf edeceksiniz
Direnifle iliflkin ABD cephesinden yap›lan itiraflara bir yenisi daha eklendi. ‹flgalin baflkurmay› say›lan Amerika Savunma Bakan› Donald Rumsfeld, Fox News Televizyonu’nda kat›ld›¤› bir programda, "Irak'taki direnifli bafllang›çta küçümsemifl olduklar›n›" söyledi. Program›n sunucusunun yöneltti¤i "Irak savafl›ndaki baflar›s›zl›klar neler oldu?" sorusuna yan›t veren Rumsfeld, flöyle konufltu: Kitle imha silahlar› bulunamad›. Bir de direnifl hareketi gere¤i kadar de¤erlendirilemedi. Pentagon uzmanlar› ve istihbarat servisleri, isyan›n bu denli uzun sürece¤ini tahmin etmedi. Direnifli bir anlamda küçümsedik...
Daha çok askere ✌ ihtiyac›n›z olacak Direnifl karfl›s›nda acze düflen iflgalciler yeni asker takviyesi yapma karar› ald›. ABD Genelkurmay Baflkanl›¤› yetkililerinden General David Rodrigues, göstermelik seçim öncesi Irak'taki 138 bin askere takviye yaparak, 150 bine ç›karacaklar›n› söyledi. Bu da iflgal bafllad›¤›ndan bu yanaki en yüksek rakam olacak.
✌
Hiçbir Destek ‹flgalciyi Bataktan Kurtaramaz
Irak'taki ABD Ordusu’nun Merkez Komutan› General John Abizaid, Bahreyn'de Körfez Güvenli¤i konferans›nda "Irak'›n güvenli¤i için herkese önemli görevler düfltü¤ünü" söyleyerek “yard›m” istedi. ‹flgalci komutan›n bir baflka “umudu” da, iflbirlikçi ordunun bir an önce e¤itimi ve uyumu.
✌ ‹flbirlikçiler Hedef
Direniflçiler, iflgale karfl› direnifl aç›s›ndan vazgeçilmez bir yan olan, iflbirlikçileri hedef almaya devam ediyor. Irak polis karakollar›na ve kukla orduya sald›r›n›n yan›s›ra, iflbirlikçi Kürt milliyetçili¤i de Musul’da vuruluyor. Son hafta içinde KYB’li iflbirlikçilerden 17’si cezaland›r›ld›. Son bir ayda Musul’da öldürülen iflbirlikçi say›s› 100’ü geçti. Kürt milliyetçili¤i bu sald›r›lar›, “Kürt öldürüldü” fleklinde veriyor. Garip olan flu ki, Musul’daki bu eylemlerin bir ço¤unun Kürtlerden oluflan Ensar El ‹slam taraf›ndan yap›l›yor olmas›. O zaman, “ABD saf›nda olmayan Kürt de¤ildir” mi deniliyor. Kürt halk›na bu utanc› yaflatmaktan vazgeçin! Halklar›n, direniflin yan›nda yer al›n!
Say› 136 25 12 Aral›k 2004
Küreselleflmenin ve Küreselleflme Savunucular›n›n ‹flas› 2 Devrimci Sol Dergisi’nin Temmuz 2004 tarihli 19. say›s›ndan yararlanarak haz›rlad›¤›m›z yaz›n›n ilk bölümünde; küreselleflme diye tan›mlanan emperyalizmin Marksist-Leninist tan›m›n› ortaya koymufl ve küreselleflme efsanesinin nas›l yarat›ld›¤›n› ele alm›flt›k. Kald›¤›m›z yerden devam ediyoruz. ***
Küreselleflme, sadece yeni-sömürgeleri de¤il, emperyalist merkezlerin emekçilerini de vuruyor
Say› 136 26 12 Aral›k 2004
Küreselleflme ad› alt›ndaki uygulamaya konulan ekonomik-siyasi-askeri sald›r›lara maruz kalan, yaln›zca yeni-sömürge ülkeler ve halklar› de¤ildir. Küreselleflmenin hem ekonomik sald›r›s›, hem “teröre karfl› savafl” ad› alt›nda haklar ve özgürlüklere yönelik sald›r›lar›, emperyalist ülkelerin halklar›n› da yoksullaflt›rmakta, demokratik haklar›n› budamaktad›r. “Özgürlükler ülkesi”nde yasaklar, “refah merkezi”nde yoksulluk tablolar› art›k flafl›rt›c› de¤ildir. ‹ngiltere’de “Sivil Savunma Yasas›” ad› alt›nda ç›kar›lan yasan›n getirdi¤i “gerekli görüldü¤ünde bir bölgenin tamamen boflalt›labilece¤i, bu bölgede kiflisel özgürlüklerin k›s›tlanabilece¤i ve halka hiçbir gerekçe gösterilmeden konutlara el konulabilece¤i” hükümleri, yeni-sömürgelerin klasik “s›k›yönetim” veya “ola¤anüstü hal” uygulamalar›ndan farkl› de¤ildir. Ayn› ‹ngiltere’de grev yapt›klar› için, Irak iflgaline karfl› yürüyüfllere kat›ld›klar› için iflçilerin, gençlerin fifllenmesinde oldu¤u gibi. Daha çok yeni-sömürgelerin faflizmlerine özgü bilinen bu yöntemler, flimdi as›l ustalar›n›n elinde, kendi halklar›na karfl› kullan›lmaya baflland›. Ekonomik tablo da farkl› seyretmiyor; ‹ngiltere’de Maliye Bakanl›¤›’n›n aç›klamalar›na göre, 3 milyon çocuk yoksul evlerde yafl›yor. Londra’n›n kenar mahallelerindeki çocuklar›n yüzde 53’ü yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda. ‹flçi haklar› budan›yor. Esnek çal›flma gibi “küreselleflmenin yasalar›” sonucunda emekçilerin yüzde 53’ü düflük ücretle çal›flmak zorunda b›rak›ld›. Art›k Avrupa’daki iflçi yürüyüfllerinde de “biz ne zaman doyaca¤›z?” türünden sloganlar duyuluyor. ABD’de 10 milyonu aflk›n insan aflevlerine, lokantalar›n art›klar›n› da¤›tan “yard›m” kurulufllar›na muhtaç yaflarken, 37 milyon kiflinin hiçbir güvencesi yok. ABD’de iflsizlik, 2004’te
son yirmi y›l›n en yüksek seviyesine ulaflm›fl durumda. Yani k›sacas›, “piyasan›n gizli eli”ni yaflatmak için kendi halklar›na karfl› da “gizli bir yumruk” haz›rl›yorlar. Küreselleflmenin yeni-sömürgelerdeki sonuçlar› ise kuflkusuz daha vahimdir. Gerek emperyalist devletlerin do¤rudan talepleriyle, gerekse Avrupa Birli¤i, NAFTA gibi bölgesel ittifaklar arac›l›¤›yla, gerekse de IMF, Dünya Bankas› arac›l›¤›yla dayat›lan ticaret anlaflmalar›, ekonomik programlar, ç›kartt›r›lan yasalar, yeni-sömürgeleri ekonomik ve siyasi olarak zincirlenmifl ülkeler haline düflürmüfltür. Zincirlenmifl ülkelerde buna ba¤l› olarak ortaya ç›kan sonuçlar›n belli bafll›lar› flunlard›r: Son 15 y›lda, tüm yeni-sömürgelerin içinde bulundu¤u borç bata¤› derinlefltirildi. Yeni-sömürgelerin finans piyasalar› tamamen emperyalist spekülatörlerin denetimine girdi ve emperyalist tekeller, istedikleri ülkede istedikleri an “kriz” ç›kartabilme gücüne kavufltular. Ülkelerin “d›fl politikalar›” diye bir fley kalmad›; d›fl politika emperyalist merkezlerde belirlenen rolleri uygulamaya dönüfltü. Yeni-sömürgeler, o güne kadar belli ölçülerde ayakta durmalar›n› sa¤layan ço¤u K‹T durumundaki büyük ekonomik iflletmeleri ve yeralt› kaynaklar› üzerindeki denetimlerini kaybettiler. Tar›mdan hayvanc›l›¤a, madencilikten sanayiye tüm sektörler, emperyalist tekellerin ihtiyaçlar›na göre yeniden flekillendirildi. Serbest ticaret bölgeleri, küreselleflmeyle birlikte dünyan›n her köflesinde p›trak gibi ço¤ald›. Ama flunu da belirtmek gerekir ki; emperyalistler serbest ticaret bölgelerini ço¤altmakla yetinme gibi bir düflünce içinde de¤illerdir. Emperyalist tekellere vergiden muafiyet tan›nd›¤›, iflçilerin her türlü hakk›n›n yok say›larak köle gibi çal›flt›r›ld›¤› serbest ticaret bölgeleri, emperyalistler aç›s›ndan bir nevi “geçifl” üsleridir. Emperyalistlerin amac›, tüm ülkeleri kendileri için bir serbest ticaret bölgesine çevirmektir. K›saca NAFTA olarak tan›nan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaflmas›, bunun bölgesel çapta uygulanmas›n›n bir örne¤idir. “Büyük Ortado¤u Projesi”nin de askeri, politik farkl› boyutlar›n›n yan›nda böyle bir ekonomik yan› vard›r.
Ony›llarca “dünyan›n kendi kendine yeter ender ülkelerinden biri olmay›” milli bir övünç haline getiren Türkiye’nin, bu dayatmalarla tar›mda ithalatç› bir ülke haline dönüfltürülmesi, tar›m ve hayvanc›l›kta dünyan›n say›l› ülkelerinin bafl›nda gelen Arjantin’in, IMF ve Dünya Bankas›’n›n dayatmalar›yla açl›kla bo¤uflan bir ülke haline gelmesi, küreselleflmenin ekonomisinin çarp›c› sonuçlar›ndand›r. Bu durumdaki Arjantin’e IMF’nin önerdi¤i yeni program ise küreselleflmenin vahfletini gözler önüne seriyordu: halk›n yar›ya yak›n›n›n açl›k s›n›r›n›n alt›na düfltü¤ü bir ülkede IMF hala “sosyal yard›mlar›n kesilmesini” istiyordu. Birçok bankas›na Citibank’›n el koydu¤u, su flebekesinin bile (baflta Enron olmak üzere) Amerikan tekelleri taraf›ndan ele geçirildi¤i bu ülkede, halk›n direnifli ve örgütlenmesi bu süreci kesintiye u¤ratt› ama küreselleflmenin vahfli kapitalizmi hala Arjantin’den elini çekmifl de¤il. Bolivya küreselleflmenin en ç›plak sonuçlar›n›n ortaya ç›kt›¤› ülkelerden bir di¤eridir. Bizzat emperyalist kurumlar›n araflt›rma sonuçlar› gösteriyor ki, halk›n yüzde 91’i sefalet içinde. 21 Yüzy›lda(!) halk›n yüzde 53’ü elektirik kullanam›yor. Küreselleflme, emperyalist merkezlerdeki emekçileri yoksullaflt›r›yor. Küreselleflme yenisömürge halklar› açl›¤a mahkum ediyor. Ama bu kadar da de¤il; küreselleflme ayn› zamanda tekeller aras›nda da k›ran k›rana bir savafl ve daha zay›f tekellerin aleyhine bir geliflmedir. Küreselleflme politikalar›n›n sonucunda son 15 y›lda dünyadaki tekelleflme çok daha büyük bir h›z kazanm›flt›r. 1990’›n sonlar›nda 358 tekelci burjuva, dünya nüfusunun gelirinin yüzde 54’ine eflit bir servete sahipti. Bugün ise 200 tekelci burjuva, dünya nüfusunun gelirinin yüzde 60’›na el koyuyor. Daha küçük bir tekel grubu, daha büyük bir gelire el koymaktad›r. Bu ac›mas›z rekabet sonucunda emperyalist tekeller aras›nda birleflme e¤ilimi h›z kazanm›fl, bu ise tekellerin belirleyicili¤ini artt›rm›flt›r. Bütün bunlar flunu gösteriyor; emperyalizmin “küreselleflme” ad› da verilen bugünkü politikalar›, adeta kapitalizmin serbest rekabetçilikten emperyalizme geçifl aflamas›ndaki vahflili¤i hat›rlatmaktad›r. “Küreselleflme” ad› verilen bu dönemin emperyalizmi, b›rak›n “daha demokratik, daha insanc›l” olmay›, 20. yüzy›l›n tümünde görüldü¤ünden daha vahfli, daha y›k›c› ve daha sömürücüdür.
Küreselleflmenin ideolojisi ve ideolojisizlefltirme operasyonu ABD Baflkan› Bush’un 11 Eylül’ün ard›ndan
‹ster aç›kça ‘ideolojiler öldü’ diyerek, ister ‘ideolojik kal›plara hapsolmayal›m’ diyerek yap›ls›n, ideolojinin önemini yok sayan, küçümseyen her tavra karfl› ç›kmal›y›z. ‹deoloji, dünyaya bak›fl aç›m›zd›r. ‹deolojik olmal›y›z. ifade etti¤i bir söz –ya benden yanas›n, ya bana karfl›s›n– küreselleflmenin ideolojisinin özeti de say›labilir bir bak›ma. Dünyay› “tek –global– bir köy” olarak düflünen emperyalist hegemonya, bu “köy”de düzene karfl› hiçbir güç b›rakmamay› da temel bir politika olarak belirlemifltir. Bu politika sadece devrimci alternatifin yokedilmesiyle s›n›rl› de¤ildir. Emperyalist hegemonya, düzen içi hiçbir güce de, biçimsel anlamda dahi farkl›l›k koyabilecek bir alan b›rakmamaktad›r. Siyasi, ekonomik, askeri olarak tüm düzen güçlerine kendi program›n› dayatmaktad›r. Bu dayatma 1990’›n bafl›ndan beri “ideolojiler öldü” fliar›yla yap›l›yor. Bunun Türkçesi fludur; “bizim ideolojimiz d›fl›nda tüm ideolojiler öldü!” Herkese kabul ettirilmek istenen de budur. “Duvarlar y›k›ld›, demir perde kalkt›, ideolojiler öldü” söylemleri, gerçekte ideolojiyi de¤il, sosyalist ideolojiyi tasfiyenin söylemidir. Tersi zaten kavram›n do¤as›na ayk›r›d›r; toplumlar varoldukça ideoloji de varolacakt›r. ‹deoloji, en genel anlam›yla “Siyasi veya toplumsal bir ö¤reti oluflturan, bir hükümetin, bir partinin, bir grubun davran›fllar›na yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dini, moral, estetik düflünceler bütünü”dür. Sözlüklerdeki bir di¤er karfl›l›¤› “fikriyat”t›r. Bu sözlük anlam›yla bak›ld›¤›nda “ideolojiler öldü” söyleminin yanl›fll›¤›, saçmal›¤› daha iyi görülür. Fikirler öldü deniyor k›saca. Tayyip Erdo¤an’›n s›k s›k bir elefltiri, bir suçlama olarak kulland›¤› “ideolojik olmak” kavram›n›n asl›nda belli bir konuda fikir sahibi olmak demek oldu¤u ortadad›r. Fikirler, ideolojiler, birilerinin bitti demesiyle, olmamas›n› istemesiyle bitmeyecek bir olgudur. Tarihsel ve bilimsel bir gerçektir. S›n›flar, s›n›flar›n farkl› ç›karlar›, bunlar›n ifadesi olan siyaset oldukça, ideolojiler de olacakt›r. Ne var ki, bu gerçe¤e ra¤men “ideolojiler öldü” söyleminin, “ideolojisizleflme” dayatmas›n›n gerek kitleler, gerekse de çeflitli siyasi güçler
Say› 136 27 12 Aral›k 2004
üzerinde etkili oldu¤u aç›kt›r. Örne¤in sadece ülkemizde de¤il, Avrupa’da da, çeflitli yeni-sömürgelerde de son dönemde moda haline gelen “merkez partisi” kavram› bunun bir tezahürüdür. Emperyalizme güven vermek, emperyalizmin deste¤ini al›p iktidar olmak isteyen tüm düzen partileri “merkez partisiyiz...” deyiflini kullan›yorlar. Zaman›nda kimi milliyetçi, kimi islamc›, kimi demokratik sol, kimi de geleneksel muhafazakarl›k kavramlar›yla tan›nan MHP’den AKP’ye, DSP’ye, CHP’ye, DYP’ye kadar tüm düzen partileri bu söylemde buluflmufltur. Merkez partisi söylemi, uygulanacak politikalar anlam›nda emperyalizme, oligarfliye verilen bir güvencedir. Merkez partisi olmak, IMF’ye, Dünya Bankas›’na, NATO’ya hiç bir itiraz› olmayan parti anlam›ndad›r. Küreselleflme’nin istedi¤i partiler de böyle partilerdir.
Say› 136 28 12 Aral›k 2004
Fakat öte yandan hiç bir siyasi parti “ideolojisiz” siyaset yapamayaca¤›, oy alamayaca¤› için yine de “ideolojik” kavramlara muhtaçt›rlar. Örne¤in AKP “milli görüfl gömle¤ini ç›kard›k... ideolojiler bitti... ideolojik parti olamay›z” gibi sözler söylerken, basbaya¤› ideolojik bir kimlik olan “muhafazakar demokrat”l›¤a sar›l›yor. Kald› ki, bu kavramlar› kullanmasalar da, bu siyasi partilerin varl›¤›n›n, politikalar›n›n, uygulamalar›n›n ideolojik oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmez. AKP özellefltirmeyi savunuyor; özellefltirme savunuculu¤u basbaya¤› ideolojik bir tutumdur. AKP iktidar› IMF programlar›n›, Büyük Ortado¤u Projesi’ni savunuyor, bunlar da ideolojik tutumlard›r. Ö¤rencileri “ideolojik halay” çekmek bahanesiyle okullar›ndan atarken, devlet kurumlar›n› dinci-gerici kadrolarla doldurmak da “ideolojik” bir tav›rd›r. K›sacas›, herfley “ideoloji” üzerine dönüyor. Popstar gibi programlar, esnek çal›flma yasas›, ifle göre ücret düzenlemesi, F tipleri, tecrit politikas›, burjuva medyada baz› haberlerin öne ç›kar›lmas› ve baz›lar›n› sansürlenmesi, iftar çad›rlar›yla, yiyecek-yakacak yard›m›yla halk› sadakayla yaflar hale getirmek, hepsinin temelinde belli bir ideoloji vard›r. Bu “küreselleflmenin ideolojisi”dir; daha temel bir kavramla, burjuvazinin ideolojisidir. “‹deolojiler bitti” denilerek dayat›lan da burjuva ideolojisidir. Emperyalizmin mutlak egemen (ve onlar›n da içinde ABD’nin imparator) oldu¤u dünyada baflka hiç bir ideoloji, baflka hiç bir fikir olmayacakt›r! Bu emperyalist dünya düzeninde, hiç bir siyasal güce mevcut düzene karfl› “muhalefet” imkan› tan›nmaz, düzene kökten karfl› ç›kan güçler “terörist” denilerek
yokedilmesi gereken güçler olarak ilan edilir. Genifl kitleler ise, düflünmemeli, sorgulamamal›, emperyalizmin kendisine gösterdi¤i biçimde düflünmeli, emperyalizmin gösterdi¤i yaflam düzenini, kültürü benimsemelidir. Burjuva ideolojisi, mevcut düzeni sürdürebilmek için çok çeflitli k›l›klara da girebilen bir esnekli¤e sahiptir. “‹deolojisizlik” görünümü de, AKP’nin muhafazakarl›¤› da, ço¤u solcu bir kesimin sivil toplumculu¤u da, burjuva ideolojisinin de¤iflik versiyonlar›ndan baflka bir fley de¤ildir. ‹deolojik, kültürel bir kuflatmayla, halklara alternatif bir “fikir” b›rak›lmamak istenmektedir. “Alternatif” diye sunulan “fikirler”in de, burjuva ideolojisinin versiyonlar› oldu¤u gerçe¤i gizlenmek istenmektedir. ‹deolojiler, s›n›flar mücadelesinde taraflar›n birbirlerine karfl› kulland›klar› en etkili silahlardand›r. “‹deolojiler bitti” denilerek, halklar›, düzenden memnun olmayanlar› silahs›zland›rmak istemektedirler. Bu anlamda, ister aç›kça “ideolojiler öldü” diyerek, ister “ideolojik kal›plara hapsolmayal›m”, diyerek yap›ls›n, isterse de “dünyaya iflçi s›n›f› ve burjuvazi karfl›tl›¤›yla bakmak yetersizdir” gibi daha inceltilmifl biçimlerde gündeme getirilsin, ideolojinin önemini yok sayan, küçümseyen her tavra karfl› ç›kmal›y›z. ‹deoloji, dünyaya bak›fl aç›m›zd›r. Dünyay› tan›ma, anlama ve de¤ifltirme gücümüzdür. Düflüncelerimizin kayna¤›, politikalar›m›z›n yönlendiricisi olan Marksizm-Leninizm, dünyay› aç›klamakta ve de¤ifltirmekte sahip oldu¤umuz büyük bir güçtür. ‹deolojik olmal›y›z. Tüm olgu ve olaylara bakarken, günlük yaflam›n her an›nda, hayat›n her alan›nda, ideolojik olmal›y›z. Gerçekte hayat›n her alan›nda ve an›nda ne yap›yor, ne düflünüyor olursak olal›m, o düflünce ve tav›r›n içinde mutlaka bir ideoloji vard›r. Bunun bilincinde olmazsak, fark›nda olmaks›z›n “ideolojik olmama” ad›na burjuva ideolojisinin alan›na sürükleniriz. ‹deolojiler bitti demagojisine, bu silahs›zland›rma sald›r›s›na karfl›, Marksist-Leninist ideolojiyi, düflüncelerimizi flekillendirecek olan diyalektik ve tarihsel materyalizmi daha etkili bir silah olarak kullanma yöntemini gelifltirmeliyiz. Mevcut düzenin alternatifini ortaya ç›karacak; düzenin de¤ifltirilebilece¤i güvenini verecek güç, ideolojimizdir. Emperyalizmin ve tüm iflbirlikçilerinin, soldaki uzant›lar›n›n ideolojik, askeri sald›r›lar›n›n artt›¤› böyle bir dönemi, ancak ideolojik olarak sa¤lam olanlar atlatabilecek, gelece¤e yürüyüflü onlar sürdürebileceklerdir.
- Sürecek -
S›rt›nda 117 Tabut Dilinde ‘Demokrasi ve ‹nsan Haklar›’ Katliamc›lar yarg›lans›n Tecrite son
Avrupa Birli¤i 19 Aral›k katilam›n›n suç orta¤›d›r. Suç, tercite destek sürdükçe büyüyor. 117 ölüme deste¤in raporlar›, aç›klamalar›, ‘suskunluklar›’ asla unutulmayacak!
Katliam›n üzerinden tam 4 y›l geçti. Tecrite karfl› direnifl 5. y›l›na girdi. 4 y›l önce 28 insan›m›z› katledenlerin, hapishaneleri yak›p y›kanlar›n bugün demokrasi, insan haklar› dilinden düflmüyor. Gerçek yüzlerini gizleyerek bu oyunu sürdürmek istiyorlar. Buna izin vermeyece¤iz. Ne oligarfli ne de ona en büyük deste¤i veren Avrupa Birli¤i’nin, tarihe geçen bu katliamlar› unutulmayacak. ‹kiyüzlülü¤ün dizboyu oldu¤u, kan üzerinde oturup demokrasi, insan haklar› nutuklar› at›ld›¤› bir süreçte, katliamc› iktidar hala ölümleri sürdürmesini “Avrupa Birli¤i onay›”na dayanarak aç›kl›yor. Bu aç›klama bir yan›yla tecrite, F tiplerine itiraz edenleri, neden hala ölümlerin sürdü¤ünü soranlar› susturman›n, sorumlulu¤u üzerinden atman›n bir arac›yken, öte yandan bir gerçe¤in de ifadesidir. F tiplerine, tecrit uygulamas›na geçilmesi ve bu amaçla gerçeklefltirilen katliam AB onayl›d›r. Bu onay›n, deste¤in belgelerini yeniden hat›rlataca¤›z. Görülece¤i gibi raporlar›n ço¤u CPT’ye aittir. CPT Avrupa Komisyonu’na ba¤l› resmi bir kurulufl olup, AB Türkiye’ye iliflkin bütün raporlar›nda, ilgili alanlarda CPT’nin belgelerini esas almaktad›r. Yani s›radan bir “insan haklar› kuruluflu” olmad›¤›n›n özellikle alt› çizilmelidir.
Avrupa F Tiplerini Neden ‹stedi? Neden Katliam› Destekledi? AB emperyalist bir birliktir. Emperyalizmin Türkiye ve dünya ç›karlar› devrimcili¤in, sömürüye karfl› direnifllerin yokedilmesinden yanad›r. Emperyalizm, devrimcilerin yokedilmesini, sol ad›na düzeniçi güçlerin öne ç›kar›lmas›n› isterler. Avrupa’n›n Türkiye’den siyasi, ekonomik ve bölgesel ç›karlar›, onun her türlü katliam›na gözyummay›, deste¤i getiren bir baflka etkendir. AB ile oligarflinin ç›karlar›n›n çak›flt›¤›, dilinden düflürmedi¤i “insan haklar›” gibi kavramlar› bir ya-
na b›rakarak büyük bir teflhir yaflamay› da göze almas› bu ç›karlar› nedeniyledir.
Katliama Deste¤in Belgeleri: Belge 1: Hücreler henüz gündemde de¤ilken, 1996 y›l›nda ülkemize gelen, ‹flkenceyi ve Kötü Muameleyi ‹zleme Komitesi CPT bir rapor haz›rlad›. Raporda ko¤ufl sisteminin “kötülü¤ü... insan haklar›na uymad›¤›” söylenerek, “oda sistemi” dedikleri hücrelere geçilmesi tavsiye ediliyordu. Avrupa’n›n “tavsiyelerini” emir telakki eden oligarfli hemen inflaata bafllad›. Bu rapor gizli olarak haz›rlan›p dönemin iktidar›na verilmiflti. Bir katliam haz›rl›¤› halktan gizliydi. Ancak, tam da katliam öncesi direniflçilerle iktidar aras›nda görüflmelerin sürdü¤ü, muhalefetin yükseldi¤i günlerde, Hürriyet Gazetesi “bak›n AB destekliyor, neden itiraz ediyorsunuz” demek için raporu yay›nlad›. CPT Heyeti ne yapt›klar›n›n çok iyi bilincindeydiler ve bunu görüfltükleri tutsaklara da çeflitli biçimlerde ifade etmifl oldular. Belge 2: CPT Heyeti, katliam öncesi iki kez tutsaklarla yüzyüze görüfltü. Bu görüflmeler temel olarak tutsaklar›n uzlaflmaz olduklar›n› göstermek amaçl›yd›. Sorunun çözülmesi gibi bir anlay›fllar› hiçbir zaman olmad›. Belge 3: Katliam›n hemen ard›ndan Avrupa sustu. Daha bir hafta önce dillerinden insan haklar› düflmüyordu ve ortada yanm›fl y›k›lm›fl hapishaneler, diri diri yak›lan kad›nlar, kurflunlanan tutsaklar ve 28 ceset vard›... Suskunluk bozuldu¤unda Avrupac›lar dahi flafl›rd›lar. CPT taraf›ndan haz›rlanan ilk raporda, 19 Aral›k katliam›n›n “anlay›flla karfl›land›¤›” söylenirken, elefltirdiklikleri tek nokta “afl›r› güç kullan›lmas›” oldu. Irak, Filistin gibi vahfletin en üst boyutta yafland›¤› yerlerde de ayn› ifadeleri görürsünüz.
Say› 136 29 12 Aral›k 2004
Say› 136 30 12 Aral›k 2004
Bu bir Avrupa klasi¤i, mide buland›r›c› bir ikiyüzlülü¤ün ifadesiydi. Ancak bununla bitmiyordu rapor. Resmen yalan söylüyor ve katliamc›lara sahip ç›karak, “Müdahale s›ras›nda tutuklularda yaflanan üzücü birçok ölüm ve yaralanma olaylar›n›n güvenlik güçlerinin operasyonundan ziyade kendini kurban etme sonucu oldu¤unun kan›t›d›r” diyordu. Gerçekleri art›k herkes biliyor. Kimler feda eylemi yapt›, kaç tutsa¤› oligarfli diri diri yakt› ve kurflunlad› biliniyor. Avrupa bu aç›klamas›n› da düzeltmedi. “Ciddi kuflkular›m›z var” dedi¤i Bayrampafla operasyonu konusunda da tek bir giriflimi kamuoyuna yans›mad›. Tüm bunlar› bir yana b›rakm›fl olsak dahi, feda edenlerin de nas›l bir vahfleti durdurmak için kendilerini yakt›klar›n› AB de çok iyi bilir. Orada da tek suçlunun sald›ran, katleden güçler oldu¤unun da bilimsel ve felsefi olarak fark›ndad›r. Ama ç›karlar› sözkonusu olunca, ne o meflhur Avrupa bilimselli¤i kal›yordu, ne de felsefesi. CPT’nin yukar›daki ifadeleri raporuna yazmak için hiçbir inceleme yapmad›¤›n›, sadece devletin söylediklerini kayda geçirdi¤ini söylememize san›r›z bu saatten sonra gerek yoktur. Belge 4: AB’nin insan haklar› maskesi kuruluflu CPT’nin son raporu olmad› yukar›da al›nt› yapt›¤›m›z rapor. 10-16 Aral›k 2000, 10-15 Ocak 2001, 18-21 Nisan ve 21-24 May›s 2001 tarihlerindeki Türkiye ziyaretlerini kapsayan de¤erlendirmelerin yer ald›¤› ve 2002 y›l›nda yay›nlanan raporda, ölümlerin sürdü¤ü F tiplerine iliflkin elefltirileri, hücrelerde elektrik dü¤melerinin bulunmamas› gibi konularla s›n›rl›yd›. 19 Aral›k “anlay›flla karfl›lanmaya” devam ediliyordu. Tabii, say›lar› her geçen gün ço¤alan ölümleri de “anl›yordu” onlar!!! Öyle anlay›fll›yd›lar ki, 19 Aral›k sevklerinde coplu tecavüzlere varan iflkenceleri bile anlay›flla karfl›l›yor ve flöyle aç›kl›yorlard› bu iflkenceleri: “fiüphesiz böyle bir durumda gerginlik yaflanm›flt›r. Dahas› baz› tutuklular halen inatç› bir tutum sergilemekte. Ve bu ancak gerginli¤i t›rmand›rmaktad›r.” Bu kafa iflkenceye karfl› olabilir mi??? Belge 5: Oligarflinin direnifli k›rmak, göz boyamak için yapt›¤› TMY’nin 16. maddesi de¤iflikli¤i de ilk olarak Avrupa taraf›ndan desteklendi. On-
Neden Avrupa Birli¤i Merkezleri’nin önüne 117 tabutumuzu b›rak›yoruz, neden “AB katliam›n suç orta¤›d›r” diye hayk›r›yoruz? lar da direninflin k›r›lmas›n› dört gözle bekliyorlard›. Çünkü direniflte geçen her gün Avrupa da teflhir oluyor, tarihe yaz›l›yordu bu günler. Malum CPT Heyeti de¤ifliklik sonras›, “nab›z ölçmek” ve direniflin bu aldatma ile bitirilip bitirilmeyece¤ini anlayabilmek için gittikleri Edirne F Tipi’nde görüfltükleri tutsak temsilcilerinden Ercan Kartal’a, “yap›lan yasal düzenlemeleri yeterli bulduklar›n›, sadece uygulamay› görmek, denetlemek için geldiklerini” söylediler. AB’ye uyum ad›na ç›kar›lan yasalarda da hep uygulamay› görmekten söz ederler. Bununla söylenen gerçekte hak ve özgürlüklerin geniflletilmesi de¤ildir. Denilen fludur: Tamam siyasi, ekonomik ç›karlar›m›z için yan›n›zday›z, ama vitrininizi düzeltin! Peki bu görüflmede ne gördü CPT? “Havaland›rmay› ç›k›lmas›n›” dahi “memnuniyetle karfl›lad›klar›n›” yazd›lar raporlar›na. Büyük lütuftu! Ne tecriti gördüler, ne de ölümleri. Esas görmek istedikleri vard›, onu da bulamad›lar. Direnifl Avrupa’n›n sömürgecilik y›llar›ndan bu yana uzman› oldu¤u ayak oyunlar›yla k›r›lamayacak kadar güçlüydü. Burada bir cümle al›nt› yapt›¤›m›z CPT Raporu gerçekte çok kapsaml›yd›. Dile getirilen sorunlar ise, F tiplerinin haz›rl›ks›z aç›lmas›na dayand›r›larak “anlay›flla karfl›lan›yor”du. Ama tek bir cümle ile dahi TECR‹T gerçe¤i ve o s›rada say›lar› 97’yi bulan ÖLÜMLERDEN sözedilmiyordu. Yoktu böyle birfley adeta!
Belge 6: Hapishaneleri inceleyen Avrupa Parlamentosu Heyeti 8 Haziran 2001’de Ankara’da yapt›¤› aç›klamada, “...Ölüm oruçlar›na devam etmek için yeterli gerekçe görülememifltir... Türkiye'nin AB üyeli¤ine haz›rl›¤› aç›s›ndan entegral bir parça olan ceza hukuk ve hapishane reformu sürecinin acil h›zland›rma gere¤i noktas›nda artt›ran bir bilinç kaydettik...” sözleriyle süren katliama deste¤i yineledi. Sözünü etti¤i “reformun” nas›l yap›ld›¤›n› ise bugün herkes görüyor. Belge 7: 23 Nisan 2001’de Avrupa Komisyonu Parlamenterler Toplant›s›’n›n sonuç raporunda F tiplerine de yer verildi. Ama “sorunu çözün, ölümleri durdurun” demek için de¤ildi. AK Baflkan› Lord Russell-Johnson F tiplerini olumlu de¤erlendirdiklerini aç›klarken, tüm o insan haklar›, demokrasi gibi süslü laflar ard›na gizledikleri gerçe¤i, ölüm orucuna iliflkin söyledi¤i flu sözlerle ifade etti: “Tutuklular›n birçok talepleri anlafl›l›r olsa da... illegal yap›lar›n›n korunmas› arz edildi¤i gözard› edilmemelidir. Bu yap›lanmalar, komünist ideolojiye dayal›d›rlar. Hiyerarflinin tepesinde olanlar direniflin devam etmesi emrini verirken, dibindekiler kendilerini açl›ktan ölüme terkediyorlar... Sorunlar›n› baflka araçlarla çözebileceklerini ve bu dava u¤runa ölmeye de¤medi¤ini
anlamalar›na flans verilmeli." K›saca, bunlar komünist, devrimcileri yoketmeliyiz deniliyordu. “Örgüt bask›s›” imalar›n› de¤erlendirmeye bile gerek görmüyoruz. Bu gerici propaganda çoktan y›k›ld›. Belge 8: Avrupa Komisyonu Genel Sekreteri Walter Schwimmer, Ocak 2002’de yapt›¤› aç›klamada, F tiplerini överek, ölüm oruçlar›n›n bitirilmesi ça¤r›s› yapt›. Ama bu ça¤r›y› tecriti sürdüren hükümete de¤il, tutsaklarayd›: ”Cezaevi koflullar›n› düzeltmek için kendi kendinizi imha etmeyi b›rak›n!” Dünya üzerinde bütün hak ve özgürlüklerin nas›l kazan›ld›¤›n› bir yana b›rakan bu kafa, s›radan apolitik bir kafa de¤ildir elbette. Tersine politiktir ve emperyalizmin do¤as›na uygun konuflmaktad›r. Yüzy›ll›k “Avrupa demokrasisi” dedikleri de bu zihniyetten besleniyor. Belge 9: Avrupa Birli¤i’nin suç ortakl›¤›na iliflkin son “belgemiz”, 117 ölüm karfl›s›ndaki BÜYÜK SUSKUNLUK’tur. Bir yandan “Türkiye’de iflkencenin azald›¤› raporlar› haz›rlarken, öte yandan F tiplerinden ç›kan tabutlar karfl›s›nda büyük bir suskunluk hala sürüyor. Çünkü F tiplerine, tecrite ve katliama destek sürüyor. Bu yüzden katliamc›lar her elefltiri karfl›s›nda “AB onaylad›” diyerek iflin içinden ç›k›yorlar.
“Emanette Yok” Denilen Operasyon Görüntüleri 3.5 Y›l Sonra Verildi 19 Aral›k 2000’de yap›larak halkla alay edercesine “Hayata Dönüfl” ad› verilen operasyonlar›n Çanakkale aya¤›ndan gerçeklefltirilen katliam›n davas›na 7 Aral›k günü Çanakkale A¤›r Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Avukatlar›n davan›n bafl›ndan bu yana ›srarla istedikleri ve Jandarma Genel Komutanl›¤› taraf›ndan mahkemeye gönderilmeyen operasyon görüntüleri CD olarak, tutsaklar›n avukatlar›ndan Gül Kireçkaya'ya nihayet teslim edildi. Sözkonusu görüntüleri 3.5 y›l önce istedi¤ini belirten avukat Kireçkaya, "Biz bu görüntüleri ilk talep etti¤imizde emanette olmad›¤› söylenmiflti. fiimdi, nereden ç›kt› merak ediyorum. Görüntüleri izledikten sonra bu ko-
nuda bir aç›klama yapaca¤›m” dedi. Mahkeme Baflkan› Hayri Demir, Avukat Gül Kireçkaya'n›n talebi üzerine Çanakkale Belediye Baflkanl›¤›'na yaz› yaz›larak, operasyonda görev alan bir müdür, üç onbafl› ve dokuz itfaiye erinin isimlerinin bildirilmesini istedi ve sonraki duruflmada bu kiflilerin tan›k olarak dinlenmesine karar verdi. Duruflma 5 Ocak 2005'e ertelendi. Davay› kitlesel olarak izlemek üzere Adliyeye gelen TAYAD’l› Aileler duruflma sonras› “19-22 Aral›k Katliam›n› Unutmad›k, U n u t t u r m a y a c a ¤ › z - TAYA D ' l › Aileler" yaz›l› pankartlar›n› açarak bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Katliam›n y›ldönümü yaklafl›rken, katli-
amc›lar›n cezaland›r›lmas›n› ve tecritin kald›r›lmas›n› isteyen TAYAD’l›lar, eylemlerine “Adalet ‹stiyoruz”, “Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez”, “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz”, "19-22 Aral›k fiehitleri Ölümsüzdür” sloganlar›yla son verdiler. Bilindi¤i gibi, Çanakkale’deki operasyon s›ras›nda Fidan Kalflen, ‹lker Babacan, Fahri Sar›, Sultan Sar› flehit düflmüfllerdi. fiimdi, 3.5 y›l görüntüleri vermeyen Jandarma Genel Komutanl›¤›’n›n hangi görüntüleri seçti¤i merak konusu...
Say› 136 31 12 Aral›k 2004
19 Aral›k 2000 Katliam›nda Bayrampafla Kad›nlar Ko¤uflu:
6 CEVABIMIZ VAR... Say› 136 32 12 Aral›k 2004
18 Aral›k günü hareketli geçmiflti yine. Özellikle direniflçilerimiz için... 15 Aral›k günü görüflmeler aniden kesilmiflti. Her an fiili bir sald›r› olabilirdi. Direniflin en ön cephesinde yeralan ölüm orucu direniflçilerimiz, olas› bir sald›r› karfl›s›nda da yoldafllar›n› korumak için öne at›lma kararl›l›¤›yla ne yapabileceklerini tart›fl›yorlard›. 18 Aral›k günü yapt›klar› toplant› uzun sürmüfl, akflam geç saatlerde ko¤ufla dönmüfllerdi. Onlar döndü¤ünde hemen herkes mektup bafl›ndayd›. Ben nöbetçiydim o gece... Saat 24.00’e kadar mektuplar›m› hemen hemen bitirmifltim. Havalar oldukça so¤umufltu. Havaland›rmaya bakt›m pencereden. Hafif hafif kar serpifltiriyordu. Kar›n görüntüsüne dal›p, zamanda k›sa bir yolculuk yapt›m. 8 y›l olmufltu buraya geleli. Parmakl›klar›n, kilitli demir kap›lar›n, yüksek kal›n duvarlar›n ard›nda umudumuz büyüyordu, yar›na dair özlemlerimiz ete kemi¤e bürünüyordu. Kahramanl›klar yarat›lm›flt› burada... Kahramanlar›m›z halklar›n yenilmezli¤ini can bedeli yazm›fllard› tarihe... Kal›n yüksek duvarlar›n, demir kap›lar›n ard›nda özgür vatan topra¤›yd› buras›. Özgürlü¤ün bedeli vard› ve iflte yine bedel ödüyorduk. Daha da ödeyecektik... Yoldafl›m›n sesiyle düflüncelerimden s›yr›ld›m: - Maltaya ç›kaca¤›m demifltin, ama hala oturuyorsun. Merak ettim de onun için seslendim. - ‹yi yapt›n, dalm›fl›m. C Blok’ta kal›yorduk. C Blok sadece siyasi tutsaklara ayr›lm›flt›. Ortado¤u’nun en büyük hapishanesiydi buras›. Hapishanenin yap›s› flöyleydi; birbirine paralel üç blok vard›, idari bölümün oldu¤u A Blok, adli tutuklular›n kald›¤› B Blok ve siya-
si tutsaklar›n kald›¤› C Blok... Bir de Özel Tip vard›. Çok genifl bir alana yay›lm›fl olan hapishanede ayr›ca bir garnizon ve bir hastane bulunuyordu. Bizim bulundu¤umuz C Blok’a, idari bölüm olan A Blok’a aç›lan flebeke yolundaki demir bir kap›dan giriliyordu. Bu flebekede revir ve ziyaretçilerimizin al›nd›¤› görüfl kabinleri bulunuyordu. ‹flte bu flebekedeki demir kap› uzun bir koridora aç›l›yordu. Bu koridor C Blok’un maltas›yd›. Maltaya giriflte ilk, bayanlar›n kald›¤› ko¤ufl bulunuyordu ve malta boyunca birbirine paralel olarak di¤er ko¤ufllar vard›. Bizim ko¤uflumuz di¤er ko¤ufllardan demir parmakl›klardan oluflan bir kap› ile ayr›l›yordu. Ayr›ca üç-dört ko¤uflta bir bu parmakl›kl› demir kap›lardan vard›. Ko¤ufl kap›lar›n›n tam karfl›s›na düflen yerde ise pencereler, spor salonuna aç›lan kap›, B Blok’a bakan ifllikler ve konferans salonu vard›. Maltaya ç›kt›m. Birkaç erkek arkadafl volta at›yordu. - Çok üflüdük, çay var m›? - fiimdi haz›rlar›m. Çay haz›rd› zaten. Bardaklara doldurup arkadafllara götürdüm. Herfley ola¤an görünüyordu. Birkaç saat sonra kap› çal›nd›. Bir arkadafl; - Nas›ls›n›z diye sormaya geldi. - Biz iyiyiz. Ama burada neden hiç gardiyan yok? Gardiyanlar›n olmamas› pek ola¤an bir durum de¤ildi. Ama Ramazan ay›ndayd›k. Belki sahura gitmifllerdir diye düflündük. Oysa Ramazan’› kana bulaman›n son haz›rl›klar›n› yap›yorlarm›fl... Bu kan bizim kan›m›zd›. Ve özgürleflmemizin, inançlar›m›zla yaflamam›z›n bedeli olacakt› yine... Sadece dakikalar sonra! Saat 5.00’e do¤ru maltadaki arkadafllara tekrar çay götürdüm. Masan›n etraf›nda oturuyorlard›. - Ne kadar kalabal›km›fls›n›z! Birkaç bardak çay daha götürdüm onlara. Tekrar ko¤ufla döndü¤ümde gözüme çarpan ilk fley TV’de geçen alt yaz› oldu; “Ulucanlar Hapishanesi’nin etraf› özel timlerce sar›ld›!” Hemen maltaya koflup arkadafllara haber verdim. Ve hemen geri döndüm. Tam ko¤ufla ad›m atm›flt›m ki kap› taraf›ndan sesler geldi. Kap›daki arkadafl üst kat› iflaret ediyordu. Kula¤›m›za gelen postal sesleriydi. Halk›m›z›n umutlar›n›, özlemlerini, yar›nlar›n› ezmeye çal›flan o postallar... Düflmanl›klar› iflkencehanelere s›¤mayan, sokaklara, meydanlara, fabrikalara, okullara çöreklenen, gökyüzümüze cehennem bulutlar› gibi çöküp bizi yoketmeye çal›flan düflmanl›k çat›m›zdayd› iflte. Ama hay›r! Kan›m›z› ak›tacaklar yine, ama bizi nefessiz b›rakamayacaklar, yurdumuzu, gelece¤imizi karanl›klara gömemeyecekler. Tarihimizden alaca¤›z nefesimizi ve Bedrettin yi¤itlerince atefl olup ayd›nlataca¤›z ülkemizin yar›nlar›n›.
- Operasyon, diye f›s›ldad›m. Hemen git, arkadafllara haber ver, çabuk! Ben de hemen kendi ko¤uflumuza kofltum. Üst kat nöbetçimiz durumdan habersiz, kitap okuyordu. - Operasyon! Arkadafllar› uyand›ral›m hemen... Ayn› anda d›flar› göz att›m ve çat›n›n maskeli, silahl› özel timlerle dolu oldu¤unu gördüm. - Arkadafllar, çat›dalar, diyebildim. Herkes hemen f›rlad› yata¤›ndan. Son derece h›zl› giyindiler. Baz› arkadafllar›m›z›n uykusu a¤›rd›. Zor uyan›rlard›. Bir yandan onlar› uyand›rmaya çal›fl›yorduk. fiefinur bir arkadafl›m›z› sars›yordu uyand›rmak için. Gülser’in kulaklar›nda yüksek oranda iflitme kayb› vard›. Neyse ki onu da uyand›rabildik. Bunlar›n hepsi saniyeler içinde oldu. Zaten baflka türlü de olamazd›, çünkü ayn› anda çat›lara yerlefltirilip üzerimize do¤rultulmufl otomatik silahlar seri halde çal›flmaya bafllam›flt›. Yataktan kalkan kendini yere atm›flt›. Gidebilece¤imiz hiç bir yer yoktu. Pencerenin alt›na gelen duvar dibine yerleflmifltik. Bafl›m›z› hafifçe kald›rmam›z bile ko¤ufla ya¤an kurflunlara hedef olmak demekti. Bu arada h›zla üst ve alt kat barikatlar›n› kurmufltuk. Dolaplar›, bulabildi¤imiz malzemeleri kap› önüne y›¤d›k. Hepimiz üst katta, yatakhanede pencere alt›ndaki duvar›n dibinde siper alm›flt›k. O s›rada örgütlenen iflleri hemen yapmaya bafllad›k. Barikat, su tafl›ma, battaniyeleri, havlular› haz›rlama... Yatakhanenin elektriklerini geceleri söndürüyorduk. O yüzden etraf karanl›kt›. Bir tek yatakhanenin giriflindeki tuvaletlerin ›fl›¤› yan›yordu. Su tafl›makla görevli olanlar, tuvalet taraf›ndan su tafl›yorlard›. Çat›daki cellatlar oradaki faaliyeti görünce seri halde oray› da taramaya bafllad›lar. Sürünerek, el yor-
dam›yla hareket ediyorduk. Yine de bir miktar su almay› baflarabilmifltik. Birkaç tane de havlu... ‹flte kendimizi koruyabilece¤imiz yegane malzemeler bunlard›. Gaz bombalar› atmaya bafllad›lar. Islak havlularla a¤z›m›z› burnumuzu kapat›p gaz›n etkisinden kurtulmaya çal›fl›yorduk. Nilüfer arflivleri yak›yordu. Katillerin eline hiçbir fley b›rakmamal›yd›k. Aylarca u¤rafl›p haz›rlad›¤› dosyalar› kendi eliyle atefle veriyordu Nilüfer. Biz 27 kad›n tutsakt›k. Celletlar sürüsünün karfl›s›nda, silahlar›, bombalar›, gazlar› karfl›s›nda, bilincimizden ve yüre¤imizden baflka hiçbir silah›m›z yoktu. - Teslim olun! Teslim olun diyordu gafiller güruhu. Aylarca haz›rlanm›fllard› bu operasyona. En i¤renç küfürleri, en korkunç kahkahalar›yla karanl›¤›n bekçileriydi onlar. Can alman›n, kan ak›tman›n e¤itimini görmüfllerdi. ‹yi at›c›, keskin niflanc›yd›lar. - Teslim olun! Ama iflte o vahfli yetenekleriyle karavana at›yorlard› yine... Siz bizim teslim oldu¤umuzu nerede gördünüz! ‹nanca kesmifl kan›m›z›n her damlas› silah›m›z flimdi, bilincimizin her zerresi cephanemiz... fiefo’nun elindeki bir k›r›k sopa o tükenmez cephanemizin gücüyle inip kalk›yordu pencerelere. fiefo’nun elindeki sopa, pencerelerde kalan son cam k›r›klar›n› da yere indiriyor, ko¤ufla biraz daha hava girmesini sa¤l›yordu. Bombalar›n etkisiyle nefes alamaz hale gelmifltik. Bir ara kusmaya bafllad›m. Sanki içimde ne var ne yok ç›kar›nca rahatlayacakt›m. Yan maltadan gelen postal sesleri artm›flt›. Ko¤uflumuza bitiflik olan üst koridorun mazgal duvarlar›n› k›r›p, makineli tüfekler yerlefltirdiler. Böylece çat›daki otomatik silahlara en az befl alt› makinal› daha destek gelmiflti. Çeflit çeflit bombalar at›l›yordu ko¤uflumuza...
Say› 136 33 12 Aral›k 2004
Say› 136 34 12 Aral›k 2004
Silah ve bomba sa¤ana¤›na i¤renç küfürler, hakaretler ve i¤renç kahkahalar efllik ediyordu. Bir arkadafl›m›z, hemen önündeki ranzadan bir battaniye almak için kolunu uzatt›... Ve ayn› anda sesini duyduk: - Vuruldum arkadafllar... Kolu dirse¤in üzerinden hem kurflun, hem bombayla parçalanm›flt›. Etraf karanl›kt›. El yordam›yla müdahale ettik hemen. Kola üstten turnike at›p kan› durdurmaya çal›flt›k. Kemikleri parçalanm›flt›. Atefl bir an için durdu. Su ihtiyac›m›z› karfl›lamak için kaloriferleri açm›flt›k, her yer su içindeydi. Üstümüz bafl›m›z da iyice ›slanm›flt›. Yeterince dolab›m›z olmad›¤› için ranza altlar›na koydu¤umuz elbise sepetlerinden kuru giyecekler almaya çal›flt›k. At›lan bombalar›n etkisiyle ko¤uflun baz› yerleri de alev alm›flt›. Bir yandan da alev alan bölümleri söndürmeye çal›fl›yorduk. Bir ara montum alev alm›fl, bir arkadafl›n uyar›s›yla farkettim. - Yan›yorsun, ç›kar flu montunu. Hepimiz birbirimize kol kanat geriyorduk. Belki de birlikte geçirdi¤imiz son anlard› bunlar. Ölüm anlar›. Ölümü paylaflma anlar›. Buradan sa¤ ç›kamayaca¤›m›z› düflünüyorduk. O halde, nas›l ki her yönüyle yaflam›, kavgay› paylaflt›ysak, ölümü de onurla paylaflacakt›k. - Hepinizi öldürece¤iz! diyordu “hayat›m›z› kurtarmaya” gelenler. Korkunç kahkahalar atan “kötü adam”lar olur ya filmlerde. Bunlar›n kahkahalar› gerçek ve çok daha ürpertici. Ama bizim ürpermemiz korkumuzdan de¤il, öfkemizden, duydu¤umuz kinden. Yoksa ölüme haz›rd›k zaten. O i¤renç küfürleri, o vahfli kahkahalar› cevaps›z b›rakmamal›yd›k. Nefes almay› baflarabildi¤imiz oranda sloganlar›m›z› hayk›r›p i¤rençliklerini yüzlerine vuruyorduk. - Sizin anan›z Bush, baban›z Manukyan diye hayk›r›yordu bir arkadafl›m›z. Seyhan hemen muzipçe düzeltti onu; - Hay›r abla, öyle de¤il... Baban›z Bush, analar› Manukyan. Anl›k gülüfllerimiz, esprilerimiz, hatta sigaralardan çekilen belki de son nefesler, ac›y› hissetmeyiflimizden de¤il, özgür oluflumuzdan ve özgür kalacak olmam›z›n huzurundan. Onlar tarihin karanl›k yüzünün temsilcileri, sonsuza dek halklar›n laneti üzerlerinde olacak. Biz ise, bomba ve kurflun ya¤muru alt›nda pencerelerin alt›na, duvar dibine dizilmifl bir avuç kad›n, halk›m›zla birlikteydik yine. Onlar›n da bizimle oldu¤unu hissederek... - devam edecek -
Tutsak Ürünleri sergisi EMO’da Sergileniyor TAYA D ' l › ailelerin, devrimci tutsaklar›n el ürünlerinden oluflan “Üreterek Direnen, Direnerek Üretenlerin Sergisi” flimdi de EMO’da aç›ld›. Sergi daha önce TMMOB, BES 2 No’lu fiube, E¤itimSen 3 No’lu fiube ve E¤itim-Sen 4 No’lu fiube’de aç›lm›fl ve yo¤un ilgi görmüfltü. Elektrik Mühendisleri Odas›’nda aç›lan sergi 10 Aral›k gününde kadar ‹stanbul Harbiye'deki binas›nda aç›k olacak. 6 Aral›k günü yap›lan aç›l›flta konuflan TAYAD'l› Naime Kara, “Yaflam› u¤runda ölecek kadar çok sevenlerin, üreterek direnenlerin bu eserlerini kamuoyuna sunmaktan onur duydu¤umuzu belirterek; tüm halk›m›z› bu ürünleri görmeye davet ediyoruz” diyerek, herkesi sergiyi görmeye ça¤›rd›. Sergide; limon kabu¤undan yap›lan biblolar, fleftali çekirde¤inin so¤an ve oraletle boyanmas›ndan eld edilen kolyeler, hamur, k⤛t ve sabun kar›fl›m› ile yap›l›p ayakkab› boyas›yla boyanan satranç tak›mlar›, süt ve fleker kutular›ndan yap›lan süs eflyalar›, kalem ucuyla örülmüfl battaniyeler ve daha bir çok yarat›c›l›k örne¤i yer al›yor.
ESP’lilere Sald›r› Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›'n›n meclis gündemine gelmesine yönelik bir protesto eylemi düzenleyen ESP'lilere polis azg›nca sald›rd›. 7 Aral›k günü Ankara'da toplanarak Meclise yürümek isteyen ESP’lilerin önü polis panzerleri ile kesildi. Meflru demokratik bir eyleme biber gazlar›, gaz bombalar› ile müdahale eden polise karfl›, ESP’liler direnifle geçtiler. Panzerlere tafllar ve molotoflarla karfl›l›k veren kitleden 50’ye yak›n kiflinin gözalt›na al›nd›¤› ö¤renildi. Uzun süre devam eden sald›r› s›ras›nda çok say›da kifli de yaraland›. Sokaklarda terör estiren polis, gelifligüzel att›¤› gaz bombalar› ile halk›n da tepkisini toplad›.
Emek Platformu Netleflmelidir
Genel grev silah› kullan›larak sald›r›n›n önüne barikat m› kurulacak, yoksa ‘biz gerekli tepkiyi gösterdik’ oyunu mu oynanacak? Genel grev karar›m›z geçerlidir deniliyorsa, ilan edilmeli ve örgütlenmesi yap›lmal›d›r... KESK ve D‹SK; Emek Platformu içinde genel grevin hangi hesaplarla engellendi¤ini, hangi ayak oyunlar› oynand›¤›n› iflçi s›n›f›na, emekçilere, devrimci demokratik tüm güçlere aç›klamal›, gericili¤in perdesi olmamal›d›r. ‹flçi s›n›f›n›n, emekçilerin genel grev silah›n› kullan›lmas›n›n asl›nda geç kal›nm›fl bir zorunluluk olmakla birlikte, SSK Hastaneleri’nin devri ve Köy Hizmetleri’nin kapat›lmas› gündeminde art›k ertelenemez duruma geldi¤ini, geçen say›m›zda ele alm›flt›k. ‹ktidar›n yasay› Meclis gündemine almay› ERTELEMES‹ hamlesinin karfl›s›nda, Emek Platformu cephesinde tam anlam›yla bir belirsizlik, kargafla sözkonusudur. Yap›lan aç›klamalarda “meydanlardan çekilmeyece¤iz... Yasa yeniden gelirse ayn› gün üretimden gelen gücümüzü kullanaca¤›z... ‹ktidar tehlikeli bir oyun oynuyor... Ankara mitingi korkuttu...” vb. denilse de, bu kararl› ifadelerin alt›n› dolduracak bir netlik yoktur. AKP iktidar›n›n SSK’lar›n devrini yeniden gündeme alaca¤› aç›kt›r. IMF ve AB taraf›ndan emredilen bir düzenlemede ancak zamanlama insiyatifi vard›r bu iktidar›n. Ancak emekçiler direnifllerini iktidar›n ayak oyunlar›yla etkisizlefltirebilece¤i bir zeminde tutamazlar.
Yasan›n meclise geldi¤i gün alelacele “örgütlenmifl” bir genel grevin; yasak savmaktan, sald›r› yasalaflt›ktan sonra “emek örgütleri gereken tepkiyi göstermifl ama bu anti-demokratik iktidar dinlememifltir” aç›klamalar› yapman›n zeminini haz›rlamaktan baflka bir anlam› olmayaca¤› bilinmelidir. Emek Platformu (EP) netleflmelidir; “Genel Grev”, aldatmacalar›n›za, oyalamalar›n›za malzeme yapabilece¤iniz bir konu de¤ildir. B›çak kemi¤e saplanm›fl durumdad›r. IMF sald›r›lar› karfl›s›nda, bu iktidar›n tüm halk kesimlerine yönelik sald›r›lar›nda ve kaale almama politikalar›ndaki pervas›zl›¤› önünde güçlü bir barikat kurma zemini, kendilerine “emek örgütü” diyenlerce yok edilmemelidir. Son olarak D‹SK ile KESK’in düzenledi¤i bas›n aç›klamas›nda görülmektedir ki, genel grev karar› konusunda EP içinde ciddi bir çeliflki, çat›flma sözkonusudur. EP’nin yap›s› hesaba kat›ld›¤›nda bir yan›yla do¤ald›r bu direnifl. Bir k›s›m konfederasyonlar›n gerekçeleri ayr› bir tart›flma konusu olan direnci sözkonusudur. Yasan›n mecliste görüflülmesi-geri çekilmesi manevralar›n›n sürdü¤ü, hatta sözde o gün genel greve ç›k›laca¤› ama ortal›kta hiçbir haz›rl›¤›n olmad›¤› 2 Aral›k günü KESK binas›nda “acil” olarak bas›n toplant›s› yap›ld›. KESK Baflkan› Sami Evren ve D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi, Emek Platformunun eylemlerine devam edece¤ini söylediler. Çelebi, kararl›l›klar›n› “Tasar› Meclis’e geldi¤i gün üretimden gelen güç kullan›lacakt›r” diye ifade etmektedir. “Genel grev karar›m›z› ertelemedik” aç›klamas› D‹SK ve KESK taraf›ndan yap›lmaktad›r. Bu karar›n alt›nda “Emek Platformu” denilerek hangi konfederasyonlar›n varl›¤› kastedilmektedir, bu mu¤lakt›r. Kim genel grev kararlar›n›n arkas›ndad›r. Kim karar› alm›flt›r ve hala bu karar›nda sebat etmektedir? Aç›klanmal›d›r. “Emek Platformu karar›” denilerek, genel grev orta yerde b›rak›lmakta, mu¤laklaflt›r›lmaktad›r. Zire herkes biliyor ki, EP imzas›n›n aç›l›m›nda ad› geçen kimi konfederasyonlar›n SSK’lar›n devri ve Köy Hizmetlerinin kapat›lmas› konusunda AKP’den farkl› düflünmemektedirler. Hatta en genel anlamda bu iktidar›n karfl›s›na güçlü bir s›n›f hareketinin ç›kmas›na b›rak›n katk›y›, engel olmay› daha öncelikli bir görev olarak görenler mevcuttur.
Say› 136 35 12 Aral›k 2004
EP’nin mevcut yap›s›yla; s›n›f hareketinin gelifliminde bir “birlik” zemini olmaktan çok, s›n›f hareketinin önünü t›kayan, gericili¤in hareketin önüne barikat kurmakta, ifline geldi¤inde kullanmakta yararland›¤› bir yap› oldu¤u aç›kt›r. Elbette iflçi s›n›f›n›n, emekçilerin örgütlü güçleri birlik olmal›d›r. Ancak her “birlik” ad›na bir araya geliflin ilerici bir rol oynayamayabilece¤i de bilinmektedir. EP bugün bu durumdad›r. Burada görev, KESK ve D‹SK’e düflmektedir. KESK ve D‹SK; Emek Platformu içindeki tart›flmalar›, kimin ayak sürüdü¤ünü, hangi konfederasyonun iflçi s›n›f›n›n genel grev silah›n› kullanmas›n› ayak oyunlar›yla engellemeye çal›flt›¤›n›, gerekçelerini iflçi s›n›f›na, emekçilere
ve devrimci, demokratik güçlere aç›klamal›d›r. ‹lan edilen genel grev karar›n›n “yasa meclise gelirse...” belirsizli¤i içinde b›rak›lmas›na son verilmelidir. Bunun, görev savma ve esas olarak genel grevi salt bir tehdit olarak kullanma niyetinin ifadesi oldu¤u aç›kt›r. Kölelik yasalar›n›n nas›l bir sendikac›l›k anlay›fl› sonucu ciddi bir tepki olmadan geçirildi¤i biliniyor. “Genel grev karar›m›z geçerlidir” deniliyorsa, bu karar mu¤lakl›ktan kurtar›lmal› ve örgütlenmelidir. En somut anlamda iflyerlerinde, fabrikalarda grev komitelerinin örgütlenmesinin, eyleme tüm halk kesimlerinin kat›l›m›n›n sa¤lanmas› için giriflimlerin ad›mlar› at›lmal› ve ilan edilmelidir.
EGE TEMEL HAKLAR KURULDU!
Say› 136 36 12 Aral›k 2004
1,5 y›l faaliyet yürüten ‹zmir Temel Haklar’›n kapat›lmas›n›n ard›ndan, hak ve özgürlükler mücadelesinin susturulamayaca¤›, Ege Temel Haklar’›n kuruluflu ile yeniden ilan edildi. Ege Temel Haklar dergimize yapt›¤› aç›klamada, susturulmak istendiklerine vurgu yaparak, “biz ba¤›ms›zl›k, demokrasi mücadelemizi sürdürece¤iz. Meflrulu¤umuz mücadelemizin hakl›l›¤›ndan gelmektedir” dediler. 26 Kas›m günü resmi baflvurusunu yapan Ege Temel Haklar, haklar ve özgürlükler cephesinde yeni bir mevzi olarak, afla¤›daki adreste faaliyet göstermektedir: 1710 SOK. NO:51 KAT:3 KARfiIYAKA/ ‹ZM‹R. TEL: 0232 381 35 04 ◆◆◆
Asr›n Hukuk Bürosu bas›ld› Öcalan'›n avukatlar›n›n ba¤l› bulundu¤u Asr›n Hukuk Bürosu'nu 4 Aral›k günü basan polisler 14 saat süresince arama yapt›lar. Av. Okan Y›ld›z, bask›nla Öcalan'›n hedeflendi¤ini ve savunmas›n›n engellenmek istendi¤ini belirtti. Hat›rlanaca¤› gibi; Genelkurmay, Öcalan’›n avukatlar› arac›l›¤›yla yapt›¤› aç›klamalarla ilgili konuflmufl ve do¤rudan avukatlar› hedef göstermiflti. Genelkurmay’›n hukukçular› da harekete geçerek “gere¤ini” yap›yorlar flimdi. Büroda yap›lan bask›nda 50 adet diskete ve belgeye el konuldu¤u avukatlar taraf›ndan aç›kland›. Asr›n Hukuk Bürosu avukatlar› polis bask›n›n› k›narken, ‹stanbul 10 No'lu A¤›r Ceza Mahkemesi'nin karar›yla yap›lan arama gerekçesinin çok genel oldu¤unu belirterek, buna karfl› araman›n gündüz yap›lmad›¤›n› ve büronun ince aramaya tabii tutularak kurallara uyulmad›¤›n› söylediler.
Y›k›ma karfl› miting AKP’nin yoksul emekçi semtlerindeki y›k›m politikas›n›n hedefindeki emekçiler, y›k›m› durdurmak için eylemlerini sürdürüyorlar. ‹stanbul’da Sar›yer Derbent Mahallesi halk›, 4 Aral›k’ta düzenledi¤i mitingle, AKP’nin y›k›m politikas›n› ve AKP’li Sar›yer Belediye Baflkan› Yusuf Tülün’ü protesto etti. Yaklafl›k bin kiflinin kat›ld›¤› mitingte, Derbentliler “Felluce’de ABD, Filistin’de ‹srail evleri y›k›yor. S›ra Derbent’te mi?” yaz›l› bir pankart açt›lar. Mitinge Küçükarmutlu’dan kat›lan muhtar Nurettin Coflkun, yapt›¤› konuflmada, gecekondu emekçilerinin birlikte mücadelesinin gere¤ine de¤inerek Armutlu ve Derbent halk›n›n birlikte direnerek kazanaca¤›n› belirtti. Derbentliler Coflkun’un konuflmas›n› “Armutlu Halk› Yaln›z De¤ildir” sloganlar›yla desteklediler. Mitingde y›k›ma karfl› kurulan komiteden temsilciler de konufltu. Miting s›ras›nda s›k s›k “Yürüyelim” fleklinde slogan atan Derbentliler, mitingin okulun bahçesine s›k›fl›p kalmas›ndan rahats›zd›lar. Polisin mitingin yap›ld›¤› okul bahçesinin önüne barikat kurdu¤u eylem, mahalle içine “Derbent Bizimdir, Bizim Kalacak” sloganlar›yla yap›lan yürüyüflle bitirildi.
Y›kaca¤›z kokuflmufl düzeninizi Kurtaraca¤›z çocuklar›m›z› sokaktan ve onlar› adada tecrit etme planlar›n›zdan... ‹ktidar›, medyas›, “Milli E¤itimi”, polisi ve de “uzmanlar›”, “her derde deva” Sivil Toplum Kurulufllar›, Belediye Baflkanlar›... Bilcümle oligarflik güçler bugünlerde ‘Sokak Çocuklar›’ dedikleri, soka¤a at›lm›fl, bu düzenin yoksullu¤unun, çürümüfllü¤ünün bedellerini ödeyen çocuklar›m›z› konufluyorlar.
gisizlik, e¤itimsizlik, yoksulluk ve aile içi fliddet, göç’ nedeniyle sokakta. Kas›m 2003 sonu itibar›yla Emniyet'e getirilen toplam 018 yafl çocuk say›s› 88 bin 313. Bu çocuklar›n yüzde 44'ü madde ba¤›ml›s›.”
Tart›flma, ‹stanbul'da Üniversite ö¤rencisi Ahmet Hakan Can›demir'in cep telefonu için trenden at›larak öldürülmesinin ard›ndan gündeme geldi ve oluflturulan MEB Komisyonu için ön rapor 11 Aral›k’ta aç›kland›. Demek ki, bir genç hayat›n› kaybetmese, bu ülkenin sokaklar›nda yatan onbinlerce çocuk onlar› hiç ilgilendirmeyecek. Ama san›lmas›n ki, flimdi ilgilendiriyor; hay›r yine ilgilendirmiyor, “rutin” ifllerinden birini daha yap›yorlar ve yar›n yine unutacaklar. Tutun ki, unutmad›lar. Yine hiçbir çözüm bulamayacaklar; çünkü sokakta yatanlar bu ülkedeki açl›¤›n, yoksullu¤un, yozlaflt›rma politikalar›n›n gözlere soktu¤u sonuçlar›d›r. Yoksullu¤a çaresi var m› bu düzenin? Açlar› doyurabilecek mi? Milyonlarca iflsiz anaya, babaya, gence ifl bulabilecekler mi? Yozlaflt›rma ve apolitiklefltirme politikalar›ndan vazgeçecekler mi?...
Nedenler aras›nda neyi sayarsan›z say›n, yoksullu¤u, bu düzenin ekonomik, kültürel ve ideolojik tahribatlar›n› görürsünüz.
Hay›r! Onlar sorun çözemez, sadece makyaj yapar, öte yandan sorunu büyütürler. Çünkü yoksullu¤u büyütüyorlar, çünkü yoksullu¤a baflkald›rmas›n halk diye, yozlaflt›rma ve apolitiklefltirme politikalar›na, uyuflturucu gibi beyinleri teslim alan silahlar›na daha fazla sar›l›yorlar... Bakal›m ne diyor MEB Raporu? “Sokaktaki çocuklar›m›z›n say›s› 2000 y›l›ndaki ‘Ekonomik krizin’ ard›ndan artt›. 90 bin çocuk ‘sev-
Ve bir sonuç daha: Uyuflturucu ba¤›ml›s› çocuklar s›ralamas›nda Türkiye, dünya dördüncüsü!!!
AKP ‹ktidar›n›n MEB’inin “çözümleri” de var!
ri için adam devflirmekten, organ sat›fl›na kadar nas›l kullan›ld›klar›n› herkes biliyor. Hele bir de düzenin “sosyal demokratlar›n›n” çözümü var ki, tüm oligarflik güçlerin as›l kafa yap›s›n› oldu¤u gibi yans›t›yor. CHP’li Bak›rköy Belediye Baflkan› Atefl Ünal Erzen, “Sokak çocuklar› Bak›rköy halk›n›n huzurunu kaç›r›yor. Onlar› Yass›ada’ya götürüp e¤itime tabi tutturaca¤›m” diyerek imza kampanyas› bile bafllatt›. Anlafl›lan Makarenko’yu okumufl, ama çarp›kl›k flu ki, Makarenko bir sosyalistti ve sosyalizmin ideolojik gücü, insana verdi¤i de¤er ve buna göre oluflturdu¤u sistemle baflar›yordu. Bak›rköy’de huzuru bozulanlar›n kim olduklar› malum; zenginler! Bu zihniyetin bir sonraki aflamas› Brezilya’da görülen sokak çocuklar›n›n öldürülmesi için zenginlerin çeteler oluflturmas›d›r. Ha gayret!
“Veri taban› oluflturulmas›, risk tafl›yan çocuklara e¤itim verilmesi, Y‹BO ve P‹O'larda öncelik tan›nmas›, mesleki e¤itime yönlendirilmeleri, ailelere sosyal ve ekonomik destek sa¤lanmas›...” Çözüm de¤il gözboyama! Bunlar› ne ekonomik olarak yapabilir bu düzen, ne de soka¤a yeni çocuklar›n düflmesini engelleyebilir. Yoksul ailelere yard›m yapacakm›fl! IMF borçlar›n›n faizlerini ödedikten sonra m›? Geçin bu palavralar›! Y‹BO ve P‹O’lar›, yani Yat›l› ‹lkö¤retim Bölge Okulu ve Pansiyonlu ‹lkö¤retim Okullar›n› alal›m. B›rak›n sokaktakileri e¤itmeyi, bu kurumlardaki çocuklar›n ne hale getirildi¤ini, ne tür sapk›nl›klar›n beslendi¤ini, kontra örgütlenmele-
Bu düzen halk›n ihtiyaçlar› esas al›narak örgütlenmemifltir, temelinde insan de¤il kâr vard›r; sorun buradad›r. Örne¤in sosyalist Sovyetler Birli¤i Anayasas›’n›n ilk maddesinin “sa¤l›k tüm halka ücretsizdir” olmas›n›, e¤itimin paras›z ve devletin sorumlu¤unda oldu¤u Küba’n›n baflar›lar›n›, bu düzenin e¤itti¤i kafalar ve kokuflmufl kapitalizmi savunanlar anlayamazlar. ‹fl isteyene “bir de a¤z›n›za lokman›z› m› verece¤iz” diyen bir zihniyet neyi çözebilir? Kapitalizm sadece açl›k, sefalet ve çocuklara sokaklar›, ölümü dayat›r. Bu hafta aç›klanan BM G›da ve Tar›m Örgütü 2004 Raporu’na göre, dünyada y›lda 5 milyondan fazla çocuk açl›ktan ölüyor. Kim öldürüyor? Emperyalizm öldürüyor, kapitalist piyasa çarklar› ö¤ütüyor. Biz çözeriz! Pratik olarak ispatlanm›flt›r ki, sadece sosyalizm çözebilir. Ve sokakta yatan çocuklar›m›za and›m›z olsun ki; bu kokuflmufl düzeninizi y›karak halk›n iktidar›yla sosyalizmi kuraca¤›z.
Say› 136 37 12 Aral›k 2004
Emekçiler’den ‘E¤itim Sen Günefli Karart›lamaz’
AKP E¤itim Sen’i Polis Copuyla, Mahkemelerle Sindirmek ‹stiyor E¤itim Sen, kapat›lma davas›na karfl› eylemlerini sürdürürken, iktidar›n bu eylemlerden duydu¤u rahats›zl›k Ankara yürüyüflünde çok daha net olarak ortaya ç›kt›. Polis Kad›köy’de emekçilere gaz bombalar› ile sald›rd›.
Say› 136 38 12 Aral›k 2004
10 Aral›k günü Ankara 2. ‹fl Mahkemesi'nde görülecek olan davaya kat›l›m için bafllat›lan Ankara yürüyüflünün ‹stanbul kolu 8 Aral›k günü saat 12:30’da ‹stanbul Kad›köy ‹skele Meydan›’nda topland›. E¤itim Sen’lilere KESK’e ba¤l› sendikalar ile, D‹SK, Genel-‹fl, TMMOB ve çok say›da dernek ve sendika destek verdi. Otobüslerle Ankara’ya gidecek olan emekçiler burada bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Aç›klaman›n ard›ndan yürüyüflçüleri u¤urlamak üzere otobüslerin oldu¤u yere gitmek isteyen gruba, polis gaz bombalar› ve coplarla müdahale etti. Sokak aralar›na giren emekçiler, Kad›köy Postanesi, Alt›yol, Bahariye Caddesi ve E¤itim-Sen 2 No'lu fiube önünde toplan›p Alt›yol’da yeniden bir araya geldiler. Polis, gruba ikinci kez gaz bombalar› ile sald›rd›. KESK merkez yöneticileri ile ba¤l› sendikalar›n yöneticilerinin de bulundu¤u 54 kifli gözalt›na al›nd›. Sald›r› s›ras›nda birçok kifli yaraland›. Kad›köy Sal› Pazar›'nda ikinci kez aç›klama yapan Dinçer, müdahaleyi k›nad›klar›n› belirterek, flöyle dedi:
“‹stanbul Emniyeti al›fl›k oldu¤umuz tav›rlar›n› yine sergiledi. Biz yürüyüflümüzü sürdürece¤iz. Gözalt›na al›nan arkadafllar›m›z›n bir an önce b›rak›lmas›n› istiyoruz". Aç›klaman›n ard›ndan grup, Ankara yürüyüfl kolunu u¤urlad›. Ankara'ya do¤ru yola ç›kan otobüsler Kocaeli, Bursa ve Eskiflehir'den sonra 10 Aral›k günü Ankara'da olacaklar.
AKP’nin Gerçek Yüzü Budur Kad›köy’de yaflanan sald›r› AKP iktidar›n›n en genelde demokratik haklar›n kullan›lmas›ndan ne anlad›¤›n›n aç›k bir göstergesidir. E¤itim Sen özelinde ise; KESK’in en kitlesel ve dinamik gücünü oluflturan bu sendikay› her biçimde susturmak istemektedir. Muhaliflerini tasfiye ve her yolu kullanarak susturma, bu iktidar›n temel niteliklerinden biridir. Ancak “AB’cilik” bu yüzünü gizleyen bir ifllev görmekte, kimi “solcular” da bu konuda ona yard›mc› olmaktad›r. AKP’nin hesab› Genelkurmay talimat› ile aç›lan davada sendikan›n kapat›lmas›d›r. Elefltiriler konusunda “biz de¤il ba¤›ms›z yarg› kapatt›” cevab› ise haz›rd›r zaten. Ancak ne bu mahkemenin, ne de yaflanan sald›r›lar›n iktidardan ba¤›ms›z olmad›¤›n› herkes bilmelidir. Bu ülkenin ö¤retmenlerine meydan daya¤› atan, gaz bombalar› ile susturmak isteyen bir ikidar›n niteli¤ini tarif etmek için fazla söze gerek yoktur. Bu iktidar hak ve özgürlüklerin kullan›m›n› sadece ifline geldi¤i zaman desteklemekte ve izin vermekte, gelmedi¤inde ise coplar›, panzerleri, bombalar› karfl›s›na dikmektedir.
E¤itim Sen’in eylemlerden biri de, 7 Aral›k gecesi tüm kentlerde yap›lan meflaleli yürüyüfllerdi. ‹stanbul’da Taksim Tünel'den Galatasaray Lisesi önüne yürüyen 1300 emekçi “E¤itim Sen Günefli Karart›lamaz” yaz›l› bir pankart ve meflaleler tafl›d›. “E¤itim Sen Kapat›lamaz, Yaflas›n Örgütlü Mücadelemiz" yaz›l› önlükler giyen emekçiler sloganlarla Taksim’i inlettiler. “Sokakta Kurduk Sokakta Yaflataca¤›z, Yaflas›n Örgütlü Mücadelemiz” sloganlar› gür bir flekilde at›l›rken, eylem yap›lan aç›klama ile sona erdi. Ankara’da Ziya Gökalp Caddesi'nde toplanan 200 emekçi meflaleler yakarak “Söz Bitti, S›ra Eylemde” sloganlar›yla Yüksel Caddesi'ne yürüyüp burada bir aç›klama yapt›lar. Ayr›ca Adana, Antalya, ‹zmir, Eskiflehir, Malatya, Samsun gibi bir çok kentte 7 Aral›k gecesi sokaklar meflalelerle ayd›nlat›larak E¤itim Sen’i kapatma davas› protesto edildi. *** 4 Aral›k akflam› Ankara YKM önünde toplanan yüzlerce E¤itim-Sen'li “E¤itim-Sen Kapat›lamaz” sloganlar› ve mumlarla Adalet Bakanl›¤›’na yürüdü. Burada bir aç›klama yapan Genel Baflkan Alaaddin Dinçer, kapat›lma davas›n›n bir demokrasi davas› oldu¤unu belirterek destek ça¤r›s› yapt›. KESK MYK üyesi ‹hsan Avc›’n›n konuflmas›n›n ard›ndan emekçiler ellerindeki mumlar›, Bakanl›¤›n bahçesinin demirlerine b›rakt›lar.
SES ‘Paran Kadar Sa¤l›k’ Yasas›na Kar› ‚ B›rakt› Sa¤›lk Emekçileri Sendikas› (SES) Ăźyeleri, “Sa¤l›kta DĂśnßßm Yasas›â€?na kar›, 7 Aral›k gĂźnĂź 08:00-10:00 aras›nda iki saat i b›rakarak bas›n aç›klamalar› dĂźzenledi. Ankara, ‚stanbul, ‚zmir, Mersin, Adana, Malatya, Gaziantep, Diyarbak›r ve daha bir çok kentte i b›rakan SES’liler “Paran kadar sa¤l›kâ€? diyen bu IMF yasas›na kar› direnilerini sĂźrdĂźreceklerini ve herkes için eit, paras›z sa¤l›k hakk› istediklerini duyurdular. ‚stanbul’da SSK EyĂźp Hastanesi ĂśnĂźnde aç›klama yapan SES Ăźyeleri, “‚nsanca Yaam, Demokratik TĂźrkiye", "Herkese Eit, Ăœcretsiz Sa¤l›k Hizmeti" yaz›l› dĂśvizleri ta›d›lar. SSK’lar›n devrine de kar› ç›kt›klar›n› belirterek, tasar›n›n gĂźndeme gelmesi durumunda tĂźm emekçilerle birlikte kar› koyacaklar›n› dile getirdiler. SES Adana ďŹ ubesi "Hastaneler Halk›nd›r Sat›lamaz" yaz›l› pankart açarak Adana BĂślge Hastanesi ĂśnĂźnde protesto gĂśsterisi yapt›. Eylemde konuan SSK’lar›n devrini eletirdi. Malatya’da yap›lan i b›rakma eyleminde SSK BĂślge Hastanesi'nde yap›lan aç›klamada hĂźkĂźmetin SSK’lar›n devri, Sa¤l›kta DĂśnßßm Yasalar› gibi giriimlerinin sa¤l›k hizmetlerinin tek elden toplayarak paral› hale getirmeyi amaçlad›¤› sĂśylendi. Mersin SSK Hastanesi ĂśnĂźndeki eylemde ise
‘K›v›lc›m Ăœlkeye Yay›lacak’ 30 Bin Çiftçi Alandayd›:
"Sosyal GĂźvenlik Kurumlar›n›n Tasfiyesine Hay›r", “Sa¤l›kta DĂśnßßm Projesi IMF Dayatmas›d›r", yaz›l› dĂśvizler ta›nd›. ‚zmir’de de sa¤l›k emekçileri eylemdeydi. Tepecik E¤itim Hastanesi ve Bozyaka SSK ĂśnĂźnde yap›lan eylemlerde "Paras›z Sa¤l›k Hakk›", "Genel Sa¤l›k Sigortas›, Sa¤l›kta Ă–zelletirmedir" yaz›l› dĂśvizler ta›nd› ve sa¤l›k hakk›n›n tamamen paral› hale getirilmesine izin verilmeyece¤i dile getirildi. SES Antakya ubesinin eyleminde konuan ďŹ ube Bakan› Kemal Yalç›n, "Bizler KĂśy Hizmetlerinin kapat›lmas›na, Aile Hekimli¤i uygulamas›na, SSK sa¤l›k kurumlar›n› Sa¤l›k Bakanl›¤›na devrine, genel sa¤l›k sigortas›na, sa¤l›¤›n Ăśzelletirilmesine kar› ç›k›yor; nitelikli, Ăźcretsiz, ula›labilir sa¤l›k ve sosyal hizmet hakk›, insanca yaayacak Ăźcret ve i gĂźvencesi talep ediyoruz" eklinde konutu. Eylemlerde yakalar›na “G(Ăś)revdeyizâ€? kokartlar› takan sa¤l›k emekçileri bir çok kentte de hastane bahçelerinde eylemler dĂźzenlediler. s›n› yapan Ayd›n Ziraat Odas› Bakan› Arif GĂźrdal, “hakk›m›z› istiyoruz. Ăœretti¤imiz bir Ăźlke istiyoruz. GĂśzĂźnĂźzĂź toprak doyursun demeyen Tar›m Bakan› istiyoruzâ€? eklinde konutu.
Ege bÜlgesindeki çiftçiler 7 Aral›k gßnß meydanlarda iktidar› uyard›. IMF ve Dßnya Bankas› talimatlar›yla tar›ma yÜnelik sald›r›lar›n protesto edildi¤i mitingde, AB’nin de Tßrkiye kÜylßsß için y›k›m anlam›na geldi¤inin alt› çizildi.
Ard›ndan sĂśz alan Ege Çiftçiler Derne¤i Bakan› Hulusi Tanman da, Ăśnceki iktidarlar gibi, bu iktidar›n da çiftçiye verdi¤i sĂśzleri tutmad›¤›n› hat›rlatt› ve “bu iktidar da bĂśyle giderse tarihin karanl›k sayfalar›nda kaybolurâ€? dedi.
‚zmir ve Ayd›n Ziraat Odalar›’n›n Ayd›n’da dĂźzenledi¤i BĂźyĂźk Ăœretici Mitingi'ne kat›lan 30 bin çiftçi alan› “hĂźkĂźmet istifaâ€? sloganlar›yla inletti. Ya¤mura ra¤men alana akan Ăźreticilerin, kĂśylĂźleri azarlayan Babakan Tayyip Erdo¤an ve Tar›m Bakan› Sami Gßçlß’ye tepkisi bĂźyĂźktĂź. Tepki, “Zengin kaynaklar›n yoksul ve azarlanan bekçileri olmayaca¤›zâ€? hayk›r›lar›nda dile getirildi.
“BugĂźn Egeli Ăźreticinin burada yakt›¤› k›v›lc›m, yar›n tĂźm Ăźlkeye yay›lacakt›râ€? sĂśzleriyle kĂśylĂźlerin Ăśfkesini dile getiren Manisa Ziraat Odas› Bakan› Nuri Sorman’›n ard›ndan son olarak ‚zmir Ziraat Odas› Bakan› Sedat KĂśse konutu. Sedat KĂśse, hĂźkĂźmetin tar›m› yok etti¤ini sĂśyledi.
Alanda aç›lan her pankart ve dĂśviz, kĂśylĂźmĂźzĂźn içinde bulundu¤u durumu Ăśzetler nitelikteydi. “DĂźn efendiydik bugĂźn kĂśle, 3 kilogram pamuk 1 litre mazot, yeil mazot yeil hayal mi?, LĂźtuf de¤il, Ăźretti¤imize prim istiyoruzâ€? yaz›l› pankartlar alan›n dĂśrt bir yan›na as›ld›. Aç›l› konuma-
Cokuyla geçen miting sloganlar ve halaylarla sona erdi.
Say› 136 39 12 Aral›k 2004
‹stanbul
AB Bilgi Merkezleri Önünde Sahte Belge Protestolar› Sürüyor
Avrupa Komplodan Sorumludur Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin, 1 Nisan 2004 tarihinde Avrupa’n›n deste¤iyle düzenlenen hukuksuz operasyonuna tepkisi ‹stanbul ve Ankara’daki AB Bilgi Merkezleri önünde eylemlerle bu hafta da sürdü. “Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” slogan› AB merkezleri önünde hayk›r›l›yor. Çünkü, bu hukuksuzluk Avrupa’n›n katk›s› ile bafllat›ld› ve sürdürülüyor. Öte yandan “sahte belgeler” tüm ç›plakl›¤›yla ortaya ç›kmas›na karfl›n polis, Mersin Temel Haklar’›n bas›lmas› örne¤inde oldu¤u gibi, tüm pervas›zl›¤› ile sahte belgelere dayal› operasyonlar yapmaya, tutuklatmalara devam ediyor. Say› 136 40 12 Aral›k 2004
HÖC ‹stanbul AB Merkezi Önünde HÖC’lüler 6 Aral›k günü Taksim’deki AB Enformasyon Bürosu önünde oturma eylemi yapt›lar. "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n, Adalet ‹stiyoruz" yaz›l› döviz ve pankartlar›n aç›ld›¤› eylemde, "Sizin de ad›n›z ç›kabilir" yaz›l› disket maketleri tafl›nd›. HÖC ad›na aç›klamay› yapan Hasibe Çoban, 1 Nisan'da yasal kurulufllar›n bas›lmas›n› hat›rlatt› ve bu hukuksuz operasyonlar sonucunda 82 insan›n düzenlenen sahte belgelerle tutukland›¤›n› söyledi. Sahte
belgelerin çeflitli mahkeme kararlar›yla da çöktü¤ünü belirten Çoban, polisin “ad›n geçiyor” diyerek onlarca insan› tutuklatt›¤› disketin “nereden, nas›l bulundu¤unun belli olmad›¤›n›n, resmen davaya bakan mahkeme hakimi taraf›ndan belgelendi¤ini” söyledi. Komplonun tam bir kara mizaha dönüfltü¤ünü belirten Çoban, bu komploda; pikni¤e gitmenin, afifl asman›n, bir insan›n yatt›¤› ranzas›nda, yazd›¤› mektupta parmak izinin ç›kmas›n›n, yasal bir derne¤e üye olmas›n›n, demokratik eylemlere kat›lman›n suç gibi gösterildi¤ini hat›rlatt›. Geçti¤imiz hafta "Diskette ad›n ç›kt›" denilerek 8 kiflinin daha gözalt›na al›nd›¤›n› bildiren Çoban, “mücadele eden herkesin ad›n›n diskette ç›kma” riski oldu¤unu söyledi. Eylem sloganlarla sona erdi.
HÖC Ankara AB Merkezi Önünde Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin ayn› gün Ankara’da düzenledi¤i eylem de, AB Türkiye Temsilcili¤i önünde gerçeklefltirildi. Temsilcilik önünde toplanan HÖC’lüler, "Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z", "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n", "AB Komplolardan Sorumludur" ve "Adalet ‹stiyoruz" sloganlar› atarak,
Ankara "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" yaz›l› bir pankart açt›lar. "Adalet ‹stiyoruz" yaz›l› önlükler giyen HÖC üyeleri ad›na Nurflen Toksoy bir aç›klama yapt›. Toksoy, AB'nin Türkiye'de halka demokrasi, insan haklar› havarisi gibi gösterildi¤ini belirterek, 1 Nisan komplosundaki sorumlulu¤unun bile tek bafl›na tüm bu yalanlar›n deflifre etti¤ini söyledi. Toksoy, “AB'nin de sorumlusu oldu¤u bu komplo sonucu, onlarca insan aylard›r F tipi hücrelerde ölüme mahkum ediliyor. Sahte belgelerle tutuklanan arkadafllar›m›z bir an önce serbest b›rak›lmal›d›r" fleklinde konufltu. Eylem, 5 dakikal›k oturma eyleminin ard›ndan, alk›fl ve z›lg›tlarla son buldu.
Grup Yorum Eleman› ‹ki Celsedir Duruflmaya Ç›kar›lm›yor Buras› hukuksuzluklar ülkesi; keyfi flekilde tutuklanan Grup Yorum üyesi Muharrem Cengiz, son iki duruflmaya da getirilmedi. 3 Mart 2004 tarihinde yeminli tan›k olarak dinlenildi¤i mahkemede gözalt›na al›narak tutuklanan ve Tekirda¤ F Tipi’ne konulan Cengiz, 2 Aral›k günü yap›lan duruflmas›na, “mahkeme celbinin yanl›fl hapishaneye gönderilmesi” nedeniyle getirilmedi. Cengiz bir önceki duruflmaya da ç›kar›lmam›fl ve tutuklu¤una devam karar› verilmiflti.
‹lginç olan flu ki, ayn› hapishanede, hatta ayn› hücrede tutsak olan ve ayn› davadan yarg›lanan Kemal Y›ld›r›m’a ulaflm›flt› celp emri… Duruflmada söz alan Avukat Taylan Tanay, Muharrem Cengiz'in tutuklanmas›ndaki hukuki dayanaks›zl›¤a iki celsedir mahkemeye getirmemenin eklenerek tutuklulu¤unun uzat›ld›¤›n› dile getirdi. Duruflma ileri bir tarihe ertelenirken, mahkemenin Muharrem Cengiz’i daha fazla yat›rmak için bu kez hangi bahaneyi uyduraca¤› merakla bekleniyor.
Mersin’de Hak ve Ă–zgĂźrlĂźkler MĂźcadelesine TahammĂźlsĂźzlĂźk Mersin’nde “Hukukâ€? polisin iki duda¤› aras›nda: Temel Haklar ve TAYAD BĂźlteni bas›ld›. Evlerden, iyerlerinden Temel Haklar Ăźyeleri gĂśzalt›na al›nd›. Polis, mahkeme ile ibirli¤i içerisinde 8 kii hakk›nda tutuklama karar› verdirtti... Mersin Temel Haklar ve Ă–zgĂźrlĂźkler Derne¤i, 2 Aral›k gĂźnĂź siyasi ube polis taraf›ndan bas›ld›. SĂśzde “arama karar›â€? alm›lard›, ama dernek çal›anlar›na gĂśsterme gere¤i dahi duymad›lar. Bask›nda dernek tamamen talan edildi.
Yemek Ismarlay›p Yiyecek Kadar Pervas›z Derne¤in bulundu¤u caddeyi abluka alt›na alan polis, hukuk tan›mazl›¤›n› bir kez de Mersin’de gĂśsterdi. Savc› taraf›ndan yĂśnlendirilen polisler, toplatmas› olmayan kitaplar dahil dernekte bulunan bĂźtĂźn yay›nlar› yerlere att›lar ve dernekte bulunan Ăźye ve ziyaretçilerin itirazlar›na “gĂśzalt›na al›r›zâ€? tehditleriyle cevap verdiler. 5 saat sĂźren arama s›ras›nda lokontadan yemek sĂśyleyecek kadar pervas›zca hareket eden polisler, yemeklerini yedikten sonra, derne¤in Ăźst kat›nda bulunan bir aileyi rahats›z edip, “bize çay yap›nâ€? talimatlar› ya¤d›rmay› da ihmal etmediler. Derne¤e ait bilgisaray, daktilo, kamera, foto¤raf makinesi, cep telefonlar›, televizyonu, disketler, VCD, CD'ler, onlarca kitap, gazete ve derginin yan› s›ra derne¤in Ăźye kay›t ve karar defterleri ile ajandalara, telefon defterlerinin de bulundu¤u çok say›da evra¤a hukuksuz bir ekilde el konulurken, ayn› saatlerde d›ar›da da keyfi gĂśzalt›lar yaand›.
Emir Var! Dernek Ăœyesi Olma Suçunu ‚leyen Herkes GĂśzalt›na Al›nacak! Temel Haklar ve ayn› zamanda E¤itim-Sen Ăźyesi ܤretmen HĂźseyin Do¤an evinden okula giderken, dernek Ăźyesi Cem Tokucu i yerinden, Y›lmaz Viraner i yerinden, Akil Nergiz ve ďŹ Ăźkran SĂśyleme sokaktan, ‚brahim Ball› i yerinden, ‚brahim Sayg›l› i yerinden, GĂźlbe-
yaz Karaer ise ayn› gßnßn gecesi evi bas›larak gÜzalt›na al›nd›lar. Ayn› gece bas›lan yerlerden biri de dernek ßyesi Dßzgßn Gßder’in eviydi. Evde olmamas› nedeniyle bir gÜzalt› yaanmazken, Hßseyin Do¤an’›n evindeki bilgisayara el konuldu¤u, ‚brahim Sayg›l› evinde de¤ilken zorla girilip evin talan edildi¤i ܤrenildi. 5 Aral›k gßnß hukuksuzlu¤unu sßrdßren Mersin polisi, kapal› bulunan Tutuklu Aileleri Bßlteni'ne yasad›› bir ekilde girip bßroyu talan etti ve bßroda bulunan çok say›da yay›na, belgeye el koydu.
Hiç Bitmeyen “Diskette Ad›n Geçiyorâ€? Gerekçesi GĂśzalt›na al›nanlar 6 Aral›k gĂźnĂź ç›kar›ld›klar› savc›l›ktan tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildiler. Mahkeme tĂźmĂźnĂź serbest b›rak›rken, karara savc›n›n yapt›¤› itiraz sonucunda ertesi gĂźnĂź 8 kii hakk›nda tutuklama karar› ç›kar›ld›.Savc›n›n yapt›¤› itiraz do¤rultusunda 8 Aral›k gĂźnĂź Akil Nergiz ve HĂźseyin Do¤an, 9 Aral›k gĂźnĂź ise ďŹ Ăźkran SĂśyleme gĂśzalt›na al›narak, tutukland›. GĂśzalt› ve tutuklamalar, tahmin edilebilece¤i gibi, yine 1 Nisan’da “buldukâ€? dedikleri ancak, nereden nas›l bulduklar›n›n belirsiz oldu¤u mahkeme karar›yla tescilli olan disketti.
Vitrin Olmayan Derneklere Faaliyet Hakk› Yok! Bu Ăźlkede polisin nas›l çal›t›¤›, nas›l insanlar› tutuklatt›¤› art›k herkes taraf›ndan biliniyor. Son dĂśnemde en geçerli yĂśntem sahte belge dĂźzenlemek ve 1 Nisan sonras›nda da “diskette ad›n geçiyorâ€? denilerek tutuklatmak oldu. 1 Nisan haklar ve ĂśzgĂźrlĂźkler mĂźcadelesine tahammĂźlsĂźzlߤßn bir ifadesi olarak gelimiti. Mersin’de yaanan hukuksuz bask›n ve tutuk-
lamalar da, ayn› tahammßlsßzlߤßn ßrßnßdßr. AKP iktidar›, dßzeni tehir eden, aldatmalara inanmayan, AB sahte demokrasisinin vitrini olmay› kabul etmeyen herkesi susturmak, sindirmek istemektedir. Yap›lan bask›ndaki hukuksuzluklar, pervas›z biçimde kendi yasalar›na dahi uymamalar bu yßzdendir. AKP için muhalefetin susturulmas›nda her yol mßbaht›r.
Tßm Demokratik Kurumlardan Tepki Bask›n›n ard›ndan, bata Temel Haklar ßyeleri olmak ßzere, Mersin’de bulunan demokratik kurumlar bask›na tepki gÜsterdi.
✘ 3 Aral›k gĂźnĂź Mersin Temel Haklar binas›nda yap›lan bas›n aç›klamas›na KESK'e ba¤l› tĂźm
Yasalar Gereksiz, Herey Polisten Sorulur
Mersin Temel Haklar, mevcut yasalara gĂśre kurulmu ve yasal olarak faaliyet gĂśsteren bir dernektir. Buna gĂśre, dernekle ilgili arama ve her tĂźrlĂź ilemin dernekler masas› taraf›ndan yap›lmas› gerekirken, onlarca TEM polisi taraf›ndan bas›lm› ve talan edilmitir. Arama karar› yasalarca dernek yetkilisine gĂśsterilmesi gerekirken, bu yap›lmam›, aksine soranlar tehdit edilmitir. Aramada avukat veya mahallenin mĂźlki amiri bulunmas› gerekirken, bunlar tamamen hiçe say›lm›t›r. Dernek evraklar›n›n dernek d››na ç›kar›lmas›, el konulmas› yasal olarak suçtur. Suç ilenmitir. 5 saat boyunca dernek binas›n›n etraf› “terĂśr havas›â€? yaratmak için tamamen sar›larak halk tedirgin edilmi, derne¤e giri ve ç›k›lar engellenmitir. Dernekteki ziyaretçilerin kimliklerine keyfi ekilde el konulmak istenmi, kar› ç›kanlar gĂśzalt›na almakla tehdit edilmitir.
Say› 136 41 12 Aral›k 2004
sendikalar, Halkevleri, ESP, Partizan destek verdi. Hasan Biber’in yapt›¤› aç›klamada, bir kez daha hukukun olmad›¤› dile getirilirken, “bütün amaç haklar ve özgürlükler mücadelesini engellemektir. Fakat bask›lar, gözalt›lar, tutuklamalar bizleri asla y›ld›ramayacakt›r” denildi.
✘ 3 Aral›k günü Hatay Temel Haklar taraf›ndan Ulus Meydan›'nda yap›lan bir eylemle bask›n ve gözalt›lar protesto edildi. “Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz, 1 Nisan Hukuksuzlu¤u Devam Ediyor, Gözalt›lar Serbest B›rak›ls›n” dövizleri ve k›z›l bayraklar tafl›yan Temel Haklar üyeleri ad›na Hasan Kutlu bir aç›klama yapt›.
✘ 6 Aral›k günü Mersin Adliye-
Say› 136 42 12 Aral›k 2004
si önünde toplanan Temel Haklar üyeleri bir bas›n aç›klamas› yaparak suç duyurusunda bulundular. Dernek ad›na aç›klamay› yapan Temel Haklar Baflkan Yard›mc›s› Nazan Ayd›n, bask›nla birlikte Türkiye'de hukukun nas›l iflledi¤inin gözler önüne serildi¤ini belirerek, AB yasalar›n›n hukuksuzlu¤un, faflizmin maskesi haline getirildi¤ini, faflist zihniyetin oldu¤u gibi korundu¤unu dile getirdi. Sahte belgelere de¤inen Ayd›n’›n konuflmas›n›n ard›ndan bask›n› gerçeklefltiren polisler hakk›nda Mersin Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›'na suç duyurusunda bulunuldu. Bas›n aç›klamas› s›ras›nda, "Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z", "Yaflas›n Örgütlü Mücadelemiz" ve "Hakl›y›z Kazanaca¤›z" dövizleri tafl›nd›.
Sahte Diskete Bir Darbe De Mersin’de Vuruldu Sahte belgeler mahkeme kararlar›yla tescillenmeye devam ediyor. Mersin’de bir yandan “diskette ad›n var” operasyonlar› yap›l›rken, 13 Eylül günü ayn› gerekçeyle tutuklanan Mersin muhabirimiz Mehmet Tafl ve Mersin Gençlik Derne¤i üyesi Cihan Güler 2,5 ayl›k keyfi tutsakl›klar›n›n ard›ndan 2 Aral›k’ta tahliye edildiler. Gerekçe malum: disket delil de¤ildir!
Bu d a Anka poli ra s disk inin eti
10 Ayd›r F Tipinde Tuttu¤u ‹nsan› Arayan Hukuk! ? Mahkeme bilmiyorsa; ‹smail Özmen’i K‹M TUTUKLADI ? 10 ayd›r kim ve neden F tipinde tutuyor ? Dosyadan bihaber olan bir mahkeme kararlar›n› neye dayanarak veriyor Ankara’da TAYAD'›n 'Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü Duydunuz mu?' kampanyas›n› engellemek için düzenlenen ve onlarca kiflinin gözalt›na al›nd›¤› dava bir skandal› (Türkiye’deki hukuk gerçe¤ini) ortaya ç›kard›. 41 kiflinin yarg›land›¤› davada halen 6 kifli tutuklu bulunuyor. Bu davada da t›pk› 1 Nisan’daki gibi polis fezlekesi iddianame oldu, mahkeme hiçbir delil araflt›rmas›na gerek duymadan duruflmalar› polisin “bulduk” dedi¤i bir disketle sürdürüyor. Orada da polis, hak ve özgürlükler mücadelesi içinde yer alan ve yasal kurulufllara gidip gelen Funda Davran Gök ile Mustafa Gök'ün evlerini basm›fl ve "iflte disket bulduk" diyerek gözalt›lar gerçeklefltirmiflti. Ankara 11. A¤›r Ceza Mahkemesi'nde yap›lan duruflmaya “san›k”lar›n bir k›sm› ve avukatlar› kat›ld›.
Polis Disket Üretiyor: Disket 1 ‹ken 3 Oldu! Av. Selçuk Koza¤açl›, disketin delil olarak kabul edildi¤i davalarda flu ana kadar 100'e yak›n yarg›lanan kiflinin bulundu¤unu ifade ederek, bu davalar›n ise genelde tahliye ve beraatle sonuçland›¤›n› ve mahkemelerin disketin delil olamayaca¤›na karar verdiklerini söyledi. Hiçbir
tutanakta disketin o evden ç›kt›¤›na dair bir ifade bulunmad›¤›na vurgu yapan Koza¤açl›, savc›l›k taraf›ndan incelenmesi talebiyle polise gönderilen 1 adet disketin ise incelemenin ard›ndan mahkemeye 3 adet disket olarak sunuldu¤unu belirtti.
Kim, Neden Tutuklad›? 8 Aral›k günü yap›lan duruflmadaki en çarp›c› geliflme ise, 10 ayd›r Sincan F Tipi’nde tutsak olan ‹smail Özmen’in halen “aran›yor” olarak geçti¤inin ortaya ç›kmas› oldu. Mahkeme Baflkan› Orhan Karadeniz’in, 19 fiubat 2004’ten bu yana tutuklu bulunan Özmen için, “adresinin tesbiti” amac›yla tebligat ç›karmas› giriflimine itiraz eden Av. Koza¤açl›, Özmen’in 10 ayd›r zaten tutuklu bulundu¤unu ve bunu defalarca mahkemeye anlatmaya çal›flt›klar›n› dile getirdi. Dava, 26 Ocak tarihine ertelendi.
Hukuksuz Operasyonun Mahkemesi Böyle Olur Bu davada her fley bafltan sona hukuk d›fl›yd› ve öyle sürüyor. Özmen bulunamad›¤› için dava ilerlemiyor, tahliye olabilecekler tahliye olam›yor. Mahkemenin umurunda m›, “yat›n” diyor. ‹smail Özmen’i kim, neden tutuklad›? 10 ayd›r mahkeme yüzü görmeden hangi yasaya göre tutuluyor? Onlarca y›l hapis istedi¤i birinden, 41 insan›n yarg›land›¤› bir dosyadan tamamen bihaber olan bir mahkeme, nas›l adaletli olabilir? Herfley flurada dü¤ümleniyor; bu ülkede DGM’ler (flimdiki ad› ACM oldu), polis fezlekelerine göre hareket eden hukuksuz mahkemelerdir. Bu mahkemelerde adaletsizlik dizboyudur ve kimse bunlar›n hesab›n› sormaz.
Felluce ile dayan›flma eylemleri sürüyor
Irak Halk› Kazanacak Irak’ta direnifli destekleyen, Felluce katliam›n› lanetleyen eylemler sürüyor. Türkiye halk› iktidar›n iflbirlikçili¤ini meydanlarda lanetliyor. *** ☞ DEV-GENÇ’in anti-emperyalist gelene¤ine sahip ç›kan ‹stanbul Gençlik Derne¤i, 3 Aral›k günü düzenledi¤i eylemle, “Felluce’de Direnenlere Selam Olsun” dedi. ‹.Ü. Edebiyat Fakültesi'nden ‘Fellucedeki Katliam›n Sorumlusu ABD’dir’ pankart› açarak “Felluce Halkt›r Halk Yenilmez” sloganlar›yla Laleli ç›k›fl›na gelen ö¤renciler, burada bir aç›klamada bulundular. Aç›klamay› okuyan Emel Y›ld›r›m, Amerikan emperyalizminin halk›n meflru direniflini k›ramad›¤›n› belirtti. Ülkemiz topraklar›n›, üslerini ABD'ye açan AKP iktidar›n›n katliam›n orta¤› oldu¤unu söyleyen Y›ld›r›m, direnen Irak halk›n›n kazanaca¤›n› yineledi. “Katil ABD Ortado¤u'dan Defol” sloganlar› ile yeniden okul içine giren ö¤renciler, bir süre sloganlarla protestolar›n› sürdürdüler. ☞ Ordu Temel Haklar, Ünye ilçesinde yapt›¤› eylemle ABD’ye karfl› yükselen sese kat›ld›. ‹lçe meydan›nda toplanan Temel Haklar üyeleri, ‘Amerika Irak'tan Defol’ pankart› açarak bas›n aç›klamas› yapt›lar. Polisin ABD teflhirini engellemek için bas›n› eylemcilerden uzak tutmas› ve kimlik kontrolü dayatmas› gibi keyfilikleri fayda etmedi. ‹lçe halk› meydanda toplanarak Temel Haklar üyelerini sahiplendi. “Zafer Direnen Halklar›n Olacak” slogan› ile bitirilen eyleme SDP de destek verdi. Antalya
☞ Antalya Temel Haklar, 1 Aral›k günü K›fllahan Oteli yan›nda düzenledi¤i eylemle Felluce’nin yan›nday›z dedi. ‘ABD Irak’tan Defol’ pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde, Temel Haklar Baflkan› Funda Özceylan bir aç›klama yapt›. Halklar›n emperyalizmin iflgallerine, fliddetine ve tecritine karfl› direnerek kazanaca¤›n› belirten Özceylan’›n konuflmas›n›n ard›ndan “Irak Filistin Halk› Yaln›z De¤ildir, Katil ABD ‹flbirlikçi AKP, Yaflas›n Irak Halk›n›n Direnifli” sloganlar› at›ld›. Halk›n alk›fllarla destekledi¤i eylem, ABD bayra¤›n›n yak›lmas› ile sona erdi. ☞ Elaz›¤ Temel Haklar taraf›ndan 2 Aral›k günü dernek binas› önünde yap›lan eylemde “ABD ve AKP tekellerin ç›karlar› için Irak’ta ve Türkiye’de katlediyor” denildi. ‹ktidar›n floförlerimizi ölüme göndermesine de¤inilen aç›klamada, ABD’nin da tekellerin ç›karlar› için Irak halk›n› katletti¤i vurguland›. Felluce’deki bir camide yaflanan infaz ile, K›z›ltepe’de yaflanan infaz›n da ayn› politikan›n ürünü oldu¤u belirtilen aç›klama “Irak Halk› Yaln›z De¤ildir, Katil ABD ‹flbirlikçi AKP” sloganlar› ile sona erdi. ☞ EMEP taraf›ndan 5 Aral›k'ta ‹stanbul Ça¤layan Meydan›’nda düzenlenen mitingde 2 bin kifli iflgalcileri lanetledi. EMEP’in yan›s›ra, SDP, DEHAP, KESK’e ba¤l› baz› sendikalar, Özgür-Der, TÜMT‹S, Tuzla Tersane ve Kurtköy Sanayi ‹flçilerinin de kat›ld›¤› miting PERPA önünden yürüyüflle bafllad›. Alanda ilk konuflmay› yapan EMEP Genel Baflkan› Levent Tüzel, Irak iflgalinin amac›n›n petrol ve finans çevrelerinin ç›karlar› oldu¤unu belirtti. Tüzel’in ard›ndan, SDP Genel Baflkan› Filiz Koçali, DEHAP ‹l Baflkan› Cemal Kavak, KESK fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Nafi Marafl da birer konuflma yapt›lar. Gülsen Tüzel’in de fliirleri ile kat›ld›¤› mitingde, Grup
Yürüyüfl türküler söyledi. ☞ Trabzon ‹flgal Karfl›t› Birlik, 4 Aral›k’ta Meydan Park'ta Felluce ve Filistin Direnifli'ne destek için “Yaflas›n Felluce Filistin Direniflimiz” pankart› açarak bas›n aç›klamas› yapt›. ☞ Tüm Bel Sen üyeleri 8 Aral›k günü Bak›rköy Özgürlük Meydan›’nda düzenledikleri eylemde, ‘‹flgale De¤il Direnifle Destek’ sloganlar›n› hayk›rd›lar ve “Kazanan direnifl olacak” dediler. ☞ “Merzifon ‹flgal ve Soyk›r›m Karfl›t› Platform”un düzenledi¤i mitingte bir araya gelen 1000 kifli ABD iflgalini ve AKP’nin iflbirlikçi politikalar›n› protesto etti. ☞ ODTÜ Ö¤retim Üyeleri, ABD mallar›n›n boykot edilmesi ça¤r›s› yaparken, Uluda¤ Üniversitesi Rektörlü¤ü ile Ö¤retim Üyeleri Derne¤i, katliamlar› düzenledikleri bir bas›n aç›klamas› ile protesto ettiler. Atatürk An›t›’na çelenk konulmas›n›n ard›ndan yap›lan aç›klamada ABD’nin demokrasi getirme ad›na yapt›¤› iflgalin bir insanl›k trajedisine dönüfltü¤ü söylendi. ☞ HÖC’ün de bileflenleri aras›nda yer ald›¤› Irak'ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu, 8 Aral›k akflam› Taksim Gezi Park›'nda düzenledi¤i mum yakma eylemiyle "Direnen Halklar›n Yan›nday›z" dedi. "‹flgalin ad›: Emperyalizm-siyonizm, Direniflin ad›: Irak-Filistin, Direnen halklar›n yan›nday›z" pankart› açan Koordinasyon ad›na Figen Yüksekda¤ bir aç›klama yapt›. Katliam›n ve Felluce’de yaflanan direniflin dile getirildi¤i aç›klamada emperyalistlerin iflgalci politikalar›na karfl› tepkilerinin sürece¤i dile getirildi. Eylem sloganlarla bitirildi.
Say› 136 43 12 Aral›k 2004
A yn› S afta
Haklar ve Özgürlükler Cephesi:
Devrimci Bir Merkez Giriflimimize ‹liflkin Sonuç Aç›klamas› Haklar ve Özgürlükler Cephesi bundan bir süre önce, devrimci yap›lara “devrimci bir merkez” oluflturma ça¤r›s› yapm›fl ve biz de Ekmek ve Adalet sayfalar›nda bu ça¤r›ya yer vermifltik. HÖC, 10 Aral›k’ta yapt›¤› 63 No’lu aç›klamayla, bu önerinin sonuçlar›n› aç›klad›. Afla¤›da bu aç›klamay› okurlar›m›z›n bilgisine sunuyoruz: Bilindi¤i gibi, 8 Eylül 2004 tarihli, 58 No'lu aç›klamam›zda “Devrimci Bir Merkeze ‹htiyac›m›z Var” bafll›¤›yla tüm devrimci yap›lara devrimci bir merkez oluflturmay› önerdik. Önerimize iliflkin geliflme ve sonucunu halk›m›z›n ve solun bilgisine sunuyoruz: Say› 136 44 12 Aral›k 2004
1-) Devrimci Merkezi bir ihtiyaç olarak gündeme getiren, yaflad›¤›m›z koflullard›. Ça¤r›m›zda; Oligarflinin her alanda sald›r› ve kuflatmas›n› yo¤unlaflt›rd›¤›, reformizmin emperyalizmin ve oligarflinin icazeti d›fl›na ç›kmamaya yeminli oldu¤u bu koflullarda, Emperyalizme ve oligarfliye karfl› güç oldu¤umuzu gösterebilmek, reformizmin dayatmalar›na engel olabilmek, emperyalizme ve faflizme karfl› halklar›n anti-emperyalist, anti-faflist mücadelesini gelifltirmek, Avrupa'n›n sahte demokrasicili¤ini tüm boyutlar›yla ortaya ç›karmak için, mevcut gücümüzü birlefltirecek ve varolan devrimci potansiyeli harekete geçirecek devrimci bir merkezin ihtiyaç oldu¤unu... ortaya koymufltuk.
2-) Önerimiz do¤rultusunda birçok siyasi yap›yla görüfltük. Siyasi hareketlerin bir k›sm›, ilk cevap olarak “olabilir, iyi olur” derken, bir k›sm› “olabilir” cevab›na, çok say›da “ama, ancak” ekleyerek, devrimci bir merkezin gerçeklefltirilmesi do¤rultusunda somut bir ad›m içinde olmad›lar. Bir di¤er k›sm› ise, anlafl›lmaz ifadelerle, “flimdi zaman› de¤il”, “bu koflullarda olmaz” diyerek öneriyi reddettiler. Neden flimdi zaman› olmad›¤›n›n, hangi koflullarda olabilece¤inin somut bir gerekçe ve aç›klamas›n› göremedik bu
cevaplarda. Görüflmelerimizde karfl›m›za ç›kan, kendine güvensizlik, iddias›zl›k ve grupçuluk olmufltur. Sonuç olarak, bu nedenlerle devrimci bir merkez önerimiz, en az›ndan bugün için sonuçsuz kalm›flt›r. Türkiye solu, kendine güvensizli¤inin, iddias›zl›¤›n›n ve grupçulu¤unun sonucunda, bu gerçek ihtiyaca cevap verememifl, bu devrimci ad›m› atamam›flt›r.
3-) Görüflmelerimizden ç›kan sonuç odur ki, devrimci gruplar›n bir k›sm› halinden ve mevcut durumdan memnundur. Kendi küçük dünyas›nda mutludur. Devrim iddias›n› büyütmek diye bir sorunu yoktur. Bir k›sm› ise, bu merkezin oluflturulmas›nda ben öncü de¤ilim, acaba bu birlik içinde kaybolur muyum subjektivizmi içinde davranm›flt›r. Kendinden menkul bir “öncülük” düflüncesi içinde devrimin ihtiyaçlar›na s›rt çevrilmifltir. Görüflmelerimizin ortaya koydu¤u bir di¤er önemli sonuç ise, devrimci gruplar›n önemli bir k›sm›n›n reformizmden kopamay›fl›d›r. Kendilerini meflru görmemekte, kendilerine güvenmemekte ve bunun sonucu olarak da birlik düflüncesi kafalar›nda mutlaka reformistlerin, legal parti çevrelerinin de içinde oldu¤u bir oluflum olarak flekillenmektedir. Oysa gelinen nokta çok aç›kt›r. Reformizm onlar› istemiyor. Reformizm her f›rsatta yolunu devrimcilerle ay›r›yor. Bunu görememek siyasi körlüktür; körlü¤ü yaratan sorun ise, reformizmle ideolojik kopuflun sa¤lanamam›fl olufludur. Devrimci bir merkez oluflturmaya cüret etmek, hiç kuflku yok ki, devrimci yap›lar›n kendine güvenmesiyle, reformizmden ideolojik olarak kopuflu sa¤layabilmeleriyle mümkündür. Bu ideolojik engeller, örgütsel yetersizlikler, subjektif yaklafl›mlar nedeniyle, devrimci bir merkez için devrimci yap›lar› bir araya getirecek gerekli ortam ve motivasyonun olmad›¤› a盤a ç›km›flt›r.
4-) Reddedenler bunun ac›s›n› çekeceklerdir. Devrimi ve sosyalizmi güçlendirecek bu ad›m› atamay›fl›m›z nedeniyle, oligarflinin ve refor-
mizmin kuflatmas›n› da¤›tmak, daha uzun bir zaman alacak, daha büyük bedeller ödenecektir. Devrimci bir merkezi, yeniden, ama belki de daha olumsuz flartlarda oluflturmak durumunda kalaca¤›z. Türkiye solunun bugünkü tablosuna nesnel bir gözle bakan herkes, bu ihtiyac› görmekte hiç bir güçlük çekmez. Herkes birfleyler yap›yor, ama yap›lanlar devrimin ve sosyalizmin sesinin gür bir flekilde ç›kmas›n› sa¤lam›yor. Da¤›n›kl›k, devrimci yap›lardan bafllayarak sendikalara, demokratik kitle örgütlerine kadar genel bir durumdur. Devrimci bir merkez, bu da¤›n›kl›k içinde halk güçlerinin birlikte davranma, sald›r›lar› birlikte gö¤üsleme kültürünü yeniden canland›racak bir ifllev görebilirdi. Hala da görebilir elbette. Bu çabalar›m›z sürecektir. Devrimci bir mer-
Bu parçalanmışlığın sorumluları kimler? Geçmifli elefltirirken kimilerinin çok sevdi¤i bir deyim vard›; “49 parçaya bölünmüfl sol”... Kimileri, birlik olunamamas›n› “12 Eylül sonras› yaflan›lan yenilgi”nin en temel nedeni olarak “birlik olamama”y› gösteriyorlard›. Hatta sadece bu tesbitten hareketle pek çok birlikler de kurulmufltu. Peki, bu tesbitlerdeki “uç” noktalar› bir yana b›rak›rsak, Türkiye solu ne ders ç›kard› bütün bunlardan? Mevcut tabloya bakarsan›z, bu soruya olumlu bir cevap vermenin de mümkün olmad›¤›n› görürsünüz. Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu’yla, y›llar sonra oldukça genifl bir birliktelik oluflturulmufltu. Ama birlik üzerine çok laf edenler, bundan düpedüz rahats›z oldular. Koordinasyon önce ÖDP reformizminin bozgunculu¤uyla karfl› karfl›ya kald›. ÖDP reformizmi, tipik “küçük olsun benim olsun” mant›¤›yla kendi bafl›na BAK’› oluflturup ayr› telden çalmaya devam etti. Ard›ndan EMEP, DEHAP, SDP ve baz› gruplar, “demokratik blok” çal›flmalar› gibi gerekçeler gösterip Koordinasyondan çekildiler. Sonuç; Dün, Irak’›n iflgaline karfl› yeterli veya yetersiz Türkiye halk›n›n muhalefetine öncülük edilirken, Felluce katliam› karfl›s›nda sol alabildi¤ine da¤›n›k ve etkisiz bir tablo sergiliyor. Bu tablonun sorumlulular›, birlikleri grupçuluklar›n›n, reklamc›l›klar›n›n engeli olarak görüp kendi tekkesinde yaflamay› tercih edenlerdir. Herkes ya kendi gücüyle çeflitli gösterilerle
kez ihtiyac›, hayat›n dayatt›¤› bir ihtiyaçt›r. Görmeyenler görecektir. Bu çerçevede, “devrimci bir merkeze ihtiyac›m›z var” bafll›kl› ça¤r›m›zdaki bir cümleyi yeniden tekrarl›yoruz: “Tüm devrimci yap›lar›, emperyalizmin ve iflbirlikçi iktidarlar›n devrim ve sosyalizmi yok etme sald›r›s›na karfl› güçlü bir barikat oluflturabilmek ve topraklar›m›zda devrimin ve sosyalizmin sesini daha güçlendirebilmek için; ideolojisinde devrimci, prati¤inde militan bir birlik oluflturma misyonunu üstlenmeye ça¤›r›yoruz.” Devrim ve sosyalizmde iddial› ve ›srarl› olanlar, bu ça¤r›y› duymazdan gelemeyeceklerdir.
Haklar ve Özgürlükler Cephesi tavr›n› ortaya koymakta, ya da EMEP gibi f›rsatç›l›k yap›p sonuçta solun gücünün oldu¤undan da az yans›mas›na neden olmaktad›r. Solun tümünün ortaklaflabilece¤i bir konuda, sanki ne olup olmayaca¤› belli de¤ilmifl gibi “tek bafl›na” miting düzenlemeye giriflmifltir. EMEP’in Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu’ndan niye ayr›ld›¤› flimdi daha iyi anlafl›lm›flt›r. Grupçuluk ve reklamc›l›k iflte bu hale getirmektedir. EMEP mitinginde ortaya ç›kan tablo, geçen say›m›zdaki “Eylemlere Öncülük Görevi Devrimcilerindir” bafll›kl› yaz›m›zda belirtti¤imiz gerçe¤in bir tezahürü olmufltur: Demifltik ki, “Ne ‘örgütsüz bireyler’ örgütleri, ne de flu bu grubun ‘önce davran›rsam öncü olurum’ f›rsatç›l›klar› kapsay›c› olamaz. Türkiye devrimci hareketi bu tür f›rsatç›l›klara itibar edilmedi¤inin örnekleriyle doludur.” Sol bu noktada gerçekçi de de¤ildir. Zannediyorlar ki, iflgale, Felluce katliam›na karfl› haz›r bir kitle var. Veya falan konuda yayg›n bir duyarl›l›k var. Bir ça¤r› yap›nca kitleler akacak. Akmaz. Daha önce benzer f›rsatç›l›¤› ÖDP’liler de yapm›fl ve ayn› hayal k›r›kl›¤›na u¤ram›fllard›r. Herkesin farkl› gündemleri, öncelikleri, kampanyalar› olabilir elbette. Ama aç›k ki Felluce ortak tav›r alabilece¤imiz bir konudur. Peki neden böyle bir mitingi ortak de¤il de kendi bafl›na yapmak tercih edilmektedir? Sorun buradad›r. Politika ve eylemlere grupçuluk, reklamc›l›k, f›rsatç›l›k yön verdi¤i sürece, ortak tav›r alabilece¤imiz, sesimizi ortak yükseltebilece¤imiz konularda bile ayr› ayr›, parça parça ve etkisiz eylemler sürecektir.
Say› 136 45 12 Aral›k 2004
Gençlik’den
Soruflturmalar Gençli¤i Teslim Alamayacak
Say› 136 46 12 Aral›k 2004
Gençli¤in sesi ne zaman yükselse polis terörüne soruflturmalar efllik ediyor. 6 Kas›m’da meydanlardaki terör soruflturmalarla sürdürülüyor. YÖK eylemlerine soruflturmalar aç›l›rken, gençlik eylemlerle ‘soruflturmalara boyun e¤meyecek, apolitik bir gençlik yaratman›z›n önüne barikat olaca¤›z’ mesaj› veriyorlar.
Polisin verdi¤i isimlerle aç›lan soruflturmalar›n ço¤unda oldu¤u gibi, soruflturma aç›lan ö¤renciler aras›nda, okulu bitirmifl ya da eylemler s›ras›nda okulda hatta Diyarbak›r'da olmayanlar da var. Gençlik eylemlerini açl›k grevi ile sürdürürken, ders boykotlar›, yürüyüfller yap›lmas› da gündemde.
Diyarbak›r: Tepki Yo¤un
Dokuz Eylül Üniversitesi ö¤rencileri, haklar›nda aç›lan soruflturmalar› Buca E¤itim Fakültesi giriflinde yapt›klar› eylemle protesto ettiler. YÖK’e, iflgale karfl› eylemlere kat›lan 20'ye yak›n ö¤rencinin birer ay okuldan uzaklaflt›rma cezas› ald›¤› belirtilen eylemde, bunu protesto eden bas›n aç›klamalar›n›n da soruflturma konusu oldu¤u vurguland›. Bafllar›na keseka¤›d› geçirmelerinin de, bu anti-demokratik uygulamaya dikkat çekmek oldu¤u söyleyen ö¤renciler, “yeni soruflturmalara maruz kalmamak için bafllar›m›za kesek⤛d› geçirip, siyah kurdele takt›k” dediler. Eylem, E¤itim Fakültesi önündeki çad›rda sürüyor.
Diyarbak›r’da demokratik eylemlere kat›lan ö¤renciler hakk›nda polis-idare iflbirli¤i ile soruflturmalar aç›ld›. fiu an 83 kifli hakk›nda soruflturma bafllat›l›rken tepkilerden çekinen idare, Fen-Edebat Fakültesi'nde kimlere soruflturma aç›ld›¤›n› aç›klayam›yor. Dicle Gençik Derne¤i’nden de 3 ö¤renci hakk›nda “izinsiz eyleme kat›ld›¤›” gerekçesiyle soruflturma bafllat›ld›¤› kesinleflirken okulda tepki eylemleri bafllad›. Dicle Gençlik Derne¤i, FenEdebiyat Fakültesi kantinine “Polis-‹dare ‹flbirli¤ine Son Sorufltumalar Geri Çekilsin” yaz›l›, Gençlik Dernekleri Federasyonu imzal› pankart ast›. Kantinde halaya duran dernek üyelerine ö¤rencilerden de destek geldi. S›k s›k “Ö¤renciyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z, F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz, Soruflturmalar Geri Çekilsin” sloganlar› at›ld› ve Gündo¤du Marfl› söylendi. Buradan, Gençlik Dernekliler Hukuk Fakültesi önünde di¤er gençlik gruplar›yla birlikte yap›lacak yürüyüfl ve foruma kat›lmak üzere fakülte önüne gittiler. 200 ö¤rencinin kat›ld›¤› forumda, soruflturmalara karfl› kararl› bir mücadele çizgisinde birleflerek eylemler yap›lmas› karar› aland›.
‹zmir: Çad›r Kuruldu
Bursa: Protestoya Sald›r› 6 Aral›k günü soruflturmalar› protesto eden ö¤renciler "YÖK'e Hay›r Soruflturmalara Son" pankart› açt›lar. Ö¤renciler yürüyüfllerine izin verilmemesi üzerine oturma eylemi yapt›lar. Eyleme sald›ran polis 40 ö¤renciyi gözalt›na ald›. Soruflturma terörünün estirildi¤i yerlerden biri de, anti-faflist direniflin yafland›¤› Ankara DTCF oldu. Faflist sald›r›y› protesto eden ö¤renciler flimdi de idarenin soruflturma sald›r›s›yla karfl›laflt›.
Polis-‹dare Bask›s›na Dersim’de Protesto Dersim’de “okul polisi” uygulamas› ve idare-polis iflbirli¤i ile ö¤renciler üzerindeki bask›lar 6 Aral›k günü yap›lan bir eylemle protesto edildi. Dersim Temel Haklar Gençlik Komisyonu, Demokratik Gençlik Hareketi ve Özgür Gençlik taraf›ndan yap›lan eylemde “Polis-‹dare ‹flbirli¤ine Son” pankart› aç›ld›. Aç›klamay› yapan Dersim Temel Haklar Gençlik Komisyonu’ndan Özcan Duta¤ac›, ö¤renciler üzerindeki bask›lara de¤indikten sonra, bas›n aç›klamas›na kat›lanlara bask› uyguland›¤›n› belirtti ve Vali Mustafa Erkal, polis ve jandarma komutanl›¤›na “Bas›n aç›klamas›na kat›lmak suç mu, teröristlik mi? E¤er suç ise neden izin veriliyor? Bas›n aç›klamalar›na kat›lanlar neden gözalt›na al›nm›yor? Suçsa o zaman 2911 say›l› toplant› yasas›n› kald›r›n” diye sordu. “Polis idare iflbirli¤i kurumsallaflt›r›larak okullar›m›z› F tiplefltirerek, okumayan, sormayan, yozlaflm›fl, apolitik gençlik yarat›lmak isteniyor” diyen Duta¤ac›, polisin uyuflturucu kampanyas›na de¤indi. Duta¤›c› kampanyan›n aldatmaca oldu¤unu, “okullardan, sigara bile kullanmayan ö¤renciler ‘maç var’ diye al›n›p daha sonra yerel bas›nda resimleri yay›nlanarak ‘bak›n madde ba¤›ml›l›¤› ile mücadelede ilk meyvelerimizi ald›k’ riyakarl›¤›nda bulundular.” sözleriyle anlatt›. Polis gerçekten uyuflturucuya karfl› ise, Dersim’e girifli engellensin.” denildi. Eylemde, “Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz”, “F Tipi Lise ‹stemiyoruz”, “Ö¤renciyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z” sloganlar› at›ld›.
Çanakkale Gençli¤inin Faist TerÜre Öfkesi 6 Aral›k gßnß faistlerin bir ܤrenciye sat›rla sald›rarak, ayaklar›na i bat›r›p kolunu 6 yerden k›rmas›n›n ard›ndan gençli¤in anti-faist Üfkesi kitlesel eyleme dÜnßtß. EMEK Gençli¤i ßyesi ܤrenciye yÜnelik sald›r› ilk olarak EMEP binas›nda bir aç›klama yap›ld›.
Kocaeli'de Anti-Faist ďŹ enlik Faist sald›r›lar›n geçti¤imiz gĂźnlerde yo¤un olarak yaand›¤› Kocaeli'de, içinde Gençlik Derneklilerin de bulundu¤u ܤrenciler 1 Aral›k gĂźnĂź Merkez KampĂźsde bir eylem daha dĂźzenledi.
Ard›ndan faistlerin bulundu¤u kantine giden 100 kiilik devrimci demokrat ܤrenci grubuna faistler sat›rlar, b›çaklarla sald›rd›. Ö¤renciler bunun ßzerine faistleri dÜverek kantinden att›lar. Daha sonra RektÜrlßk Ünßne yßrßyen ܤrenciler burada oturma eylemi yapmaya balad›. Say›lar› 200’ß geçen devrimci ܤrenciler yeniden Fen Edebiyat Fakßltesi’ne do¤ru yßrßyße geçtiler. Jandarman›n engellemesine kar›n ܤrenciler kararl› bir ekilde barikat› aarak okul içinde eylemlerine son verdiler.
Fen Edebiyat Fakßltesi Ünßnde biraraya gelen devrimci, demokrat ܤrenciler, fakßlte kap›s›na "Faizme Kar› Omuz Omuza" yaz›l› pankart asarak bir enlik gerçekletirdiler. Yap›lan konumalarda yaanan sald›r›lar anlat›ld› ve gençli¤in faist terÜre teslim olmayaca¤› kararl›l›¤› yinelendi.
Daha sonra kent merkezindeki E¤itim FakĂźltesi’ne yĂźrĂźyen ܤrenciler “Faizme Kar› Omuz Omuzaâ€? sloganlar› attarak okula girdiler. YĂźrĂźyß boyunca polisin engelleme çabalar›na, Ă–GB’lerin okula almama giriimlerine kar›n, devrimci demokrat ܤrenciler E¤itim FakĂźltesi içinde yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla eylemlerine son verdiler. Yap›lan aç›klamada, faist sald›r›lara kar› gençli¤in gereken cevab› verece¤i yinelendi.
Tßrkiye Alevi-Bektai Gençlik Birli¤i Kuruldu:
Eylem halaylar eli¤inde at›lan “Kahrolsun Faizm Yaas›n MĂźcadelemiz" sloganlar› ve marlar›n ard›ndan, devrim ehitleri için yap›lan sayg› duruuyla bitirildi.
“Pir Sultan'ca, onurumuzla yaamak, zalimin zulmĂźne biat etmemek temel prensibimizdir.â€?
TĂźrkiye Alevi-Bektai Gençlik Birli¤i, yay›nlad›¤› ‘Kurulu bildirisi’ ile kuruluunu duyurdu. Birlik ad›na Ali Ersin KELLEC‚ imzas›yla yay›nlanan bildiride emperyalizmin dĂźnya hakimiyetine ve Ăźlkemizde 12 EylĂźl’den bu yana hayata geçirilen apolitikletirme, yozlat›rma ve sindirme politikalar›na de¤inildi. Alevilere yĂśnelik halen inkara dayal› politikalar›n sĂźrdĂźrĂźldߤß ifadelerine yer verilen bildiride, egemen mezhep ve ideolojinin, kendinden farkl› olan› asimile etmeye çal›t›¤›na vurgu yap›ld›. ‘Alevi-Bektai Gençlik Birli¤i' olarak tĂźm bu bask›lara kar› kurulduklar›n› belirten Alevi gençli¤i, “Sorunumuz sadece Alevilik de¤il, Ăźzerinde yaad›¤›m›z dĂźnyan›n iktisadi, politik her tĂźrden sorunudur. Filistin de bizim sorunumuz, Irak da...â€? ifadelerinin ard›ndan tĂźm Alevi-Bektai gençli¤ini Anadolu s›cakl›¤›yla selamlad›klar›n› belirtti.
Komutan Kemal Askeri Mezar› Ba›nda An›ld›
6 Aral›k 1994’te Dersim da¤lar›nda gĂźrleyen silah sesleri ve devrim sloganlar› ile yarat›lan Çayta› direniinin komutan›, Kemal Askeri, ehit dßmesinin 10. y›l›nda Tarsus'taki mezar› ba›nda an›ld›. 4 Aral›k gĂźnĂź dĂźzenlenen anmaya kat›lan yoldalar› "Kemal Askeri Ă–lĂźmsĂźzdĂźr" ve "Devrim ďŹ ehitleri Ă–lĂźmsĂźzdĂźr" dĂśvizleri ta›yarak mezar› ba›na yĂźrĂźyßle geldiler. TĂźm devrim ehitleri ad›na yap›lan sayg› duruunun ard›ndan yap›lan konumalarda Çayta› kahramanl›¤› ve Kemal Askeri’nin partili kiili¤i anlat›ld›. Anma "Bize ĂślĂźm yok" mar› ile sona erdi. ‚çi KĂśylĂź ve Yeni Demokrat Gençlik taraftarlar›n›n da kat›ld›¤› anmada, daha sonra ayn› mezarl›kta bulunan, 1996 ĂślĂźm orucu ehidi Altan Berdan Kerimgiller'in mezar› da ziyaret edildi.
Say› 136 47 12 Aral›k 2004
Yurtd›fl›ndan Anadolu Federasyonu:
‘Sald›r›lar tüm halklarad›r’
Say› 136 48 12 Aral›k 2004
Almanya'da Münih kentinde, maskeli ve sopal› ›rkç›lar›n sald›r›s› sonucu bir annenin yaralanarak 5.5 ayl›k bebe¤ini kaybetmesinin ard›ndan Anadolu Federasyonu bir aç›klama yapt›. Hollanda’da Film yönetmeni Teo Van Gogh’un öldürülmesinin ard›ndan müslüman ülke halklar›na yönelik gelifltirilen ›rkç› sald›r›lar konusunda, “Hiç kimsenin yabanc›lar ve göçmenler üzerine politikalar yapmas›na izin vermemeliyiz.” diyen Federasyon, sald›r›lar›n sadece müslümanlara yönelik de¤il, tüm halkalar yönelik oldu¤unu belirtti. Faflist sald›r›lar›n Hollanda’da bafllayarak tüm Avrupa’ya yayg›nlaflmas›na dikkat çekilen aç›klamada; emperyalist medyan›n ›rkç›l›¤› k›flk›rtt›¤›n›, liberallerin “Tahriklere kap›lmay›n" demekle yetindi¤ini, islamc› güçlerin ise, olay›n özünü kavramaktan uzak "Müslümanl›¤›n terörle ba¤daflmad›¤›n›" ve bunu kan›tlamak için “teröre hay›r” mitinglerinde boy gösterdikleri belirtildi. Görülmesi gerekenin y›llard›r sürdürülen ›rkç›l›k ve yabanc› düflmanl›¤› oldu¤unu belirten Federasyon, flunlara de¤indi: “Sorunlar›n as›l kayna¤›n›n
Müslümanlar oldu¤u” provokasyonuyla halklar› birbirine karfl› k›flk›rtarak milliyetçilik ve ›rkç›l›k körüklenmeye çal›fl›lmakta, baflta göçmenlere karfl› yeni hak gasplar›n›n, ekonomik ve siyasi sald›r›lar›n önü aç›lmaktad›r... Bir yanda resmi a¤›zlar, bir yanda sahibinin sesi tekelci medya gerçek yüzlerini daha aç›k göstermifltir... Avrupa'n›n "demokrasisi" y›llard›r faflist, ›rkç› örgütlenmelerin karfl›s›nda ciddi hiçbir yapt›r›m› olmam›fl, cesaretlendirilmifllerdir. Müslümanlar› ve esas olarak tüm göçmenleri hedef alan provokasyonlar yeni de¤ildir ve son olmayacakt›r. Gerici, sa¤c› partilerin ve örgütlerin k›flk›rtmalar› ve tepkileri karfl›s›nda kimse susmamal›, tav›rs›z kalmamal›d›r. Kim olursa olsun, bu politikalar› yürüten anlay›fllara karfl› halklar dayan›flma gelene¤ini yükseltmeli, ›rkç›l›¤a karfl› birlikte hareket etmelidir. Halk›m›z›n inançlar›n›n politika malzemesi haline getirilmesine izin vermeyece¤iz. Halklar› ve inançlar› birbirine karfl› k›flk›rtan bu politikalara karfl› duyarl› olal›m, tepkilerimizi gösterelim.”
Uluslararas› Tecritle Mücadele Günleri Etkinliklere kat›lal›m, büyük direnifle destek verelim
✔ TECR‹TE KARfiI M‹T‹NG 17 ARALIK’ta Alman Parlamentosu önünde tecrit karfl›t› miting saat 10:00’da bafllayacak...
✔ ‘UMUT D‹REN‹YOR’ Gecesi 18 ARALIK’ta Türkiye, Küba, Bask Ülkesi, ‹rlanda, Filistin ve Almanya'dan müzik gruplar›n›n kat›l›m›yla saat 15:00’de bafllayacak... Gecenin yap›laca¤› yer: Prestige Festsaal Ziegrastrasse 15-19, 12057 Berlin / Almanya
CAFER DEREL‹ ÖLÜMSÜZDÜR Ölüm orucu direnifline destek olmak için Rotterdam’da kurulan açl›k grevi çad›r›nda faflistlerce b›çaklanarak katledilen Cafer Dereli için, TAYAD Komite taraf›ndan 9 Aral›k günü saat 19:00’da katledildi¤i yerde bir anma düzenlendi. Cafer’in büyük boy bir resminin aç›ld›¤› anmada, katledildi¤i yerde mumlar yak›ld› ve etraf›na sar›-k›rm›z› çiçekler b›rak›ld›. Ayr›ca “F Tipine Karfl› Mücadelede fiehidimiz Cafer Yoldafl Ölümsüzdür” yaz›l› pankart aç›ld›. Sayg› durufluyla bafllayan anmada bir aç›klama okundu. Cafer Dereli’nin Büyük Direnifl’in ilk flehidi oldu¤unun belirtildi¤i aç›klamada devletin direnifle karfl› tahammülsüzlü¤ünün ne kadar büyük oldu¤una ve direnifli bitirmek için her yola baflvurdu¤una de¤inildi. Ard›ndan “Cafer Dereli Ölümsüzdür, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz” sloganlar› at›ld› ve “Bize Ölüm Yok” marfl›n›n söylenmesiyle anma sona erdi.
Floransa Belediyesi'nde Ölüm Orucu Anlat›ld› 3-4 Aral›k günlerinde, ‹talya'n›n Floransa flehrinde, Giovanni Michelucci Vakf› taraf›ndan düzenlenen hapishane konulu panele, hukukçular, siyasetçiler ve ö¤retim üyelerinin yan›s›ra, TAYAD Komite de kat›ld›. TAYAD Komite Türkiye'deki F tipleri, tecrit ve ölüm orucu konular›n› dile getirdi. Komite sözcüsü F tipi hapishaneleri anlat›rken, Avrupa'n›n tecrit sisteminin Türkiye'ye tafl›nmas›ndaki aktif rolününe de¤indi. Panel boyunca, özellikle ‹talya'daki hapishanelerde ve Floransa'daki Solicciano hapishanesinde yaflanan kötü koflullar elefltirildi.
ETA’dan Eylem ‹spanya'da Bask bölgesinin ba¤›ms›zl›¤› için savaflan ETA, 7 Aral›k günü 5 ayr› kentte ayn› anda bombal› eylemler düzenledi. ETA, daha önceki baz› eylemlerinde de yapt›¤› gibi, patlamalardan k›sa süre önce yetkilileri uyararak bomba konulan yerlerin boflalt›lmas›n› istedi. Patlamalar sonucunda ölen olmad›¤› bildirildi.
Çemberimde Gül Oya
da insan... Herkes “iyi”... Herkes “sevilmeye” lay›k... “Sevgi” herfleyi halleder...
S›n›fsall›¤›n üstüne çekilen kal›n bir boya Devrimcili¤i maziye gömen bir çarp›tma
Bak›n, nereden ç›kt›k ve en baya¤› Hollywod ve Yeflilçam senaryolar›na geldik. Biraz daha cüretli davransa, anlatt›¤› dönemde faflist katliamlar›n bafl sorumlusu Milliyetçi Cephe’nin finansörü, milletvekili aday› olan bir burjuvay›, “iyi kalpli fabrikatör Hulusi Kentmen” gibi gösterecek bize.
Bir süredir televizyon ekranlar›nda “politik” olma iddias›n› tafl›yan bir dizi yeral›yor. Dizi, “12 Eylül öncesini anlatma” iddias›yla yay›na sokuldu. Gerçekten de “12 Eylül öncesi”ne dair bir kaç sahne gördük dizide. Faflistler sald›r›yor, okul kantinlerinde siyasi tart›flmalar yap›l›yor vs. Ama bütün bunlar diziye biraz politik “sos” katmaya, ve verilmek istenen mesaj› güçlendirmeye yar›yor. Kuflkusuz bu dizinin de bir “mesaj›” var. Yönetmenine sorsan›z, “benim bir mesaj verme kayg›m yok, sadece anlat›yorum” diye bilinen nakarat› tekrarlayacakt›r. Oysa her dizinin mutlaka bir mesaj› vard›r. Burjuvazi, bu kadar paray› bofluna dökmüyor bu dizilere. Dizilerin toplumsal yaflam›, halk› nas›l etkiledi¤ini, gençleri nas›l flekillendirdi¤ini hepimiz biliyor, görüyor, izliyoruz. Bu anlamda her dizi, bir fleylere hizmet eder. “Kendili¤inden” de olsa bir fleyler verir insanlara; iyi veya kötü. Çemberimde Gül Oya da “kendince” bir fley anlat›yor. Devrimcilik, anti-faflist mücadele, sadece geçmifle ait bir konudur Çemberimde Gül Oya’da. Dizideki karakterlerin bir “80 öncesi” hali vard›r, bir de “80 sonras›”. Bak›n diziye. “Devrimcili¤i” sürdüren bir tek karakter yok. Hepsi “eski solcu”. Hepsi mücadeleden vazgeçmifl. Dahas› “mücadele” diye bir olgu kalmam›fl. Peki gerçek hayatta böyle mi? Bu ülkenin meydanlar›nda emperyalizme, faflizme karfl› mücadele edenler, da¤larda flehirlerde savaflanlar, F tiplerinde ölenler kim? Dizinin yönetmeni “solcu” oldu¤unu söylüyor. Peki nas›l bir solculuk bu? Dizinin senaryosu, burjuvazinin klifleleriyle yaz›lm›fl: “devrimcilik, anti-faflistlik, bunlar gençlik heyecanlar›... Gençlik bitince bunlar da biter...” Senaryo tam da buna uygun. Devrimciler kaba! Peki kim “ince”; bir, devrimcili¤i b›rakanlar, bir de burjuvazi. Senaryoda yoksullar var, burjuvazi var, iflkencede katledilenler var, iflkenceler, muhbirler var... ama s›n›fsall›k yok. Senarist, herkesi bize s›n›fsal konumu içinde gösterdikten sonra, birden kameralar›ndan burjuvazinin de, iflkencecinin de “insan” oldu¤u gerçe¤ini gösteriyor(!) bize. S›n›fsal aç›dan bakmay›n kimseye diyor. Burjuva, ama insan... muhbir, ama insan... hatta iflkenceci, o
Dizinin mesaj› ne? ‹flte size mesaj; “s›n›f” gözlüklerini ç›kar›n, herkese “insan” olarak bak›n. Tabii bu mesaj, yönetmen Ça¤an Irmak’a de¤il, burjuva ideolojisine ait. Ça¤an Irmak, sadece bu ideolojiyi dizi yap›yor.
Do¤an Medya’n›n sansür çark›ndan ancak bunlar ç›kabilir Çemberimde Gül Oya'n›n yönetmeni Ça¤an Irmak, ‹stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ö¤rencilerinin düzenledi¤i bir söyleflide, dizideki Mehmet karakterini devrimci kiflili¤ine ra¤men kapitalist düzene yönlendirdi¤i elefltirisi yapan ö¤renciye “kendisinin de solcu oldu¤unu” özellikle vurgulad›ktan sonra flu cevab› veriyordu: “12 Mart muht›ras› ve o dönemi bütün gerçekli¤iyle anlatsayd›m, dizi yay›ndan kald›r›l›rd›... Sol hiç bir zaman kendisini elefltiremedi. Bu nedenle diziyle ilgili tart›flmalar yap›l›yor...” (3 Kas›m 2004, Milliyet) Bu cevapta meselenin özü vard›r; demek ki, yapt›¤›n diziyi burjuvazinin istedi¤i, kabul edebilece¤i bir flekle dönüfltüreceksin ki, dizin yay›nlanabilsin. Herfley yar›md›r dizide, herfley gerçe¤in tamam› de¤il bir parças›d›r. Faflist katliamlar, kimin, niye yapt›¤› belli belirsiz geçer. ‹flkence bir tak›m imgelere s›¤›n›larak geçifltirilir. Kim niye devrimcidir, bir kifli niye devrimcili¤i b›rak›r, herfley havadad›r. Yönetmen bir de ukala ukala “sol kendisini elefltirmedi¤i için diziyi tart›fl›yor” diyor. San›l›r ki, solun kendi iç de¤erlendirmesine hizmet etsin diye yapm›fl bu diziyi! Sen zaten ortada sol b›rakm›yorsun ki, herkes b›rak›yor devrimcili¤i, olmayan sol neyi elefltirsin? Mevcut medyan›n koflullar›n› zorlayarak, gerçe¤i anlatana sayg› duyar›z. Nesnellik devrimcidir. Hayat›n gerçekleri devrimcidir. Halk›n gerçekleri ö¤renmesi, bilmesi, burjuvazinin de¤il, devrimin ifline yarar. Ama iflte tam da bu nedenle, burjuvazi, gerçe¤e binbir türlü sansür koyar. Gerçe¤i eksilterek, e¤ip bükerek, çarp›tarak anlatmak bunun çözümü de¤ildir. Çünkü e¤ilip bükülen, çarp›t›lan olgu, art›k gerçek olmaktan ç›kar. Ve art›k o yar›m yamalak gerçek, burjuvaziye hizmet etmeye bafllar. Baz›lar›, en az›ndan gerçekleri bu kadar dile
Say› 136 49 12 Aral›k 2004
getiriyor, kötü mü diye düflünür. Ama yanl›fl. Her eksik gerçek, bir yanl›fla kap› aralar. Bu dizilerde ise yap›lan kap› aralaman›n daha da ötesindedir. “Sol”, “tarafl›” oldu¤u iddias›ndaki Çemberimde Gül Oya, bunun en çarp›c› örneklerindendir. S›n›fsall›¤›n olmad›¤›, topluma s›n›fsal pencereden bak›lmad›¤› bir düflünceyi empoze ediyor. O kadar ki, yoksul halkla ayn› çat› alt›nda yaflayan devrimciyle, o halk aras›nda tek bir politik konuflma geçmiyor. Halk orada kendi kendine yafl›yor zaten diyor yönetmen, öncülük etmeye ne gerek var? Devrimcili¤in, hatta siyasetin ne gere¤i var?
Demokrasi vitrinindeki s›¤ solculuk! Hat›rlanacakt›r, daha önce televizyon dizileri üzerine yazd›¤›m›z bir yaz›da “içinden siyaset geçmeyen diziler” benzetmesini kullanm›flt›k. Geçti¤inde de iflte böyle geçiyor. Ya apolitik, ya da e¤er bir politiklik varsa, o politika burjuvazinin düzenine hizmet edecek! Dizilerin kural› bu. Say› 136 50 12 Aral›k 2004
Burjuvazinin finanse etti¤i, burjuvazinin yönetti¤i bir medyada da baflka türlü olmas› mümkün de¤il. Burjuvazi, kendi televizyonlar›nda, gazetelerinde, kendi s›n›fsal ç›karlar›n› tehlikeye düflürecek bir yay›na izin verir mi? Bu, s›n›flar gerçe¤ine ayk›r›d›r. Ancak s›n›fsal bakmayanlar, “bas›n özgürlü¤ü” ad›na böyle bir fleyin olabilece¤ini düflünürler. K›rk y›l›n bafl›nda böyle bir televizyon program› olabilir, ya da bir program›n bir kaç dakikal›k bölümünde böyle bir “demokratl›k” sahnelenebilir; o da iflte burjuva medyan›n kendi inand›r›c›l›¤›n›, kendisinin nas›l özgürlüklerden yana oldu¤u demagojisini sürdürebilmek için gereklidir. ‹ster bas›nda, ister televizyonda, bu tür “solcu” tipler vard›r ve yaz›p gösterdikleri herfley s›¤d›r. S›¤l›k ise, asla sorunun kökenine ve köklü çözümlere götürmez insan›. Dolay›s›yla, gerçe¤i, sol bir düflünceyi, tavr› içeren ürünler bile, o kürsüde, bir yan›yla burjuvaziye hizmet eder. Dizilerin geneli malum; genellikle orta, üst kesim yaflamlar›, onlar›n yoz “aflk”lar›, dalavereleri, mafyac›lar, ve daha bilumum sululuklar, yozluklar... Arada nisbeten farkl› konular› ele alanlar da var. Ama onlar da sonuçta bir noktaya gelir ve ayn› bak›fl aç›s›n›, düzenin bak›fl aç›s›n› yans›t›r. Mesela, bu konuda çarp›c› bir örnek, “Kurflun Yaras›” adl› diziden verilebilir. Öteki diziler aras›nda nisbeten klasik deyimle “eli aya¤› düzgün” bir dizi say›labilir. Dizide yetersiz de olsa, bir halk›n iflgale karfl› direnifli vard›r. Ama onda bile öyle bir noktaya gelir ki, burjuva bak›fl en kritik anda, en
kritik olaya damgas›n› vurur. Ülkesini iflgal etmifl bir generali cezaland›ran dizinin kahraman›, bu cezaland›rmadan sonra bunal›ma girip, iflgalci generalin çocu¤unu kastederek “ben ayn› zamanda bir çocu¤u öldürdüm” diye nedamet duyar. Her ne olursa olsun, “yaflam hakk› kutsald›r” diyen burjuva bak›fl›n tipik bir yans›mas›. Bush’un da çocu¤u var. Tüm iflkencecilerin, sömürücü asalaklar›n da çocu¤u var. Irak’› iflgal eden Amerikan subay ve askerlerinin de çocu¤u var. Felluce’de Irakl›lar› katledenlerin de çocu¤u var... K›sacas›, bunun sonu yok. Demek ki, karfl›ndaki vatan›n› iflgal eden de olsa, ›rz›na, namusuna, topra¤›na, eme¤ine göz diken de olsa “öldürmeyeceksin”, “her türlü fliddete” karfl› olacaks›n...
Dizilere göre flekillenen hayatlar 40 milyonun yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflad›¤› bir ülkede, “sosyal”, “kültürel” dünyas› televizyonla s›n›rl› olan bir kitle sözkonusu. Oligarfli, bu kitleyi dizilerle kuflat›yor. Nas›l sevece¤ini, nas›l evlenece¤ini, nas›l yaflayaca¤›n›, nas›l bir ö¤renci olaca¤›n›, hatta nas›l konuflaca¤›n› empoze ediyor insanlara. O dizilerle flekillenen insanlar, “flafl›rd›m” yerine “oha oldum” diyor. En baya¤› Hollywod kliflelerini tafl›yorlar gerçek yaflamlar›na. En fazla reyting yapan dizinin kahraman›yla özdefllefltirmeye çal›fl›yorlar davran›fllar›n›. Diziler de¤ifliyor, onlara sunulan modeller de¤ifliyor, hayat›n› dizilere göre flekillendirenler de k›l›ktan k›l›¤a giriyor, kifliliksizlefliyor. ‹statistikler, cinselli¤i yaflaman›n yafl›n›n giderek düfltü¤ünü, ilkokul s›ralar›na indi¤ini gösteriyor. “Havuç” gibi olmay› empoze ediyor çünkü diziler. 9-10 yafl›ndaki her dizi karakterinin “sevgilisi” var neredeyse. Habire ya kendilerinin, ya büyüklerinin “aflk”lar›yla meflguller. Ve asl›nda “aflk” bile olmayan, “aflk” diye pazarlanan yoz, ahlaks›z iliflkiler, tüm dizilerde dünyan›n merkezinde duruyor. Herfley, ama herfley onun etraf›nda dönüyor. Herfley o kadar baya¤›laflt›r›lm›flt›r ki, feodal sisteme övgüler içeren diziler bile bunlar›n yan›nda masum kal›yor. Boflluk, herfleyi ifrata vard›r›r. Politikadan, sorumluluktan, vatanseverlikten, vefadan, dostluktan “ar›nd›r›lan” yaflamlar›n kendisine sunulan yozlaflt›rma araçlar›n›n içine çekilmesi iflten de¤ildir. “Futbol manyakl›¤›” iflte bu boflluktan do¤uyor. Afyon çeker gibi dizi izleme hastal›¤› böyle do¤uyor. Yaflam›n her alan›nda seçici olmak, bu alanda daha da gerekli. Üstelik, di¤erleri içinde k›smen “izlenebilir” gördüklerinizi izlerken de ideolojik, politik, kültürel say›s›z tuzakla dolu oldu¤unu da unutmamal›!