Efsane Grup Yorum, Devrimci Sanatç›l›¤› Ö¤retiyor
Adalet
Ekmek ve
Tecrite Karfl› Direnifl 4. y ›l›n› t amaml›yor
Haftal›k Dergi / Say›: 126 / Tarih: 3 Ekim 2004 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000
www.ekmekveadalet.net Mail:info@ekmekveadalet.net
82 kifli sahte belgelerle tutukland›!
HALKIN OLDU⁄U HER YERDE Ekmek ve
Adalet
Demifltik; bir daha kan›tlan›yor: Susurluk Devlettir!
ISSN:
www.ekmekveadalet.com
info@ekmekveadalet.com
1304687X 103
Bucak’›n gizli belgelerinde generaller, tekelci burjuvalar, faflist katiller, a¤alar... koyun koyuna!
Medya polisin bu pisli¤ini gizledi
✹R ÇA⁄ DUYU
I U
Sizin kabuslar›n›z ancak musalla tafl›nda biter “1 ay önce Siyasi fiube'den
Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin “Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” Kampanyas› sürüyor...
Dev-Sol masas› arkadafllar›m, bana yönelik bir silahl› eylem yap›laca¤›n› söylediler. Sürekli ilaç kullan›yorum. Ruh ve Sinir Hastal›klar› Hastanesi'nde yat›p tedavi olmam gerekiyor.
1 Nisan Davas› Bafll›yor
PARANOYAK OLDUM..."
Duruflma Günleri ve Saatleri: 25 Ekim 27 Ekim 1 Kas›m 3 Kas›m 5 Kas›m
“Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” talebini baflkente tafl›mak için
Ankara’ya Yürüyoruz! ‹stanbul Toplanma Yeri: 3 Ekim 2004 Pazar Saat:17.00 Sibel Yalç›n Park› /Okmeydan›
Art›k kabuslar›ndan kurtulamay›p ilaçlarla yafl›yor. Art›k onu ak›l hastanesinden baflka kabul edecek yer yok. Oysa o bir zamanlar Türk polisinin en kahramanlar›ndand›. Medyan›n gözdelerindendi.
Saat: 09.30
Biraz fazla deflifre olmufltu, “herkes ona yükleniyor”du; Ertu¤rul Özkök, hemen Ayfle Arman’› görevlendirip Hürriyet sayfalar›nda ona kocaman bir yer açm›flt› kendini aklamas› için.
AC‹L MÜDAHALE HATTI
“Hiçbir fley bana onlar› orada öldürmekten daha çok mutluluk veremez. Gözümü k›rpmadan öldürürüm”... O zamanlar böyle konufluyordu.
Yer: ‹stanbul 4 No’lu DGM (12. ACM)
Nerede, nas›l olursa olsun, bir hak gasp›yla karfl›laflt›¤›n›zda bu numaralar› aray›n! Tel: 0 212 244 57 47 Cep: 0 536 319 82 22
Görmeyen gözleri, duymayan kulaklar› açmak, suskun dilleri çözmek için Ankara’ya
Acil Müdahale Hatt›, tüm bu bask›lar karfl›s›nda birlikte hareket etmek, birimizin sorununu hepimizin sorunu haline getirmek ve dayan›flmay› güçlendirmek için kuruluyor. Keyfice bas›lan kurum temsilcileri, gözalt›na al›nan devrimci demokratlar›n yak›nlar›, bu olaylara tan›k olanlar, Acil Müdahale Hatt›'n› aray›n, bilgi verin! Düzene muhalif tüm kurumlar bu yap›y› geniflletme çal›flmalar›m›za güç kat›n! Dayan›flmay› ve birlikteli¤imizi büyütelim.
Haklar ve Özgürlükler Cephesi
Irak’ta ‹flgala Hay›r Koordinasyonu
Ankara Toplanma Yeri: 4 Ekim 2004 Pazartesi Saat: 08.00 Toros Sokak/S›hhiye
Zavall›. Biçare.
10 fiubat 2002 tarihli Hürriyet’te yay›nlanan röportaj›nda bu sözleri söylüyordu Ayhan Çark›n... Paranoyan›n, psikopatl›¤›n tüm izleri o röportaj›nda da görülüyordu ama hala kuyru¤u dik tutmaya çal›flan bir kontrac›yd› o zaman. fiimdi art›k ak›l hastanesine kapat›lmam laz›m diye mahkeme kap›lar›nda yalvar›p sürünen bir kontrac›. “Sadece ‹stanbul’da 50 operasyonum (siz 50 infaz›m diye okuyun) var” diye övünüyordu o zaman. fiimdi paranoyak oldum diye dövünüyor. Öldürdükçe “mutlu” olmufltu o zaman; flimdi öldürdüklerinin duvarlara kanlar›yla yazd›¤› imza gözünün önünden, beyninin k›vr›mlar›ndan hiç gitmiyor. Öldüre öldüre bitiririz san›yordu Çark›n gibi z›rcahiller. fiimdi bitmedi¤ini görüp, korkudan hergün kendisi yüz defa bitiyor.
Ekmek ve
Adalet
Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro
Geçen haftaki Aksiyon’da bir örne¤i daha vard› bu korkunun. M‹T’çi Yavuz Ataç, Mehmet Eymür’ün M‹T’e dönüflünü anlat›yordu: “Eymür, ‘Beni fienkal önerdi falan’ diyor. Bunu fienkal Atasagun ile de görüfltüm. Kendisi arac› olmufl, ama flu amaçla: Eymür ‘Dev-Sol'un ölüm listesindeyim. Tehdit al›yorum’ diyor. fienkal Atasagun, ‘Biz onu korumak için M‹T'e ald›k’ dedi...” (25 Eylül 2004, Say›: 510) Kimisi mahkemeden tahliye edilmek, kimisi M‹T’te koltuk kapmak için “Dev-Sol’dan korkular›n›” kullan›yor olsa da, korku gerçek! Çark›nlar, siyasi flubeden komiser Ayd›n Bar›fl’›n; Eymürler, M‹T’çi Hiram Abas’›n bafl›na geleni hiç unutmuyorlar... Ayhan Çark›n 20 A¤ustos’ta bir çay bahçesinden gözalt›na al›n›p tutukland›. “Polise mukavemet” gerekçesiyle tutuklanm›flt› hem de. Bak›n flu dünyan›n haline. Çark›n 24 Eylül’de ç›kar›ld›¤› ‹stanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruflmas›nda yalvar yakard›: ‹stanbul Terörle Mücadele fiubesi operasyonlar›nda canla baflla görev yapt›¤›n›... Dev-Sol’un peflinde oldu¤unu anlatt› uzun uzun ve ekledi: “Sürekli ilaç kullan›yorum. Ruh ve Sinir Hastal›klar› Hastanesi'nde yat›p tedavi olmam gerekiyor... Susurluk sonras›nda ruhsatl› silah›m elimden al›nd›. Silah›m elimden al›n›nca paronayak oldum..." Gerçe¤i tersinden ifade ediyor. O ve onun gibiler; as›l olarak silah› ellerine al›nca paranoyak oldular ve daha da o paranoyadan kurtulabilmifl de¤iller. Silahs›z, daha da önemlisi üniformas›z kal›nca ise, kabuslar görmeye bafllad›lar. Kabus, halk düflmanlar› için kaç›n›lmaz bir kader gibidir. Hepsi hayatlar›n›n flu veya bu aflamas›n› kabuslar içinde yaflarlar. Kabuslar›n› dindirmek için bofluna ilaçlardan medet umuyorlar. Onlar›n kabuslar›na hiçbir psikiyatrist, hiç bir Ruh ve Sinir Hastal›klar› Hastanesi derman olamaz. Onlar›n kabuslar› ancak “imam›n kay›¤›na” binince biter. Kay›¤a biniflleri eceliyle mi olur, cepheliyle mi, art›k oras›n› Allah bilir.
INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.net
Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Serkan Uymaz Genel Yay›n Yönetmeni: Gülizar Kesici Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks: 0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama ISSN: 1304 687X Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro
“Devrimci Sol” yaz›lm›flt› kanla duvarlara. O imza, hala tüm halk düflmanlar›n›n korkusunun ortak ad›.
‹ngiltere: £ 2.5
Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro
E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.net
Bürolar›m›z 50825 Köln Yap›verlag Venloerstr. 507-A Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Tel-Faks:0 466 351 42 08 ‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Faks:0049 221 280 90 84 Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 Adana- ‹nönü Cad. Örnekler Apt. No:5 Kat:5 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Tel-faks: 0 322 363 32 09 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Kat:1 No:43 Tel: 0422 323 24 77 Tel-faks: 0 312 419 27 38 Mersin- Bahçe Mah. 4604 Sk. Tütüncü Apt. Kat: 1/6 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: Samsun- 19 May›s Mah. Talimhane Cad. Albayrak ‹flhan› NO:24 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18 Kat:2 Daire:9 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Bursa- Sakarya mah. Uluyol cad. Ayd›n ‹flhan›-2 No: 24 Kat: 2 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Daire: 2 Osmangazi/Bursa Pustular iflhan› Zemin Kat No:4 Tel-faks: 0462 321 14 80 Tel-faks: 0 224 224 93 97
Ekmek ve Adalet Say› 126 ‹çindekiler
3... 5... 6... 10...
12... 14... 17... 19... 20... 25... 26... 28... 30... 31... 35... 36... 38...
40... 42... 43... 45... 46... 48... 49... 50...
FAfi‹ZM‹N MEDYASI Tokat Da¤lar›nda Çat›flma Gençlik Adalet ‹stiyor Hukukcular ‹zliyor 1 Nisan Hukuksuzlu¤u ‘Sapt›r›lan Adalet’ Panelinde Tart›fl›l›yor ‹flte Susurluk Devleti Bu! ‹ktidar Sadaka Oran›n› Tart›flt›r›yor Hücrede yaflamak Alibeyköy’de Tepki Y›k›m› Erteletti Tayyip Erdo¤an’›n Kan›nda ne var Koordinasyon ‹ntifaday› Selamlad› AB Türkiye için nas›l bir demokrasi istiyor TCK Meclisten geçti Buras› Dersim AB - AKP ve Sol-2 Tayyip “ Biz Türküz Buras› Türkiye” Hangisi daha Amerikanc› ‹nsan Haklar› Aldatmacas›nda Yeni Taktikler Polis Yalan Üretmeye Devam Ediyor Ulucanlar fiehitleri An›ld› Bir Savafl Patlad›¤›nda Veya Bir Muhalifi... Ortakl›k Kültürü Televoleye özgürlük, halk kültürüne ceza Tayyip’in Brüksel’de Gerçekten Kaç›fl› Gerillan›n Genel Grev Ça¤r›s› Hayat› Durdurdu Kahramanlar Ölmez
FAfi‹ZM‹N MEDYASI Burjuvazi ve iflbirlikçi oligarfliler, faflizme, as›l olarak kitleleri boyunduruk alt›na almak için baflvururlar. Faflist yönetimlerin kitlelere bu boyunduru¤un vurulmas›nda baflvurduklar› en önemli araçlardan biri de bas›n-yay›n araçlar›d›r. Faflizmin iki aya¤› vard›r; terör ve demagoji! Faflizmin ilk kez iktidar oldu¤u 1920’lerde, 1930’larda da böyleydi bu; faflist Mussolini de, Hitler de bu yüzden “propaganda” faaliyetlerine ve radyoya, gazetelere büyük önem vermifllerdi. Düflünün ki, medyan›n, dolay›s›yla propagandan›n gücü, o zaman bugünküyle k›yas kabul etmez ölçüde geriydi. Medyan›n kelimenin tam anlam›yla herkesin “hayatlar›n›n içine” kadar girdi¤i günümüzde, faflizm, demagojiyi, aldat›c› propaganday› çok daha devasa ölçülerde kullanmaktad›r. Burjuvazinin elindeki bas›n yay›n araçlar› da, faflizmin ihtiyac›na paralel bir de¤iflim geçirmifltir. Bas›n yay›n araçlar›, art›k emperyalizmin ve iflbirlikçi oligarflilerin halk düflman› politikalar›n›n ayr›lmaz bir parças›d›rlar. Halklara karfl›, askeri araçlarla verilen savafltan daha y›k›c›, daha kapsaml› bir savafl gazete sayfalar›ndan, televizyon ekranlar›ndan sürdürülmektedir. Halka karfl› gerçeklefltirilen hiçbir operasyon yoktur ki, onun içinde medya yeralmas›n. Yak›n tarihimizin tüm iflgallerine, katliamlar›na, iflkence, infaz, kay›p olaylar›na bak›n, hepsinde burjuva medyan›n y›k›c› bir halk düflman› güç olarak yerald›¤›n› göreceksiniz. Ülkemizde medyan›n bu operasyonlarda nas›l bir rol oynad›¤›n› görmek, düzen medyas›n›n nas›l bir gazetecilik yapt›¤›n› anlamak için iki olaya, 19-22 Aral›k katliam›na ve 1 Nisan Operasyonu’na bakmak yeter. 1 Nisan’da “terör operasyonu” havas›n› yaratan esas olarak medyad›r. “Terör demagojisi” medya arac›l›¤›yla empoze edilmifl, operasyondaki hukuksuzluk bu demagojiyle gizlenmifltir. 1 Nisan operasyonu boyunca gerçeklere tek sat›r yer vermeden yalan haberler yapt›lar ve polisin pisli¤ine ortak oldular. Burjuva medya içinde istisnas› yoktu bunun. Do¤an Medya da, islamc› medya da ayn› yay›nlar› yapt›. D›fltan bak›ld›¤›nda ikisi aras›nda bitmek bilmez bir it dalafl› vard›r. Birbirlerini gazetecili¤i kullanmakla, gerçekleri çarp›tmakla suçlarlar durmadan. Ama devrimcilerin yokedilmesinde ve polis operasyonlar›n›n desteklenmesinde, gerçeklerin gizlenip yalan›n hükmünü kurmakta ortakt›rlar. Bas›n ahlak ilkelerinden, halk›n haber alma hakk›ndan, polisin suçlad›klar›n›n suçlar› kesinleflinceye kadar masum olarak görülmesi gerekti¤inden s›k s›k sözederler. Ama bütün bunlar devrimciler sözkonusu de¤ilse geçerlidir. devrimciler sözkonusu oldu¤unda gazetecilik ilkelerinin esamesi okunmaz olur. Herfley polise endekslenir. Polisin, M‹T’in dikte ettirdi¤i kontra haberler “gazetecilik” ad›na halka sunulur. Demokrasiyi, hukuku, bas›n özgürlü¤ünü savunmazlar böyle durumlarda. Gazeteci sendikalar›, cemiyetleri, ortadan yok olur. Sinerler, susarlar. ‹ktidarlar neyin sansürlenmesini istiyorsa, onlar› hiçbir d›fl müdahaleye de gerek b›rakmaks›z›n sansür ederler. ‹nfazlar› bu kadar aç›k onaylay›p alk›fllayan bir bas›n bulmak zordur. Baflka ülkelerde de infaz katliam politikalar›n›n savunucusu olan bas›n organlar› var; ama yine de birço¤u “bas›n” olmaktan kaynakl› bir ihtiyat da gösterirler bu politikalar› savunurken. Ülkemizdeki burjuva bas›n ise pervas›zd›r, “bana onun kellesini getirin” pervas›zl›¤›yla, infazlara davetiye ç›kar›r. Polisin “canl› bomba” senaryolar›, burjuva bas›n tara-
f›ndan katk›larla zenginlefltirilip günlerce bafll›klara ç›kar›l›r. Soyguncuyu yakalayabilecekken infaz eden güvenlik memuruna “arkanday›z” diye destek veren, infaz operasyonlar›n› “kahraman polisimize alk›fllar” bafll›¤›yla veren, ruh hali olarak iflkenceciden, infazc›dan farks›zlaflan bir medya gerçe¤i var ülkemizde. Kamuoyu, 1 Nisan operasyonunda, polis aç›klamalar›yla de¤il, bizzat medya taraf›ndan yan›lt›ld›. Avrupa Birli¤i emperyalizmi iflbirli¤iyle sürdürülen operasyon, medya taraf›ndan say›s›z senaryoyla, uydurmayla “terör demagojisine” uygun hale getirildi. Yani sadece polisin yalanlar›n› yazmakla kalmad›, devlet ad›na kendileri yalan uydurdu. Habercilik ad›na yoketme operasyonuna gerekçeler yarat›ld›. Daha operasyonun ilk günkü haberlerinde, “iki canl› bomba yakaland›” iddias›n› bafll›klara ç›kard›lar. Mant›ktan, objektiflikten tümüyle uzak, yakalananlar›n “DHKP-C’nin beyin tak›m›” oldu¤unu, bir dergi bürosunun örgüt merkezi oldu¤unu, onlarca semtte operasyonlar düzenlendi¤ini yazd›lar... Ama sonraki günlerde hiçbiri nerede bu canl› bombalar, nerede örgüt üsleri diye sormad› polise. “Beyin tak›m›” diye ilan edilenlerin bir ço¤unun ayn› gün serbest b›rak›lmas› karfl›s›nda ne yalan›n› düzeltti, ne özür diledi. Gazi Mahallesi’ndeki bir evdeki gaz kaça¤› patlamas› bile, “DHKP-C örgüt üssüne bask›n ve bomba patlamas›” diye sunmaktan utanmad›lar. Böylesi aleni yalanlar için de özür dilemediler. Yalanlarla hukuksuzlu¤a uygun ortam yarat›lm›flt› ya, gerisi önemli de¤ildi. Ülkemizdeki burjuva gezetecili¤i, faflizm ad›na halk› sansür silah›yla susturan, oligarfli ad›na halka karfl› savaflan bir gazeteciliktir. Burjuva medya, faflizmin medFaflizm, zulmünü, ordusuyla, yas›d›r. Bu nedenle polisiyle, F tipleriyle ve med- burjuva bas›nda gazetecilik ilkeleri de¤il, yas›yla sürdürüyor. Medyadan s›n›flar mücadelesinin halk›n üzerine, her gün, her en ç›plak ilkeleri gesaat, polisin s›kt›¤› kurflun- çerlidir. Baflta Hürrilardan daha zehirli ve daha yet olmak üzere, onöldürücü kurflunlar ya¤d›r›l›- lar›n yaz› kurullar› toplant›lar›, halka karyor. Emperyalizmin sömürge- fl› savafl›n nas›l yürücili¤i, faflizmin zulmü, medya tülece¤inin tart›fl›ld›¤› arac›l›¤›yla aklan›p paklan›- toplant›lard›r. Manfletyor. Yoz olan, kirli, pis, yan- leri, bir haberi nas›l l›fl olan ne varsa, burjuva vereceklerini tart›fl›rken, ölçüleri, hangisimedya arac›l›¤›yla flirinleflti- nin oligarflinin ve emrilip halka empoze ediliyor... peryalizmin ç›karlar›-
na uygun olaca¤›d›r. Burjuva medyay› izleyen herkes, karfl›s›nda burjuvazi ad›na savafl yürüten bir zihniyetin oldu¤unu bilmek durumundad›r. Bu ülkedeki gazeteci derneklerinin, cemiyetlerinin 19 Aral›k ve 1 Nisan’da bas›n›n içine düflürüldü¤ü durumu tart›flt›¤›n› duydunuz mu hiç? Hay›r, tart›flmam›fllard›r. Kuflkusuz, mesle¤i gerçekten gazetecilik olanlar, gazetecilik ahlak› diye bir de¤ere sahip olanlar, halk›n haber alma özgürlü¤üne sayg›s› olanlar, bu günlerdeki yay›nlar›na bakt›klar›nda ancak utanç duyarlar, yüzleri k›pk›rm›z› olur. Fakat faflizmin medyas›n›n yöneticileri ve yazarlar›, bu günlerdeki yay›nlar›na bak›nca, devrimcilere karfl› “ne kadar iyi savaflt›klar›n›” düflünüyorlar. Düzenin bas›n-yay›n kurulufllar›, faflizmin bir parças›d›rlar art›k. Özellikle 12 Eylül’den itibaren hem ekonomik, hem siyasi anlamda yaflad›klar› de¤iflimlerle faflizmin halka karfl› do¤rudan kulland›¤› bir silah haline gelmifllerdir. 1980’ler boyunca bas›nda tekelleflme h›zland›r›lm›fl, sansür, kapatma, ilan cezalar›yla da yola getirilmifllerdir. Evet, burjuva bas›n da çok büyük bask›lar görmüfltür bu ülkede. Refahyol hükümetinin Sanayi Bakan› Yal›m Erez “Esnafa ceza kesiyorum, bas›na neden kesmeyeyim?" derken, düzenin bas›na bak›fl aç›s›n› da özlü biçimde ifade ediyordu. Türkiye hükümetleri defalarca “dünyadaki en az›l› 10 bas›n düflman›” listesine girmifltir. Ve bu bask›lar sonuç vermifl, burjuva medya art›k faflizmin üzerinde bask› yapmas›na fazla gerek olmayan bir duruma getirilmifltir. Patronlar›n bas›n aç›klamalar›, toplant›lar›, tavsiyeleri mutlaka haber yap›l›r. Ama o gazetelerde grevlere, gecekondu y›k›mlar›na, halk›n sorunlar›na ve direnifllerine sansür uygulan›r. Bunu art›k polis flefleri de¤il, yay›n yönetmenleri sa¤lamaktad›r. Faflizm, zulmünü, ordusuyla, polisiyle, F tipleriyle ve medyas›yla sürdürüyor. Medyadan halk›n üzerine, her gün, her saat, polisin s›kt›¤› kurflunlardan daha zehirli ve daha öldürücü kurflunlar ya¤d›r›l›yor. Emperyalizmin sömürgecili¤i, faflizmin zulmü, medya arac›l›¤›yla aklan›p paklan›yor. Yoz olan, kirli, pis, yanl›fl olan ne varsa, burjuva medya arac›l›¤›yla flirinlefltirilip halka empoze ediliyor... Faflizme karfl› mücadele edenler, faflizmin medyas›na karfl› mücadeleyi de bir an bile ihmal etmemek durumundad›rlar. Bu ihmal edildi¤inde, faflizmin medya arac›l›¤›yla halka karfl› s›kt›¤› kurflunlar, beyinleri yaralamaya, dumura u¤ratmaya devam edecektir.
Tokat Da¤lar›nda Çat›flma Niksar, K›z›ldere’yle yaz›lm›flt›r tarihimize. Ve bir daha da ç›kmam›flt›r tarihimizden. Halk kurtulufl savaflç›lar› Mahirler’in ard›ndan ilk f›rsatta kofltular Karadeniz da¤lar›na. Y›l 1979’du... O günden bu yana, o da¤larda vurdular vuruldular, yendiler yenildiler, umudun k›z›l y›ld›zl› bayra¤› hep dalgaland› o da¤larda. Niksar’›n k›rsal alan›, 29 Eylül’de silah sesleriyle yank›land› yine. Emperyalizmin gizli iflgal ordusunun askerleri, halk kurtulufl cephesinin savaflç›lar›n› katletmek için tüm gücünü y›¤m›flt›. Befl, on savaflç›y› katletmek de¤ildi amaçlar›, onlar›n nezdinde öldürmek istedikleri kurtulufl umudunun ta kendisiydi. 29 Eylül’ün son saatlerinde Tokat ilinin Ya¤murlu Beldesi k›rsal alan›nda DHKP-C gerillalar›yla oligarflinin askeri güçleri aras›nda ç›kan çat›flma, iflbirlikçi oligarfliyle halk kurtulufl savaflç›lar› aras›nda 1970’den bu yana süren savafl›n bir devam›yd›. 1970’de partisini, cephesini kurup silaha sar›lm›flt› devrimci hareket. Dünya halklar›n›n tecrübeleriyle devrimin yolunu netlefltirmifllerdi. Silahl› mücadele temel al›nmadan halk›n kurtuluflu sa¤lanamazd›. O günden bu yana sürüyor halk›n silahl› savafl›. O günden bu yana, emperyalizm ve oligarfli “silah b›rakt›rmak” için tüm yollara baflvuruyor. Özellikle de sosyalist sistemin y›k›lmas›n›n ard›ndan neredeyse tüm karfl›-devrim güçleri ve egemenlerin sol içindeki uzant›lar›n›n tek ve de¤iflmez amac› “silah
b›rakt›rmak” oldu. “Silahlara veda” ettirebilirlerse, devrimci hareket emperyalizm ve oligarfli için tehdit ve tehlike olmaktan ç›kacakt›. Do¤ruydu; silahlara tövbe eden bir hareket, alternatif olmaktan da ç›kard›, umudun ad› olmaya aday bile olamazd›. Devrimci hareket, ony›llard›r üzerine ya¤an tüm zehirli oklara, kurflunlara ve bombalara ra¤men, yüzlerce savaflç›s›n›, kadrosunu, yöneticisini flehit vermesine ra¤men, halk›n silahl› mücadelesinin meflrulu¤unu savunmaktan ve bu mücadeleyi bizzat yürütmekten vazgeçmedi. ‹flte umudun savaflç›lar›yla, emperyalizmin askerleri bir kez daha karfl› karfl›yayd›lar Karadeniz da¤lar›nda. Karadeniz Recai Dincel K›r Silahl› Propaganda Birli¤i’nin savaflç›lar›, kuflat›ld›klar›nda o da¤larda düflen yoldafllar›n›n gelene¤ini sürdürerek bast›lar teti¤e. Teslim olmak yoktu onlar›n savafl›nda. Da¤da, flehirde, bir üste ya da zindanda nerede olursa olsun, son kurflununa, son nefesine kadar umudun ad›n› hayk›rarak direnenlerin gelene¤i yaflat›ld› Niksar da¤lar›nda. Saat 22.00 s›ralar›nda meydana gelen çat›flmada dört DHKP-C gerillas› ve bir kurye flehit düflerken, jandarmadan da yaral›lar ve ölüler oldu¤u belirtildi. Burjuva bas›na yans›yan bilgilere göre, oligarflinin katliam birliklerinden Astsubay Ahmet Kurt öldü. Burjuva bas›nda Jandarma Komutanl›¤› aç›klamalar›na atfen yeralan haberlerde, katledilen gerillalar›n adlar›n›n Sebahattin Yavuz, Songül Koçyi¤it, Devrim A¤›rman ve Mustafa ‹fleri oldu¤u ayr›ca yine gerillalarla birlikte bulunan ve “kurye” oldu¤u belirtilen Salih Ç›nar’›n de katledilenler aras›nda oldu¤u belirtiliyordu. Dergimiz yay›na haz›rland›¤› s›rada henüz çat›flmayla ve flehitlerle ilgili Cephe taraf›ndan bir aç›klama yap›lmam›flt›.
sahte belgelerle tutuklananlar serbest b›rak›ls›n
Ç›karaca¤›z, Adalet ‹stiyoruz" sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde, Gençlik Dernekli ö¤rencilerden Onur Ubay bir bas›n aç›klamas› okudu. 1 Nisan operasyonlar› “Tükiye tarihin-
caklar›n› biliyorlar" dedi. Aç›klaman›n ard›ndan dernek binas›na dönen P›nar Çal›fl›r ve Erhan Bingöl, dernek ç›k›fl›nda Adana Emniyet Müdürlü¤ü'ne ba¤l› sivil polisler
Kampanya sürüyor, sahte belgeler teflhir ediliyor
Gençlik Adalet ‹stiyor Hukukçular ‹zliyor Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin bafllatt›¤› "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" kampanyas› Türkiye genelinde düzenlenen eylemlerle sürüyor. Gençlik Dernekleri Federasyonu, kampanya çerçevesinde yapt›¤› eylemlerle, Türkiye’de yaflanan hiçbir soruna, adaletsizli¤e sessiz kalmayacaklar›n› gösterdiler.
Say› 126 6 3 Ekim 2004
◆ Gençlik Adliye Önlerinde Gençlik Dernekleri Federasyonu 27 Eylül günü, ‹stanbul, Ankara, Adana, ‹zmir, Band›rma ve Kocaeli’de adliye binalar› önünde yapt›¤› eylemlerle, Türkiye’de adaleti sorgulad› ve sahte belgelerle tutuklamalar› protesto etti. ◆ ‹stanbul Gençlik Derne¤i, saat 13.00'te Sultan Ahmet Adliyesi'nin önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada, "Adalet ‹stiyoruz, Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" dövizlerinin yan›nda "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n - ‹stanbul Gençlik Dernekli Ö¤renciler" imzal› pankart aç›ld›. "Komplolar› Bofla
‹stanbul Adliyesi
de belki efli benzeri görülmemifl bir hukuksuzluk örne¤i” olarak nitelenirken, 1 Nisan hukuksuzlu¤unun sahte belgelerle s›n›rl› kalmayarak sokaklara taflt›¤›, onlarca insan›n “diskette ad›n ç›kt›” denilerek gözalt›na al›nd›¤›, tutukland›¤› dile getirildi. 82 insan›n 6 ayd›r tutuklu oldu¤u vurgulanan aç›klamada, savc›lara, hakimlere “bu hukuksuzlu¤a nas›l ortak olduklar›” sorulurken, hukukçulara da “neden sessiz kald›klar›” soruldu. Eylem alk›fl ve sloganlarla sona erdi. ◆ Adana Adliyesi önünde yap›lan eylemde de "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" yaz›l› pankart aç›larak, aç›klama yap›ld›. Gençlik Dernekleri Federasyonlu ö¤renciler ad›na aç›klamay› okuyan P›nar Çal›fl›r, “Tutuklanan arkadafllar›m›z için örgüt üyesi, yöneticileri ve beyin tak›mlar› olduklar› söyleniyor. Ayn› operasyonda Karadeniz illerinde al›nan örgüt üyesi dedikleri kifliler serbest b›rak›ld›. Yine ‹zmir'de al›nan kifliler de serbest b›rak›ld›. Ancak 6 ayd›r arkadafllar›m›z hakk›nda hiçbir ifllem yap›lmad›. Çünkü mahkemeye ç›kar›rlarsa serbest b›rak›la-
Adana Adliyesi
taraf›ndan gözalt›na al›nd›lar. Gözalt›lar üzerine, Gençlik Dernekleri Federasyonlu Ö¤renciler yeniden Adana Adliyesi önünde bas›n aç›klamas› yapt›lar. Aç›klamada “Gözalt›lar Serbest B›rak›ls›n, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz, Yaflas›n meflru Mücadelemiz'' sloganlar› at›ld›. Eylemde yine “Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” yaz›l› pankart ve dövizler aç›l›rken, Özcan H›r bir aç›klama yaparak, gözalt›lar›n yasad›fl› oldu¤unu belirtti ve “1 Nisan hukuksuzlu¤u sürüyor” dedi. Bingöl ve Çal›fl›r iki gün sonra savc›l›ktan serbest b›rak›ld›. ◆ Ankara Adliyesi önünde bir araya gelen Gençlik Dernekleri Federasyonu üyeleri de, "Sahte belgelerle tutuklananlar serbest b›rak›ls›n" yaz›l› pankart açarak, "Adalet istiyoruz", "Komplolar› bofla ç›karaca¤›z" sloganlar› att›. Burada bir aç›klama yapan Nazl›gül Aktafl, "Bu insanlar terörist ilan edildiler, çünkü emperyalist savafla karfl›yd›lar. F tiplerinde 117 insan›n nas›l katledildi¤ini, yoksulluktan üniversite kap›lar›ndan dönen, depremlerde göçük alt›nda kalan, h›zland›r›lm›fl trende kobay olarak kullan›-
Kocaeli Adliyesi
lan halk›n gördü¤ü zulmü soruyar, anlat›yorlard›” fleklinde konufltu. Aktafl, bir ülkede adaletin olmad›¤› durumda, halk›n onuru için kendi adaletini kendisinin yarataca¤›na vurgu yaparak, “Hep birlikte adalet için mücadele edelim" dedi. ◆ Gençlik Dernekleri Federasyonu üyeleri Kocaeli Adliyesi önünde de “Adalet ‹stiyoruz” diye hayk›rd›lar. "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" yaz›l› pankart eflli¤inde Kocaeli Adliyesi önünde toplanan Gençlik Dernekleri Federasyonu üyeleri, "Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz", "Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z" fleklinde slogan att›lar. Kocaeli Gençlik Derne¤i Baflkan› Ekin Günefl Sayg›l›, Operasyon kapsam›nda Kocaeli Temel Haklar yönetim kurulu üyelerinin tutukland›¤›n› ve derne¤in kapat›ld›¤›n› hat›rlatarak, "Henüz derne¤in niye kapat›ld›¤›na, üyelerin neden tutukland›¤›na dair somut bir aç›klama yok. Dernek üyeleri Y›lmaz fien, Ahmet Bozat ve Gökhan Zeka F tipinde tecrit koflullar›nda tutulmaktad›rlar. Bu hukuksuzlu¤a derhal son verilmelidir. Sahte belgelerle tutuklananlar derhal serbest b›rak›lmal›d›r" diye konufltu. Eyleme Halkevleri, SDP ve Al›nteri de destek verdi. ◆ ‹zmir Gençlik Dernekleri Federasyonu da ayn› gün Bayrakl› Adliyesi önündeydi. Yap›lan aç›klamada, gençli¤e yönelik sald›r›lar, F tipleri, muhaliflere yönelik sald›r›larla 1 Nisan operasyonu aras›ndaki ba¤ gözler önüne serildi. Adliyede bulunan halka, 1 Nisan hukuksuzlu¤u anlat›ld›. "Adalet isteyen
盤l›¤›m›za ses kat›n” diyen ö¤renciler, aç›klama sonunda "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n", "Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z" sloganlar› att›lar. ◆ Band›rma Adliyesi önünde yap›lan eylemde, pankart›n aç›l›p, aç›klama okundu¤u s›rada, polis sald›rarak 8 ö¤renciyi gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nanlar 4 saat sonra savc›l›ktan serbest b›rak›l›rken, polisin sahte belgeleri sahiplenmesine bir kez daha tan›k olundu. ◆ Bursa Temel Haklar taraf›ndan 29 Eylül günü Bursa Adliyesi önünde yap›lan eylemde de sahte belgelerle tutuklanan 82 kiflinin serbest b›rak›lmas› istendi. “Adalet ‹stiyoruz! Sahte Belgelerle Tutuklanan Arkadafllar›m›z Serbest B›rak›ls›n” pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde, Nevzat Demir bir aç›klama yapt›. Devletin bu hukuksuzlu¤una ‘dur’ demek için ‹stanbul’da yap›lacak mahkemelere ça¤r› yapan Demir’in konuflmas›n›n ard›ndan, “Ne istiyoruz? Adalet. Kim için? Halk için. Yaflas›n Halk›n Adaleti”, “Halk›z, Hakl›y›z, Kazanaca¤›z” sloganlar› at›ld›. ◆ Uflak Gençlik Derne¤i de, 26 Eylül günü dernek binas›nda yapt›¤› bas›n aç›klamas›yla sahte belgelerle tutuklananlar›n serbest b›rak›lmas› istedi ve “Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z” dedi.
◆ Gençlik AKP Binalar› Önünde Gençlik Dernekleri Federasyonu ö¤rencileri 29-30 Eylül günü de çeflitli kentlerde AKP il binalar›
önünde yapt›klar› eylemlerle adalet iste¤ini hayk›r›rken, AKP iktidar›n›n hukuksuzlu¤un iktidar› oldu¤unu teflhir ettiler. ◆ Dersim Gençlik Derne¤i Giriflimi ö¤rencileri, 29 Eylül günü, AK Parti ‹l binas› önünde bir araya gelerek, 82 kiflinin serbest b›rak›lmas›n› istedi. Federasyon ad›na aç›klamay› okuyan Kaan ‹nanç, 82 kiflinin sahte belgeler ile tutukland›¤›n› belirterek, "Demokratik kurumlar bir gecede hücre evi, çal›flanlar› ise terörist ilan edildi. Delil disketti. Sözde bu disket örgüt talimatlar› içeriyordu ve diskette ad› geçen herkes tutukland›" dedi. “Adalet istiyoruz. 'Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” pankart›n›n aç›ld›¤› aç›klamada, 82 kiflinin serbest b›rak›lmas› istendi. Eylemde s›k s›k 'Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz, F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz, Ö¤renciyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z' sloganlar› at›ld›. ◆ AKP Kocaeli ‹l binas› önünde bir araya gelen Gençlik Dernekleri Federasyonu üyeleri 'Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” pankart› aç›ld›. Ayn› sloganlar›n at›ld›¤› eylemde federasyon ad›na bir aç›klama yapan Ça¤dafl Y›lmazer, 1 Nisan’da yasal kurumlar›n bas›ld›¤›n› hat›rlatarak, "O gün yasal kurumlar›, dernekleri, kültür merkezlerini bas›p çal›flanlar›n› tutuklayanlar, daha sonra sahte belgeler ve disketler üreterek insanlar› tutuklamaya devam ettiler. Sahte belgeler ve komplolarla tutuklanan arkadafllar›m›z 6 ayd›r savc› ve hakim yüzü görmedi. Yaflananlar gösteriyor ki bu ülkede hukukun 'H'si bile yok" dedi.
Say› 126 7 3 Ekim 2004
Bursa Adliyesi
Ankara Adliyesi
‹zmir Adliyesi
◆ Adana’da da ayn› pankart›n aç›ld›¤› AKP Adana ‹l binas› önünde yap›lan eylemde federasyon ad›na aç›klamay› okuyan Öner Çelik, 1 Nisan’›n keyfili¤i ve hukuksuzlu¤una vurgu yaparak, “AKP flunun fark›na varmal›d›r, 1 Nisan komplosuna göz yummayaca¤›z. Adaletsizlik ortadan kalkana, sahte belgelerle tutuklananlar serbest b›rak›lana kadar mücadelemizi sürdürece¤iz” dedi. Aç›klama yo¤un polis ablukas› alt›nda yap›l›rken, aç›klama sonras› polisin Gençlik Derne¤i binas›n›n girifline kadar gelerek psikolojik bask› oluflturmaya çal›flt›¤› gözlendi.
Say› 126 8 3 Ekim 2004
◆ Sakarya gençli¤i de AKP il binas› önünde adalet talebini hayk›rd›. “Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" , "Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z" , "Adalet ‹stiyoruz" dövizleri aç›lan eylemde, federasyon ad›na aç›klamay› Özcan H›r okudu. H›r, "Demokratikleflmeden, AB'ye uyum yasalar›ndan bahseden AKP hükümeti F tiplerinde katletmeye devam ediyor, yetmiyor; polisine sahte belgeler düzenleterek F tiplerini yeni insanlarla dolduruyor. Y›llard›r keyfi uygulamalarla ve bask›larla demokratik mücadelenin önü kesilmeye çal›fl›l›yor. Ama hiç bir keyfiyet mücadelemizin önünde engel olmayacakt›r!” dedi. Hukuksuzlu¤un sorumlusunun AKP hükümeti oldu¤u belirtilen aç›klaman›n ard›ndan "Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z!" slogan› at›ld›. ◆ Ankara gençli¤i de ayn› talepler ve “Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” pankart› ile AKP il binas› önündeydi. Yap›lan aç›klamada gençli¤in, polisin ve iktidar›n hak hukuk
◆ Grup Yorum Gülsuyu Gecekondular›nda 3500 Kifliye Seslendi Devrimci sanatç›l›¤› ö¤reten Grup Yorum’un 'Adalet ‹çin Türkü Söylüyoruz’ kampanyas›n›n sonuncusu Gülsuyu Mahallesi’ ndeydi. 3500 kiflinin kat›ld›¤› meydan konserinde 'Adalet ‹çin Türkü Söylüyoruz - Grup Yorum' pankart› aç›ld›. Gülensu Park› yan›nda gerçeklefltirilen konserde kitlenin görebilmesi için ses düzeni bir dükkan›n üzerine kuruldu. Konser an›nda sadece dükkan›n önündeki alan de¤il, çevredeki tüm evlerin balkonlar›, çat›lar› dolup taflm›flt›. Yorum'un sürdürdü¤ü kampanya ile ilgili yapt›¤› konuflman›n yan› s›ra mahalle hakk›nda al›nan y›k›m karar› ile ilgili de konufltu. Yorumcular›n söyledi¤i türkülerle alan›, balkonlar›, çat›lar› dolduran tüm kitle halaylar çekerek efllik etti Grup Yorum kampanyas›na bir destek de ‹zmir’den geldi. 24 Eylül günü Buca Forbest Caddesi'nde bir dinleti veren Grup Harmanyeli, devrimci sanatç›l›kta Yorum’u takip edecekleri mesaj› verirken, konser yerinde "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" pankart› aç›ld›. Konser halaylarla sona erdi. Grup Harmanyeli’nin 27 Eylül gününkü konser yeri ise, Yamanlar gecekondu mahallesiydi. Grup Yorum'un kavga türkülerini seslendiren Harmanyeli, halk›n ilgisiyle karfl›land›. Etkinlik s›ras›nda "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n/HÖC" pankart› ve dövizler aç›ld›. tan›mamazl›¤› karfl›s›nda sessiz kalmayaca¤› ve daha gür bir sesle sahte belgecilerin karfl›s›na ç›k›p direnece¤i belirtilirek s›k s›k “Adalet ‹stiyoruz, Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z” sloganlar› at›ld›. ◆ Erzincan’da Gençlik Dernekleri Federasyonlu ö¤renciler taraf›ndan 30 Eylül günü AKP il binas› önünde “Sahte Belgelerle Tutuklananlar” konulu bir bas›n aç›klamas› yap›larak, yaflanan hukuksuzluklardan bahsedildi ve tutuklananlar›n serbest b›rak›lmas› istendi. Yine ayn› pankart›n aç›ld›¤› aç›klamada “Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz, Halk›z
‹zmir Adliyesi
Hakl›y›z Kazanaca¤›z” sloganlar› at›ld›. ◆ AKP ‹stanbul il binas› önünde “Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” pankart› açan Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi 20 ö¤rencinin yapt›klar› aç›klamada; AKP’nin açl›¤›n ve adaletsizli¤in iktidar› oldu¤ununun bir kez daha ispatland›¤› belirtildi. Polisin yo¤un güvenlik ald›¤› aç›klamada AKP iktidar›n›n bu komplolar›n bafl mimar› oldu¤una de¤inilerek, komplolara son verilmesi ve sorumlular›n derhal cezaland›r›lmas› talepleri dile getirildi.
Erzincan AKP önü
Dersim AKP önü
Band›rma Savc›s›ndan Polise: “Sizin sahte belgenizi protesto ediyorlar, ne diye gözalt›na al›yorsunuz? Sahte belgelerin teflhir edilmesinden en çok polisin rahats›z oldu¤u aç›k. En demokratik eylemlere dahi tahammül edemeyen polis, Adana’da oldu¤u gibi, bas›n aç›klamas›ndan saatler sonra insanlar› yol ortas›nda yakapaça gözalt›na alabildi¤i gibi, bu büyük suçtan dolay›, Band›rma’da yafland›¤› gibi, sald›r›p savc›n›n önüne de ç›karabiliyorlar. Bu gözalt›lar bile, sahte belgeler kampanyas›n›n neden önemli oldu¤unu, daha do¤rusu hukuksuzlu¤un nas›l do¤al hale getirilden bir ülkede yaflad›¤›m›z› gösteriyor. Band›rma Adliyesi önünde yap›lan eyleme polisin sald›rarak 8 ö¤renciyi gözalt›na ald›¤›n› haberimizde okudunuz. Sahte belgeleri protesto etme, Türkiye’de hukuksuzluk gerçe¤ini teflhir etme büyük suçunu iflleyenler savc›l›¤a ç›kar›ld›lar. Savc›, birazc›k hukuka sayg›s› olan birinin almas› gereken tavr› alarak, ilk soruyu, tutuklanmas› için önüne getirilen insanlara de¤il, polise sordu. Polislere “bu insanlar› niye gözalt›na ald›n›z” diye soran savc›, polisin iki kifliden zorla ifade alm›fl olmas›na da, “siz kim oluyorsunuz da ifade al›yorsunuz” fleklinde tav›r ald›. Gözalt›na al›rken gözü dönmüfl flekilde sald›ran polis, elbette bu tepkinin ne anlama geldi¤ini de fazlaca anlam›fl de¤ildi. “Ne hukuku” diye düflünürken, devam etti savc›; “Bu insanlar, sahte belgelerle tutuklamay›, gözalt›n› protesto ediyorlar, sizin sahte bege düzenledi¤inizi söylüyorlar, sizi suçluyorlar. Sizin gözalt›na alma hakk›n›z yok...” Kara mizaha bak›n; polisin sahte belgelerini protesto ediyorsunuz ve o polis sizi döverek gözalt›na al›yor ve “tutuklay›n” diye savc›l›¤a ç›kar›yor. Üstelik gözalt› nedeni olan eylem, tamamen demokratik bir eylem. Ama polis devletinde ifller tam da böyle yürüyor, Band›rma polisi ö¤rendiklerini, emredileni yap›yor. Savc›n›n hukukçulu¤u ise bir istisnay› oluflturuyor. Do¤al görüyor polis devleti bu durumu. Sen nas›l bizim sahte belge haz›rlad›¤›m›z› teflhir edebilirsin diye düflünüyor. Sen kimsin demeye getiriyor. M‹T’çi Kaflif Kozino¤lu’nun, “Biz devletiz” demesindeki gibi, polis de “biz devletiz, biz yapar›z, kimse de bunu protesto edemez” diyor. Bu faflist zihniyetin kendi yasalar›na da sayg›s› olmaz. Ve bu kafa için, muhalif biri hakk›nda sahte belge düzenlemek, tutuklatmak, yalan ifadeler haz›rlamak, s›radan ifltir.
Sahte Belge Davas›nda Tahliye 1 Nisan operasyonlar› kapsam›nda ‹zmir’de tutuklanan 4 kiflinin duruflmas›, 23 Eylül günü ‹zmir ACM’de (DGM) görüldü. Mahkemeyi kalabal›k bir HÖC kitlesi de izlerken, duruflma sonunda, 1 nisan komplosu bir darbe daha ald›. Mahkemeyi izlemeye gelen kitle, keyfi flekilde salona al›nmazken, Nurhan Y›lmaz ve Sad›k Ero¤lu'nun tahliyesine karar verildi. Sabahattin Filazo¤lu ve Ozan Anar ise, psikolojik sorunlar› olan ve kendi iradesiyle “tecriti protesto için” kendisini yakan Yusuf Poyraz davas› nedeniyle tutukluluklar›n›n devam›na karar verildi. Mahkeme 19 Kas›m 2004'e ertelendi. Mahkeme ç›k›fl›nda 1 Nisan operasyonlar›yla ilgili bir bas›n aç›klamas› yapan HÖC’lüler, "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" yaz›l› pankart açt›lar. Bu arada, Yusuf Poyraz’›n akrabalar›n›n polise yalan ihbar› nedeniyle Özkan Karatafl 25 Eylül günü Yamanlar’daki evinden gözalt›na al›nd›. Karatafl’›n Yusuf Poyraz ile hiçbir ilgisinin olmad›¤›n› polis de bilmesine ra¤men komployu sürdürmek istiyor. Karatafl ç›kar›ld›¤› savc›l›ktan b›rak›ld›.
HUKUKSUZLUK DEVAM ED‹YOR 1 Nisan sahte belgeleri ile tutuklamalar devam ediyor. Operasyondan bu yana aylard›r yasal kurumlarda bulunan insanlar, demokratik kitle örgütleri ve çal›flanlar› üzerindeki bask›y› sürekli canl› tutmak amaçl› olarak parça parça tutuklat›l›yor. Karanfil Kültür Merkezi'nin bulundu¤u Ba¤c›lar ilçesi'nde 24 Eylül'de sokakta yürürken, 1 Nisan operasyonu kapsam›nda “diskette ad›n›z geçti” gerekçesiyle göz alt›na al›nan 3 kifli, 28 Eylül günü, mahkemeye ç›kar›ld›lar. Serkan Kaçar ile Gülbahar Lütfiye Aygün adl› kifliler “DHKP/C'ye üye olduklar›” iddias›yla tutuklan›rken, Y›lmaz Kad›o¤lu serbest b›rak›ld›. Bir baflka örnek de 26 Eylül'de Marafl - Elbistan'da yafland›. 1 Nisan hukuksuzlu¤unda gözalt›na al›n›p tutuklanan Saadet Çütçü, 29 Temmuz'da ç›kar›ld›¤› Ankara 11.A¤›r Ceza Mahkemesi'nce tahliye edilmiflti. Tahliye karar› ulaflt›r›lmayarak hukuksuzluk devam ettirildi. Memleketi Elbistan'a dönen Saadet Çütçü Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdi¤i tutuklama karar› bahane edilerek tutukland›. Mahkemeden faks istenmesi bu davadan tahliye oldu¤unun anlat›lmas› karar› de¤ifltirmedi ve Sütçü’nün tutsakl›¤› halen Elbistan hapishanesinde devam ediyor.
1 Nisan Hukuksuzlu¤u ‘Sapt›r›lan Adalet’ Panelinde Tart›fl›ld› ‹dil Kültür Merkezi, Tar›k Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde Sapt›r›lan Adalet konulu bir panel düzenledi. "Sahte belgelerle tutuklananlar serbest b›rak›ls›n” yaz›l› pankart›n as›ld›¤› paneli Av. Ali R›za Dizdar yönetirken, konuflmac› olarak, Av. Gülçin Çayl›gil, Cezmi Ersöz, Bilgesu Erenus, Hakan Alak, Ruhan Mavruk ve Hasan Biber kat›ld›.
Say› 126 10 3 Ekim 2004
Çayl›gil: Generaller Yerine ‘Uyum Paketleri’ Panelin aç›l›fl› tiyatro sanatç›s› Murat fien'in sinevizyon gösterimi ile yap›ld›. Dreyfus, Rossenbergler, Sacco ve Vanzetti ve Grup Yorum'un yaflad›¤› komplolar›n ve tutuklamalar›n anlat›ld›¤› gösterimde, Grup Yorum, “Türkiye'nin ba¤›ms›zl›k ve özgürlük isteyen sanatç›lar›n›n oluflturdu¤u, politik anlamda eflitlikçi, özgürlükçü, sosyalist” fleklinde tan›t›ld›. Yaklafl›k 130 kiflinin izledi¤i panelde sinevizyon gösterimi ve Dizdar’›n aç›l›fl sunumunun ard›ndan ilk sözü Çayl›gil ald›. Türkiye'nin 40 y›la yak›n bir süredir darbe, s›k›yönetim ve ola¤anüstü hal kanunlar›yla yönetilmifl olmas›n›n adaletin sapt›r›lmas›n›n en önemli sebeplerinden biri oldu¤unu ifade eden Av. Gülçin Çayl›gil, 12 Eylül’de genarellerin tebli¤iyle yönlendirilen yasalar›n flimdi uyum paketleriyle yönetildi¤ini belirtti. Haks›z tutuklamalara karfl› savaflmak gerekti¤ini söyleyen Çayl›gil, Türkiye’de yasalar›n insan de¤il, devlet merkezli olarak haz›rland›¤›na vurgu yapt›. Alak: ‘Delil Yoksa Yarat›r›z’ Denildi Çayl›gil’in ard›ndan söz alan Bilgesu Erenus, s›n›fl› toplumlarda özgür düflünce söz konusu oldu¤unda büyük bir ikiyüzlülükle karfl› karfl›ya oldu¤umuzu belirterek, yasalarda yaz›l› özgürlüklerin “ama, ancak” denilerek, fiili uygulamalarla nas›l yokedildi¤ini söyledi. F tiplerine ve ölüm oruçlar›na de¤inen Erenus'un konuflmas› salonda yo¤un alk›fllarla karfl›laflt›. Daha sonra Grup Yorum eleman› Hakan Alak konufltu. Alak, 1 Nisan operasyonunu anlatt›¤› konuflmas›nda polisin "delil yoksa yarat›r›z" mant›¤›yla hareket etti¤ini ve üç elemanlar›n›n tutuklanmalar›n›n da böyle bir hukuksuzlu¤a dayand›¤›n› belirtti. Dizdar: Ma¤dur De¤il Ma¤ruruz Hakan Alak'›n ard›ndan söz alan flair Ruhan Mavruk ise F tiplerinden ve buradaki hukuksuzluklardan örnekler verdi. Ayd›n ve sanatç›lara seslenen Mavruk, “biraz daha kenetlenelim diyorum. Sanatç›lar›n ayd›nlar›n üzerindeki bask› da çok fazla. Bugün Dreyfus'u korusak, biz de Emile Zola olsak belki bizi de
asacaklar. Ama biraz daha çaba gösterelim" dedi. Mavruk’un ard›ndan konuflan Ali R›za Dizdar, “Hiç biz ma¤dur olmad›k, ma¤dur olan o arkadafllar› tutuklayanlar, sapt›r›lan adaleti sapt›ranlar ma¤durdur. Çünkü san›k onlard›r, tarih onlar› bir sefer mahkum etmifltir. Hep al›nlar›ndaki leke kalacakt›r" fleklinde k›sa bir konuflma yaparak Cezmi Ersöz'ü takdim etti.
Ersöz: Adaletsiz Bir Ülkede Direnme Hakk› Vard›r Yazar Cezmi Ersöz bask›c› sistemin dünyan›n her yerinde ayn› oldu¤unu dile getirdi¤i konuflmas›nda, Avrupa’da da demokrasi olmad›¤›n› söyledi ve Anadolu Federasyonu kamp›n›n bas›lmas›nda yaflad›klar›n› anlatt›. Ersöz, insanlar›n ölmesini istemeyen, bu yüzden ölüm oruçlar›na karfl› ç›kan ayd›nlara seslenerek, “Tamam ben de ölümlere karfl›y›m. Ama hadi gelin çözelim o zaman. Elinizi tafl›n alt›na koyun bakal›m. Biz mazoflist miyiz, psikopat m›y›z ki, ölümlerden zevk alal›m.” diyerek ça¤r› yapt›. “Böyle adaletsiz bir ülkede sonuna kadar direnme hakk› oldu¤unu düflünüyorum ve baflkald›rmayanlar› da ay›pl›yorum” diyen Ersöz, TAYAD baflkan› Tekin Tangün’ün komployla tutuklanmas›n› örnek olarak verdi. Ölüm orucu direnifli tan›kl›¤›ndan sözeden Ersöz, Armutlu kuflatmas›nda orada olmad›¤› halde, oradaym›fl gibi yazmas›n›n s›rr›n› da, “onlar›n yerine koydum kendimi, bunu sa¤layan tan›fl›kl›¤›md›. Zehra hayattayken gitmifltim Armutlu'ya. O zaman Ahmet Kulaks›z'la konuflmufl, anlamaya çal›flm›flt›m. Sonra "‹nan Zehra sizin çocuklar kazanacak" dedim.” sözleriyle izah etti. Ersöz’den sonra söz alan Hasan Biber ise, 1 Nisan hukuksuzlu¤uyla Samsun'da tutuklananlardan biriydi. Konuflmas›nda meflru zemininde bir demokratik mücadele verilmesi gerikti¤ine vurgu yaparak, egemen s›n›flar›n yapt›klar› her türlü sald›r›y› meflru görmesi karfl›s›nda emekçilerin de kendi s›n›fsal meflruluklar›na dayanarak direnmesinin do¤al oldu¤unu, demokratik mücadeleninde ancak böyle geliflip baflar› kazanaca¤›n› anlatt›. ‹ki tur halinde yap›lan panel 3 saat sürdü.
Sa¤l›k Emekçileri: “Sald›r›lar Ayn› Kaynaktan, Birlikte Direnmeliyiz” Antakya’da, emekçilere sald›r›lar ile, 1 Nisan operasyonunun ayn› hedefe, muhalifleri sindirmeye ve demokra-
Hatay tik haklar› yok etmeye yönelik oldu¤u düflüncesinden hareketle 26 Eylül günü bir panel düzenledi. SES Antakya fiubesinde, sa¤l›k ve demokratik alandaki sald›r›lar panelinin birinci bölümünde, Kamu Personel Rejimi Yasas› (KPRY), Sa¤l›kta Dönüflüm Program› (SDP) tart›fl›l›rken, ikinci bölümde 1 Nisan hukuksuzlu¤u tart›fl›ld›. Panele konuflmac› olarak SES Antakya fiube Baflkan› Kemal Yalç›n, SES Sekreteri Dr. Ahmet Aras, Mevlüt Yeflilda¤ ve Hatay Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i giriflimi ad›na Akil Nergüz kat›ld›. ‹lk olarak söz alan Kemal Yalç›n her alanda sald›r›lar›n oldu¤unu belirterek, KPRY’yi k›saca anlatt›. Ard›ndan söz alan Dr. Ahmet Aras "sa¤l›kta reform ad› alt›nda yap›lan sald›r›n›n as›l amac›n›n sendikal haklara ve halk›n sa¤l›k hakk›na yönelik sald›r› oldu¤unu, hedefin sadece sa¤l›k çal›flanlar› de¤il, tüm halk oldu¤unu” belirtti. ‹lk bölüm soru-cevaplarla biterken, verilen aran›n ard›ndan " Haklar›m›z, Yasalar ve 1 Nisan Operasyonu" konulu bölüme geçildi. Bu bölümde söz alan Av. Mevlüt Yeflilda¤, yasal haklara karfl›n, yaflanan keyfiyetlere örnekler verdi ve 1 Nisan operasyonundan da "y›llard›r mücadele eden yasal bir derne¤in bir günde nas›l yasad›fl› ilan edildi¤ini" gösteren bir örnek oldu¤unun alt›n› çizdi. Son olarak söz alan Hatay Temel Haklar Girifliminden Akil Nergiz, 1 Nisan operasyonunu, bu operasyonda yaflanan hukuksuzluklar› örneklerle anlatt›, sahte belgeleri aç›klad›. Operasyonun örgütlenme özgürlü¤üne yap›lm›fl bir komplo oldu¤unu söyleyen Nergiz, "bu operasyon devrimciler nezdinde tüm muhalif kesimi hedef alan bir operasyondur" dedi. Bugün sahte belgelerle insan tutuklama, dernek kapatma komplosuna karfl› mücadele etmezsek, polis bu yöntemi örgütlenmek isteyen, muhalif herkese rahatl›kla sürdürmeye devam edecektir diyen Nergiz, herkesi suskun kalmamaya, hukuksuzlu¤a karfl› mücadele etmeye ça¤›rd›. Soru cevap bölümünün ard›ndan 3 Ekim'de yap›lacak Ankara yürüyüflüne ve 1 Nisan davas›n›n mahkemelerine kat›l›m ça¤r›lar›s› yap›ld›. 2 Saat süren panele, SES ve Temel Haklar çal›flanlar›n› yan›s›ra, E¤itim-Sen üyeleri ve Mücadele Birli¤i kat›ld›. Panel sonunda, SES’in “Sa¤l›kta Dönüflüm" adl› video gösterimi izlendi.
Malatya Temel Haklar Paneli Malatya Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, 25 Eylül günü sahte belgelerle ilgili bir panel düzenledi. 1 Nisan hukuksuzlu¤unun anlat›ld›¤› ve dernek binas›nda yap›lan panele konuflmac› olarak, E¤itim-Sen fiube Sekreteri Erdo¤an Canpolat, Temel Haklar’dan Gönül Gül ve Avukat Ebru Timtik kat›ld›lar. Panelistler yapt›klar› konuflmalarda, hukuksuzluklara örnekler verdiler. 1 Nisan günü yaflanan operasyonlarda 82 insan›n DHKP-C üyesi olduklar› gerekçesiyle sahte belgeler düzenlenerek tutuklanmas›n›n da bu
hukuksuzluklar›n en kapsaml›s› oldu¤u dile getirilen konuflmalar›n ard›ndan, dinleyiciler söz alarak konuya iliflkin görüfllerini dile getirdiler. Panelin sonunda hukuksuzluk konulu bir de skeç sergilendi.
Dersim Temel Haklar Paneli: “Hukuka Uygun Hiçbir fiey Yok” Dersim Temel Haklar’›n 25 Eylül günü düzenledi¤i 1 Nisan hukuksuzlu¤u ile ilgili panele, konuflmac› olarak HÖC ad›na Murat Kaymaz, Tunceli Baro Baflkan› Av. Hüseyin Aygün ve Tunceli Kültür ve Sanat Derne¤i Baflkan› kat›ld›. ESP ve Devimci Demokrasi çevrelerinin de destek verdi¤i panelde Av. Hüseyin Aygün 1 Nisan operasyonunun hukuksal boyutunu de¤erlendirdi. Konuflmas›nda Mafya-M‹T-Yarg› aras›ndaki iliflkilere ve Türkiye’de hukuk gerçe¤ine yer veren Aygün, bu olaydaki telefon görüflmelerinin delil olamayaca¤› söylenirken, nedense 1 Nisan operasyonunda disketin “delilden” say›lmas›n›n hukukd›fl› oldu¤unu belirtti. Dersim Temel Haklar Derne¤i Baflkan› Murat Kaymaz ise yap›lan sald›r›n›n aç›k bir flekilde görüldü¤ü gibi komplolarla, hukuksuzluklarla dolu oldu¤unu dile getiren bir konuflma yapt›. Tunceli Kültür ve Sanat Derne¤i Baflkan› da yap›lan sald›r›n›n sadece Haklar ve Özgürlükler Cephesi'ne de¤il, bütün muhalif kesimlere yap›ld›¤›n› dile getirdi. Panel öncesi as›lan duyurular k›sa sürede polis taraf›ndan indirilirken, bu tür etkinliklerde belediyeden yap›lan anons için baflvuran Temel Haklar’›n bu talebi DEHAP’l› belediye taraf›ndan geri çevrildi.
‹zmir Temel Haklar Paneli: “Hukukçulara Görev Düflüyor” "Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" kampanyas› çerçevesinde yap›lan bir baflka panel de ‹zmir Temel Haklar taraf›ndan 25 Eylül günü düzenlendi. ‹stanbul TAYAD'l› Aileler'den Naime Kara, "TAYAD'l› Ailelerin hukuksuzlu¤a, bask›lara ve katliamlara karfl› mücadelesini anlatt›¤› konuflmas›nda, “adalet isteyen insanlar›n sesine ses katmazsak, bir gün sesimizi hiçbir zaman ç›karamayaca¤›z" dedi. ‹zmir Temel Haklar Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Algül, M‹T-Yarg›tay iliflkilerindeki hukuksuz mekanizman›n 1 Nisan operasyonda, Erdo¤an Kaldi komplosunda iflletildi¤ini belirterek, bu operasyonlara ses ç›kar›lmad›¤› sürece bir gün herkesin bu hukuksuzlukla karfl› karfl›ya kalaca¤›n› söyledi. Av. Gül Kireçkaya ise "hukuksuzlu¤a karfl› durman›n tek yolunun ö¤renmek ve hak aramakta oldu¤unu” belirttikten sonra, bu konuda hukukçulara büyük görevler düfltü¤ünü söyledi.
Say› 126 11 3 Ekim 2004
Bucak’›n ortaya ç›kard›¤› belgelerde, generaller, tekelci burjuvalar, toprak a¤alar›, ‘aranan’ faflist katiller, özel harekatç›lar, burjuva politikac›lar... koyun koyuna!
‹flte Susurluk Devleti Bu!
“
Bunlar gizli belgelerdir. Okunmas› devlete zarar verebilir.
”
Say› 126 12 3 Ekim 2004
Bak›n DEVLET, hangi belgelerden zarar görüyormufl? Bak›n devlet ne “ifller” çeviriyormufl,
Belge 1-) Özel Harekat Komutan› Korkut Eken, Faflist katil Abdullah Çatl› ve TBMM üyesi Milletvekili Sedat Bucak, ayn› foto¤raf karesinde.
Belge 2-) Sak›p Sabanc›’n›n Abdullah Çatl›’ya Mehmet Özbay ad›na imzalay›p verdi¤i kitap.
Belge 3-) Abdullah Çatl›’y› orgenerallerle birlikte gösteren foto¤raf.
Belge 4-) Korkut Eken taraf›ndan haz›rlanm›fl 21 sayfal›k istihbarat raporu.
Eski DYP milletvekili, toprak a¤as›, korucubafl› Sedat Bucak, Susurluk’tan dolay› halen yarg›lanmas› süren tek kifli. Milletvekili dokunulmazl›¤› nedeniyle daha önce yarg›lanamayan Bucak, 3 Kas›m seçimlerinde “dokunulmazl›k” kazanamay›nca ‹stanbul 2. A¤›r Ceza Mahkemesi'nde yarg›lanm›fl ve beraat ettirilmiflti. Ancak Yarg›tay “birlikte yarg›land›¤› kiflilerin ceza ald›¤›”n› belirterek bozdu ve Bucak’›n “suç ifllemek için teflekkül oluflturmak ve bunun yöneticili¤ini yapmak”tan cezaland›r›lmas› gerekti¤ini belirtti. ‹flte ne olduysa bundan sonra oldu.
Susurlukçu’nun Susurluk Devletine fiantaj› Yarg›tay’›n bozma karar› üzerine Sedat Bucak 29 Eylül’de yeniden mahkeme karfl›s›na ç›kt›. Ve ç›karken de yanda sözünü etti¤imiz belgeleri ortaya ç›kard›. Sedat Bucak, mahkemeye sundu¤u belgelerin “Abdullah Çatl›’n›n kazada kaybolan çantas›nda bulunan belgeler” oldu¤unu söyledi. Ufak ats›n da civcivler yesin: Kazada a¤›r yaralanan Sedat Bucak, o haliyle Çatl›’n›n çantas›n› al›p neresine saklad›? Bucak, a盤a ç›kard›¤› belgelerin kayna¤› konusunda yalan söylüyor. Belgeler, zaten Bucak’›n kendisinde olan belgelerdir. Daha önce mahkemenin ve medyan›n sordu¤u tüm sorulara “haf›zam yerinde de¤il, o güne dair hiç bir fley hat›rlam›yorum... Arabadan kaybolan belgelerle, silahlarla ilgili hiç bilgim yok” diyen Bucak, hapislik tehlikesini görünce birden haf›zas›n› canland›rm›flt›r. Bucak, bu belgeleri mahkemeye vererek, belli yerlere, bak›n beni daha fazla mahkemelerde süründürürseniz, baflka belgeler de aç›klar›m diyerek flantaj yapmaktad›r. Öyle ya, Susurluk’ta a盤a ç›kan onca pisli¤e, katliama ra¤men üç befl polis d›fl›nda kimseye ceza verilmemifltir. Susurluk Devleti’nin politikalar›n› oluflturan, planlar›n› uygulayan o kadar burjuva politikac›, parti lideri, general, polis flefi dururken Sedat Bucak’a ceza verilecek! Bucak “günah keçisi” yap›lmay› kabul
eder mi? Etmiyor. Ve Susurlukçular›n en iyi bildi¤i yöntemlerden biri olan flantaja baflvuruyor. Bucak’ta daha ne bilgiler, belgeler var... Kimsenin kuflkusu olmas›n ki, bunlar en “hafif”leridir.
Susurluk “mazide” mi kald›? 3 Kas›m 1996'da Susurluk ilçesi yak›nlar›nda bir kaza meydana gelmifl ve o kaza, DEVLET’in kanl›, kirli ifllerini ortaya dökmüfltü. Susurluk olarak çok s›k tekrar ediliyor olsa da, kazay› yine de hat›rlatal›m k›saca. Bir kamyonun bir Mercedes’e çarpt›¤› kazan›n çarp›c› yönü, Mercedes’in yolcular›yd›. Mercedes’te dört kifli oldu¤u anlafl›lm›flt›. 1‹st. Emniyet Müdür Yard›mc›s› Hüseyin Kocada¤, 2- DYP Milletvekili Sedat Bucak, 3-Faflist flef Abdullah Çatl›. 4- Çatl›’n›n metresi oldu¤u söylenen bir kad›n... Kazada Kocada¤ ve Çatl› ölmüfl, Bucak, yaral› olarak kurtulmufltu. Bu üç kifli neden ve nas›l biraradayd›lar? Bu soru o günden bu yana aç›k olarak cevaplanm›fl de¤il. Olay›n ilk dikkat çeken yan›, Abdullah Çatl›’n›n baflta 7 T‹P’linin katledildi¤i Bahçelievler katliam› olmak üzere, say›s›z katliam ve cinayetten dolay› “aranan” biri olmas›yd›. Bu nas›l bir iliflkiydi ki, aranan biri, yan›nda bir Emniyet Müdürü ve bir milletvekiliyle seyahat ediyordu?.. Fakat k›sa sürede a盤a ç›kt› ki, Çatl›’n›n “üst düzey” iliflkileri bunlarla s›n›rl› de¤ildi. Generallerden parti liderlerine, M‹T’ten Bakanl›klara kadar uzanan bir iliflkiler a¤› sözkonusuydu. Susurluk’un üstünü örtmek isteyenler, bu iliflkiler a盤a ç›kt›¤›ndan bugüne, hep “evet bunlar oldu, ama geçmiflte kald›” söylemine sar›ld›lar. Bucak’›n aç›klad›¤› belgeler karfl›s›nda da ayn› söylem tekrarlan›yor. Özellikle de AB’ciler bunun propagandas›n› yap›yor. Oysa geçmiflte kalan bir fley yok. Çünkü Çatl›yla yanyana foto¤raflar çektiren o generaller, hala bu ülkenin ordusunu yönetiyor. Çatl› gibi ama “deflifre olmam›fl” elemanlar, hala devlet görevinde. Mafya-polis iliflkileri, itirafç›lar-J‹TEM iliflkileri, uyuflturucu trafi¤i (daha yeni yaflanan Van’daki Mustafa Bayram olay›n› hat›rlay›n) herfley farkl› biçimlerde de olsa sürüyor. Gözalt›na al›p sorgulay›p b›rakma gibi Susurluk yöntemleri sürüyor ve dikkat edin “fail”ler yine yok, yarg›lama, soruflturma yine yok... Susurluk sürüyor, kimse aksini iddia edemiyor ve edemez de. Aksini iddia edeni, k›sa aral›klarla yaflanan olaylar yalanl›yor.
Susurluk nas›l tasfiye edilecek? Bucak’›n ortaya ç›kard›¤› belgeler, mahkeme kasas›na konuldu. Mesela Çatl›’n›n birlikte foto¤raf çektirdi¤i generallerin isimleri belli de¤il. Bakars›n›z, flantaj›n ciddiyetini göstermek için bu arada o isimler de medyaya “s›zd›r›l›r”. Peki s›zd›r›l›rsa ne olur? Baz›lar›n›n söyledi¤i gibi, kapat›lm›fl bulunan Susurluk Dosyas› yeniden mi aç›l›r? Bucak’›n mahkemeye verdi¤i belgeler, hukukun geçerli oldu¤u bir ülkede önemli olmakla birlikte, Susurluk hukuksuzlu¤unun yan›nda çok da önemli de¤ildir. Baflbakanl›k Susurluk Raporu’nda, TBMM Susurluk Araflt›rma Komisyonu’nun ortaya ç›kard›¤› belgelerde, bunlar gibi onlarca, yüzlerce olay, iliflki vard›r. Ama ne oldu? Hangisinden dolay› herhangi bir general yarg›land›? Aranan faflist katillere en üst düzeyde “RESM‹ DEVLET GÖREV‹” veren bir devlet bu. Aranan katillerin milletvekilleriyle, generallerle, polis flefleriyle kucak kuca¤a oldu¤u bir devlet bu. Bu devlette hukuk var, mahkemeler var diye halk kand›r›l›yor. Mahkemelerin idam ecezas› verdi¤i, resmen “aranan” durumdaki katiller, TBMM’de, Genelkurmay karargah›nda, parti genel merkezlerinde, el üstünde a¤›rlan›yor. Bu devlet anlay›fl› ve yap›s› temelde de¤iflmedi¤i için, Bucak’›n ortaya ç›kard›¤› belgelerin ak›beti, dünkü belgelerin ak›betinden farkl› olmayacakt›r. Mehmet A¤ar’›n dedi¤i gibi, “bu öyle bir fley ki, bir tek tu¤la çekseniz, duvar y›k›l›r”... O tu¤lay› çekemez bu devlet. E¤er AB sürecinde oldu¤umuz için dün yarg›lanmayan Susurluk’un bugün yarg›lanaca¤›n› sananlar varsa, aldan›yorlar. Susurluk, AB’nin ne dün, ne de bugün gündeminde olmam›flt›r. AB’cilerin en aç›k sözlü sözcülerinden Ertu¤rul Özkök ne diyordu: Her devletin Susurluk’a “derin devlete” ihtiyac› vard›r. Avrupa emperyalistleri de böyle düflünmektedir. Daha birkaç ay önce itirafç› J‹TEM eleman› ve onlarca faili meçhul cinayete, kaybetmeye kat›lm›fl Abdülkadir Aygan’›n general Necati Özgen’le çekilmifl foto¤raf› yay›nlanm›flt›, ne oldu? AB’ye uyum sürecindeydik hem de! Susurluk, bu devletin temelindedir; ili¤ine kadar ifllemifltir. ‹flte bu yüzden, Susurluk’u devrimden baflka hiçbir fley tasfiye edemez. Susurluk kazas›ndan bu yana geçen 8 y›l, “art›k hiçbir fley eskisi gibi olmayacak” diyen aldat›c› propaganday› de¤il, devrimcilerin söylediklerini do¤rulam›flt›r.
Say› 126 13 3 Ekim 2004
Emekçiler’den
‹ktidar Sadaka Oran›n› Tart›flt›r›yor Memur sendikalar› ile AKP Hükümeti aras›ndaki toplu görüflmelerin sonuncusu Baflbakan Tayyip Erdo¤an ile yap›ld›. 30 Eylül günü gerçekleflen görüflmede Erdo¤an’›n yüzde 10 zam ile, 1991 y›l›ndan bu yana ifle al›nan memurlara bir k›dem yükseltme ve memurlar›n sicil aff›n› teklif etti¤i aç›kland›. Bu görüflmeden önce de hükümet ad›na M. Ali fiahin ile görüflmeler sürdürülmüfl, fiahin’in hükümet teklifini kas›tl› olarak aç›klamamas› üzerine yol al›namam›flt›. Erdo¤an’›n teklifi karfl›s›nda KESK Genel Baflkan› Sami Evren’in ilk aç›klamas›, kabul edilemez fleklinde olurken, Kamu-Sen ve Memur-Sen’den bir aç›klama henüz yap›lmam›flt›.
Say› 126 14 3 Ekim 2004
AKP iktidar› iki haftad›r oyun oynuyor. 15 günlük yasal toplugörüflme süresinin sonuna gelindi. Bu süre içinde Baflbakan Erdo¤an, toplugörüflme yasas›na ayk›r› olarak aç›klamalar› ile görüflmelere müdahil olurken, “sendikalar yüzde 168 zam istiyorlar” aç›klamas› ile, memur sendikalar›n› halk nezdinde y›pratma oyununa baflvurdu. ‹ktidar bu pis ve bildik oyuna baflvururken, sendikalar birlikte ve ayr› ayr› yapt›klar› aç›klamalarla, hükümetin söyledi¤i gibi, ücret art›fl› isteklerinin “72 katrilyon lira" olmad›¤›n›, insanca yaflam için istediklerinin
KESK'ten Ülke Çap›nda Eylemler KESK’li memurlar 25 Eylül günü ülke çap›nda eylemdeydiler. ‹stanbul’da polis gaz bombalar› ile memurlara sald›r›rken, Ankara’daki KESK mitingi ise Abdi ‹pekçi Park›'ndayd›. Sami Evren burada yapt›¤› konuflmada, AKP hükümetine seslenerek, "Hani demokratt›n›z, ILO sözleflmelerini uygulayacakt›n›z? Grevli toplu sözleflme hakk›n› tan›m›yorsan, emekçiden,demokrasiden yana de¤ilsin? Siz demokrat olamazs›n›z" dedi. KESK Diyarbak›r fiubeler Platformu da “Sald›r›, Bütçe, T‹S ve Demokrasi Taleplerimiz” slogan›yla bir miting düzenledi. Kocaeli, Bursa, ‹zmir baflta olmak üzere illerde bas›n aç›klamalar› ve mitingler düzenleyen memurlar, "Zafer Direnen Emekçinin Olacak, Direne Direne Kazanaca¤›z, Yaflas›n Grevli-Toplu Sözleflmeli Sendika mücadelemiz” sloganlar›n› meydanlara tafl›d›lar. KESK’in düzenledi¤i eylemlere çeflitli kentlerde HÖC’lüler de k›z›l bayraklar› ve memurlar›n taleplerini sahiplenen sloganlar›yla kat›ld›lar.
“15 katrilyon lira" tuttu¤unu aç›klad›lar. “Ölümü gösterip s›tmaya raz› etme” takti¤i uygulayan iktidar›n sonuçta geldi¤i nokta yüzde 10... Tart›flt›r›lan rakamlar›n Türkiye gerçe¤i ile hiçbir ilgisi yoktur. “Enflasyonun üzerinde zam yapaca¤›z” yalan›yla, memurlar sadakaya raz› edilmek isteniyor. Emekçiler sadakalarla avutulamaz. Patronlar›n bütün istekleri karfl›s›nda boynu k›ldan ince olan, zenginsever iktidar, memurlara “bütçe yetersiz” yalan›yla, siz de IMF program›na uyun, siz de “faiz d›fl› fazla” sömürüsünün parças› olun diye dayat›yor. Sefalat ücreti kabul edilemez. Bütçenin yetersizli¤i, kayna¤›n nereden bulunaca¤› memur sendikalar›n›n sorunu olamaz, bu tür yaklafl›mlar ve “anlay›fll›l›k” tavr›, emekçiye ihanettir, pespayeliktir, kabul edilemez. Bütçe, iktidar›n sorunudur. IMF’nin faiz d›fl› fazla rakamlar›n› müzakere konusu bile yapamayan bir iktidar›n memurlar karfl›s›nda “varsa veririz, yoksa nereden verece¤iz” demagojisi yapmas›na izin verilmemelidir.
Patronlara; “Hizmetkar›n›z›z” Memurlara; “Ne Hakla ‹stiyorsunuz!” Bu süreç bir yan›yla AKP’nin kimin iktidar› oldu¤unun bir kez daha görülmesine vesile olmufltur. Memurlar›n taleplerini çarp›tarak sendikalar› bofllu¤a düflürmeye çal›flan Baflbakan 24 Eylül akflam› Kanal 7'de ‹skele-Sancak program›nda memurlar›n talepleri konusunda flöyle dedi: "Yüzde 160 zamm› sen hangi hakla istiyorsun. Bir defa ülkede enflasyon skalas› var. Sen bu paray› istedi¤inde acaba bu ülke bunun bedelini ödeyebilecek mi? Bunlar bir defa tiribünlere oynuyor. Bütçe çöker, iflçimiz de memurumuz da devletini iyi anlamak durumundad›r." Her kelimesi burjuva politikac›s›n›n demagoji olan bu azar› bir yana yaz›n. Bir de “Türk ‹fladamlar› Kurultay›’nda 30 Eylül günü yapt›¤› flu konuflmay› okuyun: “‹fladamlar›m›z› çok iyi anl›yorum... 100’e yak›n d›fl geziye hep ifladamlar› ile birlikte gittik, paylaflt›k. Yat›r›m yapanlar›n bafl›m›z üstünde yeri var. Hizmetkar›y›z. Önlerinde ben koflaca¤›m. ‹fladamlar›m›z›n giriflim ruhu bizi de cesaretlendiriyor. ‹fladamlar›n›n yurt›d›fl› gezilerinde bizimle olmas›na özellikle dikkat ediyoruz.” Bir yanda 2 milyon memuru “senli benli”
✍ Memurun azarlamalar, öte yanda bir avuç patronun kulu kölesi olmalar, siz isteyin biz yapal›m tavr›. AKP iktidar› gerçe¤i budur iflte. Bu iktidar iflçinin, memurun al›nterini nas›l çal›p patronlar›n kasas›na ak›taca¤›n› hesaplayan bir iktidard›r. En ç›plak halk düflmanl›¤› olan IMF’cilikle övünen bir iktidardan baflka bir fley de beklenemez.
Sendikal, Demokratik Talepler AB’ye Havale Ücret konusunda durum bu iken, sendikal ve demokratik haklar konusunda da benzer bir tav›r sergileniyor. Sendikalar›n bütün açmazlar›na, hele hele karfl›s›nda Kamu-Sen ve Memur-Sen gibi yönetimi iktidar yanl›s› olan konfederasyonlar›n da bulunmas›na ra¤men, AKP iktidar› emekçilerin öfkesinden korkmaktad›r. Bu nedenle k›smi tavizlerle, memurlar›n soka¤a dökülmesini engellemeye çal›flmaktad›r. As›l olarak memurlar›n grevli toplu sözleflmeli sendika baflta olmak üzere, temel talepleri geçifltirilmek istenmektedir. Mehmet Ali fiahin’in görüflmeler s›ras›nda, sendikalar›n bu tür taleplerine, “17 Aral›k'ta AB'den müzakere tarihi al›n›rsa, taleplerinizin hepsini içeren yasa de¤ifliklikleri yap›lacak” cevab› vermesi, tam bir utanmazl›kt›r. AB yasalar›n›, “AB için de¤il, halk›m›z için ç›kar›yoruz” yalan›na s›kça baflvuran iktidar, memurlar›n demokratik taleplerini de AB’den müzakere kofluluna ba¤layarak, gerçekte bütün yasalar›n AB için yap›ld›¤›n› itiraf ediyor. Ki, bu durumda zaten “AB’ye uyum”un bir parças› olarak çeflitli yasalar› yine AB zoruyla ç›karmak durumunda kalacak. Yani, ben memuru de¤il, AB’yi dinlerim diyor. Müzakere tarihi yoksa, demokratik talepler de yok! AB’cilik ç›karlar için her k›l›fa girmenin öteki ad›d›r. Umar›z, iktidara AB’cilikte destek veren sendikac›lar ders ç›kar›r.
Kaleminden
mücadeleci KESK 4688 say›l› yasa gere¤i bu y›l üçüncü kez bafllayan ‘toplu görüflme’ süreci, iktidar cephesinden bir oyalama, yasal görüflme sürecini doldurma ve sonuçta da kendi dayatt›¤› koflullara sendikalar› teslim olmaya zorlama fleklinde geçiyor. ‹ktidar memurun taleplerine, bir zûl olarak bak›yor. Ne güzel h›z›n› alm›fl gidiyorken “reel sektör”, yükseliyorken, borsa, iflgal edilen Irak halk›n›n kan› üzerinden parsa yar›fl›ndayken, iflbirlikçi tekellerin s›rt›n› ABD s›vazl›yorken, IMF yeni standby için gelmiflken, AB bile onbefl senelik müzakere takvimi haz›rlam›flken ve boyal› medya ne güzel allay›p pulluyorken icraatlar›n›, zam, toplu sözleflme, açl›k, yoksulluk, hukuk, demokrasi, insan haklar› gibi kavramlar› duymak bile istemiyorken, nereden ç›kt› bu hak isteyen insanlar yaklafl›m› gösteriyor. Bir anlamda hak isteyen herkesten tiksinen bir siyasal anlay›fl› temsil ediyor bu iktidar. Bunu, Tayyip Erdo¤an’›n aç›klama ve davran›fllar›nda çok aç›k görebilirsiniz. Sendikalar cephesinden bak›ld›¤›nda; Kamu-Sen, önceki siyasi iktidarlar eliyle kurulmufl olan bir örgütlenme. ‹fllevi hepimizce malum. Memur-Sen, henüz palazlanamam›fl olsa da yedekte tutulabilecek ve di¤eriyle ayn› özellikte bir yap›. KESK, memurlar›n gerçek temsilcisi olarak, 15 y›ll›k zorlu mücadeleleri yaratm›fl bir konfederasyon ve memurlar›n taleplerini sonuna kadar savunma potansiyeli tafl›yan tek örgüt. Sürecin bafl›nda di¤er konfe-
derasyonlarla taleplerde ortaklaflma, bir olumluluk olmakla birlikte, KESK’in insiyatif koyamamas›, bu olumlulu¤u tam tersine çevirecek, geri ad›mlar›n bahanesi haline getirecektir. Memurlar 1990’larda bafllad›¤› mücadelesi ile, nas›l hak al›naca¤›n› yaflayarak ö¤rendiler, biliyorlar. Devrimci sendikal anlay›fl›n öncülü¤ünde yarat›lan memur sendikalar›n›n reformistlerin denetimine geçmesiyle birlikte yaflanan sürecin, ayn› zamanda KESK’in erime, kavga alanlar›ndan çekilme süreci olmas› da herkes için ö¤retici bir süreçtir. Sadece flu son sürece bakal›m: KYTY, Personel Rejimi, Yerel Yönetimler gibi sald›r› yasalar› karfl›s›nda KESK kitlesi bilinçlendirilmemifltir. Ve ne yaz›k ki, bu bilinçli bir flekilde yap›lm›flt›r. Reformist sendikal anlay›fl kitleleri e¤itmez, e¤itilmifl kitleler kendilerini zorlayacak güçtür çünkü. “EME⁄‹N S‹YASET‹” ad›yla yap›lan, Avrupa Birlikçilik kulvar›nda sürdürülen bu sendikac›l›k KESK eylemlerinin giderek daralmas›na ve Türkiye genelinde yap›lan eylemlerde görüldü¤ü gibi, sadece yüzlü rakamlarla ifade edilmesi sonucunu yaratm›flt›r. Direnifllerle, grevlerle, devrimci bir ruhla yarat›lan KESK, ya bu özüne geri dönecek ya da memur sendikalar› klasi¤i içindeki yerini sa¤lamlaflt›rarak ‘muhteflem üçlü’ olarak talihsiz ad›mlar›n› sürdürecektir. Tüm memurlar bu duyarl›l›k ve bilinçle içinde bulundu¤umuz durumu de¤erlendirerek sonuçlar ç›kartmal› kararl›, direngen ve mücadeleci KESK’i yeniden yaratma mücadelesini ele almal›d›r. Grevli toplu sözleflmeli sendika hakk›n› baflka türlü kazanamay›z. Bu kavgaya KESK öncülük edecekse, -ki öyledir- önce mücadeleci, devrimci sendikal anlay›flla hareket eden KESK’i yaratmal›y›z.
Say› 126 15 3 Ekim 2004
Sa¤l›kç›lar Eylemde ‹fiÇ‹ EYLEMLER‹NDEN...
Sa¤l›k emekçileri iktidar›n Sa¤lıkta Dönüflüm Programı’n› (SDP) protesto eylemlerini sürdürüyor. SES Genel Baflkanı ‹smail Tombul, TÜS‹AD’›n iktidar›n özel sigorta flirketlerine rant kap›s›n› açacak olan program›na destek vermek için haz›rlad›¤› rapora tepki gösterdi. 27 Eylül günü düzenledi¤i bas›n aç›klamas›nda, SDP’nin gerçek amacının SSK’yı tasfiye ederek Genel Sa¤lık Sigortası uygulamasını yaygınlafltırmak oldu¤unu belirten Tombul, düzenleyecekleri eylemlerin program›n› da aç›klad›. Buna göre, 11 Ekim’de ‹stanbul'da, iki gün sonra yargılanacak 85 kifli ile ilgili basın toplantısı yap›lacak. 13 Ekim’de tüm kentlerde iflyerleri önünde basın açıklamaları yapılacak. 27 Ekim’de ise, Sa¤lık Bakanlı¤ı önünde, performansa dayalı döner sermaye uygulamasının sonuçları aç›klancak ve yine tüm illerde basın açıklamaları yapılacak. Sa¤l›kç›lar 29 Eylül günü de SHÇEK’deki ücret adaletsizli¤i ve AKP’nin kadrolaflma politikalar›n› protesto amaçl› olarak de¤iflik kentlerden Ankara’ya gelerek, SHÇEK Genel Müdürlü¤ü önünde eylem yapt›lar.
‹fl Cinayeti Ölümleri Sürüyor Say› 126 16 3 Ekim 2004
Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Sundekor Sunta Fabrikası çal›flan› Hasan Candan, Hüseyin Serttafl ve Süleyman Serttafl isimli iflçiler, reçine talafllarının bulundu¤u siloya düflerek hayat›n› kaybetti. Ayn› olayda ikisi a¤ır dokuz iflçi de yaralandı. ‹fl cinayetlerinin yo¤un yafland›¤› yerlerden biri de Tuzla Tersaneleri. Burada yaflananlar, “ifl kazas›” denilen ölümlerin nas›l bir cinayet oldu¤unu da tarife gerek b›rakmadan anlat›yor. Tuzla’da sadece son 7 ayda 9 iflçi “ifl kazas›nda” hayat›n› kaybetti. ‹flçiler bunun üzerine eylemlere bafllad›lar. Yüzde 80'ini kay›t d›fl› çal›flt›r›lan iflçiler, toplad›klar› 3 bin imzay› 23 Eylül günü Cumhurbaflkan›, Baflbakan, ‹çiflleri, Çal›flma bakanl›klar›, CHP ve AKP grup baflkanvekilleri ve ilçe örgütlerine gönderdiler. Her ay 15-20 aras›nda kazan›n yafland›¤› tersanelerde iflçinin güvenli¤ini sa¤layacak en temel tedbirler dahi al›nm›yor. Örgütlenme önündeki engeller nedeniyle ço¤u sendikas›z olan iflçilerin talepleri flöyle: ‹flçilerin tümünün sigorta ve kadrolar›n›n yap›lmas›. ‹fl güvenli¤i önlemleri al›nmadan çal›flt›r›lmas›n. Eflit ifle eflit ücret verilsin. Tersane havzas›na SSK Hastanesi yap›ls›n. Her tersaneye bir ambulans al›ns›n. Sendikalaflman›n önündeki engeller kald›r›ls›n.
Temel Haklar’dan Bursa-Ray ‹flçisine Destek Bursa Temel Haklar, E¤itim Kooperatifi üyeleri 26 Eylül’de iflten at›lan Bursa-Ray iflçilerini ziyaret etti. Metro istasyonu ç›k›fl›nda "Ekmekle Oynamak Ateflle Oynamakt›r" yaz›l› pankart açan dernek üyeleri ad›na bir konuflma yapan Serkan fienol, AKP’nin iktidara geldikten sonra ilk icraat›n›n iflçi k›y›m›, yoksulun evini bafl›na y›kmak oldu¤unu belirterek flöyle dedi: “Bu icraatlar›ndan birisi de Bursa-Ray'da 85 iflçiyi iflten ç›kartmak ve yerlerine 114 AKPli'yi ifle almak oldu. AKP flunu bilsin ki Bursa-Ray iflçileri ifllerine geri al›nana kadar yanlar›nda olaca¤›z". "Bursa-Ray ‹flçisi Yaln›z De¤ildir, ‹flçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z" sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde ayr›ca bir süre oturma eylemi yap›ld›.
◆ Türk-‹fl’e ba¤l› TÜMT‹S Sendikası’na üye olduklar› için 12 iflçinin iflten at›lmas›n›n ard›ndan, ‹zmir Ambalaj iflçileri, 28 Eylül gününden itibaren iflyeri önünde direnifl bafllatt›lar. ◆ Üç ayd›r sendikal ihanete ve patron sald›r›lar›na karfl› direnen Castleblair direnifli sona erdi. Castleblair iflçileri yapt›klar› aç›klamada bir kez daha D‹SK-Tekstil yönetiminin iflçilere ihanetini teflhir ederken, “Hiç flüphe duyulmamal›d›r ki, sendikalar›m›z›n bafl›ndaki sermaye ajanlar›n› iflçi s›n›f›n›n örgütlü gücüyle er ya da geç mutlaka yenece¤iz. Sendikalar›m›z›n bafl›ndan defedece¤iz” dediler. ◆ Kocaeli Gebze’de kurulu bulunan Bayer ‹laç Fabrikas›’n›n 8 iflçiyi, “aspirin bölümünün kapat›laca¤›” gerekçesiyle iflten atmas›n›n ard›ndan iflçiler fabrika önünde direnifle bafllad›. Yeni iflten atmalar›n gündemde oldu¤u belirtilen Bayer’de örgütlü bulunan Petrol-‹fl üyesi 80 iflçi, 27 Eylül günü yapt›klar› aç›klamayla, at›lan iflçiler geri al›nana kadar direneceklerini duyurdular. ◆ ‹stanbul Güneflli’de bulunan Dalk›ran Çorap Fabrikas› iflçileri, “yar›m saat yemek molas›” isteklerinin karfl›l›¤›nda iflten at›ld›lar. Kölelik koflullar› dayat›lan iflçiler sigortas›z ve 13 saat çal›flt›r›l›yor. Tekstil-Sen’de örgütlenen ve iflten at›lan 7 iflçi 29 Eylül gününden itibaren fabrika önünde direnifle bafllad›. Eylemde, “‹flçiyiz, Hakl›y›z Tekstil-Sen’le Güçlüyüz”, “‹flçi K›y›m›na Son” sloganlar› at›ld›. ◆ Tuzla Deri iflçileri 29 Eylül günü yapt›klar› yürüyüflle kıdem tazminatının fona devredilmesini protesto ettiler. 600 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte, Deri-‹fl Genel Baflkanı Yener Kaya, sermayenin iflçilerin mücadeleyle elde etti¤i tüm hakları yok etmek istedi¤ini belirtti.
HÜCRELERDEN
emperyalizmin ve oligarflinin hücrelerine karfl› direniflte
4. y›l Aln› k›z›l bantl›lar›n yürüyüflü sürüyor; Ölüm Orucundaki Tutsaklar:
DHKP/C Davas› Tutsaklar›
Sevgi ERDO⁄AN Ölüm Orucu Ekibi Fehim Horasan Vedat Çelik M. Kemal Eren M. ‹nan Ifl›k H. Sergül Albayrak TKEP/L Davas›’ndan Remzi Ayd›n
Hücrede Yaflamak! ABD ‹flkence Ma¤durlar› Merkezi ve Helsinki Yurttafllar Derne¤i taraf›ndan düzenlenen “‹nsan Haklar› Mücadelesinde Yeni Taktikler” adl› uluslararas› sempozyumun internet sitesinde yeralan belgelerden biri, F tiplerinin hücrelerinde yatan biz özgür tutsaklar› da ilgilendiren bir içerik tafl›yor. Sözünü etti¤imiz belge “Tecridin Etkileriyle Bafletme” bafll›¤›n› tafl›yor ve belirtildi¤ine göre de “hücre hapsinde yaflam› sürdürebilmek için stratejik bir k›lavuz oluflturmak amac›yla” kaleme al›nm›fl. Giriflinde flu gerçek dile getiriliyor: “Hücre hapsi, dünyadaki birçok cezaevinde hükümlü ya da tutuklulara karfl› kullan›lan insanl›k d›fl› tekniklerden biridir. Mahkumlar›n direniflini ‘k›rmak’ ya da itaate zorlamak için etkin bir yöntemdir...” Ne var ki, bu do¤ru tesbitin ard›ndan önerilen mücadele takti¤i ayn› gerçekçili¤i tafl›m›yor. Belgede hücre hapsine karfl› flu “taktikler” öneriliyor: Zihinsel al›flt›rma, Hapsedenlere karfl› ‘yukar›dan’ davranma, Tecrit mekan›ndaki varl›klarla arkadafll›k etme, Kiflisel bak›m için fiziksel al›flt›rmalar›n yap›lmas›, Farkl› iletiflim yöntemlerinin keflfedilmesi ve Zaman›n kontrol edilmesi... Kendi bafl›na ele al›nd›¤›nda bunlar yüzy›llard›r hücrelerde tutulan tüm tutsaklar›n baflvurdu¤u yöntemlerdir. Mesela ünlü Kelebek filminin kahraman›n› hat›rlay›n; hücresinde bu yöntemlere baflvurur. Fakat bu “taktiklerde” çarp›k, yerine oturmayan bir fley var. Bu çarp›kl›k, “yaflaman›n” mutlaklaflt›r›lmas›d›r. Ne olursa olsun yaflamak ön plana ç›kar›lm›flt›r. Böyle ele al›nd›¤› için de hücrenin F‹Z‹K‹ koflullar›na karfl› direniflten sözedilirken, tutsaklar› hücrelere mahkum eden S‹YAS‹ koflullara karfl› bir direniflten sözedilmemektedir. Sorun, sanki insan haklar›n› ihlal eden siyasi iktidar de¤il de “HÜCRE”nin kendisiymifl gibi ele al›nmaktad›r. Bu bilinçli bir ele al›flt›r. Hücre hapsine karfl› önerilen “taktik”, sözkonusu sempozyumu düzenleyenlerin genel mant›¤›n› da yans›tmaktad›r. Düzen içinde, düzeni rahats›z etmeyen “mücadele taktikleri”. Sözkonusu sempozyumu düzenleyenlerin ABD, ‹ngiltere, Türkiye taraf›ndan finanse edilmesi de düzenleyenlerin böyle bir anlay›fl› savunmalar›n›n sonucudur. Gerçekten insan haklar› ihlallerine karfl› ciddi bir mücadeleyi amaçlayanlar, mesela 4 y›ld›r F Tiplerine karfl› sürdürülen direnifli gündemlerine al›rlard›. Bundan daha kapsaml› bir deney tecrübe aktar›m› prati¤i bulunamaz. Ama sempozyumu düzenleyenlerin “insan haklar› ihlallerine karfl› mücadele”den anlad›klar›, gerçek anlamda direnifller olmad›¤› için 4 y›ll›k büyük direnifli b›rak›n inceleme konusu yapmay›, görmezden gelmektedirler. ‹kiyüzlülük içindedirler. Bir yandan hücre hapsine karfl› “mücadele taktikleri”nden sözederken, di¤er yandan da utanmadan, hücre hapsini genel hapishane statüsüne çeviren, hücrelerde öldürmeye devam eden iktidar›n D›fliflleri Bakan›’na aç›l›fl konuflmas› yapt›rmaktad›rlar. ‹nsan haklar› ihlallerine karfl› mücadele taktikleri konusunda deneyimleri paylaflma ad›na da¤›t›lan “Tecridin Etkileriyle Bafletme” bafll›kl› broflürün içeri¤ine gelince:;
En baflta belirtmeliyiz ki, hücre hapsine karfl› mücadelede en temel taktik “ne olursa olsun yaflamak” de¤ildir ve olamaz. “Ne olursa olsun yaflamak”, ne hücrede, ne d›flar›da hiç bir insan için yaflam›n ana gayesi olamaz. Ne pahas›na olursa olsun yaflamay› esas alanlar, insan soyuna karfl› en büyük kötülükleri yapanlard›r. En büyük ihanetler, ahlaks›zl›klar, soysuzluklar, bunlar›n içinden ç›kar. Çünkü onlar, ölümle tehdit edildikleri her noktada, ölüm riskinin oldu¤u her noktada, afla¤›lanmay›, düflkünleflmeyi, sömürücülerle, zalimlerle iflbirli¤ini kabul edeceklerdir. Böyle yaflamak, yaflamak de¤ildir. Hücrelerde “ne olursa olsun yaflamaya bak›n” diyen bir anlay›fl, hücredekine faflizmin zulmüne, dayatmalar›na boyun e¤ demifl olur. “Yaflamak” ad›na faflizme bo¤un e¤mek, insanl›k onuru aç›s›ndan da, siyasi onur aç›s›ndan da kabul edilemez. 1996 Ölüm Orucu flehidimiz Ayçe ‹dil Erkmen’in s›k söyledi¤i bir söz vard›: “Yaflam›fl say›lmaz zaten, yurdu için ölmesini bilmeyen.” Bizim yaflamaktan anlad›¤›m›z budur. “‹nsan Haklar›nda Yeni taktikler” organizatörleri, F Tiplerinin hücrelerinde dört y›ld›r süren yaflam ve direnifli inceleme zahmetine katlansalard›, da¤›tt›klar› o broflürde önerilen spordan yeni iletiflim kanallar› bulunmas›na kadar çok zengin yöntemler gelifltirildi¤ini, ve bunun ötesine geçilip faflizmin hücre statüsüne karfl› y›k›lmaz bir direnifl duvar› örüldü¤ünü de görürlerdi. Görmek isteyenler için hücreler hala yerinde ve devrimci tutsaklar hala hücrelerde duruyor.
Memurlar›n Önderlerinden Elmas YALÇIN, 10. Y›l›nda An›ld› 28 Eylül 1994’te ‹stanbul Befliktafl’ta infaz edilen Memur Hareketinin önderlerinden Elmas Yalç›n, 28 Eylül’de Helvac› Dede Mezarl›¤›'ndaki mezar› bafl›nda an›ld›. ‹stanbul Temel Haklar Memur Komisyonu'nun düzenledi¤i, Tüm Bel-Sen'in de destek verdi¤i anmada "Elmas Yalç›n Mücadelemizde Yafl›yor" pankart› tafl›n›rken, mezar› da yüzlerce karanfil ve çiçeklerle doluydu. Temel Haklar ad›na ‹brahim Sönmez taraf›ndan yap›lan konuflmada flöyle denildi: “Aradan 10 y›l geçmifl olsa da bu gün burada hayk›ran sesler gerçekte kimin tükenmekte oldu¤unu kazanan›n gerçekte kimin oldu¤unun ilan› olmufltur. Sen rahat uyu Elmas. Sana söz demifltik mücadelen bitmeyecek, sürecek diye. Evet yine alanlarda, yine meydanlarday›z. Seni ve mücadeleni hayk›rmak için iflte buraday›z...” Tüm Bel-Sen Genel Sekreteri Hüseyin Ayy›ld›z’›n da konuflmas›nda “Elmas'›n bizlere b›rakt›¤› mücadeyi sürdürece¤iz. Katiller her zaman oldu¤u gibi saklan›yorlar. Elbet bir gün onlar› gün ›fl›¤›na ç›karaca¤›z" dedi¤i anma, Grup Yorum’un söyledi¤i marfllar›n ve Elmas Yalç›n'›n ailesinin helva ve lokma da¤›tmas›n›n ard›ndan bitirildi.
“Yolunda Yürümeye Devam!” ‹stanbul polisi taraf›ndan infaz edilen Avukat Fuat Erdo¤an, meslektafllar› taraf›ndan an›ld›. Halk›n Hukuk Bürosu “Yolunda Yürümeye Devam” bafll›¤›yla yapt›¤› aç›klamada, Fuat Erdo¤an’›n bir dönem Halk›n Hukuk Bürosu avukatlar›ndan oldu¤u hat›rlat›larak, onun düzenin de¤il, halk›n avukatl›¤›n› tercih etti¤i vurguland›. Aç›klamada ayr›ca flöyle denildi: “Fuat bunlar› gördü¤ü, bunlara karfl› mücadele etti¤i için katledildi. Ama sesi susturulabildi mi? Hay›r!! Büromuz aynen Fuat’›n masas›n›n bafl›nda oldu¤u dönemlerdeki gibi yine üzerine düfleni yap›yor... Hukuksuzlu¤un aç›kça siyasi iktidar politikas› haline geldi¤i günümüzde, bizler de Av. Fuat Erdo¤an’›n izinde yürümeye devam edece¤iz.”
“NATO uflaklar› yarg›lans›n!” 28-29 Haziran'da ‹stanbul'da yap›lan NATO Zirvesi'ni protesto etmek amac›yla düzenlenen eylemlerde bir çok kifli gözalt›na al›nm›fl ve haklar›nda davalar aç›lm›flt›. Aç›lan davalardan biri de Bursa'da 23 Eylül’de 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. 23 kiflinin kat›ld›¤› duruflmada NATO'nun bir katliam örgütü oldu¤u bir kez daha hayk›r›ld›. As›l yarg›lanmas› gerekenlerin NATO’ya karfl› ç›kanlar de¤il, ülke topraklar›na NATO'yu sokanlar›n olmas› gerekti¤inin söylendi¤i duruflma 2 Kas›ma ertelendi.
Alibeyköy’de Tepki Y›k›m› Erteletti
ikinci göçe hay›r Alibeyköy halk›, sorunlar›n› çözmek, sel basmas›na neden olan dereyi ›slah etme yerine, ranta yer açma hesaplar› yapan AKP'li belediyenin y›k›m karar›n› protesto ettiler. Protestolar sonucunda y›k›m karar› flimdilik ertelendi. Ancak bunun geçici oldu¤u unutulmamal›d›r, iktidar uygun zaman› kollayacakt›r. ‹lk eylem, 26 Eylül günü yap›lan yürüyüfl oldu. Karadolap Mahallesi halk›n›n eyleminde, Eyüp Belediye Baflkan› Ahmet Genç'in istifas› istendi.
Kad›n, çocuk, genç, yafll› yüzlerce kifli, “Y›k›c› De¤il, Yap›c› Ve Yerinde Çözüm ‹stiyoruz” pankart› ve “‹kinci Göçe Hay›r”, “50 Y›ll›k Mahallemiz Yok Edilemez”, “Mahallemde Okumak ‹stiyorum” yaz›l› dövizler tafl›yarak, Ç›rç›r Mahallesi'ne kadar yürüdü. Evleri y›k›lmak istenenler ad›na aç›klama yapan Ergin Halat, 50 y›ld›r Karadolap'ta oturduklar›n› belirterek belediyenin kendilerini iflgalci gibi göstermek istedi¤ini söyledi. Yerel yönetimlerin görevinin halka zulmetmek olmad›¤›n› söyleyen Halat, “Koltuklar gelip geçicidir ama halka hizmet kal›c›d›r" dedi. TMMOB'dan geçerli rapor ald›klar›n› hat›rlatan Halat, buna ra¤men belediyenin kendilerini evlerinden zorla ç›karmak istedi¤ini söyledi. Halat, bu eylemin bir uyar› oldu¤unu dile getirerek, “Bizi yerlerimizden edemezler. Baba yadigar› yerlerimizden ellerini çeksinler.
Gazi Davas›nda Gizlenen Belgeler Gazi davas›nda saklanan deliller oldu¤u ortaya ç›kt›. Davan›n ‹stanbul’dan Trabzon’a sürülmesi sonras›nda, Gaziosmanpafla Baflsavc›l›¤›'nca Trabzon Baflsavc›l›¤›'na gönderilen fezlekenin, Yusuf Kandemir isimli memur taraf›ndan 2 y›l sakland›¤› ve mahkeme heyetin i n eli-
Y›k›m karar›n› durdursunlar" fleklinde konufltu. Tapu belgelerini tafl›yan Alibeyköy Halk›, Ahmet Genç'in istifas›n› istedi.
Kepenkler indi 27 Eylül günü de, Alibeyköy esnaf› kepenklerini indirerek y›k›ma karfl› direnifle kat›ld›lar. Esnaflar kepenk indirirken, halk Atatürk Caddesi'nde toplanarak “Yerinde Çözüm, ‹stimlaka hay›r” sloganlar› att›. Grup ad›na Selman Ça¤lar bir aç›klama yaparken, halk›n taleplerini dile getirildi¤i ve üzerinde; “Biz iflgalci de¤iliz. Devletin vermifl oldu¤u tapu tahsis belgesini para ile al›nm›fl yerlerinde de bir as›rd›r oturan Alibeyköy halk›n› derede bo¤may›n. Dereyi ›slah edin, ancak Alibeyköy halk›n› ma¤dur etmeyin. 15 metre yerinde çözüm istiyoruz!” yaz›l› pankartlar binalara as›ld›. ne geçmedi¤i belirlendi. Katillerin devlet taraf›ndan korundu¤u Gazi davas›n›n avukatlar›ndan Remzi Kazmaz, böyle bir davada delil gizlemenin s›radan bir memur ifli olamayaca¤›na dikkat çekerken, sözkonusu memur hakk›nda sadece ''görevi ihmal'' suçundan dava aç›lmas›n› ise elefltirdi. 'Kaybolan fezleke’nin davan›n esas›na iliflkin olabilece¤i, 4 kiflinin ölümünü ayd›nlatacak nitelikte olabilece¤i belirtilirken, bu durumda davan›n yeniden görülmesinin zemini oluflaca¤› dile getiriliyor. Gazi halk›n›n adaletsiz b›rak›lmas› elbette, bir memurla aç›klanamaz, ancak bu örnek bile oligarflinin katilleri korumak için her yola baflvurdu¤unun kan›t›d›r.
Say› 126 19 3 Ekim 2004
Tayyip Erdo¤an’›n Kan›nda Ne Var?
Say› 126 20 3 Ekim 2004
“Zina krizi”nin ard›ndan Avrupa Birli¤i’ne hangi rüflveti verdi¤i tart›fl›l›rken, Tayyip Erdo¤an, “Kürtçe’nin ikinci dil olarak kabul edilece¤i sözü verdi¤i” fleklindeki elefltirilere flöyle cevap verdi: “Erdo¤an gitti, Brüksel'de flu sözü verdi: Türkçe'nin yan›nda ikinci dil sözü vermiflim çok ay›p, bu edebe mugayirdir. Türkçenin yan›nda ikinci bir dil, ay›p yani. Kusura bakmas›nlar, bu tür edepsizliklere prim verecek kadar Türkiye'nin Baflbakan› istikametini kaybetmemifltir. ‹nsan›n kan›na dokunuyor.” (Cumhuriyet 26 Eylül) “Edepsizlik, insan›n kan›na
dokunuyor” diye sözünü etti¤i bir halk›n dili. Bir halk›n dilinin tan›nmas›n› böyle niteliyor. Peki ne var Tayyip’in kan›nda ki, “kan›na dokunuyor”? Tayyip’in kan›nda, halklara düflmanl›k var, flovenizm var... Bu nedenle Kürtçe’yi duydu¤unda tüyleri diken diken oluyor. “Benim eflim Siirtli, bak›n ne güzel yafl›yoruz” deyip, koskoca bir halk› aldatmay› düflünecek kadar kaba bir demagog, bir halk›n dilinin resmi olarak tan›nmas›n› edepsizlik sayacak kadar flovenisttir. O’na göre “sorunu yok sayarsan, yok olur”, öyleyse herkes Türkçe konuflsun, böyle bir sorun da kalmaz. Oligarfli ony›llard›r bu flovenist politikay› dayat›yor zaten. Tayyip’in demokratl›¤›, ç›kard›¤› AB yasalar›n›n nas›l göstermelik oldu¤u ortada. Bir yandan “Kürtçe yay›n, kurs” aldatmacas› ile AB’nin gözünü boyuyor (AB’nin de bu göz boyamaya itiraz› yoktur, istedi¤i de
Tayyip’in kan›nda halklara, onlar›n de¤erlerine, kültürlerine, yaflam tarz›na karfl› sayg›s›zl›k vard›r. Tayyip’in kan›nda despotluk, hak isteyenlere, direnenlere karfl› tiksinti duyma derecesine varan bir düflmanl›k vard›r. Hak isteyenler için adeta “nereden ç›kt›n›z, ne verirsek yetineceksiniz” demektedir her seferinde. Herkesin kendisi gibi düflünmesini, yaflamas›n› istiyor, farkl› olan hiçbirfleye tahammül edemiyor Tayyip. Zina yasas›na karfl› ç›kan kad›n örgütleri için de, “ahlaks›z pankart tafl›yorlar” demesi, bunun ürünüydü. Muhaliflerine, terörist, marjinal diye sald›rmas› ayn›. Sorsan›z, “Türkiye’nin bölünmez bütünlü¤ünden” dem vuracakt›r. Ekonomiyi IMF’ye, siyaseti AB’ye, orduyu NA-
lan›m yafl›n›n 10'a kadar düfltü¤ü ve çocuklar›m›z›n tedavi olanaklar›ndan tamamen yoksun oldu¤u belirlendi. Bu çocuklardan 64.8'i para kazanma amac›yla çeflitli ifllerde çal›fl›yor. Çocuklar›n yüzde 83.8'inin e¤itimlerini b›rakt›¤›, yüzde 86.5'inin aile içi fliddete maruz kald›¤›, yüzde 35.1'inin adli sorun yaflad›¤› belirlendi. Yap›lan araflt›rmalar, Türkiye'de uçucu madde kullanma yafl›n›n genelde 12-17 yafl aras›nda oldu¤unu ortaya koyuyor. Oligarfli emekçi mahallelerinde ve Güneydo¤u’da böyle bir tabloyu yaratmak için büyük çaba sarf ediyor; gençler mücadeleye kat›lmaktansa bu tür pisliklere teslim olsunlar daha iyidir, diye düflünülüyor. Yaratt›¤› sonuçla gurur duyabilir; çocuklar›m›z uçucu maddelere, gençlerimiz uyuflturucu ve fuhufla ne kadar batarsa, onlar o kadar kendilerini huzurda hissediyorlar.
Düzenin Zehiri 10 Yafl›ndaki Çocuklar›m›z›n Bedeninde Kapitalizm gençlerimizi uyuflturucuyla teslim almaya devam ederken, uçucu madde kullan›m yafl›, 10'a kadar düfltü. Çocuklar›n› uyuflturucuyla zehirleyen, sadece tekellerin ihtiyaçlar›n› düflünen bir düzen çürümüfl, asalak bir düzendir. Diyarbak›r’daki araflt›rma bunu göstermektedir. Diyarbak›r Devlet Hastanesi ile Dicle Üniversitesi T›p Fakültesi’nden, Uzman Dr. Aziz Yaflan ile Prof. Dr. Faruk Gürgen, “Güneydo¤u Anadolu Bölgesi'nde Ergenlerde Uçucu Madde Kullan›m Özellikleri” bafll›kl› bir çal›flma yapt›lar. Çal›flma kapsam›nda Diyarbak›r'da uçucu madde kullanan ergen çocuklar üzerinde yap›lan araflt›rmayla Güneydo¤u'da uçucu madde kul-
bu göstermelik ad›mlardan ibarettir), öte yandan bir halk›n diline, kültürüne hakaret etmekte sak›nca görmüyor. Söyledi¤i esas olarak flu; kurs verdik, TV yay›n› verdik, daha ne istiyorsunuz, oturun oturdu¤unuz yerde!
TO’ya ba¤lamakta, ABD’nin Ortado¤u politikalar›na endekslenmek, san›ld›¤› gibi bu zihniyetle çeliflmez. Kaba milliyetçiler, flovenistler ayn› zamanda en sad›k emperyalist iflbirlikçilerdir. Emperyalizmin istikrar› içini kendi halk›n› katlederken, “Türkiye Türklerindir” demagojisi dillerinden düflmez, ABD ile stratejik kölelik iliflkileriyle övünmeyi de ihmal etmezler.
Tayyip Erdo¤an, oligarflinin bu tarihine sad›k bir politika izlemeye devam ediyor. Bunu yaparken de kan›ndaki din istismarc›l›¤›n› sonuna kadar kullanmay›, islam› pazarda al›n›p sat›lan, koltuk için kullan›lan, emperyalizmin önüne serilen bir meta haline getirmeyi ihmal etmiyor. Halklar›n dilleri, kültürleri bask›yla, flovenist politikalarla yasaklanamaz, hakaret edile-
‹slam Borsaya Düfltü! “Allah-ü ekber, Yaflas›n Kapitalizm!” AKP iktidar›n›n etkisi her alanda görülmeye devam ediyor. Büyük lider flu Tayyip! Ülkenin ekonomisine, siyasetine damgas›n› vuruyor. ‹slam, yaflam tarz› olamasa da, tekellerin yaflam›nda yerini almaya devam ediyor. AKP iktidar›na emperyalistlerin biçti¤i misyonla birlikte, islam tekelleri için rant›n, kâr›n kap›s›. Bunun son örne¤i, islami borsa endeksi oldu. Emperyalist tekellerin borsa ifllemlerindeki en büyük kuruluflu Dow Jones’un Avrupa, Asya ve Ortado¤u’da ifl gelifltirilmesinden sorumlu müdürü Lars Hamich, “islami endeksi”nin, AB üyeli¤i konusundaki ad›mlarla birlikte gündeme geldi¤ini belirterek, bir arac› kurumdan kendilerine talep geldi¤ini ve bunun üzerine giriflimleri bafllatt›klar›n› söylüyor. (29 Eylül, Milliyet) Sözkonusu arac› kurumun, ad›na hareket etti¤i firma ise, çok tan›d›k; ÜLKER Grubu. Hani flu, Tayyip’in de ortaklar› aras›nda yer ald›¤›, halk›n inançlar›n›, flovenizmi kullanmada s›kça karfl›m›za ç›kan yeflil sermaye Ülker. ‹slamc› bas›n, ‹slami Endeksi’ne hemen uyum sa¤lad›. Yeni fiafak, manfletlerden, ‹slami Endeksi direktörünün, 400 milyar
dolarl›k ‹slami sermayenin, Türkiye için büyük bir f›rsat oldu¤u sözlerini duyurdu. Tek flartla; faizsiz olmal›ym›fl!!! Borsa, ad› üstünde spekülatör sermayenin alan›d›r, tekellerin çeflitli oyunlarla piyasadan para toplad›¤› yerlerdir. Kurulufl felsefesi, islami terimle söylersek, “haks›z kazanca” dayan›r. Üretim yoktur. “‹slami endeksten flirketlerin kayna¤›ndaki faiz gelirlerini ay›kl›yoruz” sözü, koca bir yalandan ibarettir. ‹slamc› sermaye kapitalist h›rs›zl›¤› nas›l “faizsiz kazanç” diye gurbetçilerin paralar›n› toplayarak yapt›larsa, Arap sermayesini tekellerin hizmetine sunmay›, ‹slami endeksi de “faizsiz” diye yutturmak istiyorlar. Kapitalizme uyum böyle sa¤lan›yor. Ve dikkat edin; islami endeksi, “fleriat” tart›flmalar›na dahi yol açmam›fl, islam›n ekonomide referans olmas›na ne Do¤an Medya ne de baflka tekeller itiraz etmemifltir. Çünkü, islam›n yeflili alt›nda kasalar›na gelecek yeflil dolarlar›n kokusunu ald›lar. Dow Jones ‹slami Endeksi, islam›n kapitalizmin ç›karlar› için kullan›l›fl›n›n en pespaye halidir. ‹s-
mez. Kürt halk› için y›llarca “karda yürüyenlerin ç›kard›¤› kart, kurt” sesi diyen flovenistlerle ayn› kaynaktan beslenen Tayyip de, Kürt halk›n› afla¤›layamaz. Kürt halk›, bu flovenist bask›lara karfl›n, dilini, kültürünü yaflatmaya devam edecek ve ne AB’nin sahte demokratl›¤›na, ne de oligarflinin politik manevralar›na bel ba¤lamadan, ulusal haklar›n› mücadeleyle kazanacakt›r. lam, AKP iktidar› ile birlikte “borsaya düflmüfltür”. Resmen ka¤›t üzerinden al›n›p sat›lan, maddi de¤eri olan, kimilerinin kasas›na dolar olarak ak›p, kimi orta kesim yat›r›mc›y› iflas ettiren bir de¤erdir. AKP iktidar›n›n, dini kullanarak iktidar olmas›yla, ABD’nin Ortado¤u politikas›nda “›l›ml› islam” rolüne soyunmas›yla, Avrupa kap›lar›nda “biz islam›n demokrasiyle ba¤daflt›¤›n› gösteren örne¤iz, model olarak al›p bizi kullan›n” demesiyle, borsaya düflen islam aras›nda temelde hiçbir fark yoktur. Hepsinde din, kullan›lan bir araç, rant için, ç›kar için, koltuk için bir istismar malzemesidir. Tekeller bunu borsa arac›l›¤›yla yapmakta hiçbir sak›nca görmüyorsa, daha flimdiden Eczac›bafl›, Arçelik, Ere¤li Demir Çelik, Ülker, Tofafl, Ford gibi tekeller islami endekste yerini al›yorsa, AKP iktidar› kimin için nimet oluyor, ortadad›r. Haydi AKP’liler hep birlikte; “Allah-u ekber, yaflas›n kapitalizm”...
Say› 126 21 3 Ekim 2004
Muhalif Herkes Terörist! AB’nin “iflkencenin sistematik olmad›¤›n›” söylemesi, bu konuda iktidar› daha da pervas›zlaflt›racakt›r. Bunun belirtileri, bu aç›klaman›n hemen ard›ndan görülmeye bafllad› bile. Baflbakan Tayyip Erdo¤an 24 Eylül gecesi Kanal 7'de kat›ld›¤› “‹skele-Sancak” program›nda, iflkenceden, insan haklar› ihlallerinden söz edenler için sürekli olarak ”d›flar›ya ihbar ettiler” derken, “‹flkencenin sistematik olarak sürdü¤ünü” söyleyen bir kifliyi saptad›klar›n› ve bu kiflinin terörist örgütlerle iliflkisinin de ortaya ç›kt›¤›n› söyledi. Say› 126 22 3 Ekim 2004
Cunta fieflerinden Tayyip’e... “Türkiye'yi d›flar›ya ihbar etmek”, 12 Eylül cuntas› fleflerinin en çok kulland›¤› kavramlar›n bafl›nda gelir. Cuntan›n a¤›r bask› koflullar›ndan, iflkenceler, idamlar, infazlar, hapishanelerdeki zulümlerden, ülke içinde konuflman›n “zor” oldu¤u koflullarda, yurtd›fl›ndaki ilerici güçlerin, Türkiyeli devrimcilerin aç›klamalar› karfl›s›nda gelifltirilen bir argümand›. Sonraki y›llarda da iktidarlar taraf›ndan sürdürüldü. Kim hak ve özgürlüklerden söz etmiflse, “d›fl güçler” demagojisi ile susturulmak istendi ve “Türkiye’yi d›flar›ya ihbar etmek”le suçland›. Siyasi, askeri, ekonomik olarak “d›fl güçlere” göbekten ba¤›ml› iktidarlar, Amerikan tekellerini ç›karlar› için darbe yapan cunta flefleri, gerçek yüzlerini böylece gizlemeye çal›flt›lar. Ülkeyi 12 Eylül anayasas› ile yönetmeye devam eden ve bir çok alanda cunta uygulamalar›n› aflan bir politika izleyen Tayyip, faflizmin klasik mant›¤›n› sergiliyor. Demokratikleflmeyi dilinden düflürmeyen AB’ci sahte demokratlar da elbette
bu zihniyeti görüyor, ancak, AKP ile ç›karlar› temelinde bulufltuklar› “AB sürecine zarar gelmemesi” ad›na, üzerini örtüyor, gizliyorlar.
‘Terörist’ Olmayan Kim Kald›? ‹flkencenin sistematik olup olmad›¤›, bir devlet politikas› olarak Emniyet Müdürlükleri‘nden karakollara, Jandarma karakollar›ndan J‹TEM merkezlerine, hapishanelerden mahkemelere kadar nas›l uyguland›¤› ve yarg› taraf›ndan üzeri örtüldü¤ünü anlatacak de¤iliz. Bu konuda her gün yeni bir örne¤e rastlaman›z mümkündür. “Sistematik iflkenceden söz edenin sadece bir kifli” olarak lanse edilmesinin koca bir yalan olmas› bir yana, zaten onun da terörist örgütlerle iliflkisinin oldu¤u tespit edilmifl. ‹flkenceci polislerin söylemi! Bu mant›¤a göre, muhalif olan, varolan bir sorunu dile getiren, sistemi elefltiren herkes teröristtir. K›z›yor Tayyip; sen nas›l AB ile dan›fl›kl› oynad›¤›m›z oyunumuza “iflkence sistemli” diyerek tafl koyars›n diyor. Üstelik iktidara ra¤men, kim, nas›l iflkenceden söz eder? Belalardan bela be¤ensin, gözalt›lar, tutuklamalar, çeflitli bask› yöntemleri ile susturulmas› için her türlü yola baflvurulur. Gerçe¤in ad›d›r terörizm. Hak ve özgürlükler için mücadeledir, terörizm. F tiplerinden, tecritten söz eden tüm kurumlar›n mutlaka terör örgütleri ile iliflkisi oldu¤una, tecrite karfl› ç›kanlar›n teröristler oldu¤una iliflkin onlarca aç›klama yap›ld› devlet adamlar›n›n dilinden. Hatta, AB nezdinde yap›lan resmi yaz›flmalarda dahi bu demagoji kullan›ld›. Türkiye’nin AB nezdindeki daimi Büyükelçisi Nihat Akyol’un parlamenterlere mektuplar› hat›rlans›n. Dünyan›n bildi¤i ve 117 ölümle kendini dayatan bir gerçe¤in dile getirilmesiydi teröristlik. Tecrite iliflkin rapor haz›rlayan DKÖ’ler de malum terörist örgütlerin “uzant›s›yd›” zaten!! AKP’nin iktidar olmas›ndan bu yana, kimlere marjinal, terörist dedi¤ini hat›rlay›n; iflçiler, memurlar, ö¤renciler, kad›nlar herkes hak istedikçe, gerçe¤i dile getirdikçe terörist oldular. ‹ktidar, muhalif düflünceye tahammülsüzlü¤ünü, muhalifleri susturarak iktidar›n› sürdürme politikas›n› sürdürdükçe, listeye baflkalar› da dahil olacakt›r.
“Gerçek yüz” Ve AKP’ iktidar›n›n ‘islami duyarl›l›klar›’ ‹slamc›lar; AKP’nin ‘gerçek yüzü’ konusunda yan›lmaya ve yan›ltmaya son verin! Bu iktidar emperyalizmin iktidar›d›r. ‹slami duyarl›l›k “türban”dan, “zina”dan m› ibaret; ya kapitalizm? “Zina yasas›” konusundaki geri ad›m ve TCK’da do¤rudan türban›, Kur’an kurslar›n› hedefleyen maddelerle birlikte, islamc› çevreler ve bu kesimin yazarlar›, AKP’nin gerçekten iktidar olup olmad›¤›n› sorguluyor. Kimisi, “madem CHP’nin dedi¤i olacakt›, siz ne diye mecliste bu kadar ço¤unlu¤u elde ettiniz” diyor. Bir baflkas›, bugüne kadar AB’nin dayatmalar› ile ç›kar›lan hiçbir yasaya, AB’nin zulme verdi¤i deste¤e, faflizmin örtüsü haline getirilmesine sesini ç›karmam›fl, zina konusuna gelince “AB’nin emriyle mi hareket ediliyor, AB nereye kadar iktidar›n icraatlar›n› belirleyecek” diye soruyor. Vakit gibi, TCK konusunda “vebalin AKP’de oldu¤u” manfletleri atan da var, “de¤iflim” söylemini, “De¤ifliyoruz, çürüyoruz...” diye elefltiren de. Tüm bu elefltiriler, belli noktalara de¤inse de, hâlâ AKP iktidar›na “bizimkiler” diye sahiplenen, onun gerçek niteli¤ini görmekten kaç›nan bir yaklafl›m› sergilemektedir. TCK tart›flmalar› ile bafllayan süreçte, Yeni fiafak Gazetesi baflyazar› Ahmet Taflgetiren bu konuda tipik bir örnek oluflturmaktad›r. 27 Eylül tarihli "Gerçek yüz" bafll›kl› yaz›s› da, bunlardan biri. Taflgetiren, her icraatta, "gerçek yüzü ortaya ç›kt›" söyleminin, AKP’ye karfl› kullan›lan bir argüman oldu¤unu, kastedilenin “Ak Parti kadrolar›n›n dindarl›klar›, ‹slam'la iliflkileri oldu¤u”nu belirtiyor ve bunun AKP’lileri att›klar› her ad›mda geri çekilme bask›s›nda tuttu¤unu ve suçluluk psikolojisine soktu¤unu dile getiriyor. Tesbitleri do¤rudur. Ancak, kaç›r›lan nokta; “Laik” kesimin de, AKP gerçe¤ini “fleriatç›l›k”
söylemine s›k›flt›r›p, gerçek niteli¤inin gizlenmesine t›pk› islamc›lar gibi hizmet ediyor olmas›d›r. Cereyan eden çat›flma ise, koltuk kavgas›d›r. At›lan geri ad›mlar, ç›kar›lan bütün yasalara karfl›n, Türkiye’de gerçek yönetenin hükümetler olmad›¤›n› göstermektedir. Dün iktidar›n bütün ipleri Genelkurmay’›n elinde bulunurken, bugün Genelkurmay ile AB aras›nda paylafl›lmaktad›r. Sürece uygun olarak belirleyici iktidar›n Brüksel oldu¤u bir çok olayda ortaya ç›kmaktad›r. Taflgetiren’in 28 Eylül tarihli yaz›s›nda elefltirdi¤i “Liberal - muhafazakar ittifak›” konusundaki güçler dengesi de, liberallerin falanca parti ad›yla seçime girip halktan ra¤bet görmemesi ile ölçülmüyor. “Erdo¤an, demokratlara ve liberallare, onlar›n toplumdaki a¤›rl›¤›ndan daha fazla a¤›rl›k vermek zorunda." diyen Taha Akyollar‘›n s›rt›n› dayad›¤› yer Avrupa Birli¤i‘dir. Liberaller AB’cilerdir, “demokrat” diye pazarlanan, ancak ülkesinin hapishanelerinin kan gölüne dönmesini bile görmeyen sahte demokratlar AB’cilerdir. Bu anlamda da Taha Akyol’un “muhafazakar-liberal ittifak›” tesbiti yanl›fl de¤ildir. ‹ktidar›n yapt›r›m gücü olarak büyük orta¤› AB ve AB’cilerdir. Tekelci sermayenin deste¤i de, AKP’nin AB’cili¤i, Amerikanc›l›¤› kriterlerine ba¤l›d›r. Çünkü tekellerin ç›karlar› emperyalist sistemle bütünleflmektedir. Bu nedenle 'zinaya suç' tart›flmalar›yla AB ile yaflanan “kriz” sonras›, TÜS‹AD hükümeti “art›k sürpriz istemiyoruz” diye uyarm›flt›r. Demokrasinin oyundan ibaret oldu¤u ülkemizde seçimlerin hiçbir anlam› yoktur. AKP iktidar›n›n, ondan öncekilerin yaflayarak ö¤rendikleri bu gerçek görülmedi¤inde iktidarlara misyonlar biçilir. Evet, Taflgetiren, “anayasal bir suç ifllemeyi göze al›p, ‘Art›k seçimleri kald›ral›m’ diye yazabilmeli”. Memurunun ne maafl alaca¤›na, hangi yasalar›n ç›kar›laca¤›na kadar her alanda emperyalistlerin karar verdi¤i bir ülkede seçimlerin hiçbir anlam› yoktur. *** Peki islamc›lar›n bu durumdan flikayet etmeye hakk› var m›? AKP iktidar› iktidar koltu¤unun meflruiyetini nereden ald›? Reel politika ad›na, içerideki iktidar çat›flmalar›nda AKP’nin s›rt›n› emperyalistlere dayamas›na -istisnalar› d›fl›ndatüm islamc›lar destek olmad› m›? Bu nedenle AB’nin en h›zl› destekçisi olan siz de¤il miydiniz? Türban sorununun çözüm yeri olarak daha dünkü A‹HM karar›na kadar Avrupa’y› görmüyor muydunuz? “AB ile iliflkiler böyle mi devam edecek?” diye soruyor Taflgetiren ve böyle devam ederse, AKP iktidar›n›n AB ile iliflkilerde farkl›l›¤›n›
Say› 126 23 3 Ekim 2004
‹slamc›lar “nas›l bir iktidar”, “nas›l bir düzen” sorununda; Tekelleri ne yapacaks›n›z? Toprak a¤alar›n› ne yapacaks›n›z? Emperyalizm-oligarfli iliflkisini ne yapacaks›n›z? Paylafl›m› nas›l sa¤layacaks›n›z? Sömürüyü nas›l kald›racaks›n›z, böyle bir niyetiniz, program›n›z var m›? korumamas›, Türkiye'ye özgün öneriler sunmamas›, farkl› nesi varsa terketmesi sonucunun ortaya ç›kaca¤›n› belirtiyor.
Say› 126 24 3 Ekim 2004
Elbette olan ve olacak olan budur. Tekellerin ç›karlar› neyi gerektiriyorsa, Türkiye’nin AB iliflkileri de ona göre flekil alacakt›r. AKP iktidar› bu tercihi yaparak oturmufltur o koltu¤a. “De¤ifltik” denirken, emperyalistlere ve tekellere verilen güven de bu çerçevededir; sizin ç›karlar›n›z› en iyi biz koruruz, sistemin bekaas›n› en iyi biz sa¤lar›z denilmifltir. Elefltiri konusu yap›lan TCK konusundaki geri ad›m›n at›ld›¤› Brüksel ziyaretini, gerçe¤in tam aksine “gitti çözdü, geldi...” diye manfletten duyuran Yeni fiafak’›n yazarlar› bu süreci çok iyi bilirler. AKP, s›rt›n› ABD’ye, AB’ye dayayarak koltu¤unu sa¤lama al›rken, bu emperyalist deste¤in karfl›l›ks›z oldu¤unu mu düflünüyordunuz? Ya da flöyle soral›m; AKP iktidar›n›n AB emirleri ile hareket etti¤ini, Taflgetiren yaz› konusu itibariyle de¤inmemifl ama biz ekleyelim, gelece¤ini ABD’nin Ortado¤u politikalar›na endekslenmekte gördü¤ünü, yeni mi fark ediyorsunuz? Demek ki, TCK’daki bir kaç madde olmasa, haydi diyelim türban sorununu da bir flekilde çözmüfl olsa, hiçbir sorun olmayacakt›. AKP’nin “gerçek yüzü” yan›lg›s› buradad›r. Bu iktidar, emperyalizmin iktidar›d›r. Emperyalizmin iktidar›n›n bugünkü konjonktürde islami duyarl›l›klar› olamaz. Olabilecek en fazlas›, Amerika’n›n “›l›ml› islam›”n›n çerçevesinde olur. Dün, emperyalizm karfl›s›nda halklar›n cephesini oluflturan sosyalist sisteme karfl› “yeflil kuflak” nas›l kullan›lan bir politika olmuflsa, bugün direnen islamc›lara karfl› da “›l›ml› islam” kullan›lan bir çizginin ad›d›r, bir baflka deyiflle islamc›lar›n, islamc›l›kla ezilmesinin ad›d›r. Tek tek kimi AKP kadrolar›n›n dindar olmas›-
n›n, islami duyarl›l›klar› bulunmas›n›n burada hiçbir önemi yoktur. Parti politikas›, hükümet politikas›d›r önemli olan. AKP’nin en temel duyarl›l›¤› koltu¤udur. Bunun için dinini pazara bile ç›karm›flt›r. ‹ktidar›n gerçek yüzünü gizlemek için islamc› kesimlerin duyarl› oldu¤u konularda ad›m atma giriflimlerine bir misyon biçildi¤inde, hem hayal k›r›kl›klar› yaflanmaya devam edecek, hem de islamc› kesim de bu “gerçek yüz”ün gizlenmesine hizmet etmifl olacakt›r. Örne¤in, islamc›lar›n göklere ç›kard›¤›, Bush’un ‘Haçl› Seferi’ söylemine “bizim uygarl›¤›m›z daha üstündür” diyerek destek veren ‹talya Baflbakan› Berlusconi ile Erdo¤an’›n diplomatik iliflkinin ötesindeki dostlu¤u, islami duyarl›l›kla ilgili olmasa gerek. Bu tür iliflkiler, kapitalist sistemin her fleyi ç›karlara, ranta indirgeyen iliflkileridir. Mesela ‹talyan tekellerinin Türkiye’deki ç›karlar›n›n bizzat Erdo¤an taraf›ndan korunmas›, karfl›l›¤›nda “AB üyeli¤i deste¤i”, dolay›s›yla koltu¤a destek olunmas›d›r. *** “‹slami duyarl›l›k” türbandan m› ibaret? AKP’nin kapitalizmin uygulay›c›s› olmas›ndan rahats›z de¤il kimse. ‹slamc›lar kendinizi aldatmay›n. Tayyip’in ars›zca IMF’yi savunmas›na iliflkin neden hiç sesiniz ç›kmaz örne¤in? Neden, “Ak Parti'nin K›z›lcahamam toplant›s›n›n bir özelefltiri ortam› olmas›n›” bu alanda beklemez, istemezsiniz? ‹slamc›lar “zina yasas›” ile “islam hukuku, ahlak›” söylemine baflvuruyor. Ahlaks›zl›¤›n as›l kayna¤› olan kapitalist sisteme ise söz yok! ‹ktidar, yaflam›n her alan›nda derin batakl›klar üreten kapitalizmi uygulayabilir, ama “iflte islamc› iktidar” diye tatmin olabilece¤imiz bir fleyler yaps›n; buradan ç›kan sonuç k›saca budur. Bir “gerçek yüz” aranacaksa, AKP iktidar›n›n nas›l bir ekonomik-politik sistemin uygulay›c›s› oldu¤unda aranmal›d›r. Sömürünün, yoksullu¤un üzerinin “sadaka, fitre, kömür yard›m›” ile gizlendi¤ini düflünecek kadar saf de¤ilseniz, iktidar›n kapitalist sömürünün siyasi erkini oluflturdu¤unu görmelisiniz. Bütün zulümlerin kayna¤› bu sömürü sisteminin korunmas› içindir. “‹slamc›” olmayan, kadrolar› “dindar” olmayan iktidarlarla AKP iktidar›n›n temel politikalarda farkl› nesi var? Yoktur. Olamaz da. Türkiye’de iktidar gerçe¤inin açmazlar›n› bir yana b›rakm›fl olsak dahi, ‹slamc›l›¤›n kendine ait bir ekonomi politikas› yoktur, kapitalizme yeflil flal örtüp uygulamaktan baflka. Örne¤in bir islamc› iktidar için yukar›da sordu¤umuz sorulara, kapitalizm d›fl›nda cevaplar verilebilir mi? Hay›r!
Koordinasyon ‹ntifaday› Selamlad›
‘Direnen Halklar Kazanacak’
2. Filistin ‹ntifada’s›n›n y›ldönümünde, 25 Eylül günü, dünyan›n bir çok ülkesinde halklar, Filistin halk›n›n direniflini selamlad›. Türkiye’de direnen halklar›n sesini alanlara tafl›yan ise, Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu oldu. Koordinasyon, ‹srail Konsoloslu¤u önünde eylem yapt›. Haklar ve Özgürlükler Cephesi ve TAYAD’l›lar›n da, "Kahrolsun Emperyalizm Yaflas›n Mücadelemiz, ‹ntifaday› Tecrite Karfl› Sürdürdü¤ümüz Direniflimizle Selaml›yoruz" dövizleri ve k›z›l bayraklar›yla kat›ld›¤› eylemde, Levent Metro önünden ‹srail Konsoloslu¤una yüründü. 400’e yak›n kiflinin kat›ld›¤› Filistin'deki iflgali protesto eyleminde, Koordinasyon üyeleri “Direnen Irak-Filistin Halklar› Kazanacak, Emperyalizm Yenilecek" yaz›l› pankart ve "Irak-Filistin Halklar› Yaln›z De¤ildir", "‹ntifaday› Tecride Karfl› Direniflimizle Selaml›yoruz", "Kahrolsun Emperyalizm, Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i", "Yaflas›n Küresel ‹ntifada" yaz›l› dövizler açt›. Filistin bayraklar› tafl›yan kitle, ‹srail Konsoloslu¤u'na kadar "Kahrolsun Emperyalizm Yaflas›n ‹ntifada", "Katil ‹srail Or-
Köln
tado¤u'dan Defol" sloganlar› att›. Konsolosluk önünde yap›lan aç›klamada “‹ntifada; tafllarla, sapanlarla, yüreklerinde cesaret ve umutla özgürlü¤e kavuflman›n mücadelesini verenlerin tarihidir. Ellerinde teknolojik silahlar›, savafl uçaklar› ile Amerika'n›n tetikçili¤ine soyunan ‹srail'e karfl› direnenlerin tarihidir.” ifadelerine yer verildi. Irak direnifline de yer verilen aç›klamada, emperyalist politikalar›n direnifle çarpt›¤› ifade edildi. “Amarika Irak'ta da Vietnam'da yaflad›¤› sona mahkum olacakt›r.” sözlerine yer verilen aç›klamada, “Halklar›n özgürlük mücadelesi zafere ulaflacakt›r." denildi. Aç›klamada ayr›ca Yeni Ceza ‹nfaz Yasalar›yla, yeni cezaevi modelleri ile tutuklulara yönelik bask›lar›n sürdü¤ü söylenerek cezaevlerindeki bask›lar›n son bulmas› ve ¥eni Ceza ‹nfaz Yasas›’n›n derhal geri çekilmesi gerekti¤i vurguland›. Eylemin sonunda, Grup Yorum Zafere Kadar isimli Filistin direnifli için yapt›klar› flark›lar›n› söylerken; Grup Vardiya ve Grup Yürüyüfl de birer marfl seslendirdiler. Ayr›ca fiair Ruhan Mavruk'ta bir fliiriyle eylemde yerini ald›. Eylem sloganlarla sona erdi. Öfkeli sloganlar›n hiç susmad›¤› eylemde, HÖC’lüler, emperyalizmin hücrelerindeki direniflin coflku ve kararl›l›¤›n› Filistin ve Irak halklar›n›n emperyalizme ve siyonizme karfl› direnifliyle bütünlefltirdiler.
Köln’de Yürüyüfl Aralar›nda Almanya Haklar ve Özgürlükler Cephesi'nin de bulundu¤u onlarca kuruluflun ça¤r›s›yla gerçeklefltirilen yürüyüfl boyunca Filistin bayraklar› ve iflgali, katliamlar› lanetleyen pankart ve dövizler tafl›nd›. ‹srail ve ABD aleyhine Almanca ve Arapça sloganlar›n at›ld›¤› ve 2 saat süren yürüyüflte, ‘Anti Alman’ isimli ‹srail ve Amerikan bayraklar› tafl›yan bir grubun provokasyon giriflimi kitlenin öfkesiyle karfl›laflt› ve bofla ç›kar›ld›. Yürüyüflün ard›ndan yap›lan konuflmalarda Filistin ve Irak'taki iflgallerin son bulmas› dile getirildi ve direnifllere destek ça¤r›lar› yap›ld›. Haklar ve Özgürlükler Cephesi kendi pankart› ile kat›ld›¤› yürüyüflte, 'Filistin Özgür Olacak' bafll›kl› bildiri da¤›tt›.
‹srail terörü fiam’da ‹srail devleti Filistin halk›na karfl› uygulad›¤› terörü Suriye’nin baflkenti fiam’a tafl›d›. ‹srail taraf›ndan 26 Eylül günü düzenlenen suikast sonucu HAMAS yöneticilerinden oldu¤u belirtilen ‹zzeddin fieyh Halil (42) arabas›na yerlefltirilen bombayla katledildi. Sald›r› hem direniflçi örgütlere karfl› iflgal topraklar›ndaki terörü s›n›r d›fl›na tafl›man›n bir örne¤i olurken, hem de, ABD’nin hedefi durumundaki Suriye’yi de provoke etmeyi amaçl›yor. ‹srail daha önce de Suriye’deki Filistinliler’in mülteci kamplar›na bomba ya¤d›rm›flt›.
Say› 126 25 3 Ekim 2004
AB Türkiye için nas›l bir demokrasi
istiyor? Say› 126 26 3 Ekim 2004
TCK, AB’nin Türkiye için nas›l bir demokrasi istedi¤inin resmidir. Hat›rlanacakt›r, uzun süre önce, “AB’ye uyum yasalar› faflizmin yeni maskesidir” tesbitini yapt›k. Türkiye’nin AB’ye uyum sürecinde geçirdi¤i “de¤ifliklikler”, en özlü ifadesini bu tesbitte bulmaktad›r. Kimilerine göre bu tesbit, “sanki hiçbir de¤ifliklik yokmufl gibi”, varolan de¤ifliklikleri yads›yan bir belirlemedir. TCK’n›n yeni hali, bunun böyle olmad›¤›n› göstermifltir. Biz geliflmelerin as›l yönüyle ilgiliyiz. Siyasette geliflmelerin belirleyici yan›n› do¤ru tesbit edebilmek önemlidir. Bunu do¤ru tesbit edemedi¤inizde, ayr›nt›lar içinde bo¤ulur, onlar›n peflinde sürüklenirsiniz. Bir noktadan sonra, emperyalizmin ve oligarflinin manevralar› aras›nda esas olan› ay›rt edemez hale gelirsiniz. TCK, “AB’ye uyum” yasalar›n›n faflizmin maskesi haline getirilmesinde yeni bir ad›md›r. TCK’daki “zina” maddesi üzerine f›rt›na koparan AB, ayn› yasadaki anti-demokratik hükümleri tart›flma konusu bile yapmam›flt›r. AKP iktidar›, içe dönük hesaplar›yla, AB emperyalizmine karfl› nereye kadar “itiraz” edebilece¤i konusunda hafif bir güç denemesinde bulunmufl, ama bulundu¤una da piflman edilmifltir. AKP’nin burnu Brüksel’de sürtülmüfltür. AB’nin TCK konusunda gösterdi¤i tek “hassasiyet” bu olmufltur. TCK’n›n hemen meclisten geçirilmesini “dikte ederken”, TCK’daki anti-demokratik hükümlere iliflkin en küçük bir düzeltme “telkininde” bulunmam›flt›r. AB’ye üyelikle demokratikleflme aras›nda ba¤ kurulurken ülkemizde en çok sözü edilenlerin bafl›nda “düflünce özgürlü¤ü” geliyordu. Neredeyse her uyum yasas› “düflünce özgürlü¤ünü” geniflletece¤i propagandas›yla sunuldu.
Keza, AB’nin Türkiye’ye yönelik “insan haklar› ihlalleri elefltirileri”nin bafl›nda da her zaman “hapisteki düflünce suçlular›” gelmifltir. Fakat yeni TCK’da AB’de, AB’ciler de bu “duyarl›l›klar›n›” birden kaybettiler nedense. Yeni TCK, düflünceye, eski TCK’dan daha tehlikeli ve keyfi s›n›rlar getirirken AB’nin buna hiç itiraz etmemesi dikkat çekicidir ama flafl›rt›c› de¤ildir. Çeflitli uyum yasalar›yla tan›nan kimi haklar, yeni TCK’yla daha uygulanma f›rsat› bulamadan yokedilmifltir. AB ve AKP, bu oyunda da “uyum” içindedir. Böyle yap›lmas› bafltan planlanm›flt›r ve bu yüzden de AB’nin TCK’daki bu anti-demokratik hükümlere itiraz› olmam›flt›r.
Mesele, emperyalizmi tan›makt›r! –Avrupa’n›n emperyalizm, emperyalizmin de tekelci ve asalak kapitalizm oldu¤unu unutmayanlar, geliflmeler konusunda yan›lmazlar!– Oligarflinin baz› kesimleri AB üyeli¤ine karfl› olsa da, bir bütün olarak oligarfli AB üyeli¤inden yanad›r. Öyle olmak zorundad›r. Çünkü bu oligarfli, yeni-sömürge bir ülkenin emperyalizme dayanarak iktidar›n› sürdüren iflbirlikçileridir. Avrupa ve ABD emperyalizminin planlar› içinde yeralmaya elleri mahkumdur. Bu nedenle egemen s›n›f kesimleri AB’cidir. Düzen içi sol da zaman zaman fa›rkl› söylemler kullansa da AB’ci olmufltur. Bir k›sm› da tabiri caizse “istemem yan cebime koy” politikas› izlemifltir. ‹flte solun bu kesimleri ve “sol”cu geçinen ama Avrupa misyonerleri gibi davranan AB’ci ayd›nlar, egemen s›n›flardan daha fazla AB propagandas› yapm›fllard›r. Akla gelebilecek her konuda, her durumda “A‹HM’e gideriz ha” söylemiyle, halkta sorunlar›n›n AB’ye girilmesiyle çözülece¤i umut ve beklentisini yaratm›fllard›r. Bu beklentinin yarat›lmas›nda solun bu kesimlerinin rolü, düzen partilerinden daha fazlad›r. Bu kesimler AB’ye uyum yasalar›n›n “demokratikleflme” sürecini gelifltirdi¤i düflüncesinin oluflmas›nda da baflrolü oynam›fllar, hem uyum yasas›ndaki “olumluluklar›” keflfetmek için cansiperane gayret göstermifllerdir. Evet do¤rudur; hemen her uyum yasas›nda k›r›nt›lar kabilinden kimi olumlu düzenlemeler vard›r. Ama meselenin özü bu de¤ildir. AB’ye uyum yasalar›ndaki “olumlu yanlar” üzerine siyaset yapmak, Avrupa Birli¤i’nin emperyalist bir birlik oldu¤unu ve emperyalizmin temel
niteliklerini unutmakt›r. Bunlar unutuldu¤unda geriye burjuvazinin kaba demagojisinden baflka bir fley kalmaz. Bu demagojiye göre, AB, aday üye durumundaki ülkelere bu kadar yasal düzenlemeyi gerçekten de o ülkeleri demokratiklefltirmek için dayatmaktad›r. AB üyesi emperyalistler, yeni-sömürgelerdeki halklar› m› çok seviyorlar, demokrasiye mi çok tutkunlar? Niye bizim demokrasiye kavuflmam›z› bizden çok istiyorlar?
AB’nin bize lay›k gördü¤ü sahte belgeler demokrasisidir. F Tipi tecrit demokrasisidir.
Elbet bu topraklarda da ba¤›ms›zl›k demokrasi ve sosyalizm olacak! Kimsenin inayetiyle de¤il; halk›n savafl›yla, halk›n gücüyle!
“Uyum” manevralar›na bu sorularla, sorgulayarak bak›ld›¤›nda, aldan›lmaz. Mesela, Kürtçe kursun serbest b›rak›lmas›, demokratik bir kazan›md›r. TRT’de yar›m saatlik Kürtçe yay›n da, neticede Kürt halk›n›n ulusal kimli¤inin oligarfliye kabul ettirilmesinin ifadesi olarak demokratik bir kazan›md›r. Ama bunlar için ne AB’yi, ne AKP’yi alk›fllamay›z. Bizi düzen içi siyasetlerden ay›rdeden budur. Alk›fllamay›z, çünkü birincisi; bunlar› onlar vermemifltir, onlarca y›ll›k mücadelenin sonucudur. ‹kincisi, onlar bu haklar› verirken dertleri Kürt halk›n›n daha temel haklar›n› gaspetmeyi sürdürebilmektir. Daha aç›k deyiflle Kürt halk›n›n mücadelesinin önüne k›r›nt›lardan bir barikat örmektir.
Uyum yasalar›n›n özü budur; amaç, tekellerin sömürüsü için en uygun düzeni, ve ayn› zamanda devrimin önünü kesebilen bir düzeni yaratmakt›r.
AB’nin de¤iflmez standartlar› tekellerin ç›karlard›r –Bunun d›fl›ndaki herfley de¤iflebilir! Hatta burjuva demokrasisinin kendisi bile AB emperyalistleri için vazgeçilebilirdir!– Yüzbin sayfay› buldu¤u belirtilen “Kopenhag kriterleri”ne ra¤men, Avrupa Birli¤i’nde demokrasinin bir standart›n›n olmad›¤›n› söylemek kimilerine belki biraz garip gelecektir, ama böyledir. Klasik deyiflle, “garip, ama gerçek”tir. Avrupa’n›n TCK’daki Mussolini zihniyetine itiraz etmemesi de bu “gerçe¤in” bir tezahürüdür. Emperyalizmin ç›karlar› s›k s›k standartlar›n önüne geçmekte, tekellerin istekleri, iflbirlikçi yönetimlerin kayg›lar› nedeniyle standartlar suland›r›lmaktad›r. AB’nin genifllemesi, ayn› zamanda AB’nin midesinin de siyasi anlamda genifllemesi demektir.
Sosyalizmle rekabet halindeki Avrupa Birli¤i, demokrasi konusunda daha iddial› bir birlikti. Kat›l›mc›l›k konusunda burjuva demokrasisinin s›n›rlar› daha netti. Fakat sosyalist sistemin y›k›lmas›, ard›ndan da 11 Eylül eylemleri sonras› gelifltirilen “terörle mücadele” stratejisi, AB’nin “demokrasi” ölçülerini bir hayli de¤ifltirmifl; burjuva diktatörlü¤ünün bask›c› yönü ön plan› ç›km›flt›r. Burjuva demokrasisinin ölçüleri izafidir. Burjuvazi bu konuda hiç mi hiç ilkeli de¤ildir. Demokrasinin “vazgeçilmez” ilkeleri, kurallar› yoktur. Esas olan burjuva diktatörlü¤üdür. Diktatörlü¤ün demokrasi biçiminde mi, faflizm biçiminde mi sürdürülece¤i tamamen koflullara ba¤l›d›r. Bu anlamda AB emperyalistlerinin yeni-sömürgelerdeki faflizmi tasfiye etmek gibi bir politikas› yoktur. E¤er o ülkedeki sömürü düzeni faflizmle sürdürülebilecekse, AB de faflizmin devam›ndan yana olur. Bu noktada ölçüsü fludur: Bir; demokrasi vitrini düzgün olsun... ‹ki; silahl› mücadele yürütenler baflta olmak üzere, halk›n mücadelesi denetim alt›nda tutulabilsin. Avrupa Birli¤i, meflhur dengelerini iflte bunlara göre kurar. Halk›n muhalefetinin, emperyalizme, oligarfliye karfl› silahl› mücadelenin geliflmesi karfl›s›nda, bir süreli¤ine gözlerini kapat›verir. Gerekirse bu arada demokrasicilik vitrini de darmada¤›n edilir. Avrupa emperyalizmi bu ifllerin –demokrasicilik oyununun– ustas›d›r. Halka karfl› gereken “önlemler” al›nd›ktan sonra, bir kaç iflkence, infaz davas› flovu, bir kaç yasa ç›karma flovuyla demokrasinin bozulan vitrini yeniden düzenlenir. Ve AB’ye uyum sürer. AB’den gelecek demokrasi, iflte ancak böyle bir demokrasidir. Bu demokrasi, AB’nin 12 y›ld›zl› bayra¤› alt›nda sürdürülecek bir demokrasicilik oyundan baflka bir fley de¤ildir ve olmayacakt›r.
Say› 126 27 3 Ekim 2004
TCK Meclisten Yükselen Demokrasinin Geçti
Ç›tas› M›? Yoksa... Halk›n Mücadelesinin Önündeki Engeller Mi?
Say› 126 28 3 Ekim 2004
Türk Ceza Kanunu (TCK) Tasar›s›, AB’nin emri üzerine 26 Eylül’de TBMM’de onaylanarak yasallaflt›r›ld›. 345 maddelik yasa, bir ç›rp›da geçiverdi. Emir büyük yerdendi. AB, flu güne kadar ç›kacak diye f›rçay› basm›flt›. Tayyip, uslu uflaklar gibi, daha Verheugen’in yan›ndan AKP Grup Yöneticileri’ni aray›p gereken talimatlar› vermiflti. Avrupa Birli¤i’ne uyum kapsamında hazırlananan bu yasa yaklaflık 1,5 yıldır “gündemde”ydi. Tabii “gündemde” dediysek, AKP’nin ve AB’nin gündemindeydi. Tart›flmalardan, haz›rl›klardan, halk bir yana, hukukçular›n bile haberi olmad›. Bu kadar anti-demokratik biçimde haz›rlanan ve bu kadar anti-demokratik biçimde ç›kart›lan bir yasadan hak ve özgürlükleri geniflletmesini beklemek, abesle ifltigal de¤ilse nedir? Yasadaki 345 maddenin ne getirip ne götürdü¤üne ne muhalefet partisi CHP, ne de iktidar partisi milletvekilleri vak›f de¤ildi. Devletin ve AB’nin birkaç bürokrat›, birkaç da AKP yetkilisi vak›ft› olsa olsa. Bu yasaya iliflkin önümüzdeki dönemde “Karaman’›n koyunu sonra ç›kar oyunu” sözünü s›k s›k duymam›z büyük ihtimaldir.
AB’cilerin demokrasi ç›tas› Yasa ç›kt›ktan sonra övgü yaz›lar›ndan birini Milliyet’ten Hasan Cemal yazd›. Cemal, “Türkiye iyi yolda!” bafll›kl› yaz›s›nda flunlar› söylüyor: “Türk Ceza Yasas›, reformcu bir hamleyle bafltan sona de¤ifltirildi. Kifli hak ve özgürlüklerinin s›n›rlar› geniflletildi. Devletin koydu¤u yasaklardan çok, bireyin hak ve özgürlükleri ön plana ç›kt›. Demokratik hukuk devleti yolunda büyük bir at›l›m yapt› Türkiye. Özetle: Demokrasi ç›tas› yükseldi. ... AB istedi, öyle oldu.
Peki, kötü mü oldu? Hay›r, iyi oldu. AB'ye uyum ad›mlar›, ülkemizde kalite ç›tas›n› yükseltmeye devam ediyor.” Devletin karfl›s›nda bireyin hak ve özgürlükleri öne ç›km›fl, demokratik hukuk devleti yolunda büyük at›l›m yap›lm›fl vs. vs. Radikal Gazetesi’nden Adnan Ekinci de flöyle diyordu: “Bugünkü içeri¤iyle, eski düzenlemeye göre, ileri bir kanun oldu¤unu söyleyip, eme¤i geçen herkese, yerden selam edip, teflekkür etmek icap eder.” Ekinci, elefltiri hakk›n› sakl› tutup TCK’daki sevindirici maddeleri saymaya girifliyor; ama bulup bulabildi¤i evlilik içi fliddet, tecavüz, iflkenceye ceza, özel hayat›n gizlili¤i gibi befl on maddeden ibaret. Hasan Cemal’in TCK yaz›s›, tam bir YALAKALIK yaz›s›d›r. Utanmasa “demokratik devrim yap›ld›” diye de yazar. Yalakal›¤›n s›n›r› yok. Peki Ekinci ne diyor? Sayd›¤› konular› küçümsemiyoruz; ama Ekinci’nin yapt›¤›, tam da klasik deyiflle birkaç a¤aca bak›p orman› görememektir. Herkes pratik olarak da yaflay›p tan›k olacak ki, bu TCK, b›rak›n hak ve özgürlükleri geniflletmeyi, FAfi‹ZM‹ PEK‹fiT‹REN bir yasad›r. Bir yasan›n niteli¤ini belirleyen nedir? 345 maddelik ve yüzlerce f›kral›k bir yasaya, Ekinci’nin örnek verdi¤i türden genifl bir vitrin yapabilirsiniz. Bir maddede verdi¤inizi ötekinde etkisizlefltirerek, hatta etkisizlefltirilmesini baflka yasalara b›rakarak çok demagojik bir metin ortaya ç›karabilirsiniz. AB’ye uyum çerçevesinde yap›lan tüm yasal düzenlemelerin ortak özelli¤i budur. Göz boyayacak, vitrin olacak maddeler mutlaka vard›r. Vitrin maddelerinin arkas›nda ise, emperyalist tekellerin ihtiyaçlar›na cevap verecek veya faflizmin halk›n mücadelesini bast›rma konusunda ihtiyaç duyaca¤› düzenlemeler vard›r.
TCK’ya, toplumsal yaflam›n tümünü etkileyip flekillendiren örgütlenme hakk›, düflünce özgürlü¤ü, inanç özgürlü¤ü, elefltiri özgürlü¤ü aç›s›ndan bak›ld›¤›nda, bunlar›n kullan›lmas›na karfl› öngörülen keyfi ve cezaland›rma mant›¤›n› görmemek mümkün de¤ildir. Yasan›n niteli¤ini belirleyen de bunlard›r. Bunlar›n olmad›¤› yerde, iflkencecilerin cezaland›r›lmas›na iliflkin maddelerin uygulanmas›n› da sa¤layamazs›n›z zaten. Türkiye’deki iflkence sorunu, yasalarda iflkencenin suç say›lmam›fl olmas› nedeniyle miydi? Hay›r! Sorun halk›n hesap sorma hakk›n›n k›s›tlanm›fl olmas›d›r. Bu k›s›tlama sürdü¤üne göre, yasada iflkence suçunun cezas›n›n a¤›rlaflt›r›lm›fl olmas› tek bafl›na ne ifade edecek? Daha da önemlisi; bu TCK’daki mant›kt›r. ‹flkence ne için uygulan›yordu? Toplumsal muhalefeti bast›rmak için! TCK’’n›n say›s›z maddesi de zaten ayn› fleyi yüksek cezalarla, F tipleriyle sa¤lamaya çal›fl›yor. ‹flkencenin de, TCK’n›n da amac› ayn›.
Direnme hakk›n›n yokedilmesi, AB’nin ve AKP’nin ortak politikas›d›r ve TCK da bu mant›kla haz›rlanm›flt›r 20 Ekim 2000’de F tiplerine karfl› bafllayan direnifl sürecinde, direnme hakk›n›n yokedilmek istendi¤inden çok sözettik. 20 hapishaneye yönelik düzenlenen operasyon, direnme hakk›na bir sald›r›yd›. Zorla müdahale, direnme hakk›na bir sald›r›yd›. Daha sonra direnme hakk›n› yoketmek için say›s›z genelge, yasa ç›kar›ld›. Bunlar, dört y›l boyunca parça parça yap›lm›flt› ve görünürde daha çok hapishanelerle s›n›rl›yd›. TCK, bunu daha kapsaml› olarak yasalaflt›rm›flt›r. Hapishanelerde, açl›k grevlerini, ölüm oruçlar›n›, hatta tutsaklar›n bedenlerini tutuflturmalar›n› bile “ceza”ya tabi tutan maddeler konulmufltur TCK’ya. Ama daha önemlisi, direnme hakk›n› yoketmeye yönelik bu maddeler sadece hapishaneler boyutuyla s›n›rl›
de¤ildir. Bir fabrikada direnifl örgütlemek de suçtur TCK’ya göre, bir okulda boykot örgütlemek de. “ifl ve çal›flma hürriyetini ihlal eden
kifli hakk›nda ma¤durun flikayeti üzerine 6 aydan 2 y›la kadar hapis cezas›” öngören flu maddeye bak›n örne¤in. Grev, ifl yavafllatma, viziteye ç›kma, herfley “ifl, çal›flma hürriyetini ihlal” olarak de¤erlendirilebilir. Hiçbir somut hukuk ilkesi yoktur maddede. Bu TCK’n›n yaz›m dilinden de¤il, TCK’ya egemen olan mant›ktan kaynaklanan bir tercihtir. Tarih, ilk yaz›l› kanunu Babil Kral› Hammurabi’nin haz›rlad›¤›n› yazar. Kanun yaparken Hammurabi’nin amac›, halk›n krala ve onun iktidar›na karfl› itaat etmesini sa¤lamakt›r. TCK’y› haz›rlayanlar, Hammurabi’den zihniyet olarak ileride de¤illerdir. Veya flu maddeye bak›n: “Dil, ›rk, renk, cinsiyet, siyasi düflünce, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ay›r›m yaparak eylemlerde bulunanlar 1 y›la kadar hapis cezas› ile cezaland›r›l›r...” Proletaryadan, iflçi s›n›f›ndan m› sözettin, s›n›f ayr›m› yapt›n, ceza! Kürt, Gürcü, Arap, Laz halk›ndan m› sözettin, ›rk, dil ayr›m› yapt›n, ceza! Bu da yetmiyor, baflka bir madde: “Halk›n sosyal s›n›f, ›rk, din, mezhep veya bölge bak›m›ndan farkl› özelliklere sahip bir kesimini, di¤er bir kesimi aleyhine kamunun güvenli¤i için tehlikeli tarzda kin ve düflmanl›¤a alenen tahrik eden kimse, 1 y›ldan 3 y›la kadar hapis cezas›na mahkum edilir.” ‹flçi s›n›f›n› burjuvaziye karfl›, köylüleri toprak a¤alar›na, tüccarlara karfl›, yoksullar› sömürücülere karfl› mücadeleye ve örgütlenmeye ça¤›ramazs›n›z bu yasaya göre. TCK’n›n niteli¤ini belirleyen de iflte bunlard›r. “Var” gibi görünen öteki birey hak ve özgürlükleri, gerçekte bu faflist mant›k içinde eritilip yokedilmektedir. TCK’da “sevindirici yanlar” görenlerin yan›lg›s› da iflte buradad›r. Bu yan›lg›n›n maddi zemini ise AB’ciliktir. AB’ciler, AB’ye uyum do¤rultusunda haz›rlanm›fl, AB’nin de itiraz etmedi¤i bir yasan›n “demokratikleflme yolunda at›lm›fl önemli bir ad›m” oldu¤undan kuflku duymuyorlar. AB’ye öylesine tap›yor, AB standartlar›na öylesine iman ediyorlar ki, ba¤naz dinciler gibi, gözleri körelmifl; TCK’daki Mussolini zihniyetinin hala yerinde durdu¤unu göremiyorlar.
Say› 126 29 3 Ekim 2004
buras› Dersim.... Devlet Ormanlar› Yak›yor Dersim k›rsal›nda operasyon yürüten devlet güçleri, daha önce de s›kça baflvurdu¤u bir yöntemle, ormanlar› yakmaya bafllad›. Bir hafta boyunca Ovacık ve Hozat ilçeleri, Kutudere ve Uzuntarla Köyleri’nde süren yang›na, köylülerin ve ormanc›lar›n müdahale etmesine askerler izin vermedi. CHP Tunceli Milletvekili Hasan Güyüldar da, engellemeyi do¤rularken, Dersim’deki
demokratik kitle örgütleri, 27 Eylül günü suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Ovac›k'a ba¤l› Buzlutepe ve Bilgeç Köyleri aras›ndaki alanlarda bir hafta önce bafllayan orman yang›n›n›n halen sürdü¤üne dikkat çekilerek, flu ana kadar yaklafl›k 2 bin dönümlük ormanl›k alan›n yok oldu¤u söylendi. Yang›n›n bafllama nedeni, operasyon yapan askerlerdir denilen dilekçede, halen yang›n›n söndürülmesi için de hiçbir fley yap›lmad›¤›, yine, Karfl›lar Karakolu etraf›nda bulunan ormanl›k alan›n da karakol çevresindeki görüfl alan›n› kapatt›¤› gerekçesiyle karakol komutan›n›n bizzat talimat› ile askerler taraf›ndan yak›ld›¤› belirtildi. Yang›n, Dersim Temel Haklar’›n da bulundu¤u grup taraf›ndan 29 Eylül’de yap›lan bas›n aç›klamas›yla pretosto edildi.
Dersim Yanmaz... ✔ 1 Ayl›k ‘Arama Kararl›’ Terör Say› 126 30 3 Ekim 2004
✔
Dersim Özel Timcilerin terörünü yafl›yor. Bir süredir, kent halk› gece saatlerinde durdurulup kimlik kontrollerinden, üst aramalar›ndan geçiriliyor. Hiçbir yasal dayana¤› bulunmayan bu uygulamalar s›ras›nda özel tim mensuplar› adeta operasyon yap›yor havas›nda mahalleleri kuflat›yor ve halka gözda¤› vermeye çal›fl›yor. Arama iznini soran insanlara önce, "herfleyi sizin güvenli¤iniz için yap›yoruz, Kongra - Gel üyeleri sald›rabilir" gibi komik gerekçeler s›ralan›yor, halk “aptal” yerine konuluyor. Bu yalana inanmay›p arama karar›n› görmek isteyenler ise bir baflka hukuksuzluk komedisi ile karfl›lafl›yor. Tam bir ay için, yanl›fl okumad›n›z 1 ay için geçerli olarak verilmifl arama karar› gösteriliyor. 1 ay boyunca özel timin istedi¤i flekilde terör estirebilece¤i bizzat bu ülkenin savc›lar›, hakimleri taraf›ndan resmilefltiriliyor.
“Fiflleriz” Tehdidi ‹çiflleri Bakan› Aksu’nun, eylemlerde kamera çekimini yasaklayan genelgesinin mürekkebi kurumad›, her eylem polis taraf›ndan kameraya çekilmeye devam ediliyor. Dersim’de bu ola¤anlaflt›r›lan yasad›fl›l›¤›n da ötesinde, eylem bafllamadan saatler önce kuruluyor kameralara. Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun 27 Eylül günü Adliye binalar› önündeki eylemlere, Dersim polisi Temel Haklar binas›n›n 30 metre ilerisine kamera kurarak “tedbir” ald›. Polis arac›n›n üzerinde aleni olarak yap›lan kamera kayd› ile, demokratik bir eyleme kat›l›m engellenmek istenirken, insanlar›n derne¤e gelip gitmesinin karfl›s›na da, “fiflleriz ha” tehdidiyle ç›k›yor.
Yakarak, y›karak, köyleri boflaltarak, halk› sürgünlere göndererek, katliamlar düzenleyerek Dersim’i teslim alamayan oligarfli, sadece yok etmeyi bilir.
✔
Pespaye Komplocular
Tunceli polisi, Dersim Temel Haklar Baflkan› Murat Kaymaz ve derne¤in üyesi Ali Cemal Ula¤’a karfl› komplo kurmaya çal›fl›yor. Olay, Murat Kaymaz’›n 27 Eylül'de savc›l›¤a ça¤›r›larak ifadesinin al›nmas› ile ortaya ç›kt›. Komplonun senaryosu flöyle: 19 A¤ustos günü Ali Ugan isimli kifli, sarhofl durumda iken, çarfl› merkezinde havaya atefl eder, polis gözalt›na al›r. Yasad›fl›l›¤› meslek edinmifl olan polis, s›radan bir sarhoflu bile, demokratik kurumlara bask› arac› haline getirir. Ugan’dan, tehdit, rüflvet, gözda¤› gibi polisin al›fl›k oldu¤u yöntemler kullan›larak, “1994 y›l›nda DHKP-C'liler taraf›ndan iflbirlikçi oldu¤u gerekçesiyle da¤a kaç›r›ld›¤›n›, DHKP-C'ye üyelikten hapishanede yatan Ali Cemal Ula¤ ve Dersim Temel Haklar Baflkan› Murat Kaymaz taraf›ndan 19 A¤ustos'ta ‘bak›fllar›yla’ tehtid edildi¤ini ve bunun üzerine korkarak çevreye atefl açt›¤›” fleklinde ifadesi al›n›r. Bak›fllarla tehdit etmesi, DHKP-C üyeli¤inin temel kan›t› say›lan Murat Kaymaz olay günü Dersim’de bile de¤ildir, Ali Cemal Ula¤ Temel Haklar üyesi olup, sözü edilen davadan hapis yatmam›flt›r; ama önemi yoktur. Dersim polisi de kendince bir “Erdo¤an Kaldi” yaratmak istemektedir. Bulabildi¤i Kaldi, ‹stanbul’dakinden daha pespaye olsa da, maksat Temel Haklar’a bask›ya malzeme toplamak. Son süreçte gözalt›na al›nan herkesten bu yönde ifade almak için her yola baflvuruyor.
Avrupa Birli¤i, AKP ve Sol 2 Geçen haftaki say›m›zda, Avrupa Birli¤i serüvenini oligarfli aç›s›ndan de¤erlendirmifl, AB konusunda halk›n nas›l aldat›ld›¤›n› ele alm›fl ve “Oligarflinin kitleleri aldatmada en büyük yard›mc›s› ise, tarihi neredeyse bütünüyle ‘bat›l›laflma’ idealiyle flekillenmifl ayd›nlar olacakt›r” demifltik. ✪✪✪
Türkiye ayd›n›n›n ve solunun “Avrupac›l›k” serüveni Güçlü bir burjuvazinin olmad›¤› yerde, güçlü bir burjuva ayd›n kesimi de oluflmaz; küçük-burjuvalar ülkesi Türkiye’de de ayd›n misyonunu daha çok küçük-burjuva ayd›nlar üstlenmifltir. Küçük-burjuva ayd›n›n en karakteristik özelliklerinden biriyse “kendi d›fl›ndaki güçlere bel ba¤lamak” olmufltur. Bu ise onu kah darbecili¤e, kah Bat›c›l›¤a yöneltmifltir. Bat› taklitçili¤i, Bat›’ya özenme ve Bat›’y› “ulafl›lacak hedef” olarak görme, Osmanl›’dan bugüne de¤iflik biçimlerde ayd›n hareketlerini belirleyen bir yan olmufltur. “Ulusun geliflmesinde insanl›¤›n yaratt›¤› kültür ö¤elerinden -gelifltirici tarzda- yararlanmak yerine, Bat› kültürünü, farkl› tarihsel, sosyal, ekonomik, psikolojik, moral de¤erlere sahip bir topluma uyarlama düflleri görmekten kurtulamam›flt›r Osmanl› ayd›nlar› ve onun günümüzdeki takipçileri.” (Hakl›y›z Kazanaca¤›z, S: 553) Kendi topraklar›m›zda, kendi kültürümüzle, halk›n iktidar›nda bir demokrasi inflaas›n› savunmak, k›smi dönemler hariç, ülkemiz ayd›n› için zor gelmifltir. Çünkü böyle bir demokrasiyi savunmak, kuflkusuz ki Avrupa demokrasisini savunmaktan güç ve risklidir. Ülkemiz ayd›n› korkakt›r, ruh hali gel-gitlidir. Bu, tek tek ayd›nlar›n kiflili¤inin sonucu de¤il, tarihsel ve siyasal olarak böyledir. Böyle oldu¤u için de faflizm karfl›s›nda AB’ye bir “kurtar›c›” olarak sar›lm›fllard›r. Halka güvenmeyen baflka bir yere güvenecektir. Darbecilik, AB’cilik, TÜS‹AD’c›l›k iflte böyle ç›kmaktad›r. 1960’l› y›llarda ve k›smen de 1970’lerde “sola” yönelen, sosyalizme ve devrime sempatiyle bakan küçük-burjuva ayd›nlar, 12 Eylül ve ard›ndan sosyalist sistemin çöküflüyle birlikte, devrim ve sosyalizmden Avrupa
solculu¤una yöneldiler. Bu yönelim, ayd›nlarla s›n›rl› kalmay›p, Türkiye solunun baz› kesimlerini de içine ald›. 12 Eylül öncesinde silahl› mücadele veren, halk savafl›n›, Sovyetik ayaklanmay› savunan, devrimi hedefleyen kimi örgütler, 12 Eylül sonras› düzeniçileflmelerine paralel olarak Avrupa Birli¤i konusundaki politikalar›n› da de¤ifltirdiler. ÖDP gibi kimileri aç›kça AB’ci safta yeral›rken, kimileri ise utangaç bir AB’cili¤i tercih ettiler. Ayd›nlar›n yaflad›¤› savrulmayla, solda kimi örgütlerde yaflanan savrulman›n paralelli¤i tesadüfi de¤ildi. Koflullar›n ayn›l›¤›n›n ötesinde, bu örgütleri yönlendirenlerin, silahl› mücadele içindeyken bile “ayd›n bak›fl aç›s›”ndan kurtulamam›fl olmalar›, solun bu kesimlerinin k›sa sürede Avrupac› ayd›nlar›n etkisi alt›na girmesine yol açt›. Mesela, 12 Eylül öncesi Murat Belge öncülü¤ünde bir grup ayd›n›n ç›kard›¤› Birikim Dergisi, pekala Devrimci Yol’u politik olarak yönlendirebiliyordu. Ayn› yönlendirme sonras›nda da sürmüfltür. Murat Belgeler’le, geçmiflin silahl› mücadeleyi savunan örgütlerinin liderleri ayn› dilden konuflmaya bafllam›flt›r. AB’cilik ve genel olarak emperyalizm karfl›s›nda 12 Eylül öncesi sa¤ ve sol aras›nda varolan net ayr›m, iflte böylelikle ortadan kalkt›. 90’larda sa¤ ve solun bir k›sm› AB’cilikte birleflti. Solun ne oldu¤u, nas›l anlam buldu¤u biraz daha mu¤laklaflt›r›ld›.
Günümüzde sol, anti-emperyalizmsiz tan›mlanamaz Emperyalizmle iliflkiler, sol için bir “ayr›flma” konusu olabilir mi? 1980 öncesinde en kaba hatlar›yla bir ayr›l›k yoktu bu konuda; solun her kesimi Amerikan veya Avrupa emperyalizmine ba¤›ml›l›¤a karfl›yd›. Bugünse bu konuda farkl› yaklafl›mlar ortaya ç›km›flt›r. Böyle bir ayr›flman›n oldu¤u yerde, ayr›flman›n “AB’cili¤i savunmak” taraf›nda yeralanlar›n “sol”, “devrimci” niteli¤i tart›fl›l›r hale gelmifltir. Baflka aç›dan ifade
Say› 126 31 3 Ekim 2004
Say› 126 32 3 Ekim 2004
edersek, gelinen nokta öncelikle flu soruya cevap vermemizi zorunlu k›l›yor: Emperyalizme ba¤›ml›l›k konusu, “sol içi” bir ayr›flma konusu mudur; yoksa bu ayr›flman›n bafllad›¤› yerde, sorun “sol içi” olmaktan ç›kar m›? Devrimci hareketlerin s›n›flar mücadelesi içinde do¤ru bir konumda kalmalar›n› sa¤layan temel ölçüler vard›r. Devlet, devrim, emperyalizm, s›n›flar gibi temel konularda Marksizm-Leninizmin evrensel ilkeleri, bu ölçülerin bafl›nda gelir. Devletin “bir s›n›f›n di¤er s›n›flar üzerindeki egemenlik ayg›t›” oldu¤unu; emperyalizmin “kapitalizmin en yüksek aflamas›” olarak tüm dünyan›n paylafl›m› ve sömürüsü üzerine kurulan bir sistem oldu¤unu; tarihin lokomotifinin s›n›flar mücadelesi oldu¤unu ve herfleyin s›n›flar›n ç›karlar›na göre belirlendi¤ini; egemen s›n›flar›n iktidar›n› y›k›p yerine emekçi s›n›flar›n iktidar›n› kurman›n ancak devrimle mümkün oldu¤unu; unutan, inkar eden, devrimcilikten de uzaklafl›r. 1980’den itibaren Türkiye solunun önemli bir k›sm› örgütler düzeyinde bu uzaklaflmay› yaflam›flt›r. Fakat Türkiye solundaki uzaklaflma aç›s›ndan flu ayr›m› koymak gerekir; bir çok örgütteki savrulma, teorinin unutulmas›, inkar edilmesi sonucu de¤ildir. Önce pratikte devrimden, sosyalizmden uzaklafl›lm›fl, sonra bu prati¤in teorisini yapmak için Marksizm-Leninizmin temel tezleri unutulmaya, unutturulmaya ve giderek inkar edilmeye bafllanm›flt›r. Baflka bir ifadeyle; sol, devlet, emperyalizm konusundaki teoriyi unuttu¤u, yanl›fl kavrad›¤› için düzeniçileflmemifl, düzeniçileflme tercihini yapt›¤› için devlet, emperyalizm konusundaki Marksist-Leninist teoriyi inkar etmifltir. AB konusunda solun bir cephesinde geliflen düflünceler, iflte bu inkar›n sonucudur. Peki bu durum onlar›n s›n›flar mücadelesindeki yerini nas›l belirliyor, as›l soru bu. Bugün
Ülkemiz ayd›n› korkakt›r, ruh hali gel-gitlidir. Bu, tek tek ayd›nlar›n kiflili¤inin sonucu de¤il, tarihsel ve siyasal olarak böyledir. Böyle oldu¤u için de faflizm karfl›s›nda AB’ye bir “kurtar›c›” olarak sar›lm›fllard›r. Halka güvenmeyen baflka bir yere güvenecektir. Darbecilik, AB’cilik, TÜS‹AD’c›l›k iflte böyle ç›kmaktad›r.
için haklar ve özgürlükler mücadelesinde flu veya bu biçimde yeral›fllar›, faflizmin politikalar›na karfl› ç›k›fllar› itibariyle bir yere kadar “sol” içinde görülmeye devam edebilirler; ama flu bir gerçektir ki, yeni-sömürge bir ülkede emperyalizme karfl› ç›k›p ç›kmamak, solculu¤un en temel belirleyenlerinden biridir. Herfleyi belirleyen emperyalizmdir. Emperyalizme karfl› ç›kmayan bir solun, sol olmaktan her geçen gün biraz daha ç›kaca¤› aç›kt›r. Nitekim, Avrupac› sol aç›s›ndan süreç bu yönde geliflmektedir. Sadece yeni-sömürgelerde de¤il, emperyalist ülkelerde, sömürgecili¤e karfl› ç›kmayan bir “sol” düflünülebilir mi? Sömürgecili¤e karfl› ç›kmayan güçler sol kabul edilebilir mi? Kendi ülkesindeki bask›lara, sömürüye karfl› ç›kan, ama kendi ülkesinin baflka halklar› sömürmesine seyirci kalan bir sol, sonuna kadar sol kalmaya devam edemez. Ya düzenle tümüyle bütünleflecek, ya emperyalizme de karfl› ç›kacakt›r. Sol kavram› alabildi¤ine i¤difl edilmifltir; öyle ki sisteme fluras›ndan buras›ndan az›c›k “muhalefeti” olan herkesin sol kabul edilmesi istenmektedir. Marksist-Leninist literatürde kavramlar›n tarihsel anlamlar›, tarih içinde nas›l de¤iflebilecekleri bellidir. Ama apolitiklefltirmeyi, kitlelerin kendi ç›karlar›n›n nerede oldu¤unu görmesini engellemeyi temel bir politika olarak belirleyen burjuvazi, kavramlar› da çarp›tmaktan geri kalmaz. 1990’lar›n bafl›nda, ilericilik, muhafazakarl›k, tutuculuk, yenilikçilik kavramlar›n›n nas›l çarp›t›ld›¤›n› hat›rlay›n. SSCB’de sosyalizmi savunanlar tutucu, karfl›-devrimciler ise ilerici, yenilikçi ilan edilmemifl miydi? Reformist sol da “yenilikçili¤i” benimsemifltir; oysa yenilikçilik dedikleri, ony›llar önceki burjuva, küçük-burjuva teorilere dönüfltür. “Özgürlükçü”lük reformist solun kimli¤i haline dönüflmüfltür; ama çarp›k bir özgürlükçülüktür bu da; bireycili¤i içerir, burjuva demokrasisini içerir, ama ba¤›ms›zl›¤› içermez. Demokrasiyi savunan, ba¤›ms›zl›¤› savunmayan yeni bir “sol” kategorisi ortaya ç›kt› onlarla. Tart›flma da burada, bu kategori ne kadar ve nas›l bir sol? Sol “halktan yana”l›kt›r en baflta. Tarihi seyir içinde burjuvan›n da “ilericisi” olabilir. Ama “solcusu” olmaz. Diyelim ki Nazi iflgaline karfl› direnen bir burjuva kesim, tarihsel olarak ilericidir. Tarihsel aç›dan Nazilere karfl› ç›kmakla oynad›¤› rol, bu s›fat›n kullan›lmas›na izin verir. Ama burjuva o durumda bile “halktan yana” de¤ildir. O sadece faflizme karfl› burjuva demokrasisini ve tabii yine kendi iktidar›n› savunmaktad›r. Reformist sol, Avrupa burjuva demokrasisini tercih etti¤i noktada, burjuvazinin iktidar›na
ve egemenli¤ine de onay veriyor demektir. “Düzeniçileflme” budur zaten. ‹flte bu reformist solun solculu¤unu daraltan birinci noktad›r. ikincisi, sol, sömürgecili¤e, emperyalizme karfl›tl›kt›r. Bu da reformist solda yoktur. Vatansever olmayan, devrimci olmayan, sadece belli ölçülerde “demokrat” kategorisinde say›labilecek bir sol vard›r karfl›m›zda. O demokratl›¤›n pratik gereklerini ne kadar yerine getirdikleri de ortadad›r zaten. Demokratik talepleri büyük ölçüde burjuva demokrasisiyle s›n›rl›d›r, bir burjuva demokrat da bunlar› talep edebilir, ama bunu faflizmin oldu¤u bir ülkede yapmalar› onlar› sol bir kategoriye koymakta, demokratik güçler içine sokmaktad›r. Teorik olarak, Avrupa demokrasisi ölçülerinde bir demokrasi ülkemizde de geliflecek olsa, talep edecekleri bir fley kalmayacakt›r. Ama böyle bir fley ülkemizde mümkün olmad›¤›-olmayaca¤› için reformist sol, hep devrimci olmakla düzenle bütünleflmek aras›ndaki çeliflkiyi yaflamaya devam edecektir. Burjuva demokratik hak ve özgürlükler için mücadele ederken bile faflizmin bask›lar›yla karfl› karfl›ya kalacak, bask›larla karfl› karfl›ya kald›kça da, ad›mlar›n› ya teslimiyetten, ya direniflten, faflizme karfl› mücadeleyi gerçek rotas›na oturtmaktan yana atacakt›r. Faflizme karfl› mücadeleyi gerçek rotas›na oturtman›n ön koflullar›ndan biri ise, Avrupac›l›ktan, AB’cilikten vazgeçmektir. Çünkü Türkiye’deki faflizmin en büyük destekçisi, o Avrupa emperyalizminden baflkas› de¤ildir. Faflizme karfl› olmakla AB’ci olmak bu yan›yla birbiriyle aç›k bir çeliflkidir. Reformist solun gelece¤i biraz da bu çeliflkiyi ne yönde çözece¤ine ba¤l› olacakt›r.
AB savunuculu¤u, reformist solun tutars›zl›klar›n›n, açmazlar›n›n kayna¤›d›r Faflizme karfl› olmakla AB’ci olmak aras›ndaki çeliflki, reformist sol aç›s›ndan say›s›z paradoksu do¤urmaktad›r. Akla ilk gelecek örnekler, küreselleflme karfl›tl›klar› ve F tipleridir. Türkiye’deki reformizm, kendini en çok “küreselleflme karfl›t›” hareketlerle benzefltirmekte, onlar› kendine yak›n bulmaktad›r. Ama AB’yi savundu¤unda bu noktada da bir çeliflki içindedir; çünkü küreselleflme her ne kadar ABD damgas›n› tafl›yorsa da, ayn› zamanda Avrupa emperyalizminin savundu¤u bir politikad›r. Küreselleflme karfl›tl›¤›yla AB’cilik de çok uyum içinde de¤ildir... F tipleri ise reformist solu kelimenin tam an-
lam›yla bir açmaza sokmufltur. AB’yi savunan demokrat, sol kesimler, bir yandan da F tipi hapishanelere karfl› görünmektedir. Dört y›ld›r süren F tipi katliam› ve direnifl ise, ikisinin birarada mümkün olmayaca¤›n› herkese gösterdi. AB’nin F tiplerine deste¤inin aç›k hale gelmesiyle, reformist solun F tiplerini gündeminden ç›karmas› birbirini izlemifltir. Avrupac› kesimler, halen tarihi, güncel bir çok nedenle, F tiplerini savunmakta Avrupa burjuva demokratlar› kadar cüretli davranamasalar da, F tiplerinin esas›n› oluflturan “silahl› mücadeleyi sürdüren devrimci örgütlerin tasfiyesi” ve tecrit edilmesinde AB’yle hemfikirdirler. F tipleri konusunda “karfl› ç›k›yor” görünmelerine karfl›n sürdürdükleri sessizlik bunun sonucudur. Reformist solun yönetim kademesi, Avrupac› ayd›nlar, “radikal solun” tasfiyesi konusunda nettirler asl›nda, ama Türkiye koflullar›nda bunu ayn› aç›kl›kla tabanlar›na ve halka aç›klayamamaktad›rlar; bu da reformizmin yaflad›¤› açmaz› oluflturuyor. F tipleri konusundaki sessizlik, reformizmin kendi içinde sürekli bir tart›flma nedeni oluflturuyor, ayr›flmalar› zorluyor... AB’cilik onlar› sadece F tipleri konusunda de¤il, mesela AKP’ye karfl› mücadele konusunda da “ikilem”e sokuyor. AKP’ye karfl› ç›k›yor, ama AKP’ye güç veren de AB’dir. AKP’ye karfl› ç›k›fllar› ikircikli, çünkü AKP, reformizmin çok istedi¤i bir fleyi yap›yor, AB’ye uyum yasalar›n› ç›kar›yor... ‹flte bu açmaz›n sonucudur ki, ÖDP’nin AKP’ye karfl› net bir mücadele program› yoktur. Ayd›nlar›n önemli bir kesimi AKP’ye karfl› aç›k bir muhalefet çizgisinde de¤illerdir. Tek muhalefetleri, zaman zaman pefline tak›ld›klar› “fleriata karfl›tl›k, laikçilik”tir. AKP’nin AB’ye uyum kararlar› ve solun AB’cili¤i, hiç olmayacak gibi görünen bir fleyi “olur” hale getirmifl, solun bir k›sm› AKP karfl›s›nda “muhalif” de¤il, “hay›rhah” bir tutum içine girmifltir. Son dönemdeki eylemliliklere bak›ld›-
Türkiye’deki reformizm, kendini en çok “küreselleflme karfl›t›” hareketlerle benzefltirmekte, onlar› kendine yak›n bulmaktad›r. Ama AB’yi savundu¤unda bu noktada da bir çeliflki içindedir; çünkü küreselleflme her ne kadar ABD damgas›n› tafl›yorsa da, ayn› zamanda Avrupa emperyalizminin savundu¤u bir politikad›r.
Say› 126 33 3 Ekim 2004
¤›nda bu çok daha aç›k olarak görülür. Mesela aylarca süren Irak’ta ABD iflgaline karfl› mücadele sürecinde, NATO’ya karfl› mücadele sürecinde reformizm ›srarla AKP’yi hedef almaktan kaç›nm›flt›r. Sol olarak görülen bu güçler, bu politikalar›yla da bugün emperyalizm-halklar cepheleflmesinde ve oligarfliye karfl› mücadelede do¤ru bir yerde duramamaktad›rlar. Avrupac› “sol” kesimlerin, oligarflinin flu veya bu gücüne karfl› do¤ru, tutarl› ve kararl› bir mücadele verebilmeleri de mümkün de¤ildir. Çünkü oligarflinin tüm güçleriyle AB’cilik konusunda nesnel bir paralellik içindedirler. Bugün bu durumun en çarp›c› örne¤ini Kürt milliyetçi hareketi yaflamaktad›r; zaman›nda “AB’ye girmek demokrasiyi gelifltirir”, “AB çerçevesi bizim için yeterlidir” diyenler, ateflkese son veriyoruz deyince, karfl› taraf da “hani böyle diyordunuz, flimdi ni-
ye AB’ye gidiflin önünde sorun ç›kar›yorsunuz” diye sorma hakk›na sahip olmufltur. K›sacas›, olaylara s›n›fsal temelde bak›lmad›¤›nda, düzen çerçevesinde muhalefet yap›ld›¤›nda, baflka güçlere bel ba¤land›¤›nda bunun gibi onlarca tutars›zl›¤a düflmek kaç›n›lmazd›r. AB’cilik konusundaki ana sorun da buradad›r zaten. Avrupa Birli¤i’nin s›n›fsal temeli unutulmufltur. AB’nin sonuçta “yedi düvel”in birli¤i oldu¤u unutturulmufltur. Buna ba¤l› olarak burjuva demokrasisinin özünde burjuva diktatörlü¤ü oldu¤u da unutulmufl, Türkiye halk› için en iyi seçene¤in AB üyeli¤i oldu¤u savunulmufltur. Bütün bunlar›n sonucunda sol ve anti-emperyalist mücadele aras›nda kurulan tarihsel ve geleneksel ba¤, büyük yara alm›fl, reformist solun günah› nedeniyle sol, AB’cilikle özdefllefltirilir hale gelmifltir.
Avrupa Birli¤i, politikalar› için
Ayd›nlar› Nas›l Seferber Eder? Say› 126 34 3 Ekim 2004
AB’ci ayd›nlar›n bafl›nda gelen ve Avrupa Birli¤i ile ilgili hangi konu olursa olsun, TV’lerin “uzman yorumcusu” olarak boy gösteren Mehmet Altan örne¤i, AB’ci ayd›nlar›n misyonu aç›s›ndan tipik bir örnektir. Altan’›n Sabah Gazetesi’ndeki yaz›lar›n› yak›ndan izledi¤inizde, TV programlar›ndaki konuflmalar›n› dinledi¤inizde, AB’nin ülkemize yönelik gündemini, yak›n vadedeki politikalar›n› ö¤renebilirsiniz. Örne¤in “demokratikleflme” söylemiyle yasalar ç›kar›ld›¤› dönemde, Mehmet Altan’›n dilinden demokratikleflme, “Kopenhag Kriterleri” düflmez. K›br›s sözkonusu oldu¤unda d›fl politika
uzman› olur. “Çok yönlüdür” AB’ci ayd›n. Avrupa Birli¤i, gündeme sokmas›, tart›flt›rmas›, zemin oluflturmas› için önüne ne koyarsa, o konuda bilgi sahibi olmak, araflt›rmak ve halka binbir yalan s›ralamak gibi bir görevleri vard›r. Altan, bir süredir “tar›m uzman›” oldu!!! De¤me ziraat mühendisleri, de¤me ekonomistler eline su dökemez!!! Önce Dünya Ticaret Örgütü’nün Cenevre Toplant›s›’ndan yola ç›karak bir yaz› dizisi haz›rlad›. Türkiye tar›m›n›n, tar›m ticareti piyasas›na uydurulmas› için “de¤erli” görüfllerini s›ralad›. Sonraki günlerde, ç›kt›¤› her TV program›nda “tar›m” diyerek bafllad› konuflmaya. Hatta, “zina krizi”nin en cafcafl› günlerinde dahi O’nun gündeminde tar›m olmaya devam etti. Çünkü, AB’nin önümüzdeki günlerde gündemini ve IMF ile yeni imzalanacak program›n baflgündemini tar›m oluflturacak.
AB’ci ayd›n›n “tar›ma ilgisi” de buradan kaynaklan›yor. Dikkat edin, demokratikleflmeden, insan haklar›ndan en çok sözedenlerin bafl›nda olan Altan’›n, 117 insan›n ölümü üzerine, F tipleri üzerine, tecrit konusunda, ya da 82 insan›n sahte belgelerle tutuklanmas›na iliflkin tek bir kelime yaz›s›na, tek bir konuflmas›na rastlayamazs›n›z. Hatta, 19 Aral›k katliam› günlerinde, neredeyse herkesin bir fleyler yazd›¤› günlerde dahi, köflesinde hapishaneler konusu yoktur. Çünkü tüm bu konularda Avrupa suç orta¤›d›r. Kendi gücüne, halka güvenmeyen ayd›n›n, s›rt›n› emperyalizme dayama ihtiyac›n›n ürünü olarak ortaya ç›kan, onun politikalar›na paralel düflünmesi, yazmas›n›n da ötesinde, Altan ve benzerleri, resmen Avrupadan ald›¤› direktiflerle hareket eden “iflbirlikçi ayd›n”lard›r. Son tahlilde tekellerin ç›karlar›n› savunduklar› için, ayn› zamanda Amerikanc› da olan bu ayd›n tipi, halk›n beynine zehirli oklar›n› f›rlatan kiral›k kalemlerdir. “Sol” maske ile vatan hainli¤i, bunlarla meflrulaflt›r›lmak istenmektedir.
Tayyip: “Biz Türküz, Buras› Türkiye” Ba¤›ms›z, Demokratik Türkiye’yi Devrimciler Savunur Tayyip Erdo¤an’›n, “AB bize kar›flamaz, buras› Türkiye, biz Türküz. Kendi kararlar›m›z› kendimiz al›r›z” sözleri, AB ile TCK krizinin t›rmand›r›lmas›n›n gerekçesi olarak gösterildi. Bu süreci iflbirlikçiler ve AB’ci medya, ba¤›ml›l›¤›n meflrulaflt›rmas›n›n arac› haline getirmeye çal›flt›. “AB’nin art›k Türkiye’de egemenli¤in en önemli paylafl›c›s›, hatta yönlendiricisi oldu¤unu teslim etmek gerekir”di, göstermelik de olsa, “ba¤›ms›zl›kç›l›k” diye bir fley de olmayacakt›. Tayyip’in, “Biz Türküz, buras› Türkiye” ç›k›fl› bu nedenle çarp›p kendini vurdu. Tayyip’in bu sözleri, ony›llard›r bu ülkede kaba milliyetçili¤in kulland›¤› demagojiden baflka bir anlam tafl›mamaktayd› zaten. ‹flbirlikçi milliyetçilerin dilinden düflürmedi¤i “biz Türküz” söyleminin, ne Amerika karfl›s›nda ne de Avrupa karfl›s›nda hiçbir hükmü olmam›flt›r.
Onlar sadece vatanseverleri katlederken “Türklüklerini” hat›rlayan iflbirlikçilerdir. Erdo¤an’›n vatan, ba¤›ms›zl›k, ulusal onur gibi kavramlarla zerre kadar alakas› yoktur. Tür-
kiye halk›, Menderes’ten bu yana, en pervas›z Amerikan iflbirlikçilerini, Avrupa uflaklar›n› bu iktidarla tan›d›. Kaba milliyetçilik sahtekarca iflbirlikçili¤ini, Avrupa tekellerinin uflakl›¤›n› bile “ba¤›ms›zl›kç›l›k” maskesi arkas›na gizlemeye çal›fl›yor. “Ba¤›ms›zl›kç›l›k” onlar›n dilinde hep s›radan bir demagoji, ç›karlar› için kullanacaklar› bir kavram olmufltur. Tayyip, vatan›, halk›, her fleyi ç›karlar› için kullan›yor. Dinini bile satan›n ulusal onuru, ba¤›ms›zl›k düflüncesi, vatan› olur mu? Ba¤›ms›z demokratik Türkiye’yi ancak devrimciler savunur. Türkiye devrimci hareketinin tarihine bakan birinin orada görece¤i en önemli özelli¤i, “ba¤›ms›z demokratik Türkiye” slogan›n› hiçbir dönem dilinden düflürmemesidir. Bu, sadece bofl, sözde bir savunma da de¤ildir; ba¤›ms›zl›k u¤runa canlar›m›z› verdik, binlerce kez Anadolu topra¤›na düfltük bu u¤urda. Bedenlerimiz alevler içinde yanarken, dilimizde “Yaflas›n Tam Ba¤›ms›z Türkiye” sloganlar›yla yürüdük iflbirlikçilerin üzerine. Irkç›lar, iflkenceciler hep a¤ababalar› için katlettiler. A¤ababalar› emperyalistler ve iflbirlikçi tekellerdir. Emperyalistlerin silahlar›n› kuflanarak vatansever devrimcileri katletmeyi, “vatan savunmas›” diye yutturmufllar, “biz Türküz” söylemi dillerinden düflmemifltir. Bütün Susurlukçulara, katillere, iflkencecilere bak›n, Anadolu’da ba¤›ms›z bir Türkiye’nin kurulmas›n› engellemek için devrimcilere karfl› savaflanlar› dinleyin, hepsi en kaba milliyetçilik demagojileri ile pisliklerinin üzerini örtmeye çal›fl›rlar. fiimdi AB üyeli¤ini savunarak katletmeye devam ediyorlar. Biz yine yerimizde, ba¤›ms›z, demokratik Türkiye’yi savunuyoruz. Çünkü, AB üyeli¤i ba¤›ml›l›kt›r. AB üyeli¤i derinlefltirilmifl, yo¤unlaflt›r›lm›fl bir sömürgecilik sürecidir. Demokratikleflme yalanlar› arkas›na gizlenmek istenen bu gerçe¤i en gür sesiyle hayk›ran da yine sadece biz devrimcileriz.
Say› 126 35 3 Ekim 2004
“Irak'›n baflar›s› hepimizin kollektif baflar›s›, baflar›s›zl›¤› da kollektif baflar›s›zl›¤› olacakt›r”
Abdullah Gül - TC D›fliflleri Bakan›
“Bizim savafl›m›z, uluslararas› toplulu¤un savafl›d›r. Zaferimiz, sizin zaferiniz olacak”
‹yad Allavi - Irak Kukla Baflbakan›
Say› 126 36 3 Ekim 2004
Emperyalistler de esasen böyle düflünmektedirler. Ancak bu düflüncede olan sadece emperyalistler de de¤ildi. Bütün kifliliksiz, kendi beyinleri ve politikalar› olmayan iflbirlikçiler gibi, Türkiye oligarflisini BM toplant›s›nda temsil eden Abdullah Gül de bunlardan biriydi. BM Genel Kurulunda konuflan Abdullah Gül, “Irak'›n baflar›s› hepimizin kolektif baflar›s›, baflar›s›zl›¤› da kolektif baflar›s›zl›¤› olacakt›r” dedi. Yaklafl›m ve sözlerdeki benzerlik çarp›c› de¤il mi? Her ikisi de ülkelerini Amerika ad›na yönettikleri için, onlar›n ç›karlar›na göre düflünmeye al›flt›r›lm›fllard›r, baflka türlüsünü de yapamazlar, varl›k flartlar› böyle düflünmelerine ba¤l›d›r. Biri resmi olarak kukla hükümet. Ötekisi güya ba¤›ms›z bir ülkenin temsilcisi, ama Amerikanc›l›kta birbiriyle yar›fl›yorlar adeta. Halka asla gerçekleri aç›klamaz AKP iktidar›, ama biz yine de so-
Hangisi daha Amerikanc›? Direnifl karfl›s›nda hiçbir meflruiyeti olmayan, çaresizleflen iflgalciler, di¤er emperyalist ülkelerden destek almak için kukla hükümet arac›l›¤›yla “Irak konferans›” düzenlemeye haz›rlan›yor. ‹flgali meflrulaflt›rma, direnifli k›rma hamlelerinden biri olan bu konferans flu ana kadar ra¤bet görmese de, Avrupa içinden iflgalciye destek gelmiyor da de¤il. Bunlardan biri de, kukla orduya tank sat›fl› ve e¤itimi verme anlaflmas› yapan Almanya oldu. ‹flgalcinin kukla hükümet arac›l›¤›yla destek aray›fllardan birine de Birleflmifl Milletler Genel Kurulu toplant›s›nda tan›k olundu. Kukla hükümetin baflbakan› ‹yad Allavi, direnifli yenmek için uluslararas› yard›m istedi. Allavi, BM Genel Kurulu'nda yapt›¤› konuflmada, Irak'ta “terörizme karfl› yenilgi, tüm uluslararas› toplulu¤un yenilgisi olacak. Bizim savafl›m›z, sizin savafl›n›zd›r. Zaferimiz, sizin zaferiniz olacak. Yenilgiye u¤rarsak, bu sizin yenilginiz olur” dedi. “Uluslararas› topluluk” diye seslendi¤i di¤er emperyalistler, ezilen halklar de¤il elbette. Buradan bak›nca söyledikleri hakl›, Amerikan iflgalinin yenilgisi, emperyalist sistemin yenilgisidir.
ral›m; direniflin yenilgisinden, “Irak’›n baflar›s›” laf›yla ifade etti¤iniz ülkedeki kukla hükümetin kurumlaflmas›ndan islamc› AKP’nin ne ç›kar› var? ‹flbirlikçiler direnifli k›rman›n beyhude çabas› içindeyken, a¤ababalar›, ifllerinin kolay olmad›¤›n› itiraf etme kuyru¤una girdiler. ABD Savunma Bakan› Rumsfeld, Irak’tan erken çekilebileceklerini belirterek, “Asker say›s›n› azaltmak için ülkenin bar›fla kavuflmas›n› ve mükemmel olmas›n› beklemek, geri zekal›l›k olur.” dedi. Irak yüzünden islam dünyas›nda ABD’ye düflmanl›¤›n artt›¤›n› söyleyen D›fliflleri Bakan› Powell de, “Evet, Irak’ta durum maalesef kötüye gidiyor.” sözleriyle bu kervana kat›ld›. Kukla hükümetin ard›ndna göstermelik bir seçim hesab› yapan Amerika’n›n bu hesab› da bozuluyor. Direniflin fliddeti karfl›s›nda, belli bölgelerde seçimlerin yap›lamayabilece¤i, ya da tümden ertelenece¤i tart›fl›lmaya baflland›. Meflhur Amerikan demokrasisi “uslu” kentlere gelecek demek ki; isyanc› bölgelerde seçime ne gerek var, onlar seçimlerini çoktan yapt›lar ve bu seçim tüm Irak topraklar›na büyük bir h›zla yay›l›yor. Felluce’den Kut’a, Sadr mahallesinden
Kerkük’e, Mahmudiye’den Bakuba ve Ramadi’ye kadar direniflin güçlü oldu¤u bölgelerde iflgalciler katliamlar›n› art›r›rken, direnifli gücü ve etkinli¤i bak›m›ndan, Ba¤dat'›n ortas›nda bir cadde son haftada ön plana ç›kt›. Hayfa caddesinde günlerce direniçilerle iflgal güçleri ve kukla askerler aras›nda çat›flmalar yafland›. Ba¤dat’›n içinde bir caddeyi dahi günlerce denetimine alam›yor iflgalciler. Direniflin Irak’›n her kar›fl topra¤›nda etkin oldu¤u bir ortamda, AKP iktidar›n›n “Irak pazar›”ndan tekellere kâr aktarma hesab›yla katlettirdi¤i floförlerin güvenli¤inden söz etmesi, suçunu gizlemekten baflka bir anlam tafl›mamaktad›r. Herkesi kendi gibi iflbirlikçi gören iktidar, Amerikal›lara akaryak›t ve lojistik malzeme tafl›yan kamyonlar›n Suriye üzerinden gitmesini önerdi. Suriye’nin ilk tepkisi onlarca kamyonu floförüyle birlikte gözalt›na almak oldu. Ve hemen ard›ndan Suriye kendi topraklar› üzerinden Amerikal›lara akaryak›t tafl›nmas›n› yasaklad›. ‹ktidar›n bas›na yans›yan tepkisinin, “akaryak›t›n Kuzey Irak üzerinden tafl›nmas›ndan ç›kar› olanlar Suriye’ye bask› yapm›fl olabilir” fleklinde olmas›, dünyaya nas›l bakt›¤›n›n da göstergesiydi. AKP’ye göre hiçbir ülke onurlu olamaz, iflgale tav›r alamazd›, herkes pis ç›karlar› için Irak halk›n›n katledilmesine ortak olmal›yd›, bu karar›n ard›nda da kendilerinin ki gibi, kirli ç›karlar olmal›yd›. Tayyip’in “dünya gerçeklerinin” felsefesidir bu bak›fl. Ne büyük bir zavall›l›k, ne büyük bir ahlaks›zl›k...
AKP’nin Halktan Gizledi¤i ‹hanet Limanlar ve havaalanlar› iflgalci Amerika’n›n emrine verildi Bundan bir süre önce Amerika’n›n Türkiye’den yeni üsler istedi¤i, ülkemizin havalanlar› ve limanlar›n› bölge ülkelerine karfl› kullan›lmak üzere, genifl yetkili bir flekilde istedi¤i bas›nda yer alm›flt›. AKP hükümeti sürekli olarak bu yöndeki talebi inkar etti, olumlu cevab›n sözkonusu olmad›¤›n› söyledi. Oligarflinin iflbirlikçilik tarihinin gelene¤i AKP iktidar›yla tezahür etti yine. AKP iktidar› da topraklar›m›z› iflgalcilere daha özgür bir flekilde açt›¤›n› halktan gizledi. 1 Eylül 2004 gün ve 25570 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan hükümet tebli¤inde, iflbirlikçilik de resmileflti. Buna göre, 7 liman ve 6 havaalanı Amerikan emperyalizminin emrine sunuldu. Hükümet karar›nda aynen flöyle deniliyor; “ABD’ye ait Destek Yüklerinin ‹thal/‹hraç ve Ülke ‹çi Nakil ve Tevziine Dair Tebli¤i’ne göre 7 deniz limanımız, 6 hava limanımız, Amerika Birleflik Devletleri tarafından Türkiye’ye ithal ve buradan da ihraç olunacak askeri malzeme, techizat, ikmal maddeleri ve eflyalarının girifl/çıkıfl ve ülke içi nakil ifllemlerinin yürütülmesini amaçlamaktadır.” “Biz Irak halk›n›n dostuyuz, sadece insani yard›mlar›na kofluyoruz” diyen sahtekarlar›n gerçek yüzü iflte bu ifadelerle daha da netlefliyor. Irak’ta öldürülen ya da rehin al›nan tüm kamyon flofölerinin Amerikan üslerine malzeme tafl›d›¤› ya da Amerikan askeri araçlar›n›n yak›t ikmalini yapt›¤›, diyelim ki tesadüf olsun; topraklar›m›z kullan›larak gelen/giden askeri malzemeler de “insani”? Halk›n bask›s›yla reddedilen 1 mart tezkeresinde ne varsa, hükümet genelgesiyle böylece yaflama geçiriliyor. Konunun CHP ‹zmir Milletvekili Erdal Karademir taraf›ndan TBMM gündemine getirilmesi dahi, halktan gizleniyor. AKP iktidar› ülkemizi Amerika ad›na yönetti¤ini her f›rsatta gösterirken, müslüman bölge halklar›n›n katledilmesine ortakl›¤›n› da islamc› kimli¤inin arkas›nda gizlemek istiyor. Riyakar islamc›l›k ülkemizi daha fazla Amerikan üssü haline getirirken, gelmifl geçmifl bütün vatan haini iktidarlar gibi, bunu halktan gizli-sakl› yap›yor.
‹slamc› AKP iktidar, tüm Türkiye Amerikan üssü
Say› 126 37 3 Ekim 2004
‹nsan Haklar› Aldatmacas›nda Yeni Taktikler Y›llard›r bir türlü olimpiyatlara ev sahipli¤i yapma amac›na ulaflamayan ülkemizde geçen hafta baflka bir olimpiyat bafllad›. Düzenleyicilerinin verdi¤i isimle “‹nsan Haklar› Olimpiyat›”! 28 Eylül’den 2 Ekim’e kadar sürecek olan bu olimpiyat›n tam ad› "‹nsan Haklar›nda Yeni Taktikler Uluslararas› Sempozyumu". Düzenleyicilerinin aç›klamalar›na göre, 85 ülkeden 400 “insan haklar› savunucusu”nun kat›ld›¤› bu toplant›larda “kat›l›mc›lar, mücadeleyi geleneksel biçimlerin d›fl›na ç›karan, yarat›c› ve yenilikçi 'taktik'leri birbirleriyle paylaflacaklar.” Toplant›lar›n adland›rmas›na ve bu aç›klamalara bak›nca, sözkonusu etkinliklerin demokratik mücadele aç›s›ndan gelifltirici bir faaliyet oldu¤u imaj› ortaya ç›k›yor. Say› 126 38 3 Ekim 2004
Ama iflin biraz perde arkas›na bak›nca, kaz›n aya¤›n›n öyle olmad›¤› görülüyor. Kan gölündeki bir ülkede uluslararas› insan haklar› olimpiyat›! Yeni TCK’yla, infaz yasas›yla, F tipleriyle insan haklar› ihlallerine hergün yeni halkalar›n eklendi bir ülkede, bizzat bu ihlallerin bafl sorumlusu hükümetin deste¤iyle insan haklar› sempozyumu!.. Tam bir flarlatanl›k. ‹nsan haklar› ad›na soytar›l›k.
SPONSORLARA BAKIN, K‹ME H‹ZMET ETT‹⁄‹N‹ ANLAYIN! (‹nsan haklar›n›n ›rz›na geçenlerin, insan haklar› mücadelesine sponsor olma flarlatanl›¤›) Olimpiyat›, ABD merkezli ‹flkence Ma¤durlar› Merkezi, Helsinki Yurttafllar Derne¤i ve ülkemizden Ortado¤u Amme ‹daresi Enstitüsü (TODAIE) birlikte düzenliyorlar. Organizatörlü¤ünü ise Yeni fiafak Gazetesi yazar› Ali Bayramo¤lu yap›yor. Ali Bayramo¤lu, insan haklar› ihlalleriyle o kadar “ilgili” ki, “art›k F tipleri konusunda birfley duymak, dinlemek istemiyorum” diyen biri. Sosyolojik tahlil görünümü alt›nda iktidar yalakal›¤› yapan bir köfle yazar›. Bir de bu kapsaml› ve pahal› etkinli¤in “sponsorlar›na” bakal›m. Sempozyum 1,5 milyon dolara malolmufl ve dört devlet sponsor olmufl toplant›ya: ‹ngiltere, Amerika, Türkiye, Hollanda. Bir yazar Türkiye’nin böyle bir toplant›ya
sponsor olmas›n› “Ankara’da bir fleylerin iyiye do¤ru de¤iflmekte oldu¤unun iflareti de¤il mi” diye yorumlam›fl. Oysa böyle bir fley, pekala sponsorlar›n suçlar›n› gizleme niyetini de yans›t›r. Ki olay›n asl› da budur. ‹nsan haklar›n›n ›rz›na geçenler, insan haklar›na karfl› mücadele edenlerin birbirlerine tecrübe aktar›m›nda bulunmas› için fon sa¤l›yorlar; bu iflte bir terslik, mant›ks›zl›k yok mu? Düzeni elefltiren bir insan haklar› mücadelesini bile “terörizm” olarak sindirmeye çal›flan ABD, ‹ngiltere, Türkiye, bir de kalk›p “insan haklar› savunucular›n›n daha iyi mücadele etmesi, birbirleriyle tecrübe aktar›m›nda bulunabilmesi için milyonlarca dolar verecekler!!! Akl› bafl›nda hiç kimse buna inanmaz. Akl› bafl›nda olup da ‹fiB‹RL‹KÇ‹, emperyalizmin gönüllü, bilinçli UfiA⁄I olanlar d›fl›nda tabii.
‹NSAN HAKLARI MÜCADELES‹N‹ B‹Z VER‹R, B‹Z Ö⁄RET‹R‹Z, R‹YAKARLAR, DALKAVUKLAR DE⁄‹L! (‹nsan Haklar› Mücadelesi, emperyalizmin, faflist iktidarlar›n flemsiyesi alt›nda sürdürülecek bir mücadele de¤ildir) Aç›l›fl konuflmas› da bir katliamc›ya, F tiplerindeki tecrit ve 117 ölümün sorumlusu olan, hak ve özgürlük mücadelesi yürütenlere karfl› uygulanan yasaklar›n, komplolar›n sorumlusu olan bir hükümetin D›fliflleri Bakan›’na yapt›r›l›yor. Ve bunun ad› da insan haklar› savunuculu¤u oluyor, öyle mi? Sempozyum çerçevesinde onlarca toplant› düzenleniyor. Yüzlerce kat›l›mc› var; ancak... Bu toplant›larda katliamc›lar var, katledilenler yok. ‹flkenceciler var, iflkence görenler yok. Bu ülkede haklar ve özgürlükler için bedel ödeyenler yok. Amaç tecrübe aktar›m›ysa, bu mücadelede ony›llar›n tecrübesine sahip olanlar niye davetli de¤il? Amaç tecrübe aktar›m›ysa, en büyük insan hakk› ihlali durumundaki TECR‹T’e karfl› dört y›ld›r direnenlerin tecrübelerinden yararlanmay› niye düflünmüyorlar? Demek ki amaç farkl›! Amaçlardan biri, AKP iktidar›na dalkavukluktur! Bak›n, AKP nas›l insan haklar›n› savunuyor, nas›l iflkenceye karfl› dedirtmektir. ‹kinci bir amaç, haklar ve özgürlükler mücadelesini tamamen emperyalistlerin, iktidarlar›n
denetim ve yönlendirmesi alt›ndaki kurumlarla s›n›rlamak, mücadele biçimlerini emperyalistlerin ve oligarflinin kabul edece¤i s›n›rlar içine hapsetmektir.
haberlerini.
Sempozyuma kat›lan kurum ve kifliler içinde tüm iyiniyetiyle bu mücadeleyi gelifltirmek isteyenler olabilir; ama bu, toplant›lar›n esas amac›n› de¤ifltirmez.
“Sahte belgelerle tutuklamalar serbest b›rak›ls›n” slogan›yla sürdürülen ve onlar›n tan›mlamas›yla basbaya¤› bir insan haklar› mücadelesi olan eylemleri vermiyor hiçbiri. “Hapishanelerde 117 insan öldü! Duydunuz mu?” sorusuyla sürdürülen kampanyay› da sansürlemifllerdi. “‹nsan haklar› mücadelesi konusunda deney ve tecrübe aktar›m›”n› bu kadar çok savunuyorsan›z, bu eylemlerin haberini verin ki, faflist bir iktidara ve onlar›n hamisi emperyalizme karfl› insan haklar› mücadelesi nas›l verilir, tüm dünya halklar› görsün, tecrübe kazans›n!
Sempozyum, ülkemiz bas›n›nda ve iktidar kat›nda oldukça ilgi gördü. Ne ilginçtir, insan haklar› ihlallerinin en boyutlusu olan tecrite karfl› kopkoyu bir sansür uygulayan burjuva medya, ikiyüzlüce insan haklar› mücadelesini destekleyen bir havada veriyor bu sempozyumun
Sempozyumda tart›fl›lan “taktikler” düzen içi yöntemlerdir. Düzeni rahats›z etmeyen bir muhalefet biçimi öngörülmektedir. Oysa bu tarz bir muhalefetle hiçbir yerde insan haklar› ihlallerinin önüne ciddi, güçlü bir set çekilebildi¤i görülmemifltir.
Zamanlamas› Yanl›fl Bir Kampanya!
Al›n iflte memnuniyetlerinizin sonucunu. Faflizmin zulmünü gizlemesine hizmet ettiniz o mennuniyetlerinizle. AB de sizin raporlar›n›z› kullan›yor iflte; neden flikayet ediyorsunuz? Bu kampanya bu süreçteki sorumlulu¤unu gizlemenin arac› m›? Neden dün de¤il bugün bafllat›ld›? ‹flkenceye karfl› kampanya için biraz geç kalmad›n›z m›? AB temsilcisi Verheugen, Türkiye’deki “temaslar›” s›ras›nda, T‹HV iflkence konusunda iddialarda bulununca, döner dönmez heyet gönderdi Türkiye’ye. Heyet de iki günde nerde neyi incelediyse iflkencenin sistematik olmad›¤›na karar verdi ve AB ad›na resmen aç›kland› ki “Türkiye’de sistematik iflkence yoktur!”. Tam bir oyun. ‹HD gibi, özellikle AB’nin, “uluslararas› kurumlar”›n etkisi alt›ndan ç›kamayan tüm sivil toplumcu kurumlar, bu oyunun bir parças› olmaya mahkumdurlar. Ayn› Verheugen’e defalarca “Türkiye’deki olumlu geliflmeler”den sözeden, ülkemizdeki benzer kurumlard›r. Uluslararas› Af Örgütü de geçen hafta “Türkiye’de iflkencenin sistematik OLMADI⁄I” aç›klamas›n› yapt›. ‹flkencede azalma var raporlar›yla AB yolunu aç›n, sonra da iflkenceye karfl› kampanya yap›n. AB yolunun aç›lmas›ndan, “müzakere tarihi verilecek” olmas›ndan AB memnun, AKP memnun, ‹HD memnun... Nas›l olsa “üyelik süreci”nde iflkence bir engel olmaktan ç›kar›ld›, iflkence örtbas edilip meflrulaflt›r›ld›, ifl bitti! fiimdi bol bol kampanya yapabilirsiniz.
Sempozyumun zamanlamas›, AB ve AKP iflbirli¤iyle ülkemizdeki iflkence, tecrit politikalar›n› gizleme manevralar›n›n en üst düzeyde sürdürüldü¤ü bir zamana denk getirilmifltir. Bu zamanlama da sempozyumun amac›n› ele veriyor.
‹HD geçen hafta, “‹flkenceye sessiz kalma!” ad›yla bir kampanya bafllatt›. Kampanya, AB’nin “Türkiye’de iflkence sistematik de¤il, münferittir” aç›klamas› üzerine denk geldi veya getirildi. AB’nin aç›klamas›na tepki göstermek do¤ru ve gerekli, ancak AB’nin bu tavr›n›n oluflmas›nda ‹HD ve benzeri kurumlar›n pay› hiç yok mu? Daha dün “iflkence azal›yor” diyen siz de¤il miydiniz? Objektiflik ad›na iktidara flirin gözükmeye çal›flan siz de¤il miydiniz? “AB’ye uyum” yasalar›n› alk›fllayan siz de¤il miydiniz? ‹nfazlar, kay›plar azalm›flt›r, diye aç›klama yapmak, herfleyi rakamlardan, bilançolardan ibaret gören sivil toplumcu kafan›n ürünüdür. Rakamlar, s›n›flar mücadelesindeki güç dengelerine göre de¤iflir; ama bu politikalar›n, devletin niteli¤inin de¤iflti¤ini göstermez. Evet, oligarfli, uzun süredir kaybetme politikas›na çok daha az baflvurmufltur. ‹nfazlar›n say›s› 1990’lar›n bafllar›ndakiyle k›yaslanamaz. Ama bu faflist politikalar›n de¤iflti¤ini göstermez. Sadece oligarfli mücadelenin bugünkü seviyesi karfl›s›nda bunlara fazla ihtiyaç duymamaktad›r. Avrupac› kafalar ise, “rakamlardaki” bu de¤iflmeleri “AB’ye uyum”a, demokratikleflmeye ba¤lam›fl ve her vesileyle de bundan “memnuniyetlerini” belirtmifllerdir.
Say› 126 39 3 Ekim 2004
✍ Gençli¤in Kaleminden
Say› 126 40 3 Ekim 2004
yorsunuz. Bizi ne kadar sevdi¤inizi, okulundan al›p katletti¤iniz Birtan Altunbafllar’la, Seher fiahinler’le gösterdiniz. Sizin sevginize ihtiyac›m›z yok! Bu bildirileri da¤›tman›zdaki amaç bizi korkutmak, okulumuza gelir gelmez yaln›zlaflt›rmak, güvensizli¤i yaymaksa, herkese flüpheyle bakmam›z› sa¤lamaksa, yan›l›yorsunuz. Evet, biz fuhufla ve uyuflturucuya karfl› mücadele edece¤iz. O batakl›¤a düflürdü¤ünüz arkadafllar›m›z için de elimizden geleni yapaca¤›z. Evet, gençli¤i devrimcilefltirmek için elimizden geleni yapaca¤›z. Her gün daha fazla çal›flaca¤›z. Üretmeye, düflünmeye, paylaflmaya devam edece¤iz. Evet yeni yeni insanlarla tan›fl›p etkinlikler düzenleyece¤iz. Arkadafllar›m›z›n sorunlar›yla ilgilenece¤iz. Tart›flma ortamlar› yarat›p sizin tart›flmam›z› istemedi¤iniz sisteminizi tart›flaca¤›z. Çünkü biz insan›z ve insan; düflünür, soruflturur, üretir, araflt›r›r, tart›fl›r ve paylafl›r. Evet biz insanlara de¤er veriyoruz. Biz devrimciyiz. Siz sahtekars›n›z, sahte belgelerle derneklerimizi bas›p, üyelerimizi tutukluyorsunuz. Ve e¤er, düflünmek, tart›flmak; teröristlikse, E¤er üretmek, paylaflmak; teröristlikse, E¤er insanlarla ilgilenmek, sorunlar›na beraber çözüm üretmek; beyin y›kamak ve teröristlikse, E¤er insanlarla çay içmek, sohbet etmek, dayan›flmak; beyin y›kamak ve teröristlikse, E¤er paral› e¤itime hay›r demek, paras›z bilimsel e¤itim istemek; teröristlikse, E¤er vatansever olmak; teröristlikse, E¤er dünya halklar›n›n katilleri emperyalistler ve iflbirlikçilerinden oluflan NATO’ya karfl› olmak; teröristlik ve beyin y›kamaksa, Beyin y›kanmas› ve teröristlik; temiz, saf olmak, vatan sevgisiyle bürünmekse, gelene¤ine, de¤erlerine sahip ç›kmaksa, Evet biz teröristiz, beynimiz y›kanm›fl ve beyin y›k›yoruz. Ve biz yar›nlar için, ba¤›ms›z, özgür, gelecek güzel günler için beyin y›kamaya devam edece¤iz.
Polis yalan üretmeye devam ediyor
Üniversitelerimizin ö¤renime aç›lmas›yla ‹çiflleri Bakanl›¤› ve Emniyet Müdürlü¤ü’nün ö¤renciler üzerinde bafllatt›klar› tek tiplefltirme çal›flmalar›da h›zland›. Bir çok üniversitede polisin haz›rlad›¤› broflürler da¤›t›ld›. Polisin da¤›tt›¤› broflürlerin ana temas› “TERÖR”. Daha okullar aç›l›r aç›lmaz üniversiteyi yeni kazanan ö¤rencilerin büyük bir k›sm› kay›t yapmaya gelmeden önce, Emniyet ve ‹çiflleri Bakanl›¤› önlemini “ald›”. Da¤›t›lan broflürlerde ö¤rencilerin paylafl›m›n›n, sosyal faaliyetlerin her flekli “terör örgütleri”nin birer oyunu olarak yaz›lm›fl. Ö¤rencilerin paylafl›m›, sosyal faaliyetler; sinema, tiyatro, folklor gibi etkinliklerin ve hatta birlikte çay içmenin bile ö¤rencilere zarar verecek bir tehdit tafl›d›¤› söyleniyor. Da¤›t›lan bildirilerde ayn› zamanda polis teflkilat›n›n bizzat içinde bulundu¤u uyuflturucu ve fuhufl da 2. s›rada yer al›yor. Ç›karc› bireyler yaratmay› amaçlayan ve paylaflmay› yasaklayan zihniyetin, bütün halk üzerinde uygulanan “Tek Tiplefltirme Politikas›n›n” her tafl›n›n yerine oturmas› için öncelikli hedefi gençlik. En küçük hak alma eylemimize tahammül edemeyen polis, terörünü üniversitelerde da¤›tt›¤› bildirilerle resmilefltiriyor. Bildirinin son sayfas›na hakk›n› arayan ö¤rencilerin nas›l cezaland›r›laca¤›n›, yani e¤itim kurumlar›ndan nas›l ç›kar›laca¤›n›, yurtlarda bar›nma hakk›n›n elinden al›naca¤› da tehdit olarak vurgulanm›fl. Bildirilerinin bafl›na koyduklar› slogan da “B‹ZE GÜVEN‹N”.
Üniversite Gençli¤i Size Güvenmeyecek! Siz uyuflturcuyu okullar›m›z›n önünde satan ve satt›ranlars›n›z. Fuhuflu, ahlaks›zl›¤›, yozlu¤u, kültür haline getirensiniz. Gözalt›na ald›¤›n›z genç k›zlar›m›za tecavüz edensiniz. Her türlü mafya iflinin, batakl›¤›n içinden siz ç›k›yorsunuz. Fuhuflu, uyuflturucuyu siz sektör haline getirdiniz. Hay›r size güvenmiyoruz! Bildirinizde “sizi seviyoruz” demiflsiniz. Bizi ne kadar sevdi¤inizi 13 Mart’ta K›z›lay’da bas›n aç›klamas› yapmak istedi¤imizde üzerimize s›kt›¤›n›z gaz bombalar›yla, açt›¤›n›z ateflle… Bizi ne kadar sevdi¤inizi, okullarda halay çekti¤imiz için, Anadilimizi konufltu¤umuz için, alanlarda joplayarak kafam›z›, gözümüzü k›rarak gösteri-
Gençlik Dernekleri Federasyonu
Gençlik’den
✍
Liseli Gençlikten
F T‹P‹ L‹SELER TECR‹T ED‹LM‹fi L‹SEL‹LER
2004-2005 e¤itim ö¤retim y›l› bafllad›.. Ö¤retmeni olmayan okullar, okullar› olmad›¤› için binbir tehlikeyle yapma-bozma köprülerle baflka okullara gitmek zordunda kalan ö¤renciler, 70-80 kiflilik s›n›flar, çal›flmak zorunda oldu¤u için okul yerine tarlalardaki çocuklar, boya sand›¤› elinde, bir demet mendili satmak için koflturan çocuklar›m›z... Evet her y›l oldu¤u gibi bu y›l da bu manzaralar de¤iflmedi. Bu manzaralar›n d›fl›nda baflka manzaralar da vard› elbette boy boy televizyonlarda, gazetelerde gördük okuduk... Kral çocu¤u gibi omuzlarda tahterevan ile tafl›nan, yan›nda hazine sand›¤›yla prens edas›yla poz verenler de vard›. Bu manzaran›n yarat›c›lar› e¤itim ö¤retim gibi en temel hakk›m›z› elimizden al›yorlar. “Bütçe yok para yok” diye vaaz verenler flatafatl› dü¤ünler yap›p, hapishaneler için trilyonlar harcayabiliyorlar ve bunu rahatl›kla söyleyebiliyorlar. “Ülkemizin ekonomik koflullar›na ra¤men cezaevleri için 20 trilyon harcad›k" diyor Cemil Çiçek. Evet yoksullu¤un, açl›¤›n, iflsizli¤in gün geçtikçe artt›¤›, ülkemizde pervas›zca 20 trilyon harcanabiliyor hapishanelere ya da okullar› rahatl›kla hapishanelere dönüfltürülebiliyor. Bilecik'in Dodurga ilçesinde yap›m› tamamlanan okul, ö¤renci olmad›¤› gerekçesiyle Adalet Bakanl›¤› taraf›ndan hapishaneye dönüfltürülecek. Oysa ki bir yandan da ö¤renciler 17 km yolu aflarak köyün d›fl›nda baflka okula gitmek zorunda kal›yorlar. Nas›l bir çeliflkidir bu diye düflünülebilir. Asl›nda karmafl›k de¤il. Sistem nas›lsa, icraatlar› da ona göre flekillenir. Böyle olunca da okul yerine hapishane yap›m› anlafl›l›rd›r. Adalet Bakanl›¤› bunu yaparken, daha alt kurumlar onlar› örnek alarak okullar› metrelerce tafl duvarlar örerek, demir parmakl›klar örerek birer hapishaneye dönüfltürüyorlar. Üstelik içinde e¤itim-ö¤retim görmek isteyen ö¤renciler varken. ‹flte buna bir örnek. YED‹KULE L‹SES‹... Bu okulun ö¤renci say›s› 1028. Ö¤rencilerin tenefüslerde kullunacaklar› alan, okul idarecileri taraf›ndan büyük görülmüfl olacak ki, 1028 ö¤renciyi 20 metrekarelik bir alana s›¤d›rma düflüncesindeler. Bu bir yan›, öte yandan böyle bir uygulamaya neden ihtiyaç duyuldu¤udur? Neden ö¤rencilerin k›sa zaman da olsa biraraya gelip sohbet ettikleri, paylafl›mlar› oldu¤u
bir alan› daraltarak, onlar› 20 metrekarelik bir alana hapsediyorlar. Bu yetmiyormufl gibi metrelerce uzunluktaki tafl duvarlar›n üstüne bir de demir parmakl›klar tak›l›yor. Bal›k bafltan kokar atasözü san›r›z bu duruma uygun düfler. Ülkeyi yönetenler okullar› hapishanelere dönüfltürüse, okul yerine hapishane yapt›r›rsa, onu örnek alacaklar da içinde ö¤rencileri olan okullar› hapishaneye dönüfltürür. Nas›l bir zihniyettir ki, ö¤rencilerin biraraya gelmelerini engellemek için her türlü yola baflvuruyor. Ö¤rencilerin hem birbirleriyle hem de d›flar›yla ba¤›n› koparmak, yani tecrit etmek... ‹flte bu zihniyet hapishanelerdeki tecriti yaratanlard›r. Ayn› bak›fl aç›s› hakim. Tecritin sadece F tiplerinde de¤il, hayat›n her alan›nda oldu¤u biliniyordu. Gençli¤i ve giderek tüm Türkiye’yi F tiplefltirme zihniyetinin yans›mas› Yedikule Lisesi’ndeki durum. Düflünün, kifli bafl›na 2 milimetrekare düflüyor. Ayn› politika Ba¤c›lar Lisesi’nde de resmi ve sivil polislerin sürekli okulun içinde bulunmas›yla karfl›m›za ç›k›yor. Okuldaki kardeflinin, akrabas›n›n ya da o¤lunun, k›z›n›n okuldan ç›k›fl›n› beklemeye giden herkes, polisin kimlik kontrolü ile karfl›lafl›yor. Hele bu genç biriyse, zaten bafltan suçlu görülüyor. Güya uyuflturucu vb. fleylere karfl› önlenmifl bu yüksek güvenlik önlemleri. Uyuflturucunun kimden soruldu¤u biliniyor, ama asl›nda gençlerin bu tür uyutan al›flkanl›klara bulaflmas›n› isterler. Böylece hakk›n› aramayan gençler ç›kar ortaya. Amaçlar›, gençlerin bir flekilde örgütlenmesini engellemek. F tipi yaflam dayat›l›yor. Benim gibi düflünüp benim dedi¤im flekilde yaflayacak, giyineceksin. Aksi taktirde zorla, hak hukuk takmadan dörtduvar aras›na atar›m. Ama bu tehditler, flantajlar dün oldu¤u gibi bugün de bofla ç›kart›lacak. F tipi hayat dayatmas› bofla ç›kart›lacak. Tutsaklar 5 y›ld›r F tipi hücrelere nas›l direniyorsa, biz de F Tipi liselere, tecrit edilmifl genç tipine direnece¤iz. Dün oldu¤u gibi bugün de hayat›n her alan›nda; okullarda, fabrikalarda, alanlarda, yaflam›n soluk al›p verdi¤i her yerde son sözü direnler söyleyecek. Bu gerçe¤i de¤ifltirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.
Say› 126 41 3 Ekim 2004
Ulucanlar fiehitleri An›ld›
‘Ölece¤iz teslim olmayaca¤›z’
Say› 126 42 3 Ekim 2004
Ankara Ulucanlar Hapishanesi’nde 26 Eylül 1999'da yaflanan ve 10 tutsa¤›n flehit düfltü¤ü katliam›n y›ldönümünde, anma eylemleri düzenlendi. Ankara Temel Haklar, ‹HD, BDSP, EHP, ESP, SDP üyeleri Ulucanlar Hapishanesi önünde yapt›klar› eylemde, flehitlerinin resimlerini ve oligarflinin Ulucanlar’da tutsaklara “ölecek misiniz, teslim mi olacaks›n›z” dayatmas›na karfl› tutsaklar›n cevab›n› ifade eden Temel Haklar imzal› “Ölece¤iz Teslim Olmayaca¤›z” yaz›l› pankart› açt›lar. “Yaflas›n Ulucanlar direniflimiz”, “Bedel Ödedik, Bedel Ödetece¤iz” dövizlerinin de aç›ld›¤› anmada, Temel Haklar üyesi Nazl› Aktafl, Nazileri aratmayacak bir vahflet yafland›¤›n› hat›rlatarak, katliam›n 19 Aral›k’ta sürdü¤ünü, buna karfl› tutsaklar›n direnifli
de bugüne tafl›d›¤›n› söyledi. Aç›klaman›n ard›ndan hapishane önüne k›rm›z› karanfiller b›rak›ld›. Burada ‹HD Ankara fiubesi Baflkan› Yüksel Mutlu da bir konuflma yaparak, 5 y›l önce yaflanan katliamdan bugüne hapishaneler politikas›nda de¤ifliklik olmad›¤›n› dile getirdi. Bu eylemin ard›ndan Temel Haklar üyeleri, Karfl›yaka Mezarl›¤›n’da bulunan Ulucanlar flehitlerinden ‹smet Kavakl›o¤lu ve Önder Gençaslan ve Mahir Emsalsiz’in mezarlar› bafl›nda da bir anma düzenlediler. Sayg› duruflunun ard›ndan bir konuflma yap›l›rken, flair Abdullah Oral fliirler okudu. HÖC’lüler daha sonra büyük direnifl flehitlerinden ‹rfan Ortakç›, Ali ‹hsan Özkan, C. Tayyar Bektafl ve Ümüfl fiahingöz’ün mezarlar›n› ziyaret ederek anma yapt›lar. ‹zmir TAYAD'l› Aileler, Kemeralt› giriflinde yapt›klar› eylemle “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz", "Katil Devlet He-
Abdi ‹pekçi Direnifli Sürüyor
Gönüllü TAYAD’l›lar Her Yerde Olmal› Birinci y›l›n› geride b›rakan Ankara Abdi ‹pekçi Park›’ndaki TAYAD’l›lar›n direnifli, çeflitli kesimlerden insanlar›n destek ve ziyaretleri ile sürüyor. Melek Güçlüsancak da TAYAD’l› Ailelere destek olmak için gelenlerden biri. Mersin’de yaflayan, tedavi amac›yla Ankara’ya gelen Melek Güçlüsancak, tedaviden artakalan zamanlar›n› TAYAD’l› Ailelerin yan›nda geçiriyor. Ocak ay›nda bir süre direnifle de destek veren Güçlüsancak, 19 Aral›k öncesinde k›sa süre tutsak kald›¤›n› söyleyerek, flimdi çok a¤›r koflullarda insanlar›n direndi¤ini belirtiyor. Tecrit konusunda, “b›rak›n devrimci olmay› en s›radan, en pasif bir demokrat›n bile tepkisiz kalmamas› gereken bir konu” diyen Güçlüsancak, mevcut duyars›zl›klara da kendince tepki gösteriyor ve “bu duyars›zl›¤a inat f›rsat buldu¤um her yerde tecriti gündeme getirmeye çal›fl›yorum. Kendimi gönüllü TAYAD’l› olarak görüyorum, insanlar› tecrite karfl› duyarl› olmaya ça¤›r›yorum.” diyor.
sap Verecek", “Direne Derene Kazanaca¤›z" sloganlar›n› hayk›rd›lar. Bu ülkede halk için adaletin bulunmad›¤› belirtilen aç›klamada, “Adalet Susurluk adaletidir. Buca'da, Ümraniye'de, Ulucanlar'da, Burdur'da, Diyarbak›r'da, 19 Aral›k’ta katledilenler, onurlar› ve ba¤›ms›zl›k u¤runa öldüler” denildi. Eyleme Mücadele Birli¤i de kat›larak destek verdi. Ulucanlar flehitleri ayr›ca; ‹stanbul Karacaahmet Mezarl›¤›’ndaki Ümit Alt›ntafl’›n mezar› bafl›nda, ‹zmir Alia¤a Helvac› Köyün’de Habib Gül’ün mezar› bafl›nda düzenlenen etkinliklerle an›ld›lar.
“Bir Savafl Patlad›¤›nda Veya Bir Muhalifi Yok Etmek ‹stedi¤imizde ‹lk Kurban Her Zaman Gerçektir. Önce Gerçe¤i Yok Etmeliyiz, Bunu Da Sadece Yalanc› Bir Bas›n ‹le Yapabilirsiniz”
mamak üzere mahkum etmek amac› ile yapt›k. 17 Aral›k 1989’da "T‹MOfiARA KATL‹AMI" görüntüleri yay›nlan›r tüm dünyada. Çavufleskular 22 Aral›k’ta tutuklan›rlar, 25 Aral›k’ta (Nazi imparatorlu¤u kitab›n›n yazar› kurfluna dizilirler. Amerikal› gazeteci william L. Shirer) Çok aceleleri vard›. Çünkü biliyorlard› ki, GERÇEK YOK ED‹LEMEZ, GERÇEKLER ‹NATÇIDIR. Nikolai Çavuflesku ve efli Elena Çavuflesku Tüm hakimler, savc›lar ve görevliler yüzlerini medyan›n yalan kampanyas› ile yarat›lan havasaklamak için KUKELATA giymifllerdir. Mahkeda bir anda diktatör ilan edilip katledildiler... me solonunda tek yüzü aç›k olan Çavufleskular*** d›. edya stüdyolar›ndan haz›rlanan Gerçek yok edilebilir mi? Yok edilemeyece¤iyalan haberden idama... ni Marks ve baflka bir çok bilim adam› y›llar önce ispatlam›fl. Do¤ru kifliden kifliye göre de¤ifleT‹MOfiARA KAT‹LAMI; 17 Aral›k 1989. bilir, o kiflinin hangi s›n›f›n ç›karlar› ile bakt›¤›na Bat› medyas› anlat›yordu: Korkunç görüntügöre de¤iflir. Ama gerçek tektir, somuttur ve bizler... Kamyonlar dolusu ceset... ‹flkence edildikden ba¤›ms›z olarak varl›¤›n› sürdürür. ten sonra yan yana dizilmifl ç›plak bedenler... Ceset tafl›yan çöp kamyonlar›... Yüzleri asitle yak›lm›fl cesetler... Diktatör Çavuflesku'nun son Nisan operasyonlar› ve medyan›n marifeti... Bütün dünya lanet okudu... kendi ilkelerini hiçe saymas›
Nikolai ve Elena Çavuflesku örne¤i
M
1
Habere göre, Çavuflesku Romanyas›'nda bir toplu mezar ortaya ç›kar›lm›flt›. Ceset say›s› da 4000'di! Timoflara'da, beyaz kefenlerin üzerine yanyana dizilmifl cesetler, "Sosyalist" Çavuflesku yönetiminin kurfluna dizdi¤i muhaliflerdi. Televizyon yönetici ve muhabirlerinin planlad›¤› "toplu mezarl›k", tamamen sahte ve yutturmacayd›... Çavufleskular› bir çok aç›dan elefltirebilirsiniz, hatta cezaland›r›lmalar›n› da isteyebilirsiniz ama söz konusu kentte, Timoflara'da, toplu mezar falan yok, yoksullar mezarl›¤›ndan ç›kar›l›p "do¤al stüdyo"ya getirilen çürümüfl kemikler vard› sadece. Bu "olay" bir reyting harikas› olarak "ekran tarihi"ne geçti. Oysa, bir süre sonra, bu görüntülerin bir "sahneleme" oldu¤u anlafl›lacakt›. Beyaz kefenlere sar›l› cesetler, katliam kurbanlar› de¤il, yoksullar mezarl›¤›ndan ç›kar›lan cesetlerdi. "Komünizm eflittir Nazizm" propagandas›n› insanlar›n beyinlerine yerlefltirmek için böylesi bir sahtecili¤e baflvurulmufltu. Amerika’n›n en büyük gazetesinin editörü, bir süre sonra sermayenin belli bir kesimi ile ç›karlar› çat›fld›¤›nda flunlar› söylüyordu: “Kömünizm çok büyük tehlikeydi ve gerçekti. Ve bizim sermayedarlar›m›z›n varl›¤›n› tehdit ediyordu. Komünizmi insanlar›n kafas›nda bir daha aklan-
Alt› ayd›r 82 insan tutuklu bu ülkede. Bir sahte delille; bir disekette yaz›lanlar onlar›n tutuklanma nedenleri. Haklar›nda onlarca y›l ceza isteniyor. Tam 82 insan alt› ayd›r tutuklular... O D‹SKET’i kim buldu: POL‹S Polisten baflka hiçbir gören, bilen yok bu disketi, çünkü arama ad› alt›nda yap›lan talanda tüm çal›flanlar dövülerek gözalt›na al›nd› ve bu esnada avukat yoktu. Nerede buldu¤unu iddia ediyor: EKMEK VE ADALET DERG‹S‹NDE. Oysa EKMEK VE ADALET DERG‹S‹ bu operasyonda hiç bas›lmad›, arama yap›lmad›, buna iliflkin hiçbir tutanak yok dosyada. Bas›lan yer YILMAZ YAYINCILIKTI. Bir disket delil midir? Teknik olarak üzerinde de¤ifliklik yap›labilmesi muhtemel H‹ÇB‹R fiEY DEL‹L DE⁄‹LD‹R. Bir foto¤raf örne¤in asla delil de¤ildir, bir Tv görüntüsü asla delil de¤ildir. D‹SKET de üzerinde de¤ifliklik yap›lmas› mümkün-muhtemel bir teknik aletttir. Türkiyenin en üst düzey bilim kurulu TÜB‹TAK delil olamayaca¤› konusunda rapor haz›rlam›flt›r. Ama alt› ayd›r SADECE BU D‹SKET nedeni ile tutukludur 82 insan. Bunun bir mant›¤› var m›d›r? Va-
Say› 126 43 3 Ekim 2004
Nikolai Çavuflesku - efli Elena Çavuflesku
rolan yasalar aç›s›ndan DERHAL TAHL‹YE ED‹LMEL‹D‹RLER, HATTA H‹Ç TUTUKLANAMAZLAR B‹LE BU DEL‹LLERE DAYANILARAK.
b- Polisin ellerine tutuflturdu¤u YALANLARI hiçbir sorgulamaya tabi tutmadan sayfa sayfa yay›nlad›lar. c- 82 insan›n hiçbir hakk›na sayg› göstermediler. Polisle birlikte SUÇLU ÖRGÜT ÜYES‹ ilan ettiler onlar›. Alt› ayd›r sorgusuz sualsiz savunma hakk›ndan yoksun 82 insan›n özgürlü¤ünü çald› bas›n. Bu 82 insan›n hiçbir aç›klamas›n› yay›nlamad›lar, sayfalarca yazd›klar› ve komployu ortaya ç›kartan ayr›nt›lar›n yer ald›¤› mektuplar›ndan, aç›klamalar›ndan TEK SATIR YAYINLAMADILAR. E¤er bu tavr›na devam ederse, bu 82 insan›n ömürlerini de çalmakla suçlanacak bas›n.
Say› 126 44 3 Ekim 2004
Ama alt› ay öncesine dönelim; Dünyan›n befl ülkesinde bir gecede yap›lan operasyon ve tutuklanan 82 insan. Tek delil var, bir disket, herkes bu disketin içinde. Herkesin ad› soyad› yaz›l› bu diskette. Bizce bir mant›¤› var; bu 82 insan sadece SOSYAL‹ST kimlikleri nedeni ile tutuklular. Amaç sindirmek, korkutmak, bunu yapamazsa etkisiz b›rakmak, bu da yetmezse imha etmek. Tarih boyunca egemenler kurulu düzene muhalif olanlara böyle yapm›fllard›r. Bunu yaparken en kaba, en baya¤› yalanlar› söylemekten kaç›nmam›fllard›r. Yar›n ne olaca¤› önemli de¤ildir, gerekirse özür dilerler, bunun ad› da olgunluk olur. Peki bizim bas›n›m›z ne yapt›? Kendi yazd›klar›n› bile inkar eder hale geldiler. a- Aylar önce yazd›klar› haberlerde yakaland›¤›n› söyledikleri istihbaratlar›, Ekmek ve Adalet dergisinde yakaland› diye TEKRAR TEKRAR YAYINLADILAR. Bunlar›n tümünün listesi tarihleri ile birlikte 75 sayfal›k aç›klamam›zda vard›r. erlin'de ç›kan günlük gazetelerin yaz› iflleri müdürleri ile Almanya'n›n baflka yerlerinde ç›kan gazetelerin muhabirleri her sabah Propaganda Bakanl›¤›'nda toplan›rlard›. Orada Dr. Goebbels kendilerine ya da yard›mc›lar›na hangi haberlerin yay›mlanaca¤›n›, haberleri nas›l yazacaklar›n› ve nas›l bafll›k atacaklar›n›, ne gibi kampanyalar›n aç›laca¤›n› ve nas›l bir baflyaz› yaz›laca¤›n› anlat›rd›. Herhangi bir yanl›fl anlafl›lmay› önlemek üzere de, sözle anlat›lana ek olarak yaz›l› bir günlük emir verilirdi. fiehir d›fl›ndaki küçük gazetelerle dergilere bu emirler telgrafla ya da mektupla ulaflt›r›l›rd›.... (Nazi imparatorlu¤u kitab›n›ndan)
B
82 insan sosyalist kimlikleri nedeni ile y›llarca tutsak kalacaklar belki ama iktidar›n emrine girmifl, sadece egemenlerin ç›karlar›n› savunanan BASIN yalanc› s›fat›n› üzerinden atamayacak. Görevinizi yerine getirin: a- Sadece gerçe¤i ara ve bul. b- Hakk›nda haber yap›lana cevap hakk› tan›. c- Kendini kulland›rtma ... her ne amaçla olursa olsun, tehdit ve flantaj gibi yöntemlerle mesle¤ini ve kendini kulland›rma. d- Halk›n gerçekleri ve do¤rular› bilme hakk› ad›na, kendi aç›s›ndan sonuçlar› ne olursa olsun, gerçeklere ve do¤rulara sayg› duymak ve uymak zorundas›n. e- Kayna¤› gizleme sözü vermeden önce, kayna¤›n gerçek niyetini sorgulamal›s›n. Devrimcilerin haklar›n› korumak ad›na de¤il sizin kendinizin belirledi¤i kurallar›n›za uyun. Bu kurallar› siz belirlediniz devrimciler de¤il... alanc› bir bas›n ve radyonun insanlar› nas›l aldatabildi¤ini gözlerimle gördüm, yaflad›m. Hitler ve Goebbels’in sözlerini hayat›n gerçekleri gibi kabul eden papa¤anlar gördüm. Rejimin hesapl› ve sürekli propogandas› alt›nda bir halk›n nas›l aptallaflt›r›ld›¤›n› gördüm. Garip de¤il mi ki, bütün gerçekleri ö¤renmek f›rsat› elimde oldu¤u ve Nazi kaynaklar›na inanmamak gerekti¤ini bildi¤im halde, DEVAMLI olarak yalan dinlemenin ve uydurma yaz›lar okuman›n düflüncede belirli bir izlenim b›rakt›¤›n› ve ço¤u zaman da insan› yan›ltt›¤›n› gördüm... (Nazi imparatorlu¤u kitab›ndan)
Y
A yn› S afta
Ortaklık Kültürü
Çeflitli birlik önerilerini tart›fl›r, mevcut birli¤i, Koordinasyon’u gelifltirmeye çal›fl›rken, birlik kültürümüzü de çeflitli aç›lardan gözden geçirmekte fayda var. Tabii bu sadece belli bir öneriye ba¤l› bir ihtiyaç da de¤il, solun birbiriyle iliflkileri ve halk›n cephesi kültürünü yaratmas› aç›s›ndan gerekli bir tart›flmad›r. Bu yaz›m›zda birlik kültürünün önemli unsurlar›ndan biri olan “ortak ifl yapma” anlay›fl› üzerinde durmak istiyoruz. fiu veya bu zeminde bir araya geldi¤imizde, o birlikteli¤in toplant› süreçleri bafll› bafl›na bir mesele haline gelmekte gecikmez. Toplant›lar bafll› bafl›na “ifl” haline gelir ve normaldan çok daha fazla emek ve zaman sarf›na neden olur. Bunun ön planda iki nedeni vard›r: Birincisi; toplant›larda karar alma süreçleri yavafl ifller. Gereksiz itirazlar, gereksiz tart›flmalar bunun bir yan›d›r. Karar alma süreçlerini uzatan as›l etken ise, genellikle toplant›lara haz›rl›ks›z gelinmesidir. Görüflülecek konu bellidir, öneriler bellidir, ama toplant›ya gelinir ve sonra “bunu kendi içimizde konuflmam›z laz›m” denilerek, o toplant›n›n adeta bofla gitmesine neden olunur. Çünkü o gün o toplant›da görüflülecek konu, eylem, yeterince önemsenmemifl, konuya iliflkin görüfl oluflturulmam›flt›r. Kendi d›fl›ndakilerin zaman›n› çald›¤›, prati¤in önüne engel olundu¤u hiç düflünülmeden ›srarla bu yöntem çizgi halinde sürdürülür. ‹kincisi; Birliklerin toplant›lar› s›k s›k önemli firelerle yap›l›r. Bileflenlerin birkaç›n›n “ifli” ç›kar s›k s›k. Hatta toplant›lara flöyle bir u¤ray›p “iflimiz var” gerekçesiyle s›k s›k toplant›lar yar›m b›rak›l›p gidilir. Bunlar istisnai örnekler olarak kalsa elbette anlafl›labilir ve kabul edilebilir. Ama öyle de¤ildir. Mesele asl›nda “pratik ifllerin yo¤unlu¤u” de¤il, tamamen bu tür birliklere bak›fl aç›s›yla ilgilidir. “Birlik bozucu”, “birlikten kaçan” pozisyonunda gözükmemek için, birliklerin içinde yeral›n›r, ancak ona prati¤in içinde gereken önem de verilmez. Durum a¤›rl›kla böyledir. Türkiye solunun birli¤in önemi üzerine yaz›lar›yla, birli¤in önemsizli¤ine denk düflen prati¤i aras›nda gerçekten de büyük bir uçurum vard›r. O kadar çok söz edilir ki birli¤in gere¤inden... Ama birlik için de o kadar az emek sarfedilir. Bugünkü biçimiyle birliklerin eylemlerinin
herkesin kendi kampanyalar›na göre “ikincil”, “tali” görülmesi de anlafl›labilirdir. Ama keflke “ikincil” görülse. Birlikler, önem s›ralamas›nda çok daha afla¤›lardad›r. Birliklerin önem s›ralamas›n›n oldukça afla¤›larda olmas›, kendini ortak eylemlerde de s›k s›k gösterir. Ortak eylemleri “kendi eylemi” olarak görmez bir türlü. Görmedi¤i için de s›k s›k “kendi iflleri”, ortak eylemlere kat›l›m›n›n engeli olarak gösterilir. Bu anlay›fl›n sonucu olarak ortak eylemlere “temsili kat›l›m” adeta gelenekselleflmifltir. Ortak eylemlerin adeta “yazg›s›” haline gelen onlarca imzaya karfl›l›k düflmeyen düflük kitlesellik, bu “gelene¤in” sonucu s›k karfl›laflt›¤›m›z bir tablo durumundad›r. Elbette bunun istisnalar› oluyor, ama ad› üstünde istisna. Herkes kabul edecektir ki, çizgi durumunda olan temsili kat›l›mlar, ortak eylemi “ek ifl” gibi görmektir. Ortak eylem, “olsa da olur, olmasa da olur” mu demektir? Böyle bakan bir anlay›fl, birli¤in ek bir sorumluluk yüklenmek oldu¤unu kavramayan veya içsellefltirmemifl bir anlay›flt›r. Böyle bir “ortak eylem gelene¤i” içinde elbette “kendini baflkalar›na tafl›tmak” gibi, baflkalar›n›n eme¤i, gücü üzerinden kendi reklam›n› yapmaya çal›flmak gibi zaaflar da kendini varedebiliyor. Türkiye solunun birlik konusundaki ufkunu bir türlü büyütememesinin nedenlerinden biri de iflte bu, ortak kararlar alma, ortak eylem yapma konusundaki olumsuz gelenekleridir. Belirli konularda, s›n›rl› biçimlerde birfleyler yaparken bile karfl›l›kl› fedakarl›¤›n, paylafl›mc›l›¤›n güçsüz oldu¤u yerde, elbette o birlikler yeterince motive edici, coflku verici olamamaktad›r. Bunun kitleler taraf›ndan da görülüp de¤erlendirildi¤inden herkes emin olmal›d›r. Kitleler bu coflkusuzlu¤u, “ikincil ifl” havas›n› alg›lad›klar› ölçüde de o birliklerin çekim merkezi olma ve harekete geçirme ifllevleri zay›flamaktad›r. ‹çinde yeralan siyasi hareketlerin bile yeterince önem vermedikleri bir yap›ya, daha genifl kesimlerin önem vermesini istemek, bofla kürek çekmek olur. Pratikte karfl›l›kl› güvensizlik yaratan, birlikleri yeterince verimli çal›flt›rman›n önünde engel olan böylesi olumsuz geleneklerimizi aflt›¤›m›z ölçüde, birliklere olan inanç ve güven pekiflecek ve daha iddial› düflünmek, daha iddial› birlikleri yaratmak mümkün hale gelecektir.
Say› 126 45 3 Ekim 2004
Televoleye özgürlük, halk kültürüne ceza Anadolunun Sesi'ne RTÜK’ten 30 Gün Yay›n Durdurma Cezas› RTÜK 24 Eylül tarihinde yay›nlad›¤› bir bas›n bildirisiyle “cezal›lar” listesini aç›klad›. Bildiriye göre en a¤›r cezalardan biri Anadolunun Sesi Radyosu’na verildi. Ayr›ca Diyarbak›r’da yay›n yapan Gün TV ve Can TV’ye 1’er ay yay›n durdurma cezas› verilirken, baz› özel TV kanallar›na da “uyar›” ve “bir kez program durdurma” gibi cezalar verildi. Anadolunun Sesi Radyosu’na verilen bu cezan›n dayand›r›ld›¤› madde ise, neredeyse bütün yasak ve cezalardakiyle ayn›: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varl›k ve ba¤›ms›zl›¤›na, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü¤üne, Atatürk ilke ve ink›lap-
lar›na ayk›r› yay›n yap›lmamas›”... Anadolunun Sesi Radyosu, Anadolu kültürünü yaflatmaya çal›flan ilerici bir radyo. Bu nedenle RTÜK’ün "yak›ndan ilgisine" mazhar oluyor. Burjuva medya halk› yozlaflt›r›rken, halk kültürünü yaflatan, iktidar›n sansürledi¤i gerçekleri dile getiren Anadolunun Sesi cezalarla sindirilmek isteniyor. Anadolunun Sesi, TAYAD’l› Aileler, Gençlik Dernekleri Federasyonu, Temel Haklar karar› protesto ederken, biz de radyonun yay›n yönetmeni Selda Yefliltepe ile yapt›¤›m›z röportaj› okuyucular›m›za sunuyor ve dayan›flmaya ça¤›r›yoruz.
Anadolunun Sesi Gen. Yay. Yönetmeni Selda Yefliltepe
‘Gerçekleri Anlatmaktan Vazgeçmeyece¤iz’ Say› 126 46 3 Ekim 2004
Kapama gerekçesi, "Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü¤üne ayk›r› yay›n” diye ifade ediliyor. Buna neden olan yay›nlar neler? Selda Yefliltepe: 7 Ekim 2003, 9,14,15,19 ve 25 Aral›k 2003 tarihlerinde yay›nlanan 'Müzik fliir, Halk›n Sesi, Objektif, haber bülteni ve Günizi programlar›nda, 3984 say›l› kanunun 4756 say›l› kanunla de¤iflik 4. maddesinin (a) bendinde belirlenen 'Türkiye Cumhuriyeti Devletin varl›k ve ba¤›ms›zl›¤›na, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü¤üne, Atatürk ilke ve ink›laplar›na ayk›r› yay›n yap›lmas›' ve (b) bendinde belirlenen 'Toplumu fliddete, teröre, etnik ayr›mc›l›¤a sevk eden veya halk› s›n›f ›rk dil, mezhep ve bölge farkl›l›¤› gözeterek kin ve düflmanl›¤a tahrik eden veya top-
Selda Yefliltepe
lumda nefret duygular› oluflturan yay›nlara imkan verilmemesi' ilkelerinin ihlal edilmifl oldu¤u RTÜK taraf›ndan tespit edilmifl ve istenilen savunma 7 gün içerisinde yap›lmad›¤› gerekçesiyle de yay›n›m›z›n 1 ay süreyle durdurulmas›na karar verilmifl. RTÜK taraf›ndan gönderilen yaz›da gerekçe böyle ifade ediliyor. Neler söyledik de devletin milletin bölünmez bütünlü¤ünü sarst›k, toplumda infial yaratt›k, isterseniz k›saca onlardan söz edeyim. Ahmet Kaya'n›n bir flark›s›n› çald›k. Bir fliir okuyor Ahmet Kaya; "Biz dostu da düflman› da elbet biliriz” diye bafllay›p, “çünkü isyan bayra¤›d›r bö¤rüme saplanan sanc›” diye devam eden, san›r›z birçok insan›n bildi¤i, dinledi¤i bir fliir. “Yi¤itsen usland›r beni/ ey yasaklar›n, kahpeli¤in ve soygunlar›n koruyucusu." diye dizelerini bitiriyor Ahmet Kaya. Gerekçenin biri bu. Baflka neler yapm›fl›z, örne¤in Objektif program›nda “Kürt halk›na uygulanan zulmü hepimiz biliyoruz, anadilde e¤itim sorununu biliyoruz. Buna iliflkin Temel Haklar ve Özgürlük-
ler Derne¤i'nin çözümleri de var. Çözümleri Kürt halk›n›n bütün haklar›n›n ve özgürlü¤ünün verilmesi” yönünde ifadeler kullanm›fl programc›m›z. Halk›n Sesi program›nda “Operasyona 8 jandarma komando taburu, 37 bölük olmak üzere 8335 personel kat›ld›. Bütün hapishanelerde çeflitli türlerden 20 bini aflk›n bomba kullan›ld›¤›n›” söylemifl, Hayat kurtarma ad› alt›nda girdiler hapishanelere. Ç›kt›klar›nda 28 kifli ölmüfl, yüzlerce kifli yaralanm›flt›. Hikmet Sami Türk operasyondan sonra televizyonlara ç›kt›. 'Zorla ölüm orucu yapt›rt›yorlar' dedi. Devlet cezaevlerine hakimdir dedi, hayat kurtard›k dedi. Adli t›p raporu Bayrampafla Hapishanesi'nde 6 kad›n yak›ld› diyor... Ve devam›nda tutuklular›n anlat›mlar› var.” Bu herkesçe bilinenleri anlatm›fl›z. Yine bir müzik parças›yla devleti bölmeye devam etmifliz. Grup Baran’›n "Kavga kavga yürüyoruz insanlar›n aras›nda” diye bafllayan flark›s›yla. Ve haber bültenimizde, 19 Aral›k katliam›n›n y›ldönümünde, eylemde at›lan sloganlar var, "19 Aral›¤› Unutmad›k Unutturmayaca-
¤›z, Sonuna Sonsuza Sonuncumuza Kadar Direnece¤iz" gibi... Bas›n aç›klamas›n› okuyan ÇHD fib. Bflk. Av. Süleyman fiensoy’un, “hukukçular olarak 19 Aral›k operasyonunu katliam olarak de¤erlendiriyoruz” sözleri var. Son olarak Günizi program›nda ise “Gözümüzün önünde ifl makineleri duvarlar› y›k›yor, duvar›n ard›ndakilere ulaflmaya çal›fl›yordu. Ama ulaflt›klar›n›n 28'i bir de beraber geldi¤i askerlerden 2'si yaflam›n› yitirmifl olacakt›. ‹fl makinesi iflini bitirdi¤inde yaralanan ve Cerrahpafla Hastanesi'ne kald›r›lan tutuklulardan Birsen Kars ambulanstan indirilirken ba¤›r›yordu; 6 kad›n› diri diri yakt›lar diye” ifadeleri yer alm›fl. ‹flte büyük suçlar›n ifllendi¤i programlar bunlar. Bir radyo iflte böyle y›k›yor devleti, iflte böyle toplumda infial uyand›r›p daha bir çok fley yap›yor. Toplumda infial uyanmam›fl ki, aylar geçmifl bir olay ç›kmad›, devlet de y›k›lmad›, millet de bölünmedi, ama anlafl›lan bir yerlerde infial uyanm›fl ki susturulmak isteniyoruz.
Yasakl› Konu: F Tipi Bugüne kadar kaç kez yay›n durdurma cezas› ald›n›z? Ekonomik olarak, dinleyicilerinizle iliflkileriniz aç›s›ndan bu durum nas›l etkiliyor? Daha
önce
yine
ölüm
oruçlar› ve 19 Aral›k operasyonu ve F tipi hapishanelere iliflkin yay›nlardan kaynakl›, önce 1 ay ard›ndan da 3 ay süreyle kapanm›flt›. Yine bir baflka kapatma cezas› 6 ay verilmiflti, mahkeme karar›yla yürütme durduruldu. Bu cezalar elbette maddi, manevi olarak s›k›nt›ya sokuyor. Dinleyicilerinize ulaflam›yorsunuz, gelir kayna¤›n›z yok oluyor, ama masraflar›n›z, kiralar›n›z ödemeleriniz sürüyor.
Anadolu'dan Yükselen Ses Hiç Susmuyor Ki Biz Susal›m Radyonuz ‹stanbul'da ve Tekirda¤'dan da dinlenebiliyor ve internet üzerinden canl› yay›nlan›yor... Dergimiz arac›l›¤›yla dinleyicilerinize ne mesaj›n›z olacak? fiunu belirtmek istiyorum. Savunma gönderilmedi deniyor kararda, ama biz savunma göndermifltik. Bunu da belgesiyle mahkemeye sunaca¤›z. fiayet yürütmeyi durduramaz, radyomuz kapan›rsa, hep söyledik, söylemeye devam edece¤iz; "Anadolu'dan Yükselen Ses Hiç Susmuyor" ki biz susal›m. Onlar gerçekleri haks›zl›klar› hayk›rmaktan vazgeçmeyecek. Biz de öyle. 1 ayl›k ayr›l›k uzun bir zaman bizim için, ama geçecek. Yüzümüz hep halk›m›za dönük olacak. Onlara gerçekleri anlatmaktan hiç vazgeçmeyece¤iz.
Tayyip Evrensel'i Cezaland›rd›! Karikatürist Sefer Selvi'nin Baflbakan› Recep Tayyip Erdo¤an'› hicvetti¤i karikatürden dolay› Evrensel Gazetesi’ne 10 milyar para cezas› verildi. Düflünce özgürlü¤ü düflman› iktidar›n bu tutumu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Lokali'nde düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda konuflan, gazetenin Genel Yay›n Yönetmeni ‹hsan Çaralan taraf›ndan protesto edildi. Çaralan, "Karar ifade ve elefltiri özgürlü¤üne vurulmufl bir darbedir" dedi.
Medyan›n Yay›n Kriteri Medyan›n halk›n haber alma hakk›na sayg›s›ndan, otosansürün bu sayg›y› nas›l yok ederek, bas›n› bas›n olmaktan ç›kard›¤›ndan s›kça söz edilir. Genel olarak “içeriden” yap›lan elefltirilerde de bu temel vurgular yap›l›r. Do¤an Medya’dan Karamehmetler’e kadar bütün medya grubunun yöneticileri de bu ilkelere ne kadar sayg›l› olduklar›n› anlat›rlar. Oysa gerçe¤in böyle olmad›¤›n›, medyan›n istedi¤i haberi verme, ifline gelmeyeni vermeme politikas›n› herkes bilmektedir. Zina krizi vesilesiyle medyan›n yay›nlar›n›n nas›l olumlu oldu¤u, AKP’ye elefltirel olmad›¤›n› belirten Yeni fiafak yazar› Fehmi Koru, bunun nedenini flöyle aç›kl›yor: “'Medya' genel bafll›¤› alt›na giren belli bafll› gazete ve televizyon kanallar› büyük holdinglerle irtibatl›lar. Patronlar›n tek iflinin gazetecilik oldu¤u dönemler geride kald›; bu sebeple ülkenin ald›¤› yol medya organlar›n›n ba¤l› olduklar› gruplar› da yak›ndan ilgilendiriyor. Hepsinin AB ile irtibatl› hesaplar› ve büyük beklentileri var; bu mesle¤in içinden biri olarak bu yazaca¤›m yürek yak›c›, ama yüzde yüz gerçek: Medyas› da bulunan holdingler Türkiye'nin AB üyeli¤ini tehlikeye düflürecek, süreci zedeleyecek türden yay›nlara izin vermezler... Kendi ç›karlar› bunu gerektiriyor çünkü. (26 Eylül) ‹flte size yay›n kriterlerinden biri. ‹flkenceler, infazlar, hapishanelerdeki ölümler, tecrit zulmü bu süreci etkiliyor, Türkiye’nin insan haklar›nda nas›l büyük yol ald›¤› yalan›n› paramparça m› ediyor; sansürle o zaman, her yan kan revan da olsa görme ve gösterme! Sansür için Abdülhamid dönemindeki gibi iktidar sansürüne ihtiyac› yok; ç›karlar›na göre her türlü sansürü kendisi uyguluyor.
Say› 126 47 3 Ekim 2004
Yurtd›fl›ndan Tayyip’in Brüksel'de Gerçekten Kaç›fl› Baflbakan Belçika’da Protesto Edildi TCK krizinde yeni tavizler vermek için Avrupa Birli¤i merkezinin bulundu¤u Brüksel'e giden Tayyip Erdo¤an, orada da Türkiye gerçe¤inden, iflledi¤i suçlardan kurtulamad›. 23 Eylül'de gerçekleflen ziyaret s›ras›nda Anadolu Federasyonu, Tayyip Erdo¤an’› gitti¤i her yerde adeta kovalad›. Eylemlerde "Sahte Belgelerle Nas›l 82 Kiflinin Tutukland›¤›n› Tayyip Erdo¤an'a Sorun" yaz›l› bir ‹ngilizce pankart tafl›nd›.
Tayyip Arka Kap›dan Kaç›r›ld› Protestolar›n ilki Avrupa Komisyonu binas› önünde gerçeklefltirildi. Ard›ndan AB Komiseri Verhogen'in oteli önünde devam eden protesto eylemi, Tayyip Erdo¤an'›n kald›¤› Konrad Oteli önünde devam etti. Konrad oteli önünde yap›lan eylemde eylemciler Verheugen'e de ulaflarak bir bildiri verirken, Erdo¤an eylemler nedeniyle program ak›fl›n› de¤ifltirdi. Tayip'in görüflmelerini izleyen yerli-yabanc› bas›n protesto eylemine oldukça yo¤un ilgi gösterdiler. "Adalet istiyoruz", "Komplolar› bofla ç›karaca¤›z", "Katil Tayip", "Yaflas›n ölüm orucu direniflimiz" gibi sloganlar›n at›ld›¤› eylemden dolay› otelin ön kap›s›ndan ç›kamayan 117 insan›n katili, çareyi arka kap›dan kaçmakta buldu. Anadolu Federasyonu üyeleri Tayip nereye giderse gitsin onu bulup protestolar›n› sürdürme kararl›yd›. Otelden sonra Avrupa Parlamentosunda görüflmelere kat›lan Tayyip'in komploculu¤u bu defa parlamento önünde ifade edildi. Burada yap›lan eyleme polis müdahale ederek parlamento önüne yaklafl›lmas›na izin vermedi. Gün boyu süren eylemlerden dolay› sald›rganlaflan polis parlamento civar›nda gördü¤ü bütün yabanc›lar› bölgeden uzaklaflmaya zorlad›, gözalt›na almakla tehdit etti. Erdo¤an Parlemento’dan ayr›l›rken de Anadolu Federasyonu üyeleri Tayyip’in konvoy yolunda bir pankart açarak sloganlar att›lar. Bu s›rada, Erdo¤an’›n arabada bulunan korumalar›n›n, camlar›n› açarak, iflkenceci ahlak›na uygun olarak küfür ettikleri görüldü. Sydney'de her sene geleneksel olarak düzenlenen Auburn Festivali’nde Grup ‹dil, Adalet için Türkü Söyledi. Grup ‹dil yapt›¤› konuflmada 82 insan›n polisin haz›rlad›¤› sahte belgelerle tutklan›p F tiplerinde tecrit edildiklerini ve bu komplolar› bofla ç›karacaklar›n› vurgulad›. Ayn› zamanda Sydney halk›na, Ölüm Oruçlar›nda 117 insan›n flehit düfltü¤ünü söyleyen Grup ‹dil'in dinletisi canl› olarak Türkçe yay›n yapan SBS radyosu arac›l›¤›yla Avustralya topraklar›nda dinlenildi.
Sydney’de Gece Avustralya'n›n Sydney kentinde 26 eylül günü Sydney TAYAD Komite taraf›ndan 'Hapishanelerde Tecrit ve ‹zolasyon" ad›nda bir gece düzenlendi. Gecede Türkiyeli halk›m›za hapishanelerde yaflanan tecrit ve beflinci y›l›na giren, 117 flehitle kahramanl›kla sürdürülen Ölüm Oruçlar› anlat›ld›. Sayg› duruflu ve aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan Grup ‹dil, türkü ve marfllar›n› seslendirdi. ‹ngilizce "Adelet ‹stiyoruz! Türkiye'de Sahte Belgelerle Tutuklanan 82 kifli Serbest B›rak›ls›n", "Türkiye F-Tipi Hapishanelerinde 117 ‹nsan öldü Duydunuz mu?" ve "Tutsaklar üzerindeki Tecriti Kald›r›n" pankartlar› as›ld›¤› gecede, fliirler ve müzik dinletisinin ard›ndan, ölüm orucu flehitlerini anlatan video gösterimi yap›ld›. Sevgi Erdo¤an 11. Ölüm Orucu ekibi direniflçisi M.‹nan Ifl›k'›n mektubunun okunmas›yla ilk bölüm sona erdi. ‹kinci bölümde ise sahte belgeleri anlatan bir konuflma yap›ld›. Grup ‹dil, Grup Yorum elemanlar›n›n tutuklanmas›n› protesto ederken, "Adalet için türkü söylüyoruz" diyerek türkülerini seslendirdi. Gece, "Zafer Yak›nda" marfl› ile sona erdi.
Dünya’dan
Avrupa Emekçileri Gerillan›n Genel Grev Ça¤r›s› Hayat› Durdurdu ‘Sosyal Devlet’ Yalan›na Nepal - Nepal’de gerillalar monarflik iktidar› köfleye s›k›flt›rmaya devam ediyor. Ülkenin yüzde 80’e yak›n k›sm›n› denetiminde tutan ve bu ay›n bafl›nda ‘Stratejik sald›r›’ karar› alan gerillalar bu kez de genel grevle monarfliyi sars›yor. Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in ça¤r›s› ile bafllayan genel grev hayat› felç etti. Nepal ‹çiflleri Bakanl›¤›, güvenlik görevlilerinin say›s›n› art›rd›¤›n› aç›klad› ve halka greve uymama ça¤r›s› yapt›. Bakanl›k, greve uymayanlar›n gerillalar›n misillemesine karfl› maddi hasarlar›n›n da karfl›lanaca¤›n› aç›klayarak rüflvet teklif etmifl olsa da, genel greve genifl kat›l›m sa¤land›¤› gözlendi. Grevin bafllamas›yla birlikte okullar›n, iflyerlerinin, al›flverifl merkezlerinin kapand›¤›, ulafl›m›n ciddi biçimde etkilendi¤i bas›na yans›rken, Amerikanc› Monarfli, iktidar›n› kaybetme korkusunu daha yak›ndan duymaya bafllad›. Himalayalardan yükselen devrim 盤l›¤› flimdi baflkent Katmandu’da yank›lan›yor.
Amerika’da 10 Bin Köle Emperyalizmin demokratikleflti¤ini söyleyenleri, ça¤dafll›k, medeniyet gibi kavramlar›, emperyalizmin kanl› tarihini unutturup ona yak›flt›ranlar› “flafl›rtacak” bir geliflme daha yafland›. Washington merkezli ''Kölelere Özgürlük'' adl› kölelik karfl›t› kurulufl ve Berkeley'deki California Üniversitesi ‹nsan Haklar› Merkezi taraf›ndan haz›rlanan bir rapor, ABD tekellerinin ucuz iflgücüne ihtiyaç duydu¤u sektörlerde 10 binden fazla insan› zorla çal›flt›rd›¤›n› ortaya koydu. (Cumhuriyet 26 Eylül) Yanl›fl okumad›n›z, “özgürlükler ülkesi”nde 10 bin insan resmen KÖLE. 'Gizli Köleler: ABD'de Zorla Çal›flt›rma' bafll›kl› raporda, ço¤u fahifle ve çiftliklerde, restoran ve ev hizmetlerinde hizmetçi olarak kötü koflullarda ve fliddet tehdidiyle çal›flt›r›lan binlerce kiflinin varl›¤›n› gözler önüne serdi. Raporda, geri b›rakt›r›lm›fl ülkelerden getirilen bu “ça¤dafl köleler”in fliddete maruz kald›klar› dile getirilirken flu hakl› tesbit yap›l›yor; “Pek çok insan köleli¤in uzun y›llar önce çözülmüfl bir sorun oldu¤una inan›r. Ama gerçekte devam ediyor. Yaln›zca yeni bir biçime kavuflmufl durumda”. Nedenini de biz söyleyelim; çünkü emperyalizm sürüyor!
Karfl› Sokaklarda ‹spanya
- Tersane iflçileri, liman kentinde düzenledikleri eylemlerle, tersanelerin kapat›lma ya da özellefltirilmesi planlar›n› protesto etti. Liman kentlerinde 50 bine yak›n iflçinin kat›ld›¤› eylemlerde, Cadiz kentinde yollara barikatlar kuruldu, baz› kentlerde polisle iflçiler çat›flt›. Sözde “sosyalist” hükümetin plan›n›n yaflama geçirilmesi durumunda 10 binden fazla iflçinin çal›flt›¤› tersanelerde iflçilerin büyük bölümü iflsiz kalacak. Gösterilerin ard›ndan 29 ve 30 Eylül günlerinde yap›lan birer günlük iflb›rakma eylemi de bu plan› engellemeye yönelikti. ‹flçiler, hükümetin geri ad›m atmamas› durumunda eylemlerini sertlefltirecekleri mesaj› veriyorlar. Say› 126
Almanya
- Her pazartesi düzenlenen eylemler, 27 eylül günü de sürdü. Sermayenin, sosyal haklar› k›s›tlayan "Hartz IV Yasas›"na karfl› direnen Alman iflsizleri ve emekçileri 227 kent ve kasabada eylem düzenledi. 2 Ekim günü Berlin'de yap›lacak merkezi eylem öncesi kat›l›m›n düfltü¤ü görülürken, Komünist, sosyalist partiler, sendikalar ve küreselleflme karfl›tlar›ndan oluflan "Hartz IV’e Karfl› Eylem Birli¤i ‹nisiyatifi” merkezi eyleme kat›l›m ça¤r›s› yapt›. Anadolu Federasyonu bu hafta da, çeflitli kentlerde düzenlenen eylemlerde yerini ald›.
Hollanda - Sosyal haklar›n k›s›tlanmas› yönünde haz›rlanan yasal düzenlemelere karfl› eylemlerin yap›ld›¤› yerlerden biri de Hollanda. Geçen hafta Rotterdam kentinde bafllayan eylemler tüm ülkeye yay›l›yor. 2 Ekim günü Amsterdam’da merkezi bir protesto gösterisi düzenlemeye haz›rlanan emekçiler, 28 Eylül günü de sokaklardayd›. Amsterdam’da 10 bin kiflinin kat›ld›¤› eylemde hükümetin “kemer s›kma” politikas›na öfke dile getirilirken, limanlar da dahil olmak üzere toplutaflıma araçları bir günlük iflbırakma eylemine gitti.
49 3 Ekim 2004
kahramanlar ölmez
Güler CEYLAN ‹bifl DEM‹R 8 Ekim 1994
2 Ekim - 8 Ekim fiehitlerimiz
Hüsamettin C‹NER 5 Ekim 2000 Ulucanlar katliam›n›n hesab›n› sormak amac›yla gerçeklefltirilecek bir eylem öncesinde tafl›d›¤› bomban›n patlamas› sonucu flehit düfltü. 1975 Artvin-Hopa do¤umlu Laz milliyetinden Hüsamettin Ciner, mücadeleye ‹stanbul Liseli Dev-Genç içinde bafllad›. Ankara Liseli Dev-Genç komitesinde, Kayseri Demokratik Alan Komitesinde çal›flt›. Tutsakl›klar yaflad›. 1997’de Marmara bölgesinde faaliyet yürütmeye bafllad›. Son olarak Silahl› Propaganda Birlikleri içinde yerald› ve bir savaflç› olarak ölümsüzleflti.
Ali R›za AKASLAN (R›za) 7 Ekim 1999 Tokat, Almus ilçesi Çamdal› köyü yak›nlar›nda Cephe’ye ba¤l› bir müfrezeyle oligarflinin askeri güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada flehit düfltü. 1976 Tokat do¤umlu olan Ali R›za, 1993’de, DevGençlilerle tan›flarak mücadeleye kat›ld›. 1997’de gerilla olarak Karadeniz Recai Dinçel K›r Gerilla Birli¤i’nde yerald›.
‹stanbul Sultançiftli¤i’nde bulunduklar› eve düzenlenen bask›nda katledildiler. Güler Ceylan, 1974 Dersim do¤umlu, tekstil iflçisiydi. ‹bifl Demir de 1971 Dersim Çemiflgezek do¤umluydu ve o da tekstil iflçisiydi. Savaflç› olarak SDB’ler içinde yerald›lar.
Erdinç ASLAN 5 Ekim 1999
Adana Yüre¤ir’de ölüm mangalar› taraf›ndan gerçeklefltirilen bir Hesab›m›z›n ad› operasyonda, Cepheli saKahramanlar›m›z›n öfkesiyle vaflç› Erdinç Aslan ve devrimci örgütle hiçdoldu bu topraklar›n alt› bir ilgisi olmayan Murat BekÖfke kabar d›kça kabaracak tafl adl› iflçi katledildi. Volkanlara coflku 1977 Hatay-Samanda¤ doyar›nlara ayd›nl›k olacak. ¤umlu, Arap milliyetinden olan Erdinç, 1995’de devrimci harekete kat›ld›. 1999’da SiBu hesap bitmedi daha lahl› Propaganda Birliklerinde sür ecek, istihdam edildi.
Ad› ba¤›ms›zl›k ad› özgürlük olacak.
‹smet GÜVENÇ 6 Ekim 1996 3 Ekim'de çal›flt›¤› iflyerinden ‹stanbul Emniyet Müdürü Kemal Yaz›c›o¤lu'nun emrindeki iflkenceciler taraf›ndan gözalt›na al›nd›. Yo¤un iflkence yap›ld›ktan sonra bafl›na bir kurflun s›k›larak katledildi ve cesedi Esenler'deki bir inflaata b›rak›ld›. 1966 Dersim Pülümür do¤umlu olan ‹smet Güvenç, demokratik alanda çal›flm›fl, defalarca gözalt›na al›nm›flt›. Katledildi¤inde bir Cephe savaflç›s›yd›.
KAYIP Ayhan EFEO⁄LU 6 Ekim 1992 Gençli¤in militan, önder kadrolar›ndan biriydi. Polis taraf›ndan gözalt›na al›nd› ve kaybedildi.
Ömer Faruk BAYRAKTAR 2 Ekim 1979
12 Kas›m 2003 Bekir Batur u
‹stanbul Serencebey’de faflistler taraf›ndan katledildi.
R›dvan SANCAR 2 Ekim 1980 Bir bomban›n kazayla elinde patlamas› sonucu aram›zdan ayr›ld›. Devrimci hareketin savaflç› kadrolar›ndand›.
KAYIP Lütfiye KAÇAR 5 Ekim 1994 Y›llard›r mücadele içindeydi. Çeflitli allanlarda yöneticilik görevleri vard›. Gözalt›na al›nd› ve kaybedildi.