Page 1

Sat›n... Ya¤malay›n!

Ekmek ve ISSN: 1304 687X 100

Pezevenklerinin Beyninde Kültür, Tarih Yoktur, ✸ Din Sadece Para ve Emperyalistlere Hizmet Vard›r Bombalarla Yap›lan Tarih ve Kültür Ya¤mas›, ✸ Ba¤dat’ta Türkiye’de AKP Arac›l›¤›yla Yap›l›yor

Adalet Haftal›k Dergi / Say›: 100 / Tarih: 29 fiubat 2004 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

Adalet

✸ Sald›r› sürüyor...

✸ TAYAD bas›ld› TAYAD Baflkan› komployla tutukland›

www.ekmekveadalet.net

info@ekmekveadalet.net

Sürüyor!

TAYAD’l›lar›n BÜYÜK SUÇU

al›nanlar›n say›s› 200’ü aflt›

Ekmek ve

F Tiplerinde Ölüm Orucu

www.ekmekveadalet.net Mail:info@ekmekveadalet.net

✸ Gözalt›na Ormanlar, k›y›lar, müzeler kiral›k! Dinini satan, bunlar› haydi haydi satar!

karfl› direniflte, ✔Tecrite 107 flehit verildi.

AKP’nin katilli¤ini deflifre etmektir:

✹ Y F tiplerinde tecrit ve 107 ölüm var!


DA⁄LAR VE MEfiALE KADINLAR

ABD için “tehdit” olmak, her vatansever için onurdur! “DHKP-C ABD için tehdit”... 24 fiubat’ta TV’lerin haber bültenlerinde, 25 fiubat tarihli gazetelerde birçok kez tekrar edildi bu söz. ABD Merkezi Haber Alma Teflkilatı (CIA) Baflkanı George Tenet, 24 fiubat’ta ABD Senatosu’nda yapt›¤› konuflmada, bir kez daha ABD’nin “düflmanlar›n›” s›ralad›. Tenet’e göre, “Amerikan çıkarlarına yönelik en önemli tehdit flu anda ‹slamcı teröristlerden geliyor”. Ancak Tenet konuflmas›nda “sol örgütlerinin de görmezden gelinemeyece¤ini” belirterek, bu örgütler arasında ülkemizden DHKP-C’yi ve Latin Amerika ve Avrupa’daki çeflitli örgütleri say›yor. Tenet bu konuflmas›nda DHKP-C’nin “Türkiye'deki Amerikan çıkarlarını hedef aldı¤ını” söylüyor. Hat›rlanaca¤› gibi Tenet, bir süre önce yapt›¤› bir aç›klamada da “en tehlikeli 5 örgütü” saym›fl ve bunlar›n aras›nda da DHKP-C’ye yer vermiflti. DHKP-C’nin neden “en tehlikeli”ler içinde yer almasan›n gerekçesi olarak da “Örgütün Afganistan’daki ABD operasyonunu aç›kça elefltirmesi” gösterilmiflti.

✹R ÇA⁄ DUYU

I U

8 Mart'ta “Dünya Emekçi Kad›nlar GÜnü”nde alanlar› doldural›m!

Temel olan Amerikan ç›karlar› ve ABD’nin imparatorluk politikalar›d›r. Hiçbir yerde, hiçbir biçimde Amerikan ç›karlar›na karfl› ç›kmayacaks›n ve hiçbir flekilde Amerikan müdahalelerini elefltirmeyeceksin. E¤er ABD’nin çizdi¤i bu çizgilerin d›fl›na ç›k›yorsan, “terörist”sin, “tehlikeli”sin ve dolay›s›yla “yok edilmesi gereken bir hedef”sin! ABD’nin tüm muhalif güçleri yok etme politikas›n›n gayr›-meflrulu¤u bir yana, dünya halklar› aç›s›ndan bak›ld›¤›nda, ABD taraf›ndan tehlikeli görülmek, bir onurdur. Amerikan imparatorlu¤una boyun e¤memenin ifadesidir. fiu veya bu gerekçeyle ABD’ye boyun e¤enlerin, ABD’nin çizdi¤i s›n›rlar içinde var olmaya çal›flanlar›n dünya halklar› karfl›s›nda aln› aç›k, bafl› dik olamaz. Amerikan tekellerinin yönetti¤i çeflitli ekonomik kurumlar, “Türkiye’nin hala yabanc› sermaye için en riskli ülkelerden biri oldu¤u” yolunda raporlar veriyorlar. Amerikanc›lar, iflbirlikçi tekelci burjuvazinin köpekleri, bundan çok rahats›z oluyor, üzüntü duyuyorlar. Türkiyeli vatanseverler için ise, “yabanc› sermaye için riskli bir ülke olmak”, ulusal gururumuzu kabart›yor. Demek ki, bu ülkenin vatansever devrimcileri, ülkemizin emperyalizmin çiftli¤i, üssü olmas› karfl›s›nda direniyor, savafl›yorlar. CIA’n›n yapt›¤› bu listelere, yabanc› sermayenin “risk raporlar›na” bakan her vatansever, saf›n›n neresi olaca¤›n› da görür. ABD için “tehdit” olanlar, halklar›n dostudur.

Bu da¤lar Toroslar Bir yan› Dadal bir yan› Karacao¤lan Bu da¤lar Toroslar Bir yan› Halil, bir yan› ‹bili Her yan› kavga, her yan› sevda fiimdi göç eylemenin vaktidir deyip Karanl›¤a saplanan atefl oldu kad›nlar Atefl oldu kad›nlar Bu da¤lar Munzurlar Bir yan› Seyid R›za, bir yan› Bave Düzgün Bir yan› otuz sekiz, bir yan› Aral›k on dokuz Tutuflunca fidan, all› yeflilli bin fidan Yan›yorsa Fidan, küllerinden yedi cihan Karanl›¤a saplanan atefl oldu kad›nlar Yan›yor meflale, meflale kad›nlar Bu da¤lar Ege Da¤lar› Bir yan› Atçal›, bir yan› Çak›rca Her yan› kavga, her yan› sevda Sar› bir meflale gibi yan›yor Berrin Alevli bir Harmandal› dönüyor Yasemin Karanl›¤a saplanan atefl oldu kad›nlar Yan›yor meflale, meflale kad›nlar Bu da¤lar Sa¤malc›lar Bir yan› Yazgül, bir yan› Gülser ‹çli bir yang›n Özlem flimdi Diri diri yakt›lar, diri diri yakt›lar Bu da¤lar Sa¤malc›lar Bir yan› Seyhan, bir yan› fiefinur Açs›n Nilüfer, açs›n flimdi Diri diri yakt›lar, diri diri yakt›lar Yan›yor meflale, meflale kad›nlar

Durman›n, dinlenmenin, yorulman›n, beklemenin, kayg›larla, korkularla hareket etmenin zaman› de¤il;

5 Mart’ta Birtan Altunbafl Davas›’nda iflkencecilerin yakas›na yap›flal›m!

6 Mart'ta Ankara'da Kamu emekçileriyle birlikte, IMF politikalar›na karfl› barikat örelim!

➤ 10-11 Mart'ta ➤ 13 Mart'ta AKP’nin sa¤l›k politikas›na karfl› ifl b›rakacak sa¤l›k emekçileriyle yanyana olal›m!

YÖK’e ve Soruflturma terörüne karfl› Gençlikle K›z›lay’da birlikte olal›m!

➤Her gün Her yerde

“Hapishanelerde 107 insan öldü! Duydunuz mu?” diye sormaya devam edelim!

Ekmek ve

Adalet

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.net

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Mustafa Köflker Genel Yay›n Yönetmeni: Gülizar Kesici Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama ISSN: 1304 687X Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5

Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.net

Bürolar›m›z Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50825 Köln Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08 Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 ‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Faks:0049 221 280 90 84 Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25 Kat:1 No:43 Tel: 0422 323 24 77 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Mersin- Bahçe Mah. 4604 Sk. Tütüncü Apt. Kat: 1/6 Tel-faks: 0 312 419 27 38 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: Tel-faks: 0 362 435 25 80 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Pustular iflhan› Zemin Kat No:4 Tel-faks: 0462 321 14 80 Tel-faks: 0 224 224 93 97


Ekmek ve Adalet Say› 100 ‹çindekiler

3... 5... 6... 8... 11... 13... 15... 16... 19... 22... 24... 26...

29... 30...

33... 35...

36... 38... 39... 40... 43... 44...

45... 48... 49... 50...

Bir Tek Cümlenin Korkutuculu¤u... Oligarflinin Açmaz› Sansür 107 Ölümün Suç Orta¤›d›r Demokratikleflme Yalan Eflkiyal›k Gerçek! Ey Dünya... Duyun! Polisin Büyük Keflfi! AKP Katliamc›l›¤›na Ortak Olmak KYTK Yasa Tasar›s› Mitinglerle Protesto Edildi ABD Birtan Altunbafl’›n Katillerinin Saf›ndad›r Ayn› Ülke Ayn› Sistem Sömürgecili¤in Ad› Dostluk Olamaz Avrupa Birli¤i Tecrite ve Hapishanelerdeki 107 Ölüme... AKP’nin Filistin Davas›na Düflmanl›¤› Belgelendi AKP K›y›lar›, Da¤lar› ve Kültür Hazinelerini Ya¤maya Aç›yor Direnifl Tüm Kesimleri Karar Vermeye Zorluyor Anadolu Kar Alt›nda, Ankara’n›n Umurunda De¤il 13 Mart’ta K›z›lay’day›z Polis Devletinin Polisi Derneklerimizi Yasad›fl›... Afiyet Olsun! Özgür Kad›n Direnen Kad›nd›r! Bizi Neler Birlefltirmeli, Neler Ay›rmal›? Volkan A¤›rman’a Hapishane ‹daresinin Bask›s› Kan›tland› Devrim ve Ütopyalar Alibeyköy’de Muhtarl›k Önseçimi ‹hsan Cibelik ‹çin ‹mza Kampanyas› Kahramanlar Ölmez

Bir tek cümlenin korkutuculu¤u ve ülkemizdeki ‘demokratl›k’ soytar›l›¤› Bir tek cümlenin koskoca(!) bir devleti bu kadar korkuttu¤unun tarihte örnekleri azd›r. Evet bir cümle, sadece bir cümle söyleniyor: “Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü! Duydunuz mu?” Ne fazla, ne eksik. Ve iflte bu cümle etraf›nda son y›llarda yaflanan en yo¤un polis operasyonlar› sürdürülüyor. Geçen hafta özellikle vurgulad›¤›m›z gibi, sald›r› AKP hükümetinin merkezi karar›yla sürdürülüyor. Türkiye’nin baflkentindeki polis de, ‹zmir’in Menemen’indeki, Samsun’un Merzifon’undaki polis de yasal bir afifl karfl›s›nda ayn› terörist yöntemlere baflvuruyor. fiubelerde pervas›zca iflkenceler yap›l›yor, bir süredir “iz b›rakmama” inceli¤ini(!) gösteren polis, bu inceli¤ini terk etmifl durumda her yerde. AKP’nin 81 ilde yeniden örgütledi¤i “özel savafl” birimleri iflbafl›nda. Kaç›r›p, iflkence yap›p flehir d›fl›na atma gibi yöntemler s›kl›kla yeniden uygulan›yor bu operasyonda. Bu tek cümleyi söylemekte ›srar edenler, polis komplolar›yla tutuklan›yor. Gözalt›na al›nanlar›n say›s› ikiyüzü aflt›, tutuklananlar›n say›s› onlarca oldu. Manzara bu. Terör, komplo, bask› manzaras›. Ve bu manzara karfl›s›nda ise koyu bir sessizlik. AB’cisi, ABD’cisi, AKP’si, Genelkurmay’› ve onlar›n çeflit çeflit destekçileri, tek bir merkezde birleflmifltir. Hiçbirinin a¤z›ndan bu ülke gerçekleri hakk›nda, ülkemizin emperyalistlere peflkefli veya emperyalistler ad›na sürdürülen katliam ve zulüm hakk›nda tek bir kelime duyulmuyor. Demokrasi, insan haklar› ad›na y›llard›r AB’cilik yapanlardan, haklar ve özgürlükler mücadelesine ilgisiz kalamayacak sendikalardan, odalardan, reformist sol partilerden, anl› flanl› demokrat, solcu ayd›nlardan, sanatç›lardan da bir ses ç›km›yor. F tiplerinin, tecritin nas›l bir faflistlik oldu¤unu sayfalarca anlatmaya gerek yok; 107 ölüm bilançosu her fleyi anlat›yor zaten. Sansürün nas›l bir fley oldu¤unu da anlatmaya gerek yok; onu da son iki haftadaki ikiyüzü aflk›n gözalt› ve tutuklamalar anlat›yor. Yukar›daki sessizlik tablosu, her fley bu kadar ayan beyanken yaflan›yor. ‹flte bu tablo, Türkiye’deki “demokratl›k soytar›l›¤›”n›n tablosudur. Bu zulme karfl› m›s›n›z, de¤il misiniz? K›stas budur. Bugün Türkiye’de en büyük suç, F tiplerine, tecrite karfl› ç›kmakt›r. ‹nanmayan olup bitene baks›n. Baflka hangi kesim, baflka hangi konuda böyle bir sald›r›ya maruz kalm›flt›r. Bu konu devletin “de¤iflmez, tart›fl›lamaz” politikas›d›r. Bu konu devletin “s›rr›d›r”. Kimse yazamaz, aç›klayamaz. Orada –F tiplerinde– her türlü katliam, provokasyon, komplo, iflkence sürdürülecek ama buna kimse itiraz edemeyecektir. ‹flte TAYAD’l›lar›n büyük suçu da budur. Bu “devlet s›rr›”n› afifle etmek. Devletin tart›fl›lmaz dedi¤ini tart›flt›rmak. Amerikanc› ve katliamc› AKP hükümeti, “devlet s›rr›”n› sürdürmek için, polisine talimat vermifltir. AB’ye uyum yasalar›yla “polis dev-


leti”nin nas›l yanyana olabilece¤ini herkese göstermek istercesine iflkencecilerinin iplerini çözmüfltür. Polis yönetiyor. Savc›lara, yarg›çlara, rektörlere, mülki yetkililere talimat veriyor ve talimatlar› da harfiyen yerine getiriliyor. Yükselen bu sesi, nas›l olursa olsun susturmak gerekiyor. Gözalt›lar, iflkenceler buna hizmet ediyor. Bununla sonuç al›nam›yorsa, o zaman tutuklamalar gündeme geliyor. Polis için hukuki bir gerekçe flart de¤il; “polise mukavemet” der, olmazsa “örgüt üyesi” der, o da olmazsa “yard›m ve yatakl›ktan” tutuklat›r. Mücadele gerçe¤idir; bu sansür ve zulme, bu yasad›fl› bask› ve yasaklara, bu keyfili¤e, hukuksuzlu¤a sesini ç›karmayanlar, yar›n ayn› haks›zl›klara, hukuksuzluklara da u¤rayacak. Hep söyledik bunu, hep do¤ru ç›kt›. F tiplerinin, tecritin sadece tutsaklara yönelik olmad›¤›n›, hedefin sadece devrimci tutsaklar olmad›¤›n› söyledik, öyle oldu¤u görüldü. Bu söyledi¤imizin de do¤ru ç›kt›¤›na tan›k olunacak. Sendikalar, demokratik kitle örgütleri, niye ortaya ç›k›p “Biz de soruyoruz; hapishanelerde 107 insan öldü! Duydunuz mu?” demiyorlar. Niye ortaya ç›k›p “Biz de TAYAD’l›y›z!” diyemiyorlar? Demokratl›k, solun dayan›flmas›, sol güçbirli¤i, TAYAD’l›lara yönelik bu sald›r›lar›n karfl›s›nda soka¤a ç›k›p “evet biz de soruyoruz” demektir. Bugün görev budur. Tecrite, sansüre karfl› ç›kmak, yasal afifl asmaya karfl› sürdürülen bu teröre karfl› ç›kmak, direnme hakk›n› savunmakt›r. Demokratik mücadelenin en geri s›n›r›d›r. Bunun mücadelesini vermeyenler, baflka hiçbir fleyin mücadelesini veremezler. Baflka hiçbir noktada direnemezler.

Bu sansür ve zulme, bu hukuksuzlu¤a sesini ç›karmayanlar, yar›n ayn› haks›zl›klara, hukuksuzluklara da u¤rayacak. O bir tek cümlede, emperyalizmin ve oligarflinin bu tasfiye ve yok etme plan›na direnifl vard›r. Oligarfli bunu görüyor ama demokratlar görmüyor.

Söylenen tek bir cümledir. Bu bir tek cümlenin korkutuculu¤una bak›n. Korkutucudur, çünkü o bir tek cümlede, emperyalizmin ve oligarflinin bugünkü en temel politikalar›ndan birine karfl› direnifl vard›r. AKP iktidar› ekonomiyi, siyaseti, d›fl iliflkileri belirleyen birçok yasalar ç›kar›yor, politikalar gelifltiriyor; ama bunlar›n içinde bugün iktidar için en vazgeçilmez olan›, F tipleridir. Neden böyledir? Çünkü, F tiplerinin, tecrit ve sansürün simgeledi¤i politika, bu ülkede dev-

rimci düflüncenin, halk›n devrimci mücadelesinin tasfiye edilmesi ve bunun ard› s›ra direnme hakk›n›n tümüyle yok edilmesidir. Emperyalizm ve oligarfli, IMF yasalar›yla, AB’ye uyumla, Büyük Ortado¤u projeleriyle bir a¤ gibi ördükleri sistemi, ancak bunu baflard›klar›nda uzun vadeli sürdürebilirler. O bir tek cümlede, emperyalizmin ve oligarflinin bu tasfiye ve yok etme plan›na direnifl vard›r. Oligarfli bunu görüyor ama demokratlar görmüyor. AB’den, seçim sand›¤›ndan demokrasi ç›kart›labilece¤ini düflünen bofl beklentilerin sahipleri, demokrasicilik oyununa soldan kat›larak halk› oyalayanlar, faflizm ve sömürgecilik gerçe¤ini görmek zorundas›n›z. Faflizmin sürdürülmesinde AKP-AB-ABD ortakt›r. Tecritin ve sansürün sahibi AKP’dir, AB’dir, ABD’dir. Düflünün ki, Anadolu’nun bir kasabas›nda “...Duydunuz mu?” afiflini asan TAYAD’l›ya sald›ran AB’nin sözcülerinden Verhuegen’dir. Düflünün ki, sokak ortas›ndan TAYAD’l›lar› kaç›r›p iflkence yaparak bofl arsalara atanlar Amerikan askerleridir. Böyle düflünmekte hiçbir yanl›fll›k, hiçbir abart› yoktur. Çünkü gerçe¤in özü budur. Tecritin ve sansürün sahipleriyle ittifak halinde “demokrasicilik” masal› anlatanlar, Türkiye’nin AB’ye girmesini destekleyenler, ABD’nin Ortado¤u müdahalesinden özgürlük bekleyenler, demokrat de¤il, soytar› demokratlard›r. ‹smet ‹nönü, kendisi muhalefetteyken, iktidar›n hukuksuzlu¤unu, keyfili¤ini anlatmak için “eflkiyan›n yar›n ne yapaca¤› belli de¤il” demiflti; faflizm o günden bu yana çok mesafe katetmifltir. AB’ye uyum masal›n›n uyuflturmad›¤› beyinler, bu ülkede yar›n ne olaca¤›n› biliyorlar. Eflkiyan›n yar›n ne yapaca¤› bellidir! Çünkü hukuksuzluk, bask›, terör, yasak, tüm iktidarlar›n de¤iflmez özelli¤idir. Demokrasicilik oyunu içinde, faflizm bazen “demokratik sol” partilerle, bazen “‹slamc›” partilerle sürdürülür. Tecritin ve sansürün sahipleri, 107 insan›n katilleri –AKP, AB, ABD–, tüm zulümleriyle, tüm riyakarl›klar›yla sahnededir. Biri “s›f›r iflkence”den, biri uyum yasalar›n›n “pratiklefltirilmesinden”, di¤eri Birtan Altunbafl davas›ndan söz etmekte ama iflkence, tecrit, katliam sürmektedir. Demokrasicilik oyununa aldananlar›n demokratik mücadele verebilmesi de, tutarl› bir demokrat olmas› da mümkün de¤ildir. Mücadele, her türlü demokrasi riyakarl›¤›na dur diyerek, demokratl›k soytar›l›¤›na son vererek geliflecektir. Demokratlar, ya tutarl›, gerçek bir demokrat olacak ya da tarih karfl›s›nda tecritin ve sansürün sahipleriyle birlikte suçlanacaklard›r.


HÜCRELERDEN

Oligarflinin Açmaz› emperyalizmin ve oligarflinin hücrelerine karfl› direniflte

4. y›l Gültekin KOÇ Ölüm Orucu Ekibi

135. Günde

F Tiplerinden

Çizimler

F tipleri, F tiplerine karfl› ç›kanlarla doldurulmaya devam ediliyor. 19 Aral›k’tan bu yana oligarfli bir yandan direnifli k›rmak için bütün politikalar›n› devreye sokarken, hatta bu amaçla yüzlerce insan› tahliye ederken, öte yandan F tiplerindeki direnifl mevzisine yeni savaflç›lar› kendi elleriyle göndermek durumunda kal›yor. Çünkü içeride direnifl, d›flar›da mücadele sürüyor. Ölüm orucu flehitlerinden baz›lar›, 19 Aral›k katliam›n›, F tiplerine protesto ettikleri için 19 Aral›k’tan sonra tutuklananlard›. Bayra¤› onlardan devralanlar›n bir k›sm› da ayn› süreci yaflad›lar. Oligarflinin açmaz› budur; ne d›flar›da, ne içeride mücadele durmuyor; sindirme, y›ld›rma taktikleri ifle yaram›yor. F tiplerinin yap›l›fl amac› sadece hapishaneler örgütlenmesini da¤›tmak, devrimcileri hücrelerde tecrit ederek düflüncelerini de¤ifltirmeye zorlamak de¤ildi. Ayn› zamanda F tipleri devrimcilere ve genel olarak muhalif güçlere karfl› bir tehdit arac› olarak düflünüldü. Polis sorgular›nda 4 y›ld›r pervas›z flekilde kullan›l›yor F tipleri tehdidi. F tiplerinin nas›l bir yer oldu¤u bizzat devlet yetkilileri taraf›ndan çeflitli biçimlerde dile getiriliyor. Mesela, örgütten ayr›lmay› kabul edenleri F tiplerinden ç›karaca¤›z deniliyor. Yani F tiplerinin bir bask› ve tehdit arac› oldu¤u itiraf ediliyor. Ancak, bugün tereddütsüz söyleyebiliriz ki, F tipleri bu ifllevini yerine getirememifltir, iflas etmifltir. F tipleri kimileri için “korkutucu” bir tehdit olarak görülebilir, ama Devrimci Hareket’in saflar›nda böyle bir etki yaratamam›flt›r. Bunu sa¤layan, elbette en baflta 34 y›ld›r sapmadan oturdu¤umuz Marksizm-Leninizm sandalyesidir. Ve Marksist-Leninist çizgimizin gücü, morali ve de¤erleriyle yaratt›¤›m›z direnifltir. Direnifl sadece Devrimci Hareket’in saflar›nda de¤il, tüm devrimci, demokrat kesimlerde F tiplerinin etkisini bertaraf eden, moral veren bir iflleve sahip olmufltur. Oligarflinin hiçbir politikas›n›n bu ülkenin devrimcilerini teslim alamayaca¤› görkemli biçimde kan›tlanm›flt›r. Bugün, F tiplerine att›¤› devrimciler, piflman olmay›, düflüncelerini de¤ifltirmeyi b›rak›n, direnifl saflar›na koflmakta, k›z›l bant takmak için gönüllülüklerini ilan etmektedirler. Bu güçle, bu moralle 10. ekip ç›kt› ve direniflin, gerekti¤i kadar yeni ekipleri ç›kartacak güce sahip oldu¤u dost düflman herkesçe bilinmektedir. Biz, her koflulda direnen, teslim olmayan bir gelene¤in temsilcileriyiz. Direniflimiz soluksuzdur. Tüm dünya devrimcilerine örnek olan direnme kararl›l›¤›m›z ve gelene¤imizin karfl›s›nda, oligarflinin siyasi olarak baflar› kazanmas› mümkün de¤ildir. Fiziki olarak imha edilebiliriz. Yüzlercemiz, binlercemiz, yar›n onbinlercemiz kan deryas› içinde bo¤ulmak istenebiliriz, ama ne siyasi olarak teslim oldu¤umuzu görebilirler, ne de kültürel, ideolojik olarak etkileyebilir, düzen içine çekebilirler. Oligarflinin açmaz› giderek daha da büyüyecektir. F tiplerinde tecrit bitmeden, direnifl de bitmez. 107 ölümü hayk›ranlar› susturmak için yasalar›n› hiçe sayarak sald›rmalar› da, sansürleri de oligarfliye istedi¤i sonucu vermeyecektir.

Say› 100 5 29 fiubat 2004


TAYAD'l›lar Sansürcü Bas›n Kurulufllar› Önünde Gösteriler Düzenledi

Sansür 107 Ölümün Suç Orta¤›d›r ‹zmir

TAYAD’l› Aileler dört y›ld›r, tecrite oldu¤u kadar sansüre karfl› da mücadele veriyorlar. Bu süreç art›k herkese flu aç›k gerçe¤i göstermifltir: Sansür katliamc›lara suç ortakl›¤› yapmakt›r. Gizlenen gerçekler, bu ülkenin gerçekleridir, bu ülkenin hapishanelerinden ç›kan 107 tabuttur. Say› 100 6 29 fiubat 2004

TAYAD’l›lar, sansürü protesto eylemlerine bir yenisini daha eklediler. Bu kez sansürü uygulayan medya kurulufllar› önündeydiler. Gittikleri binalarda gazete, TV isimleri ne olursa olsun, protesto edilen bütün sansürcü bas›nd›. Tayyip Erdo¤an’›n, bas›n temsilcilerini toplayarak aleni flekilde, K›br›s haberleri konusunda, “SANSÜR UYGULAYIN” demesi, nas›l bir zihniyetle karfl› karfl›ya olundu¤unu herkese daha aç›k göstermifl olmal›. En baflta da, direnifle, 107 ölüme sansür uyguluyan bas›na.

Suç Ortakl›¤›n› Lanetliyoruz ‹ZM‹R: 22 fiubat günü, Ege TAYAD'l› Aileler Sabah Gazetesi önünde yapt›klar› eylemde, burjuva medyan›n uygulad›¤› sansürü, Sabah nezdinde lanetlediler. "Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü Duydunuz Mu?" pankart› ve k›z›l bayraklar› ile Sabah Gazetesi önünde toplanan TAYAD’l›lar ad›na aç›klamay› okuyan Gökhan Arslan, medyan›n bu 4 y›lda habercilik eti¤inin ›rz›na geçti¤ini dile getirdi ve “Medyan›n katliama ortak olarak kaleminden kan ak›tmas›n› Sabah Gazetesi nezdinde lanetliyoruz” dedi.

Katliam Ortakl›¤›ndan Vazgeçin Hatay

MERS‹N: TAYAD'l› Aileler 22 fiubat’ta Mersin SUN Televizyonu önünde yapt›klar› eylemden önce TV yöneticileri ile gö-

rüflerek sansürün nas›l katliam ortakl›¤› oldu¤unu anlatt›lar. Ve ortakl›ktan vazgeçin dediler. Daha sonra bina önünde bir aç›klama yapan TAYAD’l›lar, iktidar›n korkulu rüyas› haline gelen “HAP‹SHANELERDE 107 ‹NSAN ÖLDÜ DUYDUNUZ MU?” sorusunun yer ald›¤› pankart› açt›lar. TAYAD’l›lar ad›na aç›klamay› Gülbeyaz Karaer okudu.

Dersim

108. Ölümün Sorumlusu Olmay›n SAMSUN: TAYAD'l›lar 22 fiubat’ta Sabah Gazetesi önünde yapt›klar› eylemde, TAYAD’›n sorusunu bu kez bas›na sordu ve 108. ölümün sorumlusu olmay›n denildi. Eylemde "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Tecrite Sansüre Son" sloganlar› at›ld›.

Bas›n Analar›n Ac›s›n› Hiç Düflündü Mü? HATAY: TAYAD'l› Aileler 22 fiubat günü ‹skenderun yolu üzerindeki Hatay Radyo Televizyonu'nu önünde "Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü, Duydunuz mu?" pankart› ve önlükleriyle bir protesto düzenledi. Yap›lan aç›klamada, bas›na, “Analar›n, her saniye hücre hücre eriyen o¤ullar›n›n, k›zlar›n›n ac›s›n›, 4 y›ld›r süren tecrit koflullar›ndaki 107 ölümün ac›s›n› hiç düflündünüz mü?” diye soruldu.

Sansür Protestosuna Tahammülsüzlük BURSA: TAYAD'l›lar›n Olay Gazetesi önünde düzenlemek istedi¤i eyleme polis ve jandarma sald›rd›. "Sansür Suç Ortakl›¤›d›r, Sansürü Parçalayaca¤›z" sloganlar›n›n at›ld›¤› eyleme tahammül edemeyen sald›rganlar, TAYAD'l›lar›n pankart›n› almaya çal›flt›, ancak aileler direndiler. Bir TAYAD’l› gözalt›na al›n›rken, di¤erleri uzun süre Olay Gazetesi önünde beklediler.

107 Ölüm Türkiye Gerçe¤idir DERS‹M: TAYAD'l› Aileler, Temel Haklar'›n da kat›ld›¤› eylemde, Do¤an Haber Ajans› önünde bir

Mersin


bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada burjuva medyan›n uygulad›¤› sansürün, onun s›n›fsal niteli¤inden kaynakl› oldu¤u dile getirildi. Aç›klamada, ilerici, demokrat bas›n›n sansürü de elefltirildi. Polisin y›¤›nak yaparak engellemeye çal›flt›¤› eylemde, "Tecrite ve Sansüre Son" pankart› aç›l›rken, "Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü, Duydunuz mu?" afiflleri de aç›ld›. ESP ve Devrimci Demokrasi okurlar› da eyleme destek verdiler.

Bas›n Sansürün Protestosunu da Sansürledi ELAZI⁄: TAYAD’›n kampanyas›na destek veren Temel Haklar, 22 fiubat’ta, Anadolu Ajans› önün-

KIZIMLA GURUR DUYUYORUM 22 fiubat günü Samsun TAYAD"l› Aileler, "TECR‹T VE ÖLÜM ORUCU D‹REN‹fi‹" konulu panel düzenledi. Bir TAYAD’l›n›n ölüm orucu sürecini anlatt›¤› konuflmas›n›n ard›ndan, panelin ikinci bölümünde, ölüm orucu direniflinde k›z› Özlem TÜRK'ü flehit veren ve o¤lu Sad›k TÜRK de gazi olan Ali TÜRK yaflad›klar›n› flöyle anlatt›: "Çocuklar›m›n görüflüne gitti¤imde birçok noktada onursuz aramadan geçiyordum ama çocuklar›m› görmek için bunlara katlan›yordum.

de yapt›¤› eylemde “Tecrite ve Sansüre Son” yaz›l› pankart açarak bir aç›klama yapt›. “Tecriti kald›r›n ölümleri Bursa durdurun” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemi izlemeye bas›n özellikle gelmeyerek, bu eyleme de sansür uygulad›. Çocuklar›m›n o tabutlara benzeyen hücrelerde oldu¤u akl›ma geldikçe k›z›yordum. Fakat çocuklar›m›n direndi¤ini bildi¤im için rahatt›m. Özlem flehit düfltü¤ünde ise ac› bir mutluluk yaflad›m. Çünkü k›z›m inançlar› u¤runa öldü, onunla gurur duyuyorum."

Say› 100 7 29 fiubat 2004

TAYAD Dayan›flma Gecesi

dile getirdikten sonra, "Çocuklar›m›za lay›k olmal›y›z. Ac›m›z kadar büyüktür onurumuz. Can›m›z çok yanabilir ama onlar› anlamal›, sahiplenmeliyiz" dedi. Niyazi A¤›rman da yapt›¤› konuflmada, insan›n tecritte yaflayamayaca¤›n› anlatt›. Naime Kara ise süreci de¤erlendirdi¤i konuflmas›nda TAYAD üzerindeki bask›lara de¤indi ve DKÖ’lerin, sendikalar›n duyars›zl›¤›n› elefltirdi ve sözlerini, “Biz ac›lara al›flk›n›z” diyerek bitirdi. Konuflmalar›n ard›ndan tüm direnifl ve devrim flehitleri için sayg› duruflu yap›ld›. Daha sonra Grup Salt›k ve Grup Kardelen de türkü ve marfllar›n› TAYAD’l›lara arma¤an ederek söylediler. 400 kiflinin kat›ld›¤› gecede salona as›lan "Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz, Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü Duydunuz mu?" pankartlar› ise yaflanan bask›lara karfl› bir meydan okuyufltu.

Duymayan Kulaklara Duyuraca¤›z TAYAD'l› Aileler, gözalt›lar, tutuklamalar, bask›lar ve bask›nlar aras›nda, 21 fiubat günü dayan›flma gecesi düzenledi. Okmeydan› Devran Dü¤ün Salonu'nda yap›lan gece, panzerlerin, çevik kuvvet ve onlarca sivil polis ve otobüslerinin kuflatmas› alt›nda yap›ld›. Aç›l›fl konuflmas›nda "TAYAD yürüyüflüne devam ediyor. Tüm ac›lara ra¤men yürüyüflümüze devam edece¤iz. Duymayan kulaklara duyurmak, hissetmeyen yürekleri ›s›tmak ve bu sessizli¤i parçalamakt›r amac›m›z" denildi. Daha sonra Grup S›la sahne alarak türkülerini TAYAD’l›lar için söyledi. Grup S›la’n›n ard›ndan sahneye davet edilen TAYAD'l›lara karanfiller verildi. Bu s›rada salonda "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz" sloganlar› at›ld›. Aileler ad›na Ahmet Kulaks›z, Niyazi A¤›rman ve Naime Kara birer konuflma yaparak direniflte ailelerin yerini anlatt›lar. Ahmet Kulaks›z, Canan ve Zehra'n›n flehitli¤inden bu yana çok fleyin de¤iflti¤ini ama direniflin sürdü¤ünü, kararl›l›¤›n sürdü¤ünü


DEMOKRAT‹KLEfiME YALAN EfiK‹YALIK GERÇEK! Zulmün 2 Haftal›k Bilançosu

6 fiubat - AB ‹stanbul Enformasyon Bürosuna giden 50 TAYAD'l› gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlardan TAYAD Yönetim Kurulu Üyesi Ünzile Araz tutukland›.

6 fiubat - Ba¤c›lar Karanfiller Kültür Merkezi bas›larak 8 kifli gözalt›na al›nd›. 10 fiubat - Beyo¤lu’nda Anadolu Tutuklu Aileleri Bülteni'nin özel say›s› olan "Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü Duydunuz mu?" yaz›l› afiflleri asmak isteyen 9 TAYAD’l› gözalt›na al›nd›. 10 fiubat - fiirinevler’de ayn› afiflleri asmak isteyen 10 TAYAD’l› gözalt›na al›nd›.

Say› 100 8 29 fiubat 2004

14 fiubat - ‹stanbul Birleflik Bas›n Sitesi önünde, bas›n aç›klamas› yapmak isteyen TAYAD'l›lara vahflice sald›ran polis 28 kifliyi gözalt›na ald›. 14 fiubat - Ankara Kocatepe'de, ayn› afiflleri asmak isteyen 12 TAYAD’l›, Ankara Sakarya’da 5 TAYAD’l› gözalt›na al›nd›lar. 14 fiubat - 5 ayd›r Abdi ‹pekçi Park›'nda

oturma eylemi yapan TAYAD’l›lar gözalt›na al›nd›. Ayn› gün Karum ‹fl Merkezi'nde aralar›nda TAYAD’l›lar›n ve Ekmek ve Adalet Dergisi Ankara muhabirinin bulundu¤u 6 kifli gözalt›na al›nd›. Bu gözalt›lar›n ard›ndan yap›lan bask›nlarla evlerinden ço¤u TAYAD’l› 10 kifli gözalt›na al›nd›.

Gözalt›lar›n yafland›¤› günün gecesinde ‹dilcan Kültür Merkezi, Ankara Temel Haklar, Ankara Gençlik Derne¤i ve dergimizin Ankara bürosunun kap›lar› polislerce zorla aç›larak içinde bulunan eflyalar da¤›t›ld›. 17 fiubat - Gözalt›na al›nanlardan muhabir ve temsilcimizin de bulundu¤u 4 kifli tutukland›. 19 fiubat - Gözalt›na al›nan TAYAD’l›lardan 9’u daha tutukland›. Gözalt›na al›nanlar›n hemen hepsi iflkencelere maruz kald›lar. 15 fiubat - Adana'da, “... Duydunuz mu?” yaz›l› afifli asmak isterken 5 kifli gözalt›na al›nd›. 16 fiubat - Samsun'da, Anadolu Tutuklu Aileleri Bülteni'nin özel say›s› olan afiflleri asmaya çal›flan iki TAYAD’l› gözalt›na al›nd›. 16 fiubat - Mersin'de “... Duydunuz mu?” yaz›l› afiflleri asmaya çal›flan 2 TAYAD'l› gözalt›na al›nd›. Ayn› gün, daha önce ald›klar› randevu için görüflmeye gittikleri MES‹AD önünden 4 TAYAD'l› daha gözalt›na al›nd›lar. 16 fiubat - ‹zmir Ticaret Borsas›'na giden TAYAD'l› Aileler’den üç kifli dövülerek gözalt›na al›nd›. 17 fiubat - ‹stanbul Unkapan›'nda “... Duydunuz mu?” yaz›l› afiflleri asmak isteyen 5 TAYAD’l› gözalt›na al›nd›. 17 fiubat - Elaz›¤'da ayn› afiflleri asmak isterken 5 TAYAD’l› gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlardan üçü keyfi gerekçelerle tutukland›.

21 fiubat, TAYAD'l›lar fiiflli Adliyesi’ne gözalt›lar, yasad›fl› bask›larla ilgili suç duyurusunda bulunduktan sonra, bas›na ellerindeki afiflleri gösterip, TAYAD bültenlerini vererek, "Belediyelerin izin verdi¤i yerlerde afiflleri asmaya gidiyoruz. Polis bakal›m hukuksuzlu¤una devam edip sald›racak m›? Biz yasal hakk›m›z› kullan›yoruz. Yasalara uymayan bize pervas›zca sald›ranlard›r." dediler. Dedikleri gibi oldu, sald›rd›lar. 25 TAYAD’l› gözalt›na ald›. "Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü Duydunuz mu?" sorusunun sansürde gedikler açmas›, AKP’nin polisinin yasad›fl›l›¤›n› gün yüzüne ç›kar›rken, gözalt›lar ertesi günü savc›l›ktan serbest b›rak›ld›, ancak Tigin Öztürk ve Do¤an Çelik siyasi flube taraf›ndan burada yeniden gözalt›na al›nd›lar.

18 fiubat - ‹zmir'de bas›n aç›klamas› yapmak isteyen 12 TAYAD'l› ve bas›n aç›klamas›na destek vermek için gelen iki At›l›m okuru gözalt›na al›nd›. 18 fiubat - ‹stanbul'da ‹ncirli köprüsünde ayn› afiflleri asmak isteyen 5 TAYAD’l› gözalt›na al›nd›. 19 fiubat - Marmara TAYAD, elinde otomatik silahlar olan kaskl› polislerce arama bahanesiyle bas›ld›. Ayn› saatte Okmeydan› Halk›n Sesi gazetesi de bas›larak bir kifli gözalt›na al›nd›. 19 fiubat - Bask›ndan yaln›zca üç saat sonra Dernek Baflkan› Tekin Tangün sivil polislerce dernek önünden gözalt›na al›n›p tutukland›.


Ankara’da Susurlukçular›n Zincirleri Çözüldü! 16 fiubat - Esra Tetik, Ankara Temel Haklar önünden beyaz sivil polis arac› taraf›ndan kaç›r›ld›, befl saat boyunca ölümle tehdit edilip, dövülüp serbest b›rak›ld›. 17 fiubat - Abdi ‹pekçi Park›’ndaki TAYAD'l›lar› ziyaret ettikten sonra evine gitmek üzere otobüs dura¤›na giden Bahar Demir, sivil polislerce kaç›r›l›p, bir daha TAYAD'l›lar› ziyaret etmemesi için tehdit edildi. 18 fiubat Evinden ifle gitmek üzere ç›kan Adem Çiçek, siyasi polislerce plakas›z beyaz flahin marka otomobille gözleri ba¤lanarak kaç›r›ld›. “Ya ajanl›k yapacaks›n ya da bir daha Ankara Gençlik Derne¤i’ne gitmeyeceksin" diyerek kafas›na silah dayan›p tehdit edilen Çiçek, dövülerek Ankara'n›n Gölbafl› ilçesi civar›nda yol kenar›na b›rak›ld›.

de bak›yor? 22 fi u bat Eskiflehir Gençl i k Dernekli iki ö¤renci, TAYAD afifllerini asarken, kafas›na silah dayanarak gözalt›na al›nd›.

19 fiubat - Abdi ‹pekçi Park›'nda oturma eylemi yapan ailelerden iki kifli gece saatlerinde polis otosuna bindirilerek kaç›r›ld›.

22 fiubat - Amasya Gençlik Derne¤i’ne gece yar›s› kap› k›r›larak içeri girilip, dernek da¤›t›ld›.

20 fiubat - Pendik'te o¤lu Temel Haklar üyesi olan Ali Ç›nar'›n evi bas›ld›.

24 fiubat - ‹zmir’in Menemen ilçesinde “... Duydunuz mu?” yaz›l› afifli asan bir kifli dövülerek, “‹nsanl›k Onuru ‹flkenceyi Yenecek” sloganlar›yla gözalt›na al›nd›. 25 fiubat - ‹stanbul Gençlik Derne¤i üyeleri Hasan Selim Gönen ve Mehmet Yayla, Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde “... Duydunuz mu?” yaz›l› afifli asarken ÖGB’ler taraf›ndan gözalt›na al›n›p polise teslim edildi. 25 fiubat - Sakarya’da, 5 kifli, TAYAD afifllerini asarken gözalt›na al›nd›. ***

20 fiubat - Hopa’da bir TAYAD’l› “... Duydunuz mu?” yaz›l› afifli asarken gözalt›na al›nd›. Polis engelleyemedi¤i afifllere karfl› ilçenin caddelerinde nöbetler tutmaya bafllad›. 20 fiubat - Antakya’da, “... Duydunuz mu?” yaz›l› afifli asmak isteyen iki TAYAD’l› dövülerek gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlardan Deniz Kutlu’yu asansöre kapatan dört polis hayalar›n› s›karak, kafas›na vurarak iflkencelerine devam ettiler. Seher Do¤ru'ya ise zorla “bekaret kontrolü” yap›lmak istendi. 21 fiubat - fiiflli Adliyesi'nde suç duyurusundan bulunan 25 TAYAD’l› ve Temel Haklar üyesi gözalt›na al›nd›. Mersin'de Adalet Bakan› Çiçek'in kat›laca¤› panele girmek isteyen iki TAYAD’l› gözalt›na al›nd›. 22 fiubat - 21 fiubat’ta gözalt›na al›nanlardan Temel Haklar Yönetim Kurulu Üyesi Tigin Öztürk, savc›l›k taraf›ndan serbest b›rak›lmas›n›n hemen ard›ndan polisce kaç›r›l›rcas›na tekrar gözalt›na al›nd›. 22 fiubat - Kocaeli'nde TAYAD’›n, “... Duydunuz mu?” yaz›l› afiflini asan 3 kifli gözalt›na al›nd›. 22 fiubat - Trabzon’da, “... Duydunuz mu?” yaz›l› afifli asan iki TAYAD’l› dövülerek gözalt›na al›nd› ve gözalt›nda yo¤un fiziki iflkenceye maruz kald›. Afiflin yasal olmas› nedeniyle, polis gözalt› gerekçesini “çevreyi kirletmek” olarak kaydetti. Siyasi fiube demek art›k çevre ifllerine

Sadece ulafl›labilen bilgileri içeren bu bilançonun özeti; 236 gözalt›, 16 tutuklama, 7 kaç›rma, 7 zorla bas›lan demokratik kurum...

Hukuk Panelinde Hukuksuzluk Çiçek’e 107 Ölümü Sormak Yasak Mersin Barosu'nun 21 fiubat günü düzenledi¤i "Hukuk Paneli"ne kat›lan Adalet Bakan› Cemil Çiçek'e 107 ölümü sormak için giden TAYAD’l›lar polisin hukuksuzlu¤u ile karfl›laflt›. Panele dinleyici olarak kat›lan Sevtap Türkmen ve Cihan Güler salondan üst araman›z yap›lacak bahanesiyle d›flar› ç›kar›lmak istendi. Bunun keyfi oldu¤u ve ç›klmayacaklar›n› söylemeleri üzerine polisler sald›rarak Sevtap Türkmen ve Cihan Güler'i zorla d›flar› ç›kar›p gözalt›na ald›lar. Aileler bu sald›r›ya 107 ölümün hesab›n› soran sloganlarla direndiler. Bu s›rada "hukukçu" kimli¤i tafl›yan ama hukuktan nasibini almayan baz› avukatlar da polisin sald›rgan tutumunu destekleyerek ailelerin d›flar› at›lmas›na ortak oldular. Panel bitiminde, gözalt›na al›nanlar serbest b›rak›ld›.

Say› 100 9 29 fiubat 2004


Gözalt› Terörüne Karfl› Tepkiler Büyüyor Polisin ülke genelinde estirdi¤i terör çeflitli eylem ve aç›klamalarla protesto edildi.

Bask›lar Korkunun Sonucudur

Say› 100 10 29 fiubat 2004

TAYAD’l›lar, 20 fiubat günü yapt›¤› bas›n aç›klamas›yla derneklerinin otomatik silahl› polislerce bas›lmas›n› ve TAYAD Baflkan› Tekin Tangün'ün keyfi bir flekilde gözalt›na al›nmas›n› kitlesel bir bas›n aç›klamas›yla protesto etti. Gözalt› bilançosunu da aç›klayan TAYAD Yönetim Kurulu üyelerinden Naime Kara ve Niyazi A¤›rman, "Amerika'y› tavaf etmeye giden Baflbakan Erdo¤an'›n yan›nda neler getirdi¤ini, Amerika'yla ad›na "ittifak" denen iflbirlikçilik ruhunun halklar için neler vaadedebilece¤i, bu yaflad›klar›m›zla ortadad›r.” dediler. Demokratikleflme yalanlar›n› teflhir eden TAYAD’l›lar, güneflin balç›kla s›vanamayaca¤›n›, Türkiye gerçe¤ini tüm dünyaya duyurmaya devam edeceklerini belirttiler ve yaflananlar›n, iktidar›n gerçe¤in karfl›s›ndaki korkusunun sonucu oldu¤unu söylediler.

lara yönelik gözalt› ve tutuklama terörünü yapt›klar› aç›klamalarla protesto ettiler. Çeflitli kentlerde kurulu bulunan Temel Haklar ve Özgürlükler Dernekleri, Gençlik Dernekleri’nin yan›s›ra, ILPS Genel Sekreterlik, ‹HD ‹stanbul fiubesi de bask›lar› k›nayanlar aras›ndayd›. ‹HD, “TAYAD’l›lar›n yaln›z olmad›¤›n›, onlara yönelik bask› ve susturma çabalar›n›n tüm topluma yönelik oldu¤unu” dile getirirken, Belçika Emek Partisi ve ‹spanya Halklar› Komünist Partisi PCPE, TAYAD Baflkan› Tekin Tangün hakk›nda hükümetten bilgi isterken, bask›lar› k›nad›lar. Halk›n Hukuk Bürosu ise yapt›¤› aç›klamada, “Soruyoruz, bir süredir sürdürülen bu gözalt› ve arama terörüne ne zaman son verilecek? Bu ülkenin hapishanelerinde 107 insan yaflam›n› yitirmedi mi? Ölüm orucu hala sürmüyor mu? Bu ülkede yaflan›lan gerçekleri ifade etmek suç mu? ‘Hapishanelerde 107 insan öldü DUYDUNUZ MU?’ demek iktidar› neden korkutuyor? Uyar›yoruz; Bu hukuksuzlu¤a derhal son verilmeli gözalt›na al›nanlar DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR.” dedi.

Tepkiler Her Yerde...

Bursa

20 fiubat’ta, gözalt›lar, tutuklamalar ve kaç›rma olaylar›, Ankara Gençlik Derne¤i, TAYAD, Temel Haklar, ‹dilcan Kültür Merkezi taraf›ndan Yüksel Caddesi’nde protesto edildi. Eylemin ard›ndan Abdi ‹pekçi’deki aileler ziyaret edildi. Bursa’da Osmangazi Metro ‹stasyonu ç›k›fl›nda düzenlenen protesto eyleminde, "Bask›lar, Gözalt›lar Bizi Y›ld›ramaz, Sansürü Parçalayaca¤›z” yaz›l›, TAYAD'l› Aileler imzal› pankart aç›larak gözalt› terörü protesto edildi. Aç›klaman›n ard›ndan kitle sloganlarla bir süre yürüdü Mersin’de, Temel Haklar, Gençlik Derne¤i ve TAYAD'l› Aileler 20 fiubat günü düzenledikleri bas›n toplant›s› ile, 107 ölümün bask›yla, sansürle üzerinin örtülemeyece¤ini dile getirdiler. Aç›klamada Gençlik Derne¤i üzerindeki bask›lara da de¤inilerek, “ne TAYAD’l›lar ne de gençlik susturulamayacak” denildi. Bu arada çok say›da kurum ve kifli TAYAD’l›-

14 Yafl›ndaki Ezgi’nin Büyük Suçu! 107 Ölüme Gözlerini Kapamamak Amasya'n›n Merzifon ‹lçesi’nde, 16 flubat günü, "Hapishanelerde 107 ‹insan Öldü Duydunuz mu?" yaz›l› pullardan yap›flt›rd›¤› gerekçesiyle 14 yafl›ndaki ilkö¤retim ö¤rencisi Ezgi ÖZCAN ve s›n›f arkadafl› gözalt›na al›nd›. Polis ve jandarma bu büyük suçun 14 yafl›ndaki faaillerini yakalamak için birlikte operasyon yapt›lar! Tam bir terör havas› içinde, okula gelip iki çocu¤umuzu gözalt›na al›p savc›n›n karfl›s›na ç›kard›lar. Elbette savc› bu ne kepazelik diyerek polise, jandarmaya k›zmad›. Görev afl›¤› savc› da bütün iflini gücünü b›rak›p, tüm gününü 14 yafl›ndaki iki ilkö¤retim ö¤rencisinin ifadesine ay›rd›. Gerekli tehditleri yap›p serbest b›rakt›. AKP’nin, “her türlü yöntemi kullanarak bu sesi susturun” talimat›, 7 yafl›ndan 70 yafl›na herkese karfl› pervas›zca uygulan›yor. AKP ise nas›l demokratikleflti¤imizi anlat›yor bunlar yaflan›rken. AB yetkilileri, Almanya baflbakanlar› da Türkiye’nin flafl›lacak derecede insan haklar› alan›nda ilerledi¤ini söylüyorlar. Kepazelik, utanmazl›k, yasad›fl›l›k dizboyu.


Ey dünya... Duyun! Direnme hakk›n› kulland›klar› için cezaland›r›ld›lar!

Ey dünya... Duyun! Tecrite karfl› ç›kt›klar› için tecrite mahkum edildiler!

Ey dünya... Ey halk›m›z! Türkiye’de ne menem bir demokrasinin oldu¤unu görün! Tek suçlar› tecrite karfl› ç›kmakt›. Tek suçlar› tecritle insanlar›m›z›n katledilmesine karfl› direnmekti. Tek suçlar› tecriti teflhir etmekti. Amerikanc› AKP iktidar›, F tiplerine karfl› ç›kt›klar› için onlar› 12,5 y›l F tiplerine mahkum etti. Katillerin de¤il, katliamdan sa¤ kurtulanlar›n “san›k” olarak yarg›land›klar› Armutlu Davas›, 25 fiubat’ta sona erdi. 8’i tutuklu 19 kiflinin istisnas›z hepsi, “örgüt üyesi olmak”tan 12,5 y›l a¤›r hapis cezas›na çarpt›r›ld›lar. Ellerinde onlar›n “örgüt üyeli¤ini” gösterir bir delil, belge, kan›t yoktu. Ellerinde onlar› suçlayabilecek herhangi bir fley yoktu. Çünkü onlar›n bu düzenin yasalar›nda dahi yazan bir suçu yoktu. Ama baflka bir suçlar› vard›. Yasalar yazmasa da o en büyük suçtu. Emperyalizm ve oligarfli için hayati öneme haiz bir politikaya, F tipleri ve tecrit politikas›na karfl› ç›km›fllard›. Karfl› ç›kmakla da yetinmeyip, direnme haklar›n› kullanm›fllard›. Suçlar›n› daha da büyütmüfllerdi. Amerikanc› AKP iktidar› direnme hakk›n› cezaland›rd›. Direnme hakk›n› cezaland›rmak, insanl›¤›n tarihini cezaland›rmakt›r. Direnme hakk›n› cezaland›rmak, hukuku, adaleti, insanl›k onurunu çi¤nemektir. Direnme hakk›n› cezaland›rmak, halka savafl açmakt›r. Amerikan ve Avrupa emperyalizmine s›rt›n› yaslayan, onlarla birlikte “Büyük Ortado¤u” hayalleri peflinde koflan AKP iktidar›n›n yapt›¤› budur. AKP iktidar›, halk›m›za, Ortado¤u halklar›na düflmanl›¤›n› ilan etmifl bir iktidard›r.

Sald›r› Armutlu katliam›yla bafllam›fl, AKP’nin emrindeki yarg›çlar›n cezalar›yla tamamlanm›flt›r. Oligarflinin düzeni, katleden, katilleri aklayan ve katliam sald›r›s›na maruz kalanlar› yarg›layan bir düzendir. Armutlu Davas›’nda insanl›k onuru için, düflünceleri ve inançlar› için direnenleri 12,5 y›l tecrite mahkum etmekle sonuçlanan sald›r›, 5 Kas›m 2001’deki sald›r›n›n devam›d›r. F tiplerinde iflkenceli ölüm hücrelerinde tecrit edilen tutuklu ve hükümlülerin sesini duyurmak için Küçük Armutlu’da direniyordu insanlar. Küçük Armutlu’da ev kad›nlar›n›n, ö¤rencilerin, emekçilerin gerçeklefltirdi¤i bu direnifle karfl› 5 Kas›m’da yeni bir "Hayata Dönüfl Operasyonu" gerçeklefltirildi. Sonuç, hapishanelerdeki gibi katliamd›: Dört kifli katledildi; Sultan YILDIZ, Arzu GÜLER, Bar›fl KAfi, Bülent DURGAÇ. Bunlardan sadece biri ölüm orucu direniflçisi, di¤erleri ziyaret ve dayan›flma amac›yla orada bulunanlard›. Bitmedi Armutlu’ya sald›r›. Tecrite karfl› direnifli YOK ETMEK için 8 gün sonra, 13 Kas›m 2001’de yeniden sald›rd›lar Armutlu’ya. Panzerlerle, özel timlerle sald›rd›lar; yaratt›klar› kan gölünün içinde Küçük Armutlu’daki direniflçiler, destek için orada bulunanlar gözalt›na al›nd›. 12,5 y›l F tipleriyle cezaland›r›lanlar, iflte o gün orada, katliam sald›r›s›ndan sa¤ kurtulup gözalt›na al›nanlard›r.

‹flte Türkiye demokrasisi; Tecrite, direnme hakk›n›n yok edilmesine karfl› ç›kmayanlar, demokrasi diye pazarlanan faflizmin yan›ndad›rlar Küçük Armutlu’daki katliam› gerçeklefltirenler, o

Say› 100 11 29 fiubat 2004


katliam›n emrini verenler, gözalt›na ald›klar›n› iflkencelerden geçirenler, yarg›lanmad›lar. Yarg›, hukuk, direnenleri cezaland›rmak için vard› bu ülkede. Ey dünya... Ey halk›m›z... ‹flte hukuk böyle çal›fl›yor bizim ülkemizde. Bizim ülkemizde direnmek suç say›l›yor. AKP iktidar›, direnme hakk›n› tümden yok etmek için, iflkenceden katliama, a¤›r hapis cezalar›na kadar her yola baflvuruyor. Bizim ülkemiz faflizmle yönetiliyor. “‹slamc›”, “muhafazakar demokrat” AKP; faflizmin bugünkü sürdürücüsüdür. “AB’ye uyum” diye ç›kard›klar› yüzlerce yasa, bu ç›plak gerçe¤i, faflizm gerçe¤ini de¤ifltirmiyor. Ey dünya halklar›, Türkiye halklar›... Bak›n, görün; o demokrasi, insan haklar› flampiyonu AB ve ABD, direnme hakk›na karfl› verilen bu gayri meflru cezalar› k›namayacakt›r bile.

Say› 100 12 29 fiubat 2004

Aynen haftalard›r “Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü! Duydunuz mu?” sorusunu soran yüzlerce TAYAD’l›n›n gözalt›na al›n›p iflkenceden geçirilmesi, F tiplerine at›lmas› karfl›s›nda sustuklar› gibi susacaklard›r. F tipleri ve tecritin sahibi AKP-AB-ABD’dir. 107 insan›m›z›n katlinden bunlar sorumludur. Onlarca insan›m›z›n tecrite karfl› ç›kt›¤› için onlarca y›ll›k a¤›r hapis cezalar›na çarpt›r›lmalar›n›n sorumlusu da bunlard›r.

Armutlu Davas›’nda Yüzlerce Y›l Ceza ve Yine Sald›r›: 40 Gözalt›!

Yaklafl›k üç y›ld›r tutuklu bulunan, Selma Kubat, Gamze Ünal, Güzin Tolga, Ahmet Güzel, Vedat Çelik, Sinan Tökü, Zeki Do¤an, 25 fiubat’ta karar duruflmas›na getirildiler. Tutuklular ve avukatlar›, tecritin bir gerçek oldu¤unu, tecrite karfl› direnmenin bir hak oldu¤unu belirterek beraatlerini istediler. Ve son sözlerinde vur-

Bak›n, görün; ülkemizde kendilerini demokrat, liberal, düflünce, inanç özgürlü¤ünden yana diye pazarlayan sahte demokratlar da susacakt›r bu karar karfl›s›nda. Onlar tecrit ve sansür cephesindedirler. Katliamc›lar›n saf›ndad›rlar. Direnme hakk›n›n pervas›zca yok edilmesini seyredeceklerdir. Ama eminiz ki, dünya ve ülkemiz halklar› direnme hakk›n›n yok edilmesini kabul etmeyecektir. Çünkü direnme hakk› yok edilen halk›n kendisi yok edilmifl demektir. Direnme hakk› olmayan bir halk yeryüzünde bir “hiç”tir. Onun ekmek, adalet, ba¤›ms›zl›k, özgürlük isteyen bir f›s›lt›s› bile duyulmaz yeryüzünde. ‹flte bundan dolay›d›r ki, halklar ve halk›m›z, direnme hakk›na sald›ran, yani halka savafl açanlara karfl›, direnme hakk›n› koruyacakt›r. Onlarca y›ld›r bu a¤›r bask›lar, cezalar alt›nday›z. Bask›lar›n, cezalar›n bizi y›ld›ramayaca¤›n› binlerce kez kan›tlad›k. Yine kan›tlayaca¤›z. Direnme hakk›n› her flart alt›nda savunmaya ve kullanmaya devam edece¤iz. Direnme hakk›n› savunanlar› ve savunmayanlar›, gerçek ve sahte demokratlar› flimdi tüm ç›plakl›¤›yla görece¤iz. Armutlu Davas›’nda ya¤d›r›lan cezalar karfl›s›nda kimin ne tav›r alaca¤›, herkes için flaflmaz bir ölçü olacakt›r.

27 fiubat 2004

Haklar ve Özgürlükler Cephesi gulad›lar ki, bu dava siyasi bir davad›r, son sözü tarih söyleyecektir. Mahkeme karar› okumaya bafllad›¤›nda, tutuklular, ‘Yaflas›n Armutlu Direniflimiz’, ‘Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz’ sloganlar›yla bu karar› meflru görmediklerini bir kez daha ortaya koydular. Bir kez daha mahkeme salonunda jandarman›n sald›r›s›na u¤rad›lar. Mahkeme salonunda oligarflinin ‘hukuki’ ve fiili sald›r›s› sürerken, d›flar›da da TAYAD’l›lar vard›. Yine yaln›z b›rakmam›flt› direnenleri. Pankartlar›, dövizleri, sloganlar›yla tecrite karfl› direnifli orada da sürdürdüler. Burada TAYAD'l› Aileler ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›nda “Katledilenler de¤il katiller cezaland›r›lmal›d›r” dedikleri için polis, coplar›yla, biber gazlar›yla sald›r›ya geçti. Ve 40 kifliyi döverek gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nanlar aras›nda duruflmay› izleyen muhabirimiz Yalç›n Akar'da vard›. Tecrite karfl› direnenlere verilen yüzlerce y›ll›k hapis cezalar›na, yüzlerce y›l daha, iki haftan›n yüzlerce kiflilik gözalt›lar bilançosuna 40 TAYAD’l› daha eklendi. Fakat direnifl yine sürüyor ve gerçek yine de yay›lmaya devam ediyor.


Polisin Büyük Keflfi!

lis kaç ony›ld›r ar›yordu halbuki. Me¤er ‹stanbul’un Ümraniyesi’nde yaflayan, demokrat olarak bilinen, zavall› bir gençmifl. Polis Erdo¤an Kaldi’yi böyle keflfetti. Bir sabah, 1 May›s Mahallesi’nde TAYAD afifli asarken buldu Erdo¤an’›. Derdest edip Vatan iflkencehanelerine tafl›d›. Tehdit, flantaj, gözda¤› tüm hünerlerini döktürdü polis. Biliyordu asl›nda elindekinin ne büyük bir hazine oldu¤unu, bir bak›flta gözünden anlam›flt›. Kaçar m›yd› polisten? Kaçmad›! Erdo¤an Kaldi, binlerce insan gibi o afiflleri asarak, s›radan demokrat bir insan görünümünü daha fazla veremeyece¤ini anlam›flt›. Daha fazla dayanamad› ve anlatt›. Tam 20 sayfa ifadenin alt›na imza att›. DHKP-C’nin flura bura sorumlusu diyerek tam› tam›na 148 kiflinin ismini, konumlar›yla birlikte s›ralad›. Baflka örgütlerin mahalle sorumlular›n›, sempatizanlar›n› hepsini say›p döktü. Polis bayram etti. Kalk›p iki çiftetelli oynad›ktan sonra Erdo¤an Kaldi’nin aln›ndan öptü.

Bütün Örgütleri Çökertecek Adam› Buldu: Erdo¤an Kaldi!

Yaflas›n ‹stanbul Polisi, Yaflas›n Erdo¤an Kaldi! TAYAD Baflkan› Tekin Tangün polisin büyük baflar›s› ile tutukland›. Baflar› büyüktü, çünkü polis örgütü kurdu, sorumlular›n› belirledi, sonra kurdu¤u örgüte operasyon yapt›. Hem de tek bafl›na becerdi. ‹lk kez CIA yard›m› olmadan, o parlak beyinlerini çal›flt›rd›lar bu ifl için.

Polis, Y›llard›r Arad›¤› Adam› Buldu: Erdo¤an Kaldi Bütün Örgütleri Çökertiyor! 19 fiubat günü TAYAD bas›ld›. Bask›ndan yaln›zca üç saat sonra Dernek Baflkan› Tekin Tangün, sivil polislerce dernek binas›n›n önünden gözalt›na al›nd› ve ard›ndan tutukland›. Ne yapm›flt›ki, yasal bir derne¤in baflkan›? Adresi, yeri yurdu belliydi, üstelik memleket Kopenhag Kriterleri’nin yüzde bilmem kaç›n› yerine getirmiflken, deve ad›mlar› gibi, demokratikleflme yolunda büyük ad›mlar atarken, varsa hakk›nda bir karar, tebligat yap›l›r, gider ifadesini verirdi. Fakat olamazd› böyle bir fley. Çünkü ‹stanbul polisi büyük bir “örgüt operasyonu” yap›yordu. “‹llegal örgüt üyeleri” davetiyeyle gelmezdi ki! Her ne kadar bu gözalt›lar› ve TAYAD baflkan›n›n tutuklanmas›n› herkes; TAYAD’›n “Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü, Duydunuz mu?” kampanyas›na yönelik hukuksuz, yasad›fl› bask›lar›n parças› olarak görseler de, onlar bilmezdi “bu iflleri”. Onlar zaten hukuk-mukuk der, hak ve özgürlüklerden söz eder, insan haklar›n› durmadan engel olarak ç›kar›rlar, örgütlerin çökertilmesini engellerlerdi. fiu insan haklar› olmasayd› zaten 12 Eylül’ün büyük paflas› birkaç yüz gram siyanürle bu ifli halledecekti, ama... Neyse... Polisten iyi mi bileceklerdi kimin ne oldu¤unu? Hem polisin elindeki kaynak çok sa¤lamd›! Öyle sa¤lam ki, sadece DHKP-C de¤il, Kald›raç, MLKP ve daha ‹stanbul’da ne kadar örgüt varsa, hepsininin yöneticilerini bilen, tan›yan, isim isim sorumluluklar› ile birlikte sayan bir adam bulmufltu. Bu adam var ya bu adam; bu adam› po-

Örgüt Kurup “Örgüt Operasyonu” Yapan ‹stanbul Polisi Emniyet’in izbe hücrelerinde ERDO⁄AN Kaldi ÖRGÜTÜ böyle do¤du. Yaflas›n Türk Polisi! Yaflas›n örgütlerin örgütü Erdo¤an Kaldi örgütü! ‹yi de, bu kadar isim say›l›p döküldü, ama bu örgütün hiç mi faaliyeti yoktu. Polis kurdu¤u örgüte faaliyetler de yazd›. Erdo¤an Kaldi dedi ki... “Tekin Tangün’e illegal olmak istedi¤imi söyledim, o da bana feda eylemcisi olur musun dedi, ben de tamam dedim, Tekin Tangün de iyi o zaman benden haber bekle dedi...” Eee baflka?... 148 sorumlusu, üyesi olan örgütün her fleyini bilen Erdo¤an Kaldi baflka ne biliyormufl? fiu TAYAD yok muydu? 12 Eylül’ün en bask›c› döneminden bu yana hep belalar onun ba-

TAYAD Baflkan› Tekin Tangün, dünya polis tarihine geçecek bir komploculuk örne¤iyle tutuklat›ld›. Polis-DGM iflbirli¤i ile hukuk komedisi sürüyor

Say› 100 13 29 fiubat 2004


fl›n›n alt›ndan ç›kard›. Feda eylemcileri de hep TAYAD’da belirleniyor zaten!!! Daha önce de ölüm orucu gazileri ve bir grup insan TAYAD’da aleni toplant› yapm›fl, burada da TAYAD Baflkan› Tekin Tangün, Özkan Güzel’in feda eylemcisi olaca¤›n› onlarca kiflinin önünde söylemiflti. Polis de o büyük istihbarat›yla, kendisine gelen bir telefona dayanarak, “ihbar telefonu dedi ki...” diyerek Özkan Güzel’i tutuklatm›fl, gözalt›lar olmufltu. Yine TAYAD Baflkan› Tangün için hat›rlanaca¤› gibi, Armutlu direnifli s›ras›nda da benzer fleyler yaflanm›flt›. Benzerine kolay rastlayamazs›n›z: “Erdo¤an Kaldi dedi ki...” diye operasyonlar yap›l›yor “hukuk devleti” Türkiye’de. Yasad›fl›l›kla “yasad›fl› örgüt” kuran polis, örgütsel konumlar da¤›tan polis, sonra da “örgüt operasyonu” yapan yine polis. Polis resmen kendi kurdu¤u örgüte operasyon yap›yor. Bu ne büyük beceri, “ISO 2001 Kalite Belgesini” hakediyorlar do¤rusu.

Mizah De¤il, Kara Mizah Örne¤i Say› 100 14 29 fiubat 2004

Bir masal anlatmad›k, kelimesi kelimesine gerçek. Bir farkla ki, Erdo¤an Kaldi’nin de¤il 148, 18 ismi bile akl›nda tutamayacak olmas› ve 20 sayfal›k ifadenin polis taraf›ndan haz›rlan›p imzat›lmas›d›r. Tam bir komedi, kara mizah örne¤i. Ama bu kara mizah sadece polise ait de¤il, polis devletinin parças› haline gelmifl DGM de, “Erdo¤an Kaldi dedi ki...” diye hiçbir kan›ta, belgeye dayanmadan yasal, demokratik, meflru kiflileri tutuklad›. Tam bir hukuk komedisi. ‹stanbul’da, demokratik mücadele içinde olan, demokratik kitle örgütlerinde çal›flan kim varsa, hepsine birer bölge sorumlusu, bölge yetmedi¤inde mahalle sorumlusu, o da yetmedi¤inde sorumlu yard›mc›s›, daha olmazsa aktif üye, sempatizan, taraftar, hangi konum gerekiyorsa da¤›tt› polis. ‹stanbul’da kim varsa, hepsi gitmifl Erdo¤an Kaldi’ye rapor vermiflti: Ey Erdo¤an, ben fluran›n sorumlusuyum, haberin olsun demiflti sanki. Erdo¤an Kaldi, afifl asan demokrat genç de¤il, Merkez Komite üyesi. Yok yok, böyle olsa bile, pratik olarak bu kadar isim, kariyer s›ralamas›n›n pratik olarak zor olaca¤›n› çocuklar bilir. Ama oligarflinin polisi için fark etmez. AKP, “her türlü yöntemi kullan›n, flu ‘Hapishanelerde...’ diye bafllayan soruyu sormalar›na engel olun” demifl, onlar da en iyi bildikleri yöntemi kullanarak, iflkencecilikte, komploculukta nas›l maharetli olduklar›n› sergiliyorlar. Polis bu konuda y›llar›n tecrübesine sahiptir. Ne komplolar kurmam›fl, kimleri tutuklatmam›fl, hatta idamlara va-

ran cezalar verdirmemiflti ki? Hatta iki aya¤› sakat Oya Gökbayrak bile bu komplocular›n elinden kurtulamam›flt›. Dernek önlerinden, sokak ortalar›ndan, evlerden insanlar toplan›yor. Tümü demokratik mücadele içinde yer alan yasal meflru insanlar oldu¤u için arama bulma gibi bir sorun da yok ne de olsa! Aferin ‹stanbul polisine, çok büyük operasyon yap›yor do¤rusu. Tatbikat›n› yapt›racak “suç” ak›llar›na gelmemifl ki, Erdo¤an Kaldi’ye afifl ast›¤› yerin tatbikat› bile yapt›r›l›yor. Yasal afifli asma suçunun tatbikat›; ve bu komedi hukukun ortakl›¤›nda oynan›yor.

“Delilden San›¤a Gitme” Oyunu Bu! Polis müdürlerinin durmadan anlatt›klar› “delilden san›¤a gitme” oyunu iflte tam da böyle oynan›yor. Zavall› bir genci tutmufl, “11 Eylül’de Amerika’ya sen mi sald›rd›n” desen kabul edecek hale getirmifl, sonra önüne “ifade” diye yazd›klar›n› koyup imzalat›yor. Her yalan›, komplosu ortaya ç›kan polis hiç vazgeçmiyor, takdir edilmeli. Yalanda, komploda bu kadar ›srar da bir meziyettir ne de olsa. Burjuva hukuku bile, bir itirafç›n›n ifadeleri ile tutuklama, cezan›n mümkün olmad›¤›n› söyler. Kald› ki, Erdo¤an Kaldi’nin itirafç› olacak bir durumu bile yoktur. Neyi itiraf edecek; TAYAD afifli ast›¤›n› m›? Binlerce kifli as›yor bugün Türkiye’de bu afiflleri. Fakat AKP’nin polisi için fark etmiyor. Komploculuk onun çal›flma tarz› haline gelmifl. Birileri de durmadan bu polisin e¤itiminden, bilmem ne kriterlerine uyumundan söz edip duruyor; bu polisi e¤itmek mümkün mü? Belki sorun e¤itimleri olsa denenebilir de; ama de¤il. Sorun, en tepeden, ‹çiflleri Bakan› Aksu’dan bafllayan bir çal›flma, yöntem tarz› sorunudur. Bu yöntemde, hukuka, yasalara yer yoktur. Ortada suç yoksa suç yarat›r, suçlu yoksa onu da yarat›r, delil yoksa onu da uydurur ve muhalif olan herkesi cezaland›r›r. Bu tarz›n özü, özeti budur. Elbette böyle bir kafa, yukar›da özetledi¤imiz kara mizahlar yarat›r. Ne diyelim! Siyasi fiubeden sorumlu ‹stanbul Emniyet Müdür Yard›mc›s› fiefik Kul baflta olmak üzere kurucular›n›n o güzel beyinlerine sa¤l›k! Erdo¤an Kaldi Örgütü bütün Türkiye’ye hay›rl› u¤urlu olsun! Herkes faaliyetlerini dört gözle bekliyor!


AKP katliamc›l›¤›na ortak olmak

gulan›yor. AKP’nin emriyle polisin estirdi¤i terör gözler önündeyken, ‹slamc›lar›n hiçbir kesiminden bir aç›klama dahi gelmiyor. Yok mu, zalime karfl› mazlumun yan›nda olacak bir Müslüman? Yok mu Amerikanc›, iflbirlikçi bir iktidara karfl›, haklar ve özgürlükler savunucular›yla omuz omuza durabilecek bir ‹slamc› örgütlülük? O zaman AKP’yi onayl›yorsunuz demektir. O zaman zulmü onayl›yorsunuz demektir. Adaleti, özgürlü¤ü, insan›n meflru haklar›n›, ülkesinin esaretten kurtuluflunu savunan ve bu u¤urda mücadele eden insanlara zulmedilmesini hiçbir din onaylamaz; hiçbir ‹slamc›, hiçbir dindar, faflist politikalar›n› dinle aklayamaz. ‹slamc›lar bilmelidir ki; Filistin, Irak direniflini alk›fllamakla kendinizi kurtaramazs›n›z. Belki, onlar› alk›fllay›p biz mazlumdan yanay›z diye kendinizi kand›r›r, vicdan›n›z› rahatlat›rs›n›z ama tarih ve insanl›k önünde kendinizi ülkenizdeki zulme ortakl›¤›n›zdan beraat edemezsiniz. Türkiye’deki zulme karfl› ne yap›yorsunuz? Ölçü budur. Bu sorunun cevab›n› vermek zorundas›n›z. ‹nançlar›ndan vazgeçmiyorlar diye insanlar› hücrelere diri diri gömen bir partiyi destekleyenin dini iman› yoktur. Onun için sadece ç›karlar› vard›r. Ç›karlar› için yan›bafl›ndaki ölümlere, flehrinde, semtinde estirilen teröre gözlerini kapayanlar, bu dünyada da, inand›klar› öteki dünyada da böyle kanl› bir ortakl›¤›n hesab›n› vermeye haz›r olmal›d›rlar.

‹slamc›l›k, Müslümanl›k de¤ildir! AKP, düzen islamc›l›¤›n› tan›yanlar› hiç flafl›rtmayan bir çizgide yürümeye devam ediyor. ‹flbirlikçilikte ne Menderesler’den, ne Özallar’dan geri kalmad›¤›n›, daha da ötesine geçece¤ini her gün yeniden kan›tlarken, zulüm politikalar›n› sürdürmekte de, cuntalar›n, A¤arlar’›n çizgisinde gidiyor. Hapishanelerde 107 ölüm ve halen sürdürmekte olduklar› tecrit, AKP’nin katliamc›l›¤›n›n en bariz göstergesidir. AKP’nin “‹slamc›” bir kökenden gelmesi nedeniyle, AKP’yi destekleyen veya en az›ndan AKP iktidar› karfl›s›nda “bekleme” tavr›n› tercih eden ‹slamc›lar, art›k AKP’yi desteklemenin ‹slamc›l›kla, Müslümanl›kla ilgisi olmad›¤›n› görmek durumundad›rlar. fiimdi her ‹slamc›n›n, “Müslümanl›k” ad›na AKP’yi destekleyen herkesin önünde flu soru var: AKP’nin katliamlar›na sessiz kalmaya devam edecek misiniz? Sessiz kalmaya devam ederseniz bu pislik size de bulaflacakt›r! Sessiz kalmaya devam ederseniz, AKP’nin döktü¤ü kandan siz de sorumlu olacaks›n›z! Haftalard›r, hapishanelerdeki 107 ölümü, yani AKP’nin F tiplerinde kendinden önceki iktidardan devral›p sürdürdü¤ü katliamc›l›¤› duyurmaya çal›flanlar üzerinde vahfli bir polis terörü uy-

D‹N-PA A.fi. Ey ümmeti Müslim, kofl, “Uluslararas› otellerdeki suitlere eflde¤er donat›lm›fl... yerli yabanc› restoranlara... al›flverifl merkezi...”ne gel!

“Kutsal topraklarda milyonlar›n yaflamay› hayal etti¤i bir mekan... ZEMZEM KULES‹” Böyle bafll›yor ilan. Ve devam ediyor: “Y›lda bir kez bile olsa kutsal topraklar› ziyaret edip, tatilini kutsal ‘Mekke-i Mükerreme’de geçirmek isteyen müminlere muhteflem devremülk imkan›...” (25 fiubat 2004 Tercüman) Din bundan daha aleni nas›l sat›l›r, nas›l pazarlan›r! ‹stismar bundan baflka nas›l olur?

Din sat›c›lar›n›n iktidar oldu¤u bir ülkede, din sat›c›l›¤›n›n daha ne örneklerine rastlayaca¤›z kimbilir. Din Pazarlama Anonim fiirketi iflbafl›nda. ‹flte bizzat Tayyip’ten bir örnek daha: Baflbakan, ‹skenderun Demir Çelik Kütük Döküm Tesisi'nin aç›l›fl›nda konufluyor: "Tesislerin ayakta durmas› hepimize mutluluk verir. Biz tesislerin cenaze merasimine haz›rlanmak istemiyoruz. Biz kutlu do¤umlar yaflamak istiyoruz...” Peygamberin do¤umuyla, bir fabrikan›n aç›l›fl›n› bir tutan kafan›n “‹slamc›l›¤›n›” Allah’a havale ediyoruz...

Say› 100 15 29 fiubat 2004


Emekçiler’den KYTK Yasa Tasar›s› Mitinglerle Protesto Edildi ‹stanbul

Kamu Yönetimi Temel Kanunu (KYTK) Yasa Tasar›s› miting ve gösterilerle protesto edilmeye devam ediliyor. 21-22 fiubat günlerinde ‹stanbul, Samsun, Antalya, Adana, Diyarbak›r’da düzenlenen mitinglerde, AKP’nin sermayenin iktidar› oldu¤u dile getirildi. ‹stanbul ve Samsun’da TAYAD’l›lar›n “Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü, Duydunuz mu?” pankart›na polisin tahammülsüzlü¤ü ile, yasad›fl› engellemeler yafland›

Say› 100 16 29 fiubat 2004

Samsun

‹STANBUL: 22 fiubat günü fiiflli Abide-i Hürriyet Meydan›'nda yap›lan mitinge yaklafl›k 4 bin kifli kat›ld›. Temel Haklar’›n "Haklar›m›z› Gasp Eden Kamu Yönetimi Temel Kanununa Hay›r", "Özellefltirme ‹flten Atma ve Kölelefltirme Yasas›na Hay›r" pankartlar›yla yerini ald›¤› mitinge çok say›da sendika, DKÖ, parti kat›l›rken, polis TAYAD’l›lar›n “Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü, Duydunuz mu?” pankart›na müdahale etti. Pankart yasad›fl› de¤il, ama alanda açmayacaks›n›z diyerek pankart› geri veren polis, kendi yasad›fl›l›¤›n› da itiraf ederken, kitle s›k s›k ölüm orucunu destekleyen sloganlar hayk›rd›. Tertip Komitesi ad›na konuflan ESM ‹stanbul fiube Baflkan› Gürsel Ümitsever’in bir konuflma yapt›¤› mitingte Türk-‹fl, D‹SK ad›na da konuflmalar yap›ld›. Kristal-‹fl Topkap› fiube Baflkan› Münir Dinler ise Paflabahçe grevinin yasaklanmas›n› dile getiren bir konuflma yapt› ve destek ça¤r›s›nda bulundu. SAMSUN: 21 fiubat’ta Samsun Cumhuriyet Meydan›’nda yap›lan eyleme yaklafl›k 3 bin kifli kat›l›rken, Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Temel Haklar ve TAYAD’l›lar da “Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü, Duydunuz mu?” ve "Kölelik Yasalar›na Karfl› Birleflelim" pankartlar›yla yer ald›lar. Alana sloganlarla yürüyen kitle, KYTK Yasa Tasar›s›n› protesto eden sloganlar hayk›r›rken, girifl noktas›nda polis, TAYAD’l›lar›n pankart›n› alana sokmak istemedi. Kitlenin bu yasad›fl›l›¤a direnmesinin ard›ndan, pankart alan›n yan›ndaki bir binan›n duvar›na as›ld›. Mitinge kat›lanlar sloganlar›yla TAYAD’l›lara destek verirken, SDP’liler pankart›n önünden geçerken, "Yaflas›n Ölüm Orucu Direnifli" sloganlar›n› att›lar. HÖC kortejinin alana Gündo¤du marfl›yla girifli, tüm kitle taraf›ndan coflkulu alk›fllarla karfl›land›. Kamu Yönetimini protesto eden, yasan›n özellefltirme, iflsizlik ve halk›n belediye

hizmetlerinden yoksunlaflt›r›lmas› demek oldu¤u dile getirilen mitingte, “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z, Kurtulufl Kavgada Zafer Cephede, Mahir Hüseyin Ulafl Kurtulufla Kadar Savafl, Kamu Reformu Yasas›na Hay›r, IMF Defol Bu Memleket Bizim” sloganlar› at›ld›.

D‹YARBAKIR: 2 bin kiflinin kat›ld›¤› mitinge iflçiler yo¤un kat›l›rken, birçok pankart alana keyfi flekilde alana sokulmad›. ESP’lilere sald›ran polis 32 kifliyi gözalt›na al›rken, 18’i daha sonra tutukland›. Dicle Gençlik Derne¤i’nin sloganlar› ve dövizleri ile kat›ld›¤› mitingte, KYTK’y› protesto eden konuflmalar yap›ld›, sloganlar at›ld›. ADANA: En kitlesel mitingin yap›ld›¤› Adana’da, 10 bin emekçi AKP iktidar›n› protesto etti ve yasan›n geri çekilmesini istedi. Sendikalar, partiler, DKÖ’lerin kat›ld›¤› mitingte TAYAD’l›lar da yerlerini al›rken, yerel seçimde ittifak yapan SHP ve DEHAP mitinge kat›lmad›lar. KESK MYK üyesi Mustafa Ecevit’in bir konuflma yapt›¤› mitinge iflçilerin kat›l›m› yo¤undu. ANTALYA: Yaklafl›k 3 bin kiflinin kat›ld›¤› mitingte Haklar ve Özgürlükler Cephesi de kendi pankart›yla yerini al›rken, s›k s›k “‹flçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z” ve “Hükümet Yasan› Al Bafl›na Çal” sloganlar› at›ld›. * Ayr›ca baflta Ankara olmak üzere, ‹stanbul ve ‹zmir’de de KESK’li memurlar Kamu Yönetimi Yasa Tasar›s›n› protesto amaçl› bas›n aç›klamalar› düzenlediler.

AKP Genelgesi: Hak Aramak Yasak! KYTK’ya karfl› mitingler öncesi bütün valiliklere bir genelge gönderen AKP iktidar›, mitinglere kat›lanlar hakk›nda adli ve idari soruflturma yap›laca¤› tehdidinde bulundu. Genelge valilikler taraf›ndan bütün kamu kurulufllar›na gönderilirken, AKP iktidar›n›n hiçbir demokratik hakka, hak arama eylemine tahammülü bulunmad›¤› bir kez daha görüldü.


BES ‹stanbul 1 No’lu fiube Yeni Baflkan› Ejder Erbulan:

D‹REN‹fiÇ‹ SEND‹KAL YAPI YARATILMALI BES ‹stanbul 1 No’lu fiube Baflkanl›¤›na seçilen Ejder Erbulan sendikac›l›k anlay›fl›n› dergimize de¤erlendirdi. fiube Genel Kurullar›’nda neler tart›fl›ld›? Gündemde olan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasar›s› sald›r›s›na karfl› neler yap›labilece¤i ve sendikalar›n içinde bulundu¤u t›kan›kl›¤›n afl›lmas›, örgütlenmenin gelifltirilmesi için nas›l bir program oluflturulmas› gerekti¤i baflta olmak üzere, 4688 say›l› sendikalar yasas›n›n memurlar›n mücadelesinde yaratt›¤› olumsuzluklar ve art›k fiili mücadele hatt›n›n örülmesi gerekti¤i ele al›nd›. KESK’in a¤ustostaki toplu görüflmeleri beklemeden, grev ve toplu sözleflme talebini önüne koymas› gerekti¤i üzerine konuflmalar yap›ld›.

Kitleden Kopuk Sendikac›l›k T›kand› Sendikalar›n durgunlu¤undan bahsediyorsunuz, KESK bunu nas›l k›racak? Bugünkü durum 14 y›ll›k mücadele prati¤inde gelinen son aflamad›r. Nas›l buraya gelindi, ne gibi zaaflar olufltu? Asl›nda buralar›n irdelenmesi elefltiri-özelefltirilerin hayata geçirilmesi kaç›n›lmazd›r. fiu anki mevcut sendikal yap›lanmalar bugünkü mücadele prati¤iyle bu sorunun üstesinden gelememektedir. Kitleden kopan sendika yöneticileri ciddi politikalar üretemedi¤i sürece bu düflüfl sürecektir. Sendikalar›n protestoculu¤u terk edip, yeniden hak alma örgütü haline getirilmesi gerekmektedir.

Devrimci Sendikac›l›k Baflarabilir Nas›l bir sendikac›l›k? Bugün kitlelerin apolitikleflmesi, örgütlülük ve mücadele aç›s›ndan ciddi bir açmazd›r. Kitleleri ekonomik talepler çerçevesinde bile sürece katmakta zorluklar yaflanmaktad›r. Bugünkü sendikac›l›k anlay›fl›n›n baflar›s›zl›¤› tescillenmifltir. Politikalar belirlenirken, ülkede ve dünyadaki geliflmeler gözard› edilmemeli. Emperyalizmin yayd›¤› örgütsüzlük, bireycileflme ve tecrit, ülkemize de yans›makta, iktidarlar da bunu çal›flan kesimlere sistematik bir flekilde uygulamaktad›r. Öyleyse sendikac›lar›n kitleleri bu noktada bilinçlendirmesi mücadeleye çekmesi, siyasallaflmas›n›n önünü de açacakt›r. Bunu yapabilecek olan da devrimci sendikac›l›kt›r. Yeniden kitleleri örgütlülü¤e katma noktas›nda somut talepleri belirleme, sorunlar›na çözüm üretme ve bunu da birlikte mücadele yöntemiyle, kararl›, direniflçi bir

sendikal yap›y› yaratmakla sa¤layacakt›r. Biz de, genel kurullar› sadece seçimden ibaret ele alm›yoruz. Yönetim, bundan sonraki sürece müdahale etme ve örgütlülü¤ü büyütme aç›s›ndan daha çok zaman, fedakarl›k, emek harcamak durumunda olacak. KESK'in mevcut potansiyeli do¤ru yönlendirildi¤inde zorluklar›n üstesinden gelebilecek güce de sahiptir.

KESK Ülke Gündemine ‹lgisiz fiimdi sendikalar›n gündeminde neler var? Özellikle genel ya da yerel seçimler sürecinde KESK'te di¤er zamanlara oranla bir eylemsellik art›fl› gözlemlenebilir. Bunu, sendikal mücadeleyi k›smen de olsa ülke seçimlerine endekslemek diye de de¤erlendirebiliriz. Oysa ayn› KESK, emekçileri daha yak›ndan ilgilendirdi¤ini düflündü¤ümüz, anti-demokratik uygulamalar karfl›s›nda, kendisini d›fl›nda tutmaya özen gösteriyor. Örne¤in hapishaneler, Irak iflgali süreci gibi. Peki mücadelenin bu demokratik boyutunu tali duruma getirirken memurlar›n ekonomik taleplerini istenen düzeyde örgütleyebilmifl midir? Böyle oldu¤unu söyleyemiyoruz. "Toplu görüflme" sürecine KESK paramparça olmufl bir örgütsel yap›yla girmifltir. 400 bin üyeli ve 2 milyon emekçinin sesi olma iddias›ndaki KESK; "Toplu görüflme" süreci eylemlerini neredeyse televizyondan konfederasyon temsilcilerinin aç›klamalar› ile ö¤renebilmifltir. Örgütün hangi mekanizmas› iflletilip kararlar al›nm›flt›r. Tart›flmal›d›r. Bugüne gelirsek Kamu Yönetimi Temel Kanunu sürecinde çok ciddi karfl› duruflun örgütlenemeyiflinin temel nedeni ise KESK'e hakim anlay›fllar›n bu sald›r› yasas› karfl›s›ndaki bulan›k bak›fl aç›s›d›r.

BES fiube Kongreleri Yap›ld› KESK’e ba¤l› BES (Büro Emekçileri Sendikas›) ‹stanbul fiubeleri 21-22 fiubat günlerinde kongrelerini yaparak yönetimlerini belirledi. 21 fiubat günü yap›lan 1 No'lu fiube Kongresi’nde Ejder Erbulan baflkanl›¤›ndaki ‹flkolu Birlik Listesi seçimi kazan›rken, ayn› gün 2 No'lu fiube Kongresi’nde Demokratik ‹flkolu Birli¤i Listesi seçildi ve yeni yönetim, Mustafa Aktafl, Cemil Kaya, Davut Balter, Murat Karabulut, Murtaza Pektezel, fiükran Duman, Turabi Mufllu’dan olufltu. 22 fiubat’ta ise 3 No'lu flubesi seçimi vard›. Üç listenin yar›flt›¤› kongrede, Emek, Bar›fl, Demokrasi ‹çin Birlik Listesi seçimleri kazanarak yeni yönetim, Nafi Marafl, Süleyman Y›lmaz, Fadime Kurt, ‹smail fieker, Ata Sakarya, Ataman Yüksel, Yüksel Baydemir’den olufltu.

Say› 100 17 29 fiubat 2004


Direnme Hakk›, Sami Evren ve KESK KESK Genel Baflkan› Sami Evren, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasar›s›’na karfl› düzenlenen eylemlerde yapt›¤› konuflmalarda, aç›klamalar›nda s›k s›k, “direnme hakk›n› sonuna kadar kullanacaklar›n›” dile getiriyor. Do¤rudur, memurlar, bütün emekçiler direnme hakk›n› kullanmal›. Ancak KESK hangi güçle, nas›l direnecek? Sendikalar› bugünkü duruma getiren anlay›fl, nas›l bir direnifl gösterebilir? Direnmek bir anlay›fl sorunudur, haks›zl›¤a ve zulme, sömürüye karfl› olmakt›r. Evren, direnme hakk›ndan ne anlamaktad›r, nas›l bir direnme hakk›ndan söz etmektedir? Örne¤in, 200’den fazla TAYAD’l› gözalt›na al›nd›, polisin yasad›fl›l›¤› tart›flmas›z olan bu terörü karfl›s›nda Evren ve KESK nerededir, neden hiçbir tepkisi olmam›fl, direnme hakk›ndan söz etmemifltir? Direnme hakk›n› savunan, böyle bir durum karfl›s›nda “Biz de TAYAD’LIYIZ” diyebilmelidir. Direnme anlay›fl› budur, haks›zl›¤a, sald›r›ya maruz kalan›n kendisi oldu¤unu düflünür ve direnifle omuz verir. Ama KESK böyle yapm›yor. Riskli alan olarak görülen F tiplerinden, direniflten uzak duruyor, bu ülkede yaflanan ve 107 ölümle bir an›t haline gelen bir gerçe¤i görmezden gelmeye çal›fl›yor. Pusuya yat›p bekliyor KESK. Say› 100 18 29 fiubat 2004

Elbette F tiplerine karfl› ç›kmak, 107 ölümü dile getirmek riskli ifl, bedel isteyen ifl. AB’yi, ABDyi, iktidar›ndan Genelkurmay›na, sermayesine kadar oligarflik yap›y› karfl›na almakt›r. Direnme hakk› da zaten böyle geliflir. Düzen içi güçlerden birine mesaj vererek, ötekine yanl›fl temelde karfl› ç›karak direnme hakk› gelifltirilmez. Direnme hakk› direnilerek kazan›l›r ve direnilerek korunur. Devrimci tutsaklar, TAYAD’l›lar bunun en güzel örneklerini flu son dört y›l içinde herkese gösterdiler. Sami Evren, direnme hakk›n› savunmaya, bu ülkede direnme hakk›n›n en üst boyutta, bedenlerin alevler için tutuflarak savunuldu¤u direnifle dönüp bakmal›d›r, onun yan›nda yer almal›d›r. Yoksa, direnme hakk›ndan söz etmek, KESK taban›n›n uzun süredir bilinen memnuniyetsizlik ve KESK yönetiminin sendikal anlay›fl›na yönelik tepkilerini yat›flt›rma girifliminden baflka anlam tafl›maz. Bu ülkede Türk-‹fl eski baflkan› Bayram Meral çok yapt› bunu ve Türk-‹fl’in geldi¤i nokta ortadad›r.

KESK: “Genel Grev ‹lan Edilmeli” Kamu Yönetimi Temel Yasa Tasar›s›’na karfl› eylemlere 25 fiubat günü de devam edildi. Vizite eylemi yapan memurlara Genel-‹fl üyesi iflçiler de kat›ld›. Memurlar›n yürüyüflü polisin engellemeleriyle karfl›laflarak YKM önüne ulaflt›¤›nda, burada bir aç›klama yap›ld›. Sami Evren, Emek Platformu’nun genel grev ilan etmesini, KESK’in genel greve haz›r oldu¤unu söyledi. Buradan Meclis’e yürümek isteyen emekçilerin önü polis taraf›ndan kesildi. Barikat kalkana kadar oturma eylemi yapan emekçilerin yürüyüflüne yar›m saat sonra izin verilmek zorunda kal›nd›. Kitle buradan Meclis’e yürüyerek tasar›ya karfl› sloganlar hayk›rd›. Viziteye ç›kan KESK üyesi memurlar, Bursa, Adana, Ad›yaman, Bolu, ‹zmir ve daha birçok kentte eylemler düzenlediler.

AKP Mitingine ‹flçiler Al›nmad› Tayyip Erdo¤an’›n da kat›ld›¤›, AKP’nin Batman’daki seçim mitingine, iflten at›lan TPAO iflçileri al›nmad›. “‹flimizi Geri ‹stiyoruz” pankart› ile alana girmek isteyen iflçiler, polis barikat› ile karfl›laflt›lar. AKP, bu ülkenin iflçisinden, memurundan, gecekondulusundan, gençli¤inden korkan bir iktidard›r. Emekçilere düflmanl›¤›n› her f›rsatta dile getiren Tayyip, onlar›n sesinin hiçbir yerde, hiçbir flekilde ç›kmamas› için bask›dan, sansürden medet umuyor. ‹stiyor ki, ben patronlara hizmet edeyim kimse sesini ç›karmas›n.

Genel-‹fl Eylemleri Adana Seyhan Belediyesi’nden alacaklar› ödenmeyen, Genel-‹fl üyesi iflçiler 20 fiubat’ta 2 saat ifl b›rakarak alacaklar›n› istediler. Kocaeli Genel ‹fl üyesi Saraybahçe Belediyesi iflçileri 3 trilyonluk alacaklar› için 20 fiubat’ta yürüyüfl düzenledi. Eylemde "‹flçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z” slogan› at›l›rken, ‹flçilerin belediye önündeki eylemleri her gün sürüyor.

TÜPRAfi’ta Eylem TÜPRAfi K›r›kkale rafinerisinde çal›flan 3 bin iflçi 21 fiubat günü düzenledi¤i eylemle, özellefltirmeyi protesto ettiler. “Kahrolsun IMF, ‹flbirlikçi AKP” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde, iflçilerin Türkiye için direndi¤i belirtildi. ‹flçiler AKP önüne siyah çelenk b›rakt›lar.

Sa¤l›k Hakt›r Sat›lamaz Kocaeli SES, performansa dayal› döner sermaye uygulamas›na hay›r demek için, 24 fiubat günü Devlet Hastanesi bahçesinde bas›n aç›klamas› yapt›. “Sa¤l›k Hakt›r Sat›lamaz, Emekçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z" sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde, “6 Mart’ta Ankara’da olaca¤›z” denildi.


ABD, Birtan Altunbafl’›n Katillerinin Saf›ndad›r Bu Davada “‹nsan Haklar›” fiovu Yapamaz Colin Powell: “Birtan Altunbafl davas› zamanafl›m›na u¤rat›lmamal›.” Susurlukçu A¤ar: “Strateji konusunda ABD ile anlaflarak çözdük (devrimci ve ulusal mücadeleyi)” ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell, Abdullah Gül ile görüflmesinde, Birtan Altunbafl’›n iflkencede katledilmesi davas›n› örnek göstererek, iflkence davalar›n›n zamanafl›m›na u¤rat›lmas›n›n Türkiye’nin imaj›n› olumsuz etkileyece¤i uyar›s›nda bulundu ve hükümetin müdahil olmas› gerekti¤ini söyledi. Powell, “olumlu imaj” konusunda da bir örnek verdi; Manisa davas›. Emperyalizm ve oligarfli iflkenceye, insan haklar›na, sadece imaj olarak bakar, bir iki olayla bu imaj düzeltilir ve bu düzeltilen imaj›n alt›nda binlerce insana iflkence, kay›p, infaz politikalar› uygulan›r.

Amerika, Birtanlar’›n Katilidir Amerika’n›n bu insan haklar› duyarl›l›¤›, iflkence karfl›tl›¤› konusunda gözlerimiz yaflard› do¤rusu. Sanki konuflanlar, Guantanamo hücrelerinin, halklar›n tepesine ya¤an bombalar›n sahibi de¤il. Sanki, oligarflinin katliamlar›n›, iflkencelerini, infazlar›n›, kay›plar›n› destekleyen, ölüm mangalar›na e¤itim ve silah veren onlar de¤il. Avrupa Birli¤i, Manisa davas› üzerinden demokratl›k flovu yapt›, Amerika da Birtan Altunbafl davas› üzerinden yapmak istiyor. Binlerce infaz, iflkence, katliam davas›nda katiller, iflkenceciler birbiri pefli s›ra beraat ettirilirken tam bir riyakarl›k sergilenmek isteniyor. Amerika’n›n bu konudaki giriflimi sadece Powell’in aç›klamas› de¤ildir. ABD Büyükelçilik yetkilileri bir süredir Birtan Altunbafl davas›n› bizzat kat›larak izliyorlar. Hemen belirtelim ki, Manisa davas›nda oldu¤u gibi, Birtan Altunbafl davas›nda emperyalistlerin bu mahkemelere kat›lmas›na katk›s› olan, ça¤r›lar yapan, ön ayak olanlar, onlar›n gerçek yüzlerini gizlemelerine, insan haklar› flovu yap-

malar›na hizmet etmektedirler. Niyetlerinden ba¤›ms›z ya da bilinçli bu fark etmez, Birtan’› katleden oligarflik düzenin bafl destekçileri bu davaya ancak iflkencecilerin saf›nda bir taraf olarak kat›labilirler. Ve insan haklar› flovu için de¤il, san›k sandalyesine oturmak için orada bulunabilirler. Ne Avrupa ne de Amerika iflkenceye karfl› de¤ildir, bizzat iflkencecilerin hamisidir onlar. Oligarfli ony›llard›r bu ülkede onlara dayanarak zulmünü sürdürüyor. Birtan’›n katledildi¤i y›llar, Susurluk’un en çok kan döktü¤ü, infazlar›n, katliamlar›n günlük olaylar haline geldi¤i y›llard›r. Gözalt›na al›n›p da iflkence görmeyen hiç kimsenin olmad›¤›, gözalt›nda ölümlerin en çok yafland›¤›, kay›plar›n gündemde oldu¤u y›llard›r. Ve tüm bunlara Amerika’n›n deste¤i tamd›r. Bu konuda A¤ar’›n itiraflar› henüz yenidir.

Say› 100 19

Susurlukçu A¤ar’›n “Anlaflarak Bu ‹flleri Yapt›k” Dedi¤i Amerika, Bu Ülkede Dökülen Her Damla Kandan Sorumludur 8 Eylül 2003 tarihli Hürriyet’e beyanat veren Susurlukçu Mehmet A¤ar, Susurluk politikalar›n› ABD ile yapt›klar› anlaflman›n ard›ndan yaflama geçirdiklerini flu sözlerle anlat›yordu: “... Oturduk, strateji konusunda Amerika'yla meselemizi çözdük. Ben Emniyet Genel Müdürü olarak, onların en üstleriyle görüflüyordum, karflılıklı. ‘Bu meseleyi çözece¤iz’ dedik, ‘Nasıl’ dediler. ‹kna ettik, çözdük. Bunun ayrıntılarını anlatamam. Türkiye'nin yarın, yine böyle benzer bir anlaflmaya ihtiyacı olabilir ve vardır da böyle bir ihtiyaç. Global anlamda bugün Amerika'yla konuflup o mutabakatı sa¤lamak gerekir.”

5 Mart günü Birtan’›n iflkencede katledilmesi davas›nda Ankara’da olal›m! Devrimciler, demokratlar, namuslu hukukçular, hak ve özgürlüklerden yanay›m diyenler; Birtan’›n katillerinin ve onlar›n destekçisi emperyalistlerin insan haklar› flovu yapmas›na izin vermeyelim, davaya kat›lal›m ve Birtan’›n katillerinin Amerika, Avrupa ve oligarfli oldu¤unu hayk›ral›m.

29 fiubat 2004


A¤ar’›n “Bu mesele” dedi¤i, devrimci ve ulusal mücadeledir. Stratejisi ise Susurluk’tan baflka bir fley de¤ildir. Susurluk’un ne oldu¤u ise malum; binlerce operasyon, katliamlar, infazlar, kay›plar, köy yakmalar, iflkencede ölümler... Birtan Altunbafl da Amerika’n›n ölüm mangalar›na deste¤iyle katledildi. Amerika ile iflbirlikçilik iliflkilerinin geliflti¤i süreçten bu yana, bu ülkede dökülen her damla kan›n alt›nda onlar›n da imzas› vard›r. A¤ar, aç›kça söylüyor, bugün yine Susurluk’un bin operasyonlar›na, infazlara, katliamlara, iflkencede ölümlere ihtiyaç vard›r ve ABD ile anlaflmadan bu yap›lamaz, diyor. ‹flkenceciler elbette en büyük dostlar› Amerika’n›n bu davadaki tutumu karfl›s›nda flaflk›nd›rlar. Ama merak etmesinler, bu flovlar geçici, Amerika’n›n faflizme deste¤i kal›c›d›r.

Emperyalizmin Unutturmak ‹stedi¤i: Birtan Altunbafl, DEV-GENÇ’li Bir Devrimci Oldu¤u ‹çin Katledildi Say› 100 20 29 fiubat 2004

Avrupa, Amerika ve onlar›n ülkemizdeki uzant›lar› Avrupac›lar ve Amerikanc›lar, gerek Manisa davas›, gerekse Birtan Altunbafl davas›nda, bu davalar› ortaya ç›karan en temel gerçe¤i gözard› etmek, üstünü örtmek istiyorlar. Manisal› liseliler, gözalt›na al›n›p iflkence gördüklerinde devrimciydiler, bu nedenle gözalt›na al›nd›lar. Birtan Altunbafl, bir DEV-GENÇ’li oldu¤u için iflkencede katledildi. Birtan’›n devrimci kimli¤i bir yana b›rak›ld›¤›nda bu davan›n da ne hukuki, ne siyasi hiçbir anlam› kalmayacak, adli bir davaya dönüflecektir. Emperyalizmin ve sivil toplumcular›n getirmek istedikleri nokta budur.

Cemil Çiçek, Halk›n Kan›n› Döken Tüm Faflist Katillerin Hamisi Marafl’ta 12 kiflinin katledilmesinden sorumlu faflist katil Mustafa ‹zol, “ülküdafl›” Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in devreye girmesi ve yasal k›l›f›na uydurmas›yla tahliye edildi. Mahkemenin verdi¤i karara bizzat itiraz ederek, Temmuz 2003’te Yarg›tay’a baflvurup, ‹zol’un tahliyesinin gerekti¤ini söyledi. “Yarg›ya müdahale edemeyiz” nakaratlar› dilinden düflmeyenler, söz konusu olan faflist katiller olunca pekala ediyorlar. Yarg›tay’›n hukuku savunacak hali olmad›¤›na göre, tahliyenin gerçeklefltirilmesinden baflka yol kalmad›.

Böyle oldu¤unda, kimse Amerika’ya (ve Avrupa’ya) flu soruyu sormayacakt›r: Birtan Altunbafl’› katledenlerin cezaland›r›lmas›n› istiyorsunuz, ama devrimcilerin 19 Aral›k hapishaneler operasyonunda, F tiplerinde katledilmesine destek veriyorsunuz? Bu oyuna izin veremeyiz. Bu davan›n as›l sahibi bu ülkenin devrimcileri, demokratlar›, hak ve özgürlükleri savunanlar›, namuslu hukukçular›d›r. Bu ülkede iflkence, infaz, katliam denildi¤inde kan› dökülen hep devrimciler olmufltur. Ve devrimcilerin katliamlarla, iflkencelerle, F tipleriyle, infazlarla tasfiye edilmesi politikas›n›n arkas›ndaki güç emperyalistlerdir. Powell ile ayn› gün ABD Kongresi’nde konuflan CIA Baflkan› George Tenet’in sözleri, yeni Birtanlar yaratma konusunda ABD’nin tereddütsüzlü¤ünü ortaya koymaktad›r.

CIA Baflkan› Yeni Birtanlar Yaratmak ‹çin Devrimcileri Hedef Gösterdi CIA Baflkan› Tenet, ABD Kongresi’nde Irak konulu bir komisyon toplant›s›nda 25 fiubat günü konufltu. Amerika için bafl tehdidin flimdi islamc› örgütler oldu¤unu söyleyen Tenet, “ama sol örgütleri de unutmamal›y›z” diyerek, s›n›fsal olarak as›l düflmanlar›n›n devrimciler oldu¤una dikkat çekti. Latin Amerika devrimcilerinin ABD ç›karlar›n› tehdit etti¤ini söyleyen Tenet, Türkiye’den de “DHKP-C’nin Türkiye’deki Amerikan ç›karlar›n› tehdit etti¤ini” söyledi. Daha önce de, “örgüt ABD’nin Afganistan operasyonunu elefltirdi” diyerek DHKP-C’yi hedef gösteren Tenet, aç›kça infazlar, iflkenceler, katliamlar için, imha operasyonlar› için hedef göstermektedir. Yeni Birtanlar iflte böyle yarat›l›yor. Bu karardan, Bahçelievler katliam› san›¤› Haluk K›rc› da cesaret alarak tahliyesini istedi. Susurlukçular›n avukatl›¤› yetmedi, bu ülkede devrimcilerin, halk›n kan›n› döken kim varsa hepsinin hamili¤ine soyundu Çiçek. Susurlukta binlerce insan› katleden, infazlar gerçeklefltiren, uyuflturucu kaçakç›l›¤›ndan haraca kadar her türlü pis iflin içinde olan Korkut Eken’e sahip ç›kan, Çiçek’in “hukuk” kisvesi alt›nda, 2010’lu y›llara kadar hapis yatmas› gereken faflisti kurtarmas› AB’cileri flafl›rtm›fl olabilir. Ne de olsa, Çiçek ayn› zamanda AB yasalar›n› haz›rlayan “hukukçu” bakan de¤il mi? 107 ölümü, Susurluk avukatl›¤›n›, faflistlerin hamili¤ini, soyguncular› için ç›kar›lan yasalar› bir yana b›rak›rsan›z, evet o bir “hukukçu”!


fiovenizm Ayakta! Atatürk’ün manevi k›z› nas›l Ermeni olabilir? Sabiha Gökçen’in Ermeni olup olmad›¤›n› tart›flanlara öneri: Ermeni olup olmad›¤›n› de¤il, halk düflman› olup olmad›¤›n› tart›flal›m! “Atatürk’ün manevi k›z› Sabiha Gökçen Ermeni mi, Türk mü?” Geçen haftan›n önemli tart›flmalar›ndan biri buydu. Konu, Agos adl› dergide yay›nlanan bir yaz›n›n Hürriyet taraf›ndan manflete ç›kar›lmas›yla gündemleflti. fiovenistler aya¤a kalkt›lar hemen. Atatürk'ün manevi kızı nas›l bir Ermeni olabilirdi?! Türk Hava Kurumu’ndan Sabiha Gökçen’in akrabalar›na, dil ve toplum bilimcilerden köfle yazarlar›na kadar birçok kurum ve kifli görüfl aç›klad›. Tart›flma dallan›p budaklan›rken, Genelkurmay “muht›ra” üsluplu bir bildiri yay›nlayarak müdahil oldu; söyledi¤i k›saca “kesin sesinizi, kimse böyle bir fleyi tart›flamaz” mealindeydi. Niye? Çünkü Genelkurmay’›n aç›klamas›na göre “Böyle bir sembolü amacı ne olursa olsun tartıflmaya açmak, milli bütünlü¤e ve toplumsal barıfla katkısı olmayan bir yaklaflımdır... Atatürk milliyetçili¤inin yerini almak üzere sa¤lıklı olmayan ve tehlikeli düflüncelere bilinçli veya bilinçsiz bir flekilde ve sorumsuzca yer verilmesidir...” Asl›nda Genelkurmay tart›flmadan korkmakta hakl›yd›. Birincisi, flovenist tezlerinden biri önemli bir darbe yiyecekti. Y›llard›r “Türk kad›n›n›n sembolü” olarak sunduklar› bir ismin Türk olmad›¤›n›n ortaya ç›kmas›, düzenin flovenistli¤inin ve riyakarl›¤›n›n ve uygulad›klar› asimilasyon politikas›n›n ipli¤inin pazara ç›kmas› demekti. Bir zamanlar TBMM’de ad›yla san›yla Lazistan milletvekillerinin, Kürt milletvekillerinin var oldu¤unu nas›l gizlemek istiyorlarsa, düzenin ünlülerinin farkl› kökenleri de her dönem gizlenmeye çal›fl›lm›flt›r. “Ermeni dölü” sözünü bir küfür olarak kullanan flovenist bir kafa yap›s›n›n Atatürk’ün manevi k›z›n›n Ermenili¤i’ni kabul etmesi mümkün mü? ‹kincisi, tart›fl›lan sadece Sabiha Gökçen’in Ermeni olup olmamas› de¤ildir. Onun Ermeni

ve yetim olmas›n›n arka plan›ndaki Ermeni katliam› da tart›flma gündemine girmektedir. Sabiha Gökçen hakk›ndaki iddia, onun Ermeni katliam›ndan kurtulan bir yetim oldu¤unu ileri sürmektedir. Bunun ileri sürülmesi dahi, oligarflinin ony›llard›r örtbas etti¤i bir katliam› tart›flma gündemine getirecektir. Üçüncüsü, asl›nda tart›flma sadece dünün de¤il, ayn› zamanda bugünün tart›flmas›d›r. Sabiha Gökçen’in Ermeni olmas› “ihtimali”ne dahi gösterilen bu tepki, Türkiye’de bugün az›nl›klara karfl› sürdürülen flovenizmin kan›t›ndan baflka bir fley de¤ildir. Mesela, az›nl›klar›n pasaportlar› bile hala “özel”dir ülkemizde; pasaportlar› hala farkl› bir numaraland›rmaya tabidir. Ulusal haklar›n› kullanmalar›n›n önünde yüzlerce engel vard›r. 42 y›ll›k “Az›nl›klar Tali Komisyonu”nu kald›rd›m demekle, bu politika kald›r›lm›fl m› oluyor? Bu komisyonun 42 y›ld›r neler yapt›¤› aç›klanmadan, yol açt›¤› adaletsizlikler, zulüm ve bask›lar telafi edilmeden, 42 y›ld›r onlar› afla¤›lad›k, zulmettik, takip ve taciz ettik, ama art›k bak›n komisyonu la¤vettik demekle her fleyin üstü örtülebilecek mi? Sabiha Gökçen’in Ermeni olup olmad›¤›n› de¤il, bunlar› tart›flal›m. Ve biz farkl› bir tart›flma daha yap›lmal› diyoruz: Sabiha Gökçen’in Ermeni olup olmad›¤›n› de¤il, “dünyan›n ilk kad›n savafl pilotu” olarak halk düflman› olup olmad›¤›n› tart›flal›m! O Sabiha Gökçen ki, Mustafa Kemal’e sadakatini, “Türk milliyetçili¤ini”, Dersim’in üzerine kendi kulland›¤› uçakla bombalar ya¤d›rarak kan›tlam›flt›r. 1938 Dersim katliam›n›n faillerinden biridir o. O bir katliamc›d›r! De¤il diyen varsa, buyursun tart›flal›m. fiovenizm habis bir ur gibidir, sistemin içine ifllemifltir, her vesileyle ortaya ç›k›yor. fiovenizmi her daim besleyip k›flk›rtmak gerekti¤ini düflünenler, Tarkan’›n flark›lar›n›n Kürtçe söylenmesinin haberinin yap›lmas›n› bile “milli güvenli¤i tehdit edici” görüp uyar›lar yap›p soruflturmalar aç›yorlar. Faflist sisteme göre farkl› milliyetler, farkl› inançlar, farkl› düflünceler, tehlikeli ve “farkl›l›¤›n” flu veya bu flekilde yok edilmesi, yok edilemiyorsa yok say›lmas›, asla tart›flt›r›lmamas› laz›m. Sabihe Gökçen’in Ermeni olma “ihtimali” karfl›s›nda gösterilen tepkinin kayna¤› iflte bu politikad›r.

Say› 100 21 29 fiubat 2004


Kopenhag’dan Önce - Kopenhag’dan Sonra

Ayn› ülke ayn› sistem!

Say› 100 22 29 fiubat 2004

21 fiubat tarihli Milliyet’te koca bir bafll›k: “Kopenhag Kriterleri’nin üçte ikisi tamamlandı.”... Ço¤u gitmifl az› kalm›fl. Art›k daha net bir muhasebe yap›labilir. AB üzerine bugüne kadar yap›lan spekülasyonlar, propagandalar, Türkiye somutu üzerinde test edilebilir. Evet, soru fludur flimdi: Kopenhags›z Türkiye’yle, kriterlerle donanm›fl Türkiye aras›nda ne fark var? “Hiçbir fley de¤iflmedi” demeyece¤iz. Elbette de¤iflti. AB’ye girme ad›na yaflan›lan bu sürecin sonunda Türkiye emperyalist tekeller için art›k daha özgür, halklar için ise daha kuflat›lm›fl bir ülke durumundad›r. AB propagandistlerinin “AB’ye uyum” ad›na halka vaadettikleri gerçekleflmemifltir; ama “AB’ye uyum”un daha bugünden tekellere sa¤lad›¤› say›s›z nimet vard›r. AB’ye uyum için ç›kar›lan yüzlerce yasaya, yönetmeli¤e ra¤men ne halk›n ekonomisinde, ne meydanlarda inip kalkan coplarda, ne iflkencehanelerdeki durumda bir de¤ifliklik olmamas›na karfl›n, “AB’ye uyum” ad›na yap›lanlar emperyalistler taraf›ndan sürekli övgülerle karfl›lanmaktad›r. Peki neden böyle oluyor diye sorulacak olursa, cevab›, Kopenhag Kriterleri’nin ne olup ne olmad›¤›ndad›r.

Kopenhag Kriterleri’nin Asl› ve Sureti “Kopenhag Kriterleri”; bu kelime adeta sihirli, efsanevi bir anlam kazand› ülkemizde. Sanki her fley onda dü¤ümleniyordu. Ülkenin gelece¤i, kaderi onunla belirlenecekti. Kopenhag Kriterleri veya “AB’ye uyum” denilince ülkemizde hemen herkesin akl›na, insan haklar›, demokratikleflme ve kifli bafl›na düflen gelirin artaca¤› geliyor. Böyle anlafl›lmas› istendi çünkü. Kriterlerin reklam› böyle yap›ld›. Sokaktaki insana AB’ye girmekten yana m›s›n diye soruldu¤unda “evet” cevab› verenlere, “peki niye evet?” denildi¤inde al›nan iki cevap vard›: “afl ve ifl için”, “demokrasi için”! Yap›lan anketlerde “Türkiye halk›n›n yüzde 70’i AB’den yana” sonucunun ç›kmas›n›n nedeni de iflte bu aldatmacayd›. AB, afl, ifl, demokrasi getirecekti! Kopenhag Kriterleri’nin halka gösterilen “sureti”nde bunlar vard›. ‹flbirlikçiliklerini, Türkiye’yi her uyum yasa-

s›yla daha fazla sömürgelefltirdiklerini gizlemek isteyen hükümetler ve AB fonlar›ndan beslenen AB propagandistleri döne döne bunlar› anlatt›lar. Peki asl› neydi kriterlerin? 80 bin (kimilerine göre 100 bin) sayfal›k bir külliyat oluflturuyor Kopenhag “Kriterler”i. Kriterler, 22 Haziran 1993’de toplanan Kopenhag Zirvesi'nde tespit edildi. Avrupa Birli¤i’nde daha önce bu flekilde bir prosedür yoktu. “Kriterlerin” tespit edilmesinin nedeni Avrupa Birli¤i'nin genifllemesiydi. Bu kriterler, “adaylık için baflvuruda bulunan ülkelerin tam üyeli¤e kabul edilmeden önce uyması gereken koflullar›” olarak yeni üyelerin önüne konulacakt›. Kriterler üç bölüme ayr›l›yordu: 1) Siyasi kriterler, 2) Ekonomik kriterler 3) Topluluk mevzuatının benimsenmesi Siyasi kriterler: - Ülkenin çok partili bir demokratik sistemle yönetiliyor olması, - Hukukun üstünlü¤üne saygı, - ‹dam cezasının olmaması, - Azınlıklara iliflkin herhangi bir ayrımcılı¤ın bulunmaması, ırk ayrımcılı¤ının olmaması, - Kadınlara karflı ayrımcılı¤ın yasaklanması, - Avrupa Konseyi ‹nsan Hakları Sözleflmesi’nin ve Çocuk Hakları Sözleflmesi’nin kabul edilmifl olması, Ekonomik kriterlerin bafll›calar› ise flöyle s›ralanm›flt›r: - Arz-talep dengesinin piyasa güçlerinin ba¤ımsız bir flekilde karflılıklı etkileflimi ile kurulmufl olması, - Ticaret kadar fiyatların da liberal olması, piyasaya girifl ve çıkıfl için engel olmaması, - Mülkiyet haklarının mutlak korunmas›, - Fiyat istikrarını içeren bir ekonomik istikrar ve sürdürülebilir dıfl dengenin varlı¤ı, - Ekonomik politikaların gerekleri hakkında genifl bir fikir birli¤inin olması, - Mali sektörün, tasarrufları üretim yatırımlarına yönlendirebilecek kadar geliflmifl olması, - Makro ekonomik istikrarının olması ve ifllevsel bir piyasa ekonomisinin varlı¤ı, - Alt yapı, e¤itim ve arafltırmayı içeren yeterli miktarda fiziki ve befleri sermayenin olması,


- Firmaların teknolojiye uyum sa¤lama kapasitesinin bulunması. En kapsaml› bölüm ise “Topluluk Mevzuat›n›n Benimsenmesi” bafll›kl› bölümdür. Ba¤›ml›l›¤› as›l pekifltiren maddeler, bu bafll›k alt›ndaki koflullara s›¤d›r›lm›flt›r. Bunlar› bu yaz› çerçevesinde flöyle özetlemek mümkün: - AB’nin siyasi birlik ile ekonomik ve parasal birlik hedeflerini kabul etmek, - Birli¤in “ortak dıfl politika ve güvenlik” politikasına etkin bir katılım - Merkez Bankası’nın ba¤ımsızlı¤ı, - ‹stikrar ve Büyüme Paktı’na katılım, - Merkez Bankası’nın kamu sektörü açıklarını finanse etmesinin yasaklanması, - Gümrük Birli¤i, malların serbest dolaflımı, sermayenin serbest dolaflımı gibi ortaklık anlaflmalarında belirtilen flartlara uyulması, - Tek pazara geçifli gerektiren Topluluk Müktesebatı’na uyum sa¤lanması, - Toplulu¤un tarım, iletiflim ve bilgi teknolojileri, çevre, ulaflım, enerji, taflımacılık, tüketici hakları, adalet ve içiflleri, iflgücü ve sosyal haklar, e¤itim ve gençlik, vergilendirme, istatistik, bölgesel politikalar, genel dıfl ve güvenlik politikası gibi alanlardaki her türlü düzenlemesine uyum sa¤lanması. Gerçekte herhangi bir ülkeyi Avrupa emperyalizmine “tam ba¤›ml›” hale sokmak için sadece flu son madde bile yeter. Kopenhag KriterMacaristan köylüleri, geçen hafta bafl›ndan beri direniflteler. Süt üreticileri taraf›ndan bafllat›lan eylemler, di¤er köylüler aras›nda da h›zla yay›ld›. Direniflin ilk günlerinde traktörleriyle ülkenin de¤iflik kentlerinde trafi¤i yavafllatma eylemi yapan köylüler, ard›ndan Budapeflte’yi kuflatma eylemine bafllad›lar. Budapeflte’nin ana ç›k›fllar›na traktörleriyle gelen çiftçiler, trafi¤i yar› yar›ya keserken, taleplerinin karfl›lanmamas› halinde ç›k›fl yollar›n› tamamen kapatacaklar›n› belirttiler. Ülkenin birçok bölgesinden yola ç›kan biçerdöverler, traktörler, di¤er tar›m araçlar›, Budapeflte’ye do¤ru gidiyorlar. AB’nin tar›m politikalar› bundan önce de Yunanistan’da yo¤un protesto eylemlerine neden olmufltu. Çünkü AB tar›m politikalar›, tar›m› tümüyle tekellerin denetimine açarak, küçük, orta köylülü¤ün y›k›m›na yol aç›yor.

Macar Köylüleri AB’nin Tar›m Politikas›na Direniyor

leri’nin üçte ikisinin uygulanmas›n›n sonucunda ülkemizin “emperyalist tekeller için art›k daha özgür” olmas›n›n nedeni de iflte budur.

Uygulanmas› zorunlu kriterler ve uygulanmayabilir olan kriterler “Kriterlerin” özet kapsam›ndan da anlafl›laca¤› gibi, esas ve a¤›rl›kta olan, emperyalist ekonominin koflullar›d›r. Kriterlerin büyük bölümü, tekellerin bitmek tükenmek bilmez ihtiyaçlar›n› karfl›l›yor. “Kömür Çelik Birli¤i” olarak do¤an Avrupa Birli¤i’nin temeldeki bu ekonomik niteli¤i de¤iflmemifltir. AB içindeki “serbest dolafl›m” esas olarak tekellerin ve onlar›n metalar›n›n serbest dolafl›m›d›r. Siyasi kriterlerin en önemli ifllevi ise, mevcut sömürü mekanizmas›n›n asgari istikrar›n› sa¤laman›n d›fl›nda, AB’ye girecek ülkelerin “kamuoyunu kazanmak”t›r. Hak ve özgürlük k›r›nt›lar›yla, adeta halklar›n a¤z›na bir parmak bal çal›n›p tekellerin hükümranl›¤›na raz› edilmektedirler. Avrupa emperyalizminin ekonomik koflullar›, üzerinde tart›flma götürmeyen, her koflul alt›nda harfiyen uyulmas› gereken kriterler durumundayken, ayn› fley “siyasi kriterler” için geçerli de¤ildir. Siyasi kriterlere uyum çok görecelidir ve bir ülke kan gölü halindeyken bile, AB pekala “demokratikleflme yönündeki olumlu ad›mlardan” söz edebilir. “Kopenhag Kriterleri’nin üçte ikisi tamamlandı.” tespiti de esas olarak Avrupa Birli¤i Komisyonu yetkililerine ait. Peki neden AB yetkilileri flimdi böyle “cömert” bir tespit yap›yorlar? Cevab›n› yine Milliyet’teki haber içinde buluyoruz: “Brüksel'in son dönemde verdi¤i olumlu mesajların, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki yapıcı tavrından kaynaklandı¤ı da belirtiliyor.” Avrupa emperyalizminin ç›karlar› gerektirirse, yar›n “tamam, Kopenhag Kriterleri’ne uyumunuz yeterli” bile diyebilirler. Tekellerin bu mutlak egemenli¤i koflullar›nda halk›n ekonomik refah› mümkün olmayaca¤› gibi, demokrasi konusunda da AB, ondan bir fley bekleyenleri hayal k›r›kl›¤›na u¤ratmaya devam edecektir. Mesele gelip gelip “sistem” meselesine dayan›yor. E¤er “Kopenhag Kriterleri”yle faflizmin y›k›l›p demokrasinin kurulaca¤›n› iddia eden varsa, diyecek bir fley yok; ama kendi demokrasisini bile “bol” bulup her gün biraz daha budayan Avrupa emperyalistleri, yeni-sömürgelere demokrasinin bu kadar›n›n da yetece¤i kan›s›ndad›r... Göstermelik düzenlemeler onlara yetiyor. Peki bize yetecek mi?

Say› 100 23 29 fiubat 2004


Sömürgecili¤in ad› “dostluk” olamaz! den k›s k›s gülüyorlard› muhakkak. Alman tekellerinin ülkemizdeki ilk büyük yat›r›m› de¤il bu santral.

Emperyalizm ahtapotunun ülkemizdeki büyük kolu Almanya

Almanya Baflbakanı Gerhard Schröder, geçen hafta Türkiye’deydi. Schröder, “11 y›l sonra ilk gelen” Almanya Baflbakan›’yd› ve gelifl nedeni de, Sugözü Termik Santrali'nin aç›l›fl›n› yapmakt›. Say› 100 24 29 fiubat 2004

Bu santral, Türkiye’deki en büyük Alman yat›r›m› niteli¤ini tafl›yor. AKP hükümeti ve burjuva medya bu ziyarete çeflit çeflit misyonlar yüklese de, 11 y›ld›r Türkiye’ye gelmeyen Almanya Baflbakanlar›, 11 y›l sonra da kendi tekellerinin ifli için geldiler k›sacas›.

Almanya-Türkiye Dostlu¤u! Termik santral burjuva bas›nda “Alman-Türk Dostluk Santrali” diye adland›r›ld›. Do¤rusu; Alman emperyalizmi ve Türkiye oligarflisinin dostluk santral›d›r. Ve termik santrale bu anlamda “dostluk santrali” demek ne kadar do¤ruysa, mesela F tiplerine de “dostluk hapishaneleri” denilmesi gerekmektedir. F tipleri de Alman emperyalizminin ve Türkiye oligarflisinin “dostluk an›tlar›”ndan biridir. Termik santral aç›l›fl›nda konuflan Erdo¤an, “enerjide d›fla ba¤›ml›l›¤› azaltmak için daha fazlas›n› yapacaklar›n›” söylüyordu. Oysa, aç›l›fl›n› yapt›¤› santralin “yerlilikle” hiçbir alakas› yok. Sermayesinin neredeyse tamam›na yak›n›n› Alman tekelleri karfl›lad›. Santral, tekellerin iste¤i üzerine, Adana'n›n Yumurtal›k ‹lçesi’nde Akdeniz’in k›y›s›nda çevreyi mahvedecek bir yerde kuruldu. Y›lda 3.3 milyon ton kömür kullanacak santralin kömürü bile Kolombiya ve Afrika’dan getirilecek. Tüm bunlar ortadayken, Tayyip Erdo¤an kalkm›fl bu santralin enerjide d›fla ba¤›ml›l›¤› azaltaca¤› masal›n› anlat›yor. Erdo¤an bu konuflmay› yaparken orada bulunan Alman tekellerinin temsilcileri içlerin-

Alman tekellerinin ülkemizdeki ya¤ma ve sömürü tarihi eskidir. Alman tekelleri Türkiye’nin kaynaklar›n› gasbedenlerin bafl›nda gelir. San›ld›¤›n›n aksine, ülkemizde ekonomik anlamda en fazla yabanc› sermaye girifli Amerika’ya de¤il, Avrupa’ya aittir ve onlar›n bafl›n› da Alman tekelleri çekmektedir. Her ne kadar siyasi ve askeri planda ülkemizin Amerika’ya ba¤›ml›l›¤› belirleyiciyse de, Avrupa tekelleri de ciddi bir sömürgeci durumundad›rlar. Mesela, 1963-1986 y›llar› aras›nda emperyalist tekellerle 1046 lisans anlaflmas› imzalanm›flt›r. Lisans, patent, teknik bilgi anlaflmalar›yla ülkemizin ya¤malanmas›nda Almanya 312 lisans anlaflmas›yla bafl› çekerken ABD’yle imzalanan lisans anlaflmas› say›s› 133’tür. Bunu 103 anlaflmayla ‹ngiltere izlemektedir. Yine 1980’li y›llar›n rakamlar›na göre toplam yabanc› sermaye içinde % 33.1 pay ve 26 firmayla bafl› yine Almanya çekmektedir. Onu s›ras›yla, % 15.5 payla Fransa, % 10.9 payla ABD, % 5.2 payla ‹ngiltere izlemekteydi. Yat›r›m ve ticarete hacimleri de¤iflse de bugün de bu oranlar esas olarak geçerlidir. AB’nin patronu Almanya’n›n F tiplerini niye böylesine flevkle önerdi¤i ve aç›ld›¤›ndan bu yana da niye böylesine destekledi¤inin aç›klamas› da iflte bu rakamlardad›r.

Almanya’n›n AB Üyeli¤i Deste¤i Tabii, Schröder’in Türkiye’yi ziyaretinde bütün bunlar tart›fl›lmad›. Kimse Almanya’n›n sömürgecili¤inden söz etmedi. Ziyaretten ön plana ç›kan Schröder’in “Türkiye’ye müzakere tarihi verilmesi konusunda deste¤ini aç›klamas›” oldu. Hükümet, onun borazanlar› ve müzmin AB’ciler, Almanya’n›n “ilk defa tarih telaffuz etmesi” karfl›s›nda zil tak›p oynayacaklard› neredeyse. Bir de Fransa evet dedi mi bu ifl tamam havas›na girdiler. Schröder’in bu aç›klamas›n›n nedeni çok aç›kt› asl›nda. Alman tekelleri böyle istemiflti. Gazetelere de yans›d›; AKP hükümetiyle görüflmelerden önce tekellerin temsilcileriyle toplant› yapm›fl ve onlar›n bu konuda ne istedi¤ini sor-


mufltu. Ziyaret s›ras›nda da flöyle diyordu: “Türkiye, cazip bir ekonomi bölgesidir. Türk hükümetinin bu santralin yap›m›nda politikalar› aç›s›ndan önemli olmufltur. Enerjide bir Alman firmas›n›n seçilmesi beni mutlu etmifltir.” K›br›s konusunda, tekellere imtiyazlar konusunda AKP’nin att›¤› ad›mlar memnun ediyordu Avrupa emperyalizmini. Bu yüzden de “AB’ye girifl konusuna” daha “s›cak” bak›yorlard›. Bütün mesele bundan ibaretti. IMF’nin ve emperyalist tekellerin isteklerinin birer birer yerine getirilmesi karfl›s›nda AB, mesela “Kürt sorunu” dosyas›n› kapatm›flt› adeta. “Demokratikleflme” konusunda da “uygulamay› görmemiz laz›m” diyorlard› ama onda da ölçüleri Leyla Zanalar’›n davas› gibi birkaç göstermelik ad›mla yetineceklerini ortaya koymufllard›.

Ç›karlar konufluyor: AB Komisyonu’nun Genifllemeden Sorumlu Üyesi Günter Verhuegen, Schröder’in Türkiye’ye AB’ye girifl konusunda verdi¤i destek sözünün bütün Avrupa hükümetlerinin ortak görüflü oldu¤unu belirterek, bu deste¤in nedenini de flu sözlerle aç›klad›: “Schröder’in Türkiye’nin AB üyeli¤ine iliflkin tutumunun ard›nda, tüm Avrupal› hükümet ve devlet baflkanlar› taraf›ndan paylafl›lan büyük stratejik düflünceler (11 Eylül sonras› Türkiye’nin artan stratejik önemi) yatmaktad›r. Avrupa’n›n gelecekteki siyasi ve ekonomik güvenli¤i için Türkiye gibi sa¤lam ve istikrarl› bir orta¤a sahip olmak önemli rol oynayabilir.” (25 fiubat Milliyet) “Avrupa’n›n gelecekteki siyasi ve ekonomik güvenli¤i”; Türkiye’yi AB’ye üye yapacaklarsa, iflte bunun için yapacaklar. Emperyalistler bu noktada bir fley saklam›yorlar, aç›k aç›k söylüyorlar. Bu iliflkide esas olan, öncelikli olan Avrupa emperyalist ülkelerinin ç›karlar›d›r diyorlar. Pervas›zca, afla¤›l›kça yalan söyleyen, bu ülkeyi yönetenler ve bu ülkenin AB’cileridir.

‹ran Seçimleri ve “taraf”lar›n açmazlar›! ‹ran’da uzun süredir “reformcu” milletvekillerinin veto edilmesi nedeniyle tart›fl›lan seçimler, geçen hafta sonuçland›. “Reformcular›n” büyük bölümünün seçimleri boykot etmesi sonucunda parlamentoda ço¤unlu¤u “muhafazakarlar” elde etti. Bu seçim sonuçlar› “reformcu” ve “muhafazakar” diye adland›r›lan kesimler aras›ndaki mücadeleden çok, mevcut sistemin 25 y›lda geldi¤i noktay› göstermesi aç›s›ndan önemliydi. Son iki seçimde, düzenin halk› sand›k bafl›na çekme do¤rultusundaki yo¤un çabalar›na ra¤men seçimlere kat›l›m oran› yüzde 50 civar›n› aflamad›. Öyle ki önceki seçimde, Tahran’daki kat›l›m oran› yüzde otuzlara bile ulaflam›yordu. Bu seçimde “reformcu”lar›n bir kesiminin lideri durumundaki Cumhurbaflkan› Hatemi’nin “oy kullanmak dini, ulusal görevdir” söylemlerine ra¤men, oran fazla de¤iflmedi. Çünkü 1979 devriminden bu yana iktidar›n› sürdüren 25 y›ll›k “‹slami rejim”, geçen bu sürede halka hemen hiçbir fley verememifltir. Ekonomik anlamda baz› Amerikanc› tekeller tasfiye edilirken, onlar›n yerine yeni rejimin tekelcileri, a¤alar› geçmifltir. ‹slami rejimin kendini gösterdi¤i tek yer, kültürel, sosyal yaflamd›r. Bunun ötesinde sistem özünde bir burjuva düzenden farks›zd›r. Çünkü kapitalist sömürü mekanizmas› üzerinde duruyor. ‹slami rejim yönetiminin politikalar› sonucunda IMF’ye ülkenin kap›lar› kapal› tutulurken, sömürü aç›s›ndan bu bir farkl›l›k getirmiyor; sömürü nisbeten “kapal›” bir ekonomik yap› içinde sürdürülüyor. Bu nedenle, ‹ran’da IMF yok ama, IMF’nin girdi¤i tüm ülkelerde görülen yoksulluk, iflsizlik ayn› oranlarda var. Alternatif bir ekonomik modele sahip olmayan ‹slamc› rejim, halkç› bir ekonomi uygulayamam›fl, ne halk›n yarat›c›l›¤›n› ve üretkenli¤ini harekete geçirebilmifl, ne de ulusal gelirin adil da¤›l›m›n› sa¤layabilmifl. Haklar ve özgürlükler aç›s›ndan “daha liberal” politikalar vaadeden reformcular›n açmaz› da buradad›r; onlar›n da farkl› bir alternatifi yok. Onlar da mevcut ekonomik yap›y›, yani sömürüyü sürdürecekler. Tek farklar›, onlar iktidar olursa ekonomik yap›, Amerika ve Avrupa ekonomileriyle –dolay›s›yla IMF ve Dünya Bankas›’yla– daha fazla iç içe geçmifl olacak. Bu nedenle, haklar ve özgürlükler temelinde özellikle küçük-burjuva kesimlerin deste¤ini alan reformcular, açl›k-iflsizlik içinde k›vranan yoksullar›n deste¤ini alam›yorlar. ‹flte bu tabloda, reformcular-muhafazakarlar ayr›m›, iktidarda hangi egemen s›n›flar›n etkin olaca¤› noktas›nda dü¤ümlenip kal›yor.

Say› 100 25 29 fiubat 2004


Avrupa Birli¤i Tecrite Ve Hapishanelerdeki 107 Ölüme Kanl› Deste¤ini Böyle Verdi Avrupa Birli¤i F tiplerini, tecriti ve 107 ölümü kimi zaman aç›klamalar›yla, kimi zaman raporlar›yla, kimi zaman da “suskunluklar›yla” destekledi. Hat›rlataca¤›m›z bu belgeler emperyalist demokrasinin maskesiz yüzüdür; o yüzde kan vard›r, tecrit vard›r, hücre hücre katletmek vard›r. Sami Türk’ten Cemil Çiçek’e, Ertosun’dan Kenan ‹pek’e kadar tecrit uygulay›c›lar› F tiplerini “Avrupa olumlu rapor verdi” diyerek bu belgelere dayanarak savunmaya devam ediyorlar. “Hapishanelerde 107 insan öldü, duydunuz mu?” sorusu AKP iktidar›n› oldu¤u kadar, Avrupa Birli¤i’ni ve AB’cileri de rahats›z etmektedir. Rahats›z olmakta hakl›lar. Çünkü, bu soru sansürle bo¤ulmak istenen, “AB ilerleme raporlar›nda” hiç yer verilmeyen 107 ölümü anlat›rken, ayn› zamanda, suçlular› da ortaya koymaktad›r. 107 insan› katleden F tipi hapishaneleri destekleyen, yapt›ran, katliama onay veren ve aklayanlar›n bafl›nda ise Avrupa gelmektedir. Bu deste¤in belgelerinden önce, neden desteklediklerini hat›rlayal›m. Avrupa’n›n, demokratl›k maskesinin düflmesini göze alarak verdi¤i bu aç›k destek, tekellerin ç›karlar›na dayanmaktad›r. AB’nin gözden uzak tutulmaya çal›fl›lan, AB’ciler taraf›ndan üzeri örtülen gerçek niteli¤i, tekellerin ç›karlar›n› temsil etmesidir. “‹nsan haklar›, demokrasi, kültürel haklar” vb. bu gerçe¤in üzerini örtmeye hizmet eden maskelerdir. Avrupa’n›n, oligarflisinin her türlü suçuna deste¤inin karfl›l›¤› yeni ihalelerdir, Ortado¤u’dan Balkanlar’a, Kafkaslar’a kadar tafleronluk hizmetidir. Devrimciler, bu iflbirlikçili¤in, IMF talan›n›n sürmesinin önündeki tek engeldir. Devrimcilerin tasfiyesi, ülkemizde ya¤ma, talan, sömürü ve iflbirlikçili¤in önünün düzlenmesi demektir. Sosyalizm bayra¤›n›n tüm katliam, ideolojik sald›r›lara ra¤men, sömürgeleri bir ülkede hala yükseklerde tutulmas›, tekellerin kabul edemeyece¤i bir durumdur. Devrimcilerin yok edilmesi, sol ad›na siyasi arenada düzen içi güçlerin öne ç›kar›lmas› emperyalizmin politikas›d›r. Çünkü onlar emperyalist tekeller için “risk” arz etmezler. Ve onlar, bugün “Avrupac› solcular”d›r, devrimcilerin tasfiye edilmesindeki “kutsal” ortakl›klar›n›n alt›nda yatan da budur.

Avrupa: “Hücreler Yap›n, Tecrit Edin” Ülkemizi s›k s›k “ziyaret” edip raporlar haz›rlayan, Avrupa Konseyi’ne ba¤l› Avrupa ‹flkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) 1996 y›l›ndaki ziyaretinin nedeni HAP‹SHANELER’di. Haz›rlanan raporla, “ko¤ufl sisteminin insani aç›dan uygun olmad›¤›, sa¤l›ks›z oldu¤u...” gibi, görünürde “insan haklar›” k›l›f›na büründürülmüfl gerekçelerle, oligarfliye, “oda sistemine geçilme-


si”ni “tavsiye” etti. AB’nin “tavsiyeleri”ni emir olarak gören iktidar, bu konuda tam bir uyum içindeydi. Çünkü amaç devrimcilerin tasfiyesi gibi oligarflinin ony›llard›r katliamlarla, iflkencelerle, infazlarla yapamad›¤› bir fleydi. Rapor, 19 Aral›k katliam›n›n hemen öncesine kadar G‹ZLEND‹. Avrupa, bu raporun, F tipleri yapt›rman›n ne anlama geldi¤ini bilmekteydi. Katliamd›, tecrit iflkencesiydi, Avrupa ve ABD hapishanelerinde ç›kar›lan deneylerle beyinleri yok etmek ve zorla düflünce de¤iflikli¤iydi anlam›, muhaliflerin tasfiyesiydi. Tüm bunlar elbette, “demokrat” Avrupa’n›n görüntüsüne uymazd›. F tipi hapishanelerin yap›m› bu gizlili¤e uygun flekilde tamamland›. Ölüm orucu direniflçileriyle görüflmelerin sürdü¤ü günlerde ise, rapor Hürriyet’te yay›nlanarak deflifre edildi. Oligarflinin amac›; hala kulland›¤› “Avrupa deste¤ini” aç›k etmek ve kitleleri, F tiplerine geçifl için yap›lacak katliam operasyonuna ikna etmekti. Ne de olsa, AB bize hep “insan haklar›na uygun olan›” yapt›r›rd›! Hürriyet’in haberinin yay›nland›¤› günlerde ise, tam bir ‹K‹YÜZLÜLÜK örne¤i sergileniyordu. CPT heyeti, tutsak temsilcileri ile “sorunun çözümü” ad›na görüflmeler yapmaktayd›. CPT heyeti gerçek yüzünün ortaya ç›km›fl olmas›n›n telafl›yla, tutsaklara, “Gazetelerde ç›kan haberlerin yönlendirme içerdi¤ini, seçilmifl pasajlar›n kullan›ld›¤›n›, bundan rahats›z olduklar›n›, raporlar› kendilerinin vermedi¤ini, hükümetin s›zd›rd›¤›n›” söyleyerek durumu aç›klamaya çal›flt›lar. Emperyalist demokrasinin bütün i¤renç ikiyüzlülü¤ü ile, inanc›n›z› sayg›yla karfl›l›yoruz, tarafs›z›z...” demeyi de ihmal etmiyorlard›. Ve 4 gün sonra, 19 Aral›k katliam› yafland›.

“Diri Diri” Yakman›n Ad›: “Afl›r› Güç” Dört duvar aras›ndaki 28 insan›n oligarfli taraf›ndan diri diri yak›ld›¤›, kurflunland›¤› katliam›n ard›ndan, Avrupa’n›n deste¤i önce suskunluk oldu. Vahflet elefltirilmedi, k›nanmad›. Ülkemizdeki Avrupac›lar bile flaflk›nd› bu anlaml› suskunluk karfl›s›nda. Bir davay› takip etmek ad›na onlarca yetkilisini gönderen Avrupa, böyle bir katliam karfl›s›nda sadece susuyordu. Suskunlukla sürdüremediklerinde, aç›k destek raporunu haz›rlamak yine CPT’ye düfltü. 19 Aral›k’›n ard›ndan haz›rlanan bu ilk raporda, katliam onayland›. Yaflanan vahfletin “anlay›flla karfl›land›¤›” belirtilen raporda, diri diri yakman›n ad› ise, “afl›r› güç kullan›m›” olmufltu. 28 insan›n ölümü, resmen YALAN söylenerek flu ifadelerle aklanmaya çal›fl›ld›: “Müdahale s›ras›nda tutuklularda yaflanan birçok ölüm ve yaralanma olaylar›n›n güvenlik güçlerinin operasyo-

CPT Raporlar› Yetmiyor, Destek Aç›klamalar› Yap›l›yor Avrupa aç›k deste¤ini daha çok CPT raporlar› arac›l›¤›yla ifade etti. Ancak, do¤rudan AB yetkililerinin katliamc›lara “arkan›zday›z” aç›klamalar› da yap›ld›. ‹flte bunlardan baz›lar›: * “...Ölüm oruçlar›na devam etmek için yeterli gerekçe görülememifltir... Türkiye'nin AB üyeli¤ine haz›rl›¤› aç›s›ndan entegral bir parça olan ceza hukuk ve hapishane reformu sürecinin acil h›zland›rma gere¤i noktas›nda artt›ran bir bilinç kaydettik...” (Avrupa Parlamentosu heyetinin hapishaneleri incelemesinin ard›ndan, 8 Haziran 2001) * Reformlar” ad›n› verdi¤i F tiplerini öven Avrupa Komisyonu Genel Sekreteri Walter Schwimmer, sorunu çözmesi gereken hükümete de¤il, tutsaklara Ocak 2002’de hak ve özgürlükleriniz için direnmeyi b›rak›n ça¤r›s›n› flu sözlerle yapt›: ”Cezaevi koflullar›n› düzeltmek için kendi kendinizi imha etmeyi b›rak›n!” * 23 Nisan 2001 tarihinde Avrupa Komisyonu Parlamenterler toplant›s›n›n sonucundaki raporu Baflkan Lord Russell-Johnson aç›klad›: “Türkiye hapishanelerindeki düzenlemeler hakk›nda... Avrupa Konseyi’nin tepkisi olumludur. F tipi hapishanelerin bir hücresi, Bat› Avrupa'da herhangi bir ülkenin birçok hapishanesindeki odalara göre, daha genifltir ve baz› yönleriyle daha konforludur... Tutuklular›n birçok talepleri anlafl›l›r olsa da... illegal yap›lar›n›n korunmas› arz edildi¤i gözard› edilmemelidir. Bu yap›lanmalar, komünist ideolojiye ve mutlak bir disipline dayal›d›rlar. Hiyerarflinin tepesinde olanlar direniflin devam etmesi emrini verirken, dibindekiler kendilerini açl›ktan ölüme terk ediyorlar... Sorunlar›n› baflka araçlarla çözebileceklerini ve bu dava u¤runa ölmeye de¤medi¤ini anlamalar›na flans verilmeli." nundan ziyade kendini kurban etme sonucu oldu¤unun kan›t›d›r...” Ne bir belgesi vard›r, ne de araflt›rma yapm›flt›r. Kald› ki, tutsaklar›n tümü kendini feda etmifl olsa dahi, bunun sorumlulu¤unun katliam sald›r›s›n› düzenleyenler oldu¤unu Avrupa da çok iyi bilir. Ama önemli olan dökülen kan de¤il, F tiplerinin meflrulaflt›r›lmas›d›r. Avrupa’n›n bu yalana sar›lmas› elbette bofluna de¤ildir. Kendi deste¤i ile gerçekleflen böyle bir vahfleti aç›klama s›k›nt›s› çekmektedir. En kolay olan›, y›llard›r bütün egemen s›n›flar›n kulland›¤› bu yalana baflvurmakt›r. Ayn› zamanda, katliam›n ilk gününden beri bu propaganday› yapan oligarfliye de destek verilmifltir. Oysa, Adli T›p raporlar› ile ortaya ç›kt› ki; 9 devrimci tutsak katliam› durdurmak için kendini feda ederken, 19 tutsak ya diri diri yak›lm›fl, ya

Say› 100 27 29 fiubat 2004


kurflunlanm›fl, hatta ölen iki jandarma da devlet güçlerince vurulmufltu. AB, belgelenen bu yalanlar›na iliflkin hiçbir aç›klama yapmad›.

Sami Türk’ün Göz Boyama De¤iflikliklerine Onay, Katletmeye Devam Edin Raporu

Say› 100 28 29 fiubat 2004

2001 May›s’›nda, eserlerini görmek, F tiplerinden yükselen iflkence, tecrit 盤l›¤›n›, deste¤i yineleyerek bast›rmak için, CPT heyeti yine Türkiye’deydi. F tiplerini gezen heyet, iktidar›n Terörle Mücadele Yasas›’n›n 16. maddesini de¤ifltirerek, elefltirilerin önünü kesme plan›na destek verdi ve “Yap›lan yasal düzenlemeleri yeterli bulduklar›n›, sadece uygulamay› görmek için geldiklerini” söyledi. BU SIRADA 54 TABUT F T‹PLER‹N‹N ÖNÜNE D‹Z‹LM‹fiT‹R. 54 ‹NSANIN ÖLÜMÜ ÜZER‹NE ‹NfiAA ED‹LEN F T‹PLER‹YD‹ “olumlu” bulunan. Söylenen aç›kça, “katletmeye devam edin”di. Oligarfli katletmeye devam etti. CPT de tabutlar›n say›s› artt›kça, raporlar haz›rlamay›, onay›n› tazelemeyi sürdürdü. Ertosun’un, Sami Türk’ün, Cemil Çiçek’in, her konuflmas›ndaki “Avrupa F tiplerini onaylad›” sözünün alt› bu raporlarla dolmaya devam etti.

Tecrit ve Ölümler Raporlarda Yok Direnifl sürdükçe Avrupa yeni F tipleri incelemeleri yapt›, yeni raporlar yay›nlad›. ‹flbirlikçileri ile birlikte katliam›n alt›nda kalm›fl, bütün demokratl›k maskesi düflmüfltü. Ancak, bunun özelefltirisini yapmak, suçunu Türkiye halk›na, Avrupa kamuoyuna aç›klamak yerine, yeni raporlarla üzerini örtmeye, daha önemlisi tecriti meflrulaflt›rmaya çal›flt›. CPT heyetinin 10-16 Aral›k 2000, 10-15 Ocak 2001, 18-21 Nisan ve 21-24 May›s 2001 tarihlerindeki ziyaretlerinin sonuçlar› 2002 y›ll›k raporunda aç›kland›. Avrupa Birli¤i’nin “insan haklar›” vitrini olan CPT’nin Eylül ay›nda aç›klad›¤› bu raporunda, Katliam Bakan› Türk’ün manevralar›n›n “olumlu bulundu¤u” belirtildi, elefltiri ise tutsaklarayd›, oyunu reddederek “sosyal alanlar›” kullanmamas›nayd›. “Tutuklular da, ortak aktivitelere kat›lma konusunda istekli davranmal›.” diyen CPT, tutsaklara direnmekten vazgeçin demekteydi. Avrupa, bu “sosyal alanlar›” kullanman›n, “bir e¤itim program›na kat›l›yor olmak” flart›na ba¤l› oldu¤unu, bunun anlam›n›n ise, düflüncelerinden vazgeçme oldu¤unu çok iyi bilmektedir. NATO’nun “ya düflünce de¤iflikli¤i ya ölüm” karar› emperyalist Avrupa’n›n “demokratl›k” maskesiyle böyle dayat›l›yordu. Nitekim, “Delegasyon, (CPT) F tipi hapishane-

ler sisteminde “sosyal uyum” aray›fl›n›n Türk otoriteler için büyük bir önem tafl›d›¤›na inanmaktad›r.” sözleriyle de, AB’nin, devrimcilerin ›slah›n› destekledi¤i daha aç›k ifade edildi.

Coplu Tecavüze Varan ‹flkencelere De Onay Rapor, sevklerde ve F tiplerinde yaflanan iflkencelere de de¤iniyordu. Ne de olsa, CPT, AB’nin “iflkenceyle mücadele” vitriniydi. TV görüntülerine kadar yans›yan, copla tecavüzlere kadar varan iflkenceler, binlerce tutsa¤›n üzerindeki iflkence izleri flu sözlerle aç›kland›: “fiüphesiz böyle bir durumda gerginlik yaflanm›flt›r. Dahas› baz› tutuklular halen inatç› bir tutum sergilemekte. Ve bu ancak gerginli¤i t›rmand›rmaktad›r.” Manisa davas› ile iflkenceye karfl› olma flovu ise ayn› günlerde sürüyordu. F tiplerinde iflkence, ölüm, tecrit her fley onaylan›yordu Avrupa taraf›ndan. Tüm bu iflkencelerin nedeni, Avrupa’ya göre, tutsaklar›n “inatç›l›¤›yd›”. Kurflunlara, gaz bombalar›na karfl› direnmeselerdi, düflünce de¤iflikli¤ine boyun e¤selerdi, tekellerin ç›karlar›na karfl› ç›kmasalard›, bedenlerini siper ederek inançlar›n› savunmasalard›... iflkence görmeyeceklerdi! ‹flkenceciler de Filistin ask›s›na ald›¤› ç›r›lç›plak bedenlerin karfl›s›nda “kendine eziyet ettirme” demiyor muydu zaten? Avrupa’n›n mant›¤› da, iflkenceciler ile ayn›yd›. Raporun tek elefltirisi ise, yine onaylama ifadeleriyle birlikte flöyle s›raland›: “Is›nma ve s›cak su sorunlar›n› bir yana b›rakt›¤›m›zda 3 hapishanenin (Edirne, Kocaeli ve Sincan) maddi koflullar› bütünüyle tatmin edicidir. Bunun d›fl›nda heyet tutuklular›n gündüz hücrelerinin ve yaflama alanlar›n›n yandaki havaland›rmaya ç›kabilmelerinden memnundur.” Kald› ki, bu tür sorunlar da zaten, “F tipi cezaevlerinin alelacele ve planlanan tarihten önce hizmete aç›lmas› nedeniyle” olmufltu ve Avrupa bunu da “anlay›flla karfl›lamakta” idi. “Kuflku duyulan” ifadeleriyle mu¤laklaflt›r›l›p, elefltiriyor gibi yap›lan 6 kad›n›n diri diri yak›lmas› konusunda ise, zamana yayarak unutturma politikas›na baflvuruldu. Nitekim o günden sonra da, “AB yolunda müthifl ilerlemeler kaydeden” Türkiye’de insanlar›n diri diri yak›ld›¤›n› a¤›zlar›na almad›lar. Bu “kapsaml›” raporda olmayan ise, TECR‹T ve o gün say›s› 97’Y‹ BULAN ÖLÜMLERD‹. Bugün bu say› 107 oldu. Kanl› destek ise 1996’dan bu yana sürüyor, Avrupa ve Avrupac›l›k, bu ülkenin devrimcilerini katletmeye devam ediyor ama tasfiye etmeyi baflaram›yor.


AKP’nin Filistin Davas›na Düflmanl›¤› Belgelendi

Filistin’i Kuflatan Duvar ve Gerçek Yüzler Öyle geliflmeler vard›r ki, bütün maskeleri indirir gerçek yüzleri a盤a ç›kar›r. Direnifl böyledir mesela. Filistin halk›n› kuflatan siyonist duvar›n inflaas› da böyle bir ifllev görüyor flu günlerde. Emperyalistlerin “bar›fl” demagojileri, riyakar ‹slamc›lar›n “Filistin davas›” nutuklar› paçavraya dönüyor ve gerçekler ortaya ç›k›yor.

Filistin Halk›n› Hapsetme, Topraklar›n› Gasbetme Duvar› Önce duvar›n neyi hedefledi¤ini hat›rlayal›m. ‹srail, “terörü önleme” demagojisi ile direnifli bo¤may› hedeflemektedir. Duvar›n yap›m› bitti¤inde Bat› fieria kuflat›lm›fl, 16 yerleflim birimine bölünmüfl ve 250 bin Filistinli kendi topraklar›nda hapsedilmifl, Filistin’in topraklar›n›n yüzde 10’u daha gasbedilmifl olacak. Halen yap›m› biten bölümde, Bat› fieria topraklar›n›n en verimli bölümü çoktan duvar›n öte yan›na kat›lm›fl durumda. Bu alan›n içinde, ‹srail için önemli olan su kaynaklar› da bulunuyor. Filistinliler’e ise su kaynaklar›ndan yoksun bir yaflam kal›yor geriye. ‹srailli 7500 yerleflimci ise Gazze’den Bat› fieria’ya aktar›larak, toprak gasb› kal›c›laflt›r›lmaya çal›fl›l›yor. 1948-49 Arap-‹srail Savafl›’ndan sonra kurulan Yeflil Hat ile duvar aras›nda kalan Filistinliler, ‹srail’in koydu¤u kurallara tabi olacaklar. Onlara dayat›lacak yaflam› tarife gerek yok. Bunun anlam› ise, bu bölgedeki Filistinliler’in göçe zorlanmas› yoluyla topraklar›n›n ele geçirilmesidir.

Komünist Küba Direnen Filistin’in Yan›nda ‹slamc› AKP ‹srail’e ve ABD’ye Boyun E¤di Duvar›n “yasall›¤›”n›n Lahey’e götürülmesi, 8 Aral›k 2003 tarihinde BM Genel Kurulu’nun oturumunda kararlaflt›r›ld›. Bu oturumda 90 ülke Filistin saf›nda yer al›rken, ABD’nin içinde bulundu¤u, zaten

biri ‹srail olan 8 ülke karfl› oy kulland›. 74 ülke ise, daha çok ABD’nin bask›lar›ndan çekinerek “çekimser” oy kulland›. ABD, Lahey’de davan›n görüflüldü¤ü ilk günden itibaren de çeflitli biçimlerde bask›s›n› sürdürdü. Ama bu çekimser oy kullananlar aras›nda yer alan Avrupa’n›nki ABD bask›s›ndan çok, Filistin direniflini bo¤ma hesaplar›ndan kaynakl›yd›. ‹srail saf›nda aç›ktan yer almamalar› ise her zamanki ikiyüzlülüklerinden biriydi. Türkiye, bu oylamada Filistin lehine oy kulland›. Ama gelin görün ki, Lahey’de Filistin lehine müdahil olaca¤›n› aç›klayan AKP, bu karar›ndan dava bafllamadan hemen önce vazgeçti. Komünist Küba ise hiçbir bask›ya ald›rmadan Filistin saf›nda yerini almaya devam ediyor. Her zaman oldu¤u gibi, AKP ‹srail iflbirlikçili¤ini de gizledi. Ama olay bas›na yans›d›. Filistinliler, hayal k›r›kl›klar›n› yans›t›rken, ‹srail ve ABD memnundu. AKP neden vazgeçmiflti bu karar›ndan? Hani o iflgal ortakl›klar›n›, Amerikan iflbirlikçiliklerini aç›klad›klar› ve kendi tabanlar›na yutturmaya çal›flt›klar› “reel politik” gere¤i mi? Abdullah Gül’e göre, karar Türkiye’nin özgür iradesinin sonucuydu, hiçbir ülke bask› yapmam›flt›, zaten konu hukuka yans›m›flt›! Tabii iflbirlikçilerin “özgür iradesinin” olamayaca¤›n›, bu palavralar›n Filistin davas›na ihaneti gizleme manevralar› oldu¤unu bizzat ‹srail kaynaklar› aç›k etti. ‹srail D›fliflleri Bakanl›¤› bizzat devreye girmifl, “Türkiye’nin müdahil olmas› iliflkilerimizi zedeler, bizi üzer” türünden yar› tehditli görüfllerini bildirmiflti. Tabii ki, AKP’nin kabesi ABD de devredeydi. ‹slamc›lar›n iktidar oldu¤u Erbakan döneminde ‹srail ile en kapsaml› askeri iflbirli¤i anlaflmas› imzaland›. Tayyip döneminde iliflkiler kesintisiz sürdürüldü, özellikle Irak iflgalinde ‹srail-ABD-‹ngiltere cephesine daha da yanafl›ld›. Ve bu karar, AKP iktidar›n›n Müslümanl›kla, ‹slamla hiçbir ilgisinin olmad›¤›n› ortaya koymakla kalmad›, riyakar ‹slamc›lar›n dillerinden düflürmedikleri “Filistin davas›” karfl›s›ndaki ikiyüzlülüklerini, gerekti¤inde nas›l satacaklar›n› da gösterdi. Ayn› ikiyüzlü iflbirlikçi tav›r Arap rejimleri taraf›ndan da gösterildi ve Filistin davas› hançerlendi. ‹flbirlikçi düzen içi ‹slamc›l›k ç›karc›d›r, hiçbir davay› sahiplenemez, savunamaz. Filistin davas› onlar için sadece istismar konusudur. Filistin davas›n›n as›l sahibi, onu “Filistin davas›” yapan devrimcilerdir, soldur. Bugün konjonktürel durum ‹slamc› güçleri ön plana ç›karm›fl olsa da, “dava” yine as›l sahiplerinindir.

Bu arada ‹srail, ABD ve Türkiye gibi iflbirlikçilerin deste¤iyle katliamlar›n› sürdürürken, duvara karfl› protestolar da yaflan›yor. Lahey’de davan›n bafllad›¤› gün “öfke günü” ilan edildi ve Filistin halk› sokaklara ç›kt›.

Say› 100 29 29 fiubat 2004


AKP kıyıları, da¤lar› ve kültür hazinelerini

ya¤maya aç›yor

Say› 100

Arjantin ekonomisinin çöküflü ve halk›n sokaklara dökülmesinin ard›ndan yap›lan de¤erlendirmelerde, uygulanan IMF politikalar›yla, özellefltirmelerle art›k ülkede sat›lacak hiçbir fleyin kalmad›¤› noktada iflas›n geldi¤i dile getirilmekteydi. Ve dile getirilen bir baflka nokta da, özellefltirme ad›yla yap›lan sat›fllar›n, peflkeflin dorukta oldu¤u günlerde, ekonominin görece “iyi” oldu¤u havas›n›n alabildi¤ine yay›ld›¤›yd›. Bugün AKP iktidar› bu sürece h›zla gidiyor. Ne bulursa sat›yor, kiral›yor, özel iflletmelere aç›yor, ya¤malat›yor. En çok kâr eden K‹T’lerin sat›fl› sürerken, AKP, daha baflka ne satabilece¤ini düflünerek, kültürel, do¤al hazinelere el att›. K›y›lar, da¤lar, müzeler sat›l›k! ‹slam› Amerika’n›n hizmetine sunan din pezevenkleri, Mevlana Camii ve müzesini bile kiraya veriyor.

30 29 fiubat 2004

Din Pezevenklerinin Beyninde Kültür, Tarih Yoktur, Sadece Para ve Emperyalistlere Hizmet Vard›r “Satmaya müzelerden bafllayaca¤ız. Tiyatro, opera, koro ve kütüphaneleri de devre dıflı bırakaca¤ız.” Bu sözler, Baflbakan Erdo¤an’›n eski Müstefları ve Fikret Üçcan’a ait. AKP’nin ülkemizi tekellerin ya¤mas›na açmaktaki pervas›zl›¤›n›, din maskesi alt›na gizlenmifl sefil kapitalist “felsefe” için “paraya dönüflmeyen hiçbir fleyin de¤erinin olmad›¤›n›” en aç›k haliyle anlat›yor. Bu kapsamda ad›mlar at›lmaya baflland› bi-

Din pezevenkleri için, paraya dönüflmeyen, tekellere hizmet etmeyen hiçbir fleyin de¤eri yoktur. Mevlana Camii ve Müzesi de AKP’nin sat›fl listesinde. Dini Amerika’ya satanlar, her fleyi satarlar.

le. Kültür ve Turizm Bakanlı¤ı, kıyı ve da¤lık bölgelerdeki bazı kamu arazilerini, tesis yapmaları için patronlara tahsis edecek. Bu arazilerin bir k›sm› ise orman niteli¤inde ya da do¤al sit alanı olan araziler üzerinde korunması gerekli tarihi varlık. Bu arazilerden 21’i Antalya’da, 17’si Çanakkale’de, 14’ü Mersin’de bulunuyor. Yine özellefltirmeye aç›lan bir baflka alan da, tarihi kültürel yap›lar. ‹stanbul’daki birçok yal›, köflk, koruluk 20-49 y›l aras›nda kiralan›yor. Kültürel de¤erlerin, tarihin ya¤mas› bununla da bitmiyor. Ayasofya Müzesi’nin bir ‹talyan flirkete devredilmesinin karar› al›nd› bile. “Ayasofya kilise de¤il camidir” kampanyas› düzenleyen riyakar ‹slamc›l›k, flimdi camisini de, kilisesini de, müzesini de sat›yor. Yine, Konya Mevlana Müzesi, Efes Müzesi, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi de emperyalistlere aç›l›yor. Bak›n flunlar›n ‹slamc›l›¤›na, Mevlana Camii ve Müzesi bile rant kap›s›. Hat›rlanaca¤› gibi, AKP iktidar› geçen y›l ç›kard›¤› “ikiz yasalar” olarak bilinen yasayla orman arazilerini, sit alanlar›n› ya¤maya açm›flt›. Kültürüne, tarihi varl›klar›na de¤er vermeyen, bunlar› emperyalistlerin eline teslim eden bir iktidar›n hiçbir milli, kültürel, tarihi ba¤lar› yoktur. Bu ba¤lara sahip olmayan bir iktidar da ülkeyi, bu topraklara ait olmayan güçler ad›na yönetiyor demektir.

Ba¤dat’ta Bombalarla Yap›lan Tarih ve Kültür Ya¤mas›, Türkiye’de AKP Arac›l›¤›yla Yap›l›yor Kültür Sanat-Sen, 20 fiubat günü Ayasofya Müzesi önünde, “Irak’a silahla girdiler, Türkiye’ye yasayla” yazılı bir pankart açarak yapt›¤› eylemde, bu ya¤may› flu sözlerle elifltiriyordu: “Bu ülkenin da¤ı, taflı, ormanı satılık. Kurtulufl Savaflı’nın rövanflını almak istiyorlar, bugün Irak’ta yapılan tarih ve kültür ya¤ması sessiz sedasız yasayla yapılıyor.” Bir halk›n tarihi unutturuldu¤unda, kültürel de¤erleri yok edildi¤inde, o halka emperyalist kültürü, de¤ersizli¤i kabul ettirmek, iflbirlikçili¤i kan›ksatmak daha kolayd›r. Tarihi yok edilen bir halk›n asl›nda yok olan kendisidir, bilincidir. Evet, emperyalizm, Ba¤dat’ta binlerce y›ll›k tarihi de¤erleri ya¤malayarak, bombalayarak yoketmek istedi. Böylece, Irak halk›n›n bilincine, beynine darbeler vurmay› hedefledi. Ya¤malanan binlerce y›ll›k tarihi eserler emperyalist ülkelerin pazar›na sürüldü. Kapitalizmin ideolojik sald›r›s› olan özellefltirmenin nerelere kadar varaca¤› bu ya¤malarla


daha aç›kt›r. Tekeller, tüm dünyay› pazar alanlar› haline getirirken, uluslara ait tarihi, kültürel de¤erleri de metalaflt›rmak, pazar›na katmak istiyor. AKP’nin ideologlar›n›n, pazar ekonomistlerinin, “dünya küresel bir köy oldu, ulus devletler yok olma sürecine girdi” derken kastettikleri böyle bir dünyad›r. Tüm uluslar›n zenginliklerinin emperyalist tekellerin eline geçmesidir.

Böyle bir küreselleflme Ba¤dat’ta bombalarla inflaa edilmeye çal›fl›l›rken, Türkiye’de buna gerek kalm›yor. T›pk› sömürgelefltirme sürecinin gizli iflgalle gerçekleflmesi gibi, iflbirlikçi iktidar arac›l›¤›yla gerçeklefltiriliyor. AKP iktidar›n›n misyonu da budur zaten; emperyalist tekeller ad›na ülkemizi yönetmek ve her fleyi küresel pazar›n, emperyalistlerin hizmetine sunmak.

IMF Milletvekillerini Do¤rudan ‹flbirlikçilefltirme Karar› Ald› IMF, bundan böyle, IMF üyesi ülkelerdeki milletvekilleri ile daha s›k› iliflkiye girme karar› ald›. Bu kapsamda bir Çal›flma Grubu oluflturuldu. Grubun ilk faaliyetleri, üye ülkelerin milletvekillerine seminerler verilmesi, IMF’nin politikalar›n›n, amac›n›n anlat›lmas› yer al›yor. Peki iflbirlikçi iktidarlar varken, neden böyle bir fleye ihtiyaç duydu IMF? Bunu da kendi aç›kl›yor: Parlamentolar›n bütçelerin haz›rlanmas› ve ekonomik programlar›n uygulanmas›nda yetkilere sahip olmas›. Çal›flma Grubu’nun ilk tespitleri flöyle: - IMF’nin daha iyi anlafl›lmas› için yerel yetkililer ve parlamenterlerle yap›lacak iflbirli¤i, IMF’nin etkinli¤ini art›racakt›r. - Ulusal ve uluslararas› iletiflim a¤lar› da kullan›larak, ülke baz›nda çal›flmalar yo¤unlaflt›r›lmal›. - IMF personelleri ilgili ülke yetkilileri ile iflbirli¤i yaparak parlamenterlerle iliflkilerini gelifltirmeli. Bu yap›l›rken, ülkenin hassasiyetleri de göz önünde bulundurulmal›. IMF, emperyalist tekellerin ç›karlar›n›, bizim gibi sömürge ülkelere dayatan örgüttür. Onu ne kadar çarp›tarak anlat›rlarsa anlats›nlar, baflka türlü bir ifllevinden söz edemezler. IMF için iflbirlikçi iktidarlar çeflitli kayg›lar, iç çat›flmalar nedeniyle her zaman isteklerini yerine getirememektedir. Ecevit iktidar›nda bunun örnekleri yafland›. Parlamenterlerle iliflki, bu tür durumlar için de bir tedbirdir. ‹flbirlikçi iktidarlar taraf›ndan yönetilen ülkelerin, parlamentolar›n›n büyük bir ço¤unlu¤u da bu iflbirlikçili¤i onaylayan, ayn› batakl›k içinde yer alan milletvekillerinden oluflmaktad›r. Bu yan›yla IMF’nin ifli zor olmayacakt›r. TBMM’de tekellere “hay›r” diyecek, bunun için direnecek bir milletvekili var m›? Yoktur. IMF ülkeleri sömürgelefltirirken, bunu iktidarlar, iflbirlikçi tekeller arac›l›¤›yla yapmakla yetinmeyecek demektir. Bu yeni karar, iflbirlikçi a¤›n› geniflletme karar›d›r. Emperyalizm, çeflitli k›l›flar alt›nda bu iflbirlikçi a¤›n› tesis etmektedir. Demokratl›k maskesi ile, sivil toplumculuk ile, demokratik kitle örgütlerini, sendikalar› vb. kurulufllar› aç›k-gizli iflbirlikçileri haline getirirken, askeri örgütlenmeleri arac›l›¤›yla da (NATO gibi) sömürge ülke ordusunu bu iflbirlikçilik a¤›na katmaktad›r. Ekonomi ise, bunlar aras›nda en temel ve belirleyici olan›d›r. Bu alanda iflbirlikçilik a¤› ne kadar genifllerse, o ülkeyi teslim almak o kadar kolay olacakt›r.

IMF Denetime Geliyor, Ne Derse Yap›lacak Yeni zam ve vergi paketinin geciktirilmesi nedeniyle tamamlanamayan 7. gözden geçirme denetlemeleri için IMF heyetinin 27 fiubat-12 Mart aras›nda Türkiye’de olaca¤› aç›kland›. Bu arada AKP iktidar›n›n “yapmayaca¤›z” dedi¤i zam haz›rl›klar› da telaffuz edilmeye baflland›. Akaryak›t bunun bafl›nda geliyor. Erdo¤an, IMF emriyle yap›lacak zamm› yumuflatmak için “ufak zam” diyor. Çünkü onun beyni tekellere göre çal›fl›yor. Akaryak›t zamm› hayat›n birçok alan›na yans›r ve bu “ufak zam” yoksul halk için tam bir kabusa dönüflür. AKP iktidar›n›n, IMF ile yeni anlaflma yapmama üzerine yapt›¤› aç›klamalar da yavafl yavafl unutturulma sürecine sokuldu. Çünkü baflka çareleri yok. Öncelikli olarak AB ve ABD, IMF ile anlaflman›n sürmesini istiyor. Öte yandan IMF’ye borç, Türkiye tarihinin en büyük borçlanmas› durumunda. 26 milyar dolarl›k borcun faiziyle ödenmesi, mevcut ekonomik koflullarda mümkün de¤il. Yeni borç, yeni kredi, yeni faizler, yeni Standby’larla teslimiyet sürdürülecektir. IMF’nin Türkiye ziyaretinde istedi¤i her fleyin yap›lmas›n›n en önemli teminat› da bu borçlard›r. Elini, kolunu de¤il, Türkiye bütün bedenini IMF kapt›rm›fl durumda ve “IMF bizim düflman›m›z de¤il ki...” diyen bir baflbakan taraf›ndan yönetiliyor. Böyle bir tabloda IMF’ye efelenmeler, yapmayaca¤›z, etmeyece¤iz, kimsenin emriyle hareket etmeyiz aç›klamalar›n›n hiçbir anlam› yoktur. Tek anlam›, halka yönelik takiyyedir, oyalama ve aldatmad›r.

Say› 100 31 29 fiubat 2004


AKP’nin ve Unak›tan’›n H›rs›zl›¤› ve Ars›zl›¤› Açlar›n Türkiye’si ve Burjuva Bas›n›n ‹kiyüzlülü¤ü

Say› 100 32 29 fiubat 2004

D‹E taraf›ndan yap›lan Hane Halkı Bütçe Anketi bir süredir burjuva bas›n›n sayfalar›nda, köfle yaz›lar›nda haber ve yorumlara konu oluyor. “Türkiye açlar ülkesi”, “Günde1$'la nasıl yaflanır?”, “Yoksul ile zengin aras›ndaki uçurum büyük” gibi yorumlar yap›l›yor, manfletler at›l›yor. Söz konusu araflt›rma, 14 milyon insan›m›z›n açl›k s›n›r›n›n alt›nda, 20 milyonun da yoksul s›n›r›n›n alt›nda yaflad›¤›n› ortaya koyuyor. Tablo, bütün “ekonomi bahar›” haberlerini ve AKP’yi yalanlamaya yetiyor. Bunlar do¤ru, ancak bu haberleri yapan medya tam bir ikiyüzlülük içindedir. Bu tabloyu yaratan iktidarlar› destekleyen, kapitalist ekonominin propagandas›n› yapan, baflka hiçbir alternatif olmad›¤›n› beyinlere iflleyen de bu medyad›r. Ve ayn› medyada ne iflçi haberlerini, ne yoksullar›n yaflam›n›, ne Anadolu kentlerinin, köylerinin içinde bulundu¤u koflullar› bulamazs›n›z. Amaçlar›, bu tabloya dikkat çekerek, yoksullar› örgütlenmeye, adaletli, eflit bir düzen için mücadeleye seferber etmek olmad›¤›na göre o zaman neden yay›nlan›yor bu anketler? Burjuva bas›n›n ifli, açl›¤› kan›ksatmak, kaderlefltirmek, IMF politikalar›yla, iktidarlar›n politikalar› ile, kapitalist sistemle do¤rudan ba¤›n› gizlemek ve adaletsiz düzeni rakamlar aras›nda belirsizlefltirmek.

AKP Tüm Ülkeyi Sat›yor, Valisi Uflak’› Sat›l›¤a Ç›kar›yor Uflak Valisi Ali Fuat Güven, Kanadal› tekellere ça¤r› yaparak, Uflak’a yat›r›m için davet etti. ‹flbirlikçi iktidar›n valisi de iflbirlikçili¤i do¤rudan hayata geçirmekte sak›nca görmüyor. “Yabanc› sermayeyi teflvik” ad›yla yumuflat›lan emperyalist tekellere hizmet öylesine kan›ksanm›fl, meflru görülür hale gelmifl ki, vali, “G›da ve tekstil baflta olmak üzere Kanada tekelleri f›rsat› de¤erlendirsin” diyebiliyor, Kanadal› madencilik tekeli Eldorado Gold’dan ne kadar memnun olduklar›n› anlat›yor, Kanada Büyükelçisi ile de özel görüflme yap›yor.

Maliye Bakan› Kemal Unak›tan’›n o¤lu Abdullah Unak›tan’›n sahibi oldu¤u flirket arac›l›¤›yla m›s›r ithalat›nda halk›n vergilerini nas›l çald›klar›n› dergimizde yer vermifltik. Olay› k›saca özetleyerek hat›rlatal›m: Rutin uygulamaya göre, “M›s›r üreticisini koruma” gere¤i, m›s›r ithalat›ndan al›nacak vergi y›l içinde iki kez düzenleniyor ve bunlar üretim olmad›¤› dönemde düflük, üretim oldu¤u dönemde yüksek tutuluyor. Örne¤in düflük olan dönemde yüzde 20, hasat döneminde yüzde 70’lere ç›k›yor bu vergi. Ancak AKP iktidar›nda, 2003 y›l›nda bu vergi yükseltimi zaman›nda yap›lmad›. Unak›tan’›n o¤lu 4 A¤ustos tarihinde 4 bin ton m›s›r ithal edip, yüzde 20 vergi ödüyor. Ne tesadüftür ki, bu vurgundan sadece dört gün sonra, 8 A¤ustos günü, vergi önce yüzde 45’e, sonra da yüzde 70’e ç›k›yor. Unak›tan’lar, AKP iktidar›n›n kayma¤›n› bu vurgunda kilo bafl›na 90 bin lira, toplamda 360 milyar yiyorlar. Para halk›n paras›, vergi ad›yla halk›n cebinden ç›kan paralar. Olay›n ortaya ç›kmas›n›n ard›ndan yaflananlar ise h›rs›zlar›n nas›l yüzsüz olabilece¤ini kan›tlar nitelikte. Unak›tan, konuya iliflkin sorular› önce geçifltirdi, duymazdan geldi. Sonra bas›n›n karfl›s›na geçti ve tüm piflkinli¤i, o malum y›l›fl›kl›¤› ile halkla alay ederek, “o¤lum kendi tavuklarını beslemek için ithal etti” aç›klamas› yapt›. Hesaplara göre 2 milyon tavuk beslemesi gereken Unak›tan bu manevrayla da kurtulamayac›nda, bu kez özrü kabahat›ndan büyük cinsinden bir yaz›l› aç›klama yapt›: “4 bin ton, y›lda 2 milyon tonluk m›s›r ithalat› içinde bindelik oranlara denk düflüyor.” Yani, tamam çald›k, ama bu toplam ithalat içinde devede kulak, bunu da görmeyin.... Kapitalizmin bütün h›rs›zlar› ayn› zamanda ars›zd›r. AKP ise tam bir flarlatanl›k ve ikiyüzlülükle yap›yor bunu. Hem hortumla mücadele operasyonlar› hem de bakanlar›n, vekillerin, Ülkerler’in, Kombassan ve Albayraklar’›n ihaleleri birarada yürütülüyor. Kendi h›rs›zl›klar› da dahil olmak üzere, soyguncular› af yasalar› piflkince ç›kar›l›yor. Baflbakan Erdo¤an dahil, onlarca milletvekili bakan› yolsuzluktan, h›rs›zl›k, usulsüzlükten yarg›lanan AKP’ye yak›flan bir Maliye Bakan› Unak›tan. H›rs›zl›k, ars›zl›k ve tekellere hizmette s›n›rs›zl›k en temel ilkeleri.


D‹REN‹fi Tüm Kesimleri Karar Vermeye Zorluyor ‹flgalcileri ve ‹flbirlikçileri Vurmaya Devam Ediyor  ‹flgale karfl› direnmeyen fiiiler, Amerika’y› ‘intifada’ ile tehdit etti.  ‹flgalin ilk günlerinde ortal›kta cirit atan iflbirlikçiler, saklanacak delik ar›yor, direnifl güçlerinin hakimiyeti gelifliyor.  Irakl› analar, evlatlar›na, torunlar›na neden silah kuflan›p direnifle kat›lmad›klar›n› soruyor, direnifl ruhu tüm halk› sar›yor. Direnifl Irak’taki bütün güçleri zorluyor. Direnifl gelifltikçe, bunun yaratt›¤› bask›lanma, kendi tabanlar›n›n, halk›n iflgale karfl› artan öfkesiyle birleflerek tüm kesimleri iflgal karfl›s›nda tav›r almaya zorluyor. Bu tavr›n biçimleri flimdilik geri olabilir, “tehdit” düzeyiyle geçifltirilmek istenebilir ama bu da sürekli olmayacakt›r. ‹flgale ya tam karfl› ç›k›l›p direnifl saflar›nda yer al›nacak, ya da bir flekilde iflgalcinin yedek gücü durumunda olunacak. ‹flgal alt›ndaki topraklarda baflka yollardan söz etmek mümkün de¤ildir. Hele, Amerika’n›n demokrasi getirdi¤i propagandas› ile kendi halk›n› aldatmak giderek daha zor hale gelecektir.

fiiiler Amerika’y› Tehdit Etti fiii liderler ile Amerika aras›nda “idarenin 30 Haziran’da Irakl›lar’a devri ve seçim yap›lmas›” tart›flmalar› yeni bir aflamaya geldi. Ülkeyi ABD ad›na yönetecek, henüz istedi¤i iflbirlikçi kadrolaflmay› yaratamayan, direnifl nedeniyle Irak’a hakim olamayan Amerika, seçimleri ve görünüflte de olsa yönetim devrini ertelerken, BM’nin ABD hesaplar› paralelinde “30 Haziran’dan önce seçim yap›lamayaca¤›” raporu, fiii dini liderlerin tehditlerini beraberinde getirdi. Irak'taki fiiiler’in ruhani lideri kabul edilen Ali el Sistani “seçimler bir an önce yap›lmazsa intifada bafllat›r›z, zaten intifada afifllerimiz bas›ld›, haz›r bekliyor” derken, Muktada el Sadr, Ayetullah Muhammed Taci el Müderrisi gibi fiii liderler de silahl› direnifle geçmekle tehdit ettiler. Camilerde bu yönde hutbeler verildi. fiii liderler dergimi-

zin önceki say›lar›nda ele ald›¤›m›z kimi hesaplarla bugüne kadar direnifl saf›nda yer almad›lar. Oy ço¤unlu¤una (Irak’›n yüzde 60’›n› fiiiler oluflturuyor) güvenerek, iflgalcilerin seçim manevras›nda iktidar olacaklar›n› hesaplad›lar. fiimdi, bunun o kadar kolay olamayaca¤›n› da görmektedirler. Barzani’nin zaman zaman “iflgale son verilmeli” aç›klamalar› yapmas› gibi, tabana mesaj içeren, iflgalcilere de mesaj veren aç›klamalar yapt›lar ancak bu da yeterli olmad›. Elbette iflgalci, “diktatör Saddam’› y›k›p, iktidar› ‹slamc› fiiiler’e vereyim, Kürtler’e özerklik ya da devlet hediye edeyim, demokratik seçimler yapay›m” diye iflgal etmedi, tüm bölgeyi denetimine alarak, Amerikan imparatorlu¤unu ilan etme hesaplar›yla gerçeklefltirdi iflgali. fiimdi iflgalciyle ‹flbirlikçileri aras›ndaki çeliflkiler günyüzüne ç›k›yor. Direnifl ise, kendi rotas›n› izlemekle birlikte, bu çeliflkilerin keskinleflmesine, aç›k çat›flmaya do¤ru evrilme olas›l›¤›n›n güçlenmesine hizmet etmektedir.

Direnifl Potansiyeli Kendine Akacak Kanal Bulacakt›r fiii liderlerin tehditleri ne kadar prati¤e dönüflür bunu süreç gösterecektir, ancak bu üst boyuttan tehditleri yapmak zorunda b›rakan, direnifltir. ‹flgalcilere Irak’› cehenneme çeviren bir direniflin yafland›¤› koflullarda, bunun etkisinden kimse muaf kalamaz. Taban› anti-Amerikan ve en yoksullardan oluflan fiiiler ise bu durumdan en çok ve en h›zla etkilenen kesimdir. Uzlaflmac› bir seyir izleyen fiii liderler, zaman zaman sokak gösterilerinde anti-Amerikan sloganlar att›rarak, iflgale karfl›y›z, sona ermeli aç›klamalar› yaparak, zaman zaman “direnifle geçeriz ha” tehditleriyle, fiii halk›n iflgal karfl›t› öfkesini bir süre daha boflaltabilir, onlar› oyalayabilir ama bu da uzun süremez. Manevralar, direniflin bask›s›yla bir yerde t›kanacakt›r. Ve halk kitlelerinin iflgalciye karfl› öfkesi, direnme potansiyeli mutlaka kendine akacak bir yer bulacakt›r; ister mevcut örgütlenmelerini radikalleflmek zorunda b›rakarak, isterse yeni örgütlenmeler yaratarak.

‹flbirlikçiler Bedel Ödüyor ‹flgalcilerin, iflgal ettikleri topraklarda ne askeri ne de siyasi olarak istikrar sa¤layamad›¤›, direnifl

Say› 100 33 29 fiubat 2004


sürdükçe bunun mümkün olamayaca¤› art›k netleflmifl durumdad›r. ‹flgalcilerin ve iflbirlikçilerinin düfltü¤ü durumu en güzel özetleyen ise, flimdi iflbirlikçilerin saklanmak, Amerikan korumas› almak durumunda kalmalar›. Üst üste yaflanan iflbirlikçi hedeflere yönelik eylemler, tek tek cezaland›rmalar, direniflin giderek genifl bir alana yay›lmas›, onlara baflka yol b›rakm›yor. Elbette, direnifle bu gücü sa¤layan ise halk›n deste¤idir. Daha önce dergimizde çevirisine yer verdi¤imiz Irak Yurtseverler Birli¤i Lideri Cabbar El Kubeysi, geçti¤imiz günlerde Antiimperialista internet sitesinde yay›nlanan röportaj›nda, direniflin durumunu özetlerken, buna özellikle dikkat çekiyor ve halk›n direniflle bütünleflmesine, yafll› kad›nlar›n torunlar›n› neden direnifle kat›lmad›klar› konusunda sorgulad›¤›n›, giderek politiklefltiklerini anlat›yor.

Dünyan›n hiçbir yerinde iflbirlikçilik meflrulaflmam›fl, hiçbir gerekçeyle mazur görülmemifl ve affedilmemifltir. Irak’›n birçok bölgesinde iflgalcilerle iflbirli¤i yapan tek tek unsurlar, gruplar cezaland›r›l›yor, halk affetmeyece¤ini flimdiden ilan ediyor. 23 fiubat günü, Kerkük’te iflbirlikçi bir karakola düzenlenen sald›r›da 13 polis ölmesi bunun son örne¤i oldu. Bu arada 25 fiubat günü de, bir ABD helikopteri daha direniflçiler taraf›ndan düflürüldü. ABD her zaman oldu¤u gibi “teknik ar›za” aç›klamas› yapt›. Anlafl›lan, Amerikan ordusu bütün bozuk helikopterlerini Irak’a göndermifl, birer ikifler düflüyorlar! ‹flbirlikçiler kimi ç›karlar›n› iflgalciler sayesinde elde edebilirler, ama bu, ezilen halklar›n onlar› “iflbirlikçi” olarak görmesini ve tarihin böyle kaydedip lanetlemesini de¤ifltirmez. aç›klanan kararlar, ayn› zamanda onun niteli¤ini de ortaya koymaktad›r. Gazetede yer verilen 6 maddenin tümü direnifl karfl›t› ve direnifli nas›l engelleriz anlay›fl›na dayanmaktad›r. ‹flte 6 madde: * Irak'ta güvenli¤in sa¤lanmas› için s›n›rda güvenlik tedbirlerinin al›nmas›,

Direnifle Karfl› Kararlar Alan “Demokratik Güçbirli¤i Koordinasyonu” Say› 100 34 29 fiubat 2004

24 fiubat tarihli Y. Özgür Gündem Gazetesi, Geçici Hükümet Konseyi’nde yer alan, Barzani’nin PDK’s› ve Talabani’nin YNK’s›n›n da bulundu¤u “Demokratik Güçbirli¤i Koordinasyonu”nun kuruldu¤unu duyurdu. Say›lan örgütler, partiler belirtildi¤i gibi, Amerikan kuklas› olan ve Irak halk› nezdinde hiçbir itibar› olmayan Geçici Konsey’in üyeleri. Bu yan›yla iflgale karfl› ve gerçekten demokratik bir güçbirli¤i oldu¤unu söylemek, sadece bir isimlendirmeden ibarettir. Demokratik bir Irak, iflgalcilerin defedildi¤i bir Irak’t›r. Bunun yolu ise, iflgale karfl› flu ya da bu flekilde direnmekten, direnen halk›n saf›nda olmaktan geçer. Yok, sözü edilen Amerikan demokratl›¤› ise, onun demokratl›¤› da, iflgalcilerin getirdi¤i demokrasi kadar olur. “‹flgalin sona ermesini” dile getirmifl olmalar› pratikte hiçbir fley ifade etmez. Çünkü, iflgal bu Koordinasyon’da yer alan güçlerin iflgalciyle iflbirli¤i sayesinde uzuyorsa, bu sözün tek anlam›, Irak’taki genel havan›n iflgal karfl›t› olmas›n›n yaratt›¤› bask›n›n sonucu oldu¤udur. Elbette, tüm bölge halklar›n›n gelece¤ini ilgilendiren bir durumda, kendi ç›karlar› da bunda etkendir. Ama, fiiiler için geçerli olan Kürt iflbirlikçi liderli¤i için de geçerlidir. Amerika onlara yönetebilecekleri bir Irak (ya da Kürt devleti) hediye etmek için iflgal etmedi. Koordinasyon’un ilan edilmesinin ard›ndan

* Irak'a s›zan sald›rganlara karfl› komflu ülkelerin bölge güvenli¤i için daha fazla sorumlu davranmalar›, * Gerekli evraklar› olmayan kiflilerin s›n›rdan geçifl yapmas›n›n s›n›r savunma güçleri taraf›ndan önlenmesi ve ulusal ordunun kurulufl çal›flmalar›n›n h›zland›r›lmas›, * Sald›r›lar› önleyebilmek için erken müdahale ve ideolojik mücadele verilmesi, * Savafl suçlar›n› ve hak ihlallerini ele alacak olan Ulusal Mahkeme'nin kurulufl çal›flmalar›n›n h›zland›r›lmas›, * Halk kesimlerinin Geçici Yönetim Konseyi ile birlikte sald›r›lara karfl› ortak mücadelesini yürütebilmesi için bir Ulusal Koordinasyon'a gidilmesi, bas›n-yay›n organlar›n›n daha da güçlendirilmesi, ‹flgalciye tek söz yok kararlar aras›nda. Kürt milliyetçisi afliret liderlerinin geldi¤i nokta aç›s›ndan utanç verici bir durumdur. Güney Kürdistan halk› bu çizgiye mahkum de¤ildir ve yerini ezilen halklar›n saf›nda belirleme iradesini mutlaka eline almal›d›r.


Anadolu’yu teslim alan “kar afeti” de¤il, Ankara’d›r. Ankara’daki devletin, Anadolu halk› umurunda bile de¤ildir. Halk›n ihtiyaçlar›n› temel alarak örgütlenmeyen devlet, Anadolu’yu tümden gözden ç›karm›flt›r. Böyle bir bölge, böyle bir halk yaflam›yor bu ülkede!

Anadolu kar alt›nda, Ankara’n›n umrunda de¤il Geçti¤imiz hafta, Orta ve Do¤u Anadolu kentlerimizi kar kelimenin tam anlam›yla teslim ald›. 2 gün aral›ks›z süren kar ya¤›fl›, Erzurum’da 135 santimetreye, Mufl'ta 135, Bayburt'ta 103, A¤r›'da 75, Ardahan'da 42, Kars'ta 37, Erzincan'da 15 santimetreye ulaflan kar, Bingöl, Hakkari, Ad›yaman, Dersim, Marafl, Giresun, Artvin, Van’da ve daha birçok kentte hayat› felç etti. Birçok köyün yolunu kapatt›, kimi yerler günlerce elektriksiz kald› ve içme suyu, ekmek s›k›nt›s› yafland›. Siirt'in Pervari ‹lçesi Tafldibek Köyü’nde toprak dam› çöken evde 8 yafl›ndaki fiükran fianc› öldü. Ordu'da bir minibüs, tipi nedeniyle flarampole yuvarland›. Kazada a¤›r yaralanan 6 kifli, hastaneye ancak 12 saatte gidebildi. Erzurum’da halk evinden ç›kabilmek için küreklerle kar alt›ndan tüneller kazmak zorunda kal›rken, AKP taraf›ndan bölge müdürlüklerinin tasfiyesi karar› al›nan Köy Hizmetleri’nin birçok yerde gerekli donan›m ve teçhizattan yoksun ve haz›rl›ks›z oldu¤u görüldü. *** Evet yaflanan, son y›llar›n en yo¤un kar›yd›. Ancak, teknolojinin, bilimin geliflmiflli¤i düflünüldü¤ünde hayat› bu kadar felce u¤ratamayaca¤› da bilinmektedir. O zaman yine ayn› soruna geliyoruz; bu devlet ne için var? Halk›n› düflman görüp, ona karfl› silahlanan,

örgütlenen, güvenlik ve istihbarattan baflka hiçbir fleye yat›r›m yapmayan, var olanlar› da tasfiye etmek için yasalar haz›rlayan bir devlet elbette bu tür durumlarda ya “do¤al afet” diyecektir, ya da “elimizden geleni yap›yoruz” diyerek geçifltirecektir. Nitekim her olayda oldu¤u gibi, bunda da ayn› nakaratlar tekrarland›. *** Devlet, yeni de¤il, ony›llard›r tüm Anadolu’yu “kaderine terk etmifl”, yok saym›flt›r. Anadolu halk›n›n örgütsüzlü¤ünden, sessizli¤inden güç alan iktidarlar, Anadolu kentlerine sadece oy için gitmifl, seçim zamanlar› d›fl›nda dönüp bakmam›flt›r. Bu zihniyet, bu tür durumlarda seferber edilmesi gereken devlet ve belediye hizmetlerine de yans›m›flt›r elbette. Ne Köy Hizmetleri, ne belediyeler hiçbir teknik, ekipman donan›m›na sahip de¤ildir, hatta birçok kentte, ilçede, köyde bu hizmetlerin varl›¤› bile tart›fl›l›r durumdad›r. Günlerce ya¤d› kar. Ne burjuva bas›n, ne de iktidar sanki böyle bir olay yokmufl gibi davrand›. Ayn› derece bir ya¤›fl Ankara ya da ‹stanbul’da olsa, bütün TV’ler canl› yay›nlar verir, gazetelerin manfletleri bu olurdu. Ama Anadolu halk› bu ülkede yaflam›yor onlara göre. Tart›fl›lan hiçbir sorunda, gündeme gelen hiçbir konuda yönünü Anadolu’ya dönüp, “onlar ne diyor” diye dönüp bakan›n olmamas› bu bak›fl›n ürünüdür. Bu ülkenin medyas› “müjde so¤uk havalar do¤uya kayd›” diye hava durumu raporlar› sunan, ‹stanbul’un ötesini görmeyen bir medyad›r. Bu ülkenin iktidarlar› seçim günleri d›fl›nda Anadolu’nun yolunu bilmeyen, ac›lar›n› anlamayan, ihtiyaçlar›n› düflünmeyen iktidarlard›r. Ankara’n›n, ‹stanbul’un d›fl›nda bir yeri görmezler, çünkü buralarda hayat›n felç olmas›, tekelci burjuvazinin felç olmas› demektir. Anadolu’nun köylerinin yolu kapanm›fl, insanlar› kar alt›nda kalm›fl, tekelci burjuvazinin umurunda m›? Tekelci burjuvaziyi ilgilendirmeyen hiçbir fley, iktidarlar›n da ilgi alan›nda de¤ildir. Sabanc›’n›n burnu kanas›n ya da yal›s›nda bir a¤aç devrilsin, siz görün o zaman Tayyip Erdo¤an’›; nas›l tutufluyor, nas›l devletin bütün olanaklar›n› seferber ediyor.

*** Bu köhnemifl, insana, halka de¤er vermeyen, tekellerin ihtiyaçlar›ndan baflka hiçbir fleyi düflünmeyen düzen, “afet”in alt›nda kalmad›kça, bizi daha çok “afet” vuracakt›r. Onlar›n alt›nda kalabilece¤i “afet”i de yaln›zca bugün “kar afetinin” alt›nda kalan, dün “deprem felaketini” yaflayan halk yaratabilir. O “afet”i yaratmak örgütlenmektir, kavgad›r, devrimdir.

Say› 100 35 29 fiubat 2004


gençlik’den

13 MART’TA KIZILAY’DAYIZ SORUfiTURMALARA YÖK’E VE TECR‹TE HAYIR! AKP iktidar› YÖK ve rektörler, üniversitelerimiz aç›ld›¤› günden itibaren soruflturmalarla devrimci demokrat ö¤rencileri bizleri mücadelemizden al›koyman›n bin türlü numaras›n› yapt›n›z. Hemen hemen tüm üniversitelerde yüzlerce soruflturma açt›n›z. Onlarca ö¤renciyi okuldan att›n›z. Yüzlerce ö¤renciye cezalar verdiniz. Tutuklanan arkadafllar›m›z oldu. Hiçbir hak-hukuk tan›madan hareket edip e¤itim ö¤retim hakk›m›z› gasbetti-

niz. fiimdi de sald›r›lar›n›z artarak devam ediyor. Hiç dur durak bilmediniz. Soruflturmalar yetmedi sald›rd›n›z, gözalt›na al›p iflkence yapt›n›z. Tahammülsüzlü¤ünüz gün geçtikçe art›yor. Her geçen gün daha da vahflilefliyor... Bizleri tecrit etmek istiyorsunuz; kimse hakk›n› aramas›n, sesini ç›kartmas›n, okuluna gelsin gitsin istiyorsunuz. “Okuluna gir ama ö¤rencilerle konuflmayacaks›n” demeye kadar düfltünüz. Demokratiklefliyoruz dediniz ama her f›rsatta coplar›n›zla, gaz bombalar›n›zla ko-

nufltunuz. Bilim adam›y›z dediniz, bilim h›rs›z› ç›kt›n›z. Bunlar›n hiçbirinin aç›klamas›n› dahi yapam›yorsunuz. Bunlar›n aç›klamas›n› biz biliyoruz. KORKUYORSUNUZ! Bizden gençlikten korkuyorsunuz. Korkunuz bizim gücümüzdür. Bu gücümüzü 13 Mart’ta K›z›lay Meydan›’nda birkez daha hayk›raca¤›z. “Soruflturmalara, YÖK’e ve Tecrite Hay›r!” pankart›m›z›n arkas›nda yürüyece¤iz. Ö⁄RENC‹Y‹Z HAKLIYIZ KAZANACA⁄IZ! YAfiASIN DEMOKRAT‹K ÜN‹VERS‹TE TALEB‹M‹Z!

Say› 100 36

GENÇL‹K DERNEKLER‹ FEDERASYONU G‹R‹fi‹M‹

29 fiubat 2004

Soruflturma Terörüne Karfl› Direnifl Bursa’da YÖK'e, soruflturmalara ve bask›lara karfl› bafllat›lan açl›k grevleri devam ediyor. Uluda¤ Gençlik Dernekli Ö¤renciler 20 fiubat’ta 7 gün sürecek olan bir açl›k grevi bafllatt›lar. “Soruflturmalara Karfl› Açl›k Grevindeyiz” yaz›l› önlüklerini giyerek eyleme bafllayan ö¤renciler, eylemlerini dördüncü gün ikinci ekibe devrettiler. 23 fiubat’ta Bursa Heykel Meydan›’nda toplanan Gençlik Dernekli ö¤renciler, burada yapt›klar› aç›klamada, birçok üniversitede oldu¤u gibi Uluda¤ Üniversitesi'nde de komik gerekçelerle soruflturmalar aç›ld›¤›n›, hak arama mücadelesinde bulunmak için açl›k grevi bafllatt›klar›n› belirttiler. Aç›klamadan sonra bir süre oturma eylemi yapan ö¤renciler, açl›k grevine bafllad›klar› yer olan ‹HD fiubesi’ne kadar sloganlarla yürüyerek eylemlerini bitirdiler.

TAYAD'l›lar Ö¤renci Gençli¤in Yan›nda TAYAD'l› Aileler 17 fiubat’ta Çukurova Üniversitesi’nde açl›k grevi çad›r›ndan gözalt›na al›nan ö¤renci-

lerin keyfi flekilde gözalt›nda tutulmas›n›, ‹nönü Park›'nda yapt›klar› aç›klama ile protesto etti. 20 fiubat ö¤len saatlerinde ‹nönü Park›'nda “Evlatlar›m›z Yaln›z De¤ildir” pankart›n› açan TAYAD'l› Aileler ad›na konuflan Yasemin Sanar flunlar› vurgulad›: “Tecrit ve sansür politikas›yla bizlerin sesini kesmeye çal›flan AKP iktidar› ve iflbirlikçileri bunu baflaramayacaklar. Bizler TAYAD'l› Aileler olarak evlatlar›m›z›n yaln›z olmad›¤›n› bir kez daha hayk›r›yoruz. Tüm duyarl› demokratik kifli ve kurumlar› bir araya gelip çocuklar›m›z›n sesine ses, solu¤una soluk olmaya ça¤›r›yoruz.” Yaklafl›k 40 kiflinin kat›ld›¤› eylem, sloganlarla sona erdirildi.

‹zmir’de, Van’da Soruflturmalara Protesto Son olarak Kütahya’da YÖK’ü protesto ettikleri gerekçesiyle 44 ö¤renciye k›namadan okuldan uzaklaflt›rmaya kadar cezalar verilirken, soruflturma terörüne karfl› de¤iflik üniversitelerdeki eylemler de sürüyor. ‹zmir’de “Soruflturma Karfl›t› Ö¤renciler” taraf›ndan 21 fiubat’ta Dokuz Eylül Üniversitesi T›p Fakültesi önünde yap›lan eylemde sald›r›lar protesto edildi. Yüzüncü Y›l Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i


üyeleri, 23 fiubat’ta kampüste yapt›klar› eylemle soruflturmalar› ve YÖDER üyelerine yönelik tehditleri protesto ettiler. Jandarman›n ve sivil polislerin ablukas› alt›nda yap›lan eylemde jandarman›n baz› dövizlere el koymas› üzerine ö¤renciler bir süre oturma eylemi yapt›.

Eskiflehir; ‘Tecriti Duyurmaya Devam Edece¤iz’ TAYAD’›n “Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü Duydunuz mu?” pullar›n› yap›flt›rd›klar› gerekçesiyle Gençlik Dernekli iki ö¤rencinin 22 fiubat’ta kafalar›na silah dayanarak gözalt›na al›nmas› karfl›s›nda ö¤renciler bir protesto eylemi yapt›lar. 24 fiubat’ta Eskiflehir Adalar Migros önünde yap›lan eylemde “Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun” slogan› at›l›rken “Eskiflehir Gençlik Dernekliler olarak, ülkemizde yaflanan tecrit gerçe¤ini ve hapishanelerde tecrite karfl› 107 insan›n ölümüyle sürdürülen ölüm orucu direniflini duyurmaya bedeli ne olursa olsun devam edece¤iz” denildi.

Dicle Gençlik Derne¤i'ne Kapatma Davas› Gençlik Dernekli ö¤renciler, 19 Aral›k'ta ‹nönü Cadddesi'nde yapt›klar› bir bas›n aç›klamas›nda “hapishanelerde yaflanan olaylar› katliam olarak” nitelendirmifllerdi. Bu aç›klama nedeniyle Dicle Gençlik Derne¤i'ne kapatma davas› aç›ld›. Dicle Gençlik Derne¤inin yapt›¤› aç›klamada “19 Aral›k’taki bas›n aç›klamas›n›n tamamen ö¤rencilerin inisiyatifinde gerçekleflmesine, ortada dernekle ba¤lant›l› bir durum olmamas›na ra¤men bu ülkenin savc›lar› sadece polislerin iddialar›yla dava açabiliyor.” denilerek, tehditlerle, tutuklamalarla y›ld›ramad›klar›n›, davalar açarak y›ld›rmaya çal›flt›klar›, bu sald›r›lar›n gençli¤i geriletmeyece¤i aksine mücadelenin yükselmesiyle cevapland›r›laca¤› belirtildi.

Amasya Polisi Tehditlerine Devam Ediyor Amasya Gençlik Derne¤i üyesi Giray B‹RGÜN, 20 fiubat gecesi, evinin önünde 05 AF 502 plakal› fiahin marka sivil polis arac› taraf›ndan taciz edildi. Arac› ö¤rencinin üzerine süren polis hakk›nda suç duyurusunda bulunuldu. Amasya Gençlik Derne¤i Yönetim Kurulu üyesi Günefl Erdemir ve Dernek Baflkan› Senem Koca, 23 fiubat’ta Amasya Emniyet Müdürlü¤ü Dernekler Masas›’na dernekle ilgili bir belgeyi onaylatmak için gittiklerinde Erdemir apar topar gözalt›na al›nd›. Arkadafllar›n›n gözalt›na al›nd›¤›n› duyan dernek üyeleri gözalt›n› protesto etmek için geldikleri Dernekler Masas›ndan tehdit ve tacizle zorla ç›kar›lmaya çal›fl›ld›lar.

6 Kas›m Davas› Soruflturmalar, davalar birbirini izliyor. Geçen sene 6 Kas›m’da Ankara K›z›lay’da hakl› ve meflru taleplerini dile getiren ö¤renciler hakk›nda aç›lan dava da bafllad›. 23 fiubat’ta 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bafllayan davada 96 ö¤renci yarg›lan›yor! “Davac›lar” ise, iflkenceci, dayakç› polisler. Duruflmaya kat›lan iflkenceciler, “Ö¤rencilerin kendilerini yaralad›klar›n›, K›z›lay’da izinsiz gösteri düzenlediklerini ve çevreye zarar verdiklerini” iddia ederek ö¤rencilerin “cezaland›r›lmas›n›” istediler. ‹flkenceciler duruflmada “Üzerimize 5-6 kamyon tafl att›lar, ma¤duruz” diye utanmasalar a¤layacaklard›. Ö¤renciler ise 6 Kas›m’da meflru, demokratik bir haklar›n› kullanarak YÖK’ü protesto ettiklerini, sald›r›ya u¤rayan›n ise kendileri oldu¤unu vurgulayarak, bu davan›n haks›z ve yanl›fl bir dava oldu¤unu belirttiler. Ö¤rencilerin avukatlar›n›n beraat karar› verilmesini talep etti¤i duruflma, tutuklu ö¤rencinin serbest b›rak›lmas›na karar verilerek 16 Nisan’a ertelendi. Duruflma sürerken ikiyüze yak›n ö¤renci, “yarg›lanan” arkadafllar›n›n yanlar›nda olduklar›n› yapt›klar› gösteriyle ortaya koydular. “Soruflturmalar, Tutuklamalar, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz” pankart›yla Abdi ‹pekçi Park› yak›n›nda toplanan ö¤renciler, Adliye Binas›’na kadar “Tutsak Ö¤rencilere Özgürlük” sloganlar›yla yürüdüler. Adliye Binas› önünde duruflman›n bitmesini bekledikleri s›rada da sloganlar›na devam eden ö¤renciler, duruflmadan sonra birçok gençlik örgütü ad›na Adliye önünde yapt›klar› aç›klamada 6 Kas›m’da istediklerini istemeye devam ettiklerini, coplu panzerli sald›r›lar›n da, bu davalar›n da mücadelelerini engelleyemeyece¤ini belirttiler. Ö¤renciler, eylemlerini bitirdikten sonra Abdi ‹pekçi Park›’nda aylard›r açl›k grevi ve oturma eylemini sürdüren TAYAD’l› aileleri ziyaret ettiler. Gözalt›na al›nan ö¤renci saatlerce psikolojik iflkence alt›nda tutulduktan sonra ç›kar›ld›¤› mahkeme taraf›ndan serbest b›rak›ld›. Ama tehditler bitmedi; Erdemir’in serbest b›rak›lmas› üzerine Savc› "Sen böyle devam et, daha 3 günüm var" diyerek ne yap›p edip tutuklatmakla tehdit etti. Amasya Gençlik Derne¤i taraf›ndan yap›lan aç›klamada bu tehdit ve tacizler anlat›l›rken, “Amasya polisi bu bask›lar›yla bofla zaman harcamaktad›r. Üyelerimiz hiçbir bask›yla y›ld›r›lamaz.” denildi.

Say› 100 37 29 fiubat 2004


✍Gençli¤in Kaleminden Polis Devletinin Polisi Derneklerimizi Yasad›fl› Göstermek ‹stiyor

Say› 100 38 29 fiubat 2004

Nas›l bir üniversite istedi¤imize dair bütün Gençlik Dernekleri olarak yapt›¤›m›z aç›klamaya 4 fiubat tarihli Tercüman’daki köflesinde yer veren Serdar Arseven’e, “ismini vermeyen” bir Emniyet Müdürü polis ad›na cevap vermifl. Özetleyerek Emniyet Müdürü’nün ne dedi¤ine bak›n: 1- Bugün ‘masum taleplerle’ ba¤›ran Gençlik Dernekleri, illegal TÖDEF’in devam›d›r. 2- As›l amaçlar› federasyonlafl›p DEV-GENÇ’i kurmakt›r. Bu da, tek merkezden ve ideolojik yönlendirildiklerinin kan›t›d›r. Örnek; Çorum Gençlik Derne¤i üyesi bir kifli ‘DHKP-C’ye yard›m’dan tutuklanm›flt›r. 3- Bu tip gruplar›n bulundu¤u üniversitelerden ‘polis, jandarma çekilsin’, öyle mi?

Yalanlar ve Gerçekler 1- Emniyet Müdürü, isminin aç›klanmas›n› istememifl; neden düflüncesinden korkuyor polis? Madem do¤ru söylüyorsun o zaman neden isminin sakl› kalmas›n› istiyorsun? Bu güçsüzlerin ve düflüncesine güvenmeyenlerin tarz›d›r. 2- Gençlik Derneklerimiz ne TÖDEF’in ne de baflka bir derne¤in devam› de¤ildir. Tüzü¤ü, yasal statüsü bellidir. “fiunun devam›, bunun devam›” gibi bafllayan polis belgelerinin as›l olarak mevcut yasal kurulufllar› flaibelendirmek, yasad›fl› gibi göstermek için uydurduklar› yalanlar oldu¤u bu ülkede çok iyi bilinir.

3- DEV-GENÇ, gençli¤in, tüm halk›n onurlu bir tarihidir. Amerikan emperyalizmine karfl› bayrakt›r, halk›n bütün kesimlerinin sorunlar›yla ilgilenmifltir. Her devrimci, demokrat, ilerici için bu mirasa sahip ç›kmak onurdur. 4- Evet federasyonlaflma hedefimiz vard›r. Tüm dernek, sendika, mesleki örgütlenmeler, DKÖ’ler güçlerini birlefltirebilmek için federasyonlafl›r, bunda suç olan ne var? 5- Her derne¤in, partinin, sendikan›n üyelerinden birileri flu ya da bu nedenle tutuklanabilir, üzerine suç at›labilir. (Kaldi ki, verilen örnekteki ö¤rencinin davas› bitmemifltir. Polis yarg› aflamas›ndaki bir davaya do¤rudan müdahale ediyor. Ancak bunda yeni bir fley yok, polis bunu hep yapar. Çünkü o çoktan yarg›y› vermifltir, mahkemeler gereksizdir asl›nda) Biz, tüzüklerimizle yasalar karfl›s›nda sorumluyuz. Derneklerimiz bütün üyelerinin pefline insan tak›p ne yapt›¤›n› takip edecek de¤ildir. 6- Bilim yuvalar› olmas› gereken üniversitelerde polisin varl›¤›n› savunmak, bilim düflmanl›¤›d›r, polis devleti savunuculu¤udur. Ve bu sorun sadece bizim de¤il, bütün üniversite bileflenlerinin sorunudur.

Polis devleti budur! Polisin mant›¤› fludur: Bu ülkede muhalif hiç kimse dernek kuramaz, örgütlenemez, demokratik mücadele veremez, hiçbir hakk› talep edemez. Biz neye ne kadar izin verirsek, herkes onunla yetinir. Gençlik polise göre hep tehdittir, düflmand›r, bast›r›lmal›, sindirilmelidir. Binlerce çevik kuvvet polisinin üniversite önünden geçerken att›¤›, “iflte buras› hain yuvas›” sloganlar› hala hat›rlardad›r. Türkiye’nin dört bir yan›nda kurdu¤umuz derneklerimiz bu

mant›k taraf›ndan yasad›fl› yollar kullan›larak bask› alt›nda tutuluyor, üyeleri gözalt›na al›n›yor, ailelerine bask› yap›l›yor, kap›s›na kilit vurulmak için komplolar tezgahlan›yor. Söylenen; size yasal dernek kurmak yasak! Peki kime serbest? Sadece polise! (O da kuflkuludur ya!) Her fleyi sadece polis yapar, o karar verir ve uygular. Kafaya bak›n ki, derneklerin federasyonlaflma çal›flmas›n› bile yasad›fl›l›¤›n kan›t› gibi gösteriyor. Suç üretiyor. Bu kafaya göre bütün iflçi, memur sendikalar› konfederasyonlaflt›klar› için suçlu! Bu cevab› yazan kafa hiç hak ve özgürlükler mücadelesine, örgütlenme hakk›na sayg› gösterebilir mi? Kendi yasalar›n› dahi yok say›yor. “Tüzü¤ü boflver ben onlar›n niyetlerini biliyorum” diyerek, bir köfle yazar›n› susturmaya çal›fl›yor. Prati¤e, yasall›¤a de¤il “niyete” bak›yor. Peki “niyet”in ne oldu¤unu kim belirliyor? Onu da polis. Bizim neyin devam› oldu¤umuzu, hangi “merkezden” nas›l yönetildi¤imizi kim belirliyor? Onu da polis. Demokratik faaliyetlerimizi kim engelliyor? Onu da polis. ‹flte polis devleti bu! Polis, kendini hem savc›, hem hakim, hem infazc›, hem yasalar yerine koyuyor, karar veriyor. Bu kafa elbette komplo da kurar, demokratik eylemlerde kafa kol da k›rar, meydanlarda terör de estirir, yasal olan› yasad›fl› da ilan eder, liselere kadar girip müdür odalar›nda sorgu-iflkence de yapar. Gençlik Derneklerimiz yasal, demokratik örgütlenmelerimizdir. Polisin yasad›fl› bask›lar›na boyun e¤meyecek, demokratik, akademik, kültürel haklar›m›z için mücadeleyi sürdürece¤iz.


Tayyip Erdo¤an “25 Süper Patron”la Yemekte

AF‹YET OLSUN!

Onlar yoksul eti yerler ve içtikleri kand›r 26 fiubat’ta Baflbakanl›k’ta, tekelci burjuvazinin en kodamanlar›n› a¤›rlad› Tayyip Erdo¤an. TC Baflbakanl›¤› taraf›ndan ziyafete ça¤r›lan tekelci burjuvalardan yeni isteklerini talimatlar›n› dinledi. Sendikalar›, odalar›, hak ve özgürlükleri gasbedilmifl, yoksulluk içindeki, zulüm alt›ndaki kesimlerin temsilcilerini, b›rak›n Baflbakanl›k’ta a¤›rlamay›, iki dakikal›k görüflme için bile kabul etmeyenler, kodamanlar önünde teflrifatç›l›k ya-

p›yorlar. Bak›n kimler vard› Baflbakanl›k’taki yemekte; Rahmi Koç, Ömer-Sak›p Sabanc›, Ferit fiahenk, M. Emin Karamehmet, Bülent Eczac›bafl›, Abdülkadir Konuko¤lu, Ahmet Nazif Zorlu, Ömer Dinçkök, Saffet-Baflaran Ulusoy, Nuri Çolako¤lu, Mehmet Nazif Günal, Nurettin Çarm›kl›, R›fat Hisarc›kl›o¤lu, O¤uz Sat›c›, Nihat Özdemir, Ayd›n Do¤an... Onlar bu düzenin as›l sahibi ve efendisidirler. As›l yönetenlerdir. Polis onlar için iflkence, infaz yapar. Ordu, onlar›n ç›karlar›n› korur. Hükümetler onlar için karar al›r. Her düzen partisi “onlar›n partisi”dir. Her burjuva politikac›s› “onlar›n adam›”d›r. Onlar, hergün televizyonlarda ürünlerinin reklamlar›n› izledi¤iniz “büyük ifladamlar›”d›r. Düzenin kayma¤›n› onlar yer. Onlar kan›m›z› sülük gibi emenlerdir. Hak, özgürlük diye aya¤a kalkt›¤›m›zda zulümde, katliamda s›n›r tan›may›p kan›m›z› flarap niyetine içerler. 12 Eylül’ler’in, Marafl, Sivas, Gazi katliamlar›n›n, binlerce infaz›n, kayb›n as›l faili onlard›r. Papyonlu katiller, frakl› katillere karar ald›r›r ve üniformal› faflistlerine uygulatt›r›rlar. Sistem böyle çal›fl›r. Baflbakanl›k’taki bu yemekte de, Tayyip Erdo¤an’la baflbafla verip, iflçinin, köylünün, memurun, esnaf›n, ayd›n›n, gecekondulunun, serbest meslek sahibinin bafl›na yeni çoraplar ördüler; halk›n cebinden çal›nacak kurufllar, halk›n s›rt›na indirilecek coplar kararlaflt›r›ld› bu toplant›da... Her fley herkesin gözlerinin önündedir; Ankara’da düzen hüküm sürüyor...

Uzanlar’›n sefahat›n› gördük; ya öteki Uzanlar’›n sefahat›? Uzan Operasyonunda “viskili, purolu” psikolojik savafl aflamas› bafllad›. Uzanlar’›n mahzenleri aç›l›yor, lüks, sefahat gözler önüne seriliyor. Ama sadece onlara m› özgü bu sefahat? Sabanc›lar’›n, Koçlar’›n mahzenlerinden ne haber? Do¤anlar’›n villalar›n› da aç›n kamuoyuna... Sabanc›’n›n Amerika’daki lüks villas›nda Limuzinler’den, RolsRoyslar’dan oluflan antika milyonlarca dolarl›k otomobil koleksiyonunu da gösterin. Lüks ve sefahatta hangisi ötekinden geri kal›r? Tayyip Erdo¤an’›n Baflbakanl›k’ta yemek verdi¤i tekelci patronlar›n hepsi bu konuda birbiriyle yar›fl halindedir. Uzanlar’›n tasfiye operasyonundan memnun hepsi. Çünkü medyadan, özellefltirmelerden kendilerine düflecek pasta büyüyecek. ABD de “Uzan operasyonundan memnun oldu¤unu” aç›klad›. Bir

Amerikan tekeline verilen sözlerin yerine getirilmemesi ne demekmifl, herkes görsün istedi ABD. Sömürü, soygun ABD’nin gözetim ve denetiminde olmal›. Bu ülkeyi yönetenlerin Uzanlar’la ve tabii öteki Uzanlar’la da nas›l iliflkiler içinde oldu¤u sergileniyor bu arada. Uzanlar’›n nas›l Demireller’e bedava Telsim hatt› verdi¤i, cumhurbaflkanlar›n›n patronlara Uzi hediye etmeleri... Uzanlar’›n silahlar›, medyan›n bir k›sm›nda “Cephanelik gibi” bafll›¤›yla verilirken, ‹slamc› Vakit, daha ileri gidip “Örgüt evi gibi” bafll›¤›n› tercih ediyordu. Herkes sald›r›yor flimdi Uzanlar’a. Uzanlar’›n fabrikalar›ndaki soyguna, sömürüye, özellefltirme soygunlar›na laf söylemeyenler, bunlarla u¤rafl›yor. Bunu da ancak, AKP’yi ve öteki patronlar› arkalar›na alarak yapabiliyorlar.

Say› 100 39 29 fiubat 2004


Özgür kadın direnen kadındır! Burjuvazi ortaya “özgür k›z” diye bir tip at›p kad›nlar›, tüketici, sorumsuz, yoz bir hayata ça¤›r›yor; feodalizm “evinin kad›n› ol” diyerek, ‹slamc›l›k bafl›n› ba¤lay›p beynini dumura u¤ratarak onu dört duvar aras›na hapsetmeye çal›fl›yor; feminizm kad›nlar›n tali sorunlar›n› öne ç›kar›p onlar› sadece “kad›nca” sorunlar›n alan›yla s›n›rl›yor. Hepsi kad›nlar› bir yana çekifltirirken, bir noktada –kad›nlar› s›n›flar mücadelesinden koparmakta– birlefliyorlar. Burjuvazi ve küçük-burjuvazi, kavramlar›n, y›ldönümlerinin, olaylar›n içini boflaltmakta mahirdir. 8 Mart ve “kad›n sorunu” da nasibini alm›flt›r bu “iç boflaltma” mahirli¤inden. Say› 100 40 29 fiubat 2004

“Kad›n sorunu” der dururlar örne¤in; çok genel anlamda bir kad›n sorunundan bahsedilebilir elbette; ama 100 y›l, hatta 50 y›l önceki gibi, her s›n›ftan kad›n› içine alan bir kad›n sorunu öncelikli de¤ildir bugün. Ezilen kad›nlarla ezen s›n›f›n mensubu olan burjuva kad›n› ayn› türden bir “sorun” kategorisi içinde birlefltirmek, kad›n sorunundaki s›n›fsall›¤› reddedip “cins ayr›mc›l›¤›na” dayal› bir anlay›fl› savunmakt›r. Burjuva kad›n›n›n da “kad›n olmas›ndan” kaynakl› toplumsal anlamda yaflad›¤› sorunlar olsa da bunlar çok talidir ve emekçi kad›nlar›n yaflad›¤› sorunlarla bir ortakl›¤› hemen hemen kalmam›flt›r; kad›n sorunu esas olarak iflçi ve emekçi kad›nlar›n sorunudur. ‹çini boflaltman›n bir baflka yönü; 8 Mart sözkonusu oldu¤unda “Kad›nlar Günü” der dururlar örne¤in. II. Enternasyonal’in iflçi kad›nlar›n mücadelesinin ve direniflinin an›s›na “Dünya Emekçi Kad›nlar Günü” ilan etti¤i 8 Mart’›, “Dünya Kad›nlar Günü” diye dönüfltürmek, tarihe sayg›s›zl›k olman›n yan›nda, s›n›flar› inkar›n sonucudur. “Emekçi”sinden soyutlanm›fl bir 8 Mart, içi boflalt›lm›fl bir 8 Mart’t›r. Biz, 8 Mart’ta “Dünya Emekçi Kad›nlar Günü”nü kutlayaca¤›z. Biz, 8 Mart’ta alanlara iflçi, köylü, memur, ev kad›n›, gecekondulu emekçi kad›n›n sorunlar›n› ve taleplerini tafl›yaca¤›z. Bizim 8 Mart meydanlar›ndaki bayraklar›m›z, direnen ve halk›n›n, kad›n›n kurtuluflu u¤runa

ölümsüzleflen kad›nlard›r. Çünkü, yoksullu¤a, cehalete, dört duvar aras›na mahkum edilen kad›nlar›m›za özgürlü¤ün yolunu, kurtuluflun yolunu onlar, sadece onlar gösteriyorlar. Onlar mevcut düzen içinde kad›n› hapseden, elini aya¤›n› ba¤layan zincirleri k›rmay› baflaran kad›nlard›r. Kad›nlar, ellerine mor i¤neler al›p Beyo¤lu’na ç›karak de¤il, emperyalizme, faflizme karfl› direnerek, konfeksiyon atölyelerinde sömürüye karfl› mücadeleyi örgütleyerek, “kad›nd›r, yapamaz” diye kendisine yasaklanan en yüce görevleri omuzlayarak, hatta silah kuflan›p savaflarak özgürlefliyorlar.

Direnen, devrime meflale olan kad›nlar›n sesini tafl›yal›m alanlara 1800’lerin ortalar›ndan, Paris Komünü’nden bu yana kad›nlar›n mücadele içindeki yerleri büyüyor. 1900’lerin bafllar›nda Ekim Devrimi’nde bir ad›m daha öne ç›kt›lar Bolflevik kad›nlarla. Çin, Vietnam devriminde kad›nlar›n kat›l›m›, Sovyet devriminin de ilerisiydeydi. 1960-70’lerde Latin Amerika’daki gerilla mücadelelerinde daha da fazlayd›lar. Ülkemizde 4. y›l›na giren büyük direnifl, kad›nlar›n mücadeledeki yerlerinin art›k erkeklerle atbafl› hale geldi¤inin göstergesidir. Ölüme yatan ölüm orucu direniflçilerinin yar›s›na yak›n›yd›lar onlar. Ve bu direnifl boyunca verilen 107 flehidin 43’ü kad›nd›r. ÖLÜM ORUCUNUN k›z›l bant›n› aln›na takarak, yüzlerce gün açl›¤a ve zulme direnerek ölümsüzleflenler; Alman proletaryas›n›n önünde devrim için savaflan Rosa Luxemburglar’›n Clara Zetkinler’in, Sovyet devriminin Aleksandra Kollantaylar’›n›n, Krupskayalar’›n›n, ‹spanya iç savafl›nda kanlar›yla No Pasaran yazan savaflç› kad›nlar›n, Nazi faflizmine karfl› direniflin Tanyalar’›n›n, Balkan da¤lar›nda sosyalizm için savaflan Mitka Gribçeva gibi partizanlar›n, Vietkonglar›n kad›n komutanlar›ndan Nguyen Thi Dinhler’in, Küba’da devrim ateflini tutuflturan Moncada K›fllas› bask›n›na kat›lan kad›n savaflç› Haydee SantaMarialar’›n, Nikaragua devriminin ilk kad›n flehidi Luisa Amanda Espinozalar’›n, bomba yüklü kamyonla ‹srail siyonistlerinin aras›na dalarak ilk feda


eylemlerinden birini gerçeklefltiren 16 yafl›ndaki özgürlük savaflç›s› Sena Muheydliler’in, Kürt halk›n›n kurtuluflu için idam sehbalar›na ç›kan Leyla Kas›mlar’›n... GÜNÜMÜZDEK‹ TEMS‹LC‹LER‹D‹R. Yaln›z onlar m›? Hay›r. “E¤er Frans›z milleti yaln›z kad›nlardan oluflsayd›, ne korku salan bir millet olurdu.” Bu sözler, 1871 Paris Komünü’nde kad›nlar›n kahramanl›klar›na ve kararl›l›klar›na tan›k olan bir burjuva muhabire aitti. Ayn› muhabir, 2004’ün Türkiyesi’nde olsayd›, muhtemelen “E¤er Türkiye halk›, yaln›z TAYAD’l› kad›nlardan oluflsayd›, ne korku salan bir millet olurdu...” diyecekti. Burjuvazi korkard› o milletten. Emperyalizm

ÜLKEM‹ZDE KADINLARI D‹R‹ D‹R‹ YAKTILAR!

korkard›. Faflizm bin kez düflünürdü zulmü sürdürürken. Oligarflinin tecrit, y›ld›rma, sindirme politikalar›, onlar›n karfl›s›nda duramazd›. “Tutuklu yak›n›”yd›lar onlar. Bir s›n›f de¤illerdi, genifl bir toplumsal kesim bile say›lmazlard›. Ama bir s›n›f›n içindendi onlar; iflçi, köylü emekçi s›n›flardand›lar. En genifl toplumsal kesimin bir parças›yd›lar. Daha da önemlisi, o genifl toplumsal kesimin, yani halk›n, kendi de¤erlerini, kültürünü koruyan kesimiydiler. TAYAD’l›lar içindeki babalara, erkek kardefllere, kad›n tutsaklar›n eflleri olan erkeklere haks›zl›k etmifl olmayal›m. Fakat bu örgütlülü¤ün tarihsel geliflimini hat›rlayan herkesin akl›na en baflta beyaz baflörtüleriyle kad›nlar -tutsak analar›, tutsak eflleri, niflanl›lar›, kad›n tutsak yak›nlar›- gelecektir. Ülkemiz kad›nlar›n›n mücadele tarihi yaz›ld›¤›nda onlar›n özel bir yeri olacakt›r. Fakat bizim burada dikkat çekmek istedi¤imiz onlar›n yar›nki tarihte alaca¤› yerden önce, mücadelede ald›klar› bugünkü yerdir. Meydanlara tafl›nmas› gereken, oradan onmilyonlarca emekçi kad›na tafl›nmas› gereken içeride ve d›flar›da al›nlar›ndaki k›z›l bantlarla, k›z›l bantl› beyaz baflörtüleriyle mücadele eden kad›nlar›n kararl›l›¤› ve düflünceleridir. Kad›n olarak, emekçi kad›nlar olarak onlar›n mücadeledeki yerleri, tutumlar›, yaratt›klar› kültür, emekçi devrimci bir kad›n hareketinin mayas›d›r, temelleridir.

Kad›nlara biz ne söylüyoruz, düzen ne söylüyor? “Kad›nlar olmadan devrimin olamayaca¤›”, “Kad›nlar olmadan gerçek bir kitle hareketinden söz edilemeyece¤i” birçok devrimci önderin vurgulad›¤› bir olgudur. Tarihsel süreç de bunu göstermifltir.

F tiplerinin hücrelerine at›lan kad›n tutsaklar için Mutfa¤›nda bir tas çorba kaynatamayan kad›nlar için Yoksullu¤un fuhufla sürükledi¤i kad›nlar için Popstar’larda burjuvazinin yoz dünyas›na meze yap›lan genç k›zlar›m›z için Onlar üzerindeki bask›y›, zorbal›¤›, kuflatmay› k›rmak için 8 Mart’ta kad›n erkek omuz omuza alanlarda olal›m!

Devrimci hareket, iflte bu tarihsel tecrübenin ›fl›¤›nda haz›rlan›yor devrime. Devrimci hareket, toplumumuzda kad›nlara iliflkin tüm önyarg›lara, statükolara, engellere karfl›n, Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Laz, Gürcü her ulustan ve milliyetten kad›nlar› saflar›na katarak sürdürdü mücadelesini bugüne kadar. Onbinlerce kad›n, devrimci mücadele ve örgütlenme içinde buldu gerçek kimli¤ini. Mücadele ve örgütlenme içinde “ikinci s›n›f” olmaktan kurtuldu. Mücadele ve örgütlenme içinde dört duvar aras›ndan ç›k›p dünya ve ülkemiz gerçe¤iyle bulufltu. Düzenin onun etraf›na ördü¤ü duvarlar› y›k›p “biz de var›z bu ülkede...” diyerek kendini ortaya koydu.

Say› 100 41 29 fiubat 2004


Burjuvazinin kad›nlara ne verebilece¤i, onlara nas›l bir statü sa¤layabilece¤i çok aç›kt›r. Emperyalist Avrupa’n›n, Amerika’n›n kad›nlar›n›n mevcut durumu, “Burjuvazi kad›nlara hiçbir fley veremez” iddias›n›n somutlanm›fl-kan›tlanm›fl halidir. Bütün dünyas› kendini erkeklere be¤endirme üzerine odaklanm›fl, ya zengin bir yozlu¤un, ya yoksullu¤un özentili hayat›na mahkum edilmifl bir kad›n tipi. ‹flte, karfl›m›zdaki yüzmilyonlarca kad›n›n tipik karakteristikleri bunlard›r. Burjuvazi kad›n› metalaflt›r›yor; bir noktadan sonra bu “zoraki” olmaktan da ç›k›yor; burjuvazinin en büyük baflar›s›, tek tek kad›nlar›n kendini “sat›lacak, pazarlanacak, reklam› yap›lacak” bir mal gibi görmeye bafllamas›d›r. Burjuvazinin kad›na sundu¤u tek özgürlük iflte budur; fabrikalarda kölece çal›flma özgürlü¤ü ve kendini erke¤e be¤endirme, erkek efendisini seçme özgürlü¤ü! “Kad›n› bir meta üreten meta olarak gören, kad›nda salt cinsellik gören burjuvazi, kad›n›n yeteneklerini, zekas›n›, akl›n›, kad›n›n yarat›c›l›¤›n› a盤a ç›karamaz! Say› 100 42 29 fiubat 2004

Kad›n› bir reklam arac›, reklamlarla körüklenen tüketim araçlar›n›n al›c›s›, bas›n›, TV’si, sinemas›, edebiyat› ve di¤er araçlar›yla yay›lan cinsel sömürüsünün ve sap›kl›¤›n›n bir metas› haline getiren burjuvazi, kad›na sayg›nl›¤›n› kazand›ramaz! Emekçi kad›n› lüks yaflama özendiren, iflsiz ve aç b›rak›p kendi yoz iliflkilerine çeken, kad›n› ortak kullanan, sermaye haline getirip yasallaflt›ran ve bu iliflkilerini emekçilere de bulaflt›rmaya çal›flan burjuvazi, kad›na toplumdaki gerçek yerini sa¤layamaz!” (Savunma’dan) Biz zengin bir koca bulmaya, patronunu ayartmaya, bir TV rezaletinde “star” olmaya dayanan bir “kurtulufl” önermiyoruz kad›nlara. Mücadele etmeyi ve örgütlenmeyi, ancak mücadele ve örgütlenmeyle kazan›lacak bir kurtuluflu öneriyoruz. Kad›n›n “toplumsal ve insani konumu ile üretim araçlar›nda özel mülkiyet aras›nda çözülmez bir ba¤” vard›r. Kad›n› metalaflt›ran ve buna ba¤l› olarak onu fabrikada sömüren, sadece bir cinsellik arac› haline getiren bu sistemdir. Dolay›s›yla bu sistem sürdü¤ü müddetçe, sadece “kad›n haklar›”yla s›n›rl› hiçbir mücadele kad›nlara özgürlüklerini kazand›ramaz. Bundan “kad›n haklar›” için mevcut düzen içinde mücadele edilmemeli sonucu ç›kar›lmamal›. Fakat bu mücadele, kad›n›n gerçek anlamda kurtuluflunu sa¤lamaya, yani sosyalizm mücadelesine ba¤lanmad›¤›nda, kad›na en fazla toplum içinde

“göstermelik” haklar sa¤lar, mevcut statüsünü de¤ifltirmez. Peki bu mevcut statüde kad›nlar›m›z›n yeri ne?

Kad›nlar›m›z›n, 7 milyon kad›n› cehalete, 20 milyon kad›n› sefalete mahkum eden düzenden bekleyebilece¤i bir fley yoktur! Sadece bir rakam verece¤iz: Ülkemizde kad›nlar›n yüzde 20'si ise okuma yazma bilmiyor! Bu, yaklafl›k 7 milyon kad›n›n okuma yazma bilmemesi demektir. Bu düzenin kad›n› nereye koydu¤unu göstermek için baflka bir rakama ihtiyaç var m›? 7 milyonun d›fl›ndakiler e¤itim imkan› buluyor mu? Hay›r. Kad›nlar›m›z›n yüzde 50'si de ilkokul mezunu. Üniversite e¤itimi alanlar›n yüzdesi sadece 3,7. Baflbakanl›k Kad›n›n Statüsü ve Sorunlar› Genel Müdürlü¤ü'nce aç›klanan resmi rakamlar bunlar. Kad›na okuma-yazma e¤itimini bile veremeyen, mutfa¤›nda bir tas çorba kaynatacak geliri vermeyen bir düzenin baflka bir fley vermesi mümkün mü? Ve bu tablonun sa¤da solda aç›lan ve düzenin icazetinde, AB’nin deste¤iyle “kad›n sorununa yönelik faaliyetler” yürüten “kad›n dernekleri”yle de¤iflmesi mümkün mü? Yeniden bafla dönersek, bu ülkede bir, “kad›n sorunu”ndan söz edenler var, bir “emekçi kad›n sorunu”ndan söz edenler. Bu ülkede bir, mor çat›larla, mor i¤nelerle, ev kredileriyle kad›n sorununun çözülece¤ini söyleyenler var, bir de sömürüye, zulme karfl› mücadele içinde çözülece¤ini söyleyen ve bizzat bu mücadele içinde olan kad›nlar var. Kapitalizmin hükmetti¤i ve kapitalizmin en pespaye kültürünün üretildi¤i Avrupa’y› kad›nlar›m›za kurtulufl adresi olarak göstermek, kad›nlar›m›z› o afla¤›l›k, ahlaks›z kültüre teslim etmekten baflka bir fley de¤ildir. Avrupa Birli¤i’nden al›nan fonlarla “kad›n faaliyeti” sürdüren kad›nlar m› yazacak kad›nlar›n tarihini? Yoksa ikinciler mi? Bu tarih halk› için, vatan› için, inanc› için bedenini tutuflturmakta tereddüt etmeyen Fidanlar’la yaz›l›yor, çocu¤unun ve tüm çocuklar›n gelece¤i için ölüme yatan Gülsümanlar’la yaz›l›yor. Da¤larda ve flehirlerde halk›n kurtuluflu için silah kuflanan Sibeller’le, ‹pekler’le yaz›l›yor. Ve onlar diyor ki, kad›n›n kurtuluflu, ne feminizmde, ne AB’nin “sivil kad›n kurulufllar›”nda; sosyalizmdedir.


Bizi neler birlefltirmeli, Birleşen halk yenilmez!.. neler ay›rmal›? Biz nelerde birlefliyor, nelerde ayr›l›yoruz?

A yn› S afta

Irak’ta bugün oluflturulan çeflitli ortak platformlarda islamc›lar, komünistler, sosyal demokratlar, BAAS’c› ulusalc›lar, hatta çevreciler, yanyana geliyor. Benzer örneklerine daha önce Filistin’de de tan›k olduk. (Tabii tarih içinde daha da geriye gidersek baflka onlarca örnekten de söz edilebilir. Ama burada sözünü ettiklerimiz “tarih” de¤il, en güncel ittifaklard›r.) Irak, Filistin direnifllerindeki ‹slamc›, komünist, ulusalc›, sosyal demokrat güçler hangi temelde bir araya geliyorlar: Yurdu savunma! Sol birliklerin tarihsel olarak flekillenmifl temelleri vard›r. Bunlar en genelde anti-emperyalizm, anti-faflizm’dir. Anti-emperyalist temelde, veya anti-faflist temelde veya bunlar›n ikisini birden içerecek birliktelikler, solun en karakteristik, en genifl ve en temel birliktelikleridir. Bu birliklerin amac› da temel niteli¤inin do¤al sonucu olarak “ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesini gelifltirmek” olarak flekillenir. Peki ülkemizde ony›llard›r solda bu yal›nl›k ve netlik üzerine oluflan bir güçbirli¤i var m›d›r? Ne yaz›k ki yoktur! (Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu, içinde yer alan baz› güçler aç›s›ndan çok net olmasa da, anti-emperyalist zemindeki bir birlik olarak görülebilir. Fakat bunun d›fl›nda yoktur.) Bütün bu y›llar içinde oluflturulabilen birlikler ya çok lokal amaçlar tafl›m›fl, ya birkaç yerellikle s›n›rl› kalm›fl, ya da flaflaal› programlar› tart›flan ama bu netli¤e ulaflamayan eklektik, hesapç›, pragmatik birlikler olarak kalm›fl ve zaten bu nedenle de hiçbiri kal›c›laflamam›flt›r. Bu durum, solda yaflanan ideolojik ve politik savrulmalar›n bir sonucudur. Solun bir kesiminin ABD düzenini kabul edip anti-emperyalist olmaktan veya AB’ye umut ba¤lay›p anti-faflistlikten vazgeçmesi, birlikleri ve ayr›l›k nedenlerini de yüzeysellefltirmifltir. Solun genelini içeren herhangi bir zeminde, ne kararl› bir anti-faflist politika, ne de tutarl› bir anti-emperyalist tav›r al›fl ç›kamamaktad›r. Do¤ald›r ki, temel nitelikler üzerindeki hemfikirlik ortadan kalk›nca, geriye küçük hedefler, küçük hesaplar, küçük kayg›lar kalmaktad›r... Türkiye solu, solun gerçek temelleri üzerinde, halk›n mücadelesini gelifltirecek bir çizgide birleflemedi¤i için, küçük hedeflere raz› olmak zorunda kal›yor, ama o ufuksuz, iddias›z birlikler de en küçük çeliflkilerden dolay› y›k›l›veriyor. Herhangi bir sol grupla kurulan güçbirli¤i iliflkisinde bir istikrar, bir tutarl›l›k bul-

mak, neredeyse imkans›zd›r. Samimi bir diyalog (evet sadece diyalog) kuruldu¤unu düflündü¤ünüz anda bile, bir bak›yorsunuz küçücük bir hesapla karfl› karfl›ya kalm›fls›n›z. Düzen içi hesaplarla veya flu veya bu kesime yedeklenme, onlardan güç alma kayg›lar›yla, anti-emperyalizmden, anti-faflist mücadeleden pekala yan çizilebilmekte, kimisi AB’cileri, kimisi Kürt milliyetçilerini gücendirmemek ad›na sloganlar›, gündemleri, hedefleri rahatl›kla mu¤laklaflt›rabilmektedir. Reformist sol, bu gerçe¤i, düzen içi, yasalc› birliklere ba¤›ms›zl›k, demokrasi konusunda büyük misyonlar biçerek örtmeye çal›flmaktad›r. Muhtevas›, biçimi ve kapsad›¤› güçler aç›s›ndan hiç de denk düflmedi¤i halde, oluflturdu¤u her birli¤e anti-emperyalist, anti-faflist roller biçmektedir. 1990 bafllar›ndan bu yana oluflturulan her seçim birli¤ine bu rolün yüklenmesinin nedeni de, gerçekte solun bu kesimlerinin anti-emperyalist, anti-faflist mücadele zemininden uzaklaflm›fl olmas›d›r. Bugüne kadar reformist solun oluflturdu¤u (yer yer de içine kendine devrimci diyen gruplar›n da dahil oldu¤u) birlikler içinde, anti-emperyalizme, anti-faflizme en uzak olan bir ittifak oldu¤u halde, “Demokratik Güçbirli¤i”ne de böyle bir misyon yüklenmeye çal›fl›l›yor. Önceki yaz›lar›m›zda da vurgulad›¤›m›z SHP’li, DEHAP’l›, ÖDP’li bu ittifakla “emperyalizmin boyunduru¤undan kurtulmaktan” söz edilebiliyor. Ama reformizm tüm çabas›na ra¤men, bu ittifak›n nas›l olup da buna hizmet edece¤ini izahta güçlük çekiyor. Mesela bu yöndeki bir “izah çabas›”nda EMEP’li bir yazar flunlar› söylüyor: “Bu güçbirli¤i ile bir ilk gerçeklefliyor: Türkiye sosyalist hareketi bir sosyal demokrat parti ile ilk kez bir platformda yan yana geliyor. Türkiye'nin ve sınıf mücadelesinin genel gidiflatından, uluslararası sermaye saldırılarının yo¤unlu¤undan ve ülkenin bütününü kucaklayan bir toplumsal muhalefet, bir halk hareketi yaratıp bir birlik merkezi oluflturma zorunlulu¤undan bakmayanlar, bu güçbirli¤inin gere¤ini kavrayamıyor.” (Mustafa Yalçıner, Yeniden Özgür Gündem, 24 fiubat 2004) B‹R; “Türkiye sosyalist hareketi”nin temsilcili¤ini bu SHP’li ittifak içinde yer alan reformistler kimden ald›lar acaba? ‹K‹; Solun sosyal-demokratlarla ilk kez biraraya

Say› 100 43 29 fiubat 2004


geldi¤i de tarihsel gerçe¤e uymuyor. TKP’nin CHP’yle örtülü ittifaklar› var en az›ndan.

Halk›n Hukuk Bürosu Aç›klamas›

ÜÇ; Güçbirli¤i’nin “temel” iki partisinin “uluslararas› sermaye sald›r›lar›na” ne kadar karfl› oldu¤u gizli sakl› de¤il. Böylesi bir durumda bu ittifaka bu misyonu yüklemeye ancak kendi kendine gelin güvey olmak denilebilir. SHP’nin temelde emperyalizme ba¤›ml›l›k iliflkilerine bir itiraz› yok. DEHAP’›n ABD’nin ve AB’nin belirledi¤i bir sisteme itiraz› yok. O halde, bu ittifak›n “uluslararas› sermayenin sald›r›lar›na karfl›” güç biriktirmeye hizmet edece¤ini söylemek, bofl konuflmakt›r.

Volkan A¤›rman’a Hapishane ‹daresinin Bask›s› Kan›tland›

DÖRT; “Uluslararas› sermaye sald›r›lar›na” karfl› duracak bir “anti-emperyalizm”, bir halk hareketinden söz ediliyorsa, onun ayr›lmaz parças› olacak anti-faflist tav›r, bu ittifak partilerinin hangi prati¤i üzerine infla edilecek acaba? Devam ediyor yazar “izaha”:

Say› 100 44 29 fiubat 2004

“... Temel olan, halkın birli¤ini gerçeklefltirmek, güçlerini oluflturup geniflletmek ... bundan devrimin birikimlerini büyütüp sa¤lamlafltırmak için yararlanmaktır. ... Uluslararası sermaye, emperyalizm ve iflbirlikçileri karflısında yarın belki yeni katılım ve eksilmelerle bir anti-emperyalist cepheye, bir halk cephesine dönüflebilecektir.” Biz de devam edelim: BEfi; Bunlar “genel do¤ru”lar ve sorun tam da buradad›r; DEHAP’l›, SHP’li “Güçbirli¤i” bunlar›n oluflturulmas›na hizmet eder mi, yoksa, tam tersine düzen içi oluflum ve politikalar› m› öne ç›kar›r? ALTI; ‹ttifak üyeleri, bu tahlillerle kendilerini ve tabanlar›n› kand›r›yorlar. Bir kez daha alt›n› çiziyoruz: Bu ittifak bir SEÇ‹M ‹TT‹FAKI’d›r. Bu kadar. Tüm hesaplar, kitaplar bunun üzerinedir. Önceki “blok”lar ne kadar ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesini gelifltirdiyse, bu onun on kat› daha az›n› gerçeklefltiricektir. Ne kadar gerçeklefltirebilece¤ini hesaplamaya çal›flmak gereksiz; çünkü sonuç “s›f›r”d›r. Reformizm aç›s›ndan seçimler mücadeleye de¤il, mücadele seçimlere hizmet eder. Kan›t m›? Buyrun birlikte okuyal›m: “Grevleri, ikinci kez yasaklanan cam iflçileri, Gebze’de AKP’ye karflı harekete geçti. ‹flçiler AKP’ye oy verilmemesi yönünde propaganda yapacaklar.” (26 fiubat, Evrensel) ‹flçicili¤i kimseye b›rakmayan bir hareketin, grev hakk› yasaklanan iflçilere önerdi¤i bu. Parlamenter mücadelenin devrim için bir “araç” olarak kullan›lmas›ndan farkl› bir fley olan “parlamenterizm” iflte budur. Bu, devrime de¤il, sand›¤a endeksli politikan›n tezahürüdür. Bu politika ise, sahiplerini, halk›n anti-emperyalist, anti-faflist cephesine de¤il, götürse götürse, “aslan sosyal-demokratlarla” ittifaka götürür.

Kand›ra F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu olarak bulunmakta iken 14 Temmuz 2002 günü hücresinde ölü bulunan ve hapishane idaresi taraf›ndan ailesine “intihar etti” denilerek cesedi teslim edilen Volkan A¤›rman'a, idarenin yapt›¤› bask›, tan›k ifadeleri ile kan›tland›. Konuya iliflkin bir aç›klama yapan Halk›n Hukuk Bürosu, görülmekte olan davada tan›k olarak dinlenen Ercan Aygündüz, Volkan A¤›rman’a idarenin sürekli olarak itirafç› olmas› yönünde bask› yapt›¤›n›, tek kalmamas› yönünde kendisinin de sürekli idareyi uyard›¤›n› ama dinlenmedi¤ini belirtti¤ini duyurdu. Halk›n Hukuk Bürosu, tecritin yaratt›¤› fiziki, psikolojik tahribatlara da yer verdi¤i aç›klamas›n› flu ça¤r›yla bitirdi: “Hapishane idaresi Volkan A¤›rman'› itirafç› yapmak için onu tek bafl›na tutuyordu. Art›k Volkan A¤›rman'›n öldürülmesi ile intihar etmesi aras›nda fark yoktur. E¤er Volkan A¤›rman intihar ettiyse bile bunun sorumlusu tecrit politikas›n›n mimarlar›, uygulay›c›lar›, Kand›ra F Tipi Hapishanesi idaresidir. Baflka Volkanlar’›n ölmemesi için Adalet Bakanl›¤› siyasi tutuklu ve hükümlülerin sesine kulak vermelidir. Adalet Bakanl›¤› hapishanelerde insanca yaflam koflullar›n› sa¤lamak için daha kaç insan›n ölmesini beklemektedir? 107 insan yetmemifl midir? Hikmet Sami Türk'ün “19 Aral›k’ta biz daha fazla insan›n ölece¤ini düflünüyorduk" mant›¤› onca Adalet Bakan› de¤iflti¤i halde de¤iflmifl midir?”

Katliam Protestosuna Ceza 19 Aral›k katliam›n›n y›ldönümünde, bütün hapishanelerde birçok örgütün karar› ile yap›lan üç günlük açl›k grevi nedeniyle ‹zmir 1 No’lu F Tipi’ndeki 19 tutsa¤a ceza verildi. Tutsaklara, “yap›lan eylem ile di¤er tutuklu ve hükümlülere kötü örnek olduklar›” gerekçesiyle, bir ay mektup, alt› ay ise görüfl yapmama yasa¤› getirildi. Katliamc›lara ceza yok, çünkü bu ülkede katliam yapma özgürlü¤ü var. Fakat katliamdan sa¤ kurtulanlar cezaland›r›l›r, yetmez, katliam› protesto edenler de cezaland›r›l›r. F Tipleri, her türlü insan›, demokratik olan hakk› böyle gaspediyor.


Sorular

Cevaplar

Devrim ve Ütopyalar

Kurtulufl yolunun klavuzu Marksizm-Leninizm’dir 1800’lerin bafllar›ndan bu yana insanl›¤›n gündeminde “devrim”ler. Tarih içinde yaflan›lan ça¤a, devrimlerin kapsam›na, devrimlere önderlik eden s›n›flar›n niteli¤ine göre, onlarca çeflitlilikte devrim kavram› kullan›lm›flt›r. Sanayi devrimi, burjuva devrimleri, köylü devrimleri, politik devrim, sosyal devrim, sosyalist devrim, demokratik devrim, milli demokratik devrim, demokratik halk devrimi vb. Devrimin gündemde oldu¤u her yerde devrimin yolu üzerine de farkl› görüfller oldu. Biz burada bunlar›n hepsini ayr› ayr› ele almayacak, esas olarak devrim kavram›ndan anlafl›lmas› gerekeni ortaya koyup, 2000’li y›llar›n dünyas› ve Türkiyesi’nin gündemindeki devrim üzerinde duraca¤›z. Çünkü bizim burada bu konuyu, bu biçimde –devrim ve ütopyalar bafll›¤› alt›nda– ele almam›z›n somut, güncel bir amac› var. Somuttaki sorun, devrimin karfl›s›na parlamenterizme dayanan bofl bir “ütopya”n›n konulmas›d›r. Ütopyalar, her zaman kötü bir fley de¤ildir. Ütopya vard›r; insanlar›n, halklar›n ufkunu açar, ütopya vard›r, insanlar›, halklar› olmayacak hayallere, bofl beklentilere sokar.

?

Ütopya nedir, ütopik sosyalistler ne istiyordu?

Ütopya, kelime olarak ço¤u kez “hayal” diye çevrilse de kavram olarak “düfl ülkesi” demektir. Kavram, kapitalizmin ilk dönemlerinde mevcut sömürüye, haks›zl›klara, adaletsizliklere karfl› ç›kan düflünürlerce üretilmifltir. Bu düflünürler, vahfli kapitalizmi elefltirerek, sömürünün adaletsizli¤in olmad›¤› bir toplum düfllemifl ve öyle bir ülkeyi tarif etmifllerdir. Ütopya, onlar›n tarif etti¤i eflitlikçi, adil, özgür ülkenin ad›d›r. Ütopyac›lar›n bu ütopyalar›n› dile getirdikleri edebi ve teorik eserler, ilk sosyalist düflünceler olarak da adland›r›labilir. Bu nedenle de za-

ten onlar› Ütopik Sosyalistler denilmifltir. Ütopik sosyalizmin bafll›ca düflünürleri, Thomas Moore, Saint-Simon, Charles Fourier ve Robert Owen’dur. Bilimsel de¤illerdi. Düflledikleri ülkenin hangi güçler taraf›ndan gerçeklefltirilebilece¤i konusunda gerçekçi de¤illerdi. S›n›flar mücadelesi ya onlar›n düflüncelerinde yoktu ya da karfl›yd›lar. Düflledikleri ülkenin ancak burjuva iktidar›n›n y›k›lmas›yla gerçekleflebilece¤ini görmekten de uzakt›lar. Peki neyi savunuyorlard› öyleyse? Mesela, çevresinden yal›t›lm›fl (tercihen bir ada) bir ülke düfllemiflti Thomas Moore. Orada herkes ekmekten ve özgürlüklerden diledi¤i kadar yararlanabilecek, orada bir “devlet iktidar›” olmayacakt›. Bir di¤eri, bir fabrika çevresinde örgütlenmifl sosyalist bir toplum yaratmay› planlam›flt›. Bu da dünyan›n, ülkenin geri kalan›ndan kopuk bir “adac›k”t›. Di¤er pek ço¤u ise eflit, adil ve özgür bir düzenin “bar›fl”ç› bir biçimde propaganda ve ikna yoluyla gerçekleflebilece¤ine, burjuvazinin de buna ikna edilebilece¤ine inand›lar. Bu do¤rultuda küçük topluluklar içinde pratik deneyler yapt›lar, burjuvaziye yönelik çabalar harcad›lar, ama bu giriflimlerin hepsi baflar›s›z oldu. Baflar›s›zl›¤a mahkumdular; çünkü birincisi, sosyalizmin maddi koflullar› henüz tümüyle oluflmam›flt›; ikincisi, önerdikleri yollar, burjuvazinin ve kapitalizmin do¤as›na tersti. Fakat baflta da belirtti¤imiz gibi bu yan›lg›lar›na ve baflar›s›zl›klar›na ra¤men, onlar, kapitalizmin elefltirisini yaparak, sömürünün olmad›¤›, adil, eflit, özgür bir toplumun var olabilece¤i düflünü insanlar›n beynine soktular. Düflleri ve idealleri, iflçi s›n›f›n›n mücadelesine ve bilimsel sosyalizmin geliflmesine kaynakl›k etti. Bütün bunlar, 1700’lü, 1800’lü y›llar›n, yani baflka deyiflle 200-300 y›l öncesinin düflünce ve tecrübeleriydi. Bugün üçyüzy›ll›k bir tarihsel tecrübeye sahibiz. Bugün, kapitalizmin, sosyalizmin bilimsel tahlillerine ve teorisine sahibiz.

Say› 100 45 29 fiubat 2004


Say› 100 46 29 fiubat 2004

Ama yine de bugünün Türkiyesi’nde, parlamenter yoldan ba¤›ms›zl›k ve demokrasinin kazan›labilece¤ini, veya “iktidar› hedeflemeden” sivil toplumcu mücadele biçimleriyle, “üçüncü alan”da örgütlenerek toplumun sosyalizme yöneltilebilece¤ini düflünenlerle ütopik sosyalistler aras›ndaki benzerlik flafl›rt›c›d›r. Ütopik sosyalistler de s›n›f mücadelesini reddediyordu; ülkemizdeki parlamentocu, üçüncü alanc› reformistler de. Ütopik sosyalistler de burjuvaziye karfl› “zor”a baflvurmadan eflit, adil, özgür bir toplumun kurulabilece¤ini düflünüyorlard›, bizim ülkemizdeki “geç kalm›fl” ütopyac›lar da. Ütopik sosyalistler de iktidar› hedeflemeden sosyalizmin yeflertilebilece¤ini düflünüyorlard›, bizdeki reformistler de. Dünün ütopyac›lar› tarihsel aç›dan mazur görülebilirdi, çünkü ne kapitalizm tam olarak flekillenmifl ve çözümlenmiflti, ne sosyalizmin maddi koflullar› olgunlaflm›flt›. Ama aradan yüzy›llar geçti. Kapitalizm emperyalizm aflamas›na ulaflt›, faflizmler yafland›... Ve yaflanmaya devam ediliyor. Hayal baflka, bofl hayaller baflkad›r. Bu anlamda dünün ütopyac›l›¤›yla, bugünün bofl hayaller peflinde koflan sivil toplumculu¤u aras›nda da¤lar kadar fark vard›r. ‹kisi de “olmayacak duaya amin” demektedir. Ama dünün ütopyac›lar› gelece¤e, bugünün bofl hayalcileri geriye dönüktür. Birinci türden ütopyalar, tarihsel aç›dan ilerici bir ifllev yüklenirken, ikinci türden hayaller düpedüz gerici bir misyon üstlenir.

?

Devrim nedir? Devrim sadece bir iktidar de¤iflikli¤i midir?

Yüzlerce y›ll›k tarihsel tecrübe diyor ki, faflizmin oldu¤u bir ülkede demokrasinin, kapitalizm yerine sosyalizmin egemen k›l›nmas›n›n tek bir yolu vard›r: Devrim. Devrim toplumda kendili¤inden (determinist) bir tarzda meydana gelen de¤iflimleri veya reformlarla olan geliflmeleri de¤il, köklü altüst olufllar›n ad›d›r. E¤er köklü bir de¤iflim istiyorsan›z, onun yolu, devrimdir. Devrimci de bu köklü de¤iflimi savunan ve gerçeklefltirmeye çal›flanlar›n ad›d›r. Dolay›s›yla, toplumun determinist bir tarzda veya sivil toplumcu, parlamenterist reformlar arac›l›¤›yla de¤iflmesini savunanlar›n kendine devrimci demesi, tamamen bir aldatmacadan ibarettir. Devrim iktidar›n ele geçirilmesini flart koflar. Ama tek bafl›na her iktidar de¤iflikli¤i, devrim de¤ildir. Daha do¤ru bir deyiflle, bizim anlad›¤›m›z ve kastetti¤imiz anlamda bir devrim de¤il-

dir. Bunu biraz daha somutlamak aç›s›ndan iki kavrama de¤inelim. Üretim iliflkilerinde ve toplumsal düzende köklü bir de¤iflime tekabül eden devrimler, Marksist literatürde sosyal devrim olarak adland›r›l›r. Sadece iktidar de¤iflikli¤i ise politik devrim olarak adland›r›l›r. Bir toplumsal s›n›f veya katman, iktidar› ele geçirebilir, ama toplumsal yap›da köklü de¤ifliklikler yapmazsa, o devrim politik devrim olarak kalm›fl demektir. Bizim DEVR‹M deyince kastetti¤imiz politik ve sosyal devrimin birbirini takip etti¤i kesintisiz bir devrimdir. Proletarya Devrimi denilince anlafl›lmas› gereken de budur, yani politik ve sosyal devrim kastedilir. Bu anlamda, devrim iktidar›n ele geçirilmesini içerir; ama tek bafl›na bu de¤ildir. Buradan iktidar meselesinin tali, önemsiz, olsa da olur, olmasa da olur türünden bir mesele oldu¤u sonucu ç›kar›lmamal›d›r. ‹ktidar meselesi her devrimin ana meselesidir! Çünkü iktidar› ele geçiremedi¤iniz takdirde zaten sosyal devrimi gerçeklefltirmeniz, sosyal dönüflümleri sa¤laman›z hiçbir flekilde mümkün de¤ildir. Bu nedenle mesele devrimci önderler taraf›ndan flöyle formüle edilmifltir: Politik devrim, sosyal devrimin zorunlu bir aflamas›d›r. “Sosyalizmi” savunduklar› iddias›ndaki reformistlerin, parlamenteristlerin ve sivil toplumcular›n as›l açmaz› da buradad›r. Onlar ya iktidar›n ele geçirilmesinden hiç söz etmezler (mesela en aç›k olarak Abdullah Öcalan, “mücadele iktidar› hedeflememelidir” demektedir) ya iktidar›n ele geçirilmesinden anlad›klar› parlementer ço¤unlu¤u sa¤lamakt›r, veya iktidar›n ele geçirilmesinden söz ederler ama buna uygun bir mücadele ve örgütlenme görünmez ortada. Reformizm, sivil toplumculuk, parlamenterizm, bunlar›n hepsi düzen içi örgütlenme siyasetleridir. Mahir Çayan flu özlü tespiti yapar: “Politik devrim ihtilâlci at›l›m›n eseridir. Devrim, kitleleri peflinden sürükleyen, bilinçli ve ne yapaca¤›n› bilen bir organizasyonun iflidir.” Bu ihtilalci ruha sahip olmayanlar›n a¤z›nda “iktidar” sözcü¤ü de gerçek anlam›n› kaybedip parlamenterist bir anlama bürünür. K›sacas›, devrimin sosyal dönüflümlerinin sa¤lanmas› k›sm›, kesintisiz devrimin en uzun dönemiyse, politik devrim k›sm›, yani iktidar›n ele geçirilmesi de, o kadar kanl› ve fliddetli aflamas›d›r. Denilebilir ki, iflin as›l zorlu¤u buradad›r. ‹flte bu zorlu¤u göze almayanlar, ama “devrimi, sosyalizmi savunma” etiketini de b›rakmak istemeyenler, devrimin ve sosyalizmin bu zorluklar olmadan da gerçekleflebilece¤i bofl hayallerini yayarlar. Dü-


zen içi kulvarlarda örgütlenip parlamentoculuk oynayarak mevcut iktidarlar›n ömrünü uzat›rlar. Tekrar olsa da vurgulayal›m: Her devrimin temel meselesi iktidar meselesidir. Lenin devrimin bu aflamas›n› “Devletin s›n›fsal niteli¤inin de¤iflmesi için devlete el konulmas›” olarak tan›mlar. Ama henüz ifl bitmemifltir. Ele geçirilen iktidar arac›l›¤›yla yeni bir toplumsal düzenin inflas› s›radad›r. Bu anlamda devrimin tam bir tan›m›n› flöyle yapabiliriz: Devrim, halk›n devrimci giriflimiyle -afla¤›dan yukar›- mevcut devlet cihaz›n›n parçalanarak, politik iktidar›n ele geçirilmesi ve bu iktidar arac›l›¤›yla -yukar›dan afla¤›ya- daha ileri bir üretim düzeninin örgütlenmesidir. Mevcut devlet cihaz›, yani afla¤›dan yukar›ya parçalanacak olan faflist devlet mekanizmas›d›r. Kurulacak yeni iktidar devrimci halk iktidar› olacakt›r. Mevcut üretim iliflkileri kapitalizmdir ve devrimci halk iktidar›n›n çeflitli aflamalardan geçerek hakim k›laca¤› toplum biçimi de sosyalizmdir.

?

Devrimler hangi koflullarda ve nas›l ‘gerçekleflme’ flans›na sahiptir?

Devrimler tarihsel bir zorunluluktur. Eskimifl, gericileflmifl üretim biçimlerinin –yani kapitalizmin– yerini daha ileri üretim biçimlerine b›rakmas› tarihin bir hükmüdür. Bilimsel yaklafl›m budur. Ama devrimlerden, kapitalizmin yerine sosyalizmin hakim k›l›nmas›ndan söz edilmeye baflland›¤›ndan bu yana, burjuvazi hep devrimleri k›flk›rt›c›lar›n, d›fl düflmanlar›n fikri gibi göstermifltir. Hala da böyledir. Daha 1800’lerin ortalar›nda, Marks devrimlerin zorunlulu¤unu flöyle ortaya koymufltur: “‹htilâlleri kötü niyetli k›flk›rt›c›lar›n iradesinin ürünü gibi gösteren bat›l inanc›n art›k zaman› geçmifltir. Bir ihtilâl sars›nt›s›n›n ortaya ç›kt›¤› her yerde, bu sars›nt›n›n eskimifl müesseseler taraf›ndan tatmin edilemeyen sosyal ihtiyaçlardan do¤du¤unu art›k herkes bilmektedir”. Mevcut üretim iliflkilerinin, üretici güçlerin geliflmesini engellemeye bafllad›¤› noktada, devrimlerin de koflullar› olgunlaflmaya bafllam›fl demektir. Ama tabii bu yetmez. Bir ülkede devrimin olabilmesinin baflka koflullar› da vard›r. Bunlardan birincisi, milli bir krizin olmas›d›r. Yani emperyalist sistem genel ve sürekli bir buhran içindedir; fakat bunun d›fl›nda o ülkede de hem ezeni hem ezileni etkileyen bir milli bunal›m›n olmas› gerekir. Bunu da flöyle somutla-

yabiliriz: - Yönetenlerin yani egemen s›n›flar›n eskisi gibi yönetememesi, - Yönetilenlerin de yani sömürülenlerin de eskisi gibi yönetilmek istememesi. Bu koflullar var ülkemizde. Oligarflinin ancak bask›yla terörle yönetiyor olmas› bile tek bafl›na onun “yönetememesinin” ifadesidir. Buna oligarfli içi çeliflki ve krizlerin sürekli varl›¤›n› da ekleyebilirsiniz. Halk›n ise bu düzenden hoflnut olmad›¤› çok aç›k. Ekonomik, sosyal tahliller bir yana, oligarflinin kurumlar›n›n yapt›rd›¤› anketler bile halk›n büyük ço¤unlu¤unun “düzenden memnun olmad›¤›n›” gösteriyor. Ama devrim için bunlar da yeterli de¤il. Bir koflulun daha olmas› gerek: Devrimci bir partinin önderli¤inde, halk›n bilinçli ve örgütlü olarak savafla kat›lmas›! Buna devrimin subjektif koflullar›n›n olgunlaflmas› diyoruz. Oligarfli, bu koflullar›n tamamlanmamas› için, devrimcileri tecrit, tasfiye ve imha etme operasyonlar› yap›yor. Devrimcili¤i yok edip sivil toplumculu¤un, reformizmin önünü aç›yor. Çünkü onlardan kendisi için –iktidar› için– bir tehlike gelmeyece¤ini biliyor. Düzen için tehlike, devrim için zor’u, zorunlu görenlerin güçlenmesidir. Devrim mevcut olan her fleyi alt üst edece¤i içindir ki, kapitalistler, bar›flç› yoldan sosyalizme geçit vermezler. Çünkü burjuvazinin iktidar› sona erecektir, çünkü asalak burjuva s›n›f›n asalak yaflam› sona erecektir. Burjuvazi iktidar›n› korumak için sonuna kadar mümkün olan her yola baflvurmufltur. Bugüne kadar böyle oldu, bundan sonra da böyle olacakt›r. Marks, Engels ve nihayet Lenin, kapitalizmi, emperyalizmi, devlet olgusunu tam olarak çözümlediklerinde, tek bir sonuca vard›lar: kapitalizmin tarihsel bir zorunluluk olarak yerini bir üst toplum biçimine, yani sosyalizme b›rakaca¤›n› ve ancak bu devrimci fliddete yani zora dayal› devrimlerle gerçekleflecektir. “Zor yeni bir toplumun ebesidir” der bu anlamda Marks. Böyledir çünkü, burjuvazi iktidar›n› korumak için daha bafltan itibaren iflçi s›n›f›na ve halka karfl› zor kullanm›fl ve halen de kullanmaktad›r. Devrimi isteyenlerin karfl› taraf›n bask› ve cebrini halk›n örgütlü devrimci fliddetiyle bertaraf etmesinin d›fl›nda tüm yollar kapal›d›r. Baflka “yol” var sananlar, 1700’lerin ütopiklerinden çok daha kötü ve tarihsel olarak gerici bir hayalcilik içindedirler.

Say› 100 47 29 fiubat 2004


AL‹BEYKÖY'DE MUHTARLIK ÖN SEÇ‹M‹

fievket Avc› Halk›n Muhtar Aday› Alibeyköy-Akflemsettin Mahallesi'nde sol, ilerici güçlerden 7 muhtar aday aday› ç›kmas› üzerine, ön seçim yap›larak, aday teke indirildi. Halk inisiyatifinin önerisiyle yap›lan ön seçim sonucunda fievket Avc› halk›n muhtar aday› olarak belirlendi. 20 fiubat'ta Bulut Dü¤ün Salonu'nda yap›lan ön seçimde 256 oy kullan›l›rken, fievket Avc› oylar›n 112’sini ald›. Avc›’n›n ard›ndan en fazla oyu alan Halit fiahin ise 46 oy ald›. Adaylar ilk olarak muhtarl›k anlay›fllar›n› 10 dakika süre içinde halka anlatt›lar.

Say› 100 48 29 fiubat 2004

Son olarak söz alan fievket Avc› konuflmas›nda muhtarl›¤›n halk yönetiminde, afla¤›dan yukar›ya do¤ru flekillenmede önemli bir ad›m oldu¤unu vurgulad›¤› konuflmas›nda "uyuflturucuya, fuhufla, yozlaflmaya karfl› halkla birlikte verdi¤imiz mücadelemizi sürdürece¤iz. Bu örnekten hareketle sorunlar›n çözümünde halk do¤rudan etkin olacak, halk kendi muhtar›ndan hesap sorabilecek. Çünkü e¤er halk hesap sormazsa, elefltirmezse hatalar artar. Muhtarl›kta sadece muhtarla de¤il halk›n kat›l›m›yla ifller yürütülecek. Sokak temsilcilikleri oluflturularak halk›n kat›l›m› art›r›lmaya çal›fl›lacak. Yani muhtar halk› yönetime katma anlay›fl›yla hareket edecek ve sadece halk›n sözcüsü olacakt›r." diyerek muhtarl›k anlay›fl›n› anlatt›. Ön seçim, kimsenin karalanmamas›yla ve rakip mant›¤›yla hareket edilmemesiyle olumlu bir havada geçti. Aday adaylar› kendilerini tan›tarak seçimi halka b›rakt› ve halk aday›n› seçti.

Bal›kç› Davas›nda Yine Karar Yok Kaçak elektrik kullanan patronlar›n kiral›k katili taraf›ndan katledilen, devrimci memur Hasan Bal›kç›’n›n duruflmas›na Urfa’da devam edildi. 23 fiubat günü yap›lan duruflmada katiller hakk›nda yine karar ç›kmazken, Bal›kç›’n›n efli fiengül Bal›kç› hakk›nda, ilk duruflmada yap›lan protesto eyleminde yapt›¤› konuflmadan dolay› dava aç›ld›. Patronlar›n hukuk sistemi efendilerini korumaya devam ediyor.

Susmayaca¤›z! Ankara temsilci ve muhabirlerimizin tutuklanmas›n›n ard›ndan dergimize, okurlar›m›za yönelik bask›lar sürüyor. ‹zmir’de okurumuz Hüseyin Aygündüz’ün evi, 20 fiubat günü siyasi flube polisleri taraf›ndan bas›larak, okurumuz tehdit edildi ve tartakland›. Okurumuz daha önce de polislerin yönlendirmesi ile faflistlerin sald›r›s›na u¤ram›flt›.

Mersin Temel Haklar Yozlaflmaya Karfl› Mücadeleyi Sürdürüyor Mersin Temel Haklar, 8 Ocak'tan bu yana sürdürdü¤ü "yozlaflt›rmaya hay›r" kampanyas›nda imza kampanyas›, afifl ve bildiriler, bas›n aç›klamalar›, panel gibi çeflitli eylem ve etkinliklere 21 fiubat’ta düzenledi¤i flenli¤i ekledi. fienli¤in aç›l›fl konuflmas›n› yapan Nazan Ayd›n, bozuk düzenin halk› yoksullaflt›rarak kültürümüzden uzaklaflt›rd›¤›n›, insanlar› bencillefltirdi¤ini, örgütsüz hale getirdi¤ini ve sorunun ancak örgütlü mücadeleyle çözülebilece¤ini ifade etti. Konuflman›n ard›ndan Grup Öteki Türkü, AKSM Halk Oyunlar› Ekibi, Grup K›z›lok eleman› Hakan Ceylan, Adana Gençlik Derne¤i'ne ba¤l› Grup Nisan Günefli, Mersin Gençlik Derne¤i’nin grubu Grup Berdan türkü ve oyunlar›n› sergilediler.

Diyarbak›r’da Polis Terörü KESK'in 21 fiubat 2004 günü Diyarbak›r'da düzenledi¤i mitinge kat›lan ESP üyelerine sald›ran polis, yasal mitinge kat›lmay› dahi suç gören, polis devletinin dimdik ayakta oldu¤unu gösterdi. Gözalt›na al›nan ESP’lilerden 18’i tutuklan›rken, 12’si daha sonra tahliye edildi. Halen aralar›nda At›l›m çal›flanlar›n›n da bulundu¤u 6 ESP’linin keyfi ve yasad›fl› tutsakl›¤› sürüyor.

Hayat Veren Asi Okurlar›yla Bulufltu Hatay’da yay›n yapan Hayat Veren Asi Gazetesi, Samanda¤’daki merkez bürosunda okuyucular›yla bulufltu. 21 fiubat’ta düzenlenen etkinlikte gazete üzerine de¤erlendirmeler yap›larak, halk›n sorunlar›n› daha iyi yans›tan bir gazetenin, dilinden, habercilik anlay›fl›na kadar nas›l olmas› gerekti¤i tart›fl›ld›. Toplant›da gündemde olan TAYAD’›n kampanyas›n›n Hatay’da yaflama geçirilmesi, bas›n olarak sansüre karfl› neler yap›labilece¤i de ele al›nd›.


Kültür Sanat Grup Yorum Kampanyas›n› Sürdürüyor

‹HSAN C‹BEL‹K ‹Ç‹N ‹MZA KAMPANYASI Grup Yorum eleman› ‹hsan Cebelik'in Wernicke Korsakoff hastas› olmas›na ra¤men tutuklanmas›n›n ard›ndan Grup Yorum'un bafllatt›¤› "Grup Yorum'a Özgürlük, ‹hsan Cibelik Serbest B›rak›ls›n" kampanyas› sürüyor. Yorum, bu amaçla 22 fiubat günü ‹dil Kültür Merkezi'nde düzenledi¤i toplant›da, imza kampanyas› bafllatt›klar›n› duyurdu. Aç›klamada "‹hsan'a, daha önce hiçbir talebi olmamas›na ra¤men Adli T›p Kurumu taraf›ndan 'cezaevinde kalamaz raporu' verildi. fiimdi ayn› kuruma gelen yeni heyet, eski heyetin raporunu iptal etti. ‹ptal ederken ‹hsan'› tekrar muayene etme gere¤i bile duymad›." denildi. ‹mza kampanyas›ndan bas›n aç›klamalar›na, çeflitli eylem ve çal›flmalarla ‹hsan Cibelik'in tahliye olmas›n› sa¤layacaklar›n› belirten Grup Yorum, daha sonra Yorum üzerindeki bask›lara iliflkin sorular› cevaplad›.

Ali Asker Gözalt›na Al›nd› 12 Eylül’den bu yana yurtd›fl›nda yaflayan sanatç› Ali Asker, Türkiye’ye gelerek, çeflitli sanatç›lar›n da yer ald›¤› bir konser verdi. Konser ç›k›fl›nda gözalt›na al›nan Ali Asker’in, daha sonra “Yabanc›lar fiubesi”ne götürüldü¤ü ve s›n›rd›fl› edilece¤i belirtildi.

Grup Yorum Kocaeli Halk›yla Kocaeli Gençlik Derne¤i’nin düzenledi¤i imza günü ve söyleflide Kocaeli halk›yla buluflan Grup Yorum, ‹hsan Cibelik için yürütülen kampanyaya destek ça¤r›s›nda bulundu. Dernek binas›nda yap›lan söylefliye yo¤un ilgi olurken, Yorum üyelerinden Özcan fienver, kampanya hakk›nda bilgi verdi. Bu sorunun hem Yorum üzerindeki bask›larla hem de genel olarak, say›lar› yüzlerce olan Wernicke- Korsakoflularla ilgili oldu¤unu dile getirdi. “Kampanyam›z protesto amaçl› de¤il, ‹hsan Cibelik'in tahliye edilmesi amac›n› tafl›yor.” diyen fianver, kampanya dahilindeki etkinliklerin, imza kampanyas›n›n yurtd›fl›nda da sürdürüldü¤ünü belirtti. Daha sonra Yorumcular, Grup Yorum sevenlerinin sorular›n› cevaplad›.

Yazar Cezmi Ersöz: “Sansür Hayat›m›z›n Her Alan›nda” Yazar Cezmi Ersöz, 21 fiubat günü Literatür Kitabevi'nde düzenledi¤i imza ve söylefli ile okuyucular›yla bulufltu. Son kitab› olan “Suçtur Umutsuzlu¤a Kap›lmak” kitab›na uygulanan sansürü anlayamad›¤›n› dile getiren Cezmi Ersöz: "Sansür hayat›m›z›n her alan›nda uygulan›yor. Mesela benim son yazd›¤›m Suçtur Umutsuzlu¤a Kap›lmak kitab›n›n tan›t›m› Radikal ‹ki ekinde yay›nlanacakt› ancak yay›nlanmas›na izin verilmedi. Bas›n da sansür uyguluyor. Bu kitap toplumsald›r, yaflan›lm›flt›r." dedi. TAYAD'l› Aileler'in de ziyaret etti¤i söyleflide Ersöz, "En ac›mas›z cellat bir zamanlar›n ma¤duru Erdo¤an. S›rf fliir okudu¤u için hapis cezas› alm›flt›. Ama flu an kendisi zalimlik yap›yor." diyerek okuyucular›na 25 TAYAD'l›n›n gözalt›nda oldu¤unu ve iki günden beri TAYAD Baflkan› Tekin Tangün'ün gözalt›na tutuldu¤unu dile getirerek "Demokratiklefliyoruz deniliyor. Bunlar bu sözün gerçek olmad›¤›n› gösteriyor bize" dedi. TAYAD'l› Aileler'in d›fl›nda Grup Yorum da, Cezmi Ersöz'ün söyleflisini ziyaret edenler aras›ndayd›.

TÜRKÜLER KONUfiTU TAYAD'›n "Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü Duydunuz mu?" kampanyas›ndan sonra Ankara’da yaflanan gözalt›, bask›nlar ve tutuklamalara karfl›, 22 fiubat'ta, Ankara Gençlik Derne¤i’nde bir müzik dinletisi yap›ld›. Bask›lara karfl› baflkald›r› türkülerinin söylendi¤i dinletide, gençli¤in TAYAD'l› Aileler’in yan›nda olmaya devam edece¤i belirtildi.

Say› 100 49 29 fiubat 2004


kahramanlar ölmez 28 fiubat - 5 Mart fiehitlerimiz

Kadri GÜLDÜ Mart 1980

Ali TOPALO⁄LU 28 fiubat 1993 ‘92’de Hacettepe T›p Fakültesi Hastahanesi’nde tedavi görürken Karadeniz Devrimci Sol operasyonunda iflkenceciler taraf›ndan “tutsak edilip” hasta yata¤›na zincirlendi. Tedavisi tamamlanmadan tutukland›. Tahliye olduktan sonra ilerleyen hastal›¤› nedeniyle yaflam›n› yitirdi.

Cemal ÖREK 29 fiubat 1980 Liseli DEV-GENÇ örgütlenmes›nde yer ald›. ‹stanbul Etiler’de jandarmalar taraf›ndan vurularak katledildi.

Mazlum Güder 3 Mart 1983 Anadolu’da devrimci mücadeleyi örgütleyen militanlardan biriydi. 12 Eylül’de tutsak düfltü. Üç y›ll›k tutsakl›¤›n›n ard›ndan Elaz›¤ Hapishanesi’nden tahliye edilmesi gerekirken hapishane idaresi taraf›ndan iflkencede katledildi.

Sosyalizme adanm›fl bir yaflam Josef Stalin, Ekim devriminin, Lenin’in ard›ndan sosyalizmin inflas› sürecinin ve Nazi iflgaline karfl› savafl›n önderlerindendir. En zor dönemlerin, zor görevlerin insan› olmufl, bu özellikleriyle öne ç›km›flt›r. Sosyalizme sald›ranlar, ço¤unlukla önce ona sald›r›r. Devrimden sapmalara, sosyalizmin yolundan sapt›r›lmas›na ve s›n›f düflmanlar›na karfl› uzlaflmazl›¤›, ona düflmanl›klar›n›n as›l nedenidir. Tam ad›yla Josef Vissarionoviç Stalin 21 Aral›k 1879'da Tiflis’de do¤du. 1894'te Tiflis Ortodoks ilahiyat okuluna bafllad›. Bu y›llar Rusya’da iflçi s›n›f› hareketinin büyüdü¤ü ve Marksizmin tüm Rusya'ya yay›lmaya bafllad›¤› y›llard›r. Stalin, ilahiyat okulundayken 15 yafl›nda Marksist e¤itim gruplar›nda yerald›. K›sa süre sonra Rus Sosyal Demokrat ‹flçi Partisi Tiflis Örgütü'ne üye

Mevlüt ÇINAR Mart 1980 1979’da mücadeleye kat›lan Ç›nar, mücadelesini sürdürdü¤ü Kars’ta bir evde ölü olarak bulundu.

Mehmet Ali KARASU Mart 1980 Malatya’da anti-faflist mücadelenin ön saflar›ndayd›. Önemli sorumluluklar ald›. Malatya’da polis taraf›ndan gözalt›na al›narak iflkencede katledildi.

oldu. Tiflis'te iflçi gruplar›na dersler vermeye bafllad›. Ama ö¤retirken ö¤reniyordu. Daha sonralar› "‹lk ö¤retmenim Tiflis iflçileriydi" diyecektir. 1900'de Iskra Gazetesi ç›kmaya bafllad›¤›nda Stalin, Lenin'in düflüncelerini benimsedi. Ve bir daha da hiç ayr›mad›lar. 1902'de tutukland›. Bu dönemde Kafkasya Birli¤i Komitesi'ne seçildi. Partide yaflanan Bolflevik-Menflevik ayr›flmas›nda saf›n› Bolflevikler’in içinde belirledi. Defalarca tutukluluklar, sürgünler yaflayan Stalin, 1910'dan itibaren partinin Merkez Komite üyesi olarak sürdürdü faaliyetlerini. Partide pratik eylemlerin örgütleyicisidir. K›z›l Ordu’nun Askeri Komiserli¤i’nde e¤iten ve yönetendir. Ulusal Sorun’un çözümünde bir teorisyen olarak yol göstericidir. ‹ç savaflta gösterdi¤i baflar›lar›ndan dolay› 1919'da Lenin'in önerisiyle bütün Rusya Merkez Yürütme Komitesi taraf›ndan "K›z›l Bayrak Onur Niflan›" ile ödüllendirildi. 1918'de u¤rad›¤› suikast nedeniyle Lenin'in sa¤l›¤›n›n bozulmas› üzerine, 1921'in sonuna do¤ru Merkez Komitesi Lenin'in önerisiyle 3 Nisan 1922'de Stalin'i Merkez Komitesi Genel Sekreterli¤i'ne seçti. Stalin bu görevi ömrünün sonuna kadar lay›k›yla yerine getirdi. Bu görevinde karfl› karfl›ya kald›¤› en önemli sald›r› kuflkusuz Hitler’in ordular›n›n sald›r›s›yd›. Onlarca ülkeyi iflgal ederek Moskova önlerine dayanan Hitler faflizmi, Stalin’in önderli¤indeki Parti ve Sovyet halklar› taraf›ndan yenilgiye u¤rat›ld›. Dünya halklar›na zaferler arma¤an eden Stalin, sosyalizm miras›m›z›n bir parças›d›r ve öyle kalacakt›r.

Dünya halklar›n›n kurtulufl kavgas›nda düflenler... Josef Stalin 6 Mart 1953

Kufltepe’de jandarmalar taraf›ndan katledildi. Liseli DEV-GENÇ’liydi.

AdaletWeb100  

✸ TAYAD Adalet Adalet Din Pezevenklerinin Beyninde Kültür, Tarih Yoktur, Sadece Para ve Emperyalistlere Hizmet Vard›r Ba¤dat’ta Bombalarla Y...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you