TECR‹T Sürdükçe
Ekmek ve
Adalet
her yerde... her koflulda... her biçimde
✔
Haftal›k Dergi / Say›: 74 / Tarih: 24 A¤ustos 2003 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000
www.ekmekveadalet.com Mail:info@ekmekveadalet.com
‹flgal Ortakl›¤›na ve Tecrite Son! bu sesi duymaya devam edeceksiniz!
Irak iflgalcilere ve iflbirlikçilerine mezar olacak!
TECR‹T KAL-KA-CAK! ✔ Ekmek ve
Adalet
www.ekmekveadalet.com
info@ekmekveadalet.com
Ölüm Orucu Direniflin talebi Felsefe Kongresinde NO ‹SOLAT‹ON!
✔
Hac› Bektafl Devletin ve Alevilerin Gündemi
✔ Kürt Milliyetçili¤i Son keflif: “Demokratik sömürgecilik!”
venlik” görevlileri taraf›ndan tartaklanarak d›flar› ç›kart›l›rken, kongrenin düzenleyicilerinden Türk Felsefe Kurumu Baflkanı ‹onna Kuçuradi de göstermek istediklerinin ötesinde bir Türkiye gerçe¤inin dünyan›n her yan›ndan gelen felsefecilere gösterilmesinden rahats›z olmufl olacak ki, “Burada da yaptınız yapaca¤ınızı” dedi. Sorun çözülmedi¤i sürece, tabutlar ç›kmaya de Ne yapm›flt› TAYAD’l›lar; üzeri örtülmeye vam etti¤i sürece, her yerde, çok çeflitli biçim çal›fl›lan, a¤›r bir sansürle, sessizlik duvarlerde bu gerçekle karfl› karfl›ya olacaks›n›z! lar› aras›nda, kuflatma alt›nda yok say›lan bir gerçe¤i hayk›rm›fllard›. AKP iktidar›n›n Kürsüde, gözlerinde sahte bir flaflk›nl›k, suç üstü bakan› rahats›z oldu, “özgür düflünce”yi dilinden düyakalanm›fll›¤›n k›zg›nl›¤› ile bir adam. Demokrasiflürmeyenler, “dünya sorunlar› karfl›s›nda felsefe”nin den, bar›fltan, insanl›ktan sözediyor. ‹çi boflalt›lm›fl yerini tart›fl›p, ama burnunun dibindeki sorundan kabütün kavramlar gibi bu sözler de havada uçufluyor, çanlar rahats›z oldu. kimseyi inand›rm›yor. Ama flaflk›n adam ›srarl›. Soyunda var takiyye. fiimdilerde koltu¤una oturduklar› Evet yine yapt›k yapaca¤›m›z›. Bu zulüm sürdükdevletin yüzlerce y›ll›k gelene¤i yalan ve demagoji. çe, tecrit kald›r›lmad›kça çok çeflitli biçimlerde, iktiBaflka ülkelerden gelmifl konuklar› cahil, aptal yerine dar›n karfl›s›na dikilmeye, maskelerini düflürmeye, koyarak; Türkiye’de faflizm gerçe¤ini bilmediklerini, demokrasicilik oyunlar›n› bozmaya devam edece¤iz. daha bir kaç gün önce yan›bafllar›nda Baflbakan’›n Sorunu çözmekten kaçan, nas›lsa medya ilgileno¤lunun dü¤ününün yap›ld›¤› salonun etraf›ndaki binmiyor, nas›lsa reformistler ilgilenmiyor diye düflünelerce polisin ne anlama geldi¤ini yorumlayamayarek bizi kuflatma alt›nda sessizlikle bo¤aca¤›n› düflücaklar›n›, “bu korku niye, sen bu halka ne yapt›n ki, nen oligarfli yan›l›yor. Gerçe¤in üzeri sansürle örtülebu kadar koruyorsun kendini” diye en basit bilimsel medi¤i gibi, sorunu çözmek yerine sorunu dile getisoruyu dahi sormayacaklar›n› varsayarak, durmadan renlere yönelik polisiye önlemlerle de sonuç alamazyalanlar›n› s›ral›yor. lar. Tabutlar ç›kmaya devam ettikçe kimse o tabutlar›n hayk›r›fl›ndan kaçamaz. Tabutlar›n sesini duymafiaflk›nl›¤› sahte, çünkü gördü¤ü manzaray› yarayanlar, çok daha güçlü hayk›r›fllar›n da zeminini yaratan iktidar›n bir üyesi O. K›zg›n, çünkü medya sansütanlar olacakt›r. rüyle, ölümleri görmezden gelerek gizlemeye çal›flt›klar› tecrit gerçe¤i yine ç›kt› karfl›lar›na. Türkiye’de böyle bir sorun yokmufl gibi davranan, “AB’ye uyum” pakatleriyle halk›n gözüne perde indirMilli E¤itim Bakanı Hüseyin Çelik’in kapan›fl komeye çal›flan AKP iktidar›, bu sesi duymaya devam nuflmas›n› yapt›¤› s›rada Felsefe Kongresi bütün soedecek. yutlu¤undan ç›k›p, günlerce burjuva ideologlar›n›n tart›flmaktan kaçt›¤› hayat›n gerçeklerinin sadece bir Tecriti hayk›rmak için her zemini, her toplant›y›, bölümüyle karfl› karfl›ya kald›. Salonda iki TAYAD’l›, her gösteriyi, üç kiflinin bir araya geldi¤i her mekan› ellerinde ‹ngilizce olarak “‹zolasyonu Durdurun, de¤erlendirmeye devam edece¤iz. Oligarfli direniflin Ölümlere Son” yaz›l› pankart› açm›fl, günlerdir bar›flsesini sansürle bo¤mak istiyor, biz çok daha genifl tan sözedilen bu ülkenin nas›l bir ölüm ülkesi oldu¤ukitlelere çeflitli biçimlerde anlatmakta daha da ›srarc› nu anlat›yorlar. olaca¤›z. Ne iktidar kaçabilir F tiplerindeki tecrit gerçe¤inden, ne de “gündemimiz de¤il” diyenler! TAYAD’l›lar bakan›n korumalar› ve salonun “gü-
“Burada da yapt›n›z yapaca¤›n›z›”
✹
ÇA⁄ DUYU
I U
R
Grup YORUM 13 Eylül’de Harbiye Aç›khava Tiyatrosu’nda
Enel hak deyip de geri dönmeyen Anadoluluyum Aleviyim ben Huri g›lman cennetine kanmayan Anadoluluyum Aleviyim ben Sevgidir dinimiz, kabemiz insan K›rklar›n ceminde eflittir her can Bizim için birdir gavur müslüman Anadoluluyum Aleviyim ben ... Ele bele dile sahip özümüz Can evinden uyanm›fl gözümüz Kanundur senettir bizim sözümüz Anadoluluyum Aleviyim ben
Bizim için yap›lm›flt› zindanlar Yarg›s›z infazlar kay›p insanlar Özgürlük u¤runa çok verdik canlar Anadoluluyum Aleviyim ben
Mum söndü iftira kuyu kazd›¤›n As›p kesip zindanlarda ezdi¤in Kafir diye derisini yüzdü¤ün Anadoluluyum aleviyim ben Kuyucu Muratlar Yavuz Selimler Toplu katliamlar yapt› zalimler Zalimin zulmünden korkmaz alimler Anadoluluyum Aleviyim ben
Panellerin Program› ve ‹çeri¤i:
Celal BEfi‹KTEPE (Harita Kadastro Müh.) Mehmet GÖÇEBE (Orman Yük Müh., Temel Haklar Yön. Kur. Üyesi) Tahir GÜNGÖR (Jeoloji Yüksek Mühendisi) Halil NEB‹LER (Gazeteci/Yazar) 1. PANEL: Türkiye’de Depremin Nedenleri (24 A¤ustos Pazar / Saat: 13.00-15.00 Yer: Bar›fl Manço Kültür Merkezi / Kad›köy 2. PANEL: Depremde ‹nsan Faktörü, Toplumdaki Etkisi 24 A¤ustos Pazar / Saat: 16.00-18.00 Yer: fiiflli Belediyesi Toplant› Sal. 15. Kat 3. PANEL: Korunabilme Yollar› 30 A¤ustos Cumartesi / Saat:16.00-18.00 Yer: Ba¤c›lar Kültür Merkezi
... Yeni bir taktik yeni bir oyun Al›n trilyonlar ayr›ld› pay›n Sat›l›k de¤iliz iyice duyun Anadoluluyum Aleviyim ben Gazi Metin silah›m yok saz›m var Horasan’dan Çamfl›k’›na izim var Boyun e¤mez baflkald›ran özüm var Anadoluluyum Aleviyim ben
Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nden ‘Depremin Sosyal ve Toplumsal Boyutu’ Panelleri 17 A¤ustos Depremi'nin 4. y›l›nda halk›m›z›n ac›lar›n›, depremin yaratt›¤› y›k›mlar› unutmad›k. Unutmad›¤›m›z bir fley daha var ki, bu her taraf› bozuk düzenin insanlar›m›za hiçbir fley vermedi¤i, veremeyece¤idir. Bu ülkenin gerçek sahipleri olan iflçiler, memurlar, gençler, ev kad›nlar›, iflsizler tüm emekçi halk›m›z kendi gelece¤imiz için, deprem gibi tehlikelere karfl›, gerçekleri bilmek, bu gerçeklere göre politikalar oluflturmak hakk›na sahibiz. Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i olarak; "Depremin Sosyal ve Toplumsal Boyutu" bafll›¤›yla yapaca¤›m›z panellere tüm halk›m›z davetlidir:
K›z›lbafll›k flöhretimiz tac›m›z Gelin bir olal›m bitsin ac›m›z Bir ölür bin do¤ar bizim gücümüz Anadoluluyum Aleviyim ben
Ekmek ve
Adalet
INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com
Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST
Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro
Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro
‹ngiltere: £ 2.5
Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro
E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com
Bürolar›m›z Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50735 Köln Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Faks:0049 221 280 90 84 E-mail adresi: ekmekveadalet@post.com Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Tel-faks: 0 312 419 27 38 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No:28 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08
‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 332 41 70 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›meyo¤lu ‹flhan› Kat:1 No:43 Tel: 0422 323 24 77 Mersin- Zeytinlibahçe Caddesi Petek Apartman› No:26 Kat:1/3 Mersin Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 322 20 88 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9
Ekmek ve Adalet Say› 74 ‹çindekiler
3... 5... 7... 9... 11... 12... 14... 16... 18... 19... 20... 22... 24... 26... 28... 30... 31... 32... 33... 35... 36... 38... 39... 41... 42... 43... 45... 47... 49... 50...
Kimse, iflgal ortakl›¤›n› ve tecriti tart›flmaktan kaçamamal›! ‹flbirlikçiler, tarihi gerçeklerle yüzleflemez! fiimdi neyle avunacaks›n›z? “Koflullu” sal›vermeme! Direnen iflçiye “Piflmanl›k Yasas›” Faflizme yak›flt›... “‹nsanca Yaflam ‹çin Demokratik Türkiye” yürüyüflü Direnifl halklar›n direniflidir Katil ABD Ortado¤u’dan Defol Küreselleflme karfl›tlar› nerede? Siz olmasayd›n›z özgür olamazd›k! Demokratik sömürgecilik! 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü... ‹flgal ortakl›¤›na ve tecrite son Piflmanl›k fiyaskosunun demagojileri Polise bu öfke niye “‹flkence devlet politikas›d›r”a bir belge 17 A¤ustos’tan 4 y›l sonra... Uzanlar› yaratan çark dönüyor Haberler Yüzünüzü Marksizme dönmeden çözemezsiniz! Kuçuradi bizi yüre¤iyle de¤il kula¤›yla dinliyordu Hac›bektafl flenlikleri yap›ld› Koordinasyon niye bölündü? Koalisyon niye var? Yurtd›fl›ndan... Emperyalizm direnenleri yokedemiyor “S›hhiye solculu¤u” de¤iflmelidir ‹nti-‹llimani, Grup Yorum, Mo¤ollar konseri Kahramanlar Ölmez Köyün Delisi
Kimse, iflgal ortakl›¤›n› ve tecriti tart›flmaktan kaçamamal›! 19-22 Aral›k katliam›n› ve F tiplerini, kim(ler) hangi amaçla yapt›, biz neye, kime karfl› direniyoruz? Bu anlafl›lmadan ne gündem, ne güncel görev do¤ru de¤erlendirilebilir, ne ülkemizde olup bitenler do¤ru anlafl›labilir. Çok çeflitli vesilelerle, F tipleri IMF’nindir, F tipleri AB’nindir, F tipleri ABD’nindir, F tipleri NATO’nundur diye belirttik. Bunlar›n hepsi do¤rudur ve esas›nda bir bütünün de¤iflik görünümleridir. Türkiye emperyalizmin bir sömürgesidir. Ne sadece Amerika’n›n, ne sadece Avrupa’n›n. Her iki emperyalist aç›s›ndan da Türkiye bir pazar ve kullan›lacak bir taflerondur. Avrupa emperyalizmi, AB arac›l›¤›yla Türkiye’yi kendine daha fazla ba¤lama hesaplar› yaparken, ABD de hem siyasi, askeri tahakkümünü art›rmaya, hem Türkiye’yi AB içindeki bir Amerikanc› olarak kullanmaya çal›fl›yor. Oligarflik iktidar da, Amerikanc› oldu¤u kadar Avrupac›, Avrupac› oldu¤u kadar da Amerikanc›d›r. Irak’a asker göndererek ABD’nin gönlünü, “AB’ye uyum” paketleriyle de AB’nin gönlünü hofl etme siyaseti güdüyor. Türkiye oligarflisi, emperyalistler aras› çeliflkiler zemininde kendi iktidar›n› güçlendirme hesaplar› yap›yor. F tipleri iflte tüm bu hesaplar›n kesiflti¤i politikalardan biridir. Yukar›daki tan›mlar›n hepsi, iflte bu nedenle do¤rudur. Irak’a müdahale konusunda, Kürt sorunu konusunda ABD, AB ve oligarflinin aralar›nda çeflitli çeliflkiler vard›r, ama F tipleri konusunda hiçbir çeliflkileri olmad›. F tipleri, Türkiye’nin ekonomik, askeri ve siyasi anlamda daha derin bir ba¤›ml›l›kla sömürgelefltirilmesi siyasetinin temel gereklerinden biri olarak gündeme getirildi. F tipleri, fiziksel, moral ve siyasal olarak devrimcileri imha ve tasfiyenin, halk›n muhalefetini bast›rman›n arac›yd›. ABD ve AB, Türkiye’yi kendilerine daha fazla muhtaç hale getirmede nas›l ki IMF programlar›n›n uygulat›lmas›nda hemen her zaman ittifak halinde olmufllarsa, F tipleri konusunda da ayn› ittifak içinde oldular. F tipleri, Avrupa emperyalizminin AB arac›l›¤›yla geniflleme ve Amerika’n›n imparatorluk planlar›yla birlikte düflünüldü¤ünde, as›l yerine oturur. F tiplerinin baflar›s›, IMF programlar›n›n baflar›s›d›r; F tiplerinin baflar›s›, Türkiye’yi emperyalizmin askeri yapman›n baflar›lmas›d›r. F tiplerinin baflar›s›, emperyalist tekellerin ülkemizde tam özgürlü¤üdür. F tiplerinin baflar›s›, halk›n muhalefetini sindirmenin de baflar›lmas›d›r. ‹flte bu tablo gözönüne getirildi¤inde aç›kça görülür ki, F tipleri, halk›n açl›¤›d›r, F tipleri, Anadolu’nun emperyalizmin askeri üssü olmas›d›r, F tipleri halk›n çocuklar›n›n “Amerikan askeri” yap›lmas›d›r. F tipleri, emekçilerin hak arama araçlar›n›n tasfiye edilmesidir. F tipi hapishaneler konusunda son olarak flu cümleyi aktarmak istiyoruz: “F tipleri üzerine çok fley söylenip yaz›ld›. Özeti fludur: Anadolu haritas›ndan umudu silmek için yap›ld› F tipleri. ‹flte tam bu noktada da, devrimciler büyük bir kahramanl›k ve feda ruhuyla aya¤a kalkt›lar. Umudu yaflatmak için ölüme yatt›lar.” (Yaflatmak ‹çin Öldüler, Önsöz) F tipi hapishaneler özelinde gündeme gelen çat›flma, iflte bu nedenle büyük bir öneme sahiptir. ‹flte bu nedenle, büyük bedeller ödenmesi gerekmifltir. Devlet, 19-22 Aral›k katliam›n›n ve tecrit zulmünün mimar›,
107 ölümün sorumlusu bir iflkenceci cellat›, Ertosun’u teflhir olmay› da göze alarak, bofluna “üstün hizmet madalyas›”yla ödüllendirmiyor. Bu madalya, devletin katliam› ve sürdürülen zulmü üstlenmesidir. Emperyalizmin ve oligarflinin bu politikada ›srar edeceklerinin de göstergesidir. Bu planda hali haz›rda aksayan tek yan, bir türlü k›r›lamayan, bitirilemeyen direnifltir. Direniflin yok say›lmas›, üzerindeki koyu sansürün sürdürülmesi oligarfli aç›s›ndan savafl›n en önemli boyutlar›ndan biridir. Ayn› flekilde, direniflin kitlelerin gündemine tafl›nmas›, sansürün parçalanmas› da bizim için, en önemli görevlerden biridir. Tutsaklar›m›z›n her türlü bask›ya, zorlu¤a ra¤men eflsiz bir cüret ve fedakarl›kla direnifli sürdürüyor olmas›, sansürün ölümlerle parçalanmas›yla yetinemez kimse. Böyle düflünmek, direnifli, F tiplerini yeterince kavramamakt›r. F tipleri nedir, ne de¤ildir, bu ba¤lant›larla halka gitmek, halkta bir bilinç yaratmak durumunday›z. ‹ktidar›n nas›l ve neden yok sayd›¤›n›, bu ba¤lant›lar› içinde anlatmak durumunday›z. Halk›n açl›¤› sorunuyla hücreler aras›ndaki ba¤› gösteremezsek, kitlelere bu sorunu kavratamay›z. Tam üç y›ld›r F tipleri özelinde sürdürülen bir bask›dan ve Türkiye tarihinde efline az rastlan›r kopkoyu bir sansürden sözetti¤imiz unutulmamal›d›r. ‹flte bunun sonucundad›r ki, kitlelerin önemli bir bölümü, ya sorunun varl›¤›ndan haberdar de¤ildir, ya da genel hatlar›yla böyle bir olay var diye duymuflsa bile, sorunun içeri¤ine vak›f olmaktan uzakt›r. Bask›, sansür, korku, soldan konulan ambargo, bütün bunlar›n sonucunda ortaya ç›km›flt›r bu tablo. Bunu mutlaka aflmal›y›z. Solun çeflitli kesimlerinin bu konuyu gündemine al›p almamas› do¤rudan ve dolayl› çeflitli olumsuzluklara yolaçmaktad›r elbette. Ancak biz solun konu‹flgal ve tecriti bulundu- yu gündeme almas›na ¤umuz her yerde, halk›n yönelik çabam›zdan her kesimine, her türlü daha fazlas›n›, konuyu toplant›ya tafl›mal›y›z. kitlelerin gündemine sokmak için harcama‹ki üç kifli, hatta bir kifli de l›y›z. Solla ideolojik mücadelemiz sürer; olabiliriz; gündeme getir- kat›lmayacak bile olmenin yolunu bulmal›y›z. salar, tarihe not düflmek, onlar› kendi gerKimse iflgal ve tecrit gün- çekleriyle yüzlefltirdeminden kaçamamal›. mek için elbette ça¤r›lar›m›z›, önerilerimizi Bu bizim meflru hakk›m›z onlara iletmeye deve görevimizdir. vam ederiz. Ama te-
mel çabam›z bu olamaz. Yak›n zamandan bir örnek; TAYAD’l›lar›n son Ankara yürüyüflü için abart›s›z her bölgede yüzlerce sendika, dernek, parti dolafl›ld›. Baz›lar›na tekrar tekrar gidildi. Bu çaban›n pratik karfl›l›¤› ise, hemen hemen YOK düzeyindedir. Bu dolaflmalar›n yanl›fl veya gereksiz oldu¤unu söylemiyoruz; ama bir an, ayn› enerjinin, eme¤in flu veya bu gecekondu semtinde, farkl› halk kesimleri içinde harcand›¤›n› düflünelim; kuflkusuz ki, Ankara yollar›nda yüzlerce kifli daha fazla olacakt›. Biz, F tiplerini bu ba¤lant›lar› içinde anlatt›¤›m›zda, bunu kitlelere anlatmakta yo¤unlaflt›¤›m›zda, açl›¤›, bask›y›, çaresizli¤i yaflayan genifl kitlelerin bizi anlayaca¤›ndan emin olabiliriz. Devrimci hareketin evvelki hafta yapt›¤› eylemleri üstlenme aç›klamas›nda söylenen “Milyonlar›n aç ve sefil oldu¤u, hapishanelerinde insanlar›n öldü¤ü bir ülkede, kimseye bu saltanat› sürdürmeyiz” cümlesiyle, geçen hafta Ordu’da yap›lan f›nd›k mitinginde üreticilerin dile getirdi¤i “6 milyon kifli a¤larken 6 kifli gülemez” sözlerinin benzerli¤i, halk›n ruh halinin, devrimcilerin ruh halinden çok da farkl› olmad›¤›n› da gösteriyor. Meselemiz, bu ruh halini bilinçli bir temele oturtmak, ete kemi¤e büründürmek, ve örgütlemektir. Bu konuda iktidardan çok daha büyük bir yo¤unlaflma, çok daha büyük bir ›srar ortaya koymal›y›z. E¤itimin, propagandan›n s›n›r› yoktur. Her türlü gösteriye, toplant›ya, mitinge iflgal ve tecriti tafl›mal›y›z. ‹ktidar›n, muhalefetin topland›¤›, halk› toplad›¤› her zemine biz ülkenin gerçek gündemini koymal›y›z. ‹ki üç kifli, hatta bir kifli de olabiliriz; gündeme getirmenin yolunu bulmal›y›z. Bütün bu zeminleri de¤erlendirmeliyiz. Bu bizim meflru hakk›m›z ve görevimizdir. 107 ölümde, iktidar›n, muhalefetin ve bu durumu yok sayan tüm siyasi çevrelerin sorumlulu¤u vard›r. Y›llard›r “bugün ba¤›ms›zl›k ad›na yabanc› sermayenin gelmesine, yat›r›m yapmas›na, Tahkim’e, küreselleflmeye karfl› ç›kmak ilkelliktir, ça¤d›fl›l›kt›r” diyenleri dinledik. Bugün art›k “ba¤›ms›zl›k ad›na iflgale karfl› ç›kmak ilkelliktir” denilecek noktaday›z. ‹flbirlikçilik de, icazetcilik de daha keskin hatlar kazan›yor. Ayn› keskin hatlar, devrimcilik için de geçerlidir. F tiplerini de, iflgal ortakl›¤›n› da, ayn› bask›, demagoji ve sansür ortam›nda sürdürmeye çal›fl›yorlar. Demagojilerini y›kmak, sansürlerini parçalamak için, ülkemiz gerçe¤ini, direnifl gerçe¤ini yan›m›za al›p kitlelere gitmeliyiz. Baflka yolumuz yoktur.
‹flbirlikçiler, tarihi gerçeklerle yüzleflemez! Galiçya’dan Yemen’den bafllay›p Amerikan iflgali alt›ndaki Irak’a uzanan bir tart›flma sürüyor günlerdir. Tart›flma, emekliye sevkedilen 1. Ordu Komutanı Org. Çetin Do¤an'ın Irak’a asker gönderilmesine “muhalif” bir havada söyledi¤i "Mehmetçik’in kanını Galiçya'da, Yemen'de akıttık. Niçin akıttı¤ımızı hâlâ soruyoruz" sözlerine Ertu¤rul Özkök’ün “hasta yata¤›ndan dayanamay›p” verdi¤i cevapla bafllad›. Ertu¤rul Özkök, Çetin Do¤an’› bilgisizlikle suçlay›p “Galiçya, Yemen o zaman vatand› paflam” diye yazd›. Çeflitli yazarlar, ertesi gün, biraz ironik bir dille, Galiçya’n›n ne zaman “vatan” oldu¤unu sordular Özkök’e. Anlafl›lan oydu ki, general de, Özkök de derslerine iyi çal›flmam›fllard›. Yanl›fllar›n› düzeltip, en az›ndan tarihi gerçekleri yerli yerine koymak yerine tart›flmay›, çarp›tmalar üzerinden sürdürdüler. Baflta Cengiz Çandar olmak üzere Amerikanc›lar Özkök’ün yard›m›na kofltular. ‹flbirlikçi ulusalc›lar da tabii generalden yana saf tuttular. Asl›nda mesele, tarihin tart›fl›lmas›ndan ziyade, bugünün tart›fl›lmas›d›r. Saflaflma da, tarihe göre bir saflaflma olmaktan çok, bugünkü çeliflki ve çat›flmalara göre bir saflaflmad›r. Özkökler, Çandarlar da, generaller de, gerçe¤in bütününü tart›flam›yorlar. Birbirlerinin sorduklar› sorulara cevap veremiyor, çarp›tmalara baflvuruyorlar. Öyle çarp›k bir tart›flma ki, Özkökler, Çandarlar “vatan” savunucusu kesilip Yemen’de, Galiçya’da dökülen kan› “vatan u¤runa” diye savunuyorlar. Öyle çarp›k bir tart›flma ki, Yemen’de, Galiçya’da kan›m›z›n bofluna döküldü¤ünü söyleyen generaller, Kore’de niye kan›m›z›n döküldü¤üGaliçya’da, nü, Somali’ye, Bosna’ya, AfgaYemen’de, nistan’a niye asker gönderdiklerini aç›klayam›yor.
Kore’de Öldürttünüz Irak’da Ölmeyece¤iz!
Çarp›kl›¤a bak›n, Osmanl›c›l›¤› elefltiren Özkök, bir anda Osmanl›c› kesildi. Ordusunun kurulufl y›ldönümünü bile cumhuriyetle de¤il, Osmanl›’daki kurulufl tarihiyle
kutlayan generaller ise, Osmanl›’y› reddi miras yapmaya kalkt›lar. Çarp›kl›¤a bak›n, NATO üyesi general, ötekileri Green Card peflinde olmakla suçluyor. K›sacas› tam bir “tencere dibin kara, seninki benden kara” hikayesi. Çünkü iki taraf da iflbirlikçili¤in bata¤›nda. Çünkü iki taraf da iflbirlikçili¤in suçlar›n› s›rtlar›nda kambur olarak tafl›yorlar.
Galiçya’y› de¤il, ba¤›ml›l›¤› tart›fl›n! Gerçekte, ne Galiçya’n›n, ne Yemen’in durumu ve bunlar›n Irak’a asker göndermekle benzerli¤ibenzemezli¤i, çok yüzeysel bir araflt›rmayla bile ortaya konulabilir. Ama mesele, o tarih tart›flmas›ndan kendilerini hakl› ç›karmak oldu¤u için, bu basit ifli yapmay›p, meseleyi karmakar›fl›k ediyorlar. As›l neyin tart›fl›lmas› gerekti¤ine geçmeden önce, bu nedenle, bir kaç tarihi notu düflmekte yarar vard›r. Yemen’deki savafllar boyunca (1914-18 aras›) Yemen Osmanl› ‹mparatorlu¤u s›n›rlar› içinde bir vilayettir. Ama “vatan” olarak adland›rmak mümkün de¤ildir. Yemen Arap halk›na ait bir yerdir. Yemen Türk ulusuna de¤il, sömürgeci Osmanl› ‹mparatorlu¤u’na aittir. Yemen’de askerin kan›, Osmanl› sömürgecili¤i u¤runa dökülmüfltür. Galiçya’ya gelince; Galiçya imparatorluk s›n›rlar› içinde bile de¤ildir. O dönem Avusturya'nın eyaletiydi. Halkının ço¤unlu¤u Cermen asıllıydı. Ruslar taraf›ndan iflgal edildi. Bunun üzerine Alman-Avusturya ititfak›, iflgali k›rmak için savafla bafllad›lar. Ama savafl Almanya’n›n aleyhine geliflince (ayn› bugün Irak’taki savafl›n Amerika’n›n aleyhine geliflmesine benzer flekilde) Almanya Osmanl› yönetiminden asker istedi. O dönem, ayn› bugün Türkiye’nin Amerika’ya ba¤l› oldu¤u gibi, Osmanl› da art›k Almanya’n›n sömürgesi durumundayd›. Bu koflullar alt›nda Osmanl› Galiçya’ya, Almanya ad›na savaflmak için iki milyona yak›n asker gönderdi. Ve 1914'ten 1918'e kadar süren savaflta Osmanl› askerlerinden 400 bininin kan› orada döküldü. Öyleyse sorulacak soru, Galiçya Osmanl› topra¤› m›yd› de¤il miydi sorusundan çok fludur: Galiçya’da dökülen kan kimin için dökülmüfltü? Yemen için de ayn› flekilde soru fludur: Ye-
Say› 74 5 24 A¤ustos 2003
men’de halk›n ç›karlar› için mi, sömürgeci imparatorlu¤un ç›karlar› için mi halk›n kan› döküldü? Gelelim bugüne; dün Almanya’ya ba¤›ml›l›k, bugün Amerika’ya ba¤›ml›l›k Anadolu’nun gençlerinin kan›n› döküyor... Mesele budur. Irak’a asker göndermekten yana olanlar, Galiçya ve Yemen örnekleriyle, sömürgecili¤i, baflka bir emperyalist ad›na savaflmay› “normal” göstermeye çal›fl›yorlar. Hay›r, ne dün Galiçya’da ve Yemen’de “vatan” için, “halk›n ç›karlar›” için döküldü kan›m›z, ne de bugün Irak’ta dökülecek kan›m›z›n ulusal ç›karlar›m›zla bir ilgisi var!
Amerikanc›lar, ayn› zamanda “Osmanl›c›”d›r; içten içe, sömürgeci olmay› isterler 1945’lerden bu yana, bu ülkenin Genelkurmay’›, düzen partileri, 1920’lerdeki ulusal kurtulufl savafl›n›n tüm kazan›mlar›n› yeniden emperyalistlere teslim eden iflbirlikçilerdir. Bu yüzden ulusal kurtulufl savafl›n› ne hat›rlamak isterler, ne de savunurlar. Say› 74 6 24 A¤ustos 2003
Hat›rlay›n, 1999’da, 700. y›l› kutland› Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun. Cenkler, ota¤›lar, yeniçeriler, saraylar, cariyeler, mehteranlar... Osmanl› iflte bunlarla ve tabii bir de “kaybedilen topraklar”la an›ld›. 1299’da at›lm›flt› Osmanl›’n›n temelleri. Sonra iflgal ve talanla imparatorluk dönemine geçildi. Sö¤üt’te bafllay›p Anadolu’nun tamam›n› katederek Ortado¤u’ya, Balkanlar’a, Avrupa’n›n ortalar›na, Afrika’n›n kuzeyine kadar uzanan bir imparatorluk oldu. O “saltanat” günleriyle övünürler. Ama O saltanat›n her k›tl›k döneminde halk›n› ot kökü yemeye mahkum etti¤ini anlatmazlar. O saltanat›n her bolluk döneminde vergi üstüne vergi sald›¤›n› hat›rlamazlar. Halkla padiflah›n nas›l birbirine yak›n oldu¤una, halk›n nas›l “padiflah›na ba¤l›” oldu¤una dair “menkibeler” anlat›rlar da, halk›n padiflahl›¤a isyanlar›n›, o padiflah›n nas›l her isyanda 40’ar, 50’fler bin kifli-
yi kesti¤ini, kör kuyulara doldurttu¤unu anlatmazlar. Ah, neydi bir zamanlar o genifl topraklar! O topraklar›n zaten baflka uluslara ait oldu¤u tart›fl›lmad›. Oysa tart›fl›lmas› gereken buydu. Bu ülkenin 1920’lerde emperyalist iflgalcilere ve onun iflbirlikçisi ‹stanbul yönetimine karfl› verdi¤i kurtulufl savafl›n› savunan herkesin tart›flmas› gereken buydu. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Kas›m 1922’de verdi¤i bir kararla Osmanl› imparatorlu¤u’nun “sonsuza intikal etti¤ini” not düflmedi mi tarihe? Devrimlerin (yar›m kalm›fl da olsa) anlam› da budur zaten. Sömürgecili¤e ve sömürge olmaya son verifltir ba¤›ms›zl›k savafl›.
Ortada bir Osmanl› miras› var; Özkökler, talanc› saltanat›n, Generaller, Kuyucu Muratlar’›n mirasc›lar›d›r. Biz devrimciler, Bedreddinler’in mirasc›s›y›z. ‹flbirlikçiler, vatan için de¤il, sömürü ve talan için kan dökerler! Döktükleri de kendi kanlar› de¤il, halk›n kan›d›r. Amerikan imparatorlu¤u için halk›n kan›n› döktürmeyece¤iz. Amerikanc› iktidar›n iflgal ortakç›l›¤›na ortak olmayaca¤›z.
Tarihe sahip ç›kmak baflka fleydir, sömürgecili¤e, talanc›l›¤a sahip ç›kmak baflka fley.
Amerikanc›lar’›n yapt›¤› talanc›l›¤a, sömürgecili¤e sahip ç›kmakt›r. Talan ve sömürgecili¤i kendileri yapabilecek güçte olmad›klar› için de Amerika’n›n ufla¤› olarak “imparatorun” saf›nda olmakla yetinmek zorunda kal›yorlar.
Paflalar emekli olunca m› konuflur?
Org. Çetin Do¤an
Org. Çetin Do¤an Irak’a asker gönderilmesine, Amerika ad›na gençlerimizin kan›n›n dökülmesine karfl› m›? Sözlerinden öyle bir anlam ç›ksa da, bunun da bir demagoji oldu¤unu tahmin etmek
zor de¤il. Çünkü o zaman sorarlar adama; niye Kore’ye, Bosna’ya, Somali’ye, Afganistan’a, asker gönderil-
mesine karfl› ç›kmad›n? Niye hiç elefltirmedin? Niye Genelkurmay Baflkan› Amerika’ya asker göndermenin bayraktarl›¤›n› yaparken, sen vatanseverli¤in bayra¤›n› açmad›n? Üniformal›yken o iflbirlikçilik ve ihanet politikalar›n›n sürdürücüsü de¤il misiniz? Amerikan iflbirlikçili¤inin her ad›m›na imza atm›fl olan bir orgeneral bu sorulara cevap veremez elbette.
‹slamc›lar, AKP’liler;
fiimdi Neyle Avunacaks›n›z? 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinde, Meclis Baflkan› Bülent Bülent Ar›nç da Ar›nç’›n karfl› ç›k›fl›n›n da pay› olkatliam ve du¤u bir gerçekti. AKP’nin gerçek yüzünü görenleri istisna tuiflgalcili¤e islamc› kesim uzun süre“evet” dedi tarsak, dir bir çok konuda Ar›nç’a sar›l›yor, onunla avunuyordu. Bu, sadece tezkerede de¤il, türbanda da böyleydi. Tezkerenin bir yol kazas›yla reddedilmesi, AKP’nin parti olarak Amerikan politikalar›na tam uyumunun görülmek istenmemesinin bahanesi haline geldi. Bugünkü tablo bu yan›yla 1 Mart’tan daha nettir. Ayr›nt›lar d›fl›nda pazarl›k büyük oranda bitmifl, karar verilmifltir. Bu kez, islamc› kesimin umut ba¤lad›¤› Ar›nç’›n da “muhalefet” etmeyece¤i, “ikna edildi¤i” anlafl›l›yor. Do¤an Medya’n›n Amerikanc›lar› sevinçle veriyor Ar›nç’›n aç›klamalar›n›: (Murat Yetkin, Radikal, 16 A¤ustos) “1 Mart öncesindeki flartlar Irak açısından da, Türkiye açısından da, bölge açısından da çok farklı... O yüzden daha akılcı de¤erlendirmek, ulusal çıkarları ön planda tutmak gerekir.” Irak konusunda “ulusal ç›karlar” denildi¤inde siz onu flöyle okuyabilirsiniz; Amerikan askeri olmak için Irak’a gidilecek! Ar›nç da biliyor bunu. Genelkurmay ve hükümet ile bu noktada paralellik kuruyor. Nitekim, Irak’a asker gönderme kararl›l›¤› aç›k olan “Hükümetin aya¤ını iyi yere bast›¤›n›” söyleyerek “geliflmelerden memnun oldu¤unu” söylüyor. Nedir Ar›nç’›n memnun oldu¤u geliflmeler, ortadad›r. 1 Mart’tan bugüne de¤iflenin ne oldu¤u, bugünün fark›n›n ne oldu¤u ise ayr› bir aldatma. Dün de katliam ortakl›¤› vard›, bugün de iflgal ve katliam ortakl›¤› var. Üstelik, bugün müslüman, hristiyan, her inançtan ezilen halklar›n umutla bakt›¤› bir direnifl var Irak’ta. Oligarflinin ordusu iflte bu direnifli bast›rmada Amerika’ya yard›m için gidecek. Kimse bu noktada Kürt devleti demagojisi yapmas›n, insani yard›m masallar› anlatmas›n. Hiçbir fley, iflgal ortakl›¤›n› meflrulaflt›ramaz, mazur gösteremez. Ar›nç’›n ikna edilmiflli¤i, Süleymaniye olay›nda da görülüyor. 1 Mart’ta onurdan, Amerika’n›n afla¤›lamala-
r›ndan bahseden Ar›nç’›n bugün çuval geçirme de umurunda de¤ildir. “Süleymaniye olayının oylama üzerinde çok etkisi olmayaca¤›n›n” da, teminat›n› veriyor. Merak etmeyin, bu kez Amerika’n›n tam da istedi¤i gibi bir karar ç›karaca¤›z diyor Ar›nç.
AKP üyeleri, ‹slamc›lar; Bugün Irak’taki iflgale karfl›ysan›z, AKP’yi de karfl›n›za almak zorundas›n›z. Aksi çeliflkidir. Çünkü, iflgal aç›k olarak desteklenmekte, “komfludaki yang›n” diye de meflru gösterilmek istenmektedir. Hat›rlay›n, “Saddam’›n silahlar› bizim için de tehlikeli” diye bu iktidar Amerikan yalanlar›n› anlatt› size. Bugün yalan›n as›l sahipleri dünyaya rezil olmufl durumda. Siz hala AKP’nin yeni yalanlar›n›, demagojilerini dinlemeye devam m› edeceksiniz? Tarikat fleyhlerinin, parti liderlerinin takiyyeleri ile avutuldunuz, aldat›ld›n›z y›llard›r. Amerikanc›l›klar›n›, düzene hizmetlerini “takiyye yap›yoruz” diye anlatt›lar size. Öte yandan tarikat holdinglerinde trilyonlar› kasalar›na indirdiler. fiimdi de, karar AKP’nin de¤il, devlet karar›d›r diye anlatacaklard›r. Genelkurmay’l›, Sezer’li toplant›larla bu masala inanman›z isteniyor. Kardefl bir müslüman halk›n topraklar›ndaki iflgale destek olmay›, katliamc›l›¤a ortak olmay›, gençlerimizin kan›n›n dökülmesini böyle mi görmezden gelecek, kendinizi aldatacaks›n›z? Dünyaya dar ç›karlar›n gözüyle bakan kim olursa olsun, bugünkü dünya tablosunda kafa kar›fl›kl›¤›ndan kurtulamaz. ‹ster islamc›, isterse milliyetçi. Kendisine kemalist, ulusalc› s›fatlar› yak›flt›ranlar, Genelkurmay’›n Amerikanc›l›¤›n› görmezden gelmenin ince hesaplar›ndalar. ‹slamc› diyen de ayn› kafa kar›fl›kl›¤›n› AKP karfl›s›nda yafl›yor. Her iki kesim de, AKP ve Genelkurmay’›n birbiriyle çat›fl›r görünüp Amerikanc›l›k’ta nas›l ortaklaflt›klar›n› görmezden geliyor. ‹slamc› bas›nda AKP’nin nereye gitti¤i, ABD ile iliflkileri üzerine tart›flmalar yap›l›yor. Bir yandan Amerikan iflgalcili¤ine karfl› ç›k›l›rken, öte yandan AKP’nin Irak politikalar›n›n karfl›s›na cepheden ç›k›lm›yor. Reel politika diyerek sineye çekilmeye çal›fl›l›yor. Ki, bu yap›ld›¤› noktada orada inançlar›n›z› bir kenara b›rakmak zo-
Say› 74 7 24 A¤ustos 2003
rundas›n›z. ‹ktidar “at›ndan düflmemenin” yollar›, oligarflinin ve emperyalizmin istedi¤i noktaya gelmek ve bunu gizlemek için de tabana “devlet realiteleri, dünya realiteleri” masallar› anlatmaksa, o zaman AKP “attan düflmemeyi” flu ana kadar iyi beceriyor do¤rusu. Tayyip Erdo¤an 4 fiubat’ta AKP Grubu’nda söylemiflti; “‹dealizmimizi zedelemeyecek bir gerçekçilik, gerçekçili¤imize engel olmayacak bir idealizm... fiiar›m›z budur. Ahlaki önceli¤imiz bar›fl, siyasi önceli¤imiz Türkiye”. Bugün yap›lan da bu; ahlak› reddet, inanc› dolara havale et, “attan düflmemeye” devam et! Bir yazar, AKP’nin, “geçmiflin tüm tecrübelerinden yararlanarak kendisine bir yol haritası, bir iç nizamname, bir siyaset anayasası belirledi¤ini” söylüyor. (Ahmet Taflgetiren, 16 A¤ustos, Yeni fiafak) Peki ne yaz›yor o siyaset anayasas›n›n üzerinde; “AKP'nin siyasi çizgisi, Amerikan de¤erleriyle örtüflüyor” (Abdullah Gül) Baflka yoruma gerek var m›? Say› 74 8
O zaman AKP’nin “muhafazakar demokrat” tan›m›ndaki “mufahazakarlı¤ı hangi de¤erlerin
24 A¤ustos 2003
SP’li Yülek’ten Özelefltiri Ad›m› Yukar›daki “feryat”, SP Genel Baflkan Yard›mc›s› Ertan Yülek’e ait. (17 A¤ustos 2003, Milliyet) SP’li Yülek bir memur sendikas›n›n genel kurulunda konufluyor; “Burada ço¤umuz sa¤c›y›z, ama ben 1960’larda ABD askerlerini denize atan solcu gençleri ar›yorum.” Ne vesileyle söyledi¤i malum; iflbirlikçili¤in meflru görüldü¤ü, zulmün ayyuka ç›kt›¤›, Amerikanc›l›¤›n geçer akçe oldu¤u günler yafl›yoruz. Elbette arars›n›z flimdi solu; solu olmayan bir ülkede ne ba¤›ms›zl›k, ne ulusal onur, ne de adalet mücadelesi vard›r. Nitekim Yülek, ertesi günkü Milliyet’te ne demek istedi¤ini bir ad›m daha ileri götürerek flöyle dedi: “Sa¤c› solcu kavgas› varken, ben komünistlerle
korunmasını öngörmektedir?” sorusunun cevab› da kendili¤inden ortaya ç›k›yor; Amerikan de¤erleri. AKP’yi destekleyen, ona islamc› kimli¤i yak›flt›ran herkes, Ar›nç’›n aç›klamalar›yla birlikte düflünmek zorundad›r; Art›k neye sar›lacak, neye dayanacaks›n›z? Ne bekliyordunuz AKP’den, flimdi ne bekliyorsunuz? Katliamc›l›¤a, zulme destek vermeye devam m› edeceksiniz? Hangi müslümanl›¤a, hangi islama s›¤d›racaks›n›z bunu? Albayraklar, Ülkerler, Y‹MPAfi’lar kâr için her fleyi ama her fleyi s›¤d›r›rlar; siz de küçük ç›karlar›n›z, “türban sorununuzun çözümü” için bu ihanete, iflbirlikçili¤e, gençlerimizin kan›n›n dökülmesine onay m› vereceksiniz? “Benim türban sorunumu çözsün de Amerika’n›n kiral›k katili olmufluz, iflgal orta¤› olmufluz, müslüman Irak halk›na kurflun s›km›fl›z ne önemi var” m› diyeceksiniz? Sorular aç›k oldu¤u kadar, iktidar koltu¤unun rant›n› yemenin k›l›f› olan “devlette duygusallı¤a yer yok” sözleri de o kadar ucuz bir yaland›r. Yalana m› inanacaks›n›z, gerçe¤e mi yüzünüzü döneceksiniz? mücadele ediyordum. fiimdi bak›nca bunlar›n hepsinin oyun oldu¤unu gördüm. Biz oyuna gelmifliz. Bunlar›n hiçbiri olmamal›ym›fl. Irak olaylar› yaflan›rken Türkiye’de hiçbir cami cemaat› ‘ne yap›yorsunuz’ demedi... Hiçbir islamc›n›n sesi ç›km›yor. ‹slami Gençlik de ortada yok. RP’nin eskiden gençleri, MSP’nin Ak›nc›lar› vard›. Bütün kesimler omurgas›zlaflm›fl, hiçbir yi¤itlik kalmam›fl. Teslim olmayacak adamlara ihtiyaç var.” ‹flte tam da tart›flt›¤›m›z bu noktalard›r. Komünistlere karfl› mücadele ederken, kim kullan›yordu sizi, neden alet oldunuz? “Bunlar›n oyun oldu¤unu gördüm” diyerek, “hem biz, hem sol oyuna geldi” at›f› yapmak, yine özelefltiriden kaçmakt›r. Dün, MSP’nin Ak›nc›lar›’na nas›l izin verildi¤i de biliniyor. Komünizme karfl› mücadele ederseniz, düzen Ak›nc›lar’a da, baflkalar›na da izin verir. Y›llarca o “solcu”lar› yoketmek için çal›flt›n›z, Kanl› Pazarlar’dan, Milliyetçi Cepheler’e, Refahyol iktidar›na kadar her dönem politikalar›n›z›n önemli bir yan›n› bu oluflturdu. E¤er gerçekten bir özelefltiri yap›lacaksa bu süreçten bafllanmal› ve neden islamc›lar›n omurgas›zlaflt›¤›n›n, neden tutarl› anti-emperyalist olunamad›¤›n›n ideolojik temellerine inilmelidir. Dile getirilenler olumlu bir ad›m olsa da, gerçe¤in yüzeysel bir ifadesidir. Bugün ne yap›yorsunuz, sola yap›lan zulmün karfl›s›nda nerede duruyorsunuz sorusu ise hala ortadad›r.
i t’te r c e T
‹nfaz›n a¤›rlaflt›r›lmas›, tecriti pekifltirecek ve “daha etkili” hale getirecek, teslim almaya yönelik bir düzenleme olarak gündeme getirilmifltir.
zamana zulme karfl›
direniş 3. y›l... 35. ay 1039. gün
107 fiehit
“Koflullu” Sal›vermeme! Yeni Türk Ceza Kanunu Tasar›s›’nda, ve Yeni Ceza ve Tedbirlerin ‹nfaz› Hakk›nda Kanun Tasar›s›’nda yeni bask›lar, ceza maddelerinde yeni a¤›rlaflt›rmalar, yeni “suç” türleri birbiri peflis›ra diziliyor. Tecrit Bakan› Cemil Çiçek, son günlerde hemen her aç›klamas›nda özellikle “infaz›n a¤›rlaflt›r›lmas›” gere¤inden bahsediyor. “Mevcut sistemle mahkumlar cezalar›n› çekmeden ç›k›yorlar”m›fl Çiçek’e göre; bu nedenle “infaz indirimlerinin” kald›r›lmas› gerekiyormufl. Cemil Çiçek, bu “a¤›rlaflt›rmay›” gerekçelendirirken, sürekli olarak “yolsuzluk” davalar›n› öne ç›karmakta, kapkaçç›lar› veya hortumcular› örnek vermektedir. Tam bir “sa¤›” gösterip “solu” vurma takti¤i. Hat›rlay›n, hapishaneler katliam›ndan önce de, Uflak Hapishanesi’ndeki, Sa¤malc›lar’daki “Mafya çat›flmalar›” örnek veriliyordu; fakat as›l amaç herkesin bildi¤i ve sonras›nda da herkesin gördü¤ü gibi, devrimci tutsaklard›. “‹nfaz›n a¤›rlaflt›r›lmas›”nda da amaç ayn›d›r.
Ceza ve ‹nfaz Sistemi, Amerikanlaflt›r›l›yor Bilindi¤i gibi, ceza ve infazla ilgili bu “yeni” tasar›lar›n alt›nda hep Prof. Sulhi Dönmezer ad› var. Okurlar›m›z bu iflkenceci Prof.’u tan›yorlar. Dönmezer de, bu düzenlemeleri Amerika’dan al›yor. Türk Ceza Yasas›, faflist Mussolini ‹talya’s›ndan aktar›lm›flt›r. Güya de¤ifltiriliyor flimdi. AKP iktidar›n›n bugün yapt›¤› da, özde ondan farkl› de¤ildir; Amerikan ceza ve infaz sistemini Türkiye yasalar›na uyarl›yorlar. Cezalar›n a¤›rlaflt›r›lmas› ve “infaz indirimlerinin asgariye indirilmesi” ABD’nin 90’lar›n bafl›ndan beri uygulad›¤› ve yeni-sömürgelerine yayd›¤› “hapishane reformu”nun en temel özelliklerindendir. ‹ki sene önce, ABD’nin bu politikas›yla ilgili yap›lan bir araflt›rmada flunlar vurgulan›yordu: “... Bu do¤rultuda, ceza infaz hükümleri de¤ifltirilmifl, mahkemelerce verilen hapis cezalar›n›n tamam›n›n çekilmesi ve herhangi bir indirime tabi tutulmamas› yönünde hükümler getirilmifl, asgari zorunlu hapis cezalar› yasalarca belirlenerek yarg›çlar›n takdir yetkileri kald›r›lm›fl, ‘iyi hal’ gibi nedenlerle erken b›rak›lmay› sa¤layan olanaklar ve flartl› tahliye en aza indirilmifl, disiplin suçlar› için ek hapis cezalar› yürürlü¤e konmufltur.” (Doç. Yasemin Özdek, Küreselleflmenin Hapishaneleri bafll›kl› çal›flma) Cemil Çiçek-Sulhi Dönmezer ekibinin elinden ç›kan Ceza Kanunu ve ‹nfaz Kanunu Tasar›s›, kelimesi kelimesini yukar›da belirtilenlere uygundur. Amerika’n›n 90’lar›n bafl›ndan itibaren gelifltirdi¤i hapishaneler politikas›n›n en önemli yanlar›, cezalar›n alabildi¤ine a¤›rlaflt›r›lmas› ve infaz indirimlerinin kald›r›lmas› dolay›s›yla hapishaneleri mümkün oldu¤unca çok insanla doldurmakt›r. Tabii bunlar, “çal›flman›n zorunlu hale getirilmesi”yle ba¤lant›l›d›r. Böylelikle hapishaneler sermaye için yeni bir sömürü alan› haline getirilmifltir.(*) Ülkemizde de bu düzenlemeler, zorla çal›flt›rma yasalar›yla birlikte yap›l›yor.
“Sal›vermemek için” her türlü keyfiyet mübah! Ceza ve Tedbirlerin ‹nfaz› Hakk›nda Kanun Tasar›s›’nda “koflullu sal›verme”yi engellemek için bir çok düzenleme getiriliyor. 42. Madde; “Koflullu sal›verilmenin geri b›ra-
Say› 74 9 24 A¤ustos 2003
k›lmas›n› gerektiren eylemler” bafll›¤› alt›nda, isyandan kuruma a¤›r zarar vermeye, ‘nitelikli etkili eylemde bulunmak’tan, delici, kesici, aleval›c›, alet bulundurmaya, hatta ‘suç örgütlerine ait her türlü yay›n, bez afifl, pankart, resim, sembol, iflaret ve benzeri eflyay› kurumlar›n herhangi bir yerine asmak veya teflhir etme”ye kadar bir dizi neden say›yor. Bunlardan baz›lar› (mesela, kuruma zarar vermek, nitelikli etkili eylemde bulunmak gibi) alabildi¤ine soyut ve yoruma aç›kt›r. Herhangi bir bahaneyle flartl› sal›verme engellenebilir. Tasar›n›n 87. maddesi, bu keyfili¤i ve “yoruma aç›kl›¤›” uç noktaya vard›r›yor. Koflullu sal›verme için flöyle “koflullar” getiriliyor maddede: Say› 74 10 24 A¤ustos 2003
Madde 87: “Hükümlünün koflullu sal›verilmesi, öngörülen süreleri ceza infaz kurumlar›n›n düzen ve güvenli¤i amac›yla konulmufl kurallara içtenlikle uyarak, haklar›n› iyi niyetle kullanarak, yükümlerini eksiksiz yerine getirerek geçirmifl olmalar› ve ceza infaz kurumu yönetimince bu hususlar› da içeren ve iyilefltirme programlar›na göre toplumla bütünleflmeye haz›r oldu¤unu aç›klayan gerekçeli raporunun sunulmas› üzerine, hükmü veren mahkeme taraf›ndan verilecek kararla olanakl›d›r.” Diyelim, hükümlü kurallara uymufl, ama “içtenlikle” uymam›fl; o halde sal›verilemez! Hiç bir hukuki, objektif ölçü yok. “Toplumla bütünleflmeye haz›r olup olmad›¤›”na neye göre karar verilecek acaba? 48. Madde’de ise, flartl› sal›vermeyi engelleyecek bir düzenleme daha yap›l›yor: “Disiplin cezalar›n›n tamam› infaz edilip kald›r›lmad›kça koflullu sal›verilme ifllemi yap›lmaz.” Diyelim, yatman›z gereken ceza süreniz bitti; ama disipllin
cezalar›n›z var; devlet sizi disiplin cezalar›n›z bitinceye kadar hücrelerde yat›rmaya devam edecek.
Yöntemleriniz de¤iflebilir sonuç de¤iflmeyecek! Bütün bu düzenlemeler, elbette sadece devrimci tutsaklar› de¤il, adli hükümlüleri de kapsamakta, onlar› ezmeyi ve patronlar›n hapishanelerdeki köleleri haline dönüfltürmeyi amaçlamaktad›r. Fakat oligarflinin öncelikli hedefi yine devrimci tutsaklard›r. F tiplerine, hücrelere, tecrit politikas›na ba¤lanan umutlar› suya düflmüfltür oligarflinin. Oligarfli, bunlar›n devrimci tutsaklar› teslim almaya yetece¤ini ummufl, ama hiç ummad›¤› bir kararl›l›ktaki direnifl hesaplar›n› bozmufltur. fiimdi üst üste TTE’den infaz yasas›n›n a¤›rlaflt›r›lmas›na kadar, yeni “çare”ler ar›yor. Amerikan hapishaneler reformundan yapt›klar› yeni uyarlamalar da onlara çare olmayacak. Bu topraklar›n Amerika’dan fark›n›, bu topraklar›n devrimcilerinin yenilmez iradesini bir kez daha gösterece¤iz. (*) Bu politikan›n ABD’deki sonuçlar›n› flu rakamlar anlat›yor: 1970’te ABD’de yaklafl›k 200.000 kifli hapiste iken, bugün bu say› 2 milyonu aflm›flt›r. (Ki bu tüm dünyadaki hükümlü say›s› kadard›r.) fiartl› tahliye edilenler ve gözetim alt›ndakiler de dahil edildi¤inde, ABD’de do¤rudan ceza sisteminin nezareti alt›nda tutulanlar›n say›s› 5.5 milyonu bulmaktad›r. Bir baflka veri: Son 20 y›l için ABD’de 1000’den fazla yeni hapishane infla edilmifltir. Yaln›z 1995te 150 yeni hapishane yap›lm›fl, 170 mevcut hapishane geniflletilmifltir. Bu yüzy›l›n ilk üç çeyre¤inde her 100.000 ABD vatandafl›na 110 hapishane düflerken, Haziran 1996’da bu say› 615’e yükselmifltir.
Piflmanl›k Yasas›’na Protesto ÇHD ad›na 15 A¤ustos’ta yap›lan aç›klamayla Piflmanl›k Yasas› protesto edildi. Av. Hakan Karada¤, "Yasa ile muhalif eylem, düflünce ve ifade, piflman olunmas› gereken etkinlikler olarak görülmektedir.” diyerek yasay› elefltirdi.
TAYAD’l› Aileler’e Sald›r› Ege TAYAD'l› Birol Asan, 19 A¤ustos’ta Terörle Mücadele fiubesi’nden iki sivil polisin sözlü ve fiziki sald›r›s›na u¤rad›. "Biri 1.70 boylar›nda, 35 yafllar›nda, siyah gözlüklü, di¤eri 1.55-1.60 boylar›nda 35-40 yafllar›nda, kilolu, esmer” polisler Birol Asan'a "senin aya¤›n› yerden kesece¤iz" diyerek fiziki sald›r›da bulunarak kaçt›lar. Özellikle Afyon sald›r›s› sonras› TAYAD'l› Aileler’e yönelik takip ve tacizlerle sald›r› zemini yarat›lmaya çal›fl›lmaktad›r.
Ege Hapishaneleri Raporu ‹zmir ‹HD 14 A¤ustos’ta yapt›¤› aç›klamayla "Ege bölgesindeki hapishanelerdeki hak gasplar› ve insan haklar› ihlalleri”ni kamuoyuna duyurdu. Aç›klamada özellikle K›r›klar F Tipi Hapishanesi’nde yay›nlar›n verilmedi¤i, mektuplar›n geç verildi¤i, say›mlarda zorla aya¤a kald›rma uygulamas›n›n dayat›ld›¤› ve darp ve dayak gibi uygulamalar›n sürdü¤ü vurguland›.
Temel Haklar: 17 A¤ustos Depremi’nin 4. y›ldönümünde Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i taraf›ndan yap›lan aç›klamada, ölenlerin hep halk olmas›n›n “takdiri ilahi” de¤il, “takdiri siyasi” oldu¤u belirtilerek, toprak ve konut politikalar›n›n de¤iflmesine yönelik talepler s›raland›.
Direnen iflçiye “Piflmanl›k Yasas›” ‹stanbul Esenyurt’ta Colins iflçilerinin düflük ücretlere karflı bafllattı¤ı direnifl sürüyor. Patronun direnifli k›rmak için iflçileri “zorunlu izne” çıkard›¤› Colins’te, flimdi de “piflmanl›k” dayatmas› gündemde. Patron gündemdeki “Piflmanl›k Yasas›”ndan etkilenmifl olacak ki, direniflteki iflçilere “yaptıklarımızdan piflmanız” diye kâ¤ıt imzalatmaya çal›fl›yor. ‹flçiler ise, patrona en do¤al cevab› veriyorlar: “Piflman olacak bir fley yapmadık.”
TAYAD'l›lar Direnen Prelli ‹flçilerinin Yan›nda Kocaeli’de bulunan Prelli Ekolas fabrikas›nda geçici iflçi olarak çal›flan 170 iflçi Nakliyat ‹fl sendikas›na üye olduklar› için 25.07.2003 tarihinde iflten at›ld›lar. ‹flten at›lan Prelli Ekolas iflçileri bir aydan beri ifllerine geri dönmek için fabrika önünde direniyorlar. Ve her gün çeflitli eylem biçimleriyle hakl› taleplerini kamuoyuna duyurarak direnifllerine destek istiyorlar. 18 A¤ustos pazartesi günü Kocaeli’de bulunan TAYAD’l› Aileler direniflteki Prelli Ekolas iflçilerini ziyaret ettiler. ‹flçiler TAYAD’l›lara Prelli Ekolas’ta patronun baflvurdu¤u yöntemleri, bask›lar› ve örgütlülü¤e karfl› düflmanl›¤› anlat›rken TAYAD’l› Aileler de F tiplerindeki tecrit ve ölüm oruçlar›n› anlatarak mücadelenin ortakl›¤›n› ve her cephedeki birlikte olman›n zorunlulu¤unu vurgulad›lar.
A¤art›o¤lu Deri Direnifli ‹zmir Menemen Organize Sanayi Sitesi'nde bulunan A¤art›o¤lu deri iflçileri, sendikalaflma nedeniyle iflten at›lmalar›n› protesto ediyorlar. 26 May›s’tan beri yakafl›k 50 iflçi Organize Sanayi Sitesi önünde bekliyorlar. 2,5 ayd›r sürdürdükleri bekleme s›ras›nda zor günler geçirdiklerini, geçen haftalarda polislerle ç›kan bir tart›flmada polisin havaya atefl açt›¤›n› belirten iflçiler, “demokratik kitle örgütlerinin, sendika ve partilerin daha fazla desteklerini bekliyoruz" diyor. A¤art›o¤lu Deri Fabrikas›'nda iflçiler bölünmüfl durumda. Yaklafl›k 300 iflçinin çal›flt›¤›n› belirten iflçiler "100 iflçi flu an fabrikada sendika çal›flmas› yap›yor, ama 200 iflçi sendikaya yanaflm›yor. Fakat biz bu ifli sonuna kadar götürece¤iz" diyerek kararl›l›klar›n› dile getiriyorlar.
Cemil Çiçek: “Yarg› yolsuzluk pisli¤ini temizlemeli”
KONUfiANA BAK; SUSURLUKÇUNUN P‹SL‹⁄‹ TEM‹ZLED‹⁄‹ NEREDE GÖRÜLMÜfi? Adalet Bakan› Cemil Çiçek, Türkiye’nin büyük bir soygunla karfl› karfl›ya oldu¤unu belirterek, “Türk yarg›s› yolsuzluk pisli¤ini temizlemek mecburiyetindedir. Savc›lar›m›z, hakimlerimiz endifle etmeden kimin üzerine gitmesi gerekiyorsa sonuna kadar gitmeli.” diyor. (Zaman, 21 A¤ustos) Bunu söyleyen kim? Susurlukçu Korkut Eken’e, onun katliamlar›na, infazlar›na, panzerlerle uyuflturucu ticareti yapmas›na yani Susurluk’un bütün pisliklerine aleni olarak sahip ç›kan biri. Bunu söyleyen kim? Nerdeyse tüm bakanlar›, onlarca milletvekili yolsuzluk davas›ndan yarg›lanan bir partinin yöneticisi. Bunu söyleyen kim? Pislikten, katliamdan, iflkenceden, infazdan baflka hiçbir fley üretemeyen, iflbirlikçili¤i “reel politika” diye pazarlayan bir sistemi canh›rafl savunan, bunun için hapishanelerde 107 insan›n katledilmesinden sorumlu bir bakan. Bunu söyleyen kim? Türkiye’de yolsuzlu¤un, kapkaç ekonomisinin, efldost kapitalizminin babas› say›labilecek Özal’›n partisinde y›llarca yöneticilik, bakanl›k yapm›fl biri. Susurluk pisli¤i de mahkeme, yarg› flovlar› ile temizleniyor havas› verilmek istenmiflti. Sonuç malum. Biz o gün, “Pisli¤i Devrim Temizler” demifltik. Çünkü pisli¤i üreten bir sistemin ayn› pisli¤i temizleyebilece¤i ucuz, adi bir demagojiden baflka birfley de¤ildir. Yolsuzlu¤u, soygunu üreten de Çiçek’in düzenidir; kapitalizmdir. Kapitalizm h›rs›zl›kt›r. Katliamdan, zulümden, yolsuzluktan, h›rs›zl›ktan baflka hiçbir fley üretemeyenler, pisli¤i temizleyemezler. Pisli¤i halk›n iktidar› temizler, devrim temizler.
Say› 74 11 24 A¤ustos 2003
Ali Suat Ertosun'a “devlet üstün hizmet madalyas›”
Faflizme yak›flt›; Katliam yap ödül al! “Devlete üstün hizmet”ten sat›r bafllar›: ✔ 19 Aral›k katliam›... Diri diri yak›lan, kurflunlanan insanlar... ✔ 107 ölüm, 500 sakat b›rak›lm›fl insan... ✔ ‹flkenceli ölüm demek olan tecritte ›srar... ✔ O¤lu F tipinde tecritte intihar eden babaya, “evet o¤lunu ben öldürdüm var m› diyece¤in” meydan okumas›... ✔ F tiplerine karfl› ç›kan onlarca DKÖ’ye, sendikaya, ayd›na, yazara, partiye soruflturma... Say› 74 12 24 A¤ustos 2003
Adalet Bakanlı¤ı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun'a, baflta F tipi cezavlerinin açılması olmak üzere, cezaevlerine iliflkin “çalıflmaları” nedeniyle “devlet üstün hizmet madalyası” verilmesi kararlafltırıldı. Teklifi veren; Adalet Bakanı Cemil Çiçek! Teklife destek veren: Tüm bakanlar! Onay: Cumhurbaflkan› Sezer! Bas›n, “'F tipi' madalya” bafll›¤› atarak, “F tipi cezaevlerinin açılması, Hayata Dönüfl Operasyonu ve ölüm orucu eylemleri sürecinde en kritik kararlara imza atan Ertosun...” diye verdi haberi...
Ödüllendirilen katliamc›l›kt›r, madalyan›n üzerinde 107 ölümün resmi vard›r. Faflizme çok yak›flt›. Ony›llard›r devrimcilerin anlatt›¤› faflizm gerçe¤i budur iflte. Katliam›n alt›na imza at, ödülü al, terfi et, hiçbir hükümet de¤iflikli¤i seni etkilemesin, devletin en has bürokrat› ol! Türkiye böyle bir ülkedir. Ertosun istisna de¤ildir. Katliam›n, iflkencenin, infazlar›n devlet politikas› oldu¤unu söylerken, s›rf ajitasyon diye söylemedik ony›llard›r. Binlerce kan›tla, belgeyle anlatt›k. Bu belgelere bir de Ertosun’un madalyas› eklenmifl, çok de¤ildir! Bütün yükselen, terfi alanlar›, makam-koltuk verilenleri araflt›r›n, bütün subay polis fleflerine
bak›n, tümünün sicilinde ya katliam, infaz ya da iflkencecilik vard›r. Ellerindeki devrimci kan› hiç kurumam›flt›r. Bunun karfl›l›¤›nda uyuflturucu kaçakç›l›¤›, kad›n ticareti, fuhufl, rüflvet, yolsuzluk, kalpazanl›k her türlü kirli ifli yapmalar›na izin verilir. Yeter ki, devrimcileri katletsinler, yeter ki, oligarflinin bekaas› için devrimci kan› döksünler...
‹slamc›lar; iflte AKP’niz! Cemil Çiçek “bizden de¤il” mi diyorsunuz; iflte bütün bakanlar›n imzas› var alt›nda. Ne büyük fleref AKP için. Türkiye tarihinin gördü¤ü en büyük k›y›ma, en vahfli zulme madalya takma flerefi AKP’ye ait oldu. Kendini ispat etmede çok önemli bir ad›m att›. Art›k “s›rt› yere gelmez”! Bir de Irak’a asker gönderirse, tamamd›r, gelsin tarikat holdinglerine ihaleler, gitsin dolarlar!
Hukuk mu; faflizmin emrinde! Sezer’in onay›yla verildi “devlet üstün hizmet madalyas›”. Hukukçuydu Sezer. ‹nsan haklar› dilinden düflmez, meflruiyetten, hak ve özgürlüklerden söz ederdi. Kimilerinin inand›¤› da olurdu Sezer’e. Ne hukuku, ne yarg›s›, ne adaleti; her fley faflizmin bekaas›na hizmet eder bu ülkede. Oligarflinin sömürü ve zulüm düzeninin sürmesi için vard›r bunlar. Yeri gelir iflkencecileri aklar, yeri gelir ödüllendirir, yeri gelir vitrini düzeltmek için
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun
“Devlet üstün hizmet madalyas›”n›
HAK ETT‹⁄‹N‹N BELGELER‹D‹R
UNUTMAYIN! cezaland›r›yormufl gibi yapar. Ama her koflulda devrimcilere, halk›n mücadelesine karfl› örgütlenmifllerdir.
AB’ye uyum mu; geçin o masal›! AB’ye uyum yasalar› ç›kar›l›yor birbiri ard›s›ra. “Sessiz-sesli-pat›rt›l› devrim”ler oluyor durmadan. Aya¤› bu ülke topraklar›na basmayan, beynini Avrupa emperyalistlerine satm›fl bir avuç “ayd›n” elleri patlayana kadar alk›fll›yor bu yasalar›. Demokrasi geliyor! Geçin o masallar›! Çocuklara anlat›n, belki inan›rlar. Katliamc›n›n devletin en önemli madalyas›yla ödüllendirilmesinin ne anlama geldi¤inin tarifine gerek var m›? Hala faflizmin demokratikleflebilece¤ini düflünen hayalperest var m›? Ac›r›z onlara! Acaba, AB yasalar›ndan en çok söz eden bakan›n teklif vermesi, en fazla demokratikleflmeden, AB’den “hayranl›k” aç›klamalar› yap›ld›¤› günlerde katliam›n madalyalanmas› size bir fley anlatm›yorsa, hiçbir fley anlatamaz demektir. Madalyan›n alt›ndaki imzalardan biri de AB’ye aittir. Bu madalya; faflizmin tarihinde bile 107 ölüme ve süren zulme tak›lm›fl bir madalya olarak, ars›zl›kta, utanmazl›kta, ahlaks›zl›kta ve devrimci düflmanl›¤›nda AKP’nin öncekilere fark att›¤›n›n da belgesidir ayn› zamanda!...
Emekçiler’den “‹nsanca Yaflam ‹çin Demokratik Türkiye”
Yürüyüflü hammülsüzlü¤üyle, tüm Güvenpark’ı ablukaya alarak halka kapatt›. Parkın tüm girifllerine bariyerler konuldu. Fakat buna ra¤men, çeflitli kitle örgütlerinin ziyaretleriyle direniflin etkisi daha da yay›lmas› üzerine, polis, kah elektirikleri keserek, kah oturma eylemini sürdüren memurlara battaniye götürülmesini engellemeye çal›flarak acizli¤ini sergilemeye devam etti. Güven Park ve çevresinde her gün üç kez, bildiri da¤›t›larak, toplu görüflmeler hakk›nda bilgi verilirken, emekçiler 23 A¤ustos K›z›lay eylemine ça¤r›ld›.
◆ Memurlar›n hakl›, meflru seslerini bo¤mak için Güven Park polis taraf›ndan iflgal edildi. Say› 74 14 24 A¤ustos 2003
◆ 19 A¤ustos’ta Türkiye’nin de¤iflik flehirlerinden Ankara’ya yürüyüfl bafllad›.
◆ 21 A¤ustos’ta hükümetle sürdürülen görüflmeler kesildi!
◆ Memurlar, taleplerini 23 A¤ustos’ta Ankara K›z›lay’da hayk›racak! KESK’liler 15 A¤ustos’tan beri yollarda, meydanlarda. Hükümetle memur konfederasyonlar› aras›ndaki toplu görüflmelerin bafllayaca¤› günlerde, memurlar›n eylemleri de bafllad›. KESK’lilerin toplu görüflme çad›r› kurmalar›, yürüyüflleri, s›k s›k polis engeliyle karfl›laflt›. Devlet Bakan› Mehmet Ali fiahin’in konfederasyon baflkanlar›n›n “elini bile s›kmadan” bafllatt›¤› görüflmeler, beklendi¤i gibi, 21 A¤ustos’ta kesildi. KESK, AKP Hükümeti’nin taleplerine olumsuz cevap vermesi ve yeni bir öneri de getirmemesi nedeniyle görüflmelerden çekildi¤ini aç›klad›.
Güven Park iflgal alt›nda! KESK’in Ankara Güven Park’ta kurmak istedi¤i “toplu görüflme çad›r›” engellenince, KESK’liler Güven Park’ta oturma eylemine bafllad›lar. Çad›r kurulamad› ancak geceli gündüzlü süren oturma eylemiyle birlikte Güven Park yine de memurlar›n direnifl karargah› oldu. Ankara polisi, bunu engelleyememenin ta-
Yürüyüfl bafll›yor; buluflma ve hesaplaflma K›z›lay’da Toplu görüflmeler devam ederken, memurlar, 19 A¤ustos’ta ‹zmir ve Diyarbakır’dan “‹nsanca Yaflam ‹çin Demokratik Türkiye’ yürüyüflünü bafllattı. Yürüyüflçüler, 23 A¤ustos’ta Ankara’da olacak. Ayn› gün Adana, Mersin, Bursa, Antep gibi çeflitli illerde de memurlar eylemler gerçeklefltirdiler. “IMF De¤il, Üretenler Yönetsin”, “Toplu Sözleflme Hakk›m›z, Grev Silah›m›z” sloganlar›n› at›ld›¤› eylemlerde de 23 A¤ustos Ankara eylemine ça¤r›lar yap›ld›. KESK’in yürüyüfl için belirledi¤i slogan do¤ruydu; insanca yaflayabilmeye yetecek ücretmaafl mücadelesi de “demokratik Türkiye” mücadelesinden ba¤›ms›z de¤ildi. KESK’in yürüyüflün ad›n› koyarken eksik b›rakt›¤› yan› da memurlar, yollardaki, meydanlardaki sloganlar›yla tamamlad›lar: “Kahrolsun IMF Ba¤ımsız Türkiye!”
Kamu-Sen, kendine yak›flan› yapt›; memurlar› satt›! AKP Hükümeti’nin memurlar›n taleplerine kulak vermeyece¤inin belli oldu¤u noktada, Kamu-Sen bir manevra yaparak KESK’le birlikte davranaca¤› mesaj›n› verdi. ‹lk toplu görüflmelerin ard›ndan Kamu-Sen Baflkan› Bircan Aky›ld›z, Sami Evren’le birlikte aç›klamalar yapt›. Onlarca ilde, toplu görüflme çad›rlar› kurarak, 5 bin iflyeri temsilcisinin açl›k grevine bafllayaca¤›n› aç›klad›. Ama gerçek yüzü, 21 A¤ustos’ta ortaya ç›kt›. KESK’in çekildi¤i görüflmeleri o tek bafl›na sürdürdü ve Devlet Bakan›’yla birlikte kameralar karfl›s›na geçerek, kamu emekçileri-
nin taleplerini çarp›tan, emekçi düflman› bakan› onaylayarak “Bakan›m›za kat›l›yorum” aç›klamas›n› yapt›.
“Zafer sokakta kazanılır. Gerçek toplu görüflme masası burasıdır” Bu sözleri KESK Ankara fiubeler Platformu’nun ça¤rısıyla K›z›lay’da YKM önünde yap›lan eylemde KESK Genel Baflkanı Sami Evren söyledi. 23 A¤ustos, memurlar›n mücadelesi aç›s›ndan belirleyici bir gün olacak. Sadece flu an toplu görüflme masas›ndaki talepler aç›s›ndan de¤il, bütün olarak memur hareketinin gelece¤i aç›s›ndan da önemli olacak. Yine Sami Evren’in yürüyüflün ‹zmir kolu harekete geçerken söyledi¤i flu sözler dikkate de¤erdir: ‘Bu yürüyüfl; haklarına, gelece¤ine, ülkesine sahip çıkanların yürüyüflüdür. Hükümet taleplerimiz karflısında susuyor. E¤er bu suskunlu¤unu bozmazsa 23 A¤ustos’ta on binlerce kamu emekçisi toplugörüflmeye dahil olacaktır!” fiimdi KESK yönetimine ve tüm memurlara düflen, bu sözleri gerçeklefltirmektir.
◆◆◆
Temel Haklar: 23 A¤ustos’ta K›z›lay’day›z! Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, 18 A¤ustos’ta Yüksel Caddesi’nde yapt›klar› eylemle Kölelik Yasas›’n› protesto etti. “Amerika ve ‹flbirlikçilerine Karflı Birleflelim” yaz›l› pankart›n aç›ld›¤› eylemde Temel Haklar üyeleri 23 A¤ustos’ta K›z›lay’da olacaklar›n› belirttiler. Temel Haklar üyeleri, eylemin ard›ndan Güven Park’a giderek, oturma eylemini sürdüren KESK’lilere desteklerini ifade ettiler.
9 Eylül Araflt›rma Hastanesi ‹flçileriyle Röportaj:
“Örgütlenmeyin, yoksa...” 9 Eylül Üniversitesi Araflt›rma Hastanesi'nde çal›flan iflçiler bir süredir haklar›na sahip ç›kabilmek için sendikal faaliyet içindeydiler. Sendikalaflmaya çal›flan birçok iflçinin bafl›na gelen onlar›n da bafl›na geldi. Rektörlük, iflyerinde sendikal faaliyetin önüne geçmek için onlar› iflten att›. Çeflitli biçimlerde direnifllerini sürdüren iflçilerden Ümit Buran ve Özgür Kurt’la görüfltük: - ‹flyerinizde sendikal faaliyet çal›flmalar› nas›l bafllad›? ‹flçiler: ‹lk bafllad›¤›m›zda kimsede sendikalaflmak ve örgütlenme düflüncesi yoktu. Birkaç kiflinin sa¤l›k problemi oldu. Tedavi için kendi çal›flt›¤›m›z 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi'ne baflvurduk. Hastane yönetimi bizim sigortal› oldu¤umuz, SSK'ya gitmemiz gerekti¤i gerekçesiyle bunu kabul etmedi. Bunun üzerine böylesi bir uygulamay› yanl›fl bulup 3-4 arkadafl bunun çözümünü aramaya bafllad›k. Sadece bunun da de¤il tüm sorunlar›m›za ve yanl›fl uygulamalara karfl› çözüm olarak ortak mücadele etmek gerekti¤ini düflündük ve sendikalaflma giriflimlerinde bulunmaya bafllad›k. - ‹fl yerinizde ne tür uygulamalarla karfl›laflt›n›z? ‹flçiler: En temel problemimiz (sadece bizim de¤il tüm iflçilerin) asgari ücretin çok düflük olmas›. Bunun yan›nda iflyeri hizmetlerinden yararlanamamam›z, iflyerindeki malzeme eksiklerinden iflçiye ceza nöbetleri verilmesi, her gün iflten at›lma korkusu yaflamam›z, iflyerine girifl kay›tlar› yap›lmadan iflçi çal›flt›r›lmas› vb. gibi köle muamelesi görmek.
- Örgütlenme faaliyetini nas›l bir çal›flmayla bafllatt›n›z? ‹flçiler: ‹lk baflta çok az kifliydik. Ama bu sorunlar› yaflayanlar bütün iflçilerdi. Di¤er iflçi arkadafllar›m›zla gidip tek tek görüfltük. Bu sorunlar›n çözümü için hep birlikte hareket etmek gerekti¤ini, örgütlenmek, sendikalaflmak gerekti¤ini söyledik. 3 kifliyle yola ç›kt›k. fiimdi ise 400 kifli civar›nday›z. Say›m›z›n gün geçtikçe artaca¤›na ve sonunda da haklar›m›z› kazanaca¤›m›za inan›yoruz.
‘Örgütlenmek zorunday›z.’ - Bu girifliminiz karfl›s›nda iflyerinizin tutumu ne oldu? ‹flçiler: Giriflimimiz yaklafl›k 2 ayd›r sürüyor. Say›m›z artt›kça iflyerinin korkular› da artt› ve iflten atmalar bafllad›. fiu ana kadar 45 kifli iflten at›ld›. Personelinden temizlik flefine, hemfliresine kadar. As›l amaç burada çok aç›k olarak görülmekte; örgütlenmenin önüne geçmek. ‹flçiler örgütleniyor diye iflten ç›karma yasal olmad›¤›ndan, iflten atmalar›n gerekçesi olarak “ekonomik kriz“ denilerek yap›lan›n üstünü örtmeye çal›fl›yorlar. Daha önce de sendikalaflma yönünde bir giriflim olmufl. ‹flyeri yine ayn› tavr› göstermifl. ‹flten atmalar bafllay›nca sendikalaflma giriflimleri de durmufl. fiimdi yine ayn› tav›r sergileniyor. Örgütlenmeyin, örgütlenirseniz iflten atar›m diyorlar ama karar›m›zda netiz. Sorunlar›m›z›n çözümü için örgütlenmek zorunday›z. Haklar›m›z› kazan›ncaya kadar direnece¤iz. Ekmek ve Adalet ‹zmir Temsilcili¤i
Say› 74 15 24 A¤ustos 2003
Irak halk›n›n direnifli iflgalciye darbeler vurmaya devam ediyor
D‹REN‹fi, HALKLARIN D‹REN‹fi‹D‹R Irak halk›, iflgale karfl› direniflini tüm dünyan›n gündemine sokmufltur. Art›k kimse, ucuz terör demagojileri, Saddam’›n art›klar› demagojileri yapam›yor, Saddam yakalan›rsa direniflin bitece¤inden sözedemiyor. Direnifl her gün iflgalcilere yönelik sald›r›larla sürerken, iflgalcilere destek için gidenlere ve gitmeye haz›rlananlara yönelik uyar› eylemleri ile iflbirlikçi Irakl›lar’a karfl› cezaland›rmalar da gündemdeydi.
Say› 74 16 24 A¤ustos 2003
Son bir hafta içinde Ba¤dat, Felluce, T›krit, Basra, Musul ve Baakuba’da düzenlenen sald›r›larda 10’a yak›n ABD askeri, iki ‹ngiliz, bir Danimarkal› asker, bir ABD tekellerine çal›flan mühendis ve bir iflbirlikçi öldürüldü. Esirlerin tutuldu¤u Ebu Gureyb Hapishanesi’ne düzenlenen sald›r›da 6 kifli öldü. Ba¤dat su tesisleri bombaland›. Ba¤dat’ta, fiiiler’in yo¤un oldu¤u Es Sadr semtinde on bin fiii ABD’yi protesto etti. Daha önce kukla hükümeti tan›mad›klar›n› aç›klayan ve dini içerikli pankartlar›na ABD helikopterinin müdahalesi ile soka¤a dökülen fiiiler’in lideri Sayyid Muktada El Sadr, Amerika’ya karfl› direnifl ça¤r›s› yaparak, Es Sadr semtine Amerikan askerlerinin giriflini yasaklad›klar›n› duyurdu.... Kerkük-Yumurtal›k boru hatt›na sabotaj, Türkiye Ba¤dat Büyükelçili¤i’nin kurflunlanmas›, oligarflinin, direniflçi av›na ç›kan Amerika’ya av köpe¤i olma hevesini henüz k›rm›fl de¤il. Ancak, istedikleri afliret lideri ile görüflmeler yap›p, “gelirsek nas›l karfl›lars›n›z” diye sorsun, iflgalciler nas›l karfl›lan›yorsa öyle karfl›lanacaklar› kesin.
Filistinli Gazeteci Katledildi Direnifl gelifltikçe iflgalci de tek çareyi daha fazla zora, fliddete baflvurmakta buluyor. Bu da tarih boyunca bütün direnifllerin ortaya ç›kard›¤› iflgalcilerin gerçek yüzünün teflhir olmas›na, halk›n tepkisinin büyümesine neden oluyor. Ev bask›nlar›, arkas› kesilmeyen operasyonlar›n yan›s›ra, infazlar›n hedefi aras›nda bu kez bir de haberci vard›. Filistin as›ll› Reuters kameraman› Mazen Dana, Amerikan kurflunlar›yla katledildi. ABD, “kameray› roket zannettik” derken, yan›ndaki gazeteciler, Amerikan askerlerinin bile bile atefl etti¤ini, gazeteci olduklar›n›n çok aç›k oldu¤unu, kameran›n roketatar zannedilmesinin mümkün olmad›¤›n› belirttiler. Filistin as›ll› gazeteci Dana için Beytullahim ve Bat› fieria’da yap›-
lan gösterilerde gazeteciler siyah bayraklar tafl›yarak ABD’yi protesto ettiler ve “Mazen’i öldürmek gerçe¤in öldürülebilece¤i anlam›na gelmez” dövizleri tafl›d›lar.
Direnifl Büyüdükçe Ezilen Halklar›n Cephesi Güçleniyor Irak halk›n›n direniflinin ulusal ve uluslararas› anlam›, önemi, etkileri, ortaya ç›kard›¤› çeliflkiler, çat›flmalar, dengeler üzerine çok fley söylenebilir, söylenecektir de. Irak halk›n›n direnifli elbette öncelikli olarak Irak’›n ba¤›ms›zl›¤›, Ortado¤u halklar›n›n gelece¤i aç›s›ndan önemlidir. Ancak direniflin önemi sadece bununla da s›n›rl› de¤ildir. Kapsaml› bir de¤erlendirmeyi sonraya b›rakarak, duraksamadan söyleyebiliriz ki, Amerika’n›n imparatorluk planlar›n› bozacak, durduracak tek güç halklar›n direniflidir. Bu gerçek bugün Irak’ta bir kez daha tescilleniyor. Elbette imparatorluk plan› henüz bozulmufl de¤ildir, ancak ciddi bir engelle karfl›laflt›¤› kesindir. Sa¤› solu tehdit eden, öteki emperyalistleri dahi kaale almayan Amerika bundan bir ay önceki moralini yitirmifltir. Moral güç flimdi halklar›n lehine dönmüfltür. Irak halk›n›n direnifli önemlidir. Bu nedenle Irak’taki direniflçilerin islami, ulusal hangi kimlikte olduklar›, ikincil bir konudur. Direniflin iflgalciye vurufllar›, ve en nihayet zaferi emperyalizme vurulacak darbe olacakt›r. Yani direnifl sadece Amerika’y› de¤il, Avrupa emperyalistlerini de etkilemektedir. Her darbe halklara moral olacak ve genel olarak emperyalist politikalara karfl› direnifllerin yükselmesinde katalizörlerden biri olacakt›r. Avrupa bu nedenle bir yandan pastadan pay kapma savafl›nda Amerika ile çat›fl›rken, öte yandan direniflin güçlenmesini de istemiyor. Bu nedenle Avrupa da icazetindeki kitle hareketine set çekmifl durumda. Sald›r› öncesi Avrupa sokaklar› hat›rlan›rsa anlafl›lacakt›r. (Elbette burada milyonlarca kitleyi de¤il, “öncülük eden” düzeniçi, reformist, Troçkist vb. örgütlenmeleri kastediyoruz.) Emperyalist cephe bütün çat›flmalar›na ra¤men, direnifl karfl›s›nda birlik içindedirler. Direniflin bugünkü dünya konjonktüründe destek bulabilece¤i ülkelerden bahsetmek de zordur. Bu nedenle direniflin tek destek gücü dünya halklar›d›r. Bu deste¤in biçimleri de¤iflebilir, ancak dire-
nifli güçlendirece¤i kesindir. Tersinden Amerika’ya vurulan her darbenin en az›ndan halklara, emperyalizme karfl› direnilebilece¤i inanc›, morali verdi¤i de kesindir.
lizme karfl› direnilemez” düflüncelerinin ideolojik planda zay›flamas› emperyalizmin gizli-aç›k iflgali alt›ndaki bütün ülkelerin ilericileri, devrimcileri için bir güçtür.
1990’lardan bu yana yarat›lmaya çal›fl›lan ve Afganistan’dan beri doru¤una ç›kan, “emperya-
Dünyan›n bütün ilerici güçlerinin yüre¤i, deste¤i Irak halk›n›n direnifliyle birlikte olmal›d›r.
BM’ye Sald›r›
Katilleri Amerika’d›r Irak’taki BM binas›na (Camal Hotel) 19 A¤ustos günü düzenlenen sald›r›da, aralar›nda BM temsilcisi Sergio Viera De Mello’nun ve bir ‹spanyol albay›n da bulundu¤u 25’den fazla kifli öldü. IMF, Dünya Bankas› gibi emperyalist kurulufllar›n da bulundu¤u bina yerle bir oldu. Sald›r›n›n ard›ndan, bir süre önce bir askeri ölen Polonya, “riskli” yerlerden askerlerini çekme karar› al›rken, Japonya, Irak’a asker gönderme karar›n› incelemeye alarak, bir y›l ertelemeyi düflünmeye bafllad›klar›n› aç›klad›. IMF ve Dünya Bankas› ise görevlilerini “güvenlik sa¤lanana kadar” Ürdün’e tafl›rken, AB Komisyonu, 6 görevliden 3'ünün geri çekilece¤ini bildirdi.
BM, Hesab›n› Amerika’ya Sormal›d›r Sald›r› bir çok yönüyle tart›fl›l›rken, ortal›¤›n “terör, fliddet, siviller öldü” propagandalar› ile doldurulup, gerçeklerin tart›flt›r›lmamaya çal›fl›laca¤› bugünden belli. Tamam sald›r›y› k›nay›n, siviller öldü deyin, peki sonra? Sonra, Amerika bu tart›flman›n üzerinden iflgali daha da meflrulaflt›rman›n ad›mlar›n› atacak, iflgale BM flemsiyesi geçirmeye çal›flacakt›r. Nitekim, bugünlerde BM’ye yeni bir karar tasar›s› sunmaya haz›rlan›yor. Bu tart›flma gerçekten uzakt›r, gerçek tart›fl›lmal›, “neden” sorusunun cevaplar› verilmelidir. Öncelikli olarak Irak’taki her türlü sald›r›dan, ölümlerden, olumsuzluklardan Amerika’n›n sorumlu oldu¤unun üzerinden kimse atlayamaz. BM binas›nda ölenlerin katili de Amerika’d›r. Eylemi kimin yapt›¤› ayr› bir tart›flmad›r, tart›fl›lmas› gereken Amerika’n›n Irak’taki varl›¤›d›r, iflgaldir. Bu atlanarak BM sald›r›s›n› tart›flanlar Amerikan propagandas›na hizmet ederler. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, “güvenli¤in sa¤land›¤›n› san›yorduk, böyle olmad›¤›n› ac› bir flekilde gördük” diye Amerika’y› elefltiriyor. Bu bask› alt›nda yap›lan bir aç›klamad›r ve gerçe¤i, daha do¤rusu sorunun özünü yans›tmamaktad›r. BM Amerika’ya sorabilecek mi;
Senin Irak’ta ne iflin var, derhal iflgale son ver, askerlerini Irak’tan çek, Irak halk› kendini yönetmesini bilir, diyebilecek mi? Bütün bunlar sizin yüzünüzden diye ilan edebilecek mi? BM, bilindi¤i gibi iki ayr› kararla, iflgali ve iflgalcilerin oluflturdu¤u kukla geçici hükümet konseyini tan›yarak iflgali onaylam›flt›. 1500 say›l› son karar, Irak halk›n›n ezici ço¤unlu¤unun geçici hükümeti meflru görmedi¤i, Arap Birli¤i’nin tan›mama karar› ald›¤› günlerde al›nd›. Amerika’n›n fiili olarak yaratt›¤› duruma (iflgale) bu kararla hukuki çerçeve oluflturulmufltu. BM, bu karar›n›n Irak halklar›n›n iradesini kaale almama, iflgali onaylama oldu¤unu tart›flmayacak m›? Benim görevim, Amerika’n›n iflgallerini, sald›r›lar›n› izlemek, sonra “insani yard›m” yapmak m›, diye sormayacak m›? Peki BM, tam da flimdi dönüp kendine sormayacak m›; ben “Birleflmifl Milletler” miyim, yoksa Amerikan ç›karlar›n› destekleme, onaylama gücümüyüm? Özellikle 1990’lardan bu yana ABD lehine al›nan kararlar› ve aleyhine al›nmayan kararlar› sorgulayabilecek mi? “BM tarihindeki en büyük sald›r›lardan birine u¤rad›” deniliyor. Peki neden? Mesele sald›ranlar›n “gözü dönmüfllü¤ü, teröristli¤i” ile aç›klan›p geçifltirilecek mi? Yoksa, o tarih içinde bu son 10-15 y›ldaki politikalar m› sorgulanacak? “Olan oldu, iflgal gerçekleflti, flimdi iflimize bakal›m” politikas›, Irak’ta huzurun, güvenli¤in politikas› de¤ildir. Adaletsizli¤in, hukuksuzlu¤un, emperyalist sald›rganl›¤›n, ülkelerin iflgallerinin meflrulaflt›r›lmas› politikas›d›r. Bunun içine “insani yard›mlar”› da ekleyebilirsiniz. Ama iflgali sorgulamadan, halklar›n gözünde meflru bir yere oturamazs›n›z.
Say› 74 17 24 A¤ustos 2003
Koordinasyon eylemi
KAT‹L ABD ORTADO⁄U’DAN DEFOL
Say› 74 18 24 A¤ustos 2003
‹flgale ve iflgal ortakl›¤›na karfl› ç›kan Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu 17 A¤ustos günü Tepebafl› TÜYAP önünde yapt›¤› eylemle, "Katil ABD Ortado¤u’dan Defol" dedi. 600 kiflinin kat›ld›¤› ey-
lemde "Katil ABD ‹flbirlikçi AKP", "Irak Halk› Yanl›z De¤ildir", " Ya fl a s › n Halklar›n Kardeflli¤i" sloganlar› at›l›rken Grup Yorum 'Biz Var›z' marfl›n› söyledi, EKB tiyatro gösterisi sundu. Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin "‹flgale Ortak Olmak Vatana ‹hanettir" yaz›l› pankart ve k›z›l flamalar›yla kat›ld›¤› eylemde, Koordinasyon’da yer alan parti ve kurumlar yer ald›.
“Kahrolsun ABD Emperyalizmi” 15 A¤ustos günü ‹HD ‹zmir fiubesi önünden Konak Meydanı’na kadar “Savafla Hayır” pankartı ile yürüyen 100 kifli, iflgali ve iktidar›n iflbirlikçili¤ini protesto etti. ‹zmir Temel Haklar’›n yan›s›ra, EMEP, DEHAP, SDP, ÖDP, ESP, ‹HD ve E¤itim-Sen’lilerin kat›ld›¤› eylemde “Kahrolsun ABD Emperyalizmi” sloganlar› at›ld›.
“Zafer direnen halklar›n olacak”
31 A¤ustos’ta Ça¤layan’da ❖
Koordinasyon 20 A¤ustos günü yapt›¤› aç›klama ile, iflgale, tecrite karfl› ç›kan tüm halk› 31 A¤ustos’ta Ça¤layan Meydan›’na ça¤›rd›. Benzeri bir ça¤r› da ‹zmir’de 1 Eylül’de Gündo¤du Meydan› için yap›ld›.
❖
Emek Gençli¤i üyesi bir grup, 17 A¤ustos günü ‹stiklal Caddesi’nde yapt›¤› yürüyüflle “ABD askeri olmayaca¤ız” dedi.
❖
Irakta Savafla Hayır Koordinasyonu taraf›ndan ‹stanbul’un merkezi yerlerinde aç›lan imza standlar› halk›n yo¤un ilgisi ile karfl›lafl›yor. Halk›m›z, Irak’a asker gönderilmesin derken iktidara öfkesini dile getiriyor.
❖
‹zmir ‹HD, ESP, DEHAP, SDP, EMEP, GÖÇ-DER ve Halkevleri taraf›ndan 16 A¤ustos günü yap›lan eylemde "‹flgal Son Bulsun ABD Defolsun” sloganlar› at›ld›.
TAYAD’›n da aralar›nda bulundu¤u Ankara Savafl Karfl›t› Platform 16 A¤ustos günü Yüksel Caddesi’nden Sakarya Caddesi’ne kadar yürüyerek, iflgale ve iflgal ortakl›¤›na karfl› sloganAnkara Temel Haklar 20 lar hayk›rd›. “ABD AskeA¤ustos günü Yüksel ri Olmayaca¤›z” yaz›l› Caddesi’nde düzenledi¤i pankart›n aç›ld›¤› ve eylemle, “‹flgal Ortakl›¤›200 kiflinin kat›ld›¤› eyna ve Tecrite Son” dedilemde konuflan ‹HD Anler. “Zafer Direnen Halkkara fiube Baflkan› Enlar›n Olacak”, “Katil der Büyükçulha, “EmAmerika Katil Oligarfli” peryalistler her geçen dövizleri aç›lan eylemde gün biraz daha fazla bayap›lan aç›klamada da, ta¤a saplan›yor ve ken“emperyalist ç›karlar, iflbirlikçiler için dökecek dileri için yeni kurflun kan›m›z yok” denildi. asker istiyor” dedi.
“Katil Amerika Katil Oligarfli”
“Küreselleşme Karşıtları” Nerede? Irak iflgal edileli, 9 Nisan’dan bu yana, dört ay› geçti. Fakat Irak’›n iflgal edilmesini engellemek için meydanlar› dolduranlar, bugün yok meydanlarda. Neden, neredeler? Elbette ki, fiubat, Mart aylar› boyunca dünyan›n dört bir yan›nda “Irak’a Sald›r›ya Hay›r” diye meydanlar› dolduran onmilyonlar, görüfllerini de¤ifltirmediler; Irak’taki iflgali onaylamaya bafllamad›lar. Öyleyse, neden? Kitle hareketinin iflgale kadar geçen süre boyunca, çok yo¤un bir dönem geçirdi¤i ve baflka deyiflle “yoruldu¤u”ndan, o büyük kitlesel muhalefete ra¤men “sald›r›y› engelleyememifl” olman›n yaratt›¤› moral bozuklu¤undan, Ba¤dat’›n düflmesinden sonraki aylar›n “tatil” aylar›na denk gelmesine (*) kadar bir çok neden sayabilirsiniz. Bunlar›n hepsi flu veya bu ölçüde etken olmufl olabilir, ama yine de mevcut durumu, iflgal karfl›s›ndaki bu sessizli¤i aç›klayamazlar. Aç›klama, hareketin niteli¤indedir. Özellikle kendini “küreselleflme karfl›t›” olarak tan›mlayan, “sivil toplum kuruluflu” olarak adland›ran hareketler, büyük ölçüde Avrupa emperyalizminin icazeti içinde hareket etmektedirler. Kitleselli¤in geliflimi de, bu icazete ba¤l› olmaktad›r. Avrupa emperyalistlerinin Irak konusunda ABD’yle çeliflkilerinin en yo¤unlaflt›¤› dönem, “savafl karfl›t›” hareketin de en kitleselleflti¤i dönemdir. Hemen baflta belirtelim ki Irak’a sald›r› süreci boyunca yap›lan eylemlere kat›lan milyonlarca kifli, binlerce örgüt, homojen bir özellik göstermiyordu. Keza, ço¤u kez kitle hareketi, talepleri itibar›yla, bu hareketi örgütleyenleri de aflm›flt›r. Hareket soyut “savafl karfl›tl›¤›”ndan ç›k›p anti-Amerikan, anti-emperyalist bir muhteva da kazanm›flt›r.
biçimde göstermifltir. Fakat, bu hareketin bir yan›d›r. Bugünkü durum ise, hareketin içinde bar›nd›rd›¤› zay›fl›klar› görmezden gelerek yap›lan tespitlerin ayaklar›n›n havada oldu¤unu herkese gösteriyor. Bu kitlesel eylemlerin örgütlenmesinde öne ç›kan kesimlerin temel zaaf› üç noktadayd›: Bir; icazeti esas almalar›. ‹ki; anti-emperyalizm ve devrim hedefi yerine, “her türlü savafla, fliddete karfl› olma” ad›na soyut bir “savafl karfl›tl›¤›”n›n öne ç›kar›lmas›. Üç; gerçek anlamda örgütlülükten kaç›p sivil toplumculu¤a s›¤›nmas›. Bu üç zaaf, “küreselleflme karfl›tlar›n›” Bill Gates’le ayn› fleyleri talep eden noktaya düflürmekte, kitlelerin politikleflmesini engellemekte, emperyalizme karfl›, her türlü icazet s›n›r›n› aflacak bir örgütlülü¤ün yarat›lmas›n› engellemektedir. Avrupa emperyalizminin icazeti ve ideolojik etkisi o kadar belirgindir ki, bugün de, ülkemizdeki reformist sol da içinde olmak üzere, bu çevreler, Irak direniflini sahiplenmekte ikirciklidir. Sahiplenmeyiflin kayna¤›nda Irak direnifl güçlerinin a¤›rl›kla islamc› güçler ve Saddam taraftarlar›ndan oluflmas› vard›r. Peki ne yapaca¤›z? Devrimci, demokrat güçler direnifl örgütleyinceye kadar direnifli “d›fl›m›zda” m› sayaca¤›z? Kald› ki, bu kesimler, direnifl devrimci bir muhteva kazand›¤›nda bile, “her türlü fliddete karfl› olma” ad›na yine mesafeli duracaklard›r.
Bizim burada de¤indi¤imiz bu “kitle hareketi”ni büyük ölçüde flekillendiren örgütlülük ve anlay›fllard›r. Avrupa merkezli bu sendika ve “sivil toplum” örgütlülükleri, Avrupa devletlerinin icazetinin bitti¤i noktada, “iflgale karfl›” eylemleri gündemlerinden büyük ölçüde ç›karm›fllard›r.
Irak’taki bafl çeliflkinin do¤ru kavranmas› iflte bu yüzden önemlidir. “Küreselleflme karfl›tlar›”, mücadelelerine anti-emperyalist bir muhteva kazand›rmad›klar›, “sivil toplumculuk”tan kopup devrimci örgütlenmeye yönelmedikleri, “savafllar› durdurma” de¤il de “devrim” hedefiyle hareket etmedikleri sürece, emperyalizmin icazetine ba¤l› kalmaya devam edeceklerdir.
Amerikan emperyalizmine karfl›, Irak’a sald›r› haz›rl›¤› boyunca geliflen kitle mücadelesi, dünya halklar› aç›s›ndan yeniden bir aya¤a kalk›fl ruhu yaratm›fl, dünya çap›nda çeflitli statükolar› parçalam›fl, Amerikan emperyalizminin dünya halklar›n› ideolojik olarak teslim alamad›¤›n› tart›flmas›z
(*) Bu da bir “etken” olarak say›labilir mi, diye düflünmeyin. TAYAD’›n son Ankara yürüyüflü boyunca DKÖ’ler nezdinde yap›lan giriflimlerde, düzen içileflmeyle birlikte “tatil”in de pekala düzen içi statükolar›n bir parças› olarak, en acil konular›n bile önünde engel haline gelebildi¤ine tan›k olduk.
Say› 74 19 24 A¤ustos 2003
Barzani’den Amerika’ya:
“Siz olmasaydınız özgür olamazdık!”
KDP’liler ve Amerikal›lar, Kürdistan ulusal kurtulufl mücadelesinde flehit düflen peflmergeler için yap›lan sayg› duruflunda yanyanayd›lar. O Amerika ki, Kürt halk›n› katleden ‹ran flahl›¤›n›, Türkiye faflizmini, Saddam diktatörlü¤ünü destekledi ony›llar boyunca. O Amerika ki, flimdi “sayg› duruflu”nda bulundu¤u peflmergelerin katili, kendisinden baflkas› de¤il. 17 A¤ustos’ta Erbil’de yap›lan Kürdistan Demokratik Partisi'nin (KDP) 57. kurulufl yıldönümü törenlerindeki bu manzara, yaflananlardaki çarp›kl›¤›, at izinin it izine kar›flm›fll›¤›n› anlat›yor bize.
Say› 74 20 24 A¤ustos 2003
Amerikan, ‹ngiliz (yani iflgalciler) ve KDP (yani iflgalciye evsahipli¤i yapan) bayraklar› yanyana as›lm›flt› törende. Barzani, törende yapt›¤› konuflmada ABD ve ‹ngiltere’ye “teflekkür” ederek, “siz olmasayd›n›z özgür olamazd›k... Irak’ta özgür, ço¤ulcu ve federal bir yönetim kuruldu.” dedi. ABD’li general David Petraeus ise tam bir sömürgeci edas›yla, “Kürtlerin hamili¤i” misyonuyla flöyle diyordu: “Gelecek kolay olmayacak, ancak sizi hiç yaln›z b›rakmayaca¤›z.” Amerikan iflgali alt›nda oldu¤unu kimsenin kuflkusunun bulunmad›¤› Irak, Barzani’ye göre “özgür”. ABD onay›yla kukla bir yönetimin bulundu¤u, tüm yetkinin iflgalcide oldu¤u bir yönetim, Barzani’ye göre “ço¤ulcu”! Dünyan›n her köflesinde, ulusal bask›n›n sos-
yal ve siyasal temeli emperyalizm oldu¤u için, ulusal kurtulufl hareketleri de, esas olarak emperyalizme karfl› mücadeleyle özdefltir. Kuzey Irak’ta yüzyüze oldu¤umuz ise, bundan tümüyle farkl› bir tablodur. Kürt milliyetçi hareketi Irak’›n Arap, Türkmen ulusunu iflgal alt›nda yaflamaya zorlayan iflgalciyle iflbirli¤i yaparak, temel niteli¤inden uzaklaflm›flt›r. “Irak özgürdür” diyebilmek, ancak iflbirlikçilerin yapabilece¤i türden aleni bir çarp›tmad›r. Bu öyle bir özgürlüktür ki, KDP, kurulufl y›ldönümü törenini ancak Amerikan ve ‹ngiliz bayraklar›n›n gölgesinde, Amerikan ordusunun korumas›nda yapabiliyor. Barzani’nin bir ara söyledi¤i “Amerikal›lar art›k gitmelidir” sözlerine afl›r› bir anlam yükleyenler için de Amerikan generalleri aras›ndaki Barzani resmi ö¤retici olmal›d›r.
Komünist ismini almakla, komünist olunmuyor! Geçen hafta, bir mail ulaflt› elimize. Irak Komünist ‹flçi Partisi ad›na yaz›lm›flt›. Irak ‹flsizler Sendikas›’n›n “iflsizlik yard›m› olarak ayl›k 100 dolar verilmesi” talebiyle yapt›¤› eyleme “ABD kuvvetleri”nin sald›rd›¤›, 55 kiflinin gözalt›na al›nd›¤› anlat›l›yor ve destek ça¤r›s› yap›l›yordu. “Ne var bunda?” denilebilir. Evet, bu kadar›nda bir fley yok. Ama bu ça¤r›n›n yap›ld›¤› uzun metinde, bir kez olsun Amerika’dan “iflgalci” diye sözedilmemesi, bir kez olsun Irak’ta bir iflgalin yafland›¤›n›n belirtilmemesi, bir kez olsun iflgale karfl› mücadeleden sözedilmemesi ve bir kez olsun “emperyalizm” denilmemesinde çok fley var. Bu parti bir de diyor ki,
fiimdi Barzani’nin etraf›nda Kürtçe marfllara efllik eden Amerikal›lar, yar›n Barzani’nin cellatlar› da olabilir. Tarih bunun örnekleriyle dolu!
Nas›l bir “komünist”, nas›l bir “iflçi s›n›f›” savunuculu¤u? ‹flbirlikçi milliyetçilikten bir fark› yok özde. ‹flgal alt›nda “ekonomist” kafa! Ama tabii böyle bir kafan›n gelece¤i de yok. O, Amerika’ya iflgalci demese de, iflgale karfl› direnifl ça¤r›s› yapmasa da, Amerika onu rahat b›rakm›yor. S›radan bir eyleminde hepsini gözalt›na al›veriyor. Çünkü ad›nda “komünist” var her fleyden önce. Amerika da kuflkusuz biliyor onun nas›l bir “komünist” oldu¤unu. Ama Amerika “komünizmin ad›n› bile” yeryüzünden silmeyi amaçlayan bir politika izliyor. ‹cazet üzerine ya-
p›lan hesaplar, bu gerçe¤i göremedi¤i için “Öyle anlafl›l›yor ki ABD kuvvetlerinin görevlerinden biri iflçilerin yönetimin parças› olmalar›n› engellemektir.” diye bir komünist için garip tesbitler yap›yor.
örgütlerinin desteklemesi gereken tek harekettir.” diyor. Sanki Irak’ta iflgale karfl› bir direnifl yok. En az›ndan kendileriyle birlikte iflgale karfl› direnenlerin de desteklenmesi ça¤r›s›n› yapsa, yine anlafl›l›r olacak. Ama onu da yapm›yor!
Günayd›n! Amerika’n›n iflçilerin yönetimde olmas›n› engellemek için ony›llard›r yapmad›¤› katliam kalmam›fl, ama “Irak Komünistleri” bunu yeni keflfediyor!
Milliyetçili¤in milliyetçilik, komünistli¤in komünistlik olmaktan ç›kt›¤› nokta:
“Irak’ta kitlelerin acil istemi 100 dolar iflsizlik paras›” m›? ‹flgal alt›nda da çeflitli ekonomik taleplerin varl›¤› ve bu talepler çerçevesinde kitleleri örgütlemenin gereklili¤i yads›namaz elbette. Fakat Irak’l› bir komünistin bugün Irak’ta tek bir görevi olabilir ancak; iflgale karfl› halk›n silahl› direniflini örgütlemek. Tüm di¤er sorunlar, talepler, örgütlenmeler ancak buna ba¤l› olarak ele al›nd›¤›nda bir anlam tafl›r; de¤ilse, yap›lanlar Amerika’n›n de¤irmenine su tafl›r. Bak›n der Amerika, “iflte demokrasi getirdik, ‘Komünist Partisi’ bile serbest, Saddam döneminde varm›yd› bunlar?” Bu parti, bugün “besin, özgürlük ve güvenlik” için mücadele ediyormufl! Reformizmin dili her yerde ayn›. Hangi özgürlükten, nas›l bir özgürlükten sözediyor, belirsiz; Amerikan iflgaline karfl› mücadele ça¤r›s› yapmayan, iflgalden bile sözetmeyen anlay›fl, hangi özgürlü¤ün savunucusu olabilir? Irak Komünist Partisi, iflgalden ve iflgale karfl› direniflten bir tek kez olsun sözetmedi¤i bu aç›klaman›n sonunda da “Bu hareket Irak'taki insanlar›n gerçek sesidir. Dolay›s›yla, uygar insanl›¤›n ve dünyadaki iflçi, sol ve insan haklar›
Amerika’dan Talabani’ye: Türkiye’nin Irak’a asker göndermesi tart›flmalar›na kat›lan Talabani, geçen hafta yapt›¤› aç›klamada “Irak’ta Türk askeri istemiyoruz” dedi. Bunun üzerine ABD Türkiye Büyükelçisi bir aç›klamayla Talabani’ye cevap verdi: “Biz Amerika Birleflik Devletleri olarak Türkiye’nin Irak’ta olmas›n› istiyoruz, önemli olan da bu...” ABD Büyükelçisi aç›kça diyor ki, Talabani de kim oluyor, Irakl›lar da kim oluyor, Irak bizden sorulur. Irak’›n özgür, demokratik oldu¤unu, Kürtler’in ulusal hakla-
Gerçekler pervas›zca çarp›t›l›yor, kavramlar pervas›zca istismar ediliyor. ‹flbirlikçili¤i veya icazetçili¤i esas alan ve “milliyetçi, sol, komünist” gibi s›fatlar tafl›yan hareketler, bu s›fatlar›n› tafl›yabilmek için kaç›n›lmaz olarak çarp›tmalara, istismara baflvuruyor. Marksizm-Leninizm, bir partinin kendisi için ne dedi¤ine de¤il, onun eylemlerine bak›lmas›n› önerir. Tarihsel tecrübedir bu. Bir hareket kendine “ulusal hareket”, bir baflkas› “Komünist ‹flçi Partisi” diyebilir; biz onun eylemlerine bakar›z. Ulusall›¤›n› emperyalizme karfl› olmaktan almayan hareketin ulusall›¤›, ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm çizgisinde olmayan bir partinin komünistli¤i sözkonusu de¤ildir. Amerika’n›n Irak’› iflgali, bir bak›ma, tüm çarp›tmalar aras›nda, kimin ne oldu¤unu, ne yapt›¤›n›, açmazlar›n› a盤a ç›karan bir rol de oynamaktad›r. Emperyalistler ve iflbirlikçilerinin kendilerine “demokrasi, insan haklar›”ndan ördükleri perde y›rt›l›rken, sol ad›na tafl›n›lan s›fatlar da, Amerikan imparatorlu¤una karfl› savafl içinde s›navdan geçmekte, kimilerinin o s›navdan kaçmas›yla, tafl›d›klar› s›fatlara lay›k olmad›klar› aleni hale gelmektedir.
“Sen de kim oluyorsun?”
r›na kavufltu¤unu iddia edenlere göstermek istedi¤imiz de iflte tam bu. Irak kimin? Orada kimin sözü geçiyor? ABD büyükelçisinin sözleri çok aç›k. Talabani, bunun tersini söyleyebilir mi, yapabilir mi, kendi düflüncelerini dayatabilir mi? Bu sorular›n cevab›, herkes biliyor ki, “hay›r”d›r. Ne Kürtler özgürleflmifl, ne de Kürt ulusu kendi kaderini tayin hakk›n› kullanm›flt›r. E¤er ortada özgürleflme veya Kürt ulusunun iradesi olsayd›, bu iradenin en üst temsilcilerinden bi-
ri olan Talabani, bir Amerikan büyükelçisi taraf›ndan böyle afla¤›lanabilir miydi? Kürtlerin “ulusal iradesi”, ancak Amerika’yla paralel oldu¤u sürece, geçerli olabilir. Çeliflti¤i noktada, kimin belirleyici oldu¤unu büyükelçi gayet aç›k anlat›yor. Irak’ta Kürt milliyetçili¤i d›fl›nda hiçbir kesimi yan›nda bulamayan Amerika’n›n henüz Kürtler’e ihtiyac› vard›r. Bu ihtiyaç azald›kça, afla¤›lama, baflka türlü bask› ve dayatmalara da dönüflecektir. Bundan kimsenin kuflkusu olmas›n.
Say› 74 21 24 A¤ustos 2003
“
OSMAN ÖCALAN
Türk solu, ‘Kahrolsun Amerika’ deyip iflin içinden çıkmak istiyor. Tamam, Amerika kahrolsun da, flu anda ne yapacaksın! Ben ABD'nin flu andaki durumunu anlamak için, sömürgecilik anlayıflına yeni tanımlar getirmeye çalıflıyorum... ABD'nin bölgede yapmak istedi¤ine demokratik sömürgecilik denilebilir. Yeni sömürgeci iliflkiden ileri bir konumdur bu.
”
DEMOKRAT‹K SÖMÜRGEC‹L‹K! daha neler duyaca¤›z kimbilir... Say› 74 22 24 A¤ustos 2003
Bugün siyasi arenada, üzerinde hiç tart›fl›lmayacak bir olgu varsa, o da Amerikan iflgalcili¤idir. Bir siyasi hareket, hem “sol” görünümünü sürdürmek ve hem de ABD’yle ittifak-iflbirli¤i yapmak istiyorsa, bu aç›k gerçe¤i de¤ifltiremeyece¤ine göre, gerçe¤in siyasi anlam›n›, o da olmazsa, kavramlar› çarp›tacakt›r. Baflka yolu yoktur. Talabani-Barzani iflbirlikçili¤inin UKKTH ad›na meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›lmas›nda bunun bir çok örne¤ini gördük. Yeni örnekler görmeye de devam ediyoruz. Osman Öcalan, Yeniden Özgür Gündem’de yay›nlanan son aç›klamalar›nda, flöyle diyor: “Türk solu, ‘Kahrolsun Amerika’ deyip iflin içinden çıkmak istiyor. Tamam, Amerika kahrolsun da, flu anda ne yapacaksın! Ben ABD'nin flu andaki durumunu anlamak için, sömürgecilik anlayıflına yeni tanımlar getirmeye çalıflıyorum. Klasik sömürgecilik, yeni sömürgecilik ve demokratik sömürgecilik diye tanımlanabilir yaflanan süreç. ABD'nin bölgede yapmak istedi¤ine demokratik sömürgecilik denilebilir. Yeni sömürgeci iliflkiden ileri bir konumdur bu.” (18 A¤ustos 2003) Literatüre bir katk› daha; “demokratik sömürgecilik! Yar›n “devrimci sömürgecilik” de denilebilir. Hay›r, espri yapm›yoruz; sömürgecili¤in demokrati¤i olursa, pekala devrimcisi de olabilir. ‹flin flirazesi bir kez kaym›flsa, art›k neyin ne olaca¤›, neye ne denece¤i belli olmaz. Kürt miliyetçili¤inin nas›l bir ideolojik savrulufl ve nas›l bir politik açmaz içinde oldu¤unu
herhalde hiçbir fley bu kavram kadar aç›k biçimde ifade edemezdi. Art›k mevcut teori ve politikalarla geliflmeleri aç›klayamama s›k›nt›s›n›n sonucudur bu kavram. Ama ne yaz›k ki, “demokratik sömürgecilik”le de hiç bir açmaz afl›lm›fl olmuyor. Tersine ideolojik savrulufl ve politik açmaz büyümüfltür bu tesbitle. Ne dünyay›, ne Kürdistan’› bunlarla aç›klayamazs›n›z. Art›k bu politikalar, “pragmatik” olmaktan da ç›km›flt›r. Giderek ironik ve trajik bir hal al›yor. fiu flovenist, flu kemalist demeyi b›rakmal›s›n›z art›k. Önce kendinize bak›n.
“Mevcut Durum”da hiç bir “muamma” yoktur! Öcalan, oldukça üstenci bir havayla flunu soruyor: “Tamam, Amerika kahrolsun da, flu anda ne yapacaksın!” Sanki büyük bir muamma! Sanki hiç kimsenin akl›na gelmeyen, hiç kimsenin düflünmedi ¤i bir soru. “fiu anda ne yap›lacak?”; bu soruya flu anda cevab› olmayan bir siyasi hareket varsa e¤er, o da KADEK’tir. De¤ilse ne yapacaks›n, çok aç›k! Direneceksin! Savaflacaks›n! Direnen güçlerle birlikte olacaks›n. Gücün varsa, öncülük edeceksin. Peki KADEK ne yapacak? Amerika demokratikse, sömürgecili¤i demokratikse, özgürlük ve demokrasi getiriyorsa,
tabii ki onunla ayn› cephede yer alacaks›n. Peki kime karfl›? Kime karfl› oldu¤unu ABD Baflkanı Bush'un Ulusal Güvenlik Danıflmanı Condoleezza Rice aç›klad› geçti¤imiz günlerde: “Fas'tan Basra Körfezi'ne kadar Ortado¤u'da 22 devleti de¤ifltirece¤iz!” Aç›k ki, ABD ve ittifaklar›, Ortado¤u halklar›n›n karfl›s›ndaki saft›r. ABD’ye karfl› ç›k›lamaz düflüncesi teorilefltirildi¤inde, geriye bu safta yer almak kal›r. Ad›na ister “demokratik sömürgecilik” deyin, ister baflka bir fley. Bu belki kimilerinin kafas›nda bir bulan›kl›k yarat›r, ama hangi safta olundu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmez.
Öcalan’›n “tezi” yeni de¤ildir; üstelik de sömürgecili¤in dilidir! Öcalan, “demokratik sömürgecilik” kavram›n› kullan›rken, söze “sömürgecilik anlayıflına yeni tanımlar getirmeye çalıflıyorum” diyerek bafll›yor. Hemen belirtelim ki “demokratik sömürgecilik” hiç de yeni bir keflif de¤il. Sabah Gazetesi’nin 04 Ocak 2003 günkü say›s›nda Mehmet Altan’›n yaz›s›na bakanlar, flu bafll›kla karfl›laflacaklard›r: “‹ç sömürgecilikten demokratik emperyalizme”. Bir gün önceki (3 Ocak 2003) Milliyet Gazetesi’nin ise manfleti iki kelimeydi: “Demokratik emperyalizm”. Ama kavram›n mucidi bunlar da de¤ildi. Onlar da BBC ve Le Monde’de söylenip yaz›lanlar› özetlemifllerdi bu kavramla. “Amerikanca konuflmak” dedi¤imiz fley iflte budur. Rice’yle, Altan’larla, BBC’yle, Le Monde’yle ayn› fleyler söyleniyor. Amerika, “Irak’a demokrasi götürüyoruz” derken, bunun kitleleri aldatmak için bir demagoji oldu¤unu kendisi çok iyi biliyor. Ama birileri kalk›p bunu teorilefltiriyor. Amerikal› bir ayd›n, düflünür bile, Irak’a müdahaleyi çeflitli gerekçelerle savunsa da “demokratik sömürgecilik” kavram›n› kullanmay› kolay kolay düflünemez. Bu veya buna benzer, sömürgecilikle ça¤dafll›k götürmek, uygarl›k götürmek, demokrasi, özgürlük götürmek, sömürgecili¤in dili’dir. Y›llarca “sömürgecili¤e” karfl› savaflm›fl olanlar›n y›llar sonra baflvuraca¤› dil bu olmamal›yd›! Trajik dedi¤imiz nokta da budur.
Gerçekçilik, de¤iflmek, dönüflmek ve “sa¤a kaymak”! Bölgede sadece ABD ve Kürtler de¤iflimden yana diyor ayn› röportaj›n devam›nda; “De¤iflen koflullar› do¤ru anlamak gerekir”
ile bafllay›p birbirini takip eden de¤iflim, dönüflümler bak›n nerelere vard›! Orak çekiçler ç›kar›ld›, isimler de¤ifltirildi, hedefler terkedildi ve “demokratik sömürgecili¤e” gelindi. Orak-çekiç ç›kar›ld›¤›nda, bunun sosyalizmle, anti-emperyalizmle, Marksizm-Leninizmle her türlü ba¤› kesin olarak kesip atmak, emperyalizme flirin gözükmek oldu¤unu yazm›flt›k. ‹tiraz etmiflti PKK’l›lar. Sonuç ortada. De¤iflim-dönüflüm bir yerde durmuyor. Sa¤a, hep sa¤a dönüflüm sürüyor. 25-31 Temmuz’daki KADEK toplantısında da “yeniden yap›lanma” ad›na “Leninist parti modelinin terkedilmesi” karar› al›nd›. Leninizmle ilgisi kalmayan bir siyasi hareketin örgütsel yap›s›nda hala Leninist olmas› eflyan›n tabiat›na ayk›r›d›r tabii. Amerikan iflgalcili¤i, imparatorlu¤u için “demokratik sömürgecilik” diye bir kavram› kullanabilmek, Leninizme hakarettir zaten. Ne ilginçtir, “demokratik sömürgecilik” kavram›n›n yer ald›¤› Yeniden Özgür Gündem’in bir gün sonraki say›s›nda flöyle bir haber vard›: “Sa¤a do¤ru bir adım daha! Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD), sa¤a kaymada son hamlesini de gerçeklefltiriyor... programındaki ‘sosyalist’ kavramından da kurtulmak için çalıflıyor.” Ya kendi çizgilerindeki sa¤a kay›fl?
Ancak Marksizm-Leninizmle anlayabilir ve aç›klayabilirsiniz Emperyalizme ve oligarfliye karfl› sonuna kadar savaflmadan hiç bir ulusun, halk›n kurtuluflu sa¤lanamaz. Dünden bugüne böyle söyledik; bugün de “Kahrolsun Amerika” deyip, ayn› sözlerde ›srar ediyoruz. Bak›n siyasi hareketlere; Marksizm-Leninizm’den uzaklaflt›kça, öngörüleri onlar› s›k s›k yan›lg›ya u¤rat›yor, politik açmazlar içinde bir o yana bir bu yana savrulup duruyor ve “demokratik sömürgecilik” gibi, “eme¤in Avrupas›” gibi ucube kavramlara sar›lmak zorunda kal›yorlar. Dünyay› anlamak, aç›klamak ve de¤ifltirmek için, Marksist-Leninist teoriye daha s›k› sar›lmal›y›z. Aç›n Lenin’in Emperyalizm kitab›n›; Amerika’y› bugünkü politikalara yönelten ekonomik-siyasi iç dinamikleri de, Irak’taki sömürgecili¤in anlam›n› da görürsünüz. Dogmatik olmayal›m, sözlerine kulak asmay›n; tam tersine, daha dogmatik olmal›y›z. Dogmatizmden do¤an hatalar, düzeltilir. Ama “demokratik sömürgecilik” teorilerinin savuraca¤› yerlerden dönüfl mümkün de¤ildir.
Say› 74 23 24 A¤ustos 2003
1 Eylül
Say› 74 24 24 A¤ustos 2003
Dünya Bar›fl günü
mifltir. Emperyalistlerin Nazilere karfl› direnifllerini bir kenara b›rak›n, sosyalist Sovyetler’i bo¤mas› için pusuya yatm›fl beklemektedirler. Japonya’ya at›lan atom bombas› anlat›ld›¤› gibi “savafl›n sonunu” getirmemifltir. Çünkü yüzbinler atom bombas› ile katledilirken savafl fiili olarak bitmifltir, gözda¤› Sovyetler baflta olmak üzere bütün halklarad›r. “Demokrasi, hür dünya, Avrupa’y› Amerika kurtard›” yalanlar›n›n arkas›ndaki bu gerçe¤i k›saca hat›rlatt›ktan sonra, bugün 1 Eylül’ün anlam›na gelebiliriz.
Faflizme ve iflgallere karfl› mücadele günü 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü’nde ülkemizde ve dünyan›n bir çok ülkesinde halklar meydanlara ç›kacak. Resmi olarak belirlenen gündemler, sloganlar ne olursa olsun, kimileri isterse ne anlama geldi¤i, nas›l olaca¤› belirsiz “yaflas›n bar›fl”tan baflka bir fley söylemesin; 1 Eylül etkinliklerine Irak iflgali baflta olmak üzere, Amerikan imparatorlu¤unun iflgallerini, katliamlar›n› lanetleyen sloganlar damgas›n› vuracak. Amerika lanetlenecek, direnen halklar selamlanacak. Bugün, bundan do¤al ne olabilir ki. Ve 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü’nün gerçek anlam›na da uygundur. Nedir ‘1 Eylül Dünya Bar›fl Günü?’ Hangi koflullarda, nas›l ilan edilmifltir?
HATIRLAYALIM; ‘Bar›fl Günü’, Faflizme Karfl› Savaflla Kazan›ld› 1 Eylül 1939; Hitler faflizminin Polonya’y› iflgale bafllad›¤› gündür. 6 y›l 1 gün süren ve 2 Eylül 1945’te imzalanan anlaflma ile resmen sona eren 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl› milyonlarca insan›n yaflam›na malolmufltur. 1 Eylül günü savafl›n ard›ndan “Bar›fl Günü” olarak kabul edilmifltir. Halklar bu kararla, faflizme karfl› öfkelerini dile getirmifllerdir. Faflizme karfl› bu tepki, emperyalistlerin de bu günü resmi olarak kabul etmelerini beraberinde getirmifltir. Çarp›t›lan emperyalist resmi tarih, y›llard›r tersini anlat›rken, emperyalistlerin ne bar›flla ne de Nazi faflizmine karfl› direniflle hiçbir ilgileri olmam›flt›r. Nazi faflizmini yenilgiye u¤ratan Stalin önderli¤indeki Sovyet halklar›n›n direnifli ve Avrupa ülkelerinde Komünist partizanlar öncülü¤ündeki direnifllerdir. Bu savaflta Sovyet halklar›n›n verdi¤i kay›plar› hat›rlamak bile, Avrupa ve Amerika emperyalistlerinin neden Stalin düflmanl›¤› yaratmaya çal›flt›klar›n› anlamak için bir veridir. Bu savaflta; Sovyetler’in 1718 flehri, 70 bin ilçe ve köyü yerlebir edilmifl, 95 milyon insan› evsiz barks›z kalm›fl, 20 milyon insan›n› kaybet-
ALDANMAYALIM; Kavramlar›n Çarp›t›lmas›na Dikkat Edelim 1 Eylül’ün faflizme ve iflgallere karfl› direniflle ba¤›n›n kopar›lmas› içeri¤inin yok edilmesidir. Emperyalizm bütün kavramlarda oldu¤u gibi, “bar›fl” kavram›n›n da ony›llard›r içini boflalt›yor. Çünkü; “...siyasi, ideolojik ve felsefi mücadelede kelimeler ayn› zamanda silah, patlay›c› ya da uyuflturucu madde ve zehirdir. Bazen s›n›f mücadelesi bir kelimenin di¤er bir kelimeye karfl› mücadelesinde özetlenebilir. Baz› kelimeler kendi aralar›nda düflman gibi dövüfl yaparlar... Kelimeler üzerindeki bu savafl siyasi mücadelenin bir parças›d›r.” (Louis Althusser, Aktaran Mahir Çayan, Bütün Yaz›lar, Syf:122) Biz de ayn› nedenle kavramlar› yerli yerine oturtmak, hat›rlatmak için mücadele ediyoruz. Unutturulmaya çal›fl›lan Marksizm-Leninizm’e bunun için sürekli vurgu yap›yoruz. Kald› ki, emperyalistler kavramlar›n içinin boflalt›lmas›nda yaln›z da de¤ildir. Soldan, özellikle 1990’lardan bu yana ciddi bir destek de görüyor. Her türlü savafla karfl› olma, her türlü fliddete karfl› olma ad›na soyut bar›fl savunuculu¤u yap›l›yor, halklar›n direnifllerinin meflrulu¤u savunulmuyor. “Bar›fl” denildi¤inde; kiminle, nas›l, hangi koflullarda?.. sorular›n› sormam›z, ülke ve dünya gerçeklerini hat›rlatmam›z bu yüzdendir. Bu nedenle, emperyalizmin, emperyalist iflgallerin yafland›¤› bir dünyada, açlar›n 1.2 milyarla, yoksullar›n 3 milyarla ifade edildi¤i, tek tek ülkelerde faflist rejimlerin emperyalistlerce desteklendi¤i bir ortamda bar›fl olmayaca¤›n› söylüyor ve Lenin’in, “Sosyalistler sosyalistlikten
vazgeçmeksizin her türlü savafla karfl› olmazlar.” (Lenin, Sosyalizm ve Savafl Syf:55) sözünü hat›rlat›yoruz.
UNUTMAYALIM; ‹flgale Karfl› Ç›kmayan “Bar›fl”› Savunamaz 1 Eylül Bar›fl Günü, ancak iflgalci Nazi imparatorlu¤u tüm dünya çap›nda yenilgiye u¤rat›ld›ktan sonra ilan edilebilmifltir. Kimse, 1 Eylül’ün bu içeri¤ini görmezden gelmesin. Bu içerik, Amerikan imparatorlu¤unun dünyay› iflgale soyundu¤u günümüzde, çok daha önemlidir. Nazilerin yerinde Amerikan imparatorlu¤u duruyor. Çok daha geliflmifl silahlarla, dilinden “özgürlük, demokrasi” demagojilerini eksik etmeden beyinleri zehirleyerek, iflgalcilikte, hukuksuzlukta tüm dünyay› karfl›s›na alma cüreti sergileyerek. 1 Eylül bu nedenle iflgal alt›nda ‘kutlanamayacak’ bir gündür. Bugün, Amerikan imparatorlu¤una, onun Afganistan’daki, Irak’taki ve yeni-sömürgelerdeki iflgaline karfl› ç›kmayanlar, “bar›fl”› savunamazlar! Hem Amerikan iflgalini “demokrasi getiriyor” diye alk›fllayacaks›n, hem de en çok “bar›fl” slogan›n› hayk›racaks›n; bu çeliflkidir. “Bar›fl”tan anlafl›lan “benim sorunum çözülsün” ise, bu da ayr› bir çarp›tma, halklar›n dökülen kan›na sayg›s›zl›kt›r. Amerika’n›n iflgaline karfl› ç›kmadan bar›fl› savunmak; b›rak›n yüzlerce y›ll›k tarihi, sadece son birkaç y›lda yaflanarak görülen emperyalizmin demokrasi masallar›na, kurtar›c› rolü oynayabilece¤ine inanmakt›r. En hafifinden teorik olarak biliyor olsa da çeflitli nedenlerle inan›yor görünmeyi tercih etmektir. Ki pratik tav›r al›flta fark yoktur özünde. Ve bu kesimler, emperyalizmin ve iflbirlikçi oligarflilerin sahte “bar›fl”›n›n propagandas›na su tafl›maktad›rlar. Halk, emperyalizmle bir arada yaflanabilece¤i, halklar›n kan›n› döken, aç yoksul b›rakanlarla bar›fl›labilece¤i yalan›na inand›r›lmak istenmektedir. “Bar›fl” için, en genelde ortada iki taraf ve onlar›n iradesi vard›r. Bar›fl denilen olgu da, ço¤unlukla, bir taraf›n iradesini, di¤er taraf›n kabullenmesiyle ortaya ç›kar. Hangi “bar›fl”›n kimin için iyi, kimin için kötü oldu¤unu da, hangi taraf›n iradesinin belirleyici oldu¤una bakarak anlayabiliriz. Bugün dünya halklar›n›n emperyalizme ve onun iflbirlikçilerine karfl› savafl› çeflitli biçimlerde sürüyor. Bu savaflta, bar›fl, halklar›n emperyalizmi dize getirmesiyle, halklar›n
iradesini tüm dünyada hakim k›lmas›yla mümkündür. Yoksa bar›fl ve emperyalizm yan yana gelemeyecek iki kavramd›r. Birbirine düflman iki kavram.
UNUTMAYALIM; Ülkemizdeki Zulme Karfl› Ç›kmayan “Bar›fl”› Savunamaz Siyasi olarak trajik bir çeliflkidir; en çok “bar›fl”tan sözedenler, “bar›fl hemen flimdi” slogan›n› dilinden düflürmeyenler, ayn› zamanda ülkemizdeki zulmü sessizlik içinde izleyenlerdir. F tiplerine karfl› mücadelede al›nan tav›r bu konuda turnusol ifllevi görmeye devam ediyor. 107 ölümü görmezden gelenler, zulümden, fliddetten baflka hiçbir fley üretemeyen bir düzenle bu noktada paralelleflenler nas›l bar›fl› savunabilirler? Devrimci fliddetin maddi temelinin emperyalist iflgal ve iflbirlikçi yönetim oldu¤u gözard› edilerek, her f›rsatta halklar›n fliddetinin karfl›s›na “her türlü fliddete karfl›y›z” diye ç›k›p, 107 ölümle kendini ifade eden tecrit fliddetini izleyerek mi bar›fl savunulacak? Savunulamaz. Siyasi olarak ikiyüzlü bir politikad›r bu. “Bar›fl”tan anlad›klar›, Marksist-Leninistlerin, sosyalistlerin anlamas› gereken fley de¤ildir.
1 EYLÜL’de; ‹flgal Ortakl›¤›na Ve Tecrite Son Slogan›yla Alanlara! ‹stanbul’da, Ankara’da, ‹zmir’de, 1 Eylül’de mitinglerle, çeflitli etkinliklerle alanlara ç›k›lan bütün Anadolu kentlerinde, Amerikan iflgallerine, iflgal ortakl›¤›na, iflbirlikçi iktidar›n zulüm politikalar›na, tecrite karfl› sesimizi yükseltece¤iz. Gecekondulardan, fabrikalardan, okullardan, köylerden, iflyerlerinden ç›karak 1 Eylül’de alanlar› doldural›m. Saf›m›z›n direnen halklar›n yan› oldu¤unu; Irak halk›n›n direniflinin bizim direniflimiz, dünya halklar›n›n direnifli oldu¤unu; emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin zulmüne karfl› sessiz kalmayaca¤›m›z›; ‹fiGAL ORTAKLI⁄INA VE TECR‹TE SON! BA⁄IMSIZ TÜRK‹YE KAHROLSUN AMER‹KA! KAT‹L AMER‹KA KAT‹L OL‹GARfi‹! IRAK ‹fiGALC‹LERE MEZAR OLACAK! ZAFER D‹RENEN HALKLARIN OLACAK! sloganlar›m›zla hayk›ral›m. Bar›fl, ülkelerdeki bu mücadelenin zaferi ile kazan›labilir. Gerçek bar›fltan sözedenlerin yeri, emperyalizme karfl› direnenlerin, mücadele edenlerin yan›d›r.
Say› 74 25 24 A¤ustos 2003
‹flgal Ortakl›¤›na ve Tecrite Son! Halk›m›z›n hiç bir kesimi, iflgal ortakl›¤›na ve tecrit zulmüne onay vermiyor, vermeyecektir. ‹flgal ortakl›¤›na ve tecrite karfl› tüm halk kesimlerini, halk›n örgütlülüklerini harekete geçirelim, tüm devrimci, demokrat, vatansever güçleri birlefltirelim.
Say› 74 26 24 A¤ustos 2003
Amerikan iflbirlikçili¤i, gençlerimizin kan›n› Amerika için dökme noktas›na varm›fl bulunuyor. fiimdi oligarflinin gündeminde bu var. Tüm vatansever halk›m›z›n gündeminde de bu konu olmal›. ‹flbirlikçi iktidara ve onun içte-d›flta tüm politikalar›na karfl› mücadelemizi yükseltmeliyiz. ÇÜNKÜ;
1) ‹flgal ortakl›¤› ne demektir? ‹flgale ortak olanlar, sadece Irak’›n de¤il, tüm dünyan›n ve ülkemizin, halk›m›z›n da ABD’nin kölesi yap›lmas›na hizmet edecektir! Amerikan emperyalizminin Afganistan’a, Irak’a sald›r›yla, peflpefle “hedef ülkeler, örgütler” listeleri yay›nlamas›yla neyi amaçlad›¤› konusunda art›k kimsenin bir flüphesi yoktur. Art›k “yorum” gerektirecek bir durum da yoktur. ABD’nin hedefi DÜNYA ‹MPARATORLU⁄U’dur. Amerikan imparatorlu¤u, dünya halklar›n›n bir lokma ekme¤e, bir yudum suya muhtaç b›rak›ld›¤›, halklar›n ulusal iradelerinin ayaklar alt›na al›nd›¤›, ba¤›ms›zl›k için, ekmek için, özgürlükleri için direnenlerin bombalarla ezildi¤i bir dünyay› yaratmak istiyor. Irak’taki iflgal, bunun önemli ad›mlar›ndan biridir. ‹flgalciye ortak olmak, dünya halklar›na düflman olmakt›r. ‹flgalciye ortak olmak, ba¤›ms›zl›k isteyen halklar›n karfl›s›na ç›kmakt›r. ‹flgalciye ortak olmak, Türkiye halk›n› Amerika’n›n kölesi yapmakt›r.
2) ‹flgal ortakl›¤› yapanlar kimlerdir? Halk›m›z ba¤›ms›zl›¤› için direnen Irak halk›na karfl› savaflmay› istemiyor. Halk›m›z Amerika’n›n kulu kölesi olmay› istemiyor. Bu gerçek çok çeflitli vesilelerle kan›tlanm›flt›r. ‹flgalciyle ortak olanlar, iflbirlikçi Türkiye oligarflisidir. Bu-
gün bunlar›n bafl›nda AKP Hükümeti, Genelkurmay ve TÜS‹AD vard›r. Irak’a asker göndererek, ülkemizin tüm imkanlar›n› ABD’nin önüne sererek iflgalciyle ortak olanlar bunlard›r. Halklar›n kan›n›n dökülmesinden, halklar›n aç b›rak›lmas›ndan menfaat umanlar ve bunun için binlerce gencimizi gözü kapal› Amerika’n›n hizmetine verenler bunlard›r.
3) Neyi Savunmal›y›z? “Ba¤›ms›z, demokratik bir Türkiye”yi savunmak, bunun için mücadeleyi yükseltmek, bugünkü güncel görevimizi yerine getirmemizin en do¤ru yoludur. Ba¤›ms›z olmayan bir ülke, baflkas›n›n ba¤›ms›zl›¤›na sayg› göstermez. Türkiye oligarflisi, iflte bunun için bugün Irak halk›n›n ba¤›ms›zl›k savafl›na karfl› asker göndermeye haz›rlan›yor. Ancak ba¤›ms›z bir ülke, baflka bir ülkenin ba¤›ms›zl›¤›na sayg› duyar, baflka halklar›n ba¤›ms›zl›k savafl›n› destekler, iflgalciyle ortak olmaz. Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkes, Boflnak, Gürcü, tüm milliyetlerden halk›m›z›n ç›kar›, iflgalciye karfl› Irak’›n da, Türkiye’nin de ba¤›ms›zl›¤›n› savunmakt›r. Irak’›n iflgalinde, Türkiye’nin ba¤›ml›l›¤›nda, sadece emperyalist tekellerin ve iflbirlikçilerinin ç›kar› vard›r. Ba¤›ms›z Demokratik Türkiye’yi savunmak, Ba¤›ms›z Demokratik Irak’› savunmakt›r. Bu ikisini birden savunmayanlar, birini savunur görünüp di¤erinde tam tersi tutumlara girenler, riyakard›r. Ba¤›ms›zl›¤› ve demokrasiyi savunanlar›n görevi, iflgalciye karfl› ç›kmak, direnen güçlerin yan›nda olmakt›r.
4) Irak iflgalcilere mezar olacak! Irak’ta iflgale karfl› direniflin önemi ve anlam›, sadece Irak’la s›n›rl› de¤ildir. Direnifl, Amerikan imparatorlu¤unu durduran bir engel olma yolundad›r. Amerika’n›n imparatorluk planlar›n› bozacak tek güç de zaten dünya halklar›n›n direniflidir. Dünyan›n her köflesine askeri güç konuflland›ran, Amerika’n›n isteklerini yapmayan ülkelerin bafl›na bombalar ya¤d›ran bu iflgalcili¤e karfl› direnmek hakl› ve meflrudur. Irak halk›n›n iflgale karfl› direnifline “terör” diyenler, “istikrars›zl›k” diyenler, Amerikanc›d›r. Irak halk›n›n iflgale karfl› direniflinin her baflar›s›, iflgalciye vurduklar› her darbe, dünya halklar›n›n baflar›s›d›r. Bunu
büyük bir kararl›l›kla F tiplerine karfl› mücadeleye yüklenmelidir. Farkl› kayg› ve hesaplarla, F tiplerine karfl› mücadelenin bu özelli¤ini görmeyenler, görmek istemeyenler, do¤ru bir politika sahibi de olamazlar. Bundan dolay›d›r ki, bugün “‹flgal Ortakl›¤›na ve Tecrite Son!” talebini sloganlaflt›r›yor; tüm halk›m›z›, tüm vatansever, devrimci, demokrat, sosyalist güçleri, mücadelelerini bu talep do¤rultusunda yo¤unlaflt›rmaya ça¤›r›yoruz.
böyle kabul etmeliyiz. Bugün vatanseverlik, Irak’ta iflgal güçlerine karfl› ç›kmakt›r. Vatanseverlik, iflgale karfl› direnenlerin yan›nda olmakt›r. Amerikan iflgaline, iflgal ortakl›¤›na karfl› ç›kmadan, direnen Irakl›lar’›n yan›nda olmadan kimse vatansever olamaz.
5) ‹flgalci ortakl›¤›, ülke içinde de zulüm demektir! Irak halk›n›n iflgale karfl› direniflini ezmek, ba¤›ms›zl›k savafl›n› bast›rmak için Irak’a asker göndermeye haz›rlanan iflbirlikçi iktidar, Türkiye içinde de ayn› fleyi yap›yor; ülkemizdeki ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm savaflç›lar› da ayn› terör ve zulümle karfl› karfl›yad›r. Bu ikisinin ba¤›n› herkes görmek durumundad›r. S›n›rlar›n›n d›fl›nda iflgalciye ortakl›k yapan›n, ülke içinde demokrasi uygulamas› düflünülemez. Oligarflik iktidar›n bugünkü temsilcisi olarak AKP’nin ülke içindeki ba¤›ms›zl›k düflmanl›¤›n›n, anti-emperyalizm düflmanl›¤›n›n en temel göstergesi F tipi hapishaneler ve tecrit uygulamas›d›r. ‹flbirlikçi iktidarlar iflgalciyle ortakl›¤› sürdürebilmek için, ülke içinde halk›n muhalefetini ezmek zorundad›r. Halk›n muhalefetine karfl› oligarflinin en temel mevzii de bugün F tipleridir. ‹flte bu nedenle; F tiplerindeki tecrit k›r›lmadan, F tiplerine karfl› mücadele kazan›lmadan hiçbir mücadele kazan›lamaz. Ne iflgal ortakl›¤›na, ne IMF programlar›na karfl› mücadele, ne di¤er hak ve özgürlük mücadeleleri kazan›lamaz. F tiplerini görmezden gelen politika ve düflünceler, subjektiftir. F tiplerine karfl› mücadele, oligarfliyle halk aras›ndaki mücadelenin efli¤i olmufltur bugün. Oligarfli, ABD ve AB’nin deste¤iyle bu efli¤i atlatmamakta “kararl›” davran›yor. Tüm halk güçleri de bu efli¤i atlamak için daha
6) Güçlerimizi iflgal ortakl›¤›na ve tecrite karfl› birlefltirelim. Katil Amerika’ya ve Katil Oligarfliye karfl› mücadeleyi yükseltelim! Emperyalizmin ufla¤›, piyonu olanlar, Irak’ta Amerikan iflgalini, iflgalciyle ortakl›¤› savunanlar, vatansever de¤il, vatan hainidirler. Halklar›n karfl›s›nda emperyalizmin yan›ndad›rlar. Hiçbir halk›n, ulusun ç›karlar› bu anlay›flla savunulamaz. Ülkemizi ba¤›ms›zlaflt›rmak, halk için demokrasiyi egemen k›lmak, ba¤›ms›zl›¤› için direnen tüm halklar›n yan›nda olmak için; güncel görevimiz, iflgal ortakl›¤›na ve tecrite karfl› mücadeledir.
❖
‹flgal ortakl›¤›n›n ve tecritin sürdürücüleri AKP’ye, Genelkurmay’a, TÜS‹AD’a karfl›, gösteriler, mitingler, yürüyüfller ve di¤er tüm biçim ve araçlarla mücadele edelim.
❖ AKP’nin demokratl›k, Genelkurmay’›n ulusall›k maskesini düflürelim; iflgal ortakç›lar›n›n demokratl›k, ulusall›k, ulusal ç›kar›m›z söylemlerinin sahteli¤ini tüm kitlelere anlatal›m. Meydanlardan evlere, kahvehanelerden iflyerlerine kadar her yer, bu gerçe¤i anlataca¤›m›z yerlerdir.
❖
Halk›m›z›n hiçbir kesimi, iflgal ortakl›¤›na ve tecrit zulmüne onay vermiyor, vermeyecektir. ‹flgal ortakl›¤›na ve tecrite karfl› tüm halk kesimlerini, halk›n örgütlülüklerini harekete geçirelim, tüm devrimci, demokrat, vatansever güçleri birlefltirelim.
Kahrolsun Amerika, Yaflas›n Ba¤›ms›z Türkiye! Yaflas›n Halklar›n Ba¤›ms›zl›k ve Demokrasi Mücadelesi!
Haklar ve Özgürlükler Cephesi
Say› 74 27 24 A¤ustos 2003
Piflmanl›k Fiyaskosunun Demagojileri Piflmanl›k Yasas› fiyaskosu ortaya ç›kmaya bafllad›kça, yasan›n sahiplerinin demagojileri de s›radanlaflmaya bafllad›. Baflar›s›zl›k bildik demagojilerle izah edilir oldu. Mesela “örgüt bask›s›” bunlardan biri.
Yine Mi “Örgüt Bask›s›”!? ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu, CNN Türk’e verdi¤i mülakatta fiyaskoyu “örgüt bask›s›” ile aç›klamaya çal›flt›. “Örgütün baflındakilerin kendileri yararlanamad›klar› için, binlerce gencin eve dönmesini de engelledi¤inden...” sözetti Aksu. Hep o örgüt liderleri yap›yor ne yap›yorsa! Ölüm orucu bafllad›¤›nda da ayn› fleyi iddia etmifllerdi; ko¤ufllarda örgüt bask›s› vard›. Ama hücreler onlar›n yalanc›l›¤›n› kan›tlad›. Tek tek hücrelere att›klar› yüzlerce insan direnifli sürdürdü¤ü gibi, varolanlara yenileri eklendi. Say› 74 28 24 A¤ustos 2003
DHKP-C tutsaklar örgütlenmesi çok aç›k olarak, isterseniz tek tek direniflçilerle konuflun, ikna edebiliyorsan›z edin ça¤r›s› yapm›flt›. Hiçbir devlet yetkilisi ya da bu yalana inan›p ayn›s›n› tekrarlayan yazar tak›m› gitmedi hapishanelere. Gitse demagoji hükmünü yitirecekti. KADEK yönetimi de Piflmanl›k Yasas› ile ilgili ça¤r› yapt›, gelin kamplara gerillalar›m›za anlat›n yasan›z›, ikna edebiliyorsan›z edin, dedi. Medya “küstah teklif” bafll›¤› att› bu ça¤r›ya. Gidemezsiniz tabii. “Örgüt bask›s›” demagojiniz yine iflas eder yoksa.
Taha Akyol “Tarikat”› Yanl›fl Yerde Ar›yor; Alk›fllad›¤› ‹ktidara Baks›n “Örgüt bask›s›” demagojisine bir baflka yönden Milliyet yazar› Taha Akyol o çok de¤erli tahlillerini ekliyor! Piflmanl›k Yasas›’na ça¤r› yapabilecek en uygun kifli oldu¤unu hat›rlatal›m bu arada. Çünkü kendisi piflman, dönekleflmifl, kendini liberalizmin hizmetine sunmufl eski bir faflist. Akyol, 19 A¤ustos tarihli yaz›s›nda “çal›nm›fl gençler”den sözediyor. Aksu’nun fiyasko gerekçelerine yer veren Akyol, onun yalanlar›na “teorik” temel oluflturmaya çal›fl›yor. Ama yeni olan, ona ait tek bir kelime yok yazd›klar›nda. K›rk y›ld›r söylenen masallar bunlar: “Ailelerin gözbebe¤i bu gençler sanki bir ‘robot’ olmufllardır. ‘Büyülenmifl gibi’dirler. Çünkü ‘sık dokulu’, bir a¤ın içine düflmüfl, normal kiflili¤ini kaybedip bir tür ‘araç’ haline dönüfltürül-
müfltür bu gençler. ‘Sık dokulu’ ... totaliter örgütler veya sapık tarikatlar, mistik gruplar...” Beynini soygun ve zulüm düzenine sunmufl olanlar›n inanc›n, ideolojinin gücünü alg›layabilmesini, “vatan borcu” flartland›rmas› ile gençlerimizi Amerika’ya peflkefl çekmek için her gün y›rt›n›rken, yoketmek istedikleri vatanseverli¤in hala bu topraklarda devrimciler taraf›ndan yaflat›ld›¤›n› anlayabilmesini elbette beklemiyoruz. Ölüm orucu karfl›s›ndaki tav›rlar› da ayn›yd›. Yüzlerce insan hep birden “robot olmufl, tarikat müridi olmufl” ölümü kucakl›yorlard›. Kimi solcu ayd›nlar da ayn› teraneyi tutturmufllard› bir zamanlar. “Mürid” diyorlard› direniflçilere. Liberal Amerikanc› Akyol ile devrimcilere bak›fllar›nda ayn› noktada buluflmalar› acaba bir rahats›zl›k yarat›r m›, düflünürler mi? Taha Akyol tarikatlar›, fleyhleri, müridleri baflka yerde ar›yor; her gün ya¤lama yapt›¤› iktidara dönüp bakarsa, halk› ony›llard›r aldatan bütün etkin tarikatlar› bulabilir. Nakfli, Fethullahçı ve Süleymancı hangisini isterse. Mesela konuflmas›n› aktard›¤› Aksu’nun hangi tarikat›n müridi, fleyhi oldu¤unu kendisi de çok iyi bilir.
Suçlular›n Piflmanl›k Ça¤r›s› Piflman olmas› gerekenler, Piflmanl›k Yasas›’n› haz›rlayanlar, ça¤r›s›n› yapanlard›r. Çünkü onlar›n, bu ülkenin en büyük suç örgütünün, Susurluk’un destekçisi, parças› olduklar› belgelidir. Susurlukçu Korkut Eken ile iliflkileri deflifre olan Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in, 22 Ocak 2003 tarihli Tercüman’daki sözlerini hat›rlay›n: “Ben de o komutanlar›n (“Eken ne yapt›ysa bizim bilgimiz dahilinde yapt›” diyen Susurlukçu generaller) söyledikleri gibi, kendisini ülke yarar›na çal›flan, gayret eden bir insan olarak tan›d›m... Bunlar, suç iflledilerse bile, davulla zurnayla ilan edilerek deflifre edilmemeliydiler. Bu ülkeye bir daha hizmet edecek olan insanlar›n önlerini kesecek flekilde bir hareket tarz› içine girilmemeliydi... Siz böyle yaparsan›z, bu insanlar› laz›m oldu¤unda bir daha nereden bulacaks›n›z?" (Tercüman, 22 Ocak 2003) Resmen suçu övüyor, A¤ar’›n sözlerini tekrar ediyor. Susurluk’a sahip ç›k›yor Piflmanl›k Yasas›’n›n haz›rlay›c›lar›ndan olan Adalet Bakan›. Abdulkadir Aksu’nun sicili ise malum; 19891991 y›llar› aras›nda da ayn› bakanl›ktayd› ve bu dönem, Susurluk’un kaybetmelerinin, infazlar›n›n, iflkencelerinin yo¤un yafland›¤›, Hizbullah’›n
devletin denetiminde e¤itildi¤i ve PKK’ye karfl› kullan›ld›¤›, polisin elinin oldukça “s›cak tutuldu¤u” süreç olarak haf›zalarda hala tazedir. Devletçi bir tarikatç› (Nakflibendi) olan Aksu, Özal döneminde “PKK sorunu”nun “eli tesbihlileri bölgede art›rarak” çözülece¤ini söyleyerek, Hizbullah’›n örgütlenmesi sürecinin mimarlar› aras›nda oldu. Binlerce faili meçhul ondan sorulmal›d›r. Kimisi Susurlukçu çetelere verilen 2 binden fazla silah ruhsat›n›n alt›nda A¤ar’›n oldu¤u kadar Aksu’nun da imzas›n›n ç›kmas›, RP’nin “buharlaflt›r›lan” iki trilyon davas›nda mallar›na ihtiyati tedbir karar› al›nmas›, Aksu’nun katilli¤inin yan›s›ra kirli iliflkilerinin de akla gelen bilgileridir. Ça¤r› yapanlar›n sicilini görüyor musunuz?
Devletten Ailelere Mektup: “Gelin fierefsizlik Yolunun Tafllar›n› Birlikte Döfleyelim” Oligarfli ailelere mektuplar gönderiyor. Hem de çeflit çeflit. Kimi “‹Ç‹fiLER‹ BAKANLI⁄I” imzal›, kimisi “TÜRK‹YE CUMHUR‹YET‹ DEVLET‹”. Mektuplardaki “çocuklar›n›z bizim de çocuklar›m›z, flefkatli kollar, sevgili anneler babalar...” demagojilerini TAYAD ’›n mektubundan bir bölümü hat›rlatarak geçiyoruz: “fiu iki yüzlülü¤e, flu sahtekarl›¤a bak›n!.. Halk› dehflete düflürmek için vurdu¤u o¤ullar›m›z›n, k›zlar›m›z›n kulaklar›n› kesen, kafa derilerini yüzenler, cesetlerini helikopterlerden kasaba meydanlar›na atanlar, insana insan pisli¤i yedirmekten suçlu bulunanlar, binlerce Kürt köyünü yak›p y›k›p zorla boflaltanlar, hapishanelerde çocuklar›m›z› diri diri yakanlar, kömürleflmifl cesetlerini torba içinde ellerimize tutuflturanlar, çocuklar›m›z›n kollar›n› kopart›p köpeklere atanlar, diri diri hücrelerde ç›ld›rtarak öldürmek için F tipi tecrit iflkencesinden vazgeçmeyenler, ölüm oruçlar›nda yaflam›n› yitiren 107, sakat b›rak›lan 500'den fazla insana ra¤men tecriti sürdürenler sevgiden, flefkatten sözediyor...” Mektuplar bafltan sona, ony›llard›r bu halka zulmeden, “asar›z, keseriz”den baflka bir fley bilmeyen bir devletin diline yak›flmayan yalan, demagojilerle dolu. Zannediyorlar ki, üç befl kelime ile flerefsizli¤i, muhbirli¤i kabul ettirebiliriz. “Çocuklar›m›z›n iyi e¤itim görmelerini, ifl sahibi olmalar›n›;.. istiyoruz..” diyor ‹çiflleri Bakanl›¤›, aileleri flerefsizli¤e ortak etme ça¤r›s›nda. Resmi rakamlara göre 7 milyon insan iflsiz bu ülkede. Onlara ifl bulmufl da, “piflman olacaklara” ifl vaad ediyor. Kontra tetikçili¤inden, mafyac›l›ktan baflka itirafç›lara verebilecekleri bir ifl olmad›¤›n› deneyler gösteriyor. Ama ya aldanacak birileri ç›karsa!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti imzal› bir baflka mektup, “Ülkemizin her alanda süper ligde oynamas› sosyal bar›fl›n sa¤lanmas›na ba¤l›d›r. Bunun için sizler de üzerinize düfleni yaparak vakit kaybetmeden çocuklar›n›z›n tak›mdaki yerini almas›n› sa¤layabilirsiniz.” diyor. Devlete bak›n! Futbol ça¤r›fl›mlar›yla hayali bir Türkiye anlat›yor. Hangi alanda “süper lig”de oynuyormufl Türkiye? Yoksullukla mücadelede mi? E¤itimde mi? Sa¤l›kta m›? Adalette mi? Hak ve özgürlüklerde mi?... Zulüm ve bask› dizboyu olmufl, hangi sosyal bar›fltan sözediliyor. Bir baflka mektupta, bir yandan ailelerin duygular›n› istismar ederken, olaki yutmazlarsa diye tehdit etmeyi de unutmuyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti; “Evlat ac›s› ac›lar›n en büyü¤üdür. Gelin elele verelim evlatlar›m›z›n ac›s›n› de¤il, mutlulu¤unu görelim”. Türkçesi flu; fierefsizlik yolunu seçmezse katledece¤im. Devletin “emanete” ne yapt›¤› hapishane katliamlar›ndan bilinmiyormufl gibi, “ÇOCUKLARINIZ S‹Z‹N B‹ZE EMANET‹N‹Z OLACAKLAR” demagojisi yapan devlet, ailelere “B‹R ÇA⁄RI DA S‹Z YAPIN!” diyor ve senaryo tam olsun diye, köy odalar›na kaymakam emri, jandarma zoruyla toplad›klar› bir kaç ailenin eline “o¤lum evine dön” yaz›l› dövizler tutuflturup medyada yans›t›nca fiyaskoyu gizleyebileceklerini düflünüyor. Ama anlafl›lan ailelelerden de istedikleri sonuçlar› alamay›nca bu kez de, “örgütlerin aileleri tehdit etti¤ini” uydurmaya bafll›yorlar. Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Abdi Cengiz utanm›yor, s›k›lm›yor bu yalan› söylüyor mesela. (Cumhuriyet 19 A¤ustos) Bofl yere ç›rp›nmay›n, bu ülke topraklar› dayatt›¤›n›z onursuzlu¤a direnecek, piflmanl›k merkezlerini bofl b›rakacak, sonuncu Piflmanl›k Yasan›z› da yüzünüze çarpacak kadar onurludur.
Radyolar, Yerel Gazeteler Seferber Do¤u’da, “nereden yay›n yapt›¤› belli olmayan” Güven Radyo’dan Ahmet Kaya, Ferhat Tunç ve Sezen Aksu’nun parçaların› kullanarak, aralarda KADEK gerillalar›na piflmanl›k ça¤r›s› yap›l›rken, Tokat’ta radyo ve yerel gazeteler flerefsizlik ça¤r›s›nda kullan›l›yor. Oligarfli, Tokat’ta bir yerel gazeteye yasan›n tam metnini bast›rt›p helikopterlerle da¤lara at›yor. Bu çaban›n da hiçbir sonuç vermeyece¤i aç›k, ancak bir bas›n kuruluflu flerefsizli¤in, muhbirli¤in propagandas›n› yapmamal›d›r. Yapt›¤›n›z ça¤r›, halk›n de¤erlerine, onurlu, namuslu bir yaflama ça¤r› de¤ildir, düflkünlü¤e ça¤r›d›r.
Say› 74 29 24 A¤ustos 2003
‹zmir’de Halk Karakola Sald›rd›
POL‹SE BU ÖFKE N‹YE?! Top oynayan gençler aras›nda ç›kan kavgaya müdahale eden polisin, yüzlerce kiflinin üzerine atefl açmas› ve biri a¤›r olmak üzere iki kifliyi yaralamas› sonras›nda halk karakola yürüyerek araçlar› tahrip etti, tafllad›. ‹zmir'in Çi¤li ilçesine ba¤l› Güzeltepe Mahallesi’nde 14 A¤ustos günü yaflanan olayda;
Say› 74 30 24 A¤ustos 2003
Polis kurflunlar› 22 yafl›ndaki Turgay Kiltepe’yi gö¤sünden ve kolundan yaralarken, 25 yafl›ndaki Selami Atalay s›rt›ndan yaraland›. Olay› duyan mahalle halk›ndan 300 kifli semt karakoluna yürüdü ve polis araçlar›n› tahrip ederek, karakolu tafl ya¤muruna tuttu. Polis suçunu örtbas etmek için burada 4 kifliyi gözalt›na al›rken, olay› yaflayan Hasan Atalay, a¤abeyi Veli Atalay'ın komiserin elindeki silahı kaparak tepki olarak kendi baflına dayadı¤ını anlatarak yaflananlar› flöyle anlatt›: "Daha sonra polisin tavrına iyice sinirlenince di¤er gençlerle beraber copları alarak bu defa polise saldırmaya baflladık. Böyle olmasını istemezdik. Fakat polis atefl açınca ifl çı¤rından çıktı. Top oynuyoruz diye kurflunlanalım mı? Herkes kendini korumaya çalıfltı. Olayların bu kadar büyümesinde polis sorumludur. ‹kinci bir Gazi olayı yaratılmaya çalıflıldı.”
Elleri Sürekli Tetikte Halk sözkonusu oldu¤unda polisin eli sürekli tetikte, duraksamadan ateflliyor silah›n›. Yoksul halk›n befl kuruflluk de¤eri yok gözünde. Olay›n ard›ndan yap›lan resmi aç›klamay› bir cümle ile özetlemek mümkündü; “polis duruma hakimdir”. Kurflunlayan sen, olay› yaratan sen, suçlu olan sen, hakim sen!...
Daha dün Ba¤c›lar’da yafland› benzeri bir olay. Halk sözkonusu oldu¤unda silah›n› atefllemekte tereddüt etmeyen polisler, bir gencimizi kafas›ndan vurarak infaz etti. Yüzlerce insan karakola yürüyerek ayn› flekilde araçlar› tahrip etti, polise sald›rd›.
Öfke, Düzene Son olarak Ba¤c›lar’da, Çi¤li’de yaflanan olaylar, o andaki bir tepkinin sonucu olmad›¤› gibi, sadece polise yönelik de de¤ildir. Y›llar›n birikiminin sonucudur ve öfke adaletsizli¤in hukuk diye yutturuldu¤u, iflkencenin, katliamlar›n, halka karfl› ifllenen bütün suçlar›n devlet politikas› oldu¤u düzene karfl›d›r. Ayn› tepkiyi, ayn› olaylarda zenginlerin semtinde göremezsiniz. Bu öfke yoksullar›n öfkesidir. Yaflananlar bu tepkiyi ortaya ç›karan bir k›v›lc›m niteli¤indedir. Milyonlarca insan flu veya bu flekilde polisin halka karfl› yaklafl›m›na, hukuksuzlu¤una, sald›rganl›¤›na tan›k oluyor, yafl›yor. ‹ster siyasi, isterse adli olaylarda, s›n›rs›z bir fliddet sergileniyor. Tüm halka bu flekilde gözda¤› verilmek isteniyor. Ama görülüyor ki, gözda¤› fayda etmiyor. Halk meflru tepkisini göstermekten çekinmiyor. Elbette devletin “polise bu öfke niye?” sorusunun cevab›n› aramas›n› beklemiyoruz. Onlar sadece daha fliddetli sald›rmaktan, gözalt›na almaktan, kurflun s›kan polisleri aklamaktan baflka bir fley düflünemezler. Bilimsellik uzakt›r katil beyinlere. Burjuva medya istedi¤i kadar olay›n üzerinde durmadan geçifltirsin, polisini kanatlar› alt›nda korumaya als›n, halk yaflad›klar›yla ö¤renmeye devam ediyor.
Asker 75 At› Diri Diri Yakt› Van’›n Baflkale ilçesinde “kaçak mazot ticareti yap›ld›¤›” gerekçesiyle 5 köye bask›n düzenleyen jandarma, köylülere ait 75 at› diri diri yakt›. 3 A¤ustos günü akflam saatlerinde s›n›r köyleri Mahmutabat, Aç›kal›n, Sal›dere, Erenler, Az›kl›’ya bask›n düzenleyen Koru Piyade Karakolu askerleri “mazot tafl›makta kullan›l›yor” diye 75 ata el koyup, aç›k alanda diri diri yakt›lar. Atlarla ot tafl›d›klar›n› belirten köylüler olay›, “Çiçekli bölgesinde toplanan atlar›m›z, önce kurfluna dizilmifl, ard›ndan da atefle verilmiflti. Silah seslerini duyup olay yerine gitti¤imizde atlar›n ço¤u hala ölmemiflti, k›p›rd›yorlard›. Atlar canl› canl› yan›yordu. Biz de öylece seyretmek zorunda kald›k” sözleriyle anlatt›lar. ‹nsanlar› diri diri yakan bir ordunun atlar› yakmas›, köylünün geçim kaynaklar›n› yoketmesi flafl›rt›c› de¤ildir. Bu onlar›n ahlak›na son derece uygundur. Peki flu “hayvanseverler”imiz neredeler acaba? F tiplerinden ölümler ç›karken, ölen devekufllar›na, “katliam” manfleti atan Hürriyet’in “hayvansever” yay›n yönetmeni bunu da manflet yapabilir mi? S›radan hayvanat bahçesi görevlisine ettikleri laflar› orduya da edebilirler mi? Caniler, katiller, vahfliler... diyebilirler mi? Diyemezler. Çünkü onlar bu ordunun bütün suçlar›n› savunmay› ya da görmezden gelmeyi yay›n politikas› yapm›fllard›r.
‹flkencecilere avukat paras›n› devlet ödüyor
‘‹flkence devlet politikas›d›r’a politikas›d›r bir belge Polisin gör evi ger e¤i yapt› ¤› ifllemler de suç ifllemesi du r umunda devlet taraf›ndan tutulan avukatlarla savunul mas›n› haydi anlad›k diyelim, peki “iflkence devlet politika s› de¤ildir... E¤itim sor unu dur...” derken, iflkencecilerin devlet taraf›ndan tutulan avu katlarla, yani halk›n vergile rinden toplanan parayla sa vunulmas›na ne demeli? ‹flkencenin devlet politikas› oldu¤unun yaz›l› belgesi demeli. Dava Açılan Polis ‹çin Avukat Tutma ve Ücret Ödeme Hakkındaki Yönetmelik, yüz kızartıcı (çete oluflturmak, kaçakçılık, rüflvet, zimmet, tecavüz ve dolandırıcılık gibi) suç iflleyen polislerin avukat ücretlerinin ödenmeyece¤i belirtilmesine karflın, ‘’iflkence’’ suçu görev kapsamında de¤erlendirdi¤i için iflkenceci polislerin avukat ücretlerinin devlet tarafından ödendi¤i ortaya ç›kt›. Yani yüzlerce iflkence davas›nda karfl›m›za ç›kan ‹lhami Yelekçiler bizim param›z› kasas›na atarken, bizim iflkence görmemezin hakl›l›¤›n› anlat›yordu. Üstelik, ‹zmir Barosu ‹flkenceyi Önleme Komisyonu’ndan Nalan Erkem’in aç›klamas›na göre: “‹flkenceci polislerin avukatlarına, di¤er kamu personeli ve vatandafllar için belirlenen asgari ücret tarifesinin 20 katı daha fazla ödeniyor. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında görev yapan polislere ise sınırsız miktarda avukatlık ücret hakkı tanınıyor.’’ (Cumhuriyet 19 A¤ustos) Bir; devletin tan›m›na göre, iflkence yüz k›zart›c› suç de¤il, görev gere¤i ifllenen suçlar ara-
s›nda yer al›yor. ‹ki, iflkenceci, devlet taraf›ndan resmi belge ile sahipleniliyor, savunuluyor, eskaza ceza almamas› için “s›n›rs›z kaynak” hizmetlerine sunuluyor. ‹flkenceyi önleme ad›na yap›lan tart›flmalar› ve katliam bakan› Sami Türk taraf›ndan bulunan ve Susurluk hamisi Cemil Çiçek taraf›ndan da savunulan dahiyane çözümü hat›rlayal›m; “A‹HM’de aç›lan iflkence davalar›nda paray› polise ödetirsek iflkence olaylar› önemli ölçüde azal›r” deniliyordu. Sahtekarl›¤›, riyakarl›¤› görüyor musunuz; bir yandan iflkenceye karfl› olma oyunu oynuyorlar, öte yandan iflkenceciye s›n›rs›z kaynakla avukat tutuyorlar. AKP iktidar›n›n, ‹çiflleri Bakan›’n›n eminiz bu yönetmelikten hiç haberleri yoktur. Onlar iflkenceye “s›f›r tolerans” tan›d›klar› için, bunu da görmezden gelmeyi tercih edeceklerdir. Riyakarl›k her alanda siyasetlerinin temelini oluflturdu¤u için de ahlaki, hukuki, siyasi bir rahats›zl›klar› da olmaz nas›lsa. Daha bu tür belgelerde iflkencenin nas›l sahiplenildi¤inin örnekleri çoktur, ama aç›klamazlar, fiili olarak uygulamaya devam ederler. Kald› ki, sözkonusu yasa, olay bas›na yans›d›¤› için de¤ifltirilebilir de, ama bu devletin zihniyetinin aç›k bir flekilde belgelenmesi gerçe¤ini de¤ifltirmez. Ve iflkenceci korunmaya devam eder. Baflbakan›n koruma müdürü tescilli bir iflkenceci iken, AKP’den farkl› bir fley bekleyenler de daha çok bekler.
F Tipinde Bir '‹ntihar' Daha Sincan ve Kand›ra F tiplerindeki intiharlar›n ard›ndan Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’ndeki tutuklulardan Selamettin Yılmaz’›n “intihar ederek öldü¤ü” aç›kland›. Tekirda¤ F Tipi’nde yapt›klar› incelemelerin sonuçlar›n› aç›klayan ‹HD ‹stanbul fiubesi Cezaevi Komisyonu, sorunun tecrit oldu¤unun alt›n› çizerken, komisyon üyesi Ümit Efe, bakanl›¤a intihar› sorduklar› mektuplar› gönderirken yapt›¤› aç›klamada flöyle dedi: "‹ntihar ederek öldü¤ü belirtilen Selamettin Yılmaz adlı adli tutuklunun uzun süre tecrite maruz kaldı¤ını ö¤rendik. Bu gerçek karflısında Yılmaz'ın ölümünün tecrit iflkencesinden meydana gelmifl olma olasılı¤ı biz insan hakları savunucuları için ciddi bir flüphe konusudur. Bu yüzden Adalet Bakanlı¤ı'nı, bu ve di¤er intihar olaylarının nedenlerini, Tekirda¤ F Tipi Cezaevi'ndeki iflkence iddialarını arafltırmaya ve önlemeye, üç yıla yakındır cezaevlerinde süren tecriti sona erdirmeye ve ölümlerin durdurulması için çaba göstermeye ça¤ırıyoruz." Konuya iliflkin Adalet Bakanl›¤›’ndan hiçbir aç›klama yap›lmamas›, intihara bas›nda yer verilmemesi, tecrit politikas›n›n iktidar-medya iflbirli¤i ile, koyu bir sansür uygulamas› ile sürdürülmesinin bir örne¤idir. Tecriti, ölümleri görmezden gelen iktidar yaflanan bütün ölümlerin, iflkencelerin sorumlusudur.
Say› 74 31 24 A¤ustos 2003
17 A¤ustos’tan 4 y›l sonra:
“Bir arpa boyu yol gidemedik...”
Say› 74 32 24 A¤ustos 2003
Saatler 03.02'yi gösterirken, Gölcük Barbaros Hayrettin Lisesi bahçesinden onlarca beyaz balon yükseldi gö¤e. 4 y›l önce, ayn› saatlerde enkaz›n alt›nda kalan 52 ö¤renci ve 5 ö¤retmenin adlar› yaz›l›yd› balonlarda. Balonlar gö¤e yükselirken, gözyafllar› düflüyordu topra¤›n üstüne. Anma törenleri sadece Gölcük’te de¤ildi o gece. Kocaeli’de, Adapazar›’nda, Yalova’da, Eskiflehir’de de 17 A¤ustos Depremi’nde kaybedilenler için çeflitli anma törenleri düzenlendi. Yalova'da Deprem Anıtı önünde toplanan 5 bin kifli, gözyafllar›yla ›slatt›klar› çiçekleri b›rakt›lar an›ta. Ac›n›n a¤›rl›¤› vard› törenlerde. Öfke hala ac›n›n arkas›nda, gününü beklemekte. Beklenecek bir fley de yoktu asl›nda. Dört y›l geçti üzerinden katliam›n. Dört suçlu bile cezaland›r›lmad›. Yeni bir katliam› önlemek için yap›lanlar ise, devede kulak bile de¤il. TÜB‹TAK Marmara Araflt›rma Merkezi Baflkan› Prof. Naci Görür, 17 A¤ustos’un dördüncü y›l›nda aç›klad›: “Bir arpa boyu yol gidemedik... Deprem öncesine yönelik hiçbir fley yap›lm›yor. Depremden sonra insanlar› kurtarmak için projeler haz›rlan›yor.” Bu sonuç, oligarflinin düzeninin insana verdi¤i de¤erin resmidir. Ölümleri engellemek için de¤il de, daha kolay ve ucuz olan›, ölüleri kald›rmak için haz›rl›k yap›yorlar. O “haz›rl›klar”›n da yar›n üstümüze enkaz çöktü¤ünde, “nerede bu devlet?” sorusuna cevap olmayaca¤›n› ony›llar›n tecrübesinden biliyoruz. Ölülerimizi sayacaklar yine ve sayd›klar›n› yine gizleyecekler.
limatlar›n›n peflinde koflturmaktan, dü¤ün dernekten depremzedeye s›ra m› gelir? fiimdi s›ra geldi mi san›yorsunuz? Hay›r, sadece “flov s›ras›” geldi. Farkl› yerlere ve tarihlere göre planlanm›fl milliyetçilik, halkç›l›k, dincilik flovlar› devam ediyor. Erzurum Kongresi’nin y›ldönümünde Erzurum’da topland›lar; bak›n ne kadar da “Kuvay› Milliyeci”ydiler, ne kadar da “ulusalc›”yd›lar! 17 A¤ustos’ta Sakarya’da! Bak›n ne kadar da halk› düflünüyorlar! 30 A¤ustos “Zafer” Bayram›’nda nerede, Dumlup›nar’da m› toplanacaklar bakal›m? Bakal›m yeni flov sahnesi nerede kurulacak?
Laf bol; taleplere somut karfl›l›k yok! Tayyip Erdo¤an’›n Sakarya flovu s›ras›nda deprem bölgesindeki KESK üyesi memurlar, taleplerini dile getirdikleri bir protesto eylemi yapt›lar. Hükümete taleplerini iletmek için, toplant› yap›lan sendika binas›na do¤ru yürümek isteyen KESK’liler, polis sald›r›s›yla durduruldu. Memurlar, polis kuflatmas› alt›nda yapabildiler aç›klamalar›n›. Ne istiyordu KESK’liler? - Depremden bu yana kapal› olan zirai donatım ve fleker fabrikalarının açılmasını istiyorlard›. - Depremde zarar gören kamu çalıflanlarının nemalarının bir defada ödenmesini istiyorlard›.
18 A¤ustos Sakarya
Önlem yok, yat›r›m yok, ödenek yok;
ama... fiOV DEVAM ED‹YOR! 17 A¤ustos y›ldönümü “etkinlikleri”nden biri de, AKP Hükümeti’nin Sakarya’da toplanmas›yd›. ‹ktidar koltu¤una otural› neredeyse bir y›l›n› doldurmak üzere olan hükümet, deprem meselesini yeni hat›rl›yordu! Sakarya Demiryol-‹fl Sendikası'nda yap›lan Bakanlar Kurulu toplant›s›n›n ard›ndan Tayyip Erdo¤an aç›kl›yor: Deprem üst kurulu oluflturulacak-m›fl! 4 y›l sonra m› akl›n›za geliyor? Yoksa “y›ldönümü” vesilesiyle hat›rlad›n›z da, yar›n zaten bunu da unutacak m›s›n›z? Aylard›r iktidardalar; ama vergi aff› ç›karmaktan, tesettür defilelerini izlemekten, IMF ta-
Depremzede memurlar›n hakl›, meflru ve acil talepleriydi yani istenen. Peki Tayyip ve AKP’li bakanlar, oraya depremzedelerin sorunlar›n› çözmek için gelmemifller miydi? fiovla gerçe¤in fark› iflte burada ortaya ç›kt›. Depremzede memurlar›n hakl› taleplerini copla karfl›layanlar, neyi çözebilir?
Uzanlar’› Yaratan Çark Dönüyor - AKP flimdi yenilerini yarat›yor Uzan operasyonu, Kemal, Hakan ve Yavuz Uzanlar’›n gözalt› kararlar›yla, bas›lan villalar, el konulan bankalar, ortaya ç›kan katrilyonluk yolsuzluklar, usülsüz kredilerle sürüyor. Peki kimdir flu Uzanlar? Yalan ve demagojiyi ustal›kla kullanarak son seçimdeki siyasi ç›k›fl›yla m› fark›na var›ld›?
Uzanlar’a “Yürü Ya Kulum” Diyen Sömürü Düzeni 1980’e kadar Yeni ‹stanbul Gazetesi d›fl›nda sermaye kesimi içinde bir varl›¤› duyulmayan Uzanlar, 12 Eylül cuntas›n›n ard›ndan “yürü ya kulum” denilenlerin bafl›nda geliyor. Bu tarihten itibaren ‹mar Bankas› ile finans sektörüne giren Uzanlar h›zla geliflmeye bafllad›. Adabank’›n ard›ndan özel televizyonlar furyas›n›n öncülü¤ünü yaparak Star’la medya alan›na a¤›rl›¤›n› koydu. Medya-siyaset-sermaye iliflkisini ustaca kullanarak her iktidar döneminde ald›¤› devlet ihaleleri ile, mafya yöntemleri de kullanarak büyümeyi sürdürdü. 1992-93 y›llar› aras›ndaki özellefltirme ya¤mas›ndan en büyük pastay› kapanlardan biriydi. Halka ait 8 K‹T’i sat›n ald›. 6 yat›, dört özel uça¤›, iki helikopteri, Amerika’da befl dairesi, bo¤azda villalar› ve bir adet adas› ile bir avuç sömürücü s›n›f›n nas›l yaflad›¤›n›n prototiplerinden birini oluflturdu. Finans, telekomünikasyon, biliflim, medya, inflaat, enerji, Ticaret ve spor sektöründe faaliyet gösteren onlarca flirketi bulunan Uzanlar için, t›pk› di¤er tekeller gibi “çal›fl›p kazand›¤›... akl›n› kulland›¤›” propagandalar› yap›l›yordu düne kadar. Özal’dan bu yana bütün iktidarlarla aras›n› iyi tutan, özellikle Demirel döneminde devlet
olanaklar›n› sonuna kadar tepe tepe kullanan Uzanlar durup dururken ortaya ç›kmad›. Bugün nas›l Sabanc›lar, Albayraklar, Ülkerler, Kombassanlar AKP taraf›ndan beslenip büyütülüyorsa, onu da bu sistem, Demireller büyüttü. Uzanlar’›n geliflim sürecine bak›ld›¤›nda, liberalizmin Özal eliyle gelifltirildi¤i sürecin ürünü oldu¤u görülür. Emekçi haklar›na yönelik en büyük sald›r›lar›n yafland›¤› bu süreç ayn› zamanda, bugün AKP taraf›ndan en azg›n flekilde sürdürülen özellefltirme politikalar›n›n da h›z kazand›¤› süreçtir. Burjuva siyasetin sermaye, medya iliflkisinde s›n›rlar›n afl›ld›¤›, “ça¤ atl›yoruz” diye diye soygunun kutsand›¤› bir sürecin ürünüdür Uzan Ailesi.
Uzan Operasyonu’nun Nedenleri Say› 74
Uzanlar’a yönelik operasyonun AKP’nin yolsuzluklar›n üzerine gitme vb. demagojileri ile aç›klanmas› seçim propaganda malzemesinden öteye gidemez ve balonu k›sa sürede söner. Peki nedir operasyonun arka plan›nda yatan nedenler? 1- Uzan, 1960’lardan bu yana emperyalist tekellerle iflbirli¤i içinde geliflen tekellerle çat›flma halindedir. Baflta Sabanc› olmak üzere TÜS‹AD, Uzan’›n kendi pazar alanlar›na el uzatmas›ndan, hele gücünü siyasi alana dökerek gelece¤ini tehdit etmesinden rahats›zd›r. Yani operasyonun birinci yan›, oligarfli içi çeliflkiler ve güç çat›flmalar›d›r. 2- Yine iflbirlikçi tekellerin iste¤ine paralel olarak, operasyon esas olarak IMF’nin operasyonudur. Siyasi propagandan›n ötesine gitmeyece¤i, halk›n oyunu çalman›n demagojisi oldu¤u bilinse de Cem Uzan’›n IMF karfl›t› söylemi,
Uzan operasyonu oligarfli içi çat›flmalar›n ürünüdür. AKP, bir yandan Uzan operasyonunu siyasi ranta dönüfltürmeye çal›fl›rken, öte yandan Uzan’› yaratan sistemin çarklar›nda yeni Uzanlar’› yarat›yor. “Her fleyi babalar gibi satan” AKP’nin yaratt›¤› Uzanlar’› da yar›n bir baflka iktidar masaya yat›r›p “operasyonlar” yapacakt›r.
33 24 A¤ustos 2003
Say› 74 34 24 A¤ustos 2003
emperyalizmin siyaseti ve ekonomiyi yeniden dizayn etme program›na ters düflmektedir. IMF ç›kartt›rd›¤› yasalarla, iktidarlara verdi¤i talimatlarla kapitalist sistemi restore etmek istemektedir. Bunun anlam› soygun ve sömürü azg›n flekilde sürecek, ama pastadan pay alanlar sadece emperyalist tekeller ve onlar›n iflbirlikçileri olacak. Bu çark›n d›fl›nda kalanlar ya tasfiye olacak ya da küçülecek. Hürriyet yazar› Enis Berbero¤lu’nun belirtti¤i gibi; “Uzan Ailesi'ni ne içinde yetiflti¤i medya-siyaset-ticaret bataklı¤ı bo¤du, ne de AKP rekabeti. Uzan'ın hakkından IMF yasaları geldi. Kavganın taraflarını bu eksene göre tarif edersek; Cem Uzan, IMF'ye de, küreselleflmeye de karflı, yedi¤i dayak bu yüzden.” (6 Temmuz 2003 Hürriyet) 3- Bir di¤er etken ise, AKP’nin bu oyundaki rolüdür. ‹flbirlikçi tekeller ve IMF ile, Genç Parti’yi iktidar›n› tehdit eden bir alternatif olarak görmesi nedeniyle Uzanlar’›n tasfiyesi noktas›nda ç›karlar› çak›flmaktad›r. Uzanlar’›n elbette büyük yolsuzluklar›n, soygunlar›n alt›nda imzas› vard›r. De¤irmenin suyu, halk›n al›nteridir, kan›d›r, can›d›r, kapitalist sömürü çark›d›r. Ancak AKP’nin, yolsuzlukla mücadeleyle hiçbir ilgisi yoktur. Çark›n ayn› h›zla dönmeye devam etmesinden son derece memnundur. Mesele katrilyonlar›n kimin kasas›na akaca¤›ndad›r. Hortumun, soygun kanallar›n›n ucu AKP’den yana döndükçe ülkeyi “babalar gibi satmakta” azg›nlaflmaktad›rlar.
Çark Dönüyor, Yeni Uzanlar’› ‹zlemeye Devam Edin! Kapitalizmin s›n›rs›z sömürü ve soyguna dayanan çarklar› dönmeye devam ettikçe de, yeni Uzanlar’›n yarat›lmas› kaç›n›lmazd›r. AKP, bir yandan Uzan operasyonunu siyasi ranta dönüfltürmeye çal›fl›rken, öte yandan Uzan’› yaratan sistemin çarklar›nda yeni Uzanlar› yarat›yor. “Her fleyi babalar gibi satan” AKP’nin yaratt›¤› Uzanlar’› da yar›n bir baflka iktidar masaya yat›r›p “operasyonlar” yapacakt›r. Albayraklar’a peflkefl çekilen fabrikalar, Cüneyt Zapsular’›n kasalar›na aktar›lan f›nd›k ürecisinin al›nteri, Kombassanlar, Arialar’›n kurtar›lmas›, orman vasf›n› yitirmifl araziler hakk›nda yasa, yeni ihale kanunlar›, baflbakan›n reklam›n› yapt›¤› Ülkerler ve daha onlarca örnek yeni Uzanlar’› yaratmaktad›r. ‹flte küçük ama zihniyeti yans›tan bir örnek: Adapazar›’nda ColaTurka fabrikas› açmaya
giden Tayyip Erdo¤an’› karfl›layanlar aras›nda “fieker Fabrikas›n› ‹stiyoruz” pankart› ile Adapazar› Pancar Ekicileri Kooperatifi de vard›r. Üreticilerin oluflturdu¤u bu Kooperatif, bir süre önce IMF’nin fleker üretimini tasfiye karar› uyar›nca “zarar ediyor” denilerek kapat›lan fleker fabrikas›n› almak ve iflletmek istemektedir. Erdo¤an üreticilere dönüp tebessüm ederek, “ColaTurka da isterse ne yapacaks›n›z...” der ve kooperatif yetkilileri ile görüflmeyi dahi kabul etmez. Aç›kça, ben ülke kaynaklar›n› önce yandafllar›ma peflkefl çekece¤im denilmektedir. Özallar, Mesut Y›lmazlar, Ecevitler, Hüsamettin Özkan’lar da böyle büyüttüler Uzan Ailesi’ni.
Yoktur Farklar›! Uzanlar operasyonunun bir boyutunda da Do¤an Medya bulunmaktad›r. Halk›n haber alma hakk› ile ilgisi olmad›¤› aç›k olan manflet haberlerle, tetikçi köfle yazarlar›n›n yaz›lar› ile sürdürülen savafl, medya tekelleri aras›ndaki çat›flmadan ibarettir. Bu çat›flmada halk›n hiçbir ç›kar› yoktur. Hakl›s›, haks›z› olmayan, her ikisi de soygun ve sömürü düzeninin temsilcisi olan medya tekellerinin savafl›nda Do¤an medya rakiplerini yok etmeye çal›fl›yor. AKP iktidar›na s›n›rs›z bir destek sunan, hiçbir konuda tek bir muhalefet bile yapmayan Do¤an Medya’n›n tv ve gazeteleri sadece Uzanlarla çat›flm›yor, ayn› zamanda Sabah Grubu’nun sahipleri Turgay Ciner ve Dinç Bilgin’e karfl› da savafl›yor. Amerikanc›l›kta hiçbir farklar› bulunmayanlar, kim daha Amerikanc› yar›fl›na giren iflbirlikçiler birbirlerinin kirli çamafl›rlar›n› döktüler. Tercüman’›n eski sahibi Kemal Il›cak’›n hayat›na malolan ‹LKSAN arazisinin Formula 1 yar›fllar› bahane edilerek hortumland›¤›, Sabah’›n sahiplerinin devlete borçlar›n› ödememek için Sabah’› resmen kaç›rd›klar›, gazete yay›n yönetmenlerinin iktidarla sahipleri ad›na kulis faaliyetleri sürdürdü¤ü vb. kendi aralar›ndaki ç›kar çat›flmalar›n› halk›n gündemiymifl gibi manfletlere, köfle yaz›lar›na tafl›yanlar›n gündeminde halk›n sorunlar› yoktur. Elbette bu çat›flmadan halk›n bir ç›kar› vard›r; onlar çat›flt›kça gizlenen, düne kadar birbirlerini idare ettikleri kirli çamafl›rlar› ortaya saç›ld›kça, Amerikanc›lar›n, devrimcilere sald›ranlar›n kimler olduklar› da daha iyi anlafl›l›yor. Soygun, yolsuzluk, ç›kar ve katliam alk›flç›l›¤› ortak yanlar›d›r. Hiçbirinin ötekisinden fark› yoktur.
AMER‹KA ‹Ç‹N ÖLMEYE DEVAM MI EDECE⁄‹Z
‹fiKENCE HER YERDE Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Tutukevi’nde bulunan 15 yafl›ndaki Ertan Basiç’in u¤rad›¤› iflkenceyle igili ailesi ve TAYAD’l›lar bas›n aç›klamas› yapt›. Ertan Basiç’in annesi Cevahir Basiç; “O¤lumun sa¤ kaflta yara, sa¤ gözalt›nda ise gözle görülür morluklar vard›. O¤lum B-6 ko¤uflunda yatmakta. Bu ko¤uflun mümessili taraf›ndan dövülmüfl ve tehdit alt›ndad›r. Ayr›ca o¤lumun para, ayakkab› ve giysilerini gasp etmifller. O¤lumun bir an önce hastaneye götürülüp tedavi ettirilmesini istiyorum” dedi. TAYAD ad›na aç›klama yapan baflkan yard›mc›s› Ünzile Aras ise “Ertan Basiç’in suçu ne olursa olsun 15 yafl›nda bir çocuk. Adli tutuklular örgütsüz olduklar› için aralar›nda bir dayan›flma yoktur. En ufak bir hak aray›fl›nda iflkence ve bask› ile sindirilir. Bazen bu iflkence ölümle bile sonuçlan›r. Ama ya intihar etmifl olur ya da kafas›n› bir yere çarp›fl olur. Sözde ›slah edilmeye çal›fl›lan bu çocuklar bütün yaflamlar› karart›lm›fl, hiçbir beklentisi olmayan insanlara dönüflerek aram›za gönderiliyorlar” dedi. Ailesi ve TAYAD’l›lar›n konuflmas›ndan sonra 15 kiflinin kat›ld›¤› aç›klama sona erdi.
Tarih 20 Ekim 1950. ABD Kendi ç›karlar› için Kore’ye sald›r›yor. Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin o dönemki baflbakan› Adnan Menderes emperyalizmle bütünleflmenin, yaranman›n en iyi yolunun “onlar yerine ölmek” oldu¤unu keflfetmiflti ve Türk askerini para karfl›l›¤›nda kiralam›flt› Amerika’ya. O günlerde “dünyan›n en ucuz askeri 23 sentlik asker” deniyordu Türk askerine. Menderes’in bu iflbirlikçili¤ini, 53 y›l önce kilometrelerce uzakta Türkiye’nin ulusal ç›karlar›yla hiçbir ilgisi olmayan bir savaflta yüzlerce gencimizin ölmesine neden oldu. Ayn› zihniyet 2 Ocak 1993’te Somali’de, 4 A¤ustos 1993’te Bosna-Hersek’te, 16 Nisan 1997’de Arnavutluk’ta, Mart 1999’da Kosova’da, Makedonya’da, fiubat 2002’de Afganistan’da kendini gösterdi. Bugün Amerika Irak’ta!.. Amerikan tekellerinin ç›karlar› için Irak iflgal edildi. ‹flbirlikçi AKP hükümeti ve tekeller Irak’taki pastadan pay kapmak için “ulusal ç›karlar›m›z için gereklidir” diyerek Türk askerini Amerika’ya peflkefl çekmeye çal›fl›yorlar. Bugün “ulusal ç›karlar›m›zdan” bahsedenler daha dün 11 Türk subay›n›n kafas›na çuval geçirilip ulusal onurumuz Amerika taraf›ndan ayaklar alt›na al›n›rken neredeydi? Kald› ki Türkiye’nin ulusal ç›karlar› kardefl Irak halk›n›n ve kan› üzerine kurulu bugün. Kan›m›z› sat›yorlar. Ölen yoksul halk çocuklar› olacak. Düflünün! Irak’ta Amerikan askeri öldü¤ünde ne hissediyorsunuz, bir Irakl› öldü¤ünde ne hissediyorsunuz ve yar›n bizim gençlerimiz orada öldü¤ünde ne hissedeceksiniz. Irak’›n iflgal edilmesine Irak halk›n›n katledilmesine göz yummayal›m, ortak olmayal›m. Gençlerimizin Amerikan askeri olmas›na izin vermeyelim. SAMSUN TEMEL HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER DERNE⁄‹
E¤itim Sen: “Kay›t Harac› Ödemeyin!” Kayıtların bafllaması nedeniyle bir bas›n toplant›s› düzenleyen E¤itim-Sen Genel Baflkanı Alaaddin Dinçer, paral› e¤itimi ve kay›t paras› soygununu elefltirdi. “E¤itim, kamusal bir hak olmaktan ç›k›p, parası olanlardan yana ayrıcalıklı bir konuma getirilmifltir” diyen Dinçer, ayn› politikan›n sa¤l›kta da uyguland›¤›n› belirtti.
Kay›t paras›n› haraç olarak niteleyen Dinçer, “Veliler yolunacak kaz, ö¤retmenler de tahsildar de¤ildir. Kayıt ‘haraçları’ milyonluk rakamlardan, milyarlara çıkmıfl bulunmaktadır. Parası olmayan ve para vermek istemeyen velilerin çocuklarının kaydı yapılmak istenmemekte, binbir türlü zorluklar çıkarılmaktadır. Veliler; Kayıt parasının ve alınan e¤itim katkı payının hiçbir yasal dayana¤ı yoktur. Kayıtlar, örgütümüzün temsilcilikleri ve flubeleri tarafından yakından izlenecek, velilere gerekli yardımlar sa¤lanacaktır.” dedi.
Say› 74 35 24 A¤ustos 2003
“Dünya sorunlar› karfl›s›nda felsefe” kongresi
YÜZÜNÜZÜ MARKS‹ZME DÖNMEDEN ÇÖZEMEZS‹N‹Z! 21. Dünya Felsefe Kongresi 83 ülkeden 1600 felsefecinin kat›l›m› ile ‹stanbul’da yap›ld›. Girifl ücretinin 200 dolar olmas›ndan da anlafl›laca¤› gibi, seçkinlerin felsefe kongresinin konusu "dünya sorunları karflısında felsefe" idi. Bu bafll›k alt›nda de¤iflik konularda 40 oturum yap›ld›. A¤›rl›kl› olarak Amerikan politikalar›n›n çeflitli yönleriyle sorgulanmas›na tan›k olundu. Bu bir yan›yla olumluluktu. Ancak bu sorgulaman›n “alternatifi ne?” sorusuna verilen cevaplarda, yine a¤›rl›kl› olarak liberalizmin s›n›rlar›n›n afl›lamam›fl olmas›, bafltan sorgulamay› etkisizlefltiren bir ifllev gördü.
Say› 74 36 24 A¤ustos 2003
Çeflitli kavramlarla ifade edilmifl olsa da, en sorgulay›c› boyutta önerilenin, ABD hegamonyas›n›n törpülendi¤i bir BM’cili¤e denk düflmesi, dünya düzeninin sorgulanmas› ad›na ehlilefltirilmifl küreselleflmenin parlat›lmas›, Bill Gates’den farkl› olan nedir, felsefecinin görevi Bill Gates’lerin düflünsel temelini oluflturmak m›yd› sorular›n› gündeme getirdi. Avrupa’n›n “yüzy›l›n felsefecisi” ilan etti¤i Alman Jürgen Habermaslar’›n, Amerikalı siyaset felsefecisi Seyla Benhabibler’in burjuva felsefesini kutsad›klar› kongrenin ne dünyan›n açl›k, halklar›n yaflad›¤› zulüm sorununa verecek ciddi, tutarl› cevaplar› vard›, ne de gerçeklerin özüne dokunabilecek ba¤›ms›zl›klar›. Bilim insan›n›n tam da bugün muhalif kimli¤i ile emperyalizmin karfl›s›na dikilmesi, iflgalin, katliamc›l›¤›n felsefesini tart›flmas›, sorunlar›n kayna¤› kapitalist sistemin alternatifinin oldu¤unu hayk›rmas› gerekti¤i aç›kken, böyle olmad›. Emperyalist sistemin ekonomik, siyasal, ide-
Sponsoru Kim? Felsefe Kongresi'nin resmi organizasyonunu VASCO flirketi yapt›. Sahibi, Dr. Yusuf Örnek. Magic Life Grubu bünyesindeki seyahat acentesi VASCO'nun Genel Müdürü ve ayn› zamanda Antalya Sanayici ve ‹fladamlar› Derne¤i üyesi olan Örnek bir felsefe doçenti. Ama 1987'de “bilimle” ilgilenmeyi b›rak›p, turizm flirketini kurdu. Sponsoru bir kapitalist patron olan felsefe kapitalizmi nas›l sorgulas›n. Ama hakk›n› yemeyelim, patronun felsefe ile en az›ndan iliflkisi var! Ya Sabanc› olsayd›!
olojik, ahlaki temellerini sorgulamadaki yüzeyselli¤inin kayna¤› da buradayd›. Sorunlar›n kayna¤›n›n, ister ad›na YDD Dünyay› aç›klamaya, deyin, ister küreselçözümleri leflme deyin, isterse göstermeye baflka bir fley, kapitadevam ediyor... lizm oldu¤u hay›rhah bir tav›rla dile getiriliyor olsa da, Marksizm’in üzerinden atlanarak felsefenin tart›fl›ld›¤› yerde bu sonuç kaç›n›lmazd›r. Tart›flmalar ve en genelde dünyadaki durum, mevcut dünya düzenininden memnuniyetsizli¤in ifadeleriyle doludur. Dünyaya yön verecek tek ideoloji ise tart›flmas›z olarak Marksizm-Leninizm’dir. ‹stenildi¤i kadar mezar› kaz›ls›n bu gerçek de¤ifltirilemiyor. Bu kongre ayn› zamanda bu gerçe¤in bir kez daha görüldü¤ü zemin oldu. Dünyay› aç›klamaya giriflenlerin, Marksist felsefeden utangaçça da olsa yararlanmamalar› düflünülemezdi, öyle de oldu bir çok konuflmac›da. Marksizm’in gücü de buradad›r. Soyut de¤il, hayat›n içindedir. Hayat›n sorunlar›na, bilimsel oldu¤u gibi halklar›n cephesinden cevaplar bulur. Bu nedenle “daha adil, daha demokratik bir dünya” üzerine kafa yoranlar, onun gösterdi¤i yoldan yürümek zorundad›rlar. Bu gerçek, burjuvazinin göstermek istedi¤i gibi, Marksizm’in, konjonktürel, bir döneme özgü olmad›¤›n›n da yeniden ispat›d›r. Kavramlar›n içeri¤inin boflalt›ld›¤› yeni dünya düzeninde, düflünce üretimi ad›na gevezeli¤in ad›na felsefe denilemez. Halklar› kölelefltirmenin, beyinlerini yok etmenin, solcusunu sol olmaktan ç›kart›p “uluslararas› standartlar›” savundurma noktas›na getirmenin ideologlu¤unu yapanlara da felsefeci ad› verilemez. Devrimlerin mümkün olmad›¤›n›n, en fazla yap›lacak olan›n emperyalizmi iyilefltirmek oldu¤unun propagandalar› de¤iflik k›l›flar alt›nda bu “felsefeciler” taraf›ndan yap›lmaktad›r. Halklar bu “felsefeciler”in üretip emperyalist propaganda makinalar›na hediye etti¤i yalanlara kulaklar›n› t›kad›klar›nda, emperyalizmin dünya düzenine boyun e¤mek zorunda olmad›¤›m›z› da görecektir.
“
Biz De Size F Tiplerindeki Direniflin Felsefesini Anlatmaya Geldik
Felsefe Kongresi’nin son günü (17 A¤ustos) TAYAD’l› Aileler’in eylemine sahne oldu. Milli E¤itim Bakanı Hüseyin Çelik 'in de katıldı¤ı kapanıfl konuflmas› sırasında “Stop To ‹solation Stop To Death-Tecriti Ve Ölümleri Durdurun” pankart› açan iki TAYAD’l›, hapishanelerde 3 y›ld›r yaflanan direnifli anlatan konuflmalar yapt›lar, Amerikan iflgalini protesto eden sloganlar att›lar. Düflünceden, özgürlüklerden sözedildi¤i kongrede TAYAD’l›lar›n yakapaça d›flar› ç›kar›lmas› ikiyüzlülü¤ü ortaya sererken, bu tabloya tepki gösteren felsefeciler de oldu. Bir grup felsefeci alkıfllarla durumu protesto ederken, Çin adına katılan ABD'li felsefeci Dani-
Kuçuradi’ye Aç›k Mektup Kongrenin düzenleyicisi Türk Felsefe Kurumu Baflkanı ‹onna Kuçuradi, TAYAD’l›lar›n eyleminin ard›ndan, “‹nsanlarımızın tüm acılarını anlıyoruz. Ancak onlar bazı fleyleri karıfltırıyorlar. Ben bir insan hakları savunucusuyum. Ama burada yapılanlar yanlıfl. Bazı fleyleri politize ederek iflimizi daha da zorlafltırıyorlar. Hepinizden özür diliyorum.” dedi. Say›n Kuçuradi; Biz özür dilenecek hiçbir fley yapmad›k, ancak belirtelim ki, bu ülkede düflünceden, bilimden yana olmas› gereken bir felsefecinin s›¤l›¤›ndan, apolitikli¤inden, gerçeklerden kaçmas›ndan dolay› utand›k bu sözlerinizi okuyunca. Siyasetten soyutlanm›fl felsefe nas›l olmazsa, zulüm politikalar› ve sonuçlar› da felsefeden soyutlanamaz. Orada o pankart aç›lmadan, “benim ülkemde hapishanelerden 107 tabut ç›kt›” diye sizin gündeme getirmeniz gerekmez miydi böyle bir sorunu? Kad›nlar›m›z› diri diri yakan vahfletin felsefesini tart›flman›z, Amerika’n›n tüm dünyaya reva gördü¤ünü, oligarflinin halk›m›za reva gördü¤ünü, “ya benden yanas›n, ya terörden” dayatmas›n›n ülkemizin her yan›nda örneklerinin yafland›¤›n› anlatmak felsefecilerimizin görevi de¤il miydi? 3 y›ld›r bu ülkede efli benzeri görülmedik bir zulüm ve direnifl yaflan›yor. Hiçbir felsefecinin sesini duymad›k bugüne kadar. Sizin için düflündürücü bir tablo de¤il mi? Yaflad›¤›n›z ülkenin gerçeklerine s›rt›n›z› dönerek kürsülerde mi yap›l›yor felfese? Yüzünüzü gerçeklere dönerek bilimin onuruna sahip ç›kmaya ça¤›r›yoruz tüm felsefecilerimizi...
”
el Smith ise önce, yalınayak yürüyerek TAYAD’l›lar›n tartaklanmasını protesto etti, ardından da ‹ngilizce olarak hemen orada yazd›¤›, “Komünist Türk eylemcileri neden kongreden dıfları atıldılar” yazılı dövizi açtı. Oligarflinin güvenlik görevlileri ona da tahammül edemeyerek, Smith'i de d›flar› ç›kar›rken, aralar›nda Türkiye’den namuslu felsefecilerin de bulundu¤u bir grup bilim insan› protesto ederek salonu terk etti. Salonun giriflinde bir bas›n aç›klamas› yapan TAYAD’l›lar, “Demokrasinin, insan haklar›n›n, açl›¤›n ve yoksullu¤un ele al›nd›¤› bu toplant›larda biz de konuflmak istiyoruz. Çünkü anlatt›¤›n›z hak ihlalerini ve anti-demokratik uygulamalar› biz dünyan›n Türkiye'sinde yafl›yoruz. Bu yüzden biz olmadan, felsefe tart›flmalar› olmaz. Çünkü bu ülkede en a¤›r hak ihlallerine biz maruz kald›k. 3 y›ld›r 107 yak›n›m›z yaflam›n› yitirdi, 500’ü sakat kald›. Hala F tiplerinde binlerce insan tecrit iflkencesi alt›nda. Kendileri gibi düflünmemizi istiyorlar. Düflüncelerimizden dolay› tecrit edildik, katledildik, kaybedildik iflkenceli sorgulardan geçip tutukland›k" dedikten sonra kongreye kat›lanlara, “EMPERYAL‹ZM‹N HÜCRELER‹ VE HÜCRELERDE EMPERYAL‹ZME KARfiI D‹REN‹fi: Hücre Duvarlar› Emperyalizmin Ördü¤ü Duvarlard›r; Hücre Duvarlar›n› Y›kmak ‹çin Mücadele AB, ABD Emperyalizmine ve ‹flbirlikçilerine Karfl› Mücadeledir” bafll›kl› bir yaz›l› aç›klama da¤›tt›lar ve katliam›, direnifl sürecini anlatt›lar.
Say› 74 37 24 A¤ustos 2003
TAYAD’l›lar›n susmayan sesi felsefe kongresinde: “Tecriti ve ölümleri durdurun”
TAYAD’l› Naime Kara Anlat›yor:
Kuçuradi Bizi Yüre¤iyle De¤il Kula¤›yla Dinliyordu Felsefe Kongresi’nde konuflturulmayan TAYAD’l› Aileler’den NA‹ME KARA’n›n Felsefe Kongresi’ne gönderdi¤i metni k›saltarak yay›nl›yoruz. Felsefe Kongresi'ni bas›ndan ögrendik. Aç›l›fl› Cumhurbaflkan› Sezer yapm›fl eflitlik, özgürlük, demokrasi, insan haklar› için felsefenin önemini belirtmifl, Türkiye Felsefe Kurumu Baflkan› Prof. ‹onna Kuçuradi ise konuflmas›nda "‹nsan haklar› baflka güzel fleylerin yan›na konulacak birfley de¤il en önemli gerekliliktir" demiflti.
Say› 74 38 24 A¤ustos 2003
Tüm dünya problemlerinin tart›fl›ld›¤›, sorunlara çözüm, alternatif amac›yla yap›lan bu kongreye biz TAYAD'l› Aileler de kat›lmaya karar verdik. Bir grup TAYAD'l› dinleyici olarak girdik. Konuflmalar ‹ngilizce oldu¤undan Türkçe aç›klama yap›lmas›n› bekledik. Oturuma ara verildi. Biz içeri girerken bir grup bas›n da bizimle içeri girmiflti. O nedenle salonda herkesin dikkatini çekmifltik. Salon görevlisi yan›m›za geldi. Sorunumuzu sordu anlatt›k. Prof. ‹onna Kuçuradi ile görüfltürdü. Kendisine TAYAD'l› oldu¤umuzu, bu ülke halk› olarak onlarca sorunumuz oldu¤unu, en öncelikli sorunumuzun F tipi hapishaneler, tecrit, insan haklar› ihlallerini, insanl›k d›fl› uygulamalar›, 107 insan›n yaflam›n› yitirdi¤ini 500 insan›n sakat kald›¤›n›, 4 intihar yafland›¤›n›... Bunlar› anlatmak, altarnatif aramak için orada oldu¤umuzu ifade ettik.
de¤il miydi? O halde bu kongrenin anlam› ne idi? "Ölüm orucundakiler ölmesin beslensinler, yaflam kutsald›r, ben üzülüyorum, yaflam› seçsinler" demesinin de bir anlam› yoktu. fiunu anlad›m ki; profesörle ayn› gö¤ün alt›nda ama ayr› dünyalarda yafl›yor gibiydik. Bizi kulaktan dinliyordu ama yürekten de¤il...
Bu duygular içerisinde salona girdim. Di¤er ailelerimiz geri döndü. 4 günlük bir kongre kat›l›m süreci bafllam›fl oldu. Görevlilerden bilgi ald›m. Tüm konuflmalar tart›flmalar ‹ngilizce idi. Türkçe çeviri yoktu. O nedenle kat›l›mc› olmam birfley ifade etmiyordu... O arada bir grup ailemiz oraya gelmifl. Görevli onlar› içeriye almam›fl... Aileler geri döndü. Bülent Solgun ve Feridun Osmana¤ao¤lu ücreti ödeyip girdiler. Kapan›fl için bakan gelecekmifl. Ben ve di¤er arkadafllar göz hapsine al›nd›k. Ben Türkçe sorular›n› soraca¤›m. ‹ngilizce çeviri olacak diye bekliyorum. Öyle ya kaç gündür dil sorunu yüzünden ne s›k›nt›lar çekmifltim. ‹ngilizce okuma ö¤renmeye bile çal›flm›flt›m, çare çözüm buluruz diye. Saat 4 s›ralar› salon haraketlendi. Etraf›m›z sivil korumalarla çevrildi, mikrafonumu görevli ald›. Etraftaki di¤er mikrafonlara yönelmek istedim. Onlar› da toplad›lar. O arada acaba bana söz hakk› verilmeyecek mi diye görevliye do¤ru yönelince bütün korumalar hareketlendi Milli E¤itim Bakan› geldi... Konuflmaya bafllayacakt›. 2 TAYAD'l› pankart açm›fllar ortal›k bir anda kar›flt›. Pankart ingilizce oldu¤undan salondakilerin dikkatini çekmiflti. ‹tifle kak›fla 2 TAYAD'l›y› d›flar› at›ld›. Bir ABD'li felsefeci döviz yaz›p protesto etti. Bu insanlar›n sorunu var neden dinlemiyorsunuz? Onu da d›flar› ç›kard›lar...
Prof. Kuçuradi bizi dinledi. 'Ama sizlere yard›mc› olamayaca¤›m, bu konu politik. ‹nsan haklar› ihlallerine ben de karfl›y›m' dedi. Kendisine bilgi belge götürürsek de¤erlendirip araflt›raca¤›n› söyleyince, biz de kendisine, kongrede insan haklar›, felsefe tart›fl›rken anlatt›klar›m›z bundan ba¤›ms›z düflünülemez diyerek bas›na aç›klama yapmaya karar verdik. Yapmaya çal›fl›rken görevliler engel olmaya çal›flt›.
Yani... Tüm dünya problemlerinin tart›fl›ld›¤› kongrede biz de anlatmak, sormak için inan›lmaz bir çaba sarf etmifltik. Kuçuradi, bize yard›mc› olabilirdi... Prof. Kuçuradi salondakilerden özür diledi. Bizleri anlamas› mümkün de¤il. Yaflad›klar›m›z› tahmin bile edemez. Yapt›¤› bir felsefeci olarak do¤ru muydu? Beni misafir kabul etmesi yeterlimiydi. Ben kendi dilimle sorunumu anlatam›yordum bunu bilmiyor muydu?...
Bu arada Prof. Kuçuradi beni misafir kat›l›mc› olarak kabul etti. Bir problem yaratmamam›z› rica etti. Oysa biz oraya problem yaratmaya de¤il, sorunumuzu anlat›p tart›flt›rmak, AB ülkelerinden gelen felsefecilerin düflüncelerini ö¤renmek, sesimizi duyurmak için gitmifltik. En do¤al talebimizdi. Kuçuradi’nin davran›fl› bizleri flafl›rtm›flt›...
Bu kongre sorunlar› çözmeye yetecek mi yorumu sizlere b›rak›yorum. Bizlerin en hakl› talebi neden reddedildi? Ama bizler herfleye ra¤men 3 y›ld›r süren ölüm orucu eylemini F tipi hapishane tecrit, izolasyon politikas›n›, insan›n ideolojisine kiflili¤ine düflünce ve inançlar›na sald›r›y›, insan haklar› ihlallerini, bask› yasak uygulamalar›n›, insan›n insana yasak edilerek intikamc› bir zihniyetle yönetilen F tipi hapishaneleri anlataca¤›z.
Biz ana, baba, efl, kardefl tutuklu ailelerinin neler yaflad›¤›n› tahmin bile edemiyordu. Bir an bizim yerimizde kendisi olsa ne düflünürdü? Bir annenin soru sormas›, feryad›n›n duyulmas› onu neden rahats›z etmiflti? Bir prof. felsefeci, insan haklar› savunucusu için yaflad›klar›m›z bir problem
Bu kongre sonuçlar›n›n tüm dünya halklar›n›n eflitlik, özgürlük, demokrasi ve temel insan haklar› için katk›s› olmas›n› temenni ederim. Hoflçakal›n Naime Kara
HACIBEKTAfi fiENL‹KLER‹ YAPILDI
Saz-Söz; Ezilmiflli¤in, Zulme ‹syan›n Sözü Olarak Yaz›l›d›r Tarihimizde Türkiye’nin dört bir yan›ndan onbinlerce alevi inançtan halk›m›z›n kat›ld›¤›, Geleneksel 14. Uluslararası Hacı Bektafl-ı Veli'yi Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri 16-19 A¤ustos tarihleri aras›nda yap›ld›. Alevi halk›m›z›n inanc›na göre ibadetini yapt›¤›, semahlar dönüp, deyifllere efllik etti¤i etkinlikler 16 A¤ustos günü devlet erkan›n›n kat›l›m› ile bafllad›. Cumhurbaflkan› Necdet Sezer’den, Kültür Bakan›’na, havada uçan polis helikopterinden, ilçenin giriflini tutmufl olan jandarmaya, alevi halk›m›z›n ony›llard›r oylar›n› tam anlam›yla bir h›rs›z gibi çalan, aldatan CHP’nin lideri Deniz Baykal’dan çeflitli parti temsilcilerine kadar devlet ve düzen partileri oradayd›. Alevi halk›m›z› aldatmak için her seneki yalanlar›n›, laiklik diye diye faflizme yedekleme oyunlar›n› oynamaya devam ettiler.
S›vas fiehitleri Unutulmad› Aç›l›fl töreni s›ras›nda S›vas flehitlerinin resimlerini tafl›yan halk, S›vas katliam›ndaki tetikçilerin Piflmanl›k Yasas› ile serbest b›rak›lmak istendi¤ini belirterek yasay› protesto eden sloganlar att›lar. Y›llard›r belediye ile ilçe halk›n›n düzenledi¤i törenlerde hiçbir olay yaflanmamas›na karfl›n, devletin törenlere el koymas›ndan bu yana her y›l oldu¤u gibi, ilçe polis ve askerlerle dolduruldu. Polis helikopteri, “bizler insan haklar›, demokrasi ve sizin güvenli¤iniz için görev yap›yoruz” yazan bildiriler atarken, jandarma da, “biz
“Ben zalimlerle birlikte varl›k içinde yaflamay› alçakl›k; zalime karfl› gelerek bulaca¤›m ölümü ise yücelik sayar›m” (‹mam Hüseyin) sizin güvenli¤iniz için var›z” yalanlar›n› halka anlatmaya çal›flt›. Bu görüntü bile halk›n terörize edilmesinin, ibadet için gitti¤i bir yerde rahats›z edilmesinin resmiydi.
Alternatif fienlik Her y›l oldu¤u gibi, bu y›l da resmi törenlerin d›fl›nda devrimciler taraf›ndan alternatif aç›l›fl düzenlendi. Çad›rkent Anfi Tiyatrosu'ndaki aç›l›fl flenli¤inde okunan fliirlerin yan›s›ra tiyatrolar oynand›. Etkinlikte yer yer iflgal ve tecritle ilgili sloganlar at›l›rken, TAYAD'l› Niyazi A¤›rman 19 Aral›k katliam› ve tecritle ilgili bir konuflma yapt›. 17 A¤ustos günü ise, standlar›n bulundu¤u alanda F tipi hapishaneler, tecrit, Irak'a asker gönderme, 17 A¤ustos Depremi ve devrimci bas›n›n standlar›na yönelik bask›yla ilgili bir eylem düzenlendi. "Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun, ABD Askeri Olmayaca¤›z, Devrimci Bas›n Susturulamaz, Irak'ta ‹flgale Son” dövizlerinin tafl›n›p sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde yaklafl›k 300 kifli yürüyüfl yapt›. Halk›n zafer iflaretleri ve alk›fllarla destek verdi¤i eylemin sonunda bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›klamada flenlikteki bask›lara iliflkin flöyle denildi; “Gerek helikopterler ile da¤›tt›klar› bildirilerle yürüttükleri anti-propagandalar olsun, gerekse
Say› 74 39 24 A¤ustos 2003
Baflka yerde eflelenin
Belediye, ticari standlara daha öncelik tan›y›p, bilgiyi, kültürü geri plana iterken, bir çok kurum standlar açt›. sosyalist bas›n›n kitlelere ulaflt›r›lmas›nda karfl›laflt›¤›m›z zorluklar olsun amaç ayn›d›r: devrimcileri yaln›zlaflt›rmak ve tecriti buraya tafl›mak. Ayn› flekilde ‘güvenlik toplant›s›’ ad› alt›nda yap›lan görüflmelerde devrimcileri hedef göstererek bir sald›r› zemini haz›rlanm›flt›r.” Say› 74 40 24 A¤ustos 2003
Aç›klaman›n ard›ndan sloganlar at›ld› ve ‘Gün Do¤du’ ile Avusturya ‹flçi Marfl› söylendi.
Devletin gündemi, Alevilerin gündemi Dersim’deki flenliklerde oldu¤u gibi, Hac›bektafl’ta da kültürün salt söze saza indirgendi¤i bir süreç yaflan›yor. Saz›n, sözün içeri¤ini yoketmek art›k benzeri tüm etkinliklerde oligarflinin as›l amac› haline geldi. Saz-Söz, isyan›n, ezilmiflli¤in sözü olarak yaz›ld› tarihe. Deyiflleri söylenen Pir Sultanlar isyanlar›yla bugüne tafl›d›lar sözlerini. Bu gerçek unutuldu¤unda, iktidar›n uyutma politikalar› da baflar›ya ulaflm›fl demektir. Bu, apolitikleflmedir. Apolitikleflmenin oldu¤u yerde aldan›r›z. ‹ktidar, devlet hangi gündemi bize dayat›r, neye inanmam›z› isterse inan›r hale geliriz. S›vas Katliam›’n› alal›m. Piflmanl›k Yasas›’n›n elefltirisi bunun üzerinden mi yap›lmal›yd›? “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyenler, piflmanl›¤›n dayat›ld›¤› bir yerde böyle mi tav›r al›rd›? Ya da S›vas’›n gerçek katilleri sadece gerici faflistler mi? O aç›l›fl konuflmalar›nda karfl›m›zda laiklikten sözeden devletin bütün kurumlar›yla içinde oldu¤u, CHP’nin dönemin iktidar orta¤› oldu¤u ne çabuk unutuldu? Alevi halk›m›z yüzünü zalimin zulmüne karfl› direnenlere dönmeli, devletin dayatt›¤› gündemleri reddetmeli, flenliklerini Alevi kültürünün özünü ifade edecek flekilde ele almal›d›r.
Faflist bozmas› Vakit Gazetesi bu y›l yine Alevi halk›m›za kinini, düflmanl›¤›n› kusmay› ihmal etmedi. Ayd›nlar›n diri diri yak›lmas›n› savunan Vakit, la¤›ma dönmüfl beyninden akan pislikleri halka, devrimcilere malederken, as›l hesab› düzeniçi çat›flmada Sezer’e gol atmakt›. “Devlet ve militanlar ayn› törende” bafll›¤› atm›flt› haberlerinin birine Vakit. (19 A¤ustos) Peki ne olmufl, Vakit’in haberinden aktaral›m; Törenler, sol örgütler için büyük bir kazanç kap›s› oluflturmufl, Marksist ve ateist örgüt mensuplar› standlar›yla dolmufl taflm›fl, TKP-ML, MLKP, DHKPC, TDKP gibi yasad›fl› örgüt mensuplar› örgütlerinin yay›n organlar› ad›yla açt›klar› bu standlarda, propaganda yapm›fl vb. Hayat› boyunca hiçbir hakk› direnerek, çat›flarak, bedeller ödeyerek kazanmak nedir bilmeyen, hep iktidarlar›n sa¤›nda solunda eflelenerek varolmaya çal›flanlar›n o pankartlar›n, kitaplar›n hangi bedellerle orada sergilenebildi¤ini bilmesi mümkün mü? Üstelik çamur atmakta üstüne yok; sözünü etti¤i örgütlerin imzas› olan bir tek stand, bayrak, yaz› vb. gösterebilir mi? Yoktur böyle bir fley. Yasal dergileri flaibe alt›nda b›rakmak amac›. Fettullahlar gibi çirkeflikte, mide buland›ran ahlak›ndan sa¤a sola pislik s›çratmakta pek maharetliler. Sezer’le ya da baflka güçlerle bir hesab› varsa, bunun pisli¤ini devrimcilere, halka bulaflt›rmadan görebilir, onlar›n koltuk savafllar› bizden uzakt›r. Ama yok öyle yapm›yor. Her f›rsatta sanki devlet devrimcileri koruyar da Vakit’e sald›r›yor havas› vermeye çal›fl›yor. Yalandan kim ölmüfl. Haydi! Baflka kap›da eflelenin! Vakit’e göre Hac›bektafl’a toplanan bütün Aleviler k›t›r k›t›r kesilmesi gerekenler. “Samimi Aleviler” baflka yerde! Nerede? ‹lerici Alevilerin katledilmesine sesi ç›kmayan, zulmün karfl›s›nda k›l› k›p›rdamayan, her seçimde aldatt›¤› küçük bir grup Aleviyi gerici partilere pazarlayan, iktidarlarla iyi geçinmeyi maharet sayan Fermani Altun’un baflkanl›¤›n› yapt›¤› Ehli Beyt Vakf›’nda. Peki bu vak›f Alevi kültürünün hangi özelliklerini tafl›r? “Zalimin zulmüne karfl› ç›kmamak mazluma yap›lacak en büyük kötülüktür. Ben zalimlerle birlikte varl›k içinde yaflamay› alçakl›k; zalime karfl› gelerek bulaca¤›m ölümü ise yücelik sayar›m” diyen ‹mam Hüseyin’den ne anlar mesela? Hiç! Kasalar›n› doldurdukça zulme sesi ç›kmayan sünni tarikatlar gibi olursa “samimi Aleviler”, yok zulmün karfl›s›ndaysa terörist!
Koordinasyon niye bölündü? A yn› S afta Koalisyon niye var? Dün ayr›ld›k, bugün birlikte hareket etmeyi tart›fl›yoruz. May›s ay›nda bir grubun Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu’ndan ayr›larak Bar›fl ve Adalet Koalisyonu’nu kurmas›n›n üzerinden dört ay geçmedi henüz. Kimilerinin hiç kuflku yok ki, iyi niyetle “Koordinasyon ve Koalisyon’un birlikte hareket etmesi için ikisini birlefltirecek bir çat›” oluflturulmas› önerisi, ayn› zamanda durumun trajikli¤ini de gösteriyor. Bu durum, gerek Koordinasyon, gerekse de Koalisyon cephesinde bir “ayr›l›k” meselesini tart›flmayan, daha do¤rusu hemen hiç bir konuyu ideolojik, politik boyutlar›yla tart›flmamay› çizgi haline getirenler için bir tart›flma vesilesi olmal›d›r. Koordinasyon’daki ayr›l›k da, 1 Eylül Mitingiyle ilgili ç›kan olumsuzluk da, birer musibettir. Sorun musibetten ders ç›karabilmektir.
1- “Eylem anlay›fl›”nda ayr›l›k, subjektif bir bahanedir! Koalisyon’un 1 Eylül Mitingi baflvurusunu çekti¤ine dair aç›klamas›nda, adeta geçerken Koordinasyon’dan ayr›l›k nedeni de flu cümleyle belirtiliyor: “Bar›fl ve Adalet Koalisyonu, Irak'ta Savafla Hay›r Koordinasyonu içinde faaliyet sürdürürken bu Koordinasyon'un eylem anlay›fl› ile anlaflamayarak ayr›lan bir giriflimdir.” En önemli ayr›l›k gerekçesi olarak sunulan “eylem anlay›fl›”ndaki farkl›l›k, bir bardak suda f›rt›na koparmaktan baflka bir fley de¤ildi. “Eylem anlay›fl›” diye gündeme gelen en önemli tart›flma, Kad›köy’de ve Perpa’da iki eylemde üç befl kiflinin tafl atmas› olay›d›r. Bu olaylar› ise anlay›fl olarak kimse savunmam›flt›r ki, ortaya bir “anlay›fl farkl›l›¤›” ç›ks›n. Kald› ki, ÖDP’nin ve Koalisyon’un bu “ayr›l›k nedeni”nde bile ciddi ve samimi olmad›klar› görülmüfltür. Bu noktadaki elefltirilerinden biri HADEP’lilereydi. Ama HADEP’le Koalisyon içinde birlikte olmaya karfl› de¤illerdir. Yani görüldü¤ü gibi, böyle bir ayr›l›k yoktur, subjektiftir, zoraki uydurulmufl bir gerekçedir. ÖDP’nin gerekçe(!)lerinden biri de “sosyal demokratlarla birleflmek”ti. fiimdi soral›m; Devrimcilerle, demokratlarla birlikte davranacak sosyal-demokratlar var idiyse, onlar›n Koordinasyon’da olmas›n›n önünde bir engel mi vard›? Diyelim vard›, peki o halde, hangi sosyal demokratlarla birlefltiniz ayr›l›p da? Bu sorular›n cevaps›zl›¤› ve Koalisyon’un ayr›ld›ktan sonraki seyri de gösteriyor ki, bu gerekçe de kelimenin gerçek anlam›yla “uydurma” bir gerekçedir. Ne, Koordinasyon’un kap›lar›n›n onlara kapal› oldu¤una dair bir emare vard›r, ne de böyle birleflilecek sosyal demokratlar!
Koalisyon i ç i n d e k i DKÖ’ler, siyasi hareketler, kifliler, “biz niye ayr›ld›k, niye ayr›y›z?” sorusuna cevap veremeyecek durumdad›rlar. O zaman bu ayr›l›¤› sorgulamak durumundad›rlar. En baflta da ÖDP, tüm halka, devrimci, demokratik çevrelere, as›l ayr›l›k nedenini, niyetini aç›klamak zorundad›r . “Suni” ve “subjektif” say›lmayacak tek gerekçe, ÖDP’nin “biz devrimcilerle yanyana olmak istemiyoruz, ne politikada, ne pratikte oligarflinin icazetinin d›fl›na ç›kmayacak bir yap› istiyoruz” itiraf›d›r.
2- Ayr›l›k nas›l örgütlendi? ÖDP, daha Koordinasyon’dan ayr›lmadan önce ayr›lm›flt› zaten. Ondan sonras›, ayr›l›¤›n nas›l tezgahlanaca¤›na iliflkin yaflanan bir süreçtir. Ayr›l›¤›n nas›l örgütlendi¤ini herkes bilmeli. Bu ayr›l›¤›n örgütlenmesi, apaç›k bir bozgunculuk faaliyeti olarak sürdürülmüfltür. Bir bozgunculuk oldu¤u için de, aç›k, ilkeli, sistemli tart›flmalar yerine, Koordinasyon zemini d›fl›ndaki toplant› ve kulislerle, ayr›l›k ortam› yarat›lm›flt›r. Koordinasyon’da, çok çeflitli niteliklere sahip 156 örgütlülük vard›. Ama kah “yürütme” ad› alt›nda, kah “e¤ilim” dayatmalar›yla, kah “KESK, D‹SK, TMMOB...” dayatmalar›yla bu örgütlülükler ve birlikte yer alan kiflilerin iradeleri hemen her zaman çi¤nenmeye çal›fl›ld›. Koordinasyon taraf›ndan gündeme getirilen Ankara Mitinginde, Dolmabahçe eyleminde, dayatmayla bu eylemlerin “KESK, D‹SK, TMMOB...” ad›na yap›lmas› istendi. Bu dayatmalar›n ard›s›ra da, Koordinasyonun ad› dahi söylenmez oldu. Daha o zaman fiili bir tasfiye sürecini bafllatm›fl oldular. Peki neden böyle yapt›lar? Bu, grupçuluk, dayatmac›l›k, mülkiyetçilik de¤il de nedir? Mülkiyetçi zihniyet, benim olsun da ister küçük, ister bölük pörçük olsun demifltir. Koordinasyon ad›na yap›lacaklar kendilerine malolmayaca¤› için, bugünden
Say› 74 41 24 A¤ustos 2003
Yurtd›fl›ndan herkesin ÖDP’ye maletti¤i “Koalisyon”u örgütlediler. Böyle de¤il diyenler, anlatt›klar›m›zda bir tek yalanyanl›fl oldu¤unu iddia edenler, “do¤ru”suyla birlikte kamuoyuna aç›klamal›d›rlar. Biz bunlar› kitlelerin önünde, Türkiye’nin her yerinde tart›flmaya haz›r›z.
3- Demokrasi, ço¤ulculuk diye diye dayatmac›l›k! 1 Eylül Mitingiyle ilgili aç›klamalar›na bak›n: “BAK yürütmesi... di¤er grup ve örgütlerin ise düzenlenecek flenli¤e kat›lmalar›nda hiçbir engel olmad›¤›n›... söylediler.” Biz yap›yoruz, isteyen herkes kat›labilir... Sanki 5 yafl›ndaki çocuklar› kand›r›yorlar. Ne kadar da demokrat ve ne kadar lütufkârlar! Bu anlay›fl, Koordinasyon’u da baltalam›flt›r pek çok kez. Bu tür birliklerde kararlar uzlaflmayla al›n›r. Bunu önerdik ve buna karfl› direnildi. Bunun yerine “yürütme dayatmac›l›¤›”, veya “büyük kurumlar” ikame edilmeye çal›fl›ld›. K›sacas› bu anlay›fl için baflkalar›n›n iradesi, söz hakk› önemli de¤il. Bu anlay›fl kayna¤›n› nereden al›yor? Say› 74 42 24 A¤ustos 2003
Bu tür birlikler kelimenin gerçek anlam›yla genifl kat›l›ml› olmal›d›r. Ne “birey” olarak kat›l›m›, ne de “sadece örgüt”lerin kat›l›m›n› dayatmak, bafltan daralt›c›, birli¤in dinamiklerini öldürücü bir yaklafl›md›r. Herkes orada kendi varl›¤›n› ifade etmeli; oluflan ortak iradede bir biçimiyle katk›s›n› hissetmelidir. “Yürütme kararlar›”yla birli¤in iradesine ipotek koyan anlay›fl, “hakim e¤ilim” diyerek, herfleyi dayatmac›l›¤a dönüfltüren iflleyifl, elbette uzlaflma ve birlik kültüründen, halk›n birli¤i hedefinden uzakt›r. Sürekli e¤ilim, a¤›rl›k denilirse, birileri de hep d›fllanm›fl olur. Evet, böyle bir birli¤in ana iflleyifl ilkesi “uzlaflma” olmak durumundad›r. “A¤›rl›k e¤ilimi” diye diye, her kararda di¤er e¤illimlerin yok say›lmas›, bir nokta gelir ki, di¤er e¤ilimler için o birli¤i anlaml› olmaktan ç›kar›r. Halk hareketi böyle böyle flekillenir. Bu büyüklü¤ü hazmedemeyenler, siyasetleri bu genifl ufka sahip olmayanlar, Koordinasyonu böldüler. Koalisyon da, bu ayr›l›k nas›l ve neden oldu diye tart›flmal›d›r. Bu tart›flma “içe dönük” bir tart›flma de¤il, herkesin bilgilendi¤i, kat›labildi¤i bir tart›flma olarak yürütülmelidir. Böyle olup olmamas›, hangi anlay›fla sahip olundu¤unu da gösterecektir. Kaçak gürefliliyor. Gerekçeler nelerdir, kitleler de bilsin. Niye üç befl yönetici oturup, tart›fl›yor, ne oldu¤u belirsiz bir aç›klamayla da sonuç bildiriyor? Kitleler ancak sonuçlarla yüzyüze geliyor. ÖDP’nin “demokrasi, ço¤ulculuk” söylemlerinin alt›n›n ne kadar bofl oldu¤unu bu tarza bakarak da anlamak mümkündür. Geliflmeleri, ideolojik, politik tart›flmalar› kitlesiyle paylaflmayan bir anlay›fl, daha bafltan demokrasinin, ço¤ulculu¤un koflullar›n› ortadan kald›rm›fl demektir.
Kopenhag’da Siyasi Tutsaklar Ve Tecrit Konulu Konferans 16 A¤ustos günü Danimarka'n›n Kopenhag flehrinde, International Forum-Ortado¤u Grubu taraf›ndan siyasi tutsaklar ve tecritle ilgili bir konferans düzenlendi. Konferansa, ADDAMEER (Filistin), TAYAD Komite, Uluslararas› Tecritle Mücadele Platformu ve Prison's Dialogue (‹ran) isimli tutsaklarla ilgilenen örgütlenmeler kat›ld›. Uluslararas› Tecritle Mücadele Platformu’nun ülkemizdeki F Tipleri ve tecrite iliflkin konuflmas› büyük bir ilgiyle izlenirken, konferans sonucunda bir sonuç bildirgesi yay›nland›. “TÜM S‹YAS‹ TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK, ‹fiKENCEYE, TECR‹TE, ‹NFAZLARA HAYIR” bafll›kl› bildirgede, 11 Eylül sonras› “terörle mücadele” demagojisi çerçevesinde yaflanan emperyalist sald›r›lara, terör listelerine yer verilirken, AB ve ABD’nin bütün gerici, faflist rejimleri destekledi¤i vurguland› ve Türkiye, ‹ran ve Filistin hapishanelerindeki siyasi tutsaklar›n yaflad›¤› bask›, iflkence ve katliamlara yer verilerek flöyle denildi: “Siyasi tutsaklar iflgallere, sömürgecili¤e ve bask›c›, gerici rejimlere karfl› mücadelemizde ortaklar›m›zd›r. Kopenhag konferans› kat›l›mc›lar› olarak: Ortado¤u ve tüm dünyadaki siyasi tutsaklarla ilgili çal›flmalar›m›z› sürdürmeliyiz. Uluslararas› Tecritle Mücadele Günleri olan 1922 Aral›k günlerinde aktif çal›flmalarda bulunaca¤›m›z› ve 19-20 Aral›k 2003 tarihlerinde Floransa'da yap›lacak olan siyasi tutsaklar ve tecritle ilgili uluslararas› konferansa kat›laca¤›m›z› ilan ediyoruz.”
‹talya’da Kamp 15-17 A¤ustos tarihleri aras›nda ‹talya'n›n Massa ilçesindeki Forno Köyü bölgesinde ‹talyan devrimciler taraf›ndan düzenlenen bir kampa kat›lan Cephe Enternasyonal, tecriti ve tecrite karfl› ölüm orucu direniflini anlatt›. ‹kinci emperyalist paylafl›m savafl› döneminde ‹talyan partizanlar›n direnifl kalelerinden biri olan bölgede gerçeklefltirilen kampta, eski bir NATO üssü olan kamp alan›, bu kez, Che'nin, Cephe'nin, Filistin'in ve Irak'›n bayraklar›yla donat›lm›flt›. ‹lk günün konusunun faflizm ve direnifl oldu¤u kampta, Cephe Enternasyonal taraf›ndan faflist devlet yap›s› ve faflizme karfl› direnifl gelene¤i anlat›ld›. Ertesi gün tecrit ile ilgili film gösterimi yap›l›rken, son gün, Cephe Enternasyonal Temsilcisi Bask›lar konulu panelde konufltu.
Irak, Afganistan, Filistin, Kolombiya, Nepal, Türkiye...
Emperyalizm Direnenleri Yokedemiyor bil’de gezebilen Karzai güçsüzlefltikçe iflgalcilerin sahte zaferi Afgan da¤lar›na gömülüyor. Bugünkü Afganistan tablosu, imparatorlu¤un önünün çiçeklerle döfleli olmad›¤›n›, d›flar›dan kukla yönetimler atayarak ülkeleri yönetemeyece¤ini gösteriyor. Taliban ile ABD aras›nda görüflmelerin yap›ld›¤› vb. bas›na yans›yan haberler iflgalcinin bataktan ç›k›fl aray›fllar›n›n bir bölümünü oluflturuyor. (Bu geliflmelerde ‹ran, Rusya gibi ülkelerin ABD’ye karfl› etkin olma çabalar› da bir etkendir. Ve Taliban’›n yeniden ABD ile iflbirli¤i yapmas› da flafl›rt›c› olmayacakt›r.) Amerikan imparatorlu¤unun do¤rudan ya da dolayl› müdahale etti¤i ülkelere flöyle bir bakmak bile direnen halklar›n teslim al›namayac›¤›n› bize bir kez daha gösteriyor. ‹flgalciler gösterilmek istendi¤i gibi, hiçbir fleye hakim durumda de¤illerdir. Ne Irak’ta, ne Afganistan’da, ne Kolombiya’da, ne Filistin’de... AFGAN‹STAN’da direnifl ve geliflmeler, emperyalist medyan›n yo¤un sansürü alt›nda yans›t›lmasa da, iflgalciler baflkent Kabil’e s›k›flm›fl durumda. Son bir hafta içinde yaflanan sald›r›larda ço¤unlu¤u iflbirlikçi hükümet güçlerinden olmak üzere 90 kifli öldü. Sadece 3 günde; Daha önce küçük gruplar halinde sald›r›lar düzenleyen direnifl güçleri, son sald›r›larda yüzlerce kiflilik gruplar halinde hareket etti. Afganistan’da iflgalcilere ve iflbirlikçi hükümete karfl› savafl› örgütleyen sadece Taliban da de¤ildir. Hikmetyar baflta olmak üzere çeflitli direnifl güçleri de iflgale karfl› direnifl içinde. ‹flgal güçlerinin komutas›n›n NATO’ya verilmesi de, direniflin yans›t›ld›¤›ndan daha da boyutlu oldu¤u ve bütün emperyalistler aç›s›ndan önem kazand›¤›n›n göstergesi. Zira, ABD öncülü¤ündeki emperyalist ittifak›n “zafer” balonunun sönüflü, halklar›n hanesine yaz›lmaktad›r. Bugün, küçük farklarla bir benzeri Irak’ta uygulanan “Karzai modeli” yönetimin iflas etti¤i tart›flmas›zd›r. Askeri olarak zaferleri ne kadar balonsa, emperyalistler siyasi olarak da baflar›s›zl›¤›n sonuçlar›n› yaflamaya bafllam›fllard›r bile. Ki bu sonuç kaç›n›lmazd›r. Hiçbir ülke halk› emperyalistlerin atad›¤› yönetimi kabul etmez. Direnifli çeflitli biçimler al›r, belki ony›llara yay›l›r ama mutlaka kendi iradesini temsil edecek bir iktidar›n mücadelesini verir. ABD askerlerinin korumas›nda ve sadece Ka-
F‹L‹ST‹N’de emperyalist bar›fl plan› geri tepti. Halklar kendilerine “bar›fl” ad› alt›nda dayat›lan teslimiyet plan›na direniyor. Direnifl ‹srail’in açmazlar›n› derinlefltirirken emperyalist ‘bar›fl’›n gerçek yüzünü de ortaya ç›kar›yor. Ateflkese ra¤men ‹srail ordusunun sald›r›lar› sonucu onlarca Filistinli katledilmeye devam etti. ‹srail, plana göre çekilmeyi vaat etti¤i Bat› fieria’n›n Kalkilya ve Eriha kentlerinden çekilmeyece¤ini aç›klad›. Son olarak ‹slami Cihad ve Hamas’›n yöneticilerine yönelik sald›r›lar, “bar›fl” diye diye sürdürülen teslim alma ve imhay› bir kez daha gözler önüne serdi. Direniflçilerin cevab› gecikmedi. ‹srail kentlerinde düzenlenen “flehitlik eylemleri”yle bizi teslim alamayacaks›n›z cevab› aç›k olarak verildi. Bu eylemlerin sonuncusunda 20’den fazla ‹srailli ölürken, Siyonistler yeni sald›r›lar›n haz›rl›klar›n› yap›yorlar. Eylemi üstlenen Hamas, “ateflkese ba¤l›y›z, ama ‹srail sald›r›lar›n›n karfl›l›ks›z kalmayaca¤› bilinmelidir, misilleme hakk›m›z› kulland›k” sözleriyle yads›nmaya çal›fl›lan, terör demagojisi alt›nda bo¤ulmak istenen meflru bir hakk› hat›rlat›yor; Sen bana sald›r›rsan, terör diyerek bir halk›
Ateflkes Sona Erdi! Hamas’›n flehitlik eyleminin ard›ndan Filistin kentlerini kuflatan ve Gazze’ye roket at›fllar› yapan ‹srail, suikast politikas›na yeniden bafllad›¤›n› duyurdu. Hamas ve ‹slami Cihad’›n lider kadrosunun hedef ald›¤› sald›r›larda Hamas lideri ölürken, ‹slami Cihad ve Hamas ateflkesi sona erdirdiklerini aç›klad›lar. “Ben seni yokedece¤im, sen boynunu uzatacaks›n” anlam›na gelen ateflkesin sonu. ‹srail bu sald›ralar›ndan da hiçbir sonuç alamaz.
Say› 74 43 24 A¤ustos 2003
yok etmeye, iradesini ezmeye çal›fl›rsen direnirim, cevab›n› veririm. Gerçek bu kadar yal›nd›r. “Ortado¤u’da yine s›cak gün” diye medyada yans›t›lan, bir halk›n ABD_‹srail taraf›ndan zorla bafl›na getirilen baflbakanla, katliamlar› ve en önemlisi iflgali sürdürerek teslim al›namayaca¤›n› anlatmaktad›r. KOLOMB‹YA’da devrimcilerin iktidar yürüyüflü katliam sald›r›lar›na, Amerikan deste¤ine ra¤men sürüyor. Amerikan destekli Uribe iktidar› gerilla bölgelerine sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›r›rken, FARC gerillalar› bir kez daha Uribe’yi hedef ald›. Ülkenin kuzeybatısında Antioquia eyaletindeki Granada köyüne gidifli sırasında gerillaların saldırısına u¤rayan Uribe’nin helikopteri yakınlardaki bir askeri üsse inmek zorunda kaldı. Sald›r›dan bu kez de kurtulan Uribe’yi koruyan savafl uçaklar› bölgeyi bombard›mana tutarken, FARC ve ELN gerilla güçleri ülkenin yar›ya yak›n›n› kontrolleri alt›nda tutuyor.
Say› 74 44 24 A¤ustos 2003
Devrimcilerin iktidar savafl›n› sürdürdü¤ü bir baflka ülke, NEPAL. Ülkenin büyük ço¤unlu¤unu ele geçiren NKP(ML) gerillalar› iktidar› masaya oturmak zorunda b›rak›yor. Gerilla savafl›nda bir taktik olarak baflvurulan bu tür görüflmelere NKP(ML)’nin siyasi olarak nas›l bakt›¤›ndan ba¤›ms›z olarak flu gerçek ki; Nepal monarflisi gerçekte iktidar› kaybetmifl, emperyalist destekle ayakta durmaktad›r. NKP(ML)’nin ça¤r›s›yla bir hafta boyunca hayat›n genel grevlerle durdurulmas›, ülkenin büyük bir k›sm›n›n denetiminin gerillalarda bulunmas›, baflkentte resmi büro aç›lmas›na izin verilmek zorunda kal›nmas› (ki NKP(ML) büroyu sonradan kendi karar›yla kapatt›) bunun sonucudur. Gerilla’n›n gücü dayatmaktad›r bu sonucu. (NKP(ML)’nin iktidar› ‘Amerika müdahale eder’ gerekçesiyle ele geçirmemesi ayr› bir tart›flma oldu¤u için girmiyoruz.) Ve TÜRK‹YE... Bütün kuflat›lm›fll›¤›na ra¤men F tiplerinde süren direnifl, ülkemiz devrimci mücadelesinin en dinamik yan› olmaya devam ediyor. Bu direnifl, devrimcilerin yenilemeyece¤inin, teslim al›namayaca¤›n›n görkemli bir manifestosuna dönüflmüfltür. Emperyalist destekli sald›r›ya karfl› direniflimiz, ba¤›ms›z, demokratik, sosyalist Türkiye mücadelemizdeki kararl›l›¤›m›z›n da yeniden ilan›d›r. Bu yan›yla, direniflin anlam›n› kavrayanlar çeflitli biçimlerde direniflin yan›ndalar. Kavramayanlar, soruna salt bir hapishane sorunu olarak bakanlar uza¤›ndad›rlar. * ‹flte bu tablonun özet anlam›; Ne Ortado¤u’da ne de dünyan›n baflka bölgelerinde, emperyalistler direnen halklar› teslim alamayacak!
EMPERYAL‹ST ZULÜM imparatorluklar da yıkılır
ABD’nin “Kim oldu¤unun” göstergesi; Enola Gay Enola Gay ismi ço¤umuza tan›d›kt›r, ama biz yine de hat›rlatal›m; B-29 tipi bombard›man uça¤› olan Enola Gay, Hiroflima ve Nagazaki’ye atom bombas›n› atan ve 240 bin insan›n küle çevrilmesine, halen binlerce sakat insan do¤mas›na neden olan uça¤›n ad›. Bugünlerde Enola Gay “yenilenerek” sergilenmeye baflland›. Ama sanmay›n ki, emperyalistlerin insan haklar›, fleffafl›k oyununa ihtiyaç duyduklar›nda yapt›klar› gibi, “utanç abidesi” niyetiyle bu sergi. Serginin bulundu¤u alanda o demir y›¤›n›ndan at›lan bombalar›n yaratt›¤› tahribat›n tek bir resmi olmad›¤› gibi, Amerikal› yetkili serginin düzenlenme nedenini bak›n nas›l aç›kl›yor; “Enola Gay ABD’nin tarihinin bir parças›d›r, bizim kim oldu¤umuzu gösteriyor, sahiplenmelidir.” Enola Gay’in ABD tarihinin bir parças› oldu¤u kesin. O tarih ki, 1800’lü y›llar›n sonundan itibaren milyonlarca insan›n kan› vard›r. K›z›lderililer’den Meksika köylülerine, Vietnaml›lar’dan Koreliler’e, Afganlar’dan Irakl›lara kadar milyonlarca insan›n kan› oluk oluk ak›yor o tarihte. ‹craat› 240 bin ölü olan bir savafl makinas›n› sergilemek nas›l bir ahlak›n, nas›l politikan›n ürünü olabilir hiç düflündünüz mü? Ya da, Saddam’›n o¤ullar›n›n cesedi sergilenirken “nas›l olsa diktatörün çocuklar›” diyerek geçifltirmenin ne kadar yan›lt›c› oldu¤unu anlad›n›z m›? “Bizim kim oldu¤umuzu gösteriyor”... Ne demek bu; yine yüzbinleri yokederiz. Tekellerimizin ç›karlar›n›n önünde duran olursa yakar y›kar›z. Ortaça¤›n barbar imparatorluklar›n›n kollar›n› kopard›klar›, etlerini lime lime ettiklerini flehrin meydan›na asarak ibret olsun diye günlerce bekletmesindeki “politika” neyse, Enola Gay da onun için sergileniyor. Bu bir müze yetkilisinin zihniyeti de¤ildir, ülkeleri bombalad›ktan sonra bir sonraki hedef ülkeye, “ders ald›n m›” diye soran Amerikan devlet adamlar›n›n tehditleri hala kulaklarda. Bazen bir söz, bir eylem ciltler dolusu kitab›n anlatamad›¤›n› anlat›r. Felsefeciler günlerce Amerikan politikas›n› tart›flt›lar. Politikan›n özü sergileniyor Amerika’da; savafl, katliam, ölüm... Bunun için emperyalizm yokolmadan bar›fl olamaz.
Ankara Temel Haklar:
mekten ve statükolarla da mücadele etmekten geçiyor. Mesela polis bizi bir alana hapsetmeye çal›fl›yor. K›z›lay'a ç›k›lmaz, S›hhiye'yi kulan›n. Tayyip'in evinin önüne gitmek yasak, yak›ndaki parkta eyleminizi yap›n gibi... Bunlara karfl› da mücadele etmek gerekiyor.
“S›hhiye Solculu¤u” De¤iflmelidir Geçti¤imiz hafta kurulufl çal›flmalar›n› tamamlayan Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i (Ankara Temel Haklar) baflkan› VOLKAN AYAS ve Genel sekreteri UMUT fiENER ile görüfltük.
'buras› baflkent, size b›rakmay›z' Ankara özelinde (baflkent olmas›, taleplerin resmi muhataplar›n›n burada olmas› vs.) haklar ve özgürlükler mücadelesinin özgünlükleri nelerdir, zorluklar, avantajlar... VOLKAN AYAS: Hükümet ve MGK izlenecek tüm politikalar› burada belirliyor ve önce burada uygulan›yor. Hak ve özürlükler mücadelesinin içinde yer alan kurum ve kiflilere yönelik bask›lar, tacizler, en meflru demokratik eylemlerin binlerce polisle kuflat›lmas› örnektir. UMUT fiENER: Elbette sald›r›lar her yerde var. Ancak burada, Volkan’›n da belirtti¤i gibi mümkünse nefes ald›rmama politikas› izleniyor. Kendi yasalar› da hiçe say›larak tabii ki. 19-22 Aral›k katliam› s›ras›nda yaflananlar hat›rlan›r; binlerce insan sokak ortas›ndan gözalt›na al›nm›fl, iflkence görmüfl, sokaklar karakola çevrilmifl, flehirde aç›k bir devlet terörü estirilmifltir. Polisin en s›k kulland›¤› ifade, 'buras› baflkent, size b›rakmay›z' olmufltur. Siz diyerek kastetti¤i haklar ve özgürlükler savunucular›d›r. Bir ülkedeki yönetimin meflrulu¤u sokaktaki polis say›s›yla ölçülür, denir. Ankara bunun resmini net veriyor. Yaflad›¤›m›z kent, a¤›rl›kl› olarak ö¤renci ve memur kenti bilinir. Yine onbinlerce gecekondu vard›r. Pek çok hak ihlali ve bask›y› yaflayan bu kesimlerin taleplerini sonuç al›c› eylemlerle iletebilmesinin yolu örgütlen-
koca koca devlet dairelerini çeviren gecekondular var TAYAD'l›lar›n Ankara'ya gelifli s›ras›nda DKÖ’lerin ilgisizli¤i dikkat çekiciydi. Bu olumsuz tabloyu de¤ifltirmek için, DKÖ'ler düzeyinde, temel haklar mücadelesi alan›nda özel bir program›n›z düflünceniz var m›? VOLKAN AYAS: Bu durumu kabul etmiyor ve her flekilde elefltiriyoruz. Bununla da yetinmeyip onlar› da olumlu bir prati¤in içine çekmeye çal›fl›yoruz. Çünkü toplumun her kesimini ilgilendiren gündemlerle ilgili olarak halk›n muhalefetini örgütlemek gerekiyor. Temsilcilerin göstermelik eylemleri, flehir merkezine s›k›flan eylemler ya da orta s›n›f›n muhalefeti içinde örgütlenen eylemler haklar ve özgürlüklere dair hiçbir kazan›m getirmiyor. UMUT fiENER: F tiplerinde yaflanan zulmü ve tecriti haklar ve özgürlükler mücadelesinin en can yak›c› gündemi olarak görüyoruz. Bu nedenle bu yürüyüfl s›ras›nda TAYAD'l›lar›n yan›nda olduk. Yaflanan tablo gerçekten olumsuzdu. Bunda sivil toplumculuk anlay›fl›n›n pay› büyük. Temsili kat›l›mc›l›k, sadece aç›kmalara imza atmakla yetinen anlay›fl böyle gelifliyor. Giderek bir DKÖ içindeki kifliler ne kadar demokrat, ilerici olursa olsun, bu s›fatlar anlams›zlafl›yor ve “STÖ”nün imzas› kal›yor geriye. Ama bizim ülkemizde böyle bir anlay›fl›n baflar› flans› yoktur ve tükenip gidecektir. Bu ülkede zulüm, fliddet o kadar boyutlu ki, nereye dokunsan eline kan bulafl›yor. Bunun karfl›s›na 2 temsilciyle ç›kmak, haklar ve özgürlükler mücadelesini anlams›zlaflt›rmakt›r. Biz bu nedenle temel haklar mücadelesi verirken, herkese örgütlenme ça¤r›s› yapaca¤›z. Sorunlar›m›z›n, yaflad›klar›m›z›n asl›nda ayn› oldu¤unu, ayn› kaynaktan beslendi¤ini anlatmaya çal›flaca¤›z. Hukuk, gençlik, kültür-sanat vs. alanlar›nda oluflturaca¤›m›z komisyonlar da bu çabaya hizmet edecek. VOLKAN AYAS: Ankara'da yüksek binalar›, koca koca devlet dairelerini çeviren gecekondular vard›r. Haklar ve özgürlükler mücadelesini buralara tafl›y›p düzenin çizdi¤i s›n›rlar› ortadan
Say› 74 45 24 A¤ustos 2003
kald›raca¤›z. Çünkü as›l örgütlenmesi gereken halk›n muhalefetidir. Hedefimizde halk›n en yoksul kesimlerinin yaflad›¤› mahallerde örgütlenip, temel hak ve özgürlükler mücadelesini oralara tafl›mak var. UMUT fiENER: Bu sorun belki de en çok Ankara'n›n demokrat çevreleri için geçerli. Yoksul halk›n, gündeme getirilen sorunu bizzat yaflayanlar›n uza¤›nda, S›hhiye’ye s›k›flt›r›lm›fl bir
Akçakoca Kürt ‹flçilere Yasak:
“mücadele” anlay›fl› var. ABD'nin Irak'a sald›r›s› sürecinde çok aç›k gördük. Gecekondularda, okullarda, iflyerlerinde, halk›n bulundu¤u her alanda, her tür sorun bizim gündemimizdir. Halk›n örgütlü bir güç olarak hareket etmesini bir kültüre dönüfltürmeliyiz. Hem devlet, hem de reformist sol taraf›ndan yarat›lan statükolar parçaland›¤›nda bunun önü de aç›lacakt›r diye düflünüyorum. sul halk› afla¤›l›yor. Beyninin her yan›ndan f›flk›ran burjuva ahlak›n pisliklerine dönüp bakm›yor, yoksul köylünün turisti rahats›z edece¤inden sözediyor. Bu bak›fl, feodal beylerden burjuvaziye egemenlerin “afla¤› tabaka, avam, teba” dedikleri halka bak›fl›d›r. Kapitalizm gelifltikçe yöntemler inceltilse de öz ayn›d›r. Ülkemizde ise en kaba haliyle, yaflam›n her alan›nda, yoksullardan tiksinen, afla¤›layan zihniyet karfl›m›za ç›kar. Osmanl› saray›n›n Anadolu köylüsüne bak›fl› ile, “ça¤dafl Türkiye”nin kaymakam›n›n bak›fl› aras›nda ne fark var? Ya da “buraya Çinliler ve köpekler giremez” yazan Amerikal› ile befl y›ld›zl› otellerin Akçakocas› aras›nda?
Hani Bölücülük Suçtu? Her y›l bir ilde ya da ilçede yaflananlar bu y›l da Bolu’nun Akçakoca ‹lçesi’nde yinelendi.
Say› 74 46 24 A¤ustos 2003
Güneydo¤u’dan f›nd›k toplamak üzere gelen iflçiler ilçe merkezine sokulmuyor. Bu kez gerekçe “terör” de¤il, daha ulvi bir amaç. (Ki devlet ne yaparsa hep böyle ulvi amaçlar için yapar!) Akçakoca Kaymakamlı¤ı ile belediyenin ortak ald›¤› karar›n gerekçesi, “turistlerin rahatsız edilmemesi”! ‹lçede devletin temsilcisi kaymakam ile belediye oturup, yüzlerce insan› insan yerine koymaman›n karar›n› al›yor. Anayasa'nın 10. maddesi 'Herkes kanun önünde eflittir' diyormufl, ne önemi var yasalar›n. “Ayr›mc›l›k, bölücülük” yap›l›yormufl, kim takar! Resmen “bölücülük” suçu iflleniyor, kimsenin sesi ç›km›yor. Neden? Çünkü onlar emekçi, üstelik de Kürt. Yani afla¤›lanmalar›, horlanmalar›, vebal› ilan edilmeleri için yeterli neden var. Uygulamaya göre, ilçenin giriflinde karfl›lanan f›nd›k iflçileri flehir merkezine sokulmadan do¤rudan tarlaya götürülüyor. Gidifl o gidifl, bir daha tarladan ç›kam›yorlar, herhangi bir ihtiyaçlar› için flehre inmelerine izin verilmiyor.
Kaymakam, Devlet Zihniyetinin Ürünü ‹lçe kaymakam› Ali Uslamaz, bak›n uygulamay› nas›l anlat›yor; "Muhtarlar, köylerine kaç kifli istediklerini liste halinde bize bildirecek. Biz de iflçi simsarlarından iflçi isteyece¤iz. Gelen iflçileri, jandarma ve iflçi simsarları aracılı¤ıyla ilçe merkezine sokmadan çalıflacakları fındık bahçelerine gönderece¤iz. Bizimle ba¤lantı kurmadan kendi baflına ilçeye gelenleri geri gönderece¤iz. Böylece ilçede iflçi yı¤ılmasını ve turistlerin rahatsız olmasını önleyece¤iz." (Radikal, 15 A¤ustos) Bu soysuz, afla¤›l›k zihniyet ony›llard›r yok-
Güneflin annac›nda tarlaya götürülürlerken bir tek zincirleri eksik; jandarma nezaretinde, zab›tan›n “aman çad›r kurmas›nlar” gözetimindeler. Yani suçlular. Bir iflçi, “Güneydo¤u'da deniz göremiyoruz. Biz de insanız. Hayatımız boyunca tatil yapamıyoruz. Böyle turistik kentlere çalıflmak için geldi¤imiz zaman, hiç olmazsa denizi görebiliyorduk. Ama flimdi bu da yasaklanmıfl.” diye dert yan›yor gazeteciye. Elbette Kürt köylüsü denizi görüp ne yaps›n; ya turistler “bu barbarlar kim” derse, ya yoksullu¤umuzun bütün resmi ispata kan›t olmadan gözlerinin önüne gelirse!... Bu düzen, bir avuç az›nl›k d›fl›nda halk›n hiçbir kesimini insan yerine koymuyor. fiovenizm Kürt halk›na bunu daha katmerli uyguluyor.
Kültür Sanat ‹nti-‹llimani, Grup Yorum, Mo¤ollar Konseri:
And Da¤lar›’ndan Dersim Da¤lar›’na ‹syan›n ve Ac›n›n Türküleri 17 A¤ustos günü, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu halklar›n devrimci coflkusuna, isyan›na, hüznüne, ac›lar›n›n ortakl›¤›na tan›kl›k etti. fiilili ‹nti-‹llimani, Mo¤ollar ve Grup Yorum’la birlikte binlerce kifliye unutulmaz bir gece yaflatt›lar. Ba¤laman›n, zamponan›n, charangonunun ezgileri kucaklafl›rken, Latin topraklar›n›n isyanc› gelene¤i ile isyanlar topra¤› Anadolu’nun baflkald›r›s› bulufltu. ‹lk olarak sahneye 1968’lerden bu yana çizgisinde yürüyen Mo¤ollar ç›kt›. Mo¤ollar, birçok filmden tan›d›¤›m›z müzikleri, sevilen parçalar› söyledi. Mo¤ollar, Coca Cola firmasının Rock'n Coke Festivali'ne alternatif olarak 6-7 Eylül tarihinde düzenlenen “Barıfla Rock” Festivali'ni desteklediklerini belirterek sahneyi terk ederken, salon “Türküler Susmaz, Halaylar Sürer” ile inlemeye bafllam›flt› bile. Grup Yorum’un sahneye ç›kmas›yla birlikte coflku da doru¤a ç›kt›. Dersim Da¤lar›’ndan bafllayarak türkülerini seslendiren Grup Yorum’a binlerce kifli efllik ederken, sloganlar hiç susmad›. Direnifl türkülerine direniflin sloganlar› efllik ederken, binlerce kiflinin zafer iflaretleriyle kalkan elleri zulme isyan›n canl› resmi gibiydi.
El Pueblo Unido Jamas Sera Vencido (Örgütlü Halk Yenilmez) Grup Yorum’un ard›ndan ‹nti-‹llimani alkıfllar ve “El Pueblo Unido Jamas Sera Vencido-Örgütlü Halk Yenilmez” sloganlarıyla sahneye ç›kt›. Sahnede sürekli hareket halinde olan grubun en yafll› üyesi Horacio Duran grubu yönetirken,
fiilili devrimci grup ‹nti-‹llimani, 1966’da kuruldu. Ad›n› Bolivya’daki da¤lardan ald›. Komünist Parti, Sosyalist Parti ve Radikal Parti tarafından oluflturulan ve Allende'nin liderli¤indeki Unitad Popular’›n (Halkın Birli¤i) seçim propagandalar›na kat›ld›. Bolivya’dan Meksika’ya Latin Amerika ülkelerinde verdikleri konserlerle ezilen halklar›n isyan›n›n, ac›lar›n›n sesi oldular. Tüm Latin halklar›n›n grubuydu art›k ‹nti-‹llimani. Allende’nin iktidara gelmesinin ard›ndan ise, sosyalist iktidar›n zaferini anlatmak için Avrupa turnesine ç›kt›. 11 Eylül 1973 günü Pinochet’nin darbesiyle uzun sürgün y›llar› bafllad›. ‹talya’da 400 bin kifliye seslendikleri konserde faflist cuntay› teflhir ettiler. Ancak 18 Eylül 1988’de fiili’ye döndüklerinde büyük bir halk kitlesi taraf›ndan devrimci marfllarla karfl›land›lar. 'El Pueblo Unido Jamas Sera Vencido' (Örgütlü halk asla yenilmez) ve 'Venceremos’ (Kazanaca¤ız) isimli parçalar› tüm dünya devrimcilerinin kendi dillerinde söylendi. tümünün her enstrüman› çalmas›, uyumu ve kollektivizmi, ezgilerle bütünleflmeleri ile, coflkular› ile tüm Latin halklar›n›n bofl yere “evlad›” olmad›klar›n› gösterir gibiydi ‹nti-‹llimani. 1973'te cunta taraf›ndan, halka coflku, moral vermesin diye, gitar çalan kolları kesilen, iflkencede öldürülen ve grubun çizgisinin oluflmas›nda büyük etkisi olan Victor Jara'dan da flarkılar söyleyen ‹nti-‹llimani, “O Denizden Geldi” isimli flark›s›yla cunta döneminde fiili'de iflkence edildikten sonra helikopterden denize atılan sendikacı bir kadın ö¤retmene a¤›d›n› anlatt›.
Grup Yorum, ‹nti-‹llimani’nin And Da¤lar›’ndan seslenifline, ‘Dersim Da¤lar›’ndan ses verdi, sesleri, coflkular› bütünleflti...
Duran’›n grup elemanlar›n› tan›t›rken, s›ra Kübalı Efren Viera'ya geldi¤inde salon alk›fllarla inledi. Alk›fllar sosyalist Küba’yayd›. Sosyalist bir ülke özlemineydi. Müzik flöleni soluksuz sürerken, salondaki sa-
Say› 74 47 24 A¤ustos 2003
Grup Yorum ‹zmit’te ‹zmit Fuar› etkinlikleri kapsam›nda 2500 kifliye seslenen Grup Yorum, türkü ve marfllar› ile kitleyi coflturdu. Kocaelili emekçiler, gençler Grup Yorum’un söyledi¤i türkülere hep bir a¤›zdan efllik ederken, konser boyunca halay durmad›. F tiplerinde tecritin kald›r›lmas› ve Irak’ta iflgale son verilmesi için sloganlar at›ld›.
b›rs›zl›kta büyüyordu. Venceremos’u bestecilerinden dinlemek istiyordu binlerce kifli. Söylemeyi düflünmüyor, bu parçan›n ‘Unitad Popular’›n marfl› oldu¤u’ için konserlerde söylemedikleri biliniyordu. Belki devrimci dalgan›n fiili’yi yeniden sar›p sarmalayaca¤› günü bekliyorlard›, belki de... Son olarak üç grup sahnedeydi. Bu kez yüzlerce dilde sloganlaflan, bir gerçe¤i, halklar›n gücünü anlatan marfla gelmiflti s›ra; “El Pueblo Unido Jamas Sera Vencido-Örgütlü Halk Yenilmez.”
Say› 74 48
Marfl bitmifl ama salondan yükselen ses susmam›flt›. Binlerce kifli, bu kez Venceremos’u türkçe söylemeye bafllad›. Çaresi yoktu. fiili halk›n›n devrimci marfl›, sosyalizme yürüyüflünün coflkusu ‹stanbul’da yumruklar›m›z› bir kez daha
24 A¤ustos 2003
s›karak söylenecekti. Venceremos’u söylemeye bafllayan ‹nti-‹llimani, nakarat bölümlerinde ispanyolca söylemeyi k›sarak, salonun sesini dinledi. Salondan coflkuyla yükselen ses isyan›n sesiydi; “Venceremos, Venceremos... Kıralım zincirlerimizi...” Latin halklar›n›n ac›s›, hüznü, sevinci, devrimci coflkusu, coflkumuzla, ac›lar›m›zla bütünleflirken, kimileri bu geceye “nostalji” olarak bakt›. 1968’lerin baflkald›r›s›n›n, 70’lerin devrimci dalgas›n›n yüreklerini k›p›r k›p›r edece¤ini düflündü. Devrimcilerin sesine özlemleri bir olumluluktu elbette. Ancak görmedikleri devrimci coflkunun dalga dalga yükselifli, devrim umudunun Latin halklar›ndan Türkiye halklar›na dünyan›n ezilen halklar›n yüre¤inde büyümesiydi. Yoksa binlerce kiflinin nostalji olsun diye mi o coflkuyu yaflad›¤›n› düflünüyordunuz? Oysa ‘nostalji’nin de¤il, isyan›n sesi vard›. Konserin sonunda Grup Yorum ve Mo¤ollar ‹nti-‹llimani’ye ba¤lama hediye ederken, ‹nti-‹llimani konserin ard›ndan Grup Yorum’a Latin halk›n›n ac›s›n›, coflkusunu yüreklere iflleyen sesiyle anlatan üflemeli bir enstrüman› hediye ederek, devrimci gruplar›n kardefllik köprüsüne katk›da bulundu.
Küçük bir direniş mahallesinde yazılan büyük
Boran Yay›nevi taraf›ndan yay›nlanan “Yaflatmak ‹çin Öldüler”, üçüncü y›l›n› doldurmak üzere olan büyük direniflin bir kesitini anlat›yor. Mekanda bir kesit, onlarca hapishanede, ve d›flar›da bir çok flehirde ölüme yat›lan bu direniflin Armutlu bölümünü anlat›yor “Yaflatmak ‹çin Öldüler”. Zamanda bir kesit; TAYAD’l› Aileler’in ölüme yatmalar›yla bafllay›p, 13 Kas›m
2001’deki Küçükarmutlu’ya karfl› düzenlenen son sald›r›ya kadar uzan›yor. Tam bir y›ll›k bir zaman. Küçükarmutlu Direnifl Mahallesi, büyük destan›n bir parças›yd› ve kendi bafl›na bir destand›. “Yüreklerimizi ç›kar›p yang›nlar›n ortas›na att›k” diye bafll›yor kitab›n birinci bölümü. Ve açl›klar, yang›nlar içinde sürüyor direnifl. Kitab›n giriflinde belirtildi¤i gibi, “Küçükarmutlu’nun sokaklar›nda dolafl›yoruz gün gün. Direniflçiler hücre hücre erirken, direnifl evlerinin birinden di¤erine gidiyoruz. Direniflçilerin, refakatç›lar›n, ziyaretçilerin, Armutlu yoksullar›n›n hüzünlerini, sevinçlerini, öfkelerini ve coflkular›n› payla-
destan fl›yoruz. Büyük fedakarl›klar› ve insanl›¤›n küçük kayg›lar›n›, kahramanl›klar› ve ihanetleri görüyoruz bir arada.” Bu destan› anlamak için, ve bu destan› hakk›yla anlatabilmek için böyle bir kitab›n tan›kl›¤›na ihtiyaç var. Armutlu direniflini bizzat içinde yaflayanlar için bile böyle bir ihtiyaç var. Çünkü içinde yaflayan, yine de bütünü göremez kolay kolay, onun her ayr›nt›s›na vak›f olamaz. “Yaflatmak ‹çin Öldüler”, sizi, ev ev, direniflçi direniflçi, gün gün, an an, açl›¤›n, direniflin ve zulmün tan›¤› yap›yor. Kitapla birlikte verilen, Armutlu direniflinden görüntülerin yerald›¤› VCD ise, direniflçilerin gülen gözlerini bir kez daha belleklere kaz›yor.
kahramanlar ölmez Sadrettin U⁄URLU 28 A¤ustos 1980 ‹stanbul 1 May›s Mahallesinde yaflayan bir emekçi devrimciydi. Kendisine devrimciyim diyenler taraf›ndan vuruldu.
Zekai BÖLÜKBAfiI A¤ustos 1979
Mehmet AKfiER A¤ustos 1980
fiükran KURU A¤ustos 1980 Konya’da anti-faflist mücadele içinde yeral›yordu, faflistler taraf›ndan katledildi.
Barbaros KADIO⁄LU A¤ustos 1980 Ö¤retmendi. K›rflehir’de Çar›kl› Çiftli¤i’nin polis-jandarma taraf›ndan bas›lmas› sonucu, savunmas›z bir flekilde polis ve jandarman›n açt›¤› atefl sonucu katledildi.
Kas›m YILMAZ A¤ustos 1991 Yozgat Akda¤madeni’nde geçirdi¤i bir trafik kazas›nda yitirdik.
17 A¤ustos’ta Katledilen ‹nsanlar›m›z› Unutmad›k Unutmayaca¤›z! 1 7 A¤ustos Depremi’nin 4. y›l›nda, depremde kaybettiklerimizi anm a k için Koc a e l i Derince Ç›narl›köyü Mezarl›¤›’nda Elif Karaman’›n mezar› bafl›nda, Kocaeli Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi taraf›ndan bir anma töreni gerçeklefltirildi. Elif Karaman, Demokratik Lise ‹çin Mücadele Komiteleri’nde yeralarak gençli¤i halk›n kurtuluflu, vatan›n ba¤›ms›zl›¤› mücadelesinde birlefltirmeye çal›flan, Kurtulufl Gazetesi da¤›t›mc›l›¤›yla bu düzene mahkum olmad›¤›m›z› anlatmaya çal›flan bir devrimciydi. K›sacas›, bu enkaz alt›nda ölüme mahkum olmayal›m mücadelesiydi onun ki. Anman›n onun mezar› bafl›nda yap›lmas› bu aç›dan anlaml›yd›. Kocaeli Temel Haklar Giriflimcileri’nin ve Elif KARAMAN’›n ailesinin kat›ld›¤› anmada depremde yaflam›n› yitirenler için sayg› duruflunda bulunuldu. Elif'in mücadelesinin anlat›m›yla bafllayan konuflma, depremi bir katliama dönüfltüren devlet politikalar›n›n, düzenin ç›karc›l›¤›n›n teflhiriyle devam etti. Katliama davetiye ç›karan devletin acizli¤i lanetlendi. Mezarl›ktaki anmadan sonra Elif’in ailesi yemek verdi. Ezilenlerin Sosyalist Platformu taraf›ndan da ayn› saatte depremde ölen Aynur KARAMAN'›n mezar› bafl›nda bir anma gerçeklefltirildi. Ekmek ve Adalet Kocaeli Temsilcili¤i
köyün !Delisi “‹ki afliret lideri” ile Amerikanc›l›k yar›fl› Cemil Çiçek Amerika’ya gönüllenmifl; “ABD’nin Türkiye ile köklü iliflkileri vard›r. Türkiye iki afliret liderine de¤iflilmemelidir.” diye yak›n›yor. Uyanamad›, kafas› dünkü demagojide hala. K›rm›z› çizgiler, Kürt milliyetçili¤ini afla¤›lamalar, provokasyon yap›p davet etti¤i Talabani’ye dayak atmalar dönemi geride kald›. “Afliret lideri” dedikleriniz art›k ABD demek. Zaten onun derdi de bu, Talabani ve Barzani ile “en iyi Amerikanc› biziz” yar›fl›nda. Bu arada, partisinde kaç afliret liderleri milletvekili var, bir aç›klasa da herkes ö¤rense!
fiu “süper güce” bak›n! Say› 74 50 24 A¤ustos 2003
ABD’de elektrik kesintisi ile yaflam felç oldu. “Kolumuzdaki saatin kaç oldu¤unu okuyan” Amerika nereden, nas›l kesildi¤ini de bulamad›. Bak›n flu elektiri¤in ifline, ‘süper’ faças›n› nas›l da bozdu.
Ç‹ZG‹YLE
Dar›s› Emine Sultan’›n Bafl›na! Osmanl›’da da bilindi¤i gibi, “bat›l›laflma” hiç bitmez. Kimi ordunun yap›s›n›, kimi giysisini bat›l›laflt›r›r, ama hep bir bat›l›laflma vard›r gündemde. Padiflah Sultan Abdülmecit’in zevcesi Serfiraz Sultan da bat› giysilerine merakl›ym›fl. Sultan’›n bir senelik Avrupai k›yafetleri, tam tam›na, saray›n bir ayl›k tüm masraflar›n›n yedi kat› kadar tutuyormufl. Tam da Emine Erdo¤an Sultan’a göre.
Kardefl kardefl oturun tabii ya! Tecrit Bakanı Çiçek, MGK'da asker ve sivil üyelerin karflı karflıya oturmasının yanlıfl anlaflılmalara yol açtı¤ını belirterek, asker ve sivil üyelerin karıflık oturmasını önermifl. Amerikan iflbirlikçili¤inde anlafl›yorsunuz, tecrit zulmünde anlafl›yorsunuz, bir “türban için” niye öyle karfl› karfl›ya iki ayr› tak›m gibi oturas›n›z de¤il mi?
Org. Çetin Do¤an “Dönekli¤imden beri” demek istemifl olmayas›n? ile polemik yapan
Ertu¤rul Özkök orduya ya¤lama yaparken, “hayat›m boyunca büyük bir hayranl›kla ba¤l› oldu¤um Türk ordusu...” diyor. Bir zamanlar “solcu” oldu¤unu, K›br›s iflgaline karfl› ç›kt›¤›n› yazan sen de¤il misin? Hem sen asker misin, neden “ba¤l›” olas›n? Ya¤c›l›k tavana vurunca kavramlar da birbirine giriyor.