Skip to main content

AdaletWeb072

Page 1

Çözün!

Ekmek ve

Adalet Haftal›k Dergi / Say›: 72 / Tarih: 10 A¤ustos 2003 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.com Mail:info@ekmekveadalet.com

çözülünceye

✹

19 Aral›k Hapishaneler Katliam›n›n Düzenleyicilerinden Halkal› Jandarma Komando Taburu’na, Bombal› Sald›r›

kadar

AB ve ABD Demokrasisi

bu

AB’ye Uyum Paketleri

sahneleri

HERfiEY TEKELLER‹N ÇIKARLARI ‹Ç‹N!

görmeye devam edeceksiniz! Tecriti Kabul Etmeyece¤iz!

Adalet

OOO

Demokrasi Sorunu Sistem Sorunudur

Ekmek ve

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com


“Kahkahalar at›yordu zebaniler” Jandarman›n “komando”suydu onlar; “özel tim”leriydiler. Jandarman›n “gözbebe¤i”ydiler. Aylarca tatbikatlar yapm›fllard› “Türkiye’nin en büyük sorununu” çözmek için yap›lacak o operasyona haz›rlanmak için. fiuras› hapishanenin d›fl duvarlar›, fluras› malta, fluras› ko¤ufl, flunlar da tutsaklar... Atefl! fiuras› çat›, fluradan çat› bofllu¤una girilir, delikler flöyle aç›lacak... F›rlat›n bombalar›! fiunlar ko¤ufl gözetleme delikleri, flunlar mazgallar... Yak›n atefli! Yakt›lar. F›rlatt›lar. Kurflunlad›lar, bombalad›lar. “Yan›yor duvarlar, beton yan›yor Bombalar ya¤›yor duman çöküyor Cehennemi, dünyada yafl›yoruz biz Kahkahalar at›yor zebanilerimiz” Katliam›n komutas› jandarmadayd›. Katliam›n oda¤› Bayrampafla’yd›. 19-22 Aral›k’ta katledilen 28 tutsa¤›n 12’si sadece Bayrampafla’da katledilecekti. Katliam›n oda¤›nda jandarman›n “en özel” timleri vard›. Öldürme emri alm›fllard›. Öldürmeye gelmifllerdi. Öldürmeye ayarlad›lar silahlar›n›. Bayrampafla’da kad›n tutsaklar›n kald›¤› C-1 ko¤uflunu gören her noktaya konumlanm›fllard›. Çelik yelekli ve yüzleri maskeliydiler. Yüzlerinde maskelerle bitirdiler “ifllerini”! “Biz alt› kad›nd›k mapus dam›nda Açl›¤›m›zla yürürdük halk›n ba¤r›na Yüre¤imiz yanarken vatan aflk›yla Bedenimizi yakt›lar kahkahalarla” Alt› kad›n tutsa¤› diri diri yakt›lar. Yakarken kahkahalar att›lar. Ölüm cehenneminden sa¤ ç›kabilen kad›n tutsaklar havaland›rmada topland›¤›nda, derileri yanm›fl dökülmüfl tutsaklar›n üzerine tazyikli su s›kmaya, bombalar ya¤d›rmaya devam ettiler. Ne tutsaklar gördü yüzlerini, ne gardiyanlar. Rütbeleri yok, isimleri yoktu. O gün “ifllerini” bitirip karargahlar›na döndüklerinde amirleri “gözlerinden öptü” onlar›. Evlerine gidip “bugün ne piflirdin kar›c›¤›m” diye efllerine sar›l›p, çocuklar›n› öptüler. Nas›l olsa maskeliydiler, nerden bilecekti çocuklar› onlar›n 6 kad›n› diri diri yakt›¤›n›... Ertesi gece, televizyonlar-

✹R ÇA⁄ DUYU

I U

MEMURLARDAN ➧

dan Bayrampafla Hapishanesi’nin çat›s›ndaki yüzü maskelileri eflleri ve çocuklar›yla birlikte izlediler. Ne iyi fleydi flu maske; o olmasayd›, nas›l bakard› flimdi çocuklar›n›n yüzüne!

Y›l 1945 Takvimler 6 A¤ustosu gösteriyor: Bir Amerikan uça¤› Japonya’n›n Hiroflima kenti semalar›nda beliriyor. Pilot dü¤meye bas›yor... Yer sars›l›yor, gök yan›yor; Amerika, en geliflmifl teknolojisini, atom bombas›n› deniyor: Sonuç: BAfiARILI!!! 140 B‹N ÖLÜ!

*** Maskelerini ç›karmak zorundayd›lar d›flar›da. Öyle dolaflamazlard›. Yüzlerini gören olmam›flt› nas›l olsa. Ama yine de belli mi olurdu? Haki renkli araçlar›na binemezlerdi. Ne olur ne olmaz deyip, “sivil” otobüslere gizlendiler. Kimisi de “sivil”di zaten. Zaten otobüsün camlar›ndan içerisi de çok fazla görülmüyordu. Ama bir gün, sivil otobüslerinin önünde patlayan bomba, güvendikleri da¤lar›n hiç de o kadar sa¤lam olmad›¤›n› anlat›verdi onlara.

Takvim yapraklar›n› yaln›zca iki kez daha çevirebiliyor Nagazaki’deki Japonlar. Çünkü 9 A¤ustos’ta ayn› Amerikan uçaklar› bu kez onlar›n üstünde. Deneme bir kez de burada tekrarlan›yor. Sonuç: yine BAfiARI!!!

Kar maskeleri de, sivil otobüsler de ifle yaramam›flt› demek! Nereden bilmifllerdi “Halkal› Jandarma Komando Taburu”nun 19 Aral›k katliam›n› gerçeklefltiren birliklerden biri oldu¤unu? Nereden bilmifllerdi o “sivil” otobüsün “Halkal› Jandarma Taburu’nun subay ve astsubaylar› taraf›ndan kullan›ld›¤›n›? Nereden!?.. Nas›l!?.. Dört dönecekler flimdi hepsi. Nereden, nas›l... Hiç bofluna u¤raflmay›n; çünkü bulaca¤›n›z hiç bir cevap, art›k sizin korkunuzu yat›flt›rmaya yetmez. Bir kere kar maskeleriniz düfltü. Bundan sonra mesela Et Bal›k Kurumu veya bilmem ne holdinge ait araçlarla dolaflabilir, özel izinle subay trafl› yerine saçlar›n›z› at kuyru¤u yapabilir, k›l›ktan k›l›¤a girebilirsiniz. Ama bizden söylemesi, bunlar›n hepsi bayat numaralard›r, art›k ne yapsan›z faydas›z. Kar maskesi düfltü, katil göründü.

Küçüklü, büyüklü Hiroflima’lar devam ediyor dünyan›n dört bir yan›nda...

Bak›n size bir masal anlatal›m: Bir vard›, bir yoktu, ünlü bir M‹T’çi vard› bir zamanlar. Çok usta istihbaratç›yd›. CIA’yla, MOSSAD’la çal›flm›fl, gitmedi¤i yer kalmam›flt›. Gizli yaflam›n tüm kurallar›n› bilirdi. Ona ulafl›lmas› mümkün de¤ildi. Ulafl›lsa da, o milli istihbarat›n en yaman silahflörüydü. Kimse ona bir fley yapamazd›. Gel zaman git zaman, “Bay Pipo”, bir halk kurtulufl savaflç›s›yla karfl› karfl›ya kald›. ‹flte o an “Bay Pipo” efsanesi de bitti. Ne istihbaratç›l›k, ne silahflörlük ifle yaramam›fl... Yaaa iflte böyle. Masal›m›z da burada bitti. Halk kurtulufl savaflç›s› ermifl murad›na, biz ç›kal›m kerevetine.

AKP ‹ktidar›n›n Memurlara Sald›r›lar›na Karfl› - 14 A¤ustos; Ankara Güvenpark’ta Toplu Görüflme Çadırı kurulacak! - 23 A¤ustos; Ankara’da Miting

Bu denemenin ve hesab›n içermedi¤i tek bir fley var. 1945’ten sonraki ony›llar boyunca iflte o hesaba kat›lmayan, Amerika’n›n hesaplar›n› bozacak!

Ekmek ve

Adalet

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com

KONSER

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul

16 A¤ustos Harbiye Aç›k Hava Tiyatrosu

‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

- ‹nti ‹llimani - Mo¤ollar - Grup Yorum

Bir tek bombayla 100 bin kifliyi öldürme baflar›s›, Amerikan emperyalizminin! Art›k o Amerika istedi¤ini tehdit edebilir, istedi¤ine, istedi¤ini yapt›rabilir!

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5

Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Bürolar›m›z Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50735 Köln Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Faks:0049 221 280 90 84 E-mail adresi: ekmekveadalet@post.com Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Tel-faks: 0 312 419 27 38 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No:28 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08

‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 332 41 70 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›meyo¤lu ‹flhan› Kat:1 No:43 Tel: 0422 323 24 77 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 322 20 88 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9


Ekmek ve Adalet Say› 72 ‹çindekiler

3... 5... 7... 8... 9... 10... 11... 12... 13... 14... 17... 19... 21... 22... 25... 26... 28... 30... 31... 32... 34... 37... 38... 39... 40... 42... 46... 47... 48... 49... 50...

Uyum Paketleri ve Demokrasi AB’ye Uyum, Tekellerin ‹steklerine Uyumdur! MGK’l› veya MGK’s›z Faflizm Ba¤dat’ta 68 gün Irak Direnifli ‹flbirlikçileri... Halkal› Komando Taburu Komutanlar›na Bombal› Eylem Umutlu ve Kararl›y›z “K›z›l Elma Koalisyonu” CHP Muhalefeti! Afyon Emniyeti’nin Planl› Sald›r›s› ‘Demokrasi, Hukuk’ Savunucusu Bir Gazeteci AKP, Kulaklar›n› T›kamaya, Binalar›n› Kilitlemeye... Sesimize Ses Olanlara Tecrit ve ‹flkence fiimdi Soru ve Sorgulama Zaman› Hangi K›l›fa Soksak Da ‹flgale Ortak Olsak! Susurluklar› Örgütleyenler Piflmanl›k Getirsin! Çok ‹stiyorsan›z Siz De Piflman Olun! Gecekondular›m›z ve Düzenin Yaratt›¤› Pislikler Toplu Sözleflme Yalan›n›n Mumu IMF Önünde Söndü 1000 Gün- Bölüm 9 ‹flkenceye Onay Asla Unutmay›n! Okan Y›ld›r›m’› Kaybettik Çürüme Ciddiyetsizlik Munzur Festivali ve Dersim Heyva Sor Davas› “Cezaevi Yerine Üniversite Kahramanlar Ölmez Köyün Delisi

Uyum Paketleri ve Demokrasi Ey Türkiye halk›! Sen flöyle kenarda dur; söz söyleme, örgütlenme, hak talep etme, bekle... Biz senin yerine bu ülkeyi demokratiklefltirece¤iz. Bize güven, sen elini ensene kavufltur bekle... Bekle, bekle... AB de, AKP de böyle söylüyor... Önceki iktidarlar da böyle dediler. Biz ise, hep baflka bir fley söyledik; demokrasinin flu veya bu emperyalistin, flu veya bu düzen kurumunun “insafa” gelmesiyle gelmeyece¤ini, demokrasiyle bu sistemin varl›¤›n›n çeliflti¤ini, demokrasinin bir sistem sorunu (baflka deyiflle, faflizmin y›k›lmas› sorunu) oldu¤unu söyledik. Bizim hakl›l›¤›m›z ortadad›r. E¤er emperyalistlerin veya iflbirlikçilerinin demokrasi için gösterdi¤i yol do¤ru olsayd›, flimdiye kadar on defa demokrasiye kavuflmufl olmam›z laz›md›. Onlar›n gösterdi¤i yol, sadece demokrasicilik oyununun ömrünü, dolay›s›yla sömürü ve bask› düzeninin ömrünü uzatacak bir yoldur. Gerçekten demokrasi isteyenler için, ç›kmaz yoldur. ‹ki yalan› bir arada sürdürdüler bugüne kadar; bir yandan ülkemizin “demokratik laik bir hukuk devleti” oldu¤unu söyleyip dururken, bir yandan da durmadan “daha fazla demokratikleflme” vadettiler. Zamana, koflullara göre iki demagojiden birini öne ç›kard›lar. Ülkemizde demokrasinin olmad›¤›n› art›k kimse aç›ktan inkar edemiyor. ‹nkar etseler, “o zaman bu uyum paketlerine, bu kadar demokratikleflme çabas›na ne gerek var” sorusuna cevap veremeyecekler. 50 y›ll›k faflizm ve demokrasicilik oyununun flimdi yeni bir aflamas›nday›z. Emperyalistler, Türkiye oligarflisinin bu oyunu yeterince iyi oynayamad›¤›n›, devrim dinamiklerini yoketmede baflar›s›z kald›klar›n›, Türkiye’yi emperyalist tekeller için yeterince ya¤maya aç›k hale getiremediklerini düflünerek oyuna do¤rudan müdahil olmufllard›r. “AB’nin Türkiye’ye demokratikleflmeyi” dayatmas› hadisesi budur. fiimdi sahaya at›lan topun ad› “AB’ye Uyum” ve “AB üyeli¤i”dir. Emperyalizm ve iflbirlikçileri, demokrasi isteyenler, bir on y›l da bu topla oynas›nlar istiyor. Uyum paketleriyle mevcut sistemin bugüne kadar demokratik olmad›¤› itiraf edilmifl oluyor. Demokrasi yoksa ne var peki? Oligarflinin sözcüleri ad›n› koyamazlar; demokrasi yok, faflizm var. Üstelik bu art›k oldukça teflhir olmufl bir faflizmdir. 33 y›ld›r süren infazlar, katliamlar, kay›plar, Susurluklar, kan gölünün ortas›nda gerçeklefltirilen soygunlar... Bu kan›n, pisli¤in düzen üzerinde yaratt›¤› a¤›rl›ktan kurtulmak, demokrasicilik oyununa taze kan vermek için “AB üyeli¤i” öne ç›kar›ld›. Emperyalistler demokrasi getiremez. Irak’ta veya Türkiye’de veya Afganistan’da “demokratiklefltirme”yle maskelenen emperyalizmdir. Uyum paketleri, emperyalist tekellerin ç›karlar› için yap›lan düzenlemeleri gizliyor. Zaman zaman büyük tantanalarla ç›kar›lan “reform” yasalar› bir yana, y›llard›r binlerce yeni yasa, yönetmelik yap›lmas›n› öngören 7 uyum paketi ç›kar›ld›. Her pakette ayn› propgandalar›, ayn› vaatleri dinledik. Ama hala bir bas›n toplant›s› yapam›yoruz özgürce. Hala iflkence tezgahlar› çal›fl›yor. Hala infazlar sürüyor. Hala kontrgerilla provokasyonlar, komplolar gerçeklefltiriyor. Susurluk hala sürüyor. Ve hala, milyonlar›n iflkence tezgah›ndan geçirildi¤i, on-


binlerce kiflinin katledildi¤i, kaybedildi¤i bir ülkede adaletten eser yok. N‹YE? Çünkü onca uyum paketine ra¤men, S‹STEM yerli yerinde duruyor. Sistemin esas›nda bir de¤ifliklik yok. Ne AB, ne oligarfli böyle bir de¤ifliklik de öngörmüyor. Faflizm, emperyalizmin de, oligarflinin de ihtiyac›d›r. Bir an faflizmin olmad›¤›, gerçekten halk›n söz ve karar hakk›n› kulland›¤› bir demokrasinin oldu¤unu düflünün. Emperyalist tekeller böyle ya¤malayabilir mi ülkemizi? Bizi böyle borç bata¤›nda bo¤abilirler mi? ‹flbirlikçi tekeller, iflçiyi s›f›r zamla çal›flt›rabilir mi, devlet memurunu sefalet ücretini mahkum edebilir mi? Elbette halk için bir demokrasi olsayd›, bütün bunlar› yapamazlard›. O halde, emperyalist tekellerin ve iflbirlikçileri faflizmin kendilerine sa¤lad›¤› bu “rahatl›ktan” neden vazgeçsinler? Nitekim vazgeçmiyorlar. 50 y›ld›r faflizmi sürdürüyorlar. Ve faflizmi sürdürmek için flimdi “AB’ye uyum” gibi yeni oyunlar tezgahl›yorlar. Bütün mesele, halk›n demokrasi iste¤ini ve mücadelesini, emperyalist demokrasiye kanalize etmek ve o kanalda bo¤makt›r. Avrupac› sol da, bu konuda emperyalizmin ve oligarflinin yard›mc›s›d›r. MGK’n›n yetkileri flöyle k›s›lm›fl da, ordu k›fllas›na dönecekmifl de... Bunlar da -farkl› etkenler de olmakla birlikte- oyunu pekifltirmeye yar›yor. Evet, bugünkü flekliyle MGK faflizmin en önemli kurumlar›ndan biridir. Ama düzen bunu baflka biçimlerde ikame eder. Gerçekte Rauf Tamer gibi “sa¤c›” bir yazar bile bu gerçe¤in fark›nda; bak›n Temel sorun ne diyor: göstermelik “Karıfltırmayalım. Sivillefluyum paketleri mek demek demokratlaflmak haz›rlamak de¤il, demek mi? ‹KT‹DARIN MGK Genel Sekreteri artık N‹TEL‹⁄‹’nin sivildir diye birdenbire demokde¤ifltirilmesidir. rat mı olaca¤ız?. Mahkemelerdeki askeri ha‹ktidar›n niteli¤i (oligarflinin iktidar›) kimi çekip aldık diye birdenbive devlet yap›s› re sanki hukuk devleti mi olduk? (faflist devlet) ayn› Her sivil, demokrat mı? Her kald›¤› sürece yüz sivil, adaletçi mi, özgürlükçü uyum paketi de mü, medeniyetçi mi? Kim deç›kar›lsa, mifl? AB’ye üye de ... Kendimizi kandırmayaolunsa, demokrasi lım. Bari aramızda konufluruza¤›m›zdaki bir ken birbirimize diyelim ki: - Biz fleklen sivillefliyoruz. hayal olarak kalacakt›r! Avrupalı’yı böyle kandırıyo-

ruz. Bu olur...” (Star, 1 A¤ustos 2003) S›n›fsal anlamda iflbirlikçi tekelci burjuvazisiyle, toprak a¤alar›yla, yönetim anlam›nda MGK’s›yla, kontrgerillas›yla, M‹T’i, itiyle, ordusu polisiyle, bürokrasisiyle, hapishaneleriyle, iflkencehaneleriyle oligarflik yap›n›n tümü demokrasinin önündeki engeldir. Bu oligarflik bir diktatörlük, faflist bir devlet yap›lanmas›d›r. Bu diktatörlü¤ün yerle bir edilmedi¤i koflullarda, kimse demokrasiden sözedemez. Demokrasi sorununun sistem sorunu oldu¤u, faflizmin y›k›lmas› sorunu oldu¤u gerçe¤ini hiç bir uyum paketi de¤ifltirmez. Oligarflinin iktidar› y›k›lacak ve yerine halk›n iktidar› kurulacak. Demokrasinin olmazsa olmaz koflulu budur. Baflka bir deyiflle, temel sorun göstermelik uyum paketleri haz›rlamak de¤il, ‹KT‹DARIN N‹TEL‹⁄‹’nin de¤ifltirilmesidir. ‹ktidar›n niteli¤i (oligarflinin iktidar›) ve devlet yap›s› (faflist devlet) ayn› kald›¤› sürece yüz uyum paketi de ç›kar›lsa, AB’ye üye de olunsa, demokrasi uza¤›m›zdaki bir hayal olarak kalacakt›r. Bu temel de¤iflimin sa¤lanmad›¤› koflullarda, her türlü de¤ifliklik “yüzeysel, geçici, göstermelik” kalmaya mahkumdur. 12 Eylül Anayasas› de¤iflmeli, Türk Ceza Kanunu de¤iflmeli, yarg› yeniden yap›land›r›lmal›... Peki ama kim yapacak bunlar›? E¤er mevcut düzen partileri, yine halk›n d›fl›nda yapacaklarsa, 12 Eylül cuntas›ndan daha “demokratik” yasalar yapacaklar›n›n güvencesi ne? 1980’den bu yana 12 Eylül’e rahmet okutan infazlar›, katliamlar› “sivil” iktidarlar döneminde yaflamad›k m›? ‹lk maddesinden son maddesine kadar, halk yapmal› yeni bir anayasay›. Halk›n anayasas›n› da ancak halk›n iktidar› uygular zaten. Emperyalist tekellerin ve iflbirlikçilerinin ç›karlar›n› korumak için ç›kar›lan uyum paketleri aldatmacad›r. Halk›n ç›karlar› yoktur bu paketlerde. Bir AB hayali yaratt›lar; o hayalin peflinden sürüklemek istiyorlar halk›m›z›. Sürükleyip götürecekleri yerin “en iyi hali” emperyalist demokrasidir. Ama faflizmden vazgeçemeyecekleri için, emperyalist demokrasiyi bile hayata geçiremezler bizim gibi ülkelerde. O durumda, kitleler bu bofl hayal peflinde sürüklendikleriyle kal›rlar. Nitekim yeni-sömürgelerde ony›llard›r yaflanan da budur. Yeni-sömürgelerde bu sürüklenmeye, bu k›s›r döngüye yaln›z ve yaln›z devrimlerle son verilebilmifltir bugüne kadar. Ülkemizde de bu bofl hayale ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizmi hedefleyen devrim mücadelemizle son verilecektir.


AB’YE UYUM, TEKELLER‹N ‹STEKLER‹NE UYUMDUR! AB Demokrasisi; Aldatmaca AB’ye Uyum; Aldatmaca içinde Aldatmaca 7'nci AB’ye Uyum Paketi de TBMM’de kabul edildi. Gözümüz ayd›n. Dediklerine göre nurtopu gibi bir “sivil demokrasimiz” olmufl bu paket sayesinde. Avrupa'dan ve ABD'den övgüler ya¤ıyor. AB Geniflleme Komisyonu üyesi Günter Verhaugen telefonla aray›p “reformlara hayran kaldı¤ını” söyledi. ABD hükümet sözcüsü kutlad›! AB Dönem Baflkanı ‹talya, paketin “reform sürecini gelifltirdi¤ini", Türkiye'nin AB üyeli¤ine biraz daha yaklafltı¤ını aç›klad›. Bir ‹ngiliz gazetesi (Daily Telgraph) h›z›n› alamay›p “Atatürk devrimleri gibi” diye yazd›. Fakat bir soru ortada: Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin 7. AB Uyum Paketi’nin de TBMM’de kabul edilmesi üzerine 3 A¤ustos’ta yapt›¤› 25 No’lu aç›klaman›n giriflinde flöyle soruluyor: “Kimisi ‘devrim’ diyor. Kimisi, ‘demokratikleflmede’ as›l büyük ad›mlar›n at›ld›¤›n› söylüyor. PEK‹ K‹M; K‹M BU ÜLKEDE ARTIK ‹fiKENCELER‹N, ‹NFAZLARIN, KATL‹AMLARIN OLMAYACA⁄INI SÖYLEYEB‹L‹R? K‹M BU ÜLKEDE BASKILARIN, YASAKLARIN, TECR‹T ZULMÜNÜN SONA ERECE⁄‹N‹ SÖYLEYEB‹L‹R? K‹M HALKIN SÖZ, KARAR, ÖRGÜTLENME HAKKININ OLACA⁄INDAN SÖZEDEB‹L‹R? K‹M ‹NANÇLARIN, DÜfiÜNCELER‹N, ULUSLARIN VE AZINLIKLARIN ARTIK HÜR OLACA⁄INI SÖYLEYEB‹L‹R? K‹M? H‹Ç K‹MSE!”

Demokrasiye flimdi geçtiysek, demek ki bugüne kadar yalan söylediniz! Yine soruluyor HÖC aç›klamas›nda: “50 y›l boyunca, bu ülkeyi yönetenler, Türkiye Cumhuriyeti’nin “demokratik bir hukuk devleti” oldu¤unu iddia etmediler mi? 50 y›ld›r hep demokrasinin oldu¤unu söylemediler mi?” Demek ki yalanm›fl! Öyleyse bugün do¤ru söylediklerinin garantisi ne? Hiç bir garantisi yok; ama yalan söylediklerinin kan›t› çok. Uyum paketleri, Türkiye’yi demokratiklefltirdi mi? Evet, ç›plak soru budur. AB üyeli¤i k›rk y›ld›r Türkiye’nin gündeminde. “AB’ye uyum” ve “demokratikleflme” paketleri ise, özellikle 1991’den bu yana, gündemin sürekli bafl s›ralar›nda oldu. Bu 12 y›lda, Özal’dan bafllayarak, Demirel-‹nönü ikilisi, Çiller ve Ecevit taraf›ndan muhtelif “demokratikleflme paketleri” aç›kland›. 7. “AB’ye uyum paketi” ç›kar›ld›. Bunlar›n d›fl›nda TÜS‹AD’›n, TOBB’un haz›rlad›¤› demokratikleflme paketleri de cabas›. K›sacas›, “demokratikleflme” ad›na yüzlerce yasa, kararname, yönetmelik, genelge ç›kar›ld› bu sürede. Ve hepsinde biz, bugün yaflad›¤›m›z tabloyu yaflad›k. AB sözcüleri “Türkiye’deki olumlu geliflmeleri, büyük reformlar›” övdüler. Burjuva medya, a¤›zbirli¤iyle art›k “demokrasimizin kör topal olmaktan ç›kt›¤›n›” yazd›. ‹ktidar partileri “bunlar› AB için de¤il, halk›m›z lay›k oldu¤u için yap›yoruz” demeçleri verdiler. Farkl› hiçbir fley yok. Gazeteleri taray›n, bu sahnenin en az on defa aynen böyle yafland›¤›na tan›k olacaks›n›z. Ve bir de devrimci, demokrat bas›n›n bugünlerde yaz›p çizdiklerine bak›n: bask›nlar, gözalt›lar, tutuklamalar, yasaklamalar, iflkenceler, katillerin akland›¤› infaz davalar›, Susurlukçular’›n “beraat”lar›, F tiplerinden

Say› 72 5 10 A¤ustos 2003


ç›kan tabutlar, dernek kuranlar›n tehdit edilmeleri... Peki nerede demokrasi getiren yüzlerce yasa? Cevab›n› Cemil Çiçek çok veciz biçimde veriyor: “AB’ye uyum paketleri”nden birinde Terör Yasas›’n›n 8. Maddesi de kald›r›lm›flt›; Cumhurbaflkan› Sezer dahil baz› kesimlerin bu maddenin kald›r›lmas›n› “afl›r› demokrasi” olarak görerek itiraz etmeleri üzerine Çicek onlara flu aç›klamay› yapt›: “kimse merak etmesin... TCK’nin 312. maddesi gere¤ince 8. Madde’nin yürürlükten kald›r›ld›¤›nda boflluk do¤mas› bir tarafa ülke bütünlü¤ü aleyhine propaganda suçu daha a¤›r bir cezayla cezaland›r›labilecektir...” Bugüne kadar ç›kar›lan ve bundan sonra da ç›kar›lacak tüm “demokratikleflme” paketlerinin özünü anlat›yor bu sözler. HÖC aç›klamas›nda tam bu noktada yine soruluyor: “Bu kafa yap›s›nda demokratikleflmenin “d”si var m›? Olabilir mi? Bu kafa, hak ve özgürlükleri gelifltirir mi?” “Bir ad›m ileri, iki ad›m geri”! Say› 72 6 10 A¤ustos 2003

Bizim siyasi sürece iliflkin de¤erlendirmelerimizde s›kça hat›rlatt›¤›m›z bir gerçek var: “ne zaman demokratikleflme sözü duyulursa, bilin ki, arkas›ndan daha a¤›r bask› yasaklar› gelecektir.” Bunun onlarca örne¤i var siyasi tarihimizde. AB’ye uyum paketleri de bu kural› de¤ifltirmiyor. AB’ye uyuma ve AB demokrasisine fazlaca inananlar, s›k s›k yaz›lar›na, aç›klamalar›na flu sözlerle bafll›yorlar: “Bir taraftan AB yasalar› ç›karken bir taraftan da...”. Oyun da burada ya zaten. Ne bekliyordunuz, vaadedilenlerin gerçekten olaca¤›n› m›? Faflist devlet ayg›t› yerinde dururken birden ortal›¤›n demokrasiye kesece¤ini mi bekliyordunuz? Oligarfli bir uyum paketiyle hak ve özgürlükler tan›rken, düzenin bekas› için baflka yasalarla veya mevcut yasalar›n yeni yorumlar›yla “önlemlerini” al›yor. 1991’den bu yana, pratikte temel olarak hiçbir fleyin de¤iflmemesinin alt›nda yatan da budur. Elbette bu “uyum paketleri”yle demokrasicilik oyununun s›n›rlar›n› biraz geniflletmek istiyorlar. Ama bu da bir yerde devrimci mücadeleyi etkisizlefltirmelerine ba¤l›. Devrimcileri etkisizlefltirirlerse, düzenin, emperyalist tekellerin hiçbir tasarrufuna karfl› ç›kmamak, açl›¤a, sömürüye temelden karfl› ç›kmamak kofluluyla sivil toplumculuk oynanmas› için oyun sahas›n› biraz daha geniflletebilirler. O kadar. Mant›k böyle oldu¤u için demokratikleflmenin siyasi hayattaki yans›mas› “Bir ad›m ileri, iki ad›m geri” fleklinde olmaktad›r. “Tam demokratiklefltik derken...” infazlar, katliamlar, düflünce ve inançlar üzerindeki bask›lar, yasaklar, karfl›n›za ç›k›verir. Aldanan kim, aldatan kim?

Oligarfli, görünürde AB’nin istedi¤i tüm yasalar› ç›kar›yor. Ama herkes biliyor ki, “uygulama” yasalardaki gibi de¤iflmiyor. Kimileri bu durumu, oligarflinin AB’yi kand›rmas› olarak yorumluyor. Evet, böyle bir yan› var. Fakat iflin öteki yan›, Avrupa’n›n da kanmaya haz›r olufludur. Türkiye gerçe¤inin, siyasi sisteminin de¤iflmedi¤ini, uyum paketlerini dayatanlar da, haz›rlayanlar da iyi biliyor. Oligarfli göstermelik yasalar ç›kar›yor, bak›n biraz daha demokratiklefltik diyor. AB hemen “Türkiye demokrasi yolunda çok önemli ad›mlar at›yor”! aç›klamas›n› yap›yor. Oyun böyle sürüyor. Avrupa emperyalizmi ve Türkiye oligarflisi, bu oyunda, bu aldatmacada halka karfl› birliktedir. HÖC, aç›klamas›nda yine soruyor: “AB bu kadar demokrasi heveslisi de, AB dayatt›¤› her paketi ç›kartt›r›yor da, peki bu AB, neden bu ülkedeki onbinlerce infaz›n, kay›b›n, faili meçhullerin faillerinin yarg›lan›p cezaland›r›lmas›n› “AB üyeli¤i” için flart koflmuyor? Neden MGK’n›n konumu üzerine o kadar f›rt›nalar kopar›l›yor da, kimse Susurluk’tan, kontrgerilladan sözetmiyor? MGK “demokratikleflme”nin, AB üyeli¤inin önünde engel de, Susurluk de¤il mi? Kontrgerilla de¤il mi?” Avrupa Birli¤i, Emperyalist Tekellerin Ç›karlar›n›n Birli¤idir; Bu gerçek bilinirse, “AB’ye uyum”un da “emperyalist tekellere uyum” anlam›na geldi¤i daha net görülür. AB’nin oluflum tarihini, mevcut kurumlar›n› çeflitli yaz›lar›m›zda anlatt›k; onlar›n hepsinin iflaret etti¤i budur. AB’ye uyum paketleri ülkemizde daha çok “Kürtçe serbestli¤i, idam›n kald›r›lmas›, MGK’n›n yeri” gibi bir kaç madde çerçevesinde tart›fl›l›p durdu y›llarca. Haf›zan›z› zorlay›n, bunlara en fazla bir kaç madde daha ekleyebilirsiniz. Bu iradi olarak dikkatleri belli noktalara yönlendirmenin sonucudur. Oysa AB’ye uyumun ana gövdesi, emperyalist tekellerin ve iflbirlikçilerinin ç›karlar›n› karfl›layacak düzenlemelerdir. Ekonomik alanda, yarg› alan›nda, emperyalist tekellerin talepleri do¤rultusunda yüzlerce yasa sessiz sedas›z ç›kar›lm›flt›r. AB konusunda kitleleri yan›ltmak, tekellerin ç›karlar›na hizmet edildi¤ini gizlemek için de adeta halk›n önüne de çeflitli hak ve özgürlük k›r›nt›lar› at›lmaktad›r. Bir çok ülkede AB’ye üyelik süreçleri böyle tamamland›. AB’ye üye olununca ekonomik refaha, özgürlüklere kavuflaca¤›n› sanan halklar, yan›ld›klar›n› çok k›sa sürede anlad›lar, ama art›k geçti.


MGK’l› veya MGK’s›z FAfi‹ZM 7. Uyum Paketi’nin en çok tart›fl(t›r›l)an bölümü, MGK’ya iliflkin maddeler oldu. Bu tart›flman›n bir yan›nda, oligarfli içi çeliflki ve çat›flmalar vard›. AKP, AB’yi arkas›na alarak orduyu “geriletme” hesaplar› yapm›fl; AB’yle birlikte demokrat kamuoyunun deste¤ini de almak için bunu bir “demokratikleflme” hamlesi gibi sunmufltu. Birinci demagoji; Sanki bu ülkede bugüne kadarki tüm bask›, zulüm, yasak, anti-demokratik uygulamalar›n sorumlusu generallermifl gibi, generallerin MGK’daki yetkileri s›n›rlan›nca demokrasiye geçilece¤ini ileri sürmektir.

Onsuz yapamayacaklar›na göre, generallerin perdenin biraz önünde, arkas›nda, yan›nda olmalar› neyi de¤ifltirir? Faflizm flu veya bu biçimde sürecektir.

Evet, 50 y›ld›r faflizmin temel dire¤i hep ordu olmufltur. Tüm zulüm politikalar›ndan ordu birinci dereceden sorumludur. Ama bunlar›n arkas›nda, önünde kimse yok mu?

Faflizmin y›k›lmad›¤› koflullarda generallerin iktidar› da de¤iflmez. Ordunun sistem içindeki a¤›rl›¤› MGK de¤il de, baflka bir kurum arac›l›¤›yla sa¤lan›r. Bu meselenin biçimsel yan›d›r.

‹kinci demagoji; demokrasinin “sivilleflme”yle özdefllefltirilmesidir. 1983’ten sonra da “sivilleflilmiflti”. Mesele, sivil-asker meselesi de¤il, faflizm meselesidir. Faflizmin icra organlar›ndan biri hep ordu olacakt›r; faflist yönetimin yürütme makam›nda MGK’n›n veya bilmem kaç›nc› Cumhuriyet hükümetinin bulunmas› de¤ildir önemli olan.

Nitekim, faflizmin iflleyifli ve bu iflleyifl içinde ordunun yeri, de¤iflik dönemlerde de¤iflik biçimler alt›nda sürdürülmüfltür. Mesela, 1980 öncesinde MGK’n›n bu kadar ön planda olmas› sözkonusu de¤ildi. 12 Eylül döneminde MGK’n›n rolü daha belirleyici hale getirilmifltir. O zaman 12 Eylül öncesi ordunun sistem içindeki yeri, daha m› geri plandayd›, ve sistem daha m› demokratikti?

Generallerin iktidar›, oligarflinin iktidar›d›r. Generaller, kendi bafllar›na bir s›n›f de¤illerdir. Onlar oligarflinin bir parças›d›r. Generallerin ekonomik siyasi ç›karlar› da, uygulad›klar› askeri politikalar da, oligarflinin ç›karlar›yla bütünlük içindedir. Ülkemizde flekillendirilmifl olan “ordu iktidar›”, emperyalist tekellerin ç›karlar›n› koruma iktidar›d›r. Bizim gibi bir ülkede, ç›karlar›n› bask›s›z, zulümsüz koruyamayacaklar›n› en iyi emperyalistler ve iflbirlikçileri bilir. En temel bask› ve zulüm gücü ordudur. Onsuz yapamazlar.

Ordunun 12 Eylül’ün yasallaflt›rd›¤› konumuyla, bugünkü konumu da iflleyifl aç›s›ndan ayn› de¤ildir. Ordu 12 Eylül’ün yapt›¤› düzenlemeyle de yetinmemifl, ifli MGK Genel Sekreterli¤i bünyesinde “alternatif bir hükümet” kurmaya kadar vard›rm›flt›r. K›sacas›, bugünkü konum, oligarflinin çeflitli kesimlerini ve AB emperyalistlerini rahats›z etmekte, onu biraz daha geri plana itmek istemektedirler; de¤ilse, ordunun sistem içindeki temel yerini de¤ifltirmeye niyetleri yoktur. MGK üzerine sürdürülen kavga, sistemin iç iflleyifline iliflkin bir kavgad›r. MGK'n›n, ordunun konumu da "demokrasicilik oyunu"na uygun olarak daha "PERDE ARKASI" bir biçime kavuflturulmak istenmektedir. AB'nin iktidar olmad›¤›n›n ve AKP'nin hak ve özgürlüklerin savunucusu olamayaca¤›n›n göstergesi olarak kayda geçti. Güya iktidar de¤il miydi AKP? Güya MGK'n›n yetkilerini de daraltm›flt›. Peki muhalefet flerhi koyaca¤›n› bir yasa ç›kar›p o anti-demokratik uygulamaya son vermesine kim engel oluyor? O engel, Türkiye gerçe¤idir. O engel, MGK yasas› biraz de¤ifltirildi diye Türkiye'nin demokratikleflti¤i rüyas› görenlere Türkiye gerçe¤ini gösteriyor.

YAfi Toplant›s› ve ‹ktidar›n Muhalefet fierhi MGK'ya iliflkin tart›flmalar›n hemen ard›ndan Yüksek Askeri fiura (YAfi) toplant›s› yap›ld›. Tayyip Erdo¤an, YAfi toplant›s›nda "irtica nedeniyle baz› subaylar›n at›lmas›" karar›na muhalefet flerhi koydu. Daha önce de Abdullah Gül'ün baflvurdu¤u "muhalefet flerhi" AKP'nin tam anlam›yla gerçek

Say› 72 7 10 A¤ustos 2003


istedi¤i bu kadard›r. De¤ilse, Avrupa emperyalistleri ve oligarfli, yeni-sömürge Türkiye'de sistemin bekas›n› tehlikeye düflürecek ölçüde, orduyu sistemin d›fl›na itmez.

"AKP orduyu etkisizlefltirerek fleriat›n yolunu aç›yor, ordu neden sessiz kal›yor" diye adeta y›rt›n›yor bu kesim.

Afla¤›da aktaraca¤›m›z al›nt›, iflbirlikçilerin bu tart›flmaya nas›l yaklaflt›¤›n› da gösteriyor (siz bu sat›rlardaki "devlet" sözünü ordu olarak okuyun):

Görmedikleri fludur; Generallerin düzen içindeki rollerini, daha 1950'lerden bafllayarak belirleyen emperyalizmdir. Generaller, 12 Mart'lar›, 12 Eylül'leri, emperyalizme ra¤men de¤il, emperyalizmin deste¤iyle yapt›lar. Sonraki y›llardaki saltanatlar› da emperyalizmin aç›k deste¤iyledir.

"Bu oyunda Devlet'‹n hem kazanmamas›, hem de kaybetmemesi, en iyi çözümdür. flu andaki tablo ‹çindeki Devlet, siyaset karfl›s›nda kazan›rsa, Türkiye AB'ye giremez, demokrasi zay›flar, ülke Ortado¤u'ya gömülür. Siyaset kazan›r. Devlet toptan yenilirse, güvenlik, istikrar ve korunmas› gerekli temel ilkeler zedelenir, sars›l›r. Do¤ru olan, Devlet'in zarif biçimde Siyaset'e destek vermesi ve güç s›namas›na girmeden, sanki reformlar Devlet deste¤i ve iste¤i ile olmufl görüntüsü oluflturmas›d›r." (Mehmet Barlas, 4 A¤ustos Sabah) Aman orduya halel gelmesin.

Say› 72 8

AKP de bu konuda farkl› de¤ildir. Yar›n halk›n mücadelesi geliflti¤inde, AKP de ordunun kap›s›n› çalacakt›r. "Yeflil" holdinglere dolarlar› hortumlayabilmesi için ordunun bu ülkede katliamc›l›¤› sürdürmesi gerekir. Ordu ve MGK'n›n yeri tart›flmas›n›n özü budur.

10 A¤ustos 2003

Ordu, emperyalizmin çizdi¤i s›n›rlar d›fl›na ç›kamaz Bu arada, MGK etkisizlefltiriliyor diye demokrasi rüyas› görenlerin yan›s›ra, MGK etkisizlefltirilerek "demokratik laik devlet elden gidiyor" diye hayk›ran di¤er bir kesimin hezeyanlar›na de¤inmekte de yarar var.

Generaller, zaten onlar›n düzeninin bekçisi olduklar› için, emperyalistlerin isteklerine hay›r diyemez, onlar›n istekleri d›fl›nda ad›m atamazlar. AB uyum yasalar› karfl›s›nda "boyunlar›n›n k›ldan ince" olmas›n›n, AKP'nin MGK'y› "t›rpanlamas›" karfl›s›ndaki kuzu sessizliklerinin nedeni de budur.

Ordu'nun konumunu sürdüren fiili durum ve yasalar Tart›flman›n özü böyle oldu¤u için, AKP daha bafltan MGK yasas›na iliflkin bir çok konuda geri ad›m att›, generallerin istedi¤i rötufllar yap›ld›. Kald› ki, Ordunun yerini belirleyen sadece MGK yasas› da de¤ildir. ‹ç Hizmetler Kanunu, S›k›yönetim Kanunu ve Ola¤anüstü Hal Kanunu, Baflbakanl›k Kriz Yönetim Masas› Yönetmeli¤i ve orduyu her alana müdahil hale getiren onlarca yasa ve yönetmelik duruyor oldu¤u yerde. Yani hem "fiilen", hem de yasal olarak ordu hala "icrac›" yetki ve gücünü elinde tutuyor. Düzen orduya yaslanmazsa kime yaslanacak? Türkiye, Avrupa de¤il; Devrim mücadelesini ve hedefini tasfiye edemeyen (ki edemeyecektir) oligarfli ve emperyalistler hep orduya muhtaçt›r.

ÇIKTI ! Canl› Kalkanlar Cihan Keflkek - Eylül ‹flcan Anlat›yor

Ba¤dat’ta 68 Gün ‹flgal sald›r›s› bafllamadan günlerce önce Irak halk›n›n ac›lar›n›, umutlar›n›, direnifllerini paylaflmak için Ba¤dat’a giden ve iflgalin sonuna kadar onlarla birlikte kalan Canl› Kalkan’lar Grup Yorum üyesi Cihan Keflkek ve ‹stanbul Gençlik Derne¤i üyesi Eylül ‹flcan, tuttuklar› günlükle bombalar alt›ndaki Ba¤dat’› anlatt›lar. Kitapç›lardan ve yay›nevimizden edinebilirsiniz: Tav›r Yay›nlar›


IRAK D‹REN‹fi‹ ‹fiB‹RL‹KÇ‹LER‹ VE YA⁄MACI TEKELLER‹ UYARIYOR Irak halk›n›n direnifli her gün iflgalci askerlerini tabutlarla geldikleri yere gönderirken, geçti¤imiz hafta içinde iki eylem, daha do¤rusu iki hedef dikkat çekti. Birincisi, Oligarfliye ait tekellerden birine ait bir t›r konvoyunun vurulmas› ve yine ayn› kategoride de¤erlendirilebilecek, Ürdün elçili¤inin patlay›c› yüklü kamyonla havaya uçurularak, ço¤u iflbirlikçilik yapan Irak polisi olmak üzere 11 kiflinin öldürülmesi. ‹kincisi ise, Irak’›n zenginliklerini ya¤malamaya gelen tekellerin bafl›nda bulunan ve Amerikan yönetimi ile yak›n iliflkileri bilinen enerji ve petrol tekeli Halliburton’un bir yöneticisinin cezaland›r›lmas›. ‹lki, iflgalcilerle iflbirli¤i yapanlara aç›k bir uyar›yd›. (Ki Irak halk› içinden iflbirlikçilere yönelik eylemler de sürüyor.) Bölge ülkeleri aras›nda iflbirlikçili¤i ayyuka ç›kan Ürdün ve Türkiye’nin seçilmifl olmas›, hem sald›r› öncesi yap›lan iflbirli¤inin hesab›n›n sorulmas›, hem de bugün iflgale destek için asker göndermeye haz›rlananlara da verilen bir mesajd›. Halliburtan tekeline yönelik eylem ise, Irak halk›n›n yeralt› ve yerüstü zenginliklerini dünyan›n gözleri önünde, gizli kapakl› de¤il aç›kça ya¤malanmas›nda bafl›n› çekenlere, “ülkemizi ya¤malatmayaca¤›z” uyar›s›yd›. Bu her iki örne¤in gösterdi¤i bir gerçek daha var ki, direnifl sadece aç›k iflgalci güçlere yönelik kendili¤inden, da¤›n›k bir direnifl de¤ildir. Siyasi mesajlar› olan, buna uygun hedeflere vurufllar yapan bir direnifl niteli¤ini giderek kazanmaya bafllamaktad›r. Direnifl bu flekilde yükselerek sürdü¤ü oranda, çok yak›nda direnifl hakk›nda, “Saddam art›klar›... d›flar›dan gelen teröristler...” gibi saçmal›klar da c›l›zlaflarak yok olacakt›r. T›pk›, Amerika’n›n “savafl bitti demedik” aç›klamas› yapmak zorunda kalmas› gibi.

‹flgal Alt›nda fiehir Direnifli ‹flgal güçleri henüz Ba¤dat’› ele geçirmeden önce Ba¤dat’ta büyük bir flehir direnifli yaflanaca¤› en yayg›n tart›fl›lan konular aras›ndayd›. Bilinen nedenlerle yaflanmad›. Amerikanc›lar’›n dili çözülmüfl ve Irak halk›yla, direniflçileriyle alay etmekten, Amerika’n›n karfl›s›nda hiçbir gücün

duramayaca¤›na kadar yo¤un propagandalar yapm›fllard›. ‹flte, flehir direnifli tüm dünyan›n gözleri önünde yaflan›yor. Barikatlarla de¤il belki ama, iflgalciyi her sokakta binlerce savaflç›n›n oldu¤u barikatlar varm›fl gibi düflündürten bir korkuya sokarak. Emperyalizme ve oligarflilere karfl› mücadele eden tüm dünya halklar›na örnekler, deneyler sunuyor Irak. En önemlisi emperyalizmin devasa güçlere sahip olsa da, halk›n örgütlü gücünü dize getiremeyece¤ini bir kez daha yeniden kan›tl›yor. Bu, direniflin önümüzdeki süreçte nas›l geliflece¤inden ba¤›ms›z olarak bugünden ›spatlanm›fl bir gerçektir. Bundan sonras›n› da iflgalciler de¤il, direniflçilerin kararl›l›klar›n› korumas› belirleyecektir. ‹flgalciye destek için gitmeye haz›rlanan oligarflinin ordusu bile flimdiden direniflin kendisini de vuraca¤›n› bilerek, “en önemlisi flehir direnifli” diyor. Kulak kesmekten, kelle koparmaktan baflka hiçbir “yetenekleri” olmayan özel timlerini göndermekten sözediyor. ‹flgal alt›nda, sefaletin, açl›¤›n ve ihanetin dizboyu oldu¤u bir ortamda, böyle bir flehir direniflinin en az›ndan flu ana kadar baflar›yla yaflama geçiriliyor olmas›n›n, halk deste¤i olmadan zor oldu¤u bilinir. Irak direniflinin birçok örnekte ve özellikle Felluce’deki eylemlerde görüldü¤ü gibi, direniflçilerin iflgalcilere yönelik silahl› sald›r›lar›n ard›ndan halk sokaklara ç›k›yor, vurulan iflgalci tanklar›n›n, araçlar›n›n etraf›nda gösteriler yap›yor. Hem de iflgalcilerin gözleri önünde. Bu iflgale karfl› halk›n cüretinin, ölümü göze alarak iflgale karfl› duruflunun, iflgalcinin aczinin ve direniflin halk›n umudu haline gelmeye bafllamas›n›n göstergesi. Ürdün elçili¤ine yönelik sald›r›n›n ard›ndan da yüzlerce kiflinin Ürdün iflbirlikçili¤i aleyhine slogan atmas› son örnek oldu. Bu da, direniflçilerin vurduklar› hedeflerin halk›n beklenti ve duygular›yla bütünleflmesini ve iflgalcinin aczini gösteriyor. ‹flgalciler Irak’›n hiçbir kentinde hiçbir fleye hakim durumda de¤illerdir.

Say› 72 9 10 A¤ustos 2003


Halkal› Komando Taburu Komutanlar›na Bombal› Eylem

Eylemi DHKC Üstlendi:

Halkal› Komanda Taburu 19 Aral›k Katliam›n›n Düzenleyicilerindendir

Say› 72 10 10 A¤ustos 2003

DGM savc› ve hakimlerini tafl›yan servis araçlar›na yönelik bombal› bir eylem gerçeklefltiren DEVR‹MC‹ HALK KURTULUfi CEPHES‹ Feda Birlikleri’nin 6 A¤ustos günkü hedefi de 19 Aral›k katliam›n›n sorumlular›yd›. 19 Aral›k katliam›n› bizzat gerçeklefltirdikleri çeflitli belgelerde yeralan komando taburunun komutanlar›n› tafl›yan S‹V‹L SERV‹S OTOBÜSÜ’ne yönelik Halkal› Meydan›’nda saat 07.45 s›ralar›nda bombal› bir eylem düzenlendi. Ayn› gün yapt›¤› 309 no’lu aç›klamas› ile eylemi üstlenen Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi Feda Birlikleri, jandarma komanda taburunun 19 Aral›k katliam›nda fiilen yer ald›¤›n› belirterek flöyle dedi: “Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ordusunun, resmi subay ve astsubaylar›yd›lar onlar. “Sivil” bir otobüsle ifllerine gidiyorlard›; ordunun servis otobüsü olmad›¤›ndan de¤il, korkular›ndan böyle yap›yorlard›. Bir k›sm› sivil giyiniyordu. Kendi ülkelerinde, kendi halklar›ndan gizleniyorlard›. Ama herkes gördü ki, Kurtulufl Cephesi’nden gizlenmeyi baflaramad›lar. Hiçbir katliamc›, kendini ilelebet halktan ve dolay›s›yla örgütümüzden gizleyemez. Eninde sonunda onlara dair bilgiler ulafl›r halk›n kurtulufl cephesine. Art›k nefesimizi hep enselerinde hissederek yaflayacaklar›na kuflku yoktur. Katliamc›lar, ölüm mangalar›, katliamlar›n karar›n› alanlar, emir verenler, ne “sivil” otobüslere saklanmakla, ne koruma duvarlar›n›n arkas›nda yaflamakla, halk›n adaletinin kendilerine ulaflmas›na engel olamazlar.”

Hücreleri, Tecriti Kabul Etmeyece¤iz! 107 Ölümün Hesab›n› Sormaya Devam Edece¤iz! Jandarman›n, 19 Aral›k katliam›n›n bafl sorumlular› aras›nda oldu¤unun belirtildi¤i, katli-

amda kullan›lan jandar ma birlikleri ve silahlar›, bombalar› hakk›nda bilgiler verilen aç›klamada, hapishanelerde üç y›ld›r sürdürülen zulmün siyasi ve askeri sorumlular›n›n hedef al›nmaya devam edilece¤ine dikkat çekildi. “19-22 Aral›k katliam›n›n ve F tipi hapishanelerin aç›lmas› karar›n› veren; F tiplerindeki tecrit zulmünü sürdüren siyasi partiler; Katliam›n ve tecrit zulmünün ordu, polis, bürokrasi içindeki emir veren yöneticileri Katliam ve tecrit zulmünde tetikçi, iflkenceci, katliamc› olarak yer alan asker-polis-gardiyan görevliler Katliam› destekleyenler; hepsi suçludur ve hesap vereceklerdir. AKP Hükümeti, Genelkurmay’la tam bir uyum içinde hapishanelerdeki faflist politikalar› sürdürüyor. 3 Kas›m’dan bu yana, hapishanelerde meydana gelen her ölümün, sürdürülmekte olan tecrit zulmünün do¤rudan sorumlusudur ve SUÇLUDUR!”

Tecrite Son Vermeyenler Hesap Verecek! Yeni izolasyon hapishanelerinin, Tek Tip Elbise gibi faflist dayatmalar›n kabul edilmeyece¤i, kâr etmeyece¤i dile getirilen Cephe aç›klamas›nda, kararl›l›k flu sözlerle dile getirildi: “Tecriti, hücreleri kabul etmeyece¤iz! Emperyalizm ve iflbirlikçileri, tutsaklar›m›z›, devrimci hareketi teslim alamayacak. Ne F tipleri, ne piflmanl›k dayatmalar›, ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm mücadelemizi durduramayacak. Ve yine herkes bilmelidir ki; hiçbir güç, bizi, 107 flehidimizin hesab›n› sormaktan al›koyamayacakt›r.”


yasal haklar›m›z› bilmiyor insanlar›m›z, temel hak ve özgürlüklerini bilmiyorlar. Yüzy›llard›r egemen olan bask› politikas› insanlar›m›z› o kadar sindirmifl ki hak ve özgürlüklerden söz edince çekiniyorlar. Örne¤in bas›n aç›klamas› yapmak için izin almaya gerek yok ama geçen TAYAD'l› Ailelerin Ankara yürüyüflü s›ras›nda emniyet amirinin yapm›fl oldu¤u keyfi sald›r›larda halk›m›z›n sessiz kalmas›, ÖDP Baflkan›’n›n tavr›, örnektir. Halbuki, düflüncelerimizi aç›klamak en temel hakk›m›z. Bunu ÖDP Baflkan› bile yads›yorsa s›radan insanlar›m›z›n korkusunu düflünün. Ama biz bunu da aflaca¤›m›z› düflünüyoruz. Evet, yolun bafl›nday›z. Ama bir fleyler yapma kararl›l›¤›nday›z, bundan dolay› umutluyuz.

Salihli Temel Haklar Baflkan› Meriç Berkil:

Umutlu ve kararl›y›z Kurulufl çal›flmalar›n› tamamlayan Salihli Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Baflkan› Meriç Berkil, derne¤in kurulufl amac›n› ve nas›l bir çal›flmay› hedeflediklerini dergimize anlatt›. Salihli'de uzun süredir örgütsüz bir çal›flma içindeydi insanlar. Ve sonuçta buna son vermeye, kendi sorunlar›m›z› çözmek, mücadele etmek için biraraya gelebilece¤imiz bir örgütlenmemiz olmas› gerekti¤ine karar verdik. Salihli’de yaflad›¤›m›z sorunlara, ülke gündemine iliflkin bizim de sözümüz olmal› dedik. Bundan dolay› hak ve özgürlüklerden yana olan herkesle, böylesi bir dernekte, biraraya gelme karar› ald›k. ‹lgilenmemiz gereken bir çok yerel sorun var. Mesela, Salihli'nin köylerinde, (Poyraz Damlar›, Kemer Damlar›, Sart Kasabas›) yetiflen tütün yüksek kalitede. Son y›llarda IMF ve devlet taraf›ndan uygulanan kotalar sonucu tütün üreticileri çok zor durumdalar. ‹stedikleri kadar ürünü ekemediklerinden, y›llard›r yapt›klar› baba mesle¤ini yapamamaktad›rlar. fiöyle bir dolaflsak Salihli'nin etraf›n› bir çok tarlay› bofl görüyoruz. Yine bu nedenle iflsizlik çok yayg›n. Biz derne¤imizin sihirli de¤nek oldu¤unu söylemiyoruz, bir araya gelirsek ancak güç olur, örgütlenir sorunlar›m›z› çözebiliriz diyoruz. Yine, ilçemizdeki liseli gençlik ve Meslek Yüksek Okulu’ndaki üniversiteli gençlikle ilgili çal›flmalar düflünüyoruz. Kimisinin ulafl›m sorunu, kiminin paral› e¤itim sorunu var. Köylerde çal›flma yapmay› düflünüyoruz. Civar köylerde, ilçelerde iflsizlikten kaynakl› iflçi ücretlerinde ciddi düflüfller oldu. Örne¤in civar ilçelerde günlük yevmiye on milyon liraysa bu, Salihli'de 4 milyon liraya kadar düflebiliyor. Yine kiremit fabrikalar›nda sigortadan kaç›rmak için iflçiyi gece çal›flt›r›yorlar. Ve hepsi asgari ücretin alt›nda çal›flt›r›l›yor. Sigortal› çal›flan iflçiler ise 6 ayda bir ç›kar›lacak k›dem tazminat›n›n artmas› engelleniyor. Okuma yazmas› olmayan birçok insan var. Biz bunu göndemimize hemen al›p okuma yazma kurslar›, üniversiteye haz›rl›k kurslar› vermeyi düflünüyoruz. Bir ay sonra kurslar›m›za bafllayaca¤›z. Sa¤l›k konusunda da baz› çal›flmalar yapmay› planl›yoruz. Büyük flehirlerin d›fl›ndaki bizim gibi küçük Anadolu kentlerimizde demokratik mücadele ve örgütlenmede flu sorunlar›m›z oluyor mesela;

ANKARA TEMEL HAKLAR KURULDU! Uzun zamand›r giriflim olarak çeflitli eylem ve etkinliklerle ad›n› duyuran Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i 6 A¤ustos günü yapt›¤› baflvuru sonucunda resmi olarak kuruldu. Böyle bir derne¤in kuflkusuz en gerekli oldu¤u yerlerden biri Ankara. Oligarflinin halk›n hak ve özgürlüklerini yok etme, bask› alt›na alma, sindirme kararlar›n› ald›¤› yer Ankara. Ayn› zamanda “güvenlik” ad›na en temel hak ve özgürlüklerin de yok say›ld›¤› bir yer. Bu nedenle Ankara Temel Haklar çal›flanlar› oligarflinin baflkentinde yeni bir mevzi yaratman›n coflkusu içinde olduklar›n› belirtiyorlar ve flöyle diyorlar: “Derne¤imiz, hemen her gün anti-demokratik uygulaman›n yafland›¤› baflkentte, demokrasi mücadelesinde, her türlü temel hak ve özgürlük ihlalinin karfl›s›nda misyonuna uygun bir pratik içinde olacakt›r." Dernek adresi; Akay cd. Mart› Apt. no:20/18 Küçükesat/Ankara / tel-faks:0312 419 88 41

‹flgale, ‹flbirlikçili¤e Son! Irak’ta ABD iflgali ve oligarflinin asker gönderme iste¤i Ankara Tuzluçay›r’da Temel Haklar ve Mamak ‹flçi Kültür Evi taraf›ndan düzenlenen bir eylemle protesto edildi. "ABD ve iflbirlikçilerine karfl› birleflelim- Ankara Temel Haklar Ve Özgürlükler Derne¤i" ve "Emperyalist ‹flgale Son, ABD Askeri Olmayal›m- Mamak ‹flçi Kültür Evi" pankart›n›n aç›ld›¤› yürüyüflün ard›ndan yap›lan bas›n aç›klamas›nda iflgale ortakl›¤›n ihanet oldu¤u belirtildi ve tecrite karfl› süren direnifle de¤inildi.

Say› 72 11 10 A¤ustos 2003


lizm taraf›ndan finanse edilir. Keza “sol” maskeli olanlar›n iktidar dönemlerinde emperyalizmle iliflkileri de henüz tarih olmam›fl, belleklerde tazedir. Ulusalc›l›klar› maskedir, ama KATL‹AMCILIKLARI gerçek kimlikleridir.

“Kızıl Elma Koalisyonu” Sol olmayanlar›n “ulusal solculu¤u” Kimisi “sol” maskesi takm›fl, kitlelerle alakas› olmayan bir alay katil ve h›rs›zlar›n koalisyonuna AB’ciler bu ad› veriyor.(*) Önce karfl› devrimci Ayd›nl›kç›’lar›n art›¤› Türk Solu Dergisinde yazd›klar› ile gündeme gelen bu koalisyonda kimler var hat›rlayal›m:

Say› 72 12 10 A¤ustos 2003

Faflist yazar Kemal Çapraz, CDP Genel Baflkanı Yekta Güngör Özden, asker aileleri avukatı Zeki Hacıibrahimo¤lu, Bedri Baykam, YP Genel Baflkanı Sadettin Tantan, Aydınlar Oca¤ı Genel Baflkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal. Bir de “Türk Solu”nun 21 Temmuz 2003 tarihli say›s›nda yaz›lar› yer almasa da bu koalisyon içinde ‹flçi Partisi yerini al›rken, Mümtaz Soysal vb’lerinin de kat›lmas› gündemde. Ki, geliflmelere ba¤l› olarak Genç Parti’den BBP’ye, DSP’ye kadar faflist, flovenist partilerin de eli kula¤›ndad›r. 23 fiubat 2003 günü Abide-i Hürriyet Meydanı'nda yap›lan ve bir iki bin kiflinin kat›ld›¤› 'Denktafl'a Destek Mitingi'ne kat›lan, organize edenler pekala bu koalisyon içinde de yer alabilirler. Ne diyor bu koalisyon? Kendilerini anti-emperyalist, Kemalist olarak tan›ml›yor, “Kuvayi Milliye ruhunu tabanda canland›rmaktan” sözediyor, AB’ye uyum yasalar›n›n “Türk kimli¤ini yok etmek amac›ndaki Bat›’n›n sald›r›s›” oldu¤unu dile getiriyorlar. AB’ciler bu koalisyon içinde yer alan ve kendini “ulusalc› sol” olarak tan›mlayanlar›n solculu¤unu elefltiriyor ve “kesin olan bir fley varsa, y›llardan beri yolu ayr›lm›fl olan ulusalc› solla özgürlükçü sol aras›nda, ikisinin de sol s›fat›n› sahiplenmesi d›fl›nda, art›k ortak hiçbir nokta kalmam›fl olmas›d›r” tespitleri yap›yorlar. (Ahmet ‹nsel, 5 A¤ustos, Radikal)

Katil ve Soyguncular “Sol” De¤ildir Öncelikli kendisine “ulusalc› sol” diyenlerin solla uzaktan yak›ndan bir ilgilerinin bulunmad›¤›n› belirtelim. Ulusalc› söylemler kullanmalar›, “emperyalizm... iflgal...” gibi kavramlar›, Deniz, Che gibi sol simgeleri kullanmalar› onlar› sol yapmaz. Bu nedenle faflist kesimlerle böyle bir yap› içinde bir araya gelmelerinde ideolojik bir sak›nca yoktur. Ç›karlarda anlaflt›klar› noktaya kadar iflbirli¤i de yapabilirler. Mesela dün “Türk Solu” Dergisi çevresine “M‹T ajan›” diyen ‹P ertesi günü pekala yanyana gelebilir. Ulusalc›l›klar› belirsizdir; emperyalizme karfl› olmay› b›rak›n faflist MHP gibi kimisi emperya-

Tümünün kimliklerine, geçmifllerine bak›n, kan ve dolardan baflka bir fley göremezsiniz. Ulusalc›l›k ad›na flovenizmin savunucusudurlar, Kürt halk›n›n ezilmesini isterler. (Ki, CHP de temelde bu koalisyonun düflüncelerine yabanc› de¤ildir.) Biraraya geldikleri zemin bile kim olduklar›n› anlat›yor. “Türk Solu” Dergisi çevresini üniversitelerde neredeyse tüm sola yönelik sopal›, sat›rl› sald›r›lar›ndan, darbe ça¤›rtkanl›¤›ndan, Kürt halk›n› imha edelim, ezelim k›flk›rtmalar›ndan biliyoruz. Durup dururken bir araya getirilmedikleri do¤rudur. Genelkurmay›n süreç içinde geliflmelere göre kullanmak üzere, kitle taban› yaratma amaçl› biraraya getirilmifllerdir. T›pk› 28 fiubat döneminde oldu¤u gibi. Ulusalc›l›k ile flovenistlik birbirinden farkl› kavramlard›r. Ancak bu tart›flma içinde “ulusalc› Türk Solu” elefltirisi yapanlar ayn›laflt›r›p, yurtseverlik ad›na ne varsa lanetlemek istiyorlar. Bir yandan “AB süreci engellenecek” telafl› içindeyken öte yandan kendilerine göre “sol” tan›mlar› yapmaktalar. Liberal demokrat Cüneyt Ülsever’den ‹smet Berkan’a, ÖDP’li Ahmet ‹nsel’e kadar AB zemininde birleflenler elefltiriden önce, 28 flubat sürecini hat›rlas›nlar. Bugün “k›z›l elma koalisyonu”nu kullanmay› planlayan Genelkurmay’›n o dönem kulland›klar› aras›nda bugünün sa¤c›s› “solcusu” ile AB’cileri de vard›. “Ulusalc› sol”un alternatifi AB’ci sol mu; AB’cilere göre öyle. En baflta tart›flmadaki sakatl›k burada. DSP’sini, Mümtaz Soysal gibilerini “Sol” diye tan›mlay›p “ulusalc› sol” elefltirisi yapmak, Kürt milliyetçilerinin küçümser ifadelerle “Türk solu ne olacak...” diye karfl›-devrimci Ayd›nl›k çizgisinin flovenist politikalar›n› örnek vermek kadar büyük bir çarp›tmad›r. Evet, bu ülkede ulusal de¤erlere sahip ç›kan, emperyalizme karfl› savaflan bir sol var. O da devrimci soldan baflkas› de¤ildir. Ulusalc›l›¤› da, anti-emperyalistli¤i de, halk›n kurtuluflunu da onlar temsil ediyorlar. (*) 'Kızıl Elma'; Özellikle O¤uz Türkleri arasında dünya hâkimiyetinin sembolü olarak ifade edilen ve Türkleri’n yaflad›¤› yerden bat›ya do¤ru ulafl›lmas› gereken hedefi ifade eden bir kavramd›r. Faflist, ›rkç› inanca göre; k›z›l elma, Turan’d›. Turanc›l›k en son faflist Türkefl taraf›ndan gelifltirildi.


Muhalafet rezaleti:

Odak Çal›flan›na Ölüm Tehdidi

CHP Muhalefeti!

Odak Dergisi Adana bürosu çal›flanlar›ndan Ça¤atay F›rat, sivil polis oldu¤u belirtilen kifliler taraf›ndan kaç›r›l›rak ölümle tehdit edildi. Konuya iliflkin ‹HD flubesinde bir aç›klama yapan F›rat, kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan polisin sald›r›s›na u¤rad›¤›n› ve 21 gün ifl göremez raporu alarak polisler hakk›nda suç duyurusunda bulundu¤unu hat›rlatarak, polisin bu olaydan sonra sürekli bask› uygulad›¤› belirtti. 4 A¤ustos günü kendisini kaç›ran polislerin ölüm tehditlerinin de bu bask›lar›n devam› oldu¤unu belirtti ve yaflanacak olumsuzluklardan Adana polisinin sorumlu olaca¤›n› söyledi.

“MGK bir gün hepimize laz›m olur” sözünü bu ülkede kimlerin söyleyebilece¤i bellidir; faflistler, ulusalc›l›k suretine bürünmüfl iflbirlikçi milliyetçilik, laiklik diye diye faflizme destek olanlar vb. Bu söz CHP’li bir yöneticiye ait. Sözde muhalefet yap›yor. AKP’nin MGK üzerinde yapt›¤› düzenlemelere muhalefet ediyor. Yok mu bu partinin içinde bir kaç tane “demokrat!” O partide kendine “sosyalist” diyenler hangi koltuklar›n alt›na sakland›? CHP Milletvekilleri, il, ilçe yöneticileri, koltuk u¤runa, daha hangi rezilliklere, hangi gericiliklere, hangi cuntac›l›klara katlanacaks›n›z? Hiçbiri ç›k›p; katliamc› ordunun iktidar›n› savunmak bize mi kald› diyemiyor. CHP, elefltiriler karfl›s›nda “biz devlet partisi de¤iliz” savunmas› yapmak zorunda kal›yor. Baykal kürsüden bunlar› söylerken, CHP s›ralar›ndan tek bir ses yükselmiyor; evet öyleyiz deyip tek tek örnekleri s›ralayam›yor. CHP’nin parti olarak, halk›n sorunlar›n›, yoksullu¤unu, açl›¤›n›, zulmü dile getirmesini kimse beklemiyor; oligarflinin de¤iflik kesimlerinin k›zaca¤› hiçbir

konuya el atmayaca¤› çok iyi biliniyor. Ancak burjuva siyasetin bile bir muhalefet gelene¤i vard›r, CHP bunu dahi yerine getirecek durumda de¤ildir. Pusuya yatm›fl Genelkurmay’›n AKP’ye yönelik t›pk› 28 fiubat’taki gibi bir operasyon yapmas›n›, kendisini iktidar koltu¤una al›p oturtmas›n› bekliyor. “MGK bir gün hepimize laz›m olur” derken kastetti¤i de budur. CHP bugünkü konumuyla parlamentoda gericili¤in karfl›s›nda daha gerici bir gücü temsil ediyor. Laiklik, ça¤dafll›k, demokratl›k hepsi safsatadan, halk›n de¤iflik kesimlerine yönelik demagojiden ibaret. YÖK Yasas› karfl›s›ndaki tavr›yla, MGK ve daha baflka konulardaki tavr›yla gerici politikalar›n savunuculu¤unu yap›yor. fiimdi s›ra daha da sa¤c›laflmakta. IMF’nin adam› Kemal Dervifl’in “merkez” projesi çerçevesinde ad›mlar at›lmaya bafllan›yor. Baykal yönetiminin a¤z›ndan ç›kan her “yenilik, de¤iflim” daha da gerici bir CHP’yi do¤uruyor. Ve ard›ndan do¤al olarak flu soru kaç›n›lmaz hale geliyor: “Kötünün iyisi” denilerek de olsa, kendisine demokrat, ilerici diyenler hala o partide ne ar›yor, neyin kavgas›n› veriyor?

Esenler Temel Haklar’a Keyfi Bask› Esenler Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, çal›flmalar›na bafllad›¤› ilk günden itibaren polisin keyfi uygulamalar› ve bask›lar›yla karfl› karfl›ya. Bunun son örne¤i de, düzenlenmek istenen “tan›flma etkinli¤i”nin engellenmesi oldu. Yasal bütün prosedürler yerine getirilmifl olmas›na karfl›n, önce etkinli¤in yap›laca¤› salonun sahibini tehdit etti. Bunun üzerine etkinlik bir hafta ertelenmek durumunda kal›nd›. Bir hafta sonra ise salonun etraf› polis kuflatmas›na al›narak terör estirildi. Yoldan geçen, dü¤ün salonuna yaklaflan herkese kimlik soran, gözalt›na almakla tehdit eden polisin bu yetkiyi nereden ald›¤›n› soran Esenler Temel Haklar, yasad›fl›l›¤a dikkat çekerek, “Haklar ve özgürlükler mücadelesi engellenemez” dedi.

‹HD: ‘‹hlaller Artt›’ ‹HD Genel Merkezi Ocak-Haziran 2003 tarihleri aras›ndaki hak ihlalleri raporunu, Yusuf Alatafl taraf›ndan yap›lan bas›n aç›klamas› ile duyurdu. Geçen y›l›n ayn› dönemine göre sald›r›lar›n ve hak ihallelerinin artt›¤›n› belirten Alatafl, “uyum paketleri”nin de göstermelik oldu¤unu rakamlarla ortaya koymufl oldu.

DEHAP’a Bask›lar Ülke genelinde DEHAP üye ve yöneticilerine yönelik sald›r›lar sürüyor. Bunlardan biri de fi›rnak’a ba¤l› Kumçat› Beldesi’nde yafland›. Olaya iliflkin bir rapor haz›rlayan DEHAP heyeti tespitlerini flöyle özetledi: “DEHAP Belde teflkilat› Baflkan› Abid Durak ve akrabalar›na yönelik 10 Temmuz’daki sald›r› siyasi nitelikli, planl› bir eylemdir ve sald›r›n›n failleri san›k Berifl Demir’i serbest b›rakan jandarmadan cesaret alm›fllard›r.”

Say› 72 13 10 A¤ustos 2003


TAYAD’l›lar Faflist Sald›r›y› Anlat›yor

Afyon Emniyeti’nin Planl› Sald›r›s› Afyon’da 27 Temmuzda faflistlerin sald›r›s›na u¤rayan ‹ZM‹R TAYAD’l›lardan Ceylan DURAN, Dursun GÖKTAfi, Volkan AYGÜL ve Gökhan SIRMACI, tecrite karfl› toplad›klar› imzalar› Ankara’ya götürmek üzere yola ç›kt›ktan sonra yol boyunca engellemeleri ve Afyon’daki faflist sald›r›y› dergimize anlatt›lar. Okuyun ve bu ülkede polis devletinin nas›l çal›flt›¤›n›, faflist sald›r›lar›n oligarfli taraf›ndan nas›l organize edildi¤ini görün.

Vali ve Kaymakamlar›n Kesin Emri:

“TAYAD’l›lar Bu Kente Giremez!”

Say› 72 14 10 A¤ustos 2003

‹lk dura¤›m›z Manisa'yd›. Giriflte Manisa Emniyet Müdürlü¤ü otobüsümüzü durdurarak "Valinin kesin emri var, sizi Manisa’ya sokmayaca¤›z" diyerek kendi kanunlar›na bile uymad›klar›n› gösterdiler. DEHAP yöneticilerinin gelerek, “onlar bizim misafirlerimiz” demesiyle keyfili¤e son verilmek zorunda kal›nd›. Salihli giriflinde de Salihli Emniyeti taraf›ndan durdurulduk ve “Kaymakam›n kesin emri var sizi Salihli’ye yürütmeyece¤iz” diyerek keyfili¤ini yürütmeye çal›flt›lar. Hepimizi tek tek kameraya çekmeye ve el kol hareketleriyle proveke etmeye çal›flt›lar. Emniyet Müdürü Ali BABACAN tehditlere baflvurmaya bafllad›: "slogan atarsan›z hepinizi gözalt›na al›r›m, çok kötü ederim". DEHAP, SHP, Salihli Temel Haklar ve EMEP ile görüfltük. ÖDP ile görüflmemizden sonraki bas›n aç›klamas›nda ise bildi¤iniz gibi ÖDP’li yönetcinin, “burada olacaklarla hiçbir ilgimiz yok, sorumluluk kabul etmiyoruz” gibi sorumsuzluklar›n› yaflad›k. Kald›¤›m›z evlere de, polis ve jandarma geldi ve ev sahiplerine “bunlar terörist bunlar› evinize almay›n sonra sizin için kötü olur” diyerek tehdit ettiler.

“Teröristler Birazdan Gelecek” Uflak'ta DEHAP, GENEL-‹fi ve EMEP'le görüfltük. AKP ile randevumuz olmas›na ra¤men, binay› kilitleyip kaçm›fllard›. Uflak'ta fiili engelleme yoktu, ancak tehdit ve takip sürüyordu. Yolda yürüdü¤ümüz yerlerin bir ço¤unu jandarma tutmufl ve dinlenme tesislerine girmemizi engellemeye çal›fl›yordu. Mola verdi¤imiz küçük bir benzinlikte çal›flan bir kifli, “kendisine jandarman›n geldi¤ini ve buraya bir grup teröristin gelece¤ini ve benzinli¤i da¤›t›p yakacaklar›n›

söyledi¤ini” anlatt›. Jandarman›n bizi kastetti¤ini söyledi¤imizde "Hay›r siz teröriste benzemiyorsunuz as›l teröristlerin biraz sonra gelece¤ini" söyledi. Afyon giriflinde, polis taraf›ndan, “valinin kesin emri var sizi Afyon'a sokmayaca¤›z” keyfili¤iyle karfl›laflt›k. Afyon'a giriflimizi engelleyemeyeceklerini belirtti¤imizde ise gerçek plan görülmeye bafllad›: "Afyon'da sizi seven de var sevmeyenler daha çok" diyerek bir saat sonra olacaklar›n sinyalini verdiler.

Afyon’da Sald›r› Haz›rl›klar›:

Polis Parti Binalar›n› Kapat›yor Afyon'da ilk olarak randevumaz olan Saadet Partisi’ne gitti¤imizde binan›n polis taraf›ndan kapat›ld›¤›n› hepimiz gördük. Polis, 15 yafl›nda çayc›l›k yapan bir çocu¤un iki kolundan tutup yan›m›za getirerek, “iflte AKP sorumlusu sizinle görüflmek istemiyor.” Çocu¤un korkudan rengi atm›flt›. “‹yi tamam seninle görüflelim “dedi¤imizde, "abi ben vallahi çayc›y›m" dedi. Otobüsten inme s›ras›nda arbede oldu. Polis kameras›n› burnumuzun dibine sokup proveke etmeye çal›fl›rken bir yandan da, t›pk› iflkencehanelerde “kendinize iflkence yapt›r›yorsunuz” dedikleri gibi, “siz bizi proveke etmeye çal›fl›yorsunuz tahriklerinize gelmeyece¤iz" diyorlard›. AKP'nin binas›n›n kapat›lmas›n›n ard›ndan CHP’ye gittik, ayn› flekilde polisler CHP'yi de kapatt›lar. Daha sonra Afyon Gençlik Derne¤i yöneticileriyle görüflmeye gittik. Afyon Emniyet Müdür Yard›mc›s› ve Güvenlik fiube Müdürü olaylar›n hepsini organize ediyordu.

Önce Polisler Ard›ndan Faflistler Sald›r›yor Gençlik Derne¤i ile görüflmek için otobüsten inerken polis, “bizi görüfltürmeyece¤ini hemen


buradan çekip gitmemiz gerekti¤ini" söyledi. Biz Gençlik Derne¤i ile görüflmemiz oldu¤unu belirterek inmeye çal›fl›nca sivil ve resmi polisler sald›rd›. Afyon Gençlik Derne¤i yöneticileri ile birlikte afla¤›da bulunan 8 kifli ve kap›da s›k›flan 5 kifli polisin sald›r›s›ndan yaraland›. Biz içerideyken, polis Afyon merkez çevre il ve ilçelerinden faflistleri Afyon Gençlik Derne¤i önünde toplad›lar. Faflistlerin uluma sesleri gelmeye bafllam›flt›. Yan›m›za gelen Odak ve Sabah gazetesi muhabirleri, polislerin faflistlere “yukar›da PKK'l›lar flimdi afla¤› inip size sald›r›p ortal›¤› yak›p y›kacaklar, bunlar› yapmalar›na izin vermeyin önce siz sald›r›n” dedi¤ini anlatt›. Faflistlerin ellerinde sat›r, döner b›çaklar›, tafl, sopa, flifleler bulundu¤unu ve polisin hiçbir müdahelede bulunmad›¤›n› ve teflvik etti¤ini söylediler. Görüflmeler bitti¤inde polis 5 dakikaya kadar Güvenlik zinciri oluflturaca¤›n› ve güvenli¤imizi sa¤layacaklar›n› belirtti. Afla¤› indi¤imizde ise hiçbir güvenlik zincirinin olmad›¤›n› gördük. Yüzlerce faflist otobüsün çevresini ablukaya alm›flt›. Kurt iflareti yapan MHP'li oldu¤u belli olan kitle biz ç›karken slogan at›yor, sald›r› için polisin iflaretini bekliyorlard›.

Sald›r› ‹flareti, Faflistlerin Aras›na Girmifl Olan Sivil Polisten Faflistlerin aras›nda muhatap oldu¤umuz için tan›d›¤›m›z sivil polisler de vard›. ‹lk olarak bir polisin arkadafl›m›za sald›rmas›yla beraber faflist grup tafllarla, sopalarla, sat›rlarla, döner b›çaklar› ile sald›rd›lar. Polis tamamen olaylar› izlemek bir yana sald›r›y› artt›rmak için faflistleri el iflaretleriyle ça¤›r›yordu. Afyon Emniyet Müdür Yard›mc›s› Güvenlik fiube Müdürü bizzat kendileri organize etmifllerdi. Biz Gençlik Derne¤i’ndeyken polislerin telsizlerini bir kenara b›rak›p cep telefonlar› ile faflistleri arad›klar›n› ve nas›l hareket edeceklerini anlatt›klar›n› gözlerimizle gördük. Bu cep telefonu ile konuflan polisleri faflist grubun içinde gördüm. Hiçbir güvenlik önlemi yoktu. Hatta polisler sald›r›n›n lince dönüflmesi için gereken herfleyi yapm›fllard›. Biz afla¤› inerken floför b›çaklanm›fl araban›n arka tekerlerine b›çaklar sokulmufltu. Böylece oradan uzaklaflmam›z engellenecekti.

AFYON’DA FAfi‹ST SALDIRILAR SÜRÜYOR 27 Temmuz’da TAYAD’l›lara yap›lan sald›r›n›n ard›ndan, Afyon Gençlik Derne¤i üyesi ö¤rencilere, faflist-polis iflbirli¤iyle sald›r›lar sürüyor. Gençlik Derne¤i’nden yap›lan aç›klama ile faflist sald›r›lar ve polis bask›s› flöyle anlat›ld›: “27 Temmuzdan sonra yine faflistler taraf›ndan derne¤imize sald›r›lm›fl ve derne¤imiz yerle bir edilmifltir. Sald›r›lar bununla da s›n›rl› kalmam›fl, derne¤imizin bir üyesi 8-9 kiflilik bir faflist güruh taraf›ndan sald›r›ya u¤ray›p vahflice dövülmüfl, telefonu bu faflist çete taraf›ndan gasp edilmifltir. Ayr›ca tüm dernek üyeleri hergün 4-5 tane sivil polis taraf›ndan takip edilmekte, üzerlerine bu polisler taraf›ndan araba sürülmekte, tehdit ve taciz edilmektedir. Yerel gazetelerde ise derne¤imize yönelik provokatif yaz›lar yaz›lmakta, dernek üyelerinin foto¤raflar› yay›nlanarak faflist sald›r› için hedef gösterilmektedir. Yine bu gazetelerde TAYAD’l› Ailelere ve bizlere yap›lan sald›r›lar hakl› gösterilmekte, “bölücü, terörist” demagojisi ile sald›r›lmaktad›r. Sald›r›lar haklar ve özgürlükler mücadelesinedir. Afyon Gençlik Derne¤i olarak y›lmayacak, bedeli ne olursa olsun do¤ru bildiklerimizi söylemeye, mücadeleye devam edece¤iz.” bafllad›. Kalabal›¤›n aras›na çekmeye çal›fl›yorlard›. A¤za al›nmayacak küfürler ediyorlard›. Biz zar zor kendimizi kurtar›p otobüse bindi¤imizde floförün b›çaklanm›fl oldu¤unu farkettik. Bu arada bütün camlar k›r›lm›fl içeriye ya¤mur gibi tafl ve cam ya¤›yordu. K›r›k camlar›n aras›ndan döner b›çaklar› sallan›yordu. Yaral› floförü koltu¤a oturtup otobüsü kald›r›ncaya kadar araba kullan›lmaz hale geldi. Arada resmi polislerin de coplarla arabaya vurdu¤unu gördüm.

Gençlik Derne¤i’nin binas›nda bulunan Gamze Döner salonundan ç›kan dönerci bize döner b›ça¤› ile sald›rd›. O anda dükkan›n içinde bir sürü polis olmas›na ra¤men.

15 dakika süren sald›r›n›n ard›ndan oradan uzaklafl›rken polis konvoyunun aras›nda arabalarla gelen faflistlere yeni bir sald›r› imkan› da, polisin bizi bir benzinlikte durdurmas›yla yarat›ld›. Burada da tafllamalar devam etti. Sald›r›n›n durmas›n›n ard›ndan polisler otobüsü al›p götürürken, elinde silah›yla faflistler hala arkam›zdayd›. Böylece polis hem sald›r›y› organize etmifl, hem de bizi kurtarma oyunu oynam›flt›.

Otobüse h›zla binmeye bafllad›k. Daha binmemiflken yan›m›zda bir sürü polis olmas›na ra¤men faflistler beni ve sözcümüz Esat UÇKAN'› yakalay›p özellikle kafam›za vurmaya

Son olarak flunu eklemek istiyorum; Direnifl sürüyor ve faflistleri kullanarak direnifle deste¤imize engel olamayacaklar. Biz faflistleri 1980 ‘öncesinden, Susurluklardan çok iyi tan›yoruz.

Say› 72 15 10 A¤ustos 2003


TAYAD’l›lardan Suç Duyurusu

Daha sonra söz alan Halk›n Hukuk Bürosu avukat› Güçlü Sevimli, Afyon'da Gençlik Derne¤i'ne yönelik polis ve MHP'lilerin uzun süredir uygulad›klar› bask›lar› anlatt› ve sald›r›yla ilgili suç duyurusunda bulunduklar›n› belirtti. Son olarak TAYAD’l› Ailelerden Naime KARA F Tipleri'ndeki tecritten ve tecrite karfl› mücadeleden sözederek, sald›r›n›n bununla ilgili oldu¤unu belirtti ve AKP’nin sorunu çözmekten kaçt›¤›n› dile getirdi. Aç›klaman›n ard›ndan Sultanahmet adliyesine suç duyurusunda bulunuldu. ‹zmir TAYAD’l› Aileler de 6 A¤ustosta ‹zmir Kemeralt›’nda yapt›klar› bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan Bayrakl› adliyesine suç duyurusunda bulundular. TAYAD’l›lar ad›na aç›klama yapan Esat UÇKAN sald›r›y› anlatarak, “Bu sald›r›y› polis organize etmifl ve Marafl’taki S›vas’taki gibi bizi katletmek istemifllerdir.” dedi. Tecrit ve sald›r›lar karfl›s›nda sessiz kalanlara da seslenen UÇKAN, “tecritten dolay› insanlar ölürken sessiz kalan ve hiçbir fley yapmayanlar›n da insanl›¤› ölüyor.” sözleriyle aç›klamaya son verdi.

“SORUMLUSU AKP’D‹R” TAYAD'l› Aileler, Afyon’daki faflist sald›r› ile ilgili 4 A¤ustos günü bas›na bir aç›klama yaparak suç duyurusunda bulundular. Sald›r›n›n nas›l gerçekleflti¤inin detayl› flekilde anlat›ld›¤› bas›n aç›klamas›n› okuyan TAYAD Baflkan› Tekin TANGÜN, sald›r›lar›n polis taraf›ndan örgütlendi¤inin birçok kan›t›n›n bulundu¤unu belirtti. Tangün faflistlerin kime sald›rd›klar›n› daha bilmediklerini, 'Kahrolsun PKK! Kahrolsun Apo!' sloganlar›ndan da belli oldu¤unu belirterek, “Sald›r›n›n önceden planlanm›fl bir sald›r› oldu¤u aç›kt›r." dedi. Say› 72 16 10 A¤ustos 2003

fiovenist K›flk›rtma Ben önce Salihli ÖDP ilçe baflkan›n›n ilginç bir tavr›n› daha belirtmek istiyorum. Polis sald›r›rken, o, "ben sald›r› falan görmedim. Burada sorun ç›karmay›n, da¤›l›n" dedi. Bundan cesaret alan polis daha azg›nca sald›rd›. Salihli ‹lçe emniyet Müdürü Ali Babacan, "adam› katil etmeyin” diyecek kadar tam anlam›yla yasad›fl› zihniyetin güzel bir örne¤iydi. Afyon’daki sald›r›da henüz say›s› az olan bir grup faflist “PKK d›flar›” diye slogan at›yorlard›. Tüm sald›r›lara ra¤men derne¤e girmeyi baflar›p yaralar›m›z› sararken Afyon'un yerel gazetesi olan Odak muhabiri gelip bizimle röpörtaj yapt›. Ve bize "afla¤›da polis halk› k›flk›rt›yor. ‹çeride PKK'l›lar var. Apo lehine gösteri yap›p dükkanlar›m›z› ya¤malayacaklar diyor” dedi. Polis, bizim “dinlenece¤iz” dememize ra¤men ç›kmam›z›, güvenli¤imizi ald›¤›n› söyledi. Bunun da sald›r› plan›n›n parças› oldu¤u az sonra belli oldu. Sald›r› sadece 3-5 faflistin densizli¤i de¤il tamamen oligarflinin provokasyonu idi. E¤er böyle olaylar›n bir daha yaflanmas›n› istemiyorsak hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Hep birlikte mücadele etmezsek, ÖDP Salihli ilçe baflkan› gibi yaparsak, bugün hala sald›r› karfl›s›nda sessizlik içinde olan sol kesimler gibi olursak, faflistler yar›n bir baflkas›na, polis veya faflistler daha obür gün bir baflkas›na, jandarma veya bir baflka güruh sald›rabilir. Bu arada yerel yay›n yapan Yeniça¤ diye bir

gazetenin, manflette “Tayadl›lar Ankara’y› bast›, terörist yak›nlar› Ankaray› bast›” ifadelerle yay›n yapt›¤›n›, Afyon’a iliflkin, faflistlerin, gerici partilerin ve CHP ilçe baflkanlar›, Ülkü Ocaklar› Baflkan› ile ‹l emniyet müdürünün aç›klamalar›n› gördük. Bu da, sald›r›n›n MHP’li faflist-polis iflbirli¤inin yan›s›ra her zaman oldu¤u gibi bas›n aya¤›n›n da eksik b›rak›lmad›¤›n› gösteriyor.

AKP ‹KT‹DARINA SORULAR: ✔ Afyon’da yasalar var m›? ✔ Kasl›, b›çakl›, tafll› faflist sald›r›, otobüs floförünün b›çaklanmas›yla ilgili bir tek kiflinin dahi gözalt›na al›nmamas›, tutuklanmamas› “hukuk devleti”nin gere¤i mi? Afyon emniyeti, valili¤i sald›r›yla ve sald›rganlarla ilgili ne yapt›? Yoksa MHP’lilere “teflekkür” etmek mi tüm yapt›¤›?

✔ AKP iktidar›, saatler öncesinden yaflanaca¤› bilinen sald›r›y› k›flk›rtan, önlemeyen polisler hakk›nda soruflturma açmay› düflünüyor mu? Yoksa “bu sald›r› benim plan›md›r” diyerek sahip mi ç›k›yor? ✔ Manisa, Afyon valileri, Salihli kaymakam› hangi yasaya dayanarak “bu kente TAYAD’l›lar giremez” emirleri vermifltir?


Faflist MHP’nin Afyon’da TAYAD’l›lara Sald›r›s› ve

‘Demokrasi, Hukuk’ Savunucusu Bir Gazeteci “MHP'li hiç olmad›m. Oy da vermedim. Ama o partiyi Türkiye'nin bütünlü¤ünü koruyan bir sigorta olarak gördüm. Bir felsefesi, mefküresi vard›. Yasan›n, s›k›yönetimin, güvenlik güçleri namlusunun uzanamad›¤› yerlerde ve zamanlarda o kültür, bütünlefltirici kimyayd›.” (Güneri Civao¤lu, 30 Temmuz 2003, Milliyet) Bu sözleri tekrar tekrar okuyun. Yanl›fl anlam›fl olabilirsiniz, “demokrat” gazetecinin baz› sözleri gözünüzden kaçm›fl olabilir. Tekrar tekrar okuyun. Neden önemli bu paragraf? Yaz›s›ndan bir al›nt› okudu¤unuz bu gazeteci, - Türkiye’nin belli bafll› bir kaç gazetecisinden biridir. - Yaz›lar›nda demokrasiyi savunur. - Cuntalara karfl›d›r. - ‹flkencelere karfl›d›r. - “Her türlü fliddete” karfl›d›r. - Türkiye’nin hukuk devleti oldu¤unu söyler. - Avrupa demokrasisini savunur. fiimdi tekrar bak›n al›nt›ya.

Sonra 12 Eylül öncesini düflünün. Binlerce cinayet, katliamlar, adam kaç›rmalar, otobüs duraklar›n›n, kahvehanelerin taranmas›... Bölünen mahalleler, ortadan kalkan can güvenli¤i... Bahçelievler, 16 Mart, Balgat, Marafl ve daha nice katliamlar. Haluk K›rc›lar’›n, Abdullah Çatl›lar’›n yapt›klar›n› tekrar hat›rlay›n. Civao¤lu’nun deyifliyle “Türkiye’nin bütünlü¤ünü koruyan sigorta” iflte böyle çal›fl›yordu. Civao¤lu’nun deyifliyle “güvenlik güçlerinin namlular›n›n uzanamad›¤› yerlere” Çatl›lar, K›rc›lar uzan›yordu. Demokrasi, hukuk savunucusu gazeteci, iflte bunlar› onayl›yor.

Civao¤lu’nun sözlerini akl›n›zda tutmaya devam ederek; iflkencehaneleri düflünün. Manyetoyu çevirirken, falaka atarken MHP’lili¤iyle övü-

nen iflkencecilerle doludur hepsi. Sonra, 12 Eylül’ün ard›ndan MHP art›klar›ndan oluflturulan özel timlerin infazlar›n›, ve kopard›klar› kellelerle, kestikleri kulaklarla pozlar veren, “üç hilalli yüzüklerle” pozlar vermekten onur duyan özel timcileri düflünün. 12 Temmuz 1991, 17 Nisan 1992 katliamlar›n› düflünün; o ölüm mangalar›nda yer alanlar katillerin ayn› zamanda kumarhanecilerin, toprak a¤alar›n›n tetikçili¤ini de yapan MHP’liler oldu¤unu hat›rlay›n. Susurluk’u düflünün. Oligarflik düzenin, Civao¤lu’nun deyifliyle “bütünlefltirici kimyas›” MHP, iflte böyle bütünlefltiriyordu(!), infazlarla, katliamlarla, iflkencelerle, provokasyonlarla...

‹flte bu yazar, bir cümleyle, bütün bunlar› savunuyor. Bütün bunlarda suç orta¤› olduklar›n› itiraf ediyor. Evet, MHP, düzen ad›na, devlet ad›na tüm bunlar› yaparken; bu ülkenin güya demokrasi, hukuk savunucusu medyas›, TÜS‹AD’›, bir tek itirazda, elefltiride bulunmam›fllard›r. Onlar›n savundu¤u “hukuk devleti”nin hukuku, katliam hukukudur. Savunduklar› demokrasi, infazc› demokrasidir. Düzene karfl› ç›kanlar, sömürüye, eflitsizli¤e, adaletsizli¤e karfl› ç›kanlar, ya “güvenlik güçleri”, onlar›n “uzanamad›¤› yerde” de MHP gibi kontra örgütler taraf›ndan etkisizlefltirilmeli, yokedilmelidir. Civao¤lu’nun MHP’ye hiç oy vermemesi, sadece ikiyüzlülü¤ünü gösterir; burjuva medyadaki benzerleri gibi “hukuk, demokrasi” savunucusu maskelerinin düflmemesi içindir. Avrupac›l›kla, demokratikleflme paketleriyle Türkiye halk›n› oyalama, aldatma politikas›n›n “etkin yazarlar›” olarak rollerini oynayabilmek için “MHP’ye uzak” gibi görünmüfllerdir. Ama kafa MHP’lidir. MHP’li katiller, ne diyorlard›: “Biz devletin güvenlik güçlerine yard›mc› oluyoruz.” Peki Civao¤lu ne diyor? Ayn›s›n›! Farkl› söyledi¤i bir fley yok. Kafas›yla MHP’lidir. Kafas›yla katliamc›d›r. Kafas›yla provokatördür. ... ONLARI ‹Y‹ TANIMALIYIZ! Onlar gazetelerinde hep uygar, akl› bafl›nda kifliler olarak göründüler. ... Onlar içimizdeki katliamc›lar, infazc›lard›r. Susurluk’un bir parças› da onlard›r. ... Civao¤lu’nun sözleri, ayn› zamanda bir tari-

Say› 72 17 10 A¤ustos 2003


Say› 72 18 10 A¤ustos 2003

hin itiraf›d›r: Civao¤lu’nun bu sözleriyle itiraf etti¤i fludur: “Ben de bu zulmün, kontrgerilla politikalar›n›n, Susurluk’un içindeydim, -burjuva medyan›n o anl› flanl› demokrasi savunucusu yazarlar›- hepimiz içindeydik. Destekledik, onaylad›k...” Dikkat edin; tekrar okuyun al›nt›y›; orada bir ideolojik, siyasal analizden sözedilmiyor: ORADA, güvenlik kuvvetlerinin NAMLULARININ uzanamad›¤› yerlere uzan›lmas›ndan sözediliyor. Halk›n can güvenli¤ini yok ederek sa¤lanan “bütünleflme”den, infazlar› kurt iflaretleriyle alk›fllayan “felsefe”den, devletin ne kadar kanl›, kirli ifli varsa onlar› üstlenen bir “misyon”dan sözediliyor ve BU M‹SYON ONAYLANIYOR! Onaylan›yor; çünkü, bunlar›n tüm o ça¤dafl, demokrat, hukuku savunur görüntülerinin ard›nda esas olan düflünce DÜZEN‹N BEKASI’d›r. Bunun için her türlü katliam, sald›r›, provokasyon, komplo, iflkence, infaz mübaht›r. ONLARI ‹Y‹ TANIMALIYIZ! Ulusal ç›karlar, halk›n ç›karlar› konusunda ulusu ve halk› en çok aldatan onlard›r çünkü. Düzenin tüm kanl› ve kirli ifllerinin “aklay›c›s›” onlard›r. “Demokrasi savunucusu” Güneri Civao¤lu bu sat›rlar› 30 Temmuz günü yazd›. Yani TAYAD’l›lara Afyon’da MHP’lilerin sald›rmas›ndan sadece üç gün sonra. TAYAD’l›lara sald›r›dan tek kelime etmeden yaz›yor bunlar›. ... Bu yaz›s›yla MHP’li çapulculara diyor ki, aferin, Afyon’da iyi yapt›n›z. Öyle ya; TAYAD’l›lar yürüyordu Ankara’ya. Bu yürüyüflü engellemek için TAYAD’l›lara “Güvenlik kuvvetlerinin namlular›n›n uzanmas›”, flu anki konjonktüre hiç de uygun olmazd›.

‹flkenceyi engelliyoruz, gösteri yasa¤› kalk›yor, bilmem kaç›nc› uyum paketini ç›kar›yoruz derken, bu sald›r›y› bu biçimde polisin yapmas› hiç de uygun olmayacakt›. Ama bu ifli yapacak haz›r bir güç vard› zaten. Onlar›n devreye sokulmas› en uygunuydu. Böylelikle “düzenin sigortalar›” att›r›lmam›fl, tecrit, zulüm var diye, 107 ölüm diye “bütünlü¤e” ayk›r› ses ç›kartanlar›n sesi kesilmifl olacakt›.

ONLARI TANIYALIM! Bir gazeteci deyip geçmeyin. Ony›llard›r halka karfl› sürdürülen demagojilerin karakteristik bir temsilcisidir o. Ony›llard›r uygulanan bask› ve zulmün, Susurluk’un en tehlikeli avukatlar›, her zaman “sureti haktan” görünen bu riyakarlard›r. Binlerce operasyonun, binlerce infaz›n, katliam›n, iflkencenin sorumlusudurlar. Kalem tutan elleri, kan içindedir.

BU AÇIKLAMAMIZ AYNI ZAMANDA B‹R SUÇ DUYURUSUDUR! Bir gazeteci, gazetesinden aç›kça, “devletin yerine” MHP’lilerin uygulad›¤› yasad›fl› fliddeti, onlar›n infazlar›n›, katliamlar›n› övmekte ve onaylamaktad›r. Bir gazeteci, “güvenlik kuvvetlerinin namlular›n›n uzanamad›¤› yerlere”, sivil faflist milislerin namlular›yla uzan›lmas›n› savunmaktad›r. Bu, yaln›z halk nezdinde de¤il, bu düzenin yasalar›na göre bile suçtur! Bu cümlede, Susurluk’u, yasad›fl› teflekkül oluflturmay› övmek vard›r. Bu cümlede Kahramanmarafl katliam›na onay vard›r. Fakat bu suç duyurusunu iflleme koyacak bir savc› var m›, onu görece¤iz?

Haklar ve Özgürlükler Cephesi

Kulak Kesme Sürüyor! 26 Haziran 2003 tarihinde Tokat’ta, Maoist Komünist Partisi (MKP) gerillalar› ile devlet güçleri aras›ndaki çat›flmada flehit düflen Murat Poyraz’›n katledilmesinin ard›ndan kula¤›n›n kesildi¤i, kafa derisinin yüzüldü¤ü ortaya ç›kt›. Poyraz’›n ailesinin çekti¤i resim ve video görüntüleri ile ortaya ç›kan vahflet, oligarflinin demokratikleflme yalanlar›n›n da resmidir. Baba Hasan Poyraz cesede yap›lan iflkenceyi flu sözlerle

anlat›yor; “Sa¤ kula¤› yoktu, kesilmiflti. Bafl›n›n sol taraf›n›n derisi yüzülmüfltü ve afla¤› do¤ru sark›yordu. Sa¤›nda, solunda da morluklar, delikler vard›. El parmaklar›ndan biri kopmufltu, ayak parmaklar› k›r›lm›flt›. Vücudu kurflun delikleri ile doluydu.” Susurluk katliamlar›n›n, iflkence ve kaybetmelerinin en yayg›n yafland›¤› 90’l› y›llarda s›kça yaflanan kulak kesme, kelle koparma vahfletinin gerilerde kald›¤›n› düflünenlere de,

Susurluk’un sürdü¤ünü gösteren bu resim, oligarflinin katliam ve vahfletten baflka hiçbir politikas›n›n olamayaca¤›n›n da göstergesi.


“Çözün! Tecriti Kald›r›n!” Ça¤r›s›

Devam Edecek

AKP, Kulaklar›n› T›kamaya, Binalar›n› Kilitlemeye

Say› 72

Devam Edecek Mi?

10 A¤ustos 2003

Medyan›z istedi¤i kadar göstermesin, duyurmas›n; yüzlerce TAYAD’l› Ankara’ya yürüdü, “Çözün, Tecriti Kald›r›n” ça¤r›s› Ankara’da hayk›r›ld›. 26-28 Temmuz tarihleri aras›nda Türkiye’nin dört bir yan›ndan Ankara’ya yürüyen TAYAD’l›lar, yol boyunca kendilerine kurulan barikatlar›, faflist sald›r›lar› bofla ç›kararak ulaflt›lar oligarflinin baflkentine. Engellemeler burada da sürdü. Çünkü bu oligarfli ve onun iktidar›, TAYAD’l›lar›n sesini bir parka hapsettiklerinde sorunu kimsenin duymayaca¤›n›, böylece görmezden gelmeye devam etme politikas›n› sürdürebileceklerini düflünecek kadar s›¤, günübirlik ve halk› oyalama üzerine politikalarla yönetmeyi al›flm›flt›r. Bütün sorunlara yaklafl›m› böyledir oligarflinin iktidarlar›n›n. Kimse sesini ç›karm›yorsa sorunu yok sayarlar, sesini ç›karan olursa da terörle, bask› politikalar› ile susturup yeniden yok saymaya devam ederler. Peki böyle olunca sorun ortadan kalkar m›? Elbette bu bilime, toplumsal gerçe¤e ayk›r›d›r. O sorun bir flekilde karfl›lar›na ç›kmaya devam eder. fiengül Akkurt feda eylemini gerçeklefltir-

meye giderken iktidara bunu anlat›yordu iflte. Anlamamakta ›srar edenlere de sesleniyordu; “fiengüller tükenmez” diye. Ama AKP iktidar› ayn› politikay› ›srarla sürdürüyor. Yüzlerce TAYAD’l›n›n yürüyüflüne verdi¤i cevap da sessizlik, bafl›n› kuma gömmek oldu. Elbette buradan, TAYAD’l›lar›n bu yürüyüflle AKP iktidar›n›n harekete geçece¤i beklentisi içinde olduklar› anlafl›lmamal›d›r. Onlar haklar ve özgürlükler mücadelesinin uzun soluklu mücadelelerle, bedeller ödenerek, y›lmadan, b›kmadan, sab›rla sürdürülmesi gerekti¤ini çok iyi bilirler. Bu ayr› bir konu. Dikkat çekmek istedi¤imiz; AKP’nin ikiyüzlü ve katliama, zulme dayanan politikalarda ›srar› ve öte yandan demokratikleflme yalanlar›na daha s›k› sar›lmas›. Zulmü sürdürdükçe ortal›k daha çok “demokratikleflme” yalanlar›yla doluyor, F tiplerinden ç›kan ölümlere, “AB’ye uyum paketleri” efllik ediyor.

Bütün AKP Binalar› Kapal› ‹lginçtir, TAYAD’l›lar, önceden randevu alm›fl olmas›na ra¤men, geçtikleri kentlerdeki AKP bi-

19


nalar›n›n büyük bir bölümünü kapal› buldular.

Armutlu Halk› Evlatlar›n› And›:

Evet, iktidarda “halk› temsil etti¤ini”, kendisinin “çözüm yeri” oldu¤unu söyleyen bir siyasi parti, TAYAD’l›larla göz göze gelmemek, hakl› ça¤r›lar›yla muhatap olmamak, tart›flmamak için binalar›n› kap›t›yor. Örne¤in, Afyon’da, Uflak’ta, Bursa’da, Eskiflehir’de AKP il yöneticileri binalar›n› kilitlemekle kalmam›fl, cep telefonlar›n› dahi kapatm›fllard›. Ankara ise, kulaklar›n› t›kayarak ayn› tavr› sürdürüyor.

Umutluyuz, Çünkü Da¤lar›m›zda Direnenler Var

“Sorundan kaçmak” bazen kimilerine soyut gelebilir; bu örnek bile, ifline geldi¤inde baflka konularda “siyaset sorun üretme de¤il, çözüm üretme kurumudur” nutuklar› atan bir partinin sorundan nas›l kaçt›¤›n› göstermeye yeterlidir.

Say› 72 20 10 A¤ustos 2003

Sorunu dile getirenlerin karfl›s›na ç›kmaya bile cesaret edemiyor AKP iktidar›. Baflka alanlarda çat›flt›¤› Genelkurmay ile bu konuda tam bir uyum içinde katletmeye, iflkenceli ölüme devam ediyor. “Çünkü”, diyor AKP iktidar›, “AB onaylad›.” Avrupa’n›n, Amerika’n›n onay›, AKP iktidar›n›n zulmü sürdürmesinin bahanesi haline geliyor. “Demokratikleflme”si onlar›n istedi¤i aldatmaca ile sürüyor, zulüm onlar›n deste¤iyle katletmeye devam ediyor. Bugünlerde kimileri MGK Genel Sekreterli¤i’nin yetki alan›ndaki ka¤›t üzerindeki de¤iflikliklere büyük demokratikleflme misyonlar› biçiyor. Ayn› kesimler de t›pk› AKP iktidar› gibi, F tiplerindeki zulmü, 107 ölümü sormuyor; sorduklar›nda demokratikleflme masal›n›n gerçe¤iyle yüzyüze gelmek zorunda kalacaklar.

Hani Siz Çözüm ‹çin Vard›n›z? Peki AKP neden iktidar oldu? Hani siz çözüm için vard›n›z? Hayat yalanlar› tuzla buz ediyor. Faflist MHP’lileri kullanarak “bak›n kimse tecritle ilgilenmiyor” riyakarl›¤› da ne zulüm ne direnifl gerçe¤inin halk›n belleklerinde yer etmesine engel olamaz. Zulüm AKP’nin hanesine yaz›l›yor. Bir yandan D tiplerinin inflaas›n› sürdürerek, AKP islamc›l›¤›, sorun çözmek bir yana, sorunu büyütmek için iktidar oldu¤unu kan›tl›yor. ‹ktidar kulaklar›n› t›kamaya, F tiplerinde tecriti sürdürmeye, yeni hapishaneler açmaya devam edebilir. TAYAD’l›lar›n “Çözün! Tecriti Kald›r›n!” ça¤r›s› yank›lanmaya devam edecek! Oligarfli ve onun katliamc› iktidar› tutsaklar› halk›ndan tecrit etmeyi de, tecrit hücrelerindekileri teslim almay› da baflaramayacakt›r! Efli görülmedik bir sab›rla direndik bugüne kadar. Hakl›l›¤›m›za inançla, düflüncelerimizin gücüne olan inançla direnmeye devam edece¤iz.

14 Haziran 2003 tarihinde Tokat k›rsal›nda flehit düflen Metin Keskin ve ‹pek Yücel'in 40 yeme¤i Armutlu Cemevi’nde verildi. 3 Haziran günü düzenlenen anma yeme¤ine, mahalle halk›n›n yan›s›ra, akrabalar› ve yoldafllar›ndan oluflan yaklafl›k 400 kifli kat›ld›. Polisin mahalle giriflinde kimlik kontrolü yapmas›, mahalle içinde gözda¤› vermek istemesi de yoksul gecekondu halk›n›n evlatlar›na sahiplenmesine engel olamad›. Anman›n bafllang›c›nda sayg› duruflunun ard›ndan konuflan bir ölüm orucu gazisi, “Halk Kurtulufl Savaflç›s› ‹pek yoldafl›m›z›n ça¤r›s›yla topland›k” dedikten sonra konuflmas›n› flöyle sürdürdü: “O'nun ça¤r›s› umudu büyütme ça¤r›s›d›r. Umutluyuz, çünkü ülkemizin da¤lar›nda, flehirlerinde, gecekondular›nda direnen savaflan o¤ullar›m›z, k›zlar›m›z var. Umutluyuz çünkü, ülkemiz halklar› direniyor, dünya halklar› direniyor, AB ve ABD emperyal›zmine karfl› Irak halk› direniyor. Umutluyuz çünkü, ülkemizin zindanlar›nda tutsaklar direniyor.“ ‹pek Yücel'in resimleriyle yap›lan panonun yer ald›¤› Cemevi’ndeki yemekte bir kez daha özgürlük savaflç›lar› selamland›.


crit’te e T zamana zulme karfl›

direniş 3. y›l... 34. ay 1025. gün

107 fiehit

Sesimize Ses Olanlara! Baflta TAYAD’l›lar olmak üzere “Çözün!” diye hayk›ran herkese, Özgür Tutsaklar olarak teflekkürlerimizi sunuyoruz... An an olmasa da, gün gün izledik yürüyüflünüzü. Medyan›n vermedi¤i k›s›mlar› gözlerimizin önünde canland›rd›k; yüre¤imizi yan›n›za katt›k. Sizle beraber sald›r›ya u¤rad›k Afyon’da. Sizle beraber engellendik her durakta. Sizle beraber girdik Ankara’ya. Baflta TAYAD’l›lar olmak üzere “Çözün!” diye hayk›ran herkese tecrit hücrelerinde direnen yoldafllar›m›z ad›na, aln› k›z›l bantl›lar ad›na teflekkürlerimizi sunuyoruz: sesimize ses oldunuz. Taleplerimizi -desteklediniz de¤il- sahiplendiniz. Güç verdiniz bize; Hücrelerimiz sizinle doldu, karar›m›z sizinle pekiflti, kararl›l›¤›m›z sizinle büyüdü. Biliyoruz, bizim teflekkürlerimiz karfl›s›nda “teflekkür edecek bir fley yok, biz ana, efl, kardefl, niflanl› olarak, haklar ve özgürlükler savunucular›

olarak, devrimci olarak görevimizi yap›yoruz” diyeceksiniz. Elbette öyledir de. Fakat yine de kabul edin teflekkürlerimizi. Kabul edin sizi selamlamam›z›! Çünkü yapt›¤›n›z s›radan bir görev yerine getirmenin çok ötesindedir. Bu direnifl, sizin kavray›fl›n›z, sizin sorumluluk anlay›fl›n›z, sizin fedakarl›¤›n›z ve cüretinizle, daha bafltan itibaren içerinin eylemde oldu¤u, d›flar›n›n destekledi¤i bir direnifl olman›n ötesine taflm›flt›r. Bu aç›dan ülkemizde ve tüm dünyada hapishaneler mücadelesine yeni, farkl› bir boyut katt›n›z. Art›k “hapishanelerdeki mücadele anlay›fl›”, “tutsak aileleri hareketi”, dünkü kal›plar üzerinden de¤il, ortaya koydu¤unuz bu çizgi üzerinden tart›fl›lacak. ‹çeri-d›flar› üzerine soyut teorileri, bofl spekülasyonlar› ezip geçtiniz. Koskoca siyasetler, partiler, iktidardan, devrimden sözedenler, sizin sahip oldu¤unuz iddia ve kararl›l›¤›n, sizin ortaya koydu¤unuz kapsay›c›l›¤›n çok çok gerilerinde kald›lar. Demokratik kitle örgütleri konusunda egemen k›l›nan çarp›kl›¤› düzelttiniz. Ödenen bedellerin raporunu yazan de¤il, bedel ödeyen oldunuz. Anadolu halk gelene¤ini yeniden yücelttiniz; “Senin yerine ben öleyim” diyen anal›¤›n en kutsal özverisi sizde hayat buldu. Biliyoruz ne desek az. Gülsümanlar’›n›zla, fienaylar’›n›zla, 107 tabutu tafl›yan omuzlar›n›zla, bu direniflin tam ortas›ndas›n›z. “B›kmadan, usanmadan, y›lmadan...” diye içilen andlar›n canl› misalisiniz adeta. Biliyorsunuz, Özgür Tutsaklar olarak çok elefltirmiflizdir de sizi. Anne babalar›m›z, efllerimiz, kardefllerimiz olarak eksiklerinizi gösterip önerilerde bulunmufluzdur. Daha çok say›da tutsak ailesi onlara ulaflman›z› bekliyor. Hapishanelerde her türlü eziyete maruz kalan adlilerin aileleri sizin yol göstericili¤inizi bekliyor. K›sacas›, gidilecek yol, yap›lacak ifl çok daha. Ama bunlar›n hiçbiri yukar›dakileri yazmam›za engel de¤il. Yukar›da özetledi¤imiz tablo bir misyonun ifadesidir ve siz çoktand›r sahibisiniz bu misyonun. Bu misyona lay›k oldu¤unuzu çoktand›r kan›tlad›n›z. Yolumuz uzun, direniflimiz çetin. ‹çeri ve d›flar›n›n kararl›l›¤›n›n birleflti¤i yerde, zafer de o kadar kesin. Biz bu inançla aln›m›zda k›z›l bantlarla devam ediyoruz yürüyüflümüze. ‹deolojimizden, örgütlülü¤ümüzden, içeriyi ve d›flar›y› kucaklayan cüret ve kararl›l›¤›m›zdan ald›¤›m›z güçle, tekrar ve tekrar ilan ediyoruz: Tecriti kabul etmeyece¤iz!

Say› 72 21 10 A¤ustos 2003


Örneklerle F Tipleri Gerçe¤i:

TECR‹T ve ‹fiKENCE Halk›n Hukuk Bürosu, F tiplerindeki tecrit uygulamas›na, yeni Ceza ve Tedbirleri ‹nfaz› Hakk›nda Kanun Tasar›s›'yla bask›n›n nas›l art›r›ld›¤›na iliflkin haz›rlad›¤› raporu, 31 Temmuz tarihli aç›klamas›yla kamuoyuna duyurdu. Raporu k›saltarak yay›nl›yoruz.

T

ecrit bir sald›r›d›r!

Bugün 1000 günü geçen ölüm orucu eylemi, tutuklu ve hükümlünün düflüncesine, bedenine karfl› yap›lan bu sald›r›ya karfl› yapt›¤› en aç›k savunma eylemidir, direnme hakk›d›r. Tecrit bir uygulamalar bütünüdür, bugün tutuklu ve hükümlünün ailesi, avukatlar› dahi tecride u¤ramaktad›rlar. Say› 72 22 10 A¤ustos 2003

Bugün sald›r›n›n boyutu tüm demokratik düflünceye yönelmifltir, Mecliste kabul edilen Piflmanl›k Yasas› özü itibar›yla kimliksiz, kifliliksiz insanlar›, yan›ndaki insana güvenmeyen, bencil, kendini düflünen insan tipini hedeflemekte, itirafç›l›¤› meflrulaflt›rmaya çal›flmaktad›r. Di¤er yan›yla toplumu tehdit etmektedir, iktidar bana karfl› gelirsen seni F tipi hapishanelere koyar›m, baflkalar›n› düflünme sen kendini kurtar demektedir. Bunun için hapishanelerdeki direnifli k›rmak için sald›rmaktad›r, bu noktada tüm toplumu ilgilendiren bu soruna karfl› duyarl› olmak veya olmamaktan ç›km›flt›r, birlikte mücadele edilmesi gerekmektedir.

Y

eni ‹nfaz Yasas› bask›y› art›r›yor. Hapishanelerdeki tecrit uygula-

malar›n›n geldi¤i bu aflama dikkatle de¤erlendirildi¤inde yeni Ceza ve Tedbirleri ‹nfaz› Hakk›nda Kanun Tasar›s›'nda hapishanelerde kimi yeni uygulamalar getirilmek istendi¤i görülecektir. Örnek olarak tasar›n›n; A¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet hapis cezalar›n›n infaz› bafll›kl› 23. maddesi ile görüfller k›s›tlanmakta, tutuklunun dünya ile ba¤lar› kopar›larak tecrit iflkencesi yasallaflt›r›lmak istenmektedir. Cezay› çekme, güvenlik ve iyilefltirme program›na uyma bafll›kl› 24. madde, açl›k grevi ve ölüm orucu gibi eylemle yasaklanarak, direnme hakk› ortadan kald›r›lmak istenmektedir. Hükümlülerin çal›flt›r›lmas› bafll›kl› 27. madde ile hükümlü, kurumda, ifl yurtlar› veya atölyeler-

de çal›flmakla yükümlüdür demektedir bu madde zorla çal›flma zorunlulu¤u getirmektedir. Yine 28. madde kurum d›fl›nda çal›flma zorunlulu¤unu getirmektedir bu madde ile hükümlünün eme¤i çok ucuza sömürülebilecektir. 34. madde, kurumlarda odalar ve eklentilerinde hükümlülerin üst ve eflyas›nda habersiz olarak her zaman arama yap›labilir denilerek, halen keyfi bir flekilde talana varan bir tarzda yap›lmaktad›r. 39. madde haberleflme veya iletiflim araçlar›nda yoksun b›rakma veya k›s›tlama cezalar›n› düzenlemekte. Cezay› gerektiren eylemler flunlard›r; “a- Açl›k grevi yapmak, teflvik etmek”, “dHerhangi bir fleyi protesto amac›yla veya idareye karfl› toplu olarak sessiz direniflte bulunmak”, “f- Gereksiz olarak marfl söylemek veya slogan atmak.” Görüldü¤ü gibi disiplin cezas› vermek çok kolaylaflm›flt›r. 62. madde ile, tek tip elbise uygulamas› yeniden gündeme gelmektedir. Yasa tasar›s› iktidar›n uygulamalar›n›n daha da a¤›rlaflarak devam edece¤ini göstermektedir.

T

ecrit uygulamas›ndan örnekler: Yaflananlar ve halen karfl›lafl›lan

uygulamalar hakk›nda verece¤imiz örnekler, tecridin boyutu ve nas›l uyguland›¤›n›n anlafl›lmas› konusunda yeterli olacakt›r:

1- Edirne F tipi hapishanesinde kalan Ali Osman Köse hükümlüdür, avukat görüflü vasi vekaleti arac›l›¤›yla yap›lmaktad›r, ancak hapishane idaresi vasi vekaleti olmas›na ra¤men avukat görüflü yapt›rmamakt›r. Gerekçe olarak da; yeni Bakanl›k Genelgesi’ne göre, hükümlü olup avukatl›k herhangi bir ifli olamayaca¤› gösterilmifltir. Ali Osman Köse 2'sinden tutuklu olmak üzere 20'nin üzerinde davada halen san›k olarak yarg›lanmaktad›r ve tüm bu dava bilgileri hapishane idaresindeki dosyas›nda mevcuttur. ‹dare bu da-


valar› bilmesine karfl›n tecrit iflkencesini yo¤unlaflt›rmak ve savunma hakk›n› engellemek amac›yla avukat görüflü yapt›rmamaktad›r. Bu engelleme ve sald›r›, Adalet Bakanl›¤›'n›n genelgesi ile yap›lmaktad›r. ‹flte AKP Hükümetinin demokrasi, savunma, yarg› ba¤›ms›zl›¤› ve adil yarg› hakk›ndaki gerçek düflünceleri bunlard›r. Bunun yan› s›ra Ali Osman Köse yüksek tansiyon hastas›d›r ve hücresinde 22 Aral›k 2000 tarihinden bu yana tek bafl›na tutulmaktad›r, en yo¤un tecrit uygulanan tutuklulardan biridir. 1922 Aral›k 2000 Çanakkale Hapishanesi Operasyonunda bafl›na bomba isabet etti¤inden kula¤› iflitme yetene¤ini kaybedecek düzeydedir ve yak›n bir zaman önce ciddi bir kanama geçirmifltir. Hayati tehlikesi devam etmektedir. Önce atölyelerin alt›ndaki hücreye konulmufl, tezgahlar›n›n gürültüsüne, sonra gardiyanlar›n geceyi geçirdikleri bekleme odas›n›n yan›ndaki hücreye konularak sifonla, sesle gürültü yap›lm›fl, flu an da bahçe sulama pompas›n›n yan›ndaki hücrede tutularak kula¤›ndaki rahats›zl›¤›n artmas› için çaba gösterilmektedir. Görüldü¤ü gibi F Tiplerinde her fley bir iflkence arac›d›r.

2-

Ercan Kartal da 19 Aral›k 2000'den bu güne tek bafl›na tecritte tutulmaktad›r. Mahkemede yapt›¤› savunma için yay›n yasa¤› konulmufl kamuoyunun yaflananlar› ö¤renmesi, F Tiplerindeki tecridi, iflkenceyi ve zulmü görmeleri engellenmifltir.

3- Tutuklular›n muayene ve tedavileri engellenmektedir. Askerler bayan erkek ayr›m› yapmaks›z›n tüm tutuklu ve hükümlüleri ç›r›lç›plak soyarak onursuz arama dayatmas›nda bulunduklar› için tutuklular hastaneye gidemiyorlar. Kütahya E tipi hapishanesinden hastaneye giden Hatun Polat adl› müvekkilemiz Kad›n Do¤um Doktoruna muayene olmak istemifl, hapishane görevli subay› odadan ç›kmad›¤› için muayene olamadan dönmüfltür. Ahlaks›zl›¤›n boyutuna bak›n! Bu konuda yap›lan suç duyurusunda ise "adil yarg›"n›n cevab› "güvenlik nedeniyledir, takipsizlik karar›na" olmufltur. Tutuklular›n imha politikas› sadece operasyonlarla de¤il bu uygulamalarla da devam ettiriliyor. 4- Hapishane idarecilerinin keyfili¤i, hukuk tan›mazl›¤› o kadar artt›rm›flt›r ki, Adana Kürkçüler hapishanesinde müdür tutuklular› ölümle tehdit etmektedir. 5- Tüm hapishanelerde nefes almak dahi paraya endekslenir hale getirilmifl; tutuklular kazanç kayna¤› olarak görülmektedir. F tiplerinde, eski Özel, yeni H tipi hapishanelerde hücrede kullan›lan elektrik ücreti tutuklulardan zorla tah-

sil edilmektedir. Kartal Hapishanesi, tutuklular›n hesab›ndan kesinti yapmam›fl, tutuklular da bu haks›z uygulamay› protesto ederek ödeme yapmad›klar›ndan 3 ayd›r elektriksiz hücrelerde karanl›kta tutulmaktad›rlar.

6- E, F ve H tipi tüm kapal› hapishanelerde tutuklu ve hükümlüler; duruflma, hastane, Adli T›p vb. girifl hapishane ç›k›fl ve girifllerinde zorla ç›r›lç›plak soyularak, onur k›r›c› bir flekilde aranmak istenmekte, onursuzlu¤a karfl› ç›kanlar öl-

D

ört sayfadan fazla mektubu yasaklayan Genelge:

Mektuplar›n imhas› hakk›ndaki kararlar incelendi¤inde görülecektir ki tecrit uygulaman›n kendisidir, örnek olarak Kartal H Tipi Kapal› Hapishane müdürlü¤ü mektup okuma komisyonu baflkanl›¤›n›n 4. 7. 2003 tarihli karar›nda flöyle denilmektedir: 1- Yasemin ‹lter taraf›ndan Filiz Gencer'e gönderilmek istenen taahhütlü mektupta: Adalet Bakanl›¤› Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlü¤ü'nün tüzü¤ünün 144-145. maddelerinde de belirtildi¤i gibi 4 sayfadan fazla mektuplar›n gönderilemeyece¤i belirtildi¤inden... 2- Gözde fiahin taraf›ndan Filiz Gencer Uflak adresine gönderilmek istenen mektuplarda devletimizden "katliamc›, iflbirlikçi ve halk düflman›" olarak bahsedilmektedir. "Devlet aleyhinde yanl›fl ve haks›z kamuoyu oluflturma" fleklinde fiilinin ifllendi¤i sabit görüldü¤ünden... 3- Serpil Cabadan taraf›ndan Ümit Akyüz' e gönderilmek istenen mektup, 4 sayfadan fazla mektuplar›n gönderilmeyece¤i belirtildi¤inden ve örgütsel nitelikli cümle ve metinler ile ölüm oruçlar›n› teflvik edici ve övücü metinler bulundu¤undan, 4- Yasemin ‹lter taraf›ndan Niyazi A¤›rman'a gönderilen mektupta ölüm oruçlar›n› teflvik edici ve övücü metinler bulundu¤undan ve devletimizin kolluk kuvvetlerine haks›z yere sald›r›da bulunuldu¤undan "Devlet aleyhinde yanl›fl ve haks›z kamuoyu oluflturma" fleklinde ki fiilin ifllendi¤i sabit görüldü¤ünden, denilmek suretiyle Adalet Bakanl›¤›'n›n Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlü¤ü'nün 16. 7. 1996 gün ve 1062 tüzü¤ün 144-145-151. maddeleri 6. 11. 2000 gün ve 067226 say›l› genelgesine dayan›larak bahsi geçen yaz› ve yay›nlar imha edilmifltir. Ayn› konuyla ilgili di¤er bir örnek ise Kartal H Tipi Kapal› Cezaevi Müdürlü¤ü'nün 27. 6. 2003 tarihli karar›nda görülmektedir. Bu kararda; Yasemin ‹lter taraf›ndan Ümit ‹lter ad›na gönderilmek istenen... Tutuklu Gözde fiahin taraf›ndan Sezgin Çelik ad›na gönderilmek istenen... mektuplar›n ayn› gerekçelerle imha edilmesine karar verildi¤i belirtilmektedir.

Say› 72 23 10 A¤ustos 2003


düresiye dövülmektedir.

7- Savunma hakk› engellenerek tutuklular duruflmalara çeflitli bahanelerle götürülmemektedir. Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde kalan Hasan Kaya ve Ali Koca celp gitmedi¤i gerekçesi ile yarg›land›klar› mahkemeye götürülmeyerek, tahliyeleri engellenmifltir. 8-

Fiili sald›r›lar tüm hücre hapishanelerde devam etmektedir. Daha evvel Ali ‹hsan K›l›ç'›n kafas›n› duvara vurarak haf›za yitimine sebep olan, Volkan A¤›rman'›n hücresinde flüpheli olarak ölü bulundu¤u Kand›ra F tipi hapishanesinde, say›m s›ras›nda çöpü boflaltmas› istenen Bayram Ayverdi çöp boflaltma günü olmad›¤› gerekçesi ile istenilen bu keyfi uygulamay› yapmad›¤› için gardiyanlar ve askerler taraf›ndan sald›r›ya u¤ram›flt›r.

Say› 72 24 10 A¤ustos 2003

Bayram Ali Ayverdi gönderdi¤i mektupta olay› flu flekilde anlatmaktad›r "18 Temmuz cuma günü hücre aramas› için, müdürle beraber asker ve gardiyanlar geldi, hücrede arama yap›l›rken havaland›rmada durdu¤umda askerler taraf›ndan çöpü atmam söylendi, çöp günü olmad›¤› için bugün çöp ç›karmayaca¤›m› söyledim. Müdür'ün askerlere çöpü yere dökün demesi üzerine çöpleri yere döktüler. Bu keyfi ve kas›tl› olay› protesto edip kap›y› döverek keyfi uygulamalara son fleklinde ba¤›rd›¤›m s›rada hapishane savc›s› geldi, çöpleri personele toplatt› ve gittiler. Ayn› gün bu olay için ifadem al›nmak istendi, burada ma¤dur durumda olan benim bu yüzden ifade vermeyece¤imi söyleyerek vermedim, 2 gün sonra 1 ay ziyaret cezas› ald›¤›ma iliflkin bir belge getirdiler, bu gayr› meflru hukuk d›fl› belgeyi de imzalamad›m."

9- Tecrit uygulamas›n›n altbafll›¤› olarak yay›nlar, kitaplar, dergiler, gazeteler tutuklulara verilmemektedir. Toplatma karar› olmayan yay›nlar dahi genelgeler, tüzükler gerekçe gösterilerek imha edilmekte, yarg›sal denetime dahi tabi tutulmamaktad›r. 10- ‹zmir-K›r›klar F Tipi Hapishanesi’nde aile ve avukat görüfl süreleri keyfi olarak k›s›tlanmakta, gerekçe olarak hapishanenin flehir merkezinden uzakta oldu¤u çal›flan personelin mesai bitiminde evlerine gecikmeleri gösterilmektedir.

11- Tekirda¤ Kapal› Hapishane bayanlar ko¤uflunda bulunan Nurten Hasçelik'e avukat› taraf›ndan gönderilen faks sak›ncal› bulundu¤u için verilmemifltir.

T

ecrit koflullar›n› anlatan mektuplar imha ediliyor. Tutuklu ve

hükümlünün düflüncesini belirtti¤i tüm yaz›flmalar› denetlenmekte ve imha edilmektedir. Yaz›flmalar›n imhas›nda bir ölçü bulunmamaktad›r. Tutuklu ve hükümlülerin yaflad›klar› koflullar›, tecridi anlatt›klar›, ayd›nlara, sanatç›lara demokratik kitle örgütlerine yazd›klar› mektuplar imha edilmektedir. Tekirda¤ F tipi hapishanesinde ayd›n ve sanatç›lara yaz›lm›fl 300 adet mektup yak›n zamanda imha edilmifltir. Mektuplar›n imhas› tecridin kendisidir. Amaçlanan her türlü sosyal, kültürel bilgi al›flveriflini ve kamuoyunun bilgilendirilmesi engellemektir. Burada tecrit iki yönlü olarak uygulanmaktad›r, birinci yönü hapishanedekilere, ikinci yönü ise topluma yöneliktir. Hapishanelerde yaflananlar›n ö¤renilmemesi hedeflenmektedir. Aileler yönünden tecrit uygulamas› ise daha a¤›r sonuçlar tafl›maktad›r, öncelikle yak›nlar›n›n sa¤l›klar›ndan endifle etmektedirler geçen zaman tecridin sonuçlar›n› ortaya koydukça, ortaya ç›kan sonuçlar aileler aç›s›ndan dayan›lmaz bir hale gelmektedir, yak›nlar›n› ziyarete gelen aileler keyfi olarak görüfl k›s›tlamas› ile karfl›laflmaktalar, hapishane giriflinde onur k›r›c› arama ve uygulamalara maruz kalmaktad›rlar. Tecrit uygulamas›na do¤rudan tan›k hatta ma¤duru olan bir kesimde avukatlard›r. Avukatlar her F tipi hapishane ziyaretinde flüpheli bir flah›s gibi davran›lmas›na katlan›lmak zorundad›r, avukat ve müvekkil iliflkisine uygulanan tecrit özünde savunma hakk›na yönelik sald›r›d›r.

Ç

özüm; tecritin kald›r›lmas›.

Bu örnekler say›ca ço¤alt›labilir ancak as›l olarak vurgulanmas› gereken tutuklu yak›nlar› ve ayd›nlar›n bu konuda duyarl› bir kamuoyu yaratmay› amaçlad›¤› her türlü demokratik çal›flma ve yaflananlar› kamuoyuna ulaflt›rma çabalar› bask› tehdit gözalt› ve polis coplar› ile engellenmektedir. ‹stanbul'da ve Afyon'da yap›lan sald›r› en yak›n örneklerdir. Bu tür uygulamalar göstermektedir ki hapishanelerde uygulanan tecrit bir politikan›n sonucudur ve bilinçli olarak kamuoyuna dayat›lmaktad›r. Toplumun her kesimini ilgilendiren bu soruna karfl› duyars›z kal›nmas› uygulamalar›n daha da a¤›rlaflt›r›larak artmas› sonucunu do¤uracakt›r, Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n›n kabulü ile tecrit yasalaflacak, sald›r› artarak devam edecektir. Tecridin kald›r›lmas› tüm toplumun talebi olmal›d›r, bugün tecridin kald›r›lmas› talebi demokrasi mücadelesinin temel tafl› olmufltur, demokrat›m, ayd›n›m diyen insanlar bu soruna duyars›z kalamazlar. Çözüm, tecridin kalkmas›d›r. Ölümler ancak bu flekilde son bulur.


F Tiplerinden Sonra D Tipleri ve TTE Gündemde

fi‹MD‹ SORU VE SORGULAMA ZAMANI!

Diyarbak›r, Denizli, Kand›ra veya daha baflka yerlerde “daha yüksek güvenlikli” hapishaneler yap›l›yor. “Yüksek güvenlik”, daha kat› bir tecrit, daha koyu bir izolasyon demektir.

yollarla” mücadele edilmeli diye ak›l verdi.

TTE gündeme geliyor; TTE’nin hapishanelerde nas›l bir “rol” üstlenece¤ini tecrübelerimizle biliyoruz; “teslim almay›, piflmanl›¤›” yaratmak için TTE, günlük iflkencelerin, infaz yakmalar›n, disiplin cezalar›n›n arac› olacakt›r.

Teori: Solun birli¤i, emek güçlerinin ittifak›, sözleri hiç dillerden düflmedi. Bloklar oluflturuldu. Koordinasyonlar kuruldu.

KADEK’li tutsaklar, flimdilik s›n›rl› say›da F tiplerine sevkediliyor; yar›n sevkler (F tiplerine veya di¤er “yüksek güvenlikli” hapishanelere) tümünü kapsayacakt›r. Yar›n D Tipleri d›fl›nda baflka fleyler de yaflayaca¤›z, Avrupa’daki gibi, çok daha koyulaflt›r›lm›fl özel izolasyon hücrelerini görece¤iz. (Bunu sa¤layacak AB’ye uyum paketinin çoktan haz›rlanm›fl oldu¤una emin olabilirsiniz.) O zaman da ayn› teoriler mi yap›lacak? “Ayn› teoriler”! Hangi teorileri kastetti¤imiz genel olarak biliniyor elbette. Sonuç olarak F tiplerine karfl› direnmemeyi, mücadele etmemeyi sa¤layan teorilerdir bunlar. D tipi hapishanelerin önü böyle aç›ld›. TTE için oligarfliye böyle cesaret verildi. Sorular ve sorgulama iflte bu noktada gerekli! Bu teorilerin ne anlama geldi¤ini sormadan, bu teorilerin sahiplerini sorgulamadan “D tipi hapishanelere karfl› duyarl›l›k” ça¤r›lar›n›n hiç bir anlam› yoktur. F tipine karfl› “nas›l mücadele ettik, ne yapt›k, ne sonuçlar ald›k?” diye muhasebe yapmayan hiç bir kesim; D tiplerine karfl› mücadelede hiç bir sonuç alamaz! * Teori: “Hapishaneler sorunun çözümü demokrasi mücadelesinin geliflmesine ba¤l›d›r” buyurdunuz. Soru: Peki bu sorun, üç y›ld›r sizin demokrasi mücadelenizin neresinde yer ald›? Hangi platformda gündeme girdi? Girmediyse neden? Teori: Kimi, biz de F tiplerine karfl›y›z dedi. Kimi, AB’yle karfl› karfl›ya gelmek istemedi¤i için, özde devrimcilerin tasfiyesinden yana oldu¤u için, onu bile tam söylemeyip, tecrite karfl› yar›m a¤›z muhalefet yapt›. Kimi, bize “baflka

Soru: Peki biz kendi yöntemlerimizle F tiplerine karfl› mücadele ederken, siz “kendi yöntemlerinizle” F tiplerine karfl› ne yapt›n›z?

Soru: Bizim cesetlerimiz kalkarken neredeydiniz? Birlik, dayan›flma, faflizme karfl› omuz omuza olmak gelene¤i, neredeydi? Politik tav›r ve taktikler bir yana; toplumsal geleneklerimiz bile tabutlar›m›z›n alt›na omzunuzu koyman›z› gerektirmez miydi? Yine bir soru: Bugünden sonra omuz verecek misiniz? * Direnifle, F tiplerine karfl› mücadeleye dair elefltirileri bile cevaplamad› bu kesimler. Bu noktada ideolojik bir mücadele bile yapmad›lar. Tersine, direnifle karfl› dedikoduyla, spekülasyonla “mücadele” ettiler. Gündeminizi anlat›n bize; bir türlü aç›klayamad›¤›n›z gündeminizi. ‹flçi, köylü, memur, iflsizler, gecekondu yoksullar›, halk› örgütlememiz laz›m diyenler, 3 y›lda hangi iflçiyi, köylüyü örgütlediniz? Dedikoduyu, spekülasyonu sürdürerek direniflten kaçmaya devam m› edilecek, görece¤iz! Görevlerini, sorumluluklar›n› bir yana b›rak›p direnifle küfür ve hakaret edenler, oligarflinin önünü açanlar, bunlar›n hesab›n› elbette vermek zorundad›rlar. Sekterlik, tarikat, mürit... sonra? Baflkalar›na sald›rarak kendi sorumsuzlu¤unu, duyars›zl›¤›n› gizle. Yavuz h›rs›z misali. Bu yöntemleri b›rak›n. Öyle bir demokrat, öyle bir komünist, öyle bir devrimci düflünün ki; hapishanelerden ç›kan cesetler onu ilgilendirmiyor. SORU: BU NASIL SOLCULUK, DEMOKRATLIK, KOMÜN‹STL‹K? B‹Z NE YAPTIK F T‹PLER‹NE KARfiI? Ben solcuyum, devrimciyim, sosyalistim, komünistim, demokrat›m, emekten, hak ve özgürlüklerden yanay›m diyen herkes, bu sorular› yüksek sesle sormal›d›r.

Say› 72 25 10 A¤ustos 2003


Demagoji, riyakarl›k, iflbirlikçilik:

HANG‹ KILIFA SOKSAK DA ‹fiGALE ORTAK OLSAK! Oligarfli iktidar›yla ordusuyla iflgale ortak olacak olmas›na, ama nas›l olunacak, hangi k›l›f geçirilip halk›n tepkisi asgariye indirilecek, bunun hesaplar› yap›l›yor. Asker gönderme konusunda yap›lan görüflmelerin, “zirvelerin” sonuçlar›n› aç›klayan D›fliflleri Bakan› Abdullah Gül’ün a¤z›ndan dökülen yalan›n, demagojinin bini bir para. AKP iktidar› 70 milyon halk›n ve dünyan›n gözlerinin içine bakarak yalan söylüyor, demagoji yap›yor. Say› 72 26 10 A¤ustos 2003

‹flbirlikçili¤e K›l›f Aray›fl› ve ‘Irak Zirvesi’ AKP hükümeti iflbirlikçili¤in sorumlulu¤unu üzerinden atmak için, bakanlar kurulunda “Asker gönderme hükümet de¤il, devlet karar› olsun” karar›n› alm›flt›. Bunun ilk ad›m› 5 A¤ustos günü Baflbakan Erdo¤an baflkanl›¤›nda yap›lan toplant› oldu. Toplant›ya Baflbakan, D›fliflleri, ‹çiflleri ve Milli Savunma Bakan›’n›n yan›s›ra Genelkurmay Baflkan› Org. Hilmi Özkök ile M‹T ve D›fliflleri müsteflarlar› kat›ld›. Toplant›da, al›nacak karara Sezer’in ortak edilmesi kararlaflt›r›ld›. Toplant› “de¤erlendirme toplant›s›” olarak kamuoyuna aç›klanm›fl olsa da, asker gönderme kararl›l›¤› ve bu konuda öne sürülen flartlar ve halka yönelik demagojiler büyük oranda flekillenmifl durumda.

flünülemez. “Irak’›n istikrara ve huzuruna katk›da bulunmak” üzere TBMM’den yeni bir tezkere ç›kar›lmal›d›r. 2- Sezer ve MGK’dan onay al›nmal›. MGK, asker gönderilmesi konusunda zorunlulu¤u vurgulamal›. 3- Halka jandarmal›k yapmad›¤›m›z anlat›lmal›. Pazarl›k yap›l›yor havas› yarat›lmamal›. 4- KADEK’in bölgeden ç›kar›lmas› konusunda Amerika’n›n ad›mlar›na göre durum yeniden de¤erlendirilmeli... Bas›na yans›yan flu geliflmeler bile, oligarflinin demagojiyle, riyakarl›k ile iflbirlikçili¤ini örtmeye çal›flt›¤›n›n, Amerikan jandarmas› olman›n k›l›f›n› arad›¤›n›n kan›t›d›r. Bu demagojiler aras›nda en s›k ifllenen ve tam da mihenk tafl›n› oluflturan iflgale jandarmal›k konusudur. Bu konuda demeçler veren Abdullah Gül, 6 A¤ustos tarihli Milliyet’te Fikret Bila’ya flunlar› söylüyor; “Bugün savafla gidilmesi sözkonusu de¤il... Elektri¤inden köprüsüne, suyuna kadar katk›m›z olur... Türkiye’den

baflka türlü hareket tarz› beklenemez, Irak halk› da beklememelidir... Türkiye, Irak’a giderse savaflmak için de¤il Irak halk›n› kurtarmak için gider. Ancak böyle bir çerçevede Türkiye görev üstenir. Yoksa sadece güvenlik boyutuyla de¤il. Sosyal amaçlarla gider. Bunun içinde güvenli¤in sa¤lanmas› için asker olabilir.”

Irak Halk›n› ‘Kurtarma’ S›ras› Oligarflide Mi?! Amerikal› general “savafl›n bitmedi¤ini” dile getiriyor, Abdullah Gül, Anadolu gençlerinin kan›n› Amerika’ya satt›klar› imaj›ndan kurtulmak için Irak’ta savafl›n olmad›¤› demagojisine sar›l›yor. Demagojiler içinde en rezilce olan› ise, oligarflinin Irak’a gidifl gerekçesi. Kimden, nas›l kurtar›yorlar? ‹flgalden mi kurtaracaklar? Yoksa Irak halk›na zulmeden, ülkesini iflgal eden, aç, susuz, elektriksiz, iflsiz b›rakan Amerika’ya karfl› m› savaflacaklar? Elbette de¤il. AKP iktidar› halk›m›za karfl› her konuda baflvurdu¤u takiyye, hile, aldatma politikas›n› Irak’l›lara karfl› da uyguluyor. Resmen söylenen, biz Irak halk›n› aldatal›m; alt yap›, su, elektrik vs. diyelim bu arada iflgale jandarmal›k da yapm›fl oluruz deniyor. “Genifl bir vizyon içinde” dedikleri bu. Yoksa “Irak’›n siyasi gelece¤inde söz

Özet olarak toplant› sonucunda flu kararlar al›nd›:

Tayyip Erdo¤an

1- BM ya da NATO karar› iyi olur, bu olmazsa, Türkiye’nin yak›n komflusundaki önemli geliflmelere seyirci kalmas› dü-

Oligarfli, iktidar›yla, ordusuyla, medyas›yla, sermayesiyle vatana ve halka karfl› ihanet suçu iflliyor. Halk, ihaneti affetmeyecek, unutmayacak! ‹hanetin hesab› sorulacak!

Hilmi Özkök

Ayd›n Do¤an

Rahmi Koç


sahipli¤i” gibi ham hayaller ancak oligarflinin masabafl› hesaplar›d›r. Emperyalistlerin sofras›ndan alabilecekleri, k›r›nt›lardan ve “tamam kendinizi ispatlad›n›z, affediyoruz” nasihatlar›ndan ibarettir. Peki Irak halk› AKP iktidar›n›n düflündü¤ü gibi çok mu aptal(!) Yoksa AKP islamc›, Türkiye müslüman diye, “Amerikan iflbirlikçisi de olsa müslüman›n vurdu¤u yerde gül biter” diye mi düflünmeli? AKP’nin “model olabiliriz” diye emperyalistlerin pazar›na sat›l›¤a ç›kard›¤› islamc›l›¤›n›n nas›l bir islamc›l›k oldu¤u ayr› bir tart›flmad›r, ancak tart›fl›lmayacak bir fley varsa Irak halk›n›n iflgalcinin her türlüsüne yönelik tavr›d›r. Amerikan askerlerine barakalar yapmak için malzeme tafl›yan Türkiye’ye ait bir t›r konvoyuna düzenlenen sald›r› bir uyar›yd›. Kald› ki, Irak halk› çok aç›k olarak ifade ediyor; “Irak'ta Türk askerini istemiyoruz. Müslüman olması bir fleyi de¤ifltirmez. ‹flgal iflgaldir. ABD askerleri çok zor durumda. Direniflle karflılafltılar. Türk askerini davet etmedik, niçin geliyor? Gelirse iflgalci konumuna düfler" (Milliyet, 5 A¤ustos) Baflka söze gerek var m›? Oligarfli de Irak halk›n› ancak efendisi gibi “kurtar›r”; katlederek. AKP bu demagojileri, yalanlar› da Amerika’dan ö¤reniyor. Efendisi zulmün, iflgalin ad›na “özgürlük, demokrasi” diyor, AKP de iflbirlikçili¤ine, katliamc›l›¤›na “insanilik, dost ülke” ad›n› veriyor. “ABD ile siyasi çizgilerinin örtüfltü¤ünü” kendileri söylemiyor mu; iflte çizgiler böyle örtüflüyor.

“Kuklan›z Ça¤›rs›n” Patentinin AKP’ye ait oldu¤u islamc› bas›n taraf›ndan sanki bir övünç meselesiymifl gibi ya-

z›lan “Geçici Hükümet Konseyi’nin Türkiye’yi davet etmesi” de oligarfli cephesinden tart›fl›lan seçenekler aras›nda. Ki Amerika aç›s›ndan sak›ncas› yok. Emrindeki konseyin ça¤›rmas› Irak plan› aç›s›ndan bir sak›nca do¤urmaz. Peki bu öneriyi ABD’ye ileten ve “bizi böyle ça¤›r›n” diyen AKP, Konsey’in niteli¤ini bilmiyor mu? Bilir. S›k›nt›s› parti içinde ve halka karfl›. Halka ve vatana ihanet karar›n›, gençlerimizi emperyalizme ucuz asker olarak kiralamay› izah edemeyece¤inin fark›nda. Bunun için durmadan “jandarma olmayaca¤›z” nakarat›n› tekrarl›yorlar. Oysa hangi formülü ortaya atarlarsa ats›nlar, sonuç jandarmal›¤a ç›k›yor. AKP’nin asker gönderme karar› önümüzdeki süreçte daha da netleflecek, tezkerelere dönüflecektir. Sermayenin sesi Amerikanc› medya da bu konuda tam seferberlik durumundad›r. “Türkiye’nin ç›karlar›” sak›z› yine çi¤nenmeye baflland›. Onursuzlu¤un, iflbirlikçili¤in, halklara düflmanl›¤›n ad›; Türkiye’nin ç›karlar›. Bu arada “para pazarl›¤› yap›lm›yor” demelerine de bakmay›n. IMF’nin borç erteleme karar›nda ABD’nin IMF’ye bast›rmas›n›n ve Gül’ün Amerika gezisinin ard›ndan gündeme gelen 8,5 milyar dolarlık kredinin ne anlama geldi¤ini herkes biliyor. IMF toplant›s›nda Türkiye ad›na güvence veren ve “AB reformları nedeniyle TBMM çok yo¤undu, o nedenle yapısal tedbirleri geciktirdiler. fiimdi onları yapacaklar” diyen Amerikal›, bunun karfl›l›¤›n›n ne olaca¤›n› da anlat›yor. Karfl›l›¤› Irak konusunda ABD’nin isteklerinin yerine getirilmesinden baflkas› de¤ildir. Mesele halk›n aldat›lmas›nda, bu andan itibaren AKP’nin yalanlar›n› dinlemeye haz›r olun.

‹flgal ortakl›¤›n›n dolambaçl› yollar›ndaki yalan ve demagojiler ◆ Irak halk›n› aldatmak, iflgalci gibi görünmemek için önce “sosyal amaçlarla” girelim.

◆ ‹flgalciye deste¤e gitti¤imizi halka anlatamay›z, ABD kuklas› Irak Hükümet Konseyi davet ediyor k›l›f› geçirelim.

◆ ABD, KADEK’i Irak’tan ç›karma operasyonuna bafllas›n ki, biz de “terör” demagojisi ve flovenizm propagandas› yaparak jandarmal›¤›m›z› halka kabul ettirelim.

◆ Milletvekilleri üzerinde bask› oluflturmak ve asker gönderme karar›n› hükümetin de¤il devletin karar› haline getirmek için MGK asker göndermenin gerekli oldu¤u karar› als›n ki, halk “çocuklar›m›z› siz katlettirdiniz” diye hesap sordu¤unda “bu bir devlet politikas›d›r” diyelim.

◆ YANILIYORSUNUZ; ‹flgalciye jandarmal›k yapmaya, iflgale karfl› direnen bir halk›n ba¤›ms›zl›k ve özgürlük savafl›n› bo¤maya hiçbir k›l›f geçirilemez. Anadolu gençlerinin kan›n› ABD’ye satman›z› hiçbir fley meflrulaflt›ramaz.

Say› 72 27 10 A¤ustos 2003


Susurluklar› Örgütleyenler

Piflmanl›k Getirsin! “Topluma Kazand›rma Yasas›” ya da katliama “hayata dönüfl” dedikleri gibi utanmazca “Eve Dönüfl Yasas›” ad›yla pazarlanan P‹fiMANLIK YASASI, Cumhurbaflkan› Sezer taraf›ndan büyük bir h›zla onaylanarak yürürlü¤e girdi. Baflka konularda “hukuka uygunlu¤unu inceliyoruz” diyerek günlerce bekleten, AKP ile çat›flan Sezer, Piflmanl›k Yasas›’n› onaylamada saatleri bile sayd›rmad›. Çünkü “kamplar bekliyor”du, “terör örgütü elemanlar› s›n›r kap›lar›na y›¤›lm›fl”t›, “misafirhaneler düzenlenmifl, birkaç saat içinde eve dönüfl için haz›rl›klar tamamlanm›fl”t›...

Say› 72 28 10 A¤ustos 2003

Oligarflinin M‹T’inden, polisinden, Genelkurmay’›ndan ald›¤› bültenleri allay›p pullayarak 盤›rtkan bir pazar esnaf› edas›yla sunan medyaya göre, binlerce kifli yasan›n ç›kmas›n› bekliyor. Medya “haydi koflun koflun” diyor, daha yasa ç›kmadan yüzlerce kiflinin teslim oldu¤u yalanlar› yay›nlan›yor. Bu ucuz pazarda, ihanet pazarlan›yor. Kifliliksizlefltirme ve soysuzlaflt›rma tezgah›n önüne dizilen meyveler gibi s›r›t›yor. Devletin valisi en hamasi nutuklar›n› at›yor burjuva medyada; “devletin s›cak kollar›na s›¤›n›n!” Oligarflik diktatörlü¤e karfl› mücadele edenlerin nedamet getirmesi isteniyor; oligarflik düzenimiz önünde boyun e¤in deniliyor. Amerika, Piflmanl›k Yasas›’na deste¤inin tam oldu¤unu, “Kuzey Irak’tan KADEK’in ç›kar›lmas› için gerekli koflullar›n flimdi olufltu¤unu” ilan ediyor. Ayn› flekilde Kürt iflbirlikçi afliret liderli¤i de yasan›n f›rsat oldu¤u demeçleriyle ABD-Türkiye plan›nda yerald›¤›n› ifade ediyor. KADEK özgülünde, Piflmanl›k Yasas› imha ya da teslimiyet dayatmas› ile bütünlefliyor böylece. Peki kimdir nedamet getirmesi, piflman olmas› gerekenler?

Halka Karfl› Suç ‹flleyenler Nedamet Getirmelidir Katili, h›rs›z›, ony›llard›r bu ülkeyi bask›yla, zorla, katliamlarla, kaybetmelerle, Susurluklarla, köy boflaltmalarla, kulak kesip kelle kopararak yönetenler halk›n karfl›s›na geçmifl, “terör” demagojisi yap›yor. Düzenlerine karfl› mücadele edenlerin piflmanl›k getirmesini istiyorlar.

Ony›llard›r bu ülkenin “demokratik olmayan biçimde yönetildi¤ini” itiraf edenler nedamet getirmeyecek de, bu anti-demokratik düzene karfl› mücadele edenler mi nedamet getirecek? Susurluklar› oluflturanlar de¤il de, Susurluk’a karfl› mücadele edenler mi nedamet getirecek? Devrimciler, yurtseverler nedamet getirecek hiçbir suç ifllemediler. Her gün halka karfl› iflledikleri suçlar› belgelenenler, Piflmanl›k Yasalar› ç›karanlardan baflkas› de¤ildir. Abdulkadir Aksular, Hizbullahlar› nas›l koruyup halka karfl› kulland›klar›n›n piflmanl›¤›n› getirmeli mesela. Cemil Çiçekler hapishanelerden ç›kan tabutlar›n, Generaller Türkiye’nin da¤›n›, tafl›n›, kentini köyünü nas›l kan gölüne dönüfltürdüklerinin, insanlar› diri diri nas›l yakt›klar›n›n, Kürt köylülerinin evlerini bafllar›na nas›l y›kt›klar›n›n piflmanl›¤›n› getirmeli, halka hesap vermelidir. Bu ülkede Susurluk denilen ve binlerce infaz, kaybetme, katliam, iflkence üzerine oturan politika, yasalardan ve hukuktan sözeden devletin tepesinde kararlaflt›r›ld›. Demireller, Çillerler, Do¤an Gürefller, A¤arlar bu ülkenin cumhurbaflkan›, baflbakan›, Genelkurmay baflkan› ve bakanlar›yd›lar. Resmen, halka karfl› suç iflleme karar› ald›lar. Kifliler de¤iflti, Susurluk politikas› de¤iflmedi. Bu ülkede ony›llard›r “Kürt yoktur” diyerek imha ve inkar siyasetini sürdüren, katliamlar düzenleyen, Kürt halk›n›n önderlerine idam sehpalar› kuran da bu devletten baflkas› de¤ildir. Peki kimdir o zaman piflmanl›k getirmesi gerekenler, kimdir af dilemesi gerekenler?

Hakl› ve Meflru Olanlar Piflman Olmazlar Suç iflleyenler piflman olabilir ancak. Suçlu olan oligarflik düzendir. Halka karfl› Susurluk’u örgütleyenler, Piflmanl›k Yasalar› ile Susurluk’a


karfl› mücadelenin suç oldu¤unu söylüyorlar. Egemen s›n›flar tarihin her döneminde halklara ayn› fleyi dayatm›flt›r. Spartaküs’ten bu yana de¤iflmeyen kurald›r. Piflmanl›¤›n biçimleri de¤iflir, özü de¤iflmez. Kimi zaman, bin y›llar önce Engizisyon Mahkemeleri’nde alt› y›l boyunca yarg›lanan Bruno’ya dayat›l›r piflmanl›k, kimi zaman da cunta mahkemelerinde, hapishanelerinde, kuflatmalarda Türkiyeli devrimcilerin, yurtseverlerin karfl›s›na ç›kar. Bruno; “Dayan, mert ol, cahillerin yarg›s› seni tehdit etse bile fikrinden dönme. Ifl›¤› karanl›ktan ay›rabilecek yüksek bir ak›l mahkemesi vard›r. Sad›k, vefal› tan›klar ve avukatlar senin davan› savunacaklar.” diyerek hakl›l›¤›n› savunmufltu. Cunta mahkemelerinde en özlü ifadesini “Hakl›y›z Kazanaca¤›z” slogan›nda buldu, zulme ve sömürüye karfl› savafl›n meflrulu¤u. Egemen s›n›flar, piflmanl›k getirildi¤i yerde zulüm ve açl›k düzenlerinin ömrünün uzayaca¤›n› düflünmüfller, önce beyinlerdeki hakl›l›k ve meflruluk bilincini yok etmek istemifllerdir. Kuflatma alt›ndaki halk kurtulufl savaflç›lar›n›n “As›l Siz Halk›n Adaletine Teslim Olun” sloganlar› iflte bu hakl›l›¤›n ve halk›n kurtulufl savafl›n›n meflrulu¤unun hayk›r›lmas›d›r.

Piflmanl›k Yerine Af Dileyenlere Ça¤r›m›zd›r Kimileri hakl› olarak ç›kar›lan yasan›n Piflmanl›k Yasas› oldu¤unu belirterek, “kapsaml› bir af yasas› ç›kar›lmas›n›” söylemekte, hatta affa “sorunun (Kürt sorunu) çözümünün önemli bir halkas›” ifllevi yüklemekte. Yanl›fl! Aff› da reddedin, do¤rusu budur. Yasan›n gündeme gelmesinden bu yana dile getirdi¤imiz gibi, piflmanl›k ile af isteme aras›nda özde hiçbir fark yoktur. En düz ifadeyle; piflmanl›k getirecek bir fley yapmayanlar, af edilmesi gereken bir suç da ifllememifller demektir. Sanki farkl›ym›fl gibi sunmak, sol ad›na kimilerinin de “madem af olmad›, flimdilik bunu kabul edin” demesini beraberinde getiriyor. Bu zemin, sorunu “piflmanl›k-af” ikilemi içinde tart›flanlar veriyor. E¤er af, “sorunun çözümünde ad›m” ad›na isteniyorsa, bu da ayr› bir yan›lg›d›r. Oligarflinin hiçbir sorunu demokratik yollarla çözme gücü yoktur. Amerikan dayatmalar›yla gerçekleflmesi istenen “çözümün” ne menem bir çözüm oldu¤unun resmi ise Irak’ta sergilenmektedir. Piflmanl›k Yasas›’n›n Amerika ve Kürt iflbirlikçi afliret liderlerince de desteklenmesi herkese oligarfli-emperyalizm ittifak›n›n “Kürt sorununun çözümü”nden ne anlad›¤›n› anlatmal›d›r. Onlar›n politikalar›nda, imha ve teslimiyetten baflka hiçbir çözüm yoktur.

‹hanet ve Bir Baban›n Karar› ‹hanet, bütün toplumlarda alçakl›k olarak adland›r›lm›fl ve cezaland›r›lm›flt›r. Ülkemizde devlet eliyle kifliliksizlefltirmenin, alçakl›¤›n yasa haline getirildi¤i flu günlerde 2 A¤ustos tarihli gazetelerde bir haber vard›. Ba¤dat yakınlarındaki Thuluya kasabasında Amerikan askerlerinin kısa süre önce iflgale karfl› ç›kanlara, direniflçilere destek verenlere yönelik düzenledi¤i operasyonda 4 Irakl› katledilmiflti. Olay›n ard›ndan ihbar›n ayn› köyde yaflayan Sabah Kerbul taraf›ndan yap›ld›¤› tesbit edildi. Kasaba halk› karar›n› verdi ve babas›na bildirdi; ya o¤lunu sen ve ailen öldürürsünüz, ya da biz... Baba kararını verdi ve o¤lunun cezasını kendilerinin verece¤ini söyledi ve di¤er iki o¤luyla birlikte flafak sökmeden Kerbul'un odasına girdi. Kerbul baflına gelecekleri anlamıfltı. Bu yüzden de hiç direnmedi. Kasaba halk›n›n gözleri önünde onu Dicle nehrinin kıyısına götürdüler. Babası silahını en büyük o¤lu olan Kerbul'a (28) do¤rulttu. ‹ki el atefl etti. Biri baca¤ından, di¤eri sırtından girdi. Yere yı¤ılan Kerbul hâlâ nefes alıyordu. Babası bayıldı. Bu kez kardeflleri atefl açtı ve gö¤sünden vurup öldürdüler... Ne kardeflleri ne de babas› için Sabah Kerbul’u öldürmek kolay de¤ildi, ama ihanet affedilemezdi. Onurlu hiçbir halk ihaneti hoflgörmez. Geleneklerine, kültürüne dayanarak gerekli cezay› mutlaka verir. Kimileri “canavar baba” da diyebilir Irakl› baba için. Ya da, “töre cinayeti” ad› da verebilir ihanete verilen cezaya. Ama halklar›n öylesine gelenekleri vard›r ki, burjuva ideolojisi istedi¤i kadar ortal›¤› kaplas›n, o gelenekler biçimler de¤ifltirse de özünü korur. ‹hanete karfl› al›nan tav›r da böyledir. Bu nedenle ihanet halklar›n tarihinde düflkünleflmenin, alçaklaflman›n öteki ad› olmufltur.

Say› 72 29 10 A¤ustos 2003


‹slamc› zihniyet: ‘Eve dönüfl’ tamam, ya ‘okula dönüfl’?

Çok ‹stiyorsan›z Siz De Piflman Olun! yor? Çok istiyorsan›z, siz de P‹fiMANLI⁄I kabul edip okulunuza dönebilirsiniz. ‹nançlar›n›zdan nedamet getirmenizi, oligarflik düzenin dayatt›¤› düflünce ve yaflam tarz›n› kabul etmenizi tavsiye etmeyiz, ama yolu belli; “Türban takt›m, piflman›m, okuluma dönmek istiyorum”. Yapaca¤›n›z bu kadar! "Baflörtülüler katillerden daha mı tehlikeli?" diyen flovenist zihniyetin elbette tart›fl›lacak bir çok noktas› vard›r.

Say› 72 30 10 A¤ustos 2003

Piflmanl›k yasas›n›n ç›kar›lmas›n›n ard›ndan Vakit’in manfletine tafl›d›¤›, kimi yazarlar›n da köflelerinde dile getirdi¤i bu zihniyet bir çok geliflmede karfl›n›za ç›kar. Direnmez, direnifliyle politika yapamaz, it dalafllar›ndan medet umar ve her geliflmede ülkede yaflanan her türlü zulmü, terörü bir yana b›rak›p “ya türban” der. T›pk› milliyetçilik gibi benmerkezcidir, bencildir, dünya onun etraf›nda dönüyordur. Bu zihniyet “kendine demokrat olman›n” da ötesinde, kendinden baflkas›n›n, hele komünistlerin, devrimcilerin yok edilmesini isteyen, bunu dört gözle bekleyen zihniyettir. Bafll›¤a ald›¤›m›z söz, Yeni fiafak Gazetesi yazar› Sami Hocao¤lu’na ait. (4 A¤ustos) Ama belirtelim ki ona has de¤il. ‹stisnalar› d›fl›nda islamc› kesimin büyük bir bölümünün düflünceleri, ald›klar› ideolojinin “refleksi”dir. “‘Eve dönüfl’ tamam. Peki, örtüsü yüzünden ma¤dur edilmifl kızlar ne zaman okullarına dönecekler? Örtüsü yüzünden iflinden atılmıfl bayanlar ne zaman ifllerine dönecekler? Gerek zulme bulaflmak istemedi¤i, gerekse efli örtülü oldu¤u için baflörtüsü ma¤duru olmufl ö¤retim görevlileri ne zaman görevlerine iade edilecekler?” diye soruyor Hocao¤lu. Tabii bunu söyleyebilmek için önce islamc› zihniyet gerçe¤i çarp›t›yor, “af” diyor yasaya. Sonra terör edebiyat›yla, “eli silahl› adamlarla” süsleyip türbana getiriyor. Oysa AKP’nin ‹çiflleri Bakan› aç›kl›yor yasan›n amac›n›; “örgütleri çökertmek!” Düzenin “eve dönüfl” dedi¤inin koflulu ise belli, P‹fiMANLIK. Bu öyle bizim söylememiz, yorumumuz da de¤il; madde madde ayr›nt›lar› ç›kar›lan, piflmanl›¤›n derecesine göre ödüller verildi¤i resmi belgelere geçen bir olgudur. O zaman islamc› yazar ne istiyor, kimden ne talep edi-

Mesela bu zihniyet anti-komünisttir, flovenisttir. Kanl› Pazarlar da bu zihniyetin ürünü olarak ortaya ç›km›flt›r. Eminiz, Sami Hocao¤lu itiraz edecektir. Ama, AKP’ye yüklenmek, “sorunu çöz” demek için beyin k›vr›mlar›nda dolaflan anti-komünistlik, flovenistlik yaz›n›n her cümlesine siniyor, engel olam›yor. Sanki düzen solculara daha yumuflak, türban takanlara daha ac›mas›zm›fl imaj› veriyor; yalan, riya. Böyle bir k›yaslama düzenin zulmüne maruz kalanlar aras›nda yap›lmas› abestir, ahlaken de do¤ru de¤ildir. Herkes neyin ne oldu¤unu zaten biliyor. Bu kafa haklar ve özgürlükler mücadelesi veremez. Piflmanl›¤› onaylayan, meflrulaflt›ran bir zihniyetin inançlara sayg›s› olamaz. “Ben onlar›n düflüncelerini benimsemiyorum, ama piflmanl›k gibi bir ahlaks›zl›¤›n, düflkünlü¤ün dayat›lmas›n› da do¤ru bulmuyor, onaylam›yorum” diyemez. Peki soral›m; Hocao¤lu neden direnifli düflünmez de AKP’den (isterseniz af deyin) türban piflmanl›¤› bekler? AKP’ye “bizim iktidar” diye bakt›¤› için mi? Yoksa direnifl gelene¤ine sahip olmad›¤›, yukar›da anlatt›¤›m›z “refleksi” direnifl noktas›nda gösteremedi¤i için mi? Her ikisinin de belirleyicili¤i vard›r. Türbanl› k›zlar›m›z›n nas›l yüzüstü b›rak›ld›klar›n›, nas›l din bezirganlar› taraf›ndan kullan›lmaya çal›fl›ld›klar›n› anlatmayaca¤›z, kendileri de iyi bilir bunlar›. (Örnek olarak bkz. 15 Haziran 2003 tarihli Zaman Gazetesi’nde Nuriye Akman’›n röportaj› ve ayn› konuda Ekmek ve Adalet’in 65. say›s›) AKP konusundaki yan›lg› ise yaflanan geliflmelere ra¤men sürmektedir. Amerikan iflbirlikçili¤i herkesin gözleri önünde olan, kendi hapishanelerinde zulüm uygulayan, halk›n, emekçilerin düflüncelerini, taleplerini kâle almayan bir AKP tablosu herkesin gözünde netleflmifltir. Oligarflinin bask›, zulüm üzerine flekillenen “devlet dili”ni de (Ahmet Taflgetiren 29 Temmuz 2003 Yeni fiafak) çok iyi benimsemifl, ayn› dili kullanmaktad›r. Ama yok, “AKP baflka kesimlere yönelik her türlü zulmün uygulay›c›s› olabilir, ABD ile iflbirli¤i yapabilir, Avrupa’n›n emirlerini yerine getirebilir, yeter ki türban sorununu çözsün” diyorsan›z, söylenecek fazla bir fley yok demektir. Piflmanl›k yolunuz aç›k olsun, anti-komünistli¤e, flovenistli¤e devam edin!


Gecekondular›m›z ve düzenin yaratt›¤› pislikler HIRSIZLIK, UYUfiTURUCU, FUHUfi, ÇETELEfiME ve daha baflka, kapitalist düzenin pislikleri gecekondular›m›z› bir a¤ gibi kuflatm›fl durumda. Yoksullu¤umuz büyüdükçe, iflsizlik artt›kça buna ba¤l› olarak gençlerimiz sistemin yaratt›¤› bu pisliklerin aras›nda yok olup gidiyorlar. ‹flte bu gerçek özellikle devrimcilerin bulundu¤u gecekondu mahallelerinde bu konuda bir mücadeleyi, e¤itimi de beraberinde getiriyor. Önce Okmeydan› Halk Meclisi’nin batakhanelere karfl› mücadelesi, sonra Gazi Halk Meclisi’nin uzun süredir yapt›¤› ve halen devam eden faaliyetleri bu konuda at›lan somut ad›mlar› oluflturuyordu. fiimdi bunlara bir yenisi de, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Alibeyköy Giriflimi’nin yads›namaz çabas› ile “Eyüp Yerel Platformu” ad›yla bir araya gelen örgütlülük oldu.

Alibeyköy Halk›n›n Örgütlü Çözüm Aray›fl›: EYÜP YEREL PLATFORMU Eyüp Yerel Platformu kurulufl amac›n› 3 A¤ustosta düzenledi¤i bir bas›n toplant›s› ile duyurdu. Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Alibeyköy Giriflimi ad›na fievket Avc› ile Sebahattin Hal›lı ve Muhterem Aktafl taraf›ndan yap›lan bas›n aç›klamas›nda, “çürümeye, yozlaflmaya karfl› duyars›z kalamay›z, sorunlar›m›za kendimiz çözüm bulmal›y›z denildi ve “asl›nda sorunun kayna¤› sistemin kendisidir.” denildi. Sistemin yaratt›¤› bu sorunun gençlerimiz ve en genelde gecekondu halk› üzerindeki etkilerinin anlat›ld›¤› bas›n toplant›s›, “gelin yaflanabilir ve huzurlu bir Eyüp için elele verelim” ça¤r›s› ile

son buldu. “Eyüp Yerel Platformu” yoksul halk›n kendi sorunlar›na ancak kendisinin örgütlü mücadele ile çözüm bulabilece¤ini somut bir ad›m›. Haziran ay› ortalar›nda Cemevi’nde yap›lan ve 150 kiflinin kat›ld›¤› toplant› platformun oluflturulmas›nda ilk ad›m olmufltu. Uyuflturucuya, fuhufla karfl› kampanya bafllatma karar›n›n al›nd›¤› ve Temel Haklar’›n önerisi ile bu mücadelenin üç aflamaya ay›r›ld›¤› toplant›n›n ard›ndan süren çal›flmalar aralar›nda Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Alibeyköy Giriflimi’nin de bulundu¤u partilerden, DKÖ’lerden, köy derneklerinden, muhtarlardan, spor kulüplerinden oluflan 21 kurumu bir araya getirdi. Eyüp Yerel Platformu’nu oluflturanlar flöyle: Temel Haklar Alibeyköy Giriflimi, DEHAP, DHP, EMEP, ESP, BDSP, ÖDP, PSAKD, SDP, Dayan›flma Evleri, Güzeltepe Mahallesi Güzellefltirme ve Koruma Der., Kazanc›-S›ld›z-Tan›r-Kars Ardahan I¤d›r Köyleri Sos. Yrd. ve Dayan. Dernekleri, Vartolular Derne¤i, Kars Selimiye Lalo¤lu Sos. Yrd. ve Dayan. Der., Mobil Taksi Dura¤›, Alibeyköy Parseller Spor Klübü, Alibeyköy Esnaflar Komisyonu ve Güzeltepe Muhtar›.

Gazi Halk›n›n Çeteleflmeye Karfl› Mücadelesi Gazi halk›n›n uyuflturucu tacirli¤i, h›rs›zl›k, ahlaks›zl›k, çek-senet mafyac›l›¤› ve adam b›çaklama olaylar›na karfl› mücadelesi sürüyor. 3 A¤ustos günü "Gazide Çete ‹stemiyoruz" pankart›yla bir yürüyüfl yapan Gazi halk› yine karfl›s›nda çetelerin, uyuflturucunun ve her türlü yozlu¤un hamisi polisi buldu. Panzerler, akrepler ve otobüsler dolusu çevik kuvvet polisinin halk›n çetelere karfl› yürüyüflünü abluka alt›na almas›na, 'Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz' sloganlar›yla cevap verildi. Çeteleri Besleyen Susurluk ‹ktidar›d›r Dört Yol Meydan›na kadar süren yürüyüflün ar-

d›ndan bir aç›klama yapan Gazi Halk›, "Mahallemizde daha önce hiç yaflamad›¤›m›z fleyleri yafl›yoruz. Bizim çocuklar›m›z çetelerin oyunca¤› haline geliyor. Onurumuza, namusumuza, de¤erlerimize sald›ran tabiki mahallemizde bar›nan üç-befl çete bozuntusu de¤il. Bu çete mafya bozuntular›n› da besleyen yine ABD emperyalizmi karfl›s›nda onursuzca boyun e¤en Susurluk iktidar›d›r. Gençlerimizi düzenin pisli¤inden korumak için bedeller ödedik, gerekirse yine öderiz" dedi. Eylem, "Gazide Çete ‹stemiyoruz", "Gazide H›rs›zl›k ‹stemiyoruz", "Yaflas›n Halk›n Adaleti" sloganlar›yla sona erdi.

Say› 72 31 10 A¤ustos 2003


Emekçiler’den binlerle ifade edilen iflsizlik rakamlar›na dönmeyece¤iz. Devletin resmi kurumunun (D‹E) rakamlar›na göre, sadece bir yılda iflsizlik oranı yüzde 0.7 artarak 2 milyon 418 bine çıktı. B›rak›n yeni istihdam alanlar› yaratmay›, çal›flan say›s› son bir y›lda, 21 milyon 975 binden bu yılın ikinci üç aylık döneminde 21 milyon 696 bine geriledi. Anlafl›laca¤› gibi, iflsizlik oran›ndaki art›flta IMF’ye verilen “istihdam› azaltma” sözü belirleyicidir. AKP iktidar› iflsizlefltirmeye ayn› h›zla devam etmektedir.

Toplu Sözleflme Yalan›n›n Mumu IMF Önünde Söndü Türk-‹fl yönetimi ile hükümet aras›ndaki toplu sözleflme görüflmelerinde kamuoyuna aç›klanan maddelerden biri de “zorunlu emeklilik uygulamas›na son verilece¤i ve iflten ç›kar›lanlar›n baflka alanlarda istihdam edilece¤i” idi. Daha at›lan imzalar›n mürekkebi kurumadan, bir baflka imza ile toplu sözleflme yalan›n›n mumu söndü. AKP iktidar› IMF’nin “5. gözden geçirme” denetiminin sonunda verdi¤i “niyet mektubu”nda, 18 bin iflçinin iflten ç›kar›laca¤› sözü verdi. (Radikal 3 A¤ustos) AKP’nin bütün ekonomi politikalar›ndaki zihniyetin bir tezahürü; halka, emekçilere baflka, IMF’ye baflka sözler verilir. Tutulan sözler ise her zaman IMF’ye verilenlerdir. Çünkü ekonominin ipi onlar›n elinde. Say› 72 32 10 A¤ustos 2003

Peki, Türk-‹fl yönetimi bunun böyle olaca¤›n› bilmiyor muydu? Biliyordu elbette? ‹flbirli¤i ve ihanet de iflte burada. Bilerek, o anda emekçilerin tepkilerini dizginlemek, sat›fl›n› gizlemek için iktidarla anlaflma içinde aç›klad›klar› bir yalandan ibaretti. IMF, iflçi ç›karmalar› yeni dayatm›yor. Yeni iflten ç›karmalar›n gündemde oldu¤u da biliniyordu. Yani ortada “sürpriz” olan bir fley yoktur. ‹flbirlikçi sendikac› bu flekilde günü kurtararak, ihanetini süreklilefltirerek sendikac›l›k oyunu oynuyor. Emekçilerin örgütsüzleflti¤i, bencillefltirildi¤i ortamda Türk-‹fl üyesi iflçilerin kendileri iflten at›lana kadar susmalar›, izlemeleri de bu ihanet sendikac›l›¤›n›n iflini kolaylaflt›r›yor. Çok eskilere, önceki iktidar döneminde yüz-

Yeni Özellefltirme Yasas›yla Tekellerin Önündeki Engeller Temizleniyor TBMM’nin tatile girdi¤i gece yar›s›na kadar ç›kar›lan yasalardan biri hakk›nda halka, emekçileri do¤ru dürüst bir aç›klama yap›lmad›. Bu yasan›n ad› “Özellefltirme Yasas›”yd› ve iktidar›n özellefltirmede zaten varolan pervas›zl›¤›n önünü daha da aç›yordu. Taslak halinde yer alan, ancak AKP grup baflkanvekillerinden Salih Kapusuz’un önerisi ile paketten ç›kar›lan “yöresel tütün üreticilerini koruma” amaçl› maddenin emperyalist tütün tekellerinin ç›kar›na yasadan ç›kar›lmas› yasan›n tümünün hangi mant›kla haz›rland›¤›n› gözler önüne seren bir örnekti. Baflbakana özellefltirmede “padiflah” yetkisi tan›yan yasa Cumhurbaflkan› taraf›ndan onayland›¤› taktirde, dört bakandan oluflan bir Özellefltirme Yüksek Kurulu kurulacak. Baflbakan, kamunun hak, alacak ve borçları, alacaklarının yeniden yapılandırılması, gerekirse ertelenmesi

Sat “Mehmet”i IMF Ertelesin borçlar›

AKP iktidar› “ekonominin düzeldi¤i” yalanlar›na flimdi bir de IMF’nin borç ertelemesini katarak yoksullu¤u unutturmaya çal›fl›yor. Peki nedir borç ertelemenin alt›nda yatan? Birincisi, borç ertelemesi ABD’nin iste¤iyle gerçekleflti. Karfl›l›¤› ise Irak’a asker. Demek ki, spekülatör Soros, “Türkiye’nin en iyi ihraç mal› ordusudur” sözleri tam da yerindeymifl. ‹kincisi, sanki bu borç (6.8 milyar dolar) ödenmeyecekmifl, 2006’da faiziyle halk›n s›rt›na binmeyecekmifl havas› verilmek isteniyor. Ekonomiden sorumlu bakan halk›n karfl›s›na geçip, “11.3 milyar dolarlık rahatlama sa¤lad›k” diyor. Rahatlayan›n pi-

yasalar, borsalardan yani tekellerin kasalar›ndan ibaret oldu¤unu, halk sözkonusu oldu¤unda “çok s›k› maliye politikalar› uygulamak zorunda” olduklar›n› anlatm›yor.

Üçüncüsü ise, sen borç ertelemek zorunda kal›yorsan, “ekonomi iyiye gidiyor” yalan›n› tekzib ediyorsun demektir. Demek ki senin ekonomi yönetimin borcunu döndürecek durumda bile de¤il. Ony›llard›r ülkemiz borcun faizini ödemek için yeni borç alma k›s›r döngüsüne hapsolarak bu duruma geldi. AKP de sürdürüyor bunu. Günü kurtar, seçimi atlat, koltu¤unu koru da ne olursa olsun. Nas›lsa satacak K‹T kalmay›nca 800 bin “Mehmet” var sat›fla haz›r.


konularında tek baflına karar alabilecek. Sat›fla ç›kar›lan K‹T’lerin yöneticileri hiçbir konuda taraf olamayacak, iktidar istedi¤i gibi, (ki de¤erinin alt›nda sat›fl yapma yetkisi de dahil buna) sat›fl› gerçeklefltirebilecek. Özellefltirilen kurulufllardaki iflçilerin baflka alanlarda memur olarak istihdam›n› da öngören yasa ile sendikal› emekçiler bir anda grev hakk› olmayan göstermelik sendikalara, dolay›s›yla iktidar›n verece¤i ücrete mahkum hale getirilecek. Yine yasa ile Telekom’un özellefltirilmesi daha da kolaylaflt›r›l›rken, hemen kazan, piyango, sayısal loto gibi oyunlar sermayenin önüne seriliyor. (Bu arada AKP’liler Milli Piyango’ya çok say›da yabanc› ve yerli büyük tekellerin talip oldu¤unu aç›klad›lar.)

“IMF’yle ‹liflkiyi Kesebiliriz” Yalan› Da Tekzib Edildi Bir süre önce AKP, IMF ile 2004’ten sonra yeni “stand-by” anlaflmas› yapmayacaklar›n› aç›klam›fl, IMF ekonomistleri telafllanm›flt›. IMF’ye ba¤›ml›l›¤›n bir biçimde sürece¤ini, emirlerin oradan al›nmaya devam edilece¤ini söylemifltik. IMF’ye verilen “niyet mektubu” bu konuda da AKP’ye tükürdü¤ünü yalatt›rd›. Bir baflar› gibi sunulan ve nedenini yandaki kutuda görece¤iniz IMF’ye borçlar›n ödenme takviminde yap›lan de¤ifliklik ile, en az›ndan 2006 y›l›na kadar IMF denetimlerinin sürece¤i anlam›na geliyor. fiöyle ki; ertelemeye göre 6.8 milyar dolarl›k borcu AKP, 2 yerine 3 y›la yay›yor. 2006 y›l› sonuna kadar bu kadar büyük bir borç miktar›n› ödemeyi taahhüt ediyorsan›z, kaç›n›lmaz olarak IMF ile “stand-by” olmasa dahi, asgari olarak, “yakın izleme anlaflması” benzeri bir anlaflma yaparak IMF gözetimini dolay›s›yla istedi¤i ekonomi politikalar› uygulamay› kabul etmek zo-

Büyük Tekellerin Milli Piyango’yu Kapma Yar›fl› Özellefltirilme kapsam›na al›nan Milli Piyango'ya talip olanlar yavafl yavafl ortaya ç›k›yor. Bunlar aras›nda ad› geçenler flimdilik flunlar: Oyak, Koç, Do¤ufl ve Sabancı holding ile Yunan Piyango iflletmesi, ‹talyan Sisal Group, ‹ngiliz Camelot, Fransız Scientific Games ve Amerikan Gtech Corp. Bu ilginin kayna¤› ne dersiniz? Halk›n›n büyük bir ço¤unlu¤unun yoksulluk s›n›r›nda ve alt›nda yaflad›¤›, gelecek umudu olmayan ülkelerde “piyango” ad›yla organize edilen kumar oyunlar› en geliflmifl sektördür. Umut tacirli¤i kasalara durmadan dolarlar ak›t›r. Ayn› zamanda risksiz bir aland›r, sermayesi; yoksullaflt›r›lm›fl halk›n umududur. Sömür sömür bitip tükenmez yani. ‹flin bir di¤er yan›, piyangoya talip olanlara bak›n; emperyalist tekeller ve iflbirlikçi tekellerin en irileri. Yani, halk›m›z›n piyangolara umut ba¤lanmas›ndan, yani açl›ktan ve yoksulluktan birinci derecede sorumlu olanlar. Çark böyle dönüyor; bir yandan eme¤ini, kaynaklar›n› sömürerek yoksullaflt›r ve piyangolar› umut haline getir, öte yandan umut pazar›nda da sömürmeye devam et! rundas›n›z demektir. Denetleminin ad› de¤iflmifl, özü ayn› devam ediyor olacak k›saca. Ama merak etmeyin, AKP günü geldi¤inde de ç›k›p bir yalan daha söyler. T›pk› “IMF ile iliflkileri kesece¤iz” diyerek halk›n beklentilerini sömürdü¤ü gibi.

F›nd›k Üreticisi Tayyip’in Dan›flman› Cüneyt Zapsu’ya Kurban Edildi

Karadenizin F›nd›¤›ndan AKP lideri Tayyip Erdo¤an’›n dan›flman› ve uluslararası fındık ihracatçısı Cüneyt Zapzu’nun kasas›na uzanan hortum bugünlerde herkesin gözleri önüne serildi. Kimi AKP milletvekillerinin dahi isyan etti¤i yolsuzluk, talan AKP’nin yolsuzlukla mücadele laflar›n› en çok etti¤i günlerde gerçeklefliyor. H›rs›zlar›n partisinden baflka ne beklenirdi ki! Bir ucu yoksul köylünün cebinde, öteki ucu Tayyip’in dan›flman›nda olan hortum flöyle çal›fl›yor; Öncelikli olarak Hükümetin fındık politikasın›

Zapsu, daha do¤rusu onun ç›karlar› belirliyor. Bu do¤rultuda, önce Fiskobirlik depolar›ndaki stoklar tüccarlara sat›larak fiyat düflürüldü. Tayyip seçim meydan›nda bölge halk›na “f›nd›¤›n›z› satmay›n seçim sonras› 2 milyon olacak” sözü verirken f›nd›k 1 milyon 650 binden sat›ld›. Yeni sezon f›nd›¤›n al›m›nda ise hala fiyatlar aç›klanmayarak ikinci vurgun gerçeklefltiriliyor. Gerçekte 2003 f›nd›¤› da Zapsu’nun kasalar›na çoktan akt› bile. S›rada 2004 y›l›n›n f›nd›¤› ve onunla beraber f›nd›k üreticisinin sat›fl› var; AKP’ye kolay gelsin, hortumlar› ne de güzel kesiyor!

Say› 72 33 10 A¤ustos 2003


bin 1000 GÜN

Yüre¤inizdeki tüm temizli¤i ve pakl›¤› gözlerinize tafl›yan ›fl›lt›ya and olsun ki zafere kadar götürece¤iz.

Ya Zafer Ya Ölüm! 902. gün; tüm dünya halklar› için direniyoruz “Ya düflüncelerinizi de¤ifltirip benim gibi düflünecekseniz, ya da tecrit edileceksiniz!” Say› 72 34 10 A¤ustos 2003

Bu politikan›n ne tutsaklarla, ne hapishanelerle ve hatta ne de ülkemizle s›n›rl› olmad›¤›na, direnifl sürecinde tüm dünya gündemini belirleyen Irak sald›r›s›nda bir kez daha tan›k olundu. Anlamak, görmek istemeyenler, görmek durumunda kald›. Tutsaklara "ya teslim olacaks›n›z, ya da..." diyen sesle Irak halk›na "ya teslim olacaks›n›z, ya da..." diyen ses ayn›yd›. Bunu en bafl›ndan tespit edip gerçe¤in böyle oldu¤unu tüm halka anlatmaya çal›flan Özgür Tutsaklar, tecrit koflulla-

r›nda, hücrelerinde bile Irak halk›na sald›r›ya tav›rs›z kalm›yorlard›. Irak’a sald›r›n›n bafllad›¤› günden itibaren her gün saat 20.00'de 5 dakika ›fl›k söndürerek ve sloganlar›yla Amerika’y› lanetlediler. Hapishane idarelerinin bask›lar›n› ikiye katlayan, ceza tehditleri alt›nda günlerce sürdürdüler bu tav›rlar›n›. Amerikan sald›r›s›n› protesto etmek için yüzlerce günlük açl›klar›na üç günlük açl›k daha eklediler. Özgür Tutsaklar, bu tav›rlar›n› duyurmak için yapt›klar› aç›klaman›n sonunda ise flöyle diyorlard›: “Ve esas olarak, biz devrimci tutsaklar›n bu savafl›n bugünkü koflullar›nda as›l mevzimiz olan, ölüm orucu direniflimiz flimdiye kadar verdi¤i 106 flehitle devam ediyor/edecek. Bundan sonra da Anadolu halk› flahs›nda, tüm ezilen dünya halklar› ve özelde Irak halk› için de ölmeye devam edece¤iz... Selam Olsun Direnen Irak Halk›na!”

924. gün; hücrelerde üçüncü 1 May›s 2003 1 May›s›n› da hücrelerde karfl›lad› F tiplerindekiler. Dünya halklar›n›n birlik-müca-

11 May›s 2003 ‹stanbul AKP önü

Feride Harman

bölüm:9 dele-dayan›flma gününe ölüm yürüyüflleriyle ve sloganlar›yla kat›ld›lar. K›z›l bayraklar ve k›z›llara sar›lm›fl tabutlar yanyanayd› o gün 1 May›s alanlar›nda. ‹ster bayraklarda, ister tabutlarda olsun, o k›z›ll›k, oligarflinin kabusuydu. Kabusunu katliamlar ve zindanlarla bast›rmaktan baflka yol bulam›yordu. Borç ödeyecek para bulmak için yeniden borç alan oligarfli, hapishanelere para ay›rmakta bundan dolay› hiç tereddüt etmiyordu. 1 May›s’ta hücrelerden devrim ve sosyalizmin sloganlar› yükselirken, sloganlar oligarflinin devrimcileri tutsak almad›¤›n› bir kez daha ilan ederken, ‹stanbul Beylikdüzü, Diyarbak›r, Denizli, Kand›ra'da yeni yap›lan, daha “yüksek güvenlikli” hapishanelerin haberleri yans›yordu gazetelere.

934. gün; Anneler Günü’nde annelerin omuzunda 106 tabut “E¤er bugüne kadar duymam›flsan›z duyun, görmemiflseniz görün bizi!” 2003 May›s’›n›n ikinci pazar›yd› o gün. “Anneler Günü” için hediyelerin reklam›n› yap›yordu TV’ler 盤l›k 盤l›¤a. Ve ayn› TV’lerin yans›tmad›¤›


baflka annelerin baflka 盤l›klar› yükseliyordu bu ülkede. TAYAD'l› yüzlerce aile, 11 May›s’ta tafl›d›klar›106 tabutla ‹stanbul AKP ‹l Binas› önüne yürüdüler. Ankara ve ‹zmir’de de TAYAD’l› Anneler tabutlarla AKP önündeydi. fiehitlerin rakamlar› bir çok kez telaffuz edilmiflti o güne kadar. Ama o rakamlar›n karfl›l›¤› olan tabutlar›n bir arada yaratt›¤› tablo, çok daha farkl›yd›. Nas›l bir direniflin içinde olundu¤unu, nas›l bir kararl›l›k sergilendi¤ini, içinde olanlar› bile sarsacak bir çarp›c›l›kta gösteriyordu 106 tabut. “Cesetlerimiz da¤ oldu” denildi direniflin bilançosu anlat›l›rken; evet, tart›fl›lmaz bir da¤dan sözediliyordu. Görmezden gelenlerin alt›nda kalaca¤› bir da¤d› bu. 106 tabutun s›raland›¤› o tablonun üzerinden bir hafta geçmeden, Cepheli tutsaklar, bir ölüm orucu ekibinin daha k›z›l bantlar›n› kuflanmaya haz›rland›¤›n› duyurdular. O “da¤”› büyütmekten çekinmeyeceklerdi; zulüm o da¤›n alt›nda diz çökecekti. Bir ekip daha ç›k›yordu yola, kararlar› aç›kt›; “Ya 106 tabuta eklenecekler, ya zafer!”

ler ki, t›r z ö s “O ç›km›fl z e k bir dan...” z › m › z a¤

943. gün; fiengül Ankara’da, K›z›lay’›n ortas›nda bir hayk›r›fl duyuldu 20 May›s’ta. Bir genç k›z, “Tecrite son verin” diye hayk›rd›. “Tecritin kald›r›lmas› için! Bask› ve zulme son verilmesi için!” kendini feda etti, bedenini bomba yapt›. Ad› fiengül Akkurt’tu. As›l hedefine ulaflamadan feda eyleminin haz›rl›¤› s›ras›nda flehit düfltü. Fakat verece¤i mesaj› yine verdi. 106 kifliyi katlettikleri halde, tecrit ve zulüm gerçe¤ini, direnifl gerçe¤ini yok sayanlara, “Hay›r tecrit var, çözeceksiniz” dedi. Çözmeyenlerin “fliddet”ten yak›nmaya hiç mi hiç haklar› olamazd›. Onunla 107 oldu direnifl flehitlerinin say›s›. Gerçek, kendini flu veya bu biçimde gösterecekti. 106 tabut olup AKP önüne dizilecek, bomba ollup, katliamc›lar›n kap›s›nda patlayacakt›.

943. gün; katliamc›l›¤›n utanmazl›¤›n ad› ‘mucize’ 20 May›s’ta F tiplerindeki zulme son verilsin diye, bir genç k›z kendini feda ediyordu. Ve ayn› gün, Hürriyet Gazetesi, “F Tipi mucizesi” bafll›¤›n› at›yordu.

AKP Hükümeti’nin can simidi gibi sar›ld›¤› “Zorla Müdahale Yasas›” da direniflimiz karfl›s›nda baflar›l› olamayacakt›r.

AKP Hükümeti’nin gerçek yüzü henüz iki ay geçmifl olmas›na ra¤men a盤a ç›km›flt›r. ... F tipi hücre politikas›n›n mimarlar›ndan olan eski Adalet Bakan› H. Sami Türk'ün zaman›nda haz›rlanan... gösterilen tepkiyle iki sene önce rafa kald›r›lan faflist iflkence yasas›, bu kez AKP Hükümeti taraf›ndan yasallaflt›r›lmak isteniyor. “Zorla Müdahale Yasas›”, Ölüm Orucu Direniflimiz karfl›s›nda faflizmin acz içinde oldu¤unun en aç›k göstergelerinden biridir. ... Ecevit Hükümeti’nin baflaramad›¤›n› AKP hükümeti de baflaramayacakt›r.

Mucize! Art›k “Bayrampafla’n›n duvarlar›nda terör örgütlerinin pankartlar› de¤il çiçekli resimler” vard›. Mucize! Art›k “devlet cezaevlerine egemendi”. F tipi mucizesi sayesinde Türkiye’nin hapishaneler sorunu çözülmüfltü! 107 ölüm yoktu onlar›n haberlerinde. Tecrit yoktu, direnifl yoktu. Utanmazl›k çoktu. Ve ayn› günlerde din-iman tacirlerinin gazetelerinde de ölüm orucundan dolay› sakat b›rak›larak tahliye edilenler hakk›nda kontra yay›nlar bafllad›. Oligarflinin medyas›, topyekün 19 Aral›k günlerindeki katliamc›l›¤›n› sürdürüyordu k›sacas›.

957. gün; Sorunu Çözün! 3 Haziran 2003 günü, Bak›rköy sahil yolunda DGM savc› ve hakimlerini tafl›yan servis arac›na karfl› bombal› bir sald›r› gerçeklefltirildi. Cephe Feda Birlikleri taraf›ndan üstlenilen eylemde, savc› ve polisler yaraland›. Eylemi yapanlar›n üstlenme aç›klamas›nda, fiengül’ün ça¤r›s› tekrarlan›yordu: “TECR‹T‹ KALDIRIN, ‹MHAYA SON VER‹N, SORUNU ÇÖZÜN!” AB’ci kesilen tecrit bakan› Cemil Çiçek, o günlerde bir demecinde “Yasaklayarak ne-

3 y›ld›r kararl›l›kla sürdürdü¤ümüz ölüm orucu direniflimizi k›rmak ve bizleri teslim alma politikalar›n› hayata geçirmek için yasal/yasad›fl› tüm yöntemlere karfl› direndik, direniflimizi daha da büyüttük. AKP Hükümetinin can simidi gibi sar›ld›¤› “Zorla Müdahale Yasas›” da direniflimiz karfl›s›nda baflar›l› olamayacakt›r. Ölüm orucu direniflimizi taleplerimiz kabul edilinceye kadar ayn› inanç ve kararl›l›kla sürdürece¤iz. Hiçbir yasa-yasak bizi yolumuzdan al›koyamayacak, hak alma mücadelemizi engelleyemeyecektir! Kazanan biz olaca¤›z! Kazanan halklar›m›z olacak! 18 Ocak 2003 Devrimci Halk Kurtulufl Partisi-Cephesi Tutsaklar Örgütlenmesi

Say› 72 35 10 A¤ustos 2003


reye varabildik...” diyordu. ‹flte, bu eylem bir cevapt›. Yasaklayanlar, hapishaneler katliam›n› düzenleyenler, tecrit uygulayanlar, ancak “fliddet”e varabilirdi. fiiddetin sorumlusu olurlard›... fiimdi oldu¤u gibi. Hayal dünyas›ndayd› oligarfli. “Yokettik, bitirdik” demagojisini o kadar çok tekrarlam›flt› ki, en sonunda kendileri de inanm›flt›. 107 ölü verenlerin, fliddete maruz kalanlar›n çaresiz oldu¤unu düflünmek, halklar›n mücadele tarihinden habersiz olmakt›.

984. gün; 1000. Güne Ça¤r›

Say› 72 36 10 A¤ustos 2003

Haftalar, aylar, ve y›llar ak›p gidiyordu. 29 Haziran 2003’de 984. günde, sendikalara, derneklere, odalara, tüm demokratik kitle örgütlerine, sol partilere, ayd›nlara, sanatç›lara ça¤r› yap›ld›. TAYAD’l›lar, nicedir unutmufl olanlara, görmezden gelenlere direniflin k›sa süre sonra, 16 Temmuz’da bininci gününde olaca¤›n› hat›rlatt›lar. Dünya tarihinde bir efli, benzeri var m›yd›? Sadece bu bile, Bin Direnifl Gününe tarihsel bir anlam ve misyon yüklemiyor muydu? Ça¤r›y› ne kadar duydular, 1000. günde görülecekti. Ayn› günlerde Türkiye’nin dört bir yan›nda, ‹stanbul, Sakarya, Elaz›¤, Antakya, Samsun, Malatya, Kocaeli, ‹zmir,

28 Temmuz 2003 Ankara

bin gün’den... dönüm noktalar›

➥ 11 May›s 2003: TAYAD'l›lar, tafl›d›klar› 106 tabutla ‹stanbul AKP ‹l Binas› önüne yürüdüler.

➥ 3 Haziran 2003: Bak›rköy’de DGM savc› ve hakimlerini tafl›yan servis arac›na karfl› Cephe taraf›ndan bombal› bir sald›r› düzenlendi. ➥ 22 Haziran 2003: TAYAD'›n geleneksel hale getirdi¤i Yaz Pikni¤i ‘ne 3 bin kifli kat›ld›. Pikni¤e damgas›n› direnifl vurdu. ➥ 13 Temmuz 2003: ‹stanbul Cebeci, Buca Kaynaklar, Ankara Karfl›yaka, Malatya Kürecik, Mersin Yenice mezarl›klar›nda ölüm orucu flehitleri an›ld›. ➥ 15 Temmuz 2003: Brüksel’de AB Parlamentosu önünde 107 tabutla AB’yi protesto eylemi yap›ld›. Ankara’da “TECR‹T‹ KALDIRIN!” eylemleri bafllat›ld›. 29 Haziran’da TAYAD’l›lar, “107 TABUTUN ÇA⁄RISI”n› duyurdular dört bir yanda. Temmuz’un birinci, ikinci haftas›, Türkiye’nin hemen her yan›nda anmalar, yürüyüfllerle geçti. TAYAD’l›lar, yoldafllar›, 107 flehitlerinin baflucunda oldular. 20 Temmuz’da ‹stanbul'un 7 ayr› yerindeki AKP binalar› önünde toplanan gecekondu yoksullar›, tek bir pankartta, tek bir talebi dile getirdiler: “Çözün, Tecriti Kald›r›n".

1012. gün; baflkent, susturulamayanlar›n, teslim al›namayanlar›n seslerini dinliyor yine Art›k günleri yazarken, üç haneli rakamlar›n yetmedi¤i bir aflamaya geçtik. TAYAD’l›lar, 26-27-28 Temmuz’da Türkiye’nin dört bir yan›ndan ç›karak, sald›r›lar, engellemeler alt›nda Ankara’ya ulaflt›lar. Bir kez daha ilan ettiler susturulamazl›klar›n›; bir kez daha ilan ettiler hücrelerdekilerin teslim al›namazl›¤›n›. Yaln›z b›rak›lsalar da, kimileri sol ad›na oligarflinin kuflatmas›na dahil olsa da, zulüm yeni hücreler infla etse de, teslim olunmayacak, devrim ve sosyalizmden vazgeçilmeyecekti.

Sonuç Yerine: 1000. güne bir aydan fazla zaman vard› bu yaz› dizisini bafllatt›¤›m›zda. Yaz› dizimize son verdi¤imiz bu bölümde, direnifl 1025. gününe giriyor. Çok kapsaml› olmayan bir özetini aktarman›n bile, aylar› aflt›¤› bir direniflten sözetti¤imizi bundan daha iyi ne anlatabilir ki? Bafltan sona, tepeden t›rna¤a, doruklar›ndan yamaçlar›na bir direnifl manifestosu yaz›ld›, yaz›l›yor. Ço¤u kez bu direniflteki ola¤anüstülükleri kalemler yazmakta, diller anlatmakta zorland›. Fakat aylar y›llar› devirdikçe, kalemlerin yazmakta, dillerin anlatmakta zorland›¤› ola¤anüstülükler, bu direniflin her gününe yay›lan ola¤an kahramanl›klar haline dönüfltü. Denilebilir ki, ola¤anüstünün ola¤anlaflt›r›ld›¤› bir direnifl bu. Direniflin görkeminin yan›nda hep yetersiz kalmaya mahkum olsa da, bu direnifli yüzy›llarca kalem yazmaya, dil anlatmaya devam edecek. Bu direnifl, Türkiye halklar›n›n kurtulufl mücadelesinde bir dönüm noktas›, bir manifesto olarak yerini daha flimdiden alm›flt›r. Destan›m›z›n 1000 güne ulaflan bu bölümüyle yaz› dizimizi bitiriyoruz; direniflse sürüyor, direnifl, bu diziye, yeni bölümler eklemeye devam edecek.


ABD-‹ngiliz ‹ttifak› Kolombiya’da

EMPERYAL‹ST ZULÜM imparatorluklar da yıkılır

‹ngiltere’nin, Amerikanc› uyuflturucu baronlar›n›n Kolombiya hükümetine, gerillaya karfl› savaflta destek verdi¤i ortaya ç›kt›. ‹ngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre; FARC ve ELN gerillalar›n›n Amerikanc› iktidara karfl› savaflt›¤› Kolombiya, ‹ngiliz-ABD kutsal ittifak›n›n yeni alan›. Haber “baz› yard›mlar yap›l›yor” denilerek ‹ngiliz Dıfliflleri Bakanlı¤ı’nca da do¤ruland›. Habere göre, ‹ngiltere de t›pk› ABD gibi “uyuflturucuyla mücadele” bahanesi ile devrimci savafl› bo¤mak istiyor. ‹ngiltere, katliamc› Kolombiya ordusuna flu alanlarda destek veriyor; “Kolombiya narkotik polisinin SAS tarafından e¤itilmesi. Kolombiya ordusuna ba¤l› kontra birliklerine askeri danıflmanlık. Askeri donanım ve istihbarat ekipmanı yardımı. Bir istihbarat merkezi ve ortak istihbarat komitesi kurulmasında yardım.” ABD ve ‹ngiliz emperyalizmi, faflist Kolombiya iktidar› ve ölüm mangalar› kontralar; halklara zulüm açl›k ve ölüm götüren bu ittifak›n karfl›s›nda ise, kurtulufl için savaflan gerillalar ve yoksul Kolombiya halk›. Dünyan›n her yan›nda görebilece¤iniz saflaflman›n yans›mas›. ◆

Nükleer Özgürlük! Irak’› iflgal eden, ‹ran ve Kuzey Kore’yi ayn› gerekçeyle tehdit eden Amerika, kendi ülkesinde nükleer silahları denetleyen uzman ekibi (NNSA) da¤ıttı. Kendi yasalar›na göre nükleer silahlar› istedi¤i gibi denetleyip kamuoyuna aç›klamakla yükümlü olan NNSA’n›n, tam da “mini nükleer silahlar” ve “sı¤ınak delen bombalar”ın yap›m› karar›n›n al›nd›¤› Nebraska toplant›s›n›n ard›ndan da¤›t›lmas›, emperyalistlerin ikiyüzlülü¤ünün, katliamc›l›¤›n›n bir örne¤idir.

‹flkenceye onay Y›llard›r yeni-sömürgelerde yap›lan iflkencelere dair rapor haz›rlayan ABD ve Avrupa, “iflkenceyi meflrulaflt›rma ve yasallaflt›rma” peflinde. ‹ngiltere'de, “terör davalar›na” bakan özel mahkemelerde, iflkence altında alınmıfl ifadelerin kullanıldı¤ı ortaya çıkt›. Konu, ‹ngiliz kamuoyu taraf›ndan tart›fl›l›rken, bu mahkemelerden birinde, ‹ngiliz gizli servisi MI5'in bir temsilcisinin, “baflka ülkelerin ifade alma yöntemlerinin ne oldu¤u bizi ilgilendirmez. Biz alınan bilginin do¤ru olup olmadı¤ına bakarız" sözleri, emperyalist demokrasinin iflkenceyi meflrulaflt›rma çabas›n›n pervas›z bir meydan okumas› olarak kay›tlara geçti. (Bu arada bu zihniyetin, Irak’ta kimyasal silah yalan›n› ortaya ç›karan profesörü öldürmemesi için önünde bir engel olabilir mi?!) Benzeri bir karar da Guantanamo hukuku taraf›ndan aç›kland› geçti¤imiz haftalarda. Afganl› esirlere “yasadıflı savaflçı” diye uydurma bir statü belirleyen Amerika, tutuklulardan iflkence sonucu al›nan ifadelerin mahkemede delil olarak kullan›labilece¤ini aç›klad›. Karara, ‹ngiliz hükümeti de destek verdi. Bu aflamada El Kaide ve Taliban üyeleri için gibi görünen bu uygulamalar, emperyalizme karfl› olan ve giderek flu veya bu düzeyde muhalif bütün güçler için geçerli hale gelecektir. Emperyalistler iflgali, katliamlar› “terör” bahanesi ile meflrulaflt›rmaya çal›flt›klar› gibi iflkenceyi de ayn› bahaneyle meflrulaflt›rmak, yasal hale getirmek istiyorlar. ABD’de 11 Eylül sonras› gündeme getirildi bu tart›flma ve fiilen uyguland›. ‹ngiltere bu örnekle onu takip ediyor. Bir süre öteki Avrupa ülkeleri itiraz ediyor gibi yapacak, sonra onlar da Amerika’y› takip edeceklerdir. Ülkemizdeki AB’cilerin anlamad›¤› da iflte bu; Her türlü iflkence yönteminin e¤itiminin ABD ve Avrupa taraf›ndan faflist iktidarlara verilmesi, iflkence aletleri fuar› (‹ngiltere) açacak kadar bu alanda uzmanlaflmalar› bofl yere de¤ildir. Bu gerçekler sürekli yok say›lmak istenmifl, emperyalistlerin “terör... diktatör...” demagojilerine ortak olunmufltur. Unutulmamas› gereken flu; Avrupa ülkelerinde “hukuk, insan haklar›” ad›na ne varsa, sosyalist sistemin bask›s› alt›nda ve Avrupa halklar›n›n kazan›m› ile elde edilmifltir. Bu alandaki gerileme, Avrupa emperyalistlerinin de giderek pervas›zlaflmas›n›n önünü açmaya devam edecektir. 11 Eylül sonras› ç›kar›lan “terör yasalar›” bu konuda ibretlik örnekler sunmas›na ra¤men, hala AB’den demokrasi bekleme safl›klar› sürmektedir. Bakal›m, “terör” demagojisiyle iflkenceyi meflrulaflt›rma giriflimleri gözlerini açacak m›? Yoksa, onlar zaten “terörist” diyerek koroya m› kat›lacaklar?

Say› 72 37 10 A¤ustos 2003


Asla Unutmay›n! 32 ay oldu, reformizm “bu bizim gündemimiz de¤il” diyerek F tiplerine karfl› direnifl arenas›ndan çekileli. 15 ay oldu di¤er siyasi hareketler ölüm orucunu b›rakal›. Bayra¤› tek bafl›m›za omuzlayarak 1000 günü afl-

1000 günlük direnifl iflte böyle bir süreç, s›n›rlar› aflt›¤›m›z bir süreçtir. Bunu baflarabildi¤imiz için “yaln›z bafl›m›za” b›rak›ld›¤›m›z koflullarda direnifl bayra¤›n› yere düflürmedik. Bu zorlu görevin alt›nda çökmedik.

t›k. Nas›l, hangi bahane ve teorilerle yaln›z b›rak›ld›¤›m›z›n tarihi de, direniflin yan›bafl›nda seyreden ayr› bir tarihtir. Ve bu tarih de en az direnifl kadar ö¤reticidir. S›n›flar mücadelesinin gerçekleri yaz›l›d›r bu tarihte. Devrimciler; bu tarihi unutmay›n! Yaln›z b›rak›ld›k; ipe sapa gelmez bahanelerle, devrimci literatüre s›¤maz aç›klamalarla, nesnelli¤in de¤il subjektif kayg›lar›n yazd›rd›¤› teorilerle yaln›z b›rak›ld› direnenler. Hep böyle olmufltur. ‹lk kez yaln›z kalm›yoruz. Ve kaç›fl›n, devrimci görevleri omuzlardan f›rlat›p at›fl›n teorileriyle ilk kez karfl›laflm›yoruz. Say› 72 38 10 A¤ustos 2003

Karfl›laflmaya da devam edece¤iz. Çünkü s›n›flar mücadelesinin gerçe¤i budur. Yüzy›llard›r bu tablo de¤iflmemifltir. S›n›flar ve onlar›n do¤rudan veya dolayl› temsilcileri vard›r bu mücadelenin içinde. Tüm güçler ve temsilcileri, her zaman en saf haliyle yeralmazlar bu kavgada; burjuvalar, emekçiler, küçük-burjuvalar, s›n›f atlama özlemiyle yaflayanlar, statükocular, eme¤in saflar›nda gibi görünüp burjuvazinin “beflinci kolu” rolünü oynayanlar, sol görünüp AB-ABD emperyalizminin sözcülü¤ünü yapanlar, iyi niyet tafllar›yla döflenmifl yollardan burjuvazinin cehennemine yürüyenler... Böyle bir tabloda sapmalar, yaln›z b›rakmalar, bu s›n›fsal konumlar›n karfl›l›¤› olan ihanetler, sat›fllar, hiç de anormal de¤ildir. Sosyalist, komünist, devrimci, demokrat geçineni, içeride ve d›flar›da terkedecek. Demokrat demokratl›¤›n›, sosyalist sosyalistli¤ini unutacak. Akl›m›za bile gelmeyen saçmal›klarla, o saçmal›klar›n sol ad›na savunulmas›yla karfl›laflaca¤›z. Siyasal de¤il, lümpence tav›rlarla, ideolojik mücadeleyle de¤il spekülasyon ve iftiralarla, aç›k örgütsel iliflkiler yerine dalaverelerle karfl›laflaca¤›z. Bunlar› yapacaklard›r. Yaln›z direnece¤iz. Yaln›z kendi gücümüze dayanarak yürüyece¤iz hedefe. Kendimize güvenece¤iz. Yarat›c›l›¤›m›z› art›raca¤›z. Enerjimizi, disiplinimizi, üretkenli¤imizi, insiyatifimizi son s›n›rlar›na kadar zorlayacak, s›n›rlar› da aflaca¤›z.

Devrimci, yürüdü¤ü zorlu yolun fark›nda olmal›d›r! Kuflat›laca¤›z. Halka halka büyüyecek kuflatmalar. O halkalarda “dost” bildiklerimizi görece¤iz bazen. Defalarca yaln›z b›rak›laca¤›z. Sol demokratt›r, birlikten yanad›r, kitle örgütleri duyars›z kalmaz diye düflünmeyin; reformizm, pragmatizm, icazetcilik, benmerkezcilik, bunlar solun en do¤al özelliklerini yokedebilecek mikroplard›r. Bu çizgide yer alanlar›n sol ad›na her türlü bireycili¤i, ç›karc›l›¤›, mülkiyetçili¤i sergilemesi hiç sürpriz de¤ildir ve çokça örnekleri yaflanm›flt›r. Ortada bizim cesetlerimiz olacak. Bizimle birlikte zulme karfl› durmak yerine, onlar yüzlerini bize dönecekler. Onlar üzülmezler. Daha cesetlerimizin kan› kurumadan, o cesetlerin kald›r›lmas›na yard›m edeyim demez, büyük bir “so¤ukkanl›l›kla” yokoldular, bittiler fetvalar› yay›nlarlar. Kimi aç›k söyler bunu. Ama böyle düflünüp yüzündeki sol maskenin hat›r›na ayn› düflünceleri tafl›d›klar› halde ifade etmeyenlerin de az olmad›¤›n› hat›r›m›zda tutmal›y›z. Devrimle ilgileri yoktur. Böyle oldu¤u için de olaylara, geliflmelere devrim aç›s›ndan de¤il, sadece kendi grupsal ç›karlar› aç›s›ndan bakarlar. Burjuvazi ne diyorsa, kelime kelime tekrar edeceklerdir. ‹deoloji yerine dedikoduyu tercih ederler. fieflik, tarikat, müritle aç›klarlar direnifli. O kadar tutsa¤› “kiflisel bir h›rs›n” öldürdü¤ünü söylerler. Direnifle, devrimci örgüte dair, kontrgerillan›n dezenformasyonlar›na inanmaya hemen haz›rd›rlar. Bunlar› yazmazlar, spekülasyon yaparlar. ‹deolojik mücadelede çaplar›, seviyeleri budur. Ülke kan gölüyken, tatilini ertelemez bile. ‹ktidar halk›n bo¤az›na çökmüflken, o protokolle u¤rafl›r. Yasal bir gösteriye kat›l›rken bile k›rk hesap yapar. Kifli, yaflad›¤› her günü, DKÖ aç›k kald›¤› her an› kar sayar. Risk almamay›, bedel ödememeyi, cop yememeyi, uykusunun bölünmemesini, binas›n›n bas›lmamas›n› politika haline getirir. Bu “politika”yla, asli ifllevini kaybetti¤ini görmek istemez. Bunlar› yaflad›k. Bunlar› unutmamak durumunday›z. Hayalci de¤iliz, reformizmi tan›yoruz, düzen içileflmenin seyrini biliyoruz, bunlar› daha çok yaflaya-


ca¤›z. Bunlar emperyalizmin ve oligarflinin kuflatmalar›n›n halkalar›d›r.

Solda riyakarl›¤a son verinceye kadar ›srarl› olaca¤›z.

Ama bu kuflatmalarda da bo¤ulmayaca¤›z. Bugüne kadar say›s›z kuflatmalar› yard›k, yarmaya devam edece¤iz. Bizim prati¤imiz her dönem onlar› yan›ltt›, yan›ltmaya devam edecek.

Amerikan iflbirlikçilerine karfl› bizi yaln›z b›rakanlara daha yüksek sesle soraca¤›z: Ne yapt›n›z? Tafl›d›¤›n›z s›fat›n gere¤i bu mudur?

“Sol”daki bu tabloya teslim mi olaca¤›z? Elbette hay›r! Bu “gerçekli¤i” devrim lehine dönüfltürme çabam›z sürecektir! Bunlar› solun karamsar tablosunu çizmek için anlatm›yoruz. Ama bir devrimci, emperyalizme ve oligarfliye karfl› mücadele sürecinde nelerle karfl› karfl›ya kalaca¤›n› bilmelidir. Onun için bunlar sürpriz ve hayal k›r›kl›¤› nedeni olmamal›d›r. Temel de¤erleriyle, ideolojisiyle, kültürüyle sol dünyan›n gelece¤idir. Buna flüphe yoktur. Çizdi¤imiz tablo, onlar›n sol olmaktan ç›kmaya bafllad›klar›, düzenle sol aras›nda olmayan bofllukta yaflad›klar› bir konumu anlat›yor zaten. Bu çerçevede de, “b›rak›n can›m, zaten onlardan baflka bir fley beklenmez” deyip, onlar› riyakarl›klar›yla baflbafla b›rakacak da de¤iliz. Tam bu noktada, oligarfliye karfl› yürüttü¤ümüz mücadelenin sertli¤inde, onlara karfl› da sert bir ideolojik kavga verece¤iz.

Elefltirilere, sorulara cevap vermezler. Veremeyecekler. Biz yine sormaya devam edece¤iz. Solun de¤erlerinin dejenere edilmesine izin vermeyece¤iz. Sol olman›n, devrimci, sosyalist, komünist olman›n ne anlama geldi¤ini, solcunun, devrimcinin, sosyalistin nas›l yaflayaca¤›n› prati¤imizle göstererek, onlar›n kitleleri aldatmalar›na son verece¤iz. Ya tafl›d›klar› s›fatlar›n hakk›n› verecekler, ya o s›fatlar› tafl›maktan vazgeçecekler. Arada derede giden, yalpalayan güçlerden devrime çekebildi¤imiz, halk›n kurtulufl mücadelesinin kâr› olacakt›r. Oligarflinin icazetine, flu veya bu kesime s›¤›nmalar› kendini inkard›r. Bunlar kendilerini de meflru görmüyorlar. Kendi varolufl nedenlerine ve politikalar›na da inançlar› yoktur. Onun için bu direniflin büyüklü¤ünü de, Türkiye’nin siyasi tarihindeki yerini de anlayamazlar. Biz onlar gibi olamay›z. Onlar›n durdu¤u yerde duramay›z. Kendimize güvenmek zorunday›z. Kendi ideolojimize güvenmek zorunday›z. Yolumuzda, her fleye ve herkese ra¤men yürümek durumunday›z. Zafer böyle kazan›l›r.

Okan Y›ld›r›m’› Kaybettik SEN‹ UNUTMAYACA⁄IZ 1 A¤ustos 2003 tarihinde, bulundu¤u evde bir kaza sonucu silah›n atefl almas›yla kafas›ndan yaralanan ve Kartal E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi’ne kald›r›lan 17 yafl›ndaki Okan Y›ld›r›m, 4 A¤ustos günü yaflam›n› yitirdi. Ertesi günü Sar›gazi’de yap›lan cenaze törenine 200 kifli kat›l›rken, "Okan Y›ld›r›m Yoldafl Ölümsüzdür ‹stanbul Gençlik Derne¤i Ö¤rencileri" imzal› pankart aç›ld›. Cemevi'ndeki dini törenin ard›ndan mezarl›¤a giden kitle sayg› duruflunun ard›ndan, "Bize Ölüm Yok" marfl›n› ve Okan'›n sevdi¤i türküleri söyledi. Okan Y›ld›r›m'a seslenen yoldafllar› "seni nas›l anlatsak bilemiyoruz, bir türkü var ya, "benim derman›m devam, benim en temiz havam" diye. ‹flte sen dertlendi¤imizde bizim derman›m›z. Soluksuz kald›¤›m›zda en temiz havam›zd›n, yoldafl›m›zd›n. En zor günlerde, en olumsuz anlarda bile yüzündeki gülümseyifl, gözlerindeki par›lt› eksik olmad›. Direndin, yo¤un bak›mda bile yaflayabilece¤in en son sani-

yeyi yaflamak için direndin. Devrimci kiflili¤in tafl›mas› gereken özellikleri sende hayat buldu. Senin ölümünü kabullenemiyoruz. Çünkü senin idealin kaza kurflunuyla gitmek de¤ildi. Her zaman sana verilen görevi lay›k›yla yerine getirmekti. Bu yüzden sen bizim için devrim flehidi olmaya lay›ks›n. Sen bizim flehidimizsin. Ve hiçbir zaman ölmeyeceksin...” Yap›lan konuflman›n ard›ndan cenaze töreni "Devrim fiehitleri Ölümsüzdür", "Okan Yoldafl Ölümsüzdür" sloganlar› ile sona erdi.

Say› 72 39 10 A¤ustos 2003


A yn› S afta

ÇÜRÜME tergelerindendir.

Bir öneri, bir ça¤r› yapars›n›z; muhatab›n›z, politik olarak, ideolojik olarak önerinize bir cevap verir. Do¤ru bulur veya bulmaz. Kat›l›r veya kat›lmaz. Tart›fl›rs›n›z. Görev ve sorumluluklar ortaya konulur. Bu neticede siyasal bir tav›rd›r. Ama art›k bir çok zeminde “iliflkiler” böyle yürümüyor. Bunun yerini, gayri siyasi bir tarz almaktad›r. Bu gayri siyasi tarz, kendini hiç bir ideolojiyle, hiç bir devrimci, sol gelenekle ba¤l› görmüyor. Mücadelenin genel ç›karlar›, devrimin ç›karlar›, halk›n ç›karlar› gibi kavramlar onu ba¤lam›yor; tersine bu kavramlara dudak bükerek bak›yor. Bu gayr› siyasi tarza, benmerkezcilik, bencillik, ç›karc›l›k ve mülkiyetçilik yön veriyor.

Say› 72 40 10 A¤ustos 2003

Mahir Çayan revizyonizmin sonuçlar›ndan birini flu sözlerle anlat›r: “yitirilen devrimci öz ve de pasifize edilmifl emekçiler; iflte bu görüflün yolu basitlefltirilince budur.” Evet, AB’cilik, sivil toplumculuk derken, bunun siyasal, kültürel, ahlaki alanda sonuçlar› da art›k karfl›m›zdad›r; devrimci öz yitirilmifl, çürüme h›zla ilerlemektedir. Evet çürüme! Ad›n› koymak gerekiyor. 19 Aral›k’ta K›z›lay’da yaflananlar› baflka türlü adland›ramay›z. Faflist sald›r› alt›ndaki tutsak ailelerinin yüzüne kapanan kap›lar, bir “politika”y› ifade etmenin ötesinde, çürümenin ifadesidir. Orada, sald›r› alt›ndakilerle “dayan›flma” göstermek için tabelas›nda sosyalist, özgürlük, dayan›flma yazan bir parti olmak da gerekmezdi. Dürüst, namuslu herhangi bir esnaf, bir ev kad›n› bile kap›s›n› açar o koflulda.

Söz verdi... fakat gelmedi! Önceki say›m›zda TAYAD’l›lar›n Ankara Yürüyüflü’ne iliflkin yap›lan ça¤r›lara verilen baz› cevaplar› aktarm›flt›k. “Baflka” bölgelerden “ayn›” cevaplar› aktarmaya devam ediyoruz: Ege Bölgesi’ndeki TAYAD’l›lar da Ankara yürüyüflü öncesinde çal›flmalar›n›n bir parças› olarak Demokratik Kitle Örgütleri’ne gittiler. TAYAD’›n haz›rlad›¤› dosya, DKÖ’lere sunulmak üzere burada da ço¤alt›ld›. Sendikalar›n, derneklerin, odalar›n, partilerin, ayd›n-sanatç›lar›n listesi ç›kar›ld›, ekipler oluflturuldu ve bunlarla tek tek görüflmeler yap›ld›. Peki ne oldu? Sonuç neydi?

➧ ... Odas›; Oradaki yetkili kifliye dosya verildi; yönetime sunaca¤›n› söyledi. Sundu mu, sunmad› m›, sunduysa yönetim ne cevap verdi? Meçhul! ➧ ... Odas›; Genel sekretere dosya sunuldu, tecrit ve eylem hakk›nda bilgi verildi. Yönetime sunaca¤›n› söyledi. Sonuç, meçhul! ➧ ... 6 Nolu fiube; baflkana dosya verildi. U¤urlamaya gelece¤ini söyledi... Fakat gelmedi. ➧ ... 2 Nolu fiube; genel sekreter ile görüflüldü, arkadafllar›na sunaca¤›n› söyledi. Sonuç, meçhul! ➧ ... 4 Nolu fiube; ifllerini bitirirlerse gelebileceklerini söylediler. ➧ ... 5 nolu fiube; Baflkan ile görüflüldü; yönetimden di¤erleri ile görüflece¤ini söyledi. Görüflme sonucu? ➧ ... 1 Nolu fiube: Baflkanla görüflüldü, bas›n aç›klamas›na destek vereceklerini belirttiler... fakat gelmediler.

Ama onlar açmad›lar. Türkiye solunda çürüme, o gün, kitlelerin tepkisini ortaya ç›karacak denli alenileflti.

➧ ... 5 Nolu fiube: Baflkan bas›n aç›klamas›na kat›lacaklar›n› söyledi... fakat gelmediler.

Çürüme, solda yaflanan “ayr›l›k”lar›, farkl›l›klar›, siyasi olarak tart›flmay› mümkün olmaktan ç›karmaktad›r.

➧ ... Bölge Baflkan›; dosya verildi, bas›n aç›klamas›na geleceklerini söylediler... fakat gelmediler.

28 cesedin üzerinde “fark›m›z› koyduk iyi oldu” diyen zihniyeti, art›k politik olarak tart›flmak oldukça zordur. Biz ölmeye devam ederken devrimcilere, demokratlara, emekten, hak ve özgürlüklerden yana, faflizme karfl› olanlara yönelik yapt›¤›m›z ça¤r›ya verilen “cepte keklik mi sand›n›z” cevab›, siyasi bir tav›r de¤il, apolitik bir cevapt›r. TAYAD’l›lar›n Türkiye’nin dört bir yan›ndan Ankara’ya yürüyüflü s›ras›nda, dört bir yanda, yüzlerce demokratik kitle örgütünün, siyasi çevrenin, devrimci, sosyalist s›fat tafl›yan kifli ve kurumlar›n kimilerinin ortaya koydu¤u “tav›r” da iflte bu çürümenin somut gös-

➧ Yerel bas›n ve radyo kurulufllar›na gidildi. Birço¤u ziyareti ve sonraki geliflmeleri haber yapt›lar. Sosyalist bas›n›n da hepsine gidildi. “Onlar nas›l olsa gelir”, “nas›l olsa konuyu biliyorlar” kolayc›l›¤›na girilmeden, sorumlulukla ve ciddiyetle hepsi ziyaret edilerek dosyalar verildi, eyleme davet iletildi; geleceklerini söylediler. Eylemde muhabir olarak birkaç› vard› sadece. ➧ Yaklafl›k 70 avukata dosyalar verildi, yap›lacaklar do¤rudan görüflmelerde anlat›ld›. Bunlar›n ço¤u devrimci, demokrat, sosyalist s›fatlar tafl›yan avukatlard›. Ama ne hukukçu olarak, ne tafl›d›klar› s›fatlarla bu mücade-


lede yeralmad›lar.

cek. DKÖ böyle olur.

➧ ... Vakf› ile görüflüldü, u¤urlamaya geleceklerini belirttiler... fakat gelmediler.

Afyon’daki faflist sald›r› karfl›s›nda bile sesini ç›karmayan ise DKÖ de¤il, STÖ olur.

➧ Bütün bu görüflmelere ek olarak eyleme iki gün kala bütün DKÖ’lere, bas›na, eylemin program›na, otobüslerin ne zaman nereden kalkaca¤›na kadar ayr›nt›lar› içeren fakslar çekildi. Sözkonusu kurumlarda fakslarla ilgilenen biri var m›yd› meçhul?

Ayn› kesimlerin Afyon’da MHP’lilerin sald›r›s› karfl›s›ndaki sessizlikleri çarp›c›d›r. Ülkemizdeki demokratik mücadelenin en güçlü reflekslerinden, “anti-faflist” refleksinden bile uzaklaflm›fllard›r. Ölüm Orucu yerine büyük taktikler önerip F tiplerini gündemine bile almayanlar, demokrasi mücadelesinin hiç bir yerine bu faflist sald›r›y› da s›¤d›ram›yor. Bu da çürümenin sonuçlar›ndan biridir.

Bu tabloyu “çürüme”den baflka neyle izah edebilirsiniz. Bunun ideolojiyle, politikayla ilgisi yok. Söz veren bir insan, onu yerine getirir. Bu ahlaki bir tutumdur. Bu da yok. Bu nokta, devrimci özün yitirilmesinin de ötesinde, insan özelliklerinin, en temel halk de¤erlerinin kaybedilmeye baflland›¤› noktad›r. Bu gayri siyasi tarz, bu ahlak, bu çürüme kabul edilemez. Solun, devrimin, mücadelenin geliflmesini isteyen her kifli ve kurum, bu çürümeyle mücadeleyi görevi kabul etmelidir.

Bir DKÖ nedir? Ne yapar? Yukar›daki cevap ve tav›rlar, ne yapmal›ya de¤il ancak, “DKÖ Ne De¤ildir, Ne Yapmaz?”a cevap veriyor. Bir Demokratik Kitle Örgütü (DKÖ), ülkede yaflanan katliamlar karfl›s›nda “bana ne” mi der? Aman tav›r al›rsam, derne¤im, sendikam bas›l›r, soruflturma aç›l›r hesab› m› yapar? Yoksa, bu sorun ayn› zamanda benim sorunum mudur der? E¤er ikincisini demiyorsa, o hem “demokratik” olman›n hem de “kitle örgütü” olman›n gere¤inden uzaklaflm›fl demektir. Solda, 80 öncesi olsun, 90’lar›n bafllar›nda olsun, hemen her siyasi hareketin e¤itim dizileri içinde, dergi yaz›lar›nda “Demokratik Kitle Örgütleri” sürekli ele al›nan bir konuydu. Art›k bu tür yay›nlar, yaz›lar görünmüyor pek. Çünkü art›k onun yerine “sivil toplum örgütleri” var. Hiç tereddüt etmeden bu çürümeyle, “sivil toplumculuk” aras›nda do¤rudan bir ba¤ kurabilirsiniz. DKÖ’ler STÖ’lefltikçe, çürümüfl, gericileflmifltir. Tutsak ailelerinin yaklafl›k 20 y›ll›k örgütlülü¤ü TAYAD, bir DKÖ’nün nas›l olmas› gerekti¤ini de gösteriyor sola. TAYAD, kendini “kendi gündemi”ne hapsetmemifl, nerede hangi sorun varsa, “benim sorunum” diye koflmufltur. Bu mücadeleyi sürdürürken, kapat›l›r›z, tutuklan›r›z, coplan›r›z hesaplar› yapmam›flt›r. Bu hesap ve kayg›larla DKÖ olunamaz zaten. Faflizmin oldu¤u bir ülkede demokratik mücadeleden sözediyoruz. Faflizmin oldu¤u bir ülkedeki DKÖ, gerekti¤inde sald›r›lar› gö¤üsleyecek, gerekti¤inde kapat›lmay›, tutuklanmalar›, meydanlarda çat›flmalar›, ölümleri göze almas›n› bile-

F tipleri ilgilendirmiyor. 1000 günlük direnifl ilgilendirmiyor. MHP’lilerin sald›r›s› ilgilendirmiyor. Peki onu ne ilgilendirir? Bu soru büyüyor.

Oysa yap›lmas› gereken çok basit! Önceki say›m›zda “ayn› safta olman›n asgari ilkeleri”ni ve bu say›m›zda da “çürüme”yi TAYAD’l›lar›n yürüyüflünün gösterdikleri ›fl›¤›nda tart›flt›k. Bunun iki nedeni var; birincisi süreç aç›s›ndan güncel oland›. ‹kincisi; bu yürüyüfl kimsenin sa¤a sola çekemeyece¤i bir zeminde yap›l›yor. Yani, kimseden ölüm orucuna kat›lmas› istenmiyor. F tiplerindeki tecrite karfl› bir tav›r bu. Direnifli do¤ru bulup bulmamakla da bir ilgisi yok. Dolay›s›yla, kimsenin kaçaca¤› bir yer de yok. Demokrat›m, solcuyum, devrimciyim, sosyalistim diyenin, tecrite karfl›y›m diyenin bu eylemi desteklememek için hiç bir bahanesi yok. Ama iflte gördü¤ünüz gibi, bahane yerine “söz verip yapmamak” var. Oysa, devrimci, demokrat, çok çeflitli biçimlerde ortaya koyabilir dayan›flmas›n› ve deste¤ini. Yaz›da aktard›¤›m›z çürümenin yan›nda, bu basit ama bir o kadar önemli dayan›flma örneklerinden ikisini aktarmak istiyoruz. TAYAD’l›lar, Manisa giriflinde polis taraf›ndan çevrildiler. Polis Manisa’ya sokmayaca¤›n›, herkesi gözalt›na alacaklar›n› söyleyerek tehditlerde bulundu. Polisle tart›flma sürerken Manisa DEHAP yöneticileri, TAYAD’l›lar› karfl›lamaya gelerek, TAYAD’l›lar›n kendileriyle randevusu oldu¤unu ve görüfleceklerini belirtince, polisin oyunu bir anda bozuldu. Bu kadar! Salihli’de ÖDP binas› önünde polis TAYAD’l›lara sald›r›yor. ÖDP yöneticisi, “olay›n kendileri ile bir ilgisi olmad›¤›n› ve orada olanlarla ilgili olarak sorumluluk kabul etmeyeceklerini” söylerken, o gece Salihle’de kald›klar› evlerde jandarman›n “teröristleri bar›nd›r›yorsunuz” tehditlerine karfl›l›k, ev sahipleri “onlar bizim misafirimiz siz kar›flamazs›n›z” cevab›n› vererek keyfi bask›n›n önünde barikat oldular.

Say› 72 41 10 A¤ustos 2003


CİDDİYETSİZLİK S›n›f Teorisi adl› derginin Haziran-Temmuz 2003 tarihli ikinci say›s›nda MKP (Maoist Komünist Partisi) 1. Kongre Belgeleri’nden bir yaz› aktar›l›yor; yaz›n›n bafll›¤› flöyle: “20 Ekim 2000 Ölüm Orucu ve sonuçlar› üzerine genel bir yorum:”

d›¤›n›” belirtirken, devletin sald›r›r›z tehdidine karfl› TKP(ML) ile DHKP-C tutsaklar›n›n ortak imzas›yla yap›lan “sald›r›rsan›z kendimizi yakar›z” aç›klamas›n›n “yanl›fl, hatal› sorumsuz ve ciddiyetsiz” oldu¤unu belirtiyor.

Bafll›kta “Genel bir yorum” denilmiflse de, yüzeysel biçimde de olsa, direniflin her aflamas›na, her karar›na iliflkin bir çok “tespit” yap›l›yor bu yaz›da.

“Her ne kadar intihar eylemlerini savunmasak da, ancak savunulmayan bu tür anlay›fllar›n tehdit amaçl› da olsa yaz›lmas› do¤ru bir siyaset de¤ildi. Nitekim, gelece¤i göremeyen bu ciddiyetsiz ve sorumsuz yaklafl›m partimizin de¤erli üyesi Ali ‹hsan ÖZKAN yoldafl›, kendisini yakma eyleminde (ba¤lant› kopukluklar›n›n da pay›yla) yitirmemize neden olmufltur. ...bu ciddiyetsiz yaklafl›m›n birinci derecede sorumlusu Cezaevleri Parti Komitesi’dir.”

“Genel bir yorum”dan öte, “yüzeysel bir yorum”la karfl› karfl›yay›z. Öyle ki, kendilerine dair son derece önemli eksiklik tespitleri, veya direnifle dair son derece a¤›r ithamlar, öylesine adeta çalakalem yap›l›yor ve geçifltiriliyor. Bafltan, direnifle iliflkin böyle yüzeysel bir de¤erlendirmeyi, direnifli bafllatman›n sorumlulu¤unu üstlenen iki siyasi hareketten biri olman›n sorumlulu¤uyla, bu direniflte flehitler veren bir hareket olman›n a¤›rl›¤›yla ba¤daflt›ramad›¤›m›z› belirtmeliyiz.

‘ÖNDERL‹⁄‹N’ YÜKLED‹⁄‹ SORUMLULUK Say› 72 42 10 A¤ustos 2003

Direniflin “TKP(ML) ve DHKP-C önderli¤inde” oldu¤unu, “direniflin asli güçleri”nin TKP(ML) ve DHKP-C oldu¤unu belirten bir siyasi hareket, en baflta, “önderi, asli gücü” oldu¤u bir direniflin kaderi noktas›nda bugün nerede oldu¤una dair kapsaml›, tutarl› bir aç›klama getirmek durumundad›r. Hemen her konuda bir tespitin yap›ld›¤› bu yaz›da, tam da bu noktan›n cevab› yoktur. Sözkonusu de¤erlendirmeye göre, bafllama karar› do¤rudur, zamanlama, eylem biçimi, talepler, her fley do¤rudur, “di¤er siyasetlerin kat›lmama gerekçesi soyut ve subjektiftir”; ama her ne olmuflsa olmufl, direniflin “önderi ve asli gücü”, yola birlikte ç›kt›¤› siyasi hareketi yaln›z b›rakarak, direnifle kat›lmama gerekçeleri “soyut ve subjektif” olan siyasi hareketlerle birlikte davran›p, direniflten çekilmifltir. Üstelik yaz›da kendilerinin “politik öncülü¤ünü” kan›tlamak için flu tesbit yap›l›yor: “Maoist komünistler devletin bu stratejik yönelimini 2000 y›l›n›n bafllar›nda görerek haz›rl›klar›n› buna uygun yapt›. Bu stratejik sald›r› ancak stratejik bir duruflla geri püskürtülebilir öngörüsüne vard›lar.”

Peki sonuç? Haz›rl›klar›n hiç de “devletin stratejik sald›r›s›na uygun olmad›¤›” görülmemifl midir? “Stratejik durufl”, nas›l olmufl da “soyut ve subjektif” hareketlerin durufluyla ayn›laflm›flt›r? Aç›klanmas› gereken en temel nokta budur.

“KEND‹M‹Z‹ YAKARIZ”IN C‹DD‹YET‹ VE TKP(ML)N‹N C‹DD‹YETS‹ZL‹⁄‹ MKP, 19 Aral›k’a kadar “taktik bir hata yap›lma-

‹ki partinin tutsaklar örgütlenmesinin imzas›yla bir karar al›yor ve bunu tüm ülke, dünya halklar›na aç›kl›yorsunuz. Bu karar do¤rultusunda onlarca tutsak zulmü durdurmak için bedenini tutuflturuyor, bunlar›n içinden 11 tutsak flehit düflüyor. Sonra bu partilerden biri kalk›p diyor ki, biz onu “tehdit” amac›yla yapm›flt›k. Yani “blöf” yapm›flt›k. Sonra da diyor ki, zaten bu karar yanl›fl, hatal›, sorumsuz, ciddiyetsizdi! Onlarca flehit verilen bir karardan bu flekilde sözetmekten daha büyük ciddiyetsizlik olur mu? “Ciddiyetsizlik”; reformistler bile, eylemi külliyen yanl›fl bulduklar› halde, bu ola¤anüstü cüret ve fedakarl›k karfl›s›nda, bu kavramla konuflmad›lar. MKP, karar›n ciddiyetsizli¤ini, yanl›fll›¤›n› de¤il, kendi ciddiyetsizli¤ini ve “karar” denilen olaydaki sakat bak›fl aç›s›n› sorgulamal›yd›. Devrimciler blöf yapmaz. Biz yapmad›k. Taktikler üzerine ahkam kesebilirsiniz. Fakat insan yaflam›n›n sözkonusu oldu¤u yerde, flehitlerin oldu¤u yerde, bu karar›n ciddiyetini tart›flamazs›n›z. En fazlas›, karar›n de¤il, kendi ciddiyetinizi veya ciddiyetsizli¤inizi tart›flabilirsiniz. Karar ciddidir, sorumluluk ve cüretle al›nm›fl ve ayn› ciddiyet, sorumluluk ve cüretle de yerine getirilmifltir. Yoldafl›n›z Ali ‹hsan Özkan da ayn› ciddiyet ve sorumlulukla davranm›fl, karar›n›z› uygulam›flt›r. Aç›klama getirilmesi gereken Ali ‹hsan Özkan’›n tavr› de¤il, öteki yerlerdeki karar› çi¤neme tavr›d›r. Nas›l bir partisiniz ki, karar al›yor ve uygulam›yorsunuz? Bunun cevab› var m›? Yoksa “ba¤lant›n›z›n” oldu¤u yerler, bu karar›n “blöf” oldu¤unu biliyor muydu? Peki bu nas›l bir siyaset, nas›l bir ittifak, nas›l bir dostluk anlay›fl›? Yar›n sizinle ortak bir karara imza atanlar, “ya bunlar blöf yap›yorsa, karar›n gere¤ini yerine getirmezlerse...” diye mi düflünmeli? Bu bak›fl aç›s›, direnifli de do¤ru kavramad›¤›n›-


yetler üzerinden ‘üç kap› üç kilit temellinde anlaflmaya gidilece¤i’ni dillendirmekteydi. O koflullarda bunu kabul ettirme avantaj›m›z vard›.... Ancak direniflin önderli¤ini yapan partiler bu geliflmeleri göremedi... Partimiz ile DHKP-C sol bir inatlaflmaya girdi. Her ilerleyen gün geliflmeler bak›m›ndan aleyhimize döndü.”

z› gösteriyor. Siz, direnifli de blöf olarak kavram›fls›n›z. Öyle kavramasayd›n›z, b›rakmazd›n›z. Sald›r› stratejiktir diyordunuz ama buna da fazla inanm›yordunuz demek ki. Devlet tehdit ediyor, yüzlerce ölüm orucu direniflçisiyle karfl›lar›na ç›k›nca, geri ad›m atarlar düflüncesiyle yapm›fls›n›z haz›rl›¤›n›z›. Kolay zafer beklentisi gerçekleflmeyince, çekildiniz. MKP “feda eylemleri”ni mahkum ederken 19 Aral›k kahramanl›¤›na övgüler düzüyor. O kadar ki “her alanda yeni 19 Aral›klar yaratmaya ihtiyac›m›z var” diyor. Bofl bir ajitasyon; onlarca tutsa¤›n zulmü durdurmak için bedenini tutuflturmalar›n› ç›kar›rsan›z, 19 Aral›k kahramanl›¤›n› do¤ru anlayamazs›n›z zaten. Oradaki davaya ba¤l›l›¤› anlayamazs›n›z. MKP bugün Ali ‹hsan Özkan’›n flehit düfltü¤ü eylemi mahkum ediyor. Yar›n, 19 Aral›k’›n bütününü de mahkum etmesi sürpriz olmaz. Böyle düflünmemize yolaçan yeni “teori”ler var MKP’de. Mesela Ulucanlar katliam› de¤erlendirmesi. Ayn› yaz›dan aktar›yoruz: “Özellikle 96 Ölüm Orucu sonras› hapishanelerde zafer sarhofllu¤u üzerinden sol macerac› politik-taktik çizgi izlenmifltir. Ulucanlar katliam›n›n politik arka plan›nda yatan gerçeklik de yine bu sol taktik çizgidir.”

Bu de¤erlendirme PKK’n›n (ve tabii reformizmin de) de¤erlendirmesidir. MKP, aktard›¤›m›z cümlenin bafl›na “PKK’n›n da belirtti¤i gibi” cümlesini eklemeliydi. PKK da, Ulucanlar katliam›nda ve ayn› zamanda 19 Aral›k’ta devrimci tutsaklar›n “sa¤duyulu” davranmayarak, “oran›n bir cezaevi oldu¤unu unutarak” katliam›n zeminini yaratt›¤›n› söylemiflti. MKP de flimdilik Ulucanlar’la s›n›rl› olsa da, böyle düflündü¤üne göre, bu kafa yap›s›, esas olarak 1922 Aral›k direniflini de mahkum etmek zorundad›r. Ulucanlar’la 19 Aral›k aras›nda, ne devletin amac›, gelifl biçimi, ne de devrimci tutsaklar›n direnifli aç›s›ndan özde bir farkl›l›k yoktur. Bu kafa yap›s› de¤iflmezse, yar›n bir gün MKP, 19 Aral›k’› da mahkum edecek, “sol macerac›” diye nitelendirecektir.

ANLAfiMA KOfiULLARI VAR MIYDI? MKP, 19 Aral›k’›n hemen sonras›na iliflkin ise flöyle bir de¤erlendirme yap›yor: “19 Aral›k sonras› anlaflman›n zemini vard›. ... operasyonu takip eden ilk günlerde Türkiye’de ve dünyada direnifli sahiplenme güçlü oldu. Devlet... gerek ulusal gerekse uluslararas› tepkilerin yo¤unlu¤undan dolay› anlaflma yollar›n› ar›yordu... Devletin gönderdi¤i çeflitli he-

Bu sat›rlar› okuyunca, bir an bu “genel yorum”un direnifli yaflamayan, kulaktan dolma bilgilere sahip biri taraf›ndan kaleme al›nd›¤›n› düflündük. Çünkü burada bir çok aç›dan “yaflanmayan bir süreç” anlat›lm›flt›r. Belli ki, bu de¤erlendirmede as›l olan, reformizmle paralellik kurmakt›r. Seçilen kavramlardan (“inatlaflma”) var›lan sonuca kadar (sol sekterlik yüzünden direnifl bitirilmedi, yani b›rak›nc›lar hakl›yd›) söylenen öz olarak reformizmin söyledikleridir. Ama yine de yap›lan de¤erlendirme, gerçe¤e o kadar ayk›r›d›r ki, reformizmin söylemedi¤ini bile söylüyor. Evet, reformistler bile bugüne kadar “19 Aral›k’›n hemen ertesinde anlaflma zemini vard› da, anlaflmad›n›z” demedi. Hat›rlatal›m: ‹stanbul, ‹zmir, Ankara, Antalya Baro baflkanlar›n›n “üç kap› üç kilit ça¤r›s›” 19 Aral›k›n hemen sonras› de¤il, Kas›m ay›n›n sonundad›r. Üstelik de 2000’in de¤il, 2001 Kas›m›n›n sonunda. Yani 19 Aral›k katliam›ndan tam tam›na 13 ay sonra. Diyelim Kas›mlar›n y›l›n› kar›flt›rd›lar; peki bu “genel yorum”u kaleme alanlar, hemen 19 Aral›k sonras› o günlerde d›flar›da nas›l bir destek ve sahiplenme oldu¤una yeniden baks›nlar. D›flar›da ortada kimler vard› diye bir araflt›rs›nlar. 19 Aral›k sonras›n›n direnifli sahiplenme aflamas› çok çok k›sa bir süredir. Ve süreç hemen sonras›nda tersine dönmüfl, aleni bir kaç›fl ve geri çekilme yaflanm›flt›r. O koflullarda devlet nas›l anlaflma yollar› ar›yormufl bilemiyoruz. En az›ndan bizim bildi¤imiz böyle bir aray›fl yoktu. Tersine, direnifli yok sayma, direniflçileri muhatap almama politikas›, en kat› haliyle uygulanmaktad›r. (MKP’nin bu döneme iliflkin farkl› bilgi ve iliflkileri sözkonusuysa, aç›klarlar, biz de ö¤renmifl oluruz ve tabii o zaman bunlar› niye zaman›nda bizle paylaflmad›klar›n› da sorma hakk›m›z olur.) Fakat biliyoruz ki, MKP’nin “hala anlaflma koflullar› var” dedi¤i üç befl sivil toplumcunun direniflin bir an önce bitirilmesi, daha do¤ru bir ifadeyle, direniflçilerin her ne olursa olsun “b›rakmas›” amac›yla ortaya att›¤› spekülasyonlardan daha fazlas› olamaz. Böylesine önemli bir sürecin de¤erlendirmesini bu spekülasyonlara dayanarak yapmaksa, ciddiyetsizlikten ve beynini reformizme kapt›rm›fl olmaktan baflka bir anlam ifade etmez. Reformizm MKP’nin dilini ele geçirmifl; devrimci, komünist bir parti, her halûkarda kendi tavr›n› “inatlaflma”yla aç›klayamaz. Bu öyle bir “inatlaflma” ki, onlarca flehide maloluyor. MKP, sürece iliflkin yanl›fl bilgi bir yana, yanl›fl kavramlarla konuflup tart›fl›yor.

Say› 72 43 10 A¤ustos 2003


Reformistler, kafas›nda emperyalizm, faflizm, s›n›f olmayan AB’ciler, 9 Aral›k’tan bu yana direnifli “inatlaflma”yla aç›kl›yorlar ve biz o günden beri, inatlaflman›n s›n›flar mücadelesi aç›s›ndan hiç bir anlam› olmayan bir kavram oldu¤unu anlat›yoruz. Direniflin bafllat›lmas›nda bizimle birlikte olan bir partinin, reformizme de¤il, direnifl ad›na sürdürülen bu ideolojik mücadeleye kulak vermifl olmas›n› dilerdik. Kimin diliyle konufltu¤unu görmek için o tart›flmalara dönüp bakmal› MKP.

TAHL‹YELER “KAZANIM” MIYDI, RÜfiVET M‹? MKP’N‹N PRAT‹⁄‹ HANG‹S‹NE GÖRE B‹Ç‹MLEND‹? MKP’nin onca “tespit”e ra¤men, aç›klama getiremedi¤i konulardan biri de “tahliye”lerdir. Çünkü, bir de¤il, birden çok tutars›zl›kla doludur tahliye karfl›s›ndaki politikalar›. “Tahliye edilmeleri de direniflin kazan›mlar› aras›nda saymak gerek. Çünkü talepler aras›nda bu da vard›.”

Tahliye kazan›md›r diyorsunuz.

Say› 72 44 10 A¤ustos 2003

Elbette, direniflin kararl›l›¤› ve kitleselli¤i zorlam›flt›r devleti buna. Ama bu tek bafl›na ne ifade eder? Tahliyeler, direnifli sonuçland›ran bir anlaflman›n parças› olarak yaflansayd› böyle de¤erlendirilecekti. Oysa, oligarfli tahliyeleri ne için yapt›¤›n› ba¤›ra ba¤›ra aç›klad›. Peki siz ne yapt›n›z bu taktik sald›r› karfl›s›nda? D›flar›da niye bafllamad›n›z aylarca? Bafllad›¤›n›zda bir tek flehit bile vermeden niye b›rakt›n›z? Sizden cevab› beklenen sorular bunlar. Ciddiyeti tart›flacaksan›z, burada tart›fl›n. Devlet direnifli k›rmak için tahliye manevras›na baflvuruyor. Direnifle önderlik, direniflin asli gücü olmak, iflte tam da böyle zamanlarda belli olur. Direniflin zaferini esas alan bir hareket, bu manevray› bofla ç›karacak bir politika gelifltirir. Nitekim devrimci hareket bu manevraya tahliye edilen tutsaklar›n d›flar›da ölüm orucunu sürdürmesiyle cevap verdi. Bu politikayla, direniflin F tiplerinde bo¤ulmak istenen sesi, d›flar›da çok güçlü bir yank› buldu. Direnifl d›flar› tafl›nd› adeta. Peki MKP? Siz, hangi tezlerle aylar boyunca d›flar›da ölüm orucu yapmad›n›z? Tahliye rüflvetine niye boyun e¤diniz? Tahliyelere karfl› bu dönemde flu politikay› izledik diyebilir misiniz? (Sak›n o dönem çeflitli gruplar›n yapt›¤› gibi “tahliyecilerin DKÖ’leri dolaflmas›n› bir “taktik” gibi sunmay›n) Armutlu direnifl sürecini hat›rlay›n; reformizmden ne fark›n›z vard› o dönem boyunca. Reformizmden farkl› olarak, seyretmekten baflka ne yapt›n›z? ‹zmir’de Armutla’da tahliyeciler direnifli sürdürüp flehit düflerken alenen seyrettikten sonra, ne oldu, koflullarda ne de¤iflti de siz de d›flar›da ölüm orucuna bafllad›n›z? Ve sonra? Sonra ne oldu da flehit bile vermeden b›rakt›n›z? B›rakma aç›klaman›zda geçen gerekçe-

leri hat›rlay›n; “Dostlar›n ›srar›” gibi bir gerekçeyi, böyle bir direniflin b›rak›lmas›n›n gerekçeleri aras›nda saymak bile, o b›rakman›n sa¤lam, tutarl› bir politik zeminden yoksun oldu¤unu gösterir. “Genel Bir Yorum” yaz›n›zda da b›rakmaya getirdi¤iniz aç›klama, bundan daha güçlü bir dayana¤a sahip de¤il. Bu yaz›da hem içeride, hem d›flar›daki b›rakma nedeni flöyle aç›klan›yor: “Bu çok yönlü olumsuz geliflmelere karfl›n 2001-2002 aras› ‘üç kap›-üç kilit’ formülasyonunun dillendirilmesi direnifli sahiplenmeye önemli bir ivme katt›. Fakat bu tepkiler ve talebin kendisi devleti geriletemedi. devlet... stratejik politikas›nda ›srar etmeye devam etti. Bu ›srar karfl›s›nda Maoist komünistlerin manevra yapmas› gündeme geldi. Gelmek de zorundayd›. ... Taktik manevra yapman›n bilincinden hareketle ilk olarak d›flar›da Partimiz taraf›ndan sürdürülen ölüm orucu direnifline 11 Ocak 2002 tarihinde son verildi. May›s ay› sonlar›nda ise di¤er ölüm oruçcusu parti ve gruplarla birlikte (DHKP-C ve TKEP/L hariç) hapishanelerde ölüm orucu direnifline son verildi.”

“Geri çekilmek” karar› al›n›yor ve d›flar›dakiler ölüm orucunu b›rak›yor. Peki o zaman içeridekiler niye sürdürüyor? Dikkatinizi çekeriz ki, d›flar›daki ölüm orucunun bitirilmesiyle, içeridekilerin b›rakmas› aras›nda dört aydan fazla zaman geçiyor. Arada TKP(ML)’den direniflçi de dahil, flehitler verilmeye devam ediliyor. Daha ocak›n bafl›nda geri çekilme karar› alm›flsan›z (ki d›flar›daki ölüm orucunun b›rak›lmas›n›n bu karar sonucu oldu¤u söyleniyor) 28 May›s’a kadar içeride ölüm orucunu sürdürmenin anlam›, amac› neydi?.. Bütün bunlar›n bir tutarl›l›k içinde aç›klanabilmesi pek mümkün de¤ildir. Deniyor ki; “Devlet stratejik politikas›nda ›srar etti.” ‹flte bütün mesele burada; devlet öyle yaparken, siz kendi stratejik politikan›zda ›srar edemiyorsunuz.

‘YEN‹LG‹’, D‹REN‹fiE DE⁄‹L S‹ZE A‹TT‹R; YEND‹-YEN‹LD‹ DE⁄ERLEND‹RMES‹ YAPACAK DURUMDA DE⁄‹LS‹N‹Z! MKP, direniflin sonucunu “baflar›s›z”, “yenilgi” olarak tesbit ediyor. Birincisi, sürmekte olan bir direnifle dair böyle bir belirleme yap›lamaz, ikincisi, MKP, b›rakt›¤› noktadan itibaren böyle bir belirleme yapma hakk›n› da kaybetmifltir. “Yenilgi” de¤erlendirmesini ancak kendiniz aç›s›ndan yapabilirsiniz. “Ben yenildim” diyebilirsiniz. Yenildi veya yenilmedi de¤erlendirmesini art›k siz yapabilecek durumda de¤ilsiniz. Direniflin bitirilmesine iliflkin MKP’nin yapt›¤› bu de¤erlendirmeye bakan biri sadece flu sonucu ç›kar›r: “boflu bofluna o kadar insan k›rd›r›lm›fl!” Bir kez daha reformizmin teziyle karfl›m›zda MKP. Öyle ya; “Genel bir yorum” bafll›kl› yaz›ya gö-


re, “nas›l olsa hiç bir yoldafl›m›z ciddiye almmaz, kendini yakmaz” diye kararlar al›nm›fl ama biri kendini yakm›fl, s›k s›k “çözüm” flans› ç›km›fl, devlet s›k s›k anlaflmaya yanaflm›fl ama, “sol subjektif siyaset”, “sol inatlaflma” nedeniyle bir türlü devlet bizimle anlaflma yapamam›fl, yeni taktikler devreye sokulamam›fl, zaman›nda manevralar yap›lamam›fl, “f›rsatlar kaç›r›lm›fl” vs. vs. ve tabii bu arada da insanlar ölmeye devam etmifl! De¤erlendirme, örgütsel, pratik bir yenilgiden çok, moralman bir yenilgiyi yans›t›yor ne yaz›k ki! Reformizmin daha 19 Aral›k’›n ertesinde içine girdi¤i düflünce tarz›, biraz gecikerek MKP’ye hakim olmufltur... F›rsatlar› kaç›rd›k, zaman›nda manevra yapamad›k dedi¤i süreçlerin kan›tlar›, göstergeleri yok yaz›da. Böyle bir kan›t, gösterge de yok zaten gerçekte. Sadece reformizmin, sivil toplumcular›n “kaynatt›klar›” spekülasyonlar var. Somuta girmeye kalk›nca bu yüzden çeliflkiden çeliflkiye savruluyor MKP. Mesela, 150. günlerden sonras›. Hat›rlayal›m, bu dönem peflpefle flehitlerin verildi¤i dönemdir. Sadece Nisan ay› içinde direnifl 20 flehit vermifltir. MKP flöyle diyor bu dönem için: “Ölümlerin peflpefle gelmesi de devleti 19 Aral›k öncesi talepler üzerinde anlaflmaya zorlamaya yetmedi. Devlet ölümlerin art›fl›yla birlikte hem zorla müdahale, hem aileler üzerinden, hem de tahliye politikas› üzerinden direniflçilerin dökülmesini h›zland›rd›.”

Bu sat›rlar›n hemen 5 sat›r sonras› bafllayan paragrafta ise flöyle diyor MKP: “Bu dönem itibar›yla hala ‘üç kap›-üç kilit’ üzerinden bir anlaflma zemini güçlüydü. Fakat bizim sol subjektif siyasetimiz sonucu bu f›rsatlar› da kaç›rd›k.”

Alt alta yer alan iki paragraf da ayn› dönemi anlat›yor. Birinci paragrafa göre, koflullar, onca ölüme ra¤men devleti zorlamaya yetmiyor, üstelik devlet direniflte dökülmeleri h›zland›rarak üstünlük sa¤lam›fl; ama nas›l oluyorsa, ikinci paragrafa göre bu dönemde yine de “güçlü bir anlaflma zemini var!” Peki bu aç›k çeliflkilere, tutars›zl›klara neden düflüyor MKP? “Geri çekilme” karar›n› ve “b›rakma”y› hakl› göstermek için süreci böyle anlat›yor. “F›rsatlar› kaç›rd›k, art›k zafer kazanmam›z da mümkün de¤il!” düflüncesini yaratmak istiyor. Ama bir çok sorunun cevaps›z b›rak›ld›¤›, bunca çeliflkinin, tutars›zl›¤›n içiçe geçti¤i yerde, bütün bunlar› s›ralamak MKP’nin “b›rakma” karar›n› ne kadar aklar bilemeyiz ama; bunlar›n çok aç›k bir tutars›zl›¤›, ciddiyetsizli¤i gösterdi¤i aç›k. Yüzlerce insan›n ölüm ihtimalinin oldu¤u ve insanlar›n befler onar öldü¤ü bir direniflte, oligarfliyle halk aras›ndaki mücadelede bu kadar büyük roller yükledi¤iniz bir direniflte, sanki s›radan bir eylemden sözeder gibi bu kadar çok yanl›fl, ciddiyetsizlik yap›l›yorsa, orada çok daha ciddi bir sorun vard›r.

D‹REN‹fi YEN‹LD‹ M‹, DEVAM MI ED‹YOR? ED‹YORSA, NASIL? ”Sald›r›y› “stratejik” gördünüz; sald›r›n›n nas›l gö¤üslenece¤i noktas›nda tutsaklar›n önemli bir rolü olaca¤›n› düflündünüz ve Cepheli tutsaklarla birlikte direnifle bafllad›n›z. Peki ne oldu da di¤er siyasetlerle birlikte b›rakt›n›z? “Genel Bir Yorum” yaz›s›n›n sonunda flöyle deniliyor: “Direnifli farkl› eylem biçimleriyle sürdürmek kayd›yla yeni bir sürece girildi. Gelinen aflamada direnifl, DHKP-C taraf›ndan ölüm orucu biçiminde sürdürülürken, partimiz ve di¤er direniflçi parti ve örgütler taraf›ndan ise farkl› eylem biçimleriyle desteklenmektedir”.

Yoktur böyle bir fley. Do¤ru de¤il. Var diyorsan›z, ne yapt›¤›n›z› Türkiye halklar›na aç›klamal›s›n›z. D›flar›ya devredilmiflti bayrak. Bir de böyle söylenmiflti. Kimse göremedi o bayra¤›. Biz hala ölmeye devam ediyoruz. B›rakt›¤›n›zdan bu yana, d›flar›da reformizmden farkl› ne yap›yorsunuz? Süreci anlamamakla elefltirdi¤iniz öteki siyasetlerden farkl› ne yap›yorsunuz? “Önderlik” iddias›nda bulundu¤unuz bir direnifle karfl› bugünkü konumunuz flafl›rt›c› de¤il mi? Önderlik, “bafl›n› çekti¤in” direnifli yüzüstü b›rak›p çekilmek midir? “Direnifli de¤iflik biçimlerde sürdürüyoruz” sözleriyle direnifli terketti¤iniz gerçe¤ini, direnifli içeride oldu¤u gibi d›flar›da da b›rakt›¤›n›z gerçe¤ini perdeleyemezsiniz. “Geri çekilme” daha nereye kadar sürecek? Gündeme gelen TTE gibi konularda da yine “güçler dengeleri... ricat taktikleri” mi yol gösterecek size? Bu yolla, yaz›n›z›n sonunda belirtti¤iniz “davaya ba¤l›l›ktaki zay›fl›¤›” güçlendiremezsiniz, bu bak›fl aç›s›yla kadro ve taraftarlar›n›z› “daha ciddi bir ideolojik donan›m”a kavuflturamazs›n›z. Tersine, reformizmin ideolojisi giderek daha fazla hakim olur. Sonuç olarak flunu belirtelim ki; “Genel Bir Yorum” bafll›¤›yla yap›lan de¤erlendirme, direniflin bafllatma sorumlulu¤unu tafl›yan bir siyasi hareketin sorumlulu¤una ve 107 flehit verilen bir direniflin ciddiyetine denk bir de¤erlendirme de¤ildir. De¤erlendirmeye “B›rakma”y› hakl› gösterme bask›lanmas› ve reformizmin kuflatmas› damgas›n› vurmufltur. Elbette eksiklerimiz varsa, onlar› da tart›flaca¤›z, ama bütün bunlar “ya zafer, ya ölüm” kararl›l›¤›ndan sap›lmad›¤›, reformizmin tezleriyle de¤il, devrimcilerin bak›fl aç›s›ndan yap›ld›¤›nda bir anlam tafl›r ve ilerletici bir rol oynarlar. Daha önemlisi, MKP, direnifl karfl›s›ndaki bugünkü konumunu tart›flmal›d›r esas olarak. Çünkü as›l büyük gedik buradad›r.

Ahmet F›rat

Say› 72 45 10 A¤ustos 2003


Munzur Festivali Ve Dersim Dördüncü Munzur Do¤a ve Kültür Festivali aralar›nda Grup Yorum’un da bulundu¤u bir çok grup ve sanatç›n›n kat›ld›¤› konserler, paneller ve çeflitli etkinliklerin ard›ndan sona erdi. Festivalin ikinci günü sahneye ç›kan Grup Yorum, marfllar› ve türküleri ile binlerce kiflinin coflkulu alk›fllar› ve sloganlar›yla karfl›land›. “Yi¤itlerin oda¤›” Dersim da¤lar›n›n özgürlük rüzgar› Yorum’un türküleri ile kucakland›. Ayn› gün sahneye ç›kan bir baflka sanatç› da Ferhat Tunç idi. Tunç Dersim türkülerinin yan›s›ra sevilen türküleriyle, coflkuyla izlenen sanatç›lar aras›ndayd›. Konserler beklendi¤i gibi türkünün sloganlara kar›flt›¤›, zafer iflaretlerinin hiç inmedi¤i bir coflkuya sahne oldu. Buna karfl›n paneller ise daha düflük kat›l›ml› gerçekleflti.

Say› 72 46 10 A¤ustos 2003

Munzur’u kurtarma ad›na yap›lan etkinliklerde yar› ç›plakl› “eylem” biçimleri ise festivalin bir baflka dikkat çeken yan›yd›.

Dersim Kültürü

leflmeye karfl› bir tek panelin, e¤itici bir etkinli¤in dahi yer almamas›n›, bir eksiklik ötesinde bir kabullenifl ya da festival komitesinin farkl› kayg›lar› olup olmad›¤› tart›fl›lmal›d›r. Festivali izleyenlerin üzerinde hemfikir olduklar›, dayan›flman›n, paylafl›m›n, kültürüne, de¤erlerine sahip ç›kman›n, yaflatman›n ifadesi olmas› gerekirken, kültüre dair, hatta ad›n› ald›¤› do¤aya dair de ciddi bir etkinlik yoktu. Bilinir ki, bir çok yerde festival ad›yla flark›l› türkülü etkinlikler düzenlenir. Munzur’u farkl› k›lan gerçekten Dersim halk›n›n öz kültürünü yans›tmak olmal›. Bu y›lki festival bu konuda ciddi bir sorgulama ihtiyac›n› da ortaya ç›kard›.

‹syanlar topra¤› Dersim’in tarihini anlatmayaca¤›z, bu bilinir. Ancak ony›llard›r bilinçli bir politika sonucu bugünkü Dersim’in isyan›n, özgürlük tutkusunun kenti Dersim oldu¤unu söylemek de o kadar kolay de¤ildir. Bu nedenle festival kapsam›nda yozlaflmaya, dejenerasyona, çete-

Devrimci kültüre uzak olmad›¤› herkesçe bilinen Dersim halk›, eksikliklerden gereken dersleri ç›karacakt›r. Bu her fleyden önce, bütün derdi Tunceli Valisi’nin “hoflgörü s›n›rlar›na” göre hareket etmek olanlar›n de¤il, Dersim’deki devrimcilerin görevidir.

“Polislere güvenim kalmad›"

Sincan F Tipinde Görüfl Engeli

Temel Haklar, 16 Temmuz günü Ba¤c›lar’da polis taraf›ndan bafl›na silah dayayarak katledilen ‹brahim Demircan'›n Ba¤c›lar'daki evine taziye ziyaretinde bulundu. Komflular› mahallede sevilen biriydi diye bafllad›lar ‹brahim'i anlatmaya. Ve ard›ndan polisin haks›z oldu¤unu söyleyerek "Madem suçu var, götürsün yarg›las›n" dediler. Annesi Zeynep DEM‹RCAN, "ne demek çocu¤umu suçsuz yere öldürüyor. Polislere de güvenim kalmad›" diye tepkisini dile getirirken, ablas› Nuran, "Polisin suçlu da olsa, suçsuz da olsa öldürmeye hakk› yok. Pefllerini b›rakmayaca¤›z” dedi ve bunu yapana gerekli ceza verilmedi¤inde bir daha yapaca¤›n› söyleyerek, ülkemizde yaflanan infazlar sonras› ödüllendirilen polislerin baflka infazlarda da karfl›m›za ç›kmas› gerçe¤ini kendi diliyle hat›rlatm›fl oldu. Temel Haklar üyeleri aileye baflsa¤l›¤› dileyerek, kendilerinin de olay›n takipçisi olacaklar›n› belirttiler.

Sincan F Tipi Hapishanesi’nde yeni uygulamaya konulan bir genelge ile hükümlülerin görüfl yapmas› engelleniyor. Sorun geçen hafta hiçbir avukat›n görüfl yapamamas› sonucu ortaya ç›kt›. Yetkililer, "avukat›n hükümlü ile görüfl yapabilmesi için 'gerekçe göstermesi' gerekti¤i"ni belirtirken, vasilik belgesi bulunanlar›n da ayn› uygulamaya tabii olduklar›n› belirttiler. Genelgenin 25.06.2000 tarihli bir genelge oldu¤u ve Sincan F Tipi Hapishanesi’nde de uygulanmaya baflland›¤› avukatlarca belirtilirken, bu uygulaman›n tecrit koflullar›n›n gün geçtikçe a¤›rlaflt›r›lmas›na hizmet etit¤i vurguland›. D›flar› ile tek ba¤› savunma avukatlar› olan birçok hükümlüden bu uygulama ile aylarca haber al›namamas› dahi olanakl›. Keza bu güne kadar yaflanan hapishanelere yönelik sald›r› ve katliamlarda zarar gören tutsaklar›n pek ço¤unun hükümlü statüsünde bulunmas›, bir ço¤u sa¤l›k ve hukuki sorunlar› olan tutsaklar›n daha zor koflullara mahkum edilmesi anlam›na geliyor.


Alman Hukuku Nas›l “Delil” Toplar; Ayd›nl›k Yol: Silahl› HEYVA SOR DAVASI “Yeniden Mücadele” Alman hukukunun nas›l çal›flt›¤›na iliflkin Haziran 2000’de bas›na yans›yan Thomas Dienel olay›, hat›rlanaca¤› gibi ajan faaliyetini gözler önüne seriyor, devrimci örgütler hakk›nda bir Nazi ajan›n›n haz›rlad›¤› raporlar›n kullan›ld›¤›n› ortaya koyuyordu. Alman hukukunun nas›l çal›flt›¤›n›n son örne¤i Kürt yard›m örgütü Heyva Sor a Kurdîstanê hakk›nda aç›lan davada kullan›lan bir itirafç›n›n itiraflar› oldu. Önce tehdit, flantaj ve vaatlerle itirafç›l›¤a zorlanan Engin Sönmez’in anlat›mlar›na kulak verelim: “1998’de gözalt›na al›nd›m. Federal Kriminal Dairesi’ne götürdüler. Türkiye’ye ve Alman yasalar›na karfl› suç iflledi¤imi söylediler. Onlara yard›mc› olmazsam bafl›ma kötü fleyler gelece¤i tehdidinde bulundular. Önceden haz›rlanan soru ve cevaplardan oluflan ifadeleri kabul edip imzalamam istendi. Bir aydan fazla süren, Türk istihbarat›ndan Haydar Zorlu ve Mehmet isminde iki kiflinin de kat›ld›¤› sorgulama sonucunda” önüne getirilen her fleyi imzalad›¤›n› belirten Sönmez, ormanl›k bir alanda ölümle tehdit edildi¤ini ve “seni öldürüp buraya ataca¤›z, olay› da PKK’nin üzerine ataca¤›z.” dediklerini, daha sonra pasaport temin ettiklerini, itirafç›l›¤› ailesinden de gizledi¤ini anlat›yor ve Heyva Sor davas›nda nas›l kullan›ld›¤›na geliyor; “Soruflturma s›ras›nda yüzlerce sayfal›k ifadeyi ve yüzlerce kiflinin resmini gösterdiler. Bunlar sadece bilgi almak için toplad›klar›n›, kullanmayacaklar›n› söylüyorlard›.

Ama Heyva Sor hakk›nda aç›lan dava bafllamadan k›sa süre önce mahkeme ça¤r›s› geldi. Tan›k olarak. Mahkemeye gelmemem durumunda bafl›ma kötü fleyler gelece¤ini söyledi polis. Heyva Sor hakk›nda da bilgim yoktu ve ne yazd›larsa imzalam›flt›m. Heyva Sor ile yetinmeyeceklerini de biliyorum. Alman vatandafll›k pasaportu alma ifllemim s›ras›nda “önünde baz› davalar var, onlardan sonra al›rs›n” dediler. Polis 24 Temmuz 2003’deki Heyva Sor davas›na götürmek için beni bir gün önce uyard› ve ‘Almanya genelinde büyük davalar olacak art›k. Seni bu davalarda da görmemiz gerekecek’ dedi...” (Özgür Gündem, 5 A¤ustos 2003) Dava halen sürüyor. Alman hukukunun bask›, flantaj, tehdit, rüflvet ile ajanlaflt›rarak “delil” toplamas›n›n son örne¤i sadece ortaya ç›kan bir örnektir. Yasad›fl› yollar› kullanmay› meflrulaflt›ran sistem ne demokratiktir ne de tek bir örnekle ya da sadece bir kesime yönelik kullan›r. Heyva Sor davas› Koblenz eyalet mahkemesinde görülüyor. Evet bu ismi, dergimizin “delil topluyoruz” diyerek bas›lmas› talimat› veren Koblenz savc›l›¤›ndan tan›yorsunuz. Devrimci, yurtsever örgütler iflte böyle toplanan “delillerle” ya da bizzat Anayasa Koruma Örgütü ajanlar›n›n provokasyonlar› sonucunda yasaklan›yor, yüzlerce insan hakk›nda bu yasad›fl› yollarla davalar aç›l›yor. Demokratik kurumlar, yay›nlar iflte bu yöntemler sonucu yasaklan›yor, kapat›l›yor.

PERU: Ayd›nl›k Yol Örgütü bir aç›klama yaparak silahl› mücadelenin yeniden bafllad›¤›n› ilan etti. 2001 y›l›ndan itibaren silahl› mücadelesini sonland›ran Ayd›n Yol Örgütü, uzun süre sonra haziran ay›nda devlet güçleriyle çat›flmaya girmifl ve 6 askeri öldürmüfltü. Ayd›nl›k Yol yapt›¤› aç›klamada, iktidar› elefltirerek, silahl› mücadelenin yeniden bafllamas›n›n sorumlusunun bask› ve imha temelindeki politikalar oldu¤unu belirtti.

Guzman ‹zolasyona Karfl› Açl›k Grevinde Bu arada tutuklu bulunan Ayd›nl›k Yol lideri Abumael Guzman, hapishane koflullar›n›, izolasyonu protesto etmek amac›yla açl›k grevine bafllad›. Guzman’›n avukat› taraf›ndan yap›lan aç›klamada, “Guzman, ziyaretçi görüflmesinden sonra iki kez hücresine geri dönmeyi reddetti¤i için avukatlar› d›fl›nda 2 hafta hiç kimse ile görüflmeme cezas›na çarpt›r›ld›. Di¤er tutuklularla iliflkisi kesildi ve kendisine gazeteler verilmeyip, elindeki radyosu al›nd›” denildi.

ETA’dan Turizm Boykotu Bask ülkesinin ‹spanya'da ba¤ımsızlı¤ı kazanmas› için savaflan ETA bir aç›klama yaparak turistlerin ‹spanya’ya gelmemesini, aksi taktirde can güvenliklerinin tehlikede olaca¤›n› belirtti. Gara Gazetesi’nde yayınlanan açıklamada, 'savafl bölgesine girenlerin yaralanmayaca¤ını garanti edemeyiz' denildi ve son dönemde turistik tesislere yönelik yap›lan eylemler üstlenildi.

Say› 72 47 10 A¤ustos 2003


Medya “Cezaevi yerine üniversite” Bir Haber ve Halk Nas›l Aldat›l›r, Yönlendirilir?

Say› 72 48 10 A¤ustos 2003

Bütün Gazete ve TV’lerde bir haber: “Terör örgütlerinin uzun yıllar e¤itim merkezi olarak kullandı¤ı, isyanlarla ve örgüt içi infazlarla ad›n› duyuran Bayrampafla Cezaevi üniversite olacak...” Tamamen devletin diliyle, bak›fl aç›s›yla haz›rlanan bir haber. Bakal›m, bir haberle kime ne mesajlar veriliyor: Aldatma ve Yönlendirme 1- Türkiye öyle ça¤dafl bir ülke, iktidar öyle demokrat ki, hapishaneleri kapat›p üniversite yap›yor; yalan, Türkiye’nin dört bir yan›nda yeni F tipleri, D Tipleri yap›l›yor. Aldatma ve Yönlendirme 2- Hapishanelerde ölüm orucu, 107 ölüm, tecrit diye bir sorun yok; ya bahçeler çiçekleniyor, ya “mahkumlar spor yap›yor” dizilerine yeni bir ekleme. Aldatma ve Yönlendirme 3Bayrampafla haberde tarif edilenlerle mi an›l›-

Piflmanl›k ve Medya Piflmanl›k Yasas›’n›n ç›kmas›yla birlikte medya cephesinden tam destek ve büyük bir kampanya yap›l›yor. Üç-befl gün öncenin haberleri yeniden yeniden yay›nlan›yor, teslim olan üç hainin haberi büyük puntolarla AN AN veriliyor. Hatta bu konuda öyle iflgüzar ki kimi TV kanallar›, ‹çiflleri Bakan› “daha yasa yeni ç›kt› kim nereden teslim olsun” demesine karfl›n, yüzlerce kiflinin teslim oldu¤undan sözediyor. Medyaya göre zaten “Van s›n›r›nda yüzlerce KADEK’li bekliyor”. Ama ne hikmetse ayn› haber üç gün tekrarlanmas›na ra¤men bir türlü bekleyifl bitmiyor! Döneklerle dolmufl medyan›n ihaneti bu kadar alk›fllamas› çok da anormal de¤il elbette. yor? Peki o hapishanenin dört duvarlar› aras›nda, 19 Aral›k 2000 tarihinde 6 kad›n› diri diri yak›lmad›, 6’s› kurflunlarla, alevlerle katledilmedi mi? Neymifl o zaman; Bayrampafla’y› kimileri D‹R‹ D‹R‹ YAKTILAR’da simgeleflen devletin katliam›yla an›yor, sak›n ola siz bunlara inanmay›n, “örgüt”ün “suçlar›”na bak›n! Peki tüm bu gerçeklerden sonra siz bu habere, haber diyebilir misiniz? Ama sanmay›n ki, bu haber bir istisnad›r; burjuva medya, özellikle devrimcilere karfl› bütün haberlerinde devletin gözlükleriyle bakar, faflizmin diliyle konuflur!

S‹V‹L POL‹SLER‹N KÜRKÇÜLER HAP‹SHANES‹’N‹N YÖNET‹M ODASINDA NE ‹fi‹ VAR? Adana ‹nsan Haklar› Derne¤i 6 A¤ustos 2003 günü, itirafç›laflt›rma Yasas› ve Kürkçüler Hapishanesi’nde yaflanan olayla ilgili aç›klama yapt›. Aç›klamada “AKP Hükümeti sermayenin direktifleriyle iflçi ve emekçilere yönelik bask› politikalar›n› art›rarak sürdürüyor. AKP Hükümeti iktidara gelmeden önce seçim meydanlar›nda iktidara geldiklerinde toplumun ve demokratik kitle örgütlerinin istekleri do¤rultusunda hareket edeceklerini, antidemokratik uygulamalara son vereceklerini söylemifllerdi. Ancak AKP iktidara geldikten sonra kendisinden önceki hükümetler gibi toplumun demokratik istem ve taleplerini görmezden gelerek IMF ve ABD’nin istemleri do¤rultusunda

hareket etmifltir. Sözde Topluma Kazand›rma Yasas› meclisten geçer geçmez, kolluk güçleri de harekete geçerek baflta tutuklu aileleri olmak üzere birçok cezaevindeki tutuklulara itirafç› olmalar› yönünde bask› yap›ld›¤› haberleri gelmeye bafllad›. Bölgemizde bulunan Kürkçüler Cezaevi’nde tutuklu bulunan Eser Yang›n’›n ailesinin derne¤imize yapt›¤› baflvuruda, geçti¤imiz hafta içinde sivil polislerin Kürkçüler Cezaevi’ne giderek cezaevi yönetiminin odas›na Eser Yang›n’› ça¤›rd›klar›n›, burada Eser Yang›n’a itirafç› olmas› için bask› yap›ld›¤› ve Yang›n’›n itirafç›l›¤› reddetmesinden dolay› halen psikolojik bask›ya maruz kald›¤›n›” belirttiler.

50 kiflinin kat›ld›¤› aç›klamaya Adana Gençlik Derne¤i, TAYAD ve birçok kurum destek verdi. “‹tirafç›l›¤a zorlamak tamamen insan hak ve özgürlüklerine ayk›r›d›r denilen aç›klama” “‹nsanl›k Onuru ‹flkenceyi Yenecek” slganlar› ile sona erdi.

BA⁄CILAR fiEH‹TLER‹ ANILDI 3 A¤ustos Pazar günü Ba¤c›lar Karanfiller Kültür Merkezi’nde 4 A¤ustos 1994’te flehit düflen Özlem K›l›ç, Güner fiar ve Hüseyin Arslan’›n anmas› yap›ld›. Sayg› duruflu ile bafllayan anma Üç Karanfiller’i anlatan konuflma ile devam etti. Direnifl fliirleri ve marfllar›n›n ard›ndan Ba¤c›lar Direnifli’nin sahnelendi¤i k›sa bir canland›rma gerçeklefltirildi. Anmaya yaklafl›k 100 kifli kat›ld›.


kahramanlar ölmez Vehbi MELEK Nurten ACAR 13 A¤ustos 1992 Ankara Maltepe’de üslerini kuflatan ölüm mangalar›na karfl› savaflarak flehit düfltüler. Vehbi, 1990 y›l›ndan itibaren SDB’lerde görev ald›. SDB komutan›yd›. 1962 Tunceli Hozat do¤umlu ve Kürt milliyetindendir. Nurten, Erzurum H›n›s’ta 1965 y›l›nda do¤du. Kürt milliyetindendi. SDB savaflç›s› olarak flehit düfltü.

Arslan ARI Nurhayat BEYHAN Eyüphan POLAT 13 A¤ustos 1992 Ankara Küçükesat’taki üslerinde kuflat›ld›klar›nda, çat›flarak ve kanlar›yla duvara Devrimci Sol/SDB yazarak flehit oldular. Arslan, 1963 Bursa Gemlikli do¤umlu. 1991 May›s’›ndan itibaren SDB savaflç›s› olarak görev yapt›. 1969 do¤umlu Nurhayat, 1992 bafllar›ndan itibaren SDB savaflç›s›yd›. Eyüphan, 1966 Sivas Zara do¤umlu olup, Kürt milliyetindendir.

Nuri ASLAN Metin KÖSE Aybast›’da iki köy aras›nda ç›kan çeliflkinin giderilmesi için düzenlenen bar›fl toplant›s›na giderken geçirdikleri trafik kazas›nda kaybettik.

‹brahim DO⁄AN 11 A¤ustos 2001 Marafl Elbistan do¤umludur. Devrimci mücadeleye lise y›llar›nda bafllad›. Yüksek okul ö¤rencisi olarak bulundu¤u Ankara’da Dev-Genç içinde yerald›, Kültür Sanatta Tav›r Dergisi’nde ve Ankara Halk Sahnesi’nde çal›flt›. Tutsak düfltü. 1996’da Ölüm Orucu Direniflçilerinden biri oldu. 69 gün süren direnifl sonras›nda ciddi sa¤l›k problemleri olufltu. 1999 Aral›k’›nda sa¤l›k durumunun a¤›rlaflmas› nedeniyle flartl› tahliye edildi. Tedavisi için yurtd›fl›na ç›kt›. Sa¤l›k durumunda büyük iyileflmelerin yafland›¤› bir dönemde, Atina’da tedavi gördü¤ü hastanede kalleflçe elleri arkadan ba¤l› bir flekilde öldürülmüfl olarak bulundu.

Hakan KASA Mehmet SALGIN

Nebi AKYÜREK

13 A¤ustos 1993 ‹stanbul Okmeydan› PERPA’da bir iflyerinde, savunmas›z halde ölüm mangalar› taraf›ndan infaz edildiler. Mehmet Salg›n ve Hakan Kasa Devrimci Sol Milis üyesiydiler. Nebi Akyürek, Devrimci Sol taraftar›yd›. Selma Ç›tlak ve Sabri At›lm›fl ise devrimci hareketle iliflkileri olmayan insanlard›.

KAYIP Erdo¤an fiAKAR Perpa katliam›na ba¤l› operasyonda gözalt›na al›nd› ve kaybedildi. Selma ÇITLAK

Sabri ATILMIfi


köyün !Delisi Patates imha uzmanlar› Ankara’da bombal› çantay› açarken havaya uçmalar›n›n ard›ndan polisler gördükleri her çantay› patlatmaya bafllad›lar. fiu ana kadar patlat›lan çantalardan, helva, ganyan kuponu, bofl karton, iç çamafl›r gibi malzemeler ç›km›fl. “Terörle mücadelede uzmand›r Türk Polisi”; arada bir patatesle bombay›, deterjanla patlay›c›y› kar›flt›rd›klar› olur, ama olsun, o kadar olacak! Allah kimseyi paranoya yapmas›n. Bu arada halk›m›z; aman ha dikkat edin paranoyan›n bir sonraki aflamas› sokakta elinizdeki çantalar› da patlatmak olacakt›r! Irak’taki abilerinin halini görüyorsunuz!

Kal›tsal Hanedanl›k Say› 72 50 10 A¤ustos 2003

Devlet Bakan› M. Ali fiahin bovling oynarken ayakkab›lar›n› korumalar›na tafl›tt›. Bunlar›n piri de

Ç‹ZG‹YLE

korumalar›na ayaklar›n› y›kat›rd›. Yeni pirlerinin kar›s› sultan kaftanlar›yla dolafl›yor. Hanedanl›k kültürü kal›tsal bir hastal›k galiba.

Damdan düflen Amerikal›’ya ö¤üt

Tayyip’in rüyas›ndaki yönetim ve yaflam tarz›

Irak’ta karfl›laflt›klar› direniflle damdan düflmüfle dönen Amerikan askerlerinden biri Musul’da damdan düflerek öldü. ‹flgalci bütün Amerikal›’lara ö¤üdümüz: Ç›kmay›n baflkas›n›n dam›na düflersiniz, iflgal etmeyin baflkas›n›n ülkesini her sokak bafl›nda ölümü görürsünüz.

Görev Tamam! TBMM ‹nsan Hakları Komisyonu Hani’de 2 ö¤rencinin yüzüne d›flk› sürüp sokakta dolaflt›rma olay›n› araflt›r›p raporunu haz›rlad›. fiöyle: “Bu flekilde bir iddianın ileri sürülmesi, halihazırdaki huzur ortamını baltalamaya yönelik olup bi-

rilerine rant sa¤lama amaçlıdır. ‹ddialar as›ls›z olup, iddian›n 40 gün sonra gündeme getirilmesi düflündürücüdür.” Sanki, bu ülkede polisin ihlallerinde flikayetçi olman›n yeniden gözalt› demek oldu¤unu bilir komisyon, ama görevini yap›yor; iflkenceciyi aklama komisyonu ifl bafl›nda.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb072 by sol yayin - Issuu