Skip to main content

AdaletWeb062

Page 1

inin Oligarfl a ›nd iktidar var: bunlar

Kürt’e

P‹fiMANLIK!

Ekmek ve

Adalet

Feda savaflç›s› fiengül AKKURT flehit düfltü... fiengüller yollar›na devam edecek!

Haftal›k Dergi / Say›: 62 / Tarih: 25 May›s 2003 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.com Mail:info@ekmekveadalet.com

Liseliye

IfiKENCE! Tutukluya

‹flçiye

ÖLÜM!

Kahramanlar Tükenmez!

KÖLEL‹K!

Tecriti Kald›r›n!

Çözüm: halk›n B‹RL‹⁄‹, halk›n MÜCADELES‹, halk›n ‹KT‹DARI!

Katliam alk›flç›s› Hürriyet Kontra yay›nc›s› Zaman

Ekmek ve

Adalet

✔ Katliam Medyas›

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

✔

Kölelik Yasas› AKP, sermayenin saf›nda oldu¤unu kan›tl›yor... Sendikalar zevahiri kurtar›yor!

✔

Milliyetçilik “‹flgal ‹yidir!” Bu çizgide, ulusal ç›karlar yoktur!


Bu hesap sizin için! Bizdik 107 tabuttaki

ricayla, minnetle de¤il, ölümlerimizle istiyoruz haklar›m›z› Direnifl bininci gününü tamamlamak üzere. 2,5 y›l› aflk›n bir süredir çözülmedi sorun. Çözmedi iktidarlar. Ama sorun çözülecek; er ya da geç! Bunu ne flu veya bu bakan›n hüsnü niyetine, ne sivil-asker aras›ndaki çeliflkiye ne de baflka bir fleye de¤il; sadece ve sadece direniflin ve mücadelenin gücüne dayanarak söylüyoruz. Kimi art›k “direnifl kendilerini çok yordu¤u(!)” için, kimi gerçekten vicdanen ölümlere üzüldü¤ü için, kimi haklar ve özgürlükler sorumlulu¤uyla “çözüm” için kafa yoruyor. Kafa yoranlar, direnifle dair düflünenler unutmamal›d›r ki; ne 19 Aral›k, ne o günden bu yana süren pervas›zl›k, bir “iyi niyet-kötü niyet” meselesi de¤ildir. Bu bir mücadeledir. Emperyalizmle halklar›n mücadelesi. Emperyalizmin sömürgesi

✹R ÇA⁄ DUYU

I U

Cezaevleri Direniflleri : 3

Ulucanlar + Hapishanelerde Sa¤l›k ve Yaflam Koflullar›

KURULTAYI F Tipleri Gerçe¤i

+ 100 Sayıda - 2

100 Say›da Vatan -CD ekiyle birlikte-

olmaya devam edelim diye her türlü muhalefeti yok etme politikas› izleyen iflbirlikçilerle devrimcilerin mücadelesi. Amerikanc›larla vatanseverlerin mücadelesi. Tüm dünyay› kölelefltirmek isteyen imparatorluk politikalar›yla, haklar ve özgürlüklerden yana olanlar›n mücadelesi. Çok çeflitli aç›lardan tan›mlayabilirsiniz bu mücadeleyi. Ama mücadele oldu¤unu reddedemezsiniz. Mücadelenin kurallar›yla soruna bak›lmad›¤›nda ise, çözümün yak›n›na bile yaklafl›lmaz. Diyaloglar, diplomatik giriflimler, düzen güçleri aras›ndaki çeliflkilerden yararlanma; Bunlar›n hiçbiri reddedilemez; ama hiçbiri de mücadelenin kendisi yerine konulamaz. Hak ve özgürlüklerin sadece ve sadece böyle kazan›labilece¤ini düflünenler, mücadeleye inanmayan, halk›n gücüne, direniflin gücüne inanmayanlard›r. ‹nanmayan, 107 tabuta baks›n. Orada ölümleri de¤il, yenilmeyen iradeyi görecektir. Orada ölümü de¤il, kavgay› görecektir. ‹nanmayan, aln›m›zdaki k›z›l bantlarda simgelenen inanca baks›n. ‹nanmayan, inanacakt›r.

Düflen her direniflçi, direniflin böylesine büyüklü¤ü hesap sorma iste¤imi sürekli büyüttü. Halk›m›z›n daha büyük bir açl›k ve sefalete mahkum edilmesi, ABD sald›rganl›¤›na karfl› Irak halk›n›n direnifli ve sürekli büyüyen Filistin direnifli, öfkemi, kinimi ve coflkumu artt›rd›. Zafere olan büyük inanc›mla bütün yoldafllar›m› özlemle kucakl›yorum. Halk Kurtulufl Savafl›n›n ölümsüz kahramanlar› flehitlerimize selam olsun. ‹çerde d›flarda direnen tüm yoldafllar›ma selam olsun.

Gültekin, U¤ur, fiengül.... Adaletsiz kalmas›n diye bu topraklar!

Mahkemelere Kat›lal›m

Özgürlü¤e, eflitli¤e, ekme¤e ve adalete susam›fl halk›m›z için, en büyük de¤erlerimiz flehitlerimiz için, her türlü sald›r›ya karfl› direnifli sürdüren yoldafllar›m›z için, Parti-Cephe ve Önderli¤imiz için... can›m kan›m feda olsun. ... Bin can›m olsa, hepsini bu u¤urda feda ederdim. fiengül Akkurt

Yunus Güzel'in ‹flkencede Katledilmesi Davas› Mahkeme: Fatih 5. Asliye Ceza Mahkemesi Duruflma tarihi: 28 May›s 2003 Duruflma saati: 09.30

*** Armutlu Katliam Davas› Mahkeme: ‹st. 6 Nolu DGM Duruflma tarihi: 30 May›s 2003 Duruflma saati: 09.35

*** Gençlik Mahkemesi Mahkeme: ‹st. 6 No'lu DGM Duruflma tarihi: 2 Haziran 2003 Duruflma saati: 09.30

Ekmek ve

Adalet

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Telfaks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Tel-faks: 0 312 419 27 38 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No:28 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08

‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 332 41 70 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 322 20 88 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9


Ekmek ve Adalet Say› 62 ‹çindekiler 3... 5... 6... 8... 9...

10... 12... 14... 17... 19... 20...

21... 22... 25... 26... 30... 32... 34... 35... 37... 38... 40... 42... 44...

46... 47... 48... 49...

Kahramanlar›m›z var! fiengül AKKURT “Katliamc› iktidardan hesap soraca¤›m” Hay›r, Var! Feda savaflç›s› fiengül AKKURT Anadolu topraklar›n›n ba¤r›nda Can›m Kan›m Feda Olsun AKP, tekelci patronlar ve IMF Partisi... Türkiye’de bu ilk kez olmuyor Genelkurmay kendini anlat›yor 107 tabutun önünde Cemil Çiçek övgüleri! Tabutlar›n alt›ndaki omuz direniflin d›flar›daki solu¤u onlard› F tipi tehdidi Utanmazlar Hapishanelerde Nazi-ABD modeli ‹flgal iyidir Irak’› biz yönetece¤iz Bir t›r dolusu yanm›fl, parçalanm›fl ceset gördük Yeni Dünya Düzeni’nde ABD merkezli yarg› Gerçe¤in zaman› Y›kt›rmayaca¤›z... AB’ye uyum yasalar› de¤il, Halk için yasalar! As›n Bizi AKP’nin kimli¤i Amerikanc›l›kt›r Direnece¤iz; Sonuna, sonsuza, sonuncumuza kadar direnece¤iz! ‹flçiye sald›r› var... Demokraside ve ittifaklarda netleflmek Kahramanlar ölmez Köyün delisi

Amerika ve iflbirlikçilerinin karfl›s›nda

KAHRAMANLARIMIZ VAR! Kahramanlar›m›z var; hücrelerde yüzlerce gün eflsiz bir sab›r ve tahammülle açl›¤› ve zulmü altettiler. Kahramanlar›m›z var; bedenlerini tutuflturup, insan bedeninin tan›k olabilece¤i en büyük ac›lar› göze alarak zulmü durdurun diye hayk›rd›lar. Kahramanlar›m›z var; düzenin sundu¤u özgürlükleri reddedip, ölüm yata¤›na yatt›lar; tecrite son verin diye! Anlamad› düzen. Anlamad› emperyalizmin “terör, fliddet” demagojisiyle kafalar› bulananlar. Ve kahramanlar ç›kt› ortaya; bedenlerini bombaya dönüfltürüp can verirken can ald›lar; ve direnme haklar›n› gün gün eriyerek kullananlarla ayn› fleyi söylediler: Zulmü durdurun, tecrite son verin! Bizi imha etmek isteyenler, Amerika ve iflbirlikçileridir. Ülkemizi Amerika’n›n eyaleti, Avrupa’n›n pazar› yapmak isteyenler bunun için bizi yoketmek istediler. Açl›¤›, iflsizli¤i, yoksullu¤u, adaletsizli¤i, eflitsizli¤i bir kader gibi halk›m›za kabul ettirebilmek, boyun e¤direbilmek için bizi yoketmek istediler. Düzenin bekas› demek, devrimcilerin yokedilmesi demekti. Bizi imha etme noktas›nda 12 Eylül cuntas›n›n veya ANAP’›n, veya DYP’nin, RP’nin, DSP’nin, CHP’nin, MHP’nin veya AKP’nin hiç bir fark› yoktur. Çünkü hepsi ayn› iflbirlikçilik suçunun failleridir. Emperyalizmin politikalar›n› bizi katlederek uygulayan tetikçilerdir. AKP iktidar›, Sami Türk’ün katliamc›l›¤›n›, yalan ve tehditlerini sürdürmekten baflka bir fley yapmamaktad›r. Riyakarl›ktan, Amerikanc›l›ktan baflka bir fley bilmemektedir. 33 y›ld›r katlediyorlar bizi. 33 y›ld›r infazlarla, katliamlarla imha politikas›n› sürdürüyorlar. Son üç y›lda, sadece hapishaneler cephesinde yüzü aflk›n insan›m›z› katlettiler. Pervas›zca tecrit ve zulüm politikas›nda ›srar ediyorlar. Onlar›n karfl›s›nda kahramanlar›m›z var. Amerikanc›lar, Amerikanca konuflan ve düflünenler, bütün beyinleri ve hücreleri onlarla dolu olanlar, devrimcileri katletmekten baflka hiç bir becerileri ve baflar›lar› olmayanlar, ölümlerin sorumlusudurlar. Bizim kahramanlar›m›z bunlara karfl› mücadele ediyor. Söyledik; bizi katletmekle yokedemezsiniz! Söyledik; genç yafll›, kad›n erkek, çocuklar›m›z, çocuklar›m›z›n çocuklar›, direnmeye devam edece¤iz! Çünkü, bizi, devrimcileri, devrimci hareketi vareden bu ülkedeki sömürü ve zulüm düzenidir. Bizi biz yapan, bizi solun di¤er kesimlerinden ve renklerinden ay›rdeden ise; bu objektif temel üzerinde, sömürü ve zulme karfl› “kurtulufla kadar” savaflma kararl›l›¤›na ve inanc›na sahip olmakt›r. F tipi hapishanelere, tecrit zulmüne karfl›, devrimciler kendi canlar›n› ortaya koydular. Dünyan›n her yan›nda, direnifller tarihinde “pasif” bir eylem biçimi olarak adland›r›lan bu direniflimiz, Türkiye tarihinin en büyük hapishane katliam›yla k›r›lmak istendi. Katliamc›lar, “onlar› kendi terörlerinden kurtar›yoruz” saçmal›klar›yla, “örgüt hapishanelerden yönetiliyor” masallar›yla kendilerini mazur göstermeye çal›flt›lar. Örgüt hapishaneden de yönetilir, uzaydan da; mesele bu mudur; o örgüt niye var, ne diyor, ne istiyor; 19 Aral›k da içinde olmak üzere, katliamlarla, infazlarla gerçekte tart›fl›lmas›n› istemedikleri budur. F tipi meselesi sadece bir hapishane meselesi de¤ildir. Ölüm orucu meselesi, sadece bir eylem meselesi de¤ildir. Bu ülkenin, halk›n kaderi ve gelece¤i üzerine bir mücadele sürüyor. Daha 19 Aral›k’ta, dünyan›n en “pasif” eylem biçimiyle direnen tut-


saklar› katledenler, fliddetin koflullar›n› da yaratm›fllard›r. Yaklafl›k üç y›ld›r, tecrit zulmünü sürdürmeleri ise, fliddeti kaç›n›lmazlaflt›rm›flt›r. Bizi susturmak, yoketmek için katliamlar, bask›lar, yasaklar, sansürler uygulayanlar, susturulmam›z› suskunlukla seyredenler, suçludurlar. Ölümü biz getirmedik. fiiddeti biz getirmedik. fiiddeti getirenler “ya benden yanas›n, ya bana karfl›” diyen Bushlar ve onlar›n iflbirikçileridir. IMF’yi ülkemize getirenlerdir. Ülkemizde kontrgerillay› kuranlard›r. F tiplerini yapanlard›r. IMF yaln›z ekonomi politikalar de¤ildir; örgütlenme yasaklar›, sendikas›zlaflt›rma, bask›, terör, F tipleridir. Devrimcilerin yokedilmesidir. Her IMF paketinin “yaz›l› olmayan” maddesidir bu. IMF anlaflmalar›n› imzalayan, F tiplerini yapan iktidar, Genelkurmay, Adalet Bakanl›¤›, medya; 107 tabutu omzumuza yükleyen katliam›n sorumlusu bunlard›r. Susanlar, ölüm orucu gibi bir eyleme bile “demokratik de¤il” diyenler de sorumludur. ‹ktidar›n “onlar› kendi teröründen kurtar›yoruz” saçmal›¤›ndan hiç fark› olmayan “ölüm orucu da fliddet eylemidir” teorilerinin sahipleri de sorumludur. fiiddeti görmemifl Zalimin zulmü bunlar. fiiddeti yaflamam›fllar. karfl›s›nda, halk›n Öyle oldu¤u içindir ki, tutsaklar, gaz bombalar›yla bo¤ulurken, kahramanlar› var. alev makinalar›yla yak›l›rken onFidanlar›, Sevgile- lar “sa¤duyu” 盤›rtkanl›¤› yap›ri, Zehralar›, yordu. Öyle oldu¤u için, hücre iflGültekinleri, kencedir sözleri onlar için bir fley ifade etmiyor, tecrit zulmü alt›nfiengülleri var. dakilerin iradesini, karar›n› bile Günefli hiçe sayarak her vesileyle “b›rave gelece¤i, k›n” diye karfl›m›za ç›k›yorlard›. kahramanlar›m›zla “B›rak›nca” ne olacakt›; ona hiç bir cevaplar› yoktu. Ne olaca¤›n› birlikte sorun ettikleri de kuflkuluydu. “Ben de gördüm o Biz 2,5 y›ld›r ölürken kimi hiç bir kahramanlar›, fley demeden sustu, kimi “gündeben de onlarla mimiz de¤il” diyerek sustu. fiimdi günefle giden soruyoruz herkese; Susmak neyi halletti? Sadece “direnifli b›rak›n” köprüden geçtim! diyenler ne elde etti? “Baflka yolBen de içtim top- lar var” diyenler hangi yolda bir rak çanaklarda ad›m att›. Hesab›n› vermek zogünefli. rundad›rlar. Böyle bir gündem yok diyenler, oligarfliyle ayn› Ben de söyledim o a¤›zdan konufltular. Cemil Çiçek türküyü!” de “Avrupa denetledi, bir sorun diyebilenler yok” diyor. Böyle konuflanlar, zaptedecek. z›mmen F tiplerini onaylam›fllar-

d›r. Bunun hesab›n› vermek zorundad›r onlar da. Devlet, ya da onunla uzlaflma içinde olmay› temel politika belleyen herkes; anlam›fl, görmüfl olmal›d›r ki, bizim yokedilmemiz, tasfiye edilmemiz, belimizin k›r›lmas›, beynimizin da¤›t›lmas› üzerine yap›lan tüm hesaplar boflunad›r. Emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin bizim olmad›¤›m›z bir Türkiye’de istedikleri gibi at koflturacaklar› hayali de, düzen solunun bizim olmad›¤›m›z bir Türkiye’de sivil toplumculuk oynayacaklar› hayali de, bofltur. Anadolu topraklar›nda fiengüller tükenmez. fiengüller’in tükenmedi¤i bir ülkede, ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi yokedilemez. ‹mhaya karfl› her biçimde, her alanda direnece¤iz. Devrim idealimizi ve iddiam›z› her koflulda savunaca¤›z. Ve do¤abilecek tüm sonuçlar›n sorumlusu da devrimciler olmayacakt›r. Hapishanelerinden durmaks›z›n tabutlar›n ç›kt›¤› ülkede, bombalar da patlar. Düzenin sa¤lamad›¤› adaleti halk kendi sa¤lar. Her bomba, kurflun sesinde ayn› nakaratlar› tekrarlayan “terör demagojisi” korosunun da, “komplo teorisyenleri” korosunun da söyleyecek bir fleyi kalmam›flt›r. fiengül Akkurt’un hedefine ulaflmayan, ama hedefini herkesin bildi¤i eylemi karfl›s›nda hala “terör” demagojisi yapanlar›n, “metroyu mu bombalayacaklard›” diye saçmalayanlar›n, “PKKDHKP-C” çeliflkisi yaratmaya çal›flan basitliklerin, fiengül Akkurt’un kimli¤ini tesbit ettikleri halde, baflka isimleri, resimleri aç›klayarak bulan›k suda avlanmaya çal›flanlar›n acizli¤i gözler önündedir. Tüm bu kesimlerin Türkiye’nin, halk›n sorunlar›na dair söyleyebilece¤i bir fley yoktur. Gerçek, çok ç›plakt›r. fiiddetin, mücadelenin nedenleri, kimse için s›r olmayacak kadar aç›kt›r. Bu savafl Amerika’ya ve iflbirlikçilerine karfl›d›r. Bu savafl “demokrasi getiriyoruz” deyip halk› katledenlere, sömürenlere karfl›d›r. Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm savafl›d›r. Bu “gündemi” yok sayanlar, ba¤›ms›zl›k, demokrasi savafl›n› yok sayanlard›r. Yok sayanlar›n izledi¤i politika, esas olarak, kendilerini yok etme politikas›d›r. Zulümle, iflbirlikçilikle, ve suskunlukla yokettikleri kendileridir. Biz yeni bir Türkiye’yi varedece¤iz. Kahramanlar›m›z, fiengüller ise, özgürlük ve adalet savaflç›lar› olarak, en cüretkar ve en fedakarlar›m›z olarak, ba¤›ms›z, demokratik, sosyalist bir Türkiye’nin yarat›c›lar› olarak yerlerini al›yorlar tarihte.


Şengül AKKURT 2003 Feda şehidi


◆ Tecritin kald›r›lmas› için! ◆ Bask› ve zulme son verilmesi için!

“Katliamc› ‹ktidardan Hesap Soraca¤›m” Feda savaflç›s› fiengül Akkurt, 20 May›s’ta Ankara K›z›lay’da bir feda eyleminin haz›rl›¤›n› yapt›¤› s›rada meydana gelen patlama sonucu flehit düfltü. Cephe Bas›n Bürosu taraf›ndan ayn› gün yap›lan aç›klamada, patlaman›n fiengül Akkurt’un hedefine ulaflmadan önce meydana geldi¤i belirtildi. “Feda Savaflç›lar› Tükenmez! fiengüller Yollar›na Devam Edecek!” bafll›¤›n› tafl›yan 302 No’lu aç›klamada flöyle deniyordu:

Say› 62 6 25 May›s 2003

“Hedefine henüz ulaflmam›flt› yoldafl›m›z. Teknik bir engel, onun hedefine ulaflmas›na engel oldu. Ama “hedefte” oldu¤unu çok iyi bilenler, o patlamayla sars›ld›lar yine. Bir korku bulutu s›y›r›p geçti yüreklerini... Gerçekten geçti mi? Bunun cevab›n› biz de¤il, bu eylemleri kaç›n›lmaz, zorunlu hale getirenler verecek...”

“Hedef” Neresiydi? Burjuva medya, K›z›lay’daki patlaman›n ard›ndan hedefin neresi oldu¤una dair spekülasyonlara bafllad›lar. K›z›lay Ankara’n›n göbe¤iydi! ‘Devlet’ oradayd›. Ama burjuva bas›n, devrimcileri karalamak için “hedef acaba metro muydu? gibi spekülasyonlara baflvursa da, devrimci hareketin eylem anlay›fl›, çizgisi çok iyi bilindi¤i için bu spekülasyonlar› itibar görmedi. Hedef neresiydi, bunu elbette yaln›zca feda savaflç›s› ve örgütü bilebilirdi; ama amaç neydi, bu çok aç›kt›, bunda gizli sakl› bir fley yoktu: Aç›klamada bu sorunun cevab› flöyle veriliyordu: “Feda savaflç›s› fiengül Akkurt, Amerika’n›n ve iflbirlikçilerinin uygulad›¤› imha politikas›n›n, tecrit zulmünün, 106 flehidimizin hesab›n› sormak için ç›km›flt› yola.” Zulmeden tüm kurum ve kifliler girer bu kapsama. Bundan ötesini isteyen istedi¤i biçimde yorumlayabilir elbette.

“Tecrit kalkmal›d›r. Kald›rmayanlar, her türlü fliddetin sorumlusudur.” Amerika, Avrupa emperyalizmi ve iflbirlikçi-

leri, kendilerinin eyaleti haline dönüfltürülmüfl bir Türkiye istiyorlar. Yoksullaflt›r›yorlar, aç, iflsiz, evsiz b›rak›yor ve sömürülenler isyan etmesin diye katlediyorlar, F tipleri yap›yorlar. Ama yan›ld›klar› bir nokta var: Aç, adaletsiz b›rak›lan halk, bu halk›n devrimcileri, kabul etmiyorlar böyle bir Türkiye’yi. Açl›¤a, ba¤›ml›l›¤a, bask›ya karfl› ç›kt›lar, katledildiler. Aç b›rak›lanlar›n, zulmedilenlerin seslerini duymak istemedi düzenin sahipleri. Oysa bu ses bast›r›lamazd›. fiengüller, bu sesi duyurman›n bir yolunu bulacakt›: “Sorunu çözün dedik defalarca. Tecrite son verin dedik. Her ölümümüzle bunu hayk›rd›k. Kahramanlar›m›z ölmesini bildikleri gibi, hesap sormas›n› da bilirler. Çözmeyenler, onlarca, yüzlerce fiengül’ün ortaya ç›kaca¤›n› bilmelidirler. Bu eylemimizin hedefine maddi olarak ulaflamam›fl olmas› bir fleyi de¤ifltirmez. fiengüller yollar›na devam edecektir. Feda Birlikleri tükenmez. Yüzlerce feda birli¤i do¤acak bu topraklardan. Tecrit kalkmal›d›r. Kald›rmayanlar, her türlü fliddetin sorumlusudur. fiehitler vermeye de, hesap sormaya da devam edece¤iz, bunun sorumlusu biz olmayaca¤›z.” Bir tutsak yak›n›yd› fiengül. Ablas› halen tutsakt›r. 19 Aral›k katliam›n› yaflam›flt›r. fiengül Akkurt da tutsakl›¤› yaflam›flt›r, iflkenceyi bilir. Ve o bir devrimcidir. Tecrit zulmünden hesap sormak için fazlas›yla nedeni vard›r.

fiengül’ün son sözleri, direniflin ve eyleminin meflrulu¤unu anlat›yor: Feda savaflç›s› fiengül Akkurt, b›rakt›¤› son mesaj›nda, “terör” demagojilerine de, “her türlü fliddete karfl›y›z” nakaratlar›na da hayat›n içinden somut, tart›fl›lamaz bir cevap veriyor. Herkesin kulak vermesi gereken sözleri flöyle fiengül’ün: “fiimdiye kadar, ölmeyin diyenler, silahl› eylem yapmay›n, demokratik mücadele edin diyenler susuyordu. Susuyor ve hiçbir fley yapm›-


yorlard›. ‹ktidar öldürmeye devam ediyordu. Sustuk... Uzun süre sustuk... Sadece yaflamlar›m›z› ortaya koyarak sürdürdük direnme savafl›m›z›... Düflmanlar›m›z suskunlu¤umuzu zay›fl›k, güçsüzlük olarak yorumlad›lar. Ahlaki ve siyasi hiçbir de¤eri kalmayanlar ise suskunlu¤umuzu, sadece yaflamlar›m›z› ortaya koyarak susuflumuzu anlamak istemediler. Ve bu tav›rlar›yla bizi fliddete karfl› fliddet uygulamaya mecbur ettiler. Nas›l ki iktidar katliam› devam ettirdiyse, insanlar›m›z›n ölmesine göz yumduysa suskunlu¤umuzun da böyle sürece¤ini düflündüler. fiiddete karfl› fliddet kullanmay› biz tercih etmedik. Bunu bugüne kadarki tavr›yla AKP iktidar› tercih etmifltir... ‹flte bu nedenlerden dolay› art›k misilleme hakk›m›z› kullan›yoruz. fiiddete fliddetle cevap verece¤iz. Bu yolu tercih eden biz de¤iliz. Bu yolu iflbirlikçi AKP iktidar› tercih etmifltir ve sonuçlar›na da katlanacakt›r. Katledilen 106 yoldafl›m›n hesab›n› sormak için... Tecritin kald›r›lmas› için... Bask› ve zulme son verilmesi için... Yaflam›m› ortaya koyarak katliamc› iktidardan hesap soraca¤›m. Yaflatmak için, Ülkem ve Halk›m için can›m› verece¤im. Can verirken can da alaca¤›m...” 302 No’lu aç›klamada, fiengül Akkurt’un bu sözlerini tamamlayan flu sat›rlar dikkat çekiyor: “Suskunlu¤umuzu tükendi¤imize yoranlar,

suskunlu¤umuzu amaçlar›m›zdan vazgeçti¤imize yorumlayanlar, kimse yan›lmas›n. Susmad›k. Sustu¤umuzu sananlar, ölümlerimizle söylediklerimizi duymayanlard›r. ‹nançlar›, düflünceleri u¤runa ölebilenler, ayn› u¤urda öldürebilirler de. ‹ktidar ve düzen güçleri, içeride ve d›flar›da ölüm orucu direniflçilerinin “kendilerinden baflka kimseye zarar vermeyen” bir eylem biçimini tercih etmelerinin nedenini anlayamad›lar. Anlayamad›klar› gibi, oligarfli bu eylemi bile adeta “terör eylemi” sayarken, kimi “sol” çevreler de, tam bir gafillik içinde “fliddet” eylemi sayd›lar. ... Bize yaln›z “ölme” seçene¤i b›rakanlar, ölmenin de çok çeflitli biçimleri oldu¤unu asla akl›ndan ç›karmamal›d›r. Feda eylemleri halklar›n bu zorbal›k karfl›s›nda gelifltirdi¤i bir “ölme” biçimdir. Feda, halklar›n yaflama ve yaflatma eylemidir.” “33 y›ld›r üstlendi¤imiz misyonu sürdürece¤iz. F tipleri Amerika’n›n imha politikas›d›r. Kabul etmeyece¤iz. Bu topraklardan umudun, ba¤›ms›zl›k düflüncelerinin sökülüp at›lmas›na izin vermeyece¤iz. Her biçimiyle direnece¤iz. Bunu herkes böyle bilmeli. F tiplerinde ölüme yatan yoldafllar›m›zla, Amerika ve iflbirlikçilerinden hesap soracak feda savaflç›lar›m›zla, hayat›n her alan›ndaki devrimci militanlar›m›zla bu savafl› sürdürece¤iz.” dan keyfi bir flekilde hapis cezas›na çarpt›r›larak, aran›r duruma düfltü. Bu aflamadan sonra mücadelesini illegal örgütlülük içinde sürdürdü. Orta, lise okul y›llar› dahil, hep bir emekçi olarak yaflad›. Tarlada, tütünde, kay›s›da, lokantalarda, ma¤azalarda çal›flt›. ‹llegal yaflam›n zorluklar›na, yoksunluklar›na da o emekçi sabr›yla gö¤üs gerdi. Bir tek gün o yaflamdan flikayet etmedi; tersine üzerine düflen görevleri coflkuyla, kararl›l›kla üstlendi. As›l görevini ise 19 Aral›k 2000’deki katliam›n ard›ndan üstlendi. Tereddütsüz feda savaflç›s› olmak istedi. Bir gün, bir saniye bile tereddüte düflmeden “o an›” bekledi. O an geldi¤inde, ayn› tereddütsüzlükle yürüdü düflman›n üstüne. Yoluna bir engel ç›kt›, hedefine ulaflmas›n› engelledi, ama o görevini yerine getirdi. Onun nezdinde, herkes, tüm dünya, fiengüller’in hedefe varma kararl›l›¤›n› bir kez daha gördü.

ANADOLU TOPRA⁄ININ TÜKENMEZ F‹L‹ZLER‹: fiENGÜLLER... Cephe taraf›ndan yap›lan aç›klamada fiengül Akkurt’un geçmifline, mücadele sürecine iliflkin flu bilgiler yeral›yor. 18 May›s 1977’de Malatya’da do¤du. fiehit düfltü¤ünde, 27 yafl›na henüz girmiflti. As›l memleketi Ad›yaman’d›. Ad›yaman'›n Ovi Sipi (Türkçelefltirilmifl ad›yla Aksu köyü) köyündendi. Liseyi Malatya Gazi Lisesi’nde okudu. Mücadeleye de bu y›llarda kat›ld›. Liseli Devrimci Gençlik içinde mücadele etti. Daha sonra Malatya’da devrimci bas›n emekçisi olarak çal›flt›. ‹stanbul’da Kurtulufl merkez bürosunda çal›flt›. Nurtepe gecekondu halk›n›n mücadelesinde, örgütlenmesinde yerald›. Defalarca da gözalt›na al›nd›, iflkencelerden geçirildi, Malatya’da ve ‹stanbul’da tutsakl›klar yaflad›. En son oligarflinin mahkemeleri taraf›n-

Say› 62 7 25 May›s 2003


yok sayma politikalar›n› sürdürmek için ördü¤ü duvarlar› y›kacaklard›r. Kendine güvenen bir sistem tart›fl›r. Bu düzen ise tart›flm›yor. F tiplerini, tecriti tart›flm›yor. “Yok öyle bir sorun” deyip iflin içinden ç›kmaya bak›yor. Ç›kamazs›n. F tiplerinden tabutlar ç›kmaya devam ettikçe, kimse “öyle bir sorun yok” deyip s›yr›lamaz sorundan.

107 kifliyi öldürmüflsünüz. Ve hala diyorsunuz ki, “yok öyle bir olay!”

er Tükenm üll ng

fi

iddet olmas›n diyenler, çözmek zorundad›r. fiiddet yanl›flt›r diyenler, çözüm yolunu göstermek zorundad›r. Çözümsüzlük kabul edilemez. Tecrit, iflkenceli ölüm kabul edilemeyece¤ine göre, bir mücadele, bir direnifl olacakt›r. Nas›l olaca¤›na devrimcilerin her alanda yapt›klar›n›n d›fl›nda bir cevab› olanlar ya bunu prati¤e dökmeli, ya da spekülasyonlar›, burjuvaziden er Tükenm üll ng

! ez

engül’ün hedefine ulaflamadan flehit düfltü¤ü gün televizyon ekranlar›na ç›kan Emniyet Müdürlü¤ü sözcüsü Feyzullah Arslan’a spiker soruyor: “Benzer eylemler olabilir mi önümüzdeki günlerde? Nas›l önlem alacaks›n›z?” H›k, m›k diyor polis sözcüsü. Diyebilece¤i hiç bir fley yok çünkü. Biliyor ki, devlet öldürmeye devam ettikçe, benzer eylemler de olacakt›r. Biliyor ki, dünyan›n hiç bir ülkesinde, ölümü göze alm›fl feda savaflç›lar›n› engelleyebilecek bir yöntem bulam›flt›r kimse. O zaman geriye bir tek flu soru kal›yor: Daha ne zamana kadar öldürmeye devam edeceksiniz? Ne kadar zamana kadar sorunu yok sayabileceksiniz? Hem öldüreceksin, hem gizleyeceksin; hem de öldürdüklerinin sesini, talebini bask›yla, sansürle sindireceksin. Böyle bir düzeni, hiç bir iktidar›n sürdürebilmesi mümkün de¤ildir; zulme maruz kalanlar, seslerini, taleplerini, sorunu bir biçimde duyuracaklard›r. fiengüller, oligarflinin ! ez

fie

25 May›s 2003

ir canl›ya dokunursan tepki gösterir. O canl›y› öldürürsen, yoketmeye kalkarsan, daha fliddetli ve y›k›c› bir tepki gösterir. Üç y›la yak›nd›r tecrit hücrelerinde ölenlerin, bu kural›n d›fl›nda oldu¤unu sananlar m› vard›? 107 kifliyi öldürmüflsünüz. Ve hala diyorsunuz ki, “yok öyle bir

B

olay!” Hay›r, var! B›rak›n çözmeyi, sorunun varl›¤›n› kabul etmiyorsan; sorunu yaflayanlar, sorunun varl›¤›n› sana hat›rlat›rlar! Sorun var. Yok say›yorsan›z, o sorun kendini flöyle veya böyle gösterir. ‹flte üç y›ld›r, tüm bask›lar›n›za, sansürünüze ra¤men, çok çeflitli biçimlerde gösteriyor. Hükümet ve Genelkurmay, bu sorunun çözümünden kaçamaz. Toplumun di¤er kesimleri, bu sorunu tart›flmaktan, gündemine almaktan kaçamaz. fiiddeti getirenler, iktidarlard›r. Katliam yapanlard›r. Tecrit uygulayanlard›r. Ama bu sorunu yok sayanlar, gündemlerine almayanlar, gazetelerinde, televizyonlar›nda sözetmeyenler de sorumludur. fiiddet, terör diye demogoji yapan medya, 107 ölümü nas›l görmezden geldi¤inin, ölümlerin nas›l ve neden “haber” bile say›lmad›¤›n›n hesab›n› vermelidir önce. Baflta burjuva medya olmak üzere; tart›flacaks›n›z. Tart›flmak zorundas›n›z. AB’ye uyum masallar›yla, bunlar› yok sayamazs›n›z. Hangi “iflkence yapmay›n genelgesi”, hücre iflkencesi gerçe¤ini ve bu iflkencenin sonucunda uzay›p giden tabutlar› gizleyebilir?

fie

8

er Tükenm üll ng

! ez

Say› 62

Cepheli Feda Savaflç›s› fiengül Akkurt’un hedefine ulaflamayan eylemi, çok çarp›c› bir tabloyu da ortaya ç›kard›: Hedefine ulaflamam›flt› fiengül; ama orada hangi kifli ya da kurumlar›n hedef olabilece¤ini burjuvazi de, medya da azçok tahmin ediyordu. Baflbakanl›k olabilirdi diyorlar, polis olabilirdi, Adalet Bakanl›¤› olabilirdi, Genelkurmay Baflkanl›¤› olabilirdi. “Olabilir” diyen burjuvazi suçunu biliyor. Biliyor ki, bu say›lan kurumlar ve daha say›labilecek olanlar, zulmün ve iflbirlikçili¤in bafl sorumlular›d›rlar. fiengül Akkurt’un yar›m kalan eylemi bir bak›ma dedi ki; “onlar (hedefler) kendilerini iyi bilir.” Evet biliyorlar. Çünkü fliddeti getiren onlard›r. Öldürüyor, öldürüyor ve öldürdü¤üne diyor ki, ölsen de susacaks›n! Öldürüyor ve diyor ki, “hay›r böyle bir olay yok!” Herkesin de “yok” kabul etmesini dayat›yor. Öldüren ve ard›ndan bu dayatmay› yapanlar, her türlü fliddetin de sorumlusudurlar. Bask›y›, zulmü, açl›¤›, öldürdüklerini “yok” sayan, yok say›lmas›n› isteyen rejim, kendi kendini yokediyor.

fie

HAYIR, VAR!

fi


ödünç al›nm›fl çarp›k düflünceleri b›rak›p, yap›lana destek olmal›d›r. Bu tür baflka eylemler olacak m›, olmayacak m› tart›flmas›, tüm kesimler için anlams›zd›r. Sorunun kendisi ve çözümü tart›fl›lmal›d›r. Feda eylemleri, bu zeminde ortaya ç›k›yor çünkü. fiengül Akkurt, eyleminin manifestosu say›labilecek son sözlerinde bunu herkesin beyninin içine sokuyor adeta: “fiimdiye kadar, ölmeyin diyenler, silahl› eylem yapmay›n, demokratik mücadele edin diyenler susuyordu. Susuyor ve hiçbir fley yapm›yorlard›. ‹ktidar öldürmeye devam ediyordu. Sustuk... Uzun süre sustuk... Sadece yaflamlar›m›z› ortaya koyarak sürdürdük direnme savafl›m›z›... Düflmanlar›m›z suskunlu¤umuzu zay›fl›k, güçsüzlük olarak yorumlad›lar. Ahlaki ve siyasi hiçbir de¤eri kalmayanlar ise suskunlu¤umuzu, sadece yaflamlar›m›z› ortaya koyarak

susuflumuzu anlamak istemediler. Ve bu tav›rlar›yla bizi fliddete karfl› fliddet uygulamaya mecbur ettiler.” Sorun bu kadar aç›k, ç›plakt›r. “fiiddet” üzerine kimse bofl spekülasyonlar yapmas›n. Ne iktidar›n terör demagojileri, ne “sol”dan “sa¤duyu” sözleri, su üzerine yaz› yazmaktan baflka bir anlam ifade etmez. Hiç bir fleyi aç›klamaz da, de¤ifltirmez de. Gerçek fiengül’ün sözlerindedir. “Ben öldürmeye devam edece¤im, sen de susacaks›n!” Dayat›lan budur. Yok, böyle devam edemez. Zulmü durdurmak için açl›klarda ölmeyi bilenlerin, zulümden hesap sormak için de ölebilece¤ini herkesin bilmesi gerekir. Direnme hakk› kadar, hesap sorma hakk› da meflrudur. Baflka eylemler olacak m›, olmayacak m›? Kimse bofluna nefes tüketmesin; fiengüller tükenmez! ‹ktidar öldürmeye devam etti¤i müddetçe, fiengüller de olur.

FEDA SAVAfiÇISI fiENGÜL AKKURT ANADOLU TOPRAKLARININ BA⁄RINDA Ankara'da feda eylemi haz›rl›¤› içindeyken bomban›n patlamas› sonucu flehit düflen fiengül Akkurt 22 May›s günü Malatya fiehir Mezarl›¤›'nda 200'ün üzerinde kat›lan bir kitleyle topra¤a verildi. 21 May›s günü akflam saat 23.00'de Ankara'dan yola ç›kan fiengül'ü karfl›lamak için yoldafllar› da haz›rl›klar›n› yap›yordu. Bir feda savaflç›s›yd› fiengül. Yoldafllar› ve halk› için hiç tereddütsüz can›n› ortaya koyand›. Cenazesi de geleneklere uygun ve ona yarafl›r olmal›yd›. Yoldafllar› 22 May›s sabah saat 09.30'da 150 kiflilik bir kitle fiengül Akkurt'un cenazesini Malatya il giriflinde sloganlarla karfl›lad›. "fiengül Akkurt Yoldafl Ölümsüzdür, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez" sloganlar› ile karfl›lanan fiengül, saat 10.30'da Cemal Gürsel'deki evine getirildi. Tabutu özenle haz›rland› fiengül'ün. Önce, rengini kendisi gibi yüzlerce flehitten alan Cephe bayra¤›na sar›ld› tabutu. Ve k›rm›z› karanfillerle süslendi. Tabutun önünden yine gülümsüyordu fiengül. O hiç yüzünden eksik etmedi¤i, yoldafllar›na, halk›na sevgisinin s›cakl›¤›yla gülümsüyordu. Halk ve vatan sevgisiyle bafl koymufltu bu yola. Yoldafllar› dört duvar aras›nda, F tipi hücrelerde ölmesin diye, çocuklar süt bulabilsin diye ç›km›flt› yola. fiimdi yine halk›n›n ba¤r›ndan u¤urlan›yordu. "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez" pankart›n›n ard›ndan dolaflt› mahallesini fiengül son kez. Her

ad›m›nda eme¤i vard› bu mahallenin. fiengül halk›yla birlikte yürüyordu... Halk› ve yoldafllar›yla birlikte ad›ml›yordu çocuklu¤unun, devrimcili¤inin geçti¤i sokaklar›... Çok sevdi¤i halk› yaln›z b›rakm›yor fiengül'ü. Açm›fl ba¤r›n› buyur ediyor... "Umudun Ad› DHKP-C", "Hesap Günü Korkunç Olacak", "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz", "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez", "fiengül Yoldafl Ölümsüzdür", "Bedel Ödedik Bedel Ödetece¤iz", "Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun" sloganlar› ç›nl›yor fiengül'ün mahallesinde. Saat 11.00'e geldi¤inde, fiengül yoldafllar›, ailesiyle birlikte arabalarla Malatya fiehir Mezarl›¤›'na götürülüyor. fiehir mezarl›¤›, polis, jandarma ablukas› alt›nda. Arabalar içeri al›nm›yor. Kimlik kontrolü ve üst aramas›yla kitle mezarl›¤a al›n›yor. Önde TAYAD pankart›, arkada fiengül, fiengül'ün arkas›nda Parti-Cephe sloganlar›yla,marfllar›yla yürüyen 200'ün üzerinde insan. Dini tören yap›ld›ktan sonra yoldafllar› fiengül'le vedalafl›yor. Bas›n görüntüyü çekiyor. Albay askerlerine emir veriyor, "Y›ld›z› ç›kart›n". ‹nsanlar tabutun üzerine kapan›yor. Sald›r›ya karfl› direnifl: Tafllarla karfl›l›k veriyor cephe kitlesi, bayra¤›n› vermiyor. Ve fiengül bayra¤›yla karanfillerle veriliyor topra¤a. Analar›n ellerinde k›z›l mendiller, yoldafllar›n›n ellerinde k›z›l bayraklar ve "Bize Ölüm Yok" marfl›yla sonsuzlu¤a u¤urlan›yor fiengül. fiengül halk› için, vatan› için, yoldafllar› için düfltü¤ü topra¤a... Ve flimdi Anadolu topraklar› bas›yor ba¤r›na fiengül'ü...

Say› 62 9 25 May›s 2003


fiengül Akkurt’un Son Mektubu

Zafere olan büyük inanc›mla yoldafllar›m› özlemle kucakl›yorum. Halk Kurtulufl Savafl›n›n ölümsüz kahramanlar› flehitlerimize selam olsun. ‹çerde d›flarda direnen tüm yoldafllar›ma selam olsun.

Can›m Kan›m Feda Olsun Hareketimizin s›ra neferlerinden biri olarak bana lay›k görülen bu görevden büyük bir onur duydu¤umu hemen belirteyim. Çok mutluyum. Yoldafllar›m›n söyledi¤i gibi bin can›m olsa hepsini bu u¤urda feda ederdim.

Say› 62 10 25 May›s 2003

Sab›rla bugün için bekledim. Do¤rusu bu görev baflka bir yoldafl›ma verilmifl olsayd› çok üzülürdüm. Çünkü s›ram›n çoktan gelip geçti¤i kan›s›nday›m. Düflen her direniflçi, direniflin böylesine büyüklü¤ü hesap sorma iste¤imi sürekli büyüttü. Bu arada halk›m›z›n daha büyük açl›k ve sefalete mahkum edilmesi, ABD sald›rganl›¤›na karfl› Irak halk›n›n direnifli ve sürekli büyüyen Filistin direnifli öfkemi kinimi ve coflkumu artt›rd›. Zafere olan büyük inanc›mla bütün yoldafllar›m› özlemle kucakl›yorum. Halk Kurtulufl Savafl›’n›n ölümsüz kahramanlar› flehitlerimize selam olsun. ‹çerde d›flarda direnen tüm yoldafllar›ma selam olsun. Özgürlü¤e, eflitli¤e, ekme¤e ve adalete susam›fl halk›m›z için, en büyük de¤erlerimiz flehitlerimiz için, her türlü sald›r›ya karfl› direnifli sürdüren yoldafllar›m›z için, Parti-Cephe ve Önderli¤imiz için can›m kan›m feda olsun. Ba¤›ms›z, demokratik bir ülkenin kavgas› bu

Çok de¤erli ailelerimize; Emin olun ki flehitlerimizin kanlar› yerde kalmad›, kalmayacak. Onlar›n devretti¤i feda ruhuyla donanan yüzler, binler var flimdi. Yüzlerce binlerce evlad›n›z var. Ba¤r›n›za bas›n, öpün, koklay›n onlar› da. Hepinizi çok ama çok seviyorum. Gösterdi¤iniz fedakarl›k, cüret ve sahiplenmeyle dünyada ilkleri yaratt›n›z. Sizler tarihimizin en önemli yap› tafl-

lar› olarak flehit ve tutsak evlatlar›n›z›n onuru ve gururu olmaya devam edeceksiniz. Analar›m›z, evlad›n›n, eflinin, kardeflinin yanm›fl, parçalanm›fl, tan›nmaz bedenlerine sar›lanlar. Ve büyük bir gururla ‘onurumuzsunuz' diyenler. Ac›s›n›, a¤›tlarla da¤layanlar. Bu hesap sizin için. Zaferi sizlere arma¤an edece¤iz. Halk›m›z, F tiplerinde yok edilmek istenen sizin gelece¤iniz. Çocuklar›m›z›n gelece¤i. F tiplerinde devrimciler, kimse so¤uktan donmas›n, kimse açl›ktan ölmesin, adalet ve ekmek herkes için olsun diye direniyor. Ba¤›ms›z, demokratik bir ülkenin kavgas› bu. Bu u¤urda verilen mücadelelerle dolu tarihimize sar›lal›m. Yok edilmek istenen, dostluk, sevgi, paylafl›m, sahiplenme gibi güzel de¤erlerimize sar›lal›m. Yüzy›llard›r bask›n›n, zulmün, inkar›n, ihanetin her çeflidini yaflayan Kürt Halk›; ac›lar›m›z› dindirmenin yolu Türk, Arap, Çerkez... halklar›m›zla birlikte mücadeleden geçiyor. Tarih bize gösterdi ki; uzlaflma, teslimiyet, icazette de¤il kurtuluflumuz. Bunu aç›kça gördük. Zulüm, dil, milliyet ay›rm›yor. ‘Açl›¤›n dili, yoksullu¤un vatan› olmad›¤›n›' biliyoruz. Kendi kaderimizi ancak Devrimci Halk ‹ktidar›’nda tayin edebiliriz. Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi saflar›nda birleflelim, savaflal›m. Ah dayem›n ez de p›r hezd›k›m Sevgili ailem; Biliyorum benden bir haber, bir selam bekliyorsunuz. Çok flafl›racaca¤›n›z› düflünmüyorum. Çünkü dostlar›, arkadafllar› için yeri geldi¤inde can vermeyi, zulüm karfl›s›nda boyun e¤memeyi, haram lokma yememeyi, onurlu, namuslu olmay› sizlerden ö¤rendim ilk. Bu u¤urda ölümü severek, isteyerek kucakl›yorum. Mutlu ve huzurluyum. Kimsenin çok üzülüp gözyafl› dökmesini istemiyorum.


Anam, babam sizleri çok seviyorum. Neden yapt›n demeyin. Nedenlerini siz de çok iyi biliyorsunuz. Sizden tek iste¤im, benim yerime arkadafllar›m› koyman›z. Onlar› çok, daha çok sevmenizdir. Dosta düflmana karfl› bafl›n›z dik, aln›n›z aç›k olsun k›z›n›z ekmek, adalet için ölecek. Siz bunlarla bafledemezsiniz deme yine baba. Sen de¤il misin “mazlumun ah› yerde kalmaz” diyen. Bize defalarca ‘Hz. Hüseyin öldü ama Kerbela'da zalime boyun e¤medi' diye anlatan. Babac›¤›m; hala çok tütün içiyor musun? Ne olur biraz azaltsan.. O yoksul, emekçi, tütün kokan nas›rl› ellerinden doyas›ya öpüyorum. Senin de beni aln›mdan öptü¤ünü hissetim bir an. Anneci¤im; Senden en büyük beklentim ne olur çok a¤lay›p üzme kendini. Onur duymal›s›n. Sen de art›k bir flehit anas› oluyorsun. Dosta düflmana anlat bunu. Sen ne zorluklar› gö¤üsledin. Bunun da üstesinden gelirsin. Hani derdiniz ya; sizleri ne zorluklarla büyüttük diye. Nice ana baba gibi. Biliyorsun benim ve arkadafllar›m›n amac› da ana babalar›m›z›n kardefllerimizin, halk›m›z›n yaflad›¤› s›k›nt›lara, ac›lara çare olmak. Seni sevdi¤im kadar, di¤er flehit yoldafllar›m›z›n analar›n› da seviyorum. Ve istiyorum ki, sen de benim yoldafllar›m› çok sevip ba¤r›na basas›n, flehit yoldafllar›m›n analar›yla ac›lar›n›, sevinçlerini onlarla paylaflas›n. Senin ac›lar›n› onlar hafifletir. Benim sevgi dolu, fedakar anam. Hala babama “Türkçe konuflmak istemiyorum iflte. Ez kurmanc›m” diyor musun? Ah dayem›n ez de p›r hezd›k›m. fievkatli s›cac›k ellerinden öperim. Evet biz kurtaraca¤›z .... Ablam; Seninle mücadele konusunda hiç uzlaflamad›k. Gene de bizleri ne kadar sevdi¤ini, bizim için, annem babam için hep kayg›land›¤›n› biliyorum. Zaten sorun burada ya. Bizim d›fl›m›zda nice insanlar var s›k›nt›lar ve sorunlar yaflayan. Bizlerin dünyan›n öbür ucunda da olsa aç kalan, a¤layan bir çocu¤un ac›s›n› içimizde hissetti¤imizi biliyorsun. (Sen hep) aile dedin. Sana flunu söylemek istiyorum. Bu sistemde mutlu, huzurlu aileler yaratmak mümkün de¤il. Çünkü her fley bir ka¤›t parças›na ya da metal parças›na dayan›yor. Ülkemizde açl›ktan ölen çocuklar varken, baklava yiyemeyen çocuklar varken, bir ana baba çocu¤una bile et yedirip, süt içiremezken...Daha nice adaletsizlik varken nas›l mutlu ve huzurlu olunabilir ki. fiimdi siz mi kurtaracaks›n›z dedi¤ini duyar gibiyim. Evet biz, bizler... “Adaletsiz bir ülke güneflsiz bir dünyaya benzer” sözünü duymuflsundur san›r›m. Adalet olmad›ktan sonra yaflamak neye yarar ki ablac›¤›m. ...

....Ablam; Tütün emekçili¤ini sürdürüyor musunuz. Gerçi tütünü de bitirdiler. Eminim zor durumda kald›n›z. Ad›yaman'da protesto için kendini yakan tütün üreticisi her fleyi anlat›yor. Ekme¤imizi böyle al›yorlar elimizden. ‹nsanlar›m›z› bu noktaya kadar getiriyorlar. Tek dile¤im Parti-Cephe ailesine yak›n olman›z. E¤er hala tütüncülük yap›yorsan›z, tütün tarlalar›n› benim yerime de doyas›ya koklar m›s›n›z. Teyzemlere, day›mlara, yengemlere yürek dolusu sevgi ve selamlar›m› iletiyorum. fiairin dedi¤i gibi “yoksul, yorgun ama yi¤it p›r›l p›r›l namuslu, nam› gitmifl deryalar›n ard›na vatan›m›n bir umudu” olan tütün iflçilerini selaml›yor, nas›rl› ellerinden öpüyorum. Ac›lar›n›z› dindirmek için neler yapmazd›m ki! Ve ... Ablam, arkadafl›m, yoldafl›m; Sen Parti-Cepheli bir tutsak olarak ailemizin onuru oldun hep. Aç›k söyleyeyim can›m ablam, sen ölüm orucuna bafllayacaks›n ve her zaman oldu¤u gibi gene önümde olacaks›n diye çok korktum. Bunu çok arzulad›¤›ndan eminim. Ama bu kez kaybettin. Nihayet bekledi¤im gün geldi. Elimde olsa sizlerin ac›lar›n› dindirmek için neler yapmazd›m ki. Eminim ki uzun zamand›r sen de di¤er yoldafllar›m gibi benden bir haber, bir selam bekliyorsundur. Sonunda bu selam› gönderebilmek ne güzel fley. Laf aram›zda Dersim da¤lar›ndan olmasa da güzel bir selam gönderiyorum san›r›m. Hat›rlad›n de¤il mi? Hani sana Ümraniye Hapishanesi’nden selam gönderdi¤imde, yazd›¤›n mektupta hayal k›r›kl›¤›na u¤ram›fl selam›n› Dersim Da¤lar›’ndan beklerdim do¤rusu diye yazm›flt›n. Üzgünüm. Çok sevdi¤imiz da¤lar›m›za ulaflmaya bir f›rsat bulamad›k iflte. fiüphe yok ki da¤lar›m›z hiç bofl kalmad› kalmayacak, yüzlerle, binlerle dolacak. Yoldafllar›m›z bizim için de koklayacak menekfle kokulu da¤lar›. Ve hesap soran namlular› bizim yerimize de ateflleyecekler. Seni ve yan›ndaki di¤er yoldafllar› hasretle kucaklar›m. Sizleri çok seviyorum. (...) Sevgili ...., ricam flehidimiz Feride Harman'›n ailesini bir kez de benim için ziyaret etmen. Feride'nin mezar›n› ziyaret edersen benim için de bir karanfil ya da bir demet papatya götür ne olursun. fiehidimiz Muharrem Çetinkaya'n›n ailesini de görmeni ve mezar›n› benim içinde ziyaret etmeni isterim. Bölgedeki bütün flehit tutsak ailelerine, dostlar›m›za sayg›, sevgi ve selamlar›m› gönderiyorum.

fiengül Akkurt

Say› 62 11 25 May›s 2003


Kölelik yasas› kabul edildi

AKP, Tekelci Patronlar ve IMF Partisi Oldu¤unu Tescil Ediyor Kölelik Yasas›’n›n (1475 Say›l› ‹fl Yasas›) görüflmeleri TBMM’de tamamland›. fiimdi tepkiler karfl›s›nda, “flu maddeyi yeniden inceliyoruz” türünden manevra aflamas›nday›z. CHP’nin sözde muhalefetinin ne ifle yarad›¤› da aç›k, emekçileri nas›l aldat›r›m, haklar›n›z› savunuyorum imaj›n› nas›l verip oylar›n› al›r›m hesab› onunki. AKP, Kölelik Yasas›’n› ony›llard›r kan›m›z› emen tekelci patronlar›n, ülkemizi talan eden, bizi iflsiz ve aç b›rakan IMF’nin partisi olarak ç›kar›yor. Onlar›n ç›karlar›n› savunuyor. Emekçileri ise demagojiyle, yalanla aldatmaya, oyalamaya çal›fl›yor. Bir yandan kazan›lm›fl tüm haklar›m›z› gaspediyor, bizi Ortaça¤ köleleri durumuna sokuyor, öte yandan yoksulluk edebiyat›. Riya AKP’nin tüm politikalar›n›n merkezinde oturuyor.

AKP-Medya ‹flçi Düflmanl›¤›nda Ortak

Say› 62 12 25 May›s 2003

Gitti¤i her yerde emekçilerin protesto eylemleri ile karfl›laflan Erdo¤an, 19 May›s’tan bir gün önce “millilik” flovu yapmak için gitti¤i Samsun’da da protesto edildi. Öncekiler gibi tekelci medya bunu da gizlemek istedi. Ama öfke öyle büyüktü ki, Erdo¤an cevap vermek zorunda kald›¤› için k›smen yans›d›. Birçok konuda çat›flan tekelci medya ve AKP, iflçi düflmanl›¤›nda hemfikir olduklar› için bas›nda emekçilerin tepkileri ya yer alm›yor, ya da onbinlerin kat›ld›¤› bir eylem “kedi köpek” haberi kadar yer al›yor. “Haber program›” diye yap›lan ‹fl Yasas›’n› anlatan programlar ise, kimi istisnalar› d›fl›nda, sanki yasa emekçiler lehineymifl gibi gösteriyor. Bunun arkas›ndaki “s›r”›n, Çal›flma Bakanl›¤› taraf›ndan medyaya özellikle yasan›n tepki gören maddelerini iflçi lehindeymifl gibi gösteren “bilgi notu” oldu¤u ortaya ç›k›yor. Sözkonusu bilginin

Türk-‹fl Ankara Mitingi

“bakanl›¤› kaynak göstermemek flart›yla yay›nlanmas›” belirtiliyor. Ve karfl›m›za medyada izledi¤imiz, çarp›tma haber programlar ç›k›yor.

Erdo¤an Vahfli Kapitalizm Demagogu Samsun’da 2 bin emekçinin sloganlar›yla karfl›lanan Tayyip Erdo¤an’› iflçilerden korumak, bizzat Samsun Emniyet Müdürü’ne düfltü. ‹flçileri tehdit eden müdür, sald›r› emri vererek bir çok emekçiyi gözalt›na ald›rd›. Tayyip Erdo¤an’›n emekçilerin "Kölelik Yasas› Geri Çekilsin", "Emekçiler El Ele Genel Greve", "Özellefltirmeler Durdurulsun" sloganlar›na verdi¤i cevap ise en baya¤› demagojiydi: “Bir grup insan›n karn› doyacak diye, bunun ac›s›n› 30 milyon insana çektiremeyiz!” Ne ilgisi var demeyin. Olmas› gerekmiyor. Sadece demagoji yap›yor. K‹T’ler zarar ediyormufl, bedelini 30 milyon ödüyormufl, bu yüzden birkaç bin iflçinin aç kalmas›nda sak›nca yokmufl... K‹T’lerin zarar etmesi masal› yeni de¤il ve nas›l zarar ettirilip sat›fla ç›kar›ld›klar›na iliflkin binlerce kan›t, belge var devletin arflivlerinde. Dünkü iktidar›n yolsuzluklar›n› bugün nas›l AKP ortaya ç›kararak siyasi ranta dönüfltürmeye çal›fl›yorsa, yar›n bir baflka iktidar da AKP’nin bu sat›fllar› nas›l yapt›¤›n›n belgelerini de ç›kar›r. Örne¤in, TEKEL’in zarar etti¤ini kim söyleyebilir? Kim söylüyorsa yalan söylüyordur. “Ben Sabanc› ortakl› Philip Morris tekelinin adam›y›m, onlar kazans›n diye TEKEL’i gözden ç›kar›yorum” diyordur. Tayyip Erdo¤an’›n her alanda karfl›m›za ç›kan demagojilerinden biri vard› ki, ayn› zamanda AKP’nin patronlar›n partisi oldu¤u bizzat Tayyip Erdo¤an taraf›ndan itiraf ediliyordu. “Benim için ifl güvencesinden önce iflyeri güvencesi gelir. ‹flyerinin olmad›¤› yerde ifl güvencesi olur mu?” diyordu Tayyip Erdo¤an. Yüzy›llard›r kullan›lan vahfli kapitalizmin demagoglar›n›n atasözü bu. Patronlar olmazsa, onlar›n iflyerleri güvenlik içinde olmazsa, iflçi de olmaz, halk da aç kal›r. Yani “patronsuz iflçi hiçtir” diye bildi¤imiz yüzy›ll›k demagoji. Sömürüyü kader, kaç›n›lmaz gören ve kapitalist sömürü çark›n› kutsayan bu sözü, kapitalistler çoktan terk etti, daha cilal›lar›n› buldu, ama AKP buna da ihtiyaç duymuyor. En ilkel demagojilerle emekçileri oyalamaya çal›fl›yor.


Aç›kça diyor ki; bana ne iflçiden, emekçiden, ben önce patronlar› düflünürüm. Ama, bunu öyle söylüyor ki, siyasi bilinçten yoksun birine, “öyle ya iflyeri olmazsa iflçi de olmaz” diye düflündürtmeye çal›fl›yor. Cehalet üzerine politika yap›yor, cehalet üzerinden patronlar›n ç›karlar›n› savunuyor. Nitekim prati¤i de buna uyuyor. Patronlar ne isterse onu yap›yor, IMF ne emrederse onu yerine getiriyor. Ankara’da toplanan 100 bine yak›n iflçinin sesine kulak t›kayarak sermayenin sesine kulak veren ve 100 bin iflçiye, “yurtd›fl›na kaçan sermayeyi çekmek için bu yasay› ç›kartaca¤›m” cevab› veren Tayyip Erdo¤an IMF’nin emir eri olmakta Kemal Dervifl’ten geri olmad›¤›n› kan›tl›yor. IMF “hükümetten memnunuz” dedikçe, AKP koltu¤unun sa¤lamlaflt›¤›n› düflünüyor. Bizse o memnuniyetlerde daha fazla yoksullafl›yor, iflsiz kal›yoruz. ‹flte son emir ve icraat: Özellefltirilecek K‹T’lerden at›lacak emekçilerden 70 binini memur olarak baflka alanlara kayd›raca¤›n› söyleyen AKP, IMF emriyle çark etti. IMF, “bu say› 8 bini geçmeyecek” dedi. AKP “tamam” dedi. Ancak, kamu iflyerlerindeki toplu sözleflmeler bitene kadar bu emri yerine getirece¤ini yaz›l› hale getirmeme, gizleme karar› ald›.

Ya Genel Grev-Genel Direnifl Ya Kölelik Tayyip s›n›f bilinciyle konufluyor! Peki biz? Yüzy›ll›k demagojilerle oyalanmaya tahammülümüz yok. ‹flçi s›n›f› tarihinin en önemli sald›r›lar›ndan birisi, görmesi gereken tepkiyi görmeden sonuç almaya do¤ru gidiyor. Sendikac›lar›n s›n›fa ihanetleri tescillenmifl oluyor böylece. Ama bunu bilmek, söylemek de yetmiyor. Biz, emekçiler ne yapaca¤›z? “Ödünç iflçi” olarak verilece¤imiz günü mü bekleyece¤iz? Yoksa, bir gece yar›s›, “tatildeyim” diye düflünürken, patronun yata¤›m›zdan kald›r›p “haydi torna bafl›na” demesini mi? Ya da, kufla çevrilmifl ifl güvencesinin ifle yaramay›p, patronun bir tek sözüyle, al›nterimizin karfl›l›¤›n› dahi almadan kap› önüne konulmay› m›? Mitinglerin, bas›n aç›klamalar›yla geçifltirmenin günü geçmifltir art›k. Ya, sendikalar›m›z›, yalanlar›na aldanmadan, öfkemizi yat›flt›rmalar›na izin vermeden üretimden gelen gücümüzü kullanmaya zorlayaca¤›z, ya da IMF talimat›yla kap› önüne konulana kadar “bana dokunmad›lar ya” diye bekleyen emekçi kardefllerimiz gibi bencilli¤in, bilinçsizli¤in kurban› olaca¤›z. Sendikalar› zorlamak yetmez, biz örgütlemeliyiz. Üretimden gelen gücümüzü kullanmak, Kölelik Yasas› geri çekilene kadar flalterleri indirmek için sendikalar›n karar›n› beklemek ölümdür. Böyle bir karar› almayacaklard›r. Biz örgütler ve baflka yollar› kalmad›¤›n› gösterirsek, ancak böyle bir karar› ald›r›r›z. Bunun yolu, örgütlenmek, kendi gücümüzle klasik eylem biçimlerinin d›fl›na ç›karak, patronlar›, iktidar› ve sendika bürokrasisini zorlayacak eylemler gelifltirmektir. “Her fley bitti, art›k yapacak bir fley yok” demeden, iflçi s›n›f›n›n mücadele, direnifl tarihine dönüp bakarak; Tarifl’leri, 15-16 Haziran’lar›, Cibali’leri, Profilo’lar›, AntBirlik’leri, Maga Deri iflgallerini hat›rlayarak direnifller örgütlemeliyiz. Y›llard›r patronlarla masadan kalkmayan, s›n›fa ihanetleri art›k daha da alenileflen sendikac›lar›n unutturmaya çal›flt›¤› eme¤in örgütlü gücünü, gücümüzü hat›rlamal›y›z. Devrimci bak›fl aç›s›yla, devrimci direniflleri örnek alarak “her fleyin bitmedi¤ini” görece¤iz.

"‹fline, Ekme¤ine, Vatan›na Sahip Ç›k" Türk-‹fl'in 17 May›s’ta Ankara'da düzenledi¤i mitinge, 100 bine yak›n emekçi kat›ld›. "‹fline, Ekme¤ine, Vatan›na Sahip Ç›k" ad›yla düzenlenen mitingte iflçiler, “Kölelik Yasas›”n› ç›karmaya çal›flan AKP’yi protesto ettiler. Türk-‹fl Genel Baflkan› Salih K›l›ç konuflmas›nda “hükümeti son kez uyarmak için soka¤a ç›kt›klar›n›” belirtti. Ama bu “son uyar›”dan sonra ne olaca¤›, her zamanki gibi belirsizdi. Çeflitli siyasi hareketlerin, legal partilerin, memur sendikalar›n›n da kat›ld›¤› mitingde, ‹flçiler iktidara da, sendikac›lara da öfke dolu olduklar›n› sloganlarla ortaya koydular. Türk-‹fl’in mitingleri sürecek.

"Tokatl› uyuma fabrikana sahip ç›k" TEKEL'in özellefltirilmesine karfl›, Tokat Sigara Fabrikas› iflçileri de flehir merkezinde bir yürüyüfl yapt›lar. Stadyumdan Cumhuriyet Meydan›'na kadar "IMF kuklas› hükümet istemiyoruz", "Tokatl› Uyuma Fabrikana Sahip Ç›k" sloganlar›yla süren yürüyüfl sonunda iflçi k›y›m›na karfl›, yaflanmas› muhtemel göçü önlemek için direnifl ve mücadele ça¤r›s› yap›ld›.

Demiryolu emekçileri Ankara yolunda BTS üyesi sendikac›lar, iflyeri temsilcileri ve iflçiler, 21 May›s’ta özellefltirmelere ve kölelik yasas›na karflı, ‹zmir, Zonguldak, Edirne, Gaziantep, Van, Kars, Kurtalan ve Samsun’dan yola ç›karak Ankara Yürüyüflü’nü bafllattılar. ‹flçiler 30 Mayıs’ta Ankara Garı’nda birleflerek taleplerini iktidara duyuracaklar.

Say› 62 13 25 May›s 2003


Liseli ö¤rencilere okul odas›nda iflkence!

TÜRK‹YE’DE BU ‹LK KEZ OLMUYOR!

Say› 62 14 25 May›s 2003

Gençlerimize iflkence liselere, müdür odalar›na kadar taflt›. Gençli¤i düflman gören, sindirilmesi, susturulmas› gerekenler olarak gören faflizm, y›llard›r yap›yordu bunu. Bu nedenle Emniyet Genel Müdürlü¤ü’nün yalanc› sözcüsü Feyzullah Aslan biraz da flaflk›nl›k içindeydi. Yine bildik yalanlarla “hiçbir polis memurunun böyle bir okula gitmedi¤ini” söyledi. “AB’ye uyumlu polis” oyununa kendini iyi uydurmufl olman›n al›flkanl›¤› ile “Amac›m›z yanl›fl yapan varsa bunu düzeltmektir” demeyi de ihmal etmedi. O’nun görevi yalan söylemek. Ama flafl›rmakta da hakl›lar, çünkü “biz bunu hep yap›yorduk, neden flimdi manfletlere ç›kard›n›z” diyorlar. Do¤ru hep yap›yorlard›. Manisa davas›nda yapt›klar› gibi oligarflinin, Av-

rupac›lar›n demokrasicilik oyununa ihtiyac› vard›. Manisa takti¤i bilinir: Önce, olay› “tekil, münferit” bir olay haline getirirsin; sonra o olay› kullan›p düzeni aklars›n, o olay› kullan›p Avrupa’n›n gözünü boyars›n, o olay› kullan›p “demokratl›k” görevini yerine getirmifl olursun. Okullara, sokaklara, evlere taflan iflkenceye iktidar›n bak›fl›n› en iyi ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu anlat›yor: "Öyle bir imaj yok, bakan olarak ilk yayınladı¤ım genelge, 'Türkiye'de artık iflkence konuflulmayacak, bu gibi iddialar üzerine de süratle gidilecek, ihmali olanlar da cezalandırılacak' genelgesiydi. ‹flkence diye bir olay yok, bunun böyle sık gündeme getirilmesi sanki bu varmıfl imajı veriyor"...

Bu kafa iflkenceyi önleyebilir mi? Ony›llard›r tüm bakanlardan, baflbakanlardan, polis müdürlerinden ayn› masallar› dinlemedik mi? Yasal, meflru haklar›n› kullanan, 1 May›s’a kat›lan gençlerimizi sorguya, takibe alan zihniyetin baflka olaylarda neler yapabilece¤i s›r de¤ildir. Demokratik hiçbir hakk›n kullan›lmas›na tahammülü yoktur polisin. Yasad›fl› yollarla yasal haklar›n kullan›lmas›n› bile engellemek ister. Polis teflkilat›n›n sorununun “e¤itim” oldu¤unu söyleyenler yalan söylüyor. Bu devletin politikas›d›r. Polis devlet politikas›n› uyguluyor. Ve halen gençli¤imize yönelik yasad›fl› polis bask›lar› tüm h›z›yla sürüyor. Afla¤›daki Gençlik Birlik Kordinasyonu’nun aç›klamas›ndakiler sadece yaflanan›n özetidir.

Gazeteler ve televizyonlar (16 May›s) “Müdür odas›nda ö¤renci sorguland›” bafll›klar›yla duyurdular olay›. Ankara Dikmen Lisesi’nde iki, Ayranc› Ticaret Meslek Lisesi'nde bir liseli arkadafl›m›z, M‹T ve Terör fiubesi polisleri taraf›ndan sorguland›lar.

iflbirli¤i içinde, yüzlerce liseli, üniversiteli arkadafl›m›z, bizzat müdürleri, ö¤retmenleri taraf›ndan iflkenceci polise teslim edilmifl; bu iflbirli¤i içinde, polisin istekleri do¤rultusunda yüzlerce arkadafl›m›z okulundan uzaklaflt›r›lm›fl veya at›lm›flt›r.

Bas›n ve televizyonlar, sanki ülkemizin liselerinde, üniversitelerinde böyle bir fley ilk kez oluyormuflcas›na “flaflk›nl›k” içinde yans›tt›lar haberi. Ama biz çok iyi biliyoruz ki, bu “flaflk›nl›k” sahtedir. Demokrasicilik, Avrupac›l›k oyununun bir parças›d›r.

Okullar› Milli E¤itim Müdürlükleri mi, Emniyet Müdürlükleri mi yönetiyor, belirsizdir. ‹kisi tam bir ittifak içinde gençli¤i y›ld›rma, sindirme politikas› izliyorlar.

Nereden biliyorsunuz derseniz; biz, Gençlik Dernekleri olarak, yaklafl›k bir y›l içinde buna benzer onlarca olay› yaflad›k ve hepsini aç›klamalar›m›zla, suç duyurular›m›zla, flimdi “flaflk›nl›k” gösterileri yapan medyaya da duyurduk. Aç›klamalar›m›z karfl›s›nda sa¤›r kesildiler. Bunlar ülkemizde ilk kez yaflanm›yor. Ony›llard›r devam ediyor bu uygulamalar. Biz Gençlik Dernekleri olarak bunlar› her gün yafl›yoruz. Tehdit, flantaj, iflkence, bu düzenin en iyi bildi¤i ve en çok baflvurdu¤u yöntemdir. Gençli¤in örgütlenmesine, gençli¤in hak aramas›na, robot de¤il kiflilikli ö¤renciler olmas›na karfl› hep ayn› yöntemlere baflvurmufltur.

OKUL ‹DARES‹-POL‹S ‹fiB‹RL‹⁄‹ Ö⁄RET‹M VE E⁄‹T‹M S‹STEM‹N‹N AYRILMAZ PARÇASIDIR Bu liselerde de böyledir, üniversitelerde de. Bu

Yasal derneklere gitmek, yasal gösterilere kat›lmak, bunlar›n gözünde “teröre kat›lmak”t›r. Bu zihniyetin hemen hemen istisnas› yoktur. Bu tür faaliyetlere kat›lan hemen her ö¤renci arkadafl›m›z Dikmen ve Ayranc› Lisesi’nde yaflananlara maruz kalm›flt›r.

A‹LELER‹M‹Z DE HER DÖNEM BU TEHD‹T VE TERÖRÜN HEDEF‹ OLDULAR! Bizim demokratik mücadele ve örgütlenmeler içinde yer almam›z› engellemek için, ailelerimizi kullanmaktan ve tehdit etmekten hiç bir dönem vazgeçmediler. Evlerimize adeta bask›na gelir gibi geldi polis ekipleri. Veya “aranan bir suçlu” gibi ailelerimiz karakollara götürüldü.

G‹TT‹⁄‹N‹Z DERNE⁄‹N, KATILDI⁄INIZ EYLEM‹N YASAL OLMASI POL‹S-‹DARE ‹Ç‹N ÖNEML‹ DE⁄‹LD‹R! ONLARIN


GÖZÜNDE, Ö⁄RENC‹LER, H‹Ç B‹R HAKKI OLMAYAN B‹R K‹TLED‹R! Dikmen ve Ayranc› Lisesi’nde okul odas›nda polis sorgusuna maruz kalan arkadafllar›m›z›n “suçu”(!) 1 May›s’a kat›lmak. Yüzlerce arkadafl›m›z bir derne¤in kap›s›ndan ad›m att›¤› için, yüzlerce arkadafl›m›z mesela herhangi bir türküyü söyledi¤i için, yüzlerce arkadafl›m›z en basit akademik bir hakk›n› istedi¤i için bu sorgulara ve soruflturmalara ve “ceza”lara maruz kald›lar.

Ö⁄RENC‹LERE ‹fiKENCE, TEHD‹T M‹; ‹fiTE ÖRNEKLER: ◆ Hemen tüm derneklerimize gelen arkadafllar›m›z›n çevresine, ailesine veya okuluna gidilerek bask› yap›lmaktad›r. ◆ Derneklerimiz çevresinde s›k s›k sivil polisler telsizlerinin sesini açarak derne¤e gelen arkadafllar›m›z› rahats›z etmektedirler. ◆ Derneklerimizin mevcut yasalara göre kurulmufl olmas›, ne polis için, ne de okul yönetimleri için hiç bir de¤er tafl›mamakta, onlar bu tür her giriflimi “terör” diye görmeye devam etmekte; her türlü tehdit, iflkence, gözalt›na baflvurmaktad›rlar. ◆ Bir çok ildeki Gençlik Derne¤i baflkanlar›, okulundan veya yol ortas›ndan gerekçe gösterilmeden gözalt›na al›nmaktad›r. ◆ Isparta Gençlik Derne¤i’nin Gönüllü E¤itim Toplulu¤u bünyesinde ders verdi¤i ö¤rencilerin aileleri, polis taraf›ndan tehdit edildi. Ö¤rencilerin ailesinin evine, babas›n›n iflyerine giden polis "bu dernektekiler solcu, bunlara bulaflmay›n. Zaten biz onlar› tutuklayaca¤›z ama bahane bulam›yoruz", diye tehdit ettiler. ◆ Ayd›n’da dernek kurucu üyelerimizden bir arkadafl›m›z›n iflyerine polisin gitmesi sonucu, arkadafl›m›z›n iflinden olmas› sa¤lanm›flt›r. ◆ Bursa polisi “o derne¤i yak›p y›kaca¤›z” tehditleriyle Bursa Gençlik Derne¤i kurucu üyelerimizin ailelerini dolaflt›, “çocuklar›n›z› oraya göndermeyin” diye tehdit edildiler. Yine Bursa Gençlik Derne¤i kurucu üyelerimizden Mesut Erdo¤an’›n okuluna gidilerek okul yönetiminden ö¤renci dosyas› al›nm›fl ve "böyle ifllere kar›flmazsa burs temin edece¤iz" diye rüflvet teklif edilmifltir. Bunlarda “her yol” mübaht›r. ◆ Bir derne¤imizin (Isparta Gençlik Derne¤i) binas›n›n bulundu¤u iflhan›ndaki esnafa, “bu dernektekiler terörist” propagandas› yap›larak yer verilmesi engellenmeye çal›fl›ld›. ◆ Bu derne¤imizin kurucular›ndan Duygu Sezgin'in annesi bindi¤i araçtan indirilerek, "k›z›n iyi yolda de¤il, e¤er böyle devam ederse kendisi için kötü olacak ama geç kalm›fl say›lmaz" diye tehdit

edildi. Sibel fiimflek isimli dernek kurucusunun köyüne giden polis, ailesini tehdit etti. ◆ Bal›kesir Gençlik Derne¤i kurucu üyesi Sezer fienol’a iflyerinde polis sorgusu yap›ld›, ajanl›k teklif edildi. Yine bu derne¤imizin kurucu üyelerinden Vildan Var’›n köyüne giden iki kifli, "biz M‹T'den geliyoruz" diyerek köy kahvesinde "Vildan’›n babas›na söyleyin k›z›na sahip ç›ks›n" diyerek tehditler ya¤d›rd›. ◆ Ankara Gençlik Derne¤i kurucular› Sinan Cevahir Yalç›n ve Durdu Vural, ‹zmir Gençlik Derne¤i kurucu üyesi Uysal Koçlan polislerce kaç›r›ld›, tehdit edildiler, ajanl›k teklif edildi. ◆ Hatay Gençlik Derne¤i kurucu ve üyelerine karfl›, polis ve jandarma taraf›ndan taciz, takip, tehdit akl›n›za gelebilecek tüm terör yöntemleri uyguland›. Polis ve jandarma, kurucular›n köylerine, mahallelerine giderek, onlar hakk›nda “soruflturma” yaparak çevrelerinde flaibe yaratmaya çal›flt›. ◆ Edirne Gençlik Derne¤i giriflimcisi Bu¤ra Bayraktar, kendi evine gelen polisler taraf›ndan tehdit edildi, ajanl›k teklif edildi. ◆ Bu y›l›n 4 Mart’›nda, bir çok okulda, akademik, demokratik haklar›m›z için boykot eylemimiz vard›. ‹flte size sadece tek bir gün içinden “polisidare” iflbirli¤i örnekleri: ◆ ‹stanbul Ertu¤rulgazi Lisesi: Polis ve ö¤retmenler okul bahçesinde toplanan ö¤rencilerin üzerine birlikte sald›r›p, zorla s›n›flara soktular. Kartal Lisesi: Terörle mücadele ekipleri o gün sabahtan okulun içinde karakol kurdular. Okulun her kap›s›n›, her koridor bafl›n› polis bekledi. Ö¤rencilerin s›n›ftan d›flar› ad›m atmalar› polis taraf›ndan engellendi. Okul yönetimiyle de aralar› oldukça samimiydi. Alibeyköy Refhan Tümer Lisesi: Okul sabahtan panzerlerle çevrildi. Boykota kat›lmak isteyen ö¤renciler polis ve okul idaresi taraf›ndan tehdit edildi.

L‹SELER‹M‹Z‹N, ÜN‹VERS‹TELER‹M‹Z‹N TABLOSU BUDUR! Örneklerden herkesin rahatl›kla görebilece¤i gibi, gençli¤i sindirmek için, akla gelebilecek her yönte-

Say› 62 15 25 May›s 2003


me baflvurulmaktad›r. Herhangi bir okul müdürüyle, bir polis flefini, zihniyetinden ay›rdetmek mümkün de¤ildir. Milli E¤itim’de, üniversitelerde y›llard›r sürdürülen kadrolaflma, iflte böyle bir kadrolaflmad›r.

Baflta ailelerimiz olmak üzere, örgütlü, sendikal› iflçileri, memurlar›, doktorlar›, mühendisleri, özellikle de hukukçular› bask›ya karfl› mücadelemizde yan›m›zda görmek, bize büyük güç verecektir.

B‹RL‹KTE KARfiI ÇIKARSAK, HALKIMIZ, K‹TLE ÖRGÜTLER‹YLE, HUKUKÇULARIYLA, BU TERÖRE KEYF‹L‹⁄E MARUZ KALAN Ö⁄RENC‹LER‹ SAH‹PLEN‹RSE, YAPAMAZLAR!

Hep birlikte, okullar›m›z›n k›fllaya, iflkencehaneye çevrilmesine karfl› ç›kal›m!

Dikmen ve Ayranc› Liseleri’ndeki olaylar istisna de¤ildir. Ony›llard›r sürüyor. Ama bu keyfilik, bu bask›lar, durdurulamaz da de¤ildir. Biz liseli ve üniversiteli gençlik olarak, bu bask›lar karfl›s›nda bugüne kadar boyun e¤medik. Bundan sonra da e¤meyece¤iz.

GENÇL‹K DERNEKLER‹NDEN Gençlik Derneklerine Konya’dan Kat›l›m: Gençlik Birlik Koordinasyonu’nu oluflturarak gücünü büyüten Gençlik Dernekleri ailesi büyüyor. Yaklafl›k üç ayd›r kurulufl çal›flmalar› süren Konya Gençlik Derne¤i 14 May›s günü gençlik örgütlenmelerinin son üyesi olarak kuruldu.

Say› 62 16 25 May›s 2003

Polisin Yasad›fl›l›¤›na Protesto: 19 May›s günü bir aç›klama yapan Zonguldak Gençlik Derne¤i, okul içinde ve d›fl›nda sivil polislerin dernek üyelerine ve devrimci demokrat ö¤rencilere yapt›¤› yasad›fl›, keyfi bask›lar›, takip ve tacizleri protesto etti. Dernek yöneticilerinin sürekli olarak baflta siyasi flube polisleri Mustafa ve Zeki isimli polisler olmak üzere, adlar›n› bilmedikleri Zongundak Emniyeti’ne ba¤l› polislerin yasad›fl› uygulamalar›na maruz kald›klar› belirtilen aç›klamada flöyle denildi: “Hakk›m›zda yasal hiçbir ifllem yapamad›klar› ve yasal olarak örgütlenmemize tahammül edemedikleri için yasad›fl› bir flekilde bizi takip ve taciz ederek y›ld›rmaya çal›fl›yorlar. Üniversitemiz içerisinde polisler üs kurmufllard›r. Bütün ö¤renci arkadafllar›m›z› takip ederek, küfür ederek, taciz ederek, taciz edici el hareketlerinde bulunarak rahats›z etmektedirler. Okuldaki faflist ö¤rencileri bize sald›rtarak ortam› gerginlefltirmeye çal›fl›yorlar. Tüm bunlar bizi engellemeyecek. Okulumuz içerisinde polis istemiyoruz, üzerimizdeki yasad›fl› bask›lara derhal son verilmesini istiyoruz.” Malatya, Sakarya ve Eskiflehir’de ‘Kurultay Sonuçlar›’ Aç›kland›: 16 May›s günü bir bas›n toplant›s› düzenleyen Malatya Gençlik Derne¤i, 6-7 May›s günlerinde ‹stanbul’da yap›lan "Nas›l Bir Üniversite Nas›l Bir E¤itim ‹stiyoruz Kurultay›" hakk›nda Malatya yerel bas›n›na bilgi verdiler. AKP iktidar›n›n, kendilerine verdi¤i randevuyu iptal etmesi nedeniyle protesto edildi¤i aç›klaman›n sonunda, "Çaresiz de¤iliz çare örgütlü gücümüzdedir” denildi ve baflta gençlik olmak üzere herkese “açl›¤a, iflsizli¤e, yoksullu¤a, IMF'ye ve YÖK'e karfl› mücadele” ça¤r›s› yap›ld›. Gençlik Birlik Koordinasyonu’nun kurultay sonuçlar› Sakarya’da düzenlen bir aç›klama ile de duyuruldu. Kurultay sonuçlar› hakk›nda bilgi veren Sakarya Gençlik Derne¤i baflkan› Mehmet Sinan Çavdar, Sakarya’da gençli¤e, dernek üyelerine yönelik polis bask›s›n› da anlatt›. Polisin dernek çal›flanlar›na, "oras›

Hep birlikte, halk için e¤itim yapan liseler, üniversiteler isteyelim! Zulme, bask› ve terör üzerine flekillenen bu e¤itim sistemini birlikte de¤ifltirelim! 17 May›s 2003

Gençlik Birlik Koordinasyonu yasad›fl› dernek, oraya gitme, yoksa..." vb. tehditlerde bulundu¤unu anlatarak, yasal bir derne¤in resmen yalan söylenerek, kendi yasalar› ayaklar alt›na al›narak nas›l yasad›fl› gösterilmek istendi¤ini gözler önüne serdi. Aç›klama sonunda, "örgütlülü¤ümüz h›zla büyümekte, gençlik olarak sorunlar›m›z›n çözümüne yönelik mücadelemizi sürdürece¤iz" denildi. Bir aç›klama da 19 May›s günü Eskiflehir Gençlik Derne¤i taraf›ndan yap›ld›. Aç›klamada, Kurultay’da dile getirilen gençli¤in talepleri ayr›nt›l› olarak anlat›ld›. 17 May›s günü, saat 12.30 da Adana Gençlik Derne¤i binas›nda yap›lan aç›klamada, Kurultay sonuçlar›yla birlikte “AKP iktidar›n gençli¤in sorunlar›n› çözme gibi bir derdi yoktur” Aç›klaman›n oldu¤u gün polisin tehditleriyle karfl› karfl›ya kalan ö¤renciler, aç›klamay› izleyen Tempo TV kameraman›n›n tehdit edilmesine ve gençlik üzerindeki bask›lara sessiz kalmayacaklar›n› belirttiler.

Burdur’da Anma: Burdur Gençlik Derne¤i, devrimci demokrat ö¤rencilerin kat›l›m›yla, 18 May›s günü devrim flehitleri Deniz Gezmifl, Hüseyin ‹nan, Yusuf Aslan ve ‹brahim Kaypakkaya'n›n anmas›n› yapt›. Anmada iflkencelerin, katliamlar›n Denizlerle, Kaypakkayalarla son bulmad›¤›, günümüzde de F tipleriyle, tecritle, açl›kla, infazlarla devam etti¤inin anlat›ld›¤› konuflman›n ard›ndan, 19 Aral›k katliam›n› anlatan "Diri Diri Yakt›lar" filmi izlendi. Trakya Üniversitesi’nde faflizme karfl› mücadele: Uzun zamand›r polis-ÖGB-sivil faflistlerin sözlü ve fiziki sald›r›lar›yla karfl› karfl›ya kalan ö¤renciler; 22 May›s’ta okulda tespit ettikleri 5 faflisti okul d›fl›na att›lar.Ayn› günün akflam›nda demokrat bir ö¤renciyi pusuya düflürmeleri üzerine ertesi gün, bir çok ö¤renciye sald›ran bir faflist devrimci gruplar taraf›ndan cezaland›r›larak teflhir edilmifltir. 23 May›s’ta faflizme karfl› birlikteli¤i göstermek için okuldan toplu ç›k›fl yap›ld›. Ayr›ca Trakya Üniversitesi Ö¤rencileri yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla 2002-2003 ei¤tim ö¤retim döneminin daha ilk aylar›ndan itibaren rektörlü¤ün ö¤renciler üzerinde uygulad›¤› keyfi tutumlar› anlatarak sessiz kalmayacaklar›n› belirttiler.

Antalya Gençlik Derne¤i; 17-18 May›s günlerinde Yavuz Özcan Park› anfi-tiyatroda 500 kiflinin kat›l›m›yla düzenledi¤i aç›l›fl flenli¤inde, gençli¤i; Gençlik Dernekleri’nde birleflmeye, örgütlenmeye ça¤›rd›.


MGK Genel Sekreterli¤i’nin ÜÇ ‹tiraz›

Genelkurmay Kendini Anlat›yor ◆ Devrimci Düflmanl›¤› ◆ Kürt Düflmanl›¤› ◆ Millilik Demagojisi “K›rm›z› çizgiler”mifl, “Genelkurmay’›n hassasiyetleri” imifl, tüm bunlar›n art›k demagojiden, hava civadan baflka bir fley olmad›¤› Amerika karfl›s›nda düfltükleri pozisyonda çok aç›k ortaya ç›km›flt›r. “Milli” hiçbir fleyi kalmam›fl ordunun varl›k nedeninin, asli görevinin “ülke savunmas›” olmad›¤› da ony›llard›r bilinen bir gerçektir. MGK Genel Sekreterli¤i’nin Üç ‹tiraz› MGK Genel Sekreteri Tuncer K›l›nç’›n “gizli” damgas›yla Baflbakanl›¤a gönderdi¤i bir belge, Genelkurmay’›n bu ülkede varl›k nedenlerini özetler nitelikteydi. “AB uyum paketine askerin itirazlar›” olarak sunulan belgede, itiraz edilen üç nokta flöyle ifade ediliyor: 1- 8. maddenin kald›r›lmas› terörü özendirir, kald›r›lmas›n. 2- Özel Tv’lerde kürtçe yay›n yap›lmas› bölücülü¤e prim olur; yap›lmas›n. 3- Seçimlerde gözlemci kabul etmek kapitülasyon anlam›na gelir. Bu üç nokta, Genelkurmay’›n varl›k nedenini ve bütün politikalar›n› belirleyen yönleri görmek için herkese yeterince aç›kl›kla anlat›yor. “Terör” demagojisi alt›nda devrimci düflmanl›¤› yapan, düflünce ve örgütlenme hakk›n›n önünde tanklar›yla, toplar›yla, siyasete yönelik bask› politikalar› ile engel olan›n Genelkurmay oldu¤u konusunda hala tereddütü olanlar yeniden okusunlar.

Genelkurmay Kimli¤inde B‹R‹NC‹ Tan›m: Devrimci Düflmanl›¤› Ne diyor, sözü edilen TMY’nin 8. maddesi? “Devletin bölünmezli¤i aleyhine propaganda” bafll›kl› 8. madde yasan›n hedef kitlesini geniflleterek, “Türkiye Cumhuriyeti devletin ülke-

si ve milletiyle bölünmez bütünlü¤ünü bozmay› hedef alan yaz›l› ve sözlü propaganda ile toplant›, gösteri ve yürüyüfl yap›lamaz” der. Yaz›lan bir yaz›n›n, yap›lan bir gösterinin bu kapsama girip girmedi¤ini belirlenmesinde ise hukuki normlar›n de¤il, devlet politikalar›n›n belirleyicili¤ini binlerce örnekle gördük. Genelkurmay’›n muhalif gördü¤ü bütün kesimler bu kapsama pekala alabilir. Yani “Terörle Mücadele Yasas›” ad›yla bilinen devletin terörünü yasallaflt›rma kanununun esas hedef kitlesi devrimciler olmakla birlikte, 8. madde sayesinde ayd›n, düflünür, yazar, sanatç›lar dahi ceza kapsam›na al›nmakta, “ya devletçi olursun, ya da F tipleri” denilmektedir. TMY’nin tümünün kald›r›lmas› gerekirken, 8. maddenin tart›fl›lmas›na, yasan›n makyajlanmas›na dahi tahammül edemeyen Genelkurmay’›n itiraz›n›n özünde elbette devrimci düflmanl›¤› vard›r. Ony›llard›r o düflmanl›kla katlediyorlar bu ülkenin evlatlar›n›. “Terör” deyip Susurluklar› örgütlüyorlar, kay›plar›, katliamlar›, infazlar› gerçeklefltiriyorlar. “Terör” denildi¤inde “akan sular›n duraca¤›n›” düflünerek, her türlü hukuksuzlu¤u yaflama geçiriyorlar. Kimi zaman baflka “düflmanl›klar” ön plana geçse de, özellikle 1960’lardan, yani Yeni-Sömürgecilik iliflkilerinin gelifltirilmesinden bu yana devrimci düflmanl›¤› ordunun temel karakterini oluflturmaya devam ediyor.

Genelkurmay Kimli¤inde ‹K‹NC‹ Tan›m: Kürt Düflmanl›¤› Genelkurmay ad›na yap›lan itirazlar›n ikincisini, Kürtçe TV yay›nlar› örne¤i nezdinde Kürt düflmanl›¤› belirliyor. Genelkurmay, her sorunda oldu¤u gibi göstermelik, adeta uygulanmamas› için ç›kar›lan “TRT’de befl on dakikal›k kürtçe yay›n”› denetleyebilece¤ini, ancak özel TV’lerin devreye girmesi ile kontrolünün kaybolabilece¤ini düflünüyor. Bu ülkede onun denetiminin d›fl›nda yaprak

Say› 62 17 25 May›s 2003


bile k›m›ldamamal›d›r. K›m›ldarsa da tanklar› sürer, da¤lar› köyleri bombalar, yakar y›kar. Cumhuriyet tarihinin en kanl› sayfalar› Kürt düflmanl›¤›yla yaz›ld›. Ordu, hakk›n› isteyen Kürt halk›n›n taleplerine hep inkar ve katliamla, asimilasyonla cevap verdi. Kürt köylerinin dereleri kan akt›. Kürt düflmanl›¤›n›n belirledi¤i politikalar flimdi aya¤›na doland›, Kuzey Irak nezdinde tam bir açmaza soktu. Ama politikan›n özü de¤iflmedi, k›sa sürede de¤iflmeyecektir. Amerika’n›n dayatt›¤› “çözüm”ü kabul edip etmemesi bu gerçe¤i de¤ifltirmeyecektir. Bir halk›n dilini kullanmas›n›, kendi dilinde yay›nlar yapmas›n› dahi “bölücülü¤e prim olur” diye de¤erlendiren bir kafada hukukun, insan›n zerresi yoktur.

Genelkurmay Kimli¤inde ÜÇÜNCÜ Tan›m: Millilik Demagojisi “Seçimlerde gözlemci kabul etmek kapitülasyon anlam›na gelir” diyor Genelkurmay! “Milli” ya; denetlenmeyi kabul etmiyor... Komedi! Çocuklara masallar! Say› 62 18 25 May›s 2003

Bu demagojiye inanan sadece Kemalizmin ba¤›ms›zl›kç›l›¤›n› da bir yana b›rakan Kemalistler kalm›flt›r belki. Onlar da Genelkurmay’›n pefline tak›larak, YÖK’ü savunmaktan, 8. maddeyi savunmaya kadar geldiler. “Amerikan liderli¤i”nin kitle deste¤i olmaya devam edebilirler! Amerika karfl›s›nda yerlerde sürünen “millilik”lerini yeniden canland›rabilecek ç›k›fllara ihtiyac› var Genelkurmay’›n. Wolfowitz’in konuflmas› ile bütün sihiri bozuldu iflbirlikçi Genelkurmay’›n. Surat›na el feneri tutulmufl h›rs›z misali apaç›k ortaya ç›kt› gerçek yüzü. Amerika ad›na liderlik yapmakla sorumlu olduklar› gerçe¤ini nas›l unutturacaklar, nas›l millilik demagojisine sar›larak katletmeye, OYAK’lar›yla soymaya, Awacs vb. ihaleleri ile aç b›rakmaya devam edecekler? “Seçimlerde gözlemci kabul etmeyiz, bu kapitilasyondur”. Kapitilasyonlar›n en katmerlisi olan IMF yasalar›n›n hangisine itiraz ettiniz? Tahkim’e ne dediniz? IMF’nin dayatmalar›na hangi itirazda bulundunuz? ABD’nin emirleri karfl›s›nda hangi ulusal ç›k›fllar› yapt›n›z? Sorular›n hepsinin cevab› tarihte yaz›l›d›r. “Millilik” ad›na yapt›klar› hiçbir fley yoktur. IMF’ye övgü, Amerika karfl›s›nda el pençe divan, kapitülasyon yasalar›na onay Genelkur-

may’›n bugüne kadarki icraatlar›n›n özetini oluflturuyor. Aksini ispatlayacak bir tek örnek veremezler. Biz, Amerika karfl›s›nda flu ulusal ç›karlar›m›z› koruduk diyemezler. Çünkü onlar›n iflinin Amerikan ç›karlar›n› korumak oldu¤unu art›k herkes biliyor.

Genelkurmay’›n Kendisi Anlat›yor: “Bütün Özgürlüklerin Düflman› Benim” Tarife gerek yok, Genelkurmay kendisi kendini anlat›yor. Bu ülkede bütün hak ve özgürlüklerin düflman› Genelkurmay’d›r. ‹ktidarlar de¤iflir, flu bu parti gelir gider ama de¤iflmeyen tek iktidar onlard›r. Onlar›n sayesinde bask›lar, yasaklar sürüp gider. ‹ktidarlara düflen ise, onlar›n talimatlar›na uymakt›r. ‹ster gönüllü, ister zorla! Bundan dolay› hak ve özgürlük mücadelesinden, demokratik mücadeleden sözedenler, Genelkurmay’› hedeflemek zorundad›r. Sözünü etti¤imiz “iktidar için” mücadele de¤ildir, en basit hak ve özgürlü¤ün kazan›lmas›ndan sözediyoruz. Düflünceye özgürlükten, örgütlenme özgürlü¤ünden, yaflama hakk›ndan, dilden e¤itime kültürel haklardan ve hatta depremlerde ölmeme hakk›ndan sözediyoruz. Bu, Genelkurmay’›n iktidar oldu¤u bir ülkenin gerçe¤idir. Genelkurmay’›n icazetini alarak, onun belirledi¤i s›n›rlarda dolanarak ise, bu mücadele hiç verilemez.

Kontra Örgütü Yasas› Devrimcilere, yurtseverlere karfl› say›s›z iflkence, kay›p, infaz gerçeklefltiren, “yeflil”leri kullanan, mafyac›lar› el alt›nda tutan, Susurluk’un örgütlenmesinde baflrol oynayan J‹TEM’e (Jandarma ‹stihbarat Terörle Mücadele) resmi k›l›f geçirmek için yasa haz›rlan›yor. Jandarma Teflkilat, Görev ve Yetkileri Yasas›'na iki madde eklenmesini öngören tasar› ile J‹TEM hem yasallafl›yor hem de yetki alan› geniflletiliyor. “Jandarma'n›n lokal bazda yürüttü¤ü istihbarat faaliyetlerinin yetersiz oldu¤u” belirtilen yasa gerekçesinde, “Jandarma'n›n yasal istihbarat teflkilat› kurmas›, bilgi toplamas›, de¤erlendirmesi ve yetkili mercilere veya kullan›m alan›na ulaflt›rmas›” öngörülüyor. Kontrgerilla örgütü olan J‹TEM’in alan› geniflletilerek, kontrgerilla faaliyetlerini daha rahat yapmas› sa¤lanacak. Veli Küçük gibi Susurlukçu generaller art›k Susurluk faaliyetlerini yasal k›l›fla sürdürebilecek.


crit’te e T zamana zulme karfl›

direniş 3. y›l... 32. ay 949. gün

107 fiehit 107 tabutun önünde Cemil Çiçek övgüleri! 107 tabutluk zulüm tablosunun son bölümündeki cellad›n ad› Cemil Çiçek’tir. Cellat flimdi elinde AB bayra¤›n› sallayarak dolafl›yor siyaset arenas›nda. Demokrasi diyor, “Bat›yla bütünleflme”den sözediyor. “Uyum” yasalar›n› haz›rlayarak, yasalar›m›zdaki “anti-demokratik” maddeleri ay›kl›yor! Burjuva bas›n›n “sa¤”›ndan, “sol”undan övgüler al›yor; Ahmet Taflgetiren’den Cüneyt Ülsever’e kadar gazete yazarlar›, onun hükümetteki “denge” unsuru oldu¤unu yaz›yor. “Denge”yi nas›l kurdu¤u ise malum. MGK’n›n, emperyalizmin isteklerinin güvencesi olarak; onlar›n istedikleri katliam politikalar›n› sürdürerek... Sorumlu oldu¤u hapishanelerden tabutlar ç›karken “övülmek” her Adalet Bakan›’na nasip olmaz. Ama bizim ülkemizde s›k rastlan›r buna. Sami Türk de ayn› imaj› vermemifl miydi 19 Aral›k öncesi; “ça¤dafl, uygar, demokrat...” bir Adalet Bakan›’yd› o... Avrupa’ya uyum onun elinden ç›k›yor, “toplumsal mutabakat”tan bile sözediyordu. Gülay Göktürkler’den M. Ali Birandlar’a, Oral Çal›fllar’a kadar kimler övmemiflti ki

onun ça¤dafll›¤›n›, uygarl›¤›n›. Sonra o ça¤dafl, uygar bakan, 19 Aral›k sabah›, elleri kan içinde, gözleri kan çana¤› olmufl halde ç›kt› Türkiye’nin karfl›s›na. O kameralar›n karfl›s›nda konuflurken “Hayat Kurtarma” ad›na hapishanelerdeki tutsaklar kurflunlan›yor, bombalan›yor, yak›l›yor, iflkenceden geçiriliyordu. “Bu az bile” diyecekti bir kaç gün sonra, öldürdükleri tutsaklar›n say›s›na iliflkin. Katliamc›l›¤› ve yalanc›l›¤› gün geçtikçe tescillenecekti. Onu övenler, yan›ld›klar›n›, bu kadar “kat›” olaca¤›n› düflünmediklerini, daha önceki Sami Türk’le flimdiki Sami Türk’ün birbirine benzemedi¤ini vs. yaz›p günah ç›karacaklard›. Ama neye yarard›? AB’ye uyumla, toplumsal mutabakatla belli kesimlerin gözünü boyam›fl, o göz boyama sayesinde halk› oyalayabilmifl, dahas› katliam›na zemin yaratabilmiflti. Art›k özelefltirilerin de k›ymeti yoktu. Çicek, demokrasi, hak, hukuk diye iki demeç verdi diye, onun sorumlulu¤undaki hapishanelerden ç›kan tabutlar nas›l unutuluyor? Daha k›sa süre önce söyledikleri nas›l da unutuluverdi? Adalet Bakan› koltu¤unda oturmas›na ra¤men, Korkut Ekenler’in Susurlukçular’›n avukatl›¤›n› üstlenip flöyle diyordu Cemil Çiçek: “Bunlar, suç iflledilerse bile, davulla zurnayla ilan edilerek deflifre edilmemeliydiler. Bu ülkeye bir daha hizmet edecek olan insanlar›n önlerini kesecek flekilde bir hareket tarz› içine girilmemeliydi.” (Tercüman, 22 Ocak 2003) Hukuku, adaleti uygulamakla görevli bakan›n sözlerine bak›n. Deflifre edilmemeliydiler diyor; bunun anlam› bellidir; yarg›lanmamal›, sorgulanmamal›lar. Bunun elinden ç›kacak “demokratikleflme”nin nas›l bir fley olaca¤› bu yaklafl›m›ndan belli de¤il mi? O Cemil Çiçek ki, 19-22 Aral›k katliam›n›n üstünü örtmekte, tecriti gizlemekte koltu¤u devrald›¤› Sami Türk’ten geri kalmad›. Adalet Bakanlar›’n›n “Avrupa’ya uyum” ifllerinden sorumlu olmas›, onlar›n iflkenceciliklerini, katliamc›l›klar›n›, Cemil Çiçek örne¤inde oldu¤u gibi Susurlukçular›n› örten bir rol oynuyor; düzene kilitlenmifl ayd›n beyni de buna kan›yor. Kanmakla kalm›yor, kand›r›yor. Aldanmay›n, aldatmay›n. Aldanman›n ve aldatman›n faturas› sadece “hayal k›r›kl›¤›” de¤ildir; aldanan ve aldatan, açl›k ve zulüm düzenine hizmet ediyor. Cemil Çiçek “demokratikleflme” mi diyor; 107 tabutu sorun ona. Tecrit ne zaman sona erecek diye sorun. Ald›¤›n›z cevap, hak, hukuk söylemlerinin samimiyetini de gösterecektir size.

Say› 62 19 25 May›s 2003


Tabutlar›n alt›ndaki omuz direniflin d›flar›daki solu¤u dir onlard› 11 May›s’ta, Anneler Günü’nde iktidar partisinin binalar› önünde uzay›p giden 106 tabut, Türkiye gerçe¤inin çarp›c› bir özeti gibiydi.

cadele içindeydi. Onlar da IMF politikalar›na karfl› yap›lan eylemlerdeydi (çünkü açl›k yoksulluk onlar›n da evinin içindeydi).

106 tabut; Fidan Kalflen’den bafllay›p Yusuf Arac›’ya uzanan bir kervan. 19 Aral›k’tan bu yana ölüm oruçlar›nda açl›¤› yenerek, feda eylemlerinde kendilerini patlatarak, bedenlerini tutuflturarak ölümsüzleflenler onlar. Kendileri bir direnifl bayra¤› oldular.

Tüm bunlarla u¤rafl›rken, tabutlar›n alt›ndaki omuz onlard›; direniflin d›flar›daki sesi solu¤u onlard›. O gündemi bu gündemin, flu konuyu bu konunun karfl›s›na koyanlar, ne onda, ne bunda yoktular.

Bir de 106 tabutun alt›ndaki o omuzlar var. O omuzlar ki, 106 tabutun her birini, ço¤u kez polis sald›r›lar› alt›nda tafl›d›lar. Heryerdeydiler; Gazi’de, Rize’de, Denizli’de, Malatya’da, Antakya’da, Dersim’de, Ad›yaman’da, ‹zmir’de, ... 1520 kiloya düflmüfl c›l›z bedenleri onlar y›kay›p yudular; k›z›l kefenlere sar›p, al›n bantlar›n›, bayraklar›n› gö¤üslerine koydular. Onlar› topra¤a, ac›lar›n› kalplerine gömdüler. Say› 62 20 25 May›s 2003

Her caneze kald›r›fllar›nda, topra¤a verdikleri zay›f bedenlerdeki çelikten irade, onlara geçiyordu sanki. Ço¤u kez yaln›z b›rak›ld›lar, ama onlar tabutlar› hiç yaln›z, sahipsiz b›rakmad›lar. Omuzlar› nas›r tuttu ama yürekleri nas›rlaflmad›. Her seferinde yeniden duydular o büyük ac›y›, her seferinde öfkeleri daha büyük oldu. Zulüm, bask›, sansür, gözalt›lar, sorgular, tutuklamalar, onlar› etkilemiyor muydu? Etkiliyordu elbette; ama bir ucu içeride, bir ucu d›flar›da kendi ellerinde olan direnifl bayra¤›n› yere düflürmediler hiç. TAYAD’l›lar onlar. Kimileri için F tipleri, ölüm oruçlar› sadece ve sadece bir “duyarl›l›k” meselesiydi. Arada bir hat›rlamalar› yeterdi. Arada bir aç›klama yapar, bir iki “giriflim”de bulunur, vicdanlar›n› sustururlard›. Kimi parti, kimi DKÖ’ydü. Masa bafl›nda “tutuklu yak›nlar›na” büyük politika dersleri verip teoriler yaparlard›. Dinlerdi tutuklu yak›nlar›, dinler ve o söylenenlerde hayat›n karfl›l›¤›n› bulamazlard›. Onlar, TAYAD’l›lar, 32 ay, 949 günün her an›nda, her saniyesinde bu direniflin içindeydiler. Unutanlara hat›rlatt›lar. Kaçanlar› kolundan tutup mücadelenin içine çektiler. Onlar da ABD’nin Irak’a sald›r›s›na karfl› mü-

Ve TAYAD’l›lar, bir yandan direniflin sesi olmaya çal›fl›r, bir yandan halk›n haklar ve özgürlükler mücadelesi içinde yer al›r, bir yandan üzerlerindeki bask› ve yasaklara karfl› koymaya çal›fl›rken, bir yandan da kendilerini “tecrit” etmeye, yaln›zlaflt›rmaya çal›flanlarla u¤raflt›lar. Emrivakilerle heyetlerden ç›kar›ld›lar; kimileri onlardan “vebal›dan kaçar gibi” kaçt›. Bunlardan da y›lmad› onlar. Beyaz tülbentlerini ve üzerindeki k›z›l al›nbantlar›n› öylesine tafl›m›yordu onlar. Beyazda safl›klar›, sab›rlar›, yal›nl›klar›, k›z›lda, kararl›l›klar› vard›. Onlar direnmeye devam edecekti; tek gerçek buydu, gerekli olan da buydu; ondan ötesi bofltu. Tutsak yak›nlar› üzerine kimileri teoriler yaparken, onlar “tutsak yak›n›” olarak öldüler; fienaylar›, Gülsümanlar› ç›kard›lar içlerinden. Deste¤in, dayan›flman›n, fedakarl›¤›n TEREDDÜTSÜZ SAH‹PLENMEK, ONLARLA BÜTÜNLEfiMEK oldu¤unu anlatt›lar herkese. Anl› flanl› s›fatlar tafl›yan siyasi hareketler bile, F tiplerine karfl› sürdürülen direnifl önündeki görevlerini “destekle, dayan›flmayla” s›n›rlar ve asl›nda onun da gereklerini yerine getirmezken, onlar, içi fedakarl›k ve kararl›l›kla dolu pratikleriyle ö¤rettiler. TAYAD’l›lar onlar. SABRI anlat›yorlar flimdi omuzlar›ndaki tabutlarla. Gösteriyorlar; sab›r, zulüm karfl›s›nda direnmektir. Sab›r, vazgeçmemektir. Sab›r ve kararl›l›¤a sahip olmayanlar›n, hiç bir fleyin sahibi olamayaca¤›n› anlat›yorlar.


F Tipi Tehdidi F Tipi hak arayan, demokratik haklar›n› kullanan herkese karfl› tehdit arac›! F tipleri gündeme geldi¤i günden bu yana, elefltirenlerin, karfl› ç›kanlar›n fliddetle cezaland›r›ld›¤›, soruflturmalar›n 70’lik Hasan Basri Ayd›n’dan Baro baflkanlar›na kadar uzand›¤› bir alan oldu. Sadece F tiplerine karfl› bir aç›klama yapt›¤› bir eyleme, etkinli¤e kat›ld›¤› için yüzlerce insan tutukland›, partiler kapat›ld›, DKÖ’lere cezalar ya¤d›r›ld›, binlerce insan gözalt›lardan geçti. Gözalt›na al›nanlara karfl› s›kça kullan›lan F tipi tehdidi bu kez okullara, müdür odalar›nda yap›lan sorgulara kadar yay›ld›. Ankara’da 1 May›s’a kat›lan liseli gençlerin okulda polis taraf›ndan sorgulanmas› haberini manflete ç›karan bas›n ve olaya tepki gösteren DKÖ’ler, gencimizi tehdit eden polisin tehdit arac›n›n F tipleri oldu¤unun üzerinden atlamak için özel bir çaba harcad›lar adeta. Bas›n olay› AB çerçevesinde manflete ç›kard›¤› ve F tiplerini onaylad›¤› için onlar› ilgilendirmiyordu, DKÖ’ler içinse “sak›ncal› alan” idi ve tam da tehdidin sözkonusu DKÖ’ler üzerindeki tehdit etkisini de gözler önüne seriyordu. Ne diyordu iflkenceci; “sen hiç F tipi gördün mü?” F tipleri öyle bir yer ki, en meflru demokratik hak olan 1 May›slar’a kat›lmaktan, en basit hakk›n› aramaktan dahi vazgeçersin demeye getiriyordu iflkenceci bunu söylerken. Demek ki, F tipleri oligarflinin söyledi¤i gibi “yasad›fl› örgütler” için yap›lmam›fl, tüm muhalif, hakk›n› arayan hatta en demokratik eylemlere kat›lan herkes için yap›lm›fl. Liseli ö¤rencinin, iflçinin, memurun, gecekondulunun, kitle örgütlerinin, herkesin karfl›s›nda F tipine atar›m tehdidi var flimdi. F tiplerinin sadece devrimci tutsaklara yönelik olmay›p tüm halka gözda¤› oldu¤unu söyleyenlerin ne demek istedi¤i flimdi herkes için çok daha somuttur. F tipleri hak ve özgürlükler mücadelesinin önüne ç›kar›lan bir tehdit arac›, bir barikat haline getiriliyorsa, burada demokratik güçlere düflen de aç›kt›r;

F tiplerine karfl› mücadeleyi yükseltmek, dün yap›lanlar›n çok daha fazlas›n› yapmak, F tiplerine karfl› büyük direnifle kendi gücünle, kendi mücadele biçimlerinle destek vermek. Barikat böyle y›k›labilir. Biz barikat› 3 y›ld›r bedenlerimizle dövüyoruz. Bedenlerimizi mermi yap›p barikata f›rlat›p at›yoruz. F tipleri oligarflinin hesaplad›¤› kadar büyük bir korku yaratamam›fl, etkisi s›n›rl› kalm›flsa, bu barikat› 107 kez döven bedenlerimiz sayesindedir. F Tipi tehdidi, halk› teslim alamayacak! ‹çeride, d›flar›da F tiplerine direnmeye devam edece¤iz!

Kartal Hapishanesi’nde hücreler karanl›kta Kartal Hapishanesi’ndeki tutsaklar›n hücrelerindeki elektirik, “elektrik faturalar›n› ödemedikleri için” kesildi. Hapishanelerde yatanlar bilir; ›fl›klar söndürülmez. Bu “devletin güvenli¤i” için kurald›r. Ama Kartal’da para, onun da önüne geçmifltir. Normal koflullarda hücrelerde elektiriklerin söndürülmesini sald›r› gerekçesi bile yapabilen idare, flimdi paras›n› ödemediniz diye kendisi kesmektedir. Zulüm ve tecrite ek olarak, F tiplerini tutsaklar› maddi olarak da soyduklar› bir hapishaneye çevirmeye çal›fl›yor iktidar. Yine Kartal’da, idare “ilaç paralar›n› peflin alma” uygulamas›n› bafllatm›fl bulunuyor. Acil hastal›k durumlar›nda bile, ilaç gerekiyorsa önce paras› isteniyor. Paran yoksa, karanl›kta kal, paran yoksa öl! Düzenin mant›¤› tüm ç›plakl›¤›yla uygulan›yor hapishanelerde.

En Bat›c› Cemil Çiçek! Daha bir kaç ay önce sen de¤il miydin devrimcileri “Bat› ç›karlar›” ad›na davranmakla suçlayan? Bakanl›k koltu¤una yeni oturdu¤un günlerde, 2 Aral›k 2002’de Türkiye Gazetesi’nde yay›nlanan röportaj›nda devrimci örgütleri, ölüm orucu direniflçilerini “bat›n›n kötü niyetlerine alet olmakla” suçluyordun. Ne oldu da, flimdi bat›n›n en has savunucusu oldun!

Say› 62 21 25 May›s 2003


106 insan›m›z›n tabutlar›n›n üzerine “mucize” manfleti atan

UTANMAZLAR! Hürriyet Gazetesi, 20 May›s tarihli manfletiyle “F Tipi mucizesi”ni ilan etti. “Haber” özet olarak, “Bayrampafla’n›n duvarlar›nda art›k terör örgütlerinin pankartlar›n›n de¤il çiçekli resimlerin bulundu¤unu... devletin cezaevlerine egemen oldu¤unu... Ve bunun F tipi mucizesi sayesinde oldu¤unu... Bu sayede Türkiye’nin hapishaneler sorununu çözdü¤ünü...” anlat›yor. Gazetenin baflyazar› Oktay Ekfli’nin “‹steyince düzeliyormufl...” bafll›kl› yaz›s› da ayn› konuya ayr›lm›flt›. 19 Aral›k öncesi aylarca süren yay›nlarla katliam›n koflullar›n› oluflturdular. 19 Aral›k sonras› bask› ve sansürün uygulay›c›s› olarak katletmeye devam ettiler. fiimdi katledilen candaki, dökülen kandaki sorumluluklar›n› meflrulaflt›rmak için “F tipleri mucizesini” övüyorlar.

Say› 62 22 25 May›s 2003

Hürriyet Yay›n Kurulu’na; Böyle bir manfleti evlatlar›m›z›n kanlar› üzerine att›n›z. Kan›m›zla yazd›n›z bu manfleti. Siz hiç 106 tabutu omuzlar›n›za al›p, bu ülkeyi yönetenlerin kap›s›na dayand›n›z m›? Biz dayand›k. Anneler Günü idi. TAYAD’l›lar olarak ‹stanbul, Ankara ve ‹zmir’de AKP il binalar›n›n önüne gittik o tabutlarla. “Çözün” dedik. “Tecriti kald›r›n” dedik. Siz görmediniz, göstermek istemediniz o resmi. Abide-i Hürriyet Meydan›’na ç›kan o yolun, yak›nlar›m›z›n tabutlar›yla nas›l bir konvoyu a¤›rlad›¤›n› dünyaya göstermek istemediniz. Bu ülkeyi yönetenlere, bizim yak›nlar›m›z› katledenlere “BU TABUTLAR BU ÜLKEN‹N F T‹PLER‹NDEN ÇIKTI” manfleti atarak seslenmediniz. Çünkü onlar› katledenler aras›nda siz de vard›n›z. ‹flte bu manflet, suç ortakl›¤›n›z›n itiraf›d›r. Oktay Ekfli köflesinden manflete destek yaz›s› yazarken, bu manfletlerin belirlenmesinde söz sahibi olan hiçbiriniz manfletin utanmazl›¤›n› elefltir-

mediniz. Demek ki, siz de Ertu¤rul Özkök ile, Oktay Ekfli ile ayn› katliam alk›flç›l›¤›nda bulufltunuz.

Hürriyet Baflyazar› Oktay Ekfli’ye; Hem gerçekleri çarp›t›yor, hem de katliam›n, ölümlerin ve halen F tiplerindeki tecritin üzerini örtmeye çal›fl›yorsun. Mümkünü yok, baflaramazs›n. Hala insanlar›n ölümleriyle anlatmak zorunda kald›¤› bir gerçe¤i, tecrit gerçe¤ini gizleyebilecek hiçbir medya gücü yoktur. Olmad›¤› için uydurma örneklere sar›l›yorsunuz. Yüre¤imize evlat ac›s›n›, efl, kardefl yaras›n› düflüren Sami Türk’ü alk›fllayan Oktay Ekfli’ye göre “‹nfaz Hakimli¤i” ve “Cezaevleri ‹zleme Kurullar›” sayesinde tutuklular haklar›n› arayabiliyormufl, bu kurumlar “idareden ba¤›ms›z” imifl. Biz onlar›n ne olup olmad›¤›n› biliyoruz, çünkü biz yafl›yoruz. Tecritin ne oldu¤unu, o kurullara, infaz hakimliklerine yap›lan baflvurular›n nas›l “kuyuya tafl atmak” misali kaybolup gitti¤ini en iyi biz biliyoruz. Raporlar›m›zla, örneklerle aç›klad›k. Bunlar› yay›nlamad›n›z, fakat arflivlerinizde vard›r. Ama ayn› flekilde siz bize bu kurullar›n, hakimli¤in tek bir sorunu çözdü¤üne dair örnek veremezsiniz. AKP binas› önüne tafl›d›¤›m›z tabutlar üzerine de tek bir sat›r yaz› yazmad›n›z. “Çözün” 盤l›klar›m›z› yazmayan Oktay Ekfli, 盤l›klar›m›z› bast›rmak için yaz›yor. Çünkü, o “çözümü” ilan etmifl. ‹lan etmek için ise tabutlar›m›z›n 106 olmas›n› beklemifller ve art›k emin olmufllard›: “art›k devlet cezaevlerine hakimdir”! 106 tabut, Oktay Ekfli’nin, Hürriyet’in, Do¤an Medya’n›n gözünde “devlet hakimiyeti” demek! Tabutlarla kurulan bir devlet hakimiyeti!

Ülkesinin sorunlar›n› böyle ‘çözen’lerin beyni Amerikanc›, dili Amerikancad›r! Katliamc› devletin katliamc› medyas›n›n baflyazar› baflka sorunlar için de bu ‘çözümü’ öneriyor: “Ne dersiniz? Sorunlar› ertelemek yerine çözmenin de mümkün oldu¤unu gösteren bu örnekte hepimiz için önemli bir ders yok mu?” Onbinlerce bomba ile y›k›lan hapishaneler, yak›lan genç k›zlar›m›z, kurflunlanan evlatlar›m›z, hücre hücre eriyen yak›nlar›m›z, F tiplerini elefltiren herkese görülmedik bir sald›r› dalgas›, barolara kadar uzanan soruflturmalar, yo¤un bir sansür ve otosansür... ve Türkiye tarihinin en büyük katliam›...


Böyle mi çözülüyor bu ülkenin sorunlar›? Amerika da böyle çözüyor sorunlar›; iflgal ederek, katlederek, hakk›, hukuku yok sayarak. Haydi ayn› yöntemlerle flu “ba¤›ml›l›k” sorununu da çözün bakal›m! Yak›nlar›m›z›n tepesinde uçan Skorsky’leri, bu ülkenin bütün yöneticilerini, ordusunu afla¤›layan Amerika karfl›s›nda da uçurun bakal›m. Yapamazs›n›z. Ekfli’nin devletinin gücü ancak eli kolu ba¤l›, dört duvar aras›ndaki insanlar›m›za, halk›m›za yeter. Amerika karfl›s›nda ise süt dökmüfl kediye döner.

“F tipi mucizesini” kan›tlamak için yalanlardan baflka malzemeniz yok! Oktay Ekfli, yaz›s›nda tecrit zulmünü aklamak için “flu kadar silah ç›km›flt›, art›k ç›km›yor; bu kadar cinayet olmufltu, art›k olmuyor” diye anlat›yor. Çarp›tma ve yalan! ‹ktidarlar F tiplerini meflrulaflt›rmak için mafyac›lar› da kullanarak haz›rlam›flt›r bu oyunu. Silahlar, uyuflturucular, mafyac›larda, Susurlukçular’dayd›, ve onlar› içeri sokan da Ekfli’nin devletiydi. 19 Aral›k’ta katledip kalanlar› sevkettikten sonra, deliklerine kadar arad›lar yak›nlar›m›z›n kald›¤› ko¤ufllar›. Ne bulabildiler? “Kaleflinkoflar” yalan› Hürriyet’in, Oktay Ekfli’lerin yüzüne tokat gibi çarpt› ama utanmad›lar. F tiplerinde mafyac›lar yine her türlü “imkana” sahip. Bunlara iliflkin a盤a ç›kan bilgileri de aç›klad›k. Oktay Ekfli onlar› da yok say›yor. Cemil Çiçek’in, Ertosun’un hapishanelerinde Susurlukçular, plastik yüzme havuzlar› bile getiriyorlar, burjuva bas›n›n bile yazd›¤› bu gerçeklerden de mi haberi yok Oktay Ekfli’nin? Var, ama onlar›n derdi “gerçek” de¤il. Gerçe¤i bafltan beri sadece biz söyledik. Sami Türkler, Tantanlar, Ertosunlar, Cemil Çiçekler yalan söylediler; burjuva bas›n da yalan›n kürsüsü oldu. Bu gerçek de hala de¤iflmifl de¤il.

F Tiplerini Aklamaya Çal›flanlar Amerikanc›lard›r. Do¤an Medya’n›n, Amerikanc›l›¤›n sesi oldu¤unu art›k bilmeyen yoktur. Do¤an Medya, Amerikan ç›karlar› için bu ülkenin halk›n›n kan›n›n dökülmesini defalarca alk›fllam›fl, katliamc›lar›n aklay›c›l›¤›n› yapm›fl, Susurluk tetikçilerine dahi sahip ç›km›flt›r. Biliyorduk, tan›yorduk sizleri. 19 Aral›k katliam›na zemin haz›rlamak için yapt›¤›n›z yay›nlardan biliyorduk. 19 Aral›k katliam›n›n ard›ndan, katliam› aklamak için yapt›¤›n›z yay›nlardan, F tiplerinde ilk yak›n›m›z›, Cengiz Soydafl’› açl›¤›n kollar›nda fle-

Tarih, 19 Aral›k’›n hemen ertesini gösteriyor. Maltalarda cesetlerimiz yat›yor. Devletin diri diri yakt›¤› kad›nlar›m›z›n bedenlerinden hala dumanlar tütüyor. Ve bu faflist kafa “devlet girdi” manfletleri att›. Ertu¤rul Özkök’ler, Oktay Ekfliler, “benim devletim adam› böyle yapar” mant›¤›yla utanmadan yaz›lar yazd›lar. “Diri diri yakan” devletten hiç sözetmediler. Aksine, “Bizi, alt› kad›n› diri diri yakt›lar” 盤l›¤›n› atan bayan tutsa¤›n resminin alt›na “örgütü kastediyor” diye yazd›lar. Gerçekler ortaya ç›kt›¤›nda da düzeltme yapma gere¤i dahi duymad›lar. Bas›n ahlak›ym›fl, habercilikmifl, “Do¤an Medya ‹lkeleri” imifl; siz kime ne masallar› anlat›yorsunuz? Bu ülkede 7’den 70’e herkes tan›yor sizi! Sorun çözme yöntemleriniz faflist iktidarlarla hep ayn› oldu! hit verdi¤imiz gün F tiplerinde ç›kar›lan yemek tariflerini tam sayfa yay›nlayan ahlak›n›zdan tan›yorduk sizi. Bir kez daha tan›d›k.

Siz “gazeteci” de¤il, Amerika’n›n ve iflbirlikçilerinin sesisiniz! Siz nas›l bir gazetesiniz ki; 106 ölüme, 500’e yak›n insan›n haf›zas›n› kaybetmesine neden olan bir zulme “mucize” diyorsunuz? Sizin düzeniniz sürsün, bütün halk ölsün mü? Siz nas›l bir gazetecisiniz, gazetesiniz ki; art›k Bayrampafla’da silahlar›n, çat›flmalar›n olmad›¤›n› yaz›yor da, tüm bunlar›n F tiplerini meflrulaflt›rmak için devlet taraf›ndan tezgahland›¤› gerçe¤ini gizlemek için bunca ç›rp›n›yorsunuz? Siz nas›l bir gazetesiniz ki; gündeme geldi¤i günlerde, bütün kentlerdeki Barolar’›n, hak ve özgürlük savunucular›n›n, bas›n›n duyarl› yazarlar›n›n elefltirdi¤i “Cezaevleri ‹zleme Kurulu” ve “‹nfaz Hakimli¤i” aldatmacalar›n› yak›nlar›m›z›n cesetlerinin üzerine örtmeye çal›fl›yorsunuz. Siz nas›l bir gazetesiniz ki; Amerika’n›n, Avrupa’n›n yapt›rd›¤›n› art›k herkesin bildi¤i F tiplerini savunmak için canh›rafl, bu kadar yalan ve çarp›tma üzerine yay›nlar yap›yorsunuz?...

SORUN ÇÖZÜLECEK; TECR‹T‹N SONA ERMES‹NDEN

Say› 62 23 25 May›s 2003


BAfiKA DA ÇÖZÜM YOKTUR! HERKES -DO⁄AN MEDYA DABUNU BÖYLE B‹LMEL‹D‹R! Yak›nlar›m›z F tiplerinde ve hastanelerde ölüm yata¤›nda ölüm yürüyüflünü sürdürüyorlar. Ve biliyoruz ki, 10. Ölüm Orucu Ekibi’ni haz›rl›yorlar. Hürriyet’in haberi iktidar›n bu kararl›l›k karfl›s›nda ne kadar s›k›flt›¤›n›n da göstergesidir. ‹çeride, d›flar›da 3 y›ld›r süren direniflimiz o kadar kararl›d›r ki; F tiplerini aklamak için yeni bir propaganda kampanyas›na ihtiyaç duyuyorlar. Yalan-

Cephe’den Özel Aç›klama “Hürriyet Gazetesi Genel Yay›n Yönetmeni ve Yazarlar›na Baflyazar› Oktay Ekfli’ye

Say› 62 24 25 May›s 2003

20 May›s tarihli Hürriyet’in “F tipi mucizesi” ve baflyazar› Oktay Ekfli’nin “isteyince düzeliyormufl...” bafll›kl› yaz›lar›na iliflkin özel bir aç›klama yapan Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi, Hürriyet’in bir haber gazetesi olmad›¤›n›, siyasetin bir parças› oldu¤unu ve emperyalizm ve iflbirlikçileri ile halk›m›z aras›ndaki bu amans›z savaflta saf›n›n emperyalizm ve iflbirlikçilerinin yan›nda, halk›n karfl›s›nda oldu¤unu bir kez daha göstermifl oldu¤unu belirtti ve flöyle dedi: “106 ölümün üzerine att›¤›n›z manflet; ülkemizde kimlerin ‘terör’ demagojisi arkas›na s›¤›narak devrimcileri katletti¤ini, katliamlar›n› “baflar›” diye gösterip Amerika önünde el pençe divan durdu¤unu ve iflbirlikçili¤in ve Amerika karfl›s›ndaki pespayeli¤in ayyuka ç›kt›¤› bir dönemde “baflar›ya” ihtiyac› olanlar›n nas›l katliamlar›yla övündü¤ünü bir kez daha göstermek aç›s›ndan çok iyi olmufltur.” Manfletleri belirleyen yay›n kuruluna da seslenen Cephe, böyle bir manflete, “ay›pt›r, ahlaki, siyasi olarak rezalettir, katliam› alk›fllamakt›r, emperyalist politikalar›n flakflakç›l›¤›d›r, ben bu manflete muhalifim” diyen olmam›flsa gerçekten yaz›k oldu¤unu belirterek, “106 ölümlü bir vahflete “mucize” diyen ve bizce ne yapt›¤›n› çok iyi bilen Ertu¤rul Özkök’ün surat›na tükürmek için öyle demokrat, ilerici, ayd›n olmaya da gerek yoktur. ‹nsan olmak, vicdan sahibi olmak yeterlidir.” dedi. Devletin bütün katliamlar›n›, infazlar›n› alk›fllamakla tan›nan Oktay Ekfli’nin, bu ülkede “Bas›n Konseyi” gibi bir kurumun bafl›nda bulunmas›n›n ve-

lardan, sansürden örülü duvarlar› defalarca parçalad›k bu 3 y›lda. Parçalamaya devam edece¤iz. Ko¤ufllar bitti, hücreler geldi de “hapishaneler sorunu” çözüldü mü flimdi? 106 ölüm, ve hala ölüm yata¤›nda yatanlar›n olmas› “sorun” mu, “çözüm” mü? Buna çözüm diyenlerin nas›l bir ahlaka, nas›l bir vicdana, nas›l bir karaktere sahip oldu¤unun cevab›n› ve halk›m›za b›rak›yoruz.

TAYAD’l› Aileler

hametine de dikkat çeken Cephe, Ekfli’nin yaz›s›n›n yalan yanl›fl ve çarp›tmalarla dolu oldu¤unu belirtti. Yaz›da sözü edilen ve tutsaklara tan›nm›fl hak gibi gösterilen “Cezaevleri ‹zleme Kurullar›” ve “‹nfaz Hakimli¤i” konusunda Hürriyet’in tek bir olumlu örnek gösteremeyece¤ini dile getirdi ve bu kurumlar›n da, “ad› flaflaal›, içinde bolca “hukuk, insan haklar›” geçen, gerçekte ifllevi hukuksuzlu¤u, ihlalleri, iflkenceleri meflrulaflt›rmak olan devlet kurumlar›ndan” oldu¤unu belirtti. F tiplerini savunanlar›n Amerikanc› oldu¤u belirtilen aç›klamada, “Ölümlerin birinci dereceden sorumlusu, Amerika’n›n verdi¤i ‘liderlik görevini’ yapan Genelkurmay’d›r. Komflu halklar›n kan›n›n dökülmesine yard›m yatakl›k yapan iflbirlikçi iktidarlard›r. Hukukçu k›l›¤›na girmifl Adalet Bakanlar›’d›r. Hürriyet’in “mucizesi” F tiplerinde intihar eden Volkan A¤›rman’›n babas›na, “evet o¤lunu ben öldürdüm” diyecek kadar gözü dönmüfl katliamc› Cezaevleri Genel Müdürü A. Suat Ertosun’dur. Ekfli, tüm bunlar› gururla kutluyor, takdir ediyor. Katliamlar›, katliamc›lar›, Genelkurmay’› savunanlar Amerikan iflbirlikçileridir.” denildi. Ekfli’nin yaz›s›ndaki silahlar›n, cinayetlerin, uyuflturucular›n da devletin mafyac›lar› taraf›ndan F tiplerinin zeminini haz›rlamak için yarat›ld›¤›n› belirten Cephe, aç›klamas›n›n sonunda flu ifadelere yer verdi: “Ortada hukuki, ahlaki bir “mucize” bir “çözüm” olmad›¤› gibi, siyasi olarak da yoktur... fiengül Akkurt’lar “çözün, tecrite, zulme son verin!” diye kendini feda ediyor. Katledilmemizi alk›fllayanlar, ölümlerimizi sansürle gizlemeye çal›flanlar da, fliddeti yaratan Genelkurmay ve iktidarlar kadar do¤acak sonuçlardan sorumlu olmaya devam edecektir. Biz emperyalizme ve iflbirlikçilerine karfl› ölümlerimiz pahas›na direnmeye devam edece¤iz; Do¤an medya da emperyalizm saflar›ndan bize sald›rmaya devam edebilir!”


HAP‹SHANELERDE NAZ‹-ABD MODEL‹: “ÇALIfiMAK ZULÜM, ZULÜM ÇALIfiMAKTIR!” Zulümde Nazi kamplar›ndan geri kalmayan hapishaneler, sömürü ve zorla çal›flt›rmada da Nazi politikas›na geçiyor: Nazi toplama kamplar›n›n kap›lar›nda flu söz yazard›: “Çal›flmak özgürlüktür!” Naziler, esirlerini gaz odalar›na göndermeden önce, onlar›n tüm beden gücünden sonuna kadar yararlanmak için kamplar içine veya yak›n›na çeflitli tekeller taraf›ndan yap›lm›fl atölyelerde çal›flt›r›rlard›. Günümüzde ise, hapishaneleri “ucuz emek gücü kayna¤›” olarak yeniden kullanmaya bafllayan Amerika oldu. Öyle ki bugün Amerika’da “hapishane sektörü” en karl› ve en h›zl› geliflen sektörlerin bafl›nda geliyor. Bu Nazi-Amerikan politikas›, flimdi iflbirlikçi AKP iktidar› taraf›ndan ülkemizde de gündeme getirildi. “Tüm tutuklulara iflyurtlar›nda çal›flma zorunlulu¤u” getiren yasa tasar›s›, AKP taraf›ndan TBMM gündemine getirildi. TBMM gündemine getirilen tasar›ya göre, “çal›flmay› reddeden” tutsaklar, her türlü mektup, gazete, dergi, televizyon, kitap gibi haklar›ndan mahrum b›rak›lacak, tabii “onlar›n kölesi olmay› kabul etmeme” tavr›, ayn› zamanda bir “disiplin suçu” da oluflturaca¤› için, haberleflme kesintisini hücre, disiplin cezalar› izleyecek. Tasar›da yazmayan ve hiç bir zaman da yazmayacak olan “fiziki bask› ve iflkence”yi ise, ayr›ca belirtmeye gerek yok. Çal›flma kamplar›n›n as›l biçimi L Tipi Hapishaneler olacak. Ancak Türkiye’de flu anda varolan 536 hapishaneye de peyderpey atölyeler yap›lacak. Bir çok hapishanede atölye yap›m› sürüyor. Yeni infla edilenler ise, buna göre infla edilecek. Amerika, hapishaneleri eza evi olman›n yan›nda sömürü mekan› olarak kullanmakta oldukça önemli mesafe katetmifl bir ülke. Amerika’da yürürlü¤e konulan ve tüm yeni-sömürgelerde de uygulanmas› istenen “ceza reformu” tutuklu-hükümlü say›s›n› h›zla art›rmay› hedefliyor. fiu anda Amerika’daki mahkum say›s› 2 milyon civar›nda. Bu neredeyse, tüm dünyan›n toplam›na yak›n bir rakam. Amerikan tekellerinin elinde bask› alt›nda, çok düflük ücretlere çal›flmak zo-

runda haz›r 2 milyonluk bir iflgücü demektir bu. Tutuklu ve hükümlüleri sindirip örgütsüzlefltirmek için de hücre-tecrit sistemi yürürlüktedir. F tipleri operasyonu dahil olmak üzere, 1990’lar›n bafl›ndan bu yana, Amerika, Avrupa ve yeni-sömürgelerde “cezaevi reformu” ad›na devreye sokulan tüm yeni uygulamalar, bu politikan›n bir parças›d›r. Bu politikayla, muhalif kesimler sindirilmekte, çeflitli nedenlerle hapishanelere toplananlar bask› alt›na al›nmakta ve onlar›n emek gücünden yararlanmak da iflin do¤rudan “kar” bölümünü oluflturmaktad›r. Böyle bir durumun Sabanc›, Koç gibi iflbirlikçi tekelcilerin a¤z›n›n suyunu ak›tt›¤› da kesin tabii. AKP flimdi, hem iflkencecilerin, katliamc›lar›n, hem de tekellerin, hortumcular›n iste¤ini karfl›lamak için bu tasar›y› gündeme getirdi. AKP’ye de bu yak›fl›rd›. Siyasi ve adli tutuklu ve hükümlüler ve onlar›n yak›nlar›; sendikalar, demokratik kurumlar; hapishaneler cephesinde yeni bir sald›r›yla karfl› karfl›yad›rlar. Tüm kesimler, neyin ne oldu¤unu bilerek tav›r almal›d›r. F tipleri gündeme geldi¤inde “birey” olman›n güzelli¤i üzerine yaz›lar döktürüp hücre-odalar› savunan zihniyete sahip olanlar› uyar›yoruz özellikle. fiimdi de ayn› yan›lg›ya, hapishanelerdeki sömürü konusunda düflmeyin. Oligarfli, hiç kuflku yok ki, sömürüsünü gizlemek için “hükümlülere meslek kazand›rmak” gibi ulvi amaçlardan sözedecektir. Ne var çal›flmak kötü mü demeyin yine! Sözkonusu olan çal›flmak de¤il, tecritle, hücreyle, kölelefltirilmektir. Amerika’dan al›nan sistemin özü budur. Karfl› ç›k›lmas› gereken de budur. Oligarfli sömürü ve zulmü, ayn› çat› alt›nda birlefltiriyor; tüm halk için sömürüye ve zulme karfl› ç›kmak, bu noktada birleflmifltir.

Say› 62 25 25 May›s 2003


‹fiGAL ‹Y‹D‹R!

Say› 62 26 25 May›s 2003

Kürt milliyetçili¤i, ABD’nin Irak’a sald›r› haz›rl›klar›n›n sürdü¤ü süreçte, sald›r›ya karfl› yap›lan eylemlere kat›l›yorlard›. “Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu”nun da içinde yer al›yorlard›. Ama besbelliydi ki, “kerhen” bir yeral›flt› bu. Güçlerini seferber etmiyorlard›, adeta “temsili”, “dostlar bizi de devrimcilerin, demokratlar›n aras›nda görsün”, “Türkiye halk›n›n ezici ço¤unlu¤unun d›fl›nda-karfl›s›nda görünmeyelim” havas› egemendi. Bunu o günlerde deflifre ettik. Irak’ta iflgal, Kürt milliyetçili¤inin kendi kendisini deflifre etmesini sa¤lad›. ‹flgal sonras› dil de¤iflti. Asl›nda öncesinde de dile getirilen, ama daha karmafl›k, dolayl› ifade biçimlerinin seçildi¤i tav›r netleflti: “Amerikan müdahalesi, Ortado¤u’da demokratik geliflmenin önünü açm›flt›r” dediler net olarak. Ard›ndan Barzani-Talabani çizgisinin Amerikan iflbirlikçili¤inin meflrulaflt›r›lmas› geldi. Abdullah Öcalan, geçti¤imiz günlerde yapt›¤› aç›klamayla bunu pekifltirdi: “ABD’nin yüz y›ll›k diktatörlerin afl›lmas›ndaki rolünü olumlu görüyorum. Kat› bir ABD karfl›tl›¤› yapm›yoruz. ABD ile görüflme ve demokratik iflbirli¤i olabilir. ... Bush'un son zamanlarda diktatörlerin afl›lmas› yönündeki baz› de¤erlendirmeleri yanl›fl de¤ildi.” (18 May›s 2003, Özgür Politika) Ayn› aç›klamalar içinde flunu de belirtiyor Abdullah Öcalan: “ABD küresel taarruza geçmifltir. Ortado¤u'yu kendisi aç›s›ndan serbest bölge haline getirmek istiyor. Bu çizgisine gelmeyeni de tasfiye etmeye çal›fl›yor.” ABD çizgisi kabul edilmifltir. Bunun d›fl›nda söylenen herfley, bu çizgiyi gizlemek, Talabani-Barzani çizgisinden farkl› oldu¤u imaj›n› vermek içindir. Talabani-Barzani veya KADEK; bir fark yoktur. Mant›k ayn›d›r. fiu an pratiklerinin belli ölçülerde farkl› görünmesi, anlay›fl farkl›l›klar›n›n sonucu de¤il, içinde bulunduklar› koflullar›n

farkl›l›¤›ndand›r. KADEK, bu farkl›l›¤› “demokratik çözümle, milliyetçi çizgi aras›ndaki farkt›r” diye aç›klayarak, ayn› politikay› paylaflt›klar›n› gizlemeye çal›flmaktad›r. Mesela, Abdullah Öcalan ayn› konuflmas›n›n bir baflka yerinde flöyle diyor: “E¤er ABD silahl› güç ve tekni¤iyle (KADEK’in) üzerine giderse, Demokratik Irak Cephesi'ni oluflturacak güçlerle bu sald›r›lara karfl› konur.” Barzani ve Talabani de e¤er bugün ABD onlar› silahs›zland›rmak isterse, ayn› tepkiyi gösterebilir. Ama bu sözlerde daha önemli olan milliyetçilik ve pragmatizmdir. E¤er KADEK’in üstüne gelinirse, “Demokratik Irak Cephesi’ni oluflturup” direnecek; Ama Irak’›n iflgal edilmesi, Arap, Kürt onbinlerce insan›n katledilmesi, onu ilgilendirmiyor; tersine onu “demokratik geliflmenin önünün aç›lmas›” olarak görüyor. Tercih yap›lm›flt›r. Hala “halklardan”, ulusall›ktan sözedilmesi, bu tercihi gizlemek içindir. Ne halk, ne ulusall›k yoktur art›k bu çizgide.

Tercih, düflünceden prati¤e geçmektedir KADEK, silahs›zlanmaya, ‹flgalci Amerikan düzeni içinde yer almaya bafllam›flt›r! KADEK’in iradesiyle Kuzey Irak’ta geçen y›l kurulan PÇDK, silah b›rakt›¤›n› aç›klad›. PÇDK’n›n tüm aç›klamalar›n›, KADEK’in düflünceleri olarak okumak gerekir.


Bak›n ne deniyor PÇDK aç›klamalar›nda: PÇDK, “Demokrasi, özgürlük ve insan haklarını esas alan yeni bir düzenin yaratılması için ortaya çıkan koflulları Kürt halkının ve demokratik güçlerin zaferi olarak görüyor...” Herkes biliyor ki, “ortaya ç›kan o koflullar”, Amerikan iflgaliyle ortaya ç›kt›. Devam edelim: "PÇDK, bu tarihi kararı verirken ... ABD ve demokratik güçlerle ortak çaba gösterecektir. Gerici güçlerle mücadele edecek, her türlü demokratik çabaya de¤er biçecektir.” ABD’yle birlikte gerici güçlere karfl› mücadele!!! Baflka söze gerek var m›? Dünyadaki bütün gericiligin ve anti-demokratik uygulamalar›n ana kayna¤› olan ABD ile demokratik güçler ayn› saflarda say›l›yor, onunla gericili¤e karfl› mücadele edilece¤i söyleniyor! PÇDK’n›n Amerikan iflgal düzeni içinde yer alaca¤›n› aç›klamas›n›n ard›ndan KADEK bir ad›m daha atarak, Halk Savunma Güçleri (HPG) içinde yer alan Kuzey Irak’l›lar› da silahs›zland›rd›klar›n› aç›klad›. KADEK Genel Baflkanı Murat Karayılan, bu karar› flu sözlerle duyurdu: "Güney Kürdistan'lı arkadafllarımızı silahsızlandırıyoruz. Bunlar, Demokratik Federal Irak ve Özgür Kürdistan'a katılacaklar". Demek ki, orada, Amerikan iflgali alt›ndaki topraklarda “Demokratik Federal Irak” var. Demek ki caddelerinde Amerikan bayrakl› tanklar›n dolaflt›¤› topraklarda “Özgür Kürdistan” var. Buras›, demagojinin bitti¤i yer’dir. Uluslar, tarih sahnesine ç›kt›klar› dönemden bu yana, topra¤›n›n ya‹ktidardan vazgeçilen yer, banc› güçlerce iflgal halk için demokrasiden de edilmesine karfl› savaflmay› en vazgeçilvazgeçilen yerdir. Emperyalist demokrasinin kabul edil- mez ulusal görev bilmifllerdir. ‹kiyüz y›ld›r mesidir. bu iflgalci büyük çoEmperyalist demokrasiyi ¤unlukla sömürgeciler teorilefltirenler, kah AB’ye ve emperyalizm olgirmeyi savunarak, kah ABD mufltur. Emperyalizmin iflgal etti¤i her topmüdahalelerini savunarak rak parças›nda halklar “sömürgecilik iyidir” düflünona karfl› ulusal bacesine al›flt›rmaya çal›fl›yor¤›ms›zl›k için savafl lard›. fiimdi ondan da ç›kt›bayra¤›n› kald›rm›flt›r. lar; iflgal iyidir noktas›na ge- Buna karfl›n, PÇDK ve KADEK ne yap›yor? lindi.

Topraklar›ndaki emperyalist iflgali, silah b›rakman›n gerekçesi haline getiriyor. Yüzlerce y›ll›k savaflma gerekçesi, silah b›rakma gerekçesine dönüflüyor. Amerikan iflgali alt›ndaki demokratiklik, Amerikan bayra¤› alt›ndaki özgürlük, bizim, devrimcilerin, demokratlar›n, yurtseverlerin anlad›¤› demokratiklik ve özgürlük de¤ildir. KADEK’in demokratiklikten, özgürlükten anlad›¤› bambaflka bir fleydir. O, demokratiklikten ve özgürlükten, ABD’nin anlad›¤›n› anl›yor. Kürt milliyetçili¤i, ba¤›ms›zl›ktan vazgeçerken, demokrasiden de vazgeçmifltir.

Türkiye’ye Amerikan müdahalesi ve Türkiye’deki Kürt milliyetçili¤inin tavr›: PÇDK’n›n ve KADEK’lilerin bir k›sm›n›n silah b›rakarak Amerikan iflgal düzeni içinde yer almalar›, Amerikan iflgaliyle birlikte gündeme getirdi¤imiz bir soruya da cevap oluyor: Evet, Kürt milliyetçili¤i, ABD’nin katliam ve iflgalle Saddam yönetimini y›kmas›n›n ard›ndan her yaz›ya “Türkiye demokratikleflmelidir, yoksa Irak gibi olur.... Amerika müdahale eder” sözleriyle bafllamas›, bunu bir “ihtimal” olman›n da ötesinde adeta “isteyen” bir havada ortaya koymas› üzerine sormufltuk: Peki böyle bir durumda Kürt milliyetçili¤i ne yapacak? Talabanilerin, Barzanilerin yapt›¤›n› m›? Bu soruya cevap vermemiflti Kürt milliyetçili¤i. fiimdi soru pratik olarak cevaplan›yor.

Özgür Kürdistan “Kürt” mü gerçekten? Yoksa Amerikan kimli¤i mi tak›l› yakas›nda? Sol ad›na, ulusal ç›karlar ad›na hangi noktaya gelindi? Evet, Güney Kürdistan’da (Kuzey Irak’ta) Kürtçe “serbestçe” konufluluyor. TV’ler, radyolar, gazeteler Kürtçe yay›n yap›yorlar. Ama hangi koflullarda ve nas›l dilini, kültürünü kullanabiliyor? Amerikan egemenli¤inde, onun kültürel, siyasi hegamonyas› alt›nda dil de kültür de ona göre flekilleniyor ve konuflulan kendi dilin de¤il Amerikanca halini al›yor, kültür Amerikan kültürüne dönüflüyor. Yar›n Güney Kürdistan’da yaflanacak olan da bu olacakt›r. Örne¤ini görmek için sömürge ülkelere bakmak, Türkiye’ye bakmak bile yeterlidir. “Dil özgürlü¤ü”yle demokrasiyi birlefltiren, demokrasiyi ba¤›ms›zl›ktan koparan kafa yap›s›n›n vard›¤› nokta budur.

Say› 62 27 25 May›s 2003


Amerikan kültürüne göre düflüneceksin; Amerikan ç›karlar›na göre politika belirleyeceksin; bu ulusal bask›dan kurtulmak de¤il. Tersine, ulusal bask›n›n daha da derinleflmesi demektir. Küçük diktatörlük kötü; büyük diktatörlük iyi! Demokrasiyi, ulusal ç›karlar› yanl›fl, çarp›k kavrayanlar›n geldi¤i nokta iflte buras›d›r. Emperyalizmin silahlar›n›n korumas› alt›nda, onun siyasi icazetiyle kazan›lan özgürlük, asimilasyonun da emperyalizm arac›l›¤›yla yürütülmesi demektir. Amerikan iflgaline boyun e¤mek, asimilasyona, ulusal kimlik anlam›nda yok olmaya evet demektir.

Say› 62 28 25 May›s 2003

Saddam yönetimi, bask›ya, katliamlara baflvuruyordu, ama güçsüzlü¤ü, Kürt halk›na, kültürüne derinlemesine nüfuz etmesine engeldi. Direnifl içinde, asimilasyona karfl› do¤al barikatlar› arkas›ndayd› Kürt kimli¤i. Saddam’›n yapamad›¤›n› ABD daha derinlemesine yapacakt›r. Burada ulusal ç›karlar yoktur; ulusal kimli¤in, kültürün korunmas› da yoktur. “Kürtçe”yle Amerikan kültürüne kat›lma özgürlü¤ü vermifltir ABD. Kürdistan topra¤›n›n Kuzey Irak s›n›rlar› içindeki bölümüne, “yeni bir ‹srail olma” özgürlü¤ü vermifltir. Talabani-Barzani ikilisinin kulland›¤› özgürlük, iflte bu özgürlüktür. KADEK’in, PÇDK’n›n silahs›zlanarak kat›ld›¤› “özgür Kürdistan’da” onlar› sadece bunlar beklemektedir. Dil serbestli¤ini, adeta demokrasi yerine koyan bak›fl aç›s›, neresinden baksan›z, sakat, çarp›kt›r. Kürtçe ama, onun istediklerini söyleyeceksin; onun politikalar›n› savunacaks›n. O noktada ulusal ç›karlar yoktur. Ulus tan›m›nda ortak bir ruhsal flekillenmeden sözeder Stalin. Kararl› bir dil birli¤inden, toprak, iktisadi yaflam birli¤inden ve kendini kültür ortakl›¤›nda dile getiren ruhsal biçimlenme birli¤inden sözeder. Toprak, dil, ekonomik yaflam birli¤i ulusu oluflturan parçalard›r. Ama hiçbiri tek bafl›na birfley ifade etmez. Çok çeflitli d›fl müdahaleler nedeniyle, bazen bunlardan birinin eksik oldu¤u durumda da ulus tarifi yapabiliriz. Mesela, Kürtler aç›s›ndan, topraklar›n›n parçalara bölünmüfl olmas›, toprak birli¤inden kopar›lm›fl olmas›, onun ulus olmas›na engel olamam›flt›r. Parçalanm›fl topraklar› üzerinde kimli¤ini koruma savafl› vermifltir. Ama bu tan›mda geçen “ortak kültürel ve ruhsal flekillenme” olmaks›z›n ulus olmaz. Amerikan iflgali, bayra¤› alt›ndaki “Kürt özgürlü¤ü”nün açt›¤› yol, iflte bu yoldur. Amerikan iflgali alt›ndaki demokratiklik, Kürt ulusall›¤› için bugün çok daha büyük bir tehlike oluflturmaktad›r. ‹flbirlikçileflen Kürt feodalleri, burjuvalar› için bunun bir mahzuru yoktur; aynen iflbirlikçi Tür-

kiye oligarflisi için mahzuru olmad›¤› gibi. Dille, bayrakla, ulusal sorun çözülmüfl olmaz. Türkiye solunda yeterince üzerinde durulmayan, hatta kabul edilmeyen bir gerçek; Türk halk›n›n da ulusal sorunu oldu¤udur. Türk ulusal sorunu, ne dil yasa¤›ndan, ne yay›n yasa¤›ndan de¤il, do¤rudan emperyalizmin gizli iflgalinden kaynaklan›r. ‹flgal alt›nda “demokratiklik, özgürlük” tarifleri yapan, Kürt ulusu için de ulusal sorun çözülmüfl olmayacak; yukar›da de¤indi¤imiz gibi, derinleflecektir. Kuzey Irak ve Türkiye’deki Kürt milliyetçi hareketleri, art›k Kürt ulusal sorunundan de¤il, Talabani ve Barzani’nin iflbirlikçilik politikalar›ndan, KADEK’in düzen içine yerleflme politikalar›ndan sözediyorlar. Ç›plak gerçek fludur: Senin herfleyin Amerikanc› olursa, özgürlü¤ün ancak Amerikan tanklar›n›n güvencesinde mümkün oluyorsa, dil serbestli¤ini Amerika’n›n müdahalesiyle kazan›yorsan, kültürünü Amerikan kültürünün hegomanyas›na terkediyorsan, senin ne ulusall›¤›n kal›r?

Ba¤›ms›zl›k ve iktidar düflüncesinin terkedildi¤i yerde, Amerikan düzeninin kabulu vard›r KADEK yöneticileri aç›k söylüyordu: ABD çok güçlüydü, “gerçekçilik”, onu dikkate almay›, onun bölgeye dayatt›¤› koflullar› kabul etmeyi gerektiriyordu. Hem zaten emperyalizm de de¤iflmiflti, art›k diktatörlükleri y›k›yor, insan haklar› ve demokrasi ihraç ediyordu. Abdullah Öcalan, ‹mral›’da savunmas›n›n yüzlerce sayfal›k bölümünde bunlar› kan›tlamaya çal›flt›, teorilefltirdi. KADEK’in kuruluflunda bu resmi olarak ilan edildi: “fiimdi demokratik kurtulufl sürecidir. Bunun örgütü de KADEK’tir. ‹ktidar hedefi gütmeyecektir. Mevcut ülkelerde demokratik dönüflümü hedefleyecektir.” ABD’nin Ortado¤u’da oluflturmak istedi¤i düzene bir fley demiyor. Oligarflinin iktidar›na bir fley demiyor. Peki ne kal›yor geriye? Abdullah Öcalan, hat›rlan›rsa, bir ara Meksika’daki Zapatistlar› örnek veriyordu Kürt hareketine. Y›llarca Kürdistan’› Vietnam gibi düflünüp strateji belirlemifller, ama ol-

Senin herfleyin Amerikanc› olursa, özgürlü¤ün ancak Amerikan tanklar›n›n güvencesinde mümkün oluyorsa, dil serbestli¤ini Amerika’n›n müdahalesiyle kazan›yorsan, kültürünü Amerikan kültürünün hegomanyas›na terkediyorsan, senin ne ulusall›¤›n kal›r?


mam›flt›. Ama belki Meksika model olabilirdi; çünkü Meksika örne¤ini Avrupa da övüp takdir ediyordu. Peki emperyalistlerin Zapatista’larda takdir etti¤i yan neydi: ‹ktidar mücadelesi olmamas›. ‹ktidar› istemiyordu Zapatistalar. Belirsiz bir “küreselleflme karfl›tl›klar›” vard›, ama anti-emperyalist savafl da yoktu gündemlerinde. Sadece dil, kültür istiyorlard›.

farkl› olmayan KADEK’in politikas›n› meflrulaflt›rmaya çal›flanlar, bu politikan›n ulusall›kla ilgisinin olmad›¤›n› görmek durumundad›rlar. Bunun, yani Amerikan iflbirlikçili¤inin teorisi, Kürt milliyetçili¤inin saflar›nda uzun süre önce yap›lm›flt›r. Bir örnek hat›rlatal›m:

Öcalan, emperyalizmin icazetini alacak bu politikay› teorilefltirdi ‹mral›’da. “‹ktidar› hedeflememeliyiz” diye yazd›. “Üçüncü alan teorileri” bunun için ortaya at›ld›. ABD’nin de, Avrupa’n›n da icazetini alacak sivil toplumculu¤un de¤iflik biçimde adland›r›lmas›yd› bu.

“ABD Saddam’› devirmek için ortak ar›yor. ... ABD kararl› görünüyor galiba AB ülkeleri olmadan da Irak’a müdahale edecek. Harita yeniden çizilebilir. Bunda Kürtlerin aktif rol üstlenmeleri gerekir. Üç büyük Kürt partisinin kendi aralar›nda güç birli¤i yapmalar› ve sonra da Saddam rejimine karfl› oldu¤unu aç›klayan dünyan›n lider gücü ABD ile bir konsensüs aramalar› gerekmektedir.”

‹ktidardan vazgeçilen yer, halk için demokrasiden de vazgeçilen yerdir. Emperyalist demokrasinin kabul edilmesidir.

Bu sat›rlar, bundan bir y›l önce Kürt milliyetçi bas›nda yaz›lm›fl ve kabul görmüfltür. (23 fiubat 2002, Özgür Politika)

Emperyalist demokrasiyi teorilefltirenler, kah AB’ye girmeyi savunarak, kah ABD müdahalelerini savunarak “sömürgecilik iyidir” düflüncesine al›flt›rmaya çal›fl›yorlard›. fiimdi ondan da ç›kt›lar; iflgal iyidir noktas›na gelindi.

fiimdi KADEK çizgisi, Talabani-Barzani çizgisiyle ve ayn› anlama gelmek üzere Amerika’yla iflte o “konsensüs”ü arama noktas›ndad›r. Bu konsensüs daha önce sa¤lanabilirdi; istemeyen KADEK de¤il, ABD oldu.

fiimdi iflgal meflrulaflt›r›l›p teorilefltiriliyor: ‹flgal iyidir, çünkü demokratik geliflmenin önünü aç›yor. ‹flgal iyidir, çünkü Kürdistan’› özgürlefltiriyor. ‹flgal iyidir, çünkü diktatörlükleri y›k›yor... Bunlar safsatad›r. Emperyalizm, aç›k veya gizli iflgal etti¤i ülkelere dün ne getirmiflse, bugün de onu getiriyor. Ba¤›ms›zl›¤›, demokrasiyi yokediyor. Ba¤›ms›zl›k ve demokrasi isteyenler için, ulusal bask›n›n son bulmas›n› isteyenler için, çözüm devrimdir. Bu çizgiye gelinmezse, emperyalizme yedeklenilir. Günümüz koflullar›nda kimsenin önünde fazla bir seçenek yoktur. fiimdi Kürt milliyetçili¤i, Türkiye oligarflisine “Amerika müdahale etmeden çözün” diyor. Neyi çözecek? Diyelim, dil, TV benzeri. Oligarflinin “çözdüm” dedi¤i nokta, Amerika’n›n çözümüdür. Bu ise, ulusal bir sorunun, ülkemizdeki Kürt ulusal sorununun çözümü de¤il; çözümsüzlü¤ün derinleflmesidir. Bir “genel af” ve “Kürtçe TV”yle sorunun “çözüldü” say›lmas›, çözümsüzlü¤ün statükolaflt›r›lmas›d›r. Devrimciler, demokratlar, vatanseverler, bunu kabul edemez. ABD’nin destekledi¤i “ulusal mücadele”, Amerikan ç›karlar›na uygun oland›r. Amerikan ç›karlar›yla dünya halklar›n›n ç›karlar› aras›nda kesin bir karfl›tl›k oldu¤una göre, Amerika’n›n ç›karlar›na uygun buldu¤u “ulusal ç›karlar”, halklar cephesinden ulusal ç›karlara denk düflmez. Talabani’nin, Barzani’nin veya onunla özde

Mu¤lak bir demokrasi mücadelesi de¤il bizim mücadelemiz; HALKIN ‹KT‹DARI mücadelesidir. Düzen içindeki “demokrasi mücadelesi”yle herfleyin çözülebilece¤ini sananlar, bu beklentiyi yaratanlar, ‹KT‹DAR gerçe¤ini unutuyor, gizliyorlar. Düzenin burjuva ölçüler içinde, emperyalist demokrasinin s›n›rlar› içinde “demokratikleflmesini” isteyenlerin devrimcilik, sosyalizm, ulusall›k iddias›nda bulunmalar›, bir aldatmacad›r; onlar devrimin, yani ba¤›ms›zl›k ve demokrasinin önündeki engellerdir. Düzenin onlara tan›d›¤› özgürlü¤ünicazetin nedeni de budur. Baflta demokrasi olmak üzere kavramlar i¤difl edilmifltir. Bunun bafl›n› da Kürt milliyetçili¤i çekmifltir. Emperyalizm, sosyalizm, s›n›flar, s›n›flar mücadelesi, faflizm, demokrasi, hepsinin içinin boflalt›lmas›, çarp›t›lmas› üzerine bir teori infla ediliyor. Ama geliflmeler, flimdi Kürt milliyetçili¤inin kulland›¤› kavramlar›n alt›n›n bofl oldu¤unu a盤a ç›kar›yor. Kürt milliyetçili¤inin çizgisinde, ne demokrasi, ne ba¤›ms›zl›k, ne de ulusal ç›karlar yoktur. Emperyalizm gelip çözsün; dünyada bu flekilde kazan›lan hiç bir demokrasi ve özgürlük olmam›flt›r ve olmayacakt›r. Ba¤›ms›zl›¤›, demokrasiyi savunmak, ulusal sorunun çözümünü istemek, yaln›z devrimi savunmakla mümkündür.

Say› 62 29 25 May›s 2003


ABD Maskeyi ‹ndirdi

IRAK’I B‹Z YÖNETECE⁄‹Z Güya, iflgalin ard›ndan “en k›sa sürede” hükümet oluflturulacakt›. Toplant›lar yap›ld›. Irak’a demokrasinin, özgürlüklerin nas›l gelece¤ine dair nutuklar at›ld›. Kendilerine Saddam muhalifi ad›n› verenler ellerini ovuflturarak yeni yönetimde koltuk kapma yar›fl›na girdiler. Amerika’ya en çok yaranan yönetimde en iyi yeri kapar anlay›fl›ndan hareketle iflgalcilerle kolkola girdiler, kimileri ellerini birlefltirip havalara kald›rd›. Tümünün hevesi kursa¤›nda kald›, “geçici yönetim” oyununun foyas› meydana ç›kt›.

Say› 62 30 25 May›s 2003

ABD ve ‹ngiltere, “geçici yönetim” kurdurma plan›n› geri çektiklerini, Irakl›lar’›n kendi kendini yönetmeye muktedir olmad›¤›n›” aç›klad› ve “biz yönetece¤iz!” dedi. Yap›lan aç›klamada ertelemenin süresiz oldu¤u belirtildi. Yani Amerika ne zaman isterse, Irakl›lar kukla hükümetlerine o zaman kavuflacak! O zamana kadar, aylar, y›llar belki ony›llarca ABD taraf›ndan yönetilecek. Hükümeti oluflturma toplant›lar›n›n sonuncusunda yeni Amerikan valisi L. Paul Bremer ve ‹ngiltere’yi temsilen John Sawers taraf›ndan yap›lan bu aç›klama, her ne kadar daha sonra Amerikan valisi L. Paul Bremer taraf›ndan “yok biz öyle demedik, Temmuz’a kadar erteledik” diye inkar edilmeye çal›fl›lsa da mesaj verilmifl, niyet a盤a ç›km›fl oldu.

‹flgalci Ne Yaparsa Ulvi Amaçlar ‹çin Yapar! Toplant›da Bremer ve Sawers taraf›ndan yap›lan aç›klamaya göre, “biz yönetece¤iz” karar› da her zaman oldu¤u gibi “ulvi amaçlar” için! Irak’› “demokrasi, özgürlük” gibi ulvi amaçlar

için iflgal eden Amerika ve ‹ngiltere’nin, son karar› da “Irakl›lar›n yeniden yap›land›rma sürecine kat›lmas›n› h›zland›rmak” içinmifl. Emperyalistler varken, halklar›n kendi ç›karlar›n› düflünmelerine hiç gerek yok demek ki; Amerika onlar için iflgaller yapar, özgürlükler götürür, yeniden yap›land›rmalara katar, demokrasiyi tad›ndan yenmez hale getirir, devlet isteyene devlet kurdurur! Hep ulvi amaçlar için çal›fl›r onlar! Hepsi palavra elbette. ‹flgalci ç›karlar›n› en iyi koruyacak yönetim neyse onu kurar ve korumaya çal›fl›r. Diktatörlük, askeri iflgal yönetimi, kraliyet ya da kukla yönetim, biçiminin ne olaca¤› hiç önemli de¤ildir demokrasi havarileri için. "Tüm güçleri geçici hükümete aktaramayaca¤›m›z bir gerçek. Çünkü böyle bir hükümet sorumluluklar› yerine getirmek için gerekli güce ya da kayna¤a sahip olamaz" diyen iflgalcilerin niyeti 19. yüzy›l sömürgecilik sistemini “demokrasi, özgürlük” k›l›f›na geçirerek sürdürmek.

Çeliflkiler ve ‹flgalcinin Tercihi Peki neden? Irak halk›n›n büyük tepkisi bilinmesine, görülmesine ra¤men, aç›k iflgali sürdürme, fiili olarak Irak’› yönetme karar›n›n, kukla hükümete bile tahammülsüzlü¤ün arkas›nda yatan ne? En baflta, Irak topraklar›nda Amerika’n›n öngörülerinin ötesinde çeliflkilerin ortaya ç›km›fl olmas›. Hesaba göre fiiiler iflbirlikçilefltirilecekti; olmad›. Kimi Arap afliretler iflbirlikçilefltirilecekti; olmad›. Üstüne üstlük, iflbirlikçisi durumundaki Kürt milliyetçi önderlikler de taban›n›n bask›s› ve Irak’ta esen genel havan›n etkisiyle “tamam iflinizi bitirdiniz gidin art›k” diye m›r›ldanmaya bafllad›lar. fiiiler sokaklardan hiç eksik olmuyor. Özellikle Güney kentlerinde yönetimleri elinde bulunduruyor ve iflgalcileri kabul etmiyor. Araplar her f›rsatta gösterilerle tepkilerini dile getiriyorlar. Musul’da t›pk› önceki vali gibi, yeni vali de protestolarla karfl›land›. Hem de önceki valinin karfl›lanmas›nda yaflanan büyük katliama ra¤men. Bir yandan da yüzy›llard›r birarada yaflayan halklar›n düflmanlaflt›r›lmas› sonuçlar›n› vermeye bafllad›. Kerkük’te Araplar ile Kürtler çat›flt›. Üç kifli öldü 20’den fazlas› yaraland›. Peflmergelerin evlerine el koymas›na, sokaklar›nda terör estirmesine tepki gösteren silahl›, sopal› Araplarla Kürtler’in çat›flmas›n› beklendi¤i gibi, Amerika sadece izledi. Halklar birbirine ne kadar düflmanlafl›rsa, onlar› yönetmek, askeri varl›klar›n› orada meflru göstermek o kadar kolay olur. Amerika bilinçli bir politika olarak uygulamasa dahi, iflgalciyle kolkola giren, fiiisi, Arab›,


Irak TV’sine ABD sansürü Irak’ta her fley iflgal yönetimine uygun gelifliyor. Yeniden yay›nlar›na bafllayan Irak Tv’si ancak Amerika’n›n izin verdi¤i yay›nlar› yapabiliyor. Sansürden geçmeyen, geçse de her an ABD aç›s›ndan “aksilikler” ç›kabilecek canl› haber program› yok! Kuran’dan ayetlerin okunmas›na dahi sömürge valili¤i taraf›ndan yasak getirildi. Irakl›lar flimdilik Amerikan özgürlü¤ünün tad›n›, Irak bayra¤ı görüntüleriyle birlikte “ulusal marfllar›n›” dinleyerek ve eski sömürge valisinin üç dakikal›k Amerikan propagandas› kasetini izleyerek ç›karabilecek! Türkmeni ile Irak halk›n›n katledilmesine ortak olan Kürtlerle di¤er halklar›n birarada yaflamas›n›n ne kadar mümkün olaca¤› da ayr› bir tart›flma. Kurban›n, katilin yatakç›s› ile ayn› evde yaflamas› nas›l mümkün olacak? Amerikan iflgallerini kutsayanlar›n bir cevab› olsa gerek! Geçici hükümetin ask›ya al›nmas›n›n nedenlerinden bir di¤eri ise Avrupa’n›n BM arac›l›¤›yla iflgal edilmifl Irak pazar›ndan pay almaya çal›flmas›, “Irak’›n yeniden yap›lanmas›” ad› alt›nda yap›lan ve yap›lacak olan talana ortak olmak istemesi. Amerika bu noktada da kuraca¤› bir kukla hükümete ne kadar güvenebilece¤ini bilemez durumdad›r. Fiili olarak da kendi yönetimindeki bir Irak’a Avrupa petrol tekellerini sokmamaya çal›flacakt›r. “Yeniden yap›land›rma” konusunda BM’de pazarl›klar›n sürdü¤ü biliniyor. ‹flte bu çeliflkiler yuma¤› içinde iflgalcilerin “geçici hükümet” kurmaya, demokrasicilik oyunu oynamaya tahammülleri yoktur. Hat›rlay›n: önce, “kitle imha silahlar›” denildi. Hiçbir haber yok ve ABD böyle silahlar aramad› bile Irak’ta. “Uluslararas› kamuoyu” denilen emperyalist güçlerle birlikte oynanan oyunun bir parças›yd›. Bu nedenle yüzbinlerce çocuk BM ambargosuyla katledildi. Bir halk açl›¤a, yoksullu¤a mahkum edildi. Sonra, “diktatör Saddam” denildi. Saddam gitti, Amerika yerinde duruyor. Arkas›ndan, “size hükümet kuraca¤›z, Irak’› Irakl›lar yönetecek, zenginlikleri Irak halk› kendisi için kullanacak...” masallar› anlat›ld›. Petrol yataklar› ABD tekellerinin denetiminde, geçici yönetim oyunu ask›da...

‹flgale Karfl› En Büyük Gösteri Amerika iflgalini sömürge yönetimine dönüfltürmenin ad›mlar›n› aterken, Irak halk› da Amerikan planlar›n› bozman›n ad›mlar›n› at›yor. Amerikan “özgürlü¤ünü” reddeden Irak halk› “özgürlük istiyoruz” sloganlar›yla sokaklara dö-

küldü. Geçen hafta, fiii dini liderlerin ça¤r›s›yla bir Sünni camiinin önünde toplanan onbinlerce kifli, Amerikan-‹ngiliz iflgaline karfl› Ba¤dat’taki en büyük gösteriyi gerçeklefltirdiler. ‹flgalcilere karfl› fiiiler ve Sünnilerin birlik oldu¤unu göstermeyi amaçlad›klar›n› belirten fiii din adamlar›ndan Muhammed Fartusi, "Taleplerimizi elde edene kadar onlar› hayk›rmaya devam edece¤iz. Bar›flç›l isyan›m›z› sürdürecek, iflgalcilerin par›lt›l› sloganlar›n›n ard›nda neyin yatt›¤›n› gözler önüne serece¤iz. Kitleler özgürlük istiyor ve iflgali reddediyor" fleklinde konufltu. "Yabanc› yönetime hay›r", "fierefli Irakl›lar› istiyoruz, h›rs›zlar› de¤il" yaz›l› pankartlar›n tafl›nd›¤› gösterinin d›fl›nda, fiiilerin yo¤un olarak yaflad›¤› Necef ve Kerbela’da da iflgal aleyhtar› gösteriler düzenlendi.

Amerikan Tehdidi ve ‹ran’da Amerikanca Konuflanlar Afganistan iflgalinin ard›ndan “Amerika nereye sald›rmak, bask› alt›na almak, isteklerini kabul ettirmek istiyorsa ‘El Kaide orada’ diyecektir” sözü herkesin dilindeydi. Amerikan hukuksuzlu¤unun, yalan mekanizmalar›ya haz›rlanan sald›rganl›¤›n tipik bir örne¤i olan bu sözü unutanlara ABD Savunma Bakan› Donald Rumsfeld hat›rlatt›. Rumsfeld, "Hala teröristleri bar›nd›ran ülkeler var. ‹ran'da El Kaide'nin üst düzey liderlerinin bulundu¤unu biliyoruz" dedi. Birileri bu aç›klamay› ciddiye al›p, öyle midir, de¤il midir diye tart›flmaya bafllad›¤› noktada Amerika hedefine ulaflm›fl demektir. T›pk› BM denetçilerine, “Irak’ta kitle imha silahlar› var, siz bulamasan›z da biz biliyoruz, ama yerini de size söylemeyiz” dedikleri ve kimilerinin “var m› yok mu” tart›flmas›yla Amerika’ya hizmet etti¤i gibi. Irak’tan sonraki hedeflerden biri olan ‹ran’› dize getirmenin yalanlar›ndan biri bu. Ama görünen o ki, tehditler “içten” sonuçlar vermeye bafllad›. 100’den fazla ‹ranl› “ayd›n” bir bildiri yay›nlayarak “reformlar›n yap›lmas›n›, yoksa sonlar›n›n Irak gibi olaca¤›n›” söyledi. Bask›c› iktidara karfl› reform talep etmenin elbette yanl›fl olan bir yan› yok. Ama, “yap›n yoksa Amerika iflgal eder” diye tehditle yap›lan aç›klama, muhtemel iflgalin taraftarlar›n› da bugünden ortaya koyuyor. Ülkemizde Kürt milliyetçili¤i “çözün yoksa sonunuz Irak gibi olur” diyor, ‹ran’da kendine ayd›n diyen bir grup ayn› nakarat› tekrarl›yor. Kendi mücadelesine, örgütlenmesine güvenmeyen, iktidar›n› iflgalle tehdit ederek sonuç almaya çal›flan bir kafa ne kadar ayd›n olabilir?

Say› 62 31 25 May›s 2003


‹flgal alt›nda Irak halk›n›n yan›nda Ba¤dat Günlü¤ü

Bir t›r dolusu yanm›fl, parçalanm›fl ceset gördük

Grup Yorum eleman› Cihan Keflkek ve ‹stanbul Gençlik Derne¤i üyesi Eylül ‹flcan’›n Ba¤dat günlüklerinin son bölümünü yay›nl›yoruz.

6 Nisan 2003; Otele gitmek istedik. Fakat yolun çok tehlikeli oldu¤unu söyleyerek izin vermek istemediler. Bugün uçaklar bir taksiyi ve onun d›fl›nda birçok yeri bombalam›fl. Ba¤dat yak›nlar›nda çat›flmalar oldu¤u söylendi. Bombalamalar yo¤un olarak sürüyor. Akflam Irakl› komflular›m›z ziyarete geldi. Birlikte türküler söyledik, halaylar çektik. Bizim türkülerle Irak debki'si ve çobi halay›n›, sonra onlar›n türküleriyle bizim halaylar› oynad›k. Bombalara ra¤men herkes çok mutluydu. 7 Nisan 2003; Yo¤un bombard›man alt›nday›z. Geceler gündüzler kar›fl›yor birbirine. Amerikal›lar’›n Ba¤dat'› kuflatt›¤› söyleniyor.

Say› 62 32 25 May›s 2003

8 Nisan 2003; Sabah bizim bölgede yo¤un çat›flmalar oldu. fiu anda da devam ediyor. Helikopter sesleri duyduk ama emin olamad›k. Ö¤leye do¤ru otele gittik. Otelde hiçbir yetkili, canl› kalkan sekreteryas› yoktu. Daura elektrik, G.Ba¤dat elektrik ve su tesislerindeki arkadafllar›, bulunduklar› yer güvenli olmad›¤› söylenerek Shereton Oteli'ne getirmifller. Otelde bulundu¤umuz s›rada karfl›daki Filistin Oteli'nin üst katlar›ndan birine Amerika roket att›. Gazetecilerden ölenler varm›fl. “Bas›n özgürlü¤ünü” daha Ba¤dat’a ayak basmadan uygulamaya bafllad› emperyalistler! Akflam eve dönerken yollar›n bombofl oldu¤unu, New York Times dergisinin muhabiri Irak'›n içine girene kadar savafl›n her an›n› Amerikan araçlar›n›n içinde muhabirlik yaparak yaflam›fl. Anlat›yor; "ben böyle bir katliam görmedim, bunun ad› savafl de¤il ölüm, bunlar ölüm makinalar›" diyor. Ve kay›plar verdiklerinde Amerikan askerleri ba¤›r›p ça¤›r›p küfürler ediyorlar, k›z›yorlarm›fl, hani böyle olmayacakt›, ben bu kadar risk beklemiyordum, tarz›nda. Art›k telafl, büyük korku haline gelmifl. fiaflk›nd›lar. Feda eylemlerinden çok korkuyorlard›. Bizlerden bile korkuyorlar, ürküyorlar, feda çok etkiledi, allak bullak etti, çocuklara yaklaflam›yorlar, ellerini uzat›rken, biz canl› tan›¤›y›z yani, elleri titriyor, korkuyor çekiyor tekrar uzat›yor...

hiçbir askerin olmad›¤›n› görünce flafl›rd›k. Ya baflka bölgeye gittiler ya da geri çekildiler diye düflündük. Çok garip bir hava vard› Ba¤dat'ta ve yollarda. Önceki günler gibi de¤ildi. Eve vard›¤›m›zda, evde de hiçbir görevli kalmam›flt›, buradaki silahl› askerler de askeri k›yafetlerini atm›fl, silahlar› saklam›flt›. Ayn› zamanda askerlik de yapan baz› petrol rafinerisi görevlileri, askeri k›yafetlerini de¤ifltirip, ifl k›yafetlerine dönmüfltü. Art›k kendi bafl›m›zayd›k. Buradaki insanlar, komflular›m›z ihtiyaçlar›m›zla ilgileniyor. Akflam yine geldiler, türküler söyledik, çok duygulu anlar yafland›, a¤layanlar oldu. Çünkü, art›k asker diye bir fley kalmam›flt›. 9 Nisan 2003: Hiçbir yere gidemedik. Bütün yollar kapanm›flt›. Amerikal›lar'›n art›k Ba¤dat'a girdiklerini ö¤rendik. Televizyondan izledik. Düflman her yeri iflgal etti. Art›k Irak TV'si, radyosu kalmad›. Sadece ‹ran Sahar 1 TV'si çekiyor. Televizyonda birkaç canl› kalkan gördük. Uzma, Robin, John Amerikan askerlerine karfl›l›k slogan at›yorlard›. Televizyonda Saddam heykelinin y›k›l›fl›n› gösteriyorlar. Art›k hiçbir görevli yok. Buradaki rafineri yetkilileri bizim isimlerimizi ve benzeri bilgilerimizi ald›lar, herhangi bir duruma karfl›l›k. Gençler sürekli yan›m›zdalar, geç saatlere kadar bizimle birlikte kal›yorlar, çünkü çok fazla h›rs›zl›k, öldürme olaylar› oluyor. Biz de kendi güvenli¤imizi almaya çal›fl›yoruz. 10 Nisan 2003: Tüm Ba¤dat'ta ve bizim bölgede ya¤mac›lar var. Irak halk› birbirine düflürülmeye çal›fl›l›yor. Ya¤malamay› gerçeklefltirenler, de¤iflik bölgelerden, hatta Irak d›fl›ndan, Irak içerisindekiler de birbirine muhalif çevreler. Mesela Ba¤dat'l›, Ba¤dat'› ya¤malam›yor. Baz› yerlerde de Amerikan askerleri dükkanlar›n camlar›n› k›r›p insanlar› teflvik ediyor. Hiçbir fley medyaya yans›d›¤› gibi de¤il. 11 Nisan 2003: Rafinerinin müdürü bir tak›m insanlarla görüflmüfl. Bundan sonra bu petrol rafinerisini bir ‹ngiliz flirketi yönetecekmifl. Bu bölgedeki evler Amerikan askerleri taraf›ndan kontrol edilip tüm silahlara el konabilirmifl. Son üç gündür neyin ne zaman ve nas›l olaca¤› belli de¤il. Tam bir belirsizlik var. Her an Alibaba (h›rs›z) dedikleri gruplar gelip, bizim eve de u¤rayabilirler. Silahlar›yla insanlar› soyabiliyorlar. Bizim yan komflu Ziyad üç tane Alibaba öldürmek zorunda kald›¤›n› söyledi bugün. Bu durum burada baya¤› ciddi. 12 Nisan 2003: Bugün Amerikan askerleri petrol rafinerisine geldiler. Tanklardan, z›rhl› araçlardan oluflan uzun bir konvoyla... Ö¤leye do¤ru Uzma ve Luis otelden bizi merak ettikleri için gelmifller. Di¤er canl› kalkanlar da flu anda Shereton


Canl› Kalkanlara Dil Uzatanlara Saddam’›n katliamlar›n›n toplu mezarlar›n›n ortaya ç›kt›¤›n› gösteren yay›nlar›n ard›ndan kimi burjuva bas›ndan yazarlar, “iflte bunlar› yapan diktatörü korumaya gittiniz” diyerek canl› kalkanlara dil uzatmaya kalk›flt›. Saddam’› yaratan›n sözcülü¤ünü yapt›¤›n›z Amerika oldu¤unu anlatmayaca¤›z size; Saddam Irak halk›n› bask›yla yönetirken Amerika’dan iflaret alana kadar neden tek bir söz dahi söylemedi¤inizi de sormayaca¤›z; sadece size sizi birkaç sat›rla anlataca¤›z. Sizin küçük ve her k›vr›m›nda Amerikanc›l›k dolu olan beyinleriniz halklarla dayan›flmay› almaz. Siz bilmezsiniz, Amerikan bombalar›yla parçalanan çocuklar›n gözlerine bakmak için onlar›n yan›nda olmay›. Siz anlamazs›n›z halklar›n emperyalist zulme karfl› direnifllerinin kutsall›¤›n› ve dayan›flmalar›n›. Siz onurun, namusun, erdemin, insanlar yaflayabilsin diye kendini feda edebilmenin ad›na “enayilik” demediniz mi? Siz kasalar›n›za bak›n, siz kaç dolara, hangi gazeteye sat›laca¤›n›z›n pazarl›klar› ile u¤rafl›n; bu iflleri onurlu, namuslu insanlara b›rak›n.

Otel’deler. Biz de otele gittik. Bir hristiyan hastanesi vard›. Faith'le Eylül oray› ziyarete gittiler. Hastanenin önünde Amerikan askerleriyle tart›flt›lar. Rafineriye geri döndük. Bu gece evimizde son gecemiz. Temizlik yapt›k. Bütün yiyecek, ilaç, su stoklar›n› toplad›k. Irakl› komflular›m›z geldi. Duygusal anlar yaflad›k. Çok üzülüyorlard›. En zor anlar› birlikte yaflam›flt›k. Sürekli bizleri unutmay›n diyorlard›. Tekrar gelmemizi istiyorlard›. Son kez birbirimize “Irraki ⁄aden, Allah Meak” demifltik. Gözlerinde yafllarla gittiler. Biz de zor hakim olduk. 13 Nisan 2003: Sabah petrol rafinesindeki evimizden ayr›ld›k. Ayr›l›rken, yiyecek ve su stoklar›n›n büyük bir k›sm›n› komflulara verdik. ‹laçlar› da hastaneye vermek üzere yan›m›za ald›k. Otele vard›¤›m›zda Amerikan askerlerinin oluflturdu¤u kontrol noktas›nda problem yaflad›k. Bizi öteki tarafa geçirmek istemediler. Tart›flt›k. Çantam›z›n bir tanesini askeri noktan›n öbür taraf›na att›k, izin vermediler. Sonra eflyalar›m›zla birlikte bas›n›n oldu¤u taraftaki kontrol noktas›ndan geçebildik. Yedi canl› kalkan, Saddam Hüseyin Hastanesi'ne gittik. ‹lk önce hastane yan›ndaki bir t›r dolusu yanm›fl, parçalanm›fl insan cesetleri gördük. ‹nsanlar üst üste konulmufl, yanm›fl, kimisininin vücudu patlam›fl. O flekilde görünce 19 Aral›k geldi akl›m›-

za. Düflman her yerde ayn›yd›, katliamc›, yokediciydi. Cesetlerden inan›lmaz bir koku yay›l›yor etrafa. Amerikan askerleri hastaneyi de ablukaya ald›. Dayanamay›p Amerikan askerleriyle tart›flmaya girdik. Onlar da tanklar›n›n üstünde, yan›nda durmufl bizi izliyorlard›. Bize karfl› söyleyebilecekleri, verebilecekleri cevaplar› yoktu. Onlar›n, sadece son model silahlar› vard› ve isterlerse onlar› kullan›rlard›. Hastanenin içi daha kötüydü. Her yer yaral› insanlarla dolu. Getirdi¤imizi dört çanta ilac› teslim ettik. Sonra hastalar› ziyaret ettik. Durumlar› çok kötü. Doktorlar›n da söyledi¤i gibi susuzluktan, ilaç vb. yeterli malzeme olmad›¤›ndan, insanlar göz göre göre ölüyorlar. Kollar› bacaklar› kopanlar, kan kaybedenler, inleyenler, yak›nlar›n›n feryatlar›, doktorlar›n kofluflturmalar›... Hastane ç›k›fl›nda tekrar askerlerle tart›flt›k. Bu sert tart›flman›n ard›ndan askerin biri arkam›zdan bize silah›n› do¤rultup, öldürece¤ini söyledi. 14 Nisan 2003: 19 araçl›k konvoyla Ba¤dat'tan ayr›ld›k. Bizim araçta dört kifliydik. Babis, Marina, Eylül, Cihan.. Yol boyunca bir sorunla karfl›laflmad›k. Yollar›, binalar› görünce, sanki büyük bir canavar›n yollar›, yerleri tutup ters çevirip sallad›¤›n› düflündük. Çünkü her taraf sa¤l› sollu, alevler içinde, yol boyunca her tarafta parçalanm›fl araçlar, askeri Irak arçalar›, cesetler, yanmaya devam eden bakanl›k binalar›... Irak s›n›r› diye bir fley kalmam›flt›. Hiçbir kontrol yap›lmadan Ürdün'e geçtik. Yol boyunca bütün ülkenin harabeye çevrildi¤ini gördük. Arkadafllar›m›z›, Irakl› ailelerimizi ve geride zulmün pençesine düflmüfl Ba¤dat'› b›rak›p geldik. Arkam›zda hastanelerin ac›s›n›, yollardaki bombalanm›fl arabalar›, ölü bedenleri, y›k›k binalar› b›rakarak geldik, insan›n çok zoruna gidiyor. Akflam saatlerinde Amman'a vard›k. Al-Saraya Oteli'ne yerlefltik. Buras› canl› kalkanlar›n buluflma noktas› gibi, bir tane canl› kalkan ofisi var. Halen Ba¤dat'taym›fl›z gibi. fiimdiden Ba¤dat'› çok özledik. Amerikan emperyalizmiyle kirlenmemifl nadir yerlerden biri de Irak't› bizce... 17 Nisan 2003: Bas›nla görüflmek için ‹ntercontinental Oteli'ne gittik. Oradakileri onlara da anlatmal›yd›k. Irak'taki çocuklar›n, hastanedeki yaral›lar›n gözleri bunu bekliyordu bizlerden. Dünya bas›n›na anlatt›k. Ertesi günü de bir bas›n toplant›s› yapt›k canl› kalkanlar olarak. Ve 18 Nisan gecesinde Suriye’ye yola ç›kt›k. Ülkemize dönüyorduk, geride tüm dünya halklar›n›n ülkesi haline gelmifl Ba¤dat’› b›rakarak. ‹stanbul’a geldi¤imiz gün, Grup Yorum’un Parkorman’daki binlerce kiflinin kat›ld›¤› konserine kat›lmak, orada Ba¤dat’› anlatmak apayr› bir duygu yaflatt›.

Say› 62 33 25 May›s 2003


EMPERYAL‹ST ZULÜM imparatorluklar da yıkılır

Yeni dünya düzeninde ABD merkezli yarg›

Say› 62 34 25 May›s 2003

Geçen haftaki say›m›zda “teslim edilmesine karar verildi” fleklinde haberini verdi¤imiz, ABD’lilere karfl› eylemlere kat›lan FARC gerillas› Kolombiya hükümeti taraf›ndan ABD’ye teslim edildi. Bu, Amerika’n›n tüm dünyaya dayatt›¤› hukuksuzlu¤un kendi içindeki ilk örneklerinden birisi. Daha önce Panama devlet baflkan›n› kaç›r›p kendi ülkesinde yarg›layan Amerika, flimdi iflbirlikçi iktidarlar›n resmi olarak kendi vatandafllar›n› Amerika’ya vermesinin yolunu da böylece açm›fl oluyor. Kolombiya’n›n hukuku, mahkemeleri yok muydu? O ülkenin yasalar›na göre bir “suç” mu var ortada; kendisi neden yarg›lam›yor? Yoksa Kolombiya’da m› aç›k Amerikan iflgaline u¤rad›, diye sorulabilir. Evet, Kolombiya’da aç›k bir Amerikan iflgali yok. Sözde, t›pk› bizim gibi “ba¤›ms›z” bir devleti var. Hukuku, yasalar›, mahkemeleri de var. Ama ba¤›ms›zl›¤›n bunlarla olmayaca¤›, t›pk› “uyuflturucuyla mücadele kapsam›nda” yalan›yla ülkede bulunan Amerikan askerlerinde görüldü¤ü gibi, bu örnekte de görülüyor. Kendi topraklar›nda ifllenen suçu kendisi yarg›layamayan bir ülke “ba¤›ms›z›m” diyebilir mi? Resmen Amerikan eyaleti. Demek ki, Amerikan iflgaliyle, onun hegamonyas›nda devlet olmakla her fley bitmiyor. Eminiz, Kolombiyal›lar “dilimizi konufluyoruz ya, daha ne istiyoruz” diye kendilerini avutmuyor, “bizim de devletimiz var ya” demiyorlard›r. Kolombiya gerillas›n›n iktidar savafl›n› sürdürmesinin en temel nedenlerinden biri de iflte böyle bir ülke tablosudur; iflbirlikçi, Amerikanc› ve tabi katliamc› ve soyguncu. Yeni dünya düzeninde görece ba¤›ms›zl›klar›n dahi yolunu kapatma ad›mlar›n› atan, “bütün ülkeler benim ç›karlar›ma nas›l hizmet edece¤ini düflünmeli, ç›karlar›m›z› kendi ç›karlar› gibi görmeli” diyen Amerika, hukuksal alanda da kendi hukukunu dayat›yor. BM’ye ba¤l› Uluslararas› Ceza Mahkemeleri (UCM) konusunda ABD’lilerin baflka yerlerde yarg›lanamayaca¤›n› herkese kabul ettirmeye çal›flan ABD, Amerikan ç›karlar›na karfl› ç›kan herkesi, hangi ulustan olursa olsun, kendisi yarg›lay›p, Guantanamo benzeri yerlerde tutmak istiyor. Burjuva sistemin, sosyalizmin bask›lanmas› alt›nda oluflturmak zorunda kald›¤› bütün sistemleri gereksiz k›lan Amerika, hukuksal alanda da art›k “ulusal” ya da “uluslararas›” hiçbir kural›n, yasan›n bulunmayaca¤›n›, her fleyi belirleyenin kendisi olaca¤›n› söylüyor. “Hukuk”u dilinden düflürmeyen Avrupa ise sadece seyrediyor. (Seyretmese ne yapaca¤› da meçhul ya!) Guantanamo’yu onaylad›lar, flimdi ucu kendine dokunana kadar bunlar› da izleyecekler. Ne zaman ç›kar çat›flmalar›nda malzeme olaca¤›na karar verirlerse o zaman m›r›ldanmaya bafllarlar.

Belçika: Emperyalist Hukuk ABD Generali Tomy Franks hakk›nda Belçika mahkemelerinde “savafl suçu” nedeniyle dava aç›lmas›na Amerika tepki göstermifl ve NATO toplant›lar›n› kastederek, “toplant› yapt›¤›m›z yeri de¤ifltirmek zorunda kalabiliriz” diye Belçika’y› tehdit etmiflti. Belçika tehdide erken cevap verdi ve hukuk, demokrasi oyununa son vermek için kollar› s›vad›. Hangi ülkeden olursa olsun, savafl suçlular› hakk›nda dava aç›labilece¤ini öngören yasa maddesini de¤ifltireceklerini belirten Belçika, “yasan›n politik ç›karlar için kullan›ld›¤›n›” söyledi. Emperyalist hukuk oyununun perdeleri indiriliyor. Emperyalistlere karfl› savaflanlar hakk›nda o mahkemelere baflvurular oldu¤unda ‘politik ç›karlar’ yoktu, birileri oyunu tersine çevirmeye kalk›nca ‘politik ç›karlar’ ak›llar›na geldi. Politik olmayan bir hukuk her ne kadar yeryüzünde hiç varolmam›flsa da, perdelerin indiriliyor olmas› iyidir; sahnenin arkas› daha iyi görülür!

❖

Venezuella: Darbeci General Devlet Baflkanı Hugo Chavez'e karflı düzenlenen ve ABD’nin iste¤iyle iktidardan uzaklaflt›rmaya çal›flan grevleri yönlendirenlerden General Carlos Alfonzo’nun, Yüksek Mahkeme’nin karar›yla "halkı isyana teflvik etmek" suçlamasıyla yargılanmasına karar verildi.

❖

‹spanya: Seçime Boykot Bir kararla 1500 aday›n seçime girmesi yasaklanan Bask ülkesinde yerel seçimler boykot ediliyor. ETA yapt›¤› aç›klamayla “bofl oylar›n Bask halk›n›n sayg›nl›¤› mücadelesi için at›laca¤›n›” belirtti ve seçim süresince askeri cephelerinin aç›k olaca¤›n› söyledi.


Ve gerçe¤in baflka bir boyutu, sonucu olarak karfl›m›za halklar›n çeflitli biçimlerde direniflleri ç›kmaya devam ediyor. Hiç kimse halklar›n direnifllerine “terör” diyerek, yeni bask›lara, katliamlara gerekçeler yaparak dünya gerçe¤ini de¤ifltirmifl olmuyor.

GERÇE⁄‹N ZAMANI 11 Eylül’ün ard›ndan yap›lan “gerçe¤e ça¤r›”y› duymak, görmek istemeyenler, gerçeklerin üzerini ülkeleri iflgal ederek, halklar› katlederek örtmeye çal›flanlar, o gerçe¤in kendisine çarp›yor 11 Eylül’ün hemen ard›ndan Devrimci Halk Kurtulufl Partisi, eyleme iliflkin bir aç›klama yapm›fl ve bafll›¤›na “gerçe¤e ça¤r›” demiflti. Dünya tablosunun herkesin gözlerinin önüne serildi¤i aç›klamada, iflte 11 Eylülleri yaratan bu dünya düzenidir diyordu. Gerçek Kendini Dayat›yor, Amerikan Zulmü Gerçe¤i Gizleyemiyor: Amerika dünyaya gerçe¤i tart›flt›rmamak için, “terör” demagojisine sar›ld›. Afganistan’› bombalad›, ülkeleri, örgütleri “hedef” ilan etmekle kalmad›, Irak’› iflgal etti. Yeni iflgal haz›rl›klar›, askeri iflgalsiz “dize getirme operasyonlar›” ise hala sürüyor. “Gerçe¤e Ça¤r›” yapanlar› ise “örgüt Afganistan operasyonumuzu aç›kça elefltirmifltir” diyerek “yokedilmesi gereken örgütler listesi”ne ald›. Peki o sözü edilen gerçek de¤iflti mi? Hay›r; gerçek hala yerinde duruyor ve boyutu giderek daha da büyüyor. Açl›k, zulüm, hukuksuzluk düzeni Amerika’n›n imparatorluk iflgalleri ve sald›r›lar› ile birlikte daha da katmerleniyor. “Amerika’dan yana olmayan, Amerikan ç›karlar›na hizmet etmeyen” herkes düflman ilan ediliyor. Askeri, siyasi, ekonomik yollarla dize getirilmeye çal›fl›l›yor.

Gerçe¤in Üzerini “Teröre Karfl› Savafl” Yalan›yla Örtmeye Çal›flanlar, O Gerçe¤in Sonuçlar›na Çarp›yor: Amerika bir kez daha dünya gerçe¤ine çarp›yor. Art›k herkesin rakamlarla bildi¤i açl›k ve zulüm gerçe¤ine çarp›yor. “Globalizm, küreselleflme” yalanlar›n›n bir süreli¤ine gündemden düflürdü¤ü, halklar›n beyinlerini dumura u¤ratt›¤› günler art›k geride kald›. Halklar iflte bu dünya gerçe¤ini çeflitli biçimlerde sorguluyor. Hala küreselleflme masallar›n› gündemde tutmaya çal›flan, Amerika’dan demokrasi bekleyen, iflgallere methiyeler düzenler de o gerçe¤in farkl› bir boyutuna çarpt›klar›nda uyanacaklar, ama geç bir uyan›fl olacak. Ne yalan, ne terör dünya gerçe¤inin üzerini örtemedi¤i gibi, gerçek kendini dayatmaya devam ediyor. Amerikan emperyalizmi impatorlu¤unu dayatt›kça, halklar› aç b›rak›p katlettikçe, halklar direnmenin, emperyalizmden hesap sorman›n yollar›n› buluyor. Geçen haftadan bu yana dünyan›n dört bir yan›nda yaflanan feda eylemlerini hat›rlayal›m: Çeçenistan’da iflgalci Ruslar›n iflbirlikçisi hükümet güçlerine karfl› sald›r›lar. Suuidi Arabistan’da Amerikan kurulufllar›na sald›r›. Fas’ta emperyalist, siyonist kurulufllara sald›r›. Filistin’de bu haftaya kadar uzanan üç günde 4 feda sald›r›s› ile emperyalizmin “bar›fl” ad›n›

Emperyalizmin yaratt›¤› dünya gerçe¤i

SONUÇ!

Say› 62 35 25 May›s 2003


verdi¤i teslim alma oyununu bozan geliflmeler. Ve Türkiye’de fiengül Akkurt’un hedefine ulaflmasa da, nedeni Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi aç›klamas›nda dile getirilen ve mesaj› zulmün sahipleri taraf›ndan çok iyi alg›lanan eylem giriflimi. Halklar Amerika’ya ve ondan güç alarak, onun “terör” demagojilerine sar›larak zulüm uygulayan, aç b›rakan, sömüren, iflgal edenlere sesleniyor; Sen zulmedersen, sen dünyan›n bütün zenginliklerine benim tekellerim el koyacak, yerin alt›nda yerin üstünde ne varsa hepsi benim olacak dersen, sen bir milyara yak›n insan› içecek sudan mahrum edersen, halklar› hastal›klar›n pençesinde, okulsuz, evsiz, topraks›z b›rak›rsan, sen ülkeleri iflgal eder, halklar›n iradesini yok edersen, sen dünya düzene bafle¤meyenlere, engel olanlara her gün tehditler ya¤d›r›rsan,

Say› 62 36 25 May›s 2003

sen, “ben senin rejimini be¤enmiyorum, de¤ifltirece¤im; ister bombalarla ister IMF ile” diye dayat›rsan, sen iflgallerinin ad›na “demokrasi, özgürlük götürme” diyerek halklarla alay edersen... HALKLAR DA ADALET ‹STE⁄‹N‹ HAYKIRMA, AÇLI⁄INA SON VERME, HESAP SORMA YOLLARINI MUTLAKA BULUR. ‹ktidarlar› y›kabilirsin, onlarca ülkede kontra örgütleri kurup, katliamlar yapabilir, iflbirlikçi iktidarlara tetikçilik görevleri verebilirsin; ama halklar› teslim alamazs›n. “Her yanda ardarda neden feda eylemleri oluyor” diye tart›flanlar cevab›n› baflka yerlerde aramamal›d›r. Cevap iflte bu gerçeklerdedir. Kimse art›k bu tabloyu, flu örgütün “fleriatç›l›¤›” ile, bu örgütün “teröristli¤i” ile aç›klayamaz. Amerika ve iflbirlikçileri bu demagojiye art›k kimseyi inand›ramaz. Tarihsel olarak fliddeti yaratan egemenlerdir. Yaflananlar›n sorumlusu onlard›r. ‹mparatorlu¤unu halklar›n kan› üzerine kurmaya çal›flan Amerika ve Amerikan ç›karlar› için kendi halk›n› katleden iktidarlar, bütün fliddetin sorumlusudur. Aksini söyleyen, ABD iflgallerini, zulmünü onaylayanlard›r. Amerika gibi konuflan, ABD gibi düflünen, ABD ç›karlar›n› savunanlard›r. fi‹MD‹ GERÇE⁄‹N ZAMANIDIR!

Filistin’in Direnifli, ‹srail’in Açmaz›, Arafat’›n Trajedisi Emperyalist "yol haritas›"n›n Filistin halk›n›n direnifli yok say›larak uygulanamayaca¤›n› belirtmifltik. Amerikan-‹srail dayatmas› ile baflbakan yap›lan Ebu Mazen’in fiaron ile görüfltü¤ü günlerde feda eylemcileri üç günde dört sald›r› gerçeklefltirdi. Eylemlerin genel anlamda ifade etti¤i biliniyor; iflgale son verin. Ama bu sürece özgü tercümesini yapmak gerekirse; “Filistin direniflini hesaba katmayan yol haritalar› ç›kmazd›r” diyorlard›. Direnifl karfl›s›nda her türlü yolu, terör yöntemini uygulayan, görülmedik bir zulmü hayata geçiren ‹srail, eylemler karfl›s›nda yeni sald›r› planlar›n›n haz›rl›¤›na giriflti. Bat› fieria'y› kapal› bölge ilan edilmesi bunlardan biri. Di¤eri ise, Arafat’›n sürgüne gönderilmesi plan›. Ömrünü Filistin davas›na adamas› yan›yla bir kalemde üstünün çizilmesi her ne kadar yanl›fl olursa, bu sonucu Arafat’›n ad›m ad›m kendisinin yaratt›¤› da o kadar do¤rudur. Beyaz Saray kap›lar›nda, Oslo masalar›nda aranan “bar›fl” bir türlü gelmedi Filistin’e. Arafat’›n her geri ad›m at›fl›nda, her Ortado¤u politikac›l›¤›n›n alavere dalaveresine baflvurmas›nda ‹srail daha da güç kazand›. Daha fazlas›n› istedi. Öte yandan Arafat’›n halk›yla ba¤lar› bu politikalar›n sonucu olarak daha da zay›flad›. Bugünlerde Filistin topraklar›nda direnifl, açmaz ve trajedi yanyana yaflan›yor. ❖❖❖

Aceh’e Savafl ‹lan› Aceh bölgesinde ulusal haklar›n› talep eden halka karfl› Endonezya devleti taraf›ndan resmi olarak savafl ilan edildi. S›k›yönetim ilan edilen bölgede Özgür Aceh Hareketi ile devlet güçleri aras›nda yo¤un çat›flmalar yaflan›rken, ç›kar›lan savafl kararnamesi 6 ay geçerli olacak ve gerekirse uzat›lacak. 5 bin Özgür Aceh Hareketi militan›n›n bulundu¤u belirtilen Aceh’te varolan 30 bin askere yenileri eklenirken, havadan bombard›man ve paraflütçü birliklerinin bölgeye indirmeleri de sürüyor. Bölgeye 15 savafl gemisi gönderildi. Savafl ilan›, egemen s›n›flar›n “bar›fl masalar›”n›n ne kadar sahte ve bir anda bir kenara itilebilece¤ini de gösterdi. Bir süre öncesine kadar Özgür Aceh Hareketi ile “bar›fl görüflmeleri” yapan hükümet önce bu görüflmelerden çekildi, ard›ndan savafl ilan etti. Ço¤unlu¤u ABD tekellerince yönetilen zengin petrol yataklar›n›n bulundu¤u Aceh’e sald›r›da da karfl›m›za yine ABD’nin demagojileri ç›k›yor; teröre karfl› savafl. Halklar›n taleplerini bast›rman›n, katliamlar›n art›k vazgeçilmez gerekçesi bu. Hukuk, adalet yeryüzünde böyle yok ediliyor.


Y›kt›rmayaca¤›z!

Yoksul hastalar emperyalist ilaç tekelleri için kobay olarak kullan›ld›

Küçükarmutlu’da ‹stanbul Teknik Üniversitesi’nin arazisi oldu¤u gerekçesiyle y›k›lmak istenen 200’den fazla ev için keflif yapmaya gelenler halk›n öfkesi tafllar› ile karfl›land›.

ALÇAKLAR!

Yüzlerce polisin eflli¤inde gelen keflif memurlar›n›n karfl›s›nda gecekondu direniflleri gelene¤inin yarat›c›lar› vard›. Sokaklar yoksul, öfkeli insanlarla doldu. “Evimizi, yuvam›z› y›kt›rmayaca¤›z” hayk›r›fllar› yine duyuldu yoksul gecekondu sokaklar›nda. Armutlu’da katliam yap›p karakol kuran polisin ne ifle yarad›¤› bir kez daha görüldü. Halk›n karfl›s›nda kaskl›, robocoplar dikildi. Dün ölüm orucu direniflçilerinin karfl›s›na “terör” demagojisi ile dikilmifllerdi, flimdi gecekondulular›n karfl›s›ndayd›lar. Hep böyle olmad› m›; önce “terör” deyip bizi katlettiler, sonra halk›n evini yuvas›n› y›kt›lar, sofralar›ndaki ekme¤e daha kolay ellerini uzatt›lar.

Yüzy›ld›r bütün sömürge ülkelerde bilinen yöntemi SSK bünyesinde yap›lan yolsuzluk operasyonu s›ras›nda ortaya ç›kt›. Bir ‹talyan ilaç firmas› ile anlaflma imzalayan bir grup doktor, yoksul hastalar› kobay olarak kulland›. Ve bu deneyler esnas›nda ölenler oldu. DGM tutanaklar›nda belgeleri yer alan olay, Latin Amerika’dan Afrika’ya, Asya’dan ülkemize kadar onlarca ülkede yaflanan, bilinen bir gerçe¤in tezahürüdür. Yoksullaflt›r›r, sonra yoksullu¤umuzdan da kar etmeye çal›fl›rlar. Kapitalizm budur iflte. ‹nsana de¤er vermez, yoksullar›n ölümü, hayvan gibi kullan›lmas› umurlar›nda de¤ildir. Onlar bu deneyler sonucu trilyonlar kazanacaklar› ilaçlar gelifltirecekler ya, ona bakar. 12 Eylül cuntas› günlerinde Ayhan Songar’›n HZ‹ Vakf› da ayn› ifli devrimci tutsaklar üzerinde yap›yordu. Bu nedenle Devrimci Sol taraf›ndan hesap soruldu. Ankara Numune Hastanesi’ndeki ölüm orucu direniflçileri üzerinde deneyler yap›ld›¤›na dair izlenim ve kuflkular› bir süre önce dergimizde yazm›flt›k. Araflt›r›lmad›, üzeri örtülmeye çal›fl›ld›. Yoksullar üzerinde deney yapan “Prof”lar› düflünün; kim e¤itti bunlar›, hangi düzen flekillendirdi bu kafalar›? “Kasan› doldur da nas›l doldurursan doldur” felsefesini kim ö¤retti bunlara? ‹TO baflkan› bir TV’de konufluyor; “Bu tür fleyler mümkündür, çünkü mekanizma buna müsaittir.” Evet sorun sistemdir. Emperyalist tekeller için ülkemizi ucuz emek, ucuz insan cenneti haline getiren bu düzendir. “Yabanc› sermaye” iflte böyle geliyor ülkemize. Ölümle, en alçakça yöntemlerle geliyor. ‹nsanlar›m›z› öldürüyor, kobay olarak kullan›yor, afla¤›l›yor, aç b›rak›yor.

Halk›n öfkeli sloganlar›, tafl ve yumurta ya¤murlar› aras›nda tamamlanan keflif, önümüzdeki günlerde yap›lacak y›k›mlar›n son aflamas›n› oluflturuyor. Armutlu halk› y›k›mlara karfl› direnecek. Dozerleriyle geldiklerinde Armutlu’nun kolay y›k›lamayaca¤›n› bir kez daha görecekler. Ço¤unlu¤u, Armutlu’nun bugüne kadar sa¤ partilere oy veren halk›m›z›n yaflad›¤› bölgesinde yaflanacak olan y›k›mlar, bütün Armutlu’nun sorunudur. Geçmiflte direnme örnekleri yaratan Küçükarmutlu direnifl mahallesinin yoksullar› birlik içinde direnmelidir. Bugün o bölgeyi, sonra baflka bölgeleri, Bizim de eve, yaflamaya hakk›m›z var s›ra bo¤aza naz›r gecekondular›n tümüne gelecektir. Burjuvaziye peflkefl çekmek için y›llard›r dört gözle bekleyen oligarfli bu amac›ndan hiçbir zaman vazgeçmeyecektir. AKP’nin “gecekondu aff›” safsatalar›n›n gerçek yüzü iflte bu; yoksullar›n evini y›k, villa yapmak için zenginlere ver! Yoksullar›n da yaflamaya hakk› var, onlar›n da eve, yuvaya ihtiyac› var. Bedeller ödeyerek kazand›klar› haklar›n› direnerek koruyacaklar.

Deprem De¤il Katliam Bingöl'de deprem ve halk›n kurflunlanmas›, Okmeydan› Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin de yerald›¤› Emperyalist Savafl Karfl›t› Birlik taraf›ndan protesto edildi. 18 May›s günü AKP ‹l binas› önünde gerçeklefltirilen eylemde "Do¤al Afet Ölümleri De¤il Katliam" ve "Bingöl Halk› Yaln›z De¤ildir" yaz›l› dövizler tafl›nd› ve "Öldüren Deprem De-

¤il Devlet, Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i” sloganlar› at›ld›. AKP ‹l Binas› önüne yaklaflmalar›na izin verilmeyen kitle, yak›n bir yerde bas›n aç›klamas› yaparak, depremde ölümlerin sorumlusunun devlet oldu¤u, sonras›nda yaflanan olaylar›n da devletin gerçek yüzünü gösterdi¤i belirtildi. Eylem, "sorumlu düzendir, sessiz kalmayal›m, birleflelim hesap soral›m" ça¤r›s›yla son buldu.

Say› 62 37 25 May›s 2003


AB’YE UYUM YASALARI DE⁄‹L, HALK ‹Ç‹N YASALAR! TBMM’nin gündeminde yine “AB’ye uyum” yasalar› var. Tüm halk›m›z›n iki noktaya dikkatini çekmek istiyoruz: Birincisi, Son dört y›lda bu kaç›nc› “uyum paketi” bir hat›rlay›n. Üstelik, her pakette dönüp dolafl›p tart›fl›lan konular da ayn›. ‹kincisi, haz›rlanan, TBMM’de kabul edilen onca uyum paketine ra¤men, ülkemizde haklar ve özgürlükler alan›nda hiç bir pratik de¤iflme, geliflme yoktur. Aç›k ki, bu konuda bir aldatmaca, bir sahtekarl›k sürüyor. Avrupa ve Türkiye oligarflisinin birlikte sürdürdü¤ü bir aldatmaca hem de. Biz y›llard›r AB yetkililerinin a¤z›ndan “Türkiye’de olumlu geliflmeler” oldu¤unu duyar›z; ama onlar›n Avrupa’lardan gördü¤ü olumlu geliflmeleri, biz bir türlü göremeyiz.

Say› 62 38 25 May›s 2003

Türkiye, bu göstermelik “uyum paketleri”yle demokratikleflemez! Ba¤›ms›zl›¤› ve demokrasiyi esas alan bir anayasa yap›lmal›d›r. Mevcut Anayasa, Amerika’n›n ve iflbirlikçilerinin haz›rlad›¤› bir anayasad›r. Amerika’n›n “bizim çocuklar” dedi¤i generaller taraf›ndan dikte ettirilmifltir. 1982 Anayasas›’n›n tüm mant›¤›, halk›n haklar ve özgürlükler mücadelesini, örgütlenmesini, dayan›flmas›n› yoketmek, zapt-› rapt alt›na almak üzerine kuruludur. Y›llard›r “AB’ye uyum” deyip duranlar›n, bu Anayasa’ya dokunmamalar› bile, sahtekarl›¤›n büyüklü¤ünü göstermektedir. Demokratikleflmeye gerçekten niyeti olanlar›n, ilk yapaca¤› ifl, bu anayasay› tümden la¤vedip çöpe atmakt›r. Mevcut anayasa, derhal iptal edilmelidir. Bunu yapm›yorlar. Yapmayacaklard›r. Çünkü, haklar ve özgürlükler içinde de¤il, bask› ve terörle yönetmek istiyorlar. Ba¤›ms›zl›¤› ve demokrasiyi esas alan bir anayasa, ancak halk›n mücadelesi sonucu yap›labilir.

TÜM DEMOKRAT‹K KURUMLARA, HALKIMIZA ÖNER‹M‹Z fiUDUR: AB’ye uyum aldatmacas›na karfl› ç›kal›m. Demokrasicilik oyununa ortak olmayal›m. MÜCADELEM‹Z; Halk Anayasas› yap›lmas› ve bask› ve zulmü kurumlaflt›ran tüm yasal düzenlemelerin kald›r›lmas› do¤rultusunda olmal›-

d›r. Bu çerçevede öncelikle; 1. 1982 anayasas›n› yapanlar yarg›lanmal›, MGK tümden kald›r›lmal›d›r! ve bu anayasaya dayanarak 23 y›ld›r halka karfl› her türlü bask›, yasak, katliam ve zulmü uygulayanlar, ülkemizi emperyalistlerin ya¤ma ve talan›na açarak, emperyalizmin askerli¤ini üstlenerek iflbirlikçilik yapanlar, yarg›lanmal›d›r. 2. Terörle Mücadele Yasas› tümden kald›r›lmal›d›r! Bu yasan›n flu maddesi kalks›n, flu maddesi kals›n diye yürütülen tüm tart›flmalar, bask› ve zulüm zihniyetinin ürünüdür. Bu yasa, Amerika ve iflbirlikçilerinin “terör demagojisi”yle, her türlü muhalefeti yoketmek, farkl› düflünceleri sindirmek için kulland›klar› bir yasad›r. Haklar ve özgürlüklerden yana olanlar›n bu yasada savunabilecekleri tek bir madde, tek bir f›kra bile yoktur. Ülkemiz ba¤›ms›z ve demokratik bir ülke olacaksa, böyle bir yasaya da yer yoktur. 3. Düflünce ve örgütlenme özgürlü¤ü önündeki tüm engeller kald›r›lmal›d›r! 1982 Anayasas› ve mevcut Ceza Kanunu, polise, jandarmaya, M‹T’e iliflkin kanunlar, düflünce ve örgütlenme özgürlü¤ünü yasaklayan, ka¤›t üzerinde tan›y›p keyfi olarak yokeden maddelerle doludur. Düflünce ve örgütlenme özgürlü¤ünün olmad›¤› yerde, demokratikleflmeden sözedilemez. 4. DGM’ler tümden kald›r›lmal›d›r! Demokrasicilik oyununun Avrupa ve Amerika iflbirli¤iyle sürdürüldü¤ünün en aç›k kan›tlar›ndan biri DGM’lerdir. DGM’lerdeki “asker üye”nin kald›r›lmas›yla DGM’lerin niteli¤i de¤iflmifl de¤ildir. DGM’ler Terörle Mücadele Yasas›’n›n ve terör demagojisinin “yarg›” aya¤›d›r. Halk›n mücadelesi, örgütlenmesi, protestolar›, farkl› düflünceler, bu mahkemeler arac›l›¤›yla “cezaland›r›larak” sindirme politikas›na “hukuk” k›l›f› giydirilmekte; yine bu mahkemeler arac›l›¤›yla iflkenceciler, katliamc›lar koruma alt›na al›nmaktad›r. 5. Tüm tutuklu ve hükümlüler serbest b›rak›lmal›d›r! Ba¤›ms›zl›k ve demokrasiyi savunduklar› için onlarca y›ll›k cezalar verilip hapsedilen devrimci tutuklu ve hükümlüler baflta olmak üzere; adli tutuklular dahil, tüm tutuklular ser-


best b›rak›lmal›d›r. Yoksul çaresiz insanlar› suça yönelten koflullar›n ortadan kald›r›lmas› da ayn› anda gündeme al›nmal›d›r. F Tipleri bir daha aç›lmamak üzere kapat›lmal›d›r. Hücre tipi hapishaneler iflkenceli ölümdür. Zulümdür. Hiç kimseye reva görülemez. 6. Kürt halk› bir gerçektir; ulusal haklar› tan›nmal›d›r! Kürt halk›n›n karfl› karfl›ya oldu¤u bask› ve k›s›tlamalar, ‘özel TV’lerde Kürtçe olsun mu, olmas›n m›’ tart›flmalar›n›n ötesinde bir sorundur. Kürt halk›, ulusal kimli¤inden ve kültüründen kaynaklanan her türlü hak ve özgürlü¤ü, özgürce kullanabilmelidir. Söz karar örgütlenme kendi kendini yönetme hakk›na sahip olmal›d›r. Düzenin bu konuda ony›llard›r besleyip büyüttü¤ü önyarg›lar, paranoyalar, terkedilmeli. Bir halk varsa, onun dili de, kimli¤i de, kültürü de, ulusal haklar› da vard›r. Bunlar gasbedilemez. 7. 12 Eylül’den günümüze, halka karfl› suç iflleyenler yarg›lanmal›d›r! 23 y›ld›r bu ülkenin her yan›nda oluk oluk kan ak›t›ld›. ‹flkencehaneler kesintisiz çal›flt›. ‹nfazlar, kay›plar, faili meçhuller “ola¤an”laflt›r›ld›. Demokrasi, adaletsiz gerçekleflemez. Demokratik bir düzende, halka karfl› ifllenen suçlar, kimsenin yan›na “kar” kalamaz. Bu nedenle, bu yarg›lamalar süratle ve mutlaka yap›lmal›d›r. 8, Sömürgecilik anlaflmalar› derhal iptal edilmeli, Amerikan iflbirlikçileri yarg›lanmal›d›r! Amerika’yla gizli-aç›k uflakl›k anlaflmalar› imzalayanlar, Türkiye’yi Amerika’n›n “stratejik müttefiki” yapanlar, yeralt›, yerüstü kaynaklar›m›z› peflkefl çekenler, ülkemizi borç bata¤›na sokanlar, halka ve vatana ihanet suçundan yarg›lanmal›d›r. Demokrasiyi kazanmak zorlu bir mücadeleyle mümkündür. Kim, kolay yoldan demokratikleflme vadediyorsa, kim, Avrupa’n›n veya ABD’nin ülkemize demokrasi getirece¤ini söylüyorsa, o aldat›yor demektir. O, mevcut bask›, sömürü, zulüm düzeni sürsün istiyor demektir. Kendi gücümüzle, zor da olsa, ba¤›ms›zl›k ve demokrasiyi kazanaca¤›z.

Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i

➜ Bal›kç› Davas› Bafllad›

18 Ekim 2002 tarihinde, kaçak elektrik kullanan patronlar›n kiral›k katilleri taraf›ndan katledilen devrimci memur Hasan Bal›kç›’n›n öldürülmesi davas›n›n ilk duruflmas› 21 May›s günü Urfa 2. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde yap›ld›. San›klar, fiehmus Taflan ve Y›lmaz Çakmak’›n getirildi¤i mahkemeye çevre kentlerden Bal›kç›’n›n mücadele ve ifl arkadafllar› ile DKÖ’lerden oluflan 150’ye yak›n insan mahkemeyi izledi. Mahkeme önünde Bal›kç›’n›n resimlerini tafl›yarak “Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Çetelerden Hesap Sorulsun, Hasan Bal›kç› Ölümsüzdür” sloganlar› at›ld›. Bal›kç›’n›n efli fiengül Bal›kç› da yapt›¤› konuflmada, “Ben bu cinayeti küçük bir Susurluk olarak görüyorum, o bütün emekçilerin yan›ndayd›, bunun bedelini ödedi” fleklinde konufltu. Mahkeme, duruflmay› 18 Haziran tarihine erteledi.

➜

Halka Aç›kla! “Yüksek Güvenlikli Cezaevleri” hakk›nda aç›klama yap›lmas›n› isteyen DKÖ’ler, Galatasaray postanesinde biraraya gelerek Adalet Bakanl›¤›’na faks çekti. TAYAD, ‹HD, TUYAB, TUAD ve Mazlum-Der’in kat›ld›¤› eylemde yap›lan aç›klamada, bakanl›¤›n cezaevi projesini halktan gizlemesi elefltirildi.

➜ Dersimliler Bulufltu. Dersimliler 18 May›s günü ‹zmir Tunceliler Derne¤i’nin Munzur Festivali fienlikleri öncesi Seferhisar Bademli Köyü'ndeki pikni¤inde bulufltu. 400 kiflinin kat›ld›¤› piknikte devrimcilerle Dersim halk› kaynaflt›.

➜

Kay›plar Haftas›. ‹HD’nin düzenli olarak yapt›¤› Kay›plar haftas› etkinlikleri bu y›l da çeflitli etkinliklerle gerçeklefltirildi. Eylemlere kat›l›m›n düflük oldu¤u gözlemlenirken, ‹stanbul, Adana, ‹zmir gibi baz› kentlerde oturma eylemleri yap›ld›.

➜

Bilgesu Erenus’a Beraat! Yaflad›¤›m›z Vatan dergisinde Armutlu’daki ölüm orucu gözlemlerini anlatt›¤› ‘Hasretle Yüksel’in Avlusunda’ bafll›kl› yaz›s›ndan dolay› yarg›lanan Bilgesu Erenus beraat etti. Terörle Mücadele Yasas›’na muhalefetten 1 ila 3 y›l aras› hapis cezas› istenen duruflma 6. No’lu DGM’de yap›ld›.

➜ Muhabirimize kence!

Hücre ve ‹fl-

Geçen hafta Adana’da tutuklanan muhabirimiz Erhan Bingöl, konuldu¤u Kürkçüler hapishanesinde iflkenceye maruz kald›. Bingöl, hücreye at›lmas›n›, say›m-arama dayatmalar›n› protesto etmek için açl›k grevine bafllad›. Erhan Bingöl’le ilgili 20 May›s’ta bir aç›klama yapan Adana Dayan›flmaDer, Bingöl’ün halen hücrede tutuldu¤unu, yatak verilmedi¤ini, açl›k grevinde olmas›na ra¤men, tuz ve fleker de verilmedi¤ini belirtti.

Say› 62 39 25 May›s 2003


Gazilerden Kontra Gazetesi Zaman’a Cevap

ASIN B‹Z‹! ‹ktidar›n çocu¤u, Amerika’n›n sevgili kulu Fethullah Gülen’in kontra gazetesi Zaman’›n 17 May›s tarihli manfletini görenler, bundan bir süre önce yazd›¤›m›z, “Do¤an Medya’n›n fazla teflhir olmas›ndan dolay›, polis kontra haberleri daha çok islamc› geçinen gazetelere yapt›r›-

107 insan›n “biz düflüncelerimizle, inançlar›m›zla yaflamak istiyoruz” diye öldü¤ü bir yerde, “inançlara, düflüncelere özgürlük” demelerinin ne kadar sahte, riyakarca oldu¤u aç›k de¤il mi? Özgürlük sadece kendilerine! Bu kafa inançlara sayg› duyabilir mi? Kendinden olmayan› yok eden faflist devletten özde fark› ne?

Zaman ve Vakit gazetelerinde bu tür kontra haberlere son dönemde s›k s›k rastlanmaktad›r. Kendilerinin küçük hesaplar›, devlete yaranma numaralar›, bilinen “anti komünizm” histerileri polisin kullanmas› için oldukça uygun bir zemini zaten kendili¤inden sunuyor. Bas›n yoluyla kullan›lma-kullanma iliflkisinin biz baflka türlülerini de gördük. Devlet ad›na cinayetler, katliamlar iflleyen islamc› maskeli katiller güruhuna da tan›k olduk. Arflivlerde bunlar kay›tl›d›r ve Zaman’›n kontra yay›nlar› ayn› mant›¤›n ürünüdür. Oligarfliye, Amerika’ya sayfalar›, beyinleri sonuna kadar aç›kt›r. Yeter ki, Fethullah’a dokunulmas›n, yeter ki, okullar›na iktidar destek versin.

Fetullah’›n dergisi Aksiyon ayn› ölüm orucu gazileri ile röportaj yapar, gerekçesiz yay›nlamaz, ama polis yalan haberi eline tutuflturur hemen manfletlere tafl›n›r. Demek, bu ülkenin en önemli “manfletlik” sorunu, ölüm orucu gazilerinin konsere gitmifl olmalar›! Hem de konserde ön koltuklarda oturmufllar! Fetullah’›n çocuklar›n›n polisle elbirli¤i içinde bulabildikleri yasak m› bu?

yor” sözlerimizi hat›rlam›flt›r.

Say› 62 40 25 May›s 2003

Bu kafalar islamc› olabilir mi? Bizden önce islamc›lar›n bu gazeteleri yakarak, protesto fakslar›na tutarak protesto etmesi gerekmiyor muydu? Kald› ki, meselenin insani, ahlaki boyutunu tart›flmaya bile gerek yoktur. Devletin sakat b›rakt›¤› insanlar› hedef yapmaya çal›flan bir ahlak›n neresini tart›flacaks›n? Zulmü görmezler, zulme onay verir sessizce ölümlerimizi izlerler, bu da yetmez devletin öldüremediklerini de hedef haline getirirler. Neden ölmediniz, sizin yaflamaya hakk›n›z yok, sizin konsere kat›lmaya, telefon tafl›maya, 1 May›s’ta bütün halk kesimleri gibi yürümeye hakk›n›z yok, siz ölmelisiniz diyen bu zihniyetin yüzünde islamc› maske tak›l›. Zaman Gazetesi’nin, ya da ondan afla¤› kalmayan Vakit’in tek bir gün “bu ne zulüm! Bu ülkenin hapishanelerinden dizi dizi ölümler ç›karken, yüzlerce insan sakat b›rak›l›rken Müslümanl›¤›m›zdan utan›yoruz. Katliam›n ‘AB onaylad›’ denilerek sürdü¤ü bir ülkede Cuma namazlar›m›z› da k›lmayaca¤›z...” türünden bir manfletini duydunuz mu? Yoktur böyle bir fley. Önce “oruç mu, açl›k grevi mi” diye tart›flt›lar. Sonra küfürler, asparagas haberler izledi. Ard›ndan derin ve anlaml› bir suskunlukla ölümlerimize onay verdiler.

Zaman’›n manfletine bak›n; bu kafa Ankara’da liselileri 1 May›s’a kat›ld› diye sorgulayan iflkencecilerle ayn› zihniyete sahiptir. 1 May›s’a kat›lmak suç. "Cezaevinde Kalamaz Raporu Alan Mahkumlar 1 May›s Eylemlerinde Ön Safta Görüntülendi" manfleti atman›n baflka bir anlam› yok. Polis ve Zaman ayn› kafaya sahip.

TAYAD’dan Aç›klama, Gazilerden Eylem Zaman’›n kontra haberinin ard›ndan bir bas›n aç›klamas› yapan TAYAD, “ZAMAN GAZETES‹ POL‹S‹N BORAZANLI⁄INI YAPMAYA DEVAM ED‹YOR!” dedi. Gazetenin son iki ayd›r benzer haberler yapt›¤›na de¤inen Tayad, “Zaman ne yapmaya çal›fl›yor” diye sordu ve aç›klamas›na flöyle devam etti: “Soruyoruz; Zaman Gazetesi ve polis, doktor mu? Yoksa bu insanlara rapor veren doktorlardan daha m› çok biliyorlar? Elbette ki mesele bu de¤il, mesele, Zaman Gazetesi'nin polisin borazanl›¤›na soyunmas› ve ayn› düflman tav›rlar› benimsemesidir... Unutulmamal›d›r ki; bu insanlar› bu hale devlet getirdi. Ç›kard›¤› 4608 say›l› yasa (zorla müdahale yasas›) ile bu insanlarla maalesef daha çok karfl›laflacaks›n›z. Bunlar ülke gerçekleri. Gerçeklerden daha ne kadar kaçabilirsiniz?... Zaman Gazetesi bu haberler için polisten kaç para al›yor yada nas›l bir ç›kar ve iflbirlikçilik iliflkisi var aç›klamal›d›r.”

Kendimizi ‹hbar Ediyoruz, As›n Bizi Tedavi amaçl› olarak bir arada bulunduklar› Aksaray’daki “Gaziler Evi”nin önünde bir bas›n aç›klamas› yapan direnifl gazileri ellerinde Zaman gazeteleri ve "Telefon tafl›mam suç", "konsere gitmem suç”, "1 May›s'a kat›lmam suç", "Beni içeride tecrit ettiler, d›flar›da da tecrit etmek istiyorlar", "Biz korsakoff hastas› olabi-


liriz ama henüz hayvanlaflmad›k insan›z biz", "Arkadafllar›m›zla olmak suç", "Yaflamak Yasak, Konuflmak Yasak" yaz›l› yaftalar› boyunlar›na ast›. Oligarflinin politikas›n› ve Zaman Gazetesinin kontra yay›n›n› protesto eden gazilerden biri temsili idam sehpas›nda boynuna ip geçirerek “as›n bizi o zaman” dedi. Zaman’›n yak›ld›¤› eylemde Gaziler yapt›klar› aç›klamada flöyle dediler:

Yafl›yoruz ve Yaflamaya Devam Edece¤iz “Haberde ad› geçen Deniz Y›ld›z, 1 May›s’a kat›lm›fl sol kolunda k›rm›z› kurdela varm›fl. Olabilir, isteyen k›rm›z› kurdele ya da istedi¤i bir renkte kurdele de takabilir. 1 May›s'a da kat›labilir. Hasta olanlar 1 May›s'a kat›lamaz diye bir kural m› var? Polisin elinde böyle bir yasa m› var? 1 May›s'a kat›lmak gizli bir faaliyet midir? Örgüt faaliyeti midir?

Ölüm orucu gazileri ve TAYAD’l› Aileler Zaman Gazetesi’nin kontra haberini bas›n aç›klamas›nda Zaman’› yakarak protesto ettiler. Daha sonra Sultanahmet Adliyesi’ni giden gaziler ve aileler Zaman hakk›nda suç duyurusunda bulundular.

Gülten Özdemir ve Sakine Ögeyik’in ellerinde cep telefonu oldu¤u söyleniyor. Cep telefonumuz var. Bu da m› suç? Bütün bunlar polisin nas›l keyfi hareket etti¤ini gösteriyor. 1 May›s'a kat›ld›n suç, cep telefonu tafl›d›n daha büyük suç!

lar›m›zla, tecrit ölümdür ölümleri durdurdun diyoruz. Bunun için de¤il 1 May›s'a her yere de gidiyoruz. Gösterilere kat›l›yoruz, görüflülmesi gereken tüm merciilere baflvuruyoruz.

Özkan Güzel'in elinde k›rm›z› flama oldu¤u söyleniyor. Evet binlerce k›rm›z› flama tafl›yan insandan birisi de Özkan Güzel'dir. Suç ne? Yani sen hastas›n o zaman hiçbir yere gidemezsin, evinde oturacaks›n, telefonla da konuflamayacaks›n, insan içine ç›kmayacaks›n, yani yaflayan ölü olacaks›n. Evet, biz Korsakoff hastas›y›z, yaflam›m›z›n baz› kesitlerini hat›rlam›yoruz. Vücut dengelerimiz bozuk ama biz henüz hayvanlaflmad›k, insan oldu¤umuzu biliyoruz. Hala bir beynimiz var. Niçin sakat kald›¤›m›z› da biliyoruz. Tecrit kald›r›ls›n istedik. F tipleri bir ölüm makinesi olmaktan ç›ks›n istedik. Bunun için ölüme yatt›k. Sa¤l›m›z› kaybettik ve hala, tecrit kald›r›ls›n diyoruz. En yüksek sesimizle, hat›rlad›¤›m›z ve hat›rlamad›¤›m›z y›llar›m›zla, bozulan vücut dengelerimizle, diri diri yak›lan kad›nlar›m›zla, topra¤a verdi¤imiz 106 arkadafl›m›zla ve hala direnen arkadafl-

Bir de H.Fevzi Tekin ismi geçiyor. Parkorman'da yap›lan bir konsere gitmifl hem de önde oturmufl. Suçun büyüklü¤üne bak›n. Bu komikli¤i yapan cürete bak›n... Söyleyecek bir fley bulamam›fl, düflünmüfl, düflünmüfl suç diye gösterebilece¤i bir fley bulamam›fl... Konsere gitmifl! Ne büyük suç... Ve ne büyük baflar›... Fevzi Tekin konsere gitmifl. Polis de bunu tespit etmifl, flu istihbarat›n flaheserli¤ine bak›n. Ancak mizah konusu olabilir. Biz daha fazla fleyler söyleyelim Fevzi Tekin konsere de gider, yasal bir mitinge de gider. En do¤al hakk›. Ama bunlar› suç diye aç›klama yapan polis de, ZAMAN ve VAK‹T gazeteleri de insan tan›m›n› bilmeyen, düflünen insan›n ne oldu¤unu unutanlard›r. Sadece insan› yok etmek istiyorlar. Öldürmek istiyorlar. Yani diyorlar ki biz sizi sakat b›rakt›k, d›flar› att›k, flimdi asla düflünmeyeceksiniz. Asla hakk›n›z› aramayacaks›n›z, asla yasal bir mitinge kat›lmayacaks›n›z. E¤er bunlar suçsa kendimizi ihbar ediyoruz. Evet bunlarla u¤rafl›yoruz, 1 May›s'ta tecrite karfl› direniflte flehit düflen arkadafllar›m›z›n foto¤raflar›n›, tabutlar›n› da tafl›d›k onlar için slogan da att›k.

DEVR‹MC‹ BASIN SUSTURULAMAZ BASKILAR B‹Z‹ YILDIRAMAZ

Bu kontra yay›nlar› tan›yoruz biz; bunlar halk›n düflman›, Susurlukçular›n dostudur. Bu yay›nlar›n haz›rlad›¤› zeminde onlarca insan Susurlukçular taraf›ndan katledildi, yüzlercesi iflkencelerden geçirildi, tutukland›.

23 May›s Cuma günü saat 13.00’de Konak Sümerbank önünde Ekmek ve Adalet, Yeni At›l›m, Al›nteri, Devrimci Demokrasi, Dayan›flma, K›z›lbayrak, ‹flçi Köylü ve ‹HD, ESP, EKB’in destek verdi¤i ortak bas›n aç›klamas›yla, devrimci sosyalist bas›n üzerindeki keyfi uygulamalar anlat›larak “Tutsak gazeteci arkadafllar›m›z›n serbest b›rak›lmas›n› istiyoruz” denildi. “Devrimci Sosyalist Bas›n Susturulamaz” pankart›n›n aç›ld›¤› eyleme yaklafl›k 40 kifli kat›ld›.

Say› 62 41 25 May›s 2003


AKP’nin Kimli¤i Amerikanc›l›kt›r

Say› 62 42 25 May›s 2003

AKP iktidar›n›n kurulma çal›flmalar›n›n sürdü¤ü günlerdeki yaz›m›z›n bafll›¤› “Yeni bir Amerikanc› Hükümet Kuruluyor” idi. (Ekmek ve Adalet, Say› 34, 12 Kas›m 2002) Çok geçmedi bir kaç ay içinde, IMF karfl›s›nda, Beyaz Saray kap›lar›nda, Amerikanc›l›¤›n zulümde k›stas› haline gelen F tipleri sorununda ve Irak halk›n›n hava saham›z kullan›larak katledilmesinde... söylediklerimiz do¤ruland›. O gün, “onlar her iktidara Amerikanc› der” diye düflünenler bugün yan›ld›klar›n› görüyorlar. Peki AKP içinde, bu kimli¤e denk düflmeyen unsurlar yok mu; vard›r, olabilir. Ama bu politikay› belirlemez ve giderek Amerikanc› çizgideki netleflme daha aç›k hale gelecektir. AKP’nin Antalya’daki “hafta sonu kamp›” biraz da buna hizmet eden geliflmelere sahne oldu. Hem parti içindeki ayk›r›, muhalif unsurlar›n etkisizlefltirilmesi manevralar› yap›ld›, hem de “islamc› milli görüfl”le hesaplaflmalar. Tayyip Erdo¤an’›n “Milli Görüflle tüm ba¤lar›m›z› kopard›k, biz o elbiseyi ç›kard›k. Biz Demokrat Parti’nin devam›y›z” sözlerinde somutlaflan bu hesaplaflma ve çizgisini netlefltirme çabalar›n› kimi pratikler de izledi. Devlet Bakan› Ali Babacan’›n ‹slami kesimin bugüne kadar elefltirdi¤i ve “dünyay› yöneten tekellerin toplant›s›” olarak bilinen Bilderberg Toplant›s›'na kat›lmas›, “Mason Klubü” denilen kurulufllar›n ziyaret edilmesi bunlara örnek verilebilir.

AKP, Türkiye’nin ‹flbirlikçilik Miras›na Sar›l›yor DP’nin 1950’li y›llarda iktidar olmas› ve onun iktidar›nda geçen y›llar ayn› zamanda Türkiye’nin Yeni-sömürgelefltirilme sürecini de anlat›r. Bu tarih bilindi¤i için yinelemeyece¤iz, ancak Menderes’in “her mahallede milyoner yarataca¤›m, Türkiye’yi küçük Amerika yapaca¤›m” sloganlar›nda somutlaflan iflbirlikçili¤in sonuçlar› bugün ortadad›r. AKP’nin “devam›y›z” diye sar›ld›¤› DP, ülkemizde Amerikanc›l›¤›n ilk partisidir. Ayn› flekilde

Tayyip Erdo¤an’›n bir baflka sahip ç›kt›¤› köken olan ANAP ise, bu konuda DP’den afla¤› de¤ildir. AKP’nin 6 ayl›k icraat›, bu mirasa sahip ç›kmay› hakettiklerini do¤rular niteliktedir. IMF’nin her iste¤i harfiyen yerine getirildi. Amerika karfl›s›nda kimi “yol kazalar›” yaflansa da emirlere amade olundu. Ve tüm bunlar “reel politika” olarak yutturulmaya çal›fl›ld› bugüne kadar. Özellikle kendi tabanlar›na yönelik propagandan›n temel malzemesiydi. “Bu devlet politikas›, flunu yapmazsak Amerika mahveder, IMF program›n› uygulamazsak krediyi keser, özgürlükleri gündeme getirirsek MGK azarlar...” masallar› art›k kimse için tatmin edici de¤ildir. “AKP nereye gidiyor?” sorusu tart›fl›l›yor. ‹slamc› çevrelerdeki kafa kar›fl›kl›¤›, “biz neden iktidar olduk” sorular›n›n cevaps›zl›¤› sürüyor. Ne kendi taban›n›n ne de genel olarak halk›n hiçbir sorununu çözemeyen, devletin zulüm politikalar›n›n üzerini AB’nin dayatt›¤› yasalarla örtmeye çal›flarak sürdüren, IMF’nin yoksullaflt›rma politikalar›n›n üzerine “yoksula yard›m” flal› geçirerek uygulayan AKP’nin kendinden öncekilerden hiçbir fark› olmad›¤› ortadad›r. Bu nedenle AKP’nin yay›n organ› gibi çal›flan kimi islamc› bas›n›n manfletlerinde durmadan “fluradan flu kadar kaynak” manfletleri at›l›yor, alt› bofl bir “kalk›nma” havas› yarat›lmaya çal›fl›l›yor, ama nafile. Türkiye’de yoksulluk ve açl›k gerçe¤i o kadar ç›plak ki, birileri fliflirme manfletler att› diye de¤iflseydi, Hürriyet neler yapmazd› flimdiye kadar! Evet AKP neden iktidar oldu, seçim dönemindeki vaatlerine ne oldu, belirsizdir. “DP’nin devam›y›z” sözünün bir di¤er yan›n› da, parti içindeki bilinen çeflitli e¤ilimlerin ortak bir potas› olarak görülmesi. Tarikatç›s›, liberali, faflisti ile DP bir potad›r. “Merkez sa¤” dedikleri de bu potad›r. Tayyip Erdo¤an bu potaya ne kadar sa¤lam oturursa, hem parti içindeki kaynamalar› durduraca¤›n› hem de Genelkurmay ve emperyalizme “iflte ben sizin istedi¤iniz gibi oldum” diyebilece¤i bir parti yaratabilece¤ini düflünüyor.

Emperyalizme ve Genelkurmay’a Kendini Kan›tlama Manevralar› AKP’nin kendi taban›n› memnun edecek göstermelik ad›mlar›n›n dahi karfl›s›na Genel-


kurmay ç›kmaya devam ediyor. Tamam de¤ifltin, ama yetmez diyor Genelkurmay. Evet yetmez; devlet bütün “yeflil” tonlardan ar›nmas›n› istiyor AKP’den. Öte yandan tezkereyi bütün çabalar›na ra¤men geçirememenin yaratt›¤› Amerika cephesindeki hoflnutsuzluk, AKP’yi daha da telaflland›r›yor ve Amerika’ya yaranmak için k›rk takla atmaya haz›r pozisyonda bekliyor. Ya “islamc›” maske de indirilecek, ya da sistemle çat›fl›lacak. Baflka bir seçenek olmad›¤›n›, takiyye ile bu ifli götüremeyece¤ini görüyor AKP iktidar›. AKP’nin tercihi, Tayyip Erdo¤an’›n konuflmas›na da yans›d›¤› gibi, “merkez sa¤” diye formüle ettikleri, sistemin kabul edebilece¤i bir çizgiye yönelmek oluyor. AKP böylece devlete meflruiyetini kabul ettirece¤i hesab›n› yap›yor. Karfl›l›¤›nda ise koltu¤unu korumay› planl›yor. Bu tart›flmalar parti içinden nas›l sonuçlar yarat›r, bunun tart›flmas› ayr›d›r. Ancak tüm bu “kimlik” tart›flmalar›, AKP’nin zulüm ve soygun politikalar›n› uygulamas›na, iflbirlikçilikte önemli ad›nlar atm›fl olmas›na ra¤men ne emperyalizme ne de Genelkurmay’a kendini kan›tlayamad›¤›n›n da göstergesidir. Tayyip Erdo¤an’›n Baflbakan olmadan Beyaz Saray kap›lar›na yüz sürmesi, flimdi Bilderberg Toplant›lar› ile sürüyor. En iflbirlikçi miras omuzlara al›narak emperyalizme mesaj verilmek isteniyor. Genelkurmay’a “bak›n biz fleriatç› de¤iliz, bu düzenin has partisiyisiz” demek için “gömlekler ç›kar›l›yor”. Böylece Genelkurmay’›n o bilinen hükümet operasyonlar›ndan, bölüp parçalama oyunlar›ndan kurtulma hesab› yapan, düzene oturmaya çal›flan AKP yan›l›yor. Düzene yanaflt›kça, bugün varolan taban›n› da kaybedecek, halkla hiçbir iliflkisi olmad›¤› daha aflikar hale gelecektir. Bugüne kadar iktidara gelip giden partiler bunun kan›t›d›r. Sistemle flu ya da bu düzeyde çat›flma halinde olmayan hiçbir gücün halktan destek bulamayaca¤› yeterince aç›kt›r. AKP’ye inanan, AKP’nin inançlar›n›, beklentilerini istismar etti¤i halk›m›z; AKP hiçbir sorunumuzu çözemez. 6 ayl›k icraat› bunun aç›k kan›t›d›r. AKP Amerikanc›l›kta kendinden öncekileri aratmam›fl, halklar›n kan›n›n dökülmesine yard›m yatakl›k yapacak kadar Amerikanc›l›kta yol alm›flt›r. Zulüm ve sömürü politikalar›n› kesintisiz sürdürmektedir. Çözemezler; Bu ülkenin 1960’lardan bu yana süren ba¤›ml›l›k zincirlerini b›rak›n k›rmay›, gevfletemezler bile. Aksine Avrupa’ya, Ameri-

ka’ya daha fazla tavizler vererek, önlerinde el pençe divan durarak daha da s›k›laflt›r›rlar. Çözemezler; ne türban sorununu çözebilir ne de öteki hak ve özgürlüklerimizi sa¤layamazlar. AB yasalar› ile göz boyamaktan, yasas› var kendi yok aldatmalarla oyalamaktan baflka hiçbir fley yapamazlar. ‹l binalar›n›n kap›s›na dayanan 106 tabuta bakmaya cesaret edemeyenler hiçbir zulmün karfl›s›nda olamaz. Ancak zulmü uygulayan olurlar. Çözemezler; Yoksullu¤umuzu ranta çevirmekten, sadakalarla, günlük oyalamalarla aldatmaya çal›flmaktan baflka açl›¤›m›za, yoksullu¤umuza çare bulamazlar. Dizginsiz özellefltirmelerle, IMF program›na tam uyumla açl›¤›m›z›, iflsizli¤imizi büyütmekten baflka hiçbir fley yapamazlar.

CHP Daha Sa¤a “Anadolu Solu” da fiyasko ile sonuçland›, flimdi yerel seçimlerin arifesinde CHP daha da sa¤a kayman›n teorilerini yapmaya bafllad›. “Soldan merkeze kadar geniflleme” olarak ifade edilen “sa¤ oy avc›l›¤›” Deniz Baykal’›n, CHP'li yöneticilerin aday olmamas›n› istedi¤i yerel seçimlerde “sa¤c› politikac›lar›n da d›fllanmamas›” ça¤r›s›nda daha somut hale geliyor. Sa¤a, her yenilgide daha sa¤a kayan CHP’ye bu yeni çizgisi tam oturacakt›r. Halk›n hiçbir sorununa sahip ç›kmayan, yaflanan zulme ses ç›karmayan, IMF politikalar›na tek bir elefltiri dahi yöneltmeyen CHP böylece lay›k oldu¤u yere h›zla gitmeye devam ediyor. Siyasi kimlik, ideoloji gibi bir sorunu olmayan CHP’nin “muhalefetini” Genelkurmay paralelindeki “laiklik” 盤l›klar› d›fl›nda gören var m›? Yoktur! CHP’yi ve CHP’nin yeni çizgisini en özlü bir flekilde CHP MYK Üyesi Bülent Tanla flu sözlerle anlat›yor; “Türkiye partisi olmam›z gerekir. Hedefimiz pastay› büyütmek. Kimisi Müslüman›m diyor, kimisi milliyetçiyim, kimisi baflka bir fley diyor. Bu bir pazar politikas›d›r. Herkesin oyunu istiyoruz. Bu politikay› uygulayaca¤›z. Her seçimde pazar pay› küçülen bir parti olmak istemiyoruz.” Siyaset pazar, halk o pazardaki mal; zihniyet bu olunca elbette halka dair politika düflünülmez bile. Sonra her seçimde alevi oylar› çalmak için alevicilik yap›l›r, islamc› oylar için ilahiyatç›lar aday yap›l›r, yuppiler için de Dervifller vitrine ç›kar›l›r. Tüm bunlar› yaparken, bir de flu CHP holdingi pazarda yeterli pastay› bir kapabilse! Halk CHP holdingin borsadaki de¤erini bir türlü yükseltmiyor.

Say› 62 43 25 May›s 2003


Direnece¤iz; Sonuna, Sonsuza, Sonuncumuza Kadar Direnece¤iz! Ya Yeni Bir Yol Bulaca¤›z Ya Yeni Bir Yol Yapaca¤›z Av. Behiç AfiÇI Bu söz tarihte KARTACA devleti olarak bilinen bugünkü ‹spanya ile Fas aras›nda bulunan küçük bir devletin baflkan› HANN‹BAL'›n sözüdür. O tarihte Romal›lar dünyay› ikiye ay›rm›fllard›, Romal› olanlar yani üstün insanlar, ve Romal› olmayanlar, yani köle olmas› gerekenler. Oysa Kartacal›lar Romal› de¤iliz Kartac›l›y›z diyorlard›. Ve Kartaca'da ilkel de olsa bir demokrasi vard›. Kartaca devleti için önemli olabilecek kararlar› alan kurullara, sahip olduklar› mülk miktar›na bak›lmaks›z›n tüm halktan temsilciler kat›labiliyord›.

Say› 62 44 25 May›s 2003

Roma ‹mparatorlu¤u say›s›z seferler düzenledi Kartaca devleti üzerine. Ve bu seferlere altm›fl y›l dayand› Kartacal›’lar. Ölüm döfle¤indeydi Hannibal bu sözleri arma¤an etti¤inde halk›na. Romal›lar Kartaca surlar›n› afl›p Hannibal’›n saray›na ulafl›r, herkes k›l›çtan geçirilir, Hannibal’›n kar›s› ise kendini surlar›n burçlar›ndan atarak intihar eder. Ve Romal› komutan anlar durumu "...Kartaca bizim ama biz kaybettik ..." Esir al›nan ve kölelefltirilen Kartacal›’lar gittikleri her yere tafl›rlar Hanibal’›n sözlerini; YA YEN‹ B‹R YOL BULACA⁄IZ YA YEN‹ B‹R YOL YAPACA⁄IZ. Ve isyanlar yay›l›r Romal›’lara karfl›. Ve tarihçiler, siyaset bilimciler flu konuda hem fikirdirler. As›l Roma’y› y›kan Hannibal’d›r. Hannibal, sonuna, sonsuza, son neferine kadar direnme gücünü vermifltir halk›na. Görkemli Roma devletinin kabu¤unu kavurmufl. Atilla ise bir k›l›ç darbesi ile ikiye bölmüfltür Roma’y›. Ve y›k›l›r Roma ‹mparatorlu¤u. ‹ster dini olsun, ister siyasi, ister materyalist, ister metafizik tüm halklar tarih boyunca sahip ç›km›flt›r D‹RENME HAKKI’na. Bin y›llard›r halk›n sahip ç›kt›¤› ekmek yemek su içmek kadar do¤al hale getirdi¤i direnme hakk› budur iflte. Hükümdar›n otoritesinin Tanr›dan geldi¤ini kabul etseler bile, Tanr›sal buyruklara, ahlak ve fazilet ilkelerine uymayan hükümdar›n Tanr›dan ald›¤› yetkiyi kaybedece¤ini ve böylece bir hü-

kümdara karfl› halk›n direnmesinin kutsal bir görev oldu¤unu söylemifltir bir çok fiozof. Konfiçyus’tan 1215 Magna Carta’ya kadar bu gerçek genel kabul görmüfl ve halklara güç vermifltir. *** Bizim ülkemizdeki kamu hukuku profesörleri de bu gerçe¤e dikkat çekmifl ve islam dininin direnme hakk›n› kullanmaya ça¤r› yapt›¤›n› belirtmifllerdir. Prof. Dr. Hüseyin Nail Kubal›'ya göre, direnme hakk› islamiyette dayanak bulur; "...Hazreti Peygamber bir hadisinde, ‘Allah'›n hofluna gitmeyen bir fleyi yapman›z› emretmedikleri müddetçe size emredenleri dinlemek ve onlara itaat etmek vazifenizdir. Aksi halde dinlemek ve itaat etmekle mükellef de¤ilsiniz. Direnmelisiniz..." demifltir. ‹slam dinine göre, flayet pozitif hukuk, yani yürürlülükte bulunan hukuk, Kuran'la ve sünnetle (peygamberin eylem, ifllem ve sözleri) konmufl olan temel hukuk kurallar›na ayk›r› ise zulme karfl› direnme hakk› meflrudur. Ve esas olarak D‹RENME HAKKI’n›n pozitif hukuka girifli ‹kinci Dünya Savafl›'n›n ard›ndan faflist bask›lar›n, faflizmin uyar›c› etkisiyle olmufl, anayasalarda direnme hakk›na yer verilmeye bafllanm›flt›r. Bir çok ülkenin anayasas›na Sosyalizmin etkisi ile girmifltir. Bizim hukukumuzda ise 1961 anayasas› ile somut bir flekilde yer alm›fl ama ömrü çok k›sa olmufltur. 1961 TÜRK‹YE CUMHUR‹YET‹ ANAYASASI'nda (No 334 9.7.1961) girifl flöyle bafll›yor. "BAfiLANGIÇ Tarihi boyunca ba¤›ms›z yaflam›fl, hak ve hürriyetleri için savaflm›fl olan; Anayasa ve hukuk d›fl› tutum ve davran›fllar›yla meflrulu¤unu kaybetmifl bir iktidara karfl› D‹RENME HAKKINI kullanarak...” fleklinde girifl bölümünde yer alm›flt›r. Gerçek flu ki, e¤er bir ülkede siyasi iktidar halk›n hak ve özgürlüklerini hiçe sayar ve bu durum halk› o yönetime karfl› direnmek temelinde bir eyleme sevk eder ise, anayasalarda direnme hakk›n›n tan›n›p tan›nmamas› sorun olmaktan ç›kar. Çünkü, direnifl her fleyden önce SOSYOLOJ‹K B‹R OLGUDUR. Toplumda hak ve özgürlük ihlallerine karfl› direnme düflüncesi olgunlafl-


halinde bu hareketi hakl› saymaktad›r. - "Hukuku inkar etmifl bir kuvvete karfl› kullan›lan direnme hakk› mutlaka hakl› say›lmak laz›m gelir. Yasalarca belirlenmifl olup olmamas›n›n önemi yoktur. Hukuk yasan›n üstündedir." - “Devlet kuvvetini devlet ve hak fikrinden baflka maksatlarla kullanan ve bu suretle de hak yolundan ç›karak zulüm yoluna gidenlere karfl› yap›lan hareketler hakl› say›lmak laz›m gelir.” t›¤›nda, kimse bunun bir hak olarak yasalarda POZ‹T‹F HUKUK KURALI OLARAK tan›n›p tan›nmad›¤›yla ilgilenmeyecektir. O halde, hukuki metinlerde direnme hakk›n›n tan›nmas›n›n ba¤lay›c› bir etkisi yoktur. Bu sosyolojik olgu mahkemelere ise flöyle yans›m›flt›r. Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi 25.6.1975 gün ve 975 -106 E. Ve 297 say›l› karar›nda: "Türkiye’de emperyalizme ve faflizme karfl› ç›kmak her vatandafl›n›n görevidir, namus borcudur, insan olma haysiyetinin gere¤idir. Faflizme ve emperyalizme karfl› ç›kmayan bir toplumun mevcut dünya koflullar› içinde insanca yaflamaya, insan olmaya, haysiyetli hayat sürmeye hakk› yoktur..." Bu mahkeme karar› da bu sosyolojik gerçekten yola ç›karak halk› direnmeye ça¤›rm›fl›r. Hem de devletçi bir yarg›ç yapm›flt›r bunu. Ve bu ülkede 31 ayd›r TECR‹TE KARfiI D‹RENENLER VAR. Yüzy›llar›n halk gerçe¤inden ald›klar› güçle 31 ayd›r direnenler var. ‹ktidar› TECR‹T N‹YET‹NDEN, TECR‹T AMACINDAN vazgeçirmeye yönelik bir direnifltir bu. Direnmek hakk› SOSYOLOJ‹K VE TAR‹HSEL B‹R GERÇEKT‹R ve Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Fakülteleri’nde böyle ö¤retilir. 1- Eski Adalet Bakanlar›’ndan Prof. Dr. Mahmut Esat Bozkurt, zulme karfl› direnme hakk›n›n›n AHLAK‹ bir görev oldu¤unu aç›kça yazm›flt›r. Direnmek hayat›n icab›d›r. Do¤al haklar›n en bafl›nda gelir. - Direnme hakk› milletlere insan gibi yaflama imkan›n› veren en yüce bir kuvvettir. - Direnme hakk›, tarihin mukadderat›d›r. Ret ve inkar› kabil olmayan bir vak›ad›r. 2- Türk Anayasa Hukuku hocalar›ndan Ord.Prof. Dr. Ali Fuat Baflgil de "demokrasi hukukunda, vatandafllar›n zulme, yani haks›z ve kanunsuz idareye karfl› direnme ve baflkald›rma hakk› vard›r." diyerek vatandafl için bunun, nefsin en son savunma çaresi olarak görmektedir. 3- Ord.Prof. Dr. S›dd›k Sami Onar da, direnme hakk›n› tan›makta, flartlar›n gerçekleflmesi

4- Prof. Dr. Muammer Aksoy direnme hakk›ndan vazgeçmenin insan›n insanl›¤›ndan vazgeçmesi demek oldu¤unu ö¤retmifltir ö¤rencilerine. "‹nsan›n ülkücü benli¤i, daima yeni gayeler, ileri hedefler peflinde koflmaktad›r. Her direnmenin esas flart› olan, ileriye ve iyiye yönelik bir gayenin mevcudiyeti, insan varl›¤›n›n de¤iflmez bir unsurudur. Yaflad›¤›ndan daha iyi, daha mesut, daha müreffeh, daha ideal bir nizam ve hayat flekli kurma duygusu, direnmeyi yaratan ve devam ettiren tükenmez bir ruh vazifesidir. Bundan vazgeçilmesi demek insan›n insanl›¤›ndan vazgeçmesi demektir.” *** Persler, Yunanl›lar, Romal›lar, Osmanl›lar, Amerika... Kim olursa olsun hep karfl›s›nda zulme karfl› direnenleri bulmufltur. Pers zulmüne karfl› Termopolia geçidinde direnme destan› yaz›lm›flt›r. Romal›’lara karfl› Spartaküs’den Kartacal›’lara kadar direnme destanlar› yaz›lm›flt›r. Yunanl›lar›n Pan-Pax Helenizim hayallerine en güzel cevab› Diojen vermifltir, hem de herkesin karfl›s›nda dal gibi titredi¤i Büyük ‹skender’in yüzüne karfl›: " ... kim sana böyle bir görev verdi, Tanr› m›? Yan›l›yorsun, ayn› Tanr› benim de Tanr›m bana hiç böyle bir fleyden bahsetmedi, uyduruyorsun, gölge etme baflka ihsan istemez bu halklar senden..." Balkan halklar› Zalongo Halay› ile direnmifltir Osmanl› zulmüne. Her halaybafl› sömürgeci Osmanl› valisinin ismini lanetleyerek atm›flt›r kendini kayal›klardan afla¤›ya. Bugün Amerika dünya imparatorlu¤u peflinde. Ama sonuçsuz, yine direnenleri bulacak karfl›s›nda. Latin halklar›ndan Arap halklar›na Vietnam’dan Türkiye’ye kadar hep direnenler var Amerika’ya karfl›. Timur’dan Büyük ‹skender’e, Cengizhan’dan Atilla’ya, Romal› Krallardan Kanuni Sultan Süleyman’a kadar en fazla yüz elli y›l sürmüfltür zulmedenlerin yaflam›. Ama direnenler Spartaküs’ten bu yana yafl›yorlar. Ve kendi yasalar›n› yaz›p kendi direnifllerini yaflat›yorlar.

Say› 62 45 25 May›s 2003


‹flçiye Sald›r› Var; “Emek Platformu” Ortada Yok; “Alternatif” Oldu¤unu ‹ddia Edenler Ortada Yok! Kölelik yasas›, ayn› zamanda ülkemizdeki sendikac›l›¤›n iflas›yla birlikte hat›rlanacakt›r. Bir sendika niye vard›r? Sendikac›n›n görevi nedir? Bunlar›n cevab› belli; en temelde iflçinin haklar›n› savunmak, iflçi s›n›f›n› örgütlemek ve mücadelesine önderlik etmek. Ama ortadaki sendikalara ve sendikac›lara bak›ld›¤›nda, bu temel görevlerle bile bir iliflkilerinin kalmad›¤› ortadad›r. fiu anda birfley yap›yor görünmeleri de yasak savmadan öte de¤ildir. Hani “Emek Platformu” diye bir örgütlenme vard›. Yüzbinlerce üyeli koca konfedasyonlar bir araya gelmiflti bu platformda. ‹lk ciddi çat›flmada, platform falan kalmad›. Herbiri kendi bafl›na davranmaya bafllad›. Böyle olmas› hiç sürpriz de¤ildir. MGK sendikac›l›¤›, devlet sendikac›l›¤› yapan, bürokratlaflm›fl kast›n, iflçilerin birli¤i ve mücadelesini gelifltirme gibi bir kayg›lar›n›n olaca¤›n› düflünmek safl›k, hele “s›n›f mücadelesi”ni bunun üzerine oturtmak, siyasi körlüktür. Türkiye solunda böyle yapanlar vard›. Say› 62 46 25 May›s 2003

Düzen sendikac›lar›, iflçilerin kölelefltirilmesine karfl› direnifli örgütlemek yerine birbirini yiyor. Kongre, koltuk hesaplar›, devletle karfl› karfl›ya gelmeme manevralar› var sadece kafalar›nda. Oligarfli bu yasay› gündeme getirirken, onlar›n bu durumlar›na güvenmifltir. Bir kaç c›l›z aç›klama, en fazlas› bir iki miting yap›p seslerini keseceklerini biliyordu çünkü. Düzen sendikac›l›¤› direnemez. Düzen sendikac›l›¤› birlefltiremez. Göstermelik, yasak savmac› eylemleri de¤il, oligarfliye geri ad›m att›racak bir direnifli örgütlemeyi yaln›zca devrimci bir iflçi önderli¤i yapabilir. ‹flçileri birlefltirici tek nitelik, devrimciliktir. Bunun olmad›¤› yerde, flimdi oldu¤u gibi, birbirini yeme vard›r. Emek Platformu, kendi iflas›n› ilan etmifltir. Yeni bir dinamik, bir mücadele gücü olarak ortaya ç›kt›¤›n› söyleyen Sendikalar Birli¤i de, düzen sendikac›l›¤›yla gerçek bir hesaplaflma üzerine oturmad›¤› için, fark›n› koyacak bir fley yapamamaktad›r. Yapamaz da. Emek Platformu üzerine “güzellemeler” yapanlar, onu Türkiye s›n›flar mücadelesinin merkezine yerlefltirenler, onun “gündemine” tabi olmay› “s›n›f politikas›” sayanlar da o birli¤in için-

dedir. Bu yan›lg›lara hangi politika ve teorilerle düflüldü? Sendikalar niye bu hale geldi? Nas›l bürokratlaflt›, hantallaflt›, iflçilerin mücadele dinamiklerini nas›l köreltti? Baflta ilerici, devrimci, demokrat iflçiler olmak üzere, tüm iflçiler, sendikac›lar bunlar› tart›flmal›d›r. Gelinen nokta, sendika yöneticilerine dayanan “s›n›f mücadelesi” anlay›fl›n›n iflas›d›r. Gerçekte sendika bürokrasisinin nas›l bir yozlaflma içinde oldu¤unu herkes biliyor, görüyor. Ama pragmatizm veya düzen içi politikalar nedeniyle görmezden, bilmezden gelmifllerdir. Bu bürokrasinin (sendika aristokrasisi de diyebilirsiniz) derdi iflçi ve iflçinin sorunlar› de¤ildir. Bu nedenle örgütlenme yapmaz, e¤itim yapmaz. Yapanlar› tasfiye etmeye çal›fl›r. Halihaz›rdaki da¤›n›kl›¤›n, pasifli¤in, etkisizli¤in afl›lmas›n› sa¤layacak tek fley; burjuvazinin düflüncelerinden ar›nm›fl, devrimci bir iflçi cephesidir. Sivil toplumcu muhalefet ufkunu aflamayan, “üretimden gelen gücün” sözünü edip, bunun gerektirdi¤i örgütleyicili¤e, militanl›¤a sahip olmayanlar›n iflçi s›n›f› mücadelesi içinde yapabilece¤i bir fley yoktur. DEVR‹MC‹ iflçi mücadelesi, DEVR‹MC‹ iflçi örgütlenmesi kavramlar›n› bile a¤z›na almayanlar, s›radan bir dernek olman›n ötesine geçemezler. Üretimden gelen gücünü kullanam›yorsan, baflka fleyler yapars›n. Bas›n aç›klamas›, miting... O da tümüyle düzenin çizdi¤i s›n›rlar içinde; baflka bir fley yok. Zaman›nda elefltirdi¤imiz 1989 Bahar Eylemleri’nin yarat›c›l›¤›, militanl›¤› bile yoktur bugünkü sendikac›l›kta. Devlet sendikac›l›¤›n›n düflünceleri, iflçilerin beynini de büyük ölçüde dumura u¤ratm›flt›r; genifl bir kesim hükümetle diyaloglardan umut bekler haldedir. Bu havay› de¤ifltirmek zorunday›z. Bu havay› de¤ifltirip, düzen sendikac›l›¤›ndan kopup cüretli ad›mlar atmak zorunday›z. Pratik olarak bu yola girilmeden, iflçi s›n›f› mücadelesi üzerine büyük politikalar, teoriler yapman›n da bir anlam› yoktur. ‹flçi Cephesi, bu yolda at›labilecek en etkili ad›md›r; Bu birlik, grupçuluklar›n aleti olmamal›d›r. Ad› var, kendi yok olmamal›d›r. Cepheyi, iflçilerin tart›flt›¤›, karar ald›¤› birlikler yaratarak örmeliyiz. ‹flçilerin düzen sendikac›l›¤›ndan memnuniyetsizli¤i yayg›nd›r; mesele, önlerine, bu mennuniyetsizli¤i kanalize edebilecek alternatifler koyabilmektir. Alternatifi yaratmak; örgütlenmede ve kölelik yasas›na, gelecek baflka sald›r›lara karfl› direniflte, devrimcileflmektir. TEKEL ‹fiÇ‹LER‹NDEN PROTESTO 23 May›s günü saat 14.30’da yaklafl›k 500 TEKEL iflçisi TEKEL’in Özellefltirilmesine karfl› Tek G›da-‹fl Sendikas›’ndan yola ç›karak ‹nönü Park›’na kadar sloganlarla yürüdü.


A yn› S afta

Demokraside ve ‹ttifaklarda Netleflmek - EMEP’in “Hain”leri ve “‹ttifak”lar› -

“Demokrasi mücadelesi”, solun genelini birlefltirecek bir ortak payda olarak düflünülürdü. Demokratlar “devrim” için mücadele etmezdi, ama devrimciler “demokrasi” için mücadele ederdi. Bu anlamda devrimciler ve demokratlar için de ”ortak nokta”yd›. Fakat, “demokrasi mücadelesi”, (ve buna ba¤l› olarak da demokratl›k) 90’l› y›llar boyunca alabildi¤ine flekilsizleflti; devrimci anlam›ndan uzaklaflt›r›ld›. Bugün gelinen noktada ise, bu “ortak payda” en keskin ayr›m noktas› olmaya aday. Bu ayr›m› keskinlefltiren, demokrasinin ba¤›ms›zl›ktan kopar›lmas›, iktidar olgusundan ar›nd›r›l›p soyut bir “özgürlükler” tan›m›na dönüfltürülmesidir. Sonuçta ortada “sol” ad›na savunulan iki tür demokrasi var art›k; emperyalist demokrasi ve halk demokrasisi. Emperyalizmin 90’l› y›llar boyunca küreselleflme, globalizm ad›na meflrulaflt›rmaya çal›flt›¤› “müdahale”ler, Afganistan, Irak iflgaliyle yeni bir boyut kazan›rken, bu geliflme, “demokrasi”den kimin ne anlad›¤›n›n da netleflmesini beraberinde getirdi. * “Türkiye solu” denildi¤inde, bunun içine, ÖDP, EMEP gibi reformist legal partiler de, Kürt milliyetçili¤i de kat›lm›flt›r. “Demokrasi mücadelesi”nin ittifaklar› içinde görülmüfl, birlik ça¤r›lar› bunlar› da kapsam›flt›r. ÖDP’nin, demokrasiyi, Avrupa demokrasisiyle, demokratikleflmeyi AB üyeli¤iyle, Kürt milliyetçili¤inin ise, ABD iflgali alt›nda sa¤lanacak demokratik haklarla özdefllefltirdi¤i noktada, bunlar›n halk›n demokrasi mücadelesinin ne kadar içinde, ne kadar d›fl›nda oldu¤u tart›flmal›d›r. * Amerikan iflgali alt›ndaki “Irak demokrasisine” nas›l bak›ld›¤›, temel bir ayr›m noktas›d›r. ‹deolojik mücadelenin odaklaflt›¤› noktalardan biri budur bugün. Bu konuda en ciddi s›k›nt›y›, Emek Bar›fl Demokrasi Bloku üyeleri yafl›yor. Çünkü bu blokun temel tafllar›ndan biri olan Kürt milliyetçili¤i, söylemde çeflitli farkl›l›klar› olsa da, temelde Irak’taki Talabani-Barzani politikas›yla ayn›laflm›flt›r. Ekmek ve Adalet’in önceki say›lar›nda da üzerinde durdu¤umuz gibi, di¤er blok üyeleri bu noktada bu somut durumu geçifltirme, yumuflatma, bu noktada ideolojik mücadeleden kaç›nma tavr› içindedirler. Nereye kadar kaç›lacak peki? * Örne¤in, Evrensel Gazetesi’nde EMEP’ten Cihan

Soylu, geçen hafta flöyle yazd›: “Biz..., emperyalizmin ekonomik-mali hakimiyetinin tekelci siyasal gericili¤i üretip besledi¤ini; demokrasinin inflaasını de¤il, ilgasını içerdi¤ini; iflbirlikçi burjuva diktatörlüklerinin en büyük dayana¤ının emperyalizm oldu¤unu... iflgal ile demokrasi arasında olumlama ba¤ı kuranların hain olduklarını söylüyoruz.” (Cihan Soylu, 19 May›s 2003) Bu sözler, net bir belirleme içeriyor. Talabani-Barzani çizgisi için yerine oturuyor. Peki ya, onunla fazla fark› kalmayan KADEK çizgisi nereye oturuyor bu de¤erlendirmede? Öcalan “Amerikan’›n diktatörlükleri devirmesini” aç›kça olumluyor. Katliam ve iflgalin “demokratik geliflmenin önünü açt›¤›” söyleniyor. ‹flgal alt›ndaki Irak’tan “demokratik Irak” diye, “Özgür Kürdistan” diye sözediliyor. KADEK somut, pratik ad›mlarla bunun içinde yer al›yor. Talabani’ye, Barzani’ye bunlar› söylerken, peki, PÇDK’nin, içindeki Kuzey Irakl›’lara silah b›rakt›r›p onlar›n “demokratik Irak’a, özgür Kürdistan’a kat›laca¤›n›” söyleyen KADEK çizgisinin fark› ne? * Barzaniler, ABD’nin bölgedeki diktatörleri y›kmas›na yard›mc› olarak kendi iktidarlar›n›n yolunu açt›lar. Kendi çizgilerinde pekala baflar›l›d›rlar! Burada tutars›z, ikircikli olan KADEK’tir. Geçmifli, Türkiye solunun etkisi, ABD sald›r›s› karfl›s›ndaki aç›k tavr›, bütün bunlar KADEK’i pratikte böyle davranmaya itmifltir. Ama ideolojik olarak çoktan o noktaya varm›fllard›r. ‹flbirlikçili¤i gizlemek, yumaflatmak veya “uzaktaki” iflbirlikçili¤i en sert biçimde elefltirirken, “yak›ndaki”, ittifak içinde olunan” iflbirlikçili¤i bu elefltiriden muaf tutmak, aç›k bir “çifte standart” oldu¤u gibi, ideolojik-politik bir tutars›zl›kt›r. Neyin ne oldu¤unu söyleyemedi¤iniz bu teorik kaosun içinde yine kendiniz kal›rs›n›z. O zaman hainlik nedir, hainler kimdir? Ulusal ç›karlar nedir, halklar›n ç›karlar› nedir, bunlar› kim savunuyor, kim savunmuyor, netleflmek zorundas›n›z. Kaçak dövüflemezsiniz. ABD sald›r›s›na karfl› mücadele için, “demokrasi mücadelesinin önderli¤i” için “Blok” üzerine yapt›¤›n›z tüm teoriler çökmüfltür; bu noktada do¤rulanan tek bir beklentiniz ve öngörünüz yoktur. “Emek Bar›fl Demokrasi Bloku” adland›rmas›, ittifak›n›z›n temelidir de bir yerde. Ama bu noktada “demokrasi” konusundaki farkl›laflmay› görmezden gelmek, mümkün müdür? Ayr›m, basit taktik bir ayr›m de¤il,

Say› 62 47 25 May›s 2003


ideolojik bir ayr›md›r. ‹flgal alt›nda, Amerika himayesinde bir demokrasiden sözediliyor. Bunu görmezden gelerek nereye var›labilir?

kahramanlar ölmez

Bunun cevab›, düzen içileflmektir. Bu yüzden, netleflme kaç›n›lmazd›r. * EMEP, reformist blok içindedir. ‹deolojik olarak daha farkl› bir noktada duruyor olmas›, bu gerçe¤i de¤ifltirmiyor. EMEP’i bu “kategoriye” koyan biz de de¤iliz; “HADEP, EMEP, ÖDP...” kliflesinin sahibi kendileridir. Pratik de durduklar› yer de ortadad›r. ‹ttifaklarda önceliklerinin reformist, Avrupac›, sivil toplumcular olmas›, Kürt milliyetçili¤inin “bar›fl” gündemine tabi olurken, F tiplerine karfl› direnifl gündeminden kaç›lmas›, reformist bir çizginin sonuçlar›d›r. Sendikal alandan pratik eylemlere kadar ittifaklar›nda öncelik sayd›¤›m›z kesimlerdir. ÖDP’nin teorisiyle prati¤i, mesela EMEP’e göre, birbiriyle daha uyumludur. EMEP ise, mesela Avrupa Birli¤i, Amerikan müdahalecili¤i, sosyalizm gibi konularda daha do¤ru fleyler söylerken, ülkemiz s›n›flar mücadelesindeki pratik yerleri baflkad›r.

Say› 62 48 25 May›s 2003

Bir partiyi de¤erlendirirken onun sözlerine de¤il, eylemlerine bak›lmas› gerekti¤ini kuflkusuz EMEP de bilir. Üç y›ld›r, EMEP ve di¤er reformist kesimler, Avrupac›lar ne kadar “gündemimiz de¤il” deseler de, bu ülkenin gündeminden hiç ç›kmayan bir direnifl var. Siz hangi gündemle u¤rafl›yorsunuz anlat›n. Yasak savmac›, düzen sendikac›lar›na eklemlenmifl eylemlerle “s›n›f›n sorunlar›”yla m› u¤raflt›¤›n›z› san›yorsunuz? Direnifli, F tipleri sorununu yok sayanlar, “gündemimiz de¤il” diyenler, kendi yöntemleriyle mücadele etmezlerse, devletin fliddetini onayl›yorlar demektir. F tiplerini, devrimcilerin imha edilmesini, devrimci düflüncenin yok edilmesini onayl›yorlar demektir. Bu nesnel sonuç, EMEP reformizmini de kaps›yor. Ayn› bugün Irak’taki geliflmelere iliflkin emperyalizmden demokrasi bekleyenlere “hain” denilmesine ra¤men ideolojik-politik Barzani-Talabani çizgisinin meflrulaflt›r›lmas›na hizmet edildi¤i gibi. Bir yandan hain denilirken, bir yandan bunun “Kürtlerin kendi kaderlerini kendi bildiklerince tayin etme hakları” (Mustafa Yalç›ner, (29 Nisan 2003 Yeniden Özgür Gündem) oldu¤u söylenir. * Netleflme kaç›n›lmazd›r. Teori bir yerde, pratik bir yerde devrim yolu yürünemez. Netleflme kaç›n›lmazd›r; ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm mücadelesinde, ne ideolojide, ne pratikte kaçak dövüflülmez.

Hüseyin CEVAH‹R 1 Haziran 1971 “Mahiiir Hüseyiiin Ulaaafl... Kurtulufla Kadar Savafl!” Türkiye solunda bu slogan kadar kal›c›laflm›fl, ony›llara yay›lm›fl baflka bir slogan yoktur. Slogan, kesintisiz devrim’in ve Parti-Cephe çizgisinin kesintisizli¤inin simgesidir adeta. Hüseyin Cevahir, bu en kal›c› slogana can verenlerden biridir. Cevahir 1950’de Dersim’de do¤du. Türkiye devriminin önderlerinden biri olmaya uzanan as›l olarak Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girifliyle flekillendi. Önce FKF, ard›ndan Dev-Genç bünyesinde revizyonizme, parlamentoculu¤a, cuntac›l›¤a karfl› verilen ideolojik savafl›n tam ortas›ndayd› Cevahir. Devrimin yolunu revizyonizme kesin darbeler indirerek açt›lar. Partinin örgütlenme sürecinde de en önde görevler üstlendi Cevahir. THKP-C Genel Komitesi üyesi oldu. Genel Komite’deki iflbölümünde Kürdistan sorumlulu¤unu üstlendi. Bir süre de Karadeniz’in çeflitli bölgelerinde çal›flt›. Mahir Çayan ve Ulafl Bardakç› ile birlikte ‹srail Baflkonsolosu Efraim Elrom’un kaç›r›l›p, cezaland›r›lmas› eylemi dahil, THKPC’nin gerçeklefltirdi¤i birçok eylemde yer alm›flt›r. 1 Haziran 1971’de Mahir Çayan’la birlikte ‹stanbul Maltepe’de kuflat›ld›klar› evde, 51 saat süren çat›flmada Parti-Cephe’nin en önemli geleneklerinin ilk tohumlar›n› atarak ölümsüzleflti. Kuflatma alt›nda teslim olmama gelene¤inin, eylemde, direniflte halka zarar vermeme gelene¤inin yarat›c›lar›ndan biridir. 1 Haziran 1971’de ‹stanbul Maltepe’de kan›yla bu topraklar› sularken bu topraklarda devrimin geliflip güçlenece¤ini biliyordu. Onlar, emperyalizmin iflgali alt›ndaki yeni-sömürge Türkiye’de ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için mümkün olan tek yolun, yokluktan, açl›ktan, tutsakl›ktan kurtulman›n, Susurluk’uyla, kontrgerillas›yla, infazlar›yla, iflkenceleriyle faflist düzene son vermenin tek yolunun silaha sar›lmaktan geçti¤ini gören ve gösterenlerdir. “Tek yol devrim” slogan›, “Mahir, Hüseyin Ulafl...” slogan›n›n tamamlay›c›s› olarak onlar taraf›ndan Türkiye halklar›n arma¤an edilmifltir.

Bir Gerilla fiehit Düfltü 16 May›s’ta Tokat’›n Almus ilçesi yak›nlar›nda TKP/ML T‹KKO gerillalar› ile devlet güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada, T‹KKO gerillas› Emel K›l›ç flehit düfltü.


Medya Star Gazetesi’nin Ahlak› fiengül Akkurt’un flehit düflmesi haberini burjuva bas›n›n ço¤u “acar hafiyelik” numaralar› ile verdi. Ama bunlar›n aras›nda Cem Uzan’›n Star Gazetesi, kendine “özel bir yer” edinmeyi baflard›. Star’›n KAM‹L EL‹BOL ve MUSTAFA PEKCAN imzas›yla yay›nlanan haberinin bafll›¤› ve alt›ndaki spot flöyleydi: “Sıkıfltı patladı Hedefinin Baflbakanlık veya Adalet Bakanlı¤ı oldu¤u iddia edilen ‘canlı bomba', eylem öncesi geldi¤i Crocodile Kafe'de ihtiyacını gidermek için tuvalete girdi. ... vücudundaki bomba patlad›.” Bu manfleti buldu¤unuzda yaz›ifllerinde oturup bir güzel kahkahalar att›n›z m›, ne güzel ahlak›n›za uygun bir bafll›k buldu¤unuzu kutlamak için flampanyalar da patlatt›n›z m›? Eminiz yapm›fls›n›zd›r. Sen gazetecilik yapt›¤›n› m› san›yorsun? Nas›l

bir ahlaka sahipsiniz? Kim büyüttü sizi? Nerede, kimin kuca¤›nda yetifltiniz? Afganl›lara bombalar ya¤d›ran pilotun kendini futbol maç›nda hissetti¤indeki haleti ruhiyesi ile aran›zdaki fark ne? “Ad›n›n aç›klanmas›n› istemeyen bir savc› dedi ki...” Geçin bu numaralar›. Beyinlerinizdeki bütün pislikleri, alavere dalaverelerinizi, nereden ne kapabiliriz hesaplar›n›z› hep bu ifadelerle bafllayan cümlelerle anlatmaya al›flm›fls›n›z. Sorumluluk duymak, ahlak yok, habercilik hiç yok. fiengüllerin yüksek ahlak› karfl›s›nda ezilip büzülürsünüz; bir yanda akflam hangi barda fahiflelerle fink ataca¤›n› düflünen serseriler, öte yanda ömrünü halk›n›n kurtulufluna adam›fl kahramanlar. Elbette ezileceksiniz. Beyninizdeki pislikleri ak›tarak da kendinizi tatmin edemezsiniz. Güya suland›racak, zulmün karfl›s›ndaki feday› (en az›ndan okurlar›n›z nezdinde) tart›flt›rmam›fl olacaks›n›z, öyle mi; ne beyhude bir çaba! Küçücük beyinleriniz ölümü hiçe sayan o kiflili¤i hiçbir zaman anlayamaz.

Say› 62 49

Yurtd›fl›ndan

Londra’da Konser 4 binden fazla Türkiyeli düzenlenen gecede, 17 May›s günü Londra’y› "Eflkiya dünyaya hükümdar olmaz" slogan›yla sallad›. Anadolu Halk Kültür Merkezinin düzenledi¤i konser, semah ekibi gösterisiyle bafllad›. Daha sonra Amerikan imparatorlu¤unun dünyaya hakim olma savafllar›n› ve buna karfl› halklar›n direniflini, Türkiyeli devrimcilerin direnifllerini anlatan bir konuflma yap›ld›. Konuflman›n ard›ndan Zafer Gündo¤du, Musa Ero¤lu sahneye ç›kt›. Anadolu türküleriyle yürekler kabard›, ard›ndan AHKM saz ekibinin dinletisi sunuldu. Grup Yorum’un marfllar›, Edip Akbayram’›n hiç eskimeyen türküleri ve son olarak da Haluk Levent flark›lar›n› dinleyen kitle, coflkulu geçen gecede s›k s›k emperyalizme karfl› sloganlar›n› hayk›rd›.

Berlin’de Panel Almanya ceza yasas›n›n “terör maddesi” olarak bilinen 129-a maddesine karfl› Berlin'de bir panel düzenlendi. Almanya, Filistin ve Türkiye'den 7 ko-

nuflmac›n›n yer ald›¤› panelde, bu yasa maddesiyle Almanya devletinin; bütün ilericileri ve anti-faflist, anti-emperyalistleri kriminalize etti¤i vurguland›. Alman panelist, devletin 129-a'ya dayanarak y›llarca ilericilere bask› uygulad›¤›n› söylerken, Filistinli panelist, Alman devletinin yabanc›lar ve Filistinliler üzerindeki bask›c› ve ›rkç› uygulamalar›na de¤indi. TAYAD KOM‹TE ad›na söz alan konuflmac› ise, onlarca Türkiyeli devrimcinin bu maddeye göre yarg›land›¤›n› ve hapis cezalar›n› a¤›r tecrit koflullar›nda yaflad›klar›n› belirtti. Panel, “terör maddesi”ne karfl› mücadele ça¤r›s› ile sona erdi.

Avusturya’da Gösteriler 6 May›s’ta bin ve 13 May›s’ta 200 bin kiflinin kat›ld›¤› “emeklilik yasas›”na karfl› büyük yürüyüfllerde Cephe güçleri de bayrak, pankart ve sloganlar›yla yerlerini ald›lar. Viyana’daki yürüyüfllerde hapishanelerdeki tecriti anlatan dövizler tafl›yan, tüm dünyada emekçilere yönelik emperyalist sald›r›lara dikkat çeken Cephe Güçleri, 11 May›s günü düzenlenen ve Mathaus’ta Hitler’in f›r›nlarda yakt›¤› insanlar› anmak için yap›lan mitingte de faflizme karfl› öfkelerini hayk›rd›lar. Ayr›ca ayn› gün ayn› konuyla ilgili Graz’da bir de panel yap›ld›.

25 May›s 2003


köyün !Delisi “SIR”lar›n “SIRRI” ONDA! F tipleri gerçe¤ini dünyadan gizleyebilmek için en olmad›k yalanlar› söyleyen Cemil Çiçek, yolsuzlukla mücadelenin önündeki en büyük engelin, anayasada yer alan “s›r” kavram› oldu¤unu söylemifl. Boflversin masal anlatmay›; flu Susurluk s›rlar›n›, Korkut Eken ile ne ifl çevirdiklerini bir anlatsa da herkes ö¤rense!

Say› 62 50

Yalanc› Feyzo’nun son yalan›! Emniyet Genel Müdürlü¤ü sözcüsü Feyzullah Arslan’›n son yalan›, “Dikmen lisesindeki gençlerimizi sorgulamaya hiçbir polisin okula gitmedi¤i” oldu. Zaten 70 milyon bir halüsünasyondur görmüfl, iyi ki “yalanc› Feyzo” konufltu da rüyadan uyand›k. Sen konufl Feyzo, sen konufl; gözlerin her fleyi anlat›yor!

Derin Dondurucuya koyun

“Evet biz milli görüflçü de¤iliz. Ancak hiç kimse bizi gayri-milli görüflçü olarak da nitelendiremez.” (Tayyip Erdo¤an)

Wolfowitz’in f›rças›ndan sonra bir Amerikanc› yazm›fl; ''ABD iliflkileri iyice buzlaflt›r›yor. ‹lifl-

TERCÜMES‹: Ne öyleyiz, ne böyleyiz, yanar döneriz. Hali keyfiyet nas›l gerektirirse o yana döneriz

kilerde so¤uk bir dönem bafll›yor...'' B›rak›n donsun! Yetmez derin dondurucuya koyun. O iliflkiler ›s›nd›kça, namuslu herkesin gördüklerinden, onursuzluklardan kan› donuyor. Kan›m›z ba¤›ms›zl›k atefliyle kaynas›n, ABD ile iliflkiler donsun!

25 May›s 2003

Ç‹ZG‹YLE

Balyoz Timi fiokta! “... Kadından yaklaflık 5 dakika önce tuvalete giren ve patlama oldu¤unda kafeden çıkmıfl olan Ankara Emniyet Müdürlü¤ü Balyoz Timi’nde görevli bir polis memuru floka girdi...” (Zaman) Balyoz Timi kahraman›na bak›n! Bir de Balyozcu olmasayd›?!...


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb062 by sol yayin - Issuu