Skip to main content

AdaletWeb060

Page 1

Ekmek ve

Adalet Haftal›k Dergi / Say›: 60 / Tarih ih: 11 M ay›s 2003 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.com om Mail:info@ekmekveadalet.com Ma

Oligarfli Yönetemez Katleder! Can güvenli¤i sorunumuzu çözemeyen oligarfli hiçbir sorunumuzu çözemez! Bu düzende çözüm de¤il, ölüm, açl›k, zulüm var! Can güvenli¤imiz için örgütlenmeli mücadele etmeliyiz

✔ Direnifl Sürüyor

Ekmek ve

Adalet

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

Gültekin Koç ölüm orucu ekibi, direnifl ve zafer kararl›l›¤›m›zd›r

✔

Gençlik Kurultayda! Gençlik Birlik Koordinasyonu “nas›l bir e¤itim, nas›l bir üniversite” kurultay› yapt›

✔ Kürt halk›n›n kurtuluflu

Topra¤›, iradesi gasp edilen Kürt halk›n›n kurtuluflu nerede?


Böyle gürül gürül ad›mlarla alanlar› zaptetmeyi senden ö¤rendik Senden ö¤renmeli herkes; 1 May›s’lar›n nas›l kazan›ld›¤›n› Seni bilmeyenler, pefline takt›¤›n binlerce yoldafl›n›n kararl›l›¤›ndan anlamal› bu kavgay›. Bugün de¤ilse yar›n; K›z›lbayraklar›m›zla, gençlerimiz yafll›lar›m›zla, kad›nlar›m›z erkeklerimizle, gecekondulular›m›z, iflçilerimiz, memurlar›m›zla ideallerini omuzlar›m›zda tafl›d›¤›m›z kahraman flehitlerimizle ahdetti¤in alan› da dolduraca¤›z onbinler yüzbinler milyonlarla

Aram›zdas›n›z... Her 1 May›s’ta, kavgaya, direnifle dair seslerimi-

fle¤memenin, teslim olmaman›n ad› kahraman flehitlerimiz;

“Hiçbir fley için ölmeye de¤mez” ideolojisinin te-

zin duyuldu¤u, “Kurtulufl Kavgada, Zafer Cep-

pesine bedenlerinizle birer balyoz gibi indiniz.

hede” sloganlar›m›z›n yükseldi¤i, her yerde

“Hay›r halk›m›z, vatan›m›z için; emperyalizme

onlar vard›. Bu 1 May›s’ta da yine yan›m›zda,

karfl› ba¤›ms›zl›k, faflizme karfl› demokrasi,

omuzbafl›m›zdayd›lar.

kapitalizme karfl› sosyalizm için ölürüz” hayk›r›fl›n›z meydanlar›m›zda onbinlerle hayk›r›l›-

‹stanbul’dan Ankara’ya, Hopa’dan Antakya’ya

yor.

onlar›n direnifl gelene¤ini sürdürece¤imizi hayk›rd›k. Alanlara onlar›n sesini, kavgalar›n›,

Devrimin, halk›n kurtuluflunun büyük bedelleri göze almadan, feda ruhuyla kavgaya girme-

umutlar›n›, gelecek düfllerini tafl›d›k.

den kazan›lamayaca¤›n› ö¤retmeye devam

Alanlar› onlar›n kahramanca direniflleri, eflsiz fe-

ediyorsunuz. Herkes ö¤renecek, herkes göre-

dakarl›klar› sayesinde böylesine görkemle dol-

cek.

duruyoruz. K›z›lsancaklar›m›z, bayraklar›m›z bu nedenle onlar›n ard›s›ra dalgalan›yor, gök-

Rahat uyuyun kahraman yoldafllar›m›z;

yüzünün mavili¤ini k›z›ll›¤›yla delip geçiyor.

Kortejimizdeki her cephelinin omuzunda bir tabut

Bu yürüyüfl kesintisizli¤ini onlar›n feda ruhunda

tafl›mak zorunda kalsak da, Anadolu’nun her

al›yor. Binlerce yürek, onlar›n ekti¤i tohumla-

kar›fl topra¤›n› kan›m›zla sulasak da, bu kavga

r›n filizi olarak Cephe kortejlerini dolduruyor.

sürecek, meydanlarda dalgaland›rd›¤›m›z san-

“Bofluna ölüyorsunuz” diyenlere, öle öle, vu-

ca¤›m›z yere, bafl›m›z hiç öne düflmeyecek.

rula vurula bitece¤imizi düflünenlere cevap

Feda ruhuyla yaratt›¤›n›z miras›, kanla-canla bü-

verircesine; halk›z biz yeniden do¤ar›z ölüm-

yüttü¤ünüz geleneklerimizi sahiplenecek, za-

lerde diyerek dikiliyorlar dostun ve düflman›n

fere kadar yürüyüflümüzü sürdürece¤iz. Hüc-

karfl›s›na. Dostlar›m›z, gülen gözlerinizde ge-

re hücre eriyen, zulmün beyninde patlayan,

lece¤i görmenin sevincini, düflmanlar›m›z k›r›-

alev alev yanan bedenleriniz yolumuzu ayd›n-

larak tükenmeyece¤imizi görmenin öfkesini

latmaya devam edecek. O yoldan yürüyerek

tafl›yor.

ba¤›ms›z, demokratik, sosyalist Türkiye’yi ku-

K›z›ldere’den Uzun Direnifl’e yenilmezli¤in, ba-

raca¤›z.

Ekmek ve

Adalet

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Telfaks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No:28 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08

‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 332 41 70 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 322 20 88 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9


Ekmek ve Adalet Say› 60 ‹çindekiler 3... 5...

6... 11...

13... 15... 16... 19...

20... 21... 22... 24... 26... 30... 31... 33... 35... 36... 37... 38...

40...

41... 42...

44... 45... 47... 48... 49... 50...

ABD Türkiye’den ne istiyor? Ülkemizi böyle afla¤›lanan, azarlanan bir ülke haline getirenler Örgütlenmifl zulüm ve soygun çetesi katlediyor Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde “Solcular aras›” çat›flma de¤il ihbarc› devlet çetesinin sald›r›s› Lanetli bir grup; Ayd›nl›k TÜPRAfi, TEKEL, PETK‹M özellefltirmeye karfl› direniflte Sorunlar›n çözümü bizde F tipleri gündeminden flimdi hangi gerekçeyle kaçacaks›n›z? Nereye kadar? “Silah”a sahip olma hakk›1 Amerika’dan afla¤›lama oligarfliden yalvarma Bush yan›l›yor: ‹flgal ettiniz, ama... zafer kazanamad›n›z! Alanlar anlat›yor Mitinglerden notlar Cephe Güçleri yurtd›fl›nda da 1 May›s alanlar›nda Kürt halk›n›n kurtuluflu nerede? ‹flçiye güvence yok! Reformizmin pragmatizmi Gerillalardan aç›klama Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu’nda bozgunculuk! Kemalistler; fleriat-laiklik oyununa de¤il ba¤›ms›zl›k mücadelesine kat›l›n Genç Parti halk› aldatmaya çal›fl›yor “Amerikan emperyalizmine ve iflbirlikçilerine karfl› birleflelim” demek yasakt›r bu ülkede Deprem yoksulu vurur Ba¤dat günlü¤ü Filistinlilere sürgün Medya: Özkök’ün midesindeki ur Köyün delisi Kahramanlar ölmez

ABD Türkiye’den Ne ‹stiyor? Amerika, Türkiye’yi azarl›yor, afla¤›l›yor. “Türkiye -diyor- yanl›fl yapt›!” Devam ediyor ukalal›k: “Türkiye Özür dilemeli... Amerika ne isterse yapmaya haz›r›z diye aç›klamal›, aya¤›m›za kapanmal›...” Amerika, Türkiye’den klasik bir yeni-sömürge olmas›n›n ötesinde, eyaleti olmas›n› istiyor. ABD Savunma Bakan Yard›mc›s› Paul Wolfowitz’in, en Amerikanc› çevrelerde bile “sert” bulunan aç›klama ve afla¤›lamalar› bunun ifadesidir. Amerikal›lar›n bu üslubunu daha çok duyaca¤›z, bu, imparatorlu¤un dilidir. Amerika’n›n imparatorluk stratejisi, dünyan›n tüm ülkelerini kendi eyaletleri haline çevirmek istiyor. K›sacas›, “bütün dünya benim ülkem” olacak diyor. Demekle kalm›yor; bombalar›n ve dolarlar›n gücüyle, bunu dayat›yor. Tüm devletler, devrimci olsun olmas›n tüm örgütler, bu dayatman›n hedefidir. Bu nedenle de, hem ülkeler, hem örgütler, bu dayatma karfl›s›nda bir tav›r belirlemek zorunlulu¤uyla karfl› karfl›yad›rlar. Birçok ülke ve örgüt, bugüne kadarki politikalar›yla mevcut statükolar›n› koruyamazlar. fiu veya bu yönde ilerlemeyi tercih edecekler. Emperyalizm de¤iflmemifltir, ama emperyalizmin sömürgecilik politikas› daha dayatmac›, askeri zora daha çok baflvuran, daha imhac› bir biçime bürünmüfltür. Emperyalist demokrasinin s›n›rlar›, gerek emperyalizmin merkezlerinde, gerekse de yeni-sömürgelerde giderek daralt›lmakta, muhalif güçler fiziki veya siyasi olarak yokedilmek istenmektedir. Abdullah Gül, Amerika’n›n azarlamas›na cevap olarak “hava saham›zdan kaç uçak geçti¤ini kendileri daha iyi bilir” derken, ne kadar iyi bir iflbirlikçi olduklar›n› kan›tlama telafl›ndaki bir acizlik sergiliyor. Ama yetmiyor Amerika’ya o kadar›. Hava sahas›n›, üsleri, limanlar› de¤il, tüm ülkeyi istiyor Amerika. Ülkenin görünürdeki yöneticilerinin hiç bir iradesinin, insiyatifinin olmas›na izin vermiyor. Wolfowitz, “Türkiye, Amerika’n›n yapt›klar›na inan›yoruz, yan›nday›z demeli” derken, tesadüfen seçmiyor bu kavramlar›. Senin ne yapaca¤›n› ben belirlerim diyor. Bunun d›fl›nda bir hak tan›m›yor yeni-sömürgesine de. Yeni-sömürgecili¤in karakteristik özelli¤i olan “görece özerklik” alan› da iyice daralt›l›yor. Peki bu azarlamalar, dayatmalar karfl›s›nda Türkiye oligarflisi ne yap›yor. Oligarflisi temsilcilerinin tavr› tam bir acizlik tavr›d›r. Herkes aç›kça gördü ki, oligarfli içindeki hiç bir kurumun ve kesimin, tekellerin, tefecilerin, ordunun ulusall›kla bir alakas› yoktur. Halk›n karfl›s›nda as›p kesen, tehditler ya¤d›ran, masalara yumruklar atan, tanklar yürüten generallerin ABD Savunma Bakan› Yard›mc›s›’n›n aleni hakaretleri, f›rçalar› karfl›s›ndaki zavall›l›klar›na bak›n. Generallerin bütün havas› yerle bir oldu. “Biz önemli ülkeyiz, stratejik ülkeyiz, büyük devletiz” sözleri paçavra haline gelmifltir. Amerika, azarlar, afla¤›larken, Türkiye’deki düzenin ve kurumlar›n tablosunu da tarif ediyor. Demokrasinin bir “oyun”dan ibaret oldu¤unu tescil ediyor. “Çok partili”, “parlamenter rejim”de, ordunun liderli¤inden sözediyor Wolfowitz. “Aram›zdaki ittifak›n geleneksel destekçisi


ordu, oynamas› gereken liderlik konumuna tam olarak sahip ç›kmad›” derken, ülkemizdeki as›l dayanaklar›n›n Genelkurmay oldu¤unu da belirtiyor. Ülkemizde 1945’lerden itibaren hakim hale getirilen yeni-sömürgecilik, yeni yetme iflbirlikçi burjuvaziye ve orduya dayanarak infla edilmifltir. Yeni-sömürgeci düzenin bekas›n›n sa¤lanmas› görevi orduya emanet edilmifltir. Bugüne kadarki tüm askeri, ekonomik, siyasi iflbirlikçilik anlaflmalar› ordunun onay›yla yap›lm›flt›r. fiimdi ABD, Genelkurmay’a aç›kça “sen benim adam›ms›n, görevini yap” diyor. Amerika art›k biçimsel demokrasilere son veriyor veya çok dar bir s›n›r çiziyor. ABD yeni süreci tan›ml›yor; “demokrasi dedi¤in benim ç›karlar›md›r”. ABD’nin sivil yönetim, MGK’n›n belirleyicili¤inin anti-demokratik oluflu gibi dertleri yok. O yaln›zca imparatorluk politikalar›na tam tabii olacak bir iktidar istiyor Türkiye’de. Bu iktidar›n bir cunta m›, MGK sultas› m› olaca¤› önem tafl›m›yor. Bu düzenlemeleri oligarflinin, as›l olarak da Genelkurmay’›n eliyle yapacaklard›r. Bundan sonraki aflama, AKP’nin ipini Genelkurmay’a çektirmektir. Ki bu süreç bir yan›yla da bafllam›flt›r. “Amerikan›n ç›karlar› benim ç›karlar›md›r” diyecek partiler de ortaya ç›karmak zorundad›r. Bu do¤rultuda da mevcut partiler içinden veya d›fl›ndan çeGenelkurmay kendini flitli operasyonlara tan›k olaca¤›z. ispat Kimileri bu geliflmeleri yanl›fl yorumlay›p, “Türyoluna girecektir. Dikiye Amerika’ya diren¤er yol, devrimci yoldi... Türkiye’yi savafla dur ve o yoldan gitme- sokmad›k” düflüncelerine kap›lmas›nlar. Hay›r, Türsi mümkün de¤ildir. kiye, 50 y›ld›r sürdürdü¤ü iflbirlikçili¤i yine sürdürmüfltür. Ama mesele art›k Amerika’n›n bununla, Bu noktada yeni-sömürgecili¤in buülkesini, halk›n› savu- güne kadarki çerçevesiynan bir tek devrimciler le yetinmemesidir. Amerika, bir eyalet statüsünü var. Ba¤›ms›zl›¤› ve dayat›yor flimdi Türkiye’ye. ‹flbirlikçili¤in budemokrasiyi günkü düzeyini bu nedenle yeterli görmüyor. savunmak, De¤ilse, Abdullah Gül’ün Amerikan lüzumsuz olarak belirtti¤i gibi, Amerika, Irak’a salemperyalizmine karfl› d›r›da Türkiye’yi ne kadar kulland›¤›n›, on y›ld›r savaflmakt›r.

Irak’› Türkiye’deki üslerden bombalad›¤›n› çok iyi biliyor. “Baflka ülkelerle iliflkin olacaksa da benim politikalar›m› savunmak, benim planlar›m› uygulamak için iliflki kuracaks›n” diyor mesela. Ulusal politikaym›fl, ulusal ç›karm›fl, olmayacak diyor. Türkiye üzerinde ABD’nin sürdürdü¤ü operasyon büyük ve kapsaml›. Türkiye oligarflisiyle, Türkiye halk›n›n Amerika’n›n bu iste¤ine verece¤i cevaplar farkl› olacakt›r. Genelkurmay kendini ispat yoluna girecektir. Di¤er yol, devrimci yoldur ve o yoldan gitmesi mümkün de¤ildir. Ne oligarflinin, ne iflbafl›ndaki hükümet olarak AKP’nin direnme flans› yoktur; direnirlerse bu yeni operasyonlar demektir, bölünür, parçalan›rlar. Darbelerle, postmodern darbelerle, çok çeflitli biçimlerde ABD imparatorluk politikalar›na uygun bir iktidar› oluflturmaya çal›flacakt›r. Abdullah Gül’ün “telafi edece¤iz” sözleri de, Genelkurmay’›n “bunlar Wolfowitz’in kiflisel görüflleridir” diyerek görmezden gelmeleri de, onlar› kurtarmaz. Türkiye’yi yönetenler yeni dönemin yeni özelliklerini anlamal›d›r diyor Amerika. Anlay›n demek, “teslim olun!” demektir. Bu noktada ülkesini, halk›n› savunan bir tek devrimciler var. Ba¤›ms›zl›¤› ve demokrasiyi savunmak, Amerikan emperyalizmine karfl› savaflmakt›r. Bütün muhalif güçler, kendilerini yeniden tan›mlamak zorundad›rlar: Biz nerede duruyoruz? Ya kaçacak, sinecek, ya devrimci olacaklar! Kürt milliyetçili¤inin, reformizmin, islamc›lar›n mant›¤› esas olarak ayn›d›r; bu süreci en az zararla nas›l atlat›r›z hesab›ndalar. Ama mücadele etmeksizin, direnmeksizin bu sürecin “geçece¤inin” garantisi nerede? Kürt milliyetçili¤i için de, reformizm için de ayn› sorun vard›r. Ya ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesi vereceksin, ya Amerikan›n eyaleti olmay› kabul edeceksin! Aras› yok. Aralar, hiç bir dönem olmad›¤› kadar imkans›zd›r art›k. ‹slamc›lar, eski tarzlar›yla varolamazlar. ‹nançlar›n›, geleneklerini, kültürlerini emperyalizmin karfl›s›na ç›karabiliyorlar m›? Onlar›n gelece¤ini bu belirleyecektir. Bu süreci “atlatmaya” çal›flanlar yan›l›yor. Direnmeyen, savaflmayan, imparatorluk düzenine tabi olacakt›r. Ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› kald›rmayan, demokratl›k, devrimcilik iddialar›ndan da vazgeçmifl demektir. Amerikan imparatorlu¤una karfl› mücadele edilmeden bugün ne demokrasinin, ne devrimin savunulmas› mümkün de¤ildir.


ÜLKEM‹Z‹ BÖYLE AfiA⁄ILANAN, AZARLANAN B‹R ÜLKE HAL‹NE GET‹RENLER,

EMPERYAL‹ZM‹N ‹fiB‹RL‹KÇ‹LERD‹R! Emperyalizme ve iflbirlikçilerine karfl›; Ekme¤imiz, onurumuz için birleflelim! Ba¤›ms›zl›k için mücadele bayra¤›n› kald›ral›m! Dünyan›n gözleri önünde azarl›yor, afla¤›l›yorlar. Hükümetten, ordudan iflbirlikçilikte a¤›rdan ald›klar› için, halktan anti-Amerikan düflünceler tafl›d›¤› için nedamet getirmesini istiyorlar. Ve bu ülkeyi “yönetme” sorumlulu¤unu tafl›yamayan aciz iktidarlar, siz bizim ülkemizi nas›l afla¤›lars›n›z, nas›l hakaret edersiniz, nas›l irademizi yok sayars›n›z diye dikilecekleri yerde, “telafi ederiz” diye Amerika karfl›s›nda yalvar yakarlar. Bugün Amerika’n›n protokolde kimbilir kaç›nc› s›rada gelen bir bakan yard›mc›s›na bile cevap veremiyorlar. Çünkü bu anlaflmalar› onlar imzalad›. Bu köleli¤i onlar yaratt›. Ulusal onurumuzu onlar ayaklar alt›na serdi. fi‹MD‹ NE YAPILACAK? fiimdi bir çok kesim, Amerika’n›n “f›rças›” karfl›s›nda ne yap›laca¤›n› tart›fl›yor. Bu iktidarlar, yalvarmaktan, iflbirlikçilikten baflka bir fley yapamazlar ve baflka bir fley de bilmezler. Bu iktidarlar, hiç bir fleyi çözemezler. Ülkemizi daha da afla¤›latmaktan, ulusal onuru daha fazla çi¤netmekten, eme¤imizi, ekme¤imizi, kaynaklar›m›z› daha fazla peflkefl çekmekten baflka hiç bir fley yapamazlar. Yap›lmas› gerekeni biz söylüyoruz: Amerika’yla tüm iliflkiler kesilmelidir! IMF’den, NATO’dan hemen ç›k›lmal›d›r! Ba¤›ms›zl›k, demokrasi böyle savunulur, ulusal onur böyle korunur. Aksi halde, teslimiyet derinleflecektir. Ulusal onurumuzu gururumuzu savunmak için; Birleflelim! Ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› kald›ral›m! ‹fiB‹RL‹KÇ‹LER, AMER‹KA’YA DE⁄‹L, B‹ZE, HALKA HESAP VERECEKLER! Ülkemizde bize ait ne varsa, can›m›z›, ekme¤imizi, eme¤imizi, madenlerimizi herfleyi ald›lar. Bu iktidarlar›n Amerika’ya de¤il, önce bize, Türkiye halk›na vermesi gereken hesap vard›r. Bu ülkeyi, bu hale onlar getirdi.

Bu ülkeyi onlar satarken, devrimciler, vatanseverler, ba¤›ms›zl›k için mücadele ediyorlard›. Bu ülkenin ba¤›ms›zl›¤› için binlerce flehit verildi. Genç k›z ve erkeklerimiz, yafll›lar›m›z, bu ülkemiz Amerikan emperyalizminin eyaleti olmas›n diye, bedenlerini barikat yapt›lar. ‹ktidarlar onlara “terörist” dedi. 35 y›ld›r ülkemiz bu hale gelmesin diye mücadele eden insanlar›m›z›n kanlar› ak›yor. ‹nfazlar, katliamlar, iflkenceler, Amerika’n›n yeni-sömürgesi olarak kalmaya devam edelim diye yap›ld›. Bu iktidarlar, bu Genelkurmay yapt›. fiimdi ABD karfl›s›nda süklüm püklüm, süt dökmüfl kedi gibi duruyorlar. Bizim karfl›m›zda tehditlerle, gözda¤›yla konufluyor, bize karfl› darbeler yap›yor, tanklar yürütüyorlar. Ekme¤imizi çalan, ulusal onurumuzu afla¤›layan bu duruma son vermek için; ‹flbirlikçilere karfl›, halk›n iktidar› için birleflelim! AMER‹KA, AVRUPA DE⁄‹L, KEND‹M‹Z ÇÖZER‹Z! Emperyalizme dayanarak, ABD’ye, AB’ye s›¤›narak ekmek, adalet, can güvenli¤i, hiçbir fley olmayacakt›r. Amerika’n›n getirdi¤i demokrasi, katliam demokrasisidir. Amerika’n›n getirdi¤i özgürlük, açl›k, yoksulluk özgürlü¤üdür. Biz 1945’lerden beri yafl›yoruz bu “özgürlü¤ü”(!) O zamandan beri, infazlar›n, katliamlar›n, iflkencelerin hiç eksik olmad›¤› bir “demokrasiyi”(!) yafl›yoruz. Bize bunlar› yaflatanlar da, “millili¤i” kimseye b›rakmayan düzen partileri ve Genelkurmay’dan baflkas› de¤ildi. Bizim karfl›m›zda, Amerikan iflbirlikçili¤i yapt›klar› için nedamet getirecekleri yerde, Amerika karfl›s›nda az iflbirlikçilik yapt›klar› için nedamet getiriyorlar. Millili¤in zerresi kalmam›flt›r onlarda. Onlar Amerikan zorbal›¤› karfl›s›nda nedamet getirse de, halk nedamet getirmeyecektir. Ülkemizin, halk›m›z›n onurunu savunaca¤›z. Ba¤›ms›zl›¤›m›z için, demokrasi için, emperyalizme karfl› olma onurunu korumaya devam edece¤iz. Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i

Say› 60 5 11 May›s 2003


Örgütlenmifl Zulüm ve Soygun Çetesi Katlediyor Bingöl depremi, aç›k bir katliamd›r. Zulüm halk kurflunlanarak sürdürüldü. “Terör, provokatörler..” demagojisi katliamc› oligarflinin gerçek yüzünü gizleyemiyor. Yine katledildik. Herkesin art›k gördü¤ü örgütlenmifl soygun ve zulüm çetesi olan oligarflik devlet, yine “deprem katliam›” ile can›m›z› ald›. Bile bile, göre göre, uyar›lara kulak asmayarak, halk›n can›na zerrece de¤er vermeyerek ço¤u çocuk, 176 insan›m›z› katletti, yüzlercesinin yaralanmas›na, evlerinin y›k›lmas›na neden oldu.

Say› 60 6 11 May›s 2003

Çad›r isteyen, ve gelen üç befl çad›r›n AKP milletvekili Feyzi Berdibek’in afliretine da¤›t›lmas›n› protesto eden halk›n üzerine atefl aç›ld›. Ve bir kez daha görüldü, ülkemizi, örgütlenmifl, zulüm ve soygun çetesi yönetiyor. “Kutsal, baba...” dedikleri devlet bu. Oligarflik devlet soyuyor, katlediyor; depremlerde, hastal›klarla, kurflunlarla, bombalarla, açl›kla katlediyor. ‹tiraz edenleri zorla, kurflunla susturmaya çal›fl›yor. Sonra bafll›yor o bildik “terör... provokasyon...” demagojilerine. Çad›r da¤›tmay› bile beceremeyenler DEHAP’l› Belediye Baflkan›n› kriz yönetiminin d›fl›nda b›rak›yor, yard›mlara el koyuyor. Kocaeli depreminde o y›k›m aras›nda halka yard›m için gidenlere “terör örgütü operasyonu” yapmam›fl m›yd›? Korku, halk›n çad›rs›z kalmas›na neden olurken, Mufl'un Bulanık ve Malazgirt Belediyelerinin kurdu¤u kriz masalarına siyasi amaçlı denilerek Kaymakamlık tarafından izin verilmedi. Ayn› flekilde Tayyip Erdo¤an ve bakanlar Bingöl’e gittiklerinde belediye baflkan›n› muhatap almad›. Böyle bir devletin sorun çözebilmesi, halkla bar›fl›k olabilmesi mümkün mü? Bir baflka demagoji; “sorumlular bulunacak”. Yalan. Sorumlu koltu¤unda oturan kendileri. Ne yapacaklar, Bay›nd›rl›k Bakan› Zeki Ergezen aç›kl›yor; “Müfettiflleri gönderdim hemen. Kim veya kimler sorumluysa ortaya ç›kar›lacak, gereken yap›lacak.” Çok duyduk bu sözleri. Tedbir alm›yor, sadece mezar kaz›yor. AKP sorumlular› cezaland›r›yor flovuyla emniyet müdürünü görevden al›rkan, halk›n karfl›s›na dahi ç›kmayan vali yerinde. Çünkü Vali Hüseyin Avni Cofl mülkiye müfettiflli¤i döneminde Erdo¤an’›n ‹stanbul Belediyesindeki yolsuzluklar›n› aklad›. “E¤i-

timini” de depremde Bolu’da devleti elefltiren genç bir k›z› “terörist” diye tokatlayan vali Nusret Miro¤lu’nun yard›mc›s› olarak yapt›. Bolu’daki tokat, Bingöl’de kurfluna dönüfltü. Vali tam da bu devlete uygun faflist bir kafa yap›s›na sahip oldu¤unu, KESK Bingöl fiubeleri Dönem Sözcüsü Özgür Bektaflo¤lu'nu depremden iki gün önce makam›nda "senin a¤z›na kurflun doldururum" diye tehdit derek de göstermiflti.

Halk›n çad›ra de¤il kurfluna m› ihtiyac› vard›? Katlettiler. Biliniyordu olaca¤›. Hiçbir tedbir al›nmad›. T›pk› beklenen MARMARA DEPREM‹ ile ilgili al›nmad›¤› gibi. D‹E'ye göre Türkiye'deki her on binadan biri ya onarıma muhtaç ya da oturulamayacak durumda. Peki tedbir; o yok. Jeoloji Mühendisleri Odas› Genel Baflkan› Ayd›n Çelebi, depremle ilgili tüm bilgilerin önceden devlet taraf›ndan bilindi¤ini belirterek, “Bingöl depreminden önce fay üzerindeki yap›laflmayla ilgili gerekli uyar›lar yap›ld›.” aç›klamas› yapt›. Benzer bir rapor da Prof. Dr. Niyazi Türelli taraf›ndan 6 ay önce yay›nlanm›flt›. Koyun gibi ölümü bekleyin! Ben sizi katledece¤im, itiraz etmeyin. Oligarflinin söyledi¤inin özeti bu. Çünkü onlar›n yaflad›¤› binalar y›k›lmayacak, onlar ölmeyecek, sakat kalmayacak. Katlediyor, protesto edenlere özel tim kurflunlar ya¤d›r›yor. Özellikle kürt halk›na karfl› çok daha boyutlu olarak karfl›m›za ç›kan, devletin halka bak›fl›n›n en ç›plak haliyle yans›mas›d›r yaflananlar. Çürümüfl, ahlaks›z düzenin tepesinde oturanlar her katliamda halk›m›z›n kurbanl›k koyun gibi davranmas›na, “takdiri ilahi” demesine al›flm›fl, Bingöllünün onurlu tavr›ndan flaflk›n. Onlar katletsin, halk sussun. Susmad› Bingöllü.

Kim Bu Özel Tim? Herkes gördü, gözü dönmüflçe kurflunlar ya¤-


Kim Bu Soysuzlar! Adalet Bakan› Cemil Çiçek: “Yolsuzluklar ülkeyi bir avuç soysuza muhtaç hale getirdi.” demifl. Peki kim bu soysuzlar? Mensubu oldu¤u partiye bakabilir, önünde el pençe divan durdu¤u TÜS‹AD’a, o koca koca bakanl›k binalar›n›n içine yuvalanm›fl bürokrasiye, “gözbebe¤imiz” diye ya¤ çektikleri Genelkurmay’a, OYAK’›n sahibi orduya bakabilir.... Bizim bildi¤imiz, halk› katleden, soyan, çal›p ç›rpan soysuzlar oralarda! d›rd›lar. Maskeli, kimi niflan alm›fl zulüm kusuyor. Jandarma, yine “araya girme” rolünde. Bu zulüm düzeninin en has bekçisi ordu de¤ilmifl gibi. Peki kim bu özel timler? Onlar devletin katliam politikas›n›n uygulay›c›lar›. Bu düzenin zihniyetinin, halka bak›fl aç›s›n›n en rafine temsilcisi onlard›r. Bingöl’ün tek fark› bu kez kurflun ya¤muruna kameralar›n tan›k olmas› de¤ilse, o terör, ony›llard›r estiriliyor ülkemizde. Köylerimizde, kentlerimizde, da¤lar›m›zda her yerde ony›llard›r özel tim zulmü yaflan›yor. Kürt halk›m›z çok iyi tan›r özel timi ve katliamlar›n›, tecavüzlerini. 19 Aral›k katliam›ndan tan›yoruz onlar›. ‹nsanlar› diri diri yakarken kahkahalar atarken tan›yoruz.

Yaram›za kurflun basan zulüm -Ne de¤erli çad›r›n›z varm›fl!Bir tek çad›r istiyorlar, baflka bir fley de¤il. Yaflamak, yaflam hakk›na sahip olmak istiyorlar. ‹nsanl›k tarihinin en eski, en geçerli hakk›na. Yok diyor devlet. Size yaflam hakk› yok. Ac›l› yaralara merhem de¤il kurflunlar bas›l›yor, panzerler sürülüyor enkaz alt›ndan ç›km›fl bedenlerin üzerine. Devletin yetkilileri birer birer konufluyor: “Provokatörler var, k›flk›rt›yorlar... istihbarat ald›k...” Mazlumdan sözeden AKP’liler ne de çabuk ö¤renmifl provokatör masallar›n›. Zulüm devleti ne de çabuk e¤itiyor çark› içine düflenleri. Sadece yoketmek, katletmek için örgütlenen bir devlet. “Ulusal, güvenlik” der katrilyonlar› silaha, istihbarata, polise, orduya yat›r›r. Ulusun güvenli¤ini yoksay›p, ulusu katleder. Niye? Çünkü açl›k var, zulüm var; halk örgütlenir, isyan eder. Öyleyse daha fazla silah, istihbarat örgütlerine yat›r›m, aman örgütlenmesinler, vurun tepesine da¤›t›n, sürün panzerleri üstüne.... ‹stedikleri bir çad›r. Ne de¤erli çad›r›n›z varm›fl! Panzerler, özel tim kurflunlar›yla korudunuz çad›r›n›z›. Yoksa ‘ulusal güvenlik’ dedi¤iniz o çad›rlar m›?

Ve bu katiller güruhunun burjuva bas›nda bilmem ne renk bereli “profesyoneller” oldu¤unun propagandalar›ndan tan›yoruz. Evet “profesyoneller”; katletmekte, iflkencede, kaybetmede profesyoneldirler. Özel timler katlettiklerinin kulaklar›n›, burunlar›n› keserek “koleksiyon” yapan hastal›kl› ruhlar çetesidir. “Hastal›¤›n” virüsü, t›bbi de¤il, oligarflinin ordusunun, polisinin verdi¤i e¤itimdir. Karfl›s›nda ac›l›, deprem alt›ndan ç›km›fl insanlar oldu¤unu düflünemeyecek, göremeyecek denli, beyinleri ancak bu e¤itimle dumura u¤rat›labilir. Bu sayede her türlü katliam› en vahfli yöntemlerle gerçeklefltirirler.

“Provokasyon” olmayan ne var? Evlerimizi, okudu¤umuz okullar›, çal›flt›¤›m›z iflyerlerini bafl›m›za göçerten düzenin sorumlular›, hiç bir utanma ve sorumluluk duymadan, halk› h›rs›z yerine koyup çad›r da¤›tmad›lar. Bingöl halk›n›n bu alçakl›¤a isyan›n› ise kurflunlarla sindirmeyi umdular. Yan›ld›lar. Kurflunlar›n, panzerlerin üzerine yürüdü halk. Bu öfke, Bingöl Valili¤i önünde tan›k olunan bu isyan, halk›n yaflad›¤› açl›k, zulüm karfl›s›nda hiç bir fleydir. Yar›n çok daha büyükleri, daha fliddetlileri, Türkiye’nin dört bir yan›nda yaflanacakt›r. Bu gözü dönmüflçesine kurflunlamalar, tüm halka gözda¤› içindir. Devletin yapmak istedi¤i çok aç›kt›r; ben çalay›m, ç›rpay›m, seni açl›kla, iflsizlik-

Ne de¤erli çad›r› varm›fl bu zulüm devletinin. Ç›plak ayakl›, gözlerinde ezilmiflli¤in öfkesi bir k›v›lc›m gibi çakan çocuklar›m›zdan daha de¤erli çad›rlar›n›z sizin. Kokuflmufl, her yan›ndan rüflvet yolsuzluk akan düzeninizin en kokuflmufl kurumlar›ndan K›z›lay›n›z ne de çabuk yetiflti deprem bölgesine. Baflbakanlar›n›z ne de çabuk “geçmifl olsun, bafl›n›z sa¤olsun” deyiverdi. Aman ne büyük devlet! Marmara depreminde günlerce ulaflamad›¤› halk›n elini tuttunuz öyle mi? “Provokasyon...” Öyle mi? Bu ülkede ony›llard›r hakk›n› arayan, hatta sadece ac›s›n› dile getirmeye çal›flanlara karfl› ne zaman “provokatör” demediniz? Ekmek, ifl, adalet, özgürlük isteyen kim provokatör olmad› ki? Dinleyin halk›, anlat›yorlar; “Nerede bu devlet?”... “Ac›lar›m›z›n üzerine panzer sürdüler. Nedir bu kin?”... “fiu ah›r› ben yapt›m y›k›lmad›, iflte bu okulu devlet yapt›, alt›nda yüzlerce çocu¤umuz yat›yor.” Deprem uzman› konufluyor, dinleyin: “Art›k midem bulan›yor, her deprem sonras› ayn› fleylerin tart›fl›lmas›ndan. Cinayet bu. Katliam. Böyle bir sistem olamaz, bu insanlar›, o çocuklar›m›z› biz öldürdük. Mezarlar›n› biz kazd›k o okula. Yazmad›¤›m›z kurum, bilgi vermedi¤i-

Say› 60 7 11 May›s 2003


le, hastal›kla, enkazlar›n alt›nda b›rakarak öldüreyim ve sen sus, itiraz etme! Edersen, provokatör der tutuklar›m, terörist der, kurflunlar›m! fiu hamasi aç›klamalara bak›n: Tayyip Erdo¤an: “Devlet Bingöl’de gerekeni yapm›flt›r. Olaylarda provokatörler var...” Bakanlar Kurulu resmi karar›: “Terör örgütü 1 May›s sebebiyle yapaca¤› eylemi Bingöl’de, herkes ac› çekerken yapm›flt›r. Provakasyon.” Bingöl Valisi Hüseyin Avni Cofl: “Olay› provokatörler ç›kard›. Gerekti¤i flekilde cezaland›r›lacak. Güvenlik kuvvetlerinin devlet mal›n› korumak için havaya atefl açma yetkisi vard›r. Azami sab›r gösterildi. Provokatörlerin amac› da güvenlik kuvvetlerimizin afl›r› zor kullanmas›n› sa¤lamak, sabr›n› tafl›rmak. Böylece devlet düflmanl›¤› yaratmak.” Devlet mal› korunabilir, ama halk›n can› korunmaz! Bingöllüler niye bu kadar öfkeliydi, cevab› iflte budur; Katili özel timciler karfl›s›nda, katledenin devlet oldu¤unu görmüfl; nas›l öfkelenmesin? Provokasyon varsa, bu ancak katletmekten baflka halka hiçbir fley vermeyen devletin provokasyonudur. Susturulan, protesto etme hakk›, direnme hakk› elinden al›nan halk›n isyan etmekten baflka yolu yoktur. Say› 60 8 11 May›s 2003

“Terörizm... provokasyon...” Tüm iktidarlar, halk›n hakl› mücadelesini, bu demagojilerle bast›rmak istediler. AKP de ayn›s›n› yap›yor! Aferin Tayyip Er-

miz yetkili kalmad›. Hiçbir fley yap›lmad›.” Dinleyin bir baflka deprem uzman› konufluyor: “Koskoca 17 A¤ustos depreminde bula bula bir Veli Göçer bulup iflin içinden ç›kmaya çal›flm›fllard›, burada da bulurlar birini, sonra her fley aynen devam eder. Bir de beklenen Marmara depremini düflünün. Bir tek önlem yok. Neyi bekliyoruz, kurban m›y›z biz?” Haydi flimdi konuflun, flimdi anlat›n “mutlaka provokatörler vard›r.” deyin. Kim inan›r, hamasi nutuklar, katletmeye devam. 12 yafl›nda bir çocuk düzeni anlat›yor, nas›l soyduklar›n›, nas›l insana de¤er vermediklerini. ATV sunucusu Ali K›rca çocu¤umuzun bilgeli¤i karfl›s›nda flafl›r›yor, söyleyecek söz bulam›yor, her fleyi biliyor çocuk. Düzen e¤itiyor çocuklar›m›z›. Ne de¤erli çad›r›n›z varm›fl. An›nda herkese yetecek çad›r gönderdik diye bir de utanmadan yalan söylüyorlar. TV’ler çad›rs›z kalan binlerce insan›n görüntülerini yay›nl›yor. Baflbakan ayn› anda ç›k›p, herkese yetecek çad›r› an›nda gönderdik diyor. Utanm›yorlar. Ac›lar›m›zla alay etmeye, yaralar›m›za kurflun s›kmaya utanm›yorlar. Ne de¤erli çad›r›n›z varm›fl. Yetkili konufluyor; “çad›rlar› ihtiyac› olmayanlar da al›yor, bunun için bir düzen içinde da¤›tmak

do¤an’a! Üç ayda nas›l da ö¤renmifl polis flefleri gibi konuflmay›!

Yolsuzluktan, malzemeden çalmaktan yak›nan AKP’liler, aç›klay›n, kaç AKP’li, kaç soygun, yolsuzluk, hortumlama davas›nda yarg›lan›yor?

Ülkenin baflbakan›, halk›n yaras›na merhem olaca¤›na, ayn› anda provokatörler var diyor. Devlet valisi akla ziyan aç›klamalar yap›yor. Bakanlar kurulu araya 1 May›s’› s›k›flt›r›p f›rsat bu f›rsat emekçilere karfl› düflmanl›¤›n› kusuyor. Oligarflinin tüm iktidarlar› böyle yapt›lar. Halk ne zaman hakk›n› istese, özgürlükleri için mücadelesini yükseltse, “terör” dediler, “provokatörler” dediler, halk›n mücadelesini, örgütlenmesini “yasad›fl›” ilan edip sald›rd›lar. AKP’nin maskesi düfltü. Amerika’n›n, generallerin ö¤rettiklerini tekrarlay›p duruyor. Provokasyonmufl, teröristlermifl... O zaman çözüm basit tabii; as, kes! Hay›r! Assan›z, kesseniz de hiç bir fleyi çözemezsiniz. Bu bir sistem sorunudur. Sistem sürdükçe hiç bir fley temelli de¤iflmez. Hiç bir iktidar çözemez. fiu müteahhiti, bu belediye görevlisini günah keçisi yap›p kendi sorumluluklar›n›, bu katliamlar›n sistemin katliam› oldu¤unu gizlemek istiyorlar. ‹haleler nas›l veriliyor, s›r de¤il. Abdülkadir Aksu, bölgenin

amac›yla flu anda çad›r da¤›tm›yoruz.” Halk› h›rs›z yerine koyuyor. Kendisi h›rs›z, kendi devletini h›rs›zlar yönetiyor, her kademesinde h›rs›zlar. Halk› da h›rs›z yerine koyuyor. Deyin ki, bir çad›r› da ihtiyac› olmadan biri alm›fl olsun. Ne olur peki, devletiniz mi çöker? Yoksa ulusal güvenli¤iniz tehlikeye mi girer? “12 saattir bir çad›r almak için kap› kap› dolafl›yorum. Hasta çocu¤um var, bir çad›r alamad›m.” Niflan al›yor maskeli özel tim, bas›yor teti¤e. Ac›lar›m›z› niflanl›yor, enkaz alt›ndan ezik ç›km›fl kollar›m›z›, bacaklar›m›z›, yaralar›m›z› niflanl›yor. Bas›yor teti¤i soysuzun dölü.


di¤er AKP’li milletvekilleri bilir. Hemen hepsi, oradaki soygun flebekesinin içindedirler. fiimdi soygun çetesi, hükümet olarak katliam çetesini de emri alt›na alm›fl, pervas›zca soyguna ve katliama devam ediyor.

Bunlar m› “milletin temsilcisi”? Bingöl’de halk ölülerine a¤larken, AKP’liler Antep’te e¤lencede göbek att›, Baflbakan Tayyip, Ankara’da havai fiflekli aç›l›fltayd›. AKP’nin halkla ba¤› bu!

Hak Arayan› Kurflunlayan Devlet Gelene¤i Ülkemizde yaflanan onlarca katliam›n ayr›nt›lar›na bak›n, bir ço¤unda devletin, halk›, ilerici, devrimci güçleri sindirme amaçl› katletmek için ya provokasyonlar düzenledi¤ini görürsünüz, ya da en basit bir hak aray›fl›n›n kanla bast›r›ld›¤›n›. Bu yan›yla Bingöl, ekonomisiyle, siyasetiyle devletin resmidir. Katletme, sindirme, susturma politikas›n›n bir devam›d›r. Provokasyon ve katliam politikas› yeni de¤il. 1 May›s 77’den, M‹T’in planlad›¤› 6-7 Eylül “olaylar›”na, 12 Mart Gazi’den S›vas’a, Çorum ve Marafl Katliamlar›ndan Hapishane Katliamlar›’na, 15-16 Haziran iflçilerin hak alma direnifllerine jandarma kurflunuyla karfl›l›k verilmesinden, 12 Eylül öncesinde yaflanan Viranflehir katliam›na, Armutlu katliam›ndan Akkise’de resmen ve alenen “durduk yere” yap›lan katliama halka düflmanl›k ve flovenizm devletin resmi politikas›n›n örnekleriyle doludur. Ve

Bas›yorlar teti¤e tak›r tak›r tak›r.... Ne oldu, Amerika iflgal mi etti ülkemizi, vatan› m› kurtar›yorsunuz iflgalden? Öyle olsa, her biriniz iflgalcinin etekleri alt›nda eflinirsiniz, biz biliriz. Kendi halk›na zulmeden bütün iktidarlar iflgalcilerin en iyi iflbirlikçileri olmufltur tarih boyunca. Düflmand›r halka, sevmez gerçekte vatan›n›. Yine ölmek, vatan› kurtarmak halka düfler, bize düfler. Bas›yor teti¤e namussuz? ‘Ne bu kin’ diyor Bingöllü? Düflman çünkü bu halka, beyni düflmanl›kla doldurulmufl, böyle e¤itilmifl. Hakk›n› arayan kimi görürsen bas teti¤e demifl e¤iten devlet. Bas›yor teti¤e alça¤›n dölü. Tak›r tak›r tak›r.... Ve 11’inde bir ceset daha ç›kar›l›yor yat›l› okulun enkaz›ndan. Gözlerindeki fer sönmüfl. Alça¤›n dölü bir düflmandan daha kurtulman›n zaferini kutluyor, 15 km. ötedeki il merkezinde, bas›yor teti¤e. Enkaz›n alt›ndan her ç›kan cesette kutlama kurflunlar› v›z›ld›yor. Tak›r tak›r tak›r.... A¤›r silahlar, panzerler.... Katrilyonlarca silaha yat›r›m, iflte bu anlar için yap›lmad› m›; s›k›n gönlünüzce, verin hakk›n› yat›r›-

neredeyse tümünde, “terörizm... provokasyon...” tüm iktidarlar›n de¤iflmez demagojisi, katliam›n›n üzerini örtme arac› ve bask› gerekçesidir. Biz sadece, “çok bilinmeyen” bir örne¤i hat›rlataca¤›z; 23 Nisan 1980’de yaflanan Tarsus Katliam›n›. 23 Nisan günü Tarsus’ta, hasta babas›na ilaç almaya giden 15 yafl›ndaki bir k›z çocu¤u AdanaMersin karayolunda kamyon alt›nda kalarak öldü. Ölüm haberi k›sa sürede çevre mahallelerden duyuldu. Ayn› yolda daha önce de 24 kurban verilmiflti ve halk önlem al›nmas› için defalarca yetkililere baflvurmufltu. Çözüm bulunmad›¤› gibi, halk›n kendi elleriyle yola yapt›klar› kasisler bile sökülmüfltü. Son “kaza cinayetini” duyan halk ak›n ak›n kaza yerine geldi. Burada toplanan büyük kalabal›k yola barikatlar kurdu ve yetkilileri protesto ettikleri bir gösteri yapt›. Jandarma ve polisler gösteri yapan halk›n üzerine rastgele atefl açt›. Sald›r›da 10 kifli can verdi, ayr›ca 21’i a¤›r olmak üzere 300 kifli yaraland›. Yüzlerce kifli de gözalt›na al›nd›. Katliam “çat›flma ç›kt›, asker de atefl açt›” yalan› ile örtbas edilmeye çal›fl›ld›.

Evet Sistem Çökmüfltür Bu çürümüfl sistemin yöneticileri de sistemin çökmüfllü¤ünden yak›n›yor. Hükümetin bakan› Erkan Mumcu “sistem çöktü” diyor. Evet bu sistem, bu düzen bütün kurumlar›yla çökmüfl durumda. Sadece polis zoruyla, asker panzerleriyle, halka do¤rultulmufl namlular› ile ayakta duruyor. Halk›n o büyük öfkesine provokasyon deyip kimse iflin içinden ç›kamaz. Bir çad›r›n

m›n. Gazeteler, bilmem kaç trilyona Awacs uça¤› al›nmas›n›n Baflbakan taraf›ndan onayland›¤›n› yaz›yor. ‹ki Awacs pars›yla, bütün okullar depreme karfl› dayan›kl› hale getirilebilirmifl. Ne okulu, ne insan yaflam›. Boflverin siz, Awacs al›n siz, Awacs! Halk›n ihtiyaçlar›na göre örgütlenmifl tek bir kurumu var m› ki bu devletin. Bir tek bina y›k›lsa, saatlerce iflin içinden ç›kam›yorlar. Yok olmuyor, m›zrak çuvala s›¤m›yor. Baflbakan’›n “provokatörler” masal›na, devletin valisinin “d›flar›dan geldiler” saçmal›klar›na herkes gülüyor. Gülüfller öfkeye ban›l›p içiliyor. Yüre¤imize kan damlat›yor zulüm düzeni. Kan›m›z› içip, oturmamaz› istiyorlar. Kürt dilini, kültürünü unutsun, asimile edilsin diye köy köy toplan›p “paras›z yat›l› okul”a doldurulan 225 çocu¤u unutun diyorlar. Onlarda m› provokatördü yoksa! Kimi “okuyup doktor olacak ve doktorsuz, yolsuz köylerine sa¤l›k götürecek”, kimisi, hukuksuzlu¤un, adaletsizli¤in katbekat yafland›¤› bir bölgede “avukat olup köylerini yakanlar› dava edecek” idi.... fiimdi topra¤›n alt›ndalar!...

Say› 60 9 11 May›s 2003


yaratt›¤› bir öfke mi bu? Siz bu halka nas›l davrand›n›z, onyallard›r ne de¤er verdiniz ki, bu kadar büyük bir öfke yaratt›n›z? ‹flte Van’daki olay. “Dur ihtir›na uymad›” diye o¤lu s›rt›ndan 5 kurflunla vurulan aile, cesedi getirip valili¤in önünde protesto ediyor. Yetti art›k, çekip gidece¤im bu diyardan diyor. Nas›l büyüttünüz bu öfkeyi? Bu soruyu tart›flmaktan hiç kimse kaçamaz. Biz söyleyelim; Ony›llara dayanan zulüm ve sömürü politikalar›ndad›r cevab›. Yaratt›¤›n›z açl›kta, yoksullukta, soygunda, iflkencelerde, katliamlarda, provokasyonlarda, kaybetmelerde, infazlarda, hak ve özgürlüklerin zorla yokedilmesinde.... Mumcu’lar bilir bunlar› ve halk›n öfkesini yat›flt›rmak için, onlardan önce “sistem çöktü” demeye bafllarlar, sonra bu sistemi sürdürürler. Sistemin çöküflünden flikayetlenen bir baflkas› ise DYP Genel Baflkan› Mehmet A¤ar. "Böyle bir günde ortaya ç›kan en önemli sorun, sistemin çökmüfllü¤üdür" buyurmufl A¤ar. Çöken senin sistemindir. O sistemi korumak için az m› katliam yapt›n, azm› infaz gerçeklefltirdin, bin operasyonlar› hangi sistem için yapt›n? Say› 60 10 11 May›s 2003

Yalan, riya, ikiyüzlülük; her fley halk› aldatmak, oyunu çalmak için. Katil A¤ar, sistemden flikayetlenecek en son kiflidir.

Bu nas›l bir devlet?

HALK ANAYASASI TASLA⁄I’NDAN

Bizim Devletimizde: Madde 36- Sa¤l›k, Konut, Ulafl›m a-) Herkes do¤ufltan bafllayarak sa¤l›kl› ve güvenlikli bir yaflam hakk›na sahiptir. Devlet bu amaçla insan sa¤l›¤›n› her fleyin üzerinde tutarak her türden sa¤l›k hizmetlerini ücretsiz karfl›lar. .... d-) Tüm halk›n sa¤l›kl› konut sahibi olma hakk› vard›r. Devlet bu hakk› karfl›lamak için tüm gücünü seferber eder. Gecekondu bölgelerindeki evlerin sa¤l›kl› ve güvenli hale getirilmesi; gecekondu semtlerinin yol, su, elektrik, sa¤l›k kurumu gibi alt yap› eksikliklerinin tamamlanmas›; Islah edilemez durumdaki gecekondular yerine toplu konutlar infla edilmesi halk iktidar›n›n öncelikleri aras›ndad›r.

IMF kredileri onlara, yoksulluk halka kal›r. Güvenece¤imiz hiçbir yer yoktur. Deprem için de kendimiz tedbir alaca¤›z. Can güvenli¤imizi de kendimiz sa¤layaca¤›z. Hangi düzen partisini iktidara getirirseniz getirin, de¤iflen bir fley olmayacak. Bu, onlarca defa kan›tland›.

Bu düzende çözüm yok!

“Halk›m›za baflsa¤l›¤› diliyoruz.” diyen Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi, 2 May›s günü yapt›¤› aç›klamada Cephe çat›s› alt›nda örgütlenme, bu çürümüfl düzeni de¤ifltirme kavgas›na ça¤r› yap›yor ve “nas›l bir devlet” sorusunu soruyordu:

Evet faflizmle yönetiliyor ülkemiz. Faflist bir düzenin bütün devlet kurumlar› buna göre örgütlenmifltir. Zulüm tek yöntemdir. Yönetemedikleri için ancak zulümle, bask›yla halk› zapturapt alt›nda tutmaya çal›fl›rlar.

“‘sab›r’ dilemiyoruz! Sabredecek durum yoktur çünkü. Sabretmek, daha çok can›m›z› kaybetmektir. Sabretmek, kurbanl›k koyun gibi, depremle mi, açl›kla m›, kurflunlarla m›, F tipleriyle mi, trafikle mi, nereden gelece¤i bilinmez ölümlere davetiye ç›karmakt›r.”

“Kendi demokratik örgütlenmelerimizi yaratmal›y›z. Kendi dayan›flma a¤›m›z› kurmal›y›z. Halk›n iktidar› için mücadeleye yönelmeliyiz. Baflka ç›k›fl yolumuz yoktur.”

“‘Nerde bu devlet?’ diye sormas›n kimse art›k! ‹flte devlet burada. Devlet, çürük binalarda. Devlet üzerimize s›k›lan kurflunlarda. Sorulmas› gereken soru fludur; Nas›l bir devlet bu?..” Evet nas›l bir devlet ki, enkaza dönüflece¤i kesin çürük binalara dolduruyor insanlar›m›z›? Nas›l bir devlet ki, hakk›n› arayan herkesi terörist diye kurflunluyor? Nas›l bir devlet ki, bu soygunlar› yapanlar› da, bu zulümleri yapanlar› da yarg›lam›yor? Yarg›lamak bir yana, en soyguncusunu bakan, en zalimini emniyet müdürü, general yap›yor? Evet, nas›l bir devlet bu? Bu devlet, oligarflinin devleti. Tekelci burjuvalar›n, toprak a¤alar›n›n, tüccar›n, tefecinin devleti. ‹flte bunlara akar vergiler. Yeralt›, yerüstü servetleri,

Evet bu düzende çözüm yok! Bu düzende can güvenli¤i yok! Can güvenli¤imiz için örgütlenmeliyiz! Direnifl, dayan›flma, örgütlenme; oligarflinin devleti’nde mücadeleden baflka çare yok. Bizim iktidar›m›z, halk›n iktidar› olmadan katledilmeye, depremlerde, sellerde, hastal›klarla, bombalar kurflunlar alt›nda ölmeye devam edece¤iz demektir. Bu düzeni de¤ifltirmek, bu nedenle sadece sömürüsüz bir düzeni yaratma mücadelesinin ötesinde can güvenli¤imizi sa¤lamak için de tek yolumuz. Bu düzenin de¤ifltirme kavgas›na kat›lmak, kendi örgütlenmelerimizi yaratmak, katledilmeye hay›r demektir. Bu düzenin “sab›r, sa¤duyu” laflar›n›n arkas›na gizledi¤i, katledilmeyi bekleyin demektir. Bizim davetimiz, kavgaya, yaflamaya davettir. Bu çürümüfl düzene karfl› sab›r de¤il, kavga gerek!


Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde “Solcular Aras›” Çat›flma De¤il ‹hbarc› Devlet Çetesi’nin Sald›r›s› 2 ve 5 May›s’ta ülkesinin ba¤›ms›zl›¤›n›, halk›n›n özgürlü¤ünü savunan gençlerimize sald›r›ld›! Sald›ranlar, medyada yans›t›ld›¤› gibi, “solcu” de¤ildi. Sald›ranlar› da, sald›rtanlar› da iyi tan›yoruz biz. Gerçekte tüm Türkiye tan›yor onlar›. Sald›rganlar, kendilerini “Türk solu”, “Atatürkçü” gibi baz› kavramlar arkas›na saklad›¤› için, halk›m›z ve kamuoyu, ilk anda onlar› teflhis edemedi belki. Ama onlar, tescillidirler. ‹hbarc›l›kta tescillidirler, devletle iflbirli¤inde, devletin yede¤inde sola, devrimcilere sald›r›da tescillidirler. Beyinleri ve çizgileri, ihbarc›, karfl›-devrimci Ayd›nl›k damgal›d›r. 1) "Atatürkçü Düflünce Kulüpleri Federasyonu" ad› alt›nda örgütlenen bu güruhun bafl›n›, daha önce ‹flçi Partisi’nin ayn› türdeki örgütlenmesi olan Öncü Gençlik’in ‹stanbul ‹l Baflkanl›¤›n› yapan Gökçe F›rat adl› kifli çekmektedir. Sözü edilen kifli ve grubu, ihbarc› kli¤in iç çat›flmas› sonucu onlardan ayr›lm›fl ve "Atatürkçü Düflünce Kulüpleri Federasyonu"(ADKF) ad›yla “Genelkurmay’›n hizmetinde” olacak yeni bir örgütlenme oluflturmufl, Türk Solu ve ‹leri adl› dergileri ç›karmaya bafllam›flt›r. Devletin yan›nda yer alan bir güçtür. ‹hbarc›lar›n rekabeti, “kim daha fazla iflbirli¤i yapacak, kim devlete daha çok hizmet edecek” rekabetidir. ADKF da, Ayd›nl›k’la rekabette, sola sald›r›da daha pervas›z davranmaktad›r. 2) ADKF, Genelkurmay’›n, polisin ve üniversitelerde rektörlerin himayesinde bir çetedir. Devrimci, demokrat, islamc›, muhalif gençlik örgütlenmelerinin karfl›s›na, “devletin gençlik örgütlenmesini” oluflturmak üzere arenaya sal›nm›flt›r. Bu güruhun, 2 May›s’ta ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndeki sald›r›s› da, Y›ld›z Teknik Üniversitesi’ndeki sald›r›s› da polisle, üniversite yönetimleriyle iflbirli¤i içinde planlanm›fl bir sald›r›d›r. 3) Devlet, faflistlere yapt›rmak istedi¤ini flimdi bunlara yapt›r›yor. Sald›r›n›n tarz› ayn›: ‹yi tan›yoruz bu tarz›. Özellikle 1980 öncesi MHP’li sivil faflist hareketin “Ülkü Ocaklar›” gibi, bunlar da, devrimci demokrat ö¤rencileri okul-

lara sokmama karar› al›yorlar. Karar› “uygulama” biçimleri de ayn›; polisle iflbirli¤i içinde, onun korumas› ve himayesi alt›nda gerçeklefltiriliyor sald›r›. Sat›rlarla, sopalarla gerçeklefltirilen sald›r›, gençli¤imizi sindirmeyi amaçl›yor. Üniversitelerde “kufl uçurmayan” polis, nedense, bu sald›r›lar s›ras›nda “olay yerinde” yoktur ve nedense normalin ötesinde bir gecikmeyle gelmektedir. Bunlar halk›m›z›n çok iyi tan›d›¤› “bozkurtcuk”lar›n yöntemleridir. Bunlar, ihbarc› Ayd›nl›k çetesinin yöntemleridir. Bu güruhun sald›r›s›, oligarflinin, üniversitelerdeki devrimci, demokrat örgütlenmeleri etkisizlefltirmek ve solu y›pratmak için düzenledi¤i bir provokasyondur. 4) Bas›n yay›n kurulufllar›na ve tüm halk›m›za: 5 May›s’ta Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde meydana gelen “olaylar”, hemen tüm bas›n yay›n organlar› taraf›ndan “sol gruplar aras› çat›flma” olarak sunuldu. Sald›rganlar›n kimli¤ini yukar›da aç›klad›k. Sald›rganlar, sald›r›lar›n›n devrimci, demokrat gençlerimiz taraf›ndan püskürtülmesinin ard›ndan yapt›klar› aç›klamalarda kimliklerini bir kez daha ortaya koydular zaten: ‹hbarc›, karfl›-devrimci çete, “PKK liderli¤indeki terör örgütlerince sald›r›ya u¤rad›klar›n›... ... bugün Türkiye’de Kürtçülü¤e ve bölücülü¤e karfl› gerçekten mücadele eden tek siyasi oluflumun kendileri oldu¤unu...” söylüyor ve “emniyet teflkilat›n› göreve ça¤›r›yor”lar. Bu literatürü herkes iyi tan›yor bu ülkede. S›k›flt› m›, “bölücülük, terör...” demagojisi. Genelkurmay’›n, polisin, ihbarc› Ayd›nl›k’›n üslubuyla konufluyorlar. Devrimcilere sald›ranlar, bu a¤›zla konuflanlar “sol” olabilir mi? ‹stanbul Üniversitesi’nin faflist rektörü Alemdaro¤lu, bu çevrenin ç›kard›¤› ‹leri adl› derginin yazarlar›ndand›r. Alemdaro¤lu’nun destekledi¤i, himaye etti¤i bir grup, solcu olabilir mi? Bu aç›k gerçeklere ve bu aç›klamalar›m›-

Say› 60 11 11 May›s 2003


za ra¤men, olay› hala “solcular aras› çat›flma” olarak yans›tmaya devam edenler, art niyetlidir. Düflmancad›r. Bu noktadan sonra verilecek bu tür haberler, eksik bilgilenme, yanl›fl yans›tma de¤il, tarafl›, düflmanca kullanma olacakt›r. fiu ana kadar burjuva medya, bu olay› sola karfl› özel olarak kullanm›flt›r. Kullanmaya devam etmemeleri konusunda bilgilendiriyor ve uyar›yoruz. 5) Devrimci, demokrat tüm çevrelere! Bu sald›rgan güruhun kulland›¤› “Türk solu”, “Atatürkçülük” gibi kavramlar kimse için yan›lt›c› olmamal›d›r. Solun bu noktada yan›lmaya da, liberal tav›rlara da hakk› yoktur. Bu yanl›fl, geçmiflte, ADKF provokatör örgütlenmesini de içinden ç›karan Ayd›nl›k karfl›-devrimcilerine karfl› yap›lm›flt›r. ‹hbarc› Ayd›nl›k, 12 Eylül öncesinde devrimcileri katlederken, gazetelerinde devrimcileri ihbar ederken tav›r al›nmam›flt›r. ‹hbarc› Ayd›nl›k, cuntan›n mahkemelerinde cuntay› savunur, generallere yaltaklan›rken dahi, kimileri onlar›n karfl›-devrimci olup olmad›¤›nda “karars›zl›¤›n›” sürdürmüfltür.

Say› 60 12 11 May›s 2003

‹hbarc› Ayd›nl›k, 80’in hemen ertesinde cuntan›n himayesi ve icazetinde “Gökyüzücüler” ad› alt›nda üniversitelerde örgütlenirken, yine devrimciler d›fl›nda, genifl

AKDF'L‹LER SALDIRIYOR POL‹S GÖZALTINA ALIYOR ‹P kökenli, polis iflbirlikçisi AKDF'liler sald›r›lar›na devam ediyor. 29 Nisan tarihinde Y›ld›z Üniversitesinde bafllayan sald›r› 2 May›s tarihinde ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde devam etti. Ve bugün son olarak 5 May›s tarihinde Y›ld›z Üniversitesi'nde AKDF'lilerin çevik kuvvet polisleriyle destekli sald›r›lar› sonucu 10'a yak›n devrimci demokrat ö¤renci çeflitli yerlerinden yaralan›rken 15 devrimci demokrat ö¤renci de gözalt›na al›nd›. Muhbirli¤iyle, ihbarc›l›¤›yla bilinen ‹flçi Parti kökenli AKDF'liler özellikle 1 May›s'tan bir kaç gün önce okullar› iflgal etmifltir. Devrimci demokrat ö¤rencilerin çeflitli etkinliklerini duyurduklar› ilan ve afiflleri y›rt›l›p indirilmifl, gördükleri ö¤rencilere kimlik sorarak, göstermeyenleri sald›r›p döverek, okul ç›k›fl›nda bekleyerek devrimci demokrat ö¤rencileri polise hedef göstererek bir süredir okullarda terör estirmektedirler. Devrimci demokrat ö¤rencilerin faaliyetlerini engellemeyi, onlar› okula sokmamay›, polise gözalt›na ald›rmay›, yaln›z gördüklerine sald›rarak ö¤rencileri sindirmeyi amaçlamaktad›rlar.

bir sol çevre bu ihbarc› harekete tav›r almam›flt›r. ‹hbarc› Ayd›nl›k güruhu, bu ihbarc›, provokatör, cuntac›, katliamc› tarihine ra¤men, “‹flçi Partisi” ad›n› alarak kendini yeniden meflrulaflt›rmaya çal›fl›rken, ayn› tav›rs›zl›¤› devam ettirmifltir. Kürt milliyetçili¤i, onlar›n “sol” olarak meflrulaflt›r›lmas›nda özel bir rol oynam›flt›r. E¤er bugün karfl›m›zda, sola, halka küfürler eden, Genelkurmay’›n her türlü karfl›-devrimci propagandas›n›n borazanl›¤›n› yapan, provokatif haberlerle ortal›¤› buland›ran Perinçek güruhu varsa, E¤er bugün karfl›m›zda, ADKF, Türk Solu ad› alt›nda örgütlenmifl bir provokatörler güruhu, devrimcilere, demokratlara sald›racak gücü kendinde buluyorsa, bunda, bu yanl›fllar›n da pay› vard›r. ‹hbarc› çete, zaman›nda solun tümüyle d›fl›na at›lm›fl olsayd›, bunlar› yaflamayacakt›k. Sald›rganlar, kendilerini bu biçimde “sol” olarak lanse edemeyecekti. Gençlik, tüm devrimci demokrat kurumlar ve halk›m›z, bu güruhu da tecrit etmelidir. Lanetlenmifl bir hareketin, ihbarc› Ayd›nl›k’›n çizgisinde, sola ve halk›m›za karfl› yeni provokasyonlara kimse izin vermemelidir.

Haklar ve Özgürlükler Cephesi Tüm devrimci demokrat ö¤renciler AKDF'lilerin sald›r›s›na karfl› ortak tav›r ald›lar. AKDF'lilerin sald›r›lar›n›, bu sald›r›lar›n neye ve kime hizmet etti¤ini ve bu sald›r›ya karfl› tav›rs›z kalmayacaklar›n› bas›na aç›klamak isteyen devrimci demokrat ö¤renciler 5 May›s günü Y›ld›z Üniversitesi'nde bas›n aç›klamas› yapmak istediler. Polis iflbirlikçisi AKDF'liler okul d›fl›ndan getirttikleri yaklafl›k 30 kiflilik bir grupla ö¤rencilere sald›r›p okuldan atmaya çal›flt›lar. Ancak devrimci demokrat ö¤rencilerden gereken cevab› ald›lar. Bu kez her zamanki gibi devreye çevik kuvvet polisleri girdi. AKDF'liler çevik kuvvet polislerinin yard›m›yla ö¤rencilere sald›rd›lar. Bu kez istedikleri sonucu alamad›lar. Sald›r›lar ö¤renci gençli¤in demokratik üniversite mücadelesini engelleyemeyecektir. Devrimci demokrat ö¤renciler kendi güçlerine güvenerek, birlikte, ö¤renci gençli¤e sald›ranlara karfl› sessiz kalmayacakt›r. Bas›n kurulufllar›n› gerçekleri çarp›tmadan, tek yanl› bildirmeden do¤ru ve gerçekçi yans›tmaya, devrimci demokrat kurum ve kurulufllar› ö¤renci gençli¤e yönelik sald›r›lara karfl› duyarl› olmaya ça¤›r›yoruz. ‹STANBUL GENÇL‹K DERNE⁄‹ Ö¤rencileri


Lanetli Bir Grup; Ayd›nl›k Türkiye solu, yeni ama kökeni eskiye dayanan bir provokasyonla karfl› karfl›ya. Provokatörün ad›, ADKF.

Bunun böyle oldu¤unu görmek için belgeye ihtiyaç yoktur. Çünkü tüm bunlardan öte, prati¤iyle, M‹T’in kontra politikalar›n›n uygulay›c›s›d›r.

Genifl bir kesim ADKF ad›n›, ‹stanbul ve Y›ld›z üniversitelerinde devrimci-demokrat ö¤rencilere sald›r›yla birlikte duydu.

Sald›r›, polisin himayesinde, genelkurmayc› rektörlü¤ün bilgisi dahilindedir. Ayd›nl›k çizgisinde bu hiç anormal bir durum de¤ildir.

Kimdi bunlar? E¤er etiketlerine (Atatürkçü Düflünce Kulüpleri Federasyonu) bak›lacak olursa, Atatürkçü olmal›yd›lar. Ç›kard›klar› derginin ad›na (Türk Solu) bak›lacak olursa da solcuydular. Bu isimlendirme ve s›fatlar, onlar arac›l›¤›yla gündeme getirilen provokasyonu daha da tehlikeli hale getirmenin d›fl›nda bir anlama sahip de¤ildir. Sözü edilen grubun, daha do¤ru bir deyiflle güruhun, ne Atatürkçülükle, ne solculukla bir ilgisi yoktur. Sözü edilen grup, karfl›-devrimci ihbarc› Ayd›nl›k çetesinden bir grubun, yeni bir isim etraf›nda örgütlenmifl halidir. Oligarflinin bu tür provokasyon ve sald›r› gruplar›n› oluflturmas› için özel bir neden gerekmez. Provokasyon, sol içine “s›zd›r›lan” gruplar, egemen s›n›flar›n tarih boyunca baflvurdu¤u bir yöntemdir. Bunun ötesinde oligarflinin bugün özellikle ihtiyac› vard›r bu tür bir gruba. Çünkü teflhir olmuflluklar› nedeniyle, MHP’li faflistleri istedi¤i gibi kullanamamaktad›r. Ayn› teflhir ve tecrit olmuflluk Ayd›nl›k karfl›-devrimcileri için de geçerlidir. Solun bu konudaki tüm yalpalamalar›na, zay›fl›klar›na ra¤men, devrimcilerin ideolojik ve pratik olarak kararl›l›klar› sonucunda, Ayd›nl›k da solda bu tür provakasyonlar yapabilecek konumda olmaktan uzakt›r.

ADKF, M‹T’in Provakosyon Örgütlenmesidir Kontrgerillan›n provokasyonlar›n› uygulayacak bir “güç” yaratmak için ortaya iflte bu “Atatürkçü” grup ç›kart›lm›flt›r. Kimi ulusalc› ve sosyalist ayd›nlar da, neyin ne oldu¤unu görmeksizin, bu grubun Türk Solu adl› dergisine yazarak, bunlar›n kendilerini sol olarak lanse etmesine yard›mc› oldular. Oligarfli, böylelikle bir taflla iki kufl vurmufl oldu; hem ülkü ocaklar› gibi devrimcilere karfl› bir sald›r› gücü yarat›lm›fl, hem de bu sald›r›larda yine solun ad› y›prat›lm›fl oluyordu. Atatürkçü Düflünce Kulüpleri Federasyonu, M‹T’in kurdurdu¤u bir örgütlenmedir. Daha önce ‹flçi Partisi’ne (Ayd›nl›kç›lara) ba¤l› Öncü Gençlik’in ‹stanbul ‹l Baflkanl›¤›n› yapan Gökçe F›rat, M‹T’in adam›d›r.

Devletle iflbirli¤i ve provokasyon, Ayd›nl›k’›n karakteristik özelli¤idir “Ayd›nl›k” ad›, 1960’lar›n sonundaki Türkiye’de, onurlu bir isimdi. Ayd›nl›k Sosyalist Dergi, devrimci aray›fllar›n, ideolojik mücadelelerin yürütüldü¤ü bir zemindi. Do¤u Perinçek ve flürekas›, bu onurlu ad› kullanarak y›llar y›l› kendilerini sol içinde gösterdiler. Önce “ön ekini” de¤ifltirerek “Proleter Devrimci Ayd›nl›k”› ç›kard›lar. 1970’li y›llar›n sonunda Perinçek’in Ayd›nl›k ad›yla ç›kard›¤› gazete art›k, devrimcilerin adlar›n› yay›nlayan ihbarc› bir gazete haline çevrilmiflti. Perinçek grubunun karfl›-devrimcileflmesi, özellikle 1970’li y›llar›n ikinci yar›s›na denk düfler. Bu dönemde ideolojik, politik ve pratik olarak h›zla karfl›devrim saflar›na kapa¤› att›lar. Bu karfl›-devrimcileflmenin belli-bafll› dönüm noktalar› vard›r: - “Üç dünya teorisi”nin kabul edilmesi: Bu k›smen kapsaml› bir konu olmakla birlikte, eski bir Ayd›nl›kç›’n›n sözleriyle k›saca aktaral›m: “Bu teoriye göre, Sovyetler Birli¤i'ni tecrit etme ad›na Amerika'ya karfl› hay›rhah bir tutum içine giriliyordu. ... Bununla da kalm›yor, "üçüncü dünya" ad› alt›nda hayali bir blok ve "temel güç" yaratarak, ül-

Say› 60 13 11 May›s 2003


ke içindeki s›n›f mücadelesini "ortadan kald›r›yor", bu ülkelerdeki emperyalist iflbirlikçisi zorba yonetimlerle iflbirli¤i yapman›n yolunu aç›yordu.

Uzun y›llar Ayd›nl›kç›lar›n, T‹KP’in merkez yönetiminde yer al›p daha sonra günah ç›karan Gün Zileli, bu sorumlulu¤u aç›kça ortaya koyuyor:

Bu siyasete gore, "Sovyetçi" denen sol güçler düflman ilan edilirken, zorba Türk devleti, bütün müfltemilat› ile birlikte, ‘dünya devriminin temel gücü’ olarak kutsan›yordu.” (Havariler, Gün Zileli, s.195-197)

“Ayd›nl›k hareketi... sol içi düflmanl›k ve terörü körükleyenlerin bafl›nda geliyordu. Bir kere, baflta TKP olmak üzere bütün Sovyet yanl›s› gruplar, faflistlerden bile daha tehlikeli düflmanlar olarak ilan edilmifl, bunun sonucunda, "sol faflistler" ya da "sosyal faflistler" deyimleri icat edilmiflti. ... Bu bak›fla uygun bir terim de icat etmifltik: "sahte sol". Bu terim, art›k bütün Ayd›nl›k militanlar›n›n a¤z›ndayd›. Bizden olmayan, "sahte sol"du. "Sahte sol", "terör ortam›n›" körükleyerek, Sovyetler Birli¤i'ne ‘alet’ oluyordu. Sovyetler Birli¤i bafl düflman oldu¤una göre, ona "aIet olanlar" da, "düflman"›n saf›nda yer al›yorlard›. Ayd›nl›k'›n bu teorisi, sol içi düflmanl›k ve fliddetin bafl müsebbibidir.” (Havariler, Gün Zileli, s. 183)

Bu k›sa özetten de anlafl›laca¤› gibi, Ayd›nl›kç›lar›n sonraki tüm prati¤i bu çerçevede geliflmifl, bu teoriye göre, devrimcileri ihbar etmifl, bu teoriye göre, devrimcileri katletmifl, bu teoriye göre, cuntalarla, düzen partileriyle, genelkurmayla, hatta MHP’yle iflbirli¤ini savunmufllard›r. - ‹hbarc›l›¤›n resmileflmesi: Ayd›nl›kç›lar›n T‹KP ad›yla legal parti kurmas›, ard›ndan Ayd›nl›k adl› gazeteyi ç›karmaya bafllamalar›, düzenin hizmetine girmelerinin de aç›k ifadesi olmufltur. Ayd›nl›k’ta yaz› dizileriyle, bölge bölge, isim isim devrimcilerin adlar› yay›nlanmaya baflland› bu dönemde. - 10 Kas›m 1978’de Turgut ‹pçio¤lu’nun katledilmesi. Dev-Genç’li ‹pçio¤lu’nun katledilmesi, Ayd›nl›k karfl›-devrimcili¤inin bir nevi “kesin tercih” yapmas›yd›. ‹hbarc›l›kla s›n›rl› kalmayacaklar›n›n göstergesiydi. Say› 60

Çok k›saca özetlemek gerekirse, “PDA”dan “KDA”ya bir süreçtir onlar›nki. Proletor Devrimci Ayd›nl›k’tan Karfl›-Devrimci Ayd›nl›k’a...

14 11 May›s 2003

Ayd›nl›k karfl›-devrimcilerini sol içinde meflrulaflt›ran solun vebali Bunlar›n oldu¤u her yerde, provokasyon vard›r, komplolar vard›r, kontrgerillayla, polisle, M‹T’le iflbirli¤i vard›r. Ve kontrgerillan›n hemen her dönem bafl amaçlar›ndan biri “sol içi çat›flma” yaratmak, veya en az›ndan bu görünümü verecek provokasyonlar tertip etmek olmufltur. 1970’li y›llar›n ikinci yar›s›ndan itibaren M‹T’le içli d›fll› oldu¤u art›k iyi bilinen Ayd›nl›k karfl›-devrimcileri, bu konuda kontgerillan›n istedi¤inden de fazlas›n› yapm›flt›r.

Bafl müsebbibidir ama tek müsebbibi de¤ildir. Ayd›nl›k’›n o zaman sola bu kadar zarar verebilmesinin de, hala bugün Ayd›nl›kç› güruhun sald›r›lar›n›n “sol içi çat›flma” diye yans›t›labilmesinin sorumlusu ise, onu sol içinde meflrulaflt›ranlard›r. Ayd›nl›k karfl›-devrimcileri, 1978’de devrimcilere silahl› sald›r›lar düzenlerken, Devrimci Yol gibi kimileri, demokratik kitle örgütlerinde onlarla ittifak yap›p ortak listelerle seçime giriyorlard›. Devrimcilerin isimleri, Ayd›nl›k gazetesinde ihbar edilirken, ihbarc›lar›n bütün alanlarda tecrit edilmesi gerekirken, Halk›n Kurtuluflu, Halk›n Yolu, Partizan gibi gruplar, Ayd›nl›k çevresinden ne ideolojik, ne pratik olarak bir türlü kopam›yorlard›. Devrimcilerin, Ayd›nl›kç›lar için yapt›¤› karfl›-devrimci tesbiti, bir çoklar› taraf›ndan “uç noktada bir tesbit” olarak görüldü. Ama buna ra¤men, Ayd›nl›kç› hainler, 1980’e gelindi¤inde, devrimcilerin insiyatifiyle bir çok alanda teflhir ve tecrit edilmiflti. Ayd›nl›kç›lar, cunta mahkemelerinde karfl›-devrimciliklerini kendileri ilan ettiler. 1980 öncesinde nas›l “teröre karfl›” mücadele ettiklerini, nas›l devrimcileri ihbar ederek “güvenlik kuvvetlerine yard›mc› olduklar›n›” (Ayn› MHP üslubuyla) anlatarak generallerden af dilediler. Ama bu bile solun bir k›sm›n› “uyand›rmaya” yetmedi. 1984’te ç›kard›klar› Saçak adl› dergide, PKK gerillalar›na “terörist”, “insanl›k düflman›” diye küfürler eden Ayd›nl›kç›lar›, 1984 sonras›nda meflrulaflt›ran yine Kürt milliyetçili¤i oldu. Kürt milliyetçili¤i, pragmatik hesaplar›yla, Do¤u Perinçek ve güruhunun 1987’den itibaren kendini yine “sol” içinde gösterme çabalar›na alet oldu. Perinçek’in kurdu¤u parti, Kürt milliyetçili¤inin kullanma mant›¤› ve baflta DY çevresi olmak üzere solun di¤er kesimle-


rinin aymazl›¤›yla meflrulaflmaya çal›flt›. Üniversitelerde, sendikalarda, ayn› sorun sürdü. Devrimcilerin uyar›lar› kulak arkas› edildi, bu ihbirc›lardan art›k fazla zarar gelmeyece¤i düflüncesi hakim düflünce oldu. ‹flte; bu aymazl›¤›n, sorumsuzlu¤un sonucudur ki, katliamc› genelkurmay›n avukatl›¤›n› üstlenmek “solcular›n ifli” olarak lanse edilebiliyor, Ayd›nl›kç›lar›n bir güruhu kalk›p kendini “Türk solu” diye lanse edebiliyor. Bu güruh sald›r›yor ve ad› da “sol içi çat›flma” oluyor. fiimdi soral›m: Ayd›nl›kç›lar›n ve onlar›n çömezlerinin hala sol diye bilinmelerinin sorumlulu¤u kime aittir? 1980 öncesi Devrimci Yol tasfiyecili¤i, 1980 sonras› Kürt milliyetçili¤i Ayd›nl›k ihbarc›lar›n›n sol içine s›zmas›n›n, kendilerini sol içinde göstermelerinin bafl sorumlular›d›r. Ama bir çok siyasetin sorumlulu¤u da onlardan az de¤ildir. Kimileri hala onlar›n “halk saflar›nda görülebilece¤ini” tart›fl›yor. Bu Türkiye tarihinden hiç ders almamak, oligarflinin bu yöndeki taktik ve manevralar›n› hiç kavramamaktan baflka bir fley de¤ildir. Düne kadar Ayd›nl›kç›larla ittifak yapmaya çal›flan Kürt milliyetçileri, sola verdi¤iniz bu zarar›n özelefltirisini yapacak m›s›n›z? Yoksa, bizi ilgilendirmez mi diyeceksiniz? Ya öteki gruplar; bir türlü Ayd›nl›k karfl›-devrimcili¤i karfl›s›nda net tutum tak›nmayanlar? Y›ld›z Üniversitesi’ndeki son provokasyon sald›r›s› karfl›s›nda da kimileri hemen “biz yokuz” aç›klamalar›yla, provokasyonu, karfl›-devrimcileri teflhir etmek, “sol içi çat›flma” demagojisini bofla ç›karmak yerine kendilerini kurtarma derdine düflmüfllerdir. Revizyonizm ve reformizm, bu

tür ortamlarda hemen aradan nas›l s›yr›l›r›z hesab› yaparlar. Bunlar iflah olmaz. Bunlar mücadelenin geliflimi karfl›s›nda da böyledirler. ‹nfazlar, katliamlar karfl›s›nda da böyledirler. Bu defa da “bizim onlarla ilgimiz yok” söylemini gelifltirirler. Bazen tersi davran›fllar gösterseler de, as›l çizgileri de¤iflmez.

Ayd›nl›k, ADKF Provokatörlerini teflhir ve tecrit edelim! Solun, ayd›nlar›n, Kemalist ulusalc› çevrelerin karfl›m›zdaki bu güruhun niteli¤ine iliflkin tereddüt edece¤i hiç bir fley yoktur. Ne kulüplerinin, ne dergilerinin ad›, kimseyi yan›ltmamal›, kimsenin uygulad›klar› kontrgerilla yöntemlerini görmesine engel olmamal›d›r. Örgütlenmedeki Ayd›nl›k damgas›, ve polisle, üniversite yönetimleriyle iflbirli¤i içinde rahatl›kla örgütlenmeleri, onlar›n niteli¤ini göstermeye yeter. Devrimci-demokrat ö¤rencilerin “ö¤renim hakk›n›” gasbetmeye cüret etmeleri de bu iflbirli¤inin sonucudur. Bu provokasyon sald›r›s›n›n, tüm burjuva medya taraf›ndan ola¤anüstü bir biçimde öne ç›kar›larak “sol içi çat›flma” diye sunulmas› da, provokasyonun bir parças›d›r. Solu ne kadar y›prat›r, ne kadar zarar verirlerse, oligarfli için kard›r. Gençli¤in mücadelesinin karfl›s›na ç›kart›lan bu güruhun önü kesilmedi¤inde, aynen önceki kontra örgütlenmelerinde oldu¤u gibi, yar›n provokasyon baflka alanlara s›çrayacakt›r. Provokasyonun önünü kesmek, aç›k net tav›r almaktan geçer; bunlar›n sol olmad›¤› teflhir edilmeli ve bu güruh, her siyasal zeminde, tecrit edilmelidir. ‹kircikli, liberal her tür tav›r onlar›n, dolay›s›yla oligarflinin ifline yarar.

TÜPRAfi, TEKEL, PETK‹M Özellefltirmeye Karfl› Direniflte Özellefltirmeye karfl› mücadele, bu kapsamdaki K‹T’lerden Tüprafl, Tekel ve Petkim’de yo¤unlaflt›. Sürekli eylem karar› alan Tekel iflçileri, Çatalan Baraj› ‹çme Suyu Ar›tma Tesisleri'nin aç›l›fl›nda Tekel’in özellefltirilmesini protesto etti. Adana Belediyesi taraf›ndan düzenlenen ve Demirel’in de kat›ld›¤› aç›l›fl s›ras›nda ilk konuflmay› yapmak için kürsüye gelen Adana Belediye Baflkan› Aytaç Durak’›n konuflmas› s›ras›nda iflçiler "TEKEL Halk›nd›r Sat›lamaz", "TEKEL'i Satan› Biz de Satar›z" sloganlar› att›. Petrol-‹fl Sendikas›’n›n 4 May›s’ta K›r›kkale’de “TÜPRAfi Özellefltirilemez” ad›yla düzenledi¤i mitinge kat›lan binlerce iflçi ise, “K‹T’leri Satanlar Vatan Hainidir” sloganlar› att›. K›r›kkale TÜPRAfi iflçilerinin yan›s›ra, ‹zmit, Alia¤a, Batman, ‹stanbul, Ad›yaman, Bursa, Samsun, Adana ve K›rflehir’den gelen Petrol-‹fl üyesi 5 bin iflçi, özellefltirmeye karfl› seslerini yükseltti. Mitingte s›k s›k, “Kahrolsun IMF Ba¤›ms›z Türkiye”, “Kahrolsun ABD Emperyalizmi” sloganlar› at›l›rken, Petrol-‹fl K›r›kkale fiube Baflkan› Recep Sefer yapt›¤› konuflmada, her özellefltirmenin bir suç dosyas› daha açt›¤›n› dile getirdi ve Tüprafl’› “yük” olarak niteleyenlere, “Esas s›rt›m›zda yük olan sizsiniz” diye seslendi. Maliye Bakan› Kemal Unak›ntan’›n ars›zca “sataca¤›m” sözlerine at›f yap›lan konuflmalarda, “Sen mirasyedi olabilirsin ama bu ülkenin miras›n› sana yedirmeyece¤iz” diyen iflçiler PETK‹M ve TÜPRAfi’› sat›n almak için gelecek olan patronlar› fabrikalar›na sokmayacaklar›n› dile getirdiler.

Say› 60 15 11 May›s 2003


GENÇL‹K DERNEKLER‹ TARAFINDAN “NASIL B‹R ÜN‹VERS‹TE NASIL B‹R E⁄‹T‹M ‹ST‹YORUZ” KURULTAYI YAPILDI... 21 ilde kurulu bulunan ve 10 ilde giriflim olarak çal›flmalar›n› sürdüren Gençlik dernekleri 6-7 May›s günlerinde Eminönü Belediyesi Kad›rga Kültür Merkezi’nde "Nas›l Bir Üniversite Nas›l Bir E¤itim ‹stiyoruz Kurultay›" düzenledi. ‹ki gün süren kurultaya Gençlik derneklerinin yan›s› s›ra ö¤retim görevlileri, çeflitli demokratik kitle örgütü temsilcileri, gazeteci ve hukukçular kat›ld›. Irak halk› ile dayanaflma amac›yla canl› kalkan olarak Ba¤dat'a giden ‹stanbul Gençlik Derne¤i üyesi Eylül ‹flcan ve Grup Yorum üyesi Cihan Keflkek de kurultaya kat›ld›lar. Canan ve Zehra Kulaks›z'›n babas› Ahmet Kulaks›z ise onur konu¤u olarak kurultayda yer ald›.

Say› 60 16 11 May›s 2003

Kurultay boyunca Gençlik derneklerinin kurulufl amac›, karfl›laflt›¤› sorunlar, örgütlenme sorunu, gençli¤in ülke ve dünya gündemine bak›fl›, kültürel dejenerasyon ve nas›l bir üniversite nas›l bir e¤itim istiyoruz bafll›klar› kat›l›mc›lar taraf›ndan tart›flt›. Kurultay ‹stanbul Gençlik Derne¤i'nin aç›l›fl konuflmas›yla bafllad›.Aç›l›fl konuflmas›n› ‹stanbul Gençlik Derne¤i’nden Esra ‹flgüzar yapt›. ‹flgüzar konuflmas›nda “Kurultay, e¤itimin genifl bir perspektifle masaya yat›r›lmas› anlam›n› tafl›yor. Kurultay, e¤itimle ilgili en genifl kesimlerin bir araya gelmesini, tart›flmas›n› sa¤layacakt›r. Kurultay, ülkemizdeki e¤itim sorununa çözümler arayacak ve sonuçlar ç›karacakt›r.Kurultay, ülkemizdeki Nas›l bir üniversite nas›l bir e¤tiim sorusuna cevap olacakt›r.” dedi. ‹lk oturumda gençlik derneklerinin karfl›laflt›¤› sorunlar, gençli¤in örgütlenme sorunu, örgütlenmesinin önüne ç›kar›lan engeller ele al›nd›. Marmara Bölgesi ad›na Bursa Gençlik Derne¤i bu

bölümde kültürel yozlaflma üzerine bir bildirge sundu. Bu bölümde Prof.Dr Gencay Gürsoy, Prof. Dr Toktam›fl Atefl, ÇHD Baflkan› Süleyman fiensoy kat›l›mc› olarak yer ald›. ‹stanbul Tabipler Odas› Baflkan› Gencay Gürsoy yapt›¤› konuflmada örgütlenme özgürlü¤üne vurgu yaparken son günlerde yaflanan ADKF’lilerle ilgili çat›flmalara da de¤indi. Avukat Süleyman fiensoy (ÇHD Baflkan›, HHB Kat›l›mc›s› olarak) olarak konufltu... fiensoy konuflmas›na Susurluk Devleti Bingöl'de de kendini gösterdi diyerek bafllad›. Yasalar› koyan ve uygulayan farkl› kurumlar olmas›na ra¤men polis kendini her iki kurum yerine koyarak görevini aflan uygulamalarda bulunuyor, diyerek giriflte polisin kendisine yönelik tavr›n› de¤erlendirdi. ‹lk günün ikinci konusu; YÖK, YEK ve e¤itimin önündeki engel kurumlard›. Ege Bölgesi ad›na Ayd›n Gençlik Derne¤i kat›l›mc›s› bu konuda bir tebli¤ sundu. Prof Dr Toktam›fl Atefl (‹st. Üniv. ‹ktisat Fakültesi ö¤retim görevlisi) konuflmas›nda ; “Bugün kendimce önemli buldu¤um bir kaç noktay› sizinle paylaflmak isterim bunlardan birincisi düflünce özgürlü¤ü : Üniversite de mutlaka olmas› gereken özellik düflünmenin düflmanlar› herzaman vard›r ve de var olacakt›r. Düflünmek bir insan›n kendisi ve çevresiyle ilgili sorunlar› görmesi ve bu sorunlara çözüm önerileri üretmesi demektir. Bu yap›lm›yorsa düflünme yoktur. O zaman düflünen insan üretti¤i çözüm önerilerini dile getirir, tart›fl›r, yazar, çizer. E¤er bunlar› yapamazsa düflünce özgürlü¤ünden sözedilemez zaten düflünce özgürlü¤ü düflünceyi ifade etme özgürlü¤üdür.” dedi. Kurultay›n ilk gününün ikinci oturumuna bafllarken Esra ‹flgüzar ADKF’lilerle ilgili aç›klamalar yapt›. ‹stanul Gençlik Derne¤i Baflkan› Ali Öksüz “Gençi¤in Dünya ve Ülke Gündemine Bak›fl›” konusunda bir tebli¤ sundu. Öksüz’ün ard›ndan ise Özgür-Der Baflkan Yard›mc›s› Özlem Özyurt konufltu. Salona girerken Zehra Kulaks›z’›n foto¤raf›n› gördügünde etkilendi¤ini söyleyen Özlem Özyurt ölüm orucu direniflini destekledi¤ini ve F tiplerindeki tecriti uygulayanlar› k›nad›¤›n› söyledi. Geçti¤imiz günlerde Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde devrimcilerin çat›flt›¤› Atatürkçü Düflünce Kulüpleri Federasyonu taraftarlar›n› mit ajan›


olarak tan›mlad›. E¤itimin tan›m›n› yaparak ko-

¤ini belirterek bitirdi.

nuflmas›na devam ‘eden Özyurt Türkiyedeki e¤itimin devlet güdümlü oldu¤unu ifade etti. Konufl-

. Akdeniz bölgesi ise Kültürel yozlaflma üzerine bir bildirge sundu.

mas›n› üniversitelerin demokratikleflmesi gerekti-

Grup Yorum eleman› Irak halk›yla dayan›flma

GENÇLER‹M‹Z; POL‹SE SORUN

Amerika’n›n Karfl›s›na Ç›kabiliyor Musun? Kurultay’da hukuken orada olmamas› gereken “misafir”ler vard›. Ve yine hukuken yetki alanlar›na girmeyen giriflimleri ile kurultay› provake etmeye çal›flt›lar. Evet siyasi flube polislerinden sözediyoruz. Yani dernekler masas›ndan, hukuken orada bulunabilecek bir birimden de¤il.

Avukata Sald›r› Kurultay›n ilk günü, polis, keyfi bir fleklide ÇHD Baflkan› Süleyman fiensoy'un üzerini aramaya kalk›flt›. Bir avukat›n savc› ya da savc›n›n özel izni olmadan aranamayaca¤›n› söyleyen kendi yasas› bile umurunda de¤ildi. Av. Süleyman fiensoy'un bu keyfili¤i kabul etmemesi üzerine tartakland›. ‹kinci gün ise Gençlik Derne¤i üyesi ö¤rencilerin arama izni sormas› üzerine 3 ö¤renci gözalt›na al›nmak istendi. Di¤er ö¤rencilerin müdahalesiyle polis, geri ad›m atmak zorunda kalan polis keyfili¤inden flimdilik vazgeçti.

“Ne arama izni!” Kurultay’›n yap›ld›¤› Kad›rga Kültür Merkezinin içine, kimseden izin almadan, kurultay›n düzenleyicilerine sormadan, babas›n›n çiftli¤ine girer gibi girdiler. Gençlik Dernekleri çal›flanlar›n›n üzerini armaya çal›flt›klar›nda, bu ülkede yaflayan herkesin sormas› gereken soruyu sordu gençlik; “Arama izniniz var m›?” ‹çeri girifllerinin yasad›fl›l›¤› gibi, sanki illegal bir yere bask›n yapm›fllar havas›nda, içerideki insanlar›n üzerini aramalar›n›n da hiçbir yasal dayana¤› yoktu elbette. Ve göstermelik “hukuk, yasa, kural” söylemleri, yerine gerçe¤e b›rakt›: “Ne arama izni lan!” Medyan›n Y›ld›z Teknik’te yaflanan ayd›nl›k art›¤› çetenin sald›r›s›yla yaratt›¤› havan›n, gençli¤i “terör, provokatör” olarak lanse etmenin verdi¤i pervas›zl›k da eklenince, zorla arama, itifl, kak›fl... Yasad›fl› girdikleri yerden kovuluyorlar. Bu kez s›raya “Güvenlik flube ve dernekler masas›” giriyor. Güya onlar›n yetki alan› ya! Madem öyle, neden o zaman ilk anda siyasi flube gelir? Cevab› yok elbette. Gençlik hukuki haklar›n› bil-

mesi, kullanmasa, ›srarc› olmasa yasa kanun hak getire. Bu ülkede kendi yasalar›n›n tan›d›¤› haklar›n kullan›m› için de böyle ›srar gerekiyor. Polis, özellikle siyasi polis her fleyi yasad›fl› yapmaya al›flm›fl çünkü. Polislerle Kurultay görevlisi aras›ndaki diyalogdan devam edelim: - Neden aratm›yorsunuz? Dün aratt›n›z? - Dün arama izni gösterdiniz aratt›k. Bugün yok. Aramak isteyen sivil polislerin böyle bir izni yoktu. Her önüne gelen polis arama yapamaz ve belge göstermek zorundad›r. ‹zni sormak hakk›m›z ve sizin de gösterme ZORUNLULU⁄UNUZ var. - Ayr›ca sivil polislerin ne ifli var burada? Tüm yasal baflvurular›m›z› yapt›k, siz keyfi davran›yorsunuz. Onlar› içeriye almayaca¤›z. - Tamam ortal›¤› germeyin, siz sakinleflin biz de sakinleflelim, halledelim. Hakk›n› aramazsan keyfilik sürecek. Siyasi flubeden sorumlu Emniyet Müdür Yard›mc›s› fiefik Kul konufluyor: “Avukatlar›n dergideki yaz›lar›n› iyi ö¤renmiflsiniz, iyi ö¤renin, tamam ama bunlar›n da bir yolunu bulaca¤›z, hepinizin anas›n› belleyece¤iz!” Bu ülkenin emniyet müdürlerinden biri konufluyor. Yasalar›, hukuku, haklar›m›z› hat›rlatanlara belli ki büyük öfke duyuyor. Kimse haklar›n› bilmesin ki, onlar her türlü keyfili¤i “biz polisiz” diyerek gerçeklefltirsinler.

ABD’nin Karfl›s›na Dikilebiliyor Musun? Ne yap›yor gençlik. Sorunlar›n›, bütün ülkenin bilim adamlar›n›n, politikac›lar›n›n, herkesin tart›flt›¤› sorunu; nas›l bir üniversite sorusunu tart›fl›yor. Her türlü yasal izni tamam. Kald› ki, meflru bir flekilde forumlar da yap›labilirdi. Peki polis ne yap›yor; dikiliyor karfl›lar›na. Provake etmeye, sindirmeye, kurultaya kat›l›m› engellemeye, terör yaratmaya çal›fl›yor. Her türlü keyfilik dizginsizce uygulan›yor. Peki ayn› polis, ülkemizi iflgal eden, afla¤›layan Amerika’n›n karfl›s›na dikilebiliyor mu? Gençlerimiz sorun onlara; haydi dikilin bakal›m, bu ülkenin onurunu, haysiyetini ayaklar alt›na alan Wolfowitz’lerin karfl›s›na! Dikilemezler. Onlar›n gücü hukuksuzlukla, zorbal›kla bu halka, gençlerimize yeter. Amerika karfl›s›nda haysiyetsiz iktidar›n polisi onlar!

Say› 60 17 11 May›s 2003


amac›yla Irak'a giden Cihan Keflkek ve ‹stanbul Gençlik Derne¤i kurucu üyesi canl› kalkan olarak Irak'a giden Eylül ‹flcan Irak'ta yaflad›klar›n› anlatt›lar. Kurultay›n ilk günü Özgürlük Türküsü’nün dinletisi ile bitti. Kurultay›n ikinci günü aç›l›fl konuflmas›nda öncelikle ilk günün de¤erlendirmesini aç›klad› Esra ‹flgüzar.Daha sonra nas›l bir üniversite nas›l bir e¤itim konusu ele al›nd›, tart›fl›ld›. ‹kinci günün ilk oturumuna Prof.Dr. Zeynep Ayd›n ve E¤itim-Sen'den Dursun Y›ld›z kat›ld›. Konuyla ilgili olarak Eskiflehir Gençlik Derne¤i kurultaya bir bildirge sundu. Prof Dr Zeynep Ayd›n (ist. Üniv. T›p fakültesi ö¤retim üyesi) konuflmas›nda ö¤renme çeflitleri ve günümüzdeki e¤itime de¤indi. Üniversitelerde uygulanan e¤itimin teorik oldu¤unu, mezun olan ö¤rencilerin ço¤unun kendi çabalar›yla birfleyleri ö¤renebildi¤ini söyledi. ‹yi bir e¤itimin teorinin ve prati¤in birlikte verilerek etik de¤erlere sayg›l›, üretebilen, geliflebilen yurtsever nitelikleri de içinde bar›nd›rarak sa¤lanabilece¤ini vurgulad›.

Say› 60 18 11 May›s 2003

-E¤itim Sen 3.Nolu flube kat›l›mc›s› Dursun Y›ld›z E¤itim-Sen’deki çal›flmalardan, E¤itim Sen’in ö¤renci gençli¤in yan›nda olmas› gerekti¤inden, sistemin ileri yada demokrat düflünen ö¤retmenler üzerinde uygulad›¤› bask› ve cezalardan, ö¤renci ö¤retmen iliflkilerinin nas›l olmas› gerekti¤inden bahsetti. ‹kinci oturuma ise Cumhuriyet gazetesi yazar› Berat fienat ve Ahmet Kulaks›z konuflmac› olarak kat›ld›lar. Bu bölümde Ayd›n Gençlik Derne¤i bir bildirge sundu. Berat fienat (Cumhuriyet Gazetesi yazar›) Nas›l bir e¤itim nas›l bir üniversite istiyoruz konusunda konufltu. Bingöl depreminde çöken kamu binalar›n›n yap›s›ndaki eksikliklerden, do¤u illerinde kurulan yat›l› bölge okullar›n›n temel amaçlar›ndan, e¤itimin tan›m› ve devlet taraf›ndan nas›l kullan›ld›¤› konular›na de¤indi. Berat fienat’›n ard›ndan Kurultay’a onur konu¤u olarak kat›lan Ahmet Kulaks›z, Üniversitelerin özgür olmas›n›n zorunlu oldu¤unu ve ölüm orucu flehidi k›zlar› Zehra ve Canan'a hiçbir flekilde borcunu ödeyemeyece¤ini dile getirdi. ‹stanbul Gençlik Derne¤i amatör müzik gurubu dinleti verdi. Halaylar çekildi. Derneklere kurultayla ilgili söz verildi: bölgeler ad›na konuflan dernek kat›l›mc›lar› son sözlerini alarak kurultayla ilgili düflüncelerini belirttiler. Kurultay›n son oturumuna ‹se Prof.Dr. ‹zzettin Önder ve Prof. Dr. Hüseyin Hatemi kat›ld›lar. Son

oturumun konusu Çözüm önerileri idi. Oturumun sonunda ise sonuç bildirgeleri okundu. Prof Dr ‹zettin Önder (ist. Üniv. ‹ktisat fakültesi ö¤retim üyesi) konuflmas›nda YÖK ün kapitalizmin geliflmesine yard›m etmesi aç›s›ndan ilerici oldu¤unu söyledi. Prof Dr Hüseyin Hatemi (ist. Üniv. Hukuk fakültesi ö¤retim üyesi) ise “ülkemizdeki hukuk eksikliklerine de¤inen hüseyin hatemi demokratik hukuk devletinin temel tafllar›ndan biri demokratik ba¤›ms›z bilimsel e¤itim veren üniversitelerdir, demokratik hukuk devletine ulaflman›n yolu demokratik üniversitelerden geçer” dedi. Kurultaya kat›lan gençlik dernekleri söz alarak kurultay› k›saca de¤erlendirdiler. Kurultay ‹.Ü Halk Bilim kulübünün semah gösterisiyle sona erdi... Kurultay sonuçlar› gençlik dernekleri taraf›ndan Ankara'ya götürülüp Meclis e¤itim komisyonuna sunulacak. ‹ki gün süren kurultaya 200 ö¤renci kat›ld›.

Malatya’da Tekg›da-ifl Eylemi AKP önünde bir eylem yapan Tekg›da-ifl sendikas› üyeleri tekelin özellefltirilmesini protesto etti. 25 nisan günü yap›lan eylemde, "hükümetin Tekel'i özellefltirme yoluyla tasfiye giriflimlerine karfl› sürekli eylemlerinin bugünden itibaren bafllad›¤›” belirtildi. Yaklafl›k 250 kiflinin kat›ld›¤› eylemde "Tekel Bizimdir Bizim Kalacak, Tekellere Uzanan Eller K›r›ls›n, Direne Direne Kazanaca¤›z" sloganlar› at›ld›, dövizler aç›ld›. * Dergimizin 59. say›s›nda yer alan Tekg›da-ifl Malatya flubesi eyleminde baz› yanl›fll›klar oldu¤undan haberin do¤ru fleklini yeniden yay›nl›yoruz.


crit’te e T zamana zulme karfl›

direniş

Bu gerekçelerin bir durum tesbitinden de¤il, mevcut durumu aç›klamaya çal›flan bir “bahane” ihtiyac›ndan kaynakland›¤›n›, “baflka gündemlerimiz var” diyenlerin gerçekte o baflka gündemlerde de kayda de¤er bir fley yapmad›¤›n› ortaya koyduk. fiimdi bunlar› da bir yana b›rak›p bugüne gelelim: Bir; F Tipleri ortada. Tecrit sürüyor. Ve yeni F tipleri yap›l›yor. ‹ki; Ve direnifl hala sürüyor. fiehitler veriliyor, yeni ölüm orucu ekipleri ç›k›yor. Bu konuyu bugün gündeminize alman›za engel nedir? Bugün de yeni bir gerekçe mi bulacaks›n›z? Asl›nda cevaplaman›z gereken soru fludur:

3. y›l... 31. ay 935. gün

106 fiehit

Bu, “herkesin sorunu” mu, dergilerinizde yazd›¤›n›z gibi, F tiplerine, gerçekten “tüm halka, baflta devrimci, demokrat çevreler olmak üzere tüm muhaliflere karfl›” bir sald›r› olarak m›, yoksa sadece “sizin sorununuz” olarak m› bak›yorsunuz? Reformizmin böyle bir görüfl ileri sürmesi de çok flafl›rt›c› olmayacakt›r. ‹nfazlar, kaybetmeler karfl›s›nda böyle düflündükleri gibi, F tipleri konusunda da böyle düflünebilirler. O zaman “baflka gündemlerimiz” gerekçesine s›¤›nmadan bu görüfl aç›kça ortaya konulmal›d›r.

F Tipleri Gündeminden fiimdi Hangi Gerekçeyle Kaçacaks›n›z? F Tipi hapishanelerin tüm halka, tüm muhalif kesimlere karfl› bir sindirme arac› olarak devreye sokuldu¤u konusunda, hemen tüm siyasi çevreler hemfikir. Ne var ki, ortada bu “hemfikirli¤e” denk düflen bir pratik de yoktur. Bu hemen hemen F tipi sald›r›s›n›n bafl›ndan beri böyledir. 19 -22 Aral›k katliam›n›n ard›ndan bu teori-pratik farkl›l›¤› daha da derinleflmifltir. Direniflin uzamas› ise, farkl›l›¤›, belli bir noktaya kadar direniflin içinde yeralanlar› da kapsayacak ölçüde yayg›nlaflt›rm›flt›r. Bu süre içinde herkes, “F Tipleri tüm halka sald›r›d›r” demelerine ra¤men, pratikte bu tesbite denk düflecek bir fley yapmaman›n da çeflitli gerekçelerini yaratm›flt›r. Reformizmin en s›k baflvurdu¤u gerekçe, “gündemimizde baflka fleyler var” oldu. Oportünizm de bir süre sonra farkl› kelimelerle bu gerekçeye kat›ld›, ölüm orucu baflka konularda yo¤unlaflmalar›na engel oluyordu. Bu gerekçeler üzerine çok fley yazd›k.

Reformist soldan hapishanelerde pek kimse yoktur. Bu anlamda tüm ajitatif söylemlerine ra¤men, bu sorunu bir anlamda “kendi d›fllar›nda” bir sorun olarak alg›lamalar› bir yere kadar anlafl›l›rd›r. Ülkemizin, halk›m›z›n, mücadelenin sorunlar›n› bir devrimci olarak, bir sosyalist olarak ele alsalar, elbette böyle bir fley normal de¤ildir. Ama reformizm, hemen tüm sorunlara, “kendi statükolar›” aç›s›ndan bakt›¤› için, mücadelenin sorunlar›na karfl› da bir “yabanc›lama” içindedirler. Hapishanelerde tutsaklar› olan, bir k›sm› direniflin ilk aflamalar›nda flehitler de veren siyasi hareketlerin ise, bugün ne dedikleri de, ne yapt›klar› da belirsizdir. Ölüm orucunu b›rak›rken söylediklerinin pratik hiç bir karfl›l›¤›n›n olmad›¤› görülmüfltür. Ne hapishanelerde, ne d›flar›da, F tiplerine karfl› direnifl adeta gündemlerinde de¤ilmifl gibi bir görünüm içindedirler. Sonuç olarak; herfley ortadad›r: “Baflka gündemlerimizi...”, “baflka ifllerimiz...” gerekçesi, bofl bir gerekçedir. Herkese flunu hat›rlatmak isteriz ki; biz ölüm orucuna ra¤men, dedi¤iniz gündemlerin hepsinde en baflta yer ald›k. Gerçekte o “gündem”lerin birbirinin karfl›s›na konulamayaca¤›n› kendi prati¤imizde somutlad›k, kan›tlad›k. Bütün bunlar› F tipi hapishanelere karfl› mücadeleyi, d›flar›da ve içeride hiç ihmal etmeksizin, boyutlar›n› düflürmeksizin yerine getirdik. Bu yap›lamaz de¤il;

Say› 60 19 11 May›s 2003


Özel, daha özel... Yüksek, en yüksek güvenlikli hapishaneler... Küçük, daha küçük hücreler... Koyu, daha koyu tecrit...

NEREYE KADAR? Susurlukcu Adalet Bakan› ve yaveri, “ülkenin dört bir yan›nda” F tiplerinin yap›m›n›n sürdürüldü¤ünü aç›klam›fllard›. Geçen hafta bas›na yans›yan bilgiler, oligarflinin “güvenlik” paranoyas›n›n daha baflka hapishaneler de yapt›rd›¤›n› gösteriyor. ‹stanbul Beylikdüzü, Diyarbak›r, Denizli ve Kand›ra'da yap›m› sürdürülen hapishaneler “yüksek güvenlikli” olarak adland›r›l›yor. Bunlardan Diyarbak›r’dakinin yap›m›n›n büyük ölçüde bitti¤i, personelin “haz›rl›k” amac›yla 3 aydan beri görev yapt›¤› belirtiliyor.

Say› 60 20 11 May›s 2003

“Yüksek güvenlikli hapishaneler”in ad› da, mimarisi de, ayn› F tiplerinde oldu¤u gibi, Amerika ve Avrupa patentlidir. F Tipi hapishaneler de “Yüksek güvenlikli hapishaneler”in bir biçimidir zaten ve ayn› mant›¤›n eseridir. Amerika ve Avrupa, yaklafl›k yüzy›ld›r kullan›yor bu tip hapishaneleri. Almanya’n›n RAF’c› tutsaklar› katledip ”intihar ettiler” diye gösterdi¤i hapishanelerin “türü” de ayn›yd›. ‹ktidar, durmadan hapishane yap›yor. Çünkü gelecekten korkuyor. Bunca açl›k ve zulümün, halk›n direniflini, mücadelesini büyütece¤ini çok iyi biliyor. Önlem olarak düflünebildikleri tek fley hapishane. Önlemi “etkili” hale getirmek için düflünebildikleri tek fley, hapishaneleri daha büyük, hücreleri daha küçük, tecriti daha koyu yapmak.

“Yeralt› Hücreleri”: Yap›m› süren hapishanelere iliflkin yans›yan bilgiler içinde, “karanl›k oda”lardan “yeralt› hücreleri”ne kadar zulmün daha ne kadar zalimleflebilece¤ini gösteren uygulamalar var. Yak›nda bu hücreleri de, içine bir plastik masa, üzerinde yapma çiçekli bir vazo görüntüleri eflli¤inde görebiliriz belki. F Tipi reklamc›lar›, bir reklam kampanyas› da “yüksek güvenlikli hapishaneler” için yaparlar. TAYAD’l› Aileler, bu konuda yapt›klar› aç›klamada F tipleri yetmedi, flimdi yeralt› hücreleri, o da yetmezse denizalt› hücreleri mi yapacaklar diye sorarak flunlar› belirtiyorlar: “Üç y›ldan beri F Tipi hapishanelere karfl› sürdürülen ölüm orucunu bitiremeyen hükümet ye-

ni bir hapishane tipi buldu. "Yeralt› hapishaneleri"... ‹flçisine, memuruna ve emeklisine para bulamayan hükümet hapishane yap›m›na para buluyor. ... F tipleri hapishaneleri yap›l›rken söylemifltik. Bu tabutluklar sadece siyasilere de¤il tüm toplum için yap›lm›flt›r. Demek ki F Tipi Hapishaneler de güvenlikli de¤il. Onun için "YERALTINA HÜCRELER" yap›yorlar. ‹çerde süren ölüm orucunu bitirememenin sanc›s›n› yafl›yorlar. ... Emperyalizm ve iflbirlikçileri geleceklerini güvence alt›na al›yorlar... En ufak bir muhalefet olmas›n istiyorlar. Bundan sonra salonlarda yapt›¤›n›z muhalefeti de engelleyecekler. Emperyalist Amerika Irak'tan sonraki sald›raca¤› yerlerin program›n› haz›rlad›. Onun iflbirlikçisi AKP iktidar› da onun yolundan gidiyor. Önce E tipleri, sonra F tipleri, flimdi yeralt› hücreleri...”

Sizin hücreleriniz varsa... Cumhuriyetin ilk on y›l›nda ülkeyi yönetenler “anayurdu dört bafltan demir a¤larla örmek”le övünüyorlard›. Sami Türk’ler, Ecevit’ler, Cemil Çiçek’ler, Tayyipler, tarihe “anayurdu F tipleriyle donatanlar” olarak geçiyorlar. Son sözü, verilecek as›l cevab›, devrimci tutsaklar veriyor zaten: Sizin yeni hapishaneleriniz varsa, bizim de yeni ölüm orucu ekiplerimiz var.

‹HD Genel Merkezi’ne Polis Bask›n› Ankara’da bulunan ‹HD Genel Merkezi, 6 May›s’ta DGM karar›yla polis taraf›ndan bas›ld›. Bask›nda çok say›da bilgisayara ve evraka el konuldu. ‹HD Genel merkezi’ndeki talan› bitiren sald›rganlar daha sonra ‹HD’nin Ankara flubesi’ne de bask›n düzenlediler. 2 No’lu DGM Savc›s› Cengiz Köksal, bask›nlar›n “Ölüm orucuyla ilgili aç›klama ve eylemlerinden dolay› ‘terör örgütüne yard›m yatakl›k’tan aç›lan soruflturma kapsam›nda” yap›ld›¤›n› aç›klad›.


EMPERYAL‹ST ZULÜM imparatorluklar da yıkılır

“Silah”a Sahip Olma Hakk›! ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell, Suriye’de yapt›¤› görüflmede Suriye Devlet Baflkan› Beflar Esad’›n “Ortado¤u’daki bütün kitle imha silahlar›n›n yokedilmesi” önerisini reddetti. Suriye, mant›kl› bir öneri yap›yor. Ve yine mant›ksal olarak, “kitle imha silah› var” diye binlerce Irakl›y› katleden, Irak’› iflgal eden bir devletin bu öneriyi kabu etmesi gerekir. Ama ABD kabul etmiyor. Çünkü ABD’ye göre, ülkeler ikiye ayr›l›yor; kitle imha silahlar›na sahip olabilecek ve olamayacak ülkeler. Kitle imha silahlar›na sahip olabilecek devletlerde aranan tek özellik ise; kay›ts›z flarts›z ABD’nin hizmetinde olmas›. ‹srail gibi. Bu özelli¤e sahip oldu¤u için, ‹srail her türlü kitle imha silah›na sahip olabilir. Teröristli¤i bütün dünyaca kabul görmüfl bir devletin bütün Ortado¤u’yu yokedecek flekilde kitle imha silahlar›na sahip olmas›n› destekleyeceksin, sonra “kitle imha silah›n var” diye ülkeleri iflgal edeceksin, tehdit edeceksin. Zaten, ‹srail’in silah› ABD’nin silah› say›l›r. Böyle bak›ld›¤›nda imparatorlu¤un mant›¤› daha aç›k hale gelir: Amerika diyor ki, sadece ben “kitle imha silahlar›na”, sadece ben “biyolojik silahlara” sahip olabilirim; sadece ben, tüm ülkelerin içifllerine kar›flabilirim, sadece ben, her türlü katliam ve hukuksuzlu¤u yapabilirim... Ben, ben, ben... S›n›rlar sadece benim için geçerli de¤ildir diyor. Bunun d›fl›nda tüm ülkelerin s›n›rlar› ve “k›rm›z› çizgileri” ABD için geçilebilir. Bak›n afla¤›daki tabloya: dünyan›n dört bir yan›nda askeri zorbal›¤›n› götürmedi¤i köfle kalmam›fl: ‹mparatorlu¤a dönüfltürülmeye çal›fl›lan dünya jandarmal›¤› ABD’nin dünyan›n her taraf›na yay›lm›fl yüzlerce üssü, yüzbinlerce askerinde ifadesini buluyor: Almanya’da 56 bin Amerikan askeri var; SSCB sald›r›s›n› durdurmak için yerleflmifl zaman›nda... ç›kmam›fl... ‹talya’da 12.400, ‹ngiltere’de 9200. Belçika, Yunanistan, Hollanda, Norveç, Portekiz, ‹spanya, Türkiye’de toplam 8283 Amerikan askeri (son konufllananlar hariç) Akdeniz’de 6. Filo’da 2000 deniz piyadesi. Japonya 38 bin, Kore Yar›madas›’nda 40 bin, Pasifik Okyanusu: 300 bin Amerikan askeri. Avusturalya’da 100, Tayland’da 108, Filipinler’de 2000, Guantanamo 2200, Bermuda, ‹zlanda 1700 Amerikan askeri. Yeni yerleflti¤i alanlar olarak Özbekistan, Tacikistan, K›rg›zistan, Gürcistan, Do¤u Timor’da üsler, binlerce asker. Atlantik’te 4 uçak gemisi, 10 nükleer denizalt›, 55 savafl gemisi... ‹mparatorluklar›n tarihsel yasas›d›r; Her büyük yay›lmay›, büyük bir tepetaklak olufl izler. ‹rili-ufakl› her direnifl, imparatorlu¤a tak›lan bir çelmedir; onun dengesini bozar, o tepe taklak olma an›n› yak›nlaflt›r›r.

‹spanya: AB standartlar›nda demokrasi! ‹spanyol Yüksek Mahkemesi, 25 May›s’ta yap›lacak yerel seçimler öncesi, 241 aday›n seçime girmesini yasaklad›. Gerekçe: Kapat›lan Batasuna partisinin “gizli üyesi” olmalar›. Hat›rlanaca¤› gibi, Batasuna, Bask ülkesinin ba¤›ms›zl›¤› için mücadele eden ETA’n›n siyasi kanad› oldu¤u gerekçesiyle geçen y›l kapat›lm›flt›. Demokrasiye bak›n; illegal olmayan bir partinin, daha önce yasal-legal bir partinin üyeleri, seçimlere sokulmuyor. Çünkü düzene tabii olmay› reddediyorlar. ‹spanya yönetimi de “ETA'n›n kat›lmayaca¤›' bu ilk seçim, demokrasi için baflar›d›r” diye övünüyor. Kendileri gibi düflünmeyen herkes, ETA’l›, yani baflka deyiflle, “bölücü”; öyleyse onlara demokrasi yok! Kopenhag kriterlerinin demokrasisi, oligarflinin demokrasisine ne kadar da benziyor!

❖ Almanya: “Reform” Ad› Alt›nda Gasp Almanya’da bugünlerde yo¤un bir reform tart›flmas› var. önce ‹ktidardaki SDP-Yefliller koalisyonu, ard›ndan da muhalefetteki CDU ve CSU reform paketlerini aç›klad›lar. ‹flsizlik paras›, sosyal yard›mlar, sa¤l›k sigortas›, emeklilik gibi konularda yeni öneriler içeren “reform” paketlerinde, iktidar›n da muhalefetin de önerdi¤i, bunlar›n k›s›lmas›. Aralar›ndaki tek fark, yoksullar›n hangi ölçülerde süründürülece¤i!

Say› 60 21 11 May›s 2003


Amerika’dan Afla¤›lama Oligarfliden Yalvarma ◆ ABD, Genelkurmay’›n Amerikanc›l›k rolünü deflifre etti: Ordu ç›karlar›m›z›n koruyucusu! ◆ Genelkurmay itiraf etti: “rolümüzü oynad›k”! ◆ Ony›llard›r o “rol” cuntalarla, 28 flubatlarla, muht›ralarla, bask› ve katliamlarla oynan›yor. O “rol” bizi katlediyor, ba¤›ms›zl›k mücadelesinin önüne tanklar›yla ç›k›yor. Burjuva bas›n›n y›llard›r “Türk dostu” olarak lanse etti¤i, Amerika’n›n “fiahin-Güvercin” oyununun “flahin”lerinden olan ABD Savunma Bakan Yard›mc›s› Paul Wolfowitz, oligarfliyi kelimenin tam anlam›yla azarlad›, tehdit etti ve y›llard›r anlatt›¤›m›z bir gerçe¤i dile getirdi; “Ordunun rolü bizim ç›karlar›m›z› korumakt›r.”

Say› 60 22 11 May›s 2003

Önce, Amerikan ajanl›¤› tescilli “gazeteciler” M. Ali Birand ve Cengiz Çandar arac›l›¤›yla CNN Türk Manflet program›nda konuflan Wolfowitz’den aktaral›m: “Aram›zdaki ittifak›n destekçisi kurumlardan arad›¤›m›z deste¤i bulamad›k. Ordu, oynamalar› gereken liderlik rolüne tam anlam›yla sahip ç›kmad›.” “Suriye ve ‹ran’a yanaflmak yanl›fl. Bunlarla iliflkiniz bizim politikam›zla tam bir uyum içinde olmal›.” “Türkiye hata yapt›k demeli ve ABD’ye en çok nas›l yard›mc› olaca¤›na karar vermeli.” “Kuzey Irak arka bahçeniz de¤il art›k. ABD ile yak›nlafl›rsan›z, durum de¤iflir.” “‹ncirlik üssü eski önemini kaybetti.”

“Ya Adam Gibi ‹flbirlikçi Olursun Ya Da Olmazs›n” Wo l f o witz’in sözlerini mealen bu cümle ile özetlemek mümkün. ‹flbirlikçili¤i eline yüzüne bulaflt›ran, ÜLKEM‹ZE BU ONURSUZLU⁄U YAfiATAN bir yandan ‹fiB‹RL‹KÇ‹LER BU ÜLKEY‹ YÖNETEB‹L‹R M‹? Irak halk›n›n BA⁄IMSIZ OLMADAN BU AfiA⁄ILAMA- katledilmesiLARDAN, BU UfiAKLIKTAN KURTULAMAYIZ!

ne ortak olup öte yandan tam anlam›yla ABD’nin istedi¤ini çeflitli nedenlerle yapamayan oligarfliye, Amerika flimdi bir iflbirlikçinin ne yapmas› gerekti¤ini ö¤retiyor. Ve bu yoldan oligarfli ile aras›ndaki iliflkileri de dizayn ediyor. Özür dile, nedamet getir diyor Amerika. ‹flbirlikçilik rolünü adam gibi oynayamad›n›z, flimdi bedeline katlanacaks›n›z. Art›k sana ihtiyac›m›z yok. ‹ncirlik mi diyorsunuz, stratejik önem masal›n› m› anlatacaks›n›z? Ony›llard›r kulland›m o üssü. Lübnan’dan Irak’a halklar› oradan bombalad›m. fiimdi Irak’ta on tane ‹ncirlik kurar›m. “Yok benim hassasiyetlerim var. Yok benim Kürt sorunum var” mazeretlerini geçin. ‹flbirlikçilik böyle olmaz. Ya tam iflbirlikçi olursun, ya da hiç olmazs›n. Amerika aç›k olarak söylüyor; Ya Amerikan ç›karlar›n›n yan›ndas›nd›r, ya de¤ilsindir; Bush’un “ya bizden yanas›n›z ya terörden” sözünün Türkiye’ye yöneltilmifl hali bu. Tehdidin özü Suriye’yi, ‹ran’›, Kuzey Kore’yi tehditle ayn›. Onlara da tam teslimiyeti dayat›yor, oligarfliye de. Kullan›lan araçlar, argüman farkl›d›r sadece. Ee, k›rk y›ll›k uflak-efendi iliflkisinin o kadar hat›r› olsun! Amerika’n›n imparatorluk iflgalleriyle bafllayan yeni süreçte göstermelik de olsa ba¤›ms›zl›k olmayacak. Amerika’n›n imparatorluk ç›karlar›n›n önünde ba¤›ms›zl›k oyunlar›na son verilecek. Ya da gerçek anlamda ba¤›ms›z olunacak, ba¤›ms›zl›k bayra¤› kald›r›lacak. Baflka yol yok, var diyen, oligarflinin bugün yaflad›¤› pani¤i yaflar. Irak iflgaliyle güç kazanan Amerika dayatmalar›nda çok daha pervas›zd›r. Tüm dünya ülkeleri, “stratejik müttefikler” dahil, bu süreçte yeniden flekillenecek. ABD’nin istedi¤i devlet aynen flu; Parlamentosu olacak, ama orada parmaklar Amerikan ç›karlar› için inip kalkacak. Düzenin ad› demokrasi olacak, ama Amerika’ya karfl› öyle demokratl›k flu bu saçmal›klar›na girmeyecek. Demokrasi halk› aldatman›n bir oyunu olmaktan öteye geçmeyecek. Amerika asker mi istedi, verecek. Topraklar›n› aç m› dedi, açacak. Hangi ülke ile nas›l iliflki kuraca¤›n› Amerika’ya soracak, onun ad›na komflular›n› tehdit edecek, onun mesajlar›n›n kuryeli¤ini yapacak, kendine ait iç, d›fl, siyasi, ekonomik hiçbir politikas› olmayacak.

Ordunun Rolü, Amerikan Ç›karlar›na Liderlik Yapmak “Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi” olan Genelkurmay, Amerikan ç›karlar›n› korumaya, Irak iflgalinde daha fazla yard›m yatakl›k


yapmaya söz vermifl, eskaza yerine getiremeyince flimdi f›rça yiyor. Neden liderlik yapmad›n Amerikan ç›karlar›na?

sü yap›lan Cemil Çiçek, “Kore’den bu yana Amerika için öldük” diyerek nas›l bir uflak olduklar›n›n izahat›n› yapt› utanmadan.

Peki nas›l yapacak? Nas›l yaparsa yaps›n!

Hükümet kanad›nda bu onursuzluk varken, Genelkurmay’›n avukat› CHP farkl› m›? Deniz Baykal’›n derdi, ordunun maskesinin düflmesi. “En vahim hadise” ona göre “TSK’ya yönelik iddia ve de¤erlendirmeler”.

Cuntalarla, 28 flubatlarla, s›k›yönetimlerle, muht›ralarla, Türkiye tarihinde Amerika ad›na bugüne kadar neyi nas›l yapm›flsa yine öyle yapacak. O meflhur aç›klamalar›yla “hizaya getirme” operasyonlar›ndan birini yapabilirdi mesela! Yanl›fl tespit buna engel oldu: Genelkurmay, en az AKP’nin de kendisi gibi Amerikan ç›karlar›n› korumakta, ordunun haz›rlatt›¤› tezkereyi ç›kartmakta canh›rafl çal›flt›¤›n› görünce, hat›rlanacakt›r, “siyasi kararlar› hükümet al›r” diyerek, tezkere oylamas› öncesi aç›klama veya MGK karar› yoluna gitmemiflti. Böylece karar›n siyasi sonuçlar› hükümete ait olacak, kendisi Amerikanc›l›¤›n› gizleyerek, yine “milli ordu” maskesiyle ortal›kta dolaflacakt›. Hesap tutmad›. Çeflitli etkenlerin biraraya gelmesiyle ABD’nin Türkiye’de asker bulundurmas›n› içeren tezkere TBMM’den geçmedi. Genelkurmay Baflkan› Hilmi Özkök’ün o günlerde sergiledi¤i Amerikanc›l›¤› bugün ABD dile getiriyor. Evet ülkemizde ordunun tek bir rolü vard›r: ABD ç›karlar›n› korumak! Bütün katliamlar, iflkenceler, köy yakmalar, Susurluklar, infazlar, kay›plar bunun için. Cuntalar bunun için yap›ld›. 12 Eylül’ün birkaç saat öncesinde “bizimkiler baflard›” diye Amerikal›lar bunun için sevindi.

Oligarfli Panikte AKP baflta olmak üzere medyas›yla, patronlar›yla, ordusuyla oligarfli panikte. Eyvah, ya ‹ncirlik’ten vazgeçerlerse, ya Türkiye’nin stratejik önemi biterse... Telafllar›n›n nedeni, nazlanarak iflbirlikçili¤in sürmeyece¤i gerçe¤inin karfl›lar›na ç›kar›lmas›. Ya bütün maskelerini indirip Amerikanc›l›klar›n› ilan edecekler, ya da ba¤›ms›z bir ülke tavr› alacaklar. Ama bu ikincisinin mümkünü yoktur. Esas›nda ba¤›ms›z bir ülkeye bir Amerikal›’n›n bunlar› söylemesinin de imkan› yoktur. Söylerse ne olur? Yapt›r›mlar, diplomatik iliflkileri kesmeler, her türlü tavr› al›r ba¤›ms›z bir ülke. Var m› böyle bir tav›r? Yoktur. Peki ne var; yalvarma, iyi bir iflbirlikçi olduklar›n› kan›tlama var. ‹flte birkaç örnek: Erdo¤an; “Türkiye hata yapmam›fl, bütün samimiyetiyle at›lmas› gereken ad›mlar› atm›flt›r.” Abdullah Gül: “Son oniki y›lda Amerika’ya kimse Türkiye kadar yard›m etmedi”. Amerikanc›l›¤›n ödülü olarak hükümet sözcü-

Ve devletin tepesi Cumhurbaflkan› Sezer, bütün bu onursuzlu¤un ad›n› koyuyor: “gerekli yan›t› ald›.” Soran gazeteci de flafl›rm›fl ki, “kimlerden ald› efendim” diye yeniden soruyor. Yoktur böyle bir fley, hiçbiri Amerika’n›n karfl›s›na ç›k›p verilmesi gereken cevab› veremez.

Halk› Katlederken Aslan Kesilen Ordu, ABD Karfl›s›nda Suspus Peki Genelkurmay’›n bu aç›klamaya verecek bir cevab› var m›? Onun da yok. Çünkü en büyük iflbirlikçi o. Haydi Genelkurmay; Biz bu ülkenin ordusuyuz, Amerika’n›n de¤il diyebiliyor musunuz? O meflhur aç›klamalar›n›z›n bafll›¤›na, “BU NE EDEPS‹ZL‹K” diye yazabiliyor musunuz? Atatürk’ün “Ya ‹stiklal Ya Ölüm” fliar›n› yükseltebiliyor musunuz? Hay›r biz ba¤›ms›z bir ülke olaca¤›z, sizin askeriniz, ufla¤›n›z olmayaca¤›z diyebiliyor musunuz? “Ç›t” yok. Ama “t›s” var. ‹flte birinci “t›s”; Hava Kuvvetleri Komutan› Orgeneral Cumhur Asparuk: “Wolfowitz’in kendisini ba¤lar”. Ne desin iflbirlikçi general!? Genelkurmay ad›na resmi aç›klama yetkisine sahip Org. Yaflar Büyükan›t: “Liderlik görevi derken neyi kastediyor onu anlayamad›m. Silahl› Kuvvetler MGK’da gerekeni yapt›. Hükümet tezkereyi meclise gönderdi. Yani TSK liderlik görevini yerine getirdi. Liderlik demeyim, görevini yerine getirdi.” Bu da, as›l iflbirlikçinin Genelkurmay oldu¤unun, bizzat resmi aç›klamayla onay›. Bizi katledenlerin kimler oldu¤una bak›n; Amerika ad›na liderlik yapt›k, ama olmad› diye s›zlanan bir ordu, bu ülkenin ordusu olabilir mi? Bu ülkenin s›n›rlar›n› koruyabilir mi? O s›n›rlara dayanan Amerika oldu¤unda “ya istiklal ya ölüm” fliar›n› yükseltebilir mi? Bu ordu milli olabilir mi? Bu tablo iflgal alt›ndaki bir ülkenin tablosudur. Ekonomik, siyasi, askeri olarak ba¤›ml›l›¤›n getirdi¤i bir iflgal bu. Hala, “hani nerede ABD askerleri yok ki, ba¤›ms›zl›k savafl› verelim” diyen var m›, bu tablo karfl›s›nda?

Say› 60 23 11 May›s 2003


Irak’ta iflgal ve Direnifl

Say› 60 24 11 May›s 2003

Bush yan›l›yor: ‹fiGAL ETT‹N‹Z, AMA... ZAFER KAZANAMADINIZ!

ABD Baflkan› Bush, geçen hafta yapt›¤› konuflmada “Irak'ta zafer kazandıklarını” ilan ederek, bir anlamda sald›r›n›n bir aflamas›n›n sona erdi¤ini aç›klam›fl oldu. Bush, 11 Eylül sonrasında bafllattıkları “teröre karfl› savafl”ta Saddam yönetiminin devrilmesinin önemli bir yer tuttu¤unu belirtti. ABD’nin Irak’› iflgal etmekle, Ortado¤u’daki imparatorluk düzeni aç›s›ndan önemli bir engeli aflt›¤› söylenebilir. Irak, Ortado¤u’nun ekonomik, askeri anlamda en güçlü devletlerinden biriydi. Fakat yönetimin çürümüfllü¤ü nedeniyle kararl› bir direnifl örgütlenemedi ve Amerika için “kolay bir lokma” oldu. Ama yine de bu, imparatorlu¤un zaferi de¤il; evet, yak›p y›kt›lar, yönetimi devirdiler, fakat zafer kazanamad›lar. Çünkü Irak halk›, muhalefetini hangi biçimde dile getiriyor olursa olsun, onlar› istemiyor. ‹flgalcinin tüm “baflar›s›” askeri alanla s›n›rl›d›r. Muhalif örgütlenmelerin bir k›sm›n› daha iflbirlikçili¤e raz› etse dahi, siyasi zafer elde edemeyecektir.

Ad›m ad›m Amerikan yönetimi Irak’a demokrasi, özgürlük götürme demagojilerine zaman zaman baflvurulmaya devam edilse de, aleni bir ‹fiGAL YÖNET‹M‹ kuruluyor. Irak’a “sömürge valisi” olarak gönderilen emekli General Jay Garner'e yönelik “askeri yönetim” elefltirilerine karfl›l›k, ABD, elefltirileri dikkate alarak(!) Irak’a flimdi de “sivil” bir yönetici atad›. ABD taraf›ndan kullan›lan ifade de aynen böyle: “Bush Irak’a sivil yönetici atad›”. Sanki Irak, ABD’ye ba¤l› bir flirket. ABD eyaletlerine bile böyle atama yap›lamaz. Bu atama da ABD’nin “güvercinler-flahinler”, “sivil-asker” senaryosuna uygundu. Güya, Garner, “flahinlerin”, yeni atanan Paul Bremer ise “güvercinlerin” aday›yd›. Bremer’in nas›l bir “sivil” oldu¤unu ise geçmifli ortaya koyuyor. Paul Bremer, uzun y›llar ABD D›fliflleri Bakanl›¤› Terörle Mücadeleden Sorumlu Bölüm’ün baflkanl›¤›n› yapm›fl daha

önce. Sivilli¤i bu kadar!

‹flgal alt›nda demokrasicilik oyunu Musul’da “seçimler” yap›ld›. Burjuva medya, Irak'ta “demoskrasiye geçifl” için önemli bir ad›m olarak yans›tt› bu seçimleri. Ama seçimin nas›l yap›ld›¤›n›n, “seçilenlerin” hangi koflullarda “iflbafl›na” geldi¤inin tablosu, bir demokrasiyi de¤il, demokrasi komedisini gösteriyor. Bu komedi, Amerikanc› medyada bile görülebiliyor; iflte bafll›klardan baz›lar›: “ABD Musul’da seçim yapt›rd›.” (6 May›s Milliyet) “Musul’un yeni yönetimi, ABD askerlerinin dönemetinde yap›lan yemin töreniyle göreve bafllad›.” ((6 May›s Hürriyet) ‹flte demokrasi dedikleri bu: Amerikan bayraklar› alt›nda seçme-seçilme oyunu. “Musul’un yeni yönetimi” yemin töreninde, ABD’nin Kuzey Irak’tan sorumlu generali David Petraeus, flöyle bir konuflma yap›yordu: “Bugün burada bulunarak, Irak’ta demokrasinin do¤uflunu katk›da bulunuyorsunuz”... “ABD’nin Kuzey Irak’tan sorumlu generali” diye bir iflgalci makam› varken, seçilenlerin “halk›n yönetimi” oldu¤unu, herhalde ancak “Musul halk›n eline geçti”, “Musul özgürleflti” bafll›klar›n› atan Kürt milliyetçileri iddia edebilir. Amerika, Irak Petrol Bakanlı¤ı'na bir yönetim atad›. Yönetimin bafl›nda “bir Iraklı ve bir Amerikalı danıflman” var. Tabii tek belirleyici, Amerikal› olacak. Irakl›, iflgal yönetimini biraz “yerellefltirmek” için sadece görünümde yer alacak. Irak yönetiminin tümü, asl›nda, Petrol Bakanl›¤›’nda oldu¤u gibi biçimlendiriliyor.

Suriye’ye tehditler devam ediyor ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell, Suriye’ye karfl› yapt›¤› yeni bir aç›klamada, tehdidi daha aç›k hale getirdi. “Suriye’nin ABD’yle iflbirli¤i yapmas› ve Irak’›n ‘yeniden yap›lanmas›na’ yard›m etmesi gerekti¤ini” belirten Powell, sözlerini flöyle tamamlad›: “E¤er yapmazlarsa, sonuçlar› olacakt›r... Bir


ülkeye karfl› diplomatik, siyasi, ekonomik ve askeri yollar vard›r. Baflkan Bush, hiçbir seçene¤i d›fllam›yor.”

‹flgalcinin özgürlü¤ü(!) ve nimetleri(!)

Irak’ta Katliam Olmad› M›?

‹ngiliz askerler, Basra’da El Cezire bürosunu bast›. Bask›n s›ras›nda büronun bekçisi de yaraland›. Bask›n gerekçesi, Ba¤dat Filistin Oteli’nde iki gazetecinin katledildi¤i sald›r›daki gibiydi. Büronun “oralardan” atefl aç›lm›flt›. Bürolar bas›l›r, protesto gösterisi yapanlar›n üzerine atefl aç›l›rken, gazeteler, Irak halk›n›n demokrasinin nimetlerinden yararlanmaya bafllad›¤›n› yaz›yor. “Barlar aç›ld›, dansözler saç›ld›. Saddam zaman›nda hapsolan hayat kad›nlar› caddelere yay›ld›.” Irak’a demokrasi ve özgürlü¤ün geldi¤inin “kan›tlar›” olarak yeni aç›lan genelevleri, sokaklardaki fahifleleri gösteriyor Amerikanc› medya. Sözkonusu olan demokrasi, Amerikan demokrasisi olunca, onun “nimetleri” de böyle oluyor iflte.

“Kurtar›lmay›” kabul etmeyen Irak Ba¤dat’taki tüm gazetecilerin ortak bir gözlemi var: Her gün hastanelere gelen onlarca ölü ve yaral› geliyor. Nereden geliyor bunlar? ‹flgalci Amerikan yönetimi, bunlara iliflkin hiç bir aç›klama yapm›yor. Irak’ta direnifl, flu anda tam bir sansür alt›nda. Özellikle silahl› direnifl, öldürülen, yaralanan Amerikal›lar, gizleniyor. Ama yine de halk›n her yerde söyledi¤i o söz, gizlenemiyor: “Amerika defol!” 2 May›s’ta, Irakl›lar, bu sözü dünyaya en iyi yans›tabilecekleri yerdeydiler yine. Yüzlerce Irakl›, Ba¤dat merkezindeki Filistin Oteli'ni iflgal ederek, ülkelerini iflgal eden Amerika’n›n uygulamalar›n› protesto ettiler. Irakl›lar›n bir k›sm›n›n, Amerikan askerleri taraf›ndan zorla, tartaklanarak otel d›fl›na ç›kar›lmas› üzerine, halk, otel d›fl›nda oturma eylemine bafllad›. ‹flgal yönetimi, direnifli oldu¤u gibi, halk›n açl›¤›n› da gizliyor. Gerekli yard›mlar›n ulaflt›r›ld›¤›n›, bombalad›klar› alt yap›y› büyük ölçüde ifller hale getirdiklerini aç›kl›yor. Ama çeflitli kurumlar›n verdi¤i bilgiler, halk›n üçte ikisinin g›daya muhtaç ve kirli su içmeye mecbur b›rak›ld›¤›n› gösteriyor. ‹flte Irak’a getirilen refah, bar›fl ve özgürlü¤ün son ve somut göstergeleri. ‹flgalci, iflgal etti¤i topraklarda, hak etti¤i gibi, lanetlenmeye devam ediyor.

Hemen hiç kimse, daha bir ay önceki katliamlar› konuflmuyor. Anl› flanl› uluslararas› insan haklar› kurumlar›, hukuk kurumlar›, mesela savafl hukukuna göre bile suç oluflturan “Pazaryeri katliam›”n›n pefline düflmüyor. Yoksa hiç mi olmam›flt› böyle bir katliam? 1991 katliam› sonras›nda da benzer bir durumu yaflad› dünya. 2003’teki Irak katliam›, 1991 katliam›n› görmezden gelmenin veya unutman›n sonucudur ayn› zamanda. Hat›rlay›n; Al-Ameriya, Ba¤dat’ta 2500 kiflilik kapasiteli bir s›¤›nakt›. 13 fiubat 1991’de bombaland›. “Yanl›fll›kla” de¤il, özel olarak hedef al›nd›. Bombalar, s›¤›na¤a ulaflacak tarzda at›ld›. 1500 kifli katledildi. 5 fiubat; yine 1991. El Kut kentinin pazar yeri bombaland›. 100 civar›nda insan katledildi bu bombalamada. 14 fiubat; Falluca flehrinin pazar yeri bombaland›; 200 ölü. Camiler vuruldu¤unda, bir yetimhaneye bomba düfltü¤ünde, sanki Amerika bunlar› ilk defa yapm›fl gibi tart›fl›ld›. Oysa, 1991’deki sald›r›da 31 cami, 600’ü aflk›n okul, 28 hastane, 51 sa¤l›k merkezi vurulmufltu. El Reflid ak›l hastal›klar› hastanesi, Ulviyye do¤umevi de bombalanan yerler aras›ndaydi 1991’de. Sessiz kalanlar, gizleyenler, görmezden gelenler, 2003 katliam›n›n orta¤›, sorumlusu oldular. 1991 sald›r›s›n› destekleyenler, “tarafs›z” kalanlar, o zamanki katliamlar› görmezden gelmenin faturas›n› ödemeyecekler mi? fiimdi de, Irak’ta gerçeklefltirilen katliam› unutup, art›k sadece “Saddam rejiminin sonu”nu görenler, gelecekteki baflka katliamlar›n haz›rlay›c›s› olacakt›r.

Say› 60 25 11 May›s 2003


Atefltir yürekleri, Çeliktir bilekleri, Sevdal› gönülleri, Umudun ad› ile Bizimkiler geliyor Bunlar bizim çocuklar Ellerinde bayraklar ‹flte iflte geliyor Bizimkiler geliyor ‹flte k›z›l bayraklar

Zulüm bir gün bitecek ‹nsanlar sevinecek Açl›k yokluk sefalet Dünyadan yok olacak ‹flte bizim gelecek Elbet yar›n gelecek Ellerinde bayraklar ‹flte iflte geliyor Bizimkiler geliyor ‹flte k›z›l bayraklar

1 May›s’›n Ard›ndan...

Alanlar Anlat›yor Önceki birçok 1 May›s’ta oldu¤u gibi, bu y›l da gerek ‹stanbul’da gerekse Anadolu kentlerinde alanlara damgas›n› vuran devrimci güçler oldu. Sloganlara, pankartlara ve k›z›la kesmifl görüntülere yans›yan bu gerçek kimse taraf›ndan inkar edilemez ve bütün devrimci demokrat güçlerin kazan›m›d›r. Önceki y›llara göre coflku ve kararl›l›k çok daha yüksekti alanlarda. Kuflkusuz çok daha kitlesel olabilirdi, olmamas›n›n nedenleri ayr›ca tart›fl›labilir. Ancak art›k tart›fl›lmayacak olan, 1 May›s’›n bizim oldu¤u, devrimcilersiz, Cephesiz 1 May›s olmayaca¤›d›r.

“Abide-i Hürriyet Oyunu”nun Sonuna Gelinmifltir Önceki y›llarda da Abide-i Hürriyet 1 May›s alan› olarak kullan›lm›flt›, ancak Kad›köy’de yap›lan 1996 1 May›s’›ndan sonra, 1997’den bu yana oligarflinin devrimci, sol güçleri kapatt›¤› bir kapana dönüfltü. Bu kapan›n haz›rlanmas›nda sendika bürokrasisi birinci dereceden sorumludur. Devrimcileri 1 May›s’tan tecrit etme politikas›n›n sonucu olarak devletle anlaflma içinde kabul edilen Abide-i Hürriyet alan›n›n, halktan uzak, kortejlerin dahi oluflmad›¤›, 1 May›s görkeminin yans›mad›¤›, polisin sald›r› ve provokasyonlar› için bulunmaz nimetler sunan bir alan oldu¤u herkesçe bilinmektedir. 1 May›s üzerinde tahakküm kurmaya çal›flan sendikalar b›rak›n Taksim’i istemeyi, baflka bir alan dahi istememekte, 1 May›s’›n yasallaflmas› do¤rultusunda k›llar›n› bile k›p›rdatmamaktad›r. Böyle bir düflünceleri, politikalar› yoktur. Çünkü iflin özünde 1 May›s’›n tarihsel anlam›yla da, ülkemizdeki anlam›yla da ilgileri yoktur. 1 May›s alan›, tarihsel ve siyasi olarak TAKS‹M ALANI’d›r. Her y›l, 1 May›s öncesi “bu sene Taksim” deyip, sonra “flu bu konfederasyon raz› olmad›” türünden çark etmeler de Abide-i Hürriyet oyununun bir parças›d›r. 1 May›s alanlar›na, mücadele meydanlar›na, emekçilerin haklar›n›n yokedilmesi karfl›s›ndaki tav›rs›zl›¤a ve daha say›labilecek bir çok geliflmeye yans›yan sendika bürokrasisinin iflas›, ayn› zamanda Abide-i Hürriyet oyununun da iflas›d›r. Abi-


1 May›s 2003 de-i Hürriyet kapan› ile devrimcilerin meydanlardan kopar›lamayaca¤› a盤a ç›km›flt›r. 1 May›s devrimci demokrat güçlerle varolmufltur bu ülkede. Art›k Abide-i Hürriyet kapan›na son vermenin zaman› gelmifltir. 2004 1 MAYIS’INDA HEDEF TAKS‹M ALANI OLMALIDIR. “Emek” ad›na küçük hesaplardan, grupçuluktan uzak durulursa, birlik olursak 1 May›s alan›n› yeniden kazanmam›z›n önünde hiçbir engel yoktur. Keza 1 May›s’›n yasallaflmas› mücadelesinin baflar›s›n›n önünde de engel yoktur. Bu hedeflerle hareket edildi¤inde 2004’te olmaz da bir sonraki y›l olur, bu önemli de¤ildir. 1 May›s güçlerinin kararl›l›¤›n›n sergilenmesi karfl›s›nda oligarfli ne yapabilir; alan› m› kuflatacak? Yükleniriz, kazan›r›z. Gözalt›lar, tutuklamalar m› yapacak, izin mi vermeyecek; 1 May›s ödenen bedellerle 1 May›s oldu, yine öderiz. Sorun bu do¤rultuda al›nacak karar, birlik ve ›srar›m›zd›r. Abide-i Hürriyet oyununa son verme karar› almam›zd›r. Bütün devrimci, demokrat güçler olarak Taksim’de 1 May›s örgütlenmelidir. 1 May›s üç befl sendikac›n›n de¤ildir. Taksim’de 1 may›s örgütlenmelidir. Üç befl bürokrat sendikac› gelmek istemezse, onlara güle güle diyebilmeliyiz. Onlar yine salonlar›na dönebilirler. Bizler 1 May›s alanlar›na kan›m›z› dökerken, onlar salon diyordu, yine diyebilirler. Elbette onlar› d›fllayal›m demiyoruz. Ancak, 1 May›s’› kavga, mücadele günü olarak görmeyen anlay›fl›n 1 May›s üzerindeki tahakkümüne son verilmelidir diyoruz.

1 May›s ve Cephe Korteji; Halk›n ve Gelece¤e Yürüyenlerin Korteji 1 May›s elbette birçok aç›dan de¤erlendirmelere tabii tutulacakt›r. Ancak aç›k ve kimsenin tart›flamayaca¤› bir gerçek varsa, o da 1 May›s 2003’ün bir kez daha dosta, düflmana, Cephenin yokedilemezli¤ini, ölümle, zulümle, tecritle teslim al›namazl›¤›n› göstermifl olmas›d›r. Çünkü Cephe halkt›r. Kökleri halk›n içinde, Anadolu’nun derinliklerindedir. Anadolu’nun ba¤r›na kök salmam›z›n kayna¤› ise ideolojimiz, geleneklerimiz ve yaratt›¤›m›z kültürdedir. Bu nedenle, bir sonraki y›l alanlarda görsel, biçimsel taklitleri sahnelenebilir ama esas olarak Cephe taklit dahi edilemez. Alanlara k›z›lbayraklar›m›zla ç›kabilmek, büyük kuflatmalar›n sürdü¤ü, büyük katliamlar›n gerçekleflti¤i y›llarda dahi 1 May›s alanlar›na damgam›z› vurabilmek sadece Cepheye özgüdür. Bunda feda ruhuyla kuflanm›fl kahraman flehitlerimizin, diren-

me, teslim olmama gelene¤ini yaratanlar›m›z›n pay› büyüktür. Onlar›n yaratt›¤› kültür bugün F tiplerinde 3. y›l›nda 10. ekibinin haz›rl›klar›n›n son aflamas›na gelen ölüm orucu direniflinde doru¤una ulaflm›flt›r. “Kadrolar›n› öldürüyorlar” diyenlerin yan›lg›s› da, direniflin gücünü göremeyenlerin yan›lg›s›d›r. Kaç kez “ölümümüz” ilan edildi, ve kaç kez binlerle, onbinlerle ç›kt›k alanlara, herkes bilir. Tabutlar›m›z› tafl›maktan omuzlar› nas›rlaflm›fl, yürekleri ac›yla kavrulmufl, gö¤üsleri gururla dolmufl TAYAD’l›lar›n omuzlar›nda, flehitlerimiz kortejimizin yine en önündeydiler. Gelece¤i yaratmak için gidenlerimizdi onlar. Haklar ve Özgürlükler Cephesi kortejinde halk›n her kesiminden insanlar hep bir a¤›zdan umudun, sosyalizmin sloganlar›n› hayk›rd›lar. Gecekondu direnifllerinden, iflçi direnifllerine, memurlardan gençli¤e dillerden düflmeyen, halka malolan “Hakl›y›z Kazanaca¤›z” slogan›n›n yer ald›¤› pankart›n arkas›nda bu slogan›n ifade etti¤i siyasi, tarihi gerçe¤i görenler, bu ülkede devrimin saflar›n›n Cephenin saflar›nda temsil edildi¤ini bilenler vard›. Ellerinde “Biz Geliyoruz” pankart›yla bizim çocuklar›m›z yürüyordu gelece¤e. Ve kortej içinde onlarca tek tip "Amerika ve ‹flbirlikçilerine Karfl› Birleflelim" pankart›, devrimcilere, halka gerçek hedefi, as›l “gündem”i hayk›r›yordu. Pankartlar›n alt›ndaki imzalar ise, Cephe kortejinin, halk›n korteji oldu¤unun imzalar›yd›. Bizim ‹flçi Gazetesi, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, Anadolu Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, TAYAD’l› Aileler, Sar›gazi Halk›, Armutlu Halk›, Gebze Halk›, Bahçelievler Halk›, Alibeyköy Halk›, Alt›nflehir Halk›, Nurtepe-Güzeltepe Halk›, Gülsuyu Halk›, 1 May›s Mahallesi Halk›, Gazi Halk

Say› 60 27 11 May›s 2003


1 May›s 2003 Meclisi, Esenler Halk›, Okmeydan› Halk›, Ba¤c›lar Karanfiller Kültür Merkezi, Ekmek ve Adalet, Memur Dergisi, Halk›n Hukuk Bürosu, ‹dil Kültür Merkezi, Grup Yorum, ‹stanbul Gençlik Derne¤i, Kocaeli Gençlik Derne¤i, Bursa Gençlik Derne¤i, Bal›kesir Gençlik Derne¤i, Sakarya Gençlik Derne¤i, Liseli Gençlik Umuttur Dergisi, Kocaeli Haklar ve Özgürlükler Cephesi... Anadolu bizimdir. Cephenindir. Sadece ‹stanbul de¤il, Anadolu’nun onlarca kentindeki gösterilerde Cephe vard›. Ankara’da kitleselli¤i, disiplini, kararl›l›k ve tüm bunlar›n ifadesi olan görselli¤i ile alana damgas›n› vurdu Cephe korteji. Malatya, iktidar›n gösteri hakk›m›z› yoketme sald›r›s›na karfl› direniflin kenti oldu. Yüzlerce insan›m›z›n gözalt›na al›nmas›, 1 May›s’› kutlamam›za engel olamad›. Malatya ve Do¤u’daki illerde yap›lacak mitinglerin sendikalarca iptal edilmesi ise oligarflinin depremle ilgili demagojilerine destekti. 1 May›s’ta “yas” ilan edildi¤i aç›kland›. Evet yasl›yd›k, devlet yüzlerce insan›m›z› katletmiflti yine.

Say› 60 28 11 May›s 2003

‹flte tam da sorun burada. Depremle katledenin devlet oldu¤unu burjuva yazarlar dahi dile getirirken, kendisine emekten, soldan yanay›z diyenlerin böyle bir günü devlete öfkenin hayk›r›ld›¤› bir güne dönüfltürmemesi, adeta f›rsat bu f›rsat deyip alanlar› terk etme bahanesidir. Bingöl’deki gösterilerde halk, “bilinçli sendikac›lara” ders vermifltir. Onlar en yasl› olanlard›, ama hedef al›nmas› gerekenlerin kim oldu¤unu göstermekten geri durmad›lar. 1 May›s’ta yas ilan etme tavr›, 1 May›s’› kavga, mücadele günü olarak de¤il, bayram olarak görme anlay›fl›n›n sonucudur. Bayram dersen, ölümlerde yas ilan edersin. Peki kimler ony›llard›r 1 May›s’›n özünü boflaltarak bayramlaflt›rmaya çal›flt›; Emek

EMEP Önce Kendi Muhasebesini Yapmal› 1 May›s de¤erlendirmesi yapan EMEP yöneticilerinden, Evrensel yazar› Kamil Tekin Sürek, 1 May›s de¤erlendirmesinde flöyle diyor; “‹flçi s›n›f› hareketi ve ülke gündeminden kopmufl baz› küçük burjuva ‘sol’ örgütler, her zamanki gibi kendi dünyalar›n›n sloganlar›n› bol bol hayk›rd›lar ve ‘gösteri’ biçimlerindeki yenilikleriyle bu konudaki becerilerini bir kere daha kan›tlad›lar.” (2 May›s 2003, Evrensel) Sürek ve temsil etti¤i anlay›fl›n bilinen klasik sözleridir bunlar. Direnifli temsil eden ne varsa onlar küçümseme tavr›na girerler. Bunlar biliniyor,

düflmanlar›, burjuvazi, oligarfli...

1 May›s ve Sendikalar Devrimcilerden uzak durarak, iflçi s›n›f›n›n politikleflmesinin önüne barikat kurarak, iflçilerin pankartlar›n arkas›nda toplanmayaca¤› yine görüldü. Böylece düzenin icazeti al›nd›, iktidarlar›n gözünde “iyi sendikac›lar” oldunuz belki, ama halk›n, emekçilerin gözünde, her an her türlü hakk› satmaya haz›r bir s›n›fa ihanet potansiyeli tafl›yan, uzlaflmac› damgas› yemekten de kurtulamad›n›z. Ve bu tablo, örgütlenmeden, e¤itimden kaç›flla birlefltikçe 1 May›s alan›ndaki rakamlar› ortaya ç›kard›. Ve yine bir kez daha, sendikalar›n s›n›ftan ne denli kopuk olduklar› gözler önüne serildi. 1 May›s flehidi Akif Dalc›’n›n anmas›n› yapmaktan dahi imtina eden sendikalar yine c›l›zd›. Bir iki sendikan›n nispeten canl›l›¤› sendikal hareketin içinde bulundu¤u erimenin üzerini örtmüyor. Temsil ettikleri üye say›lar›yla yüzde hesab› dahi yap›lamayacak göstermelik kat›l›mlar uzlaflmac› sendikac›l›¤›n (bilinen) iflas›n›n yeniden ilan›d›r. 1 May›s alanlar›, Emek Platformu’nun yaratmak istedi¤i havan›n tersinedir. Kendisini ezen bir iflleve sahip olmufltur. Neredeyse her mitingte sergilenen bu duruma ra¤men, sendikalar›n Emek Platformu’nun cuntac› anlay›fl› pervas›zca sürmektedir. 1 May›slar› onlar düzenler, çeflitli konulardaki mitingleri onlar organize eder... Peki neden? Önderlik etmek kitlesel ve politik güç ister. Bunlardan hangisi vard›r Emek Platformu’nda? Hiçbiri; ne kitlesellik, ne s›n›f sendikac›l›¤›. Buna ra¤men kortejlerin en önünde yüzer, ikiyüzer kiflilik sendikalar, arkalar›nda say›lar› onbinlere ulaflan siyasi örgütlenmeler. Peki neden? 1 May›s

üzerinde durmay› da gereksiz görüyoruz, alanlar gereken cevab› veriyor. Peki, EMEP ne yapm›fl 1 May›s’ta? ‹flçi s›n›f› hareketi ad›na ne yapm›fl bu ülkede? Halk›n hangi gündemini ülkenin gündemi haline getirdi, yön verdi, sonuç ald›? Sen önce bunun hesab›n› vermelisin. Bunca y›ld›r “iflçi iflçi” dedin, sendikalar›n durumu ortada. “Koltuk baflkanlar›” ile iflçi s›n›f›n›n örgütlenmesinin birbirinden farkl› fleyler oldu¤unu bu ülke en çok “iflçi” diyenlerden ö¤rendi. Solda al›flkanl›kt›r; dönüp kendine bakmaz, sa¤a sola laf eder. Önce kendi muhasebesini yapmayan hiçbir anlay›fl›n bu tür söylemlerinin ciddiye al›n›r yan› yoktur. Grupçulu¤un tipik yans›mas›ndan baflka bir anlam da tafl›maz.


1 May›s 2003 alanlar›n› kanlar›yla, canlar›yla kazanan devrimcilerdir. Bize “gelmesinler” diyen, “cam çerçeve” demagojilerine ortak olan sendikac›lar›n alanlara ne kadar emekçiyi tafl›d›klar›, sendikay› sendika yapan üretimden gelen gücü nas›l kulland›klar› ortadad›r. Peki Sami Evren Cephe kortejini gördü mü? Alan› k›z›la boyayanlara bakmaktanda m› utand› yoksa? Sami Evren bu sözün hesab›n› bütün emekçilere, devrimci, demokrat güçlere vermeyecek mi hala? Bu basitliklerin, bu grupçuluklar›n özelefltirisi yap›lmayacak m›? Bu anlay›fl terk edilmelidir. 1 May›s bütün devrimci demokrat güçlerindir. Örgütlenmesi sendikalar dahil bütün devrimci demokrat güçlerin içinde bulundu¤u birlikler taraf›ndan yap›lmal›d›r. 1 May›s üzerindeki sendika bürokrasisinin tahakkümüne son verilmelidir.

1 May›s ve Sol Oportünist sol aç›s›ndan fazla bir de¤ifliklik yoktu. Ancak her fleye ra¤men devrimci bir coflkuyu kortejlerine tafl›d›lar. Yasal partiler aç›s›ndan ise, yasal parti kurman›n, bunun olanaklar›ndan yararlanman›n her fley olmad›¤›, “Blok”lar oluflturmakla kitlelerle bütünleflmenin apayr› fleyler oldu¤u, iflas eden Emek Platform’lar›n›n reformist teslimiyetçi politikalar›yla emekçilerin alanlara tafl›namayaca¤› bir kez daha görüldü. Baflkalar›n› “marjinal, kitlelerden kopuk, halk›n gündeminden uzak...” olmakla elefltirenler, marjinal dediklerinin yan›na bile yaklaflamad›. ‘‹flçicili¤in’,

Miting Rakamlar› ‹stanbul’da hemen tüm kortejlerde, rakamlar toplanma ve yürüyüfl esnas›nda ve alanda de¤ifliklik göstermektedir. Afla¤›daki rakamlar, yürüyüfl esnas›nda tesbit edilen rakamlard›r. Tablo yaklafl›k olarak afla¤›daki gibidir: DEHAP: 8-10 bin, Haklar ve Özgürlükler Cephesi: 7-8 bin, TKP: 3500-4000, EMEP: 1500-2000, ÖDP: 1500-2000, ESP: 8001000, Partizan: 700-750, Halkevleri: 650-700, Direnifl: 650-700, SDP: 500-600, Devrimci Demokrasi: 500-600, Sosyalist Emek Hareketi: 200-250, Kald›raç: 200250, K›z›lbayrak: 150-200, Dev-

‘parti olmayan parti’lerin halkla, halk›n gündemiyle iliflkilerinin bir türlü alanlara, kortejlerle yans›mamas› hala düflündürmeyecek mi? Reformist partiler, devrimcilerin alanlardan tecrit edilmesi politikas›nda sendikal bürokrasinin orta¤› olmufltur geçmiflte. Bugün de bu yöndeki politikalar› yaflam›n bir çok alan›nda karfl›m›za ç›kmaktad›r. Sami Evren’in aç›klamas› son örnektir. Aç›klama sadece bir kiflinin düflünceleri olsa, “densizlik” der geçerdik. Ancak bu bir anlay›fl›n, Türkiye’de sol ad›na, devrimcilik ad›na ne varsa yoketmede emperyalistlerle, oligarfliyle kurulan paralelli¤in bir yans›mas›yd›. Ve bu anlay›fl 1 may›s alan›n›n marjinallerinden biriydi. Devrimcilerin tecrit edilemeyece¤inin cevab›n› alanlardan ald›. Reformizm (görme niyeti varsa) kendi gerçe¤ini gördü alanlarda. Medya deste¤i, yasal parti olman›n kimi avantajlar› onlar› alanda kitlesel yapmad›. Halktan uzak, halka gitmeyen, örgütlemeyen, beyni platformlardan devrimcileri nas›l tasfiye edece¤iyle, alanlardan nas›l uzak tutaca¤›yla, birlikleri nas›l da¤›taca¤›yla meflgul olan reformizm için bu tablo beklenendir.

Say› 60

Ülkemizin de¤iflmez gerçe¤idir; Alanlar hayat›n her alan›nda direnenlerle, sosyalizmi her koflulda savunmas›n› bilen ideolojik sa¤laml›l›¤a sahip olanlara dolmaya devam edecek. 1 May›s’›n devrimci özünü boflaltmaya, Avrupal›laflt›rmaya çal›flanlar›n hevesleri, k›z›lbayraklar›m›z›n dalgalar›yla savrulacak. 1 May›slarda hep k›z›lbayraklar dalgalanacak!

rimci Mücadele: 75-100, Devrimci Hareket: 80-100, Al›nteri: 80100, Barikat: 100-120, KSD: 75100, Uzun Yürüyüfl: 60-80, Proleter Devrimci Durufl: 30-40, TÜRK‹fi; 3000-3500, D‹SK: 25003000, KESK: 2500-3000, HAK‹fi: 450-500, TMMOB: 350-400, 68'liler Vakf›: 40, ÇHD: 50, ‹HD: 20-30, SHP: 200, CHP: 450 Ankara: DEHAP: 1200, EMEP: 800, Haklar ve Özgürlükler Cephesi: 500, ÖDP: 500, E¤itimSen: 600, Halkevleri: 320, SDP: 200, ESP: 100, ‹HD: 50, ‹flçi-Köylü: 45, Yaflamevi: 25 kifli. Hatay: KESK: 750, Haklar ve Özgürlükler Cephesi: 500-600, DEHAP: 350, D‹SK: 120.

‹zmir: DEHAP: 4000, Petrol‹fl: 3000, Genel-‹fl: 4000, KESK: 1500, EMEP: 800, Haklar ve Özgürlükler Cephesi 700, ÖDP: 600, ESP: 500, Belediye-‹fl: 500, SDP: 150, Nakliyat -‹fl: 150, Devrimci Demokrasi: 250, ÖMP: 180, K›z›lbayrak: 100, ‹HD: 30, CHP: 500 SHP: 100 (Di¤erleri 50-100 aras›) Malatya: Haklar ve Özgürlükler Cephesi: sald›r› oldu¤unda henüz 250 kifli. ESP; 70, E¤itim-Sen: 80, EMEP: 100, ÖDP 70, Partizan: 25, SES; 30, (Di¤er gruplar 30-70 aras›. D‹SK, Hak-‹fl, Memur-Sen ve DEHAP depremi gerekçe göstererek kat›lmad›.) Samsun: Haklar ve Özgürlükler Cephesi; 100, ÖDP; 30, SDP; 60, EMEP; 30, DEHAP; 40 kifli.

29 11 May›s 2003


Mitinglerden notlar... Bütün Türkiye’de Haklar ve Özgürlükler Cephesi, "Hakl›y›z Kazanaca¤›z" pankartlar›n›n yan›s›ra, “Amerika ve ‹flbirlikçilerine Karfl› Birleflelim” pankart› tafl›d›. Yine bütün ülkede tafl›nan Dalc›’n›n resminin yan›s›ra, kahraman flehitleri, direniflleri simgeleyen Mahir Çayan, Sabahat Karatafl, fienay Hano¤lu, Fidan Kalflen ve Gültekin Koç resimleri tafl›nd›. K›z›l sancaklar bu y›lki 1 may›slara damgas›n› vururken, K›z›l bayraklar ise Cephe kortejlerinin simgesi olmaya devam etti. Ölüm orucu sloganlar› bütün alanlar›n vazgeçilmez sloganlar› olurken, “Mahir Hüseyin Ulafl Kurtulufla Kadar Savafl” ve “Kurtulufl Kavgada Zafer Cephede" sloganlar› bütün kentlerde zafer yürüyüflümüzün, kararl›l›¤›m›z›n en gür flekilde hayk›r›l›fl›yd›. Amerika’ya öfke, Irak ve Filistin halk›yla dayan›flma da, anti-emperyalizmin, enternasyonalizmin temsilcisi Cephe kortejlerinin en gür hayk›r›lan sloganlar› aras›ndayd›.

ANTAKYA

Say› 60 30 11 May›s 2003

Mitinglere kat›lanlar›n aktard›¤› izlenimlerin baz›lar› ise flöyle: ✌ Ankara: “Memur kenti”nin bürokratik havas›n› Cephe kortejinin mitingin bafl›ndan sonuna dinmeyen devrimci coflkusu, dinamizmi, sloganlar› da¤›tt›. ✌ Ankara: Miting alan›nda temsili tabutlar›n etraf›nda sancak grubu miting sonuna kadar yürüyüfl yapt›, nöbet tuttu. ✌ Hatay: Mitingi düzenleyen Demokrasi Platformu en önde çocuklar›n bulundu¤u Cephe kortejinin alana giriflini flöyle anons etti: "iflte çocuklar; gelece¤imiz için yürüyoruz. Haklar ve Özgürlükler Cep-

‹ZM‹R

hesi Hakl›y›z Kazanaca¤›z diyerek k›z›l bayraklar›yla geliyorlar". Ve kortej alana "Titre Oligarfli Parti-Cephe Geliyor" slogan›yla alk›fllarla girdi. ✌ Malatya: Malatya Güvenlik fiube Müdürü Cephe kortejinden 200 kifliyi gözalt›na almas›n› aç›kl›yor; "500-600 kifli olabilirlerdi. Topland›ktan sonra müdahale edemezdik". Ço¤alan, büyüyen Cephe gerçe¤i Anadolu’nun her yan›nda oligarflinin en büyük korkusu. Malatya Haklar ve Özgürlükler Cephesi sald›r›lar›n ard›ndan ne diyordu; “Cephelilerin olmad›¤› bir 1 May›s’›n hayaliyle yaflayacaklar. Korkular›n› daha da büyütece¤iz.” ✌ Aksaray: Geçen hafta dergiye haber veremedik. Biz de Anadolu’nun bozk›r›nda, yapt›k 1 May›s’›. 250 emekçi, E¤itim-Sen önünde, “Ba¤›ms›z Türkiye” pankart› aç›p, "Emekçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z, Yaflas›n Sosyalizm, Birlik Mücadele Zafer, Mahir Hüseyin Ulafl Kurtulufla Kadar Savafl” döviz ve sloganlar›yla, Gündo¤du ve 1 May›s Marfl›yla kutlad›k. ✌ Hopa: Geçen haftaki dergide, 10. sayfadaki resim bize aitti, yaz›lmam›fl. Biz, Cephe kortejinin do¤udan bat›ya, kuzeyden güneye uzanan kolunun en uç noktas›ndan hayk›r›yoruz: “Kurtuluflumuz Amerika ve ‹flbirlikçilerine Karfl› Kavgada”. ✌ Antalya: Bizim say›m›z geçen haftaki haberde eksik kalm›fl. Cephe kortejimiz 250 kifliyle, “Titre Oligarfli Parti-Cephe Geliyor" sloganlar›yla alandayd›. ✌ ‹stanbul: K›z›l bir nehri and›ran kortejimiz beni, herkesi, d›fl›m›zdakileri de etkiledi. Tüyleri diken diken olanlar, birbirine sar›l›p kutlayanlar, teflekkür edenler, sosyalizmin k›z›l bayraklar›n›n böyle görkemli ve kitlesel bir kortejin önünde dalgalanmas›ndan duygulan›p a¤layanlar oldu. Kortej geçerken yolun kenar›ndaki tepeli¤in üzerinden oturarak izleyenler hemen aya¤a kalk›p ayakta alk›fllamaya bafllad›lar. ✌ ‹stanbul: Dergide 7 bin say›s›n› okuyunca çok flafl›rd›m. Çok daha fazlayd› kortej. Hala gözlerimin önünde o yürüyüfller, sloganlar, bayraklar. ✌ ‹stanbul: Tafl›nan tabutlar çok etkileyiciydi. Bu kortejin nas›l olufltu¤unu bir kez daha anlad›m. Hele flehit resimleri ile her karfl›laflt›¤›mda, adeta göz göze geliyordum onlarla. ✌ ‹stanbul: 1 hafta geçti aradan hala iflyerimizde korteji konufluyoruz. ✌ ‹stanbul; "Titre Oligarfli Parti-Cephe Geliyor" slogan› at›ld›kça binlerce kifli adeta yerinde duram›yor, sancak kortejlerinin d›fl›nda herkes, hatta kenarlarda bizi izleyenler de ayaklar›n› “rap rap” vurmaya bafll›yordu.


1 May›s 2003

Cephe Güçleri Yurtd›fl›nda da 1 May›s Alanlar›nda Yurtd›fl›nda yap›lan 1 May›s gösterilerinde Cephe Güçleri de k›z›l bayraklar›, pankartlar›, emperyalizme ve iflbirlikçi oligarfliye karfl› öfke dolu sloganlar› ile alanlardayd›lar. ALMANYA: Duisburg'ta Alman Sendikalar Birli¤i’nin (DGB) düzenledi¤i 1 May›s’›n d›fl›nda Devrimci 1 May›s yürüyüflü düzenlendi. Haklar ve Özgürlükler Cephesi devrimci 1 May›s’ta "‹flgale, Tecrite Hay›r! Yaflas›n Tam Ba¤›ms›z Türkiye” pankartlar›n›n yan›s›ra k›z›l bayraklar tafl›d›. Dortmund'da DGB taraf›ndan düzenlenen yürüyüflte Haklar ve Özgürlükler Cephesi Mehmet Ak›f Dalc›'n›n büyük posteri en önde olmak üzere k›z›l bayraklar› ve pankartlar› ile yerlerini ald›. Berlin'de DGB taraf›ndan düzenlene yürüyüfle kat›lan TAYAD Komite direniflin sesini onbinlere ulaflt›r›rken, ayn› gün düzenlenen Devrimci 1 May›s yürüyüflü Berlin-Kreuzberg’de gerçeklefltirildi. 20 bin kiflinin kat›ld›¤› bu yürüyüflün organizasyonunda da yer alan TAYAD Komite’nin yan›s›ra ço¤unlu¤u Alman antifaflistlerin oluflturdu¤u yürüyüfle polis sald›rd›. Köln'de sendikalar›n düzenledi¤i ve 5 bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte, Hamburg’da 2 bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte ölüm orucu direniflini destekleyen sloganlar at›ld›, pankartlar tafl›nd›. Cephe Güçleri Nürnberg'de Devrimci 1 May›s yürüyüflüne kat›l›rken, 1 May›s’tan dört gün önce Nürnberg'de Alman sol grubu ile TAYAD Komite’nin düzenledi¤i panelde ölüm orucu direnifli tart›fl›ld›. Stutgart’da 3500 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte TAYAD komite 120 kiflilik kortejiyle yerald›. “Hakl›y›z Kazanaca¤›z”, “Amerikan sald›rganl›¤›na hay›r” pankartlar›n›n aç›ld›¤› yürüyüflte çok say›da k›z›l bayrak tafl›nd›. Eyleme Türkiyeli di¤er devrimci gruplar da kat›ld›. Ulm’de Türkiyeli sol güçlerin düzenledi¤i yürüyüfle kat›lan Cephe Güçleri, k›z›lbayraklar›n› bu kentlerde de dalgaland›r›rken, Frankfurt, Mannheim, Karlsruhe, Saarbrücken, Wuppettal ve Bielefelt'de düzenlenen yürüyüfllerde "Kahrolsun ABD Emperyalizmi" pankartlar›, k›z›lbayrak tafl›yan Cephe Güçleri, ölüm orucu direniflinin sesini Avrupa’n›n meydanlar›na tafl›d›lar. FRANSA: Paris’te, hükümetin sosyal haklar› k›s›tlamas›na ve Irak’›n iflgaline karfl› onbinler yürüdü. Cephe Güçleri 400 kiflilik korteji ile yürüyüflün en coflkulu kortejlerinden biri oldu. K›z›lbayraklar›n ve devrimci hareketin bayraklar›n›n tafl›nd›¤› yürüyüflte emperyalizme karfl› dizginlenemez öfke Paris halk›yla bu-

lufltu. Paris d›fl›ndaki kentlerden Lyon’da, Nancy’de, Marsilya’da Cephe Güçleri düzenlenen yürüyüfllere pankart ve bayraklar› ile kat›ld›lar. ‹SV‹ÇRE: Zürich’de 7 bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte Cephe Güçleri k›z›l bayraklar› cephe ve parti bayraklar›n›n yan›s›ra “Irak iflgaline son” ve ölüm orucu ile ilgili pankartlar tafl›d›lar. ‹SVEÇ: Göteborg'da 2 bin kiflilik K›z›l Cephe kortejinin içinde Cephe Güçleri de pankartlar› ile yeral›rken, bir gün önceki gece ve 1 May›s günü ‘Sokak ‹flgalcileri’ isimli anti-faflist grup polisle çat›flt›, tekellere ait iflyerlerini tahrip etti. YUNAN‹STAN: Avrupa genelinde oldu¤u gibi, Yunanistan’da da paskalya tatili nedeniyle kat›l›m düflük olurken, Atina’da 15 bin kiflinin kat›ld›¤› iki ayr› mitinge de kat›lan Cephe Güçleri emperyalizme karfl› öfkemizi ve görkemli ölüm orucu direniflimizin sloganlar›n› alanlara tafl›d›lar. "Türkiye'de Devrimci Tutsaklar Ölüm Oruçlar›nda Yaflamlar›n› Feda ederek Hücrelere, Faflizme ve Emperyalizme Karfl› Direnmeye Devam Ediyorlar. Zafere Kadar Direnifl" pankart›n›n ve sloganlar›n›n at›ld›¤› mitingte çocuk müzik grubu Grup Sevcan da türkü ve marfllar› ile yerini ald›. Selanik ve Girit’te düzenlenen ve binlerce kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfllerde Amerika protesto edilirken, Cephe Güçleri de sloganlar›n› Yunan halk›na tafl›d›lar. AVUSTURYA: Cephe Güçleri k›z›l bayraklar› ile Viyana, ‹nnsbruck, Linz, Brengez, Graz flehirlerinde alanlardayd›. Avusturya genelinde düzenlenen yürüyüflleri yaklafl›k 100 bin kifli kat›l›rken, Cephe Güçleri 700 kifli ile, pankart ve dövizlerle Özgür Tutsaklar›n Filistin ve Irak halk›n›n yan›nda Amerikan emperyalizminin karfl›s›nda oldu¤unu hayk›rd›lar. Yürüyüfllerde “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz”, “DHKC”, “DHKP” pankartlar›n›n yan›s›ra Mahir, Che ve flehit resimleri, Parti ve Cephe bayraklar› ile k›z›l bayraklar tafl›nd›.

Say› 60 31 11 May›s 2003


1 May›s 2003 ‹NG‹LTERE: “‹flgale ve Tecrite Hay›r Yaflas›n Tam Ba¤›ms›z Türkiye” pankart›yla yürüyen Haklar ve Özgürlükler Cephesi korteji, Türkiyeli gruplar›n yürüyüflünde en kitlesel kortejdi. BELÇ‹KA: Belçika radikal solunun düzenledi¤i 1 May›s yürüyüflünde Cephe Güçleri, bayrak ve pankatlar›n›n yan›s›ra "Katil Bush Katil fiaron" sloganlar› hayk›rd›lar. HOLLANDA: Türkiyeli gruplar›n Rotterdam’da düzenledi¤i yürüyüflte Cephe Güçleri "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz" sloganlar›n› att›lar. Eyleme Hollandal›lar›n kat›l›m› düflük olurken, bir grup Arap ilerici de yer ald›.

Dünya’da 1 May›s; Amerika’ya Öfke Cephe Güçlerinin kat›ld›¤› yürüyüfllerin d›fl›nda Almanya’da yaklafl›k 500 mitingte 1 milyona yak›n kifli 1 May›s’› kutlarken, ‹talya’n›n yan›s›ra ‹spanya’da yüzbinler yürüdü. Madrid’teki 1 May›s yürüyüflünde 1 milyon kifli Aznar’› protesto etti. En kitlesel gösteri ise her zaman oldu¤u gibi Küba’dayd›.

Eski Sovyet Cumhuriyetlerinden Gürcistan, Ukrayna, Estonya, Litvanya’da onbinler, komünistlerin ve sendikalar›n mitinglerinde yeral›rken, eski Do¤u Bloku ülkelerinde ve Balkanlar’da da 1 May›slar kitlesel olarak kutland›. Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Arnavutluk, Bosna-Hersek, H›rvatistan, Kosova, Makedonya, S›rbistan, Moldova, Slovakya’da sosyolist ve komünist partilerin, sendikalar›n mitinglerinde hükümetlerin sosyal politikalar›na ve yoksullu¤a tepki mitinglere damgas›n› vurdu. K›br›s’taki gösteriler Rum ve Türk halklar›n› Lefkofla'n›n Rum kesiminde bir araya getirilirken, Türk ve Yunan oligarflilerine en iyi cevab› verdiler. Asya’daki gösterilerde ise Amerika’ya karfl› öfke vard›. Kuzey Kore ve Vietnam baflta olmak üzere, Endonezya, Güney Kore, Malezya, Singapur, Filipinler ve daha onlarca ülkede yap›lan gösterilerde yerel sorunlar›n yan›s›ra Amerika protesto edildi.

Belçika’da “Uluslararas› Komünist Seminerleri”

Küba’da ‹nsan Seli Say› 60 32 11 May›s 2003

ABD’nin tehdidlerinin, komplolar›n›n artt›¤› bugünlerde Küba halk› 1 May›s mitingine kat›l›m› ve sloganlar› ile cevap verdi. Küba nüfusunun yar›dan fazlas› gibi rekor bir kat›l›m›n oldu¤u mitinglerde 7 milyona yak›n Kübal› yürüdü. Küba’n›n d›fl›nda di¤er Latin Amerika ülkelerinde de 1 may›sta çeflitli gösterilerde IMF karfl›t› sloganlar öne ç›kt›. Rusya’da, Rusya Federasyonu Komünist Partisi ve Ba¤›ms›z ‹flçi Sendikalar› Federasyonu taraf›ndan düzenlenen yürüyüfl ve çeflitli etkinliklere ülke genelinde 3 milyona yak›n emekçinin kat›ld›¤› aç›kland›. Moskova’da düzenlene mitingte ise 50 bin komünist hükümetin istifas›n› istedi.

KÜBA

Belçika Emek Partisi taraf›ndan her y›l geleneksel olarak organize edilen Uluslararas› Komünist Seminerleri 2-4 May›s tarihleri aras›nda Brüksel’de yap›ld›. Bu y›lki konusu “Stalin ve anti-emperyalist mücadele” olan seminere, Arnavutluk’tan Arjantin’e, Ekvador’dan Fransa’ya, Kore’den Hindistan’a, Moldovya’dan Vietnam’a, Küba’dan Litvanya’ya kadar 40’› aflk›n ülkeden devrimci örgütler kat›ld›. Ülkemizden TKP-ML ve DHKP-C’nin kat›ld›¤› seminerde çeflitli örgütler önceden belirlenmifl konularda tebligler sundular. DHKC temsilcisi seminerde “DHKC'nin emperyalist savafllara ve emperyalizme karfl› tecrübeleri; 33 y›ll›k tarih” bafll›kl› bir konuflma yapt›. Konuflmada, güncel olarak da ülkemizdeki ABD sald›rganl›¤›na karfl› mücadele ve örgütlenmelere, F tiplerine karfl› direnifle iliflkin bilgi ve tecrübeler aktar›ld›. DHKC temsilcisi, emperyalist savafl›n, emperyalizmin terör listelerinin ve tecrit hapishanelerinin ayn› politikan›n parçalar› oldu¤unu belirterek, bunlar›n birbirinden ba¤›ms›z ele al›nmamas› gerekti¤ini vurgulad›. Seminer sonunda önümüzdeki y›l›n konusu üzerine öneriler al›n›rken de Cephe temsilcisi, tecrit ve terör listesi konusunu önerdi. Seminer, anti-emperyalist hareket içinde bir koordinasyon kurulmas›, Küba’yla dayan›flma etkinli¤i yap›lmas› gibi kararlar al›narak sona erdi.


Toprağı gasbedilen, kimliği yasaklanan

Kürt Halk›n›n Kurtuluflu Nerede? Kurtulufl, AB’de de¤ilse ABD’de de¤ilse Oligarfli’de de¤ilse ‹flas etmifl bar›fl politikas›nda de¤ilse nerede?

ayr› örgütlenmenin emperyalistlere, flu veya bu egemen kesime s›rt›n› dayaman›n çözüm olmad›¤› görüldü¤üne göre kurtulufl nerede?

Topra¤› gasbedilmifl, yurtsuz b›rak›lm›fl; ac›lardan geçmifl, kan deryalar›nda b›rak›lm›fl, katliamlar kadar ihanetleri yaflam›fl KÜRT HALKI! De¤iflmeli art›k bu yurtsuzluk, kimliksizlik! De¤iflmeli bu sonuçsuz isyanlar ve ittifaklar tarihi! De¤iflmeli, yüzy›ll›k ulusal kavgan›n yönü! Katliamlar› ve ihanetleri altetmenin yolunu bulmal›y›z. Kürt halk› “inkar” edilen bir halkt›r. 19. 20. yüzy›llar, dünyan›n dört bir taraf›nda halklar›n uluslaflma süreçlerini yaflad›¤›, ba¤›ms›zl›klar›n› kazand›klar›, bir devlet sahibi olduklar› dönemlerdir. Ama ayn› dönemler, Kürt halk›na büyük ac›lar getirdi. 20. yüzy›l›n bafl›nda Kürt halk›n›n parçalanm›fll›¤›, yeni s›n›rlara hapsedildi. Kürt halk›n›n bir parças› Türkiye s›n›rlar›, bir di¤er parças› ‹ran, bir di¤eri Irak, bir parças› Suriye içinde kald›. Kürdistan topra¤› parçalara bölünüp çeflitli biçimlerde iflgal ve ilhak edildi. 20. yüzy›l boyunca de¤iflik dönemlerde Irak’ta, ‹ran’da, Türkiye’de büyük katliamlar yafland›. 1920’lerden ‘38’e kadar, kandan dereler akt› Kürdistan da¤lar›ndan. Kürt halk›n›n ulusal kurtulufl mücadelesi uzun süre sindirildi. Ama Kürtlü¤ü silemediler bu topraklardan. Bir halk silinemezdi. Bu devlet, ony›llard›r Kürt halk›na “sen Kürt de¤ilsin, sen ‘da¤ Türkü’sün” diye kimli¤ini inkar› dayatt›! Jandarma dipçi¤iyle, katliamlarla kabul ettirmeye çal›flt› inkar›. Kürt halk›, gün geldi da¤lara ç›kt›, gün geldi flehirleri kuflatt›, gün geldi sustu... Ama kimli¤inden vazgeçmedi. Kürt halk› ulusal haklar›n› istiyor; kimli¤ini, dilini, kendi dilinde e¤itimini istiyor. Asl›nda bütün bunlar›n bir parças› oldu¤u “kendi kaderini tayin hakk›n›” istiyor. Yurdunu, kimli¤ini istedi¤i isyanlar, kanla, katliamla bast›r›ld›. ‹syanlar feodal, milliyetçi önderlikleri nedeniyle hep yar›m kald›. Bu tarih, emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin zorbal›¤›yla oluflan bu koflullar, Kürt halk›n›n ulusal ve s›n›fsal kurtuluflunu, içinde yaflad›¤› ülkelerin halklar›yla içiçe geçiren bir tarihtir.

ORTAK MÜCADELE! ORTAK ÖRGÜTLENME! B‹RL‹KTE DEVR‹M!

Büyük ac›lara malolan bu tarihi tecrübenin hepimize ö¤retti¤i bir fley var: Birlikte mücadele etmezsek, halk›n iktidar›n› hedeflemezsek, kurtulufl hayaldir.

Milliyetçi çizgi, bizi nereye götürebilir? Kürt halk›, onlarca y›ld›r, onlarca kez, feodal, burjuva milliyetçi önderliklerle kurtulufl umudunun gerçekleflemeyece¤ini yaflad›, gördü. En fliddetli kavgalar› verirken bile, halk›n iktidar›n› hedeflemedi onlar. Mevcut düzeni kökten de¤ifltirmeyi hedeflemedi. Ulusal mücadeleyle, s›n›fsal mücadeleyi, yani halk›n gasbedilen kimli¤inin mücadelesiyle, gasbedilen ekme¤inin mücadelesini birlefltirmedi. Bu çizgi, Kürt halk›n›n mücadelesini, ayn› topraklar›n paylafl›ld›¤›, ço¤u durumda içiçe yaflan›lan halklar›n mücadelesiyle birlefltirmedi. Bu çizginin ad› milliyetçiliktir. Bu çizgi, nihai bir kurtuluflu hedeflemedi¤i için, savafllar, kolayca emperyalizmle ve oligarfliyle “bar›fla” dönüflebilmektedir. Emperyalizmle ve oligarfliyle uzlaflma, hiç bir zaman bafllad›klar› noktada durmazlar. Ayn› çizgide ›srar edildi¤inde, uzlaflma, teslimiyete, teslimiyetler iflbirlikçili¤e dönüflür. Barzani-Talabani, bugünkü noktaya iflte bu çizgi üzerinden geldiler. fiimdi art›k çok daha net ortaya ç›km›flt›r ki, milliyetçi önderlikler, Kürt halk›n› temsil etmiyorlar. Kürt halk›n›n ulusal, s›n›fsal ç›karlar› yok onlar›n politikalar›nda. Emperyalizme aç›k tav›r almayan, emperyalizm karfl›s›nda net bir flekilde ba¤›ms›zl›¤› savunmayan bir milliyetçilik, art›k “milli” ç›karlar› savunma özelli¤ini de kaybetmifltir. ‹flte bundan dolay›, günümüzde, “ulusal ç›karlar” için mücadele devrimci mücadeledir...

Kuzey Irak’taki Kürtler kurtuldu mu? Ba¤›ms›zl›k, devrim bir yana b›rak›lm›fl, durmaks›-

Say› 60 33 11 May›s 2003


r›ld›. Avrupa’n›n, olmazsa Amerika’n›n mutlaka, bir kaç y›la kalmaz bu sorunu halledece¤ine dair beklentiler yarat›ld›. Sonuç ortada. “Çözün!” demekle çözmezler. Çözmenin yolu, devrimci halk iktidar›d›r. Bu iktidar› da, ancak kendimiz kurabiliriz.

Milliyetçi çizgi denendi; çözümsüzdür. Çözüm devrimci çizgidedir!

Kürt milliyetçi önderler TalabaniBarzani ve ABD’nin sömürge valisi Garner, tarihe iflbirlikçili¤in foto¤raf›n› verdiler. z›n “demokratikleflme”den sözediliyor. Mücadele denilince bundan sadece “demokrasi mücadelesi” anlafl›l›yor. Ba¤›ms›zl›¤›n, devrimin sözünü etmeyenlerin anlad›¤› demokrasi nas›l bir demokrasidir? Amerika da Irak’a demokrasi götürdü iflte! Nas›l bir demokrasi var flimdi Irak’ta? Say› 60 34 11 May›s 2003

Bütün Kürt halk› flu soruyu sormak zorunda: Kuzey Irak’taki Kürtler, Talabani’nin, Barzani’nin önderli¤indeki Kürtler, kurtulmufl mudur? E¤er onlar “kurtulmufl”sa, tüm Kürtler, ayn› yolu izleyebilir. Onlar kurtulmuflsa, tüm Kürtler, ABD’nin Irak’a sald›r›s›n› alk›fllay›p, baflka ülkelere de “ayn›s›n›” yapmas› için davetiye ç›karmal›lar.

Devrimi dilimizden ve hayallerimizden silenler, dilimizi bar›fl’la pasland›ranlar, Kürt halk›n› ancak Talabani-Barzani çizgisinin “çözümüne” götürebilirler. Talabani-Barzani çizgisi, iflbirlikçilik ve onursuzluk çizgisidir. Hiç bir halk kabul edemez. Amerika’n›n emir ve afla¤›lamalar› alt›nda Kürtçe konuflmak, Amerika ad›na sömürü ve zulmü sürdürmek için “bakanl›k” koltuklar›na oturmak, baflar› de¤il, Kürtlü¤ü satmakt›r. Kürt sorunu, sadece Kürtçe dil-TV sorunu da de¤ildir. Bu, sorunun ancak bir parças›d›r. Sorunu bu çerçeveye s›k›flt›ranlar, demokrasiden de, emperyalizmin icazetinde bir demokrasiyi anlayanlard›r. Kürt sorununun çözümü, “Uluslar›n kendi kaderini tayin hakk›”n› kullanmas›n›n koflullar›n›n yarat›lmas›d›r. Bu hakk› kullanabilmenin ise tek yolu var: Halk›n iktidar›. Bunun d›fl›ndaki her yol Kürt halk›n› düzene hapseder. Halk›n iktidar›, halk›n devrimci savafl›n›n sonunda kurulur. Kürt’üyle, Türk’üyle, Arap’›, Laz’›, Çerkez’i, Boflnak’›, tüm halk›m›z›n birlikte mücadelesiyle kurulur.

Milliyetçi çizgi ç›kar›yor zaten: Türkiye, Suriye, ‹ran demokratikleflmezse, Irak’›n bafl›na gelen onlar›n da bafl›na gelecek diyor Kürt milliyetçi çizgisi. Gelecek derken, “gelsin” de diyor.

Birlikte mücadele, birlikte örgütlenme! Kürt halk›n›n kurtuluflu için de, tüm halklar›n kurtuluflu için de savunulmas› gereken budur. Ayr› örgütlenme, ayr› mücadele, sonuçsuzlu¤u kan›tlanm›fl bir modeldir art›k.

fiimdi gözünüzün önüne getirin; Amerikan uçaklar›, ‹stanbul’u, Diyarbak›r’›, Ankara’y›, Van’›, Hakkari’yi, Tekirda¤’› bombal›yorlar aylarca. Kürt, Türk, Arap, Çerkes, onbinlerce insan katlediliyor. En nihayet, Amerika bu ülkeyi iflgal edip “demokrasi getiriyor”; ve Kürtçe TV, dil de serbest kal›yor...

Bütün ezilenlerin birli¤i, bütün halklar›n birli¤i; emperyalizme, oligarflilere karfl› savunmam›z gereken budur.

Bu mu kurtulufl? Barzanilerin-Talabanilerin “Kürtlere” lay›k gördü¤ü demokrasi, iflte böyle elde edilen bir demokrasidir. Emperyalizmin, oligarflinin çözümü budur. Ve, kendilerine halen sol, devrimci deseler de, esas›nda Kürt milliyetçisi olanlar›n onay verdi¤i çözüm de budur. Ne zamandan beri devrimciler, sosyalistler, ilericiler, ulusalc›lar emperyalizme bel ba¤lam›fllard›r? Bunlar Kürt milliyetçili¤iyle birlikte ö¤renildi. Kürt milliyetçili¤iyle birlikte savunulmaya baflland›. Avrupa çözsün, Amerika çözsün diye ça¤r›lar ç›ka-

Milliyetçilik, bunu savunmaz, bunu sa¤layamaz. Onun en zay›f yan› budur. Türk halk›n›n mücadele ve örgütlenme konusundaki yetersizlikleri bir yana, e¤er ülkemizde bugüne kadar böyle bir birliktelik oluflamam›flsa, bunda milliyetçi çizginin yaratt›¤› sonuçlar›n belirleyicili¤i tart›fl›lmazd›r. Politik çizgisiyle, yanl›fl eylem çizgisiyle, pragmatizmiyle, benmerkezcili¤iyle, yani milliyetçili¤inin kaç›n›lmaz sonuçlar›yla bunun önündeki engellerden biri olmufltur. Kürt halk›! Talabani-Barzani-ve ABD’nin sömürge valisinin el ele verdi¤i foto¤raf›n önünde karar verme zaman›d›r flimdi; Tarihi tecrübe ve bugünkü gerçek, ac›lar›n, katliamlar›n ve ihanetlerin olmad›¤› bir tarih yazmak için, milliyetçilikten kopman›n flart oldu¤unu görmek zaman›d›r.


Emekçiler’den AKP Emekçi Düflmanl›¤›n› Alenilefltirdi

‹fiÇ‹YE GÜVENCE YOK! AKP iktidar›n›n, her konuda oldu¤u gibi, halka, emekçilere karfl› yaklafl›m› da izledi¤i politikalarla art›k tart›flmas›z hale geldi. Bunun en somut ve tart›flmas›z örne¤i ‹fl Güvencesi Yasas›’n›n ertelenememesinin ard›ndan patronlar›n istedi¤i ‹fl Yasas› Tasar›s›’n›n emekçiler aleyhine daha da a¤›rlaflt›r›larak meclisten geçirtilmesi oldu. Dergimiz yay›na haz›rlan›rken, Meclis'te görüflmeleri halen süren ‘‹fl Yasas› Tasar›s›'n›n 18. maddesinde yap›lan de¤ifliklik, AKP’nin patronlara hizmet etmekteki pervas›zl›¤›n›n en aç›k kan›t›yd›. Maddede yap›lan de¤ifliklikle, ifl güvencesi kapsam›ndaki iflyerlerinde çal›flan iflçi say›s›n›n alt s›n›r› 30’a yükseltildi. Bu say› ‹fl Güvencesi Yasas›'nda 10 idi. Böylece ‹fl Güvencesi Yasas› ancak 30’dan fazla iflçi çal›flt›ran yerlerde uygulanabilecek. ‹flçilerin büyük ço¤unlu¤unun bu kapsama girmedi¤i ise istatistiklerle biliniyor. Yani büyük ço¤unluk, zaten kufla çevrilen ‹fl Güvencesi Yasas›'ndan büyük bir ço¤unluk iflçi yararlanamayacak demektir. CHP’nin “dostlar muhalefette görsün” tavr› ile teker teker kabul edilen ‹fl Yasas› Tasla¤›’n›n maddelerinin, bilindi¤i gibi, hemen tamam› patronlar›n iste¤i do¤rultusunda haz›rlanm›fl, esnek çal›flmadan, kiral›k iflçi gibi uygulamalara kadar bir dizi hak gasp›n› içeriyor. Yine iflçinin patronun ça¤r›s›yla çal›flt›r›labilmesi, "deneme süreli ifl sözleflmesi" ile emekçilerin bu süre içinde ek olarak sömürülmesinin yasallaflt›r›lmas›, "tak›m sözleflmesi" ile iflçi simsarl›¤›n›n önünün aç›lmas›, bunlardan baz›lar›.

D‹SK’ten Geç Bir Tav›r AKP’nin ‹fl Yasas› Tasar›s›'n› iflçilerin tepkilerini kaale dahi almadan pervas›zca kabul etmesine, D‹SK tepki gösterdi. Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Murat Baflesgio¤lu’nun kat›ld›¤› bir toplant›da konfederasyon baflkanlar›n›n konuflmas›n› beklemeden salonu terk etmesinin ard›ndan sloganlar atan D‹SK’liler Ankara ve ‹stanbul’da eylemler yapt›. D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi, Türk-‹fl ve Hak‹fl’i de suçlayarak, art›k uzlaflma aramayacaklar›n›, eyleme geçeceklerini söylerken, Ankara, Adana, Antep ve ‹stanbul’da AKP il binalar› önünde toplanan D‹SK üyesi iflçiler, "‹flveren yasas› de¤il ‹fl Yasas›" pankart› tafl›d›lar. D‹SK, elefltirdi¤i di¤er konfederasyonlarla birlikte flu ana kadar “uzlaflma” diyerek emekçilerin varolan haklar›n›n da yokedilmesinde en az onlar kadar pay

sahibidir. Türk-‹fl’in niteli¤ini yeni mi ö¤reniyor Çelebi? Türk-‹fl Baflkan›’n›n “hükümetle, iflverenle ayn› masada otururken böyle söylemiyordun” sözlerine verecek cevab› yoktur özünde. Beklenmifltir. Yasa meclise gelene kadar “uzlaflma” masalar›nda geri ad›mlarla patronlara “merak etmeyin biz direnmeyiz, iflçileri harekete geçirmeyiz” mesaj› verilmifltir. Bu, ayn› zamanda çeflitli zamanlarda dile getirdi¤imiz sendikac›l›k anlay›fl›n›n da iflas›d›r. ve bedeli, emekçiye ödetilmifl, son y›llar›n en büyük sald›r›s› son aflamaya dayanm›flt›r. Tüm bunlara ra¤men, D‹SK’in alanlara ç›kma karar›, pratikte ifadesini buldu¤u oranda anlaml› olabilir. Ve bu prati¤in ölçüsünün, üç befl yürüyüfl, bas›n aç›klamas›, miting olmayaca¤› art›k tart›flmas›zd›r. Hiç kimse bu gözboyamalarla ne emekçileri aldats›n, ne de kamuoyunu.

Üretimden Gelen Gücümüzü Kullanmal›y›z Sald›r›n çap›n› uzun uzun anlatmak art›k gereksizdir. Patronlar›n sevinci her fleyi anlatmaya yeter de artar bile. O zaman yap›lmas› gereken de kendili¤inden ortaya ç›k›yor. Üretimden gelen gücümüzü kullanmak, genel direnifli tart›flmak zorunday›z. Ancak bu durumda öteki konfederasyonlar da bask›lanma alt›nda harekete geçmek durumunda kalabilir. Ancak ciddi bir karfl› duruflla eme¤in hakk› savunulabilir. Tasar›n›n kabul edildikten sonra geri çekilmesi, iptal edilmesi mümkün olabilir mi, bu ayr› bir tart›flmad›r. Ve esasen bize ba¤l›d›r. Bu ülke, emekçi aleyhine ç›kar›lan yasalar›n mücadele ile geri ald›r›ld›¤›na da tan›k olmufltur. Baflta D‹SK üyesi iflçiler olmak üzere, bütün emekçiler; sendika bürokrasisinin ihanetine, gözboyama eylemlerine aldanmayal›m. Kölelik yasas›na karfl› mücadeleyi biz örgütleyelim. ‹flyerlerimizde, fabrikalar›m›zda, atölyelerimizde örgütlenmelerimizi yaratal›m.

Say› 60 35 11 May›s 2003


Reformizmin pragmatizmi

‹flbirlikçilik Nas›l Görmezden Gelinir? Birlik, ittifak hiç kuflku yok ki, karfl›l›kl› tavizlerle gerçekleflir. Ama hiç bir birlik, ittifak, birlikte olan güçlerin aras›ndaki ideolojik mücadeleyi reddedemez. ‹deolojik mücadeleyi “tatile” ç›karan bir ittifak, asl›nda kendini çürümeye, belirsizli¤e mahkum etmifltir. Türkiye solunda bu konuda geçmiflten bu yana çarp›k bir anlay›fl yerleflmifltir. Çarp›kl›¤›n son örneklerinden birini de, 3 Kas›m seçimleri için kurulan “Emek Bar›fl Demokrasi Bloku” üyeleri sergiliyor.

baflka biçimde “yumuflat›yor”:

“Blok”u sürdürmek ad›na, Kürt milliyetçili¤inin Irak’taki iflbirli¤i görmezden geliniyor, daha da ileri gidilip, meflrulaflt›r›lmaya, teorisi yap›lmaya çal›fl›l›yor.

Kürt milliyetçili¤iyle blok içinde ittifak yapanlar, bu konuda susamazlar. Bir; Talabani-Barzani çizgisinin niteli¤i, ikincisi, ülkemizdeki Kürt milliyetçili¤inin ABD iflgalini meflrulaflt›ran, davet eden politikalar› üzerine ne diyorlar?

Blok içinde Kürt milliyetçili¤iyle ittifak yapan EMEP ve SDP’liler, Irak’taki Kürt iflbirlikçili¤ini adeta telaffuz etmeme gayreti içindeler. Mesela SDP’li Metin Ayçiçek, “Blok Yeniden Görev Bafl›na!” bafll›kl› yaz›s›nda flöyle diyor:

Say› 60 36 11 May›s 2003

“Aç›k aç›k söylemek gerek: Ne ortaya ç›k›fl›n› engelleme ne de seyrini de¤ifltirme flans›m›z olmayan bir savaflta güçlerin yönelifline iliflkin farkl› düflünmekten dolay› f›rt›nalar koparmaya gerek yok.” (29 Nisan 2003, Özgür Politika) Sanki sözü edilen herhangi bir “farkl›l›k”! Sözü edilen farkl›l›k, Amerikan imparatorlu¤unu kabul edip etmeme farkl›l›¤›. Ülkemizdeki Kürt milliyetçili¤i gerçekte bunu çok uzun bir süre önce aç›klam›fl bulunuyordu. PKK Baflkanl›k Konseyi Üyesi Cemil BAYIK diyordu ki, “fiunu herkesin bilmesi gerekiyor; biz ABD’nin Kürdistan’da, bölgede kendisine göre istikrar yaratmas›na bir fley demiyoruz. Kendi ç›karlar›na göre düzenleme yapabilir...” (20 Haziran ‘99, Özgür Politika) PKK, ABD’ye “birfley demiyor”, ülkemiz solunun büyük bir k›sm› da pragmatik hesaplar› nedeniyle PKK’ya bir fley demiyordu. Ama flimdi öyle bir noktaya gelinmifltir ki, “birfley dememek” mümkün de¤ildir, birfley dememek Kürt milliyetçili¤inin dediklerine ortak olmakt›r, birfley dememek, siyasi intihard›r. Bay›k’›n sözleri, 1999’da henüz soyuttu bir ölçüde. ABD’nin bölgede “kendisine göre yaratt›¤›” istikrar›n nas›l bir istikrar oldu¤unun art›k tüm ç›plakl›¤›yla ortaya ç›kt›¤› günümüzde, “bu farkl›l›k üzerine f›rt›na koparmaya gerek yok” demek, o politikay› paylaflmakt›r. Kürt milliyetçili¤i aç›k söylüyor; ABD’nin Irak’a müdahalesini onayl›yor ve ayn› müdahalenin Türkiye için de geçerli olmas›n› istiyor. EMEP’li Mustafa Yalç›ner de, Irak’taki iflbirli¤ini bir

“Irak Kürtlerinin bugünkü tutumu ise geçicidir, böyle devam etmeyece¤ini, edemeyece¤ini birlikte görece¤iz. Kürtler bugüne kadar iflgalciye ancak geçici olarak katlanmıfllardır. Nitekim, Barzani, yönetimin Irak'taki güçlere teslim edilip ABD'nin çekilmesini istemekte, düzenledi¤i toplantılara katılmakta çekinceli davranmaktadır.” (Mustafa Yalç›ner, 29 Nisan 2003, Yeniden Özgür Gündem)

Çeliflkilerden kurtulamazs›n›z. Bunlar› çözmedi¤iniz sürece de tutars›zl›ktan kurtulamazs›n›z. Mesela Yalç›ner “Amerikan emperyalistlerinin sadece Irak’›n de¤il, ama bütün Ortado¤u’nun, tüm Avrasya’n›n ve kuflkusuz dünyan›n yeniden yap›land›r›lmas› peflinde oldu¤u biliniyor” derken, ayn› gün, ayn› gazetenin baflyaz›s›nda bunun tersine, “de¤iflmezsen de¤ifltirilirsin politikas›, ABD yönetiminin bir tercihi de¤il, evrensel yap›lanman›n bir zorunlulu¤u olarak önümüzde duruyor” diyerek Amerikan imparatorlu¤unu meflrulaflt›r›yor. Bu farkl›l›k, bu temel farkl›l›k, nas›l görmezden gelinip, nas›l yok say›lacak? Bunlar öyle geçifltirilemeyecek farkl›l›klard›r.

‹flbirlikçilik, UKKTH k›l›f›yla meflrulaflt›r›lamaz! Sömürgecilik teorisini PKK d›fl›nda da savunanlar vard›. Bunlar›n baflta geleni de flimdi SDP içinde siyaset yapan KSD’lilerdi. Ayr› örgütlenme, ayr› kurtulufl üzerine, onlar›n da tüm teorileri çöktü. fiimdi Kürt milliyetçili¤inin geldi¤i noktay› aç›klayam›yorlar. Bir yanda teorik iflas, di¤er yanda “blokta ittifak içinde olduklar› Kürt mililyetçili¤ine karfl›” düpedüz faydac›l›k kokan yaklafl›mlar›yla, Kuzey Irak’taki iflbirlikçili¤i de “Uluslar›n Kendi Kaderini Tayin Hakk›” (UKKTH)’yla “teorize” etmeye kalk›yorlar. “Blok” üyeleri, Amerikan ordusuyla birlikte Irak’ta katliam yapan Kürt iflbirlikçili¤inin ad›n› koymamak için, MarksistLeninist kavramlar› çarp›tmaktan da geri durmuyor. Metin Ayçiçek, yukar›da sözetti¤imiz yaz›s›nda bu konuya iliflkin de flöyle diyor: “Güneyli Kürtler elbette kendi kaderlerini tayinde kendilerince davranacaklard›; öyle davrand›lar.”


Eski KSD’li, flimdi SDP’li ‹rfan Cure devam ettiriyor teoriyi: “UKKTH'n›n Kürtler taraf›ndan nas›l kullan›laca¤›, bizzat Kürtlerin kendi bilece¤i bir ifltir. ... Egemen ulusa mensup bir sosyalist, ezilen ve sömürge alt›nda tutulan Kürt ulusunun kuraca¤› devletin karakterini tart›flma konusu yapmaks›z›n onlar›n bu hakk›n› savunur. Denebilir ki, bu devlet gerek bölgesel gerekse dünya çap›ndaki devrimci-demokrat mücadeleye katk› sa¤lamaz; hatta yak›n gelecekte bafla bela bile olabilir. Böyle bir olas›l›k var olsa bile, bir Türk sosyalisti asla UKKTH savunmaktan vazgeçemez.” (2 May›s 2003, Özgür Politika) EMEP’li Yalç›ner de kat›l›yor ona: “Kuflkusuz hiç kimse Irak’ta Kürtlerin kendi kaderlerini kendi bildiklerince tayin etme haklar›na tek bir laf edemez.” (Mustafa Yalç›ner, 29 Nisan 2003, Yeniden Özgür Gündem) Oportünizmi gördünüz mü? Ne güzel iflte, böylelikle, bu derin teoriler sayesinde, Irak’ta Kürt milliyetçi önderlikler Talabani ve Barzani’nin Amerikan iflbirlikçili¤i üzerine ve tabii, KADEK milliyetçili¤inin Amerikan iflgalini “demokrasiyi gelifltiren bir müdahale” olarak görmesi üzerine söz söylemek zahmetinden kurtulmufl oluyorlar. Zaten ‹rfan Cure, bunu da aç›k söylüyor: “Olabilir, flimdi günün modas› oldu¤u için baz› Kürtler de Amerikansever olabilirler. Ama onlara karfl› ideolojik-siyasi mücadele, egemen ulusa mensup ve kendisini sosyalist olarak niteleyen insanlar›n ifli olamaz.” Sadece “Egemen ulusa” mensup sosyalistler de¤il, tüm sosyalistler böyle bir ideolojik mücadele yapmas›nlar. Denilen ve yap›lan bu. Emperyalizm kendini nas›l “özgürlük, demokrasi” maskesi alt›na gizliyorsa, bir kesim de iflbirlikçili¤i “ulusal haklar”, “UKKTH” maskesi alt›nda gizliyor. Bu yol, Emek Bar›fl Demokrasi blokunu, Ancak Amerikan demokrasisine götürür. Blokun bir kanad› bunu aç›kça savunuyor. Karar verecek olan, di¤erleri. Bloka ne misyonlar yüklemifltiniz, bir de gelinen noktaya bak›n. Sizin içinde oldu¤unuz blok hakk›nda söylediklerinizi mi, bizim d›fl›nda oldu¤umuz blok hakk›nda söylediklerimizi mi do¤rulad› hayat? Blok konusunda kendinizi ve kitleleri kand›rmaya çal›flmaya devam etmenizin yarar› yok.

Gerillalardan aç›klama: “Dünden bugüne... Bugünden yar›na umudun temsilcileri olarak varolmaya devam edece¤iz...” Geçen hafta, Karadeniz da¤lar›nda bulunan gerillalar›n, kendilerine yönelik operasyonlara ve bölgede oligarflinin yürüttü¤ü demagojilere iliflkin yapt›klar› iki aç›klama ulaflt› elimize. DHKC Karadeniz Recai Dinçel K›r Silahl› Propaganda Birli¤i Bölge Komutanl›¤› imzas›yla yap›lan aç›klamalar›n ilki, Celalettin Ali Güler’in flehit düfltü¤ü çat›flmalara iliflkindi: “Baflta alay komutan›, Jandarma bölge komutan› olmak üzere Valisi, C.Ali GÜLER Amiri, Memuru devlet bürokrasinin ve askeri güçlerinin bölge nezdinde DHKC gerillalar›na yönelik yalan dolan ve hayallerle süslü aç›klamalar›n ard› arkas› kesilmiyor. ... K›fl koflullar›nda bafllayan ve binlerce kiflilik güçlerce sürdürülen operasyonlar s›ras›nda k›fl kamp› Say› 60 çevresinde çat›flma ç›km›fl ve gö¤üs gö¤üse süren çat›fl37 malarda birlik komutanlar›m›zdan Celalettin Ali Güler flehit düflmüfltür. Bunun üzerine Tokat valisi, Alay komutan› 11 May›s 2003 baflta olmak üzere yapt›klar› aç›klamalarda, art›k yedi düvelin bildi¤i Tokat’ta DHKC gerillalar›n›n varl›¤› sanki yeni keflfedilmifl gibi "s›¤›naklar›n› a盤a ç›kard›k, say›lar›n› yerlerini tesbit ettik, bu defa köklerini kaz›yaca¤›z" gibi fleyler söylediler. fiov yap›yorlard›. Vali, Alay komutan› Süleyman Yüksel, kendilerinden önce ayn› koltuklarda oturan Ayhan Çevik, Nam›k Dursun ve benzerlerinin kötü birer kopyalar› olmaktan öteye gidemediler. Sonuç fiyasko. Tükürüklerinizi yalad›n›z. DHKC gerillalar› Tokat da¤lar›nda bu halk›n kurtulufl umudu ve Adaletin temsilcileri olarak dünden bugüne varl›klar›n› ve mücadalelerini sürdürdüler ve bugünden yar›na da sürdürecekler.” ‹kinci aç›klama ise, geçen ay yaflanan bir çat›flmaya iliflkindi: “17 Nisan 2003, saat 21.00 sular›nda Tokat merkeze ba¤l› Bozatalan köyü ve Eski köyü aras›nda bulunan Çetem deresi mevkisinde 15 kiflilik bir gerilla grubumuz düflman pususuna düflmüfltür. Bir köprü geçifli s›ras›nda gerilla grubumuz ayd›nlatma fiflekleri alt›nda yo¤un düflman atefliyle karfl›laflm›flt›r. Grubumuzun tamamen pusuya girdi¤i bu ortamda gerillalar›m›z büyük bir so¤ukkanl›l›k ve cüretle düflman atefline an›nda ateflle karfl›l›k vermifltir. Yaklafl›k yar›m saat süren çat›flmada gerillalar›m›z düflman›n gündüz haz›rlad›¤› mevzide kulland›¤› gece görüfl dürbünleri, ayd›nlatma fiflekleri ve herçeflit silaha ra¤men kay›p vermeden düflman ateflini susturarak ç›kmay› baflarm›flt›r.”


A yn› S afta

Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu’nda Bozgunculuk!

Sol Dalga’dan Sözedenler, Varolan Birlikleri Da¤›tarak M› Yaratacak Bu Dalgay›?

Say› 60 38 11 May›s 2003

Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu’nun son toplant›lar›nda, D‹SK ve HAK-‹fi Koordinasyondan çekildiklerini aç›klarken, ÖDP, DS‹P, Bar›fl Giriflimi-Ayd›nl›k ‹çin Yurttafl Giriflimi de, Koordinasyonun da¤›t›lmas›n›, “sosyal demokratlarla buluflmay› amaçlayan” yeni bir yap›n›n kurulmas›n› önerdiler. ÖDP, “koordinasyon ayn› biçimde devam etme karar› al›rsa buna kat›lmama haklar›n›n olaca¤›n›” da ekledi.

kitlesel kat›l›m sa¤lamam›fllard›r.

Ortada eksikleriyle, zay›fl›klar›yla da olsa yarat›lan bir birlik var; bu birlik, tüm grupçuluklara, kabal›klara, çi¤liklere ra¤men olumlu fleyler de yapm›flt›r. Bu birlik flimdiye kadar ülkemizde sa¤lanan en genifl birliktir. Buna sahip ç›kmak, bu birli¤i gelifltirmek yerine kapal› kap›lar ard›nda toplant›lar yap›l›p, Koordinasyonu “da¤›tmaya” giriflilmifltir.

‹flçi haklar› böyle savunulamaz. Bunun iflçilerin, halk›n mücadelesini gelifltiren bir düflünce olmad›¤› aç›kt›r. O zaman, hangi mant›kla hareket ediyorsunuz, neye hizmet ediyorsunuz?

Peki neden? Koordinasyonun mücadeleye bir zarar› m› var, birilerine engel mi oluyor?

Herfley benle bafllar, benle biter! D‹SK temsilcisinin “çekilme” aç›klamas›n› yaparken sarfetti¤i sözler, bir mant›¤› da ortaya koyuyor: “Biz EMEK Platformu olarak koordinasyonun 1 Aral›k mitingine öncülük ettik. Koordinasyon o günden buyana güzel fleyler yapt›.” “O günden bu yana”; Yani o güne kadar yap›lanlar›n hükmü yok, çünkü D‹SK ve Emek Platformu yok içinde. Dolay›s›yla bu mant›k, beraberinde art›k biz çekiliyoruz, biz olmad›¤›m›za göre bu Koordinasyonu da da¤›t›n anlam›n› tafl›yor.

Yine o “suni” gerekçe: “Baflka gündemimiz var!” D‹SK'in ve HAK-‹fi’in Koordinasyondan çekilmesi ise, “art›k kendi gündemlerine yani iflçilerin haklar›na yönelik sald›r›lara iliflkin gündemlerine yo¤unlaflacaklar›” gerekçesiyle aç›kland›. D‹SK ve HAK-‹fi’in gerekçesi samimi de¤ildir. Bu gerekçeye göre, san›l›r ki, D‹SK ve HAK-‹fi flimdiye kadar Koordinasyon çal›flmalar› ve eylemleri için çok büyük emek ve zaman ay›rm›fl, bu yüzden de kendi gündemlerine yeterince yo¤unlaflamam›fllar! Böyle bir fley yoktur. Bu iki konfederasyonun, Koordinasyona katk›s›, orada yeralan bir çok dernekten bile daha geri düzeydedir. Bunun d›fl›nda, bir çok durumda “biz emek platformuyuz” deyip Koordinasyon d›fl›nda hareket etmifl, Koordinasyonun iradesini s›k s›k çi¤nemifl, adeta Koordinasyonu etkisizlefltirme çal›flmas› yürütmüfllerdir. Koordinasyon olarak yap›lan eylemlere de,

fiimdi yo¤un gündemleri, büyük iflleri varm›fl. ‹flçilere yönelik sald›r›lara karfl› mücadele edeceklermifl. ‹flçilerin mücadelesine Koordinasyon da kat›ls›n. Yap›lacak olanlar› birlikte yapal›m. Haz›r varolan bir birlikteli¤e bu do¤rultuda öneriler getirmek, o gücü iflçilerin mücadelesine katmak yerine, D‹SK, HAK-‹fi ne diyor; “Hay›r biz iflçilerin haklar›n› baflkalar› ile birlikte savunmay›z. Biz yaln›z yapar›z!”

Kendiniz de tasfiyecili¤in alt›nda kald›n›z, hala görmüyor musunuz? Sendikalar›n gücü ortada; 1 May›s’a tafl›d›klar› insan say›s› ortada. Sendikal› say›s› ortadad›r. ‹flçilerin hak gasplar› ile ilgili hiç bir fley yap›lmad›¤› ortadad›r. Hal buyken, bu birli¤i da¤›tmak istemekteki amaç nedir? Tabii, kavgaya böyle bir birliktelik içinde girilirse, iflçileri masa bafl›nda “uzlaflt›rmak” daha zorlaflacakt›r; bundan m› çekiniyor konfederasyonlar? Devrimcileri sendikalardan da ayn› hesapla tasfiye ettiler. Böylece sendikalar güçsüz, iflçiler öndersiz kalacak, üç befl sendikac›ya muhtaç olacaklar ve onlar bürokratik yönetimlerini sürdüreceklerdi. Devrimci demokratik güçleri 1 May›s’dan soyutlamak isterken, sendikalardan devrimcileri tasfiye ederken, amaçlar› neyse, Koordinasyonu da¤›tmak istemekteki amaçlar› da ayn›d›r. Amaç tekkeciliktir; Koordinasyon içindeyken de tekkecilik yap›lm›flt›r. “Biz Emek Platformu olarak karar ald›k, de¤ifltiremeyiz” denilerek, Koordinasyon, Platforma tabi k›l›nmaya çal›fl›lm›flt›r. Devrimcileri tasfiye edemeyeceklerini, mutlak tahakkümlerini kuramayacaklar›n› gördükleri noktada, da¤›tmay› gündeme getirmifllerdir.

ÖDP, üzüm yemek mi, yoksa ba¤c›y› dövmek mi istiyor? ÖDP “koordinasyonu da¤›tal›m” düflüncesinin gerekçesini flöyle aç›kl›yor: “Bu koordinasyonun en önemli eksikliklerinden birisi sosyal demokratlar›n önemli bir gücünün bu koordinasyonun d›fl›nda olmas›d›r. Sosyal demokratlar ile de birlik gerekir... Bu koordinasyon mevcut haliyle ifllevini tamam-


lam›flt›r. Buna uygun bir bileflim olmal›.” “Da¤›tal›m”! Peki ne için da¤›tal›m? Sosyal demokratlar›n kuyru¤una tak›lmak için! Reformizm, solda birli¤i de¤il, düzenin icazetinde birli¤i istiyor. Mesele, “Sosyal-demokratlarla birlik” ise, bunun “eksikli¤i” duyuluyorsa, sorunun çözümü gayet basittir. Mant›ki olan, onlar› varolan birli¤e ça¤›rmakt›r. Ama bafl›n› ÖDP’nin çekti¤i anlay›fl, hay›r diyor, bunu da¤›tal›m, onlara gidelim. ÖDP’nin meselesi, sosyal demokratlar› birli¤e katmak de¤il, devrimcilerden ayr›lmakt›r. Hem de varolan› da¤›tarak ayr›lmak! O sosyal demokrat sosyal demokratsa, gerçekten sisteme karfl› ise, halk›n hak ve özgülüklerini savunuyorsa, birlik diye bir niyeti varsa buyursun gelsin. Ona da yer var. (Ki sözü edilenler, eski CHP, SHP kadrolar›ndan baflkalar› de¤ildir.) Peki neden, o sözü edilen sosyal demokratlar gelmiyor da ÖDP, D‹SP onlara gidiyor? Bu bir tercihtir: Bu tercih, biz devrimcilerle, sol ile birlikte olmak istemiyoruz. Biz burjuva partileri ile birlikte olmak istiyoruz demektir. Bu görüflün as›l sahibi ÖDP’dir. Bu bozgunculu¤un bafl›n› da ÖDP çekmektedir. Hemen her seçimde alenileflen bir tav›rd›r; ÖDP “sosyal-demokratlarla” birlik olup düzen taraf›ndan kabul edilmek peflindedir. ÖDP bu politikay› izleyebilir. DSP’den ayr›lan Sema Piflkinsüt’ün partisiyle “birlik” yapm›flt› mesela, sonuç biliniyor. Benzeri “birlik”ler yine yapabilir. Bu ayr› bir tart›flmad›r. Ama bir gerçek var; bu bizim gerçe¤imizdir. Be¤ensek de be¤enmesek de Türkiye’deki sol güçler bunlard›r ve bunlar bilinerek Koordinasyonda bir birlik sa¤lanm›flt›r. Görev bunu da¤›tmak de¤il, gelifltirmektir. Ama reformizm bu sorumlulukla hareket etmiyor. Koordinasyon d›fl›nda kulis yap›p Koordinasyonu da¤›tmaya karar veriyor. Bölücülük budur. Da¤›t›c›l›k, bozgunculuk budur.

ÖDP, “fark›n› koymak” istiyor! Ne zaman gruplar, kitle örgütleri, tek tek kifliler bir araya gelmiflse, ve bunda devrimcilerin de bir etkisi varsa, bunu nas›l böleriz nas›l etkisizlefltiririz, nas›l güçsüz düflürürüz diye manevralar bafll›yor. Reformizm tüm ipler benim elimde olsun diyor, bu olmad›¤›nda da gözü kara da¤›tmay› seçiyor. Devrimcilerin hayat›n her alan›ndan tasfiye edilmesini, reformizm kendi varl›k koflulu olarak görüyor. Koordinasyon sürecinde reformizm, onun gölgesinde kalm›flt›r; tekkecili¤i nedeniyle bunu hazmedemiyor. Koordinasyon sürecinde devrimcilerle istemedi¤i ölçüde “yak›n” gözükmüfltür. Bunu tez elden de¤ifltirmek, fark›n› koymak istiyor. ÖDP temsilcisi, bu mant›kla hareket ettiklerini, yukar›da aktard›¤›m›z sözlerinin devam›nda ortaya koyuyor zaten, flöyle diyor: “Koordinasyonun iflleyifline iliflkin de elefltirilerimiz var, koordinasyon tek pankart tek disiplin arkas›nda yürümelidir, cam k›ranlarla yürüyemeyiz.” Yine cam çerçeve edebiyat›! Bu iflin bahanesidir. K›flk›rtma malzemesidir. Oligarfli reformizme bast›r›yor; flunlarla birlikte olma, flunlar› d›fltala, flunlar› etkisizlefltir.

KESK Genel Baflkan› ÖDP’li Sami Evren’in hemen 1 May›s öncesi cam çerçeve edebiyat›na niye baflvurdu¤u da flimdi daha iyi anlafl›l›yor. Bu, sadece Evren’in görüflü olsayd› biri bir densizlik yapm›fl deyip ciddiye almazd›k. Ama öyle de¤il. Görünüflte hala kendisine sosyalist diyen ÖDP’nin karar›d›r bu. Koordinasyon toplant›s›ndaki “cam k›ranlarla yürümeyiz” sözleriyle oligarfliye deniyor ki, “ey oligarfli, bak›n ben ne kadar iyiyim... ben farkl›y›m... onlar bizden de¤il...”

Maske düflmüfl, dayatmalar›n, emrivakilerin amac› a盤a ç›km›flt›r: Bozgunculuk! Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu’nun ismi de¤iflebilir, de¤iflmelidir de. Keza, kapsam› da yeniden ele al›nmal›d›r. Haklar ve Özgürlükler Cephesi, bu do¤rultuda çeflitli zamanlarda öneriler de yapm›flt›r. Ama reformizm bunlar›n hiçbirini yapm›yor, sadece “da¤›tal›m!” diyor. Grupçular, tart›flamaz. Reformizm, Koordinasyon içinde de tasfiyecili¤inden vazgeçmifl de¤ildi. Grupçuluklar›n› dayatt›lar, emrivakilerle heyetlerden devrimciler ç›kart›l›p oligarflinin güvenine mazhar burjuva tipler konuldu, “meclisimi seviyorum” aç›klamalar› yap›ld›, zulüm ve açl›k kararlar› alan milletvekillerine çiçek gönderildi. Sol ad›na, demokratl›k ad›na savunulamayacak bu tav›rlarda Koordinasyonun ad› kullan›ld›. Resmen dayatmalar ve despotluk yap›ld›. Sayg›s›zl›k yap›ld›. Bu anlay›fl›n kendi d›fl›ndaki bir iradeye sayg›s› yoktur. Demokrasi laf›n› eder ama demokrasinin d’sini uygulamaz. Ben yapt›m oldu. Bu despotizmin alas›d›r. Bu grupçulu¤un alas›d›r. ÖDP bunlar› yapm›flt›r. Ülkemizde birlik ruhu yerleflsin, güven oluflsun diye sineye çektik. Koordinasyon flimdiye kadar ayakta kalm›flsa, devrimci güçlerin enerjileri ve özverisi ile kalm›flt›r. fiimdi maskeler düfltü. “Sosyal demokratlarla birlik olmak” için birli¤i da¤›tmak, mant›ks›z, saçma bir gerekçedir. As›l gerekçe ikincisidir. Bu birlikten baflta ÖDP olmak üzere çeflitli kesimler rahats›z olmufltur. Öylesine rahats›z oldular ki özellikle son dönemde Koordinasyonun ad› geçmemesi için büyük çaba sarfettiler. Neredeyse tüm etkinlikleri kendi tekellerine al-

Say› 60 39 11 May›s 2003


mak istediler. Tekkecilik... grupçuluk... ve oligarfliye hofl görünme; bütün mesele buradad›r. Y›llard›r yap›ld›¤› gibi oligarfliye hatta emperyalizme denmek isteniyor ki bak›n biz devrimcilerle birlik de¤iliz. Biz “sa¤duyulu” gruplarla birlikteyiz. Size yak›n olanlarla birlikteyiz. Biz sizinle birlikteyiz. Olay budur. Bozgunculu¤un nedeni budur.

YIKMAYALIM! DE⁄‹fiT‹REL‹M, GEL‹fiT‹REL‹M! “Sürecin de¤iflti¤i” düflüncesi tart›fl›labilir. Elbette, Irak’a ABD sald›rganl›¤›n›n uzun vadeli bir iflgale dönüfltü¤ü durumda, mücadele biçimleri de de¤iflecektir. Yap›lmas› gereken basit ve aç›kt›r: Koordinasyonun ad› ve program› de¤iflmelidir. Art›k sadece ›rakla ilgilenen bir birlik olmaktan ç›ks›n. Tart›flarak yeni bir program ç›kartal›m. Türkiyenin gündeminde, -Emekçilerin haklar›na sald›r›lar var, -IMF’ye ba¤›ml›l›k, açl›k ve yoksulluk sorunu var. F tipleri var, - Kürt sorunu var, - Demokratik hak ve özgürlüklerin istenmesi var, - Irak’da iflgale son verilmesi var... Bunlar tart›fl›l›r, sonuçta bir uzlaflma olur. Sosyal de-

Say› 60

Bunu yapmak yerine bu birli¤i da¤›tal›m demek, sol ad›na hiç bir gerekçeye, iyi niyete s›¤d›r›lamaz. Hak ve özgürlükleri savunan, demokrat olan, anti-emperyalist olan hiç kimse, böyle bir durumda da¤›tal›m demez. Çünkü bunu demenin düzenin istedi¤i oldu¤unu bilir. Buna ra¤men “da¤›tal›m” deniyorsa, zaten mesele bellidir; yukar›da belirtti¤imiz gibi bir tercih meselesidir. Solun, devrimcilerin karfl›s›nda düzeni tercih etmektir. Sendikalara, legal partilere ve kitle örgütlerine ça¤r›m›z fludur: Solun birli¤i üzerine konuflanlar, yazanlar, niye olmuyor diye yak›nanlar, flu veya bu grubu yarg›layanlar, ve tüm sol çevreler, bu tabloyu, bu yaflanan gerçe¤i görmek, sorgulamak ve ders ç›kartmak zorundad›rlar. Sorgulamazlarlarsa ders ç›kartmazlarsa ayn› fleyler devam edecektir ve yak›n süreçte hiç bir birlik kurulamayacakt›r. Birli¤i de¤il da¤›tmak, geniflletmeliyiz. Da¤›tma karar›n› alanlar, bunun kumpas›n› yapanlar, bunu dayatanlar, asla halk›n ç›karlar›n› düflünmeyenlerdir. Bu bozgunculu¤u engellemeliyiz.

Kemalistler; fieriat-Laiklik Oyununa De¤il Ba¤›ms›zl›k Mücadelesine Kat›l›n

40 11 May›s 2003

mokratlar da gelsin. Onlarla da uzlaflmaya çal›flal›m. Buna hiç bir engel yok.

Tam bir oyun; Genelkurmay ne zaman iktidar›n› pekifltirme ihtiyac› duysa, “fleriat” demagojileri pompalan›yor. Kimi “solcu” ve Kemalistler katliamc› ve Amerikan iflbirlikçisi Genelkurmay’a böylece yedekleniyor. “23 Nisan krizi” son örnekti. Kemalistler yine saflar›ndayd›. Ama yanl›fl saflarda. Katliamc›l›kta, iflbirlikçilikte “fliir gibi uyum içinde” olanlar›n iktidar kavgas›na destek güç olmak m›d›r kemalistlik? Genelkurmay, CHP saflar›nda çekiflmeye kat›larak kendi düzenlerini, kemalizmi mi savunmufl oluyorsunuz? Alakas› yok.

yor. Ayn› “devlet tavr›”n›n IMF’ye karfl›, emperyalist politikalara karfl› gösterilmemesinden, halka karfl› bask›da, iflkencelerde, zulümde genelkurmay-CHP-AKP ittifak›n›n t›k›r t›k›r ifllemesinden bu kadar rahats›z de¤il.

Günlerce zorlama yap›lan “fleriat devleti, fleriat kadrolaflmas›, türban” haberleriyle “28 fiubat korosu” oluflturamam›fl, 23 Nisan’daki geliflmeleri f›rsat bilerek burjuva bas›n› da koroya kat›lmaya ça¤›r›yor. Gelin hep birlikte generallerin iktidar›n›n pekifltirelim diyor. Peki o medya koroya kat›l›nca çok yurtsever, çok laik mi olacak? Amerikanc›l›klar› unutulacak m›? Genelkurmay ne kadar ba¤›ms›zl›kç› olursa, onlar da o kadar laik olur!

AKP’nin ve Genelkurmay’›n ABD iflbirlikçili¤ine göstermedi¤iniz tepkiyi, türbana göstermek nas›l bir paradoks? AKP flunu bunu yap›yor deyip, bu yapt›klar›n›n neredeyse tamam›n›n MGK onayl› oldu¤unu gizlemek nas›l bir açmazd›r?

“Bu ülkenin gelece¤ini düflünen her insan bugün “dinci bir devlete” gidifl sürecinden endifle duymakta”ym›fl. Dinci devlet de¤il, düpedüz bütün kurumlar›yla Amerikanc› bir devlet, düzen vard›r ortada. Böyle bir devletin teminat›n›n Genelkurmay oldu¤u en iyi Irak iflgaline ortak olma hevesinde görüldü. Ancak ne yaparsa yaps›n, yeter ki türbana bayrak açs›n diye ayn› Genelkurmay’›n sesi olunuyor. Bu da yetmiyor, Tuncer K›l›nç gibi bir sefil, z›r cahil dahi savunulmaya kalk›fl›l›yor. Peki Tuncer K›l›nç’›n sefilli¤ini, cehaletini savunmak size ne kazand›racak? Bu kafan›n savunulmas›n›n tek nedeni fleriat karfl›tl›¤› m›?

Kemalistlerin sesi Cumhuriyet’in 28 Nisan tarihli “Cumhuriyet’ten Okurlara” bafll›kl› yaz›s›, “CHP'nin tarihsel ç›k›fl›, Cumhurbaflkan› ve askerlerin, Bülent Ar›nç'›n TBMM'deki resepsiyonuna kat›lmamalar› ciddi bir devlet tavr›d›r.” diye övü-

fieriata karfl› mücadele mi; bu katliamc›, Amerikanc› Genelkurmay’la olmaz. Onlar ifllerine geldi¤inde ayn› fleriatç›lar› kullan›r. fieriata karfl› mücadele ayn› zamanda ba¤›ms›zl›k, halk demokrasisi mücadelesinin de bir parças›d›r.

fieriat-laiklik oyunundan ç›kmayacak m›s›n›z hala? Genelkurmay› savunurken, savundu¤unuz ba¤›ms›z bir ülke, demokratik bir Türkiye de¤il. Genelkurmay’›n bunlar›n bekçisi de¤il, Amerikanc›l›¤›n bekçisi oldu¤u tart›flmas›z.


Genç Parti Halk› Aldatmaya Çal›fl›yor Genç Parti Genel Baflkan› Cem Uzan gazete ilanlar›yla halk› aldatma girifliminde. “Genç Parti Manifestosu” ad› verilen tam sayfa ilanla Irak iflgali karfl›s›ndaki sessizli¤ini örtmeye, ortal›¤›n eskisi kadar “tozduman” olmad›¤› bir ortamda yine keskin ulusalc›l›k oynamaya çal›fl›yor. Alternatifleri s›n›rl› olan oligarfliye, “alternatif benim” diyor. Sözde emperyalizme karfl› ç›k›yor yap›p, “özkaynaklardan yararlanma”dan sözediyor, “ulusal ç›karlar” demagojisini ‘manifesto’nun her sat›r›na sindiriyor; sonra "Bütün dünyayla s›nai, ticari, sosyal ve kültürel al›flverifle sonuna kadar aç›k olan, bu anlamda yaln›zc›l›¤› reddeden bir Türkiye" vurgusuyla da emperyalizme, “bakmay›n asl›nda ben sizin adam›n›z›m ama bu ülkede oy almak için size karfl›

görünmem laz›m” diyor. Ne flifl yans›n ne kebap! Biraz da emperyalizm onun iktidar›nda ya¤malas›n! Yeter ki flu halk› kand›ral›m, yeter ki, yoksulluk edebiyat›yla oylar›n› çalal›m. Sonra birlikte soyar›z! AKP’yi beceriksizlikle suçlad›¤› sat›rlar, tam da bunun ifadesi. "AKP iktidar›, Türkiye'yi 60-70 y›ll›k ekseninden ç›kartmaya çal›fl›yor. Türkiye uluslararas› areneda yaln›zl›¤a itilmifltir" demek, ben bu ifli daha iyi becerir, ülkeyi ABD’nin önüne bir hal› gibi sererdim, demektir. Evet belki tekellerin yöneticisi, “tüccar siyasetçi” Erdo¤an’dan daha iyi pazarl›k yapard› Amerika ile. Ama bu pazarl›kta sat›lan, aç b›rak›lan, zulmedilen, ulusal onuru ayaklar alt›na al›nan, ülkesi Amerika’n›n uçak gemisi haline getirilen yine halk olurdu. Hiç unutulmamas› gereken gerçek, söylemi ne olursa olsun, Genç Parti’nin oligarflinin faflist özentili partisi oldu¤udur.

Batan Gemiyi Terkeden Katil! Hüsamettin Özkan da YTP'den istifa etti. Böylece bir emperyalizm-TÜS‹AD-Medya projesinin iflas› seçimin ard›ndan yeniden tescillenmifl oldu. Özkan, emperyalizmin hükümet operasyonunun baflaktörüydü. Hükümette hizmet etti¤i emperyalizme, bir kez de böyle hizmet etmiflti. Medya tam destek verdi. Oligarflinin alternatif partisi olacakt›, balon erken söndü, gemi batt› ve batan gemiyi kaptanlar terk etti. Hiçbir emperyalist, oligarflik güç, çeliflkilerin bunca derin ol-

du¤u bir ülkede, toplumsal yap›y› satrantç tahtas›ndaki tafllar› yerlefltirir gibi belirleyemeyece¤i bir kez daha ortaya ç›kt›. Kimdi Hüsamettin Özkan? 57. hükümetin bütün kararlar›n›n esas kurmay›, Genelkurmay, sermaye ve emperyalizm iliflkilerin kilit noktas›nda yer alan biriydi. Baflta 19 Aral›k katliam› olmak üzere, katliam kararlar›n›n birinci dereceden sorumlular›ndan, IMF’nin soygun politikalar›n›n uygulay›c›lar›ndan, hükümetin temel tafl›, beyni durumundayd›. Milyonlarca yoksul, zulüm gören halk›m›z O’nu unutmayacak...

“Teflkilat” ‹flkenceci Arkadafllar›na Sahip Ç›kt› Yalanc›l›¤› gözbebeklerinden akan Emniyet Genel Müdürlü¤ü sözcüsü Feyzullah Arslan’a inanan oldu mu, bilmiyoruz, ama bir süre önce Manisa davas› nedeniyle “iflkence yapan meslektafllar›na sahip ç›kmalar›n›n sözkonusu olmad›¤›n›” söylemifldi. ‹nanan varsa, iflte kan›t: Polis akademisi 1992 mezunu baflkomiserler, Manisa iflkencecilerinden 3,5 y›l hapse mahkum olan Atilla Gürbüz’e 3 milyar para toplad›klar›n› ve yard›m› sürdüreceklerini aç›klad›. 400 tane baflkomiser bunu yapan. Yetkili ve “münferit” denemeyecek kadar hem de! Teflkilat›n en mutaber kiflileri hep iflkenceciler, infazc›lar olmad› m›; böyle ö¤retilmedi mi “polis akademileri”nde? Onlar da devletin verdi¤i e¤itime göre hareket ediyorlar.

Manisa polisi liseli ö¤renci takibinde Kimse aksini beklemiyordu. Manisa polisi yasad›fl›, hukuksuz uygulamalar›na devam ediyor. Manisa Gençlik Derne¤i’ne gidip gelen lise ö¤rencisi Üzeyir Fidan polisin takip ve tacizlerinin ard›ndan 26 Nisan günü gözalt›na al›nd›. Tehdit edilip, derne¤e gitmemesi söylenen Fidan’a iflbirli¤i teklif eden polis, flerefsizce teklifinin kabul görmemesi üzerine 1 May›s günü yeniden gözalt›na ald›. Tehditler yinelendi. Yasal bir dernekmifl, herkes üye olabilirmifl, ne fark eder. Hukuk yoktur. Manisa polisi anlafl›lan yine liseli genç peflinde. Halil Emir’in gözyafllar› örnek olmam›fl!

Say› 60 41 11 May›s 2003


“AMER‹KAN EMPERYAL‹ZM‹NE VE ‹fiB‹RL‹KÇ‹LER‹NE KARfiI B‹RLEfiEL‹M” demek yasakt›r bu ülkede S‹YAH PANTOLON BEYAZ GÖMLEK BAHANED‹R Av. Behiç AfiÇI ‹nsanlar›n davan›fllar›na yasak koymak gereklili¤inden do¤mufltur hukuk. Hukukun ana kural› yasaklard›r. Ve do¤du¤u günden bu yana de¤iflmeyen temel kural YASAK OLMAYAN HER fiEY SERBESTT‹R.... Ne zaman do¤mufltur; ilk zorban›n ortaya ç›kmas›yla, ilk zorba insanlar üzerinde egemenlik kurdu¤u anda, Hukuk do¤mufltur. Zorbal›k bask› ve sömürüyle do¤an hukukla birlikte ayn› zamanda ayn› anda BUNA KARfiI D‹RENENLER DE DO⁄MUfiTUR.

Say› 60 42 11 May›s 2003

Tarihin her sürecinde bu böyle olmufltur. Bask› ve sömürü ile yöneten her kurulu düzen kar›fl›s›nda, direnenleri de do¤urmufltur. ‹lk bilinen yasalar, dinsel Hamurabi yasalar›d›r, 10 temel buyruktan oluflur. Bu on temel buyruk hukukun bafllang›c› olmufltur. ‹lk kez kiflisel egemenli¤i sa¤lamlaflt›rmak yerine kiflisel varl›¤a öncelik tan›m›flt›r. O dönem için devrimdir. Bu hukuk kurallar› tarih boyunca de¤iflikli¤e de u¤ram›flt›r, bazen sömürüden pay alanlar›n say›s› artm›fl bu durumda yeniden bir düzenleme yap›lm›fl, bazen sömürü düzeninin daha sa¤lam sürdürülmesi için yeni kurallar konulmufl ve bu iki temel de¤ifliklik, hukuk kurallar›n› da de¤ifltirmifltir. AMA TÜM BUNLARDA, TÜM DE⁄‹fi‹KL‹KLERDE YASAKLARIN ÖNCEDEN BEL‹RT‹LMES‹ VE NEDEN SONUÇ ‹L‹fiK‹S‹ bir suçun, yasa¤›n oluflmas› için iki temel kural olarak Hamurabi kanunlar›ndan günümüze kadar DE⁄‹fiMEM‹fiT‹R. Bir miting düflünün. Tertip komitesi belirlenmifl baflvuru yap›lm›fl ve yasal olarak izin verilmifl. Çerçevesi yasalarca çizilmifl bir toplant› ve gösteri yürüyüflü yap›lacak. Temel hukuki bak›fl aç›s›; YASAK OLMAYAN HER fiEY SERBESTT‹R. Burada temel kural; izin verilen toplant› ve gösteri yürüyüflünün amac›na ayk›r› olmayan HER fiEY SERBESTT‹R. Bu temel prensip tüm hukuk rejimlerinde yasalarda, kanun hükmünde kararname ve tüzük ve yönetmelik her tür düzen-

leme için geçerlidir. Çünkü davran›fllara yasak koyma gerekli¤inden do¤an hukukun ana prensibidir bu. fiimdi 1 May›s gösterilerine bakal›m. Önceden anayasa dahil hiçbir yasada siyah pantolon beyaz gömlek giymek yasakt›r, k›rm›z› sancak tafl›mak yasakt›r diye bir kural, bir yasa, bir yasak yoktur. Ad› üzerindedir, toplant› ve gösteri yürüyüflleri yasas›na tabii bir mitingde yap›lm›flt›r tüm bunlar. Tabii ki toplant› yap›lacakt›r, insanlar bir araya gelecektir, ve gelmifltir. HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER CEPHES‹ pankart› alt›nda bir araya gelmifllerdir, tabii ki gösteri yap›lacakt›r, yasal hak budur. Gösteri yap›lmas› yasak olan bir miting düflünebiliyor musunuz? Yoktur! O zaman miting olmamas› gerekir. Peki nerede yaz›l›d›r flu flu flu giyseler, flu renkli bayraklar yasakt›r diye. Yoktur böyle bir yasak. Bu giysileri giydiler bu bayraklar› tafl›d›lar diye soruflturma açmak HUKUKSUZLUKTUR. Bu iddianameyi düzenleyen SAVCI YASADIfiIDIR. Buna dayanarak dava açan HAK‹M YASADIfiIDIR Hakimler savc›lar yasad›fl› davranmazlar. Onlar›n söyledi¤i her fley yasa gücünde midir? Elbette hay›r, hakimler ve savc›lar da hukukun do¤du¤u günden bu yana SÖMÜRÜNÜN PAY SAH‹PLER‹N‹N de¤iflikli¤e u¤ramas› ile, SÖMÜRÜNÜN DAHA SA⁄LAM temellerde sürdürdülmesi gereklili¤i do¤du¤unda S‹YASAL nedenlerle yasad›fl› hukuk d›fl› davranabilirler DAVRANMIfiLARDIR DA... bunu biz de¤il TAR‹H söylemifl ve yazm›flt›r. Bunu biz de¤il B‹ZZAT DGM’LERDE SAVCILIK HAK‹ML‹K YAPANLAR söylemifltir. TÜRK‹YE’DE YARGI BA⁄IMSIZ DE⁄‹LD‹R diye yazm›fllar, söylemifller ve do¤rulu¤unu savunmufllard›r. Tüm bu kayg›larla, tüm bu öngörülerle HA-


K‹MLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU ismi alt›nda bir denetim mekanizmas› kurulmufltur ve hakim savc›lar›n yasad›fl› davran›fllar› bu kurul taraf›ndan denetime tabii tutulmufltur. Bu nedenle siyah pantolon beyaz gömlek siyah bere takt›¤›m›z için hakk›m›zda soruflturma açan savc›lar›, dava açan hakimleri, Hakimler ve Savc›lar Yüksek Kurulu’na flikayet etmeliyiz; KEYF‹ VE HUKUK DIfiI DAVRANDIKLARI ‹Ç‹N. Önceden yasak oldu¤u belirtilmeyen her fiil için tek s›n›r vard›r, bu hukuk ve yasalar aç›s›ndan da kabul edilmifl bir s›n›rd›r ve BAfiKA H‹Ç B‹R SINIR YOKTUR. Bu s›n›r HALKIN GELENEK VE GÖRENEKLER‹ VE AHLAK ANLAYIfiIDIR. Tüm yasalarda TEK SINIR BUDUR. Medeni kanunda da bu s›n›r geçerlidir, ceza kanununda da, icra iflas kanunuda da, yani HUKUKUN GENEL PRENS‹B‹D‹R ve TEK SINIRIDIR. Biz halk›m›z›n gelenek ve göreneklerine, ahlak›na ayk›r› davranmad›k, siyah pantolon beyaz gömlek bu geleneklere ayk›r› de¤ildir. Bu s›n›r› ihlal etmedik. 60 milyonluk halka televole progaramlar›nda yar› ç›plak mankenleri sergileyenler iflte böyle yaflay›n, f›rsatlar ülkesi bu ülke, soyunun dökünün manken olun deyip kad›nlar›m›z›, genç k›zlar›m›z›, erkeklerimizi pazarlayanlar için neden harekete geçmez savc›lar hakimler. Geçmezler çünkü Amerikan tarz› yaflam budur. Amerika, böyle yaflay›n diye buyurmufltur. Böyle giyinin, böyle yemek yeyin diyor Amerikan emperyalizmi. Ve biz 1 May›s’da S‹YAH PANTOLON VE BEYAZ GÖMLEK G‹YD‹⁄‹M‹Z ‹Ç‹N de¤il, AMER‹KAN EMPERYAL‹ZM‹NE VE ‹fiB‹RL‹KLER‹NE KARfiI B‹RLEfiEL‹M

Bu Kaç›nc› Demagoji Erdo¤an il valilerini toplayarak, “insan haklar›na önem verin, iflkencenin üzerine kararl›l›kla gidin, halka tepeden bakan zihniyeti yokedin” dedi. Bu kaç›nc› hükümetin, kaç›nc› toplant›s›. Binlerce genelge yay›nland› benzer içerikli. Baflbakanlar›n, bakanlar›n, Emniyet Genel Müdürlerinin a¤z›ndan hiç eksilmedi bu demagojiler. Ve iflkence tüm h›z›yla sürdü, sürüyor. ‹flkence devlet politikas› oldu¤u için bu sözlerin hiçbir anlam› olmayaca¤› gibi, halka tepeden bakmak da, öyle vali, flu bu sorunu de¤il, s›n›fsal bir gerçekliktir. Devlet, egemen s›n›f›n, oligarflinin devletidir. Halk onlar için sürüdür, çulsuzlard›r. Devlet de onlar›n devletidir. Devletin yerdeki temsilcisi valiler de ayn› çark›n parçalar›d›r. “Halka tepeden bakan anlay›fl”›n de¤iflmesi demek, bu düzenin kökten y›k›l›p, yerine halk›n düzeninin kurulmas› demektir. Bunun ötesi demagojiden ibarettir.

pankart› ile yürüdü¤ümüz için san›k oluyoruz. Biz yasad›fl› davranmad›k. Hukuk d›fl› davranmad›k SADECE AMER‹KAN TARZI yaflamayaca¤›m›z› hayk›rd›¤›m›z için SANIK oluyoruz. Bu ülkenin bir zamanlar baflbakan› olan elli yafl›n› aflm›fl bir kad›n, iki çocuk annesi bir kad›n transparan denilen tüm vücudunu gözler önüne seren gömleklerle ahlaks›z bir flekilde dolafl›rken ve bunlar gazetelerde boy boy yay›nlan›rken neden harekete geçmedi bu ülkenin savc›lar› hakimleri? Geçmezler çünkü o Amerikan tarz›d›r. Orada, halk›n ahlak›, annelik duygusu ve o kad›n›n bu ülkenin baflbakan› olmas›... bunlar›n hiçbir önemi yoktur. Çünkü Türkçe bile konuflamayan Amerikalarda büyümüfl, Amirikan tarz› yaflam› benimsemifltir ve tüm halk›m›za da bunu ö¤retmek istiyordu. Bunu benimsetmek istiyordu. Evet biz, siyah pantolon ve beyaz gömlek giydik, siyah bere takt›k. Bunlar her yerde sat›l›r, herkes alabilir ve giyilmesi ne bir yasa ile ne bir tüzük ile yasaklanmam›flt›r. Evet biz k›rm›z› bayraklar, sancaklar tafl›d›k, k›rm›z› bayrak yüzy›llard›r direnmenin, direniflin rengi, sembolü olmufltur. Amerikan emperyalizmine ve iflbirlikçilerine karfl› direnmeye ça¤›rd›k halk›m›z›. Bu bayraklar›m›zla ça¤›rd›k, bu da suç de¤ildir. Hiçbir yasa ile yasaklanmam›flt›r. Buna ra¤men dava açan, soruflturma açan hakim ve savc›lara karfl› direnmeliyiz. Direnme hakk›m›z› kullanmal›y›z, ZORBALI⁄A BASKIYA SÖMÜRÜYE KARfiI direnmeliyiz ve bu bayraklar bu renk yüzy›llard›r bu direniflin sembolü olmufltur ve dünyan›n hiçbir ülkesinde k›rm›z› renk, k›rm›z› bayrak yarg›lan›p yasaklanmam›flt›r.

Tecrit Bir Can Daha Ald› KADEK Genel Baflkan› Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit uygulamas›n› protesto etmek için 15 fiubat günü kendini yakan Mehmet Aslan yaflam›n› yitirdi. Tutuklu bulundu¤u Ümraniye hapishanesinde 7 May›s günü yaflam›n› yitiren Mehmet Aslan iki ayd›r, bütün taleplere ra¤men hastaneye kald›r›lmayarak hapishanenin revirinde tutuluyordu. En son, durumunun a¤›rlaflmas› üzerine ölümünün iki gün öncesinde Cerrahpafla hastanesine kald›r›ld›. Aslan, ailesi taraf›ndan Çatalca mezarl›¤›nda topra¤a verildi. Mehmet Aslan’›n katili kim? Kendi bedenini tutuflturdu¤u için mi öldü Mehmet Aslan? Katili tecrit politikas›n› uygulayanlard›r. ‹mral› gibi özel bir statü ile tecriti katmerlefltirenlerdir. Kürt halk›na yönelik inkar ve imha politikas›n› sürdürenlerdir. ‹ki ay hastaneye kald›rmayarak, bile bile ölümünü bekleyen hapishane idaresi ve Adalet Bakanl›¤›, cinayet suçundan yarg›lanmal›d›r.

Say› 60 43 11 May›s 2003


Deprem yoksulu vurur Depremler, seller hep bizi vurur, ölüm hep bize, zevk sefa burjuvalara düfler! Ony›llard›r bu ülkede yaflanan depremlere bak›n, zengin, tekel sahibi bir patronun evinin yak›ld›¤›n›, can›ndan, mal›ndan oldu¤unu gördünüz mü? Erzurum depreminden Kocaeli depremine. Ve yoksullu¤un bat›ya göre katbekat oldu¤u Bingöl depreminde de y›k›lan evler hep bizim, enkaz alt›nda hep biz kald›k. Beklenen ‹stanbul depremine “önlem” al›nmad›¤›n› kim söylüyor; zenginlerin, tekelcilerin, bürokratlar›n önlemi var; onlar sa¤lam yerlerdeler. Deprem ‹stanbul’un HALK’›n› vuracak! Her yerde öyle de¤il mi? Marmara depreminde, böl-

Malatya polisi hakk›nda suç duyurusu Say› 60 44 11 May›s 2003

1 May›s’ta halk›n gösteri hakk›na sald›ran ve Haklar ve Özgürlükler Cephesi kortejinden yüzlerce insan› gözalt›na alan, iflkence yapan Malatya polisi hakk›nda suç duyurusunda bulunuldu. Mitinge Haklar ve Özgürlükler Cephesi kortejinde kat›l›p sald›r›ya u¤rayanlar›n bulundu¤u suç duyurusunda, polisin meflru bir hakka sald›rd›¤›, gözalt›nda cinsel taciz, fiziki, psikolojik iflkencede bulundu¤u belirtildi. Ayr›ca polis bülteni olarak çal›flan yerel Sonsöz ve Karar Gazetesi Yaz›iflleri Müdürlü¤ü hakk›nda, "yasad›fl› pankart aç›ld›¤›" haberi üzerine de suç duyurusunda bulunuldu. Polisin gayrimeflrulu¤u, keyfili¤i suç duyurusu esnas›nda da yafland›. Suç duyurusunda bulunulan savc›y› dahi tehdit etmekten, terör demagojisi yapmaktan geri durmad›. Savc›n›n, polisin “giriflim”i ard›ndan, al›nm›fl bir sa¤l›k raporu bulunmas›na karfl›n, iflkence gördü¤üne dair, Adli T›p Kurumu'ndan yeni bir sa¤l›k raporu isterken, polis suç duyurusu hakk›nda bilgi almaya çal›flan bas›n› da tehdit etti. Suç duyurusunun ard›ndan Hak-Der binas›nda bas›n aç›klamas› yapan Haklar ve Özgürlükler Cephesi üyeleri geliflmeler hakk›nda bas›na bilgi verdiler.

gedeki yüzlerce sanayiciye bir fley oldu mu? Peki bizim, yoksullar›n çözümü ne olacak? Kendi dayan›flmam›z› örgütlemek zorunday›z. Depremlere, sellere, y›k›mlara her konuda halk›n kendi dayan›flmas›n› örgütleyecek kurumlar›m›z› yaratmal›y›z. Mahallelerimizde, soka¤›m›zda, herkesin olanaklar›n›, gücünü biraraya getirece¤i, sorunlar›n çözümünde birlikte hareket edece¤i örgütlenmelerimiz yaratmaz, kendi önlemlerimizi almazsak, yine ölen biz olaca¤›z, yine çürük binalar bizim bafl›m›za y›k›lacak. Ölmemek için örgütlenmek zorunday›z.

Manisa’da GRUP YORUM Konseri Grup Yorum 5 May›sta Manisa Kültür Sitesi’nde 700 kifliye seslendi. AYSA Organizasyon fiirketi'nin düzenledi¤i konser öncesi Manisa Gençlik Derne¤i'nde söylefli yapt›. Saat: 21.00'de Grup Yorum sahneye ç›kt›¤›nda kitlenin coflkusu sloganlara yans›d›. ‹zleyiciler s›k s›k "Türküler Susmaz Halaylar Sürer, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz, Kahrolsun ABD Emperyalizmi, Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun" sloganlar›n› hayk›rd›. Grup Yorum'un marfllar›, türküleri ile coflan Manisa halk› "Biz Var›z" marfl›n› da büyük bir ilgi ile karfl›lad›. Gündo¤du marfl›, Hakl›y›z Kazanaca¤›z marfl›n›n ard›ndan konser halaylarla sona erdi.

KUfiATMA F‹LM‹’N‹N GALASI YAPILDI Aylar öncesinden çekimlerine bafllanan KUfiATMA adl› film 8 May›s Perflembe günü Muammer Karaca Tiyatro Salonu’nda düzenlenen galayla ilk gösterimini yapt›. ‹D‹L yap›m taraf›ndan haz›rlanan KUfiATMA filmi Gerçek Hikaye’nin ard›ndan 2. film oldu. Gösterimi yap›lan film 19 Aral›k 2000 tarihinde ülkemizde 20 hapishaneye ayn› anda yap›lan devletin devrimci tutsaklar› katletme operasyonunu ve tutsaklar›n direniflini iflliyor. Katliam operasyonunun ard›ndan tecrit hücrelerine götürülen bir devrimci tutsa¤›n yaflad›¤› her olay ona 19 Aral›k katliam›n› hat›rlat›yor. Filmin yönetmeni Hakan ALAK gösterimden önce yapt›¤› k›sa konuflmas›nda; “Çekimlerin çok zor koflullarda büyük bir emek ve özveri sonucu ortaya ç›kt›¤›n›, tecrit hücrelerine karfl› 3 y›ld›r devam etmekte olan ve devletin her türlü sald›r›, sansürüne ra¤men ilk günkü kararl›l›¤›yla devam etmekte olan ölüm orucu direniflinin unutturulamayaca¤›n›, yok say›lamayaca¤›n› bu tür üretimleriyle yaflanmakta olan bu gerçe¤i gözler önüne sermeye çal›flacaklar›na vurgu yapt›.” Saat: 9.00’da gösterime yap›lan filmi izlemeye yaklafl›k 250 kifli kat›ld›.


‹flgal alt›nda Irak halk›n›n yan›nda Ba¤dat Günlü¤ü 2

Buraya ‘savafl› önleme’ hayalcili¤iyle gelmedik

Dayan›flma için Ba¤dat’a giden Grup Yorum eleman› Cihan Keflkek ve ‹stanbul Gençlik Derne¤i üyesi Eylül ‹flcan’›n günlüklerine devam ediyoruz.

Evin kurallar›na uymak 23 fiubat 2003; Ö¤leden sonra Ba¤dat'ta flehri ikiye ay›ran Dicle Nehri üzerindeki köprüye büyük bir pankart ast›k. Köprünün yar›s›n› kaplayan pankartta "Bush, bütün dünya seni izliyor." yaz›yordu. Bu kadar büyük yazmam›z›n nedeni uydudan bak›ld›¤›nda görsünler diyeydi. (O pankart bir hafta as›l› kald›.) Köprü üzerinde de¤iflik milliyetleri temsil eden insanlarla el ele tutuflarak zincir oluflturduk. 24 fiubat 2003; Karl Dallas isimli müzisyen arkadafl›m›zdan, Al-Ameriya S›¤›na¤› katliam›n› anlatan yeni bestesini ald›k. Daha önce bizim de yapt›¤›m›z çal›flmalar›m›z vard› ve müzisyenlerle diyalo¤umuzu gelifltirmek istiyoruz. Ayr›ca bugün Ba¤dat'la ilgili daha önce çal›flt›¤›m›z bir besteyi bitirdik. Gördü¤ümüz, yaflad›¤›m›z bir fleyin ard›ndan hemen yaz›yoruz. ‹çimizdekileri çok rahat sayfalara aktarabiliyoruz. Öyküler, fliirler, besteler... Bu ortamda her fley s›cak ve yazd›klar›m›za, yans›yor. Herfley canl› ve biz tan›¤›y›z. Grup Yorum olarak, orada Grup YoGrup Yorum bayra¤›n› da tafl›maya rum için yeçal›flt›m. Nerde olursa olsun kendi ni bir demisyonumuzun bayra¤›n› tafl›ma ney. bilinciyle yaklaflt›k. Müzi¤imizi, Yorum'un mücadelesini anlatt›k. 25 fiubat 2003; Bizim bulundu¤umuz ev mahalBugün 4 lede sanki bir kültür merkeziymifl Türkiyeli gibi. Her gün geliyorlar. Arapça arkadaflla ö¤retmeye çal›fl›yorlar, yazmas›n›, birlikte topokumas›n›. Akflam ba¤lama çal›lam 12 yor, türkülerimizi söylüyoruz. Ancanl› kallamlar›n› ayn› zamanda çeviriyokan Ba¤ruz. Çok hofllar›na gidiyor. Türküdat'›n d›fl›nlerimizde Irak’la, Filistin’le ilgili da bulunan fleyler geçince dayanamay›p a¤l›Yiyecek yorlard›. D e p o Son zamanlarda bizimle birlikte su'nun buefllik etmeye bafllam›fllard›. Özelliklundu¤u le belli marfllar› isteyenler oluyor. yerdeki ha-

z›rlanan evlere yerleflti. Bugün Japon grubun haz›rlad›¤› ve imzalar›n at›ld›¤› büyükçe bir pankarta biz de imzalar›m›z› att›k. "Yarin yana¤›ndan gayr› / paylaflmak için her fleyi / söyledi¤imiz türkülerde / senin de sesin olmal›: Grup Yorum" ve "Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z ‹stanbul Devrimci Gençlik” imzalar›n› att›k. 26 fiubat 2003; Kenneth O'Keefe, Basra'ya gideceklerini, burada '91 sald›r›s›nda kullan›lan düflük yo¤unluklu uranyum sebebiyle kanser vakalar›n›n ço¤ald›¤›n› anlatt›. Amerika'ya Uluslararas› Savafl Suçlular› Mahkemesi'nde dava açabileceklerini söyledi. Saat 20.00'de Sahad Al-Tahrir Meydan›'ndaki "mumlu" eylemimizi yapt›k. Türkiyeli canl› kalkan grubu olarak "Irak Halk›n›n Yan›nday›z" pankart›n› açt›k. Meksikal›, eski Zapatista olan John Ross da Che Guavera'n›n bir fliirini okudu. Bu eylemde Türkiyeli grubun birlefltiricili¤inin pay› oldu. 1 Mart 2003; Dün Kore'den 12 canl› kalkan geldi. Dr. Haflimi ile genel sorunlarla ilgili bir toplant› yapt›k. Toplant› gergin ve tart›flmal› geçti. Toplant›n›n sonunda Kenneth O'Keefe ve Haflimi aras›nda sert tart›flmalar yafland›. Dr. Haflimi, kalmak istemiyorsan›z size yard›mc› olabiliriz fleklinde uyar›da bulundu. "Kalaca¤›n›z yerleri biz belirleyebiliriz ve siz bu yerlerde kalabilirsiniz." dedi¤inde, buna tepkiyle karfl› ç›kanlar oldu. Çal›flt›¤›m›z 4 dakikal›k kurguyu bitirdik. Kurgu Al-Ameriya S›¤›na¤›ndan görüntülerle bafll›yor. Savafla haz›rl›k görüntüleri, canl› kalkan eylemlerinden görüntüler, çocuklar›n görüntüleriyle kurgu bitiyor. Grup Yorum'dan ‘Devrim Yürüyüflümüz Sürüyor' isimli enstrümantel parçay› kulland›k. 2 Mart 2003; Irakl›lar'la birlikte Dicle Nehri'ne mumlar b›rak›ld›. 4 Mart 2003; Kimi gruplar öne sürdükleri olumsuzluklardan kaynakl› ayr›lma karar› ald›. Konufltuk, kararlar›n›n yanl›fl oldu¤unu, ufak problemlerin bizleri etkilememesi gerekti¤ini ve sonuna kadar Irak halk›n›n yan›nda olmam›z gerekti¤ini anlatmaya çal›flt›k. Baz› arkadafllar gitme kararlar›ndan vazgeçtiler, baz›lar› ise net olmad›klar›n› söylediler. 5 Mart 2003; Bugün tam olarak Daura Elektrik Tesisleri'ne yerleflmifl olduk. Akflamki toplant› tart›flmal›yd›. Canl› kalkan hareketi tart›fl›ld›. Biz de; sürekli düflen ve kalkan bir hareket olmak istemiyoruz. Tüm dünyada Amerika'n›n savafl›na karfl› güçlü bir ruh hali yakalanm›flken ve kararl›l›kla ilerlerken buras› bu halde olmamal›, herkes Ba¤dat'ta bulunan bizlerden bir çal›flma beklerken bizler güç verici olmal›-

Say› 60 45 11 May›s 2003


y›z, dedik. 6 Mart 2003; Dr. Haflimi'yle onun talebiyle toplant› yapt›k. Baz› gruplar›n, sorumlumuz gibi davrand›¤›n›, hakk›m›zda bilgi toplad›¤›n›, aptalca taleplerde bulunduklar›n›, bizlere yalan söylediklerini, hükümete karfl› k›flk›rtt›klar›n› anlatt›. fiöyle dedi: Kimse sizi zorlamad›, bundan sonra da zorlamayacakt›r. Burada oldu¤unuz için minnettar›z. Her evin bir kural› vard›r. Buna uymak zorundas›n›z. Bu tür nedenlerden dolay› 5 kiflinin ülkeden ayr›lmas› gerekiyor. Kenneth O'Keefe (ABD), John Ross (ABD, Meksika as›ll›), Tolga Temuge (Türkiye), Gordon (Avustralya), Eva (Slovenya). Ayn› gece canl› kalkanlar aras›ndaki toplant›da, bu befl kiflinin gönderilmesinden etkilenerek gitme karar› alanlar oldu. Biz de, buraya Irak halk›yla dayan›flmaya geldik. Bu tip sorunlar bizim fikrimizi de¤ifltirmemeli, savafl koflullar›ndaki bir ülkenin gerçekli¤i göz önünde bulundurulmal›, onlar bizim samimiyetimize güvenmek istiyor ve gözlemledikleri baz› fleyler bu güveni zedeliyor, dedik. 7 Mart 2003; Kenneth O'Keefe ve Eva kimsenin haberi olmadan ç›k›p gittiler.

Say› 60 46 11 May›s 2003

8 Mart 2003; Dünya Emekçi Kad›nlar Günü'nü ABD emperyalizmine karfl› bir eylemle kutlad›k. 1500 kifli kat›ld›. Güney Afrika, Suriye, Lübnan ve bir çok ülkeden insanlar vard›.

Tarihi bir süreci yaflad›k. Enternasyonal birli¤i sa¤layabilmek, tüm ülkelerdeki insanlar›n kardefllik içinde bir yerde bulunabilmesi, bedelleri göze alabilmesi vard›. Irak halk›n›n kültürü bize yak›n, iliflkileri de ayn› flekilde s›cak. Irak gençli¤i için de geçerli. Üniversitelilerle tan›flt›k. ‹zledim onlar›. Aralar›nda çok iyi iliflkileri olan insanlar. Hepsi Amerikan karfl›t›. Ama örgütlü de¤iller. Gençlik Derne¤imizden bahsettim onlara. ‹lgiyle dinlediler. Türkiye'nin tutumu ile bizleri karfl›laflt›rd›klar›nda, kafalar› kar›fl›yor. Biz de anlatt›k; bu iktidar Amerikanc› bir iktidar. Amerika ne derse onu yapan bir iktidar. Hiçbir flekilde Türkiye halk›n› ifade etmiyor. Halk›m›z Irak halk›n›n yan›nda.

1 0 M a r t 2003; Sabahtan Daura Petrol Rafinerisi’ne yerlefltik. Eylül, A l m a n TV'siyle röportaj yapt›. 1 1 M a r t 2003; Cihan Filistin Oteli'ne gitti. Eylül de oda arkadafl› Marta ile Arapça kursuna gitti. Bugün birlikte geldi¤imiz baz› arkadafllar›

u¤urlad›k, ülkelerine dönenler oldu. Akflam, Dicle k›y›s›nda Irakl› tiyatrocular›n haz›rlad›¤›, Hz. Ali'yle ilgili tiyatro etkinli¤ine kat›ld›k. Petrol tesisinde Arjantinlilerle birlikte ba¤lama-gitar çal›p onlar›n ve bizim ülkemize ait flark›lar söyledik. ‹talyan ve Meksikal›larla tan›flt›k. Bomba onlar›n üstüne düflecekse, bizim üzerimize de düflecek

Önemli olan o halk›n Amerika'ya öfkesinin olmas›d›r. Belki politik bilince sahip olmayabiliyorlar. Emperyalizm budur, kapitalizm fludur fleklinde de yaklaflm›yorlar. Gayet do¤al, ben istemiyorum diyor, neden gelip benim ülkemi iflgal ediyor diyor. Bize sald›r›yor, durduk yerde ailemi katlediyor diyor, benim insanlar›m› katlediyor diyor. Niye? Bende petrol var, param› alacak. Gayet do¤al tepkiler tamamen kendi vatan›n›, de¤erlerini sahiplenmesi, bu do¤all›k var ve fluna inan›yoruz ki, bu do¤all›k daha sonra birleflik bir öfkeye dönüflecektir. Bu kesindir. Bize verdikleri bir güvendir bu.

13 Mart 2003; Kat›ld›¤›m›z, SamarraBa¤dat yürüyüflü bafllad›. 5 gün sürecek yürüyüfl. Bir grup yabanc› ‘canl› kalkan’ konuflmak için geldi. Sald›r›n›n önümüzdeki günlerde bafllayaca¤›, hepimizin en k›sa zamanda hatta yar›n Irak'tan ayr›lmam›z gerekti¤ini, çok güvenilir duyumlar ald›klar›n›, e¤er burada kal›rsak pek çok riskle karfl› karfl›ya kalaca¤›m›z›, anlatt›lar. Yafl›m›z›n genç oldu¤undan, burada kalman›n ç›lg›nl›k oldu¤undan bahsettiler. Bizim cevab›m›z netti: "Biz buraya karfl›lafl›labilecek her türlü riski göze alarak geldik -bu ölümde olabilir-. Ald›¤›m›z bu karar bilinçli al›nm›fl bir karard›r. Biz buraya savafl› önleme gibi hayalci bir kafayla gelmedik, biz buraya Irak halk›n›n yan›nda olmaya, koflullar ne kadar zor olursa olsun, birlikte olarak, gerekti¤inde ac›lar›n› da paylaflmaya geldik. E¤er bomba onlar›n üzerine düflecekse, bizim üzerimize de düflecektir. Belki genç olabiliriz ama böylesi tarihi bir olay gerçekleflirken do¤ru kararlar al›yoruz." Bunlar› belirttikten sonra onlara sorduk: Niye siz kalm›yorsunuz? Çocuklar ölmesin, insanlar ölmesin diyor, sürekli burada kalaca¤›n›z› söylüyordunuz. fiimdi ne de¤iflti? Cevaplar›, bu sorumuzun cevab› de¤ildi: "Bizim burada yapabilece¤imiz bir fley kalmad›. Bu hareketin gücü medyayd›, art›k medya da yok." gibi sözlerden sonra "sizler hakl› olabilirsiniz, gerçekten cesur insanlars›n›z." diyerek sözlerini noktalad›lar.


Gerçek “Yol Haritas›”n› fiaron Aç›klad›

Eylül 2000’den bu yana (2. intifada)

Filistinlilere Sürgün

2278 Filistinli katledildi. Ölenlerin 604’ü 18 yafl›n alt›nda. 39’unu yahudi yerleflimciler katletti. Sald›r›larda 12 bin 152’si çocuk olmak üzere 44 bin 157 kifli yaraland›, 5800 kifli sakat kald›. 19 bin 28 Filistinli gözalt›na al›nd›. 8 bini tutsak...

Amerika’n›n “yol haritas›”na dahi “itiraz eden” ‹srail kendi “plan”›n› görüflmek üzere Amerika’ya iletti. K›saca planlar› ABD onaylarsa olur, yoksa olmaz. Demek ki, katliamlar›n onay yeri de oras›. fiaron’un plan›na göre; Filistinlilerin tümü Ürdün'e sürülecek ve "Filistin devleti" burada kurulacak! “Bar›fl plan›” dedi¤iniz tam da böyle olur. Böylece “Filistin devletini tan›yabiliriz” diyen ‹srail’in kasdetti¤i devletin ne menem bir fley oldu¤u da anlafl›l›yor. ‹srail plan›n aflamalar›n› da s›ralad›.

fiam’a giden ABD d›fliflleri bakan›n›n ard›ndan flimdi Filistinli örgütlerinin fiam’daki bürolar›n›n kapat›lmas› gündemde. Konuya iliflkin FHKC lideri Ahmed Cibril yapt›¤› bas›n aç›klamas› ile, ABD’nin Suriye üzerindeki bask›y› azaltmak için fiam’daki bürosunu kapatabilece¤ini söyledi. FDKC lideri Nayif Havatme ise Suriye’nin ABD’nin bask›s›na boyun e¤memesini istedi. Bu arada katliamlar tüm h›z›yla sürüyor.

1. aflama; Filistin Özerk Yönetimi da¤›t›lacak. 2. aflama; ‹srail "Filistin terör altyap›s›"n› yok etmek için askeri ve siyasi gücünü kullanacak, mülteci kamplar› yok edilecek, halk sürgüne zorlanacak. 3. aflama; ‹srail, ABD ve "uluslararas› kamuoyu", Filistin halk›n›n temsilcisinin Ürdün oldu¤unu ilan edecek. Ürdün Krall›¤›; Gazze ve Bat› fieria'daki bütün Araplara vatandafll›k verecek. (Karfl›l›¤›nda, Irak'ta karl› tafleronluk iflleri alacak)

Önce “bar›flç›lar”› hedef alan ‹srail, gazetecileri hedef ald›. Filistinli gazetecileri öldürmek zaten iflten de¤ildi, bu kez ‹ngiliz gazeteci James Miller 2 May›s günü hedef gözetilerek kurflunland›.

Son aflamada ise ‹srail ve "Ürdün-Filistin Krall›¤›", Ortado¤u sorununun "bitti¤ini" ilan edecek. Böylece “bar›fl” sa¤lanm›fl olacak!

Ortado¤u’da bar›fl› yokeden, sadece katliamlarla ayakta duran bir ülke o “uluslararas› kamuoyu” denilen emperyalistler sayesinde sürdürmüyor mu katliamlar›n›? ‹srail’in dostlar› onlar. Bir de Türkiye oligarflisi.

Bir halk›n topraklar›n› zorla iflgal et, sonra onlar› baflka bir yere sürüp, git orada devlet kur de, ve sorundan kurtul! Olur mu; Amerikan imparatorluk düzeninde mümkün! Keza Suriye’nin tehdit edilmesinin bir yan›n› da Filistinli direniflçilere deste¤in kesilmesi de¤il mi.

Terör Listelerine Nas›l Girilir-Ç›k›l›r Halk›n Mücahitleri, ‹ranl› bir örgüt. ‹ran’daki mevcut islamc› iktidara karfl› mücadele ediyor. Halk›n Mücahitlerinin en önemli destekçilerinden biri Irak’t›. Örgütün Irak içinde büyük kurumlaflm›fl kamplar› var. ABD, Irak’a sald›r›ya haz›rland›¤› s›rada, ‹ran’› etkisizlefltirmek için, Irak’a sald›r›da Halk›n Mücahitlerinin de bombalanaca¤› sözü verdi. Zaten Halk›n Mücahitleri, ABD’nin “terörist örgütler” listesinde de yeral›yordu. Nitekim Irak’a sald›r›n›n ilk günlerinde Halk›n Mücahitlerinin kamplar› da bombaland›. Irak yönetimi y›k›ld›. Ve bu kez, Halk›n Mücahitleri’yle ABD aras›nda ateflkes anlaflmas› yap›ld›! ABD, örgütün bütün silahlarını korumasına izin verirken, Irak'taki üslerin-

Peki “uluslararas› kurumlar”, “harita” sunanlar ne yap›yor? BM, Gazze fieridi'nde aralar›nda iki yafl›nda bir çocu¤un da bulundu¤u 13 Filistinli’nin katledilmesini sadece “k›n›yor”. “Ortado¤u bar›fl giriflimine zarar veriyor”mufl bu katliamlar.

‹srail ba¤›ms›zl›k günü kutlamas›na kat›lanlara bak›n: Genelkurmay ikinci baflkan›, Abdullah Gül, Genç Parti, MHP, ANAP, DYP yöneticileri, iktidar›, muhalefeti ile düzen partileri ve elbette patronlar.

den hareketle ‹ran rejimine karflı eylemlerini devam ettirmesine de müsamaha gösterecek. Neyin karfl›l›¤›nda? Irak’›n “iflini bitiren” ABD’nin hedefinde flimdi ‹ran var. ‹ran’a karfl›, Talabani-Barzani güçleri gibi kullanabilece¤i bir örgütü niye yoketsin? Halk›n Mücahitleri-ABD anlaflmas›n›n ard›ndan Halkın Mücahitleri'nin ABD’nin 'terör örgütleri' listesinden çıkar›ld›¤› yans›d› bas›na. ‹flgale karfl› mücadele bayra¤› açmam›fl olman›n ödülü! Bu konumdaki bir örgüt, ülkesinin vatanseveri, demokrat› say›labilir mi? ABD oynuyor adeta; istedi¤inde bombal›yor, istedi¤inde anlaflma yap›yor, terör listesini hem bir ceza, hem bir ödül gibi kullan›yor. Emperyalizme ve iflbirlikçi yönetimlere karfl› net, tutarl› olmayan örgütler, emperyalizmin flu veya bu biçimde kullanmas›ndan kaç›namazlar. Halk›n Mücahitlerinin düfltü¤ü durum, bunun çarp›c› bir örne¤ini sunuyor.

Say› 60 47 11 May›s 2003


Medya Özkök’ün Midesindeki Ur! Meydanlarda “Amerika’ya Hay›r” diyenler, Hürriyet Genel Yay›n Yönetmeni Ertu¤rul Özkök’ün içine oturmufl, haz›ms›zl›k her f›rsatta kendini gösteriyor. Yaz›lan yaz› ne olursa olsun, mutlaka meydanlar›m›z› an›yor Özkök. Bunlardan biri de 6 May›s tarihli yaz›s›yd›. Bu kez Y›ld›z Teknik Üniversitesi’ndeki ayd›nl›k art›¤› çetenin sald›r›s›n› bahane ederek, hem sola kinini kusuyor, hem de “Bunlar bir ay önce “Savafla Hay›r” pankart›yla yürüyenlerdi...” diyerek midesine oturan ‘ur’un haz›ms›zl›¤›n› yans›t›yor. Evet, bu ülke halk› Özkök’ün Amerika’n›n pefline tak›lal›m nasihatlar›n› dinlemedi. Do¤an Medya’n›n TV’leri, gazeteleri, ars›zl›k boyutunu aflan Amerikanc›l›k kimseyi ikna edemedi. Özkök için daha vahim olansa, hiç olmad›¤› kadar beyninin içinin tüm halk taraf›ndan görülmüfl olmas›yd›. fiimdi her f›rsatta sola sald›rarak “gaz”›n› almaya çal›fl›yor. Say› 60 48 11 May›s 2003

“Bir avuç kabaday› deyip geçmeyin...” bafll›¤› koymufl yaz›s›na. Yaflananlar›n “sol içi çat›flma” olmad›¤›n› en iyi bilenlerden biri oysa Özkök. Ama yazmaz bunlar›. Zaten önemli de de¤ildir gerçeklerin yaz›lmas›. Çünkü o bir gazeteci de¤il. Ayd›n, demokrat hiç de¤il. ‹fline geldi¤i gibi her fleyi çarp›t›r, ters yüz eder ve hedefine vurufllar yapmaya bafllar. Gerçekler herkesçe ö¤renildi¤inde de, sadece susar, tek bir kelime dahi etmez o meflhur “gazetecilik eti¤i” üzerine. Gazetesinden sa¤a sola sald›ran, küfrettiklerinin, hakk›nda yalan haberler yapt›rd›klar›n›n tekzip haklar›n› kulland›rmayan, yoksul halk›n düflüncesine, yaflam›na dair sayfalar›nda tek bir sat›r bulunmayan ars›z, bak›n yaz›s›n›n sonunda ne diyor; “Bu kafan›n tek g›das› kavgad›r. Fikir tart›flmas› yok, kendi fikrini odunla kabul ettirme zihniyeti vard›r. .. Kendisi gibi düflünmeyene asla tahammülü yoktur.” fiiddet, Özkök’ün sözcülü¤ünü yapt›¤› TÜS‹AD’ç›lardan, flakflakç›l›¤›n› yapt›¤› ordudan, “onlar bize yine laz›m olacak” dedi¤i Susurlukçulardan sorulur. O’nun bir fikir adam› olmad›¤›n› ise dünya alem biliyor art›k. Bofl yere ç›rp›n›yor, sa¤a sola salyalar›n› ak›t›yor, halk›m›z anti-amerikanc› olmaya devam edecek.

✎ Evrensel çapta aldatma!:

3 May›s, “Dünya bas›n özgürlü¤ü günü”

idi. Kutlamalar yap›ld›, ödüller verildi. Yine ne devrimci bas›n üzerindeki bask›lardan, ne de tutsak devrimci gazetecilerden sözedildi. Emperyalistler ellerine vermifl bir “gün” oynay›p duruyor bas›n! Gerçekten bas›n›n özgürlü¤ü, muhalif olan›n özgürlü¤ü demektir.

EVRENSEL Gazetesi’ne 2 May›s tarihli gazetenizde ‹stanbul Abide-i Hürriyet meydan›nda yap›lan 1 May›s mitingi ile ilgili “Türkiye 1 May›s’› kutlad›” bafll›kl› haberinizde yanl›fll›klar bulunmaktad›r. 1- Alanda “Halklar ve Özgürlükler Platformu” ismiyle bir grup yoktur. Böyle bir pankart ya da döviz de tafl›nmam›flt›r. Kastetti¤iniz kortej Haklar ve Özgürlükler Cephesi kortejidir. Kortejin önünde sizin de gördü¤ünüz gibi büyük bir Haklar ve Özgürlükler Cephesi pankart› bulunmaktad›r. Daha önce de kimi eylem ve etkinliklerimizin haberlerinde örneklerinde de oldu¤u gibi -nedenini bilmedi¤imiz flekilde- Haklar ve Özgürlükler Cephesi yerine Halklar ve Özgürlükler Platformu kullan›lmaktad›r. Do¤ru flekilde kullan›lmal›d›r. 2- Yazd›¤›n›z gibi Haklar ve Özgürlükler Cephesi, “Türkiye çap›nda” kat›lmam›flt›r ‹stanbul’daki mitinge. Tüm Türkiye’de düzenlenen mitinglerde, o kentlerde bulunan Haklar ve Özgürlükler Cephesi üyeleri kendi pankartlar›, bayraklar› ile kat›lm›fllard›r. Eminiz, baflka kentlerde izledi¤iniz mitinglerde görmüfl olmal›s›n›z. Bu ifade tamamen yanl›flt›r. Neden böyle bir ifadeye ihtiyaç duyuldu¤u da ayr›ca düflündürücüdür! Böyle bir organizasyona ihtiyaç duymayaca¤›m›z bilinir. Kald› ki, böyle olsa dahi, Haklar ve Özgürlükler Cephesi olarak bunu bütün dünyaya duyuraca¤›m›z›, ça¤r›lar›m›z› buna göre yapaca¤›m›z› bizi tan›yan herkes bilir. Yok kast etti¤iniz, ‹stanbul çevresi bir iki kentten gelen insanlar›m›z›n açt›¤› pankartsa, her y›l oland›r bu. “Türkiye geneli”nizin s›n›rlar› bu olmasa gerektir. 3- “Sorumlu, devrimci gazetecilik örne¤i” sergileyerek 7 bin kiflilik bir korteje geçerken de¤indiniz ve onu da yanl›fl yazd›¤›n›z haberinizde gereken düzeltmelerin yap›lmas›n› ve ad›m›z›n bundan sonraki eylem ve etkinliklerimizde de do¤ru kullan›lmas›n› istiyoruz.

Haklar ve Özgürlükler Cephesi ad›na Mehmet Yayla


köyün !Delisi fiu “stratejik müttefik’in yapt›¤›na bak›n Amerika Türkiye’yi “Fikri mülkiyet haklar›” konusunda “1 numaral› sahtekar ülke” ilan etti. D‹KKAT! Bu “listeler”e girmeye bafllad›n›z m›, bu iflin arkas› var demektir. Kendinizi “fler ekseni listeleri”nde bulabilirsiniz mesela. 28 fiubata muhalif gazetecilerin makad›na süngü tak›p cepheleri gezdirmekten sözeden generallerin Amerika karfl›s›nda süngüleri düfltü. Yok mu bu ülkede erat›na, subaylar›na “süngü tak” emri verecek bir general! TISSSS....

SÜNGÜ TAK!

Genelkurmaya küçük bir soru

Emekli general Çevik Bir yine “karanl›klar prensi” Perle’nin kuyru¤unda efliniyordu. Acaba sizin emekli generaller neden hep Amerikan propagandistli¤i yapar!?

Bu ülkede genç olmak büyük suçtu. Bekarl›k da provokatörlü¤ün kan›t› olarak say›lmaya baflland›. Halk› kurflunlatan Bingöl valisi yaflananlar› flu sözlerle aç›klad›: “Olaylar Bingöl halkına maledilemez. Zaten bu topluluktaki kiflilerin ço¤u, aile reisli¤i sıfatını taflımayan 18 yafl ve altı gençlerdi." Bingöllü olmak, halktan bir insan olmak için demek ki, “aile reisi olma” gibi bir flart var Bingöl’de. Yoksa provokatlük mü istersin, kurflun mu yersin, onu vali bilir!

“Bekars›n” dediler, “provokatör” yapt›lar!

“Arçelik bayii”liğinden “TC A.Ş” yönetimine

Baflbakan Erdo¤an Arçelik bayiili¤inden ülke yönetimine t›rmand›, ama tüccar zihniyetini de tafl›d› oraya. “Tüccar siyaset dönemini bafllatt›k”lar›n› aç›klayan Erdo¤an böylece her fleyi satmay› da mubah hale getirdi. Din, iman, vicdan, toprak her fleyi sat›l›k! Eee, elbette arçelik bayiili¤i ne satar, en fazla üç befl parça beyaz eflya, Türkiye Cumhuriyeti Anonim flirketi yöneticisi olunca satamayaca¤›n ne var; hiçbir fley!

Say› 60 49 11 May›s 2003

Ç‹ZG‹YLE


kahramanlar ölmez Hüseyin SOYUU⁄UR 11 May›s 1987 Yeni Çözüm okuru olan Hüseyin, ODTÜ yurdunda geçirdi¤i rahats›zl›k sonucu yaflam›n› yitirdi.

Ali Haydar fiAH‹N 12 May›s 1987 Uzun y›llar mücadelede yerald›. Rahats›zl›¤› sonucu aram›zdan ayr›ld›.

‹rfan A¤dafl 13 May›s 1996 Liseli bir devrimciydi. ‹stanbul Alibeyköy’de Kurtulufl Gazetesi da¤›t›m› yapt›¤› s›rada, polis taraf›ndan herkesin gözü önünde s›rt›ndan kurflunland›. Yaral› olarak polis otosuna al›nd› ve orada iflkenceye devam edilerek katledildi. Murat Çuhac› 13 May›s 1995 ‹stanbul Okmeydan›’nda sivil faflistlerin b›çakl› sald›r›s› sonucu flehit düfltü.

Mustafa ALBAYRAK 16 MAYIS 1980 ‹stanbul Ferahevler mahalle örgütlenmesinde yer alan bir devrimciydi. Faflist sald›r›lara karfl› gece nöbeti tuttu¤u bir s›rada, sol bir grup taraftarlar›nca çevrildi, silah› olmas›na ra¤men kullanmad› ve vurularak flehit edildi.

Mete Naz›m DÖLEK 16 May›s 1994 Mücadeleyle KTÜ ö¤rencisiyken tan›flt›, TÖDEF içinde yerald›. Mezun olduktan sonra Elaz›¤ E¤it-Sen’de mücadelesini sürdürdü. Bir rahats›zl›¤› sonucu aram›zdan ayr›ld›.

Bizim Deniz, dalga dalga ba¤›ms›zl›k son nefesine kadar yoldafll›k! Reformizm sorumsuz. Reformizm sayg›s›z. Devrimci önderlerin, devrimci flairlerin içinin boflalt›lmas›nda, burjuvaziden geri kalm›yorlar neredeyse. Deniz Yusuf ‹nan’lar› an›yorlar; onlarla ilgisi olmayan düflünce ve sloganlarla. Türkiye halklar›n›n kurtuluflu için silahl› bir ordu oluflturmaya soyunmufl devrimci önderler, “ama kimseyi öldürmemifllerdi” diye tart›fl›l›yor. Silahl› mücadelenin bayra¤› olanlar, her türlü reformizmi reddedenler, bu düflüncelerinden, hatta idam sehbalar›nda söyledikleri son sözlerden soyutlan›p “gençlik önderleri” olarak gösteriliyor. Ba¤›ms›zl›¤› unutanlar, devrim için savaflmaktan vazgeçenler, demokrasiyi AB’yle özdefllefltirenler, Denizleri anamaz. Denizleri sahiplenmekte ölçü bununla da s›n›rl› de¤ildir. Denizler, Mahirler, Türkiye devrimci hareketinin önderli¤i misyonunu üstlenirken, siper yoldafll›¤›n›n, devrimci dayan›flman›n da önderleri olmufllard›r. Siper yoldafll›¤›n›n, dayan›flman›n en görkemli örneklerini kendi yaflamlar›yla yaratm›fllard›r. Birbirleri için ölebilmeyi anlam›fllard›r siper yoldafll›¤›ndan. Asla siperleri b›rak›p siper yoldafllar›n› terketmediler. Teorilerin arkas›na s›¤›nmad›lar. Türkiye’de devrimci dayan›flman›n laf› çok edilir, kendisi yap›lmaz. Oysa onlar›n b›rakt›¤› miras çok farkl›. Onlar hiç bir zaman siper yoldafllar›n›n ölümlerini seyretmediler. Türkiye devriminin prestiji olarak ele ald›lar. B‹Z diyebildiler. Kendini koruma ad›na, “baflka ifller” ad›na, kendilerini kenara çekmediler. Devrimcilerin ölümünü seyredenler, hangi yüzle ç›kar Denizlerin karfl›s›na?


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb060 by sol yayin - Issuu