Skip to main content

AdaletWeb044

Page 1

Haftal›k Dergi

Halk Karar Versin! Halk›n karar›ndan halk›n iradesinden korkuyorlar!

Say›: 44 19 Ocak 2003 F‹YAT (KDV Dahil) 750 000 EUROPE: 3 EURO

www.ekmekveadalet.com

AKP 7. ölüm! iktidarında

F tiplerinde tecrit AKP iktidar›yla sürüyor... Amerikan sald›r›s›na karfl› Tepkimizi, taleplerimizi her yerde, her biçimde dile getirerek

Türkiye barikat›n› örelim!

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

104. fiehit Özlem TÜRK Eriyen bedende eritilemeyen irade

Ordu Amerikanc›l›¤›n› itiraf ediyor


Foto¤raflarla

MHP’lileflen, DYP’lileflen

AKP

DYP’de iken flunlar› yanl›fl yapt›k, halk› flöyle fakirlefltirdik, flöyle zulmettik mi dediler? Yok böyle bir fley. Ama AKP onlar› içine almakta, almakla da kalmay›p bakanl›k koltu¤una oturtmakta bir sak›nca görmedi. Onlar da bakanl›k koltu¤unda, ANAP, DYP hükümetlerinde ne yap›yorlarsa, ayn›s›n› yapmaya devam ediyorlar. Bunlar›n siyasi miras› ve siyasetleriyle mi AKP “milletin iradesi”ni temsil edecek? AKP, MHP’nin, DYP’nin eskilerini bakanl›k mevkilerine getirip, onlar›n politikalar›n› sürdürüyor, Genelkurmay talimatlar›n› uyguluyor. O zaman flu soru yine gündeme geliyor: AKP neden iktidar oldu? Sorunun cevab› flöyle: Di¤er düzen partileri nas›l ve neden iktidar oldularsa, AKP de öyle, ve onun için iktidar olmufltur. Tek bir farkl›l›¤› yoktur. AKP’nin nas›l olursa olsun iktidar olmak için yola ç›km›fl bir parti oldu¤u düflünüldü¤ünde bütün bunlar›n hiç de flafl›rt›c› olmad›¤› anlafl›lacakt›r. AKP’nin savundu¤u hiç bir dava, düflünce, inanç, politika yoktur. Onlar, Refah Partisi’nde iken hükümet olmalar›na engel olan tüm politika ve inançlar›n› terkedip, kendilerini emperyalistlere, Genelkurmay’a ve TÜS‹AD’a be¤endirmek için yeni bir parti çat›s› alt›nda topland›lar. Bu çevrelere gerekli güveni verebilmek için eski RP kadrolar›n›n yan›na DYP’den, ANAP’dan devlet nezdinde güvenilir, s›nanm›fl sad›k katliamc›lar›, iflbirlikçileri de aralar›na almalar› gerekiyordu, öyle de yapt›lar. fiimdi hükümette de, ipleri onlar›n eline teslim etmifller, kendileri ise, duble yollarla “yollar›n›” bulmaya bakmaktad›rlar. AKP “iktidar›” böyle flekillenmifltir. Böyle oldu¤u için de, IMF politikalar› ve zulüm politikalar› sürüyor.

BA⁄IMLILI⁄IN HALKALARI

Tarih: 1993 May›s

Emperyalizmle ‹K‹L‹ ANLAfiMALAR

‹YÖ-DER’liler iki arkadafllar›n›n katledilmesini protesto ediyorlar

❖

TAYAD’l› Ailelerin Cemil Çiçek’e Cevab›:

Otuz Nisan gecesi katlettiler U¤ur ve fiengül’ü... Sonras› 1 May›s’t›... U¤urlar›, fiengülleri katlederek bitiremezsiniz diye pankart açt› arkadafllar›. Özlem Türk, U¤ur ve fiengül’ün katledilmesini protesto etmek için açl›¤a yatt›. ‹lk eylemiydi. Katleden, yokeden düzene karfl› mücadelede art›k o da vard›; O art›k bir U¤ur, bir fiengül’dü... Pankartta yazan sözün kan›t›yd›. fiimdi Özlemleri bitirebilirler mi? Kavga içinde geçirdi¤i on y›l›n sonunda Özlem’in yüre¤i son kez çarparken, kaç Özlem, kaç U¤ur, kaç fiengül, adalet, özgürlük, ba¤›ms›zl›k özlemiyle att› yüre¤ini kavgan›n ortas›na...

Sorumsuz, Cahil, ve Katliam Savunucusu!

❖

Yanl›fl Bir Slogan: “SAVAfiA HAYIR!” INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com

Çünkü SAVAfi yok, aleni bir SALDIRI var; KATL‹AM haz›rl›¤› var.

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Ekmek ve

Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Telfaks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa: Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 28 HOPA

‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Ömera¤a Mah. Atça Cami Cad. No: 30 Kat: 2 Tel-fax: 0262 325 58 06 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 321 59 93 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9

Adalet

Bofl umutlarla dolan yelkenler, hiç bir gemiyi, hiç bir yere götürmezler. AKP’nin halk›n en az›ndan belli bir kesiminde fliflirdi¤i yelkenler de Türkiye’yi hiç bir yere götürmeyecek. Düzen partilerinin birbirinden farks›zl›¤›na iliflkin çok yaz›p söylemiflizdir. Giden gelen hükümetlerin hiçbiri de bizi yan›ltmam›flt›r. AKP, düzen partilerinin farks›zl›¤›ndan öte, içiçe geçmifl olmas›n›n taze bir örne¤ini sunuyor. Mesela bu ülkeden 5-6 y›l önce ayr›lm›fl ve bu s›ralar yeni gelmifl olsan›z; uygulanmakta olan politikalara bakarak bu ülkede iktidar›n “de¤iflmifl” oldu¤unu anlaman›z mümkün de¤il. Evet, do¤rusu da bu zaten. Hükümet de¤iflmifltir ama, politikalarda de¤iflen bir fley yok. AKP hükümetinin bakan› Abdülkadir Aksu; eski ANAP hükümetlerinin ‹çiflleri Bakan›; yani baflka deyiflle, infazlar›n, faili meçhullerin bakanlar›ndan biridir. Keza Murat Baflesgio¤lu; o da ANAP hükümetlerinin ‹çiflleri bakanlar›ndand›r. Cemil Çiçek, ANAP’›n eski devlet bakanlar›ndand›r. Köksal Toptan, eski DYP hükümeti bakanlar›ndan. Bugün AKP’nin flikayet etti¤i, de¤ifltirmeye çal›flt›¤› “türban yasa¤›” onlar zaman›nda da uyguland›. Onlar, içinde bulunduklar› hükümetler döneminde “temel hak ve özgürlüklerin eksiksiz uygulanmas›”n›n önünde engel olanlar›n en baflta gelenleriydiler. Bunlar›n onlarca IMF karar›n›n, onlarca MGK yasa¤›n›n alt›nda imzas› vard›r. Peki bunlar AKP’ye geçerken, geçmifllerine dair bir “özelefltiri” mi yapt›lar? Mesela, biz ANAP’ta,

Tarihimiz


‹çindekiler 3... 5... 9... 10... 12... 14... 15... 16... 18... 19... 20... 22... 24... 26... 29...

30... 31... 33... 35... 36... 38... 41... 44... 45... 46... 47... 48...

49... 50...

Genelkurmay ‹ktidar› ve Kukla Hükümetler Saflar Netlefliyor Adalet Bakanl›¤›n›n katliam itiraf› AKP iktidar›nda 7. Ölüm Özlem’i katleden AKP protesto ediliyor “T›bbi” ‹flkence karargah› Numune Hak ve Özgürlükleri, Hukuku Boflverin! Durum çok acil.. Halk karar versin “Savafl” yok, Sald›r› var Say›n Bakan, tarih ö¤ren Cemil Çiçek’e cevap Hayat ö¤retiyor Genelkurmay›n gözündeki makbul bas›n ‹kili anlaflmalar Parris afla¤›l›yor, tehdit ediyor sömürge ülke yöneticileri susuyor ‹nsan› kurtaracak paralar nerelere harcan›yor Geri kalan›n› da AKP sat›yor ‹slamc›l›¤›n ekonomi politikas› yoktur Savafla Hay›r eylemleri ABD üsleri kapat›ls›n Nas›l bir üniversite istiyoruz-2 Dernek kurucusu olma “suçu” ifllediler Halk›n hukuku Böyle olur devletin “vatanseverleri” Örgütlülü¤ün reddi iktidar›n reddidir ABD müttefikli¤inin sonu Mine K›r›kkanat, yine savunacakm›s›n bu Genelkurmay› Kahramanlar ölmez Özlem resim

Genelkurmay ‹ktidar› ve Kukla Hükümetler Aralar›nda zaman zaman çeliflkiler, sürtüflmeler ç›ksa da; Amerikan emperyalizmine hizmette ve Türkiye halklar›na açl›¤› dayatmakta, zulmü sürdürmekte “uyumlu” bir birliktelikleri vard›r. ürkiye tablosundaki çarp›kl›¤a bak›n; “YAfi (Yüksek Askeri fiura) kararlar›na muhalefet flerhi krizi” sürerken, Genelkurmay bas›n mensuplar› önünde “irticaya muht›ra gibi uyar›” yaparken, Mumcu’yla Gürüz aras›ndaki kavga devam ederken; ülkemizdeki onlarca üste, limanda Yankiler cirit at›yor, ve ülkemizin onlarca hapishanesinde insanlar ölmeye devam ediyor. Görünürde ne Genelkurmay ne AKP savafl istemiyor, ama ABD’nin sald›r› haz›rl›klar› için ülke topraklar›m›z› çoktan açm›fl durumdalar. Görünürde “bir tek insan›m›z›n bile burnunu kanamas›n› istemeyiz” diyenler iktidarda, ama morglar doluyor hala. Görünürde herfley halk›n için yap›l›yor, ama açl›k kol geziyor halk›n hayat›nda... Demek ki bu ülke gerçe¤ini anlamak için “görünen”le yetinmemek gerekiyor; Görünenin perde arkas›na, söylenen sözlerin prati¤ine bakmak gerekiyor. lkemize iliflkin ekonomik, siyasi, askeri tüm kararlar›n emperyalist merkezlerden bafllay›p MGK’ya, oradan hükümetlere uzanan bir zincir içinde al›n›p uyguland›¤›n› biliyoruz. Bu zincirin bütününde belirleyici olan, emperyalizmdir. Bu belirleyicilik, hükümetlerin s›k s›k “IMF’ye söz verdik, yapamay›z” sözlerini etmelerinden de bellidir ki, son befl y›lda görülmemifl ölçüde artm›flt›r. Peki bu zincirin ülke içinde uzanan bölümünde karar ve uygulama mekanizmas› nas›l flekilleniyor? lke içindeki yönetim mekanizmas›nda belirleyici güç, Genelkurmayd›r. Ordudur. Türkiye tarihi bunu gösterecek yeterince örnekle doludur. Ama eskiyi bir yana b›raksak bile, bugün de herfley bunu kan›tlamaktad›r. Genelkurmay›n yeni y›l kokteyline bakmak, bu kan›t› görmeye yeter. Bu kokteylde gerçek iktidar›n kimde oldu¤u çok aç›k biçimde ilan edilmifltir. Bir general kalkm›fl ve, “biz seçim sonuçlar›n› da, parlamento ço¤unlu¤unu da kaale almay›z, iktidar biziz, bizim dedi¤imiz olacak” demifltir. “Halk›n iradesi” denilen fleyin generaller için hiç bir önemi ve de¤eri yoktur. Bizim ony›llard›r “demokrasicilik oyunu” dedi¤imiz fley, iflte o kokteylde bir kez daha ete kemi¤e bürünmüfltür. Demokrasicilik oyununda görünürde, parlamento, hükümet, seçimler, hepsi vard›r, ama esas›nda hiçbirinin hükmü yoktur. aflizm, ülkemizde yukar›dan afla¤›ya örgütlendirilmifl devlet mekanizmas› arac›l›¤›yla sürdürülür. Bu mekanizmadaki temel güç ise, ordudur. Faflizmi ve faflizmin sürdürülüflünde ordunun belirleyici rolünü gizlemek isteyenler, her cuntadan sonra, ordu k›fllas›na çekildi, art›k demokrasiye geçtik derler. Pratik onlar› yalanlar. Ama onlar faflizmi gizlemeye çal›flmaktan b›kmaz, bu kez her Genelkurmay baflkan› de¤ifliminden sonra, ayn› teraneyi tekrarlar, art›k ordunun sivil

T

Ü

Ü

F

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

3


iktidara fazla kar›flmayaca¤›n› söylerler. Orgeneral Hilmi Özkök, Gazi Orduevi’nde yapt›¤› konuflmada, “ordunun yönetimin “neresinde” oldu¤unu, ne kadar k›fllas›na çekildi¤ini herkese yeniden gösterdi. iyebiliriz ki, 50 y›ld›r bu ülkedeki tüm sömürü ve zulmün bafl sorumlusu, bafl uygulay›c›s› ve sömürü zulüm düzeninin bafl koruyucusu ordudur. Emperyalizmle iflbirli¤ini sürdüren esas olarak ordudur. Emperyalistlerle tüm ekonomik, askeri ikili anlaflmalar ordunun onay›yla imzalanm›flt›r. Ordu, bu iflbirli¤ine dayanarak cuntalar yapm›fl, bu iflbirli¤ine dayanarak MGK patentli yönetimini sürdürmektedir. Hak ve özgürlükleri k›s›tlayan tüm yasalar, anayasalar, ordunun iste¤i ve onay›yla ç›kar›lm›flt›r. ‹nfazlar, faili meçhuller, kay›plar, ve Susurluk, hiçbiri ordunun d›fl›nda de¤ildir. Düzenin temel ayaklar›n› oluflturan tüm faflist kurumlar›n mimar› ve halihaz›rdaki hamisi de ordudur. Zulmü uygularken, OYAK Holding arac›l›¤›yla generaller de patronlaflm›fl, sömürü pastas›ndan paylar›n› alm›fllard›r.

D

eneraller iktidarlar›n› sürdürebilmek için de, her dönem “terör” ve “fleriat” bahanesine sar›lm›fllard›r. Cunta bildirileri, MGK kararlar› “irtica ve teröre karfl› mücadele” sözleriyle doludur. “irtica ve teröre karfl› mücadele” perdesi arkas›nda ise, ülke emperyalizme peflkefl çekilmifl, halk yoksullaflt›r›lm›fl, soyguncular, hortumcular hükümranl›¤› kurulmufl, demokrasi oyuna çevrilmifltir. 12 Martlar, 12 Eylüller, 28 fiubatlar, patronlar›n yüzünü güldürürken, halka sadece açl›k, ac›lar ve yasaklar getirmifltir. fiimdi de Amerikan uflakl›¤›n› engelleyen, bu konuda pürüz ç›karan kim varsa, onlara “irticac›, terörist, vatan haini” diye sald›r›l›yor.

G

Generaller iktidarlar›n› sürdürebilmek için de, her dönem “terör” ve “fleriat” bahanesine sar›lm›fllard›r. Ordu, emperyalizmin ülkemiz üzerindeki hakimiyetinin de, faflizmin de temel kurumsal dayana¤›d›r! Ordunun yönetimine, zulmüne, Amerikan uflakl›¤›na karfl› ç›kmadan ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesi verilemez! 4

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

KP iktidar›n›n ABD sald›rganl›¤›na tümüyle karfl› ç›kmaya ne niyeti, ne de gücü vard›r. Bugün sadece zamanlama yapmakta, görünümü kurtarmaya çal›flmaktad›r. Ama ABD’nin isteklerini karfl›lamakta ayak sürümesine dahi, as›l iktidar, yani ordu tahammül göstermemifl ve bir general kalk›p ülkenin Baflbakan›na “sen irticaya cesaret veriyorsun” diyebilmifltir. Normal olarak böyle bir durumda, o baflbakan›n kendi ast› durumundaki o generali görevden almas› gerekir. Ama alamaz. ‹flte bu Türkiye’de gerçek iktidar›n kim oldu¤unu gösterir. rdu, emperyalizmin ülkemiz üzerindeki hakimiyetinin de, faflizmin de temel kurumsal dayana¤›d›r. MGK ise, esas olarak aç›k faflizmin kurumsallaflmas›n›n ifadesidir. Ordunun yönetimdeki belirleyicili¤ini perdeleme ifllevi görmektedir. Orada sivillerin say›s›n›n fazla olmas›n›n hiç bir k›ymeti yoktur. Herkes biliyor ki, orada demokratik bir tart›flma, karar alma mekanizmas› da yoktur. MGK, ordunun “sivil hükümete” kararlar›n› dikte ettirdi¤i yerdir. Böyle bir sisteme demokrasi, parlamenter rejim denilemeyece¤i aç›kt›r. at›rlanacakt›r; Demirel, 12 Eylül cuntas›na direnmemifl olmas›n› “neyle direnecektim, benim tank›m topum mu var?” diye izah etmeye çal›flm›flt›r. Oysa mesele tank›, topu olup olmamas› de¤ildir; mesele onuru, yüre¤i ve kiflili¤i olup olmamas›d›r. Düzen partilerinde ve politikac›lar›nda bunlar yoktur. Olmad›¤› için de, ordu iktidar›n› bu biçimde sürdürebilmektedir. Bugün AKP ayn› s›navdad›r. Amerikanc›l›¤› ve zulmü sürdüren bir AKP, “genelkurmay›n kuklas›”ndan baflka bir fley olmaz. “Kim iktidar, AKP mi, Genelkurmay m›?” diye sorarken, gerçek durumu a盤a ç›karmaya çal›fl›yoruz. Çünkü sorunun cevab› zaten bellidir. Türkiye’nin özellikle son otuz y›l› bu sorunun tart›flmas›z cevaplar›yla doludur. ürkiye’yi kim, nas›l yönetiyor sorusunun cevab›n› do¤ru vermeden, emperyalizme, faflizme karfl› da do¤ru mücadele verilemez. Ba¤›ms›zl›ktan yana olanlar, demokrasiden yana olanlar, art›k flu gerçe¤i görmelidir; Ordunun yönetimine karfl› ç›kmadan ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesi verilemez. Hele hele, orduya yaslan›p “ba¤›ms›zl›kç›l›k” yapmak, orduya yaslan›p “demokratik düzeni korumaya” kalkmak, büyük bir aldanmad›r. Bugün Türkiye’nin “milli bir ordusu” yoktur. Aç›kt›r ki, gerçek bir “milli ordu” Amerikan uflakl›¤› yapmak için bu kadar ç›rp›nmaz. Milli bir ordu, halk›na böyle zulmetmez. Emperyalizme uflakl›¤a ve zulme karfl› ç›kmak, bugün orduya karfl› ç›kmakt›r. Bundan kaç›nanlar, yurtsever ve demokrat olamazlar.

A

O

H

T


SAFLAR NETLEfi‹YOR ❖ Irak’a sald›r›y› kimin istedi¤i, kimin Amerika’n›n yan›nda ülkemizi sald›r›ya ortak etmek için ç›rp›nd›¤› art›k nettir.

❖ Generaller ve patronlar ülkemizdeki Amerikanc›lar›n bafl›nda gelmektedir, savafl 盤›rtkan›d›rlar.

❖ AKP iktidar› ikiyüzlü politika ile, günü kurtarma, halk›n bask›s›ndan kurtulma hesaplar›yla “bar›fl” 盤l›klar› atarken, esas olarak “MGK’da belirledikleri politikalara göre” davrand›klar›n› kendileri itiraf etmektedir.

❖ Bizim saflar›m›z da net olmal›d›r. Soyut bir savafl karfl›tl›¤› yetmez; Amerikan sald›rganl›¤›n›n ve Amerikan iflbirlikçilerinin karfl›s›nda saf›m›z› belirlemeliyiz. “Biz savafltan yana de¤iliz” diyenlerin tümünün gerçek yüzleri, Amerika’n›n “bir an önce karar›n›z› verin” bask›lar› sonucu gün gibi ortaya ç›kt›. fiimdi Amerikan sald›rganl›¤›na verilecek deste¤in halk nezdinde meflrulu¤unu yaratmak için yo¤un bir dezenformasyon kampanyas› sürüyor. Bekleyin, yeni yeni gerekçeler de uyduracaklard›r. Musul, Kerkük olmazsa, “Saddam Türkiye’ye sald›racak” yalanlar›n›, ona da inand›ramazlarsa, bu kez de “PKK-KADEK terörü” demagojilerini piyasaya sürecek ve ne yap›p edip kendilerince bir zemin yaratmaya çal›flacaklard›r. Tabii bu arada Amerika -Nato’yu devreye sokmak gibi- ifllerini kolaylaflt›racak ad›mlar atmazsa.

“Bar›flç›” Maskeler Düflüyor Katliamc›l›k, Ç›karc›l›k ve Amerikanc›l›k Kirli Kanl› Yüzüyle Karfl›m›zda Duruyor Kendi taban›n›n ve en genelde halk›n bask›s› karfl›s›nda Amerikanc›l›¤›n› aç›k etmekte çekinceli davranan AKP iktidar›na karfl› “türban... fleriat...” maskesi alt›nda Genelkurmay taraf›ndan yap›lan aç›klamayla, maskelerin düflüflü start ald›. Görünürde “laik” ordu cumhuriyete sahip ç›k›yordu. Bas›n “AKP’ye muht›ra” bafll›klar› att› Genelkurmay resepsiyonu için. Al›fl›lm›fl›n ötesinde bir tarzda düzenlenen resepsiyondaki konuflma-

n›n bir yan› bu olsa da, esas olarak Genelkurmay Baflkan› ve ikinci Baflkan›’n›n gazetecilerle “ayaküstü” konuflmalar›nda gerçek niyetin, generallerin Amerika’ya verdikleri sözü yerine getirememe kayg›s› oldu¤u ortaya ç›kt›. “Bir an önce siyasi karar al›nmal›” diyordu generaller. Bunun için AKP’ye alenen bask› yapmaya bafllad›lar. Genelkurmay bu kokteyl ile bir anlamda ülkemizdeki vatan hainlerine, Amerikanc›lara da iflareti vermiflti. Amerikan elçilerinin kulisleri sürerken, iflareti alan TÜS‹AD Baflkan› Tuncay Özilhan s›n›f›na uygun bir ç›k›flla, Genelkurmay’la ayn› dilden; “Türkiye totaliter rejimin yan›nda yer alamaz. Karars›zl›k bizi yeni dengelerin d›fl›nda b›rak›r. Yap›lacak fley müttefiklerinizin yan›nda yer almakt›r.” aç›klamas› yapt›. Onu öteki sermaye kurulufllar› izledi. Burada medyan›n hayas›z bir flekilde Amerikanc›l›k bayra¤›n› dalgaland›rmas›na özel olarak de¤inmek gerekiyor. Amerika’dan daha Amerikanc›, generallerden daha savaflç› medya içinde Irak’a sald›r›ya karfl› ç›kanlar› bulabilmek neredeyse samanl›kta i¤ne aramak gibi bir fley. Onlar daha bugünden Amerikan sald›r›s›na kat›ld›lar bile. Vatanseverliklerini sormuyoruz, zaten, ama en küçük demokratl›klar›n›n dahi olmad›¤› da ortaya ç›k›yor. “Ç›karlar›m›z” diye yat›p kalkarken, kalemlerinden kan damlerken, bombalar alt›nda canlar›n› kaybedecek Irak halk›, Irakl› çocuklar, Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

5


olas› sald›r›ya kat›lacak “mehmetlerin” ölümü de onlar›n umurunda de¤il. Her zaman oldu¤u gibi yine halk›n iradesinin karfl›s›nda yapt›klar› yay›nlarla, halk› etkileme, katliama ortak etme görevi onlara düflüyor. Art›k s›n›flar gerçe¤ini bilenler için zaten belli olanlar, halk nezdinde de belirginleflmiflti; Amerikan sald›rganl›¤›na ülkemizi ortak etmek isteyen, kardefl Irak halk›n›n katledilmesini, topraklar›n›n iflgal edilmesini isteyenler generaller, patronlar ve sermayenin ç›karlar›n› temsil eden AKP’dir. (zorlanarak da olsa!) Tablo tam da, unutturulmak istenen s›n›flar gerçe¤ine uygun düflmektedir. Hep söyleyegeldi¤imiz iflgaller, savafllar, katliamlar emperyalist tekellerin ç›karlar› içindir sözü bir kez daha bu tabloda do¤rulanm›flt›r. Susurluk döneminde Genelkurmay binas›n›n ›fl›klar›n› yak›p söndürerek kendisini Susurluk d›fl›ym›fl gibi göstermeye çal›flan Genelkurmay ve sermaye ile partileri bir yanda halk öte yanda. Bir baflka denklemle bir yanda oligarfli, öte yanda halk.

Generaller Söz Verdi AKP ‘Piflmifl Afla Su Kat›yor’ Generaller aylar önce Amerikal›lara sözler, taahhütler verdiler. Bugün aç›k hale gelen, Irak’a sald›r›ya kat›lma niyetleri yeni de¤il bafltan bu ya-

AKP iktidar›na kuflatma ABD’nin uflakl›¤›n› üstlenmek için generaller, TÜS‹AD, YÖK, Mark Parris, Pearson herkes devrede. YÖK’ün “cüretini” bir düflünün; sözde YÖK hükümete ba¤l›, ama görünen hiç de öyle de¤il. Ard›ndan Genelkurmay’›n aç›klamas›n› düflünün; o da hükümetin siyasi karar› olmadan ad›m atamaz, güya “üst” olan hükümet, “alt” olan ordu, ama hükümet alt›ndaki Genelkurmay’›n karar›n› bozam›yor (YAfi kararlar›n›) ancak binbela “flerh” düflüyor. Karfl›l›¤›nda ise z›lg›t! TÜS‹AD ve akabindeki TOBB aç›klamalar›n› düflünün; güya bunlar bir avuç etmeyen kesimler, ama ipleri öyle eline alm›fl ki, uyar›lar›n›n hemen ard›ndan hükümet kap›lar›n›

6

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

na vard›r. Tek dertleri olan “Kürt devleti” konusunda ABD ile muhtemelen var›lan mütabakat sonucu al›nan bu karar, ordunun yap›s›na da uygundur. Yeni-sömürgecilik iliflkilerinin geliflmesine paralel olarak ordu içinde yurtseverlerin tasfiyesi ile geliflen süreçte her dönem Amerikanc›l›klar›, ülkemizde emperyalizmin iflgal ordusu misyonu gördükleri bilinmektedir. AKP iktidar› ise Amerika nezdinde edeta “piflmifl afla sus katmaktad›r.” ABD d›fliflleri bakan› Powell’in “Tayyip Erdo¤an ile konuflmak yanl›flm›fl” sözleri, asl›nda AKP’nin de özellikle son gezide Amerika’ya topraklar›m›z› kulland›rma konusunda sözler verdi¤i ama, yukar›da ifade etti¤imiz taban bask›s›ndan kaynakl› bunu yerine getirmekte ayak sürüdü¤ünü gösteriyordu, ki bu do¤rudur. O, mümkün oldu¤unca geciktirmek ve bu flekilde Amerikanc›l›¤›n› perdelemek istemektedir. Ortado¤u’ya yap›lan “bar›fl turlar›” da Amerikan plan›na paralel olarak Saddam’›n teslim olmas›n› amaçlayan bir gezi olmas›n›n yan›nda ayn› zamanda, “elimizden geleni yapt›k” demek için, ayn› ikiyüzlülük çerçevesinde sürmektedir. Ordu, AKP’ye bu oyunu oynamas› için dahi zaman tan›yacak durumda de¤ildir, çünkü ABD s›k›flt›rmaktad›r. “Bir an önce karar al›nmal›” aç›klamalar›n›n alt›ndaki gerçek de budur. Amerika’n›n planlar›n›n geciktirilmesine tahammül edemeyen Genelkurmay, ayn› zamanda son aç›klamaçal›yor, halk›n sorunlar›na karfl› hiç telefona sar›lmayan baflbakan o anda telefona sar›l›p TÜS‹AD Baflkan›’na izahat veriyor. Amerikal›lar ise zaten ülkenin bütün kurumlar›n›n üstünde, onlar› hem denetliyor, hem yönlendiriyor, hem de hükümetin üzerinde etkide bulunabilecek çevrelerle alenen kulisler yap›yor. Tablo aç›k; AKP iktidar› kuflatma alt›nda. AKP art›k görmelidir ki, bu gidiflle hiç kimseye yaranamaz. fiu ana kadar yukar›da ifade etti¤imiz kesimlerden her bast›ran sonuç elde etti. Kendi ç›karlar› do¤rultusunda ad›m att›rd› AKP’ye. Parti toplant›lar›nda ba¤›r›p ça¤›rmak bofl; pratikte sermayenin, generallerin istekleri yerine getirildikçe, AKP halk›n karfl›s›nda saflaflmas›n› h›zland›racakt›r. Türkiye’de iktidar olman›n gerçe¤i budur!


Oligarfli, “karar vermedik” diye yalan söylerken, Amerikal›lar topraklar›m›zda inceleme ve inflaa faaliyetlerine bafllad›lar bile. Bu, Türkiye iktidar›n›n, ordusunun, sermayesinin iflbirlikçili¤inin, Amerikanc›l›¤›n›n, vatana ihanetlerinin resmidir Vatan hainlerinin karfl›s›ndaki tek güç devrimcilerdir. Ony›llard›r “ba¤›ms›z Türkiye” sloganlar›m›z› susturmak için katletmeleri bu yüzdendir. s›yla, her türlü yasay›, anayasay›, siyasi gelenekleri, ahlak› çi¤neyerek müdahale etmifltir. Bir kez daha Amerikan emperyalizminin ülkemizdeki gizli iflgal ordusu oldu¤unu, Ortado¤u, Balkanlar ve Kafkaslar’daki tafleronu oldu¤unu adeta tüm dünyaya ilan etmifltir. Emperyalizmle iflbirlikçilik tarihinin her aflamas›nda imzas› olan Genelkurmay, bir kez daha ihanete imzas›n› böylece atm›fl oldu.

Halk Bir Yanda, Ordu Öte Yanda Türkiye bas›n› istedi¤i kadar gizlesin, bütün yabanc› bas›n Amerika’n›n TC Genelkurmay›’yla anlaflmas›n› art›k aç›k olarak yazmaktad›r. Generallerin konuflmalar› dikkatle okundu¤unda, asl›nda kendileri de, hem ABD’yi aklamakta, hem de Amerikan sald›rganl›¤›n›n yan›nda olunmas› gerekti¤ini dile getirmektedirler. Genelkurmay Baflkan› Org. Hilmi Özkök flöyle diyor: “Kuzeyden ikinci cephe, savafl›n süresini k›salt›r, zaiyat› azalt›r... Türkiye bu konuda belirleyici durumdad›r... Hiç bir ülke savafl istemez. ABD de istemez. Biz de savafl olmas›n diye u¤rafl›yoruz... Irak gibi bir ülkeye girmek sözkonusuysa, bir kaç cepheden olmas› süreci k›salt›r. Ama bunlar siyasi karar gerektirir.” AKP’den bu karar› almas›n› istiyor generaller. Utanmalar›, s›k›lmalar›, tarih ve halk önünde vatan haini ilan edilecek olmalar› umurlar›nda de¤il, Amerikanc›l›k beyinlerinin her hücresine öylesine sinmifl ki, halk›m›z›n ezici bir ço¤unlu¤unun Amerikan karfl›tl›¤›n› da dikkate alacak durumda de¤iller. Nas›l olsa siyasi sorumlulu¤u AKP yüklene-

cek. Halka (ve halklara) karfl› suç iflleyip üzerlerinden atmakta oldukça maharetli olduklar› tarihsel kan›tlar›yla sabittir ne de olsa. Genelkurmay 2. Baflkan› Yaflar Büyükan›t ise, “ABD ile cayd›r›c› iflbirli¤i laz›m” sözleriyle Özkök’ün sözlerini pekifltiriyor. “Cayd›rmaktan” kastetti¤i ABD ad›na Türkiye’den ikinci cephenin aç›lmas›ndan baflka bir fley de¤ildir elbette. Ki, “tesislerin iyilefltirilmesi ve asker konuflland›r›lmas› ile ilgili de karar ç›kmal›. fiemsiye bir karar gerekiyor.” Sözleriyle de Genelkurmay›n bu iste¤ini daha aç›k hale getiriyor. Hürriyet yazar› Ferai T›nç, sözkonusu resepsiyonda Org. Büyükan›t’a flöyle diyor: “Özal savafla girmek istiyor, ordu buna direniyordu. Bugün ise tersi bir durum gözleniyor. Ordunun ABD ile birlikte hareket etmekten yana oldu¤u, hükümetin ise ayak sürüdü¤ü bir tablo ç›k›yor...” Büyükan›t yalanlam›yor bunu. Karfl› ç›km›yor. Tersine, “biz asker olarak birinci Körfez savafl›ndaki s›k›nt›y› yaflamamak için göçü Kuzey Irak’ta önlemek istiyoruz. Bir baflka mesele de flu: Saddam sonras› dönemde masaya oturmak için biz de bu sürece kat›lmal›y›z... Hem masaya otural›m, hem çocuklar›m›z› göndermeyelim olmaz. Soka¤a ç›kman›n bile riski var. E¤er, kiremitten korkuyorsan›z soka¤a ç›kmay›n.” diyor. Savaflacak olan kendileri de¤il bizim çocuklar›m›z olsa da, Generaller, çoktan gönüllü olarak Amerikan askeri olarak yaz›lm›fllard›r. Gizlenemez hale gelen bu gerçekler karfl›s›nda bir parantez açarak, laik demokratik Türkiye diEkmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

7


ye, ulusalc›l›k diye orduya sar›lanlara seslenmek istiyoruz; e¤er hala bunda ›srarl›ysan›z, art›k kendinizi darbeci, iflkenceci, katliamc›, Amerikanc›, susurlukçu faflist kampa yazd›rabilirsiniz!...

‹lk Sonuç; ‹nceleme ‹zni Amerikan bas›n› “ABD yönetiminin ordunun AKP’yi ikna edece¤ine inand›¤›n›” yazd›! Kokteyldeki konuflma bir “ikna” idi. ‹flte böyle “ikna” eder ordu; tank yürüterek, tehdit ederek, flanaj yaparak, olmazsa darbelerle; 12 Mart’tan bugüne böyledir. Ve ilk sonucu almakta gecikmedi. Havaalanlar›, limanlar Amerikal›lar›n incelemesine aç›ld›. Hala karar vermedik diye hükümet halk› oyalayadursun, akl›bafl›nda herkesin soraca¤›, “vermediysen bu inceleme niye” sorusunu milyonlar sormaktad›r. Üstelik her zaman oldu¤u gibi Amerika ile yap›lan anlaflmada, halka aç›klanan (asl›nda böyle bir resmi aç›klama da yok, ama bas›na yans›yan) incelenecek liman ve havaalanlar›n›n d›fl›nda neredeyse bütün ülke incelemeye al›nd›. Bas›n, “incelemede s›n›r yok” manfletleri att›.

AKP’nin “‹kiyüzlü” Politikas› ABD’ye Irak’› bombalamas› için üsleri aç; Irak’a ticari heyet gönder; Her alanda aldatma, oyalama, her alanda takiyye, her alanda herkese mavi boncuk da¤›t›yor AKP. AKP’liler; günü kurtarmaya çal›flarak, bu “iki-

Savafl ve sermaye “ABD Büyükelçisi Pearson, TOBB Baflkan› Rifat Hisarc›kl›o¤lu'nu ziyaretinde Türk özel sektörünün deste¤ini sa¤lamak için ''kesenin a¤z›n› açmay›'' vaat etti.” Rahmi Koç: “Mutlaka ABD’nin yan›nda yer alal›m... En bafl›ndan itibaren ABD’nin yan›nda olmal›y›z çünkü Amerika bütün dünyaya ‘ya bizim taraf›m›zdas›n›z ya da de¤ilsiniz’ dedi. Bizim baflka alternatifimiz yok...” Güngiad: (Güneydo¤u genç ifladamlar› derne¤i) “Savafl kaç›n›lmaz olursa, taleplerimizi net ve yaz›l› taahhüt olarak almam›z en büyük hedefimiz olmal›d›r.” Tüsiad baflkan› Tuncay Özilhan; “Türkiye totaliter rejimin yan›nda yer alamaz. Karars›zl›k bizi yeni dengelerin d›fl›nda b›rak›r. Yap›lacak fley müttefiklerinizin yan›nda yer almakt›r.”

8

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

yüzlü” politikalar› sürdürerek bir yere varamazs›n›z. Saf›n›z› belirleyin; ya Amerika’n›n ya Irak’›n yan›nda; ya halk›n, ya Genelkurmay›n emrinde. ‹kisinin ortas›nda durarak, bir yandan Amerika’n›n isteklerini ad›m ad›m yerine getirerek, öte yandan halka yalan söyleyerek en fazla generallerin ve sermayenin sahte bar›flç› maskeleri kadar zaman kazanabilirsiniz. Peki sonras›? AKP’nin de, kuruluflunda oldu¤u gibi Amerikan sald›r›s›nda da Amerika’da sözler verdi¤i aç›kt›r. Ama onun ordudan bir fark› var ki, o da taban kayg›s› oy kayg›s›. (Bu, bir çok alanda, bir çok iktidar› ordu ve ABD ile karfl› karfl›ya getiren “particilik gerçe¤i”dir.)

Bizim Saflar›m›z Da Net Olmal› Halk›n yüzde 80’den fazlas› Amerikan sald›rganl›¤›na karfl›. Bu aç›k ve tart›flmas›z. Bu yan›yla saflar da net. Ama bu yetmez. Çünkü, bu karfl›tl›¤›n büyük oranda “savafla hay›r” temelinde flekillendi¤i, en az›ndan alanlara bu tarzda yans›d›¤› da ortada. Bugün ve gelecek aç›s›ndan, do¤ru hedefe yönelme aç›s›ndan zay›fl›k da buradad›r. Çünkü, bir savafl de¤il, Amerika’n›n imparatorluk planlar› için sald›rganl›k var ve oligarfli de bunun bir parças› durumundad›r. Irak’a sald›r›ya hay›r derken, üsler kapat›lmal› derken, ayn› zamanda genelkurmay›, hükümeti, sermayesi ile oligarfliye karfl› mücadele etmeliyiz. Saflar›m›z›n netli¤i burada flekillenmeli.

“ABD büyükelçisi Pearson ‹stanbul’da Koç, Eczac›bafl› ve Sabanc›’n›n da yerald›¤› ifladamlar›yla yemekli toplant› yapt›.” TESEV Baflkan› Özdem Sanberk: “ABD ile iflbirli¤i flart!” dedi. * Onlar için her savafl ve savafl ihtimali, “yeni ihale” demek. Onlar için savafl stratejisi demek, her durumda, karl› ç›kmakt›r. Y›k›lan ülkelerde, yerle bir olan kentlerde, yokolan canlarda halk›n gördüklerini de¤il, DOLAR görürler. Baflbakanl›¤›n flimdiden ihale kapmak için mütahitlerine masa kurmas›, Koç’un hem Amerikanc›l›¤›n bayr›¤›n› tafl›y›p hem de Irak’la 20 milyon dolarl›k otomobil anlaflmas› imzalamas› küçük örneklerdir. Savafl karfl›s›nda sermaye, bir lefl kargas›ndan, bir akbabadan farks›zd›r. Pearson’un yemekli toplant›s›nda içtikleri halklar›n kan›, yedikleri Irakl› kardefllerimizin etidir!


Adalet Bakanl›¤›nda Katliam ‹tiraf› N.A¤›rman: Sen görevdeydin. Bayrampafla’da 6 bayan› diri diri yakt›n›z. Cezaevleri müdürü A.S.Ertosun; Yak›lmas› gerekiyordu. N.A¤›rman: O¤lumu kim öldürdü? O zaman o¤lumun katili sensin. Ertosun; Evet, ben katilim. O¤lunu da ben öldürdüm. Var m› bir diyece¤in! Afla¤›da okuyaca¤›n›z diyalog, o¤lu Kand›ra F tipinde intihar eden ve kardefli tutuklu olan Niyazi A¤›rman ile, hapishaneler katliam›n›n ve ölümlerin baflsorumlular›ndan birisi olan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun aras›ndaki konuflmalard›r. TAYAD taraf›ndan yap›lan aç›klamayla kamuoyuna aktar›lan görüflmeyi aynen yay›nl›yoruz.

“Yak›lmas› gerekiyordu” Ertosun; Talebiniz nedir? A¤›rman; Talebim tecritin kald›r›lmas›d›r. Yani belli say›da insan›n bir arada yaflamas›d›r. Ertosun; Hay›r, tecrit diye bir fley yoktur. A¤›rman; Tecrit vard›r. F tiplerinden beri tecrit vard›r. ‹nsanlar orada bir ve üç kiflilik hücrelerde kal›yorlar. Ertosun; O tecrit de¤ildir. Onlar da hücre de¤il odalard›r. A¤›rman; Sizce hücre nas›l oluyor? Ertosun; Hiç havaland›rmas› olmayan, tepesinde bir ›fl›k bir yere hücre denir. Ama orada mahkumlar top oynuyorlar, çini yap›yorlar, vazo yap›yorlar. Senin kardeflin de ç›ks›n yaps›n. A¤›rman; Tredman› kabul edenler mi yoksa herkes ç›k›yor mu? Ertosun; Biz eski sisteme dönemeyiz. Orada say›m yapam›yorduk, ko¤ufllara giremiyorduk. Ama flimdi gayet rahat, herfley istedi¤imiz gibi. A¤›rman; Peki benim o¤lum niye öldü? ‹nsan sesine hasretti. Bir insan sesi duysam dünyalar benim olurdu diyordu. Ertosun; Onlar teröristti. A¤›rman; Hay›r onlar halk çocu¤uydu. Terörist de¤il. Ertosun; Bunda anlaflal›m, onlar terörist. Siyasiler otururlar köfle yaz›s› yaz›p özgürlük isterler. A¤›rman; Hay›r ne o¤lum, ne kardeflim terö-

rist de¤ildir. Onlar siyasidir. Ertosun; Biz bitirdik. Bir daha örgütlenmelerine izin vermeyece¤iz. A¤›rman; Onun için mi 19 Aral›k operasyonunda 28 insan› öldürdünüz? Ertosun; Öyle olmas› gerekiyordu. Örgütlenmeyi bitirmemiz gerekiyordu. A¤›rman; Operasyon zaman› da sen görevdeydin. Bayrampafla Cezaevinde 6 bayan› diri diri yakt›n›z. Ertosun; Yak›lmas› gerekiyordu. A¤›rman; O¤lumu kim öldürdü? O zaman o¤lumun katili sensin. Ertosun; Evet, ben katilim. O¤lunu da ben öldürdüm. Var m› bir diyece¤in. fiimdi ç›k buradan. A¤›rman; Benim o¤lumu öldürenle konuflmama gerek yok... Daha sonra Niyazi A¤›rman kap›y› çarp›p ç›k›yor. Bu okuduklar›n›z bir katilin bir babaya itiraf›d›r. Nas›l bir kafa yap›s›n›n hapishaneleri yönetti¤ini okudunuz. F tiplerinde görev yapanlar nas›l bir ruh hali içindedir, kimbilir?

TAYAD’l›lar Ketenci ‹le Görüfltü Sincan F Tipini gezen ve “tecrit yok” aç›klamas› yapan TBMM adalet komisyonunun CHP’li üyesi Ahmet Güryüz KETENC‹ ile görüflen aileler neden siyasi tutsaklarla görüflme gere¤i dahi duymadan böyle bir aç›klama yapt›klar›n› sordular. Ketenci, biz sadece adlilerle görüfltük demekle yetinirken, bunun devletin “teröristle görüflmem” politikas› oldu¤unu da ifade etti. Ailelerin gerçekleri kamuoyuna aç›klama yaparak duyurma iste¤ini ise “yapamam” diye geçifltiren Ketenci, AKP’lilerin de ailelerle “nas›l olsa onlar da çocuklar› gibi ikna olmazlar” diye görüflmediklerini söyledi. Görüflme tutanaklar› TAYAD taraf›ndan kamuoyuna aynen yans›t›ld›.

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

9


AKP ‹KT‹DARINDA

➐. ÖLÜM

Dün seyircisiydiler ölümlerin; bugün sorumlusu! Kütahya hapishanesi 7. Ölüm orucu ekibinden Özlem Türk, 11 Ocak’ta, Ankara Numune Hastanesi’nde Mengele art›klar›n›n iflkenceleri alt›nda, direniflin 104. fiehidi olarak can verdi. 12 Ocak akflam› Adalet Bakan› Cemil Çiçek, bir TV kanal›nda piflkin ve sorumsuz cümlelerle hapishanelerde hiç bir sorun olmad›¤›n› anlat›rken, 27 yafl›nda bir genç kad›n›n, 15 kiloya düflmüfl bedeni topra¤a verilmek üzere haz›rlan›yordu. Özlem’in flehit düfltü¤ü gün, büyük direniflin 814. günüydü. 814. günde 104. flehit, y›llar› ve iktidarlar› eskiten direniflin yenilmezli¤ini dosta düflmana bir kez daha ilan etti.

Bu iradeyi AKP de yenemeyecek! 15 kiloya düflmüfl bedenindeki müthifl iradeyle günlerce Mengelelere karfl› direndi Özlem. O, eriyen hücrelerin eritilemeyen iradesidir. 15 kiloydu haftalard›r. Erimiflti etleri, kemikleri incelmiflti. Safi inanca kesmifl bir bedendi art›k O. Bu yüzden boyun e¤diremediler ona, yenemediler onun iradesini. Zindanc›lar ve Mengeleler, Özlem Türk’ün iradesi karfl›s›nda yenilgiye u¤rad›lar. Ne kurflunlar›, ne iflkenceleri, ne serumlar›, 15 kiloya düflen bedenin iradesini k›ramad›. Özlem Türk, 26 Eylül 2001’de bafllad› ölüm orucu direnifline. Bask›lar, yasaklar, tehdit ve rüflvet teklifleri aras›nda açl›¤›n koynundaki yürüyüflünü sürdürdü. Açl›¤›n›n 300’lü günlerinde, art›k ölüm yürüyüflünün önemli bir bölümünü katetti¤i bir aflamada, 25 A¤ustos 2002’de zorla müdahale için Ankara Numune Hastanesi'ne kald›r›ld›. Bafl›nda akbabalar gibi bekleyen Mengelelerin tendit ve müdahaleleri alt›nda sürdürdü ayn› direnifli. 4 Ocak’ta “t›bbi müdahale” ad›na iflkenceye tabi tutul-

10

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

du. 400 günü aflan açl›¤›n sonucunda 15 kiloya düflen Özlem, ellerinden, ayaklar›ndan yata¤a zincirlendi, zorla serum vermek için damarlar› parçaland›. Ama iradesi parçalanmad›. O koflullar alt›nda müdahaleyi reddetti. O koflullar alt›nda direniflin zaferinden emin olarak kararl›l›kla “ya ölüm, ya zafer” demeye devam etti.

Kuklalar da ipleri elinde tutanlar kadar sorumludur: AKP zulmünü vuruyor art›k cesetlerimiz. AKP iktidar› ve onun Adalet Bakan›, ne kadar yüzsüzlük yaparlarsa yaps›nlar, ne kadar duymazdan, görmezden gelirlerse gelsinler, hapishanelerden tabutlar ç›kmaya devam etti¤i gerçe¤ini de¤ifltiremezler. F Tipi hapishanelerde tecrit zulmü sürüyor. Genelkurmay›n iflkence, katliam politikas› sürüyor. 13 Ocak’ta yay›nlanan Cephe aç›klamas›nda hakl› olarak soruluyordu: “AKP, ‹ktidar M›, Muhalefet Mi? Hapishaneleri Cemil Çiçek Mi Yönetiyor, Ertosun Mu? Genelkurmay M›?” Ancak ister “kukla” olsunlar, ister karar sahibi; bu onlar›n sorumlulu¤unu de¤ifltirmiyor. Dün seyircisiydiler ölümlerin; bugün sorumlusudurlar.

San›k sandalyesindeki Bakan ve AKP: Özlem Türk’le birlikte, AKP iktidar›nda ölen tutsaklar›n say›s› 7’ye ulaflt›. Bu suçun yükü a¤›rd›r. AKP’nin yükü her geçen gün a¤›rlafl›yor. 3 Kas›m’dan bu yana, halk›n örgütlü tüm kesimleri, iflçilerden doktorlara, memurlardan hukukçulara kadar her kesim, tecrite son verilsin ça¤r›s› yapt›. Ama AKP duymamazl›ktan gelmeye devam ediyor. Ça¤r›lara kulak t›kayan AKP, “kat›l›mc›l›k” sözlerinin yalan oldu¤unu, demagoji yapt›¤›n› ilan etmifl olacakt›r. “Milletin iradesi”nin sadece koltu¤a oturmak için gerekli oldu¤unu, koltu¤a oturduktan sonra milleti “dikkate al›nmayacak” kuru kalabal›k olarak gördü¤ünü ilan etmifl olacakt›r.


Ölümlerin 盤l›¤›n› duymazdan gelenler, hapishanelerden ç›kan tabutlar› görmezden gelenler, tarihe ancak, zulmün sahipleri olarak, halka düflman bir iktidar olarak geçerler. AKP bugün yapt›¤›yla, yar›n nas›l an›laca¤›na da karar vermifl oluyor. 7 Ölümün sorumlulu¤unu flimdiden s›rtlam›fl olanlar, art›k san›k sandalyesindedir.

Özlem Türk: Eritilemeyen, k›r›lamayan iradenin bayra¤› 293 No’lu Cephe Bas›n Bürosu aç›klamas›nda Özlem Türk’e iliflkin flu bilgiler verildi: Özlem Türk, 27 yafl›ndayd›. 27 y›ll›k yaflam›n›n 7 y›l› tutsakl›k koflullar›nda geçti. Öncesinde halk›n›n özgürlü¤ü için, aç kalmamas› için mücadelenin içindeydi. 15 Nisan 1975 Gümüflhac›köy/Amasya do¤umlu olan Özlem, Alevi-Türk, yoksul bir çiftçi ailesinin çocu¤uydu. Tek geçim kaynaklar› tütündü. Tüm tütün üreticileri gibi, o büyüdükçe, yoksulluklar› da büyüyordu. Lise y›llar›nda devrimci düflüncelerle tan›flt›. Liseden sonra çeflitli ifllerde çal›flmaya ve mücadele etmeye bafllad›. Çok genç insanlar›n flehit düflmesi etkiliyordu onu. 1993’te, iki üniversite ö¤rencisi olan U¤ur Yaflar K›l›ç ve fiengül Y›ld›ran’›n katledilmesini protesto için yap›lan 3 günlük protesto Açl›k Grevi, onun kat›ld›¤› ilk eylemlerden biri oldu. Özgür Karadeniz ve Samsun Mücadele gazetesi bürolar›nda çal›flt›. S›k s›k gözalt›na al›nd›. '93’te Özgür Ülke bürolar›n›n kontrgerilla taraf›ndan bombalanmas› sonras›nda dayan›flma amac›yla gitti¤i Özgür Ülke bürosundan gözalt›na al›nd›. Çiller hükümetinin 5 Nisan soygun paketine karfl› özel say› da¤›tt›¤› için gözalt›na al›nd›. Adalet istiyor, gözalt›na al›n›yor, IMF soygununa karfl› ç›k›yor, gözalt›na al›n›yordu... Bu ülkenin tüm devrimcilerinin, demokratlar›n›n bafl›na geldi¤i gibi. Yüzlerce günlük açl›¤a tahammülün, yüzlerce güne yay›lan kararl›l›¤›n kaynaklar› iflte buralardad›r. 1995 23 fiubat’›nda DHKP-C davas›ndan tutuklanarak Samsun hapishanesine, oradan da Ulucanlar hapishanesine sevkedildi. 1996 Ölüm Orucu Direniflinde ikinci ekipte yer ald›. 2000 y›l›nda Çanakkale hapishanesindeydi. F tipleri gündeme geldi¤inde zulme karfl› direniflte de, 19 Aral›k katliam› sonras›nda da, yine en önde olmak isteyenlerdendi. fiöyle diyordu: “Ölüm Orucu Savaflç›s› olmak büyük bir onur, büyük bir gurur. Bu onur ve gururu tüm içtenli¤imle tekrar yaflamak istiyorum. Yaflad›¤›m bütün duygular›m› ifade etmek çok zor. Yoldafllar›m›n gün gün erimesini,

flehitli¤ini görmek, ayr›l›¤› yaflamak büyük bir ac›. A¤›r basan yan yaln›zca duygular›mla de¤il, bilincimle ve tüm yüre¤imle yoldafllar›mla birlikte, daha do¤rusu yoldafllar›mdan önce ölümü gö¤üslemek.” Devrimcileri ‘ölüm’le y›ld›rmay› akl›ndan geçirenlere, bir kez daha, ölümü alteden Özlem’in sözleri cevap veriyor. Sözünü flehitli¤iyle birlefltiren Özlem flöyle diyordu: “Ölmeye haz›r›m demiyorum. Çünkü bu haz›rl›¤› defalarca tekrar etmek istemiyorum... Böyle bir haz›rl›¤›, bunun hesaplaflmas›n› y›llar önce bitirdim. Bu konuda netim. Neden mi? Çünkü Parti-Cepheli olman›n, Parti-Cephe bayraklar› alt›nda yaflaman›n her zaman ölümle karfl›laflmak oldu¤unu biliyorum. Bu yaln›zca bana özgü de¤il, tüm Parti-Cepheli'ler böyle düflünüyor.”

ÖZLEM TÜRK ÖLÜMSÜZLÜ⁄E U⁄URLANDI Gece saat 10.30 civar›nda cenaze al›nd›ktan sonra Adli T›p önünde tüm devrim flehitleri ad›na sayg› duruflunda bulunuldu.Yaklafl›k 50 kiflilik grup "Özlem Türk Yoldafl Ölümsüzdür, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz" sloganlar› eflli¤inde Özlem Türk'ün cenazesini alarak memleketi Amasya'ya do¤ru yola ç›kt›lar. Sabah saat 07.00 civar›nda Gümüflhac›köy'e ulafl›ld›.Köyün giriflinde jandarma taraf›ndan yap›lan kimlik kontrolü ve üst aramas›ndan sonra cenaze evine ulafl›ld›. Özlem Türk'ün naafl› yoldafllar› ve ailesi taraf›ndan y›kand›ktan sonra saat 10.30'da "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez" pankart›yla birlikte 100 kiflilik kitle eflli¤inde "Özlem Türk Yoldafl Ölümsüzdür, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Bedel Ödedik Bedel Ödetece¤iz, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Devrim fiehitleri Ölümsüzdür, Kurtulufl Kavgada Zafer Cephede, Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z, Katil Devlet Hesap Verecek, Devrime Meflale Bizim Kad›nlar›m›z" sloganlar›yla mezarl›¤a gidildi. Özlem Türk'ün naafl› Cephe bayra¤›na sar›larak, geleneklere uygun bir flekilde topra¤a verildi. Mezar› bafl›nda yap›lan sayg› duruflundan sonra tören bitirildi. Mezarl›kta yap›lan cenaze töreninden sonra Özlem Türk'ün ailesi taraf›ndan Ankara ve ‹stanbul'dan gelen ailelere yemek verildi.Yeme¤in ard›ndan flehir d›fl›ndan gelen aileler köyden ayr›ld›lar.

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

11


Özlem’i Katleden AKP Protesto Ediliyor ‹ktidar› döneminde 7. flehit olan Özlem Türk’ün yaflam›n› yitirmesinin ard›ndan yap›lan eylemler ve aç›klamalarla AKP iktidar› protesto edildi.

YAD'l› Aileler ad›na Gülten Göçer, Numune Hastanesi’nde yaflanan iflkence ve katliam boyutuna ulaflan zorla müdahaleyi anlatt›. ÇHD ad›na Yüksel B‹ÇEN yeni ç›kar›lacak olan ve zorla müdahaleyi yasallaflt›ran kanun hakk›nda bilgi verirken, yasan›n tecriti pekifltirmek için oldu¤unu söyledi. Ayd›n-Sanatç› inisiyatifi ad›na Mehmet Özer “inan›yoruz ki devrimci tutsaklar can pahas›na da olsa çok kutsal de¤erleri koruyorlar.” diyerek, soka¤a ç›kma, eylem yapma ça¤r›s› yapt› ve “tek yol soka¤a ç›kmak” dedi. Toplant›ya flair Ahmet Telli'de kat›l›rken, Özlem Türk'ün avukat› Zeki Rüzgar ise Özlem’in nas›l zorla müdahale alt›nda katledildi¤ini ayr›nt›l› olarak anlatt›.

“Hala Susuyor musunuz?”

AKP Önünde Oturma Eylemi

“104 CAN YETMED‹ M‹?” 12 Ocak’ta AKP ‹stanbul ‹l binas› önünde oturma eylemi yapan 150 TAYAD’l› tecriti kald›rmad›¤›, ölümleri izledi¤i için Özlem’in yaflam›n› yitirmesinin sorumlusunun AKP oldu¤unu söylediler. AKP binas› önünde polisin barikat kurdu¤u gözlenirken, 10 dakika süren sessiz oturma eyleminin ard›ndan bir aç›klama yapan TAYAD’l›lar, Özlem’in zorla müdahale ile katledildi¤ini hat›rlatarak, “Tecrit öldürüyor ölümleri durdurun” dediler. 6 haftad›r de¤iflik yerlerde AK Parti binalar›n› dolaflt›klar›n› belirten TAYAD’l›lar, “ald›¤›m›z cevap ya yetkililerin bulunmamas› yada sizi anl›yoruz sorunu çözece¤iz fleklinde geçifltirmeler oldu" dedi. Kap›s› önünde ölümlerin sorumlusu sizsiniz diyen 150 insana hiçbir AKP yetkilisi ç›k›p aç›klama yapmad›!

“Tek Yol Soka¤a Ç›kmak” TAYAD'l› aileler ‹HD Genel Merkezi’nde bir bas›n toplant›s› yaparak tecriti, Özlem Türk nezdinde zorla müdahaleyi, TBMM’deki yeniyasal düzenlemeyi anlatt›. 13 Ocak’ta yap›lan bas›n toplant›s›na ‹HD, ÇHD ve ayd›n sanatç› inisiyatifi de kat›ld›. ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül, tecrit yok aç›klamalar›n› elefltirerek, “insani koflullar varsa neden insanlar eylem yap›yor?” diye sorarken, TA12

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

Özlem Türk’ün flehit düflmesinin ard›ndan yap›lan bir baflka eylem de 13 Ocak günü Ankara Yüksel Caddesi’ndeydi. ‹HD’nin düzenledi¤i eyleme TAYAD’l›lar da kat›l›rken, Özlem Türk'ün babas› k›z›n›n resmini tafl›d›. ‹HD’nin "Hala susuyor musunuz?" diye bafllayan aç›klamas›n›n ard›ndan TAYAD'l›lar söz alarak AKP iktidar›n›n hak ve özgürlüklerin vaatlerini yerini getirmedi¤ini belirterek, “evlatlar›m›z›n ölümüne sessiz kalmay›n” ça¤r›s› yapt›lar. Eylem alk›fllarla sona erdi.

“Tecrit Öldürüyor” 11 Ocak günü ‹zmir Konak AKP ‹lçe baflkanl›¤›yla bir görüflme yapan TAYAD’l› aileler, tecritin iflkence oldu¤unu, kald›r›lmas›n› istedi. AKP yöneticisi Mehmet Yener “iletece¤ini" söyleyerek geçifltirirken, binan›n ç›k›fl›nda sivil polislerin kimlik kontrolü yapmak istemesi ailelerin tepkisi ile karfl›laflt›. Ö¤le saatlerinde ise AKP binas› önünde toplanan TAYAD’l› aileler "Tecrit Öldürüyor, Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun” pankart› açarak, burada bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Eyleme çeflitli DKÖ’ler de destek verdi. Bu arada Mersin’deki TAYAD’l› aileler de mezitli AKP ilçe yönetimi ile görüflerek tecritin kald›r›lmas›n› istediler.

Katillerin Utanmazl›¤› Tecriti kald›rmayan, her alanda oldu¤u gibi ölümleri de geçifltirme, günü kurtarma ile kan›ksatmaya çal›flan AKP’nin Elaz›¤ il yöneticileri suçlar›n›


hak gasplar›n› bir dilekçe haline getirerek A‹HM’de dava açmak için cezaevi idaresi kanal›yla avukatlar›na göndermek istediler. Ancak bu, savc›n›n da onay› ile keyfi flekilde engellendi. Konuya iliflkin bir aç›klama yapan Halk›n Hukuk Bürosu, “Malatyadaki derebeylik uygulamalar› Adalet Bakanl›¤›, Cumhuriyet Savc›l›klar› da sessiz kalmakta, onay vermekteler.” dedi ve “Hukuk devleti, hak arama özgürlü¤ü, adil yarg›lanma hakk›, haklar ve özgürlükleri savunanlar nerede ?” diye sordu.

Elaz›¤’da Polis Bask›s›

TAYAD’l› ailelerden Feridun Osmana¤ao¤lu ile Emine Palab›y›k’›n tecritin kald›r›lmas› için direnen yak›nlar›yla dayan›flma amac›yla Gazi Mahallesi’nde 5 Ocak’ta bafllatt›klar› açl›k grevi sürüyor. Aileler tecrite karfl›y›m diyen herkesi dayan›flmaya, mücadeleye ça¤›r›yor. örtbas etmeye kalk›flt›. Tecriti kald›r›n ölümleri durdurun demek için kendileriyle görüflmeye giden TAYAD’l› Ailelerle sayg›s›zca davranan AKP’li randevunuz yok, görüflmeyi dayat›yorsunuz diyerek görüflmek istemedi. TAYAD‘l›lar sorundan kaçamazs›n›z diyerek yeniden geleceklerini söylediler.

Suç Duyurusuna Engelleme Malatya Hapishanesi’nde tutsaklar yaflad›klar›

“ADA ÜZER‹NDE S‹S VAR” KADEK Genel Baflkan› Abdullah Öcalan yedinci haftada da avukatlar›yla görüfltürülmedi. Bu hafta da müvekkilleriyle görüflmeye giden avukatlara “ada üzerinde sis var” gerekçesiyle izin verilmezken, AKP iktidar› konuya iliflkin hiçbir aç›klama yapma gere¤i dahi duymuyor. ‹lkelli¤i ve kabal›¤› dahi ilk ayda ortaya ç›kan Adalet Bakan› Cemil Çiçek, tam da kendi kafas›na yak›flan bir tav›rla, bas›n›n sorular›na, "Avukatlar›yla görüflüyor. Bazen hava koflullar› gibi nedenle görüflemiyorsa, suçumuz ne?" cevab› verirken, resmen yalan söylemekten de çekinmedi. Öcalan’›n ‹mral›’da tecrit alt›nda tutulmas›n› bir ödülmüfl gibi ifade eden Çiçek, tecrit olmad›¤› yalan›n› söyleyerek, “aleyhine özel tecrit olmad›¤› gibi, lehine özel uygulamalar var. Bunlar›n bafl›nda da güvenlik için yap›lan masraflar var" dedi.

Polis, ölüm oruçlar›nda zorla müdahaleyle sakat kalan ve tedavi gören Gülseren Öztürk'ün Elaz›¤'da oturan ailesinin evini gece geç saatlerde basarak "k›z›n nerede” diye taciz ediyor. Sakat b›rakan kendileri de¤ilmifl gibi aile üzerinde bask› uygulayan polis bir süre önce de ayn› bask›lar› uygulam›flt›.

F Tipi Rapor Cezaevleri Çal›flma Grubu, ‹HD ‹zmir fiubesi’nde düzenledi¤i bas›n toplant›s› ile "F T‹pi Cezaevlerinde devam eden tecrit, izolasyon ve insan haklar› ihlallerini" içeren raporlar›n› aç›klad›. Raporun sonunda Tüm cezaevlerinde tecrit iflkencesine son verilsin talebi dile getirildi.

ÖDP’den Tecriti Kald›r Ça¤r›s› ÖDP Kocaeli teflkilat› düzenledi¤i bas›n aç›klamas› ile Adalet bakan›na tecriti kald›rmas› ça¤r›s›nda bulundu ve yapam›yorsa istifa etmelidir dedi. Bu arada baflta KADEK’liler olmak üzere çeflitli kesimlerin tecrite karfl› eylemleri de sürüyor. 12 Ocakta ‹stanbul, Diyarbak›r, Adana ve Avrupa'da yap›lan eylemlere kat›lan binlerce kifli, savafla ve tecrite karfl› pankartlar tafl›d›. ‹stanbul Taksim’de HADEP ‹stanbul ‹l Gençlik Kollar›n›n düzenledi¤i eylemde, "Savafl› ve tecridi dayatanlar kaybedecek” denilirken, aç›klama sonunda polis kitleye sald›rd›. Adana'da "Siz tecritte bir gün kalabilir misiniz?" pankart› açan yaklafl›k bin kifli bas›n aç›klamas› yapt›. Diyarbak›r’da Diyarbak›r Kad›n Platformu ve Bar›fl Analar› ‹nisiyatifi’nin yapt›¤› eyleme ise 2 bin kad›n kat›l›rken, Van DEHAP binas›nda açl›k grevi bafllat›ld›. Batman ve ‹zmir’de korsan gösterilerin yan›s›ra yurtd›fl›nda da çeflitli eylemlerle tecrit protesto edildi.

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

13


“T›bbi” ‹flkence Karargah›

Numune ◆ Özlem Türk zorla müdahaleyle katledildi ◆ Direniflçilerin ya öldürüldü¤ü, ya sakat b›rak›ld›¤› bu iflkence inini kimse soruflturmayacak m›? ◆ Yaka Karts›z Mengeleler daha ne kadar görev yapacak?

“Özlem Türk, yaflam›n› yitirdi¤inde ka¤›t içinde bir not b›rakt›. Ka¤›tta müdahale eden doktorlardan birinin ad› yaz›yordu. ‹smi Ömer ÇA⁄LAR...” Çünkü, daha önce de dergimizde yaz›ld›¤› gibi, Numune’nin “doktorlar›”, iflledikleri suçun fark›nda olduklar› için, t›pk› iflkenceciler gibi kendilerini gizliyor, yaka kart› takm›yorlard›. Özlem Türk, bu iflkencecilerden birinin ad›n› a盤a ç›karmay›, son nefesini vermeden önce yerine getirebilece¤i en önemli görevlerden biri olarak gördü. Özlem’in yapt›¤› son nefesini verirken, katilin ad›n› yazmak gibi birfleydi. Özlem’in katili “zorla müdahale”ydi. “Bakanl›¤›n talimat› böyle” Özlem Türk'ün avukat› Zeki Rüzgar’›n, Numune Hastanesi’ndeki zorla müdahaleler ve Özlem Türk’ün duru-

muna iliflkin söyledikleri son derece çarp›c›d›r:

"Ben Özlem'i en son görenlerdenim. Cuma akflam› ziyaret edebildim. Ambulansla hastaneden kaç›rd›lar. Ben bas›n› arad›m. Çünkü endifleliydim. Sa¤l›¤› çok ciddi tehlikedeydi. Bas›n› arad›m. ‹stedim ki, bir kere de ölmeden "haber" alabilsinler ama yapmad›lar. Ben gördü¤ümde önceki müdahaleden kalma yara izleri, kesikler, morluklar ve delikler vücudunun pek çok yerinde vard›. Kaç›rmadan önce serumlar getirdiler. Onlar› uyard›m ve 'bu flekilde müdahalenin ölüm ve sakatl›k riski oldu¤unu’ belirttim. Buna ra¤men 'Biz bu konuda uzman›z, bakanl›¤›n talimat› böyle' diye yan›t verdi ve müdahale ettiler. Sonuçta da Özlem Türk yaflam›n› yitirdi.”

TAYAD'l› Aileler TTB yöneticilerine, AKP ve CHP’ye Soruyor: sonra, çeflitli kesimlere sorular›n› yöneltiyorlar: TAYAD’l› Aileler de Özlem Türk’ün Numune Hastanesi’nde zorla müdahale iflkencesiyle katledilmesi sonras›nda yapt›¤› bir aç›klamayla Numune’deki keyfi uygulama ve iflkencelere dikkat çekerek flunlar› belirttiler: “... Daha iki gün önce kollar› kesilerek zorla müdahale edilen evlad›m›z Özlem Türk Cumartesi günü yaflam›n› yitirdi. Daha önce de Fatma Tokay Köse evlad›m›z Ankara Numune Hastanesi'nde zorla müdahale iflkencesiyle yaflam›n› yitirdi. Oysa ayn› hastanede gerçek tedavi olmas› gereken Enver Yan›k hiçbir hastal›¤› yok denilerek ölüme terk ediliyor. Enver Yan›k'›n beyninde ödem oldu¤u hastanede bulunan Mengele doktorlar taraf›ndan bilinmektedir. Ama bilseler ne olur ki. Onlar›n görevi ölüm orucundaki evlatlar›m›za zorla serum takarak katletmektir. ... onlar sessiz imha program›n› uyguluyorlar.” TAYAD’l›lar aç›klamalar›nda bütün bunlar› anlatt›ktan 14

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

“AKP iktidar›na soruyoruz; bu kadar can, sakat evlad›m›z yetmedi mi? Daha ne kadar evlad›m›z›n kan›yla elinizi y›kayacaks›n›z. O kanl› ellerinizle kendi çocuklar›n›z› nas›l seveceksiniz? ... Bu doktorlar yaka kart› takm›yorlar, ama bizim evlatlar›m›z onlar› tan›yor. fiimdi TTB yöneticilerine soruyoruz. Bu doktorlar hakk›nda ne yapacaks›n›z? Yoksa bu zamana kadar oldu¤u gibi sessiz mi kalacaks›n›z? Ölümlerimizi, sakat kalmalar›m›z› seyretmeye devam m› edeceksiniz? ... Özlem TÜRK'ü CHP ‹nsan Haklar› Komisyonu'ndan Engin ALTAY ve YÜKSEL ÇORBACIO⁄LU gördü, konufltu. Görüflmeden bir gün sonra Özlem yaflam›n› yitirdi. Meclisteki tek muhalefet partisi olarak bu konuda bir fley yapacak m›s›n›z? Yoksa siz de mi seyretmeye devam edeceksiniz?”


“Direniflçiler kobay olarak kullan›l›yor” Direniflçilerin avukatlar› ve aileleri, bugüne kadar ki gözlemleri sonucunda bu kuflkular›n› daha önce de dile getirmifllerdi. Kuflku büyüyerek sürüyor. Özlem Türk, ambulansla bilinmeyen yerlere kaç›r›l›yor, hastanade ayr› bölüme al›n›yor, CHP milletvekilleri gelince, yeniden mahkum ko¤ufluna al›n›yor. K›sacas› herfley kuflkuyu büyütüyor. Bu ülkede bu zorla müdahale iflkencesini soruflturacak bir savc› yok biliyoruz. Peki ya TTB? Av. Rüzgar’›n flimdi aktaraca¤›m›z gözlemleri, umar›z TTB için bir ça¤r› olur: “Ankara Numune Hastanesi bu konuda (zorla müdahale) özel bir yerde duruyor. Ölüm oruççular›n›n buradaki bakanl›k kadrolar› arac›l›¤›yla 'kobay' olarak kullan›ld›¤›n› düflünüyoruz... Aç›klama yap›lm›yor, uygulamalar her direniflçide farkl›l›k gösteriyor. Bu eylem dünyada bir ilk. Bu nedenle emperyalistler ve onlar›n hekim meslekli iflbirlikçileri zorla müdahaleden bir bilgi birikimi sa¤lamak istiyorlar. Direniflçileri bu birikimi sa¤laman›n malzemesi olarak görüyorlar. Biz bu ölümden de kuflkuluyuz. Tecrübelerimiz do¤rultusunda Özlem'in bir gecede ölmesi pek mümkün de¤il. Ama bu tezimizi kan›tlayam›yoruz. Çünkü bize müdahale s›ras›nda ve sonras›nda izin verilmiyor, müvekkillerimizi görmüyoruz. Bu hastanede ölümlerin ço¤u zorla müdahalenin hemen sonras›nda yaflan›yor. Ama tedaviyi kendi kabul edenler aras›nda sakatl›k bile ender olarak yaflan›yor. Ayn› hastanede yaflanan bu iki karfl›t durum bile planl›-programl› ölümlerin, sakatl›klar›n yap›ld›¤›n›n göstergesidir.” Av. Rüzgar, sözlerini bir ça¤r›yla bitiriyor: “‹nsanlar, kamuoyu, DKÖ'ler ve bas›n bu konuya ilgisini art›rmal›d›r. Meydan›, Mengele art›klar›na b›rakmayal›m.” Tarihin Laneti Mengeleler Üzerinde Olacak! Yaka kart› takmayan iflkenceciler kendilerini ne zamana kadar gizleyebilecekler? “Ömer Ça¤lar”; bu isim Özlem’in kan›yla geçti kay›tlara. Ötekiler de geçecek. ‹ktidar›n katliamc›lar› olarak, ilaç tekellerinin temsilcileri olarak sürdürdükleri zulüm, er geç a盤a ç›kacak. ‹flkencehaneye çevrilen Numune Hastanesi’nde görevli, içinde biraz insanl›k k›r›nt›s›, meslek ahlak› kalm›fl tüm doktorlara, hemflirelere, sa¤l›k görevlilerine sesleniyoruz: Bildiklerinizi, tan›k olduklar›n›z› aç›klay›n. Zulme sessiz kalmay›n. Ankara’n›n göbe¤indeki bu nazi uygulamalar›n›n orta¤› olmay›n.

Cemil Çiçek: HAK VE ÖZGÜRLÜKLER‹, HUKUKU BOfiVER‹N! DURUM ÇOK AC‹L.. 7 ölümün direk sorumlulu¤unu tafl›yan Adalet Bakan› Cemil Çiçek, “insanlar› yaflatmak için elimizden geleni yapmaya çal›fl›yoruz, mecliste de bunun için bir yasa tasaras› var” derken neyi kastetti¤i daha da netleflti. ‹nsan› yaflatmak bir yana sakat b›rakmay›, iflkenceyle öldürmeyi yasallaflt›ran Hapishane ve Cezaevleri ‹daresi Yasas›'nda yap›lacak de¤ifliklikler Adalet Komisyonu’nda görüflüldü. Geçti¤imiz hafta Sincan’da “incelemeler” yaparak, hiçbir siyasi tutsak ile görüflmeden “tecrit yok, kimsenin flikayeti yok” aç›klamalar› yapan Adalet Komisyonu’nda tasar›ya iliflkin barolar›n elefltirilerin dile getirilmesi üzerine Cemil Çiçek flu cevab› verdi: "Acil olmasa, bu kadar k›lç›kl› bir tasar› getirerek niye kendimi savunman›n önemini bilmeyen biri yerine koyay›m? Testi k›r›lmadan tedbir almaya çal›fl›yoruz. Cezaevlerinde düzen için bu yasaya ihtiyac›m›z var." Acil diyor; peki niye? Çünkü direnifli k›rmak için son umudu diye sar›l›yor yasaya. Sami Türk de ayn› rüyalarla 2 y›l› devirdi. Giderken bo¤az›na kadar kana gömülmüfltü. Bu bir yana, kafaya bak›n ki, yasan›n yasad›fl›l›¤›n› kendisi de biliyor, savunamayaca¤›ndan da emin ama mutlaka ç›karmal›y›z diyor. Oligarfliye karfl› direnifller olmas›n da hak ve özgürlükmüfl, insan haklar›ym›fl, insan yaflam›ym›fl ne önemi var; zihniyet budur. Bu faflizmin mant›¤›d›r. Cemil Çiçek, faflist yasalarla bu direnifli k›ramaz, ama bak›n yasan›n üç önemli maddesi ne diyor; ‹lki, daha önce de dile getirdi¤imiz "Ölüm Orucuna Teflvik". Di¤eri, “Cezaevi idaresinde belirlenen kurallara uyulmad›¤› anda, 1 y›l hapis cezas› verilir” Sonuncusu ise, “Cezaevindeki herhangi bir mala, eflyaya zarar gelmesi halinde 3 y›l hapis cezas› verilir.” maddeleri. Bunlar›n anlam›, en küçük bir hak talebinde, en küçük bir itirazda cezalardan ceza be¤en; demek AKP hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri böyle kald›r›yor! Zulüm AKP iktidar› ile sürüyor. Bask› yasalar›, tecrit, zorla müdahale iflkencesi yasal k›l›flar giydirilerek cahil bakan Cemil Çiçek taraf›ndan yaflama geçiriliyor.

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

15


HALK KARAR VERS‹N! TEMEL HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER DERNE⁄‹ Giriflimi düzenledi¤i bas›n toplant›s›yla Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ç›kt›. Oligarflinin topraklar›m›z› Amerika’ya açmamas›, üslerin kapat›lmas› için halk›n karar vermesi do¤rultusunda bir kampanya bafllatan giriflim Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› mücadele ça¤r›s› yapt›. Topraklar›m›z›n Amerika’n›n savafl karargah› haline getirilmek istenmesine karfl›, bir süre önce ça¤r› yaparak halk›n karar vermesini, ‘referandum’ yap›lmas›n› isteyen Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi 11 Ocak’ta Mecidiyeköy Kültür Merkezi'nde düzenledi¤i bas›n toplant›s› ile bu yönde bir kampanya bafllatt›. 250 kiflinin kat›ld›¤› aç›klamaya, çok say›da ayd›n sanatç› da kat›larak destek verdi.

SÖZÜMÜZÜ SÖYLEYEL‹M, KARARIMIZI ORTAYA KOYALIM ! Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi sözcüsü Erol Ekici kampanyan›n amac›n› anlatan bir konuflma yaparak, “ülkemizin ABD’nin savafl karargah› yap›lmas›na izin vermeyelim, sözümüzü söyleyelim, karar›m›z› ortaya koyal›m” dedi. Amerikan imparatorlu¤unun ç›karlar› için yüzbinlerce insan›n kan›n› dökme planlar› yapt›¤›n› belirten Ekici, “ülkemizi yönetenler Ortado¤u halklar› taraf›ndan "katil Türkiye" diye an›laca¤›m›z bir dönemi bafllatt›lar.” sözleriyle, iktidar›n topraklar›m›z› açarak Amerika’n›n suç orta¤› olaca¤›n› söyledi. Türkiye halk›n›n Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› oldu¤unun bir kez daha alt›n› çizen Ekici, bunu pratikte göstermek için halk›n karar›n› ortaya koyaca¤› referandum çal›flmas› bafllatt›klar›n› ve bu kampanyan›n birçok eylemle desteklenerek Amerikan sald›rganl›¤›n›n karfl›s›na Türkiye halk›n›n barikat›n›n kurulaca¤›n› dile getirdi.

ABD ÜSLER‹ KAPATILMALI Erol Ekici’nin ard›ndan kampanyaya destek veren DKÖ yöneticileri, ayd›n ve sanatç›lar söz ald›. ÇHD ad›na konuflan Several Demir, bu toplant›n›n böyle stratejik bir konuyu gündeme getirmesi aç›s›ndan önemli oldu¤unu belirterek bafllad›¤› konuflmas›nda, “biz buradan, ABD'nin tarihte görülmemifl bu iflgaline hay›r, Üsler kapat›ls›n slogan›n› da aflarak mazlum Irak halk›n›n yan›nda oldu¤umuzu ifade etmeliyiz” dedi. Tunceliler Derne¤i ad›na konuflan Mehmet Ka-

16

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

rakafl ise Amerika’n›n sald›rma kararl›l›¤›na ra¤men elimizden geleni yapmakta kararl› olmam›z gerekti¤ine vurgu yaparken, sanatç› Bilgesu Erenus, Amerika’n›n katliamc›l›¤›n› çocuk tekerlemeleri ile anlatan bir konuflma yapt›. Daha sonra söz alan flair Ruhan Mavruk ise, ayd›n ve sanatç›lar›n bu çabaya daha fazla destek vermesi gerekti¤ine vurgu yaparak, savafltan zarar gören tüm çocuklar için kendi yazd›¤› bir fliiri okudu. Ça¤dafl Sinema Oyuncular› Derne¤i ad›na toplant›ya kat›lan Yusuf Çetin de ÇASOD, SODER ve S‹NE-SEN olarak yapacaklar› eylemler hakk›nda bilgiler verdi ve “analar›m›z›n gözüne yafl koyarak, sofram›zdan ekme¤imizi alarak hepimizi peflkefl çekerek petrolü kendi leyhlerine çevirip dünya halklar›na satacaklard›r” dedi ve buna karfl› eylemler gerçeklefltirilmesi gerekti¤ini belirtti. Yusuf Çetin’in ard›ndan Ali Ekber Eren savafla karfl› mücadeleden yana oldu¤unu belirtirken, Yasemin Göksu da sald›r›ya karfl› oldu¤unu dile getirdi. En son konuflmac› olarak söz alan yönetmen Hüseyin Karabey ise, bu savafl›n daha fazla yoksulluk, ölüm, zam ve vergi demek oldu¤unu söyledi ve bütün dünyada Amerikan sald›r›s›na karfl› hareketin büyüyece¤i görüfllerini dile getirdi.

AMER‹KA KAT‹L KAT‹L... Konuflmalar›n ard›ndan çocuklar balonlar uçu-


rarak ahtapot simgeli ABD emperyalizm sembolünü parçalayarak bir gösteri yapt›. Son olarak Grup Yorum, emperyalist sald›rganl›¤›n sonuçlar›n› gösteren dia eflli¤inde söyledi¤i türkülerle Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› olanlar›n duygular›na tercüman oldu. Mahsuni’nin “Amerika katil katil” türküsünü de yeni yorumuyla söyleyen Grup Yorum üyeleri yapt›¤› k›sa konuflmas›nda da Amerika’n›n imparatorluk sald›r›lar›n›n karfl›s›na devrimci sanatç›lar olarak marfllar›yla, eylemleriyle dikileceklerini belirttiler. Savafl›n ç›kar›m›za olup olmad›¤› eksenindeki tart›flmalar›n nas›l bir kültürel erozyon yarat›ld›¤›n›n da göstergesi oldu¤unu belirten Grup Yorum,

Halk›m›z; Bu ülke, bu topraklar bizim. iflgal edilen bizim ülkemiz. Ölen biz, aç kalan biz, savafla asker verecek olan biziz. Bu nedenle tek söz ve karar sahibi biziz. Türkiye'yi, dolar için, makam için, inançlar›n›, onurlar›n›, k›sacas› her fleyi satabilenlere b›rakmayaca¤›z. fiimdi sesimizi yükseltme zaman›d›r. Susarsak "katil" damgas› yemekten kurtulamay›z. Susarsak Amerikan›n ve uflaklar›n›n haydutluklar›ndan kurtulamay›z. Susarsak açl›k ve zulümden kurtulamay›z ! Irak halk›n›n katili olmay›, katliam›n suç ortakl›¤›n› reddediyorsak bu ülke bizim, biz yönetiriz diyorsak, bu gücü, bu iradeyi ortaya koyal›m. Sözümüzü söyleyelim, karar›m›z› ortaya koyal›m, ülkemize, onurumuza gelece¤imize sahip ç›kal›m. ‹flçiler, köylüler, memurlar, esnaflar, ö¤renciler, ayd›nlar... Bu topraklar üzerinde yaflayan, eme¤iyle geçinen, ba¤›ms›zl›ktan, kardefllikten, halktan, adaletten yana olan herkes; söz konusu olan sald›r› haz›rl›¤› hepimizi ilgilendirmektedir. Üs olarak kullan›lacak topraklar bizim topraklar›m›zd›r. E¤er bu topraklar› vatan›n olarak görüyorsan, mesle¤in, dünya görüflün, inanc›n ne olursa olsun, bu soruna karfl› ilgisiz, tav›rs›z kalamazs›n. Amerika’n›n Irak'a sald›r›s›na karfl› oldu¤umuzu, topraklar›m›z› Amerikan imparatorlu¤unun emrine vermek istemedi¤imizi gösterelim. Bunun için, bütün Türkiye'de referandum sand›klar› kural›m. ‹mza kampanyalar› bafllatal›m ! Her akflam ›fl›klar›m›z› karartal›m ! Tüm halk›m›z› bu kampanyaya kat›lmaya ça¤›r›yoruz. fiimdi susma zaman› de¤ildir !

“Amerika da bizi yoksullaflt›rarak bizi böyle bir dejenerasyona itmek, böyle f›rsatç› yapmak istiyor. Savafl›n maddi yanlar› d›fl›nda ahlaki yan›n›n oldu¤unun Irak'takilerin hepsinin kardeflimiz oldu¤unun unutulmamas›n› istiyoruz. Amerika nereye müdahale ederse etsin onun karfl›s›nda olmam›z gerekti¤ini söylüyoruz.” dedi. 250 kiflinin kat›ld›¤› bas›n toplant›s›n›n sonunda emperyalizmin tecrit politikas›na karfl› direniflte Özlem Türk’ün flehit düfltü¤ü haberi gelirken, salondakiler, AKP il binas› önünde yap›lacak oturma eylemine ça¤›r›larak toplant› sona erdirildi. fiehirlerde, kasabalarda, köylerde, mahallemizde, soka¤›m›zda, fabrikalarda, iflyerlerinde, camilerde, üniversitelerde, liselerde... her yerde, Türkiye'nin her köflesinde sand›klar›m›z› kural›m, söz ve karar hakk›m›z› kullanal›m. Bulundu¤umuz her yerde "Irak'a Amerikan sald›r›s›na karfl› komiteler" kurarak örgütlenelim. Bu ülkenin gerçek sahipleri olarak kardefl Irak halk›n›n katledilTemel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i mesine, vatans›z, ekGiriflimi meksiz, ilaçs›z b›rak›lmas›na karfl› oldu¤umuzu gösterelim. Referandum yapal›m ve Amerika'n›n askeri üssü olmay› reddetti¤imizi, Amerikan ufla¤› olmad›¤›m›z›, üslerin, limanlar›n, havaalanlar›n›n kullan›lmas›n› istemedi¤imizi gösterelim. Referandum yapal›m; conilerin topraklar›m›zdan defolmas›n›, üslerin kapat›lmas›n› hayk›ral›m. Referandum yapal›m; tüm dünyaya, onurlu, namuslu, yurtsever, mazlumlar›n yan›nda bir ulus olman›n ne demek oldu¤unu gösterelim. Dur diyelim Amerikan imparatorlu¤una! Dur diyelim ülkemizdeki Amerikanc›lara.

VATANSEVERLER!

TOPRAKLARIMIZIN AMER‹KA’NIN SAVAfi KARARGAHI OLMASINA ‹Z‹N VERMEYEL‹M!

Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi Sözcüsü Erol Ekici

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

17


“Savafl” Yok, Sald›r› Var! N Amerikan sald›rganl›¤›na hay›r! N Amerikan iflgaline hay›r! N Üsler kapat›ls›n tecrit kald›r›ls›n N Amerika ülkemizden defol! Dünya halklar›, Amerika‘n›n imparatorluk hedefini daha aç›k görüp, Amerikan sald›rganl›¤›na daha kararl› biçimde karfl› ç›kt›kça, sald›rgan emperyalist, yüzündeki tüm maskeleri birer birer söküp at›yor. Her gün daha pervas›z, hukuk tan›maz, hak, adalet tan›maz bir eflkiya tavr›yla ç›k›yor dünyan›n karfl›s›na. ABD’nin Irak’a sald›r› için dünyaya gösterebildi¤i tek bir hakl›, meflru gerekçe yoktur. Zaten olamaz da. Irak’a sald›r›, daha bafl›ndan itibaren tüm dünyaya meydan okuma biçiminde geliflmektedir. Irak’a sald›r›, bu nedenle tüm dünya halklar›na sald›r›d›r. ABD’nin sürdürdü¤ü askeri haz›rl›klar, halklara karfl› askeri zorbal›kla sonuç elde etmeye çal›flan tam bir sald›rganl›k politikas›n›n ürünüdür. ‹flte bu nedenle, “Savafla Hay›r” slogan› bugün ne mevcut durumu, ne de politik tavr› ifade edebilecek bir slogan de¤ildir. Karfl›l›kl› bir savafl hali yoktur. Tek tarafl› bir sald›r› durumu vard›r. Ve “Savafla hay›r” slogan› bu somut durumu ifade etmemekte, sald›ranla sald›r›lan› ay›rdetmemektedir. Öte taraftan; bugün “biz her türlü savafla karfl›y›z” demenin ne politik, ne pratik bir anlam› yoktur. Her türlü savafla karfl› olmak, insan olman›n onurunu tafl›yan, de¤erini bilen herkesin gönlünden geçendir; ama dünya gerçekleri aç›s›ndan alt› bofl bir niyettir. Emperyalist bir sald›r›yla karfl› karfl›yad›r halklar. Bu sald›r› emperyalizm yokedilmedi¤i sürece sürecektir. Ve bu sald›r› karfl›s›nda halklar ekmek, adalet, özgürlük, ba¤›ms›zl›k için direnme savafl› vereceklerdir. Vermek zorundad›rlar. “Savafla Hay›r” slogan› sald›ran›n emperyalistler oldu¤unu gizledi¤i ve halklar›n direnme hakk›n› yads›d›¤› için de yerinde de¤ildir. Bugün, sloganlar›m›z somut talepleri ortaya koymal›d›r: En baflta gelen talebimiz ise, Türkiye’nin, Amerikan sald›r›s›na hangi biçimde olursa 18

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

olsun ortak edilmesine karfl› ç›kmakt›r. Biraz geriye dönelim: Afganistan’da bir “savafl” oldu mu? Hay›r! Tek yanl› bir sald›r› vard›. Savafl de¤il, katliam oldu Afganistan’da. fiu anda Irak’a karfl› haz›rl›¤› yap›lan da budur. Tavr›m›z›, savafla karfl› de¤il, ABD sald›rganl›¤›na karfl› olmak fleklinde dile getirmek iflte bu yüzden daha gerekli ve do¤rudur. Amerika’n›n Afganistan sald›r›s›na haz›rland›¤› günlerde, hat›rlay›n, ülkemizin bir çok ilerici, sosyalist, demokrat ayd›n› halk›n karfl›s›na ç›km›fl ve tavr›n› “savafla da teröre de hay›r!” diye aç›klam›flt›. Ama o günden bu yana yaflananlar, bu slogan›n ne kadar yanl›fl, isabetsiz oldu¤unu çok aç›k flekilde gösterdi. Bugün bu sloganla ç›k(a)m›yor kimse ortaya. 1991’in “Ne Sam, Ne Saddam” slogan› da duyulmuyor pek. Bugün de “Savafla Hay›r” slogan›, belirsiz, soyut bir slogan olarak süreci, hedefimizi, talebimizi net ifade etmekten uzakt›r. Çünkü ortada klasik anlamda bir savafl da yoktur. ABD’nin imparatorluk hedefiyle, Irak nezdinde tüm dünya halklar›na, emperyalizme direnen tüm ülkelere ve güçlere karfl› sald›r›s› vard›r. Ertu¤rul Özkök gibileri, ülkemizde Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ç›k›fl›n onmilyonlar› kucaklayan bir düflünceye dönüfltü¤ünü görünce, buna aç›ktan karfl› ç›kmak yerine, “hem Amerika’ya, hem Saddam’a karfl› olunmal›” diyerek flu an karfl› .karfl›ya olunan sorunu buland›rmaya çal›fl›yor. “Savafla Hay›r” belirsizli¤i onlara cesaret veriyor. Irak’a sald›r›ya karfl› ç›kmak, Amerikan imparatorlu¤una karfl› ç›kmakt›r. “Aktif bar›fl” dedikleri Irak’› dize getirme operasyonundan baflka bir fley de¤ildir. Biz bu tür bir bar›fl›n savunucusu olamay›z. Baflta yazd›¤›m›z sloganlar, iflte bu nedenlerle bugün halk›m›z›n ve dünya halklar›n›n öfkesini, tepkisini, taleplerini somut olarak dile getirebilecek sloganlard›r.


Sayın Bakan, Tarih Öğren! Bir kifli bile kalsak, bu, hakl›l›¤›m›z›, meflrulu¤umuzu zerrece etkilemez! -Zehra Kulaks›z Ekibi Direnifle Devam Ediyor-

da

dire

nme savafl›n

3. y›l 823. gün

Diyor ki adaletin bakan›; “60 bin kifli içinde 60 kifli ya var ya yok direnifl içinde”... Peki bunu niye deme gere¤i hissediyor; çünkü onun mant›¤›na göre, e¤er hak ve özgürlük talebi böyle “az” kifli taraf›ndan dile getirilirse, bu onlar›n “haks›zl›¤›n›” gösterir. Yani bunlar›n taleplerini, ölmelerini dikkate almaya de¤mez demeye getiriyor. Okumufl, yazm›fl, üniversiteler bitirmifl, ve dahi bakan olmufl, ama... ayd›nlanamam›fl. Hiç de¤ilse tarihi ö¤renseymifl biraz, ama ö¤renememifl. Hiç de¤ilse, toplumlara, toplumlar›n geliflimine biraz vak›f olsaym›fl, ama olamam›fl. E¤er ki Engizisyon döneminde yaflasaym›fl, “dünya dönüyor” dedi diye Galile’yi y›llarca hapseden engizisyon yarg›çlar›n›n karar›n› do¤ru bulur, ve bir de bugünkü gibi konumu olsayd›, o iflkenceci yarg›çlar› terfi ettirirdi. Çünkü flöyle düflünecekti; yüzmilyonlarca kifli içinde bir tek Galile dünya dönüyor diyor, kaale almaya de¤mez, onun amac› baflkad›r! Veya, iflgal alt›ndaki ‹stanbul’da iflgal komutan› olsayd›, direnenlere bak›p, bir milyonluk istanbul’da befl-on bin kifliler der geçerdi... ‹çinde bulundu¤umuz F tiplerinden sorumlu bakan olarak Cemil Çiçek’in, direniflimizi ve taleplerimizi anlamas› için, tarih ö¤renmesine gerek var. Hem insanl›¤›n tarihini, hem bizim yak›n tarihimizi. Acaba bakan, AKP’li arkadafllar›na, “bu türban konusuyla u¤raflmay›n, 1 milyondan fazla ö¤renci içinde direnifl gösteren yüz kifli ya var ya yok...” diyor mu acaba? Kendisiyle tutarl› olmak için demeli. Demeli ki, AKP’liler içinden biri ç›k›p, ona haklar ve özgürlükler mücadelesinin, zulme kaç kiflinin karfl› ç›kt›¤›yla de¤il, talebin hakl›l›¤› ve meflrulu¤uyla ele al›nmas› gerekti¤ini ö¤retsin... Bakan; ölüm orucunu sürdüren direniflçiler hakk›nda da spekülasyon yapmaktan vazgeçmelidir. 19 Aral›k katliam›n›n hemen sonras›nda bu oyuna baflvuruldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin koca koca bakanlar›, KOCAMAN YALANLAR söylediler, ama sadece kendilerini KÜÇÜLTTÜLER! “Sahte oruç, kanl› iftar” manfletlerini atanlar içinde birazc›k yüzü olanlar, kimsenin yüzüne bakamad›lar. “Bir elin parma¤›” derken, kaç elinde, kaç parmak oldu¤unu sayam›yor olabilir bakan, ama emrindeki hücrelerde kaç direniflçinin ölüm yürüyüflünde oldu¤unu eminiz biliyordur. Kamuoyunun karfl›s›na ç›k›p demeli ki, Zehra Kulaks›z ölüm orucu ekibi (9. ekip) direnifle devam ediyor. Çünkü gerçek budur; ve bu cümlenin devam› olarak da demelidir ki; tecrit sürdükçe direnifle devam edecekler. Çünkü gerçek budur. Yalanlar, bugüne kadar, kimin a¤z›ndan ç›kt›ysa, onlar› küçülttü. Bizim direniflimizse, hakl›l›¤›m›zdan, meflrulu¤umuzdan ald›¤›m›z güçle ve kararl›l›¤›m›zla, halk›m›z›n gözünde her gün biraz daha büyüdü. Yalanlar›n›z›n art›k en küçük bir sars›nt› yaratamayaca¤› kadar güçlendi. 823 gün, 104 flehit... Baflka söze gerek var m›? Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

19


Cemil Çiçek’e Cevap Cemil Çiçek Konufluyor: Ölümlere, Tecrite ve Demagojiye Devam Kendi Döneminde 7 ‹nsan›n Ölümünün Sorumlulu¤unu Tafl›yan Adalet Bakan›'n›n Kanal 7’deki Sorumsuz ve Bilgisiz Aç›klamalar› Adalet Bakan› Cemil Çiçek 12 Ocak akflam› Kanal 7 televizyonunda ölüm orucuna iliflkin "düflüncelerini" anlatt›. Ama görünen oydu ki, o b›rak›n adaleti sa¤lamay›, kendi konusuna dahi hakim de¤ildi. ‹ddia ediyoruz ki, okuma yazmas› olmayan bir tutuklu annesi dahi F tipleri ve ölüm orucu hakk›nda ondan daha fazla bilgiye sahiptir. Cemil Çiçek'in ne halen ölüm orucundakilerin say›s›ndan haberi vard›, ne F tiplerindeki uygulamalardan, ne de af yasas›yla ç›k›p dönenlerin say›s›ndan. Kendi alan›na vak›f olmay›nca da, k›rk y›ll›k demagojilere sar›lmaktan, yalan yanl›fl bilgilerle kamuoyunu aldatmaya çal›flmaktan baflka bir fley yapmad›. Ölüm oruçlar›, yalanla, demagojiyle, geçifltirmeyle, kamuoyunu bugün aldat›r›m ölen ölür hesab›yla bitmez. Sami Türk de ayn› hesaplarla çok yalan söyledi, hem de daha "ustaca" demagojiler yapt›, ama bütün yalanlar› çöktü. Katliamc›l›¤› ve yalanc›l›¤›yla an›l›yor bugün.

Cemil Çiçek 19 Aral›k Katliam›n›, K›zlar›m›z›n Diri Diri Yak›lmas›n› Savunuyor Hapishanelerin "terör kamp›na döndü¤ünü bu yüzden F tiplerinin yap›ld›¤›n›" söyleyip, "o kadar masraf etti devlet" diyor Cemil Çiçek. "Bir F tipi 40 trilyona malolmufl"! Bununla "3-5 milletvekili ç›kar›lan bir vilayetin bütün sorunlar› çözülür"müfl. Çözün o zaman! Demek ki, bu devlet birkaç yüzbin insan› aç b›rak›p hapishane yapan, aç b›rakt›klar›n› suça teflvik edip o hapishanelere atan bir devlet. Diyarbak›r'daki uçak "kazas›" da iflte bu mant›¤›n ürünüdür. "Güvenlik"ten anlar bu kafa. ‹nsan yoktur beyninde. ‹nsana dair en küçük bir düflünce tafl›maz. Ve Cemil Çiçek bu politikay› aç›kça savunuyor. Baflka fleyleri de savundu o programda. "Geçti¤imiz hükümet birçok konuda elefltirilebilir, ama devlet otoritesini sa¤lam›flt›r." dedi Çiçek. Nas›l sa¤lad› peki; 28 insan› kurflunlayarak, D‹R‹ D‹R‹ YAKARAK, iflkencelerden, tecavüzlerden geçirerek... KIZLARIMIZIN D‹R‹ D‹R‹ YAKILMASINI SAVUNUYOR CEM‹L Ç‹ÇEK! Demek ki, kendi döneminde olsa, o da ayn› katliam›n emrini verecek, o da D‹R‹ D‹R‹ YAKACAK ve o da t›pk› bu 20

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

programda yapt›¤› gibi demagoji yapacak, yalan söyleyecek ve "kendileri yakt›, kendileri kurflunlad›" diyecek. Adalet Bakan›’n›n övdü¤ü DSP H ükümeti bunlar› yapt›. Ve o hükümet, yaratt›¤› açl›¤›n ve zulmün karfl›l›¤›nda bugün yok! Çiçek de halk›n açl›¤›na çare bulmak yerine daha fazla hapishane istiyor, o da ÖLDÜRMEYE DEVAM EDEREK DEVLET OTOR‹TES‹N‹N SA⁄LANMASINI savunuyor!.. Demagojilere, yalanlara sar›lmak ölümlerin sürmesini istemektir. Demagojiye son verin! "Bir Avrupa ülkesinden yönetiliyorlar" masallar›na, "örgüt bask›s›" safsatalar›na art›k kimseyi inand›ramazs›n›z. Bu ülkeyi Amerika'n›n kuca¤›na atan hapishanedeki yak›nlar›m›z m›yd›? Kendi çocuklar›n›n kan›n› satarak NATO'ya onlar m› soktu bu ülkeyi? AB’ye girelim diyerek bu ülkenin yönetimini Avrupa emperyalizmine teslim etmeye hevesli olan siz de¤il misiniz? F tiplerini Avrupa’n›n onay› ve denetimiyle yapmad›n›z m›? Amerikan üslerini de mi devrimci tutsaklar verdi? "Amerika'y› küstürmemek" için onlar m› kardefl halklar›n katledilmesine ortak oluyor? Herkesin bildi¤i gerçekleri, basit, kaba ve ilkel demagojilerle aç›klayamazs›n›z. Yok "arama yap›lam›yordu", "polis jandarma, gardiyan giremiyordu"... Adalet Bakan› savundu¤u katliam›n mahkemelerinden de bihaber. Bunlar›n yalan oldu¤u mahkeme kay›tlar›na geçti. Hapishane savc›lar› kendileri aç›klad› yap›lan aramalar›. Bunlar katliama gerekçe için o gün söylenen yalanlard›, Cemil Çiçek hala orada kalm›fl, ayn› demagojiye sar›l›yor, üstelik polisin zaten yasal olarak hapishaneye girmemesi gerekti¤ini de bilmiyor. Cemil Çiçek tecriti aç›klamakta zorlan›yor. Ölümleri izah etmekte zorlan›yor. Sami Türk'ün s›rt›na ölümlerin a¤›rl›¤› bindikçe yalan ve demagojiye daha s›k› sar›lm›flt›. Cemil Çiçek'in s›rt›nda flimdi 7 insan›m›z›n sorumlulu¤u var, flimdi o da ayn› dili kullanmaya bafllad›. Söylediklerinin tümüne tek tek belgeleriyle cevaplar verebiliriz, ama gereksiz, bütün dünya biliyor. Cemil Çiçek de, faflist bürokratlar›n›n anlatt›¤› kadar›n› biliyordur.

‹flkenceye Yalanc› fiahit Cemil Çiçek tecrit iflkencesinin olmad›¤› yalan›na flahit ar›yor.


"Kamuoyu yanl›fl bilgileniyor, TBMM Adalet Komisyonu’na ve ‹nsan Haklar› Komisyonu’na yaz› yazd›m, gidin görün dedim" diyor. Böylece tecrit olmad›¤›n› söyleyen TBMM Adalet Komisyonu'nun Sincan F Tipi’ne neden gitti¤i de anlafl›l›yor. Barolar, Tabip Odalar›, ‹nsan Haklar› Kurulufllar›, TAYAD, sendikalar bütün kamuoyu tecriti kan›tlar›yla anlat›yor, Cemil Çiçek yalanc› flahitlerle tecrit yok diyebilmek için ç›rp›n›yor. Tecrit yoksa neden ölüyor 104 insan sorusunun gelece¤ini bildi¤i için de, "40-50 kifli birarada kalmak istiyorlar, F tiplerinden geri dönülsün istiyorlar" diye tutuklular›n taleplerini çarp›t›yor. Tecriti hiçbir yalanc› flahidin gizlemeye gücü yetmez. Tutsaklar›n talepleri aç›k ve nettir; TECR‹T‹ KALDIRIN! Ölüm orucunun talebini çarp›tan ölümlerin sorumlular›d›r.

104 Ölüm, Yüzlerce Sakat Yetmemifl, Ölüme Giden 16 ‹nsan Önemsizmifl! "Bir insan bizim için de¤erlidir" sözlerinin nas›l bir ikiyüzlülük oldu¤unu da gördük o programda. Ne dedi¤i pek anlafl›lmayan, "ço¤u d›flar› ç›kt›, birfleyler yapmak isteyenler onlar› ikna etsinler" sözlerinin ard›ndan sunucunun "ne yani içeride devam eden kimse yok mu" sorusu olmasa Cemil Çiçek tam da böyle düflünülmesini istiyor. T›pk› Tantan gibi, Osman Durmufl gibi, neredeyse ölüm orucu yok diyecek. Bilmiyorsa biz söyleyelim; flu anda halen hapishane ve hastanelerde ölüm orucunu sürdüren 16 insan›m›z vard›r. Ama bu Cemil Çiçek için "bir elin parmaklar› kadar bile de¤il"! Yani onlar da ölebilir, onlar› da nas›l olsa TBMM'den ç›kacak yeni yasayla zorla müdahale edip sakat b›rakaca¤›m. Söyledi¤i budur Adalet Bakan›'n›n. Bu zihniyet adalet sa¤layabilir mi? Diyelim ki 16 de¤il de bir kifli ölüm orucunda olsun; ne de¤iflir? Tecrit gerçe¤ini de¤ifltirir mi? 104 insan›n yaflam›n› yitirdi¤ini, 500'den fazlas›n›n sakat b›rak›ld›¤›n› de¤ifltirir mi? "Bir örgüt" de¤il de k›rk örgüt yap›nca m› çözüm

bulacak Adalet Bakan›? Konuflan, "iflkenceye s›f›r tolerans" diyen, hak ve özgürlüklerden sözeden bir partinin bakan› de¤il, "gebersinler" diyen MHP'nin bir bakan› adeta! Demek 60 bin tutukludan 60 kiflinin dile getirdi¤i bir sorunla ilgilenmeye de¤mez!

Çiçek F Tipi Reklam›na Kimseyi ‹nand›ramaz F tiplerini savunmak, bu saatten sonra en zor ifltir. Dün F tipi reklamlar› yapanlar dahi bugün savunmuyorlar. "Televizyonlar›, buzdolaplar›, kitap okuma imkanlar›, avlular›, gazete alma imkanlar›, iflyurtlar› var..." diyor Çiçek. Ama baflka "olanlar" da var F tiplerinde. Onlar› söylemiyor Adalet Bakan›. Biz k›saca söyleyelim: TECR‹T var F tiplerinde. Hem de en koyusundan. Kimisi bir kimisi üç kiflilik hücrelerde baflka insan yüzü görmeden, bütün hapishane iflleyiflinin tecrit esas›na göre düzenlendi¤i, dayan›flma olana¤›n›n bulunmad›¤›, biz ziyaretçilerin ve avukatlar›n ayakkab›lar›na, hatta iç çamafl›rlar›m›za kadar arand›¤›, mektuplar›n sansürlendi¤i, yasal yay›nlar›n "uygun de¤ildir" damgas›yla al›nmad›¤›, herfleyin disiplin cezas› uygulama vesilesi say›ld›¤›, evlatlar›m›z›n afla¤›land›¤›, iflkence gördü¤ü, intihar etti¤i ve en önemlisi hücre hücre ÖLDÜ⁄Ü koflullar var F tiplerinde.

Tecrite Son Verin Ölümleri Durdurun! Ne yok diyerek yok say›labilecek, ne de demagojilerle, oyalamalarla geçifltirilebilecek bir direnifl bu! Cemil Çiçek de geçifltiremez. Önceki hükümetin politikas›n› sürdürerek, Genelkurmayc› bürokratlar›ndan feyz alarak ancak s›rt›ndaki ölümlerin a¤›rl›¤›n› art›rabilir. Cemil Çiçek "psikologlardan", yasal k›l›f giydirilmek üzere olan zorla müdahale iflkencesinden medet ummamal›d›r. ÖLÜMLER‹N SON BULMASININ TEK YOLU TECR‹T‹N KALDIRILMASIDIR!

TAYAD'l› Aileler Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

21


Hayat Ö¤retiyor “Hayat›n Gündemi”nden Kimse Kaçam›yor Önceki yazd›klar›m›z bir yana; F tiplerinin aç›ld›¤› tarih olan 19 Aral›k 2000’den, yani 2 y›l iki ayd›r neredeyse her say›da tecrit üzerine yazd›k. Bildiriler, aç›klamalar yay›nland› bu konuda. En son geçen Eylül ay›nda TAYAD’l› Aileler taraf›ndan düzenlenen Kurultay’›n ana konusu da tecritti... Ama bütün bu çabalara, ve bütün bu geçen zamana ra¤men, TECR‹T devrimci, ilerici, yurtsever çeflitli kesimlerin gündemine bir türlü giremedi. Tecrit bir türlü görülmek istenmedi. Ölüm oruçlar›n›n zorlay›c›l›¤› alt›nda zaman zaman çeflitli aç›klamalar veya temsili eylemler yap›lsa da, herkesin bildi¤i gibi bir türlü “gündeme” al›nmad›. Bunun nedeni, sadece sürmekte olan bir zulüm karfl›s›ndaki ilgisizlik de¤ildi. Bu, tecritin politik anlam›n›, sadece F tipleriyle s›n›rl› olmad›¤›n›, daha da ötesi, tüm halka yönelik bir politikan›n ifadesi oldu¤unu kavramamakt›. Ama hayat ö¤retiyor. Hayat, siz gerçekten ne kadar kaçarsan›z kaç›n, sizi yakalayacakt›r. Bugün tecritin iki y›l› aflk›n süredir ondan uzak duranlar›n gündemine girmesi de bunun bir göstergesidir. F tiplerini yapt›ran ve onun paralelinde tecriti uygulatt›ran Avrupa ve Amerika’d›r. F tipleri ve IMF programlar› üzerine yazd›klar›m›z bir külliyat oluflturur neredeyse. Bu ikisi aras›nda kurulan ba¤, farkl› konular› birlefltirmeyi amaçlayan bir “taktik”ten ibaret de¤ildi. Bu, s›n›flar mücadelesinin seyrini izleyen herkesin görebilece¤i nesnel bir ba¤d›. Bu gerçe¤i görmeyenler, tecriti gündemlerine almad›lar. Basit ve küçük düflündüler. Onu sadece bir hareketin gündemi sand›lar ve aleni bir bencillik yapt›lar. Hayat›n ö¤retti¤iyle bu bencillik k›r›ld› m›, o da tart›flmal›d›r. Çünkü bugün tecrite hem çok genifl siyasi anlamlar yüklemekte, hem de pratikte tecritin anlam›n› alabildi¤ine daraltmaktad›rlar. Bu çeliflki, onlar›n tecrit gündemini ancak hayat›n dayatmas›yla kabul etmifl olmalar›n›n sonucudur.

22

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

niyor. Tecrit savaflt›r, savafl yoksulluktur, yok etmektir, insanl›¤›n felaketidir bu.” (Ayfle Gökkan, 12 Ocak 2003, Özgür Politika) Ama ayn› yaz› içinde bak›n tecrit nas›l tek bir olguyla s›n›rland›r›l›yor: “Öcalan’a tecrit alt›nc› haftad›r devam ettiriliyor. Tüm bunlar›n tekrar yaflanmamas› için KALDIRIN BU FELAKET‹ seslerini birlefltirin...” Gerçekte tecriti ne dünya, ne ülkemiz özelinde tahlil etmekten ne kadar uzak olduklar›n› bir baflka yaz›daki flu sat›rlarda da görmek mümkün: “Uluslararas› hukuk literatüründe çoktan unutulmufl tecrit kavram› bugün KADEK Genel Baflkan› Say›n Öcalan’a yönelik bir cezaland›rma yöntemi olarak uygulan›yor. (12 Ocak 2003, Yeniden Özgür Gündem, Suna Parlak)

Tecrit’i yok sayan, unutan kim? Tecritin “çoktan unutuldu¤u” sadece yazar›n yan›lg›s›ndan ibaret. Yazar›n beyni, kendi gündemlerinde olmayan›n tüm dünyada da olmad›¤›n› düflünecek kadar vahim bir benmerkezcilik içinde. O kadar ki, hadi “uluslararas› hukuk”tan habersiz diyelim; Türkiye’den de habersiz; iki y›ld›r o “kavram” çevresinde süren direnifli, verilen yüzü aflk›n flehidi de yok say›yor. ABD’den Almanya’ya hemen tüm emperyalistler tecrit uygulamalar›n› çeflitli biçimlerde güncellefltirirken, yeni-sömürgelerde, AB üyesi ülkelerde emperyalizmin teflvikiyle hapishaneler hücre tiplerine dönüfltürülürken, tecritin “uluslararas› hukuk literatüründe unutulmufl bir kavram” oldu¤unu yazmak, ayn› zamanda iflah olmaz bir “uluslararas› standartlar” veya baflka deyiflle bat› hayranl›¤› olsa gerek. Hay›r, yan›l›yorsunuz. Kafan›zdaki gibi bir “Bat›” yok. Kafan›zdaki gibi “demokrasi ihraç eden”, insan haklar› ve özgürlükler temelinde yeni-sömürgelere müdahale eden bir “Bat›” yok. Öcalan’›n “Bat› demokrasilerine” iliflkin tahlillerini, bizzat kendisinin tutsakl›¤›yla sonuçlanan komplo ve bugün kendi yaflad›klar› yalanlam›yor mu?

Tecritin anlam› ve kapsam›: Mesela tec-

Tecrit ‹mral›’dan F Tiplerine uzanan bir “statü” ve “politika”n›n ad›d›r: “Avukat görüflü”ne indirgen-

rit flöyle bir kapsamda ele al›nabiliyor: “ Kürt, Türk, Arap, Fars, Ortado¤u felakete sürükle-

mifl, bu yüzeysellikte ele al›nan bir “tecrite karfl› mücadele”nin do¤ru bir hedefe, talebe sahip olamayaca¤›d›r. ‹mral› statüsünün kendisi bir tecrit statüsüdür; ama bu da sözkonusu edilmeyip, tecrit “avukatlar›yla görüfltürmeme”ye indirgenmektedir. Tecrit politikas›, henüz F tiplerine k›yasla daha gevflek


olsa da PKK’l› tutsaklar›n kald›¤› hapishanelerde de yürürlü¤e konulmufltur. Bu hapishaneler de hücre tipine dönüfltürülmüfl, ad›m ad›m tecrit uygulamaya sokulmaktad›r. Bunun ‹MRALI da sözü edilmiyor. Ama hiç kimsenin kuflkusu olmas›n; pratik bunu da dayatacakt›r.

“Halk›n gündemi de¤il” diyenlerin gündemi neden de¤iflti? Bugün EMEP’den KESK’e kadar çeflitli çevreler “tecrit”e karfl› mücadeleyi, ABD sald›rganl›¤›na, yoksullu¤a karfl› mücadelenin yan›bafl›na koymufl, bir yerde üçünü birlefltirmifl durumdalar. Bunda özel olarak elefltirilecek bir yan yoktur. Ama tecrite iliflkin iki y›l› aflk›n süredir “Halk›n gündemi bu de¤il” diyenlerin, IMF’ye karfl› mücadeleyle tecrite karfl› mücadeleyi karfl› karfl›ya getirenlerin “analiz”leri de bofllu¤a düflmüfltür.

Herkes ö¤renmifl olmal› ki; s›n›flar mücadelesinde öncelikleri, gündemi her zaman kendiniz belirleyemezsiniz. Hele ki bu tür sald›r›lar›n, zaman› da, biçimi de, sana ba¤l› de¤ildir; düflman belirlemektedir. Devrimciler bundan kaç›namazlar. Devrim mücadelesini yoketmeyi, tüm demokratik muhalefeti bo¤may› hedefleyen bir sald›r› nas›l “gündem” olmazd›? Bu gündemde olmayan bir sol, baflka nerede olabilirdi ki? Bu sorular, reformizm cenah›nda cevaps›z kalm›flt›r. Tersine, bu konuda bize vaazlar verildi. Ama demek ki sorun “gündem” üzerine teorik bir tart›flma da de¤ilmifl. Bugünkü ele al›fl gösteriyor ki, önceki politikalar›n öyle flekilleniflinde esas etken, subjektivizmdir. Öcalan’a tecritin bu boyuta gelmesinin nedenlerinden biri de, o gün bu soruna sahip ç›k›lmamas›d›r. Bugün tecrite karfl› mücadele fliar›n›n öne ç›kmas›, herfleye ra¤men bir olumluluk olarak görülebilir. Ama bu vesileyle tecrit politikas› yine kavranmaz, yar›n diyelim ki, iki avukat görüflüyle “tecrit” gündemden ç›karsa, bütün bu eylemler, tarihe sadece benmerkezcili¤i ve pragmatizmin yeni bir örne¤i olarak geçer. Böyle olmamas› için, geçen iki y›l›n “gündem” tart›flmalar›n› bir kez daha hat›rlamal› herkes. Gündemimiz de¤il diyerek ne yapt›klar›n› sorgulamal›.

Tecrite Karfl› Mücadele, GÜNDEM’dir, ERTELENEMEZ’dir Tecrite; F tiplerine ve ‹mral› statüsüne, hücrelefltirilen hapishanelerdeki bask›lara karfl› mücadele, bu ülkenin tüm ilerici, demokrat, yurtseverlerinin mücadelesidir. Bu konuda “bas›n aç›klamalar›” yapmay› aflan ad›mlar at›lmal›d›r. Art›k yeter, kimi demokrat ilerici partilerin, kurumlar›n, son iki y›ld›r yapt›klar› “aç›klamalar” yeterli olsa gerek. Art›k baflka fleyler düflünmelidirler. Bütün AKP il, ilçe yönetimlerine yönelik giriflimleri sürdürmeliyiz. AKP’lilerden tecritin ve ölümün hesab›n› sormal›y›z. AKP yönetimini bu zulmü, herfleyden önce kendi taban›na izah etmek zorunda b›rakmal›y›z.. Gündem flu de¤il, bu de¤il diyenler, art niyetlidir. Türkiye topra¤›yla ilgileri yoktur. Üçüncü y›l›na giren direniflte, devrimci politikan›n sahibi biziz. Do¤ru olan› yapt›k. Do¤ru olan› yapmaya devam ediyoruz. ‹nfazlara karfl› mücadeleden uzak duranlarla, F tiplerine karfl› mücadeleden uzak duranlar›n ayn› kesimler olmas› tesadüfi de¤ildir. Tecrit, infaz politikas›n›n mekan ve biçim de¤ifltirmifl halidir. Reformizm, milliyetçilik, icazet u¤runa, iki y›l› aflan süre-

dir kör, sa¤›r kalm›flt›r soruna. En az›ndan flimdi gözlerini ve kulaklar›n› açmal›d›rlar. Savaflla tecrit, savaflla yoksulluk, yoksullukla F tipleri, bunlar birbirinden ayr› de¤ildir. Oluflturulan platformlar›n niteli¤ine, eylemlerin saptanm›fl konular›na göre, bunlardan biri öne ç›k›p, di¤eri geri planda kalabilir; ama bu mücadelenin yürütülüflüne, farkl› konularda duyarl›l›klar› olan güçlerin birlefltirilmesine ba¤l› bir flekillenmedir; birinin öne ç›kmas›, birinin geri planda kalmas›, aralar›ndaki ba¤› ortadan kald›rmaz. Türkiye devrimci hareketi, tüm sol, ilerici, demokratik güçler, tecriti gündemlerinde tutmak zorundad›rlar. Bu sald›r›n›n püskürtülmesinin Türkiye devrim mücadelesi aç›s›ndan, demokrasi mücadelesi aç›s›ndan önemini herkes görmek durumundad›r. Bu “gündem”de direnmeyenler, halk›n ABD sald›rganl›¤›na karfl› mücadelesini de, açl›¤a karfl› mücadelesini de örgütleyemezler. Bugüne kadar örgütleyemediklerini gördük. Tecriti politik muhtevas›yla gündeme almak, emperyalizmin ve oligarflinin icazetinden ç›kmakt›r.

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

23


Genelkurmay’›n gözündeki makbul bas›n: “biz kurfluna dizelim, siz yazmay›n” “biz Amerika’ya uflakl›k yapal›m, siz destekleyin” “biz and›ç yay›nlayawwwl›m, siz uygulay›n” Bir general, karfl›s›ndaki 200’ü aflk›n gazeteciye leyen Türkiye’nin kalburüstü medyac›lar›... Bu tablokonufluyor: “Cezayir Kurtulufl Savafl›’nda, Frans›zlayu gözünüzün önüne getirin; Türkiye resminin büra haber tafl›yan bir Cezayirli ajan›n, güvenlik güçleyük bir parças›n› görür, Türkiye gerçe¤inin önemli rince bütün bas›n›n bir bölümünü angözleri önünde lars›n›z. kurfluna dizilmesi Düflünün, ülkehaberi ertesi gün nin en temel kararhiç bir Frans›z galar›n› bu Genelkurzetesinde yer almay al›yor. Bas›na mam›flt›r”... Gazesöyledi¤i sözler, teciler bunun ne Genelkurmay’›n anlama geldi¤ini nas›l bir ülke taçok iyi biliyorlar. hayyül etti¤inin de General, gözlerinin resmidir. Onlar isiçine baka baka, siz tediklerini as›p kede böyle olun disecekler, topraklayor. Gözlerinin içir›m›z› istedikleri ne baka baka siz de gibi ABD’ye peflkefl gerçe¤e s›rt›n›z› Gerçe¤i yazmay›n diyen bir pafla ve onu çekecekler, yasakdönün diyor... layacaklar, OYAK itirazs›z kuzu kuzu dinleyen itaatkar medyaGözlerinin içine baarac›l›¤›yla horc›lar; iflte Türkiye’yi karanl›¤a bo¤anlar! ka baka halk›n hatumlayacaklar, ber alma özgürlükimse denetleme¤üymüfl, dürüstyecek, yazmayalükmüfl, objektiflikmifl, boflverin bunlar›! Siz “devlecak, hesap sormayacak, Generallere boyun e¤ecek! tin ve milletin bölünmez bütünlü¤ünü esas alacaksaBu kafa yap›s›ndan laik-demokratik bir Türkiye, n›z... neyin milli ç›karlar›m›za en uygun oldu¤unu da insan haklar›na sayg›l› bir Türkiye ç›kar m›? bu ülkede en iyi biz paflalar biliriz...” diyor. Bir de generallerin karfl›s›ndakilere bak›n; güya Ve genel yay›n yönetmeni, köfle yazar›, muhabionlar “dördüncü kuvvet”. Güya onlar gerçe¤in temriyle, sa¤c›s› solcusuyla, 200’ü aflk›n medya mensusilcisi. Bu kafa yap›s›ndan gerçek haber ç›kar m›? bu, pafla pafla dinliyorlar paflalar›n›. Demokrasi, ba¤›ms›zl›k, özgürlük savunuculu¤u ç›Pafla, belki anlamam›fl olabilirler diye, verdi¤i örkar m›? ne¤in arkas›na flu sözleri de eklemeyi ihmal etmiyor; “Türk bas›n› da bu konuda en az di¤er ülkelerin baAkredite olman›n onursuzlu¤u s›n› kadar sorumluluk duygusuna olan inanc› sars›lmam›flt›r.” Yalakal›k ertesi gün gazete sütunlar›nda da devam etti. Orada generalin “gazetecili¤e hakaret” s›yalacak Bir tanesi ç›k›p diyemiyor ki, “bizden böyle bir iste¤ine itiraz edemedikleri gibi, ertesi gün köflelerinfley isteyemezsiniz...” de de -birkaç› hariç- buna bir fley diyemediler. Nas›l desinler ki, onlar “and›ç”larla yaflamaya al›flBu tablo, Türkiye karanl›¤›n›n resmidir m›fllar. Gazetecilik diye yalan›, iktidar yalakal›¤›n›, köGerçe¤i yazmayacaks›n›z diyen bir Türkiye Cumfle dönücülü¤ü bellemifller. O yüzden de zaten generalhuriyeti Genelkurmay Baflkan› ve onu kuzu kuzu dinlerin yeni y›l kokteyline davet edilme ayr›cal›¤›n› elde

24

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44


etmifller. Evet, Genelkurmay’›n yeni y›l kokteyline, tüm bas›n yay›n davetli de¤ildi. Devrimci bas›n zaten hiç düflünülmemiflti. ‹slamc› bas›n da ça¤r›lmam›flt›. Onlar, bu davetlere iliflkin kullan›lan deyimle “akredite” de¤ildi. (Akredite, “kredi” kökünden türetilmifl bir sözcük. K›saca, Genelkurmay nezdinde kredisi olan gazeteciler diye Türkçelefltirilebilir.) Genelkurmay’› elefltirenler “cezaland›r›larak” kokteyle ça¤r›lmam›flt›. Lafa gelince, demokratl›¤›, elefltiri özgürlü¤ünü savunan yüzlerce gazeteciden biri ç›k›p, bas›n kurulufllar› aras›nda böyle bir ayr›m yapamazs›n›z diyemedi, bir teki bunu protesto ederek o daveti reddetmedi. Amerikanc›, katliamc›, soyguncu bir ordu taraf›ndan “akredite” edilmifl olmak, gerçek bir gazeteci için sadece bir utanç ve onursuzluk vesilesi say›labilir. Ama ülkemiz bas›n›nda yozlaflma o kadar büyüktür ki, bu onursuzlu¤u büyük bir onur ve gurur say›yor ço¤u. Ertesi gün “ben de oradayd›m, ben de oradayd›m” diye orada olduklar›n› kan›tlamaya çal›fl›yordu kimileri. Aferin, o anti-demokratikli¤e, ayr›mc›l›¤a, gazetecili¤e ve gazetecilere karfl› sarfedilen hakaretlere ortak olmuflsunuz, ne büyük onur ve gurur sizin için!

Generalden daha general köfle a¤alar› Kokteylde Genelkurmay’›n di¤er konularda yapt›¤› aç›klamalar üzerine yaz›lanlar ise, burjuva bas›n›n içinde bulundu¤u onursuzlu¤un, anti-demokratikli¤in, savafl k›flk›rt›c›l›¤›n›n çok daha vahim boyutlarda oldu¤unu gösteriyordu. Generaller, aç›klamalar›nda “Yüksek Askeri fiura” kararlar›na konulan flerhi bahane ederek AKP’ye yüklenmifllerdi. Demokrat, objektif bir gazeteci, bu anti-demokratik müdahaleyi en az›ndan desteklemezdi. Ama ertesi gün hemen hepsi, köflelerinde AKP’ye uyar› yap›p, ad›mlar›n›za dikkat edin, gerginlik yaratmay›n, daha kapsaml› müdahaleler de olabilir diye yazd›lar. iflkencecinin “Kendinize iflkence yapt›rtmay›n” sözü gibi... (Star Gazetesi de, baz› gazetecilerin kokteyle ça¤r›lmamas› konusunda Genelkurmay’› elefltirece¤i yerde, “ça¤r›lmayanlar niye ça¤r›lmad›k diye kendini sorgulas›n” diye yazm›flt›.) Cumhuriyet’ten Ali Sirmen, “savafl›n sorumlulu¤u AKP’de, ordu siyasi karar bekliyor, bar›fla da savafla da haz›r...” diye yazarak, sanki AKP, sald›r›ya hiç bir flekilde destek vermiyoruz dese, ordu ona uyacakm›fl gibi, Genelkurmay’›n o geceki uyar›lar›n›n as›l ama-

c›n›n AKP’ye Amerika’y› destek karar› ald›rmak oldu¤unu anlamazl›ktan gelip, yine AKP’yi elefltiren bir yaz› yazm›fl. Ne olursa olsun orduyu aklayacaklar ya! Yine ayn› gazeteden Orhan Erinç de, Genelkurmay’a, General Özkök’e tek bir elefltirinin olmad›¤› bir yaz› yazm›fl. O da Cezayir örne¤inden bile rahats›z olmam›fl. Kokteyli köflesinde anlatan gazetecilerden Fikret Bila da, “Cezayir’deki iflkenceleri, cinayetleri yazmayan Frans›z bas›n› gibi olun” talimat›ndan hiç rahats›zl›k duymam›flt›. Meslektafllar›n›n bir k›sm›n›n “irticac›” diye ça¤r›lmamas›ndan rahats›zl›k duymam›fl. Melih Afl›k’dan Taha Akyol’a kadar hepsi Genelkurmay’› kutlam›fllar üstüne üstlük. Çünkü, generaller, bas›n›n her sorusuna aç›kl›kla cevap vererek ne kadar aç›kl›ktan yana ve demokrat olduklar›n› göstermifllermifl. Peki baz› gazeteleri ça¤›rmamas› antidemokratik de¤il mi diye sormay› ak›l etmemifller. Amerikanc›laflm›fl bir orduyla, çürümüfl, yozlaflm›fl, ,uflaklaflm›fl bir medya bir araya gelince, iflte ortaya ç›kan tablo budur.

ASKER YALAN SÖYLED‹ MEDYA YALAN YAZDI

... Ama gerçek yine de gizlenemedi! Hat›rlanaca¤› gibi 19 Aral›k hapishaneler operasyonunda, Ümraniye Hapishanesi’nde bir jandarma eri de ölmüfltü. Daha o gün askeri tutuklular›n öldürdü¤ü operasyonu yürüten “komutan”lar taraf›ndan aç›klanm›fl, gazeteler, TV’ler de günlerce böyle yazm›fl; tutuklular›n asker öldürmesi, o günlerde tutuklulara karfl› estirilen terörün gerekçesi yap›lm›flt›. Üsküdar 1. A¤›r ceza Mahkemesi’ne geçti¤imiz günlerde gelen Adli T›p raporu yalan› ortaya serdi. Raporda Nurettin Kurt adl› askerin, yine askerlere ait G-3 ve Kalaflnikof marka silahlar ile öldürüldü¤ü belirtiliyor. Raporda “ölümün, tutsaklardan ç›kt›¤› ileri sürülen silahlarla olmad›¤› kesin bir flekilde belirlenmifltir” deniyor. Bir kez daha, kimbilir kaç›nc› kez, askerin, Adalet Bakanl›¤›’n›n de¤il, tutuklular›n do¤rular› söyledi¤i kan›tlan›yor. Generaller ve generallerin gazetecileri, karanl›¤›n bafl mimarlar› utan›r m› dersiniz?

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

25


Y›l 1919... Emperyalist devletlerin gemileri limanlar›m›za demir atm›fl, sal›n›yor. Ne için, kimin için savaflt›klar›n› dahi bilmeyen yoksul halk savafl cephelerinden dönüyor. Ayaklar› ç›plak, s›rtlar› aç›k... Anadolu’da açl›ktan, hastal›ktan, ölen ölene... Ama... Ama hepsinden ac›s› vatan iflgal alt›nda... Anadolu kan a¤l›yor. Sokaklar daralm›fl, insanlar küçülmüfl, yüzler solmufl, bak›fllar donmufl... Memurlar, iflçiler, sar›kl› hocalar, esnaflar, kad›n› erke¤iyle bütün bir halk›n bafllar› öne e¤ilmifl, köprünün üzerinden geçiyorlar. Sanki y›k›lan Osmanl›'n›n tüm enkaz› onlar›n omuzlar›na düflmüfl... Kolay m›; ba¤›ms›zl›¤› yitirmenin, kendi topraklar›nda köle durumuna düflürülmenin kahr› yaflan›yor. Bu, y›k›lm›fl bir imparatorlu¤un çöküntüleri içinde hürriyetini yitirmifl bir halk›n ‹stanbul'udur.

Ba¤›ml›l›¤›n halkalar›

Topraklar›m›z›n Amerika’n›n batmaz uçak gemisi haline getirilmesinin, 6. filolara, ‹ncirliklere zemin haz›rlan›fl›n›n...

"Biz ki ‹stanbul flehriyiz, Frans›z, ‹ngiliz, ‹talyan, Amerikan bir de Yunan bir de zavall› Afrika zencileri yer bitirir bizi bir yandan, bir yandan da kendi köpek döllerimiz; Vahdettin sultan ve damad› Ferit ve ‹ngiliz muhipleri ve mandac›lar." (Naz›m Hikmet)

“Türkiye’nin ç›karlar›” aldatmacas›yla Amerikan ç›karlar›n›n tahsis edilmesinin... Kardefl halklara karfl› Amerika’n›n saf›ndan düflmanl›¤›n belgeleri

“‹K‹L‹ ANLAfiMALAR” 1

Nas›l gelmifltik bu duruma? Her fley Osmanl›'n›n ikili anlaflmalar›yla bafllam›flt›. Ad› Ticaret Anlaflmalar›'yd›. Her anlaflma, bir di¤erinin kap›s›n› aralad›. Zamanla, ticari ve mali ba¤›ml›l›¤› getiren bu anlaflmalar, Osmanl›'n›n sömürgeleflme sürecine girmesinin nedenleri aras›ndayd›. Ayr›cal›k, ödün vermeye dönüfltü. Herhangi bir yabanc› devlete tan›nan imtiyazlar, di¤er bütün devletler için de geçerli oldu. Osmanl› kurtuluflun yolunu borçlanmada arad›. Borçlar borçlar› do¤urdu. Ve “koca” Osmanl›, borçlar›n faizlerini dahi ödeyemeyecek duruma gelerek, iflas etti¤ini aç›klad›. Kapitülasyonlar... Yeni yeni anlaflmalar... Duyun-i Umumiye... derken, Anadolu, sömürgeci devletlerin iflgali alt›ndayd› art›k. Canlar verildi, kazmayla, kürekle direnildi. Kurtulufl Savafl›’yla emperyalistler topraklar›m›zdan sökülüp at›ld›. *** Y›l 2003... Emperyalist heyetlerin biri gelip ötekisi gidiyor, Amerikal›lar ülkemizden hiç eksik olmuyor. Hiçbir resmi s›fat› olmayan dölleri dahi köpe¤i azarlar gibi, bu ülkeyi, bu ülkenin insanlar›n› afla¤›l›yor, Irak’a sald›r›da topraklar›m›z› kullanmak için gizleme gere¤i dahi duymadan patronlarla kulisler yap›l›yor, generallerle pazarl›klar sürüyor ve Beyaz Saray, “gecikirseniz ha...” diye tehdit ediyor. “Savafl› kimsenin istemedi¤i” aç›klamalar› durmadan yap›l›rken, üsler için izin belgeleri imzalan›yor, gazete sayfalar›nda “mecbu-


riyetlerden” sözediliyor, “IMF kredileri kesilir sonra” uyar›lar› yap›l›yor televole ekonomistleri taraf›ndan. Türkiye halk› ise ezici bir ço¤unlu¤uyla Amerikan sald›r›s›na karfl› oldu¤unu söylüyor. “Ama reel politika baflka...” vaazlar› hükümetinden, ordusuna, patronlardan, medyaya kadar durmadan halk›n beyinlerine empoze edilmeye çal›fl›l›yor. Emperyalizmin yeni-sömürgesi Türkiye’nin hükümetleri, bürokrasisi, ordusu, medyas›, burjuvalar› TC tarihinin uflakl›kta en onursuz sürecini herkesin gözleri önünde sergilemekte sak›nca görmüyor. Topraklar›m›zda görünürde “iflgal gücü” yok, ama Türkiye'nin NATO'ya giriflinin ard›ndan Haziran 1954'te üslerin aç›lmas›na iliflkin anlaflman›n imzalanmas› ile birlikte 1966’da 112'yi bulan üslerin sayesinde bugün dört bir yanda (Ülke topraklar›m›z›n yaklafl›k 35 milyon metrekarelik alan›) NATO ve ABD bayraklar› dalgalan›yordu. Bu tabloyu anlayabilmek, iktidar›n neden Amerika’ya “hay›r” diyemedi¤ini bilmek için, Kurtulufl Savafl› sonras› emperyalistlerle yeniden iliflkilerin gelifltirildi¤i sürece bakmak gerekir. Emperyalizme ba¤›ml› bir ülkeyiz, Yeni-Sömürgeyiz. Bundan dolay› Amerika’n›n isteklerine mevcut düzeni sürdüren hiçbir iktidar›n “hay›r” diyebilmesi mümkün de¤ildir. Bu yüzden bu ülkenin ordusu milli de¤il iflbirlikçi iflgal ordusudur. Peki nas›l gelinmiflti bu sürece? Türkiye’nin yeniden emperyalizmin sömürgesi haline geldi¤i süreçte özel olarak ikili anlaflmalar›n bu süreçteki yerine bakaca¤›z. Üslerin kulland›r›lmas›ndan, bölge halklar›na karfl› düflmanl›k ittifaklar›na kadar bugün iflbirlikçili¤in dayand›r›ld›¤› bir çok konuda karfl›m›za bu ikili anlaflmalar ç›kar. ‹kili anlaflmalar denildi¤inde elbette bunu Amerikan “yard›mlar›ndan” ayr› ele almak mümkün de¤ildir. Biz de bu yaz› dizimizde öyle yapaca¤›z. Kurtulufl Savafl› öncesi "‹flgal Kuvvetleri" imzal› bildirilerin yerini, ‘stratejik ittifak’ ad› alt›nda propagandas› yap›lan her alandaki ikili anlaflmalar›n nas›l ald›¤›n› görece¤iz. 1947’den 1969’a kadar ABD ile 97 ikili anlaflma imzalanmas›, ikili anlaflmalar›n sömürgelefltirme sürecindeki belirleyicili¤ini aç›k olarak göstermektedir. Bu y›llar ayn› zamanda Yeni-Sömürgecili¤in inflaa sürecidir. ABD ile ekonomik, siyasi ve askeri alanda k›sa sürede o kadar çok ve genifl kapsaml› anlaflmalar imzaland› ki, bunlar›n say›s› hükümetler taraf›ndan dahi bilinemez olmufltu. 1965’in TBMM’sinden flu olay ibret vericidir: O zamana kadar imzalanan ikili anlaflmalarla ilgili olarak T‹P, TBMM'ye bir soru önergesi verdi.

“Bir viski almaz m›s›n›z Paflam?” Ulusal egemenlik diye birfley kalmam›flt›r art›k. Dahas›, ba¤›ms›z bir ülke olarak kendi topraklar› üzerinde hükümranl›k hakk› da kalmam›flt›r. 1964’te Genelkurmay ‹kinci Baflkan› Orgeneral Refik Tulga, Trabzon’daki Amerikan üssünü ziyaretini anlat›rken, Amerikal› komutan›n kendisine kantini, mutfa¤› gezdirdi¤ini söyler. Refik Tulga, tel örgüyle çevrili gerçek üs bölgesine girmek ister, ama Amerikal› önünü keser: “Giremezsiniz! Buraya ancak Amerikan uyruklu kifliler girebilir!” Refik Tulga ›srar eder, “bu hükümranl›k haklar›m›za tecavüz de¤il mi?” diye sorar... Amerikal› komutan›n verdi¤i cevap aynen flöyledir: “Ama ikili anlaflmalar var... Bir viski almaz m›s›n›z say›n Paflam?”

Meclis anlaflmalar›n dökümünü yapmaya soyundu. Ç›kan sonuç tam anlam›yla utanç vericiydi. Devlet içinde hiçbir kurum bu dökümü ç›karacak durumda de¤ildi. Vatan› gözünü k›rpmadan emperyalizme peflkefl çekenler, neyi, ne zaman ve ne kadar satt›klar›n› bile bilemeyecek kadar "gaflet, dalalet ve hatta h›yanet" içindeydiler. Bu durum üzerine 3 Temmuz 1969’da o ana kadar imzalanan ikili anlaflmalar tek bir metinde toplanarak "Savunma ‹flbirli¤i Anlaflmas›" olarak imzaland›. Hükümette Demirel vard›r. Anlaflma her zaman oldu¤u gibi yine gizlidir. Öyle gizlidir ki, a盤a ç›kt›¤› 1975’te bile hükümlerini kimse ö¤renemez. Hükümetlerin görevi, befl y›lda bir anlaflma süresini uzatmaktan ibarettir. (Bu anlaflma 12 Eylül'den sonra ise tekrar geniflletildi ve "Savunma ve Ekonomik ‹flbirli¤i Anlaflmas›" -SE‹A- olarak yenilendi.) Hükümetler art›k bu anlaflmalar› sayma zahmetine de katlanamayacaklard›! Bundan sonra yap›lacak tüm ikili anlaflmalar SE‹A kapsam›nda olacak, gizlilik ise halk nezdinde sürecekti. Türkiye halk› bu ikili anlaflmalarda neler yaz›ld›¤›n›, hangi sözlerin verildi¤ini, hangi de¤erlerimizin sat›ld›¤›n› hiçbir zaman bilemeyecekti. Ne zaman ki, bugün oldu¤u gibi, Amerika bizden üs ister, toprak ister, ç›karlar› için kullanmak ister, o zaman “flu ikili anlaflmaya göre...” diye bafllayan ifadelerle önümüze gelecekti ikili anlaflmalar.

Utanç ve ihanet belgeleri imzalan›yor Normal koflullarda “ikili anlaflma” deyince iki

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

27


‹tiraf AKP hükümeti için de geçerli “Daha ba¤›ms›z, kiflilikli d›fl politika izlenmesini istiyorsunuz. Herkes ayn› fleyden bahsediyor. Nas›l yapaca¤›m ben bunu? ... Bir görev veriyorum. Neticesi bana gelmeden Washington’a gidiyor. Sonucu memurumdan önce sefirden ö¤reniyorum. (...) Böyledir bu ifller. Peygamber edas› ile, size dünyay› vaat ederler, imzay› att›n›z m› ertesi günü gelmifllerdir. Ondan sonra sökebilirsen sök... Gitmezler. “ ‹smet ‹nönü, Baflbakan, 1964

taraf›n karfl›l›kl› ç›karlar› do¤rultusunda yapt›klar› sözleflme akla gelir. Ancak ABD ve Türkiye aras›nda imzalanan anlaflmalar pek tabii ki böyle olmad›. “Yard›m” ad›yla bafllayan süreçte ABD hep istemekle, Türkiye ise bu isteklere uymakla yükümlüydü. Çünkü “Amerikan yard›m›”n›n anlam› bir ülke için ba¤›ml›l›k yolunda at›lan en önemli ad›md›. Y›l 1943... Saraço¤lu, mecliste okunan hükümet program›nda flu sözlere yer veriyordu; "... Sizin nam›n›za Cumhuriyetçi ve Demokrat Türkiye'nin Demokrat ve Cumhuriyetçi Amerika'ya selamlar›n›, sevgilerini ve sayg›lar›n› gönderiyorum." (‹smail Arar 1968, syf.161) Bu sözler Kuva-› Milliye ruhuyla söylenmiyordu kuflkusuz. Bu sözleri söyleten, ad›m ad›m büyüyen burjuvaziydi. Bu sözler can pahas›na kovdu¤umuz emperyalizmle iliflkiye geçmek için can atan uflakl›k ruhuyla söyleniyordu. Çok geçmedi, sözlerini tuttular! ABD'ye duyduklar› sevgi ve sayg›y› iflledikleri "ilk günah"la vücuda getirdiler. 2. Dünya Savafl›’n›n sonlar›na do¤ru ABD ile Türkiye ilk ikili anlaflmay› imzalad›klar›nda takvimler 23 fiubat 1945'i gösteriyordu. "Ödünç Verme ve Kiralama Kanunu’ndan Yararlanmak" ad›na yap›lan bu anlaflman›n gerekçesi flöyle aç›klan›yordu. "Savafl sonras› bozulan ekonomik durum ve SSCB sald›rganl›¤› karfl›s›nda hür dünya ile daha sa¤lam iliflkiler kurmak, geliflmek ve güçlenmek için askeri ve ekonomik yard›m almak." Ne sald›rganl›¤›? Böyle bir fley yoktu. Evet bir sald›rgan vard›, ama bu SSCB de¤il ABD emperyalizminin ta kendisiydi. Emperyalizm “yard›mc›” k›l›¤›na bürünmüfl ve ülkemizi ba¤›ml›l›k a¤›na düflürüyordu. Yap›lan bu anlaflmayla ülkemiz nerede bitece¤i belli olmayan, genifl bir yükümlülük alt›na sokuldu. Anlaflma28

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

ya göre ABD dönemin hükümetine "ben sana elimdeki kullan›lm›fl savunma malzemelerini verece¤im, sen de bana istedi¤im her türlü kolayl›¤› sa¤layacaks›n" dedi¤inde, Saraço¤lu Hükümeti de, "tamam" cevab›n› veriyordu. Neydi bu kolayl›k? ‹flte bunun s›n›r› ABD'nin insaf›na b›rak›lm›flt›. ABD "sana verdi¤im savunma malzemelerini istedi¤im zaman geri al›r›m" diyordu. Hükümetin cevab› ise yine "tamam"d›. "Yard›msever" ABD, her yeni anlaflmada daha çok fley isteyecek, iflbirlikçi hükümetler ise her defas›nda "tamam" diyecekti. “Yard›mlar” yard›mlar› izledi. 1946’da ABD ile yap›lan ikili anlaflman›n ad› "10 Milyon Dolarl›k Kredi Anlaflmas›"yd›. ABD Türkiye'ye 10 milyon dolarl›k kredi aç›yor, karfl›l›¤›nda ise ifline yaramayan savafl art›¤› malzemeyi sat›n alma flart›n› koyuyordu. Ama sat›lan malzemenin mülkiyet hakk›n› vermiyordu. ABD ile iliflkiye geçilmiflti bir kere. ABD eli kapm›fl, kolu da istiyordu. Verdiler! Osmanl› sultanlar›n› bile utand›racak uygulamalara ve anlaflmalara imzalar att›lar. Ki, bu sürecin en önemli halkas› “Truman Doktrini” ve “Marshall Yard›mlar›”d›r. Yukar›da ifade etti¤imiz say›lar› belirsiz hale gelen ba¤›ml›l›¤›n halkalar› olan ikili anlaflmalar da bu yard›mlarla birlikte bafllar. “Yard›m” bir halka olup boynumuza geçer. ‹ktidardaki Vahdettinlerin, Damat Feritlerin adlar› de¤iflir sadece...

- Sürecek -

Sivil ve resmi ihanet sözleri Y›l 1954... Zaman›n Cumhurbaflkan› Celal Bayar Amerika'da, Amerikal› ifladamlar›n›n flerefine verdikleri bir ziyafette flöyle konuflur;

"... Sizlere bütün sahalarda, her çeflit konularda aç›k bir pazar sunuyoruz. Hem de en müsait flartlarla..." Bu sözler karfl›s›nda dinleyiciler flaflk›nl›k içindedir. Bayar'›n bu sözleri, kat›ks›z bir ihanetçi oluflundan m›, yoksa iktisat biliminden nasipsiz oluflundan m› sarfetti¤ini kestirememifllerdir. *** 1950-60 döneminin Genelkurmay 2. Baflkan› Rüfltü Erdelhun'un, ‹zmir'deki ABD 6. Taktik Hava Kuvvetleri Karargah›'nda 1959 y›l›nda Amerikan askerlerine hitaben söyledi¤i sözdür: "... Bu memleket bizim de¤il, sizindir..."


Ba¤›ms›z Türkiye

"Gün gelir savafl biter. ‹flte o zaman bar›fl masas›na gelmeye kalkt›¤›n›zda bir kenarda paltonuzla beklemek zorunda kalabilirsiniz.” (ABD Eski Büyükelçisi Mark Parris)

Parris afla¤›l›yor, tehdit ediyor Sömürge ülke yöneticileri susuyor Amerika’n›n eski büyükelçisi Mark Parris bir süredir ülkemizde “görüflmeler” yap›yor. “Eski tan›d›klar›n› ziyaret etti¤ini” söylüyor bas›na. ‹flin masal k›sm›n› geçelim, Parris, Amerika’n›n Irak sald›r›s› için kulis yap›yor. Ve bunu yaparken, hiçbir resmi s›fat› bulunmadan Tayyip Erdo¤an’dan patronlara kadar s›raya diziyor. S›raya dizmekle de yetinmiyor aç›ktan tehdit ediyor. fiu sözler Parris’e ait: "Türkiye karar vermekte gecikiyor. Arap dünyas›n›n ABD'nin yan›nda yer almayaca¤›n› san›yorsan›z yan›l›yorsunuz. "‹slam alemi bar›fl istiyor" izlenimi abart›l›. ABD'nin beklemeye tahammülü kalmad›.” ... "Ama gün gelir savafl biter. ‹flte o zaman bar›fl masas›na gelmeye kalkt›¤›n›zda bir kenarda paltonuzla beklemek zorunda kalabilirsiniz. fiimdi ABD'nin yan›nda yer almazsan›z savafl sonras›nda Türkiye ABD'den yard›m istemeye kalkt›¤›nda arad›¤› Beyaz Saray telefonlar› hep meflgul çalar." (12 Ocak Hürriyet) Mark Parris kim? Nas›l, hangi cüretle böyle konuflabiliyor? Ne bir hükümet yetkilisi, ne bir general, ona cevap vermeyi, haddini bildirmeyi akl›ndan bile geçirmiyor. Çünkü hadlerini biliyorlar. Çünkü bu ülke ony›llard›r sömürge bir ülkedir. Yeni-Sömürgecilik iliflkilerinin “do¤al” sonucudur bu afla¤›lanma ve tehdit. Zerre kadar onuru olan bir devlet, Parris’in eline paltosunu verip bu ülkeden göndermesi gerekirdi. Ama bunun yerine bak›n nas›l geçifltirme aç›klamalar› yap›ld›. Baflbakan Gül, sanki Parris kendi bafl›na bu tehditleri savurmufl, kendi kafas›na göre afla¤›lay›c›, onur k›r›c› sözleri sarf etmifl gibi, ABD ile stratejik müttefik olundu¤unu belirterek, "kimse kendi reklam›n› yapma u¤runa bizim bu iliflkilerimize gölge düflürmesin" dedi. Olmayan muhalefetin lideri Deniz Baykal da, afla¤›lamay› do¤al karfl›layarak, “önemli olan Türkiye'nin kal›c› ç›karlar›” demekle yetindi. Generallerden ise her zamanki gibi “ç›t” ç›kmad›. Onlar

“Türkiye’nin en iyi ihraç mal› ordudur” sözlerine dahi tepki gösterememifllerdi. Çünkü onu söyleyen de Amerikal›yd›.

Amerikan konsoloslar› hep sömürge valisi oldular Amerika ile sömürgecilik iliflkilerinin geliflti¤i 1950’li y›llardan bu yana flu veya bu oranda ABD elçileri bir sömürge valisi gibi faaliyet gösterdiler. Hiçbir hükümet de bundan rahats›z olmad›. Gelip geçen Amerikan elçilerini hat›rlay›n, tümü bu ülkenin gerçek yöneticisi gibi davrand›, yeni kurulan hükümetler ya da iktidara aday partiler (e¤er ABD’ye gitmemiflse) ilkin onlardan icazet ald›lar. Patronlarla yemekli toplant›larda pazarl›klar yap›ld›, IMF anlaflmalar›n›n zemininin haz›rlanmas›nda birinci dereceden rol oynayanlar aras›nda oldular. Hatta kimi zaman iç politikaya iliflkin aç›klamalar yapmaktan çekinmediler. CIA faaliyetleri ise her dönem buralardan idare edildi.

Eskisi afla¤›l›yor, yenisi Amerikan sald›r›s›na destek toplant›lar›nda Amerikan eski elçisi “lider ülke büyük Türkiye”yi afla¤›larken, yenisi Amerikan sald›r›s›na ortak etmek için toplant›lar düzenliyordu. “Irak'a de¤il, IMF ile ekonomik programa önem verin” sözleriyle, bizi desteklemezseniz IMF kredisini keseriz tehditleri savuran Amerikan Büyükelçisi Robert Pearson geçen hafta içinde patronlarla görüflmeler yapt›. Bu görüflmelerin ard›ndan TÜS‹AD savafl 盤›rtkanl›¤›n› alenilefltirdi, patronlar›n medyas› ona keza, generaller hükümeti “karars›zl›kla” elefltirerek Amerikanc›l›¤›n› aç›k etti, TOBB ise önümüzdeki günlerde benzer bir giriflim için haz›rlan›yor. Eskisinin afla¤›lamas›na ses ç›karmayanlar›n, yenisinin aç›ktan savafl lobisi yapmas›na da elbette söyleyebilece¤i bir fley yoktur. Ba¤›ml›l›k dilleri de ba¤lar! Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

29


‹nsan› kurtaracak paralar nerelere harcan›yor? Diyarbak›r’daki uçak kazas›n›n en önemli nedeninin alanda ILS cihaz›n›n olmamas› oldu¤u art›k aç›k. Ama ILS cihaz›n›n olmamas›n›n nedeni konusunda spekülasyon çok. Oysa spekülasyona gerek yok. Diyarbak›r’da da¤ tafl askeri tesis olmufl. Ama havaalan›nda insan hayat›n› kurtaracak aletler yok. Peki bu durum sadece Diyarbak›r’da m› geçerli? Hay›r, ülke genelinde durum budur. Ordunun ve polisin ihtiyaçlar›(!), yani halk üzerinde bask›, terör uygulamak için gerekli araçlar, geciktirmeksizin, bütçe engellerine tak›lmaks›z›n karfl›lan›rken, halk›n can güvenli¤iyle ilgili harcamalar, yat›r›mlar oyalan›r, bürokrasi cenderesinde süründürülür... Hiç kimse bu kez sorunun gündeme geldi¤ini, halledilece¤ini düflünmesin. Diyarbak›r kazas›ndan öncekilerde de yap›lm›flt›r benzer tart›flmalar. Bundan sonraki uçak kazas›na kadar bu dosya da kapat›l›p, tart›flma örtülebilir... Öyle olmasayd›, Türkiye uçak kazalar›nda da dünya s›ralamas›n›n en üstlerinde olur muydu? Türkiye, uçak kazalar›nda, kaza yapan uçak say›s› itibar›yla 9. s›rada, uçak kazalar›nda ölen insan say›s› itibar›yla ise 2. s›rada. (Asl›nda birincili¤i k›l pay› Japonya’ya kapt›rm›fl›z, o da Japonyada tek bir kazada 520 kifli ölmesinden kaynaklan›yor. De¤ilse, kimsenin kuflkusu olmas›n da gerçek birinci(!) Türkiye! Her türlü silah al›m›na, “güvenlik” yat›r›m›na ödenek var, can güvenli¤ine yok.

Türkiye’yi yönetenler, bu “büyük”, “model” ülkeye bir dünya ikincili¤i daha arma¤an ettiler: Uçak kazalar›nda ölen insan say›s› aç›s›ndan Türkiye dünya ikincisi! ‹flkencede, trafik kazalar›nda, faili meçhullerde dünya birinciliklerinden sonra bu dereceleriyle de ne kadar övünseler azd›r! 30

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

Adalet Bakan› Cemil Çiçek bu gerçe¤i çok ç›plak biçimde ifade ediyor asl›nda: “Her F tipi 40 trilyona maloluyor, o paray› orta büyüklükte bir ile verseniz, tüm sorunlar› çözülür...” Ama öyle yapm›yorlar. Çünkü bu düzenin mant›¤›na ters öyle yapmalar›. Zonguldak kömür ocaklar›nda kaza olur, yüz, üç yüz iflçi ölür. Ard›ndan anlafl›l›r ki, can güvenli¤ini sa¤layacak erken uyar› cihazlar› yoktur, yeterli de¤ildir. An›nda herhangi bir noktaya 10 bin askeri indirmekle övünen iktidar›n, bir deprem bölgesine an›nda gönderece¤i ekipman› yoktur. Çöplükler patlar bizim ülkemizde. Peki niye? Çöp da¤›n›n gaz›n› alacak bir mekanizma yap›lmam›flt›r da ondan... Bunlar yaflanm›fllar. Daha yaflanacaklar geride. Bak›n, “18 Havaalan› ayn› faciay› bekliyor” diye bafll›k yapt› gazeteler. “Gereken yap›lacak” m› sizce? Do¤ru cevap için, 17 A¤ustos depremi ve sonras›n› hat›rlay›n. Peki “bize yol, su elektirik olarak dönmesi” gereken vergiler nereye gidiyor? Memleketi özellefltirme ad›na tekellere peflkefl çekerek toplad›klar› paralar nereye gidiyor? Halka gitmedi¤i kesin. Devlet Planlama Teflkilat›’n›n son araflt›rmas›na göre, Türkiye nüfusunun yüzde 38'i yoksul. Memleketin neredeyse yar›s›n› aç, aç›kta b›rakm›fllar, yine halk›n can güvenli¤i için ay›racak paralar› yok. Çünkü emperyalist tekellerden, iflbirlikçi soygunculardan, generallerin silah al›mlar›ndan, kontra fleflerinin polisi donatmalar›ndan geriye bir fley kalm›yor. Halk için örgütlenmemifl ki bu devlet. “Halk›n ihtiyaçlar›” diye düflünmüyor ki. Onlar›n gündeminde tekellerin ihtiyaçlar› ve tekellerin soygun düzeninin “güvenli¤i” var sadece. Temel olan bu. Onun için falan ilin sorunlar› çözülmüyor, ama o ile askeri tesis veya F tipi kuruluyor. Onun için, memurlara, iflçilere üç befl kurufl daha fazla vermek yerine, tanklar, uçaklar al›n›yor...


Özal’dan DSP-MHP-ANAP’a bütün hükümetler memleketi satt›;

Geri Kalan›n› Da AKP Sat›yor Özellefltirme demek, bir ülkenin sat›fla ç›kar›lmas› demektir. Yeralt›, yerüstü bütün zenginliklerinin emperyalist tekellere ve yerli iflbirlikçilerine peflkefl çekilmesi demektir. Bir avuç tekelin daha da zenginleflmesi, milyonlar›n iflsiz kalmas›, açl›k ve yoksullu¤a sürüklenmesi demektir. Özellefltirmelerin tarihi eski olsa da, esas olarak cunta sonras› Özal ile bafllayan özellefltirmeler sonucu yüzbinlerce emekçi iflinden oldu, kamuya ait yüzlerce fabrika sat›ld›. Gelen giden bütün hükümetler özellefltirme politikalar› ile IMF’ciliklerini, sermayenin hükümetleri olduklar›n› kan›tlad›lar. fiimdi s›ra AKP hükümetinde. AKP hükümetinin emeklilere verdi¤i zamm›n hemen bir hafta sonras›nda aç›klanan baflta tekel ürünlerine olmak üzere zamlar ve özellefltirmeler AKP’nin “kafl›kla verip kepçeyle alman›n” da ötesinde, “afl kazan›n›” tekellerin sofras›na koymakta öncekileri de sollayaca¤›n›n iflaretleri oldu. Devlet bakan› Abdullatif fiener, “‹lk defa bir hükümet böyle kararl› bir takvimi belirleleyerek somut bir program› ortaya koydu. 17 y›lda yap›lan özellefltirme uygulamas›n›n en az yar›s›n› 2003 y›l›nda gerçeklefltirece¤iz.” sözleriyle bunu teyid etti. Ç›kar›lan kimi sorunlar nedeniyle önceki hükümete sorulan “siyasi irade nereye kadar” sorusuna bak›n nas›l cevap veriyor fiener; “Özellefltirme program›n›n bütün ayr›nt›lar› için

IMF Denetimde Dünya Bankas› Baflkan Yard›mc›s› Johannes Linn ile IMF Birinci Baflkan Yard›mc›ms› Anne O. Krueger, Türkiye’de. Hükümetten önce TÜS‹AD ile bir toplant› yapan IMF’ciler, AKP iktidar›n›n IMF program›na uyup uymad›¤›na bakacak. Hükümet de zaten gerekli haz›rl›klar› özellefltirmelerle, tekel ürünlerine zamlarla, IMF program›na kararl›l›¤›n› günde befl vakit her namaz öncesi ilan ederek tamamlama gayretindeler. IMF’nin ekonomiyi mi yoksa Irak sald›r›s›n› m› görüflece¤i ise ayr› bir konu. Amerikan tekelleri için ülkeleri sat›n alan IMF, Irak sald›r›s›nda da devrede. Ekonomik konular, krediler de flu anda buna ba¤l›. Bunun ötesi, iktidar›n halk› ne kadar aç, iflsiz b›rakt›klar›yla baflar›s›n› ölçecekler!..

bu kararl›l›k vard›r. Gerek görüldü¤ünde ekonomik de¤erini kaybetmifl kurulufllar›n kapat›lmas›na, istihdam›n daralt›lmas›na (türkçesi iflten atmaya) karar verece¤iz. Hiçbir s›k›nt›, problem gerekçe olamaz.” “Kararl›l›kla” övündü¤ü konuya bak›n; sat›fl›yla, iflsiz b›rakt›klar›yla övünüyor. Sonra gelsin, “evimizin içini kendimizi düzeltiriz” yalanlar›, aç b›rakt›klar›n› sadakalarla uyutma oyunlar›.

Satacak Baflka fiey Kald› M›? Merak etmeyin, bir süre sonra bu soru çok daha aç›k olarak sorulur hale gelecek. Hele AKP’nin sat›fla ç›kard›klar›na bak›ld›¤›nda, söylememek imkans›z. ‹flte sat›fla ç›kar›lacaklardan baz›lar›: Köprü ve otoyollar›n iflletme devri, ‹MKB, Milli Piyango, ‹stanbul Alt›n Borsas›, Halk Bankas›, enerji üretim ve da¤›t›m tesisleri, Limanlar, (Çeflme, Dikili, Trabzon, Seka Taflucu ve Kufladas› limanlar›) SEKA (Afyon, ‹zmir ve Kasatamonu fabrikalar›), ‹GSAfi, Petkim, Gerkonsan, Taksan, TZDK Adapazar›, SEKA (Akdeniz, Aksu, Bal›kesir ve Çaycuma iflletmeleri), Eti Gümüfl, Eti Elektrometalurji, Eti Bak›r, Karadeniz Bak›r iflletmeleri, Sümer Holding (Diyarbak›r, Malatya, Ad›yaman, Çanakkale Deri, Van Deri, Tercan, Akdeniz, Sar›kam›fl, Adana Ç›rç›r, Merinos, Bak›rköy, Beykoz, Antalya, Bergama, Manisa tesisleri), Ataköy otel-

Emperyalist sermaya AKP ile daha mutlu! “Yabanc› yat›r›mc›” diye yumuflatt›klar› emperyalist tekeller daha azg›nca sömürsün, bu ülkenin yasalar›na tabi olmas›n diye geçmiflte ç›kar›lan yasalar› yeterli görmeyen AKP, ufak tefek dikenleri de temizleyerek, dikensiz gül bahçesi yaratma yolunda. Böylece sat›fla ç›kard›¤› kurulufllara emperyalist müflteriler bulmas› da kolaylaflm›fl olacak. TBMM’ye sunulan yasa tasar›s› ile “izin ve onay sisteminin kald›r›larak, bilgilendirme sistemine” geçiliyor. Yani bir ABD tekeli ülkemizi talan etmek için sadece ben talan ediyorum, haberiniz olsun demesi yetecek. Ne mutlu emperyalist tekellere; art›k “yat›r›mc›y› teflvik etmekte kararl›” AKP iktidar› var!

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

31


cilik, Ataköy Marina ve Türk Hava Yollar›. Özellefltirilecek olanlar›n yan›s›ra bir de “zarar ediyor” denilerek kapat›lacak olanlar var; Demir Çelik iflletlemeleri, Zirai Donat›m Kurumu, TÜMOSAN bunlar aras›nda. Aç›klananlar, IMF’nin bile istedi¤inin ötesinde. IMF çok memnun olacak, IMF’den çok IMF’ci olduklar›n› da sermayeye ispatlam›fl oldular.

64 bin kifli iflsiz kalacak Özellefltirilecek fabrikalardaki 64 bin iflçi iflsiz kalacak. fiener’in, “özellefltirme sonras› iflsiz kalmalar›n› engelleyecek formüller düflündüklerini” söylemesi masaldan, günü kurtarmaktan ibaret. Daha önceki özellefltirmelerde de iflsiz kalan milyonlar için ayn› yalan söylenmiflti. Ama özellefltirme kapsam›na al›nan kamu kurulufl ve bankalar›na bak›ld›¤›nda, sadece emekçilerin de¤il, esnaf ve köylünün de de¤iflik biçimlerde k›y›mdan pay›n› alaca¤›n› gösteriyor. Köylünün TZDK’s›, esnaf›n Halk Bankas› bunun bir örne¤i. “Emekli zamlar› için kaynak nerede” sorular›n›n hemen ard›ndan ve IMF heyetinin geliflinin hemen öncesinde h›zla aç›klanan özellefltirmeler, temel olarak, IMF karfl›s›nda geri ad›m at›lan faiz d›fl› fazlay› (yüzde 6.5) tutturmak amaçl›. Bunun anlam› flu; sat›labilecek olan her fley sat›lacak, kamu yat›r›mlar› duracak ya da söz verilenlere hiç bafllanmayacak, daha fazla zam yap›lacak, kamuda emekçiler iflten at›lacak, karfl›l›¤› daha fazla yoksulluk ve açl›k olacak elbette. Ve böylece IMF’nin istedi¤i oran tutturulacak. AKP’nin halk›n sorunlar›n› çözece¤i iddias›ndaki ekonomi politikas› iflte bu! Öncekilerden b›rak›n fark› olmas›n›, özellefltirmedeki fütursuzlu¤u ile daha da beter sonuçlar› yaratacakt›r. AKP’nin kimin iktidar› oldu¤u bir kez daha ortaya ç›k›yor; bir avuç tekelin ve IMF’nin. TÜS‹AD Baflkan› Tuncay Özilhan bofl yere “ekonomik konularda say›n baflbakan ile mütab›k›z” demiyor. Tek bafl›na iktidar olman›n “gücünü” onlar için kullan›yor. Muhalefet derseniz, zaten öyle bir fley yok. Yoksullu¤un, açl›¤›n frenine basamayan AKP, “özellefltirme frenine hiçbir flekilde bas›lmas›na raz› olmama” kararl›l›¤›yla, özellefltirmelerin burada kalmayaca¤›n› da bugünden ilan ediyor. Anlafl›lan o ki, daha sat›lacak fleyler var. Sat›n! Yeter ki AKP iktidar›na emperyalistlerin ve sermayenin deste¤i sürsün! Her fley koltuk için, halk› aç b›rakmak da, emekçileri iflsiz b›rakmak da bu u¤urda mübah! 32

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

Sendikalar Neyi Bekliyor? AKP’nin aç›klad›¤› özellefltirmeleri bir sendika baflkan› flöyle elefltiriyor; “sendikalar›n ve bundan olumsuz etkilenecek toplum kesimlerinin görüflünü almaya gerek bile duymamaktad›r. TOBB, TÜS‹AD, MÜS‹AD, T‹SK gibi sermaye örgütlerini ‘sivil kitle örgütleri’ olarak gören hükümet, bunlarla yürüttükleri al›flverifli ‘toplumsal uzlaflma’ olarak sunmaktad›r.” Elefltiri do¤ru, AKP’nin kat›l›mc›l›ktan anlad›¤› da tam böyledir. Ama özellefltirmelerde meselenin bir de sendikalar cephesi var. AKP iktidar›n›n seçim vaadini bir kenara b›rak›n; hangi iktidar›n sendikalar› dikkate almas› için ne yap›ld›? Hiçbir iktidar durup dururken, sendikalar› dikkate almaz. Sen, sendikal örgütlenmeyi zay›flatan, iflçileri soka¤a atan özellefltirmelere karfl› bugüne kadar nas›l bir mücadele verdin ki, iktidar sorma gere¤i duysun? Sendikalar›n en fazla bir iki aç›klama, haydi bunun ötesinde bir iki eylemle geçifltireceklerini çok iyi biliyor. Y›llard›r bu sahneler yineleniyor. Ve iflte sonuç; iflçilerin en fazla oyunu alan AKP iktidar› pervas›zca giriflti¤i özellefltirmelerde emek örgütlerinden yana hiçbir kayg› tafl›m›yor. Elbette, s›n›f gerçe¤ini bir yana b›rakarak, s›n›fa ihanet ederek iflveren örgütleriyle “ekonomik sosyal konsey”lerde biraraya gelmelerin, “hepimiz fedakarl›k gösterece¤iz” yalan›yla IMF programlar›na destek vermenin süreci ve sendikal anlay›fl daha ayr›nt›l› de¤erlendirilmelidir. Bugün de¤ilse yar›n iflçi sendikalar› bu hesaplaflmay› yapmak zorunda kalacaklard›r. Bugün acil olansa “özellefltirmede kararl›l›k” ilan eden AKP iktidar›na karfl› mücadeleyi yükseltmektir. Bu sald›r›ya karfl› mücadele ne Türk-ifl baflkan›n›n dile getirdi¤i gibi, sadece “ilgili sendikalar›” ilgilendirmeli, ne de salt aç›klanan iflyerleri özelinde kalmal›d›r.

‹flçiler, ‹flçi sendikalar›; Bir bütün olarak özellefltirmeye karfl› mücadeleyi, Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› mücadeleyle birlefltirerek alanlara ç›kal›m. Her iki sald›r›n›n da oda¤› ayn›, her ikisi de tekellerin ç›karlar› için. AKP iktidar›n›n ekonomik, siyasi, anti-demokratik uygulamalar›na karfl› ç›kal›m. Bu ülkenin sahipsiz olmad›¤›n›, satt›rmayaca¤›m›z› hayk›ral›m.


‹slamc›l›¤›n ekonomi politikas› yoktur Kapitalizm hangi ad alt›nda savunulursa savunulsun; emekçi halk için sömürü ve zulüm demektir. De¤iflen, sadece zulmü ve sömürüyü sürdürendir. AKP, iktidar oldu¤u günden bu yana sermaye için çal›fl›yor. Ne bayraml›k zekatlar ne de emekliye verdi¤i (ve zamlarla geri halktan ç›kard›¤›) zam bu gerçe¤i de¤ifltirmiyor. Bu nedenle kendinden öncekilerden iktidar› de¤il de, emperyalizme peflkefl çekme nöbetini devralm›fl olan Tayyip ve Gül, Özal’lara, Y›lmaz’lara rahmet okutuyor özellefltirmede. Aksi de mümkün de¤ildi. Çünkü AKP, kapitalizmi savunuyor ve parti program›nda buna flu ifadelerle yer veriyor; “Partimiz afla¤›daki temel ilkeleri benimser; -Tüm kurum ve kurallar›yla iflleyen piyasa ekonomisinden yanad›r. -Devletin ilke olarak her türlü ekonomik faaliyetin d›fl›nda olmas› gerekti¤ini benimser. -Özellefltirmeyi daha rasyonel bir ekonomik yap›n›n oluflmas› için önemli bir araç olarak görür. -Küreselleflmenin getirdi¤i yap›sal dönüflümlerin en az maliyetle gerçeklefltirilmesini savunur ve bunun en sa¤l›kl› yolunun uluslararas› rekabet gücünün art›r›lmas› oldu¤una inan›r... -...Yabanc› sermayenin, Türk ekonomisinin geliflmesine katk›da bulunaca¤›na inan›r. -Avrupa Birli¤i, Dünya Bankas›, IMF ve di¤er uluslararas› kurulufllarla olan iliflkilerimizin, ekonomimizin ihtiyaçlar› ve ulusal ç›karlar›m›z do¤rultusunda sürdürülmesi gerekti¤ine inan›r.” Bu maddelerin tümünü kapitalizmi savunan herhangi bir sa¤ ya da sosyal demokrat parti program›nda bulabilirsiniz. Meflruiyet kayg›s›ndan kaynakl› olarak gerçek düflüncelerinin programa yaz›lmad›¤›n›, asl›nda “adil düzen” benzeri bir sistemi savundu¤u da söylenecektir. (Onun da ne oldu¤u FP iktidar›nda görüldü ya!) Ya da bu düzen s›n›rlar› içinde politika yap›yorsan, sistemin yap›s›n› kökten de¤ifltiremezsin, bu ancak devrim sorunudur denilebilir. Genel do¤rular olsa da, bunlar AKP için geçerli

de¤ildir. Çünkü onun sorunu savundu¤u ideolojinin, islamc›l›¤›n kendine has bir ekonomi politikas› olmamas›ndand›r. ‹slami devrimini yapm›fl ‹ran’a bakmak bunu anlamak için yeterlidir. fiah devrilmifl, islami düzen kurulmufltur, ama alt yap›da, yani ekonomide, üretim iliflkilerinde bir de¤ifliklik olmad›¤›, kapitalizm sistem olarak varl›¤›n› sürdürdü¤ü için halk›n durumunda da köklü de¤ifliklikler olmam›flt›r. De¤ifliklik üst yap›da, siyasetin yürütülüfl tarz›nda, yaflam tarz›ndad›r. Bu da ancak kapitalizmin bir versiyonu olmaktan öte bir sonuç do¤urmam›flt›r. Ve yine bu nedenle de anti-emperyalistlikleri de tutars›zd›r. Tutars›zl›¤›n özünde s›n›fsall›k vard›r, kapitalizme karfl› olmamak emperyalistlere karfl›tl›¤› da olsa olsa amerikan karfl›tl›¤› ile s›n›rlamaktad›r. (O da, kendilerine yöneldi¤i sürece. Yönelmedi¤inde ise, ayn› güç taraf›ndan kullan›lmaya haz›rd›rlar.) * “Yeflil sermaye”nin bulufltu¤u MÜS‹AD’tan AKP yönetici ve finansörlerine bak›n, tümü burjuvalardan oluflmaktad›r. Tümünün varoluflu kapitalist sistemle birlikte flekillenmifltir. Ayr› bir yaz› konusu olan, islamc› sermayenin oluflum süreci, ülkemizin sömürgeleflmesi ile atbafl› gitmektedir. Biz sömürgelefltikçe islamc› sermaye geliflti. Kimi dönem bask› alt›nda tutulmas›ndan dolay› tam bir geliflim zemini bulamasa da kapitalist sistemi savunarak varl›¤›n› korudu. 28 fiubatç›lara karfl› kendilerini savunurken, “sermayenin yeflili k›rm›z›s› olmaz” derken de çok hakl›yd›lar. Kapitalizmin ‹slamc› söylemle savunulmas› sadece, sömürü ve zulüm demek olan kapitalizmin sürdürücülerini de¤ifltiriyor, özünde halk aç›s›ndan de¤iflen bir durum olmuyor. Kapitalizme karfl› olmad›klar› için, kimi noktalarda çat›flma içinde olsalar da oligarfliye de, iflbirlikçi tekelci burujuvalara da karfl› de¤ildirler. Onlar da yayg›n deyimiyle, iktidarlar› döneminde kendi Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

33


zenginlerini yaratarak soygunu sürdürüyorlar. Bu nedenle bask›lardan yak›nsalar da, bask›lar›n kayna¤›n› 28 fiubatç›lar olarak görmekten öteye gidemezler. Oysa bütün bask› ve yasaklar kapitalist sistemi korumak için uygulanmaktad›r. * Peki ‹slamc› sermayenin TÜS‹AD’ç›lardan hiç mi fark› yoktur? Vard›r elbette; sömürü çark›n› savunurken ‹slami söylem kullan›rlar, tarikatlar›n ayn› zamanda birer holdinge dönüfltü¤ü süreç bu gerçe¤i çok çarp›c› olarak ortaya ç›karm›flt›r. Halk›m›z›n dini duygular›n› kullanarak nas›l kasalar›n› doldurduklar›n›n onlarca bilinen örnekleri yans›m›flt›r. Farkl› olan kulland›klar› üslup ve biçimdir. Bu sayede kapitalizmin rekabetçi ortam›nda kendi pazarlar›n›, kendi tüketici kitlesini yaratabilmifllerdir. Bu sayede rakipleri karfl›s›nda kendilerine bir avantaj yaratm›fllard›r. “Faiz haram” derken “faizsiz kazanç” uydurmacas›yla halk› doland›rm›fllard›r. Ifl›k tarikat›n›n ‹hlas Holding’inin sonuçlar› hat›rlardad›r. Özellikle yurtd›fl›nda çal›flan, ço¤unlu¤u tarikat çevresinden olan insanlar›n tasarruflar›n› holdinglerde toplayarak karlar›na kar katt›klar›n›n örnekleri ise say›lamayacak kadar çoktur. Özellikle 1980’li y›llarla birlikte tarikat iliflkileri, tarikat holdinglerinde biçim de¤ifltirmifltir. Tarikat fleyhi patron, müridleri ise bu holdinglerde çal›flan iflçi veya holdinglerin sad›k müflterileri olmufltur. Tarikat holdingleri iflçilerini özellikle ‹slamc› kesimden seçmektedir. Bu kendi içlerindeki bir dayan›flma gibi gözükse de, özünde azg›n sömürünün de dini k›l›f›na hizmet etmektedir. Çünkü cemaat ba¤›yla yürütülen iflçi iflveren iliflkisinde iflçi dinin gere¤i flükretmek zorundad›r. Sendika, grev, toplu sözleflme derdi olmadan azg›n bir sömürü söz konusudur. Bu flekilde elde edilen karlar, tam bir kapitalist anlay›fla uygun olarak yeni yat›r›mlara dönüfltürülmektedir. * Söylemi ne olursa olsun, ister “›l›ml›” isterse “radikal” olsun, islamc›lar iktidar olsalar da, bugünkü gibi önünde Genelkurmay ve baflka engeller bulunmasa da, halka verebilecekleri hiçbir fleylerinin olmamas›n›n as›l nedenini de kapitalist sistemi savunmalar›nda ve üzerine flallar geçirerek uygulamalar›nda aramak gerekir. Kapitalist sisteme karfl› ‹slamc›l›¤›n sistem olarak ciddi bir alternatif oluflturamamas› da buradan kaynakl›d›r. Üretenlerin yönetti¤i bir sistem savunulmad›¤› için, “komflusu açken tok yatmamak” da sadakalarda, holding pofletleriyle reklaml› yard›m da¤›t›mlar›nda kendini ifade etmektedir. 34

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

Tek Gelirim Asgari Ücretti, Art›k O Da Yok! Geçen haftaki say›m›zda haberine yer verdi¤imiz Malatya Üniversite Hastanesi’nden at›lan iflçilerinden birine ait bu söz. Hastanede ihaleyi alan yeni tafleron taraf›ndan 122 iflçi ile birlikte iflten at›lan Bayram Özkaynak, “düzenli bir flekilde çal›fl›yordum ve öyle olumsuz bir hareketim olmad› buna ra¤men sendikal› oldu¤um için ç›kard›lar.” diyor ve ekliyor;

“Bundan sonra yapaca¤›m bir iflim yok, mesle¤im yok ne yapaca¤›m› ben de bilmiyorum. Evim kira, üç çocu¤um var ikisi ö¤renci. Art›k bir sa¤l›k güvencem de yok, hasta oldum mu herhalde ölmeyi bekleyip duraca¤›z.” Bayram Özkaynak benzer durumdaki yüzbinlerce emekçiden sadece birisi. Aç aç›k ortada kalm›fl, hastalanmamay› umuyor, yoksa ölümü bekleyecekler çoluk çocuk hep birlikte. ‹flten at›lma nedeninde de tek de¤il. Ayn› nedenle yüzbinlerce emekçi iflinden oldu. Özellefltirmelerle 64 bin yeni Bayram yaratmaya haz›rlanan AKP’nin savundu¤u sistem insanlar›m›z› aç b›rak›yor, iflsiz b›rak›yor, ölümü bekler hale getiriyor. Ne yapacak flimdi Bayram? Bir islamc› holdingin kap›s›n› çal›p uzataca¤› üç befl günlük yiyecek pofletini mi bekleyecek? AKP halk›n sorunlar›n› böyle mi çözecek? Yoksa bir dahaki bayram gününe, para yard›m› da¤›t›lmas›n› bekleyecek Bayram?

Hekimlerden Protesto ‹stanbul Tabib Odas› üyeleri, hükümetin 2003’ün ilk üç ay› için yapt›¤› göstermelik zamm› ve nemalar›n ödenmemesini protesto ettiler. Haydarpafla Numune Hastanesi önünde biraraya gelen ‹TO üyesi hekimler ald›klar› maaflla geçinemediklerini ifade ederken Amerikan sald›r›s›na karfl› da dövizler tafl›d›lar. Eylem s›ras›nda “IMF ile yap›lan bütün anlaflmalar iptal edilsin” sloganlar› atan hekimler, ”Örgütlü emek, sa¤l›kl› toplum” yaz›l› önlükler giydiler.


“SAVAfiA HAYIR” EYLEMLER‹ ❏

KÜÇÜK ARMUTLU CEMEV‹'NDE

"IRAK'TA SAVAfiA HAYIR" BASIN AÇIKLAMASI 12 Ocak Pazar günü saat:15.00'te Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Sar›yer fiubesi, Küçük Armutlu Cemevi'nde "Irak'ta Savafla Hay›r" konulu bir bas›n aç›klamas› yapt›. Polisin yo¤un ablukas›na ra¤men 50 kiflinin kat›ld›¤› aç›klamada savafl›n milyonlarca Irakl’›n›n ölümü, sakat kalmas› ve açl›¤a mahkum edilmesi anlam›na geldi¤ini ve halk olarak Irak'ta savafla karfl› olundu¤u vurguland›. Aç›klama "Irak'ta Savafla Hay›r, Çocuklar Ölmesin, ABD Emperyalizmi Ortado¤u'da Döktü¤ü Kanda Bo¤ulacak, Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi, Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i" sloganlar›yla bitirildi.

❏

BURDUR’DA BASIN AÇIKLAMASI

Tüm ülke çap›nda yürütülen savafl karfl›t› eylemliliklere 16 Ocak 2003 tarihinde Burdur'da yap›lan bas›n aç›klamas› ile bir yenisi daha eklendi. Cumhuriyet Park›'nda yap›lan bas›n aç›klamas›na Burdur Gençlik Derne¤i'nin yan› s›ra KESK, Yurtsever Gençlik, Emek Gençli¤i ve halk kat›l›m gösterdi. Daha önce kat›l›m sözü vermelerine ve Emek Platformu üyesi olmalar›na ra¤men Kamu-Sen ve Memur-Sen üyelerinin bas›n aç›klamas›na kat›lmamalar› tepkiyle karfl›land›. Burdur Gençlik Derne¤i üyeleri bas›n aç›klamas›nda Emperyalist ABD, YÖK ve Tecrite karfl› haz›rlanan dövizlerini tafl›d›lar.Yaklafl›k 150 kiflinin kat›l›m›yla yap›lan bas›n aç›klamas› olays›z sona erdi.

❏

‹ZM‹R'DE BASIN AÇIKLAMASI YAPILDI

16 Ocak 2003 günü saat 12.30'da Emek Platformu üyeleri, Konak Sümerbank önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›yla ABD'nin Irak halk›na yönelik sald›r› haz›rl›klar›n› protesto ettiler. Saat 11.00'de iflyerlerinde yar›m saat ifl b›rakan kamu emekçileri Konak Sümerbank önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n aç›klamas›n› Emek Platformu Dönem Yürütmesi ad›na Yaflar Gül okudu. Yaflar Gül flunlara de¤indi; "Bu savafl evimizden, televizyonlar›m›zdan izleyece¤imiz bir savafl olmayacak. Bu savafl ekme¤imizi, afl›m›z› küçültecek, yeni krizler yaratacak, iflsizlik getirecektir. Tepkimizi ve taleplerimizi, bugün üretimden gelen gücümüzü kullanarak, 26 Ocak'ta kitlesel bas›n aç›klamalar›yla dile getirerek savafla karfl› bar›fl› savunaca¤›z dediler.

❏

AMER‹KAN ASKER‹ OLMAYACA⁄IZ

ABD'nin Irak'a sald›r› haz›rl›¤› nedeniyle Kocaeli’de devrimci demokrat, yurtsever ö¤renciler Kocaeli Üniversitesi Merkez Kampüsü'nde 16 Ocak Perflembe günü bas›n aç›klamas› yaparak tepki gösterdiler. Rektörlü¤ün önünde 12.15'te bafllayan eylemde, bas›na aç›klamay› yapan Esra Aslan, "Ortado¤u tehlikeli bir dönemecin efli¤indedir. ABD Ortado¤u'nun zengin petrol yataklar›ndan faydalanmak istemektedir. Irak da bu amac›n› gerçeklefltirmede en büyük engel olmaktad›r. Ülkemizde Irak halk›n›n kan›n›n üzerinden kar etmek isteyenler MGK, TÜS‹AD ve emperyalizmin di¤er iflbirlikçileridir. Sözünü etti¤imiz bu kesimler ülkemizde de savafl koflullar›n›n oluflmas› için zemin oluflturma çabas›ndad›rlar. F tiplerindeki tecrit ayr›ca da demokratik çevrelere uygulanan amans›z bask›lar, bu çaban›n sonucudur" denildi. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan, Merkez Kampüsü'nden kantine yürünerek, "Amerikan Askeri olmayaca¤›z, Irak Halk› Yaln›z De¤ildir, Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi, Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i, Zindanlar Boflals›n Tutsaklara Özgürlük, Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur. YÖK Kalkacak Polis Gidecek, Üniversiteler Bizimle Özgürleflecek" sloganlar› at›ld›. “Omuzdan Tutun Beni“ türküsüyle halaylar çekildi. Emperyalist savafla ve tecrite karfl› eylemlerin devam edece¤i duyuruldu. 60 kiflinin kat›ld›¤› eylem 12.40'da sona erdi.

❏

MALATYA EMEK PLATFORMU'NDAN

BASIN AÇIKLAMASI 16 Ocak 2003 saat 12.00'de Merkez Postanesi'nin önünde yap›lan bas›n aç›klamas›nda: "Savafl kap›m›za dayand›. 26 Ocak'ta kitlesel bas›n aç›klamalar›yla dile getirerek savafla karfl› bar›fl› savunaca¤›z" dendi. Otuz dakika süren bas›n aç›klamas›na yaklafl›k 100 kifli kat›ld›. Ayr›ca "Kahrolsun ABD Emperyalizmi, ABD Askeri Olmayaca¤›z, Irak'ta Savafla Hay›r, Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i, Savafl Ölüm Demektir ve Yaflas›n Ba¤›ms›z Demokratik Türkiye" sloganlar› at›ld›.

❏

TRABZON'DA BASIN AÇIKLAMASI

Trabzon'da iki hafta önce bafllayan Bar›fl ‹çin Beyaz Kurdela ve ‹mza Kampanyas›'n›n sona ermesinin ard›ndan 16 Ocak Perflembe günü saat 12.30'da Postane önünde toplanan Savafl Karfl›t› Platform temsilcileri yap›lan bas›n aç›klamas›ndan sonra toplanan 25 bin imzay› Baflbakanl›¤a gönderdiler. Bas›n›n büyük ilgi gösterdi¤i bas›n aç›klamas›nda sivil polislerinde fazlal›¤› dikkat çekti. Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

35


Halk›m›z karar›n› meydanlarda veriyor

ABD ÜSLER‹ KAPATILSIN! Büyük kentlerden Anadolu kentlerine, ilçelere, beldelere kadar, iflçi, memur, gençlik, hukukçular, gecekondulular her alanda Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› eylemlerini sürdürüyor. Yayg›n olarak süren eylemlerde en s›k at›lan iki slogan, Kahrolsun Amerikan emperyalizmi ve ABD üsleri kapat›ls›n sloganlar› olurken, “bar›fl” manevralar› aras›nda ABD’nin isteklerine ad›m ad›m evet diyen iktidara karfl› halk karar›n› meydanlarda aç›kl›yor.

Amerikan sald›rganl›¤›na Hay›r!

11 OCAK Ankara’da Demokratik Mamak Platformu (Halkevleri, ‹dilcan Kültür Merkezi, ‹flçi Kültür Evi, EMEP, SDP, HADEP, PSAKD, SHP, Tohum Kültür Merkezi) Tuzluçay›r'da düzenledi¤i panelle Amerikan sald›rganl›¤›n› tart›flt›. "Irak'ta Savafla Hay›r, Bu Savafl Kimin Savafl›" konulu panele yazar Haluk Gerger, ‹HD, ANKARA fib. Baflkan› Ender Büyükçulha ve A.Ü. SBF Ö¤r.Gör.Metin Özu¤urlu panelist olarak yerald›lar. 200 kiflinin kat›ld›¤› panelde TAYAD'l› Niyazi A¤›rman da savafl ve tecrit konusunde bir konuflma yapt›. Ankara’da Yüksel Caddesinde biraraya gelen Ankara Savafla Hay›r Platformu, Ankara Gençlik Derne¤i, Özgür Gençlik, Ö¤renci Koordinasyonu “imparatorluk savafl›na geçit verilmeyece¤ini” dile getirdi. 100 kiflinin kat›ld›¤› eylemde, "Irak Halk› Yaln›z De¤ildir, Amerikan Askeri Olmayaca¤›z, Katil ABD Irak'tan Defol" sloganlar› at›ld›. 17 Ocakta ABD Konsoloslu¤u önündeki eyleme ça¤r› yap›l›rken, Öz-

36

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

lem Türk’ün flehitlik haberinin gelmesiyle birlikte, "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun, Özlem Türk Yoldafl Ölümsüzdür, Katil Devlet Hesap Verecek" sloganlar› hayk›r›ld›. Samsun Liman Kavfla¤›'nda Savafl Karfl›t› Platformu taraf›ndan düzenlenen ve Karadeniz sular›nda yaklafl›k 2 saat süren eyleme 75 kifli kat›ld›. Denizde süren eyleme sahilde ise 300 kifli destek verdi. "Limanlar ve Üsler ABD'lilere kulland›r›lamaz.", "Sakatl›¤›n kayna¤› Savafla Hay›r", "Deniz ve limanlar›m›zda savafl gemilerini ve askerlerini istemiyoruz." yaz›l› pankartlar tafl›nan eylemde "Kahrolsun ABD emperyalizmi” sloganlar› at›ld›. D‹SK Karadeniz Bölge Temsilcisi Bekir Belovac›kl› yapt›¤› aç›klamada, "ABD'nin ‘terör’ bahanesiyle dünyan›n jandarmal›¤›na soyundu¤unu ve kendisine biat etmeyen yoksul halklara karfl› tehdit oluflturdu¤unu söyledi. ‹zmir Savafl Karfl›t› Platformu 30 bin kiflinin imzalad›¤› "Savafla Hay›r" metnini, düzenledi¤i bas›n aç›klamas›yla TBMM'ye gönderdi. Karabük’te, teknik e¤itim fakültesi ve Safranbolu Meslek Yüksek Okulu ö¤rencileri 150 kiflinin kat›ld›¤› "emperyalist savafla hay›r" paneli düzenledi. Panelde, “emperyalist savafla karfl› olman›n basit bar›flc›l söylemlerden de¤il s›n›f savafl›ndan geçti¤i” vurguland›. Antalya’da 100’den fazla demokratik kitle örgütünün kat›l›m› ile oluflturulan Savafl Karfl›t› Platform, kentin de¤iflik yerlerinde açt›¤› imza standlar›yla Irak’a sald›r›ya karfl› ç›k›yor. Malatya’da Edebiyat toplulu¤u giriflimi ve ‹nönü Üniversitesi Savafl Karfl›t› Ö¤renci platformunun deste¤i ile ODTÜ ö¤retim eleman› Doç.Dr. Cem Somel taraf›ndan Irak Savafl› ve Türkiye konulu bir konferans düzenlendi. Konferansa yaklafl›k 500 kifli kat›l›rken, Platform üyesi ö¤renciler, "Irak'ta savafla hay›r" logolu kokartlar da¤›tt›. ‹stanbul, Gazi Mahallesi’nde toplanan kad›n ve çocuklar, Amerika’n›n Türkiye’yi üs olarak kullanmas›na karfl› ç›kt›lar. ‹stanbul Beyo¤lu’nda il binas› önünde bas›n aç›klamas› yapan ÖDP’lilerin ABD konsoloslu¤una yürüyüflleri polis taraf›ndan engellendi. Konsoloslu¤a yak›n bir yere yürümelerine izin verilen ÖDP’liler burada bir aç›klama yapt›.


Tunceli’de 25 kurumun oluflturdu¤u Tunceli Savafl Karfl›t› Platformu’nun K›flla Caddesi’nde düzenledi¤i eyleme yaklafl›k bin kifli kat›ld›. Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin de kat›ld›¤› eylemde polisin engelleme çabalar› bofl ç›kt›. Mitingte yap›lan konuflmalarda Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ç›k›l›rken, savafl›n bölgeye verece¤i zararlar da dile getirildi. 12 OCAK Tokat Cumhriyet Meydan›’nda bir gösteri yapan, Tek G›da-‹fl, Tür Köy-Sen, Tokat Esnaf ve Sanatkarlar Odas›, Memur-Sen ve ADD üyesi yaklafl›k 300 kifli “Yaflas›n ba¤›ms›z demokratik Türkiye” sloganlar›n› hayk›rarak, “Limanlar ve üsler ABD’lilere kulland›r›lmamal›d›r, Denizlerimizde, limanlar›m›zda Amerikan savafl gemilerini ve askerlerini istemiyoruz.” dedi. Elaz›¤’da Emek, DEHAP ve ÖDP gençli¤i "Amerikan kuklas› ‹ktidar ‹stemiyoruz!" dövizleriyle PTT önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Eylemde, "Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi!" slogan›n›n yan›s›ra, "Bush'lara, Puflt'lara Hay›r!" slogan› da at›ld›.

Amerikan Üsleri Kapat›ls›n!

n›flta bulunarak taraf görünmesine neden olacak hareketlerden kaç›nmal›" denildi. Malatya’da Turgut Özal ‹lkö¤retim Okulu bahçesinde çocuklar savafl karfl›t› gösteri düzenledi. Mersin savafl karfl›t› platformu ‹HD binas› önünde düzenledi¤i eylemde, “ABD askeri olmayaca¤›z, savafl de¤il ifl istiyoruz, Özgürlük adalet halklara eflitlik, Savafl açl›¤›n yoksullu¤un zulmün ad›d›r” dövizleri aç›ld›. Yaklafl›k 100 kiflinin kat›ld›¤› eylemde yap›lan aç›klamada "emperyalist savafl›n kiral›k askeri olmayaca¤›z, fluç orta¤› olmayaca¤›z” denildi.

13 OCAK Amerikan Hatay’da, aralar›nda Hatay Gençlik Dersald›rganl›¤›na ne¤i’nin de bulundu¤u sendika, DKÖ ve parHay›r! tiler yapt›klar› bas›n aç›klamas› ile Amerika’n›n dünyay› iflgal plan›na karfl› olduklar›15 OCAK n› belirterek, Savafl Karfl›t› Platformu kurduklar›n› Amerikan Daha önce, AKP ve CHP’ye “ülkemiilan ettiler. sald›rganl›¤›na zin topraklar›n›n ve hava sahas›n›n her Hay›r! ‹HD ‹stanbul fiubesi üyeleri, Ortaköy'de düzentürlü yabanc› güce kapat›ld›¤› ilan edilledi¤i gösteride Türkçe Kürtçe ''Yaflas›n halklar›n sin. Türk devleti ad›na ne gibi görüflmeler yap›lkardeflli¤i'' sloganlar› att›. d›¤›, ne tür taahhütlerde bulunuldu¤u halka ‹stanbul Bo¤az Köprüsü’ne kendilerini zincirleyeaç›klans›n.” talebiyle birer mektup gönderen ‹srek F tiplerini ve Amerikan sald›rganl›¤›n› protesto tanbul ÇHD üyesi avukatlar Galatasaray postanesine etmek isteyen tutsak aileleri polisin müdahalesiyle yürüyerek, baflbakanl›¤a gönderdikleri kartlarla engellendi. Irak’a sald›r›ya karfl› ç›kt›lar. Cüppeleriyle yürüyen Ad›yaman'da Ankara Birlik Tiyatrosu KESK’in avukatlar yürüyüfl boyunca “Kahrolsun Amerikan düzenledi¤i etkinlikte sahneledi¤i oyunun sonunda, emperyalizmi” sloganlar› att›lar. 'Savafla hay›r' yaz›l› pankart açt›. 16 OCAK Mu¤la’da 1. Amatör Küme futbol maç›nda BodAmerikan rumspor, Marmaris’te ‹çmeler Belediyespor ile oyEmek platformunun eylem takvimi Üsleri nad›¤› maç›na `Savafla hay›r, çocuklar ölmesin' pangere¤ince 16 Ocak’ta, ülke çap›nda yaKapat›ls›n! r›m saatlik ifl b›rakma eylemleri yap›ld›. kart›yla ç›kt›. Birçok kentte iflb›rakan emekçiler yapt›klar› bas›n aç›klamalar› ile hükümetin topraklar›m›z› Amerikan 14 OCAK: Amerika’ya açmamas›n› istediler ve patronlar›n Üsleri Zonguldak'ta AKP, CHP, DSP, MHP, savafl k›flk›rt›c›l›klar›n› protesto ettiler. Baflta ‹stanKapat›ls›n! DYP, SP il ve ilçe baflkanlar› ortak bildiri yabul’un Anadolu ve Avrupa yakalar› ile Ankara’da y›mlayarak, "Türkiye, ABD'nin Irak'a karfl› alanlara ç›kan binlerce emekçi Amerikan sald›rganl›askeri müdahalesini kolaylaflt›racak tutum ve davra¤›na hay›r sloganlar›n› hayk›rd›.

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

37


ri arac›l›¤›yla yönetilmeli; karar ve uygulama süreçleri, gerekti¤inde bu kurumlar›n temsilcileri arac›l›¤›yla, gerekti¤inde çok çeflitli do¤rudan kat›l›m biçimleriyle hayata geçirilmelidir. Yönetim mekanizmas›, ö¤rencilerin ailelerinin ve üniversitelerin yer ald›¤› bölge halk›n›n temsilcilerinin kat›l›m›na da aç›k olmal›d›r. Ö¤retim üyeleri, ö¤renciler ve çal›flanlardan oluflan yönetim mekanizmas›n›n ifllevi “görüfl alma”yla s›n›rland›r›lamaz; yüksek ö¤renime iliflkin her konuda son söz ve karar hakk› bu mekanizmaya ait olmal›d›r. Devlet, sadece bu kararlar›n uygulanmas›na yard›m etmeli, üniversitenin söz ve karar hakk›na kar›flmamal›d›r. Ö¤retim üyeleri, ö¤renciler ve çal›flanlar›n örgütlenmeleri, kendi içlerindeki iflleyiflleri ve yönetimleri itibar›yla da demokratik niteli¤i tart›fl›lmaz kurumlar olmal›d›r. Bu örgütlülüklerin yöneticileri, temsilcileri seçimle gelmeli, seçilenleri her an denetleyecek ve gerekti¤inde seçtiklerini geri ça¤›rma mekanizmalar› bulunmal›d›r. Üniversitede güvenli¤in nas›l sa¤lanaca¤›na üniversite karar vermeli, üniversite kendi güvenlik sistemini oluflturmal›d›r. Devlet, güvenlik gücü olarak da üniversiteye müdahale edemez. Üniversitelerin (sadece üniversiteler de¤il, orta ö¤renim kurumlar›n›n da) bu flekilde demokratik tarzda yönetimine bugüne kadar sadece sosyalist ülkelerde tan›k olunmufltur. Çeflitli emperyalist ülkelerin üniversitelerinde esas olarak sistemin temelindeki anti-demokratikli¤i gizlemeye yönelik, ö¤rencilerin yönetime kat›l›yor gözüktü¤ü istisnai uygulamalar olmufltur. Bunlara “reklam” amaçl› desek, hiç de yanl›fl söylememifl oluruz. Çünkü bu “yönetime kat›l›m” modellerinin hiç birinde, üniversitelerin toplum içindeki ifllevi, e¤itimin muhtevas›, temel al›nan öncelikler üzerinde ö¤rencilerin karar hakk› olmam›flt›r. Küba’da e¤itimin demokratik iflleyifli oluflturulurken, Castro bunun mant›¤›n› flöyle ortaya koyar: “Kimi zaman etkili olsa bile, yürütme gücünü sistemli olarak kullanmak mümkün de¤ildir. 1520 bin nüfusu ilgilendiren bir sorun için, bir yerel yöneticiye baflvurmakla, kendisiyle ilgili sorunlar› çözmek için bu toplulu¤a güvenmek, bunlar›n çö-

NASIL B‹R ÜN‹VERS‹TE ‹ST‹YORUZ? Bizim Karar Vermedi¤imiz Üniversite Bizim De¤ildir Yaz›m›z›n birinci bölümünde, bozuk düzenin partilerinin, rektörlerinin bozuk üniversite düzenini de¤ifltiremeyece¤ini; üniversite sisteminin de¤ifltirilmesi mücadelesiyle mevcut üniversite sisteminin de¤ifltirilmesi mücadelesinin özdefl olmasa da, içiçe geçece¤ini vurgulayarak, “nas›l bir üniversite istiyoruz” sorusunun ilk maddesini açm›flt›k. ‹lk madde “Üniversiteler paras›z ve tüm halka aç›k olmal›d›r!” diyordu. Ama bu tek bafl›na üniversiteleri halk için bilim üretecek, halk›n ç›karlar›na göre e¤itim yapacak bir kuruma dönüfltürmüfl olmaz. Bunu tamamlayacak iki temel konu daha vard›r: 1) Üniversite yönetiminin demokratikli¤i 2) E¤itimin muhtevas›n›n yeniden flekillendirilmesi. Che Guevara, devrimin ard›ndan üniversitelerin nas›l flekillendirilmesi gerekti¤ini flu veciz sözlerle anlatm›flt›: “Üniversite art›k renk de¤ifltirmeli, zencilerin, melezlerin, iflçi ve köylünün rengine bürünmelidir.” Biz bu sözleri k›saca, üniversite halk›n rengine büyümelidir diye özetleyebiliriz. Üniversitenin iflleyiflinden e¤itimin muhtevas›na kadar her fley, temelde bu de¤iflimi sa¤lamal›d›r.

Yüksek ö¤renimde demokratikleflme: Nas›l bir yönetim istiyoruz? Üniversitelerde temel olarak üç kesim vard›r: Ö¤renciler, ö¤retim üyeleri, çal›flanlar. Yönetim de bu üç kesimi esas alarak flekillenmelidir. Ö¤renciler, ö¤retim üyeleri, çal›flanlar, yönetimde söz ve karar sahibi olmal›d›r. Bunun için; her üç kesimin örgütlenmesinin önünde hiç bir engel bulunmamal›d›r. Üniversiteler, ö¤retim üyelerinin, ö¤rencilerin, çal›flanlar›n örgütlülükle-

38

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

➁


zümünü bu toplulu¤un kendisinden beklemek aras›nda da¤lar kadar fark vard›r.” Ayn› “da¤lar kadar fark”, sosyalist sistemle kapitalist sistem aras›nda da vard›r. Halk›n iradesini 5 y›lda bir verilecek oyla s›n›rlayan, üstelik onu bile her taraf›ndan yasaklarla daraltan sistemin “demokrasi” anlay›fl›, üniversitelerde de aynen karfl›l›¤›n› bulmaktad›r. Ülke MGK taraf›ndan, üniversiteler de YÖK taraf›ndan yönetiliyor; ne halka, ne ö¤rencilere bir fley sormaya gerek görülmez bu sistemde. Küba üniversitelerinde demokrasi konusundaki bu farkl›l›¤›n devam› olarak hem üniversitelerde, hem liselerde (aralar›nda baz› farklar olsa da) okul yönetimi flöyle flekillenir; “okulun iflleyifliyle ilgili tüm kiflilerin temsilcileri bir konseyde bir araya gelir; Konseye okul müdürü, ö¤rencilerden (OÖF sorumlusu), politik örgütlerden ve ö¤retmenlerden (sendika sekreteri) birer temsilci, ö¤renci velileri delegesi, yerel üretim plan› sorumlusu kat›l›r. Konsey, bir karar organ›d›r... Yasal görevi dan›flmanl›k olan bir de üniversite yönetim kurulu vard›r. Bu kurul, fakülte dekanlar›, Üniversite Ö¤rencileri Federasyonu baflkan› ve bir de Komünist Gençlik Birli¤i temsilcisinden oluflur. Bu tür bir örgütlenme hem fakülte düzeyinde (dekan, dekan yard›mc›lar›, çeflitli okullar›n müdürleri ve iki ö¤renci örgütünün temsilcilerinden oluflur) hem de okullar düzeyinde (müdür, müdür yard›mc›lar›, bölüm baflkanlar› ve ö¤renci temsilcilerinden oluflan yönetim kurulu) görülür.” (Küba’da e¤itim, s. 56) Buradaki fleman›n ana fikri önemlidir. Yani demokratik iflleyifl, en tepede bir kat›l›mla da sa¤lanm›fl olmaz; en alt birimlere kadar ayn› demokratik iflleyifl modeli uygulanmal›d›r. Üniversiteler genelinde, her üniversitede, o üniversiteye ba¤l› her fakültede, ayn› bileflime sahip demokratik yönetim mekanizmalar› olmal›d›r. “Üniversitelerin özerkli¤i” ülkemizde uzun y›llar tart›fl›lm›flt›r. Gerçek anlam›yla bir “özerklik” de hiçbir zaman olmam›flt›r. Ülkenin ve halk›n ç›karlar›ndan kopuk, faflizmin ve tekellerin ihtiyaçlar›na göre flekillenen bir üniversitede bunun özel bir anlam› da yoktur zaten. Küba devlet baflkan› Castro’nun “özerkli¤e” iliflkin soruya verdi¤i cevap, bu konuda son derece ö¤reticidir: “Küba'da üniversite özerkli¤inin yasal olarak var olup olmad›¤›n› an›msam›yorum. Bildi¤im birfley varsa o da afla¤› yukar› on y›ld›r bu sorundan söz edilmedi¤idir. fiimdi sorun baflkad›r: belki bir gün gelir

Sosyalist Sistemde E¤itim "Küba’da e¤itimde tam bir f›rsat eflitli¤i var. Ve bütçenin önemli bir bölümü e¤itime ayr›lm›fl." (27. 8. 1997 Cumhuriyet) "Küba'da okur yazarl›k oran› yüzde 96... E¤itimdeki bu baflar› günlük gazete tüketimine de yans›yor. Türkiye'de her bin kifliden 44'ü bir günlük gazete okurken bu say› Küba'da binde 122'ye ç›k›yor." (5. 1. 1999 Cumhuriyet) "Çinlilerin okuma al›flkanl›¤› insan› flafl›rt›yor. Parklarda, sokaklarda, otobüslerde k›sacas› her yerde okuyan insanlara rastlan›yor taksi floförleri bile müflteri beklerken kitap okuyor. Okuma o kadar tutku haline gelmifl ki, genç k›zlar, çeyizlerini kitap sand›¤›nda topluyor." (24.4.1998 Milliyet) Küba’da e¤itimde sa¤lanan ola¤anüstü baflar› üzerine UNESCO, 1964’te “Okuryazarl›ktan Yoksunlu¤un Ortadan Kald›r›lmas›nda Küba'da Kullan›lan Metod ve Araçlar” bafll›kl› bir rapor haz›rlad›. Gerçekten de devrimden önce, nüfusun yaklafl›k dörtte birinin okuma-yazmas› yoktu, okul ça¤›ndaki çocuklar›n %54'ü okul yüzü görmemiflti, teknik ö¤retim yok denecek düzeydeydi. ... Devrimin on üçüncü y›l›nda ise, e¤itim harcamalar› on befl kat artm›fl, ö¤renci say›s› üç kat›na ulaflm›flt›r. (Küba’da E¤itim, s. 14) Bu baflar› hiç kuflku yok ki, hayat›n her alan›nda ifadesini bulan bütünlüklü bir baflar›d›r. Düzenle birlikte e¤itim de de¤ifltirilmifl, devrimcilefltirilmifl, halka göre düzenlenmifltir. Bu yaln›z Küba’da de¤il, hemen tüm sosyalist ülkelerde sa¤lanan bir baflar›d›r. Bu ülkelerde karfl›devrimlerin olmas› ne bu kazan›mlar› ortadan kald›r›r, ne de bunlardan örnek al›nmas›n› gereksizlefltirir. Biz, Türkiye koflullar›nda bu baflar›lar› daha ileriye götürebilecek kaynaklara da sahibiz. Küba devletini üniversiteden özerk k›lmak bile söz konusu olur.” (Agk) “Özerklik” gibi bir tart›flma yoktur o üniversitelerde. Çünkü üniversitede, örne¤in ziraat fakültesinde, ö¤retim üyesiyle, ö¤rencisiyle, çal›flan›yla, de¤iflik halk örgütlülüklerinin temsilcileriyle bir araya gelip, tar›m›m›z›n durumu nedir, neye ihtiyaç vard›r, buna göre bizim e¤itim önceliklerimiz ne olmal›d›r diye tart›fl›yor, karar al›yor ve uyguluyor. Ayn› fley, üniversiteler genelinde yap›Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

39


l›yor. “Al›nacak tüm önemli kararlardan önce uzun tart›flmalar” yap›l›yor. Bütçesini kendi belirliyor, daha sonra de¤inece¤imiz gibi, üretim içinde yer alarak, buna kendisi de katk›da bulunuyor, örgütlenme, sosyal kültürel yaflam üzerine kendi kurumlaflmalar›n› yarat›yor... Böyle bir yerde “özerklik” tart›flmas› elbette geri bir tart›flmad›r. Demokratik üniversite yönetimi, böyle olmal›d›r. E¤itimin muhtevas› Nas›l bir e¤itim istiyoruz? Bu sorunun cevab› olarak, söylenebilecek en özet cümle fludur: mevcut e¤itim sistemi amaç itibar›yla tersine çevrilmelidir. Peki bugünkü sistemde amaç nedir: "E¤itimin muhtevas›, bilimsel geliflmeyi sa¤layacak, halk›n sorunlar›n› çözecek, eflitsizlikleri ortadan kald›racak beyinleri yetifltirmeyi de¤il, tekellerin ihtiyac›na cevap veren nitelikte elemanlar ve düzene boyun e¤en kuflaklar yetifltirmeye göre ayarland›. Sistem bilimsellikten uzaklaflt›r›ld›; üniversitelerin tüm bilimsel, idari inisiyatifi yok edildi, iktidarlar›n bask›s› ve yönlendirilmesi alt›na al›nd›." (Halk Anayasas› Tasla¤›) Mevcut durum, yap›lmamas› gerekenle, yap›lmas› gerekeni de büyük ölçüde ayr›flt›rm›fl oluyor zaten; bugünkü e¤itim sistemi ve muhtevas› terkedilerek; - Emperyalistlerin e¤itim sistemini model olarak almayan, - Halk›n ve ülkenin ç›karlar›n› esas alan, - Ba¤›ms›zl›k, demokrasi, özgürlük, adalet gibi de¤erleri esas alan, - Halktan, bilimden, üretimden yana, halkla içiçe bir e¤itim esas al›nmal›d›r. - Halk çocuklar›na öncelik tan›yan bir e¤itim esas al›nmal›d›r. - Özel üniversetelerin tümü kapat›lmal›d›r. Tüm ayr›cal›klar ortadan kald›r›lmal›d›r. Ülkemiz üniversitelerinde sürdürülmekte olan e¤itim, bilimsellikten uzak, hayattan kopuktur, ideolojik anlamda gerici-faflist argümanlarla ve emperyalizmin yoz kültürü ile flekillenmifltir. Bilim yöntemi aç›s›ndan araflt›r›c›, sorgulay›c›, keflfetmeyi zorlay›c› de¤il, ezbere dayal›d›r. Böyle bir e¤itim sürecinin yetifltirece¤i insan tipinin bilimin, ülkesinin geliflimine katk›da bulunmas› düflünülemez. Gerçekte düzen de mevcut üniversitelerin 40

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

ço¤undan daha fazlas›n› beklemiyor. Düzen, esas olarak ünivevrsitelerden iflçi-teknisyenler yetifltiriyor. Daha üst düzey kadrolar için holding üniversiteleri kurulmufl durumda. Holding üniversitelerdeki sistem de, bilgiyle (di¤erlerine k›yasla dahac fazla donanm›fl) ama beyni de emperyalist ve bireyci-ç›karc› kültürle dumura u¤rat›lm›fl mühendisler yetifltiriliyor. Bu tablo, ülkemizdeki üniversite gerçe¤ini de özetliyor. Üniversiteler bilimden, bilimsel üretimden o kadar uzaklaflm›fl ki, tekellerin ihtiyac›na bile cevap veremez hale gelmifl; hem tekellerin ihtiyac› için, hem gençlik mücadelesi ve örgütlenmesini engellemek için özel üniversitelerin yolu tekrar aç›lm›flt›r. Üniversitelerde özellefltirme politikas›n›n bir di¤er boyutu da, ö¤retim üyelerine karfl› gelifltirilen ücret ve akademik kariyer uygulamalar›d›r. Ö¤retim üyeleri, devlet üniversitelerinden adeta kaç›rt›l›rken, özel üniversitelerde yo¤unlaflmalar› sa¤lanmaktad›r. Öte yandan akademik geliflme, bilimsel k›staslardan ç›kart›lm›fl, “üstün onay ve iznine” ba¤l› hale getirilmifltir. Ö¤retim üyeleri gerek maddi aç›dan, gerekse de hak ve özgürlükleri aç›s›ndan bilimsel çal›flmalar› için gerekli maddi-manevi imkanlara sahip k›l›nmal›d›rlar. TÜS‹AD, her alanda oldu¤u gibi, e¤itimi ve üniversiteleri de kendi ç›karlar›na göre flekillendirmek için bugüne kadar pek çok raporlar yay›nlam›fl, “üniversite-sanayi iflbirli¤i” demagojisiyle hükümetlere direktif gibi talepler iletmifltir. AR-GE (Araflt›rma-gelifltirme) faaliyetlerinden, holdinglere üniversite kurma izni verilmesine kadar bu isteklerin hemen tamam› da kabul edilmifltir. Ama ö¤rencilerin ony›llard›r dile getirdi¤i ama tek bir ad›m›n bile at›lmad›¤› yüzlerce talebi mevcuttur. Oysa; e¤itim, üretici güçleri gelifltiren toplumcu, yurtsever, ilerici, bilimsel yanlar›yla ve zihinsel, bedensel, ruhsal, teknik tüm boyutlar›yla bir bütün olarak ele al›nmal›d›r. Küba Ulusal E¤itim ve Kültür Kongresi bu amac› flöyle özetliyor: “E¤itimin baflta gelen görevi, öyle bir insan, öyle bir halk yaratmak olmal›d›r ki, bu yeni insan, bu yeni halk, bir yandan geçmiflin kal›nt›lar›n› üstünden silkip atarken, bir yandan da yüksek bireysel ve toplumsal yaflam koflullar›n› bilinçli bir flekilde yaratma yetisine sahip olsun” -sürecek-


Hani dernek kurmak kolaylaflt›r›lm›flt›?!

Dernek Kurucusu Olma ‘Suçu’ ‹fllediler! Önceki hükümet ve AKP hükümeti taraf›ndan yap›lan düzenlemelerle, dernek kurmak ka¤›t üzerinde kolaylaflt›r›lm›flt›. T›pk› gösteri ve toplant› yürüyüflleri kanununda yap›lan de¤iflikliklere ra¤men polisin istedi¤i gösteriye müdahale etmesi örne¤indeki gibi, dernekler kanunundaki yasal düzenlemeler de Hatay polisi ve jandarmas› için bir fley ifade etmedi¤i a盤a ç›kt›. “Yasad›fl› dernek kuruyormufl...” Hatay Gençlik Derne¤i’nin kurucu üyeleri üzerinde, kurulufl ifllemlerinin tamamlan›p, baflvurusunun yap›ld›¤› 20 Aral›k’tan bu yana bitmiyor. “Her TC vatandafl› dernek kurma, örgütlenme hakk›na sahiptir” denilmesine ra¤men, bu hak Hatay Gençlik Derne¤i kurucular› için anlafl›lan geçerli de¤il ki, o günden bu yana kurucu üyeler taciz, takip, tehdit ve çevresinden tecrit etme gibi yöntemlerle y›ld›r›lmak isteniyor. Hatay Gençlik Derne¤i, yaflanan bask›larla ilgili olarak 7 Ocak günü dernek binas›nda yapt›klar› bas›n toplant›s›nda, polis ve jandarman›n aileler ve kurucu üyelerinden baz›lar›n›n yaflad›¤› köy halk› üzerinde demogojilerle, antipropagandalarla bask› oluflturulmaya çal›fl›ld›¤› belirtilerek, bask›lardan örnekler flöyle dile getirildi; “Kurucular›n aç›k adresleri baflvuru belgelerinde yaz›l› olmas›na, emniyetçe bilinmesine ra¤men polis ve jandarma köy halk›n› tedirgin etmek için köy kahvehanesine gidip ‘Ahmet ARSLAN’n›n evi nerde? Bu kifli yasad›fl› dernek kuruyormufl’ diyerek dernek hakk›nda flaibe yarat›yor. Dernek kurucu üyelerinden Ali ALTUNÖZ’ü muhtara sorarak halk› korkutup, üyemizi halktan tecrit etmeye çal›fl›yor. Yine dernek üyesi olan Sinem CAMUZ’un evine jandarma gidip aileyi rahats›z etmifllerdir. Akflam geç saatte gelen jandarma aileye ve kurucu üyemize ‘bu dernek yasad›fl› faaliyet yürütüyor, bu dernekte olanlar göz alt›na al›n›r, sürekli takip edilir’ diyerek tehdit etmifllerdir. Yine Cihan GÜLER evinin yak›nlar›nda 31 HK 811 plakal› sivil polis arac› gün boyu beklemifl ve sistemli olarak takip etmifltir. Bu uygulamalar di¤er kurucu üyelere de uygulanm›flt›r. Ve her yerde ayn› oyunu oynayarak insanlara bu derne¤in yasad›fl› oldu¤u söylenmifltir.”

Onlar›n örgütlenme hakk› yok mu? Gençlik, tüm halk kesimleri gibi, en do¤al örgütlenme hakk›n› kullanmak istiyor, yasal ifllemlerini yap›yor ve faaliyet yürütmeye çal›fl›yor. Polis, jandarma (elbette amirlerinin emir ve talimatlar› ile) hay›r, yasal olarak böyle bir hakk›n›z olabilir, ama size örgütlenme hakk› tan›mayaca¤›z” diyor. Kim veriyor bu yetkiyi onlara? Gençlik örgütlenmesin, yozlafls›n, hakk›n› aramas›n, dayan›flma içinde olmas›n; düzenin ‘güvenlik’ anlay›fl› bunlarla flekilleniyor ve ‘güvenlik güçleri’ de bunun için derne¤i yasad›fl› gösteriyor. Alenin yasad›fl› bask› uygulan›yor. Hatay Gençlik Derne¤inin belirtti¤i gibi, bu yasad›fl›l›¤›n hesab›n› soracak bir savc›, hükümet var m› bu ülkede? Görece¤iz!..

❐ Gençlik Derne¤i’nden sald›r›lara tepki Malatya Gençlik Derne¤i 10 Ocak günü faks çekme eylemi yaparak, özellikle Edirne ve Sivas’ta yaflanan faflist sald›r› ve bask›lara karfl› tepki gösterdi. Trakya Üniversitesi'nde yaflanan faflist sald›r›lar›n ard›ndan sald›r›ya u¤rayanlara soruflturma aç›lmas›na ve Sivas’ta Amerikan sald›rganl›¤›n› protesto eden ö¤rencilerin tutuklanmas›na sessiz kalmayan Malatya Gençlik Derne¤i faks çekme eyleminin ard›ndan bas›na bir aç›klama yaparak eylemin amac›n› anlatt›lar.

❐ fiimdi s›ra kimde? Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde, Edirne Trakya Üniversitesi'nde ve Samsun'da yaflanan sald›r› ve soruflturmalar konusunda bir aç›klama yapan Bursa Gençlik Derne¤i üyesi ö¤rencileri, gençlik üzerindeki bask›lar›n tüm h›z›yla sürdü¤ünü dile getirdi. “Demokrasi nutuklar› atanlar, emperyalist savafl› onaylayanlar, gençli¤in gelece¤ini elinden almak isteyenlerdir” diyen ö¤renciler, flimdi s›ra kimde diye sordular. Eskiflehir Gençlik Derne¤i Ö¤rencileri de ayn› soruyu E¤itimSen’de düzenleyecekleri panel ve karikatür sergisi ile soracaklar›n› bildirdiler.

❐ Bal›kesir’de açl›k grevi YÖK’ü ve soruflturmalar› ve ö¤renciler üzerindeki bask›lar› protesto etmek için Bal›kesir’de açl›k grevi yapan ö¤renciler, ‹HD binas›nda yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla eylemlerine son verdiler. Gençli¤in “soruflturmalara ve YÖK Yasa Tasar›s›’na karfl› oldu¤unu” belirten ö¤renciler haklar›nda aç›lan soruflturmalara da de¤indiler.

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

41


YÖK Bast›rd› ve geri ad›m att›rd›! Üniversitelerden disiplin cezalar› ile uzaklaflt›r›lanlar›n aff›na iliflkin madde, “uyum yasas› paketi”nden ikinci kez ç›kar›ld›. Birinci paketten Genelkurmay’›n bast›rmas› ile ç›kar›lan yasa, hat›rlanaca¤› gibi AKP taraf›ndan ikinci pakete al›nm›fl ve “geri ad›m atmad›k” havas› verilmeye çal›fl›lm›flt›. Ancak, s›rt›n› Genelkurmay’a dayayan YÖK’ün günlerdir yürüttü¤ü kampanya ile, “türban aff›” olarak adland›r›lan madde, ikinci paketten de ç›kar›ld›. Hem de, komisyonda bizzat milli e¤itim bakan› Erkan Mumcu’nun öneri ile. Hukuken ba¤l› oldu¤u hükümete karfl› isyan bayra¤› açan, aç›klama üstüne aç›klama yapan YÖK, bast›rmas›n›n ilk sonucunu alm›fl oldu.

❐ As›l söz bizde ‹stanbul Üniversitesi Merkez kampüsünde toplanarak Beyaz›t meydan›nda bir eylem yapan ‘üniversitemi istiyorum insiyatifi’ üyeleri “YÖK De¤il Ö¤renciler Konuflsun, Ne ‹stiyoruz? Demokrasi, Ne ‹stiyoruz? Bilim, Eflit, Paras›z E¤itim, Anadilde E¤itim, Sermaye Defol Üniversiteler Bizimdir" sloganlar›yla, YÖK tart›flmalar›nda gençli¤in kat›l›m› olmadan sonuç al›namayaca¤›n› dile getirdiler. 10 Ocak’ta yap›lan ve E¤itim-Sen ve SES'ten temsilcilerin de destek verdi¤i eylemde ”As›l Söz Bizde, Üniversitenin Gelece¤ini Üniversite Belirlesin/Üniversitemi ‹stiyorum ‹nisiyatifi" yaz›l› pankart aç›l›rken, Hukuk ve Fen Edebiyat fakültelerinde ayr› ayr› toplanan ö¤renciler Beyaz›t meydan›nda birleflerek bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. “Erkan Mumcu'yu tart›flmak için üniversitelerimize davet ediyoruz.” diyen 250 ö¤rencinin kat›ld›¤› eylem merkez kampüse yap›lan yürüyüflle sona erdi.

❐ Bize sorulmayan YÖK reformuna karfl›y›z E¤itim-Sen, Ö¤retim Elemanlar› Derne¤i, ö¤renci Velileri "Üniversitemi ‹stiyorum" Ö¤renci ‹nisiyatifi ‹zmir’de düzenledi¤i bas›n aç›klamas›yla e¤itimde yaflanan sorunlar› anlatt›lar. 10 Ocak günü yap›lan bas›n aç›klamas›n› ‹zmir Üniversiteleri Ö¤retim Elemanlar› Derne¤i Baflkan› Ömür Mavio¤lu okudu. Hükümetin YÖK’ü tart›flmaya açt›¤›na de¤inen Mavio¤lu, YÖK yasas›n›n oluflturulmas›nda taraf olduklar›n› ve yasan›n anti demokratik olmas›, üniversite bileflenlerinin kat›l›m›n›n sa¤lanmamas› durumunda muhalefet edeceklerini söyledi.

❐ Soruflturmalara tepki Mersin Üniversitesi’nde soruflturmaya u¤rayan ö¤renciler 4 ocakta ‹HD önünde bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Çeflitli kurumlar›n da destek verdi¤i eyleme 100 kifli kat›ld›. Anti-demokratik olan ve yök yasalar› çerçevesinde oluflturulan yök disiplin yönetmenli¤i ile en temel demokratik taleplerin dahi rahatl›kla bast›rabilece¤i bir mekanizma oluflturuldu¤u belirtilen aç›kla42

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

Peki YÖK karfl›s›nda daha ilk düzenlemede geri ad›m atan AKP iktidar› YÖK reformunu nas›l yapacak? Diyelim ki ad› reform olan bir düzenleme yapt›, bu geri ad›mlarla, reform YÖK’ün ve genelkurmay›n çizdi¤i s›n›rlar› nas›l aflabilecek? Üniversite bileflenlerinin, ö¤rencilerin, ö¤retim üyelerinin ve çal›flanlar›n›n aktif olarak kat›lmayaca¤›, düflüncelerinin dikkate al›nmayaca¤› bir reformun, nas›l bir reform olaca¤› ayr› bir konu, korkakl›kla, samimiyetsizlikle YÖK reformu yap›lamaz. AKP ya YÖK düzeniyle çat›flmay› göze alacak, ya da her seferinde geri ad›m atacak. Bunun baflka yolu yoktur. fiu ana kadar ikinci yoldan gidildi. mada, flu an 12 ö¤rencinin buna maruz kald›¤› dile getirildi.

❐Jandarma faflistleri sahiplendi Van Yüzüncü Y›l Üniversitesi’nde yaklafl›k 700 ö¤renci, faflistlerin sald›r›s›na u¤rad›ktan sonra jandarma taraf›ndan gözalt›na al›nan 47 ö¤rencinin serbest b›rak›lmas› için 13 ocakta bir eylem düzenledi. Eyleme sald›ran jandarma 7 ö¤renciyi daha gözalt›na al›rken, da¤›lmayan ö¤renciler seçtikleri temsilcilerle rektörlükle bir görüflme yapt›. Rektörlü¤ün, gözalt›ndakilerin s›nav haklar›n›n korunaca¤›na söz vermesinin ard›ndan ö¤renciler eylemlerine son verirken, gözalt›na al›nanlar da savc›l›¤a ç›kar›ld›.

❐ YÖK kalkana kadar! ‘Üniversitemi istiyorum insiyatif’ Ankara’da düzenledi¤i bas›n toplant›s› ile YÖK’ün kald›r›lmas› için mücadele edeceklerini belirtti. Ö¤renci temsilcilerinin yan›s›ra, E¤itimSen ve ÖV-DER temsilcilerinin de birer konuflma yapt›¤› toplant›ya 50 ö¤renci kat›ld›.

❐ Isparta Gençlik Derne¤i Faaliyetleri 5.01.2003 tarihinde yap›lan üye toplant›s›nda "Gençlik Üniversitemi ‹stiyorum" imza kampanyas› bafllat›ld›. Bir süre önce dersine bafllayan e¤itim Gönüllüleri Toplulu¤u halktan gördü¤ü destek de¤erlendirildi ve kampanyan›n tüm Isparta köylerine götürülmesine karar verildi. Ayr›ca yoksul insanlara giyim kampanyas› bafllat›ld›. Ellerde fazla ve giyilmeyen elbise ve ayakkab›s› olan tüm insanlara ça¤r› yapan Isparta Gençlik Derne¤i, toplad›¤› elbise ve ayakkab›lar› kentin yoksul mahallelerine da¤›tarak savafl ile ilgili anket için Isparta'n›n merkezine de masa kurulmas›na karar verildi. Isparta Gençlik Derne¤i anti propagandas› yapanlara karfl› mücadele edeceklerini ve faaliyetlerini meflru zeminde yürüttüklerini belirttiler.


❐ Ulafl›m zamm› protestoyla geri al›nd› Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nde, FenEdebiyat Fakültesi Muradiye Kampüsü'ne ö¤renci ulafl›m› sa¤layan kooperatifin yapt›¤› zam, Gençlik Derne¤i Giriflimi, Özgür Gençlik, Yurtsever Gençlik ve Ö¤renci ‹nisiyatifince protesto edildi. 750 bin liradan 1 milyona ç›kar›lan zamm›n› protesto için 6 Ocak’ta okulu terk etmeyen ve kantinde oturma eyleme yapan 250 ö¤renciyi jandarma ve faflistlerin birlikte tehdit ve sald›r›larla da¤›tma giriflimi bofla ç›kar›l›rken, akflam saatlerinde bas›n aç›klamas› yap›ld›. Ertesi günü ise kampüse gelmek üzere flehirde toplanan 500 ö¤renci kooperatif araçlar›na binmeyerek oturma eylemi yapt›. Burada da bir bas›n aç›klamas› yapan ö¤renciler üniversiteden istenen otobüslerin gelmesiyle okullar›na giderken, Jandarma, en do¤al hakk›n› kullanan ö¤renciler üzerinde bask› oluflturmak için kimlik kontrolü ve arama yapt›. Akflam saatlerinde ise, okulda bir oturma eylemi ve bas›n aç›klamas› daha gerçeklefltirildi. 2 saat süren oturma eyleminin ard›ndan, Manisa Valisi Rasim Özbek, Milli E¤itim Müdürü, Rektör Yard›mc›s› ve Jandarma Alay Komutan› kampüse geldiler. Gözda¤› için jandarma robokoplar›n›n gelmesi ö¤renciler taraf›ndan yuhalama ve alk›fllarla, "buras› askeri k›flla de¤il üniversite" denilerek protesto edildi. 8 Ocak’ta bir kez daha rektörlük önünde toplanan 100 ö¤renci, Özel Güvenlik Birlikleri taraf›ndan engellenmeye çal›fl›ld›. Kararl› davranan gençlik, Spor-Kültür-Sa¤l›k Daire Baflkan›'yla yap›lan görüflmenin ard›ndan yap›lan zamlar› geri ald›rarak eylemlerine son verdiler.

❐ Kelepçeli YÖK düzeni YÖK’ün ö¤renciyi görmek istedi¤i resim Sivas’ta ortaya ç›kt›. Geçen ay YÖK’e ve Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› eylem yapt›klar› için tutuklanan ö¤renciler s›nava elleri kelepçeli getirildi. S›nav s›ras›nda (mecburen) kelepçesi aç›lan ö¤renciler, ç›k›flta yeniden kelepçelenerek hapishaneye götürüldü. YÖK, gençli¤in beynine kelepçe takmay› 21 y›ld›r beceremedi, ama elleri kelepçeli s›nav sistemini yaratt›. Tabii, gençlik dedi¤inizin savaflla, YÖK’le ne ifli olabilirdi ki, protesto ediyorlard›!

YÖK’ü Savunmak Gericiliktir AKP’nin YÖK konusundaki giriflimleri ard›ndan gündeme gelen YÖK-AKP tart›flmas›yla birlikte Özellikle ayd›nlar›n, demokrat ö¤retim üyelerinin YÖK’e tav›r konusunda tam bir kafa kar›fl›kl›¤› yaflad›¤› görülüyor. Aman AKP üniversitelere gericileri dolduracak diye, bir çok demokrat YÖK savunuculu¤una soyunmufl durumda. Asl›nda bu tav›rlar›, AKP karfl›s›nda onlarda iyice geliflen genelkurmayc›l›¤›n bir devam›d›r. Bu tavr›n bir açmaz oldu¤unu ony›llard›r görmemifller ve görmemekte direnmektedirler. Ülkemizdeki “islamc›, tarikatç›, fleriatç›” örgütlenmenin zemininin, “laikli¤in y›lmaz savunucusu” ordu taraf›ndan güçlendirildi¤ini kabul etmek istememifllerdir. Bugün de üniversitelerdeki gericili¤in kayna¤›, YÖK’ten baflkas› de¤ildir. Tabii bu demokratlar›n anlamas› gerekiyor ki, gericilik sadece “dincilik” de¤ildir; gericilik, hangi inanç, milliyet, ideoloji ad›na olursa olsun, mevcut sömürü ve zulüm düzenini savunmakt›r. Bunun üniversitelerdeki bafl› da YÖK’tür. Bu gerçek görülmedikçe, afla¤›da aktard›¤›m›z satarlardaki gibi yan›lg›lara savrulmak kaç›n›lmazd›r: “Son günlerde kimi ayd›nlar›m›zdaki kafa kar›fl›kl›¤›n› yans›tan bir baflka konu, ''acil eylem plan›'' diye adland›r›lan hükümet tasar›s› ya da giriflimi oldu... Mevcut hükümetin gerçekten de ilginç kiflili¤e sahip Milli E¤itim Bakan›, ''turizm'' alan›ndan sonra bu kez ulusal e¤itimin kurtar›c›s› görünümüyle boy gösterdi. ... Bereket, e¤itim alan›n›n çok da sahipsiz olmad›¤› k›sa sürede anlafl›ld›... Özellikle rektörlerin görüfl ve güç birli¤i, bulan›k ak›llar›n, kar›fl›k kafalar›n, demokrasi söylemi arkas›ndaki gericilik heveslerinin önünü keserek yüreklere flimdilik su serpmifl oldu... Konunun en net, en anlafl›l›r, en kararl› biçimde ortaya konulmas›nda ‹stanbul Üniversitesi yönetiminin öncülü¤ünü görmek, bir hakk›n teslimi olur...” (Ataol Behramo¤lu, 11 Ocak 2003, Cumhuriyet) Sosyalist bir ayd›n›n bask›c›, yasakç› YÖK’çüleri nas›l bu kadar pervas›zca destekleyip övebildi¤ini anlamak zor. O çok övdü¤ü rektörlerin, ‹stanbul Üniversitesi yönetiminin, dilekçe verdi, dernek kurdu diye binlerce gencin e¤itim hayat›n› söndürdü¤ünü, onlar› iflkencehanelere yollad›¤›n› unutmak, hayra alamet de¤ildir. Demokratl›k hiç de¤ildir. YÖK’ü savunmak, düpedüz gericiliktir. Gericili¤e karfl› ç›kay›m derken, gerici bir tav›r tak›nmak da, bizim ayd›n›m›z›n açmaz›d›r.

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

43


Halk›n

hukuku

Adaletsiz bir ülke, güneflsiz bir dünyaya benzer

‘Kay›p’ silahlar› bir de hukuk kaybetti Karar, s›radan de¤il, devletin hukukunun Susurluk’un üstünü örtme manevralar›n›n devam›d›r “Kay›p silahlar” olarak bilinen Hospro fiirketi'nce Emniyet'e hibe edilmifl gibi gösterilen silahlardan dolay› yarg›lanan Susurlukçular›n davas› ZAMAN AfiIMINDAN dolay› düfltü. Böylece Susurluk DGM’deki göstermelik dava ve uyduruk “cezalar›n” ard›ndan ikinci kez devletin mahkemeleri taraf›ndan aklanm›fl oldu. Hat›rlanaca¤› gibi bu davada Susurlukçu ‹brahim fiahin’in de aralar›nda bulundu¤u 15 kifli yarg›lan›yordu. Mehmet A¤ar hakk›nda ise dokunulmazl›¤›n›n kald›r›lmas› istenmifl, ama Ecevit hükümetinin sahiplenmesiyle dokunulmazl›k z›rh› bugünkü gibi sürdü¤ü için yarg›lanamam›flt›. Zaman afl›m›, iflkence, katliam, infaz ve bilimum devletin ve devlet ad›na ifllenen suçlar›n üzerinin örtülmesinde gündeme gelen bir yöntem haline dönüfltü son y›llarda. Bu davada üstü örtülen bir dava de¤il, Susurluk’tur. Susurluk hukukunun egemenli¤inin sürdü¤ünün itiraf›d›r. 3 Kas›m 1996’dan bu yana oynanan oyunun aflamalar›ndan sadece birisidir ve varsa geride kalan kan›tlar›n üstünün örtülmesiyle de sürecektir. Davan›n gürüldü¤ü mahkemeden yarg›taya kadar Susurluk hukuk zinciri katilleri aklarken, silahlar hala “kay›p”, A¤ar hala mecliste ve “yasal” bir partinin bafl›nda, bu kez de AKP ve CHP’nin koruma kalkan›nda. fiimdi bir de dönüp, AKP iktidar›n›n Avrupa ile uyum içinde Manisa davas› örne¤iyle “iflkenceye zaman afl›m›na son verme” oyunlar› oynan›rken, bu dava bir kez daha bu konudaki riyakarl›¤› da ortaya koymufl oldu. Ama merak etmeyin; ne AKP iktidar›n›n ne de “Manisa davas›” flovlar› yapan Avrupa’n›n Susurluk umurunda de¤ildir.

44

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

Çorum’da Bir Amerikal› Savc› Grup Yorum hakk›nda Çorum’da düzenledi¤i konserde ABD sald›r›s›na karfl› yapt›¤› konuflma ve seyircilerin att›¤› "Kahrolsun Amerika" sloganlar› gerekçe gösterilerek Çorum Cumhuriyet Savc›l›¤› taraf›ndan soruflturma bafllat›ld›. Grup Yorum bu konserde, Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› olduklar›n› belirten (t›pk› halk›n yüzde 80’i gibi) bir konuflma yapm›fl, “ABD'nin Ortado¤u'daki petrol pazar›na hakim olabilmek için iflgal savafl› bafllatt›¤›n›” belirtmifl ve “Türkiye'nin savaflta yer almamas› gerekti¤ini” söylemiflti. ‹flte bu sözler ve seyircilerin att›¤› “Kahrolsun Amerika” sloganlar› da savc›l›k taraf›ndan SUÇ kabul edildi ve soruflturma bafllat›ld›. Çorumlu savc›n›n ad›n› henüz bilemiyoruz, bilsek kendisine ad›yla hitap eder sorard›k; dünya halklar›n› aç b›rakan, zulmeden ve bugün milyarlarca insan›n kahrolmas› için meydanlara döküldü¤ü Amerika’n›n kahrolmas› sizi neden bu kadar rahats›z ediyor acaba? 1950’lerden bu yana bilinen bir gerçek, bu ülke emperyalizmin sömürgesi, bu ülkede ordudan bürokrasiye kadar her alanda Amerikanc›l›k hakim; bir de Çorum savc›s› eklendi flimdi bunlara. Savunucusu oldu¤u düzenin hukukuna bu kadar uyum “pes” do¤rusu. Amerika’n›n önüne beynini, kalemini, hukukunu siper eden savc› art›k terfi merdivenlerini son h›z t›rman›r. Bu ülkede Amerika’ya uflakl›k yapan kimlere ödüller verilmedi, kimler o merdivenleri h›zla t›rmanmad› ki! Çorumlu savc›ya bakal›m Amerika ne zaman “yürü ya kulum” diyecek?

A¤ar K›ymetli Evlat! Dergimizin 40. say›s›, DYP Genel Baflkan› seçilen susurlukçu Mehmet A¤ar’› anlatt›¤›m›z “A¤ar da m› ‘de¤iflti’ yoksa?!” bafll›kl› yaz›m›zdan dolay› toplat›ld›. Ne demifltik o yaz›da; “en koyu makyajlar bile, o kanl› yüzü unutturabilir mi?” demifltik. “Hangi imaj operasyonu, A¤ar’›n kanl› ayak izlerini silebilir” diye sormufltuk. Her kelimemiz binlerce belge, a盤a ç›kan gerçek üzerinden söylenmiflti. Ama anlafl›lan o ki, oligarflinin çok k›ymetli bir evlad›na dokunduk, DGM savc›lar›n›n sinir uçlar› kalemleri z›platt› ve yazd›lar sar›mtrak ka¤›tlara; toplat›lmas›na... Ne diyelim, oligarfli k›ymetli evlad›n›n hayr›n› görsün!


“Türkiye Devleti Tutsaklar› Kasten Öldürdü” Merkezi Amerika’da bulunan ‹nsan Haklar›n› ‹zleme Örgütü aç›klad›¤› “insan haklar› ihlalleleri” raporunda, devletin 19 Aral›k’ta tutuklular› kasten öldürdü¤ünü dile getirdi. Raporun Türkiye bölümünde, iflkence ve ifade özgürlükleri alan›nda yaflanan ihlallere de¤inilirken, F tipleri ile ilgili k›s›mda da, “güvenlik güçleri F tipi cezaevlerine transfere direnen mahkumlar› kasten öldürdü” denildi ve daha sonraki ölüm oruçlar›nda yaflanan ölümlere de raporda yer verildi. Raporda ayr›ca filmlerin, sergilerin kapat›ld›¤›, türban yasa¤›n›n devam etti¤i, iflkence ve kötü muamelenin sürdü¤ü, çocuklar›n ve kad›nlar›n gözalt›nda iflkence ve tecavüze u¤rad›¤›, 250 bin Kürt köylüsünün evine dönemedi¤i gibi birçok konuda faflist düzenin tablosu sergileniyor.

Devlet Cinayeti Bolu ‹zzet Baysal Üniversitesi’nde ö¤renci arkadafllar›n›n yard›m kampanyas› düzenleyerek toplad›klar› paralara, “yasad›fl› örgütlere aktar›lacak” denilerek el konuldu. E¤itim fakültesi ö¤rencisi kemik kanseri olan Özlem Temel, tedavisini yapt›ramayarak hayat›n› kaybetti. Aleni bir devlet cinayeti! Tedavisini yapt›rmad›¤› gibi, dayan›flmas›n› da engelliyor. “Örgüt” denildi¤inde akan sular duruyor adeta. Hukuksuzluk, cinayet bu gerekçeyle yaflama geçiriliyor.

F‹DH: ‘‹z b›rakmayan’ yöntemler kullan›l›yor Merkezi Paris’te bulunan Uluslararas› ‹nsan Haklar› Federasyonu (FIDH), Türkiye'de iflkencenin yayg›n ve sistematik oldu¤unu belirtirken, iflkence yöntemlerinde iz b›rakmayan “ustaca” yöntemler kullan›larak (uyutmama iflkencesi hat›rlanacakt›r) adli t›p raporlar›nda tespit edilememesinin sa¤land›¤› dile getirildi. Oligarflinin “iflkence münferit” sözlerinin aksine devlet politikas› oldu¤unu kan›tlayan raporun haz›rlanmas› için Türkiye’ye gelen ve büyük kentler ve do¤udaki illerde incelemelerde bulunan F‹DH, iflkencenin ayr›nt›lar›n› ise fiubat ay›nda aç›klayacaklar›n› duyurdu.

Böyle olur devletin “vatanseverleri” Avukatlar›n k›rk aramadan geçerek girdi¤i, kimi zaman giremedi¤i hapishanelerde, faflist avukat›n gardiyanlar eflli¤inde iflkence tezgahlar› kurdu¤u ortaya ç›kt›. Abdullah Öcalan’›n duruflmalar›nda asker ailelerinin flovmen avukat› olarak bilinen ve bu duruflmalara bayrakl› tflörtüyle kat›lan büyük vatansever avukat fievket Can Özbay’›n doland›r›c›l›k, flantaj, iflkence ile ifl bitiren iliflkileri içinde oldu¤unun belgelendi¤i KanalD’de yay›nlanan Arena program›ndaki ses kasetleri, devletin vatanseverlerinin kim oldu¤unu da gösterdi. Programda yay›nlanan kasete göre, mudilerini doland›ran Endüstri holdingin eski yöneticisi Mustafa Ertekin’i kurtarmak için, kendi müvekkilinin Ertekin hakk›ndaki flikayet dilekçesini holdingten ald›¤› 20 bin mark karfl›l›¤›, iflkenceyle geri ald›ran Özbay, ‘80 öncesinde de faflistlerin avukatl›¤›n› yap›yordu. Kendi müvekkilini satan avukat elini kolunu sallayarak girdi¤i hapishanede, müvekkiline gardiyanlar›n eflli¤inde, “Ciyaklatarak imzay› att›rd›m” derken, hapishanedeki gardiyan mafyas›ndan da sözediyor. Özbay’›n kendi anlat›mlar›na göre, Holdingin eski çal›flan› ve hakk›nda dava aç›l›p hapishanede tutuklu bulunan, Murat Gümüfl mahkemeden bir gece önce, koruma alt›nda tutuldu¤u hücresinden 4 gardiyan taraf›ndan al›narak Özbay’›n yan›na getirildi. Özbay iflkenceyle “ciyak ciyak ba¤›rtarak” flikayet dilekçesini geri ald›rd›. Oligarflinin k›ymetli vatansever çocuklar›n›n, “terör” demagojileri yaparak, asker ailelerinin duygular›n› kullanarak köfleyi dönen faflistlerin kim oldu¤u elbette s›r de¤ildir. Yeni olan, bunun belgelenmifl olmas›. M‹T ile de iliflkileri bilinen Özbay bu konuda tek örnek de¤ildir. ‹flkenceci polisleri savunan avukat k›l›kl›lar, faflist çetelerin avukatlar›, susurlukçular›n avukatlar› hepsi bu tür çetelerin, ç›kar iliflkilerinin içindedir. Baflka türlü zaten devlet avukat› olamazlar! “Hukuk devleti”nin avukatlar› da böyle olur zaten! Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

45


Solun Beyni

Örgütlülü¤ün reddi, iktidar›n reddidir E¤er bugün bütün olarak solun gerilemesi diye bir fley varsa -ki var- her vesileyle bunu “tesbit” edip durman›n bir anlam› kalmam›flt›r. Hemen tüm sol bunu çeflitli biçimlerde dile getiriyor; ama neden böyle oldu konusunda bir tart›flma, sorgulama, muhasebe yok. Olmay›nca da, “mevcut duruma” iliflkin tahliller, aciz bir yak›nmaya dönüflüyor. Elbette çok çeflitli aç›lardan ele al›nabilecek bir konu. Gerek “solun beyni” köflemizde gerekse de farkl› yaz›lar›m›zda sürekli bu konunun de¤iflik yanlar›n› ele al›yoruz. Bu yaz›m›zda da, “Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› mücadele ve birlik” prati¤i içinde çok daha net a盤a ç›kan bir noktan›n üzerinde durmak istiyoruz. Sol gerilemiflse, bunda örgütlülü¤ün ve kitle çal›flmas›n›n çeflitli k›l›flar alt›nda reddedilmesinin pay› büyüktür. Peki bunlar niye reddedildi? Durup dururken mi? Bu reddedifl, temel olarak birbirini büyüten iki nedenden ald› kayna¤›n›. Birincisi, 12 Eylül sonras›, mücadelede bedel ödemekten kaç›fl. ‹kincisi, emperyalizme ve Türkiye’deki siyasi sürece iliflkin yanl›fl tahlil ve beklentiler. Emperyalizmin art›k de¤iflti¤i (de¤iflimin derecesine iliflkin düflünceler belki farkl›yd›, ama pratikte ayn› sonuçlar› yaratt›), Türkiye’nin de uzun olmayan bir zamanda demokratikleflece¤i beklentileri, onlar›n bedel ödemekten kaç›fllar›yla birleflince, tutulacak yolun ad› belli olmufltu art›k: legalizm. Bu yolda ilerleyenler, devrimci örgütlenmeyi ve kitleler içinde çal›flmay› reddederek, süratle sivil toplumculu¤u benimsediler. Demokratik bir ülkede, hele ki zora dayanan bir devrim gibi hedefiniz de yoksa, öyle “çelik çekirdek”lere, “stalinist” kat› disiplinlere gerek yoktu. Kitleleri örgütlemeye yönelik i¤neyle kuyu kazar gibi çabaya da gerek yoktu, “ça¤r›”lar yeterdi, “duyarl›” olanlar gelir kat›l›rd›... ABD sald›rganl›¤›na karfl› önerilen mücadele biçimlerinden biri olan “Referandum” kitle çal›flmas›n›n bir biçimiydi; hem kitleyi örgütleyecek, hem kitlelerin tepkilerini a盤a ç›kar›p merkezilefltirecektir. Solun çok çeflitli konulardaki say›s›z taktik ve politikalar› da hep bunlara yönelik olmufltur; ama itirazlar hayret vericiydi. 46

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

Peki sol nas›l unuttu bunu; kitle çal›flmas› kavram›n›n içi nas›l boflald›? Nas›l hemen ak›llar, öneriler sivil toplumcu biçimlere kay›yor? *** Bunun nas›l bir süreçte bu hale geldi¤ini görebilmek için, örgütlülü¤ün nas›l reddedildi¤ini hat›rlamal› herkes. Bunun teorisinin nas›l ve kimler taraf›ndan yap›ld›¤›n› hat›rlamal›. Demokratik kitle örgütleri, durup dururken “sivil toplum örgütü” yap›lmad›. “fiu örgütü”, “bu komitesi” yerine “bilmem ne insiyatifi” kavramlar› bofluna tercih edilmedi. Solun literatürünün ayr›lmaz parçalar›ndan biri olan “sorumlu” kelimesi bile “inisiyatif” diye de¤iflti. Kavram, asl›nda örgütü reddetmenin ürünüydü; orada bir merkezilik yok, bir atama yok, bir hiyerarfli yok; sadece insiyatif var. Burjuvazinin kabul edebilece¤i kavramlar, riskli olmayan tercihler bunlar. Ama daha vahimi; özünde bu anlay›fl halk›n iktidar›n› reddediyor. Bir baflka noktadan bakal›m: Onlarca devrimci, demokratik kurum bir araya geliyor; kendini temsil edecek kiflileri seçecek; hemen eller, gözler, oligarflinin kabul edebilece¤i isimlere yöneliyor. Bu anlay›fl da özünde halk›n iktidar›n› reddediyor. Bir iktidar imkan› ç›ksa, halk›n iktidar›n› da ona teslim edecek. Elitist kafan›n kristalize bir örne¤i. Halk yönetemez, halk kendini temsil edemez, illa “entellektüel” olacak, illa akademik kariyeri, ünvan› olacak. Bu zeminlerde yer alan “demokrat”lar aç›s›ndan bütün bunlar bir yere kadar anlafl›labilirdir; ama ülkemiz solu aç›s›ndan bunu bir sorun haline getiren, vahim hale getiren, bu anlay›fl›n, kültürün kendine “devrimci, komünist, sosyalist” diyenler aras›nda, iktidar, devrim hedefi oldu¤unu söyleyenler içinde yer bulmas›d›r. Tafl›nan s›fatlar, iddialar ne olursa olsun, bu kültür, bedel ödemeyi reddeden kültürdür. Bu kültür “difle difl çat›flma, direnme, söke söke alma...” gibi kavramlar› literatüründen ç›kar›p atan kültürdür. Örgüt, bedel ödeme reddedilince, ortaya birey ç›k›yor. Ve bu kez, bireyin insiyatifi, bireyin sorumlulu¤u, bireyin ihtiyaçlar›, bireyin yaflam› herfleyi belirlemeye bafll›yor. S›n›f mücadelesi, emperyalizme ve faflizme karfl› direnifller, “birey”ler taraf›ndan örgütlenmemifl, baflar›ya ulaflamam›flt›r. “Birey”leri etraf›nda toplayan örgütlülüktedir zaferin s›rr›. Bu basit gerçek kabul edildi¤inde, güncel ve uzun vadeli hedeflere do¤ru daha sa¤lam ad›mlar atmak mümkün olacakt›r.


dünyadan ABD Müttefikli¤inin sonu 1950’lerden bu yana, halk›m›z tam tersini düflünse de, bu ülkeyi yönetenler Amerika’n›n dost, müttefik oldu¤unu anlat›rlar. Hatta en sad›k müttefik olmakla da övünür oligarfli. Peki Amerika gerçekten bir ülkeyi nereye kadar “dost” nereye kadar “müttefik” görür; elbetteki ifline yarad›¤› yere kadar. Dikkat edin karfl›l›kl› ç›karlardan sözetmiyoruz. Amerika’n›n iliflkilerinde karfl›l›kl› ç›karlar de¤il, sadece Amerika’n›n ç›karlar› vard›r. Bugünlerde, Afganistan sald›r›s›nda üs olarak kullan›lan Pakistan’da yaflanan geliflmeler, Irak’ta üs olarak kullan›lmak istenen Türkiye’nin “dostu” Amerika’dan dost olamayaca¤›n›, emperyalizmin namlular›n›n tüm mazlum halklara dönük oldu¤unu, görmek istemeyenlere, bizzat emperyalizm gösteriyor.

“Amerikan pençeleri, flimdi kan›m›zla lekeli.” K›saca olay› hat›rlatal›m: Pakistan askeri üniformal› biri, s›n›rdaki yankilere atefl açar ve bir yanki yaralan›r. ABD, Pakistan topraklar›nda ElKaide militan› olduklar›ndan kuflkulan›lanlar› takip etmek üzere geçme hakk› oldu¤unu belirterek Pakistan’a girdi. (Gerçekte böyle bir hak Pakistan taraf›ndan verilmiflti, ama geliflen yayg›n protestolar nedeniyle inkar edildi). Amerikan uçaklar› bir medreseyi “burada gizleniyor” diyerek bombalad›. S›n›rda Pakistan ve Amerikan birlikleri aras›nda çat›flmalar yafland›. Tüm bu geliflmeler üzerine binlerce insan›n kat›ld›¤› Amerikan karfl›t› gösteriler yafland›. Ve tam da bugünlerde, Afganistan sald›r›s› döneminde Amerikanc› yay›nlar›yla bilinen bir Pakistan gazetesinde flu sat›rlar yaz›yordu; “ABD, bir kez daha gerçek rengini gösterdi. O, tamamen güvenilmez bir müttefik. Bir zamanlar ülkemizin en de¤erli müttefiki olan bu ülkenin pençeleri, flimdi bizim kan›m›zla lekeli. O pençeler, kuzey s›n›r›m›zdan bir kez daha etimize saplan›yor... fiimdi, topraklar›m›zda s›cak takip yapma tehditleri savuruyorlar. Pakistan’dan beklenen, bir sömürge gibi hareket etmesi.” (Ensar Abbasi, 5 Ocak). Amerika “müttefikimiz” dediklerine de hiçbir de¤er vermez, elbette istedi¤i sadece Pakistan’›n de¤il, bütün ülkelerin kendi sömürgesi gibi davranmas›n› ister. ‹mparatorluk da bu de¤il midir zaten! Pakistan’›n iflbirli¤i sayesinde Afganistan iktidar›n› y›kt›, iflgali gerçeklefltirdi, flimdi art›k ona eskisi kadar ihtiyac› kalmad›. Bugün de Irak iflgali için ülkemizi t›pk› Pakistan gibi kullanmak istiyor Amerika. T›pk› Pakistan

cuntas› gibi, oligarfli de gizli/aç›k istedi¤i her fleyi veriyor Amerika’ya. Irak’a yerflebilirse, yar›n benzer sahnelerin Türkiye’de yaflanmayaca¤›na iliflkin kim garanti verebilir! Bu, bir kurgu olman›n ötesinde, hukuk, kural tan›mayan efendinin kölesine de hiçbir de¤er vermeyece¤inin sonuçlardan sadece bir olas›l›kt›r. Pakistan’da oldu¤u gibi, uzak bir olas›l›k da de¤ildir üstelik. Yüzbinlerce Irakl›n›n yan›na Türkiyelilerin kan› da akm›fl ne önemi var!

ROSA, ABD’Y‹ VE TECR‹Ti LANETLEYEN SLOGANLARLA ANILDI 12 Ocak’ta her y›l geleneksel olarak Berlin'de yap›lan Alman devrimci önderler Rosa Lüksemburg ve Karl Liebknecht anmas›na bu y›l damgas›n› Amerikan emperyalist sald›rganl›¤›n›n lanetlenmesi ve tecrite karfl› sloganlar oldu. Mezarbafl›ndaki anmadan önce yap›lan yürüyüfle yaklafl›k 5500 kifli kat›ld›. Bütün kortejlerde tafl›nan pankartlarda ve at›lan sloganlarda tecrit ve Amerikan emperyalizmi lanetleniyordu. Tertip komitesi ad›na yap›lan konuflmadan sonra, tecrite ve emperyalizme karfl› halklar›n öfkesini yans›tan almanca, ingilizce ve Türkçe pankartlar› ile kat›lan TAYAD Komite söz ald›. TAYAD komite sözcüsü, Ölüm Orucu direniflinin bugünkü durumu hakk›nda bilgi vererek bu büyük direniflin emperyalizme, faflizme ve kapitalizme karfl› ezilen dünya halklar›n›n onurunu temsil etti¤ini vurgulad›; ABD sald›rganl›¤›na karfl› mücadeleyi büyütme ça¤r›s› yapt›. Kortejin, Rosa’n›n mezar› bafl›nda toplanan 10 bini aflk›n kifliyle birleflmesinin ard›ndan yap›lan törenle anma sona erdirdi.

KATL‹AM SÜRÜYOR

‹srail siyonizminin geçen hafta Filistin’in de¤iflik bölgelerinde düzenledi¤i sald›r›lar sonucunda, içlerinde çocuklar›n, çeflitli örgütlerin savaflç›lar›n›n da oldu¤u 20’yi aflk›n Filistinli katledildi.

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2003 / Say› 44

47


bas›n tv

KIRILIR YALANIN ÇARKI

Mine K›r›kkanat, yine savunacak m›s›n bu Genelkurmay’›? Hat›rlanaca¤› gibi, bir süre önce “S›n›r Tan›mayan Gazeteciler” örgütü, dünyada bas›n özgürlü¤ünü çi¤neyen yöneticilerin resimlerini Paris’te bir gar›n zeminine resmetmifller ve gelen geçen yolcular da onlar›n resimlerini çi¤niyorlard›. Resmi yap›lanlardan biri de Türkiye Genelkurmay Baflkan›’yd›. Bunun üzerine Genelkurmay, sözkonusu örgüt hakk›nda dava açm›flt›; Radikal yazar› Mine K›r›kkanat da bu davada Genelkurmay’›n tan›¤›yd›. Genelkurmay’›n ne kadar “bas›n özgürlü¤üne düflkün” oldu¤unu anlat›yordu... Birkaç yaz›s›n› da niye Genelkurmay lehine tan›kl›k yapt›¤›n› aç›klamaya ay›rm›flt›. Bu yaz›lar› üzerinde durmaya gerek yok flimdi; flimde Mine K›r›kkanat’a sadece flunu soral›m; Bas›n özgürlü¤ünü

Ç‹ZG‹YLE

48

Ekmek ve Adalet / 19 Ocak 2002 / Say› 44

zinhar çi¤nemeyen senin Genelkurmay’›n›n bas›n özgürlü¤üne düflkünlü¤ü konusunda flu anda ne düflünüyorsun? Biz kurfluna dizelim, siz yazmay›n (yazarsan›z ne olaca¤›n› bilirsiniz diye eklemedi, çünkü Türkiye bas›n› bu cümlenin devam›n› çok iyi bilir) diyen bir Genelkurmay› hala savunmaya devam edecek misin? ✍✍✍

Hedefte Kuzey Kore: ‹lk at›fl, medyadan 11-12 Ocak tarihli gazeteler Kuzey Kore haberleriyle doluydu. Emperyalizm için “yeni tehdit” Kuzey Kore’ydi. Amerikadan daha Amerikanc› büyük medya, hemen emperyalist medya merkezlerinde haz›rlanan asparagaslar› yay›nlamaya bafllad›. Bunlardan birinin bafll›klar›n› ibreti alem olsun diye aktar›yoruz: “Do¤um tarihi bilinmiyor... Çocukken annesini kaybetti (malum, mutsuz çocukluk ve terör iliflkisi!-bn) Japon k›zlar›n› seks kölesi yapt›... Uçmaktan korkuyor... Kesmek için eflek besledi... (Haberin yazar›ndan eflek an›rmas› efekti-bn) Bir oturuflta 10 bardak flarap içiyor... Rambo ve Bond hastas›... ‹talya’dan pizzac› getirdi... 3 Kad›ndan 5 çocu¤u var... Kad›nlarla yüzüyor... 200 Mercedesi var...” (Sabah, 11 Ocak 2003) Daha adi bir gazetecilik örne¤i olabilir, daha afla¤›l›k bir gazeteci beyni bulunabilir mi?


kahramanlar ölmez fiehitlik tarihi: 19 Ocak 1980 fiehit düfltükleri yer: ‹stanbul fiehit düflme flekli: Devrimci hareketin iflçi alan›nda örgütlü iki iflçi olan Bahri ve Cemal, Bas›n-‹fl grevinde, grev nöbetini bitirdikten sonra kurulan bir pusuda faflistler taraf›ndan katledildiler.

Bahri MUTLU

Cemal KARAPINAR

Ercan ÖZÇEKEN fiehitlik tarihi: 18 Ocak 1996 fiehit düfltü¤ü yer: ‹zmir Buca fiehit düflme flekli:Küçükçi¤li’de örgütlü faaliyetler içinde yeralmas›n›n ard›ndan farkl› bir alanda görev üstlendi¤i dönemde, kuflat›ld›¤› evde teslim olmama gelene¤ine yeni bir halka ekleyerek flehit düfltü.

Ayflenur fi‹MfiEK

Mehmet TEPE

fiehitlik tarihi: 24 Ocak 1995 fiehit düfltü¤ü yer: Ankara fiehit düflme flekli:Memur mücadelesi ve örgütlenmesinin öncülerinden biriydi. Devrimci hareketin ‹ç Anadolu genelinde örgütlenmesi için çal›flt›. 24 Ocak’ta kontrgerilla taraf›ndan kaç›r›ld›. Haftalarca gözalt›nda oldu¤u reddedildi. 13 Nisan’da K›r›kkale’de katledilmifl olarak bulundu.

fiehitlik tarihi: Ocak 1978 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Kufltepe fiehit düflme flekli:Liseli DevGenç içinde mücadele yürütüyordu. kufltepe lisesinde faflist iflgalin k›r›lmas›nda önemli rol oynad›. Faflistler taraf›ndan Mecidiyeköy’de katledildi.

Dünya halklar›n›n kurtulufl kavgas›nda düflenler... 21 Ocak 1924 17 yafl›ndayken a¤abeyi Çar’a suikast düzenlemekten kurfluna dizildi. Ayn› y›l örgütlü mücadeleye bafllad›. Sonra sürgünler, örgütlenme çabalar›, ideolojik mücadelelerle dolu geçen devrim süreci. Ve onun önderli¤inde Ekim devriminin zaferi. Sovyet devriminin önderi olmas›, onun tarihe b›rakt›¤› en önemli izdir kuflkusuz. Ama onu bugünlerde, bundan daha çok emperyalizm konusundaki yetkin tahlilleriyle hat›rl›yoruz. 21. yüzy›l›n bafl›nda Amerikan imparatorluk politikalar›n›n ekonomik temellerini de, siyasi flekilleniflini de onun yaklafl›k yüzy›l önce, 1916’da yazd›¤› “Emperyalizm; kapitalizmin en yüksek aflaVladimir ‹lyiç Lenin mas›” kitab›ndaki tahlillerinde bulmak mümkündür. 1924’te muzaffer bir sosyalist olarak ölümsüzleflen Lenin, Dünya halklar›n›n kurtulufl yolunu ayd›nlatmaya devam ediyor.

23 Ocak 1973 Gine-Bissau devriminin önderi; Portekiz sömürgecili¤ine karfl› Gine ve Cabo Verde’nin Ba¤›ms›zl›¤› ‹çin Afrika Amilcar Cabral Partisi (PAIGC) önderli¤inde sürdürülen mücadelenin zafere ulaflmas›ndan k›sa süre sonra Portekiz ajanlar› taraf›ndan katledildi.


Özlem TÜRK 2003 Ölüm Orucu Şehidi


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb044 by sol yayin - Issuu