Skip to main content

AdaletWeb041

Page 1

Haftal›k Dergi Say›: 41 29 ARALIK 2002 F‹YAT (KDV Dahil) 750 000 EUROPE: 3 EURO

Tecrit İşkencedir!

www.ekmekveadalet.com

BURASI

AKP ülkemizi sattı Tecrit “duyumlar›n, uyar›c›lardan mahrum b›rak›lmas› dolay›s›yla insan›n kiflili¤inin parçalanmas›”d›r.

‹ncirlik

BURASI

Hücre işkenceli ölümdür!

Mersin Liman›

VE BURASI

58. Hükümet

AMER‹KAN YÖNET‹M‹NE TESL‹M ED‹LM‹fiT‹R

“Tecrit egemenlerin keflfetti¤i en korkunç iflkencedir”

AKP ‹ktidar›nda 6. Ölüm www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

Topraklarımız ABD’nin Savaş Karargahı Yapılıyor

BUNA İZİN VERMEYELİM!

103. Şehit Berkan ABATAY

Berkan k›z›l bayrak denizinde ölümsüzlü¤e u¤urland›


Foto¤raflarla

“Eski Hamam”

Yeni Y›l

2003’ün ba¤›ms›zl›k ve hürriyet kavgam›z›n büyüdü¤ü, örgütlülüklerimizin ad›m ad›m her yere yay›ld›¤› bir y›l olmas› dile¤iyle, okurlar›m›z›n ve tüm halk›m›z›n yeni y›l›n› kutluyoruz.

Tarihimiz

Hablemito¤lu’nu kim öldürdü?

GENELKURMAYA SORUN!

Tarih: 1997 Yer: ‹stanbul Gazi

❖

SAVAfiA KARfiI MÜCADELE ‹Ç‹N Zaman›m›z Yok! Kim neyi bekliyor? Kim nas›l engelliyor?

‹nfaz edilmifl bir devrimcinin resminin oldu¤u dövizde “Katilleri Susurlukta’ki devlettir” yaz›yor. Kaybedilmifl bir yurtseverin dövizinde de, “Katilleri Susurlukta’ki devlettir” yaz›l›. ‹flkencede öldürülmüfl bir sendikac›n›n, hapishanede katledilmifl bir tutuklunun dövizlerinde de ayn› söz var: “Katilleri Susurlukta’ki devlettir”...

❖

Gazi’nin, Ulucanlar’›n, 19 Aral›k’›n katilleri de ayn›. U¤ur Mumcular’›n, Muammer Aksoylar’›n, Necip Hablemito¤lular’›n öldürülmesinde de fail ayn›: “Katilleri Susurlukta’ki devlettir”!

YÖK’ün Hükümete Ültimatomu

Bu gerçe¤i anlat›yoruz y›llard›r. Bize inanmayanlar, “fleriata” karfl› olmak ad›na, Susurluk’un sahipleriyle ittifak yap›yorlar. Oysa görseler, ittifak yapt›klar›yla, karfl› ç›kt›klar›, birbirlerine ummad›klar› kadar yak›n!

ve

Gençli¤in YÖK’e Ça¤r›s›: ABD’YE KARfiI ÇIKAB‹L‹R M‹S‹N‹Z?

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Ekmek ve

Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Telfaks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No:28 HOPA

‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Ömera¤a Mah. Atça Cami Cad. No: 30 Kat: 2 Tel-fax: 0262 325 58 06 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 321 59 93 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9

Adalet

Yeni bir y›la giriyoruz. Ne yapt›m 365 gün boyunca diye sor kendine. Ve ne yapaca¤›m 2003’ün 365 günü boyunca diye düflün. Muhasebe silah›n› kuflan›p, umutla doldural›m yüre¤imizi. * Yeni bir y›l demek, her zaman ve her koflulda yeni umutlar, yeni imkanlar m› demektir? Hay›r! Bizler bunu çok çarp›c› bir biçimde “milenyum” masallar›nda yaflad›k. “Yeni milenyum”la birlikte, sanki sihirli bir de¤nek dünyay› de¤ifltirecek, diktatörlükler, insan haklar› ihlalleri, art›k 20. Yüzy›lda kalacakt›. 21. Yüzy›lda bunlara rastlanmayacakt› art›k... “Milenyum”a girdik. Masal yoktu milenyumda. Sadece gerçekler vard›. Ac›, tatl› gerçekler. 21. Yüzy›l›n bafl›, emperyalist dönemin en kanl› sald›rganl›¤›na, Amerikan imparatorlu¤unun yeni katliamlar›na tan›k oldu¤umuz bir dönem oldu. Kendili¤inden bir “yeni”lik yok hayatta. Sadece takvim de¤iflti diye gerçekleflen umutlar yok. Demek istedi¤imiz fludur; 2003’te emperyalizm cephesinde, oligarfli cephesinde, “yeni” bir fley olmayacakt›r. Açl›k ve zulüm politikas›n› daha da fliddetli bir biçimde sürdürmeye çal›flacaklard›r. “Yeni” bir fley olacaksa, 2003, iyiye, do¤ruya, güzele giden bir “yeni y›l” olacaksa, bunu ancak biz gerçeklefltirebiliriz. * Umut etmek güzel, ama umut edip umudunu gerçeklefltirmek için hiç bir fley planlam›yor, yapm›yorsan, o umut

bofl bir umuttur. Bu umutlarla, kendini kand›rabilece¤in toz pembe bir dünya kurulabilir ancak. Umudu büyütmek için, cüretimizi büyütmezsek, umudu yaymak için fedakarl›¤›m›z› art›rmazsak, takvimler de¤iflir, açl›k ve zulüm baki kal›r. Biz umudun peflinden kofltukça, ileriye gider tarih. * Tarihi ileriye götürmek için hem muhasebe, hem umut gerekli bize. Geçen y›l›n muhasebesini yaparken, hücrelerdekilerin o 365 günün 365’ini de hücrede, tecrit koflullar›nda geçirdi¤ini unutmay›n. Yeni bir y›la girerken, e¤er tecrit duvarlar› parçalanamazsa, yeni y›ldaki 365 günün 365’inde de onlar›n hücrelerde kalaca¤›n› unutmay›n. Masan›zda o gece her ne varsa, at›flt›r›rken, bu ülkede on milyona yak›n insan›n, 365 gün boyunca açl›k s›n›r›nda yaflamaya mahkum edilmifl oldu¤unu unutmay›n. Annenizin, baban›z›n, evlad›n›z›n, eflinizin, niflanl›n›z›n, kardeflinizin, arkadafl›n›z›n yeni y›l›n› kutlarken, bu ülkede onbinlerce insan›n “iyi y›llar” diyece¤i annesini, babas›n›, evlad›n›, eflini, kardeflini, arkadafl›n›, infazlarda, iflkencelerde, katliamlarda kaybetti¤ini unutmay›n. Hay›r, yeni y›la girerken, yas tutun demiyoruz, türküler söyleyin, halaylar çekin, ama, bunlar› da unutmay›n! * Bunca zulüm karfl›s›nda yenilmezli¤imiz, düflüncelerimizin hakl›l›¤›, ideolojimizin gücü, yar›na dair en büyük güvencemizdir. Bundan dolay› umutluyuz. Umudumuzu büyütecek, gerçeklefltirecek kararl›l›¤›m›z var.


‹çindekiler 3... 5... 6... 9... 10... 11... 12... 14... 16... 17... 19... 20... 21...

24... 26...

29... 30... 31... 32... 33... 34... 37...

38... 40... 42... 43... 44... 45... 48... 49... 50...

Susmak, art›k “ katillik”tir Satt›lar Üsler, Limanlar ABD’ye Teslim ABD sald›rganl›¤›na karfl› Referanduma Pazarl›k masas› Genelkurmay ve AKP’nin, Meydanlar Halk›n Tutsaklardan yeniy›l mektubu 103. Ölümsüz: Berkan ABATAY Zorlu Maraton Koflucusu Berkan ve K›z›lbayrak Denizi YÖK’ün Hükümete ültimatomu YÖK’e aç›k mektup “Hücrede amaç... kiflili¤inin parçalanmas›d›r!” Tecriti Kald›r›n Talebiyle Eylemler Sürüyor Tekirda¤’daki tutsaklar›n suç duyurusundan F Tipleri gerçe¤i-2 Hablemito¤lu’nu kim öldürdü? Dünya Amerikan ‹mparatorlu¤una teslim olmayacak Halk fuhufla karfl› ç›kt›,Polis sahiplendi IMF, MGK, Denktafl ve YÖK ö¤retiyor, AKP ö¤reniyor Ba¤›ms›zl›k, kendi topraklar›n üzerinde hükümran olmakt›r Yönetenler “sorun çözüyor”! Çankaya’daki Genelkurmay! Katil Kalemler! Ne iflgal, Ne ilhak, Ne AB; Ba¤›ms›z Birleflik Demokratik K›br›s! ABD: “‹flkenceye Evet!” Solun beyni: Zaman›m›z çok mu? Savafl, birli¤i bekliyor mu? Gençlik üzerinde polis terörü Tecrite Karfl› Uluslararas› Sempozyum Verilmifl Sözdür! Bas›nda ölüm orucu Berkan Abatay resmi Kahramanlar Ölmez Utangaç Orgeneral Deniz Baykal

Susmak, art›k “katillik”tir Zaman; Amerikan sald›rganl›¤›na ve ülkemizdeki Amerikanc›lara karfl›, susulamayacak zamand›r! Susmayal›m! “Katil Türkiye” sözünü yazd›rmayal›m tarihe! ürkiye halk›! “Bana ne” diyemeyece¤in, “bana dokunmayan y›lan...” diye düflünemeyece¤in bir durumla karfl› karfl›yas›n. Sat›l›¤a ç›kar›lm›fl, parsel parsel kiralanm›fl bir ülkenin halk›s›n. ürkiye halk›! Bizi yönetenler, içeride y›llard›r sürdürdükleri katliamc›l›klar›n› flimdi s›n›r ötesine tafl›r›yorlar. Hepimizi “katil” yapmak istiyorlar. Bugün susmak, bu katliama ortak olmak demektir. Zaman susman›n onursuzluk, ahlaks›zl›k anlam›na geldi¤i zamand›r. illi Selamet Partisi, Refah Partisi gelene¤inden gelen bir parti var iktidarda. Çok iyi bilinir ki, bu gelenek, uzun y›llar ABD’yi “büyük fleytan” olarak adland›rm›flt›r. Kendilerini müslüman›z, demokrat›z diye pazarlayan AKP iktidar› büyük fleytan›n küçük orta¤› olmufltur bugün. Soruyoruz; müslüman›m diyen bu iktidar, neyiyle müslüman? Mazlumu katletmek mi müslümanl›k? Haks›z, gayr› meflru oldu¤unu bildi¤in, a¤z›nla itiraf etti¤in fleytan› “mecburuz” diye desteklemek midir müslümanl›k? üslümanl›¤› sahte AKP’nin ve milliyetçili¤i sahte Genelkurmay’›n elbirli¤iyle, ülkemiz Amerika’n›n sald›r› üssü haline getiriliyor. Art›k saklanacak, gizlenecek bir fley kalmam›flt›r. Halka “Amerika’ya bir taahhütümüz yok” yalanlar› söylenirken, üsler, limanlar çoktan verilmifl, Yankiler buralarda Ortado¤u halk›na ölüm ya¤d›racak silahlar›n› yerlefltirmek için tadilatlara bafllam›fllard›r. Halka “Türkiye savafl›n d›fl›ndad›r, sorunun bar›flç› yollardan çözümünden yanad›r” aç›klamalar› yap›l›rken, Yankilerle alçakca, uflakça anlaflmalar çoktan imzalanm›flt›r bile. alk›m›z›n dini inançlar›n› istismar eden AKP ve ulusal duygular›n› istismar eden Genelkurmay, tam Amerika’n›n istedi¤i bir iflbirli¤i sergiliyorlar. Onlar için tek geçerli de¤er, koltuklar› ve dolarlard›r. Koltuk ve dolar için satmayacaklar› hiç bir fley olmad›¤›n› gün gün yaflayarak görüyoruz. Ülke, halk, toprak, din, inanç, hepsinden vazgeçilebilir, hepsi sat›labilir. Amerikal›lara teslim edilen yerler sadece üslerle, limanlarla s›n›rl› de¤il, hay›r. As›l teslim edilen yer Ankara. Türkiye’nin yönetimini teslim ettiler Amerika’ya. Topra¤›n›, suyunu, yolunu, madenlerini teslim ettiler. Sat›lmad›k hiç bir fleyimiz kalmad›. Milliyetçiyiz dediler satt›lar. Sosyal demokrat›z dediler satt›lar. Muhafazakar›z dediler satt›lar. Müslüman›z dediler satt›lar. at›lmad›k, teslim edilmedik hiç bir fleyi kalmayan ülkemiz, flimdi Amerika’n›n savafl karargah› durumundad›r. Nerede durur bu sat›fl, iflbirlikçilik nerede biter, bilen var m›? Anadolu Amerika’n›n savafl gemisi yap›labiliyorsa, yar›n Anadolu insan›n›n Amerika’n›n kiral›k askeri yap›lmayaca¤›n›n garantisi yoktur. ürkiye halk›! Düflünün. Biz katil miyiz? Düflünün, bizim topraklar›m›zdan kalkan uçaklar, on, yirmi, elli, yüz bin Irakl›y›, çoluk çocuk, kad›n, yafll› yüzbin insan› katledecek! Bunu kabul edecek miyiz?

T T

M

M

H

S

T

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

3


ar›n Irak meydanlar›nda, baflka yerlerde “Katil Amerika”n›n yan›nda “Katil Türkiye” diye ba¤›racaklard›r. Peki haks›z m› olurlar? Hay›r! AKP iktidar› ve Genelkurmay, “savafla girmiyoruz” diye göz göre göre yalan söylüyor. Sen üssünü vermiflsin, liman›n› vermiflsin, Irak’a onbinlerce asker sokmay› planl›yorsun, sald›r›ya ortak olmuflsun. Bunun ad› savafla girmekten baflka nedir? BD’n›n Irak’a sald›r›s› üzerine gazetelerde hergün onlarca senaryo yay›nlan›yor. Amerikan güçlerinin Irak’a nas›l girece¤i, kaç günde iflgal edece¤i masallar› anlat›l›yor; ama bu senaryolarda olmayan bir fley var: bu “operasyon”da kaç Irakl› öldürülecek? Bas›n fazla sözetmese de, Amerikan planlar›nda buna dair de rakamlar var. Saddam’› devirmek için “100.000 bin 140.000 bin aras› Irak’l›y› öldürmek gerekece¤i”ni yaz›yor bu planlar. Yüzbin insan›n katledilmesinden sözediliyor burada. Üsleri, limanlar›, havaalanlar›n›, yollar› Amerika’ya vermenin anlam› de iflte burada sakl›. Amerika’ya sa¤lanan bu “kolayl›klar”, gerçekte onbinlerce Irakl›n›n katledilmesine kolayl›k sa¤lamak demek. Bunun ad› katliam ortakl›¤›d›r. Türkiye, Irak halk›n›n katilli¤ine soyunmufl oluyor bu politikayla. Bu politika de¤ifltirilemezse, yar›n “Katil Türkiye” diye ba¤›ranlar haks›z olmayacakt›r. Bunu kabul edecek miyiz? merika, dün Afgan halk›n› katletti. Bugün Irak halk›n› katlediyor ve bizi de katliam›na ortak ediyor. Yar›n ‹ran’a sald›racak. Sonraki hedefinin Türkiye olmayaca¤›n›n hiç bir garantisi yok. Amerika’n›n yan›nda olmak, Irak halk›n›n katili olmakt›r. Amerika’n›n yan›nda olmak, kendimize sald›rmakt›r. Irak, Kuzey Kore, ABD önünde boyun e¤medi¤i için he-

Y

A

A

Türkiye halk›! Düflünün, bizim topraklar›m›zdan kalkan uçaklar, on, yirmi, elli, yüz bin Irakl›y›, çoluk çocuk, kad›n, yafll› yüzbin insan› katledecek! Bunu kabul edecek miyiz? Irak halk› bizim kardeflimizdir. Dünya halklar›n›n ç›karlar› ortakt›r. Irak halk›n›n katledilmesi karfl›s›nda “flu kadar dolar kazançl› ç›kar›z” hesab›n› yapanlar, dünyan›n en alçak, afla¤›l›k, en namussuz insanlar›d›r. Onlar bir iflkenceciden, bir cellattan daha afla¤›l›k mahluklard›r. Onlar›n içtikleri kan, yedikleri insan eti’dir. Anadolu insan› böyle mahluklar taraf›ndan yönetilmeyi, “katil ülke” damgas› yemeyi kabul edemez. 4

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

‹

deftir. IMF’yi ülkesine sokmad›¤›, IMF’ye “borç faizi” ad› alt›nda sürekli haraç ödemedi¤i için hedeftir. Yar›n biz IMF’yi topraklar›m›zdan defetti¤imizde, biz de hedef olaca¤›z. O zaman ya ömrü billah IMF’ye boyun e¤ece¤iz, ya da bugünden Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ç›kaca¤›z. Irak halk› bizim kardeflimizdir. Dünya halklar›n›n ç›karlar› ortakt›r. Irak halk›n›n katledilmesi karfl›s›nda “flu kadar dolar kazançl› ç›kar›z” hesab›n› yapanlar, dünyan›n en alçak, afla¤›l›k, en namussuz insanlar›d›r. Onlar bir iflkenceciden, bir cellattan daha afla¤›l›k mahluklard›r. Onlar›n içtikleri kan, yedikleri insan eti’dir. Anadolu insan› böyle olamaz. Anadolu insan› böyle mahluklar taraf›ndan yönetilmeyi, “katil ülke” damgas› yemeyi kabul edemez. slamc›lar, ulusalc›lar, yurtseverler, demokratlar, anti-kapitalistler, anti-emperyalistler, Kürt milliyetçileri, “hiç bir fleyden olmayanlar”, kalk›n aya¤a. fiimdi durma zaman› de¤il. islamc›lar, kalk›n aya¤a, çünkü inançlar›n›z çi¤neniyor; müslümanl›k ad›na katliamc›l›k yap›lmas›, sizi de kirletir. Ulusalc›lar, kalk›n aya¤a; çünkü ortada ne milli s›n›r kalm›flt›r, ne milli irade, ne ulusal onur; Türkiye topraklar› yankilerin kanl› postallar›yla çi¤neniyor. Kürt milliyetçileri, kalk›n aya¤a; çünkü, Barzanilerin, Talabanilerin Amerikan uflakl›¤› nezdinde afla¤›lanan Kürt ulusal onurudur. Dünya halklar› katledilirken ABD müdahalesinden Kürtlere düflecek k›r›nt›lar›n hesab›n› yapmak, en az Türkiye oligarflisinin “dolar pazarl›klar›” kadar küçültücü bir hesapt›r. Bu ülkenin devrimcileri, demokratlar›, kalk›n aya¤a. Halklar›n kardeflli¤i ad›na, enternasyonalizm ad›na, ulusal onurumuz ad›na, devrim ad›na, demokrasi ad›na, kalk›n! “Hiç bir fleyden olmayanlar”; siz de susamazs›n›z, seyirci kalamazs›n›z; hiç bir fleyden de¤ilseniz bile, bu topraklar›n insan›s›n›z. Anadolu katliam üssü yap›l›rken, Anadolu katliamc›lar›n postallar› alt›nda kirletilirken, sen de susamazs›n. ürkiye halk›! Müslüman›m ve demokrat›m diyen bu iktidar, neyiyle müslüman? Neyiyle demokrat? “Ulusalc›” Genelkurmay, neyiyle ulusalc›? Hangi pratikleriyle? AKP’nin ve Genelkurmay’›n ne yapmak istedikleri a盤a ç›km›flt›r. Hepimizi katil yapmak istiyorlar. Biz -açl›k ve zulüm alt›nda yaflarken, bizi bir de baflka halklar› aç b›rakman›n, baflka halklar› katletmenin orta¤› yapmaya çal›fl›yorlar. Amerikan sald›rganl›¤›na, ülkemizdeki Amerikanc›lar› ve onlar›n açl›k ve zulüm düzenine karfl›, art›k susulamaz. Art›k beklenemez. Art›k korkular›n esiri olunamaz. Çünkü art›k, susmak, katilliktir.

T


SATTILAR! SATTILAR... Birbirleriyle onlarca konuda çat›fl›r görünüp, ABD uflakl›¤›nda birleflerek; SATTILAR... Genelkurmay›yla, “müslüman demokrat” AKP’siyle, “hukukçu” cumhurbaflkan›yla, “sosyal demokrat” muhalefetiyle hep bir olup; SATTILAR... Amerikan imparatorlu¤u Ortado¤u petrollerine el koysun, Amerikan tekelleri ya¤lans›n, iflbirlikçisi tekeller Koç’lar Sabanc›lar et ba¤las›n diye; SATTILAR... “Henüz sözünü verdi¤imiz hiçbir fley” diye diye yalan söyleyerek, üsleri, limanlar›, havakara-deniz-demiryolu ulafl›m sahalar›n› gözlerimizin içine bakarak; SATTILAR... “Türkiye pazarl›¤a 20 milyar dolardan bafllad›” diye yazd› gazeteler kapkara puntolarla. Utanmad›lar yazarken, yüzleri k›zarmad›. Pazarl›¤› yapanlar “dolar da dolar... flu kadar zarar›m›z olacak” diye hesaplar tuttular,

patronlar›n medyas›ndan “madem savafl olacak erken davranal›m” dedi köfle yazarlar›. Serbest piyasalar›n›n, kapitalist sistemlerinin ahlaks›zl›¤›n› sergileyerek; SATTILAR... “Namusumuz” dedikleri vatan topraklar›m›z›, “kardefl” diyerek s›rt›ndan hançerledikleri Irak halk›n›, topraklar›m›za dolacak yankilere teslim ettikleri halk›m›z›n ›rz›n› ve iffetini, “Türkiye’nin ç›karlar›” diye diye, “reel politika” diye diye; SATTILAR...

Ey Türkiye halk›;

Vatan haini, Amerikan uflaklar› bizi yönetemez!

Dolar karfl›l›¤› ruhunu, topra¤›n›, namusunu ve inanc›n› satanlar›n satamayaca¤› hiçbir fley yoktur! “ABD’nin Irak’a sald›rmas›na karfl›y›m” demek yetmez; YA meydanlara ç›k›p, üslerimiz, topraklar›m›z yankilere verilemez, uflaklar bizi yönetemez diye hayk›raca¤›z YA DA uflakl›¤›, onursuzlu¤u ve namussuzlu¤u sineye çekip ortak olaca¤›z! Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

5


ÜSLER, L‹MANLAR ABD’YE TESL‹M Art›k gizlenebilecek bir fley kalmad›. Her fley aleni ve ayr›nt›lar›yla birlikte herkesçe biliniyor. 23 aral›kta Cumhurbaflkan› Sezer, Genelkurmay ve hükümetin toplant›s› sonras› bas›n manflet att›; “Ankara, Irak zirvesinde karar›n› verdi. B‹Z DE VARIZ!” (24 aral›k Milliyet) Ayn› günlerde ABD’den haber geçti Yasemin Çongar; “ABD Türkiye’nin ‘harekat içinde olma’ karar›ndan memnun. KARARIMIZ ABD’Y‹ SEV‹ND‹RD‹... Washington’daki kaynaklar, Ankara’n›n bu kat›l›m için ‘BM karar›n› flart tutmama’ e¤iliminden de memnun.” dedi. Ve baflbakan Abdullah Gül, ayn› günlerde, ayn› yalanlar› sürdürdü; “Halen sözünü verdi¤imiz hiçbir fley yok” dedi Baflbakan Gül. Üslerin, limanlar›n turistik gezi için incelenmedi¤ini tüm dünya bilse de, pazarl›klar›n bütün ayr›nt›lar› flu veya bu flekilde yans›m›fl da olsa yalana devam etmek zorundalard›. Halk›n tepkisini nötralize etmenin, oyalaman›n, zamana yayman›n ve özellikle kendi taban›ndaki tepkiyi yat›flt›rman›n takti¤iydi bu. Ama bu takti¤in çok da tuttu¤u söylenemez, AKP taban› dahil, halk›m›z sat›fl› çok aç›k görmüfltür. Peki bütün pazarl›klar, sat›fllar bitti mi? Henüz de¤il. Hükümetin, genelkurmay›n tart›flt›¤› iflbirli¤i yap›p yapmama de¤ildir art›k. iflbirli¤in ne kadar yap›laca¤›ndan ibarettir. Örne¤in tart›flt›klar› konulardan biri; ABD’nin iste¤i olan, 90 bin yanki mi topraklar›m›zda bulunacak, yoksa daha az› m›;

‹flçiler memurlar; ‹flçi memur sendikalar›! Amerikan emperyaliz- takl›¤›”na karfl› ç›kmayanminin savafl üssüne dö- lar, baflka bütün haklar›n› nüfltürülmüfl, katliama or- da kaybederler. tak edilmifl bir ülEkmek ve adalet kede, öncelik mücadelesini, flimtopraklar› ”ücret” mücadedi emperyalizme yanki lesinde de¤il, bakarfl› ba¤›ms›zl›k dolmufl ¤›ms›zl›k mücamücadelesiyle birbir ülkenin lefltirmek zorunludelesindedir. gelece¤i dan da öte, hayati Ulusal onubir meseledir. run ayaklar alyoktur Ekme¤imize kan t›nda çi¤nendi¤i, iflgal edilmifl bir ülkede, do¤ran›yor. Ekme¤imiz iflgale karfl› ç›kmayanlar, Irak halk›n›n kan›na bulaTürkiye’nin “katliam or- fl›yor. ‹zin vermeyin!

6

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

ama her halükarda bulunaca¤› kesin. Zaten 10 bin yanki için onay verildi.

En son halk duyar! Sözler haftalar önce verilmifl! 21 Aral›kta Hürrüyit’te Sedat Ergin, iznin çoktan verildi¤ini, Çankaya zirvesi öncesi verildi¤ini ve Wasington’a resmen iletildi¤ini belirtiyor. Limanlar ve üslerdeki hareketlilik bunun do¤rulu¤unu ispatlar nitelikte Tv’lere yans›yor. ABD’nin istekler listesi ise önceki hükümet döneminde verilmiflti. Her iki iktidar da, genelkurmay da halka hiçbir gerçe¤i aç›klamad›klar› gibi, o günden bu yana hala inkar ediyorlar. Her toplumsal sorunda karfl›m›za ç›kar›lan, flu meflhur DEVLET POL‹T‹KASI dedikleri iflte budur. Emperyalistlerle, siyonistlerle anlaflmalar imzalan›r, üsler verilir, limanlar aç›l›r, emperyalist bas›n yazar, masabafllar›nda pazarl›klar›n son aflamas›na gelinir ve hala halka tek kelime aç›klama yap›lmaz.

Üsler, limanlar tamam s›rada demiryollar› var! fiimdi Türkiye’nin dört bir yan›ndaki limanlarda, üslerde Yankiler incelemeler yap›yor. Diyarbak›r, Malatya, Batman, Mufl havaalanlar› ile ‹ncirlik Üssü'nde ön incelemeler bitirildi. Kimi yerlerde bu aflamalar da geçilip inflaatlar bafllad›. (Mersin liman› gibi, ki Mersin Türkiye’nin ‹zmir’den sonra ikinci büyük liman›d›r.) ABD uçaklar› inip kalkacak topraklar›m›za, yüksek teknolojili mühimmat bu üslerde depolanacak. Amerikal›lar için topraklar›m›z üzerinde çad›r kentler kurulacak. Amerika’n›n inceleme program›nda sadece askeri üsler, sadece askeri havaalanlar› yok, ayn› zamanda sivil havaalanlar› ve limanlar› da inceleyecek. ‹stanbul'daki Atatürk Havaliman› dahil, inceleme kapsam›nda bulunuyor. (22 aral›k bas›n) Amerika’n›n istekleri üslerle, limanlarla, konuflland›r›lacak askerle de bitmiyor. fiimdi s›rada demiryollar› var. Mersin, Nusaybin, Musul Ba¤dat demiryolu hatt›n› da istiyor Amerika. Ölüm mangalar› ve ölüm kusacak silahlar› tafl›mak için. Bunu da vereceklerdir.


“Referandum yapar›z” diyen AKP, b›rak›n halka sormay›, herfleyi halktan gizliyor. Halktan gizliyorlar, ama emperyalist bas›na bir çok fleyi aç›k olarak ifade ediyorlar. ‹flte hükümetin çeflitli emperyalist yay›nlarda yer alan demeçlerinden; “Biz ABD’nin stratejik orta¤›y›z. Bütün alternatifleri uygulamak hakk›m›z. Ne yap›p ne yapamayaca¤›m›z hakk›nda dürüst davranmak istiyoruz.”.. “Her fley kontrol d›fl›nda gelifliyor.” (A. Gül) Acizli¤i, teslimiyeti daha aç›k nas›l anlatabilir bir iktidar. Senin kontrolün d›fl›ndaysa, kimin kontrolünde? Amerika’n›n, Genelkurmay›n! Esas pazarl›k da bunlar aras›nda sürüyor. Esas onay› veren de MGK’d›r. AKP de bunun siyasi karar›n› alma sorumlulu¤unun alt›ndad›r. Genelkurmayla karfl›l›kl› olarak topu birbirine atma, Amerikan uflakl›¤›nda teflhir olmama gayreti içinde. Ama nafile. Ordusuyla, hükümetiyle, sermayesiyle, bas›n›yla oligarfli tam bir uflakl›k içinde Amerika’n›n her iste¤ini yerine getirmektedir.

“BM karar› olmasa bile”! Yasemin Çongar ABD’nin memnuniyetini bildiriyor. Ola ki, BM karar almasa da, Türkiye bu savafl›n içinde olacak, memnuniyetin nedeni bu. Oligarflinin kimi kesimlerince dile getirilen “uluslararas› hukuka uygunluk” masal› da Amerika’n›n iste¤iyle pekala rafa kald›r›labilir. Kald› ki, sald›r› için BM karar› ç›ksa bile, bu, çok iyi biliniyor ki, emperyalistlerin ekonomik, askeri tehdit ve flantajlar› alt›nda ç›km›fl olacakt›r. Bu da oligarfliyi katliam ortakl›¤›ndan kurtaramaz. BM karar› hiçbir emperyalist sald›rganl›¤› meflru k›lamaz. Böyle bir sald›r›ya ortakl›k hangi kurumdan nas›l bir karar olursa olsun gayri meflrudur, Amerika’n›n ortado¤u planlar›n›n bir parças›ndan baflka hiçbir gerekçesi yoktur.

Patronlar Kanl› Dolar ‹stiyor! Patronlar›n en irisi Rahmi Koç, “Mutlaka ABD’nin yan›nda yer alal›m... En bafl›ndan itibaren ABD’nin yan›nda olmal›y›z çünkü Amerika bütün dünyaya ‘ya bizim taraf›m›zdas›n›z ya da de¤ilsiniz’ dedi. Bizim baflka alternatifimiz yok...” diyor. (26 aral›k bas›n) “Bu kadar k›sa sürecek bir savafl için gelece¤in büyük iflbirliklerinin önünü kapatmamak gerekir” diyor patronlar›n kalemi Ertu¤rul Özkök.) Varolufllar› emperyalistlerle iflbirli¤ine ba¤l›

olanlar›n elbette “baflka çaresi yoktur”. Ony›llard›r topraklar›m›z› emperyalist tekellere peflkefl çeken düzenin as›l sahipleri onlar de¤il mi? 6 milyar onlar› elbette ilgilendirmez, yeter ki, Amerikan tekellerine s›rtlar›n› dayas›nlar. Bu savaflta ölecek halk çocuklar›n›n da bir k›ymeti yoktur, topraklar›m›za doluflacak yankilerin kad›nlar›m›za k›zlar›m›za tecavüz etmesinin de bir anlam› olmaz onlar için; Onlar sadece kanl› dolarlar kasalar›na doluyor mu, ona bakarlar. ABD ile AKP aras›ndaki pazarl›kta da en çok ilgilendikleri budur. “Zarar›m›z flu kadar olur” diyerek kaç dolar alaca¤›z hesab›ndalar. Ahlaklar› yoktur! Namuslar› yoktur! Çek defterlerinin alt›na halklar›n kan›na bat›r›lm›fl divitlerden imzalar atmaktan çekinmezler. Dünyan›n bütün tekellerinin ideolojisi, ahlak›d›r bu.

Ne kazan›r›z, ne kaybederiz diye tart›flmak ahlaks›zl›kt›r! Burjuva bas›n›n Irak’a iliflkin tart›flmalar›n›n oda¤›n› bu oluflturuyor. Hükümet, genelkurmay, sermaye bunu tart›fl›yor. Suskun genelkurmay›n kafa yap›s›n› çok iyi bilen emekli genelkurmay baflkan yard›mc›s› Çevik Bir, “koflullar bizim istedi¤imiz gibiyse, bu savafltan biz büyük kazançlar sa¤-

Ulusalc›lar, vatanseverler! deklendiniz; “ulusalc›l›k” Türkiye sat›lm›fl. Siz, “fleriat” tehlikesiyle ad›na bask› ve yasaklar›n meflgul olurken Amerika’ya savunucusu oldunuz. Gözleriniz o kiraland› topraklar›m›z. kadar körelmiflSizin “laik debu vatan bu ti ki, “ulusall›mokratik cumhuriyetin bekçisi” olarak halk Ameri- ¤›n” güvencesi sayd›¤›n›z kuka’n›n görüp destekledi¤irumlar›n gerniz Genelkurmay satde¤il, çekte bu ülkede t› bu ülkeyi. bizim! IMF’nin iflgal Siz bu ülkenin gücü oldu¤unu bafl gündemini laiklikgörmezden geldifleriatç›l›k sanarken, laik ve niz. fleriatç› dedi¤iniz güçler, elArt›k, herfley bu kadar birli¤iyle Amerika’n›n ayaklar›n›n önüne bir k›rm›z› ha- alenileflmiflken körlü¤ü sürdüremezsiniz. Körlük art›k l› gibi serdiler Anadolu’yu. Amerikan uflakl›¤›d›r. KörKendini vatansever, ululük vatana ihanettir. salc› olarak görenler; Önemli bir bölümünüz onAmerikan sald›rganl›¤›y›llard›r “ulusalc›l›k” ad›na na karfl› halk›n, devrimcileMGK politikalar›na, Genel- rin, yurtseverlerin saf›na kurmay politikalar›na ye- kat›l›n!

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

7


layarak ç›kar›z...” demeçleri veriyor. Tümünün tek derdi ve tart›flmas›, KAR! Ölecek Irak’l›lar, çekilecek ac›lar, ABD’nin tüm bölgeyi, bütün dünyay› ayaklar› alt›nda ezmesi umurlar›nda de¤il. (Ulusal onurdan hiç sözetmiyoruz; yoktur böyle bir onurlar›) Hatta diyorlar ki, “sald›r›n›n kaç›n›lmaz oldu¤u bir durumda, biz olsak da olmasak da ABD’nin Irak’› iflgal edece¤i bir durumda” d›fl›nda kalmak aptall›kt›r! Niye? Çünkü reel politika böyle diyor! Reel politika... Yani gerçekçilik. Siz kapitalist ideoloji, kapitalist ahlak diye okuyun burada. Evet, kapitalizm böyle ö¤retiyor ony›llard›r; dünyaya ç›kar hesab› yaparak bakacaks›n, sadece kendi ç›kar›n› düflüneceksin, gerisini satacaks›n! Beyinler böyle zehirleniyor, emperyalist politikalara karfl› gözler böyle körlefltiriliyor, böyle bencillefltiriliyor halklar. Bir halk böyle düflünemez, böyle bakamaz. Amerika’dan birkaç dolar gelecek belki bana da üç befl sent düfler diye (kald› ki, düflmez) Irak halk›n›n katledilmesine sessiz kalamaz. Böylesi bir ahlaks›zlaflmay› bünyesine alamaz. Devrimcili¤in gücü, u¤runa insanlar›n ölümü göze almas›n›n s›rr› da buradad›r; devrimciler kar/zarar diye bakmazlar halklar ile emperyalistler aras›ndaki sorunlara. Her ne koflulda olursa olsun, neye malolursa olsun emperyalizmin karfl›s›nda, ezi-

‹slamc›lar, Tüm Müslümanlar! AKP, Amerikanc›l›kta, müslüman halk›n ülkesini, kendinden önceki iktidar- baflka bir müslüman hallar› geride b›rakt›. Ameri- k›n ülkesinden vuruyor. kan›n katilli¤ine orHalklar› bölüyor, tak oluyor. Hem milletleri birbirine de “müslümanl›k” Biz Ameri- düflürüyor, müslüad›na. manlar› bölüp parka’n›n suç çalay›p kullan›yor AKP’nin oluflorta¤› olturdu¤u model, ve hükümranl›¤›n› müslümanl›¤›n mayaca¤›z! sürdürüyor. ABD hizmetine veIrak halk›n›n karildi¤i modeldir. tili olamay›z. Bunu Siz, bu savafla ve bu din kabul edemeyiz. Yapaca¤›istismarc›l›¤›na, herkesten m›z en güçlü sesimizle, önce ve herkesten daha Amerika’n›n ve Amerikangüçlü karfl› ç›kmak duru- c›lar›n karfl›s›na ç›kmakt›r. mundas›n›z. Amerikan›n elinde bombaIrak halk›n›n ço¤unlu¤u lar, Amerikanc›lar›n dilinmüslümand›r. Amerikan›n de müslümanl›k da olsa, oyununa bak›n; bir ortado- hiç tereddütsüz bunlar› ¤u ülkesini, komflu bir ül- düflman ilan etmeli, bunlakesinden vuruyor. Bir ra karfl› savaflmal›y›z.

8

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

len halklar›n yan›nda koflulsuz, dolays›z yer al›rlar. Bizim ideolojimizin, ahlak›m›z›n sonucudur böyle bir tav›r. Durmadan kardefllikten bahsedip kardefllerinin gözünü oyanlar›n karfl›s›nda ezilen halklar›n kardeflli¤ini savunuruz biz. Ve bunun için gerekti¤inde gözümüzü k›rpmadan da ölürüz! “Bofl yere” mi diyor emperyalist ideolojinin temsilcileri, “deli... soylar› tükenmifl... köhnemifl ideoloji...” mi diyorlar; VARSIN DES‹NLER, VARSIN ONLAR AHLAKSIZLI⁄IN ‹Ç‹NDE DEBELEN‹P DURSUNLAR; Biz “deli” olmaya devam edece¤iz!

Sald›r› dünya halklar›nad›r Amerikan imparatorlu¤unun sald›r›s› sadece Irak’a ya da devam›nda gelecek baflka bölge ülkelerine de¤ildir; bütün dünya halklar›nad›r. Bölge bölge, k›ta k›ta, ülke ülke amerikan imparatorlu¤u bütün dünyay› egemenli¤i alt›na almak, halklar› tebas› haline getirmek istiyor. Bunun için bugünlerde Irak’ta “canl› kalkan” oluflturmak için tart›flanlar, Irak’a gidenler var. Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ç›kmak, tüm dünyan›n gelece¤i için zorunlu ve gereklidir. Karfl›l›¤›nda Türkiye dolara da bo¤ulsa, Türk ve Kürt halk›, Anadolu halk›, Amerikan›n savafl›na destek vermeyi, iktidar›n “teröre karfl› savafl... Saddam bizim için de tehlike...” vb. yalanlar›na inan›p sessiz kalamaz. Ç›kar›m›z var m› yok mu diyemez.

Türkiye Amerikan üssü olamaz! Türkiye Amerikan üssü, Amerikan›n savafl gemisi yap›lamaz! ‹ktidar›n verdikleri ve verecekleri iflte böyle bir ülke tablosu yarat›yor. “Zorunluyuz” diyorlar, çünkü ba¤›ml›lar. “D›flanda kalamay›z” diyorlar, çünkü ç›karlar› Amerika ile ortakt›r. Oligarflinin ç›kar iliflkilerinde halk›n hesab› yoktur. Ülkemizin baflka halklar› katletmek için savafl karargah› olmas›na karfl› ç›kmal›y›z. Dayat›lan uflakl›¤a, iflbirlikçili¤e, katilli¤e hay›r demeliyiz. Amerikan iflgalcili¤ine karfl› sloganlar›m›zla, taleplerimizle alanlara ç›kmal›y›z; Nato ve ABD’nin bütün üsleri kapat›lmal›d›r! Halklara karfl› sald›rganl›k ittifak› olan Nato’dan derhal ç›k›lmal›d›r! “Stratejik ittifak›m›z var” diye diye bölge halklar›na karfl› düflmanl›k ittifak› olan ABD ve ‹srail’le tüm ikili anlaflmalar iptal edilmelidir! Sloganlar›m›zla, taleplerimizle Amerikan imparatorlu¤una karfl›, Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› alanlara!


ABD Sald›rganl›¤›na Karfl› Referanduma! BU VATAN BU HALK B‹Z‹M KAHROLSUN EMPERYAL‹ZM Geçen hafta dergimizde de yay›nlanan, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi’nin yapt›¤› “savafla karfl› referandum” tart›fl›l›yor. Referandumlar› hükümet yapar, yapt›r›r biz nas›l yapaca¤›z diye düflünenler de var, savafl için referandum olur mu diye ahlaki felsefi tart›flmalara yöneliyor. Elbette referandum ça¤r›s›, halklara karfl› sald›r›y› oylama tart›flmas› de¤ildir. Bunu tart›flmak bile abesle ifltigaldir. Kendine sol, devrimci, ilerici, emperyalizme karfl›y›m diyen kimse de halklara sald›r›y› oylama konusu yapmaz. Referandum, Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› Türkiye halk›n›n tepkisini ortaya ç›karma, anketlerde dile getirilen karfl›tl›¤›n fiili olarak yaflama geçirilmesinin sadece bir arac›d›r. Onlarca araçla, yol ve yöntemle birlefltirilebilecek, zenginlefltirilebilecek bir arac›d›r. Meydanlarda yüzlerce kurumun düzenledi¤i mitinglerin hali ortadad›r; referandum Amerikan sald›rganl›¤›na karfl›y›m sesini halka götürmenin, halk› meydanlara ç›karman›n arac›d›r. Tepkisini dile getirmesi için sunulan bir zemindir. Türkiye halk› olarak, katliama ortak olmayaca¤›m›z›n, mahalle mahalle, köy köy, okul okul, iflyeri iflyeri, kent kent ilan›d›r. Biz halk›z, Türkiye’de milyonlar, dünyada milyarlar›z. Amerikan sald›rganl›¤›n› durdurabilecek tek güç halklar›n gücüdür. Amerika ile savafl pazarl›¤› yapanlar bize sormuyor; öyleyse biz söyleyece¤iz; biz bu sald›r›ya karfl›y›z diye hayk›rman›n yollar›n› bulaca¤›z. Ülkemize, topraklar›m›za yankilerin doldurulmas›na, kardefl bir halk›n topraklar›m›zdan kalkan uçaklarla bombalanmas›na karfl› oldu¤umuzu hayk›raca¤›z. Bu bizim en meflru ve do¤al hakk›m›zd›r; bunun önüne engel ç›karanlar Amerikanc›d›r, o zaman bunu hayk›raca¤›z. Nas›l yapaca¤›z? Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi’nin ça¤r›s›na uyarak bulundu¤umuz her alanda sand›klar kurabilir, ça¤r›y› yapan kurumla iletiflime geçebiliriz. Gecekondular›m›z, okullar›m›z, iflyerlerimiz, fabrikalar›m›z, köylerimiz, kasabalar›m›z referandum sand›klar›yla dolmal›d›r. Her alandan toplanacak sonuçlar› meclise ve ilgili bütün yerlere göndererek, “Bizim ad›m›za karar veremezsiniz, iflte bizim karar›m›z; biz Amerikan sald›rganl›¤›na

hay›r diyoruz” diyebiliriz. Sadece referandum sand›¤›yla de¤il, onlarca yol ve yöntem bularak, her alanda ABD sald›rganl›¤›na karfl› örgütlenelim, komiteler kural›m; yapabilece¤imiz her türlü eylemle tepkimizi dile getirelim. Sand›¤›m›z her akflam belirlenecek bir saatte yak›p söndürece¤imiz ›fl›klar›m›z da olabilir, oylar›m›z› ›fl›klar›m›z› söndürerek kullanal›m. Biz, “sessiz tepkinin hiçbir anlam› yoktur” diye düflünürsek, “Amerikan sald›rganl›¤›n›n karfl›s›na ç›kacak, ç›kar hesab› yapmayacak sadece biziz, halkt›r” güvenine sahip olursak tavr›m›z› ortaya koyman›n yollar›n› mutlaka buluruz. Esnaflar›m›z camlar›na “bu savafl bizim savafl›m›z de¤ildir” , “üsler kulland›r›lmas›n” vb. dövizleri asarak, sendikalar, DKÖ’ler, mahalli-yerel dernekler olarak kurumlar›m›z›n cephesine oyumuzu dile getiren pankartlar, dövizler, flamalar asarak, yakalar›m›za kokartlar takarak, okullar›m›zla bütün kesimlerin kat›laca¤› çeflitli gösteri biçimleriyle, mahallemizde meflaleli yürüyüfllerimizle, camilerde imamlar vaaz vererek, muhtarlar bölgesinde ça¤r›lar yaparak tepkimizi gösterelim ve hayk›ral›m; Bu vatan bu halk Amerika’n›n de¤il bizim ! Topraklar›m›z Amerika’n›n savafl karargah› de¤ildir ! Biz Amerika’n›n suç orta¤› de¤iliz ! Amerika ülkemizden defol !

Esnaflar, Köylüler, Ayd›nlar! Amerika’n›n Irak’a sald›- fleyler vard›r. Köyümüz, dükkan›m›z, r›s›nda, 70 milyon halk›n okulumuz, hiç bir kesiminin ç›karlar› konser, tiyatro salonumuz, her yer, ama her yoktur. Bu savafl bizim yer Amerikan savafl›m›z de¤ildir. Bu savafl, tüm halk- Topraklar›m›z sald›rganl›¤›na karfl› bir eylem lara karfl›d›r. Amerika’n›n alan›d›r. Halklar›n kardeflsavafl li¤ine, ba¤›ms›zl›¤a Bir slogan, karargah› inanan, baflka bir bir afifl, bir türde¤ildir halk›n katili olmay› kü, bir gösteri, reddeden herkes, bu bir oy, her fley savafl›n karfl›s›ndad›r. bir eylem biçimidir. fiimdi Herkesin, bulundu¤u Türkiye halk›n›n aya¤a her alanda yapabilece¤i bir kalkma zaman›d›r.

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

9


Pazarl›k Masas› Genelkurmay ve AKP’nin

Meydanlar Halk›n Di¤er Eylemler

Genelkurmay ve AKP iktidar› kapal› kap›lar arkas›nda onursuzca topraklar›m›z› Amerika’ya satarken, irili ufakl› gösterilerle, aç›klamalarla, imza kampanyalar› ve daha onlarca yolla Türkiye halk› Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› oldu¤unu hayk›rmaya devam ediyor.

Ankara’da Miting 22 Aral›k’ta Ankara’da düzenlenen mitinge 7-8 bin kifli kat›ld›. Abdi ‹pekçi Park›'nda düzenlenen mitinge, legal sol partilerin yan›s›ra, KESK, D‹SK, TMMOB, ÇHD, TAYAD, ‹HD ve çeflitli sol gruplar›n bulundu¤u yaklafl›k 40 kurum/kurulufl/örgüt kat›ld›. S›hh›ye’de toplanan kitle Abdi ‹pekçi Park›’na kadar kortejler halinde "ABD askeri olmayaca¤›z", “Amerikan sald›rganl›¤›na hay›r”, "Kahrolsun ABD emperyalizmi" ve “IMF tipi üniversite istemiyoruz” gibi pankart ve sloganlar eflli¤inde yürüdü. KESK baflkan› Sami Evren’in konuflmas›n›n yan›s›ra, mitingi düzenleyen Ankara Savafl Karfl›t› Platformu ad›na konuflan ‹HD Ankara fib. Bflk. Ender Büyükçulha, ABD'nin amac›n›n egemenlik alan›n› geniflletmek ve bu alanda kal›c›laflmak oldu¤unu belirten bir konuflma yaparken, mitingte s›k s›k ABD karfl›t› sloganlar›n yan›s›ra F tiplerini, tecriti protesto eden sloganlar da hayk›r›ld›.

Adana’da Yasa¤a Protesto Ankara ile ayn› gün yap›lmas› planlanan Irak’a Amerikan sald›r›s›na hay›r mitingi Adana valili¤i taraf›ndan “bölgenin hassasiyeti, ‹ncirlik Üssü, ABD Konsoloslu¤u” gerekçe gösterilerek “güvenlik nedeniyle” 2 ay ertelendi. Yasa¤› protesto eden Adana Savafl Karfl›t› Platform'u U¤ur Mumcu Meydan›'nda toplanarak bir bas›n aç›klamas› yapt›. “‹ncirlik üssü kapat›ls›n” sloganlar›n›n hayk›r›ld›¤› aç›klamaya yaklafl›k 500 kifli kat›ld›. 10

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

Gazi Halk Meclisi’nin her hafta yapt›¤› yürüyüfllerden 21 Aral›k günü yap›lan eyleme kat›lan 100 kifli meflalelerle gazi sokaklar›nda yürüdü. Gazi halk›n›n Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ç›kmaya ça¤r›ld›¤› eylemde “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi”, “Irak halk› yaln›z de¤ildir” slogan›n›n yan›s›ra, “Berkan Abatay Ölümsüzdür” sloganlar› at›ld›. Mahalle halk› camlardan ç›karak gösteriye alk›fllarla destek verdi. * Trabzon'da siyasi partilerin, DKÖ’lerin ve KTÜ ö¤rencilerinin kat›l›m›yla 22 Aral›k günü 100 kiflinin kat›ld›¤› eylemle Amerikan sald›rganl›¤› protesto edildi. Eylemde "Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi!" sloganlar› at›ld›. * Savafla Karfl› ‹zmir Giriflimi 21 Aral›kta Konak Sümerbank önünde "Savafla Hay›r" pankart› açarak bir eylem gerçeklefltirdi. Giriflim ad›na aç›klamay› okuyan TAYAD'l› Sabahattin Filazo¤lu, “ABD'nin Irak sald›r›s›na ‹srailin Filistin halk›n› katletmesine ve ülkemiz hapishanelerinde yap›lan katliamlara karfl› birleflelim.” dedi. Eylem, “ABD askeri olmayaca¤›z” ve “Devrimci tutsaklar yaln›z de¤ildir” sloganlar›yla sona erdi. * ‹zmir’de 22 Aral›k günü yap›lan eylemde ise, siyasi partiler, DKÖ’ler biraraya geldi. Yaklafl›k 400 kiflinin kat›ld›¤› eylemde, Amerikan sald›rganl›¤›n›n yan›s›ra F tiplerindeki tecrit dile getirildi. Eylem, “Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun, Kahrolsun ABD Emperyalizmi, Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i sloganlar›yla bitirildi. * "Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu" temsilcileri, devlet bakan› Ertu¤rul Yalç›nbay›r ile görüflerek, üslerin, limanlar›n Amerika’ya aç›lmamas› talebi iletildi. Koordinasyon toplant›s›nda al›nan karara göre, görüflmelere kat›lmas› gereken TAYAD temsilcisi ve ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül’ün neden sonradan ç›kar›ld›¤› konusunda ise henüz bir aç›klama yap›lm›fl de¤il! * Özgür-Der’in ça¤r›s›yla biraraya gelen ço¤unlu¤u islamc› kesimden kurumlar, ayd›n ve yazarlar, düzenledikleri bas›n toplant›s› ile “AMERiKAN VAHfiETiNE ORTAK OLMAK iSTEMiYORUZ!” dedi. Aç›klanan bildiri metninin ayn› zamanda imzaya aç›ld›¤› belirtildi.


Tutsaklardan Yeniy›l mektubu

Tecrit alt›nda 1 direnifl y›l›!

da

dire

nme savafl›n

3. y›l 802. gün

Sevgili halk›m›z, sevgili yoldafllar›m›z, Tecrit koflullar›nda bir y›l daha geçirdik F tipi hapishanelerde. Ve yine tecrit alt›nda yeni bir y›la giriyoruz. Hükümetler geldi geçti, direniflimiz devam etti. Y›llar geldi geçti, devam ediyoruz. Omzumuzdaki yükü tafl›yan ayaklar›m›z ilk günkü kadar güçlü. ‹lk günkü kadar kararl› bayra¤› tafl›yan ellerimiz ve aln›m›z. 2002’nin son günlerinde, hücrelerimizde geçen y›l›n muhasebesini yaparken aln›m›z ak, bafl›m›z dik olacak. 2002’yi “zulme karfl› direnen iradenin ve kararl›l›¤›n y›l›” olarak yazd›k tarihimize. 2003’e ayn› kararl›l›kla giriyoruz. 2002 boyunca birbirimizden tecrit edilmifltik. 365 günde, ancak bir kaç arkadafl›m›z› görebildik. Haberleflmemiz, haber alma hakk›m›z, ziyaret hakk›m›z, büyük ölçüde gasbedilmiflti. 365 günün büyük bölümünde ziyaret yasaklar›, mektup yasaklar› yaflad›k hepimiz. Ama tüm bunlar›n yoklu¤una karfl›n direniflimiz vard›. Umutsuzlu¤un, y›lg›nl›¤›n batakl›¤›na kapt›rmad›k yüreklerimizi. “Son süzü direnenlerin söyleyece¤ini” bilmenin rahatl›¤›yla geçirdik günleri. Direniyorduk, öyleyse içimiz rahat olabilirdi. Eksilmifl girece¤iz 2003’e. Eksildik; direniflimizin 2002 döneminde 20 yoldafl›m›z› daha flehit verdik. Direniflimizin en önünde onlar yürüdüler. Gelecek güzel günler için fedakarl›klar›n en büyü¤ünü onlar yapt›lar. Yeni bir y›la girerken, akl›m›zda ve yüre¤imizde en büyük yeri de onlara ay›raca¤›z. Halk›m›z, yoldafllar›m›z, dostlar›m›z! Savafl gelip kap›m›za dayanm›flken, F tiplerindeki zulüm canlar›m›z› almaya devam ederken, d›flar›daki sessizlikler yetersizlikler elbette üzüyor bizleri. Ama üzüntümüzde bile umutsuzluk, karamsarl›k yoktur. Türkiye devriminin mayas› sa¤lamd›r. Türkiye devriminin kökleri derindedir. 1 May›s’ta alanda yenilmezli¤i ilan eden k›z›l bayrakl›lar, direniflimizi d›flar›ya tafl›yan Ferideler, 1 Aral›k’ta yetersiz de olsa meydana ç›kan onbinler, direniflin ve dolay›s›yla umudun tüketilemeyece¤ini gösteriyor hepimize. Ne kavgam›z yenilmifltir, ne ideolojilerimiz ölmüfltür. Tersine, bak›n dünya tablosuna; tek umudun bizde oldu¤unu görürsünüz yeniden. Umutla sar›l›n kavgam›za. ‹nançla sar›l›n ideallerimize. Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için aya¤a kalkan herkes, en yak›n›ndakilerden bafllayarak, baflkalar›n› da aya¤a kald›rmal›. Göreceksiniz, bekledi¤inizden daha büyük bir güçle, daha yayg›n bir kitlesellikle aya¤a kalkacakt›r Anadolu. Silkinip üzerine yürüyece¤imiz ilk iki hedef, Amerikan emperyalizminin Irak’a sald›r›s› ve emperyalizmin F tiplerindeki zulmüdür. Yeni y›la güçlendirerek girin ad›mlar›n›z›. Yüre¤inizi peklefltirin, aln›n›z› diklefltirin. At›n beyninizdeki tortular›. ‹nan›n, biz kazanaca¤›z. ‹nanmasak, bu kadar kesin oldu¤unu bilmesek, ölebilir miyiz böyle kolayl›kla! Yeni y›l›n kavgas›n›n yükünü tafl›yacak yüreklere selam olsun flimdiden. Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

11


103. Ölümsüz: Berkan ABATAY AKP, Katliam› Sürdürmeye Devam Ediyor! AKP iktidar›nda 6. ölüm! 21 Aral›k günü, AKP’nin cinayetlerine bir yenisi eklendi. Edirne F Tipi Hapishanesi 4. ölüm orucu ekiplerinden Berkan Abatay, kald›r›ld›¤› fiiflli Etfal Hastanesi’nde 20 Aral›k’ta flehit düfltü. AKP’nin omzuna yüklenen sorumluluk her gün biraz daha art›yor. AKP’nin “zulüm dosyas›”na yeni sayfalar ekleniyor. Bu dosyalar bugüne kadar kimseye hay›r getirmedi. AKP’ye de getirmeyecek. Kimse bu dosyalarla halk›n karfl›s›na ç›k›p “iflte bizim iktidar›m›z boyunca yapt›klar›m›z” diye cüretle, onurla savunamad›. Tersine hep unutturmaya çal›flt›lar bu dosyalar›. Ama unutulmad›. Aral›¤›n son günlerindeyiz. 3 Kas›m’dan bu yana, yaklafl›k iki ay oldu. ‹ki ayd›r ölümlerin sorumlulu¤u, suçu, günah› AKP’nindir. AKP seçim öncesi vaatlerinin tersine, hiç bir sorunu çözmemifltir bugüne kadar. Çözme do¤rultusunda bir giriflimi de olmam›flt›r. Peki ne yapm›flt›r bunun yerine? Yapt›¤›, oligarflinin açl›k ve zulüm politikalar›n› oldu¤u gibi sürdürerek, sorunlar› büyütmek olmufltur. Bundan dolay› açl›k büyümektedir. Bundan dola-

y› ölümlerin say›s› büyümektedir.

Müslümanl›k m›, demokratl›k m›, MGK’c›l›k m›? 1,5 ayda, sadece hapishanelerde 6 ölüm, AKP’nin flu ana kadar bir zulüm iktidar› oldu¤unun belgesidir. AKP, halkla de¤il, MGK’yla çeliflki içinde olmamay› esas al›yor. “Milletin iradesi”ni de¤il, MGK’n›n iradesini temsil ediyor. Bu nedenle de tüm politikalar› MGK’ya endekslidir. AKP’nin tüm derdi, emperyalistlere ve MGK’ya kendini kan›tlamakt›r. Bunun için de her alanda emperyalizmin ve MGK’n›n politikalar›n› sürdürüp, o politikalar›n bir parças› olan F tipleri ve tecrit uygulamas›n› sürdürmektedir.

AKP ça¤r›lara ne cevap verecek? Geçen hafta içinde, de¤iflik kesimlerden AKP iktidar›na “bu sorunu çözün” ça¤r›lar› yap›ld›. Kimi sözlü iletti talebini, kimi gazetelerde köfle yaz›lar›nda dile getirdi. AKP’nin “kat›l›mc›l›k” anlay›-

Berkan Abatay: “Devrimci olmak, devrimci yaflamak, devrimci ölmek... istiyorum” Berkan ABATAY, 1975 y›l›nda ‹stanbul fiiflli’de do¤du. Aslen Erzurumlu, Kürt alevi bir ailenin çocu¤udur. Yoksulluk içinde büyüdü. ‹ki kardefli yoksulluktan dolay› yeterince bak›lamad›¤› için zatürreden öldü. Berkan da, sadece ilkokulu okuyabildi. Elektri¤i, suyu olmayan kondularda oturdular y›llarca. Berkan ilkokuldan sonra, hep de¤iflik ifllerde çal›flarak geçim sorununu çözmeye çal›flt›. Gecekondu gençlerimizin önemli bir k›sm›n›n yaflad›klar›n› yaflad›. Bir dönem fanatik bir futbol taraftar› olarak Befliktafl Çarfl› grubuna kat›ld›. Tribünlerde, maç sonralar›nda kavgalar ettiler. Bu dönemde yine de¤iflik ifllerde çal›flmaya devam etti. Büyük bir flirkette güvenlik ifli buldu. Ücreti iyiydi, ama bu ifli sevemedi, patronlara “korumal›k” yapmak ona göre de¤ildi. ‹flte bu s›ralarda gecekondu halk›n›n mücadelesini örgütleyen Yemliha Kaya’yla tan›flt›. (Yemliha Kaya, daha sonra 1996 ölüm orucunda flehit dü-

12

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

flen yoldafllar›m›zdand›r.) Yemliha’yla birlikte devrimcili¤i, mücadeleyi, Devrimci Sol’u tan›d›. Okmeydan›’na tafl›nm›fllard›. Semtinde mücadele ve örgütlenme içinde yer almaya bafllad›. Dergi da¤›t›yor, pankart as›yor, evleri dolafl›yor, ö¤reniyor, ö¤rendiklerini çevresindekilere anlat›yordu. Hep bir fleyler yapma çabas› içindeydi. Bu sürecin sonunda örgütlü oldu. ‹radi iliflkiler içinde yer ald›. Silahl› bir ekipte istihdam edildi. 1997'nin 7 Kas›m’›nda gözalt›na al›nd› ve tutukland›. O günden bu yana, hapishanelerde bask›lara, zulme karfl› devrimci düflüncelerini ideallerini savunarak yaflad›. Hayat›n›n rotas›n› çoktan çizmiflti o: “Devrimci olmak, devrimci yaflamak, devrimci ölmek... istiyorum” diyordu. Öyle yaflad›, öyle öldü, öyle ölümsüzleflti.


fl›n›n ne kadar samimi, demokratl›¤›n›n ne kadar genifl oldu¤unu bugünlerde görmüfl olaca¤›z. fiu ana kadar “kat›l›mc›l›k, uzlaflma, diyalog” ad›na görülen, AKP’nin, sadece MGK’yla, patronlarla diyalog içinde olmas›, onlarla uzlaflmaya çal›flmas›d›r. Ekonomik, demokratik, askeri hemen tüm konularda, iç ve d›fl politika konular›nda sadece “MGK kat›l›m›yla” kararlar al›yor. F tiplerinden tabutlar ç›kmaya devam ederken, hiç bir gerekçe, AKP’nin F Tipleri konusunda ad›m atmamas›n› maruz gösteremez. Cephe taraf›ndan Berkan Abatay’la ilgili yap›lan 21 Aral›k 2002 tarihli 289 No’lu aç›klamada AKP’ye son derece yerinde olarak flu soru yöneltiliyordu: “Herfley Türkiye ‹çin” slogan›n› bayrak yapan AKP’ye soruyoruz: Bu k›y›m, bu zulüm, ‘Türkiye ‹çin!’ mi? Bu k›y›m, bu zulüm, Türkiye’nin hangi meselesini halledecek?”

Baflka Halklar›n, Kendi Halk›n›z›n Katili Olmay›n! Bu soruya takiben Cephe aç›klamas›nda AKP’ye yap›lan ça¤r›, AKP’nin nas›l bir tercihle, nas›l bir gidiflatla karfl› karfl›ya oldu¤unu da tüm ç›plakl›¤›yla gözler önüne seriyor: “AKP’liler unutmas›n; Yüz kere piflmanl›k getirmifl olsalar, yüz kere tövbe etmifl olsalar da, emperyalizm ve oligarfli mutlak olarak güvenmeyecektir onlara. Dünkü sözlerinizi, düflüncelerinizi, en az›ndan sahip oldu¤unuzu söyledi¤iniz “inançlar›n›z›” unutmayacakt›r. Güvenmeyecek ve flu veya bu etkenle MGK çizgisinin, ABD çizgisinin, IMF çizgisinin biraz d›fl›na ç›kt›¤›n›zda, sizin iflinizi bitirmeye çal›-

flacakt›r. Peki o zaman bugünkü politikalarla ne elde etmifl olacaks›n›z. Biz söyleyelim; Sadece KAT‹LL‹⁄‹N‹Z kalacak yan›n›za! Refah iktidar› sizin kadar bile tabi olmam›flt› MGK’ya. Ama o da esasta sizinle ayn› kafadayd›; bunun için ‹srail’le o anlaflmalar› imzalad›. Bunun için 1996 ölüm oruçlar›nda ve Diyarbak›r Hapishanesi’ndeki hunharca katliamda 22 tutsa¤›n katledilmesine onay verdi. Bunun için Susurluk’u “fasafiso” ilan etti. Bunun için 28 fiubat kararlar›n›n bile alt›na imza att›. Peki ne kald› geride ellerinde? Siyonizmle afla¤›l›k bir iflbirli¤i, kontrgerillan›n hamili¤i, hapishanelerde katliamc›l›k, 28 fiubat’› bile imzalayan utanç verici bir korkakl›k... Gidifliniz bunlardan daha kötü, daha afla¤›l›k, daha halk düflman› bir batakl›¤ad›r. F tiplerinde sürdürdükleri zulüm politikas›yla bu ülkenin insanlar›n›n KAT‹L‹ olanlar, ayn› fütursuzlukla bu ülkeyi savafla da sürükleyecek, komflu bir halk›n KAT‹L‹ olacaklard›r. ... Zulmü durdurun! Ne kendi halk›n›z›n, ne baflka halklar›n KAT‹L‹ olmay›n!”

Berkan’da somutlanan iradenin gücü Direniflin flehitlerinin say›s› Berkan’la birlikte 103’e ulaflt›. Direnifl, 27. ay›nda. Dünyan›n hiç bir yerinde, hiç bir dönem görülmemifl bir direnifl sürdürülüyor. Adeta, hem zulme, hem zamana karfl› bir direnifl özelli¤i tafl›yan bu iradenin gücü, Berkan’da çok somut görülüyor. Berkan Abatay, yukar›da belirtti¤imiz gibi, ölüm orucunun dördüncü ekibindendi. Dördüncü ekipler, ölüm orucuna 11 May›s 2001’de bafllam›flt›. Ve flimdi takvimler 2002’nin Aral›¤›n› gösteriyor. Bir kaç gün sonra 2003’e geçecek. Berkan, açl›¤›n koynundaki ölüm yürüyüflünü tam 589 gün sürdürdü. 19 Aral›k katliam›nda üç kurflun girdi vücuduna. Bu 589 günü içinde tecrit iflkencesi alt›nda geçirdi. Ne aylar, ne mevsimler, ne y›l›n 12 ay› bu hesab› yapmaya, bu iradenin gücünü ifade etmeye yetmez. Düflünceleriyle, inançlar›yla yaflamaya kararl› devrimciler var zulmün karfl›s›nda. “fiimdi düflünün; AKP’nin Adalet Bakan› Cemil Çiçek düflünsün. Bu kadar zulüm alt›nda k›r›lamayan bir direnifli art›k, kim nas›l k›rabilir?” Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

13


ZORLU MARATON KOfiUCUSU BERKAN ve KIZILBAYRAK DEN‹Z‹

Halen ölüm orucundaki direniflçiler aras›nda en uzun süreli açl›¤› yaflayand› Berkan. 11 May›s 2001'den 20 Aral›k 2002'ye yaklafl›k 600 günlük ac›lara, iflkencelere, defalarca yaflad›¤› zorla müdahalelere gö¤üs gerdi. Bedeni eridikçe, inanc› büyüdü. Ölen her hücresinde devrimci kimli¤ini hayk›rd›, ezilenlerin bayra¤›n› dalgaland›rd›. Büyük bir gelene¤in bayrak tafl›y›c›s›yd› o, bayra¤› kendinden sonra gelenlere devretme yar›fl›yd› yar›fllar›. Kofltu kofltu kofltu Berkan... Aylar, y›llar, en zorlu günlerinde yoldafllar›ndan ayr› aylarca tecritte kalmas› yormad› onu, y›lmadan yorulmadan tamamlad› koflusunu ve bayra¤› devretti. Tekirda¤'dayken amcas›n›n o¤lu Birol Abatay'la birlikteydi. '96'da aln› k›z›lbantl› abisi, akrabas›, yoldafl›, refakatçisiydi Tekirda¤ F Tipinde. Nice manevra ve müdahaleyle karfl›laflt›. Ama faflizme karfl› direniflten dönmedi. Arkadan hançerlendi¤i oldu. Zorla müdahale tehditleri alt›nda hastanede aylarca yaln›zd›. Ama o hiç yaln›z kalmam›flt› ki. 102 flehit yoldafl›, kavgas›n› paylaflt›¤› yoldafllar›, halk› hepsi yan›ndayd› Berkan'›n, ard›ndayd›. Ve son yolculu¤unda da yaln›z b›rakmad›lar Ber14

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

kan'›. K›fl›n dondurucu ayaz›nda u¤urland› Berkan. Yüzlerce insan ne k›fl dedi, ne so¤uk dedi, saatlerce Adli T›p önünde beklediler Berkan'›. Allara sar›lm›fl tabutuna sar› çiçeklerle umudun resmi ifllenmiflti. Adli T›p'tan alk›fllar z›lg›tlar ve "Berkan Abatay Ölümsüzdür", "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez", "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz" sloganlar›yla al›narak Gazi Cemevi'ne götürüldü. Cemevi'nde özenle y›kand›ktan sonra gelenekler gere¤i yak›nlar› ve ölüm orucu gazileri üzerine su dökmek için yan›na girdiler. Bir ellerinde resmi, bir de incecik, ufac›k kalm›fl öyle tertemiz, dünyan›n bütün pisliklerinden ar›nm›fl yüre¤i kavgada kocaman olmufl bir Berkan. Yak›flt›ramad› böylesine bir ölümü yak›nlar›. Ama bu zulüm düzeni, bu devlet, iktidarlar yak›flt›r›yordu. Yetmiyordu 103 can, tecriti kald›rm›yorlard› ya, yolu yok devam edecekti direnifllerin zorlu maratonu. Tecritte, insanl›kd›fl› koflullarda her gün yüzlerce kez ölmektense böyle onurlu bir ölümü seçmifllerdi. Gazi'de bafl› dik, yi¤it flehit analar› da vard› cenazede. Berkan'› da o¤lum, evlad›m diye ba¤›rlar›na bast›lar. "Beni elimde Berkan'›n resmiyle çek de Do¤an'›m›n yan›na koyaca¤›m" diyordu Do¤an Tok-


mak'›n anas›. "Güle güle git o¤lum, F›rat'›m›n yan›na gidiyorsun. O da senin gibi açt›. Selam söyle ona." diye a¤›tlar yakt› F›rat Tavuk’un anas›. Uzanm›fl yatan Berkan'› görünce sar›ld› öptü, öptü. Konuflmak istedi Berkan'la, yürekleri s›zlatan sözleri a¤›t olarak dökülürken a¤z›ndan: "niye konuflmuyorsun o¤lum, sen niye bir fley söylemiyorsun?" diyor, aln›ndaki y›ld›zdan öpüyordu. Bir iki de¤il onlarca flehit anas› Berkan’› evlad›m›z diye kucaklad›. Apak yazmalar›n›n üzerine k›z›l bantlar›n› takm›fllar, ellerinde Berkan'›n resimleri, gözlerinde ac›lar› ve o büyük ac›lar›n sahiplerine kab›na s›¤maz öfkeleri... Onlarca çevik kuvvet ve özel tim otobüsü y›¤›lm›flt› Gazi'ye... Korkuyorlard› bu öfkeden. Yaklafl›k 500 insan toplanm›flt› Cemevi önünde. Bir yanda ac›l› analar›n a¤›tlar› sürerken di¤er yanda Berkan'›n yoldafllar› onu sloganlar, marfllarla u¤urlamaya haz›rlan›yordu. Küçük bir k›z çocu¤u "Alt› Kad›n›n Türküsü"nü, "Feda"y› devrimci abisi için söylerken gecekondu halk› zulüm düzenine isyanlar›n› "Bedel Ödedik Bedel Ödetece¤iz" slogan›yla anlat›yordu. "Devrim fiehitleri Ölümsüzdür", "Katil Devlet Hesap Verecek" sloganlar›yla Berkan omuzlara al›n›rken, bir yandan 19-22 Aral›k flehitleri için cemevinde yemek veriliyordu. Sloganlar, k›z›l karanfiller, analar›n aln›ndaki k›z›l bant... Herfley ama herfley devral›nan mirasa lay›k olunaca¤›n›n, bayra¤› zafere kadar tafl›yacaklar›n›n sözüydü. Y›lmak yorulmak bilmeyen kararl› inançl› yoldafllar›n› u¤urlaman›n gururuyla biraraya gelen yüzlerce yürek, üzerine çiçeklerle cephe y›ld›z› yap›lm›fl tabutunu, yüzü aç›k olarak mahalle ç›k›fl›na kadar tafl›d›. Gö¤sünde cephe bayra¤›n› götüren Berkan, buradan otobüslerle Cebeci Mezarl›¤›’na götürüldü¤ünde, mezarl›kta kitle say›s› 700’ü bulmufltu. Mezarl›k giriflinde düzenli kortejler oluflturuldu. En önde ak yazmal›, k›z›l bantl› analar, "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez/ TAYAD'l› Aileler" pankart›, ard›nda "Berkan Abatay Ölümsüzdür" pankart› ve ardlar›nda yüzlerce k›z›l bayrak dalgalanarak kavga sloganlar›yla tafl›d›lar Berkan'›. Mezarl›k k›z›la kesmiflti adeta. Bafl›ndan sonu görünmeyen k›pk›z›l bayraklar dalgalan›yordu. Mezar› bafl›ndaki törenin ard›ndan sloganlar hayk›r›ld›. "Mahir Hüseyin Ulafl Kurtulufla Kadar Savafl". Konuflmalar, fliirler kahraman flehitlere, Berkan’a dairdi, öfke Berkanlar›m›z› alanlara yönelikti. 19/22 Aral›k flehitleri için helvalar da¤›t›l›rken, yüksek bir noktaya aç›lan, Haklar Ve Özgürlükler Cephesi'nin “Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez” pankart›n›n etraf›nda k›z›l bayraklar dalgalan›rken, devrim flehitlerinin ölümsüzlü¤ünü hayk›r›yordu. Berkan'›n defnedilmesi ve di¤er flehitlerin mezar›n›n ziyaret edilmesinin ard›ndan cenaze töreni bitirildi.

TAYAD ve Halk›n Hukuk Bürosu’ndan Aç›klama Berkan Abatay’›n flehit düflmesinden sonra TAYAD’l› aileler ve Halk›n Hukuk Bürosu (HHB) birer aç›klama yaparak AKP iktidar›nda 5. ölüm oldu¤unu belirterek tecriti kald›r›n, ölümleri durdurun dediler. HHB aç›klamas›nda, “Bu son ölüm olmayacak. Yaklafl›k 20 kadar insan flu an ölüm orucuna devam ediyor. Onlar da ölüme gidiyorlar. Sadece TECR‹T‹N KALDIRILMASI talebi için ölüyorlar.” denilirken, TAYAD’l› aileler AKP’ye seslenerek, “Bu ölümlerden sorumlusunuz... Bu zulümden, biz tutuklu yak›nlar› olarak sizi sorumlu tutuyoruz. Her düflen bir can öfkemizi ve sabr›m›z› zorluyor. Analar›n, babalar›n hayk›r›fl›n› duyun.” dediler.

Dilekçeler Belçika Konsoloslu¤u’nda 15 günde bir yap›lan ve tecridin kald›r›lmas› için, F tiplerini yapt›ran Avrupa Birli¤i üyesi ülkelerin konsolosluklar›na dilekçe verme eylemi hafta sonunda Belçika Konsoloslu¤u’nda gerçeklefltirildi. Dilekçelerin konsoloslu¤a teslim edilmesinden sonra eyleme kat›lan parti, sendika ve DKÖ’ler ad›na yap›lan aç›klamada, tecridin kald›r›lmas› ve ölümlerin durdurulmas› istendi.

Ya b›rak›n ya da bizi de al›n! Berkan Abatay’›n defnedildi¤i gün Samsun'da F tiplerine karfl› yap›lan gösteriye sald›ran polis 20 kifliyi gözalt›na ald›. Bas›n aç›klamas› yapmak isteyen 50 kifliye sald›ran polise karfl› “Tecride karfl› mücadele hepimizin mücadelesidir”, “F tipi cezaevleri kapat›ls›n” sloganlar›yla direnenlerden gözalt›na al›nanlar›n d›fl›ndakiler emniyet müdürlü¤ü önünde toplanarak “Arkadafllar›m›z› b›rakm›yorsan›z bizi de gözalt›na al›n” dedi. Kararl›l›k ve sahiplenmenin güzel bir örne¤i olan bu tutum karfl›s›nda polis sadece izledi.

Avukatlardan F Tipi Önüne Karanfil

‹zmir’de 20 avukat ‹zmir K›r›klar F Tipi Cezaevi'nin önüne giderek 19 Aral›k katilam›n› protesto için karanfilleri b›rakt›lar. Avukatlar ad›na aç›klama yapan ÇHD Baflkan› Mustafa Ufac›k, katliam ve sonraki süreçte tecrit hücrelerinde yaflananlar› anlatt› ve tecrite son verilmesini istedi.

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

15


YÖK’ün Hükümete Ültimatomu Hükümetin YÖK Karfl›s›ndaki Acizli¤i

Gerçek iktidar›n sözcüsü

Aciz iktidar›n bakan›

Yüksek Ö¤retim Kurumu (YÖK) geçen hafta bir bildiri yay›nlayarak, “Hükümetin Acil Plan›n› uygulamayaca¤›n›” aç›klad›. Sadece bunu aç›klamakla da kalmad›; AKP hükümetini “molla rejimi” getirmeye çal›flmakla suçlayarak, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini... baflka yönlere sapt›rmak isteyenler... tarihte derslerini daima alm›fllard›r, daima alacaklard›r.” diye tehdit etti. YÖK, alenen “Hükümetin Acil Plan›n› uygulamayaca¤›z” diyor. Gerçek bir iktidar›n bu durumda yapaca¤› tek fley; onlar› görevden almakt›r. Ama alam›yor. B›rak›n almay›, kendi haz›rlay›p büyük flaflaalarla ilan etti¤i plan›n› bile savunam›yor. Çünkü “gerçek iktidar” de¤il. Çünkü, seçim meydanlar›nda söylediklerini savunabilecek cesarete de sahip de¤il. AKP’nin acizli¤i ortada. Ama YÖK’ün gücü, cüreti nereden geliyor? YÖK, bugün s›rt›n› Genelkurmay’a dayam›fl “Prof”lar çetesi halindedir. Gericilikle, faflizmle bir sorunu yoktur, zaten kendi yapt›klar›, savunduklar› gericili¤in faflizmin ta kendisidir. Üniversiteleri k›fllaya çeviren zihniyet, gericili¤e karfl› da olamaz! Onlar sadece Genelkurmay’›n ve kendilerinin mevcut statüko içindeki konumlar›n› korumak için “laiklikfleriat” çat›flmas›n› körüklüyorlar. YÖK, MGK düzeni içinde güçlenmifl, kendine yeni ç›kar kap›lar› açm›fl, bu yan›yla da MGK düzeniyle tam olarak bütünleflmifltir. Genelkurmay’›n düzen içindeki yerinin sürmesi demek, “YÖK krall›¤›”n›n da sürmesi demektir. Genelkurmay’la aralar›ndaki birlik “ideolojik” bir birlik de¤ildir, kendilerinin iddia etti¤i gibi “laikli¤i savunmakta birlik” de de¤ildir, ç›kar birli¤idir.

16

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

Bu ç›karlar› korumak için, YÖK, Genelkurmay ad›na konuflmaktad›r. YÖK bildirisinin üniversitelerle hiç bir ilgisi yoktur. YÖK Baflkan› Prof. Dr. Kemal Gürüz, aç›klamas›nda “Acil Eylem Plan›'n›n üniversiteleri siyasi gücün kontrolüne sokacak hükümler içerdi¤ini... hükümetin ÖSYM'ye hakim olma plan› yapt›¤›n›” öne sürüyordu. YÖK’ün niteli¤ini bilmeyen biri bu sözleri dinlese, Gürüz’ün “demokratik-özerk üniversiteyi, bilimsel özgürlü¤ü” savundu¤unu sanabilir pekala. Oysa, bunlar Gürüz’ün ve YÖK’ün umrunda bile de¤il. Tam tersine, bunlar›n varl›¤› rahats›z eder onlar›. Demokratiklikten, özerklikten, bilimsel özgürlükten eser miktarda birfleyler kalm›flsa, onlar› ortadan kald›ran da zaten bu yap›n›n kendisidir. Gürüz’lerin sorunu, YÖK’ün de bir parças› oldu¤u, mevcut düzenin sürmesi ve hem ekonomik ç›karlar›n›n hem siyasi statükolar›n›n sars›lmamas›d›r. Bu nedenle, bu aç›klama ne “üniversite” ad›na, ne de “laiklik“ ad›na, ne de “fleriatç›l›¤a karfl› olma” ad›na savunulamaz. Gerici, faflist, statükocu bir aç›klamad›r. AKP’nin zavall›l›¤›! YÖK’ün böyle bir bildiri yay›nlayaca¤›n› haber alan AKP hükümeti, hemen Milli E¤itim Bakan› Erkan Mumcu’yu rektörlerle görüflmeye gönderiyor. Mumcu, hükümetin “acil eylem plan›”nda yüksek ö¤retime iliflkin yer alan bölümün cümle cümle özelefltirisini veriyor. “O sözler plana sehven (yanl›fll›kla, yan›larak) girmifltir” diyor. Ama Genelkurmayc› Prof’lar› yine de ikna edemiyor. YÖK yine esip gürlüyor, hükümete hakaretler ya¤d›r›yor, tehditler savuruyor. Yani AKP’nin bakan›n›n yalvar›p yakarmas› da kar etmiyor. Böyle mi savunacaks›n›z siz hak ve özgürlükleri? Üniversitelerden türbanl› ö¤rencilerin at›lmas›n› böyle mi önleyeceksiniz? AKP iktidar›, hem sonuç almay›p, hem de YÖK karfl›s›ndaki yalvaran, özür dileyen zavall› durumuyla rezil olunca, ertesi gün Baflbakan Bülent Gül, durumu kurtarmaya çal›flt›. Ama bofluna. Bu AKP’nin flu andaki genel çizgisidir. Oligarfliye, Genelkurmay’a, AB’ye, ABD’ye güven verme ad›na, savundu¤u her fleyi inkar ediyor, a¤z›ndan ç›kan tüm sözleri birer birer yal›yor. Bunun, ifli bitince f›rlat›l›p at›lmaktan baflka bir sonucu yoktur. Kendilerini kan›tlamak için içine düfltükleri o zavall›l›klar› da yanlar›na kar kal›r!


YÖK’e Aç›k Mektup Genelkurmay’a arkan›z› dayay›p hükümetin karfl›s›na dikilmek kolay; Bilimin, tarihin, ulusal onurun gücüyle, ayd›n olman›n sorumlulu¤uyla, Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ç›kabilecek misiniz? 73 Rektörün ortak imzas›yla, hükümete karfl› çok güçlü, kararl› bir ç›k›fl yapt›n›z. “fieriatç›lara boyun e¤meyece¤inizi” çok kesin bir biçimde ifade ettiniz. 73 rektör; ayn› yüksek sesle, egemen odaklar› karfl›n›za alma pahas›na, “Amerikan iflgaline ve sald›rganl›¤›na hay›r!” diyebilecek cesaretiniz var m›? Yöneticisi oldu¤unuz üniversitelerin ö¤rencileri olarak, ezici bir ço¤unlukla biz Amerikan sald›rganl›¤›na, ülkemizin Amerika’n›n savafl karargah› olmas›na karfl› ç›k›yoruz; bizim düflüncelerimizin temsilcisi olacak kadar demokratl›¤›n›z var m›? Yönetti¤iniz üniversitelerin ö¤rencileri olarak sizlere ça¤r›da bulunuyoruz: Hayali tehlikelerle u¤raflmay›n. fiu anda, Türkiye’yi tehdit eden “Vahabiler” de¤il, Amerikan sald›rganl›¤›d›r. E¤er o kadar cüretliyseniz, “Vahabilere” karfl› kulland›¤›n›z o sert üslubu, Amerika’ya karfl› kullan›n.

Batakl›klardan batakl›k m› seçece¤iz? “Molla rejimi batakl›¤›na” girmemekte kararl›(!) olan sizler, ABD’nin kiral›k askeri, kiral›k ülkesi olarak savafl batakl›¤›na girmeye karfl› ç›kabiliyor musunuz? Emperyalizmin batakl›¤› içinde bo¤ulmaya karfl› de¤il misiniz? Biliyoruz ki, bir ço¤unuz, kendinizi “ulusalc›” olarak nitelendiriyorsunuz; iflte ülkemizin hali: Ne ulusal onur kalm›fl, ne ulusal irade. Ülkemiz, koca Anadolu, Amerikan üssü olmaya mahkum edilmifl. Üsler, limanlar›m›z, havaalanlar›m›z Amerikan postallar› alt›nda çi¤neniyor. Sizin için ne kadar trajiktir ki, karfl› ç›kt›¤›n›z AKP hükümeti ve destekledi¤iniz Genelkurmay, bu kararlar› birlikte almaktad›rlar. E¤er ulusalc›ysan›z, yurtseverseniz, Amerika’ya ve ülkemizdeki tüm Amerikanc›lara karfl› yükseltin sesinizi.

Ba¤›ms›zl›k evet ama kime karfl›? “ Üniversiteleri siyasi güçlerin kontrolüne sokacak düzenlemelere” izin vermeyece¤inizi aç›klad›n›z. Tüm ülke yönetimi, ülkenin tüm ekonomik, siyasi, askeri kurumlar› baflka güçlerin kontrolüne girmifl, siz neden bahsediyorsunuz? Hiç bir alanda ba¤›ms›zl›¤› olmayan bir ülkenin üniversiteleri ba¤›ms›z olabilir mi? E¤er “üniversiteleri siyasi güçlerin kontrolüne sokmaya” gerçekten karfl›ysan›z, ilk ve esas karfl› ç›kman›z gereken, emperyalizmin ülkemizdeki tahakkümüdür. Bunu yapm›yorsan›z, “ba¤›ms›zl›k, özgürlük” düflüncelerinizin hiç bir samimiyeti yoktur. Ha Amerikan emperyalizminin kontrolünde olmuflsunuz, ha AKP’nin, sizin için farketmemesi laz›m!

Siz önce yöneticisi oldu¤unuz “batakl›¤a” bak›n! Üniversiteleri bu hale siz getirdiniz. Biliyorsunuz; y›llard›r size -YÖK’e- karfl› mücadele ediyoruz. Çünkü y›llard›r, kurumunuz, geliflmenin de¤il, gerilemenin temsilcisi olmufltur. Ülkemiz üniversitelerinde bilimsel üretim yok. Ülkemiz üniversitelerinde demokratik yöneEkmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

17


tim, kat›l›m yok. Ülkemiz üniversitelerinde yoksula ö¤renim hakk› yok. Ülkemiz üniversitelerinde bask› var, yasaklar, cezalar var, polis var, iflkence var, ama özgürlük yok, demokratiklik yok, bilim yok! Evet, ne yaz›k ki, bilim ad›na, demokrasi ad›na, özgürlük ad›na, kültür ad›na, adalet ad›na, üniversitelerimiz bugün bir batakl›k halindedir. Siz bu hale getirdiniz üniversiteleri. Siz sürdürüyorsunuz bu k›flla düzenini. Ö¤retim üyeleri, üniversitelerdeki özerklik, demokratiklik mücadelesinin bir parças› olmal›yd›lar. Do¤al olan buydu. Ama sizin böyle bir talebiniz yok. Çünkü “özerklik” size az gelir. Siz iktidarlara karfl› “ba¤›ms›zl›¤›n›z›” ilan etmiflsiniz çoktan. Ama ba¤›ms›zl›¤›n›z, Genelkurmay flemsiyesi alt›nda. Üniversitelerin sorunlar›n› b›rakm›fl, Genelkurmay’›n, MGK’n›n sözcülü¤ünü yapmaktas›n›z uzun süredir. Bu halinizle, ne biz ö¤rencilerinize, ne üniversitelerimize, ne ülkemize verebilece¤iniz, kazand›rabilece¤iniz hiç bir fley yoktur.

Zulüm düzeninin bekçili¤ini yapanlar, gericili¤e karfl› olamaz! Genelkurmay’la hemfikir oldu¤unuz noktay› biz çok iyi biliyoruz; Genelkurmay, ta 12 Martlar’dan, 12 Eylüller’den bu yana tüm ülkeyi “k›fllaya” çevirmeye çal›fl›rken, siz ise, onun paralelinde üniversitelerimizi k›fllaya çevirdiniz. Bir bak›n “k›flla” tarihinize: Dernek kurdu diÖ¤renci Arkadafllar Ne yaz›k ki, istisnalar› d›fl›nda, ö¤retim üyeleri aç›s›ndan flanss›z ö¤rencileriz. S›rtlar›ndaki “Prof”luk cüppelerini, “ayd›n” olman›n simgesi olarak de¤il, düzen içinde kendilerini bir statüko oluflturman›n arac› olarak tafl›yorlar. Bize uluslaflma süreçlerini anlatanlar, ulusal onurlar›n›n ayaklar alt›nda çi¤nenmesini seyrediyorlar. Bize dünya çap›ndaki emperyalizmi anlatanlar, emperyalizmin iflbirlikçilerinin sözcüsü oluyorlar. Bize hukuku ö¤retenler, F tiplerindeki zulmün uygulay›c›s› oluyorlar.

18

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

ye, Kürtçe seçmeli ders istedi diye, türban giydi diye, flenlik düzenledi diye, ö¤renci arkadafllar›m›za uzaklaflt›rma, okuldan atma cezalar› veren, onlar› iflkencecilere teslim eden sizlersiniz. Her türlü yasa¤› koyan sizlersiniz. Üniversitelerimizi yoz kültürün esiri haline getiren sizlersiniz. Hal böyle oldu¤u içindir ki; sizin “üniversiteleri siyasi güçlerin denetimine sokmay›z” sözlerinizden sadece flu anlam ç›k›yor: “Üniversitelerde bask›, zulüm, yasak, ceza hakk› sadece bize aittir. Bask›, yasak, ceza, zulüm özgürlü¤ümüzü kimseye kapt›rmay›z!” Zulme, gericili¤e, faflizme, emperyalizme karfl› ç›kmak için, ö¤rencilerinizin yan›na ça¤›r›yoruz sizi! Gelin, üniversitelerimizi düzeltelim. Üniversitelerimizi bilimin, sanat›n, ülkemizi emperyalizmin boyunduru¤undan kurtaracak projelerin gelifltirildi¤i yerler haline dönüfltürelim. Gelin, özgür, demokratik, e¤itimin halk için yap›ld›¤› bir üniversiteyi yaratmak için, emperyalizme karfl› birlikte ba¤›ms›zl›k mücadelesi verelim. Faflizme, gericili¤e karfl› birlikte mücadele edelim. Biz, bu mücadeleyi, tüm zalimlere ve -ne yaz›k ki- size ra¤men yürüttük bugüne kadar. Ba¤›ms›zl›¤a, özgürlü¤e, halk›m›za, vatan›m›za ba¤l›l›¤›m›zdan ald›¤›m›z güçle, sizi de bu mücadeleye, yan›m›za ça¤›r›yoruz. Keflke bunlar için biz sizin arkan›zdan yürüyebilseydik! ‹stanbul Gençlik Derne¤i Bize insanl›¤›n bilim ve özgürlük u¤runa tarihsel savafl›m›n› anlatanlar, bizzat üniversitelerimizde her türlü hak ve özgürlü¤ü gasbediyor. Onlar›n yolundan yürüyemeyiz. Bilimi, akademik kariyeri onlar gibi kullanamay›z. Ülkemize, halk›m›za onlar gibi yabanc›laflamay›z. Ö¤renci gençli¤in türbanla sorunu yoktur. Ö¤renci gençli¤in Kürtçe’yle sorunu yoktur. Tüm milliyetler, inançlar, düflünceler, zenginli¤imizdir. YÖK’ün gündemi, bizi de bölüp parçalamay› amaçl›yor. Bizim gündemimiz, üniversitelerimizi ve tüm ülkemizi demokratiklefltirmek, ba¤›ms›zlaflt›rmakt›r. Bizim ve ülkemizin gelece¤i bundad›r.


“Hücrede amaç... kiflili¤inin parçalanmas›d›r!” Herfleyin, ataca¤›n›z tek bir ad›m›n, içece¤iniz bir yudum suyun, yazaca¤›n›z bir kelimenin bile izne tabi oldu¤u ve izne tabi olan hemen her fleyin de yüzde 99 yasakland›¤›, izin verilmedi¤i bir yer düflünün; iflte oras› F tipi hapishanelerdir. Son befl hafta içinde TAYAD ve ‹HD taraf›ndan yay›nlanan raporlarda, dergimizde yay›nlanan çeflitli mektuplarda F tipi hapishanelerin içinde neler oldu¤u konusunda art›k herkes daha somut ve genifl bilgiye sahip. Bunlar› okuyan, duyan herkes için art›k, TECR‹T’in F tiplerindeki yaflam›n 24 saatine ve her santimetrekaresine yay›lm›fl bir uygulama oldu¤u da aç›kt›r. Tecrit, özellikle t›pta bilimsel olarak tan›mlanm›fl bir durumdur: “Duyumlar›n, duyu organlar›n›n uyar›c›lardan mahrum b›rak›lmas› dolay›s›yla insan›n kiflili¤inin parçalanmas›” olarak tan›mlan›r. Kiflili¤i parçalamak. Kilit kelimeler bunlar. Kiflili¤in; yani sahip olunan düflüncelerin, inançlar›n, de¤erlerin parçalanmas›. Amaç en özet haliyle budur. Tecrit, kelimenin gerçek anlam›yla “vahfli” bir uygulamad›r. Bu konuda yap›lan tüm araflt›rmalar, incelemeler, bunun böyle oldu¤unu ortaya koymufltur. Bu uygulaman›n kompedan›, emperyalizm dönemindeki bir çok musibette oldu¤u gibi, tabii yine Amerika. Onlar uygulam›fllar ilkin. Sonra, yöntemden elde edilen “baflar›”dan haberdar olan Alman emperyalizmi, Amerikan cezaevlerindeki hücre ve tecriti incelemek üzere Alman bilim adamlar›(!)ndan bir heyet gönderiyor Amerika’ya. Alman bilim adamlar›(!) gördüklerini çok be¤enmifller. “Amerikan hücrelerinde kalan insanlar›n çok ciddi kiflilik parçalanmalar›na u¤rad›¤›n›, bunun suçlunun eski kiflili¤ini sürdüremeyece¤i anlam›na geldi¤ini” tesbit etmifller büyük bir memnuniyetle. Bir rapor haz›rlam›fllar, raporda diyorlar ki: “gerçi bu uygulaman›n çok a¤›r so-

nuçlar› da var. Bunlar›n ço¤u intihar ediyor, ya da onar›lmaz psikolojik sorunlar yafl›yor. Ama sonuç oldukça iyi”! (TAYAD’l› Aileler’in Düzenledi¤i Hapishanelerde Sa¤l›k ve Yaflam Koflullar› Kurultay›’ndaki tebli¤lerden)

Tecrit; kesintisiz iflkence! F tipi hapishanelerden aktar›lan uygulama örneklerine bak›ld›¤›nda görülecektir ki; hapishane yönetimleri, her türlü ezay›, cezay›, keyfili¤i, F tiplerinin iflleyiflinin bir parças› olarak normal görmektedir. Bu ise, tek tek hapishane yöneticilerinin veya gardiyanlar›n kötülü¤ü meselesi de¤ildir. Tecritle uygulanmaya çal›fl›lan “tredman” politikas› böyle emretmektedir. Tecrit ve tredman, esas olarak birlikte düflünülmesi gereken iki kavramd›r. Kelime anlam›yla “iyilefltirme” demek olan “Tredman”›n hapishanedeki karfl›l›¤›, “düflüncelerini de¤ifltirme”dir. Bu amaca ulaflmak, yani “iyilefltirmek” için kullan›lan en temel yöntem ise tecrittir.

Tecrit ‹flkencedir! Hücre iflkenceli ölümdür!

“‹yilefltirme” kavram›n›n seçilmifl olmas› da tesadüf de¤ildir tabii. Düzenin sahipleri, tutsa¤› “hasta” olarak görmektedir. Böyle olmad›¤›n› bilse de, “hasta” gibi davranmaktad›r. Dolay›s›yla da tutsak etti¤i hastay› istedi¤i gibi “tedavi yetkisi”ni de kendinde görüyor. 12 Eylül’ün ard›ndan yap›lmaya bafllan›lan “özel tip” hapishanelerin personeli aras›nda gardiyanlar d›fl›nda “psikolog”lara, “sosyolog”lara da yer vermeye bafllad›lar. Bu da bu kafa yap›s›n›n ürünüydü. Tabii pratikte, bu psikologlar, sosyologlar, ayn› iflkencehanelerdeki “papaz”lar›n rolünü üstlendiler. Mesela gelip Tek Tip Elbise giymeye “ikna” etmeye çal›fl›yor, sözünü de flöyle ba¤l›yordu: “Giymezsen, iflkence yapacaklar, benim elimden bir fley gelmez”. Bugün F tiplerinde de tek araçlar› budur: ‹flkence. Tecrit uygulamas›n›n kendisi, bir iflkencedir. Bu iflkenceyi, say›s›z yasakla, bask›yla daha

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

19


da a¤›rlaflt›rmak için her fley yap›lmakta, bütün bunlar›n da yetmeyece¤ini bilerek, s›k s›k, her vesileyle (say›mda kalkmad›n, aramaya direndin, herhangi bir fleye itiraz ettin...) do¤rudan fiziki iflkenceye de baflvurulmaktad›r. Ama dedi¤imiz gibi, tecrit politikas›n›n uyguland›¤› yerde, tek bir cop bile vurulmasa, tecritin bir iflkence oldu¤u gerçe¤i de¤iflmez. Çünkü o durumda, sadece “teniniz” cop iflkencesine maruz kalmaktan kurtulmufl olur, ama onun d›fl›nda tüm duygular›n›z, duyu organlar›n›z, beyniniz, sosyal hayat›n›z iflkence alt›ndad›r. Tecritin “vahflili¤i”, en a¤›r zulüm yöntemlerinden biri olmas› da bu nedenledir. Fiziki iflkencenin s›n›rlar› vard›r; bir yere kadar yapabilirler, o bir yerden sonra ya öldürecek, ya b›rakacaklard›r. Ama tecrit öyle de¤il; tecrit 24 saat, her saniye sürdürülebilen bir iflkence türüdür. Tutsa¤› “habersiz” b›rakma iflkencesi, tutsa¤› “ziyaretsiz” b›rakma iflkencesi, tutsa¤› “gazetesiz, kitaps›z, kalemsiz, televizyonsuz, mektupsuz” b›rakma iflkencesi, nihayetinde tutsa¤› “insans›z” b›rakma iflkencesi, y›llarca sürdürülür tecritte. Bunun sonucunda da, Alman bilim adamlar›(!)n›n raporunda belirtildi¤i gibi, veya Volkan A¤›rman örne¤inde oldu¤u gibi, ölüm olabilir. Ama iflkenceci devlet, bu noktada “intihar” etti diye kendini “hukuki” sorumluluktan kurtarma avantaj›n› da elde etmifl olur. Oysa, özünde, ha falaka tezgah›nda öldürmüfl, ha tecrit iflkencesinde, fark› yoktur. Tecrit politikas›, iflkenceciler için “zekice” bir bulufltur; çünkü tecritte, “herfleyi iflkenceye dönüfltürmek” mümkündür. Akl›n›za gelen, gelmeyen her fley. Mesela bir difl macunu, s›radan herhangi bir temizlik malzemesi; aylarca sizi onlardan yoksun b›rakarak, onlar› elde etmek için dilekçeler yazmak zorunda b›rakarak, pekala onu da bir iflkence arac› yapar. Hücrenizden al›nmayan çöp, aramalarda ortal›¤a dökülen çöp, hepsi bir iflkence biçimidir. Ve bunlar “k›rk y›lda bir” olan fleyler olarak kalmaz; dakka bafl›, bu keyfili¤in, bu çok yönlü iflkencenin bir biçimiyle karfl› karfl›ya kal›rs›n›z. ‹nsans›zl›k, zaten iflkencenin her saniyeye yay›lan halidir. Tecritin bir iflkence oldu¤unu anlamak için bundan baflka kan›t gerekmez. Bilerek, isteyerek, insan› insans›z b›rakma iflkencesiyle düflüncelerini, inançlar›n› de¤ifltirmeyi dayat›yorlar devrimci tutsaklara. Ne inançs›z, ne insans›z yaflamay› kabul etmiyor direnifl. Etmeyecek. 20

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

“TECR‹T‹ KALDIRIN” Talebiyle eylemler sürüyor Bir kentte, çeflitli kurumlar taraf›ndan 19 aral›k katliam›n›n y›ldönümünde aç›klamalarla, düzenlenen eylemlerle katliam lanetlenirken, yükselen tek talep; TECR‹T‹ KALDIRIN oldu. 19 Aral›k sonras›nda da ayn› taleple eylemler sürüyor: 22 Aral›kta Elaz›¤ Haklar ve Özgürlükler Cephesi taraf›ndan HADEP binas›nda "F Tipleri, Tecrit ve Ölüm Oruçlar›" konulu bir panel düzenlendi. TMMOB Elaz›¤ Temsilcisi Harun Veis Metin, Av. Zeynel fiimflek ve 19 Aral›k operasyonunun yaflam›fl bir tutsa¤›nda konuflmac› oldu¤u panelde tecrite karfl› örgütlü mücadele ça¤r›s› yap›ld›. Berkan Abatay'›n flehit düflmesinden sonra ‹zmir ‹HD 23 Aral›k günü dernek binas› önünde yapt›¤ bas›n aç›klamas›nda “tecrit iflkencesine karfl› ç›kan, insan onuruna uygun koflullarda yaflamak isteyen tutuklu-hükümlülerin bu taleplerinin iktidarca görmezden gelinmesi nedeniyle yaflanan bu can yitimleri art›k toplumsal bir travmaya dönüflmüfltür” denildi. TAYAD'l› Aileler 21 Aral›kta ‹zmir Konak’ta yapt›klar› eylemle katliam› protesto etti ve sald›r›n›n nedeni anlat›ld›. Eylemde, "19 Aral›k 2000; 28 ölü, 21 Aral›k 2002; 102 ölü, Tecriti kald›r›n ölümleri durdurun” yaz›l› parkart aç›ld›. 19-22 Aral›k katliam›n› protesto etmek için ‹stanbul Gülsuyu mahallesinde "19-22 Aral›k katliam›n›n hesab›n› sorraca¤›z" yaz›l› pankartla bir eylem gerçeklefltirildi. Eylemi Haklar ve Özgürlükler Cephesi, EHB ve KIZIL BAYRAK taraftarlar› düzenledi. Eylem sonras› ise polis mahallede terör estirerek onlarca ilgisiz insan› gözalt›na ald›. AKP il, ilçe yönetimleriyle tecriti kald›r›n talebiyle yap›lan toplu görüflmeler ise bu hafta da sürdü. ‹stanbul il, ilçe teflkilatlar›na yine gidilirken, Kocaeli Haklar ve Özgürlükler Cephesi ve Al›nteri Gazetesi Kocaeli’de, Tayad'l› aileler ‹zmir’de AKP teflkilatlar› ile görüflmeler yapt›lar. Her iki ilde de “genel merkezimize iletece¤iz” denilirken, ‹zmir Bornova ilçe baflkan› Dursun Çelik, “tecritin ne demek oldu¤unu bilmedi¤ini” söyledi(!)...


Tekirda¤’daki tutsaklar›n suç duyurusundan F tipleri gerçe¤i - 2

Tedavisi yap›lmayan hastal›klar, gaspedilen savunma hakk›, sonuçsuz suç duyurular›... Geçen haftaki say›m›zda, Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’ndeki tutsaklar›n Cumhuriyet Savc›l›¤›’na yapt›klar› 2 Aral›k 2002 tarihli suç duyurusunda anlat›lan örneklerle, F tiplerinde yaflanan hak ihlallerine ve TECR‹Tin nas›l bir ‹fiKENCE oldu¤una yer vermifltik. Ayn› dilekçeden, tutsaklar›n kendi ifadeleri ile anlatmaya devam ediyoruz.

Sa¤l›k ve hastane sevkleri Bu konuda tam bir keyfiyet ve ilgisizlik hakim. Revire giden herkes muayene edilmeden ilaç yaz›l›p gönderilmekte. Kimi doktorlar›n çabas› olsa da personel hasta-hekim aras›ndaki dialo¤u hiçe sayarak engellenmekte. Rahats›zl›¤›n hakk›ndaki herfleyi bizzat muayene odas›nda bulunarak ö¤renmekte ve sana karfl› kullanmakta. Doktorlar›n bu duruma sessiz kalmas› sonucu onlarca sorun, rahats›zl›k giderilememektedir. Muayene yap›lmad›¤› gibi yaz›lan ilaçlar›n ço¤u zaman alakas›z ç›kmas› ve ciddi tehlikeler yaratmas› nedeniyle yap›lan suç duyurular› sonuçsuz ve ilgisiz kal›narak bu durum adeta kas›tl› bir politika olarak meflrulaflt›r›lmaktad›r. Bu konuda en ciddi yaflanan sorunlardan birisi, 96 Ölüm Orucu Gazisi Ali Yalç›n'›n durumudur. Krizler geçirmesine, kendisine ve sa¤a-sola zarar vermesine ra¤men ilgilenilmemifl, zorla yap›lan i¤ne ve uyuflturucularla sonuç al›nmaya çal›fl›lm›flt›r. Yine benzer krizler geçiren Gençali Karabulut, Güldede Çeven, Aziz Do¤an'›n rahats›zl›klar› sürmekte. Sinan Tökü, revirden verilen ilaçlar› kullanmas›

Kitap düflmanlar›!

sonucu durumu a¤›rlaflm›fl ve d›fl hastaneye sevk edilmifltir. Hastanede ilaçlar›n yanl›fl oldu¤u belirtilip yeni ilaçlar yaz›lm›fl ve tekrar kontrole ça¤r›lm›flt›r. Ancak kontrole bir daha gidememifltir. Ad› Güze Özdemir’e de ayn› flekilde yanl›fl ilaç verilmifl, a¤›r tehlike atlatm›flt›r. Fikret Akar’›n difllerine dolgu yapt›rmas› gerekirken “malzeme yok” denilerek çekilmesi dayat›lm›fl, kabul etmeyip zar zor yapt›rd›¤› d›fl hastane sevkinde ise "yeterli donan›m olmad›¤›" gerekçesiyle tedavisi engellenmifltir. Yine hesab›nda 40 milyon lira olmad›¤› için göz sevki yap›lmam›flt›r. Ahmet Aksu’nun kronik sinüzit, bafl a¤r›s› ve nefes darl›¤› rahats›zl›¤› için kullanmas› gereken ilaçlar pahal› oldu¤u ve revir doktorunun muayene etmeden verdi¤i aspirinle geçifltirilmifltir. D›fl hastane sevkleri defalarca talep edilerek gerçekleflmekte, sevk olanlar ise, askerin keyfi tutumuyla tedavi olmadan geri dönmektedir. Turan Bulut; iki kez kan al›nmas› için sevk edildi¤i hastanede, muayene odas›nda kelepçeleri aç›lmad›¤› için tahlil yapt›ramam›flt›r. Turgay Kurt; 2002 Ekim ay›nda gözlerindeki rahats›zl›¤›ndan dolay› hesab›nda para olmad›¤› için uzun süre götürülmedi¤i hastaneye sevki ç›km›fl, ancak askerin muayene odas›nda kelepçeyi açmamas› nedeniyle tedavi olmadan geri dönmüfltür. Yapt›¤› suç duyurusu için ç›kt›¤› savc›l›¤a durumu anlatm›fl, savc› "ya kaçarsan" diyerek hasta-hekim iliflkisini hiçe saym›flt›r. Erhan Özkaya; rahats›zl›¤›ndan dolay› hastaneye

“Sizi ilgilendirmez”

DGM’ce toplat›lmas› kald›r›lan ancak Bakanl›k genel‹flkencede katledilen Yunus Güzel için tüm tutsakgesiyle içeri girmesi "sak›ncal›" olan Ahmet Kulaklarca verilen suç duyurusu "sizi ilgilendirmez" s›z’›n "Zehra ve Canan" kitab› 20 kifliye yat›r›ldenerek iflleme konulmam›fl. Yap›lan suç d›¤›ndan, verilmeyerek gasp edilmifltir. Y›lduyurular›ndan bir sonuç al›namam›flt›r. Tecrit maz Gök’e gelen Ahmet Telli’nin fliir kitab›, Ahmet Güzel, Mehmet Kulaks›z, egemenlerin Ayhan Özyurt’a gelen ansiklopedi 15 kaHikmet Kale, Faruk Kad›o¤lu'na Ekim s›mda Ufuk ‹nce’ye gelen 3 kitap, Erhan keflfetti¤i 2002’de gelen aile resimleri "sizi ilgiÖzkaya’ya ve Hakk› Akça’ya gelen birer kien korkunç lendirmiyor" gerekçesiyle verilmemifltab›n kapaklar› sökülerek verilmifltir. Geiflkencedir tir. Suç duyurusundan bir sonuç al›narekçe; sert maddeden yap›ld›¤› belirtilmifltir. mam›flt›r.

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

21


3 kez sevk olmufl, film için gereken 30 milyon hesab›nda olmad›¤› için sadece gidip gelmifltir. Emrah Akbaba; Revirde kendisine verilen reçetesinin d›fl›nda "arz ederim" ve "sayg›lar›mla" dileklerini belirten bir ka¤›da imza atmay› reddetti¤i için doktorun tehdit ve küfürleriyle karfl›laflm›flt›r. Benzer durumda onlarca kifli vard›r. 19 Aral›k operasyonundan yaralananlar›n, onlarca gaz bombas›n›n etkisini vücudunda tafl›yanlar›n tedavisi hiçbir flekilde yap›lmam›flt›r. 15 kiflide gaz bombalar›ndan dolay› deri dökülmesi, kafl›nt›, k›zar›kl›k, yanma, sivilce, nefes darl›¤›...vb rahats›zl›klar yaflanmakta. 19 Aral›k’ta Bayrampafla’da sa¤ ayak, sol diz ve elinden ald›¤› kurflun ve saçma yaralar›n› tedavi ettiremeyen Serdar Karaçelik Edirne’de kald›¤› süreçte 2 Mart günü devlet hastanesinde verilen randevu sonucu aya¤›ndaki kurflun ve flarapnel parças› al›nacakken ayn› gün Tekirda¤’a sürgün edilerek tedavisi engellenmifl vücudundakilerle yaflamaya "al›flm›flt›r". Sa¤l›k konusunda sorun sadece ilaç ve muayenenin ötesinde yaflan›lan hücrelerdeki temizlikle de ilgilidir. Bu konuda bir çok logarlar la¤›m kokmakta, tuvalet v.b. için kezzap gibi etkin temizlik maddeleri verilmemekte, sular 20-25 dakika akmaktad›r. Su kuyu suyu oldu¤undan sa¤l›ks›z olmakla birlikte, elektrik paras›n›n tutuklulardan kesilmesi nede-

niyle kaynat›l›p kullan›lamamaktad›r. S›cak su haftada sadece bir defa o da 20-25 dakika verilmektedir. Kimi haftalar ise hiç verilmemektedir. Üç kiflinin banyo yapmas›n›n bu sürede koflulu yoktur ve sular›n ne zaman verilece¤i ise belirsizdir. Kimi zaman sabah›n köründe, kimi zaman da gece yar›lar›nda s›cak su verilmektedir.

Savunma hakk›n›n gasp edilmesi Her fleyden önce uzun süre keyfi arama uygulamas› sonucu avukatlar ile görüflülemedi. Daha sonra yal›n ayak gidilip yap›lan görüflmelerde sadece ezberde tutulabilir fleyler üzerinden savunma haz›rlanmaya çal›fl›ld›. Üzerine ka¤›t, kalem veya yaz›l› bir fleyler alma flans›n yok. Avukat›n getirdi¤i dava dosyas› v.b. idarenin okumas› sonucu keyfine göre verilmekte. Mehmet Kulaks›z'›n dosya ancak 1 ay sonra eline geçmifltir. Yine Ali Kaplan, Nurettin Kaya, Serdar Karaçelik, Galip Do¤an ad›na yat›r›lan dosyalar defalarca sorulup suç duyurusu yapma noktas›na getirildikten sonra verilmifltir. Savunma hakk› sadece avukat görüflüyle s›n›rl› kalm›yor. Bugüne kadar yap›lan yüzlerce suç duyurusundan tek bir sonuç al›namad›. Ya da takipsizlik ve görevsizlik gerekçesiyle karara ba¤land›. Ki bu kararlar kifliye-tutukluya bildirilirken buna itiraz

2001 A¤ustos-Eylül ay›nda nevresimlerden birinin kenar›n›n y›rt›lmas› nedeniyle tutanak tutulmufl, 6 Kimi hücrelerin elektrikleri keyfi flekilde d›flar›- ay disiplin, 1 ay mektup cezas› verilmifltir. Halil ‹brahim fiahin 2001 fiubat’ta mahkeme dan kapat›larak kimi hücrelerin koridor camlar› aç›larak son ses müzik yay›n› yap›larak farkl› ifl- dönüflü ç›r›l ç›plak soyulmak istenmifltir. "Buras› F tipi bu kap›dan ç›k›p geri döndü¤ünde biz seni kence yöntemleri gündemde tutulmufltur. soyarak arar›z" denmifl, sald›r›lm›fl ve Ekonomik s›k›nt›s› olan ve ihtiyac› zorla soyulup aranm›flt›r. Giyinmesi olan bir kifliye depoda bulunan fazla Tecrit söylenince giyinmeyi reddetti¤inden ›s›t›c›y› aktarma talebi "Bakanl›¤a soegemenlerin bir kez daha sald›r›ya u¤ram›flt›r. ral›m" gerekçesiyle karfl›lanmay›p biSuç duyurusundan bir sonuç alamalinçli olarak ma¤dur edilmifltir. keflfetti¤i m›flt›r. Ziyaret kabinlerinde Türkçe bilen korkunç Selami Kurnaz Erzurum’daki dameyen ailelerin görüflmeleri engelleiflkencedir vas›na gidip geldi¤i 1 A¤ustos 2002’de nip görüflmede zorluklar ç›kart›lm›fl giriflte soyularak arama dayat›lm›flt›r. Kürtçe konuflan aile ve tutuklular hakaret Vedat Düflküner kolundaki sakatl›ktan dove tehditlere ve sald›r›lara maruz kalm›fllard›r. Ölüm orucunun sürmesinden dolay› yemek ko- lay› sevk edildi¤i Bayrampafla cezaevi Hastanesinnusunda kimsenin sorun yaratmayaca¤›n› bilen den tedavisi tamamlanmadan geri getirilmifl, giidare k›ll›, kül dökülmüfl, sinek düflmüfl yemekle- riflte onursuzca arama dayatmas›n› kabul etmerin birbirine kar›flt›¤› vb...vb.. tarzda ba¤›ra ça¤›- yince özellikle sakat koluna vurmak suretiyle salra mazgal deli¤inden kimi zaman yeme¤i atarcas›- d›r›ya u¤ram›flt›r. 2 gün kolunu oynatamam›flt›r.

Herfley ‹flkence

na da¤›t›m yapmaktad›r. Oktay Y›ld›z, Gültekin Toprak, Ercan Güçlü

22

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

Nurettin Erenler Tekirda¤’a getirildi¤i 3 Mart 2001’den bugüne tek’li hücrede kalmaktad›r.


hakk› için 24 saatlik süre hakk› idarece gasp edilmekte, savc›l›¤›n gönderdi¤i bilgilendirme süresi geçtikten sonra verilmekte. Hikmet Kale ve Mehmet Kulaks›z'›n savunmalar› için tuttuklar› not ve yaz›lar aramada "bak›p, geri verece¤iz" diye götürülüp bir daha verilmemifl, savunma haklar› gasp edilmifltir. Birol Abatay’›n baflka hapishanedeki dava arkadafl›na gönderdi¤i savunma örne¤i mektuplar kaybedilmifltir. Ayn› davada yarg›lanan kifliler birbirleriyle görüflemeyip dosyalar üzerinde avukatlar› ile toplu flekilde savunma haz›rl›¤› yapamamaktad›rlar. Cuma günleri avukat görüfl günü olmas›na ra¤men 15 günde bir yap›lan aramalar, yer de¤ifliklikleri bu güne getirilip avukat görüflleri kesilmek suretiyle savunma hakk› ayr›ca gasp edilmekte. Avukatlar›n yaflad›¤› sorunlar da ayr› sorunlar yaratmaktad›r.

Mektuplar Hapishanede temel ve en önemli iletiflim flekli mektuplarla gerçeklefliyor. Ancak bu konuda gelengiden mektuplar içinde kaybedilenlerin haddi hesab› yoktur. Amaç, ekonomik olarak darda olan tutsaklara yüklü miktarda para ödeterek aps, taahhütlü mektuplar tercih ettirmeye çal›fl›lmakta. Bu tarzda gönderilen ya da gelenlerin bir k›sm› ise "sak›ncal›" gerekçesiyle imha edilmifltir. Mehmet Kulaks›z'›n ölüm orucunda bulunanlara göndermek istedi¤i 4 taahhütlü mektup "ölüm orucu propagandas› yap›l›yor" denerek imha edilmifltir.

Kendisi ölüme yatan birine neyin propagandas› yap›ld›¤›na aç›kl›k getirilmemifltir. Her ne kadar keyfi bir tutum olsa da 6/7 milyonluk pullu zarflar imha edilmeden geri verilebilecek olmas›na ra¤men ekonomik olarak zarar vermek için pullu zarflar geri verilmemifltir. Yap›lan suç duyurusu ise bildik gerekçelerle sonuçlanm›flt›r. Fikret Akar'a 2002 Ocak ay›nda gelen bir mektupta, New York Times Gazetesi’nde yer alan ölüm orucuyla ilgili haberin yer almas› sonucu "propaganda yap›l›yor" gerekçesiyle imha edilmifltir. Serdar Karaçelik'e 2001 A¤ustos’unda gelen mektubun içinde ka¤›tta yap›fl›k olan resimler sökülmek suretiyle al›nm›flt›r. Yap›lan suç duyurusunda delil olarak mektubun durdu¤u söylense de "delil yoktur" gerekçesiyle takipsizlik verilmifltir. Ergün Gün'e gelen bir mektup idarece içine ek yaz› yaz›l›p "bir daha bu tarzda mektup yazmay›n" diye tehdit edilmek suretiyle adresine geri postalanm›flt›r. Ercan Güllü'nün Bayrampafla Cezaevi hastanesinde ölüm orucunda olan Ali fiahin'e gönderdi¤i mektup "adreste yoktur" denerek geri getirilmifltir. Oysa Ali fiahin halen oradad›r. Ayn› hücredeki Nurettin Kaya, Savafl Öner, Veysel Demir'in 2002 A¤ustos’unda Kütahya'ya gönderdikleri taahhütlü mektup “toplu yaz›ld›” diye imha edilmifltir. Örneklere daha yüzlerce verilebilecek bu durumlar için yap›lan suç duyurular›n›n tümü sonuçsuz kalm›flt›r.

dinlenmektedir. Kaloriferler k›fl›n yanmamaktad›r. Hükümlüler yaz›n afl›r› s›caklarla, k›fl›n ise afl›r› so¤ukla bo¤uflmaktad›r. Bu MAZLUMDER ‹stanbul fiube Baflkan› Ahmet Mercan sa¤l›ks›z koflullarda hastalanan tutuklu ve hükümlülerin hastane ve revirden faydalanmas› geciktirilmektedir. Aydüzenledi¤i bir bas›n toplant›s› ile Bolu F tipindeki r›ca ilaçlar› da düzenli olarak verilmemektedir... sorunlar› aç›klad›. fiikayetler üzerine dernekten Keyfi uygulamalar hakk›nda dilekçe verme haklaiki avukat›n tutuklularla görüflüp bir rapor har› engellenmektedir. Hatta dilekçe yazacak kaTecrit z›rlad›¤›n›, giriflimlerde bulunuldu¤u ancak 6 lem ve ka¤›t dahi günlerce sonra kendilerine ayd›r cevap verilmedi¤ini ve flikayetlerin sürdü¤ünü belirten Mercan, flikayetleri flöyle s›- egemenlerin ulaflt›r›lmaktad›r... Kantinde sat›lan mallar çok pahal› ve yetersizdir.” ralad›: Sorunlar›n s›ralanmas›n›n ard›ndan hükü“F tipi cezaevlerinin kurulmas›nda da yokeflfetti¤i meti göreve ça¤›ran Mazlumder, flöyle dedi; ¤un bir flekilde tart›fl›lan "ortak alanlar›n azde bir "iflkence"dir ve tecrite bir an l›¤›" ile "hükümlü ve tutuklular›n tecrit edilen korkunç önceTecrit son verilmelidir... Hükümeti, dillendirdimesi" sorunu; sözkonusu cezaevinde aynen ¤i "iflkenceye karfl› mücadelede" F tipi uyguladevam etmektedir... Aç›k ve kapal› görüfller ile telefon görüflmeleri cezaevi yönetimince iflkencedir malar›n› da bu kapsamda de¤erlendirmesini ve cezaevlerine iliflkin anlay›fl›n› temelden de¤ifltirkeyfi olarak s›n›rland›r›lmakta, zoraki yap›lan gömeye ça¤›r›yoruz.” rüflmeler ise, hiçbir mahremiyet gözetilmeksizin

MAZLUMDER Raporundan; Hükümeti göreve ça¤›r›yoruz

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

23


Necip Hablemito¤lu’nu kim öldürdü?

Genelkurmay’a Sorun! Devlete yak›nl›¤› ile bilinen ve kamuoyunda “çal›flkan... bilim adam›” diye tan›t›lsa da, piyasadaki malum yay›nlardan afl›r›lm›fl komplo teorilerini kitaplaflt›r›p pazarlayan Doç. Dr. Necip Hablemito¤lu’nun öldürülmesi üzerine “karanl›k güçler”, “fleriat tehlikesi” yeniden gündeme sokuldu. 28 flubatç›lar hezeyan içinde f›rsat› de¤erlendirmek için cenazeyi devlet törenine döndürme, k›flk›rtma aç›klamalar› ile gündemlefltirmeye çal›fl›rken, öte yandan Türkiye Amerika’ya pazarlan›yor, F tiplerinden cenazeler ç›kmaya devam ediyor ve IMF’nin yarat›¤› açl›k ve zulüm sürüyordu. Cinayet karfl›s›nda panikleyen AKP’lilere destek sermaye kesiminden geldi. ‹ktidar›n ilk günlerindeki deste¤i burada da sergilediler. “Abartmayal›m, büyütmeyelim...” aç›klamalar›, bu kesimlerin sözcüsü olan Ertu¤rul Özkök gibilerinin yaz›lar› arac›l›¤›yla da dile getirildi. Peki kim ifllemiflti bu cinayeti? 21 Aral›k 2002 tarirhli 290 No’lu Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi aç›klamas›nda belirtildi¤i gibi, “Necip Hablemito¤lu’nu kimin (kimlerin) öldürdü¤ü üzerine say›s›z spekülasyon yap›labilir, say›s›z komplo teorisi kurgulanabilir. Ama bunlar›n hiçbiri flu gerçe¤i de¤ifltirmez: Türkiye’de bu tür cinayetlerin hepsi, devletten sorulur.” Gerçekte olmayan “laiklik-fleriatç›l›k çat›flmas›”n›n gündemlefltirilmesi, esas olarak Genelkurmay›n iktidar›n› sürdürmek içindir. Geçmiflte yaflanan U¤ur Mumcu, Muammer Aksoy cinayetleri ile ayn› politikan›n devam› niteli¤indedir. Bu yüzden, kimilerinin “derin” dedi¤i, gerçekte derini s›¤› ile Susurluk’ta her fleyiyle ortaya ç›kan kontgerilla devleti gerçe¤i d›flta tutularak yaz›lacak senaryolar›n da hiçbir hükmü yoktur. “Karan-

24

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

l›k cinayetler”de kimlerin yokedilece¤ine “oda¤›nda Genelkurmay›n oldu¤u, mafyac›lardan faflist katillere, Hizbullah gibi kullan›lan dinci örgütlerden burjuva politikac›lara, korucu a¤alar›na uzanan bir faflist terör devleti” olan susurluk devleti karar verir ve “faili meçhul” denilen ciyanetlerin faillerini de en iyi onlar bilir. Cinayet üzerine bol miktarda komplo teorileri piyasada dolafl›yor. Özellikle “fieriat tehlikesi” üzerinden teoriler gelifltiriliyor. “Bu ülkede ‘fleriat tehlikesi’nden sözedemeyecek kurumlar›n bafl›nda Genelkurmay gelir. fieriattan sözedenlerin nas›l da¤lara tafllara ayetli bildiriler da¤›tt›klar›n› iyi biliyoruz biz. fieriattan sözedenlerin Hizbullahç›lar› nas›l e¤itip silahland›rd›klar›, ayan beyand›r. Abdülkadir Aksu, bunlar›n örgütlendirildi¤i, kullan›ld›¤› dönemlerin de bakan›d›r. E¤er bir “fleriat tehlikesi” varsa, koruyan, kullanan GENELKURMAY’d›r.” “Hizbullah” askeri karargahlarda e¤itildi, yurtsever güçlere karfl› kullan›ld›. Generaller, bakanlar sahip ç›kt› Hizbullah’a. “Tarikatlar kontrolümüzde” aç›klamalar› MGK’da yap›ld›. Kanl› pazarlardan bugüne bu kesimleri kullanan›n Susurluk devleti oldu¤u belgeleriyle ortadad›r.

Çatl›lar›n “Patronlar›na” Sorun! Bu tür cinayetlerde “mesaj”›n kime kimlere oldu¤u, amaçlanan›n ne oldu¤una bak›lmal›d›r. Eflinin feryat halindeki itirazlar›na ra¤men, devletle hiçbir resmi iliflkisi olmayan Hablemito¤lu’nun devlet töreniyle, generallerin en üst düzeyde kat›l›m› ile cenazesinin gösteriye dönüfltürülmesi mesaj›n sahiplerini de gösterir nitelikteydi. Hizbullah’› kimler kulland›ysa, kimler e¤ittiyse, kay›p silahlar› kimler kaybettiyse, Çatl›lar›, K›rc›lar› kimler istihdam ettiyse, Hablemito¤lu’nun katili de onlard›r. Hizbullah’› kimlerin kulland›¤› o dönem bizzat generallerin, M‹T’çilerin ve siyasetçilerin dilinden itiraf edilmifl, “bölgede müslüman halk kendine bu ad› veriyor” denmiflti. Faflist katiller y›llarca içeride ve yurtd›fl›nda Susurluk devletinin operasyonlar›nda, cinayetlerinde, kaybetmelerinde kullan›ld›. Bu gerçekler TBMM raporlar›na dahi girdi. Kullananla-


r›n generaller, M‹T, polis oldu¤u yüzlerce belge ile ortaya ç›kt›. A¤ar’›n deyifliyle hala “deflifre olmam›fl” onlarca katil, Çatl›lar, K›rc›lar gibi Susurluk devletine hizmet etmeye devam ediyorlar. “Katili ar›yoruz” diyen emniyet, M‹T, orduya adresi biz söyleyelim; MGK zirvesine, emniyet, M‹T, genelkurmay karargahlar›na bak›n ve sorun!

Bu cinayetle ne amaçlanmaktad›r? Hablemito¤lu’nun kimli¤ine bak›ld›¤›nda “bir taflla bir kaç kufl” denilebilecek amaçlara uygundur. Bas›na yan›s›d›¤› kadar›yla MHP kökenli, sonradan ›rkç›l›kla Atatürkçülü¤ü sentezlemeye çal›flan bir istihbaratç›. Fakat ö¤retim üyesi kimli¤i öne ç›km›fl bir istihbaratç›. “Görüflleri” MGK’n›n süreçte ihtiyac› olan neyse onlardan oluflmaktad›r. Ismarlama kitap-rapor yazar›d›r. AB sürecine denk getirilen Alman Vak›flar› buna örnek verilebilir. (Bu arada ony›llard›r bu ülkeyi satanlar›n, topraklar›m›zda emperyalist üslere izin verenlerin, Amerika için Irak halk›n› katletmeye haz›rlananlar›n, vak›flar vesilesiyle Bergama köylülerinin mücadelesine dil uzatmalar› kendi gerçek yüzlerini gizlemek içindir.) Ayr›ca yak›nlar›na söyledi¤ine göre, “M‹T'te önemli görevlere getirilmeyi” bekleyen biriydi. Peki “vurulmak istenen” kufllar ne? En baflta toplumun terörize edilmesi say›lmal›d›r. Bu sayede özellikle 28 fiubat sürecinin -halen sürenbask› yasalar›n›n, “hizaya getirmelerin”, sald›r›lar›n gündemlefltirilmesi ifade edilebilir. Muhalif güçlerin her kesimi bu terör dalgas›ndan t›pk› 28 fiubat sürecindeki gibi nasibini almaktad›r. Savafl›n kap›da oldu¤u bir süreçte, açl›¤›n, yoksulu¤un daha da artaca¤›n›n aç›k oldu¤u bir dönemde devletin Susurluk sonras› geri çekti¤i kontgerilla sald›r›lar›n›n artaca¤› bir sürece girmek istemeleri de¤erlendirilebilir. K›sa süre içinde Mufl’ta iki kiflinin kaybedilmesi, Erzurum’da bir HADEP’linin iflkence yap›ld›ktan sonra öldürülmesi ile birlikte düflünüldü¤ünde, cinayetin böyle bir amaca hizmet etmesi zay›f bir olas›l›k de¤ildir. ‹kincisi, Atatürkçü kimli¤i nedeni ile islamc› örgütler üzerine hükümeti yönlendirmek, kendi taban›yla karfl› karfl›ya getirmek ve ileride düflünülecek (flu anda ifllerini yapt›rabiliyor) yeni bölme - parçalama manevralar›na zemin haz›rlamak, MGK'n›n insiyatifini daha da güçlendirmek olarak say›labilir. Üçüncü olarak ise, oligarfli içi iç çat›flmalar›n yan›samas› bir tasfiye olas›l›klar aras›nda say›labilir. Hangisini ele al›rsan›z al›n, karfl›n›za ç›kacak olan adres ise tektir; susurluk devleti.

Halk›n

hukuku

Adaletsiz bir ülke, güneflsiz bir dünyaya benzer

Susurluk yarg›lanmadan... Hablemito¤lu cinayeti, öldürülenlerin siyasi kimlikleri de¤iflik de olsa, geçmiflteki benzer cinayetleri de hat›rlatt›. U¤ur Mumcu, Muammer Aksoy vb. cinayetlerin sonucu ne oldu? Cinayetleri iflleyenler, emir verenler ortaya ç›kar›ld› m›? Kimse bu soruya, san›k sandalyesine flu veya bu flekilde oturtulanlara bakarak “evet” diyemez. Çünkü san›k sandalyesine oturtulmas› gerekenler oturtulmad›. “Tu¤lay› çekersek hepimiz alt›nda kal›r›z” diyenler devletin fluras›nda buras›nda hala görevlerinin bafl›ndalar. Ony›llard›r ifllenen bütün suçlar›n, katliamlar›n, cinayetlerin kararlar›n›n al›nd›¤› “zirve”, isimleri de¤iflse de düzenli olarak faaliyetini sürdürmektedir. Susurluk Devleti, tüm kurum ve sorumlular›yla san›k sandalyesine oturtulmadan ne bu cinayetlerin sorumlular› ortaya ç›kar›labilir, ne de bu ülkede hukuktan, adaletten sözedilebilir. Kimse, üç befl tetikçinin göstermelik cezalara çarpt›r›l›p sonra soka¤a sal›nmas›n› “susurluk yarg›land›” diye düflünmesin. Ucunda Susurluk devletinin oldu¤u hangi olayda, mahkemeler sonuna kadar götürdü, gerçek suçlular› ortaya ç›kard› ki! “Zirve”siyle, “bin operasyonlar›” yönetenleriyle, ölüm mangalar›n› e¤itenlerle, halka karfl› politikalar› ve siyasi, hukuki, askeri mekanizmalar›yla susurluk oldu¤u gibi yerinde duruyor. Bu mekanizma tümden parçalanmadan, sorumlular› yarg›lanmadan bu cinayetlerin de, halka karfl› ifllenen suçlar›n da ard› arkas› kesilmez. Hukukun, adaletin olmamas›, sadece Susurluk’un zirvesinin iflbafl›nda olmas›n›n da ötesinde, devletin bütün politikalar›nda oldu¤u gibi hukukunun da bu mekanizman›n denetiminde olmas›ndan kaynakl›d›r. Mahkemeler Susurluk devletinin -binlerce örnekte görüldü¤ü gibi- en önemli ayaklar›ndan biridir. Böyle oldu¤undand›r ki, “yarg›n›n ba¤›ms›zl›¤›”, her konuda yap›lan “adaletin yerine getirilece¤i” nutuklar›n›n pratikçe hiçbir anlam› ve önemi yoktur.

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

25


2002’den 2003’e Dünya, Amerikan ‹mparatorlu¤una Teslim Olmayacak! ➟ Geçen her y›l, “açl›¤›n ve zulmün hüküm sürdü¤ü bir dünyada, dünya halklar›n›n direnifl ve savafl› bitmez” sözünü do¤ruluyor. Gelecek y›l da bu sözü do¤rulayacak. ➟ Amerikan imparatorlu¤u, pervas›z sald›rganl›¤›yla, halklar›n fliddetini büyütecek ve o devasa askeri mekanizmas›na ra¤men fliddetin alt›nda kalan, kendisi olacak! ➟ IMF’nin yönetti¤i, Amerika’n›n iflgal etti¤i bir ülke haline getirilen Türkiye’de, zulüm, ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm savafl›n› ve savaflç›lar›n› bitiremedi. Türkiye, anti-emperyalist mücadele bayra¤›n› yükseltecek! “Dünya nereye gidiyor?” sorusuna bir ç›rp›da cevap vermek, çok kolay de¤il belki. Çünkü, gerçek flu ki, bu sorunun cevab›n›n ne olaca¤› konusunda, egemen ve ezilen güçler (baflka deyiflle emperyalizm ve dünya halklar›) aras›ndaki mücadelele tüm fliddetiyle sürüyor. Tarihsel gidiflin ve nihai sonucun yönünü söyleyebiliriz. Ama k›sa vade içinde neyin nas›l flekillenece¤i, bugün için Amerikan emperyalizminin sald›rganl›¤› ve halklar›n direnifl gücüyle belirlenmektedir. Ülkemizde, açl›¤›n ve yoksullu¤un büyüdü¤ü, demokrasicilik sahnesinde say›s›z flovun sergilendi¤i, zulmün sürdü¤ü, F tiplerinde canlar›m›z› kaybetmeye devam etti¤imiz bir y›l geçirdik. Tüm bu olumsuzluklara ra¤men, umudumuzu yitirmedik. Çünkü ayn› 365 gün, her an› boyunca direnifllere de tan›k oldu. Az ya da çok, güçlü ya da güçsüz, 26

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

açl›¤a ve zulme karfl› meydanlarda, fabrikalarda, köylerde, hapishanelerde, gecekondu semtlerinde sindirilemeyen, yokedilemeyen bir ses vard›. Dünyada da benzer bir tablo vard›. Amerikan emperyalizmi bütün y›l boyunca esip gürledi, emperyalizmin iflbirlikçisi “yerli” iktidarlar zulmün her türlüsüne baflvurdular, ama ne Avrupa’n›n ortas›nda yüzbinlerin yürüyüflünü, ne da¤lardaki gerilla savafllar›n› yokedemediler. Emperyalist sald›rganl›k ve emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k savafl› içiçe yürüdü yine.

2002’nin gündeminde Amerikan sald›rganl›¤› vard› 2002, esas olarak bir çok bak›mdan 2001’de ortaya ç›kan, netleflen olaylar›n ve olgular›n devam› niteli¤indeki bir y›l oldu. Y›l boyunca Amerikan imparatorlu¤unun sald›rganl›klar›na tan›k olduk. ABD, bu y›l boyunca 2001’in sonlar›nda Afganistan sald›r›s›yla aleni hale getirdi¤i “imparatorluk” politikas›n›, tüm dünyaya kabul ettirme do¤rultusundaki ekonomik, siyasi, askeri manevralar›n› sürdürdü. Y›l›n ilk aylar›nda peflpefle önce emperyalizme boyun e¤meyen çeflitli ülkeleri “fler ekseni” olarak ilan etti. Ard›ndan içlerinde DHKP-C’nin de oldu¤u 5 örgütü “hedef örgütler” olarak ilan etti. Bunu bir süre sonra Amerikan imparatorlu¤una tabi olan AB’nin aç›klad›¤› “AB terör listesi” izledi. Onlarca devrimci, yurtsever ve islamc› örgüt, ABD’ye paralel olarak Avrupa taraf›ndan da “terör örgütü” olarak ilan edilip faaliyetleri yasakland›. Amerikan emperyalizmi, Kafkaslarda, çeflitli Asya ve Latin ülkelerinde askeri anlamda yerleflmeyi sürdürürken Floransa - Dünya halklar›n›n hedefinde önAmerikan sald›rganl›¤›na ve kürecelikli olarak Irak vard›. selleflmeye karfl› enternasyonal direnifli


ABD, Irak’a sald›r›s›n› meflrulaflt›rabilmek için tehdit, demagoji, flantaj her yola baflvurdu. Tehditlerini “BM karar› olmazsa da sald›r›r›m” Venezüella - Amerikanc› darbeyi noktas›na vard›rd›. Ama püskürten anti-emperyalist direnifl “beklenen” sald›r› gerçekleflmedi. 11 Eylül eylemlerinin üzerine oturttu¤u terör demagojisiyle, Afganistan sald›r›s›n› nisbeten emperyalist dünyan›n daha genifl bir onay›yla gerçeklefltiren ABD, Irak konusunda bu onay› bulamad›. Bunda emperyalistler aras› çeliflkiler kadar, dünya halklar›n›n çok yayg›n bir biçimde Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ç›k›fl› da belirleyici oldu. ABD emperyalizmiyle Avrupa emperyalizmi aras›ndaki iliflki ve çeliflkiler esas olarak fazla bir ilerleme veya gerileme göstermeden varl›¤›n› sürdürürken, ABD, Irak konusunda Avrupa’dan bekledi¤i deste¤i bulmakta zorland›. Avrupa emperyalistleri -‹ngiltere d›fl›nda- gerek kendi halklar›n›n karfl› ç›k›fl›, gerekse de Ortado¤u’ya iliflkin farkl› hesaplar› nedeniyle, Irak’a sald›r›da fazla hevesli davranmad›lar. Y›l sonuna do¤ru, ABD aç›klad›¤› “Ulusal Güvenlik Stratejisi”yle, imparatorluk politikalar›n› daha aleni hale getirdi. Bu “strateji”de ABD, tek belirleyici askeri güç olaca¤›n›, baflka bir ülkenin ayn› seviyeye gelmesine izin vermeyece¤ini, Amerikan ç›karlar›n› korumak için baflka ülkelerde (o ülkelerin izin ve onay›n› almadan) seçti¤i hedefleri vuraca¤›n›, “onlar sald›rmadan” sald›rma yöntemini benimsedi¤ini ilan etti. Bu, emperyalizmle dünya halklar› aras›ndaki çeliflkinin, en az›ndan bugün için pratik olarak ABD ve dünya halklar› aras›ndaki çeliflki olarak flekillenece¤ini de ortaya koyuyordu.

ki, dünyadaki adaletsizlik, yüzy›l boyunca olmad›¤› kadar, bu on y›l içinde büyümüfltü. On y›l, dünyan›n sömürge, yeni-sömürge ülkelerinin iyice yoksullaflt›¤›, dünya halklar›n›n iflsizlik ve açl›¤›n kuca¤›na at›ld›¤› bir dönemdi. “Tek kutuplu dünya”n›n, dünyay›, on y›l öncesinden daha adil, daha özgür, daha demokratik bir duruma getirmedi¤i çok aç›k bir biçimde ortadayd›. Denilebilir ki, önceki y›llarla k›yasland›¤›nda, emperyalist bas›n-yay›n organlar›nda “küreselleflme propagandas›” oldukça büyük bir güç kaybetti. Özellikle Afganistan sald›r›s›ndan sonra, burjuva medyadaki Amerikanc› ve Avrupac›lar, küreselleflmenin kaç›n›lmazl›¤›, küreselleflmenin sa¤layaca¤› ekonomik imkanlar, küreselleflmenin getirece¤i demokratikleflme üzerine eskisi kadar rahat yazamaz oldular. Ayn› fley, belli ölçülerde “terör demagojisi” için de geçerliydi. ABD’nin 11 Eylül’ün ard›ndan ilan etti¤i “teröre karfl› mücadele”nin flu veya bu örgütlerle, flu veya bu eylemlerle ilgili olmay›p, Amerikan imparatorlu¤unun hegomanya mücadelesi oldu¤u, bizzat ABD’nin sald›r› ve aç›klamalar›yla daha net görülmeye bafllad›. Herkes gördü ki, ABD, bu gerekçeyi, petrol, silah sanayini çal›flt›rmak, dünyan›n kaynaklar›na el koymak için kullan›yordu. Herkes gördü ki, “teröre karfl› mücadele”nin bizzat Amerika’daki, Avrupa’daki hedefi, yabanc›lar, müslümanlar, iflsizler, muhalif güçlerdi. “Teröre karfl› mücadele” ad›na bu ülkelerde ç›kar›lan yasalar, halka yöneliyordu. Bu ülkelerde silahl› temelde mücadele eden örgütler de yoktu, ama peflpefle “terör yasalar›” ç›kar›l›yordu. Ama tüm bunlar›n ötesinde, terör demagojisini as›l zay›flatan bizzat ABD’nin sald›rganl›ktaki pervas›zl›¤›yd›. Özellikle Irak’a sald›r› konusunda tüm dünyaya meydan okuyup, ülkeleri defalarca aç›kça tehdit etmesi, kendini hiç bir uluslararas›

Küreselleflme propagandas› ve terör demagojisi kendi kendini eriten bir mekanizmaya dönüfltü Küreselleflme, AÇ b›rak›yordu. Bu ç›plak, tart›fl›lamaz bir gerçek durumundayd›. Ki mse “açl›k edebiyat›” yap›l›yor da diyemezdi; çünkü açl›¤›n rakamlar›, bizzat emperyalist kurumlar taraf›ndan da teyid edilmifl rakamlard›. “Küreselleflmenin on y›l›”na ait rakamlar gösteriyordu

Nepal - Ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm yolunda gerilla savafl›, ülkenin dört bir yan›n› sarm›fl durumda. Terör demagojisi da¤lar› altedemiyor. Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

27


kurumun kararlar›yla, uluslararas› hukuk kurallar›yla s›n›rlamayaca¤›n› ilan etmesi, as›l terör uygulayan›n, halklar›, ülkeleri, devletleri sindirmeye çal›flan›n kim oldu¤u noktas›nda soru iflaretlerini büyüttü. “Terör nedir, terörist kimdir?” noktas›nda emperyalist propagandan›n etkisi elbette Türkiye Yenilmezli¤in, daha bir süre devam edecekkuflatmalar alt›ndaki iradenin, tir, ama bugün umudu sürdürmenin, devrimde için en az›ndan ›srar›n korteji... hangi ülkeye ait ABD’nin sald›rganl›¤›n›n “teröoldu¤u yaz›ls›n. re karfl› mücadele” olmad›¤› konusunda dünyan›n kafas› oldukça aç›lm›flt›r.

Dünya halklar›n›n tepkisi, IMF ve Savafl üzerinde yo¤unlaflt› Y›l boyunca, dünya halklar›n›n gündeminde IMF’ye, küreselleflmeye ve Amerika’n›n Irak sald›r›s›na karfl› mücadele vard›. Diyebiliriz ki, 2002, dünya çap›nda, dünya halklar›n›n antiemperyalist (daha özel olarak ise anti-Amerikan) düflüncelerinin ve eylemlerinin artt›¤›, yay›ld›¤›, kitleselleflti¤i bir y›l oldu. Bu çerçevede dünya çap›nda pek çok eylem gerçeklefltirildi. Kimileri yüzbinlerin kat›l›m›yla, kimileri ayn› anda yüzlerce yerde birden yap›lmas›yla öne ç›kt›. Latin Amerika ülkelerinde yap›lan bir çok seçimin sonucunu halk›n IMF’ye karfl› öfkesi ve tepkisi tayin etti. Amerika bu seçimlerin hemen hepsinde, IMF’ci güçlerden, kontra iktidarlar›ndan yana çeflitli biçimlerde ülkelerin “iç ifllerine” müdahale etti. Ama genelde Amerikan müdahaleleri ters tepti, ABD’nin istemedi¤i adaylar seçimleri kazand›. Sözkonusu adaylar, daha çok düzen içi çözümlerin, reformist tercihlerin adaylar› olsalar da, halklar›n bu tepkisi ABD’nin ve IMF’nin egemenli¤ini flu veya bu ölçüde zay›flatm›fl oldu. Amerikan›n müdahale etti¤i ülkelerden biri de Venezüella’yd›. Amerikan politikalar›na boyun e¤meyen, Küba’yla iyi iliflkiler gelifltiren Venezüella iktidar›na karfl›, darbe düzenlendi ama belki de

28

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

Latin Amerika tarihinde ilk kez, bir darbe, püskürtüldü. Venezüella’daki iktidar mücadelesi halen sürüyor. Bunlar›n d›fl›nda, Nepal’den Kolombiya’ya çeflitli ülkelerde gerilla savafl› belli bir geliflim gösterdi. Filistin direnifli ise, tüm kararl›l›¤›yla sürüyor. ABD’nin ve Avrupa’n›n deste¤indeki ‹srail, y›l boyunca Filistin’de say›s›z katliam gerçeklefltirdi, ama Filistin direniflini geriletemedi.

Türkiye; oligarflinin siyasi krizi ve k›r›lamayan direnifl! Oligarflinin yönetememe krizi 2002 boyunca çok çeflitli biçimlerde kendini gösterdi. 57. hükümet emperyalistlerin, MGK’n›n, TÜS‹AD’›n çeflitli aç›lardan müdahil oldu¤u bir operasyonla düflürülüp yerine “tam IMF’ci, tam AB’ci” bir iktidar getirilmek istendi. Bu niteli¤e uygun iktidar›n bafl›nda Kemal Dervifl ve ‹smail Cem olacakt›. Ama operasyon bir yan›yla baflar›ya ulaflamad›. Kriz daha da derinleflti. Oligarfli krizden ç›k›fl› seçimlerde buldu ve erken seçim karar› al›nd›. 3 Kas›m’a kadar IMF politikalar› eksiksiz uygulanmaya devam edildi. AB’nin istedi¤i say›s›z yasa ç›kar›ld›. Ecevit-BahçeliY›lmaz hükümeti, “en iflbirlikçi hükümet” s›fat›n› 2002 boyunca da de¤ifltirmedi. Bütün bu politikalar uygulan›rken, oligarflinin tasfiyecilik politikalar›n›n sendikalar, demokratik kitle örgütleri üzerinde ne kadar etkili oldu¤u bir kez daha a盤a ç›kt›; bu politikalara karfl› güçlü, sürekli bir direnifl gerçeklefltirilemedi. Pek çok sol, demokrat, ilerici güç, tam tersine oligarflinin “AB’cilik” politikalar›na yedeklendi, ayn› flekilde kitleleri Avrupa’y› çözüm olarak görmeye yönlendirdi. Hükümetler düfler, hükümetler kurulurken, seçimler yap›l›rken, AB tart›flmalar› ortal›¤› kas›p kavururken, Türkiye’nin gündeminden 2002 boyunca hiç ç›kmayan fley ise, F tipi hapishanelere karfl› direniflti. 2002 boyunca 20 flehit daha verildi direniflte. Onlarca devrimci tutsak da flehitlerinden devrald›¤› bayra¤› tafl›mak için ölüm orucuna yatt›. 2002, F Tipleri çerçevesinde, oligarflinin hem devrimci harekete, hem tüm demokratik muhalefete karfl› bask›y› bütün y›l boyunca sürdürmesine ra¤men, Türkiye devrimci hareketinin, gücünü ve yenilmezli¤ini gösterdi¤i y›l oldu. 1 May›s alan›ndaki tablo, bunun tablosuyFilistin - Direnen halkdu. Süren direnifl bunun ifadesidir. lar›n yenilmezli¤inin an›t›!


Halk Fuhufla Karfl› Ç›kt›, Polis Sahiplendi 5 Kas›m 2001’deki katliam›n bir hafta sonras›nda Küçükarmutlu Hasan Özdemir komutas›ndaki binlerce polisle iflgal edilip, mahalleye karakol yap›ld›¤›nda; Armutlu’nun ‹stanbul’un en temiz mahallesi oldu¤unu, bundan sonra pisli¤i polisin üretece¤ini söylemifl ve Özdemir’in “buray› Gazi gibi yapaca¤›z” sözünün de yozlaflt›rma demek oldu¤unu anlatm›flt›k. (Nitekim bu s›ralar Gazi Halk Meclisi her hafta düzenli olarak mahalledeki h›rs›zl›k, fuhufl, çete vb. yozlaflmaya karfl› yürüyüfller yap›yor.) Armutlu halk› da mahallelerinde fuhufl yuvas› istemedikleri için, en do¤al tepkilerini göstererek, bir grup kad›n 15 aral›k günü bir fahifleyi dövüyor. Ne varki bunda, her mahallede yaflanabilir, halk elbette namusuna sahip ç›kacakt›r diyebilirsiniz. Ama buras› Armutlu. Ayn› gün evler bas›ld›, ilgisi olmayan kad›nlar, genç k›zlar gözalt›na al›nd›. FAH‹fiEYE ve FUHUfiA SAH‹P ÇIKMA OPERASYONU üç gün sürdü. Önce Küçükarmutlu’da çocuk park› y›k›larak yerine yap›lan polis karakolunda sorguland› kad›nlar, serbest b›rak›ld›lar. Ard›ndan terörle mücadele polisleri devreye girdi. Nas›l olurdu da, yozlaflt›rmak istedi¤imiz bir mahallede fuhufla karfl› ç›k›l›r diyerek, kad›nlar›m›z›n, k›zlar›m›z›n ahlaks›zl›¤a tav›r almas›n›n alt›ndan “örgüt” ç›kar›verdi. (bu konuda yetenekli ve tecrübelidir ‹stanbul polisi) Gözalt›na al›nan kad›nlardan ikisi ç›kar›ld›klar›

“Örgüt ad›na haraç toplayan”kim?! Polis kaynakl› gazete ve TV haberlerinde s›k s›k duyar›z; “örgüt ad›na haraç toplayan...” diye bafllayan ifadelerle, devrimcileri karalama, haraçç›, gaspç›, çete gibi gösterme amaçl› haberleri. Yüzlerce örne¤i bilinir, ama en son bas›na da yans›yan bir örne¤i bakal›m. Kimmifl haraçç›, kimmifl devrimcilerin ad›n› kullanarak haraç alanlar. “DHKP-C’liyim dedi eski polis ç›kt›” 19 Aral›k 2002 tarihli Milliyet’teki k›sa bir haberin bafll›¤›yd› bu. ‹stanbul’da Kartal ve Maltepe’de haraç toplayan, “ifladamlar›n›n” iflyerlerine molotof kokteyli atan ve haraç istediklerine, kendisini "DHKP-C Marmara bölge sorumlusu" olarak tan›tan eski polis Mahmut Beyazkaya suçüstü yakaland›. Eski ya da halen görevini sürdüren; bu ülkede haraçtan, rüflvetten sözedildi¤i yerde mutlaka polis karfl›n›za ç›kar. Hem ceplerini doldur, hem de devrimcileri flaibe alt›nda b›rak; polisin bilinen yöntemidir. Devrimcilerin ad›n› kullanarak haraçlar toplayan, her türlü pisli¤i yapan da bunlard›r.

DGM’ce tutukland›lar. Okmeydan›’ndan, Gazi’den ve daha onlarca gecekondudan uyuflturucuya, fuhufla, barlara, pavyonlara sahip ç›kan›n polis oldu¤u yaflanarak görülmüfltü; flimdi Armutlu’da resmen eklendi. Mahalleye “huzuru getirece¤iz” diyerek katliam yapan Hasan Özdemir’in polis karakolunun da ne ifle yarad›¤› daha bir aç›kl›¤a kavuflmufl oldu. Küçükarmutlu’nun devrimciler taraf›ndan kuruldu¤u 1980’li y›llar›n›n ortalar›ndan polisin iflgal eti¤i güne kadar yaflanmayanlar bir y›lda yafland›. Kavga, b›çaklama ve polisin önünde nöbet bekledi¤i fahifleler...

“Armutlu onuru, namusu ile yaflayacak” Ev bask›nlar› ve gözalt›lar üzerine Armutlu cemevinde bir aç›klama yapan Armutlu halk›, adli bir olay›n siyasi gibi gösterilerek Armutlu halk›na bask› uyguland›¤›n› belirtti ve “Küçükarmutlu halk› bu bask›larla susturulamaz. Boyun e¤mez. Bizler onurumuz ve namusumuz ile yaflamaya devam edece¤iz” dedi. Aç›klama s›ras›nda konuflan Armutlululardan biri, “evimizden tek bafl›m›za soka¤a ç›kam›yoruz. Üzerimizde çok yo¤un bask› var. Çok k›sa bir süre önce bir b›çaklama olay› oldu. Polis olay› bilmesine karfl›n müdahale etmezken böyle bir olayda do¤rudan ya da dolayl› olarak fuhuflu destekliyor. Biz mahallemizde ahlaks›zl›k, fuhufl istemiyoruz." dedi. Gözalt›na al›nanlar›n serbest b›rak›lmas›n›n istendi¤i bas›na da¤›t›lan aç›klamada da, “Küçükarmutlu'da polisin ifli ahlaks›zl›¤›, fuhuflu korumak m›?” diye sorularak, “fuhufl yuvas›n›n ve fahifleli¤in hamisi kesilen polislerle mahallemiz insanlar› üzerinde terör estirilmeye bafllanm›flt›r” denildi ve olay›n DGM kapsam›na al›nmas› için de flu de¤erlendirme yap›ld›; “Yani deniyor ki fuhufla, uyuflturucuya karfl› olmak terör. Denilmektedir ki; b›rak›n bu pislik sizi sars›n, çocuklar›n›z› zehirlesin. ‹flte yap›lan budur. Ahlaks›zl›¤a, fuhufla karfl› ç›kmak teröristlik de¤il, bunlar› korumak teröristliktir.” Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

29


Ö⁄RET‹YOR Ö⁄REN‹YOR

IMF, MGK, Denktafl ve YÖK AKP

hiçbir anlam› yok. Anlam› olan ve alenileflen, AKP’nin de tökezleye tökezleye, burnunu sürte sürte de olsa, h›zla ö¤rendi¤idir.

IMF müfettifli Kahkonen; “Önce ö¤retece¤iz, sonra niyet mektubunu alaca¤›z.” (bas›ndan) Generaller: “Hükümet program›nda ‘Toplumsal meflruiyete dayal› yeni anayasa yap›lacakt›r’ diyorsunuz... Bu cümle mevcut anayasan›n meflru olmad›¤› anlam›na m› geliyor? ‘Toplumsal meflruiyet’ ifadesiyle Cumhuriyet’in temel niteliklerine karfl› bir aray›fl m› var?” A. Gül: “Bizim her söylemimiz ve davran›fl›m›zdan baz› sonuçlar ç›kar›ld›¤›n›n ve kuflku duyuldu¤unun fark›nday›z. Ancak bu kuflkular yersizdir. Biz Cumhuriyet ilkelerine gönülden ba¤l› bir ekibiz. Cumhuriyetin temel niteliklerinden sapmayacak bir kadroyuz. “ (Kas›m ay› MGK toplant›s›) KKTC Cumhurbaflkan› Rauf Denktafl; “Hükümet ilk bafllarda salland›. Tereddüt etti, daha yerine tam yerleflmemiflti. Hallettik.” (bas›ndan) YÖK Baflkan› Kemal Gürüz: “Acil eylem plan›nda üniversiteleri siyasi güçlerin kontrolüne sokulacak düzenlemeler var. Uygulamayaca¤›z.” Milli E¤itim Bakan› Erkan Mumca: “O ifadeler plana sehven (yanl›fll›kla-yan›larak) girmifltir. *** fiu diyaloglara, aç›klamalara bak›n. Basiretsiz, hiçbir kiflili¤i ve kimli¤i olmayan bir iktidar›n aczinin resmini hiçbir yoruma gerek b›rakmadan ortaya ç›kar›yor bu aç›klamalar. Sistemin gerçek sahipleri al›yor karfl›s›na AKP iktidar›n› kimisi “sert”, kimisi “tatl›l›kla” ö¤retiyor. Peki nedir bu ö¤retti¤i? Bizim düzenimizde hükümet olacaksan, bizim dediklerimizi yaparak olabilirsin. Tek tek hangi konuda nas›l davranaca¤› iyice bir belletiliyor. Öte yandan Tayyip Erdo¤an ve gölge baflbakan A. Gül istedi¤i kadar grup toplant›lar›nda esip gürlesin, “kimse bizi kafa tutmaya zorlamas›n” diye tribünlere oynas›n, 30

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

IMF Nas›l Ö¤retti? Geçti¤imiz hafta bas›nda flöyle bir haber yerald›: “Kahkonen baflkanl›¤›ndaki IMF heyeti, gözden geçirmeler için ülkemize geldi...” Son derece rutin, al›fl›ld›k bir haber art›k bu. Bu defakinin tek farkl›l›¤›, IMF’nin karfl›s›ndakilerin de¤iflmifl olmas›. Masada bu kez bürokratlar›n yan›nda AKP’li bakanlar olacak. Ama IMF’nin içi rahat. Çünkü, bizzat AKP bakanlar›ndan Ali Babacan ve Abdüllatif fiener “IMF’yle anlaflamad›¤›m›z bir husus yok” aç›klamas›n› yapt›lar. AKP, baflta “Faiz d›fl› fazla” konusunda IMF öngörülerinin biraz d›fl›na ç›kma niyetini ortaya koyunca, IMF bürokratlar›ndan ilk z›lg›t› yedi ve ertesi gün çark ettiler. Burjuva bas›nda yer alan bilgilere göre, IMF heyeti bu ziyaretinde AKP’yle görüflecek ama yeni bir niyet mektubu imzalanmayacakt› (öyle de oldu). Bizzat Kahkonen’e atfen yaz›ld›¤›na göre, IMF müfettifli, “Önce ö¤retece¤iz, sonra niyet mektubunu alaca¤›z” diyor. Anlafl›lan o ki, AKP bu görüflmelerde bu “ö¤renme sürecini” bir güzel yaflad›. Ardarda toplant› ve birifinglerle MGK ö¤retiyor, Genelkurmay ö¤retiyor, IMF ö¤retiyor. Denktafl alenen “anavatan›n›n” hükümetini afla¤›l›yor, ö¤retti¤ini söylüyor. Ne dedikleri belli; Genelkurmay diyor ki, öyle bize sormadan türban, hak ve özgürlükler, K›br›s’ta çözüm falan demeyin. IMF diyor ki, bizden habersiz bir tek liray› flu kasadan al›p ötekine koyamazs›n›z, deyip, Türkiye Cumhuriyeti Baflbakan›, bakan› imzal› belgeleri seriyorlard›r AKP’lilerin önüne. Haklar›n› teslim etmek gerek. AKP oldukça h›zl› ö¤reniyor. Oldukça h›zl› bir biçimde, ö¤retilenlere uyum sa¤l›yor. Biraz ö¤renme özrü olan bakanlar›n, AKP yöneticilerinin söyledikleri, hemen ertesi gün IMF, MGK dersini ezberlemifl AKP’liler taraf›ndan düzeltiliyor. Uyum sa¤lad›kça halk›n gözünde y›pran›yor, ö¤rendikçe ona oy verenlerden “elim k›r›lsayd›” diyenlerin say›s› ço¤al›yor. Ö¤rene ö¤rene, Türkiye tarihinin en h›zl› y›pranan iktidar› ünvan›na kavuflmalar› kimseyi flafl›rtmas›n.


Ba¤›ms›z Türkiye

“Türkiye üç kocal› Hürmüz’e döndü. Birinci kocam›z IMF. ‹kinci kocam›z AB. Üçüncü kocam›z ABD. Bundan sonra hayat›m›z bu üç kocay› gücendirmemek için taviz vermekle geçecek.” (Güngör Uras, 25 Aral›k milliyet)

Ba¤›ms›zl›k, kendi topraklar›n üzerinde hükümran olmakt›r Milliyet’ten Güngör Uras’›n kendi dilinde anlatt›¤› bu gerçe¤in eksi¤i fazlas› var m›? Söylenecek tek fley; bu durumun yeni olmad›¤›, ony›llard›r bu ülkenin yönetenleri de¤iflmesine ra¤men “üç kocal› Hürmüz” olmaktan kurtulamad›¤›d›r. Ki sömürge ülke olma gerçe¤i de ony›llara dayanan bu ba¤›ml›l›k sayesinde flekillenmektedir. Ve yine bu ba¤›ml›l›k sayesindedir ki, Türkiye bugün Irak’a Amerikan sald›r›s›na “mecburuz” diye diye çeflitli biçimlerde kat›lmaya haz›rlanmaktad›r. Anlat›ld›¤› gibi, sald›r› “yan›bafl›m›zda olaca¤›ndan...” ya da “kurulabilecek bir Kürt devletinin Türkiye’nin bütünlü¤üne zarar verece¤inden” de¤ildir bu “mecburiyetin” nedeni. Esas olarak Amerika oligarflinin elini kolunu öyle bir ba¤lam›flt›r ki, emperyalistlerin iste¤i d›fl›nda tek bir ba¤›ms›z politika, tek bir karar alabilmesi mümkün de¤ildir. Hele bu Amerika’n›n devas› ç›karlar›yla yeniden flekillendirmeyi hesaplad›¤› Ortado¤u’nun iflgaliyle ilgili bir durumsa, hiç alamamaktad›r. “AKP zor durumda” diye yaz›l›p söylenen de iflte bu durumdur. Peki, en genel tan›m›yla “ba¤›ms›zl›k” nedir? Ba¤›ms›zl›k, kendi topraklar›n üzerinde hükümran olmakt›r, kendi kaderin hakk›nda kendin karar verebilmektir. Var m›d›r böyle bir durum? Tam tersi bir durum en koyu haliyle yaflanmaktad›r bugün. 1950’lerden bu yana yokedilen iflte budur. 1970’lerden bu yana devrimcilerin dile getirdi¤i ve savafl›n› verdi¤i iflte bu gerçektir. “Yaflas›n Tam Ba¤›ms›z Türkiye” sloganlar›yla idam sehpalar›na ç›kar›lanlar›, kendi bedenini tutuflturarak ayn› slogan› hayk›ranlar› katledenler de, iflte bu tablonun de¤ifltirilmesinin önündeki en büyük engellerdir. Kimdir bunlar? “Millicilik” palavlar› ile halk›m›z› aldatan ve emperyalistler ad›na topraklar›m›z› iflgal eden or-

du’dur, gelip giden, siyasi yelpazenin fluras›nda, buras›nda yer alan partilerin hükümetlerdir.

“Amerika bize yard›m ediyor”dan “Üsleri vermezsek kredi kesilir”e IMF’den kredi geliyor, Amerika bize flu kadar yard›m yap›yor diye diye, Marshal yard›mlar›ndan bu yana ony›llard›r borç bata¤›na bat›r›lman›n sonucu, bugünkü tablodur; “üç kocal› Hürmüz”dür. Borçlar bir ülkenin talan edilmesinin yolunu açarken, öte yandan bugün Irak’a sald›r› haz›rl›klar›nda oldu¤u gibi, ç›karlar› için kiral›k asker olarak kullan›lmas›n›n, topraklar›n›n Amerikan üssü haline getirilmesinin de önünü açar. Al›nan borçlar›, IMF kredilerini matah bir fleymifl gibi y›llard›r anlatanlar iflte bu uflakl›¤›n propagandas›n› yapmaktad›r. Ve tablo sadece bizim ülkemize has de¤ildir, bütün sömürge ülkelerin, IMF’ye ba¤›ml› hale getirilen ülkelerin “kaderi”dir. “Kader” bu zincirlerin kopar›lmas›yla de¤iflebilir ancak.

“IMF bizim için Türkiye’yi sat›n ald›!” Bu söz emperyalist bas›nda yerald›¤›nda, hiçbir hükümet yetkilisi, hiçbir generalin itiraz› olmam›flt›. (Generallerin, ünlü spekülatör Soros’un “Türkiye’nin en iyi ihraç mal› ordu’dur” sözüne de g›k› ç›kmad›.) Aylar önce söylenen bu söz, Irak vesilesiyle söylenmiflti. ‹ktidarda DSP-MHP-ANAP hükümeti vard›. Bugün tek bafl›na AKP var. De¤iflen bir fley var m›? Yok! Emperyalizme göbe¤inden ba¤›ml›lar, ne milliyetçi, ne islamc›, ne ulusalc›, ne ümmetçi olamazlar. Onlar her durumda, ABD’nin yan›nda, halk›n, ulusun, ümmetin, karfl›s›ndad›rlar. Avrupa karfl›s›nda “bafl› dik” oldu¤u palavralar› atan AKP de “üç kocal› hürmüz”ün son yöneticisi olarak bu gerçe¤in en kaba parças› olmufltur. Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

31


Yönetenler “sorun çözüyor”! Kim yönetiyor? Bir görünen iktidar; AKP, bir de görünmeyen iktidar; genelkurmay yönetiyor. Her ikisininde sorunlar›n çözümüne yaklafl›mdaki kafa yap›lar› (ki özünde Susurluk devletinin politikas›d›r) kendilerine has farkl›l›klarla birlikte, ayn›d›r.

General “Türban Sorunu” Çözüyor Türban konusunda AKP hükümeti oyalama, aldatma politikas›n› sürdürürken, “çözümü” generaller bulmufl! MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer K›l›nç, Radikal'e yapt›¤› de¤erlendirmede, türban sorununun çözümü için sorunun nedenlerine bakmak gerekti¤ini söylüyor. Buraya kadar konuflan›n bir bilim adam›, en az›ndan gerçekten sorun çökmek isteyen biri oldu¤u düflünülebilir. Ama o kafa “sorunun kökeni”ni ve çözümünü bak›n nas›l görüyor; “‹mam hatip okullar›na k›z ö¤renciler al›nmad›¤› takdirde sorun kökten çözülür.” Buyurun size sorunun nedeni ve çözümü! Üniversitedekini nas›l “kökten” çözecek? Onlar› da YÖK okuldan atar, kemalist prof’lar ikna odalar›na al›r, böylece sorun çözülür de¤il mi! Kafa nas›l bak›yor görüyor musunuz; Sorunu yaratan› yokedersin, böylece sorun çözülmüfl olur. Bu kafa nazilerden bu yana faflizmin mant›¤›d›r. Generallerin toplumsal her soruna bak›fl› budur. Hak ve özgürlüklerini, ulusal haklar›n› isteyeni susturmaya, “terör” deyip yoketmeye çal›fl›r, olmazsa cuntalar yapar, “üçünü beflini as›p yola getirir”. Tüm halk›n kendisi gibi düflünmesi için, olmad›k zulümler uygular. Düflüncelerimle yaflamak istiyorum, faflist devletin ideolojisini reddediyorum diyen olursa da, 19 aral›kta oldu¤u gibi diri diri yakar. (Bu da nazilerden mirast›r bu kafaya.)

Erdo¤an “Kürt Sorunu” Çözüyor AK lideri Tayyip Erdo¤an Moskova ziyaretinde Zülfikar Baran adl› bir Kürt iflçi ile konufluyor. 25 aral›k tarihli bas›ndan aktaral›m: Zülfikar Baran; “Kürt sorununu çözülmesini istiyoruz.” 32

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

Erdo¤an; "’Sorun var’ diye inanmayacaks›n, 'yok' diye inanacaks›n. 'Sorun var' diye inanacaksan sorun olur, 'yok' dersen sorun ortadan kalkar. 'Yok böyle bir sorun' diyorum, olmas›n› da istemiyorum. Siirt'ten evliyim, huzurluyum. Böyle yaklafl olaya. Türkiye'de bölgeler ve insanlar aras›nda herhangi bir ayr›m yapmazsan, kardeflçe, elele 'bir ve beraberiz' dersen problem olur mu?” Zülfikar Baran; "Bunu pratikte biliyorum da...” Erdo¤an; “'Biz kardefliz' diyeceksiniz. Ben seni Allah için seviyorum”... (Zaten O, Bush’un savafl›na da “ayn› allaha inand›klar› için” destek oluyor!) K›saca; sorunu yok sayars›n, böylece sorun çözülmüfl olur. Bu kafan›n yönetti¤i ülkede hangi soruna çözüm bulunabilir. fiimdilerde netameli hangi konu varsa “yok böyle bir sorun” deyip görmezden gelme politikas› izliyorlar. F tipleri bunun en çarp›c› örne¤i, türban ona keza. Hak ve özgürlükler AB’ye havale. Generallerin kafas›yla AKP iktidar›n›n kafas› aras›ndaki tek fark›, birincilerin sorunu katliamla yasakla yok etmesi. Gerçe¤iyle, görüneniyle bunlar›n yöneti¤i bir ülkede halk›n hiçbir sorunu çözülmez. Kan, katliam ve aldatman›n d›fl›nda halka verebilecekleri hiçbir fley yoktur.

Bu Generaller Yönetiyor! Katliamdan, iflgalden, baflka bir fley düflünemiyor. Halk yok kafalar›nda, insan yok. Irak’a sald›r›ya iliflkin eski Genelkurmay ikinci baflkan› Çevik Bir’e göre Amerika’ya üç soru sorulmal›ym›fl: 1Beni savafl›n hakl›l›¤›na inand›r. 2- Irak’a girdekten sonra orada kalacak m›s›n, kalmayacak m›s›n, bunu aç›kla (Bir, kalmas›ndan yana.. kalmamas› Türkiye’nin zarar›na olurmufl!) 3- Saddam sonras› uniter devlet mi, federasyon mu düflünüyorsun, güvence ver. Çevik Pafla’ya göre... Amerika isteklerimizi karfl›lar, sa¤lam güvenceler getirirse, Ankara’n›n savafla girmek için tereddüt etmemesi gerekir. Koflullar istedi¤imiz gibiyse, bu savafltan biz büyük kazançlar sa¤layarak ç›kar›z...” (Tufan Türenç, 25 Aral›k ‘02 Hürriyet) Çevik Bir’in tek derdi kazanç! Ölecek Irak’l›lar, Türk askerleri onun umurunda bile de¤il. Ve bu kafa tüm generallerin kafas›d›r. Ve bu kafa kanla katliamla ülkeyi yöneten, devrimcileri yoketmek için her türlü zulmü uygulayan kafad›r.


Çankaya’daki Genelkurmay! Cumhurbaflkan› A. Necdet Sezer, Tayyip Erdo¤an’›n yasa¤›n› da kald›racak olan anayasa de¤iflikli¤ini veto etti; “kifliye özel düzenleme olmaz” dedi, veto gerekçesi olarak da! Tek bafl›na ald›¤›n›zda, “hukuka uygun... hakl›” denilebilir de bu gerekçeye. Lakin gerçe¤in böyle olmad›¤›n› söylemek için hemen akla gelen, bilinen iki sebep saymak mümkün. Birincisi; Bütün hukuki, yasal düzenlemeler esasen bir vesile ile yap›l›r. Bir olay, bir örnek oluflur ve oradan yola ç›k›larak yeni bir yasal düzenleme yap›larak benzer örneklerin yaflanmamas› sa¤lan›r. Ve bunda da öyle gayri hukuki olan bir durum da yoktur. Ancak bizim esas olarak tart›flaca¤›m›z, bu de¤ildir. Sezer’in sorununun hukuk olmad›¤› köflke oturdu¤u günden bu yana çok net olarak ortaya ç›km›flt›r, bu nedenle gerekçesi hukukun limanlar›na s›¤›nan, daha do¤rusu s›r›tan bir gerekçedir. Hat›rlay›n; Sezer köflke ç›kt›¤›nda kimileri nas›l hukuk devleti olaca¤›m›zdan sözetti bolca. Liberalinden, demokrat›na, islamc›s›ndan orta-k›y›-köflekenar soluna kadar bu de¤erlendirmeye kat›l›nd›. Olmayaca¤›n› söyledik. Çünkü bu düzeni tan›yoruz biz. Nitekim k›sa sürede devlet Sezer’i e¤itti; Hukuk devleti dersleri veren bir Anayasa Mahkemesi baflkan›ndan deriniyle, ‘s›¤’›yla, Susurlu¤uyla “devletin tepedeki koruyucusu”na dönüfltü Sezer. Her f›rsatta bu dönüflümün örneklerini

sergiledi. Örne¤in, “hukuk devleti”nin bafl›ndaki “hukukçu” bu ülkenin hapishanelerinden düzinelerce ölüm ç›kmas›na karfl› ç›kmad›, aksine MGK’da katliam karar› al›n›rken, onay verdi. Gerçek yüzünü ise, üç befl sakat kalan insan› “affederek” gizlemeye çal›flt›. T›pk› hukukun “H”sinin olmad›¤› bir devletin bafl›ndaki insan olarak karar› veta etmesindeki gerçe¤i “hukuki” gerekçe ile gizlemeye çal›flmas›ndaki gibi. Peki nedir vetonun ard›ndaki gerçek? Tayyip Erdo¤an’›n, genelkurmay›n iste¤i ve Susurluk devletinin politikalar› çerçevesinde (en az›ndan flimdilik) baflbakanl›k yolunun t›kanmas›. Sezer bu kararla bir kez daha, Çankaya’daki genelkurmay oldu¤unu göstermifltir. Mekanizmas›na dahil etti¤i Prof’unu, (Aysel Çelikel hat›rlans›n) hukukçusunu “devlet politikas›” diye diye politikalar›n›n savunucusu haline getirmekte ony›llard›r ustalaflan Susurluk devletinin tepesinde oturan, bilinen ad›yla “zirve”yi yöneten isim oldu Sezer. Anayasa f›rlatan Sezer, flimdi Genelkurmay ad›na hükümetlerin önüne “k›rm›z› kitab›” koyacak kadar hukukla, adaletle, halkla iliflkisi olmayan, katliamc›l›¤›ndan, muhaliflerini bask› ve hukuksuzlukla sindirmesine kadar devletin temel geleneklerini savunan, uygulayan bir “devlet” adam› haline gelmifltir.

Cezmi Ersöz’ün do¤mam›fl k›z›na soruflturma! Yazar Cezmi Ersöz hakk›nda Siirt Aç›k Hava Tiyatrosu’nda düzenlenen bir panelde yapt›¤› konuflmadan dolay› Siirt Cumhuriyet Savc›l›¤› taraf›ndan soruflturma bafllat›ld›. Konuflmas›nda anadilde e¤itim gibi konulardan sözeden, kürtçe isimlere dava aç›ld›¤›n› belirten Ersöz için soruflturman›n bir nedeni de flu ifadeleri oldu; “Bir gün k›z›m olursa e¤er ad›n›

Berivan koyaca¤›m.” Büyük bir h›z, bu ne sürat! Anadil hakk›n› savunmas›n› soruflturma konusu yapmakla kalmam›fl koskoca TC’nin savc›s›, bir de do¤mam›fl çocu¤un ad›n› da eklemifl buna. Ya do¤arsa, ya gerçekten Berivan koyarsa! Cezaland›rman›n bir yan› da “cayd›r›c›l›k” de¤il mi; savc› da flimdiden bir Berivan daha olmas›n›n önüne böylece geçmifl oluyor. Faflizmin mant›¤› yoktur. Faflizmin hukukunda da gerçekçilik, bilimsellik aramak bofl u¤rafltan baflka bir fley de¤ildir. Trafik lambalar›n›n ›fl›¤›n› yasaklayan flovenist kafan›n yapt›¤›/yapaca¤› hiçbir hukuksuzluk flafl›rt›c› de¤ildir bu ülkede.

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

33


KAT‹L KALEMLER! Medya... IMF talan›n›n propagandas›n› yapmaktan, Amerikan tekellerinin flakflakç›l›¤›ndan gelinen nokta nihayet aç›ktan Amerikan sald›rganl›¤›n›n propagandas› oldu. Gazetelerin günlerdir manfletlerine bak›n; Amerikan bas›n› m›, yoksa komflusu olan bir halk› katletmeye haz›rlanan, halk›n›n yüzde 97’si Amerika’n›n sald›r›s›na karfl› olan bir ülkenin medyas› m›, belli de¤ildir. Amerika dünya medyas›n› yönlendirmek için rüflvet vermeye haz›rland›¤› haberi üzerine “Türkiye medyas› için gerek yok, onlar›n zaten beyinleri ve ç›karlar› Amerika’dan yana” demifltik. Bu, pazarl›klar›n son an›na geldi¤i flimdilerde bu durum daha da netleflmeye bafllad›. Bas›n›n yay›nlar› Amerikan ç›karlar› do¤rultusundayken, kendine ayd›n, demokrat flu bu diyen köfle yazarlar›n›n tutumu farkl› m›? fiu bu gazetedeki az say›da köfle yazar› d›fl›nda, kimisi aç›ktan yapt›klar› Amerikanc›l›kla, kimisi “baflka çaremiz mi var” teorilerinin ard›na s›¤›narak Amerikan sald›rganl›¤›n› destekliyor. Patronuyla, yazar›yla Türkiye medyas› resmen ve aleni olarak bir halk›n katledilmesinde flimdiden pay sahibidir.

Bir de ak›l veriyor Sat›l›k katilin kaleminden kan daml›yor, bu da yetmiyor, genelkurmaya ve AKP’lilere Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› olan halk›m›z›n nas›l ikna edilece¤inin yolunu da gösteriyor. “CHP’nin de aç›k deste¤ini alarak TBMM karar› almak, çok yo¤un bir kamuoyu oluflturma kampanyas›yla hareketa büyük ço¤unlu¤u karfl› olan halk› kazanmak...” (Güneri Civao¤lu, 25 aral›k 2002 Milliyet) Ony›llard›r sa¤ iktidarlar›n propagandistli¤ini yapan, devrimcilerin katledilmesine alk›fl tutan, “Musul’u Lozan’da alabilirdik, kaybettik flimdi s›ras›” diye iflgalci faflist kafas›n› ortaya döken Civao¤lu yaln›z de¤il. Baflka savafl k›flk›rt›c›lar› da baflka 34

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

gerekçelerle destek veriyor. “'Saddam'›n devrilmesi için Amerika ile iflbirli¤i', Türkiye'nin elinde tuttu¤u ve Avrupa hedefli olarak oynayabilece¤i bir 'koz' mudur? Evet, öyledir. Ustaca oynand›¤› takdirde... ( Cengiz Çandar, 7 Aral›k 2002 Yeni fiafak) Tescilli Amerikanc› kafada insan, halk yok. Her fley ahlaks›z, afla¤›l›k ç›kar hesaplar› üzerinden yürüyor. Yüzbinlerce Irakl›’n›n katledilmesiyle almay› planlad›¤› AB üyeli¤iyle ülkeye “demokrasi” getirecek “demokratlar” bunlar iflte. ‹ktidar›n aç›ktan “zarar›m›z karfl›lans›n” hesab› yapt›¤› ortamda, zaten ahlaks›zl›¤› ve Amerikanc›l›¤› bilinen medyan›n bunu daha ileri götürerek halklar› kumar masas›ndaki pul yerine koymakta sak›nca görmüyor. T›pk› Ertu¤rul Özkök gibi. Özkök, Yaflar Yak›fl’›n üslerin ABD’ye aç›laca¤›n› önceden aç›klamas›n› elefltirdikten sonra flöyle diyor; “Türkiye muhtemel bir Irak savafl›nda üsleri açmayacak m›? Açacak elbet. Ama üslerin aç›lmas› büyük ve zor bir pazarl›¤›n maddesi. O pazarl›k sonuçlanmad›kça Türkiye’nin elindeki kart› önceden vermesi aptall›k olur.” Katilin ahlak› olmaz elbette. Fehmi Koru’nun “bugün yüz tane yazar okudum, sadece bir tanesinin gündemindeydi savafl...” sözleriyle ifade etti¤i, böyle bir savafl durumu yokmufl gibi yapanlar ise baflka bir ahlaks›zl›¤›n temsilcileri. Bir de “ne yapal›m baflka çaremiz yok”çular var. Onlar da katilliklerini, ahlaks›zl›klar›n› bu kisveye s›¤d›rarak gizlemeye çal›fl›yor. “Demokrat yazar” Hasan Cemal bunlardan biri. Cemal, “ABD uysa da uymasa da vuracak, d›fl›nda kalamay›z, girmemiz laz›m” (25 aral›k 2002 Milliyet) diyor. Mehmet Barlas, Gündüz Aktan, M.A. Birand, Y›lmaz Öztuna ve daha onlarcas› gibi. Örnekleri ço¤altabiliriz, ama gereksiz. Hangi gerekçeyle olursa olsun, Amerikan sald›rganl›¤›na destek vermenin, mazur göstermenin bir tek ad› olabilir; KAT‹LL‹K.


20 y›lda 1 milyon kifliye iflkence! Prof. fiebnem Korur Fincanc›: “‹flkenceyi önlemek yerine, iflkence var diyenlerin seslerini k›smaya çal›fl›yorlar.” 23 Aral›k 2002 tarihli Radikal’de yay›nlanan, Nefle Düzel’in Adli T›p Profesörü fiebnem Korur Fincanc›’yla yapt›¤› röportaj, Türkiye’de iflkence gerçe¤ini bir kez daha belgelemifl oldu. Kay›tlar, yirmi y›lda ülkemizde 1 milyon kiflinin iflkence gördü¤ünü ortaya koyuyor. Dikkat edin, “kay›tlar”. Siz buna bir de “kay›tlarda olmayan, kay›tlara hiç geçmeyen” iflkence olaylar›n› ekleyin. “Kay›tl›lar›”, ikiyle, üçle çarp›n, belki o zaman gerçek rakama az çok ulafl›lm›fl olur. Fincanc›’n›n anlatt›klar›nda çarp›c› olan bu rakam da de¤il. Bundan daha önemlisi, bu rakam› ortaya ç›karan devlet gerçe¤i; bu devletin iflkenceyi, iflkenceciyi sahiplenmesi. Devletin iflkenceyi ve iflkenceciyi sahiplenmesinin somut kan›tlar›ndan biri de, fiebnem Korur Fincanc›’n›n Adli T›p Kurumu’ndaki görevinden çeflitli defalar al›nmas›.

karar› veriyor.

Üçüncü kez; Ama Fincanc›’n›n Adli T›p’ta bulunmas› iflkencecileri ve hamilerini rahats›z etmeye devam ediyor. Hele hele, devletin Türkiye tarihinde efli görülmedik bir katliama haz›rland›¤› bir aflamada, onun oradaki varl›¤›na izin verilemez. Bu aflama, 19 Aral›k. “19 Aral›k'taki ölüm oruçlar›yla ilgili cezaevi operasyonu s›ras›nda bana 'Görev süreniz doldu' diye ilk yaz› geldi.” Adli T›p’›n Gereksizli¤i

Baki Erdo¤an, Süleyman Yeter ve 19 Aral›k Fincanc› bir kaç kez Adli T›p’taki görevinden al›n›yor. Birinci kez; Baki Erdo¤an’a yap›lan iflkenceyi belgeleyip rapor haline getirmesi sonucunda görevden al›n›yor. Resmi olarak görevden alma gerekçesi, “görevini yeterince yapmamas›” olarak belirtiliyor; “Zaten müfettiflin de bana ilk sorusu 'Erdo¤an'la ilgili niye böyle rapor verdiniz' olmufltu. As›l neden Baki Erdo¤an'd›. 1996 y›l›yd›, Mehmet A¤ar Adalet Bakan› olmufltu.” Devlet, Adli T›p Kurumu’nu kurmufl, ama onun görevini “iflkencecileri aklamak” olarak görüyor. Aklamayan Adli T›p görevlisi, görevini yapmam›fl say›l›yor.

‹kinci kez; Fincanc› bir süre sonra tekrar Adli T›p'a atan›yor. Ama 2002 fiubat›nda, yine dörtlü kararnameyle (Cumhurbaflkan›, Baflbakan, Baflbakan Yard›mc›s› ve Adalet Bakan›'n›n imzas›yla) görevden al›n›yor. Hukukçu Sezer, bu hukuksuzlu¤u da itirazs›z imzalam›fl. Bu kez gerekçe; iflkencede katledilen Süleyman Yeter’in iflkence gördü¤üne dair rapor vermesi. ‹stanbul Valisi, Fincanc› hakk›nda “polisleri suçlu ç›karmak için çaba harcad›¤›, illegal sol örgüt üyesi oldu¤u, onlar lehine raporlar düzenledi¤i ve sözde iflkencede öldü¤ü iddia edilen Süleyman Yeter'in raporunda bu tarafl›l›¤›n›n son örne¤ini verdi¤i” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuyor. Savc›l›k Fincanc›’n›n ifadesini al›yor, sonuçta takipsizlik

fiebnem Korur Fincanc›, sözkonusu röportajda, Adli T›p Kurumu diye bir kurumun varl›¤›n›n yanl›fl oldu¤unu belirtiyor. “Çünkü -diyor- iflkence devletlerin iflledi¤i bir suçtur. Siz ise, devletin iflledi¤i bir suçu devletin görevlendirdi¤i bir kuruma tetkik ettirmeye çal›fl›yorsunuz. ‹fli çok düzgün yapsa dahi hep bir kuflku olacakt›r.” Fincanc› iflkencenin boyutlar›n› ve toplumda yaratt›¤› sonuçlar› da flöyle özetliyor: “Kay›tlar, son yirmi y›lda Türkiye'de yaklafl›k bir milyon kiflinin iflkence gördü¤ünü bildiriyor. Bu, her altm›fl kifliden biri iflkence görmüfl demektir. ›flkence bir mikrop gibidir. Her altm›fl kifliden birinde hastal›k görürseniz, toplumda çok ciddi bir salg›n hastal›k var demektir. Türkiye'deki durum çok ciddidir.”

Susurluk Devletinin övünülecek baflar›s›! 1920’lerde “anayurdu on y›lda demira¤larla örmekle” övünen cumhuriyet, 1980-90’larda “20 y›lda 1 milyon kifliye iflkence yapmakla” övünen bir cumhuriyet halindedir: Bir kontrgerilla cumhuriyeti, bir Susurluk devleti! Yirmi y›lda, iktidar koltu¤unda oturan Evrenler, Özallar, Çillerler, Demireller, ‹nönüler, Baykallar, Karayalç›nlar, Hikmet Çetinler, Akbulutlar, Erbakanlar, Ecevitler, Bahçeliler, Y›lmazlar, eserinizle övünebilirsiniz. Tayyipler, Abdullah Gül’ler, siz de bu övünce(!) ortak m› olacaks›n›z? “S›f›r tolerans” sözleri, sizi bu övünce(!) ortak olmaktan kurtarmaz; icraat gerek! Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

35


IMF’ci, TÜS‹AD’c› ‹CRAATLARA DEVAM

MEMURA

-ölme sürün diye-

ZAM

Net; 223 milyon!..

IMF ile görüflmeden bir türlü netlefltiremedikleri memurlara maafllar›na zam nihayet aç›kland›. Yoksullar, emekçiler edebiyat›yla halk›n oyunu alan AKP, memur maafllar›nda IMF’nin belirledi¤i s›n›rlar içinde kald›. Da¤ fare do¤urdu ve AKP’nin yoksulluk edebiyat›n›n nas›l sahte oldu¤u da bir kez daha görüldü. Yüzde 6,5 ile yüzde 13,7 aras›nda yap›lan zamlara Kamu-Sen ve KESK tepki gösterirken, KESK Baflkan› Sami Evren, memurun asgari yaflam düzeyi için beklentisinin bu zam olmad›¤›n› söyledi ve demokratik tepkilerini göstereceklerini belirtti. Ancak bu “demokratik tepkinin” ne tür eylemlerle dile getirilece¤ini aç›klamad›. ‹ktidar›n bu zamla milyonlarca memura söyledi¤i çok aç›kt›r; sizin sefaletiniz beni ilgilendirmiyor, ben IMF’nin dedi¤ine bakar›m, siz de ölmeyin sürünün. Ücret tespitlerinin üçer ayl›k sürelere ba¤lanmas› ise bir baflka oyunun habercisi. Bu, hem memurlar›n (ekonomik temelde de olsa) mücadelesini sürekli bir beklenti ile daha da güçlefltiren bir ifllev görecekken esas olarak da maafllar daha s›k› bir flekilde IMF denetimine ve belirlenmesine tabi olacak demektir. Enflasyon oran›, asgari yaflam standart› için gereken ücret araflt›rmalar›na bak›ld›¤›nda devede kulak misal› kalan memur maafllar›ndan bir gün sonra aç›klanan asgari ücret AKP’nin halk›n de¤il, soyguncunun, hortumcunun, TÜS‹AD’ç›lar›n ve IMF’nin iktidar› oldu¤u gerçe¤ini daha da pekifltirir nitelikteydi.

Asgari ücret belirlenirken kuru ekmek mi k›stas al›nd›? Haftalard›r çal›flmalar›n› sürdüren asgari ücret tespit komisyonu, geçen hafta çal›flmalar›n› tamamlayarak asgari ücreti aç›klad›. 36

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

‹ster belediye otobüsü paras› yaps›n asgari ücretli, ister akflam evine kuru ekmek götürsün, isterse çocuklar›n› makarnaya talimat ettirsin... Bafll›ktaki sorumuzun cevab›n›n “evet” oldu¤u kuflkusuz. Çünkü onlar›n program›nda halk yok, yoksullar yok. Varsa yoksa IMF’nin, TÜS‹AD’ç›lar›n taleplerini karfl›l›yor. IMF, TÜS‹AD0 diyor ki; vergileri art›r. AKP Özel Tüketim Vergisi oran›n› yüzde 20 art›rmaya haz›rlan›yor. Yetmiyor, Deprem Vergisine devam diyor. Temsil etti¤i sermaye kesiminin hortumlar›n›n önünü açmak için Mali Milat ve “Nereden Buldun”u erteliyor, rantiyeyi meflrulaflt›r›yor.

‘Sözleflmeli Memur’ IMF ‹ste¤idir Hükümetin emekçi düflmanl›¤› bunlarla bitmiyor. Önümüzdeki süreçte memurlar› çok daha büyük tehlikeler bekliyor. IMF’nin iste¤i do¤rultusunda haz›rl›klar› yap›lan ve Ertu¤rul Yalç›nbay›r tanaf›ndan “devlette çal›flma koflullar›n› ve anlay›fl›n› de¤ifltirece¤iz” sözleriyle dile getirilen “Personel Rejimi” uyguland›¤› takdirde, Özal döneminde k›smi olarak yaflama geçirilen sözleflmeli personel uygulamas› genellefltirilecek. Bunun anlam›, memurlar›n 657 Say›l› Yasa ile sa¤lanan ifl güvencesi art›k olmayacak. “Esnek çal›flma ve verimlilik” olarak bilinen uygulamalarla iflten atmak, daha düflük ücretle çal›flt›rmak daha da kolaylaflacak. Kimin iste¤i bunlar? fiu kadar emekçiyi iflten at›n, diyen IMF’nin.

Adana Büromuz Kundakland› 21 Aral›k günü saat 22.00 s›ralar›nda Adana Büromuz kundakland›. Birçok eflyam›z›n yand›¤› ve baz› dergilerimiz ve kitaplar›m›z›n da gaspedildi¤i kundaklama olay› ile ilgili Adana büromuzun önünde sald›r›y› k›nayan bir aç›klama yap›ld›. Aç›klamada sald›r› protesto edilirken, sosyalist bas›n çal›flanlar› ve ‹HD’de de dergimiz çal›flanlar›na destek verdi. Dergimizi “resmi” bask›larla susturmaya çal›flanlar, “faili meçhul” kontra sald›r›lar›yla da amaçlar›na ulaflamazlar.


Ne ‹flgal, Ne ‹lhak, Ne AB; Ba¤›ms›z Birleflik Demokratik K›br›s! K›br›s üzerindeki pazarl›klar ve manevralar sürüyor. BM ve AB, 28 fiubat’a kadar bir “sonuç” al›nmas›n› dayat›yorlar. Denktafl ve Klerides ony›llard›r a¤›zlar›nda çi¤neyip durduklar› “müzakere” sözünü çi¤nemeye devam ediyorlar. K›br›s halklar›n›n haz›rlamad›¤› planlar, yine K›br›s halklar›n›n d›fl›nda tart›fl›l›yor.

Türkiye oligarflisinin K›br›s politikas› iflas etmifltir. K›br›s halk›, iflgalcileri, ihlakç›lar› istemiyor. Bu hiç kimsenin reddedemeyece¤i bir gerçektir. K›br›s’›n Türk kesimindekiler, “kurtar›c›”ya “defol, çek git” diyorlarsa bugün, ony›llard›r gelmifl geçmifl tüm iktidarlar ve en baflta da genelkurmay, oturup düflünmelidir. Türkiye oligarflisi, K›br›s’a “bar›fl” götürmemifltir. “Özgürlük” götürmemifltir. Huzur, mutluluk, refah götürmemifltir. Ama mafyay›, MHP’lileri, Susurlukçular›, kumarhaneleri götürmüfltür. K›br›s’ta bar›fl ve demokrasinin de¤il, bask› ve zulmün temsilcisi Denktafl hanedanl›¤›n›n hamisi olmufltur. K›br›s, Türkiye oligarflisi için bir ya¤ma adas›’d›r. K›br›s halk›n›n ne düflündü¤ü, nas›l yaflad›¤› onlar için önemli de¤ildir. Generaller, mafyac›lar, Susurlukçular, k›sacas› K›br›s konusunda “flahin” diye ünlenenler, ayn› zamanda K›br›s’taki ya¤madan pay alan haramilerdir.

K›br›s, çözülecek “sorun” de¤il, masadaki “kurban”d›r Türkiye ve Yunanistan oligarflileri, K›br›s’›n Rum ve Türk kesiminin yöneticileri, emperyalist ülkeler ve kurumlar, ony›llard›r, dünyaya “K›br›s sorununu çözmeye” çal›flt›klar›n› söylüyorlar. Onlar çözmeye çal›flt›kça, K›br›s daha karmafl›k bir sorun halini alm›flt›r. ‹flbirlikçi oligarfliler flovenizmleriyle ve emperyalistler kendi hesaplar›yla K›br›s’a her türlü melaneti tafl›d›lar. K›br›s halk›, emperyalistlerin ve iflbirlikçi Türkiye ve Yunanistan yönetimlerinin kurban› olmufltur.

Çözümsüzlük, emperyalizme ba¤›ml›l›ktad›r K›br›s halk›n›n iradesi, bafl›ndan itibaren çi¤nenmifltir. Ne iflgallerde, ne savaflta, ne ateflkeste K›br›s halk›na kimse bir fley sormad›. K›br›s halk›n›n iradesini çi¤neme pahas›na çözümsüzlük kangrenlefltirildi.

K›br›s halk› bu çözümsüzlük bata¤›nda AB’ye mahkum edilmeye çal›fl›ld›. K›br›s halk›n›n bir kesiminin “AB’ye girme” iste¤i demokratik bir içerik tafl›sa da, sorunun bir an önce çözümünü istemenin sonucu olsa da, ba¤›ms›zl›kc› de¤ildir. Bu istek, çarp›t›lm›fl, çaresizlefltirilmifl iradenin sonucudur. K›br›s halk› aç›s›ndan AB’li çözüm bir “ehveni fler” durumundad›r. Halklar›n tarihi göstermifltir ki, her ehveni fler, baflka kötülüklerin de kayna¤› olur. K›br›s AB’ye girmekle, bir çözümsüzlük bata¤›ndan ç›k›p, baflka bir çözümsüzlük bata¤›na girmifl olacakt›r.

Tarihi geliflim, tek bir çözümü tescil etmifltir “K›br›s Türktür, Türk kalacakt›r” diyenler yalan söylüyordu. “Megalo ideac›lar, Enosisciler”, Yunan halk›na, Türk halk›na, K›br›sl›lara yalan söylüyordu. “Ya Taksim Ya Ölüm” slogan›n› atanlar, “K›br›s Yunanistan’›n bir parças›d›r” diyenler, sömürü ve zulmü sürdürebilecekleri yeni bir toprak parças›ndan baflka bir fley istemiyorlard›. “Tek çözüm AB” diyenler de baflka bir fley demiyor. Avrupa Birli¤i, Akdeniz’in ortas›nda bir üs kazanm›fl olacak. O kadar. K›br›s’›n Türk ve Rum halk› için geçici bir rahatlaman›n sonras›, daha fazla sömürü, emperyalizmin Akdeniz’in ortas›ndaki uçak gemisi rolüdür. K›br›s için gerçek çözümün Ba¤›ms›z Birleflik Demokratik K›br›s oldu¤u bugün her zamankinden daha aç›k hale gelmifltir. 1974’den bu yanaki tarihsel geliflim; K›br›s konusunda, gerek Yunanistan’da, gerek Türkiye’de ve gerekse de K›br›s’ta flovenizm rüzgarlar› estirilirken, bu rüzgara teslim olmay›p bu çözümü dile getiren devrimcilerin hakl›l›¤›n›n tescilidir. Ba¤›ms›z birleflik demokratik K›br›s mücadelesi, emperyalizme ba¤›ml›l›¤a, bölünmüfllü¤e ve flovenist k›flk›rtmalar›n halklardaki yans›malar›na karfl› mücadeledir. Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi olarak, aç›klar›z ki, emperyalist çözümlerin de¤il, K›br›s halklar›n›n ba¤›ms›z birleflik demokratik K›br›s mücadelesinin yan›nday›z. Tüm emperyalistler ve iflbirlikçiler, K›br›s’tan elinizi çekin! K›br›s’› K›br›s halk›na b›rak›n!

Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi Sözcüsü Erol Ekici Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

37


ABD: “‹flkenceye Evet!” ➟ ABD, BM’nin iflkenceyi önleme protokolüne karfl› ç›kt›; Amerika iflkence özgürlü¤ü istiyor...

➟ Diktatörleri ve iflkenceciler e¤iten Amerikan emperyalizmi, iflkenceden de rant elde ediyor...

➟ Dünya halklar›na savafl ilan eden Amerika, içeride de, Ortado¤u kökenlileri ve müslümanlar› fiflliyor, tutukluyor... Uluslararas› Ceza Mahkemesi’ni reddetmesi ile, ben dünyan›n her yerinde suç iflleme özgürlü¤üne sahip olmal›y›m diyen Amerika, “iflkenceyi önlemeye yönelik” BM protokolünü de reddetti. ABD, Marshall adalar›, Palau ve Nijerya’n›n karfl› oy kulland›¤› BM protokol, “cezaevlerinin uluslararas› uzmanlar komitesince düzenli aral›klarla ziyaret edilmesi ve tutukluluk koflullar›n›n iyilefltirilerek insanl›k d›fl› muamelelerin önlenmesine yönelik ba¤›ms›z ulusal mekanizmalar kurulmas›n›” öngörüyor. Protokolün gerçekten iflkenceyi önleme amaçl› olup olmad›¤›, önleyip önlemeyece¤i ayr› bir tart›flma, ancak aç›k olan, Amerika’n›n iflkence özgürlü¤ü istemesidir.

‹flkencecilerin e¤itmeni ve hamisi Amerika’d›r Ony›llard›r özgürlükler ülkesi diye sunulan Amerika’n›n ne iflkencecili¤i yenidir, ne de bütün dünya ülkelerine, özellikle de sömürgesi ülkelere iflkencecilik e¤itimi verdi¤i bilinmeyen bir durumdur. Emperyalist ideolojide insana yer yoktur. Tekellerin ç›karlar› için nas›l ülkeler bombalan›yorsa, her türlü iflkence de mubaht›r. Ço¤unlu¤u Latin Amerika’dan olmak üzere, kendi ülkelerinde en pervas›z iflkenceleri yaflama geçiren bir çok diktatörün, halen faaliyette olan Amerikan Okulu isimli, ABD’deki diktatörlerin e¤itildi¤i okulun mezunlar› oldu¤u belgelidir. Üstelik sadece e¤itmekle kalm›yor, onbinlerce iflkence, katliam, kay›plar› gerçeklefltiren eski diktatörleri “Boston Üniversitesi'nin Kampüsü içindeki köflk benzeri, ahç›l›, hizmetkârl›, korumal› kampta misafir ediyor.” (4 Eylül 2002, Le Monde) Keza, ülkemiz dahil, bir çok ülkenin en tescilli ifl-

38

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

kencecileri belli periyodlarla “e¤itim... görüfl al›flverifli...” diye iflkence taktiklerini ö¤renmeye gittikleri de bilinmektedir. Kontrgerilla taktiklerini üreten, dünyaya yayan Amerika’n›n, bu taktiklerin önemli bir halkas›n› oluflturan iflkencenin yasaklanmas›na karfl› ç›kmas› bu nedenle flafl›rt›c› de¤ildir. Dünden de¤iflik olan, bugün alenen savunuyor ve yaflama geçiriyor olmas›d›r. “Teröre karfl› savafl” diyerek bafllat›lan dünya halklar›na karfl› imparatorluk savafl›n›n özgünlü¤üdür bu. Bütün dünyan›n gözleri önünde hiçbir burjuva hukukuna dahi s›¤d›ramad›klar› Guantanamo hücrelerini yapmas› da ayn› pervas›zl›¤›n sonucudur. T›pk›, CIA’n›n “eldivenlerini ç›kararak” dün gizli yapt›¤› suikastleri bugün resmi devlet izniyle yapma izni verilmesi gibi.

‹flkence tekeller için rant Uluslararas› Af Örgütü’nün iki y›l önce yay›nlad›¤› “iflkenceyi Durdurmak” adl› rapor, dünyaya demokrasi, bar›fl ihraç etmekten sözeden emperyalistlerin, iflkence aletleri ve iflkence uzmanlar› ihraç etti¤ini ortaya koyuyordu. Rapora göre; ‹flkencecili¤i tescillenmifl ülkelere (mesela Türkiye) iflkence aletleri satan ülkelerin bafl›nda Amerika geliyor. Onu Almanya izliyor. (‹flkence aletleri Kopenhag kriterlerine uygundur!) Alman Parlamentosunda verilen bir soru önergesine cevap olarak, Federal Hükümet Parlamento Müsteflar› ad›na yap›lan aç›klamadaki flu rakamlar emperyalistlerin gerçek yüzünü aç›kl›yordu: “Nisan 1997 tarihinden flimdiye kadar 64 tür elektroflok ve k›skaç aletleri ihraç edilmesine izin verildi... Aralar›nda Türkiye’nin de bulundu¤u 23 ülkeye sat›fl yap›ld›...” Emperyalist tekeller milyonlarca dolar kazan›yor bu iflten. ‹nsanl›¤›n geliflimine, refah içinde yaflamas›na hizmet etmesi gereken bilimi


halklar› dize getirmek, katletmek için kullanan emperyalistler, iflkence aletlerinde de en yayg›n flekilde kullan›yor. Milyonlarca insana ac›lar, ölümler yaflatacak iflkence teknolojisine milyonlarca dolar harc›yor ve “vücutta iz b›rakmayan elektro flok aletleri” üretiyor. Ezilenlerin, muhaliflerin ac›lar›ndan para kazanmay› ancak emperyalist ideoloji düflünebilir! Sadece emperyalistler iflkence aletlerinin sergilendi¤i fuarlar açacak bir ahlaks›zl›¤a sahip olabilir. (Türkiye’den iflkencecilerin de gezdi¤inin resimleriyle yer ald›¤› ‹ngiltere’deki iflkence aletleri fuar›n› hat›rlay›n!) Ancak emperyalistler, hem iflkence e¤itimi verip, hem iflkence aletlerini sat›p, hem de dünyan›n sicilini tutar gibi “insan haklar› raporlar›” haz›rlama ikiyüzlülü¤ünü gösterebilir. Biz bu ideolojiye karfl› mücadele ediyoruz. Bu hukuksuzluk, iflkence ve terörizm düzenine karfl› savafl›yoruz.

***

Amerikan Teröründen... * ABD’nin Afganistan’da esir ald›¤› 3 bin Taliban askerini öldürdü¤ü ortaya ç›kt›. Bir k›sm›n›n öldürülmesinin tan›klar› yeral›rken, büyük ço¤unlu¤u “kay›p” olarak kay›tlara geçti. * Amerika’da yaflayan müslümanlara yönelik toplu tutuklamalar yaflan›yor. ABD'nin Kaliforniya eyaletinde kay›tlara geçmek için resmi yerlere baflvururken tutuklanan Müslümanlar'›n (ço¤u ‹ranl›) say›s›n›n, ‹ranl›-Amerikal› Avukatlar Derne¤i Baflkan› Kayhan fiekip’in aç›klamas›na göre; 2 bin 500'e kadar ç›km›fl olabilece¤i bildiriliyor. Tutuklamalar› protesto edenler, nazileri hat›rlatarak, “bundan sonraki aflama toplama kamp› m›” diye sordular! Sorgusuz sualsiz tutuklananlarla ilgili olarak ABD yetkilileri ise hiçbir aç›klama yapma ihtiyac› duymuyor. * Yabanc› ö¤renciler ve ö¤retmenler fifllendi! Hangi ülkeden olduklar›, iliflkileri, adresleri, telefon numaralar› tek tek topland›. Ve FBI’›n ‘gönüllülük esas›na göre yap›ld›’ dedi¤i uygulamadan fifllenenlerin, olay bas›nda ç›kana kadar elbetteki haberi olmad›. “Özgürlükler ülkesi Amerika” manzaralar› emperyalistlerin özgürlükler anlay›fl›na yeni örnekler sunmaya devam ediyor. * ‹srail terörünün hamisi ABD, BM Güvenlik Konseyi'ndeki oylamada, ‹srail’in BM hesab›na çal›flan 1 ‹ngiliz ve 2 Filistinli'nin ‹srail güçlerince öldürülmesinden dolay› k›nanmas›na iliflkin karar› veto etti. ‹srail terörü ABD korumas› ve deste¤inde sürüyor!

“Sivil Toplum Örgütü” Dedikleri Budur! 90’l› y›llar›n bafl›ndan bu yana emperyalistlerin piyasaya sürdü¤ü, muhalif güçleri ehlilefltirmenin önemli bir halkas› olan sivil toplumculuk gerçe¤i art›k gizlenemez duruma geldi. Amerikan terörü, halklara karfl› ilan etti¤i savafl boyutland›kça “sivil toplum örgütüyüz” diyenlerin gerçek yüzleri de ortaya ç›k›yor. Ülkemizde “STÖ”cülük oynayanlar›n örnek ald›klar› bilindi¤i gibi emperyalist kurumlard›r. Emperyalistler gerçek yüzlerini gizlemek için her konuda bir “STK” kurmufllard›r. Belki de bunlar aras›nda en bilinenlerinden biri UN‹CEF’dir. Görev alan› “dünyan›n bütün çocuklar›n›n korunmas›, e¤itimi, sa¤l›kl› geliflimi vs...” olarak aç›klan›r. Hatta bu yüzüne genifl bir kesimi de inand›rm›flt›r. “Çocuklar›n babas›”d›r deyim yerindeyse. Hele “savafllarda ölen çocuklar” deyince dünyan›n her yerinde sesi duyulur, raporlar› ciddiye al›n›r. Velhas›l dünya çocuklar›n› ne kadar çok düflündüklerini bu kurum arac›l›¤›yla göstermifl olur emperyalistler. Ama o UN‹CEF’i Irakl› çocuklar ilgilendirmiyormufl! ‹st. Tabip Odas›, 21 Aral›k günü “Savafl ve Çocuk” konulu bir toplant› düzenledi. Toplant›ya UN‹CEF’ten de bir konuflmac› davetliydi. Ama kat›lmad›. Gerekçe olarak ilk aç›klamalar›nda flöyle dedi UN‹CEF: “ABD’nin savafl konusunda görüfl belirtmeyin talimat› gere¤i, toplant›ya konuflmac› yollayamad›k.” (Aktaran 25 aral›k milliyet, Melih Afl›k) ‹flte, sivil toplum dedikleri de, STK dedikleri de bundan ibarettir; ABD’nin izin verdi¤i kadar “sivil”!

Emperyalistler Konsolosluklar›n› Kapatt›! FARC ve ELN gerillalar›n›n Amerikanc› iktidara karfl› savaflt›¤› Kolombiya’da emperyalistler panikledi. ‹ngiltere, ‹talya ve Amerika, baflkent Bogota’da bulunan konsolosluklar›n› “geçici olarak” kapatt›¤›n› aç›klad›. Bilindi¤i gibi ülkenin yoksul halk›n yaflad›¤› bölgeleri denetleyen gerillalar zaman zaman büyük kentlerde de büyük eylemler gerçeklefltiriyor. Bunun en son örne¤i, ABD’nin destekledi¤i devlet baflkan› Urube’nin baflkanl›¤› devralma töreni s›ras›nda baflkanl›k saray›n›n roketlenmesi olmufltu. Emperyalistler korkmakta haks›z say›lmazlar!

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

39


Solun Beyni

Zaman›m›z Çok Mu? Savafl, Birli¤i Bekliyor Mu? Evet evet, biz Türkiye solunun “12 Eylül öncesi”ne dönmesini istiyoruz. Türkiye solunun o günkü dinamizmine ihtiyac› var. ‹ster ‹stanbul, Ankara gibi büyük flehirlerde olsun, ister Anadolu flehirlerinde olsun, mesela bir yeri faflistlerin bast›¤› haber al›nd›¤›nda, veya bir devrimcinin katledildi¤i duyuldu¤unda, telefonlar›n, fakslar›n, emaillerin pek de olmad›¤› o koflullarda bir kaç kiflinin ç›k›p dernekleri, okullar›, mahalleleri dolaflmas› yeterdi. Bazen yüzlerce, bazen binler, bazen de onbinlerce kifli o anda harekete geçerdi bu tür durumlarda. Bir de bugünkü hale bak›n. En “acil” konuda bile, bir sonraki toplant›ya 10-15 gün sonras›na, eylem içinse, bir, bir buçuk ay sonras›na tarih saptan›yor. Bu, solun nas›l dinamizmini kaybetti¤inin, legalizme teslim olurken nas›l ayn› zamanda bürokratizme de teslim oldu¤unun tablosudur. Tabii bu yine de sadece tablonun d›fl görünümüdür. Özünde ise, devrimci dinamizmin, devrimci reflekslerin, s›n›flar mücadelesindeki yal›nl›¤›n kayboluflu vard›r. Savafl (Amerika’n›n Irak’a sald›r›s›) yukar›daki örneklerde oldu¤u gibi “anl›k” bir olay da de¤il. Aylard›r geliyorum dedi dedi ve geldi; topraklar›m›zda askeri sevkiyatlar bafllad›. Sald›r› belki hafta meselesi. Blok’un içindekiler, bloku destekleyenler bekliyor; blok ise ne yapaca¤›n› bilmiyor. Kürt milliyetçili¤i, bu en acil, en önemli konuda (savafl konusunda) alenen oyal›yor, sürüncemede b›rak›yor ve herkes onlara bak›yor. Kürt milliyetçili¤i, ABD’nin Irak’a sald›r›s›na karfl› tav›r konusunda tereddütleri, kendilerinin de çeflitli yaz›lar›nda ifade ettikleri farkl› hesaplar› vard›r, bu konuda Türkiye soluna karfl› da aç›k de¤illerdir. Sol muhalefet ise adeta bu noktada “kilitlenmifl” durumda.

Zaman yoksa; ayak sürünmesin! Blokun baz› üyeleri de durumun fark›ndad›r: Mesela Emep’ten ‹hsan Çaralan flöyle yaz›yor: “Zaman›n Kaybettirdi¤ini Kimse Kazanamaz ... Bu durum Emek Bar›fl ve Demokrasi Blogunun h›zla devreye girmesini, halk›n talepleri etraf›nda bir mücadelenin örgütlenmesi, tüm emek ve demokrasi güçlerini 40

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

mücadeleye çekmesi görevini gündeme getirmektedir. Blok partilerinin baz› iç tart›flmalar› ve bunlar›n hal yoluna girmemesi gibi nedenler, bu görevin ertelenmesinin gerekçesi olamaz, olmamal›d›r. Halk›n ihtiyaçlar›, ortaya ç›kan politik ‘boflluk’ bekleyemez durumdad›r. En az›ndan seçim bildirgesinin esaslar› do¤rultusunda gidaflata ‘blok düzeyinde bir müdahale’; savafla, hükümetin emekçi halk y›¤›nlar›na yönelik sald›r›s› ve demokrasinin en acil talepleriyle birleflen bir ‘müdahale’ için zaman daralmaktad›r.” (22 Aral›k 2002 Özgür Politika) Çok do¤ru. Zaman daralmakta. Ama buna ra¤men, toplant›lar, görüflmeler, önerilere cevaplar, eylemler haftalar aylar sonras›na at›labiliyor. Öyleyse, herkes birli¤i de, savafla karfl› somut tav›r konusunu da dört bir yana çekifltirmeyi b›raks›n art›k. Herkesin “kendi konferans›n›”, “kendi birli¤ini” örgütlemeye çal›flt›¤› klasik birlikçilik manevralar› terkedilsin! Savafla karfl› kitlenin tepkisini, karfl›l›¤›n› a盤a ç›karacak bir mücadeleyi örgütlemekte ayak sürünmesin.

Mücadeleyi h›zland›rmak ve gelifltirmek için, ilk at›lmas› gereken a¤›rl›klar: hantall›k, d›fllay›c›l›k ve icazetcilik! Dergimizin sayfalar›nda yaz›p çiziyoruz; AKP iktidar› ve genelkurmay, ülkemize, halk›m›za “katilli¤i” dayat›yor. Bu bir ajitasyon de¤il; e¤er bu durum de¤ifltirilemezse, tarih içinde Türkiye’nin konumu böyle tescil edilecektir. Ve böyle bir durumda, Amerikan sald›rganl›¤›na ve Amerikan iflbirlikçili¤ine karfl› tüm gücünü ortaya koymayanlar, bu mücadeleyi flu veya bu biçimde engelleyenler, yavafllatanlar, en az›n-


dan bu “katilli¤e” elleri bulaflm›fl kadar sorumlu olacaklard›r. Karfl› karfl›ya olunan sorunun boyutu ve vehameti budur. O halde, herkes gecikmeden flu sorular› cevaplamal›d›r:

Dünyay› sefil bir hale getirenlere karfl› soka¤a ç›kmal›y›z. Sadece konuflmakla hiçbir fley gerçekleflmez” diyor. D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi, Tar›k Ali'nin sözlerini,

Örgütlenmesi gereken; her gün daha kitleselleflen, her gün daha dinamizm kazanan, eylemlerin her güne yay›l›p süreklileflti¤i bir mücadele hatt›d›r. Bitmeyen toplant›lar, karfl›l›ks›z ça¤r›lar mücadeleyi gelifltirmez. Soka¤a ç›kmal›y›z; gecekondu semtlerine gitmeliyiz. Okul okul, mahalle mahalle, fabrika fabrika, köy köy örgütlemeliyiz bu mücadeleyi. Bürokratik, beklemeci, oyalamac› bir politika, solun politikas› olabilir mi? Konfederasyonlar›, odalar› yan›m›za m› çekece¤iz, onlar›n arkas›nda emekleyecek miyiz? ‹cazetci, içe dönük mücadele tarz›na devam m› edece¤iz, mücadelenin fliddetine ve önemine uygun bir tarz m› benimseyece¤iz? ABD har›l har›l silah y›¤›yor... Amerikanc› hükümet üsleri veriyor... Ve bizim “savafla karfl›” kurumlar›m›z hala halk›n savafla karfl› mücadelesini örgütlemek için ad›m atm›fl de¤il. Hala toplant›larday›z; hala bas›n aç›klamalar›ndan, mitingden ötesi öngörülemiyor. Halk› örgütleyecek, halk›n tepkisini a盤a ç›karacak biçimler yok ortada. Bunu sa¤layacak öneriler ise ayn› “kaplumba¤a ad›mlar›yla” ele al›n›yor. Savafla Hay›r Koordinasyonu içinde yeralan pek çok kurum, grup, hala “icazet” s›n›rlar›n›n d›fl›nda militan ve kitlelerin içinde bir mücadeleyi flekillendiremiyor kafas›nda. 1 Aral›k mitinginde D‹SK Baflkan› konuflmac› yap›l›yor. Oysa alana getirme zahmetinde bulunduklar› kitleye bak›ld›¤›nda, görülür ki, o hakka sahip olmamal›d›r. Çeflitli kurumlarla yap›lacak görüflmeler için oluflturulan heyetten, yine ayn› icazetci mant›kla Tayad, ‹HD temsilcileri ç›kar›l›yor. Böyle bir icazetçilik, savafla karfl› mücadeleyi örgütleyebilir mi? Evet, D‹SK Baflkan› da konuflabilir; flu veya bu sendika, odalar temsilcimiz de olabilir; Ama savafla karfl› mücadelede, o konumu, s›fat› hakedecek kadar bir mücadeleyi, eme¤i ortaya koyduklar› zaman olur bu.

Oyalamac›l›¤›n boyutlar›na bak›n; Emek Platformu, toplan›p “savafla karfl›” kararlar al›yor. Y›lbafl›nda Greenpeace gemisinden ortak yeni y›l mesaj›. Sonra? Sonra, 26 Ocakta kitlesel bas›n aç›klamas›. Bak›n, inan›lmaz geliyor insana, bas›n aç›klamas›n› bile ancak bir ayda örgütleyecek... Sonra ”15 flubatta etkinlik”... Ne etkinli¤i olaca¤› da belli de¤il. KESK’in düzenledi¤i bir forumda savafl karfl›tlar›n› mücadeleye ça¤›ran Tar›k Ali, “Yerimizde durmamal›y›z.

“Üretimden gelen güç de bu süreçte kullan›lmal›, baflka türlü bunun yolu yok” diye karfl›l›k veriyor. Peki bunu yapabilecek mi Çelebi ve D‹SK? Emek Platformu da “üretimden gelen gücün kullan›lmas›ndan” sözediyor. Ald›klar› karar 1 saatlik ifl b›rakma. Gerekçe yine “kitleler daha fazlas›na haz›r de¤il” mi yoksa? Anketler, sokaklar, kahvehaneler, iflyerleri, fabrikalar, okullar öyle söylemiyor. Difle difl bir mücadeleyle savafla karfl› ç›kmak, Amerikan sald›rganl›¤›n›n ve bu ülkeyi yöneten Amerikanc›lar›n karfl›s›na ç›kmak zorunday›z. Bunlar tek tek hepsi yap›labilir; ama bunlarla kimse görevini yerine getirmifl say›lamaz. Soka¤a ç›kmal›y›z; gecekondu semtlerine gitmeliyiz. Okul okul, mahalle mahalle, fabrika fabrika, köy köy örgütlemeliyiz bu mücadeleyi. D‹SK de olmal› bu mücadele içinde. Öteki ilerici, demokrat çevreler de. Ama onlar›n bürokrasisine ba¤l› kalamay›z. Halk›n örgütlü muhalefetini esas olarak devrimciler temsil ediyor. Bu 1 May›s’lardan da, 1 Aral›k’dan da, baflka alanlardaki tav›rlardan da bellidir. Keza, bu yüzbinlerce üyeli koca koca DKÖ’lerin Emek Platformu olarak bugüne kadar neyi, nas›l yapt›klar› ve ne sonuç ald›klar› da ortadad›r. Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› mücadele, onlar›n “diyalogcu” yöntemlerine, onlar›n dinamizmine(!) terkedilemeyecek kadar önemli, acildir. Kürt milliyetçili¤ini de hem ideolojik mücadelemizle, hem pratik çabalar›m›zla bu mücadelenin içine çekmeye çal›fl›r›z, ,ama onlar› bekleyemeyiz. Çünkü beklemenin sonucu belirsizliktir. Halk›m›z savafla tepkili. Halk›m›z duyarl›. Ama örgütsüz. ‹flte bu nedenle, fiilen örgütlenmedi¤i sürece, her ça¤r›n›n bulaca¤› karfl›l›¤›n belli bir s›n›r› vard›r. Temsilciler toplan›r, bir karar radyolarda, TVlerde ça¤r›m›z yay›nlan›r, olur... diye düflünenler yan›l›yor. Hay›r olmaz. Örgütlenmesi gereken; her gün daha kitleselleflen, her gün daha dinamizm kazanan, eylemlerin her güne yay›l›p süreklileflti¤i bir mücadele hatt›d›r. Amerikan sald›r›s›na karfl› mücadeleyi ciddiye alanlar, bu hatt› örmeye çal›flmal›, herkesi bu hatta çekmeye çal›flmal›d›r.

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

41


gençlik’ten Gençlik üzerinde Polis Terörü s›nda estirilen polis terörünün gençli¤in mücadelesini ve örgütlenmesini engelleyemeyece¤i vurguland›.

Üniversitemi ‹stiyorum ‹nisiyatifi: "YÖK Yasa Tasar›s›na ve Sözleflmeli Memurlu¤a HAYIR!” Sivas - Sivas Cumhuriyet Üniversitesindeki Gençlik Derne¤i üyesi ö¤rencilerle di¤er devrimci-demokrat ö¤renciler taraf›ndan 16-17 Aral›k'ta “Savafla, tecrite, YÖK'e ve soruflturmalara karfl›” eylemler gerçeklefltirildi. 16 Aral›k günü üniversitenin merkez kafeteryas›ndaki eylem s›ras›nda, polis, kimlik sorma, foto¤raf çekme, tehdit etme gibi yöntemlerle ö¤renciler üzerinde bask› kurmaya çal›flt›. 17 Aral›k’ta ise merkezi kafeterya önünde halay çeken ö¤renciler polis sald›r›s›na maruz kald›. Daha sonra ö¤rencilerin bir k›sm› polis terörüne karfl› EMEP il binas›nda bas›n aç›klamas› yapt›. Polis bunu da hazmedemeyip parti binas›n› ablukaya alarak saatlerce binaya girifl-ç›k›fl› engelledi. Birkaç saat sonra binay› basarak arama bahanesiyle 30 kadar ö¤renciyi polis arabas›na ald›lar. Bu ö¤rencilerden 9'u ve ayr›ca kampüsten 6 ö¤renci gözalt›na al›nd›. Bu ö¤renciler iki gün gözalt›nda tutulduktan sonra ç›kar›ld›klar› mahkemece serbest b›rak›ld›lar. Birgün sonra bir üst mahkemenin karar› bozmas› üzerine 11 ö¤renci tutuklanarak cezaevine konuldu. Sivas Gençlik Derne¤i Giriflimi ad›na yap›lan aç›klamada, bu geliflmeler aktar›larak, demokratik talepler karfl›-

Üniversiteli, Liseli Ö¤renciler! Amerika’n›n üslerine, li- raklardaki anti-emperyalist manlar›na, havaalanlar›na, mücadelenin bayra¤›n› dalgayollar›na el koydu¤u bu ülke land›rm›flt›r. bizim ülkemiz. Sizleri, 1920’lerde iflgalciAmerika’n›n leri denize döken kurkatliam üssü gibi tulufl savaflç›lar›n›n, kulland›¤› bu 1960’larda Amerikan Yanki topraklar bizim askerlerini denize döGo topraklar›m›z. ken devrimci gençli¤in Home! gelene¤ine sahip ç›k1950’lerden maya ça¤›r›yoruz. bu yana, emperTürkiye halk›, Yanyalizmin yeni-sömürgesi haline getirilmifltir ül- kilere karfl› mücadelenin en kemiz. Ve ülkemiz gençli¤i, ön saflar›nda gençli¤ini gör1950’lerden bu yana bu top- mek istiyor.

42

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

Uzun süredir ülke çap›nda tart›flmalar› süren ve geçen hafta ‹stanbul'da çal›flmalar›n› bafllatt›¤›n› ilan eden Üniversitemi ‹stiyorum ‹nisiyatifi 24 Aral›k Sal› günü Beyaz›t'ta bas›n aç›klamas› yapt›. Üniversitemi ‹stiyorum ‹niyasitifi'ni oluflturan KESK flubeler platformu, E¤itim-Sen 6 No'lu Üniversite fiubesi, ‹HD ‹stanbul, SES Aksaray fiubesi ve Üniversiteli ö¤rencilerin, gündemdeki YÖK Yasa Tasar›s› ve Sözleflmeli Memurluk tart›flmalar› üzerine görüfllerini aç›klad›¤› eyleme yaklafl›k 500 kifli kat›ld›. Aç›klamada YÖK YASA TASARISI'n›n geçmesi halinde üniversite kap›lar›n›n halk çocuklar›na kapanaca¤›na vurgulanarak, “paras› olan›n okudu¤u bir ülke istemiyoruz, üniversitelerimiz tekellerin laboratuar› olamaz, üniversitelerimiz ticarilefltirilemez, buna izin vermeyece¤iz” denildi. AKP-YÖK tart›flmas›na iliflkin olarak da “üniversiteyle ilgili tart›flman›n muhatab› bizleriz iki tarafta muhatap de¤ildir denildi. AKP'nin halk› aldatmas›na ve YÖK saltanat›na karfl›y›z” vurgusu yap›ld›.

“Marafl'› Unutmad›k Unutturmayaca¤›z!” 24 Aral›k Sal› günü Marafl Katliam›n›n y›ldönümü nedeniyle Edebiyat Fakültesi'nde bir anma yap›ld›. Faflizme Karfl› Omuz Omuza, Marafl'›n Hesab› Sorulacak, Marafl'› Unutmad›k Unutturmayaca¤›z, Faflizmi Döktü¤ü Kanda Bo¤aca¤›z sloganlar›yla toplanan ö¤renciler Hergele Meydan›’nda aç›klama yapt›lar. Buradan Beyaz›t'taki Üniversitemi ‹stiyorum ‹nisiyatifi'nin eylemine ça¤r› yaplarak eylem sona erdirildi.

Maden ‹flçileriyle Dayan›flma Gecesi Dev-MadenSen ve Halkevleri taraf›ndan 21 Aral›k’ta ‹stanbul Cafera¤a Spor Salonu’nda maden iflçileriyle dayan›flma gecesi düzenlendi. Geceye, türküleri ve marfllar›yla Özgürlük Türküsü, Hüseyin Turan, Bulutsuzluk Özlemi, Halkevleri folklor ekibi ve Maden iflçileri amatör müzik toplulu¤u da kat›ld›lar.


Yurtd›fl›ndan Tecrite Karfl› Uluslararas› Sempozyum 19/22 aral›k katliam›n›n y›ldönümünde, Hollanda’da yap›lan uluslararas› sempozyumla tecrite karfl› uluslararas› mücadele kararlar› al›nd›, düzenlenen yürüyüfl ve gece ile de tecrite karfl› mücadele kararl›l›¤› dile getirildi. DHKC Uluslararas› ‹liflkiler Komitesi taraf›ndan düzenlenen sempozyuma, Yunanistan, ‹talya, Belçika, Portekiz, ‹spanya, Bask Ülkesi, Almanya, Avusturya, Peru, Kolombiya, Danimarka, ‹ran, Fransa, Filistin, Lübnan, Fas ve Hollanda’dan çok say›da ilerici, sosyalist, devrimci ve kominist parti, kurum ve kifli kat›ld›. Katliam ve tecritin tart›fl›ld›¤› sempozyum sonucunda haz›rlanan sonuç bildirgesi kat›lamayan bütün dünya ilerici güçlerinin imzas›na aç›l›rken, bildirgede özet olarak flu ifade ve kararlara yer verildi; 19 Aral›k katliam›n›n lanetlenmesi, Ölüm Orucu direniflinin tecrite karfl› en büyük direnifl olmas› itibar›yla desteklenmesi, kat›l›mc› tüm çevre ve örgütlerin hem bulunduklar› kendi platformlar›na, yani kendi ülkelerindeki ulusal platformlara hem de uluslararas› platformlara da tecrit konusunun tafl›nmas›, Tecritin insani ve t›bbi olarak insan sa¤l›¤› üzeirinde y›k›c› bir etkisi oldu¤u, hukuki olarak gayrimeflru oldu¤u ve siyasi olarak kabullenilemezli¤inin kabul edildi¤i sonuç bildirgesi tüm kat›l›mc›lar›n kendi dillerine çevrilerek bulunduklar› ülkelerde ve uluslararas› iliflkilerinin oldu¤u örgütlerin imzalar›na aç›ld›. Bu arada uluslararas› sempozyumu selamlamak ve 19 Aral›k katliam›n› lanetlemek amac›yla ‹rlanda'da, Belçika'da, Fransa'da (Lübnanl›, Korsikal›, Bretonlu, ‹spanyol Grapo ile ETA örgütlerinden ve Türkiyeli olmak üzere) tutsaklar üç gün ile bir hafta aras›nda de¤iflen Açl›k Grevleri yapt›lar. Ayr›ca Avrupal› Siyasi Tutsaklar Platformu da üyeleri olan tüm tutsaklar› Açl›k Grevi yapmaya ça¤›rd›. DHKC Uluslararas› ‹liflkiler Komitesine ulaflan çok say›da mesajda ise, direniflcilerin kahramanl›klar›na ve tecritle ilgili olarak Parti-Cephe tutsaklar›n›n kararl›l›klar›na vurgular vard›. Sempozyumun ard›ndan Türkiyeli sol gruplar›n düzenledi¤i Rotterdam’daki yürüyüfle kat›l›nd›. Ertesi günü düzenlenen mitingte ölüm orucuna destek sloganlar› Avrupa sokaklar›nda yank›lan›rken, düzenlenen gecede de birçok ülkeden müzik gruplar› kendi dillerinde söyledikleri devrimci marfllarla direnifle destek verdiler. fiehit ailelerinin yan›s›ra, direnifl gazilerinin de birer konuflma yapt›¤› geceye yaklafl›k 2500 kifli kat›ld›.

***

Avrupa’da 19-22 Aral›k Etkinlikleri Hollanda’da düzenlenen uluslararas› etkinliklerin d›fl›nda baflka Avrupa ülkelerinde düzenlenen eylem ve etkinliklerle de 19-22 Aral›k katliam› lanetlenirken, direnifl flehitleri an›ld›. YUNAN‹STAN: 19 Aral›k günü Atina Politeknik Üniversitesinde dayan›flma gecesi düzenlendi. 300 kiflinin kat›ld›¤› etkinli¤e kat›lan ‹flçi Cephesi, Yunanistan Memurlar Konfederasyonu, Yunanistan Banka Çal›flanlar› Federasyonu, Yunanistan Kad›n Federasyonu, Komünist Yeniden ‹nfla Örgütü ve 1967-1974 Cunta y›llar›nda Tutsak düflenlerin ve sürgündekilerin derne¤i yapt›klar› konuflmalarla direnen devrimci tutsaklar›n yan›nda olduklar›n› dile getirdiler. Türkiye’de hapishanelerde katliamc›l›k ve direnifl sürecini 1970’lerden bugüne anlatan belgeselin izlenmesinin ard›ndan çocuklardan oluflan Grup Sevcan'›n direnifl türküleri dinlendi ve 18 ANO grubu da ölüm orucu üzerine yazd›klar› fliirleri ve direnifl fliirlerini sundu. Yunan halk›n›n direnifl y›llar›nda marfllar›yla direnen LAKH HALKIA bu kez direnifl türkülerini direnen devrimci tutsaklar için söyledi. Gece, Yunan halk›n›n direnen tutsaklar›n yan›nda oldu¤unun vurgulanmas›yla son buldu. ‹TALYA: Lucca flehrinde 18 aral›k günü Komunist Konfederasyonlar›(CCA) ve Anti emperyalist kamp taraf›ndan bir toplant› gerçeklefltirildi. Tecritin tart›fl›ld›¤› toplant›n›n sonunda 19 aral›k katliam›n› anlatan sinevizyon gösterimi yap›ld›. ‹kinci toplant› ise 19 Aral›k akflam› Pisa flehrine yak›n Pietrasanta bölgesindeydi. CCA, anti emperyalist kamp ve Linea Rossa isimli örgütler taraf›ndan düzenlenen toplant›da Cephe tecritle mücadelenin dünü bugünü tart›fl›l›rken, katliam görüntüleri öfkeyle izlendi. Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

43


Kültür Sanat Verilmifl sözdür! Ferhat Tunç 1...5...12...64...97...103... ve tek temennim bu say›lar›n sonu 103 olsun; tek temennim, ölüm art›k böyle "üç basamakl›"...; yani benim tek temennim, gençlerimiz cezaevlerinde böyle ölümü de¤il, orada da olsalar yaflam› yaflas›nlar!.. *** 21 Aral›k Cumartesi günü ölüm oruçlar›nda 103'üncü gencimizi kaybettik. Ad›, Berkan Abatay'd›, 11 May›s 2001'de eyleme bafllam›flt›... Bugün ise 23 Aral›k 2002... Tanr›m, ne kadar uzun bir zaman!.. Ben böyle uzun zaman aral›klar›nda "ölümün ve öldürmenin, yaflam›n ve direnmenin" rüyalar›n› görürüm. Cumartesi gecesi de Zehra'y› gördüm!.. O evde, o küçücük evin arka odas›ndaki yata¤›nda, gülümseyerek, aln›nda y›ld›z› ve yan›bafl›nda k›rm›z› karanfilleriyle; "Art›k gelmiyorsun eskisi kadar, oysa gelmelisin, al›flt›k gelmelerine" diyerek sitem etmiflti. Güzel ve al›ml› bir k›zd› Zehra. Kendisinden önce giden kardefli Canan kadar güzel ve uzun boyluydu. Zeki ve kararl›yd›, öyle bir kararl›l›k ki, Canan'›n gidifline olan üzüntümü o teselli etmeye çal›flm›flt›. "O ölmemeli" diyordum kendi kendime; umut bu ya, her fley yolunda giderse ve cezaevlerinde bir anlaflma olursa kurtulacakt›. Ama olmad›, Canan'›n ve ondan önceki arkadafllar›n›n ard›ndan o da gitti... Gencecikti; okumufl, ülkesini ve halk›n›, u¤runa ölüme gidecek kadar seven bir yürekti... *** D›flar›da kar ya¤›yor flimdi. Düflen her taneci¤in yerde b›rakt›¤› sessizlik, cezaevlerinden gelen ölüm haberlerinin 盤l›¤›na kar›fl›yor... Ve o zaman ben, çaresizli¤e bürünüyor, yeni bir

44

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

flark›n›n erdemine s›¤›n›yorum... Zehra k›z Canan k›z Aln›n›zda bir y›ld›z Vurdunuz canevimden Uzaklara kanatland›n›z Beni duyacaklard›r, eminim, uzaklarda olsalar da, duyacaklard›r. Karadeniz'in h›rç›n dalgalar› sesimi ulaflt›racakt›r onlara... Karadeniz k›y›lar› h›rç›nd›r balam Ben bilirim iki can›n hikayesini Can m› Canan m› derseniz bana Ben Canan derim kardeflli¤in ad›na Ben Zehra derim insanl›¤›n ad›na Karadeniz k›y›lar› yasl›d›r balam Da¤lara yaslanma gözü yafll›d›r Her ölüm erkendir derler inanmam Bu ölüm ecelsiz iki bafll›d›r Zehra k›z Canan k›z Aln›n›zda bir y›ld›z Vurdunuz canevimden Uzaklara kanatland›n›z fiimdi onlar için yapabilece¤im fley, verdi¤im sözü tutmakt›r. Ölümleri durdurmaya yetmeyecektir belki ama, en az›ndan Zehra flöyle demiflti: "Bak, Canan ve ben sesini çok seviyoruz, dostlu¤unu ve ilgini de esirgemedin bizden, sa¤ol. Kardeflim için bir flark› söylerisin de¤il mi? Hatta benim için de ve di¤erleri için de..." ‹flte bu flark›m, onlara verilmifl sözdür. Ve yeni albümümde yer alacak... Karadeniz k›y›lar› isyanda balam Kim bilir Armutlu'da o kondu evini Ferhat'›m delemedim açl›k da¤›n› O da¤›n ard›nda Zehralar vard›r Yiten bir can de¤il onlar canand›r Zehra k›z Canan k›z Aln›n›zda bir y›ld›z Vurdunuz canevimden Uzaklara kanatland›n›z 19 Aral›k 2000, tarihimize düflen kara bir lekedir. Üstelik ad›na "hayata dönüfl" demifllerdi. Oysa F Tipi, herkes için dönüflü olmayan kara bir "yol"dur. E¤er devlet ve tek partili yeni hükümet F Tipi'nde ›srar etmeye devam ederse; korkuyorum, bilmedi¤im matematikte 103'ten daha büyük say›lar olmas›ndan korkuyorum!.. Siz de korkuyor musunuz? * 23 Aral›k 2002 tarihli Yeniden Özgür Gündem gazetesinden al›nm›flt›r.


Bas›nda ölüm orucu

Yüz ikinci... Can›n›z ci¤eriniz birinin hayat›n›n tehlikeye girdi¤ini düflünün... Nas›l koflturaca¤›n›z›. Kapal› kap›lar› nas›l açt›raca¤›n›z›. Kendinizi nas›l ordan oraya ataca¤›n›z›. Gerekirse, icap ederse yani, nas›l duvarlar› yumruklayaca¤›n›z›, kap›lar› tekmeleyece¤inizi; ama sonunda nas›l yak›n›n›z için gerekenleri temin edece¤inizi. ... Ama ölüm oruçlar›, ama ölüm oruçlar›! Hiçbir halta yaramad›m. Hiçbir halta yaramad›m. Bu duygum öylesine s›k›flt›r›yor ki beni, öylesine yakamdaki her daim, geçen k›fl yolda yürürken ölüm oruçlar›, ölüm oruçlar› diye düflünüp soka¤›n ortas›nda z›rlamaya bafllad›¤›m› bilirim. ... Ölüm oruçlar›nda yüz ikinci ölüm. Eh vatana millete hay›rl›, u¤urlu... F tipleri, maflallah, üçüncü y›l›na giriyor. Sonuç: 102 ölüm, 500 sakat insan, intiharlar... F tiplerinde TECR‹T sürüyor. F tiplerinde bu mahkûmlar› ölüm orucuna iten koflullar, hâlâ, inatla, ›srarla düzeltilmedi. ... Yok Avrupal› yetkililer F tiplerine bak›p flöyle demifller, yok böyle demifller. Avrupal› 'yetkililer' çeflit çeflit. Ben de size Türkiye'deki F tiplerinde koflullar›n gayri insani oldu¤u konusunda görüfl belirtebilecek onlarca Avrupal› 'yetkili' bulabilirim. Ayr›ca, bofl verelim Avrupal› yetkilileri/metkilileri. Bizim ölüm

Bitmeyen Ölüm ... Evet, pazar günü ölüm orucunda ölenlerin say›s› 103'e yükseldi, yüzlerce kas ve beyin hasar›na u¤ram›fl gencecik insanlar› saym›yorum. Onlar› da yaflam d›fl› düflünmek gerekir, çünkü ço¤unun çal›flacak ve yeni bir hayat kuracak mecali yok. Bu benim kendimi en çaresiz hissetti¤im konulardan biri. Yazman›n, ak›l vermenin hiçbir yarar› olmuyor. Teker teker ölüyorlar. Karfl›mda hüzünlü gözlerle oturan ve çok yavafl bir sesle konuflan tutuklu annesi Melek Akgün Han›m'a da afla¤› yukar› bunlar› söylüyorum. Kendi çaresizli¤imi ifade etmeye çal›fl›yorum. ... Melek Han›m'a verilecek yan›t›m yok, yeryüzündeki en büyük zulüm say›lan tecridi kimseler k›ram›yor. 103 ölüm bile tecridin o kat› yüzünü k›zartmad› bile. Türkiye neredeyse övünerek bu cezay› ne kadar mükemmel uygulad›¤›n› dosta düflmana gösterecek. Melek Han›m ''Bu usul usul ölüm'' diyor. ... Ne yaz›k ki, Melek Han›m abartm›yor, hatta az›n› söyleyip ço¤unu söylemiyor, karfl›l›kl› içti¤imiz

oruçlar›nda HÂL insanlar›m›z ölüyor mu? Ölüyor. Hâlâ, halen, yine de; 19 eylemci cezaevlerinde ölüm oruçlar›n› sürdürmekte midir? Sürdürmektedir. Bu yara kapanm›fl m›d›r? Kapanmam›flt›r. ... Bu gidenlerin can›, can de¤il de, patl›can m›d›r? Bu çocuklar bizim yak›n›m›z, arkadafl›m›z olmad›klar› için mi yüre¤imizin hiçbir telini titretememekte, bizi onlar için parma¤›m›z› dahi k›p›rdatmaya sevk edememektedirler? Bu ne ilgisizlik, bu ne sevgisizliktir? Her konunun, ama hayatta, her konunun iki taraf› vard›r. Say›n Çiçek, nas›l ki F tiplerinde durumun flahane gitti¤ine dair, bu mahkûmlar›n akl›ndan bir nevi zorlar› oldu¤una ve YOK say›lmalar› gerekti¤ine dair B‹R taraftan görüfl alm›fllard›r; acaba KARfiI taraftan, yani bizlerden de görüfl almalar› imkân dahilinde midir? ... Yüz iki ölüm. Az m› yani? Perihan Ma¤den (18 Aral›k ‘02 Radikal) ***

102 ölüden daha korkuncu ... Do¤rusu bundan utanç duymamak elde de¤il. Bir düflünün. Bir kaza oldu¤unda, bir yang›n ç›kt›çaylar›n say›s› ço¤ald›kça insana ''yeter art›k!'' dedirtecek pek çok hikâye, pek çok uygulama ö¤reniyorum. ... Bütün bunlar› konuflurken Melek Han›m'a bunlar› yazarsam ''Bafl›n›z belaya daha çok girmez mi'' diye soruyorum, içerde tek bafl›na duvarlarla konuflan ‹smail'i düflünerek Melek Han›m'›n yan›t› çok net: ''O¤lum nedeniyle ben de alt› ay hücrede yaflad›m. ‹nsan sesini unutmufltum, d›flar› ç›kt›¤›mda yürümeyi de unuttu¤umu gördüm. Benim size anlatt›klar›mdan daha fazla eziyet ne olabilir?'' Çaresiz bafl›m› sall›yorum ve içimden onu onayl›yorum, insano¤lunun keflfetti¤i en korkunç iflkence tecridin bazen ölümü bile özletece¤ini düflünüyorum; belki de o gencecik ölümlerin as›l nedeni bu. Tecritten kaçmak, kurtulmak. Gene de hem kendime hem Melek Han›m'a biraz cesaret vermek için bu yaz›y› yaz›yorum. Çaresiz ve gözyafllar› içinde... Ifl›l Özgentürk (24 Aral›k ‘02 Cumhuriyet)

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

45


Ölümleri durdurun... Önceki gün ajanslar, "örgüt üyesi" suçlamas›yla 1996'da tutuklanarak Malatya Cezaevi'ne konulan Feride Harman'›n ölüm haberini geçtiler... ... "Hayata Dönüfl Operasyonlar›"ndaki kay›plar bir yana, tam 102 insan öldü. Dileriz yeni hükümet döneminde hallolur bu meseleler. Hallolmal›d›r. Yitirilen "insan" sonuçta... fiu ya da bu ideolojiye mensup olsalar da, bizim insan›m›z.... Adalet Bakan› Say›n Cemil Çiçek'in bu meseleye e¤ilece¤ini, en az›ndan taraflar› dinleyip bir çözüm bulaca¤›n› umuyor, diliyorum. ‹stenenler basit ve "ortas› bulunacak" fleyler asl›nda: F Tipi Cezaevleri'nde "tecrit" uygulamas›na son verilsin. Tutuklu ve hükümlülere "kötü muamele" yap›lmas›n. Ziyaretçilere engel ç›kar›lmas›n. Çok mu zor? M.E Yavuz (18 Aral›k 2002 Yeni fiafak)

Sn. Çiçek'e... ... Ben isterim ki, sizin zaman›n›zda bir cenaze daha kalkmas›n... TAYAD'›n haz›rlad›¤› bir rapor var. Raporda F Ti¤›nda, bir felaket meydana geldi¤inde birkaç kifli bile hayat›n› yitirse ajanslar onu bafll› bafl›na bir haber olarak verirken bu tarafta 102 insan hayat›n› kaybediyor ve biz olanlar› bu derecede kay›ts›z bir edayla, bir unutufl perdesinin ard›ndan izliyoruz. Bu unutuflun ne kadar bilinçli oldu¤unu da ayr›ca ne biliyor ne de kendimize itiraf ediyoruz. ... Sak›n yanl›fl anlafl›lmas›n. Sorun bu iflle u¤raflanlar›nd›r demiyorum. Böyle bir derdin içine girmifl ve onun bin türlü s›k›nt›s›yla u¤raflanlar› bir de flundan bundan ötürü suçlamak kimin haddi? Ben, bütün bir toplumu, herkesi, öncelikle de kendimi suçluyorum. Toplumun ve onun birçok kesiminin gündeminin ilk meselesi olmas› gereken bu ifle bu kadar ilgisiz kalmas›, ifllerin bu hale gelmesinin belki de tek nedeni. ... Ama toplumun unuttu¤u, k›y›da köflede b›rak›lm›fl bir sorun 'ölen ölsün' mant›¤›yla hareket etmektedir ki, 'habeas corpus' kavram›n› yok sayman›n, çi¤nemenin bundan ilkel ve tehlikeli bir yöntemi daha bulunmaz. ... Devlet bu yöntemi bilinçli olarak sürdürüyor olabilir. Hiç önemli de¤il. Demokratik bir ortamda, medya, hele Türkiye gibi toplumlarda bafll› bafl›na bir güçtür ve ancak onun 46

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

pi cezaevlerinde bulunan kimi tutuklu ve mahkumlar hakk›nda gerçekten insan› ürperten bilgiler yer al›yor. TAYAD'›n raporuna ihtiyatla yaklafl›labilir. Ama görmezden gelinmesi herhalde do¤ru olmaz. Çünkü raporda, sa¤l›k durumlar› uç noktalara ulaflm›fl pekçok insan örne¤i veriliyor ve tüm bunlar, Adalet Bakanl›¤›'n›n sorumluluk alan›nda bulunuyorlar. Belki tüm cezaevleri için bir reforma ihtiyaç vard›r, ama öncelikle ölümler ve ölümcül hastal›klar... Öncelikle sizin "Ölen ölsün" demeyece¤inizi biliyorum. Sorumluluk duygunuzdan öte yürek k›vam›n›z buna izin vermez. Sonuçta bir can söz konusu... Ve onlar, size ba¤l› bir bakanl›¤›n kurumlar›ndan uçup uçup gidecekler... Sizin hiç olmazsa bir kifliyi kurtarmak için ç›rp›nd›¤›n›za tan›k olsun Türkiye ve dünya, bundan ne siz ne de Türkiye kaybeder. Bu ülkede sosyal bar›fl çok yaraland›, yeniden infla etmek için de çok emek vermek gerekiyor, bana göre sizin, ölüm oruçlar›na kat›lanlarla hiçbir ideolojik yak›nl›¤› bulunmayan bir kiflili¤in onlara gösterece¤i ilgi, Türkiye'de bar›fl›n inflas›nda çok önemli bir kilometre tafl› olacakt›r. Ahmet Taflgetiren (19 Aral›k ‘02 Yeni fiafak) giriflimiyle bu türden sorunlar afl›labilir. Onun yarataca¤› toplumsal duyarl›l›k olmaks›z›n bu ölüm vadisini geçmemizin bir olana¤› yok. ... Hakl› ya da haks›z, 102 insan›n ölümü bu ça¤›n en korkunç olaylar›ndan birisidir, ama bunca ölüme s›rt›n› dönen bir toplumun daha nelere yatk›n oldu¤unu düflünmek belki ondan da korkunç bir fleydir. H.Bülent Kahraman (20 Aral›k ‘02 Radikal) ***

Katliam›n y›ldönümü Her ülke tarihinin karanl›k noktalar› vard›r. Türkiye'nin de var. Vahim olan bu karanl›k noktalar›n çok yak›n tarihli de olabilmesi. 'Hayata Dönüfl' ad› verilen 19 Aral›k 2000 tarihli operasyonla 20 cezaevinden al›nan mahkûmlar F tipi tecrit hapishanelerine yerlefltirildi. ... Bugün 2. y›ldönümü. Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun'un aç›klamas›n› yay›ml›yorum, cevaplar›yla. Cevaplar, ‹HD ‹stanbul fiubesi'nin 'Hukuk d›fl› mekânlar F tipi cezaevleri'


raporundan. .... "Tüm iyi niyetli giriflimlere ra¤men sonuç al›namamas› ve müdahale tarihi olan 19 Aral›k 2000 itibar›yla ölüm oruçlar›n›n t›bbi bak›mdan hayati tehlike s›n›r›na gelmesi karfl›s›nda bu insanlar›n yaflam›n›n kurtar›lmas› için...'Hayata Dönüfl Operasyonu'na karar verilmifl ve icra edilmifltir. Ölüm orucu ve açl›k grevi dayatmas› alt›ndaki hükümlü ve tutuklular kurtar›lm›flt›r. ... "F tipi cezaevlerine nakillerde hemen her mahpus kaba dayakla karfl›laflt›, zorla soyuldu, saç ve sakallar› zorla kesildi. Kand›ra F Tipi Cezaevi'nde 10 civar›nda mahpusa copla tecavüz edildi. Haya burma, falaka uyguland›. Bu iflkence ve sald›r›lar ilerleyen günlerde sürmekle beraber, yerini yavafl yavafl psikolojik iflkence ve sald›r›lara b›rakt›." "Cezaevlerine iliflkin her yaz›n›za kamuoyunun do¤ru bilgilendirilmesi amac›yla cevap verilmifl, ancak bunlar köflenizde yay›mlanmam›flt›r. Bir gazeteci olarak mesle¤e objektif yaklaflman›z gerekirken ›srarla tarafl› davrand›¤›n›z, kamuoyunu yönlendirmeye çal›flt›¤›n›z görülüyor, bu durum bas›n meslek ilkeleri, ahlak esaslar›, yay›n ilkeleriyle ba¤daflm›yor." Öyle anlafl›l›yor ki sadece aç›klamalar›n›z› Cumhuriyet gazetesine göndermekle yetinmiyor, köflemi de o gazetede ar›yorsunuz. Çünkü do¤ru adrese gönderebildi¤iniz aç›klamalar bu sütunlarda defalarca yay›mland›. Kimin do¤rular› söyledi¤ine, kiminse tarafl› ve yan›lt›c› bilgi verdi¤ine okurlar ve kamuoyu karar verecektir. Murat Çelikkan (19 Aral›k ‘02 Radikal) ***

‹flkence, tecrit, sansür ... ‹flkenceye ‘s›f›r tolerans’ tan›ma sözü veren AKP iktidar›nda s›ra bir türlü F tipi cezaevlerindeki ‘tecrit iflkencesi’nden kaynaklanan ‘ölümlere son verme’ aflamas›na gelemiyor. TAYAD’l› aileler dün ziyaretimize geldi. 3 Kas›m seçimlerinden bu yana ‘ölüm orucu’nda ölenlerin say›s› 5’i bulmufl. ... Tek kiflilik hücrelerde bask› ve umutsuzluk sonucu ‘intiharlar’ bafllam›fl. ‹stanbul Barosu’nca Yücel Sayman döneminde seslendirilen ‘3 kap› üç kilit aç›ls›n 9 kifli bir araya gelsin. Tecrit kalks›n’ önerisine de vicdanlar kapal›ym›fl. ... Tecridin yan› s›ra a¤›r sansür uygulan›yormufl, günlük gazetelerdeki siyasi köfleler ve ‘be¤enilmeyen’ yaz›lar kesilerek da¤›t›l›yormufl. Mektup ve dilekçelere zorluk ç›kar›l›yormufl. Cezaevine zaman›nda elektrik ve su paras› yat›rmayan mahkumlar›n ‘hücre elektri¤i’ kesiliyormufl. Tutuklu ailelerine yönelik ‘hak ihlalleri’

‹çeridekiler ve d›flar›dakiler Cezaevleri Türkiye'nin oldukça 'içeri' bir olgusu, biz ise d›flar›day›z. ‹çeridekiler hacir alt›ndad›r, biz d›flar›dakiler ise mümeyyiziz. D›flar›dakiler beflerdir de ayn› zamanda, flaflar ve unuturlar. 19 Aral›k 2000 tarihindeki 'Hayata Dönüfl!' operasyonunun üzerinde iki y›l geçmifl. O iliklere kadar iflleyen so¤ukla gelen vahflet... ‹nsan yan›¤›... Cezaevinin duvarlar›ndaki kurflun delikleri, tavanlardaki is... ‹ki y›ld›r düfllerine giriyordur, gece yar›s› 盤l›klara uyan›yorlard›r, gündüz gözüyle tekrar tekrar yafl›yorlard›r. Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i'nin iki y›ll›k de¤erlendirmesine göre, F tipi cezaevleriyle ilgili elefltiriler konusunda bugüne kadar hiçbir iyilefltirme olmam›fl. ‹yi ama biz d›flar›day›z, günlerimiz çok k›sa, gündemimiz yo¤un... AB, K›br›s, Irak, Erdo¤an' ›n baflbakanl›¤›, vergi aff›, Q k›z›, Hakan fiükür'ün k›r›lan aya¤›... ... ‹ki y›ll›k süre içinde, F tipi cezaevlerinde tutulan tutuklu ve hükümlülerin sa¤l›k durumlar› gözle görülür derecede bozulmalar, özellikle alg›da, duyma ve görme yeteneklerinde ciddi tahribatlar oluflmufl. Halen 19 kifli ölüm orucuna devam ediyormufl. Bu bilgilerle ne yapaca¤›z flimdi biz? Üstelik kar da geri geliyormufl, yine üzerimize ya¤acak demek ki, kim bilir ne kadar üflüyece¤iz. Adnan Ekinci (24 Aral›k ‘02 Radikal) rutin hale gelmifl. Haftada bir saatlik görüflmeye gidenler, can›ndan bezdiriliyormufl. F tipi ay›b›na karfl›, hükümeti duyarl› olmaya ça¤›r›yoruz: Ölümleri durdurun! Derya Sazak (19 Aral›k ‘02 Milliyet) ***

Savafla ölüm orucuna hay›r! “Savafla hay›r” derken içerideki insanlar›m›z›n “yaflam savafl›”na da kulak vermek gerekir. F tipi cezaevleri nedeniyle 3 y›ld›r süren ölüm oruçlar›nda 102 insan öldü... “Medya” bu konuda da ilgisiz. Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in gösterece¤i duyarl›l›kla F tipleri sorununu çözüp, ölümleri sona erdirmesi, “icraat s›k›nt›s› ve karmaflas›” çeken AKP iktidar›na ve de topluma flu s›rada ilaç gibi gelecektir. Nail Güreli (25 Aral›k ‘02 Milliyet)

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

47


B er kan ABATAY 2002 Ölüm Orucu Şehidi


kahramanlar ölmez

Ali Saban

fiehitlik tarihi: 2 Ocak 1987 fiehit düfltü¤ü yer: Lübnan fiehit düflme flekli: 12 Eylül cuntas›ndan önce devrimci hareketin saflar›nda mücadele etti. 12 Eylül’ün ard›ndan Lübnan’a geçerek Filistin Halk Cephesi saflar›nda savafla kat›ld›. Hareketle yeniden iliflkiye geçmek isterken Filistin kamplar›nda ç›kan çat›flmada flehit düfltü. fiehitlik tarihi: 3 Ocak 1996 fiehit düflme flekli: Hapishanede kanser teflhisi konulmas›na ra¤men tedavisi sürekli engellendi, ölümcül noktaya geldi¤inde tahliye edildi. Tahliyesinden dört gün sonra flehit düfltü.

Kalender KAYAPINAR

Yüksel EROL

fiehitlik tarihi: 2 Ocak 1979 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Mecidiyeköy fiehit düflme flekli: Gültepe’de devrimci mücadele ve örgütlenme içinde yer ald›. Mecidiyeköy’de faflistlerin kurdu¤u pusuda katledildi.

Gültekin Koç

fiehitlik tarihi: 3 Ocak 2001 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul fiiflli fiehit düflme flekli: 19-22 Aral›k hapishaneler katliam›n›n ard›ndan katliama karfl› misilleme amac›yla fiiflli Emniyet Müdürlü¤ü binas›nda gerçeklefltirdi¤i Feda eyleminde flehit düfltü.

Feda’n›n Sordu¤u Hesapt›r Gültekin

27 ayd›r süren direnifl, “bin can›m olsa binini de feda ederim” diyen tereddütsüz yüreklerin direniflidir. 27 ayd›r süren direnifl, feda’n›n destan›d›r bir yerde. Halk için, vatan için, yoldafllar› için, kendini feda etmenin çok de¤iflik biçimleri oldu bugüne kadar. Onlarca ülkede, yüzlerce biçimde devrim mücadelesinin içinde kendini feda etti devrimciler. Ölüm orucu bir biçimiydi fedan›n. Gültekin Koç’un eylemi de baflka bir biçimi. Tutsaklar›n ölüm oruçlar›nda kendini feda edifli, onlar› düflüncelerini inkara zorlayan zulüm karfl›s›nda bir direniflin ifadesiydi. Gültekin’in kendini feda edifli ise, bir hesap sormayd›. Bu biçimdeki feda eylemlerine, kuflat›lm›fl Filistin halk›n›n uzun bir süredir baflvurdu¤u bir eylem biçimiydi. Ülkemizde Kürt milliyetçi hareketi de baflvurmufltu zaman zaman. Devrimci hareketin bu tarzdaki ilk feda eyleminin gerçeklefltiricisi Gültekin oldu. Bu eylemde, Gültekin’in cüretini ve kendine güvenini yazd› tarih. Devrimci hareketin bir konudaki, bir alandaki, bir gelenekteki, bir eylem biçimindeki “ilk”i olabilmek, cüretti, kendine güvendi. Buna sahip olmaks›z›n “ilk” olmak mümkün de¤ildi. Yoldafllar› katledilmiflti. Düzen, tarihinin en büyük katliamlar›ndan birini gerçeklefltirmiflti. Ve o bir savaflç›yd›. Katleden düzene cevap vermekti onun görevi. Bu cevap öyle bir cevap olmal›yd› ki; zulüm, asla ve asla hesap sorulmas›n›n önünde duramayaca¤›n› görmeliydi; zulüm, nice katlederse etsin, direnifli ve devrimci savafl› yokedemeyece¤ini görmeliydi. 3 Ocak, saat 13.50’de parçalanan ve parçalan›rken hesap soran bedeniyle tüm dünyaya bunu gösterdi Gültekin.


Utangaç Orgeneral Deniz Baykal Topraklar›m›z sat›l›yor, topra¤›m›z yanki dolacak, üsler, limanlar gitti, demiryollar› s›rada... ve bu tabloda CHP’nin varl›¤› yoklu¤u belli de¤il. Niye dersiniz acaba? AKP’den milletvekili say›s› az oldu¤u, nas›l olsa elimizden bir fley gelmez diye düflündükleri için mi? Az olabilir, bir kifli de olabilirdi; ama ç›kar ben Amerikan sald›rganl›¤›na karfl›y›m diye hayk›r›r, TBMM çat›s› alt›nda ya da sokaklarda. Elbette CHP’nin sessizli¤i (konuflur gibi yapmas›na ayr›ca de¤inece¤iz) esas olarak Genelkurmay›n sessizli¤ine benzerdir. Savafltan, Amerika’dan yanad›rlar. IMF’nin adam›n› bofl yere partisine almad› CHP. IMF’den savafla Amerikan politikalar›n› destekleyece¤inin güvencesini de verdi. Nitekim bugün yap›lan da bu. Bu nedenle iktidar partisi, “siz rahats›n›z, bizim taban›m›z savafla karfl›” diye dert yan›yor Deniz Baykal’a. Niye rahat Baykal? Çünkü halk›n de¤il, egemen güçlerin isteklerine göre hareket ediyor ve s›rt›m› onlara dayad›kça bu iktidar y›pran›nca MGK benim önümü açar diye pusuya yatm›fl bek-

Ç‹ZG‹YLE

50

Ekmek ve Adalet / 29 Aral›k 2002 / Say› 41

liyor. Seçim olmad›kça nas›l olsa halka ihtiyac› yok. Seçimde de nas›l olsa, ne olursa olsun diyerek, laiklik diyerek CHP’ye oy veren bir kitle de var. Deniz Baykal’›n CHP’si serde “sosyal demokratl›k oldu¤u için savafl 盤›rtkanl›¤› yapamayacaklar›n›” söylerken, esas olarak, biz de savafltan, Amerika’dan yanay›z ama bunu da aç›kça söyleyemeyiz ya demek istiyor. Nitekim suskunlu¤unu bozdu¤unda tek s›k›nt›s›n›n kendisine pazarl›klar konusunda bilgi verilmemesi oldu¤u anlafl›l›yor; “Üsler verilir verilmez, o ayr› tart›fl›l›r... ama kamuoyundan gizleniyor...” derken söyledi¤i de bundan ibaret. Kamuoyu dedi¤i de kendisi! CHP de iktidarda olsa sataca¤›n› bugünden ilan ediyor. Namus dedikleri vatan› nas›l yankilere peflkefl çekeceklerinin güvencesini flimdiden veriyor CHP. Hal böyle olunca, biri de kalk›p, Amerikan savafl›na karfl› “sosyal demokrat CHP’nin” deste¤ini de alarak halk› da aldatarak savafla girelim önerileri getirebiliyor. Sak›ncas› yok, Genelkurmay›n partisi olarak kafas›na bir de general flapkas› giyip, süngü tak›p Ba¤dat’a da yürüyebilir Baykal. Ah bir de flu sosyal demokratl›k yak›flt›rmalar› olmasa, görün siz Baykal’› nas›l 盤›rtkan olurdu!


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb041 by sol yayin - Issuu