Skip to main content

AdaletWeb030

Page 1

Haftal›k Dergi

Emperyalist tekellerin kâr› için Halklar›n kan› dökülüyor

Say›: 30 13 Ekim 2002 F‹YAT (KDV Dahil) 750 000 EUROPE: 3 EURO

www.ekmekveadalet.com

Partiler meydanlarda

Hava yalan kokuyor

Irak’a Sald›r› Ortado¤u’ya Sald›r›d›r Dünya Halklar›! Amerikan Zorbal›¤›na Karfl› Her Yerde, Her Biçimde Direnelim!

SEÇ‹M OYUNUNU REDDEDEL‹M! 2 y›l... 2 y›l... 2 y›l... 2 y›l... 2 y›l... 2 y›l... emperyalizm ve oligarfli karfl›s›nda

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

yenilmeyen ‹RADE


Foto¤raflarla Tarihimiz

Her kelimesine can and›, binlerce flehidin devverilen bir ‘And’ rimDevrim u¤runa dökülen kan›yla suland›¤› “Ben ... Emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k Faflizme karfl› demokrasi Mücadelesinde Tutsak düfltüm Ve bugün ... Halk›m›z› ve tutsaklar› Teslim almak isteyen Halk düflmanlar›na karfl› Son nefesime kadar Bir Özgür Tutsak olarak Savaflaca¤›ma Direnece¤ime Halk›n onurunu temsil eden Al›n band›m Rengini flehitlerimizin kan›ndan alan Bayra¤›m üzerine Ant içerim And›m özgürlük ve onurumdur.” ** ‹çilen and’lar›n (yemin) alt›na imzalar kanla, canla, al›nteriyle at›lm›yorsa, her söz yüreklerin derinliklerinden gürül gürül akan bir p›nardan ak›p gelmiyorsa, kuru sözlerden öteye gitmez. “Kutsal”laflamaz. Ne tarihe malolabilir, ne de kitleler taraf›ndan sahiplenilir.

Tarih: 23 Ekim 2000 Yer:

Bu kadar yasa ç›kard›k, makyaj yapt›k gerisini de görmeyin diyen oligarfli, “biraz daha makyaj gerekiyor” diyen AB’nin raporunu be¤enmedi...

Vatan dergisinin kapa¤› Direnme Savafl›’n›n bafllad›¤›n›n ilan›

‹flkencelerin, F tiplerinde ölümlerin sürdü¤ü bir ülke makyaj tutar m›?

❖

SEÇ‹MLER... - Haklar ve Özgürlükler Cephesi: “Seçim oyununu reddedelim kendi iktidar›m›z için mücadele edelim.” - Düzen partileri yerde gökte vaat etmedik hiçbir fley b›rakm›yorlar. - Her daim devletin emrine haz›r bir parti: DSP

❖

Tarih 20 Ekim 2000’di... Bir irade koydular ortaya; düflüncelerimizden asla vazgeçmeyece¤iz! Halk›m›za ihanet etmeyece¤iz! Yukar›daki kapak, bu kararl›l›¤›n ilan›d›r. Söz bitmifl; art›k her gün eriyecek olan hücreler konuflmaya bafllam›flt›... Açl›k konufluyordu... Ölüm konuflacakt› bir süre sonra da... Bu o kadar güçlü bir sesti ki; hiç bir sansür duvar› o sesi bo¤amad›, o sese güç veren, görkem kazand›ran iradeyi k›ramad› 2 y›ld›r... 2 y›l önce, sözün bitti¤i yerde, bir destan bafllam›flt›... Destan sürüyor...

F‹L‹ST‹N’DE KATL‹AM - Hanyunus mülteci kamp›ndaki katliamda 16 ölü, 100’e yak›n yaral›.

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 491 16 40 Faks:0212 491 16 37 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Ekmek ve

Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Telfaks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa: Kuledibi Mah. ‹nönü Cad. Karaman Apt: Kat. 1 No:1 HOPA

‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Ömera¤a Mah. Atça Cami Cad. No: 30 Kat: 2 Tel-fax: 0262 322 88 09 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Tel-faks: 0 324 232 15 74 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 321 59 93 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9

Adalet

içindir ki, her kelimesi yürekten f›rlayan gülle mermisi gibi ç›kar, her kelimesi oligarfliyi vuran bir silah gibidir ve bu nedenle de özellikle 12 Eylül öncesinde meydanlarda onbinlerle birlikte içilmifl, bugünlere tafl›nm›flt›r. And›n› namusu bilenler bugün hala içtikleri and’a sad›k kalmaya devam ederken, bencilliklerini namusuna tercih edenler ya oligarflinin vitrinlerini süslüyor, ya da vak›fç›l›k oynuyor. ** Özgür Tutsak And’› da, bundan böyle ister ölüm orucu, ister baflka direnifl biçimleri olsun bütün hapishane direnifllerinin, emperyalizmin ve faflizmin hücrelerinde teslim olmayanlar›n and› olacakt›r. Hücre duvarlar› bedenlerini ayr› düflürse de özgür tutsaklar›n, her hücreden yükselen, “ben...bir özgür tutsak olarak...” hayk›r›fllar› F tiplerinin üzerine bir karabasan gibi çökmeye devam edecektir. Çünkü, 97 flehidin imzas› var bu and’›n her kelimesinin alt›nda. K›z›l bantlar tak›l›rken hayk›r›lan her söz harfi harfine yerine getirildi. Her kelimenin alt›na kan›yla, eriyen hücreleriyle mührünü bast› devrimciler. “Son nefesime kadar” dedi özgür tutsaklar; son nefeslerine kadar direndi 97’si ve direnilecek günler, direnecek yüzlercesi daha geride... Hiçbir direniflte “son nefesime kadar” sözü bu kadar anlam›n› bulmam›flt›r. Gün gün, her nefes al›fl veriflte eridi hücreleri, eriyen her hücre ölüme bir ad›m daha yaklaflt›rd› onlar›. Ölüme boyun e¤medi and içenler, ölümü teslim ald›lar ölüm oruçlar›nda. “Halk›n onuru”nu koruma u¤runa kurflunlara, bombalara, alevlere meydan okudu yüzlerce özgür tutsak. Zulmün “cehennem atefllerinin” ortas›nda Fidanlar, Ahmetler özgürlü¤ün atefllerini tutuflturdular. ‹çtikleri and özgürlüktü, teslim al›nmak istenen devrimci onurdu. Teslim etmediler. Bedelleri kül olan beden, lime lime olan et, her ölen hücrede ölüm olsa da...

AB RAPORU VE TÜRK‹YE’N‹N “DEMOKRAS‹” VE ZULÜM GERÇE⁄‹


‹çindekiler Seçim, Devrim Hava Yalan Kokuyor Yazan› da, itiraz edeni de ‹kiyüzllü 9... Hücrelerden.... 10... Söz yok... Söylenmifl ve söylenebilecek tüm sözlerin yerinde siz vars›n›z... 12.... Direnifli Anlamak, S›n›flar Mücadelesini Anlamakt›r 15... “Sen Bizsin Biz de Sen... Ötesi Yürektedir” 16... “Canl› Bomba” Yalan›n›n Belgeleri 17... Peki Sen Kimin Hizmetindesin? 18... Haberler.... 19... “Oy ‹stemiyoruz! Halk›n ‹ktidar›n› Kurmaya Ça¤›r›yoruz!” 20... Seçim Oyunu 23... Bunlar Bizi Yönetebilir mi? 26... Seçim Oyununu Reddedelim! 28... Irak’a Sald›r› Ortado¤u’ya Sald›r›d›r 32... Oligarflinin “Kuzey Irak” Açmaz› 33... Sahte Zaferin Sönen Balonu 35... “ ‹kiye Bölünmüfl Beden Gördüm” 36... Yurtd›fl›ndan 37... Halk›n ‹ktidar› ‹mkans›z De¤il 38... Burjuvazinin Vefas› m› Olur 39... Solun Beyni: “ Amerikan Zorbal›¤› karfl›s›nda Neden Birlikte..” 40... Ba¤›ms›zl›k Olmadan, Demokrasi Olur mu? 42... Dön, Gerçe¤e Dön, Korkak Ayd›n!... 43... Önce Yakt›lar, fiimdi Tedavi Etmiyorlar 44... Tecritten Notlar-3: “Hasretlerin Sonu Ayd›nl›k” 46... Kurultaya Sunulan Tebli¤lerden 47... Tövbekarlar Beni Temsil Etmiyor 48... Ecevit’e Yuuh! 49... Çizgiyle 50... Kahramanlar Ölmez

Seçim,Devrim

3... 5... 7...

T 3

ürkiye Halklar›!

Kas›m’da bir kez daha sand›k bafl›na ça¤›r›yorlar. Bir kez daha aldatmak, bir kez daha umutlar›m›z›, özlemlerimizi, taleplerimizi istismar etmek için. 56 y›ld›r, sand›k bafl›na her gidiflimizde, aldat›ld›k. 56 y›ld›r, verdi¤imiz hiç bir oy, bu ülkede köklü bir de¤iflikli¤in yolunu açmad›. Dünyadaki ve ülkemizdeki bilimsel, teknolojik geliflmelere, üretim art›fllar›na ra¤men, hep dünü arar duruma düflürüldük. Bugün ise, hemen her aç›dan Cumhuriyet tarihinin en rezil, en berbat tablosuyla karfl› karfl›yay›z. Cumhuriyet tarihinin en büyük iflsizlik, açl›k rakamlar›, en korkunç sefalet tablolar›n› yafl›yoruz 2000’li y›llarda. Hapishanelerimizden tabutlar ç›k›yor. Yasaklar, bask›lar, örgütsüzlefltirme dizginsiz bir flekilde sürüyor. Herfleyiyle emperyalizmin kuklas›, kölesi olmufl iktidarlar ve muhalif düzen partileri, IMF uflakl›¤›n› sürdüreceklerini aç›k aç›k ilan ederek sand›k bafl›na ça¤›r›yorlar bizi. içbirinin ülkemizin ve halk›m›z›n bu berbat halini de¤ifltirmeye yönelik bir program› yok. ‹pler bütünüyle emperyalist merkezlerdeyken, hiçbiri hiç bir fley yapamayacakt›r. Ba¤›ms›zl›k yok programlar›nda. Demokrasi yok. Bu koflullarda, sand›k, hangi sorunumuza çözüm getirebilir?

H B S

u açl›k ve zulümden nas›l kurtuluruz? Ülkemiz nas›l düzlü¤e ç›kar?

eçim mi, ara seçim mi, teknokratlar hükümeti mi derken, veya oyumuzu verelim mi vermeyelim mi, vereceksek kime verelim diye tart›fl›rken, tart›fl›lan esas›nda bu iki sorunun cevab›d›r. Halk nas›l kurtulur? Ülkemiz nas›l düzlü¤e ç›kar? Politikalar, taktikler, sloganlar, hep bu iki soruya bir cevap vermek içindir. Bizim, hemen hemen siyasi arenaya ç›k›fl›m›zdan bu yana temel sloganlar›m›zdan biri olan bir slogan; bu soruya verilmifl en özlü cevaplardan biridir: Tek Yol Devrim! Yaz›lar›m›zda, pankartlar›m›zda, afifllerimizde, duvarlara yazd›¤›m›z sloganlarda, miting meydanlar›nda kimbilir kaç bin kez tekrarlad›k bu slogan›. Daha da tekrarlamaya devam edece¤iz. Bu slogan, 32 y›l önce ilk at›ld›¤›nda do¤ru bir slogand›. 20 y›l önce daha da do¤ru bir slogand› art›k. 10 y›l önce do¤rulu¤u daha da kesinleflmiflti. Bugün daha da do¤ru, daha da geçerli.

S

iz de hep ayn› fleyi söylüyorsunuz diyenler ç›kabilir. Bu anlams›z bir itirazd›r. Düzen de 56 y›ld›r diyor ki, “tek çare sand›k!” Kitleler sand›k bafl›na gidiyor. Görüyor ki, sand›k derdine derman olmam›flt›r. Aradan 3-5 y›l geçiyor; bu arada halk daha yoksullafl›yor, adaletsizlik daha derinlefliyor, ba¤›ml›l›k daha art›yor, mezarl›klara bizim iflkence edilmifl, katledilmifl insanlar›m›za yenileri ekleniyor; ama düzenin efendileri yine kitlelerin karfl›s›na geçip ayn› Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

3


fleyi tekrarlam›yorlar m›; “tek çare sand›k!” Ama sand›k, denenmifl, hem de onlarca denenmifl alternatiflerden biridir. Devrim denenmemifl oland›r.

kurumlar haline dönüfltürülüyor. Böyle bir ülkede, hayat›n her alan›ndaki ekonomik, demokratik hak gasplar›na karfl›, haklar ve özgürlükler mücadelesi sürdürmek, halk için ekmek, su kadar vazgeçilmez bir ihtiyaçt›r. Ama öte yandan, tek tek çeflitli haklar do¤rultusunda yürütülen bir mücadele, belki bize k›sa süreli nefes alma imkan› sa¤lar, ama kurtuluflu sa¤layamaz. Kurtulufl, hak ve özgürlüklerin bütünü için yürütülecek bir mücadelenin sonundad›r. Gerek ekonomik, gerekse de siyasi aç›dan haklar ve özgürlükler sorununu bütün olarak çözebilecek mücadelenin ad›, devrim mücadelesidir. Bu mücadelenin sonunda oluflturulacak halk›n iktidar›, halk›n sorunlar›n›n bütünlüklü ve kökten çözümünü sa¤layabilecek tek iktidar biçimidir.

u ülkede gün geldi da¤a tafla “umudumuz Ecevit” diye yaz›ld›. Gün geldi meydanlar “kurtar bizi baba” sloganlar›yla inledi. Seçim meydanlar›nda düzen partilerinin liderleri, bazen 500 günde, bazen alt› ayda refaha kavuflturmay› vaadettiler. ‹fl vaadettiler, afl vaadettiler, e¤itim, sa¤l›k, konut vaadettiler... Ne oldu? Sonuçta hangi umut, hangi vaad gerçekleflti? ‹fl dediler, milyonlarca insan›m›z iflsiz kald›. Afl dediler, art›k mezarlarda ölüm nedeni açl›k olan insanlar›m›z var. Biz devrimciler, ne sahte vaadlerde bulunuyor, ne sahte umutlara ça¤›r›yoruz; biz, mücadeleye, örgütlenmeye, devrime ça¤›r›yoruz.

B

ürkiye halklar›!

T Ç D

are seçim de¤il, devrimdir!

üzen derinleflen bir kriz içindedir. Düzenin kendi içinde az çok istikrar›n›n oldu¤u dönemlerde, düzen aç›s›ndan bir nefes alma manevras› olan seçimler, flimdi düzenin krizini daha da derinlefltiren bir hal alm›flt›r. Emperyalizm ve oligarfli, güçsüzdür, ne iflsizli¤i, açl›¤› sona erdirebilecek, ne hak ve özgürlükleri geniflletecek güçte de¤ildir. Bu düzeni ve oyunu sürdürebilmek için, devrimcilere karfl› her türlü bask› ve imha politikas› sürdürülürken, düzen içi muhalefete karfl›, kitlesel her türlü muhalefete karfl› da bask›lara, yasaklara, hatta fliddete baflvurmaktan geri durmuyor. Partiler kapat›l›yor, dernekler bas›l›yor, kitle örgütleri, binalar›ndan bafl›n› d›flar› ç›karamayan göstermelik

‹fl dediler, milyonlarca insan›m›z iflsiz kald›. Afl dediler, art›k mezarlarda ölüm nedeni açl›k olan insanlar›m›z var. Biz devrimciler, ne sahte vaadlerde bulunuyor, ne sahte umutlara ça¤›r›yoruz; biz, mücadeleye, örgütlenmeye, devrime ça¤›r›yoruz. Tek tek çeflitli haklar do¤rultusunda yürütülen bir mücadele, belki bize k›sa süreli nefes alma imkan› sa¤lar, ama kurtuluflu sa¤layamaz. Kurtulufl, hak ve özgürlüklerin bütünü için yürütülecek bir mücadelenin sonundad›r. Bu mücadelenin ad›, devrim mücadelesidir. 4

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

‹ ‹

flçiler, köylüler, esnaflar, gençler, kad›nlar, ezilen, sömürülen tüm halk›m›z; flte bunun için, seçim oyununu reddediyoruz. Seçim oyununu reddedelim ça¤r›s› yap›yoruz. Emperyalizmin ve oligarflinin hüküm sürdü¤ü, düzenin devam› için faflizme baflvurulan bir ülkede, halk iktidar› sand›ktan ç›kmaz. TBMM’de kald›r›lacak ellerle emperyalizmi kovamaz, faflizmi y›kamazs›n›z. Bunu ancak anti-emperyalist, anti-oligarflik bir halk savafl›yla sa¤layabiliriz. Ekonomik demokratik mücadeleler, örgütlenmeler, birlik ve ittifaklar, hayat›n içinde çok çeflitli biçimlere bürünebilirler; onlar›n önemi, rolü artar, azal›r; demokrasicilik oyunu zaman zaman geniflleyip daralan bir seyir izleyebilir; bütün bunlar›n içinde, devrimci bir örgüt aç›s›ndan aslolan devrim perspektifini ve iddias›n› kaybetmemektir. Bu perspektifin kayboldu¤u noktada, en baflar›l› görünen taktikler bile devrime hizmet etmez. Reformizmin, onun bir biçimi olan parlamentoculu¤un de¤ifltirme iradesi c›l›zd›r. Emperyalizme ba¤›ml›, faflizmle yönetilen bir ülkede “de¤ifltirme”, difle difl bir kavgay› gerektirir. Statükoyu koruyanlarla, düzeni de¤ifltirmek isteyenler aras›ndaki kavga, fliddetli bir kavgad›r. Sol içindeki her türlü statükoculuk, sonuçta düzenin statükosunu güçlendirir. are devrimdir; bunu biliyor, bunu söylüyoruz. Ve bu ülkedeki her geliflme de bizi kan›tl›yor. Açl›¤a, zulme son verecek program ve irade, yaln›z devrimin program› ve iradesidir. Devrimin iradesi, devrimci hareket önderli¤inde örgütlenmifl halk›n iradesidir. Seçimin bofl umutlar› yerine, halk›m›z›, örgütlenmeye, emperyalizme ve oligarfliye karfl› tüm mücadele biçimlerini kullanarak savaflmaya ça¤›r›yoruz. “4 Kas›m’da yepyeni bir Türkiye’ye uyanacaks›n›z” gibi pembe, ama yalan hayaller yerine, yeni bir Türkiye’yi yaratman›n gerçek yolunu söylüyoruz.

Ç


Partiler meydanlarda

Hava yalan kokuyor

Düzen partilerine güvenin yokoldu¤u, düzen partilerinin halka ‘çözüm’ ad›na sunabilecekleri bir program›n›n olmad›¤› yerde; vaadlerde s›n›rlar yokolur, yerde gökte vaadedilmedik hiçbir fley kalmaz. Bugün, böyledir. Seçim olacak m› olmayacak m›, kimler koltuk sahibi olacak, kimler parlamento d›fl›nda kalacak tart›flmalar› flimdilik sona erdi. fiimdi dörtte biri ya san›k ya da hakk›nda soruflturma aç›lm›fl olanlar› vekil diye seçmemiz için önümüze koyuyorlar. Seçin be¤enin; h›rs›z m› istersiniz, katil mi? Yoksa hortumcu mu verelim diyor düzen partileri. Bunun için de meydanlar› doldurmaya bafllad›lar. Meydanlar burjuva politikas›nda oy için “ölçü de¤il” denilse de, baflka fleylerin ölçüsüdür. Düzen partilerinin halk kitlelerini nas›l aldatt›klar›n› anlamak için oralara bakmak faydal›d›r mesela. Ya da, Amerikan reklam kurulufllar›n›n haz›rlad›¤› kampanyalarla düzenlenen siyasi sirklerin beyinleri nas›l zehirledi¤i oralarda görülebilir. Balonlar ve bayraklarla süslenmifl, gürültülü seçim flark›lar›yla inleyen meydanlardan bugünlerde yalanlar savruluyor. Hava yalan kokuyor. Yalanda s›n›r, vaadlerde durdurak yok. Ak›llar›na gelen, gelmeyen, yapacaklar› yapamayacaklar› her fleyi vaad ediyorlar. Yeter ki, oy gelsin. Nas›l olsa bir dahaki seçime kadar bunlar unutulur diye düflünüyorlar. Türkiye meydanlar› 56 y›ld›r nice vaadler dinledi. Nice vaadler meydanlarda unutulup gitti. Bugün ba¤›ra ça¤›ra verilen vaadlerin de 4 Kas›mda unutulaca¤›ndan kimsenin kuflkusu olmas›n.

Çözüm Yoksa Yalan Vard›r “Ce¤iz... ca¤›z... cek... cak...” üzerine kurulu propagandalar›n düne göre çok daha fazla öne ç›kmas›n›n elbette bir anlam› var. Düzen partilerinden kesilen umut, duyulan güvensizlik, partilerin halka sunabilecekleri ciddi bir programdan yoksun oluflu vaadlerde pervas›zl›¤› da beraberinde getiriyor. Elbette bu, örgütsüz, bilinçsiz bir halk gerçe¤i üzerinde yaflam bulabiliyor. Düzen partilerinin programlar›n›, seçim bildirgelerini inceleyin. Bu sayfalarda tümünü tek tek ele al›yoruz. IMF program›na alternatif bir ekonomik program› olan bir parti var m›? Yok. Solcuyum diyenin bile en fazla söyledi¤i “borçlar› ertelemek”. Bunun için tüm partiler zorunlu kalmad›kça IMF üzerine konuflmuyor, IMF’cilik gizlenmek

isteniyor. Siyasi programlar›na bak›n, ABD’nin, Avrupa’n›n söyledikleri, MGK’n›n talimatlar› d›fl›nda yapabilecekleri, söyledikleri hiçbir fley yoktur. Bunun için Türkiye’nin fluan en önemli gündemi olmas› gereken Irak konusunda elle tutulur bir politikay› savunan düzen partisi yok. Bütün düzen partileri ekonomide IMF, siyasette Genelkurmay ne derse onu yapacak. Hal böyle olunca da, halka sadece yalanlar, içi bofl vaadler, çok fley söylüyormufl gibi yap›p hiçbir fley söylemeyen nutuklar kal›yor. Nutuklarda ne yok ki; yalan›n bini bir para. Bir yanda flovenizm propagandas›, öte yanda alenilefltirilmifl bir iflbirlikçilikle AB’cilik. Gerçek yüzlerini gizlemek için at›lan taklalar göz kamaflt›r›yor! Mesela AKP lideri diyor ki; “IMF ile iliflkiler kesilecekmifl. Neyi kesiyorsun. Önce borcunu öde. Bu millet gaspç› m›, h›rs›z m›...” Kapitalist sistemi de¤ifltirmeden IMF’den kurtulunamayaca¤› ayr› bir konu, ama Tayyip’in derdi baflka. O IMF’cili¤ini gizleme demagojisi yap›yor. H›rs›z kim, gaspç› kim? K›rk y›ll›k IMF’yi, dünyan›n tan›d›¤› IMF’yi “ortak” diye yutturmak istiyor. Bir bak›yorsunuz Tayyip meydanlarda “soygunculardan, hortumculardan hesap soraca¤›m” diyor, ertesi günü üç bat›k bankac› ile (Halis Toprak, Mehmet Emin Karamehmet, Mustafa Süzer) toplant› yap›yor. Bir baflkas›, DYP “mavi kartlar” vaad ediyor. (önceki seçimde iki anahtar vaad etmiflti.) Baykal patronlar›n köflklerinde düzenlenen yemeklerde sermaye önüne görücüye ç›karken, meydanlarda en yüksek tondan ba¤›r›p, özünde hiçbir fley söyleme-

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

5


AKP Demokrasisi! Seçim bildirgesini “Özgürlükler, demokrasi” üzerine oturtan AKP’nin demokratl›¤›na bir örnek, bas›ndan aktaral›m: “Bilecik'teki AKP mitinginde bir genç, Erdo¤an'›n 'özel burslu' çocuklar›na gönderme yapan bir pankart aç›nca parti yöneticilerinin iste¤i üzerine polis taraf›ndan meydandan ç›kar›ld› ve bir süre gözalt›nda tutuldu.” Yoruma gerek var m›?

Ecevit’in Kontra Beyni Ecevit, AB’nin “ilerleme raporu”nda da kontrac› kafas›n› ortaya koydu. “AB uyard›, Laiklik karfl›t› bir iktidar kurulursa AB yolu kapan›r.” dedi Ecevit. “Devlet adam›” Ecevit’in siyaseti korkutma, tehdit üzerine kurulu. Kendi muhaliflerini bu yöntemlerle enterne et, toplumsal muhalefeti de bask›, yasak, katliam ve iflkenceyle sustur; Ecevit’in kontrac› beyninin üretti¤i politika bu.

menin örneklerini veriyor. Genç Parti’nin lideri Cem Uzan’›n ise zaten vaad etmedi¤i hiçbir fley yok. “4 y›lda üniversite say›s›n› 4'e katlamazsam..” “‹l say›s›n› bir günde 250'ye ç›karaca¤›m...”, “Vergileri düflürülece¤im...”, “Soygunculardan, hortumculardan hesap soraca¤›m...”, “emekli rahat edecek...”, “Okul... Hastane... Fabrika... Üniversite... yapaca¤›m...” Eh, zaten geriye de pek bir fley kalmam›fl, “düze ç›kt›k” demektir! Bütün düzen partileri için benzer örnekler s›ralamak mümkün ama gereksiz. Siyaset ad›na, demokrasi ad›na oynanan oyunun yalan vaadler d›fl›nda hiçbir aya¤› yoktur. Bütün partiler ayn› yalanlar üzerinden halk› aldatmak için yar›fl›yor.

‘Yenice Paketi’nden ‘Mavi Defter’e Seçim bölgesi olan ‹stanbul’un Anadolu yakas›nda halktan oy isteyen IMF memuru Kemal Dervifl, sürekli olarak yan›nda bir küçük “mavi defter” bulunduruyor ve halk›n taleplerini, sorunlar›n› not al›yormufl. TV’lerin “propaganda” ad›na ekranlara getirdi¤i bu görüntüleri izleyince 1960’l› y›llardaki DP milletvekillerinin köylere yapt›¤› gezileri hat›rlad›k. Onlar da sadece seçimlerde hat›rlad›klar› köylülerin isteklerini, yass› kutulu Yenice sigaralar›n›n arka yüzüne not al›r, sonra köyden ayr›l›rken arabalar›n›n cam›ndan f›rlat›p atarlard›. Sanki o sorunlar› yaratanlar baflkas›, halk›n sorunlar›n› hiç duymam›fl, not al›yor. De¤iflen hiç bir fley yok. Yenice paketi mavi deftere terfi etmifl, tek de¤ifliklik bu. ‹lgileniyormufl gibi yap, oy kap! Politikac› kiflili¤i hiç de¤iflmedi. Yalan, aldatma, riyakarl›k ony›llard›r hep sürüyor.

Balonlar› Patlatal›m! Halk›m›z; bütün vaadleri yaland›r. 56 y›ld›r yaflad›n›z, gördünüz. Yalan balonlar›n› meydanlarda suratlar›na vural›m. Sorunlar›m›z› çözmenin kendi iktidar›m›z için mücadele etmenin d›fl›nda hiçbir yolu olmad›¤› ony›llard›r süren demokrasicilik oyunuyla kan›tland›. Yalan kokan havaya aldanmayal›m, oyuna alet olmayal›m. Halk›n Cephesini güçlendirmek için örgütlenelim.

Düzen; yasaklarla “istikrar›n›” korumaya çal›fl›yor Dehap’a yönelik komplonun birinci aya¤› tamamland› ve biz bu yaz›y› yazarken, son aya¤›na iliflkin hesap kitaplar sürüyordu. Yarg›tay Baflsavc›s› Sabih Kanado¤lu polis raporlar›na dayanarak DEHAP’›n seçime sokulmamas› için YSK’ya baflvurdu, flimdi sonuç bekleniyor. YSK’n›n alaca¤› karar ne olursa olsun yap›lan baflvurunun anlam›; demokrasicilik oyununun oligarflinin icazeti olmadan oynanamayaca¤›d›r. Demokrasiymifl, seçimlermifl, geçin bunlar› diyor Susurluk devleti. Düzen “istikrar›” için tehlike gördü¤ü unsurlar› bertaraf etmek için her yolu, yöntemi kullan›yor. En baflta yasaklardan, hapishanelerden, iflkencelerden medet umuyor. ‹stikrar dedi¤inin anlam› da belli; soygun ve zulüm düzenine halel gelmemesi.

6

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

Ecevit’in “rejim için tehlike” dedi¤i iki parti flimdi bu gerçekle karfl› karfl›ya. Bunun için yasaksa yasak, olmazsa kontra yöntemler, hukuksuzluklar devreye giriyor. DEHAP içinse daha özel olarak her iki yöntem birden kullan›l›yor. DEHAP’›n Elaz›¤ Merkez Yurtbafl› belde teflkilat binas›na yap›lan silahl› sald›r›, Ka¤›thane seçim bürosunun molotoflanmas›, seçim propagandalar› önüne fiili engeller ç›kar›lmas› buna örnektir. Düzen, bu sistem içinde siyaset yapmak isteyenlere aç›kça flunu söylüyor; ya bana tam biat edersin, ya da yokolursun. Ve iflte bu devlete “hukuk devleti”, bu sisteme “demokratik sistem” deniliyor. Düzen o kadar güçsüz ki, kendi yasalar›na göre kurulmufl partilerden, parlamentoculu¤u temele koyan muhaliflere dahi tahammül edemiyor.


AB ilerleme raporu aç›kland›

YAZANI DA, ‹T‹RAZ EDEN‹ DE ‹K‹ YÜZLÜ AB Komisyonu'nun, Türkiye dahil 13 aday ülke hakk›ndaki "ilerleme raporu” aç›kland›. Rapor özetle; ç›kar›lan yasalar için “iyi yapm›fls›n›z” derken, “bu kadar› yetmez” diyor. ‹ktidar›n ve muhalefetteki tüm partilerin itirazlar› da burada bafll›yor. Özellikle, iflkence, ifade ve örgütlenme özgürlü¤ü konular›ndaki elefltirilere çeflitli tepkiler geldi. Hükümet, “bu kadar yapt›k, bu kadar makyaj yetmez mi” derken, yasaklardan muzdarip(!) olan SP, AKP gibi partiler, “do¤ru söylüyor Türkiye’de iflkence, bask› var” dediler.

Amerika Devrede! Raporun haz›rlanmas› sürecinde, bizzat AB yetkilileri taraf›ndan dile getirilen ve bizim de önceki say›lar›m›zda dile getirdi¤imiz bir gerçek vard›. ABD, Türkiye’nin AB’ye girmesi için tüm bask› gücünü kullan›yordu Avrupa üzerinde. Raporun haz›rland›¤› günlerde Amerikan bas›n›nda ç›kart›lan haberler de yine bu paraleldeydi. Peki Amerika’n›n hesab› ne? Uzun vadede, Avrupa içinde, kendi iflbirlikçisi bir devletin daha (‹ngiltere’nin yan›s›ra) bulunmas›n› ister. Fazla Truva at› “göz ç›karmaz”! K›sa vadede ise Türkiye lehine al›nacak bir sonuç Irak’a sald›r›da Amerika’n›n elinde bir koza dönüflecektir. K›saca ABD’nin sorunu da Türkiye aflk› de¤il. ‹flte bu nedenden dolay›d›r ki, AB-ABD çeliflkisinin üyelik alan›nda da yaflanmamas› düflünülemez.

Neden Manisa, Tek Örnek Bu Mu? “‹flkence sistematik olarak sürüyor” diyen AB örnek olarak da zaman afl›m›na u¤rat›lmak istenen Manisa davas›n› veriyor. Do¤ru ama tek örnek bu de¤il. Onlarca iflkence, infaz davas›nda ayn› oyun oynan›yor. ‹flkence, infaz bir devlet politikas›d›r. Oligarflinin, iflkencenin sistematik oldu¤u elefltirisine cevab›na bak›n, bir devlet politikas› oldu¤unu anlars›n›z. ‹çiflleri Bakan› Muzaffer Ecemifl’in “münferit” aç›klamas› ony›llard›r sürüp gidiyor bu ülkede. (Bkz. Halk›n Hukuku) Peki Manisa’y› AB örnek gösterince mi hat›rland›? Bu konuda çal›nmad›k davul, söylenmedik söz kalmad›. Burjuva bas›n›n dahi “bu kadar da olmaz ki” demek zorunda kald›¤› bir dava olarak dünyan›n gözleri önünde y›llard›r yaflan›yor.

Oligarfli bilmiyor muydu bunlar›? Biliyor elbette. Ama Manisa davas› özgülünde iflkencecilerin elinin so¤utulmamas› politikas› sözkonusuydu. Zaman afl›m› oyunlar›n›n alt›nda yatan da bu. Yoksa oradaki üç-befl polisin devlet için önemi yoktur, kald›r›r atar çöpe. Ama sorun orada bitmiyor ki, ya iflkencecinin eli so¤ursa? T›pk› Susurlukçulara göstermelik ceza verildi¤i günlerde, bugün AB’ci kesilip demokratl›k taslayan Ertu¤rul Özkök gibilerinin, bu insanlara ya yeniden ihtiyaç olursa, o zaman yeni Ayhan Çark›nlar bulamay›z demesi gibi, yeni iflkenceciler bulamamas› da var iflin içinde.

Kim Bunlar, Ne ‹lgileri Var? ‹ktisadi Kalk›nma Vakf› öncülü¤ünde 200 kurum Avrupa’da üyelik için giriflimlerde bulunuyor, bugünlerde bol bol demokrasi, insan haklar› nutuklar› at›yorlar ortal›kta. Peki kim bunlar? Demokrasi için ülke içinde elini k›p›rdatmayanlar, iflkenceler, katliamlar, ölümler karfl›s›nda susanlar. AB kap›lar›nda “sivil toplum” soytar›l›¤› yapan 200 kurumun pefline düfltü¤ünün sermaye örgütlerinin bu ülkenin demokrasi, hukuk, adalet, haklar ve özgürlükler mücadelesiyle ne ilgisi var?

Hakl›s› Olmayan Tart›flma AB, Türkiye’yi iflkence, insan haklar›, demokrasi, MGK’n›n yap›s› gibi noktalarda elefltiriyor. Peki Avrupa hangi demokrasiyi savunuyor? Parti kapatanlar, “terör yasalar›” ç›karanlar, hak ve özgürlükleri ad›m ad›m yokedenler baflkas› m›? De¤il. AB’nin elefltirileri hangi noktada olursa olsun, sorun sadece elefltirilen alandaki bir “düzelme” beklentisi de¤ildir. Söylenen, Avrupadaki gibi “makyajlama” yap›lmas›d›r. Oligarflinin beceremedi¤i de budur. Makyaj yapma yetene¤inden bile yoksundur oligarfli. K›rk türlü hesap kitapla yapam›yor ve boyalar› akm›fl makyajla “kabul edin bizi” diye tutturuyor. Tabi burada, “AB için de¤il, Türkiye insan› için” sözlerinin de ne denli adi bir yalan oldu¤u bir kez daha görülüyor. Faflist MHP’yi bir yana b›rak›n, flovenizm üzerine politika yapan partileri bir yana b›rak›n, Cumhurbaflkan› Sezer ve Ecevit’in rapora iliflkin birer cümlesi bile bunu anlatmaya yetiyor. Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

7


Ecevit, “Avrupa bize haks›zl›k yapt›” derken, Sezer, “ayn› duyarl›l›¤› Avrupa’dan da bekliyoruz” dedi. Yani biz senin için yasalar ç›kard›k, ama sen bize duyarl› olmad›n, aldatt›n. Söylenen bu. Hani “Türk insan› içindi”? Palavra! Rapora damgas›n› vuran, bir baflka ve en önemli noktalardan biri de, AB’nin sorunu halk›n hak ve özgürlükleri de¤il, sermayenin özgürlü¤ü, Avrupa tekellerinin ç›karlar›d›r. “‹nsan haklar›” diye dile getirilenler bu gerçe¤i gizlemenin sadece örtüsüdür. F tipleri yapt›ran, 19 Aral›k katliam›n› destekleyen Avrupa hangi insan haklar›n› savunabilir? Susurluk’a tek bir kelime etmeyen Avrupa hangi demokrasiden sözedebilir? AB, üyelik için gün verdi mi, vermedi mi, niye vermedi, eksik neydi gibi tart›flmalar›n bu noktada hiçbir anlam› yoktur. Raporu yazan›n gerçe¤i de farkl›d›r, itiraz edenin itiraz noktalar›n›n alt›nda yatan da fakl›d›r. Biri oyalama, ötekisi hile ile aldatma hesab›nda. Her ikisi de mide buland›r›c› bir ikiyüzlülük içinde. Ba¤›ms›zl›k yok kafalar›nda, afla¤›lanmadan rahats›z de¤iller. Tabii bu arada Eurolar da var hesapta. Üyelik tarihi ile birlikte al›nacak kredi hesaplar›.

‹fiKENCEC‹ BÖYLE KORUNUYOR ‹flkencecilerin nas›l korundu¤una iflte size son bir örnek. Bir y›l önce 16 ekim’de Yunus Güzel gözalt›na al›n›p ‹stanbul emniyetinde katledilmifl, “intihar etti” aç›klamas› yapm›flt› emniyet. Ranzan›n sabit olmas› ve daha aç›klanan bir çok nedenden dolay› bu, fiziki olarak bu mümkün de¤ildi oysa. Suç duyurular›na ra¤men Savc›l›k “intihar”› esas alarak “görevi ihmalden” dava açm›fl ve halen devam ediyordu.‹stanbul Emniyet Müdür yard›mc›s› fiefik Kul ve 6 polis hakk›ndaki Fatih 5. Asliye Ceza Mahkemesindeki bu davan›n 19.9.2002 tarihinde yap›lan duruflmas›nda fiefik Kul suçun itiraf› anlam›na gelecek ifadeler verdi. Gerisini Halk›n Hukuk Bürosu aç›klamas›ndan aktaral›m: “...San›klardan fiefik Kul.. ifadesinin bir yerinde "... Yunus Güzel' i gözalt›na al›nmazdan 4 gün önce uzun namlulu silahlarla yakalad›k, adli tahkikat› devam ediyordu" demifl ve bu duruflma zapt›na aynen geçmifltir. Daha önce de birçok insan›n gözalt›na al›nd›¤›nda resmi kay›tlar›n›n yap›lmayarak daha fazla gözalt›nda tutuldu¤unu, ya da kaybedildi¤ini biliyoruz. fiefik Kul ... ifadesinde aç›kça Yunus Güzel'in resmi gözalt› kayd› yap›lmadan 4 gün daha tutuldu¤unu ikrar etmifltir. Savc›l›k ... bu samimi ikrar›n›n üzerine gitmelidir. Bu yap›ld›¤›nda ayn› zamanda Yunus Güzel'in ölümünün üzerindeki bilinmezli¤in de ortadan kalkaca¤›n› düflünüyoruz.”

8

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

Halk›n hukuku Adaletsiz bir ülke, güneflsiz bir dünyaya benzer

“Tarafs›z›” Da Devletin Taraf›nda Seçim dönemlerinde ‹çiflleri, Adalet ve Ulaflt›rma Bakanl›klar›na “tarafs›z”, yani hiçbir partinin milletvekili olmayan kifliler atan›r. Seçimler yap›l›p yeni hükümet kurulana kadar da bunlar görevlerini sürdürürler. ‹flte bunlardan biri de ‹çiflleri Bakan› Muzaffer Ecemifl. AB raporunda en çok elefltirilen konular›n bafl›nda “insan haklar› ihlalleri, iflkence” geldi¤i içindir ki, gazeteciler ona da soruyorlar bu iddialar›. Cevap flöyle: "Münferit konular her devlette oldu¤u gibi bizde de olabilmektedir. Gere¤i de yerine getirilmektedir... Manisa Davas›'n›n zamanafl›m›na u¤rat›lmaya çal›fl›ld›¤› gerçekd›fl›. Acaba bir yanl›fll›k m› vard›r? Baz› polis memurlar›na tebligat›n geciktirilmesi gibi bir laf benim de kula¤›ma geldi. Böyle bir fleyin olmad›¤›n› da ifade etmek istiyorum." K›rk y›ld›r dinledi¤imiz bir türküdür “MÜNFER‹T” türküsü. fieflerinin “bin operasyon yapt›k” dedi¤i Susurluk konusunda bile “münferit” demifltir bu ülkeyi yönetenler. ‹flkenceler, infazlar, kay›plar, gözalt›nda ölümler, katliamlar, her fley “münferitle” ya da “kötü polislerin, kötü özel timlerin iflleri” yalan›yla aç›klanm›flt›r. “Gere¤i yerine getirilmektedir” demagojisi de en az ötekisi kadar klasikleflmifltir. Bu da devletin resmi politikas›d›r. Ecemifl’in “tarafs›zl›¤›n›” düflünün bakal›m; neresi tarafs›z? Düpedüz, devletin polisi, jandarmas› ne yaparsa gözü kapal› savunmaya haz›r. Seleflerinden devletin taraf›n› tutmay› iyi ö¤renmifller. O “tebligat yap›lamayan” polis acaba uzayda bir yerde mi yafl›yordu? Tersine halen görevinin bafl›nda, halen bakanl›¤›na ba¤l› emniyetin içinde. Tarafs›z› böyle olan bir devlet mekanizmas›nda iflkence son bulabilir mi, adalet sa¤lanabilir mi?


1 9 8 4 1 9 9 6 2 0 0 0

2 0 0 2

Biliyorduk... fiimdi daha da eminiz. 97 kere s›nad›k zulmün barikatlar›nda. 97 kere yüre¤imizin orta yerinde yanan ateflle, parçalad›¤›n›z barikatlarla emin olduk. fiimdi daha büyük bir güvenle eminiz ve herkes emin olsun ki;

UMUT S‹ZS‹N‹Z,

direnme savafl› sürüyor 725. gün

ÇARE S‹ZS‹N‹Z, ALTERNAT‹F S‹ZS‹N‹Z... O büyük cüretiniz ve fedakarl›¤›n›zla daha nice çat›flmalardan, barikatlardan geçece¤iz! Büyük zulme karfl› büyük tahammülünüz, hiç tükenmeyen umudunuz, önümüze ç›kar›lacak engelleri parça parça etmekte rehberimiz olacak! Dünyan›n g›pta ile bakt›¤› o büyük inanc›n›zla 65 milyon halk›m›z›n özgür ve ba¤›ms›z yaflayaca¤› sosyalist bir Türkiye’yi kuraca¤›z. Biliyorduk... fiimdi daha da eminiz art›k bundan...

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

9


Söz yok... Söylenmifl ve söylenebilecek Y. Güder Öztürk, F›rat Tavuk, Ali Atefl, Aflur Korkmaz, Özlem Ercan, fiefinur Tezgel, Nilüfer Alcan, Gülser Tuzcu, Seyhan Do¤an, Mustafa Y›lmaz, Cengiz Çal›koparan, Murat Ördekçi, Ahmet ‹bili, Alp Ata Akçaöz, Ercan Polat, Umut Gedik, R›za Poyraz, Cengiz Soydafl, Adil Kaplan, Bülent Çoban, Gülsümün Dönmez, Nergiz Gülmez, Fatma Ersoy, Abdullah Bozda¤, Tuncay Günel, Celal Alpay, Erol Evcil, Murat Çoban, Canan Kulaks›z, Gürsel Akmaz, Endercan Y›ld›z, Sibel Sürücü, fienay Hano¤lu, Hatice Yürekli, Kaz›m Gülba¤, Tülay Korkmaz, Yusuf Kutlu, Do¤an Tokmak, Yeter Güzel, Tuncay Y›ld›r›m, Özlem Durakcan, Ali Ekber Bar›fl, Sultan Y›ld›z, Bülent Durgaç, Bar›fl Kafl, Arzu Güler, Nail Çavufl, Eyüp Samur, Muharrem Çetinkaya, Fidan Kalflen, ‹lker Babacan, Fahri Sar›, Sultan Sar›,


tüm sözlerin yerinde siz vars›n›z... Murat Özdemir, ‹hsan Özkan, ‹rfan Ortakç›, Hasan Güngörmez, Yasemin Canc›, Berrin B›çk›lar, Halil Önder, Cafer Dereli, Gültekin Koç, Meryem Altun, Semra Baflyi¤it, Gülnihal Y›lmaz, Fatma Köse, Fatma Bilgin, Melek Birsen Hoflver, Hamide Öztürk, Okan Külekçi, Lale Çolak, Gülay Kavak, U¤ur Bülbül, Ümüfl fiahingöz, ‹brahim Erler, Abdülbari Yusufo¤lu, Zeynep Ar›kan Gülba¤, Ali R›za Demir, Ayfle Bafltimur, Erdo¤an Güler, Sedat Karakurt, F. Hülya Tumgan, Hüseyin Kayac›, C. Tayyar Bektafl, U¤ur Türkmen, Gülay Kavak, U¤ur Bülbül, Ümüfl fiahingöz, ‹brahim Erler, Abdülbari Yusufo¤lu, Zeynep Ar›kan Gülba¤, Ali R›za Demir, Ayfle Bafltimur, Veli Günefl, Aysun Bozdo¤an, Zehra Kulaks›z, Gökhan Özocak, ‹smail Karaman, Ali Koç, Sevgi Erdo¤an, Muharrem Horoz, Osman Osmana¤ao¤lu, Hülya fiimflek, Zeynel Karatafl, Ali Çamyar


Direnifl 2. y›l›n› tamaml›yor...

2 y›l

Bugün direniflin 725. günü 19 Ekim’de 730 gün, yani ‹K‹ YIL tamamlanm›fl olacak! Destan, iki zulüm y›l›n›, iki sab›r y›l›n›, iki kararl›l›k y›l›n›, tarihe arma¤an etmifl olacak!

D‹REN‹fi‹ ANLAMAK tarihin ak›fl›n› yönlendiren

SINIFLAR MÜCADELES‹N‹ ANLAMAKTIR Yüzlerce gündür açl›¤›n koynunda ölüm yürüyüflünü sürdüren direniflçiler, ziyaretçilerinden bir çok kez “anlayam›yorum, nas›l bu kadar aç kalabiliyorsunuz, nas›l bu kadar kararl› olabiliyorsunuz...” sözlerini duydular. Zorlu direnifllerin içinden geçmemifl, kan atefl çemberlerinden geçmemifl, s›n›flar mücadelesinin tarihsel, siyasal anlam›na dair sosyalizmin p›nar›ndan su içme flans› olmam›fl insanlar›n sorular›yd› daha çok D H K P - C , TKP(ML) ve TK‹P davalar›ndan 816 tutuklu ve hükümlü, Süresiz Açl›k Grevi’ne bafllad›. 10-12 Kas›m 2000 - TAYAD’l› Aileler “Hapishaneler Gerçe¤i... Kurultay›”n› düzenledi. 14 Kas›m 2000 - TAYAD’l› Aileleler, ölüm orucuna bafllad›. 19 Kas›m 2000- Süresiz açl›k grevi, Ölüm Orucuna dönüfltürüldü.

12

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

bunlar. Bu nedenle de, “anlayamamalar›, kavrayamamalar›” bir yere kadar do¤ald›. Ama ayn› soru, belki üç befl kelime de¤iflikli¤iyle, siyasi iddialara sahip, çeflitli konularda politikalar oluflturan, teoriler yapan kesimlerden de gelmifltir. Masabafl›nda Marksizm-Leninizm, s›n›flar mücadelesi üzerine ahkam kesebilenler, gayet pervas›zca, bu direnifli “inatlaflma” olarak adland›rabilmifl, kimileri ise tafl›d›klar› anl› flanl› s›fatlara karfl›n “bofluna bir direnifl” sözlerini söyleyebilecek kadar apolitikleflebilmifllerdir. Anlayamamak, kavrayamamak, e¤er anlamaktan bilinçli bir kaç›fl sözkonusu de¤ilse, ço¤u kez, olaylar›, olgular› bütünlü¤ü içinde ele almaman›n sonucudur. iki y›ll›k direnme savafl›na iliflkin yanl›fl de¤erlendirme ve tan›mlar›n da bir k›sm› bundan kaynaklanmaktad›r. Direniflin daha çok “tek bir yan›na” bak›larak sonuç ç›kar›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Ne tek bafl›na direniflin süresiyle, ne tek bafl›-

‹ki Y›l›n Kronolojisi... 25 Kas›m 2000 - Ankara’da “F Tiplerine Karfl› Miting”e yaklafl›k 7 bin kifli kat›ld›. 29 Kas›m 2000 -2. Ölüm Orucu Ekipleri ölüm orucuna bafllad›. 30 Kas›m 2000 - Ege Tayad’l›lar ölüm orucuna bafllad›. 2 Aral›k 2000 - Ankara Yüksel Caddesinde bin kifli tutsaklar›n taleplerinin kabul edilmesi ça¤r›s› yapt›. 5 Aral›k 2000- Ulucanlar Katli-

am›n›n 3. duruflmas›nda, “F tipleri kapat›ls›n, yaflas›n ölüm orucu direniflimiz” pankart›yla K›z›lay’a yüründü. 6 Aral›k 2000 - Türk-‹fl, D‹SK, KESK ve Hak-‹fl Baflkanlar›, “ölüm orucunu b›rak›n” ça¤r›s› yapt›lar. 7 Aral›k 2000 - Ayd›nlar, Sanatç›lar açl›k grevine bafllad›. 8 Aral›k 2000 - TAYAD’l›lar Çankaya Köflkü önünde oturma eylemi yapt›lar.


na flehitlerin say›s›yla, ne tek bafl›na talepleriyle, ne de tek bafl›na di¤er herhangi bir yan›yla bak›lamaz bu direnifle. Böyle bak›larak yap›lacak her de¤erlendirme eksik kalacakt›r. F tiplerine karfl› direnifl, Türkiye halklar›n›n kurtulufl mücadelesindeki, haklar ve özgürlükler mücadelesindeki yeriyle birlikte ele al›nmal›d›r. Çünkü tek bafl›na, öncesiz, sonras›z, bütünden kopuk bir direnifl de¤ildir bu. Ne talebi hücreyle s›n›rl›d›r, ne de mücadele alan› F tipi hapishanelerle.

Direnme savafl›, devrim yürüyüflünün bir parças›d›r Direnme savafl›, ony›llar öncesinde bafllayan ve hayat›n her alan›nda çok çeflitli biçimlerde süren bir yürüyüflün, belli bir tarihsel kesitteki biçimleniflidir. Bu hem “fiziki” olarak böyledir, hem siyasi olarak. F tiplerine at›lan tutsaklar, zaten F tipleriyle yokedilmek istenen düflünceleri nedeniyle tutsak edilmifllerdir. Onlar›n her biri, gecekondularda, fabrikalarda, köylerde, da¤larda, okullarda devrim mücadelesinin içindeydiler. Dolay›s›yla; bizzat direniflin yürütücüleri aç›s›ndan da F tiplerinde bafllamad› mücadele; sürdürülüflünde de tek mesele F tipleri de¤il; F tipleri, bir araçt›r; emperyalizm ve oligarfli aç›s›ndan devrim yürüyüflünü durdurman›n, bunun için de devrimcileri sindirmenin, yoketmenin arac›d›r; devrimciler için ise, düflünceleriyle yaflaman›n, hedeflerine, ideallerine ba¤l›l›¤›n, yani, devrim yürüyüflünü sürAdalet Bakan› Sami Türk, “F Tiplerinin aç›lmas›n›n ertelendi¤ini” aç›klad›. 9 Aral›k 2000 - Bir grup ayd›n ve TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu Üyesi Mehmet Bekaro¤lu’ndan oluflan heyet, direniflteki tutuklular›n temsilcileriyle görüfltü. Görüflmelere TMMOB, TTB, ‹stanbul Barosu, TAYAD temsilcileri de kat›ld›. 9 Aral›k 2000 - Hollanda’da destek açl›k grevi çad›r›na sal-

dürmedeki kararl›l›¤›n ifadesidir.

Direnifl ve flehitlerimiz; iddiam›zd›r!

Direnme savafl›n›n 2. y›l›n›n sonunda, tüm dünyan›n karfl›s›nda, verdi¤imiz söze sad›k, iddiam›za yarafl›r, halk›m›z›n güvenine lay›k olman›n onuru ve gururunu tafl›yoruz. Bu onur ve gurur, baflta flehitlerimiz olmak üzere, direniflimizin gazilerine, direnifle flu veya bu biçimde omuz veren halk›m›za, direnifli bafl›ndan bugüne omuzlayan tüm Cephelilere aittir.

Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için, emperyalizme ve oligarfliye karfl› savaflan halklar, dünyan›n dört bir yan›nda, yüzy›ld›r bask›n›n, zulmün, politik demagoji ve manevralar›n yüzlerce biçimiyle karfl› karfl›ya kald›lar. Bu bir kurald›r. S›n›flar mücadelesinin “do¤as›”n›n sonucudur. Halklar›n› zafere götüren devrimci örgütler ve önderlikler, ideolojik sa¤laml›klar›yla, cüretleriyle iflte bu atefl çemberlerinden geçerek kendilerini kan›tlad›lar. Nas›l ki, Marks’› çok iyi bilmekle Marksist olunmuyorsa, çok iddial›y›m demekle de iddial› olunam›yor. Öncüyüm demekle öncü olunam›yor. Hepsinin s›nand›¤› ve olgunlaflt›¤› yer, kavgan›n ateflidir. ‹ddialar, burada s›namadan geçer. Devrimci bir örgütlülük, öncü bir örgütlülüktür. Ama bu öncünün, devrimi zafere götürecek misyonu, rolü üstlenip üstlenemeyece¤i, bir yerde böyle büyük sald›r›lar karfl›s›ndaki tutumuyla belirlenir. F tipi sald›r›s›na iliflkin “Sald›r› sadece hapishanelere de¤il, tüm halkad›r, önce tutsaklar hedeflenmifltir, tutsaklar

d›ran faflistler Cafer Dereli’yi katletti. 11 Aral›k 2000 - Ecevit “Kamuoyu ilgisi devam ederse bu eylem bitmez” demeciyle direnifle karfl› sald›r› iflaretini verdi. 11 Aral›k 2000 - ÖDP, sokak eylemlerini derhal sona erdirilmesi, binalar›ndaki açl›k grevcilerin d›flar› at›lmas› talimat›n› yay›nlad›. 12 Aral›k 2000 - Çevik Kuvvet polisleri bir çok ilde “kana kan intikam” sloganlar›yla yürüyüfl yapt›. 12 Aral›k 2000 - Polis, K›z›-

lay’da tutuklu ailelerine sald›rd›. Sald›r› s›ras›nda tutuklu yak›nlar›na kap›lar›n› kapatan legal sol partiler kitle taraf›ndan yuhaland›. 13 Aral›k 2000 - RTÜK ve DGM, ölüm orucuyla ilgili haberlere sansür uygulamaya bafllad›. 14 Aral›k 2000 3. Ölüm Orucu Ekipleri ölüm orucuna bafllad›. 15-16 Aral›k 2000 - ‹ktidar, görüflmeleri keserken, zorla müdahale tehditleri yapt›. Direniflçiler, sald›r› olursa kendilerini yakacaklar›n› aç›klad›lar.

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

13


sindirildi¤i noktada, bu tüm halka çok daha büyük ölçüde yans›t›lacakt›r” tesbitini yapanlar, bu tesbite uygun davranm›yorlarsa e¤er, orada, herfleyin, öncülük iddialar›n›n, halka karfl› sorumluluk iddialar›n›n alt› bir anda boflal›r. Ödedi¤imiz büyük bedeller, devrim iddiam›z›n sürmesidir. Büyük bir kararl›l›¤a, büyük bedeller ödeme cüretine sahip olamayanlar›n iddias› büyük olmaz. Zulüm, devlet ve düzen hakk›nda söylediklerimizi kan›tlarken, bu zulüm karfl›s›ndaki direnifllerimiz, iddialar›m›za iliflkin güvenilirli¤imizin, tutarl›l›¤›m›z›n kan›tlar› olurlar. Direnme savafl›n›n 2. y›l›n›n sonunda, tüm dünyan›n karfl›s›nda, verdi¤imiz söze sad›k, iddiam›za yarafl›r, halk›m›z›n güvenine lay›k olman›n onuru ve gururunu tafl›yoruz. Bu onur ve gurur, baflta flehitlerimiz olmak üzere, direniflimizin gazilerine, direnifle flu veya bu biçimde omuz veren halk›m›za, direnifli bafl›ndan bugüne omuzlayan tüm Cephelilere aittir.

Direnme savafl›, iktidar ufkuyla yaz›lan bir destand›r Ufkumuzda devrim var, akl›m›zda devrim var. Hayat›n her alan›ndaki irili ufakl› mücadelelerin, örgütlenmelerin nihai amac› devrim mücadelesini gelifltirmesidir. Zulüm, hak gasplar› karfl›s›ndaki her direnifl, o andaki, o alandaki talepleri, biçimleri ne olursa olsun, devrim yolunu açmak, devrim yürüyüflünü sürdürmek içindir. Böyle bak›lmad›¤›nda, hayat›n çok yönlülü¤ü, düflman›n sinsi ve çeflitli manevralar›, pekala bizi devrim yolundan sapt›racak, ufkumuzu kararta-

cak bir rol oynayabilirler. Faflizm ve devrim gerçe¤i içinde bak›lmad›¤›nda, küçük fleyler büyütülür, büyük fleyler, küçümsenir. Direnme savafl› karfl›s›nda, “bir tek hücreler için bu kadar bedel ödemeye de¤er mi?” hafifli¤inde de¤erlendirmeler yapanlar, meseleyi “hapishanede lüks yaflamay› istemek” diye çarp›tanlar, bu devrimci bak›fl aç›s›n› kaybetmifl olanlard›r. Parti-Cephe, iktidar için savafl›yor. Bunun için düzenin tüm zulmü üzerimizde; bunun için direnifl destanlar›yla yaz›l›yor tarih. F tiplerindeki tecrit-tretman statüsüne direnmek için, devrimci olmak bile gerekmez elbette. Çünkü orada, devrimci düflünceleri yoketmek hedeflenirken, s›radan insan için de insanl›k onurunun afla¤›lanmas› sözkonusudur. Onuruna, kiflili¤ine düflkün herhangi bir insan da direnir ve direnmelidir F tiplerine. Ama devrimciler sözkonusu oldu¤unda, oradaki direniflin biçimi de, anlam› ve muhtevas› da farkl›d›r. Hücrede savunulan, art›k sadece insanl›k onuru de¤il, onunla birlikte, insanl›k onurunu gerçekte hayat›n her alan›nda afla¤›layan, her alanda adaletsizli¤i uygulayan sömürü düzenine karfl› devrim hedefidir. 20 Ekim 2000’de direnifle bafllad›¤›m›zda, “düflüncelerimizle yaflayaca¤›z” dedik. 2 y›l›n her an›nda iflkencelerde, katliamlara, tecrit hücrelerine karfl› düflüncelerimizi savunmaya devam ettik. Direnerek ve ölerek koruduk düflüncelerimizi. Düflüncelerimizin asl› esas› devrimle bafllar, devrimle biter. Düflüncelerimizden vazgeçmek, emperyalizme ve oligarfliye boyun e¤mekti. Boyun e¤diremediler. Aln›m›z ak, bafl›m›z dik, düflüncelerimizde devrim; emperyalizmin ve oligarflinin bu büyük sald›r›s› karfl›s›nda zafer bizimdir.

KATL‹AM ve F T‹PLER‹NE SEVK! Devrimci tutsaklar›n bulundu¤u hapishaneler yak›l›p y›k›larak, 28 tutsak katledildi. Tutsaklar F Tipi hapishanelere sevkedildiler.

demokrasi art›k siyaset d›fl›na düfltü... bu yolda ›srar edenlerin tasfiyesi kaç›n›lmazd›” diye yaz›ld›.

21 Aral›k 2000 - TAYAD ve ‹HD baflta olmak üzere demokratik kurumlara bask›nlar yap›ld›.

3 Ocak 2001 - DHKC savaflç›s› Gültekin Koç, fiiflli Emniyet Müdürlü¤ü’nde feda eylemi gerçeklefltirdi.

21 Mart 2001- F T‹PLER‹NDE ölüm orucu ilk flehidini verdi. Sincan F tipinde Cengiz SOYDAfi flehit düfltü.

Ocak 2001 - Ölüm orucundaki

-sürecek-

22 Aral›k 2000 - Sosyalist iktidar adl› dergide, “devrimci

14

23 Aral›k 2000 - 8 devrimci tutsa¤›n cenazeleri, Gazi’de 3500 kiflinin kat›ld›¤› bir törenle topra¤a verildi.

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

direniflçilere zorla besleme uygulanmaya baflland›. Semra Askeri ve Hatice Yazgan, haf›zalar› yokedilen ilk direniflçiler oldular. 11-13 fiubat 2001 - TAYAD’l›lar Ankara yürüyüflüyle sessizli¤i bozdular.


Feride Harman 448. günde. Direnifl defterinden sat›rlar...

“Sen bizsin biz de sen... Ötesi yürektedir” “Haks›zl›¤a karfl› direnmek meflrudur” diyerek içeride bafllad›¤› direnifli, 23 A¤ustos’tan bu yana d›flar›da sürdüren Feride HARMAN siz bu sat›rlar› okurken açl›¤›n, tecrite karfl› direniflin 448’inci gününde olacak. Direnifle bafllad›¤› günden bu yana ziyaretçileri hiç eksik olmad› Feride’nin. Onu ziyaret edenler, hücrelerde ulaflamad›klar› tüm direniflçilere olan sevgilerini, sayg›lar›n›, desteklerini dile getirdiler. Kimisi duygular›n› düflüncelerini direnifl evindeki deftere k›sa sat›rlarla kaydetti. 45 gün direnifle destek için açl›k grevi yapan ve o¤lu Volkan’› tecritin ac›mas›z difllilerine kurban veren Tayadl› Niyazi A¤›rman, “sizin yan›n›zda olmak, sizin gibi birer parçam olmas›n› bilmek, bu flanl› direniflimize çorbada tuz misali biraz omuz vermek onurunu yaflam›fl olmak ne mutlu...” sözleriyle ac›l› bir baban›n direnifle inanan duygular›n› kaydederken deftere; Armutlu halk›ndan biri flu sözlerle kuruyor köprüyü; “Armutludan boranlar›m›za lay›k oldu¤un için senin yan›nda olmaktan gururluyum.” Öfke sat›rlara s›¤m›yor, duygular›n› anlatmakta zorlan›yor ziyaretçiler. Feride’de gördükleri 97 kahraman›m›z için yaz›l›yor her sat›r, hücredekiler selamlan›yor her sat›rda. Toplu olarak ziyarete gelen devrimci gençlik, coflkular›n›, “bu büyük direniflin tan›¤› olmaktan direniflin içinde olmaktan gurur” duyduklar›n› belirterek, “bu inanç bu irade bizi umudumuza ad›m ad›m yaklaflt›r›yor. Bu inanc›m›zla zaferin er geç bizim olaca¤› bilinciyle günefle dönük aln›ndan sayg›yla öpüyor yolun aç›k olsun diyoruz.” derken, bir liseli gelecek için direnen Feride’ye flu sözlerle borcunu ödemek ister gibi; “ben bir liseliyim. Yafl›m küçük ama umutlar›m büyük, umudumu sen ve di¤er direniflçilerimizle büyütüyorum.” Umudumuz, direnifllerle büyüyecek. Zafer onlarca, yüzlerce direniflle, kahramanl›k destanlar›yla gelecek. 2000/2002 ölüm orucu bu uzun yürüyüflün sadece bir aflamas›. Bayrak, Feride’lerin elinden “bir liseliyim” diyenlere devredildikçe zafer istedi¤i kadar kaçs›n, mutlaka tutup aln›ndan öpülecek demektir. Bir ölüm orucu gazisinin annesi, “k›z›m da bu ac›lar› yaflad›¤›m için, ne yazmam gerekir bilemiyorum seni seviyorum” diye ac›lar›n› ortaklaflt›r›yor direniflçilerle. Ölüm orucu gazilerinden biriyse, k›sa ve net olarak ifade ediyor; “tek fley söyleyeyim; sen bizsin biz de sen... Ötesi yürektedir.” Evet, ötesine çok da gerek yok. Yata¤›n›n bafl›nda Dersim’in k›r çiçekleri gelenleri selamlarken, Feride ölüm yata¤›nda, ölümle teslim almak isteyen zulme karfl› tüm halk için, tüm devrimciler ad›na direniyor. Di¤er sol gruplardan, devrimci demokrat çevreler-

den de gerek tek tek gerekse kitlesel ziyaretlerle sunulan destek, defterdeki Özgür Gençlik Okurlar› imzal› flu k›sa sat›rlarda ifadesini buluyor; “Sana söz bize göstermifl oldu¤un yoldan yan yana devrime de¤in yürüyece¤iz!” At›l›m gazetesi okurlar› direnifl kokan fliirleriyle not düflüyorlar hemen yan›na. Onlar› baflkalar› izliyor. Gecekondulardan yoksulluk, ac› ve zulme duyulan büyük öfke tafl›n›yor Aksaraydaki eve. Gazi mahallesinden, Nurtepe’ye, Bayramtepe’den ‹kitelli’ye onlarca mahalleden, yüzlerce insan “umudumuz sizsiniz” diyor Türkiye gerçe¤ininin alt›n› kal›n harflerle çizerek. Analar, kardefller, gecekondulular, iflçiler, memurlar, liseli ve üniversiteli gençler de¤il sadece direnenleri ziyaret eden. Anadolu’nun de¤iflik kentlerinden insanlar, direnifl haberlerine sansür uygulayanlara inat, iflte duyduk ve geldik direnenlerin yan›na der gibi at›yorlar imzalar›n› bembeyaz defterin sayfalar›na. “Dersim’den Sevgi ve selamlarla” diyen bir yafll› Dersimli’nin yazd›klar› gibi;

“Direniflin, kavgan›n en yücesini veriyorsun. Ne mutlu sana. Onur duyduk bize b›rakt›¤›n›z miras ve örneklerle. Söz veriyoruz and olsun ki, b›rakt›¤›n›z bayra¤› yere düflürmeyece¤iz. Ne mutlu bana ki, sizin gibi gencecik yoldafllar›m var. Çok ama çok gururluyum. Sizinle onur duyuyoruz.” Defterin ak sayfalar› dolarken, Feride’nin ve hücrelerde, hastanelerde direnenlerin tecrite karfl› ölüm yürüyüflleri sürüyor.

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

15


“Canl› Bomba” Yalan›n›n Belgeleri -POL‹S HALA NEDEN YALAN HABER YAPTIRDI⁄INI AÇIKLAMAYACAK MI?Geçen haftaki say›m›zda dile getirdi¤imiz yalan canl› bomba haberlerinden sonuncusu olan, Necati Önder’in ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü taraf›ndan “canl› bomba” ilan edilmesine iliflkin belgeler yay›nlamaya devam ediyor ve polisin yalan haberine iliflkin, yapmayacaklar›n› bilsek de, kamuoyuna aç›klama yapmas›n› bekliyoruz.

Hastaneden Belge Necati Önder’in ölüm orucunda sakat kalmas› nedeniyle tahliye edildikten sonra ‹stanbul’da tedavi alt›nda oldu¤unu yazm›flt›k. ‹flte belge: “BAKIRKÖY RUH SA⁄LI⁄I VE S‹N‹R HASTALIKLARI E⁄‹T‹M VE ARAfiTIRMA HASTANES‹ BAfiTAB‹PL‹⁄‹ Tarih: 08 EK‹M 2002 / Say›: 2002-9021 Konu: Necati Önder - 20290 Say›n: Av. Behiç Aflç› 02.10.2002 tarihli dilekçenize cevaben; ‹lgi dilekçeniz ile, hastanemizde yatt›¤›na dair belge istedi¤iniz Necati Önder 10.09.2002 tarihinde 2002/9021 protokol no ile "PTSP+ Majör Depresyon" ön tan›s›yla hastenemiz Nevroz II. Servisine yat›r›lm›flt›r. Tedavisi halen devam etmektedir. Bilgilerinizi rica ederim. Sç. Memet CAN (Bafltabip a. Bafltabip Yard›mc›s›) POL‹S HALA AÇIKLAMA YAPMAYACAK MI?

Necati Önder’den Suç Duyurusu Necati Önder hakk›nda yalan canl› bomba haberleri yapt›ran, hedef gösterenler ve bu haberleri yapan bas›n hakk›nda ‹stanbul Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na suç duyurusunda bulundu. Önder’in suç duyurusunu özetliyoruz: “Suç Duyurusunda Bulunan : Necati Önder Adres: Bak›rköy Ruh ve Sinir Hastal›klar› Hastanesi Nevroz 2 Servisi Aç›klamalar: 1/ Ben 2000 y›l›nda bafllayan Ölüm Orucu'na kat›larak bir dönem ölüm orucu yapt›ktan sonra, C.M.U.K. 399. maddesi gere¤i tahliye edildim. 2/ Ölüm Orucu'nun tahrip edici etkilerinden dolay› fiziki ve psikolojik olarak hastaland›m. Bu nedenle de çok uzun sürecek olan bir tedaviye baflla-

16

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

d›m. Tedavim halen Bak›rköy Ruh ve Sinir Hastal›klar› hastanesinde sürmektedir. 4/ Sa¤l›k durumum nedeniyle yaflam›m› tek bafl›na sürdürmem mümkün de¤ildir. 5/ Durumum böyle iken, geçen bir hafta içinde bir çok gazete ve TV'lerde ad›m›n geçti¤i haberler yay›nlanm›flt›r. Bu haberlere göre '... ben bir canl› bomba imiflim, feda eylemi yapmaya haz›rlan›yormuflum...' 6/ Sa¤l›k durumum ortada oldu¤u gibi, bu iddialar›n muhatab› olmam bile söz konusu olamaz. Yap›lan aç›kça beni flaibeli hale getirme ve hedef göstermektir. Bu komplocu haberler nedeniylesa¤l›¤›m daha da kötüleflti¤i gibi tedavimi de olumsuz etkilemifltir. Sonuç ve ‹stem: Yukar›da aç›klad›¤›m nedenlerle, aleyhime bu türden haberleri ç›kartanlar›n, bu haberleri yay›nlayanlar›n tek tek tespit edilerek, yapt›klar› yalan haberlerin gere¤i olarak yarg›lanmalar› için dava aç›lmas›n› istiyorum.” POL‹S HALA AÇIKLAMA YAPMAYACAK MI?

Polis Bülteni Bas›na Suç Duyurusu Necati Önder’in avukatlar› Av. Behiç AfiCI, Av. M. Özgür G‹DER, Av. Sevgi ÖZER ve Av. Süleyman fiENSOY, RTÜK’e baflvurarak, 22 ve 29 Eylül 2002 tarihleri aras›nda, Necati Önder hakk›nda “canl› bomba” yalan haberleri yapan radyo, TV ve gazeteler hakk›nda tedbir al›nmas›n› istediler. Necati Önder’in yukar›da özetledi¤imiz durumunu anlatan avukatlar, daha sonra müvekkilleri Necati Önder aleyhine yay›nlar›n durdurulmas›n›, yay›n kasetlerinden birer örne¤in kendilerine verilmesini ve cevap haklar›n›n tan›nmas›n› talep etttiler. Yap›lan baflvuruda, “kiflilerin manevi flahsiyetlerine elefltiri s›n›rlar› ötesinde sald›r›da bulunulmamas›, cevap ve düzeltme haklar›na sayg›l› olunmas›, bas›n meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberlerin do¤rulu¤una emin olunmaks›z›n yay›nlanmamas›” gibi ilkeleri hat›rlatan avukatlar, sözkonusu haberlerde bu ilkelerin tümünün çi¤nendi¤ini belirttiler. BASIN YALAN HABER‹ DÜZELTMEYECEK M‹? NECAT‹ ÖNDER’‹N TEKZ‹P HAKKINI TANIMAYACAK MI? POL‹S HALA AÇIKLAMA YAPMAYACAK MI?


“Baz› emekli generaller soygun düzeninin hizmetine girdi...” (Emekli Tümgeneral Osman Özbek)

Peki Sen Kimin Hizmetindesin? 5-7 ekim günlerinde Zaman gazetesinden Nuriye Akman’›n emekli Tümgeneral Osman Özbek ile yapt›¤› bir röportaj yay›nland›. “Dobra dobra ... vatansever... yolsuzlu¤a karfl› y›lmaz savaflç›” havalar›nda konuflan Özbek, ordu içindeki ç›kar çat›flmalar›n› da ortaya serdi bu vesileyle.

Hangisi Hizmet Etmiyor? “fiirketlerde çal›flan emekli askerler soygun düzenine alet oluyor...” diyor Özbek. Ama kendisinin y›llarca hangi düzene hizmet etti¤ini, tümgenerallik rütbesine nas›l yükseltildi¤ini anlatm›yor. Söylenen do¤ru, ama eksik. “Baz›” de¤il, tüm generaller bu soygun düzeninin hizmetindedir. Soygun düzeninin hizmetinde olmay› demagojik bir ifadeyle sadece holdinglerde çal›flan emekli generallerle s›n›rlamak gerçe¤i de¤ifltirmiyor. Genelkurmay baflkan›n›n “IMF bizi yar›yolda b›rakmaz” dedi¤i, ordunun holdingi Oyak’›n Türkiye’nin en büyük holdingleri aras›nda yerald›¤› yerde hiçbir demagoji generallerin soygun düzenine hizmetini gizleyemez. Acaba Osman Özbek o Oyak’›n üyesi de¤il miydi? Bunlar› da geçtik. Sömürge ülke Türkiye’de ordunun bizatihi ifllevi sömürü düzenine hizmettir, emperyalistler ad›na kendi ülkesini iflgaldir.

19 Aral›k’ta Kimin Hizmetindeydin? Osman Özbek bilindi¤i gibi, 19 Aral›k katliam›n›n komutan›d›r ayn› zamanda. Kurduklar› partinin “haz›rol partisi olmad›¤›n›” söylerken, “okyanus ötesinden emir alanlar haz›rol partisidir” diyor Özbek. Peki 19 Aral›k katliam› kimin için yap›ld›, kim emir verdi, F tiplerini kim tavsiye etti? Soygun düzeni ve emperyalistler, de¤il mi? Ve sen o katliam›n komutan›yd›n. Hem soygun düzeni, hem emperyalistler ad›na hapishaneler tarihinin en büyük katliam›na komuta ettin. Diri di-

ri yakarken, IMF program›n›n önünü temizlemeye çal›fl›yordun? F›rat’lar, Aflur’lar bedenlerini tutufltururken “yaflas›n tam ba¤›ms›z Türkiye” sloganlar›n› hayk›r›yorlard› ve senin emrindeki ölüm mangalar› kurflunlar ya¤d›rd›lar üzerlerine. Kald› ki, “okyanus ötesinden emir alanlar›n” bafl›nda senin ordun gelmiyor mu? Nato’dan emir alan, içdonuna, silahlar›na, e¤itimine kadar Amerika’ya ba¤›ml› olan baflka bir ordu muydu?

Katliamlar›n Karfl›l›¤›; Uyuflturucu Sanki bu ordu içinde en ast düzeyde bir astsubay konufluyor. “Baz› TSK mensuplar› uyuflturucu ifline kar›flm›fl.” Peki neden hoflgörüldü, bilmiyor musun? Neden bütün uyuflturucu ifline kar›flanlar ayn› zamanda Susurlukçu, infazc›, katliamc›? Oligarfli, katliamlar›n, iflkencelerin, infazlar›n, Susurluk operasyonlar›n›n karfl›l›¤›nda devletin resmi tanklar›yla, panzerleriyle uyuflturucu sevkiyat›na gözyumdu. Tabii kendi pay›n› almay› da unutmadan. Bunlara girmiyor Özbek, çünkü o da bir Susurlukçu. Veli Küçük’ün sorulmas›yla palavralar da bofla ç›k›yor: “Suçlu olsayd›, silahl› kuvvetler onu yarg›lard›. Demek ki suçlu görülmemifl. Çok çal›flkan ve iyi bir insan. Susurluk’ta ad› geçti diye kendisini suçlamak istemiyorum. Uyuflturucu ifli de bence do¤ru de¤ildir. Veli Küçük, Atatürkçü bir insand›r. Jandarma’da dürüst bir imaj yaratm›flt›r.”

Boflver Soygunu “Teröre” Bak Beyaz enerji operasyonu nedeniyle kendine “yolsuzluklara karfl›” havas› veren Özbek, “Terör ve irtica ile u¤rafl›yorsunuz, öbür taraftan h›rs›zlar mal› götürüyor.” diyor. Yolsuzluklar bu yüzden görülmemiflmifl... Rütbe alabilseydi, “terörle mücadeleye” devam edecekti oysa. Emeklilik bütün generallerin dilini çözüyor, Özbek’inkini de it dalafllar› çözmüfl. Generaller; ne gerek var yolsuzluklarla, soygunla u¤raflmaya, siz devrimcileri katlederek o soygun düzenine hizmet etmeye devam edin. Sonra Özbek gibi günah ç›kar›rs›n›z! Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

17


HUKUKSUZLUK BELGELEND‹ MÜHÜR KALDIRILDI 22 Aral›k 2001 tarihinde keyfi bir flekilde mühürlenen Anadolu Yay›nc›l›¤›n fiiflli’deki bürosunun mührü söküldü. Uygulanan bu hukuksuzlu¤a ve keyfiyete karfl› yürütülen hukuk mücadelesinde Anadolu Yay›nc›l›k açt›¤› davay› kazand›. Asl›nda bu sald›r› bas›na yap›lan bir sald›r›yd›. Bugün hedefte olan Anadolu Yay›nc›l›k ve Yaflad›¤›m›z Vatan Dergisi’ydi. Buna tav›r ald›klar› için belki yine hedef olacaklard›r. Ama unutulmas›n ki bu keyfiyet karfl›s›nda sesi ç›kmayanlara da yar›n s›ra gelecektir. 9 Ekim tarihinde mühürün kald›r›lmas› sonucunda Anadolu Yay›nc›l›k ve Yaflad›¤›m›z Vatan dergisi ad›na Erkan Yirdem bir aç›klama yapt›. Yirdem yapt›¤› aç›klamada “ 22 Aral›k 2001 tarihinde Anadolu Yay›nc›l›¤›n bulundu¤u bina hiçbir hukuki dayanak gösterilmeden valili¤in 21.12.2001tarih ve 2001/14107 say›l› karar› ile valilik ve emniyet taraf›ndan mühürlendi. Tebli¤ yapma gere¤i bile duymadan bizlere söylenen flu oldu:" baflka bir yerde çal›flmalar›n›za devam edebilirsiniz". Valili¤in karar›ndaki gerekçe fluydu "Yaflad›¤›m›z Vatan Dergisi'nin jenerik bilgileri içinde teknik servis diye belirttikleri ancak ne amaçla faaliyet gösterdi¤i bilinmeyen ve valili¤imize herhangi bir bildirimi olmayan.. yerin. mühürlenmesine.." diyordu. Tam dokuz ayd›r bir hukuk mücadelesi veriyoruz. Bu mücadelemiz hukuksuzlu¤u keyfili¤i, meflrulaflt›rmaya çal›flanlara karfl›yd›. Bu mücadelemiz ayk›r›, muhalif tüm sesleri bo¤mak için her türlü yasad›fl›l›¤› uygulayanlara karfl›yd›. Bu nedenle tam dokuz ay bofl bir dairenin kiras›n› ödedik. Çünkü bu konuda geri ad›m atamazd›k. Çünkü bu hukuksuzluk, bu keyfiyet ve yasad›fl›l›k sadece bizimle ve sadece bugünle s›n›rl› de¤ildi. Bu mücadelemiz bu tür hukuksuzluklara, keyfiliklere maruz kalan herkesin mücadelesidir. Ve bu mücadelemizde bir kez daha kazand›k. Keyfili¤i ve hukuksuzlu¤u mahkeme karar›yla da belgeledik. Ancak bu keyfiliklerin, hukuksuzlu¤un son bulaca¤› anlam›na gelmiyor. Biz bu süre içinde u¤rad›¤›m›z maddi ve manevi zarar›n karfl›lanmas›n›n bir zorunluluk oldu¤unu söylüyoruz ve bunun için gereken yasal giriflimlerde de bulunaca¤›z. Bu keyfi uygulamalar›n süreklilik kazanmamas› için yasal, hukuki bütün yollara baflvuraca¤›z. Ve bize verilen bu zarar›n karfl›lanmas› için hakk›m›z› sonuna kadar arayaca¤›z. Bu konuda sizleri de yaflanan bu hukuksuzluklara karfl› duyarl› olmaya , destek olmaya ça¤›r›yoruz.” dedi. 18

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

‹TALYAN BAfiKONSOLOSLU⁄U’NA VER‹LEN D‹LEKÇELERLE B‹R KEZ DAHA “TECR‹TE HAYIR” DEN‹LD‹

TAYAD’LI Aileler, TUYAB, Halkveleri 1. Bölge Temsilcili¤i, SDP ‹stanbul ‹l Örgütü, EMEP ve TÜM BEL-SEN 11 Ekim 2002 Cuma günü ‹talyan Baflkonsoloslu¤una giderek, Baflkonsoloslu¤a verdikleri dilekçelerle bir kez daha “Tecrite Hay›r” dediler. Geçen hafta ‹talyan Konsoloslu¤u’na dilekçe vermek için gittiklerinde dilekçeleri kabul edilmemiflti. Aileler kararl›l›klar›n› bu hafta bir kez daha ayn› yere giderek gösterdiler. Yaklafl›k 70 kiflinin kat›ld›¤› eylemde Konsoloslu¤a yak›n bir yerden toplu halde yürüyerek Konsolosluk önüne kadar geldiler. Toplanan imzalar içlerinden 3 temsilciye verilerek konsoloslu¤a gönderildi. ‹mzalar› götüren temsilcilerin dilekçelerini içeride konsolosluk görevlisine teslim etmelerinin ard›ndan d›flar›ya ç›kt›lar.Eyleme kat›lanlar dilekçeleri götüren arkadafllar›n› k›rm›z› mendillerini sallayarak u¤urlay›p k›rm›z› mendillerle karfl›lad›lar.Verilen dilekçede k›saca“Tecrite Hay›r F tiplerini Avrupa yaratt›. Tecriti Avrupa onaylad›. Tecrit ölüm demektir. Tecritin kalkmas›n› istiyoruz.” diyordu. Dilekçeleri konsoloslu¤a veren bir TAYAD çal›flan›n›n; imzalar› verdiklerini bundan sonra da yine farkl› bir konsoloslu¤a dilekçelerini tafl›yarak “Tecrite Hay›r” diyeceklerini ifade etmesinin ard›ndan eyleme kat›lanlar alk›fllarla da¤›ld›.

GENÇL‹K GELECEKT‹R 3.SAYISI ÇIKTI


“Oy ‹stemiyoruz! Halk›n ‹ktidar›n› Kurmaya Ça¤›r›yoruz!” Seçim meydanlar›nda yalan bombard›man› son h›z›yla sürerken yap›lan bu ça¤r›n›n sahibi, “Türkiye’nin sorunlar› çözümsüz de¤ildir... Baflaraca¤›z!” diyen Devrimci Halk Kurtulufl Partisi. 7 Ekim’de “Seçim Çare De¤il! Seçim Oyununu Reddedelim! KURTULUfi ‹Ç‹N TEK YOL DEVR‹M!” bafll›kl› bir aç›klama yapan Devrimci Halk Kurtulufl Partisi, düzen partilerinin “de¤iflim” diyerek halk› aldatmaya çal›flt›¤›n› belirterek, “De¤iflimin ad› devrim; adresi Devrimci Halk Kurtulufl Partisi’dir!” dedi ve devrimin kaç›n›lmazl›¤›na vurgu yapt›.

Devrimle De¤iflecek 56 y›ld›r Türkiye’de demokrasicilik oyununun yalanlarla, demagojilerle sürdürüldü¤ünü belirten DHKP, bugün de düzen partilerinin “yeni yalanlar› kuflan›p geldiklerini” söyledi. Bu 56 y›l sonucunda Türkiye’nin hangi noktada oldu¤unu “bugün neredeyiz” sorusuna k›sa bir Türkiye tablosunu özetleyerek verdi¤i cevaplarla ortaya koyan DHKP, bu tablonun Türkiye halk›n›n talebi olmad›¤›n› ve devrimle de¤iflece¤ini ifade etti. “Bunun d›fl›ndaki her de¤iflim sözü en fazla makyajd›r” diyen Parti, aç›klamas›n› flu sözlerle sürdürdü; “Gerçek ve köklü anlamda bir de¤ifltirme program›, de¤ifltirme iradesi, hiç bir düzen partisinde yoktur. Bu program ve iradeye sahip olan tek güç, devrimci harekettir. Bu iradeyle, tam 32 y›ld›r, de¤ifltirmenin mücadelesini yürütüyoruz.” 32 y›ll›k tarihin, tecrübenin, devrimin mümkün ve kaç›n›lmaz oldu¤unu gösterdi¤ine dikkat çeken DHKP, “Emperyalizme ba¤›ml›, faflizmle yönetilen ülkemizde seçimle iktidar›n niteli¤ini de¤ifltirmek mümkün de¤ildir.” dedi ve nas›l de¤iflece¤inin cevab›n› da DHKP Program›ndan flu ifadelerle ortaya koydu: “Bu nedenle partimiz, emperyalizm ve oligarflinin denetim ve yönetimindeki faflist iktidar›n ancak halk›n silahl› savafl›yla y›k›laca¤›na inan›r.”

KEND‹ iktidar›m›z› kural›m Halk ‹ktidar›nda bir avuç iflbirlikçi d›fl›nda bü-

tün halk kesimlerinin yeralaca¤›n›n belirtildi¤i aç›klamada, “Türkiye’nin sorunlar› çözümsüz de¤ildir” denilerek, siyasi, ekonomik, ba¤›ms›zl›k, haklar ve özgürlükler gibi alanlarda halk iktidar›n›n sorunlar› nas›l çözece¤ine DHKP program›ndan örnekler verildi. “Oy de¤il, kendi iktidar›m›z› kural›m” ça¤r›s› yap›ld›¤›n›n alt›n›n çizildi¤i Parti aç›klamas›nda, halk›n yönetti¤i bir Türkiye’nin kaynak sorununun nas›l çözülece¤ine flu ifadelerle aç›kl›k getirildi: “Halk›n iktidar›, haks›z, sömürüyle, zulümle elde edilmifl herfleye el koyarak, o üzerinde çok tart›fl›lan ‘kaynak’ sorununu da çözecektir.”

Zor Olan› Öneriyoruz: Baflaraca¤›z! Ony›llard›r halk›n kendi kendini yönetemeyece¤inin ifllendi¤inin belirtildi¤i aç›klamada, bunun mümkün oldu¤u ve “kayg›lar›n, bilinçsizliklerin, önyarg›lar›n, korkular›n afl›ld›¤› eflikte”, devrime yürünece¤i vurgulan›rken, “Devrimci Halk Kurtulufl Partisi, iflte bu efli¤in afl›lmas›n› sa¤lamaya çal›flan bir partidir.” ifadelerine yer verildi. Devrimci Halk Kurtulufl Partisi, “Seçim oyununu reddedelim, kurtulufl için tek yol devrim” ça¤r›s› yaparken, “zor olan›” önerdi¤ini belirtti¤i aç›klamas›n› flu sözlerle bitirdi; “Buna ra¤men, ‘ben seçimde oy verece¤im’ diyen halk›m›za önerimiz; oylar›n› program›nda di¤er partilere nazaran demokratik, ilerici ögeler bulunan DEHAP’a vermeleridir. Bu seçim de geçecek; tek gerçek alternatifin devrim oldu¤u tekrar tekrar görülecektir. Halk›n iktidar›, emperyalizme ve oligarfliye karfl›, 70 milyon insan›m›z›n, dünya halklar›n›n zaferi olacakt›r. Büyük zaferler, büyük zorluklar›n, büyük fedakarl›klar›n sonucunda gerçekleflir. Zor olsa da, kurtuluflun tek yolu budur.” Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

19


56 y›ll›k “çok partili rejim” ve

Seçim Oyunu

1946’da bafllad› çok partililik. Ondan önceki dönem zaten ad› üstünde, “tek parti” devriydi. Mevcut yönetim bir küçük burjuva diktatörlü¤üydü ve “yok biz dört bafl› mamur bir demokrasiyiz” diye de bir iddias›, bu yönde demagojisi, propagandas› pek yoktu. Çok partililik, Türkiye siyasetine, yeni-sömürgecili¤in arma¤an›d›r. Ayn› “AB uyum yasalar›”nda oldu¤u gibi, çok partilili¤e geçiflte de, emperyalist ülkelerin bask›lar› etkili olmufltur. Küçük burjuva diktatörlü¤ünden sonra oluflmakta olan yeni rejimin “demokrasi” propagandas›na daha çok ihtiyac› olacakt›. Çünkü iflbirlikçi oligarflik diktatörlük egemenli¤i tümüyle ele geçirirken, küçük burjuva diktatörlü¤ü de yerini, faflizme b›rak›yordu. O gün bugündür Türkiye’nin bir demokrasi rejimiyle yönetildi¤i söylenir. “Demokratik hukuk devleti”, “çok partili rejimimiz”, “parlamenter demokrasimiz” gibi sözler bolca kullan›l›r. Sözü edilen bu demokrasi, bir halk demokrasisi olmad›¤› gibi, gerçek anlamda bir burjuva demokrasisi de olmam›flt›r. Oldu¤u iddia edilen demokrasi, faflizmin önündeki tül perde olmufltur. ‹flte buna demokrasicilik oyunu diyoruz. 20

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

Oyunun gerde¤i, görünürde, bir sürü partiler vard›r, parlamento vard›r, seçimler vard›r... Ama bunlar›n sistem üzerinde belirleyici bir hükmü yoktur. 56 y›ld›r “çok partili demokratik rejimde” yaflad›¤›m›z iddia edilmesine ra¤men, halen iflkencenin tart›fl›l›yor olmas›, halen partilerin, politikac›lar›n yasaklan›yor olmas›, halen en küçük demokratik hakk› kullanman›n bile, polis coplar›yla karfl›lan›yor olmas›, düzen partilerinin de¤il MGK’n›n yönetiyor olmas›... Türkiye’deki rejimin demokrasi de¤il, faflizmi perdeleyen bir demokrasicilik oyunu oldu¤unun ilk elde say›labilecek kan›tlar›d›r. 56 y›ld›r yap›lan onlarca seçimde, halk çok de¤iflik taleplerle, de¤iflik umutlarla, onlarca partiyi iktidara getirdi. Sonuç? Türkiye’nin 56 y›ll›k demokrasicilik oyununun sonucu; demokrasisiz ve sefalete sürüklenmifl Türkiye’dir.

Demokrasicilik oyununun kural›: Halk› çaresiz, alternatifsiz b›rak! Seçimlere iliflkin yap›lan baz› anketlerde, kime oy vereceksiniz sorusunun yan›nda bir de “Bu seçimlerle bir fleyin de¤iflece¤ine inan›yor musunuz?” diye de soruluyor; cevap, en az›ndan yüzde 50-60 civar›nda “bir fleyin de¤iflece¤ine inanm›yorum” oluyor. Üstelik bunlar, oylar›n› flu veya bu


partiye verecek olan bir kesimin cevab›. Yani; oy verecek ama yine de bir fleyin de¤iflece¤ine inanm›yor. Bu sonuç, bir umutsuzluk, alternatifsizlik göstergesi oldu¤u gibi, oligarflinin “çok partililik” demagojisinin ve seçim oyununun geçen 50 küsur y›lda büyük ölçüde teflhir oldu¤unun da göstergesidir. Düzen partilerinin “al birini vur ötekine” durumunda oldu¤u, koltu¤a oturan›n, önceden ne söylemifl olursa olsun, onlar› unutup düzenin dümen suyuna girdi¤i, halk›n 56 y›ll›k tecrübesidir. Bu seçimlerde bilinçli bir biçimde üzerinde durulmasa da hemen her seçimde, normal bir “demokrasi” için oldukça yüksek say›labilecek oranlardaki sand›¤a gitmeme tavr›, bu tecrübenin sonucudur. Son 10 y›ld›r, hemen her seçim döneminde son ana kadar çok yüksek oranlarda olan “karars›zlar” oran› da gerçekte halk›n güvendi¤i, çare, çözüm bekledi¤i bir partinin olmay›fl›ndand›r. Bu oylar, tam bir umutsuzluk ve çaresizlik içinde, son anda, en ehveni fler olana yönelmektedir. Böyle bir tablo içinde elbette verilen oylar›, flu partinin, bu ideolojinin oylar› olarak de¤erlendirmek fazla mümkün olmamakta, onun yerine “tepki oylar›”, “çaresizlik oylar›”, “alternatifsizlik oylar›” diye adland›r›lmaktad›r. Çok genifl bir kesim fark›ndad›r ki sand›¤a yönelen oyu, umudun oyu de¤ildir, de¤ifltirmenin oyu de¤ildir. Bu yan›yla ço¤u durumda siyasi bir tav›r bile de¤ildir. Faflizmin demokrasicilik oyunu da, halk›n çaresizlik, alternatifsizlik içinde tutuldu¤u bu koflullarda sürdürülebilmektedir zaten. Oligarfli, bu koflullar› sürdürebilmek için, düzenin yasall›¤› d›fl›nda örgütlenen, düzeni kökten de¤ifltirmeyi hedefleyen alternatiflere karfl›, her dönem tam bir tenkil ve imha politikas› uygulayagelmifltir. Ama oligarflinin bask›lar›, sadece düzen d›fl› olan güçlerle s›n›rl› da kalmam›flt›r. Düzen içinde olan fakat, emperyalizm ve oligarfli aç›s›ndan sistemin iflleyifli aç›s›ndan pürüz ç›karabilecek güçler de oligarflinin bask›lar›ndan nasiplerini alm›fllar, oligarfli, giderek genifl halk kitlelerini hepsi birbirine benzeyen partilere mahkum etmeye çal›flm›flt›r. Baflka bir deyiflle, “alternatifsizli¤in” s›n›rlar› iyice daralt›lm›flt›r. Bugünkü tablo, kitlelerin onlarca parti içinde, IMF’ye aç›kça, cüretle karfl› ç›kacak bir parti aray›p da bulamad›klar› tablo, iflte böyle böyle yarat›lm›flt›r.

Demokrasicilik oyunu içinde demokrasi sorunu Emperyalist ülkelerde de seçim sistemleri, daha da önemlisi, seçimin ifllevi esas olarak çok farkl› de¤ildir.

Ama buna ra¤men, oradaki sistemi “demokrasicilik oyunu” olarak adland›rm›yoruz. Çünkü, onlarda burjuva demokrasisinin kurallar›, az çok oturmufltur. Bu demokrasinin içinde, içleri bugün büyük ölçüde boflalt›lmakta olsa da, denetim, etkileme kurumlar› vard›r. Haklar ve özgürlükler, nisbeten genifltir... Seçimlerin, partilerin, ülkenin kaderi, befl generalin elinde de¤ildir. Yüzy›llar süren mücadelelerin sonucu olarak partilerin sistem üzerinde belli bir rolü ve etkisi vard›r... Sonuç olarak, bu ülkelerde de tekelci burjuvazi, giderek parlamenter sistemi tümüyle denetimine almakta, burjuva demokrasisi de tekelci partiler aras›ndaki bir oyuna dönüfltürülmektedir. Tekelci burjuvazi, düzene alternatif devrimci bir hareket geliflmedikçe, burjuva demokrasisiyle yönetmeye devam edecek, aç›k zor ve fliddete, yani faflizme baflvurmayacakt›r. Burjuva demokrasiler de kitlelere karfl› zoru kullan›r, ama talidir. Bizde ise, faflizm var. Yönetim, zor üzerine infla edilmifltir. Bizde, tali olan, “demokratik hak ve özgürlükler”dir. Oligarfli iktidar›n› ancak böyle koruyabilir ve sürdürebilir. Sömürge bir ülke oldu¤umuz, emperyalistler her geçen gün ülkemizdeki sömürü ve talan›n› art›rd›¤› için, düzenin kitlelere verecek hemen hiç bir fleyi yoktur. Tersine hep alma peflindedir. Bu ise çeliflkileri daha da derinlefltirir. Halk›n memnuniyetsizli¤ini, hoflnutsuzlu¤unu sürekli büyütür. Düzenin bu noktada da bildi¤i ve uygulad›¤› tek yöntem, yine zor’dur. Zor’a dayanan bir düzen, ancak zor’la y›k›labilir. Zora dayanan düzen, parlamenter, bar›flç›, demokratik yoldan, alafla¤› edilmesine izin vermez. Parti kapatmalar, milletvekillerini hapse atmalar, düzen d›fl›na ç›kan her güce karfl› aç›k fliddete baflvurma, bu politikan›n ifadesidir. Bizim gibi ülkelerde, bu nedenle, faflizmin y›k›lmas›, devrim sorunudur. Ve bu anlamda, demokrasi de bir devrim sorunudur. Demokrasicilik oyunu, düzene karfl› halk›n örgütlenmesini, mücadelesini gelifltirmek için kullan›labilir, ama demokrasicilik oyununundan gerçek bir demokrasi ç›karabilmek mümkün de¤ildir. Böyle düflünenler, siyasi körlük ve aldanma içindedirler. Böyle düflünenler, kitlelere demokrasicilik oyununa çekerek, kitlelerin gerçek demokrasi yoluna, yani devrime yönelmesini engellemifl, düzenin ömrünü uzatm›fl olurlar.

Oligarflinin demokrasicilik oyunu içinde Solun seçim oyunu Yukar›da da de¤indi¤imiz gibi, madem ki, düzen “demokrasicilik oyunu” oynuyor, yani madem ki, bu oyunun gere¤i olarak “demokrasinin oldu¤unu” iddia ediyor; nisbi yasal, legal, demokratik imkanlar oluflturuyor; o halde devEkmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

21


rimcilerin bunlar› de¤erlendirmesi de do¤ald›r. Düzeni, en etkili biçimde teflhir etmenin yollar›ndan biri de, do¤al ki, düzenin iddialar›n›n geçersizli¤ini bizzat hayat›n içinde göstermektir. Düzenin çok partilili¤i ve bir parlamentosunun mevcudiyeti de, devrimciler aç›s›ndan hem teflhir amac›yla, hem kitlelere çözümümüzü gösterecek araçlar olarak kullan›labilir. Dünya devrimci hareketlerinin bu konuda çok zengin ve verimli deneyimleri vard›r. Ancak ülkemiz için ayn› fleyi söylemek pek de mümkün de¤ildir. Seçimlere iliflkin devrimci taktikler, ço¤u kez karikatürize edilmifl, ne getirdi¤i ne götürdü¤ü hesaplanmayan flablonlar halinde uygulanagelmifltir. Dümdüz bir çizgide, her koflulda “geçerli” bir taktikmiflcesine baflvurulan boykot takti¤i de, “Ba¤›ms›z aday” ç›karma takti¤i de, bu karikatürize edilme talihsizli¤ine u¤ram›fl mücadele biçimleridir. Ne boykot, ne ba¤›ms›z aday ç›karma, tek bafl›na, yanl›fl bir taktik de¤ildir; yerinde, zaman›nda baflvurulabilir. Keza, legal parti kurmak da, devrimciler taraf›ndan reddedilmez. Ama onun da koflullar› vard›r. Hiç bir zemini yokken, bunun ne objektif, ne subjektif koflullar›na sahip de¤ilken kurulan legal partiler, ço¤unlukla devrimci mücadeleden kaç›fl›n bir arac› olmakta veya “parlamenter mücadele”nin karikatürize edilmifl bir haline dönüflmekte, devrimi gelifltirmekten çok, devrimcili¤i marjinallefltiren bir rol oynamaktad›r. DKÖ’lerin yerine legal partileri, legal partilerin yerine DKÖ’leri ikame eden çok çeflitli çarp›kl›klar ç›km›flt›r. ‹çinde bulunulan koflullarda devrimin ç›karlar›na hangisi denk düflüyor? Bir takti¤i belirlerken, cevab› aranacak soru budur. Bu sorunun cevab›, falan ülkede baflvurulmufl bir taktik de olabilir, daha önce gündeme gelmemifl bir biçim de. Devrimin ç›karlar›, flablonlara hapsedilemez. Türkiye solu, büyük ço¤unlu¤u itibar›yla, herfleyden önce seçim tav›rlar› konusunda “gerçekçi” olmam›flt›r. Ne kitlelerin durumu, ne de kendi subjektif durumlar›, yeterince de¤erlendirilmeden klasik reçetelerle taktikler üretilmifl, karikatürize biçimler de bu noktada ç›km›flt›r. Kimileri “ba¤›ms›z adaylar” ç›karm›fl, ama bu çal›flmalar öyle olmufltur ki, ne sonuç al›nd›¤›n› bile yazamaz hale düflmüfllerdir. Boykot ça¤r›s› ise, aç›k ki as›l anlam›n› aktif bir boykot tavr›n›n, eylemlili¤inin uygulanabilece¤i koflullarda geçerli ve etkilidir. Subjektif koflullar›n yetersiz oldu¤u ama 1983 cunta seçimlerindeki gibi her türlü muhalif çizginin seçim d›fl› b›rak›ld›¤› baz› dönemlerde de, ona çok özel misyonlar yüklemeden politik bir tav›r olarak böyle bir ça¤r›da bulunulabilir. Bu da pasif bir boykot takti¤idir. 22

Ekmek ve Adalet /13 Ekim 2002 / Say› 30

Seçimleri, parlamentoyu kullanman›n da çok çeflitli biçimleri vard›r. Ne olursa olsun meclise girmeyi mutlaklaflt›ran, amaçlaflt›ran bir tav›r, böyle bir “kullanma”n›n ötesinde, düzene tabi olmay› ifade eder. Bugün ülkemizdeki reformist partiler, hala devrimden sosyalizmden sözetseler de, yapt›krlar›n›n özü budur. Çeflitli ülkelerde, parlamento seçimlerine kat›l›p, adaylar›n› meclise sokma hakk› elde etti¤i halde, örne¤in düzenin dayatt›¤› yemini etmemek için, veya düzenin parlamentosunun gayrimeflrulu¤unu çok güçlü ve etkili bir tarzda göstermek için, adaylar›n› meclise hiç göndermeyen partiler de olmufltur. Bütün mesele, baflta dedi¤imiz gibi, hangi tavr›n, hangi takti¤in devrimi güçlendirece¤idir. Bunun d›fl›ndaki tav›r ve tart›flmalar›n fazla bir anlam› yoktur. Bunun d›fl›ndaki bütün tav›r ve taktikler, neticede oligarflinin düzenine güç veren, kitleleri oyalayan, alternatifsizli¤i pekifltiren tav›rlar olmaktan öteye geçemezler.

Bu oyun, ancak devrimle, Halk ‹ktidar›’yla son bulur Kitlelerin hoflnutsuzlu¤unun, memnuniyetsizli¤inin had safhaya ç›kt›¤› koflullarda, devrimciler, kitleleri parlamentoya ça¤›rmazlar. Kitlelere “demokratik Türkiye”yi kurman›n yolu olarak parlamentoyu gösteremezler. Çünkü bu gerçek de¤ildir. Demokrasicilik oyununun içinden demokratik Türkiye ç›kmayaca¤›, faflizm varken, TBMM koltuklar›nda kald›r›lacak ellerle bu düzenin de¤ifltirilemeyece¤i gün gibi ortadad›r. E¤er amaç, düzeni de¤ifltirmekse, bunun yolu, devrimdir. Mevcut düzen içindeki her türlü mücadele ve örgütlenme imkan›n›, arac›n› de¤erlendirebilirsiniz, ama bu gerçek de¤iflmez. Bu düzen ancak devrimle de¤iflir. Demokrasi, bir oyun olmaktan, ancak devrimle ç›kar. Ancak devrim, tepeden t›rna¤a bir de¤iflimdir. Ancak devrimle, DEVLET‹N T‹P‹ de¤iflir. DEMOKRAS‹N‹N biçimi de¤iflir. PARLAMENTONUN iflleyifli de¤iflir. Demokrasinin oyun olmaktan ç›k›p, halk için demokrasi haline gelmesi, halk›n iktidar›n›n varl›¤›n› flart koflar. Halk›n iktidar›, emperyalizme her türlü ba¤›ml›l›¤› ortadan kald›raca¤› gibi, emperyalizmin ve oligarflinin bask› ayg›t› olan faflist devleti, ordusu, polisi, bürokrasisi, ideolojik ve kültürel bütün kurumlar›yla y›kacakt›r. Yerine, yeni tipte bir devlet kuracakt›r. Demokrasi, kulland›¤›m›z her oyun, kendi kaderimizi belirlemesi, iflte ancak o zaman, o koflullarda mümkün olur.


bunlar bizi yönetebilir mi? Yaz› Dizisi Bölüm 3

DSP

Her daim oligarflinin emrine amade bir politikac›n›n, sol d›fl›nda her siyasi kimli¤e aç›k kimliksiz partisi:

DEMOKRAT‹K SOL PART‹ Demokratik Sol Parti demek, Ecevit demektir. DSP’nin siyasi arenada yerald›¤› 17 y›l boyunca, bir DSP olgusundan çok Ecevit(ler)’den sözedildi. Çünkü program, politikalar, örgüt, hiçbirfley, Ecevit’ler herfleydi. Her an yeni politik kararlar al›nabilir, MHP’yle bile ittifak yap›labilir, tüm il-ilçe parti örgütleri her an feshedilebilirdi. Ecevit siyasetteki son dönemini dibe vurmufl bir siyasi lider olarak yafl›yor. Oligarfli, ondan yararlanabilece¤i kadar yararland›. Ecevit, tekellere sadakatini, bir burjuva politi-

L‹DER‹ EL‹ KANLI “fiA‹R” O, Türkiye’nin en fazla kan döken “flair”idir. Hümanistli¤i, zarif ve flair kiflili¤i üzerine çok propaganda yap›lm›flt›r. Ama gerçek Ecevit kiflili¤i, mecliste Merve Kavakç›’ya “haddini bildirin ona” derken ve 19 Aral›k sabah› “art›k devletle bafledilemeyece¤ini anlam›fl olmal›lar” derkenki kifliliktir. Tersine bir imaj yaratmay› becermifl olsa da, Türkiye siyasetinin gördü¤ü en faydac›, en ilkesiz liderlerden biridir. “Bu düzeni de¤ifltirece¤iz” de diyebilmifl, Fetullah Gülen’i övebilmifl, Türkefl’le çok iyi ortak olabilmifltir.

kac› için hayati önemde olan “oy kayg›s›n›” bile geri plana iterek kan›tlad›. Oligarfli böyle birini bulmuflken b›rak›r m›? Denilebilir ki, iktidarda oldu¤u son 5 y›l boyunca, oligarfli taraf›ndan kelimenin gerçek anlam›yla posas› ç›kar›ld›. Geriye onun siyasi varl›¤›n› sürdürebilece¤i bir fley b›rakt›rmad›.

De¤iflen ve De¤iflmeyen Ecevit Kimileri, Ecevit’in bu son dönemine bak›p, Ecevit’in de¤iflti¤inden sözetti; nerede o eski Ecevit yak›nmalar› duyuldu. Ecevit, eski Ecevit’ti. Daha do¤ru bir deyiflle, Ecevit eskiden de böyleydi. Farkl› gibi gösteren kimi sözler ve sloganlar›yd›. Bir dönem, daha “sol” sloganlar daha gerekliydi, öyle söylemiflti. 70’lerde devrimcilere, 90’larda önce islamc›lara, bir sonraki seçimlerde flovenistlere seslenmekte hiç bir sak›nca görmemifltir. Devrimci, Fetullah Gülenci, MGK’c›, ulusalc›, her k›l›¤a, her kimli¤e bürünebilmifltir...K›sacas›, farkl›l›k iktidara gelmek için söylenen sözlerin farkl›l›¤›yd›. ‹KT‹DARDAK‹ ECEV‹T ise, hep ayn›yd›, 80 öncesi de, bugün de...

Koltu¤un yolunu açacak kadar “sol” Ecevit’in tarihi daha eski, DSP’nin ki daha yenidir... DSP’nin bir “parti” olarak tarihi de yoktur zaten; “Ecevit’in tarihi”nin bir parças›d›r. Ecevit, genifl kitleler taraf›ndan 1961-65 dönemindeki Çal›flma Bakanl›¤› s›ras›nda tan›nd›. 1961 Anayasas› halka nisbi demokratik haklar tan›m›flt› ama gerekli kanuni düzenlemeler yap›lmad›¤› için bu haklar kullan›lam›yordu. Ecevit’in de içinde yerald›¤› hükümetin öncelikli görevlerinden biri bu düzenlemeleri yapmakt›. CHP’nin, DP iktidar› y›llar›ndaki demokratl›¤›n›n, özgürlükçülü¤ünün ne kadar “samimi” oldu¤u iflte bu yasalar› ç›kar›rken görüldü. Ecevit’in haz›rlad›¤› çal›flma yaflam›yla ilgili düzenlemelerde, grevle birlikte lokavt da yasallaflt›r›ld›. 1 May›s yerine, 23 Temmuz iflçi bayram› olarak ilan edildi. “Partiler üstü” Amerikan sendikac›l›k anlay›fl›n›n yerleflmesi, Ecevit’in katk›lar›yla sa¤land›. Bunlar› yapan Ecevit ve partisi CHP, 1965 seçimlerine “ortan›n solu” slogan›yla girdiler. 1960’lar›n sonuna do¤ru ise art›k bu slogan da yetmez olmufltu. Çünkü halk›n mücadelesi gelifliyor, talepleri netleflip radikallefliyordu. Ecevit, bu döneme “ayak uydurmakta” da geç kalmad›. 1969 seçimlerinde Ecevit’in sloganlar› daha kesEkmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

23


kindi art›k... Seçimlere “Ba¤›ms›z Türkiye” slogan›yla, “Petrol ve do¤al kaynaklar›n millilefltirilece¤i” vaadiyle girmiflti, “Do¤u'nun düzeninin may›nla, jandarmayla, silahla de¤il fabrikayla, okulla de¤ifltirilece¤i”ni söylüyordu. T‹P'in düzenledi¤i Do¤u mitinglerine Türkefl'le birlikte karfl› ç›kan da yine ayn› Ecevit'ti. Bu paradoks “Ecevit solculu¤u”nun niteli¤ini de anlat›r. Halk›n sol talepleri varsa, ona da düzen ad›na Ecevit sahip ç›kmal›, baflka da sol olmamal›yd›.

ABD’nin, Cellatlar›n, MHP’nin önünü açan Ecevit “Ba¤›ms›z Türkiye” diye ba¤›rm›flt› kürsülerden ama, NATO ve ABD ile peflpefle ittifak anlaflmalar› imzalayan da kendisiydi. 1972’de yaflananlar ise, Ecevit’in kiflili¤ini tan›mak aç›s›ndan belirleyici bir öneme sahipti. 12 Mart cuntas›n›n hükmünün sürdü¤ü bir dönemde, ‹nönü'nün hükümetten istifa etmesiyle Ecevit, ‹nönü’nün yerine vekalet etmeye bafllad›. Denizlerin idam› gündemdeydi. Ecevit, Deniz Gezmifl, Yusuf Aslan ve Hüseyin ‹nan'›n idamlar›n› sessizli¤iyle onaylad›. Ve tarihin garip tecellisidir; idamlardan sadece 8 gün sonra da 1972 14 May›s'›nda CHP'nin yeni baflkan› oldu. 1974’te Baflbakand› Ecevit. Meydanlarda yine sol sloganlarla halka say›s›z vaadlerde bulunmufltu. Tabii bunlar›n hiçbirini yerine getirecek de¤ildi. Ecevit’i vaatlerinin yaratt›¤› bask›dan K›br›s iflgali kurtard›. Ecevit, “K›br›s Fatihi” olarak hemen bir erken seçim yap›p, daha büyük bir ço¤unlukla iktidara gelmek istedi. Ama umdu¤u olmad›. Tersine, yap›lan erken seçimlerden Milliyetçi Cephe (MC) ç›kt›. Ecevit 78-79‘larda yine iktidar koltu¤una oturdu. “‹ktidardaki Ecevit, dün de ayn›yd›, bugün de” sözlerimizin as›l kan›t› iflte bu süreçtir. Ecevit iktidar› bu süreçte, bir emperyalizmin ve oligarflinin istedi¤i bir çok faflist yasay› ç›kard›: ‹l ‹dareleri, Polis Vazife ve Selahiyetleri, Toplant› Gösteri ve Yürüyüflleri, Ateflli Silahlar, Ceza Mahkemeleri Usulleri, Cezaevlerinde Tek Tip Elbise Uygulamas› gibi, iflkencecilere, kontra valilerine yeni yetkiler veren, halk üzerindeki k›s›tlamalar› art›ran bir çok yasa, onun döneminde ç›kar›ld›. ‹kinci olarak; bu dönem, sokaklarda MHP’li faflistlerin terör estirdi¤i dönemdir. Seçimlerde “faflizmi önleyece¤ini” söyleyen Ecevit, faflist te24

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

rör karfl›s›nda bir fley yapmak bir yana, devrimcilere karfl› devlet terörü uygulamakla meflguldü. Bu politika sonucudur ki, 16 Mart katliam›, Marafl katliam›, Ecevit iktidar›nda gerçekleflti. ‹MF'nin 1978 Nisan, 1978 Eylül ve 1979 Mart tarihli istikrar tedbirlerini de hiç itirazs›z uygulad› ayn› Ecevit. Yapt›klar›n›n bugün yapt›klar›ndan ne fark› var?

1980 sonras› Ecevit ve DSP Cuntan›n “sivilleflmesi”yle birlikte yeni partiler kurulurken, Ecevit’in kadrolar›n›n bir k›sm›, cuntan›n himayesinde kurulan Halkç› Parti’ye kat›l›rken, bir k›sm› da SODEP’e kat›ld›. Ecevit, eski CHP’deki “hiziplerden b›kt›¤›n›” söyleyerek, eski kadrolar›yla yolunu ay›rd›; yeni bir parti kuraca¤›n› aç›klad›. “Sosyal demokrat parti fabrikalardan kurulacakt›”. Ecevit’in “afla¤›dan yukar›ya örgütlenecek” partisinin o zamanki önemli isimleri eski Türk-‹fl baflkan› Halil Tunç ve ifladam› Murtaza Çelikel’di. Ecevitlerin partisi, Demokratik Sol Parti (DSP) ad›yla 14 Kas›m 1985’te kuruldu. Genel Baflkan, Bülent Ecevit yasakl› oldu¤u için, Rahflan Ecevit’ti. Ecevit yine ayn› misyonu yüklenmiflti; yine sol görünüp, halk›n solculaflmas›n›, devrimcileflmesini engelleyecek bir parti kurmufltu. ‹smi de ona göreydi. Yasaklar›n kald›r›lmas›yla 18 Eylül 1987’de Genel Baflkanl›¤a Bülent Ecevit getirildi.

Kimli¤i Kendi ismine bu kadar uzak olan bir parti bulmak zordur. Demokratik ve Sol isimleri, adeta DSP’nin anti-tezi gibidir. “Çift yetkili”, Rahflan ve Bülent Ecevit’tir. ‹l, ilçe örgütleri her gün, her an bir merkez (yani Rahflan) emriyle de¤iflebilir. Parti içinde anti-demokratiktir. Ama bu onun “Türkiye projesi”nin de bir parças›d›r. Hem demokratik, hem sol s›fat›n› tafl›y›p, “Bütün ülkeyi F tipine çevirme” politikas›n›n uygulayac›s› olmufltur. “Milliyetçilik” dalgas›yla iktidar olmufl, emperyalistlere peflkefl çekilmedik bir fley b›rakmam›flt›r. DSP, oligarflinin sömürüde ve zulümde sonuna kadar kulland›¤› halk düflman› bir partidir; flu an siyasi bir paçavra durumundad›r.


20 Ekim 1991 seçimlerinde baraj› ucu ucuna geçti. DSP, fazla kaale al›nmayan bir parti durumundayd›. Kendini oligarfliye kan›tlam›fl bir burjuva politikac› olarak sab›rla “gününün gelece¤i” zaman› bekliyordu.

Sad›k ufla¤›n zaman›: 28 fiubat Önce Susurluk, ard›ndan 28 fiubat, Ecevit’in bekledi¤i f›rsat› ortaya ç›kard›. MGK, Sincan’da yürüttü¤ü tanklarla Refahyol hükümetini tasfiye ederken, yerine en uygun aday “Susurluk’un d›fl›nda görünen” Ecevit’ti. 1997 Temmuz’unda ANAP, DTP ve DSP hükümeti oluflturuldu. Ancak, o zamanki ad›yla söylersek ANASOL-D hükümeti, fazla uzun ömürlü olmad›. ANASOL-D da¤›ld›ktan sonra, MGK ve TÜS‹AD’›n zoruyla, mecliste 4. parti durumundayken, hükümeti kurma görevi ona verildi. Gerçekte hükümeti kuracak gücü yoktu. Ama MGK zoruyla, di¤er partiler de bu az›nl›k hükümetini desteklediler. MGK, TÜS‹AD, ABD, hepsi Ecevit’e çal›fl›yordu adeta. Baflbakanl›k koltu¤undayken, Öcalan’›n ABD taraf›ndan Türkiye’ye teslim edilmesi, 1999 seçimlerindeki en önemli kozu oldu. Ve bu seçimlerden beklenmedik bir oy oran›yla ç›karak, bir kaç y›l daha iktidarda oturma f›rsat› elde etti.

24 Aral›k’tan 19-22 Aral›k’a Marafl katliam›ndan, 1998 Mart’›nda dört Cepheli’nin kaybedilmesine kadar, iktidarda oldu¤u her dönemi kontrgerillan›n döktü¤ü kanla dolu olan Ecevit’in, son iktidar döneminde de kural de¤iflmedi. Emperyalizm ve oligarfli ad›na, onlar› uzun süredir “rahats›z eden” hapishaneler sorununu, Türkiye tarihinin en büyük katliam›yla “çözdü”! Faflizmin baflbakan› oldu¤unu yeniden kan›tlad›. Siyasi ömrünün sonunu, iflbirlikçilikte, uflakl›kta, hortumculukta, katliamc›l›kta, Türkiye tarihinde efline rastlanmayan bir icraat sergileyen hükümetin baflbakan› olarak tamamlad›. Ecevitler, partisine “Yi¤it halkç› devrimciler / Bu kavgada öncüler / Atefl kussa da faflistler / Haydi yak›n ak günler” diye flark› yap›p, ard›s›ra en büyük katliamlar›n mimar› olan bir ikiyüzlülük ve yalanc›l›k doru¤udur. Türkiye tarihi, Türkiye halklar› DSP’yi ve liderini, hep bu s›fatlarla ve lanetle anacak.

YTP DSP art›klar›ndan Medya zoruyla yarat›lan, ve ölü do¤an

YEN‹ TÜRK‹YE PART‹S‹ Ne kadro, ne program itibar›yla hiç bir yenili¤i olmayan YTP, tekelci burjuvazinin operasyonu sonucu suni olarak yarat›lm›fl bir partidir. Operasyon, mevcut hükümeti bozup, yerine TÜS‹AD’›n, AB’nin ve IMF’nin isteklerini daha h›zl› karfl›layacak bir hükümet kurmakt›. Hüsamettin Özkan-‹smail Cem-Kemal Dervifl önderli¤indeki “yeni oluflum” bu operasyonun koçbafl› olarak ç›kt› siyasi sahneye. Büyük bir medya kampanyas›yla pazarland›. Manfletler, köfle yazarlar› övgüler diziyor, borsa keyiften dört köfle oluyordu. Ne var ki “Erken seçim” manevras›yla operasyon yar›da kal›nca, bu suni oluflum da ortada kald›. Medyan›n pompalad›¤› rüzgar kesildi. Dervifl kendine baflka kap› buldu. YTP, ülkenin ihtiyaçlar›n›n, halk›n taleplerinin, veya siyasi alandaki bir bofllu¤un do¤urdu¤u bir parti de¤il, zorla do¤urtulmufl bir partidir. Kullan›lanlar›n s›k s›k bafl›na gelen, onlar›n da bafl›na geldi. fiu anda, adeta “kap› önünde b›rak›lm›fl enik“ durumundad›rlar. L‹DER‹; As›l “baflkan”›n›n Hüsamettin Özkan oldu¤u söylenmekteydi bafllang›çta. Özkan, tekellerin ifl takipçisidir. Onun bafl› çekti¤i bir partiden baflka bir “ifl” ç›kmas› da mümkün de¤ildir. Resmi baflkan› ‹smail Cem ise, bir zamanlar “Türkiye’nin geri kalm›fll›¤›n›n tarihini” yazan bir “solcu”dur. Bir zamanlar geri kalm›fll›¤›n nedeni diye suçlad›¤› emperyalizmin hayran›d›r, Avrupac›d›r. YTP, baflkan› ‹smail Cem ve YTP’li milletvekilleri; DSP-ANAP-MHP iktidar›n›n tüm icraatlar›n›n ORTA⁄IDIRLAR. Kimse hiç bir itirazlar›na tan›k olmam›flt›r. Halk›m›z› sefalete sürükleyen IMF soygununun da, hapishaneler katliam›n›n da failleri ve suç ortaklar› aras›nda onlar da vard›r. IMKF anlaflmalar›na att›klar› imza, ellerindeki halk›n kan›, “yeni” olma iddialar›n›n tekzibidir.

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

25


Seçim Oyununu Reddedelim! Kendi ‹ktidar›m›z ‹çin Mücadele Edelim! Haklar ve Özgürlükler Cephesi Ne istiyoruz? Aç, iflsiz, evsiz kalmayaca¤›m›z, afla¤›lanmayaca¤›m›z, zulüm görmeyece¤imiz bir ülke. Ne istiyoruz? Ba¤›ms›z, demokratik bir Türkiye! Sand›¤a ataca¤›m›z oylarla bu isteklerimizi elde edebilir miyiz? Tecrübelerimizle sabittir ki, bu sorunun cevab› hay›r’d›r. “Çok partili” demokrasicilik oyununun bafllad›¤› 1946’dan bu yana, seçimle ne kazanabildik ki?

Demokrasicilik oyununun bilançosu; açl›k ve zulümdür! Biri gitti, öteki geldi; de¤iflen pek az fley oldu; de¤iflen iflsiz say›s› oldu; de¤iflen açlar›n say›s› oldu; de¤iflen infazlar›n, katliamlar›n say›s› oldu; hepsi artt›! Düflünceler, inançlar, ulusal kimlikler bask› alt›nda tutuldu. Krizler, kemer s›kmalar, “fedakarl›k” istemeler hiç bitmedi. Hep soyulduk, ezildik! Seçim oyunuyla bu durum de¤iflmez. Bu tabloyu, ancak örgütlenerek, mücadele ederek de¤ifltirebiliriz. Açl›¤a, zulme, ancak böyle son verebiliriz. Haklar ve özgürlükler cephesi, “Art›k Yeter” diyenlerin sesidir. Haklar ve özgürlükler cephesi, “Art›k Yeter” demeye ça¤r›d›r.

IMF’ye Hay›r, Emperyalizm ‹flbirlikçili¤ine Son Diyenler, Seçim Oyununu Reddedin! Meydanlardaki düzen partileri ne diyor: “IMF program›n› uygulamaya devam edece¤iz!.. Stratejik müttefikimiz ABD’nin yan›nda olaca¤›z!” Bunun anlam› aç›k de¤il mi? Bunun anlam› savafl, zam ve zulümdür! Düzen partilerine verilecek her oy, kendi kötülü¤ümüzü istemektir.

Biz Yönetmeliyiz! Bu ülkeyi kim yönetiyor? Cevab›n› sokaktaki çocuk bile biliyor: AMER‹KA! 26

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

Halk›n açl›¤›na, sefaletine kay›ts›z; direnenlere karfl› her türlü zulmü uygulayan bir yönetim var! Bu yönetim, Amerikanc›lar›n yönetimidir, patronlar›n, a¤alar›n, generallerin yönetimidir. Hay›r; Biz yönetmeliyiz. Halk yönetmeli.

Halk›n iktidar› kurulmadan, hiç bir sorunumuz çözülmez! De¤iflmesi gereken, koltukta oturan partiler de¤il, iktidar›n niteli¤idir: Oligarflinin iktidar› yerine halk›n iktidar› kurulmal›d›r.

Seçim oyununu reddet! Emperyalizme ve oligarfliye karfl› mücadeleye kat›l! Bu ülkede yaflayan 70 milyonun tecrübesi, sa¤duyusu, seçimlerden bir fley ç›kmayaca¤›n›, bu düzen partileriyle bir fley de¤iflmeyece¤ini bilir. Gerçek budur. Bu düzen ancak, zorlu bir yol olsa da, devrim yoluyla de¤iflebilir. Sorunlar›m›z› ancak, devrimle kurulacak bir halk iktidar› çözebilir. Bu gerçe¤e ra¤men, illa oy vermeye gidecek olanlara, tercihlerini program›nda di¤er partilere nazaran, demokratik, ilerici ögelere yer veren DEHAP’tan yana kullanmalar›n› tavsiye ederiz. Politikalar›n›n elefltirisi bir yana, mazlumlar› temsil etmeye çal›flmalar› yan›yla ötekilere karfl› tercih edilebilirler. Köklü çözüm isteyenler, bofl hayallere kap›lmadan, emperyalizmin ve oligarflinin iktidar›na son vermek için, mücadeleye kat›lmal›d›r. Kukla bir meclise çürümüfl bir devlete de¤il; Kendi mücadelemize, örgütlenmemize güvenelim!

Halk›n Yönetti¤i Türkiye’yi Yaratabiliriz! Kendi gücümüze güvendi¤imizde halk›n Türkiyesini yaratabiliriz. Halk›n iktidar›ndaki Türkiye’de siyasetten, ekonomiye, demokrasiden temel haklara bir özeti arka sayfam›zda sunuyoruz. ‹flte biz böyle bir Türkiye için mücadele ediyor, böyle bir ülkeyi yaratma mücadelesi için HALKIN CEPHES‹NE ça¤›r›yoruz.


HALKIN ‹KT‹DARINDAK‹ TÜRK‹YE’DE; Ba¤›ms›zl›k, demokrasi, ekmek ve adalet olacak! ❑ Halk›n iktidar›, çok uluslu, ba¤›ms›z, özgür, demokratik bir devlet olacak. ‹ktidar emperyalizm ve iflbirlikçi sömürücü s›n›flar d›fl›ndaki tüm halk›n iktidar› olacak. ❑ Emperyalizmle her türlü siyasi, ekonomik, kültürel ba¤›ml›l›k iliflkisine son verilecek... IMF, Dünya Bankas› gibi ekonomik, NATO gibi sald›rgan kurulufllarla tüm iliflkiler kesilecek. Emperyalist üsler kald›r›lacak. ❑ Halk›n yönetime kat›l›m› seçimlerle s›n›rlanamaz. Halk yönetime kat›lma hak ve yetkisini sürekli olarak ve yerel-merkezi olarak kurulan Halk Meclisleri arac›l›¤›yla afla¤›dan yukar›ya örgütlenerek kullanacak. Halk›n, seçti¤i vekilleri, görevini yerine getirememesi veya suç ifllemesi durumunda, seçim zamanlar›n› beklemeden GER‹ ÇEKME hakk› vard›r. ❑ Ekonomi politikalar›n›n temeli, halk›n ihtiyaçlar› ve ç›karlar›d›r. Bunun için, oligarflik güçlere ait tekeller, onlar›n denetimindeki tüm üretim üniteleri kamulaflt›r›lacakt›r. ❑ K›rsal alanda toprak a¤alar›n›n ekonomik ve siyasi egemenli¤ine son verilecek, toprak ve tar›m reformu yap›lacak. ❑ Uluslar›n kendi kaderlerini özgürce belirleme haklar› koflulsuz savunulacak. ❑ Halk›n her kesiminin mesleki, kültürel, sosyal, siyasal örgütlenme özgürlü¤ü güvenceye al›nacak. ❑ Tüm emekçiler çal›flma, geçim ve örgütlenme güvencesine sahiptirler; çal›flma yaflam›na iliflkin tüm yasalar iflçi ve di¤er emekçi meclisleri taraf›ndan yap›l›r. ❑ Özürlüler ve emeklilerin, haklar› ve yaflama kat›l›mlar› güvence alt›na al›nacak. ❑ Çal›flmak isteyen ama herfleye karfl›n iflsiz kalanlar›n asgari geçinme koflullar›n›n sa¤lanmas› devletin güvencesinde olacak. ❑ Temel hak ve özgürlüklere konulan s›n›rlamalar kald›r›lacak. ❑ ‹nançlar üzerindeki bask›ya son verilecek, inanç özgürlü¤ü güvenceye al›nacak. ❑ Halk›n ç›karlar›na ayk›r› olmamak kayd›yla,

herkesin düflüncelerini aç›klama, yayma ve örgütlenme hakk› olacak. ❑ Kad›n ile erkek, her alanda hak eflitli¤ine sahip olacak. Kad›nlar›n örgütlenmesi ve ülke yönetimine her alanda kat›lmalar› için kesin ve etkin önlemler al›nacak. ❑ E¤itim, devletin görevidir. Her düzeyde ücretsiz olacak. YÖK ve benzeri kurulufllar la¤vedilerek üniversiteler demokratiklefltirilecek. Üniversiteler, içinde ö¤rencilerin, ö¤retim üye ve elemanlar›n›n, çal›flanlar›n›n ve Halk Meclisi temsilcilerinin yer ald›¤› ÜN‹VERS‹TE KONSEYLER‹ taraf›ndan yönetilir. ❑ ‹nsan sa¤l›¤› her fleyin üzerinde tutularak her türden sa¤l›k hizmetleri ücretsiz karfl›lanacak. ❑ Tüm halk›n sa¤l›kl› konut sahibi olma hakk› için tüm güçler seferber edilecek. ❑ Kültürel yozlaflmay› durdurup, halk›n gelenek ve kültürünü gelifltirmek, halk›n iktidar›n›n öncelikli görevlerinden olacak. Fuhuflun ekonomik ve sosyal temeli yok edilecek. Fuhufl yuvalar›na izin verilmeyecek. ❑ Do¤al çevreyi kirletecek, halk›n sa¤l›¤›n› tehdit edecek sanayiye izin verilmeyecek. ❑ Yarg›, halk›n yarg›ya kat›l›m›n› esas alan bir adalet anlay›fl› üzerinde yükselir. ❑ Halk›n Ordusu, emperyalistlerin amaçlar› için kullan›lmayacak, halk›n hizmetinde olacakt›r. ❑ Önceki iktidarlarda halka karfl› katliam, iflkence, kaybetme vb. suç iflleyen; halktan toplanan vergileri ya¤malayan; emperyalistlerle iflbirli¤i yapan; cuntac›lar, hükümetlerin üyeleri, sorumlular derhal tutuklanarak, halka aç›k mahkemelerde yarg›lanacaklard›r. Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

27


IRAK’A SALDIRI ORTADO⁄U’YA SALDIRIDIR Irak’a sald›r›; tüm Ortado¤u’yu Amerika’n›n ç›karlar› do¤rultusunda yeniden flekillendirme, kaynaklar›n› ya¤malama, halklar›n iradesini yoketme sald›r›s›d›r. Ortado¤u halklar›n›n kan›n›, can›n›n, iradesini pazarl›k masas›na yat›rmak ahlaks›zl›kt›r. Türkiye’deki üslerden havalanacak her Amerikan uça¤›ndan düflecek bomban›n y›k›mlar›n›n sorumlusu oligarfli olacakt›r. “Pazarl›k yok, müzakere yok. Dünya sizin silahs›zlanman›z› istiyor. Dünyaya gösterin.” Bu sözler Amerikan baflkan› Bush’a ait ve Afganistan sald›r›s› öncesinde yapt›¤› aç›klamalardan birinden al›nmad›. Bugün, Irak için savuruldu bu tehditler. Ama, Afganistan için söylenenlerle kelime kelime ayn›s› olmas› elbette bir raslant› olmad›¤› gibi, Bush’un kapasitesizli¤inin de sonucu de¤ildi. Bu cümle bir politikan›n düz olarak ifadesidir. Politika, Amerika’n›n “imparatorluk” politikas›d›r. Amerikan ç›karlar›n›n önünde olan bütün güçlerin, devletlerin, halklar›n yokedilmesi ya da teslim al›nmas›na dayanan politikan›n dayat›lmas›yd›. Bu cümlede Amerikan politikalar›n›n bir çok yönünü görmek mümkün; mesela “dünya” dedi¤i sadece Amerika ve ‹ngiltere’den ibarettir. O da halklar› hariçtir. Mesela, hukuksuzluk, dayatma, halklar›n iradesini dinlememe hiçbir s›n›r tan›maz bu politikada. Bu politika ezilen halklara zor yoluyla dayat›l›rken, emperyalist ülkeler aras›ndaki iliflkilerde çeflitli biçimlerde süren çat›flmalarda da karfl›l›kl› manevralarla ortaya ç›k›yor. Avrupa, Amerika’n›n tek güç haline gelmesini ç›karlar› aç›s›ndan tehlikeli bulurken, Amerika da Irak sald›r›s›n› bu poli-

tikan›n efli¤i olarak de¤erlendirmek istiyor. BM’deki çatlak seslere, Avrupa’n›n yer yer itirazlar›na ra¤men gerçekleflecek bir sald›r› bu efli¤in afl›lmas› demektir. Almanya ile Amerika aras›nda Irak konusunda yaflanan tart›flmalara iliflkin Pentagon dan›flman› Richard Perle’nin yapt›¤› aç›klama, imparatorluk politikalar›n›n emperyalistler aras› iliflkilere yans›mas›n›n en bariz göstergesiydi. Perle, "Alman baflbakan›, Irak konusunda farkl› düflündü¤ü için bozulan Washington ile iliflkilerini düzeltmek istiyorsa, istifa etmelidir." dedi. Bush’un “müzakere yok, pazarl›k yok” sözleri, emperyalistler aras› çat›flmalarda da görüldü¤ü gibi “farkl› düflünen” baflbakanlar›n istifas›n› istemeye kadar ulaflm›fl durumda.

“Ya Teslim Ol Ya Da ‹flgal Ederim” Söylenen özetle fludur; BM’yi, flunu bunu geçin, ben ne yap›p edip vuraca¤›m... ‹flte bu nedenle de, BM silah denetçilerinin Irak’a gidifline Amerika engeller ç›kar›yor ve Irak’›n kabul etmeyece¤ini bildi¤i a¤›r flartlar öne sürerek kendine gerekçe yaratmaya çal›fl›yor. Amerika’n›n BM’de kabul edilmesini istedi¤i tasa-

“Üçüncü Yolcunun” Zekas›! Önce CHP “Yeni sol” diyerek, sonra Dervifl “sosyal liberal sentez” diyerek örnek ald›lar ‹ngiltere Baflbakan› Tony Blair’i. Blair’in “üçüncü yol” dedi¤i politikan›n ne oldu¤unu en iyi Bush’un kuyru¤undaki Blair resmi 28

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

anlatmaya yetse de, teorisyenin “zekas›” da CHP’nin örnek ald›¤› kafa yap›s›n› gösteriyor. Blair, Irak’a silah denetçilerinin gitmemesini, bunun yerine rejimin de¤ifltirilmesini bak›n nas›l aç›kl›yor; "Irak'›n yüzde 99'u denetlene-

bilir. Kitle imha silahlar› ise kalan yüzde 1'de saklanm›fl olabilir. Bu yüzde 1'i de denetleyecek bir rejim yarat›lmal›". Ne silah denetimi ben iflgal edece¤im diyen bu kafay› demokrat diye örnek almak bafll›bafl›na bir komedidir. Teorisyeni böyle olursa, takipçilerinin nas›l bir karikatürize olaca¤›n› düflünün.


Düzen partileri ve Irak Düzen partilerinin seçim propagandalar›na bak›n, Irak konusundan özellikle kaç›yorlar. Kaçamad›klar› noktada ise ya palavralar s›ralan›yor, ya da Amerikanc›l›k alenilefltiriliyor. Düzenin “milliyetçisi” MHP, kula¤›n› tersten göstererek Amerikayla paralellik sa¤larken, “ulusalc› solcu” DSP’nin “sad›k müttefik” Amerika’n›n sald›r›s›na itiraz noktas› sadece Kürt devleti. DYP lideri Çiller çoktan savafl mi¤ferlerini kafas›na geçirip, asker parkas›n› giyerek “Irak’a sald›r›da ben baflbakan olmal›y›m” diye politikas›n› ortaya koymufltu.

ANAP ise, Amerikanc›l›¤›n› “Türkiye kendisini koruyacak tedbirler almal›. Irak bugün Türkiye için tehdittir.” sözlerinin ard›na gizlemeye çal›fl›rken, Tayyip Erdo¤an Bush’a yazd›¤› mektupla “teröre karfl› savaflta Amerika’n›n yan›nda oldu¤unu” ilan etti bile. YTP, önce göstermelik BM giriflimleri olsun, sonra sald›r› anlam›na gelecek ifadelerle geçifltirirken, CHP “Türkiye zarar görür” diyerek dolar ahlak›na tam uyumun örne¤ini verdi. Aç›klamalar› baz ald›¤›m›zda tek “itiraz›” olansa SP oldu. O flimdi en solcu partiden daha sol-

r›daki silah denetçilerinin görevlerine iliflkin söylenenler bunun aç›k göstergesidir. Neler yok ki bu tasar›da; Silah denetçilerine ilaveten BM Güvenlik Konseyi üyesi devletlerin ayn› yetkilerle donat›lm›fl ek denetçi bulundurma hakk›ndan, denetçilerin “uçufla yasak bölge” ilan edilmesine, “güvenlik koridoru” yarat›lmas›ndan emperyalist devletlerin BM denetçilerine “hangi bölgenin nas›l incelenece¤i tavsiyelerinde” bulunma hakk›na kadar, Irak’›n kabul edemeyece¤i, etse bile Amerika ad›na denetime kat›lanlar›n her türlü provokasyonla iflgal zemini yaratmas›na elveriflli koflullar var bu yasa önerisinde. Keza BM silah denetçilerinin kime, nas›l hizmet ettiklerini, eski silah denetçisi Amerikal› Scott Ritter Newsweek Dergisi’ne yapt›¤› aç›klamalarda bak›n nas›l anlat›yor; “Denetçiler içinde ABD casuslar› vard›. Saddam’›n nerede yaflad›¤›n› ö¤renmeye çal›fl›yorlard›. Saraylar›n denetlenmesindeki ›srar da bu yüzdendi. Yine ‹ngiliz gizli servisi M16’dan bir casus da, Irakl› üst düzey bir yetkiliyi casuslu¤a zorlamakla görevliydi.” Ritter, bu durumu BM’ye aktard›¤›n› ama, bu konuda hiçbir fley yap›lmad›¤›n› da ekliyor aç›klamalar›nda. Yoruma gerek b›rakmayan bu aç›klamalar “BM silah denetimi” ad›yla nas›l bir oyun oynand›¤›n› da gözler önüne sermeye yeterlidir san›r›z.

cu! Tayyiple yar›flta ya, o flimdi IMF’ye de karfl›, Amerikan savafl›na da. Ancak Erbakan’›n imzalad›¤› anlaflmalar›n mürekkebi kurumad› henüz. Aç›k olun flu; Koltu¤a oturan sald›r›ya ortak olacak. “Devlet politikas›”na uyacak. Hepsi Özal kafas›nda. “Bir koyup üç alaca¤›z” demeseler de, türlü yalanlarla Irak halk›n›n kan›n› ak›tmaktan, üsleri Amerika’ya açmaktan çekinmeyeceklerdir.

Sald›r› Ortado¤u Halklar›nad›r Sald›r› haz›rl›klar›n› sadece Irak’la, sadece Saddam’›n devrilmesiyle s›n›rl› düflünmek, hele Amerika’n›n demokrasi masallar›na inanmak Amerikan iflbirlikçili¤i de¤ilse safl›kt›r. Sald›r› bütün Ortado¤u halklar›n› içine alacak kapsaml› bir sald›r›n›n bafllang›c›, imparatorluk stratejisinin önemli bir ad›m›d›r. ‹ran, Suriye gibi ülkeler baflta olmak üzere, hiçbir Ortado¤u ülkesi Amerika’n›n Ortado¤u’yu yeniden düzenleme, s›n›rlar›n› yeniden çizme politikas›n›n d›fl›nda kalamayacakt›r. Bu yan›yla, bugün Amerikan sald›r›s›na karfl› ç›kmayan ya da destek veren arap devletleri de Amerika’n›n imparatorluk ç›karlar›ndan zarar görmekten kurtulamayacaklard›r. Türkiye halklar› aç›s›ndan da durum farkl› de¤ildir. Daha fazla iflbirlikçi iktidarlar›n önü böyle aç›lacak, anti emperyalist hareketleri yoketme sald›r›lar› daha pervas›zca sürdürülecek demektir. Bunun halka yans›mas› ise, daha büyük açl›klar ve daha pervas›z zulüm politikalar› demektir. Neden Ortado¤u sorusuna ise, tekellerin petrol, enerji yollar›na sahip olma, buralardan Kafkaslar ve Asya enerji hatlar›n› kontrolüne geçirme gibi devasa “ekonomik” etken say›labilir. Ancak bunun da ötesinde Amerika’n›n bütün dünyaya hakim olma politikas›n›n önemli bir aya¤›d›r Ortado¤u. Anti-Amerikanc› potansiyeliyle bugüne kadar kontrol alt›na alamad›¤› Ortado¤u, halklar›n direnifl dinamiklerinin en önemli yataklar›ndan Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

29


da biridir. Bu yan›yla da imparatorluk önünde ciddi bir engeldir. Amerika aç›s›ndan bu engelin “kald›r›lmas›” (halklar› teslim al›p alamayaca¤› ayr› bir tart›flmad›r) stratejik önemdedir. Tek bafl›na Filistin direniflinin dünya halklar›na verdi¤i mesajlar düflünüldü¤ünde Amerika’n›n Irak’a sald›r› ile bafllataca¤› sürecin anlam› daha net kavranabilir. Ülkelerin emperyalist zorla bölünüp parçaland›¤›, iktidarlar›n›n belirlendi¤i, Amerikan ç›karlar›n› uymayanlar›n terörle sindirildi¤i ya da yokedildi¤i bir süreç Ortado¤u sald›r›s› ile birlikte bugünden çok daha büyük bir pervas›zl›kla uygulanacak demektir. Hiçbir gerekçe, hiçbir BM karar› Ortado¤u

halklar›n›n iradesinin, kendi kaderini belirleme hakk›n›n yokedilmesinin bahanesi yap›lamaz. Bunun tek bir ad› vard›r; terörizm. ABD’nin ç›karlar›na hizmet etmek için “BM kararlar›” diye tutturan Birleflmifl Milletler, BM yetkililerinin Filistin’de inceleme yapmas›n› engellerken neden hiç sesi ç›km›yor? B›rak›n incelemeyi geçti¤imiz hafta BM Mültecilere Yard›m Ofisi Baflkan› Peter Hansen’in, Gazze fieridi’nin güneyindeki Filistinli mültecileri ziyaret etmesine dahi engel olan ‹srail, bir halk› katlederken, açl›kla, hastal›klarla yoketmek isterken neden o meflhur kararlar›n› al›p, uygulamazsan›z flunu yapar›z diyemiyor? Diyemez, çünkü Amerika izin vermez. O za-

Halklar ‹flgale Karfl›

y›r” sloganlar› hayk›rd›. 7 Ekim’de de Amerika’da gösteriler durmad›. Los Angeles’ta üniversite kampusündeki gösteriye 3 bin, San Francisco’daki gösteriye 5 bin kifli kat›l›rken, Newyork’ta düzenlenen gösteriye kat›lan 20 bin kifli “Bush Afganistan’da bizi aldatt›, Irak’ta aldanmayaca¤›z.” dediler. Avrupa’da da ayn› günlerde çeflitli gösteriler gerçeklefltirildi. Gösterilerin en büyü¤ü ‹talya’dayd›. Çeflitli sol ve savafl karfl›t› gruplar taraf›ndan düzenlenen gösterilere Komünistler damgas›n› vururken, Milan’da 90 bin, Roma’da 200 bin ve Bologna, Floransa, Venedik, Naples, Palermo gibi büyük kentlerde onbinlerin kat›ld›¤› eylemlerde s›k s›k “Savafl› durdurmak için BM’li ya da BM’siz” slogan› at›ld›. ‹talya genelinde, 100’e yak›n kentte 1.5 milyona yak›n insan›n kat›ld›¤› gösterilerde ayn› zamanda ‹talyan hükümetinin Amerikanc› politikalar› protesto edilirken. Venedik’te ise ‹ngiltere elçili¤i iflgal edildi. ‹flgale müdahale eden polis 30 kifliyi gözalt›na ald›. Belçika’daki Nato havaalan› önünde ABD’nin nükleer silah üretmesini protesto eden gösteriye 100, ‹sviçre’nin Cenevre kentindeki gösteriye 2500 kifli kat›l›rken, AB D›fliflleri Bakanlar› toplant›s›n›n yap›ld›¤› Yunanistan’›n Girit adas›nda yap›lan gösteriye ise binlerce Yunanl› kat›ld›. Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› en yo¤un gösterilerin yafland›¤› ülkelerden biri de Amerikan savafl›n› destekleyen Avustralya’dayd›. Sydney, Melbourne, Canberra, Adelaide, Perth, Brisbane’de düzenlenen gösterilere onbinlerce kifli kat›ld›. 8 Ekim’de ise Endonezya, Güney Kore ve Arjantin’de onbinler Amerika’y› protesto etti.

Irak’a sald›r› manevralar›n›n h›zlanmas›yla birlikte Afganistan sald›r›s›ndan farkl› olarak dünyan›n dört bir yan›ndan Irak’a sald›r›ya karfl› ç›kan sesler yükseliyor. Sadece iki günden verece¤imiz örneklerde de görülecektir ki, en büyük tepkiler Amerikan halk›ndan yükseliyor. Gösterilerde belirtilmesi gereken bir baflka nokta ise, Amerika’dan Avrupa’ya bütün gösterilerde flu veya bu yelpazedeki sol güçlerin öncülük etmesi. Bunun en net örne¤i, geçen hafta yar›m milyon insan›n Komünistler öncülü¤ünde yürüdü¤ü ‹talya’da bu hafta da 1,5 milyon kiflinin sol güçlerin ça¤r›s›yla soka¤a dökülmesiydi. 6 Ekim’de Amerika’da Bush’un Irak’a tehditler savurdu¤u salonun önünde toplanan yüzlerce Amerikal› “Irak’a sald›r›ya hay›r” sloganlar› att›. Ayr›ca Oregon eyaletinde 5 binden fazla kifli “bir savafla daha hay›r” derken, Teksas’ta eyalet meclis binas›na giren yüzlerce Amerikal› “Petrol için savafla ha-

7 EK‹M LOS ANGELES 30

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30


man hiç kimse Irak için BM kararlar› maskesinin arkas›na gizlenemez.

Oligarfli Dolar Hesab›nda O maskenin ard›na gizlenmek isteyenlerden biri de Türkiye oligarflisi. Bir yandan “BM karar›” diyor ama, ABD askeri teknik heyeti Do¤u ve Güneydo¤u’daki havaalanlar›n› incelemeye bafllad› bile. Sald›r›da kullanmak üzere sadece ‹ncirlik, yetmeyecek anlafl›lan. Ama o güne kadar “Amerika’n›n üs talebi olmad›” yalanlar›yla halk›m›z› uyutma politikas› da sürecektir. Yüzsüz tüccar›n pazarl›k k›z›flt›rmas› gibi, oligarfli bir yandan “BM karar› olmadan destek vermeyiz” diye BM maskesi arkas›na gizlenmeye çal›fl›rken, öte yandan gerçek niyetini neredeyse her gün yap›lan bir aç›klamayla gösteriyor. Devletin zirvesinden TÜS‹AD’a, burjuva bas›n›n köfle yazarlar›ndan düzen partilerine kadar tümünün Irak sald›r›s›nda birleflti¤i ve öne koydu¤u bir nokta var ki, bu düzenin karakterini göstermek aç›s›ndan çarp›c›d›r. Tümü birden, “zarar›m›z› karfl›lay›n” diyor. ‹flte bir kaç örnek: Cumhurbaflkan›ndan Genelkurmaya, hükümete kadar devletin “zirvesi”nin Irak konusunda aç›klanan karar›nda en önemli nokta, “operasyondan dolay› Türkiye’nin görece¤i ekonomik zarar›n karfl›lanmas›.” oldu. Turizm Bakan›: “Türkiye’nin turizmi çok zarar görecektir. Karfl›lanmal›d›r.” dedi. Devlet Bakan› Masum Türker: “Bu kay›plar finansman a盤›yla giderilemez. Bu bizim çevremizde, bunlar›n oluflumuna neden olan kesimlerden bizim zarar›m›za katk›da bulunmalar›yla olur... Paray› sebep olanlar versin." dedi. “Türkiye’nin savafltan u¤rayaca¤› zarar›n tespit edilmesi için teknik bir komisyon oluflturularak hesap tutmaya bafllad›...” (bas›ndan) Irak halk›n›n kan›, can› hiç bu hesab›n içinde yoktur. Oligarfli o kan›n karfl›l›¤›nda nas›l eder de dolar kopar›r›m hesab› yap›yor. Bugünlerde yap›lan aç›klamalardan anlafl›l›yor ki, zarar görmeyecek hiçbir sektör yok! Oligarfli de akl›nca Amerika’ya yüklü bir fatura ç›karma hesab›nda. Dinlerinin, imanlar›n›n, ahlaklar›n›n, ulusal ve uluslararas› politikalar›n›n tek bir ölçütü var; dolar. Kendi askerinin kan›n› satan bir devletten tam da beklenendir.

Ba¤›ms›z Türkiye

“Bofluna m› ç›kard›k bu yasalar›?” Avrupa Birli¤i aday ülkelere iliflkin “ilerleme raporunu” aç›klad›. Rapordaki kimi elefltiriler (özellikle iflkence konusundaki) oligarflinin çeflitli kesimlerince “tepkiyle” karfl›land›. Tepki gösterenler aras›nda “AB karfl›t›” denilenler de vard›, “AB’ci” denilen de. Farkl› flekillerde ifade edilse de, tepkileri iki bafll›k alt›nda toplamak mümkün. Birincisi; Türkiye ciddi ad›mlar att›, yasalar ç›kard›, Avrupa Birli¤i de bunun karfl›l›¤›n› vermeliydi, bu kadar eksiklik her yerde olur (yani bunlar› da görmeyin görüntüyü kurtard›k ya!) diyenler. ‹kincisi; Bu kadar yasa ç›kard›k. Üstelik idam, Kürtçe e¤itim (nas›l bir e¤itim oldu¤u da yavafl yavafl ortaya ç›ksa da) gibi konularda bile yasalar ç›kard›k. Biz dememifl miydik... diyenler. Daha düz ifade edersek, “bofluna m› ç›kard›k bu yasalar›” diyenler. Gerçekte her ikisi aras›nda fark yoktur. “AB istiyor diye de¤il, kendi insanlar›m›z için bu yasalar› ç›karmal›y›z” sözlerinin nas›l bir masal oldu¤u da bu vesileyle bir kez daha görüldü. En “demokrat” görününden, çeflitli nedenlerle AB’yi savunanlara kadar kafa yap›lar› özünde budur. Türkiye halk›n›n demokratik haklar› için elini oynatmayanlar›n AB yasalar› gündeme getirildi¤inde birden “demokrat” kesilmelerinin s›rr› hikmeti buradad›r. Bu vesileyle, Ecevit’in “IMF’nin istedi¤i yasalar› dünyada efli benzeri olmad›k flekilde gece gündüz çal›flarak ç›kard›k” sözleriyle sömürge ülke hükümetlerinin nitle¤ini göremeyenlere bir örnek de AB yasalar›yla verilmifl oldu. Sömürge ülkenin iktidarlar› kendi halk› için, kendi ülkesi için de¤il, efendisi için çal›fl›r. Bu Avrupa olur, Amerika olur, IMF olur, ama mutlaka efendinin istekleri için at›l›r imzalar, onlar›n istedi¤i yasal düzenlemeler için inip kalkar parmaklar.

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

31


Oligarflinin “Kuzey Irak” Açmaz› ❖ Hem ilhakç›, hem aciz! ❖ Hem iflgalci, hem iflgal edilmifl! ❖ “Kürt devletine” karfl›; ama o “oluflum”un arkas›ndaki ABD’ye karfl› ç›kamayacak kadar ba¤›ml›! Oligarfli, geçen hafta Kuzey Irak’ta Kürt Parlamentosu’nun toplanmas› üzerine hop oturuyor hop kalk›yor. Parlamentoyu oluflturan iki Kürt partisinin liderleri Barzani ve Talabani’ye tehditler ya¤d›r›yor. Tehditler ya¤d›r›yor ya¤d›rmas›na ama, hem haks›z, hem de güçsüzdür. Haks›zd›r; çünkü bir Kürt devletine karfl› ç›kmas›n›n, hiç bir meflrulu¤u yoktur. Kuzey Irak’taki Kürtlere ne yapacaklar›n› söyleme hakk› da yoktur. Güçsüzdür; çünkü iflin içinde, Ortado¤u’ya yönelik büyük hesaplar› olan Amerika olunca, tehditlerinin pek kar etmeyece¤inin, dahas› tehditlerini gerçeklefltiremeyece¤inin de fark›nda. Oligarfli, Öcalan nedeniyle Suriye’yi tehdit etti¤inde, o tehdit ifle yaram›flt›. Çünkü Amerika Türkiye’nin arkas›ndayd› o zaman. Bir generalin tehdidiyle Öcalan’›n Suriye’den ç›kart›lmas› üzerine, hat›rlanacakt›r o günlerde bol bol “büyük ülke”, “güçlü ordu” propagandalar› yap›lm›flt›... fiimdi ise durum farkl›. Barzani ve Talabani, ABD’yle birlikte hareket ediyor. Parlamentoyu da ABD’nin himayesinde toplad›lar; parlamento ABD D›fliflleri Bakan› Powel’in baflar› mesaj›yla aç›ld›. Oligarfli, “h›k-m›k” etmenin ötesine geçemiyor. Ekonomisinden, ordusuna herfleyiyle emperyalizme ba¤›ml› olanlar›n “büyük ülke” fliflinmeler, bir noktada balon gibi patlayacakt›r tabii. Kuzey Irak’taki oluflumun “devletleflme” yolunda oldu¤u ortadad›r. Oligarfli, hastal›kl› bir ruh hali içinde her gün defalarca “biz Irak’›n toprak bütünlü¤ünden yanay›z... biz Irak’›n toprak bütünlü¤ünden yanay›z” diye say›klarken, Kuzey Irak’taki “oluflum” parlamentosundan merkez bankas›na, e¤itiminden ordusuna kadar bir çok kurumunu oluflturmufltur. “Devlet” olmas› ise, iç ve d›fl bir çok koflula ba¤l›d›r. O son ad›m›n ne zaman nas›l at›laca¤› belirsizdir. Ecevit, “ileri giderlerse gere¤ini yapar›z” tehdidini yapt›¤› bas›n toplant›s›nda, “Orada fiilen bir Kürt devleti ku32

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

ruldu ama...” derken asl›nda kendi güçsüzlüklerini de ifade ediyor. fiimdilik Kuzey Irak’ta insiyatif ABD’nin elindedir. ABD’nin Ortado¤u’daki ç›karlar› yan›nda oligarflinin “Kürt hassasiyeti” her an ihmal edilebilir tali bir unsurdur. Yar›n ayr› bir “Kürt devleti” ABD’nin ifline daha çok gelirse, onu da destekleyecektir. fiu an ABD’nin bölgesel Ortado¤u planlar›yla, oligarflinin ç›karlar› aras›nda “Kürt sorunu” noktas›nda bir “uyumsuzluk” vard›r. Oligarfli, Kuzey Irak kürtlerine tan›nan “haklar›”, KADEK gerillalar›n›n imhas› karfl›l›¤›nda tan›yabilir de. ABD ve oligarflinin katliamc›l›kta uzlaflmalar› her zaman kolay olmufltur. Oligarfli, bugünkü ba¤›ml›l›k iliflkileri içinde ABD’nin çizdi¤i s›n›rlar›n d›fl›na ç›kamayacakt›r.

Kürt milliyetçili¤inin “himaye” açmaz› Kürt halk›na karfl› bölge devletleri, (Türkiye, ‹ran, Irak, Suriye) hemen her dönem “kutsal bir ittifak” içinde olmufllard›r. Birbirleriyle çeliflkilerinin en yo¤un oldu¤u dönemde bile, Kürt halk›n›n ulusal ba¤›ms›zl›k taleplerini bast›rmakta iflbirli¤i yapmakta tereddüt etmemifllerdir. Kürt milliyetçili¤inin birine karfl›, ötekinin deste¤ini alma fleklindeki politikas› da, ihlakç›, iflgalci devletlerin iflini kolaylaflt›rm›fl ve yurtsuz Kürt halk›n›n makus kaderi de¤ifltirilememifltir. Kürt halk›n›n kendi devletine sahip olmas›, tek bafl›na ele al›nd›¤›nda elbette olumlu bir geliflmedir. Ama sorun, nas›l olursa olsun, bir devletimiz olsun mant›¤›yla ele al›namaz. Bugün Kuzey Irak’ta oluflmakta olan Kürt yönetiminin mant›¤› ise budur. ABD’nin himayesi kabul edilmifl, bunun da ötesine geçilip, Irak yönetimine karfl› ABD ad›na savaflmak da kabul edilmifltir. ‹flbirlikçi bir “Kürt devleti” Kürt halk›n›n iradesini yans›t›r m›? Amerikanc› bir yönetim, Kürt halk›n›n ba¤›ms›zl›k, özgürlük, demokrasi talebini karfl›layabilir mi? Hay›r, bu çok aç›kt›r. Barzani’ye Talabani’ye özenen kimi Kürt milliyetçileri, Özgür Politika sayfalar›ndan “ABD ve ‹srail ili iliflki kurmal›y›z...” diye pragmatizmin bata¤›nda daha diplere gidiyorlar. ‹flbirlikçilik batakl›¤›nda, ba¤›ms›zl›k, özgürlük ve halk›n refah› yoktur. Amerikan iflbirlikçisi bir devlet, Kürt halk›n›n de¤il, iflbirlikçi Kürt feodallerinin ve burjuvalar›n›n devleti olur ancak.


Kerpiç evlerin üzerine “ak›ll›” bombalar bir y›l önce düfltü...

SAHTE ZAFER‹N SÖNEN BALONU Bugün Irak için söylenen yalanlar, demagojiler, tehditler bundan bir y›l önce Afganistan için s›raland› ve ilk bomba 7 Ekim’de Afgan topra¤›na düfltü. Her düflen bomba binlerce yoksul Afgan köylüsünün can›na malolurken Amerika’n›n gerçek yüzü dünya halklar› taraf›ndan çok daha net görülür hale geldi. Her düflen bombada demagojiler, yalanlar parçaland›, “teröre karfl› savafl” yalan›yla yarat›lan bulutlar da¤›ld›. Geriye ç›r›lç›plak gerçek kald›: Amerika, Afganistan sald›r›s› ile birlikte dünya halklar›na karfl› kapsaml› ve kural tan›maz bir savafl› bafllatm›flt›. ‹lk bomba, Amerika’n›n imparatorluk stratejisinin de tüm dünyaya ilan›yd› ayn› zamanda. Bugün sadece resmi belge haline getirilen bu strateji; “ben dünyay› istedi¤im gibi yönetece¤im, tekellerin s›n›rs›z özgürlü¤ü olacak, boyun e¤meyen halklara yaflam flans› tan›mayaca¤›m” diyordu özet olarak. Bir yandan “terör” demagojisi sürerken öte yandan sald›r›n›n “Afganistan’› kurtarma” amaçl› oldu¤una dünyay› ikna etmek için vaatler s›ralan›yordu. Japonya’daki toplant›da emperyalist devletler Temmuz 2004’e kadar 5 milyar dolar insani yard›m sözü verdiler, flu ana kadar sadece 45 milyon dolar verildi. O da Amerikan iflbirlikçisi afliretlere!

Kimler Nas›l Yan›ld›? Sald›r›n›n öncesinde devrimciler gerçe¤i tart›flmaya ça¤›rd›lar, gerçe¤in Amerika’n›n dünya halklar›na dayatt›¤› açl›k, zulüm oldu¤unu hayk›rd›lar ve ilk bomba düfltü¤ünde Yaflad›¤›m›z Vatan’›n 15 Ekim 2001 tarihli 110. say›s›ndaki “AMER‹KAN FET‹H SAVAfiI BAfiLADI” bafll›kl› yaz›n›n spotlar›nda flu üç cümle yaz›yordu: “Bombalar Amerikan tekelleri için yer aç›yor. Ya¤an bombalar fetih ve dize getirmek içindir. Halklar Amerikan imparatorlu¤una direnecek!” Bugün bunlar› görmeyen kimse kalmad›, Amerikan halk›, Amerikanc›lar, Amerika’n›n Afganistan sald›r›s›na destek verenler de dahildir buna. Enerji ve petrol tekelleri Afganistan’a yerleflti, oradan tüm Asya’ya hakim olmaya çal›fl›yor. ‹mparatorlu¤un fetih savafl›n›n Afganistan ile s›n›rl› kalmad›¤› Irak’la birlikte daha da netleflti. Dünya halklar›n›n teslim olmayaca¤› bugünkü Afganistan’›n resmidir. Filistin’den Kolombiya’ya, Nepal’den Venezuella’ya, Filipinler’den Türkiye’ye kan›tlanm›flt›r. Bir y›l önce “kehanet”te bulunmam›flt›k. Çünkü emperyalizmi tan›yoruz ve halklar›n cephesinde yeral›yor,

olaylara oradan bak›yoruz. Beynimiz emperyalist propagandaya, yalanlara, demagojilere kapal› ve en önemlisi gerçekleri söyleme cüretine sahibiz. Bunun bedeli “Afganistan operasyonunu aç›kça elefltirme” “suçumuzdan” dolay› “öncelikli hedef” ilan edilmek olsa da, gerçekleri söylemekten geri durmad›k. Yan›lanlar da oldu. Emperyalistlerin terör demagojilerine inananlar ya da korkular›na teslim olanlar oldu. Örne¤in Amerikan halk› yan›lg›lar›n büyü¤ünü yaflad›. Afganistan sald›r›s› haz›rlan›rken, 11 Eylül’ün dumanlar›n›, kendi halk›n›n kan›n› imparatorluk emelleri için de¤erlendiren Amerikan iktidar›n›n büyük ço¤unlukla arkas›ndayd› Amerikan halk›. Bir y›l sonra bugün, 7 Ekim’de Newyork’ta düzenlenen gösteriye kat›lan 20 bin Amerikal› flu sözlerle bir yan›yla o günlerin de özelefltirisini yap›yordu: “Bush Afganistan’da bizi aldatt›, Irak’ta aldanmayaca¤›z.” Yan›lg›n›n faturas›n› ise Afgan halk› ödedi. 10 binden fazla ölü, yerlebir edilmifl, iradesi yokedilmifl bir halk ödedi faturay›. Peki böyle bir yan›lg› sadece Amerikan halk› için mi geçerliydi? Yan›lg›, kendine solcu diyenler, ayd›nlar, islamc›lar, anti-kapitalistler dahil bir çok kesimde, dünyan›n hemen her yerinde yafland›. Yo¤un kampanyalar, Amerika’dan, iflbirlikçi iktidarlardan meflruluk aray›fllar› sonucu olarak en muhalif olan›n›n muhalifli¤i “teröre de karfl›y›z, savafla da” cümlesinde ifadesini buldu. Emperyalistlerin “terörist” dedi¤inden uzak durulmakla kal›nmad›, onlar da “terörist” dediler. O günlerde çok yazd›k. “Teröre de savafla da karfl›” olman›n ne siyasi ne pratik hiçbir anlam› yoktu. Dünya gerçe¤ini, emperyalizm gerçe¤ini gözard› etmek, soruna halklar›n cephesinden bakmamakt›. Bugün de, “Diktatör Saddam” demagojilerine ra¤bet etmek ayn› anlamdad›r.

Ders Ç›kar›lmal›d›r Beynini “bat›”dan, emperyalist propagandadan kurtarama-

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

33


yan reformist sol, ayd›nlar ders ç›karmak zorundad›r. Düzen içi meflruiyet aray›fllar›ndan kurtulamayan, sorunun özünü unutup “11 Eylül’ü kim yapt›” sorusunu tart›flan ve nihayetinde bugün emperyalistlerin hedefi olan islamc›lar ders ç›karmal›d›r. Kullanma-kullan›lman›n sonuçlar›na bir de Afganistan’dan bakmal›lar. Dünya halklar› ders ç›karmal›d›r. Emperyalistler yalanlar›yla, tehdit ve bask›lar›yla nas›l tek tek ülkeleri, halklar›, kurtulufl hareketlerini yaln›zlaflt›r›yor, bölüyor, parçal›yor ve yoketme sald›r›lar› düzenliyor, dersler ç›kar›lmal› ve Amerikan imparatorlu¤una karfl› halklar›n topyekün direniflleri örgütlenmelidir. ‹lk bomban›n ard›ndan Bush’un yapt›¤› flu aç›klama bunun bir tercih de¤il, zorunluluk oldu¤unu en net biçimde anlat›yor; “Bugün Afganistan üzerinde yo¤unlaflt›k. Ama yar›n teröre destek veren baflka ülkeler olursa... Bu savafl uzun süreli bir savafl olacak. Tarafs›z hiçbir ülke kalmayacak.” Amerikan imparatorlu¤unun tebas› olmak istemeyen herkes taraf olarak bu savafl›n flu veya bu biçimde içindedir. D›fl›nda görenler de yar›n kaç›n›lmaz olarak içinde olacaklard›r. Afganistan sald›r›s›n›n ilk günlerinde Cephe aç›klamas›nda belirtildi¤i gibi; “Ekmek ve adalet bütün halklar›n hakk›d›r. Bu hakk› kim gasbediyorsa, her türlü fliddetin sorumlusu da odur. fiiddet üretme budur iflte.

“Kimin Terörist Yöntemler Kulland›¤› Aç›k” Özel bir ziyaret için Amerika’ya giden Doç Dr. Haluk Gerger 1 ekim günü New York havaalan›nda sorgulanarak s›n›rd›fl› edildi. Kimin terörist yöntemler kullanarak dünyaya gözda¤› vermeye, mühalefeti bast›rmaya, insanlar› y›ld›rmaya çal›flt›¤›n›n aç›k oldu¤unu belirten Gerger, elinde 2000 y›l›nda al›nm›fl, 10 y›ll›k vize oldu¤unu belirterek, yaflad›klar›n› 3 Ekim’de yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda flöyle anlatt›: “Bir odaya al›nd›m ve bana herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, vizemin Amerikan D›fliflleri Bakanl›¤›’nca iptal edildi¤i s›n›rd›fl› edilece¤im belirtildi. Enterne edildi¤im yerde suçlu muamelesi yap›larak parmak izlerim al›nd›, resimlerim çekildi ve sorgulama yap›laca¤› söylendi.” Girifl müracat›n› geri ald›m fleklinde bir belge imzalat›lmak istendi¤ini, imzalamaz ise hücreye

34

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

Kurflun ya¤murlar› alt›nda büyüyen çocuklar›n, bombalar, füzeler alt›nda ve açl›k içinde yaflayan halklar›n, ekmek ve adalet için direnmekten, savaflmaktan baflka yolu yoktur.”

Afgan Halk› Teslim Al›namad› Yankiler Ceset Topluyor 10 bin tontan fazla bomba ya¤d›r›ld› kerpiç evlerin üstüne. Kabil düfltü, ancak kaybeden Amerikayd› gerçekte. Her bombada halklar›n Amerika’ya karfl› öfkesi daha da büyüdü. Günlerce süren bombard›manlar›n bilançosu dahi tam olarak belirlenemezken, iflgal ve katliam›n yan›s›ra, direnifl de halen sürüyor. Amerika ve iflbirlikçileri Kabil ve bir kaç kent merkezi d›fl›na ç›kamaz durumdad›rlar. Yankilere ve iflbirlikçi hükümete karfl› sald›r›lar ise sürüyor. Bunun son örne¤i, 8 Ekim’de yafland›. Afganistan’›n Host kentinde Amerikan karargah›na düzenlenen roketli sald›r›da 5 yanki ölürken, birisi üst düzey subay olmak üzere çok say›da yanki yaraland›. Yankilerin ceset toplad›¤› tek yer Afganistan de¤il elbette. Filipinler’de 3 ekimde Zamboanga kentinde Amerikan askerlerinin gitti¤i bir bar›n d›fl›na yerlefltirilen bomban›n patlamas› sonucu 1’i Amerikan istihbarat askeri 3 kifli öldü, 25 yanki yaraland›. Irak’a sald›r› haz›rl›klar› kapsam›nda Kuveyt’in Faylaka adas›nda tatbikat yapan yankilere yönelik silahl› sald›r›da da bir Amerikan askeri öldürüldü. at›laca¤›n›n söylendi¤i aç›klayan Gerger, itirazlar›n›n tutana¤a geçirilmesi flart›yla belgeyi imzalay›p Türkiye’ye döndü¤ünü belirtirken, yap›lan›n ne anlama geldi¤ini de flu sözlerle de¤erlendirdi: “ABD, Yeni Dünya Düzeni dayatmalar›na, küreselleflme talan›na, sald›rgan emek düflmanl›¤›na, emperyalizme, hegemonyas›na ve savafla karfl› olan herkesi, ülkeleri, halklar›,ö rgütleri, çevreleri, bireyleri düflman belliyor, suçlu ilan ediyor ve gerekirse kaba kuvvet kullanarak cezaland›rmaya kalk›yor. Bu gözüdönmüfl sald›rganl›¤›n yan›nda ABD yönetiminin korktu¤u da görülüyor. Bunca güce karfl›l›k Amerika, anlafl›lan beynelmilel sermayenin s›n›r tan›maz global dolafl›m özgürlü¤ü karfl›s›nda muhalif bireylerin seyahat haklar›n› kullanmalar›ndan bile ürküyor... Böyle bask›lar›n bizi y›ld›rmas› sözkonusu bile olamaz.”


Han Yunus’ta katliam...

“‹kiye bölünmüfl beden gördüm” ‹srail, hedef gözeterek silahs›z, savunmas›z Filistin halk›n› bütün dünyan›n gözleri önünde katlediyor. Bunun son örne¤i Gazze fleridindeki Han Yunus mülteci kamp›nda gerçeklefltirilen katliam oldu. Kampa giren iki düzine ‹srail tank› direniflle karfl›laflt›. Geri püskürtülen tanklar iki Filistinliyi katlederken, esas katliam sald›r›s› bundan sonra yafland›. Tanklar›n çekilmesiyle birlikte sokaklarda bekleflen halk›n üzerine helikopterlerden füze at›ld›. 1’i çocuk 14 Filistinli katledildi, 100’e yak›n› yaraland›. Evlere füze at›lmas›ndan çekindi¤i için soka¤a ç›kan halk sokakta da füzelerle vuruldu. Amerika’n›n deste¤indeki katliamc›l›kta s›n›r, hedef seçme, savafl hukuku yoktur. Teröristlerden bunlar› beklemek hayaldir. Nitekim hiçbir savaflta hastane ve okullara atefl aç›lmazken, ‹srail, Han Yunus sald›r›s›n›n ard›ndan Nas›r Hastanesi'ne de tank ve tüfeklerle atefl aç›ld› ve biri 14 yafl›nda çocuk, biri doktor olmak üzere sekiz kifli yaraland›. Yafllar› 14 ile 52 aras›nda de¤iflen 100’den fazla yaral›dan 25’inin durumu a¤›r.

“‹nsanlar et parçalar› topluyordu” Katliam sald›r›s›n› savunan fiaron, “zor ve karmafl›kt›, baflar›l› bir operasyon oldu” dedi. ‹srail savunma bakanl›¤›na göreyse, ölümlerden “sivillerin aras›na saklanan militanlar sorumlu.” Kendi hapishanelerini yerlebir etmekle, 28 tutsa¤› katletmekle övünen Ecevit ve Sami Türk’ün 19 Aral›k operasyonu ne kadar baflar›l›ysa, fiaron’unki de o kadar “baflar›l›”! Baflar›lar›n›n tek ölçütü vard›r; ne kadar çok öldürür-

ler, üzerine ne kadar çok “terör” demagojisi yaparak bask›n ç›kmaya çal›fl›r, hukuksuzlu¤u, suçlar›n› gizlemeye çal›fl›rlarsa, o kadar baflar›l› olmufllar demektir. ‹srail için “siviller-silahl›lar” diye bir ayr›m yoktur. Bugüne kadar yaflananlar bunu aç›k olarak gösterdi. Han Yunus sadece son örne¤i oldu. 18 yafl›ndaki Astal’›n anlatt›¤› bir tabloyu “baflar›” olarak de¤erlendiren bir kafan›n bütün Filistin halk›n› yoketme, yokedemediklerine ise iflbirlikçi yönetimler dayatma oldu¤u aç›k de¤il mi? Astal 4 cümleyle flöyle özetliyor katliam›: "Tam bir korku gecesiydi. Gerçek bir katliamd›. ‹kiye bölünmüfl bir beden gördüm. ‹nsanlar et parçalar› topluyordu..." fiimdi 18 yafl›ndaki Astal, bedenine bombalar› sar›p ‹srail kentlerinden birinde feda eylemi yapt›¤›nda kim, hangi “fliddet” edebiyat›n› yapabilir?

BM’den Gerisi Olmayan “Tepki”, Avrupa’dan Bir Klasik, Amerika’dan “Teröre Devam” Katliam aç›k. Bu konuda hiçbir tart›flmaya, hiçbir demagojiye yer yok. Yok sivillerin aras›na militanlar girmifl de, yok hedef Hamasm›fl da... geçin bunlar›. Dünyan›n gözlerinden sakl› gizli yap›lan hiçbir fley yok. Bilinçli bir politika olarak dünyaya izlettirilen bir katliam var ve bu sadece Han Yunus ile s›n›rl› olmay›p, Filistin’de gerçeklefltirilen bütün iflgallerde, bütün katliamlarda geçerli bir politikad›r. Amaç, ABD’nin ‹srail arac›l›¤›yla tüm halklara, direnenlere gözda¤› vermesi, terörizmi meflrulaflt›rmak istemesidir. Peki bu aleni katliam karfl›s›nda o meflhur “uluslararas›” kurumlar, “büyük devletler” ne diyor? Üçüne bakal›m mesela; BM Genel Sekreteri Kofi Annan: “bu tür sald›r›lar›n ‹srail’in güvenli¤iyle ilgisi olamaz.” Peki yapt›r›m ne? Yok! Amerika izin vermedikçe ‹srail hakk›nda k›nama karar› bile alamayacak durumdaki bir BM’den halklara hiçbir fayda olmad›¤› alenidir. AB temsilcisi Javier Solana: “Ölen Filistinlilerin say›s› karfl›s›nda flok oldum. Biz sivillere karfl› eylemleri hep k›nad›k.” Tek yapt›klar› bu zaten. K›narlar, sonra ‹srail tekelleri ile ortakl›klar sürer, Amerikan politikalar›na destek sürer. Demokratlar ya(!); Amerika’dan Filistin konusunda (bir Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

35


Yurtd›fl›ndan çok konuda) tek farklar› meflhur k›namalar›d›r. Amerika; “‹srail’in kendini savunma hakk› vard›r... Sivil ölümlerini önlemesi gerekir... ” K›nama dahi yok aç›klamada, ilk cümle her fleyi anlatmaya yetiyor. Her katliam sonras› ayn› aç›klamalar tekrarland› ve fiaron bu aç›klamalardan güç alarak katletmeye devam ediyor.

‹ntikam Yemini

Filistin’de yaflanan katliam› ve Irak'a yönelik savafl haz›rl›klar›n› protesto etmek için Atina’da düzenlenen mitinge Atina ‹flçi Merkezi, Filistinli Emekçiler Birli¤i, Cenova 2001’in yan›s›ra Cephe Güçleri de kat›ld›. ABD ve ‹srail büyükelçilikleri önünde gerçekleflen protesto gösterilerine bin kifli kat›ld›.

D‹REN‹fiÇ‹LERLE DAYANIfiMA

Katliam›n ard›ndan soka¤a dökülen 15 bin Filistinli ‹srail’e karfl› savafl ve intikam yeminleri etti. Hamas yapt›¤› aç›klamada, bütün örgütlerin ‹srail hedeflerine daha güçlü eylemler yapmas› ça¤r›s›nda bulunurken, 10 Ekim günü Tel Aviv’de bir otobüste gerçeklefltirilmek istenen feda eylemine müdahale etmek isteyen bir ‹srail askeri ve otobüs floförü ile çok say›da ‹srailli yaraland›.

"Politik Tutsaklarla Dayan›flma Komitesi" Yunanistan’da düzenlenen festivallerde direnifli Yunan kamuoyuna anlatt›. Komünist Partisi Gençli¤i'nin, SYNASPISMOS Partisi, Yeni Sol Ak›m ve Yenileyici Komünist Çevreci Sol’un ayr› ayr› düzenledikleri festivallerde, ölüm orucu ile ilgili bildiriler da¤›t›ld›, hücreler ve ölüm orucu konulu video gösterimleri gerçeklefltirildi. Ayr›ca ABD ve AB’nin “terör listeleri”ne karfl› imza toplanan festivallerde çocuklardan oluflan Grup Sevcan direnifli fliir ve türkülerle anlatt›.

‹srail sald›r›lar› Han Yunus ile s›n›rl› de¤ildi. Cenin’de 5 ev y›k›l›rken, (bu arada her askeri birli¤e bir buldozer verildi!) yahudi yerleflimcilerin atefl açt›¤› zeytin toplayan bir Filistinli öldü. Bu arada Filistinliler iflbirlikçilerden de hesap sormay› sürdürdüler. Filistin polisinin “Terörle Mücadele Dairesi” flefi, Albay Rage Ebu Lehiya Gazze’de maskeli kiflilerin sald›r›s› sonucu öldü.

Ölüm orucunu desteklemek ve devrimci tutsaklara yönelik tecretin sona erdirilmesi için, Bochum hapishanesinde bulunan duyarl› tutsaklardan Selahattin Bulut, V. Gül, Tasu Öztürk, Mesut A. ve Yadin K›l›ç 11-13 ekim aras›nda 3 günlük açl›k grevi yapacaklar›n› duyurdular.

‹srail’in katliam yapt›¤› günün ertesinde Arafat yönetiminin buldu¤u çözüm (!) ise, Hamas’a sald›rmak oldu. Filistin polisi ile Hamas militanlar›n›n çat›flmas›nda iki Filistinli öldü. ‹ki kez karargah› kuflat›lan Arafat’›n, “teröre karfl› mücadele ediyorum” mesajlar› vermek için kendi evlatlar›na sald›rarak kazanaca¤› hiçbir fley yoktur. Tersine kaybeden olacakt›r. Emperyalistlerin ve ‹srail’in istedi¤i de tam da bu tür çat›flmalar›n yo¤unlaflmas›, Filistin halk›n›n bölünüp parçalanmas›d›r. ‹srail, suikastlerle, kentleri bombalayarak Filistinli liderleri yoketme politikas›n›, hiçbir savafl hukukuna uymadan sürdürüyor. Askeri olarak yenemedi¤i, fiziki olarak yokedemedi¤i Filistin direniflini iflbirlikçiler yaratarak, onlar› halka karfl› kullanarak tasfiye etmek istiyor. Çaresizlefltirme, katliamc›l›kta pervas›zl›k, umutsuzlaflt›rma bunun için gelifltirilmek isteniyor. ‹srail tanklar›n› püskürten kahraman savaflç›lar buna izin verilmeyece¤inin aç›k kan›t›! 36

F‹L‹ST‹N’DE ‹fiGALE SON, IRAK'TA SAVAfiA HAYIR

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

DESTEK AÇLIK GREV‹

TÜRBANLILARA SALDIRI Kad›köy ‹mam Hatip Lisesi’nde türbanl› olduklar› için okula al›nmayan ö¤rencilerin eylemleri sürüyor. Geçen hafta ö¤renciler ve onlara destek veren velileri yerlerde sürüklenerek gözalt›na al›nm›flt›. Ö¤renciler serbet b›rak›l›rken, velilerinden biri yafll› bir kad›n olmak üzere 6 kifli “polisi yaralamaktan” tutukland›. Özgür-Der ve Mazlum-Der ad›na yap›lan aç›klamalarda sald›r› ve tutuklamalar protesto edilirken, “özel üniversite” olan Bilgi Üniversitesi’nde de türban yasa¤› getirildi. Özel üniversite, ama resmi politikaya uyumda özellik, özerklik hak getire. Bu arada kimi partilerin Kad›köy’deki sald›r› ve ‹stanbul Üniversitesi aç›l›fl›nda bir ö¤rencinin yerlerde sürüklenerek gözalt›na al›nmas› üzerinden kopard›klar› f›rt›nan›n hiçbir inand›r›c›l›¤› yoktur. Gençli¤e yap›lan zulmü yeni mi görmüfller? Bu ülkenin hapishaneleri kan gölüne dönerken neredeler? Hesap sadece oy, sadece aldatma, riya. Partilerin seçim bildirilerine, konuflmalar›na bak›n; türbandan nas›l kaç›yorlar. Tayyip “sab›r” diyor meydanlardaki türbanl› k›zlara. MHP ad›n› anm›yor. Kimisi riyakarca özgürlüklerden sözediyor. Partiler devletin resmi politikalar›ndan kendi tabanlar› tersini istese de nas›l uzak duruyor, nas›l k›v›rt›yorlar; türban bu konuda çok net bir örnektir. Bu riyakarlar, icazetçiler hiçbir fleyi çözemezler.


Halk›n iktidar› imkans›z de¤il! “Yoldafllar! Böylelikle Rus halklar›, devrim için gerekli en temel silaha da kavuflmufl oldular. iflçi ve köylü devrimi gerçekleflmifltir... yeni bir evre aç›lmaktad›r...” 1905 devrimi, bir baflka örgütlülü¤ü ortaya ç›kard›: Sovyetler. Emekçilerin söz, karar hakk›n› do¤rudan kulland›¤› örgütBu sözler söylendi¤inde, saat 14.35’ti. lenmelerdi Sovyetler. Türkçeye fiuralar olarak da çevrilebilir. Takvimler 7 Kas›m (17 Ekim) 1917’yi gösteriyordu. “Bütün iktidar sovyetlere” ça¤r›s›, Sovyet devriminin Bu an› izleyen günlerde, Rusya’n›n milyonlarca iflçisi, köyanlam›n›, onun emekçi karakterini de özetler. lüsü, ilk emekçi iktidar›n› kurdular. PART‹ ve Halk›n sorunfiURALAR; halk›, lar›, bir anda sitarihin ak›fl› içinhirli bir de¤nek de güç sahibi k›de¤miflcesine çölacak iki örgützülmedi tabii. lenmedir. Herkese ekmek, Çarlar›, padiifl, ev, e¤itim, sa¤flahlar›, diktatörl›k talebinin karfl›leri deviren hallanm›s› y›llar sük›n gücü, bunren bir planlama larda somutlaflve emek seferberm›flt›r. Kim derli¤i sonucunda di koca Çarl›k y›mümkün olacakt›. 0Ekim Devrimi sönmüfl bir ›fl›k de¤il; k›lacak... Kim Sömürücü derdi, koca Hala dünya halklar›na kurtuluflun ve emekçi düzenlere o güÇin’de yönetim ne kadar vurulan iktidar›n›n yolunu gösteren bir rehberdir! köylülerin eline en büyük dargeçecek?.. Ama beydi Ekim Devrimi. O güne kadar ki en köklü de¤iflikli¤in olmufltur iflte. Devrim dün mümkündü ve bugün yine ad›yd›. Temel de¤ifliklik fluydu: Yüzy›llarca, ürettikleriyle, mümkün! çal›flmalar›yla sömürücülerin kasalar›n› doldurmak zorunHalklar›n, emekçilerin bizzat kendilerinin iktidar olmada b›rak›lanlar, art›k “kendileri” için üreteceklerdi. s›, yine mümkün.

Halk›n gücü; Parti ve fiuralar Onbinlerce Rus iflçisinin, köylüsünün ellerinde silahlar, sopalarla, Bolfleviklerin öncülü¤ünde K›fll›k Saray’a do¤ru yürüyüflleri, tarihin en görkemli sahnelerinden biridir. Bu görkemli sahne, bir iflçi-köylü iktidar›n› da tarih sahnesine ç›karm›fl, yaklafl›k 70 y›l süren bu iktidar, halklar›n yüzy›llard›r sahip olamad›klar›n› elde etmesini sa¤lam›flt›r. 1900’lerin bafllar›nda iflçiler ayr› ayr› gruplar halinde mücadele ediyorlard›. 1895’te, Petersburg’taki 20’ye yak›n iflçi grubu ve derne¤i, Lenin’in öncülü¤üyle birleflerek “Petersburg ‹flçi S›n›f›n›n Kurtuluflu ‹çin Savafl›m Birli¤i”ni oluflturdular. Bu oluflum “Petersburg’la s›n›rl›” gibi görünse de, tüm Rusya çap›ndaki bir partileflmenin de ilk ad›m›d›r. Nitekim, “Savafl›m Birli¤i” örgütlenmeleri k›sa sürede di¤er büyük flehirlere de yay›ld›. Çeflitli sanayi merkezlerindeki savafl›m birlikleri 1898 y›l›nda birleflerek Rusya Sosyal Demokrat ‹flçi Partisi’ni kurdular.

Yine Sosyalizm! Bu iktidar›n zaman içinde, içten içe zay›flamas› ve emeryalizmin bask› komplolar› karfl›s›nda y›k›lmas› bu tarihsel gerçe¤i de¤ifltirmez. Sovyet iktidar›n›n y›k›l›fl›n›n nedenleri olarak, Partinin halka yabanc›laflmas›, bürokratlaflmas›, içten içe çürümesi, halk›n iktidar ve denetim organlar›n›n giderek etkisizlefltirilmesi, gibi çok çeflitli nedenler say›labilir. Bu yönleriyle de tabii dünya halklar› için büyük bir tecrübedir. 70 y›ll›k tecrübeden ç›kan sonuç, sosyalizmin sorunlar›n›n yine sosyalizm içinde çözülebilece¤idir. Bu sorunlar›n alternatifinin “kapitalist restorasyon” olmad›¤›, son 12 y›l›n gösterdi¤i en yal›n sonuçtur. Bugün SSCB topraklar› üzerinde yaflayan halklar›n içine savruldu¤u açl›k, yoksulluk, ba¤›ml›l›k, fuhufl, sosyalizmin sorunlar›n›n çözümünün yine sosyalizmde oldu¤unun tarihi bir kan›t›d›r. Sosyalizmden baflka, sömürüye, ba¤›ml›l›¤a son verebilecek bir sistem yoktur.

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

37


Burjuvazinin Vefas› M› Olur!?

7 Ekim tarihli Sabah ve Star gazetelerinde geniflçe yer alan bir habere göre; Sabanc› Center’e bask›n eyleminde öldürülen Haluk Görgün’ün efli Meral Görgün Sabanc›lar› “vefas›zl›kla” suçlam›fl. K›saca olay›n özetini bas›ndan aktaral›m: “Meral Görgün oturdu¤u Ömer Sabanc›’n›n evinden ç›kart›lmak istendi. Ç›kmay›nca mahkemeye verildi. Eski kiralar için de, faizlerin yüzde 4 oldu¤u dönemde, Meral Han›m'dan yüzde 14 faiz talep ettiler. Ömer Sabanc›; daha küçük bir eve ç›kmas›n› istedik ç›kmay›nca mahkemeye vermek zorunda kald›k Sak›p Sabanc›: Ben de gazetede okudum. Çok üzüldüm. Meral Görgün: Verdikleri sözün hiçbirini tutmad›lar. Evden ç›kmam› isteyince Ömer Sabanc›'dan rica ettim. Hiç olmazsa çal›flay›m dedim. Ama ifl dahi vermediler. Ömer Sabanc› bana sak›n üzülmeyin yap›lan iyilikleri biz asla unutmay›z demiflti. Ancak çok k›sa sürede unuttular. Ömer Sabanc› hayat›n›n sonuna kadar burada oturabilirsin demiflti. Haluk'un 80 milyon liral›k SSK maafl›ndan baflka bir fley kalmad›. Haluk'u iflçi olarak 38

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

göstermifller. Asgari ücretten 80 milyon lira maafl ba¤lad›lar.” (Star ve Sabah gazetelerinden, 7 Ekim) ** “Hay›rsever Sabanc›lar” flovlar›n›n arkas›ndaki gerçeklerin sadece bir k›sm›na örnek olabilir bu olay. Burjuvazinin, hele Sabanc›lar›n vefas› m› olurmufl. Kullan›r, sömürür sonra bir kenara atar. Önemli olan dolar var m›, yok mu? Vefa, arkadafll›k gibi de¤erlerin dolar karfl›s›nda ne hükmü olabilir ki. Timsah gözyafllar› döktü¤ü müdürünün eflinden bile fazladan faizle kar elde etmeyi düflünen bir ahlak›n s›radan iflçisine neler yapabilece¤ini düflünün. Sabanc›lar kapitalizmin ülkemizdeki temsilcilerinin bafl›nda gelir. Kapitalizmin ahlak›n›n temsilcisidirler. O ahlak›n en özet ifadesi dolar ahlak›d›r. Sabanc› flovlar›n›n alt›ndaki ahlak da bu ahlakt›r iflte. Sabanc› Center eyleminden sonra “iflçi babas›”, “kürt sorunu çözülsün demiflti” diyenlere, Fehriye’nin iadesi için “iyi ifladam› Sabanc›” haberleri yapanlara, Sabanc›lar›n kim oldu¤unu çokça anlatt›k. Müdürünü bile asgari ücretten iflçi gösterip vergiden kaç›ran Sabanc›lar›n bu serveti hangi yollarla kazand›klar›na da bir örnek de¤il mi? Buna benzer üçka¤›tlar›n onbinlerce iflçi için uyguland›¤›n› düflünün. Hem de daha pervas›z›n›. Sabanc›lar böyle “SA” oluyor. Kan›m›z›, eme¤imizi daha kimbilir hangi yöntemlerle sülük gibi emiyorlar.

nerede ne oldu? Madenci Ankara’da Bolu-Mengen’in Gökçesu beldesinde kurulu Kuzey Anadolu Mandencilik’ten Dev Maden Sen’de örgütlendikleri için iflten ç›kar›lan ve 10 ayd›r kurduklar› çad›rda direnen 58 madenciden 25’i aileleri ile birlikte Ankara’ya yürüdü. 9 Ekim’de Ankara’ya ulaflan iflçiler, bakanl›klardaki madenci an›t› önünde, Enerji Bakanl›¤› önünde ve patron Nurullah Ercan’›n iflyeri önünde aç›klamalar yapan iflçiler, “iflimiz afl›m›z gelece¤imiz için direniyoruz” pankart›yla iflten ç›kar›lmalar›n› protesto ettiler.

Sürgünlere Son! E¤itimSen üyesi memurlar 5 Ekim'de ‹zmir Konak'ta memurlara uygulanan bask› ve sürgünleri protesto etmek için 400 kiflinin kat›ld›¤› bir eylem gerçeklefltirdiler. Konak Meydan›'ndaki valili¤e yürümek isteyen memurlar›n önüne polis barikat kurarken, E¤itimSen’liler, Ankara’da ayn› taleplerle eylem yapan memurlar›n bakanl›kla görüflmelerine kadar 2 saat oturma eylemi yapt›lar. Yap›lan aç›klamada sürgünler protesto edilirken, ‘Bask› Sürgün De¤il, ‹nsanca Yaflam ‹stiyoruz’ pankart› aç›ld›. Bu eylemden iki gün önce de, Mersin’de 36 ö¤retmenin sürgün edilmesini protesto için KESK Genel Baflkan› Sami Evren’in de kat›ld›¤› ve "Emekçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z”, “Zafer Direnen Emekçilerin Olacak” sloganlar›n›n at›ld›¤› bin kiflilik bir yürüyüfl gerçeklefltirilmiflti.


Solun Beyni

d›... Reformistler ayr› bir güzergah oluflturmufllard› kendilerine. Anarflistler, otonomcular ayr› bir kortejdeydiler. Çeflitli partiler, kitle örgütleri ya kendi kortejlerini oluflturmufl, veya mevcutlar›n birine kat›lm›fllard›... Tarihe, tek bir Cenova yürüyüflü geçti. Tüm çeflitlili¤ine, o çeflitlili¤in içerdi¤i önemli zaaflara, hatta uzlaflmac›, icazetçi politikalara ra¤men, ortaya halklar›n hanesine yaz›lacak bir güç bir birlik ç›kt›... Diyelim; Amerikan zorbal›¤›n›n Irak halk›na, Ortado¤u halklar›na sald›r›s›na karfl› ç›kaca¤›z; bak›n, bir çok çevre, böyle bir sald›r›ya farkl› gerekçelerle de olsa karfl› ç›k›yor. Devrimciler, reformist legal parti çevreleri, çeflitli islamc› kesimler, kendilerini ulusalc›, sosyal-demokrat diye nitelendiren çevreler... Tüm farkl›l›klar›m›z›n ötesinde, Amerika’ya karfl›, k›z›l, sar›, yeflil, mavi kollar, güçlerini birlefltirerek, Türkiye’nin meydanlar›n› birlikte sarsabilir... Sarsamaz m›? fiu anda sarsam›yor. Çünkü; Mesela, sendikalar diyor ki, aman flu devrimci örgütün taraftarlar›yla yanyana gözükmeyeyim... Çünkü; bir di¤eri diyor ki, yok gösteri Amerika’ya karfl› da olsa, benim talebim baflta olacak... Çünkü; Legal parti çevrelerinden biri diyor ki, aman islamc›larla yanyana durmayay›m... Çünkü; Bir kitle örgütlü diyor ki, ben “sokaklara” ç›k›p “a¤›rl›¤›m›” kaybetmeyeyim... Çünkü; kimileri diyor ki, ya polis sald›r›rsa, ya gözalt›lar olursa... Çünkü; Çünkü; Çünkü... ‹flte durum bu. Bu durum, solun, kitle örgütlerinin birlikte yürüyememe konusundaki tüm zaaflar›n›, hastal›klar›n› yans›t›yor... Kimse kimsenin ça¤r›s›na kulak asm›yor... “benmerkezcilik” herkesi kendi merkezinde b›rak›yor... Böyle olunca Türkiye halklar› ad›na, Türkiye solu ad›na, görevini yerine getirememenin rahats›zl›¤›yla izliyoruz di¤er ülkelerdeki eylemleri. Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› mücadele bir örnek. Bu durumu her konuya uyarlayabiliriz. Haklar ve özgürlükler mücadelesindeki etkisizli¤i yaratan da bu durumdur. Türkiye solu, demokratlar›, kendini haklar ve özgürlükler mücadelesi içinde gören herkes ve her kesim, bu durumu de¤ifltirmek, baflkas›n›n de¤il, sadece bizim elimizde. Ve bu durumu de¤ifltirmek, art›k kaç›n›lmaz bir zorunluluk. Sar›, k›z›l, yeflil, mavi kollardan oluflan kalabal›k bir kortej hayaline Anadolu topraklar›nda can verelim.

Türkiye’nin Anti-Amerikanc›lar› Amerikan Zorbal›¤› Karfl›s›nda Neden Birlikte De¤iliz? Sar›, k›z›l, yeflil, mavi kollardan oluflan kalabal›k bir kortej hayal edelim.

Sar›, k›z›l, yeflil, mavi kollardan oluflan kalabal›k bir kortej hayal edin... Bu kortejin, devrimciler, reformistler, çeflitli islamc›lar, ulusalc›lar, demokratlar, sosyal-demokratlar... “Kahrolsun Amerika!” sloganlar›yla yürüdü¤ünü düflünün... Amerikan zorbal›¤›na Türkiye’nin meydanlar›n›n bofl olmad›¤›n›, bombalar alt›ndaki halklara yaln›z olmad›klar›n› göstermifl olmaz m›y›z? Bu bizim ulusal ve enternasyonalist görevimiz de¤il mi?

Asl›nda bu sadece bir hayal de de¤il. Geçen hafta, çeflitli ülkelerden bir milyona yak›n insan böyle kortejler oluflturdu. Amerikan›n savafl›na, Amerikan imparatorlu¤una karfl› yürüyen kalabal›klar, Amerika’ya dünyay› teslim alamayacaklar›n› gsötermifl oldu bir kez daha. Peki böylesi kortejler, ülkemizde neden oluflmuyor?.. Bizim ülkemizde de, devrimciler, sendikalar, partiler, anarflistler, anti-küreselleflmeciler, demokratlar, sosyal-demokratlar... niye birlikte yürüyemesin Amerikaya karfl›? Neden hepimiz ayr› ayr› birkaç yüz kiflilik gösterilerimizi tek bir eylemde birlefltirmeyelim?

Bunu yapabilmek için, “ideolojik birli¤e” sahip olmam›z gerekmiyor. Bunu yapabilmek için, her konuda ayn› fleyi düflünmemiz gerekmiyor. Mesela, Cenova’y› hat›rlay›n; emperyalizme karfl› o büyük yürüyüflte, sar› kollar, k›rm›z› kollar, kara kollar var-

Düzeltme: 28. say›m›zda, “78’liler” ad›n› kullananlara yönelik yay›nlad›¤›m›z “sizden hiç bir fley olmaz” bafll›kl› yaz›n›n içine, bir yanl›fll›k sonucu DEHAP’a iliflkin bir küpür konulmufltur. Küpürle yaz›n›n ilgisi yoktur. Düzeltiyoruz.

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

39


Sol partilere, solun alfabesinden bir soru: Ba¤›ms›zl›k Olmadan, Demokrasi Olur mu? ‹lginç bir seçim atmosferiyle karfl› karfl›yay›z. Sa¤, sol, muhafazakar, liberal, flu bu, s›fatlar›n› tafl›yan düzen partileri, birbirlerinden farklar›n› anlatmakta çok zorluk çekiyorlar; çünkü birbirlerinden farklar› yok denecek düzeye inmifl. Bu gidiflle, kitleler 3 Kas›m sabah›na kadar da, mesela IMF konusunda, ABD karfl›s›nda “ya¤masa da gürleyen” bir ses duymaya hasret kalacak. Ama daha ilginç olan›, henüz dört bafl› mamur bir düzen partisi olmam›fl, olmaya da zemin bulamam›fl sol partilerin de bu tabloya ayak uydurmalar›. S›k s›k T‹P’in 1960’larda yaratt›¤› havay› yaratmaktan sözediyorlar ama, o “reformist, parlamenterist” T‹P’in gürül gürül üslubundan bile o kadar uzaklar ki... Çünkü... icazet kayg›s› dillerini tutuklaflt›r›yor... Ayn› kayg›, beyinlerindeki köfleleri yuvarlaklaflt›r›yor... Ve bafll›yorlar oligarflinin partileri gibi konuflmaya. Ba¤›ms›zl›k, emperyalizm, faflizm gibi kelimeleri telaffuz bile etmiyorlar. Oysa, sol deyince, akla anti-emperyalist, anti-faflist olmak gelmez miydi? Öyledir. Öyle de olmak zorundad›r. Anti-emperyalist, anti-faflist oldu¤unu ilan edemeyenlerin, içine girmeye çok hevesli olduklar› o parlamentoyu da anti-emperyalist, anti-faflist mücadelenin bir mevzisi olarak kullanamayacaklar› bafltan belllidir. Tahmin de¤il; bugünkü aç›klamalar› bunu yeterince aç›k biçimde gösteriyor...

“Ak›ll› Solcu” Dedi¤in IMF Borçlar›n› Öder! ÖDP’nin uzun seçim bildirgesine bakm›fl, ama do¤rusu IMF konusunda ne yapacaklar›na dair bir fley bulamam›flt›k. IMF’nin ne mel’un bir fley oldu¤undan bahsedilen bir kaç yer vard› ama, bu mel’un varl›¤a karfl› ne yap›laca¤› -nedense- yoktu. 9 Ekim’de NTV ekran›nda Ufuk Uras’› görünce, belki dedik, bildirgede cevab› olmayan bu konuda da bir fleyler söyler. Asl›nda yine de söylemeye niyeti yokmufl ama, spiker sorunca mecbur kald› ve söyledi: Spiker soruyor ve sorarken de akl› s›ra yol gösteriyor Uras’a: Spiker: Borçlar›n ödenmesi konusunda ne düflünüyorsunuz... Tabii borçlar›n ödenmemesi halinde Türki-

40

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

ye’nin Uluslararas› arenada, küresel rekabette yerini kaybetmesi sözkonusu olabilir... Uras: Do¤ru! Bu kadar: “Do¤ru”! Kendilerinin sosyalist oldu¤unu, partilerinin “aflk›n ve devrimin partisi” oldu¤unu söyleyen bir genel baflkan, ç›k›yor ve zavall›, birilerine yaranmaya çal›flan bir ruh hali içinde küreselleflmeye s›¤›n›yor... Yaz›k! “IMF’ye borçlar›m›z› ödeyece¤iz” diyor Ufuk Uras.

Kravatl› komünistler “Komünist” s›fat›n› tafl›yan partinin yöneticileri seçim mitinglerindeki “grand tuvalet” giysileriyle dikkat çekiyorlar. Basit bir ayr›nt› gibi gözükse de, burjuvaziye özentinin ürünü. Yaflamlar›, siyaset yap›fl tarzlar› da öyledir. Halk› öyle daha çok etkileyeceklerini mi düflünüyorlar acaba? Halk› da tan›m›yorlar. Castro’ya Arafat’a bak›n; y›llard›r askeri üniformalar›n› ç›karm›yorlar. Tabii ki o giysilerin siyasi bir anlam› var. Emperyalist dünyayla hala savafl içinde olduklar›n› anlat›yorlar bir yan›yla. Ülkemizdeki parlamentoculuk oyununa gerilla k›yafetleriyle kat›ls›nlar demiyoruz; zaten yak›flmaz da, üzerlerinde e¤reti durur; ama daha s›radan, daha sade giyinebilirler. Burjuvazi gibi yapmak zorunda de¤iller. Burjuvaziye özenerek, siyaseti sadece “KRAVATLILAR” tak›m›na mahsus bir iflmifl gibi gösteren propagandaya bu halleriyle ne de güzel destek veriyorlar. Tabii sorun sadece giysilerde olsa, çok da önemli de¤il; sorun daha derinde; beyinlerinde. Burjuva kültür oraya girmifl; oradan ç›karak o giyim tarz›n› belirliyor. “Komünist” ad›, bu ülkede yüzy›ld›r her türlü bask›ya, zulme, haks›zl›¤a maruz kald›. Bu güzel, tarihsel, ideolojik kavram›m›z›n bafl›na gelen son talihsizlik de, beyninde burjuvazinin kültürünü tafl›yanlar taraf›ndan istismar edilmesi olsa gerek.


Burjuvazinin kurallar›yla mücadele ederken, burjuvazinin yöntemlerini benimsemek zorunda de¤ilsiniz... HADEP, SDP, EMEP‘in oluflturdu¤u “emek, bar›fl, demokrasi bloku”, bu seçim birli¤ini “Kürt-Türk ittifak›” olarak da adland›r›yorlar. Bu bloku “Türk Kürt halklar›n›n ittifak›” olarak adland›rmak, milliyetçi bak›fl aç›s›n›n terkedilmedi¤ini göstermesinin d›fl›nda, do¤ru da de¤ildir. EMEP ve SDP’yi “Türk halk›”n›n, HADEP’i “kürt halk›”n›n tek temsilcileri sayan mant›k, sakatt›r. Kim verdi bu partilere o hakk›? Bu iddia, kendini Türk ve Kürt halklar›n›n ortak örgütü olarak gören EMEP’in, her vesileyle biz “Türkiye partisiyiz” diyen HADEP’in kendi iddialar›yla da çeliflir. Belki kendileri bu çeliflkiden rahats›z de¤iller, veya bu Aferin, ak›l› solcu, sa¤duyulu Uras’tan da bu beklenirdi. Bu arada herhalde “fark” koymak için, borçlar› kademelendirmekten, zamana yaymaktan sözediyor... IMF’nin kurban› olan faflist diktatörlüklerin bile yapt›¤› bir fley bu. Zaten IMF’nin de buna itiraz› yok. Çark dönüyor nas›l olsa... Utanmazl›k; bunun sol, sosyalist bir parti ad›na savunulmas›nda. Utanmazl›k, IMF’ye bu teslimiyete ra¤men, ÖDP seçim bildirgesinde “bizi bekleyen... özgürlükçü, demokratik bir sosyalizm”den sözedilmesinde. IMF’yle kardefl kardefl yaflayan, IMF’ye borçlar›n› pafla pafla ödeyen bir sosyalizm olacak herhalde bu! Tabii can›m, “uygar” olmak laz›m; karfl›l›kl› oturur, konuflur anlafl›rs›n. Neymifl öyle elkoymalar, kamulaflt›rmalar, borçlar› ödemiyoruz diye rest çekmeler... Bu, dogmatik, doktriner, sa¤duyusuz, kaba solculuk, art›k afl›lmal› de¤il mi? Kibar, ça¤dafl bir flekilde, tekelci burjuvaziyle pafla pafla yanyana oturmak varken, “bu kavga niye?” Önceki say›m›zda sözetmifltik; DEHAP bildirgesinde de, IMF’ye borçlar›n “ertelenmesi”nden sözediliyordu. ÖDP “kademelendiriyor”, DEHAP da “erteliyor”... Sonra? Hiiiç, sonras› yok. YTP’nin “ince ayar”›ndan ne fark› var bunun? Sonra bildirgelerde, bol bol demokrasiden sözediliyor. Nas›l? Ba¤›ms›z olmayan bir Türkiye, nas›l “demokratik Türkiye” olacak, onu da söyleseler de ö¤rensek. Ama söyleyemezler. Çünkü onlar da bilmiyor. Ne diyelim; son sözü IMF’ye söyleyelim; IMF’ciler, ak›ll› solcular› destekleyin! Emin, olun, size en az sorunu onlar ç›karacakt›r.

propagandan›n sa¤layaca¤› yarar için bu çeliflkiye raz› olmufllar. Herfleyden önce. Türk, Kürt uluslar›n›n ve di¤er milliyetlerden halklar›m›z›n birli¤inin zemini, “seçim” de¤il, anti-emperyalist, anti-oligarflik bir cephedir. Parlamento için de¤il, ba¤›ms›zl›k, demokrasi için, uluslar›n kendi kaderini tayin hakk› için birliktir. Seçimi kullanabilirsiniz, ama bu burjuvazinin yöntemlerini benimsemeniz anlam›na gelmemeli. Abartmalar, çarp›tmalar, bize ait yöntemler de¤ildir. Tüm de¤erlerimizi, kavramlar›, seçim oyununa malzeme yapmay›n.

Milliyetçilik ne zaman ö¤renecek? Emperyalizm “karfl›l›ks›z” sevmez! Emperyalizmin sald›r› arac› oldu¤u aflikar olan “NATO’dan ç›kaca¤›z!” diyemeyen, “IMF’yle iliflkilerimizi kesece¤iz!” diyemeyen solculuk olur mu? Cem Uzan gibi bir flarlatan bile, IMF konusunda bunlardan daha “radikal” seçim meydan›nda...

“O nas›l olsa yapmayaca¤› fleyleri söylüyor, kolay m› IMF’den ç›kmak” denilmesin sak›n. Burjuvazi de böyle söylüyor. Tayyip de böyle söylüyor. Bu iddia ve cürete sahip de¤ilse, solun sol oldu¤u nas›l belli olacak? AB’ye dayanarak, ABD’yi gözeterek halklar›n ç›karlar› savunulamaz. Bu da yüzlerce y›ll›k s›n›flar mücadelesinin alfabesinde yazar. AB’ye dayanarak, ABD’yi gözeterek politika yapanlar, öyle anlar gelir ki, sömürüye, zulme, emperyalist savafla da karfl› ç›kamazlar. ÖDP’nin Avrupa’n›n F tiplerine karfl› ç›kamamas› böyle bir durumdur. Kürt milliyetçili¤inin ABD’nin Irak’a sald›r›s› karfl›s›ndaki “ikircikli” tav›r bunun sonucudur. Kürt milliyetçisi bak›yor, e¤er ABD kendine dokunmayacaksa, Irak’a sald›r›ya karfl› ç›kmayacak... Ama arada kendilerinin de sald›r›ya u¤rama ihtimali varsa, o zaman “savafla karfl›”! Bu iliflkilerden sadece esaret gelir. O Kopenhag kriterleri diyenler, o Kuzey Irak’taki “Kürt oluflumu”nun hamisi kesilenler, vak›flara Euro, Dolar ba¤›fllar› yapanlar, onlar›n yan›nda baflka fleyler de dayat›yorlar. Veren, al›r da. Emperyalizmin bütün bunlar› “karfl›l›ks›z”, halklar›n kafl›-gözü aflk›na, demokrasi, insan haklar› aflk›yla yapt›¤›n› düflünecek kadar saf ve aptal de¤ilseniz, bunlar aç›k gerçeklerdir. Aptall›k sözkonusu de¤ilse, o zaman bile bile görmezden gelmek sözkonusudur ki, o da bunlar›n anti-emperyalistli¤ini, anti-faflistli¤ini, dolay›s›yla solculu¤unu flüpheli hale getirir.

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

41


Dön, gerçe¤e dön, korkak ayd›n! Dön, ülkene dön, kaçak ayd›n! “11 Eylül’den sonra, uluslararas› düzeydeki politik tart›flmalar emniyetli bir duygusall›ktan sümsüklü¤e uzanan bir çizgide gitgide ayn› fleyleri söylemek halini ald›. Çünkü herkes "hain" ilan edilmekten, "terör destekçisi" olarak adland›r›lmaktan korkar hale gelmiflti. Bu ruh hali hâlâ uluslararas› düzeyde sürüp gitmekte. Muhalif ayd›nlar›n, hiç de¤ilse muhalif cümlelerini kurmaktan çekinmeyen ayd›nlar›n say›s› ciddi bir oranda düfltü.” Milliyet yazar› Ece Temelkuran, Kanada’da kat›ld›¤› bir toplant›da ayd›nlar›n hali pür melaline iliflkin izlenimini, bu sözlerle aktar›yor. Fazlas› yok, eksi¤i var. Ya bu düflüncelerimden dolay› vatan haini ilan edilirsem... ya bu sözlerimden dolay› hapse at›l›rsam... ya bu tavr›mdan dolay› mevkimi kaybedersem... Böyle kayg›lar›n pençesinde k›vran›p duran birinin üretti¤i-dile getirdi¤i düflüncelerin “bilimsel” olmas› mümkün müdür? Bu kayg›lara hapsolmufl birinin siyasal, bilimsel, askeri herhangi bir konuda ald›¤› tavr›n “ayd›n sorumlulu¤una yarafl›r” olmas› mümkün müdür? Ayd›nlar, ortaça¤›n Engizisyon döneminden Hitler faflizminin ortal›¤› kas›p kavurdu¤u 1940’l› y›llara kadar bir çok dönemde, dünya çap›nda tarihsel misyonlar üstlenmifllerdir. Ama ayd›nlar›n özellikle 1990 bafllar›ndan bu yanaki tavr›, ayd›nlar›n tarihi aç›s›ndan hiç de yüz a¤art›c› de¤ildir. 11 Eylül sonras›, bu tablo, daha da kötüleflmifltir. Bunun temelinde, ayd›nlar›n, emperyalizmin “terör demagojisi”nin karfl›s›na aç›k, net bir tutumla ç›kamamas› vard›r. Tersine, bu demagojinin etkisi alt›nda düflünmeye, att›klar› her pratik ad›m› bunun bask›lanmas› alt›nda ayarlamaya bafllam›fllard›r.

Gelelim Bize; “Zarars›z tak›lan”lar Sadece “Bat› Entellektüelleri” Mi? Bu yaz›dan ABD’leri ç›kar›p, yerine Türkiye’yi ko42

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

yun, “11 Eylül’ü” ç›kar›n, yerine 19-22 Aral›k’› koyun, yerine F tiplerini koyun; göreceksiniz ki, yaz›n›n anlam›nda hiç bir de¤iflme, bozulma olmayacakt›r. Çünkü o ayd›n tablosunun ayn›s›, ülkemizde var. Ece Temelkuran, kendi konumlar›n›n, yaz›s›nda “ortalama Amerikal›” gibi konuflmakla elefltirdi¤i Amerikal› profesörün konumuna hiç de uzak olmad›¤›n› görmüyor. ABD’yi anlat›yor, Türkiye’ye gelmiyor. Gelin, Türkiye’ye gelin. Kendi sütunlar›n›za, köflelerinize gelin. Mesela Ece Temelkuran’›n kendisi; 19-22 Aral›k ne kadar yer ald› onun sütunlar›nda? 97 insan›m›z›n tabutlar›n›n omuzlarda tafl›nd›¤› iki y›ll›k F tiplerine karfl› direniflten ne kadar sözetti kendisi? F tiplerine karfl› ç›kmak, vatan hainli¤i ilan edildi bu ülkede de. Direniflten sözetmek “teröristleri desteklemek” olarak say›s›z davalara konu oldu. F tiplerini ve direnifli unutturmak için efli görülmedik biçimde katmerli sansür mekanizmalar› kuruldu. “Ayd›n” neredeydi? fiöyle yaz›yor Temelkuran: “Kanada’daki çok kültürlülük sempozyumunda görüldü¤ü kadar›yla Bat› entelektüellerinin ço¤unlu¤u 11 Eylül’den sonra "zarars›z" tak›lmak istiyorlar!” (6 Ekim 2002, Milliyet) Sadece “Bat› entellektüelleri” mi? “Zarars›z tak›lmak” yöntemi, Türkiye entellektüelleri aç›s›ndan daha m› az geçerli acaba? Bu sorunun cevab›n› bilir Temelkuran. Kendi sütunundan, komflu sayfalardaki sütunlardan, baflka alanlardaki anl› flanl› ayd›nlar›n gündemlerinden bilir; Türkiye’nin hapishaneleri kan gölüne dönerken bunlar ne demifl, ne yazm›fl, ne yapm›fl, bir gözden geçirsin yeter! Bat› entellektüellerine dair bu kadar keskin ve isabetli bir gözlem yapabilen bir yazar›n, s›ra kendi ülkesine hatta bizzat kendisine gelince gözlerinin puslanmas› nas›l aç›klanabilir acaba? Yaz›s›nda s›ralad›¤› ihtimaller olmas›n bunun nedeni? Yani mesela, "hain ilan edilmekten, terör destekçisi olarak adland›r›lmaktan korkmak” gibi...


Evet, bir “hain”lik var ortada; Susan ayd›n “hain”dir B›rak›n, hain ilan etsinler, terör destekçisi, hatta terörist ilan etsinler! Bak›n, devrimciler, ony›llard›r bu suçlamalara maruz kalmalar›na ra¤men, ne düflüncelerini kararl›l›kla savunmaktan geri durdular, ne da savafllar›ndan vazgeçtiler... Ayd›n niye korkuyor bundan. Ne için? Gazetede, TV’de tutulan bir köfleyi kaybetmemek için. Ne için? Elde edilmifl bir kariyeri kaybetmemek için. Ne için? Bafl›na “bela” almamak, statükosunu, rahat yaflam tarz›n› korumak için! Egemen s›n›flar›n kurumlar›nda, kokteyllerinde yer almas›n› sa¤layan icazeti kaybetmemek için! Bu kadar çok hesab› kitab› olan birinden herfley olabilir, ama ayd›n olmaz. Ayd›n›n sorumlulu¤u, statükoya, kariyere, icazete karfl› de¤il, bilime, gerçe¤e, halka karfl›d›r. Sorumluluklar yer de¤ifltirmiflse, art›k orada ayd›n da kalmam›flt›r. O saatten sonra, o “ayd›n”, ne kadar lüzumsuz ifl varsa onla u¤rafl›r. Düzenin vitrinini süsleyecek “etkinliklerin” parças› olur. Temelkuran’›n yaz›s›n›n bafll›¤›, “Liberal ayd›nlar›n konuflma çöplü¤ü”, bu durumun tipik bir örne¤idir. Evet, orda burda biraraya gelip konufluyorlar. O kadar. Hiç de¤ilse konuflmalar› bir ifle yarasa, hay›r, o konuflmalarda da dünyaya yay›lacak bir ›fl›k yok. “Hainlik” tam da bu oysa. Düflüncelerine ihanet ediyor, bilime, gerçeklere, inançlar›na ihanet ediyor. Ama o, bu tür hainlikten korkmuyor da, Bush’un veya bir DGM savc›s›n›n hain demesinden korkuyor. Do¤ru, susan ayd›n “terör destekçisi”dir; Amerikan terörünün destekçisidir. Ama bu suçlama da etkilemiyor statükocu, korkak, kaçak ayd›n›. O sadece DGM savc›s›n›n “terör destekçisi” suçlamas›ndan korkuyor. Bu ayd›nlar, bakan olsa, baflbakan olsa ne olur? Bu sefer de, ABD hain demesin, düzenin efendileriyle karfl› karfl›ya gelmesin diye, susmaya, idare-i maslahatç›l›¤a, çöplüklerde “demokratça, cüretle” konuflup, gerçek hayat›n içinde susmaya devam eder. Temelkuran yaz›s›n›n sonunda flöyle diyor: “Galiba flöyle bir fley olacak... "barbarlar" yolumuzu açacak! Onlar›n nereye do¤ru yürüyecekleri biraz daha belli oldu¤unda muhalif ayd›nlar konuflmaya bafllayacak. Önce bir "fleyler" olacak, sonra teorize edece¤iz.” Halklar ölüp öldürmeye devam edecek, devrimciler direnmeye savaflmaya devam edecek, sonra bay ve bayan ayd›nlar oturup teorisini yapacak öyle mi? Gerek yok, flimdi susuyorsan›z, flimdi tarih içindeki rolünüzü oynam›yorsan›z, o zaman da size gerek kalmaz zaten.

Önce Yakt›lar, fiimdi Tedavi Etmiyorlar 19 Aral›k’ta Bayrampafla’da 6 kad›n›m›z›n diri diri yak›ld›¤›n› ilk kez dünyaya hayk›ran ve kendisinin de vücudunun büyük bölümü yan›k olan Birsen Kars’›n tedavisi, Bak›rköy Hapishane ‹daresi ve jandarma taraf›ndan engelleniyor. Konuya iliflkin bir aç›klama yapan Halk›n Hukuk Bürosu (HHB), Birsen Kars’›n ameliyat günü belli olmas›na ra¤men, ameliyat öncesi konsültasyonlar için birkaç kez hastaneye gitmesine ra¤men bunlardan sadece birine götürüldü¤ü ve bunda da jandarman›n hakaretleri ile karfl›laflt›¤› belirtildi. Sorumlu olarak hapishane idaresi ve jandarmay› gösteren HHB’nin yan›s›ra, TAYAD’l› Aileler de bir aç›klama yaparak, Birsen Kars'a tüm dünyaya 'D‹R‹ D‹R‹ YAKTILAR' dedi¤i için dava aç›ld›¤› belirtildi ve muayene odas›na jandarman›n girmek istemesi nedeniyle tedavisinin engellendi¤i dile getirildi. TAYAD’l›lar Birsen Kars’›n son olarak hastaneye götürüldü¤ünde uzman çavuflun tecavüz tehditlerine maruz kald›¤›n› da yapt›klar› aç›klamada belirttiler.

Jandarman›n Acizli¤i Armutlu'da gerçeklefltirilen katliam operasyonunun durdurulmas› için Sincan F Tipinde kendini feda eden Muharrem Çetinkaya'n›n ailesine Malatya Cumhuriyet Örnek Köyü Jandarma Komutanl›¤› taraf›ndan keyfi bask› uygulan›yor, aile sürekli olarak taciz ediliyor. Örne¤in, eve gelen Jandarma Komutan› "Eve örgütün gelip gitti¤ini, örgütün mezar› ziyaret etti¤ini, örgütün Muharrem’in cenazesini kaç›raca¤›n›, kendilerinin bundan sonra Muharrem'in mezar›n› bekleyeceklerini, Muharrem'in ne için öldürüldü¤ünü araflt›rd›klar›n›, Muharrem'in tutukluluk sürecindeki masraflar›n› ödemelerini" söylüyor ve bu sürekli olarak tekrarlan›yor. Tümü deli saçmas› olan bu masallar sadece jandarman›n zavall›l›¤›n›n, acizli¤inin ve hukuk tan›mazl›¤›n›n bir göstergesi. 60 yafl›ndaki insanlarla u¤raflan “flanl› ordunun kahraman komutanlar›” m› bu halk›n güvenli¤ini sa¤layacak?

Korucu Katliam›na Protesto Korucu katliam› ‹zmir ‹HD fiubesinin 4 Ekim günü yapt›¤› bir bas›n toplant›s› ile protesto edildi. Mihriban Karakaya’n›n okudu¤u aç›klamada korucular›n köye dönüflünün önündeki ciddi engellerden biri oldu¤u belirtildi. Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

43


Birsen Hoflver’den

TECR‹TTEN NOTLAR -3

“Hasretlerin sonu ayd›nl›k” Özellikle bu revirde uyku tutmuyor. B-2'deyken geceleri uyuyordum. fiimdi daha geç yat›yorum. ... Bir iki ay önce d›fl kantinden lavanta alm›flt›m. Kese yap›p her taraf›m› lavanta keseleriyle donatt›m. Ama flimdi onlar› ç›kartmad›m paketlenmifl eflyalar›mla duruyor. Fatma ve Feride'yi de burada ö¤rendim. Çok korkuyorlar. ... * 210. Gün “Buzu k›rd›kça... direniflimize benzettim.” Size yazd›m m› bilmiyorum daha önce kald›¤›mda bu revirde bir gün pencereden çok güzel bir güvercin girdi. O zaman bu kafesleri yapmam›fllard› daha ve o gün Muharrem'in haberini ald›m. Çok güzel, cins bir güvercindi, uçtu yataklardan geçti yere atlad›, gezdi. fiöyle bir bakt› ve uçtu gitti. Bir daha görmedim öyle bir güvercin. S›radan güvercinlerden de¤ildi. Bir an yakalamay› düflündüm. Sonra vazgeçtim o özgür bir kufl. Sanki Muharrem gitmeden buraya da u¤rad› diye düflündüm. fiöyle bir bakt›, birbirimize bakt›k ve uçtu gitti. Bir kaç defa da serçeler gelmiflti. Ertesi gün bu kafesleri takt›lar. Böyle ufac›k ayr›nt›lar ne kadar da önemli oluyor, oluyormufl. Hani flu yaln›z kal›pta farelerle konuflulan filmler vard› ya onun gibi bir fley. Bir fare bile bir anlam ifade ediyor. Ben de sanki k›rk y›ll›k hücrede kalanlar gibi konuflmaya bafllad›m. Ama az da olmad› ya, 6,5 ay oldu. Bazen inanam›yorum bu kadar zaman geçti diye. Ama fluras› kesin, ço¤unlukla tart›flarak, kavga gürültü ile geçti. Sa¤ olsunlar hiç bu konuda s›kmad›lar. ... Bazen de çok bunald›¤›m zamanlar oluyordu. Sanki bo¤ulacakm›fl›m gibi oluyordum. O zamanlar mutlaka bir fleyleri k›r›p dökmem laz›m. (Hani kar ya¤›pta buz yapm›flt› ya) o buzu da öyle bir zamanda k›rd›m. Öyle sinirliydim ki k›v›lc›m olsa alev olurdum, ama buzu k›rd›kça rahatlad›m. Direniflimize benzettim. Buz bafllang›çta hiç k›r›lm›yordu. Küçücük küçücük parçalar, sonra koca kal›plar ç›kmaya bafllad›. Bana hep direniflimizi and›rd›. Koca koca parçalar ç›kt›, hepsi k›r›ld›. Bofluna inat etmifllerdi. Ama suyun bafl›n› bir türlü k›ramad›m. U¤raflt›m olmad›. En son suyun bafl› k›r›ld›. Direniflimiz de öyle de¤il mi? Suyun bafl›n› tutanlar bofl bir yere tak›lm›fllar, sonuçta zamana, güce, iradeye, koflullara karfl› koyamazlar. * “Hepsi i¤rençler ve midemi buland›r›yorlar.” fiu son geliflmeyi yazay›m. Bugün savc›l›kla görüfl44

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

mek için dilekçe yazd›m. I. Müdür ça¤›rd›. Gittim. Bakanl›¤›n ne cevap verdi¤ini sordum. Hani sana yazm›flt›m. Bir ay oldu ne oldu dedim. S›r›tarak konuflup durdu. Bu adam kesin faflist... Ha seni ailenin yak›n›nda bir yere gönderelim dedi. Hay›r dedim. Ö.O’nu b›rak dedi. Ben de b›rakmayaca¤›m› siz de biliyorsunuz. Asla b›rakmayaca¤›m dedim. Bir de ne diyorlar arkadafllar›n›n yan›na gidince b›rakacak m›s›n diye. Ne komik adamlar. Sanki Ö.O.na sizin yan›n›za gelebilmek için bafllam›fl›m gibi. Bunlar sadece oyal›yorlar, tükürdüklerini yalamak istemiyorlar. Bir daha da bu pis heriflerin yüzünü görmek istemiyorum. Hepsi i¤rençler ve midemi buland›r›yorlar. * ... Revirde sürekli sizi duymaya çal›flt›m. Slogan sesleriniz geliyordu. Birkaç defa seslendim ama duymad›n›z. Zaten sonra da yerinizi de¤ifltirdiler. Hem de 19 Aral›k'ta. ... Kaç›r›ld›¤›m tarihten bu zamana kadar hemen her hafta Bakanl›¤a ve Savc›l›¤a dilekçe yazd›m. TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonuna da yazd›m. Önceki gün cevap geldi... Onlar da bildi¤imiz teraneyi yazm›fl... Ve b›rakma ihtimalim oldu¤u için yaln›z tutuluyormuflum. fiunlara bak öyle öfkelendim ki bu son cümleye, b›rakma ihtimalim varm›fl. Bunlar›n hepsi ayn›. Pazartesi günü itiraz edecem. * “Nereden bu enerji?”... Direniflten. Fatma ve Feride'yi çok merak ettim. Hep onlar› sordum durdum. Geçenlerde Feride'nin selam›n› ald›m. Sanki gerçekten kucaklam›fl gibi oldu. Özlem'in orta¤›m›n durumu nas›l? Fatma ve Feride'ye bir küçük çorap yapt›m. Ama gönderemedim, üzerinde karanfil desenleri yapm›flt›m. Halen yan›mda. Muharrem'i ö¤rendi¤imde öyle garip oldum ki. A¤lad›m tek bafl›ma, bu revirdeydim. S›cak su için adamla tart›fl›yordum ve Muharrem'i ö¤rendim. Ne kadar kötü oldum, ama belliydi onun her fleyinden. En çokta Bar›fl'a flafl›rd›m. fiu içinde bulundu¤umuz günlere bak herkes bir de¤iflik oluyor. Evet ben çok iyiyim. Kendimi öyle güçlü hissediyorum ki. Bazen kendime soruyorum, “nereden bu enerji” diye. Direniflten. ... Yani kendimi gerçekten güçlü hissediyorum. Eskiden böyle de¤ildim. Direniflle baya¤› de¤ifliyor insan. Direnmek bambaflka, hele Ö.O.da olmak.


‹çimden çok fazla fleyi anlatmak geçiyor. Ama böyle yazmaya kalk›nca zorlan›yorum. Ah keflke konuflabilsek yan›n›za gelebilseydim... Bafl›ma bundan sonra gelebileceklere haz›r oldu¤umu düflünüyorum. Ellerinden ne geliyorsa yaps›nlar bakal›m. fiimdi devran onlar›n oldu¤unu san›yorlar. Ve düflünüyorum da ne kadar k›zg›nd›lar adamlar, her yolu denediler yok yere. Çözemediler direniflimizi. Birbirimize öyle bir kenetlenmifliz ki bizi çözemezler, teslim alamazlar. Sorun da burada zaten. * ... Bir nokta var oraya asla yetiflemezler. Böyle ay›rarak kopartabileceklerini san›yorlar. Senin de dedi¤in gibi "bizim ba¤›m›z öylesine güçlü, öylesine kopar›lmaz ba¤lar” ki hiçbir fley bunu bozamaz. Nerede olursak olal›m. Beynimizdeki, yüre¤imizdeki örgütü, yoldafllar› atamazlar, ç›kartamazlar. Art›k bitireyim diyorum, yar›n yine yazacam baflka bir geliflme olmazsa tabi. Ben iyiyim, canavar gibiyim. Komo'nun deyimiyle Aslan gibi Cepheliyim. Sonuna kadar ayakta kalacam. * Evet, dün önceki gün falan biraz kötüydüm bu mide m›z›kç›l›k yapmaya bafllad›. Ben de midemle konufltum. Böyle yapma falan dedim. Biraz daha iyiyim. fiimdi ne içersem içeyim ekflime ve mide bulant›s› yap›yor. Birçok kez geldi, gitti. Kusmad›m ama zor oldu do¤rusu. * 240. GÜN - 23 May›s Merhaba Sevgili Yoldafllar›m, Hepinizi önce özlemle kucakl›yorum. Tüm sevgilerimi gönderiyorum. Evet bugün tahmin etti¤im gibi hareketli geçti. Hepsi toplan›p geldiler. Diflçi, doktor, sa¤l›kç›lar ve tabii ki Nurgül han›m. Ne yapt›m biliyor musunuz? Hepsini kovdum. Önce bir güzel ba¤›rd›m, sonra da sizi dinlemek istemiyorum dedim... Hala b›rak diyorlar ya, hepsine öyle bir ba¤›rd›m ki... en çok k›zd›¤›m da yoldafllar›ma laf atmaya çal›flmalar› oldu. Hala “liderleriniz niye girmiyor” teranesi. “ Ne biliyorsun belki lider benimdir” deyince öyle bir sustu. * 245. Gün - 28 May›s Bu adamlar da akbabalar gibi dolan›yorlar. Hani yaral›n›n peflinde dönüp dururlar ya kan kokusunu ald›lar. Yine bilincimin kapanmas›n› bekliyorlar. Onu da çok beklerler. Ben bilincim kapanmadan çoktan giderim bu diyarlardan. * 247. Gün - 31 May›s ... Evet, gazetede di¤er solun aç›klamas› ç›kt›. Yani b›rakt›klar›n›n aç›klamas› ç›kt›. fiimdi 31 Ö.O. savaflç›s› kalm›fl. Onlar tedavi görüyorlar herhalde. Bu durumda Özlem

TKP(ML) de tedavi görüyordur de¤il mi? fiunlara bak yapt›lar yapacaklar›n›. Devam etsinler bakal›m. Ölüm d›fl›nda çözüm arayacaklarm›fl. Ellerine de bir mum als›nlar ihtiyaçlar› olacak. Ben daha çok bilincimin kapanmas›n› beklediklerini düflünüyorum. Ama çok beklerler, bilincim hiç kapanmad›. Vücudum serilmifl yat›yor ama bilincim ayakta. Asl›nda bu kadar kötü olmazd›m da tek bafl›ma olmak biraz etkiledi herhalde. fiunlara bak, acaba neye güveniyorlar. Beni burada tek bafl›ma b›rakt›lar. Art›k tek düflüncem burada bilincim kapanmadan uçup gitmek. Bunu baflarabilirsem ne mutlu bana. Hadi hadi üzülmeyin benim için, sevinin ben hepinizi çok seviyorum. Ve sizler benim için çok de¤erlisiniz. * 250 - 3 Haziran

Afla¤›daki sat›rlar, Birsen Hoflver’in son “Tecritten Notlar”›d›r. Ondan kalan son yaz›l› belgedir. Bu sat›rlar› yazd›ktan sonra hastaneye kald›r›ld›. * Sevgili Yoldafllar Merhaba, Size bir Pazar gecesinde daha yaz›yorum. Yine yan yatm›fl durumda yaz›yorum. Bugünkü biraz k›sa olacak ama yar›n telafi ederim. Öncelikle hepinizi hasretle kucakl›yorum. ... Kaç gündür yazmay› unutuyordum. Hani daha önce Dursun'a yazd›¤›m mektubun geri geldi¤inden bahsetmifltim. Göndermemifllerdi. Geçen hafta o mektup hakk›nda tutanak tutmufllar. Örgüt propagandas› yapt›¤› için göndermedik diye. Bakal›m daha bu yollarla ne kadar götürebilecekler. Bu I. Müdür sadece kendi kuyusunu kaz›yor. Ne yapt›klar› da umurumda de¤il do¤rusu. Sa¤l›k durumumu merak ediyorsunuz biliyorum. S›v› al›m› fena halde azald›. 10 barda¤a düfltü. Dilimdeki fliflkinlik ve iltihap yavafl yavafl geçmeye bafllad›. Böbreklerim de öyle flimdi daha iyi fazla ayakta kalam›yorum. ... Ha unutuyordum. Çok uyuyorum hep dal›p gidiyorum. Sürekli yat›yorum. Zihin yorgunlu¤u mu baflka bir fley mi bilmem art›k. Evet yer de kalmad›. fiimdilik bu kadar, görüflmek üzere. Hem yar›n sizlerden de bir fleyler gelebilir. Kendinize çok iyi bak›n ve ben çok iyiyim. Aslanlar canavarlar gibiyim ve sizi çok özledim. Hasretlerin sonu ayd›nl›k... Birsen (Melek) Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

45


Kurultaya Sunulan Tebli¤lerden 28/29 Eylül günlerinde Zübeyde Han›m Kültür Merkezi'nde Tayad’l› Aileler taraf›ndan düzenlenen "Hapishanelerde Yaflam ve Sa¤l›k Koflullar› Kurultay›"na sunulan tebli¤leri k›saltarak yay›nl›yoruz.

F T‹P‹ TÜRK‹YE Kökleri ‹stiklal Mahkemelerine, Takriri Sükun kanunlar›na, tenkil ve tehcir uygulamalar›na uzanan bask›, sindirme ve zulüm politiklar› üzerine oturtulmufl bir sistem gerçe¤i var bu ülkenin. 70 y›ld›r kesintisiz biçimde egemenlerce belirlenen ve dayat›lan görüfllere, uygulanan politikalara ayk›r› düflünce ve inançlara sahip olmak ya da sadece resmi ideolojiye biat etmemek, k›sacas› muhalif olmak hep fliddetle ezilmeyi, sindirilmeyi, yok edilmeyi gerektiren bir suç olarak alg›land›... Cuntalar, darbeler, iflkenceler, hapisler ve yarg›l›-yarg›s›z infazlar bu düzenin temel karaketerini oluflturdu. ... F Tipi ad› verilen tecrit uygulamas› da zindanc› gelene¤e sahip devletin ... yeni bir bask› ve zulüm arac› olarak karfl›m›zda... Yine de tüm bu yap›lanlara ra¤men düzen arzulad›¤› ortam› bir türlü sa¤layamad›. Siyasi tutuklu ve hükümlülerin ölümüne gerçeklefltirdikleri direnifl ve cunta döneminin etkilerinin yavafl yavafl kapanmaya yüz tutmas› neticesinde düzenin hakim k›lmaya çal›flt›¤› "huzur ve güven ortam›" sars›nt› geçirdi. ... Cezaevleri düzenin bu amac›na hizmet eder görünümde de¤ildi, bilakis muhalefet zemininin beslendi¤i, güçlendi¤i mekanlar haline gelmiflti... 28 fiubat tepeden afla¤› hakim k›l›nan emir komuta mekanizmas› tüm ülkeyi aç›k bir cezaevi k›larken, F Tipi uygulamas›yla cezaevlerini de hücrelere dönüfltürüyor. Bugün ... devlet dairelerinden sivil kitle örgütlerine üniversiteden soka¤a kadar her yerde muhalif kimlikli insanlar›n pay›na düflen bask› ve zor ortam› cezaevlerine de F Tipi dayatmas› fleklinde yans›yor... Türkiye'de cezaevi olay› bu adaletsizlik ve zulüm zincirinin son halkas›n› oluflturuyor. F Tipi ise bu halkan›n en çirkin, zalimane ve insanl›k d›fl› örne¤i. Bu çirkinli¤i savunma ad›na sergilenen demogojileri reddetmek ve insanlar›n insaniliklerinin gerektirdi¤i koflullarda yaflamalar›n› engellemeye yönelik bu zulüm ve dayatma uygulamas›na karfl› ç›kmak insan›m diyen herkesin sorumlulu¤u olarak görülmelidir...

Hülya fiekerci (Özgür-Der Baflkan›) 46

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

TECR‹T KALDIRILSIN, ÖLÜMLER DURDURULSUN .... ÖDP için hücre tipi cezaevleri ve bunun yans›tt›¤› cezaland›rma anlay›fl› kabul edilemez bir durumdur. ‹nsanlar› izole eden, tecrit mant›¤› ile oluflturulan bu cezaevlerine karfl› ÖDP’nin mücadele etmesi çok do¤ald›r. Burada mahkumlar›n kifliliksizleflmesini hedefleyen, onlar› yaln›zlaflt›rarak insanlar›n ruhlar›n› ve bedenlerini teslim alma ve de¤ifltirme anlay›fl› ile oluflturulan cezaland›rma ve cezaevi mant›¤›na karfl› ciddi bir duruflun olmas› da çok do¤ald›r. ... Gerek TTB’nin çeflitli çal›flmalar›nda gerekse Türkiye'deki insan haklar› kurulufllar›n›n raporlar›nda ortaya konmufl olan talepler ve cezaevi düzeni yeterli veriler sunuyordu. Ve ÖDP bunlar› sahiplendi. Örne¤in ÖDP hücre tipine karfl› bugünkü iflleyifli ile bir çok sak›ncay› içinde bar›nd›ran bir ko¤ufl sistemini savunmad›... Tecrit bir demokrasi ay›b›d›r. ÖDP demokrasi mücadelesinin önemli bir aya¤› olarak gördü¤ü bu meseleye dair bütün kararl›l›¤› ve mücadeleyi gelifltirmeye devam edecektir. Sonuç yerine, ( talep ve öneriler) - Hücre tipi cezaevleri derhal kald›r›lmal›d›r. - F (hücre) tipi cezaevleri için ayr›lan milyonlarca dolar tutuklu ve hükümlülerin yaflam koflullar›n›n düzeltilmesi için kullan›lmal›d›r. - Açl›k grevlerine müdahale ve daha pek çok insan haklar›na ayk›r› düzenlemeye son verilmelidir. - Ayr›ms›z genel af derhal ilan edilmelidir. - Terörle Mücadele Kanunu la¤vedilmelidir. - Tutuklu ve hükümlü ay›r›m› kald›r›lmal›d›r. - Cezaevlerinin genelge ve yönetmeliklerle yönetilmesinden vazgeçilmeli, tutuklu ve hükümlülerin baflta yaflam hakk› olmak üzere temel hak ve özgürlükleri yasal güvenceye ba¤lanmal›d›r. - Uluslararas› standartlar ve Türkiye'nin özgünlükleri dikkate al›narak bir cezaevleri standard›.. Baro, Tabibler Odas› gibi meslek kurulufllar›n›n yan›s›ra, DKÖ’lerin, ilgili sendikalar›n, insan haklar› derneklerinin ve hükümlü temsilcilerinin kat›l›m› ile oluflturulacak bir komisyon taraf›ndan belirlenmelidir. Özgürlük ve Dayan›flma Partisi


görüfller, izlenimler

katk›

Tövbekarlar beni temsil etmiyor Ahmet KULAKSIZ E¤er yaflam› emekçi halk›n lehine yorumlamazsak varaca¤›m›z nokta her zaman egemenlerin saf› olmak zorundad›r. Elbette ülkemizde sol ad›na politikalar yapanlar iflin bafl›nda emekçi halk kesimlerinin temsilcisi olduklar› iddias›ndad›r. Ama, e¤er ki, kendilerinin belirledikleri gündemleri halk›n gündemi olarak ›srarla tart›fl›rsan›z sonuçta bu halk bizi neden anlam›yor açmaz›na düfleceksiniz. Yeni “birfleyler söylemeliyiz” ad› alt›nda ço¤u zaman yap›lan devrimci de¤erlerin i¤difl edilmesi olmufltur. Yaflanan bütün olumsuzluklar› “farkl› düflüncelerdir” diye görmezden gelemeyiz. Kim olursa olsun tarihsel süreçle ilgili birfleyler yapmaya kalk›flt›¤›nda, hele hele o dönemi temsil iddias› ile ortaya ç›kt›¤›nda söylediklerine ve yapt›klar›na çok dikkat etmek zorundad›r. Konu bir “kuflak” ya da dönemse e¤er öyle birkaç kiflinin biraraya gelip “ bizler flu kufla¤› temsil ediyoruz, onlar için birfleyler yapmak istiyoruz" dedi¤inde ad›na ne derseniz deyin sizler bir misyon üstlenmek istiyorsunuz demektir. ‹flte bütün sorun da bundan sonra bafll›yor. Önce, savundu¤unuz daha do¤rusu savunamad›¤›n›z bu dönemin insanlar›n›n sözcülü¤ünü üstlenmeyi bir hak olarak nas›l görüyorsunuz? Ha “o dönem bizler iflkence gördük flu kadar y›l hapis yatt›k bundan ötürü böyle bir hakk›m›z olmal›” diyorsan›z, özrünüz kabahatinizden büyük demektir. Evet iflkence gördünüz hapis yatt›n›z ama hayattas›n›z. Ya olmayanlar? Onlar ne olacak? Etraf›n›za bir bak›n ne göreceksiniz? Görmek istemiyorsan›z ben söyleyim. Yoksulluk, iflsizlik, açl›k, katliamlar, ölüm oruçlar›... Oligarfli halka sald›r›yor, halk›m›z gücü oran›nda direnmeye çal›fl›yor. Gerçek bunlard›r. Bunlara itiraz› olan var m›? Yok. Peki temsiline soyundu¤unuz “kuflak” bunlar› daha boyutlu yaflamad› m›? Yaflad›. Yan›bafl›n›zda katledilmedi mi dostlar›m›z. Nice cenazelerde “Ölümsüzdür” diye u¤urlamad›k m› canlar›m›z›. Bütün gerçek iflte bunlard›r. Madem sözcü olacaks›n›z, bunlar› savunun da görelim. Öyle et-

raf›n›za birkaç tövbekar yazar çizer tak›m›n› alarak icazet kazanamazs›n›z. Onca de¤ere leke sürmeyin. Eksi¤iyle gedi¤iyle yarat›lm›fl direnifl geleneklerini bir yana itip, bütün görüfllerinizi neden olumsuz olan›n üstüne kurmaya çal›fl›yorsunuz? Neden direnifli mücadeleyi görmezden geliyorsunuz ve yeni kuflaklardan bunu sakl›yorsunuz? Ama saklamakta hakl›s›n›z. Çünkü bütün bu de¤erler sizin için birfley ifade etmiyor. Saklamazsan›z soracaklar size; Neden? Neden direniflin de¤il teslimiyetin teorisini yap›yorsunuz? Neden yoldafl›n› korumak için yaflam›n› feda eden kahramanlar› anlatmak yerine örgütlerin içki yasa¤›n› öne ç›kar›yorsunuz? E¤er becerebilirseniz ak›l vermek yerine oligarfliye tav›r al›n. Bir önceki kuflak temsilcilerinin düfltü¤ü durum hala belle¤imizde. Ayn› hatay› tekrarlamak için bu inat niye? Geçmifle çamur atma ve kirletme konusunda sözünüzü hiç esirgemiyorsunuz, bir yerlere yaranma olunca bülbül kesiliyorsunuz. Ama direnifl, mücadele, kavga dendi¤inde tek kelime yok. Neden yok aç›klay›n lütfen. Ülkemiz atefl geçitlerinden geçiyor. Ölüm oruçlar›, F tipi hapishaneler, emperyalizmin Irak sald›r›s› kap›da, yoksulluk, açl›k var... Bu durum 20 y›l önce de böyleydi. O gün de direnenler vard› bugün de var. Dönüp bak›n çevrenize, bugün direnifli, mücadeleyi savunan kimse var m›? Ben söyleyeyim hiç yok. O zaman “bizler tövbekarlar› temsil ediyoruz” deyin. “Bizler tehlikeden uzak duruyoruz, sohbetlerde, aile toplant›lar›nda geçmiflten, mücadeleden bahsetti¤imiz oluyor ama sabah ay›ld›¤›m›zda bütün bu konuflmalar› hemen unutuveriyoruz” deyin. Son soru; bu sat›rlar›n yazar› Ahmet Kulaks›z’› yani Canan'›n, Zehra'n›n babas›n› nas›l temsil edece¤inizi düflünüyorsunuz? Öyle her önüne gelen ben flu dönemi temsil ediyorum, demekle bu ifller olmuyor. Ben o 70’li y›llar›n insan›y›m, o tarihe karfl› kendimi borçlu hissederken bir tak›m insanlar›n o kavga arkadafllar›m›n an›s›na leke sürmesini izlememi bekliyorlar. ‹zleyemem ve sahip ç›kmak onur borcumdur. Ben dün yapamad›klar›m›n bir bölümünü bugün yerine getirmek istiyorum. Ben evlatlar›m›n kuflaklar›, ça¤lar› birlefltiren onurunu tafl›yan bir babay›m. Kimse benim ve dostlar›m›n izni olmadan bizi temsil edemez. Hele tövbekarlar hiç. Soruyu duyar gibiyim. Kim mi temsil eder? Soru ne kadar anlams›z de¤il mi? Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

47


Kültür Sanat lar›n› tafl›maktan omuzlar› nas›rlaflm›fl halk›m›z katilleri affetmeyece¤ini göstermiflti bir kez daha. Ecevit’in yuhland›¤› haberini verenler, neden yuhland›¤›na de¤inmese de, herkes biliyordu. Ecevit, Baykal, Dervifl vb. oy avc›lar›n›n, katillerin, soyguncular›n, sahtekarlar›n böylesi bir etkinli¤e davet edilmesi, kirli siyasi emellerine alet edecekleri bir ortam sunulmas›, organize edenler aç›s›ndan bir olumsuzluktu. Bin y›l› kana bulayanlarla bin y›l›n kültürünü yaflatanlar›n ortak hiçbir de¤eri, paylaflt›klar› ve paylaflacaklar› hiçbir fley yoktur. Alevili¤in “kardefllik, bar›fl kültürü” de katillerle bar›fl›kl›ktan sözetmez. Aksine, “zalime karfl› gelerek bulaca¤› ölümü yücelik sayar.” “Bin Y›l›n Türküsü”nde Türkçe’den Rumca’ya, Ermenice’ye kadar Anadolu halklar›n›n dilinde, kültüründe söyle-

Ecevit’e Yuuh! -Bin y›ll›k kavga ve kardefllik topra¤›na selamAnadolu’nun bin y›l›, halklar›n zulme isyanlar›yla doludur. Resmi tarihler yazmaz bunu. “Eflk›ya, flaki, imans›z, terörist” der ç›kar. Ama halklar›n kendi dilinde, kendi tarz›nda tarihi yaflatma, gelecek kuflaklara isyanlar›n›, baflkald›r›lar›n›, ac›lar›n›, öfkelerini, açl›¤›n›, yoksullu¤unu ve sevinçleri aktarma araçlar› vard›r. Türküler, a¤›tlar bu araçlar›n en bafl›nda gelir ve hiçbir tarih kitab›n›n b›rakamad›¤› izi b›rak›r halklar›n belleklerinde. Pir Sultan’dan Yunus’a, Karacao¤lan’dan Mahzuni’ye bak›n Anadolu’nun bin y›ll›k tarihini bulursunuz türkülerinde, dizelerinde. 5 Ekim günü ‹stanbul’da Abdi ‹pekçi Kapal› Spor Salonu’nda Alevi Bektafli Kurulufllar› Birli¤i (ABKB) taraf›ndan düzenlenen “Bin Y›l›n Türküsü” etkinli¤i iflte bu tarihin bir özeti gibiydi. O tarihte en büyük yeri halk›m›z›n isyanlar›, kavgalar› ald›¤› içindir ki, “aç›l›n kap›lar flaha gidelim” dizeleri binlerce kifli taraf›ndan hep birlikte hayk›r›ld›. Halk›m›z zulmün kap›lar›n›, zalimlerin etraflar›na ördü¤ü duvarlar› k›r›p parçalama coflku ve iste¤ini böyle ifade etti o gece. Ama görkemli ba¤lama orkestras›ndan yükselen türkülerin sesi de¤ildi sadece duyulan. Daha etkinli¤in bafl›nda “yuuuh” sesleri yükseldi binlerce a¤›zdan. Çünkü katliamc›l›¤›n›, soygun düzeninin has adam› oldu¤unu onlarca kez ispatlayan, Marafl katliam›n›n baflbakan› olmaya, bir de 19 Aral›k katliam›n›n komutan› olmay› ekleyen Ecevit salona girmiflti. Ecevit’e yuuuh, dedi binlerce insan. Alevili¤in ilerici yanlar›n› törpülemek, tarihini unutturmak isteyenlere, “unutmad›k, unutmay›z” diyen yuuh sesleriydi bunlar. Alevi halk›m›z, diri diri yakanlar› unutmam›flt›, 97 kez tabut48

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

nen türküler, flovenizmin halklar› birbirine düflmanlaflt›ramad›¤›n›n da bir göstergesiydi ayn› zamanda. Egemenler asimilasyoncu, inkarc›, imhac› politikalarla halklara ne dilini kültürün, türkülerini unutturabildiler, ne de o türkülerin yanyana gelmesini engelleyebildiler. Ali Ekber Çiçek’ten, Arif Sa¤’a, Nilüfer Akbal’a kadar onlarca sanatç› Anadolu’nun türkülerini, a¤›tlar›n› bin ba¤lama eflli¤inde söylerken, tüm k›talardan halklar›n sesi de Anadolu’nun sesine kat›ld›. Afrika’dan Latin Amerika’ya müzik gruplar› gösteriler sundular. Semahlar›n dönüldü¤ü “Bin Y›l›n Türküsü” yaflayan Anadolu’yu, her milliyetten, mezhepten halklar›n Anadolusu’nu kendi dilinde üslubunda anlatt›.


gençlik’ten ‹.Ü. Aç›l›fl fienli¤i’nde “ABD ORTADO⁄U'DAN DEFOL” Sloganlar› listin halk›na yönelik zulüm politikalar›n› protesto eden sloganlar› 5 bin kifli hep birlikte att›lar. 5 Ekim günü düzenlenen flenlikte s›ras›yla BGST45'lik fiark›lar, Grup Ç›¤, Grup Yorum ve Yeni Türkü’nün söyledi¤i parçalarla merkez kampüs bahçesinde yap›lan flenlikte ö¤renci kulüpleri çeflitli dergi ve ö¤renci dernekleri de açt›klar› standlarla yeni gelen ö¤rencilere kendilerini tan›tt›lar.

Her y›l geleneksel olarak düzenlenen ve Ö¤renci Kültür Merkezi bünyesindeki kulüplerin organize etti¤i ‹stanbul Üniversitesi aç›l›fl flenli¤i bu sene de büyük bir coflkuyla gerçekleflti. Gençli¤in anti-emperyalist gelene¤ine sahip ç›kan ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencileri, bu y›lki aç›l›flta Amerika’n›n Ortado¤u’ya sald›r› haz›rl›klar›n›, Fi-

fienli¤in en coflkulu bölümü ise, Grup Yorum'un sahneye ç›kt›¤› andan itibaren yaflanmaya baflland›. Ö¤renciler Grup Yorum'un türkü ve marfllar›na halaylar ve sloganlarla efllik ederken “Hakl›y›z Kazanaca¤›z” marfl› kitleyle birlikte söylendi. En s›k at›lan sloganlar “ABD ORTADO⁄U'DAN DEFOL”, “YAfiASIN ÖLÜM ORUCU D‹REN‹fi‹M‹Z” ve “YÖK'E HAYIR, 6 KASIM'DA ALANLARA” sloganlar› oldu.

Ç‹ZG‹YLE

Ekmek ve Adalet / 13 Ekim 2002 / Say› 30

49


kahramanlar ölmez Hayri KOÇ Sultan CEN‹K fiehitlik tarihi: 10 Ekim 1992 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Ac›badem fiehit düflme flekli: Bir DEMKAD‘l› olarak mücadeleye kat›ld›. Daha sonra, illegal alana geçti. Bulundu¤u üs kuflat›ld›¤›nda direndi ölüm mangalar›na. Direnerek flehit düfltü.

Aslan B‹LG‹N fiehitlik tarihi: 15 Ekim 1996 fiehit düfltü¤ü yer: Tokat fiehit düflme flekli: Turhal’da devrimci demokratik çal›flmalar›yla biliniyordu. Kontrgerillan›n evlerine düzenledi¤i bask›nda annesi ve babas›yla birlikte katledildi.

fiehitlik tarihi: 10 Ekim 1991 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Merter fiehit düflme flekli: Üç iflkencecinin cezaland›r›lmas›ndan sonra, Merter’de girdikleri çat›flmada flehit düfltü. Hüzün istemem yoldafllar Gülen gözbebeklerinizde Halaylar çizmelisiniz gökyüzüne Tilililerle donatmal›s›n›z bulutlar› Kana kana içmelisiniz Yaflam›n kayna¤›ndan yaflama Günü gelince sunmak için kavgaya Ölümlerle büyütüyoruz flafa¤› Toprak kokuyor açl›¤›m›z›n fidan› Her gün Tomurcuklar konuyor bedenime Ac›larla ab-› hayat tafl›yoruz Sevdam›z Anadolu’ya...

Ahmet KARLANGAÇ fiehitlik tarihi: 12 Ekim 1980 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü fiehit düflme flekli: Devrimci hareketin önder kadrolar›ndan biriydi. Nihat Erim’in cezaland›r›lmas› eylemiyle ilgili olarak gözalt›na al›nd›. ‹flkencede boyun e¤medi. ‹flkenceciler taraf›ndan gözalt›ndayken katledildi.

Ayhan PEKTAfi fiehitlik tarihi: Ekim 1980 fiehit düfltü¤ü yer: Bar›fl BUDAK ‹zmir Alsancak fiehitlik tarihi: fiehit düflme flekli: 12 Ekim 1997 ‹zmir Liseli DEV-GENÇ yöfiehit düfltü¤ü yer: netici kadrolar›ndand›. 12 Eylül cuntas›na karfl› tereddüte Dersim düflmeden mücadelesini sürfiehit düflme flekli: K›r gerilla birli¤inde savaflç› olan Bar›fl, zaaflar›n› yenme konu- dürürken, emperyalist bir kusunda umutsuzlu¤a düfltü¤ü bir anda, düzene dönmek ya da düfl- rulufla yönelik eylem s›ras›nmana teslim olup ihanet etmektense, nöbet s›ras›nda intihar ederek da elindeki bomban›n patlamas› sonucu flehit düfltü. aram›zdan ayr›ld›.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb030 by sol yayin - Issuu