Skip to main content

AdaletWeb023

Page 1

Haftal›k Dergi

IMF’nin Ajan› Kemal Dervifl,

Say›: 23 25 A⁄USTOS 2002 F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

EUROPE: 3 EURO

www.ekmekveadalet.com

Ekmek ve Adalet Merkez Bürosu, Gençlik Gelecektir Dergisi ve TAYAD polis taraf›ndan bas›ld›

Bask›n, Ya¤ma, Talan, ‹flkence

Neden

‘Solcuyum’ Diyor? Çıkarcılar, vatan hainleri bu ülkeyi yönetemez!

En büyük vatanseverler, devrimciler yönetecek!

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

POL‹S HALKI EKMEKS‹Z VE ADALETS‹Z BIRAKMAK ‹ST‹YOR! Ölüm orucu direnifli 676. Gününde

Emperyalizme ve faşizme karşı

DİRENME SAVAŞI ANTİ-EMPERYALİSTLERE ve ANTİ-FAŞİSTLERE ÇAĞRIDIR


Foto¤raflarla Tarihimiz

Zavall›!..

Burjuva politikac›lar› VE DEVR‹MC‹LER Düzen partileri VE DEVR‹MC‹ PART‹ v

Tarih: 1991 fiubat-May›s Yer: Kocaeli Maga Deri Direnifli

Meral ve Çelebi UTANMAZLAR! ‹flbirlikçiler IMF Ajanlar›

25 fiubat’ta bafllayan iflgal, 75 gün sürdü. ‹flçilerin taleplerinin kabul edilmesiyle sona erdirildi.

v

Ortal›¤› IMF solcular›, MGK solcular›, AB solcular› doldurdu

Emperyalizmin Solu Yoketme Plan›

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 491 16 40 Faks:0212 491 16 37

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

Devrimcilerin önderli¤iyle, deste¤iyle kazanan bir direniflti Maga Deri direnifli. Meraller’in, Çelebiler’in utanmazca ve pervas›zca sendikalar› IMF’ye peflkefl çekti¤i günümüzde, içeride iflçilerin direndi¤i fabrikan›n kap›s›nda as›l› pankarttaki sözün do¤rulu¤u tart›fl›lmaz hale geliyor. Bu yap›lamad›¤› için bugün IMF ajanlar› Meraller, Çelebiler böyle ortada cirit atabiliyor.

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Ekmek ve

Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey

‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Ömera¤a Mah. Atça Cami Cad. No: 30 Kat: 2 Tel-fax: 0262 322 88 09 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Tel-faks: 0 324 232 15 74 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 321 59 93 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9 Tel: 0 372 252 51 79

Adalet

Bravo Hasan Özdemir! Hollanda’da dayak yiyor, gelip ‹stanbul’da devrimci dergileri bas›p çal›flanlar›n› iflkenceden geçiriyor. Güya akl› s›ra “intikam” al›yor. Tam bir zavall›l›k. Büromuz, ‹stanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir’in talimat›yla bas›ld›, talan edildi, kap›lar› balyozlarla parçaland›. Arama için “hakim karar›” bile alm›fllard›. Ama gerekçeleri kargalar› güldürecek cinsindendi. Güya dergimizin merkez bürosunda “canl› bomba e¤itimi” yap›l›yormufl da, onun için bask›n izni vermifl hakim. Bask›nda da zaten büromuzda “DHKP-C’nin askeri kanat sorumlusu” ç›km›fl. Demek art›k canl› bomba e¤itimleri legal, yasal dergi bürolar›nda yap›l›yor. Demek örgütlerin askeri kanatlar› art›k hergün, her saat polisin gözetim ve denetimindeki dergi bürolar›nda bulunuyor. Bu iddiada bulunan›n da, bu iddiay› ciddiye al›p arama izni verenin de ak›l sa¤l›¤› kuflkuludur. Hele ki bu kifliler “güvenlik güçleri, hukukçu” gibi kimlikler tafl›yorlarsa, o zaman toplumun tümü aç›s›ndan da büyük tehlike var demektir. Hollanda’daki “uçan tekme” anlafl›lan dengesini bozmufl Hasan Özdemir’in. Daha akl› bafl›nda bir gerekçe bulamam›fl borümuzu basmak için. B i r TV kanal› bürom u z a yönelik bask›n haberini verirken, tam da

Hasan Özdemir gerçe¤ini ifade ediyordu asl›nda: “Hollanda’da Hasan Özdemir’in sald›r›ya u¤ramas›ndan sonra bu örgüt üzerine operasyonlar yo¤unlaflt›r›ld›...” Zavall› Hasan Özdemir! Nas›l gitti¤i, kimin finanse etti¤i, gecenin o saatinde sokakta, hem de korumas›z ne arad›¤› meçhulken, onlar› aç›klamak yerine, bask›nlarla “ac›s›n› hafifletmeye” çal›fl›yor. Hollanda’da dayak yiyor, gelip Türkiye’de demokratik kurumlara sald›r›yor. Bravo! Ne büyük cesaret! Ne büyük kahramanl›k! Nas›l da korkusuzlu¤unu gösterdi Hasan Özdemir, Hollanda’dan yay›nlanan görüntülerdeki zavall›l›¤›n› ne de güzel unutturdu herkese ama! Dayak yedi¤i yer Hollanda. Buras› ‹stanbul. Daya¤› atan da biz de¤iliz. Ama “Sallabafl” Hasan, “kahramanl›¤›n›” bize karfl› gösterecek! Ucuz kahramanl›klar böyle olur zaten. Terör flubesinin iflkenceci katillerini, yüzlerce Çevik Kuvveti takm›fl pefline gelmifl, kahramanl›k tasl›yor. Bir daha bravo Hasan Özdemir; bu ülke seni, bir Armutlu’ya bayrak dikti¤in günkü kahramanl›¤›nla, bir de yedi¤in daya¤›n ac›s›yla, bürolara düzenledi¤in bask›nla “Türk Büyükleri” listesine bile koyar art›k. Onlarca çal›flan›m›z› iflkencehaneye tafl›makla yetinmeyen Özdemir, ertesi günü, estirdi¤i terörü anlatmak için yapmak istedi¤imiz bas›n aç›klamas›na da engel olmaya çal›flt›. Büromuzun etraf› kuflat›ld›, bas›n içeri al›nmad›. Kimbilir, Hollanda’da yedi¤i daya¤› hat›rlataca¤›m›zdan korktu belki yine. “Uçan tekme”nin ac›s›n› burada bizden ç›karmaya kalkmas›n›n zavall›l›¤›n› anlataca¤›m›z› düflündü belki de. Ama iflte, biz söyleyece¤imizi her koflulda söylüyoruz yine. Ne bask›nla yedi¤i daya¤›n ac›s› ç›kar, ne bize uygulad›¤› yasaklarla, zavall›l›¤›n›n ortaya ç›kmas›n› engelleyebilir. Zavall› koskoca ‹stanbul Emniyet Müdürü!


‹çindekiler 3...

Sol Maskesiyle Solu Yoketme Plan›

5...

Hücrelerden.. fiehitler Vermeye Devam Ediyoruz

6...

“Bu Zamanda Direnmekten Baflka Seçenek Yok”

9...

BASKIN, TERÖR, TALAN, YALAN, GÖZDA⁄I

14...

Halk›n Hukuku

15...

CHP ‘Solculu¤u’nun Evveli ve Yar›n›

18...

Ba¤›ms›z Türkiye... Bergamalar› Yokedin

19...

TAYAD D‹REN‹fi‹N SES‹N‹ YAYIYOR... Konsolosluk Önünde... B›rak›n...

22... 24...

D‹RL‹K ÇIKAR MI? Burjuva Politikac›lar›... Ve Bizimkiler...

26...

Çözüm... DEVR‹MC‹ PART‹

29...

Fatma’lar›n, Halk›n Namusu ‹çin Direnifli

30...

‹ki UTANMAZ!

32...

Türkiye Tarihinde Ad› “Suçlular“ Aras›nda Yeralacak

34...

Tüm Suçlular Katliamda Yanyana

37... 38...

“Hücre ‹flkenceli Ölümdür” Baflka Bir Terörizm Tan›m› Var M›?

39...

Susturulamayan Ses...

40...

Deprem ve “Ülke Menfaatleri”

42...

Bir Arkadafl› Semra Baflyi¤it’i Anlat›yor...

44...

Tarihe Belge-3 Fatma Bilgin’den Yoldafllar›na

45... 47...

‹TT‹FAK; Kiminle, Kime Karfl›? Emperyalizme Karfl› Mücadele Ça¤r›s›

49...

Bas›na Terör ve Medya

50...

Kahramanlar Ölmez

Sol Maskesiyle Solu Yoketme Plan› Türkiye solunun, devrimcilerinin emperyalizmin bu planlar› içinde “parlamentoculuk” oynama lüksü yoktur. Halktan, ba¤›ms›zl›ktan, demokrasiden yana olan hiç kimse, “solda birlik” ad›na IMF’cilerin meflrulaflt›r›laca¤›, açl›¤›n ve zulmün sorumlulu¤unun “sola” y›k›laca¤› oyunlar›n içinde yer alamaz. Ne sol üzerine, ne birlik üzerine masal dinlemeye vaktimiz yok. Emperyalizme, faflizme karfl› mücadeleyi yükseltelim. Solculuk budur. Solun birli¤i bu mücadele içinde sa¤lan›r. Ve yoksul halk›n ç›karlar› ancak bu mücadele içinde savunulur. aflvurduklar› onca zulme, ideolojik-kültürel sald›r›lar› ra¤men, düflünceleri yokedemediler. ‹deolojileri yokedemediler. Solu, devrimcili¤i yokedemediler. Egemen s›n›flar flimdi yokedemediklerini kendi tekellerine alarak etkisizlefltirmeyi deniyorlar. Art›k herkes kabul etmek durumundad›r ki, devrimci düflünceler de, Türkiyeli devrimciler de, ne zulümle, ne ideolojik bombard›manla yokedilemeyecek kadar güçlü ve köklüdürler. Düflünceleri, ideolojileri yok sayan projelerin bir bir iflas etmesi bunun sonucudur. Solu, devrimcili¤i yoketmek, bunu baflaramad›klar›ndaysa içini boflaltmak için bugüne kadar bir çok yola baflvurdular. Baflaramad›lar. Yine baflaramayacaklar. Sol üzerine Dervifl’li, Cem’li ayak oyunlar›n› bu tarihsel tecrübemizle ve ideolojik güç ve kararl›l›¤›m›zla izliyoruz. Milliyetçi, pragmatist, icazetçi kimi kesimler oligarflinin “sol” üzerine gelifltirdi¤i bu manevralara prim verse de, Türkiye solu, devrimcileri bu oyuna gelmeyecektir. Bu oyunu da bozaca¤›z. Onlar›n sol maskelerini de yüzlerinden düflürece¤iz. iyasi geliflmelerin seyri ilk bak›flta flafl›rt›c› görünüyor. “Sa¤ sol bitti, ideolojiler öldü” derlerken, birden solu keflfettiler. Bir kaç gün önce, sa¤› solu b›rak›p “merkezi güçlendirmek” gerekti¤inin teorisini yapanlar, birden “sol ihtiyac›n›” yazmaya bafllad›lar. Düzenin “sol aflk›”n› deprefltiren nedir, bunun iyi bilinmesi gerek. Sola, dolay›s›yla halka kurulan tuzaklara düflmemek için bu flart. IMF’nin program›n›n uygulanmas›na göz kulak olmak üzere IMF taraf›ndan bakan olarak atanan Dervifl’in “solculu¤undan” kimsenin pek fazla haberi yoktu. Ne zaman ki, emperyalistlerin iste¤i üzerine seçim sözü edildi (ki bu sözü gündeme tafl›yan da yine emperyalizmin bakan› Dervifl’den baflkas› de¤ildi) o andan itibaren de Dervifl solcuyum demeye, tekelci bas›n›n kalemflörleri de “solun birli¤i”ni sa¤layacak “kurtar›c›” olarak Dervifl’in reklam›n› yapmaya bafllad›lar. ervifl’in siyaset sahnesine “solcu” olarak ç›kar›lmas›nda s›r olan hiç bir yan yoktur. Böyle yapmak zorunda kald›lar. Çünkü hat›rlarsan›z, Dervifl siyaset sahnesine ç›kt›¤›nda “sosyal-liberal sentez” ad›n› verdi¤i bir ucubeden sözediyordu. Bu “sentez”in

B

S

D

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

3


burjuva bas›ndaki teorisyeni de Ertu¤rul Özkök’tü. Onun ç›k›fl noktas›, “sa¤›n solun olmad›¤›, ideolojilerin öldü¤ü”ydü. K›sa zamanda projelerinin tutmayaca¤› görüldü! Sa¤›n, solun bitmesi, ideolojilerin ölmesi, ancak s›n›flar aras›ndaki farkl›l›klar›n, çeliflki ve çat›flmalar›n bitmesiyle mümkündür. Oysa dünya gerçe¤i de, ülkemiz gerçe¤i de tam ters yöndedir; egemen s›n›flarla ezilen s›n›flar aras›ndaki fark her gün büyüyor, çeliflkiler dünyada da, ülkemizde de her geçen gün daha keskinlefliyor. çl›¤›n, sefaletin bu kadar yayg›nlaflt›¤›, zulmün bu kadar “ola¤anlaflt›¤›” ülkemizde, halk›m›z›n ancak solla, devrimle karfl›l›k bulacak özlemleri ve talepleri güçlüdür. Prati¤e yans›yan boyut henüz c›l›z olsa da, halk›n öfkesi, tepkisi, hoflnutsuzlu¤u büyüktür. Halk›n hoflnutsuzlu¤unu, biriken öfkesini nas›l etkisiz hale getiririz diye bir plan daha yap›lm›flt›r. Kemal Dervifl, bu plan›n sonucunda ortaya “solcu”olarak ç›kart›ld›. Yani özetle; Dervifl’in solculu¤u, emperyalizmin devrimcileri yoketme plan›n›n bir parças›d›r. Solu yoketmek, gözden düflürmek için, fiziki olarak yokedemedikleri solu siyasi anlamda yoketmek için, kendilerine solcu diyorlar. Emperyalizmin suçlar›n›, günahlar›n› sola y›kmak için kendilerine “solcu” diyorlar. Böyle oldu¤u için de; kendi misyonunu daha bafl›ndan itibaren “devrimci solun önünü kesmek, halk›n düzene karfl› mücadelesini törpülemek” olarak belirlemifl olan

A

4 4 4

Solu, devrimcili¤i yoketmek, bunu baflaramad›klar›ndaysa içini boflaltmak için bugüne kadar bir çok yola baflvurdular. Baflaramad›lar.

Yine baflaramayacaklar. Sol üzerine Dervifl’li, Cem’li ayak oyunlar›n› bu tarihsel tecrübemizle ve ideolojik güç ve kararl›l›¤›m›zla izliyoruz. Milliyetçi, pragmatist, icazetçi kimi kesimler oligarflinin “sol” üzerine gelifltirdi¤i bu manevralara prim verse de, Türkiye solu, devrimcileri bu oyuna gelmeyecektir. Bu oyunu da bozaca¤›z. Onlar›n sol maskelerini de yüzlerinden düflürece¤iz. 4

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

CHP ve Baykal’la Dervifl’in buluflmas› zor olmam›flt›r. u solculuk, IMF solculu¤udur. Dünyan›n en zengin dolay›s›yla en sömürücü üç kiflisinden biri olan Bill Gates solculu¤udur. Ne diyorlar? Bu ekonomik sistem, bu ekonomik politikalar oldu¤u gibi sürsün, ama iflte biraz açlara yard›m edilsin. Baykal’›n, Dervifl’in, solculuklar›n›n kan›t› olarak “program›n sosyal yönünü gözetece¤iz” deyifllerinin anlam› budur. Solculuk bu kadar basitse, IMF, Dünya Bankas› da solcuyum der. Nitekim, bir çok ülkede, bu arada ülkemizde de bu kurumlar “yoksulluk haritalar›” ç›kar›yorlar, günde bir somun ekmek vermek için. Solculuk buysa, iflte onlar da solcu. Ama Türkiye solunda, Kürt milliyetçili¤i hariç, onlar›n bu solculu¤uyla ortak olacak kimse yoktur. Kürt milliyetçili¤i, Dervifl arac›l›¤›yla uygulanan plan karfl›s›nda, onun yüzündeki sol maskeyi düflürece¤ine tersine onun “solda birlik” çabalar›n› takdirle karfl›lad›, daha ileri gidip onu “demokrasi bloku”nun “stratejik liderli¤ine” lay›k gördü. Ve halen, kendi varolufl gerekçelerini ortadan kald›rd›klar›n› görmeyen bir siyasi körlük içinde Dervifl’i, Baykal’a, Cem’e “solda birlik için u¤rafl›yorsan›z bize de gelin” ça¤r›lar› yap›yorlar. Dervifl’in “solculu¤unu” kabul edecek bir de “sahte solcu” olduklar› tescilli Ayd›nl›kç›lar vard›r. E¤er ki, Dervifl yar›n “solcuyum” sözlerinin yan›na “ulusalc›y›m” sözünü de eklerse, ayn› daveti Perinçek’ten de alaca¤›na flüphe yoktur. Ama o kadar. Dervifl’lerin, Baykal’lar›n “solda birli¤ine” kat›lacak baflkas› kolay kolay ç›kmaz. Ç›karsa, kendini bitirece¤i kesindir.

B

ürkiye solunun, devrimcilerinin emperyalizmin bu planlar› içinde parlamentoculuk” oynama lüksü yoktur. Halktan, ba¤›ms›zl›ktan, demokrasiden yana olan hiç kimse, “solda birlik” ad›na IMF’cilerin meflrulaflt›r›laca¤›, açl›¤›n ve zulmün sorumlulu¤unun “sola” y›k›laca¤› oyunlar›n içinde yer alamaz. Sistemden kopmayan solun meflruluk aray›fl›, onlar› Avrupa emperyalistlerinin, düzen güçlerinin kuca¤›na itmektedir. IMF solculu¤uyla, AB solculu¤uyla, düzen güçleriyle ittifakla emekçi, ezilen yoksul halk›m›z›n ç›karlar› savunulamaz. Kendine sol diyen, bu konuda iddial› ve samimi olan herkesin bunu görme zaman›d›r. Ne sol üzerine, ne birlik üzerine masal dinlemeye vaktimiz yok. Emperyalizme, faflizme karfl› mücadeleyi yükseltelim. Solculuk budur. Solun birli¤i bu mücadele içinde sa¤lan›r. Ve yoksul halk›n ç›karlar› ancak bu mücadele içinde savunulur.

T


1 9 8 4 1 9 9 6 2 0 0 0

2 0 0 2

fiEH‹TLER VERMEYE DEVAM ED‹YORUZ!

“Baflka yollar, baflka biçimler” diyenler ne yap›yor? Direnifl 23. ay›nda. Semra, Fatma, Birsen... fiehitler vermeye devam ediyoruz. Zulme ve zamana meydan okuyuflumuz sürüyor. Zulüm karfl›s›nda asla boyun e¤memek, bizim için bir teori, bir ajitasyon, bir karar olup-olmamas› meselesi de¤il, devrimci yaflam biçimimizdir. Böyle bakt›¤›m›z için, zulmün hiç bir biçimi, direniflimizi k›ramad›, emperyalizmin ve oligarflinin hiç bir takti¤i bize boyun e¤diremedi. Emperyalizme ve faflizme karfl› mücadele, hayat›n her alan›nda ve her an›nda sürdürülmesi gereken bir mücadeledir; bütünselli¤i ve süreklili¤i esast›r. Böyle bakt›¤›m›z için, irademiz, kararl›l›¤›m›z iki y›la yaklaflan bir süredir bu direnifli omuzlayacak gücü verdi bize. fiu gerçek, tüm devrimci, demokrat, sol güçler aç›s›ndan aç›k olarak tesbit edilmelidir: Bafl›ndan itibaren “ölüm orucuna alternatif” olarak kim ne söylediyse, söyledi¤inin gere¤ini yerine getiremedi. Ölüm Orucu bafllamadan, ölüm orucuna “alternatif” olarak “önce d›flar›da mücadele gelifltirilmeli” denildi; dediler ama gere¤ini yapmad›lar, d›flar›y› omuzlayan da devrimci hareket oldu... Ölüm orucumuza karfl›, “Yaflam›n Kutsall›¤›” üzerine çok fley söyleyenler oldu, ama yaflam›m›z› savunmak için söylediklerinin yüzde biri kadar emek harcamad›lar, risk alt›na girmediler...

direnme savafl› sürüyor 676. gün

Katliamlar yaflad›k, bize “ölüm orucunun d›fl›nda demokratik mücadele yollar›” önerildi. Hapishaneler için bu “önerme” sadece saçmayd›, d›flar›s› için ise, demokratik mücadelede de TAYAD’l›lar vard› as›l olarak, teorinin sahipleri pek yoktu. Genel demokrasi mücadelesinin geliflmesinden sözedildi, ama sözedenler bu mücadelede yoktu... ‹çeri-d›flar› bütünlü¤ü üzerine teoriler yapanlar, d›flar›da biz ölürken yoktular... “Ölüm orucunun d›fl›nda fiili direnifl biçimleri var” denildi. Somutlay›n dedik, kimse somutlayamad›... K›sacas›, ölüm orucuna karfl› ç›kmak, kat›lmamak, desteklememek için, “alternatif” bulma ad›na bir çok fley söylendi de söylendi. Pratik, somut sonuçlar aç›s›ndan tüm bu söylenenlerin karfl›s›ndaki hane ise bofl kald›. Ve daha önemlisi; bugün tüm bu “alternatif biçimler var” diyenler art›k bunu bile demez durumda. Daha do¤rusu hiç bir fley diyemez durumdalar. Adeta devlet gibi, onlar da ölüm orucu yokmufl gibi davran›yorlar. Unuttuklar› flu; direnifl, öylesine güçlü ki, yok say›l›nca yok olmuyor. Devletin bu konudaki tüm gayreti, iflas etmifltir. Semralar›, Fatmalar›, Birsenleri kim, nas›l, ne hakla yok sayabilir? Yok sayanlar›n “politikas›” da kendilerini vuruyor, daha da vurur. Halk güçleri, sol güçler, bu yoksayma, görmezden gelme “politika”s›ndan dönmek; kendi çizgisinde, kendi “alternatifleri”yle de olsa, direniflin yan›nda yerini almak durumundad›r. Kimse unutmamal›d›r ki; direniflin her geçen gün büyüyen kahramanl›¤›, fedakarl›¤›, tüm solun sorumlulu¤unu da büyütüyor. Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

5


7. Ölüm Orucu Ekibi Direniflçisi Birsen Hoflver, Direniflin Ça¤r›s›yla fiehit Düfltü:

“Bu zamanda direnmekten baflka seçenek yok!” Direnme Savafl›nda 672. Gün... 94. fiehit: Birsen Hoflver Neredeyse iki y›l› tamamlayacak olan direniflin son üç haftas› içinde, üçüncü flehit verildi. Malatya Hapishanesi’nde 26 Eylül 2001’de ölüm orucuna bafllayan Birsen Hoflver, Ankara’da 22 A¤ustos’ta flehit düfltü. Yazd›¤› mektupta, “bu zamanda direnmekten baflka seçenek yok” diyordu direniflin 94. flehidi. Kastetti¤i zaman nas›l bir zamand›? Hepimiz içinde yafl›yoruz. Söyledikleri, kimsenin yabanc›s› oldu¤u fleyler de¤il. Birsen Hoflver’in flehit düflmesi üzerine Cephe taraf›ndan yay›nlanan 268 no’lu aç›klamada “zaman”›n nice bir zaman oldu¤u özetleniyordu: Açl›¤›n ve zulmün hükümran oldu¤u bir zamanda yafl›yoruz.

iminin örgütlenmesinin, direniflinin katliamlarla, yasaklarla, F tipleriyle, bask›nlarla, iflkencelerle engellenmeye çal›fl›ld›¤› bir zamanda yafl›yoruz. Devrimci, vatansever, demokrat olman›n, halk›n ç›karlar›n› savunman›n, emperyalizme, faflizme karfl› ba¤›ms›zl›k ve demokrasi kavgas› vermenin büyük bedeller ödemeyi gerektirdi¤i bir zamanda yafl›yoruz. ‹flte bu zamanda direniyor Semralar, Fatmalar, Birsenler. ‹flte bu zamanda canlar›n› ortaya koyarak ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm kavgas›n› yürütüyor direnme savaflç›lar›.

Sömürgecilerin ülkemizi ya¤ma ve talan etti¤i bir z a m a n d a yafl›yoruz.

“Solculu¤un” çarp›t›lmaya, içinin boflalt›lmaya çal›fl›ld›¤›, IMF’cili¤in solculuk diye pazarlanmaya çal›fl›ld›¤› bir dönemde, Birsenler, solculu¤un ne oldu¤unu gösteriyorlar:

IMF’cili¤in, AB’cili¤in, Amerikanc›l›¤›n, MGK’c›l›¤›n “solculuk” diye yutt u r u l m a y a çal›fl›ld›¤›, halk›n tüm özlemlerinin bast›r›lmaya, kurtulufl umudunun yokedilmeye çal›fl›ld›¤› bir z a m a n d a yafl›yoruz. Halk›n her kes6

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

F tipi hapishaneler, aç›k ki, Birsenlerin, onlar›n devrimci düflüncelerini yoketmek için yap›ld›. Birsenler, devrimcidir. Ba¤›ms›zl›k, özgürlük savaflç›lar›d›r. Ve onlar, katliamlara, tecrite ra¤men, yokedilmek istenen düflüncelerini, devrimi savunmaya devam ediyorlar. “Direnmekten baflka seçenek yok” diyor Birsen. Çünkü gerçe¤i biliyor, görüyor ve ondan kaçm›yor. “Hiç kimse, ülkemizin bu gerçeklerinden kaçamaz. Türkiye gerçe¤inden kaçmak, açl›kt›r, iflsizliktir, zamd›r, zulümdür. Nüfusunun yüzde 18’inin mutlak yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflamaya


“Yeni Adalet Bakan›’na Ça¤r›m›zd›r:” Ölüm orucu direniflinin son iki flehidi, yeni Adalet Bakan› Aysel Çelikel’in döneminde verildi. Cephe aç›klamas›nda bu vesileyle yeni bakana yönelik bir ça¤r›ya da yer veriliyordu. Ça¤r› flöyle: Yeni Adalet Bakan› Aysel Çelikel, bu göreve getirilmeden önce, bir ö¤retim üyesiydi. ‹nsan haklar›ndan, demokrasiden yana yaz›lar yazan bir ayd›nd›. Türkiye ayd›nlar› ad›na bir s›navdad›r flimdi. Türkiye halk›na karfl› sorumludur. Yazd›¤› gibi, devletin kendi vatandafllar›na zulmetmesine karfl›ysa, bu zulmün doruk noktas›, tecrite son vermek durumundad›r. Bunu yapmad›¤› noktada, tarih, onu ayd›n tavr›yla de¤il, Türkiye ayd›n›n›n nas›l faflist devletin zulmünün aleti oldu¤uyla hat›rlayacakt›r. Biz bu devleti tan›yoruz. Çok iyi biliyoruz ki, katliamc›lar ona da “devlette devaml›l›k esast›r” diyeceklerdir. Do¤ru de¤ildir! Faflist devlet, gücü yetti¤i sürece zulmüne devam eder. Türkiye tarihi tan›kt›r ki, bu halk, hayat›n her alan›nda, söke söke, kopara kopara kazanm›flt›r haklar›n›. Faflizmin zulmüne, yasaklar›na direnifliyle geri ad›mlar att›rm›flt›r. Devletin bu direnifli k›ramayaca¤› çoktan kan›tlanm›flt›r. Ve direnenler, hakl› ve meflru haklar›n› eninde sonunda elde edeceklerdir. Bunun devletin kaç cinayeti sonucunda gerçekleflece¤i, flu anda bir yan›yla Aysel Çelikel’e ba¤l›d›r. Fatma Bilgin ve Birsen Hoflver yoldafllar›m›z, onun Adalet Bakanl›¤› koltu¤unda oturdu¤u dönemde flehit düflmüfllerdir. Ne “geçici”lik, ne de baflka bir gerekçe, bunlardaki sorumlulu¤unu ortadan kald›rmaz. Ölümleri ortak olmaman›n iki yolu vard›r; ya tecrite son verecektir, veremiyorsa, o koltu¤u terkedip ölümlerin sorumlulu¤una ortak olmay› reddedecektir.

mahkum edildi¤i, hapishanelerden dizi dizi tabutlar›n ç›kt›¤›, “do¤al afet” ad› verilen katliamlar›n kader haline getirildi¤i bir ülkede, bu tabloyu de¤ifltirmek, sand›ktan de¤il, direnmekten, örgütlü olmaktan, devrim mücadelesinden geçiyor. Birsen, örgütlüydü, devrimciydi, emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›¤›, faflizme karfl› demokrasiyi, kapitalizme karfl› sosyalizmi savunarak bu ülkenin ve halk›n kaderini de¤ifltirmek için savafl›yordu. Düzenin Birsenler’e, düflmanl›¤› iflte bu yüzdendir.” Emperyalizm ve oligarfli, Birsenlerin devrimcili¤ini, devrimci düflüncelerini, örgütlülüklerini yokederse, genifl kitleleri IMF solculu¤una mahkum edebilece¤i hesab›n› yap›yor. Ama o kadar kolay de¤il: Çünkü; “ Dervifllerin, Baykallar›n, Ecevitlerin, Cemlerin emperyalizme uflakl›¤›n›n karfl›s›nda, Birsenlerin vatanseverli¤i var.” Herkes görüyor, iflbirlikçiler de aç›kça söylüyor; halk› aç, iflsiz b›rakacak olan ya¤ma ve talan program› uygulanmaya devam edecek. “IMF’nin açl›k ve talan program›n› durduracak, faflizmin zulmünü durduracak tek güç, devrimcilerin önderli¤inde birleflen halk›n örgütlü gücüdür. Devrimci düflünceler yokedilemedi¤i, devrimci hareket yokedilemedi¤i sürece, umut hala var demektir. Birsenler canlar› pahas›na umudu savunuyorlar.” Emperyalizme ve oligarfliye karfl› Direnme Savafl›’n› desteklemek, iflte tam bu noktada, tüm devrimciler, demokratlar, vatanseverler, kitle örgütleri için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Kuflkusuz, bu ça¤r› defalarca kez d i l e getirilmifltir. A m a yoldafllar›n›n B i r s e n hoflver’le ilgili aç›klamas›nda belirtti¤i gibi; “ H e r ça¤r›m›z, tarihe düflülen bir nottur Hiç kuflku

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

7


yok ki, bu ça¤r›lar› onlarca, yüzlerce kez dile getirdik. Binlerce olsa da devam edece¤iz. Çünkü bu ça¤r›lar›m›z, hem somut bir eylem, somut bir tav›r al›fl ça¤r›s›, hem tarihe düflülen notlard›r. Tarih bilinmeyen, hiç gelmeyecek bir gelecek de¤ildir. Yar›n bu direnifl de “tarih” olacakt›r. Ellerine flehitlerimizin kan› bulaflanlar da, omuzlar›n› flehitlerimizin tabutlar›n›n alt›na koymayanlar da, yaflam hakk›m›z›, düflünce özgürlü¤ümüzü savunmak için k›llar›n› k›p›rdatmayanlar da bu tarihin muhasebesinde hesap verecekler.” --

Birsen ve Özgürlük Hareket, Türkiye ve dünya genelinde çok önemli bir yer ifade ediyor. Emperyalizmin tüm olanak ve sald›r›lar›na ra¤men, insan iradesinin üstünlü¤ünü gösteriyor. Devrim hedefiyle yola ç›km›fl, halk› bu savafla katmak, bu savafl›n bir parças› yapmak, büyük bir iddiad›r. Hareket bu iddian›n kendisidir. Benim için tüm çirkinliklere, pisliklere, yoz kültüre karfl› kendi benli¤ine, insanl›¤a, kendi onuruna sahip ç›kmay› ifade ediyor. Gelece¤i, paylafl›m› ifade ediyor. Yeni insan›, sosyalist insan› yaratan ve yaratacak olan çat›d›r. Hareket benim için özgürlüktür.

Yoldafllar›n›n Anlat›m›ndan Birsen Hoflver

Birsenler’i Yokedemezsiniz; Birsenleri Yenemezsiniz! Birsen, dava insan›d›r, herfleyi halk› olan yeni insand›r! Birsen Hoflver, 1970, ‹stanbul do¤umludur. As›l memleketi Rize Pazar’d›r. Laz milliyetinden olup, ana dili Lazcad›r. ‹lk, orta ve liseyi Kartal’da okuduktan sonra Ankara Üni. Dil Tarih Co¤rafya fakültesine girmifl, bu dönemde gençli¤in mücadele ve örgütlenmeleri içinde yeralm›flt›r. Bu mücadelesi s›ras›nda gözalt›na al›nd›, aylarca tutsak kald›. Tahliye oldu¤unda, kendini bütünüyle mücadeleye verdi. 1995 y›l›nda okulundan ayr›ld›. Gençlik örgütlenmesi içinde, halk›n de¤iflik kesimlerinin mücadelesi içinde yerald›. Her yerde iflkenceler, tutsakl›klar yaflad›. Halk kurtulufl savaflç›s› olmaya karar vermesinin ard›ndan 1997 Eylül’ünde gerillaya kat›ld›. Dersim K›r Silahl› Propaganda Birliklerimizde yerald›. Gerillaya kat›l›fl›ndan 18 ay sonra, 5 fiubat 1999’da tutsak düfltü. Tutsakl›¤›, iflkencecilere, katliamc›lara karfl› yeni bir mücadele süreciydi. Bundan sonras›n›, onun ölüm orucu gönüllülü¤ünü anlatan mektubundan aktaral›m: “19 Aral›ktaki günler çok baflka geçti benim

8

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

aç›mdan. Kendimi, süreci daha iyi gördüm. Çok büyük ve görkemli bir direniflin içerisindeyiz. Bu kadar›na kimse cesaret edemezdi herhalde. Ama biz baflar›yoruz. Bütün bunlar bana çok büyük bir güç veriyor. Özellikle d›flar›dan verdi¤imiz flehitler bambaflka... Bu zamanda direnmekten baflka seçenek yok. Canlar›m›za birer ikifler k›y›yorlar. Onlara çok üzülüyorum. Kendilerini feda ediyorlar ve s›rada daha çok var. Gencecik yafll› kad›n erkek, böyle bir zamanda kendini öne sürüyorlarsa ve can verebiliyorlarsa daha fazla konuflacak fley yok demektir. Ben de bu direniflin içinde yer almal›y›m. Ço¤u o kadar gençki yaflamlar›n›n bahar›ndayd›lar. Belki de baflka memlekette çocuk derler ama onlar öyle bir sorumluluk üstlenecek kadar olgunlar. Onlar›n p›r›l p›r›l hallerini düflünüyorum da gerçekten de çok üzülüyorum... Direnifl çok farkl› aflamalara girdi, ortada büyük bir kararl›l›k var. Son adam kalmayana kadar. Bunlar çok büyük bir gücü ifade ediyor. Kazanaca¤›m›za dair sonsuz bir inanc›m var. Hem zafere hem devrime. Uzun laf›n k›sas› insan onuruna ve namusuna sahip ç›kmal›. Haz›r›m ben de olmal›y›m.” O da yüzlerce yoldafl› gibi, s›ras› geldi¤inde, 7. Ölüm Orucu Ekibi direniflçisi olarak ölüme yatt›. Malatya Hapishanesi’ndeyken, direniflini k›rmak için kaç›r›ld›, adli tutuklular›n yan›na konuldu, tek bafl›na tecrit edildi. Ama yukar›daki sat›rlar›n sahibinin direniflini k›rmalar› mümkün de¤ildi. K›ramad›lar. Büyük direniflin kahramanlar›ndan biri olarak 22 A¤ustos’ta Ankara Numune Hastanesi’nde ölümsüzleflti.


Ekmek ve Adalet, Gençlik Gelecektir ve TAYAD’a

Ekmek ve Adalet Dergisi Merkez Bürosu

Polis Bask›n›!

“HUKUK DEVLET‹” YALANININ DEMOKRAS‹C‹L‹K OYUNUNUN GERÇEK YÜZÜ:

BASKIN, TERÖR, TALAN, YALAN, GÖZDA⁄I Haklar ve Özgürlükler Platformu polis bask›nlar› üzerine bir aç›klama yapt›.

‹stanbul’un ortas›nda yine terör vard›. 20 A¤ustos sabah 10:30 sular›nda bafllay›p, saatlerce süren terör sald›r›s›nda, teröristlerin bu kez hedefleri: EKMEK VE ADALET DERG‹S‹

GENÇL‹K GELECEKT‹R DERG‹S‹ ve TAYAD idi. ‹stanbul’un orta yerinde balyozlar, kaynak makinalar› bir bas›n kuruluflunun kap›lar›n›, duvarlar›n› parçalamak için çal›flt› saatlerce. Yüzlerce maskeli, sivil, resmi polis, ambulans, itfaiye bunun için seferber oldu. Dergi binalar›n›n bulundu¤u caddeler bunun için trafi¤e, yaya geçifliEkmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

9


Ekmek ve Adalet Dergisi Merkez Bürosu

‹ktidar sadece kendi yalanlar› dinlensin istiyor. Gerçekleri aç›klayan, halktan, ekmekten, adaletten yana yay›n yapan, konuflan herkesi susturmak istiyor. Kimse IMF’ye karfl› ç›kmas›n. Kimse bütün partilerin IMF’ci oldu¤unu aç›klamas›n istiyorlar. Kimse tecrite karfl› mücadele etmesin diyorlar.

Bas›n, Talan edin... Gözalt›na al›n... Komplolar kurun... Mahkeme izinli terörünüzü estirin... Bütün teknik araçlar›m›z›, binam›z› balyozlarla y›k›n, parçalay›n.. Bilgisayarlar›m›z› gaspedip götürün...

SUSMAYACA⁄IZ! IMF ufla¤› oldu¤unuzu, vatan›m›z› kar›fl kar›fl satt›¤›n›z›, coplar›n›zla, panzerlerinizle açl›¤a ve zulme isyan› bast›rmaya çal›flt›¤›n›z›...

yine YAZACA⁄IZ! yine YAZACA⁄IZ! 10

ne kapat›ld›. Türkiye topraklar›n› IMF iflgalinden, emperyalistlerin talan›ndan kurtarm›yordu ‹stanbul polisi; gerçekleri yazanlar›, ekme¤in ve adaletin sesi olanlar›, gençli¤in sorunlar›n› dile getirenleri, F tiplerinde tecrit alt›ndaki yak›nlar›na sahip ç›kanlar› susturmak içindi bütün bu abluka.

GERÇEKLER‹ YAZMAYIN, SUSUN! Söylenen buydu! Bask›nlarda, Ekmek ve Adalet ile Gençlik Gelecektir Dergilerinde yakma dahil büyük hasar verilirken, bilgisayarlar ve di¤er bas›n araçlar› ya tahrip edildi, ya da el konulup götürüldü. Dergi çal›flanlar› ve misafirler kanlar içinde, yerlerde sürüklenerek gözalt›na al›n›p, iflkencehanelere tafl›nd›. Gözalt›na al›nanlar›n isimleri flunlard›r: fiadi Naci Özpolat, Caferi Sad›k Ero¤lu, Hüseyin Fevzi Tekin, Gülizar Kesici, Mehmet Do¤an, Metin Yavuz, Ali Ercan Göko¤lu, ‹nan Gök. Ayhan Mimtafl, Songül Ergül, Yeliz Türkmen, Sema Koç, Y›lmaz Kaya, Figen Kurtulufl, Celal Cahit A¤ar, Tu¤ba ‹yigün, Ercan Kutlu.

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

POL‹S ‹ST‹YOR, BAfiSAVCILIK ONAYLIYOR DGM HAK‹M‹ ‹ZN‹ VER‹YOR ‹stanbul 2 nolu DGM'den al›nan “arama karar›” ile gelmiflti yüzlerce polis. Özetle 2002/456 kararla verilen arama izninde flöyle deniliyordu: “‹stanbul DGM.C.Baflsavc›l›¤›n›n 13.08.2002 gün ve 2002/18870 muh. say›l› yaz› ekinde ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü Ter.Müc. flb. Müdürlü¤ünün 19.08.2002 gün ve 2002/15297 say›l› yaz›s› gönderilerek, istem yaz›s›nda Marmara TAYAD adl› dernekte Alibeyköy semtinde oluflturulan ölüm orucu evine gitmelerinin sa¤lanarak feda eylemlerine haz›rland›klar›, Ekmek ve Adalet adl› dergi bürosu ve Gençlik Gelecektir adl› derginin bürosunda DHKP/C örgütü militanlar›n›n e¤itildikleri belirtilerek... gündüzleyin bir defaya mahsus olmak üzere arama yap›lmas›na karar verilmesi talep edilmifl olmakla, evrak tetkik edildi. GERE⁄‹ DÜfiÜNÜLDÜ Marmara TAYAD adl› dernekte Alibeyköy semtinde oluflturulan ölüm orucu evine gitmelerinin sa¤lanarak feda eylemlerine haz›rland›klar›, Ek-


mek ve Adalet dergisi bürosu ve Gençlik Gelecektir adl› derginin bürosunda DHKP/C örgütü militanlar›n›n e¤itildikleri anlafl›ld›¤›ndan;... ARAMA YAPILMASINA...” Alibeyköy’de böyle bir ölüm orucu evinin bulunmamas› bir yana, yeniden okuyun bu karar›: Polisin yazd›klar›n› hiçbir araflt›rma, soruflturma yapma gere¤i duymadan, tek kelimesine dokunmadan aynen kendi karar›na geçiren bir hukuk var karfl›n›zda. AB yasalar›nda “Polisin arama, ev, iflyeri basma yetkisine k›s›tlama... hakim izni getirildi...” ifadelerini, demokrasi nutuklar›n› hat›rlay›n; Demokrasicilik oyunu böyle oynan›yor bu ülkede. DGM’ler oldukça, arama, bask›n, talan her türlü teröre yasal izin almakta hiçbir zorlukla karfl›laflmaz polis. Bu bask›nlar›n “istisna” oldu¤unu düflünüyorsan›z; sadece devrimci yay›nlara karfl› hukukun bir kenara at›ld›¤›n› düflünüyorsunuz; izlemeye devam edin. Bu ülkede polis terörü flu ya da bu biçimde mutlaka hakk›n› arayan, hak ve özgürlüklerini isteyen, herkesin karfl›s›na ç›kacakt›r.

BU KAÇINCI YALAN BU KAÇINCI KEPAZEL‹K? Yine ayn› yalan, yine “canl› bomba” uydurmas›. ‹stanbul polisinin “canl› bomba” diye aç›klay›p, bas›nda isimlerini lanse etti¤i insanlar›n kiminin tutsak, kiminin devrimcilikle alakas› olmayan, kiminin yasal kurumlarda çal›flan insanlar oldu¤unu, tümünün as›ls›z oldu¤u kaç kez kan›tland›, say›-

s›n› kamuoyu unuttu! “Canl› bomba” yalanlar› konusunda rezil kepaze oldular. Hiçbirini kan›tlayamad›lar. Ama sürdürüyorlar. Çünkü ‹stanbul emniyetinin tepesinde Hasan Özdemir ve yard›mc›s› fiefik Kul var. ‹stanbul’daki bütün komplo, provokasyon, bask›n, talan, yalan ve iflkencelerden bunlar sorumludur. Gözalt›na al›nan herkesle; flunu asaca¤›z, flunu kesece¤iz, bunu gözalt›na al›p öldürece¤iz diye haber gönderen bunlard›r. fiefik Kul bütün e¤itimini komploculuk, iflkencecilik, infaz, katliam üzerine alm›flt›r. Beyni baflka bir fleye çal›flmaz. ‹nfaz, iflkence, komplo suçlar›yla tescillenmifl ve bu sayede yükselmifltir. Komploculukta hiçbir yasa kural tan›maz. Yasal bir dernekte (Tayad) kimin “canl› bomba” olaca¤›na

Evet bu devlet ya¤ma ve talan devletidir. Onlar hep kendi ç›karlar›n› düflünmüfllerdir. Halk›n aç, iflsiz olmas› hiçbir zaman onlar› ilgilendirmemifltir. Aç›m diyen hakk›n› arayan halka sald›rm›fllard›r. Terörünü halk›n ve devrimcilerin üzerinden eksik etmemifltir. Bu bask›nlar da bunun bir parças›d›r. iliflkin onlarca kiflinin kat›ld›¤› “kitlesel” toplant›larda insanlar›n seçildi¤i yalan›n› bile uydurmufl, bu yalanla insanlar› tutuklatmay› bile baflarm›flt›r! fiefik Kul, komploculuk üzerine ders verecek uzmanl›¤a eriflmifltir!

GEREKÇEYE DE GEREK YOKTUR! Hiçbir iddianamede, mahke-

PROTESTOYA DA POL‹S TERÖRÜ Dergimizin bas›lmas›n› protesto etmek için Yeniden At›l›m gazetesinin merkez bürosunda açl›k grevi yapan çal›flanlar›m›z ve devrimci bas›n çal›flanlar› da 22 A¤ustos günü polisin gayri meflru bask›n›yla gözalt›na al›nd›. Gerekçe mi? Ne önemi var. Protesto da yasak, açl›k grevi de yasak. Bask›n için mutlaka bir gerekçe yazd›rm›fllard›r DGM’ye. Demokrasiymifl, hukukmufl, AB yasalar›ym›fl... tümünün koskoca bir yalan oldu¤unda hala kuflkusu olan var m›? “Gözalt›na al›nan gazeteciler serbest b›rak›lana kadar At›l›m Gazetesi Merkez Bürosu'nda açl›k grevine bafll›yoruz.” aç›klamas›yla; dergimiz ve Gençlik Gelecektir dergisi çal›flanlar›yla birlikte açl›k grevi yapan At›l›m, ‹flçi-köylü, Devrimci Demokrasi, K›z›lbayrak, Odak ve Ça¤r› dergilerinin gösterdi¤i dayan›flma devrimci bas›na yönelik sald›r›lara karfl› al›nmas› gereken örnek tutumlardan biri olarak yerini alm›flt›r. Benzer sahiplenmelerin, h›zla harekete geçen demokratik tepkilerin örgütlenmesi hak ve özgürlükler mücadelesinin birçok alan›nda yaflama geçirilebilmelidir. Polisin hiçbir meflru gerekçe aramaya dahi ihtiyaç duymadan Yeniden At›l›m’› basmas› Hak ve özgürlükler mücadelesinde ne kadar ›srarc› ve kararl› olunmas› gerekti¤ini gösteriyor. Yeniden At›l›m dergisinin bas›lmas›n› ve devrimci gazetecilerin gözalt›na al›nmas›n› protesto ediyor, derhal serbest b›rak›lmalar›n› istiyoruz...

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

11


“SUSMAYACA⁄IZ” Bizler gençli¤iz. Bu ülkenin iflsiz, e¤itimsiz, geleceksiz, adaletsiz b›rak›lan gençli¤i olarak bizim olan› istemek, taleplerimizi dile getirmek, sorunlar›m›z› tart›flmak gençli¤in sesi olmak için Gençlik Gelecektir dergisini ç›kart›yoruz. Bu ülkenin iktidarlar› gençlikten; gençli¤in dinamizminden, taleplerinden, mücadelesinden hep korkmufllard›r. Gelece¤in gençlik Üzerine kurulaca¤›n› bilmelerine, gençlik üzerine özel olarak çal›flmalar›na ra¤men hiç bir zaman gençli¤i bir dinamik olarak yan›na alamam›fl, ondan hep korkmufllard›r.. Neden korkmas›n ki; fiöyle bir gençlik düflünün, okula gidemiyor, üniversiteyi kazanam›yor, kazansa dahi paras›zl›ktan okuyam›yor, çal›fl›p para kazanmak istiyor ama ifl bulam›yor. Yani yar›n ne olaca¤›n› bilemeyen, gelece¤i olmayan bir gençlik var. ‹flte bu gençlik korkutuyor devleti. Bu yüzden yozlaflt›rmaya çal›fl›yor, bu yüzden çürütmeye bencillefltirmeye, duyars›zlaflt›rmaya çal›fl›yor. Gelece¤ini isteyen, sömürüye ve zulme karfl› mücadele eden bir gençlikten korktu¤u için; direnenlere, Türkiye Gençli¤inin gerçe¤ini anlatan dergimize sald›r›l›yor.... ‹flte dergimize yap›lan bask›n da bu y›ld›rma amaçl› sald›r›lardan bir tanesiydi. Devlet ve tekelci medya söz birli¤i etmiflçesine çeflitli yalanlarla sald›r›y› meflrulaflt›rmaya çal›flm›fllard›r. Dergi büromuzun polisin ve medyan›n aç›klad›klar› üzere yasad›fl› örgütlerle ve “hücre eviyle” ilgisi yoktur. Gözalt›na al›nan kifliler de dergi çal›flanlar›m›z ve misafirlerimiz olup yasad›fl› örgüt militanl›¤›yla bir ilgileri yoktur. Dergimiz yasal bir dergi olup emniyette, valilikte ve vergi dairesinde kay›tl›d›r. Polis bu tür haberler yapt›rarak yapt›¤› sald›r›y› meflru göstermeye çal›fl›yor. Ayr›ca söz konusu bask›n yasal prosedüre uyulmadan gerçeklefltirilmifltir. Polis oksijen tüpleriyle, balyozlarla, itfaiye araçlar›yla dergi büromuzun etraf›n› sarm›fl, merdiven bofllu¤una ve asansöre gizlenerek çal›flanlar›m›z›n herhangi bir sebeple kap›y› açmalar›na beklemifl, neticede sald›rm›fl, zorbal›kla yak›p y›km›fl ve 9 arkadafl›m›z› gözalt›na alarak ç›km›flt›r... Sald›r› sonras› büroya gelindi¤inde eflyalar›n, yak›l›p y›k›ld›¤›n› ve yerlere saç›larak k›r›p döküldü¤ünü gördük. Ayr›ca bir çok eflyam›z, televizyon, foto¤raf makinas›, bilgisayar vb. de çal›nm›flt›r... Bizler iflgal alt›nda demokrasicilik oyunuyla yönetilen, geleceksiz b›rak›lan bir ülkenin gençli¤i olarak susmayaca¤›z. Bask›lar çal›flmalar›m›z› durduramayacak. Gerçekleri yazmaya ve bu yolda bedel ödemeye devam edece¤iz. Mücadelemiz kesintisiz sürdürece¤iz.

12

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

me belgesinde böyle bir ifade geçmemesine ra¤men gözalt›na ald›klar› fiadi Özpolat hakk›nda “DHKP-C’nin askeri kanat lideri” yalan›n› uydurmaktan utanmazlar. Bilirler yalan oldu¤unu. Ama o anda bask›n› meflru göstermek için her türlü yalan› söylemekte, bas›na bu yönde haber yapt›rmakta hiçbir sak›nca görmezler. Bask›n gerekçelerinin de bir tek cümlesini ispatlayamazlar.

Hasan Özdemir ve fiefik Kul’a sesleniyoruz; ‹SPATLAYIN! ‹SPATLAYAMAZSANIZ; KOMPLOCUSUNUZ, MÜFTER‹S‹N‹Z DEMEKT‹R! ‹spatlayamazlar, yoktur böyle bir fley. Devrimci yay›nlar›, demokratik kurumlar› basmak, çal›flanlar›n› gözalt›na almak için esasen gerekçe de önemli de¤ildir, her seferinde mutlaka bir yalan uydurulur. Hiçbir fley olmazsa; üç-befl ayda bir, “ad›n› vermeyen bir telefon ihbar›nda flu kurumda...” diye bafllayan uydurma ihbarlarla arama kararlar›na gerekçeler yarat›l›r. Basar, talan eder, da¤›t›r, yakar, y›kar, tutuklat›r; sonra yeni bask›nlar, komplolar için beyinlerini yormaya bafllarlar. Amaç, y›ld›rmakt›r, devrimci yay›nlar›n ç›kmas›n›, özelde Ekmek ve Adalet dergisinin ç›kmas›n› engellemektir. Peki ne yazar Ekmek ve Adalet ki, bu kadar rahats›z olur, susturmak isterler? Takip edenler bilir; sayfalar› IMF’nin gerçek yüzünün, emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin sö-

Gençlik Gelecektir Dergisi Bürosu

GENÇL‹K GELECEKT‹R:


Hasan Özdemir

fiefik Kul

HASAN ÖZDEM‹R ve fiEF‹K KUL: ‹stanbul’da bütün infazlarda, katliamlarda, iflkencelerde, bask›nlarda, komplolarda, hukuksuzluklarda, provokasyonlarda bu ‹K‹L‹’nin imzas› vard›r. Bu ‹K‹L‹’nin oldu¤u yerde HUKUK YOKTUR! Gecekondu mahallelerinin binlerce polisle ve panzerlerle bas›lmas›, düflman dopra¤›n› iflgal eder gibi yoksullar›n mahallerinin iflgal edilmesi, evlerinin gaspedilmesi VAR! Evleri y›k›lan, sokak ortas›nda b›rak›lan gecekondu yoksullar› VAR! ‹flkenceler, iflkencede ölümler VAR! TERÖR VARDIR! mürü ve zulmünün anlat›ld›¤› yaz›larla doludur. Ekmek isteyenin, adalet arayan›n sesidir, emperyalizme ve faflizme karfl› direnenlerin kavgalar›n› tafl›r halka. Elbette iktidarlar, polis bunlar›n yaz›lmas›n› istemiyor. Çünkü, satan onlar, katleden onlar, aç b›rakan, adaletsiz b›rakan onlar. Ne yaparlarsa yaps›nlar bu sesi susturamayacaklar. Zulüm ve sömürü varsa, bunlar› dile getiren, mücadele edenler de mutlaka olacakt›r.

DEMOKRAS‹ MÜCADELES‹NDE YER‹ YOK MU? Demokrasi mücadelesi verdi¤ini söyleyenlere, hak ve özgürlüklerden yana olanlara sesleniyoruz; Devrimci yay›nlar›n, Tayad’›n bas›lmas›, talan edil-

mesi, onlarca insan›n kanlar içinde gözalt›na al›nmas› demokrasi mücadelesini ilgilendirmiyor mu? Bunlara karfl› ç›kmak demokrasi mücadelesine dahil de¤il mi? Bask›nlara karfl› sesinizi yükseltmeyecek misiniz? Birçok sosyalist bas›n çal›flan›n›n, Ekmek ve Adalet dergisine sahip ç›kt›klar›, protesto açl›k grevi yapt›klar› için At›l›m dergisinin bas›larak gözalt›na al›nmas›na tepki göstermeyecek misiniz? Açl›k grevinin, protestonun suç olmad›¤›n› hayk›rmayacak m›s›n›z? Bas›n örgütleri devrimci bas›n›n haklar›n› sormayacak m›? Hukukçular, bu hukuksuzlu¤a, teröre karfl› seslerini yükseltmeyecek mi?

TEPK‹LER.... “...Bu yasad›fl›, keyfi arama ile ilk kez karfl›laflm›yoruz. Daha önce de yüzlerce kurum, demokratik kitle örgütü gerekçesiz, baflka yerler için al›nm›fl arama kararlar› ile bas›lm›flt›r. fiimdi de hiçbir illiyet ba¤› kurulmadan, hiçbir delile dayanmayan, gerekçesiz-soyut iddialarla iki dergi ve bir aile derne¤i bas›lm›fl, bürolar› a¤›r hasara u¤rat›lm›fl ve 20'ye yak›n insan gözalt›na al›nm›flt›r. ... Tüm bu yaflananlar bir kez daha gösteriyor ki; ülkemizde demokrasinin ifadesi olan Temel Hak ve Özgürlüklerimiz yoktur ve "demokratiklefliyoruz.."sözleri yaln›zca bir aldatmacad›r.”

Halk›n Hukuk Bürosu * Egemen güçlerin ve onlar›n kolluk kuvvetlerinin tutumu yasalarda yap›lan kimi k›smi de¤iflikliklerin makyaj ve aldatmacadan öteye gidemeyece¤ini gösteriyor. Son 10-15 güne bile bakt›¤›m›zda TAYAD'l› ailelerin açl›k grevine bafllamalar› ve bununla ilgili yapmak istedikleri bas›n aç›klamas›na polisin sald›rarak 14 kifliyi gözalt›na almas› yine TUYAB ve TAYAD'l› ailelerin Frans›z Konsoloslu¤u'na dilekçe verme eylemine polisin sald›rarak aileleri gözalt›na almas›. Yine bu bask›nlarda 18 kifli gözalt›na al›nd›... Bask›nlar› k›n›yor, ilerici demokrat tüm güçleri özgürlük ve demokrasi mücadelesine dönük sald›r›lar karfl›s›nda duyarl›l›¤› yükseltmeye ça¤›r›yoruz.

Demokratik Mücadele Platformu Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

13


Halk›n

hukuku

Adaletsiz bir ülke, güneflsiz bir dünyaya benzer

Teröre yasal k›l›f;

DGM izniyle... AB yasalar›ndaki polisin arama, ev ve iflyeri bask›n› yapmaya iliflkin yetkisinin “HAK‹M ‹ZN‹NE” ba¤land›¤› yer ald›. Kimi kesimler taraf›ndan bu, (di¤er aldatmacalarla birlikte) büyük demokratikleflme olarak lanse edildi. “Hakim iznini” almak polis için ancak yerine getirilmesi gereken -ve esas›nda gereksiz- bir prosedürden öte de¤ildir. Çünkü, en büyük hukuksuzlu¤un yafland›¤› bask›n ve gözalt›lar siyasi davalarda olmakta ve bunlara da DGM izin vermektedir. Terörle mücadele polislerinin bütün suçlar›n›n alt›nda, arkas›nda onlar›n da imzas› karfl›m›za ç›kmaktad›r. Dergimize yönelik polis bask›n›, iki gün sonra Yeniden At›l›m dergisinin bas›lmas› son iki örnektir, ama son olmayacakt›r. * Türkiye’de DGM gibi bir mahkeme olduktan sonra, “polisin keyfiyetini engellemek için”, flu veya bu olay›n “mahkeme iznine tabi k›l›nmas›” ne de¤ifltirir? Demokratikleflme manevralar›n›n ve Avrupa’n›n ikiyüzlülü¤ü DGM’ler örne¤inde çok somuttur. Sivil üye oldu diye DGM’leri meflrulaflt›ran zihniyet, demokrasiden yana olamaz. Art›k herkes daha somut görmüfltür: Ölüm orucu direniflinin DGM’lerle ilgili talebi, demokratikleflmenin kilit noktalar›ndan biridir. Yine DGM’lerin görev al›nan giren ve onbinlerce muhalifin cezaland›r›lmas›na gerekçe yap›lan “Terörle Mücadele Yasas›” da ayn› kapsamdad›r. Ölüm orucunun bütün talepleri bu ülkede demokrasi ve hukuk mücadelesini en genel çizgilerini çizen taleplerdi. “Demokrat›m, hak ve özgürlüklerden yanay›m” diyenler bu talepleri o dönem de, daha sonra da ›srarla a¤z›na almaktan kaç›nd›. ‹flte yine karfl›m›zda ayn› sorun duruyor. AB yasalar› da bu durumu de¤ifltirmiyor. Bu ülkede hukuk mücadelesi de direniflsiz yap›lamaz.

14

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

FATMA B‹LG‹N ANILDI Ölüm Orucu flehidi Fatma Bilgin, 7. gün yeme¤iyle an›ld›. Antakya-Kuzeytepe köyündeki evinde verilen yeme¤in ard›ndan mezarl›¤› ziyaret eden köy halk›, ailesi ve yoldafllar›, Fatma’n›n mezar› bafl›nda sayg› duruflunda bulundu, "Fatma Bilgin Ölümsüzdür", "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez" sloganlar› att›. Yusuf Kutlu’nun babas›n›n bütün devrim flehitleri için okudu¤u Kur-an’dan sonra Fatma’n›n bütün köy halk›na hitaben yazd›¤› mektup okunarak anma sona erdi.

ANTAKYA HÖP’TEN EYLEM Fatma Bilgin’in cenaze töreninde jandarman›n halka s›ld›r›s› HÖP taraf›ndan yap›lan bir eylemle protesto edildi. Antakya ‹HD binas› önünde yap›lan eylemde, direnifle destek ça¤r›s› yap›larak, “Kararl›l›kla sürdürülen direniflimizde demokratik güçleri hak ve özgürlükler mücadelesindeki kararl›l›¤›n› ve samimiyetini pratikte görmek istiyoruz." denildi.

FATMA B‹LG‹N FRANSA’DA ANILDI Fransa TAYAD Komite taraf›ndan 10 A¤ustos’da yap›lan anmaya 50 kifli kat›ld›. Ölüm orucu sürecine iliflkin yap›lan konuflman›n ard›ndan yap›lan sayg› duruflu flehitler ve 17 A¤ustos depreminde yaflam›n› kaybeden halk›m›z içindi. Fatma Bilgin’le ilgili yap›lan Cephe aç›klamas›n›n okunmas›n›n ard›ndan sona eren anma öncesinde de Paris’de Türkiyelilerin yaflad›¤› bölgelerde kahvelerde konuflmalar yap›ld›.

ZÜR‹H’DE EYLEM Semra Baflyi¤it ve ard›ndan Fatma Bilgin’in flehit düflmesi vesilesiyle ve F tiplerinde süren tecriti protesto etmek, katliamc› devleti lanetlemek amac›yla ‹sviçre’deki DHKC güçleri taraf›ndan 14 A¤ustos’ta Türkiye Konsoloslu¤u önünde bir gösteri gerçeklefltirildi. DHKC imzal› “Ölüm Orucu fiehitleri Ölümsüzdür” pankart› ve flehitlerin resimlerini tafl›yan kitle, burada att›klar› sloganlarla ve okuduklar› bildirilerle devletin ve emperyalizmin tecrit politikas›n› protesto ettiler. Eylemi ‹sviçre bas›n› genifl olarak izledi.


CHP ‘SOLCULU⁄U’NUN EVVEL‹ VE YARINI Baykal, bu günlerde çok sevinçli. Sevinci sadece Dervifl’in onun partisine kat›lm›fl olmas›ndan de¤il. Daha ötesi, tekelci patronlar›n “güvenini” kazanm›fl olmak sevindiriyor onu. Röportajlarda a¤z› kulaklar›nda flöyle diyor: “‹fl dünyas› ile CHP aras›nda bir mesafe vard› ama art›k bu kalkmaya bafllad›... Bize karfl› baz› önyarg›lar vard›, klifle suçlamalar vard›, onlar kalk›yor. Çok önemli bir evrim geçirdik...” Geçirdikleri evrim, IMF’nin adam›yla yanyana gelmekten en ufak bir utanç duymamalar›ndan, IMF’nin program›n› uygulayaca¤›z derken hiç s›k›lmad›klar›ndan belli. fiu anda CHP, “IMF solculu¤u” kelimesinin tam hakk›n› veren bir konumdad›r. Ama CHP ve Baykal bu noktaya yeni gelmifl de de¤ildir. CHP, hemen her dönem, devletin ve düzenin istedi¤i türde, onun ihtiyaç duydu¤u kadar sol olmufltur.

IMF ve TÜS‹AD neden CHP’yi tercih etti? Oligarflinin “köklü” partilerinden biridir CHP. Baykal da oligarflinin “sad›k” kadrolar›ndan biri. Emperyalizmin ve oligarflinin siyasi arenaya yeniden bir çeki düzen verme operasyonlar›nda çeflitli giriflimlerinin sonuç vermemesi üzerine, CHP ve Baykal isimleri yeniden öne ç›kar›ld›. IMF ve TÜS‹AD, yeni bir partiyi mayalaman›n zorlu¤uyla karfl›lafl›nca, tercihlerini elde haz›r örgütlülü¤ü

Devlet Partisi CHP

Devlet Solcusu Baykal

bulunan “köklü” parti CHP ve onun sadakatini ispatlam›fl lideri Baykal yönünde kulland›lar. Oligarflinin siyasi krizinin iyice derinleflti¤i 1990’lar boyunca, Baykal ve partisinin kimbilir kaç›nc› kez parlat›l›fl›n› yafl›yoruz. Bundan önceki parlatma operasyonlar› oligarfli aç›s›ndan hep baflar›s›zl›kla sonuçland›. Ama bu defa IMF deste¤iyle mutlaka sonuç almak istiyorlar. Halk›n elde avuçta kalan ekonomik ve sosyal haklar›n›n da IMF program›yla gaspedilece¤i önümüzdeki dönemde, iktidarda CHP gibi “sol görünümlü” bir partinin olmas› tekellerin ifline geliyor. IMF program›n›n ilk bölümü, milyonlarca insan›m›z› aç ve iflsiz b›rakarak, bunun karfl›l›¤›nda ciddi bir patlama yaflanmadan “demokratik sol” DSP sayesinde uygulad›lar. O kullan›ld› ve posas› kald› geride. Program›n geri kalan›n› uygulamak için yeni bir “sol” parti laz›md›. YTP’yi denediler, olmayaca¤›n› çabuk gördüler. Dervifl ABD’ye gitti, Amerikal›larla, IMF yetkilileriyle görüfltü ve döndü¤ünde direksiyonu CHP’ye k›rd›.

CHP’nin “ihtiyaçtan kaynaklanan” solculu¤u CHP’nin 1980 öncesinde de ne kadar sol oldu¤u tart›flmal›yd›, ama sonras› hiç tart›fl›lmaz. 1970’lerin CHP’sine çeflitli biçimlerde halk›n muhalefeti ve devrimci mücadelesi yans›m›flt›r. 12 Eylül 1980 sonras›n›n CHP’si ise, tümüyle generallerin ve TÜS‹AD’›n yeniden biçimlendirdi¤i bir CHP’dir. CHP, klasik bir devletçi partidir. Küçük burjuva diktatörlü¤ünün uygulay›c›s› oldu¤u 1950’li y›llara kadar, CHP literatüründe sol, insan haklar›, halk›n iradesi gibi sözlere pek rastlanmaz. Ne zaman ki DP(Demokrat Parti) karfl›s›nda yenilgiye u¤ray›p iktidardan uzaklaflt›r›ld› bu kavramlar da iflte o zaman ak›llar›na ve gündemlerine girdi. ‹lk kulland›klar› “sol”lu kavram, “Ortan›n Solu”dur. 1965 seçimleri öncesinde ‹nönü taraf›ndan kullan›ld›. Amaç, o dönemde geliflen halk muhalefetini, sol güçleri CHP içine çekebilmektir.

YEN‹ ‹TT‹FAKLARIYLA Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

15


CHP, “Ortan›n Solu” slogan›n› da kulland›¤› 1965 seçimlerinde 1961'den daha az oy ald›. Baz› parti yöneticileri, bu gerileyiflin “Ortan›n Solu” kavram›ndan dolay› oldu¤unu söyleyip ‹nönü’yü elefltirdiler. ‹nönü bu elefltirilere karfl› “Ortan›n Solu”nun ne anlama geldi¤ini gayet aç›k ve veciz bir biçimde flöyle ortaya koydu: “Ülke tam sola kay›yordu. Ortan›n solunun gerekçesi tam sola gidiflin önlenmesidir. Ortan›n solu, ortan›n çok soluna da çok sa¤›na da bir duvard›r.” ‹flte, o günkü CHP solculu¤unun da, sonraki y›llardaki CHP solculu¤unun da, bugünkü Baykal solculu¤unun da as›l amac›, anlam› bu sözlerdedir. CHP solculu¤u, bafl›ndan bugüne gerçek anlamda solun geliflmesini, halk›n mücadelesinin, devrimcileflmesinin önünü kesme misyonunu üstlenmifltir.

Ecevit’in “demokratik solu” Ecevit CHP 18. Kurultay› öncesi yay›nlad›¤› kitapta, 27 May›s anayasas›n›n gere¤i olan “demokratik sol”un benimsenmesi gerekti¤ini savundu. Daha sonralar› CHP’liler zaman zaman da “sosyal demokrat” s›fat›n› kulland›lar. Hatta Avrupa sosyal-demokratlar›n›n ço¤unlu¤u oluflturdu¤u “sosyalist enternasyonal”e bile üye oldular. Ne var ki, CHP'nin “sosyal-demokratl›¤›”n›n, Avrupa sosyal-demokratlar›yla fazla benzerli¤i yoktu. Avrupa’daki sosyal-demokrat partiler sol bir gelenekten geliyorlar, zaman›nda iflçi sendikalar›na dayan›yorlard›. CHP’nin böyle bir özelli¤i de yoktu. Ecevit’in solculu¤unun en “keskinleflti¤i” dö-

BAYKAL VE GEÇM‹fi ? Haf›zan›z› bir yoklay›n: Baykal’›n Susurluk konusunda bir fley dedi¤ini hat›rl›yor musunuz? ? Baykal’›n faili meçhullere, infazlara, katliamlara karfl› ç›kt›¤›n› hat›rl›yor musunuz? ? Baykal, halk çocuklar›n›n dolar karfl›l›¤›nda Afganistan’a gönderilmesine karfl› ç›km›fl m›yd›? ? Hat›rlay›n: Baykal, zamlara, iflten atmalara karfl› ç›km›fl m›yd›? 16

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

BAYKAL VE GELECEK ? Baykal’a sorun: Amerika’n›n Irak’a sald›r›s›na ne diyor? ? Baykal’a sorun: IMF’nin vahfli program›n› uygularken nas›l “halkç›” olacak? ? Baykal’a sorun: ‹ktidar oldu¤unda iflkencelerin, katliamlar›n hesab›n› soracak m›? ? Baykal’a sorun: ‹nanç, düflünce, örgütlenme özgürlü¤ü konusunda bir fikri var m›?

nem, 1970’li y›llard›. Yani halk›n mücadelesinin, devrimci hareketin de geliflti¤i y›llar. Ecevit, bu dönem “düzeni de¤ifltirmek”ten, “halk›n iktidar›”ndan sözedecek kadar solcuydu. Öyle ki, bu nedenle Ecevit’e “komünist” dendi¤i bile oluyordu. Ama bak›n Ecevit bu elefltiriye karfl› ne diyordu: “CHP, komünizme aç›lan bir kap› de¤il aç›labilecek kap›lar› zora baflvurmaks›z›n örten bir demokratik güçtür.” ‹smet ‹nönü’nün sözleriyle ayn› neredeyse. Çünkü CHP solculu¤unun amac› her dönemde ayn›. 1970’lerin ikinci yar›s›nda Ecevit halk›n devrimci mücadelesinin, devrimcileflmesinin önünü kesmek için daha keskin solcu olmufltur.

Solcu CHP’nin halka karfl› suçlar› 1970’li y›llarda bir kaç kez iktidar koltu¤una oturdu CHP. Ama halk CHP iktidarlar›nda sadece zamlar, iflkenceler, katliamlar, s›k›yönetimler gördü. Türkiye tarihinin en büyük kontrgerilla katliamlar› CHP iktidar›nda gerçeklefltirildi. Faflist terör, Ecevit baflbakanl›k koltu¤undayken azg›nlaflt›. Ecevit ise, ayn› dönemde, devrimci hareketlere, demokratik kurumlara karfl› terör estirmekle meflguldü. Hat›rlatal›m ki, kamuoyunun daha çok “hizipçili¤i”yle tan›d›¤›, baflka icraatlar›n›n pek tart›fl›lmad›¤› Deniz Baykal da, bu dönemki bütün Ecevit hükümetlerinde bakan olarak yer ald›. Ne zam politikalar›nda, ne zulümde, içinde yerald›¤› hükümete en küçük bir elefltirisi olmam›fl, tersine bu politikalar› uygulayan “kurmay heyet”in içinde olmufltur.


Baykal’›n “Yeni Sol”u CHP’liler uzun y›llar siyasi areneda etkisiz kald›lar. 12 Eylül sonras› kurulan SODEP ve HP’nin dönüflümüyle, ortaya SHP ç›kt›. 1990’lar›n bafllar›nda yeniden iddial› hale geldi eski CHP’liler. SHP de tam bir uzlaflmac›l›k içindeydi. Bu tutumu tekelci burjuvazi taraf›ndan “takdirle” karfl›land›. Ancak tekelci burjuvazi yine de SHP'ye henüz tam güvenmiyor, “ekonomi politikas›ndaki belirsizliklerin ve parti içindeki kargaflalar›n giderilmesini” istiyordu. Ekonomideki belirsizlik dedikleri, IMF’ye, TÜS‹AD’a tümüyle tabii olacaklar›n› ilan etmemifl olmalar›; “parti içindeki kargafla”dan kastettikleri de, hala baz› “afl›r›l›klar›n” varolmas›yd›. Deniz Baykal ve ekibi, 1990’lar›n bafl›nda tekelci burjuvazinin isteklerine cevap vermek için kollar› s›vad›. Baykal (ve flimde YTP’yi kuran ‹smail Cem) bu arada bir sol türü daha icat etmifllerdi: “Yeni Sol”. Asl›nda “Yeni sol” ne Baykal’›n, ne Cem’in icad› da de¤ildi. ‹ngiltere’de Tony Blair taraf›ndan ortaya at›lm›flt› bu kavram. Onlar da hemen kopyalad›lar. Baykal'›n öncülü¤ünde partide genifl bir tasfiye bafllat›ld›. TÜS‹AD'ç›larla toplant›lar yap›larak SHP'nin “devletçilik ve sosyal devlet ilkelerini terk etti¤i” konusunda güvenceler verildi. Ancak Baykal operasyonu yar›m kald›. Çünkü Baykal üç kez parti baflkanl›¤›na adayl›¤›n› koymas›na ra¤men bir türlü o koltu¤u ele geçiremedi. 1992'de, cuntan›n kapatt›¤› partilerin aç›lmas› gündeme gelince CHP'nin son yönetim kurulu ye-

Dervifl Yerini, CHP Lay›¤›n› Buldu! Kemal Dervifl ne yapacak diye haftalard›r burjuva medyay› meflgul eden soru nihayet cevapland›. CHP, Dervifl’i, ama ondan daha önemlisi, Dervifl’in bafl›nda olaca¤› IMF’nin ekonomik program›n› oldu¤u gibi kabul ederek, emperyalist merkezlere, tekelci burjuvaziye güven verme do¤rultusunda

niden örgütlenme çal›flmalar›na bafllad›. Ve CHP, 9 Eylül 1992'de yeniden aç›ld›. ‹lk genel baflkanl›¤›na da SHP’den ayr›lan Deniz Baykal seçildi. Nihayet “genel baflkan” olabilmiflti Baykal. Bu arada, DYP’yle koalisyon hükümeti içinde yer alan SHP, dolu dizgin uygulanan kontrgerilla politikalar›n›n orta¤› durumundayd›. ‹yice teflhir olup güçten düfltü. fiubat 95'de SHP ile CHP birleflti. 91-95 aras› (hem SHP, hem CHP olarak) onbinlerce faili meçhulün, infazlar›n, kaybetmelerin orta¤› oldular. Ayn› dönemde, kontrgerilla örgütlenmelerinin ve politikalar›n›n hayat›n her alan›na hakim olmas›n›n sorumlulu¤unu tafl›yan SHP-CHP, Susurluk olay› gündeme geldi¤inde, tam bir suçluluk telafl›yla Susurluk’un üstünü örtme operasyonlar›na destek olmufltur. CHP, Susurluk tart›flmalar›n›n halen tüm yo¤unlu¤uyla sürdü¤ü ANASOL-D Hükümetini d›flar›dan destekledi¤i dönemde de Susurluk’la ilgili tek bir talepte bulunmam›flt›r.

CHP, birinin yüzü a盤a ç›k›nca, yeni bir sol türü icat etmifltir. ‹nönü “Ortan›n Solu” dedi. Ecevit “demokratik sol”u icat etti. Baykal önce “Yeni Sol” dedi. Tutmay›nca bu defa “Anadolu Solu”nu kullanmaya bafllad›. Biri teflhir olunca, hemen ortaya yeni bir solculuk türü atm›fllard›r. Bu bile CHP “solculu¤unun”, solu bir çare olarak görenleri aldatmaya, kitleleri oyalamaya yönelik oldu¤unun yeterli kan›t›d›r. K›sacas›, CHP sol de¤ildir; tam tersine, Türkiye solculu¤una kurulan bir tuzakt›r.

Dervifl CHP’ye De¤il, CHP IMF’ye ‹ltihak Etti kesin ve nihai ad›m›n› att›. Bu anlamda Dervifl’in CHP’ye iltihak›ndan de¤il, CHP’nin IMF’ye iltihak›ndan bahsetmek gerekir. 2001 Kas›m’›n›n son günlerinde TÜS‹AD üyeleri önünde görücüye ç›km›flt› Baykal. Burada kendini tekelci patronlara çok be¤endirmifl olacak k›, 1 Aral›k 2001’de burjuva

medya’da (Hürriyet, Milliyet, Sabah) kendisiyle ilgili övücü yaz›lar ç›kt›. Ayn› günlerde yapt›¤› aç›klamalarda ise, mevcut IMF program›n› kendisinin 1999’dan beri savundu¤unu söylüyordu. fiimdi “iktidara gelince ekonomi yönetimini Dervifl’e b›rakaca¤›z” diyerek o gün söyledi¤ini prati¤e geçiriyor.

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

17


Dünya Bankas›: Ba¤›ms›z Türkiye ‘Yabanc› Yat›r›mlar Yasas›’n›

YAPAN DA YABANCI ‹ktidar taraf›ndan, daha net ifadeyle Sami Türk’ün Adalet Bakanl›¤› taraf›ndan haz›rland›¤› söylenen “Yabanc› Yat›r›mlar Yasas›”n›n da bizzat yabanc›lar taraf›ndan haz›rlan›p, uflak iktidar›n eline tutuflturuldu¤u ortaya ç›kt›. Türkiye gibi yeni sömürge ülkelere yasalar haz›rlayan, yani ifli bu olan kuruluflun ad›: Yabanc› Yat›r›mlar Dan›flmanl›k Hizmetleri (FIAS). 120'den fazla sömürge ülkede "yabanc› yat›r›m ortam›n› iyilefltirmek" amac›yla, düz ifade edersek, tekellerin önündeki yasal engelleri temizlemek amac›yla 1985'te kurulmufl. Kuranlar da bildik: Dünya Bankas› ve Uluslararas› Finans Kuruluflu (IFC). Tahmin edilece¤i gibi, bu konuda “uzmanlar”. Yüzlerce ülkede, nereden tekellerin ç›kar› korunur, hangi yasayla halk›n tekellere karfl› hukuk mücadelesi engellenir, tekeller talan ettikleri ülkelerin yasalar›ndan nas›l muaf hale getirilir, nas›l daha pervas›zca hiçbir engele tak›lmadan sömürebilirler... bunlar›n tümünde uzmanlar. Üstelik bu kurulufl, hizmet etti¤i tekellerinin önünü düzlemenin bedeleni de yine sömürge ülke iktidarlar›ndan al›yor. Türkiye de bu kurulufla, “Yabanc› Yat›r›mlar Yasas›” yapmas› için dolarlar ak›tm›fl ve tasar› IFC taraf›ndan aç›klanm›fl. “Türkiye Cumhuriyeti”nin “Kutsal Yasalar›” öyle mi? Parayla emperyalist tekellerin flirketine yapt›r›lan “Türkiye Cumhuriyeti Yasalar›”(!) Peki kim haz›rlatt› bu yasay›, kim onay verdi, kim ülkemizin talan› için üstelik dolarlar ak›tt›? En “millici” geçinenler elbette; MGK onay› olmadan olmaz, MGK, Genelkurmay demektir. Seçimde bolca milliyetçilik yapacak olan MHP ve “ulusalc› sol cephenin öncüsü” misyonu yüklenen DSP.

Tescilli iflbirlikçi ANAP’› saym›yoruz. Buyurun size “ba¤›ms›z devletin” resmi! *Yasa hakk›nda aktaran Ifl›k Kansu, Cumhuriyet

18

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

“Bergama’lar› Yokedin!” Dünya Bankas› haz›rlad›¤› “kalk›nma raporu”nda içinde Türkiye’nin de oldu¤u baz› ülkelerin hem yabanc› sermayenin gelmesini istedi¤ini hem de engeller ç›kard›¤›n› söyledi. Bu konuda verdi¤i örnek de Türkiye’den oldu. Ama öyle yasal, hukuki engeller de¤ildi verilen örnek: Bergamal› köylülerin alt›n tekeline karfl› direnifliydi Dünya Bankas›’n›n sözünü etti¤i “engel”. Gine, Nijerya, Malezya, Peru, Avustralya ve Tayland gibi ülkelerde de benzer isyanlar›n yafland›¤›n› söyleyen rapor, “yabanc› sermayeye zorluk ç›kar›l›yor” dedi. IMF ile birlikte uygulad›¤› programlar sonucu oluflacak isyanlar› önlemek ad›na “yoksulluk yard›mlar›” yapan Dünya Bankas› ne diyor bu raporlarda? Bergamal›’lar› susturun, yokedin, cezaland›r›n, köylerinden sürün, F tiplerine at›n... ne yaparsan›z yap›n ama sermayemizin önündeki engelleri kald›r›n diyor. Baflka Bergamalar olmamas› için iktidar› uyar›yor. Bu tür madenlerin çevresinde benzeri isyanlar oluyormufl; elbette olacak, elbette halklar topra¤›n›, tarlas›n›, do¤as›n›, ekme¤ini ve hayat›n› koruyacak. Elbette, tekellere istedi¤i gibi talan edece¤i, topra¤›n›, insan›n› zehirleyebilece¤i bir ülkeyi alt›n tepside sunmayacak halklar. ‹flbirlikçi iktidarlar tersini yapsa da, halklar emperyalizme karfl› direnecek. IMF politikalar›n›n sonucu olarak daha onlarca Bergama ile karfl›laflmaktan tekeller kurtulamayacaklar. B‹R NOT: Ayn› raporda Türkiye, ekonomisi en çok küçülen ülkeler aras›nda dünya 4’cüsü, en çok d›fl borcu olan ülkeler aras›nda ise, 7’nci s›rada. IMF program›n›n zehirli meyveleri bunlar. Derviflli sosyal demokratlarla ayn› zehiri içirmeyi sürdürmek istiyorlar.


Bask›nlar, bask›lar, sansürler TAYAD’l›lar› durduram›yor

TAYAD D‹REN‹fi‹N SES‹N‹ YAYIYOR Geçen hafta ‹stanbul polisinin teröründen nasibini alan yerlerden biri de TAYAD idi. Çünkü TAYAD direniflin sesini kitlelere ulaflt›ran, herkes sussa da susmayand›. Toplad›¤› yüzbin imzayla, açl›¤a yat›r›lan bedenlerle, hücrelerin a¤ababas› AB’yi suçlayan eylemleriyle, paneller, konferanslar, toplant›larla hak ve özgürlükler mücadelesinde kararl›l›¤›n› tart›flmas›z olarak ortaya koydu. TAYAD’l›lar›n tecrite karfl› eylemleri sürüyor.

AÇLIK GREV‹ SÜRÜYOR TAYAD’l›lar›n Alibeyköy’de 11 A¤ustos’da bafllad›klar› açl›k grevi devam ediyor. Aç›klad›klar› saatte, iflkencehanede bafllad›lar açl›k grevine. Gözalt›na al›nd›lar, tehdit edildiler, b›rak›ld›lar, evde kald›klar› yerden devam ediyorlar. Eylemlerinin 12. gününde olan Niyazi A¤›rman, Melek Akgün ve Kemal A¤dafl “tecrite son verin” diyorlar. Hücrelerde yeni “Volkanlar yaflanmas›n” istiyorlar.

“BEN HEPS‹N‹ YAfiADIM”

TAYAD AVRUPA’YI SUÇLAMAYA DEVAM ED‹YOR ‹lki Almanya Konsoloslu¤u’na dilekçe verilerek bafllanan eylemin ikincisi Frans›z Baflkonsoloslu¤u’ndayd›. TAYAD, TUYAB, Halkevleri ve Sosyalist Demokrasi Parti Giriflimi ‹stanbul ‹l Örgütü'nün kat›ld›¤› eylem öncesinde konsolosluk çevresi polis barikat›na al›nd›. Dilekçe vermeye gelen kitle, baflkonsoloslu¤un aç›lmas›n› bekledi¤i s›rada, polisin sald›r›s›na u¤rad› ve gruptan aralar›nda, TAYAD yönet›cilerinden ve çal›flanlar›ndan Ünzile Araz, Jale Çelik, Murat Bargu, Kenan Ustabafl, Asl›han Gençay, Z. Abidin fiimflek, Mehmet Yayla, Ali Karagöz, Hüseyin Aktepe ve Sad›k Bayrakç›'n›n da oldu¤u 13 kifli coplanarak gözalt›na al›nd›. Gözalt›lara iliflkin “AB ‹LE UYUM SA⁄LADIK” bafll›kl› bir aç›klama yay›nlayan TAYAD, dilekçe vermenin hak oldu¤unu suç iflleyenin polis oldu¤unu belirterek, “direnerek, mücadele ederek, bedel ödeyerek haklar›m›z› alaca¤›z.” dedi.

Tecriti yaflayanlar TAYAD taraf›ndan 18 A¤ustos günü Karakedi Kültür Merkezi'inde düzenlenen F Tipleri konulu konferansta böyle diyordu. FOSEM’in yapt›¤› “Diri Diri Yakt›lar” k›sa metrajl› filmin izlenmesinden sonra bafllayan konferans›n ilk konuflmac›s› ölüm orucu gazisi Özkan Güzel oldu. Güzel, 19 Aral›k’› Bayrampafla’da yaflad›¤›n›, hücrelerde tecritte, hastanelerde zorla müdahale alt›nda kald›¤›n›, tahliye sonras› direnifli sürdürürken Armutlu katliam›n› yaflad›¤›n› anlatt›. TAYAD’l› Naime Kara ise konuflmas›nda TAYAD’›n mücadelesini anlat›rken, Halk›n Hukuk Bürosu Avukatlar›ndan Özgür Gider, F tiplerinde yaflanan hak gasplar›n›n, hukuki boyutunu dile getirdi. Son olarak sözalan, direniflteki tutsaklar›n eski temsilcilerinden fiadi Naci Özpolat ise, F tiplerindeki tecriti örneklerle anlatt›¤› konuflmas›nda, F tiplerine karfl› mücadelenin hak ve özgürlükler mücadelesi oldu¤unu, bu mücadelede tüm sol, demokrat, ilerici, devrimci, sosyalist güçlerin harekete geçmesi gerekti¤ini belirtti. Bu konuda potansiyelin hiç de az olmad›¤›n›n ortaya ç›kt›¤›n› söyleyen Özpolat tecrite karfl› mücadeleyi büyütme ça¤r›s› yapt›. Konferans sonras›nda Alibeyköy’de açl›k grevi yapan TAYAD’l›lar ziyaret edildi. Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

19


Konsolosluk Önünde Düflen Maskeler F tiplerine ve tecrite karfl› mücadele turnosol olmaya, gerçek kimlikleri ortaya ç›karmaya, beyinlerin içini göstermeye devam ediyor. Kim ba¤›ms›zl›kç›, kim tecrite karfl›, kim hak ve özgürlüklerden yana, kim bu ülkede demokrasi istiyor; MASKELER DÜfiÜYOR! Önce Almanya, sonra Fransa; TAYAD’l›lar tecrite karfl› bir kaç kurumla birlikte Avrupa Birli¤i’ni suçlayan eylemlerine devam ediyorlar. Önce, AB ülkelerinin konsolosluklar›na verilen dilekçelerin sonuç bölümünde ne yaz›yordu yeniden hat›rlayal›m, sonra düflen maskelere bakal›m: “F tiplerindeki tecrit uygulamas›n›n sonuçlar› onlarca ölüm, yüzlerce sakatlanman›n yan› s›ra tutuklu ve hükümlülerde fiziki ve psikolojik rahats›zl›klar olarak da ortaya ç›kt›. F tipi projesinde AB'nin de imzas› vard›r. Dolay›s›yla ortaya ç›kan sonuçlardan AB de sorumludur.”

Emperyalistlerin Demokratl›¤› ! Avrupa’n›n, kendi konsolosluklar›na dilekçe vermeye gidenlere, kendi topraklar› say›lan binalar›n›n önünde polisin müdahalesine iliflkin, “konsoloslu¤umuza herkesin dilekçe verme hakk› vard›r, herkesin bizi elefltiri hakk› vard›r” aç›klamas› yapt›¤›n› duyan oldu mu? Yoktur. Çünkü, yerlerde sürüklenen en cilal› maske onlar›nki. Demokrat, özgürlükçü görüntülerinin alt›ndaki katliamc›l›k, hak ve özgürlüklere düflmanl›k, ayna gibi ortaya ç›kt› bu direniflte. Bütün dünya 19 Aral›k’tan bu yana biliyor bunu. Dilekçeler, bu gerçe¤i yeniden hat›rlatan, “resmi” bir zemine de tafl›yan bir ifllev görüyor.

Maskeli “Demokrat” Maskeli “Ba¤›ms›zl›kç›” AB üyeli¤i tart›flmalar›n›n özünde kimin ba¤›ms›zl›ktan, kimin ba¤›ml›l›ktan yana oldu¤u vard›. Bu temelde iki cephe olufltu¤u havas› verilmek istendi. Gerçekte ne ulusalc› diyen ulusalc›yd›, ba¤›ms›zl›ktan yanayd›. Ne de AB’den yana olmas›n› hak ve özgürlükler temelinde aç›klayanlar›n demokratl›¤› sözkonusuydu. F tiplerine ve tecrite karfl› mücadele kim ne derse desin, bu konuda tam da bir turnosol olmaya devam ediyor. Hak ve özgürlüklerden yana oldu¤unu söyleyen, AB’ciler tecrite karfl› yükselen bu sesten özel20

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

likle uzak duruyor. Çünkü teflhir edilen Avrupa. Yani özgürlük, demokrasi bekledikleri Avrupa. Hayallerini süsleyen Avrupa! Ve o Avrupa ile birlikte bu kesimlerin de ne kadar hak ve özgürlüklerden yana olduklar› sorgulan›yor. Onlar›n da maskeleri düflüyor. Di¤er bir kesimse, “ulusalc›” oldu¤unu iddia edenler. Onlar da yoktu AB ülkelerinin konsolosluk önlerindeki iki eylemde de. Çünkü onlar da söz konusu olan devrimciler olunca ayn› “terör” edebiyat›nda emperyalistlerle hemfikirdirler. Bu ülkenin devrimcilerine karfl›, emperyalistlerin hücrelerinin yan›nda yeralmakta sak›nca görmezler. (Kendisi de o hücrelere at›lana kadar!) Bu kesimin teorisyenlerinden ve devrimci örgütlerin AB’nin “terör listesine al›nmas›” için birkaç kez yaz›lar yazan Erol Manisal› “ulusalc› cepheyi” say›yor: “fiükrü Gürel'in bafl› çekti¤i bir DSP, ‹flçi Partisi, Mümtaz Soysal'lar, Özden'ler ve CHP içindeki gerçek solcular...Sol düflmanl›¤›ndan art›k vazgeçen MHP'liler de bu ittifaka d›flar›dan dostluk verebilir.” Elbette bunlar gelmezler AB Konsolosluklar› önüne. Onlar da F tipleri ve tecrit konusunda tam da karfl› ç›kt›klar› Avrupa’yla birliktedir. Emperyalistlerin Türkiye’ye, “flöyle hapishane yapacaks›n,

Avrupa’n›n Copu; Türk Polisi Fransa Baflkonsoloslu¤u önünde kitleye sald›ran Türk polisi, kimi koruyordu, kimin teflhir olmas›n›n önüne geçmeye çal›fl›yordu? Almanya, Fransa, Belçika... yani Avrupa’n›n. Coplar onlar için inip kalkt›. IMF için emekçilerin s›rt›nda patlayan coplar bu kez Avrupa aflk›nayd›. Öyle ya, Avrupa hayran› Türk polisi varken, Avrupa’y› elefltirmek, suçlamak kimin haddine düflmüfltü. Aferin Türk polisine!


devrimcileri böyle katledeceksin” demesinde o meflhur “ulusal onurlar›” zedelenmez. Tersine, DSP’liler gibi “dost” MHP’liler gibi emri yerine getirirler, katliamc›d›rlar. Bunlardan ayr› olarak, kendine sosyalist, ilerici diyen, emperyalizme karfl› oldu¤unu söyleyenler de yoktu orada. Ba¤›ms›zl›kç›l›k, anti-emperyalistlik dillerinden düflmez. Ama, emperyalistlerin yapt›rd›¤› art›k aleni olan F tiplerine karfl› mücadeleye gelince bin dereden su getirirler; kiminin çok büyük iflleri vard›r, kimi seçimleri bahane eder, kimisi ölüm orucuna karfl›d›r... Masallar bitmez, palavralar›n sonu gelmez. ‹flte hücrelerin sahiplerinin konsolosluklar› önündeyiz; bu konuda bundan daha somut emperyalistlere karfl› eylem olur mu? Ama onlar yok! Niye olmad›klar›n›n eminiz aç›klamas› da yoktur! Halka aç›klayabilecekleri mant›kl› hiçbir gerekçeleri olamaz. Ne diyecekler? Biz emperyalizme karfl›y›z, ama Avrupa’n›n hücrelerine karfl› elimizi oynatmay›z. Ya da, biz emperyalizme karfl›y›z, ama AB’cilerle seçim ittifak› ar›yoruz, gelemeyiz. Baflka ne diyecekler? Biz emperyalizme karfl›y›z, ama bu sorunu AB’yi karfl›m›za alarak çözemeyiz... Hiçbiri, ne kendi taban›n› ne de kitleleri ikna etmek için yetmez. O zaman savunulanlar, anti-emperyalistlikler pratik içinde sorgulanmaya devam edecek demektir. Sorgulama sürecek, kimse bu gerçekten kaçamaz.

“B›rak›n!..” Süresiz açl›k grevine bafllayacaklar› evden gözalt›na al›n›p iflkencehaneye götürülen Üç TAYAD’l› aileye polis döne döne bunu söyledi... B›rak›n... Ölüm orucu direniflçilerine kurflun, bomba ya¤muru alt›nda da, hücrelerde de söylenen hep bu oldu: B›rak›n... fiubelerde iflkenceler bunun için yap›l›yor, rüflvetler bunun için teklif ediliyor... Gözalt›na al›nan muhabirlerimize, çal›flanlar›m›za iflkenceler alt›nda dayat›lan hep bu. B›rak›n! Sözkonusu olan sadece açl›k grevini b›rakt›rmak, ölüm orucunu b›rakt›rmak, tek bafl›na devrimci gazetecili¤i devrimci sendikac›l›¤› b›rakt›rmak de¤il; esas olan, devrimcili¤i b›rakt›rmak! Cevab›m›z net:

B›rakmayaca¤›z! B›rak›n da ne yaparsan›z yap›n, b›rak›n da ne olursan›z olun! Orospu olun, pezevenk olun, uyuflturucu müptalas›, mafyac› olun, h›rs›z olun, üçka¤›tç› olun, ama devrimcili¤i b›rak›n! B›rak›n; Emperyalizme, sömürgecili¤e karfl› ç›kmay›... IMF’ye, Dünya Bankas›’na karfl› ç›kmay›... Faflizme karfl› ç›kmay›... Adaletsizli¤e, eflitsizli¤e, haks›zl›¤a karfl› ç›kmay›... b›rak›n! B›rak›n! Kendinizi kurtar›n! Cevab›m›z de¤iflmiyor:

B›rakmayaca¤›z! B›rak›n diyen iflkence tezgah›ndaki bir kaç polis mi? Onlar “görev” olarak yap›yorlar bu ifli. Kendilerine verilen talimat bu. As›l hedefiniz bunlara devrimcili¤i, mücadeleyi b›rakt›rmak olacak denilmifl. Talimat ise yükseklerden geliyor. Taaa en yükseklerden. ABD Baflkan› Bush’tan. Avrupa

Birli¤i’nden. Emperyalist tekellerin büyük patronlar›ndan; kademe kademe afla¤›ya aktar›l›yor. MGK’ya, Genelkurmaya,hükümete, TBMM’ye, orduya, polise... Ve hepsi birden, kademe kademe bu sonucu almak için çal›fl›yorlar. Kimi yasa ç›kar›yor bunun için. Kimi terör uyguluyor. Kimi emperyalist yoz kültürü pompal›yor. Kimi bask›n yap›yor. ‹flkence tezgah›, “devrimcili¤i yoketme” plan›ndaki son halka. Bush’un uflaklar›, IMF’nin paral› köpekleri olarak “b›rak›n!” diyorlar orada. B›rak›n devrimcili¤i. Biliyorlar ki, sadece ak›lla, mant›kla, ideolojiyle b›rakmaya “ikna” edemezler kimseyi. ‹kna arac› olarak coplar›, elektrik manyetolar›n›, falakalar›, hücreleri kullan›yorlar bunun için. B›rak›n! ‹flkencelerde, kurflun ya¤murlar› alt›nda, kan göllerinin ortas›nda, izolasyonda; Cevab›m›z de¤iflmeyecek:

B›rakmayaca¤›z! Emperyalizm ve iflbirlikçileri; dünya halklar›n›n direniflinin, ulusal, islamc› muhalefetinin, halk›n iktidar›n› hedefleyen devrimci bir mücadelenin olmad›¤› bir dünya yaratmak istiyorlar. Halklar› açl›¤a, adaletsizli¤e mahkum etmek istiyorlar. “B›rak›n” sözleri bunun için. Ama emperyalistlerin bu hayali hiç bir zaman gerçek olmayacak. Çünkü biz cevab›m›z› çoktan aç›klam›fl›z; ve bu cevaptan ölüm pahas›na da olsa vazgeçmiyoruz:

B›rakmayaca¤›z! Devrim, halklar›n tek umududur. B›rakmak, umudu öldürmektir. Umudu öldürtmeyece¤iz. Direnecek, savaflacak, emperyalistlere ve iflbirlikçilerine bugünkü gibi at koflturabildikleri, sömürü ve zulüm yapabilecekleri bir kar›fl alan

B›rakmayaca¤›z! Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

21


Alevi Örgütlerinin Birli¤inde ‹leri Bir Ad›m... Birlik Bin Y›ld›r Bizi Katleden Devletten ‹cazet ‹çinse, Birlik Düzen Partilerine Yamanacak, Dervifl’lerin Kap›s›n› Afl›nd›racaksa

D‹RL‹K ÇIKAR MI? 16-18 A¤ustos tarihleri aras›nda yap›lan geleneksel olarak yap›lan ve bu y›l 39'uncusu gerçeklefltirilen Hac› Bektafl Veli'yi Anma Kültür ve Sanat Etkinlikleri, ayn› zamanda alevi kurumlar›n›n birlik toplant›lar›na ve bu yönde al›nan kararlara da sahne oldu. Bir süre önce Avrupa’n›n 11 ülkesindeki alevi örgütlerini biraraya toplayarak Avrupa Alevi-Bektafli Kurulufllar› Federasyonu’nu (AABK) kuran aleviler, Türkiye’deki alevi örgütlerinin de kat›l›m›yla “Alevi Bektafli Kurulufllar› Birli¤i Federasyonu” ad›yla birleflme karar› ald›klar›n› aç›klad›lar. Hedefin, “Dünya Alevileri Birli¤i” oldu¤u belirtilen aç›klamada, 450 alevi örgütü imzas›yla seçimlere yönelik bir deklerasyon da yay›nland›.

Birli¤imiz Olumludur Federasyonlaflma karar› elbette olumlu bir ad›md›r. Alevi halk›m›z›n birli¤i noktas›nda at›lan

ileri bir ad›md›r. Binlerce y›ld›r katliamlarla, zulümle, bask›yla yokedilmek istenen alevi halk›m›z›n dayan›flmas›n›, örgütlenmesini gelifltirmesi, bir güç haline gelmesi, olmas› gerekendir. Alevi inanc›na özgürlük mücadelesi aç›s›ndan olumludur. Bu birlik, gerçekten alevi halk›m›z›n zulüm karfl›s›nda diri olmas›n›, bir olmas›n› sa¤layabilecek mi, özgürlük ve adalet mücadelesinde ne oranda yeralacak, bunlar› da önümüzdeki süreç belirleyecektir. Zira, her biraraya gelifle, HALKIN B‹RL‹⁄‹ denilemez. Alevi halk›n sorunlar›n›n çözümü için mücadele etmeyen, bin y›ll›k ezilmiflli¤inin hesab›n› sorma mücadelesinden uzak duran, alevi kültürünün zulme karfl› mazlumun yan›nda yer alma, zalimin karfl›s›na dikilme gibi geleneklerini diri tutmay› ilke edinmeyen bir birli¤in çok fazla bir anlam› ol-

Canlar Birarada

Bu y›l 39’uncusu yap›lan Hac› Bektafl fienlikleri, son y›llarda oldu¤u gibi yine siyasetçilerin ak›n›na u¤rad›. Genel Baflkan düzeyinde CHP lideri Deniz Baykal, DSP lideri Ecevit ve HADEP Genel Baflkan› Murat Bozlak haz›r bulundular. Ancak bu kez, seçimlerin yaklaflmas› nedeniyle neredeyse tüm partilerden il baflkan›, milletvekili aday›, merkez yöne-

22

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

ticileri de flarlatanl›klar›n› sergilediler. Davetliler aras›nda MHP’nin de yeralmas› ise, davet edenlerin haf›zas›n›n zay›fl›¤›ndan m›, yoksa katillerle bar›flma niyetinden mi, her ne olursa olsun bir olumsuzluk notu olarak düflüldü. Üç gün süren etkinlikler boyunca çeflitli konularda panaller, konferanslar düzenlenirken, kapal› salonda ve aç›k havada konserlerde onbinlerce alevi semaha durdu. Grup Yorum’un da halk türküleri ve marfllar›yla kat›ld›¤› etkinliklerde Arif Sa¤, Erdal Erzincan, Tolga Sa¤, Canan Baflkaya, Sad›k Gürbüz, Ali Ekber Çiçek, Grup K›z›l›rmak, K›v›rc›k Ali, Yasemin Çimen, Mazlum Çimen, Ekrem Ataer, Edip Akbayram ve daha bir çok sanatç› ile çeflitli alevi derneklerinin semah ekipleri kat›ld›. Etkinlikler boyunca Mazuni’nin çilehane’deki türbesi onbinlerin ak›n›na u¤rarken, aç›lan stantlarda devrimcilerin mücadelesi ve alevi kültürünü anlatan yay›nlar sergilendi.


mayacakt›r. Dile¤imiz böyle olmamas›d›r.

Hangi Düzende, Hangi Partiden ‹steniyor Bunlar? “Siyasi partilerin Alevileri tek tek kifliler arac›l›¤›yla de¤il, Alevi kurulufllar›n›n tek ve örgütlü gücü olan Alevi Bektafli Kurulufllar› Birli¤i arac›l›¤›yla muhatap almas› gerekti¤inin” belirtildi¤i bildirgede seçime iliflkin de¤erlendirme ve talepler flöyle s›raland›: “a) Alevilerin hiçbir siyasi partiyi koflulsuz desteklemeyece¤i, b) Program, tüzük ve seçim bildirgelerinde, Alevilerin y›llard›r örgütleri arac›l›¤›yla ifade edilen sorun, talep ve çözüm önerilerine yer veren ve ayr›ca Alevi adaylar›na listelerinde yer açan eflitlikçi, özgürlükçü, laik ve demokratik siyasi partilerin de¤erlendirilece¤i...” “Sorunlar›m›z› çözen, çözecek olan” deniliyor. Peki mevcut siyasi partiler aras›nda bunu yapabilecek hangi parti var? Ony›llard›r desteklenen ve alevilere yönelik her katliam›n onun döneminde yafland›¤› CHP mi? Yoksa Dervifl mi, Cem mi, ad› “sosyalist... özgürlükçü” kendisi Avrupac› olanlar m›? Hangisi alevi halk›n›n ac›lar›nda, yokluklar›nda yan›ndayd›? Hangisi Gazi davas›n›n yolunu biliyor, hangisi S›vas’›n, Gazi’nin, Marafl’›n hesab›n› sormak için parma¤›n› oynatt›? Birli¤in, seçim kozuyla ortaya ç›kmas›, daha bafltan alevi halk›m›z›n sorunlar›n›n çözümünde olumsuz bir noktaya iflaret etmekte. Hangi parti olursa olsun, kim iktidara gelirse gelsin, devlet

Alevi Halk›m›z›n Bafl›sa¤olsun!

zulme bafle¤meyen bir gelene¤i her zaman düflman olarak görecektir. Ancak amaç, biz bu devlete sahip ç›k›yoruz, bizi de kabul edin demekse; o zaman da alevi halk›n›n kan›na, can›na, topra¤a düflen gençlerine ihanetten öte bir fley yap›lmaz demektir. Yol, bu de¤ildir canlar; Alevi halk›m›z, Dervifl’in kap›lar›nda demokrasiyi, inançlara özgürlü¤ü bulamaz. Zulüm onlar›n düzeni sürsün diye yap›lm›yor mu? ‹stanbul il baflkan›n›n alevi olmamas›yla övünen, “mezhep örgütü olmayaca¤›z” diyerek, nispeten ilerici unsurlar› tasfiye etmekten iftihar duyan Baykal’lar sorunlar›m›za çözüm olamaz. O, ancak aldat›r, yalan söyler, gelip törenlerimizde nutuk atar ve giderler. Hem de çok fley söylemifl gibi yapar, ama bize ait tek bir kelime bulamazs›n›z aras›nda. Baykal’›n Hac›bektafl konuflmas›ndan alevi kimli¤ine, inanç ve düflünce özgürlü¤üne yönelik bir tek kelime ç›kt› m›? Ezberlenmifl güzellemeleri, onlarca y›ld›r dinledi¤imiz pohpohlamalar› s›ralad› sadece. Elbette, düzen alevi oylar›n› almak için, düzen içinde tutmak için birilerini parlatmak zorunda. Devrimci olmas›nlar, devrimcilerle birlikte zulme karfl› direnmesinler diye, Baykal parlat›l›yor, olmazsa Cem, o da olmazsa Dervifl. Tümü ne inançlar›m›z›n özgürlü¤ünü sa¤layabilir, ne de yoksullu¤umuza çare olabilir. Birli¤imiz, kendi gücümüzle bu düzeni de¤ifltirmenin, halktan, hukuktan, özgürlüklerden yana bir düzeni kurman›n birli¤i olmal›d›r. Hac› Bektafl fienliklerinden Adana’ya dönerken Tarsus yak›nlar›nda meydana gelen kazada gençyafll›, ömrünün bahar›nda 34 can›m›z› kaybettik. Ac›lar› yüre¤imizi da¤lad›. Ac›lar› büyüktür. Canlar›m›z›n yak›nlar›na, bütün alevi halk›m›za baflsa¤l›¤› diliyor ac›lar›n› paylafl›yoruz. Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi de yapt›¤› aç›klama ile alevi halk›m›za bafl-

sa¤l›¤› dile¤inde bulundu. Bir gecede AB yasalar›n›, IMF’nin istedi¤i yasalar› ç›kartan Meclis, y›llard›r bekletilen trafik yasas›n› ç›karm›yor. Çünkü, ne AB istemiflti o yasay›, ne de IMF; öyleyse ne gerek var ç›karmaya. Uflakl›k iliklerine ifllemifl. Trilyonlar› silaha yat›ran devlet alt yap›ya, ulafl›ma hiçbir yat›r›m yapmaz. Öte yanda canlar›m›z gidiyormufl, bu düzenin umurunda de¤ildir.

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

23


Burjuva politikac›lar›... ‹hanet, ikiyüzlülük, koltuk kavgas›, ç›kar çat›flmalar›, yalanlar, alavere dalavere, zerre kadar bir inanc› olmayan, hiçbir ideal ve düflünce için bedel ödemeyen, halkla ve halk›n ç›karlar›yla hiçbir iliflkisi bulunmayan... BURJUVA POL‹T‹KACILARI...

Ç›karc›lar, vatan hainleri bu ülkeyi yönetemez! Kemal Dervifl’in Cem ve YTP’ye “ihaneti” konufluluyor. K›saca hat›rlayal›m bu “ihanetin” seyrini: Dervifl Amerika’dan ald›¤› talimatla yeni bir hükümet, bu olmazsa seçim tart›flmalar›n› bafllatt› ve buna paralel olarak emperyalistler ve iflbirlikçisi oligarfli için alternatif aray›fllar›na girdi. Mevcutlar içinde böyle bir alternatif yoktu. Öyleyse bölme-parçalama-birlefltirmelerle bu alternatif yarat›lmal›yd›. DSP, herkesin izledi¤i bir operasyonla bölündü. Medya Dervifl-Cem-Özkan üçlüsünü b›kt›r›rcas›na parlatt›. Dervifl, son güne kadar YTP ile birlikte oldu¤unu söyledi. ‹flin asl›, Cem’in ve ötekilerin kendi hesaplar› olsa da, YTP’yi kuranlar da Dervifl’e güvenerek bu operasyona girdi. Dervifl, YTP ile birlikte olamayaca¤›n› aç›klad› ve yönünü CHP’ye çevirdi. Çünkü “maya tutmuyordu”, istenilen alternatifin YTP ile yarat›lmas› tekelci burjuvazi aç›s›ndan zora girmiflti. ‹hanet dedikleri bu! Ama, burjuva siyasetinde “ihanet” diye bir kavram›n, yani “sadakat, ba¤l›l›k” gibi erdemlerin yeri yoktur. En büyük erdem, koltuklar ve ç›karlard›r. Cem, Dervifl’i liderlik ç›karlar› için kullan›yor, Dervifl Cem’i tekeller ad›na giriflti¤i operasyonda kullan›yor. Bu arada y›llar›n hizipçisi Baykal klasik manevralar›n› yap›yor. Tekelci burjuvazi için hepsi birer araç; kullan›yor at›yor bir kenara. DSP24

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

MHP-ANAP iktidar›n› üç y›l tepe tepe kulland›, flimdi s›ra ötekilerde. Kifliliklere bak›n; tümü birbirinden sahtekar, tümü birbirinden ikiyüzlü ve tümü birbirinden daha vatan haini. Ç›karlar› sözkonusu oldu¤unda, ucunda koltu¤un k›rm›z› meflinini gördüklerinde; birbirlerini an›nda satarlar, savunduklar›n› iddia ettikleri ne program, ne ilke kal›r her fleyi terkederler. Çünkü inand›klar› hiçbir dava yoktur. Halkm›fl, halk›n ç›karlar›ym›fl sözkonusu bile de¤ildir. Burjuva siyasi sistemin ahlak›, ilkesi yoktur; ilkesi tekellerin ç›kar›d›r. Tekeller kullan›r, bu s›n›fsal ç›karlar›n›n gere¤idir. Politikac› için kifliliksizlik de burada bafllar; o da kendini kulland›rmak için birbiriyle yar›fl›yor. Kim daha Amerikanc›, kim tekellerin ç›karlar›n› daha iyi savunacak yar›fl›na girerler. Halk›n açl›¤›, yoksullu¤u, iflsizli¤i sadece oy almak için birer malzemedir. Aldat›rlar, yalan söylerler, iflleri bitince unuturlar; daha büyük yoksulluklar, daha büyük iflsizlikler yarat›rlar. Hiçbiri bu ahlak›n, bu ihanetin d›fl›nda de¤ildir. Halka yalan propaganda ile “farkl›” oldu¤u mesaj› veren Tayyip Erdo¤an da ayn› kokuflmufl suda yüzenlerdendir. “Amerika AKP’yi istemiyor” haberlerine karfl› yapt›¤› aç›klamaya bak›n: “bu bir çeviri hatas›d›r, böyle bir fleyin asl› yoktur.” En iyi ingilizceyi o biliyor ya! Amerika’dan bize ne; biz bu ülkeyi yönetece¤iz, bu halk için var›z diyemiyor. Varsa yoksa Amerika’ya kendini kabul ettirmek için k›rk takla at›yor. Yine tekelci burjuvazinin son gözdesi Baykal’a bak›n ayn›s›n› görürsünüz; “‹fl dünyas› ile CHP aras›nda bir mesafe vard› ama art›k bunun kalkmaya bafllad›¤›n› görüyorum. Çok önemli bir evrim geçirdik.” (M. Balbay ile röportajdan, Cumhuriyet) fiimdi bunlar›n iktidar›n› düflünün; Amerika ne emrederse yerine getirecekler, TÜS‹AD ne isterse emir belleyecekler. Türkiye’yi yönetmeye talip olanlar›n kiflilikleri ve politikalar› bunlar!


Ve Bizimkiler... Halk ve vatan için gözlerini k›rpmadan ölen, ölüme yatan, özverili, hiçbir kiflisel ç›kar hesab› olmayan, zulüm karfl›s›nda ba¤›ms›zl›k ve demokrasi düflüncesinden bir ad›m gerilemeyen... B‹Z‹MK‹LER, DEVR‹MC‹LER...

En büyük vatanseverler, devrimciler yönetecek! Büyük davalar, büyük özlemler büyük bedeller ister. Bizim davam›z, insanl›k tarihinin en büyük, en soylu, ezilen halklar›n özlemi olan devrim davas›d›r. Devrim, adaletli, eflit, halktan yana bir düzenin kurulmas› demektir. Binlerce devrimci flehit düfltü bu u¤urda. ‹stisnas›z tümünün dilindeki son söz “Ülkemizin ba¤›ms›zl›¤›, halk›m›z›n özgürlü¤ü için” oldu. ‹kinci y›l›na yaklaflan ve 93 devrimcinin ölümü gülerek kucaklad›¤› direniflte, çok daha büyük bir özveriyle, fedakarl›kla hayk›r›ld› bu sözler. “U¤runa ölünecek hiçbir fley yoktur” düflüncesinin karfl›s›na bedenlerimizden bir duvar ördük. Y›k›lmaz, sars›lmaz, dimdik bir duvar. Hay›r! dedik. U¤runa ölünecek bir ülke, bir halk var, düflüncelerimiz, ideallerimiz, bir davam›z var, dedik. Yaflama ait, halka ait güzel olan, soylulu¤u, erdemi ifade eden ne varsa biz temsil ediyoruz. Düflman›n bile yadetmek zorunda kald›¤› fedakarl›¤›m›zla, kendimizi halk›m›za adam›fll›¤›m›zla ç›k›yoruz emperyalist ahlak›n karfl›s›na. Bu yeni insand›r. Bu yeni ahlak›n, yeni kültürün topra¤a düflen bedenlerimizden f›flk›ran tohumlar›d›r. Bu kültür, burjuva politikas›n›n ve politikac›s›n›n bütün çirkeflikleri karfl›s›nda, vatan, halk, düflünceler, inançlar bayra¤›n› en yükseklerde dalgaland›ran kültürdür. Bencillikler, ç›karlar yoktur bu kültürde. “Biz görmesek de halk›m›z özgür olsun...” sözü felsefemizin, ahlak›m›z›n, ideolojimizin özüdür. Düzenin bata¤›n›n içindekiler anlayamaz elbette bunu. Anlayamazlar, katliam›n ortas›nda tutuflan bedenlerdeki yoldafllar›na sahiplenmeyi, fedakarl›¤›, vatan ve halk sevgisini. Anlayamazlar, bir anan›n ölüme giderken çocuklar›na yazd›¤› mektubundaki; “Bilin ki anan›z sizlerin daha iyi koflullarda büyümesi için bedenini ölüme yat›rd›. Bu düzende zulüm ve ac› sürdükçe, bizim düflledi¤imiz vatan topraklar›nda yaflayamayacaks›n›z” sözlerini. Çünkü, “devrimcilik böyle bir fleydir iflte. Sadece kendileri için yaflamazlar. Ben de devrimciyim k›z›m. Sizin ve halk›m›z›n gelece¤i için bütün çabalar›m›z.” Elbette anlayanlar da oldu çokça:

“Elbette onlar da yaflam›n güzelli¤ini biliyor. Ama ‘Bugün bize yap›lanlar yar›n baflkalar›na da yap›lacakt›r’ diyorlar. Eylemlerinden vazgeçirmek için bir fley söylemek gelmedi içimden.” (Edip Akbayram) “Say›n Bülent Ecevit, ben 50 yafl›nda bir hekim ve bir ö¤retim üyesiyim... hala gülebilen yüzlerini, bak›fllar›n›n do¤rudanl›¤›n›, ifadelerinin yal›nl›¤›n› biliyorum ve itiraf etmeliyim ki beni çok etkiledi. Kendimce çok önemli sayd›¤›m baz› fleyler ö¤rendim orada.” (Prof. Dr. Huri ÖZDO⁄AN) Unutturulmak istenen bütün de¤erler bizimle ete kemi¤e büründü. Düzen politikac›lar›, generaller satarlar bu ülkeyi, biz kurtarmak için direniriz, ölürüz. Onlar Amerika için kan döker, biz “yaflas›n tam ba¤›ms›z Türkiye” diye alevler içinde kurflunlar›n üstüne yürürüz. Emperyalizme ve iflbirlikçilerine karfl› bu ülkenin onur, namus, ba¤›ms›zl›k ve özgürlük kavgas›y›z biz. “Yeryüzünde, Anadolu topraklar›nda gözü yafll› insanlar her gün art›yorsa emperyalizme kafa tutanlar asla yok edilemez.” “Biz bu halk›n ve topraklar›n tek gücü ve gelece¤iyiz...” Bu vatanseverlik, bu feda ruhu bu inanç yönetecek bu ülkeyi. Bu kokuflmufl düzeni, bu yoz kültürü ve ahlak›, fienay’›n deyifliyle, “bil ki biz de¤ifltirece¤iz. Buna inan.” Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

25


çözüm Sorun varsa Çözümü de vard›r Mevcut 50’ye yak›n yasal parti var. Hangisi sa¤, hangisi sol kar›flm›fl, veya daha do¤ru bir deyiflle kar›flt›r›lm›fl. Ama özünde bir kar›fl›kl›k yok. Biri di¤erinden farks›z. Sa¤›, zaten sa¤, ama solu da sa¤. Çünkü, sol olma niteli¤ini haketmiyor hiç biri. Ne ekonomik, ne siyasal anlamda sol bir mücadelenin sahibi de¤iller; emperyalizm ve faflizm karfl›s›nda, sol bir pratikleri yok. Ama daha önemli ve belirleyici olan; böyle bir prati¤e sahip olmalar› da mümkün de¤ildir. Çünkü sistem buna izin vermemektedir. Sistemin icazetini esas alan, bunun d›fl›na ç›kmayan hiç bir partinin sol, yani halk›n ç›karlar› do¤rultusunda bir pratik ortaya koymalar› mümkün de¤ildir.

Amerikanc› dünya düzeninde “Düzen solu”na yer yok! Dünden bugüne, pek çok ülkede, çeflitli program ve adlar alt›nda reformist partiler olmufltur. Bunlar, sistem içinde olmak kayd›yla, sistemde çeflitli reformlar yapmalar›, yapmay› hedeflemeleri yan›yla ilerici, sol bir konumdayd›lar. Ama bugün dünya çap›nda emperyalist sistem aç›s›ndan reformist düzen partileri misyonunu tamamlam›flt›r. Ülkemizde de, düzen içi sol olarak varl›¤›n› sürdürmeye çal›flanlar var. Pek ço¤u 1980 öncesi devrimci özellikler tafl›yan siyasi hareketlerin yeni biçimleri olan bu legal parti çevreleri, nesnel olarak da flu anda “sol” kategorisi içindedirAma flu çok Devrimci bir parti, ler. aç›kt›r; özellikle son hayat›n her alan›nda, yirmi y›lda, Avrupa’da da, ülkemizde ekonomide, yönetimde, de klasik anlam ve “düzen sa¤l›kta, e¤itimde, biçimlerdeki solu” ömrünü bitirorduda, kültürde, mifltir. Art›k onlara düzen içinde “sol” mevcut düzene olarak oynayabilekarfl› alternatiflere cekleri bir rol kalmam›flt›r. Sadece sahip olmak demektir. “sol görünümle kitleleri aldatmalar›na, 26

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

DEVR halk›n düzen içinde tutulmas›na yard›mc› olmalar›na” izin vard›r.

Sol, DEVR‹MC‹ sol’dur ‹flte bu nedenle, bugün art›k denilebilir ki; sol’un asli niteliklerinin hakk›n› verecek, tarihsel rolünü yerine getirebilecek bir parti, ancak DEVR‹MC‹ bir partidir. Düzenin yasal, anayasal, fiili kuflatmas›yla tüm düzen partilerini, sözde ne derlerse desinler, pratikte birbirinden farks›z hale getirdi¤i bir noktada, bunlar›n hiç birinin halka bir gelecek vadedebilmesi de mümkün de¤ildir. Çünkü o “gelece¤e” mevcut düzen izin vermeyecektir. Halka gelecek vadedecek tek program, devrimci bir partinin program›d›r. Devrimci bir parti, hayat›n her alan›nda, ekonomide, yönetimde, sa¤l›kta, e¤itimde, orduda, kültürde, mevcut düzene karfl› alternatiflere sahip olmak demektir. Bu bak›mdan mevcut partiler, b›rak›n her alanda alternatif sahibi olmay›, tam bir alternatifsizlik içindedirler. Söyleyebildikleri tek fley mevcut ekonomik ve siyasi programlar› kendilerinin daha iyi uygulayaca¤›ndan ibarettir. Bunun d›fl›nda baflka fleyler söyleyen legal partiler yok mu? Var. Ama bu sözlerinin ve iddialar›n›n mevcut düzen içinde bir k›ymeti harbiyesi yok. Söylediklerini yapabilecek bir araca sahip de¤iller herfleyden önce. Yani devrimci bir partiye. Düzenin d›fl›na ç›kmaya tevessül ettikleri ilk ad›mda, en basitinden kapat›lacaklard›r. Düzenin fliddetine karfl› koyamayacaklard›r. Devrimci bir parti, mevcut düzeni y›k›p yerine halk›n ç›karlar› do¤rultusunda bir düzeni infla etmenin kitlesel, kadrosal örgütlenmelerini, ekonomik, siyasi, askeri kurumlaflmalar›n› yaratan partidir. Böyle bir parti, düzenin parlamentosunu sadece demokratik mücadeleyi gelifltirmek için, baz› reformlar için bir araç olarak kullanabilir. Düzenin parlamentosuna bundan bir gram daha fazla bir misyon yükleyen, devrimci bir parti olmaktan ç›km›fl, düzenin partisi olmufltur. Siyasal olarak, “çözüm parlamentoda” diyenler, düzenin bir parças› olmufllard›r ve do¤al olarak da neticede emperyalizme ve oligarfliye hizmet ederler.


‹MC‹ PART‹ Devrimci bir parti yok mu? Kim ne derse desin, halk kitlelerinin sorunlar›n›n mevcut düzen içinde köklü bir çözümünün olamayaca¤› besbellidir. Dünyada bunun örne¤i yoktur. Ülkemizde de olmayacakt›r. Emperyalizm ve iflbirlikçilerinin, kendi parlamentolar›nda kalkan ellerle düzenin de¤iflmesini “gönül r›zas›yla” kabul edeceklerini düflünmek için ya çok saf, ya s›n›flar mücadele gerçe¤inden habersiz olmak gerekir. Demek ki, o halde, sorun mevcut düzeni y›kmakt›r. Ancak bunu hedefleyen, bu do¤rultuda örgütlenip mücadele eden bir parti DEVR‹MC‹ bir parti olarak adland›r›lmaya lay›kt›r. Peki ülkemizde devrimci bir parti yok mu? Var tabii ki. Ama onun ad›n›, böyle bir yaz› içinde zikretmek, “yasad›fl› örgütün propagandas›n› yapmak” fiiline giriyor. Evet, o yasad›fl›. Çünkü o, bu düzeni kökten de¤ifltirmek istiyor. Zaten bundan dolay› devrimci. Bu düzen ise, kendisini köklü bir biçimde de¤ifltirmek isteyeni, “yasad›fl›” say›yor. Düzenin “demokrasisi”, düzeni savunanlara tan›d›¤› örgütlenme, propaganda hakk›n›, düzeni de¤ifltirmek isteyenlere tan›m›yor. Oligarflinin demokrasisi onun siyasi arenada yer almas›na izin verecek kadar genifl ve tahammüllü de¤il. Buradan hareketle, mevcut partilerin “de¤ifliklik” sözlerinin ne kadar sahte ve yüzeysel oldu¤u da ç›kar›labilir.

Her parti, ya sa¤, ya soldur Her parti toplumsal bir s›n›f›n, kesimin ç›karlar›n› savunur “Biz sa¤da da, solda da de¤iliz, merkezdeyiz” sözü, ülkemizdeki partilerin çok sevdi¤i bir sözdür. Ama bu söz, siyasal bir gerçekli¤e denk düflmez, sadece bir demagojidir. Apolitiklefltirmenin üst boyutta oldu¤u veya düzenin apolitiklefltirmeyi derinlefltirmeyi istedi¤i her dönemde, s›kça baflvurulan bir demagojidir. “Biz iflçinin ç›karlar›n› da, ifladam›n›n ç›karlar›n› da savunuyoruz” sözünü de çok sever düzen partileri. Ama bu söz de siyasal aç›dan do¤ru de¤ildir. Bunu söyleyen her parti, aç›kça YALAN söylemektedir. Çünkü böyle bir

fley, PART‹ denilen olgunun do¤as›na ayk›r›d›r. Parti’nin en genel anlamda, “ansiklopedik” tan›m› flöyledir: “Parti, belli bir s›n›f›n, katman›n siyasal ç›karlar›n› savunmak üzere belli bir siyasi düflünce çevresinde birleflip, ülkelerini bu düflüncelere göre yönetmek isteyenlerin meydana getirdi¤i siyasi topluluktur.” Ç›karlar› birbirine taban tabana z›t iki ayr› toplumsal s›n›f›n, katmanlar›n ç›karlar›n› ayn› parti çat›s› alt›nda savunmak mümkün de¤ildir zaten. “Merkez parti”, “tüm milletin partisi” gibi demagojilere baflvuranlar, kendi gerçek siyasi kimliklerini ve hangi s›n›f›n ç›karlar›n› savunduklar›n› gizlemek isteyen partilerdir. Tüm düzen partileri buna ihtiyaç duyarlar. Çünkü, tüm düzen partileri flu açmaz› yaflarlar: gerçekte savunduklar› bir avuç oligarflinin ç›karlar›d›r. Ama oligarfli “bir avuç” oldu¤u için onlar›n “oylar›” iktidar olmalar›na yetmez. Dolay›s›yla, genifl halk kitlelerinin oylar›na ihtiyaçlar› vard›r. Sömürü düzeninin iktidar›n› meflrulaflt›rmak buradan geçmektedir. ‹flte bu yüzden, hiç bir düzen partisi, ortaya gerçekte öyle oldu¤u halde, ben TÜS‹AD patronlar›n›n, toprak a¤alar›n›n, tefecilerin, emperyalist tekellerin ç›karlar›n› savunuyorum diye ortaya ç›kamaz.

“Küçük Amerika”n›n “Çok partili rejim”i Kapitalist toplumu kapsaml› biçimde ilk çözümleyen devrimci önder olan Marks, burjuvazinin çok partilili¤ini flöyle tasvir eder: “Burjuvazinin, iktidar› bir elden b›rak›rken öbür eliyle yakalayabilmesi için, en az iki partiye ihtiyac› vard›r.” Ülkemizde, çok partili rejimin, esas olarak CHP ve DP’nin oldu¤u ilk dönemleri, bu anlat›lana uygundur. Ama kriz derinlefltikçe, oligarflinin yönetememe sorunu a¤›rlaflt›kça, oligarflinin kendi iç çeliflkilerinin de katk›s›yla, ikiyle de yetinmeyip, onlarca parti kurulmufltur. Ama tekelci burjuvazinin istedi¤i esas olarak böyle bir düzendir. Y›llard›r durmadan “Merkez sa¤da birlik”, “merkez solda birlik” deyip durmalar›n›n nedeni de budur. Amerikan burjuva demokrasisi, tekellerin bu iste¤ine son derece uygundur. Orada da onlarca parti vard›r ama Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

27


sistem, seçimler, as›l olarak iki parti - Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti- üzerinde dönüp durmaktad›r. Onlar›n d›fl›ndaki partiler, hiç bir zaman iktidar›n, hatta Amerikan Kongresinin yak›n›na bile yanaflamazlar. ‹kisi de büyük Amerikan tekellerinin partisidir. Kitleler birinden b›kt›kça, öteki umut olarak gösterilip iktidar yap›l›r. 12 Eylül cuntas› da, yerini “sivil iktidara” devrederken, “ikibuçuk partilik” bir düzen haz›rlam›flt›r. Ama 12 Eylül’ün plan› da daha ilk seçimlerde bozulmufltur. Oligarfli içi çeliflkiler de, halk›n çeflitli kesimlerinin talep ve tepkileri de çok istedikleri “iki merkez partili” düzene imkan vermiyor. Kald› ki, ülkemizde, ABD’den, Avrupa’dan farkl› olarak, oligarflinin “çeki düzen vermesinin” mümkün olamayaca¤› bir alanda da partiler vard›r. Bu nedenle, halk› iki merkez partisine mahkum etmeyi hiç bir zaman baflaramayacaklard›r.

Devrimci bir parti, mevcut düzeni y›k›p yerine halk›n ç›karlar› do¤rultusunda bir düzeni infla etmenin kitlesel, kadrosal örgütlenmelerini, ekonomik, siyasi, askeri kurumlaflmalar›n› yaratan partidir. Böyle bir parti, düzenin parlamentosunu sadece demokratik mücadeleyi gelifltirmek için, baz› reformlar için bir araç olarak kullanabilir. Düzenin parlamentosuna bundan bir gram daha fazla bir misyon yükleyen, devrimci bir parti olmaktan ç›km›fl, düzenin partisi olmufltur.

Devrimci parti, ezilenlerin, sömürülenlerin, emekçilerin, k›sacas› halk›n ç›karlar›n› savunur

Halk›n ç›karlar›n› savunmak, en baflta, sömürüye son vermeyi hedeflemektir. Sömürüye son vermek ise, tekelci burjuvaziye, toprak a¤alar›na hayat hakk› tan›mamakt›r. Her kim ki, tekelci burjuvalar›n, toprak a¤alar›n›n mallar›na el koymaktan sözetmeyip, tersine, onlar›n da sorunlar›n› çözece¤ini söylüyorsa, o parti devrimci de¤ildir. Biz devrimciler, aç›k, seçik ve kesin bir biçimde söylüyoruz ki; biz halk›n ç›karlar›n› savunuyoruz. Aç›k seçik söylüyoruz ki, devrimci partinin iktidar›nda tekelci patronlara, toprak a¤alar›na hayat hakk› olmayacak. TÜS‹AD’ç›larla, yani gerçekte ülkemizdeki tüm sömürü ve zulmün bafl sorumlular›yla iflbirli¤i, ittifak yapanlar, hiç bir biçimde devrimcilik iddias›nda bulunamazlar. 28

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

Marks’›n Ö¤üdü: Ne söyledi¤ine de¤il, ne yapt›¤›na bak›n!

Devrimci bir partinin, kesin, net ölçüleri vard›r. Ayn› flekilde, “sol” olman›n da flaflmaz, de¤iflmez ölçüleri vard›r. Ama buna ra¤men, ortal›k bu iddialarda bulunanlardan geçilmez. Bu da siyasetin do¤as›nda vard›r. Peki genifl kitleler ne yapacak? En iyisi ve en do¤rusu, Marks’›n dedi¤i gibi da›vranmakt›r. fiöyle der Marks; “ Bir insan›, kendisi için ne düflündü¤ü ve söyledi¤iyle de¤il, o insan›n asl›nda ne oldu¤u ve ne yapt›¤›yla ay›rdederiz. Partileri de adlar› ve kendileri için söyledikleri ve göstermelik amaçlar›yla de¤il, gerçek s›n›fsal yap›lar› ve ç›karlar›yla ay›rdetmeliyiz.” K›sacas›, ne söyledi¤ine de¤il, ne yapt›¤›na bak›n. Sözünün ve özünün bir, teorisinin ve prati¤inin birbirine denk olup olmad›¤›na bak›n.

Düzen, devrimci partiyi yok saymak, ve yoketmek istiyor Bafltan bu yana anlatt›¤›m›z gerçeklerden dolay›, mevcut düzen, iktidar›n› koruyabilmek, sömürüsünü, ya¤ma, talan ve lüks-sefahat içindeki yaflamlar›n› sürdürebilmek için, devrimci partiye karfl› her türlü bask›, yasak, iflkence, katliama baflvurur. Baflvuruyor da. Bu ülkede yaflayan herkes biliyor ki, otuziki y›ld›r, bir partinin kadrolar›, taraftarlar› infazlarla, katliamlarla yokedilmeye, F tipleriyle teslim al›nmaya çal›fl›lmaktad›r. Çünkü o parti, devrimci bir partidir. Çünkü o parti, mevcut düzeni de¤ifltirebilecek, Türkiye halklar›n›n taleplerine cevap verebilecek tek partidir. O gerçek bir alternatiftir.


“Ne ahlak› k›z›m, biz memlekette namus mu b›rakt›k...” (Hatay emniyetinde bir iflkenceci - baflka bir emniyette de olabilirdi -)

Fatma’lar›n, Halk›n Namusu ‹çin Direnifli Ölüm orucu flehidi Fatma Bilgin de binlerce kad›n devrimci gibi, gözalt›na al›nd›, iflkenceler gördü, devrimcili¤i b›rakmas› için bask› yap›ld›, tecavüz tehditlerine maruz kald›. Tarihçesi ve yaflayanlar›n anlat›m›yla ‹fiKENCE-1 isimli kitapta (Anadolu Yay›nc›l›k) derlenen iflkence anlat›mlar›ndan biri de O’nunkidir. Kurtulufl dergisi Antakya muhabiri oldu¤u süreçte yaflad›¤› iflkenceleri anlatt›¤› bu belgede, Fatma, 10 Aral›k 1995 sabah› ablas›n›n evinin polis ve Hatay ‹l Jandarma Komutanl›¤›’na ba¤l› jandarmalarca kuflat›ld›¤›n› ve gözalt›na al›nd›klar›n› söyledikten sonra gözalt›nda yaflad›klar›n› anlatmaktad›r. Hatay ‹l Jandarma Komutanl›¤› ve Hatay Emniyetinde günlerce iflkence alt›nda kal›r Fatma: “K›sa bir süre sonra da Antakya Siyasi fiube’ye götürüldüm. Hemen sald›r›ya geçtiler ve gözlerimi ba¤lad›lar. Sonra “Hoca” dedikleri iflkencecinin talimat›yla iflkence yapt›klar› odaya götürüldüm. Odada bana “Sana Kurtulufl muhabirli¤i yapmayacaks›n demedik mi? fiimdi gör gününü” dediler. Ve imzalamam için bir ka¤›t verdiler. ‹mzalamad›m. Bunun üzerine yere yat›rd›lar. Bafl›m› birisi bacaklar›n›n aras›na geçirdi ve belime tekmelerle vurmaya bafllad›lar. Daha sonra biri belime oturdu ve kollar›m› büktü. Ard›ndan üstümdeki elbiseleri zorla ç›karmaya bafllad›lar. Onlara “Irz düflmanlar›, sizin ahlak›n›z yok mu?” dedi¤imde “Ne ahlak› k›z›m, biz memlekette namus mu b›rakt›k? Her fley bizim keyfimiz için” dediler. So¤uk su döktüler. Parmaklar›mdan elektrik verdiler. Ard›ndan ask›ya ald›lar, bafl›mdan afla¤› bir kaç defa su döktüler... Orada tazyikli su tuttular. Sonra ç›plak bir vaziyette küçük bir hücreye att›lar. Yatmamam için hücrenin zeminine su döktüler. Bir süre sonra iflkence seans› ayn› flekilde bafllad›. Sabah oldu¤unda tekrar jandarma karakoluna götürüldüm.... Ekrem isimli iflkenceci de sürekli olarak tecavüz ve ölümle tehdit etti.”

FATMA’LARIN NAMUSU Fatma’lar›n namusu vatan›d›r, halk›d›r, halk›m›z›n ba¤›ms›z, demokratik bir ülkede karn› tok ve özgür yaflamas›d›r. Fatma’lar onur diye, namus diye bellemifllerdir özgürlük savafl›n›. Dört elle sar›lm›fllard›r namus kavgas›na. 32 y›ld›r süren bu kavga, binlerce y›l-

l›k kavgan›n devam›d›r. Fatma’lar, ‘Hakikat Bac›lar›’n›n, Kara Fatmalar’›n miras›n› omuzlad›lar.

‹fiKENCEC‹N‹N NAMUSSUZLU⁄U ‹flkencecinin namussuzlu¤u Fatma’lar› tecavüzle tehdit etmesinde, onlarcas›na tecavüz etmesinde de¤ildir sadece; as›l büyük namussuzluk IMF için yap›lan iflkencelerde, IMF düzeni sürsün diye meydanlarda sallanan coplarda, oligarflinin iktidar› için yap›lan katliamlarda, infazlarda. Ba¤›ms›zl›k savafl›n›n karfl›s›na ç›kmakta. B›rakmad›klar› namus, sadece uyuflturucuyu, fuhuflu, her türlü ahlaks›zl›¤› bizzat organize eden olmalar›ndan da de¤il, ayn› zamanda bir ülkenin namusunu, onurunu satanlar›n bekçili¤ini yapmalar›nda. ‹ktidarlar satt› koskoca bir vatan›n namusunu, onurunu ayaklar alt›na ald›. Polisi, ordusu da namussuzlu¤a karfl› isyan olmas›n diye zulmetti, oluk oluk kan ak›tt› topraklar›m›za.

D‹RENEN FATMA’LAR HALKIN NAMUS KAVGASIDIR Düzen, Fatma’lar devrimci olmas›n da ne olursa olsun diyor; fahifle olsun, eroinman olsun, kifliliksiz, güçsüz olsun ama devrimci olmas›n istiyor. Çünkü biliyor ki, devrimci Fatma; güçlü, kendi ayaklar› üzerinde duran, zulümden hesap soran, sadece kendi namusu için de¤il, bütün halk›n namusu için direnen, mücadele eden Fatma’d›r. Bütün halk›n namusu için mücadele; ahlaks›zl›¤›, yozlaflmay›, kifliliksizli¤i üreten ve bilinçli bir politika olarak sürdüren bu düzenin y›k›lmas› için. Fatma’lar içeride, d›flar›da bunun kavgas›n› veriyor, bunun için direniyor. Bütün genç k›zlar›m›z› bu kavgaya ça¤›r›yor... Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

29


‹K‹ UTANMAZ! Ç›karc› ‹flbirlikçi IMF Ajan› Tam bir kepazelik. Yüzbinlerce iflçiyi temsil eden konfederasyonlar›n baflkanlar›, bir IMF ajan›n›n kuryeli¤ini yap›yorlar. Onun ad›na sa¤a sola mesaj götürüyorlar. Devrimcilere, hak ve özgürlük mücadelesi yürütenlere açmad›klar› salonlar›n› IMF memurlar›na aç›yorlar. ‹flçiler, meydanlarda “Dervifl Defol!” diye hayk›r›rken, onlar Dervifl’in postac›l›¤›na soyunuyorlar! Dervifl’in IMF’nin memuru oldu¤u, IMF programlar›n› uygulamak üzere gönderildi¤i herkesin malumu. Ama Çelebi ve Meral, bir IMF memuruna uflak yaz›ld›klar›n› gizlemek için, yapt›klar›n› “ solun ittifak›n› sa¤lamak” için yapt›klar›n› söylüyorlar. Tüm iflçileri aptal yerine koyuyorlar. ‹flte bu tablo, y›llard›r devlet sendikac›l›¤›, MGK sendikac›l›¤› üzerine söylediklerimizin bir kan›t›d›r... Bu tablo, iflçi s›n›f›na, halka ihanetin kan›t›d›r... Ve bu tablo; iflçi s›n›f›na, bunlarla bir yere var›lamayaca¤›n› bir kez daha gösteriyor.

‹flçilerin de¤il, IMF’nin “Baflkan”lar› Meral ve Çelebi, yüklendikleri bu rolle, halk›n muhalefetini etkisizlefltirmeyi amaçlayan ABD operasyonunun içinde yeralm›fllard›r.

KESK Baflkan› Sami Evren:

“O IMF’nin Sözcüsü...” KESK Genel Baflkan› Sami Evren’in ad› da, Çelebi ve Meral’le birlikte, “Dervifl’in kontenjan›ndan” aday gösterilecekler aras›nda geçiyordu. Sami Evren, yapt›¤› aç›klamayla bu haberleri yalanlad› ve IMF iflbirlikçili¤ine de aç›k bir cevap verdi. Evren aç›klamas›nda flöyle dedi: “ O IMF’nin, ben kamu emekçilerinin sözcüsüyüm. IMF ile solculu¤u ayn› kefeye koymaya çal›-

30

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

IMF program› daha büyük açl›klara, sefalete yolaçarak uygulanmaya devam edecek. “Sol” olarak ambalajlanacak bir iktidar arac›l›¤›yla, iflçinin, memurun, halk›n muhalefetini etkisizlefltirmek için bir oyun tezgahlan›yor ve konfederasyon baflkanlar› da bu tezgah›n içinde yer al›yor. Biraraya getirmek için “arabuluculuk” yapt›klar› Baykal ve Dervifl, alenen, ba¤›ra ça¤›ra IMF program›n› uygulamaya devam edeceklerini söylüyorlar. Peki buna ra¤men Meral ve Çelebi, ne için, kimler ad›na destekliyorlar onlar›? Dervifl’le dostluklar›n› ve ittifaklar›n› böyle alenen ilan ettikleri bu noktada, onlar› IMF sendikac›lar› olarak adland›rmak yanl›fl de¤ildir. Onlar, aç›kça belli olmufltur ki, iflçinin haklar›n› de¤il, “IMF program›n›n baflar›s›n›” gözeteceklerdir.

Koltuk Düflkünü Baflkanlar Her sendika baflkan›, daha koltu¤a oturdu¤u andan itibaren kendini “milletvekili aday›” olarak görmeye bafll›yor. O saatten sonra, tüm davran›fllar›, kararlar›, politikalar› da ona göre biçimleniyor; kendilerini düzen partilerine, düzenin efendilerine be¤endirmeye çal›fl›yorlar.

flanlar tarihi yan›lg› içindedirler. Dervifl’le ve IMF politikalar›n› sürdürmek isteyenlerle hiçbir iflimin olmad›¤›n› belirtiyorum. Dervifl'le ayn› safta oldu¤umu ileri sürmek eflyan›n tabiat›na ayk›r›d›r...” Emekçilerin ç›karlar›yla Dervifl'in temsil etti¤i güçlerin ç›karlar›n›n çat›flt›¤›n› belirten KESK Genel Baflkan›, aç›klamas›n›n devam›nda; kendisininin de alt›nda imzas›n›n oldu¤u 'Emek Platformu Program›'n›n IMF’ye karfl› haz›rland›¤›n›, bunu imzalayanlar›n Dervifl’le yanyana olamayca¤›n›, platformda imzas› bulunanlar›n da imzalar›na sahip ç›kmas› gerekti¤ini vurgulad›.


Sendika baflkanl›¤› adeta TBMM’ye s›çrama basama¤› gibi kullan›l›yor. Türk-‹fl ve Bayram Meral, her dönem, düzen partilerinin manevralar›yla içiçe olmufllard›r. Buna, uzun zamand›r D‹SK de dahil olmufltur. Devrimci iflçilerin, sendikac›lar›n tasfiye edilmesi, onlar› bu noktada daha cüretli hale getirmifl, art›k daha aç›k oynamaya bafllam›fllard›r. Devrimci iflçi örgütlenmeleri varken, iflçi s›n›f› ad›na, D‹SK ad›na elbette IMF ajanlar›yla kucak kuca¤a olamazlar.

Sendikal mücadeleyi öldürdüler Mücadele ve örgütlenmeyi yeniden aya¤a kald›rmal›y›z Bugüne kadar da iflbirlikçilik, uzlaflmac›l›k yap›yorlard›. Bugüne kadar da düzen partileriyle al takke ver külah iliflkisi içindeydiler. Bugüne kadar da, açl›k, iflten at›lmalar karfl›s›nda gerçek bir mücadele verilmesini engelleyerek, IMF programlar›n›n dolayl› destekçisi durumundayd›lar. Ama bir IMF memuruyla bu kadar aleni iflbirlikçilik, IMF programlar›na bu kadar aleni destekçilik, yenidir. Art›k çizmeyi aflm›fllard›r. Bir bak›ma denilebilir ki, yüzlerini gizleme ihtiyac› duymuyorlar art›k. Çünkü, zaten art›k milyonlarca üyesi yok sendikalar›n. Çünkü zaten mevcut sendikalarda onlar›n koltuklar›n› tehdit edebilecek, onlar›n önünü kesebilecek devrimci örgütlülükler yok. Yani iflin özü flu: Sendikac›l›¤›, sendikal mücadeleyi öldürerek geldiler bu noktaya. Bu gerçek, ç›k›fl yolunu da gösteriyor. Meraller’e, Çelebiler’e mahkum olmaktan kurtulman›n yolu, onlar›n öldürdü¤ünü, yani iflçi s›n›f›n›n örgütlü mücadelesini yeniden canland›rmaktan geçiyor. “Kötünün iyisini” seçmek dönemi art›k geride kalmal›d›r. Böyle denile denile Türk-‹fl’in, D‹SK’in, IMF’nin aleni orta¤› yap›ld›¤› noktaya gelindi. Çelebilerin, Merallerin iflçi s›n›f›na verece¤i hiç bir fley yok. Onlar emekçilerin açl›¤›, iflsizli¤i pahas›na mal varl›klar›n› büyütüyorlar y›llard›r. Milletvekilli¤i yolunu aç›yorlar. ‹flçiler, baflkan›n da, taban›nda kendilerinden olaca¤› taban örgütlülükleriyle ekme¤i ve adaleti kazanman›n yolunu açmak durumundad›rlar.

Utanmazlar; Cevap verin: Son bir y›l içinde, bir milyona yak›n iflçiyi iflten atan Kemal Dervifl de¤il mi? ‹flçi, memur ücretlerine zam yap›lmamas›n› isteyen ve uygulatt›ran bu Kemal Dervifl de¤il mi? Cevap verin: Siz, iflçilerin, halk›n önünde IMF politikalar›na karfl› ç›kt›¤›n›z› söylerken, YALAN m› söylüyordunuz? IMF Program›na karfl› “Emek Platformu Program›”n› imzalarken, SAHTEKARLIK m› yap›yordunuz? Siz, Kemal Dervifl’in, IMF’nin sendikalar içindeki adamlar›, 5. kollar› m›yd›n›z? Onun için mi, iflçiler at›l›rken, özellefltirmeler sürerken, halk açl›¤a, yoksullu¤a itilirken, koca iki iflçi konfedarasyonunun elini aya¤›n› ba¤lad›n›z? Dervifl’le NE KARfiILI⁄INDA pazarl›k yapt›n›z? Cevap verin!!!

‹flçiler, sendikac›lar; Sat›fl, ihanet belki ilk kez bu kadar aç›ktan gerçeklefltiriliyor. “ONLAR B‹Z‹ TEMS‹L EDEMEZ” diye sesinizi yükseltmenin zaman›d›r. REDDED‹N bu iflbirlikçileri! REDDED‹N bu iflçi düflmanlar›n›! REDDED‹N bu IMF kuryelerini! Onlar bafl›n›zdayken, meydanlarda “Dervifl Defol!”, “IMF’ye Hay›r!” hayk›r›fllar›n›z bofla gidecektir. Kendi örgütlülüklerimizi yaratmak ve kendimize güvenmek zorunday›z. D‹SK’in ilerici, demokrat, devrimci sendika baflkanlar›; “Çelebi D‹SK’i, iflçileri temsil edemez!” diyebiliyor musunuz? Diyemedi¤iniz sürece, düzen politikas›n›n ayak oyunlar› içinde, yani esas›nda ayak alt›nda kalmaya devam edersiniz.

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

31


Genelkurmay Baflkan›

Hüseyin K›vr›ko¤lu:

- fiaron’un en iyi müttefiki - Hapishane katliamlar›n›n komutan› - Amerika’n›n tafleronu - IMF’nin generali

Türkiye tarihinde ad› “suçlular” aras›nda yer alacak Genelkurmay Baflkan› Org. Hüseyin K›vr›ko¤lu, 30 A¤ustos’ta “görevini” Org. Hilmi Özkök’e devrediyor. Önceki say›m›zda de¤indi¤imiz üzere, bu ”görev” devir tesliminden önce, K›vr›ko¤lu’na “Devlet fleref madalyas›” verildi. 30 A¤ustos’ta da kendisine mutlaka daha baflka fliltler, takdirnameler verilecektir. Peki, bu madalyalara lay›k görülmesine neden olan “görevi” neydi K›vr›ko¤lu’nun? Genelkurmay Baflkanl›¤› koltu¤unda oturdu¤u dört y›l boyunca neler yapt›? Bütün generaller gibi, K›vr›ko¤lu da Amerikan ve NATO karargahlar›n›n e¤itiminden geçerek, onlara ba¤l›l›¤›n› kan›tllayarak askeri hiyerarflinin en üstüne ç›km›flt›r. K›vr›ko¤lu, 1970-72’de Napoli'de AFSOUTH Karargah›nda Harekat Dairesi Karargah subay› olarak çal›flt›. NATO Savunma Koleji'nde e¤itim gördü. 83’e kadar SHAPE Harekat Merkezi (SHOC) Amirli¤i yapt›. 1984’den sonra NATO LSE Kurmay Baflkanl›¤›’na atand›. 1993’de orgeneralli¤e terfi etti¤inde NATO Güneydo¤u Avrupa Müttefik Kara Kuvvetleri Komutanl›¤›’na atand›. Herkesin bildi¤i gibi, bu ülkede gerçek iktidar, MGK’d›r, yani dolay›s›yla Genelkurmayd›r. Sömürü ve zulmün her noktas›nda, do¤rudan sorumludurlar. Ne IMF anlaflmalar›na at›lan tek bir imza, ne halka s›k›lan tek bir kurflun, Genelkurmay ve MGK’dan ba¤›ms›z de¤ildir. K›vr›ko¤lu dönemine bakal›m: K›vr›ko¤lu, emperyalizme teslimiyetin Türkiye tarihindeki en rezilce, en utanç verici boyutlara ulaflt›¤› dönemin Genelkurmay baflkan›d›r. K›vr›ko¤lu, açl›¤›n, yoksullu¤un onmilyonlar› içi32

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

ne ald›¤› dönemin, iflsizlerin say›s›n›n on milyona yaklaflt›¤› dönemin Genelkurmay baflkan›d›r. Aç b›rakanlar, iflten atanlar, arkalar›ndaki Genelkurmaya güvenerek yapt›lar bunlar›. K›vr›ko¤lu, cumhuriyet tarihinin en büyük hapishaneler katliam›n›n gerçeklefltirildi¤i dönemin Genelkurmay baflkan›d›r. K›vr›ko¤lu döneminde de, Kürt Halk›na karfl› ‹mha ve Asimilasyon politikas› tüm fliddetiyle devam etti. K›vr›ko¤lu, bu konudaki tüm bask›, infaz, iflkence, yasak uygulamalar›ndan DO⁄RUDAN sorumludur. PKK ateflkes ilan etmifl, silahl› güçlerinin ço¤unu yurtd›fl›na ç›karm›fl olmas›na ra¤men, katliamlar, bask›lar devam etti. Silopi’de HADEP’li Serdar Tan›fl ve Ebubekir Deniz, silahl› kuvvetler mensuplar› taraf›ndan kaybedilmifl olmas›na ra¤men, Hüseyin K›vr›ko¤lu bu konuda hiç bir fley yapmad›. Ne bir soruflturma, ne baflka bir fley. Bu bile tek bafl›na K›vr›ko¤lu’nun bunlarda bilgi ve onay› oldu¤unun kan›t›d›r. “Dünyan›n en disiplinli ordusu” olmakla övünen TSK içinde baflka türlüsü olamaz zaten. K›vr›ko¤lu, kendinden önceki Genelkurmay baflkanlar› gibi, Susurluk’un hamisi, savunucusu ve bafl› olmaya devam etmifltir. Tan›fl ve Deniz’in “kaybedilmesi” tekil bir örnek de¤ildir. Susurluk tart›flmalar› s›ras›nda da tüm ç›plakl›¤›yla a盤a ç›kt›¤› gibi, ordu, bu ülkedeki kontrgerilla örgütlenmesinin hem kurmayl›¤›n› yapm›fl, hem ana gövdesini oluflturmufltur. Genelkurmay Baflkanlar› da bu kontra örgütünün bafl›d›rlar. Susurluk soruflturmalar›, K›vr›ko¤lu döneminde tümüyle kapat›lm›flt›r. Emekli generallerin kontra flefi Korkut Eken’e sahip ç›k-


malar›, Genelkurmay›n bilgi ve onay› d›fl›nda de¤ildir. Katliamlar›n Genelkurmay›; K›vr›ko¤lu, 26 Eylül 1999’da 10 devrimcinin katledildi¤i Ulucanlar katliam›n›n, ve 28 devrimci tutsa¤›n katledildi¤i büyük hapishaneler katliam›n›n “komutan›”d›r. MGK da karar alanlar›n bafl›nda o vard›r. Katliam› gerçeklefltiren güçler, ona ba¤l›d›r. 19-22 Aral›k Katliam›n› gerçeklefltiren ölüm mangalar› K›vr›ko¤lu’nun emri alt›ndad›r. Diri diri yakanlar, kurflunlayanlar, bombalayanlar, yalan tutanaklar düzenleyenler ve mahkemeleri bask› alt›na alarak haklar›nda dava aç›lmas›na engel olanlar K›vr›ko¤lu’nun komutanlar›, askerleridir. F tipi hapishanelerde de, Genelkurmay iflkence ve zulmü sadece “sivillere” b›rakmay›p, rütbeli personeliyle iflkence operasyonlar›n› bizzat yönetmifltir. Genelkurmay’›n talimatlar› do¤rultusunda iflkence, bask›, yasak politikas›n› halen sürdürmektedirler. Akkise sald›r›s›n›n komutan› da K›vr›ko¤lu’dur. Konya’n›n Akkise beldesinde halk›n üzerine kurflunlar ya¤d›r›lmas› ve 1 köylünün katledilmesi olay›n›, bir çavuflun bafl›n›n alt›ndan ç›km›fl bir olay olarak görmek büyük bir yan›lg›d›r. Akkise’deki sald›r›, halka yönelik gözda¤› politikas›n›n bir halkas›yd›. Halka gözda¤› politikas›n›n karar mercii ise MGK’d›r. Uygulanmakta olan IMF programlar›, halk faflist terör ve tehditle sindirilmeden uygulanamaz. Genelkurmay, bu politikayla, “Türkiye’nin milli ç›karlar›”n›n de¤il, IMF’nin ç›karlar›n›n savunucusu oldu¤u göstermifltir. K›vr›ko¤lu, tart›flmas›z olarak IMF’nin generalidir. Türkiye tarihinde belki de ilk kez, bir Genelkurmay baflkan›, “IMF bizi yar› yolda b›rakmaz” diyerek, nas›l bir ba¤›ml›l›k içinde olundu¤unu aç›kça sergilemifltir. Bu “fleref” de K›vr›ko¤lu’na aittir. 28 fiubat›n Genelkurmay baflkan›: K›vr›ko¤lu, ‹smail Hakk› Karaday› döneminde gerçeklefltirilen 28 fiubat’›n her alanda sürdürücüsü olmufltur. “ 28 flubat›n bin y›l sürece¤ini” ilan etmifltir. 28 fiubat, düflünce, inanç, örgütlenme özgürlü¤ünün tanklar›n gölgesinde yokedilmesidir. Düzen partileri nezdinde bile, muhalefete tahammülsüzlüktür. Herfleyin Susurluk düzenine tabi k›l›nmas›d›r. “Tek iktidar biziz”in ifadesidir. Cumhuriyet tarihinin en büyük silahlanma ihaleleri Hüseyin K›vr›ko¤lu döneminde ger-

çekleflmifltir. Halk›n açl›¤› büyürken, iflsizlik büyürken, silahlanma harcamalar› da durmadan art›r›lm›flt›r. Halk›m›za, ve komflu halklara karfl› kullan›lmak üzere, durmadan silah al›nm›flt›r. Helikopterler, AWACS uçaklar›, tanklar... 2000’in üç ay içinde silah ihalelerine 11 milyar dolar (6.7 katrilyon lira) harcand›. ‹halelerin alt›nda imzas› olan K›vr›ko¤lu, hem IMF anlaflmalar›na verdi¤i onay, hem bütçenin büyük bölümünü silahlanmaya sarfettirmesi nedeniyle, AÇLI⁄IN birinci dereceden sorumlular›ndand›r. Siyonist ‹srail’le iliflkiler, K›vr›ko¤lu döneminde en üst boyuta ç›kar›lm›flt›r. Kasap fiaron’un bölgedeki en iyi müttefiki Türkiye Genelkurmay› olmufltur. K›vr›ko¤lu, Filistin halk› katledildi¤i s›rada, ‹srail’le anlaflma yapacak kadar siyonizm dostu oldu¤unu göstermifltir. Kafkaslar, Ortado¤u ve Balkanlar’da Amerika’n›n kiral›k askeri olma misyonu, K›vr›ko¤lu döneminde daha da gelifltirilmifltir. Türk Silahl› Kuvvetleri’ne ba¤l› askerler, emperyalistlerden al›nan dolarlar karfl›l›¤›nda Afganistan’da, Bosna’da emperyalizmin hizmetine sat›lm›flt›r. Bunlar, K›vr›ko¤lu’nun vatana ihanet ve halka düflmanl›k suçlar›n› iflledi¤inin kan›tlar›d›r.

Dört Y›l Önce K›vr›ko¤lu’na ‹liflkin

DEVR‹MC‹LER NE DEM‹fiT‹? Genelkurmay Baflkanl›¤›’n› devrald›¤›nda “fleriatç›lara karfl› daha esnek davranaca¤›” vb. fleklinde çeflitli spekülasyonlar vard›. O zaman Kurtulufl Dergisi’nde flöyle yaz›lm›flt›: “K›vr›ko¤lu, ordu içinde ald›¤› görevleriyle emperyalizme uflakl›k etmifl, bu düzenin devam› için halka karfl› aç›lan savafla kurmayl›k yapm›fl ve bugün karfl›-devrimci savafl›n en üst kurmayl›¤›n› üstlenmifltir. ... O da t›pk› di¤erleri gibi emperyalizmden ‘liyakat madalyas›’ almak için emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin halk›m›z› sömürmeye yönelik tüm politikalar›n› eksiksiz hayata geçirmeye çal›flacakt›r. Verece¤i emir ve talimatlarla halk düflmanl›¤› suçunu en üst düzeyde ifllemeye, iflkence ve katliamlar›yla zulmü sürdürmeye devam edecektir.” (Kurtulufl, 15 A¤ustos 1998) Geçen dört y›lda bu sat›rlarda öngörülenin d›fl›nda tek bir fley oldu mu?

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

33


Afganistan’da katliam gerçe¤ini toplu mezarlar belgeliyor

ABD, Kuzey ‹ttifak›, Birleflmifl Milletler...

Tüm Suçlular Katliamda Yanyana Afganistan’daki Amerika’n›n ve iflbirlikçilerinin katliamlar›n›n kan›tlar› birbir ortaya ç›k›yor. Hat›rlanacakt›r; Kunduz'un 2001 kas›m ay› sonunda Kuzey ‹ttifak›nca ele geçirilmesinden sonra bin Taliban askeri, Türkiye’nin dostu General Raflit Dostum'a teslim olmufltu. ‹flte bu esirlerin, susuz, havas›z konteyn›rlara öldürmek amac›yla doldurularak Kunduz'a yaklafl›k 15 dakika uzakl›ktaki fiibirgan Hapishanesi'ne nakli s›ras›nda katledikleri ortaya ç›kt›. Bu olay, ayn› zamanda halklara karfl› savaflan bütün güçlerin kar›flt›¤›, suç orta¤› oldu¤u, suçlar›n› gizlemek için iflbirli¤i yapt›klar›n› da bir kez daha ortaya ç›kard›: Amerika’dan flimdi hükümet olan Kuzey ‹ttifak›na, Birleflmifl Milletler denilen Amerika’n›n suçlar›n› meflrulaflt›rma örgütünden medyaya kadar bütün suçlular oradayd›.

Hitler’den Miras: TOPLU MEZARLAR Antropolog Bill Haglung’un, Deflt-i Leyli çölünde yapt›¤› araflt›rmalarla, etleri henüz çürümemifl insan kemikleri ve esirlere ait özel eflyalar›n bulun-

Türkiye’nin “Dostuna” Böyle Katliam Yak›fl›rd›! Katliam› bizzat yapan Raflit Dostum, hat›rlanaca¤› gibi oligarflinin büyük dostuydu. Pastadan pay almak için canh›rafl sahip ç›kt› oligarfli Dostum’a. Ve en önemlisi Dostum’u e¤iten, silah sa¤layan da Türkiye’ydi. O günlerde de Raflit Dostum, “Kabil'i ya¤malayan, tecavüz vakalar›na kar›flmakla nam salm›flt›.” Dostum’a sahip ç›k›lmas› TBMM’de de tart›fl›lm›fl, Dostum’un kim oldu¤u anlat›larak SP’li Oya Akgönenç taraf›ndan elifltirilmiflti. Ecevit’in cevab› ise flu oldu: “Türkiye’nin dostu, Raflit Dostum’a hakaret edilmesini içime sindiremiyorum.” Oligarfli toplu mezarlar› da sindirmesini bilir. Çünkü Dostum’un yapt›klar› oligarflinin kanl› tarihi yan›nda hiçtir. Oligarflinin dostuna, e¤itti¤i katile de böyle bir katliam yak›fl›rd›! Dostum, tutsak katletme e¤itimini de oligarfliden alm›fl anlafl›lan.

34

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

du¤u TOPLU MEZARLAR tespit edildi. Mezarlar›n bulundu¤u bölgenin o süreçte Amerikan motorize güçler taraf›ndan kontrol edildi¤i, buldozerlerle üzerlerinin düzlendi¤i ortaya ç›karken, esirlerin nakli s›ras›nda ABD askerleri ile Raflit Dostum birliklerinin birarada olduklar› da medyaya yans›yan görüntülerle belgelendi. Toplu mezarlar Hitler’den miras. Milyonlarca yahudiyi, komünisti, yurtseveri toplu mezarlara gömen faflizmin miras› Amerika’n›n ve iflbirlikçilerinin elinde.

As›l Suçlu Amerika Afgan topraklar›nda ifllenen hiçbir suç, hiçbir katliam Amerika’n›n onay› ve organizasyonu d›fl›nda de¤ildir. Bütün katliamlar ya onun komutas›nda yap›lm›flt›r, ya da onay›yla. Kunduz katliam›n›n da as›l suçlusu Amerikan emperyalizmidir. Dünya halklar›n›n bafldüflman› Amerika için, Amerikal›’lar d›fl›nda hiçbir halk›n, insan yaflam›n›n zerre kadar de¤eri yoktur. Bu zulüm politikas› bütün dünyaya tehdittir. Yar›n ayn› sonuçlar Irak’ta yaflanacak, öbür gün baflka bir ülkede. ‹mparatorlu¤a karfl› bütün halklar direnifle geçmedikçe böyle sürüp gidecek demektir. Ve Amerika’n›n suçlar›n› yarg›layacak hiçbir mahkeme, hiçbir uluslararas› kurum yoktur; yarg›layamazlar, yarg›lamazlar.

Katliamc›lar ‹ktidarda Katliam› yapanlar, yapt›ranlar halen Afganistan iktidar›n› oluflturuyor. Krallar›n, katliamc›lar›n iktidar› emperyalist demokrasinin gerçek yüzüdür. Afgan hükümeti soruflturma bafllatma karar› alm›fl; kimi soruflturacak, kendini mi? Nas›l soruflturaca¤› da belli; “kurunun yan›nda yafl da yanar” diyecektir. Dü¤ün evinin bombalanmas›na ayn› aç›klamay› yapmad›lar m›? Amerika’ya fazla yükleniliyor demedi mi? Bunu da ancak böyle soruflturur.

BM, Katliam› Gizledi ABD merkezli ‹nsan Haklar› ‹çin Doktorlar örgütü aç›kl›yor; “ABD ve Afganistan hükümetleriyle BM'den defalarca kapsaml› soruflturma talep


ettik, yap›lmad›.” BM müfettiflleri gerçekte aylar önce katliam› ö¤renmifl, incelemeler yapm›flt›. Bütün deliller ortadayken soruflturma ve inceleme BM karar›yla “ikinci bir karara kadar” durduruldu. BM’nin ald›¤› “gizli memorandum” (muht›ra) karar›nda “siyasi hassasiyete” de¤inilerek, bir karar verilinceye kadar, davayla ilgili tüm faaliyetlere son verilmesi istendi¤i kaydedilmiflti. Nedir “siyasi hassasiyetler”? Tek kelimeyle Amerika’n›n hassasiyetleri, onun ç›karlar›. “Terörle mücadele” yalan›yla sürdürülen savafl›n hedefinde baflka ülkelerin olmas›, ABD’nin yalanlar›n›n, katliamc›l›¤›n›n bu katliamla da ortaya ç›kacak olmas›. Hassasiyetler bunlard›r. Peki BM “ikinci karar›”nda ne diyecek? Tahmin etmek zor de¤il; Amerika aklanacak, göstermelik bir raporla olay kapat›lacak. Cenin katliam› raporunu hat›rlay›n. Bütün dünyan›n gözleri önündeki katliama, “katliam” bile demeyen, üstelik Filistinli direniflçileri suçlayan BM raporunu hat›rlay›n. Hala iflgal ve katliama karfl› bir tek yapt›r›m uygulamayan BM’yi hat›rlay›n. BM’nin ne ifle yarad›¤› konusunda hala kafas›nda soru iflareti olan, BM’yi meflru gören, göstermeye çal›flan varsa; iflah olmaz bir Amerikanc› demektir. BM’nin görevi tart›flmas›zd›r halklar nezdinde; Emperyalistlerin suçlar›n› aklamak, katliamlar›n› meflrulaflt›rmakt›r onun görevi. Görevini lay›k›yla yerine getiriyor.

Suç Orta¤› Medya Tv kanallar› Taliban esirlerinin havas›z konteyn›rlara bindirildiklerini görüntülemiflti. Ama sonras›nda esirlere ne oldu¤una iliflkin hiçbir haber yeralmad› medyada. Çünkü onlar, canlar› de¤erli olan efendiler s›n›f›ndan de¤ildi. Çünkü Amerika katliam gerçe¤inin ortaya ç›kmas›n› istemiyordu; medya sustu, katliam› izledi. T›pk› Ceng kalesinde izledikleri ve bütün Afgan topraklar›nda izledikleri gibi.

UCM Ne Yapacak? Katliam›n belgeleri, savafl suçu gerçe¤i tart›flmas›z olarak ortada. Peki ‘Uluslararas› Ceza Mahkemesi’ ne yapacak bu suç için? Katliam› düzenleyen Amerikan iflbirlikçisi Afgan hükümetine, katliam› organize eden, bafl›nda bulunan Amerikal› ve ‹ngiliz askeri güçlerine, katli-

‹flgal Alt›nda “Kurtulufl Günü” Afgan hükümeti ‹ngiltere’den 1919'da ba¤›ms›zl›¤›n› kazanmas›n› törenlerle kutlad›. ‹flgal edilmifl topraklarda ba¤›ms›zl›kç›l›k oyunu oynayan Afgan hükümeti kendini korumaktan aciz, yankilerce korunuyor. Üstelik sözkonusu kutlamalar da Amerikan ve ‹ngiliz askerlerinin korumas› ve denetimi alt›nda yap›ld›. Sömürgenin ba¤›ms›zl›k kutlamas› soytar›l›¤› iflte böyle olur.

am› gizleme suçu iflleyen BM’nin ilgili organlar›na soruflturma açabilecek mi? Açamaz. En fazla Raflit Dostum feda edilir, o kadar. Hiçbir iflbirlikçinin efendinin gözünde de¤eri yoktur. Raflit Dostum rolünü oynam›flt›r nas›lsa.

ABD Bunun ‹çin UCM’ye ‹tiraz Etti ABD, sadece Afganistan’da de¤il, sald›rd›¤› bütün ülkelerde, askerlerini bulundurdu¤u bütün topraklarda buna benzer suçlar›n›n ortaya ç›kmamas› için UCM’ye itiraz etti. Bu katliamdaki suç orta¤› BM, bir y›ll›k yarg›lamadan muafiyet sa¤layarak Amerika’n›n iste¤ini her zamanki gibi yerine getirdi. Ama bu da yetmiyor Amerika’ya. Amerika “yarg›”dan ebedi muaf olmakta ›srarl›: UCM konusunda tek tek ülkelerle anlaflmalar yap›larak, askeri deste¤i kesme tehditleriyle UCM’yi fiilen tasfiye ediyor. Amerikan devleti, teröristli¤ini, insanl›k ve savafl suçlar› iflledi¤ini biliyor.

Ceng Kalesi Katliam› Kunduz katliam› ortaya ç›kan ilk katliam de¤il. Bundan önce de Ceng Kalesi’ndeki katliam tüm dünyan›n gözleri önünde yaflanm›flt›. Yerden Raflit Dostum birlikleri, havadan Amerikan uçaklar›n›n bombalar›yla 450 Taliban kale içinde katledilmifl ve “esirler isyan etti” aç›klamas› yap›lm›flt›. Bu katliam›n video görüntüleri de Avrupa Parlamentosu ve Alman Meclisi'nde gösterilmifl, sonra olay kapat›lm›flt›. Oysa görüntülerde, ABD ve ‹ngiliz askerleriyle Raflit Dostum'a ba¤l› birliklerin Ceng Kalesi’nde ve Mezar-› fierif çevresinde binlerce Taliban askerini katlederek savafl suçu iflledikleri belgelenmiflti.

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

35


Amerika, ‹srail ve Romanya ile imzalad›ktan sonra ayn› anlaflmay› Türkiye’ye de dayatt›. Yani diyor ki; ben Türkiye topraklar›nda suç iflleyebilirim, kad›nlar›n›za, k›zlar›n›za tecavüz edebilirim, insanlar›n›z› toplu mezarlara gömebilirim; ama sen UCM’ye gitmeyeceksin. Oligarfli, bu kararda AB ile ABD aras›nda kalm›fl durumda. Bilindi¤i gibi UCM arac›l›¤›yla AB, ABD’ye karfl› eline bir güç almak istiyor. AB, Türkiye’nin üyeli¤ini tehdit arac› olarak kullan›rken, ABD de “stratejik müttefikli¤i” ve IMF dolar›n› tehdit arac› olarak kullan›yor. Onursuzca kendi deniz sular›nda arama-tarama yapma yetkisini ABD’ye veren oligarflinin bu konuda alaca¤› karar›n ayn› onursuzlu¤un bir parças› olaca¤›n› söylemek kehanet olmayacakt›r.

Yankilerin Ayak Bast›¤› Her Kar›fl Topra¤› Araflt›r›n Afganistan tekil de¤il, onlarca y›ll›k katliamlar› da “dün, geçmifl” de¤ildir. Halen yankilerin ayak bast›¤› bütün topraklarda, dünyan›n onlarca yerinde yans›yan, yans›mayan katliamlar yaflanmakta, katliam haz›rl›klar› yap›lmaktad›r. Kontra örgütlenmeleriyle, Amerikan askerleriyle ya da iflbirlikçi faflist iktidarlar arac›l›¤›yla, ama mutlaka Pentagon’da planlanan katliamlarla halklar›n kan› ak›t›lmakta. Yankilerin ayak bast›¤› her kar›fl toprak kan gölü demektir, toplu mezarlar demektir. “Terör” demagojileri bu terörü gizlemek içindir. Yankilerin ayak izlerini takip edin, bütün katliamlar ortaya ç›kacakt›r. 36

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

El Kaide Kasetleri Ve Irak’a Sald›r› ‹çin Masallar Amerikan CNN her gün parça parça yay›nlad›, çünkü “terör” sürekli gündemde olmal›yd›. Dünya medyas› haberi, görüntüleri oradan al›p bütün dünyaya ulaflt›rd›. Evet, CNN Türk taraf›ndan da canl› yay›nlanan El Kaide’ye ait oldu¤u söylenen kasetlerden sözediyoruz. Ne varm›fl kasetlerde? El Kaide militanlar› e¤itim görüyormufl ve köpekler üzerinde kimyasal silah deneyleri yap›yormufl... Söyleyene bak›n; en geliflmifl nükleer, biyolojik, kimyasal silahlara sahip olan Amerika, bütün dünyay› terörize eden Amerika. Kasetlerin neden gösterildi¤i ise, bir iki gün içinde anlafl›ld›. Hedef Irak’t› ve sald›r› için “malzeme” sorunu yafl›yordu Amerika. ABD D›fliflleri Bakan› Rumsfeld kasetlerin ard›ndan “Irak’ta El Kaide militanlar›n›n bulundu¤una eminiz.” aç›klamas› yapt›. “Kuzey Irak’ta kimyasal ve biyolojik silahlar üretiliyor. Oradaki islami grup, köpekler üzerinde deneyler yap›yor olabilir” diyen Rumsfeld kasetlerle böyle ba¤lant› kuruyor. Hani El Kaide kasetlerinde köpekler gösterildi ya! Amerikan halk›n› aptallaflt›rm›fl, tüm dünyay› da aptal zannediyor. Irak’a iliflkin bütün yalanlar› çöktü flimdi El Kaide masallar› bafllad›. Rumsfeld bir süre önce de “El Kaide liderleri ‹ran’da” demiflti. (Sonraki hedeflerden birinin ‹ran oldu¤u biliniyor) Bir mizah olarak anlat›lan, “Amerika nereye sald›racaksa El Kaide orada” sözleri hiç de mizah olarak kalm›yor. Emperyalizm bu kadar kaba, bu kadar aleni sürdürüyor sald›r› politikalar›n›. Emperyalistlerin amaçlar›na ulaflmak için söylemeyecekleri yalan, manipüle etmeyecekleri haber yoktur. Amerika’n›n kendi içinden bile sald›r›ya karfl› itirazlar yükseliyor. ‹flte bunlardan biri de Amerikal›, BM eski silah denetçisinin aç›klamas› oldu: “Irak büyük ölçüde silahs›zland›r›ld› ve bölgeyi, ABD’yi ve dünyay› tehdit etmiyor. Kitle imha program›na yeniden bafllayacak kapasiteye sahip de¤il. 5 y›l araflt›rd›m, Rumsfeld’in söyledi¤i gibi, ne yeralt›nda ne de t›rlarda silah üretildi¤ine rastlamad›m. Söylentiler üzerine savafl›lmaz.” Ama bu gerçekler de de¤ifltirmeyecektir; “gerekirse tek bafl›m›za yapaca¤›z” diyen emperyalistler halklara karfl›, dünya tarihinin gördü¤ü en büyük terörizm kampanyas›n› sürdürmek için mutlaka bahaneler bulacakt›r.

Demagog Faflist ! MHP’li savunma bakan› Irak sald›r›s›nda ABD’nin yan›nda olma, kendine savafltan rant sa¤lama u¤rafl›nda. “Kuzey Irak misak-› milli s›n›rlar›m›z içindeydi, bize emanettir.” Faflistler için yalan ve demagojide s›n›r yoktur. Aç›kça, ben ABD’nin kuyru¤undaki bir faflistim, ben de f›rsat bu f›rsat iflgalci, ya¤mac› ve talanc› miras›ma sahip ç›kaca¤›m demiyor, demagoji yap›yor.


Kand›ra’dan Guantanamo’ya kan›tlanan gerçek:

“Hücre iflkenceli ölümdür” “Hücre ölümdür”. K›sa, yal›n ve kesin bir gerçek. Hücrelerden, baflka bir deyiflle, “tabutluk”lardan meydana gelen F tipleri tart›flmalar›n›n daha bafl›nda telaffuz edildi bu iki kelime. Bu iki kelime, ne bir siyasi tesbit, ne yorumdu; çok düz olarak hücre gerçe¤ini ifade ediyordu. “Hücre iflkenceli ölümdür” dedik anlatt›¤›m›z› biraz daha açarak. Tecrit esas› üzerine kurulan hücreler, ilk kez Türkiye’de yap›lm›yordu. Amerika’da, Avrupa’da, say›s›z yeni-sömürge ülkede hücre tecrübeleri vard›. “Hücrelerde ‹zolasyon” emperyalistler taraf›ndan merkezi bir politika olarak benimsenmifl olup, hem kendileri uyguluyor, hem sömürgelerinde uygulat›yorlard›. ‹zolasyonun sonuçlar› ve hapishanelerde izolasyona karfl› mücadele onlarca y›ld›r gündemdeydi. Ama tüm bunlardan habersiz, mücadelelerden, direnifllerden habersiz, kafalar›ndaki Amerika-Avrupa flablonlar›yla düflünenler, Amerika-Avrupa patentli hücrelerin mutlaka daha iyi, daha insan haklar›na uygun, daha birey iradesine ve özgürlü¤üne uygun oldu¤una hükmetmifllerdi. Bu nedenle, özellikle TAYAD’l›lar›n “Hücre iflkenceli ölümdür” sözleri onlar›n bir kula¤›ndan girip ötekinden ç›k›yordu. Onlar hala F tiplerinin, hücrelerin birey iradesi aç›s›ndan daha uygun olaca¤›na dair teoriler yapmakla meflguldüler. Hücreler, ölüm üretiyor. Hücrelerdeki her ölüm, bu teorilerin de ölümü demek. Hücrelerdeki her ölüm, Amerika’n›n, Avrupa’n›n “demokrasisinin”, “standartlar›”n›n da ölümüdür. Kand›ra F tipinde intihar eden Volkan A¤›rman, “uluslararas› standartlar”›n sonucuydu.

‹flte bu standartlar›n baflka sonuçlar›ndan baz›lar›:

“CEZAEV‹NDE ‹NT‹HAR PATLAMASI” Bir gazete haberinin bafll›¤› bu. Sözü edilen cezaevleri ‹ngiltere’nin cezaevleri. Sözü edilen cezaevleri, “HÜCRE T‹P‹” ve tutuklular›n her f›rsatta daha a¤›r bir izolasyonla cezaland›r›ld›klar› bir statüyle yönetiliyorlar. Haberin devam›ndan okuyoruz: “Ülkenin çeflitli yerlerindeki cezaevlerinde intihar vakalar› artarken 1999'da 91 kiflinin, 2000 y›l› içinde de 54 kiflinin kendini öldürdü¤ü belirtildi.” Yüzde 75’i Afrika, Latin Amerika kökenli 2 milyon kiflinin hapsedildi¤i ABD hapishaneleri, “izolasyon politikas›n›n” kompedan› olarak, intihar vakalar›nda dünya rekorunu da elinde bulunduruyor. Her y›l intihar eden veya buna teflebbüs eden tutuklu-hükümlülerin say›s›, ABD’de binlerle ifade ediliyor. Ve güncel bir baflka hücre gerçe¤i:

“ESARET DE⁄‹L, ‹NT‹HAR KAMPI” 16 A¤ustos 2002 tarihli gazetelerdeydi bu bafll›k. Anlat›lan ABD’nin Guantanamo Hapishanesi: “ Guantanamo Üssündeki tutuklular›n en az 30'unun intihara teflebbüs etti¤i kaydedildi.” “Üssün doktorlar›ndan James Radkee, tutuklular›n plastik aletlerle kendileri kesmeye, kafalar›n› duvarlara vurmaya, duvarlara yumruk atmaya kalk›flt›klar›n›... üste tutulan 598 esirin baz›lar›nda da kronik psikiyatrik rahats›zl›klar görüldü¤ünü aktard›.” Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

37


Terörist ‹srail “Canl› Kalkan” Uygulamas›n› Savundu

BAfiKA B‹R TERÖR‹ZM TANIMI VAR MI? ‹srail, Filistinli direniflçilere karfl›, silahs›z Filistinlileri CANLI KALKAN olarak kulland›¤›n› aç›klad› ve bunu da aleni olarak savundu. ‹srail’in, son olarak geçti¤imiz hafta Hamas militan› Nas›r Cerrar'›n evine düzenledi¤i operasyonda canl› kalkan olarak kulland›¤› komflusu, 19 yafl›ndaki Nidal Muhsin hayat›n› kaybetmiflti. Bunun üzerine insan haklar› kurulufllar›n›n tepkisi ile ortaya ç›kan gerçek, ‹srail’in bu yöntemi yeni kullanmad›¤› oldu. (Daha önce aç›lan dava, kullanmayaca¤› sözü vermesi nedeniyle ertelemiflti. Teröristin sözü mü olurmufl!) ‹srail flimdi Amerika’dan ve tüm dünyada estirilen terörün yaratt›¤› ortamdan ald›¤› güçle aleni olarak savunuyor. ‹srail Savunma Bakanl›¤› ve bir polis yetkilisi bak›n ne diyor: “bu yöntemi çok yo¤un flekilde kulland›k. fiüphelilere ulaflmak ve içinde bubi tuza¤› bulunabilece¤i düflünülen evlere girmek için yüzlerce kez kulland›k.” Bundan daha somut terörizm itiraf› olur mu? Bundan aç›k savafl suçu olur mu? Ama o meflruh uluslararas› kurumlar yine susacakt›r.

direniflçilere karfl› kaz kez kullan›ld› bilinir. Bütün zulüm iktidarlar› ayn› zulüm yöntemlerine ve ayn› yalana, alçakça ikiyüzlülü¤e baflvuruyor. Çünkü tümünün a¤ababas› bir; Amerika.

A¤ababalar› Emperyalizmdir “Canl› Kalkan”, emperyalist terörün ahlak, hukuk s›n›rlar›n› tümden yoketti¤i yöntemlerden biri ve a¤ababas› da Amerika. Yeni de¤il emperyalist terörün eski bir yöntemidir. Naziler, Avrupa’da faflizme karfl› direnen yurtseverlere, komünist partizanlara karfl› binlerce kez kulland›lar. Amerika, Vietnam iflgalinde çocuk, genç, yafll›, kad›n erkek demeden binlerce Vietnaml›y› can› de¤erli yankilerin önüne siper etti. Buna ra¤men Vietnam’da yenilmekten kurtulamad›. ‹nsana de¤er vermeyen, halklar› de¤ersiz gören sistemlere karfl› savaflmak dünyan›n en meflru en hakl› savafl›d›r. Ve bu sistemler mutlaka dünya üzerinden silinmelidir.

Teslimiyet Reddedildi

“Yaflam Kurtarma” Yalan› ‹srail ordusu neden canl› kalkan kulland›¤›n› aç›klarken, “yaflam kurtar›yoruz” diyor. Ölen, elinde hiçbir silah› olmayan Filistinli canl› kalkan›n hiçbir de¤eri yok elbette. “Yaflam kurtarma” yalan›n› tan›yoruz biz. 19 Aral›k’tan biliyoruz, zorla müdahaleyle beyinleri yokedilen 400’e yak›n insan›m›zdan biliyoruz. Yalan ve demagoji “canl› kalkan”›n kendisi için de geçerli. Bütün bask›c›, faflist iktidarlar bu yöntemi kullan›yor ve sürekli olarak kendilerine karfl› direnenlerin kulland›¤› demagojisini yap›yor. Türkiye’de üslerinde kuflat›lan devrimcilere, Filistinli

38

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

Filistin yönetimi ile ‹srail aras›nda ABD’nin dayatt›¤›, koflullar›n› belirledi¤i “Önce Gazze” anlaflmas› imzaland›. Devrimci, ulusal, islami örgütler ise bu anlaflmay› tan›mayacaklar›n› aç›klad›lar. Anlaflmaya göre, ‹srail kademeli olarak iflgal etti¤i ve Filistin polisinin alt yap›s›n›n bulundu¤u yerlerden çekilecek. Buna karfl›l›k Filistin güvenlik güçleri de ‹srail’e yönelik sald›r›lar› önleyecek. Bütün Filistin altyap›s› gibi, polisin altyap›s›n› da yokeden, karakollar› y›kan ‹srail de¤ilmifl gibi, böyle bir flartla çekilmeyi kabul etmesi bir yana, anlaflma tam da sorunu ABD ve ‹srail’in istedi¤i noktaya çekiyor. FHKC, FDKC, Hamas ve ‹slami Cihad’›n da yapt›klar› aç›klamalarda özellikle vurgu yapt›¤› ve karfl› ç›kt›¤› nokta da bu: “Filistin'in hakl› direnifli bir güvenlik sorununa dönüfltürülüyor.” Binlerce kez kan›tlanm›fl, bu sayfalarda yüzlerce kez ifade edilmifl bir gerçe¤in alt›n› bu vesileyle bir kez daha kal›nca çizelim: Emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin belirledi¤i koflullardaki “bar›fl”, gerçek bar›fl de¤il teslimiyettir.


Susturulamayan Ses... -Peder Ataallah Hakk›ndaMahir El Yousfi Peder Ataallah Hanna, bulundu¤u dini konumundan at›lmas›n› amaçlayan sald›r›lara cevap vermekle u¤raflt›¤› gibi, ABD-‹srail’in azg›n sald›r›s›na ve soyk›r›m savafl›na maruz kalan Filistin Halk›n›n davas›n› ve insanl›k onurunu savunmaya da çal›fl›yor. Peder Ataallah, Filistin davas›n› tehdit eden tehlikelere ve intifaday›, direnifli tasfiye çabalar›na iflaret ederken hem dini hem de ulusal konumundan hareket ediyor. Hem vicdan sahibi, hem do¤ru. Konumu ve konuflmas› bize bilgelik ve deneyim veriyor. Güçlü sözlerle konufluyor. Tav›rlar› bize büyük mücadeleci baflpiskopos Helargo Kapuçi’yi hat›rlat›yor. ‹flgalcinin zulmüne cüretle karfl› duruyor, kendi halk›n›n ödedi¤i bedellere ve direnifline vefa duygusu tafl›yor. Dini afl›yor, ulusa ulafl›yor ve insanl›k ile ilahi aras›nda ba¤ kuruyor. Kendileriyle çok övünen ‹srail-Amerika’n›n zorla yok etti¤i adaleti ar›yor. Mütevaz› insan, hem ruh hem de irade gücüne sahip. Ortodoks kilisesi, kutsal topraklardaki sözcüsü ve koruyucusu olarak nas›l Arflimendrit Ataallah Hanna’y› seçtiyse, Filistin davas› da onu nerede olursa olsun kendi sözcüsü olarak seçti. Bu seçim do¤ru, kahramanca ve bilgece bir seçimdi. Amerika-‹srail ise, iflgal yasalar›na karfl› ç›kt›¤› ve ›rkç›, bask›c› uygulamalar› teflhir etti¤i için bu seçimi kendi istekleri ve hakim politik yürüyüflleri d›fl›nda görüyorlar. Peder Ataallah, üst düzey bir kilise yetkilisi oldu¤undan kiliseyi tarafl› tutum almaya, çat›flman›n ön saflar›nda fiili olarak yer almaya itiyor. Kendini iflgal alt›ndaki topraklarda, yaflananlardan ay›rm›yor. Bizzat bu nokta, Yahudi devletini ve ABD’yi rahats›z ediyor. Bu nedenle ‹srail-Amerika kendisine, aç›klamalar›na ve yurtsever tav›rlar›na yönelik elefltiriler yap›yor. Zira bu cesur tav›rlar›nda intifada ve direnifli destekleme ça¤r›s› yap›yor; Filistin halk›n›n ve ulusal güçlerinin takdirini topluyor. O art›k, Ortodoks ve ço¤u kilisenin kahraman tavr›n› temsil ediyor. Daha önce de ayn› onurlu tavr›, Beytülahim’deki Mehd kilisesinde görmüfltük. Direniflçiler kiliseye s›¤›n›nca rahipler onurlu tav›r alm›fl, mücadelecileri savunmufllard›. Peder Ataallah Hanna’ya yönelik tehditlerin ve üst düzey dini konumundan azline yönelik konuflmalar›n sebeplerini flöyle s›ralayabiliriz. Birincisi: Ortodoks kilisesi sözcüsü olal› beri, Kudüs’teki rahip Miflel Sabah ve di¤er rahip ve patriklerle beraber güçlü bir

flekilde Filistinli mücadeleci görüntüsü verdi. ‹kincisi: ‹ntifadan›n bafllang›c›ndan itibaren kilisenin daha büyük ve etkili bir destek rol almas›n› sa¤lad›. Bu rol, çat›flman›n ilerlemesini sa¤lad›. Kiliseye, dini, insani mesaj›na ek olarak, iflgale karfl› direnen Filistin mücadelesine destek amaçl› politik ve sosyal görevler yükledi. Ölüm sessizli¤i ortam›nda üstlendi¤i rol daha da önem kazand›. Bulundu¤u yerde hakk›n sesi olmaya çal›fl›yor. O hayata ve ‹sa’ya inan›yor. ‹nanc›n›, halk›n›n kurtulufl ve ba¤›ms›zl›k davas›yla beraber yafl›yor. Peder Ataallah Hanna’n›n, ABD-‹srail kurumlar›nca hedef al›nmas›, baflkanlar, düzenler de¤ifltirme politikas›ndan ba¤›ms›z de¤il. Bu politika her ayr›nt›ya s›z›yor, her konuma ve kuruma uzan›yor. Art›k, etkili ulusal, dini flahsiyetlerin tav›rlar›na bile kar›fl›l›yor. Temel ayn›, Bush’un konuflmas›nda a¤›z dolusu ilan etti¤i temel; “Bizden olmayan bize karfl›d›r.” Susturulamayan sesi, Bush’un yan›nda de¤il, karfl›s›nda. ‹srailli generallerle anlaflm›yor, kuflat›lan halk›n›n, Filistin’in ya- Peder Ataallah Hanna, n›nda hakk›n ve halklar›n sesi olu- bulundu¤u dini konuyor. Amerikan zaman›nda kilise söz- mundan at›lmas›n› cüsü art›k, ABD’den gelecek ve ‹sra- amaçlayan sald›r›lara il onay verecek. ABD-‹srail baflka necevap vermekle u¤raflye kar›flacak, nas›l küstahl›klar dayat›¤› gibi, ABD-‹srail’in tacak? azg›n sald›r›s›na ve Peder Ataallah’›n mesaj› ise net; soyk›r›m savafl›na ma“‹ç ifllerimize ve kilisenin ifllerine kar›flmak, Ortodoks kilisesi halk›n›n ruz kalan Filistin Halreddetti¤i bir durumdur. Ortodoks k›n›n davas›n› ve inkilisesi, Kudüs’te Arap ve Filistin sanl›k onurunu savunhaklar›n›n destekleyicisi, mültecile- maya da çal›fl›yor... rin geri dönüfl hakk›n›n savunucusudur.” Peder Ataallah’›n görevinden al›nmas› talebini Filistin halk› protestoyla karfl›lad›. Peder Ataallah, “dünyada, tav›rlar›m›z› dile getirmekten bizi korkutacak güç yoktur” dercesine otoriter sömürgeci mant›¤a boyun e¤meyi reddediyor. Burada, ‹srail’in kiliseye, Filistinli kurumlara, ‹slami, H›ristiyan flahsiyetlere uygulad›¤› bask›n›n büyüklü¤ü ve onlar› suskunlukla nas›l zincirlemeye çal›flt›¤› ortaya ç›k›yor. Buna ra¤men sonuç ‹srail’in istedi¤i gibi olmuyor. Aksine, direnifl sahipleniliyor. Kilise, bayra¤› ve meflalesi kabul etti¤i direnifle güvenmektedir. Yahudi devletinde di¤er dinlerle beraber yaflamak yoktur. Her fley, hem insan› hem topra¤› Yahudilefltirmeyi, ‹sraillilefltirmeyi ve yoketmeyi amaçlayan ‹srail yasalar›na ba¤lanm›flt›r. Peder Ataallah, Kudüslü peygamberlerle beraber sesini yükseltiyor; zulüm, ac›lar, facialar yok olsun. Demek ki, bar›fl yok, rahiplere rahat da...

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

39


3 y›l önce yitirdi¤imiz 40 bin can›m›z› and›k 40 bin can›m›z› daha alacak deprem için devlet sadece “SUSUN” diyor. “‹stanbul Metropolitan Bölgesinde Deprem Risk Analizi” raporundan ayr›nt›lar...

DEPREM VE ‘ÜLKE MENFAATLER‹’ Depremin üçüncü y›l›nda deprem bölgesinde bu y›l devlet ad›na anma törenlerine kat›lan hiçbir yetkili yoktu. Sadece iktidar partileri mi; muhalefet de yoktu bölgede. Çünkü onlar da halk›n öfkesinden duyduklar› korkuyla gitmemifllerdi. Siyasetçiye duyulan tepki öyle büyük ki, dünkü politikac› Mehmet Ali Bayar dahi Sakarya’da bu öfkeden pay›n› ald›. Aç›k ki, hakl› olarak, halk›n tepkisi, bu düzeni temsil eden bütün kurum ve kiflileredir. Bu düzen, ölüm demektir; depremzedeler bunu 40 bin can ödeyerek anlad›lar. Bu düzen, açl›k demektir; depremzedeler sorunlar›n›n çözülmedi¤i üç y›ll›k yaflamlar›ndan biliyorlar bu gerçe¤i. Onbinlerce depremzede halen geçici prefabriklerde, iflsiz, afls›z, muhtaç durumda. Buna ra¤men devletin Bay›nd›rl›k Bakan› MHP’li Abdulkadir Akçan y›ldönümü vesilesiyle yapt›¤› aç›klamada; “devlet, deprem bölgesi için toplanan yard›mlardan daha fazlas›n› yapt›.” diyor. Hani bu devlet halk için vard›; flu bu ülkeden gelen, halktan toplanan paralardan fazlas›n› harcam›fl da büyük ifl yap›lm›fl! Geçen say›da anlatt›¤›m›z, “devletin halk›n ihtiyaçlar›na göre örgütlenmedi¤i” gerçe¤i iflte bu sözlerde ifadesini buluyor. Y›k›mlar alt›nda, evsiz barks›z kalm›fl insanlara yap›lan yard›m bir lütuf olarak görülüyor. E¤itimden sa¤l›¤a, konuttan, altyap›ya kadar her konuda böyledir. Devlet sadece tekellerin ihtiyaçlar›n› ve emperyalistlerin emirlerini yerine ge-

‘Unutun’ diyen devlet deprem bölgesinde yoktu. Yaflam savafl› ne ki; onlar koltuk savafl›nda. 3 y›ll›k yaln›zl›k umutsuzlu¤a dönmesin; 40 bin can daha ölmesin diye, hesap sormal›y›z.

40

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

tirmek için vard›r.

“Ülke Menfaatleri” Halk›n Ölümüdür Ne 17 A¤ustos depremi öncesinde en küçük bir tedbir vard›, ne sonras›nda halk›n ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas›nda ortada bir devletin varl›¤› sözkonusuydu. Bugün de beklenen Marmara Depremi için yap›lan bir haz›rl›k yoktur. Büyük bir bask›lanma alt›nda yap›lan gözboyamalardan baflka bir fley olmayan çal›flmalar›n hiçbir anlam› yoktur. Kurtar›lacak bankalar varken, koltuk savafllar› varken, halk ölecekmifl onlar›n umurunda de¤ildir. Devletin ald›¤› tek “önlem”, tehditle, bask›yla halk›, bilim adamlar›n› susturmak. Devletin bakan›, “deprem konusunda elefltirilerle devleti y›pratmayal›m” diyor, ‹stanbul Valisi Erol Çak›r, “Deprem riski var sözü ülke menfaatine ayk›r›d›r.” diye tehdit ediyor. Onbinler ölsün, yüzbinler aç kals›n yeter ki, devlet y›pranmas›n. Öyle bir devlet ki, halka ait en küçük bir ses, talep duydu¤unda sald›r›ya geçiyor, tehdit ediyor, susturuyor, olmazsa katlediyor, F tiplerine at›yor. Ölecek olan Çak›r ve zenginler olmay›nca o menfaate de bir halel gelmez nas›lsa. “Ülkenin menfaati” dediklerinin nas›l bir fley oldu¤u aç›k de¤il mi? Devrimcilere karfl› kimbilir kaç kez yinelendi bu söz, kaç hak arama eylemi ayn› yalanla bast›r›lmak istendi. “Ülke menfaatleri” dedikleri kokuflmufl, çürüyen düzenlerinin sürmesi için tüm halk›n susmas› için adi bir yalandan ibaret. Böyle “ülke menfaatlerinin” yokolmas› için bütün halk elbirli¤i etmeli, bütün yurtseverler bu menfaatlere karfl› savaflmal›d›r.

‘‹stanbul Metropolitan Bölgesinde Deprem Risk Analizi’ Raporu Uyar›yor: “En Az 35-40 Bin Ölüm...” Beklenen Marmara Depremine iliflkin bir çok rapor haz›rland›, onlarca bilim ad›m›n›n uyar›lar›


TMMOB: “Do¤a Olay›” Felakete Dönüflmeyebilir TMMOB Genel Baflkan› Kaya GÜVENÇ, Anadolu’nun Sesi radyosunda, deprem bölgesindeki gözlemlerini ve beklenen depreme iliflkin de¤erlendirmelerini anlatt›¤› ‘Haber Analiz’ program›nda "Koca 3 y›l geçmesine karfl›n milyonlarca insan›n kaderiyle baflbafla b›rak›ld›¤›n› gördüklerini” dile getiriyor ve ekliyor: “Siyasi iktidar›n ald›¤›n› söyledi¤i önlemleri ne yaz›k ki çok inand›r›c› bulam›yoruz gördüklerimiz karfl›s›nda. Bir do¤a olay› deprem... Önemli olan do¤a olaylar›n›n felakete dönüflmemesidir. Biliyoruz ki art›k ça¤›m›zda bilim ve teknik, do¤al afetlerde kay›plar› asgariye indirecek güçte ve birikimdedir. Dolay›s›yla baflka bir neden var; Temel so-

run, halk›n ç›karlar›na de¤il de rant› ele alan politikalarda yat›yor... Gölcük ve Saraybahçe'de orta hasarl› binalar›n %50'sinin de onar›lmad›¤› halde bar›n›m amaçl› kullan›ld›¤› ortaya ç›kt›. Biz rapor haz›rlam›flt›k. Yani bu çok vahim b›r durum. Bu binalar teknik mühendisler mimarlar eliyle yap›lmak zorundad›r. Bu yönde siyasi iktidar yapacaklar›m›z› özendirmek yerine engeller ç›karmay› uygun görüyor.” Jeoloji Mühendisleri Odas› Baflkan› Ayd›n Çelebi de yapt›¤› aç›klamada, “1 gecede 15 yasa ç›karan siyasetçilerin insan yaflam›na sayg› duymad›klar›n›, insan-do¤a iliflkilerinin AB-Türkiye iliflkilerinden çok daha önemli oldu¤unu” söyledi.

yay›nland›. Bu raporlardan sonuncusu, bugüne kadar elde edilen bütün yerbilimsel verileri, bina ve zemin durumlar› üzerine bulgular› dikkate alarak, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araflt›rmalar› Enstitüsü'nde deprem mühendisi Prof. Dr. Mustafa Erdik baflkanl›¤›nda haz›rlanan rapor. Rapor, 310 bin binan›n hasar görece¤ini, maddi hasar›n yan›s›ra 35-40 bin insan›n yaflam›n› kaybetme riski oldu¤unu öngörüyor. Marmara'dan geçen ana fay›n 4 parças›n›n da 7.5 büyüklü¤ünde bir depremle bir defada k›r›lmas› olas›l›¤›na göre (yani en a¤›r senaryo üzerinden) haz›rlanan rapora göre; Depremden en çok etkilenecek bölgeler flunlar: Eminönü, Fatih, Zeytinburnu, Bak›rköy, Bahçelievler, Küçükçekmece'nin güneyi ve Avc›lar ilçeleri. Ana faydan bu bölgelere göre daha uzak olmas›na karfl›n, Beyo¤lu, Eyüp ve Bayrampafla da yüksek hasar beklenen bölgeler. Elbette bu bölgelerde de, daha çok yoksullar›n oturdu¤u evlerin y›k›laca¤›n› söylemeye bile gerek yoktur. Yine rapora göre, ‹stanbul'daki binalar›n üçte biri, yani 310 bin bina depremden etkilenirken, bunlardan; 70.000’i a¤›r hasar görecek; 200.000’i orta derecede hasar görecek 40.000’i ise tam hasar görecek.

göre, yaklafl›k 600 bin ailenin deprem sonras› yard›ma ihtiyaç duyaca¤› belirtilirken, a¤›r ve orta derece hasar görecek binalar›n tamiri ve takviyesinin mümkün oldu¤unun alt› çiziliyor. “Ancak bunun için siyasal iradenin ortaya konulup toplumsal bir projenin yürürlü¤e konmas› gerekmektedir” diye eklemeyi de unutmuyor rapor.

Hasar Görecek Binalar›n Tamiri Mümkün, Ama...

Çünkü siyasi iktidar›n gerçe¤ini raporu haz›rlayanlar da biliyor. B›rak›n deprem öncesi önlemleri, deprem sonras› için ne t›bbi, ne de deprem bölgelerine alternatif ulafl›m yönünden bir haz›rl›k gören var m›? Biz haz›rl›kl› olmal›y›z. Mahallelerde halk örgütlenmeleri yaratarak, deprem öncesi ve sonras› için haz›rl›klar›m›z› dayan›flma içinde çözmeliyiz. Ve daha önemlisi, insan› düflünmeyen bu çürümüfl düzeni bafl›m›zdan defetmek için korkular›, kayg›lar› bir yana b›rakmal›y›z. Çünkü bu düzenin de¤iflmesi, her yönden bir yaflam sorunu haline gelmifltir. Açl›ktan ölmemek için, depremlerde, sellerde ölmemek için de¤iflmelidir bu düzen.

IMF’ye, tekellere dost, halka düflman bir devlet bizi yönetemez. Çürümüfl binalar›n alt›nda kalmamak için çürüyen düzene karfl› örgütlenelim, mücadele edelim!

Mustafa Erdik baflkanl›¤›nda haz›rlanan rapora Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

41


Bir arkadafl› Semra Baflyi¤it’i anlat›yor:

“Devrim Çark›n›n Bir Difllisi Olufluyordu” 1993 y›llar›nda bir gezide rastlay›p tan›d›m ilk Semra'y›. Yafl›t› olan di¤er gençlerden hemen ayr›l›yordu. Nefleli ama fl›mar›k de¤il, pek konuflkan olmayan, utangaç, sessiz sakin mizaçl› bir "ufakl›k". Ama hep gülümseyen bir yüz. Ortak tan›d›klar›m›z olmas› nedeni ile rastlaflmalar›m›z, çocu¤umun O'nun yafl›nda olmas› nedeni ile de ortak sohbetlerimiz daha kolay oluyordu. Bilemezdim elbette; gözlerimin önünde, geliflimini bizzat izleyece¤im, bir devrimci yaflam bafll›yordu. Sohbetler art›k yavafl yavafl sorunlara dertlere kay›yor hep ilgiyle dinliyor, ö¤rendiklerine flafl›r›yor, flafl›rd›kça daha çok daha çok ö¤renmeye çal›fl›yordu. Bu arada Kurtulufl'a daha s›k gidip gelmeye bafllam›fl, okuma grubu, folklor, türkü gruplar›nda yer almaya bafllam›flt›. Art›k yaflam›n içinde devrim çark›n›n bir difllisi olufluyordu. *** 1996 Ölüm Orucu Direnifli sonras› yine Bursa’da bir piknik düzenlendi. 250 kadar insan vard›. O sessizce, sakince hiç dikkat çekmeden her yerde. Köfte için atefl yak›lacak, odun toplayan O, ilerideki tepeye su almaya giden O, yiyecekleri toparlay›p, haz›rlay›p sofraya paylaflt›ran, çocuklarla ilgilenip dereye pek yak›nlaflmamalar›n› gözeten, bulafl›k y›kayan, çay demleyip da¤›tan, tan›d›¤› tan›mad›¤› herkesle sohbet eden hep O. Toplan›rken en son ayr›lan, bakan gözeten yine O. *** Kurtulufl temsilcisi tutuklan›p da büro bofl kald›¤›nda ilk sahiplenen, büroyu aç›k tutmaya, iflleri toparlamaya çal›flan Oydu. Birkaç gün sonra ifl yerime geldi "arkadafl›m". ‹liflki ar›yordu, insanlara ulaflmaya çal›fl›yordu. Ve sessiz sedas›z ama h›rsla yan›p tutuflarak bafllad› Bursa yollar›n› dolaflmaya. Nöbeti devralm›flt› bile art›k. Kimse O'na bu ifli sen yap demeden sorumluluk hissedip omuz vermiflti, sahiplenivermiflti hemencecik tam bir do¤all›kla. Art›k kah hapishane yollar›nda, kah kavgan›n bafl42

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

kentinde, kah mahallelerde, tüm olmas› gereken yerlerdeydi Semra. Ve herkes tam bir do¤all›kla hemen kabullenivermiflti O'nu. *** Bir dü¤ün. Ortak tan›d›¤›m›z arkadafllar›m›z›n dü¤ünü. Tabi O da orada ve bir türkü gruplar› var. Onlar da dü¤üne gelen misafirlere kavga türkülerinden bir demet sunacaklar. Dü¤ünde daha önce Bursa'da sorumluluklar alan ama daha sonra insani iliflkilerimizin bile kesildi¤i bir “çamur” da var. Eh! O'nun için tam f›rsat. Ortal›k bofl! Semra da acemi (Semra'y› bize kazand›ranlardan biri asl›nda) f›rsat bu f›rsat hemen boflluktan istifade edip, yine kafa kald›r›p y›lanl›k yapacak akl›nca. Semra'n›n etraf›nda dolafl›p duruyor efliyle beraber. Ve bir ara Semra'ya yanafl›yor. Gözüm kula¤›m dü¤ünün bafl›ndan beri O'nda, ve flimdi Semra ile O'nda. - Semra nas›ls›n? N'aber? Konuflal›m biraz, seninle konuflacaklar›m var. Hem de önemli. - B‹Z‹M seninle konuflacak hiçbir fleyimiz yok. (Sert bir ses ve sert ama sert bir bak›fl) - Ama Semra dinle bak önem.... - Dostlar›m› ve beni rahats›z ediyorsun (daha da sert) ayr›l buradan! *** Sabah ç›k›yor, cebinde befl kurufl yok. Ama O yine yollarda. Birkaç gün sonra, bir sahil kasabas›nda bulufluyoruz. Zindanlar hareketli. Katliamla yüz yüzeyiz. Alt›m›zda eskice bir araba var. Bir sonraki yerleflim yerine gidiyoruz ve benzinimiz bitiyor. U¤rafl›p buluyoruz benzin paras›n›. Da¤larda dolaflaca¤›z, aç›z. "Benzin alal›m hepsiyle" diyor. "Yaz flimdi, tarlalar insan dolu. Hem sohbet ederiz, hem karn›m›z› doyururuz." Halk›n›n cömertli¤inden emin, hiç kuflkusu yok, biliyor ki selam verip yan›na gitti¤inde tarlada çal›flanlar, mutlaka ikramda da bulunacaklar sohbetle beraber. Bu bizim gelene¤imiz, görene¤imiz böyle. Bir iki yere u¤ruyoruz, köylerde yat›yoruz. Günler boyu nereden bulmufltuk o kadar çok


konuflacak fleyi? Birkaç gün sonra ilk azar›m› iflitiyorum O'ndan. Söyledi¤i bir ifli geciktirip beceremiyorum. ‹ltimas yok. K›yas›ya elefltiriyor, azarl›yor. O art›k "komutan". *** Bir müddet sonra tutukland›. Ve aylar sonra ancak bir duruflmada görebildim "can dostum"u. Ölüm orucuna bafllam›flt›. Yanl›fll›kla bir önceki duruflmaya O'nunla Züleyha'y› da ald›lar. Ve ortal›k birden kar›flt›. O bir taraftan, Züleyha bir taraftan, bizler öbür tarftan, salon bir anda kar›flt›. Hakimi, mahkemeyi takan yok. Öbür davan›n tutsaklar›, bizim tutsaklar›m›z, aileler, arkadafllar, birbirine selam yollamalar, el sallamalar, tam bir curcuna! Duruflma bafllayacak. Gözleri her zaman ki gibi ›fl›l ›fl›l gülüyor. Tokalaflmak için uzat›yorum jandarmalar›n aras›ndan elimi, O da uzat›yor. Sadece kollar›m›za dokunabiliyoruz ama s›ms›k› sar›l›yor, kucaklafl›yoruz asl›nda. Bir anda benim ve O'nun kollar›nda bir sürü el. Ay›rmaya çal›fl›yor jandarmalar. Ayr›l›yoruz. Köfleye do¤ru yürüyorum. Yüzlerini görebilece¤im yegane nokta oras›. O arada biri iflaret ediyor. O ne! Yaka dü¤mem kopmufl, gözlü¤üm yamuk, saçlar›m, kafam ac›yor. Yahu ben dayak yemiflim, haberim yok. Bizi ay›rmaya çal›fl›rlarken yumruklanm›fl›z da ayn› zamanda. Devaml› bak›fl›p, gözlerimizle konuflup gülüflüyoruz. Ve bu son sar›l›fl›m, son görüflüm, son koklay›fl›m "can dostumu". *** fiehitlerimizle ilgili an›lara pek merakl›yd›. Daha önce okuduklar›m›, dinlediklerimi anlat›rd›m bazen. Can kula¤›yla dinler ve arada boyuna sorard› birfleyler. Hele ki flehitlerimizden birini yakinen tan›yan biriyle karfl›laflmas›n; anlatt›r›r anlatt›r›r boyuna. "‹flimiz çok ve iflimizi iyi, daha iyi yapmal›y›z" diyordu. 70'lerden gelen 'Dönmeye De¤il, Ölmeye Geldik', 80'lerden gelen 'Yoldafllar›m›z Hesab›n› Soracak', 96'dan gelen 'Bir Mermi de Benden Aslan›m' seslerine 2000'lerden ses kat›yordu: 'Bir Bomba da Benden. Zafer. Ya Zafer ya da Zafer'. Mutluyum. Evet, çok, çok mutluyum. Yaflam›mda Semra'y› tan›d›¤›m için, ailemizin yaflam›nda bir Semra oldu¤u için. "Ufakl›k, arkadafl›m, dostum, k›z›m, s›rdafl›m, omuzdafl›m, yoldafl›m, komutan›m"a minnettar›m; bana, bize bu mutlulu¤u yaflatt›¤› için. Ayr›l›fllardan sonra tekrar karfl›laflt›¤›m›zda sohbetimizin konusuydu; "Kan damlasa da ac›yla, sevinçten hoplasa da her an, yüreklerimiz yüz yüze s›ms›k› kenetli birbirine Can Dostum."

‹HT‹YAR

Alman Tutsak Dittrich:

Devletin ve Avrupa’n›n düflledi¤i oldu! Evet, sonunda yoldafllar›m›z›n tahmin etti¤i gibi, Türk devletinin ve emperyalist Avrupa'n›n düflledi¤i geliflmelere tan›k olduk. Tutsaklar›n en zorlu direniflinin bölünmesinden söz ediyorum. 28 May›s 2002'de DHKP-C davas› tutsaklar› bu konuya iliflkin yapt›klar› aç›klamada, bir direnifl biçimi olan Ölüm Orucu'nu sürdüreceklerini bildirmifltiler. Stammheim örne¤ine göre infla edilen, F tipi hapishaneleri diye tabir edilen bu iflkence merkezlerine karfl› yürüttü¤ümüz ortak mücadelede daha bir çok kez teslimiyet ve bölünme kelimelerini okuyaca¤›z. Bunun karfl›s›na kimli¤imizi koyuyoruz. Uluslararas› bir özelli¤e sahip olan bu iflkence merkezlerine ve onlar›n arkas›ndaki (yetkili) güçlere karfl› en güçlü mücadele arac›m›z, bedenlerimizd›r. Ve taleplerimizin yerine getirilmesini sa¤layacak güçlü irademizdir. Bu irademizi, ne bu sekiz örgütün taktik de¤ifltirmesi, ne de tutsaklara ve halka karfl› bekledi¤imiz daha yo¤un sald›ralar k›rabilir. Yalanlar, yan›ltmalar yanl›fl bilgilendirmeler ve fliddet kulanma tehtidinden cinayetlere kadar hepsi faflist devletin Avrupa emperyalizmiyle ve ABD ile ittifaklar›n›n nitelikleridir. Mücadele ve onunla özdeflleflmifl isimler unutulmayacak. Buchunwald toplama kamp›nda sa¤ kalanlar, kurtulufllar›nda flu yemini etmifllerdi: Parçalanm›fl iflçi s›n›f› için mücadele edece¤iz. Bizler de bu söze sahip ç›kmal›y›z ve politik birli¤›miz için mücadele etmeliy›z. Ben direniflimi Türkiye hapishanelerindeki yoldafllar›m›n yan›nda, ayn› flekilde sürdürece¤im. Zindan duvarlar›n›n d›fl›ndaki ve içindeki insanlara, özelikle Almanya'daki halklara sesleniyorum. Harekete geçin ve güçlü eylemlerle mücadelemizi destekleyin. Bu mücadelede flehit düflen 93 yoldafl›m›z›n an›s› önünde sayg›yla e¤iliyorum. 16 A¤ustos 2002 / Reiner Dittrich * Reiner Dittrich Almanya Lübeck Cezaevinde tutsak olan bir Alman devrimcisidir. Dittrich katliam öncesi ölüm orucuna destek amac›yla bafllad›¤› dönüflümlü açl›k grevini halen sürdürüyor. Birlikte kazananan kadar ben de Türkiyeli yoldafllar›mla birlikteyim diyen Dittrich, tecrite karfl› süren direnifli bütün dünya devrimcilerinin direnifli olarak sahiplenmeye devam ediyor.

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

43


Tarihe Belge-3: Fatma Bilgin’den Yoldafllar›na

“Zaferi K›z›l Bantlar›m›zda Par›ldayan Y›ld›z›m›zla Öpece¤iz” Direniflin 93. flehidi Fatma Bilgin’den “Tarihe belgeler” kaydetmeye devam ediyoruz. Her sayfas›na kandan, eriyen hücrelerden dam›t›lm›fl mürekkeple zafere inanc›n nakfledildi¤i direniflin sayfalar›na, geçen hafta, mezar› bafl›nda okunmas› için yazd›¤› mektubu ve ölüm orucuna iliflkin düflüncelerini kaydetmifltik. “Yoldafllar›ma” hitab›yla yazd›¤› mektupla devam ediyoruz.

Yoldafllar›ma... Sizleri önderimizden, partimizden, flehitlerimizden ve tüm yüce ailemizden ald›¤›m güçle selaml›yor, flanl› direniflimiz ve al›n band›m›n verdi¤i sonsuz gururla, coflkuyla kucakl›yorum. Zafer inanc›m gün be gün büyüyor yoldafllar. ‹radem öyle güçlü ki zulmü yenip, ölümü bir an önce bertaraf etmek için sab›rs›zlan›yorum. Direnifl boyunca bir an dahi bizleri yaln›z b›rakmayan flehitlerimizden, b›rakt›klar› miraslardan kopmadan, bana bu onurlu görevi veren önderime lay›k olmak için, direniflte ölüm orucu flehidi olmak istiyorum. Gazilerimize lay›k olmak için, bütün tutsak yoldafllar›ma, bütün yoldafllar›ma, vatan›ma halk›ma lay›k olmak için, bu direniflte Ölüm Orucu flehidi olmak istiyorum. Bu istekle yola ç›kt›m. Bu istek sizlerin büyüttü¤ü devrimci irademle büyüdü. fiehitlik hücreleri parçalamakt›r. Tecrit ve zulüm alt›ndaki yoldafllara güç ve moral vermektir. Yüz can›m›z›n flehit düflmesine neden olan her bir kifliden, düflmandan hesap sormakt›r. Kararl›l›¤›m›z, teslim olmayaca¤›m›z›, mutlaka kazanaca¤›m›z› yeniden, yeniden göstermektir. Bunu bu süreç boyunca direniflimizden ö¤rendim. Önderim, parti-cephemize ve yoldafllar›ma dahadaha ba¤land›m. Sizleri çok seviyorum. Ve sizlere olan sevgim, sayg›m ve ba¤l›l›¤›mdan baflka bir fley hissetmiyorum. Güç veriyorlar bana. Yoldafllar aff›n›za s›¤›narak sizlere bunlar› yaz›yorum. Karar›n›z› vermeden önce flunu bilin ki, fluna inan›n ki, yapt›¤›m her fley, her düflünce duygu vb. direniflimize dönük zaferi kazanmak 44

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

içindir. Zulmü yenmek içindir... Zafer, zafer, zafer... Ugruna can›m, kan›m herfleyim feda olsun... Bu süreçte bir yanda 1 May›sta alanlarda yay›lan muhteflem güç, görkem, k›z›l bayraklar, bantlar›m›zd›. Onlar direniflimizin devam›, büyüklü¤üydü. Bir yandan 8. Ekiplerin tek parti-cephe tutsaklar›n›n olmas› ve tüm bunlar moralimize moral katt›. Daha bir gördük zaferimizin büyüklü¤ünü. fiimdi tüm bunlardan sonra oportünizm yar› yolda b›rakt›.

Biz öldükçe o tükeniyor Düflman Sincan'da yoldafllar›m› tek tek hücrelere koymufl. Ölüm Orucu Savaflç›s› iki yoldafl›m›z buna dahil. Daha birçok yerde bask› ve zulüm art›yor. Ve yoldafllar›m tecrit içinde tecrit yafl›yorlar. Malatya’da bulunan yoldafllar›m› baflka hapishaneye götüreceklermifl. "Gitmezseniz operasyon çekeriz" diyorlarm›fl. Düflman namert, kan›m›za doymuyor. Biz öldükçe o tükeniyor, daha pervas›zca sald›r›yor. Korkmuyoru(m)z. Y›lmadan yolumuza devam edecek, zaferi k›z›l bantlar›m›zda par›ldayan y›ld›z›m›zla öpece¤iz. Buna en ufak bir flüphem yok. Bu u¤urda her bedeli ödemeye haz›r›m. Bu direniflte ölmek bugün dünyan›n en onurlu iflidir benim için. ‹flte bunun için kendi vicdan›m, sorumluluk bilincim, yoldafllar›ma olan sevgim, tüm aileme olan ba¤l›l›¤›m ve bu son geliflmeler beni bir an önce flehitli¤e ulaflmak için ça¤›r›yormuflças›na yak›yor. Art›k zaman› geldi. Art›k gitmeliyim diyorum durmadan. Sadece zulüm iflkence tecrit alt›nda tutulan yoldafllar›m, tüm flehitlerimiz ve gazilerimiz için flehit düflmek istiyorum. Bana verilen kutsal emaneti yerine ulaflt›rmak, sizlere lay›k olmak istiyorum. Aciz de¤ilim. Yorulmad›m. B›kmad›m. Ama art›k öfkem o kadar büyük ki... Sizleri çok seviyorum. Sayg›lar›mla... 3 Haziran 2002 / Ankara Numune Hastanesi

Fatma Bilgin


Solun Beyni

‹TT‹FAK; Kiminle, Kime Karfl›? Milliyetçilik, çeliflki ve açmazlardan kurtulam›yor Kürt milliyetçili¤i seçim konusunda da karars›z; sa¤’la m›, sol’la m›? IMF, AB güçleriyle mi, halk güçleriyle mi? ‹lla parlamento mu, halk›n mücadelesi mi? Kürt milliyetçili¤i, hemen her temel öneme haiz siyasi geliflmede, kendini büyük bir çeliflki ve açmaz içinde buluyor. Geçti¤imiz günlerde ABD’nin Irak’a sald›r›s› konusunda böyle oldu. Önce tüm milliyetçi pragmatizmleriyle, kendilerine “faydas›” olaca¤› düflüncesiyle, ABD’nin Irak’a “müdahalesini” (sald›r›s›n›) koflulsuz desteklediler. Sonra, emperyalizmin ve oligarflinin ortak sald›r›s›n›n kendilerini tasfiye etme hedefinden vazgeçmedi¤ini sezdiklerinde tav›r de¤ifltirmeye yöneldiler. Ama bu tav›r de¤iflikli¤i, onlar› anti-emperyalist yapmad›. Do¤ru çizgiye getirmedi. Sald›r›ya “karfl› ç›kan” bir noktada bulunmalar›, yine pragmatizmlerinden. Niçin böyledir; çünkü, yar›n olur ya, kendilerinin tasfiye edilmeyece¤inin “mesaj›n›” al›rlarsa, yine sald›r›y› desteklemeyeceklerinin garantisi yoktur. Seçimler konusu da Kürt milliyetçili¤ini ayn› açmaza sürükledi.

Öncelikli tercih, egemen s›n›f ittifaklar› Demokrasi mücadelesine do¤ru bak›fl; sol, demokratik güçlerle ittifak› gerektiriyor. Ama düzen taraf›ndan kabul edilme, devlete güven verme, illa parlamentoya girme çizgisi, ittifak için gözlerini egemen s›n›flar cephesine çevirmeyi gerektiriyor. Peki aslolan hangisi? Kürt milliyetçili¤inin bugüne kadarki çizgisine bak›ld›¤›nda, aslolan›n egemen s›n›flar cephesinden kabul görmek oldu¤u ortaya ç›k›yor. Gözleri önce Dervifl’de oldu. Onun YTP’si, veya Baykal’l› solda birli¤i, olmazsa “AB’yi savunmakta birlikte olduklar›” ANAP di¤er ittifak aday›yd›. ‹lla parlamentoya girme iste¤i ise, Saadet Partisi’ni ittifak aday› haline getirdi.

Olmazsa “demokratik, sosyalist” güçler! Ama düzen henüz yeterince güvenmiyor HADEP’e. Öyle ki Ankara DGM Baflsavc›l›¤› “HADEP’le ittifak yapmay›n” diye düzen partilerini uyaran bir karar al›yor. Dervifl’ler kap›s›n› çalm›yor HADEP’in. Bu olgu, afla¤› yukar› netleflti¤inde, Kürt milliyetçili¤i cephesinde sosyalist, demokratik güçlerle ittifak görüflü öne ç›kmaya, buna daha çok vurgu yap›lmaya baflland›.

‹deolojisizlik, ilkesizlik, her türlü savrulmaya aç›k olmakt›r Özgür Politika’da 17 A¤ustos 2002’de KADEK yöneticilerinden Mustafa Karasu’nun seçim ittifaklar›na iliflkin görüflleri yay›nland›. Bu yaz›n›n bafll›¤› flöyleydi: “‹ttifaklar demokratik ilke ve ihtiyaçlar temelinde olmal›d›r.” Bafll›k, do¤ru. Ama onun alt›nda söylenenler, o ilkeleri hallaç pamu¤u gibi atmakta bir sak›nca görmüyor. fiöyle diyor: “‹ttifa¤›n genifl olmas›nda yarar vard›r. Liberal partilerden, sol ve sosyalist güçlere kadar HADEP'in de içinde oldu¤u bir ittifak öncelikli düflünülebilir. E¤er çeflitli ç›kar çevrelerinin, odaklar›n›n Ecevit'in ve MHP'nin tehdit ve töhmet alt›nda b›rakmas›ndan çekinerek Kürt demokratik hareketi ve sol güçlerle ittifaka gelme durumu olmayacaksa, bu durumda HADEP'in öncülük yaparak sol ve sosyalist güçleri etraf›na toparlamas› tercih edilmelidir. Böyle bir ittifakta HADEP, ÖDP, SHP, sosyalist demokrasi partisi kurmak isteyen çevreler, EMEP ve di¤er siyasal güçler yer alabilir.” Esas olan “liberal” çevreler. Kastedilen Dervifl’li, Baykal’l›, Cem’li, Mesut Y›lmaz’l› çevreler. E¤er bu olmazsa, sol, sosyalist güçler! Kafa kar›fl›k, çizgi bulan›k. Kürt milliyetçili¤inin sola karfl› Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

45


klasik küçümseyen, her koflulda kendine tabi sayan yaklafl›m› aç›kta. Kürt milliyetçili¤i, herhalde Türkiye solunun Dervifl’in “solda birlik” masallar›na inand›¤›n› düflünmüyordur san›r›z. Egemen s›n›flar taraf›ndan itildikçe, solla, sosyalist güçlerle ittifak üzerinde daha çok duruyorlar. Mesela, 20 A¤ustos’ta Özgür Politika baflyaz›s›nda flöyle dediler: “... pragmatik yaklafl›mlardan öte ilkesel düzeyde solun birli¤i esas olmal›d›r. Dar ç›karlara halklar›m›z›n genel ve acil ç›karlar› feda edilmemelidir. ... demokratik,. sol, sosyalist seçene¤e yüklenen kazanacakt›r. Bu temelde birleflen, ittifaklaflan ve cepheleflen demokratik, sol, sosyalist güçler, halklar›m›z›n deste¤ini arkas›nda bulacakt›r.” (20 A¤ustos 2002, Özgür Politika, Ufuktan) Ama gönülleri bir türlü egemenlerden, düzenden kopam›yor. Ayn› gazetede, ayn› köflede bir gün sonra flöyle yaz›labiliyor: “Örne¤in ‘solu birlefltirmek’ slogan› ile harekete geçen Dervifl, Cem’in Yeni Türkiye’si, Baykal’›n CHP’si, günlerdir ittifak aray›fl›ndalar. Elbette çabalar› yerinde ve önemlidir. Ancak ne hikmetse 38 belediye baflkanl›¤› bulunan, Kürt illerinde tart›flmas›z tek parti olan... HADEP’i d›flta tutuyorlar. ... CHP, YTP, HADEP, SHP ile ÖDP, EMEP gibi partilerden oluflacak bir demokrasi bloku Türkiye’nin temel yap›sal sorunlar›n› içeren bir ittifak-koalisyon program› ile sosyal demokratlar› kolayca iktidara tafl›yabilecektir. Bunun için henüz zaman var. Lakin ne yaz›k ki, bunu gerçeklefltirecek stratejik bir liderlik yok. Dervifl buna soyundu ama henüz elde etti¤i bir kazan›m görülmemektedir.” (22 A¤us-

Ç‹ZG‹YLE

46

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

tos Özgür Politika, Ufuktan) Dervifl’i “demokrasi bloku”nun “stratejik liderli¤ine” lay›k gören bir bak›fl aç›s›, halklar›n lehine olabilir mi? Sol olabilir mi?

Kafalar› kurcalayan soru: Birincilerle ittifak yap›ld›¤›nda, ikincilere karfl› savaflacak m›s›n›z? Diyelim ki, Kürt milliyetçili¤inin öncelik verdi¤i bu ittifaklardan biri gerçekleflti. CHP, YTP, SP, veya ANAP’la, bunlardan biriyle ittifak yap›ld›. Ne olacak o zaman? Bu partiler aç›k ki, iktidarda olduklar› zamanlarda da, muhalefetteyken de, hep devrimcilere karfl› infazlar›n, katliamlar›n, iflkencelerin savunucusu ve uygulay›c›s› olmufllard›r. Yine öyle olacaklard›r. Kürt milliyetçili¤i onlarla “bu zeminde” de anlaflacak m›? Bunlar› “demokrasi bloku” olarak göstermek, oligarflinin demokrasi aldatmacas›na, emperyalizmin solu tasfiye plan›na ortak olmakt›r. Buna ortak olundu¤unda, bir ad›m daha ilerisine gidilmeyece¤inin garantisi nedir? Kürt milliyetçili¤i, bu zig-zagl›, bu her türlü savrulmaya aç›k çizgiden h›zla uzaklaflmak zorundad›r. Düzenin onlar› itti¤i aç›k. Ama düzenin itmesini beklemeden, kendileri o cepheden h›zla uzaklaflmal›d›rlar. Dervifl’li formüllerin içinde yeralmay› istemek, emperyalizmle ayn› safta olmay› istemektir. Ç›plak gerçek budur.


Yurtd›fl›ndan 3-10 A¤ustos tarihleri aras›nda ‹talya'da anti-emperyalist kamp

Emperyalizme Karfl› Mücadele Ça¤r›s› Dünyan›n bir çok yerinden 40’a yak›n anti-emperyalist, komünist, sosyalist, devrimci örgüt ve kurum emperyalist politikalar› ve emperyalizme karfl› mücadeleyi tart›flmak üzere ‹talya’n›n Assisi köyünde düzenlenen bir kampta biraraya geldi. Kamp›n ilk gününde “‹nterpol taraf›ndan arand›¤›” belirtilen fiili’li devrimci örgüt M‹R’in eski bir gerillas› olan Dr. Jota Prieto’yu tutuklamak için kampa gelen ‹talyan polisi kat›l›mc›lar›n kararl› tutumu sayesinde geri çekilmek zorunda kald›. Daha sonra bir kiliseye s›¤›nan Dr. Jota Prieto, kiliseyi basan polisler taraf›ndan tutuklanarak Güney Afrika’ya gönderildi. Her gün düzenlenen forumlardan ilki 4 A¤ustos’ta gerçekleflti. “Antiglobalizm ve dünya sosyal forumu” konulu forumda, Prof. J. Peirero (Brazilya), Anti-emperyalist Koordinasyon ve Komünistlerin Konfederasyonu (‹talya) konuflmac› olarak yerald›. Ayn› gün akflam düzenlenen forum da yine anti-emperyalist mücadelede birlik oluflturulmas› hedeflenen Selanik 2003 toplant›lar› üzerineydi. Konuflmac› olarak ise, Atina ö¤renci hareketi ve YKP yerald›. Her gün üç forum düzenlenirken, bu forumlardan baz›lar›n›n bafll›klar› flöyleydi: Globalizm aldatmacas›, Terörizme karfl› savafl m›, yoksa özgürlüklere karfl› savafl m›?, Guantanamo'dan UCM'ye: Amerika'n›n uluslararas› konvansyonlar› çi¤nemesi, 11 Eylül, Anti-emperyalistlere sald›r›lar ve ‹talya'daki müslümanlar, Savafl suçlular› mahmekesi ve Miloseviç'in savunmas›, NATO’nun darbe stratejisi ve Rusya'n›n cevab›, Afganistan: Amerika'n›n göstermelik zaferi, Medya sürekli savafl›n 4. kolu, Terör listesi, Emperyalist fetihin savafl aleti uluslararas› mahkemeler, Güney do¤u Asya'da Amerikan sald›r›s›, Bar›fl m› silahl› mücadele mi?, Latin Amerika'n›n Vietnamlaflt›r›lmas›; iflgaler, Kolombiya: Bar›fl süreci ve iç savafl›n genifllemesi, Arjantin: Kapitalizmin çöküflü ve halk hareketlerinin dinami¤i, Bolivya: köylü savafllar›n›n yeni dalgas› ve Evo Morales'in seçim zaferi, ‹ntifada, Ortado¤udaki barutun içindeki k›v›lc›m, ABD stratejileri ve yeni savafl senaryolar›...

“KEND‹ L‹STEM‹Z‹ OLUfiTURALIM” Forum konular›ndan biri de “kara liste” diye ifade edilen emperyalizmin “terör listeleri” idi. Konuflmac› olarak Batasuna, KADEK, DHKC, RKPK-RPK ve Filistinli ‹bnaa Al Balaad’›n yerald›¤›

forumda, ilk sözü Batasuna ald›. Batasuna temsilcisi, Bask ülkesinin mücadelesinden bahsetti¤i konuflmas›nda, “halklar›n kendini savunma hakk› vard›r. Bu düzeni y›kabilen, halk›n ba¤›ms›zl›¤›n› hedefleyen bir alternatif yaratmak gerekiyor.” dedi. KADEK temsilcisinin ard›ndan konuflan DHKC temsilcisi ise, terör listelerinin muhalif hareketleri yoketme, bast›rma amaçl› oldu¤una vurgu yaparak, “emperyalizmin kendi terör tan›mlamas›n› tüm dünyaya yaymaya çal›flt›¤›n›” söyledi ve “bu kara listeyi yarg›layal›m ve kendi kara listemizi olufltural›m” ça¤r›s› yapt›. Türkiyeli devrimcilerin konufltu¤u bir baflka forum ise, “Bar›fl m›, silahl› mücadele mi?” konuluydu. KADEK ve DHKC temsilcilerinin yerald›¤› forumda, DHKC, “devrim hedefli silahl› mücadele hala gündemde ve gereklidir” derken, KADEK, “art›k siyasal savafl›n seçildi¤ini” belirtti ve “Emperyalizm bize demokratik bir saha veriyorsa elbette faydalanmak gerek” dedi.

SONUÇ B‹LD‹RGES‹: “Bask› varsa direnifl de vard›r” Yo¤un ve canl› tart›flmalarla geçen forumlar›n ard›ndan, kat›l›mc› örgütlerin imzalad›¤› ve bas›na aç›klanan sonuç bildirgesinde emperyalist politikalar lanetlendi ve mücadele kararl›l›¤›n›n alt› çizildi. Antiemperyalist kamp, Anti-globalist hareketteki sosyal demokrat e¤ilimleri yarg›larken, kendisini Anti-glo-

TUTSAKLARA DESTEK KARARI

19 Aral›k’ta Uluslararas› Yürüyüfl Sonuç bildirgesinde yap›lmas› kararlaflt›r›lan eylem kararlar›na da yer verildi. Bunlardan ikisi “Kara liste'nin kald›r›lmas› için 26 Ekim’de büyük bir yürüyüfl” ve “28 fiubat’da Filistin için yürüyüfller” iken, bir di¤eri de, Türkiye’deki devrimci tutsaklar› desteklemek için dünyan›n dört bir yan›ndan kat›l›mc›larla katliam›n y›ldönümünde, 19 Aral›k 2002’de yap›lacak olan yürüyüfl oldu. Direnifl örne¤i olarak devrimci tutsaklar›n direniflinin gösterildi¤i sonuç bildirgesinde, flu ifadelere yer verildi: “Örnek olarak Türkiye'deki hapishanedeki devrimcilerin savafl›n› veriyoruz. NATO ülkesinin direnifli bast›rmas›na karfl›n biz 19 Aral›k'da uluslaras› yürüyüfle ça¤r›yoruz.”

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

47


dünyadan balist hareketin bir parças› olarak niteledi. Yeni dünya düzeninin mahkum edildi¤i, “terör listeleri”nin yarg›land›¤› sonuç bildirgesinde yeralan tespit ve ça¤r›lardan baz›lar› flöyle s›raland›:

“- Emperyalist terör savafl›n› durdurun! - Birlik için ça¤r› yap›yoruz ve bu çerçevede herkesi Selanik 2003'e davet ediyoruz. - Miloseviç'in yarg›land›¤› Den Haag'daki mahkeme hukuk d›fl›d›r. - Uluslaras› Ceza Mahkemeleri emperyalizmin ç›kar›na ve direnifllerin bast›r›lmas› için kurulmufltur. Biz, örnek olarak Guantanamo'yu yarg›l›yoruz. - Endonezya'daki 1965 katliam›n›n sorumlular› yarg›lanmal›, ABD'deki tutsak 5 Küba'l› b›rak›lmal›. - UKKTH’n› savunuyoruz. “fier ekseni”ni yarg›l›yoruz. - Bask’›n KKTH vard›r. - Chavez'e karfl› düzenlenen darbeyi yarg›l›yoruz. - Kolombiya halk›n ba¤›ms›zl›k mücadelesini destekliyoruz. - Siyonizmi lanetliyoruz. Filistin'in savafl› anti-emperyalist savafl olarak bir semboldür. 2. ‹ntifadan›n bafllang›ç tarihinde, 28 fiubat'da yürüyüfller düzenleyece¤iz. - Irak iflgaline karfl› Irak Halk›n› destekleme ça¤r›s›nda bulunuyoruz. - Bask› olan heryerde, direnifl de vard›r! - Kahrolsun ABD ve AB'nin terör listesi-demokratik temel haklar› savunun! - Emeryalist savafl› sosyalizm ve ulusal kurtulufllar için devrimci harekete dönüfltürelim!” Kamp› organize eden RKL’nin son gün düzenledi¤i bas›n aç›klamas›nda ise, ABD’nin “teröre karfl› savafl” ad›yla sürdürdü¤ü savafl, “her türlü muhalefeti bast›rma ve ABD'nin emperyalist hegemonyas›n› gelifltirme denemesi” olarak nitelendirilirken, terör listelerine at›f yap›larak, bu listelerde yeralan örgütlerin, “ABD’yi ve iflbirlikçilerini terörist devlet ilan ettikleri” ifadesine yer verildi. 48

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

Uribe FARC’› Durduram›yor Kolombiya'da ABD destekli Uribe iktidar› gerillan›n halkla bütünleflmesini ve savafl›n› durduram›yor. Bir yandan kontralar öte yandan askeri güçlerin sald›r›lar› halka ve gerillaya yöneliyor. Uribe ç›kard›¤› yeni yasa ile demokratik haklar› k›s›tlarken, kontra yöntemlerini yasallaflt›rd›. Süren sald›r›larda ise; kontralar Antioquia eyaletinde bir kasabay› basarak 120'den fazla kifliyi kaç›r›rken, 4 sendikac›y› da bir gün içinde katletti. Sald›r›lara ra¤men gerilla hareketi de darbeler vurmaya devam ediyor. FARC, halka zulmeden ölüm mangalar›n›n ordu taraf›ndan e¤itildi¤i bir üssü 4 gün süren çat›flmalar sonunda yoketti. Sald›r›da 29 kontra ve 5 asker öldürüldü. Di¤er yandan ordunun bir baflka karargah›na düzenlenen sald›r›da da 2 asker ve bir ölüm mangas› cezaland›r›ld›. *

Halk›n Dan›flma Meclisi: “IMF’ye Hay›r” 1998 y›l›nda IMF’nin pençesine düflen ve o günden bu yana giderek yoksullaflan Endonezya’n›n önde gelenlerinden oluflan Halk›n Dan›flma Meclisi ald›¤› kararla devlet baflkan› Sukarnoputri’ye, mevcut anlaflman›n bitimi olan, 2003’de “IMF ile yeniden masaya oturmama” ça¤r›s› yapt›. Toplant› sonunda yay›nlanan bildiride, “Endonezya kendi bafl›na da ekonomisini sa¤l›¤a kavuflturabilecek durumdad›r” denildi. *

Amerikal› Siyahlar Yürüdü Amerika’da binlerce siyah yapt›klar› yürüyüflle, kölecilik döneminde, köleleri çal›flt›rarak zenginleflen tekellere karfl› tazminat davalar› açacaklar›n› dile getirdiler. N'COBRA, ‹slam Ulusu ve Yeni Kara Panter Partisi gibi siyahlar› temsil eden örgütlerin kat›ld›¤› Kongre binas› önündeki yürüyüflte, bütün siyahlara birlik ça¤r›s› yap›ld›. *

Zengin Çiftlik Sahipleri Gözalt›nda Zimbabve'de “art›k sosyalizme geçiyoruz” aç›klamas›yla, toprak reformu program›n› bafllatan ve bu çerçevede ço¤unlu¤u Avrupal› beyazlardan oluflan büyük çiftlik sahiplerinin, topraklar›n› terk etmesi için süre veren Devlet Baflkan› Mugabe yoksullara toprak da¤›t›m›nda kararl›. Verilen sürenin dolmas› sonucu, karara uymayan 133 çiftlik sahibi 9 A¤ustos’ta tutukland›. Yap›lan aç›klamada, “topraklar› terk etmeyenlerin gözalt›na al›nmas› sürecektir” denildi. *

Darbecileri Aklayan Mahkemeye Öfke Yüksek Mahkemenin, Venezüella devlet baflkan› Hugo Chavez’e karfl› düzenledikleri baflar›s›z darbede yer alan komutanlar›n “suçsuz” oldu¤una karar vermesi Chavez’i destekleyen yoksul halk› soka¤a döktü. Günlerce süren gösterilerde halk polisle sokaklarda çat›flt›. Yoksullar Amerikanc›lar› aklayan mahkemeye karfl› kendi iradesini soka¤a tafl›rken, ABD’nin Venezuella’da yeni komplolar peflinde oldu¤u biliniyor.


bas›n tv

KIRILIR YALANIN ÇARKI

Bas›na Terör ve Medya Merkez büromuzun bas›lmas› TV ve gazetelerde çeflitli biçimlerde yerald›. Ekmek ve Adalet’in yasal olarak yay›n yapan, her bayiide bulunan bir dergi oldu¤u konusunda kimi TV ve gazetelerin kafas›nda bir soru iflareti mi var? fiunun için sorduk bu soruyu; TV ve gazeteler polis bülteninden al›nm›fl ifadelerle yapt›klar› haberlerin daha bafl›ndan “DHKP-C’nin yay›n organ›” ifadesiyle bafll›yor. Peki kan›t›, belgesi nerede? Ne gerek var, polis söylüyor ya! O zaman en baflta habere böyle bafllayan›n kendisi, b›rak›n bas›n kuruluflu olmay›, polisin günlük bülteni olmay› kabulleniyor demektir. Zaten bunun ard›ndan da onlarca polis kaynakl› iftiran›n s›ralanmas›nda sak›nca görülmez. Kimi gazetelerde ise bir bas›n organ›n›n tam bir terör havas› estirilerek bas›lmas› k›sa bir haber oldu ya da haber dahi olamad›. Onlar için bas›na sald›r›n›n hiçbir önemi yoktu, çünkü Ekmek ve Adalet onlar›n anlad›¤› bir bas›n organ› de¤ildi. Tekellerle içli d›fll› de¤ildi mesela. Ya da hükümet operasyonalar›n›n fluras›nda buras›nda yeralm›yordu. Ne yazd›¤›m›z› dünya alem biliyor. Bas›n örgütlerini de çok fazla ilgilendirmedi bir yay›n organ› üzerinde estirilen terör. Bu tablo neredeyse bütün bask›nlarda benzerdir. Ama bir de Star gazetesinde ç›kan haber var ki, burjuva medyan›n devrimci bas›na sald›r›larda nas›l bir ruh

halinde oldu¤unu, burjuva medyada yetiflen bir muhabirin beyninin ne hale getirildi¤ini görmek aç›s›ndan örnektir: “Yumruk bask›n” demifl Star 21 A¤ustos günkü haberinin bafll›¤›na. Belki gerçekleri görür diye ad›n› vermedi¤imiz muhabir belli ki çok sevinmifl! Devam ediyoruz; “Hasan Özdemir'e Hollanda'da sald›r› oldu. Bas›n olay› kapkaç olarak verdi. Sadece Star 'Terörist sald›r›' dedi, do¤ru ç›kt›. DHKP-C sald›r›y› üstlendi. Emniyet de dün sald›r›y› övücü yay›n yapan 'Ekmek ve Adalet' (e) flok bask›n düzenledi...” Aferin Star’a! Tüm bas›n› nas›l da atlatm›fl! DHKPC’nin üstlendi¤i yalan›n› tutun bir kenara at›n, peki bir gazeteci sormaz m›; “iyi de Özdemir, yedi¤in dayak için neden gidip bir dergiyi bas›yorsun, onlar m› dayak att› sana” demez mi? “Hani AB yasalar›nda bas›na özgürlüklerden sözedilmiflti ne oldu” diye sormaz m›? Ayr›ca Özdemir’e sald›r›y› nas›l haber yapsayd›k; örne¤in “Hain, kallefl, hunhar, vahflice...” diye ne kadar saçmasapan kelime varsa s›ralay›p Hasan Özdemir’e ya¤ m› çekseydik!? “EV‹ YAKTILAR”... diyor Star, ve devam ediyor; “Çelik kap›y› açmak için balyoz ve kaynak makineleri kullan›ld›. Dergi çal›flanlar›, kurtulamayacaklar›n› anlay›nca içerdeki dökümanlar› yakmaya bafllad›lar.” Kim nereden kurtuluyor? Oran›n bir dergi bürosu oldu¤unu bilmiyor mu? Biliyor ama kafa çarp›k, kafa polise endeksli. Bu kafa dönüp polise, bu ne vahflet, balyozlarla bir dergiye nas›l sald›r›rs›n demiyor. Komedi sürüyor; “Bilgisayar ve örgütsel döküman da ele geçti.” Star’›n bu h›zl› muhabiri haberlerini kurflun kalemle ka¤›da m› yaz›yor acaba? Bir yay›n organ›nda bilgisayar bulunmas›ndan do¤al ne olabilir? Polis bülteni olmay›n! Gerçekleri yaz›n; estirilen terörü görün, bu terörün kayna¤›n› düflünün!

14.6 Milyonluk Yalan Bombard›man›na Haz›r Olun! ABD yönetimi, Saddam Hüseyin karfl›t› Irakl› muhaliflere destek için 14,6 milyon tahsis etti¤ini aç›klad›. Paran›n nerede kullan›laca¤› konusunda da bilgi veren ABD, “Irak içinde yaz›l› ve görsel yay›nlar› da kapsayan, Saddam karfl›t› medya kampanyalar› için kullan›laca¤›n›” söyledi. Ver paray›, bast›r yalan bombard›man›n›. Bu demektir ki, 14.6 milyon dolarl›k yalan üretilecek sald›r› öncesi ve s›ras›nda. Bu arada TV’ler, gazeteler ve bilimum propaganda araçlar› da üstlerine düfleni yapman›n karfl›l›¤› olarak bütçeden paylar›n› alacaklar.

Turizm mevsiminde turist bekleyen otel sahipleri gibi, Amerika’n›n borazan› medya da, savafl bekliyor. Amerika’n›n savafl› demek yalan›n savafl› demektir. Amerika’n›n savafl› demek, medyayla beyinlere zehirler ak›t›lmas›, bunun için milyonlarca dolar›n dökülmesi demektir. Kapat›n kulaklar›n›z›, beyinlerinizi bu yalanlara! Amerika ve Amerikanc› medya AK diyorsa siz KARA bilin. O, birilerine “TERÖR‹ST” diyorsa, siz EMPERYAL‹ZME KARfiI D‹RENENLER, SAVAfiANLAR anlay›n...

Ekmek ve Adalet / 25 A¤ustos 2002 / Say› 23

49


kahramanlar ölmez Sadrettin U⁄URLU fiehitlik tarihi: 28 A¤ustos 1980 ‹stanbul 1 May›s Mahallesi’nde halk›n mücadelesi içinde yer ald›; kendisine “devrimciyim” diyen bir grup taraf›ndan öldürüldü.

Kemal ALTUN 30 A¤ustos 1983 Almanya’n›n kendisini Türkiye’ye iade etmek istemesi üzerine, iade politikas›n› ölümü seçerek protesto etti.

Zekai BÖLÜKBAfiI fiehitlik tarihi: A¤ustos 1979

YILDIZ Yar›n kelebek mevsimi de geçecek ‹nsan yine dört mevsim Aç ölecek inançla Sen karanfil tarlas›nda Ya¤murun en önemli damlas›nda Bir sevda tutufltu¤unda Günefle koflanlar›n ortas›nda Sen vard›n insan›n has›nda. Dün de seni düflündüm, asi karak›z Aln›na ne de güzel yak›flm›flt› O y›ld›z

Mehmet AKfiER fiehitlik tarihi: A¤ustos 1980

fiükran KURU fiehitlik tarihi: A¤ustos 1980 Konya’da anti-faflist mücadelede kaybettik.

Barbaros KADIO⁄LU fiehitlik tarihi: A¤ustos 1980 K›rflehir’de, Çar›kl› Çiftli¤i’nde, polis ve jandarman›n düzenledi¤i bask›nda savunmas›z durumdayken jandarma-polis atefliyle katledildi.

Kas›m YILMAZ A¤ustos 1991 Yozgat Akda¤madeni’nde geçirdi¤i bir trafik kazas›nda kaybettik.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb023 by sol yayin - Issuu