Skip to main content

AdaletWeb014

Page 1

Haftal›k Dergi Say›: 14

F Tipleri Avrupa’n›nd›r. Avrupac›l›kta solculuk yoktur!

24 Haziran 2002 F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.com

Çözüm

DEVR‹MC‹L‹K

6

Emperyalizme,

emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k

Oligarfliye,

6

faflizme karfl›

Faflizme

demokrasi

6

Karfl›

kapitalizme karfl›

D‹RENMEKT‹R! www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

sosyalizm

Direnme Savafl› 21. Ay›nda

Hücre Duvarlar›n› y›kmak için Direnifle güç, Direniflçilere omuz ver!


Foto¤raflarla

Sömürü, fliddet, savafl...

Keflke olmasa; ama VAR!

AB tart›flmalar› ve SOL Sol; halk›n iktidar›n› isteyendir! Sol, hem ba¤›ms›zl›ktan, hem özgürlükten yanad›r... v

Tarih: 1990 Ocak Yer: ‹stanbul “Söz, Karar Örgütlenme Hakk›m›z Engellenemez! DKÖ’ler Kapat›lamaz!” Kampanyas›ndan bir gösteri

“Bak›n onlar da bizim gibi yap›yor” diye etekleri zil çal›yor “bizdeki” iflkencecilerin. Asl›nda bu tablonun sadece görünümünde yenilik var. “Bizdeki” iflkencenin as›l sahibi-efendisi zaten onlard›; Bat›’yd›, Amerika ve Avrupa’yd›. Yüzy›llard›r sömürgelerinde uygulad›klar›n›, uygulatt›rd›klar›n› flimdi kendi topraklar›na da tafl›yorlar. Ve bizde burjuva düzen partilerinden düzen ayd›n›na kadar hala tart›fl›yorlar: Kimi, nereyi örnek alaca¤›z? Yönümüzü nereye dönece¤iz? Avrupa’ya m›, Amerika’ya m›, ‹ran’a m›? Hiç bir yana dönmeye gerek yok.

FARC, FHKC, El Aksa da AB’nin “Terör listesi”nde AB ya da ABD’nin listeleri yok; Emperyalist sistemin tek bir listesi var. v

Gidecek yer yok. S›¤›nacak liman yok. Gitmek veya s›¤›nmak, mandac›l›¤› kabul etmek, hiç bir zaman çözüm olmam›flt›. fiimdi hiç de¤il. Ülkemizi ba¤›ms›zlaflt›rman›n, halk›m›z› özgürlefltirmenin, yani sözün özü, devrimin d›fl›nda çare yok. “Hayat bayram olacaksa”, ancak bunlarla olacak. Lenin’in dedi¤i gibi, “Bar›fla çabuk kavuflup kavuflmamak, devrimin geliflmesine ba¤l›d›r. Ne kadar duygusal fleyler söylense, haydi savafl› bitirelim diye ne kadar çok yinelense, bu, devrim geliflmedikçe yap›lamaz.” (Sosyalizm ve Savafl, s. 153)

Yürüyorlar, ‘Söz, karar, örgütlenme hakk›’ için... Ve ellerinde sopalar... Çünkü birazdan zulüm ç›kacak karfl›lar›na... Sald›racak, kurflunlayacak onlar›... En demokratik haklar› için yürüyorlar, ellerinde sopalar, yüzleri sar›l›... Çünkü bu ülkede, en demokratik hakk› savunmak bile, militan mücadeleler gerektiriyor... En do¤al, meflru hakk›n›z› elde edebilmek için, sopayla, taflla, bedeninizle direnmeniz gerekiyor...

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com

Bayrampafla Davas›’nda tutsaklar F›rat ve Aflur’un Feda eylemlerini anlaltt›

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25

‹rtibat Telefonu: 0212 491 16 40 Faks:0212 491 16 37

Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama

Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18

Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97

‹ngiltere: £ 2

Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

Ekmek ve

Bürolar›m›z

Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:- Kuledibi Mah. ‹nönü Cad. Karaman Apt. K:1 No: 1 HOPA/ARTV‹N Tel: 0466 351 32 46

‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Demiryolu Cad. 1. Geçit Karfl›s› Ekfli ‹fl Han› Kat: 6 No: 40 Tel-faks: 0 262 332 47 40 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Tel-faks: 0 324 232 15 74 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemer Kaya Mah.Kundurac›lar Cad. Dedeo¤lu Sokak Pustular ‹fl Han› Kat: 1 No: 33 Tel-faks: 0 462 321 59 93

Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9 Tel: 0 372 252 51 79

Adalet

Bir zamanlar popüler bir flark› vard›: “‹nsanlar hep elele tutuflsa, birlik olsa, hayat bayram olsa...” diye devam edip giderdi. ‹yi bir dilek gibi görünse de, bofl, bombofl bir flark›yd›. Ayn› bugün kimi ayd›n kesimlerin “fliddete, savafla hay›r” deyifllerindeki boflluk gibi... Bofl, çünkü soyut. Bofl, çünkü, temelsiz. Bofl, çünkü karfl› ç›kt›¤› olguyu tahlil etmiyor, tahlil etmedi¤i için onun ortadan kald›r›lmas›n›n yolunu görmüyor. Görmedi¤i için, gerçekten fliddete, savafla son verecek bir mücadelenin içinde olmuyor. Sadece, flark›c› gibi, “hayat bayram olsa” deyip duruyor. Bu hay›rc›lar›n bir modeli de vard›: Avrupa. “Ama mirim, bu banall›klara Paris’te hiç rastlayamazs›n›z!” diyen Osmanl› ayd›n›n›n devamc›s› olarak, ülkemizdeki “fliddet”e iliflkin de, hep Bat›’y› örnek verdiler: Bak›n Avrupa’da bu fliddet, bu vahflet, bu anti-demokratik uygulamalar var m›yd›? *** Demokrasinin beflikleri, rüyalar, özgürlükler ülkeleri, “muass›r medeniyetin” kaleleri, birer birer çöküyor. “Bak›n Avrupa’da oluyor mu böyle fleyler?” sözünü art›k çok fazla edemiyor bat› budalalar›. “De¤iflti” iddialar› art›k ya duyulmuyor, ya da sesleri eskisi gibi kuvvetli de¤il. Göz göre göre büyüyor dünyadaki adaletsizlik. Göz göre göre bask› ve zulüm art›yor. Y›llard›r tüm dünya ülkeleri hakk›nda “insan haklar› raporlar›” haz›rlayanlar, insan haklar›n› görülmemifl boyutlarda ve görülmemifl pervas›zl›kta çi¤nemekte birbirleriyle yar›fl›yorlar. Biri füze kalkan› yap›yor, biri tek tek ülkelere, örgütlere, küçük gruplara karfl› kullanmak üzere nükleer silahlar gelifltiriyor. Yabanc›lar, göç-

Tarihimiz menler, müslümanlar... bir biri pefli s›ra düflman ilan ediliyor. Birbiri pefli s›ra, keyfi gözalt›, tutuklama, s›n›rd›fl› yasalar› ç›kar›l›yor... “Yabanc›”ya sald›ran tekeller, “yerli”yi rahat m› b›rak›yor? Ne gezer? Fiflleme, hayat›n her an›nda denetleme metodlar› gelifltiriliyor onlar için de. Bat›’n›n o çok meflhur “ kifli haklar› dokunulmazl›klar›” kirli ve kanl› ellerin dokunmalar›ndan dolay›, çoktan kir pas içinde kald›. Kalan haklara da dokunulmas› çok uzak de¤il. Avrupa’n›n, ABD’nin iflçilerinin sendikal, sosyal haklar› gasbediliyor. Irkç› faflist partiler, daha fazla hücre yapma programlar›yla iktidara geliyorlar.


‹çindekiler 3...

5... 6... 9... 11... 12... 14...

15... 16... 19... 20... 22... 24... 26... 30... 32... 34... 35... 36... 39... 40...

42... 44...

45... 46... 48... 49... 50...

Emperyalist Dünya Düzenine Karfl› Ba¤›ms›zl›k, Demokrasi, Sosyalizm 29 Haziran’da, hücrelerimizde ZEHRA’y› anaca¤›z... Sol halk›n iktidar›n› isteyendir... ...NEREDEYD‹N‹Z? fi‹MD‹ NEREDES‹N‹Z? GÖBELS’E YALANDA SINIR OLUR MU? ÇIRPINMAYIN; KATLETT‹N‹Z NERES‹ “TÜRK POL‹S‹”! AMER‹KA’NIN, AVRUPA’NIN POL‹S‹ ‹fiÇ‹, MEMUR SEND‹KALARI VE TMMOB’DAN AÇIKLAMA FIRAT ve AfiUR (Feda1) Kap›daki kriz ve beklenen felaket ‹dam veya ömür boyu iflkence 1 M‹LYAR AÇ 300 M‹LYON OBEZ BEBEKLER‹M‹Z‹N KAT‹LLER‹ YÖNET‹YOR BA⁄IMSIZLIK... DEMOKRAS‹... VE SOSYAL‹ZM! AMER‹KA KAT‹L KAT‹L ! ZULMÜN DUVARLARI VE “ÇÖZÜMLER‹” “B‹TERSE...” Tabelalar›n Yazd›¤› ARACISIZ YÖNET‹M (Haberler)... Çizgilerle... Tip’li “Demokratik Türkiye” Tarifi Sola “Büyük Politika” Dersleri Solun beyni: Avrupa Birli¤i ve Solda Birlik “Durmufl’un, Tantan’›n, Türk’ün ‘görevini’ üstlenmek size mi kald›?” Emekçilerden... 15-16 Haziran ve Standart Cümleler Dünyadan: Emperyalist Sistemin “Listeleri” ÇAR’lar Geri Döndü Bu Medya Do¤ru Haber Yapar M›? Kahramanlar Ölmez

Emperyalist Dünya Düzenine Karfl›

Ba¤›ms›zl›k, Demokrasi, Sosyalizm ünümüzde, emperyalizm, ekonomik, askeri, siyasi ve ideolojik olarak, ülkeleri ve halklar› büyük bir kuflatma alt›na alm›fl durumda. devasa askeri güçlerle, Irak’a, Yugoslavya’ya, Afganistan’a sald›ran emperyalizm, “karfl› konulamaz”l›k düflüncesini tüm dünyaya kabul ettirmeye çal›fl›yor. Bu dayatmaya teslim olanlar, ABD müdahalecili¤inin teorisini yapmaya, ABD’nin kanatlar› alt›nda kendilerine bir yer bulmaya, veya buna “alternatif” olarak, Avrupa Birli¤i’ne kapa¤› atmaya çal›fl›yorlar. Hiç kimse, hiç bir ülke, halk veya örgüt, ABD düzenine uyum sa¤lamakla, AB çat›s›na girmekle, ne sömürüden kurtulacakt›r, ne zulümden, ne açl›ktan ve iflsizlikten. Çünkü zaten; emperyalizmin, “bizim sistemimiz d›fl›nda yaflayamazs›n›z, yaflarsan›z, katlederiz, yak›p y›kar›z” dayatmas›n›n amac› zaten, tüm halklar› kendine boyun e¤dirip, daha fazla sömürmektir. Emperyalizmin dayatmas›na, askeri tehditlerine boyun e¤mek, emperyalist paktlar›n bir parças› olmak, halklar için hiç bir biçimde bir kurtulufl de¤il, boyunduruk alt›na girmektir. mperyalizmin tüm ülkelere ve halklara boyun e¤dirdi¤i bir dünya, buzul ça¤› gibi, sürekli günefl tutulmas› gibi, halklar için insanca yaflam imkan›n›n kalmad›¤› bir dünya olurdu. Bugünkü dünya tablosu, güce boyun e¤meyi de¤il, tam tersine ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› daha büyük bir cüret ve kararl›l›kla dalgaland›rmay› gerektirir. Ve bu tablo, emperyalist sistemin ve açl›¤›n, sömürünün kayna¤› olan kapitalizmin alternatifini aramay› gerektirir. mperyalist askeri-ekonomik-siyasal paktlara karfl› ba¤›ms›zl›¤› savunmayanlar›n, burjuvazinin demokrasisine karfl› halk için demokrasiyi savunmayanlar›n ve kapitalizme karfl› bir alternatifi olmayanlar›n, halklara vadedebilece¤i bir fley yoktur. Bunlar› savunmayanlar›n, halk›n açl›k, iflsizlik, sa¤l›k, e¤itim, haklar ve özgürlükler sorunlar›na getirebilece¤i hiç bir çözüm yoktur. Bunlar› savunmayanlar›n sunabilece¤i tek seçenek, IMF’li, NATO’lu, ABD’li, AB’li bir düzendir, ki bu da varolan›n sürmesi demektir. lternatif olma iddias›ndaki her siyasi hareketin onlarca, bazen yüzlerce sayfal›k bir program› vard›r. Ama bu program›n onlarca, yüzlerce sayfal›k ayr›nt›lar›ndan daha önemli ve belirleyici olan, program›n temel direklerinin neler oldu¤udur. E¤er bir parti, sol, muhalif, devrimci oldu¤u iddias›nda olmas›na ra¤men, “IMF’yle iflbirli¤ini sürdürece¤iz” diyorsa, “AB’ye girece¤iz” diyorsa, ondan ötesinin önemi yoktur. Bunlar ayr›nt›larda ne söylüyor olurlarsa olsunlar, düzen partisidirler. Mevcut ba¤›ml›l›¤›, sömürüyü ve bask›y› biçimsel farkl›l›klar d›fl›nda sürdürmek durumundad›rlar. mperyalizm kendince bir sol tan›m› getirmek istiyor. Bu sol, emperyalizmin küreselleflme politikalar›n›, emperyalizmin dünyan›n dört bir yan›na müdahalelerini savunacak, kapitalizme kökten karfl› ç›kmayacak, halk›n iktidar›n› asla istemeyecek, sadece sistemin fluras›nda buras›nda küçük rötufllar yap›lmas›n› ta-

G

E E

A

E

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

3


lep etmekle yetinecek, taleplerini de kitlelerin mücadelesi’nin yerine “temsilcileri” arac›l›¤›yla dile getirecek, devletin, emperyalizmin arac› kurumlar›n›n fonlar›yla finanse edilip buna karfl›l›k devletin ve emperyalizmin icazeti d›fl›na ç›kmayacak bir soldur. Yani, baflka bir flekilde söylersek, “sol olmayan sol”dur. “Sol olmayan sol”, ba¤›ms›zl›k, halk için demokrasi talep etmeyecek, bu do¤rultuda mücadele etmeyecektir. Sosyalizmi akl›ndan bile geçirmeyecektir zaten. iz ba¤›ms›zl›¤›, demokrasiyi ve sosyalizmi savunuyoruz. Dünyan›n “global bir köy” haline geldi¤i, bu köyün muhtarlar›n›n da ABD ve AB oldu¤u, herkesin onlara biat etmesi gerekti¤i düflüncesini reddediyoruz; Tam ba¤›ms›zl›k diyoruz. “AB’ye girelim, ama onurumuzla, flerefimizle. ba¤›ms›zl›¤›m›z› koruyarak girelim” diyenler, tek kelimeyle sahtekard›r. IMF’nin, ABD’nin, NATO’nun kulu kölesiyken AB d›fl›nda olmay› “ba¤›ms›zl›km›fl” gibi gösterenler de sahtekard›r. Kim ba¤›ms›zl›ktan yana, kim demokrasiden yana, kimin ba¤›ms›zl›ktan, demokrasiden anlad›¤› ne? Bugün bütün bunlar bir karmafla içinde bo¤ulmaya çal›fl›l›yor. u karmaflaya soldan da kat›lanlar var. Devrimcilerin anti-emperyalizmini MHP’nin AB “karfl›tl›¤›yla” ayn›laflt›racak kadar bir cehalet veya sol düflmanl›¤› sergileniyor. Faflistler eskiden de anti-kapitalist söylemler kullan›rlard›. Hatta faflist hareketin ilk döneminde bu vurgular›n daha da güçlü oldu¤u söylenebilir. Ama hiç kimse o zaman böyle bir “özdeflleflme”den sözetmiyordu. fiimdi ise AB’cili¤i meflrulaflt›rmak, kendi tavr›n›n sol olmad›¤›n› örtmek için, devrimcilerin, solcular›n anti-emperyalistli¤i MHP’yle özdeflleflmekle karalan›yor. adece ba¤›ms›zl›k talebi de, soyut bir demokrasi iste¤i de, ülkemizin, halk›m›z›n sorunlar›n› çözmez. Ba¤›ms›zl›k için savaflmadan demokrasiyi kurmak mümkün de¤ildir. Ülkemizde demokrasinin yolu, ba¤›ms›zl›¤› kazanmaktan geçer. Ba¤›ms›zl›¤›n› kazanan, demokrasiyi gerçeklefltiren bir halk›n ise, yürümeye devam edip, sosyalizme do¤ru yönelmesi gerekir. Ba¤›ms›zl›¤a ra¤men, kapitalizmin sürdürüldü¤ü koflullarda, o ba¤›ms›zl›k uzun süre korunamaz. Ülkemizin 1920’lerde kurtulufl savafl›yla emperyalistleri kovmas›n›n ard›ndan, kap›dan kovulan emperyalistlerin bacadan tekrar girebilmesinin nedeni de budur. Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm, kurtuluflun birbirini izleyen, birbirini tamamlayan üç parças›d›r. u ülkenin meydanlar›nda “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi, Yaflas›n Tam Ba¤›ms›z Türkiye”

B

B

S

B 4

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

diye hayk›rd›¤›m›z için katledildik. Amerikan emperyalizmine karfl› dö¤üfltü¤ümüz için katledildik. Demokrasi dedi¤imiz için copland›k, iflkenceler gördük. Kapitalizmin bir alternatifi var; sosyalizm dedi¤imiz için infaz edildik, F tipi hapishanelere at›ld›k. Ba¤›ms›zl›¤› ve demokrasiyi kazanmak, Avrupa flakflakç›l›¤› yaparak, TÜS‹AD’a övgüler düzerek, Genelkurmay kuyrukçulu¤u yaparak, mümkün de¤ildir. Bu ülkede onlarca y›ld›r süren katliamlar›n, zulmün, soygunun, sömürünün bir numaral› sorumlular› ve uygulay›c›lar›n›n kah özgürlük, kah demokrasi, kah ba¤›ms›zl›k savunucusu kesilmeleri, kimseyi aldatmamal›. “Sol” s›fatlar› kullan›p, demokrasiyi AB’den bekleyenlerin özgürlük, sosyalizm savunuculu¤u da kimseyi aldatmamal›. mperyalizmin ve oligarflilerin böylesine sald›rganlaflt›¤› bir dünyada, ba¤›ms›zl›¤›, demokrasiyi kazanmak, bedelsiz ve devrimsiz mümkün de¤ildir. Devrimci hareketin program›n›n farkl›l›¤›, emperyalizme ba¤›ml›l›¤›, faflist düzeni hiç bir biçimde meflrulaflt›rmadan tam ba¤›ms›zl›¤› ve halk›n demokrasisini savunmas›nda; prati¤inin farkl›l›¤› ise, ba¤›ms›zl›k ve demokrasi ve sosyalizm için bedel ödemeyi göze almas›, devrim hedefinden hiç bir koflulda vazgeçmemesidir. Emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k, faflizme karfl› demokrasi, kapitalizme karfl› sosyalizm bayra¤›n› dalgaland›rd›¤›m›z 32 y›ll›k süre boyunca, iflte bunun için mücadele ettik, bunun için bedeller ödedik. Bugünün dünyas›nda, ülkemizde, kurtulufl demek, bu üçü demektir; ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm! Bunlar u¤runda her türlü bedeli ödemeye de¤er. Onurumuzla ve insanca yaflamak için de, baflkaca bir yol yoktur.

E

Bugünkü dünya tablosu, güce boyun e¤meyi de¤il, tam tersine ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› daha büyük bir cüret ve kararl›l›kla dalgaland›rmay› gerektirir. Ve bu tablo, emperyalist sistemin ve açl›¤›n, sömürünün kayna¤› olan kapitalizmin alternatifini aramay› gerektirir.


1 9 8 4 1 9 9 6 2 0 0 0

2 0 0 2

29 Haziran’da, hücrelerimizde

ZEHRA’y› anaca¤›z... Armutlu’ya katliam sald›r›s›nda hücrelerimizden tutuflturdu¤umuz bedenlerimizle selamlad›k d›flar›daki direnifli. 29 Haziran’da sloganlar›m›z, öfkemiz, direnme kararl›l›¤›m›zla selamlayaca¤›z, d›flar›da ölümsüzleflenleri. O gün, kardefli Canan’› elleriyle ölümsüzlü¤e u¤urlay›p, dimdik bir bafl, çelik gibi bir irade ve kocaman bir yürekle sahiplenmenin, inanc›n, vefan›n en büyük örneklerinden birini veren Zehra’y› anaca¤›z. O’nun nezdinde, Türkiye tarihinde bir ilki gerçeklefltiren, direniflin sessizlik içinde bo¤ulmas›n›n önüne bedenleriyle afl›lamaz bir barikat kuranlar› selamlayaca¤›z. Tek tek isimlerini anaca¤›z Armutlu, Mersin, ‹zmir, Ankara’da 27 kez zulmün beyninde potlayan bombalar›n. Kimisi tutsak de¤ildi, “içeridekini anlad›k, ama size ne oluyor” diyenlere gülüp sahiplenmeyi ö¤reterek, direniflin anlam›n› kavramayanlar›n, “gençleri anlad›k ama, çoluk çocuk sahibi size ne oluyor” sözlerine; bu direnifl halk›n direniflidir cevab›n› vererek ölümsüzlü¤e d›flar›da kavufltular; Gülsüman Dönmez gibi, Canan Kulaks›z, fienay Hano¤lu, Erdo¤an Güler, Zehra Kulaks›z, Hülya fiimflek, Abdulbari Yusufo¤lu, Özlem Durakcan, Tuncay Y›ld›r›m ve direniflteyken katledilen Arzu Güler gibi... Kimisi, içeride zulmün karfl›s›na bedeniyle dikildi, tahliye edildi, içerisi, d›flar›s› yok, zulüm bir, direnifl bir deyip ölüme yürüyüflüne ara vermedi. U¤ur Türkmen’in açt›¤› yoldan yürüyüp, zulmün tahliye oyunlar›n› can-

direnme savafl› sürüyor 613. gün

lar›yla yerlebir ettiler; Gökhan Özocak, Sevgi Erdo¤an, Osman Osmana¤ao¤lu, Gülay Kavak, Ümüfl fiahingöz, Zeynep Ar›kan, Ali R›za Demir ve Ayfle Bafltimur gibi... Bir baflkas› kendini feda etti hesap sormak için; Gültekin Koç, U¤ur Bülbül ve yurtd›fl›nda bedenini tutuflturup, emperyalistlere, “zulmün destekçisi sizsiniz” diyen Kaz›m Gülba¤ gibi... Armutlu, Avc›lar, Hollanda’da katledildiler direnifle deste¤i yoketmek için; Cafer Dereli, ‹smail Karaman, Sultan Y›ld›z, Bar›fl Kafl, Bülent Durgaç gibi... Biz sustuk, onlar konufltu. Onlar›n suskunlu¤unda hücrelerimizden bir dolu gibi ya¤d›k zulmün üstüne. Güç verdik, can verdik, kan olduk büyük direnifle içerisiyle, d›flar›s›yla. Ve yemin ettik içerisi, d›flar›s›yla; Bu zulme karfl›, Kad›n, erkek, ana baba efl kardefl Genç yafll› çocuk Çocuklar›m›z›n çocuklar›, Kaç y›l sürerse sürsün, Neye malolursa olsun Savaflaca¤›z! Her düflen ›fl›¤›m›z, Her kalan, Kavgay› sürdüren bayraktar›m›z... Ba¤›ms›zl›k ve özgürlük için ya son neferimize kadar ölecek Ya kazanaca¤›z... * 11. say›m›zda, “yaflam› savunmak duvarlar› y›kmakt›r” bafll›kl› yaz›m›z›n içinde flehitlerimizin say›s› yanl›fll›kla 92 olarak yaz›lm›flt›r, do¤rusu 91’dir.

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

5


Sol

Halk›n iktidar›n› isteyendir! IMF’ye, NATO’ya karfl› oland›r! Hem ba¤›ms›zl›ktan, hem özgürlükten yanad›r!

AB’ciler, AB karfl›tlar›, bugünlerde en fazla kullan›lan s›fatlar. Ama kim neyi savunuyor, kim neye, niçin karfl› ç›k›yor, bunlar bulan›k. Bilinçli olarak da buland›r›l›yor. Oligarfli buland›r›yor. Sahte milliyetçili¤ini gizlemeye çal›flan faflist hareket buland›r›yor. AB savunuculu¤undaki uzlaflmac›l›¤› gizlemeye çal›flan solcular buland›r›yor. “Demokrasi için, özgürlükler için AB’yi savunuyorum” diyor, ama ülkemizde sürmekte olan haklar ve özgürlükler mücadelesinin, demokrasi mücadelesinin neresinde, onu es geçiyor, tart›flm›yor. “Ulusal ç›karlar›m›z için AB’ye karfl› ç›kmal›y›z” diyor, ama ba¤›ms›zl›k mücadelesinde yeri nerededir, IMF karfl›s›nda tavr› nedir, onu gizliyor, tart›flm›yor. Bir çok yazar, ayd›n, “AB ve sol” bafll›¤› alt›nda, yaz›p çiziyor. Ama genellikle bu iki kesimden biri içinde yerald›klar› için, ülkemiz gerçekleri onlar›n tart›flmalar›nda yok. Net olan, tutarl› olan, sözüyle prati¤i bir olan, yaln›zca devrimcilerdir.

nu söyleyen art›k herhalde Oral Çal›fllar gibilerden baflkas› kalmad›. Kim baflka? Baflka yok. Oral Çal›fllar ve onun gibi düflünenler, bu basit manevrayla, karfl› görüfl olarak sadece “Ayd›nl›kç› sol”u gösterip kendi AB savunuculuklar›n› meflrulaflt›rma gayretindeler. “Demokrasi d›fl› güçlerle ittifak” yapmay› elefltiri konusu yapan Oral Çal›fllar, ayn› yaz›n›n devam›nda flunu da söylüyor: “‹flte böyle bir ortamda sosyal demokratlar›n, sosyalistlerin ve HADEP'in bir ittifak oluflturmas›

Kim kimle yanyana? Kimileri, üstelik kendine sol diyenler, AB’ye karfl› ç›kan devrimcileri, MHP’yle yanyana koyuyor; sa¤ ise özgürlükleri savunanlar› AB savunuculu¤uyla özdefllefltiriyor. “Türk solu ve demokrasi güçleri, tarihin en bunal›ml› dönemini yafl›yor. Solun bir kesimi demokrasi d›fl› güçlerle ittifak› kendisine hedef edindi. AB karfl›tl›¤› temelinde örgütlenen MHP merkezli kuvvetlere en büyük destek bu kesimlerden geliyor. Solun di¤er güçleri ise ne yapaca¤›n› bilemez durumdalar.” (12 Haziran 2002, Oral Çal›fllar) Hangi cümlede, hangi soldan sözedildi¤ini bulmak, bulmaca çözmek gibi. “Demokrasi d›fl› güçlerle ittifak” yapan sol kim? Kastedilen Ayd›nl›kç›lar m›? Onlar›n sol oldu¤u6

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

büyük önem kazan›yor.” Sosyal-demokratlar dedi¤i Murat Karayalç›n ve partisi. Peki Murat Karayalç›n “demokrasi d›fl› güçlerden” biri de¤il mi? Daha on y›l önce iktidar koltu¤unda oturdu¤u, otururken neler yapt›¤› nas›l da unutuluveriyor hemen! Unutuyor çünkü, AB savunuculu¤unda Murat Karayalç›n’la ayn› saftalar. Ben bir solcu, demokrat olarak Murat Karayalç›n’la ayn› safta nas›l bulunuyorum diye sorgulayaca¤›na, kendi saf›na gelmeyen solu, devrimcileri, MHP’yle yanyana olmakla karal›yor.


Tekrar bakal›m: Kim kimle yanyana? MHP’lilerle solcular›n yanyana gelmesinden de¤il, tersine AB’yi en hararetli biçimde savunan ANAP’la, reformist solla, AB’ci ayd›n kesimiyle, AB’ye en hararetli biçimde karfl› ç›kan MHP’nin, Genelkurmay’›n YANYANA oldu¤undan sözetmek gerekiyor. Çünkü iki taraf da, mevcut düzeni esas kabul etmekte hemfikir. ‹kisi de flu veya bu biçimde mevcut emperyalist sistemin bir eklentisi, parças› olmak zorunlulu¤unda hemfikir. Ülkemizdeki oligarflik düzene esas itibar›yla söz söylemiyorlar; TÜS‹AD iktidar›n› sorgulam›yorlar; tersine onu da “AB yolunda” bir demokrasi ittifak› olarak görüyorlar. IMF’ye karfl› ç›km›yor ikisi de. ‹kisi de Tam Ba¤›ms›zl›k diyemiyor. Emperyalizmin dünya çap›nda oluflturdu¤u düzeni elefltirseler bile, kabul etmek gerek diyorlar. Bu noktalarda aralar›nda kesin bir AYNILIK var. Mevcut sömürü düzeni içinde, mevcut oligarflik yap› içinde MGK’n›n rolü biraz ileride mi olsun, biraz geride mi? Tart›flma bu. Asal›m m›, hücrede asmaktan beter mi edelim. F tiplerinde oda-hücrelerde tutal›mda birlikteler, belki “ortak alanlarda kaç saat tutulaca¤›nda” ayr›l›yorlar. Ayr›l›klar(!) bu çerçevede kal›yor.

Dünya halklar›n›n anti-emperyalist mücadele tarihi, devrimcilerle yaz›lm›flt›r Sol’la, devrimcilerle, MHP’yi ayn› kefeye koymak, yanyana göstermek, e¤er bir cehalet de¤ilse, aleni bir çarp›tma ve sol aç›s›ndan karalamad›r. ‹kiyüzy›ll›k dünya tarihinde, anti-emperyalist mücadele, solla, devrimcilerle bütünleflmifltir. MHP gibilerinin anti-emperyalizmi nerede görülmüfl de, solcu ayd›n›n kafas› kar›fl›yor, gözü flafl› hale geliyor, ikisini yanyana görmeye-göstermeye bafll›yor? Solcu, ilerici, e¤er gerçekten hak ve özgürlüklerden yanaysa, gerçekten demokrasiden yanaysa, flafl› görüntülerle u¤raflmak yerine, enerjisini, bilgisini, elindeki imkanlar›, AB’yi savunan DSP, ANAP, TÜS‹AD gibileriyle, MHP, Genelkurmay aras›nda hiç bir fark›n olmad›¤›n› anlatmak için kullan›r. Öyle yapm›yor. Çünkü o, kendisinin emperyalizm savunuculu¤unu meflrulaflt›rma derdinde. Ülkenin, halk›n ç›karlar›n›n de¤il, kendi statükosunun derdinde. Bunun için, halka karfl› hiç sorumluluk duy-

madan, bu ülkede akan her damla kandan, çal›nan her damla al›nterinden birinci dereceden sorumlu olan TÜS‹AD’lar› hak ve özgürlüklerden yana gibi gösteriyor.

Solcu AB’ci kaçak dö¤üflüyor: Tart›flma ABD mi yoksa AB mi olsun tart›flmas› de¤ildir: Soruyor AB’ci: "AB'ye kat›l›rsak emperyalist-kapitalist sistemin yeni bir oda¤›n›n kuca¤›na otururuz" yarg›s›n› ele alacak ve... soracakt›m: - Peki, flimdi nerede ve neyin kuca¤›nda oturmaktay›z?..” (Cumhuriyet, Ayd›n Engin) “Mant›kl›” görünen ama yersiz ve yanl›fl bir soru: ‹lla birilerinin kuca¤›na oturmak zorunlulu¤u mu var? Bu sorunun mant›¤›, emperyalizmden, küreselleflmeden, global dünya düzeninden ba¤›ms›z olunamayaca¤› üzerine kuruyor politikas›n›. Emperyalizme ra¤men yeryüzünde varolunamayaca¤›n› düflünüyor. Emperyalizme ra¤men varolan ülke örneklerine ra¤men. Biliyoruz, Küba, Vietnam dedi¤imizde, tabii ki bu ayd›n tak›m›, burun bükecek, müstehzi bir ifadeyle... “Ama...” diye bafllayacakt›r... Amas›, mamas› yok halbuki; emperyalist sistemin d›fl›nda bir yaflam, bir düzen, bir devlet, bir

“AB karfl›t›” sol olmayan sol AB ve sol” konusunu tart›flanlardan biri de Cumhuriyet’in k›demlisi ‹lhan Selçuk. Diyor ki; “Solculuk, özgürlük ve eflitlikten yana olmak, ezileni ve sömürüleni savunmakt›r. Yaflad›¤›m›z dünyada küreselleflme yaflan›rken sola yerden gö¤e dek gerek var...” (14 Haziran 2002) Tamamen do¤ru. Anlafl›lan o ki, milyarlar› aç b›rakan bu korkunç adaletsizlik, geçmiflle k›yaslanmayacak pervas›zl›ktaki sömürgecilik, ‹lhan Selçuk’un “sol damar›n›” kabartm›fl. Ama geç; damar neredeyse kurumufl. Çünkü, “Solculuk, özgürlük ve eflitlikten yana olmak, ezileni ve sömürüleni savunmakt›r.” diye yazan ‹llan Selçuk, F tiplerinde, Avrupac›l›¤› savunmufltur. Ezilenin, direnenin yan›nda olamam›flt›r. Halen de olam›yor; ba¤›ms›zl›k için, NATO’nun paral› askeri haline gelen, IMF’nin bekçili¤ini üstlenen “orduya” bel ba¤l›yor. Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

7


sistem mümkündür. Yüzy›l›m›zda bunun örnekleri görülmüfltür, halen de vard›r. Yar›n da olacakt›r.

Solcu AB’ci çarp›t›yor: Tart›flma, “bizi kim sömürsün” tart›flmas› de¤il: Deniyor ki; “AB'ye karfl› sol içeri¤inden ar›nd›r›lm›fl, yani Türkiye'deki kapitalist sisteme itiraz etmeyen, sadece milliyetçi bir söyleme indirgenmifl antiemperyalizm asl›nda ‘bizi yabanc› kapitalistler de¤il, milli kapitalistlerimiz sömürsünler’ demekten öte pek bir anlam tafl›maz...” (Cumhuriyet, Ayd›n Engin) Sorun bu ikileme getirilip oturtuldu¤unda, karfl› tez de haz›rd›r: O zaman “milli kapitalistler de¤il, yabanc› kapitalistler mi sömürsün?” AB’cilerin bir k›sm›n›n bu soruya tereddütsüz evet cevab› verece¤i düflünülebilir. Çünkü “yabanc› kapitalist” sömürü ve zulmü, daha yumuflak bir çerçevede yap›yordur. Ama sorunun yanl›fl›, AB’cili¤ini, bu ikilemle hakl› göstermeye çal›flmakt›r. “Tam Ba¤›ms›z Türkiye” slogan›n› yükseltemedi¤inizde, kapitalizmin karfl›s›na sosyalizmi koyamad›¤›n›zda, bu açmazlar›n birinden birine düflmek kaç›n›lmazd›r. Sorunu bu ikilemler içinde düflünmek, geçmiflin “T‹P, TS‹P, TKP, pis revizyonistler/ Amerika gitsin Rusya m› gelsin sosyal faflistler” argo slogan›n› hat›rlat›yor. Ama “Genelkurmayc› Ayd›nl›kç›lar” da, “AB’ci TKP’liler” de bugün hala bu kafa yap›s›yla yer al›yorlar bu meselede. Hala, o olmas›n da bu mu olsun tart›flmas›ndalar. Ba¤›ms›zl›k, kendi ayaklar› üzerine oturan bir demokrasi, kendi halk›na göre flekillenmifl bir sosyalizm, birilerine s›rt›n› dayamadan siyaset yapmak, onlara çok çok uzak çünkü.

Emperyalizm ve oligarfli kendi solunu yarat›yor AB savunucusu solcular›n iddialar›n›n, teorilerinin hiçbir iler tutar yan› yoktur. Hele devrimcilik, sosyalistlik iddias› tafl›y›p AB savunuculu¤u yapanlar, tart›flmaya kalkt›¤›nda mecburen saçmal›yor. Çünkü, uyduruk teoriler olmaks›z›n hem devrimcilik, hem AB’cilik savunulamaz. Ama bunlar›n sesi, buna ra¤men çok ç›k›yor. Çünrkü, Radikal’den Cumhuriyet’e, Milliyet’e kadar bu tür “solcular”a köfleler tahsis edilmifltir. Bunlar›n bir ço¤u, flu veya bu biçimde AB’nin vak›flar›yla da içiçedirler. Burjuva bas›nda daha önce yay›nlanan Taner Akçam dizileri, Naz›m dizileri, Solda Yeni Aray›fllar gibi 8

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

dizilerin ortak bir yan› vard›: hepsi düzen solcusunu yaratmay› hedefliyordu. AB vesilesiyle süren tart›flma, düzen solculu¤unun günümüzdeki bir baflka tan›m›n› da ortaya koyuyor: “AB’ci solculuk”! fiimdi düzen kat›nda revaçta olan, teflvik edilecek olan budur. MHP’nin “AB karfl›t› söylemleri”, devrimci teori ve ideoloji aç›s›ndan pek bir sorun yaratmaz; antiemperyalist mücadele bundan fazla zarar görmez. Ama “soldan” bu noktada yap›lan buland›rma, bir noktada daha etkilidir. Çünkü onlar› söyleyen “bir solcu”dur. Örne¤in, “solun AB konusundaki tutumunu” elefltirmek üzere “Solum demekten vazgeçseler mesele bitecek” bafll›kl› bir yaz› yazan ‹smet Berkan flöyle diyor: "Türkiye'nin egemen sermaye çevrelerinin geleneksel eksik sermaye birikim sorunlar›n› aflmak üzere..." diye bafllayan bir cümle yaz›yorsan›z, sizin de tespit etti¤iniz eksik sermayenin AB olmad›¤› zaman nereden tamamlanaca¤›n› da söylemelisiniz.” (Radikal, 12 Haziran 2002) Berkan, kendine sol dese de bir burjuva demokrat›. Ç›k›fl noktas› da tabii, bu yüzden burjuvazinin “eksik sermaye” sorunu. Ama bu mant›k, yukar›daki “bizi milli kapitalistler mi sömürsün, yabanc› kapitalistler mi?” sorusundaki mant›kla ayn›d›r. Tek fark, ikincisini yazan, “sosyalist” oldu¤u iddias›ndad›r. Sosyal-demokrat bile olduklar› tart›fl›lacak isimler, sola ak›l hocal›¤›na soyunuyor. Özünde, ‹smet Berkan “Ayd›n Do¤an’›n istedi¤i sol”un tarifini yap›yor. Düzenin kendi solunu yaratma çabas›n›n en somut ifadesini görmek mümkün bunda. Solun AB konusundaki tutumuna ayn› kafayla, ayn› sorularla yaklaflanlar, kendilerine ne derlerse desinler, düzen solculu¤unun d›fl›na ç›kam›yorlar demektir. ‹flte bu noktada s›n›rlar› net çiziyoruz: devrimcilikle, sosyalistlikle, AB’cilik hiç bir biçimde, hiç bir anlamda, ba¤lamda bir araya getirilemez. Getirmeye çal›flanlar, sol sahtekarlard›r. Devrimciler, ilericiler, demokratlar, AB konusunda, esas ve temel olarak flunu tart›flmak durumundad›rlar: Sahte özgürlük savunucusu Avrupac›lar›n veya sahtde milliyetçilik savunucusu MHP’nin, Genelkurmay›n karfl›s›na, haklar ve özgürlükleri savunan, ba¤›ms›zl›¤› savunan devrimci demokratik bir cepheyi niye ç›karamad›k? Böyle bir cephe oluflturulsayd›, at izinin it izine kar›flmas›na veya kar›flt›r›lmas›na izin verilmemifl olurdu. Ama iflte beyinlerdeki AB’ci kirlenmeler, buna ba¤l› hesaplar, kayg›lar, bunun önünde engel olmufltur.


Demokrasi Mi ‹stiyordunuz? Hak ve Özgürlükler Mi Diyordunuz?

BUNLAR ‹Ç‹N ÖLÜMÜNE D‹REN‹fiTE

NEREDEYD‹N‹Z? fi‹MD‹ NEREDES‹N‹Z? Ölüm orucunun taleplerinde AB’ci sol neredeydi? DGM’lerin kald›r›lmas›n› istemiyor muydu? TMY’ye karfl› de¤il miydiler? Adalet istemiyorlar m›yd›? Halk›n haklar mücadelesinin önündeki engellerin kald›r›lmas›n› istemiyorlar m›yd›? AB’yi savunan iki kesim var ve iki nedenden dolay› savunuyorlar. ‹lki sermaye cephesi ve onlar›n partileri, “STK”lar›, onlar›n neden savunduklar› malum. ‹kincisi, kimi sol, reformist kesimler, ayd›nlar›n bir k›sm›, onlar›n savunmalar›ndaki temel gerekçe, hak ve özgürlükler, demokrasi, hukuk, adalet gibi, özünde kimsenin itiraz etmeyece¤i, ama hangi kavram›n içeri¤inin nas›l dolduruldu¤u ve AB’den gelip gelmeyece¤i tart›flmal› (gerçekte tart›flmas›z) olan kavramlar. ‹deolojik yönlendirmelerle, beyinleri teslim alarak ve ç›kar iliflkileriyle Avrupa; Sermaye kesimine diyor ki; sen AB'ye girince ekonominin nas›l düzelece¤inin propagandas›n› yap, hak ve özgürlük, insan haklar› vs. kar›flma, sen anlat›rsan kimse inanmaz. “‹kinci” cephedekilere diyor ki; sen insan haklar›, demokrasi, hak ve özgürlükler diye tuttur. Ekonomi flöyle olacak dersen, sana sorarlar, "sermayenin derdi sana m› kald›" diye. Her kesim kendine direk ya da etkileyerek, aldatarak verilen görevi yerine getiriyor.

Sorular›m›z “Demokrasi”, Hak ve Özgürlükler Diyenleredir Sermaye cephesine karfl› mücadelemiz cepheden. Ama hak ve özgürlükler diyerek solu AB’cili¤e davet edenler, bu haklar›n ölüm yata¤›ndan istendi¤i bir direniflte nerede ol-

duklar›n› ve ne dediklerini kendilerine sormak, hat›rlamak durumundad›rlar. 613. güne gelen ve 91 flehit yüzlerce sakat verilen direniflin ilk bafllad›¤› günlere dönelim, direniflin kamuoyuna aç›klad›¤› talepleri yeniden hat›rlayal›m; “- F tipi hapishaneler kapat›lmal›d›r - 3'lü protokol iptal edilmelidir - DGM'ler kapat›lmal›d›r - TMY iptal edilmelidir - Buca, Ümraniye, Diyarbak›r, Ulucanlar, Burdur katliam ve operasyonlar›n›n sorumlular› a盤a ç›kar›l›p yarg›lanmal›d›r. - 96 Ölüm Orucundan sakatl›klar› olanlar ile çeflitli operasyonlardan dolay› rahats›zl›¤› olan arkadafllar›m›z› serbest b›rak›lmal›d›r - iflkence bir insanl›k suçudur, iflkenceciler yarg›lanmal›d›r - Cezaevleri izleme komisyonlar› oluflturulmal›d›r. Bu komisyonlar, Barolar, TTB, tutuklu ve hükümlü aileleri temsilcileri, tutuklu ve hükümlü avukatlar›, insan haklar›yla ilgili dernek temsilcileri ve Tüm Yarg›-Sen temsilcilerinin kat›l›m›yla oluflmal›, yasal güvenceye ba¤lanmal›d›r. - Kürt halk› ve haklar mücadelesinin önündeki engeller kald›r›lmal›d›r.” (Direniflçilerin aç›klamas›ndan)

Ölüm Yata¤›ndan ‹stedik: Neden Görmediniz? Ölümüne savunduk hak ve özgürlüklerimizi, ölümüne istedik, ölüm yata¤›nda istedik, öldük istedik, ölüme yürüyerek istedik. Ve maskeler birer birer düfltü. Devletin maskesi düfltü ilkin, ard›ndan reformist, AB’ci solun maskesi düfltü. Bugün tart›fl›lan talepler bunlardan daha m› ileri? Ortal›kta dolaflan “demokrasi taleplerine”, AB’yi kurtar›c› görenlerin demokrasi, insan haklar› ad›na yazd›klar›na Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

9


bak›n; direniflin talepleri hem bu talepler aras›nda, hem de en genelde hak ve özgürlükler mücadelesi anlam›nda en genifl kesimin taleplerini içine alan ortak bir deklarasyon niteli¤indedir. Bu talepleri, bugün AB’yi savunan kimi kurum, kifli ve partiler direniflten önce sürekli dile getirirken, direniflin talebi haline geldi¤inde sahiplenmediler. Tam tersine; hukukçusu 3’lü protokolü, DGM’yi, TMY’yi a¤z›na almamaya bafllad›, Kürt milliyetçileri “farklar›n› koyacaklar›” günü sessizlik içinde bekledi, reformistler ayn› talepleri direnifl etraf›nda ya da baflka etkinliklerle gündemlefltirme konusunda en küçük bir ad›m atmad›. (19 Aral›k öncesi direnifl etraf›nda toparlanan kitleselli¤in tüm bu talepleri hak ve özgürlükler mücadelesi anlam›nda sahiplendi¤ini söylemek zordur.) Direniflin talepleri görülmek istenmedi, iktidar›n “bu talepleri hiçbir devlet gerçeklefltiremez” demagojilerinin karfl›s›na dikilip; hay›r! Bu talepler bizim de taleplerimizdir, bu talepler en temel hak ve özgürlük talepleridir denilmedi. Tersine, bugün solun AB’ci olmas›n› isteyenler direniflin karfl›s›na “odalar” teorisiyle ç›kt›lar. “Odalar” teorisi, Avrupa’n›n direnifli k›rma, güçsüzlefltirme, tecriti meflrulaflt›rma teorisiydi. Talepleri tart›flt›rmaman›n, yoksayman›n oyunuydu. AB’ciler Avrupa ad›na karfl›m›za ç›kt›lar. Bir bütün olarak direniflin karfl›s›na Avrupa cephesi ç›kt›. Direniflin karfl›s›na ç›kan Avrupa, bu taleplerin de karfl›s›ndayd›. Demokrasi, hak ve özgürlükler beklenen Avrupa, en kapsaml› hak ve özgürlük talebinin karfl›s›nda devletin yan›nda yerald›. “Kurtar›c›” Avrupa’n›n, “elbette TMY, DGM’ler kald›r›lmal›d›r” dedi¤ini duyan oldu mu? Yoktur. Çünkü, devrimcilerin, devrimci düflüncelerin yokedilmesi, onlar için her fleyden önde gelir. Demokrasiymifl, hukukmufl, adaletmifl, hak ve özgürlüklermifl bunlar›n hiçbir önemi yoktur.

Dilenerek Mi, Direnerek Mi? Demokrasiden ne anlamam›z gerekti¤i bir yana, AB’ci bir ayd›n soruyor; “sol demokrasiyi istemiyor mu...” diye. Sorunun kendisi bile anlams›z, ama sorma nedeni “öyleyse gelin AB’cili¤e” olunca o zaman bizim de flu soruyu sorma hakk›m›z do¤uyor; biz bunun için ölürken, neredeydiniz? ‹flte sorun da burada bafll›yor; devletin “sak›ncal›” gördü¤ünden o da kaç›yor, AB’ye yaslanarak “demokrasi” istemek, hak ve özgürlükleri talep etmek, “solculuk” oluyor; direniflin gücüyle demokratik, sol güçlerin cephesini örerek haklar›m›z› kendi gücümüzle alma mücadelesi “ölümü kutsamak” oluyor, karfl›m›za “yaflam kutsald›r...” diye ç›k›l›yor. “Ölmeyin... yaflay›n...” demenin -yaflamam›z için ne yap›ld›¤› bir yana- anlam›n› bilmeyen kalmad›; bu talepler için direnmeyin deniyordu gerçekte. “Hiçbir devlet bu talepleri yerine getiremez” demogojisine onlar da inan›yordu. Beyinlerini devletin yönlendirmesinden kurtaramayan, kendi 10

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

gücüne dayanarak hak alman›n ne demek oldu¤unu bilmeyenler için bu kaç›n›lmazd›r. Direnerek almaya ça¤›rd›¤›m›zda gelmeyenler, flimdi tüm solu dilenmeye ça¤›r›yor. Dilenmek, sömürgecili¤i savunmakla yanyana geliyor.

Biz Hala Ölüm Yata¤›nday›z Bugün direniflin temel talebi “tecritin kald›r›lmas›.” Ama bu demek de¤ildir ki, direniflin bafl›nda dile getirilen taleplerden vazgeçilmifltir. Tecritin kald›r›lmas›, hak ve özgürlükler mücadelesinin en belirleyici noktas›d›r. F tiplerine karfl› mücadele say›lan talepler için mücadelenin güçlenmesinde motor güce sahiptir. Bu nedenle biz direnmeye devam ediyoruz; Bu nedenle biz, dilenme çizgisinde duranlar›, yan›lanlar›, yan›lt›lanlar›, ideolojik, siyasi olarak etkilenenleri, AB’yi yanl›fl bilen ve anlatanlar› direnifl çizgisine ça¤›r›yoruz. Biz ölüm yata¤›ndan istiyoruz!

D‹RENENLER D‹YOR K‹; “Ölüm orucu direniflinin talepleri sadece F tipleriyle s›n›rland›r›lmam›fl, bütün toplum kesimlerinin talepleri olan demokrasi istemlerini de kapsayacak bir genifllikte ele al›nm›flt›r. Ölüm orucu özünde siyasal, s›n›fsal bir eylemdir. Yani demokrasi mücadelesinin onlarca politik biçiminden birisidir. Sorun tek bafl›na hapishanelerin teslim al›nmas› sorunu de¤ildir. Hedeflenen içeride ve d›flar›da bir teslimiyet süreci yaflatmakt›. Ölüm orucu direniflinin talepleri de buna paralel olarak demokratik taleplerdir. Ölüm orucu sadece devrimci tutsaklar›n hücrelerden ç›kar›lmas›n›, tecritin, izolasyonun ortadan kald›r›lmas›n› de¤il düflünce özgürlü¤ünü, örgütlenme özgürlü¤ünü yani tümüyle demokratik talepleri ve halk›n gelece¤ini kurtarmay› amaçl›yordu. Talepler tek tek ele al›nd›¤›nda ve tabi bir bütün olarak incelendi¤inde tamamen meflru ve demokratik talepler oldu¤u görülecektir. Gerçek anlamda "ben demokratikleflme istiyorum" diyen hiç kimse ve hiçbir kurumun karfl› ç›kamayaca¤› hatta desteklemesi gereken taleplerdir.”


GÖBELS’E YALANDA SINIR OLUR MU? Sami Türk’e bofl yere Göbels denilmedi. Direnifl boyunca o kadar yalan söyledi, o kadar demagoji yapt› ki, Göbelsli¤ini burjuva bas›n›n yazarlar› bile kabul etmek zorunda kald›. Dünyaya rezil rüsva oldu, ama hala yalanlara devam ediyor. Cezaevi ‹zleme Kurullar› ile ilgili ‹ngilizlerle ortak bir seminer düzenliyor Sami Türk ve bak›n Cezaevleri ‹zleme Kurullar›na iliflkin nas›l yalan bilgi veriyor; “129 merkezde hukukçu, doktor, ö¤retmen, sosyal bilimci ve psikologlardan oluflan sivil denetim birimi Cezaevi ‹zleme Kurullar› kuruldu¤unu, bu sayede cezaevlerindeki insan haklar› ihlallerinin engellenece¤ini anlatt›.” (17 Haziran Hürriyet) Yalan 1; Bir kere kurullarla, yasalarla bu ülkede insan haklar› ihlalleri engelenemez. Devlet kendi kendini mi engelleyecek? Çumra’da kurulan “‹nsan Haklar› Kurulu”nun yap›s›, ihlallerin nas›l engellenece¤ini de gösteriyor; kaymakam, jandarma komutan›, emniyet müdüründen oluflan bir kurul bu. Ve o ilçeye özgü de¤il, devletin kafa yap›s›n›n bir örne¤idir. Yalan 2: Gazeteler durmadan “halk›m›z›n haf›zas› güçsüzdür” deyip durur ya, Göbels de buna inanm›fl olacak ki, burjuva bas›n›n dahi “bu kadar olmaz ki” dedi¤i Cezaevleri ‹zleme Kurullar›n›n iflkenceci, emniyetçi ve devletin bürokratlar›ndan olufltu¤unun unutuldu¤unu zannediyor; hukukçu, doktor, ö¤retmen, sosyal bilimci ve psikologlardan olufltu¤u yalan›n› söylüyor. Haf›zas› zay›f olanlara iki örnekle hat›rlatal›m bu kurullar›n kimlerden olufltu¤unu hat›rlat›m. Manisa Cezaevi ‹zleme Kurulu; Baronun düflüncelerinin göstermelik al›nd›¤› ama gösterdi¤i kiflilerin dikkate al›nmad›¤› kurul bak›n kimlerden olufluyor; Manisa iflkence davas›nda sürekli iflkenceci polisler lehine kararlar veren mahkeme baflkan› Mehmet Y›lmaz, ayn› iflkencecileri savunan avukatlar Emin Uz ve Halit Moral›o¤lu, Ticaret Odas› Genel Sekreteri Ahmet Kurflun... Hakkari Cezaevi ‹zleme Kurulu; Kurulun baflkan› tam bir “sivil”; Hakkari Emniyet Müdürü Zekeriya Kahraman. Kurulun di¤er üyeleri Milli E¤itim Müdürü, ‹l Özel ‹dare Müdürü, Defterdarl›k Gelirler Müdürü. Bas›na yans›mayanlar› art›k siz hesap edin... Dedik ya, Göbels’e yalanda s›n›r yoktur, o her türlü yalan› söyleme hakk›na sahiptir!

“‹ngiliz Sami” Sami Türk sözünü etti¤imiz semineri de ‹ngiltere’nin Ankara Büyükelçili¤i ve The British Council’in iflbirli¤iyle düzenlemifl. Bunlar›n “Cezaevleri ‹zleme Kurullar›”yla, ya da cezaevlerinin kendisiyle bir ilgisi mi var, yoksa Sami Türk’ün ‹ngilizlerle özel bir iliflkisi mi söz konusu? Sami Türk, F tipleri projesi gündeme geldi¤inden beri ‹ngilizlerle çok iyi bir “dostluk” gelifltirdi. ‹rlandal› devrimcileri katleden ‹ngiliz hükümetinin H Bloklar› tecrübesini almak için bu gerekiyordu. Anlafl›lan o ki, flimdi tersinden Sami Türk tecrübe aktar›yor. F tipleri H bloklar›n› zulümde ve ölümde çoktan geride b›rakt›. Baflka bilinmeyen bir iliflki varsa, onlar da ortaya ç›kacakt›r.

“Kendi Kendine...” Sami Türk, “Tecrit oldu¤unu iddia edenler, kendi kendini tecrit etmektedir” diyor. (15 Haziran Hürriyet) Ecevit de 19 Aral›k’tan sonra “teröristleri kendi terörlerinden kurtard›k” demiflti... Bu zihniyet uzar gider; Kendi kendine tecrit, kendi kendine iflsizlik, kendi kendine sefalet... Kim ne yap›yorsa kendi kendine yap›yordur. Devlet hiçbir fley yapm›yor, her türlü hak ve özgürlükleri kulland›r›yor, açl›k, iflsizlik diye bir fley yok, tek kiflilik hücreler de yalan; ölen kendi kendine ölüyor, iflsiz kalan kendini iflten att›r›yor.. Esas›nda kapitalizmin dedi¤i de tam bu! Öyle bir sistem yarat›yor ki, önce aç, iflsiz b›rak›yor. Askeriyle, polisiyle açlar›, iflsizleri zapturapt alt›nda tutuyor; sonra çal›fl›n siz de Koç, Sabanc› olun, f›rsatlar düzeni bu diye yalanla halk› aldatmaya çal›fl›yor. Sanki milyonlarca insan çal›flmad›¤› için iflsiz kal›yor, kapitalist sistem aç b›rakm›yormufl gibi. Kapitalizmin h›rs›zl›k hukukunu okuyan kafadan da ancak “kendi kendine...” saçmal›¤› ç›k›yor.

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

11


Katlet... Katledemediklerini Yarg›la... Yetmezse Avukatlar›n› Yarg›la...

ÇIRPINMAYIN; KATLETT‹N‹Z Devlet, tüm dünyan›n gözleri önünde, halka gözda¤› olsun diye medya ordusu eflli¤inde katliam yapt›, flimdi katliam› aklama derdinde. Önce katliamdan sa¤ kurtulan direniflçileri, ziyaretçilerini yarg›lamaya bafllad›, “terör” demagojilerine hakl›l›k gerekçesi yaratmak için Armutlu’yu iflgal etti, evlere el koyup karakol yapt›, flimdi de Armutlu davas›n›n avukatlar›ndan Behiç Aflç›’ya dava açt›. Küçükarmutlu’daki katliam sonras› mahallede bofl kovanlar› ve bomba parçalar›n› sergileyerek, yak›lm›fl direnifl evinin önünde bas›n aç›klamas› yapan Halk›n Hukuk Bürosu avukat› Behiç Aflç› hakk›nda Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesi taraf›ndan “gerçe¤e ayk›r› suçlama” iddias›yla dava aç›ld›. Cumhuriyet Savc›s› Sedat Çakar’›n haz›rlad›¤› iddianamede, “cesetler üzerinde kurflun yaras› olmamas›na karfl›n avukat Aflç›, otopsinin ard›ndan düzenledi¤i bas›n aç›klamas›nda, bunun tam tersini söyleyerek suç tasniinde bulunmufltur” ifadelerine yer verildi.

Hasan Özdemir Konuflurken Otopsi Mi Vard›? Kurflun yoktu, kurflun var dedi diyerek dava açan savc›, katliam günü yap›lan aç›klamalar› okudu mu acaba? Biz hat›rlatal›m; Hasan Özdemir, mahalleden daha dumanlar tüterken bas›n›n önünde aç›klad›; “GAZDAN ZEH‹RLEND‹LER, B‹Z ATEfi ETMED‹K...” EMN‹YET MÜDÜRÜ BU AÇIKLAMAYI YAPARKEN HANG‹ OTOPS‹ RAPORU VARDI? NEYE DAYANARAK BASINA AÇIKLAMA YAPTI? SAVCI, ÖZDEM‹R’E SORUfiTURMA AÇTI MI? Yoksa, devlet ad›na katliam yapanlar›n ayn› zamanda istedi¤i yalan› söyleme, halk› aldatma, hiç kimseye hesap vermeme gibi bir ayr›cal›¤› m› var. Hiçbir savc›, devlet ad›na, katliam yapan, infaz, iflkence yapanlara dava açamaz. Armutlu ile ilgili hiç açamaz. Çünkü, Behiç Aflç›’ya aç›lan davan›n da, Armutlu’dan gözalt›na al›nanlara aç›lan davan›n da amac› Özdemir’leri, gaz maskeleriyle, panzerlerle, bir ge-

BU BOMBALAR, BU KURfiUN KOVANLARI YALAN MIYDI? BU YANMIfi YIKILMIfi EV HAYAL ÜRÜNÜ MÜ? MAHALLE HALKININ DUYDUKLARI, M‹LYONLARIN TV’LERDEN ‹ZLED‹⁄‹ KURfiUN YA⁄MURU NEYD‹? Katilleri aklayamayacaks›n›z! 12

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14


cekondu mahallesini bas›p, savafl alan›na çevirenleri aklamak. Susurluk devletinin katliam›n› aklamak.

Bunlara Dava Açt›n›z M›? Diyelim ki, katliam› bir yana b›rakt›k, o devlet gelene¤i, hem katleder, hem de yarg›lar. Tutun ki, Hasan Özdemir de katliam› planlayan oldu¤u için, katlettiklerinin yanarak, bo¤ularak öldü¤ünü önceden biliyordu. Peki, tüm dünyan›n gözleri önünde Hasan Özdemir’in söyledi¤i öteki yalanlara en küçük bir soruflturma yap›ld› m›? ‹flte bir kaç örnek; “Biz eylemin devam etti¤i evlere müdahale etmedik. Kesinlikle atefl etmedik.” (6 Kas›m bas›ndan) “Armutlu süt liman olacak... Sadece bir arkadafl›m›z emir d›fl› hareket etti...” (8 Kas›m) “(Armutlu halk›na) Bugüne kadar örgüte yard›m ettiniz, bundan sonra bize edeceksiniz...” (6 Kas›m) Hasan Özdemir’in bu yalan ve tehditlerini sordunuz mu? 5 Kas›m 2001 tarihli say›s›yla katliama zemin haz›rlayan Sabah gazetesi yönetimi hakk›nda tek bir dava açt›n›z m›? Hasan Özdemir’e; “halk›n evine el koymaya ne hakk›n var?” diye sordunuz mu? Mahallenin sokaklar›, evlerin çat›lar› kurflun, bomba kovanlar› ile dolmuflken, bas›n ‘iki saat boyunca kurflun sesleri kesilmedi’ diye yazarken polise sorulacak hiçbir sorunuz yok muydu? Emniyet Müdürü Hasan Özdemir’in dahi itiraf etti¤i, “bir arkadafl›m›z emir d›fl›nda hareket etti” dedi¤i polis hakk›nda herhangi bir soruflturma yapan mahkeme oldu mu? Diyelim ki, evin içinde yan›yor olsunlar; “Su s›k›n, yan›yor... Yan›yoruz... Su s›k›n...” 盤l›kla-

Armutlu Halk› Mahsuni’yi And›

“Yaflamak Direnmektir” Terörle sindirilmeye, susturulmaya çal›fl›lan Armutlu halk› “Yaflamak Direnmektir” pankart›n›n alt›nda Mahsuni fierif için can yeme¤i ve anma etkinli¤i düzenledi. Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Sar›yer flubesinin 16 Haziran pazar günü düzenledi¤i etkinli¤e Armutlu halk›n›n yo¤un kat›l›m› olurken, PSAKD’nin flube yönetimleri ve Ölüm Orucu direnifli gazileri de etkinli¤e kat›lanlar aras›ndayd›.

r›n› Tv’lerden tüm dünya duyarken, kerpiç bir gecekondunun duvar›n›, ifl makinalar›yla nas›l y›k›p kurtaramad›n›z, itfaiye araçlar› ne ifle yar›yordu diye soruflturdunuz mu? O gün y›kamad›¤›n›z evi, ev sahibini cezaland›rmak için ertesi günü nas›l yerlebir ettiniz diye Hasan Özdemir’e tek bir soru sordunuz mu? Tutun ki, (avukatlar›n bilinçli olarak otopsiye al›nmad›¤›n› hat›rlay›n) kurflunlanmad›lar; bir hukukçu, bir savc›, gazdan bo¤ulmaya, yanmaya kim, nas›l SEBEP OLDU diye neden araflt›rmaz? Canlar› s›k›ld›, direniflçi olmayanlar da dahil olmak üzere kendilerini yakt›lar öyle mi? Yerinden kalkamaz durumda olanlar bile birden canlan›p kendini tutuflturdu öyle mi?

Unutmayaca¤›z, Adalet ‹stemeye Devam Edece¤iz Hiç bofl yere ç›rp›nmay›n, saatlerce Tv kameralar› önünde, binlerce Armutlulunun tan›kl›¤›nda gerçekleflen bir katliam› aklayamazs›n›z. ‹sterseniz Armutlu’da direnifl evlerini aylarca ziyaret eden 7’den 70’e herkese dava aç›n, direnifli de halk›n belle¤inden silemezsiniz. Adalet istemeye devam edece¤iz. Adalet mutlaka gerçekleflecek. Çünkü gerçekler net: Sultan Y›ld›z, Bar›fl Kafl, Arzu Güler ve Bülent Durgaç’›n ölüm nedenleri ne olursa olsun; ister kurflunla, ister yanarak, ister bo¤ularak; ölümlerine neden olan, katleden devlettir. Devlet ad›na Armutlu’da katliam yapanlard›r. 19 Aral›k’da “kendileri yakt›, kendileri kurflunlad›” diyenlerin nas›l diri diri yakt›klar› gerçe¤i tart›flmas›zsa, Armutlu katliam› da tart›flmas›zd›r.

“Buras› onlar için de önemli bizim için de” diyerek etkinlikten günlerce önce engelleme giriflimlerinde bulunan polis, Cemevi üzerinde bask› kurmaya çal›flt›. Ancak buna ra¤men Mahsuni için düzenlenen yeme¤e etkinlik boyunca 1000’e yak›n insan kat›ld›. Cemevi bahçesinde yap›lan konuflmalar ve söylenen türkülerle, halk›n kendi ozan›n› unutmayaca¤›, kültürüne, de¤erlerine sahip ç›kaca¤› bir birkez daha gösterdi.

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

13


NERES‹ “TÜRK POL‹S‹”! AMER‹KA’NIN, AVRUPA’NIN POL‹S‹ Adana’da yaflanan bir keyfi yasa¤›n nas›l uyguland›¤›na bakal›m önce; 8-16 Haziran tarihleri aras›nda Galleria sinemalar›nda gösterilmek üzere Adana’ya götürülen, ve Amerika ve Avrupa’da yaflanan tecrit sistemini anlatan “Sessiz Ölüm” filmi salon sahibinin polisler taraf›ndan tehdit edilmesi sonucu, 10 Haziranda gösterimden kald›r›ld›. Polis bununla da yetinmedi. Hiçbir yasal dayana¤› olmad›¤› halde, sanki sansür kurulu gibi, filme el koydu ve filmin gösterilmeyece¤inden emin olana kadar da teslim etmedi.

Amerika’n›n, Avrupa’n›n Gerçek Yüzünün Gösterilmesinden Polis Neden Rahats›z? Film, okurlar›m›z›n da bildi¤i gibi bir çok kez yurtd›fl›nda ve çeflitli kentlerde gösterildi. Yönetmenli¤ini Hüseyin Karabey’in yapt›¤›, yar› belgesel niteli¤inde olan filmde, tecrit uygulamas›n›, hücrelerin anavatanlar›nda yaflayanlar bizzat anlat›yordu. Yani ne Türkiye ile ilgiliydi, ne de polisin iflkencecili¤ini, infazc›l›¤›n›, tecavüzcülü¤ünü konu ediniyordu. “Ulusal güvenlik” de tehlikeye girmemiflti bu film sayesinde. “Ülkenin bölünmez bütünlü¤üne” de halel geldi¤ini kimse iddia edemezdi. Amerika’n›n hücrelerinde yaflanan vahfleti gizlemek Adana polisine mi düfltü? Avrupa’n›n sahte demokrasi maskesini korumak “Türk polisi”nin mi vazifesi? Bu gayretkefllik nereden kaynaklan›yor? Kimliklerinde “TC polis” mi yaz›yor, yoksa “FBI” m› yaz›yor o filme el koyan polislerin?

“Suç” Adana Polisinde Mi? Amerika ve Avrupa’ya bu kadar cansiperane sahiplenen Adana polisinin beynini kim flekillendiriyor? Cevap için iktidara ve onun emrindeki içiflleri bakanl›¤›na, emniyet genel müdürlü¤üne bak›lmal›d›r. Amerika’dan daha Amerikanc›, Avrupal›l›¤› kimseye b›rakmayan bir iktidar›n polisi elbette efendilerine laf söyletmeyecek. Bu ülkenin onlarca kentinde anti-Amerikanc› gösterilere sald›ran, insanlar› yerlerde sürükleyen, amerikaya karfl› eylem yapacakt› diye devrimcileri katleden bir polis teflkilat›ndan kim ne bekleyebilir. K›yafetlerinden, armalar›na, araçlar›n›n tipine kadar Amerikan polis teflkilat›na özenen, Amerikan polis filmleriyle e¤itilen polisten ne beklenir? Adana polisi kendine ö¤retilenleri yaflama geçiriyor. O “emir kulu”!

14

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

NATO PROTESTO ED‹LD‹ Viyana’da yap›lan NATO toplant›s›na karfl› 6-15 Haziran tarihleri aras›nda üç ayr› yürüyüfl yap›ld› ve aç›lan standlarla NATO teflhir edildi. ‹lk yürüyüfl 6 haziranda yap›ld› ve bakanlar kurulunun toplant› yapt›¤› bina önüne karar süren yürüyüflte “Anti terör yasas›” protesto edildi. 13 haziranda yap›lan yap›lan ikinci yürüyüflte, polisin engellemelerine karfl›, cadde iflgal edilerek gösteri düzenlendi. Yürüyüfl bakanl›k binalar›n›n bulundu¤u alanda son buldu. 14 haziranda ölüm oruçlar›n› anlatan bir stand aç›larak, direniflin emperyalistlere ve iflbirlikçilerine karfl› sürdü¤ü anlat›ld›. 15 Haziranda yap›lan ve Avusturyal› sol gruplar›n ve çeflitli ülkelerin devrimcilerinin kat›ld›¤› yürüyüflte Cephe Güçleri Filistin ve cephe bayraklar›n› birlikte tafl›yarak Filistin direniflini ve Türkiye hapishanelerinde süren direnifli selamlad›lar. Büyük boy, Almanca “NATO’YA HAYIR” yaz›l› pankart› açan cephe güçleri, ölüm orucu ve Filistinle ilgili tafl›d›klar› pankartlar, att›klar› sloganlarla, “terörist mi ar›yorsunuz? Terörist fiaron ve Ecevit’tir” yaz›l› afiflleriyle emperyalistlerin terör demagojilerine cevap verdiler.

TAYAD'LI A‹LELERDEN ÇA⁄RI: HÜCRE DUVARLARINI YIKALIM ‹NSANLARI YAfiATALIM! 21 Haziran Cuma günü NAZIM H‹KMET KÜLTÜR VAKFI'nda bir bas›n aç›klamas› yap›larak F tipi hapishanelerde süren tecrite karfl› birliktelik ça¤r›s› yap›ld› ve hücrelerde hala devam eden ölüm orucu direnifline dikkat çekildi. Çeflitli hapishanelerde ve hastanelerde ölüm orucuna devam eden direniflçilerin durumu ile ilgili bilgilendirmenin de yap›ld›¤› aç›klamada, tecritin ölüm orucu direniflinde olmayan tutsaklar üzerinde de yolaçt›¤› sa¤l›k sorunlar› ve Nazi politikalar› anlat›larak, süren insanl›k d›fl› uygulamaya karfl› Hücre Duvarlar›n› Y›kal›m ‹nsanlar› Yaflatal›m! ça¤r›s› yap›ld›. Yaklafl›k 100 kiflinin kat›ld›¤› etkinlikte bas›n aç›klamas›n›n okunmas›ndan sonra, Sessiz Ölüm Filminin gösterimi yap›ld›. Filmin yönetmeni Hüseyin Karabey yapt›¤› konuflmada bu filmi ölüm orucu direnifli bafllamadan dört ay önce çekti¤ini ve esas olarak bugün süren tecrite karfl› bir kamuoyu yaratmak amac›n› tafl›d›¤›n›, buna ra¤men aradan geçen süre içinde ölüm oruçlar›n›n ve 19 Aral›k katliam›n›n yafland›¤›n›, bugün de F tipi hapishanelerde tecritin ve direniflin sürdü¤ünü belirterek duyarl›l›k ça¤r›s› yapt›. Saat 13:00'da bas›n aç›klamas›n›n okunmas›yla bafllayan etkinlik Sessiz Ölüm filminin gösterimi sonras›nda yap›lan sohbetlerden sonra sona erdi. Aç›klamaya TUYAB, Özgür-Der, TUAD'›n kat›l›m›n›n yan›s›ra Mihri Belli de ça¤r›ya destek veren kat›l›mc›lardand›.


‹fiÇ‹, MEMUR SEND‹KALARI VE TMMOB’DAN AÇIKLAMA:

Tecrit; beynin teslim al›nmas›d›r, Tecrite Hay›r’ 15 Haziran günü, KESK Genel Merkezi’nde düzenlenen bir bas›n aç›klamas› ile iflçi, memur sendikalar› ve TMMOB tecrite karfl› ç›kma ça¤r›s› yapt›. “Temel hak ve özgürlükten yana olan herkese sesleniyoruz” diye bafllayan aç›klamada, iflsizlik, yoksulluk, bask› ve zulmün her geçen gün daha da artt›¤› vurguland› ve “Siyasi iktidar IMF politikalar›n› hayata geçirebilmek için tüm ülkeyi F tipine çevirmeye çal›flmakta bunun için her türlü zulmü, her türlü bask›y› yapmaktan çekinmemektedir.” denildi. Tüm bu yaflananlar›n F tipi hapishanelere geçiflle birlikte daha da artt›¤›n›n belirtildi¤i aç›klamada, ölüm oruçlar›n›n ve tecritin sürdü¤ü ifade edildi ve “Tecrit; bir insan›n tüm de¤erlerinin yok edilmesi, beyninin teslim al›nmas›d›r. Tecritin kald›r›lmas› için, insanlar›n onuruyla insan olarak yaflamas› için ‘Tecrite Hay›r’ diyelim.” ça¤r›s› yap›ld›. “Yaflam› savunuyorum, insanlar› yaflatmak istiyorum” diyenlerin, Tecritin kald›r›lmas›, insanlar›n yaflat›lmas› için duyarl› olmalar› gerekti¤ini belirten sendikalar, “Direnmek, onurlu yaflamak demektir. Yaflamak-yaflatmak da bu gerçek içinde anlam›n› bulur.” dediler. Hak ve özgürlükten yana, zulme karfl›, insanlar› yaflatal›m diyen herkesi bu savunduklar›n› sahiplenmeye ça¤›ran bas›n aç›klamas›nda imzas› bulunanlar flöyle; Sami EVREN (KESK Genel Bflk) Musa ÇAM (Disk Genel Sek.) Celal BEfi‹KTEPE (TMMOB Y.K. Üyesi) Mehmet GÖÇEBE (TMMOB Y.K. Üyesi) Ali R›za KÜÇÜKOSMANO⁄LU (Nakliyat-‹fl Genel Bflk) Atilla AYÇ‹N (Hava-‹fl Genel Bflk) Kemal KELEfi (Haber-Sen Genel Bflk) Sezai KAYA (Tar›m Orkam-Sen Genel Bflk) Kamil KARTAL (Bas›n-‹fl Genel Sek), Enis BAYKAL (Tüm Bel-Sen Genel Örg. Sek.), Mahmut DO⁄AN (Oleyis GYK Üyesi), Ali CANCI (Disk Sosyal-‹fl ‹st fib. Bflk.) Muharrem KILIÇ (Tekstil-‹fl ‹st fib. Bflk.), Fedai ÖZTÜRK (Lastik‹fl ‹st fib. Bflk.), Do¤an KAYA (Birleflik Metal-‹fl Kartal fib. Bflk.), Mehmet KARAGÖZ (Genel-‹fl ‹st 2 No’lu Bölge Bflk.), Cafer ERD‹L (Genel-‹fl ‹st 2 No’lu Bölge Sek), Sami ‹PEK (Genel-‹fl ‹st 2 No’lu Bölge Mali Sek), Nebile IRMAK ÇET‹N (Genel-‹fl Konut fib. Bflk.), Mevsim GÜRLEV‹K (Genel-‹fl ‹st 3 No’lu fib. Bflk.), Kadir AKPINAR (Genel-‹fl ‹st 4 No’lu fib. Bflk.) Kadir DO⁄UTEK‹N (Genel-‹fl ‹st 5 No’lu fib. Bflk.) ‹smail YURTSEVEN (Genel-‹fl ‹st 7 No’lu fib. Bflk.) Zeynel ÖZDEM‹R (Genel-‹fl ‹st 9 No’lu fib. Bflk.) Arif KUDAY (Genel-‹fl Trakya fib. Bflk.) Zeynel DEM‹RÇ‹V‹ (Genel-‹fl ‹st 3 No’lu Bölge Bflk.) Tahsin ÇELT‹ (Genel-‹fl Anadolu Yakas› 1 No’lu fib. Bflk.) Hüseyin DURMAZ (Genel-‹fl Anadolu Yakas› 2 No’lu fib. Bflk.) Hasan GÜLÜM (Belediye-‹fl ‹st 2 No’lu fib. Bflk.) Sadettin YILDIRIM (Belediye-‹fl ‹ETT Tafl›t fib. Bflk.) Hüseyin AYRILMAZ (Belediye-‹fl ‹st 3 No’lu fib. Bflk.) Mehmet AfiKIN (Belediye-‹fl ‹st 1 No’lu fib. Sek) Musa B‹ÇER (E¤itim-Sen ‹st 1 No’lu fib. Bflk.) Zülfü AKYILDIZ (E¤itim-Sen ‹st 1 No’lu fib. Sek) Ifl›l ÜNAL, Mesut

BÜKE, Burhan ATAfi (E¤itim-Sen ‹st 1 No’lu fib. Y. K. Üyeleri) M. Ekber IfiIK (E¤itim-Sen ‹st 3 No’lu fib Bflk.) Nurettin SÖNMEZ (E¤itim-Sen ‹st 3 No’lu fib Sek.) Naci ÇEL‹K, Sebire YURTSEVEN, Ebru YILDIRIM, Hatice KARABAY, Birol KAPTANO⁄LU (E¤itimSen ‹st 3 No’lu fib. Y. K. Üyeleri) Hüseyin SÜMRÜK (E¤itim-Sen ‹st 4 No’lu fib Sek.) Galip KIZILDAMAR (E¤itim-Sen ‹st 4 No’lu fib. Y. K. Üyesi) Erkan KARATAfi (E¤itim-Sen ‹st 4 No’lu fib. Hukuk Sek.), Ali Ekber fiAH‹N (SES Aksaray fib. YK Üyesi) Yüksel ALMAZ (SES Bak›rköy fib. YK Üyesi) Ejder ERBULAN (BES ‹st. 1 No’lu fib. Bflk.) Nevreste DO⁄AN (BES ‹st. 1 No’lu fib Sek.) Rukiye DURMAZ, Nejdet PAYCI, Mehmet SALMANLI (BES ‹st. 1 No’lu fib. YK Üyeleri) Dursun DO⁄AN (BES ‹st. 1 No’lu fib. Örg. Sek.), Metin ÖZKAN (BES ‹st. 1 No’lu fib Hukuk Sek.) Halim ÖZPINAR (BES ‹st. 2 No’lu fib. Bflk) Zeynep Ç‹ÇEK (BES ‹st. 2 No’lu fib Sek.) Mustafa AKTAfi (BES ‹st. 2 No’lu fib Örg. Sek.) R›fat O⁄UZ (BES ‹st. 2 No’lu fib. YK Üyesi) Nurseren YORMAZ (BES ‹st. 3 No’lu fib Bflk) Kaz›m DO⁄AN (BES ‹st. 3 No’lu fib Örg. Sek) Nafi MARAfi (BES ‹st. 3 No’lu fib Sek) Turabi MUfiLU (BES ‹st. 3 No’lu fib. YK Üyesi) Cillo CINAZ (Tüm Bel-Sen ‹st. 5 No’lu fib Bflk) Hanifi SA⁄LAM (Tüm Bel-Sen ‹st. 3 No’lu fib. YK Üyesi) Ali ERDO⁄AN (Tüm Bel-Sen ‹SK‹ fib. YK Üyesi) Ertan TAfiTAN (Haber-Sen 9 No’lu fib Bflk) Hasan ARICAN, Emin AKKOYUN, Metin TAfiTAN ve Adem PULUR (Haber-Sen 9 No’lu fib Y. K. Üyeleri)

‹NSANLARI YAfiATMAK ‹Ç‹N; SEN DE ‹MZA AT, ‹MZA TOPLA! ‹nsanlar› yaflatmak hücre duvarlar›n› y›kmakt›r diyoruz. Oligarfli kilitler, kap›lar kapal› kals›n, duvarlar tecriti koyulaflt›rs›n diye tecrite hay›r diyenlerin sesini k›smak istiyor. TAYAD’›n imza kampanyas› sadece ‹stanbul’da de¤il, tüm yurtta sürüyor. Anadolu’nun çeflitli kentlerinde ev ev, sokak sokak, köy köy dolaflan insanlar, halk›m›z› zulme son verin, tecriti kald›r›n demeye ça¤›r›yor. Zulmün sahipleri kuflkusuz engeller ç›kar›yor. 15 Haziran’da ‹zmir-Buca Gölette K›v›rc›k Ali konserinde imza toplayan Sabahattin Filazo¤lu, 16 Haziran’da Malatya Baflar›k Mahallesinde imza toplayan Özgür Öztürk, Cihan Akdeniz ve Rize’de imza toplayan Zeynep ERDU⁄RUL 18 Haziran’da gözalt›na al›nd›lar. Gözalt›na al›nanlardan Trabzon temsilcimiz Zeynep ERDU⁄RUL tutuklan›rken di¤erleri serbest b›rak›ld›, çeflitli engelleme giriflimleri Anadolu’nun dört bir yan›nda sürüyor. O engelleri de afla¤›z, duvarlar› y›kal›m, insanlar› yaflatal›m diyen herkes bu engelleri aflmak zorundad›r. 91 insan›m›z›n flehit düfltü¤ü yüzlercesinin sakat kald›¤› ve halen tüm hapishanelerde ölüm yürüyüflünün sürdü¤ü bir direniflte bu engellerin hiçbir anlam› yoktur.

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

15


1

5 Haziran’da Eyüp 3. Asliye Ceza’da yap›lan Bayrampafla katliam davas›nda tutsaklar bir ortak “savunma” okudular. Savunmalar›nda direniflin neden bafllad›¤›, hangi aflamalardan geçti¤i ve bugün neden sürmek zorunda oldu¤u detaylar›yla anlat›ld›. Savunma; katliam› teflhir ediyor, direnifli savunuyor, inanc› hayk›r›yor, katilleri yarg›l›yordu. Savunman›n bir bölümü de, bugün tüm dünyan›n tart›flt›¤› FEDA’yd›. F›rat Tavuk ve Aflur Korkmaz’›n feda eylemleri anlat›ld›. Savunman›n bölümünden F›rat ve Aflur’un destan›n› yaflayanlar›n dilinden iki bölüm halinde yay›nl›yoruz...

Bayrampafla Davas› Savunmas›ndan; Tarih yaz›lacak. Kanla, ateflle, açl›kla. fiehitlerimizle yaz›lacak tarih. Tabutlar›m›z zafer tahtas›, kefenlerimiz zafer örtüsü, küllerimiz zafer çiçekleri olacak. Ad› özgür vatan olan toprak ba¤r›na basacak bizleri. Ve tarih fedayla yaz›lacak. Ölerek ama ölümsüzleflerek. Tarihin ak›fl›na set olmaya çal›flan faflizmle tarihin gürül gürül ak›fl›n› sa¤layan devrimcilerin çarp›flmas›d›r yaflanan. 19 Aral›k'ta devletin katliam ve yok etme sald›r›s› karfl›s›nda biz tutsaklar bedenlerimizle direndik. Bombalar›n kurflunlar›n karfl›s›nda tek silah›m›z inançlar›m›z, ideallerimizdi, halk›m›z, vatan›m›z için ölüme yat›rd›¤›m›z bedenlerimizdi, kufland›¤›m›z feda ruhu, feda kültürüydü... Ölüm orucunda bedenlerimizi açl›¤a, ölüme yat›r›rken inançlar›m›z, düflüncelerimiz için ölece¤imizi ama asla teslim olmayaca¤›m›z› ifade ettik. Ve bunu defalarca gösterdik. Kuflkusuz emperyalizme uflakl›k edenler için düflünce, inanç, halk ve vatan gibi kavramlar hiçbir anlam ifade etmemektedir. Onlar›n u¤runa ölebilecekleri hiçbir de¤eri yoktur... Onlar emperyalistlere uflakl›k için vard›r. Efendilerinin verece¤i bir avuç dolar için vard›r. Ulusal onurlar›n›, ABD postallar›n›n alt›nda b›rakm›fllard›r. Bu halk için bu vatan için ölemezler. Bununla birlikte yalan ve demagojilerle inançlar›, düflünceleri için böyle bir irade örne¤i göstererek gönüllü olarak halk›na, yoldafllar›na duydu¤u sorumluluk ve ba¤l›l›k duygusuyla kendini feda edenlere sald›rmaktan geri durmad›lar. "birbirlerini yakt›lar" gibi i¤renç yalanlarla feda ey-

16

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

FIRAT ve AfiUR lemlerini karalamak, konuyla ilgili olarak halk›n bilincini buland›rmak ve de gerçeklerin üzerini kapatmak istediler. Her fleyden önce bir kez daha belirtelim ki gerek ölüm orucu gerekse de feda eylemlerimiz fedakarl›kta birbirleriyle yar›flan yoldafllar›m›z›n iradelerine ve gönüllülüklerine dayanmaktad›r... Zira görülen oydu ki; ölüm orucu direniflimiz bu katliam sald›r›s›n› engellemeye tek bafl›na yetmeyecekti. O zaman yeni taktikler ve eylem biçimleri gerekiyordu. Ve bunu bulan, gönüllü olarak uygulayanlar da yine bizzat ölüm orucu direniflçilerinin kendileri oldu. Ölüm orucu direniflçilerimiz F tipi sald›r›s›n› ve bununla birlikte karfl› devrim güçlerinin tüm amaç ve beklentilerini yok etmek için canlar›n› ortaya koymufllard›. Bunun yetmedi¤i koflullarda yine ayn› amaçlar için bu kez feda silah›n› kufland›lar. Hapishanelere yönelik olarak operasyon yap›ld›¤› takdirde, yoldafllar›na verilecek her türden zarar›n önüne geçmek, katliam operasyonunu durdurmak için kendilerini yakma karar› ald›lar. Al›nan bu karar ölüm orucu direniflçileri taraf›ndan 19 Aral›k'›n hemen öncesinde hapishane idarelerine verilen dilekçelerle Adalet Bakanl›¤›na iletildi. Ve 19 Aral›k'ta devletin hevesini kursa¤›nda b›rakan, elindeki ölüm silah›n› alan, bizi ölümle y›ld›ramayacaklar›n›, korkutup teslim alamayacaklar›n› gösteren, katillerin, ölüm mangalar›n›n karfl›s›na ilk dikilen feda savaflç›lar›m›z oldu. Çanakkale Hapishanesi’nde ölüm orucu direniflçisi Fidan Kalflen yoldafl›m›z ilk feda savaflç›s› olarak tarihi-


mizde yerini ald›,... Ümraniye hapishanesinde Ahmet ‹bili, Bayrampafla hapishanesinde F›rat Tavuk, Aflur Korkmaz, Bursa hapishanesinde Murat Özdemir, Ceyhan hapishanesinde Halil Önder, Çank›r› hapishanesinde Hasan Güngörmez, ‹rfan Ortakç›, Uflak hapishanesinde Berrin B›çk›lar, Yasemin Canc› feda flehitlerimiz olarak direniflimizin kahramanlar› aras›nda yerini ald›. Ayr›ca Bursa hapishanesinde siper yoldafl›m›z Ali ‹hsan Özkan da feda eylemi yaparak bu onurlu tarihte yerini ald›. Direniflimiz bugün 600'lü günlerinde, 91 flehide onlarca gaziye ra¤men yeni ölüm orucu ekipleriyle sürüyorsa bunda feda eylemcilerimizin karal›l›¤› ve feda savaflç›s› bilincinin geliflmesi belirleyicidir. Feda eylemleri her fleyden önce kararl›l›k ifadesidir... Feda savaflç›l›¤›.. inançlar›, düflünceleri için, halk› ve vatan› için kendini feda edebilme kararl›l›¤›na sahip olabilmektir. Nerede olursa olsun her alanda bu kararl›l›kla, kültürle mücadele verebilmek ve zaman› geldi¤inde kendini feda edebilmektir... Feda eylemleri "can›n› vermenin" en üst biçimidir. ‹rade ve gönüllülük esas›na dayan›r. Son dönemlerde Filistin halk›n›n direnifli feda bilincini, feda kültürünü bir kez daha tüm dünyan›n gündemine getirmifl ve tart›flt›rm›flt›r. Bir halk silahlara, tanklara, bombalara karfl› fedayla karfl› koyuyor. En güçlü silah›n ölümü göze alm›fl insan iradesi oldu¤unu tekrar tekrar gösteriyor.

Kor Ateflin K›z›ll›¤›nda Yeni Bir Kahramanl›k Gelene¤i Yarat›l›yor; FEDA 19 Aral›k katliam sald›r›s›na karfl› yeni bir kahramanl›kla, tarihimizde ilk olarak gerçeklefltirilecek bir direniflle cevap verecektik. Yarat›lacak olan yeni gelene¤in ad› feda savaflç›l›¤›yd›. Ölüm orucu direniflçilerimiz direnme silah›n› ellerinden almak için sald›ran faflizme cevap vereceklerdi.

FIRAT YOLDAfiIMIZ FEDA ATEfi‹N‹ KUfiANIYOR Maltadan, üst koridordan, çat›dan s›k›lan kurflunlar›n sesi hiç kesilmiyordu. Ölüm orucu direniflçilerimiz 14. ko¤uflun giriflindeki odadalar. Direniflçilerimiz bu küçük odada yanyana oturmufl, s›rtlar›n› duvara yaslam›fl vaziyette. Oda hafif karanl›kt›. Odaya havaland›rma kap›s›n›n üst k›sm›ndaki küçük bir pencereden ›fl›k s›z›yordu. Savaflç›lar›m›z›n k›z›l y›ld›zl› bantlar›ndan taflan ayd›nl›k yüzlerine yans›yordu. Odada savaflç›lar›m›-

z›n içten içe yaflad›klar› yarat›lacak kahramanl›¤›n heyecan›n›n yaratt›¤› sessizlik vard›. Feda an›n› bekliyorlard›... O an geldi... Feda eylemleri yap›lacak. Operasyonu durdurmak, faflizmin teslimiyet ça¤r›lar›na cevap verecek olan an. Faflizmin karanl›k-kanl› yüzüne ›fl›k vuracak olan o an. F›rat yoldafl›m›z oturdu¤u yerden h›zla aya¤a kalkt›, eliyle band›n› düzeltti, ve kararl›, tok sesle ve zaferi kazanmaya emin olman›n, kendine olan güvenin, netli¤in getirdi¤i s›ms›cak bir sesle "ben" dedi, "ben yapaca¤›m". F›rat yoldafl›m›z odada ölüm orucu savaflç›lar›yla. Beraber ölüme yatt›¤› direniflçilerimizle ve yoldafllar›m›zla vedalaflmaya bafllad›. Biliyordu ki en önde kendisi gidiyordu zafere. Ve biliyordu ki yoldafllar› da gidecekti. Yoldafllar› da. F›rat yoldafl›m›z odada dolafl›rken maltada bulunan tüm yoldafllar, "yoldafllar" sesine kulak verdiler "yoldafllar! F›rat yoldafl›m›z› u¤urluyoruz" her bir yoldafl›m›z feda an›n›n geldi¤ini, F›rat yoldafl›m›z›n az sonra kahramanca flehitli¤e varaca¤›n› düflünüyor ve bir yandan dinliyorduk: "operasyonu durdurmak için F›rat yoldafl›m›z kendini yakacak, feda eylemi yapacak" hayk›r›fl› yükseliyordu. Katliama, vahflete karfl›l›k direniflimiz de kahramanl›klarla karfl›l›k verecektik.

YÜREKTE HARLANMAYI BEKLEYEN KÖZ KARANLI⁄I AYDINLATACAK Hava henüz ayd›nlanmam›flt›, flafak F›rat'›n yüre¤inden bedenine yay›lan ateflle sökecek, gün a¤aracakt›. fiafak F›rat olacakt›. F›rat yoldafl›m›z odadaki savaflç›larla vedalaflt›ktan sonra odadan ç›kt›. 14. ko¤ufl havaland›rma kap›s›ndan ça¤r› yapt›. "Ben DHKP-C birinci

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

17


ölüm orucu ekibi savaflç›lar›ndan F›rat Tavuk. E¤er operasyonu durdurmazsan›z kendimi yakaca¤›m" diye hayk›rd›. Çat› kat› ve üst koridordaki kurflunlar kesilmifl, ça¤r›y› dinleyip anlamaya çal›fl›yorlard›. F›rat yoldafl›m›z tekrarlad›. Baflka bir arkadafl›m›z F›rat yoldafl›m›z›n ça¤r›s›n› (aral›klarla) yineledi. F›rat yoldafl›m›z.. feda eyleminin haz›rl›¤›na bafllayacakt›. Karfl›s›nda maltadan gelen bir k›s›m yoldafl›n› gördü, vedalaflmaya gelmifllerdi. Kucaklafl›ld›. Gözleri dolmufltu kimi yoldafllar›m›z›n. Ayr›l›kt› bu. Kahramanl›¤›n efli¤inde olan F›rat yoldafl›m›z gururla yoldafllar›n› kucakl›yordu. Yoldafllar›m›z son kez sar›l›yordu F›rat'a. F›rat'› bir daha geri dönmeyece¤i bir göreve u¤urlaman›n yaratt›¤› tüm duygularla. Yoldafll›k duygular›n›n dorukta oldu¤u o an. Canparçan›, yoldafl›n› kahramanl›¤a u¤urlaman›n yaratt›¤› duygular›n taflk›nl›¤›, iç içeli¤i... Haz›rl›¤›na bafll›yor. Üzerine dökece¤i yan›c› malzemeler aras›nda istedi¤i yan›c› maddeyi bulamay›nca etrafa bakarak gözleriyle ar›yordu. Bir

yoldafl›na sordu ve önünde bulunan yan›c› maddeleri üzerine dökmeye bafllad›. S›k s›k üzerini kontrol ediyor, s›v›n›n dökülmedi¤i yer var m› diye bak›yor, kaza¤›n bo¤az k›sm›n› gerip vücuduna boca ediyordu s›v›y›. Eyleminin baflar›ya ulaflmas›n› istiyordu. Yoldafllar›n›n hayat› için, direniflin gelece¤i için, zafer için, halk›n kurtulufl savafl› için yapaca¤› feda eyleminde flehitli¤i önünde engel ç›ks›n istemiyordu. Bu arada arad›¤› iyi yan›c› s›v›y› da buldu. Ve onu da bafl›ndan afla¤› döktü. Dökünce s›v› gözlerine kaçt›, gözlerini silecek bir fley ar›yordu. Bir yoldafl boynundaki havluyla F›rat'›n gözlerinin etraf›n› sildi. Çakma¤› yoktu. Kendi çakma¤›n› vedalafld›¤› yoldafllar›ndan birine vermiflti, kalemi, tesbihi gibi üzerinde o an olan eflyalar›n› da yoldafllar›na vermiflti. Yoldafllar›ndan çakmak istedi. Bir yoldafl›m›z çakma¤›n› ç›kard›, çakmak ›slanmas›n diye F›rat ellerini kurulad› ve çakma¤› ald›. Ölüm orucu band› aln›ndayd›. Band›n› düzeltti. Eyleminin haz›rl›¤› tamamd›.

Sürecek

KATL‹AMCILI⁄IN YARATTI⁄I KÜLTÜR Geçti¤imiz hafta terör devleti ‹srail’den bir haber katliamc›l›kla emperyalist kültürün birleflti¤i noktada ortaya ç›kan kültürü gözler önüne serdi. Haber, “‹srail’de ilk intihar eyleminin nerede olaca¤› üzerine kumar oynand›¤›n›” anlat›yordu. Haberi veren ‹srail radyosuna göre, “kumar çetesi taraf›ndan üzerinde ‹srail'in çeflitli bölgelerinin bulundu¤u kuponlar› yaklafl›k 2 dolar karfl›l›¤›nda alan ‹srailliler bir sonraki intihar sald›r›s›n›n nerede olaca¤›n› iflaretliyorlard›.” ‹ki politika, iki kültür ve ahlak yarat›yor; Bir yanda tüm terör yöntemlerini Amerika’y› arkas›na alarak “yasal” olarak kullanan bir devletin katliamc›l›k politikas› ve yaratt›¤› kültür. Di¤er yanda teröre boyun e¤meyen, feda ile direnen bir halk ve evlatlar›n› feda eylemlerine aln›ndan öperek u¤urlayan analar›n, feda savaflç›lar›n›n kültürü. Kendinden baflka hiçbir halka de¤er vermeyen, kendi halk›n› da aptallaflt›ran, apolitiklefltiren emperyalist politika, çürüyen, çürüdükçe sapk›nlaflan bir halk yarat›yor. Bu basit bir “kumarbazl›k” meselesi de¤ildir. Her fleyi kara, paraya çevirmeye çal›flan kapitalizmin nas›l bir ahlak fle-

18

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

killendirmesini bekliyordunuz? ‹flte böyle bir ahlak yarat›yor. Kapitalizmin ahlak›, halklar›n bütün de¤erlerini silahlar›n gücüyle ayaklar alt›na alan katliamc›l›kla bütünleflince “özgürlük” te s›n›rlar kalk›yor. ‹srail’de bahis oynayanlarla, Amerika’da 11 Eylül sonras› devletin resmi olarak ç›kard›¤› “vatanseverlik bonosu” ayn› kafa yap›s›n›n ürünüdür. “Ça¤dafl... uygar... medeni...” dünya dedikleri bunlar› yarat›rken, öte yanda büyük bir özgürlük ve vatanseverlik tutkusuyla, derin bir kültürel, felsefi kavray›flla, kendini feda edenler halklar›n binlerce y›ll›k kültürünü bugüne tafl›yor. Halklar zorban›n karfl›s›nda boyun e¤medikleri gibi, onun kültürüne karfl› da binlerce y›ld›r çeflitli biçimlerde direniyor, kendi kültürünü yarat›yor. Emperyalistler ilkine “bat› medeniyeti” ikincisine “terör” ad›n› veriyor ve buna tüm dünyan›n inanmas›n›, inanmasa bile sesini ç›karmamas›n› istiyor. Bush, 11 Eylül sonras› “yaflam tarz›m›z› yoketmek istiyorlar” diyordu. Ayn› söylemi de¤iflik biçimlerde fiaron da yineledi. Bu “yaflam tarz›”n›n yokolmas› yaflamas›ndan evla de¤il midir?


Kap›daki Kriz ve beklenen “

felaket ”

Bir kaç ay boyunca “kriz bitti... köfleden döndük” sözlerini dinledik. Ama bir kaç haftad›r, burjuva politikac›lar›n›n, düzenin ekonomistlerinin dilinde yeniden “her an kriz ç›kabilir... dengeler pamuk ipli¤ine ba¤l›, bozulmas› an meselesi” gibi sözler duyulmaya baflland›. Dolar, durmaks›z›n t›rman›yor. Ecevit’in hastal›¤›(!) borsay› bir indirip bir kald›r›yor. Ama düzen, krizin kritik dengeleri içinde, ne yeni bir hükümeti, ne de seçimleri gündemine alam›yor. Ecevit, bir anayasa kitap盤› f›rlat›ld› diye, “krizin dü¤mesine basan” sanki kendisi de¤ilmifl gibi, “ekonomi siyasetten nem kapar hale geldi” diyor. Kemal Dervifl, ekonomik ve siyasi belirsizlikten flikayet eden aç›klamalar yap›yor. K›sacas›, düzen diken üstünde; hem kendi finans ak›fl›n›n kesilmesi, hem de halk›n tepkilerinin “istenmeyen biçimlerde” a盤a ç›kmas› ihtimalleri, düzeni ürkütüyor.

Kriz “öcüsü” Düzenin ekonomisi, gerçekten de tümüyle çürümüfl temeller üzerinde dönüyor; bütün finans piyasas›, d›flar›dan gelecek kredi dilimlerine göre flekillenmifl; en küçük bir de¤ifliklik, aksama, tekelci patronlar›n planlar›n›, hatta devletin bürokratik iflleyiflini, maafl gibi rutin ifllerini alt üst edecek. Bunun içindir ki, IMF karfl›s›nda el pençe durman›n da ötesinde bir ba¤›ml›l›k içindeler. ABD’nin ve Avrupa’n›n, IMF ve Dünya Bankas›’n›n hiç bir iste¤i bu nedenle ikiletilmiyor. Öte yandan, “kriz korkusu” halka, kitle örgütlerine karfl› da adeta bir “öcü” olarak kullan›l›yor; aman siyasi kriz ç›karacak bir fley yapmay›n, ekonominin dengeleri alt üst olur!.. Tekelci patronlarla ç›karlar› bütünleflmifl düzen sendikac›lar›, ayn› gerekçeyle, iflçilerin genel grev, direnifl taleplerini oyalay›c› kararlarla geçifltirmekle meflgul.

‹MF’ye Yeni Niyet Mektubu 19 Haziran’da IMF’ye “ek” niyet mektubu verildi. Mektup, özetle, bankalar konusunda IMF’nin istedi¤i düzenlemelerin yap›laca¤› ve IMF program›n› uyulaca¤›na dair DSP-MHP-ANAP’›n “siyasi taahhütlerini” içeriyordu. (Ki bu do¤rultuda ayn› gün Pamukbank’a el konuldu. Aç›klamalara göre, Karamehmetler’e ait olan Pamukbank’›n hesaplar›nda ‹K‹ M‹LYAR DOLAR aç›k vard›. Halk›n s›rt›ndan ç›kar›lacak olan iki milyar dolar daha hortumlanm›flt› yani. Soygun kriz dinlemiyor, devam ediyor.) Art›k “niyet mektuplar›” bu ülkede “haber de¤eri” özelli¤ini bile kaybetti. Herfleyini IMF’nin talimatlar›n›n belirledi¤i bir ülkede, uflakl›¤›n ifadesi olan niyet mektuplar›n›n say›s›n› saymak da abes. Ecevit hastayd›, Bahçeli sözde muhalefet yap›yordu; ama IMF’nin program› t›k›r t›k›r devam ediyor.

TÜS‹AD’dan “Felaket” Uyar›s› - Kimin için felaket? Niyet mektubunun verildi¤i gün, patronlar örgütü TÜS‹AD’›n Yüksek ‹stiflare Konseyi, Sabanc›’n›n ikiz kulelerinde yapt›¤› toplant›da, ekonomik ve siyasi gidiflattan memnun olmad›klar›n› aç›klayarak “felaket” uyar›s› yapt›lar. En büyük soygunculara göre, ekonomide her an bir felaket yaflanabilirdi. Halk için felaket zaten aylard›r yaflan›yor. Peki öyleyse TÜS‹AD’›n iktidara yapt›¤› “felaket” uyar›s›n›n anlam› neydi? Bu uyar›, egemen s›n›flar›n fiubat krizinden bu yana dillerinden düflürmedikleri “Arjantin gibi olma” ihtimaliyle ilgilidir.

As›l felaket, sessizli¤in, tepkisizli¤in sürmesidir IMF, üretimin, paran›n tekellerin elinde toplanmas›n› istiyor. Ama bu düzen öyle büyük bir ya¤ma ve soygun mekanizmas› kurmufl ki, yolsuzluklar, hortumlamalar, tam gaz sürüyor. ‹ktidardaki partiler, bir daha iktidar olamay›z deyip, seçim rüflvetleri da¤›tmaya bafllad›lar. TÜS‹AD’› “kayg›land›ran” biraz da bu. Açl›k, iflsizlik bu kadar büyürken, halk›n tepkilerini yumuflatacak hiç bir fley yap›lmamas› korkular›n› büyütüyor. Bu tepkilerin, bir esnaf eylemlerindekiyle s›n›rl› kalmayabilece¤i, hatta Arjantin’deki gösteriler boyutunu da aflabilece¤ini hesapl›yor patronlar. Peru’daki özellefltirmeye karfl› günlerdir süren eylemler ve çat›flmalar bunun bir örne¤idir. Ülkemizin yoksullar›, iflçileri, iflsizleri, düzen sendikalar›n›n barikat›n› aflt›¤›nda, yaflanacak olan ve esas olarak yaflanmas› gereken budur. TÜS‹AD’ç›lara göre felaket, halk›n hak ve özgürlükleri için aya¤a kalkmas›d›r. Halk için felaket ise, aya¤a kalmamamakt›r. Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

19


‹DAM ... veya Katliamc›lar›n hümanizmi: “Öldürmeyelim. Öldürmekten beter yapal›m!” Avrupa hümanizmi: “‹dam etmeyin... ‹nfazlara, F tipi hücrelerdeki katliama kar›flmay›z!” Anap hümanizmi: “‹dam› kald›rmadan AB’ye giremeyiz... Gerekti¤inde baflka yollar bulunur!” MHP hümanizmi: “Önce asal›m... Sonra idam› kald›ral›m!” Ecevit hümanizmi: “Ben zaten öteden beri idama karfl›y›m. 19 Aral›k’lar› yapabilirken, idam konusunda ivedi bir gereksinim yoktur.” Dara¤açlar›n›n gölgesinde, F tiplerinin tecrit hücrelerinde, öllüm mangalar›n›n infazlar›ndaki hümanizm de¤il, faflizm’dir. Ad›yla, san›yla faflizm! 20

Haftalard›r idam tart›fl›l›yor. Ama bu tart›flma, ne demokrasi, ne insan haklar› aç›s›ndan yürütülen bir tart›flma de¤il. Tart›flma, tümüyle oligarfli içi çeliflkilerin ortaya serildi¤i bir alana dönüflmüfl durumda. Güya tart›flman›n ç›k›fl noktas› “AB’ye uyum” yani demokratikleflme. Ama idam›n kald›r›lmas›n› savunanlar›n da, kalmas›n› savunanlar›n da aç›klamalar›na bak›ld›¤›nda demokratikleflmenin “d”sini görmek mümkün de¤il. Kald›r›lmas›n› savunan›n da, kals›n diyenin de a¤z›ndan zulüm ak›yor...

Bu, ‘demokratikleflme’ mi? ‹dam›n kald›r›lmas›na karfl› ç›kanlar› ikna etmek için, alenen kullanan gerekçe flu; kald›raca¤›z ama, idam etmekten beter ederiz, siz merak etmeyin. Bu teorinin bafl›n›, burjuva bas›nda Güneri Civao¤lu çekti. “Çelik kutuda konserve” diye adland›rd›¤› bu teoriye göre, idaml›klar, yerin alt›nda yap›lm›fl hücrelerde, gün yüzü görmeden ölmeye terkedileceklerdi. Düzen için tehlikeli olan idaml›klar, bu yolla pekala etkisizlefltirilebilir, onlara zulmün en büyü¤ü yap›labilirdi. Di¤er partileri “idam›n kald›r›lmas›” konusunda “ikna” etmek için dolaflan DSP Genel Baflkan Yard›mc›s› Tayfun ‹çli flöyle diyor: “A¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet hapis cezas›, ölüm cezas›ndan daha a¤›r bir cezad›r... Ölüm cezas› bir bak›ma, suçlular için kurtulufl oldu¤u gibi, baz› kiflilerin de zaman içinde kahraman ilan edilmesine neden olmaktad›r.” Sonra ayn› adam flu sözleri söylüyor: “ölüm cezas›na intikam duygular›yla bak›lmamas› gerekir”... Oysa, kendisinin sözleri sadece ve sadece intikam kokuyor.

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

AB, “uyum”un böylesine ne diyor? Demokratikleflmeye bak›n. Hümanizme bak›n... Bak›n da, “AB’ye uyum” denilen fleyin iç yüzünü görün. “AB’ye uyum” zulüm politikalar›na son verilmesi de¤il, zulmü “kitab›na uydurmak”tan ibarettir. ‹dam kalkmal›d›r, ça¤d›fl› bir cezad›r diyenin bile önerdi¤i daha a¤›r bir zulüm. Çeliflik bir kavram olacak belki ama, bunlara iflkenceci hümanistler demek pek de yanl›fl olmaz. Bunlar›n hümanistlikleri de, demokratl›klar› da bu kadard›r. Düzenin muhaliflerinin bafllar›na, önderlerine karfl›, her türlü zulüm, bask› yasak, mübaht›r. Oligarflinin tüm kesimleri bu noktada hemfikirdir. Aylard›r oligarflinin ayn› mant›kla gerçeklefltirdi¤i yasal düzenlemeleri “Türkiye iyi yolda” diye öven AB’nin istedi¤i de bundan ibarettir. Onlar da Türkiye’deki sömürü, soygun ve emperyalist talan sistemini zulme baflvurmadan sürdüremeyecek-

ömür boyu ‹fiKENCE...


lerini biliyorlar. Bildikleri için de, oligarfliden istedikleri, zulme son verilmesi de¤il, zulmün kitab›na uydurulmas›d›r. CPT (Avrupa ‹flkenceyi Önleme Komitesi), geçti¤imiz günlerde Adalet Bakanl›¤›’na gönderdi¤i mektupta, “Öcalan üzerinde uygulanan k›s›tlamalara son verilmesini... temel haklar›n›n tan›nmas›n›” istedi. CPT, “Özel mahkumiyet koflulu s›n›rs›z biçimde devam edemez. Di¤er mahkumlarla temas edebilmeli” diyor. O “özel mahkumiyet koflulu”nu onaylayan da Avrupa’yd›. F tiplerini, tecrit politikas›n› onaylayan da Avrupa’d›r. “Bu ne perhiz, bu ne lahana turflusu” demeyin. Yap›lan ifl, tam “Avrupaca”d›r. fiu anda AB’nin “Kürt sorunu ve idam konusundaki” politikalar› böyle gerektirmifltir. Ve üstelik flimdi, “idam› kald›r›p” yerine getirilmek istenen yasal düzenlemede, tutsa¤›n üç y›l tüm d›fl ba¤lant›lar›ndan kopar›lm›fl halde tutulmas›, on y›l tek kiflilik hücrede tutulmas› gibi tasar›lar var. Oligarfli, temel haklar›n tümden ortadan kald›r›lmas›n› tart›fl›yor; hem de “AB’ye uyum ad›na”. AB’nin ise bu “uyumu”, “yetersiz ama olumlu geliflmeler var” deyip, kabul edece¤i bugünden belli.

Devrimciler, demokratlar, bu seçeneklere mahkum edilemez! Devrimciler bu tart›flmada burjuvazinin iki taraf›n›n da yan›nda de¤ildir ve olamaz. Ortaya konulan flu: Ya idamdan, veya idam›n kald›r›l›p “a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet” denilen engizisyon cezas›ndan yana!.. Devrimciler böyle bir seçenekle karfl› karfl›ya b›rak›lamaz. Avrupa’n›n, ülkemizdeki iflbirlikçi burjuvazinin,

A¤›rlaflt›r›lmam›fl› buysa... ‹dam›n kald›r›lmas›na karfl› “a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet hapis”ten sözediliyor. Anlafl›l›yor ki, bu, ayn› zamanda “a¤›rlaflt›r›lm›fl hücre” demek. Henüz “a¤›rlaflt›r›lm›fl”›n› görmedik; ama a¤›rlaflt›r›lmam›fl›n› biliyoruz: “Yönetici, temsilci düzeyde gördükleri veya dayatmalar› kabul etmeyen tüm tutuklu-hükümlüleri keyfiyete ba¤l› olarak tek kiflilik hücrelere atmaktad›rlar... Çevreleri olabildi¤ince yal›t›lmakta, böylece ba¤›rarak da olsa baflka bir ses duymas› engellenmektedir. Hapishane idaresi periyodik olarak, can› istedi¤inde hücrelerde de¤ifliklikler yapmaktad›r... Amaç sürekli rahats›z etmek, tedirgin etmektir. ‹stedi¤imiz zaman istedi¤imizi yapar›z demektedirler... Çevresindeki hücreler boflalt›lan kifli hücrede oldu¤u gibi her yerde yaln›zd›r... Ziyarete giderken tek bafl›na. Revire, hasta-

düzen partilerinin sahte hümanizmi, bu tart›flmada bütün ç›plakl›¤›yla ortaya ç›k›yor. ‹dam cezas›na karfl›lar; çünkü “ça¤dafl ülkelerde art›k idam yok”... ‹dam cezas›na karfl›lar, çünkü “temel bir insan hakk›n› ortadan kald›r›yor”... Ama sonra, öyle bir düzenleme istiyorlar ki, ölümlerden ölüm be¤en. Bak›n flu hümanistli¤e! Cellat olmak istemiyorlar, ama iflkenceci olmakta birbirleriyle yar›fl›yorlar. Çelik konserve kutusuna gömmekten sözediyorlar. Gömmekten sözettikleri bir insan. Ve onlar, insanc›l! Ölünceye kadar hücrede zulmedelim diyorlar. Sözünü ettikleri bir insan. Ve onlar, insanc›l! Devrimciler, demokratlar, ne böyle bir hümanizmin, ne de böyle bir “demokratikleflme oyunu”nun arac›, parças›, aleti olmazlar. Asal›m keselim diyenleri de, “kald›ral›m ama, idam etmekten beter edelim” diyen DSP’yi, ANAP’›, TÜS‹AD’› da bu nedenle desteklemezler. Bu tart›flmada demokrasi yoktur, haklar ve özgürlüklerin geniflletilmesi yoktur. Oligarfli, demokratikleflmeye karfl› ç›karken de, demokratikleflelim derken de, devrimcileri, yurtseverleri, muhalif kesimleri nas›l ezerim, sindiririm, yokederim hesab› içindedir ve bizim haklar ve özgürlükler mücadelemiz, bu hesab›n ve politikan›n kendisine yönelmelidir. Oligarfli, devrimcilere, yurtseverlere, aç›kça idamdan, infazdan, hücreden baflka bir fley yok diyor. Tabii bu, ülkemizde, devrimcili¤in nas›l olmas› gerekti¤ini de gösteriyor bunlar. ‹mha, yoketme, idamlar, olmazsa infazlar, hücreler, bunlar› göze alacaks›n. Bunlar› göze almadan halk›n devrim mücadelesine önderlik etmek mümkün de¤il. neye, mahkemeye giderken tek bafl›na. Yani öyle bir düzenleme ve tecrit söz konusu ki aylarca y›llarca hiç kimsenin yüzünü, sesini duyma durumun olmaz... Hücrede tek bafl›na tutulan, çevresinden yal›t›lan tutuklu-hükümlü do¤all›¤›nda konuflmay› bile giderek unutmaya bafllamaktad›r. Gittikçe kendi sesine bile yabanc›laflabilmektedir. Hatta insanlar yan› bafl›ndaki hücrede intihar eden birisinin ölümünü duymamakta ancak gazeteden okuyarak ö¤renmektedir. Hastal›k, kaza gibi durumlarda kimsenin haberi olmamaktad›r. ...Tecrit'te çeflitli amaçlar vard›r. Bunlardan bir k›sm›, sald›r› ve iflkenceye karfl› kendini savunma olanaklar›n› elinden almak, psikolojik bask› alt›nda tutarak, asosyal kiflilikler yaratmak... tamamen yal›tarak, halka yabanc›laflt›rmak, tutuklu-hükümlünün devrimci duygular›n›, duyarl›l›klar›n› yitirmesi amaçlanmaktad›r. (fiadi Özpolat’›n Aç›klamas›ndan)

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

21


1 M‹LYAR AÇ Emperyalist ülkelerde 300 M‹LYON OBEZ Sömürülen ülkelerde

“Biri yer biri bakar, k›yamet ondan kopar” (Bir halk sözü) Yukar›da yazd›¤›m›z halk deyimi hiç bu kadar geçerli olmam›flt›. Çünkü, dünya halklar› bu kada kitlesel oranda böyle bir açl›k tablosunun içinde yaflamaya zorlanmam›flt›. Emperyalistler iktidarlar›n› pekifltirdikçe zengin ile yoksul aras›ndaki uçurum büyüdü. Ülkemizde yaflanan açl›k, yoksulluk bu gerçeklerden ba¤›ms›z de¤ildir. Ayn› emperyalist politikalarla yoksullaflt›r›l›yoruz, ayn› sömürücüler aç b›rak›yor. BM G›da ve Tar›m Örgütü'nün (FAO) ‹talya'n›n baflkenti Roma'da yapt›¤› 4 günlük toplant›da dünyadan açl›k, yoksulluk rakamlar› aç›kland›. Hemen belirtelim bu rakamlar tespit edilebilen ve kifliler ne kadar iyi niyetli olursa olsun emperyalist ülkelerin denetiminde bir örgütün aç›klad›¤› rakamlard›r. Gerçek rakamlar t›pk› ülkemizdeki iflsizlik, yoksulluk rakamlar›nda oldu¤u gibi aç›klananlardan daha fazlad›r. Buna ra¤men BM’nin rakamlar› dahi emperyalistlerin nas›l bir dünya tablosu yaratt›klar›n› net ve çarp›c› olarak ortaya koymaya yetiyor.

KABURGALARIMIZ SAYILDIKÇA ONLARIN ‹fiKEMBELER‹ fi‹fi‹YOR Zirvede aç›klanan rakamlara göre; Dünyada 300 milyonu çocuk olmak üzere 815 milyon kifli aç. En ç›plak ifadeyle yiyemiyorlar, içemiyorlar, yaflamaya çal›fl›yorlar, her 4 saniyede bir insan yaflama savafl›n› kaybediyor. Ortaça¤daki veba salg›n› “açl›k salg›n›ndan” k›r›l›yor halklar. Afrika, Asya açl›¤›n en boyutlu yafland›¤› co¤rafya durumunda. Asya, ABD’nin “teröre karfl› savafl”›n›n da önemli merkezlerinden biri durumunda bugün. Demektir ki, Amerikan hakimiyeti artt›kça rakamlar büyüyecek.

22

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

Dünya üzerinde tam 3 milyar insan, yani dünya nüfusunun yar›s› günde iki dolar›n alt›nda bir harcamayla yafl›yor. 850 milyondan tek farklar› her 4 saniyede birinin ölmemesi. Emperyalist sistem sürdükçe onlar›n da 850 milyonun yan›na gidece¤i ise tart›flmas›z. Yine BM’nin verilerinden sosyalist sistemin y›k›lmas›ndan sonraki y›llara bakal›m. “1990’da yoksul ülkeler kategorisinde yeralanlar›n say›s› 36 iken, bu say› 2000 y›l›nda 48’e yükseldi.” Emperyalizmin, “zaferini” ilan etti¤i günden bu yana 12 ülke, milyonlarca halk yoksullaflt›r›ld›. Bu rakamlar›n yan›nda bir baflka rakam da aç›klad› BM; zengin ülkelerdeki Obezlerin (çok yemekten afl›r› fliflmanlar›n) say›s› 300 milyon. Birinin yeyip ötekinin bakt›¤› dünya tablosunun veciz bir özeti elbette çok fazla yoruma bile gerek b›rakm›yor, ama biz baflka kurumlardan, daha baflka rakamlarla bu tabloyu sergilemeye devam edelim.

200 K‹fi‹ VE 2,5 M‹LYAR ‹NSAN Dünya Bankas› verilerine göre, dünyan›n yar›s›ndan fazlas›n› oluflturan yoksul ülkelerin milli gelirlerinin toplam›, bütün dünyan›n milli gelirlerinin toplam›n›n ancak yüzde 6's›n› oluflturuyor. Buna karfl›l›k dünyan›n 6'da birini oluflturan zengin ülkeler dünya zenginliklerinin yüzde 80'inden fazlas›na el koyuyor. Baflka bir rakam bu tabloyu daha da netlefltiriyor; “Dünyadaki en zengin 200 kiflinin toplam serveti 2.5 milyar insan›n toplam servetini afl›yor.” yine; 48 ÜLKEN‹N TOPLAM M‹LL‹ GEL‹R‹NE DÜNYANIN EN ZENG‹N ÜÇ ADAMI SAH‹P... oldu¤unu BM verilerinde yeral›yor.


NE KADAR AÇLIK O KADAR S‹LAH Buraya kadar okudu¤unuz rakamlar bir politikan›n sonucudur. Ne yeryüzünün zenginlikleri tükenmifltir, ne de birilerinin söyledi¤i gibi milyarlar “tembellikleri” yüzünden yoksuldur. Yine bu politikan›n bir baflka yüzünü ifade eden rakamlar› 14 Haziran tarihli Radikal Gazetesinden aktaral›m: “2001 y›l›nda dünyada silahlanma için 839 milyar dolar harcand›.... ABD 281.4 milyar dolarla en fazla silahlanan ülke oldu. Bütün askeri harcamalar›n yüzde 36's› Amerika’ya ait... Onu Rusya, Fransa, Japonya, ‹ngiltere, Almanya izlerken, Türkiye de 8.9 milyar dolarla en fazla harcama yapan 14'üncü ülke durumunda... En çok silah ithal eden ülkeler aras›nda Türkiye 4’üncü s›rada..” Aç, hastal›kl›, bak›ms›z dünyada 2001 y›l›nda silahlanma harcamalar›n›n toplam› yüzde 2 oran›nda artt›. Açl›¤›n yayg›nlaflmas› ve silahlanma harcamalar›n›n art›fl› aras›ndaki paralellik; emperyalist politikan›n ifadesidir; halklar› aç b›rakt›kça, daha fazla bask›ya, zulme ihtiyaç duyduklar›n›n ve baflvurduklar›n›n göstergesidir.

RAKAMLARIN D‹L‹ Ne anlat›yor bu rakamlar? Kime ne söylüyor? Böyle bir dünya düzeni emperyalist politikalarla yarat›ld›. 1 milyar aç, 300 milyon obez’i yaratanlar, 200 kifli 2,5 milyara eflit olsun diye halklara zulüm uygulayanlar Amerika, Avrupa, IMF, Dünya Bankas›... emperyalist sistemdir. Globalizm, küreselleflme dedikleri de bu rakamlar›n ifade etti¤i küresel açl›kt›r. Sosyalist sistemin y›k›lmas›, uçurumun kapat›lamayacak boyutlara ulaflmas›nda belirleyicidir. Emperyalist sistemi halklardan yana dengeleyen hiçbir güç kalmay›nca, sömürü ve zulüm daha pervas›z hale gelmifltir. “Terör” demagojileri açl›¤a isyanlar›, halklar›n ekmek ve adalet aray›fllar›n› yoketmek için kullan›lmaktad›r. Açl›k büyüdükçe yalanlar ve silahlanma da büyümektedir. Amerika, gerçeklerin üzerini yalanla, bask› ve zorla örtmek istemektedir. Hiçbir güç halklar› böyle bir dünya düzeninde ilelebet yaflamaya mahkum edemez. Katleder, bast›r›r, sindirir ama halklar›n direnifllerini yokedemez. Emperyalizme karfl› yönelen öfkenin kayna¤› bu rakamlardad›r. Bu rakamlar böyle sürdükçe o öfke dinmez. Tersine 11 Eylül’den bu yana daha da büyümüfltür.

Halk›n

hukuku

Adaletsiz bir ülke, güneflsiz bir dünyaya benzer

Adalet ve Yasalar Hukuk, adalet denilince, ço¤u kez “suç ve ceza”dan oluflan biçimsel hukuk anlafl›l›yor. Adalet de suç ve cezan›n yaz›l› kurallar› aras›nda düflünülüyor. Hukuk sadece yasalardan m› ibaret; hukukun özü adalettir. Ve iflte bu dünya tablosu, adaletsizli¤in görülmüfl en üst boyutudur. Bu tablo, yeryüzündeki hukuksuzlu¤un en apaç›k göstergesidir. Hukuk flu veya bu kitapdaki yasayla de¤il, iflte bu tablo de¤iflti¤inde anlam›n› bulur. Dünyadaki bu adaletsizlik varoldukça, ka¤›t üzerindeki en mükemmel hukukun bile hükmü yoktur. Ka¤›t üzerinde tüm vatandafllar›n eflit olmas›, o vatandafllar›n bir k›sm›n›n lüks ve sefahat içinde yaflamas›, kimilerininse sefalet içinde olmas›n› de¤ifltiriyor mu? De¤ifltirmiyor. Üstelik yaz›l› olan ne olursa olsun, biçimsel hukuk da lüks ve sefahat içinde yaflayanlardan yana iflliyor. Demek ki o da birbirinden ba¤›ms›z bir fley de¤il. Adalet için mücadele, iflte bu yüzden, sadece görünür suçlular›n, sadece yasalarda karfl›l›¤›nda bir ceza öngörülen eylemlerin cezaland›r›lmas› mücadelesi de¤ildir. Adalet için mücadele, dünyadaki bozuk düzene karfl› bir mücadeledir. Öyle olmal›d›r. Mahkeme kap›lar›nda, duruflma salonlar›nda verilen mücadele, bu mücadelenin küçük, çok küçük bir parças›d›r. Aslolan böyle bir adaletsiz dünya düzenini kabullenmemek, adaletli bir düzen için mücadele etmek, adaletsizli¤i yaratanlar›n karfl›s›na dikilmektir. Adalet için mücadele; Dünya çap›nda emperyalizmin karfl›s›nda olmak, ülkemizde emperyalist politikalar›n uygulay›c›s› iflbirlikçi iktidarlar›n karfl›s›nda olmakt›r. Çeflitli biçimlerde adalet için direnifllerin yan›nda yeralmakt›r. “Ben bu eylem biçimini benimsemiyorum” demek, bunun önünde engel de¤ildir. Adaletli bir dünya, adaletli bir ülke isteyen kendi eylem biçimlerini yarat›r, direnifllerle bütünlefltirmesini bilir. Hukukçu olmak da, ayd›n olmak da ancak böyle anlam›n› bulur.

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

23


BEBEKLER‹M‹Z‹N KAT‹LLER‹ YÖNET‹YOR 2002 y›l›n›, “ana ve çocuk ölümlerini önleme y›l›” ilan eden devlet, bebeklerimizi katlediyor. Araflt›rmalara göre Türkiye’de bebek ölüm h›z› yüzde 48. Kifli bafl›na ulusal geliri Türkiye’den daha düflük olan 39 ülkenin çocuk ölüm h›z› Türkiye’den daha düflük. Çocuk ölüm nedenleri; bak›ms›zl›ktan, hastal›ktan, yetersiz beslenmeden dolay›. Süt da¤›t›m kampanyas› flovlar› yap›lan bu ülkede her gün 133 bebek ve 2 anne bu nedenlerden dolay› ölüyor. Yine araflt›rmalara göre bu ölümlerin üçte ikisi “kesin önlenebilir sebepler”den dolay› yaflan›yor.

ÖNLEM‹YOR KATLED‹YOR Bir devletin “önlenebilir” ölümleri önlememesinin bir tek anlam› vard›r; önlemiyor, cinayet iflliyor demektir. Hem de bu cinayet taammüden, yani bilerek, isteyerek, planlayarak iflliyor bebek cinayetlerini. Bebeklerimizin katili oldu¤unu kendi rakamlar›yla tescilliyor. Cumhuriyet tarihinde en az bütçeyi sa¤l›¤a bu son iki y›lda ay›ran, SSK’y› ve devlet hastanelerini bir yana b›rakt›k; sa¤l›k ocaklar›n›, anasa¤l›k merkezlerini dahi paral› hale getiren devlet politikas›d›r bebeklerimizi katleden. Hiç kimse “kader, allah›n takdiri” gibi gerekçelerle kendini avutmamal›d›r. Her gün ölen 133 bebe¤in katili silahlanmaya milyarlar harcayan, her köflesi soygun, vurgun olan bu sistemdir.

BEBE⁄‹ KUNDAKTA, EMEKL‹Y‹ KUYRUKTA KATLEDEN DÜZEN Bu devletin hiçbir örgütlenmesi insan›, insan yaflam›n› esas alarak organize edilmemifltir. Devlet denilince yediden yetmifle bütün halk›n kafas›nda canlanan ceberrut devlet olmas› da buradan 24

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

kaynaklan›yor. Halka hizmeti esas alan alanlara bütçeden göstermelik paylar ayr›l›rken, en büyük pay›n silahlanmaya, polis-jandarma-istihbarat örgütlenmesine harcanmas› emperyalistlerin dünya politikas›yla ayn›s›d›r. Ony›llarca al›nterini sömürdü¤ü emeklisini kuyruklarda katleden bir düzenin ne ahlak› ne de¤eri ne de insana iliflkin hiçbir düflüncesi yok demektir. Tek bildikleri katletmek ve açl›¤a mahkum etmektir. Direneni meydanlarda, zindanlarda katlediyor; emeklisini kuyrukta, bebe¤ini kundakta katlediyor. Ülkemizi, bebeklerimizin, yafll›lar›m›z›n, evlatlar›m›z›n katilleri yönetiyor.

“SÖZ” IMF’YE VER‹LMED‹YSE N‹YE TUTSUN K‹? Roma’da yap›lan Dünya G›da Zirvesi'ne Türkiye ad›na sunulan raporda yeralan rakamlar gerçe¤in çok küçük bir parças›n› ifade etmesine ra¤men yoksullu¤un, açl›¤›n çarp›c› tablosunu göstermeye yetiyor. Do¤u ve Güneydo¤u Anadolu, Karadeniz ve ‹ç Anadolu bölgelerinde yo¤unlaflan açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflayan, daha do¤ru bir deyimle açl›ktan


ölmemek için sefalet içinde k›vranan 10 milyondan fazla insan›m›z var. Yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflayanlar ise halk›n yüzde 80’ine yaklafl›yor. Dünya G›da ve Tar›m Örgütü toplant›lar›nda ele al›nan rapora göre, bir önceki toplant›da (1996) Türkiye’nin verdi¤i hiçbir sözü yerine getirmedi¤i belgelendi. Neydi bu sözler? Yoksulluk önlenecekti, dengeli beslenme oran› tutturulacakt›, k›rsal alanda istihdam teflvik edilecek, köylülerin durumu düzeltilecekti, iflsizlik azalt›lacakt›... Bak›n verilen sözlere ve 1996’dan bu yana yaflananlar› görün; verilen sözlerin tam tersi bir tablo gelifltirildi. Çünkü FAO’ya verilen sözün çok bir k›ymeti yoktur, söz denildi¤inde önemli olan IMF’ye, Amerika’ya, Avrupa’ya verilmifl olmas›d›r. FAO gibi kurumlar›n “sivil toplumcular” oyalans›n diye emperyalistlerin örgütledi¤i bir kurum oldu¤unu elbette oligarfli de biliyor. Niye tutsun ki o sözleri? Devrimciler katil bir düzenin de¤iflmesi için mücadele ediyor, direniyorlar. Bebeklerimizin katillerine, bizi aç, yoksul b›rakan, emperyalistlerin ç›karlar› için silahlanan, zulüm düzenine karfl› örgütlenmezsek, mücadele etmezsek her gün ölen 133 bebekten birinin bizim bebe¤imiz olmayaca¤›n›n hiçbir garantisi yoktur.

Gözümüzün içine soktu¤unuz Laila’lar›n›zla, deflifre olmam›fl Laila’lar›n›zla sürün saltanat›n›z›, sürün sefan›z›. Yoksullu¤umuza isyan etmeyelim diye sürün tanklar› üstümüze, alt›n tabaklar›n›za do¤ray›n etimizi, flarap niyetine için kan›m›z›.... Ama unutmay›n; hiçbir zulüm ve adaletsiz düzeni baki kalmam›flt›r tarihte...

‹fiB‹RL‹KÇ‹L‹K ÖDÜLÜ 22 ifladam›na “ABD ile iliflkilere katk›lar›ndan dolay›” Türk-Amerikan ‹fl Adamlar› Derne¤i (TABA AmCham) taraf›ndan ödül verildi. Önce ödülü veren TABA kimdir, hangi amaçla kurulmufltur k›saca bakal›m; Türkiye ile ABD aras›ndaki ticaret, yat›r›m ve kültürel iliflkilerin gelifltirilmesi amac›yla faliyetlerde bulunan ifladamlar› örtüdür. Yani, Amerikan sermayesinin ülkemize girifli, yat›r›m ad›yla soygunun sürdürülmesi ve halk›m›z›n Amerikanc› kültürle beyninin zehirlenmesi gibi görevleri yerine getiren bir kurum. Ödülü verenin Amerika oldu¤unu söylemek hiç yanl›fl olmaz. Peki kim bu 22 ifladam›? Örnek olmas› aç›s›ndan sadece birkaç›n›n ad›n› anal›m; Ali Koç, A. Nazif Zorlu, Güler Sabanc›, Ayd›n Do¤an, Rifat Hisarc›kl›o¤lu, fiar›k Tara, Faruk Eczac›bafl›, Ferit fiahenk, Mehmet Emin Karamehmet, Turgay Ciner... ABD’nin iflbirlikçilik ödülü verdiklerinin nitelikleri bu örneklerle yeterince anlafl›lm›fl san›r›z. Amerika’ya hizmette hiçbir s›n›r yoktur. Siyasi, ekonomik, medya, her alanda efendilerine hizmet eder, karfl›l›¤›nda ödüllendirilerler. ABD Afganistan’a sald›r›r bunlar ABD’nin yan›ndad›r. Halk› aldatmak, Amerika’n›n savafl›na destek sa¤lamak için aç›klamalar yapar, medyalar›ndan yay›nlar yaparlar. F tipleri aç›l›r, bunlar F tiplerinin yan›ndad›r. F tiplerinin onlar›n düzeni sürsün diye yap›ld›¤›n› en iyi onlar bilir. Katliam› alk›fllar, meflrulaflt›rmak için kampanyalar açar, F tipi reklamlar› yaparlar. Ve dikkat edin, bunlar ayn› zamanda AB’cidir. TÜS‹AD olarak, medya olarak AB’nin en keskin savunucular› da bunlard›r. ‹KV’nin düzenledi¤i “sivil toplum deste¤i” flovlar›n›n esas organizatörleri bunlard›r. Savafllar›, katliamlar›, F tiplerini desteklerler, sonra da AB’ciliklerine “demokrasi, özgürlük” gibi k›l›flar geçirmeye çal›fl›rlar. Aç›k oynad›klar›nda ise gerçe¤i çok net ifade ederler; sermaye gelmesi için AB’ye girilmesi gerekti¤ini anlat›rlar. Her ne gerekçeyle olursa olsun, bunlarla yanyana gelenler, emperyalizmle yanyana geliyor demektir.

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

25


BA⁄IMSIZLIK ... DEMOKRAS‹ ... VE SOSYAL‹ZM ! “Devrimimiz, anti-emperyalist, anti-oligarflik bir devrim olacakt›r. 6 Tüm ezilen halk›n üzerindeki ekonomik ve siyasi bask›ya, sömürüye son verecek, 6 faflist devleti y›karak halk demokrasisini gerçeklefltirecek, 6 emperyalist iliflkilere son verecek, 6 ezilen uluslar› özgürlefltirecek ve 6 sosyalizmin inflaas›n›n önündeki engelleri kald›racakt›r.” Sosyalizm ölmüfltü... Ba¤›ms›zl›¤›n modas› geçmiflti... Demokrasi de zaten ABD ve AB taraf›ndan getirilecekti... Yani k›sacas›, u¤runa mücadele edilecek hiç bir de¤er ve hedef yoktu. Emperyalist propagandan›n son 12 y›l› böyle özetlenebilir. “ Ne kapitalizm, ne sosyalizm, üçüncü yol” teorileri vard›. ‹ngilteri Baflbakan› Blair’in savunuculu¤unu yapt›¤› bu teori, yeni-sömürgelerde de taraftar bulmufltu kendine. Bu teori de, hala kapitalizmi benimsememekte ›srar edenleri aldatman›n bir arac›yd›. Art›k kimse bunlar›n pek sözünü etmiyor.

Dünya gerçe¤i, ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için mücadeleyi yeniden güncellefltiriyor Karfl›-devrimci, emperyalist propagandan›n tozu duman› aras›ndan, yüzy›l›n gördü¤ü en büyük açl›k ve adaletsizlik ç›kt›... Açl›¤›n, iflsizli¤in rakamlar›, yüzy›l›n en üst boyutlar›na ulaflt›. “Yeni dünya düzeni, teröre karfl› savafl, uluslararas› bar›fl” propagandas›n›n alt›ndan, emperyalistlerin bugüne kadar gerçeklefltirdikleri en pervas›z sald›r›lar yüzünü gösterdi. Dünya gerçe¤i, modas› geçti denilenleri yeniden 26

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

halklar›n gündemine getirdi. Bütün dünyan›n “global bir köy” oldu¤u teorilerinin yald›zlar› döküldü, hemen tüm dünyada, flu veya bu biçimde “ba¤›ms›zl›k” sorunu tart›fl›l›yor. Sosyalizmin tasfiye edildi¤i ülkelerde, kapitalizmin getirdi¤i açl›k, iflsizlik, fuhufl, sosyalizmin öldü¤ünü dair teorilerin etkisini de azaltt›; onun bir alternatif oldu¤u yeniden gündemde. Emperyalizmin de¤iflti¤i, art›k dünyaya demokrasi ve insan haklar› götürece¤i, faflist diktatörlükleri tasfiye edece¤i teorisi de iflas etti. Sadece son bir aydaki geliflmelerde, emperyalizmin ‹srail’de, Venezüella’da, Kolambiya’da, Nepal’de faflist diktatörlükleri, katliamc›lar› desteklemeye devam etti¤i, hiç bir tart›flmaya yer b›rakmayacak aç›kl›kta görüldü. ‹flte bu yalanlar, demagojiler ve propagandalar ve gerçekler aras›nda, zulüm ve kan aras›nda, yolumuzu bulmak zorunday›z.

Sorunlar›m›z da¤lar gibi: 6 Türk halk›n›n ulusal onuru, emperyalistl müdahalecilik karfl›s›nda k›r›lm›fl, yerle bir olmufl durumda. Kürt halk›n›n ulusal onuru, emperyalizmin iflbirlikçilerinin bask› ve zulmüyle çi¤neniyor. 6 Hak ve özgürlükler, ülke çap›nda gasbedilmifl, ülkemiz, mevcut yasalardaki haklar›n bile ortadan kald›r›ld›¤› büyük bir F Tipine çevrilmifl durumda. Türkiye, iflkencecilerin katliamc›lar›n Susurlukçular›n özgür, halk›n yasakl› oldu¤u bir ülke haline getirilmifl. 6 Yoksulluk, iflsizlik, açl›k alm›fl bafl›n› gidiyor,


uygulanmakta olan ekonomik program, bunlar›n daha da artaca¤›n› gösteriyor; e¤itim, sa¤l›k, konut halk için art›k yararlan›labilir hizmetler olmaktan ç›km›fl veya ç›kmak üzere.

6 Fuhufl yay›l›yor, mafyac›l›k örümcek a¤› gibi her yan› sar›yor, uyuflturucu al›flkanl›¤› ortaokul ça¤›ndaki çocuklar›m›za kadar iniyor. Suç oranlar› art›yor. Yoz kültür egemenlik kuruyor.

Kim, nas›l çözebilir? 50 y›ld›r defalarca denenmifl, her iktidar olufllar›nda halk›n yoksullu¤unu daha da büyütmüfl, emperyalizme ba¤›ml›l›¤› daha da pekifltirmifl ve halk›n daha çok kan›n› dökmüfl siyasi partiler, hiç yüzleri k›zarmadan “biz hükümet olursak bu sorunlar› çözeriz” diyorlar. Mümkün mü? Besbelli ki, 70 milyon halktan kime sorulsa, bunun mümkün olmad›¤›n› söyleyecektir. Düzen partileri de, bu güvensizli¤in fark›ndad›r. Bu nedenle, halk›n baflka alternatifler aramas›n› engellemek için, uzunca bir süredir, “d›fl mihrakl›” bir alternatifi halk›n önüne umut diye koymufllard›r: “AB’ye girersek bu sorunlar çözülür” diyorlar. Peki bu mümkün mü? Hat›rlatal›m ki; Bugün AB’ye girifl konusunda nas›l büyük bir propaganda yap›l›yorsa, 1940’l› y›llar›n ikinci yar›s›ndaki Marshall ve Truman yard›mlar›nda da öyle olmufltu: “Sömürgelerin makus kaderine son verilecek... Hitler’in yak›p y›kt›klar› onar›lacakt›.”

“Küçük Amerika” olmaktan “Küçük Avrupa” olmaya m›? Gerçekte 1990’lar›n bafl›ndaki emperyalizme iliflkin propaganda ve demagojiler, 1950’lerde de oldukça yo¤un kullan›lm›flt›. ABD o gün de, muhtaç ülkelere, Afrika’n›n geri kalm›fl ülkelerine “refah bahfleden, uygarl›k götüren, demokrasi tafl›yan, ba¤›ms›zl›k veren” bir maskenin ard›ndan yürütüyordu ifllerini. O dönemin iktidar›n›n, Menderes’in de büyük bir flevkle kabul etti¤i “Dünyan›n her yerinde küçük Amerikalar yaratmak” slogan› da bu dönemin politikas›n›n slogan›yd›. ABD bu politikay› halen sürdürürken, Avrupa da “Avrupa Birli¤ini geniflletme” manevras›yla, bu politikaya ortak oldu. Her yeri Avrupal›laflt›racaklard›. ABD’nin küçük Amerikalar yaratmas› gibi, o da flimdi küçük Avrupa’lar yarat›yor. Ama her küçük Amerika, nas›l Amerikan tekellerinin ve genelkurmay›n›n çiftli¤i olduysa, AB’nin bir parças› olacak “küçük Avrupa”lar› bekleyen de odur. Menderes iflbirlikçiydi. Türkiye’yi “Küçük Amerika”ya çevirmek istemesi do¤ald›. Ama gelin görün ki, bugün “küçük Avrupa” yaratma politikas›n›n savunucular› aras›nda, demokrat, ilerici, yurtsever olduklar›n› söyleyenler de var. Ba¤›ms›zl›k ufkunun kararmas›, yeni bir kurtulufl savafl›na cüret edememe, Avrupa’n›n kuca¤›na at›yor onlar›. “Ne ABD, ne AB, Ba¤›ms›z Türkiye!” diyebilmenin anlam› iflte budur. Biz küçük Amerika olmay› da, küçük Avrupa olmay› da reddediyoruz. “Büyük Türkiye” deyip, Türkiye’yi emperyalizmin askeri üssü ve ekonomik çiftli¤i yapan sahte milliyetçili¤i de bu yüzden mahkum ediyoruz.

Ba¤›ms›zl›k ve demokrasi devrim sorunudur Çünkü, oligarflinin iktidar›, ba¤›ms›zl›¤› ve demokrasiyi yokeden, ç›karlar› emperyalizmle iflbirli¤inde ve faflizmi sürdürmekte olan bir iktidard›r. Baflka aç›dan söylersek, ba¤›ms›zl›¤›n ve demokrasinin önündeki esas engel, oligarflidir. Oligarflinin düzenine son vermek ise, bizim gibi bir ülkede, devrimsiz mümkün de¤ildir. Oligarfli, egemen s›n›f olarak iktidar› elinde tutarken, ne IMF’den, NATO’dan, ABD’den, AB’den kopmak mümkündür, ne de faflizmin zulmüne son vermek. Parlamento yoluyla oligarflinin saltanat›na son vermenin yollar› da kapal›d›r. En s›radan hak ve özgürlüklerin yok say›ld›¤›, en küçük bir konuda muhalefetin bile sindirilmeye çal›fl›ld›¤› bir ülkede, büEkmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

27


yük ve köklü de¤iflikliklerin “yasal” ve parlamento” yolundan olabilece¤ini savunmak zaten ya siyasi körlük, ya da düzen savunuculu¤undan baflka anlam tafl›maz. ‹flte bu nedenle ba¤›ms›zl›k ve demokrasinin yolunu açman›n, yani oligarflinin düzenine son vermenin tek yolu olarak devrim seçene¤i kalmaktad›r.

Ça¤›m›zda, kurtulufl, “Toplumsal kurtulufl” hedefiyle gerçekleflir Yeni-sömürgecilik, ba¤›ms›zl›¤›n bir bayrak ve ulusal marfltan ibaret hale getirilmesidir. Baflka deyiflle, göstermelik bir ba¤›ms›zl›kt›r sözkonusu olan. Yeni-sömürgecilik, ekonomik anlamda, “ulusal sanayileri destekleme”, “yard›m” ad› alt›nda ekonomik olarak sadece o ülkenin yeralt› kaynaklar›n› emperyalist ülkelere aktarmakla s›n›rl› olmayan, ülke içinde çarp›k-c›l›z bir montaj sanayisini de gelifltirerek, iç pazar› büyütüp sömürüsünü derinlefltirmeyi hedeflerken; siyasi anlamda da ulusal kurtulufl bilincinin, ba¤›ms›zl›k kavram›n›n çarp›t›lmas› gibi ideolojik bir yan da tafl›yordu. 1970’lerin bafl›nda devrimcilerin yükseltti¤i ba¤›ms›zl›k bayra¤›, iflte bu yeni-sömürgecilik ideolojisine karfl› yükseltilmifl bir bayrakt›r. Devrimciler, o zaman dediler ki, ba¤›ms›zl›k ve demokrasinin yolu, ulusal ve sosyal kurtulufltan geçer. Bu anlamda devrimci mücadele, bir yan›yla, ulusal ba¤›ms›zl›k hedefini içerdi¤i için “ulusal kurtuluflcu”dur; ama hedefi sadece ulusal ba¤›ms›zl›kla s›n›rl› olmad›¤›, esas olarak egemen s›n›flar›n iktidar›n› y›k›p halk›n iktidar›n› kurmay› hedefledi¤i için, sadece “ulusal kurtuluflcu”luk, devrimci alternatifi tan›mlamaya yetmez. 1920’lerdeki gibi, burjuvazinin veya küçükburjuvazinin önderli¤inde bir ulusal kurtuluflçuluk zaten bugün mümkün de¤ildir. Böyle bir ulusal ba¤›ms›zl›kç›l›¤›n halk kitlelerinin taleplerine cevap vermesi de mümkün de¤ildir.

Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizmin birbirine ba¤l›l›¤› Halk› aç, iflsiz b›rak›lan, ulusal ba¤›ms›zl›k ad›na herfleyin yokedilip emperyalist tekellerin talan›na aç›lan, ekmek ve özgürlük diyenlere zulmedilen bir ülke gerçe¤i içinde, halk›n sorunlar›n›n çözümü için;

6 Ba¤›ms›zl›k 6 Demokrasi 6 Sosyalizm 28

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

olmazsa, olmazlard›r. Ba¤›ms›zl›k, bunlar›n içinde güncel anlamda, rolü aç›s›ndan temel önemdedir. Çünkü bizim gibi ülkelerde demokrasi sorunu da ba¤›ms›zl›k sorununa ba¤l› hale gelmifltir. Ba¤›ms›z olmayan hiç bir ülkede, demokrasinin olmas› mümkün de¤ildir. Demokrasinin önündeki engel de emperyalizmdir. Ne var ki, ba¤›ms›zl›k ve en genel hatlar›yla demokrasiyi kurmufl olmak da, ülkeyi ve halk› tümüyle kurtulufla götürmüfl olmaz. Kapitalizmi tasfiye etmeyi düflünmeyen bir düzen, geçici bir süre ba¤›ms›zl›¤a sahip olsa da, sonuna kadar bunu sürdüremez; kapitalist bir devletin dönüp dolafl›p gidece¤i yer, tilkinin dönüp dolafl›p kürkçü dükkan›na gitmesi gibi, emperyalist sistemdir.

Tek sorun “iktidar› ele geçirmek” de¤ildir Her kim ki, iktidar› ele geçirmekten sözedip, mevcut düzeni de¤ifltirmekten sözetmiyorsa, o bir düzen savunucusudur. E¤er bunu yapan bir partiyse, düzen partisidir. E¤er sorun, halk›n ekonomik, siyasi, kültürel taleplerini cevaplamaksa, düzen de¤iflmek zorundad›r. ‹ktidar› almak, bu nedenle sadece bir bafllang›çt›r. Düzen partilerinin hemen tüm amac›, “iktidar› ele geçirmek”tir. Sonra yapaca¤› zaten bellidir! Devrimciler içinse, parti, sadece “iktidar› ele geçirme”nin arac› de¤ildir; onun misyonu, as›l ondan sonras›na dairdir; bu nedenle partiyi flöyle tan›ml›yoruz: “iktidar› ele al›p anti-emperyalist, anti-oligarflik halk devrimini kesintisiz devrim stratejisiyle s›n›fs›z topluma kadar götürebilen... kitlelere her flart alt›nda önderlik edebilecek ve sosyal dönüflümleri sa¤layabilecek bir örgüt...” Bu dönüflümler sa¤lanmad›¤›nda, yani halk›n iktidar› hayat›n her alan›na yay›l›p, sosyalizme do¤ru yönelinmedi¤inde, emperyalizm, burjuva ideolojisi ve kültürü, sömürücü s›n›flar›n karfl›-devrimci faaliyetleri, halk›n iktidar› için tehlike yaratmaya devam eder.

Sosyalizmin dünya halklar›na kazand›rd›klar› inkar edilemez! Emperyalist propaganda bir süreli¤ine de olsa, öyle bir hava yaratt› ki, sosyalizmi emperyalizmin a¤›r askeri ve ideolojik sald›r›s› alt›nda savunacak cüreti ve kararl›l›¤› gösteremeyenler, partilerinin adlar›n›, programlar›n›n hedef bölümlerini de¤ifltirdiler; sosyalizmi savunmaktan vazgeçmeyenler


bile, savunduklar›n› yüksek sesle dile getirmekte tereddüt eder hale geldiler. Her koflulda sosyalizmi savunmaya devam ettik. O hava da¤›lacakt›. Bundan emindik. Gerçekler üste ç›kacakt›. Böyle de oldu. Sosyalizm, insanl›¤a çok fley kazand›rm›flt›r. Bu, sosyalizmin en keskin düflmanlar›n›n bile yads›yamad›¤› bir gerçektir. Teorik, ideolojik aç›dan “Sosyalizmin tarihsel zorunlulu¤u”nu anlatmayaca¤›z burada. Sadece bu söylediklerimizin çok somut kan›t› olarak bir anlat›m aktarmakla yetinece¤iz. “Moskova'daki bir pazar›n önünde sigara satarken. dondurucu so¤u¤a, kat kat giyinerek direnmeye çal›flan 'babuflka'(nine) ya sosyalizm ya ölüm diyor "baflka türlü yaflayamam". Gözleri yafll› bu kad›n komünist partisinin militan bir üyesi de¤il, komünistleri desteklemesine destekliyor ama asl›nda sözlerinin ideolojik hiçbir içeri¤i de yok. O sadece 'eski güzel günler'e dönmek, bugün yaflad›¤› 'kabus'tan uyanmak istiyor... Onun gözünde sosyalizmin farkl› anlamlar› var. Sosyalizm demek, bu yaflta bir kaç ruble için dondurucu so¤ukta sigara satmak zorunda kalmamak, ilaç paras›n› nereden buca¤›n› düflünmemek, sokakta dikilece¤i gücü olmad›¤›nda kendisine kimin bakaca¤›n› merak etmemek demek. Onun sosyalizminin ideolojik bir yan› yok. O sadece kalan ömründe insanca yaflamak istiyor."(Milliyet, 1 Mart 1999) Gazeteci, yafll› Moskoval›’n›n sözlerinin “ideolojik bir içeri¤i yok” diyor, ama var. ‹deoloji de sonuçta bu zaten. ‹htiyar kad›n›n, gerçekte tüm dünya halklar›n›n istedi¤i ne; ‹nsanca yaflamak; sosyalizmin iflte bunun ideolojisidir. ‹nsan›n, insan eme¤inin en yüce de¤er say›ld›¤›... Sömürünün, bask›n›n, iflkencenin olmad›¤›... Sa¤l›ktan e¤itime, ulafl›ma, konuta kadar tüm temel ihtiyaçlar›n emekçilerin iktidarda oldu¤u sosyalist devlet taraf›ndan karfl›land›¤›... sömürücünün, soyguncunun yaflat›lmad›¤›... Halk›n de¤erlerinin, onurun, namusun yaflat›ld›¤›... insanlar›n sosyal, kültürel geliflimleri için her türlü imkan›n seferber edildi¤i... bir düzen!

Sosyalizm sihirli de¤nek de¤il, ama sosyalizmin bir sihri var Sosyalizm bir sihirli de¤nek de¤ildi. Ama sosyalizm gelifltikçe, sihiri de çok aç›k görülüyordu. 1 milyarl›k ülkelerin açl›k ve yoksulluk sorunu bu sihirle çözülmüfl, bu sihirle yüzlerce farkl› dilden, dinden halklar bir arada bar›fl içinde yaflat›labilmifl, bu sihirle en geliflmifl emperyalist ülkelerin sa¤layamad›¤› e¤itim, sa¤l›k, konut düzeyine ulafl›lm›flt›r. Halktan kopan, halk için demokrasiyi güdüklefltiren her ilerici, sosyalist iktidar, gerçekte kendini güçsüzlefltirir. SSCB’de, Do¤u Avrupa ülkelerinde olan da bir yerde budur. Bunlar, sosyalizmin baflar›s›zl›¤›n›n de¤il, sosyalizmin yeterince uygulanamamas›n›n sonuçlar›d›r. Sosyalizmin sihri, halk›n iktidar›nda, kat›l›m›nda, söz, karar hakk›ndad›r. Bunu en üst düzeyde baflarabilen iktidarlar, sosyalizmin sihirli gücüne de sahip olurlar. Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm, iflte bu sihire sahip olmak için izleyece¤imiz yoldur.

VE

YIKILIR YIKILACAK!

Bu düzen y›k›lmaz de¤il, y›k›l›r ve y›k›lacak!... ... Onlar›n halka sefalet, açl›k ve zulümden baflka verecekleri bir fley yoktur. Ama bizim bu sefalet, açl›k ve zulme son vererek kazanaca¤›m›z bir dünya var. ... Ve elbette, kazanaca¤›m›z ve kendi ellerimizle kuraca¤›m›z bu dünyan›n bedelini ödeyece¤iz. Emperyalistler ve bir avuç sömürücü az›nl›k, kan dökmeden düzenlerinden vazgeçmeyecektir. Kan›m›z›n dökülmemesi için kan da dökmek gerekecektir... Bizler yaflam›n en güzelini bilen ve yaflam› en çok sevenleriz ama, insanca, onurla yaflamak için bedel ödemekten kaç›nmayaca¤›z. Ve bu bedeller üzerinde yeni bir dünya kuraca¤›z. ... Emperyalizmin boyunduru¤u alt›nda olmayan, ülke topraklar›m›z›n sat›fla ç›kar›lmad›¤›, serbest pazara dönüflmedi¤i bir dünya için; Oligarfli ve emperyalistler için diktatörlü¤ün, üreten, yaratan, çal›flan her insan için özgürlü¤ün oldu¤u bir dünya için; Kürt ulusu üzerinde ulusal bask› ve asimilasyonun olmad›¤›, her iki ulusun ve ulusal az›nl›klar›n kardeflçe yaflad›¤› bir dünya için; ezilen dünya halklar›n›n kurtuluflu ve kardeflli¤i için; Üretimin ve sosyal hayat›n halk yarar›na örgütlendi¤i, sefaletin, iflsizli¤in olmad›¤› bir dünya için; Savafl›yoruz ve mutlaka kazanaca¤›z!... (Hakl›y›z Kazanaca¤›z’dan)

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

29


Bir kan›t daha: Emperyalizmin iflkence ve katliam kaseti Kaset herkesin bildi¤i gerçe¤i hayk›r›yor bir daha:

AMER‹KA KAT‹L KAT‹L ! Emperyalizm Afganistan’da... ‹flkence... Kay›p... Katliam... Da Orada! Kabil’de gizlice çekimi yap›lan bir kaset, emperyalizmin Afganistan’daki katliam›n›n yeni bir kan›t›, belgesi oldu. Bilinmeyen de¤ildi, tahmin edilmeyen de¤ildi. Guantanoma’da Afganl› esirlere tüm dünyan›n gözleri önünde pervas›zca iflkence, eziyet yapanlar›n, gözlerden ›rak Afganistan bozk›rlar›nda, hapishanelerinde neler yapabilecekleri tahmin etmek hiç de zor de¤ildi. Afganistan'›n Mezar'› fierif kentinde irlandal› belgesel film yap›mc›s› Jamie Doran taraf›ndan yap›lan gizli çekimlerin sonucunda haz›rlanan kaset, emperyalist katliamc›l›¤›n belgesi oldu.

Kasette emperyalizm var Kasetin ad›; Massacre At Mazar . Yani “Mezarda Katliam”. “Kasette konuflan bir görgü tan›¤›, bir Amerikan askerinin bir esirin boynunu k›rarak öldürdü¤ünü gördü¤ünü söyledi. Ayn› tan›¤a göre, bir baflka asker de bir Taliban esirin üzerine asit döktü.” “Bir baflka tan›k da, yüzlerce Taliban esirin, zorla çöle götürüldü¤ünü ve ›ss›z bir yerde hepsinin kurfluna dizildi¤ini belirtti. Bu s›rada, 30-40 kadar askerin de olay› kay›ts›z bir biçimde izledi¤ini sözlerine ekledi.” “‹nfaz›n, bir Amerikal› komutan›n emri üzerine yap›ld›¤› da kasette ifade ediliyor.” Kaset, Mezar-› fierifte binlerce Afganl›n›n “na-

“ÇA⁄DIfiI Taliban yönetimini” y›kmak için Afganistan’a girenlerin ÇA⁄DAfiLI⁄INA bak›n! “DEMOKRAS‹ fiAMP‹YONLARI”n›n, Afganistan’a götürdü¤ü DEMOKRAS‹YE bak›n! “TERÖR” diye operasyonlar›n› meflrulaflt›ranlar›n Afganistan’da ‘gözetti¤i’ ‹NSAN HAKLARINA bak›n! 30

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

s›l kurfluna dizildi¤ini, onlara nas›l iflkence edildi¤ini, gruplar halinde çöle götürülerek nas›l öldürüldüklerini, ard›ndan da toplu mezarlara gömüldüklerini” belgeliyor. Zin Kalesi ve fiibirgan Cezaevi'ndeki iflkence ve infazlar sonucu öldürülenlerin toplam say›s›n›n 3bin aras›nda oldu¤u tahmin ediliyor.

3 bin Kay›p! Aleni bir Katliam! Kasetin yap›mc›s› Jamie Doran, “kasetin Mezar-› fierif bölgesinde 3 bin kadar Taliban›n nas›l kayboldu¤u sorusuna da aç›kl›k getirebilece¤ini” söylüyor. Evet, 3 bin kay›p! Ço¤umuzun haberi yoktu belki bundan. Çünkü “dünya medyas›” denilen yalan makinas› 3 bin kay›ptan hiç sözetmedi. 60 devekuflunun ölümünü bafll›klara ç›karan, sahile vuran balinalar› manflet yapanlar, ÜÇ B‹N ‹NSANIN KAYBED‹LMES‹N‹ yazmad›lar. Cenk kalesi katliam›, tüm emperyalist sansüre ra¤men, dünyaya yans›yan az say›daki katliamdan biriydi. Bas›nda yer alan bilgilere göre, kasette, Cenk Kalesi'ndeki 800 esirin katledilifline dair de tan›kl›klar ve bilgiler yer al›yor. Cenk kalesi katliam›na iliflkin dile getirilen iddialardan biri flöyle: “Kalede isyan yaflanmad›¤›, Kale'dekilerin Özbek lider Kerimov karfl›t› olan Özbekistan ‹slami Hareketi'ne mensup gençlerden olufltu¤u... katliam›n Özbek lider Kerimov'a ABD'ye verdi¤i deste¤e karfl›l›k bir teflekkür amac›yla gerçeklefltirildi¤i” fleklinde.


Gerekçe ne olursa olsun, Cenk Kalesi katliam›nda, ne savafl kurallar›na, ne ulusal, ne uluslararas› hukuka uyulmad›¤›, ABD ve Afgan iflbirlikçilerinin aleni bir katliam› oldu¤u ve “hukuk hukuk...” diye dolaflan Avrupa emperyalist kurumlar›n›n da bu katliam karfl›s›nda sustuklar› gerçe¤i ortadad›r.

Kaseti, Avrupa Parlamentosu da ‹zledi... Ve çok flafl›rm›fl! Kaset, önce Berlin'deki Alman meclis binas›nda, aralar›nda insan haklar› örgütü yetkilileri, milletvekilleri ve akademisyenlerin de bulundu¤u grup taraf›ndan, ard›ndan da Avrupa Parlamentosu'nda seyredildi. “Massacre At Mazar adl› kaset Avrupa'da flok yaratt›” diye yazd› kimi gazeteler. fiok olacak, flafl›racak ne var? O kadar m› dünyadan habersizdi bu Avrupa Parlamentosu.

Falan ülkedeki kokoreç tüketimini biliyorlar ama Afganistan’daki katliamdan haberleri yoktu demek ki! Yoksa ABD’nin oraya gerçekten demokrasi götürdü¤ünü, bombalar yerine çiçekler att›¤›n›, katliamc›lar yerine mesela sa¤l›k uzmanlar› m› gönderdi¤ini san›yorlard›? Vah zavall›lar, nas›l da aldat›lm›fllar! Elli y›ld›r, Amerikan katliamlar› karfl›s›nda Avrupa’n›n tutumu böyledir. Seyrederler, tav›rs›z kal›rlar, sonra rapor haz›rlarlar. Ötesi olmaz. Çünkü benzer katliamlar›, onlarca sömürge ülkede, iflgal ettikleri ülkelerde kendileri de gerçeklefltirmifltir. Amerikan emperyalizmi dünya medyas›n› dev tekeller arac›l›¤›yla kontrol etse de, gerçek eninde sonunda, bir yoldan a盤a ç›k›yor. Afganistan’da da böyle oldu. Amerika’n›n KAT‹L kimli¤i, ve Avrupa’n›n SUÇ ORTAKLI⁄I tescillendi.

Bu Da Katliamc›lar›n Demokrasisi Aylard›r topland› toplanacak diye sözü edilen Afganistan geleneksel meclisi Loya Jirga sonunda topland›. “Ça¤d›fl›, anti-demokratik Taliban yönetimi” y›k›ld›, yerine “ça¤dafl, demokratik ve tekelci Unocal yönetimi” geldi. Loya Jirga’n›n sonucu k›saca böyle özetlenebilir. Afganistan’›n yüzlerce y›ll›k gelene¤e sahip bu meclisi, Afgan halk›n›n, hatta Afgan egemenlerinin iradesini yans›tan bir meclis de¤il, sadece iflbirlikçi yönetimin meflrulaflt›r›lmas›na yarayan bir alet oldu. Unocal Petrol flirketinin dan›flmanl›¤›n› yapan geçici Baflbakan Hamid Karzai, flimdi resmi-kal›c› baflbakan s›fat›n› ald›. ABD, Loya Jirga’da Karzai’nin d›fl›nda aday ç›kmamas› için tüm bask›, tehdit, flantaj yöntemlerine baflvurdu. Aday olaca¤›n› aç›klayan eski devlet baflkan› Burhaneddin Rabbani ve eski kral Zahir fiah yanl›lar› dahil, tüm adaylar çekilmek zorunda b›rak›ld›lar. Bine yak›n Loya Jirga delegesi, ABD’nin bu bask›lar›n› proteste ederek toplant›lardan çekildi. Bu noktada Loya Jirga Afgan afliretlerini temsil etme niteli¤ini bile büyük ölçüde kaybetti. Ama Amerika için bunlar›n hiç bir önemi yoktu. O kendi aday›n› bu meclis arac›l›¤›yla meflru-

laflt›racakt›. Sonuçta; Amerikan iflbirlikçili¤i, Afganistan yönetimine el koydu. Afganistan’a, krallarla, savafl a¤alar›yla, afliret reisleri ve tekellerin temsilcileriyle ABD’nin güdümünde demokrasi geldi!.. Daha geçenlerde Kolombiya’da devlet baflkanl›¤› seçimlerinde kontra örgütünün kurucusu ve eroin-kokain tüccar›n› destekleyen, Venezüella’da halk›n büyük çoü¤unlu¤unun destekledi¤i bir devlet baflkan›n› darbeyle devirip yerine en büyük h›rs›zlardan, doland›r›c›lardan birini devlet baflkan› yapmaya çal›flan, ‹srail’de fiaron’u destekleyip, Küba’da Castro’yu devirmeye çal›flan, hemen tüm tarihi boyunca da, onlarca ülkede cuntalar yap›p, katliamc›lar› destekleyen ABD’nin, Afganistan’a da baflka tür bir demokrasi getirmesi mümkün müydü?

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

31


ZULMÜN DUVARLARI VE “ÇÖZÜMLER‹” u “Geçici Filistin devleti” ya da baflka sahte çözümler; Filistin halk›n›n iradesinin olmad›¤› hiçbir “çözüm” çözüm de¤ildir. u Avrupa’n›n listeleri Filistin halk›n›n direniflinin meflrulu¤unu yokedemez. u Berlin duvar›n› y›kma törenleri yapanlar, ‹srail’in törenle örmeye bafllad›¤› duvar› y›kabilecek mi? Filistin sorununda “çözümler” tart›fl›l›yor. Kimi farkl›l›klarla birlikte temelde iki “çözüm” var. Birincisi Filistin halk›n›n çözümü; Filistin direniflle, intifadayla baflkenti Kudüs olan özgür ve ba¤›ms›z Filistin’i kuraca¤› diyor. Di¤er çözümlerin tümü özünde Amerikanc› Filistin’i, emperyalist sistemin parças› bir Filistin’i tart›fl›yor. Emperyalist ülkelerin D›fliflleri Bakanlar›n›n 13-14 Haziran’da Kanada’n›n Vhistler flehrinde yapt›¤› G-8 zirvesi sonras›nda “ortado¤u sorununa çözüm arad›k, tart›flt›k, ama anlaflamad›k” diye aç›kland›. G8’ler ancak ‘nas›l sindiririz, nas›l parselleriz’i tart›fl›r. Baflka “çözümler” de var. ‹srail’in bafldestekçisi Amerika bu kez de “geçici Filistin devleti”ni tart›flmaya ve tart›flt›rmaya bafllad›. Avrupa ise özünde Amerikanc› olan ikiyüzlü politikas›n› sürdürüyor. “Ortado¤u sorunu” Filistin halk›n›n iradesinin olmad›¤› hiçbir masada çözülemez. Bugüne kadar yaflananlar bunun ispat›d›r. Arafat’a bask› yaparak, terör uygulayarak, iflbirlikçi bir iktidar yaratarak ad›na “çözüm” diyerek bir statü oluflturulsa dahi bu gerçekte “çözüm”ü ifade etmeyecektir. Nitekim, bizim irademizi yok sayamazs›n›z, kendi kaderimizi biz belirleyece¤iz, iflgale, kuflatmaya son verece¤iz diyen Filistin halk›n›n direnifli ve feda eylemleri sürüyor. 18 Haziran’da gerçekleflen eylemde 19 ‹srailli öldü.

AVRUPA’NIN MASKES‹ DÜfiÜYOR FHKC ve El Aksa fiehitleri Tugay› Avrupa’n›n “terör örgütleri listesi”ne al›nd›. O da Amerika’n›n “çözümü”ne böyle destek veriyor. FHKC, sözcüsü Mahir El Tahir Beyrut’ta yapt›¤› aç›klamada; “AB’nin ‹srail yanl›s› oldu¤unu kan›tlad›¤›n›” söyledi. Tahrir, “AB bu karar yerine yasalardan ve BM sözleflmelerinden daha üstünmüfl gibi davranan ve Filistinlilere karfl› en i¤renç suçlar› iflleyen ‹srail’i k›namal›yd›” dedi. Filistin Enformasyon Bakan› Yasser Abed Rabbo 32

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

da karar› “adaletsiz” olarak de¤erlendirirken, Filistin Halk Kurtulufl Cephesi’nin listeye al›nmas›n›n nedenini de, FHKC’nin Filistin yönetimini oluflturan FKÖ’nün bir kolu olmas›ndan kaynakland›¤›n› söyledi. Avrupa’n›n bu karar› Filistin politikas›ndaki ikiyüzlülü¤ün maskelerinin de giderek indirildi¤inin bir göstergesidir. Bundan sonra s›ra Arafat’›n lideri oldu¤u El Fetih’e gelecektir. En genelde Filistin halk›n›n özgürlük ve iflgale karfl› ba¤›ms›zl›k direnifline “terör” denilmesi, özelde ise FHKC’ye, FKÖ’ye karfl› al›nan tav›r direk Filistin yönetimine verilen bir mesajd›r. ‹srail zulmüne destektir. Buna ra¤men Avrupa, “insan haklar›” flu bu demeye devam edecektir. Bu onun karakteridir. Her türlü zulmü destekler, sonra demokrasi, insan haklar› havarili¤ini de kimseye b›rakmaz.

ZULMÜN DUVARLARI Filistin halk›n›n direniflini yokedemeyen, feda eylemlerinin önüne geçemeyen ‹srail çaresiz. Çaresizlefltikçe zulmü art›r›yor, “misilleme”, “teröre karfl› savafl” diyerek iflgaller, tutuklamalar, katliamlar düzenliyor. Hiçbiri çaresizli¤ine çözüm olam›yor. fiimdi bulunan yeni “çözüm”ün ad› DUVAR. ‹srail Bat› fieria’ya duvar örmeye, törenle bafllad›. Bat› fieria’y› ikiye bölen projeye göre, Filistin topraklar› bir k›sm› yüksek beton duvarlarla, daha yayg›n bir bölüm de elektrikli tellerle çevrilecek. “Küresel” dünyan›n ortas›nda aç›k bir hapishane, ABD’nin, AB’nin, tüm uluslararas› kurumlar›n gözü önünde ve onay›yla yarat›l›yor. ‹flgal yetmedi, bütün halk hapsediliyor. Amerikanc› dünya düzeninin dün-


yaya ne getirmeyi öngördü¤ünü görmek için bu duvara bak›n. Amerika’n›n “duvar çekmek yanl›flt›r” demesi her zamanki dan›fl›kl› dö¤üflten baflka bir fley de¤ildir. Emperyalist sisteme direnenleri sindir, sindiremiyorsan yoket, onu da yapam›yorsun tecrit et. Emperyalist zulüm politikalar› bu süreçte ilk önce Filistin topraklar›nda deneniyor, baflar›l› oldukça baflka yerlerde de denenecektir.

BERL‹N DUVARINDAN BATI fiER‹A DUVARINA Berlin duvar› edebiyat› yapanlar, onu sosyalizmin simgesi olarak gösterenler; Bat› fieria duvar›n› niye görmüyorsunuz? O duvar neyin simgesi? Hani o duvar› kameralar›n önünde y›kanlar; Bat› fieria’daki duvara sald›rmayacak m›s›n›z? Tüm dünyan›n gözleri önünde terör uygulayan bir devletin zulüm duvarlar›n› y›kmak için flenlikler düzenleyecek misiniz? Yapmayacaklard›r, yapamazlar. Berlin duvar› kampanyalar› yapanlar emperyalistlerdi. Emperyalist propagandayla kitleleri aldatt›lar, özgürlük, kardefllik, demokrasi gibi kavramlar› kullanarak kimi “sol” kesimlerin de beyinlerini teslim ald›lar, zehirlediler, kendilerine hizmet eder hale getirdiler. Berlin Duvar›na çekiçler “özgürlük” 盤l›klar› ile vuruldu. Her sökülen tu¤la emperyalist sistemin özgürlü¤üne güç verdi. Dünya hakimiyetini ilan etmede bir ad›m daha atmas›n› sa¤lad›. Büyük bir yalan ve demagoji kampanyas›yla, halklar›n s›n›rs›z ve sömürüsüz bir dünyada yaflamas›n› savunan sosyalizme

‹fiGAL “RESM‹ KARAR” ‹srail devletinden ‘yeni’ bir karar; “Filistin yönetimi terörü durdurana kadar, Bat› fieria’daki Filistin kentlerini iflgal edece¤iz ve ç›kmayaca¤›z.” ‹flgalin resmi olarak itiraf edilmesinin d›fl›nda karar bir “yeni”lik tafl›m›yor. ‹srail iflgalin resmilefltirilmesindeki cüreti Amerika’dan, Avrupa’dan al›yor. Önce fiili olarak yaflama geçirdi, nab›z yoklad›, tepkileri ölçtü flimdi bir ad›m daha ileri giderek iflgali resmilefltirmeye bafll›yor. Gerekçe yine ayn›; “terör”. karfl› “özgürlük” savunucular› kesilenler, duvarlar›n y›k›lmas›ndan sözedenler flimdi ‹srail’in elektrikli tel örgülerinin, kanl› duvarlar›n›n yan›na bile yaklaflamaycaklard›r. Çünkü o duvarlar ve teller emperyalistlerin onay›yla infla ediliyor. Yar›n o duvar›n diplerinde, tel örgülerin elektrik ak›mlar›nda katledilecek Filistinlileri görmeyeceklerdir.

HALKIN ‹RADES‹ DUVAR TANIMAZ Özgürlü¤ü için ölümü yenen bir halk› engelleyebilecek hiçbir duvar, tel örgü yoktur. Teller, duvarlar da ‹srail’in “güvenlik sorunu”nu çözemez. Halk›n iradesini tan›mayan “çözümleri” dayatanlar kendisi de çözümsüz kalmaya mahkumdur. Tarihte zulüm iktidarlar›, beyler, paflalar çok duvarlar, setler ördüler egemenliklerini korumak için. O duvarlar saltanatlar›yla birlikte yerlebir oldu.

“Saddam’dan Sonra Hamaney ve Esad Uyku Uyuyamayacak” Bu tehdidin sahibi tahmin edilece¤i gibi bir Amerikal›, eski CIA baflkan› James Woolsey 14 Haziran tarihli Hürriyet’e konufluyor. Saddam’› devirmek için sanki daha önce yetkisizmifl gibi, CIA’ya darbe, suikast her türlü yasad›fl› yollar› kullanma yetkisi veren ABD, hedefin Irak ile s›n›rl› olmayaca¤›n› durmadan yineliyor. ‹ran, Suriye “demokrasiye geçmeleri” için, dünyada özgürlüklerin en büyük düflman› taraf›ndan tehdid ediliyor. Arap dünyas›n›n “demokrasiye geçmesinde” Türkiye’nin önemli oldu¤una da vurgu yap›yor CIA baflkan›. Bu “önem” nereden kaynaklan›yor? Amerika’n›n ortado¤u politikas›na her türlü deste¤i vermekten elbette. “Demokrasi” demagojileriyle Amerika’n›n istedi¤i Ortado¤u düzeni Türki-

ye ve ‹srail’in deste¤iyle flekillendirilmek isteniliyor. ‹ran, Irak, Suriye ve tüm Arap ülkelerine yürümeleri gereken yolu da gösteriyor CIA; “Türkiye gibi olun!” Nedir Türkiye gibi olmak? Demokrasi yalanlar›n› bir yana at›n, bu masala art›k kimsenin inand›¤› yoktur. Ortado¤u’da tek özgür ülkenin ‹srail oldu¤unu söyleyen kafa Türkiye’yi de demokrasi örne¤i gösterir elbette. Bunlar gerçeklerin gizlenmesi içindir. Gerçekte kastedilen; Amerika’n›n denetiminde, ABD’nin her istedi¤ini yapan, bölge ç›karlar› için kendi askerinin kan›n› dahi satan onursuz, kifliliksiz iktidarlar ve halklard›r. Direnmeyin, teslim olun, uflak olun deniyor. “Örnek ülke, model ülke” diyerek oligarflinin söyledi¤i de budur!

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

33


“B‹TERSE...” ‹srail; “Terör biterse Kudüs’ün çifte baflkent olmas› dahil bar›fl görüflmelerine haz›r›z...” Genelkurmay; “terör bitsin, dil konusunu da tart›fl›r›z...” Sami Türk; “ölüm orucu bitsin mutabakat yapaca¤›m... sempozyum düzenleyece¤im...” ‹srail D›fliflleri Bakanl›¤› Ortado¤u Sorumlusu Yaakov Keidar, “intihar sald›r›lar› ve terörün sona ermesi durumunda Kudüs'ün çifte baflkent olmas› da dahil olmak üzere her konuda bar›fl görüflmeleri için masaya oturmaya haz›r olduklar›n›” söyledi. (14 Haziran, Cumhuriyet) Bir yandan en vahfli terör politikalar›n› uygulayacaks›n, öte yandan halklar›n direnifline terör ad›n› verip, “terör bitsin...” demagojisiyle haklar›n› yoksayacaks›n. ‹srail’in masaya oturmaktan ne anlad›¤› bir yana, feda eylemleri gündeme gelmeden, ikinci intifada bafllamadan önce niye oturmam›fl o masaya? Oslo anlaflmas›nda oturdu ne oldu? Gerçekten ‹srail “her konuyu” tart›flmaya haz›r m›? Bar›fl m› istiyor? Cevaplar› tart›fl›lmayacak kadar alenidir. Halk›n direniflini k›rman›n, kendi içinde bölüp parçalaman›n, dünyay› “bak›n biz ne kadar uzlaflmadan yanay›z” yalan›na inandarman›n oyunudur bu. Sadece ‹srail’e özgü de¤il, tüm egemenlerin, emperyalistlerin kulland›¤› bir politikad›r. “Biterse...” oyunlar›n›n, “çocuk aldatma oyunu” oldu¤unu görmek içinse siyaset, strateji, taktik bilmeye de gerek yoktur. Taktik aleni olmas›na ra¤men, inanmaya haz›r olan muhataplar da bulunmaz de¤ildir. Halklar›n gücüne, kendi gücüne güvenmeyen, emperyalizme, iflbirlikçisi iktidarlar› do¤ru tahlil edemeyenler kendi yokolufllar›n› da bu yalana inanarak, ya da inan›yor gözüküp takiyye yapmaya çal›flarak kendi elleriyle haz›rlarlar. “Terör biterse....” yalan›yla bafllayan bu takti¤i ülkemizden de çok iyi tan›r›z, ony›llarca do¤uda Kürt halk›na karfl›, bütün Türkiye’de halk›n taleplerine karfl› kullan›ld› ve halen de kullan›l›yor.

TÜRK‹YE’DEN “B‹TERSE...” MASALLARI ‹srail’in bu “takti¤i” yaz›m›z›n spotunda özetledi¤imiz gibi oligarfli taraf›ndan da çeflitli biçimlerde kullan›lagelmifltir. Katliamc›l›klar› gibi politikalar›, taktikleri, kafa yap›lar› 34

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

ve demagojileri de ayn›d›r. Çünkü ak›l hocalar› ayn›d›r; Amerika. Siz buna oligarflinin Osmanl›dan devrald›¤› miras› da ekleyin, karfl›n›za ç›kan tablo; aldatma, hile, yalan, oyalama, demagoji, bask› ve terördür. Sami Türk, “ölüm orucu bitsin...” diye bafllayan cümlelerle ne vaatlerde bulunmad› ki; 9 Aral›k’da “ölüm orucu biterse...” mutabakat yapacakt›; 10 gün sonra katliam yapt›. Ayn› yalana bu kez de “bitsin... sempozyum yapaca¤›m...” diye devam ediyor. ‹nanmaya haz›r olanlar katliamc› bir kafaya o gün de inanm›fl, “b›rak›n” demiflti, bugün de “b›rak›lsayd›...” diyorlar. Yap›l›nca ne olaca¤› malum “sempozyum” masallar›yla “b›rak›n” ça¤r›lar›n› yineliyorlar. Bir baflka örnek, oligarflinin kürt halk›na yönelik politikas›nda y›llarca kullan›ld› ve halen kullan›l›yor. Genelkurmay “do¤uda terör bitsin demokratik geliflmeler ancak o zaman olur” masallar›n› anlatt›. Bask›y›, iflkenceyi, katliamlar›n›, köy yakmalar›, tecavüzleri, kulak kesmeleri bu yalan›n ard›nda sürdürdü, meflrulaflt›rmaya çal›flt›. “Terör” dedi¤i, silahl› mücadeleydi. Bugün silahl› mücadele yok; ne de¤iflti? Bat›da demokratiklik mi vard› ki, do¤uda bir fley de¤iflsin? Elbette de¤iflen bir fley olmad›, olamazd›. Ama oligarfli kendine yeni “terör” demagojileri, yeni gerekçeler bulmakta gecikmedi; “terör” bitmemiflti, “terör örgütü siyasallaflmak istiyordu.” Bu defa bu demagojiyle Kürt halk›n›n taleplerini ezme, yoketme, yoksayma politikas› sürüyor. Kürt halk› dilini, kültürünü mü istiyor; oligarflinin cevab› haz›r, “terör bitsin, dil sorununu da tart›fl›r›z”. “‹dam kalks›n” m› deniyor; ayn› taktik yine devreye giriyor, “terör bitsin..” Bir yandan iflkenceler, kaybetmeler, bask›lar, Ohal ve fiili Ohal uygulamalar› tüm h›z›yla sürüyor. Söylenenin özü fludur; örgütlü olmayacaks›n›z, direnmeyeceksiniz, hak ve özgürlüklerimiz demeyeceksiniz, ben ne verirsem ona raz› olacaks›n›z. Halk›n hak ve özgürlüklerinin karfl›s›na “bitsin...” masallar›yla ç›kmak büyük bir aldatma ve yaland›r.


Tabelalar›n Yazd›¤› Demokratik Sol Parti

Milliyetçi Hareket Partisi

Anavatan Partisi

Cumhuriyetçi Halk Partisi

Özgürlük ve Dayan›flma Partisi

Do¤ru Yol Partisi

Ayd›nl›k ve Kalk›nma Partisi

Gerçe¤in Söyledi¤i

Demokratik... Sol... Do¤ru Yol... Özgürlük... Dayan›flma... Demokrasi... Milliyetçi... Liberal... Halk... Emek.. Millet... Adalet... Cumhuriyet... Saadet... Sosyalist... Komünist... Ayd›nl›k Türkiye... Büyük Türkiye... Türkiyem... Bunlar›n hepsi mevcut partilerin tabelalar›nda yazan s›fatlardan, isimlerden bir kaç›. Peki kaç›, bu s›fatlar›n ve isimlerin tam karfl›l›¤›n› veriyor diye sorarsan›z, buna rahatl›kla “Hiçbiri” diye cevap verilebilir. Hiçbiri; çünkü, düzenin asli partileri, MGK-IMF programlar›yla, muhalif partiler de, düzenin görünür ve görünmez yasalar›yla çizilen bir çemberin içine hapsedilmifl durumdad›rlar. Parti adlar›, kitlelerin özlemlerini, taleplerini dile getirir bir biçimde. Ama bu düzen, bu taleplerin hiçbirinin karfl›lanmas›na izin vermez. ‹flte bu çeliflkili durumun sonucunda ortaya ç›kan tablo fludur: Bu s›fatlarla, partilerin yapt›klar›n› yanyana koydu¤unuzda, eksiksiz bir “‹K‹YÜZLÜLÜK” tablosu elde edilir. * ‹sminde “Demokratik” s›fat›n› kullanan parti, belki Türkiye’nin en anti-demokratik partisi hüviyetini tafl›yor. Tabelas›ndaki s›fatlardan biri olarak “Dayan›flma”y› kullanan sol bir parti, solda dayan›flmadan en uzak kesim durumundad›r. “Anavatan” ismini tafl›yan parti, emperyalistlerin vatana girece¤i kap›lar› ard›na kadar açan parti olarak Türkiye tarihine geçmifltir. Türkiye’de “milliyetçi” s›fat›n› tafl›yan tek partinin, iktidarda oldu¤u dönem, Türkiye’nin efli görülmemifl

biçimde sömürgelefltirildi¤i, ülke yönetiminin IMF karfl›s›nda uflaklaflt›r›ld›¤› bir dönem oldu. Türkiye’de yasal olarak “komünist” ismini alan tek parti olan bir parti, Genelkurmay paraleline giren ilk komünist parti olma ünvan›n› da tafl›yordu. “Büyük Birlik” ismini partilerine isim olarak seçenler, tarihin cilvesine ve siyasetin flu ikiyüzlülü¤üne bak›n ki, bu topraklarda halk›n bölünüp birbirine düflürülmesinin en ac› örnekleri olan Marafl katliam›n›n yarat›c›lar›yd›. “Do¤ru” s›fat›, yalanc›l›kta tüm burjuva liderlerini geride b›rakan bir kad›n›n partisinin ad›yd›. Kendilerine koyacaklar› en yerinde isim “genelkurmay partisi” olan bir grup, ilginçtir ki, “iflçi partisi” tabelas›n› asm›flt› parti binalar›n›n önüne. “Halkç›” s›fat›n› tafl›yan partinin iktidar orta¤› oldu¤u dönem, bu ülkeye en fazla infaz ve faili meçhulün yap›ld›¤› dönem olarak geçecekti... * Tabelalar, ayn› zamanda birer MASKE’dir. O maskenin ard›nda baflka politikalar, ç›karlar vard›r. Tabelada halk der, patronlar için çal›fl›r. Tabelada ba¤›ms›zl›k der, IMF’ye uflakl›k eder. Sol der tabelada, sa¤’d›r. Tabelalar, ki ayn› zamanda, bir REKLAM ögesidirler. ‹çindeki ürünün ambalajda yazd›¤› gibi olup olmayaca¤›n›n hiç bir garantisi yoktur. Onlar› test edece¤iniz tek yer, koltuklar›d›r. Tabelalar, tüm flatafatl›, iddial› hallerine ra¤men, “çare seçim de¤il” sözünün de bir kan›t›d›rlar. Onlarca y›l “Adalet Partisi” yönetir, adaletin zerresi olmaz, onlarca y›l halk partisi yönetir, halk›n yüzü gülmez. Böyledir. Böyle oldu¤u için, her tabela, üzerinde yazan›n, bu düzen içinde mümkün olamayaca¤›n›, onu sadece kitlelerin oylar›n› tavlama arac› olarak kulland›klar›n› anlat›r.

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

35


ARACISIZ YÖNET‹M Dünya Bankas› taraf›ndan Türkiye’de Yat›r›m ve Promosyon Ajans› kuruldu. Ajans, “politikac›lar›n etkisinden ar›nd›r›lm›fl, yabanc› sermayeye ortam› haz›rlama” iflini görecek. K›saca emperyalist tekellerin yolunu düzleyecek kurumlardan bir tanesi, ama sonuncusu olmayaca¤› kesindir. Sonuncusu olmayacakt›r, çünkü emperyalistler Türkiye’yi ekonomi yönetimi, bürokrasi, hukuk her alanda ç›karlar›na göre yeniden flekillendiriyor. fiekillendirme sürecektir. En büyük ad›m› uluslararas› Tahkim’le at›lan, ülkemizi emperyalist tekellerin talan›na açarak bafllayan süreç, ad›m ad›m tekellere ba¤l› teknik yönetimin oluflturulmas›na gelifltirildi. Emperyalist tekeller, girdi¤i ülkelerin ekonomisini kendi eline almak istiyor, ekonomiyi elinde tutan›n siyasetinden ordusuna kadar her fleyi yönlendirece¤i de aç›kt›r. Tekeller bunun için düzenlemeler yap›yor. IMF ve Dünya Bankas› gibi kurumlar› arac›l›¤›yla üst kurullar, BDDK ve benzeri düzenlemelerle oligarflinin siyasi iktidar› ad›m ad›m tekellere iliflkin karar ve tasarruf hakk›n› kaybediyorlar. Yat›r›m ve Promosyon Ajans› da bu düzenlemenin ad›mlar›ndan biridir.

“IMF B‹Z‹M ‹Ç‹N TÜRK‹YE’Y‹ SATIN ALDI” Bir Amerikan TV’sinde “IMF bizim için Türkiye’yi sat›n ald›, her istedi¤imizi yapar” diyen Amerikal›, belki de özellikle Irak operasyonunu kastediyordu. Ama bu sözün anlatt›¤› gerçek, ne sadece Irak ile s›n›rl›d›r, ne de tek bafl›na askeri konularla ilgilidir. “Sat›n alma”, emperyalistlerin iflbirlikçi iktidara her istedi¤ini emir-talimatla yapt›rman›n da ötesinde, sistemi yeniden yap›land›rmas›yla, yönetimi kendi eline almas›yla daha bir anlam kazan›yor ve yerine oturuyor. “IMF’nin iste¤i... AB’nin flartlar›... Amerika’n›n olmazsa olmazlar›... Dünya Bankas›’n›n kredi flartlar›... niyet mektubunda verilen sözler...” vb. vb. ifadelerle gerekçelendirilen onlarca yasal, mali, idari düzenleme emperyalist sistemin, Türkiye’yi uluslararas› sermayenin ser36

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

bestçe hareket edece¤i, devlet ve kamu denetiminin ortadan kalkarak i¤neden ipli¤e her fleyin uluslaras› tekeller taraf›ndan belirlendi¤i ve denetlendi¤i bir ülke haline getirmenin ad›mlar›d›r. Ekonomisi, siyaseti, ordusu teslim al›nan Türkiye, IMF arac›l›¤›yla emperyalist sermayenin iletti¤i tüm bu düzenlemeleri yerine getirmek durumundad›r, aksi, kredilerin kesilmesi demektir. Bunun anlam› da sistemin ayakta duramaz hale gelmesidir.

“‹P‹N UCUNU KAÇIRDIK” Yukar›da özetledi¤imiz tablo ile yap›lan ve devletin yeniden organize edilmesiyle flekillenen, bizzat uluslararas› sermayenin atad›¤› bürokratlar arac›l›¤›yla ülkeyi yönetir, denetler duruma gelmesidir. Kemal Dervifl bu düzenlemeleri yapmas› için atand›. Bu denetim ve yönetimi nas›l yapt›¤›n› daha iyi anlamak için; bir süre önce IMF’nin emireri Ecevit’in dahi, “denetleyemiyoruz... ‹pin ucunu kaç›rd›k” diye feryat etti¤i, ancak Kemal Dervifl’in IMF ad›na devreye girerek, IMF’nin bu konuda çok ciddi oldu¤unu söylemesi üzerine teslim oldu¤u ‘Üst Kurullar’›n nas›l iflledi¤ine ve ne ifle yarad›¤›na bakal›m. ‘Üst Kurullar’›n geçmifli esasen 1981’lere dayan›r. ‹lk kurulan ‘Üst Kurul” Sermaye Piyasas› Kurulu’dur. (SPK) Bunu, RTÜK, Rekabet Kurulu, Bankac›l›k Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), Telekomünikasyon Kurulu, Enerji Piyasas› Düzenleme Kurulu, fieker Kurulu, Tütün Kurulu, Kamu ‹hale Üst Kurulu izledi. Yetkileri son düzenlemelerle birlikte gittikçe


art›r›ld›. Ve Ecevit’in “denetleyemiyoruz” feryatlar›na kadar dayand›. Üst Kurullar bunlarla da s›n›rl› kalmayacakt›r. Her ç›kar›lan yasal düzenleme ile birlikte o sektöre ait bir üst kurul da çal›flmaya bafll›yor. Örne¤in Petrol Yasas› m› ç›kacak, ad› farkl› da olsa, Petrol Kurulu da çal›flmaya bafllam›fl demektir. Demek ki, flu bu yasas› diye ç›kar›lan her yasada o alan› tekellerin tümüyle denetime ald›¤›n› anlamal›y›z.

BÜTÜN YÖNET‹M EMPERYAL‹ST TEKELLERE ! Toplumsal, iktisadi her alanda oluflturulan üst kurullar›n “ba¤›ms›z denetimi” getirdi¤i yalan›yla halk aldat›lmak isteniyor. Gerçekte ise, düzen partilerinin niteli¤inden ba¤›ms›z olarak, seçilmifllerin denetimi yerine, kamuyu, iktisad› tekeller denetimi alt›na al›yor.

“Baflkan Reagan bize, Üçüncü Dünya’y› kapitalizmin çark›n›n serbestçe dönece¤i yeni bir alan yapmam›z konusunda s›k› bir talimat vermiflti. ‹flte bu amaca ulaflabilmek için biz, 1983-1988 YILLARI ARASINDA LAT‹N AMER‹KA VE AFR‹KA’DA ALÇAKÇA, EKONOM‹K B‹R TIMARHANE YARATTIK” “IMF’nin görevi, yoksul ülkelerdeki ekonomi olaylar›n›n, Bat›’n›n geliflmifl ekonomilerinin yarar›na olacak biçimde yönlendirilmesi ve yönetilmesidir. “IMF’ye göre... bir ülkenin büyümesi için halk› unutmak gerekir. “IMF... çok genifl ölçüde diyebilece¤imiz istatistiki sahtekarl›¤a baflvurmufltur. Bu sahtekarl›¤›n amac›, o ülkede y›k›ma yol açan ekonomik önlemlerin gereklili¤ini kan›tlamakt›r. “Dünyan›n hiç bir hükümeti, IMF’nin yap›sal uyum program›n› uygulayarak ülkesini kalk›nd›ramam›flt›r. “IMF, kölelefltirdi¤i hükümetlerle iflbirli¤i yaparak politikalar›na karfl› ç›kmaya cüret eden insanlar› bast›rma yoluna gider...” (IMF görevlisi Davison Budhoo)

Yeniden düzenlenen Genel Muhasebe Kanunu ile devlet yap›s› yeniden flekillendiriliyor ve yeniden yetki ve sorumluluklar belirleniyor. Üst kurullara atanan kiflileri belirleyen özel sermayedir, emperyalist tekellerin iflbirlikçileridir. Yani örne¤in, Koçlar, Sabanc›lar kendi adamlar›n› bu kurullara veriyor ve o alanda piyasay› belirliyor. Elbetteki bu belirleme iflbirli¤i yapt›klar› emperyalist sermayeden ba¤›ms›z de¤il, tersine onlar›n istekleri do¤rultusunda bir belirlemedir. Kurul üyeleri hiçbir cezai, hukuki yapt›r›ma tabi olmad›klar› gibi, kendi maafllar› dahil olmak üzere, yetkili olduklar› alanda her fleyi belirleyecek yetkilere sahipler. Atanm›fl kifliler olmas›na ra¤men, ‹hale Yasas›’na tabi olmad›klar› için, ekonomik bir suç durumunda ne yarg›lanmalar› mümkün, ne de IMF’nin bilgisi ve onay› d›fl›nda görevden al›nabilmeleri. Belirtti¤imiz gibi, “seçilmifl” siyasetçiler, yani devleti yönetiyor görünenler, bu üst kurullar› hiçbir flekilde denetleme yetkisine de sahip de¤iller, yetki alanlar›nda ekonomi politikalar› belirleme yetkisine de. Klasik olarak bilinen Say›fltay denetimi yok, (nas›l denetledi¤i ayr› bir konu) paralar›n nereye gitti¤ini, nas›l harcand›¤›n› denetleyen herhangibir mekanizma yok. Merkez Bankas› para politikas›n›, BDDK hangi bankaya el konulaca¤›n›, fleker ve tütün üst kurullar› fleker, tütün fiyatlar›ndan ne kadar ekilip ekilmeyece¤ini belirliyor. Bir baflkas› hangi K‹T’in nas›l özellefltirilece¤ine karar veriyor. Akla gelen ve sorulmas› gereken soru flu; bu üst kurullar neye göre ve kimin ç›kar›na göre belirleyecek bunlar›? Cevap, üst kurullar da “ciddi” oldu¤u uyar›s›n› yapan IMF’nin temsil etti¤i emperyalist sermayedir. Onlar›n iflbirlikçisi tekeller de pastadan kendilerine verilen pay› alarak bu sistemden kar edenler aras›nda yeralmaktad›rlar. Üst kurullar arac›l›¤›yla sermayeye kaynak transferleri hiçbir denetime tabi tutulmadan yap›labilmektedir. “Devleti küçültme” flovlar›yla yap›lan ve onbinlerce emekçinin bölge müdürlüklerinden, K‹T’lerden at›lmas›na neden olan düzenlemeler, esas›nda küçültmek bir yana, kurullar arac›l›¤›yla kamuda tekellerin denetim sa¤lamas›n›n düzenlemeleridir. Parlamento, iktidarlar devred›fl› b›rak›larak, seçim hesaplar› vb. nedenlerle tekellerin isteklerine karfl› olas› ç›kar›lacak ‘güçlükler’ daha bafltan bertaraf ediliyor. IMF’nin “ciddi” olmas›n›n alt›nda yatan da bu nedendir. Nitekim, IMF’nin tüm isteklerini yerine getirmesine ra¤men, tütün, fleker, enerji gibi üst kurullara yap›lacak Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

37


atamalarda yaflanan tart›flmalar bunun göstergeleridir.

HER ‹STEK, DAHA FAZLA SÖMÜRGELEfiME Kapitalist sistemin içinde oldukça emperyalist tekellerin yönetmesi kaç›n›lmazd›r. Gizli, sakl› yap›lm›yor bu düzenlemeler. ‹ktidarlar, tekeller ve onlar›n sözcüleri televole ekonomistleri, medya gerçekleri ne kadar tersinden anlat›yor olursa olsun, sömürgeleflmede at›lan ad›mlar alenidir. Ad›m ad›m sömürge ülkeler bu noktaya getiriliyor. Önce borç-yard›m ad›yla ba¤›ml›laflt›r›l›yor, sonra kredilerle bu süreç gelifltiriliyor, ülke borcun faizini ödemekte zorlan›r duruma geldi¤inde, kredi muslu¤u s›k›larak daha a¤›r koflullar dayat›l›yor. Ya kabul edeceksiniz, ya da kredi yok diyor emperyalistler. Kapitalist sistemden kopamayan, böyle bir niteli¤e sahip olmayan uflak iktidarlar dayat›lan tüm koflullar› yerine getiriyor. Buna ra¤men tekeller iflbirlikçilerine güvenmiyor; nerede ne yapaca¤›, k›rk türlü hesapla kredileri baflka alanlara aktar›p aktarmayaca¤› belli olmayan bürokratlar, siyasetçiler yerine, verdi¤i paran›n nerede kullan›laca¤›na kendisi karar vermekle kalm›yor, ekonomi politikay› prati¤e geçiren bürokrasi çark›n› da kendine ba¤l› olarak yeniden oluflturuyor. Üst kurullarda yeralanlar, nüfus cüzdanlar›nda ne yazarsa yazs›n, esas olarak yabanc› sermayenin maafll› memurlar›d›r. Ülkemizde yaflanan durumun özeti budur. IMF’nin, Avrupa’n›n, Amerika’n›n ya da ad› baflka baflka olan emperyalist kurumun hiçbir iste¤i masum, halk›m›z›n en küçük ç›kar›na de¤ildir. Onlar›n her iste¤i bizim kapitalizmin azg›n çarklar› aras›na daha fazla girmemiz demektir. Her istekleri bizim iflsizli¤imiz, yoksullu¤umuz demektir. 38

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

Ba¤›ms›z Türkiye

Afganl› için Türkiye ne? Aylard›r tart›fl›lan Afganistan’daki askeri gücün, ISAF’›n komutanl›¤› düzenlenen törenle resmen Türkiye’ye geçti. Medya ‹ngiltere milli marfl›n›n ard›ndan ISAF karargah›na çekilen Türkiye bayra¤›n›n görüntülerini istiklal marfl› eflli¤inde canl› yay›nlad›. ISAF komutan› olan Tu¤general Zorlu, Türkiye’nin lider ülke oldu¤unu anlatt› ‘gururla”, Afgan halk›n›n askerimize ne kadar s›cak davrand›¤›n›n görüntüleri kaplad› medya kanallar›n›... B›rak›n bu masallar›! Kimse ne kendini aldats›n, ne dünyay› aptal zannetmesin, kendini aptal yerine koysun; bir an kendinizi bir Afganl›n›n yerinde düflünün sonra dönüp Türkiye’nin konumunda bir ülkenin askerlerine bak›n; ne ifade ederdi sizin için? ‹flgalci emperyalist güçler ad›na paral› askerlik yapan bir tafleron. Yok Afganl› sevinmifl de, yok lider ülkeymifl de, Türkiye’nin ne kadar önemli oldu¤u kavranm›fl da... Ünlü spekülatör Soros “Türkiye’nin en iyi ihraç mal› ordudur” sözünü durduk yerde mi söyledi? “Milli ordu” Soros’a neden tek bir cevap vermedi? Nas›l versin, ne desin? Silahlar Amerika’dan, e¤itim ‹srail’den, NATO’ya göbekten ba¤l›, kime ne diyebilir? Ama halka, devrimcilere gelince diri diri yakmas›n›, emperyalistlerin silahlar› ve e¤itimiyle katletmesini bilir. Güvenlik, bölünmez bütünlük der katleder, terör der katleder. Sonra gelsin tafleronluk. Sadece Afganl›n›n de¤il, tüm dünyan›n gözünde Türkiye, askerini satan bir taflerondur. Emperyalist medya dahi yazd›. Aylar öncesinden, flu flu ülkelerin askerleri bizim için savafl›r diye teorileri yap›ld› emperyalist karargahlarda. Türkiye en baflta say›ld› o ülkeler aras›nda. Pazarl›klar gözler önünde yap›ld›; flu kadar para isteriz, bu kadar›n› peflin isteriz diyen bu iktidar de¤il mi? Tafleron komutan görevi devrald›. Tafleron ordu’nun Genelkurmay baflkan› Gürcistan gezileriyle, devletin bafl› Sezer Türki Cumhuriyetlerinde ve Ortado¤uda tafleronluk turlar›nda... Tafleron devlete bak›n!


KUPA VE ULUSAL BAfiARI Türkiye dünya kupas›nda tur atlarken, Elektiri¤e zam yap›ld› Akaryak›ta zam yap›ld› Taksim’de, K›z›lay’da kutlamalar yap›l›rken, IMF’ye yeni niyet mektubu verildi Yabanc› sermayeye her türlü imtiyaz› tan›yacak yeni tasar›lar haz›rland› Herkes futboldaki baflar›yla meflgulken, Futbol Federasyonu Baflkan› Haluk Ulusoy’un, faflist mafyac›, Susurlukçular›n orta¤› Sedat Peker’in gecesinde ne ifli oldu¤u sorusu araya kaynad› Baflar› güzel bir fley. Bunca adaletsizli¤in kötülü¤ün ortas›nda halk›n mutlu olacak bir fleyinin olmas› güzel Ama bu güzelli¤i ve mutlulu¤u bile, -aynen ülkemizdeki IMF’ci iktidar›n yapt›¤› gibi- halk› daha fazla sömürmenin, uyuflturman›n arac› olarak kullanmak, dünyan›n en alçakça politikalar›ndan biridir. Futbol gibi dünya çap›nda bir arac›, halklar›n kardeflli¤inin arac› yapmak varken, flovenizmin arac› olarak kullanmak, dünyan›n en sinsi politikalar›ndan biridir. Emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin karfl›s›nda, ezilmekten, itilip kak›lmaktan b›km›fl bir halk, zafer istiyor, baflar› istiyor; hakk›d›r.

Bizi baflar›s›zl›klara mahkum eden, bizi ulusal onuru, gururu k›r›k hale getiren, k›rk y›lda bir ortaya ç›kan dünya kupas› baflar›s› üzerine hamasi nutuklar atanlardan baflkas› de¤ildir. Zafer, bunlardan kurtulmakt›r. Emperyalistleri baflka alanlarda dize getirece¤imiz nice zaferlere Türkiye!

Büro Çal›flan›m›z Gözalt›na Al›nd› Dergimize yönelik bask›lar devam ediyor. 16 Haziran günü arkadafllar›yla pikni¤e giden, ‹zmir büro çal›flan›m›z Dursun Göktafl polis taraf›ndan uydurma gerekçelerle gözalt›na al›nd›. Dergimizin sat›fl›ndan elde edilen paralar›, “örgüt ad›na para topluyor” diye göstermeye çal›flan ‹zmir polisi, çal›flan›m›za, gözalt›nda fiziki ve psikolojik iflkence yaparak zorla ifade imzalatmaya çal›flt›. Dursun Göktafl ertesi gün ç›kar›ld›¤› ‹zmir DGM savc›l›¤› taraf›ndan serbest b›rak›ld›.

Ç‹ZG‹YLE

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

39


F Tip’li “Demokratik Türkiye” Tarifi Sola “Büyük Politika” Dersleri HADEP, 1 Eylül’e kadar sürecek bir kampanya bafllatt›. Kampanyan›n ad› “Demokratik Türkiye ‹çin Bir ‹mza”. Kampanya için, yani “Türkiye’nin demokratiklefltirilmesi” için 10 talep tesbit edilmifl, kampanya bu talepler do¤rultusunda sürdürülecek. ‹dam›n kald›r›lmas›ndan, OHAL’e son verilmesi, genel af ç›kar›lmas›, 82 Anayasas›n›n de¤ifltirilmesi, köye geri dönüflün sa¤lanmas›, faili meçhullerin ayd›nlat›lmas›, partiler ve seçim kanununda de¤ifliklik yap›lmas›, YÖK’ün la¤vedilmesi, emekçilerin örgütlülü¤üne yönelik s›n›rlamalar›n kald›r›lmas›, kültürlere ve dillere özgürlük tan›nmas›na kadar uzanan bu talep listesi, devrimci, demokrat herkesin savunabilece¤i maddelerden olufluyor. Ama taleplerin bu niteli¤ine karfl›n, taleplerin “terkibinde” (bilefliminde) bir sorun var. Çünkü bu listede, tüm güncelli¤ine, “haklar ve özgürlükler” aç›s›ndan ülkemiz gerçe¤i içinde adeta kilit bir özellik tafl›d›¤› halde, kendine yer bulamayan bir talep var: F tiplerinin kapat›lmas›, tecrite son verilmesi! Bu “atlama”, tesadüfi de¤ildir. Sorun, F tiplerinin, di¤er taleplerden daha önemli veya önemsiz oldu¤u sorunu de¤ildir. Sorun bu çerçevede tart›fl›lamaz da. Ama tüm sansüre, duyars›zl›klara, olumsuz ve karfl› tutumlara ra¤men, neticede iki y›ld›r bu ülke F tipleriyle yat›p kalkt›. “Gündemimiz de¤il” diyenler bile, onu yok sayamad›lar. 92 insan›m›z›n flehit verilmesi, ve direniflin halen sürüyor olmas›, F tiplerini herhangi bir “demokratikleflme talepleri” listesinde atlanamaz, unutulamaz k›lan di¤er yanlar›d›r. Hal buyken, neden bu sorun HADEP’in talepleri aras›nda yer almam›flt›r?

Sorunun Özü; “Demokratik Türkiye” ile AB’nin Özdefllefltirilmesidir Böyle bir sorunu ve direnifli yok sayman›n bir yan›, Kürt milliyetçili¤inin klasik benmerkezcili¤i, grupçulu¤udur. Herfleyin merkezinde kendi olmal›d›r; çevresinde de kendi olmal›d›r. Herfley ona göre dönecektir. 19-22 Aral›k gibi bir katliam›n yafland›¤› bir ülkede, 10’a yak›n F tipinin aç›ld›¤› ve tutsaklar›n orada ölümüne direndi¤i bir ülkede, bunu yok say›p, ancak PKK AB’nin terör listesine al›n›nca ve PKK’l› tutsaklar hücreye at›l›nca “Türkiye hücrelefltiriliyor” diyen mant›k, kendi d›fl›ndakileri 40

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

yok sayan bir mant›kt›r. “Yok sayma”n›n ikinci yan› ise, AB’ye endekslenmifl politik çizgidir. Taleplerin aras›nda F tipleri yoktur; çünkü art›k herkes biliyor; F tipleri AB’nindir. “F tiplerinin kapat›lmas›” talebinin yer ald›¤› bir talepler listesi, AB’nin deste¤ini alamaz! “Demokratik Türkiye” ile AB’yi özdefltirmifllerdir. AB’ye girilecek, bizde de herfley AB’deki gibi olacak! Beklenti, politika budur. AB’nin Türkiyesi ise, F tiplerinin, tecritin oldu¤u bir Türkiye’dir; çünkü tecrit(izolasyon), hücre politikas›, tüm Avrupa ülkelerinde de vard›r. F tiplerine karfl› ç›kmak, ayn› zamanda devrimcili¤in, devrimci örgütlülü¤ün, en az›ndan “devrimci düflüncelere özgürlü¤ün” de savunulmas›d›r. Avrupa’da da yoktur bu özgürlük. “Avrupa Türkiyesi”nde de olmayacakt›r. F tipleri konusunda Avrupa’yla Türkiye oligarflisini yanyana getiren, devrimcili¤in ve devrimci örgütlülü¤ün yokedilmesi hedefidir. F tipleri sorunundan bilinçli olarak uzan duranlar, direnifli belirli bir tercihle desteklemeyenler, “devrimcili¤in tasfiyesinde” Avrupa’yla hemfikirdirler, en az›ndan sessizce onay vermektedirler. Yani, oligarfli de, Avrupa da, ve AVRUPACILAR da, devrimcili¤in tasfiyesi politikas›nda flu veya bu biçimde bulufluyorlar. “Ba¤›ms›zl›k” için yola ç›k›p, y›llarca bu u¤urda savafl›p, binlerce flehit verdikten sonra, “AB’nin Türkiye’deki en kararl› savunucusu biziz” diyor Kürt milliyetçi hareket. Bu deyifl, yukar›da yazd›klar›m›zla birlikte ele al›nd›¤›nda, F tiplerinin neden talepler aras›na konulmad›¤›n›n da aç›klamas›d›r. Gerisi teferruatt›r(*). Biz diyoruz ki, “F tipleri AB’nindir”. O diyor ki, “ ben AB’nin en kararl› savunucusuyum ”. Aradaki duvar kal›nd›r.

“Büyük Politika” Dersleri Avrupac›l›¤›n ad› da, Kürt milliyetçili¤inin literatüründe “büyük politika” veya “taktik”tir. “Büyük politika” veya “taktik” söylemleri, inkarc›l›¤›n, tasfiyecili¤in y›llard›r örtüsü olmufltur. Biz daha y›llar önceki elefltirilerimizde, bu “taktik” denilenlerin “stareji” oldu¤unu, bir aldatmacan›n sözkonusu oldu¤unu, “politika” ad›na yap›lanlar›n ise, basbaya¤›, burjuva düzen tercihlerine denk düfltü¤ünü çokça yaz›p çizmiflizdir. Y›llar, bizi do¤rulam›flt›r. Bunun tart›fl›l›r yan› da kalmam›flt›r art›k.


Ama bu söylemler hala sürüyor Kürt milliyetçi literatürde. Dahas›, devrimcilere de “büyük politika” yapmay› ö¤ütleyip, bu konuda “ders” vermeye kalk›yorlar.

Kendi durdu¤u yerden habersiz ‹lk “ders” Nurettin Y›ld›r›m’dan... Dersin ilk cümlesi “Sol etkili olmak istiyorsa politika yapmas›n› bilmeli... Sanki dünya oldu¤u yerde durmufl, hiçbir fley de¤iflmemifl gibi, eski klasik söylemlerle laf salatas› yaparak siyaset yapt›klar›n› san›yorlar.” (11 Haziran, Özgür Politika) Politika yapmak, Türkiye’nin tüm sol tarihinde, Kürt milliyetçili¤inin dilinde ve prati¤inde oldu¤u kadar bozulmaya u¤ramam›flt›r. Birfleylerin de¤iflti¤i muhakkak; ama de¤iflikliklerden kimin ne gördü¤ü mu¤lak. Öcalan’›n savunmalar›ndaki kurgusal ve hayali de¤ifliklikleri mi kastediyorsunuz? Mesela “emperyalizm de¤iflti” tesbitindeki gibi de¤ifliklikler mi kastedilen? Bunlar› belirtmiyor yazar. “Ders“e devam ediyor: “Pratik-politik de¤eri olmayan do¤ru laflar›n fazla de¤eri olmaz. Etkili olmak gerekir. Bundan yola ç›karak politika yapmas›n› bilmek durumundas›n›z. Bunun için birlik, örgüt, ittifak, mücadele yol ve yöntemi vs ne laz›msa... onu çok somut ortaya koyup, gereklerini hemen pratiklefltirmek gerekir.” Peki pratiklefltirelim, ama nas›l? Düflman sald›rm›flken “biz yokuz binbafl›m” denilen yerde, “fark›m›z› koyduk iyi oldu” denilen yerde, “cepte keklik mi sand›n›z” denilirken, hangi birli¤i, ittifak› pratiklefltirece¤iz, onu da söyler misiniz? Onu söyleyemiyor, adeta kendi savunduklar› çizgiden, politikalar›ndan habersiz, ukalal›k devam ediyor: “Türkiye'de mevcut görevler karfl›s›nda sol misyonunu bilmeli ve gereklerini yapmal›d›r. Esasta çal›flma merkezine, sol içi birlik ve ortak tav›r gelifltirme eylemini koymal›d›r.” Sen Karayalç›n’larla ittifak ararken, hangi sol, hangi sol içi birlik? Sen, yüksek sesle “en iyi AB savunucu benim” derken, hangi sol misyon? Bunlar da izaha muhtaç.

Herkesin haf›zas› var; siz herkesi haf›zas›z sansan›z da! “Ders”i bir baflkas› sürdürüyor. “Herkes Amerikan ‹mparatorlu¤u'nun yükselifli karfl›s›nda üstüne düflen görevi, Türkiye'nin özelinde demokratikleflme görevini çok iyi okumal›, anlamal›.” (S›raç Bilgin, 12 Haziran 2002) Bu sat›rlar›n yazar›n›n önce kendi gazetesinin sayfalar›nda “Amerikan imparatorlu¤u”nun müdahalelerini savunan anlay›fllarla tart›flmas› gerekmiyor mu? Sanki ABD’n›n Irak’a müdahalesi, mevcut statükodan daha ileri bir statükoyu sa¤layacakt›r, diyen kendileri de¤il. Ya kendi gazetesinde yay›nlanan yaz›lar›, aç›klamalar› oku-

muyor, ya da okuyanlar›n unuttu¤unu san›yor. Ama sola üst perdeden ders vermekten de geri durmuyor. Birlik ittifak yanl›s›lar ya; DYP-SHP iktidar›n›n infazfaili meçhul döneminde iktidar koltu¤unda oturan Murat Karayalç›n’la ittifak kurmaya çal›flm›fllar, olmam›fl; “... fiimdi sosyal demokratlar›n di¤er kanad›n›n toparlanmas› bekleniyor. Onlar da flemsiye örgüt falan, diyorlar, bakaca¤›z. Türk Solu'nun, bir kesimi sanki ülke olarak belledikleri co¤rafyada demokrasi ile ilgili hiç bir problem yokmufl gibi hareket ediyor... Bütün iflleri güçleri boylar›ndan büyük konuflmak.” Kim bu sözünü etti¤i “Türk solu” belirsiz. Sol, devrimciler, bütün ülkenin F tipine çevrildi¤inin fark›nda. Aylard›r flu veya bu biçimde buna karfl› direniyorlar. Böyle bir direnifl yokmufl gibi hareket eden kendileri de¤ilmiflçesine konufluyor. Bizim iflimiz gücümüz, direnmek. Onun ifli ise, anlafl›lan, “politika yapmak”. Hem de çok büyük politika yap›yor; herkese kucak aç›yor; “... sol, demokratik sa¤, demokratik dinciler ve Kürtler demokratikleflmeyi... birlikte sa¤lamak için güçlerini seferber etmek gibi bir görevle karfl› karfl›yad›rlar.” Peki, güçlerimizi birlikte seferber ederken, düzenin zulmüyle karfl›laflmayacak m›y›z? Tabii ki karfl›laca¤›z; o zaman “biz yokuz binbafl›m” deyip, “birlikte” olduklar›ndan “fark›n› koymaya” kalkarsan ne olacak? Birlikte direnmek yerine, fleriatç›lardan fark›n› koyarsan, devrimcilerden fark›n› koyarsan, o zaman kendinle veya en fazla Karayalç›n’larla baflbafla kal›rs›n. *** Sonuç olarak, “büyük politika”lar bir yana b›rak›l›p, somut gerçe¤imize gelinmeli: Kürt milliyetçili¤i, demokratik Türkiye’yi istiyorsa, bunun ne TÜS‹AD, Karayalç›n ittifaklar›yla, ne AB’nin inayetiyle de¤il, Türkiye halklar›n›n birli¤i ve mücadelesiyle gerçekleflece¤inden yola ç›kmal›d›r. Nas›l bir demokrasi istendi¤inde netleflilmelidir; AB’nin, yani emperyalizmin demokrasisi mi, halk›n demokrasisi mi? Kürt milliyetçili¤i, “ders” vermek durumunda de¤il, netleflmeye paralel, muhasebe ve özelefltiri yapmak durumundad›r. (*) Bu süreç nereye kadar böyle gider? Buna kesin bir fley söylenemez. Çünkü, NATO’nun ve tabii NATO üyesi ABD-Avrupa emperyalistlerinin “ya düflünce de¤iflikli¤i, ya ölüm” politikas›n›n pratik uygulama sahas› olan F tipleri ve hücreler, PKK’l› tutsaklar›n da uza¤›nda de¤ildir. Emperyalizm, beyinlerdeki son yurtseverlik düflüncelerini, devrimcilik düflüncelerini yoketmek için bask›ya devam edecektir. Kürt milliyetçi hareket, F tiplerine, hücrelere karfl› istemedi¤i bir direnifli de sürüklenebilir. Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

41


Solun Beyni Yaflananlar ö¤retmelidir. AB’li, ABD’li “çözüm”ler, “demokratikleflme”ler, bizzat emperyalizm taraf›ndan defalarca tekzip edilmifl ve edilmektedir. Art›k teoriyi düzlemeliyiz. Devrimcilikle AB’cili¤i, düzenle devrimi “uzlaflt›rmaya” çal›flan her teori, bir kaostan ibarettir. O kaostan, halk›n ç›karlar› da, demokrasi güçlerinin birli¤i de ç›kmaz. Avrupa Birli¤i tart›flmalar› ve AB’ye girme konusunda al›nan tav›rlar, solun çeflitli kesimlerinin savruluflunu, açmazlar›n› da ortaya ç›karan bir özellik tafl›yor. Biz haklar ve özgürlükler temelinde bir birlik öneriyoruz. HADEP’liler, baz› gruplar, “çat› örgütü” dedikleri tarzda birliklerden sözediyorlar; “demokratik Türkiye” çerçevesinde ittifaklar aran›yor. Solun di¤er kesimlerinde de çeflitli biçimlerde bir-

Yaflananlardan Ö¤renmenin Zorunlulu¤una Bir Örnek: Geçti¤imiz günlerde, ‹HD bir aç›klama yaparak, Avrupa ‹flkenceyi Önleme Komitesi CPT’nin yay›nlad›¤› rapordaki, F tiplerine iliflkin yaklafl›m› elefltirdi. Yaflananlar ö¤retmelidir. Ö¤retmiyorsa, en az›ndan biraz da baflkalar›na kulak vermeyi ö¤renmeliyiz. fiimdiye kadar CPT’yi defalarca anlatt›k. CPT bu meseleye flimdi böyle bak›yor de¤il. Bafl›ndan itibaren böyle bak›yorlard›. CPT’nin bak›fl›, Avrupa’n›n bak›fl›d›r. O diyor ki, birey ideolojisi benim temel ideolojimdir; d›flar›da hayat›n flekillenifli de, hapishaneler de bu temelde olmal›. Diyor ki, ben devrimci mücadele ve örgütlenmeyi yoketmek istiyorum; benim siyasetimde hayat hakk› tan›d›¤›m tek muhalefet, “sivil toplumculuk”tur. O s›n›f ç›karlar›n› savunuyor. Bunu görmeyip, görmemekte ›srar edip, ona kendisinde olmayan misyonlar, s›fatlar atfediliyorsa, o zaman sakatl›k bizim beynimizde, bizim politikam›zdad›r. Görmedi¤imiz, görmek istemedi¤imiz bir fley var demektir.

42

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

Avrupa Birli¤i ve Solda Birlik lik, ittifak önerileri var. Ama iflte AB meselesi, flu anda, tüm bu önerilerin ortas›na gelip dikilmifl durumda. Devrimcilik, yurtseverlik iddias›ndan vazgeçmeden AB’ci olmak mümkün de¤il; solun baz› kesimleri, buna ra¤men ikisini bir araya getirmeye çal›fl›yor ve böyle yapt›kça, iyice tutars›zlafl›yor, kendi iç çeliflkilerini büyütüyor.

AB’ye yüklenen misyon ve AB’nin yapt›¤› Bu tutars›zl›k ve çeliflkilerin en somut ortaya ç›kt›¤› yer, reformizmin, düzeniçileflmenin adeta “iki ana oda¤›” durumundaki Kürt milliyetçili¤i ve ÖDP reformizmidir. Kürt milliyetçili¤i, ABD’nin dünya düzeni çerçevesinde “çözüm” ararken; Amerika, Öcalan’› oligarfliye teslim ediyor. “Avrupa çözsün” denilirken, AB, PKK’y› terör listesine al›yor. Yaflananlar ö¤retmelidir. ‹ster ABD’nin Irak’a müdahalesini savunun, ister AB’nin en koyu savunucusu olun, ister “Eme¤in Avrupas›” deyip AB’ye göz k›rp›n, de¤iflmeyen gerçek: oligarflinin gerek Kürt halk›na, gerekse de tüm ülke çap›nda uygulad›¤› bask›, ve zulmün, bu emperyalist ülkelerin ekonomik-siyasi-askeri deste¤i eflli¤inde sürdürüldü¤üdür.

AB’cilik “asgari müflterekleri” Yokediyor! Bunlara ra¤men, “AB meselesindeki ayr›l›klar›n öne ç›kar›lmadan yine de birlik-ittifak aran›lmas› gerekti¤ini söyleyenler” de var. Bir aç›dan bu da do¤rudur, birlik, asgari müfltereklerde ittifakt›r. Ama burada pratik bir sorun ç›k›yor karfl›m›za. mesela IMF programlar› da ABD ve Avrupa destekli-onayl› programlard›r. F tipleri de, ABD’nin, Avrupa’n›n bir projesidir. IMF’ye ve F tiplerine karfl› ç›kmadan, düzene temelden karfl› ç›kanlar›n tasfiyesine karfl› ç›kmadan, nerede, ne kadar birleflilebilir? AB konusundaki farkl›l›k bir yana konuldu¤unda demokratik mücadelede birlik yap›labilecek alan o kadar daral›yor ki, o birli¤in gerçekten de demokratik mücadeleyi gelifltirecek, birlik ihtiyac›na cevap verecek bir rol üstlenmesi imkans›z de¤ilse bile, imkans›za yak›nd›r. Sorun “pratik” bir sorun de¤il, politik bir sorundur: çün-


kü AB’cilikle, demokratik Türkiye iste¤i de, birbiriyle temelden çeliflir. Demokrasi ayn› zamanda ba¤›ms›zl›k sorunudur Türkiye’de. Ba¤›ms›zl›¤›n› kazanamayan bir Türkiye’nin demokratikleflmesi mümkün de¤ildir. Mevcut IMF programlar›n›n, ABD veya Avrupa tekellerinin ya¤ma ve talan›n›n, demokratik bir ülkede sürdürülmesi mümkün olamayaca¤›na göre, AB’nin Türkiye’nin gerçek anlamda demokratikleflmesini istemeyece¤i de aç›k bir gerçektir. Kar›flmad›k hiç bir fley b›rakmayan AB’nin bir infazlar›, katliamlar›, Susurluk’u hiç tart›flma konusu bile yapmamas›n›n anlam› yeterince aç›kt›r bu noktada.

Teori düzlenmeli; hangi demokrasiyi savunuyoruz? Öyleyse, flu sonucu da ç›karmak zorunday›z: E¤er “demokratik Türkiye” iste¤i taktik bir manevra de¤il, gerçek bir siyasal hedefse, demek ki bu çizgide durmamal›y›z. Bu çizginin kazand›raca¤› bir fley yoktur. Bu çizginin siyasi anlam› ve pratik sonucu, emperyalizmin, oligarflinin icazetine mahkum olmakt›r. “Büyük politika yapmak” ad›na, “taktik” ad›na nerelere savuruluyor, görmek gerekir. Art›k teoriyi düzlemek gerekir. Teori ve ideoloji, bu kadar i¤difl edildi¤inde, taktik, politika ad›na bu kadar e¤ilip büküldü¤ünde, orada net bir siyasal hatt›n varl›¤›ndan sözedilemez. Net siyasal hatt›n olmad›¤› yerde, net ve tutarl› birlik, ittifak politikas› da olmaz. Kürt milliyetçili¤inin birlik-ittifak politikas›ndaki paradokslar›, tutars›zl›klar› da bunun sonucudur. Solla birli¤in çok sözü edilir, ama pratikte hep TÜS‹AD’dan SHP’ye kadar uzanan burjuva çevrelerle paralellik gözetilir. “Asgari müflterekler” onlarla oluflturulur. Teori düzlenmedi¤i sürece de teoriyle pratik aras›ndaki bu tutars›zl›k, fark, “politika” ad›na sürdürülecektir. Hangi demokrasiyi savunuyoruz? Demokrasi sorununu devrim sorunu olarak görmüyorsan›z, orada savunulan burjuva demokrasisi’dir. Düzen s›n›rlar› içinde demokratik mücadele yürütmek farkl› bir fleydir; burjuva demokrasisini tercih etmek ise farkl› bir fley. AB’cilik, “demokratik mücadele” konusu de¤il, düpedüz, düzen tercihidir. Solda bugün hemen herkes, AB meselesinde “AB karfl›t›” MHP-Genelkurmay çizgisiyle solun anti-emperyalist tavr›n›n kar›flt›¤›ndan, veya ANAP’›n “AB’cili¤iyle” solun özgürlükler savunuculu¤unun kar›flt›¤›ndan yak›n›yor. Bu kar›fl›kl›ktan sözedenlerin kendi kafalar›n›n da kar›fl›k oldu¤u bir yana; sonuçta herfleyi netlefltirecek olan, devrimci, demokratik bir cephe olarak ortaya ç›kmakt›r. Haklar ve özgürlükler temelinde halk›n cephesi niye oluflturulam›yor? Türkiye solu, hem ideolojik-politik yan›yla, hem solun

gelenekleri, kültürü yan›yla bu soruyu tart›flmal›. Çünkü solun bütünü aç›s›ndan flu anda temel sorun buradad›r. Solun durdu¤u saf, belirsizleflmifl. Biri, AB’nin en kararl› savunucusu olmakla övünebiliyor. Öteki “Eme¤in Avrupas›” deyip, ayn› fleyi yap›yor. Sanki Türkiye’deki emekçilerle birlikte olabiliyormufl, onlar› örgütlüyor, harekete geçirebiliyormufl gibi, Avrupa’l› emekçilerle birlikte hareket etmekten sözediyor. Bu dahiyane bir öngörü, veya özgün bir politik tesbit de¤il ki. Ama “eme¤in Avrupas›” diye uydurulan kavram, böyle sunuyor. Niye? Çünkü AB’ye karfl› m›s›n, de¤il misin sorusundan bu flekilde kaçacak! Devam›nda, hangi demokrasi sorusundan kaç›lacak. Kaçarak gidilecek bir yer yok. Ama netleflerek, varabilece¤imiz bir yer var.

Sorun Yay›nlar› Kolektifi’nden Aç›klama “DEVR‹MC‹ VE MARKS‹ST SOL KADROLARA” 16 Haziran’da bir aç›klama yapan Sorun Yay›nlar› Kolektifi, 20 May›s 2002 tarihinde yönetmenleri S›rr› Öztürk’ün büroda bulundu¤u s›rada TKP’li olduklar› belirtilen Yalç›n Vural ve Yaflar Çelik adl› kiflilerin büroya gelerek, “biz tekape’den geliyoruz, neflriyat›n›z› durdurun! Partimizin karar›n› tebli¤ için geldik!..” diyerek tehditlerde bulundu¤u, gözda¤› verilmek istendi¤ini belirtti. Daha öncesinde de Ankara, ‹stanbul, Izmir, Çorlu Kitap Fuar stand› ve etkinliklerde de benzeri yaklafl›mlarda bulunuldu¤unu belirten Sorun Yay›nlar›, “‘Siyaset güçle yap›l›r’ diyerek kükreyip üzerimize gelenlerin, s›n›flar mücadelesinin sosyal prati¤inde olmayan güçlerini Kolektifimiz çal›flanlar› üzerinde kullanmay›, yay›n faaliyetimizin önünü kesmeyi deneyerek ‘iflbafl›’ yapacaklar› da anlafl›l›yor.” dedi. “S‹P partisinin merkez sa¤ oportünist kli¤inin... henüz siyasi rüfltünü kan›tlayamam›fl küçükburjuva unsurlar›n ancak itibar edecekleri kendi tekapelerini kurmay› ve afl›nm›fl yöntemleri tercih ettikleri öteden beri biliniyor.” ifadelerinin yerald›¤› aç›klama “komik lümpen pozlar› ile ‘tebligat’ yapmaya kimsenin hakk› da haddi de yoktur! Tekapecilik oyununda hotzotçu tav›r ve pozlara ise karn›m›z toktur..” denilerek, “her türden provokatif giriflime kapal› ve de iflimizin bafl›nday›z!..” ifadeleriyle son buluyor.

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

43


Haklar ve Özgürlükler Platformu:

“Durmufl’un, Tantan’›n, Türk’ün ‘görevini’ üstlenmek size mi kald›?” Adana ‹HD Yöneticileri fiehmus Kaya ve Eylem Gülen’in “tecrite karfl› ç›kmak” ad›na yapt›klar› aç›klamalarda ›srarla “ölüm orucu bitti” vurgular› yapmaya özen göstermeleri üzerine Haklar ve Özgürlükler Platformu 16 Haziran’da bir aç›klama yaparak, sordu; “Durmufl’un, Tantan’›n, Türk’ün “görevini” üstlenmek size mi kald›?” HÖP aç›klamas›nda da belirtildi¤i gibi, önce “‹HD Adana flube baflkan› fiehmus Kaya bir aç›klama yaparak, “Ölüm orucu eyleminin tutuklular taraf›ndan sona erdirildi¤ini” iddia edip, ölüm orucu bitirildi¤i için de ‘çözüm için Adalet Bakan› H. Sami Türk’ün önünde bir engelin kalmad›¤›’n›” belirtmiflti. Bu aç›klamaya bir yenisini de ayn› flubenin yöneticilerinden Eylem Gülen ekledi; “Ölüm orucunu sürdüren ana gövdenin ölüm orucunu sonland›rd›¤›n› belirterek, bundan sonra tecriti kald›rmak için Adalet Bakanl›¤›’n›n da geri ad›m atmas› gerekti¤ini” söyledi. “Çözümün önündeki engeli” direnifl olarak gören bu mant›¤›n Sami Türk’ün mant›¤› oldu¤unu belirten HÖP, “direniflten, dünya mücadeleler tarihinden habersiz bu cahil kafayla, haklar ve özgürlükler mücadelesinin nesini tart›flacaks›n›z?” dedi. Aç›klamas›na, “Ama aç›klaman›n di¤er bir yönü var ki, alenen yalan, çarp›tmad›r!” diye devam eden Haklar ve Özgürlük Platformu, bu çarp›tma ve yalan›n “ölüm orucunun bitti¤i” ve “ana gövdenin ölüm orucunu bitirdi¤i” oldu¤unu belirtti. “Siz, bu direniflte kaç flehit verildi¤ini, sizin o “gövde”nizin b›rakt›¤› aflamada, kaç ölüm orucu dire-

niflçisi oldu¤unu ve bunlar›n kaç›n›n o “gövde”den, kaç›n›n DHKP-C tutsaklar›ndan oldu¤unu biliyor musunuz?” diye soran HÖP, bilinmemesinin anlam›n›n kafadan atmak oldu¤unu söyledi ve biliyor olman›n ve buna ra¤men “gövde-dal” saçmal›klar›n› uydurman›n anlam›n›n ise yalanc›l›k ve katliam ortakl›¤› oldu¤unu söyledi; “katliam ortakl›¤›d›r, çünkü; direnenlerin katledilebilmesinin fetvas›n› veriyorsunuz sözlerinizle.” Bu sözleri Adalet Bakan›n›n bile söylemedi¤ini belirten HÖP bu aç›klamalar› yapan kafa yap›s›n› sorgulayarak flöyle dedi; “Adana ‹HD’nin ölüm orucunu sürdürenlerle bir sorunu mu var? Direniflin bitti¤ini kan›tlamak(!) için bu ne büyük gayretkefllik? 19 Aral›k sonras›, burjuva bas›ndaki katliam destekçilerinin ‘ölüm orucu bitti’ yaz›lar›na cevap vermekle u¤raflt›k uzun süre. Ne yaz›k, flimdi kendine ilerici, demokrat diyenlere karfl› ayn› u¤rafla girmemiz gerekti. Diyelim, bütün halk›, iktidar›, üç befl kurumu ölüm orucunun bitti¤ine, sürdürenlerin önemsenecek bir güç olmad›¤›na “ana gövde olmay›p”, c›l›z bir dal oldu¤una ikna ettiniz. Evet, diyelim bunu baflard›n›z. Ne geçecek elinize? Çok merak ediyoruz, bundan kazanc›n›z ne olacak? Onlar zaten “ana gövde” de¤il, b›rak›n ölsünler, art›k ölüm orucunu bitmifl say›n derkenki ruh halinizi, kafa yap›n›z› merak ediyoruz. Bu kafa yap›s›n›n 19 Aral›k sonras› TV ekranlar›na ç›k›p “ölüm orucu mu, yok öyle bir fley” diyen Osman Durmufl’tan, Sadettin Tantan’dan ne fark› var?”

ULUCANLAR’DA SALDIRI

na¤a geçti¤i sald›r› olay› flöyle anlat›ld›: “Soyad›n› bilmedi¤imiz Nurettin, Mahir ve Atilla isimli gardiyanlarca, günlük ihtiyaçlar›m›z›n karfl›lanmas› s›ras›nda tehditkar, hakaretvari ve provake edici söylemlerle tahrik edildik. Sab›rl› davrand›k. Bu davran›fllar devam ederek artt›. En son 11 Haziran akflam say›m›na Nurettin isimli gardiyan 15-20 kifli ile birlikte say›m almaya geldiler. Normal say›mlarda iki gardiyan gelip say›m al›rken, fazla say›da gardiyan›n gelmesi bir sald›r› olaca¤› izlenimi veriyordu. Olay günü askeri usulde say›m alacaklar›n› söylediler. ‹tiraz ettik. Bafllar›nda görevli müdür olmak üzere 50 gardiyan ko¤ufla girerek sald›rd›.”

10 devrimcinin iflkenceyle katledildi¤i Ulucanlar’da 11 Haziran’da gardiyanlar›n sald›r›s›na u¤rayan bir çok tutsak yaraland›. Müvekkilleriyle görüflen Ankara ÇHD ad›na Kaz›m Bayraktar’›n yapt›¤› aç›klamada, sald›r›n›n “askeri say›m” dayatmas› bahanesiyle yafland›¤› belirtildi. Sald›r›ya u¤rayan tutsaklar›n adli t›p’a sevkleri idare taraf›ndan yerine getirilmeyerek iflkencenin belgelenmesi engellenirken, bir süredir tehdit, taciz ve hakaretlerin sürdü¤ü avukatlar›yla görüflen tutsaklar taraf›ndan belirtildi ve avukatlar›n tuta-

44

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14


emekçiler’den 15-16 Haziran ve Standart Cümleler Türkiye’nin ilk büyük iflçi ayaklanmalar›ndan, ilk büyük kitlesel hareketlerinden biriydi 15-16 Haziran direnifli. ‹ktidar›n gündeme getirdi¤i, iflçilerin devrimci örgütlenmesinin ve mücadelesinin önünü kesmek isteyen yasa tasar›s›na karfl› bafllayan direnifl, polis asker sald›r›lar›na, iflbirlikçi sendikac›lar›n engellemelerine ra¤men iki gün sürdü. 1970 Türkiyesinde bir kaç bin, bir kaç on bin de¤il, yüzbin iflçi yürüyordu, hem de önüne dikilen barikatlar› y›ka y›ka. Düzen korktu. Düzen sendikalar› da korktu. Elbirli¤iyle 15-16 Haziran’lar›n bir daha yaflanmamas› için çal›flt›lar. Ama engelleyemediler. 15-16 Haziran’›n y›ldönümüyle ilgili pek çok panel, toplant› düzenlendi. Ama belirtmek gerekir ki, hemen her y›l duyulan standart, ayn› cümleler d›fl›nda da fazla bir fley duyulmad›. 15-16 Haziran’›n y›ldönümünü “hiç unutmayan”lardan biri de D‹SK’tir. Ama o D‹SK, 15-16 Haziran direniflinin bir parças› de¤il, direniflin karfl›s›nda düzenin yan›nda yer alan bir D‹SK’tir. Böyle olmas›na ra¤men, y›llard›r bu y›ldönümü, bir özelefltirinin, muhasebenin bir parças› yap›lmam›flt›r. D‹SK’in 15-16 Haziran’daki tavr›n›n muhasebesi yap›lmad›¤› içindir ki, D‹SK bugünkü noktaya gelmifltir. Hiç bir özelefltiri, muhasebe yapmam›fl bir D‹SK’in 1516 Haziran için düzenleyece¤i toplant›n›n ne yarar› olabilir? 15-16 Haziran’a iliflkin hamasi sözler söylemenin ötesine geçmeyen D‹SK; 1970 Haziran’›ndaki sald›r›lar›n kat be kat daha fazlas›yla karfl› karfl›ya oldu¤umuz bir dönemde, “görevlerimiz” diye bir toplant› yap›yor (3-5 Haziran aras›nda yap›lan Baflkanlar Kurulu toplant›s›) ve 15-16 Haziran’daki gibi bir direnme karar› alam›yor. D‹SK’in ve benzerlerinin 15-16 Haziran’› sahipleniyor görünmelerindeki tüm riyakarl›k, burada ortaya ç›k›yor. Bugün 15-16 Haziranlar›n önündeki en büyük engellerden biri, MGK sendikac›l›¤›d›r. ‹flçi s›n›f›na “çözüm” olarak Avrupa’y› gösteren AB sendikac›l›¤›d›r. Onlar›n ne 15-16 Haziran’dan alabilecekleri birfley vard›r, ne de iflçi s›n›f›n› verebilecekleri bir fley.

Strateji, taktik için, o güne bakmaktan vazgeçin art›k, bugüne gelin Ayn› fley, y›llard›r 15-16 Haziran’dan hareketle, “iflçi s›n›f›n›n öncülü¤ünü” keflfedip, buradan hareketle yine y›llard›r b›kmadan Parti-Cephe çizgisini “iflçilerin öncülü¤ü ideolojik öncülüktür” dedi diye elefltirenlerde de görülür. Onlara göre, devrimci hareket, iflçi s›n›f›n› yads›m›fl, ama kendileri tersini yapm›flt›r. Peki ne yapm›fllar-

d›r kendileri? Diyelim ki biz yanl›flt›k; ama biz en az›ndan dedi¤imizi yapt›k. Belirledi¤imiz stratejiyi ›srarla savunduk bugüne kadar, bu strajiyle flehirde k›rda, halk›n mücadelesini örgütledik. Acaba bunu kabul etmeyenler ne yapt›lar? Sendikac›lar›n etraf›nda dolaflmaktan baflka, hangi “iflçi s›n›f› örgütlenmelerini” yaratt›lar; hangi iflçi hareketlerini yaratt›lar? Her 15-16 Haziran y›ldönümünde iflçi s›n›f›n› yeniden keflfeden bu “‹flçici”(s›n›f mücadeleleri literatüründeki di¤er ad›yla, uvriyerist)ler, bunun gere¤ini de yapm›yor. Onu yapsa, o zaman sayg› duyulan bir yan› olacak. O zaman 15-16 Haziran’dan “ç›kard›¤› dersler”in bir anlam› olacak. Ama y›llard›r “iflçi s›n›f› iflçi s›n›f›” deyip, devrimci çizgiyi de iflçi s›n›f›ndan uzakl›kla suçlayanlar›n iflçi s›n›f›yla 32 y›ld›r ciddi bir ilgisi, ba¤›, olmam›flt›r. Hal buyken, 15-16 Haziran y›ldönümlerinde yapacaklar› en do¤ru ifl, y›llard›r iflçi s›n›f›na iliflkin o “teorileri” neden bir türlü karfl›l›k bulmaz, onu tart›flmak olmal›d›r. Kendi kendilerini aldat›yorlar. 32 y›l sonra, oradan ç›kar›lacak taktik-stratejik bir fley yoktur. 15-16 Haziran her aç›dan afl›lm›flt›r; talepleri aç›s›ndan da, kitlesel olarak da öyledir. Tarifl’ler, Gazi’ler yafland› bu ülkede. Mücadelenin, hem karfl›-devrim, hem devrim aç›s›ndan bütün olarak geldi¤i düzey, o dönemi aflm›flt›r. Örgütlenmede, mücadelede, ideolojik flekilleniflte, direniflte hayat yeni görevler ve biçimler getirmifltir. 15-16 Haziranlar› yeniden yaratmak, iflçi s›n›f›n› faflizmin anti-demokratik yasalar›n›n, faflizmin zulmünün barikatlar›n›n karfl›s›na dikmek, bugün de elbette bir görevdir. Ama bu görev sadece iflçi s›n›f›yla s›n›rl› olmay›p, tüm halk kesimleri ve hayat›n tüm alanlar› için geçerlidir. Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

45


dünyadan FHKC, El Aksa ve FARC da AB’nin “terör listesi”nde, s›rada kim var?

Emperyalist Sistemin “Listeleri” Kolombiya Devrimci Silahl› Güçleri (FARC)’›n AB, ‹çiflleri ve Adalet Bakanlar›’n›n 13 Haziran’da yapt›klar› toplant›da “terör listesi”ne al›nmas› konusunda uzlaflmaya var›ld›. Keza Filistinli örgütler El Aksa fiehitleri Tugay› ve FHKC de listeye al›n›rken, Filistin sorununda Avrupa’n›n ikiyüzlülü¤ü, sahtekarl›¤› bir kez daha ortaya ç›kt›. (Filistinli örgütlerin listeye al›nmas›na “zulmün duvarlar› ve çözümleri” yaz›m›zda ayr›ca de¤inece¤iz.) FARC’›n küçük bir örgüt, kriminal bir olay olmad›¤›n› belirtmeye gerek yoktur. Yeri gelmifl Kolombiya devletiyle masaya oturmufl, ülkenin yar›ya yak›n›n› denetimi alt›nda tutan, alt yap›s›ndan, yönetimine, e¤itimine kadar bu bölgelerde idari mekanizmas›n› oluflturan, en son seçimlerde görüldü¤ü gibi boykot ça¤r›s›na onca bask›ya ra¤men halk›n büyük bir bölümünün (yüzde 54) destek verdi¤i bir gerilla hareketidir. Kald› ki, Kolombiya ile Avrupa’n›n direk bir iliflkisi de söz konusu de¤ildir. Ancak sorun bunlar›n olup olmamas› sorunu da de¤ildir. Emperyalizm tüm dünya çap›nda kararlar al›yor. Amerikas›yla, Avrupas›yla temsil etti¤i s›n›f›n, burjuvazinin tüm dünyadaki ç›karlar›na göre belirleniyor “listeler”. Tekellerin dini, iman›, milliyeti olmamas› da burada anlam›n› buluyor. Kolombiya’da petrol tekellerinin, uyuflturucu kartellerinin ç›karlar› m› tehlikede; emperyalistlerin Latin Amerika’y› denetimi alt›na almas›n›n önünde FARC m› engel görülüyor; AB de ABD de bafll›yor listeler yay›nlamaya, “terör” demagojisiyle terör uygulamaya.

AB’N‹N, ABD’N‹N “L‹STELER‹” YOK; EMPERYAL‹ST S‹STEM‹N “L‹STES‹” VAR Birbirinden ba¤›ms›z olarak AB’nin ve ABD’nin iki ayr› “listesi” yoktur gerçekte. Tek bir liste vard›r, o da emperyalist sistemin “listesi”. “Terör” tan›mlar›n› onlar yap›yor, “listeler” haz›rl›yor, bu listelere dayanarak terör savafllar› ilan ediyorlar.

46

Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2002 / Say› 1

Bu “liste”lerde, emperyalist sisteme bir biçimiyle direnenler vard›r. “Listeler” emperyalist tekellerin bekaas› içindir. Emperyalizm dünyan›n neresinde olursa olsun direnifl odaklar›n› yoketmek istiyor. Türkiyeli devrimcilerin “liste”ye al›nmas›, F tiplerine verilen destek de bu gerçe¤in ülkemiz özgülünde ifadesinden baflka bir fley de¤ildir. ‹flgal alt›ndaki Filistinin ulusal ve devrimci güçlerinin listeye al›nmas› emperyalist sistemin politikalar›nda ABD ile AB aras›nda özde bir fark olmad›¤›n› da kan›tlar niteliktedir. DHKP-C ve PKK’nin Amerika’n›n iste¤iyle listeye al›nd›¤› bas›na yans›m›flt›. FARC ile ilgili karar da esas olarak Amerika’n›n karar›d›r. Kolombiya faflist iktidar›n› destekleyen, kontralar› e¤iten, katliamlar yapt›ran Amerika’d›r. “Uyuflturucuya karfl› savafl” yalan›yla uyuflturcu baronlar›n› devlet baflkan› yapan da Amerika’d›r. “Kolombiya, ihracat aç›s›ndan stratejik bir bölge, bizim için önemli” diyen Amerikan petrol tekelleridir. (Occidental Petroleum’un yetkilisi Robert Stewart’›n konuflmas›ndan) Bu önemli bölgeyi hem tekellerin ç›karlar›, hem de Latin Amerika’da bir k›v›lc›m›n önünü kesmek için kaybetmek istemeyen de en baflta Amerika’d›r.

“BAfiKA YOL BIRAKILMADI” 1930’lardan 1964’e kadar yasal, demokratik mücadele veren Komünist Parti’nin askeri bir örgütlenmesi olarak kurulan FARC, neden “silahl› hareket” oldu¤unu kurulufl bildirisinde bak›n nas›l aç›kl›yor; “1948’de, 1954’te, 1962’de ve son olarak 27 May›s 1964’te olmak üzere bize dört kez savafl aç›ld›... Biz sistemin de¤iflmesi için savaflan devrimcileriz. Biz de¤iflimi istiyoruz ve halk›m›z için en ac›l› yolu, yani bar›flç›l yönü, kitlelerin demokratik mücadelesi yolunu izleyerek bunun u¤runa savafl›yorduk. Ne var ki izledi¤imiz bu yol savaflla, zor kullan›larak t›kand›. Ve bizler, flu ya da bu biçimde bize verilmifl olan tarihsel rolü oynayaca¤›m›z için, koflullar›n zorlamas›yla bir baflka yol aramak zorunda kald›k: Bu iktidar için mücadele de devrimci yol, silahl› yoldu... Bugün, yani 20 Temmuz’dan itibaren art›k biz


bir gerilla hareketiyiz.” (Terör ne terörist kim, syf 178) Zulmün ve sömürünün olmad›¤› bir ülkede ve dünyada yaflamak için savaflmaktan baflka hiçbir yol b›rakmayan egemenlerdir.

FARC’IN SAVAfiI MEfiRUDUR FARC ve ELN gerillalar›n›n önderli¤inde süren savafl, Kolombiya halk›n›n emperyalizme, iflbirlikçi oligarflinin iktidar›na ve büyük toprak sahiplerine karfl› savafl›d›r. Sömürüye karfl› sosyalizm ve emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k savafl›d›r. Sömürüye, ba¤›ml›l›¤a karfl› halk›n iktidar› için savaflmak bütün halklar›n hakk›d›r. FARC ve ELN Kolombiya halk›n›n bu hakk›n›n temsilcileridir. Halka karfl› ölüm mangalar›n›, AUC gibi konrtra örgütlenmelerini kuran, destekleyen emperyalistlerdir.

ANT‹-EMPERYAL‹ST OLMAK “TERÖR” YALANINA DA KARfiI ÇIKMAKTIR Geçen y›l Porto Allegre’de yap›lan küreselleflme karfl›tlar›n›n toplant›s›na “silahl› hareket” gerekçesiyle FARC’› almayan reformist politikan›n emperyalizmin ç›karlar›na hizmet etti¤i bugün daha aç›kt›r. Bunun bir sonraki aflamas›, emperyalizm silahl› ya da silahs›z sistemin karfl›s›nda olan tüm güçlerin d›fllanmas›n› dayatacakt›r. Emperyalizmin “terör” demagojisine verilen her taviz, halklar›n direnifline emperyalist saflardan vurulan bir darbe niteli¤indedir. Emperyalizmden al›nacak icazetle küreselleflmeye karfl› ç›k›lamaz. Tüm dünyan›n devrimci, sol, sosyalist, anti emperyalist, anti kapitalist güçlerinin FARC ile dayan›flmas› enternasyonalist bir görevdir. Bu dayan›flma ayn› zamanda emperyalist sisteme karfl› mücadelenin bir parças›d›r. Emperyalistler “terör” diyorsa, orada halklar›n direnifli, ba¤›ms›zl›k savafllar› var demektir.

“Gelin yoldafllar! Bay W’nin yalanlar›na karfl› yürüyelim”

“YAfiASIN SOSYAL‹ZM” Tarihinin en büyük anti-ABD gösterisi için sokaklara dökülen KÜBA halk› “yaflas›n sosyalizm” dedi. Milyonlarca Kübal›n›n kat›ld›¤› yürüyüfllerin gerekçesi, bundan bir süre önce Bush’un Küba ile ilgili yalanlar› ve sosyalizme sald›r›lar› ve yine bu çerçevede harekete geçirdi¤i bir grup Amerikanc›yd›. “Gelin yoldafllar! Bay W’nin yalanlar›na karfl› yürüyelim” ça¤r›s›na uyan milyonlar›n en önünde Fidel yürürken, Küba, bir ad›m daha atarak anayasaya “Küba sosyalist sisteminin dokunulmaz oldu¤unu ve devletin iflçiler taraf›ndan ve onlar›n yarar›na kuruldu¤unu” içeren hüküm koyma giriflimi bafllatt›. Kendine “demokrasi” diyen dünyan›n hiçbir sisteminde olmayan bir referandum sistemiyle, bu öneriyi Kübal›lar›n imzas›na açan Fidel’i halk yan›ltmad›; imza kampanyas›n›n ilk gününde 16 yafl›n üzerindeki Kübal›lar›n yüzde 69.6’s› imza att›. 120 bin merkezde kurulan imza standlar› önünde kuyruklar oluflturan Küba halk› daha ilk günden “yaflas›n sosyalizm” dedi. Halen süren kampanyan›n ikinci gününde ise bu say› daha da yükseldi. Küba’da burjuva demokrasisi isteyen ve hiçbir engellemeyle karfl›laflmadan ancak 11 bin imza toplayarak Ulusal Meclise veren Amerikanc›lara ve ABD’ye cevap ilk günden verilmifl oldu.

ÖZELLEfiT‹RMEYE KARfiI D‹REN‹fi Devlet baflkan› Toledo’nun elektrik flirketlerini seçim sözünü hiçe sayarak emperyalist tekellerin ç›karlar› için özellefltirmesine karfl› PERU emekçileri sokaklara döküldü. Halka ihanet edenlerden hesap soraca¤›z diyen emekçiler yollara barikatlar kurdu, polisle çat›flt›. 19 Haziran itibariyle 6 gündür süren gösterilerde yüzlerce kifli yaraland›, bir kifli hayat›n› kaybetti. Peru iktidar› gösterilerin yo¤unlaflt›¤› kentlerde s›k›yönetim ilan ederken, emekçiler direnme kararl›l›¤›n› sürdürüyor. Peru emekçileri eylemleriyle daha önce özellefltirmeyi iki kez durdurarak, flimdi de çat›flmalarla, barikatlarla sokaklara ç›karak emperyalist özellefltirme politikalar›na karfl› nas›l direnilmesi gerekti¤ini gösteriyor.

AVRUPA’DA GREVLER ALMANYA’da anlaflmazl›kla sonuçlanan topluifl görüflmelerinden sonra inflaat sektöründe 950 bin iflçiyi kapsayan genel grevi bafllad›. ‹NG‹LTERE’de British Museum iflçileri greve ç›karken, YUNAN‹STAN’da hayat durdu. Kara, deniz tafl›mac›l›¤›, okullar, hastaneler iktidar›n emeklilik yasas›na karfl› greve ç›kt›. ‹SPANYA’da perflembe gününden itibaren kamu ve özel sektörde genel grev bafllat›ld›.

Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2002 / Say› 1

47


ÇAR’lar Geri Döndü Rusya’da NATO fiemsiyesi Alt›nda Komünist Parti’yi Yasaklama Giriflimi Rusya, geçti¤imiz haftalarda Roma’da yap›lan toplant›da “NATO ile eflit koflullarda iflbirli¤i" anlaflmas›n› imzalad›. Sovyetler’in ve sonras›nda Varflova Pakt›’n›n da¤›lmas›ndan sonra, NATO ile çeflitli konularda karfl› karfl›ya gelen Rusya, bu imzayla birlikte NATO güçlerinden biri haline geldi. Anlaflmaya göre; NATO kararlar›nda Rusya da söz sahibi olacak. Ancak anlaflmadaki “kritik konular haricinde” ifadesi, Rusya iktidar›ndaki muhtemel olabilecek de¤iflimlere, NATO’nun Amerikan ç›karlar› paralelinde Rusya’n›n ç›karlar›yla karfl› karfl›ya gelebilece¤i müdahalelere karfl› al›nm›fl bir tedbir niteli¤inde. Nas›l bir “eflit koflullarda iflbirli¤i” oldu¤u ortada. Varflova Pakt›’n›n liderli¤inden gelinen nokta, NATO yedekli¤inden baflka bir fley de¤ildir. Amerika’n›n kurumu oldu¤u alenileflen NATO flemsiyesi alt›na girmek, Amerikan imparatorlu¤unu bir biçimiyle onaylaman›n da ifadesidir. NATO, önce Varflova Pakt›’n›n öteki üyelerini “Bar›fl ‹çin Ortakl›k” diyerek flemsiyesi alt›nda toplad›. fiimdi de Rusya.

“So¤uk Savafl Tabutuna Son Çivi” Medya, Rusya-NATO anlaflmas›n› böyle verdi. NATO üyesi ülkelerin liderlerinin, NATO genel sekreterinin a¤z› kulaklar›ndayd›. Varflova Pakt›’n›n liderini eflit bir üye bile de¤il, yedek bir güç olarak yanlar›na alm›fllard›; elbette bu yan›yla bir “zafer” kazand›klar› söylenebilir. Ancak bu “zafer”, gösterilmek istendi¤i gibi de¤il, kapitalist kamp›n kendi içindeki geliflmelerden ibarettir. Bu iflbirli¤i, tarihsel-siyasal olarak simgesel bir yan› ifade edebilir ancak. Keza, Rusya, Sovyetler iktidar›n› yoketti¤inde, IMF’ye kap›lar›n› açt›¤›nda, NATO ile ortak “dan›flma mekanizmas›” kurdu¤unda ve ABD’nin savafl›na destek verdi¤inde bu yola çoktan girmiflti. Hatta, buraya gelen ilk ad›mlar›n› Komünist Parti’nin 20. Kongre kararlar›nda bulmak mümkündür. Lenin’in “bar›fl içinde birarada yaflama” teorisini, revizyonist yorumlara tabi tutan 20 Kongre kararlar›yla birlikte emperyalizmle uzlaflmada ad›mlar at›lmaya bafllanm›flt›. Sovyet iktidar›n›n y›k›lmas›, bu süreci kaç›n›lmaz olarak h›zland›rd› ve kapitalist kamp›n içindeki bir geliflmeye dönüfltürdü. 48

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

“Bar›fl içinde birarada yaflama”dan Amerikan flemsiyesinin alt›na gelindi. fiimdi çeliflkilere-çat›flmalara ra¤men halklara karfl› iflbirli¤i çok daha s›k› sürecek demektir.

Komünist Parti’ye Yasak Nato flemsiyesi alt›na, gerçekte ABD’nin flemsiyesi alt›na giren Rusya’da geçti¤imiz hafta da Komünist Parti’ye yönelik yasaklama giriflimi gündeme geldi. Bir süredir Komünist Partileri yasaklama hesab› yapan Rusya, çözümü yeni “siyasi partiler yasas›” ç›karmakta buldu. Yasaya göre bütün partilerin yeniden kay›t yapt›rmalar› zorunlulu¤u getirildi ve yasaya “devrimci” parti kurulamayaca¤› maddesi eklenerek Rusya Komünist ‹flçi Partisi-Komünistlerin Devrimci Partisi’nin (RK‹P-KDP) baflvurusunu kabul etmedi. RK‹P-KDP Merkez Komitesi taraf›ndan yap›lan aç›klamada karar protesto edilirken, Bakanl›k yetkililerinin gösterdi¤i gerekçe flöyle ifade edildi; “Parti Tüzü¤ü'nün, RK‹P-KDP'nin ana amac›n›n komünizmin bilimsel ö¤retisi, yani toplumun devrimci dönüflümünün, tüm insanlar›n refaha ulaflmalar› için üretim araçlar›n›n toplumsal mülkiyetinin sa¤lanmas›n›n gereklili¤i konusunda kamuoyu oluflturmak olarak ifade eden maddesi” Karar› de¤erlendiren RK‹P-KDP Merkez Komitesi “Bu aç›k bir faflizm uygulamas›d›r.” diyerek aç›klamas›na flöyle devam etti; “Bunun arkas›ndan genellikle komünist ideolojinin yasaklanmas› ve bilimsel komünizmin kurucular›n›n kitaplar›n›n yak›lmas› gelir. Bu tarihte gerçekleflmifltir ve böyle yasak koyucular›n ve yak›c›lar›n sonu iyi bilinmektedir. RK‹P-KDP Merkez Komitesi partinin amaçlar›ndan vazgeçmeyece¤ini ve iflçi halk›n yaklaflmakta olan faflizme karfl› mücadelesine devam edeceklerini bildirir. Seçti¤imiz yoldan tereddütümüz yoktur.” Devrim korkusu emperyalistlerin destekledi¤i ÇAR’lar› korkutmaya bafllad›.


bas›n tv

KIRILIR YALANIN ÇARKI

Bu Medya Do¤ru Haber Yapar M›? Özellikle son bir ayd›r, Uzan grubunun TV’lerini, Star TV’yi izleyenler saatlerce Cem Uzan’›n konuflmalar›n› dinlemek zorunda kald›lar. “Uzan grubunun 46. y›l kutlamas›” ad›yla yap›lan flark›l› türkülü kampanya halen sürüyor. Medya patronu “tan›nm›fl” (*) sanatç›larla onbinlerce insan› meydanlara toplayarak soruyor; “bu yolsuzluklar son bulsun istiyorsunuz de¤il mi?” Do¤al olarak halk›n cevab› belli; “eveeet!” Halk›n duygular›n› ifade eden sorular› sorana bak›yorsunuz; çalm›fl, ç›rpm›fl, soymufl, flaibeli bir medya patronu, kapitalist sistemin bile doland›r›c› diye tescil etti¤i biri. “Benim gazetem, TV’lerim var” diyerek, halk›n yolsuzluklara, yoksullu¤a karfl› tepkisini, duygular›n› utanmadan kullan›yor. Bir baflka medya patronu olan Do¤an grubunun gazetelerinin söyledi¤i gibi, Uzan’›n amac› siyasete girmek midir, de¤il midir, bu ayr› bir konu; ancak medya gücünü kendi ç›karlar› için kullananlar, saat-

YALAN HABER USTALARI Devrimcilerle ilgili olarak yap›lan yalan haberlerin binlerce örne¤ine rastlam›fl›zd›r. Bunlar kimi zaman katliamlar›n haz›rlay›c›s› olur, kimi zaman infazlar›, iflkenceleri meflru göstermek için yap›l›r. Bazen de polisi, jandarmay› “baflar›l›” göstermektir amaç. ‹flte size bir yalan haberin nas›l büyük bir “yetenekle” yap›ld›¤›n›n en son örne¤i: 18 Haziran 2002 tarihli Türkiye gazetesinde “DHKP-C’li Yan›k yakaland›” bafll›¤›yla verilen habere göre, Enver Yan›k, “DHKP-C’nin üst düzey sorumlular›ndan”d›r ve “adam öldürmek suçundan uzun süredir aranmaktad›r.” Peki GERÇEK NE? Gerçek flu; Enver Yan›k, Ankara Ulucanlar’da,

lerce TV’lerden yalanlar›n› dinletip, utanmadan “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganlar› att›ranlar do¤ru habercilik yapabilir mi? ‹talya baflbakan› iktidara uzanan yolu medya gücünü kullanarak açm›flt›. Do¤an grubu oligarflinin befl ailesinden biri olmay› medya gücüyle elde etti. Ama san›lmas›n ki, TV reklam›ndan ve gazete sat›fllar›ndan kazan›ld› bu paralar. Medyas›n› kullanarak flantajlarla, bedava reklam haber rüflvetleriyle ihaleler ald›, yasalar ç›kartt›rd› bu serveti yüklenirken. Ayn› fley Uzanlar için de geçerli. Cem Uzan bir ad›m daha atarak, medya gücünü siyasi ranta, kitle deste¤ine dönüfltürmeye çal›fl›yor. Medyan varsa, her türlü pisli¤i yapabilir, sonra ç›k›p halk› aldatabilirsin. Beyinleri kirleten, bilinçleri teslim alanlar bunlar. En büyük ahlaks›zl›klar›, yolsuzluklar› yapan ve körükleyenlerin TV’lerinden, gazetelerinden b›rak›n halktan yana bir habercili¤i, do¤ru haber bile beklenemez.

--(*) Dipnot olarak Uzan kampanyas›nda kullan›lan ‹brahim Tatl›ses’e de¤inelim. “PKK’ye yard›m” suçlamas›n›n ard›ndan Mehmet A¤ar’›n emrine girmeye kadar uzanan Tatl›ses flimdi Uzan’lar›n halk› aldatmas›na yard›mc›. Halk›n türkülerini A¤arlar’›n, Uzanlar’›n pis ç›karlar›na alet edenler o türküleri kirletir, türkülerimize kan bulaflt›r›r. A¤ar’›n elini öpen dudaklardan halk türküleri de¤il zehir dökülür. Halk da katilleriyle kolkola olanlara “bizim” demez, türküleri kirletenleri unutmaz.

Çank›r›’da, son olarak da Sincan F tipinde y›llard›r tutsakken, Haziran ay› bafl›nda “af” yasas› ile tahliye oldu. Ne uzun süredir aran›yordu, ne de bilinmeyen bir insand›. Daha iki hafta önce, Ekmek ve Adalet’in 10 Haziran tarihli 12. say›s›nda Sincan F tipindeki koflullar› anlatt›¤› röportaj›n› yay›nlam›flt›k. Büyük bir maharetle uydurup uydurup yaz›yor; “üst düzey yönetici yakaland›” diyor. Öyle demeli; da¤›tt›k, bittiler havas› yarat›lmal› diye ö¤retmifller. “Uzun süredir aran›yordu” diye uyduruyor; polisin-jandarman›n elinden kimse kaçamaz mesaj› vermek gerek! Enver Yan›k bu yalanlar› tekzip etti¤inde ne mi olacak? Bundan öncekilerde, öteki medya kurulufllar›nda ne olduysa o olacak. Yani düzeltmeyecekler. Sorumluluk, ahlak, namus yok ki! Devrimci mi; her türlü yalan› yazabilirsin, mant›k bu.

Ekmek ve Adalet / 24 Haziran 2002 / Say› 14

49


kahramanlar ölmez

fiehitlik tarihi: 27 Haziran 1980 fiehit düfltükleri yer: ‹stanbul Zeytinburnu

fiehitlik tarihi: 22 Haziran 1996

fiehit düflme flekli:

fiehit düfltü¤ü yer:

Zeytinburnu’nda faflistler taraf›ndan kaç›r›l›p iflkenceyle katledildiler.

‹stanbul Ka¤›thane

fiehit düflme flekli: “Devrimcilere, tutsaklara, halka ölüm emri ç›karan” DYP’ye karfl› DYP ‹stanbul Ka¤›thane ilçe binas›na düzenlenen bask›ndan sonra geri çekilirken çat›flmaya girdi. Yüzlerce polisin ak›n etti¤i Ka¤›thane sokaklar› savafl alan›na dönerken, Adalet kendini feda ederek di¤er yoldafllar›n›n geri çekilmesini sa¤lad› ve flehit düfltü.

Turgut AKKAYA

fiehitlik tarihi: 24 Haziran 1980 fiehit düfltü¤ü yer: Bursa Gemlik fiehit düflme flekli:

Recep S‹NAN

Perihan DEM‹RER

fiükrü SÜLEK

Adalet YILDIRIM

Gemlik Hamidiye bölgesinde faflistlerle ç›kan bir silahl› çat›flmada flehit düfltü.

fiehitlik tarihi: 28 Haziran 1991 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Befliktafl fiehit düflme flekli: Befliktafl’ta kald›¤› evin ölüm mangalar› taraf›ndan kuflat›lmas› üzerine, yoldafllar›n› ve örgütünü korumak için tek bafl›na direndi. 19 yafl›ndaki Perihan, evde tek bafl›na olmas›na ra¤men, katiller sürüsü taraf›ndan katledildi.

fiehitlik tarihi: 26 Haziran 1993 fiehit düfltükleri yer: ‹stanbul Gaziosmanpafla fiehit düflme flekli: SHP Gaziosmanpafla Baflkan aday› Mehmet Altuncu’nun iflyerinde, Altuncu’nun ihbar› sonucu pusu kuran polisler taraf›ndan kurflu- Yüksel GÜNEYSEL na dizildiler.

fiehitlik tarihi: 28 Haziran 1990 fiehit düfltü¤ü yer: Konya fiehit düflme flekli: DEV-GENÇ saflar›nda yerald›. Konya’da geçirdi¤i bir trafik kazas› sonucu aram›zdan ayr›ld›.

Sait EROL

Ali YÜCEL fiehitlik tarihi: 23 Haziran 1995 fiehit düfltü¤ü yer: K›r›kkale fiehit düflme flekli:

Figen YALÇINO⁄LU

Kenan GÜRZ Zehra ÖNCÜ fiehitlik tarihi: 25 Haziran 1995 fiehit düfltükleri yer:

Dersim Ovac›k

fiehit düflme flekli: Ovac›k Yeflilyaz› nahiyesi Kardere mevkiinde binlerce kiflilik askeri birlikler taraf›ndan kuflat›ld›lar. 15 saat süren yi¤itçe çat›flma sonras›nda flehit düfltüler. Dersim ‹brahim Erdo¤an K›r Silahl› Propaganda Birli¤i Mustafa Sefer Müfrezesi’nde görevli savaflç›lard›. Birlik komutanlar› Kenan Gürz’dü. Do¤an GENÇ

Cem GÜLER

Dersim da¤lar›nda gerilla olmaya haz›rlan›rken K›r›kkale yak›nlar›nda 23 Haziran’da geçirdi¤i trafik kazas›nda aram›zdan ayr›ld›.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb014 by sol yayin - Issuu